PDA

Tüm Versiyonu Göster : Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 1)


Sayfalar : 1 [2] 3 4 5 6 7 8 9 10 11

flower98
12-04-07, 23:50
Part 3
Naz tepkisine hakim olamamış ve ani bir öfkeyle Tarık’a vurmuştur. Ama saniyeler içinde pişman olup elini Tarık’ın kızaran yanağına koyar.....
Naz: Ayyyyy çok özür dilerim......Ben........öfkelendim öyle birden.....niye güldün ki?
Tarık: Valla bu sadece anlık öfke tokadı gibi değildi Naz......Sen bayağı dolmuşsun....
Naz: Sürahi miyim ben dolayım.....Hem neden doluyormuşum ki?
Tarık: Bilmem. Onu sana sormak lazım......İki gündür kendinde olmayan sensin....
Naz: Bana haksızlık ediyorsun.....Bir arkadaş olarak .......
Tarık: Amman bir tokat da şu yanağıma at razıyım ama lütfen arkadaşlık konusunu açma.
Naz yatağına oturur ve derin bir nefes alır ve ağır ağır verir......Tarık onu bir süre izledikten sonra bilgisayarı göstererek......
Tarık: Bilgisayarı düşündüğümden iyi kullanıyormuşsun.....yaptığın araştırmaya bakılırsa....
Naz: Ben değil Ümit yapmış .......Ben sadece bakmak istedim.....
Tarık: Neden?
Naz: Alfonso ‘yu tanımak için......
Tarık: Tanıyabildin mi peki......?
Naz: kafam daha da çok karıştı......Alfonso arabaları mı yoksa kızları mı daha çok seviyor karar veremedim....
Tarık: Alfonso çok az araba değiştirdi yarış kariyeri boyunca.....Ama kızlar....
Naz: Evet?
Tarık: Boş ver. Bazı şeyler de Alfonsonun geçmişinde kalsın.....İyi geceler...
Tarık kapıya yönelir....Naz birden ayağa kalkar ve onu kapıyı açamadan bileğinden yakalar.
Naz: Bana onu anlat......Lütfen......Onu, Sofia’yı ve diğerlerini......Yoksa bu gece de uyuyamam......
Tarık: Naz.....Burada sana anlatsam da anlayamazsın......bu ortamda olmaz....Alfonso İtalya da var idi. Onu tanımak istiyorsan seni oraya götürmem gerekir...onu tanıyınca da ya hayranlığın artar Alfonsoya, ya da şoför Tarık’a düşman kesilirsin.......
Naz: Anlamadım......
Tarık: Bak ben dokuz aydır yeni bir kimlik ile yaşıyorum. Taşımak zorunda bırakıldığım ama beni teslim alan bir kimlik......Şoför Tarık .....ben senin yanında doğdum ve yaşamayı öğrendim.....Ve bu kimlik içimdeki Alfonsoyu silmişti neredeyse.....
Naz: Sofia gelinceye kadar......
Tarık: Evet Sofia.......Ama Alfonsoyu yeniden canlandırmaya çalışan Sofia dan önce sen oldun.....Ben Alfonsonun geri dönmesini istemiyorum......O yaşantıyı......günü birlik sevdaları.....etrafa lüzumsuz para saçmalarrı....hayatımı her yarışta gereksiz tehlikelere atmak istemiyorum...
Naz: Ama Alfonso olarak daha gözde bir yaşantın varmış......Dünya sana akabilirmiş......Şu kızlara bak......Kaç erkek onlara bir kez bakabilmek için neler vermezdi.....sen ise parmağında oynatmışsın hepsini.......Şimdi bunları bir kalemde silip yedi yüz lira maaşla benim şoförlüğümü mü seçiyorsun.....? Anlayamıyorum Tarık.
Tarık: Anlayamadığını ben de görüyorum......İyi geceler......Ümit şimdi merak eder......Bu saatte burada yakalanmayayım...Uygun düşmez.
Birbirlerine bakarlar.Sessizlik kapının çalması ile bölünür.Tarık panik olur.Önce kendini yere atar, sonra yatağın altına girmeye çalışır, o da olmayınca perdenin arkasına saklanmayı dener......Ama nafile.
Naz: Bir dakika Ümit.....(Fısıldayarak)Ya saçmalama. En güzel yer kapının arkası.Kapı açılınca seni görmez.
Naz Tarık’ı kolundan yakalayarak kapının arkasına yerleştirir ve kapıyı açar.
Naz: Ümit? Ümit nerede?
Kerem: Bilemeyeceğim. Sen Ümit olduğumu düşününce sesimi çıkarmadım. Açınca olmadığımı görecektin zaten.
Naz: Evet gördüm......Bu saate?
Kerem: Pil.
Naz: Ne pil’i.
Kerem: Müştemilattaki televizyonun kumandasının pilleri bitmiş, çalışmıyor.....Canım sıkıldı....Baktım ışık yanıyor.......
Tarık kapının arkasından çıkar. Naz’ın arkasına geçer ve Kerem’e ters ters bakar.
Kerem: Şey.....yanlış zamanlama sanırım.
Tarık cevap vermeden ve Naz’ın cevap bile vermesini beklemeden kapıyı Kerem’in yüzüne kapatır.
Naz: Ne yaptığını sanıyorsun sen? Ne düşünecek şimdi?
Tarık Naz’a ağır ağır yaklaşır. Naz geriye adım atar ve sırtı kapıya yaslanınca durmak zorunda kalır. Tark’ın yüzü bir nefes mesafesindedir. Tarık tek eliyle kapıya yaslanarak:
Tarık: Umurumda bile değil. O küçük beyni ile istediğini düşünsün. Ama yarın sabah ilk iş onu buradan göndereceksin. Yoksa.....
Naz: Yoksa?
Tarık: Yoksa önce onu güzelce bir döverim, sonra da hemen buradan ayrılırım ve beni bir daha göremezsin.
Tarık ‘ ın bu maço tavrı Naz’ı çok etkiler. Gözlerini Tarık’tan ayıramaz. Cevap ta veremez. Tarık da gözleri Naz’a kenetlenmiş yüzünü elleri içine alır. O an kapı çalar yine. Tarık öfkeyle Naz’ı kapının önünden hızla çekerek kolları arasına alır ve bu samimi görüntü ile kapıyı açar. Fakat düşündüğü gibi karşısında Kerem göremez.
Devamı Yarın.....

schmetterling
13-04-07, 13:03
Tarık teknenin güvertesinde yapayalnız…

T: Hoşça kal hayatımın en güzel 9 ayı… Hoşça kal Naz…

Gözleri buğulanan Tarık ayın denize yansımasına bakmakta ve Naz’ı düşünmektedir, çok sakin bir gecedir, sadece motorun derinden gelen sesi vardır…

T: (iç ses) keşke acı vermeden sizi bırakabilmenin bir yolu olsaydı ya da hiç bırakmamanın, ama sen beni yolladın Naz, neredeyse babamla burun buruna getiriyordun.. neden? Ben sadece sevmek istedim, keşke sorunsuzca yalansız dolansız yaşayabilseydim seni… Şimdi sensiz ne anlamı var ki paranın şanın şöhretin..

Mırıldanmaya başlar gecenin karanlığına…

“…acıyı yok etmek kalbinden sevdiklerimin
geceyi çekip almak günlerinden
maviye akmak sisli güz denizinde
günahları affetmek tanrının dileğiyle

isterdim yeniden doğmak yada hepten yok olmak
isterdim daha iyi olmak bir melek gibi
kanat açıp dağlara uçmak
birileri buna izin vermedi
buralarda yaşamak izne tabi…”

sen buna izin vermedin Naz….

N: verdim, seni azat ettim
T: Naz!?!?
N: ben seni özgür bıraktım Tarık, istediğin yerde ol diye ve sen gidiyorsun
T: ama sen.. sen de gidiyorsun!!:img-hyste
N: Ümit de beni azat etti çünkü, ben de olmak istediğim yere geldim..
T: ama nasıl bindin tekneye ?

Naz kaptana el sallar kaptan da ona babacan bi gülümsemeyle bakıp el sallar..bye

T: senden kurtulamayacak mıyım peki ben?
N: bu soruyu ben de sana sormuştum… sen ne demiştin?

**flashback **

Tarık’ın “vardır bi şey bu evde olmasa gideceğin” imasına cevabı “evet var ve çok uzakta aramanıza gerek yok”

**flashback**

T: çok uzakta aramanıza gerek yok demiştim ama siz ya Ümit’i ya da Vahi Bey’i düşünmüştünüz…
N: hayranım biliyor musun…
T: (romantik bir bakışla) neye?
N: eski anılarımızdan birini hatırladıktan sonra hemen “siz” demeye başlamana…
T: (gülümseyerek) ne kadar korkutmuşsun düşün artık, ne zaman hatırladıktan sonra siz demeye başladım ki daha önce

**flashback**

Göl evinde eski öpüşmeyi hatırlarken “başınızı böyle döndürüp” “nasıl öyle döndürüp” “göstereyim isterseniz”

**flashback**

Naz hatırlamıştır ama söyleyememektedir.. “başka bi gece daha olmuştu”

Tarık hatırlamasına rağmen ısrar eder.. “hangi gece?”

“Ya başka gece işte.. amma ısrarcısın”

T: ben de hayranım
N: neye?
T: başın sıkışınca hemen patron rolüne bürünmene… bi de böyle kızarmana…

Naz’ın yanağını okşar.. Naz’ın içi geçmiştir ama kontrolünü kaybetmez… “Madem İtalya’ya gidiyoruz ve birlikteyiz, yani beraber gidiyoruz ,yani ikimiz aynı teknede aynı yöne.. uf anladın işte, neden bana ordaki günlerini anlatmıyorsun? Nasıl geçerdi orada günlerin?”

T: emin ol İstanbul’da olduğumdan daha adrenalinsizdi…
N: ralli?!?:img-hyste
T: kesinlikle..

İkisi de gülerler.. Naz elleriyle kollarını ovuşturur..

T: üşüdün mü?
N: evet
T: içeri geçelim
N: hayatta olmaz şu manzara varken
T: ama bu soğukta dışarıda da duramayız
N: bu sefer gidebileceğimiz bir yer de bilmiyorum ( gülümser )

Kaptan elinde bir battaniyeyle gelir bizimkilere verir ve içeri gider…

T: başka bi şey dileseymişiz olacakmış
N: benim şu an için başka bir dileğim yok

Naz başını Tarık’ın omzuna yaslar Tarık da bi koluyla onu sarmalarken diğer koluyla battaniyeyi üstlerine çeker… battaniyenin büyük bölümünü Naz’ın üstüne seren Tarık Naz’ın kulağına fısıldar “sanırım benim de… iyi ki geldin…”

flower98
13-04-07, 16:47
Part 4

Tarık şaşkınlıkla birlikte yaşadığı bu beklenmedik ziyaret ile Naz’ı sardığı kollarını iyice bedenine sarar. Naz ise vücuduna çapraz bağlanmış kolları olayın şoku ile açıp aralarından sıyrılıverir.Her ikisi kapıdaki kişiye bakarak.....
Naz+Tarık: Sofia??!!!!!
Sofia odaya sakin adımlarla girdikçe, Tarık ile Naz geriye adım atarlar. Tarık İtalyanca sorar....
Tarık: Ne işin var burada.
Sofia: Naz ile konuşmaya geldim.
Naz: Ne diyor? Nasıl girmiş içeri? Gördün mü şimdi yanlış anlayacak. Açıkla sen çabuk durumu.Yok öyle bir şey aramızda de.....Valla yüreğine oturacak kızın.....
Tarık: ( Sinirli): Bir izin ver de sorayım.


Bu arada Naz Tarık ile kendisini gösterip , kolları ile abartılı işaretlerle , aralarında aşk olmadığını anlatmaya çabalar. Tarık önünde dalgalanıp duran Naz’ın kollarını yakalar ve Naz’ı yatağına oturtur.
Tarık: Müsadenle.
Naz Sofia ya bakar.
Tarık :Bu saate eve nasıl girdin?
Sofia: Şoför kapıdan çıkarken karşılaştık. Naz dedim burayı gösterdi.
Tarık. Peki neden geldin buraya?
Sofia: Naz ile konuşmaya.
Tarık: Nasıl? Neden?
Sofia: Biz aynı dili konuşmasak da anlaşabiliyoruz onunla. Ortak bir konumuz var.
Tarık: Ortak konu mu?
Sofia: Evet sen, Alfonso. Seni ikimizde seviyoruz. Dün ve bu gün bunu anlamama yetti. O seni seviyor.
Naz anlamasa da iyice kulağını kabartmış ikisini dinlemektedir.
Naz: Gördün mü işte. Ti amo diyor da başka bir şey demiyor. Seviyor kız deli gibi.....Anlat da yanlış anlamasın giderayak....Yoksa tüm emeklerim boşa çıkar vallahi....
Tarık: Naz.....Müdahale etme biraz.
Sofia: Üç gün önce otel odama gelip seni bırakacaklarını anlatmaya çalıştığında da sezmiştim. Aşık bir kadının asil bir davranışını gördüm ben Naz da.
Tarık: Şimdi sen Naz otele mi geldi diyorsun. Burada oturan kız?
Sofia: Tarık ben seni bunca aydır unutmadım......Üç gün öncesi......Ben buraya seni ondan koparamayacağımı anlatmaya geldim......Senin burada olman ne kadar haklı olduğumu gösterdi bana.
Tarık: Sofia!
Sofia: Tarık , sen de saklama. Her şey çok açık. Bana sarılırken sarılmayışından bile belli......Kendine iyi bak.......ona da.....
Tarık: Bu kadar mı?
Sofia: Evet. Sen anlatırsın ona.....Mutlu olun.
Sofia yatakta oturan Naz’a veda edercesine bakar, Tarık ‘a da sarılmaya niyetlenir gibi yaklaşır ama sadece kolunu tutarak biraz eliyle sıkar.
Tarık: Şu ödül ne olacak....?
Sofia: O ödül sorun olabilir işte....Vito dayım almak isteyebilir.....Ben istemiyorum.
Tarık: Sofia, benim yurt dışına çıkmam yasak..Seni ve bu insanları mafya ile karşı karşıya bırakmamak için bir yolunu bulursam İtalyaya geleceğim. Seni ararım......Sağ ol. Bu kadar anlayışlı olabileceğini bilseydim......en baştan.......neyse......Seni oteline bırakayım....
Sofia: Hayır Alfonso....Taksi kapının önünde duruyor.....elveda.....
Sofia odadan çıkar ve Tarık kapıyı kapatır.
Naz: Eeeeeee? Ne oldu şimdi? Neden gelmiş, neden gidiyor.....?
Tarık: Sana veda edemediği için gelmiş. Bizi birleştirdiğin ve beni azad ettiğin için teşekkür edecekmiş.
Naz: Bu saate?
Sofia: Işık görmeseymiş çıkmayacakmış odana. Kerem kapıyı açmış.
Naz: Tamam, tamam oraları geç. Ti amo kısmına gel......Doğru söyle yanlış anlamamış değil mi? Naz deyip durdu.
Tarık: Üzgünüm Naz. Seni benim kollarımda görünce hayalleri yıkılmış. Bunu senden beklemediğini söyledi.....Bu konunun burada bitmediğini ve intikamının acı olacağını söyledi?
Naz: Gördün mü ....işte bak dediğim çıktı......hayatını bir kez daha mahvettin Tarık......Neden öyle bir şey yok demedin?
Tarık: Demez olur muyum....Ama dinlemek istemedi......
Naz: Çok da sakin karşıladı durumu.....
Tarık. İtalyanlar böyledir işte.....Renk verip sır vermezler......
Naz: Ay İtalyanca özür nasıl dilenir. Çekil önümden de yetişeyim ardından.
Tarık: Çok geç Naz......Şimdi en iyisi gidip yatmak......Sofia gördüklerinden sonra uzun süre kendine gelemez......sonra bir çaresine bakarız.....
Naz.Üffffff üfffff ya. Gördün mü? Yine uyku yok bana bu gece.
Tarık: İyi geceler.....
Tarık Naz’ın odasından çıkar. Gülümsemektedir.
Tarık( yavaş sesle): Evet Naz....kafana göre bir şeyler yaptın.....Demek odasına gittin ha?.....Sofia haklı olabilir mi?.....Beni seviyor mu acaba......Anlayacazzzzz.....anlayacaz.
Tarık Ümit’in odasına girer. Ümit yer yatağını yaparken yerde uyuya kalmıştır. Tarık onu yavaşça dürter.
Tarık: Ümit.Ümiiiiiiiit!
Ümit: Ne? Neredeyim....Alfonso?.....Tarık nerede?
Tarık: Benim Tarık. Gel yatağına geç.
Ümit: Tarık?....Çıktın mı duştan........Pes (saatine bakar) bir saat olmuş....
Tarık: Küveti doldurdum da.......
Ümit: Söyle bakalım. Polis neden kapımıza geldi.?.....Sen neden yurt dışına çıkamıyorsun?
Tarık: Şeyyyyyy.........

flower98
14-04-07, 02:03
Part 5
Tarık: Ümit inan bu uzun hikaye....Zaten dün gece uyuyamadım......sabah anlatsam.
Ümit: Hiç kaçarı yok....Bak banyo da yaptın.......yarın söz sana dokunmayacağım.....kapının önünde nöbet tutup seni uyandırmaya çalışan her kim olursa( baş parmağı ile otostop çeker gibi Naz’ın odasının olduğu tarafı göstererek) engelleyeceğim.
Tarık(içses): Oğlum Tarık işte er meydanı.....anlat hikayeni.....
Tarık: Sana daha önce Hulusi bey’in şoförlüğünü yaparken arabasını o içindeyken çaldırdığımı söylemiştim ya........
Ümit: Sen değil, Filiz bir kez,Naz ise belki on kez anlattı....O yüzden Hulusi amca nerede ,sen çoktan gitmiş oluyorsun tersine....
Tarık: İşte Hulusi bey bulundu ama araba bulunamadı. Hulusi bey beni işten kovmakla kalmadı, mahkemeye de verdi. Arabanın mali değerini iki yıl boyunca çalışacağım bir sigortalı işten alacağım maaşın bir kısmıyla taksit taksit ödeme cezasının yanında, bu süre içerisinde yurt dışına çıkma cezası da aldım. Bir de her hafta Pazartesi günü burada olduğumu kanıtlamak için Beşiktaş karakoluna gidip imza atıyorum. Bu hafta imza atmadım henüz, o nedenle....
Ümit: Haydi iyi geceler Alfonso....gerisini biliyorum.....
Tarık Ümit’in bu tavrı sonucu derin bir oh çeker ve yatar. Uzun süre uyuyamaz .Çünkü Naz’ı düşünmektedir.
Naz: Ya senin hakkında öğrendiklerim giderek artıyor. Bu da beni çooooook üzüyor.....yok yok kızdırıııııııyorrrrrr. Kalk hadi.....
Tarık gözlerini aralar ama net bir görüntü alamaz. Yine kapatır gözlerini.
Naz: alooooooooo......UUUUuuuuuuuuuuuu......Uyansanaaaa aa....sabah oldu......kaaaaaaaaaaaalk .
Tarık: Hııımmmm?
Naz. Bırak numarayı da kalk. Konuşacaklarımız var.
Tarık yine gözlerini açmayı dener ama öyle ağırlaşmışlardır ki başaramaz. Gözü kapalı bir şeyler anlatmaya çalışır..
Tarık: üümmmmm......uy...ben.....hıımmm.giit......
Naz birden ayağa fırlar ve etrafına bakınır.
Naz: Demek öyle? Hımm hummmm git mit. Sen şimdi görürsün.....Ben bütün gece senin yüzünden uyuyamadım. Sen mışıl mışıl......Ümit sen de kes şunu.
Kapıya gider ve dışarıda çaresizce kapıyı açabilmek için kapı kolunu aşağı yukarı oynatıp duran Ümit’e seslenir.
Naz: Bana sabahın köründe müjde verir gibi anlatmasaydın durumu şimdi ben odamda çitten atlayan Sofia ları ....ay koyunları saymaya devam edecektim......sen de odanda olacaktın.....
Ümit dışarıdan.....
Ümit: İyi ki bir şey anlattık. Ben sevinirsin sanmıştım....YA ne gözü açık kızsın ya...Banyoya gittim kapıyı kilitledin.....Naz, yapma şunu bana....söz verdim Alfonsoya onu uyutacam diye.
Naz. Merak etme...henüz sözünü bozmuş değilsin......Bak mışıl mışıl uyuyor.....Ama birazdan.....( Naz’ın gözü sürahiye takılır).....Hatta şimdi uyanacak........
Ümit kulağını kapıya dayar.....Dökülen bir su sesi ve Naz’ın hafif çığlığını duyar.Kapı kolunu oynatmaya başlar yine....
Ümit: Naz!!!! Naz!!! Ne oldu....İyi misin.
Tarık: Ümit merak etme gayet iyi........
Tarık’ın üstü başı sırılsıklam olmuştur. Aniden uyanmış olmasına rağmen kendine gelmiştir. Naz’ı her iki bileğinden yakalamış , ona dik dik bakmaktadır.
Naz: Bakma bana öyle. Adam gibi uyandırmaya çalıştım kalkmadın.
Tarık: Böyle mi yapmak lazım ?
Naz: Bana yine yalan söyledin.....Bunu daha kaç kez tekrarlayacaksın?
Tarık: Ne yalanı?
Naz: yalan değil , yalanlar......
Tarık (içses): Hadi şimdi ayıkla pirincin taşını. Ümit buna kesin akşamkini anlattı. O biiiiiirrr ama diğeri ya da diğerleri.....Ne öğrendi bu kız ya?
Naz. Bu işten seni kurtaracak başka bir yalan arıyorsun değil mi? Bırak ellerimi.....canımı yakıyorsun.
Tarık farkında olmadan bileklerini sıkmıştır. Onları bırakır ve....
Tarık: Ben sana yalan söylemedim. Hikayenin hepsini anlatmadım. O kadar......
Naz: Neden bu seriyi bir kerede anlatmıyorsun bana da böyle taksit taksit geliyor hakkındaki gerçekler.....kaç taksit kaldı , çabuk söyle.....
Tarık Naz’ın bu ifadelerine gülümseyerek cevap verir.
Naz: Hadi kendinle ilgili gerçekleri saklıyorsun....sebebi neyse artık . Ama Sofianın abisi hakkında ne diye yalan söylüyorsun?
Tarık: Ne??!!!!!
Naz: Sofianın abisi....Paulo Raviolli.....!!!!!!!!
Tarık: Onun ne ilgisi var ki.....? Hikayeyi anlattım ya sana.....
Naz: O zaman bu ne?
Naz Tarık’a birkaç sayfa kağıt uzatır. Tarık onların internetten sayfalar olduğunu görür....
Tarık: Naz bunlar ne?
Naz: Dün Ümit ile şu Raviolli abiyi araştırdık internetten. Sayfalar hep İtalyanca olduğundan bir arkadaşına yolladık bulduğumuz sayfaları. O da çevirdi.....Al bak senin Raviolli kimmiş?
Tarık (içses): Evveeeeeet bitti. Adamın adam değil mantı olduğunu öğrendiler......
Tarık kağıtları inceler. Ciddi bir yüz ifadesi ile ayağa kalkar ve Naz’ın yanından geçip odanın kapısını açar. Ümit ile göz göze gelir ve aynı ciddiyetle banyoya doğru yürür.
Ümit: Naz, ne dedin adama da yıktın onu böyle?
Naz: Raviolli dosyasını verdim. ( fısıldayarak) Sanırım o da bu gerçeği bilmiyormuş.
Tarık banyodan içeri girer girmez önce havaya zıplar sonra sessizce gülerek oley, oley oley diye sevinçle fayansları yumruklar.
Tarık: Oğlum senin kadar şanslısını da görmedim. Çeviren kimse sağ olsun bana bilmeden iyilik yaptı. Şu çeviriye bak. Orijinalinde mantı tarifi verilmiş adam gitmiş nasıl çevirmiş.
Tarık sessiz sevincini biraz daha devam ettirdikten sonra banyodan aynı ciddi ifade ile çıkar.
Naz: Tarık, ben bildiğini düşünmüştüm. O yüzden kızmıştım sana. Böyle öğrenmeni istemezdim.Üzgünüm.
Tarık: Sen de haklısın Naz....Güvenin bir kez sarsıldı......Ama inan bilmiyordum.....Beni Alfonso yapan Paulo Raviollinin tüm dünyaya mantı paketlerinde uyuşturucu gönderdiğini inan bilmiyordum. Gözümü açtın sağ ol.
Devam Edecekkkk

flower98
14-04-07, 15:42
Part 6
Naz: Tarık ‘a şüphe ile bakar.
Naz: Şimdi sana son bir kez soruyorum. Sen Raviollinin bu uyuşturucu ticareti yaptığını bilmiyor muydun gerçekten?
Tarık: Gerçekten. Bundan şüphen olmasın. (içses) hem de hiç.
Naz. Neyse, yakında belli olur.
Tarık: Tabi yaaaaaaa!
Naz: Ne?
Tarık: Şimdi anlaşıldı. Ben de bu Raviolli ile diğer Raviolli arasında bir ilişki olup olmadığını merak ediyordum. Demek ki bu mantı paketlerindeki uyuşturucu olayı çok eskiye dayanıyor.
Naz: Nereden çıkardın şimdi bunu?
Tarık: Eeeeee Raviolli aynı zamanda İtalya da mantıya verilen isim.
Naz: Doğru söylüyorsun galiba.....Bana da bu isim hiç yabancı gelmiyordu......hııııııııımm.
Tarık(içses): Ohhhhh.Sanırım kurtardım durumu.....
Naz: Bu arada Sofia şu an uçakta.......Hadi ben biraz uyuyayım......( esneyerek odasına doğru yürür)
Tarık: Ben de.....
O esnada Kerem yukarı çıkar. Tarık odaya girmek üzereyken durur. Sert bakışlarla Kereme bakar. Kerem ona hiç aldırmadan Naz’ın odasına doğru ilerler. Naz kapısını kapatmak üzereyken Keremi görür. Arkasında da onları dikkatli bakışlarla izleyen Tarık’ı.
Naz: Hayırdır, Kerem ? Seni çağırdığımı hatırlamıyorum.
Kerem: Şeyy. İki arkadaşım geldi beni ziyarete. Ufak bir işimiz vardı. Onu yapabilmek için bir-iki saat izninizi isteyecektim.
Naz: Olur. Ben de yatacaktım zaten. Ama arabayı alma.
Kerem: Arkadaşların arabası var zaten. Teşekkür ederim.
Naz: Hadi tamam, tamam.
Kapısını kapamadan son bir kez Tarık’a bakar. O da başı ile Keremi işaret eder ve sanki, “bu hala burada mı?” diye düşünmektedir.
Kerem merdivenlere yönelir. Tarık’ın yanından geçerken ise sinsice gülümser. Tarık hiç tepki vermez fakat Kerem merdivenlerden indikten sonra.....
Tarık: Oğlum Tarık, bu adamda bir iş var. Boş ver uyumayı.....Naz ‘ ı bu adama bırakacaksan temiz olduğuna emin olmalısın. Asıl emin olmazsan uyku sana haram......
Tarık merdivenlerden iner ve Kerem’in bahçeden müştemilata doğru yürüdüğünü görür. Kapıya yönelir ve birden bir kol onu yakalar.
Tarık: Vahi bey? Bir şey mi oldu?
Vahi: Tarık, evladım. İşin var mı?
Tarık müştemilata doğru bakar ve üç kişinin dışarı çıktığını görür.
Tarık: Şeyyyy...Var....Hem de şu an gözüme daha da önemli göründü.
Vahi kolunu bırakır ve başını eğer.
Vahi: Tamam o zaman.....Ben de şu Kerem ile ilgili konuşacaktım.
Tarık , gözü ile bahçeyi geçmekte olan Kerem ve arkadaşlarını izlerken....
Tarık: Kerem mi? Bir şey mi oldu sizi rahatsız eden?
Vahi: Ablam bir baktı işe aldı.....neyin nesi bile bilmiyoruz.....hiç içim ısınmadı.....mecbur kaldım işe almaya.....
Tarık: Vahi bey.....benimle gelin.....Ben de zaten onu izlemeyi düşünüyordum.....Benim de aynı endişelerim var......Naz’ı emin olmadan ona teslim edemem.....
Vahi: Ah oğlum ya.....Senin gibisini de bulamam ki.....Keşke gitmeseydin......
Tarık: Gelin .....Fırsat bu fırsat......belki bir şeyler öğreniriz bu gün?
Vahi ve Tarık , Kerem ve arkadaşları araçlarına bindikten sonra evden çıkarak onları takip etmeye başlarlar.
Hulusilerin Evi
Belgin Tarık konusunda huzursuzdur. Evde dört dönmektedir.
Belgin. Yok bu böyle olmayacak. Ne Tarık ne Naz ne de Vahi beye ulaşabiliyorum. Ne oluyor bitiyor...Bakalım Tarık Naz ile mi.....O da belli değil.....Ya İtalyaya kaçtıysa bu gün şu Sofia ile......Ah Tarık ah .........
Hulusi odaya girer. O da endişelidir.
Belgin: Ne oldu Hulusi.......? Düşüncelisin.
Hulusi: Yok bir şey Belgin......Senin neyin var?
Belgin: Yok bir şey......
Birbirlerine bakarlar bir süre. Sonra ikisi de oturup kendi düşüncelerine dalar.
Hulusi: Belgin.......! Tarık, hala imza atmamış.....Sadri aradı az önce........Polisler iş yerine de gidip haber bırakmışlar....
Belgin(telaşlı): Ah......ah ah.......gitti oğluşum.....gitti İtalyalara.....Gelmez artık.........Ahhhhhhhhh........ahhhhh
Hulusi: Dur Belgincimmmmmm.....telaş etme.....Gidemez ki......Yurt dışına çıkamazzzzzzz.......Tutuklanır.....
Belgin: Ne?......Tutuklanmak mı?........Ah......daha kötü ya........rezil olacaz....rezil......
Hulusi: Ne rezilliği Belgincim.......?
Belgin : Ne rezilliği olacak Hulusi.....Bu çocuk taktı İtalyaya gitmeyi.....yasal yollardan gidemezse.......kim bilir ne yapar.....nasıl gider.....
Hulusi: Yok canımmmmm bilmez o öyle şeyleri......O anca araba yarıştırır vınn vınnnnnnnnn
Belgin: Hulusiiiiii.....taktın sende yarışmasına....yoksa kıskanıyor musun........
Hulusi: Olur mu Belgiiiiin....ne kıskanması......nesini kıskanayım ben onun.........arabaları mı?
Belgin: Bilmem........belki de ünlenince peşini bırakmayan kızları.....
Hulusi: Amma yaptın karıcım......ben......kızları kıskanacam........senin üstüne gül koklar mıyım hiiiç?
Belgin iyice sinirlenir.
Belgin: Yeter Hulusi.......Bir şey yap yoksa ben de giderim......hem de dönmemek üzere......
Hulusi: Ne yapmamı istiyorsun Belgincim?
Belgin: Cezayı kaldırt.
Hulusi: Nasıl yaniiiiii? Mahkeme kararı var Belginciiiim.
Belgin: Ne yap ne et mahkeme kararını boz o zaman.....Tarık İtalyaya yasal yollardan giderse onu ne yapar ne eder bulurum......Ama kaçmaya kalkarken yakalanırsa.....işte o rezilliğe, o alnımıza sürülecek lekeye dayanamam.......
Hulusi: Of....Belgin ya. .....Sadece senin için Sadri ‘yi arayacağım ve ......Alo Sadri.....Bırak yaptığın işi de eve gel.....Hangi ev olacak buraya.....Ayşenin olduğu eve.....
Naz yatağında kımıldamadan uykusuz geçen iki gecenin acısını çıkarmaya çalışırken, Tarık ve Vahi Adım adım Keremi takip etmektedirler......
Vahi : Hala marketteler Tarık.....
Tarık: İçerisi çok kalabalık Vahi bey......Bu marketin kasaları da ağır işliyor.....işte bakın çıktılar........
Vahi: Hadi Tarık..... kaçırma onları gözden.....
Tarık: Merak etmeyin......Sahile iniyorlar sanırım........Siz kemerinizi bağlayın Vahi bey....Ben dün arabasına bindim Kerem’in......Biraz hızlı kullanmaya meyilli......gerçi şimdi o kullanmıyor ama gözüm tutmadı yanındakileri......
Vahi: Bu ses ne Tarık? Arabadan mı geldi?
Tarık: Kusura bakmayın....Akşam yemek yiyemedim, sabah ta malum......Midem guruldadı.....
Vahi: Ah oğlum....bir şeyler atıştırsaydın keşke.....Bak şuradaki simitçiden simit alalım sana......
Tarık: Sorun değil....şu meseleyi bir halledelim de.....Bakın tahmin ettiğim gibi sahile iniyorlar.
Vahi: Ah....bu neydi Tarık?
Tarık sinirlenir.....
Tarık. Bira kutusu Vahi bey.......
Vahi: Bunlar içiyorlar o zaman arabada.....muhtemelen de içmeyi sürdürecekler.....torbalar doluydu hatırlasana....
Tarık: Muhtemelen........Bakın duruyorlar. Ben buraya park edeyim......uzak değil nasılsa....Ağaçların arasından yaklaşırız yanlarına.......
Arabadan inerler ve ağaçların arasına dalarlar. Kerem ve arkadaşları büyük bir çınar ağacının altına otururlar. Vahi ‘nin tahmin ettiği gibi bira şişeleri torbalardan boşaltılır. Bu arada Tarık ve Vahi rüzgarda kendilerine kadar gelen konuşmaları çok rahat duyarlar.
Kerem: Yavaş oğlum....bağırmadan konuşun.....
Arkadaş 1: Kim duyacak bizi burada.....? Boşuna mı geldik buraya.....Ha......hahaha...
Arkadaş 2: Önce iş mi yoksa mangalı kurayım mı?
Kerem: Önce iş tabi.....hahhaaha.
Arkadaş 1: Nasıl, kolay girdin işe ha!
Kerem: Hala sağ olsun. Bir göz kırptım tamam.....yaşlı ama genç kız ruhu var....dayanamadı cazibeme...
Vahi sinirlenir ve gençlere doğru gitmeye kalkar.....Tarık engel olur....
Kerem: hahahahaha
Arkadaş 1: hahahahahahaa
Arkadaş 2: hahahahahahahahah
Kerem: Bakın. Evin iç ve dış resimleri. Dün gece çektim hepsini.....Kasa muhtemelen şu tablonun arkasında......
Arkadaş1: Ne zaman giriyoruz eve?
Kerem: Acele etmeyin. Biraz daha güvenlerini kazanayım.....sonra şu eski şoför.....O gitmeden olmaz.....
Arkadaş 2: Eski şoförün ne işi var daha evde....
Kerem: Valla karışık bir durum.....Adam şoför değil evin damadı sanki......
Vahi Tarık’a bakar. Tarık kızarır ve bakışlarını çevirir. Vahi ‘yi kolundan tutar ve geriye doğru çeker.
Tarık( Fısıldayarak): Bence yeterince dinledik. Gidelim.
Arabaya dönerler. Tarık cep telefonunu açar.
Vahi : Ne yapacağız Tarık. Duydun...Adam çeteymiş.....Evi soyacak bunlar.....ah abla ah.....neler getirdin başımıza...
Tarık: Merak etmeyin Vahi bey.....Hiçbir şey yapamayacaklar......Güvenin bana.....
O an Tarık’ın telefonu çalar....
Tarık: Sadri? Neydi o dünkü halin?
Sadri: Tarık, bırak şimdi dünü.....Müjdemi isterim....
Tarık: Ne o? Ayşe ‘ yi kaçırdın mı yoka?
Sadri: Olur mu ya? Baban mahkemeye dilekçe sundu.
Tarık: Ne dilekçesi.
Sadri: Kararın bozulması için. Yarın büyük bir ihtimalle yurt dışına çıkma iznin kaldırılmış olacak.
Tarık: Nasıl yani?

sinemim_g
14-04-07, 21:46
BARIŞ VE MERVE İTALYADA:img-yes:

yönetmen:evett işte geldik...
kameramanlardan biri:çokta sıcakmış...
barış:ee abi sanaryo nerde..biz biraz çalışalım..
yönetmen-kameraman-oyuncular:(sanariste bakarak)sanaryooo????
sanarist:hee sanaryomu yazmadım ki dahaa..şimdi karalarım bişeylerr
yönetmen-kameraman-oyuncular:(birbirlerine bakarlar şaşkınlıkla ve hepsi dağılır)dinlenelim bari biraz...
barış:mervee...merve nerdesin?
merve:telefonla konuşuyorum?bir dakka ...
barış:(içinden)susmuyor bu kızın teli benimkide çalmıyo...
merve:geldim..ee sanaryo nerde
barış:yok!
merve:neee...
barış:niye şaşırdın!ilk defamı oluyor?
merve:yaa 2 saate kadar çekime başlıycaz daha yazmamış mı?
barış:aman boşver yarım saatte yazar zaten hep aynı yazıyor!
merve:olan bana oluyor..bari bu bölümde naz biraz durgun olsaa...yine sinirlencekler bana...
barış:hehe onlar naza sinirleniyorlar sana değil mervecim!
merve:sırıtma barış aynı şeyy
barış:sırıtmıyorum ki gülümsüyorum :img-hyste
merve:bu italyada güzelmişş gelmişken biraz gezzek...
barış:gezeriz...
merve:bu bütçeylemi..buraya zor geldik...
barış:ne olcak kii yaa kendi cebimizden harcarız!!sen onu boşverde ben acıktım bişeyler yesek mi çekimlerrden önce...
merve:sen ye ben diyetteyim...
barış:yine mi?

-------------dilek çeşmesindeler----------
barış:işte burası
merve:dinlenme molasında beni buraya getirdiğine inanmıyorum...bir öğrenseler
barış:ee gezdirmiyolar ne yapayım...
merve:tarık ve naz gelirdi zaten kesin ..yazmıştır...
barış:ya yazmamaışsa biz baştan gezelimde..
merve:ee yuhh :img-hyste yazmamışsa koskaca italyaya boşamı geldik..
barış:sen onu boşver dileğini çabuk dile de gidelim
merve:tamam sende dile...
barış:ne diledin?
merve:tarığın artık itiraf etmesini!sen?
barış:nazın daha fazla tarığa çektirmemesini:img-yes:
merve ters ters bakar...
merve:gidelim...
barış:yine sinirlendii nazlaştı ya..
merve:mırıldanma barışş çabuk ol
..................pravodalar........
merve:hadi hazırım başlayalaım
barış:okey geldim..hadi
merve elindeki sanaryoya bakar
merve:önce sen giriyorsun
barış:nazz..bak gördün italyadaki hayatımı..hala burda kalmamı istiyormusun?
merve:istiyorum...
barış:ama naz...
merve:ne yani beni burda tek başıma mı bırakacaksın?
barış:seni mi?
merve:okulu aradım izin aldım 3 gün burdayım tarık yoksa sen beni bırakıp türkiyeye geri mi dönüceksin?
barış:yok yok..sen burdaysan bende burdayım ama sonra ikimizde geri döncez sözmü?
merve:söz...
barış:o zaman 3 günü ne olduğumuzu bilmeden geçirmeyelim?
merve:ne demek bu?
barış:naz..ya şimdi konuşacağım yada hep susacağım..uzatmayacağım...direk söylüyorum...ben seni....
dırırırırırırırırırırırırırıııdıdıdırırırırırıırır
barış-merve:telefonnn......
barış:iyide sanaryoda bu yok kii merve?
merve:evet yok !kimin çalıyo o zaman
barış:senin...
merve:senin...
barış:şey benim...
merve:sanırım benimde...

merveyi sanarist barışı yönetmen...
:nerdesiniz siz??
:geliyoruz...

merve -barış:yok bunlar kararlı izin vermiyceklerr kendileri yazıyolar izin vermiyolar:img-hyste

flower98
15-04-07, 02:53
Part 7
Sadri: Belgin teyzeye dua etmelisin......onun zorlaması ile razı geldi Hulusi amca.....Eeeeeebeni de unutma......Avukatlık vasfımızı henüz unutmadık.....Bir gün sonra Alfonso özgür.
Tarık: Demek bir gün.......Alfonsoya soran var mı acaba.....istiyor mu diye.
Vahi: Ne oldu oğlum Tarık? Canın sıkıldı birden.......Ya sen gerçekten şu Alfonso musun?
Tarık: Maalesef Vahi bey.....O olmaktan hoşlanmayacağımı hayatta düşünmezdim ama maalesef ben oyum ve onun hayatı benim hayatımı çıkmazlara sokmaya başladı.....Tamam Sadri sağ ol.......Ben seni sonra arayacağım ......
Vahi: Var mı yapabileceğim bir şey?
Tarık: Alfonso konusunda yok ama Kerem konusunda var. Şimdi önemli olan Kerem den sizi kurtarmak.
Vahi: Ne yapmayı düşünüyorsun?
Tarık: Öncelikle birkaç gece daha sizde kalmak için izin.
Vahi: Ne izni oğlum. Orası senin de evin sayılır. Keşke hiç gitmesen......
Tarık( içses): Keşke.....
Tarık: Sağ olun......Sizden ricam yarın akşam tüm ev halkını evden uzaklaştırmak.....Ailecek bir yere gidin.....Mesela Hulusi beylere.
Vahi: Olmaz! Konuşmuyoruz onlarla. Yani ablalarımız demek istedim....
Tarık. O zaman sinemaya gidin.....
Vahi: Hepimiz mi?
Tarık: Evet. ......Kerem sizi bırakacak sinemaya.......Bence romantik bir film seçin ki herkes isteyerek gelsin.....
Vahi: Ne bileyim........ablam gelir mi?
Tarık: Aşk konulu bir filmi kaçıracağını sanmam......Ben Filiz’e de söylerim....Böylece Ümit kesin gelir......Naz’a gelince........
Vahi Vallahi Naz hiç sevmez aile boyu sinemaya gitmeyi.....
Tarık: Onu da bana bırakın.....Yalnız sizin dışınızda herkes beni yarın sabah evden ayrılıyor bilecek......özellikle Naz ve Kerem.....
Vahi: Tamam.......şimdi gider gitmez olayı kurgularım ben.....Ama üzülecek bizimkiler.......Daha kalacağını düşünüyorlardı.........
Tarık: Mecburuz.....planımı ancak bu şekilde yürütebilirim....
Tarık Vahi’yi eve bırakır ve halletmesi gereken bir iş olduğunu söyleyerek arabayı almak için izin ister.
Tarık: Evveeeeeet, öncelikle Beşiktaş karakoluna gidelim. Bakalım bana yardımcı olacaklar mı?
Karakolda
Komiser: Eğer bugün de gelmeseydiniz tutuklama emri ile gelecektik çalıştığınız yere.
Tarık. Kusura bakmayın. Şimdiye kadar ilk kez aksattım. Ama imkanım olmadı.
Komiser: Bir de yurt dışına çıkacağınız duyumunu aldık. Mümkün değil biliyorsunuz.
Tarık: Evet biliyorum.......Komiserim şimdi sizden bir ricam olacak.....Çalıştığım eve yeni bir şoför alındı......Ben......Nasıl söyleyeyim onun farklı niyetleri olduğunu seziyorum.....Acaba onu yasa dışı bir şeyler çevirirken....yani ....yakalansa......uzun süreli ceza alır mı....?
Komiser: Öncelikle sezgi ile olacak bir şey değil bu.......Delil lazımm....ceza konusuda suça göre değişir.....
Tarık. Anlıyorum.....Teşekkürler.....
Tarık Karakoldan çıktıktan sonra şehir merkezindeki bir spor salonuna uğrar.
Tarık. Hocam, merhaba......
Spor eğitmeni: Ooooooooooo bizim karizma karatecimiz gelmiş.
Tarık: Aman hocam, sizde her seferinde.....
Spor eğitmeni: Hadi hadi eskiden bayılırdın sana böyle hitap edince. Çalışıyor musun bakayım.
Spor eğitmeni Tarık’a birkaç hamle yapar. Bir iki hareketten sonra Tarık’a ensesen sarılır....
Spor eğitmeni: İyi.....iyi hala formdasın....gerçi hafiften göbek bağlamışsın ama.....
Tarık: Yardımınıza ihtiyacım var.......
Akşam Tarık gün batımından önce eve döner. Naz evin önündeki merdivenlerde oturmaktadır. Canı sıkkın görünür. Tarık arabayı park eder etmez yanına koşar.
Naz: Doğru mu bu?
Tarık: Sana da merhaba Naz.
Naz. Doğru mu dedim.
Tarık: Ne duyduğuna bağlı.
Naz: Yarın sabah gidiyormuşsun.
Tarık: Doğru. Senin de istediğin bu değil mi?
Naz: Ben sadece hak ettiğin hayata ve insana dönmeni istiyordum.
Tarık kaşlarını çatarak Naz’a bakar.
Tarık: Yani istiyordun.......Ben yokken isteklerin mi değişti.
Naz cevap vermez. Sadece Tarık’a bakar. Tarık da Naz’a gülümser.
Naz: Çıkalım mı?
Tarık: Bana çıkma mı teklif ediyorsunuz?
Naz: Hayır....Yani evet......Aslında hayır......evet......
Tarık: Karar verebilir misiniz lütfen?
Naz: Önce sen karar ver. Sen mi siz mi diyeceğine.....Bir samimi bir resmi konuşuyorsun.....
Tarık: Ne yapalım. Eski bir alışkanlık olsa gerek.....Çıkma mı teklif ediyorsun bana?
Naz: Bu son gecemiz.......Belki uzun süre yada bir daha hiç görüşemeyeceğiz.....
Tarık: Kim bilir? Ümit ve Filiz ‘e bağlı........Bari onlar birleşseler....akraba oluruz....
Naz: Bari mi?
Tarık: Artık bunları konuşmak için çok geç.......hadi çıkalım o zaman......
Naz: İstemiyor gibisin......Zorla çıkmana gerek yok......
Tarık: Son olduğunu düşünmek gitmeyi zorlaştırıyor......yoksa seninle birlikte çıkmak her zaman zevk benim için.....
Naz gülümseyerek Tarık’A bakar ve elini ona doğru uzatır. Tarık elini tutar ve arabaya doğru Naz ‘ı çeker.
Naz: Unuttun mu? Artık şoförüm değilsin. Bu arabanın başka bir şoförü var.
Tarık: Unutmak mümkün mü......Hele böyle her dakika hatırlatılınca......Bu gece yeni şoförden bahsetmek yok.....
Açtığı arabanın kapısını tekrar kapatır.
Tarık: O nedenle de arabayla gitmeyeceğiz......Benimle yürür müsün?
Naz: Bir şartla.......
Tarık: Neymiş o......?
Naz: En çok sevdiğin şarkılarını söylersen bana.
Tarık: Zevkle.....
Ellerini birbirinden ayırmadan bahçe kapısına doğru yürümeye başlarlar......
Tarık: Seninle bir dakika.....
Güneş doğarken denizi seyretmektedirler. Naz başını Tarık’ın omzuna yaslamıştır. Esneyerek.....
Naz: Babam bizi bu akşam sinemaya götürüyor. Halam ve Ümit dünden razıymış gibi hemen kabul ettiler.
Tarık: Ya sen?
Naz: Ben gitmem öyle aile ile. Sinemaya özel kişilerle gitmeyi severim.
Tarık: Yani evde tek başına mı kalacaksın.
Naz: Tek olmayacağım.....Kerem de olacak.....
Tarık sinirli bir ses tonu ile....
Tarık: Aman ne güzel.....
Naz: Ne o kıskandın mı yoksa....?
Tarık: Kıskanmak mı?.......Neyse. Aslında gideceğiniz filmden Vahi bey bahsetti bana da. Yardımcı roldeki kadın aktris ile bir ay yaşamıştım İtalyada. Zamanım olsaydı ben de gelirdim....
Naz uyuklamaklı halinden birden kopar.....kocaman gözlerle Tarık’a bakar......Demek öyle....Bir ay demek......Bir ay.....
Tarık: Ne o rahatsız mı oldun.....
Naz. Yoooooo, neden olayım ki......Ama düşündüm de........ailemi yalnız bırakmazsam daha iyi olur.
Tarık Naz’a belli etmeden gülümser. Naz ise hüzünlenmiştir.
Tarık: Artık dönelim. Ben gecikmeden........
Yoldan geçmekte olan bir taksiyi çevirir Tarık. Eve vardıklarında Tarık Naz’a döner ve.....
Tarık: Sana veda etmeyeceğim.....Vedalar sondur........Ben seninle sonu görmedim henüz Naz......Sen şimdi yukarıya çık ve .........
Naz eliyle gözlerinden süzülen yaşları siler. Tarık tepki veremeden boynuna sarılır ve yanağına içten ve hızlı bir öpücük kondurarak koşarak merdivenlerden yukarı çıkar ve eve girer. Tarık da dolan gözlerini uzun süre kapıdan ayıramaz......Sonra müştemilata doğru yürümeye başlar. Kerem’i televizyon izlerken bulur.
Tarık: Ben gidiyorum......Naz hanımı üzecek herhangi bir şey yaparsan yakana yapışırım....
Kerem masaya ayaklarını uzatmış oturmaktadır. Tavrını hiç bozmadan.
Kerem: İyi tamam.
Tarık üzgün eve döner ve Ümit’in odasından eşyalarını alır. Ümit evde yoktur. Tarık’a bir not bırakmıştır.
Tarık: İkinci kez seninle vedalaşamadım Alfonso......Filiz ile düğünümüzde görüşmek üzere...
Tarık notu gülümseyerek gömleğinin cebine koyar ve odadan çıkar. Naz’ın odasından çellosunun sesi gelir.
Tarık: Çal......Benim için de çal.
Akşam Kerem tüm aileyi sinemaya bırakıp eve döner. Döndüğünde bahçede onu bekleyen iki kişi vardır. Kerem arabadan inince onlar da minibüsten inerler. Hep birlikte eve girerler. On dakika sonra sirenlerle polis gelir. Eve girdiklerinde üç kişiyi neredeyse baygın yerde bulurlar.
Komiser: Bakın burada kimler varmış? Sonunda sizi iş üstünde yakaladık.......Daha doğrusu yakaladılar.....İyi de benzetmişler sizi.......Haydi gidiyoruz.....
Polis üç hırsızı ekip arabalarına bindirip karakola götürürler. Tarık ve Spor eğitmeni bahçeden onları giderken izler.
Tarık: Size ve arkadaşlara çok teşekkür ederim.
Spor eğitmeni: Rica ederim. Benim için bir zevkti. Böyle şeyler hep filmlerde olur sanırdım.
Tarık saatine bakar......
Tarık: Film dediniz de..benim ikinci bölümüne yetişmem gereken bir film var hocam.....İzninizle....

:img-in_lo

sinemim_g
15-04-07, 08:35
BARIŞ VE MERVE İTALYADA:img-yes:

yönetmen:evett işte geldik...
kameramanlardan biri:çokta sıcakmış...
barış:ee abi sanaryo nerde..biz biraz çalışalım..
yönetmen-kameraman-oyuncular:(sanariste bakarak)sanaryooo????
sanarist:hee sanaryomu yazmadım ki dahaa..şimdi karalarım bişeylerr
yönetmen-kameraman-oyuncular:(birbirlerine bakarlar şaşkınlıkla ve hepsi dağılır)dinlenelim bari biraz...
barış:mervee...merve nerdesin?
merve:telefonla konuşuyorum?bir dakka ...
barış:(içinden)susmuyor bu kızın teli benimkide çalmıyo...
merve:geldim..ee sanaryo nerde
barış:yok!
merve:neee...
barış:niye şaşırdın!ilk defamı oluyor?
merve:yaa 2 saate kadar çekime başlıycaz daha yazmamış mı?
barış:aman boşver yarım saatte yazar zaten hep aynı yazıyor!
merve:olan bana oluyor..bari bu bölümde naz biraz durgun olsaa...yine sinirlencekler bana...
barış:hehe onlar naza sinirleniyorlar sana değil mervecim!
merve:sırıtma barış aynı şeyy
barış:sırıtmıyorum ki gülümsüyorum
merve:bu italyada güzelmişş gelmişken biraz gezzek...
barış:gezeriz...
merve:bu bütçeylemi..buraya zor geldik...
barış:ne olcak kii yaa kendi cebimizden harcarız!!sen onu boşverde ben acıktım bişeyler yesek mi çekimlerrden önce...
merve:sen ye ben diyetteyim...
barış:yine mi?

-------------dilek çeşmesindeler----------
barış:işte burası
merve:dinlenme molasında beni buraya getirdiğine inanmıyorum...bir öğrenseler
barış:ee gezdirmiyolar ne yapayım...
merve:tarık ve naz gelirdi zaten kesin ..yazmıştır...
barış:ya yazmamaışsa biz baştan gezelimde..
merve:ee yuhh :img-hyste yazmamışsa koskaca italyaya boşamı geldik..
barış:sen onu boşver dileğini çabuk dile de gidelim
merve:tamam sende dile...
barış:ne diledin?
merve:tarığın artık itiraf etmesini!sen?
barış:nazın daha fazla tarığa çektirmemesini:
merve ters ters bakar..
merve:gidelim...
barış:yine sinirlendii nazlaştı ya..
merve:mırıldanma barışş çabuk ol
..................pravodalar........
merve:hadi hazırım başlayalaım
barış:okey geldim..hadi
merve elindeki sanaryoya bakar
merve:önce sen giriyorsun
barış:nazz..bak gördün italyadaki hayatımı..hala burda kalmamı istiyormusun?
merve:istiyorum...
barış:ama naz...
merve:ne yani beni burda tek başıma mı bırakacaksın?
barış:seni mi?
merve:okulu aradım izin aldım 3 gün burdayım tarık yoksa sen beni bırakıp türkiyeye geri mi dönüceksin?
barış:yok yok..sen burdaysan bende burdayım ama sonra ikimizde geri döncez sözmü?
merve:söz...
barış:o zaman 3 günü ne olduğumuzu bilmeden geçirmeyelim?
merve:ne demek bu?
barış:naz..ya şimdi konuşacağım yada hep susacağım..uzatmayacağım...direk söylüyorum...ben seni....
dırırırırırırırırırırırırırıııdıdıdırırırırırıırır
barış-merve:telefonnn......
barış:iyide sanaryoda bu yok kii merve?
merve:evet yok !kimin çalıyo o zaman
barış:senin...
merve:senin...
barış:şey benim...
merve:sanırım benimde...

merveyi sanarist barışı yönetmen...
:nerdesiniz siz??
:geliyoruz...

merve -barış:yok bunlar kararlı izin vermiyceklerr kendileri yazıyolar izin vermiyolar:

efendim 2. bölümüz geldii(yoğun istek üzerine )

çekim başlıyor

barış:geldik abii
yönetmen:nerdesiniz oğlum siz çekimler başlıyor...
barış:abi biz çalışıyorduk pravo yapıyorduk nasıl olsa vaktimiz var diye
yönetmen:kim dedi size vaktiniz var diye?
barış:ee sanaryo daha yazılmadı dediniz yaa
yönetmen:ne vard onda..bak 1,5 saatte 3 bölüm yazdı
barış:3 bölüm müü ama hiç bir oturuşta 1 bölümden fazla yazmazki
yönetmen:italya çarptı herhal
barış: hehe güzel belki italya romantizm etkiside yaratmıştırda romantik sahnalerde yazmıştır.
yönetmen:(gülümser)hiç şüphen olmasın

merve elindeki sanaryoya bakarak hızlı hızlı gelir.
merve:bu ne yaaaa?
barış:ne oldu?
merve: nazz...
barış:ne oldu naza?
merve:tarık...
barış:merve çekime başlamadık ben barışş
merve:yaa barış sanaryoya bakk...sanki naz tarık tarık nazz kafalarına bişey düşümüş bunlarrın
barış:italya etkiside baya kuvvetliymiş bee
merve:inanmıyorum öpüşüyolar
barış:daha ne istiyorsun romantik sahne istemiyormuyduk...izleyizi bayram edicek
merve:iyide barış 1 bölüme 6 öpüşme koymuşşş
barış:....... 'yuhhh' (yutkanarak)
merve:o benim sözüm barış..
barış:vayy bee 1 bölümde 6...istermisin bunlar italyada evlensinler
merve:bide çocukk...
barış:neyse artık çekicezz hadi başlıyormuşuz
merve:yaa 6 kere çekemeyiz
barış:niye daha önce yapmadığın bişeymi italyada sana ters çarptı
merve:ya barış biz bir öpüşmeyi kaç saatte çektik bir bölümde 6 öpüşmeyi kaç günde çekeriz
barış: matematik sorusunun sırası değil merve çabuk ol 1 ay burdayız :img-yes:

çekim yapılır...akşam yemeği molaaasıı.

herkez esniyor...
barış:merve tuzu uzatsana
merve:barış tuzluk senin önünde
barış:biliyorumda elimi uzatacak halim yok
merve:senin kendi önüne uzatacak halin yok benim senin önüne uzatacak halim hiç yok
barış:gidip yatsam mıı yaa yemek yiycek hiç halim yok
merve:ben gidiyorum bilee
barış:benide bekle
merve:niye benlemi yatcan?
barış:hayır merdivenlerden düşersen seni tutayım diye
merve:sen kendine bak benden daha yorgunsun önden gitte düşersen ben tutayım
barış:bu italyanlarda amma kıntır asansöre gitmek için bile merdiven çıkıyoruz
merve:sen italyanları türkler kadar hazırcı ve üşengeçmi sandın
barış:batılaşma çabasında görüyorum seni
merve:diyene bak rock söylüyor
barış:sustum!

merve:iyi geceler
barış:nerdeydi benim odam...
merve:şu...(yanındaki odayı gösterir
barış:iyi hadi iyi geceler
merve:kapını açıyım mıı
barış:yok ben açarım hadi sen git
merve:tamam
barış:ee niye hala burdasın
merve:kolum barış kolumu bırakmıyorsun
barış:hee tamam bıraktım
merve::yaavaşşşşşşşşşş
barış:ya ne bırakıyorsun kolumu yaa ayy acıdı
merve:ya bu kadarmı dayandın bana tepe taklak oldun
barış:merve kapıyı açarmısın?
merve:açtım gir hadi
barış: (yerde yorgun ve canı acımış şekilde merveye bakarak) şeyy beni içeri götürürmüsün?
merve:iyi hadii gelll
merve:üstünüde örteyim mi barış kımıldayamıyorsun
merve:barışşş....huuuu barışşş
merve:uyumuş bilee...(odadan çıkar)

merve odasında
merve:ayy çok yorulmuşum yaa(kendini yatağın üstüne atar)telefonum telefonum çalıyor....nerde buu
merve:alooooooooo
sevgilisi:alo mervee?
merve:efendim
sevgilisi:iyimisin sesin...
merve:yorgunum biraz
sevgilisi:italya yoruyor hee
merve:sanaryo yoruyor...
sevgilisi:bu sanaryo herhafta vardı yormuyordu
merve:bu sefer biraz ağırdı..hiç durmadan öp....
sevgili:neeeeeeeee??
merve:yok bişeyy...senin işler nasıl
sevgilisi:benimde yoğundu bugün yarın daha sakin olur herhalde..ee anlat italya nasıl...
merve: ........................
sevgilisi:merve ordamısın?
merve: ........................
sevgilisi:anladım uykudasın

ilki daha güzeldi biliyorum da sabah sabah uykulu uykulu yazdım belli oluyor zaten:img-yes:

flower98
15-04-07, 20:57
Part 8
Naz: Ayyyyyy bu kızla mı......? Ya bir saattir her açıdan gösterdi kızı, güzel desem güzel değil....Yetenek de yok.....Ağlıyor mu yoksa gülüyor mu belli değil.
Bir ses: Şıııııııı....
Naz: Ya ne oluyor ya.....yorum yapıyoruz.....
Başka bir ses: ...Üffff film bitti yorumunuz bitmedi....
İlk ses: Şııııııııııı.....
Naz: Aman . Tamam....tamam
Naz (fısıldayarak): Iyyyyyy.....dişlere bak.....(yüksek sesle gülerek) Ben bunları yan yana düşünemiyorum bile....
Sinema Görevlisi: Hanım efendi.....Şikayet var.....Sizi buradan da kaldırmak zorunda kalacağım.....Ya da filmden çıkartmak zorunda.....
Naz: Aman alın filminizi kendiniz seyredin.....Göz zevkimiz bozuluyor burada....
Naz kalkar ve tam çıkacakken.....
Tarık( Onu kolundan yakalar ve yanına oturtur): Daha en heyecanlı yeri gelmedi.....Bir de mayolu halini gör istersen......( karanlıkta beyaz dişleri parlar)
Naz: Sen burada mıydın........?...Duydun mu.....?
Tarık : Hı......hı.....
Naz: Ne kadarını.....?
Tarık: Hepsini......
Naz başını dizlerine gömer. Elleri ile de koltuğu yumruklar.....
Bir ses: Yeter ama yaaaa.....Bu ne rezalet......
Tarık Naz’ı bileğinden yakalar ve peşinden salonun dışına sürükler.
Tarık: Vahi beylerin yanına oturdum geldiğimde....Seni tanımadıklarını belirttiler( Güler)....Yerini değiştirmişler hiç susmayınca.....
Naz: Ne yapsaydım....Film yorum filmiymiş....
Tarık: Benim bildiğim yorumlar film bittikten sonra yapılır......
Naz: Sen çok biliyorsun zaten....Hem sen gitmemiş miydin?
Tarık: Gördüğün gibi buradayım.....Giden başkası oldu......
Naz: Kim.....?
Tarık cep telefonunu çıkartır cebinden ve Naz’a birkaç resim gösterir.....
Naz: Bunlar da ne böyle?
Tarık: Anlatayım......Bu elinde çuvalla olan Kerem, sevgili şoförünüz,hani on parmağında on marifet olan. Bu kaçıncı marifeti saymadım.....Neyse , bu da arkadaşları.....Bak sizin kasanın önündeler.....Şu arkadan yaklaşan beyaz melekler de beim birkaç eski arkadaşım.....Onlara temizlik meleği de diyebilirsin.....Şu son resim de Komiser Harun ve Kerem....Sizin evden çıkarken....
Naz: İnanmıyoruuuuuum......İnanamıyorum.....!!!!!!!!!
Naz telefonu Tarık’ın elinden kapar ve salona yönelir.
Tarık: Dur Naz nereye gidiyorsun?
Naz: Babama göstereceğimmmm.
O esnada telefon çalar......Naz ani bir refleksle acar.....
Naz. Alo? Belgin teyze.....Evet burada........Seni istiyor.....
Tarık: Alo?Yok.......Sinemadayız.......Ararım......İyi geceler.....
Naz: Ne o yüzün değişti ?
Tarık: Yok bir şeyyyyy.
Naz: Ver telefonu.....Babama göstereceğim resimleri.....
Tarık: Vahi bey biliyor dururmu......O nedenle sinemaya geldiniz zaten.....Ben de o yüzden gitme numarası yaptım....evde kimse yok sansınlar diye.
Naz hırsızlık olayını unutuverir.
Naz: Peki şu yardımcı kadın oyuncu meselesi?
Tarık: Yok öyle bi şey....Hem de o kadınla.....(Güler)
Naz: Demek beni buraya getirebilmek için öyle bir yalan uydurdun.....?
Tarık: Sırf birlikte yaşadığımı söylediğim kadın için mi geldin yani sinemaya?
Naz: Şeyyyy.....Neden sırıtıyorsun....
Tarık: Sırıtm.....( telefonu çalar)Alo?......Tamam arayacağım........
Naz: Her halde yine Belgin teyze.....Bir şey mi oldu......? Neyse ben filmi tamamlamaya gireyim....Sen rahat konuş.
Naz salon girişine, Tarık da sinema çıkışına doğru yürür. Tarık annesini arar....
Tarık: Alo, anne? Ne o telaş....?
Belgin: Sen hemen buraya gelmezsen telaş ne o zaman göreceksin.
Tarık: Ne oldu söyler misin ?
Belgin: Daha ne olacak? Komiser Harun bey aradı. Uzun zamandır aranan bir çeteyi yakalatmışsın..
Tarık: Bunun için seni mi aradı?...Bunun için?
Belgin : Hayır, imza attığını söyledikten sonra ekledi bunu.....Gurur duyun dedi.
Tarık: Sen de dediğini yap....Gurur duy.....
Belgin: Böyle gurur istemiyorum ben...Ya sana bir şey olsaydı.......Sadri seni aramadı mı?
Tarık: Öğlen aradı.....Şimdi cezam kaldırılacak mı yani?
Belgin. Tamamen olmuyor muş. On günlük özel yurt dışına çıkış izni alabildi ancak.
Tarık: Tamam o zaman ben de şu Alfonso işini gidip tarihe gömeyim.
Belgin: Ne zaman gidiyorsun?
Tarık: Ben seni arar bildiririm.....Sofia bu gün gitti......O sayfayı da kapama zamanı geldi....
Belgin: Naz ne olacak......?
Tarık: Bilemiyorum....aklı fikri beni Alfonso olarak görmekte......İtalyaya göndermeden rahat edemeyecek.....Oysa oradaki hayatımı görse.......(içses)Kesin prangalara vurur beni.
Naz: Ne olurmuş oradaki hayatını görsem....?
Tarık( şaşkın): Sen burada mıydın?
Naz: Görevli beni içeriye almadı......Eeeeeee ben de olsaydım beni içeri almazdım.
Tarık: Beni mi dinledin?
Belgin: Hesap ver sevgiline hadi.....
Tarık: Sonra yine görüşürüz. İyi geceler....
Belgin: Tarık.....Tarık diyorum.
Naz: Sen beni dinlememiş miydin.....? Ne varmış oradaki hayatta merak ettim şimdi....
Tarık: Anlatsam anlamazsın ki!
Naz: Anlatmanı isteyen mi var.....Göstereceksin (manalı manalı Tarık’a bakar)
Tarık: Neeee!!!!!
Devamı edecek.....

Medea
16-04-07, 03:29
KARMAN ÇORMAN SENARYO :)


Haluk Özenç —Bıktım bu dizifilm.com’daki forum ahalisinden yahu.İmanım gevriyor en hasından öpüşme sahnesi yazıyorum olmuyor,gerilim yaratıyorum gerdin deniyor ulan istiareye yatıp erenlerden tüyo aldım gene yaranamadım..rating uğruna çarpılacağız Betül onu söyliyim.


Betül Karabulut—Aaamann Haluk sen de..üç beş tane çocuktan mı korkacaksın sen de yani.Tamam izleyici onlar ama sen de yılların senaristisin ya olur mu böyle şey?


Haluk Özenç---Öyle deme Betül öyle deme,bu çocuklar iyi sıhhatte olsunlara karışmış,bir fragman didiklemeleri var akla zarar.Mit bunlar gibi çalışsa fail-i meçhul filan kalmaz he ben sana diyeyim.

Betül Karabulut- Haluk sen yoruldun anlaşılan biraz dinlensen..hem...sa..


Barış Akarsu—Selam milletttt...

Betül Karabulut—Hayda sen nereden çıktın?Siz çekimde değil miydiniz oğlum o kadar İtalya sahnesi yazdık sizin için ne zaman çektiniz de döndünüz ?

Barış Akarsu--- Çekemedik ki hepsini..(güler biraz sinirden biraz muzırlıktan)

Haluk Özenç—Nasıl çekemedik hepsini be?Sırtımızdan ter aktı onca şeyi yazana kadar.Bu da ne demek şimdi?

Barış Akarsu—Anlatayım hocam..pardon..yani Haluk bey.Şimdi siz yazdınız ve biz de mütevazı bütçemizle (ulan bana da geçti bu laf iyi mi bulaşıcı mı ne?) İtalya’ya gittik tamam ama iş bunla bitmiyor ki?Öyle mütevazı da bir otel bulmuşsunuz ki;tam maaşallah bilmemne filmleri oynatan bir sinemanın yanındaydı önünde de bekleyen ama seyirci olmayan(!) bir grup vardı .Polis baskınlarındaki sirenler yüzünden uyuyamadık zaten ilk gün.Yetmiyor gibi Kaya'nın odası da tıpkı dizideki Belginin odası gibi tam ortamızdaydı bonus olarak ,horlaması canımıza ot tıkadı.hadi Merveyle beni yolluyorsunuz o herifi neden peşimize takıyorsunuz anlamadım ki?
Neyse işte...ikinci gün romantik bir çekim yapalım dedik gondol paramız çıkışmadı.Ben oturdum San Marco meydanında gitar çaldım ama aldığımız para birer dilim pizzaya yetti.Biz de bari otobüsle güzel bir mekana gidelim dedik yanlışlıkla Roma otobüsüne binmişiz bizi Vatikan’ın önünde indirmesin mi?Merve sinirinden benim saçlarımı iki ters bir düz ördü sonra da pizzaya vurdu kendini. Ben de ahşap oyma takımım yanımdaydı başladım iki tane yeni senarist bir tane yapımcı bir de tv yöneticisi çıkardım ortaya hani sizlerden hayır yok ya..yuh be abi ne biçim senaryo ne biçim organizasyon ya bu?

Betül Karabulut—İyi de ne kadarını çektiniz sahnelerin onu söyle bari yahu?

Barış Akarsu--- Aaa çektik çektik...Venedikte büyük kanalda romantik bir gezi planlamışsınız yazmışsınız ya onu çekelim derken boğuluyorduk sayenizde.

Merve Sevi—Hoppp hoppp orada dur be..sakarım desene şuna sen!

Barış Akarsu—Höö sen nereden çıktın yahu?Ayrıca benim hiçbir kabahatim yok.Benim yanımda kısa durma diye giydiğin o apartmandan bozma kuleden kırma şeylerin üzerine duramadın da cumburlop suya düştün kızım birkere.Bu arada sayende ben de düştüm suya.

Merve Sevi--- Hahahahayttt affetmişsin sen.En güzel açıyı vericem diye durmuşum kanalın yanında sen “ aaaa hocammm vallahi gondollar geliyor dur ben bir bunlardan oyma yapayım” diye tam beni tutarken zınk diye bırakmasaydın ben düşmezdm herhalde demi?Seni de düşüren ben değildim ayrıca canım,elin İtalyan fıstığına bir kelime bile İtalyanca bilmeden yol tarif etmeye kalkarsan nereye bastığını görmezsin tabi!

Barış Akarsu—Sus Merve sus..birbirimizi yerken esas düşmanlarımızı unutuyoruz biz.Bak sana önerilerim var dinleyecek misin?

Merve Sevi—Tamam önden buyur..

Barış Akarsu—Bak şimdi..biz nelerden çekiyoruz en çok?Senaristler bir,izleyiciler iki kanal üç.Planlarım şunlar;

Haluk abiyle Betül ablayı o bizim dağ evine yollayacağız bir hafta çıkmayacaklar ki ilham gelsin.Hatata kapısına da dizifilm.com’daki yalancı yarim forumundan birkaç kişi dikeceğiz ki çıkmaya kalkarlarsa kovalayıp geri soksunlar eve.

Haluk Özenç—Ama Ba...

Barış Akarsu—Kızmak gücenmek yok Haluk abi..ağzını bantlamam lazımdı.

Merve Sevi—Eeee sonra?

Barış Akarsu---Ne diyordum?heh...İzleyicileri de sakinleştirmek için de Medyum Memiş’le anlaştım..görüntülerin arasında düşük frekansla ikna ve sakinleştirme mesajları yayınlayıp bilinçaltlarını şeedicez..Kanala gelince...işin zor kısmı o zaten.

Merve Sevi- O neden en zor kısmı?

Barış Akarsu--- Malum, patron onlar Merve daha sinsi ..öhö ...pardon yani daha planlı olmak lazım.ben diyorum ki onları da sen ikna et..Kanal sahibinin oğlu sana yanık diyorlar yani hani diyorum...

Merve Sevi –Yuh diyorum sana Barış yani ya!!başka ikna etmemiz gerken biri yok Allahtan, işe bir kanaldaki o kuklalar karışmadı zaten.

Barış Akarsu—de hayatım de dizimiz kurtulacaksa beterini de de..


Muharrem abi-Noluyor burda beee nee?..Bahri yetmedi siz mi çıktınız başıma bir de be.Tansiyon var bende tansiyon.Ah Bahri sen sardın bunaları başıma sen...burası namuslu kanal be ne o öle he nee???

Merve Sevi—Buyur Barışçım..bunlara çözümün var mı?

Barış Akarsu—Çok şomsun ya Merve ya...

sinemim_g
16-04-07, 18:23
efendim 2. bölümüz geldii(yoğun istek üzerine )

çekim başlıyor

barış:geldik abii
yönetmen:nerdesiniz oğlum siz çekimler başlıyor...
barış:abi biz çalışıyorduk pravo yapıyorduk nasıl olsa vaktimiz var diye
yönetmen:kim dedi size vaktiniz var diye?
barış:ee sanaryo daha yazılmadı dediniz yaa
yönetmen:ne vard onda..bak 1,5 saatte 3 bölüm yazdı
barış:3 bölüm müü ama hiç bir oturuşta 1 bölümden fazla yazmazki
yönetmen:italya çarptı herhal
barış: hehe güzel belki italya romantizm etkiside yaratmıştırda romantik sahnalerde yazmıştır.
yönetmen:(gülümser)hiç şüphen olmasın

merve elindeki sanaryoya bakarak hızlı hızlı gelir.
merve:bu ne yaaaa?
barış:ne oldu?
merve: nazz...
barış:ne oldu naza?
merve:tarık...
barış:merve çekime başlamadık ben barışş
merve:yaa barış sanaryoya bakk...sanki naz tarık tarık nazz kafalarına bişey düşümüş bunlarrın
barış:italya etkiside baya kuvvetliymiş bee
merve:inanmıyorum öpüşüyolar
barış:daha ne istiyorsun romantik sahne istemiyormuyduk...izleyizi bayram edicek
merve:iyide barış 1 bölüme 6 öpüşme koymuşşş
barış:....... 'yuhhh' (yutkanarak)
merve:o benim sözüm barış..
barış:vayy bee 1 bölümde 6...istermisin bunlar italyada evlensinler
merve:bide çocukk...
barış:neyse artık çekicezz hadi başlıyormuşuz
merve:yaa 6 kere çekemeyiz
barış:niye daha önce yapmadığın bişeymi italyada sana ters çarptı
merve:ya barış biz bir öpüşmeyi kaç saatte çektik bir bölümde 6 öpüşmeyi kaç günde çekeriz
barış: matematik sorusunun sırası değil merve çabuk ol 1 ay burdayız :img-yes:

çekim yapılır...akşam yemeği molaaasıı.

herkez esniyor...
barış:merve tuzu uzatsana
merve:barış tuzluk senin önünde
barış:biliyorumda elimi uzatacak halim yok
merve:senin kendi önüne uzatacak halin yok benim senin önüne uzatacak halim hiç yok
barış:gidip yatsam mıı yaa yemek yiycek hiç halim yok
merve:ben gidiyorum bilee
barış:benide bekle
merve:niye benlemi yatcan?
barış:hayır merdivenlerden düşersen seni tutayım diye
merve:sen kendine bak benden daha yorgunsun önden gitte düşersen ben tutayım
barış:bu italyanlarda amma kıntır asansöre gitmek için bile merdiven çıkıyoruz
merve:sen italyanları türkler kadar hazırcı ve üşengeçmi sandın
barış:batılaşma çabasında görüyorum seni
merve:diyene bak rock söylüyor
barış:sustum!

merve:iyi geceler
barış:nerdeydi benim odam...
merve:şu...(yanındaki odayı gösterir
barış:iyi hadi iyi geceler
merve:kapını açıyım mıı
barış:yok ben açarım hadi sen git
merve:tamam
barış:ee niye hala burdasın
merve:kolum barış kolumu bırakmıyorsun
barış:hee tamam bıraktım
merve::yaavaşşşşşşşşşş
barış:ya ne bırakıyorsun kolumu yaa ayy acıdı
merve:ya bu kadarmı dayandın bana tepe taklak oldun
barış:merve kapıyı açarmısın?
merve:açtım gir hadi
barış: (yerde yorgun ve canı acımış şekilde merveye bakarak) şeyy beni içeri götürürmüsün?
merve:iyi hadii gelll
merve:üstünüde örteyim mi barış kımıldayamıyorsun
merve:barışşş....huuuu barışşş
merve:uyumuş bilee...(odadan çıkar)

merve odasında
merve:ayy çok yorulmuşum yaa(kendini yatağın üstüne atar)telefonum telefonum çalıyor....nerde buu
merve:alooooooooo
sevgilisi:alo mervee?
merve:efendim
sevgilisi:iyimisin sesin...
merve:yorgunum biraz
sevgilisi:italya yoruyor hee
merve:sanaryo yoruyor...
sevgilisi:bu sanaryo herhafta vardı yormuyordu
merve:bu sefer biraz ağırdı..hiç durmadan öp....
sevgili:neeeeeeeee??
merve:yok bişeyy...senin işler nasıl
sevgilisi:benimde yoğundu bugün yarın daha sakin olur herhalde..ee anlat italya nasıl...
merve: ........................
sevgilisi:merve ordamısın?
merve: ........................
sevgilisi:anladım uykudasın

ilki daha güzeldi biliyorum da sabah sabah uykulu uykulu yazdım belli oluyor zaten:img-yes:

BARIŞ-MERVE İTALYA SEFERİ 3. BÖLÜM

kahvaltı.....
yönetmen:bak bunuda dene bunun tadıda ilginç
sanarist:görünüşüde ilginçmişş..
yönetmen:öğlende pizza yeriz..buranınki farklı olur derler
sanarist:görcez artık...
merve:günaydınn....
yönetmen:günaydın...
sanarist: nasıl iyi uyudunun mu?
merve:yattığım gibi uyuya kalmışım telefonu açık unutmuşum başım ağrıyor birazz ,tel boynumda kalmışta...
yönetmen:boynunda mı?italyanlara özgü bir moda mı?
merve:yok yok..telle konuşurken uyuya kalmışım yaa kulağımla boynum arasında sıkışmışş...boynum ağrıyor tutuldu herhalde
yönetmen:hı...bu gençleride anlamak zor...
merve:ee ekip nerdee sadece siz mi uyandınız?kameramanlar?
sanarist:çekimin yapılacağa yere gittiler kameraları ayarlıyorlar...asıl sen barış nerde onu cevapla...
mervenin gözler açılır oturduğu sandelyeden hızlıca fırlar..
merve:barışşşş...barışı unuttumm
yönetmen:nerde unuttun?
merve:yataktaaaaa
sanarist:senin yatakta mı?
merve:yok canım kendi yatağında...
yönetmen:o zaman sen onun yatağından geliyor olmalısın
merve:ya uff hayır..neyse açıklayamayacağım ben gidip uyarıyım
yönetmen:çabuk olsun...çekime başlıycaz 1 saat sonra
merve:tabi çekim yapıcak barış kalmışsa...
................................................

merve odanın kapısını açara...
merve:barışş..barışş uyannnn
barış: ................
merve:inanmıyorum yaa korktuğum başıma geldii...aynı koyduğum gibi milim kımıldamamış bu...
(dürtükler)
merve:barışşş yaaa lütfen kımıldaaa o kadar mı kötü düştünn..barışşş
barış:ahhhhhhhh.....(gözlerini açmadan kafasını bir sağa sola çevirir)
merve:barış bakk hadii çekime başlıycazz hasta olmanın bel kırmanın hiç sırası değil bana belinin iyi olduğunu söyleee
barış: (gözlerini açar)yaşıyormuyum...
merve:ne yazııkk kii..
barış: merveeee...
merve:tamam tamam şaka iyisin dimi belini kımıldatabiliyorumusun
barış:deneyim mii
merve:zahmet olcak...
barış: ................................
merve:kımıldattın mı?
barış:evet
merve:sorun yok yani
barış:du...
merve:ne du?
barış:yoktu..kımıldattım..tık etti..kaldı ve artık tıkta etmiyor üstelik kımıldamıyorda
merve:eyvahhhh...çekimler güm!!!
barış:yok yok korkma dublörüm var
merve:kimmiş o?
barış:Johnny Depp
merve:hee tabi bir alo derim koşar zaten...
barış:yaa şaka maka kötüyüm o kadar dedim bırakma kolumu diyee
merve:ne yapacaktım...allah allah yaaa...neyse gidip gelemeyeceği söyleyeyim bari...
barış:sonra gel bana cevaplarını belirt...
merve:iyi tamam kımıldama ben doktorda çağırayım..
barış:italyan olmasın...anlamaz onlar halimizden
merve:hee bende italyanı arayıp barış hasta filan diycektim italyanca biliyorum yaaa....
barış:naz gibi yapardın..iki uçuş..iki kaçış..iki parmak birleştirirdin biraz sırıtırtın gözlerindede biraz hüzün cupppp italyan burdaaa
merve:heee onları yapardım italyan artık burdamı olurdu benim odadamı olurdu bilemem üstelik barış hasta diye anlamaz ona evlenme teklifi ettim sanırdı
barış:benimde amacım o belki
merve:beni italyaya yamamak mıı..aslan gibi türk sevgilim varken
barış:heeehh işte o aslan gibi sevgilini kurtarmak ve türkiyeyi bir dırdırcıdan sıyırmak amacım
merve:heeeeheeee çok komik...o zaman türkiyeyi bütün kadınlardan sıyırman gerekecek
barış:tamam işte senden başlıycam...
merve:o zaman hiç hayranın kalmıyacak biliyorsun dimi
barış:neden mişş o
merve:duyduğuma göre sevgili barış akarsuyun hayranlarının 4/3 'ü bayanmıştaa
barış:hadi yaaa...sen boşver italyanı sen git türk bull git hadii koş koşş..
merve:böyle poşet olursun işte hıh...
------------------------------------
yönetmen:uyandıramadın mı?
merve:şeyy aslında uyandırdımda kaldıramadım
yönetmen:merve barış ağırdır kaldıramassın kızıım
merve: .....................
yönetmen:ya çıldırtacakmısın sen benii?ne demek kaldıramadım
merve:barışın beli tutuldu ..dün biraz tepe taklak olmuştuda uyumadan öncee
yönetmen:hayda nerden çıktı bu yaa ne yapcaz şimdi..
merve:bugün benim çekimlerim olsa sadeece
yönetmen:dalgamı geçiyorsun tarıkla nazın ayrı sahnesimi var her daim dipdipesiniz
merve:eee o zaman bugün çekemiycezz
yönetmen:neyse hulusili bölümü çekelim bari
merve:neeee?onlardamı italyadaa
yönetmen::yok daha değil bugün gelicekler..sen izinlisin git barışın yanında ol
merve:tamam!
(içses)
merve:off yaaa(merdivenleri hızlı hızlı çıkar)koskaca italyadayım barışa dadılık yapıyorum
bir italyana çarpar...
merve:ahhh...........
italyan garip garip bakar ses çıkarmazzz
merve:pardon(kime diyorum yaa adamda anladı ya zaten hemen)
italyan hala bakmaya devam eder
merve:I '**(kendini göstererek)soryy (yüzünü buruşturarak)
italyan: (gülümser) not at oll..
merve:anladıı.. valla anladııı..vayy beee...(birden durulur)iyide ingilizce konuşuyorum italyanca değilki neye seviniyorsam
el kol işareti yaparak uzaklaşır....
..........................................
merve:selamınhello
barış: (sırıtarak)alaykümhello
merve:kaptın sen yaaa
barış:ee doktor hani
merve:ayy unuttum aramayı
barış:iyi etmişsin ilaç aldım birazdan geçeer
merve:iyi bir isteğin varmı
barış:sen!
merve:ben...senn..yani sen beni?
barış:niye şaşırdın ki!
merve:barış yeme benii elinde olsa boğarsın sen beni
barış:elimde değil ama elime vermediler versinler o zaman oda olur
merve:dalgayı bırak deniz saati değil ne istiorsun başla...
barış:tv yi aç...
(açar)
barış:açımm..kahvaltı...
(gider,getirir)
barış:şimdi kaybol...
merve: (tepsideki bardağı alıp suyu fırlatır) aptal.!!!!!

flower98
17-04-07, 02:05
Part 9
Naz: Evet. En güzeli İtalyaya birlikte gitmek. Viva İtalya......
Tarık: Şaka yapıyorsun herhalde? Ciddi olamazsın.....
Naz: Niye? Son derece ciddiyim.....Hem gezeriz de orada....Alfonsonun izinde gezisi.....Nasıl ama?.....Ne yaratıcıyım ya....
Tarık: Yaaaaaa....Ne demezsin........Korkarım bu yaratıcılıkla seni uçaktan da atarlar....
Naz bozulur......Nedenmiş o? Ne zararımı gördün?
Tarık: Ne bileyim...Bir lafımla şu fimde yaptıklarından sonra.....İtalyada Alfonsonun izinde olayı korkuttu beni biraz....
Naz gülerek Tarık’ın omzuna vurur...
Naz: Ay ilahi arkadaşım.......Ne oluyo yaaaaaa?
Tarık Naz’ın elini sert bir şekilde yakalamıştır.....
Tarık: Arkadaş olayını bitirelim dediğimi hatırlıyorum.....Vurma omzuma....rahatsız oluyorum....
Naz: Amaaaaaaaan......tamam be arkadaşım.....
Naz inadına boşta duran diğer eliyle de öbür omzuna vurur. Tarık bunu da yakalar ve bileklerinden tuttuğu Naz’ı kendine doğru çeker. Burunları birbirine değmek üzeredir. Birden.....
Filiz: Abiiiiii......!!!!!!!!
Hemen birer adım geri atarlar. Tüm aile yavaşca onlara doğru gelir.
Ümit: Naz, neydi o halin......Ayyyyy!!!!Hala ne yapıyorsun yaaaa?
Netice Ümit’i sertçe dürtmüştür.....
Netice: Naz yok burada.....Bu şahsı tanımıyoruz dedik yaa.....Yürü Ümit.....Yabancılarla konuşma.....Aaaaaa? Dur bu bizim Alfonso değil mi?Döndün mü sen küçük Hulusi? Ha?
Tarık: Henüz belli değil Halacım......Naz isterse.......
Tarık Naz’a bakar........
Netice: O zaman eve gel de Naz ile konuş......Şu yanındaki film düşmanından da uzaklaş.....gevezelik bulaşır.......
Naz: Ama halacım yaaaaa.........Ayyyyyyy....
Netice: Sus.....kimsin sen.....Tanımıyorum ben seni.......
Vahi: Yetmedi mi ablacım ya.....Ayyyyyyyy
Netice : Sen sus......!!!!!! Hadi gidiyoruz.
Netice ,Vahi ve Ümiti önden yürütür ve Tarık’ın koluna girer. Naz arkalarından baka kalır.....
Naz: Ama ben......
Tarık sinemanın kapısında Ümit ile yer değiştirir.Neticenin elini öper ve Vahi bey’in de onayı ile içeriye Naz’ın yanına döner. Hala arkalarından şaşkınlıkla baka kalan Naz’a yaklaştığında telefonu çalar.....
Tarık: Alo?
Belgin: Hesap kesim fişini aldın mı?
Tarık: Ne?
Belgin: Hesap verdin ya sevgiline......Ağzının payını aldın mı?
Naz: Kiminle konuşuyorsun sen? ( Naz geride bırakılmış olmanın öfkesindedir)
Belgin: Ooooooooo iş bitmiş Tarık......Ben annen olarak bu kadarını diyemiyorum......
Tarık: Şey.....İ.........Şarj bitti!!!!!!!!! Naz, telefonunu verirmisin......?
Naz: Veremem.
Tarık: Neden?
Naz: Film esnasında o dediğin kızı cep telefonuma kaydederken halam kızdı aldı telefonumu.....
Tarık: Çok güzel......Bunları yaptığına inanamıyorum yaaaaa......
Naz: Eeeeeeeee napalım.....Biz de bu sukuneti değerlendirelim.......Hadi gezelim......Hem İtalya provası olur bize.....
Tarık: Sen gerçekten ciddisin......
Naz: Arabaya son varan..........
Tarık : Yok ki.
Naz: Ne yok?
Tarık : Araba....Ümit sizinkileri götürdü.........
Naz : İyi......o zaman yürüyelim......Hem sana Kerem ile ilgili rüyamı anlatırım.
Tarık : Kapandı o mesele....Adam çıktı artık hayatımızdan.......
Naz : Anlatacam işte..Rüyamda sen Kerem’i kendine benzetiyordun.......Böyle stüdyolarda kayıt yapmalar.....Benimle gezmeler......kıyafetler müthiş spor........
Tarık : Nazzzzzzzz ! Bunları bana anlatma....Sana rüya bana kabus....Herkes rüya görür....Kim bilir kim hangi rüyayı görüyo şimdi.....
Belgin aniden kesilen telefonun şokuyla oturduğu yerde kala kalmıştır. Birden kendini yarattığı bir hayalin içinde bulur......
Naz: Öp bakayım babaannenin elini Nazlıcım.
Küçük kız Belginin elini öper. Belgin de ona sarılır.
Belgin : Canım yavrum......Gün geçtikçe babana benziyorsun......
Naz : Tarık ne diyor annen....... ?
Tarık. Annecim....sana öyle geliyor......Nazlı tıpa tıp Naz......
Naz : Tarık.....Annene İtalyaya döneceğimizi söyledin mi ?
Naz sırıtarak Belgin’e bakar.....
Belgin : Ne İtalyası.....İtalya geçmişte kaldı.....Tarık neler oluyor.... ?
Tarık : Burada geçinemiyoruz anne......İtalyaya dönüyorum.....Ralliye başlayacağım yine....Naz en iyisinin bu olduğunu söylüyor......
Belgin : Ne ??????? Oğluşum gidiyoooooorrr......Oğluşum İtalyada......ah Belgin ahhhhhh....Ne talihsiz insansın sen......Gitti Tarık İtalyaya gitti......
Belgin hayalini görürken son cümlesini haykırmıştır. Hulusi karısının sesine koşup gelmiş ve onu uyandırmaya çalışırken....
Hulusi( içses) : Merak etme Belginciiiiiim.....Ben yarın erkenden İtalyaya gidip o zibidiyi getireceğim....Büyük süprize hazır ol.....
Ertesi sabah Naz ve Tarık yataklarında gecenin yorgunluğunu derin uykularında atmaya çalışırken, Belgin Tarık’a ulaşamamanın hüznünü yaşamakta ve Hulusi de çoktan uçağa binmiş İtalyaya doğru uçmaktadır......
Günün ilerleyen saatlerinde .....
Hulusi: Şu sözlük te olmasa işim zor yani......Bakalım şu fstığa bir soralım....Ne diyecem....merhaba güzel kız. Ben Alfonsoyu arıyorum.....Yazalım bakalım şu kelimeleri yanyana, anlayacak mı......
Hulusi: per cortesìa. Come tu siete. Indagare Alfonso. Bellezza ragazza.......Kulağa hoş geldi.....
Telefonu çalar......
Belgin : Hulusi sen neredesin sabahtan beri. Ne aradın ne sordun....Bankayada uğramamışsın....
Hulusi : Hayatım. Bak dinle. per cortesìa. Come tu siete. Indagare Alfonso. Bellezza ragazza..
Belgin: Sen yine gündüz gözüne rakı mı içtin?
Hulusi: Aşk olsun Belgincim.....Ne rakısı.....İtalyanca , Beyfendi Alfonsoyu arıyorum diyorummmm.
Belgin: Ne? Sen neredesin Hulusi?
Hulusi boş bulunur ve bulunduğu gece klubünün adını masadaki peçeteden okur..
Hulusi: La İtalya Prima Donna Night Club
Belgin: Hem İtalyada hem de gece kulübündesin demek....Ne işin var orada?
Hulusi : Ne işim olacak....Tarık’ı arıyorum. Gittiği her yerin listesi var elimde....Bulacam onu getirecem sana....
Belgin (içses): Eyvaaaaaah....Tarık şimdi İtalyadaysa.........Asla karşılaşmamalılar orada....
Hulusi: Belgiiiin oradamısın.....Bak burada efendi bir bey var....ondan bilgi alayım hemen seni ararım....
Belgin: Bu bey’in saçları ne renk Hulusi?
Hulusi( baygın gözlerle ve yumuşak ses tonuyla) : Ateeeeeeşşşşşş kızılı.......
Belgin : Demek öyle....Birincisi boşuna İtalyadasın, çünkü Tarık şu an evde.....İkincisi ben oraya geliyorum ilk uçakla, o ateş kızılı saçları olan adamı görmeye........ !!!!!

sinemim_g
17-04-07, 17:36
BARIŞ-MERVE İTALYA'DA 4. BÖLÜM

merve hızlı hızlı odasına gider...barış bir yandan kahvaltısını yaparken bir yandanda tv izler!
merve odasında....(kapıyı çarpar)
merve:beyfendiye hizmet ediyoruz yaranamıyoruz,benim şimdi italyada gezmem lazımdı yaaaa....offff offfff
dıdıdıdıdıırırırırırırıııııı(telefon)
merve:efendim (sinirli)
sevgilisi:sanada günaydın?
merve:sen kimsin yaaa?
sevgilisi:oo hanfendi italyalarda sevgilisini unutmuş...
merve:enverrr....senmisin?
sevgilisi:sanırım..sen niye sinirlisin yineee
merve:ya çekimlerde problem olduda ondan...niye aradın
sevgilisi:özür dilerim rahatsız mı ettim
merve:ya yok alınma hemen,çekimdeyim diye aramassın sanıyordum...
sevgilisi:bir yoklayım dedim sesini duymak istedim...
merve:iyi duydun..şimdi işine dönebilirsin
sevgilisi:merve sen ciddi sinirlisin
merve:ya kusura bakma iyi değilim sonra konuşalım mı?
sevgilisi:iyi öyle olsun kendine iyi bak üzülme olurmu işine ne kadar düşkün olduğunu biliyorum ve sen hep en iyisi yapıyorsun bölüm yetişir ondan sitres yapıyorsan yapmaa,hiç bişey senden daha önemli değil
merve:teşekkür ederim çok saoll biraz dinlensem yatışırım
sevgilisi:tamam..bu arada ben....seni özledim
merve: (gülümser)bende...
teli kapatırlar (ne romantik oldu bee birden yazdım kızmayın barışçılar biliyorum bende aynı şeyi düşündüm:img-hyste ama şans yokk:sad53: )
-------------------------------
merve yatağının üstüne yatıp gözlerini tavana diker...
barış:ahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh
merve barış diye bağırarak birden yataktan fırlar ve barışın odasına gider...
merrve:barışşşş....barışş nerdesin
barış:yerdeeeeee
merve: (elini uzatarak kaldırmaya çalışır)ne işişn var burda
barış:kalkmaya çalışmıştım sadece
merve:sebep
barış:sesini duydum..bana söyleniyorsun sandım
merve:telefonla konuşuyordum
barış:beni annenemi şikayet ettin...oya ablam beni sever ama kanmaz sana
merve: (gülümser)heeheee yok yok annemle konuşmuyordum
barış:hıı o zaman beni aslan gibi türk sevgiline şikayet ettin
merve:şikayet filan etmedim
barış:uff iyi yatağa yatır beni
merve:çok ağırsın yaaaa
zar zor yatağa yatırır...tvye bakar gözleri açılır sinirli...
merve:tvyi nasıl kapattın sennnnn...hani kalkamıyordun yalancııı (omzuna vurur)
barış:ahhh...kızım dur yaaa...ben kapatmadım kalkmaya çalışırken düştüm kumanda elimdeydi düşünce üstüne düştüm kırmızı düğmeye basmış olucam ki kapandı hem biliyorsun bu alet kumandadanda kapanıyor
merve:iyi be tamam unutmuşum kapandığını
telefonnn...........
merve:efendimm
yönetmen:aaa merve ben seni mi aradım barışı arıyorum sandım
merve:yok yok barışın tel buuu kendisi açamıyorda
yönetmen:bende onu sorcaktım nasıl oldu düzeldimi..niye açamıyor teli
merve barışın yanından uzaklaşır sessisce..
merve:sanırım daha kötüü..yataktan çıkamıyorr...
yönetmen:hadi yaa..onun iyileşmesi 2 hafta sürse 6 öpüşme sahnesi 1 ay sürse 3 haftada estra desek 1,5 ay kadar burdayızzz..
merve: (yutkunur)neeeeee....olamaz yaaa...şu 6 öpüşmeyi 2 ye indirsek zaten 1 tenesini çektik bir tanesini daha çekeriz gideriz evimize türkiyede öpüşülmüyormu?
yönetmen:haklısın aslında tarık ve naz nerde öpüşürlerse öpüşsünler seyirci için fark etmez...
merve:yani 6 yı indirdik öylemiii
yönetmen:pazarlıkmı yapıyorsun sen benimle?
merve:ya çok diyorum italyada diyorum 1 ay diyorum...taksita bölsek
yönetmen:kredi kartına mı olsun?
------------------------------------
barış:ne dedi?
merve:seni sordu?
barış:sen ne dedin?
merve:daha kötü dedim.
barış:o ne dedi
merve:johny deepi arıycakmış
barış:dublörlük işi için mi?
merve:hayır dizi teklifi için mii
barış:neee....ne dizisi
merve:senin iyileşmeni bekleyemezlermişş...seni diziden attılar
barış:neeeeeee....(yataktan fırlar)..iyiyim iyiyim bennn bak bişeyim yokk
merve: (gözlerine inanamaz)inanmıyorumm...yalancııııı (omzuna vurur)sen tarığı geçtinn...ama ben naz değilimm barışş gözükme gözlümee inanmıyorum sanaaa yaaa bana yaptırdıklarına bakkk
merve sinirli sinirli dışarı çıkar
barış:merveee ya dur bir dakkaaa...valla acıyordu birden iyileştii numara yapmadımmm
odasının kapısına gider kapıyı vurur
barış:merveee valla bakkk ya az aççç şu kapıyı
merve:kaybol barışşş....
...............................................
barış aşağıya inerr bişeyler atıştırır birki oyun oynar italyanlarla takılır merve inmezz barış merak eder...
yukarı çıkar...
barış:merve...iyisin dimi
merve: ....................
barış:merve bir ses ver gidicem vallaaa
merve: ..................
barış:merve beni endişendiriyorsunn ama...merveee
merve: ...............
barış dayanamaz içeri dalar merve yerdedir
barış:mervee ne oldu sanaaa merveee
barış yere bakarken sandelyeninde düştüğünü farkeder ve mervenin takılıp düştüğünü düşünür yatağına yatırır
barış:yaa merve aç gözlerini ne olur
merve:barış...ahh kafammmm
barış:ne oldu kafanaaa
merve:bilmiyorum çok kötüüü
barış:çarptın herhalde dur sen yat şöyle ben ağrı kesici getireyim
barış çıkar merve arkasından doğrulur ve gülümserrr
merve:iştee böyle barış efendii...bu 1:img-yes: (dil çıkarır)

tarik_naz
17-04-07, 19:49
Naz: off yaa yoruldum.
Tarık: ver elini yardım edeyim
Naz: istemez ben kendim çıkarım
Tarık: sen bilirsin.
Naz: yaa burası neresi, bana “italyadaki hayatımı gösterecem” dedin, göstere göstere bu manzarayı mı göstereceğin tuttu. Çıkarttın Allahın dağına.
Tarık: dur sabırsızlanma, yorulduğuna değecek.
Naz: hadi bakalım.

Tarık ve naz yüksek bi tepeye çıkmıştır. Ağaçlarla kaplı güzel manzarası olan bi yerdir. Tarık, naz’a göstereceği alanı görebilecek bi yer bulur ve naz’ı da yanına çağırır.

Naz: ee ne göstereceksin bakalım.
Tarık: hani dağ yolculuğunda (naz hemen sözünü keser)
Naz: hangi dağ yolculuğu?
Tarık: kaç tane dağ yolculuğu oldu ki?
Naz: ikiiii
Tarık: hımm, hani arabanın bozulduğu dağ yolculuğu
Naz: ikisinde de bozulmuştu.
Tarık: peki o zaman, öpüştüğümüz dağ yolculuğu
Naz: ikisinde deee
Tarık: peki.. ilkinin olduğu dağ yolculuğu
Naz: hımm tamam hatırladım.
Tarık: unutmuştun yani
Naz: (umursamaz tavırla) evet
Tarık: “ikisinde de” derken hangi öpüşmeyi hatırladın acaba?

Naz yan gözle tarığa bakar.

Tarık: Neyse konumuz o değil zaten.
Naz: evet konumuz o değil
Tarık: eskiyi kurcalamanın bi anlamı da yok zaten.

Naz biraz bozulur.

Naz: bence de
Tarık: e o zaman sana niye alfonso’yu anlatıyorum ki. Eskiyi kurcalayıp senin moralini bozmaya gerek yok.
Naz: moralimin bozulduğunu kim söyledi.
Tarık: bilmiyorum suratını astında
Naz: sen eskiyi kurcalamanın bi anlamı yok dedin de, demek unutmak istiyosun geçmişi.
Tarık: (naz’ın gözlerine bakarak) evet
Naz: (gitmeye yelkenir) iyi o zaman
Tarık: (naz’ın kolundan tutar) ama alfonso’nun geçmişini dedim, tarığın değil.

Tarık ve naz birbirlerine uzun uzun bakarlar. Bi süre sonra

Naz: eee göster bakalım ne göstereceksen, üşüdüm valla, çok esiyo burası.

Tarık montunu çıkarıp naz’ın sırtına geçirir.

Tarık: işte burası alfonso’nun iç dünyası.
Naz: hani neresi
Tarık: (eliyle göstererek) şu kıvrım kıvrım olan yollar varya
Naz: evet
Tarık: işte onlar
Naz: koskoca alfonso’nun iç dünyası burası ha. Çok komik
Tarık: evet aynen öyle. Buralar alfonso’nun muhidi, bu gözüken yolların her karışını adı gibi bilir. Bu yollar onu meşhur etmiştir. Gecesi gündüzü buralarda daha iyi olmaya çalışmak için geçmiş, en güzel günlerini burada yaşadığı gibi, en acı günlerini de burada yaşamıştır.
Naz: paolo ravioli mi ?
Tarık: evet, (eliyle göstererek) tam şu düzlükte o talihsiz 8 taklayı atmıştım.
Naz: pes yani sana da, en rahat yerde kaza yapmışsın.
Tarık: nasıl yani?
Naz: yani o kadar kıvrımlı viraj varken, tutmuş dümdüz yolda kaza yapmışsın.
Tarık: ben de kazadan sonra senin gibi düşünmüştüm ama kader işte olacağı varmış.
Naz: eee başka?
Tarık: başka ne?
Naz: bu kadar mı yani alfonso’nun hayatı.
Tarık: evet bu kadar
Naz: bu kadarını ben de biliyorum
Tarık: ee başka ne anlatayım
Naz: dış dünyasını
Tarık: ne?
Naz: iç dünyası bu, dış dünyasını da anlat bakalım. Asıl önemli olanı o?
Tarık: (sessizce) eyvah
Naz: efendim,ayrıca dış dünyası da bu dağ başında değil di mi? Baya bi dışarıdadır heralde.
Tarık: dış dünyaya hiç girmesek, zaten dış devletteyiz, biraz daha dışa açılmaya ne gerek var.
Naz: var var gerek var. Gerçi ümit biraz bahsetmişti dış dünyandan.
Tarık: biraz dediğin

Naz eliyle gülümseyerek dört işaretini yapar. (4 tane süper sevgili fotosu) :)

flower98
17-04-07, 22:27
Part 10 (Son)
Tarık’ın yattığı odanın kapısı vurulur.
Tarık : Kim o ?
Naz ( sesini değiştirir): Alfonsoooooo!
Tarık yattığı erden gülümser.
Tarık ( içses): Yeni bir oyuna başladık demek.....tamammm
Tarık: Victoria ? Helena? Ornella?....No, no Veronica? Angelina?
Kapı birden sonuna kadar açılır.
Naz: Pes yani.....say say bitmiyor......
Tarık: Daha saymaya başlamadım ki.....(gülümser)
Naz: Kandıramazsın beni.....İtiraf et....
Tarık: Neyi?
Naz: Dokuz ay öncesine kadar bu kadar çok kızla birlikteyken burada çalıştığın sürede masum bir hayat yaşadığını......
Tarık: Doğru......masum bir hayat yaşamadım.......o kızları hiç aratmayacak dokuz aydı....dop dolu.....
Naz: İşte böyle.....O yok bir saat işim var, iki saat işim var dediğinde hep kızlarla buluşuyordun demek......
Tarık : Sayayım mı......Aslı,......... Gül, ........Neslihan,........Lale..........Sanem......
Naz arkasını hışımla döner ve odadan çıkar.....
Tarık: Şakaydı.......Gel sana gerçek bir isim vereyim.
Naz sanki hiç odadan çıkmamış gibi dibinde bitiverir Tarık’ın.
Tarık: Bu ne hız.....Alfonsoyu geçtin.....
Naz: Dalga geçmeyi bırak da söyle........Kim yada kimler......?
Tarık: Beni en çok ne üzüyor biliyor musun?
Naz: Ne?
Tarık : Bana bu soruyu bu kadar ciddi bir şekilde sorman.
Naz : Yani söylemeyecek misin ?
Tarık : Offf, Naz....Naz !!!!!
Naz : Hadi söyle......
Tarık gözlerini tavana diker.........Derin bir nefes alır.....
Tarık : YA sen duymak istemediğin için duymuyorsun galiba.....Söyledim ya.....
Naz : Offf Naz.........Nazzzz dedin ......
Tarık. Bak beni duyabiliyormuşsun.....
Nazın yanakları kızarır. Sonra gülümser.....
Naz: Yani İtalyada neredeyse her gün başka bir kızın kollarında iken , şu son ayda Naz.....
Tarık: Abartma Naz.....Her gün başka kız.....kolay mı......Alfonso işte.......bazen üç gün biriyle sonra bir ay başkasıyla.......
Naz: Yuh......Neredeyse derin bir iç çekeceksin......
Tarık: Ama sen öyle bir girdin ki hayatıma........
Naz: Eeeeeeeeeeeee?
Tarık: Eeeeeesi bu işte......Naz.
Naz ayağa kalkar ve aynaya bakar. Hareketleri edalanmaya başlamıştır. Her açıdan kendine bakar.
Tarık: Ne yapıyorsun sen?
Naz : Bunca kızın yerine geçen yönlerime bakıyorum.....Kaş .....göz.......yanak....
Tarık gülmeye başlar.....
Naz: Neden gülüyorsun?.....Komik olan ne?
Tarık: Yanlış yere bakıyorsun.....Cazibesi orada değil.
Naz bozulur......Öfkelenir......
Naz: Ayıp ayıp....Ben de seni farklı sanırdımmmmm.....Hepiniz aynısınız......
Tarık: Ne oldu şimdi.....Ne dedim ki ben?
Naz: Sen çok iyi bilirsin dediğini.....
Tarık: Benim demek istediğim derin noktalardaki etkileyiciliğin.......Dişiliğin değil.....
Naz: Yani beni güzel ve çekici bulmuyorsun.
Tarık: Offffffffffffffffff........
Hulusi Belgin telefonu kapattıktan sonra saatine bakar.
Hulusi: Oooooooooo Belgin buraya gelinceye kadar ben üç kez sarhoş olup on kez ayılırım.....Şu kızlara bak Hulusi........Offff ........offfff...Hellooooo senyorita.......Ben Hulusiiii......siz deyin Hulyo.
Kız: Hulyooooo?
Hulusi: Si madame. Hulyo.....Hulyo baba Alfonso....Father .......father......
Kız: Alfonsssoooooo.......Oooooo Alfonso....Lost.
Hulusi: Ya en azından şu İngilizceyi tam öğrenseydimmmmm.....Ah Mualla hocam , otuz yıl önce demiştin.”Bir gün öyle önemli bir anda diliniz sizi ylda bırakacak.İşte o zaman yabancı dilin kıymetini anlayacaksınız ve beni anacaksınız diye”.....Anıyorum seni hocamm......haklıymışsın....Neyse ben de vücut diliyle tamamlarım eksikleri......
Hulusi oturduğu masadan kalkar ve kızın yanağından makas alır.
Hulusi: Sit.......sit.....Hulyo....bank .....bank man.....Alfonso Father.........
Kendini gösterir ve...
Hulusi: Hulyo....big ......bank....Turkey.....
Derken kulaklarında Belginin sesi yankılanır.
Begin: Demek öyle Hulyo bey......Big..bank..Turkey demek......
Hulusi telaşa kapılır ve etrafına bakınır. Belgin yoktur.....
Hulusi: Boşver Hulusi....Gülümsemeye devam et....İç baskılardan kurtul....Ne işi var Belginin İtalyada....Işınlanmadı ya.....
Belgin: Hulusiiii!Batıyorsun Hulusi......Omuzunun üstünden arkaya bak.....
Hulusi arkasını döner ve gece kulübünün tavanından tüm klubü çeken kamerayı görür....
Belgin: El salla Hulusiiiiiiiii.....Bak internetin yararlarına......Sen kulübün adını söyleyince Sadriye arattırdım internete canlı yayın yapan İtalyan kulüpleri......El salla Hulyo......El salla.Çünkü artık ancak böyle irtibat kuracaksın benimle.....
Bölüm Sonu

sinemim_g
18-04-07, 18:00
BARIŞ-MERVE İTALYA'DA 5. BÖLÜM
(diziye saattler kala biraz eğlenelim istedim)

barış:evett geldimm getirdim ağrı kesicini
merve:teşekkür ederim ama geçtii
barış:hadi yaa ..ama çok kötü çarpmışsındır bir baktırsak mı
merve:italyanlara mı?
barış:yok canım sonra seni isterler filan
merve:daha ne istiyorsun işte amacın bu değil miydi?
barış:yok artık değil vazcaydım
merve:vazcaydın? (güler)komiksin biliyormusun
barış:biliyorum...özen gösteriyorum
merve:neye komik olmaya mı?
barış:baksana bana sen ,hani kötüydün sen ,intikam almak için yaptın dimi...(ayağa kalkar gülerek gözlerinin içine bakar)
barış:beceriksiz...
merve:sensin o
barış:sensin merve kabul et intikam almayı bile beceremiyorsun
merve:ya sensin diyorum (vurmaya başlar)
barış:yaa sensin ...vurmasanaaaa(oda vurur)
merve:bak bak vuruyor bide...kadına el kalkmazzzz saygısız
barış: (gülerek) sen kaldırıyorsun ya beceriksiz
merve:sen kadınmısın saygısız
barış:bana saygısız deme beceriksizz
merve:bak hala beceriksiz diyorr yaa saygısızzzz
vurmayı ilerletip yastık fırlatmaya başlarlar
barış:merveee pamuklar dağıldı italyanlar basıcak küfürü
merve:boşver bassınlar italyancamı biliyon anlamayız kii
barış:allahım yaaa merve yeter amaaaaa
merve:ya bana ne durmuyacağım iştee sen beni kandırdın yaa köle gibi hizmet ettirdin kendineeee
barış sinirle merveyi bileklerinden tutar
barış:italyaaa
merve:neeee
barış:italya turuna ne dersin
merve:cidden miiii
barış:gayettt:img-wink:
merve:hemen hemennn..hadiii....al cegetini...iyimiyim ben böyle? üstümü değiştireyim mi...ya saçlarımı toplasam mıı
barış gülerrr elinden çeker...
barış:yürü........
merve:koşsamm?
----------------------------------------------
barış:burası türkiyedeki piknik alanlar gibi bir alan
merve:daha temiz daha sakinn
barış:evet:img-yes: öyleeee...
merve:nerden biliyorsun sen buraları
barış:aslında bende ilk defa geliyorum bakma bildiğime yol boyunca atlasa baktım farkındaysan
merve:ee isimlerii tarihleri nasıl biliyorsun,anlatıyorsun çatır çatır
barış:çok araştırdım ben italyayı..aslında biliyormusun en büyük hayalimdi italyaya gelmek
merve:hııı hayalin gerçek oldu o zaman
barış:yok olmadı
merve:nasıl yani barış italyadasın şaun
barış:benim hayalim sevgilimle gelmekti
merve basar kahkahayııı
barış:ne güldünn
merve:kısmett..benle geldin:img-hyste
barış:ya kısmet ..sevgilim olduda getirmedim mii italyaya
merve:benim varda ne değişti bak yok italyadaaa...aşıklar şehrinde cupp yanımda barış akarsu
barış:şuan yerinde olmak isteyen ne kadar çok kız var biliyormusun?
merve:şuan yerinde olmak isteyen ne kadar çok erkek var biliyormusun?
barış:hiç sanmıyorum:img-hyste
merve:gıcıkkkkk...............

(şimdilik bu kadar bu sefer kısa oldu kusura bakmayın çok megulumde:( )

flower98
19-04-07, 00:35
41. Bölüm Senaryosu By Flower 98
Part 1

Tarık Naz’ın arkasından hüzünle bakmaya devam etmektedir. Naz da bahçeden çıkıncaya kadar gözlerini Tarık’ tan ayıramaz. Son ana kadar bakar.....
Vahi: Kızım dön artık önüne.....Boynun kopacak...Akşama ablamı ikna eder geliriz. Tarık’ın yeri benim için de çok farklı.
Vahi yerinde yıkık oturan Naz’ın elini tutar. Naz , Tarık’ı düşünmektedir.
Naz( içses): Gidiyor....Bu kadar çabuk......
Tarık yaklaşan Hulusiyi görmez. Hulusi de Tarık’ı görmez..Oturduğu yerde bir önceki gecenin senaryosunun son rötuşlarını yapmaktadır.
Hulusi: Belgincim ben neden daha önce gitmedim ki İtalyaya.....Ne sermayeler kaybetmişiz......Offff offffff...
Tarık evin içerisinden geçerek havuz başına çıkar. Çizmelerini ve çoraplarını çıkarır ve bacaklarını havuza salarak oturur havuz’un kenarına......
Tarık (içses): Gidiyorum demek.....Bu kadar çabuk.....
Belgin içeriden Tarık’ın havuzun kenarına oturduğunu görünce dayanamaz, bahçeye çıkmaya karar verir....Hacer onu engeller......
Hacer. Bırak çocuğu.....Belli yüreği yanıyor....Serinlesin biraz....O üşüdüğünü mü bilir şimdi?
Belgin: Ayyy hasta olacak .....
Hacer: O zaman dua et de olsun......Yoksa gidecek.......
Belgin bir süre daha bakar Tarık’ın kambur oturuşuna.
Belgin: O zaman gidip ona üst baş getireyim......
Evin kapısı açılır birden.....
Hulusi: Belgiiiiiiiiiiin.....Hayatım ben geldim.......Belgiiiiiiin.....
Belgin: Aman Hulusi geldi.....Hacer abla söyle Ayşe’ye o getirsin Tarık’a üst. Ben Hulusi’yi odaya çıkartıp oyalayayım.....
Belgin telaşla Hulusinin yanına gider.
Belgin (Gülümseyerek): Hoş geldin Hulusiiiiii...Hemen odamıza çıkalım......
Hulusi: Biliyordum beni çok özlediğini hayaaaatıım.....Çıkalımmmmmm
Tarık havuzun durgun suyuna bakarken bir yandan eliyle su ile oynamaktadır....
Tarık: Kal bile demedi.......
Naz hala arabada ön koltuğu dalgın gözlerle izler....
Naz ( sessizce): Kal deseydim.....?
Vahi: Bir şey mi dedin Naz?
Naz: Bir şey mi dedim?.....Yooooo!
Tarık havuz başında ....
Tarık: Gitmiyorum deseydim.....diyemedim?
Naz arabada....
Naz( içses): Gitmiyorum deseydi.....demedi.
Tarık havuz başında.....
Tarık: Sarılsaydım veda ederken.......Son bir kez.....
Naz arabada.....
Naz(içses): Bari son bir kez sarılabilseydim....Kolları ile veda için bile olsa sarsaydı beni.....
Tarık havuz başında......
Tarık: Vahi bey’in yanında yaklaşamadım bile....
Naz arabada.....
Naz(içses) : Belgin teyzenin yanında nasıl sarılabilirdim ki......

Ayşe: Tarık!
Tarık duymaz.
Ayşe: Taaaaarıııık!!!!!!!!!
Tarık: Ne? Ayşe....... Bir şey mi oldu.....?
Ayşe: Baban döndü.
Tarık: Ne?
Hemen ayağa fırlar......pantolonundan sular akmaktadır....
Ayşe: Al bunları.....Hasta olacaksın......
Tarık kuru kıyafetleri alır ve giymek üzere alt kattaki banyoya gider. Giderken bir yandan temkinli hareket eder.
Ayşe: Merak etme.....Belgin teyze babanı uzun süre odada tutacak gibiydi.....
Tarık: Sanmıyorum.....Dünkü gazete haberinden sonra eline oldukça ağır bir bavul verir benim bildiğim annem........Şu an babam yalvarıyorken annem bavula eşyalarını atıyordur.
Hulusi: Ama Belginciiiiiim........Abartılı tepki veriyorsun......İş yemeği idi o.....
Belgin dudağı bükük öfkeyle bavulun kapağını açar.
Belgin: Bak Hulusiiiiii......!!!!!!
Hulusi bavulun iç kapağında gazeteden kesilmiş ve oraya iğnelenmiş iki resmi görür.....
Hulusi: Vallahi Paparazzilerin işi Belgiiiiin.....Kesin fotomontaj......
Belgin , Hulusi ye aldırmadan kıyafetlerini bavula atmaktadır.
Belgin: İyi o zaman.....sen de bu fotomontajı yapanları bul ve sana kalacak yer de montajlamalarını iste....Artık bu evde kalmıyorsun çünkü......
Tarık üstünü değişmiş evden çıkarken Ayşe onu kapıdan geçirir.....
Ayşe. Galiba cezan kalkmış İtalyaya dönüyormuşsun....
Tarık: Öyle olmuş.....
Ayşe: Dönüyor musun gerçekten?
Tarık: Bilmiyorum......Ayşe......Şu Kerem nasıl biri.....?
Ayşe: Neden soruyorsun?
Tarık: Hiç...
Ayşe: Çok fedakar biri.....Herkese yardım eder....Çok candan......sevgi dolu.....sosyal.....
Tarık: Demek sevgi dolu ve sosyal......O kadar sevgi dolu ki kardeşini bile tanıştırmış Nazla.
Ayşe: Kardeşi mi?
Tarık: Yaaaaa....Daha dün bir bugün iki.....Kız kardeşi ile tanıştırmış Naz’ı.....
Ayşe: Allah Allah....?
Tarık: Ne oldu?
Ayşe: Benim bildiğim Kerem tek çocuk.....Hep keşke benim de sizin gibi kardeşlerim olsa derdi......
Tarık: Biliyordum.....
Der ve aceleyle motoruna atlar , basar gider........
Naz eve gelmiş ve doğrudan odasına çıkmıştır. Yatağının üzerinde ağlamaktadır.
Naz: Ya sen neden ağlıyorsun ki?........İstediğin bu değil miydi?.......Kendin zorlamadın mı?........Aptal.........Aptal.........Aptal...... ..!!!!!!!!
Naz telefonunu eline alır. Tarık’ın numarasını rehberden bulur. Parmağı arama tuşunda numaraya bakar......
Naz: Ara........hadi Naz ara ve gitmeni istemiyorum de.....
Naz bu cümleleri ardı ardına söylerken bir yandan da ağlamaktadır......
Naz: Arayamam ki........Ne yüzle.....ne sıfatla arayacağımm......Açmaz ki ......Geçen gece açmadı......O şimdi sadece Sofia’ya kavuşmayı bekliyor......
Naz telefonu neredeyse çarparak komodinine ters bırakır....Telefonun arama tuşu komodinin üstündeki bir kaleme değer ve numara aranır.
Tarık motorsiklet üzerinde hızla gitmektedir......
Tarık: Düştün elime Kerem....Hele seni bir konuşturayım...Vahi bey duysun ne mal olduğunu bakalım......Belki güvenilir birini bulana kadar kalabilme ihtimalim olur......
Telefonu çaldığında kırmızı ışık yanmış o da durmak zorunda kalmıştır.Cebinden çıkarıp bakar......
Tarık: Naz......Naz arıyor.....Açsam mı?
Motorunu kaldırıma çeker. Telefonu cevaplandırır......
Tarık: Buyrun Naz hanım......
Naz’ın katıla katıla ağlama sesi gelmektedir......
Tarık: Nazzzzzzz....??????.....Naaaaaaazzzzzz!!!!!
Cevap gelmez, Naz ağlarken ağızından dökülen kelimeler Tarık’ın beyninde yankılanır.....
Naz: Nasıl içine siniyor beni bırakıp gitmek......Nasıl?.....Gitmeni istemiyorummmmmm.......istemiyorummmmmmm...Tarıkkk kkk
Tarık: ( Son derece dokunaklı bir ses tonuyla).....Naz......Beni duymuyor musun.....Nazzzzzz.
Naz artık hiç konuşmamakta , sadece ağlamaktadır.
Tarık telefonu kapatır ve motorunu aksi yöne çevirir, ve gaza basar gider........

flower98
19-04-07, 10:58
Part 2
Tarık Vahi beylerin evine vardığında Vahi Naz’ın odasında kendinden geçercesine ağlayan Naz’ın başındadır.
Vahi: Kızım ne oldu sana.......? Güzel kızım benim, halan bir şey mi söyledi......Hadi söyle.Hı?
Naz( Burnunu çeke çeke): Halam mı? Keşke halam bir şey deseydi......O zaman bir offffff çeker unuturdum......Ama bu.......Bu......
Vahi: Ne, bir tanem.....söyle....Bak üzme beni......
Naz: Ne diyebilirim ki baba.....Hani Belkız hanımın gidişi vardı ya.....Sen bana ancak benim sana o zaman yardım ettiğim gibi yardım edebilirsin......( hıçkırarak ağlamasına döner ve burnunu mendile siler?......Daha fazlasını söyleyemeyeceğim......
Vahi durgunlaşıp ayağa kalkar.Başı önündedir.......Odadan çıkar ve aşağıya yönelir.....
Vahi: Belkız hanım demek.....Tarık?.....Acaba ablam haklımıydı......? Bu olabilir mi?
Yüzü ciddi bir hal alır......Aşağıya vardığında....
Netice: Ne bu surat.....Sen de mi T.A.G ‘a katıldın ?
Vahi: Neye?
Netice: Ya kafa yok ki. B.A.G var ya Barışı anlayanlar grubu....Ben de T.A.G dedim. Tarık’ı anlayanlar grubu.....Bak bir gitti evin havası küf koktu ağlamaktan......Bir de insanı heves ettiniz hemen gitmeyecek diye.......
Vahi: Ablacım ben odama gidiyorum........Bir de birileri benim için V.A.G ‘i kursalar....Ah Naz ah........Tarık’a aşık mı oldun.....? Ahhhh ah!
Vahi odasına girdiği an Tarık eve girer.
Tarık: Düşündün durdun kapıda iki saat. Ne olacak görseler seni......Naz’ı görmeliyim......
Netice bahçe’ye dönük oturup ağladığı için Tarık’ın gelişini ve üst kata çıkışını fark etmez.
Tarık da Neticeyi görünce daha yavaş hareket edip üst kata süzülmüştür. Naz’ın kapısının önünde durur. İçerisi sessizdir.
Tarık: Oğlum boşu boşuna mı geldin yoksa.....Sen kesin o kızgınlıkla trafiğin uğultusuyla karıştırdın......
Tam arkasına dönmüştür ki banyonun kapısı açılır. İçeriden gözleri ağlamaktan şişmiş elinde mendil burnunu silen Naz çıkar. Tarık’ı görür ve .....
Naz: Tarık.....?
Tarık’ın bütün söyleyecekleri boğazında düğümlenmiştir. Gözleri dolarak karşısında duran Naz’a doğru adım atmaya başlar. Naz ise elindeki mendil ve mendil kutusunu elinden fırlatır ve koşarak Tarık’ın boynuna atlar. Tarık Naz’ı sıkıca kavrar ve birkaç kez etrafında döndükten sonra yere bırakır.
Naz: O şekilde gitmeyeceğini biliyordum.....Biliyordum.......
Tarık: O şekilde gitmek mi?
Naz: Evet.....Onca şey yaşadık......Öyle kapıda bir bakışla mı yolcu edecektim seni Sofia ya.....
Tarık: Tamam o zaman Naz......Yanağına bir öpücük kondurur ve merdivenlerden inmeye başlar aceleyle......
Tarık: Demek gitmememi değil....öyle gitmememi istiyormuş.........
Naz: Ya Naz.......ne yapıyorsun sen.....gidiyoooooooooooo.........
Naz bir an düşündükten sonra koşar adım merdivenlerden iner ve kapıya varmak üzere olan Tarık’a seslenir...
Naz: Tarıııııık!.......Tarık......dur ......
Tarık eli kapı tokmağında arkasını dönmeden durur ve düşünür. Sonra kapıyı açar........Karşısında Keremi arabayı yıkarken görür......Öfkeyle ellerini yumruk yapar ve dışarıya bir adım atar....
Tarık: Sen şimdi görürsün......!
Naz: Tarık ne olursun dur......gitme!
Tarık hızla durur ve arkasını döner......Naz yine boynuna atlar......
Tarık: Nereye gitmeyeyim.....?
Naz : Hiçbir yere.
Tarık yumruklarını çözer ve yine Naz’a sarılır. Gözü işe aşağıdan onlara bakan Keremdedir. Birden Naz’ın başını eliyle okşarken kavrayarak geriye çeker ve Naz’ı öper. Naz bir an için kendini kurtarır, şaşkınlıkla Tarık’a bakar ve Kerem’ e aldırmadan bu sefer kendisi Tarık’ı öper........

flower98
19-04-07, 19:01
Part 3
Kerem. Wawwww işte bu......Ben de ne zaman olacak diye merak ediyordum........Artık gerginlikler de biter.....
Naz ve Tarık duydukları bu sözler ve alkış üzerine kendilerine gelirler ve ayrılırlar.....
Tarık+Naz: Ne??!!!
Kerem: Ben de nişan yüzüğünü takana kadar neler yaşadım.......Ama böylesi daha bir güzel oluyor....
Naz: Ne diyorsun sen Kerem?
Tarık: Nişanlı mı?
Kerem: Özür dilerim. Ben kendimi ortamın büyüsüne kaptırdım. Yoksa ben niye karışıyorum ki?
Tarık: Naz? Bu Kerem şimdi nişanlı mı?
Naz: Evet. Hani kız kardeşi ile tanıştırdı demiştim ya.....O nişanlısıydı.....
Tarık: Sen ........!!!!!!
Naz: Nişanlısı ile tanıştırdı beni diyeceğime kız kardeşi çıkı verdi ağzımdan.....yaaaa.. Beni takip ettiğin gece.....yanımdaki kızdı......
Tarık: Sen beni fark ettin mi?
Birbirlerine bakıp gülmeye başlarlar. Naz tekrar Tarık’a sarılır.
Naz: Lütfen gitme......
Tarık: Merak etme....Hiçbir yere gitmiyorum........
Bahçeye bir araba girer. Naz ve Tarık gelen aracın Hulusiye ait olduğunu görünce hemen eve kaçarlar. Tarık bir sağa bir sola manevra yapıp saklanacak bir yer arar kendine.
Naz: Müştemilat.....müştemilata kaç.
Tarık fişek gibi salona iner, bahçe kapısını açar ve müştemilata doğru koşar.
Netice: Ağlamaktan harap oldum. Kafam da harap oldu . Hayal görmeye başladım...Ama.......Böyle hayale can kurban ya.....Geçiverdi Alfonso önümden.......
Naz: Hala?
Netice: Ne var....Konsantrasyonumu bozacaksın....Git odana ağla sen de....Bak çok ağlayınca hayali dolaşıyor eskiden yürüdüğü yollarda.
Naz gülümser.
Naz: Gerek kalmadı......Acı anlar geçti......
Netice: Bak hala konuşuyor...Dağıtma dikkatimi...dağıtma....Git babana söyle birkaç saat odasından çıkmasın.....
Naz odasına çıkmak üzereyken kapı açılır ve Hulusi eve girer. Bir elinde bir takım elbisesini taşımaktadır. Diğer elinde ise bavulunu .
Hulusi: Naz, kızım baban yok mu?
Naz: Odasında. Çağırayım mı Hulusi amca......?
Hulusi: Gerek yok kızım ben yolu biliyorum. Hele bir yerleşeyim.......
Hulusi yürüyüş yönünü müştemilata çevirir. Naz panikler.
Naz: Eyvah telefonum odamda........
Naz son sürat merdivenlere yönelir.
Netice: Bak görüyor musun inancın gücünü.....Hulusi ‘ nin hayalini de görürmüyüm derken aslını ışınladım buraya.....
Hulusi: Hatice ablacım....saygılar......Ben yerleşeyim geliyorum yanına.....Atarız bir tavla yemekten önce.....
Hulusi bahçe kapısını açar.....
Netice : Dur.....Kıpırdama......
Naz tam odasına girecekken babası odasından çıkar ve kolundan onu tutar.....
Naz: Baba, dur.....yakalanacak yoksa.....
Vahi. Kim?
Naz: Tarık döndü......Hulusi amca da bize döndü......Tarık müştemilata zor kaçtı derken Hulusi amca da oraya gidiyor.....onu uyarmam lazım......
Vahi : Naz! Sen ve Tarık......?
Naz: Baba dur....n’olursun.....
Naz kendini Vahiden kurtarır, odasına girer ve Tarık’ı arar. Telefonu meşguldür.....
Naz: Olamaz.....olamaz......
Vahinin onu izleyen üzgün ve şaşkın gözlerinin önünden verandaya koşar.....
Naz: Ohhhhhhhhhh! Halamı geçememiş......Tavlaya oturmuşlar....
Vahi: Naz.....Sana bir şey sordum.......
Naz: Dur baba ya.....Sonra yine sorarsınnn......benim hemen müştemilata gitmem gerekiyor.....
Naz merdivenlerden aşağıya hoplaya zıplaya iner, onu fark etmeyen Hulusi ve Neticenin arkasından bahçeye çıkar ve müştemilata yollanır. Tarık şarkı söylemektedir......
Gecenin nemi mi düşmüş gözlerine
Ne olur ıslak ıslak bakma öyle
Saçını dök sineme
Derdini söyle
Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle
Sürerim buluttan tarlaları
Yağmurlar ekerim göğün....
Tarık: Naz?
Naz: Tarık kiminle konuşuyordun demin sen?
Tarık: Belgin hanımla. Neden?
Naz: Halam olmasaydı şimdi burada Tom ve Jerry oynuyor olacaktın Hulusi amca ile.
Tarık: Biliyorum. Belgin hanımı o nedenle aradım. Uzunca bir süre misafir edecekmişsiniz onu.
Naz: Sen? Sen ne yapacaksın?
Tarık: Beni Belgin hanım davet etti yine.....
Naz: Gideceksin yani.
Tarık Naz’ın eğdiği başını eli ile kaldırır.......
Tarık: İtalya değil ya. Ayrıca sık sık görüşürüz seninle. Kerem getirir seni oraya......
Naz: Ne bileyim.....Belgin teyzeye ayıp olmaz mı?
Tarık : Merak etme. Kerem nişanlıymış demek?
Naz ( gülümseyerek): Hı hı.
Tarık: Bir daha ne kendini ne de beni bu kadar üzme . Olur mu? Gözlerine yazık.....
Naz: Tarık, ya Sofia?
Tarık: Ne olmuş Sofiaya ?
Naz: Sen gitmeyince.....
Tarık: Evet doğru söylüyorsun.....gitmeyince İtalyaya sorun çıkarabilir.......
Naz: Ne yapacağız.....yani ne yapacaksın?
Tarık: Şimdi bilmiyorum......İki iş var önümüzde.....Birincisi Sofia meselesi.....
Naz: İkincisi?
Tarık: Belgin hanım ile Hulusi beyi barıştırmak.......
Naz: Eeeee bir iş daha var.....
Tarık: Neymiş o?
Naz: Kerem’i üzmeden seni yine........
Tarık: Naz.....bence de üzmeyelim çocuğu.......evlilik yakınmıymış?
Naz: Yazın. Peki seni nasıl burada tutacağız? Yani öylesine kalamazsın ki müştemilatta.
Vahi: Evet Tarık.....Kalmayacaksın da!!!!

flower98
19-04-07, 23:48
Part 4
Naz. Baba?
Tarık: Vahi bey?
Naz: Nerede kalacak peki? Söyler misin?
Vahi: Sen biraz eve git Naz. Hem Hulusiyi kollayacak birileri lazım. Buraya gelip Tarık’ı bulmasını istemeyiz sanırım.
Tarık: Şey, evet ,tabi.....
Naz , Tarık’a bakar sonra eve doğru gitmeye başlar.
Naz: Babam neden o kadar ciddi görünüyor acaba........? Kerem ağzından kaçırmış olabilir mi?...........Yok canım patavatsız birine hiç benzemiyoooo.......Yoksa bizi camdan mı izledi....?
Öfffff, neden böyle şeyleri hiç benim yanımda konuşmaz ki......
Müştemilatta
Tarık: Buyurun Vahi bey....Ayakta kalmayın.....
Vahi kanepeye oturur. Ayakta duran Tarık’ı süzer ciddiyetle.
Vahi: Sen de otur evladım.....Böyle sözlüye kaldırmış gibi durma ayakta.
Tarık: Nasıl isterseniz? .....Vahi bey.....sizi rahatsız eden bir durum mu var.
Vahi: Evet var.....Naz!
Tarık: Naz?
Vahi: Ve sen!
Tarık: Ve ben......
Vahi: Aslında ikiniz........yani ikinizin halleri.
Tarık: Sizi rahatsız edecek bir şey mi yaptım......ya da yaptık?
Vahi: Kaç aydır birlikteyiz Tarık?
Tarık: Dokuz ayı biraz geçti.
Vahi: Seni gördüğüm ve tanıdığım ilk günden bu yana sana en değerli varlığımı teslim ettim. Hem de hiç tereddüt etmeden.....
Tarık: Ona gözüm gibi baktım Vahi bey......Biliyorsunuz.
Vahi: Bilmez miyim......Naz ne kadar çok değişti......Ama bugün......
Tarık: Evet?
Vahi: Bugün anladım ki, benim biricik Naz’ım sana sırıl sıklam aşık olmuş......
Tarık kulaklarına inanamaz.
Tarık: Anlamadım?
Vahi: Ben de bu güne kadar anlamadım......Ama sen gittin diye.....nasıl kahroldu kızım anlatamam.....
Tarık : Aşk olduğuna eminsiniz yani.....Naz bana aşık.....
Vahi: Biliyorum Tarık.....Böyle bir şeyi beklemiyordun....Ama ne olur ona gücenme ve kızma.....
Tarık: Neeeee??????!!!!
Vahi: Seninle o kadar çok zaman geçirdi ki........Her anında yanındaydın.....Bir dost , bir arkadaş,hatta bir abi oldun ona.
Tarık (içses): Eyvah işte şimdi kapan kapanmaya başladı.....Hoş geldin anne.....sen mi konuşuyorsun yoksa Vahi bey kılığında?.
Vahi: Yani bu yaşlarda kızlar hemen kapılı verirler.....Allah şükür bu kişi sen oldun......
Tarık: Vahi bey......Siz devam etmeden.....ben....
Vahi: İzin ver de tamamlayayım sözümü.
Tarık mecburen susar.
Vahi: Kim senin gibi bir damat istemez ki. Her yönden eksiksizsin....Mükemmel yetiştirilmişsin...Avrupa da büyük bir ünün var...gurur duyardım.
Tarık(içses): Bu konuşma annemin yönünden çıkıyor gibi geldi bana....Umarım düşündüğüm yöne gitmez.....
Vahi: Ama Naz daha çok toy....Hayatına ciddi anlamda biri girmedi henüz.....Gerçekleri bir görebilse....Bir an için kendinden beklenmez bir olgunluk gösterdi ama sonunu getiremedi....
Tarık: Siz ne demek istiyorsunuz Vahi bey.....? Açık olun.
Vahi: Sen kos koca Alfonsosun.....Senin yerin burası değil.....İtalya.....Kalmanı çok istesem de mutsuzluğuna ne ben ne Naz ne de başkası sebep olsun istiyorum.....
Tarık(içses): Naz ‘ ın bu beni gönderme genlerini kimden aldığı şimdi belli oldu...
Vahi: İşte o yüzden burada kalmayacaksın.....Git kendini kurtar Alfonso......Sofiaya koş......kariyerini harcama......
Tarık (içses) Ağlamak istiyorum.....
Tarık: Vahi bey bakın.....Ben bir zamanlar Alfonsoydum......Yaklaşık on aydır değilim. Gerçek kimliğim bu, Ben Tarık’ım.
Vahi: Lütfen.....Alçak gönüllülüğü bırak artık....
Tarık: Ben Tarık’ım. T-A-R-I-K....! Eğer Naz hanım aşık olduysa Tarık’a aşık oldu.
Vahi: Diyelim öyle...ama senin gibi işinde namuslu biri.....
Tarık: Vahi bey, lütfen beni insan değilmişim gibi değerlendirmeyin.....Benim de duygularım var.....
Vahi: Ne diyorsun Tarık?....Sen.......sen de mi? ......Naz için......
Tarık: Gururlanırım derken bu Alfonso için miydi yoksa.....
Vahi: Şeyyyy......Şimdi sen bana ........sen bana ne demek istiyorsun Tarık?
Tarık: Açık konuşacağım.....Aylardır ne kendime, ne de Naz hanıma söyleyemediğim.....
Vahi ayağa kalkar. Tarık sözlerini tamamlayamadan peşinden ayağa kalkar........
Vahi: Söyleme Tarık......şimdi söyleme.....ben.........hiç o yönden düşünmedim.........bana düşünme fırsatı ver........
Tarık: Sizi hayal kırıklığına uğratmak istemem.....Eğer isterseniz hemen giderim......Sizi yanıltmak istemedim.....Görevim hep önce geldi........
Vahi: Biliyorum evladım......Gitme....bugün gitme ihtimalinin Naz’a neler yaşattığını gördüm....Ben kızımın mutluluğu için her şeyi yaparım oğlum....Yeter ki mutlu olacağını bileyim.....
Vahi müştemilattan çıkar. Tarık yerinden kımıldamaz bir süre ve ardından bakar....Sonra kendini cimdiklemeye başlar.....
Tarık: Annem dün sabah boşuna cimdiklememiş kendini......Bu konuşma gerçek miydi şimdi....Yok.....Ya oğlum Tarık senin hiç mi aklın yok ya da kalmadı.....Kız babasına denir mi bunlar......Offffff
Tarık kendini koltuğa bırakır ve ayaklarını masaya uzatır. Eline kumandayı alıp oynamaya başlar.....
Tarık: Ama naparsın oğlum Tarık .....daha önce hiçbir kız babası ile konuşmadın ki......
Birden içeri biri girer. Tarık döner bakar. Nazdır.
Naz: Ay çok merak ediyorum ne konuştunuz babamla....
Tarık: Çok önemli bir konuyu .
Naz: Yoksa işini mi geri verdi?
Tarık cevap vermez. Kumanda ile oynamaya devam eder.
Naz: Eee hadi söylesene.....Ne konuştunuz......Sen bana söylersen ben de sana söylerim...
Tarık: Neyi?
Naz: Önce sen.....
Tarık: Baban sana bir şey mi dedi Naz?
Naz: Olabilir.....Olmayabilir de....
Tarık ayağa kalkar ve Naz’a doğru yürür. Naz’ın yüzündeki gülümseme Tarık’ın ona doğru attığı her adımla artar......
Tarık: Rica etsem.
Naz: Bilmem.
Tarık: Peki çok rica etsem.
Naz kendisine sarılan Tarık’a bakar ve başını boynunun altına yerleştirdiğinde.....
Naz: Her durumda gururlanırım dedi.........

sude9
20-04-07, 14:58
YALANCI YARİM 40.BÖLÜM

Naz:San üzülme,üzülme Naz,sen doğru olanı yaptın.Tarık'ın burdan gitmesi gerekiyordu,kendini burda çalışarak harcayacağına İtalya'ya gitmesine bu evdeki herkes mutlu oldu,inan buna
Netice:Gitti,gitti karayip korsanım gitti,biricik Alfonsom gitti,evimizin eli yüzü düzgün tek adamı gitti,off,off
Vahi:Ablacım tamam üzme kendini bukadar,bak bende üzüldüm ama
Netice:Üzülmüşmüş..senin yüzünden gitti br kere,sen çocuğun üstüne başka şöförü kuma diye getirirsen kaçar tabi,zaten Hacer'e de Netice senden özür dileyecek dedin ya onuda unutmadım daha
Vahi:Yahu senin Hulusi'nin planıydı
Netice:Suçu pırıl pırıl Hulusinin üzerine atma tamammı...gitti,gitti karayip korsanım gitti,biricik alfonsom gitti
Vahi:Yahu abla...
Naz:Evet kesnlikle en doğrusunu yaptın koskoca Alfonso avrupa ralli şampiyonu gitsin İtal'ya'da hayatını yaşasın..İtalya'ya gittiğine sevinmeyecek tek birinsan yoktur
Hulusi:Hacer ablam inan Vahi'nin kurbanı oldum,bana etice ablam özür dilemek istiyor dedi bende ondan..
Hacer:Sus işine gelince suçu o gül gibi adamın üzerine atma
Hulusi: Belgin sende birşey söylesene
Belgin:Üstüme gelme Hulusi
Hulusi:Hayda sana n oluyor Vahi'lerden çıktığımızdan beri tek kelime etmedin
Belgin:Hulusi üstüme gelme dedim
hULUSİ:aH Vahi ah evimin huzrunu mahvettin ben senin kredi, faizini % 60 arttırımda gör
Belgin:vahi yok etti ha,bu evin huzuru sen biricik oğlumu evden attığın gün yok oldu,o gün bu gündür gün yüzü görmedik
Hulusi:Yav zibidi 3 milyon avromu İtalya'da rallide barlarda yaedi,ne yapacaktım afiyet olsun mu diyecektim
Belgin:Tamam yaptı birhata ama insan öz oğlunu evden kovarmı,mahkemeye verirmi,herhafta bir suçlu gibi karakola imza vermeye zorlarmı,kendi bankasına borç ödetirmi,yurt dışına çıkma yasağı koyarmı
Hulusi:Yav ben onları yine kaçmasına engel olma için yaptm
BelgiN:Aferin Hulusi başardın,şuanda Tarık İtalyan mafyasının düzenlediği operasyon neticesinde Sofya adında bir kızla birlikte İtalya yolunda
Hulusi:NE.Belgn
Begin:Bana Belgin deme
Hulusi:Peki hayatım
Belgin:Hele hayatım hiç deme
Hulusi:Peki ne diyim Belgin
Belgin:Hİçbirşey deme hatta yüzüme bile bakma..hatta Tarık'ımı bulup getirmeden karşıma bile çıkma Hulusi
Hulusi:Filiz çabuk bilgisayarını al buraya gel


Naz:Evet en doğrusnu yaptın naz sevenleri kavuşturdun,daha doğrusu Alfonso'yu italyadaki milyonlarca seveniyle kavuşturdun.Şu anda Roma havaalanına sevgilisiyle kol kola uçaktan iniyordur ve binlerce hayranı onu pankartlarla alkışlarla karşılıyordur,bunları düşün ve mutlu ol
Tarık:Oğlum Tarık aceleden cüzdanınıda almamışsın yanına,gidecek yerinde yok,kimseyede güvenemezsin,kaldın mı sap gibi ortada,ah Sadri ah,nasıl yaptın bunu bana
Naz:Hatta dönüşü şerefine muhteşem bir parti hazırlamışlardır kendisne,şampanyalar havyarlar böyle havada uçuşuyordur
Pilavcı:Verim mi bi tabak
Tarık:Paraylamı
Pilavcı:yok biz evde yiyiyorduk annem çok yapmış artanı çık sokakta dağıt dedi,töbe töbe..gel,gel,,benden gel
Tarık:Sağolasın
Pilavcı:Al
Tarık:SEnin gibi 8-10 kişi daha olsa bu memlekette kimse aç kalmaz
Pilavcı:Senin gibi 8-10 kişi daha olsa ben 1haftadaiflas ederim iflas:img-hyste
Naz:evet evet çok doğru birşey yaptın naz Tarık'ın hayatını kurtardın,bu şimdi İtalya'da sevdiklerinin yanında mutlu ve huzurlu..benim adımı bile unutmuştur
Tarık:Adı naz'dı,9 ay şöförlüğü yaptım sonra olmadı yürümedi,yürütemedik,hep tam herşey yoluna girdi derken bir pürz çıktı başkaları girdi işin içine,en başta annem rahat vermedi bize,hiç mutlu olmadık ve ayrılmak zorunda kaldık
Pilavcı:Afedersin kardeş ben yanlış duydum galiba,sen bu kızın şöförlüğünümü yaptım dedin yoksa bu kızla evlendim mi dedin
Tarık: hııı
Naz:Tabi unutmuştur adını niye hatırlasınki,sen kimsinki şuan onun için o seni çoktan aştı..şuana muhtemelen İtalyan spor bakanı kendisine onur madalyası veriyordur
Pilavcı:Bir tabak daha
Tarık:Teşekkür edim sağolun
Pilavcı::img-hyste
Naz:İnanmıyorum ya sen çok yanlış birşey yaptın Naz hemde çok yanlış birşey,yaşanan bunca şeyin üstüne,yaşanan bunca şeyin üstüne sei bir çırpıda unutmasına izin verdin,nasıl yaparsın bunu ya nasıl..hala bir şansın var naz


Naz:Bavul hala burada demekk hala gitmedi,demekki almaya gelecek,geldiğindeburda olmalısın Naz,neden bilmiyorum ama olmalısın,hayır olmamalısın..sediği kızla İtalya'ya gidip mutlu olucak,gider ayak kafasını karıştırmamalısın,iyide niye karışsınki seni sallamaz bile,medeni bir şekilde vedalaşırsınız,tak sepeti koluna herkes kendi yolunaa..Bir haftaya kalmaz o seni unutur sende onu(flasback araya girer) kendini kandırma Naz o seni unutacak ama sen onu asla unutamayacaksın


Pilavcı: Demek baban evden kovdu ondan sokakta kaldın ha
Tarık: hıhı duymuşsundur babamın adını Hulusi Tekelioğlu
Pilavcı:Hulusi Tekelioğlu?
Tarık: hıhı
Pilavcı:Şu tekbankın sahibi olan
Tarık: hıhı evet ta kendisi
Pilavcı:Tanımazmıyım,rahmetli babam azmı kredi aldı iş kurarken kendisinden,sende benim babamın adını duymuşsundur
Tarık:Kim
Pilavcı:Vehbi KOÇ:img-hyste :img-hyste yav kardeşim bi tabak pilav alacak paran yok sıtığın palavraya bak,Hulusi Tekelioğlu'nun oğluymuş:img-hyste

sude9
20-04-07, 15:39
YALANCI YARİM 40.BÖLÜM

bELGİN:Alo Nazcım
Naz: Belgin Teyze nasılsınız
Belgin:Sağol kızım iyiyim sesini duydum daha iyi oldum nerdesin?
Naz: Ne olsun arabadayım okula gidiyorum işte
Belgin: ne güzel baban arabakullanmana izin veriyor demek
Naz: Yok yeni bir şöförüm var ya
Belgin:aa doğru
Filiz:Ümit söyledi çok yakışıklı bir çocukmuş hatta kıskançlığından benim görmemi yasakladı
Naz: alo,alo,alo Belgin teyze
Belgin:Alo Nazcım vaktin varsa bize bir uğrayıver
Naz:Çok İSTERDİM ama malum okul
Belgin:aa 15 dakika sonra bekliyorum,öptüm......demek çok yakışıklıymış Naz abini görünce bakarmı o çocuğa bidaha acaba
Filiz:Naz o çocuğu gördükten sonra abimi hatırlıyormudur acaba
Belgin:Abinle Naz'ın arasına kimsenin girmesine izin vermem Filiz o kadar

Belgin:Ah hoşgeldin Nazcım,ne iyi ettinde geldin
Naz:Yalnız fazla kalamayacağım Belgin Teyze malum okul
Belgin: ha ben konuştum rektörle bugün izinlisin,hani nerde şöförün
Naz:Arabada
Belgin:aa kızarım bak olurmu öyle şey çağır gelsin,hadi hadi...pek çabuk geldiniz yakınlardaydınız herhalde aradığımda
Naz:Sağolsun Kerem çok usta bir şöför Tarık olsaydı yarım saate getirirdi evden buraya ama Kerem 7 dakikada getirdi
Tarık:Çünkü Vahi bey beni sizin hız merakınız yüzünden tutmuştu,yoksa ben sizi 6,5 dakikada getirmeyide bilirdim ve getirebileceğimi gayet iyi biliyorsunuz,kardeşinizin odasındaki posterden

Naz:Sen İtalya'ya gitmedinmi
Tarık:şeyy
Belgin:Ufak bir pürüz varmış pasaportuyla ilgli,bizden rica etti halletmemiz için,hallolana kadarda kardeşi yanında kalsın istedi,malum benim oğlan evin yolunu unuttu,onun odasını verdim
Tarık: Ben yarım saate getiriyorsam bir bildiğim var
Kerem: Benimde bildiğim iyi oldu,bundan sonra dikkat ederim
Naz:İstersen bizde de kalabilirdin
Tarık:Yok ben rahatsız etmek istemedim hem Kerem'e de yer amak lazım,boşluğumu doldurduğuna göre benim boş odamı doldurmakta hakkıNaz:Kerem teyzesinde kalıyor evi bze çok yaınmış
Tarık:Yazık her sabah yürümesin çocukcağız,verin müştemilatı gitsin
Naz:Teklif ettik istemedi
Tarık: Patron değilmisiniz,emredin ne de olsa yapmayı en çok sevdiğiniz şey
Naz: Haklısın,Kerem bu akşam bize taşınıyorsun,tamam memnun oldun mu
Tarık:çok zil takıp oynayasım geldi birden
Belgin:Tarık evladım nereye
Tarık:Zil bulmaya
Belgin:Geç otur bakım şöyle ay buda gün geçtikçe benim oğlum Tarık'a benziyor,oda öyle eve bir misafir geldimi bir karş surat,bir afra bir tafra,bak hala duruyor,evladım geçsene şuraya,otur bakim meslektaşının yanına

flower98
21-04-07, 00:22
Part 5
Hulusinin Evi
Filiz: Anne, sen gerçekten abime yemek mi düzenliyorsun bu gece?
Belgin: Evet Filiz. Bu gece abini muhteşem bir yemekle uğurlayacağız İtalya’ya.
Filiz: Babam ne olacak?
Belgin: Ne mi olacak? Baban artık bu evde oturmuyor. Bir şey olmayacak yani.
Filiz: Anne, ne yaptın yine babama?
Belgin: Aaaaaaa ne yapacağım. Asıl o yaptı. Görmedin mi gazetede çıkan resimleri?
Filiz: İyi de, sen mutlu olasın diye gitti İtalyaya.
Belgin: Ne yani. Ben mi suçlu oldum şimdi? Yeter Filiz. Oyalama beni. Çok işimiz var.
Filiz: Nasıl istersen...Ama içimden bir ses babam Vahi beylerde diyor... Biliyorsun ki asla otelde kalmaz...Parasına kıyamaz....Hacer annelerde bizde olduğuna göre...gidebileceği tek yer....
Belgin: Vahiler!!!!! Tarııııık !!!!!Kesin o da oraya gitti babasının döndüğünü görünce....Filiz hemen abini ara....
Filiz: A....aaaa neden ben arıyormuşum?
Belgin: Çünkü benim şarjım yok. Ayrıca olsa da baban aramasın diye telefonu kapattım.
Filiz. Faturayı sana yollarım ama.....
Belgin. Ver şu telefonu.....Babasının kızı ne olacak....Alo?....Tarık?
Tarık : anne.....Filiz’in telefonundan niye arıyorsun?....Valla faturasını şimdi sana ödetir biliyorsun....
Belgin: O biraz zor da.....Sen neredesin?
Tarık: Şeyyyyy.....Vahi beylerde...
Belgin: Tahmin ettiğim gibi......Tarık , baban her an oraya gelebilir......
Tarık: Geldi bile.......
Belgin: Geldi mi?.....Peki sen hala ne arıyorsun orada o zaman......
Tarık: Durum kontrol altında......
Belgin: Akşam yemek var unutma....
Tarık: Sen ciddisin değil mi....Göndereceksin beni?
Belgin: Sen de bunu istemiyor musun?
Tarık( duraksayarak): Bilmiyorum.....aslında artık istemiyorum.
Belgin: Onu bunu bilmem.....Akşama yemek var.
Tarık: Ben o yemeğe gelmeyeceğim.
Belgin: Nedenmiş o?!!....Yemek senin için düzenleniyor....
Tarık:Gelmeyeceğim çünkü babamla aynı masada oturamam...
Belgin: Oturmayacaksın ki zaten.....Baban gelmiyor.....
Tarık: Hayır, geliyor.....çünkü sen benim hatırıma onu affedip eve geri çağıracaksın..
Belgin: Asla.....Bana iş yemeği derken o İtalyan kızlarla tutti-frutti partilerine katılıyormuş...
Tarık: amman annecim yaaaaa.....Otuz yıllık eşin.....Adamın her şeyi ortada......o senin üstüne gül koklar mı..?
Belgin: Israr etme Tarık. Baban artık bu evde kalmayacak....O kadar.
Tarık : O zaman ben de başka yere gitmek zorunda kalacağım.....Çünkü her an müştemilata taşınabilir.....Belki de gerçekten İtalyaya giderim.....
Belgin: Tarııııııık!!!!! Burada kalırsın......
Tarık: O da ayrı stres....Sen bilirsin annecim....Hadi iyi günler.....
Belgin: Dur....kapama......Ama bu gece geçsin fitil fitil burnundan getireceğim onun.....
Tarık: Evine dönsün de babam gerisine artık karışmam.
Belgin : Eh Tarık yine tükürdüğümü yalatacaksın bana.....tamam......ben her şeyi ayarlarım.....Vahi beyleri de yemeğin amacı konusunda tembihlerim....
Tarık: Canım annem......Sen bitanesin.....
Belgin: Hadi....hadi..işin oldu ya....
Tarık: Olur mu?Sağ ol....
Tarık telefonu kapatır ve müştemilatın kapısına çıkar. Naz o kapıya çıkınca durduğu pencerede geriye çekilir.....Tarık gülümser ve içeriye dönüp kanepeye uzanır. Rahatlamıştır.Gözler kapanıverir .Gözünü açtığında her yer kap karanlıktır. Kalkar ve bahçeye çıkar. Evde her yer karanlıktır. Havuza doğru yürür.......
Dolunay ‘ ın havuza düşen yansımasına bakar.
Tarık: İyi geceler sevgili ay.....Bu gece anlaşılan tek dostum sensin......Ne konuşmak istersin?
Omzunda bir el hisseder.
Tarık: Sadri.....?
Arkasını döner. Karşısında Naz durmaktadır......
Tarık: Naz......sensin......aslında Sadri olmalıydı.....
Naz( bozulur): Eeeee ben gideyim o zaman....sen de Sadri’yi bekle....
Tarık onu bileğinden yakalar...
Tarık: Saçmalama.......Sen yemeğe gitmedin mi?
Naz: Seni uğurlama yemeğine mi?......Hayır......Gidemedim.
Tarık: Neden?
Naz: Ağlamaktan başım öyle ağrıyordu ki babama yatacağımı söyledim.....Beni uyandırmamışlar giderken.
Tarık:....Demek öyle....Ben de gidemedim derken içinden gelmedi de gidemedin sandım.....
Naz: Bozulma hemen.....Hem artık İtalyaya gitmediğine göre...
Tarık: Naz .....Aslında gitme ihtimalim yine oluşabilir.....
Naz: Ne?.......Hani gitmeyeceğim demiştin.....
Tarık: Öyle ama şu Sofia ve oradaki ödül meselesi......
Naz: Yine Sofia.......
Tarık Naz’ı kollarından kavrar....
Tarık: Naz bak....Sofia ile bir geçmişim oldu......evet.....ama o en az bir yıl öncesinde kaldı......Gözümü kapattığımda gördüğüm kişi o değil.....
Naz: Kim peki?
Tarık: Bunu artık sorma lütfen.......
Naz gülümser......
Naz: Peki o zaman onu ikna et.......yap bir şeyler ve gitme.....
Tarık: Yine de aklımda bir şey var.....
Naz: Anlaşıldı....Sen gideceksin.....yoksa neden böyle konuşasın......
Naz yine gitmeye yeltenir. Tarık onu tekrar engeller.....
Tarık: İki lafın başında kaçmaya kalkma......Gidersem o ödül için giderim......
Naz: Haklısın.....Çok yüklü bir miktar.....Ümit’in de aklını almıştı ilk duyduğunda.....ama sen o para olmadan da mutlu olamaz mısın?
Tarık: Mesele o değil......O para ile birine olan borcumu ödeyebilirim......
Naz: Kime?
Tarık: Hulusi bey ’e .

sinemim_g
21-04-07, 07:49
BARIŞ-MERVE İTALYA'DA 6.BÖLÜM

barış:biraz dinlenelim mi?
merve:olur
barış:italya güzel şehirmiş...
merve:evet ama ben türkiyeyi özledim biliyormusun...
barış:doğru söylemek gerekirse bende...
merve:senin konseri bile özledim...
barış:bende şarkı söylemeyi...
merve:iyiiii... söyleseneee
barış:..............
Ölümü düşünmek gözlerinde çığlıklarla
Kuşlara isyan etmek uçamamaktan
Yüreğimdeki sancıları yaşamayı sevmek
Öğrenmemek bildiklerini de silmek

İsterdim yeniden doğmak yada hepten yok olmak
İsterdim daha iyi olmak bir melek gibi
Kanat açıp dağlara uçmak
Birileri buna izin vermedi
Buralarda yaşamak izne tabi

Saçına dokunmak rüzgarların temasıyla
Yeniden coşabilmek karanfillerle
Uçurumları yenmek kaygan zeminlerde
İsyanlara dalmak deli cesaretiyle

İsterdim yeniden doğmak yada hepten yok olmak
İsterdim daha iyi olmak bir melek gibi
Kanat açıp dağlara uçmak
Birileri buna izin vermedi
Buralarda yaşamak izne tabi

Acıyı yok etmek kalbinden sevdiklerimin
Geceyi çekip almak günlerinden
Maviye akmak sisli güz denizinde
Günahları affetmek tanrının dileğiyle

İsterdim yeniden doğmak yada hepten yok olmak
İsterdim daha iyi olmak bir melek gibi
Kanat açıp dağlara uçmak
Birileri buna izin vermedi
Buralarda yaşamak izne tabi :happy0064 (sizee süprizzzz)

merve:ah..ah..
barış:ne iç çektinn....
merve:hiçç şarkı ...daldım...
barış:hımmmm...bu şarkıyı söylemeyide özlemişim!
merve: (gülümserrrrrrr)) başkalarıdaaa
barış:niye güldün...kim mişş o başkalarıdaaa
merve: bizim fanlar..yalancı yarimcilerr..okudukyaa forumu..imzalarındaa yazmışlaryaa isterdim isterdim diye...
barış: (gülerrrr,baya bir gülerrr)hatırladımm keşke duyuyor olsalardıı
merve:dalgamı geçiyorsun?bizim nefesimizden bile haberleri var onlarınn
barış:duymuşlardır diyorsun yaniii
merve:evet diyorum..emin ol şuan bunları bile yazıyorlardırr:img-yes:

(seni haksız çıkarmamak için yazıyorum mervecim:img-hyste )
barış:kalkalım mı
merve:nereye gidelimmm
barış:çekimeee
merve:ciddiii
barış:ee yapmamaız gereken herşeyi yapdık artık asıl amacımıza dönelimm
merve:doğru söyle barış o bel durumu sırf çekimleri uzatmak italyada biraz daha fazla kalmak için yaptın değil mi?
barış:evet merve öyle yaptım...
merve:sen var yaaa.....neysee...ne diycez şimdii...nasıl iyileştin diycekler..valla cevabı kendin verr
barış:oraya bir gidelimde düşünürüz…
------------------------------------------
Merve:selam….
Barış:selammm(yutkanarak)
Yönetmen:barış…nasılsın?iyimisin
Barış:iyiyim siz nasılsınız?
Yönetmen:barış…ciddi sordummm
Barış:bende cevap verdim
Merve: (barışın kulağına eğilir..)zorlama….
Barış: (öksürük bir iki kere)şeyy ben…kendimi bir zorlayayım dedim bir baktım ayaktayım
Merve:yaaa evet öyle oldu..ayaktaaa(el şaklatır)
Yönetmen ve sanarist Merve ve barışın üstüne doğru yürürler ayrıca çokta kötü bakmaktadırlar…
Yönetmen-sanarist:çabuk çekimlereeee…….
Merve-barış:hemen…….
-----------------------------------
Çekimlerrr(es geçiyorum naz-tarık sanaryosunu ,konumuz barış ve merve:img-yes: )

2 saate kadar çekim yapılır mola verilir merve çekim yapılan kafenin camına yaslanır dalar...barış elinde fincanla mervenin yanına oturur...
barış:daldın yine...
merve: ...........
barış:merveee....ordasın mı...uzaktasın mı...hüppppppppp
merve:hüptürmeeeeeeeee.....
barış:hüpppppppppppp
merve:ya barışş hüptürme diyorummm
barış:sende ne olduğunu söyle o zaman
merve:yok bişeyim...içimde sıkıntı var sadece...
barış:yaa italyadasın varmı ötesiii...mutlu ol birazz...sen böyle değildin buraya gelince durgunlaştın,birinimi özledin...
merve:barışş ciddi bilmiyorum...öyle daldım sadeceee...gözlerim acıyorr birazdaa..bide memleketten uzak...çekimlerde uzadıı
barış:meraklanma sen çekimler çekilir yineee bu bütçeyle sence kalırmıyız 1 ayy....
merve:kalmayız dimi?
barış:kalmayız meraklanma senn...
merve:............
barış:yani kalmayız herhalde...
merve:............
barış:kalırmıyız?
yönetmen:siz bu kafayla italyada da kalırsınız,evde de kalırsınız şimdi de elimde kalırsınızzzzz!!!!!!!
merve-barış:yine ne yaptıkkk
yönetmen:yaaa mola dedik çekimler bitti demedik..hem gitmek istiyorsunuz biran önce hemde oturup geyik yapıyorsunuzz...6 çekicezzzz dahaaa...6........
merve:bu o altımıı....yani şeymiii
yönetmen:evet gülüm ooo:img-yes:
merve:bir tanesini çektik sanıyordumm
yönetmen:evet çektik...haberiniz yokmuu...7 ye çıktıı...bir tanesini çektikk 6 kaldııı(parmağıyla altıyı gösterir)
merve-barış:neeeeeeeeeeee.........7 miiiii??
-------------------------------------------------
çekimlerden bir buklee:img-wink:

yönetmen:sen şöyle geç merve...o her zamanki bakışın olucak gözlerinde..ok...barış sana yaklaştıkça bakışlarındaki heyecan parlaklık artıcak..heyecanını belli et..sonra barış dudaklarına doğru eğilecek..o eğildikçe sen gözlerini kapatacaksınnn...sonrasını biliyorsun
merve:tamam biliyorum...hazırım ..başlayalımm
barış:ben bilmiyorum..
merve:barışş.......
barış:bi göstersene(sırıtarak)
merve:ben sana 5 kardeşi göstereyim sen onlardan birini öp..he ne dersin
barış:tamam be sinirlenme hemen..hazırım hocam başlayalaım...

barış merveye doğru yanaşır...merve rolünün hakkını verir(meşur gözler:img-blush )barış dudaklarına doğru eğilirr...merve gözlerini kapatmaya başlar....

yönetmen:hadiii barışş öp artıkkk
merve:yaaa çekim sırasında barış demeseniz tarık deseniz bir tuhaf oluyorumm...
barış:niye öpmemden rahatsız mı oluyonn
merve:barışşş......anladın ne demek istediğimii
sanarist:uffff ....yeter didişmeyin...berbat ettiniz romantizmmimi...nasıl yazdım ben onu siz biliyormusunuzzzz.......yapamıycaksanız gümüşle mehmeti çağıralımm...onlar için fark etmez nerde nasıl şap diye öpüşürler...
merve bozulurrr
merve:tamam tamam...hadi barış öp artıkk
barış birden merveyi çekerr kendineee....merve neye uğradığını anlayamaz...
uzunca öpüşmeden sonra ayrılırlar....
merve:yavaş.........
barış:oldumu hocam....
yönetmen:oldu olduu..süper oldu
sanarist:ayy harika olduuu....
yönetmen: (kameramanlara doğru yönelir)hadi açın gösterin bakalım nasıl olmuşşş
kameranlarr dalmıştırr...
sanarist:size diyoruzzzzzzzzzzz...........hop...
kameramanlar:şeyy biz..dalmışız özür dileriz...
yönetmen:hadi açın çekimi bakalım nasıl olmuş...
kameramanlar:hangi çekimi........
merve sinirlenir.....onlara doğru yürür...
merve:öpüşme yi........
kameramanlar:şey...biz....dalmışızz...kameraları açmamışız...
merve ve barış birbirlerine bakarlar......
olamazzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz

sinemim_g
21-04-07, 15:20
BARIŞ-MERVE İTALYA'DA 7. BÖLÜM

MERVE:olamaz yaa nasıl çekmezlerrr....ufffffff
barış:sakin ol merve tekrar çekerizzz
yönetmen:allahımyaa hadi geçin baştannn
sanarist:açın bu sefer ..unutmayın dalmayın..hiçmi görmediniz öpüşen çift

herkez gülmeye başlarrr

yönetmen:sırıtmayınnnn
toplu halde: biz sırıtmıyoruz ki gülüm....
yönetmen:kesssss...sakın tamamlamaaa(sanariste dönerekk)
yönetmen:hem senin başının altından çıkıyoo bunlarr dalga konusu oldukk yaaa...
3......2...................1..........motorrr

öpüşme

barış:oldumuu?
merve:bence olduu
barış:hoşuna gitti yanii
merve:barışşş...
barış:şu ismimi tek ş ile söyle bir kere yaa bir keree illa 3 e çıkarcannn
merve:attırma başımın tasını
barış:atsana su doldurayım şurdan susadımmm
merve:barışşşşşşş
barış:tek ş ile mervecim tek ş ile:img-wink:
merve:dua et italyadayızz yoksa varya bitmiştin sen
barış:italya duasını bilmiyorum sen biliyormusun?
merve ters ters bakar...
barış:anladım bilmiyorsun..bende bildiğim duaları okurum..........
----------------------------------------------------------------
bölümün diğer çekimleride yapılır..akşam yemeğine bir resturana gidilir....

barış:merve hadii seç artık ne alcaksan
merve:barış bunların hepsinin fiyatı uçmuşş
barış:hadi yaa
merve:ya....
yönetmen:ne fısıldaşıyorsunuz
merve: Özer abi fiyatlar...
yönetmen:ne olmuşş..ver bakayım...
(.............................:img-hyste )
yönetmen:bizim otelde akşam yemeği kaça kadardıı ...fırlayınnnn
----------------------------------------------------
akşam yemeği otelde yapılır...
tüm ekipp toplanıp bişeyler yapmaya kalkışırlar...veee oyun oynama karar verirler........ne oynarlar???tabikide tabuu:happy0064

merve: biz buraya nasıl geldikk
barış:gemiylee...gemi mi?
merve:yok hanii ne yüzden sorun oldu gelemiyoduk az kalsınn bizim neyimizz azzz
barış:anladım paramız..bütçe mii..hıı dar bütçee:img-yes:
yönetmen: biz her bölüm ne çekiyoruz
merve:çileeee
yönetmen:merve......ciddii
merve:iyi o zaman..sahnemii
yönetmen:yess
sanarist:dinlenme molası veriyoruz ne zaman
yönetmen:2 saatte biii
sanarist:hee kelimede bu zaten..allah allah yaaa niye veriyoruz
yönetmen:dinlenmek mii
sanarist:hayır..yaa hani ne yapınca mola veriyoruzzz
merve-barış:yoruluncaa
yönetmen:yorulmak mı
sanarist:hayır başka....
yönetmen:acıkınca...yemek ......anladmm
sanarist:hele şükür
barış:ben ne yaparsam heyecanlanırsın
merve:şarkı söyleyince...şarkımı
barış:hayır...tarık olarak düşün benii...
merve:eee şarkı...değilmi...itiraf..itiraf mıı
barış:ikiside değil..
merve:ne yaaaaaaaaa
barış:göstereyim istersen....
merve:üstünden mi geçicezzzz........anladım öpüşmek mii
barış:üstüne bastınn
merve: (sıçrar) neyinnnnnnnn.....ay........
barış:yaa kelime öpüşmek ondan dedim üstüne basmak diyee
merve:allahım yaaaaaa...........

tarik_naz
21-04-07, 18:59
Tarık ve naz son kez bakışıp, son sözlerini söyleyip vedalaşmışlardır. Sonunda ayrılık olmuştur. Belgin’in pasaport yalanından doğan bu sahte ayrılık hem tarık’ı hem de naz’ı çok yaralamıştır. Bir gün önce İtalya’ya gitmek isteyen tarık, ile haftalardır tarık’ı italya’ ya yollamaya çalışan naz, belgin’nin sözlerini duyunca ne yapacaklarını şaşırmış ve ayrılmışlardır.

Hulusi de eve iyice yaklaşmıştır.

Hulusi: oğlum hulusi, kimseye bişey çaktırmadan şu İtalya gecesini atlattın ya aferin sana, şimdi bir de tarık zibisini görünce değmeyin keyfime.
Şoför: kusura bakmayın efendim, işinize karışmak gibi olmasın ama
Hulusi: karışma o zaman, ne var.
Şoför: şeyyy, dünn
Hulusi: lafı karıştırıp durma söyle ne söyleyeceksen, biraz da hızlı sür arabayı, belgin’imi kapı önünde fazla bekletme
Şoför: dün gazetede haberiniz çıkmış
Hulusi: (telaşla) ne, ne haberi, eyvah, ne diyosun oğlum sen, ne gazetesi

Şoför torpido gözünü açar ve gazeteyi hulusi’ye doğru uzatır.

Şoför: en arka sayfada

Hulusi heyecanla gazeteyi alır ve arka sayfasına bakar.

Hulusi: “tekbank’ın sahibi hulusi tekelioğlu roma’da ki türk gecesinde fena dağıttı” eyvah, bittim ben, mahvoldum. Belgin bu haberi kesin görmüştür. Dön hemen dön, gitmiyoruz eve, bankaya götür beni.
Şoför: emredersiniz efendim.
Hulusi: yandın sen hulusi, dün canım, cicim demişti telefonda demek ki kesin görmüş, yoksa hayatta demezdi. Şimdi de kapı önünde güler yüzle değil, elinde bavulla bekliyodur beni.


Tarık da salondaki kanepeye oturmuş, kafasını arkaya yaslayıp naz’la ayrıldığı için üzülür. Belgin de yanına gelir tarığın;

Belgin: gittiler mi?
Tarık: gittiler.
Belgin: üzüldün galiba italya’ya gidecek olmana
Tarık: belli olmuyo mu?
Belgin: yoksa naz’dan ayrıldığına mı?
Tarık: anne sen ne yapmaya çalışıyosun, söylesene bana.
Belgin: sana yardım ediyorum işte, italya’ya gitmen konusunda.
Tarık: yok yok, onu geçtim, bu kadar kısa sürede pasaport işini halledeceğini de sanmıyorum da. naz’la ne işler çeviriyosunuz.
Belgin: ne işler çevirecez tarıkcım.
Tarık: ikiniz de cidden benim gitmemi istiyo musunuz. Hadi naz istiyo diyelim, sen istiyomusun
Belgin: istemiyorum ama işte sen gitmek isteyince…
Tarık: o zaman bu akşam ki veda yemeği ne oluyo.
Belgin: işte son gününde sevdiklerin yanında olsun istedim, naz, ümit, vahi bey, netice hala
Tarık: Hadi ben gitmekten vazgeçersem
Belgin: vaz mı geçiyosun
Tarık: (dalgın bi şekilde) bi karar verebilsem.
Belgin: sen kararını çoktan vermişsin, italya’ya gideceksin belli. akşam çok güzel bi yemek olacak tarık
Tarık: anne yemek memek olmayacak.

Belgin tarığın yanından kalkıp giderken

Belgin: geç kaldın tarık, tüm siparişleri verdim bile.
Tarık: peki ya babam.
Belgin: gazetedeki haberi gördüyse, evin önünden bile geçemez. Merak etme.
Tarık: peki ya görmediyse
Belgin: o zaman biz gösteririz tarık.

Vahiler de eve gelmişlerdir. Naz hemen arabadan inip hızlı adımlarla eve doğru gider.

Kerem: benden başka isteğiniz var mı naz hanım?

Naz oralı bile olmadan eve girer.

Vahi: yok keremcim, saol.

Netice: kız bana bak. Bana bak diyorum, ne o surat beş karış. Babası kılıklı ne olacak, ah ah gözünü sevdiğimin evinden şu vahi’ye çekmeyen bi kişi olmaz mı?

Naz hızla odasına doğru gider. Ümit de sesleri duyup odasından çıkar ve naz odasına doğru giderken.

Ümit: naz, ne oldu babam yaptırıyo mu, basket sahasını?

Naz da o an için tüm sorular yanıtsızdı. Ümit de naz’dan bir kelime kopartamadı ve naz üzgün bi şekilde odasına girer.

Vahi kapıdan salona, ümitten odasından aşağı iner.

Netice: vahi, vahi ne bu kızın hali, suratı beş karış
Ümit: yoksa okulun bahçesi çok büyüktü de asvalt yetmez diye vaz mı geçtin?
Netice: geçer valla, büyük olmasına da gerek yok ki, okula gitti mi bakalım, yoldan geri dönmüşlerdir kesin. Kız da ondan üzüldü tabi. Ah vahi ah. Cimrisin işte.
Vahi: yahu durun bi dinleyin. Basket sahasını yaptırıyorum. Hem de en iyisinden.
Netice: bu kızın hali ne o zaman, sevineceğine üzülüyo.
Vahi: sanırım tarığın italya’ya gidecek olmasına üzüldü.
Ümit: o biraz zor.
Vahi: zor mor değil, tarığın pasaportunda pürüz varmıştı, belgin hanım bugün o sorunu halletti. Yarın sabah yolcu tarık.
Netice: ah ah gitti, gül gibi alfonso gitti.
Ümit: baba gerçekten gidiyo mu tarık, yani sorunsuz?
Vahi: ümit sen beni dinlemiyo musun? Sorunu varmıştı halledilmiş. Gitmesi için hiç bi neden yok artık. (neticeye bakarak) O yüzden belgin hanım akşam tarık için veda yemeği veriyo. gideriz di mi ablacım. Bizi de davet etti.
Netice: bi de soruyo musun? Gidecez tabi ki, (üzgün bi şekilde )madem alfonso gidiyo, (gülerek) hulusi’yi görüp neşelenelim.
Ümit: o zaman benim gidip hazırlanmam lazım
Vahi: dur ümit yemeğe daha çok var

Ümit çoktan gitmiştir.

Netice: o kız da olacak ya heyecanlandı çocuk, akşama kadar ne giyeceğine karar veremez. Ah ah, ben ne giyinsem acaba hulusi’ye güzel görünmek için
Vahi: yalnız ablacım bi sorun var…
Netice: uff seninde sorunların bitmez hiç neymiş sorun.

Vahi “hulusi ile tarık” arasındaki dargınlığı netice’ye anlatır.


Naz: offf, tarığın italya’ya gitmesi için belgin teyze’nin ona yardım etmesine inanamıyorum, daha bi kaç gün önce, gitmesini istemiyorum demişti halbuki. Şimdi de kendi elleriyle yolluyo. Her zaman olduğu gibi bunda da tarık’la arama girmeyi başardı ya helal olsun. Şimdi alsın tarığı el üstünde tutsun. Halbuki ne kadar sevinmiştim, yurtdışı yasağı olduğunu öğrendiğimde. Şimdi ise… Off yaa off

Ümit de ilk olarak direk naz’ın odasına kapıyı vurmadan girer.

Ümit: (şarkı söyleyerek) aklım hayır dese de off deli gönül
Yine o'nun peşinden çekip gider misin?
Naz: ne diyosun ümit yaa
Ümit: ben demiyorum tarık diyo.
Naz: neyi?
Ümit: off deli gönülü
Naz: bizim tarık mı?
Ümit: yok şarkıcı tarık
Naz: nee?
Ümit: (naz’ın yanına oturur) boşver sen onu da, gidiyomuş bizim tarık İtalya’ya.
Naz: yaa evet, belgin teyze kaldırıverdi yasağı bi telefonla.
Ümit: ohh adamdaki şansa bak, bizim de yok ki arkamızı dayayacağımız bankacı tanıdığımız.
Naz: ee niye geldin sen? Başım çok ağrıyo müsaade edersen yalnız kalmak istiyorum.
Ümit: sen ne diyosun bu konu hakkında?
Naz: hangi konu?
Ümit: hangi konu olacak, yasağın kalkması ve tarığın yarın italya’ya gitmesi konusu
Naz: ne diyeyim, mutlu olur inşallah. Gitmeyi çok istiyodu, sonunda muradına erdi.
Ümit: saçmalama naz, o mu gitmeyi istiyodu yoksa sen mi?
Naz: bilmem git tarığa sor
Ümit: yeme beni naz, tarık, sen “gitme” desen gitmezdi. Şu zamana kadar senin sözünden çıktığını hiç görmedim.
Naz: off ümit tamam ben “git” dedim mutlu oldun mu?
Ümit: naz sen gerçekten tarığın gitmesini istiyo musun?
Naz: istiyorum tabi, gitsin mutlu olsun
Ümit: tabi tabi, ne demişler birinin mutluluğu birinin mutsuzluğu.
Naz: ümit git başımdan

Ümit naz’ın yanından kalkar ve ayakta durur.

Ümit: tamam tamam. peki akşam gidiyo musun veda yemeğine?
Naz: gitmiyorum
Ümit: neden?
Naz: bilmiyorum ümit tamam mı, hem bilmiyorum hem de gitmiyorum, şimdi çık git
Ümit: tamam canım ne kızıyosun, (sessizce) ben sanki bilmiyorum
Naz: ne dedin?
Ümit: yok bişey.

...

flower98
21-04-07, 19:39
Part 6
Naz , Tarık’a duyduklarına inanmayan bir kişinin ifadesi ile bakar.
Tarık: Bakma öyle Naz......
Naz: Ya ben sana inanamıyorum.....belliydi zaten bir araba çaldırmaktan öte olduğu aranızdaki meselenin......Dün gece de şüphelenmiştim .Sadri Hulusi amcanın peşinden İtalyaya gittiğini söyleyince....
Tarık: Açıklayabilirim......(içses) ne açıklayacağım ya?!!!!!
Naz: Amman kalsın....bak, gözlerime bak....görüyor musun senin yüzünden ne hale geldiler.....O yüzden şişleri inip , eski haline dönünceye kadar bana açıklama yapmanı istemiyorum.....Bir şok daha kaldıramam.......
Tarık( içses): Yırttın yine oğlum ....Şanslısın...
Tarık: Israr etsem.....
Naz: İyi madem ısrar ediyorsun anlat bakalım......Bu borç ne borcuymuş......Üç buçuk milyon Auro....
Tarık ( içses): Israr etsemmiş.....kaşındın sen oğlum.....
Naz: Ne sırıtıyorsun pişkin pişkin....Hadi bekliyorum.....
Tarık: Şeyyyyy........Bu arada şişmiş gözler sana çok yakışmış......hele şu sağ gözünün altındaki torbalanma daha fazla.....(bir eliyle yüzünün diğer tarafını kapatır)......müthiş bir manzara....
Naz: Yani sen simdi yüzümün orantısız göründüğünü mü söylüyorsun......?......Hem söylüyorsun hem de benimle eğleniyorsun demek.......
Naz geri döner ve müştemilata doğru gitmeye başlar.....
Naz: Hemen aynaya bakmalıyım.......Ya yüzüm böyle yamuk kalırsa......!!!!!!!
Tarık önünü keser.....Naz geçmeye uğraştıkça engel olur.....
Naz: Ne yapıyorsun....çekilsene önümden.....görülmeyecek kadar kötü mü yoksa.....
Tarık: Naz....Abartma ......neredeyse gözle görünmeyecek bir şişkinlik var.....hem sen her halinle güzelsin.
Naz gülümser. Tarık yanağını okşarken bahçeden bir çıtırdı sesi gelir........İkisi de irkilir.
Naz: Tarık! Orada biri var galiba.
Tarık’ın arkasına sığınır. Tarık da onu arkasında güvenceye alırken diğer elinin işaret parmağını ağızına götürür.
Tarık: Şııııııııııııh!....gel içeriye saklanalım.
Birlikte müştemilata süzülürler. Tarık Naz’ı elinden yakalayarak bilardonun olduğu odaya çeker. Eline bir ıstaka alır ve pusuya yatar......Odanın içerisine bir gölge düşer ve müştemilatın kapısı çekilerek kapanır. Tarık ıstakayı yere paralel karanlıkta odaya giren kişinin dizlerine gelecek şekilde savurur. Yabancı büyük bir gürültü ile yere yıkılır. Tarık hemen ışığı yakar....
Tarık: Tahmin etmeliydim......Sadri?
Tarık yerde kımıldamadan yatan Sadriyi sarsar. Sadri cevap vermez......Birden telefonu çalar. Tarık telefonu arkasından başını merakla uzatmış Naz’a uzatır.
Naz: Ayşe arıyo....Ne yapayım.....
Tarık: Ne yaparsan yap.....ama baygın olduğunu söyleme....Sadri.....Sadri....?
Naz: Alo?
Ayşe: Kimsiniz siz? Sadri nerede?
Naz: Ayşe ben Naz......Sadri ile konuşmak istiyorsun galiba....
Tarık omzu üzerinden Naz’a bakar....Naz telefonun mikrofonunu eliyle kapatır.......
Naz: Ne bakıyorsun.....ben mi yıktım çocuğu......
Tarık: Çabuk bul bir bahane......uyanmıyor Sadri......Offfff.....Sadri diyorum ya.....
Naz: Ay kusura bakma Ayşe....Sadri şu an konuşamaz.....
Ayşe: Nedenmiş o?
Naz: Çünkü......Çünkü Ümitle iddiaya girdiler, bilek güreşi yapıyorlar......
Naz bahaneyi söylerken, Sadriyi koltuk altından kavrayıp kaldırmış olan Tarık onu birden bırakıverir. Sadri tekrar yere kapaklanır.Ayşe telefonu kapatmıştır....
Naz: Ne yapıyorsuuuuuuuun......Gitti çocuk.....
Tarık: Asıl sen ne yapıyorsun.....Ümit şu an nerede?
Naz: Ayyyyyyyy......doğru ya Ümit ve Ayşe senin veda yemeğindeler.....
Naz Tarık’a Sadriyi kaldırıp kanepeye yatırmaya yardım eder.
Naz: Tarık......hala baygın......hastaneye mi götürsek?
Tarık: Merak etme.....Eskiden de böyleydi Sadri....Bir şey olduğundan değil...korktuğu için hafif şoka girdi....
Sadrinin telefonu çalar tekrar. Bu sefer Tarık açar ama ses vermez.
Ümit: Alo ben bilek güreşimizin sonucunu öğrenecektim....Ay tamam Ayşe dürtme.....Sadri?
Tarık: Ümit?
Ümit: Tarık?
Naz: Ümit?
Ayşe: Tarık?
Tarık: Ümit Sadri gayet iyi....Biz sizi sonra ararız......Hadi görüşürüz.
Naz: Kriz yönetimi diye ben buna derim işte.....Bravo.....Biz sizi sonra ararız.....Hadi görüşürüz.
Tarık: Eeeeee ne deseydim.....Sadriyi ıstaka ile knock-out ettim, kendinde değil, baygın halde yatıyor mu ?
Naz. Tarık? Eminsin değil mi iyi olduğuna......
Tarık: Merak etme dedim ya.....Hadi biz gidip çay koyalım.
Naz: Neden?
Tarık: Birazdan misafirlerimiz gelecek de ondan.
Naz: Ay......öylemi....Nasıl da unutmuşum.....Kim geliyor?
Tarık: Büyük ihtimalle Ümit Ayşe ve Filizle birlikte yola çıkmıştır bile....
Naz mutfakta çay koyarken Tarık salonda zapping yapar. Mutfaktan gelen seslere dayanamayınca da kalkıp mutfağa gider ve mutfağın kapısından içerisini keyifle izler.
Tarık: Naz? Sen ne yapıyorsun? Bütün dolapların kapaklarını çarparak yeni bir konçerto mu besteliyorsun.
Naz başını Tarık’a çevirir.
Naz. Çayı arıyorum. İnsan neden çay’ı saklar ki? Demlenmesin diye mi?....Yok işte yok...
Tarık mutfak’ın içerisine gülümseyerek ağır ağır ilerler.....tezgah’ın üzerinde duran ve üzerinde büyük harflerle “ÇAY” yazan seramik kavanozu Naz’a uzatır.....
Tarık: Bak burada ne varmış.......hem de tam tezgahı ortasında duruyor.....
Naz bozulmuş halde üzerinde durduğu sandalyeden inmeye çalışırken birden Tarık’ın arkasında gördüğü bir şeyden korkar ve dengesini kaybeder. Tarık elindeki kavanozu ani bir refleksle yere fırlatıp atar ve Naz’ı tutmak için ileriye doğru atlar......

z_e_y_n_o
21-04-07, 20:52
Tarık araba gözden kaybolana kadar naza baktıktan sonra üzgün bi şekilde eve yönelir.o sırada Hulusi nin bahçeye girip kendisini gördüğünden haberi yoktur.hulusi tarığın duymaması için tam kapının önüne gelmeden arabadan iner ve tarığa doğru yaklaşır.

Hulusi:vay vay demek belgin doğru söylüyomuş.burdaymış kerata…ben şimdi sana yapacağımı bilirim tarık efendi.

Tarık tam elini kapının koluna atmıştır ki Hulusi tarığı kulağından yakalar.

Tarık:aahhhhhh…(arkasını dönüp kendisini kulağından çekiştiren kişiyi görmek için dönüp karşısında babasını gördüğünde yüzünde oluşan şaşkınlıkla)babaaa

Hulusi:işte şimdi yakalımseni zibidi.altında atlayıp kaçabileceğin bi araban da yok.hadi kurtul bakalım kolaysa elimden.

Tarık:baba ne yapıyosun ya?

Hulusi: (bi eliyle kapıyı açarak)yürü.gir içeri hadi.

Hulusi: (gösterişli bi şekilde bağırarak)belgiiin…ben geldim

Belgin: (tarığın yakalanmasında korkarak aceleyle gelir.)Hulusi!!!

Hulusi:bak kimi buldum hayatım.kapının önünde duruyodu kaptım getirdim.

Belgin: (sinirli bi şekilde direk hulusiye bakarak)çabuk tarığın kulağını bırak Hulusi

Hulusi: (güler)İtalyalarda ararken evde bulmuşum hiç bırakırmıyım ben bu kulağı hayatım?

Belgin: (bağırarak)sana bırak dedim Hulusi

Hulusi: (korkmuş bi şekilde)belgin ne oluyo?

Belgin arkasına sakladığı gazeteyi çıkarıp hulusinin kızlarla olan sarmaş dolaş resmini elinde sallar

Belgin:işte bu oluyo Hulusi.hatta olmuş bile.bi de utanmadan bana yalan söylüyosun.yazıklar olsun sana Hulusi.

Hulusi belginin elinde salladığı gazetenin üzerinde kedisinin ve kızların geçen geceden kalma resimlerini görünce tarığın kulağını hemen bırakır.

Hulusi:açıklayabilirim hayatım.

Belgin:senden açıklama beklemiyorum Hulusi.zaten bunun açıklanıcak bi tarafı yok.

Hulusi:ama belgin…

Belgin:sus Hulusi.ve ebni dinle tarık bu gün burda kalıyo ve onun için bi parti yapıyoruz.

Hulusi: (gülerek)hıh…benim evimde…parti…bu zibidi için…parti…benim evimde…(birden ciddileşir)asla olmaz.

Belgin:tamam Hulusi sen bilirsin.bunu sen istedin.(telefonunu çıkarır)nerde yazıyodu bu avukatın numarası???

Hulusi anında döner

Hulusi:aman belgincim ne yapıcaksın avukatın numarasını.tamam yaparız partiyi….(tarığa küçümser bi tavırla bakar)bu zibidiye

Belgin:zibidi falan yok Hulusi tarık var.ve bu günkü partiye vahi beyler de geliyo.onlar gelmeden biz seninle konuşsak çok iyi olur.gel odaya gidelim.

Belgin Hulusi yi kolundan tutup yatak odasına çıkarır.

Hulusi:vahiler niye geliyo bizim zibidinin (belginin ters bakışından korkup düzeltir)yani tarığın partisine.

Belgin:çünkü tarık bunca aydır onların yanında şöförlük yapıyodu.

Hulusi:neee?

Belgin Hulusi ye tarığın 9 ay boyunca havilerde nazın şöförlüğünü yapmasını anlatır.

Belgin:ve yarın da tarık İtalya ya gidiyo o yüzden ona veda partisi yapıyoruz.

Hulusi:ne İtalya ya mı gidiyo?

Belgin:yani o ve herkes öyle sanıyo.aslında hiç biyere gittiği yok.hiç biyere gitmemesi için nazla arasını yapmaya çalışıyorum.

Hulusi: (şaşkınlıkla)sen…bizim tarığın bi kızla arasını pamaya çalışıyosun…

Belgin:ay evet Hulusi

Hulusi ellerini açıp dua etmeye başlar.

Belgin:ne yapıyosun Hulusi?

Hulusi:dua ediyorum belgin.başımıza taşlar yağacak ya o yüzden.

Belgin:ne?

Hulusi:yani sen…biricik oğluşunu hiç kimseyle paylaşamayan belgin…şimdi nazla tarığın arasını yapmaya çalışıyosun…

Belgin:aynen öyle.hem eninde sonunda tarık yuvadan uçacak.bu kızın naz olmasında hiç bi sakınca yok bence.

Hulusi:ama bence…

Belgin: (hulusinin sözünü keserek) bence bi sakıncası yoksa sence zaten hiç olamaz.öyle değil mi Hulusicim?(elinde gazeteyi sallar

Hulusi:tabi hayatım.senin için bi sakıncası yoksa olay bitmiştir zaten.

Belgin:ama şunu da unutma vahi beyler seninle tarığın küs olduğunu biliyolardı.ama başka bi nedenden dolayı sanıyolar.

Belgin hulusiye tarığın vahilere uydurduğu araba çaldırma hikayesini de anlatır.

Hulusi : (kahkahalarla gülerken)vay be bizim kerataya da bak sen.ayak üstü kaç yalan uydurmuş 9 ayda.

Belgin: (imalı bi şekilde)kime çekmiş acaba

Hulusi belginin bakışından sonra anında gülmeyi keser

Belgin:bi de onlar tarığın tarık tekelioğlu olduğunu bilmiyolar.özellikle bu çok önemli asla bu konuda ağzından bişey kaçırma.

Hulusi:valla bilemiyorum belgincim.bu konuda beni o kadar kzıdırdı ki ben de istemeden ağzımdan bişeyler kaçırabilirim.

Belgin:yaa demek öyle Hulusi.tabi canım ağzından bişey kaçırabilirsin insanlık hali.ama sonra bi bakarsın ben de yanlışlıkla avukatın numarasını çevirivermişi.

Hulusi:tamam mesaj alındı.tarık aslında tarık tekelioğlu değil.

Belgin:hah şöyle.hadi şimdi aşağı inelim.ha bana bak.sakın çocuğa kötü davranma.zaten morali bozuk oğluşumun.bi de sen canını sıkma.yoksa ben de seninkini sıkarım bilmiş ol

Hulusi:tamam belgincim sen merak etme

Ve akşam olur.vahiler de gelirler.kapıda...

Belgin:ah ne iyi ettiniz de geldiniz.sayenizde tarıkcığımı çok güzel bi şekilde uğurlayacağız.

Ümit: Hulusi amca.sen tarıkla küs değil miydin?

Belgin hulusiye bakar ve

Belgin:ya evet küslerdi ama işte tarık yarın gidiyo ya küs ayrılmasınlar dedim.barıştırdım.değil mi Hulusi?

Hulusi: (yapmacık bi şekilde tarığın omzunu kavrayıp okşayarak)ya barıştık.belgin sağolsun.aman canım zaten aramızda bi arabanın lafı mı olur?

Ümit:sadece araba olsa yine iyi siz de varmışsınız.

Hulusi: (tarığı okşayan eli yavaş yavaş onu sıkmaya başlar)işte insanın böyle bi şöförü olursa…

Naz:ya ben bilirim Hulusi amca.tarık gibi bi şöförden her şey beklenir.sonra bi bakmışsınız alfonso olmuş çıkmış karşınıza.

Tarık naza kızgın bi şekilde bakar.

Belgin:aaaa ayakta kaldınız ama geçin, buyurun, oturun.

Neticenin koltuğu konulur ve herkes oturur.

Hulusi:demek alfonso olduğunu öğrendiniz naz kızım?

Naz:yaa öğrendik Hulusi amca.aslında ona kalsa söyleyeceği yoktu ama İtalyan sevgilisine borçluyuz işte.o olmasa hiç söylemezdi herhalde.

Netice: (sinirli bi şekilde naza bakar)naz düzgün konuş bakıyım.zaten karaip korsanım yarın İtalyalara gidiyo bi de sen böyle konuşup çocuğun moralini bozma.zaten zorla getirdim.getirdiğime pişman ettirme.

Tarık nazın istemeyerek geldiğini öğrenince üzülür

Tarık:keşke ısrar etmeseydiniz netice hala.naz hanım gelmek istemiyosa gelmeyebilirdi.zaten biz onunla bu gün vedalaşmıştık.zorla gelmesine gerek yoktu

Netice:olmaz öyle şey.(bierde ağlamaklı bi sesle)benim karaip korsanım gidiyo burda.ona güzel bi veda etmemiz için hepimizin burda olması lazım.

Aradan zaman geçer yemekler yenir.çaylarını içerlerken

Belgin:ah tarıkcığım gitmesen olmaz mıydı sanki?

Netice:hiç olur mu?o koskoca alfonso.alfonso olmaya tercih edip burda kalacağı biri olsaydı gitmezdi zaten.

Tarık: aslında var (naza bakar).eğer gitmemi istemese gitmeyeceğim birisi var.onun yanında kalmayı alfonso olmaya bin kere tercih edeceğim birisi…(tekrar netice ye döner)ama işte o bile gitmemi istiyo.ben de burda daha fazla duramam artık zaten.

Netice:çabuk söyle kim bu kız?vahiiiiiii hemen hazırlan baskına gidiyoruz.o kızı ikna edip tarığın burda kalmasını sağlıycaz.artık nasıl salak bi kızsa böyl güzel bi çocuğu elinden kaçırıyo.vahii hadi dedim.

Tarık:yok yok netice hala.hiç gerek yok(tekrar naza bakar)o artık kararını vermiş.hiç bişeyin vaz geçirebileceğini sanmıyorum.

Netice:sen bilirsin tarıkcım.ama ihtiyacın olursa bi telefonuna bakar.anında baskın.

Tarık: (gülümseyerek)teşekkürler ihtiyacım olursa söylerim.

Tarık saatine bakar

Tarık:ben artık yatıyım.malum yolculuk sabah erken saatte.

Her kes yerinden kalkacak gibi olunca

Tarık:hayır hayır.kalkmayın lütfen .vedalardan hoşlanmam.sadece vahi bey size şunu söylemek istiyorum:beni işe aldığınız için çok ama çok teşekkür ederim.sayenizde hayatımın en güzel 9 ayını geçirdim.bana evinizi açtınız güvendiniz,sağolun.her şeyiyle çok güzeldi ve (naza bakar o da tarığa bakar)bu süre içinde yaptığım hiç bişeyden de pişman değilim.ve hiç birini asla unutmayacağım.ve sizleri de asla unutmayacağım.hoşçakalın.

Arkasını döner ve yavaş adımlarla odasına doğru çıkar.

(devamı var)

flower98
21-04-07, 23:50
Part7
Yere saçılan çaydan ayağı kayan Tarık’ın ayağı bir de Naz’ın açık bıraktığı dolap kapısına takılınca Naz ile kafa kafaya çarpışıp aynı anda yere düşerler. İkisi de kendinden geçer. Üşüdüğü için bahçeyi başından aşağıya vücudunu örten battaniye ile geçen ve o görüntüsü ile Naz’ın bir an korkmasına sebep olan Sadri telaşa kapılır...
Sadri: Tarık....!!!!!!.....Naz!!!!!!......Naz!!!!!.....Ta rık!!!!!!....Hangisine bakacam şaşırdım ya.....
Her ikisini de ara ara hafif tokatlarla uyandırmaya çalışır.
Sadri. Sadri çabuk hatırla....Ehliyet kursunda ilk yardım dersi almıştın.........Ehhhhhhhh dersi dinlemek yerine kız kesersen böyle kalırsın işte.....Hah hatırladım......Koma durumu......Demek hemen bunları uygun bir yere yatıracam......
Önce Naz’ı kucaklar. Dizleri titreyerek Naz’ı salondaki büyük kanepeye taşır. Bitkin halde mutfak’a geri döner......
Sadri: Kusura bakma Tarık. Seni kucaklayamayacağım.......Alfonso darbelere alışıktı nasılsa.....
Tarık’ı iki elinden tutarak yerde sürüyerek salona taşır......
Sadri: Eeeeeeeee seni nereye yatıracam......yer soğuk.....Mecburen Naz ile kanepeyi paylaşacaksın.........
Tarık’ı da Naz’ın yanına yerleştirir. Her ikisi hala baygındır.......
Sadri: Buraya kadar tamam....Şimdi ne yapacaz bakalım.......evet örtü......örtmek lazım bunları.....Ama nerede örtüler.........Hadi düşün Sadri bak yakında yuva kuracaksın.....bilmen lazım örtülerin yerini........E tabi ya .....yatak odasında.........
Merdivenlere yönelir ve üst kata çıkar. O anda kapı açılır ve Ümit, Filiz , Ayşe üçlüsü eve girer. Filiz Tarık’ı görür görmez yanına fırlar. Ayşe şok olmuş yerinden kımıldayamaz. Ümit de korkmuş bir ifade ile Filizi izler.
Filiz: Abi!!!!! Abi ne oldu sana......Ümit kendinde değil....Bir şey yap.....
Aynı anda Ümit Naz ile ilgilenmektedir......
Ümit: Naz......Naz.....uyan .....Naz......Su ......Filiz su getir.......
Filiz tökezleyerek yerinden fırlar ve mutfak’a koşar. Mutfak girişinde attığı çığlık üzerine Ümit yanına koşar.....
Ümit: Ne olmuş burda?
Filiz: Kesin intihar ettiler.....Abim!!!!!!!!......Baksana tüm dolap kapıları açık.....zehir içtiler bunlar.....Ah anne ah.....Ne girersin araya......
Ümit: Yok artık Filiz.....Romeo – Julliet mi oynuyoruz burada....
Filiz: Ümit bir şey yap ne olur.....kurtar abimi........
Ümit: Soluklarını ve nabızlarını kontrol edelim.
Tekrar salona dönerken üst kattan elinde battaniye ile dönen Sadri ile burun buruna gelirler....
Filiz: İşte kesin kanıt.....Sadriye vasiyet bırakıp intihar etti bunlar....Abiiiiii!!!!!!!!!!!
Sadri: Ne? Siz nereden çıktınız? Ayşe.....Bu ne hal?......Ümit?
Ümit: Sadri çabuk ambulans çağır......hala soluk ve nabız var......
Sadri: Ya bu ne telaş......Sadece düştüler.....Yani biraz sert düştüler.......
Filiz: İlaç içmediler yani.......?
Sadri: Yok daha neler......Romeo – Julliet mi oynuyoruz......
Ayşe: Sen neredeydin Sadri? Neden telefona çıkmadın? Öldüm meraktan?
Sadri: Ben mi.....Şeyyyyyy.........müştemilat.........sonra.. ..eeeeeeeeee.........hatırlamıyorum......
Filiz: Sadri iyi olduğuna göre abim ve Naz ile ilgilenelim.......
Ümit: Su......su getirin......
Ayşe mutfaktan sürahi ile su ve bir bardak getirir.
Ümit : Sürahiyi alayım. Bardak sende kalsın......
Ümit elindeki sürahi içindeki suyu Naz ve Tarık üzerine boşaltır.......
Naz: iiiiiiiiiiiiiiiaaaaaaaaaaaaaaahhhhhhhhhhhhhhhhh?
Tarık:uğğğğğğğğğğğğğğğğğğğğ!
Ümit: İşte bu kadar.
Tarık ve Naz önce birbirlerine, sonra odadakilere, en son da Sadriye bakarlar.
Tarık-Naz: Sadri, iyi misin?
Sadri: Ben iyiyim de siz......
Yediği soğuk suyun etkisiyle kanepeden yere düşen Tarık ayağa kalkar. Filiz sıkıca sarılır ona.
Filiz: Bir an öyle korktum ki anlatamam.......Canınıza kıydınız sandım........
Naz (Nazca güler):Ayyyyy ilahi Filiz.....Romeo ve Julie mi oynuyoruz burda?
Tarık-Filiz-Sadri-Ayşe-Ümit:”Julliet”
Naz( bozulur): Julliet tabi.......Şuraya bak sırılsıklam oldum.....İzninizle....
Tarık yanından geçen Naz’ı ilgiyle izlerken Ümit araya girer....
Ümit: Anlatmayacak mısınız? Ne oldu burda? Mutfaktan kim geçti?
Tarık: Naz çay koyacaktı.......sonra.........
Ümit: Anlaşıldı. Burnunun dibindeki çay bulamadı.......Bizim Naz işte.....Hep aynı......
Naz üst kattan seslenir.......
Naz: Duymuyorum sanma.....duyuyoruuuuuuuuuum Ümiiiiiiit.
Hepsi güler.....

z_e_y_n_o
22-04-07, 00:01
Nazın bu konuşmadan sonra gözleri dolmuştur ve daha fazla orda kalmak istemez.

Naz: (vahi ye dönüp)baba benim biraz başım ağrıyo eve gidebilir miyim?

Vahi:hayır kızım kötü bişey yok ya?

Naz: (göz yaşlarına zor hakim olarak)yok yok.biraz dinlenirsem geçer.

Vahi:tamam kızım sen bilirsin.kerem seni götürsün.

Naz:tamam

Vahi:dikkatli gidin.

Naz:tamam baba.

Naz kalkar ve arabaya gider sonunda eve varırlar ve direk odasına çıkıp uzun süredir tuttuğu göz yaşlarını bırakır.tarık ta aynı şekilde üzgündür.artık herkes dağılmıştır.filiz tarığın odasının önüne gelip kapıyı çalar ve açar

Filiz:gelebilir miyim abi?

Tarık:gel filiz gel

Filiz içeri geçer ve yatağa tarığın karşısına oturur.

Filiz:sen iyi misin?

Tarık:bilmem.nasıl görünüyorum?

Filiz:berbat

Tarık konuşmaz

Filiz:konuşmak ister misin abi?

Tarık:konuşacak bişey kalmadı ki filiz.ne konuşacağız?

Filiz:belki artık bişeyleri itiraf edersen rahatlarsın ha abi?naza,kendine,hiç kimseye itiraf edemediğin şeyleri…

Tarık: (göz yaşlarına hakim olmaya çalışır)filiz…….ben onu çok seviyorum

Filiz:biliyorum ağabeycim.

Tarık:keşke sen bileceğine o bilseydi.ama olmadı işte hiç bi zaman söyleyemedim.

Filiz:belki hala bi şansın vardır

Tarık:yok.artık şans yok filiz.yarın İtalya ya gideceğim ve nazı unutacağım.

Filiz:bu kadar kolay yani

Tarık:değil.hem de hiç değil.ama bunu yapmak zorundayım.denemek zorundayım.

Filiz:bile bile mutsuz olacaksın yani

Tarık:böyle olmasını ben istemedim filiz.artık yapacak hiç bişey yok.

Filiz:peki abi.sen bilirsin.sana iyi geceler.ve iyi yolculuklar

Tarık:iyi geceler

Filiz odadan çıkar.ve odasına gidip yatar.gece boyunca rüyasında abisinin italyada çok mutsuz bi hayat geçirdiğini görür.

Sabah tarık erkenden kalkar ve hazırlıklara başlar.uçağı saat 7.30 da kalkacaktır.yani aslında olmayan uçak…belgin de tarıkla kalkar

Tarık:anne sen gelmeseydin keşke

Belgin:olmaz öyle şey.biricik oğluşum gidiyo benim.tabi uğurlayacağım.

Tarık:tamam sen bilirsin.hadi çıkalım o zaman.

Belgin: (tarığı biraz daha oyalamaya çalışarak)ne bu acelen tarık daha saat 7 bile olmadı.

Tarık:anne istersen yola çıkmak için saatin 7.30 olmasını bekleyelim.

Belgin:sen bavulunu hazırladın mı bakıyım?

Tarık:yok dedim sabah olsun yola çıkmama yarım saat kla hazırlarım.anne ne diyosun sen ya tabi hazırladım

Belgin:peki şeyini aldın mı?

Tarık:neyi?

Belgin:hah gitarını gitarını

Tarık:ne gitarı?

Belgin:aaaaaa tarık sen gitarınsız yapamazsın bilmiyo musun?

Tarık:anne ne gerek var?9 aydır gitarımsız nasıl yapıyosam şimdi de yaparım

Belgin:yok yok 9 aydır sen yine ona yakındın o yüzden yoksa senin gitarın senin için çok kıymetlidir bilmez miyim ben?

Tarık:bilir misin?

Belgin:bilirim tabi.ben bilmeyeceğim de kim bilecek?

Tarık:olsun annecim ben gitar falan istemiyorum

Belgin: (sinirlice konuşarak)aaaaaaa tarık istersin dediysem istiyosundur.git çabuk getir gitarını

Tarık:offf anne ya off.

Tarık gitarı almak için odasına çıkar

Belgin: (kendi kendine)şimdilik gitarı buldun bakalım belgin.şimdi alıp gelicek sonra ne yapıcaksın gitmemesi için.aman bu naz da nerde kaldı ya?

Tarık gitarı alıp gelir.saatte bu arada 7 olmuştur.tarık annesini kolundan tutup kaçıya doğru çekerken

Tarık:hadi annecim bak saat 7 oldu.acele etmezsek uçağı kaçıracağım.bak gitarı da aldım hadi

Belgin:peki şeyi de aldın mı?

Tarık:aldım annecim hepsini aldım.

Hacer:tarık!!!

Tarık:hacer anne???

Hacer:bekleyin ben de geliyorum

Tarık:ne?sen de mi?

Hacer:seni İtalyalara uğurluyoruz gelmem mi hiç?

Belgin : (hacerin duyabileceği bi fısıltıyla)hadi hacer abla biraz da sen oyala şu tarığı

Hacer: (fısıltıyla)tamam tamam

Hacer:bekleyin hemen bi üstümü değişip geliyorum.

Tarık:ama hacer anne çok …

Tarık lafını tamamlayana kadar hacer çoktan üstünü değiştirmek için uzaklaşmıştır bile

Tarık:…geç kaldık

Belgin:merak etme tarık yetişiriz.sabırlı ol

Üstünü değiştirdikten sonra saçı başıyla uğraşırken tarık zorla bir eliyle annesini bir eliyle de haceri tutarak dışarı çıkarır ve uzun süre önce çağırdığı taksiye bindirir.

Hacer:aman sen de amma meraklıymışsın İtalya ya gitmeye.bi hazırlık yaptırmadın

Tarık:ama yani hacer annecim senin de uçağının kalkmasına son 20 dakika kalsaydı sen de böyle acele ederdin.

Ve filiz gördüğü rüyadan uyanınca saatine bakar

Filiz:saat yediyi yirmi geçiyo.yani aslında olmayan ama ağabeymin bineceği hayali uçağın kalkmasına 20 dakika var.hala bi şans olabilir filiz.abinin göz göre göre mutsuz olmasına izin verme.

Filiz hemen nazı arar

Filiz:alo naz?

Naz:efendim filiz?

Filiz:Sesin kötü geliyo iyi misin?

Naz:iyiyim iyiyim.

Filiz:sabaha kadar hiç uyumadın değil mi?

Nazdan cevap gelmez

Filiz:bi kere de doğruyu söyle naz.itiraf et ve kurtul.

Naz:evet uyumadım

Filiz:biliyorum sen de istemiyosun ağabeymin İtalya ya bitmesini.

Naz:artık bi önemi yok filiz.o çoktan uçağa bindi ve İtalya yolunda.

Filiz:hayır ağabeymin uçağı 7.30 ta kalkıyo.daha yirmi dakikan var.hala ona yetişebilirsin.

Naz:ama yetişmemem gerek.onu durdurmamalıyım

Filiz:ağabeymin oraya gidince mutlu olabileceğini mi sanıyosun naz?hayır olmıycak.çünkü…çünkü o seni seviyo.

Naz:ne?

Filiz:dün onunla konuştum.çok üzgündü.bana söyledi o seni seviyo naz seni çok seviyo.ben ağabeymi daha önce hiç böyle görmemiştim.lütfen ona engel ol.lütfen ikinizin de mutsu olmasına izin verme naz.hala yetişebilirsin.her şey sana bağlı.eğer ağabeymi seviyosan bunu yaparsın.ama eğer onu durdurmazsan da zaten onu hiç sevmemişsin demektir.

Filiz telefonu kapatır

Naz:evet.onu seviyorum.hiç bu kadar emin olmamıştım.ben onu seviyorum.naz acele et.gitmesine izin verme.

Naz üstünü değiştirirken keremi arar ve arabayı hazırlatır.

Kerem:nereye?

Naz:hava alanına hadi çabuk kerem lütfen bas gaza.çok önemli bi durum.

Kerem:anlıyorum

Kerem son hızla ve gayet dikkatli bi şekilde yolda ilerlerken naz göz yaşlarına hakim olamamıştır

Naz:neden daha önce anlamadın sanki salak naz salak.seviyosun işte.çok seviyosun

Saat 7.25 olmuş ve Tarıklar hava alanına gelmiştir.

Tarık:tebrik ediyorum yani seni anne gelene kadar şöföre “aman evladım yavaş git”.”ay şurda çukur var galiba dikkat et yavaş” “ben bu yolu biliyorum bu saatte burda çok trafik vardır uzun yoldan gidelim daha kısa sürer” dedin durdun.nerdeyse geç kalıyoduk

Belgin: (kısık sesle)ah nerde o günler

Tarık:ne?

Belgin:sen de yani tarık geç kalmadık işte.daha 5 dakika var

Tarık:yaa anne daha o kadar uzun zaman var ki şurda hacer annemle tavlaya otursak 5 dakka oyna oyna sıkılırız

Belgin:aman iyi ki bi İtalya ya gidiyosun

Tarık:artık ben uçağa biniyim.anons yapılmış

Belgin:nereye daha 5 dakika var

Tarık:annecim istersen uçak havalanmaya başlayıncaya kadar sizinle burda bekleyim sonra ben koşa koşa ona yetişip atlarım içeri ha?nasıl plan?

Belgin:aman iyi be sana da iyilik yaramıyo.

Belgin yüzünü tarıktan çevirir

Tarık:tamam anne ya kızma hemen.özür dilerim.gider ayak kırgın gitmeyelim

Belgin: (içinden)ah bi bilsen o gider ayağın aslında hiç bi yere gitmediğini

Tarık:barıştın mı?

Belgin:tamam tamam.

Tarık önce belgine sonra da hacere sarılır.

Tarık:hadi hoşçakalın.her gün ararım tamam mı?

Tarık büyük salonda yavaş yavaş ilerlerken

Hacer:belgin bence artık aslında hiç bi yere gidemeyeceğini söyleme vakti geldi

Belgin:haklısın hacer abla.bu naz gelmeyecek anlaşılan.oğluşumu o kadar da çok sevmiyomuş demekki.ben gidip tarıkla konuşuyum

Belgin tam giderken hacer kolundan tutup engel olur.

Belgin:hacer abla müsaade edersen…

Belgin hacerin kaş göz işareti yaptığı yere bakıp nazın koşarak tarığa doğru geldiğini görünce sevincinden ağzı kulaklarına gelir.

Belgin:geldi geldi

Naz : (bağırarak)tarık

Tarık daha önce nazın sesini duyduğunda hiç bu kadar sevinmemiş gibi bi mutlulukla döner.ve naz koşarak gelip tarığa sarılır.hala ağlıyordur.

Tarık:naz?iyi misin?

Naz:gitme.istemiyorum.lütfen tarık beni bırakma

Tarık:sonunda anladığına sevindim

Naz:neyi?

Tarık:bizim asla ayrılamayacağımızı

Naz tekrar ağlayarak tarığa sıkıca sarılır

Tarık: (eliyle nazın göz yaşlarını silerken)yeter ama neden hala ağlıyosun?

Naz:o karda korktum ki gittin diye

Tarık:bak buradayım işte.ve hiç biyere de gitmeye niyetim yok

Onların biraz uzaklarında

Hacer:senin plan tuttu belgin

Belgin:tuttu tuttu


(devamı hala var:D)

z_e_y_n_o
22-04-07, 01:38
Tarık:hadi gel gidelim.

Naz ve tarık birbirlerine sarılarak ilerlerken naz belgini görünce hemen tarığı bırakmaya çalışırken

Belgin:hiç korkmana gerek yok naz kızım.rahat ol.benden çıkmaz merak etme.hem çok yakışıyosunuz birbirinize tarığın gitmesine izin vermeyeceğini biliyodum.

Naz:sağ olun belgin teyze

Dışarı çıkarlar.belgin ve hacer tarık ve nazla vedalaşıp yine taksiyle dönerler.tarık kapıda bekleyen keremi görünce sinirlenir

Tarık:bununla mı geldin?

Naz:nasıl gelmemi bekliyodun tarıkcım uçarak mı?

Tarık:ondan hoşlanmıyorum

Naz:o düşündüğün gibi birisi değil.hem o olmasa ben sana asla yetişemezdim.

Tarık:yine hızlı getirdi yani

Naz:ben öyle istedim çünkü.seni kaybetme riskini göze alamazdım.hem o nişanlı

Tarık:nişanlı mı?

Naz:evet.aslında sana kız kardeşi dediğim kız aslında onun nişanlısıydı.

Tarık:yani beni kıskandırmak için söyledin

Naz konuşmaz

Tarık:bu sessizlik evet demek oluyo heralde

Nazdan yine ses gelmez

Tarık:tamam tamam.demek nişanlı.

Naz:yaza da evleniyolarmış

Tarık:evleniyolar demek…iyiymiş,ben sevmeye başladım bu çocuğu.

O sırada kerem de dışarı çıkar

Kerem: (naza)tarık beyin gitmesine engel olabilmenize çok sevindim naz hanım.

Naz:sağol kerem

Kerem arka kapıyı açar

Kerem:buyurun

Naz ve tarık arkaya binerler ve eve gelirler.araba durduğunda

Naz:kim bilir herkes ne kadar çok sevinecek döndüğüne.özellikle de halam

Tarık: (nazın kulağına)niye?sen de sevinmedin mi?

Naz:yani benden sonra

İkisi de arabadan inerler.ve eve doğru yürürlerken

Kerem:naz hanım

Naz:efendim kerem?

Kerem:ben izninizle işten ayrılmak istiyorum

Naz:neden?

Kerem:tarık bey döndü.artık bana ihtiyacınız yok

Tarık:öyle de.sen de nişanlıymışsın.yaza da evleniyomuşsun şimdi çok masrafın vardır.ben bi şekilde idare ederim sen kal burda kerem.

Kerem:yok tarık bey.siz beni merak etmeyin ben yeni bi iş buldum bile zaten.

Naz:öyle mi?

Kerem:evet netice hanım ın şöförlüğünü yapacağım

Naz:halamın mı?

Kerem:evet

Naz:ama o da burda zaten

Kerem:galiba evine gidecekmiş.

Naz:ne zaman?

Kerem:tam bilmiyorum ama bu günlerde

Naz:tamam yeni bi iş bulduysan sorun yok.yeni işin hayırlı olsun

Kerem:sağolun naz hanım

Tarık ve naz eve girerler.bütün en halkı salonda toplanmıştır.onlar içeri girince hepsi ikisine bakar

Netice:ay benim karaip korsanım gitmemiş.e ben biliyodum zaten bu kızın bu güzelim şöförü kaçırmayacağını.geçin çocuklar oturun.biz de sizi bekliyoduk.yani aslında sadece nazı bekliyoduk ama senin de geldiğin iyi oldu alfonso.ben de sizi şöförsüz bırakacağım diye üzülüyordum.

Vahi:hadi abla herkes burda söyle artık

Netice:sen sus vahi.patladın mı?sabırsızsın işte… küçükken de sabırsızdın,büyürken de sabırsızdın,hala da sabırsızsın.

Netice bastonuyla vahiyi dürtükler

Vahi:abla dürtmesene ya

Netice:sus vahi zaten bu seni son dürtüşlerim.kurtuluyosun benden.

Vahi:nee?

Netice:evime dönüyorum

Vahi:allaaaaaaah…yani ablaım niye bu kadar çabuk dönüyosun,biraz daha kalsaydın ya

Netice:numara yapma Hulusi.şu anda senin zil takıp oynayasın geldi bilmiyo muyum ben sanki?

Bu söz üzerine naz ve tarık birbirlerine bakıp gülümserler

Netice:ben burda göreceğimi gördüm.(naz ve tarığa bakarak)bi çoğunuz sorduğum soruya “yok” dediniz ama ben kimin nesi olduğunu görebiliyorum şu anda.aramızda saklamaya çalışanlar var.anlamadım sanmasınlar ama hadi yüzlerine söylemiyorum.(ikisine gülümseyerek bakar ve)neyseki onlar da doğru yolu buldular zaten.haa bide giderken sizin yakışıklı şöförü de götürüyorum.

Ümit: (şaşkınlıkla)tarığı mı?

Netice:sizde sadece bi tane mi yakışıklı şöför var ümit? ben diğerini götürüyorum.

Ümit:haa anladım.ben de naz tarığı bidaha asla kimseye vermez nasıl oldu da sana veriyo diye şaşırdım da

Naz:ümiiiiiiiiiiiitt

Ümit:tamam tamam sustum

Netice:akşam gdiyorum ben.son defa iki yakışıklıyla bi akşam yemeği yeyim öyle gidiyim dedim.

Vahi:iyi yapmışsın ablacım ye tabii

Akşam yemekler yenir ve netice yi uğurlama vakti gelir.kerem evinden neticenin arabasını alıp getirmiştir.arabanın yanında…

Netice:vahi seni de çok rahatsız ettim evinde kusuruma bakma.

Vahi:ne kusuru ablacım?

Netice:hadi hadi nasıl seviniyosun gidiyorum diye.ama belli etmemeye çalışıyosun.neyse vahicim yakında görüşmek dileğiyle.

Vahi: (içinden)Allah korusun

Netice naz ve tarıkla da vedalaşır

Netice:kendinize iyi bakın çocuklar(sadece ikisinin duyabileceği bi fısıltıyla)birbirinize de…

Tarık:hiç şüphen olmasın netice halacım.ona çok iyi bakacağım.

Ve sıra ümite gelir.

Netice :eeeee nerde bu ümit?

Naz:az önce buradaydı

Ümit koşarak ve elinde büyük bi paketle yanlarına gelir

Ümit:geldim geldim halacım

Netice:ne o paket?

Ümit:sana,hediye

Netice:hediye mi?bayılırım hediyelere.vahiii bak görüyo musun oğlun bana hediye almış.sen buraya geldiğimden beri bana hiç hediye aldın mı?e düşüncesizsin işte.sen küçükken de düşüncesizdin,büyürken de düşüncesizdin,hala da düüncesizsin.

Netice paketi açar.ümit netice nin istediği gibi tarık ve keremle çekindiği resmi büyütüp tablo yaptırmıştır

Ümit:kendi evine asarsın artık bunu.

Netice:asarım tabi.hem de baş köşeye(ümite bakar)hadi öp öp(elini uzatır ve ümit öper)benim tek şamamam sensin.

Ve netice yi uğurlarlar.araba gözden kaybolur kaybolmaz

Vahi:bu gerçek miydi yoksa rüya mı?çimdikleyin beni.

Ümit:büyük bi zevkle

Vahiyi çimdikler

Vahi:gerçek,yaşasın,gerçek,kurtuldum sonunda kurtuldum

Vahi sevinç naraları içinde eve girer.ümitte peşinde.

Tarık:eeeeee ne yapıyoruz?

Naz:bişey mi yapıyoruz?

Tarık:yapmıyo muyuz?

Naz:yapıyo muyuz?

Tarık:evet yapıyoruz

Tarık nazı elinden tutar ve arabanın ön koltuğuna oturtur

Naz:nereye gidiyoruz?

Tarık:çok mu önemli?

Naz:sen yanımda ol da nereye gidersek gidelim

Tarık gülümser ve arabayı çalıştırır.sahilde durular ve inip arabanın önüne otururlar.tarık naza sımsıkı sarılır

Naz:tarık…

tarık:efendim?

Naz:biz şimdi böyleyiz ama…

Tarık:ama ne?

Naz:ne biliyim sanki hala bişeyler eksik

Tarık:buraya da zaten o bişeyleri tamamlamak için geldik.

Naz:öyle mi?

Tarık:evet.

Bir süre ikisi de birbirlerinin gözlerine bakarla

Tarık:naz ben seni çok seviyorum

Naz: (gülümseyerek)işte şimdi eksik tamamlandı

Yavaş yavaş yaklaşırlar ve öpüşürler.ayrıldıklarında

Naz:ben de seni çok seviyorum


SON

flower98
22-04-07, 11:35
Part 8
Filiz: Abi sen de çok ıslaksın.....İstersen üstünü değiştir....Hasta olursan İtalyada sana kim bakacak sonra?
Ümit: Sofia bakar.....Hem de seve seve....
Tarık: ( bozuk bir tavırla)Yaaaaaa.....aşk işte......
Hepsi güler, Tarık hariç.....
Tarık: Sadri iyisin değil mi?
Ayşe: Ne diye aynı soruyu sorup duruyorsunuz Sadriye.....Bir şey mi oldu?
Sadri: Evet? Ne oldu da bu kadar ilgileniyorsunuz.....
Tarık: Sadriyi hırsız sanıp bilardo ıstakası ile devirdim de.....kusura bakma......
Sadri: Bu gece daha çok horlarım.....Ödeşiriz.....
Hepsi güler.....Tarık müştemilata gitmek üzere bir adım atar, o anda üst kattan tıkır tıkır kendilerine doğru gelen bir ses gelmeye başlar. Hepsi bakışlarını merdivene çevirir. Önce bir çift topuklu kırmızı ayakkabı, sonra yavaş yavaş Naz’a ait diğer vücut kısımları belirir. Naz diz üstü şifondan boyundan bağlamalı siyah bir elbise ile karşılarında durmaktadır. Kırmızı ayakkabılarını dudağındaki ateş kırmızısı parlak ruj tamamlamaktadır.
Ümit: Ayşe su çok mu soğuktu?
Ayşe de şaşkın...
Ayşe : Yooooo!
Tarık: Naz.........Çok......
Naz: Evet?
Tarık: Çok......güzel olmuşsun....Güzel ötesi.....
Naz cilveli cilveli gülümser.....
Naz: Eeeee hadi....Madem Belgin hanım Tarık’a uğurlama yemeği veriyor....Biz de kendimiz dışarıda onu bir parti ile uğurlayalım.....Hadi klüp 84 ‘e gidelim.
Filiz: Olur da....Sen öyle....Biz böyle......
Ümit: Sorun değil ben sizi geri götüreyim, giyinin .Sonra Naz ve Tarık ile orada buluşalım....
Filiz: Ne dersin abi?.....Abi?
Tarık gözlerini Nazdan alamaz.
Tarık:Efendim.....Olur tabi.....Ben de üstümü değişeyim.....müsadenle Naz.....Yani müsadenizle arkadaşlar.....
Tarık telaşla evden bahçeye çıkar. Giderken sık sık arkasını dönerek gülümseyerek kendisini gözleri ile takip eden Naz’ a bakar..
Ayşe: Haydi o zaman biz de gidelim....
Ümit: Tamam,siz arabaya çıkın ,ben de üstüme bir gömlek geçieyim gelirim.....
Filiz: Tamam....
Sadri: Ümit yaaa.....Bana göre bir gömleğin var mı.....
Ümit: Bakarım...
Sadri: Ama uzun kollu olsun.....
Ümit: Pişersin ama uzun kollu ile......
Sadri: Yok , o bana ancak kısa kol olur......
Hepsi güler.....
Tarık bavulundaki kıyafetlerini dağıtmış ne giyeceğini düşünürken telefonu çalar....
Tarık: Buyrun Naz hanım......
Naz . Naz hanım mı?
Tarık: Kusura bakma alışkanlık işte.....
Naz: O geniş yakalı beyaz gömleğini giysene.....Çok yakışıyor sana....
Telefonu kapatır.....
Tarık: Oğlum dikkat et ikinci kalen gidiyor elden.....Ama başka da yok ki şimdi giyebileceğim.
Tarık hızla giyinir, saçlarını önce toplar, sonra açar....Bir kulağına tek, diğerine iki halka küpe takar..parfümünü sıkar ve eve doğru koşmaya başlar. Birden durur.
Tarık: Niye koşuyorum ki....ter koacağım......
Tarık ağır ağır eve varır. Naz Tarık’ı görünce telaşlanır....
Naz: Ama bu gömlek çok kırışık......Böyle mi gideceğiz.....?
Tarık: Ben ütü yapmasını hiç bilmem.....Bavuldan böyle çıktı.....
Naz aceleyle elindeki çantasını bırakır.....Tıkır tıkır Tarık’ın dibine gelir.....Aceleyle gömleğinin düğmelerini açar ve onu hayran bakışlarla izleyen Tarık’ın üzerinden gömleği çıkartır.......Tıkır tıkır üst kata giden merdivenlere doğru koşuşturur....
Naz: Hemen bir ütü vurayım geliyorum.....
Tarık: Sen mi?
Naz: Ne sandın?
Naz onbeş dakika sonra elinde gömlek tıkırdayarak aşağıya iner.....
Naz: Kusura bakma.......gömleğin uçuna ütü yapıştı......
Tarık gömleği eline alır ve eteğine bakar......Eteği büzüş büzüş olmuş ve aralarda çizik çizik boşluklar oluşmuştur. Tarık’ın sinirlendiğini gören Naz gömleği alır ve Tarık’a giydirmeye başlar.
Naz: Bak içine sokarsın belli bile olmaz.
Tarık. Tarzım değil ama....işadamları gibi.....
Naz: Üfffff ya iyilik yap surat bul....
Naz gömleği ilikler ve birden kendini kaptırıp Tarık’ın pantolon düğmesine uzanır.....
Tarık sağ ol İlk okuldan bu yana kendim gömleklerimi içe sokuyorum.....
Naz: Ayyyyy pardon....
Naz kızarır ve arkasını döner. Tarık’ın sinirli ifadesi değişmiş, gülmeye başlamıştır.
Tarık: Gidebiliriz.
Kolunu Naz’a uzatır. O da koluna girer ve beraber evden çıkarlar......
Naz: En son böyle gidişimizi hatırlıyor musun?
Tarık. Hatırlamaz olur muyum hiç.....
Naz: Sanırım Belgin teyze bu gece karşımız çıkmaz.....
Tarık bir an durur.....
Tarık: İnşallah.....
Naz da düşüncelere dalar....Arabaya binerler ve Tarık arabayı çalıştırır.....Naz ile aynı anda elleri radyo düğmesine gider. Birbirlerine bakarlar ve Tarık düğmeye basar. Radyoda “ Yesterday” çalmaktadır.
Naz: Yesterday , çalıyor. Ne romantik bir parça........
Tarık: Biliyorsun değil mi milenyumun en güzel parçası seçilmişti.
Naz: Biliyorum ama İngilizcem olmadığı için sözlerinin anlamını bilmiyorum. Sadece yesterday , dün demek olduğunu biliyorum.
Tarık telefonunu eline alır.....
Tarık: Bekle Filiz bize çevirsin....
Tarık Filizi arar.
Tarık: Filiz.....Giyiniyorsun anlıyorummmmm......Ümit bekler seni merak etme.....Şu “Yesterday” şarkısının Türkçe anlamını soracaktım......Ya ne yapacaksın.....Çevir yeter.....Hımmmm.......hımm........hımmmmmm....sağ ol.....
Naz. Ne dedi....Ne söylüyormuş.....
Tarık: Dünden bahsediyormuş işte.....Çok da önemli değil......
Naz: A aaaaa çatlatma beni yaaaaa......
Tarık: Sevgilisini terk edip giden bir kızdan bahsediyormuş.
Naz: Terk ediş demek....Neredeyse sen de gidiyordun......yani temelli.....
Naz hüzünlenir. Tarık elini kavrar......
Tarık: Ama gitmiyorum....Gitsem bile birkaç günlüğüne....tamam mı.....Hatta belki Vahi bey’i ikna edersek sen, ben Ümit ve Filiz hep beraber gideriz. Şimdi gecemize konsantre olalım......Çok güzel düşündün.....ben de devamını getirebilirimmmmm
Naz: Nasıl yani?
Tarık: Bekle göreceksin.....
Yola çıkarlar.....
Naz: Tarık klüp 84 geçtin.....
Tarık: Biliyorum.
Naz: Diğerleri ne olacak.....?
Tarık: Naz telefonunu alabilir miyim.
Naz telefonunu Tarık’a verir. O da telefonu kapatarak torpido ‘ ya koyar.
Naz: Kapatılması gereken asıl telefon seninki.......Sen de bana seninkini ver.....
Tarık kenara park eder. Telefonunda bir mesaj yazar ve yolladıktan sonra onu kapatır.
Naz: Kime ve ne yazdın?
Tarık: Filiz’e......Bizi idare edecek....
Yine yola koyulurlar.......Durduklarında...
Naz: İnanmıyoruuuuuuuuum ......Biz oraya mı gideceğiz.....
Tarık: Bu gece birlikte olacaksak, Kız Kulesinden daha güzel bir yer düşünemiyorummm.
Devam edecek.....

:img-in_lo

by_metallica
22-04-07, 16:06
Yalancı yarim FiNAL SENARYOSU ..

Arkadaşlar senaryonun gerçek seneryo ile alakası yoktur. Tamamen Benim tarafımdan yalancı yarim fan'ları için yazılmış bir Senaryodur.... Umarım Beğenirsiniz

Öncelikle Aşağıda verilen Linklerdeki müzikleri indiriniz! Ve İndirdiğiniz Müzikleri Belirtilen Yerlerde oynatınız!! Gerçekten bu senaryoyu hissedeceksiniz o zaman!!

Müziklerin Linkleri


Yalancı Yarim 1 (http://vizyonalem.com/yalanciyarim/Yalanciyarim-1.mp3)
Barış AKarsu Gözlerin (http://vizyonalem.com/yalanciyarim/BarisAkarsu-G%F6zlerin.mp3)


Yorucu Bir Günün Ardından Tarık müştemilattaki yatağına uzanmış, naz'ı düşünmektedir. Aylardır bir türlü açılmadığı için içini kemirmektedir.
Tam Bu Sırada telefonu çalar, arayan nazdır.
Tarık: Efendim
Naz: Tarık , hiçbirşey sorma giyin hemen odama gel!
Tarık: Tamam geliyorum..
Telefonu kapatır

Tarık:Ne oldu Acaba?? , Yoksa naz dayanamadı kendimi itiraf edecek, E tabi bekletirsen kızı bu kadar...
Üstüne birşeyler giyer ve Naz'ın odasına çıkar..

Kapıyı vurur!
Naz: Gir
Tarık içeri girer!
Tarık: bir yeremi gidiyoruz?
Naz: Evet
Tarık: Nereye ?
Naz: Evliliğin Şerefine, Kutlamaya!!
Tarık: Nee? ( tarık şaşırmıştır )
Naz: Yanlış duymadın hadi arabayı HazırLa
Tarık: Afedersin ama kim evleniyor !
Naz: Ay tarık sorduğun soruya bak!
Tarık: Evet, haklısın sorduğum soruya bak! ( tarığın yüreği heyecandan deli gibi çarpmaktadır)
Naz: E hadi gidelim
Tarık: Ama ben henüz bu teklifi kabul etmedimki!
Naz: valla tarık geç kaldın!
Tarık: Neye geç kaldım!
Naz: Filiz kabul etmiş!
Tarık: Filiz mi?
Naz: Evet Filiz! Bak kardeşimin mutluluğuna karışacak olursan bozuşuruz!
Tarık: ümit filize evlilik mi teklif etmiş ?
Naz: Evet
Tarık: Bende sen bana...
Naz: Ben sana ne ??
Tarık: Boşver
Naz: Ay tarık yoksa sen şey mi sandın... Ay hiç güleceğim yoktu, alemsin tarık ...
Tarık bozulmuş şekilde arabaya gider..

------------------------------------------------------

Gece boyu kutlama yapılmıştır.. Naz ve tarık gece boyu dans etmişler ama bir türlü itiraf edememişlerdir yine
Gece eve geri dönerler. Kapının önünde

Naz: Senin bu gece hakkında söylemek istediğin başka bir şey varmı ?
Tarık: Yok!
Naz: tamam iyi geceler !!

Tarık müştemilata gider,
Tarık: ah tarık niye yok dersin! Şimdi o da sana bozuldu işte. Of tarık offf..

Tarık: artık yeter, ne olacaksa olsun , şimdi gidip söyleyeceğim herşeyi.. Ama önce bi üstümü değiştireyim
Tarık önce duşa girer, bu sırada naz yatağına uzanmış düşünmektedir..

Naz: acaba gidip benmi söylesem, bunun söyleyeceği yok, aylardır gözünün içine bakıyorum.... Evet naz
madem o bişey yapmıyo sen yap...

Naz tarığın odasına doğru gitmektedir..
Bu sıradada tarık duştan çıkmış, yatağının başına gelmiştir, Tam kanepeye oturur ve bir çığlık duyulur.
Nazda o sıra içeri girer, Naz gördüğü Sahne Karşısında Şok olmuştur. berrak tarığın yatağında, yanında tarık
bornozuyla beklemektedir... Naz Ağlamaya başlar ve
Naz: Yazıklar olsun Tarık.. Der ve odasına koşa koşa gider.

Tarık arkasından gitmek ister ama üstünde bornoz olduğu aklına gelir ve üstünü değiştirip nazın odasına gider

Kapıyı vurur, ama ses gelmeyince kapıyı açmak ister, ama kapı kilitlidir...

Tarık: naz aç şu kapıyı..
Naz hala ağlamaktadır..
Naz: Git burdan, Kovuldun , sakın bir daha karşıma çıkma hiç iyi olmaz..
Tarık: Naz yalvarırım aç şu kapıyı, Açıklamama izin ver..
Naz: açıklanacak birşey yok !!!
Tarık sinirlenir
Tarık: Tamam , Madem beni kovdun! Madem Bir dahada görüşmeyeceğiz. Dinle o zaman.
Naz: Dinlemek istemiyorummm!
Tarık: Aylardır Söyleyemediğim bir şey var, şimdi söyleyeceğim, ama şu anda o kadar anlamını yitirdiki
bu sözcük, Sana olan duygularımın tercümanı değil, yüreğime saplanan bir hançer olarak söyleyeceğim bu
sözü...
Tarık: "seni Seviyorum"
Naz: ben seni sevmiyorum.... Git burdan dedim..

Tarık koşarak müştemilat a gider, berrak orada değildir. Çok sinirlenen ve aşkını kaybeden tarık.
Arabaya gider, tam o sırada Ümit ve Filiz de eve dönmüşlerdir Kapıda Karşılaşırlar...

Tarığın Ağladığını Gören;
Ümit: Alfonso ne oldu!! gözüne toz mu kaçtı!
Filiz : Bence Soğan soymuştur... Filiz ve ümit kahkahalar atarlar..

Tarık cevaplamadan arabaya yönelir. Tarığın ciddi olduğunu anlayan Filiz;
Filiz: abi nereye gidiyorsun..
Tarık: Kimsenin başkasının yatağına yatmadığı , Kimsenin kardeşine soru sormadığı, hatta kimsenin konuşmadığı bir yere..
Ümit: Mezarlığa gidiyorsun o zaman!!

Tarık son gaz basar gider...

Salonda Ümit, Fizli ikilisi Naz'la karşılaşır..
Ümit: Naz yoksa Sende mi soğan soydun?
Naz kendini biraz toparlamıştır.
Naz: ne demek bendemi ?
Ümit: Tarık'ta biraz önce ağlıyorduda!!

Naz cevap vermez ......

-------------------------------------------------

Naz sabah'a kadar uyumamıştır.. Aşkını kaybetmenin acısıyla hala ağlamaktadır..
Kapısı çalar.
Naz: Kimsin??
Berrak: Benim berrak!
Naz: ne var??
Berrak: Sizinle konuşmam Gerek!
Naz: Konuşacak Birşey yok, herşey ortada, güle güle kullan.
Berrak odaya girer: Bakın naz hanım olaylar sandığınız gibi değil..
Naz: tabiii canım ...
Berrak: beni 2 dk dinleyin sonra , kararı siz verin..
Berrak anlatmaya başlar: Dün siz gece evden çıkarken tarığa rastladım, nereye gidiyorsunuz diye sorduğumda
boşver nereye gittiğimizi, geç döneceğiz, sen müştemilatı biraz toplasana dedi bana! Gece orayı toparladım.
Çok yorulmuştum, Biraz uzanayım dedim ve tarığın yatağına uzandım.. Sonra uyuyup kalmışım, Gece tarık gelince
üstümde örtü olmasından dolayı benim orda yattığımı görmemiş, Banyodan çıkınca gelip yatağına yani benim üstüme
oturunca bende çığlık attım ve o sırada siz içeri girdiniz.. Hepsi bu yani tarığın hiç bir suçu yok, Suçlu benim
işten atılması gereken birisi varsa o değil , benim...

Nazın kafasında şimşekler çakmaktadır...
Naz: Çık dışarı hemen!
berrak dışa çıkınca naz ! hemen telefona sarılır, Tarığı arar
TL: Aradığınız kişiye şu anda.....
naz telefonu çarpar ve ağlamaya başlar,
Naz: bende seni seviyorum işte , bende seni seviyorum!!!!!!! diye çığlıklar atar..
Vahi odaya girer,: kızım ne oldu!
Naz: Seviyorum işte , seviyorum baba!
Vahi hiç bişey anlamaz ve odadan dışa çıkar.

Naz sonra düşünür..
Naz: Nasıl olsa akşam döner ,akşam bir şeyler yapar affettirim kendimi!! O itiraf etti şimdi sıra bende!
Naz akşama kadar kendi bir güzel hazırlar..
Naz: ee bu güzelliğe , hele naz özkul'a hayır diyecek erkek yok bu dünyada!!
------------------------------------------------------------------------------

Akşam olur! Naz odasındadır. Kapı Çalar , ve naz koşa koşa aşağı iner, ve kapıyı açar.
Naz: Tarık nerdeydin sen ........
Sözü yarıda kalır çünkü karşısında Tarık değil; Belgin,Hulusi ve Filiz gelmiştir..
Belgin: Buyur etmeyecek misin Naz bizi içeri,
Naz: buyrun tabiki...

Naz Hayal kırıklığıyla beraber salona geçmiştir... Hulusi belgin ve filiz , dünkü evlenme olayını resmiyet
kazandırmak için gelmişlerdir. Saat ilerler sohbetler oluşur Sonunda söz istemeye gelir.
Vahi: Hulusi, Allahın emriyle..
Hulusi sözünü yarıda keser: Vahiii !
Filiz ve ümit birbirlerine bakarlar, Filiz korkmaktadır babası sorun çıkaracak diye..
Hulusi: Verrrrrrrr-mi-yorummmm
Belgin: neee?
Hulusi: işe bak ya, Vahi sizin bize gelmeniz lazım önce!! burda olmaz!
Belgin: Hulusi Abartma!!
Hulusi: Tamam belginciğim şaka şaka, Vahimin oğlundan daha iyi damat mı olacak bana verdim gitti.. öp bakalım
annenin elini zibidi...

----------------------------------------------------------------------------

Tam O sırada kapı tekrar çalar, Naz yine Tarık geldi umuduyla kapıya koşar ve açar. Ama yine umduğu yoktur..
Naz: buyrun memur bey?
Polis: Vahi Özkul'un evi burası mı ?
Naz: evet! bişey mi var?
Polis: Kendisini Görmememiz lazım!
Naz: Buyrun içerde kendisi , buyrun!
Polisler içeri girer: Vahi özkul kim ??
Vahi: Buyrun Benim ! bir şey mi vardı?
Polis: Vahi Bey! 34 GG 778 Plaklı araç size mi ait?
Vahi: Evet
Polis: Bizimle emniyet'e kadar gelmeniz lazım!
Naz Araya Girer: Bişey mi oldu ! Arabayla ilgili sorun mu var?
Polis: Evet hemde büyük bir sorun!
Nazın kalbi heyecandan küt küt atmaktadır. Tarığa bişey mi oldu acaba diye düşünmektedir..
Naz: Ne oldu!!
Polis: hmm. şey!
Naz: Çabuk söyle ne oldu??

Burada Yalancı Yarim - 1 İsimli Müziği Açınız!

Polis: Bugün sabah saatlerin boğaz köprüsünde aşırı hız yaparken kontrolden çıkmış!
Naz: neee? naz neredeyse bayılmak üzeredir..
Polis: Ve bunun sonucunda Kaza yaparak Boğazdan aşağı uçmuş!!
Naz: ee? sürücü ne oldu?
Polis: Kimliğini Tespit Edemedik, Ama hayatını Kaybetti!

Nazın dizlerinin bağı çözülmüştür, Dizlerinin üstüne çöker
Naz: Ta-rıkkkkkkkkkkkkkkk diye çığlık atar
Belgin: Ne ? Tarık mı ?
Ümit: Ama, Ama Arabayı Tarık ALdı gece!!!
Belgin: Tarık, oluşum, hulusi oğluşum! Hulusi oğluşum ölmüş!
Filiz: Abiiiiiiiiiiiiiiii!
Hulusi: Belgin Şöför tarık ölmüş oğlun tarık değiL.
Belgin: Hulusi, oğluşum !! Şöför tarık , oğluşumdu!!!
Naz ağlamaktadır: Bende Seni seviyorum, Seviyorum işte , seviyorum , TARIKKKKKKKKKK , SEVİYORUM.. Tarık....
Hulusi Birden durumun farkına varır.
Hulusi: Ne yani , Şöför Tarık, Benim oğlum Tarık TeKelioğlu mu????
Belgin: Hulusi oğluşumu getir bana! der ve bayılır.
Hulusi olduğu yere yığılır kalır: Tarıkkkkkkkkkk...
Filiz ümit'e sarılmış ağlıyor!!!
Vahi ve Belkısta birbirlerine sarılmış , onlarda ağlamaktadır.
Naz; Tarığın,Tarık Tekelioğlu olduğunu öğrenmesi bile hiç şekilde onu değiştirmemiştir... Hala ağlamaktadır.. Nazın feryatları yürekleri parçalamaktadır..
Herkesin önünde onu sevdiğini itiraf etmiştir...

Hulusi şoku atlatamamıştır. Gözleriden yaşla süzülmekte ve boş boş bakmatadır..
Belgin baygın olarak yatmakta ve sayıklamaktadır. Tarık , oğluşum , o ölemez!!

----------------------------------------------------------------------------
Burada Barış Akarsu - Gözlerin Müziğini Açınız..

Ve Kapının Kapanma sesi duyulur. Naz arkasına doğru Döner!
Naz Hemen Ayağa Kalkar ! Tarık Odaya doğru yürümektedir!
Naz hayal mi gerçek mi ayırt edemez.
Naz: TARIKKKKKKKKKKKKKKKKK
Ve Naz Tarığa Doğru koşar, Tarık bişey anlamaz ama o da naz'a doğru yürür, Veeeeeee
Herkesin önünde içgüdüsel olarak dudaklar birleşir, Birbirlerini öyle öperlerki.... Naz Kendisini Tarığın kollarına bırakır..
Naz: Seni seviyorum diye haykırmaktadır.
Tarık: bende... Bende seni seviyorum.
Bir An için ayrılırlar, Birbirlerinin Gözlerine bakmaktadırlar..
Naz: Tarık, Benimle Evlenir misin?
Tarık öyle bir bakış atarki naz'a. Dudaklar yine birleşir...
Hem naz hem tarık kendilerinden geçmiştir. Birbirlerinden ayrılmaları neredeyse 10 dakka sürer.

Bu sırada ev halkıda onları izlemektedir.

Tarık birden irkilir, Karşısında Babası Durmaktadır. Belgin kendisine gelmiş, oğlunun ölmedğini görmüş, Şimdide oğlu ne kadar mutluysa, o da onun kadar mutluydu
belki oğluşunu kaptırmıştı. Ama yinede çok mutluydu.

Hulusi ise her zamanki gibi asık suratla ters ters tarığa bakmaktadır...
Belgin: Hulusi sakin ol!
Hulusi bir adım atar tarığa doğru, filiz kolundan tutarak: Baba yapma!
Hulusi Filize öyle bir bakış atarki, filiz korkudan geri çekilir. Tarık ise yerinden kıpırdayamaz!
Bu Sefer hulusinin karşısına Naz çıkar!
Hulusi: Naz Çekil Önümden!
Naz: Hayır!!
Tarık: Çekil Naz! Buraya Kadarmış!
Naz çekilir! ve hulusi ile tarık burun buruna gelir.
----------------------------------------------------------------------------

Hulusi ve tarık birbirlerinin gözlerine bakmatadır..
Hulusi: Demek Şöför Tarık sensin!!!
Tarık cevap vermez!
Hulusi: Oğlum der ve tarığa sarılır..
Tarık: Babam der o da babasına sarılır..
Hulusi: ulan zibidi 3,5 attık senin yüzünden!
Tarık annesine bakarak göz kırpar..

Hulusi Vahiye doğru döner.
Hulusi: Vahi, hani benim sana bahsettiğim, zibidi, hayırısız oğlum vardıya, Hatta demiştim adam olsaydı, Naz'ı oğluma isterdim, şimdi gördümkü adam olmuş!! Ve Kızın Naz'ı
Zibidi oğlum Tarığ'a istiyorum
Vahi Çok Şaşırmıştır. Biraz Önceden Beri olan hiç birşey anlamamıştır. Ama herşey şimdi dank etmiştir kafasında...
Naz ve Tarık Vahi'ye bakarlar..
Vahi: Tamam, Tarık'tan iyi evlat mı olacak bana!!!
...............................

Naz ve tarık bir kanepeye oturmuş, Naz başını Tarığın omzuna yaslamış, Melül melül Birbirlerine bakmaktadırlar..
Tarık: Peki hangisiyle evleneceksin ?
Naz: Nasıl yani?
Tarık: Tekelioğlu olan benlemi ? Alfonso oLan benlemi ? Yoksa ...
Naz doğrulur..
Naz: Şöför Olan Tarıkla ,
Ve birkez daha öpüşürler......................................... ....

----------------------------------------------------------

AÇIKLAMA : Arkadaşlar, Okuyanlar Merak edeceklerdir, Hani Kazada öldü diyeceklerdir.. Tarık , sabah arabayı çaldırır. Ve kazayı arabayı çalan adam yapar..

Lütfen Emeğe Saygı. Yorumlarınızı Esirgemeyiniz!

aLL right Reservered :) By MeTaLLiCa

tarik_naz
22-04-07, 20:21
Ümit: tamam tamam. peki akşam gidiyo musun veda yemeğine?
Naz: gitmiyorum
Ümit: neden?
Naz: bilmiyorum ümit tamam mı, hem bilmiyorum hem de gitmiyorum, şimdi çık git
Ümit: tamam canım ne kızıyosun, (sessizce) ben sanki bilmiyorum
Naz: ne dedin?
Ümit: yok bişey.

...

Netice: demek öyle, bizim alfonso, hulusi’nin eski şoförüydü
Vahi: aman ablacım, bizim yanımızda çalıştığını bilmiyo, sen de söylemezsen iyi olur.
Netice: desene akşam göremeyecem hulusi’yi.
Vahi: o gazetedeki haberden sonra belgin hanım onu zor eve sokar zaten.
Netice: aman o koca karı gibi karım olsa ben de her gece dışarılar da ping atardım. Hulusi de ne buluyosa onda. Hulusi yoksa ben de gitmiyorum o zaman
Vahi: ama abla.
Netice: gitmiyorum dedim mi gitmiyorum. Tabi siz de gitmiyosunuz.
Vahi: ama hulusi yoksa, kerem varr, tarık var.
Netice: ayyy kerem de gidecek mi?
Vahi: tabi ablacım o da davetli
Netice: baştan desene şunu, bi kere daha tarık ve keremi yan yana göreceksem ne duruyoruz burada hadi hemen şimdi gidelim.
Vahi: abla, saat daha 1 akşama çok var, hem hazırlanmamışlardır daha.
Netice: iyi tamam ne bağırıyosun
Vahi: ben bağırmadım ki abla
Netice: sus yalan söyleme…


Naz: kendine gel artık naz, son vedanı ettin bitti artık, “onu unutma” tamam ama hep böyle olacak değil ya. Bi karar verdin, cezasını çekeceksin ama etrafındakileri de üzmenin bi anlamı yok. Şimdi kalk yerinden, aşağı in ve hiç bişey olmamış gibi davran. Evet evet hiçbişey olmamış gibi davran.


Tarık da evin bahçesinde havuz başında derin derin düşünmektedir.

Tarık: yok canım, ne işim var benim İtalya’da gidip de ne yapacam. Evet evet gitmeyecem.
Filiz: aa ne yapıyosun abi, bu sefer de havuzla mı konuşuyosun. Abi bu alışkanlığından biran önce kurtulman lazım, yakında seni etrafında gördüğü her cansız varlıkla muhabbete dalan deli sanacaklar söylemedi deme.
Tarık: ah havuz ah bi tek kız kardeşim vardı konuşabileceğim onunla da artık konuşmuyorum.
Filiz: niye?
Tarık: filiz annem ne işler çeviriyo söyleyecek misin?
Filiz: aa sanki annemin sesini duydum. beni çağırıyo heralde.

Filiz hemen tarığın yanından uzaklaşır.

Tarık: bi daha benimle konuşma filiz
Filiz: bana uyar abi.
Tarık: sabret tarık, yakında ne iş çevirdikleri çıkar ortaya nasılsa, 9 ay nasıl sabrettiysen naz’a şimdi de sabret.

Akşam olmuştur. Her şey hazırdır. Vahiler Hulusilere gelmeden, hulusi eve gelmiştir. tarık babasının geldiğini duyunca hemen filiz’in yanına gidip arabanın anahtarını alıp bahçeden kaçmıştır.

Naz ise netice ve vahi’nin tüm ısrarlarına rağmen yemeğe gitmemiş ve odasında tek başına kara kara düşünür.

Naz: off, off kendini kandırmaktan başka bişey yapmıyosun naz. Hem hiçbirşey olmamış gibi davranmalısın diyosun, hem de veda yemeğine gitmiyosun. Şimdi gitmediğimi görünce nasıl üzülmüştür.

Tarık da geçen gece sofia ile vedalaştığı sahilde yürümektedir yine.

Tarık: ah baba ah, tam gelecek zamanı buldun. Aslında iyi oldu, zaten istemiyordum yemeği kaçmak için bahanem oldu. Ama, tüm sevdiklerimle son bir gece yaşayacaktım ne güzel. En önemlisi naz’ı son kez görecektim. Şimdi benim olmadığımı görünce nasıl üzülmüştür.

Tarık yürüye yürüye yine pilavcının olduğu yere gelmiştir.

Pilavcı: hıhıhıhıhıhıhıhıhı, ne oldu yine mi kovuldun? Hıhıhıhıhıhıh
Tarık: bu sefer kovulmadım, kaçtım
Pilavcı: yahu barışsana babanla
Tarık: versene bi tabak, bişey yemeden kaçtım zaten
Pilavcı: paran var mı hıhıhıhıhıh
Tarık: bu sefer var.

Naz: niye üzülsün ki canım, tüm sevdikleri yanındadır şuan. Gönlünce eğleniyodur. Gidişi şerefine şampanya bile patlatmışlardır. Ben de burada kafayı patlatıyorum.


Tarık: yaa işte böyle, babam yemeği basınca kaçmak zorunda kaldım. şimdi nereye gidecem bilmiyorum. Tüm sevdiklerim bizim evde ama ben buradayım
Pilavcı: o kız da var mı?
Tarık: büyük ihtimal
Pilavcı: bak sana abi tavsiyesi. Gönlünün gitmek istediği yere git. Kim olursa, nasıl olursa olsun.
Tarık: haklısın
Pilavcı: hıhıhıhıhıhıh

Tarık’ın gönlünde tabiî ki naz’ların evi vardır ve evin boş olduğunu bildiği halde yine o eve gitmiştir. Arabayı kapının önüne parkedip, müştemilata doğru gider.

Tarık: boşuna dememişler tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır diye. Eh vahi bey de tekstilci olduğuna göre tam duruma uygun oldu. Hadi bakalım tilki, dükkan seni bekler.

Tarık müştemilata doğru gider ama önce etrafına bakmaz, müştemilatın kapısını açıp içeri girer, kapıyı kapatırken birden naz’ın odasının ışığının yandığını görür ve çok şaşırır, hemen kapıyı açar.

Tarık: alla alla, naz’ın odasının ışığı açık. İyi de bize gitmedi mi bu kız? Işığı açık mı unuttu acaba? Bunu öğrenmenin tek yolu var

Tarık hemen telefonu çıkarır ve naz’ı arar.

Naz: (gülümseyerek) al işte arıyo, gelmediğimi gördü ya o yüzden arıyodur. Kesin. Geçen gün sen açmamıştın telefonu tarık efendi, bu sefer de ben açmıyorum. Hatta meşgule düşüreyim de gör.

Tam no tuşuna basacakken

Naz: ya da düşürmeyim, çalsın dursun. Anlasın konuşmak istemediğimi.

Naz, telefonu açmaz ama gözü sürekli telefondadır.

Tarık: hadi aç nazz, naz yapma, konuşmak için can atıyosun biliyorum.

Naz sonunda dayanamaz ve bi bahane uydurup telefonu açar.

Naz: ayyy şimdi gelmediğimi görüp, telefonu da açmazsam bişey oldu sanıp eve gelir valla. En iyi açayım ben.

Naz: alo
Tarık: alo naz, bişey mi oldu neden geç açtın telefonu?
Naz: şeyy (etrafına bakınır) şeyy, çello çalıyodum da duymadım telefonun sesini

Tarık naz’ın evde olduğundan emin olduğu için hafiften gülümser.

Tarık: neden gelmedin?
Naz: ya kusura bakma tarık, moralim bozuktu.
Tarık: neden?
Naz: bilmiyorum
Tarık: benim gidecek olmamın bunda etkisi var mı?
Naz: galiba, aman neyse siz ne yapıyosunuz şimdi, nasıl gidiyo eğlence.
Tarık: senin de geleceğini düşünmüştüm.
Naz: üzüldün mü?
Tarık: tüm sevdiklerim burada, bi sen yoksun.

Naz iyice hüzünlenir ve gitmediği için pişman olmuş bi ifadeye bürünür.

Tarık: ister istemez gözüm seni aradı.
Naz: üzüleceğini bilseydim gelirdim.
Tarık: gelmek istiyosan hemen gelip alayım seni istersen.
Naz: yok yok, geç oldu artık, birazdan gelirler bizimkiler de
Tarık: ne bitmesi daha yeni başlıyo her şey, hazırlan hemen geliyorum. 10 dk ya ordayım.

Der ve telefonu kapatır.

Naz: alo, alo tarık, (üzülerek) ya ben gitmek istemiyorummm.

Tarık: oğlum tarık tam tilki gibi adamsın. İki dakika da nerden aklına geliyo böyle kurnaz fikirler anlamıyorum. Ama kesin düşündüğüm şeyi yapacak.

...

flower98
22-04-07, 20:32
Part 9
Tarık hemen bir sandal ayarlar.Naz’ da yavaşça bindirdikten sonra sandalcıya bir miktar para verir ve oturup kürekleri eline alır.
Naz: Sen mi götüreceksin bizi kuleye ?
Tarık: Evet. Gecenin yönetimini elime alıyorum.
Tarık gözleri Naz’da kürek çekmeye başlar. Dolunay’ın denize düşen ışığında Kız kulesine doğru ağır ağır ilerlerler. Yolun yarısında kürekleri içeri alır ve Naz’ın yanına geçer. Ayağa kalkmasından dolayı sandal sallanmaya başlamıştır.Naz bir an için korkar ve sıkıca Tarık’a sarılır.
Naz: Devrilmez değil mi sandal?
Tarık: Merak etme.......Bak yakamozla bütünleştik. ....Denizin bir parçası olduk......Sadece sen ve ben.....
Naz: Sadece sen ve ben......Telefon da yok.....
Tarık: Yok.....Sadece sen ve ben.....nasılsın.....gözlerin sızlıyor mu hala?
Naz: Hatırlatmasana.......çok huzurluyum şu an......
Tarık Naz ‘ın ellerini ellerine alır.....Onları baş parmakları ile okşayıp dudaklarına götürür......Nazikçe birkaç kez öper.....Naz eğik başının altından mahcup gülümsemektedir.....
Tarık: Sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki aslında......O kadar çok......İçimde kaynamakta olan .....bu günümüze kadar açıklayamadığım.....Bazen senin anlamış olduğunu düşünürken aslında farkında bile olmadığın yaşanmışlıklarımız......
Naz: Seni dinliyorum......Senin onları söylemek istediğin kadar inan ben de hep duymayı bekledim......Hep dilinin ucuna geldiğinde çalan bir telefonun sesinde yitip giden ya da kıskançlık öfkelerinde söylenmeden eriyip giden sözlerini......İşte şimdi tam zamanı....
Tarık: Tam zamanı ama .....
Naz başını koyduğu omuzdan kaldırıp şüpheyle etrafına bakar.....
Tarık: Ne oldu? Rahatsız olmuş gibisin.
Naz: Sen ama deyince yine biri geldi sandım.
Tarık: Merak etme....Belgin hanım şu an veda yemeğinde seninkilerle birlikte.....ama....
Naz: ama?
Tarık: Düşündüm de söylenemeyen sözlerde biz daha gizemliyiz......Bir büyü ile çevriliyiz.....Tarık –Naz büyüsü.......Konuşarak bu büyüğü bozmak istemiyorum...
Naz’ın bir elini kalbinin üstüne koyar ve üzerine kendi elini örter....
Tarık: İşte söyleyeceklerimin heyecanı kalbimin atışında saklı.......
Aynı eli gözlerine götürür.....Gözlerini kapatır ve Naz’ın parmaklarını göz kapaklarına değdirir.....
Tarık: Söze dökemediklerimin ışıltısı gözlerimin sana her bakışında gizlenmekte......
Sonra Naz’ı ensesinden kavrayarak tutar ve nazikçe öper........
Tarık: Nefesimi kendim dışında kesen tek kişi de sensin......
Naz: Tarık...........
Aniden yüksek gürültülü bir ses ile irkilirler........Çok yakından bir motor geçmektedir.....Denizde oluşan dalgalar Naz’ın kesik kesik çığlıklar atmasına neden olur.....
Tarık hemen kürekleri eline alır ve sandalı dengelemeye uğraşır......Uzun bir uğraşıdan sonra Kız Kulesine varırlar......
Tarık: Hemen yemeğe geçmeyelim istersen.....Ama acıktıysan.....
Naz: Bekleyebilirim......Tarık şuraya bak......Işıklara bak........
Birden üstlerinde havai fişekler patlamaya başlar......
Naz: İnanılmazzz........şunlara bak......Bak arkadan fırlatılıyorlar.....
Tarık: Özel bir günde gelmiş olabiliriz......Neyse......Hepsi bizim için olsun sevgili Nazım....
Naz: Ne dedin.....?
Tarık: Nazım.......bir sakıncası mı var.....
Naz: Hayır.....İlk kez Nazım diyorsun bana......
Tarık elini uzatır Naz’a .......
Tarık: Gel kulenin etrafını gezelim.......Şehrin ışıkları buraya kadar uzanıyor........Işıktan bir çember hapsetmiş gibi bizi......
Naz: Işıktan çember.....Tarık duyuyor musun.....Arka taraftan klasik müzik sesi geliyor....Dışarıda canlı müzik yapıyorlar......Hadi dans edelim.......
Tarık: Vals bilmem ki ben.....
Naz. Olsun.....Bak...bak....orada bir çift var.....dans ediyorlar........Gel daha yakından bakalım.....
Tarık: Nasıl istersen......
Naz: Sanırım o motordakiler.....Herhalde bir şey kutluyorlar....Ayyyyyyy belki de evlenme yıldönümleri.........Ne romantik......Biz de böyle kutlarız belki.....
Tarık: Neyi?
Tarık gülümser.....
Naz: Şeyyyy.....Bak motorda ne yazı.........
Tarık birden bem beyaz olur....Naz da afallar ......
Naz: Kocaman yazıyor bak....B-E-L-G-İ-N
Tarık: Naz gel dönüyoruz.....
Tarık Naz’ı geriye doğru çekmeye başlar.....Naz direnir.....
Naz: İnanmıyorum yaaaaa.......İnanmıyorum......ya bizim üzerimizde alıcı falan mı var....?Ben bu sefer gitmiyorum Tarık......
Tarık: Nazzzzzzz, orada dans edenleri tanımadın mı?
Naz: Evet tanıdımmmmmm. Ama gitmiyorumm işte. Seninle burada yemek yemeden hiçbir yere gitmeyeceğim....
Tarık: Allahım.....Bu kader mi...baht mı.....şans mı .......şansızlık mı ?
Naz: Bence boşuna korkuyorsun......Bak çok mutlu görünüyorlar.......Ben sizi barıştıracağımmmmmm....Gel....
Tarık direnir bu sefer.....
Tarık: Hayır. Bu gece olmaz.
Naz: Sen şimdi gelmiyor musun...?
Tarık: Naz hadi dönelimmmmmm.....Daha güzel bir yere götüreceğim seni....
Naz: Hayır.....Ben artık bu kedi köpek oyunundan sıkıldımm.....Bu iş burada bitecek....
Tarık: Tek bu iş bitse......
Naz: Ne?????
Tarık: Söz çok yakında ben kendim gidip konuşacağım onunla.....Ama bu gece değil.....
Naz: Peki o zaman.....madem gelmiyorsun, günah benden gitti......
Naz Tarık’ın elini hızla bırakır ve birkaç adım öne koşarak yüksek sesle bağırır.....
Naz: H-U-U-S-İ-İ-İ-İ ........ A-A-A-A-A-M-C-A-A-A-A!!!!!
Dans eden çift birden durur.

flower98
22-04-07, 22:47
Part 10
Birden bir flash patlar.
Naz: Hakikaten az kalsın kriz geçirecektim.
Tarık: Ne?????
Naz: Sen de öyle sandın değil mi? Pes derdim pes.....
Tarık: Naz ? Hulusi Bey? Belgin hanım?!!!!!
Naz: Yani sen son zamanlarda acayip çok beyin durması yaşıyorsun.....Artık ne bileyim.
Tarık: Ne????Bir şey mi kaçırdım ben Naz?
Naz: Sen beni hiç dinlemedin değil mi? Haklısın ben de Belgin yazısını okuyunca şok oldum ama sen dalıp gittiğinde daha dikkatli baktım.....Eeeee sen de bak......Oku Tarık, bana değil oraya bak.....Gözlerini kısarak oku....Karanlık aldatıyor....
Tarık Naz’ın dediği gibi yapar. Gözlerini kısar ve konsantre olur........
Tarık: Ne kadar şartlamışsak kendimizi.....Kesinlikle “B.ENGİN” yazıyor. N harfi silinmiş biraz o yüzden “l” gibi gördük..... Hayal mi gördüm ben yani şimdi ....?
Naz: Hayal mi gördün sen? Eeeeee anlatsana ....
Tarık: Boş ver . Şu dans edenlerde benzese bari...Hay Allah ya.......Hadi biz yemeğimize gidelim.....
Tarık hala gördüğü gerçekçi hayali düşünür......
Tarık: Az kalsın......
Naz. Az kalsın ne? Belgin teyze karşımıza çıkacak mı sandın......
Tarık: Daha kötüsü.....Hulusi bey......
Naz: Sende de ne hayal gücü varmış.
Tarık: Neyse.....Önden buyur.....
Naz: Teşekkür ederim.....
Tarık Naz yanından geçerken gülümser......Denize karşı bir masa seçerler......
Naz: Çok şanslıyız ki yer bulabildik burada......Genelde çok kalabalık oluyor....İnsanlar dışarıda kuyruk halinde bekliyor......Aaaaaa o ne surat?
Tarık: Sen daha önce geldin galiba buraya.....
Naz: Eveeeeeet. Ne olmuş......?
Tarık: Merak ettim.....Kim getirdi seni buraya.....?
Naz yerinde biraz sağa sola sallanır ve yandan yandan gülümser....
Naz: Geldim işte....Ne önemi var....
Tarık: Hiç.....sadece merak ettim. Eeeeee? Kim getirdi seni buraya?
Naz: Çok ama çok yakışıklı biri.....
Tarık: Demek çok yakışıklıydı.....Özel bir gün olmalı.....
Tarık’ın kaşları iyice çatılmıştır. Hatta Naz’a değil dışarıya bakar.....Bu esnada sinirden elindeki bıçak’ı seri hareketlerle masaya vurur. Naz çıkan tıkır da tık tık seslerinden rahatsız olanları görünce eliyle Tarık’ın elini tutar....
Naz: Sen sinirlenmiş gibisin?
Tarık: Ne zaman?
Naz: Şimdi....
Tarık: Ne zaman getirdi seni buraya.....?
Naz: Hmmmmmm o mesele.....Üç buçuk yıl kadar önceydi sanırım......Neyse ki yazdı.....Sıcaktı dışarısı......İki saate yakın dışarıda taşların üstünde oturup mehtabı ve ışıkları seyrettik.
Tarık: Bu kıyafetle o taşlarda oturdun demek?......Çok hoş!!!!!!
Tarık yine camdan dışarıya bakar. Elinde masaya vurabileceği bir bıçağı kalmadığı için ayağını sallar sinirle.....Birden kalkar.....
Tarık: Yok....Benim iştahım kaçtı....gidelimmmmm
Naz: Ay inanmıyorum sen hakikaten beni kıskanıyorsuuuuun......ıııııııııııııhhhhhhhh ilahi Tarık....Otur bak herkes sana bakıyor.....
Tarık: Yok ....yok gidelim.....
Naz: Ya o çok yakışıklı dediğim babamdı , babam.....Hahaahahaha......Üniversite sınavını kazanınca kutlama yemeğine getirdi beni.....
Tarık oturur......Birbirlerine bakıp gülmeye başlarlar.....
Naz: İlahiiiii.....Zaten okul bahçesinde peşimizden geldiğini görünce de anladım beni kıskandığını........
Tarık: Sen hiç kıskanmadın yaniiiii.....?....Hiç izlemedin de beni.....?
Naz: Yoooooo!
Tarık: Belli......Sofia ile kabinde yakalayınca......hem de aynı kızla deyince.....
Naz: Onları konuşcaz sonra ......daha kapatmadım ben o sayfayı.....Öyle müştemilatta yarı çıplak sarılmalar......
Tarık tam cevap verecek iken.....
Garson: İyi akşamlar......Ne arzu edersiniz?
Tarık: Önce mönüyü lütfen.....
Naz: Önünde zaten.....
Tarık garsona sırıtır....
Naz: Kusura......
Tarık: Tamam Naz....gerisini getirip açıklama yapmana gerek yok.....Ne arzu edersin.....?
Naz: Biz karar verelim sizi çağırırız....
Garson gider.
Tarık: Ne oldu yine?
Naz: Ya sen bunları nasıl ödeyeceksin.....
Tarık: Ayarladım ben, sen hiç merak etme.....
Naz: Nasıl yaaaa? Sen işsiz değil misin şu an?
Tarık: Naz, tamam.
Naz: Bak beni rehin alırlar sonra.....
Tarık: Offf Allahım yaa....
Naz: Eğer söylemezsen ne var ne yok isterim.....
Tarık: Ya sponsorum, menajerimle bir iş yemeği yememe bir şey demez öyle değil mi?
Naz: Hımmmmmm....Demek sponsorun karşılıyor bu yemeği.....
Tarık: N’apalım.....Ben işsiz bir şoförüm....ama yakında albümüm çıkacak ve menajerimle sık sık toplanmam lazım. Sponsor bu günlerde işe yaramayacak ta ne zaman.....
Naz: Peki o zaman.....Madem yabancı değil, Belgin teyze ödeyecek o zaman çağıralım garsonumuzu da şöyle güzel bir yemek yiyelim......
Tarık: Garson bey!!
Naz: Keşke o da olsaydı....
Tarık: Kim.....? Belgin hanım mı?
Naz: Olmuyor yani böyle onsuz nasıl geçecek boğazımızdan.......
Tarık: Sorun değil....paket yaptırırız ona da.....
Her ikisi de gülmeye başlar.......

tarik_naz
23-04-07, 00:18
Tarık: oğlum tarık tam tilki gibi adamsın. İki dakika da nerden aklına geliyo böyle kurnaz fikirler anlamıyorum. Ama kesin düşündüğüm şeyi yapacak.

...

Naz: eee ne yapacam şimdi ben, geliyo tarık. Şimdi gitmeyecem diye ısrar etsem de kolumdan tutup götürür beni.

Naz ne kadar kendi kendine konuşsa da yine en güzel kıyafetlerini giyer, makyajını da yapar. Hazırlanıp salona iner ve tarığı beklemeye başlar.. 10 dk olur ama tarık yoktur. 20 dk olmuştur hala tarık yok. Tarık da geldiği arabayı o sırada görünmüyecek bi yere çekmiş yine müştemilata gitmiştir.

Naz: off naz gelmeyecek işte. Kesin içkiliydi benimle kafa buluyodu.

Naz bir yandan evin içinde dolaşır, bir yandan da saatine bakar. tam 40 dk olmuştur. Ama hala tarık yoktur.

Naz: giderayak yine bana yalan söyledin ya tarık helal olsun.

Naz, üzgün bi şekilde odasına doğru gider.

Tarık: tam 40 dk oldu artık umudu kesmiştir.

Naz odasına girer ve çelloyu çalmaya başlar.

Tarık: evettt hadi tarık iş başına. Bu güzel hava varken kesin dışarı çıkacak.

Tarık müştemilattan bahçeye çıkar ve havuzun başına doğru gider.

Naz da çello çalarken gözlerinden bi kaç damla yaş akmıştır. Belki tarığın yanına gitmek istemiyordu ama aslında ne kadar çok istediğini anlamıştır. Naz çello çalmayı birden keser.

Naz: yok bu böyle olmayacak, geçmiyo işte, öyle bi sıkıntı soktun ki tarık içime çıkmıyo.

Naz odanın içinde bir tur atar ve çelloyu kaptığı gibi odadan çıkar. Işık söner.

Tarık: ışık söndü, ya düşündüğüm şeyi yapacak, ya da kendisi gidecek bize.

Ve tarığın beklediği an gelmiştir. Düşündüğü şey gerçekleşmiştir. Naz elinde çelloyla evin kapısını açmıştır. Naz ilk başta dışarı bakmamış kapıyı açacam, hem çello taşıyıp hem de bastığı yere bakacam derken başını kaldırmamıştır. Ve başını kaldırdığında karşısında birden tarığı görünce biran donakalmıştır kız. Ağzı açık kalmıştır. Tıpkı rüyalardaki gibi Tarığın saçları rüzgarda geriye doğru uçuşmaktadır. Naz da o an için kendisini rüya da hissetmektedir. Çello birden elinden düşer. Tarık, naz’a bakıp gülümserken, naz da yavaş yavaş tarığa yaklaşmaktadır. Naz giyindiği kıyafetlerle çok şık olmuştur ve tarık da gözünü ondan ayıramaz.

Naz: (şaşkın bi ifadeyle) tarıkkk, sen misin?
Tarık: başka birisini mi bekliyodun?

Naz iyice tarığın yanına yaklaşmış ve tarığın yanağına eliyle dokunmuştur. Tarık, naz’ın elini tutup.

Tarık: evet benim.

Tarık, bir eliyle naz’ın elini tutup diğer elini de naz’ın gözüne doğru götürmüştür.

Tarık: ağladın mı sen?

Naz birden geri çekilir. Elini tarığın elinden çeker.

Naz: ne işin var burda?
Tarık: seni bekliyodum. Sen neden gelmedin bu akşam yemeğe o kadar bekledim.
Naz: ben de seni bekliyodum. Ne zamandan beri buradasın sen?
Tarık: 1,5 saattir.
Naz: (sinirli bi şekilde) iyi de neden beklet…(birden durup) 1,5 saat mi?
Tarık: evet
Naz: o telefon konuşmasında, “10 dk sonra ordayım” derken buradaydın yani.
Tarık: evet

Naz hızla tarığın yanına yaklaşır ve sert bi tokat atar. Ardında elini birden çeker ve tarığa ağlamaklı gözle bakar. ve birden tarığa sarılarak ağlamaya başlar.

Naz: (ağlayarak) beni o kadar bekletmeye hakkın yok.
Tarık: (o da naz’a sarılarak) seni üzmek istememiştim.
Naz: yalancı, her şeyi ben üzüleyim diye yaptın, üzüleyim de çello çalayım diye oyun yaptın bana.
Tarık: onu da nerden çıkardın

Naz yine geriye çekilir.

Naz: o zaman niye burada bekliyodun beni.
Tarık: ne yapsaydım odana mı gelecektim
Naz: burada beklediğine göre “kesin bu kız bahçede çello çalacak” diye düşündün. Beni 40 dk beklettin üzülmemi sağladın.
Tarık: peki o zaman, telefonunu açana kadar seninle konuşmuyorum.
Naz: nee?

Tarık, telefonla naz’ı arar.

Naz: telefonum odamda

Tarık eliyle dudağını fermuar çeker gibi işaret eder.

Naz: gitmiyorum. Konuşmazsan konuşma.

Naz tarığa yan bi şekilde durur ve ters ters bakar. tarık da ona bakar ama naz omuzlarını ve kaşlarını yukarı kaldırarak gitmiyorum der.

Naz inat ettikçe tarık da inat eder ve telefon kulağında bulunduğu yere oturur.

Naz: yaaa ne söyleyeceksen söyle, çıkarma beni yukarı.

Tarık kaşlarını kaldırır.

Naz: offfff

Naz dayanamaz ve kollarını birbirine düğüm etmiş bi şekilde sallana sallana eve girer. Tarık da arkasında sırıtır.naz odasına gider telefonu alır ve camın önüne gidip telefonu açar. Bir yandan da tarığa bakar.

Naz: ne var söyle şimdi.
Tarık: 2 dk sonra ordayım
Naz: neee?

Tarık oturduğu yerden kalkar ve hızlı adımlarla eve girer. Merdivenleri çıkar naz’ın odasına doğru yürürken naz da odanın kapısındadır. Ve tarığın gelişini izler. Tam tarık kapıya yaklaşmışken tarığa gülümseyerek kapıyı suratına kapatıp, kitler ve sırtını kapıya yaslar.

Naz: (sessizce) madem öyle işte böyle
Tarık: nazz, açar mısın kapıyı?
Naz: açmıyorum
Tarık: sen böyle istemiyo muydun?
Naz: aaa ben ne istemişim.
Tarık: dışarıda “beni niye burada bekliyosun” demiştin.
Naz: illa odama mı gelmen lazım?
Tarık: ne bileyim, “odan da mı bekleyecektim” dedim ses çıkarmadın
Naz: ha yani ses çıkarmayınca, gel odam da bekle anlamı çıkıyo pes yani.
Tarık: açıyo musun kapıyı?
Naz: ne yapacaksın
Tarık: seni bekleyecem
Naz: açmıyorum
Tarık: tamam o zaman, ben de gidiyorum
Naz: nereye gidiyosun?
Tarık: e bekledim, bekledim gelmedin.

Naz kızar ve birden kapıyı açar

Naz: aaa yalana bak asıl ben seni bekledim bekledim gelmedin.

Naz kapıyı açtığını fark edince birden tarığın gözlerine bakar.

Tarık: şuanda burdayım, beklediğine değdi mi peki?

Naz önce tarığın suratına güler, tarık da gülümser ama naz yavaşça kapıyı yine tarığın suratına kapatır.

Tarık: (sessizce) peki sen istedin, söylememek için söz vermiştim ama başka çare bırakmadın.

Seninle bir dakika
Umutlandırıyor beni
Bir dakika siliyor canım
Yılların özlemini

Hasret tükenmez gibi
Kavuşmak bir dakika
Sevmek bir ömür sürer
Sevişmek bir dakika

Naz, tarığı sinirlendirmek için ona oyunlar oynar ama bu şarkıyı duyunca yine içinin yağları erir. Aklına ilk baş başa kaldıkları dağ evi gelir. Ve hayal meyal de olsa o öpüşmeyi hayal eder. Şarkı bitince kapıyı açar. Tarıkla uzun uzun bakışırlar. Ama bu sefer de tarık arkasını döner gider.

Naz: tarık nereye gidiyosun?

Tarık merdivenlerden aşağı iner, naz da koşarak üst kattan ona bakar. tarık dış kapıyı açmaya çalışır ama açamaz. Naz da üst kattan;

Naz: boşuna uğraşma kilitli?
Tarık: neden kilitli bu kapı?
Naz: oldu. Hem kız başıma koca evde tek başıma durayım hem de kapıları açık bırakayım.
Tarık: açar mısın kapıyı? Beni bekliyo (imalı bi şekilde) sevdiklerim
Naz: bahçe kapısından çık, orası açık
Tarık: haklısın

Der ve bahçe kapısına doğru giderken naz da aşağı inmiştir.

Naz: gitmesen olmaz mı?

Tarık birden durur ve naz’a doğru bakar. ve gülümser.

Naz: niye gülüyosun?

Tarık naz’ın yanına doğru gelir

Tarık: ne zaman bu lafı diyeceksin diye bekliyodum.
Naz: komik bi laf mı ettim.

Tarık iyice yaklaşmıştır naz’a, ve sürekli naz’a bakar.

Tarık: hayır
Naz: (çocuk gibi) ama hem gülüyosun hem de sözünde durmuyosun.
Tarık: (birden kaşlarını çatar) ne sözü?
Naz: unuttuğunu tahmin etmiştim.
Tarık: hangi söz naz?
Naz: hani sevgililer gününde belkıs teyze gittiğinde araba da bi söz vermiştin bana
Tarık: ne demiştim?
Naz: “istesen de gitmiyorum”
Tarık: ama hala burdayım
Naz: ama gideceksin ve sözünde durmayacaksın
Tarık: istersen sözümü tutabilirim.

Bakışlar iyice keskinleşmiştir.

Tarık: hatırlarsan o gün sen de bi söz vermiştin ama sen de sözünde durmuyosun
Naz: ne sözü?
Tarık: “bundan sonra kimseyi sevmeyecektin”
Naz: sözümde durmamı istiyomusun
Tarık: hayır. Peki sen?
Naz: evet

Artık duygular kabına sığmamış ve iki aşık tutkulu bi şekilde öpüşmeye başlamışlardır. Söz sözünde durup gitmemeye karar vermiş, naz ise sözünden vazgeçip, sevmeye karar vermiştir. Bu sevdiği kişi de elbette tarık’tır.

.

sinemim_g
23-04-07, 11:18
BARIŞ VE MERVE İTALYADA 8. BÖLÜM

tabu bitmiştir..herkez odasına dağılmıştır...merve ve barışın odasının ışığı sönmez...

barış merveyi telle arar...

merve:efendim...
barış:uyumadın mı sen
merve:hayır..uyku tutmadı..sen niye uyumadın
barış:boş ver benide..merve sen son zamanlarda dururmunun farkındamısın
merve:ne varmış durumumdaa
barış:mervee..aynaya bak bii
merve kalkar aynaya bakaar...
merve:ne olmuş baktım
barış:gözlerini gördün müüü
merve:barış ameliyat oldum normel değilmi
barış:merve sen ameliyat olalı 1,5 ay oldu güldürme benii...gözlerindeki hüzüne bak
merve:off tamam sonuç?nereye varmak istiyorsun
barış:diyorum anlatmak istediğin bişeyler varsa dinlerim,sanki aklın başka yerlerde..sanki üzgünsün..mutsuzsunn
merveden sess çıkmazzz
barış:doğru söyle sen yoksa seninkinimi özledinn
merve:sorunda bu yaaa...özleyemiyorumm
barış:anlamadımm...
merve:ya özlemiyorum..niye bilmiyorum..ya barış ben galiba soğudumm
barış:ne yapmayı düşünüyorsun pekii
merve:bilmiyorum..türkiyeye döner dönmez...
barış:doğru karar verdiğine eminmisin
merve:sanırım evet...
barış:sesin iyi gelmiyor istersen dışarı çıkalım biraz hava al
merve:tamam üzerime bişey alıp geliyorum
-------------------------------------------
merve ve barış otelin bahçesinde havuzun başında otururlar ....
merve sessizdir...
barış:bir sebebi varmı...
merve:yok...sorun sadece bende
barış:aslında kızmazsan bişey diycem
merve:kızıcak halim yok ...söyle(durgun birşekilde)
barış:baştan beri ona olan sevgine inanmıyorum
merve:................
barış:itiraz etmiycekmisin
merve:hayır...barış bi şarkı söylesene
barış:tamam..hangisini
merve:gözlerini.........

aralarında hep komik konuşmalar geçen merve ve barışın o akşam dalışacak atışacak halleri yoktur...merve barışın omzunda uyuya kalır...

SABAH
barış:merve uyan artık hadi..kahvaltıya gidelimm
merve:günaydınnn
barış:günaydın....
merve:telefonun çalıyor barış
barış:efendimm....
cavit:abi selammm
barış:ooo selam..nasıl türkiyee
cavit:iyi ne olsun..nasıl gidiyor çekimlerr..ne zaman dönüş
barış:ne sen sor ne ben söyleyeyim
cavit:hayrola abii
barış:ya koymuş 7 öpüşme ..bide bazı aksilikler oldu çekimler uzadııı
cavit:7 mi...ya bu öpüşme rolü bana niye verilmiyorrr
fulya arkadan dürter....
fulya:cavitttttttt
cavit:tamam beee...yavaş şaka ettim
barışş güler...
barış:fulyamı var yanındaa
cavit:evet,bizim çekimleri çekiyoruzz bizimkiler bitmek üzere
barış:oohh ne güzell...bizimkilerini çekin gelin
cavit:bana uyar:img-wink:
fulya:kaşınıyormusun sennn
cavit:yoo yeni yıkandım ne kaşınmasıı
fulya:çatttık yaaa ve şu telefonuu
alooo....
barış:alo...(gülerek)bizi geçtiniz beee
fulya:size özeniyoo zaten bu ümit kılıklısı
barış:özenmeyin derim benn
merve barışın yanında sırıtarak bir sağa sola bakarr
barış: (barış merveye bakarak devam edeer konuşmasına) bize özgüdür buu
fulya:neymiş o size özgü olan
barış:hem çok iyi anlaşıp hemde birbirini yemeden duramama özelliği
fulya:siz..sizmi iyi anlaşıyorsunuz güldürme beni..merve saçını çekiyorrken öyle demiyordun
(ikiside gülmeye başlar)
barış:yaa o zaman düşmandık biliyorsun sonra merve beni çok kötü oyuncu filan görüyodu
merve:yaaa barış inanmadığını söylemiştin bana hanii...
barış:şakalaşıyoruz mervecim...
fulya:yine yaaa ladı dimi...
barış:evet..yine yiyor başımın etini
fulya:italyada kahvaltı geleneği yokmu
barış:çok komiksin fulyaa
fulya:cavitten geçtii
barış:iyi hadi bir kahvaltıya iniyoruz...pardon çıkıyoruzz
fulya:anlamadım..çıkıyoruz?
barış:dün gece dışarda uyuya kaldık ta
fulya:o niye..italyanlar sizi ne biçim ağırlıyo
barış:yok italyanlar değil merve beni o biçim yoruyorr
merve barışa ters bakış atar.....ve gider
barış:offffff.....fulya kapatıyorum..merve iyi değil..ok bye
fulya:iyi görüşürüz..
cavit:ne oldu
fulya :merve iyi değilmiş..barış kapattı
cavit:ne oldu acabaa
fulya:biliyorum..barışın şakalarını kaldıramadığına göre kötü şey olmuş herhalde
cavit:neyse biz uçalım çekimlere mola bitti
fulya:önder buyur cavit...ben uçma bilmiyoum
cavit:tabi ben çok uçtum sıkça uçarım böyle hobimdir bilirsin
fulya:şamama.......
cavit:sensin oo......
fulya ters ters baakr
cavit:pardon bendim o...
fulya:allahım yaaa...ciddii oolsana sen bikerecikk
cavit:ben kızmıyım ciddi olucam hayatt cidii olmaya gelmez
fulya:kızsınn varmı...
cavit:sen sin o....
cavit birden kırdığı poto anlar bozulur....
fulya:benim varmı?
cavit:sensin kabul....
.................................................. ...
italya kahvaltı 21:00

yönetmen:bu ne kadar lezzetliymiş ya
sanarist:evet bak buda...
yönetmen:kızım yesene...
merve:yiyorum ya şengül abla...
sanarist:sizin niye yüzünüzden düşen bir parça...
barış:yok bişey dün yoruldukta birazz...
merve:ben acıkmamışım hepinize afiyet olsun
merve masan kalkar...
barış:müsadinizlee
yönetmen:ne olmuş bunlara yine..kesin atıştılar
sanarist:iyide bunlar aralarında atışırlar öyle hiç problem olmaz kii...
yönetmen:kesin merve yine alındı...
sanarist:alınması için kendi hayatında yolunda gitmeyen bişeyler olması lazım
yönetmen:olmadığını nerden biliyoruz?

barış:mervee...dur biraz
merve:bırak kolumu,odama gidicem
barış:ya niye konuşmuyorsun benimlee
merve:senin gibi bi dostum yok benim
barış:haydaa...ne oldu şimdi..ne yaptım ben sana...
merve:seni yoruyosam yanımda olma barış destekte olma yardımcıda olma dostumda olma zorla değil
barış:ya şaka yaptımmm...niye alındın ki...sen gerçekten iyi değilsin
merve:evet değilim sende bunu bile bile uğraşıyorsun benimle morelim bozuk olduğu zaman kaldıramıyorum şakalarını biliyorsun
(merve ağlamaya başlar)
barış:off tamam ...özür dilerim..gel burayaa
barış mervenin başını tutup omzuna yaslar...
barış:düzelicek herşey...tamam mı..ağlamak sana yakışmıyor...
yönetmen:merveee...barışşş...
sanarist:ben söyliycemmmm...
yönetmen:çekilirmisin..ben diycemmm
barış:ne söyliycekseniz söyleyin artıkkk
(merve başını barışın omzundan kaldırır ne olduğu anlamaya çalışır)
barış:ee hadi....
yönetmen:uff çekil öenümden ben vercem müjdeyii
sanarist:ben dedim...merve ağlama ağlama müjdem varr
yönetme:bike re müjde benim senin filan değil neyi kime veriyorsun
barış:yaa yeter...söyliycekseniz söyleyin artık iyi değiliz...
merve:evet yaa...lütfen..ayakta duramıyorumm
yönetmen:türkiyeye dönüyoruzzzzzzz
merve-barış:neeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee
birbirlerine bakarlar ve yutkunurlar
sanarist:çok sevindiniz dimii...
merve:yaa ne demessinn
barış:merve kendini iyi hissetmiyor..biraz daha kalsak...
yönetmen::aa bizde merve italyada sevgilisini özledi diye sanaryoyu değiştirip türkiyeye dönmeye karar vermiştik
merve:yaaaaaaaaa of..........
başını barışa tekrar yaslar...
barış:yanlış karar
yönetmen:anlamadık...
barış:yok bişey..biz gidip çantamızı toplayalımm
sanarist:iyi hadi..toplayın...

merdiven
merve:barış ben ne yapcam
barış:korkulacak bişey yok,ayrılmak istediğini söyliyceksin
merve:iyide nasıl..italyadan dönücem..oda heyecanlı olucak özlemiştir herhalde bende pat ayrılalım diycemm..
barış:biri yapıcak bunu bana kesin italyada buldu derdim
merve:Sağ ol barış ne güzel morel verdin
barış:bulmadın dimii
merve:ne bulmadım
barış:italyadan partner
merve:barışşş
barış:tamam ya kızma...hangi ara türk buldun koca italyada
merve:yaa barış......kaldıramıyorum diyorum...
barış:tamam sustum...yalnız kendine çabuk gel..atışmadan duramıyorum :img-pilot

flower98
24-04-07, 10:27
Part 11
Garson yemek siparişlerini alır.
Garson: İçmek için ne arzu edersiniz?
Tarık ve Naz aynı anda.....
Naz. Kırmızı şarap.
Tarık: Vişne-Soda.
Birbirlerine bakarlar.
Naz: Yani sen şimdi Soda mı içeceksin? Burda.....? Bu gecede.........? Ay ilahi Tarık......hhahahahahaha?
Tarık: Soda değil....Vişne _soda....Ayrıca sadece ben değil , eğer başka alkolsüz bir içecek tercihin yoksa sende.....
Naz: Nedenmiş o?
Tarık: Çünkü burada sızdığında seni yatırabileceğim bir kanepe ve sabaha kadar tirtreyerek üzerinde üşümekten hasta olabileceğim bir koltuk yok.....
Garson kararsız çifti bırakıp gitmiştir.....Bu esnada enstrümantal olarak “Seninle bir dakika” çalmaya başlar. Tarık ve Naz çalan parça boyunca susup birbirilerine bakarlar....Sonra Tarık Naz’ın elini tutar.....
Tarık: Yarın ne olacak bilemeyiz......Bu gecenin her anını hatırlamak istiyorum......
Naz gülümser.
Tarık: Garson bey!
Garson: Buyrun: Biz iki Vişne –Soda alalım.....Kadehte olsun.....
Naz: Neden kadeh?
Tarık: Çünkü böyle bir gecede sadece sen , ben ve garsonumuz kadehlerimizdeki içeceğin şarap değil de Vişne-Soda olduğunu bilecek....
Naz gözlerini kısarak Tarık’a bakar......
Naz. Sen var ya sen......
Tarık gülümser. Birkaç dakika sonra içecekleri gelir. Masadaki mumun üzerinde kadehleri tokuştururlar......
Tarık: Sevgiye.....
Naz : Dürüstlüğe......
Tarık yutkunur ve gülümseyerek ilk yudumunu alır. Bu arada gözü garsonlardan birine takılır. Elindeki ilan tahtasında “ Tarık Bey “ yazarak restoranda turlamaktadır. Naz da görür ve şaşkın Tarık’a bakar......
Naz. Sen Filiz’e buraya geldiğimizi söyledin mi?
Tarık: Hayır.....
Naz: O zaman Filiz tahmin etti burada olduğunu......Hmmmmm....Demek ki sen kızları genelde buraya getiriyorsun....Pessss
Tarık: Naz lütfen saçmalama....
Naz: Yok yok ......yoksa nereden bilecek.......Bi de sevgiye diye kadeh tokuşturuyorsun....Pes....
Tarık: Sen bekle ben şimdi öğrenip geliyorum.....
Tarık Naz’ın meraklı bakışları altında salondan çıkar ve danışmaya gelir....Danışma kalabalıktır.....
Tarık: İzninizle......Benim adımı ilan levhasına yazmışsınız....Beyefendi!!! İzninizle...Yol verin lütfen......
Adam1 : Benim de.....
Adam 2: Benim de....
Adam 3: Benim de....
Adam 4 : Evet....benim de....
Adam 5,6,7,8: Benim de....
Görevli: Tarık Bey?
Hepsi: Evet.....?
Görevli: Şey bayan soyad belirtmedi......Kız-kardeşinizi arayacakmışsınız......!!!!
Tarıklardan beşi salona geri döner. Tarık ve diğer üç Tarık birbirine bakar....
Tarık: Sizin kızkardeşiniz var mı?
Tarıklar: Evet!
Tarık: Telefonlarınız kapalı mı?
Tarıklar. Evet!
Tarık (içses): Sen kesin değilsin oğlum Tarık......Filiz nereden bilecek burada olduğunuzu....Mesaj’a yazmadın ki.....
Bu arada diğer Tarıklar telefonlarını açmışlardır bile.....
Tarık 1: Gül.....Çocuklar mı durmadı.....?
Tarık 2: Emine.....Yoksa annem mi?
Tarık 3: Ya söyle anneme daha teklif etmedim....Ne meraklısınız ya.....
Tarık diğer Tarıklara gülümseyerek yerine geçer.....Naz kaşları kalkık merakla cevap beklemektedir.
Naz: Evet?????
Tarık: Bana değilmiş.....Bu gece burada telefonu kapalı en az sekiz Tarık saydım.......
Naz:İnanmıyorum......Tesadüfün böylesi?
Tarık: Belki de daha levhayı görmeyen birkaç Tarık daha vardır......
Gülerler......
Tarık. Eeeeeeee bana bir özür borçlusun şimdi.......
Naz : Anladııııımmmmmm....Hadi kadeh tokuşturalım.......
Yine kadeh tokuştururlar. Bu arada garson elinde tekrar levha ile salonda turlamaya başlar. Naz levhadaki yazıyı görünce yeni yudumladığı içeceği şaşkınlıkla yutmadan Tarık’ın üstüne fışkırtır. İkisi de meraklı bakışlar altında oturdukları yerden ayağa fırlarlar.
Naz: O da buradaymış demek.....Nerede acaba?.....Şu üstüme bak.......Iyyyyy!!!!!
Tarık: Kusura bakma ama......Üstü beyaz olan benim.....Senin belli bile olmuyor......
Elinde levha olan garson......
Garson: Tarık Tekelioğlu siz misiniz?
Naz: Değil.....Ama ben şimdi onu bulacağım.......Nereye gelir çağırılanlar.....
Garson şaşkın......
Garson : Dışarıdaki danışmaya......
Tarık: Naz....Nereye gidiyorsun......?
Naz: Karışma Tarık.......
Naz öfkeyle salondan çıkar......
Tarık: Cep telefonunuz var mı? Kusura bakmayın......Tarık Tekelioğlu benim....Bayan bilmiyor.....Ben gizli çalışıyorum.....O nedenle oraya gidemem......
Garson: Ajan mısınız.....James Bonda gibi.....007 Bond?
Tarık: Yaaaaa ne demezsiniz.....Ama 009 ‘um ben.....
Garson telefonunu verir......
Tarık: Lütfen bayan dönerse haber verin....Döneceğini sanmıyorum ya......
Tarık Filizi arar.....
Tarık: Filiz.....e oldu?....Rahat vermiyorsunuz insana......
Filiz: Deminden beri aramanı bekliyorum abiiii........mecburen soyadını söyledim....
Tarık: Nasıl tahmin ettin benim burada olduğumu?
Filiz: Geçmişin izleri abiii....Boşver onu da annem.....
Tarık Naz’ın döndüğünü görünce telefonu kapatmıştır.....
Naz: Bakıyorum hiç fırsatını kaçırmadan arayıp uyarmışsın kendisini.....
Tarık: Yok....Garson bey’in kardeşi Alfonso hayranıymış da onunla konuşuyordum......
Naz: Yeme beni Tarık.....Gidelim....Gecenin tadı kaçtı birden.....
Tarık ve Naz dönüş yolunda tek kelime etmezler. Tarık Naz’ı bıraktıktan sonra tekrar arabaya binip uzaklaşır.......
Naz: Belliydi ........Acaba Sofia mı döndü.......?
Tarık yolda telefonunu açar ve Filizi arar tekrar. Belgin ve Hulusinin kendisi yüzünden büyük bir kavga ettiklerini ve Hulusinin Neticelerle Vahilerin evine döndiüğünü, annesinin de fenalaştığını öğrenir. Belgin ‘in yanına gider ve gecenin üstün körü ve gerçek olmayan açıklamasını yaparak eski odasına döner. Gitarını eline alarak “Ayrılacağız “ parçasını söylemeye başlar.....fakat tamamlamaz.....Naz da odasında gözü çellosunda yatağında yatar....
Naz: Gece neden başladığı gibi bitmedi......Offffff Tarık......Çözemedim seni......
Ertesi sabah Tarık duşta iken Hulusinin sesini duyar.....Panikler ve banyo eviyesindeki telefonundan annesini arar. Belgin koşturarak odasından çıkar ve banyoya girmeye uğraşan Hulusiyi sahte bir sevinçle karşılar.....
Belgin: Hoş geldin hayatım....
Hulusi: Belgin, sen banyoda değilsen ve Filiz de değilse kim?
Belgin: Şoför.....
Hulusi: Şoförün benim banyoda ne işi var.....
Belgin: Onların banyosunda tadilat var....Ben izin verdim.....
Hulusi: Vallahi az kalsın dalacaktım içeri....
Belgin yüzünde gergin bir gülümseme ile......
Belgin: Aman......aman.......Gel hayatım.....Dün gece için özür dilerim.....Haberin gerginliğini atamadım bir türlü.......
Hulusi: Ben neyse de misafirlere ayıp oldu.....Bu gece yine yemeğe çağıralım onları....Affettirmeliyiz kendimizi.....
Belgin: Nasıl istersen hayatım.....
Odalarına girdiklerinde Tarık banyodan çıkar ve odasına kaçar. Hemen giyinir. Tam çıkacak iken Babasının salona indiğini görür. Mecburen odasının camından atlar. Ama ayağını burkar.
Motorla Vahilere gider ve müştemilata döner.Derken Naz gelir......
Naz: Neredeydin dün gece.....?
Tarık: Hesap mı soruyorsun.....
Naz. Hesap değil....Nerede olduğunu soruyorum......?
Kerem gelir.....
Kerem: Araba hazır Naz hanım....
Naz: Geliyorummmmm.....Söylemeyecek misin?
Tarık: Hayır.....Söylemeyeceğim......
Naz. Peki o zaman.....
Der ve hışımla müştemilattan çıkar.
Tarık: Peki o zaman.......
Der ve kanepeye oturur. Ayağı ağırmaktadır......
Naz birden geri döner ve......
Naz: Bu arada o siyah T-shirt’ü tanımadım sanma....Melis almıştı onu değil mi.....?
Der ve tekrar hışımşa çıkar....
Tarık: Değil!.....Melissa ‘ nın aldığı kolsuzdu.....Bu kollu.....
Tarık ağırayan ayağına rağmen kalkar ve t-shirt’ü çıkartarak üstüne bir beyaz gömlek geçirir.
Tarık: Kaleleri verdik nasılsa.....Bir de Fil verelim bakalım kendisine.....
Akşam olduğunda yine bavulunu toparlamıştır......Kimseye görünmeden bahçeyi geçer.....Naz’ın odasından kendisini izlediğini görür. Biraz durur ama sonra yoluna devam eder. Tam arabanın yanından geçerken Naz elinde bir şişe ve iki kadeh ile kapıdan çıkar...
Naz: Böyle mi gideceksin?...Dargın....?
Tarık: Sence?
Naz: Böyle gitme...Gel son kez birlikte bir şeyler içelim.
Naz müştemilata doğru gider. Tarık biraz bekler ve bavulunu yolun kenarında bırakıp Naz’ı izler.Birlikte şişeyi hızla bitirirler. Naz hızlı içmiş olmanın etkisi ile odasına gitmeye çalışırken cam kapıya çarpınca Tarık hafif aksayan ayağı ile ona yardımcı olmak için destek olur. Her ikisi de son derece keyifli ve sarhoştur.....Naz’ın odasına vardıklarında ayakta duracak halleri kalmamıştır. İçeri girerler ve yan yana Naz’ın yatağına düşüp sızarlar.
Ertesi sabah.....Naz’ın kapısı yavaşça çalınır.
Ümit: Nazzzzz?
Bölüm Sonu

flower98
25-04-07, 23:40
42. Bölüm Senaryosu BY FLOWER98
Part 1

Tarık polislerin eşliğinde bahçeden geçerek sinirli adımlarla Naz’ın yanından uzaklaşır. Naz arkasından bakmaktadır.
Kerem: Ne oldu acaba?
Naz: Şimdi öğreneceğiz.Hadi gidiyoruz.
Naz ve Kerem evin içerisine girmeden bahçeden arabaya ulaşırlar. Tarık onlar arabanın yanına geldiklerinde çoktan ekip arabasına oturmuş ve dalgın dalgın önündeki yola bakmaktadır.
Naz: Takip et şunları Kerem......
Kerem: Emredersiniz Naz hanım. Buyrun.....
Kerem arka kapıyı açmıştır ama Naz ön koltuğa oturur. Kerem de hemen yerine geçer ve yola çıkarlar.
Ekip Arabası
Polis 1: Neden geldiğimizi sanırım tahmin ediyorsunuz Tarık bey?
Tarık: Amman hiç önemli değil.....Tam zamanında geldiniz....Allah sizden razı olsun.....
Polis 2: Allah Allah.....Çok kişi götürdüm böyle ama sizin gibi memnun olanı görmedim....
Polis 1: Bende .
Tarık : Gelmeseydiniz elimden bir kaza çıkacaktı.....
Polisler arkada oturan Tarık’a başlarını çevirip soru sorarcasına bakarlar.....
Tarık: Yani.....Şeyyyy......Patlayacaktım......
Polisler birbirine bakar......
Polis 1: İşte şimdi klasikler başlıyor.....
Polis 2: Radyoyu mu açsam?....Hiç çekemeyeceğim yani.....
Tarık polisleri duymaz ve devam eder.....
Tarık: Bir insanın üzerine bu kadar gelinmez ki?......Dır dır da dır dır......Yok sen ikinci şişeyi istedin.....Yok Sofia ile birleşin diye yaptım.......Yeter kardeşim ya........İnsanda bir sınır olur.....
Polis 2: Kesin kız meselesi.....
Polis 1: Kesin.......
Polis 2: Aç şu Polis radyosunu......Bugün gerçekten çekemeyeceğim.....
Polis radyoyu açar. Barış Akarsu çalmaktadır:
İşte herşey bitti
Kapılar kilitlendi
Asla
Açılmayabilir unutma

Belki rüyan bitti
Uyanmak senin elinde
İstiyorsan devam etsene

Ama vazgeçme sevmekten vazgeçme
İstemekten
Umutları sönmez insanın

Ama vazgeçme gülmekten vazgeçme
Direnmekten
Anlamsız gelsede hayatın
Tarık hala sinirli sinirli kendi kendine konuşmaktadır......
Tarık: Ya bir insan bu kadar mı duygularla oynar......Babam yakalasaydı beni keşke dün de bu hale gelmeseydi........
Polis 1: Bak kardeş Barış Akarsu “Vazgeçme” diyor....
Tarık: Ne?????
Polis 1 diğer arkadaşına bakar ve.....
Polis 1: Hep aynı dava......Şimdi kızı bul getir kimbilir neler sayar o da....
Naz’ın arabası......
Naz: Ya hem kendi içmek istedi ikinci şişeyi hem de suçu bana atıyor.
Kerem başını Naz’a çevirir bakar ve yandan gülümseyerek yine polis aracını takibe devam eder.....
Naz: Hayır yani iyilik yap......Tarık’ tan bunu bul........Kaçmasaydı o zaman dün Hulusi amcadan.....
Kerem bir yandan Naz’ı dinler, diğer yandan gülümseyerek arabayı kullanır.....
Naz: Lafı ortaya at.......Sonra çek git......Duygusuz ne olacak.....
Ekip arabası
Tarık: Ben de öyle saf saf benim kalmamı istediğini sandım.......Uçağı kaçırıp onunla kalayım diye beni sarhoş etmek istediğini düşündüm......Ya o şekilde gelmeseydi sarılsaydı olmazdı değil mi.....Ha?
Polis 1 arkaya döner.....
Polis 1: Bilmem....
Tarık: Efendim?
Polis 1: Sorunuza cevap verdim.
Tarık: Hangi soru?
Polis önüne döner ve arkadaşına.....
Polis 1: Bu adam gerçekten fena kapılmış......Daha iki saniye önce ettiği lafı unutmuş......
Polis 2: Aşk işte arkadaş....Sen en son ne zaman aşık oldun
Polis 1:......Oooooooooo nereden bileyim....Hahahahahahahaha
Polis 2: Yazık.....Hahaahahahahaha
Tarık(içses): Aferim sana oğlum Tarık....Şu an iki polise rezil oldun birazdan tüm karakola rezil olacaksın........
Naz’ın arabası
Naz: Hem kendi içip içip sızıyor , hem de beni gördüğünde kalkıp “ Naz bak be gitmediysem senin için gitmedim “ diyeceğine beni azarlıyor.....Ben bunu hak etmiyorum ya.......Yoksa ediyor muyum ?
Kerem: Bilmem.
Naz: Efendim?
Kerem: Sorunuza cevap verdim sadece.
Naz: Hangi soru?
Kerem cevap vermeden gülümser.....
Naz(içses): Ya ben niye sesli düşünüyorum ki........Neler dedim kim bilir.....Rezil oldum.....Şimdi Kereme....Sonra kime anlatırsa.....Anlatır mı?
Naz: Bak burada duyduklarını.....
Kerem: Merak etmeyin. Geldik Naz hanım.
Beşiktaş karakolunun önü.....
Polis 1: Allahtan karakola yakın ev....Yoksa yandıydık.....
Tarık: Rahatsız ettim galiba......Kusura bakmayın......Sinirliyim biraz......
Polis 2: Yok kardeşim.....Sen bilemezsin.....Şu arka koltukta oturan sanki psikolog bulmuş gibi yol boyu içini döker hep bize......Bir yerden sonra çekilmiyor......
Polis 1: Hele hikayelerin çoğu aşk yaraları ise.....
Tarık: Yaaaaa öyle demek....Aşk......Demek aşk.....
Polis 1 arkadaşına doğru eğilerek.....
Polis 1: Aman kelimelerine dikkat et. Bak aşk deyince iyice çattı kaşlarını......
Polis 2: Hahahahahaha!
Polis1: Hahahahahaha!
Tarık(içses): Gülün bakalım........gülün.....Ah Naz ah.....
Tarık Polis memurlarının eşliğinde karakola girer. Naz Kerem’in yavaşlamasından yararlanarak arabadan atlar ve merdivenlerden yukarıya koşuşturur. Kapıdan girerken...
Naz: Bakalım neden buraya getirildin........Neler çeviriyorsan görecez şimdi.....
Komiser: Eveeeeeeeeet! Sayın Tarık Tekelioğlu.....Artık karakola kendi başınıza gelmekten usandınız herhalde.......Eskort ile geliyorsunuz..
Tarık: Yok komiserim....Rica ederim......Fırsatım olmadı bu hafta.....
Komiser:....Yalnız siniz eskort arkadan da devam ediyor sanırım.....Yoksa bize fırsat bırakmayan eskort bu mu?
Tarık: Ne?
Komiserin baktığı yöne bakar ve Naz’ı görür........
Komiser: Şu Tarık Tekelioğlu dosyasını getirin bakalım.....Çabuk!
Tarık: Aman komiserim soyadımı haykırmayın.....
Komiser: Ne?
Naz: Demek öyle......Tarık Tekelioğlu dosyası ha??!!!!

flower98
26-04-07, 09:11
Part2
Belgin : Teesüffffffff ederim size komiser bey.
Komiser ayağa kalkar.
Komiser : Efendim?
Naz arkasını döner. Şaşkın görünmektedir.
Naz(içses): Asıl başkası olsaydı şaşardım.
Belgin Naz’a hiç aldırmadan yanından dimdik ve ciddi geçer ve ona sırtını dönerek komiserin karşısında durur. Tarık’a bir bakar ve Naz’ın duyacağı biçimde......
Belgin : Evet kırgınım size. Ben aramasam benim oğluşumun dosyasını hiç açmayacaksınız.
Komiser: Ama......
Belgin: Hiç ama demeyin.....Bu Tarık’ı bulup getirdiğiniz gibi , benim oğlanı da getireceksiniz.Sizden eşimle birlikte özellikle istemiştik.....
Naz durduğu yerden konuşmaları dinler. Arada Tarık ile göz göze gelmektedir. İkisi de son derece sinirli ve ciddidir.
Komiser: Bakın Belgin hanım......
Belgin: Hiç bahane bulmayın lütfen......Tarık, sen at imzanı kendi dosyana......Naz ile seni dışarıda bekliyoruz......Sizinle sonra baş başa görüşeceğim.
Belgin komisere cevap hakkı vermeden Naz’a doğru yürür ve koluna girer.
Belgin: Naz gel kızım biz Tarık’ı dışarıda bekleyelim.....İçim daraldı burada......Hiç güven olmuyor insanlara......
Naz: Katılıyorum size Belgin teyze.
Son bir kez Tarık’ı süzer ve Belgin kolunda karakoldan çıkar.......
Komiser şaşkın yerine oturur. Tarık’a bakar.....
Komiser: Neler dönüyor burada? Belgin hanıma saygımdan işlem yapmayacağım......Resmen görev başında bana hakaret etti.....
Tarık: Çok özür dilerim ben annem adına.....Bu günlerde biraz duygusal ve kafası karışık.....
Polislerden biri Komiser’e Tarık’ın duyacağı şekilde.......
Polis: Türk gecesi Komiserim.....Hatırlayın.....
Komiser: Her neyse.......Olmadı ama......Gelelim size.....Bu kez uyarılıyorsunuz. Bir kez daha tekrarlanırsa hapis cezası alacaksınız......
Tarık: Tekrar özür dilerim......Çıkabilir miyim?
Komiser: Buyrun.
Naz dışarıda Belgin hanımla konuşmaktadır......
Belgin: Hayırdır sen neden buradasın......?
Naz: Sabah Tarık’ı müştemilatta görünce bir an için öfkelendim....Tartıştık.....Biz fırsat yaratıyoruz gitsin, sevdiğine kavuşsun diye...Beyefendi içiyor, içiriyor sızıp gitmiyor......Polisler de o an gelince merak edip peşinden geldim.....
Belgin: Anlıyorum.....Huyudur.....
Naz: Ama bir an Tarık Tekelioğlu dosyası deyince komiser.....Böyle (eli ile göstererek) başımdan aşağıya kaynar sular boşaldı sanki......Ayyyy sandım ki.....
Belgin: Neyse ki sen haşlanmadan ben yetiştim.
Naz: Yaaaaaa.....Nedir sizin oğlunuzun meselesi?
Belgin: Sorma.....Senin şu hayta Tarık....
Naz: Benim mi?
Belgin: Lafın gelişi işte.....Senin şoförün olacak Tarık benim oğlanı da İtalyada ayartıyor....
Naz: Nasıl yani.....
Belgin: Benim oğluşum ekonomi okumaya gitmişti İtalyaya. Alfonso ile de aynı evi paylaşıyorlardı.....Gün geçtikçe bizim Tarık okumayı bırakıp Alfonso Tarıkla yarış müptelası olmaya başlamış.....Okul tabi bırakılmış....Bizim haberimiz yok......Sen birlikte Hulusinin üç buçuk milyon avrosunu araba peşinde yerler. Biz de onu tekrar İtalyaya dönmesin diye böyle takibe aldık....
Naz: Yapmıştır.....valla inanırım.....Dün gece de bana iki şişe şampanya içirtip sarhoş etmişti....
Belgin: Ne?......ne?
Naz: Yaaaaaa.....İçtik içtik sızdık.....Hem de benim yatağımda.....
Belgin: Ne?.....Ne?......Belgincikler mi gelecek ...inanmıyorum!....?Ah.....Belgin ah beğendin mi yaptığını?
Naz: Belgincikler mi? Belgin teyze sen iyi misin.....?
Belgin. Şu an hiç iyi değilim. Şu senin yeni şoför nerede?
Naz: İşte orada arabada.
Belgin: İyi tamam. Siz bir yol bulup dönün evinize.....Nasılsa sizin ev yakın.....
Belgin hızla merdivenlerden iner ve arabaya biner. Kerem Naz’a bakar ve Naz şaşkın başını onaylarcasına sallar. Kerem karakolun bahçesinden çıktığında Tarık da içeriden çıkar.
Naz: Demek öyle......Tarık Tekelioğlunun kanına da girmişsin.....pes!
Tarık: Ne?
Naz: Ne denmez. Efendim denir.....Belgin teyze anlattı......Ya ben de o gence söylemediğimi bırakmıyordum.....Asıl suçlu senmişsin ......
Tarık: Neeeee??????!!!!!!
Naz: Hiç şaşırma.....Kesin şoförümüz olduğunu öğrendiğinde krediyi kesmişti kendisi.....Ayyyy ben ne ayıp ettim......Meğer senden dolayı......
Tarık: Naz , Belgin hanım nerede......
Naz: Kerem evine bırakıyoooo.....Sen var ya........Saklayabileceğini sanıyordun değil mi.....Ama bak daha İtalyaya gidemeden ortaya çıktı gerçekler......Özür dilemeliğim......aaaaaaa? Telefonum arabada kaldı......Telefonunu ver......Sende vardır onun numarası....
Tarık: Naz, çekemeyeceğim şimdi.....Hem de hiç......Ben gidiyorum....
Tarık merdivenlerden ağır ağır iner....Ayağı yine aksamaktadır....
Naz: Çok kızdım sana çok......Hele saklamana daha çok kızdım......
Tarık: Sana iyi senaryo yazmalar.......Ahhhhh!
Naz: Tarık!!!!1
Tarık basamağa tam basamayınca son iki basamaktan yere yuvarlanmıştır......Tekrar ayağa kalkmaya çalışır ama acı çektiği bellidir.......
Naz: Offf ya offfffff. Tepki koyarken bu olur mu ya?
Tarık: Tepkinize soğuk su mu serptim hanımefendi......Ben bakarım başımın çaresine....
Tarık ceplerini yoklar. Para aradığı bellidir.....Ceplerden bir şey çıkmayınca sızlanarak ayağa kalkar ve yola doğru ayağını sürerek yürümeye başlar.....
Naz(içses): Bırak gitsin Naz.....Ne hali varsa görsün....Hak etti bunu....Evvet!!!!
Naz: Tarık dur......Böyle nereye gittiğini sanıyorsun sen!!!!!!!!!.

flower98
26-04-07, 22:45
Part 3
Tarık durur.
Tarık(içses): Bir kere de dinleme sözünü Tarık. Durma.....d-u-r-m-a......Bak hala duruyorsun....
Naz Tarık’ın yanına gelmiştir.....Gülümser ve Tarık’ın kolunu omzuna atar..... Birlikte yürümeye başlarlar....
Naz: Ya seninle ilişkimizde en çok ne hoşuma gidiyor biliyor musun?
Tarık: Hayır, ne?
Naz: Böyle durumlarda hemen yelkenleri suya indiriyorsun.....
Tarık: Nasıl yani?
Naz: Hatırlasana büyük kavgalarımızdan sonra....ya da seni kovduktan sonra......yanına gelip seni işe geri aldığım an hemen kabul ediyordun......Şimdide ciddi ciddi giderken hemen durdun......
Tarık: Yaaaaa....neden acaba?
Naz: Gerçekten sağ ol.......
Tarık: Ne için?
Naz: Beni işe geri dönmen için hiç yalvartmadığın için......
Tarık durup Naz’a bakar. Naz hala gülümsemektedir Tarık da dayanamaz gülümser. Yine de yüzünden ayağının acıdığı belli olur.
Naz: Anayoldan taksiye biner gideriz şimdi......Etrafta da hiç yok sanki?....
Tarık: Belgin hanım kendi aracı ile gelmemiş mi?
Naz: Gelmemiş ki benimki ile döndü.
Tarık: Sağ ol aydınlattığın için......Peki sen neden geldin buraya?
Naz. Neden olacak merakımdan.....
Tarık: Cevabını Belgin hanım verdi demek.
Naz: Kısa ve öz. Bir rallicinin anatomisi....hahahahaha
Tarık: Bunda gülünecek ne var ki?
Naz. Ne yok ki......İtalyada kalmak için Tarık Tekelioğlunu yoldan çıkarıp , okulunu bıraktırıp baba parasını çatır çatır birlikte yerken, dün gece de İtalyaya dönmemek için beni ayartıp içkiyi su gibi içirtip seninle birlikte sızdıran rallicinin anatomisi...
Tarık: Şimdi yine başa mı döndük yani....saydığın bu kadar çok şeyi yapan ben miyim?
Naz: Yok Tarık Tekelioğlu.....herhalde ki sensin....
Tarık: Tamam Naz......Biz en iyisi burada ayrılalım......
Naz: Yolların çılgın rallicisi konu tartışmayı sevmiyor demek......hmmmmmm.
Tarık: Bu bizim yaptığımız konu tartışmak değil....Yanlış hikayeleri doğru kişilere yamamak....
Naz:Iıııııııııhhhhhhh ilahi Tarık.....!!!!!!!! Sen beni güldürdün ...Allah da seni güldürsün.....Doğru kişi ha?......Bu doğru yalan söylemeyen anlamında değil sanırım.......?
Tarık: Yok....Bu böyle olmayacak....Bir kez daha söylüyorum....Burada yollarımızı ayıralım.....
Naz: Yooooooook öyle kaçmak.....Daha çözeceğimiz önemli bir mesele daha var.....
Tarık: Bak Naz ben sana bol düğümlü bir parça ip bulayım onu çöz.....
Naz: Lafı değiştirme.....Dün gece ne oldu.....?
Tarık: Offf Allahım.....Ya ben hakikaten bir yerde kocaman bir hata işlemişim ki bunları bana yaşatıyorsun....
Naz: Dün gece en son yan yana yatağıma düştük.......Sonra ne oldu?
Tarık: Sabah oldu!
Naz: Ciddi ol lütfen.....Ne oldu?
Tarık: Ben senin beni gitme diye geriye yatmama sebep olduğun an dışında hiçbir şey hatırlamıyorum....
Naz: Sence biz??????
Tarık: Ne?
Naz: Anla işte....Sen...ben....biz.....!!!!
Tarık meraklı gözlerle kendisinden cevap bekleyen Naz’a bir süre bakar.....Sonra gülümser....
Naz: Ne oldu?
Tarık: Bir şey olmadı.
Naz: Bu hangi sorunun cevabı?
Tarık: İlk.
Naz: Eminsin yani?
Tarık: Hıhı.
Naz: Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?
Tarık: Çok basit. Hiçbir şey hatırlamıyorum diyen sensin.
Naz kızarır ama çabuk toparlar....
Naz: Yani kesin hatırlardın demek istiyorsun.
Tarık sırıtır.
Tarık: Kesin.
Naz: Sırıtma!
Naz’ın yanakları yine kıp kırmızı olmuştur. Tarık’a bakar.....
Naz: dediğin gibi olsun........(içses): Offffff Naz ne yap ne et hatırla.....Ne oldu?....Ne?
Tarık: Sanırım burada kaldık.....Tek bir taksi yok........
O anda yanlarında bir ekip aracı durur. Tarık selam verir. Arabanın camı iner....
Polis1: Bakıyorum barışmışsınız......
Tarık-Naz: Ne?
Birbirlerine bakarlar......
Polis 1: Yine sizin evin yakınına gidiyoruz.....İsterseniz bırakalım.
Tarık( içses): ay bunlar çok geveze....şimdi yol boyu.....
Tarık. Sağ olun....Bizim araç gelmek üzere.....
Naz: Ne diyorsun sen Tarık?.....Omuzum çöktü......Biniyoruz tabi memur bey.....Sağ olun.....
Tarık : Offffffff.....Bir kez de.....
Naz: Hadi hadi bırak söylenmeyi de otur arabaya......Bekletmeyelim memur beyleri......
Tarık: Offffffff!!!!!
Radyoda yine “vazgeçme” çalmaktadır. Polis 1 arkaya döner.....
Polis 1: Tarık bey, hatırladın mı bu şarkıyı......
Tarık: Hıııııı......
Polis 2: İlginç değil mi?
Aynadan Tarık sırttığını görür.
Naz: Ne o ilginç olan.....?
Tarık: Yok bir şey?
Naz: O zaman kesin vardır. Siz söyleyin memur bey?
Polis 2: Bizden laf çıkmaz yenge hanım.
Naz: Ne hanım.....?
Naz kızarır yine ve yol boyu konuşmaz. İki polis ise eve varana kadar sık sık arkaya bakıp gülümsemektedir........

flower98
27-04-07, 17:27
Part 4
Polis 1: Telsizden haber aldık. Zamanımız kalmadı yoksa sizi içeriye kadar bırakırdık.
Tarık : Sorun değil memur bey. Şurda iki yüz metre ya var ya yok. Yürürüz biz. Hadi Naz inelim.
Naz: Bu ayakla mı......?Yok olmaz yürüyemeyiz biz.....Olmazsa biz de gelelim.....rahatsız etmeyiz....Sessizce otururuz burada....Dönüşte bırakırsınız bizi olmaz mı?
Polisler birbirlerine bakıp gülerler.
Polis 2: Ahmet, anlaşılan yenge hanım kıyamıyor........Beş dakika gecikme payımız olur belki ne dersin....
Polis 1: Bilmem ki.....?Olur mu......?Sonra komisere sen cevap veririsin ama.....
Tarık: Lütfen benim yüzümden sıkıntıya girmeyin.......Nazzzzzz inelim.
Tarık Naz’a kaş göz işareti yapar ama Naz kararlıdır. O da kaşını gözünü ayrı yönde oynatır ve polislerden biri arkaya baktığında sakin sakin oturuyormuş gibi sırıtmaktadır.
Eve vardıklarında önce Naz sonra Tarık arabadan iner. Naz tez canla merdivenlere yöneldiğinde polislerden biri Tarık’a işaret eder. Tarık da açık araba penceresinden eğilerek içeri bakar.
Polis 1: Bak bizden sana abi tavsiyesi yenge hanımı üzme....Şu yolu yürütmedi o sana.....çok seviyor belli....değil mi Murat?
Polis 2: Didişmenizden belli....Haydi geçmiş olsun.
Tarık: Sağ olun......İyi günler.....
Tarık (içses): Acaba gerçekten de beni düşündüğü için mi inmedi......?
Naz: Bak gördün mü. Az kalsın bütün bu yolu yürüyecektik....Hiç de halim yoktu hani.....İyi kafaladım ama değil mi?
Tarık: Demek yürüyecek halin olmadığı içindi....Bilmeliydim.....
Naz Tarık’a bakar....
Naz: Nereye? Öğle yemeğine gelmiyor musun?
Tarık: Gelmiyorum....Gidip uzanacam.....Hiç halim kalmadı da.....
Naz: Aman iyi....Sen bilirsin......İylik de yaramıyor.....
Der ve eve girer. Tarık ayağını sürerek müştemilata doğru gider.
Tarık: Düşünse şimdi böyle bırakıp içeri girmezdi. Offfff oğlum Tarık sana acıyan da kalmadı bu dünyada.....
Naz evin içerisine girdiğinde kapıyı kapatır ve sırtını ona yaslar....
Naz: Yazık.....Nasıl da içim acıdı öyle giderken.....Ama olsun........sesimi çıkarmadım ama neydi o öyle yenge hanım lafları......Kim bilir neler anlattı giderken....Boş ver Naz. Önce karnını doyur , sonra hesabını daha rahat sorarsın...Evet.Aynen öyle......
Naz salona doğru ilerlemeye başlar. Netice geldiğini görünce....
Netice: Ohhhh ohhhhh ohh Naz hanımlar teşrif ettiler. Ne o müştemilatta battaniye bulamayınca çarşıya mı gittin almaya.
Naz: Dur hala yaaaaa........Sen biliyordun değil mi orada olduğunu.....Bile bile de gönderdin beni.....
Netice: Eeeeeee hasta olanın doktoru ayağına gelirmiş.....Biz de doktora hastayı gönderdik....Hatta doktorumuz o kadar iyimiş ki hasta olan olana....yanına giden gidene.....
Naz: Ne????? Kim var yanında şimdi? Bayan mı?
Netice: Ayyyyyy aaayyy korkulur valla senden.....Gel otur şuraya gel.....anlat bakalım neler oldu?
Naz: Ben bir bakayım geleyim....Sonra söz anlatırım....
Netice: Otur dedim.....Başkasına da fırsat ver......Allah Allah.....Var mı?
Naz: Ne var mı?
Netice: Tapusu.
Naz: Neyin?
Netice : Karayip korsanımın....ha?
Naz: Ya hala sen dalga geçiyorsun benimle yaaaaaa.
Netice: O zaman otur şuraya.....Zamanı gelince gidersin yanına.....Farz et kiraya verdin.....
Naz: Offfff hala yaaaaaaa. Bir başımı okşattırdım borçlu çıktım yaaaaa.
Netice: Gel gel. Bir kez daha okşatmak istiyor gibi duruyorsun orda.....
Naz bu sefer itiraz etmeden halasının dizine yatar ve düşünceli düşünceli bahçeye, müştemilatın olduğu yöne bakar.....Netice de sırıtarak saçlarını okşamaya başlar.
Müştemilat Kapısı
Tarık: Ümit?
Ümit: Geldin mi?
Tarık: ne o? Kötü görünüyorsun.
Ümit: Oluyo işte......İnsanın aklına gelmeyen şeyler olabiliyor.....
Tarık : İzin verirsen oturmak istiyorum......Ayağım kötü de.....
Ümit: Gel.....
Tarık: Filiz ile mi kavga ettiniz......?Normaldir......Ama merak etme.O birden patlar , birden söner....
Ümit: Yooooo.....İyiyiz. Hem de çok iyi.
Tarık: Ümit seni gerçekten iyi görmüyorum.
Ümit: Sana bir şey sormak istiyorum......Dün biz Filizlere gittik senin için......Sen neredeydin?
Tarık: O yüzdeeeeeen.Hay Allah,ben de daha kötü bir şey oldu sanmıştım.
Ümit : Neredeydin?
Tarık: Şeyyyyyy burada.
Ümit: Neden?
Tarık: Hulusi amca ge.........Dur bir saniye......Sen beni sorguluyorsun......Neden?
Ümit: Müştemilatta mı?
Tarık: Evet!
Ümit: Bütün gece mi?
Tarık: Şeyyyyy.....Evet.
Ümit: Yalnız mıydın peki?
Tarık: Yalnız mıydım..........Öyle olacağını umuyordum ama........
Ümit: ama?
Tarık: Naz da evdeymiş.......
Ümit kaşlarını iyice çatarak uzun süre Tarık’a bakar....
Tarık: Haklısın....Ne vasıfla burada kaldığımı merak ediyorsun....
Ümit: Hayır!!!!!!1
Tarık: Peki o zaman ne?
Ümit: Ne vasıfla ablamla aynı yatağı paylaştığını merak ediyorum!

flower98
28-04-07, 00:35
Part 5
Bu esnada Hulusinin evinde Belgin eve dönmüş ve mutfakta sağ elinin tersini sol eline vura vura bir aşağı, bir yukarı gezinip durmaktadır.
Belgin: Ah gördün mü Hacer abla gördün mü?
Hacer sadece oturduğu masadan bir aşağı bir yukarı gelip gitmekte ve dövünmekte olan Belgin�i izler....
Belgin: Her şey bitti........
Hacer izler.
Belgin: Belliydi bunların rahat durmayacağı
Hacer izler...
Belgin: ah Tarık ah.....yaktın başını......
Hacer bastonunu yere vurur.
Hacer. Yeter Belgin. Başım döndü.....
Belgin: Yetmez ....yetmez......Ah bütün planlarım boşa gitti.....ah Tarık....eh Naz.......
Hacer: Yeter hipnotize olacam birkaç kez daha gözümün önünde gidip gelirsen böyle.....
Belgin hiç aldırış etmeden turuna ve dövünmeye devam eder......
Hacer: Ay yeter dedim duymadın mı ( bastonu ile Belginin yolunu keser)....Ne oldu anlat....Ne yapmış bunlar....
Belgin: Nasıl diyeyim......
Belgin iki işaret parmağını yan yana birbirine sürter......
Hacer: Aaaaaaaaaaaaaaaa!!!!!!!!!!!1
Belgin: Yaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.
Hacer: Sen nereden biliyorsun peki....Kamera mı yerleştirmiştin Naz�ın odasına?
Belgin: Yok artık daha neler.....Sapık mıyım ben?
Hacer: Eeeeeeeee nereden biliyorsun o zaman?
Belgin: Bugün Naz söyledi.
Hacer: Eeeee destur!!!!! Tövbe tövbe!!!! Biz Tarık ile ( parmaklarını Belgin gibi birbirine sürterek)dedi....? Bir yaşıma daha girdim.....
Belgin: Ay olur mu hiç Hacer abla ya.....Ağzından kaçırdı.....
Hacer: Ağzını açınca mı kaçtı hop diye.
Belgin: Benim içim yanıyor , sen dalga geç. Akşam Tarık ile içip,içip sızmış bunlar. Hem de Naz�ın yatağının üstünde.
Hacer: Haaaaaaaaaaaaaaaa. Eeeeee sonra ne olmuş?
Belgin: Olmuştur her halde. Naz hatırlamıyor.
Hacer: Aman Belgin sende. Sızdıysa bunlar ne olacak......
Belgin: Yok benim içim rahat etmeyecek.........Nasıl öğrenebilirim.....Ben daha babaanne olmak istemiyorum......Daha çok gencim ben Hacer abla.....Hele oğluşumun o Naz�ın elinde benden gün be gün uzaklaştırılmasına dayanmaz kalbim......
Hacer: o zaman biz de koca karı formülleri ile olup olmadığını öğreniriz.
Belgin: Ay var mı öyle bir formül.....Hemen hazırlayalım.
Hacer : Olmaz mı......Bana bir kalem kağıt getir......Ayşeyi de çağır........
Belgin Hacer�e bir not kağıdı ve tükenmez verir. Mutlu bir ifade ile Hacer�in yazdıklarını okur.....
Belgin (içses): Bu gün sona ermeden ben dün gece neler olduğunu öğrenmiş olacağım.....Sonra gerekli önlemleri almaya başlayacağım.....
Hacer kağıdı Belgine verir......
Belgin: Ruj mu? Neden?
Hacer: Hele Ayşe bunları alsın sonra anlatırım.......Nerde o? Çağırmadın mı?
Belgin: Dur çağırırım.....Ne yazıyor burada?
Hacer: Kanbertaze otu %3 �lük farzenitli.......
Belgin: Allah Allah.....Otları iyi bilirim ama bunları ilk kez duyuyorum......
Hacer: Gençsin ya....Bilmezsin sen........Neyse sen dur ben çağırırım Ayşeyi.
Hacer kağıdı Belginden alır ve mutfaktan çıkar. Ayşe�ye seslenir.....Belgin ise mutfakta oturmuş şevkle ellerini ovuşturmaktadır......
Hacer: Ayşe kızım gel......Seni bir yere göndereceğim....
Ayşe: Nereye Anneanne...(içses): Aman uzak olsun da Sadriyi çağırayım.
Hacer: Eski mahalleye......Bizim oradaki aktardan şuradaki yazılı ottan alacaksın.....Ama dikkat et farzenit�in yüzdesini fazla ilave etmesin.......
Ayşe: Tamam.....Hemen çıkıyorum......Ama bir iki saat sürer dönmem.
Hacer: Bir saat sonra evdesin......Karışmam yoksa.....
Ayşe: Mahalledeki arkadaşlara uğrasaydım biraz anneanne....
Hacer: Ben senin gözlerinde görüyorum o arkadaşları....Bir saat dedim.....Sakın yüzdeyi unutma.....Facia olur sonra.
Ayşe: Ruj ne renk olacak....?
Hacer: Hiç fark etmez. Belgin Naz�a ruj hediye etmek istedi....Sen al kafana göre....
Ayşe: İyi valla......Bana daha bir toka bile almamış.....Naz�a ........
Hacer: Hadi uzatma da çık biran evvel....
Ayşe: Tamam......Çantamı alayım çıkıyorummmmm.
Ayşe odasına çıkar ve hemen Sadriyi arar.....
Ayşe: Sadri , Filizi ayarla ve bizim eski mahalleye gel......Hayır beni alma....zaman kaybı olur......hayır alma........offffff Sadri ya.Tamam bahçe yolunda bekliyorum seni.....Çabuk ol.....
Ayşe Sadri ile buluşup Hacer�in tarif ettiği aktara gider......
Ayşe: İyi günler.....Ben bir ot almaya geldim...Şurada yazılı......Kağıt nerede ya......?
Sadri: Valla sen arabaya binerken rüzgar çoktu.......Belki uçmuştur..
Ayşe: Eyvah ben ne derim anneanneme şimdi.....sıkı da tembihledi.....
Aktar: Hatırlamıyor musun kızım istediği şeyi?
Ayşe : Ya garip bir şeydi......Kaburutaze mi, yoksa kandırmatazeyi mi?
Aktar güler.....
Aktar: Kanbertaze otu olmasın?
Ayşe: Tamam işte ondan. Ama yanında bit de başka bir şey vardı.
Aktar: Bu ot sadece farzenit ile karıştırılır. Yüzdesini hatırlıyor musun?
Ayşe: Şey....evvet.....Yüzde beş. Evet evet yüzde beş.
Aktar: Eminsin değil mi? Karışım fazla olursa kötü sonuç verebilir.......
Ayşe saate bakar......
Ayşe: Eminim .....Acele edin lütfen.....
Sadri : Başka iş var mı?
Ayşe: Var! Naz hanıma ruj alacaz.
Ayşe eve döndüğünde Hacer ve Belgin onu dört gözle beklemektedir.
Hacer. Tamam mı?
Ayşe: Tamam anneanne. Ben odama çıkıyorum....
Belgin: Hadi Hacer abla anlat ne yapacaz?
Hacer: Bak Belgin......Bunu sırf senin içini rahatlatmak için yapıyorum.....Şimdi bu otu kaynatacaz.....İçine bu tozu atıp soğuduktan sonra ruju bu karışıma batıracaz.....
Belgin : Eeeeeeeeee?
Hacer: Eeeee si eğer Naz kız oğlan kız değilse alt dudağı kuruyup çatlayacak.....
Belgin: Ayy sen birtanesin Hacer ablam......Seni bir kez daha öpmek istiyorum....
Belgin Haceri bir kez daha kucaklayıp öper. Hacer son sarıldığında yanakları acıdığı için buna fırsat vermeden geri çekilir.....
Belgin: Yalnız Hacer abla......Güvenilir mi bu?.....Kıza zarar vermeyelim.....
Hacer: Merk etme sen....Ben bu karışımı genç kızlığımda kaç kez hazırladım.....Rahmetli teyzem yapardı bunu.....Hep doğru sonuç verir. Önemli olan farzenit�in yüzdesi. Yüzde üçten fazla olursa dudakları balon gibi şişer ve en az üç gün öyle kalır.
Belgin: Desene bitkisel silikon bu.
Hacer: Silikon milikon bilmem. Hadi mutfak�a geçelim de hazırlayalım şunu.......

flower98
28-04-07, 15:19
Part 6
Tarık Ümit’in sorusuna cevap aramaktadır.
Tarık: Anlamadım?
Ümit: Bal gibi de anladın Tarık. Hadi dağ evinde hastaydın........Bakayım ( elini Tarık’ın alnına götürür)oysa şimdi gayet iyisin.....Her halde bir kardeş olarak açıklama beklemek hakkım.....
Tarık: Şeyyyy.....Sen tam olarak ne gördün Ümit.......?
Ümit: Sen dün geceyi hatırlamıyorsun değil mi?
Tarık: Doğru söylemek gerekirse en son koptuğu yerden sabah uyandığım zamana kadar olan boşlukta neler oldu bilmiyorum.
Ümit: Belliydi......Gece Filizlerden döndükten sonra Naz’ın yanına gidip olanlardan bahsetmek istedim. Odanın kapısı açıktı......İçeriye girdiğimde Naz ile sarılmış uyuyordunuz.
Tarık: Sarılmış?......Ne kadar sarılmış?
Ümit: Benim gözümle çok sarılmış......Naz’ın kafası senin göğüsündeydi ve senin kolların da onu sarmalamıştı.
Tarık: anlıyorum.....
Ümit: Hemen kapıyı kapattım çünkü babam ille de Naz’a iyi geceler diyeceğim diye tutturmuştu......Onu oyalayana kadar akla karayı seçtim.
Tarık: O arada biz.....
Ümit: Kıpırdayacak halinizin olmadığı odadaki alkol kokusundan belliydi .....Ben de herkes yatana kadar sizi öyle bıraktım......
Tarık: İnan hiçbir şey olmadı Ümit.....Yani seni üzebilecek anlamda......Naz bana emanet biliyorsun.....Gidene kadar da öyle olacak.......Dün veda gecesinde biraz kontrolden çıktık....Ama.....
Ümit: Biraz demek.....Kendini benim yerime koy.....Filiz ile beni böyle görseydin.....Bana ne derdin.....
Tarık: Haklısın.....kardeşlerin başladığı yerde modernlik ölüyor.....Ama şundan emin ol ki seninle bu konuşma yaşanmazdı Ümit......
Ümit Tarık ‘ a bakar.......
Ümit: Demek sen benden modernmişsin.....
Tarık: Ondan değil......Şu an hastanede olurdun......
Ümit: Mesaj alınmıştır.....Neyse.....Herkes yattı daldım odaya. Ben Naz’ı kenara çekiyorum , Naz Tarık gitme diye tekrar sarılıyor......Naz ‘ı hallediyorum sen tamam gitmiyorum bak buradayım diye yanına çekiyorsun......
Tarık: Zaten en son hatırladığım nokta orasıydı.....Yoksa ben Naz’ı yatağında bırakıp dönecektimmmmm.....
Ümit: Binbir zorlukla seni buraya getirdim......Ama bütün gece de uyuyamadım.....
Tarık elini Ümit’in omzuna koyar......
Ümit: Sen çok iyi bir çocuksun......Seni gerçekten çok severim.....Kardeşimi emanet edebilecek kadar çok.......Eğer üzülmene neden olduysam senden tekrar özür dilerimm....Ama Naz bilmese bile sen benim onu......anla işte....biliyorsundur.......İçmek isteyince kıramadım.....
Ümit: Merak etme, farkındayım.Sadece bir kardeş olarak duyarsız kalmak istemedim.....Naz’a değer veren tek sen değilsin....
Birbirlerine sarılırlar.Tarık’ın sırtı kapıya dönüktür . Kapıdan bakıldığında birbirine sarılmış iki kişi görülür ama Ümit seçilmez. Birden bir alkış sesi duyarlar.....
Naz: Maşallah........Hiç boş durmuyorsun.....Sofia gider gitmez......Ümit?
Ümit: Naz......?
Tarık: Naz.....?
Hemen birbirlerinden ayrılıp tedirgin bir şekilde üstlerini başlarını düzeltirler.....
Naz: İnanmıyorummmmmmmm yaaaaa......İğrençsiniz!!!!!1
Tarık ve Ümit birbirine bakarlar sonra her ikiside arkasını dönüp giden Naz’ın peşinden koşarlar.....
Tarık: Nazzzzz durrr!
Ümit: Nazzzzz duuuuuuuuurrrrrr!
Tarık ayağından dolayı hızlı koşamadığı için Ümit Naz’ ı durdurur. Naz tiksinmiş bir ifade ile Ümite sonra Tarık’a bakar......
Ümit: Kızım sen dün içki yerine beynini mi içtin.....? Ne saçmalıyorsun.....?
Tarık: Evet bu sefer gerçekten saçmaladın......Kardeşlerimiz hakkında konuştuk Ümitle....
Ümit: Evet.....O benim abim sayılır........Yani pes Naz.....
Naz : Özür dilerim.....Ne bileyim halam öyle şeyler dedi ki......aman ne bileyim ben yaaaaa.....Kafamı kaldı bende......Tarık! Hadi hazırlan Belgin teyze aradı....Bizi yemeğe davet etti.....Hulusi amca kesin yokmuşşşş. Öyle dedi.....Kerem bekliyor arabada.....
Ümit: Ya ben?
Naz: Ne olmuş sana?
Ümit: Beni çağırmadı mı? Hayır !!!!!
Naz: Hayır !!!!!....Adın bile geçmedi.....
Ümit: Görüyor musun Tarık!!!! Ben uykusuz kalayım ablam için o da güzel bir yemek yeme ihtimalimi bile düşünmesin.....
Tarık: Merak etme Ümit. Ben Belgin hanımı bilirim....O şimdi özel sayıya göre hazırlık yapmıştır. Yoksa önce ben seni götürürdüm.....ama belki gelirken bir şeyler getiririm...
Naz( içses) : Demek dönecek!!!!!!!
Ümit: Sağ ol Alfonso....Naz.......Hadi bye şekerim.....
Ümit kıvırtarak yanlarından uzaklaşır.....
Naz: Ümiiiiiiiit! Dalga geçme!
Ümit: Tamam şekercim......
Tarık hallerine güler.....
Naz: Hadi gel de bekletmeyelim Belgin teyzeyi......Yolda daÜmitle konuştuklarınızı anlatırsın.
Tarık: Ne?
Naz: Hiç duymamışlık numarası yapma....Ne konuştuğunuzu öğreneceğim......
Tarık ( derin bir iç çeker): Offffffffff......
Kerem arabada hazır beklemektedir. Tarık Keremin yanına oturmak için arabanın ön kapısını açmaya yeltenir ama Naz....
Naz: Benimle oturacaksın......ü
Tarık: Anlamadım.....Bu bir emir mi yoksa rica mı?
Naz: Sence?
Tarık: Artık sizin için çalışmadığıma göre emir değidir sanırım..
Naz : Eeeeee o zaman ne duruyorsun?
Tarık: Ama rica da değil......
Naz birden haykırır.....
Naz: Öffffff Tarık!!!!! Benimle arka koltuğu paylaşmak istermisin?
Tarık: Hayır! Teşekkür ederim....
Naz bozulur.....
Naz: Neden?
Tarık: Arkada araba tutuyor. Ayaklarımı da uzatamıyorum......
Naz: Lütfen.....Kerem’in arkasına ben otururum......
Tarık (içses): Hadi Tarık...kandırma kendini sen de istiyorsun....
Tarık: Tamam.....Bu seferlik öyle olsun......
Naz memnun bir ifade ile Kerem’in arkasına oturur.....
Naz: Evet Ümit ile ne konuştunuz.....?
Tarık: Kardeşlerimiz hakkında konuştuk dedim ya......?
Naz: Peki ne?
Tarık: Sana anlatamam.......
Naz: Ne konuştunuz?
Tarık: Kardeşlerimiz hakkında konuştuk........
Tarık sırıtır.....
Naz(içses): Demek öyle Tarık bey....... Ben bu bilgiyi senden alacağımmmmm
Naz Tarık cevap vermediği için Kerem’e sürekli tur attırır .......
Naz: Ne konuştunuz?
Tarık: Naz bak Belgin hanım bekletilmeyi sevmez.....
Naz: Ne konuştunuz.......
Tarık: Ümit beni affet.....Dayanamayacağım......Bak Naz dün gece için Ümitten özür diledim.......
Naz: aman bu muydu yaaaaa? İlahiiiiii Tarık.......
Tarık Naz’ın elini havada yakalar.........
Tarık: Amman ne olur vurma......
Naz: O zaman benden de özür dile......
Tarık: Nedenmiş o?
Naz: Yemeğe katılmadığın için.
Tarık: Hangi yemek?
Naz: Asıl sen beynini içmişsin......Ümit ‘in senin için gidip senin gitmediğin yemek......
Tarık: Ben o yüzden özür dilemedim ki.......
Naz: Peki neden?
Tarık: Beni senin yanından alıp yatağıma kadar taşıdığı için....
Naz cevap veremez. Kerem ‘e bir an evvel Belginlere gitmesini söyler. Beş dakika sonra....
Naz: Ne ince bir insan değil mi Belgin Teyze.....
Tarık:Yaaaaaa......
Naz: Ama gerçekten.....Dün gece yemeğe katılamadığımız için bizi bugün tekrar ağırlıyor.....
Tarık: Tabi ya......Ben de sandım.....
Naz: Ne sandın......
Tarık: Yok bir şey.....geldik.
Araba kapının önünde durur.....Tarık hemen kapıyı açar ve inmeye yeltenir......O anda Belgin telaşla evden çıkar.....
Belgin: İnme Tarık......Hulusi aradı eve geliyormuş.....Nerede kaldınız! Bekle bekle meraktan öldüm.....
Naz: Kusura bakmayın Belgin teyze......Tarık yüzünden geciktik.....
Belgin: Neyse......Naz bak sana ruj aldım kızım.......Bunu görünce tam senin rengin diye düşündüm....
Naz: Ay çok teşekkür ederim......
Belgin: Hadi sür de nasıl durduğunu göreyim.....
Naz: Burada mı?
Belgin: Neden olmasın.....Al bak aynada getirmiştim içeriden......
Naz ruj’u açar......
Naz( içses): Ayyyyyyyy bu ne renk böyle......Ama sürmezsem ayıp olacak......
Naz aynayı alır ve ruj’u sürer.
Belgin (içses): Ayyyy renge bak.......Neyse yarın belli olacak Hacer ablanın dediğine göre.....
Belgin: Harikkkkkkka! Bir ruj bir insana ancak bu kadar yakışabilir......Öyle değil mi Tarık?
Tarık usulen.....
Tarık: Yaaaaaa.
Belgin: AaaaaaaaaHulusi geldi.....Kerem sen bu yolu düz takip et, sağ’a dön çıkarsın....Yalnız dikkat et yol biraz bozuk.....
Kerem merak etmeyin Belgin hanım......
Naz: Hadi o zaman gidelim......
Yola çıkarlar.....Naz Tarık’a bakar.....
Naz: Sen de kibarlık olsun diye yaaaaa dedin ama bakmadın bile.....
Naz bir kat daha sürer ruj ‘u . O esnada Belginin söylediği kötü yola girerler.....
Kerem: Çok özür dilerim ama mümkün oldukça az sarsmaya çalışacağım.....
Tarık: Sorun değil yolda çok çukur var.....Senin yapabileceğin bir şey yok....
Naz: Bak Tarık........Nasıl durdu ruj......?
Tarık( içses): Iyyyyyyyy....renge bak......
Tarık: Güzel......
Naz: Ne o beğenmedin galiba......yakından bak o zaman......Kokusu ve tadı çok güzel ama....
Naz Tarık’ın burnunun dibine kadar yanaşır. Dudaklarını öpecekmiş gibi uzatır . O anda büyük bir çukura girerler ve araba öyle bir sarsılır ki Naz’ın dudakları Tarık’ın dudaklarına yapışır......

Ebruli88
28-04-07, 21:32
Yalanci Yarim 42. BÖLÜM - Ebruli88 & By MeTaLLiCa

Part 1


Tarık, arabaya binmiş gidiyo, Naz'da hızlı hızlı arabaya yürüyo. Kerem bişi anlamamış tabi..


Naz: Hadi hadi , çabuk ol biraz ..
Kerem: Nereye gidiyoruz?
Naz: Ay neresi varmı , polisleri takip edeceğiz
Kerem: Peki naz hanim

Polis arabasının içinde tarık:

Tarik: Hayrola memur bey sorun ne?
Polis: bilmiyorum , karakola gidince öğrenirsin.

Nazin arabasi...

Kerem: Sorun ne?
Naz: bilmiyorum, karakola gidince öğreniriz

Polis arabasında tarık

Tarik: icses ( oglum tarik geceyi nasil gecirdin sabah nasil haldesin )


Naz da kendi arabasinda

Naz: İçses ( şu yaptığına bak naz! belki sen o kadar sert çıkmasan, o da ters cevap vermezdi )

tarık arabada

Tarık: ah tarık ah, gece alkalü fazla kaçırdın.. yok yok .. içtin içtin sızdın resmen. Şimdi ne güzel italyadaydın!!

Naz da kendi arabasinda

Naz: Ne icirirsin adama naz o kadar ickiyi Bilmem ama dur bi dakka gitmek isteyen insan o kadar ickiyi sizcagini bilse icermi tabi yaaa...

Kerem naz'ın dediklerini duyar…

Kerem: Naz Hanım!! Haddim değil ama...
Naz: (biraz kızarmış biraz da sinirli): Doğru haddin değil

o ara sert bi bakis atar kereme....

http://img82.imageshack.us/img82/9797/28218ym1.jpg

kerem bu durum karsisinda susar ve arabayi takip eder..

Polis arabasi

Tarık: Sanki çok istiyorsunda itatlyaya gitmeyi..
Polisler: İstesende gidemezsin zaten!!
Tarık: ne ?


Nazin Arabasi

Naz : naz sanki cok istiyorsun gitmesini...Kendini kandirma...

O sirada nazin telefonu calar... arayan ümittir


http://img124.imageshack.us/img124/6251/bscap0840ml1be9.jpg

Ümit: Naz nerdesin sen seninle acil konusmamiz gerekiyo
Naz: ne oldu Ümit suan iz pesindeyim...Daha sonra..
Ümit: bende
Naz: Sende mi?
Ümit: Hangi konuda
Naz: Ayni konuda
Ümit ben hangi konuda iz pesindeyim.
Naz: ayni konuda
Ümit : Naz iyimisin?
Naz: Nasil oluyormus ümit kelime oyunu hadi kapatiyorum fatura yaziyo

Telefonu Kapatir….

Polis Arabasi

Tarik: Belkide Naz'da istemiyor! ama istemeyen insan böyle mi yapar!! ah naz ah , yine karıştırdın kafamı!!

http://img483.imageshack.us/img483/9650/tarikksaskinpt8.png

Belgin Hulusilerin Evi....

Belgin: Alo sadik bey...Lütfen Tarigi en uzun süre orda tutun vatan icin..
Sadik Bey: Şey.. belgin hanım. imzasını atınca, burda tutamayız.
Belgin: ne demek tutamiyoz… tutmasaniz yunan adasini pas gecip direk italya….
Sadik Bey: Belgin hanım.. Siz gidin oğlum italyaya gidecek, yakalayın getirin.dediniz gitti arkadaşlar bir yere gittiği falan yokmuş.. İmzasını atmayı unutmuş, birazdan imzasını atacak ve gidecek..
Belgin : Olmaz öyle seyyy Atin nezarete aklillansin
Sadık bey: Ama belgin hanım bu yasalara aykırı
Belgin: Atın dedim size o kadar
Sadik Bey: Peki ama bi gunden fazla tutamayiz...Belgin hanim...birazdan burda olurlar..
Belgin: gelince benide haberdar ederseniz sevinirim.

Telefonu kapatirlar

Hulusi bankada...

Hulusi: Oglum Hulusiii ne yap et su Roksiad gecesine git... Acaba belgini kandirmanin yolu varmi...

Hulusi sadriyi arar....


http://img95.imageshack.us/img95/6228/hulusitelhg3.png

Hulusi: Sadriiii....Hemen Romada Oglu Kaybolan Sanayici Isadamlari Dernegi nin hazirliklarina basla... anladin mi sadri
Sadri: hulusi amca öyle bi dernek varmi..Ben hic duymadim...
hulusi: Sadriii varki hazirliklara basla diyorum
Sadri: Cok uzun Dernek ismi degilmi o hulusi amca..
Hulusi: Kisaltilmisida var Sadriii Dert degill.....Sadriiii Kovulmak istemiyorsann....Hemen basla hazirliklara
Sadri: hulusi amca Kisaltilmisi nedir peki Kovulmadan ögrenim gözüm acik gitmeyeyim:D
Hulusi: Sadriii dua et sana ihtiyacim var Roksiat Roksiat....Hadi sadriiii her an kovulabilirsin:D
Sadri: Peki hulusi amca....Nerde olcak o gece?
Hulusi: Italyada.....Kadinlarin merkezinde


Telefonu kapatir



Ebruli88 & By MeTaLLiCa





YAlANI YARIM 42. BÖLÜM


PART 2


Tarik Karakola varmistir....

Karakolda komiserin odasındalar



http://img253.imageshack.us/img253/6363/bscap1233vf4lb9.jpg



Tarık: Buyrun komiser bey .. Sorun nedir?
Sadik Bey: imzanizi geciktirdiginiz icin bi gece misafirimiz olcaksiniz ama ilk önce bi imza alim
Tarik: Resimlimi olsun …Bir gecemi??? ( Tarik Sasirmistir)
Sadık : Evet bir gece !
tarik: kac bin dolar
Sadik: 250.bin dolar
Polis: Komserim o baska diziydi
Komiser: Haklısın ya! bizde kafamı kaldı
Tarık: Kesin kadın yüzünden !
Komiser: Sende de mi var ?
tarik: Sendedemi var??
Komser: Sende de yani?
tarik: Bendemi?
Komser: Evet Sende..
Tarık: Evet demek isterdim ama bide ona söyleyebilsem !



Bu sırada naz kapıda bu ikisini dinliyor ve ne oldugunu anlamaktadir ...


http://img338.imageshack.us/img338/2872/yalanciyarim372260001klou2.jpg


Naz (kapıyı açar içeri girer) : Kime söyleyebilsen ??

Tarık susar..

Naz: hmm.. anladım Kesin Sophia'dan bahsediyorsun.....Neyse ben daha fazla konusmim yoksa yine araniza girdim die suclu olurum
Tarık: E yuh artık.... Bi dakka ya senin ne işin var burda
Naz: Seni takip ettim ne isim olcak baska
Komiser: bu ne saygısızlık!!
Naz: Dogru komserim... bu ne saygisizlik....Bide beni araya giriyom diye sucluyor

Komiser çaktırmadan göz işaretiyle : Bu mu yoksa ?

Tarık: ne ?
Komiser: Bu mu diyorum ??
Naz: kim o mu komser bey

Tarık sesini çıkarmaz.

Naz: tarik konussana baska zaman dil pabuc kadar simdi sus pus oldun.......

Komiser(kısık sesle): Anlıyorum seni, sendeki daha beter yahu!
Tarik: Sizdeki demi?

Komser cevap vermez

Tarık: ee komiserim nerde kalacağım ben?
Komser : size en lüks nezarethane yi ayarladik
Naz: ne?
tarik: Sagolun komser bey kalacak yerim yoktu ters ters naza bakar
Naz: Sacmalama tarik bizim evimize gidelim...yani bizim derken babamin ümitin off yani bizim evimiz senin de evin

Komser araya girer….

Komiser diğer bir polise dönerek: Oğlum Şu Tarık .... Tarık evladım neydi senin soyadın ?
Naz: Cebeli,, Tarik Cebeli komserim….Dimi tarik..?
Tarık: şey..
Polis: buldum komiserim..
Naz: Neymis Soyadi??
Polis: Tarık Tek..
Tarık: Hemen getirin imzamı atıp gireyim içeri..
Naz: aa şuna bak, dünden razısın nezarete girmeye..
Tarık: gideceğim 2 yer de dört duvar arası, burda hiç olmazsa dır dır yok
Naz: Aman pek meraklıydık ya sana...
Tarik: O zaman rahat birakinda....Bir gunum guzel gecsin bari
Naz: Alin komser bey sizin olsun.
Komser: Siz istesenizde istemesenizde bi gecelik bizim zaten
Naz: Mümkünse hiç bırakmayın kalsın burda..
Tarik: yaa cok iyi olur komserim...Bende basimi dinlemis olurum


arik nezarete dogru yol alir… Naz arkasindan baka kalir... O sira belgin iceri girer


http://img294.imageshack.us/img294/6587/belginnnel4.png


belgin: Naz kizim senin ne isin var burda?
naz: Sey belgin hanim teyze...tarigi alip götürdüler bizde geldik..
Belgin: anliyorum...Sadik bey sizide bekletim
Sadık Bey: Önemli Değil Belgin Hanım! Ne de olsa oğlunuz.... rahatı iyi burda!
Naz: neee tarik tekeliogluda mi burda


http://img63.imageshack.us/img63/9384/nazsasarjj4.jpg




Ebruli88 & By MeTaLLiCa

flower98
29-04-07, 09:27
Part7
Naz hemen toparlanıp elleri ile kendini Tarık’ tan geri iter. Önce Kereme bakar....
Naz( hışımla): Ne yaptığını sanıyorsun sen?
Aynı anda....
Kerem: Ben mi?
Tarık: Ben mi ?
Naz şaşırır. Önce işaret parmağı ile Kerem’i işaret eder.
Naz: Evet sen!
Sonra Tarık’a çevirir parmağını.....
Naz: Yok.....Yok sen. Evet sen! Ne yaptığını sanıyorsun sen?
Tarık: Yani ben? Bak Nazzzzzz........!!!!!
Naz: Hiç bana Naz deme şimdi.....Rezil oldum......
Tarık: Ben mi dedim burnum ‘ un dibine gir de rujunu koklat diye.....
Naz: Hiç bahane bulma . Her fırsatı değerlendiriyorsun......Ayıp....Benden çekinmiyorsun .......Kerem den utan.
Tarık: Nazzzzzzz.....Gelme üstüme.....Geç şu kapının dibine.....bana en uzak noktaya.....Bakarsın kendimi Tazmanya canavarı sanıp üstüne atlarım.......
Naz cevap vermeden diğer kapının dibine oturur. Kerem camdan arkaya bir Naz’a bir de Tarık ‘ a bakar. Sonra arkaya bir kağıt peçete uzatır.
Naz: Sağ ol......(Tarık’a başını çevirir ve yüksek sesle)....Çok duyarlısın....
Der ve peçeteyi alır........Kerem bir peçete daha uzatır.....
Kerem: Kusura bakmayın......O peçete aslında Tarık bey içindi........
Tarık önce anlam veremez ama sonra birden yerinden fırlar ve aynaya bakar, hemen peçeteyi kapar ,hatta birkaç tane daha çeker kutudan ve sinirle dudaklarını silmeye çalışır.......Aniden başını Naz’a çevirir.....Naz gülümsemektedir......
Tarık: Çok mu komik.....?
Naz: Siz erkekler makyaj temizliğinden hiç anlamıyorsunuz......
Naz nazikçe ve edalı Tarık’ın elinden kağıt mendilleri alır ve küçük dokunuşlarla dukalarını siler. Tarık biraz sakinleşmiş Naz’ı gözleri ile izlemektedir.
Naz: Öyle silersen dudaklarına zarar verirsin......Şişer sonra......Big Mamma dudağı olur
Kerem dayanamaz güler. Tarık ise yine sinirlenir ve Kerem’ e bakar.....
Naz: Tarık , sen istersen bir sıcak duş al......Hıhıhıhıhh....Hala mor dudakların.....
Tarık arabadan iner ve Naz’a.....
Tarık: Size iyi günler......Artık yarın sabah kahvaltıda görüşürüz.....Benim bu akşam Sadri ile buluşmam gerekiyor......
Naz: Neden.....?
Tarık ( Gülümser): Hadi size iyi günler.......
Naz(içses): İnşallah o dudakların şişer de gününü görürsün.....Ne işi var ki Sadri ile?
Ertesi sabah, müştemilatta.........
Tarık yüz üstü yastığına sarılmış yatmaktadır. Birden kapı açılır içeriye Naz girer. Tarık gürültüden gözlerini açmıştır. Başını yastıktan kaldırmadan gözlerini yukarı sola dikip Naz’a bakar......Naz karışsına geçmiş ellerini bellinin iki yanına dayamıştır.....
Tarık (içses): Şimdide mezdeke grubuna katıldı herhalde.....Peçesini göstermeye geldi kesin.....
Naz: alacağın olsun.....Ah’ı eden benim......ah seni değil beni buldu.....
Tarık yatakta dikilir......Naz’ın gözleri fal taşı gibi açılır......
Tarık: Ne dedin?.....Tek Kelimesi anlaşılmıyor.....Neye bakıyorsun sen öyle?
Tarık rahat konuşamadığını hissedince ellerini dudaklarına götürür ve hemen banyoya koşar.....Çıktığında dünkü halinden daha öfkelidir....
Tarık: Senin yüzünden oldu......
Naz: Ne diyorsun anlamıyorum?
Tarık: Ne?
Naz yüzündeki peçeyi kaldırır.Tarık Naz’ın dudaklarını görür ve ona sarılır.
Tarık: Çok üzgünüm......
Naz: Anlamıyorum seni.......Ne diyorsun.....?
Tarık: Anlamadım.....Ne dedin......?
Naz cep telefonunu çıkarır ve mesaj bölümünü açar .......
Naz’ın mesajı: Söylediklerinin tek kelimesini anlamıyorummmmmmmm
Belginlerin evi.....
Belgin’e mesaj gelir........
Belgin: Nazdan......Dur bakalım sonuç belli olmuştur.....
Naz’ın mesajı: Belgin teyze ruj bana allerji yaptı...Konuşamıyorum....Çok kötüyüm....Yardımcı olabilirmisiniz?
Belgin: Biliyordum......bak .......
Belgin hemen yatağından kalkar ve aşağıya mutfak’a Hacer’in yanına gider.
Belgin: Hacer abla bak tuttu senin iksir......
Hacer: Ne?
Belgin: Naz dan mesaj geldi.......Çok kötü olmuş......
Hacer: Olamaz........
Belgin: Olmuş işte.......Haklı çıktım ben......
Hacer: Olamaz çünkü o karışım aslında iyi bir nemlendiricidir.....Bu sabah dudakları daha yumuşak olmalıydı.....Kuruma olayını ben uydurdum .
Belgin: Yani beni kandırdın öyle mi? Alacağın olsun Hacer abla! Eeeee bu kız neden konuşamıyor o zaman?
Hacer: Ne konuşamıyor mu?......Eyvaaaaaaaaahhhh.........Ayşe!
Hacer mutfaktan çıkar ve Ayşenin odasına girer. Ayşe telefonda mesaj yazmaktadır......
Hacer: Çabuk söyle.....Yüzde kaçlık farzenit aldın dün?
Ayşe: Kızma anneanne......Kağıt rüzgarda uçunca.....
Hacer: Bırak şimdi rüzgarı......Yüzde kaçlık aldın?
Ayşe: Yüzde beş....
Hacer: Eyvah eyvah!Belgin de Ayşenin odasına gelmiştir.....
Belgin: Ne oldu Hacer abla?
Hacer: Gördün mü başımıza geleni? Yazık kıza.....!
Belgin: Ne oldu anlatsana.....
Hacer: Aç telefonu söyle hemen gelsin.....Hadi oyalanma.....
Belgin: Ay çatlatır bu insanı......Söylemiyor......Alo Naz......Hemen bize gel kızım....Hacer teyzen bir baksın......Anlar o böyle şeylerden.....Hadi çabuk ol.....
Yarım saat sonra.......
Belgin: Geldi......Ben açayım kapıyı........Hulusi kalkınca beni çağırın.....
Hizmetçi: Tamam Belgin hanım.
Belgin kapıyı açar. Karşısında Naz durmaktadır. Yüzünde peçe vardır......
Belgin: Gel kızım......Çok mu kötü......
Naz kafasını onaylarcasına sallar.....Elindeki bir kağıdı Belgine verir.
Belgin: Hulusi amca evde mi?......Evde ama uyuyor.....Merak etme göstermem seni bu halde ona.....
Naz arkaya doğru bir işaret verir. Çalıların arasından Tarık çıkar. Dudaklarını bir mendil ile kapatmıştır....
Belgin: Tarık? Senin ne işin var........Ne oldu ağzına......Çek bakayım şu mendili......!
Belgin eliyle Tarık’ın elini dudağından çeker......Dudaklarını görünce şok olur. Tarık düşen annesinin bedenini zor yakalar.........

Ebruli88
29-04-07, 17:11
YALANCI YARIM 42. Bölüm PART 3


Hulusi bankaya varmistir sadriyi yanina cagirtir.....


http://img175.imageshack.us/img175/1606/hulusisadrinu1.png

Hulusi: Sadri Halletin mi isi?
Sadri: Ne işi Hulusi Amca?
Hulusi: Ne işi olacak sadrii . Benim Dernek Yemeği!
Sadri: Benim iş ne durumda hulusi amca?
Hulusi: Ne işi lan Zibidi.
Sadri: Ayşe işi :)
Hulusi: Sadrii deli etme beni!
Sadri: Bende Dernek yemeğinin nerede olması konusunu belgin teyzeye soracaktım gitmem lazım!

hulusinin surati eksir....

http://img175.imageshack.us/img175/8994/hulusiiipc1.png


Hulusilerin Evi...


Sadri ayseyi arar...

Sadri: Alo aysem..Nasilsin?
Ayse: Sayende cok kötüyüm sadrii
Sadri: Aysem dün ne oldu bilmiyorum ama özür dilerim her ne yaptiysam
Ayse: Sadri dün ictin ictin sonra küt....
Sadri: Küt Noluyor...Tahmin hakkim varmi?
Ayse: Yok Sadri yok sana hic birsey..

Hacer Aysenin yanina gelir….

Hacer: Ayse kizim kiminle konusuyorsun
Ayse: Hic anneanne ayyas ariyo…
Hacer: Haa ayyas esittir Sadri…Benim ayyasa verecek ne torunum var nede alkolum :D


Ayse Telefonu kapatir…


Karakol….

Naz: Yalnis duymadim degilmi belgin hanimin oglu burda?
Sadik Bey: Evet Naz hanim...Hatta biraz önce sizin yan....

Belgin hemen sözünü keserek

Belgin: Naz kizim bizim söför tarik oglum gibidir ya onu diyor
Naz: Ben de sandimki...
Belgin olayların daha fazla karışmasını önlemek için Naz la birlikte disari cikar..

Belgin ve Naz Karakol'un önünde

Belgin: Sen neden gelmedin naz kizim dün aksam…
Naz: Ben sabah vedalasmistim belgin teyze….Ders calismam gerekiyordu..
Aksam da tarik zaten bizim oraya geldi hulusi amca geldi die
Belgin: Ee çalışabildin mi bari Dersine?
Naz: hayir yani evet calistim da....tarik ayagini burkmus ona yardim ettim
Belgin: ne ? Ayağını mı burkmuş? Ne zaman ?
Naz: Pencereden atlamis orda burkmus iste agzindan bende zor aldim :D
Belgin: ee siz naptiniz birlikte aksam aksam :D
Naz: Hic ictik
Belgin: ne ? içtiniz mi ?
Naz: Şey.. içtik mi dedim ben?
Naz : ( naz ne diyorsun sen...istersen birlikte yattiginizida söyle)
Belgin: neeeeeeee
Naz: ben sesli mi konustum :D
Belgin : evet malesef...:D
Belgin: İçses ( eyvah eyvah , bide birlikte yatmışlar... )
Naz: onu damı sesli düşündüm

Nazin yüzü kizarir ve telafi etmeye calisir


Belgin : E sığabildiniz mi bari müştemilattaki o küçük yatağa ?
Naz: Orda değilki Benim yatağımda yattık !!!!
Belgin: Ne ??
Naz: İçses ( naz ne yapıyorsun sen )
Naz: Belgin teyze yani ben sabah uyandigimda yanimda yoktu yani birlikte yatmadik..umarim:D
Belgin: umuyormusun..Yani emin degilsin...icses ( aman allhim cahidecik yolda aman belgincik yolda..)



tarik dün aksam neler oldugunu yatagina nasil gittigini düsünmektedir...

Naz da ayni sirada evinde yatagin ustunde dun aksam ne oldugunu dusunmektedir

tarik: oglum tarik nasil gittin yatagina hatirlamaya calis....

http://img294.imageshack.us/img294/5430/tariksasskinie6.png

naz: Acaba ne oldu aksam...yoksa...Ay yok naz daha neler..Ya olduysa...


http://img329.imageshack.us/img329/8597/bscap0567tr7yc2.jpg

Tarık: Hadi Tarık hatırla... Hatırla...

Naz: ya olduysa nolcak....Yok canim olamaz aksamki kiyafetlerimle uyandim..tabi tabi...olamaz



Tarik sabah nezartten cikmiss....vahilerin evine gelerek bavulunu almaya gelmistir fakat nazin müstemillatta oldugun bilmemektedir




Naz: Tarik biliyordum bavulunu almaya gelecegini...
Tarik: iyi alip gidicem...istenmedigim ve sevilmedigim yerde duramam ben daha


Naz biraz üzülmüstür bu durum karsisinda


Tarık: Gözlerinin altı yine şişmiş senin!
NaZ: Asıl sen kendine bak!! Sende mi uyumadın dün gece!
Tarık: Sen uyumadın yani!
Naz: Sende yaniii...
Tarik: Sende?
Naz: Bak yine başladın !
Tarık: Neye ?
Naz: Bana Kelime oyunu yapma Tarık!
Tarık: Ben bu konuşmanın nereye gideceğini çok iyi biliyorum, Ve inan Konuşma sonunda olacakları hiç çekemem! Bu yüzden hiç açmayalım yollarımızı burda ayıralım!
Naz: Ama...bi yere gidemessin... Daha dün gece neler oldugunu anlatmadin
Tarık: Hadi canım ! Sen de mi hatırlamıyorsun
Naz: Sende hatırlamıyor sun yani ?
Tarik: Sende yani?
Naz: Bu son uyarım tarık Bana Kelime Oyunu Yapma!
tarik: Bak sen cok ictin bende...Seni yatagina kadar tasidim...Sonra yataga düstük ikimiz..ben kalkip gitmeye yeltenirken sen birden bana gitme diyerek durdurdun
Naz: ne benmii gitme dedim niye öyle bisey söyliyeyimki...
Tarik: Bilmem onu sana sormak lazim
Naz: ee sonraa....
Tarik: sonra istee...bende bilmiyorum
Naz: off tarik ya en önemli yerde hatirlamiyorsun...
Naz: yani önemli derken...seyyy
Tarik: neyyy
Naz: önemli cünkü yatagimda bi erkek var, bide niye önemli diye soruyorsun

Ortam kizisir

Naz: Hayret bişeysin tarık ! Hiç bir fırsatıda kaçırmıyosun.. yani içkili olmasan ... allah korusun..
Tarık: bu kadar mı güveniyorsun bana!
Naz: Senin sagin solun belli olmaz tarik efendi pardon alfonsooooo
Tarık: Ha Yani yine ben suçluyum!
naz: tabiki sen suclusun ikinci siseyi acalim diyen sendin...Ben dedim bu kadar icmeyelim die
Tarik: Sen mi dedin ben durdurmasam 3. sise de acilcakti..:
Naz: simdi bana sen alkolik mi diyorsun alfonsooo
Tarik: hayir...öyle bir sey demedim
Naz: Dedin dedin...Tarik efendi...hic bir firsati da kacirmiyorsun pess yani tarik...
Tarık: Doğru Suçlu Benim, Kafa yok ki bende.. Sabah sebebini bilmediğim halde mutluydum italyaya gidemedim diye ama sayende birşeyi daha öğrendim , bir insan asla sevilmediği bir yerde durmamalı! Şimdi anladımki Sabahki hissettiklerim mutluluk değil enayilikmiş!!

naz Sok olmustur...tarik tam kapidan cikip gidecekken naz kolundan tarigi tutar....ve dudaklar birbirine yakinlasirken...

http://img148.imageshack.us/img148/5463/11df7be3.jpg

Bu sirada alkis yaparak ümit iceri girer....


Ebruli88 & By MeTaLLiCa

ebru.karaca
29-04-07, 18:47
TARIK: (Dik dik Naz'a bakar)
NAZ: (Naz da Tarık'a bakar? Noluyo anlamında işaret çakar..)
TARIK: Gitmek istemedim.
NAZ: Ben de.
TARIK: Anlamadım..
NAZ: Gitmeni istemedim.
TARIK: Niye o zaman, öyle söylemedin?
NAZ: Sen ne diye, gitmek istemiyormuşsun da, ben seni engellemişim gibi yaptın?
TARIK: E sen engelledin.
NAZ: Bak hala ne diyo?
TARIK: Naz, ben sen engellemedin demiyorum ki. Gitmek istemiyorum diyorum. Aslında, iyi ki engelledin.
NAZ: Eee, ne diye gidiyorsun o zaman?
TARIK: E sen kovdun.
NAZ: Ben seni kovm..
TARIK: Tamam tamam, azad ettin. Ben senin yanında olmazsam, kimsenin yanında çalışamam.
NAZ: Niye? Göbek bağımız bir mi kesildi?
TARIK: Hayır. İyiki de kesilmemiş? O zaman kardeş olurduk.
NAZ: Ne?
TARIK: Ben senin gözünde Ümit olmak istemiyorum.
NAZ: (Naz kızarır. Hemen lafı değiştirir) 9 ay öncesine kadar birbirimizi tanımıyorduk bile?
TARIK: Hah! Ondan önceki halimi bir görsen..
NAZ: Ne vardı ki halinde?
TARIK: Ne yoktu ki?
NAZ: Kadın, kız, kumar, içki, araba çaldırma....
TARIK: Hop hooop!
NAZ: Ne yaa? Ne vardı ki halinde?
TARIK: Ne yoktu ki demen lazım?
NAZ: Ne yoktu?
TARIK: Işık.
NAZ: Işık?
TARIK: Işık, anlam, güzellik, a..
NAZ: Aa..?
TARIK: Sen yoktun.
NAZ: (Naz utanır ve belli olmasın diye yine lafı değiştirmeye çalışır) İÇSES: Çabuk lafı değiştir Naz! Arkadaş, kardeş falan..)
TARIK: (İÇSES: Şimdi lafı değiştirecek gene Tarık. Sakın izin verme!) Sakın lafı değiştirme Naz! Aynen kaldığımız yerden devam edelim!
NAZ: Ups! Eee, şey.. Hang A?
TARIK: ... güzellikten sonraki a..
NAZ: (Naz öylece kalakalmıştır. Hiç cevap veremez. İÇSES: İşte o an! O an!)
TARIK: ..ŞK
NAZ: ..ŞK?
TARIK: Evet, oku bakayım.
NAZ: AŞK! (Naz farkında olmadan, safiyane bir şekilde tekrarlamıştır)
TARIK: Bunca bölümdür, senin yüzüne karşı ilk defa AŞK kelimesini kullandım, kıymetini bil.
NAZ: Aman! Sanki sen mi kullandın? Haluk ve Betül yazmasa, hiç söyleyeceğin yoktu!
SONGÜL: Eyvah! Yine!
TARIK: Cıvıtma! Şurada iki kuple romantizm yapıyoruz!
NAZ: Hiç de bile! İlk sen cıvıttın. Bak, Songül kara kara düşünüp, bize romantik bir çözüm üretmeye çalışıyor. Ebru da faaliyetlere başlamış. Senin yaptığına bak.
TARIK: Ne yapmışım? O konser senin, bu konser benim dolaşıyorum. Kafam dağınık biraz.
NAZ: Aman Tarıııkk.. Sen, benim "AŞK" dediğim replikten devam etsene.
TARIK: Tamam. Öhö öhö.. (Kısacık bir boğaz temizlemeden sonra) : Naz, ben İtalya'ya gitmek istemiyorum. Çünkü;
NAZ: Çünkü?
TARIK: Çünkü burada vazgeçemeyeceğim biri var. İtalya'daki herkesten daha çok sevdiğim..
NAZ: Kim?
TARIK: Sence?
NAZ: Tanıdığım biri mi?
TARIK: Evet.
NAZ: Filiz..
TARIK: E kardeş de sevilir tabi de..
NAZ: E kim o zaman? Çok mu yakından tanıyorum?
TARIK: Evet.
NAZ: Ne kadar?
TARIK: Aynı deriyi kullanıyorsunuz..
NAZ: Hı? Ne? Nasıl yani?
TARIK: Aynı gözleri, aynı yüzü, aynı güzel elleri paylaşıyorsunuz..
NAZ: Ben, şey..
TARIK: Seni seviyorum Naz..
NAZ: (Alık alık bakakalır sadece)
TARIK: Bir şey söylemeyecek misin?
NAZ: Söyleyeceğim de, lafı değiştirecek bir şey bulamadım.
TARIK: Değiştirme sen de.
NAZ: Olmaz. Böyle durumlarda ne söyleyeceğimi bilemiyorum.
TARIK: Ne söylemen gerektiğini düşünme. İçinden ne geliyorsa onu söyle.
NAZ: Olmaz!
TARIK: Neden?
NAZ: O zaman daha çok utanırım.
TARIK: Neden?
NAZ: Çünkü o düşünceleri kendime bile söyleyemiyorum ben. Annem öldü, Belkıs hanım gitti, Ümit desen her şeyle dalga geçiyor, babamsa babam. Ona anlatamam. Kimseyle konuşamadım ben bu zamana kadar. O yüzden belki bu kadar saçmalamam.
TARIK: Saçmalamıyorsun.
NAZ: Saçmalıyorum.
TARIK: Saçmalamıyorsun.
NAZ: Sen beni sevdiğin için öyle geliyor. Forum ahalisine sor istersen. Her güzel şeyi nasıl mahvettiğimi anlatsınlar sana. Her romantizmin arkasından, her şeyi nasıl da berbat ettiğimi.
TARIK: ....
NAZ: Aslında "SENİ SEVİYORUM" demek isterken, "EVİ SEN YAKTIN!" demek; "HAYATIMDA İLK DEFA AŞIK OLDUM!" demek isterken, "İTALYA'YA SEVGİLİNİN YANINA GİT!" demek.. Ben sürekli saçmalıyorum Tarık. Bu da bir beceri.. Benim aşkı öğrenmem lazım.
TARIK: Ben sana öğretirim.
NAZ: Bunu, seni kaybetmeden öğrenmem lazım.
TARIK: Ben seni beklerim.
NAZ: Ya çok uzun sürerse..
TARIK: 52 bölüm, 100 bölüm.. Ne kadar sürerse.. Ben seni beklerim.
NAZ: :) Ben de seni seviyorum Tarık..
TARIK: :)


(Konuşmanın bundan sonraki aşaması, Naz'ın konuşarak olayı batırdığına tanık olmamak adına buraya aktarılmamıştır. :) )

FORUM AHALİSİ: :happy0064 :happy0064 :happy0064

Ebruli88
29-04-07, 20:10
YALANCI YARIM 42. BÖLÜM

Part 4



Hulusilerin Evi…



http://img158.imageshack.us/img158/3239/hulusiiinh2.png

Hulusi: oglum hulusi ne yap et belgini ikna et….yoksa Kadinlar merkezine gidemiycem…Bekle beni italya..
Belgin: Hulusi ne diyorsun sen?
Hulusi : Yok bir sey belgincim
Belgin: var bisey hulusi 25 yillilk esimsin neyin vary ok bilirim ben senin hulusiiii
Hulusi: Belgin hayatim.. Roksiad gecesine gitmem gerekiyormus….biraz once münir aradi..
Belgin: o nasil bir gece hulusii..
Hulusi: Dernek icin 

Belginin telefonu calar arayan sadridir..


http://img49.imageshack.us/img49/2103/belgintlfkc9.png


Belgin: alo sadri

Hulusi hemen araya girer...ne sadrimi...ver bakim su telefonu belgin...sadri tamam kabul.
Sadri: tamam hulusi amca söz verdin ayse isini halledeceksin..
Hulusi: tamam zibidi...

Hulusi belgine bakarak masum masum buyur belgincim der..

Belgin: noldu sadri neden aradin beni?
Sadri: Belgin teyze hulusi amcama ulasamayinca sizi arim dedim...Su roksiad gecesi icin aramistim hulusi amcai
Belgin: Roksiad mi?
Sadri: Evet belgin teyze italya da duzenlencek bi dernek yardim yemegine gitmesi gerekiyordu hulusi amcanin onun icin aramistim..
Belgin: Anladim...Sadri

Ve telefonu kapatir...

Hulusi: yaa belgin duydunmu...cok gunahimi aliyorsun belgincim cook..
Belgin: tama hulusi bi gazetede manset oldugunu göreyim..Bittin sen hulusi..Icses(belgin yolla sunu tarigin kalacak yeri kalmadi bari gitsin de....tarik benim yanimda dursun...yoksa gelecek cahidecikler...)
Hulusi: Ben bavulumu hazirladim belgincim 
Belgin: ne meraklisin su dernege gitmeye....
Hulusi: byyy belgincimmmm gidiyorum..

Hulusi kapidan cikar...havalimanina dogru yola cikar...

Belgin de hemen Hacer annenin yanina gider naz hakkinda konusmak icin......


http://img401.imageshack.us/img401/6118/belgin2bn3.pnghttp://img47.imageshack.us/img47/7161/hacer1zx4.png



Belgin: hacer ablaa cahide geliyoooo....
Hacer: kim geliyor?? Cahide kim misafirse hemen yemek yapalim
Belgin: Yok o misafirin gelmesi icin 9 ay 10 gün bekleyecegiz hacer abla
Hacer: niye rahatsizmi?
Belgin: hacer abla tarikla naz aksam
Hacer: eee aksam??
Belgin: aksam mercimegi firina verdiler anlasana hacer abla!!!
Hacer: anliyorum…Ne diyorsun sen belginnnn
Belgin: Naz agzindan bir sey kacirdi…tarikla naz ayni yatakta geceyi gecirmisler..
Hacer: neeee…Eminmisin belgin
Belgin: ben eminimde daha naz emin degil…Of belgin abla bunlari ayirmanin bi yolu olmali..
Hacer: daha dün birlestirmeye calisiyordun belgin…Tutarsiz olmaya basladin sen…
Belgin: Ben degil…Naz tutarsiz…Ilk önce belgincik sonra cahidecik oldu..üstüne bide netice halanin gelisi eklendimi tam olur..
Hacer: ne diyorsun sen belgin? Ne cahidesi ne belgini…
Belgin: bosver hacer abla benim bu duruma el koymam lazim….Tutma beni


Belgin odasina cikar…..


Vahilerin Evi…Müstemilat kapisinin önü


Nazla tarik birden toparlanmaya baslar..

Ümit: bravo valla..Hic bos durmuyorsunuz…
Naz: ne diyorsun sen ümit…

Tarik suskundur..

Ümit: Ilk önce aksam sizi yataktan topluyorum burdada geciksem...

Naz hemen ümitin sözünü keser...

Naz: nee aksam sen bizi gördünmü??
Ümit: evet…Alfonsoyu senden ayirana kadar canim cikti nazzzzz
Naz: yani seyy..
Ümit: ben cekiyorum Alfonsoyu , sen gitmeee tariiiiik diye sayikliyorsun.. beni bile alfonso sandin…Nedemek oluyor bunlar naz…

Tarik araya girer…

Tarik: ümit sandigin gibi degil biz cok icmistik ve nazi odasina tasirken yataga düstük ve sonra sizdik..yani yalnis bisey olmadi..
Ümit: onu biliyorum..Yan ictiginizi..Ben burda naza ne oldugunu soruyorum..Gitmee tariiiik ne demek?
Naz: ne demek?
Ümit: gitme tarik demek?
Naz: Gitme..
Ümit: Kim?
Naz:: tarik..
Ümit: e tamam ben onu soruyom bu nedemek
Naz: gitme tarik..
Tarik: ben mi?
Ümit: baksana seni birakmaya niyeti yok 
Naz: ümit sen karisma sanirim geceki olayi acikladik..
Ümit: Bi daha olmasin alfonso ben senin kardesinin yaninda sizsaydim nolurdu?
Naz: ümiiiiit!!!!
Tarik: haklisin ümit…kötü niyetim yoktu beni bilirsin
Ümit: Onun icin kizamiyorum….

Ümit müstemilattan cikar….

Naz: eeeee
Tarik: Efendim…
Naz: hersey aciklandigina göre gidicekmisin?
Tarik: istenmedigim yerde durmam..
Naz: Sacmalama ben seni istiyorum..seyy
Tarik: Sus sakin bi aciklama getirme...Ben istedigim gibi anliyayim.

Naz gülümser...


http://img123.imageshack.us/img123/6920/nazglckwv9.png


Naz: kaliyorsun yani?
Tarik: Burdami yoksa türkiyedemi?
Naz: Sofian bekler seni italyada burda kalirsin italyaya gidene kadar?
Tarik: sagol...Cok mu istiyorsun italyaya gitmemi?ama biliyorsunki gidemiycem..
Naz: Istesen gidersin..
Tarik: Isteyen oldumu( kizarak)
Naz: olmadimi?
Tarik: Olmadi…Mecbur kaldim..
Naz: neden?
Tarik: Kimseye güvenim kalmadi burda
Naz: bana da mi?
Tarik: Evet basta sen istiyordun gitmemi
Naz: Sacmalama ben senin gitmeni iste...(istemiyorum diyecegi an sözünü degistirir) dim.Ama iyiligin icin...
Tarik: yaaa öyleedir..
Naz: Ben gidiyorum....

Naz müstemilattan ayrilir ve odasina cikar ve yatagina uzanir....Tarik ta kanepesine uzanmis sekilde yatar..

http://img91.imageshack.us/img91/4165/nazuzanmaktamo8.png

Naz: off naz....ne yapmaya calisiyorsun sen...Unutmaya calis...hic aklimdan cikmiyorki iyi de neden??

Naz aklindan bir türlü cikaramamaktadir öpüsmeyi...( FLASHBACK)

http://www.youtube.com/watch?v=yZQdKBcj2CA

Naz: yok sen gercekten asla unutayamacaksin belki bi an of nazz...

Gözleri dolmustur..


Tarik: off tarik oof ne yapmaya calisiyorsun sen...istemiyorsun buralardan gitmek iyi de neden?

Tarik ta o öpüsme anini düsünmektedir...

http://www.youtube.com/watch?v=yZQdKBcj2CA

Naz tam kendine gelmek üzereyken birden kapisi calar ve irkilir....Ve heyecanla üstünü basini toplar.....

flower98
30-04-07, 00:09
Part8
Naz: Aaaaaaaaaaaaaaa.......Korkuttun kadını.....Napçaz şimdi?
Tarık: Boşuna konuşuyorsun anlaşılmıyor...
Naz: Sen beni anlamadın değil mi ? Ben de seni......
Tarık başı ile naz’a işaret eder hadi tut diye....Naz bir türlü anlamayınca yanına gider ve Naz’ın ellerini Belginin koltuk altına yerleştirir. Kendisi de ayaklarından tutar ve tam kaldıracak iken......
Hulusi: Günaydın herkeseeeeeeee.........Belgiiiiiin......Belginciii iiiiiiimmmm. Nerdesin hayatımın Turkish anlamı......?Yani tek anlamı.....
Tarık Belgini bırakır ve açık kapıdan kaçar........
Naz: Boşuna kaçıyorsun.....Seni yeni melez şoförüm Niko diye tanıtırdım....Annen zenci olabilirdi......
Hulusi merdivenlerden inmiş ve Belgini yerde görüp telaşla yanına gelmiştir...
Hulusi : Belginnn......Noldu......Belgiin.......????
Naz: Yok bir şey Hulusi amca. Beni böyle görünce şok oldu birden......
O an Hulusi yüzü peçeli Naz’ı fark eder. Fark eder ama tanıyamaz......Naz üstünde mini eteği , topuklu çizmeleri ve yüzünde peçesi ile kocaman gözlerle ona bakmaktadır.....
Hulusi: Ya Allahım ben en son ne zaman Mısıra gitmiştim........? ......Hadi Mısır’a gittiğimi unuttum diyelim no problem ama bu fıstığı nasıl unuturum bu çok problem.........Ohhhhhh be......Demek sen beni hiç unutmamışsın.....Gelmişsin buralara........
Hulusi Belgini tamamen unutmuştur ve Arapça konuştuğunu düşündüğü Naz’ı önce aşağıdan yukarıya, sonra yukarıdan aşağıya birkaç kez süzer.
Hulusi: Ne diyor acaba......ya ya yallah vallah maşallah......
Naz :Aa aaaaaaaaaaa?!
Belgin kendine gelmiş, fakat Hulusi fark etmemiştir.Naz ‘ın kaş göz işaretini de anlamamaktadır.....
Hulusi: Amman hiçbir yere gitme....Ben bir Mezdeke koyayım Cd çalara geliyorum.....Şöyle evin havasını değiştirsin.....
Belgin: Hulusiiiii!!!! Ben burada can çekişiyorum sen benimle ilgileneceğine Mezdeke koymaya gidiyorsun......!!!!!
HulusiL Hulusi birden gerçeklere döner) Ayyyyyyyyyyy!!!!!!!!!Olur mu Belginciiiiiim.....Kızcaz bak taaa Mısırlardan gelmiş.....oyalansın diy.....
Belgin: Mısır dan değil Vahilerden geldi o.....
Hulusi: Bak alacağı olsun......Güya ruh ikizim....Ben de sadece Japonlarla iş yaptığını sanıyordum.....(yandan yandan Naz’ı süzerek) Meğersem o Giza dan ne gizler keşfetmiş....
Belgin: Saçmalama Hulusii! Naz o Naz......Rahatsızlandığı için peçe takmış......Seninle sonra Gez Göz Arpacık güm Giza yapacam......merak etme........
Hulusi: Aaaaaaaaa? Ben yüzümü yıkamamışım daha......Gideyim yıkayayım......Hacer ablam görmesin.....
Belgin: Hemen bankaya gidiyorsun Hulusi.....Sen arabaya bin ben kızla eşyalarını yollatırım...
Hulusi: Ama Belgin......!
Belgin : Gidiyorsun o kadar.....
Hulusi: Tamam Belgincim..Naz babana selam söyle kızım......Eğer bir gün Mısıra gitmek isterse beni de.....
Belgin: Hulussssiiiiiii!!!!
HulusiL yumuşak bir ses tonu ile) Tamam tamam çıktım....
Der ve çıkar......
Belgin: Tarık nerede?
Naz bahçeyi gösterir....
Belgin: Ne onun hali öyle......Hadi sana ruj alerji yaptı.....Tarık da empati mi kurdu öyle oldu.....?
Naz gözlerini Belginden çevirir.....
Belgin ( az anlaşılır bir sesle): Ben biliyorum size yapacaklarımı ya durun?
Naz: Anlamadım Belgin teyze......
Belgin: Hulusi amcan haklı.....Arapça konuşuyormuşsun gibi geliyor sesin.....
Belgin ayağa kalkar ve Naz ile salona geçerler.....Hacer ile Ayşe gelir......
Belgin: Ben az önce ayıldım bayıldım hiç mi duymadınız?
Hacer: Duyduk duyduk ama o an Tarık ‘ı mutfak penceresinde görünce gelemedim.
Belgin: Gördün mü halini?
Hacer: Hmmmmmmmmm.....yazık.....Hep Ayşenin yüzünden.....
Naz: Ruj’u Ayşe mi seçti.....
Hacer: Tarık da bunun gibi Arapça konuşuyor......
Belgin: Eeeeeee? Napcaz şimdi.....
Hacer : Yapacak bir şey yok......Bakayım Naz?......Ayyyyy senin daha da kötü......Buz koyacağız geçmesini bekleyeceğiz.
Naz işaretle iki kat sürdüğünü anlatmaya çalışır......
Hacer: Olmuş bir kere artık bekleyeceğiz......üç günde mi, üç haftada mı iyileşir bilemem.
Üç hafta ifadesini duyan Naz deli olur. Başlar ağlamaya........O arada Tarık içeri girmiştir.......Naz’ın yanına gider ve ona tek koluyla sarılır. Diğer eli ile dudaklarını gizlemektedir.
Belgin: Tarık sen gel benimle yukarıya.....Belki Berrak zamanından kalma bir maske buluruz......Böyle gezilmez.....
Tarık: Sen beni burada bekle......Buluruz bir çözüm......
Naz: Ne dediğini anlasam......Ama sesin yumuşak geliyor kulağa.....
Tarık: Anlamadın ya.....Naz keşke bunu anlayabilsen......Seni seviyorum.....
Naz: hemen sevinme mi dedin........ya ne dedin......?
Tarık: Bak söyledim işte sonunda......Bunca kişi yanında hem de.....
Naz: Çabuk dön Tarık.....Burada beni türünün tek çeşidi misali bırakma.......
Tarık: kadere bak ki ne dediğimizi anlamadan kavgasız konuşabildik sonunda....
Naz: Bu arada şarabı içirmemin sebebi gidişine dayanamamamdan kaynaklanıyordu.....Seni sevdiğimi anlayınca bırakmak istemedim.....
Belgin: Tarık ......Orada durup yeni lisanınızı çözmeye çalışacağınıza buraya gel.......Gelen giden olur rezil olma elinde peçete ile öyle ......
Tarık bir kez daha Naz’a bakar ve Belgini izler.......
Belgin’in odası
Belgin: Aslında sen bu cezayı hak ettin ya.....İki dakika kızdan kopamıyorsun.....
Tarık: Anne....
Belgin: Anlaşılmıyor hiiiiiiç konuşma!!......Aslında buzu alıp yapıştırasım geliyor ya dudaklarınıza.....Dua et asabi bir yapım yok....
Tarık güler....
Belgin: Gülme valla çok fena yaparım......Al şu maskeyi........
Tarık annesine sarılır....Belgin hiç tepki vermez.....Bunun üzerine geri çekilir ve anlamlı bir şekilde annesinin gözlerine bakar.....
Belgin: Hiç uğraşma....Dargınım sana.......Ben daha önceki günlerde torun hayali kurarken bu kadar çabuk olacağını düşünmemiştim......Hele babanla barışmadan.......Naz’a gerçek kimliğini söylemeden.....Nasıl yaparsın bunu Tarık......?
Tarık anlam veremez......Cep telefonunu çıkartıp mesaj kısmına yazar.....
Tarık’ın mesajı: Ne yaptım ki ben?
Yaklaşık yarım saat sonra salona dönerler. Belgin rahatlamış görünmektedir....Hacer ve Ayşe de Naz ile oturmuşlar Naz’a ara ara buz poşetcikleri vermektedirler......
Belgin: Naz kızım sizi benim cildiye uzmanı bir arkadaşıma götüreceğim.....Belki iyileşme sürecini hızlandırırız ......Babanlara da kahvaltıya bana geldiğinizi ve yediğiniz bir sosun size alerji yaptığını söyleriz......Doğrusunu açıklamak sanırım daha zor olur.
Naz Tarık’a bakar.
Cildiye Muayenehanesinde
Belgin: Siz burada bekleyin. Ben bir konuşayım arkadaşımla.....
Belgin ayağa kalkar ve muayene odasına girer. Tarık hemen Naz’ın elini tutar. Naz da başını Tarık’ın omzuna yaslar.
Naz: İnsanın seninle hiç konuşmayası geliyor.....
Tarık: Neden?
Naz : Çünkü hiç tartışmıyoruz......
Tarık: Doğru söylüyorsun......
Naz: Tarık!!!! Ben dediğini anladım.....
Tarık: Evet ya bende.
Aynı anda biri peçeyi, diğeri maskeyi kaldırıp diğerinin dudağına bakar......Şişlik yarı yarıya inmiştir....Birden bekleme odasında bulunan küçük bir çocuk gördüğü dudaklar karşısında ağlamaya başlar....Ailesi onu kucaklar ve Tarık ile Naz’a garip garip bakarak odadan çıkarlar.
Tarık ve Naz birbirlerine bakarak gülerler......
Akşam olduğunda doktorun yaptığı iğne sonucu dudaklarındaki şiş nerdeyse görünmeyecek bir duruma gelmiştir. Saat dokuz gibi Naz müştemilata gelir.....Eliyle arkasında bir şey sakladığı bellidir.....
Tarık: Hayırdır......Bu saate.....?
Naz: Hayır......hayır merak etme.
Tarık: Sen ne saklıyorsun arkanda......
Naz: Sürpriz.....
Tarık: Ne süprizi?
Naz: Kutlama yapacaz........
Naz arkasında sakladığı iki kadehi çıkarıverir......
Tarık: Ciddi olamazsın!
Naz: Son derece ciddiyim.Üç hafta sürebilecek bir dertten bir iğne ile kurtulmanın şerefine..
Tarık: Bir iğne değil.....Çok acıtan bir iğne.....Hem geçen gece olanlardan sonra içmeye nasıl cesaret edeceksin?
Naz: Ne demek edeceksin? Benim yatağımda sızıp kalan sendin......
Tarık: Harika......Yani yine ben suçlu oldum! Nerede bu ruj? Alıp gönüllü sürecem bu sefer....
Naz: Mümkün değil yaktım.....
Tarık: Desene bu gece bol bol tartışacaz.....
Naz: Hayıııııııırr........Çünkü bunu içecez......
Naz kapının dışına bıraktığı bir şişe Vişne suyunu Tarık’a gösterir.
Naz: Sarhoş olup sızmak yok......Tartışma yok......
Birbirlerine bakıp gülerler.....

ebru.karaca
30-04-07, 03:35
(Kahvaltı masasındadırlar)
NAZ: Tarık, arabayı hazırla..
TARIK: Tamam.. ?!? Nereye gideceksiniz?
NAZ: Aa! Bir de sana hesap mı vericem? Nereye gidersem giderim!
TARIK: O zaman unuttuğunuz bir şey var Naz hanım!
NAZ: Nedir o?
TARIK: O konuyu bana değil, şoförünüze söyleyeceksiniz.
NAZ: Hı?
TARIK: Kerem. Kerem.. Hani sizin asıl şoförünüz..
NAZ: Ay ben şey.. unuttum.. (Utanır ve hatasını gizlemek için hemen Tarık'a çıkışır!) E hadi ben unuttum, sen ne diye PEKİ diyorsun. Baştan söylesene!
TARIK: Ben, özel bir yere gideceksiniz sandım.. Ya da özel bir şey yapmak istiyorsunuz falan..
NAZ: Özel mi? Seninle ne özeli olabilir ki? Hayır yani, seni özel bir şeyime niye dahil edeyim ki?
TARIK: İşte, artık ne istiyorsanız, özel-genel, Kerem'inize söyleyiverin.
NAZ: Tabi öyle yapıcam. Kime ne söyleyeceğimi sana mı soracağım?
TARIK: Sormayın işte. Ben de onu diyorum. Hem ben şu Japon Büyükelçisiyle görüştüm. İşe başlıyorum, hemen bu gün. İsteseniz de gelemem.
NAZ: Ne? Nasıl yani?
TARIK: Aynen duyduğunuz gibi..
VAHİ: Tarık, oğlum.. Sen Türkiye'de mi kalıyorsun?
[TARIK: Evet Vahi bey.. İtalya'ya gitmekten vazgeçtim.
VAHİ: E oğlum, o zaman neden bizi bırakıyorsun?
TARIK: Ben sizi bırakmıyorum Vahi bey. Naz hanım beni kovunca, siz yeni bir şoför aldınız, artık bana ihtiyacınız kalmadı.
(Bu arada Naz şaşkın ve endişeli şekilde babası ve Tarık arasındaki konuşmayı dinlemektedir)
VAHİ: Olur mu Tarık evladım? Bu evde sana daima ihtiyaç var.
TARIK: Demek ki yokmuş Vahi bey..
NAZ: Var!
TARIK-VAHİ: Ne?
NAZ: Ben seni, İtalya'ya gideceksin diye azad ettim. Burada kalırsan diye değil.
TARIK: Azad edince, her ikisini de kapsamıyor mu?
NAZ: Hayır. Buradayken benimsin.
TARIK: ??
NAZ: Yani benim şoförümsün..
TARIK: Afedersiniz, meraktan soruyorum. O halde Kerem kim?
NAZ: O, o, o babamın şoförü!
VAHİ: Benim mi?
NAZ: Evet baba.
VAHİ: Ne zamandan beri?
NAZ: Şu andan itibaren!
TARIK: Yani?
NAZ: Yani, madem Türkiye'de kalıyorsun.. bir yere gidemezsin.
TARIK: (Yandan gülerek) Peki.

(Kahvaltıdan sonra arabaya giderler. Tarık, kendi yanındaki kapıyı açar Naz için. Ama o arka kapının önünde beklemektedir)

TARIK: Hayırdır?
NAZ: Artık arka koltuğu kullanacağım Tarık. Yanına oturdukça sen ipin ucunu kaçırdın.
TARIK: Ben mi?
NAZ: Evet.
TARIK: Ben ipin ucunu kaçırdım, siz de o ucu bulup bağladınız yani.
NAZ: Ne?
TARIK: Her şeyi toparlıyorsunuz yani. Öyle mi?
NAZ: Aynen öyle..
TARIK: Biz bunu sanki daha önce de yaşadık.
NAZ: Bu sefer diğerleri gibi geri dönüş olmayacak Tarık.
TARIK: Yani bir daha yanındaki koltuğa oturmayacağım diyorsunuz.
NAZ: Aynen.
TARIK: Ben bu lafı hatırlatırım ama size..
NAZ: Nasıl yani?
TARIK: Siz şu söylediğinizi unutmayın yeter.
NAZ: ....

(Arabaya binerler)

TARIK: Eee, nereye gidiyoruz?
NAZ: Okula.
TARIK: Peki.
NAZ: (İÇSES: Uf! Acaba çok mu sert davrandım. Yanımda kaldığına sevindiğim belli olmasın diye ne yapacağımı şaşırdım. Elim ayağım birbirine dolandı. .... Acaba "bu lafı hatırlatırım" derken ne demek istedi?)
TARIK: (İÇSES: E be Naz! Kahvaltıda burada kalayım diye bin takla at, sonra da 9 ay öncesine dönüş yap. Sen bilirsin. Ama ben artık yoruldum. Artık sana bu yaptıklarının karşılığını vereceğim. Sabır sabır, bir yere kadar. Seninle tanışana kadar annem, babam, kardeşim, arkadaşlarım, herkes bana sabrederdi. Hayatıma bir girdin, pir girdin. Şimdi ben seni toparlamaya çalışıyorum. Ne zor işmiş bu?)
NAZ: Eee?
TARIK: Ne ee si?
NAZ: Şarkı yok mu bu gün?
TARIK: Son zamanlarda hiç yoktu zaten.
NAZ: Yani şimdi de mi olmayacak?
TARIK: Yoo, olabilir. Eskiye dönüş yaptık ya nasılsa..
NAZ: Anlamadım..
TARIK: "Dönmek"le başlayalım mı?
NAZ: Anlamıyorum Tarık, ne diyorsun?
TARIK: Hani bir anda 9 ay öncesine döndük ya, "Dönmek" şarkısıyla başlayalım mı? Onu diyorum. Ne de olsa size ilk söylediğim parçaydı..
NAZ: ...(Şaşkın kalakalmıştır öylece)
TARIK: Dönmek / Mümkün mü artık dönmek? / Onca yollardan sonra / Yeniden yollara düşmek.....
NAZ: Bak yine çok güzel söylüyorsun..
TARIK: Hala aynı kişiyim. Ondandır..
NAZ: Ama ben hala aynı kişi değilim..
TARIK: Öyle mi?
NAZ: Öyle.. Eski Naz..
TARIK: Aman! N'olur bana ESKİ NAZ-YENİ NAZ muhabbeti yapmayın. Geçmişteki kötü anılarım canlanıyor.
NAZ: Aman! Sen bilirsin.. ARKADAŞIM!
TARIK: Naz hanım, isterseniz bir MELİSA muhabbeti başlatayım. Ya da BORA'nın sizi nasıl oyuna getirdiğini falan.. Hani madem eski muhabbetlere başladık, tam olsun.. Okula gidene kadar sıkılmayız.
NAZ: Tamam tamam. Sustum.. Sen de önüne bak! Düzgün kullan şu arabayı..
TARIK: Ya, hep yamuk kullanırdım ya..
NAZ: Bana bak, Alfonso Malfonso demem...
TARIK: Eee?
NAZ: ....
TARIK: Eeee?
NAZ: Bir şey yok! Aynen bas!

..................... devamı için bknz Serdar.. ;)

Serdarcığım, buraya kadar gelebildim gece gece..
Şimdi top sende :)

tarik_naz
30-04-07, 04:00
Okulun önüne gelirler. Tarık arabadan inmez. Naz da inmez.

Tarık: geldik
Naz: görüyorum.
Tarık: gitmiyo musun?

Naz gözleriyle kapıyı gösterir.

Tarık: a pardon unuttum.

Tarık hemen arabadan iner ve naz’ın kapısını açar.

Tarık: buyurun naz hanım.

Naz’ın arkadaşları yine toplanmış ve merakla yepyeni naz – şoför diyaloğunu izlerler. Naz arabadan iner, ama yine gitmez, o tarığa bakar, Tarık da naz’a

Tarık: gitmiyo musunuz?
Naz: gidecem de, neyle?
Tarık: anlamadım, ben azad olduktan sonra okula gidiş tarzınız mı değişti. Kusura bakmayın kerem söylemedi bana, sizi nasıl okula götürdüğünü.
Naz: yaa, tabi tabi, kerem’in ayrı bi götürüş tarzı vardı. Sınıfa kadar arabayla gidiyodu. Saçmalama Tarık, derste çello çalarmış gibi mi yapacam.
Tarık: a pardon. Çello di mi?

Tarık çelloyu bagajdan çıkarır getirir.

Naz: pes yani, seni azad edeli 3 hafta oldu, 3 haftada unutmuşsun her şeyi.
Tarık: kusura bakmayın ama aklım başka yerlerdeydi.
Naz: nerelerde? Dur ben söyleyim, roma’da sanayi bakanının kızının yanında, Milano da İtalya moda haftasında, ohooo daha bir sürü sayabilirim. Ama normal aklının bunlarda olması. Di mi?
Tarık: değil.
Naz: yaaa. Ya nerdeydi peki.
Tarık: söylersem şuanki duruma bi etkisi olur mu?
Naz: söyleceğine bağlı

Tarık gülümser

Naz: ne oldu, niye gülüyosun
Tarık: bana unutkan diyosunuz ama siz kendinize bakın.
Naz: ne oldu, neyi unuttum
Tarık: daha 10 dk önce “Bu sefer diğerleri gibi geri dönüş olmayacak “ dediniz, şimdi söyleyeceğim söze göre heran geri dönebilirim diyosunuz. Hatırlatırım.

Naz birden kızarır.

Naz: çok da umrumdaydı sanki. Senin aklına uyanda kabahat, banane, nerdeyse nerde. Saat 4 te burada ol.
Tarık: peki naz hanım, saat 3 te buradayım.
Naz: niye 3 te.
Tarık: mazallah 4 te çıkacağınızı unutursunuz, erken çıkarsınız, sonra bi ton laf işitirim sizden.
Naz: çok beklersin.
Tarık: öyle yapacam zaten, bekleyecem.

Tarık arabaya biner, ama gözü naz’da dır. Naz da arkasına baka baka okula doğru gider, yine arkadaşları etrafına üşüşmüştür. Tarık da arabayı çalıştırmış aradan 10 saniyeden geçmeden.

Aayyyyyyyyyyyyyyyyyyy

Diye bir çığlık kopar. Naz hemen arkasına bakar ve şok olur. Çünkü arabasının önünde sarışın, mini etekli, hoş bir bayan ayağını tutarak yere oturmuş ağlamaktadır. Naz hemen arabanın yanına koşar. Tarık da telaşla arabadan çıkmıştır.

Naz: ne oldu, niye ağlıyo bu kız.
Tarık: galiba geri vitese almayı unuttum…
Naz: ne olacak şimdi.
Tarık: siz okulunuza gidin, ben hanımefendi ile ilgilenirim…
Naz: :img-fie: :icon_ange :img-fear2 :img-swoon

(madem eski günlere döndük, eski kıskançlıklar da gelmiş demektir. Naz, Tarık ve bu sarışın hatunu baş başa bırakır mı sizce?)

ebru.karaca
30-04-07, 04:43
TARIK: E hadi Naz hanım..
NAZ: Ne hadisi?
TARIK: Siz gidin! Dersinize geç kalmayın.
NAZ: Yok ya!
TARIK: Pardon?
NAZ: Hayatta bırakmam!
TARIK: Neyi Naz hanım?
NAZ: Şu kızcağıza benim arabamla çarp, ben derse gideyim. Hayatta olmaz!
TARIK: Niye? Mazallah ölür de, sizin başınıza kalır diye mi korkuyorsunuz? Bir şeyi yok işte. Hafif bir sıyrık. Ben şimdi hasteneye götürürüm, bir pansuman, hoop bir şeyciği kalmaz..
SARIŞIN AFET: Tabi tabi, siz gidin..
NAZ: Nee?
SARIŞIN AFET: Her nereye gidecekseniz gidin işte!
NAZ: İyi de sana noluyo? (Kıza hitaben)
SARIŞIN AFET: Ya bana siz mi çarptınız? Bu yakış.. şey, bu ahu gözlü,.. yok, yani.. bu afet-i devran , aman! Bu delikanlı çarptı işte.. O çarptı, o götürsün. Siz ne diye geliyorsunuz durup dururken?
NAZ: Ben onun patronuyum..
SARIŞIN AFET: E diz de benim dizim!
NAZ: Ne??
TARIK: Naz hanım, ben önemli bir şey olursa, ne bileyim, araba veya sizi ilgilendire bir şey olursa haberdar ederim.
NAZ: Ama ..
SARIŞIN AFET: Tabi tabi.. Biz sizi haberdar ederiz.
NAZ: Ne o? İş isteyen birine, "Biz sizi ararız!" der gibi?
SARIŞIN AFET: ????
NAZ: Yok öyle yağma.. Ben de geliyorum.
TARIK: Naz hanım, gerçekten gerek yok.
SARIŞIN AFET: Aaayyy....!!!
NAZ: Yok yok, var var..
TARIK: Ne? Yok mu, var mı?
NAZ: Yok geleceğim, gerek var.
TARIK: Aaayyy... Bacağım..
NAZ: Aman be! Sen de sus iki dakika! Gören de bacağın baldırından koptu sanır. Dizin sıyrılmış sadece..
SARIŞIN AFET: E sen ne diye geliyorsun o zaman? Biz giderdik baş başa..
NAZ: (Kıza öyle bir sinirle bakar ki..)
SARIŞIN AFET: Aaaayyy..
NAZ: Bana bak Tarık, ben bu kızı yolmadan, çabuk bizi hastaneye götürüyosun!
TARIK: Ama babanız arabayı hızlı kullanmamı istemiyor.
NAZ: Sen bilirsin Tarık! Şu arabaya 3 kişi biniyoruz ya, her an 2 kişi kalabiliriz. Ben bunu yolda atarım aşağıya!
TARIK: Ne yaparsınız?
NAZ: Sen bilirsin diyorum. Ne kadar hızlı gidersen, atma riski o kadar azalır..
TARIK: Tamam bayana yardım edeyim de, kaldırayım.
SARIŞIN AFET: Ben kalkamam şimdiiii, bacağım çok acıyooo, beni kucağına al Casanova..
NAZ: İstersen ben seni...
TARIK: Naz hanım lütfen..
NAZ: Sakın Tarık! Sakın! Hele bir al!
TARIK: (Kıza fısıltıyla) Şey, elinizden geleni yapsanız kalkmak için. Yoksa sizi kucağıma alırsam, patronumun size zarar vermesi an meselesi.. (göz kırpar)
SARIŞIN AFET: Eh peki.. Senin için yapıyorum ama.. :)
TARIK: (Gülümser) Tamam, sağ olun..
SARIŞIN AFET: Olun değil, Yeşim..
TARIK: Pardon?
SARIŞIN AFET: Yeşim. Adım Yeşim. Öyle sağ olun falan yok.. Sen var, ben var.. Yeşim de bana.
NAZ: Memnun oldum. Ben de Naz. Biraz daha oradan kalkmazsanız, bir daha hiç kalkamayacaksınız!
SARIŞIN AFET: :[/B] ????????????
NAZ: Ben arabayla ikinizin de üstünden geçeceğim çünkü..

(Yeşim, Tarık'ın yardımıyla yerden kalkar. Tarık Yeşim'i doğal olarak yan kapıya götürür. Öne oturtacaktır. Naz hemen davranır, öne kendi oturur. )


TARIK: Naz hanım?
NAZ: Ne var?
TARIK: Öne oturdunuz..
NAZ: Yok ya! Hiç fark etmemiştim, hatırlattığın iyi oldu..
TARIK: Hani daha bu sabah söylediniz de, o bakımdan..
NAZ: Keyfimden öne oturmadım herhalde.. Kız arkada rahat rahat otursun diye.. yani.. hani ayağını uzatsın rahat rahat.. falan..
TARIK: Diyosunuz..
NAZ: Diyorum Tarık. Hadi, ne kadar çabuk gidersek, o kadar çabuk biter bu işkence..
TARIK: Bu işkenceye katlanmak zorunda değilsiniz Naz hanım.. Ben Yeşim hanımı götürürdüm..
NAZ: Tarık, bir daha söylemeyeceğim.
TARIK: Tamam, anladım..
NAZ: İyi..

(Arabaya binerler ve hastaneye giderler..)

TARIK: Ağrınız var mı Yeşim hanım..
YEŞİM: Ayyy biraz... Yeşim..
TARIK: Anlamadım..
YEŞİM: Hani bana Yeşim diyecektin?
NAZ: Tarık size öyle bir söz vermedi. Kendi kendinize gelin güvey olmayın!
TARIK: (Tarık artık Naz'ın bu hem suçlu hem güçlü hallerinden sıkılmıştır) Peki Yeşimciğim, seni mi kıracağım?
NAZ:(Şaşkın şaşkın Tarık'a bakar)
TARIK: (Tarık da, göz ucuyla Naz'a, dikiz aynasından da Yeşim'e bakarak konuşur) Eee Yeşimciğim.. ağrın sızın var mı?
YEŞİM: Hmmm,, biraaazz,, sen biraz daha ilgilenirsen, o da geçerrr..
TARIK: İlgilenirim Yeşimciğim.. İlgilenmez olur muyum hiç.. Allah korusun, ya sana bir şey olsaydı?
NAZ: Yapma Tarık! Sanki ölümden döndü! Altı üstü dizi sıyrıldı. O etekle, kim yere düşse sıyrılır.. Hatta belki sen bile çarpmadın. Seni görünce kendini yere attı, kim bilir..
TARIK: Niye yapsın ki böyle bir şeyi Naz hanım?
NAZ: Hani seni yakışıklı bulmuştur, dikkatini çekmek istemiştir falan..
TARIK: Öyle mi Yeşim?
YEŞİM: Nasıl mı Tarıkcığım?
TARIK: Beni yakışıklı buldun mu?
YEŞİM: Di li geçmiş zaman kullanma Tarıkcığım.. Hala yakışıklı buluyorum.
NAZ: Ben çıkayım aranızdan isterseniz?
YEŞİM: Valla iyi olur. Sabahtan beri ona uğraşıyorum ama siz "GELECEM ALLAH! GELECEM!" diye tutturunca..
NAZ: Aa şuna bak! Kimin şoförünü kimden kaçırıyorsun sen!
TARIK: Aaa Naz hanım!
NAZ: Getirtme beni oraya bak..
YEŞİM: Gelirsen ne olurmuş?
NAZ: Öteki dizini de ben yırtarım. Ört şu eteğini .. Hem ne biçim etek bu? Hiç giymeseydin bari?
TARIK: Naz hanım, ayıp oluyor..
NAZ: Başlatma ayıbından Tarık! Bak cinlerim tepeme geldi zaten..
TARIK: İyi hazır hastaneye gelmişken, onlara da baktırırız..
NAZ: Ne?
TARIK: Hastaneye diyorum. Geldik diyorum. İnsek hani..
NAZ: Ha tamam. (Saçını başını düzeltir, arabadan sessizce iner. Sanki az önce bağırıp çağıran kendisi değildir..)

(Yeşim Tarık'ın omzuna elini atmıştır. Tarık da, belinden tutarak Yeşim'e destek vermektedir. Bu şekilde hastaneye doğru ilerlerler..):img-hyste

Bundan sonra pas sende Serdar..
Çok geç oldu. Yazdıklarını ancak yarın akşam okuyabilirim :)
Sabırsızlıkla bekliyor olacağım :)

Ebruli88
30-04-07, 15:23
YALANCI YARIM 42. BÖLÜM

PART 5


Giren ümittir..
Naz: Ne oldu ümit?
Ümit:Sana birsey sorcam ama dürüst cevap ver..
Naz: Hadi cabuk sor..
Ümit. Iliskiyi kabullenirler miki?
Naz: ben ve o ay ümiiiit sende bizi yatakta gördün die hemen iliskiye mi baslayalim e yok
Ümit: Neden?
artik....? Ümit cik disari

Ümit laf söylemek ister

Ümit : ama ben...
Naz: sakin ümit bi laf daha etme cik dedim..
Ümit: ama...
Naz: ümiiit sakin dedim..
Ümit : ama ben hulusi amcalardan bahsetmistim ( hemen bi hisimla söyler)

Ümit cikmistir....

Naz: ay naaaz yine pot kirdin bugun sen. Sen degilsin..simdi senin tariga asik oldugunu dusuncek...iyi de degilmisin?

Tarik : öylemisin?
Naz: Sen ne zaman geldin ?Hemde kapiya vurmadan..iyi valla kendi odanmis gibi kullan tarik efendi
Tarik: kapi acikti…siz ne degilmisin dediniz?
Naz: hic hic bisi demedim...
Tarik: Neyse konuyu fazla uzatmiycam.....Size bisey söylemek icin geldim...
Naz: Nedir söyle bakalim tarik..
Tarik: Ben gidiyorum..is görüsmem var bu sefer beni durdurmaniza izin vermiyecegim önlemimi aldim…
Naz: iyi git cok merakliydim seni durdurmaya..
Tarik: Size iyi günler o zaman..

Tarik tam kapidan cikicakken…Naz kolundan tutar ve tarik da bi an icin sevinir…

Naz: kacta görüsmen?
Tarik: saat sabah 9 da
Naz: Tamam cikabilirsin..Sana bol sanslar..

Tarik kapidan cikar...


http://img293.imageshack.us/img293/2002/adafafvm9.png

Naz: off naz düsün...düsün..tarik elden gidiyo..ne diyorsun sen naz...yok yok dogru diyorsun...naz simdi bunumu tartiscaksin gidiyor tarik....Buldummm evet tarik efendi yarin görüsmek üzere oh be ilk kez bu kadar rahat uyuyacagim.



Müstemilat...



http://img293.imageshack.us/img293/8678/bscap0870km7ca8.jpg


Tarik: oglum tarik bosuna o kadar sey yasamissiniz benim bildigim naz durdururdu ama durdurmadi.......Bi an icin düsünmüstüm ama...Yok tarik en iyisi gitmek...

Sabah Olmustur....

Tarik müstemilattan cikmis havuz basina gelmistir belki naz gelir ümidiyle fakat ortalikta naz yoktur...


http://img118.imageshack.us/img118/5470/bscap1018xg7zd3.jpg

Tarik: yok tarik bu kiz ciddi....Elvedaaa..hayatimin anlamli 9 ayi....

Tarik Yola cikmistir....



Belgin odasinda düsünmektedir

Belgin: aferin belgin...ogluna hemen bi is buldun artik nazin yaninda durmayacak ohh be hemen de nasil buluyorsun..belgin senden korkulur...Hacer ablam gel öpecem hemde bes kez.

Hacer tekrar sasirmistir....ve masum masum belgine bakar..arkadanda ayse gülümser...

Belgin: hacer abla,hulusi gitmisti dimi?
Hacer: Kendin yolladinya belgin?
Belgin: aa dogu dernek yemegi vardi..insallah mansetlere cikar da gösteririm ona ben....ohh be cok iyiyim coook hacer abla...Gelmiyor artik cahidecik...tariktan aldim haberi.bunlar birlikte olmamislar....
Hacer: yaaa....( Utanarak )

Is görüsmesine varan tarik sirasini beklemektedir....


Tarigi iceri davet eder...Ve tarik iceri girer veeeee gördügü kisi karsisinda sok olur....

flower98
01-05-07, 19:30
Part 9
Naz kadehleri vişne suyu ile doldurur. Tam kadeh tokuşacakları sırada......
Naz: Eeeeeeee?
Tarık: Eee ne?
Naz: Neye içiyoruz?
Tarık: Hmmmm neye içiyoruz ? İyi soru. Neye içiyoruz?
Naz gülümser. O an Tarık’ın telefonu çalar.Naz merakla kadehini kenara bırakıp telefonunu açan Tarık’ı inceler.
Tarık: Efendim.......Öyle görünüyor ( Naz’a bakar).......Öyle......kararımı verdim.....Dur not edeyim......
Tarık Naz’a işaret ile kağıt kalem istediğini anlatır. Ama odada ikisi de yoktur. Naz telefonunu çıkartır ve Tarık’a söyle der gibi işaret eder....
Tarık: Tamam yazıyorum........Ayla......soyadı?.....tamam önemli değil.....Ayla....tamam.....telefonu.....0.....547 ....377..65......78.....tamam.....Yarın sabah...dokuzda.....orası sahilde sanırım tamam.... üniforma ile mi ?......tamam....Sağ ol......
Naz hemen numarayı kaydeder. Tarık telefon görüşmesini bitirir ve kadehini eline alır.
Tarık: Neye içiyoruz?
Naz: Neye?
Tarık: İki şeye.
Naz: Ooooooo ne çabuk iki şey oldu.
Tarık: Birincisi, İtalyaya gitmiyorum.
Sevinçle ve nazikçe kadehler tokuşur.....
Naz: İkincisi.....
Tarık: Yeni bir iş buldum.....Onun şerefine....
Naz telefonda yeni kaydettiği numaraya bakarak kadehini setçe Tarık’ın kadehine çarpar. Kadeh’in ağız kısmı kırılır ve üstüne vişne suyu sıçrar....
Naz: Ayyyyyyyy! Gördün mü bak......Neden normal insanlar gibi tek konu şerefine kadeh tokuşturmuyoruz ki......
Tarık: Ne o....Ben mi suçlu oldum şimdi? Hırsla kadehi çarpan benim sanki.....
Naz: Tamam tamam.....Çık bakalım üste.....
Tarık: Şurada büyük ihtimalle son gecem.....
Naz: Yine.....
Tarık: Yine olsun......Kavga ediyoruz....
Naz: Şu üstüme bak......İyi geceler!!!!!
Naz aceleyle müştemilattan çıkar......Tarık bir süre durur sonra arkasından fırlar....
Tarık:Nazzzzz!
Naz henüz havuza varmıştır ve Tarık’ın sesini duyunca önce gülümser, durur ve arkasını döner......
Naz(içses): İşte an bu an.....
Tarık emin adımlarla yanına yaklaşır........Tam karşısına gelince, durur, gülümser ve kolunu tutar.....
Tarık: Sanırım bir şeyi unuttum.....
Naz: Neyi?
Tarık: Ayla hanımın numarasını senden almayı....
Naz bozulur. Sinirle telefonunu çıkartır ve....
Naz: 0 5473776578.
Der ve arkasını döner gitmeye kalkışır......Tarık kolundan yakalar.....
Tarık: yavaş......Lütfen......
Naz: Peki! 0.........5...............................4....... .iyi mi böyle?
Tarık telefonu Naz’ın elinden çeker alır ve numarayı kendi telefonuna yazar......Tam Nazdaki kaydı silecek iken Naz telefonunu alır ve.....
Naz: Bu telefon benim......Ben kendim silerim......
Tarık koşturarak eve çıkan Naz’ın arkasından bakakalır......Saatine bakar......
Tarık: Saat çok geç olmuş.....Sabah buluşamazsam Ayla hanımı ararım......
Tarık müştemilata döner ve kumandayı eline alarak zapping ‘ e başlar......
Naz ‘ın Odası
Naz yatağında uzanmış düşünmektedir.....
Naz: Demek İtalyaya gitmiyor.......Eeeeeee Naz sen elinden geleni yaptın......Demek istemiyooooo.....İyi Hııhıhıhıhıhıhı.......Hoşuna gitti değil mi?.....Hmmmmmmm.....evet.....Gitti sanırırm........Ama .........Aması var......Başka işe girecek........Kesin Belgin teyzeydi arayan.......Nedense görev edindi kendine Tarık’a iş bulmayı......Önce Japon konsolosluğunda , şimdide Ayla denen kadında......Kadın!.......Ayla!......Offffff yaaaa! Şimdi de Ayla mı çıktı ya?.........Uffffffff! Ne kısmetli şoför bu ya.....Hemen tık iş hazır......
Naz yatağında bir sağa bir sola döner..........Birden aklına bir şey gelir ve dimdik yatakta oturuverir. Telefonunu alır ve......
Naz: Alo......Ayla hanım.....?
Ertesi sabah saat sekizde.....
Tarık: Ufffff.......saat sekiz oldu.....Hadi oğlum Tarık geç kalacaksın neredeyse.....
Tarık aceleyle hazırlanır ve müştemilattan çıkar.....Naz’ın odasının altından geçerken başını kaldırıp penceresine bakar......
Tarık: Aman iyi ki de yatıyorsun.....Ben de pusuya yatıp peşimden gelirsin diye korkuyordum.....Hani eski şoförümü kime emanet ediyorum bahanesi ile.....Ama görüyorum ki umurunda bile değil......Değerimiz buymuş demek.......
Tarık annesinin telefonda tarif ettiği çay bahçesine gelir. Bahçedeki banklardan birinde geniş şapkalı bir kadın görür.....Kadın denizi seyretmektedir......
Tarık: Herhalde o dur.......Umarım annem yaşındadır........
Tarık bayana yaklaşır.....
Tarık: Ayla hanım?
Kadın: Hı hı.
Tarık: Beni Belgin hanım gönderdi.
Kadın: Hı hı.
Tarık: Adım Tarık. Bir deneme sürüşü yapmak ister misiniz?
Kadın araba anahtarını sallayarak gösterir ve Tarık anahtarı eline aldığında ayağa kalkıp arkasını döner.
Tarık: Naz?
Naz gülümser....
Naz: Naz hanım.......Bu andan itibaren yine Naz hanım........
Tarık: Ayla hanıma ne yaptın?
Naz: Hiçbir şey.......Sadece akşam senin hakkında biraz sohbet ettik.....Sonra kendisi seni şoförü olarak artık istemediğini söyledi....Yaaaa.
Tarık: Allah Allah neden şaşırmadım acaba? Eeeeeee sen neden buradasın o zaman?
Naz: Şöyle, ....... senin işsiz kalmanı hiç istemem o nedenle .........
Tarık: Yeterince dinledim.....Sağ ol......Sana iyi günler.......Bak şuradaki taşlar denizde çok güzel kayıyor.....Biraz da onlarla oyna da beni oyuncak etme artık.....
Naz şaşkınlıkla uzaklaşan Tarık’a bakar. İleride iki Polis görür ve birden.....
Naz: İmdaaaaaaaattttttt.....Hırsız varrrrrrrrr......Arabamın anahtarını çaldı....!!!!!!!!!....
Tarık elindeki anahtara bakar ve ters dönüp koşar adım Naz’a doğru gider......
Tarık: Bak........Taş işini ciddi söyledim....Uğraşma benimle.....
Birden polisler Tarık’ı kolundan tutar ve eline kelepçe geçiriverir....
Polis 1: Tamam hanımefendi . Durum kontrol altında.....Gel bakalım......
Tarık: Durun.......hata yapıyorsunuz......
Polisler Tarık ‘ı götürmeye kalktıklarında Naz gülümsüyordur......Elinde minik bir çanı çalar birden....
Naz: İş teklifimi bir daha düşün.....
Tarık: Asla.....Gidelim memur bey.....
Naz arkasından baka kalır.....
Naz: A.....aaaaaaaaaa?
Sonra peşlerinden gider......
Naz: Ayyyyy memur bey......Çok pardon.....Nasıl da fark etmemişim......Bu bizim yeni şoför......
Polis: Hırsız var diye bağırıyordunuz ama arkasından......Adaleti yanıltmayın lütfen bayan.....
Naz: Çok özür dilerimmmm......Gözlüklerimi evde unutmuşum bu sabah......Seçemedim......
Polisler birbirine bakar ve.....
Polis: Emin misiniz......Yakından bakın isterseniz......Sonra.....
Naz iyice yaklaşır Tarık’a ve......
Naz: Hmmmmm.....ayyyy parfümünden tanıdım şimdi......Bu benim şoförrrrr
Polis: Madem eminsiniz......ama bir daha gözlüğünüzü unutmayın.....
Naz: Tamam.....Özür dilerim.....
Polisler Tarık ve Naz’ın yanından uzaklaşırlar.....
Naz: Bak ne hallere düştüm senin yüzünden.....
Tarık: Ya düşürürüm ben insanları zaman zaman böyle hallere.....
Naz: Tarık lütfen......Gitme......Ben başka bir şoför istemiyorum......Lütfen......Bak en baştan başlayalım....Sanki burada tanışmış gibi.......
Tarık: Neden?
Naz: Böylece ben hem senin Alfonso olduğunu unutabilirim, hem de ilk işe aldığım zamanki kötü davranışlarımı affettirebilirim......
Tarık: Yalnız bu nedenle mi?
Naz: Yani......Evet........Şimdilik......
Tarık: Tamam......Ne zaman başlıyorum.....
Naz: Başladın bile......
Tarık: Sizi nereye götürmemi istiyorsunuz.......?
Naz: Önce eve , sonra kahvaltıya.....daha sonra da okula.....
Tarık: Emredersiniz.
Naz: araba şurada.....
Tarık: Bu arada Kerem ne olacak.....?
Naz: O artık halam’ın bileceği bir şey......
Tarık arabaya vardıklarında kapıyı açar.....
Tarık: Buyurun.......
Naz’ı eve geri götürür ve üstünü değişmesini bekler.....Daha sonra Naz’ın istediği kafe’ye götürür onu.......
Naz: Burası çok güzel.....Özellikle baharda ağaçlar ve çiçekler daha da bir güzelleştiriyor burayı.....Ben hemen yukarıda olacağım......Bak buradan görebilirsin.....Orası benim özel yerim.....
Naz yukarıya çıkar ve masaya oturur. Biraz etrafı izler, sonra ayağa kalkar ve telefonunu çıkartır. Tarık’ı arar.....Bakışarak konuşmaya başlarlar....
Naz: Sen kahvaltı yapmış mıydın?
Tarık: Hayır......
Naz: Tamam, o zaman sana oraya kahvaltı hazırlatıyorum.....
Tarık: Buraya mı?
Naz: Evet.....Başka nereye olabilir ki?.....Arabada yemeği düşünmüyordun herhalde?
Tarık biraz bozulur.....
Tarık: Hayır hanımefendi .
Tarık kahvaltıdan sonra Naz’ı okula bırakır. Saat dört ‘e kadar da ayrılmaz bekler.......Naz okuldan çıkıp Tarık’ a doğru gelirken başka bir gençle çarpışır. Tarık ,Naz ve gencin düşen eşyalarını birbirlerinin gözlerine bakarak kaldırmalarını tedirgin izler.
Bölüm Sonu

sinemim_g
02-05-07, 19:19
BARIŞ-VE MERVE İTALYADA 9. BÖLÜM!

merve ve barış bavullarını hazırlarlar...biletler alınır bu sefer uçakla gidilecektir...türkiyeyi özlemelerine rağmen gittikleri için biraz üzgündürler...
ertesi sabah herşey hazırdır ve kahvaltıdan sonra gidiceklerdir...

yönetmen:merve yesene tabağındakileri...
merve:.....
sanarist:ne oluyor size hiç tık çıkmıyor gidiyoruz işte kavuşuyorsun sevgiline ne bu yüz 5 karış
merve:biz daha 6 öpüşme çekicektik hani...
yönetmen:türkiyenin kökü mü kurudu orda öpüşürsünüz!
sanaris:bunları çözmek zor dün gitmek istiyorlardı bugün gitmesek
merve:ben dünde gitmek istemiyordum kii....
sanarist:dün yada dünden önce ne fark eder...cevap verme bana
merve:ben izninizi istiyorum...doydum
yönetmen:çantalarını indir aşağıya hazır bulunsun
barış:neden gidiyorsunuz bu kadar üstüne
yönetmen:ona yardımcı olmak istiyoruz...
barış:hangi konuda
sanarist:aynı konuda
yönetmen:hangi aynı konuda
sanarist:senin dediğin konuda
yönetmen:ben ne dedim ki
barış:kesin artık...söyleyin hangi konuda
yönetmen:senin yardımcı olduğun konuda
barış:ben hangi konuda yardımcı oluyormuşum
sanarist:morelini düzeltmeye çalışıyorsun yaa
barış:iyide siz bozuyorsunuz
sanarist:neyi
barış:morelini
sanarist:kimin...
barış:uffff..tamam yok bişey gidelim itiraz eden yok..ama türkiyede mervenin oyunculuk perfonmansı düşerse karışmam
yönetmen:tutarız düşmez...
barış: gülmem gerekiyordu dimi burda..bir deneyim.. he he..bak ne kadar güldüm ciddi komikti...
yönetmen:ciddiii mii???
barış:dalgamı geçiyorsun bu güzelim havada üşüdüm birden...dizide kullandığınız espirileri yapın bari yaa en azından onlar komik...

barış sinirli sinirli odasına çıkar çantasını kapar çıkar..
barış:merveee
merve:efendim
barış:müsaitmisin giriyim mi
merve:gir gir..
barış:hazırmısın?
merve:sayılır
barış:ne yapıyorsun sen
merve:mektup yazıyorum
barış:neden intiharmı ediceksin
merve:evet giderken kendimi uçaktan atıcam
barış: ..............................
merve:şaka şaka bakma öyle aval aval...envere yazıyorum böyle söyliycem ayrılmak istediğimi
barış:hee...kim vericek mektubu
merve:Sen :img-yes:
barış:neeeeeee hayatta olmazzzz
merve:neden miş o?
barış:aramızı bozucaksın yaaa
merve:aranızı?sizin aranızı?sen ve o...
barış:haklısın:img-in_lo
merve:güldürdün benii
barış:ama merve şimdi sanarki...
merve:ne sanar...
barış:yani ben veriyorum ya mektubu bide birlikte gittik italyaya dönüşte ayrılıyorsun yani ne bileyim
merve:off barış nasıl anlarsa anlasın kaldırcak durumda değilim hadi bitti gidelim
barış:sen bilirsin....

---------------uçak--------------
merve:atayım mı kendimi uçaktan...
barış:amannn sakın
merve:o zaman vericeksin mektubu
barış:tamam vericem
merve: .........
barış:niye sırıttın?
merve:hoşuma gidiyor seni dize getirmek
barış:ben..ben dize geldim...
merve:aynen öyle dostum!
barış:ben dize filan gelmedim
merve:hıhı gelmedin diz sana geldi zaten
barış:hıııııı
merve: (sırıtarak)yok bişeyy
barış:camdan ne güzel gözüküyor dışarsıı ağaçlar ne kadar küçük
merve:uykum geldiiii
barış:bütün gece uyumassan..şu gözlerinin haline bak
merve:kol çantamı gördün mü
barış:ne yapcan?
merve:aynaya bakcam
barış:şurdaydııı dur vereyim
merve: heh buldum evet ya ne olmuş gözlerime böyle...eyvahhhh
barış:abartma ya o kadar da kötü değil
merve:ona değil başka şeye eyvahhhh
barış:neye eyvahhhh...
merve:telllll....
barış:çantandan tel mi çıktı
merve:hayır çıkmadıııı
barış:ee sorun ne çıkmasımı gerikiyordu
merve:barış telim yokkk
barış:sen telmi taşıyorsun yanında...
merve:sen taşımıyormusun
barış:hayır niye taşıyım ki çamaşırmı gercem!
merve:barışşş....telefonum yokkkk diyorum
barış:neeeeeeee telefonun muu...bende sandım kii
merve:bi çaldır bakalım ses gelcek mii
barış: .....................
merve: eeeeeeeeeee
barış:eyvahhhh....
merve:neye eyvah...
barış: telim
merve: çamaşırmı düşmüşş
barış:merveeee
merve:iyi be ne olmuş...neye eyvahhhh
barış:telefonum yokkk!!!
merve:olamazzz....

flower98
03-05-07, 00:06
43. Bölüm Senaryosu By Flower98
Part 1
Naz Tarık’ın gencin peşinden koştuğunu fark eder ve panikler.
Naz : Tarıııııııık!!!!!!......Ay nerede bu zil......
Çantasından zili çıkartır ve aşağıya doğru elinde zili çalarak ilerler.
Naz: Tarııııık!.....Duuuuuuurr!!!!!........Ne yapacağını sanıyorsuuuuuunnnn sennnn!!!
Tarık çoktan genci yakalamıştır.
Tarık: Dur bakalım kardeşim.......
Genç: Ne oluyor! Bırak yakamı.....
Tarık: Sen Naz’ın peşinde dolaşmayı bırak ben de yakanı bırakayım....
Genç: Naz kim?
Naz o an elinde zil ile yanlarına gelmiştir. Nefes nefesedir.
Naz: Naz benim.....
Tarık gencin yakasını bırakmış, sertçe kolundan kavramıştır. Naz zili çalar.....
Naz: Bırak kolunu.....
Genç: Arkadaş şoförünüz galiba ?
Tarık: Belli olmuyor mu?
Naz: Kusura bakmayın.....Biraz asabidir kendisi.....
Genç: Biraz hafif kalıyor sanırım....
Naz zili çalar tekrar......
Naz: Eeeee hadi.....Bu ne ziliydi?
Tarık sinirli bir ifade ile Naz’a bakar.....Sahte bir kibarlıkla....
Tarık: Ne ziliydi?
Naz: arabaya git hanımı bekle zili.......
Tarık gence biraz daha yaklaşır.....
Tarık (tehdit edici bir ses tonu ile): Nerede ve kimin etrafında dolaştığına dikkat et.
Genç Naz’a , sonra Tarık’a bakar.
Naz( zili çalarak): Ne yapıyoruuuuuuz?
Tarık çevik bir hareketle zili Naz’ın elinden kapar......
Tarık: Zili alıyoruuuuuuz ve mümkün oldukça uzağa fırlatıyoruz.......İşte böyleeeeee!(zili fırlatır).
Naz şaşkın Tarık’ı izler.....
Tarık : Sonra şu anki işimizden istifa edip, kendimize yeni bir iş arıyoruz......İyi günler Naz hanım.
Naz : Ne???? Nereye gittiğini sanıyorsun...?
Tarık: Artık eski olan yeni patronumdan mümkün olduğunca uzağa......
Naz: Tarık dur.......Bekle biraz....
Naz kendilerini dinleyen gence döner....
Naz: Ben tekrar çok özür dilerim.....Sabah kahvaltı da yapmamıştı...Bir de güneşin altında arabanın camlarını sildi uzun süre......
Tarık Naz’ın sözlerini sırtı ona dönük ama yüzünde gergin ifadelerle dinler .
Genç: Anlıyorum . Önemli değil......Aslında iyi oldu.....Ben de sizinle tanışmak için fırsat arıyordum.....Çok kolay oldu.......OFFFFFFFFFFFFfff!
Naz: Tarık! Ne yaptın?
Tarık gencin sözlerini bitirmesine fırsat vermeden onu bir yumrukla devirmiştir.
Naz: Aman Allahım. Bayıldı......Ne yaptın!!!!
Tarık: Görmedin mi? Resmen sana sarktı!
Naz: Sarkmak mı?( Birden gülümser ama Tarık’a çaktırmaz). Tanışmak istedi sadece......Hem seni bu neden bu kadar kızdırdı....
Tarık Naz’a cevap vermez çünkü yerde yatan genci kaldırmakla meşguldür. Onu koltuk altından sürükleyerek arabaya götürür......
Naz: Şimdi ne yapıyorsun?
Tarık: Ne olacak.....Uyanmadan gidip boğaz köprüsünden atacağım.......
Naz: Ne!!!!!!!
Tarık: Biner misin şu arabaya.....Hastaneye gidiyoruz.
Naz Tarık’ın yanına oturur. Tarık genci arkaya yatırır ve yerine geçmeden şapkasını arabaya düştüğü yerden alıp başına takar , direksiyona geçer.
Naz: Sen istifa etmemiş miydin?
Tarık: Etmiştim.
Naz: O şapkayı neden taktın o zaman?
Tarık başındaki şapkaya bakar ve çıkartır kenara koyar.....
Tarık: Haklısın......Sağ ol hatırlattığın için......
Araba hareket ettiğinde arkada yatan genç uyanır.
Genç: Durun! Beni nereye götürüyorsunuz........(camı açar)......Poliiiiiiiis! Adam kaçırıyorlar!!!!!!
İnsanlar arabaya bakmaya başlar.....Tarık birden durur......
Tarık: Sus kardeşim.Ne kaçırması?.....Hastaneye götürüyordum seni......
Genç araba durunca kapıyı açar ve kendini dışarı atar....
Genç: Aman kalsın istemez......
Tarık arabadan kaçarcasına inen gencin arkasından seslenir.....
Tarık: Dediğim gibi. Dolaştığın yere dikkat et. Ben her yerden çıkabilirim.
Naz: Ooooooooo. Bizim şoför Ayhan Işıkçılık da biliyormuş da bizim haberimiz yokmuş.
Tarık : Ne?????
Naz: Sen biraz fazla sahiplenici davranmıyor musun?
Tarık: Davranıyor muyum?
Naz: Bilmem.
Tarık: Ben de bilmem.
Naz: Eeee araştırıp öğrenelim o zaman.
Tarık: Araştıralım.
Naz: Burada mı?
Tarık: Neden olmasın?
Naz: Yolun ortasında yani?
Tarık yolun ortasında durduğunu fark eder. Arabayı çalıştırır ve kenara park eder.
Naz: Burası daha iyi. Evet seni dinliyorum.
Tarık: Asıl ben dinliyorum......Söyle bakalım bu beni tekrar işe alma fikri nereden çıktı.
Naz: Benden çıkmadığı kesin. Belgin hanım rica etti. Durumunu anlattı ben de kabul ettim.
Tarık: Belgin hanım demese gitmeme izin verecektin yani?
Naz: Sende gitmeyeceğim demedin ki hiç.
Tarık: Gideceğim de demedim ama. Hep sen gönderdin.
Naz: Ama Sofia?
Tarık: Naz! Bak sen benimle konuşurken ya beni hiç dinlemiyorsun , ya da söylediklerimi anlamıyorsun?
Naz: Nasıl yani?
Tarık: Dün gece telefonda ne dedin? İnsanın ülkesi sevdiğinin yanı demedin mi?
Naz: Dediiiim. Eeeeeeee?
Tarık: Ben de sana iki kere benim ülkem burası demedim mi?
Naz cevap vermez. Tarık’a bakar.
Naz: Ya Sofia?
Tarık: Bak hala Sofia diyor.( Direksiyona vurur) Boş ver artık onu. O gitti?
Naz: Ya sen dönmeyince oraya tekrar gelirse?
Tarık: O zaman konuşuruz bunu. Ama artık ondan bahsetme.
Naz: Gelelim asıl konuya.
Tarık: Neden, deminden beri tali konuda mıydık?
Naz: Dalga geçme. O çocuk ’a neden saldırdın?
Tarık: Rahatsız oldum da ondan.
Naz: Demek rahatsız oldun? Neden?
Tarık: Dün okulda seninle çarpışan çocuktu da ondan.
Naz: Eeeee ne olmuş yani?
Tarık: Sen uzaklaştıktan sonra hayran hayran ardından bakakalmıştı.
Naz: Hayran hayran demek? Hmmmmm....Olamaz mı yani?
Tarık: Ne o hoşuna mı gitti?
Naz: Ne bileyim. Senin gitmediği kesin. Ben aynı kişi olduğunu fark etmemiştim bile. Çok dikkatlisin yani.....Ya daaaa
Tarık: Ya da ne.....?
Naz: Ya da sen beni........

flower98
03-05-07, 10:37
Part 2
Tarık : Evet? Ya da ben seni?
Tarık gülümseyerek Naz’a biraz daha yaklaşmıştır. Gözler birbirine kenetlenmiş konuşmaktadır. Naz derin bir nefes alır......
Tarık (içses): Hadi söyle tam zamanı....Kıskanıyorsun de.......Seviyorsun de.....hadi Naz.......
Naz (içses): Ne olur biraz daha ısrar et.....Ne de?...Sor......sor!!!
Tarık: Naz!
Naz: Efendim..?
Tarık: Söylemeyecek misin......Yoksa ben mi tamamlayayım cümleni.....Artık ne dersem derim....
Naz gülümser.....
Naz: Tamam .
Tarık ( içses): Toysun hal oğlum sen....Atlayacağı belliydi.....
Naz: E hadi neymiş diyeceğim.....?
Tarık: Tamam.....Söylüyorum......
Her ikisinin de telefonu çalar......
Naz: Harika kesin Belgin teyze......Klasik ya!
Tarık: Seni de kesin.......
Naz: Kim......Hiç arandım mı ben bu anlarda? Pes.....
Tarık: Bakmayacak mısın kim olduğuna? Çalıyor bak zır zır.....
Naz: Önce sen bak.....Bakmana gerek yok aslında Belgin teyze kesin.....
Tarık : Önce sen.....
Naz: Üffff ya .......Bir şeyi de fırıldak oyununa dönüştürmesen......Al işte .....Aaaaa halam!
Her ikisi de telefonu açar......
Naz: Hala? Ne var, bir şey mi oldu?
Tarık: Alo.....Buyrun Belgin hanım.....
Belgin: Az kalsın Naz’ı arayacaktım......Bu iki edecekti bugün.....Kapatıp arıyordum.....
Tarık: Arayamazdın , çünkü onunki de meşgul.....
Belgin: Neyse..... Hemen buraya geliyorsun!
Tarık Naz ‘a bakar.....Naz halası ile ciddi bir konuşma içerisindedir.....
Tarık: Çalışıyorum. Nasıl geleyim?
Belgin: Beni ilgilendirmez.....Burada ciddi bir kriz yaşıyoruz......Ancak sen olayı çözersin....
Tarık: Söyledim ya çalışıyorum.....Nedir olay?
Belgin: Buraya gelince öğrenirsin. Eğer on dakika içerisinde seni karşımda göremezsem Naz’a Tarık Tekelioğlunun kim olduğunu açıklamak benim için çocuk oyuncağı olacak.....
Tarık Naz’a bakar......
Naz: Ne! Tarık Tekelioğlu mu??!!!!!
Tarık eliyle telefonunun mikrofonunu kapatır......
Tarık: Duydun mu?
Naz da mikrofonunu kapatır.
Naz: Duydum tabi. Sağır mıyım ben......
Tarık Belgin’e döner......
Tarık: Alo bak duymuş.....Gerek kalmadı......Yani kusura bakma gelmiyorum.
Belgin: Tarık!!!!!!!! Tarık!!!!!!
Tarık telefonu kapatır.
Naz : Olmaaaaz. Yapamam..........Hala?!......Uff ya........!!!!
Tarık Naz’a bakar. Naz öfleyip pöfler bir süre.....
Tarık: Bu kadar mı?
Naz: Ne bukadar mı?
Tarık: Tepkin.
Naz: Ne tepkisi?
Tarık: Tarık Tekelioğlu........
Naz: Sen duydun mu benim halamla konuştuğumu?
Tarık şaşırır........Kendini toparlar......
Tarık: Hayır.....Sadece Tarık Tekelioğlu kısmını duydum.....
Naz: Halam ne istiyor benden biliyor musun?
Tarık: Ne?
Naz: Dünden beri gözüne uyku girmemiş........İlla Hulusinin oğlunun fotoğrafını görmek istiyorum diye tutturdu.....Bulup getirmeden eve dönmeyecekmişim......
Tarık : Bundan kolay ne var. Filizden yada Belgin hanımdan istersin. Olur biter.....
Naz: Doğru ya....Hadi gidiyoruz.
Tarık dalgınlıkla verdiği tüyonun kendi için olan felaketini fark eder......
Tarık( içses): Ehh be oğlum Tarık! Bari onca benzin harcama....Çek cep telefonun ile şurada resmini .....Al işte Tarık Tekelioğlu de.......Bul bir çıkış şimdi kolaysa.....
Naz: Eeeeeee? Ne bekliyoruz.....Hadi......
Tarık: Olmaz! Onlardan isteyemezsin?
Naz: Neden? Onlarda olmayacak ta kimde olacak.......?
Tarık: Halan ile Belgin hanım zaten çok barışık değil.....Hele şimdi bir de oğluşunun fotoğrafını istediğini öğrenirse Belgin hanım olay olur.
Naz: Oğluşu ha? Hıhıhıhıhıhıhıhıhıh......Güldürdün beni Tarık ya.
Tarık: Yani oğlunun demek istedim.....
Naz( Düşünür): Doğru söylüyorsun........Hmmmmmmm.
Tarık: Nereye gidiyoruz?
Naz: Belgin teyzelere tabi.
Tarık: Nasıl yani?
Naz: Halam’ın istediğini söylemeyeceğim......Çok zekice değil mi?
Tarık: Yaaaaaaaa.( Başını direksiyona yaslar)
Naz’ın telefonu çalar......
Tarık: Belgin hanım arıyor.......
Naz telefonuna bakar ve şaşkın Tarık’a......
Naz: Nereden bildin?
Tarık: Beni sık arıyor ya......Telefonun yaydığı özel titreşimden hissettim......Size geliyoruz de.....
Naz şaşkınlıktan trans olmuş bir halde robot misali gözleri Tarık ‘ta telefonu cevaplandırır.....
Naz: Belgin teyze........Size geliyoruz........

flower98
03-05-07, 23:05
Part 3
Belgin: Geliyor musunuz?
Naz: Geliyoruz mu dedim ? Pardon......Yani bir maniniz yoksa biz Tarık ile gelebilir miyiz?
Belgin: Çok sevinirim.....Hem Filiz de seninle görüşmek istiyordu.
Naz: Neden?
Belgin: Nazcım onu gelince Filiz’e sorarsın.....Haydi görüşmek üzere.....
Naz: Kapattı.......Filiz benimle görüşmek istiyormuş......
Tarık: Neden?
Naz: Hele bir gidelim sorarız Filiz’e.
Hulusilerin Evi
Belgin: Ayşe çabuk Filiz’e söyle buraya gelsin. Naz’ı karşılayacak....Konuşacakları var.
Ayşe: İyi de Filiz dışarı çıktı.
Belgin: Ne? ......Ne zaman?......Ben neden bilmiyorum?......Hele şu mutfaktaki sorun varken başımızda......!
Belgin cep telefonundan Filiz’ i arar.
Belgin: Filiz!? Neredesin sen?!
Filiz: Sinemaya girmek üzereyim Ümitle.
Belgin: Tamam sen Ümit ‘e söyle filme girsin. Sen hemen eve dön.
Filiz: Anne ? İyi misin sen?
Belgin: Şuna bak şuna. Nasıl konuşuyor benimle....Eve geliyorsun dedim o kadar.......Naz geliyor....Seninle görüşecek.
Filiz: Neden?
Belgin: Onu gelince kendin sorarsın.......Yalnız gel!
Filiz: Kapattı!
Ümit: Ne oldu ya?
Filiz: Ümit kusura bakma.....Eve gitmem lazım.
Ümit: Neden?
Filiz: Naz benimle konuşmak istiyormuş.
Ümit: Neden?
Filiz: Gidince öğreneceğim......
Ümit: Öffff ya.....O da gününü buldu yaaaaaa......Kaç gündür ilk kez zaman bulduk çıkıyoruz...ondada çıkamıyoruz...!
Filiz: Ararım seni....Belki diğerine gideriz......
Naz ’ ın Arabası.....
Naz keyiflenmiştir......
Naz: Demek sen kim bana nasıl bakıyor inceliyorsun?
Tarık: Görevim......
Naz: Demek görevin?
Tarık: Bana emanetsin......Dün bir bugün iki. Peşinde dolanınca......
Naz: Ama sende hemen yakasına yapışıverdin.......İnsan bir bakar.....Nasıl biri.....Niyeti iyi mi, kötü mü.....Hemen güm......
Tarık: Bu sefer baştan çözmek istedim.....
Naz: Bu sefer mi? Aaaaaaaaaaaaa anladım......Cenk, Bora, Mert ve Buraktan sonra........
Naz yandan yandan gülümser.......
Tarık: Neden sırıtıyorsun?
Naz: Ne? Yok bir şey.......Tarık?
Tarık: Efendim.
Naz: Eğer sen benim şoförüm olmasaydın.......
Tarık: Şu anda değilim mesela.....İstifa ettim ya....
Naz: Doğru.....Neyse......yine şoförüm olduğunda sorarım.....
Tarık( içses): Oyuna mı başladık yine....tamam......
Tarık: İstifa ettim ama henüz anahtarları teslim etmedim........Yani şoförün sayılırım.....
Naz: Sen de karar ver ama.....
Tarık: Sen karar ver......Bana söylemek istediğin şeyi şoförün olarak mı duymamı istiyorsun yoksa sadece Tarık olarak mı?
Naz Tarık’a bakar......Tarık da yoldan bir an için gözlerini Naz’a çevirir.......
Naz: O zaman beni şoförümmüşsün gibi dinle.......Eğer şoförüm olmasaydın beni bir bayan olarak beğenir miydin?
Tarık arabayı sağa çeker ve durdurur. Naz’a döner......
Tarık: Seni beğenir miydim......? Seni? Naz Özkul ’u ?
Naz merakla cevabı beklerken birden camın hızlı hızlı vurulmasıyla korkar....
Naz: Ay...!!!!!!!! Filiz? Korkuttun beni......Tam da zamanında geldin.......
Filiz ( cama vurarak içeri seslenir): Nabeeeeeeeeer? Beni karşılamaya mı çıktınız?
Tarık: Seni evde sanıyorduk. Hadi bin arkaya.
Filiz arabaya biner......
Naz: Ben de seninle görüşecektim.
Filiz: Biliyorum. Ben de o yüzden hızla eve gidiyordum. Abi? Giymişsin üniformayı yine.
Tarık: Yaaaaa hasret giderdik dünden bu yana ama birbirimizi yine özlemeye karar verdik....
Filiz: Bence de üniformasız daha cool.....
Naz: Öyle değil......Abin yine istifa etti.....
Filiz: Abi? Neden?
Naz: Sorumluluğu ağır geldi. Bir yandan Sofia bir yandan ben.....Zor tabi....
Tarık Naz’a bakar......
Tarık: Sofia meselesini kapadığımızı sanıyordum......?
Naz: Yani lafın gelişi......
Tarık: Filiz şöyle izah edeyim........Naz hanım ile patron – şoför ilişkisini yürütemiyoruz.....
Naz: Başka da ilişkimiz olamadığına göre.......
Tarık: Olamadığına göre mi?
Filiz gülümser......Naz alt dudağını ısırır......
Naz: Olamayacağına göre diyecektim......
Filiz : Tamam anlaşıldı........Ama demedi demeğin....Ne sen başka bir şoför ile yapabilirsin.....Ne de sen başka bir patronla.
Naz ve Tarık birbirlerine bakar. Tarık arabayı durdurur......
Tarık: Geldik.
Filiz: E hadi inelim......A..aaaa....Yani ben ineyim.......İniyoruuum....(kapıyı açar)..İndim......ooo....ooooooooo....bunlar çoktaaaaaannnnnn....
Hala birbirlerine bakmaktadırlar.......
Tarık: Duydun Filizi.
Naz: Senin duyduğun kadar......Doğru mu söylüyor sence?
Tarık: Sence?
Naz tam cevap verecekken camının tekrar telaşla vurulması ile korkar.....
Naz : Ay!!!! Belgin teyze.....?Tam zamanında yine.....
Belgin Naz’ın kapısını açar......
Belgin: Hadi kızım Naz.....Bak Filiz seni bekliyor......
Naz arabanın arka koltuğuna bakar.....
Naz: Filiz nerede?
Belgin: Odasında kızım......Seni bekliyor......
Tarık: Belgin hanım, bir sorun mu var.....?
Belgin: Yok......Önemli bir şey yok.....Mutfak kapısı sıkıştı açamıyoruz......Naz Filiz’in yanına çıksın , sen de bana yardımcı olursun....
Naz: Olur olur tabi. Her şey gelir onun elinden......Eli de ağırdır hani.....Vurdu mu indirir kapıyı.....
Tarık: Abartma Naz......
Naz: Niye....?Daha bir saat önce kapı gibi çocuğu devirdin tek yumrukla.....Yalan mı?
Belgin: Ne? Ne çocuğu.....?Ne devirmesi......?Kavga mı ettin yoksa.....?
Tarık: Uzun hikaye anlatırım sonra.
Arabadan inip eve girerler........
Naz: Belgin teyze? Mutfakta kimse var mı? Garip bir yanık kokusu geliyor sanki mufaktan....
Belgin (tedirgin): Yok ....yok....Sabah kek yapmıştı Hacer abla.....Yakmış.......Onun kokusu.....
Naz: Hmmmmm.....Bana o kek hala yanıyormuş gibi geldi.....Neyse ben Filiz’in yanına çıkayım , Tarık da size yardımcı olsun....
Naz yanlarından uzaklaşır uzaklaşmaz....
Belgin: Görüşecez seninle o kapı gibi çocuğu devirme meselesini......Ama önce şu Sadriyi mutfağımdan çıkart.....
Tarık: Ne?????
Belgin: Sabah kilitledi kendini mutfağa.....Gerisi kokuda saklı......
Tarık: Sadri yemek mi yapıyor bizim mutfakta?.....Neden?
Belgin: Ne bileyim.....Sabah’ın köründe hamur işleri ile dikildi karşımıza......Baban evden attı o gidince yine girdi ve mutfak’ a kilitledi kendini......
Tarık: Sadri?
Sadri: Sen misin Tarık....? Boşuna çağırmışlar seni....Açmayacağım......Ayşe’nin sözünü almadan buradan çıkmayacağım......Çıkıncaya kadar da pasta , börek ,çörek ne biliyorsam, ne bilmiyorsam pişireceğim....
Tarık: Sadri.......!!!!! Saçmalama.....Aç şu kapıyı.....
Sadri: Boşuna uğraşıyorsun Tarık.....Meseleyi çözecek kişi sen değil..Hacer anne......
Hacer oturduğu sandalyeden seslenir.....
Hacer: Ben alkolik ve saplantılı birine torunumu vermem......
Sadri mutfaktan geri seslenir.....
Sadri: Sen bilirsin Hacer anne....Ama malzemelerim bitene kadar ben burada hamur işlerine devam edeceğim.....Mutfak ta tıka basa dolu olduğuna göre gerisini sen düşün.....
Belgin: Rezil olacaz Naz’ a....İnşallah Filiz uzunca oyalar.....Ne diye ona buraya geleceğini söyledin ki ?
Tarık: Ben bir şey demedim.....Başka bir iş için geldi o?
Belgin: Ne işi?
Tarık: Benim fotoğrafımı isteyecek sizden.
Hacer: Her an dibdibesiniz yetmiyor mu?
Belgin: Kız kararlı Hacer abla....Alacak oğluşumu elimden.....
Tarık şaşkın annesine bakar....
Tarık: Ne?????
Belgin: Bakma öyle.....Sen şu Sadriyi çıkar önce oradan......
Sadri: Boşuna uğraşıyorsunuz.....Ayşeyi verin çıkayım.....Bu arada bu mavi ciltli yemek kitabının tarifler tutmuyor.......
Naz üst katta Filiz’in odasına girmiştir bile........Filiz elini yüzünü yıkamak için banyoya gidince gizlice çekmecelerini açıp kapamaya başlar....
Naz: Mutlaka bir resmi vardır ......İşte albüm........
Naz bulduğu bir albümü alır ve hızla resimleri çevirir.....Bir çok resim geçer gözünün önünden......
Naz: Filiz......Filiz.......Filiz-Belgin teyze.......Tarık........Tarık-Filiz......Aaaaa Tarık-Filiz Belgin teyze......Ya nerede bu öbür Tarık........?
Birden gözü bir resme takılır.....Bakışları donar......Gözleri dolar......Aniden kapı açılır ve....

AneLkALeX
04-05-07, 15:03
(tarık oguzun arkasından kosar. Naz bunu fark eder olaya mudahale etmek ıcın asagıya ıner Tarık'ın cocuga vuracagını bıldıgı ıcın Tarıktan once davranı ve zılını calar
tarık dovmekten vazgecer ve konusmaya baslar cocukla tehtıd savurarak
bır daha o kızın etrafında senı gorursem bacaklarını kırarım
sey sey yanlıs anladınız
ben sadece burda gecıyordum ve boyle bır guzellıgı gorunce dayanamadım baktım yanı baka kaldım
sana bı cakarım hastanede doktorlara bakarsın
sımdı kaybol
der ve naz hemen mudahale eder
ne yapıyorsun sen Tarık
sen benım emrımde calısan bır soforsun unutma
sızde kusura bakmayın soforum bıraz asıdır de)

naz: (tarık senı bastan egıtcem anlasılan ama busefer benden baskasını gormeyeceksın.nee dıorsun naz senn kendıne gel bole bişe olamaz artık) buyrun lutfen sız soforumun kusuruna bakmayın biraz agresiftir babam ona benı emanet ettıgınden bole davranıyor dımı tarık
tarık: yaaa ne demezsın
naz: bişemii dedın tarık
tarık: evet aynen sızın dedıgınız gıbı naz hanım baska neden bole koruya bılırımkı sızı
naz: neeee
tarık: bosverın naz hanım
naz: neysee buyrun sıze bıseler ıkram edıyım hemde soforumun kabahatını affettıreyım
X: onemlıı deyıl cnm bende olsam bende bole bır gusel bayanı korurdum
naz: cok nazıgsınız saolun
X: gerçekleri soluyorum
naz: ( naz utanır ve kızarır )
tarık: ohh oohhh allah muhabetınızı artırsın demek ole naz sen bilirsin bundan sonra seni kimseden kimseden ama ben seni kıskanmadan yapamam kii ahh naz ahhh

/ahhh anne ahhh bana yaptıgın bu kotu iyiligi asla unutmayacagım
belgin: acaba tarık nee yapıyor
filiz: sence ne yapabılır bence işinin ılk ondakkasında sınırsıtresı olmus
sonrakı 10 dakkada kendını dıreksıyona vuruyordur ve en sonunda işi bırakıp ıtalyaya kacıordur heralde suan
belgin: neee ıtalyayamı kacıyordur aaa
filiz: heralde sen olsan nazın patronluk kaprıslerıne katlanabılırmısın
belgin: hayır aslaaa aahh belgın ahh bu kız tarıkı ilk ondakkada sınır etmıs sonrakı 10 dakkada kafasını dıreksıyona vurdurmustur ve tarıkın kafasından ıtalyaya kacma dusuncelerı suan geçior olabılır

belgin: hemen bişler dusun belgın dusun dusun onların aralarını duzeltmenın bır yolunu bulmalıyım
sanırım buldum (telefonla nazı arar mrb nazcım senın hanı yarım kalan bır stajın vardı heee dekanla gorsutum bu stajları mutlaka yapman gerekıormus bu yuzden senle tarıkı yani şöförünü bodruma tatıl koyune yollayacam orda aksamları ıkınız calcaksınız peki belgin hanım nazcım en ıyısı sen tarıkıda al bıze gell detaylı goruselım
peki belgın hanım 30 dakkada ordayız
kaparlar telefonu ) belgın : der
begin: derin bır ohhhh ceker
naz: benım kalkmamlazım acıl bır gorusmem var senınle tanıstıgıma memnun oldum bu arada
x: bende naz sonra yıne gorsurmuyuz peki
naz: (tarıka bakar) seyyy benım gıtmem gerek sonra gorusurz byy
tarık: nıhayet bıttı hanfendının sohbetı
naz: (zili çalar naz) tarık kapıyı acar ve arabaya bıner naz
tarık: ( bın bakalım basımın belası bınn)
muhabettınız ne guseldi neden kalktınız bırden bole konussadınız
naz: sonra goruscezz zatenn cok ıyı bır cocuk hem hatırlatırım şöförün patronuyla konusması uygun deyıldır
tarık: susar ve arabayı surer
naz: ee nere suruyorsun nere gıtcegını bıliyormusun
tarık: yuzuyle işareti yapar
naz: dılınımı yuttun tarık
tarık: şöförun patronla konusması uygun olmaz unuttunuzmu gorgu kuralı
naz: bu senin işin işin dısında bişe soramazsın
tarık: nereyeee
naz: naz hanım dıyecektın
tarık: nereye gıdıyoruz nazhanım
naz: belgın hanımlara
tarık: heeh gene nee yapıorsun anne der içindenn
hatice: vahi tatıle gitmiormuyuzz bu sene yaav havalarda ısındı baksana
vahi: ablaa işler çok yogun bu sene bıraz zor gıbı
hatice: neeeeeee vahii sen kucukkende boledın hepp sorun cıkarırdın
ümit: yaaa baba sınav oncesı gusel olurduuı hanıı fılızde gelırdı belkıı
hatıce: vahi ümit dogru soluyorr çocuk sınava gırcek gıtmek şart kafasını dagıtmalı demıı
vahi: (vahi sert çıkar) o 3 senedır dagıtıyor kafasını şimdi çalısma zamanı der ve konu burda kapansın dertatıl yok busene
hatice: uyuzz şey ne olacakk
hulusilerin kapı onu tarık-naz arabada konusma
tarık: sinirli bir şekilde arabayı kenara yanastırır ( naz bunu fark eder )
naz: neyın var senın gene
tarık: yok bişeyim
naz: sen bilirsinnn anlatmak istersen dinlerim bilirsin
tarık:şöförlerin patronla konusmaları gorgü kurallarına uymaz naz hanım
naz: hızlıca arabadan ıner
(tarıkta iner)
belgin: (belgin kapıyı acmıştır)oo nazcım hosgeldın buyur gel geç içeri (tarık sınır kupu olmuss basından dumanlar cıkıyor artık belgın tarıkcım sende gelsene oglum içeri )
naz: o orda dursun tozlanmasın araba
belgin: olurmu nazcım oda buraya gelsın sonucta stajda yardımcı olcak sana
naz: (içeri yurur gider)
tarık: bu yaptıgını unutmayacagım anne
belgin: konusma tarık dedıgım de ıtalyaya gıtsedın suan burda nazı cekmıyordun ama sen ne yaptın vazgeçtin gitmekten nedenınıde anlamıs degılım zaten
tarık: şeyyyy ( afallar bır anda tarık) şeyyy
belgin: neyse şeyyydemeyi bırakta içeri gell tarık
tarık: babam yokmu
belgın : yok gitti
belgin :evet nazcım nasılsın şöförunden memnunmusun
naz: valla biliyorsunuz kerem benı buraya 6,59 snyede getırıyordu ama tarık yarım saatte zorla getırdı
tarık: benım bu dakıkanın altında buraya gelcegımı bu odadakı herkez biliyor
naz: heeeee sen alfonsodun demı unutmusum ama şöförsün burda şöför tarık
tarık: sen bana sabırver allahım
naz: efendım...
tarık: yok bişe
belgin: aaaaaa durun bakıyım ılk gunden bole ne bu kavga şimdi konuya gelelım naz senın yarım kalan bır stajın vardı bız onu unutmustuk tamamıyle
naz: yaa evettt
belgin: işte dekanla konustum okul tatıle gırcegınden senın stajını yazın yapmanda karar aldık
naz: yazınmıı ama tatıl nee olcak
belgın: merak etme hem iş yapcaksınız hemde tatıl yapcaksınız
tarık: nızzzmıı
naz: sende benle gelceksınn
belgin: evet yapcaksınızz tarık sizi bodrumun en gozde tatıl koylerıne yollayacam ıkı hafta sonra
orda tatıle koyunde aksamları çello ve gtar la sahne alcaksınız
naz: ( telefonu çalar ) efendım ümit ümit: naz cabuk eve gel babamın bu senekı yaz tatılımızle ılgılı dusuncesını duyunca ne yapcan bakalım
naz: ne dıyorsun ümit
naz: tamam gelıyoruz hemen belgın hanım kusura bakmayın umit telefonda bişeler soledı anlayamadım ne dedıgını biz eve gıtsek ıyı olcak
belgin: peki nazcım ben senı arayıp bılgı verırım
naz: tamam cok saolun belgın hanım hulusi amcaya da slm soleyın
belgın: olur solerım
tarık: buyrun naz hanım
naz: şapka dısardayız hala tarık
tarık: sınırlı bır şekilde şapkayı takar kafasına
(yol boyu konusmazlar tarık'ın yuzunde tebessum olur )
naz: neden sırıtıyorsun
tarık: hiççç eski patronumla uzun yolculuklarımız geldıde aklıma onlara guluyorum
naz: neden cokmu komıktı yolcukluklarınız
tarık: yok aksıne cok cokkk cokk
naz: çokk nee
( bu sırada tarık onundekı arabayı yenı farkeder vee anıden bır manevra yaparak carpmaktan kurtarır kendılerını )
naz: onune bakk
tarık: siz konusturdunuz beni
naz: hee yanii suçluu benim
tarık: ewt bencede şöförlerın patronlarıyla konusması ıyı deyılmıs

vahi eve gelmişlerdir
buyrun naz hanım
naz: fazlaa havalara gırme eskı patronun gıbı bır yolculuk olmayacak bu uzun yolculuk
tarık: nasıl bır yolculuk olmustukı
naz: işte senın o çokk çokkk
tarık: çokk neee
ümit: naz nerdesın gelllcabuk ev oylaması yapcaz
naz: neeeümit : sende gelll alfonso
naz: (naz lafını tamamlayamadıgı için hemen içeri kacar)
tarık: koskoss ama nasılsa yolumuz uzun naz
ümit: naz babamız bizi tatıle goturmuyormus bu yaz
naz: o senın sorunun ümit ben bodruma gıdıorum stajımı yapcam hemde tatılımı
ümit: ohh ohhhh babam senı tek basına yollamaz kı benıde yanında yollar yasasın
naz: okadar sevınme ümit tek gitmiyorum
ümit: kımle gıdıorsun
vahi: evet kımle gıdıorsun naz
naz: alfonsola beraber
ümit: alfonsonun ne işi var
naz: oda bana gtar la eşlik edecek onsuz çalamam orda
ümit: goruyorsun demı hala nazın tuzu kuru ohh
hatıce: heralde olum bıde yanında bole yakısıklı bır deli kanlı var tabi tuzu kuru olcak
naz: neeeee
hatıce: olmaz ben alfonsoyu ordaki kartoloz kızlara bırakmam
ümit: ne kartolozu hala afetler ordakıler
tarık: gulumserrr
naz: neee cıtırlarmıı
ümit: evet çıtırlar
(naz tarıkın gulumsedıgını gorer ve tarıka bakıyorumda yuzunde gulucukler acmış vallaa orda bır kıza bakk yanarsın tarık)
vahi,ümit,hatice: nedennnn yanıormuskııı nazzzzz !!
tarık: evet neden yanıyorumm
naz( afallarrrr neee yapcagını sasırır)
naz: şeyyy şeyy heee ıtalyada sofıacık tarıkı beklıyor oda bodrumda kızlara bakcak hee valla ben bırakmam kımseye bakamazsınn
tarık: merak etme okadar asıgımkı orda baskasınııı goremem
naz: ( naz tarıkın kendınden bahsettıgını anlamıstı vee yuzunde gulucukler olmustuu )
neyseee ben odama cıkıp çello çalışcamm
/ naz: sende gtar bulda bır yerden kendıne aksam prova yapalım
tarık: peki
naz odada tarıkın assagıda soledıklerını dusunur ve bırdenn ole bir çello çalarkii evdekıler nazın bole bir çello çaldıgını ılk defa duymuslardı naz çelloyu askıyla çalıyordu
naz: tarık hadı gıdıyoruz
tarık: nereye gıdıyoruz naz hanım
naz: bugun senın sert davrandıgın cocuk benı bara cagırdım
tarık: nee
naz: neee nee hadı fılızle umıtte gelıyor
tarık: buyrun nazhanım
naz: ustunuu deyıs bole gıremezsın içeri
tarık: ben şöförum naz hanım sizin orda rezıl olmanızı ıstemem
naz:uzatma tarık gıt ustunu deyıs kardesının yanında senı bole orda arabada bekletemem sen filize dua et
tarık: ustunu deyısıp geldı
naz: yakısılısın bu gece kımbılır kac kızın canını yakarsın
tarık: naz sen benım canımı nasıl yaktıgının farkında deyılsın
naz: bişe mideedin
tarık: sızde cok gusell ve şıksınız dedım o cocugun bası doncek bu gece
(naz tarıgın yuzune bakarakkk arabaya bıner)
naz: filizi almaya gıdıoz
tarık: kendısı gelsın
ümit: alfonso hadı ama
(tarık sınırlı ama bır yandanda oraya korkarak gıtmektedır babasına yakalanma korkusu içinde sınırlı bir şekilde arabayı surer)

filiz: slm mıllet nbrsınız nasılsınız
ümit: iyiyizzz cnm filiz
naz: iyiyz saol filizcim
yalnız abın sorunlu galıbaa somurtuk suratlı baksana
filiz: aaa abii neyın varrr
tarık : yok bişeyim iyiyim bennn filiz
(gece kulubunun onune gelırler ve içeri girirler filiz ile ümit önden gırerler içeri)
naz: offf bır arabayı park edemedın tarık
tarık: sıze dedım sızde ının ümitlerle beraber gıdın
naz: onlarlaa gıtsedım sen gelmezdınn tarık bana 9 aydır tanıdıgım adamı anlatma şimdi
tarık: buyrun naz hanım
naz: ( naz hızlı bır şekılde kulube gırer ardından tarıkta gırer)
heee mrb nasılsınnn
X: hiç gelmeyeceksın sanmıstımm
naz: geldimmm iştee bıraz kafa dagıtmamız gerekıyorduu dedım evde durmanın manası yok gıdıyım
X: sevindimm
tarık: bana bır vıskı versene
naz: ( tarıkın içki aldıgını gorunce kosarak elınden içkiyi alır) nee yapıorsun sen tarık
tarık: ne yapıyorum
naz: alkol alamazsın senn aksam eve kım goturcekk benii
X: dans edelımmı naz
naz: peki
( naz gene tarıkı cıldırtırrr cak sekılde dans ederrr)
X: ben wc gıdıp gelıyorum
tarık: tarıkda arkasından gıttı
naz: naz tarıkın peşinden gittigini gorunce kosarak tarık dur der
naz: nere gıttıgını sanıyorsun rahatbırak cocuguu sakın dokunma ona
tarık: neee ben dısarı gıdıyorum hava almaya naz hanım
naz: bende seyyy sandım cocugu gene doveceksın digerleri gibi
tarık: nedenn dovuyummkii
naz: (cvp veremez)
tarık: ( dısarda yeterı kadar hava aldıktan sonra anıden içeri gelir)
ve tarık nazın kolundan tuttarrr

43 bolum sonu:img-wink:

flower98
04-05-07, 15:20
Part4
Filiz içeriye girer.
Filiz: Naz? Sen ne yapıyorsun orada?
Naz gözlerini Filiz’e çevirir.Elindeki resme bir kez daha bakar ve onu yatağa bırakır. Kapıya yönelir.....
Naz: Kusura bakma Filiz......Sadece diğer Tarık abinin bir resmini arıyordum. Halam için......Ama....
Naz kırgın Filiz’in yanından geçer ve merdivenlerden aşağıya inmeye başlar.....Gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştır bile......Filiz ise yatağa bırakılan resmi eline alır......
Filiz: Eyvaaaaaahhhhhhh!
Filiz de Naz ‘ ın peşinden odadan çıkar....Naz henüz aşağıya varmamıştır. Filiz Naz’ı yukarıdan izler. Tarık mutfak kapısının dibinde içerideki Sadri ‘ yi ikna etmekle meşguldür. Belgin ve Hacer de salonda oturmuş ağlayan Ayşe ile ilgilenmektedirler.
Naz: Arabanın anahtarlarını alabilir miyim?
Tarık arkasını döner ve Naz’ı göz yaşları içerisinde görünce çok şaşırır.
Tarık: Naz? Ne oldu? Yoksa Filiz mi........?
Filiz den dolayı üzüldüğünü düşünen Tarık birden öfkelenir ve Filiz’in odasına doğru bakar. Bir adım attığında ise Naz ona engel olur.....
Naz: Anahtarlar lütfen.....Filiz ile konuşamadık bile......
Tarık: Ama sen neden böyle üzgünsün.....Naz....( onu iki kolundan kavrar ve gözlerine bakar)...Ne oldu?
Naz: Benim gitmem gerekiyor Tarık....Anahtarlar lütfen?
Tarık: Seni böyle hiçbir yere göndermem......Böyle asla.....
Naz hıçkırıklara boğulur. Tarık onu kollarına alır. Sıkıca sarılır Naz’a. Başını okşarken çaresizlikle annesine bakar. O da durumu merak etmiş onlara doğru gelmektedir. O anda Filiz Belginin karşısına dikilir ve fotoğrafı gösterir......
Filiz: Naz bunu bulmuş......!
Belgin fotoğrafa bakar ve sonra bakışlarını Tarık’a çevirir.
Belgin: Bir gün öğrenecekti zaten.......
Naz ‘ın hıçkırıkları biraz kesilmiş ve kendini Tarık’ın kolları arasından kurtarmıştır .....Belgin’e bakar ve kapıya doğru koşmaya başlar.....
Tarık: Ama henüz öğrenmemeliydi......Bugün değil.....Ben kendim söyleyecektim.....
Tarık Naz’ın peşinden gitmeye yeltenir.....
Belgin: Dur! Hiçbir yere gitmiyorsun!
Tarık dinlemez.....Kapıya ulaşmıştır ve tam açacak iken......
Belgin: Eğer şu an o kapıdan çıkarsan bir daha dönme......Sana dur dedim duymadın mı....!
Filiz: Abi lütfen!
Bu arada Belgin de Tarık’a yaklaşmıştır.......
Belgin: Sen gitmeyeceksin......Ben konuşacağım Naz ile......Çekil....
Belgin dışarı çıkar. Naz cep telefonu ile bir taksi çağırmıştır ve yine hıçkırarak ağlamaktadır.....
Belgin: Nazzzzzz!
Naz mendil ile burnunu siler....Gözyaşları sel olmuş akmaktadır.....
Belgin: Naz seninle ben konuşacağım......
Naz yine cevap vermez. Belgin resmi Naz’a gösterir.
Belgin: Bu çok az kimsenin bildiği ve gördüğü bir resim. Çok az......Sen nasıl gördün bilmiyorum ama.....
Naz: Ben.....Ben sadece.........( ağlaması şiddetlenir)
Belgin: Gel benimle......Sana her şeyi anlatayım......Bu benim için de zor......
Naz: Ama taksi?
Belgin: ( Bahçivana seslenir) Oğlum taksi gelirse geri gönder.
Naz’ ın koluna girer ve eve dönerler. Kapıdan içeriye girdiklerinde Ayşe, Filiz ve Sadri Tarık ‘ın etrafında durmuş onu sakinleştirmeye çalışıyorlardır.
Tarık: Naz......?
Belgin: Biz Naz ile baş başa konuşacağız......Sadri?
Sadri: Özür dilerim Belgin teyze......Herkes kapıdan çekilince merak edip çıktım......
Belgin: Naz ile konuşayım, sıra sana da gelecek......
Naz Belgin ile merdivenlerden yukarıya çıkarken bir yandan hıçkırmakta, diğer yandan kendisini endişeli bakışlarla izleyen Tarık’a ara ara bakmaktadır........
Tarık: Annem neden konuşuyor ki Nazla.......?Şimdi daha kötü olacak......! Offfffff......ya ne gün ya!!!
Filiz: Abiiiiii. Bence annem sana yardım edecek. Sen dedin ya henüz öğrenmemeliydi diye....
Tarık: Bilmiyorum Filiz......Ben çıkıyorum....Gelirim sonra......
Filiz: Nereye?
Tarık: Araba sürmem lazım benim......Nazlara gidip üstümü değişeceğim.....Değişmişken eşyalarımı da toplarım.....
Sadri: Tarık bekle ben de geliyorum......
Tarık: Amman Sadri sakın!
Sadri: Ama neden?
Tarık: Birincisi üstün başın un içinde. Ayrıca üzümlü kek gibi kokuyorsun. Hiç sevmem......!
Tarık koşar adım evden çıkarken Sadri bozuk peşinden bakar....
Filiz: Sadri sen şimdi duşa gir, Ayşe de sana abimden bir şeyler getirsin....
Sadri : Olur....
Ayşe: Olmaz.....
Sadri : Neden?
Ayşe: Neden olacak....Rezil oldum burada herkese......Hem önce mutfak’ ı dağıttığı gibi toplasın...
Sadri: Ben mi? Ama ben fırıncıyım......Bulaşıkçı değil.....
Ayşe: Hiç bahane bulma.....Doğru mutfak’a.....
Sadri daha cevap veremeden Ayşe arkasından iterek onu mutfak’a sokar......Filiz peşlerinden bakıp gülmektedir.
Filiz: eeeeee kaldım mı tek başıma? Ben de Ümit’i arayayım bari......Alo Ümit.....?
Hacer: Fırsatı da hiç kaçırmıyorsun......Ben de şunlara bir bakayım......Mutfak iyiden elden gitmesin sonra.....
Belgin’in odası.....
Belgin: Naz sen şöyle geç.
Naz ağlayarak oturur. Belgin de yanına geçer.....
Belgin: Bak Naz. Evet bu resimde gördüklerin seni şaşırttı ve üzdü. Ama bak.......Bu Hulusi amcan......Oğlum Tarık .......Yataktaki de benim. Kucağımda da o gün doğan kızım Filiz var.....
Naz bir yandan gözyaşlarını silmekte, diğer yandan da giderek arttırarak ağlamaktadır.....
Naz: Zaten şurada yazıyor. Kızım Filiz aramıza hoş geldin diye.....
Belgin: Evet doğru okumuşsun....
Naz: Neden bana yalan söylediniz......Filiz kendi kızınızmış işte!
Belgin: Evet anlıyorum üzüntünü.....
Naz: Anlayamazsınız....Bu durumda Tarık.......!
Belgin: Ne olmuş Tarık’a ? O hala Filiz’in abisi....
Naz: Ne? Üüüüüüüüüüüü.......Bu daha da kötü ya.......Üüüüüüüüüüüüü!!!!!!
Belgin: Bak Naz.......Bu resimdeki Filiz ile aşağıdaki Filiz aynı Filiz değil.
Naz birden ağlamayı keser. Belgine bakar.....
Naz: Nasıl yani?
Belgin oturduğu yerde biraz yan döner ve bakışlarını Nazdan çevirir.......Hafiften bir hıçkırık ve sonrasında burun çekme sesi duyulur.....Naz elini Belgin’in omzuna koyar......
Naz: Belgin teyze ne oldu?
Tarık arabaya binmiş gidebildiği kadar hızlı Nazlara gitmiştir..... Bir yandan söylenirken diğer yandan soyunmaktadır...
Tarık: Ne diye üzülüyorsun ki oğlum.....? Sen zaten istifa etmemiş miydin.....Eeeeeeeeee?......Ama Naz’ın o hali........Hangi resmi gördü acaba.....Babamla olan resimlerden mi.......Yoksa .......Kızlarla olanlardan mı gördü.....? Annem de neler anlatıyordur.......Fırsatı bulmuşken iyice uzaklaştırır Naz’ı benden.......Ya ne unutkansın Tarık ......İstifa ettin zaten......Ne yapacam şimdi.......işsiz kaldım yine.......Balıkçı teknesiyle mi kaçsam İtalyaya......Şu Sofianın söylediği tekne ile?
Telefonu çalar.......Arayan Nazdır.....Tarık telefona bakar uzun süre ama açmaz.Kanepeye oturur. Arkaya yaslanır........Telefon yine çalar......Arayan Belgindir......Yine açmaz......Arkasına yaslanır yine.......Tekrar çalar telefon........
Tarık: Offffff ya insana hiç saygı yok.....Düşünmek istiyorsun, santralden beter oluyor dünyan........Filiz arıyor şimdide.....
Tarık telefonu yine açmaz.....
Tarık: Offfff ya. Bir Sadri kalmıştı.......O da ararsa tam olur.....
Gerçekten de telefon çalar. Arayan Sadridir. Tarık gülümser ama açmaz.......Tam telefonu kapatacak iken bir mesaj gelir......
Tarık: Bakalım kimden......Naz ! “ Gel beni al.......Belgin teyze bana her şeyi anlattı....seni bekliyorum...”

flower98
04-05-07, 19:47
Part 5
Tarık : Gel beni al! Hala şoförü olduğumu sanıyor.....Bu kız yakın geçmişi hatırlamıyor.....Alzheimer var mı acaba Naz’ın ailesinde.....?.Baba tarafında yok ta , anne tarafını bilmiyorum.....
Bir mesaj daha gelir. Tarık mesajı açar......
Tarık: Annem........” Çabuk gel Naz’ ı buradan götür, fenalık bastı”........Kolay mı anne......Sen bir de bana sor dokuz buçuk aydır nasıl katlanıyorum..........Allahtan o zili attım.......
Tarık topladığı eşyalarına bakar. Bu arada bir mesaj daha gelir......
Tarık: Sadriden değilse ne olayım! Aaaaaa bak demedim mi?.....” Tarık! Beni kurtar......Bulaşık yıkamaktan ellerim çekecek!” ......Oh olsun sana......Hahahhahahah...Gideyim bari......Bir gidişle üç kişiyi birden kurtaracam.....Hiç de güleceğim yoktu.......
Tarık bahçeye çıkar ve arabaya doğru ilerler......
Tarık: Yalnız bir dakika......Annem ne anlattı Naz’a?.....Pot kırarsam kötü olur......
Tarık telefonunu çıkartır cebinden ve Belgin’i çevirir......
Belgin: Alo......? Hüüüüüüü....... ..Ühhhüüüüüüüühüüüüüüüüü...... Efendim?..... .Ühühühüüüüüü!
Tarık: Anne? Anne ne oldu? İyi misin? Alo......? Cevap versene.....?
Belgin: Ühhhhhhüüüüüüüüü........!!!!!!ÜÜÜÜÜÜÜ!!!!!!!!! Senin yüzünden......üÜÜÜÜÜüüü!!!!!
Tarık: Söyler misin ne oluyor.....Neden ağlıyorsun.......?Anne sen ağlamazsın hiç böyle?
Belgin: Evladını kaybeden her anne .........Üüüüüüüüüüüüüüüüü.....!!!!!!!
Tarık: Ne diyorsun sen? Filiz?????
Naz: Alo Tarık......( Burnunu çeker)......Belgin teyze şu an çok üzgün......Teselli edemiyorummmmm!!!!!!
Tarık: Filiz’e bir şey mi oldu? Belgin hanım neden böyle ağlıyor.......?
Naz: Küçük Filiz için ağlıyor......Ben bilseydim......Nereden bileyim......Sen de hiç söylemezsin ki böyle şeyleri......Bir annenin yaşayabileceği en kötü olaylardan biri olmalı bu....Ah ne acı ........Üüüüüüüüüüüüüüüü!
Tarık telefonu kapatır.....
Tarık: Allahım annem kim bilir ne anlattı.........Filiz’i mi arasam?
Tarık Filiz ‘i çevirir.....
Tarık: Alo? Filiz?
Filiz: Ne o abi? Benzin mi bitti?Rahatladın mı biraz......?
Tarık: İyim ben. Ama annem çok feci durumda.......Bağıra bağıra ağlıyor telefonda......Evladını kaybeden her anne falan dedi bana.....Naz hangi resmi gördü bu arada?
Filiz: Nihayet sormak aklına geldi demek.....Benim doğduğum gün hastanede çekilen resim....Hani beni hemşire yanlışlıkla başka bir aileye vermiş de son anda babam fark etmiş olayı....
Tarık: Hatırlamam mı? Annem sana çok kızdığı zamanlarda babama , “yok bu kız hastanede gerçekten karışmış” derdi hep.....Ağlardı sonra.....
Filiz: Abiiiiiiiiii......! Neyse Ümit ile buluşcam.....bye.....
Tarık: Anladııııııııım.....Kesin kızım hastanede kaçırıldı gibi bir şey anlattı annem Naz’a....Görecez.
Tarık Hulusilere kısa zamanda ulaşır. Eve girdiğinde bir çok manzara ile karşılaşır....
Bir tarafta Hacer bastonunu yere vura vura mutfak’ın önünde söylenirken, Ayşe elleri köpük içinde olan Sadri ‘yi mutfaktan kaçmasın diye önlüğünün iplerinden yakalamış geri çekmeye çalışmaktadır.....Salonda ise Naz elinde kolonya Belginin etrafında dört dönmektedir.....Tarık’ı görünce koşar koluna yapışır hemen.....
Naz: Tarık ne olur götür beni......Belgin teyze çok perişan ve kızgın......Yıllardır o resmi görmemiş......Görüp olayı anlatınca böyle oldu......Valla ne dediysem avutamadım.....
Tarık: Tamam Naz......Sen arabaya geç.....Ben biraz konuşayım Belgin hanımla gelirim.....
Sadri de Tarık ‘ ı görmüş seslenmektedir......
Sadri: Tarık.....!!!!!! Kurtar beni!!!!!Tarık bak beş santim çektim bile.......
Tarık: Bakayım.....Hahahahahah......Ayşe ile daha çok yakışmışsınız birbirinize.....Bir iki santimlik daha yıka bence.....mükemmel olur......
Hacer: Bir de sen başlama.......Sustur şu anneni......Kafam şişti zaten......
Tarık Belginin yanına gider......
Tarık: Anne! Naz arabada......
Belgin susar.....Gözlerini siler mendille........Sonra Tarık’ın kulağına yapışır.....
Tarık: Aaaaaaaaaaaahhhhh çekme anne ya!
Belgin: Çekmeymiş......Ben seni kurtaracam diye bir saattir neler çekiyorum.......
Tarık: Filiz’i kaçırdılar mı dedin.....?
Belgin: Nereden bildin......Kaçırdılar ve bulamadık dedim......Sizi de evlat edinince kardeşinin adını Filiz olarak değiştirirdim dedim......Kendim uydurdum , ama nasıl anlattıysam içime kurt düştü......Neredeyse oluyordu böyle bir şey biliyorsun.....
Tarık: Bilmez olur muyum? Sen şüphe duyarsın ya bazen Filiz’in öz olup olmadığından.....
Belgin: doğru.....Bir sana bak bir ona....DNA testi yaptıracam yarın!
Tarık: Ne????? Anne sen ciddi misin?
Belgin gülümser.
Belgin: Hadi sen Naz’ı götür bir an evvel.......
Tarık Belgin’i yanağından öper......
Tarık: Sağ ol......
Belgin: Öğrendi diye öyle üzgün baktın ki dayanamadım......Ama sen bütün bu yalanları nasıl affettireceksin sonra bilemem......Bizi de alet ettin......
Tarık: Merak etme.....En kısa zamanda......Bu arada......İstifa ettim
Belgin: Ne?? Yine mi? Olmaz öyle şey.....Ceza süresinin bitimine kadar Naz ile çalışacaksın.....İş ve işçi bulma kurumu muyum ben?
Tarık: Ama anne.....O üniforma içinde patlıyorum......Şapka desen yakında kepek yapar saçıma.....Bi de zil çalıyor ....Dilili dilili Tarık gel......Tarık git........Pavlovun köpeklerinden beter oldum elinde....
Belgin: Ben Vahi beyle konuşurum......Sen bir şey deme.....
Tarık: Mecbur olmasam.....Bir dakika....
Belgin: Eminim......Hadi bekletme kızı...Gelir şimdi......
Tarık mutfak’ın önünden geçerken Sadrinin sesini duyar. Mutfaktan yavaşça içeri bakar......Sadri yemek masasının üstünü silmektedir. Silerken de şarkı söylemektedir:
Ah bir varmış bir yokmuş
Eski günlerde
Zavallı bir Sadri yaşarmış
Boğaz içinde....
Hamurları açarmış
Ekmekleri yakarmış
Bulaşıkları
Şıkır şıkır yıkarmış....
Ayşe de sandalyede oturmuş gülerek Sadriyi izlemektedir....
Ayşe: Tamam. Sıra erzakların kavanozlarını yıkayıp yerleştirmeye geldi...
Sadri elindeki bezi masaya atar....
Sadri: Yeter ama ya. Naz dan beter oldun.....
Tarık görünce hemen lafı değiştirir.....
Sadri: Tarık bak masa silmek araba camı silmeye benzemez.....
Tarık: Size kolay gelsin.....Nazların da yardıma ihtiyacı var Sadri....Berrak gitti ya.....
Sadri: Ha ha ha !! Rezil ettin beni Ayşe rezil......
Ayşe: Onu mutfak’a kendini kitlemeden evvel düşünecektin.....
Tarık Naz’ı daha fazla bekletmemek için evden çıkar ve arabaya biner. Naz arka koltukta elinde kağıt kalem bir şeylerle uğraşmaktadır.....
Tarık: Naz ne yapıyorsun?
Naz başını kaldırmadan.....
Naz: Plan.
Tarık: Ne planı? Bir yer mi soyacaz.....?
Naz: Hiç komik değil. Birini bulma planı.
Tarık: Kimi......?
Naz: Gerçek Filiz Tekelioğlunu!

flower98
05-05-07, 18:35
Part6
Tarık gülmeye başlar......
Naz: Pardon.....? Yanlış bir şey mi söyledim?
Tarık: Sherlock Naz ve yardımcısı Dr. Tarık Watson.......Böyle bir ikili canlandı da bir an gözümün önünde.........
Naz: Bence iyi bir ikili olurduk.....Ama sen böyle dalga geçeceksen ......Bilemem yani!
Tarık: Naz bu konu çok hassas.....Etrafta dolaşıp yirmi yıl önce kaçırılan şu bebeği arıyorum mu diyeceksin ?
Naz: Hayır.....Önce hastaneye gidip kayıtları inceleyeceğim......
Tarık: Tabi tabi . Emin ol ki kayıtlar bir gün gelecek olan bayan Sherlock Naz için saklanmıştır...Naz! Saçmalama......Zaten bu konu sır......Aile sırrı......Ortaya çıkmasını da hiç istemiyorlar.
Naz: Ama olur mu ya? Kayıp olan kendi çocukları.......
Tarık: Sen hiç kendini yorma . Hulusi amcanın bu konu üzerinde çalışan bir ekibi var.....
Naz: Ama görünüşe bakılırsa ekip hiçbir şey yapamamış.....
Tarık: Sen bu konuyu hiç düşünme.....Ayrıca Hulusi amca veya başkası kesinlikle öğrendiğini bilmemeli.
Naz: Başkası dediğin kim mesela?
Tarık. Mesela Sadri ......Mesela Ümit , baban ,halan......
Naz: Tek bir şartla....
Tarık: Ne şartı?
Naz: Durumda gelişme olursa bana söyleyeceksin.....
Tarık: Tamam.
Tarık ( içses): Battı balık yan gider misali sallıyorum da sonum hayır olsun.....
Naz: Artık eve dönelim. Giderken de şu senin yeni işi konuşuruz.
Tarık: Yeni iş mi?
Naz: Aslında eski yeni iş.
Tarık: Ne kadar eski olan. Bir hafta önceki iş ise düşünebilirim.....Ama bu sabah istifa ettiğimi asla.....!
Naz : Bildiğim kadarıyla iş seçebilecek durumda değilsin.....Ama ben de bir hafta önceki şoförümden daha memnundum. En azından duygusal bir tabiyatı vardı....Sevecen.....sevgi doluydu.....
Tarık dikiz aynasından arkaya bakar.
Tarık: Sonuncusunun ne hatasını gördünüz ki?
Naz: Ne bileyim....Biraz saldırgandı......Sabah ki olayı düşününce.....
Tarık yine dikiz aynasından arkaya bakar. Naz anlamlı anlamlı gülümsemektedir......
Tarık: Ağır tahrik altında kalmış olabilir.....Yoksa durup dururken neden adam dövsün.....?
Naz: Yaaaa .....olabilir tabi....Neyse.....Sonra konuşuruz bunları..Cd çalar bozuk sanırım yine.....
Tarık: Olabilir......
Naz: Sessizlikte hiç çekilmiyor yolda.
Tarık: Konuşuyoruz ya.....
Naz: Öyle ama yine de.....Belki eski günlerimizi yeniden canlandırsak fena olmaz.....
Tarık: Özellikle dinlemek istediğiniz bir şarkı var mı?
Naz: Sen seç.....
Tarık:

Keşke seni tanımamış
Keşke sevmemiş olsaydım
Zincire vurulmuş gibi
Sana bağlı kalmasaydım

Aşkın mapusahane
İçinde ben mahkum
Saçların parmaklık
Gözlerin gardiyan oldu
İçinde ben ziyan oldum

Alın yazımda varmısın
Kalbimi benden çalmışsın
Sensizliği bir duman gibi
Sigaranda beni yakmışsın


Tam şarkı bittiğinde Naz Tarık ‘ın omzuna vurup dışarıyı işaret eder....
Naz: Tarık bak Hulusi amca......O yanındaki kim? Önemli birine benziyor..... Böyle bir takım elbise giydiğine göre.
Tarık bozulur....
Tarık: Ne o çok mu beğendin.....?
Naz: ay ne beğenmesi.....Sen de neredeyse bizim eski şoför gibisin.......Beğenemez miyim....?
Tarık: Ayıp olmuyor mu benim yanımda?
Naz: Oluyor mu?
Tarık aynadan arka koltuktaki Naz’a bakar yine. Kaşları çatıktır. Naz ise yine gülümsemektedir.
Naz: Zaten tipim değil. Hem şişman hem de kel.......
Naz yine anlamlı şekilde gülümseyerek aynadan kendisine sık sık bakan Tarık’a bakar.....
Tarık (içses): Tam tipin ne bir bilsem...........
Hulusi Naz’ın arabası yanından geçtikten sonra arabayı tanır......
Hulusi: Bak Nedim.....Bu en yakın arkadaşımın kızının arabası......Sana evi tarif edeyim hafta sonu en güzel kurabiyelerinden götürürsün. Ama bu kıyafetle. Tamam mı?
Nedim: Tamam Hulusi bey amca.....Valla valiye benzedim böyle.....Çok resmi kaçmaz değil mi?
Hulusi: Aaaaaaaaaaaa ne resmisi......Sen fırıncıların şahısın.....Bak ben seni bizim avukatla tanıştırayım......Emin ol dili bağlanır konuşamaz karşında.....
Nedim: Estafurullah Hulusi bey amca....
Hulusi: Hulusi bey......Resmi ol......Al şu paketleri , yerleştir arabaya.....Bankaya gidiyoruz.
Hulusi telefonunu çıkartır ve bir numara çevirir.....
Hulusi: Sadri! Ne iş yapıyorsan hemen bırak , bankaya gel......
Sadri: Beni orada bil Hulusi amca....Yaşasın.....
Hulusi: Allah Allah bu saate bankaya böyle mutlu kim gider.....?Neyse......Gidelim...
Bankada
Hulusi: Nedim sen şu köşede dur bizim avukat geldiğinde. Bir elini de cebine koy .....tamam
İşte böyle....Sen diğer fırıncı çıraklarından farklısın........Hulusi Tekelioğlunun adamısın.....
Nedim Hulusinin sözleri ile havaya girer ve dimdik köşede yerini alır.....Beş dakika sonra Sadri gelir.
Hulusi: Bu ne hal......?Rezil ettin beni......
Sadri kıyafetine bakar. Ceketini bulaşık önlüğünün üstüne giydiğini fark eder. Hemen dışarı çıkar, önlüğü çıkartır , kapıyı çalar ve tekrar içeri girer....
Hulusi: Hah. Şimdi avukata benzedin. Beyefendi ile tanışıyor muydun sen?
Sadri: Yok ,hayır. Şube müdürlerimizden biri mi?
Hem Hulusi hem de Nedim gülümser. Hulusi Nedime göz kırpar.....
Hulusi: Hayır.....Bizim köşedeki fırının......
Sadrinin rengi atar.....
Sadri: Tamam.....Tahmin edeyim.....Nedim bey!
Nedim mağrur bir ses tonuyla.....
Nedim: Ta kendisi.....

flower98
06-05-07, 00:56
Part7
Sadri telaşlı Hulusiye bakar....Hulusi döner koltuğunda keyifle Sadrinin halini izlerken hafifçe sağa sola sık aralıklarla dönmektedir.
Sadri: Ama Hulusi amca......
Hulusi durur ve Sadriye doğru masanın üzerine eğilir.....
Hulusi: Ama ne Sadri?
Sadri: Ama......Ama oldu mu şimdi?
Nedim: Ben çıkayım isterseniz.......
Hulusi:Hayır!!!!Sevgili Nedim daha sohbet’ e başlamadık........Senden.....Bizden....Ayşeden....
Nedim genişçe gülümser ve.....
Nedim: Evet......Ayşe.....
Sadri: Ne?.....Ne?.......Hulusi amca sizi adaletli olmaya davet ediyorum.....Kendimi savunmama izin verin....
Hulusi: Mahkeme mi burası......?.....Ne söyleyeceksen hemen söyle.......Buldun mu Tarık’ı?
Sadri: İki dakikalığına dışarıya gelebilir misin Hulusi amca?
Hulusi: Bana istediğim bilgiyi vereceğini varsayarak,peki....Çıkalım bakalım.Nedim sen kıpırdama yerinden.....
Nedim: Emredersiniz.......
Sadri ve Hulusi dışarı çıkarlar.
Sadri: Aşk olsun Hulusi amca. Hani bana yardımcı olacaktın?
Hulusi: Aaaaaaaaa Sadri olacam ve oluyorum da.
Sadri: O zaman ne işi var o fırıncının ofisinizde......
Hulusi: Öncelikle o basit bir fırıncı değil......Fırın zincirlerinin sahibi olduğunu unutma.....
Sadri: Mümkün mü?
Hulusi: İkincisi......Bu gün ikinci taksidi tahsil edeceğim senden......O da senedin.
Sadri: Ne o Tarık’ın yerini söylersem yırtabilecek miyim Nedim’i....?
Hulusi: Evet! Sana vereceğim........Bak çıkıyor mu sözümden.....
Sadri: Yapma Hulusi amca ya........
Hulusi: Beni kızdırma ....Bu gece takarım nişan yüzüklerini......Artık Ayşe biçminde kurabiyeler yapar ancak onları yersin......Ayşeyi de Nedim.....
Sadri: Bu kadar kötü olamazsın Hulusi amca......
Hulusi. Sadri, ben neler olabilirim bir bilsen......
Sadri: Ama beni Tarık’ın yüzüne bakamaz duruma getirdin......
Hulusi: Nerede?
Sadri: Kravatının tozunu alayım......söylettirme bunu bana....
Hulusi:Nerede?
Sadri: Söyleyemem......!!!!!
Hulusi: Sen bilirsin......Alo? Gilan kuyumcusu mu?......Evet......Ben bugün sipariş verdiğim yüzükleri soracaktım.....
Sadri: Ne?......Ne yüzüğü.......?
Hulusi: Evet ben Hulusi Tekelioğlu......İçine Nedim ve Ayşe yazdınız mı?......
Sadri: Neeeeeeee? Tamam......Kabul........kabul......Affet beni Tarık.....affet.....!!!!
Hulusi: Tamam........Ben gerekirse yeniden dönerim size.....
Sadri: Tarık’ı istiyorsanız onu Naz ile biraraya getirmelisiniz......
Hulusi: Kolay.....Hemen bizim balık restoranından iki kişilik bir masa ayarlansın......
Sadri: Sandığın kadar kolay değil işte.......Naz Tarık Tekelioğlundan nefret ediyor.....
Hulusi: Nedenmiş o?
Sadri: Kredi başvurusunu geri çevirdiği için.
Hulusi: Ooooooooooooo ne sular aktı o köprünün altından.....
Sadri: Naz biraz zor unutanlardan........Hala çok kinli.......Ancak bu izlenimi değiştirebilirsek bir şansımız olabilir....
Hulusi: İşte bu daha da kolay......Kadın milletini en iyi anlayan burada kim.....BEN!!!!!
Sadri: Sen öyle diyorsan......
Hulusi: Bak şimdi.......Aaaaaaaaaaaa telefonu yok ki bende?
Sadri: Bende var......Bir saniye söylüyorum........
Hulusi: Ver şu telefonu......Söylüyormuş......Alo Naz?........Fazla horlamaktan mı?......Hehehe .......yok kızım benim sesim horlamaktan böyle olmadı......Ben Sadri değilim.....Hulusi amcanım.....Kızım seninle mühim bir konuda görüşmem gerekiyor.......Evet seninle.......Ama kimse bilmeyecek......Ne hakkında mı........oğlum Tarık.......Yarın sabah on nasıl?........Tamam o zaman.....İyi geceler........
Sadri: Kabul etti mi?
Hulusi: Hem de hemen.....

flower98
06-05-07, 14:25
Part 8
Ertesi Sabah saat dokuzda Tek bank’ın önü:
Naz: Of Naz koştura koştura gelmenin ne alemi vardı?Daha bir saat var .........Ama olsun........Ne konuşacağız acaba Hulusi amca ile Tarık Tekelioğlu hakkında......?
Naz bankanın önünde volta atarak yürürken bir yandan da konuşma öncesi prova yapmaktadır.....
Naz: Bildiğiniz gibi değil Hulusi amca......Evet oğlunuz ama sizlerle ilgisi yok.......Ben sizi, Belgin teyzeyi ve Filiz’i çok severim ......ama oğlunuz......Saklayamayacağım......Bir zerre bile.....iğreniyorum ondan......
Naz durur ve son söylediğini düşünür....
Naz: Yok bu çok ağır oldu.....
Yeni tura başlarken.....
Naz: Hulusi amca.....Çok şaşkınım.....Evet.......Beni Tarık Teekelioğlu ile ilgili neden görüşmeye çağırdınız.....
Yine durur......
Naz: Evet ya......Böyle başlamalı.....
Yine yürümeye başlar......
Naz: Bir bilseniz ne kadar kırgınım ona......Başta çok öfkeliydim ama şu an sadece kırgınım......Bir özür bile dilemedi....
Durur....
Naz: tamam......Gerisi de orta şiddette, babamın kredisine zarar vermeyecek biçimde olmalı.....Naz! Sakın duygularına kapılma.....Babanı düşün......
Telefonu çalar.....
Naz: Tarık arıyor........Ne diyeceğim ben şimdi ona.....? Alo?
Tarık: Günaydın.
Naz : Sana da......
Tarık: Uyandırmadım umarım.....
Naz: Yooooo.....Ben çoktan kalktım......
Tarık: Herkes bahçede kahvaltıda, sen yoksun.
Naz: Şeyyyyyy.....Erken uyandım.....Hava çok güzeldi, ben de yürüyüşe çıktım......
Tarık: Yorulmuşsundur sen şimdi......Neredesin gelip alayım seni.....
Naz: Yok......Hiç yorulmadım......Sağ ol......
Tarık: O zaman yerini söyle.....Geleyim beraber yürüyelim......
Naz: Olur........da.......Aaaaaaaa bak şimdi görünce aklıma geldi......Kuaföre gidecektim ben bugün......Hazır şimdi önündeyim girivereyim......Öğleden sonra da seninle oturup konuşuruz....
Tarık: Neyi......
Naz: İlişkimizi.....
Tarık: Bizim ilişkimizi mi?
Naz: Yani iş ilişkimizi.....Ben nasıl bir patron olacağım.....Sen .......
Tarık: Arkadaşım , dostum demeyeceksen.....Zil çalmayacaksan.....Ve en önemlisi şapka taktırmayacaksan konuşuruz......
Naz: Kuaförüm geldi.....Görüşürüz.....
Naz telefonu kapatır.....
Naz: Günaydın Hulusi amca.....
Hulusi: Naz? Daha kırk-beş dakika var buluşmamıza.......Çok erken gelmişsin.....
Naz: Şeyyyy......Ümit dershaneye geçerken bıraktı beni......
Hulusi: Senin şoför ne oldu? Biraz tembel galiba.....Yoksa laf geçiremiyor musun ona ?
Naz: Yok Hulusi amca.....Dün çok çalıştı.......Uyusun dedim......
Hulusi: Neyse.....Gel içeriye geçelim......Seninle çok mühim şeyler konuşacağız....
Naz: Oğlunuz ile mi ilgili.....
Hulusi: Evvet ........Oğlum.....Ben.......annesi.......ve sen!
Naz: Bir yanlış olmasın.....Ben ve Tarık Tekelioğlu.....Yani imkansız ikili......
Hulusi: Hahahhaha.....Neredeyse imkansız aşk diyeceksin sandım....
Naz: İmkansızın imkansızı o.......!!!!!Allah yazdıysa bozsun.....!
Hulusi: Anlaşılan sen Tarık’ı hiç tanımamışsın......
Naz: Yaş gününde Filiz de böyle söylemişti......Sen abimi hiç tanımamışsın demişti...
Hulusi: Bak gördün mü.....Filiz de öyle dediyse......
Birlikte ofise girerler. Naz Hulusinin gösterdiği koltuğa oturur.....
Naz. Aslında hiç karşılaşmadık.......Ben onu kredimizi duygusuzca geri çeviren bir cellat olarak bildim hep......
Hulusi: Aaaaaaaaaa.....Tarık? Cellat?........Sen bir de oğlumu benden dinle.....
Naz: Madem bu kadar eminsiniz........Dinleyelim bakalım......Ama hiçbir şey için söz vermiyorum.....
Hulusi: Sen bir dinle önce......Bu arada sağlam birinden aldığım bir bilgiye göre Tarık senin etrafında dolanıyormuş....
Naz birden bir iki gün önce okulda çarpıştığı genci hatırlar......Sonra Tarık’ın aynı genci dövmeye kalktığını....
Naz( içses): Evet yaaaaa......zaten ne zaman Tarık Tekelioğlunun bahsi geçse benim Tarık bozuluyordu......İster misin öğrenci kılığına girip peşime düşmüş olsun....eeeee bizimki de kıskanıp....eveeeeeeet
Hulusi: Naz! Naz kızım! Ne oldu? Daldın gittin birden.....
Naz: Ay! Ben......Özür dilerim.....Sizi dinliyorum......
Hulusi: Şimdi öncelikle Tarık çok duygusal bir çocuktur......Çok duygusal......ailesi onun her şeyidir......Bizi üzmektense, kendini kahreder canım oğlum.......
Naz: Hulusi amca siz uzun zamandır görüşemiyordunuz öyle değil mi?
Hulusi: Sorma kızım.....Ah ufacık, minicik bir hatasını büyüttüm , pireyi deve yaptım,kırdım o güzel yüreği.......Duygularını incittim.....Bir gitti hala yok.......
Naz: Ufacık hata dediğiniz İtalyada okuyorum diye paralarınızı yediği mi?
Hulusi: Yediği ne ki benim için......Üç buçuk milyoncuk Avro..... oğluma helal olsun...
Naz: Hulusi amca ....Sen ağlıyorsuuuuuun!
Hulusi (içses): Ne ağlaması......içim sinirden köpürüyor.....yine aklıma getirince paracıklarımı.....uçan Avrolarımı.....
Hulusi: ah nasıl özledim onu bir bilsen....Sadece ben mi......Annesiiiiii .....kadıncağız.....gün be gün üzüntüden eriyor.....Ben ise kendimi affettirecek bir fırsat bile bulamıyorum......Ah.....ah.....!
Naz: Anlıyorum sizi ama ben ne yapabilirim ki.....
Hulusi: Bak kızım önce şu bir türlü sevemediğin oğlumu tanıyarak başlayabilirsin.....Onun o pırlanta gibi kalbini tanımalısın.......Yaptırdığı okulları görmelisin......Okuttuğu çocukları.......iş kurduğu insanları.......evlendirdiği aşıkları........barıştırdığı kan davalıları......Hangi birini saysam?
Naz: Siz şimdi bunları Tarık Tekelioğlu mu yaptı diyorsunuz.....?
Hulusi: Sadece bunlar da değil.....Daha neler neler.....ama hepsini ismini saklayarak yaptı......asla reklam olmak istemez......Çoğunu Belgin ve Filiz de bilmez......
Naz Hulusiye bir mendil uzatır.
Hulusi: Sağ ol kızım......Öyle alınmış ki bana.......Gelmiyor.....Çıkmıyor karşıma........Ama dedim ya.....Senin etrafında dolanıyormuş.....Belli ki o mecburen durdurduğu kredi meselesi onu çok üzüyor......Ama açılamıyor da sana.....
Naz: Ne yapsın zavallı.....Ben de neler dedim hakkında.....İçim sızladı şimdi.....
Hulusi: İyi yapıyorsun......!
Naz: Efendim?
Hulusi: Şeyyyy.....Son şansım sensin diyordum......İlk adımı sen atsan diyorum.....Senin sayende de biz bir araya gelsek......Birbirini çok seven bir ailenin mutluluğu senin elinde.....
Naz: Ay tabi Hulusi amca.....Ben sevgiye çok önem veririm.....Siz hiç merak etmeyin.....Birkaç gün sonra şu koltukta Tarık Tekelioğlu oturuyor olacak....
Hulusi ayağa kalkar ve zafer edasıyla iki elini sinsice gülümseyerek birbirine sürter.....
Naz bu hareketi şaşkınlıkla izler. Hulusi de yaptığını fark edince....
Hulusi: Şeyyyy ben üzülünce ellerim üşür de......Isıtıyordum.....
Naz ofisten çıkar ve.....
Naz: Zavallı adam......Hiç de duygularını belli etmiyormuş bunca zamandır.....Evet Naz şimdi iş sana düşüyor.....Göster kendini......
Telefonunu açar ve Filiz’i arar....
Naz: Alo Filiz.....Hiç soru sorma bana......Senden abinin telefonunu istiyorum....
Filiz: Tamam......0 543 987 98 87 .....
Naz : Sağ ol.....Evet önce şu numaramı gizleyeyim.....Şimdi açmaz telefon numaramı görünce......Bakarsın kayıtlıdır cebinde...........Aklımı seveyim......Evet ...0 543 978 98 87.....Yabancı da gelmedi numara.....
Tarık: Efendim?
Naz telefonu kapatır......Tekrar Filizi arar.....
Naz: Filiz ......?
Filiz: Naz? Numaran çıkmadı.....!
Naz: Aaaaaa nasıl olur.....?
Filiz: Konuşabildin mi abimle.....
Naz: Hayır.....Numara yanlıştı.
Filiz:Aaaaaaaa nasıl olur....?
Naz: Ben demin Tarık Tekelioğlu abinin numarasını istemiştim.....Verdiğin numara diğer abinin.....
Filiz: Anlamadım?
Naz: Sen bana numarayı ve sana sonra anlatırım. Abine borçlu olduğum kocaman bir özrüm var......

tarik_naz
06-05-07, 15:06
Tarık iş görüşmesinde

Tarık: günaydın efendim. Ben yeni şoförünüz tarık. Öncelikle size çok teşekkür ederim. Bu işe çok ihtiyacım vardı. Bana bu şansı verdiğinize pişman olmayacaksınız. Bu şansı hak etmek için elimden geleni yapacağımdan hiç şüpheniz olmasın. Iııı bi önceki işten neden ayrıldığımı sormuşsunuz. Evet bi kaç hatam oldu. Ama bunlardan gerekli dersleri aldım. Bi daha tekrarlamayacağıma emin olabilirsiniz.

Naz ayağa kalkar ve tarığa döner.

Naz: görücez, yeni işin hayırlı olsun tarık.
Tarık: naz
Naz: e naz hanım diyecektin heralde, neyse alışırsın zamanla. Araba artık sana emanet.
Tarık: bana? biraz izin verebilir misiniz?
Naz: ohooooo işimiz var seninle. Daha ilk günden izin istemeler. Tamam izin veriyorum ama bi daha olmasın.
Tarık: hemen geliyorum.

Naz çanı çalar.

Naz: bu seferlik affediyorum ama benden bundan sonra bu kadar hoşgörülü olmamı bekleme. ( zili çalar) bu zilin anlamı “derhal buraya gel” anlaşıldı mı? (zili tekrar çalar) bu ne demek? “Git arabayı çalıştır”. Bak fikrimi değiştirip seni işe almaktan vazgeçmeden arabayı çalıştırsan iyi edersin. Unutma geleceğin iki dudağımın arasında “seni işe almaktan vazgeçtim” dediğim an hapse girersin. Ona göre. Şimdiii (zili tekrar çalar.)

Tarık hayale başlar ve 155 i arar.

Tarık: alo polis imdat. Bi ihbarda bulunmak istiyorum. İhbar edeceğim şahıs kendim. Sigortalı bi iş bulamadığım için derhal tutuklanmak istiyorum.
Naz: (yerinden fırlar) neeee?
Polis: tarık bey.
Tarık: evet benim.
Polis: gidelim.
Tarık: (kollarını uzatır) buyurun gidelim.
Naz: ne yapıyosun sen yaa.
Tarık: senin şoförün olarak işe girmektense hapse giriyorum. Gidelim, gidelim.
Naz: tarıkk, tarıkkk
Tarık: yaşasın özgürlük yaşasın özgürlük..
Naz: (bi yandan zili çalar) hayır gidemezsin. Çabuk buraya gel çabukkk. Tarık sana diyorum buraya gel hiç biyere gidemezsin.

Hayal naz’ın zili ile biter.

Tarık: (sessiz) ah anne ah
Naz: efendim.
Tarık: yok bişey.

Tarık giderken yine zil.

Tarık: buyurun
Naz: benden sana bi nasihat. Erkekler kapalı alanda şapka çıkarırlar. Görgü kuralıdır.

Tarık şapkayı giyer ve gider.

tarik_naz
06-05-07, 15:07
Naz arabaya gelir ve zili çalmaya başlar. Tarık şaşkın ve biraz sinirle dışarı çıkar.

Naz: bi daha olmasın. İyi bi şoför patronunu arabanın içinde beklemez. Kapısında bekler.
Tarık: iyi bi patron da şoförünü arabanın kapısında 45 dk bekletmez.
Naz: biraz asi bi genciz anlaşılan. Dua et arada belgin hanımın hatırı var. Yoksa şu lafın üzerine işsiz kalmıştın. Ama bu seferlik bi özürle kendini affettirebilirsin. Ama unutma sadece bi seferlik.
Tarık: özür dilerim
Naz: ayrıca ben sana sadece “git arabayı çalıştır” dedim. “Hemen geliyorum” demedim. Daha saatlerce oturabilirdim istesem. Yine insaflıyım değerimi bil.
Tarık: bilmez miyim?
Naz: ben kapalı yerde şapka takılmaz dedim.

Tarık sinirle arabadan şapkayı alır takar.

Naz: biraz asisin masisin ama laftan anlıyosun. Bu güzel.

Arabaya binerler.

Tarık: nereye?
Naz: “nereye gitmek istersiniz naz hanım”
Tarık: nereye gitmek istersiniz naz hanım
Naz: bu kıyafetle okula değil heralde. Önce eve.
Tarık: pardon bişey soracam. Şimdi biz arabadayken kapalı bi yerdemiyiz yoksa açık bi yerdemiyiz.
Naz: niye sordun?
Tarık: ona göre şapkayı çıkaracam ya da çıkarmayacam
Naz: kapalı yerdeyiz.

Tarık şapkayı çıkarır

Naz: ama iyi bi şoför araba kullanırken asla şapkasını çıkarmaz.

tarik_naz
06-05-07, 15:08
Tarık ve naz okula giderken evin önünde.

Naz: aaaaa ama dışarı çıktık hani şapka.

Tarık yine şapkayı takar.

Naz: haahh. Unutma. Kapalı alanda çıkartıyosun açık alanda takıyosun.
Tarık: peki diyelim dışarı çıktık hava kapalı o zaman ne yapacam.
Naz: ben ne dersem onu.

Arabaya binerler.
Naz: ee memnun musun yeni işinden?
Tarık: çoook. Eski işimden kat kat iyi.
Naz: eskiden şoförlük yapmıyo muydun yani?
Tarık: evet ama patrondan kaybediyodum. anlaşamıyoduk bi türlü. Oysa şimdi ne güzel. Zırrr gel, zırrr git arabayı çalıştır. Konuşmadan anlaşıyoruz.

Tarığın telefonu çalar. Ama açmaz.

Naz: açmayacak mısın?
Tarık: iyi bi şoför vazife başında cep telefonu ile konuşmaz.

Tarık ve naz okul önüne gelir. Naz arabadan biraz mutsuz iner. Tarık çelloyu getirir

Tarık: buyurun
Naz: demek patrondan kaybediyodun.
Tarık: dersinize geç kalacaksınız.
Naz: çok ayıp eski patronun arkasından konuşmak.
Tarık: yoo yüzüne de söyledim.
Naz: ne zaman
Tarık: biraz önce.
Naz: demek ki hepimiz hatalarımızdan ders almışız. Yani bu sefer çok daha sorunsuz bi ilişkimiz olacak. İlişki derken iş ilişkisi
Tarık: tabi ki. başka ne olabilir ki.
Naz: olamaz. Zaten italya’da bekleyen bi sevgilin var.
Tarık: o yüzden mi olamaz.
Naz: zaten olamaz.
Tarık: eyvah eyvah.
Naz: ne oldu?
Tarık: eski patronuma benzemeye başladınız da
Naz: için rahat olsun ben hiç kimseye benzemem.

tarik_naz
06-05-07, 15:23
Akşam olur. Naz, tarığa işkence çektirirken mutlu gözükür ama çok mutsuzdur aslında ve çello çalar. Ve tarığı arar.

Tarık: evet başladık yine akşam angaryalarına. “beş dakika içinde üniformanı giy, arabayı hazırla, beni bekle” anlaşıldı rahat yok bana. Ah anne ahh.

Tarık: buyurun naz hanım
Naz: ne haber
Tarık: alo
Naz: benim ben
Tarık: o yüzden alo diyorum zaten
Naz: ders çalışıyodum, dedim bi arayım halini hatırını sorayım. Ne de olsa ilk günün. Rahat mısın, iyi misin, bi derdin var mı?
Tarık: saolun iyiyim.
Naz: alıştın mı yerine?
Tarık: hemen, sanki uzun süredir burada kalıyomuş gibiyim.
Naz: güzel sevindim. Çalışanlarımın rahatı ve huzuru benim için çok önemlidir. Ben öyle akşam saatlerinde sürpriz telefonlar edebilirim hazırlıklı ol.
Tarık: peki
Naz: peki ne?
Tarık: ne?
Naz: “peki naz hanım” alışacaksın tabi daha ilk günün. O yüzden mazur görüyorum.
Tarık: çok anlayışlısınız naz hanım.

Naz derin bi iç çeker

Naz: ne kadar sessiz sakin bi akşam değil mi?
Tarık: hıh siz evde değilsiniz galiba
Naz: aradın mı kız arkadaşını?
Tarık: hayır.
Naz: aaaa bunu da ben mi hatırlatacam sana Tarık. Ara kızcağızı meraklanmıştır şimdi. Zaten gurbet ellerde.
Tarık: gurbette değil o. Kendi vatanında
Naz: insanın vatanı sevdiğinin yanıdır. O şimdi sevdiğinden uzak. Demek ki gurbette ara benden de selam söyle. Merak etmesin. Belgin hanım bu yurtdışına çıkış işini çözer çözmez seni ilk uçakla yollayacaz vatanına.
Tarık: benim vatanım burası.
Naz: aaa sen beni dinlemiyosun galiba. Ne dedim ben “insanın vatanı sevdiğinin yanıdır” dedim.
Tarık: benim vatanım burası.
Naz: bi sıkıntın olursa çekinme ara.
Tarık: peki naz hanım.

Naz’dan mutluluk portresi.

tarik_naz
06-05-07, 15:55
Sabah olur. Naz telefonla tarığı arar ve uyandırır.

Tarık: hıh, iyi uyudun mu diye soracak heralde. Ne düşünceli kız olmuş ben görmeyeli.

Tarık: alo

Naz gülerek zili çalar.

Tarık: aloo
Naz: duymuyosun galiba zil çalıyorum.
Tarık: duydum
Naz:: o zaman unuttun galiba. Zil hemen buraya gel demekti. Biraz unutkanlık var anlaşılan.
Tarık: yok unutmadım.
Naz: o zaman emirlere itaatsizlik var. Eh ama tabi arada da belgin hanımın hatırı var. Ama bi yere kadar. 5 dk içinde arabada ol.

Telefonu kapatır.

Tarık: bi günün bi gününü ne zaman tuttuki.

Naz kapı önünde bekler bi yandan da saate bakar. Tarık koşarak yanına gelir ve şapkayı düzeltir.

Naz: doğum günün ne zaman.
Tarık: niye sordunuz?
Naz: saat hediye alacam da. Belli ki seninki bozuk. 5 dk demiştim 8 dk oldu.
Tarık: üniformanın tozunu alayım dedim.
Naz: demek ki neymiş akşamdan alınacakmış.
Tarık: sabaha kadar yine tozlanır.
Naz: : demek ki neymiş tozlanmayan bi yere konacakmış
Tarık: öyle bi yer yokki
Naz: : demek ki neymiş öyle bi yer bulunacakmış.
Tarık: peki naz hanım.

Naz arabaya binerken.

Naz: şapka
Tarık: kafamda
Naz: yamuk
Tarık: kusura bakmayın koşarken aceleyle taktım.
Naz: demek ki neymiş, dururken sakin bi şekilde takılacakmış.

Tarık çelloyu bagaja koyar.

Tarık: demek ki neymiş yeni iş aranacakmış

Naz: Sadri gelmedi mi gece?
Tarık: hayır
Naz: alla alla kalıcak bi yer buldu galiba kendine
Tarık: bulmuştur.

Tarık arabayı çalıştırır.

Naz: nereye?
Tarık: okula
Naz: ben okula gidelim dedim mi?
Tarık: hayır.
Naz: demek ki neymiş
Tarık: sorulacakmış
Naz: aferin, öğreniyosun. Şimdi boğaza in.

tarik_naz
06-05-07, 16:12
Naz çay bahçesinde oturur, Tarık araba başında cam siler. Naz, tarığa baktıkça gülümser. Ve arar.

Naz: ne şanslı şoförsün, sayemde egsoz dumanı yerine, şu yeni açmış erguvanların “hııııım” mis gibi kokusunu içine çekiyosun. Kimbilir ne güzel anılar geliyo aklına sevdiklerinle.

Telefonu kapatır.

Tarık: hayır, sadece artık senin sadece şoförün olduğum geliyo aklıma. Bu üniformanın içinde kafamda bu şapkayla

Naz yine arar.

Naz: bişey mi dedin.
Tarık: hıhı evet dedim.
Naz: daha uzun bişeyler söyledin gibi geldi bana. Biraz böyle bozuk bi ifade vardı sanki yüzünde.
Tarık: size öyle gelmiş.
Naz: keşke sofia da burada olsaydı.
Tarık: yaa arka camı da o silerdi işimiz çabuk biterdi.
Naz: insanın bi işi sevdiğiyle birlikte yapması ne hoş bi duygu di mi?
Tarık: buyurun
Naz: ne dedin sen?
Tarık: buyurun dedim. Camları sildim gidebiliriz isterseniz.
Naz: biraz daha oturmak istiyorum.

Naz tarığın lafı çevirmesine bozulmuştur biraz. gerisi malum. naz cici cici gülümser. çarpıştığı çocuk gelir, naz'a aval aval bakar tarık da çocuğun peşinden koşar :)

flower98
07-05-07, 00:51
Part9
Filiz: Naz, Abimle tartıştınız mı?
Naz: Hangisi ile?
Filiz: Şoför olanla?
Naz: Yooooo.
Filiz. Peki, kendini baskı altında mı hissediyorsun?
Naz: Neden ki?
Filiz: Babanın kredi borcu yüzünden.
Naz: hayııııır.
Filiz: Sen iyisin yani.....
Naz: Hiç soru sorma derken bunu kastetmiştim Filiz. İyiyim ben....ve Abinin telefonunu istiyorum.
Filiz: Kusura bakma ama veremem.
Naz: Sebep.
Filiz:Telefonunu çaldırmış dün. Bugün yeni telefon ve hat alacakmış. O yüzden.
Naz: Beni oyalamıyorsun değil mi Filiz?
Filiz: Aaaaaa Naz hiç olur mu.....Hem neden.....?
Naz: Doğru söylüyorsun.....neden oyalayasın ki....?
Filiz: Tamam o zaman ben seni ararım......Ya da abim seni arar....
Naz: Yalnız bir şey daha isteyeceğim......
Filiz: Neymiş o?
Naz: Benim şoför Tarık öğrenmesin diğer abinle konuşacağımı......
Filiz: Olur.
Naz telefonu kapatır......
Naz: Eveeeeet şimdilik işimiz bitti.......Arayalım bakalım Tarık beyi.....
Naz numarasının yollanması opsiyonunu yine aktive eder ve Tarık’ı arar.....
Naz: Alo! Neredesin?
Tarık: Arabayla senin kuaförün önündeyim.
Naz: Ne işin var orada?
Tarık: Birini bekliyorum.
Naz: Kimi?
Tarık: Çok hoş bir bayanı......
Naz: Madem öyle sana iyi beklemeler.......!!!!!!!!
Naz öfkeyle telefonu kapatır....
Naz: Bir de yüzüme söylüyor.......Yok uslanmaz bu Naz.....Yakma başını....
Telefonu çalar.......
Tarık: Telefonu yüzüme kapadığının farkındasın değil mi?
Naz: Evet....Bak sen de fark et.....
Der ve telefonu tekrar kapatır......
Naz: Bir de dalga geçer gibi tekrar arıyor.....Görürsün sen.....Hele bir öbür Tarık ile görüşeyim.....Boyunun ölçüsünü aldıracağım.....ay ne diyorum ben ya!!!!!!! Özgür bir genç o.......Hem İtalyaya da gitmedi.....Evet ya.......Bunun var burada sevdiği biri kuaför önlerinde bekliyor onu......
Naz söylene söylene bankadan çıkar ve bir taksi çevirir. Tam taksiye binecekken.....
Naz: Eyvaaaaaah!
Taksi şoförü: Bir şey mi oldu hanımefendi ?
Naz: Oldu galiba......Hemen Kuaför Ahmet’e gidelim lütfen....Biraz çabuk ama.......
Taksi şoförü: Şu meşhurların kuaförü mü?
Naz: Evet evet ama çabuk........
Bu arada Tarık ‘ı aramaya başlar......
Naz: Ayyyyyy aç lütfen........aç şu telefonu......Öffff yaaaaa....
Taksi Şoförü: Kalabalıktır şimdi orası bu saate.......Onun müşterisi hiç bitmez......
Naz: Ayyyyyy bana ne onun müşterisinden......Açmıyor işte......Açmıyor!
Naz kuaför’ün önüne geldiğinde arabayı önünde bekler bulur.......Tarık telefonla konuşmaktadır.....
Naz: Son beş dakikadır meşgudeydi telefon........Demek sohbet ediyor beyefendi.....Buyrun borcum.....
Taksi şoförü: Bozuk paranız yok muydu?
Naz: Yok......Üstü kalsın....
Naz taksiden iner ve Tarık fark etmeden arka kapıya gelir ve arabaya biner.Tarık hemen konuşmayı bitirir.
Naz: Telefonunu neden cevaplamıyorsun.......Çok kabasın......
Tarık: Ben mi? Telefonu üçüncü kez yüzüme kapatasın diye mi cevaplayacaktım?
Naz: Kiminle konuşuyordun.....?
Tarık: Özel.....
Naz:Belli.....arabaya binince kapattın hemen.....
Tarık aynadan kaşları çatık arkaya bakar......
Naz: Nasıl olmuş saçım.....?
Tarık: Kuaförden çıkmamış gibi!
Naz: Ben de doğal olsun istemiştim zaten.
Tarık yine ters ters bakar arkaya......
Tarık : Eve herhalde?
Naz: Senin şu iş meselesini konuşalım.....
Tarık: Demek eve dönüyoruz.
Naz: Yine aksiliğin üstünde bakıyorum.
Tarık: Sana öyle geliyor.
Naz: Yok yok bilirim ben seni.......Sen bir şeye kızmışsın....
Tarık: Madem biliyorsun.....Gelme üstüme.....
Naz: Öğrenirim elbette sonra.....
Tarık: Efendim anlamadım......
Naz: Evet eve dönelim.....
Vahilere vardıklarında Naz aceleyle iner ve eve girer......Tarık ise arabadan onun eve girişini izler....
Tarık: Demek benimle görüşmek istiyorsun........! Bana söylemek zahmetine girmeden......Belki de buluşma hayalleri kurduğun için kuaföre gittin......Yok oğlum Tarık sen bu sevdadan vazgeç......Naz hanım büyük balık peşinde......(Tarık direksiyona vurur)Ne yapıyorum ben yaaaaa? Kendimi kıskanıyorum resmen.....
Arabadan iner ve müştemilata gider.....Naz ise çoktan odasındadır ve yatağına uzanmış hayal kurmaktadır.......
Naz: Demek benim peşimdesin Tarık Tekelioğlu........Parkta Tarık yakana yapışınca hiç renk vermedin.......Biraz çelimsizsin sanki......Hani Belgin teyzenin anlattığı gibi yakışıklı değilmişsin.......Neyse......Filiz ne zaman arar acaba?
Derken telefonu çalar......
Naz: Bilinmeyen numara arıyor........Bu kadar çabuk mu?
Biraz düşünür sonra telefonu açar.....Diğer tarafta sesini değiştiren Tarık vardır.....
Tarık:Alo? Naz hanım?
Naz: Buyurun?
Tarık: Ben Tarık Tekelioğlu.....Filiz ile konuştum az önce ....Benimle konuşmak istemişsiniz......Uzun zaman oldu......canınız yine bana söylenmek mi istedi?
Naz: Yok olur mu.....Ben aslında özür dilemek istiyordum sizden....
Tarık: Benden?! Emin misiniz! Kendinizi baskı altında hissetmeyin....
Naz: Hayır.....yok öyle bir durum......Ben size çok yakın birinden sizin hakkınızda bir şeyler öğrendim......Bunun sonucunda hakkınızda yanıldığımı anladım......
Tarık: Kim size ne söyledi....?Merak ettim doğrusu.....
Naz: Telefonda mı görüşeceğiz bunu........Buluşsak .....Daha Ayrıntılı görüşsek bu konuyu.......Bugün benim için çok uygun mesela......
Tarık: Biliyordum!
Naz: Anlamadım.....Neyi biliyordunuz.....
Tarık: Şeyyyyyy......Bir gün gelip bana haksızlık ettiğinizi anlayacağınızı......
Naz: Nedenlerimi biliyordunuz ama.....Buluşuyor muyuz ?
Tarık: Ne zaman ve nerede?

35900
07-05-07, 01:08
tarik--naz bana kizma
naz---nedenki
tarik---simdi yapacaklarimdan dolayi
naz---ne yapacaksinki
tarik--- bunu...der ve öper
naz---buna kizacagimi nerden cikardin
tarik---kizmadinmi
naz ---hayir.kizmalimiydim
tarik--bilmem-kizarsin diye umuyordum .sen herseferinde bla bla bla....
naz---sus..... der ve tarigin dudaklarini elini götürür ve sonra öper
tarik---sen ne yaptin naz
naz---bilmem ki ben birseymi yaptim
tarik--- yapmadinmi
naz---evet yaptim
tarik---ne yaptin
naz---seyyyy seni susturdum
tarik---susturdunmu
naz--evet --bak böyle.... der ve yine öper tarigin dudaklarindan
tarik--- bak yine yaptin
naz ---ne yaptim
tarik--- iste bunu ....der ve nazi öper
ikiside gözlerini actiklarinda,birbirlerini bahane yaratarak öptüklerinin keyfiyle gülümserler
ve kayaliklarin üzerinde ayagi kayan nazi tarik bir hamleyle belinden tutarak..sarilir ve bir daha öpüsürler...
tam o sirada yana dogru bakarlar birisi dikkatlerini ceker,ama asil ceken o kisidir,cünki o kisi deminden beri bizim kumrulari fotograflayan bir fotografcidir,martilari fotgraflamak icin gelmistir ama ....................kumrulari cekmistir

http://www.youtube.com/watch?v=LYWDEM1KqI0

35900
07-05-07, 01:09
--------------------------------------------------------------------------------

naz---tarikkkkkkkkkkkkkk
tarik---ne oldu
naz---bak bak. martilara bak
tarik---hani ben göremiyorum
naz---inanmiyorum.nasil görmezsin
tarik-- dur bide senin yanindan gelip bakayim...
der ve naza yaklasarak onun omzunun hizasina gelir ve nazin yanagina yanagini dokundurarak
-tarik----heh simdi gördüm...
der
naz---niye cok akillisin
tarik---bilmem öylemiyim
naz--öylesin öylesin
tarik---nasil anladin
naz---ben anlarim
tarik---hic belli olmuyorda
naz---aaaa bide bellimi edicem
tarik--etsen ölürmüsün,9 aydir kivraniyorum buralarda sana ......
der ki naz lafa atlar
naz---aa niye kivraniyorsun karninmi agriyor
tarik---tabi tabi..yine belli etmemeye basladin
naz---neyi
tyrik--- belli etmekten korktugun seyi
naz---neyi belli etmekten korkuyormusum
tarik---belli etmekten korktugun seyi belli etmekten korkuyorsun
naz---ne
tarik--- asil ne ne
der ve nazi elinden tutup dans eder gibi ceverir ve nazin basini asagiya dogru eger
naz--- yaaaaa tarikkkkkkkkk yapma bana bunu yaaaa
tarik---- yapicam iste,bu korkunu senin üstünden attirmaliyim yetti artik bu tavirlarin
naz---tavirmi yapiyorum
tarik---evet yapiyorsun
naz--oysa ben sana cok acikca belli ediyorum
tarik---saskinca bakarak--------bellimi ediyorsun
naz---evet tarikkkkk yaaaaaa yapmaaaa dedimya
tarik---böylemi belli edersin sen genellikle
naz---baska türlüsüdemi var
tarik---heralde
naz---sen nasil anlatirsin derdini peki
tarik---ben buna pek dert gözüyle bakmam ama sen olunca aslinda dert sayilabilir....ben genelde duygularimi ortaya koyarim anlatirim
naz--bende öyle yaptim suanki duygularimi belli ettim
tarik---aaa bellimi ettin ben kacirdim o halde bi daha belli etsene
naz---olmaz kirk keremi söylicem ..lafi degistirme sen nasil anlatirsin oraya gel nasil söylersin
tarik---cok acik
naz---nasil cok mu acik
tarik--- cok acik acik
naz---peki tam olarak kelime kelimemi
tarik---kelime kelime
naz---söylesene bende ögreneyin násil söyleniyor suanki acilarim bir son bulsun yani
tarik ---acilarini dindirecegin askim ,,seni seviyorum cilginca sana tapiyorum ve seni saatlarca öpmek ve bir daha bu rüyadan uyanmamak istiyorum ... derim
naz----neeeeeeee tarikkkkkkkkkk sennnnn .........................
ben 10 dakikadir beni egmis birsekilde tutuyorsun ..beni kaldir belim koptu demenin yolunu ariyordum...sense...
tarik---neeeeeeeeeeeeeeeeeeee.öffffffff yinemi basa döndük cildiricam,,nazzz ömür törpüsüsün sen,ben senle ne yapicam yeterrrrrrrrrrrrrrrrrr

http://www.youtube.com/watch?v=SvbpzVKZmnA

35900
07-05-07, 01:09
tarik--yani biktim senden naz
naz--ne ,,,,benden ,,,,,,,,,, biktin!!!!!!!!!
tarik--aynen öyle nedir bu ya insani sevdigine pisman ettin-
naz---ne ...ben----pisman
tarik---yok ben....
naz---tabiki sen
tarik---ya bunuda benim üstüme cevirdinya sana pes yani
naz--pes sana
tarik--- ya yeter be nedir bu
der ve nazin bluzunun yakkasindan tutar ve kendine dogru bir hisimla ceker ,,,burun buruna gelmislerdir öyleki nefesleri birbirine karismistir
naz--ya biraksana yakami.kimse beni böyle hirpalayamaz
tarik ---ben yaparim..
naz---niye senin özelliginmi var
tarik-- evet ben hiz adamiyim öyle senin nazini ,bakisini ,agzindan cikacak bir güzel lafini ,bana olan duygularinin agzindan cikmasini öyleeeeeee gevsek gevsek bekleyemem,unuttuysan hatirlatayim ben alfonsoyum,ceker alirim basar gaza giderim
naz---ne neyi ceker alirsin...hi yani sen ceker alirsin sen
tarik---e ben kasksiz binmem arabaya .askidan ceker alir ve gaza basarim
naz---öfffffffffffffff öfffffffffffffffff biktim tarik bu kelime oyunlarindan
tarik---güzelllllllllll nihayet
naz----eeeeeeeeeeeeeeee
tarik---hayret bisisin naz hala eeeeeeeeeee diyorsun ama ....yok yok bu böyle olmayacak yürü gidiyoruz
naz---nereye durrr durrrrrrrr cekkkkkkkmeeeeeee dedim dur canimi acitiyorsun tarik dur yaaa durrrrrrrrrr kolummmmmmm yahaaaa tarikkkkkk....... baabbbbaaaaaaaaaa imdatttttttttttttttttt
tarik---sus ve yürü
naz---
tarik--bin arabaya sesini cikarma
der ve son sürat kivrak bir manevrayla arabanin yönünü sinamaya dogru cevirir
naz---nereye geldik
tarik---sinamaya
naz---hi sinemami
tarik--- evet cik arabadanda gel benimle
naz---dur cekme tamam ben gelirim
der ve bir hisimla kosarak arabaya binip gitmek isterken tarik pesinden kosup yakalar
#tarik---yok öyle kacmak bunca zaman ben senin eziyetini cektim her dedigini yaptim simdi sen yapicaksin yürüüüü
naz---tamam tamam bari söyle ne filmi izleyecegizz
tarik---sesini cikarma ve soru sorma
der giseye dogru gider sinamaya ve üc film birden bilet alir,,ve iceri girip baslarlar izlemeye
sinema bitmistir vede aradan 3 film sonrasi9 saat gecmistir
naz---ühüüüühüüüüüüü ben babami istiyorum ama olmazki bu eziyet bana revami
tarik---eee aklin basina geldimi
naz---- aklim basimdan gitti ..kafam karisti,,bunlar delimi yada benmi cok
tarik---senmi cok ne
naz---bilmiyorum tarik icimden cok sey geciyor ama ben senin yardimin lazim
tarik---oh be söyle ne yapabilirim
naz---beni sahile götürsene yine yok vazgectim beni o bedem agaclarinin oraya götür
tarik ---hemen
der ve giderler ancak bademler cicek dökmüs meyvaya kalmislardir ancak bi cay bahcesinin kenarinda bir manolya agaci görürler ve inerler
naz---cok güzel ask kokuyor
tarik---haklisin
naz---haklimiyim
tarik---evet hadi söyle
naz---söyleyemiyorum tarik
tarik--ama bak ya söyle yada ben
naz---tamam tamam ben daha fazla sinema izleyemem yeter
tarik--eeeeeee
naz---evet tarik haklisin ,ask baska birsey, ve ben.........ben------------bennnn
birden ümit gözükür
naz---ümitttttttttttt
ümit----naz yani delimisiniz bir saattir pesinizden nereye gitmeye calistiginizi anlamaya calisip takip ediyorum
naz---badem agaci ariyorduk
ümit---ne iicin
naz--altinda askimi itiraf etmek icin
ümit--neeeee
tarik---dur ellesme ablani ümit ben ne cektim sabahtan beri kac film izlettirdim biliyomusun
ümit---hayatinin filmimi hehe--neymis naz su filmlerin adi,belki banada lazim olur birgün
naz---leyla ile mecnun----------ask yarasi----------melekler sehri

35900
07-05-07, 16:29
naz kendi kendine odasinin balkonunda oturmus müstemilata dogru bakarak düsünmektedir

naz---naz ne yapiyorsun sen...
.bu güne kadar seni o kadar kisi hayal kirikligina ugrattiki kimseye güvenin kalmadi..
ama bak kim tarik kadar senin yaninda oldu..parasiz günlerimizde bile...
ama...yok yok..o baskaydi ...
yok naz kandirma kendini ,,seni öpermiydi yoksa.peki ben ben öpermiydim onu,,ben hayatimda kimseyi yanima yaklastirmazken ,,neden tarik neden..sen seviyorsun bal gibi naz hic kendini kandirma ,evet evet,belgin hanimin dedigi dogruydu ,,saclarim ,cildim,aslinda burak icin degil tarik icindi o hissettiklerim,
ama ben(AGLAMAYA BASLAYARAK)ama ben annesiz büyüdüm kimse basimi oksamamisken kimseye derdimi anlatamadan,bu hayat ta dogrulari nasil bulucagim ben ,,nasil bilicem kalbimdeki atan her heyecanli atisin kime attigini nasil,,,
anneeee,,,seni cok ariyorum anneee,senolsaydin yanimda simdi hersey daha kolay olurdu anne.............

tariksa bahcede nazi görür.ve uzun uzun segreder ama seslenmez...

naz kalkip icerigirer,okadar aglamistirki,yataga yattiginda uyuya kalmistir ve rüyasinda annesini görür

naz---anne ..sen annecim beni yalniz birakmadin döndün
annesi---canim ben herzaman seninleyim
naz--gitme anne sana ihtiyacim var
annesi---biliyorum canim onun icin buradayim
naz--anne ben anne( DER VE AGLAR)
annesi--kalbinin sesini dinle yavrum,ben tarigi senin kadar cok sevdim unutma kalbin seni yaniltmaz ...unutma
naz--gitme anne ...gitmee...anne..nolurrr.anneeeemmmmmmmm
der ve aglayarak rüyasindan uyanir,elleriyle yüzü kapalidir ve bir elin ellerini tutmasiyla irkilir
tarik---iyimisin naz.....agliyorsun
naz---tarik tarik.... ben seni seviyorum tarik.. beni birakma ne olur,, sakin benim sana kizip yine aramizin bozulmasina izin verme,,tarik SIMSIKI saril bana
tarik saskin bir sekilde sarilir
tarik---birakmam tabiki ben seni severken seni nasil birakabilirimki,,,sen benim herseyim oldun her kavgamizda bile yine seni sevdim,
naz---tamam tarik beni yalniz birak simdi beni böyle görmeni istemiyorum,gözlerim kipkirmizi olmustur

tarik yüzüne bakarak nazin gülümser ve bir eliyle nazin cenesinden tutmus gözyaslarini siler .seni aglrken daha güzel buluyorum ben der ve dudaklarindan öper
naz utanmistir yine ve kacamak bir laflaaa

naz---niye sen mazosistmisin,niye aglarken sana güzel geliyorum
tarik---hayir nazosisttim,,,hatirladinmi
naz---ben akilsizin tekiyim tarik,annem bile seni sevmis ben anlayamadim
tarik---annenmi..........anlasildi
der ve hisimla ayaga kalkar odadan cikar
naz---eee ben ne dedim simdi...........

flower98
08-05-07, 09:23
Part 10
Naz: Bugün akşam saat beşte dersim bitiyor. Dersten sonra buluşabiliriz.
Tarık: Ben sizi okulun önünden alabilirim o zaman. Beşte orada olurum.
Naz: Siz benim okulumun nerede olduğunu biliyorsunuz yani?
Tarık: Şeyyyyy.........
Naz: Acaba bir iki gün önce orada karşılaşmış , hatta çarpışmış olabilir miyiz?
Tarık: Biz mi? Mümkün değil......Hem ben size çarpsaydım şu an iki yabancı gibi görüşmezdik telefonda.....
Naz: Anlıyorum......Ama okulumu nereden biliyorsunuz?
Tarık: Filiz.....Evet Filiz bahsediyordu......Bu arada iyi misiniz?
Naz: Nasıl iyi miyim?
Tarık: Sanırım biri ile çapışmışsınız ......
Naz: Ahhhhhhh......Evet.....Gayet iyiyim......Çok naziksiniz.....
Tarık: Akşama görüşmek üzere......
Naz: Tamam......Görüşürüz.....
Naz telefonu kapattıktan sonra bir süre sessizce düşünür......Sonra.....
Naz: Gerçekten çok yanılmışım hakkında.....Evet ne kadar da dikkatli dinlemiş beni......İyi misiniz dedi......Tarık yerinden bile kımıldamamıştı oysa......Zaten bu günlerde çok asabi.....Demek o çocuk Tarık Tekelioğlu değilmiş.......Ayyyyyyyy! Ya tehlikeli biri olsaydı.......Ya eli silahlı bir çete üyesi olsaydı.....Hiç düşünmeden peşinden gitti.....
Naz bir önceki günü tekrar hayal eder.....Tarık parkta gördüğü gencin peşinden gitmektedir. Sonra genci köşe başında yakasından yakalar ve yere serer. Tam bunların ortasında ise telefonu çalar......Tarık boş bulunup telefona cevap verirken genç toparlanıp kaçar. Sonra Tarık Naz’a telefonda olayı anlatırken çocuk geri döner ve Tarık’a silah çeker......Tarık yediği kurşun ile bir tarafa, telefonu bir tarafa düşer.......
Naz: Ayyyyyyy!!!!! Allah korusun.....Bak elin oğlu nasıl centilmence davranıyor....Bizimki kendini gözünü kırpmadan......Alo?
Tarık: Efendim?
Naz: Sen ne yaptığını sanıyorsun?
Tarık: Efendim?!!!!!! Neden bahsediyorsun....?
Naz: Sen bilirsin neden bahsettiğimi........Dün yakasına yapıştığın çocuktan.....
Tarık: O olay dün yaşandı bitti........Bunu konuştuğumuzu sanıyorum.
Naz: Ya o bir çete üyesi olsaydı? Ya şu an vurulmuş hastanede yatıyor olsaydın.....Yada daha kötüsü.....Söylemek bile istemiyorum.....
Tarık: Naz......Abartıyorsun....Hem bana üzülüyor musun yoksa kızıyor musun anlayamadım....
Naz: Ben de senin ne yapmak istediğini anlayamadım bir türlü.......Hem bu ne öfke....
Tarık: Yok bir şey........Neden aradın?
Naz: Ooooooo yanına yaklaşılmıyor valla......Sen bugün dinlen en iyisi.....
Tarık: Neden? Okula gitmeyecek misin....?
Naz: Gideceğim ama yalnız.....Yani zaten yalnız gidiyorum ama taksi ile gideceğim.....
Tarık: Ben varken neden taksi ile gidiyorsun?
Naz: Dinlenmeni istiyorum dedim ya.....Bu bir emirdir.....
Tarık: ........Emredersiniz......
Naz telefonu kapatır......Tarık telefonunu kanepeye atar sinirinden.....
Tarık: Demek bana benimle buluşacağını söylemek zahmetinde bile bulunmuyorsun.....Ne de hevesliymişsin .....Ah Tarık oğlum.....İyi ki bavulunu boşaltmamışsın....Bugün her şeyin bittiği gündür....Yine......
Tek Bankta Hulusi yerinde mutlu bir şekilde oturmaktadır......
Hulusi: Eveeeeeeeeet........Naz çok işbirlikçi çıktı......Sadriden taksit taksit gelen bilgi , Nazdan bir kerede geldi......Biz de toptan satış indirimi uygularız Naz ‘a.....Hahahahah!!!! Naz’a değil de Vahiciğime........ Alo!! Filiz ! Hemen Vahilerin borcunun yüzde iki buçuğunu siliyorsun......Ne diyorsam onu yap.......Sil dedim........
Hulusi yine ellerini ovuşturur sevinçle......
Hulusi: Eveeeeeeeeet canım arkadaşım......Bugün saat beşte senin kız ile benim oğlan bir araya geliyorlar......
Hulusi hayallere dalar.......Tarık arabada kendisini bekleyen Naz’ın yanına biner......Naz son derece nazik davranmaktadır.....Tarık da kibar konuşmaktadır......Sonra birden Hulusi arka koltuktan dikilir ve Tarık’ı yanında getirdiği bir urgan ile koltuğuna büyük keyifle bağlar......Tarık çaresiz teslim olur.....
Hulusi: Belginciiiiiiiimm hazır ol......Akşama oğluşun ayaklarının dibinde kedi gibi oturacak......
Birden keyiften döndürerek oturduğu sandalyede put gibi kalıverir......
Hulusi: Ya başaramazsa Naz......Ya tutamazsa arabada?.......Ya hepsi boşa giderse.....
Hulusi gözlerini kısar........
Hulusi: O zaman Vahinin borcu yüzde on artar........evveeeeeeeet.....Naz da babasının borcunu karşılamak için her yerde çello çalmaya başlar...Sadride kendi elleri ile Ayşeyi Nedime teslim eder.....
Hulusi yine hayallere dalar......Ayşe ile Nedim piknik yaparken Naz onlara çello çalmaktadır......Sadri yoktur etrafta.....
Hulusi: Aman kim sallar Sadriyi böyle bir anda.....Heheheheh
Bölüm Sonu

35900
08-05-07, 15:51
fonu bastan ekledim...baristan...
http://www.youtube.com/watch?v=NPqNaYuU0OU

naz---allah alah ya ben nededimde bu simdi cekip gitti...yani bu tariginda ne istedigi belli degil

tarik bir hisimla odadan cikmistirda neden cikmistir??????????????????

vahi---nazzzzzzzzzzzzz...hulisi amcan seni cagiriyor nazzzzzzzzzz

naz duymamistir,ama tarik duymustur..

naz--ayyyy yüzüme bak yaaaa tarik beni bu haldemi güzel buluyormus gözümdeki rimellerim akmis ,gidip acilen bir dus almaliyim.evet evet naz kendine bakmalisin yoksa tarik....yoksa tarik.....naz ne geciyor aklindan senin ya cekip gittii iste sen hala...yok yok o benim sadece söförüm.evet evet .

der ve havlusunu alip dusa girer...........havlusunu duslugun kenarina asar ,,suyu acarrrr

tarik---hay allah ya baba ben nezaman bu kovalamacadan kurtulacagim..yani olur sey degil sen kalk gazeteden is bul calistigin insanlarda babamin en yakin dostlari ciksin.pes yani....hadi tarik bakalim babana görünmeden nasil ineceksin bu merdivenleri..allahtan ümit odasinda degilmiste buraya saklandin tarik,bide ona hesap ver verebilirsen

der ve tam merdivenlerden komanda misali sürünerek inmeye calisirken ses gelir

hulisi---ayyy vahicim yani su nazin cello calisina bayildim gidip ben bir tebrik edeyim.özel olarak,,baksana bizi duymadigina göre özel bir misafiri var sanirim,(HEHE tarik bey yakaladim iste seni)

der ve vahinin laflarina aldiris etmeden yukari dogru tirmanir

tarik---baba eyvah...

der ve kendini banyoya atar

naz---he naz yok bu ask senin aklini basindan aldi garip garip sesler duyuyorsun

tarik
disari cikamaz naz dustadir ses yapamaz.SIKISIP kalmistir
su sesi kesilir,naz elini duslugun perdesinden uzatarak..

naz---yaaaaaaaaa bu küresel isinmaya acil bir cözüm bulmamaiz lazim ,bak artik sabunlu sabunlu banyodada kaliyoruz olacak ismi bu,,,,ya bu havlu neredeydi allahim

der ve hala eliyle havluyu araken,,,
gözleride sabunlu
tarik bir yandan naza bakmakla bakamamak arasi sok halde bir yandanda caresizce havluyu alip ona dogru uzatir sessizce,,

naz---saol...

der
ve hemen bir cirpida havluya sarilir ...

naz---saolmu.....

hemen havluyla gözlerini silmeye baslar ,,tariksa köseye sIKISMIS öylece kala kalmistir

naz---ayyyy yandi gözlerim yaaaaaa

der ve acar gözlerini, ama ne acmak faltasi gibi

naz---tarikkkkkkkkkkkkkk..........sen ..sen ...sen ..sen...... nezamandir burdasin
tarik---yeterince uzun bir zamandir
naz---ne kadar yeterince ...yani ne yeterince...
tarik----kisaca havluyu sana ben verdim diyeyim ...o kadar yeterince...
naz---neeeeeeeeeee....sen sapikmisin tarik ...ne isin var ben banyo yaparken burada..ayyy bisi gördünmü
tarki---ne gibi bisi
naz---bana bak,,, lafi dolandirma ..gördünmü görmedinmi
tarik--- gördüm
naz---nneeeeeee ...ne gördün
tarik---- seniiiiiiiiiiiiiiiii

derki lafi tamamlatmaz

naz---ayyyy öööffff yaaaaaaaa ölmek istiyorum yaaaa
tarik---senin sabunlu gözlerini nasil kirpistirdigini gördüm.
naz---ne yani o kadarmi
tarik--- baskadami olmaliydi
naz---tabiki hayir ..zaten ben öyle ulu orta cikmam dustan istesende göremezdin
tarik---istesemdemi
naz---istesende ancak ,ben istersem
tarik----hehe sen istersenmi.......
naz----hani sen bir sinirle odadan cikip gitmistin niye burdasin ona cevap ver
tarik--demek sen istersen.....canin cok yaniyordu sanirim
naz---evet canimi acittin tarik..ben sana neler dedim sense
tarik---ben gözlerine sabun kacmasindan bahsediyorum,,,,ayni seyimi konusuyoruz naz
naz----( NAZ KIZIM BAK LAFI CEVIRDI YINE ;;;kendine gel o sadece söför unutma,aslinda öyle olusa hep yanimda kalir.yoksa yok yok ,birak kizim o aslina sen aslina dön.herkes mutlu oldugu yere)
tarik--- nazz daldin ayni seydenmi bahsediyoruz demistim
naz---tabi tabi......de sen hala burada ne isin var söylemedin
tarik----bosver ...simdi cikarim
naz--- nasil bosver ya..hale bak söförüm banyoma girsin beni banyoda izlesin sonra bosver desin öylemi

der ve banyonun kapisindan tarigin omzuna carparak cikarkii

hulisi----aaaa naz kizim sen burdamiydin senin arkadasin yokmuydu yaninda( HAY ALLAH YINE KACIRDIM TÜH YA,,ama olsun elimin altinda nasilsa sadri var hehe.taksidin ikincisinde bu isi hallederim nasil olsa )
naz----ayyyyyyyy hulisi amca...sennn ay nedir bugün bu basima gelenler havluyla .sen
,(ELIYLE BANYOYU GÖSTEREREK) havlusuz,, seyyyyyy(.TARIK) ...ay ben ;HEMEN GIYINEYIM:::
naz---- ay naz az kalsin pot kiracaktin demek onun icin tarik kacmis canim yaaaaa bak,,,,ay ama beni öyle görmesine bahane degil yani yok yok ben bu isin sirrini cözmem lazim nedir tarigi böyle hulisi amcadan kaciran sebep yani,,,evet naz...cöz bu sirri senden birsey kacmaz
vahi---- hulisii naz oradamiymisss
hulisi--- evet
vahi---e gel hadi netice halam seni sesliyor
hulisi ---tamam bir lavobaya kadar gideyim geliyorum
tarik--- babaaaaaaaaaaaa

flower98
09-05-07, 19:37
Ah Tarık vah Tarık !

Tarık’ın hesaplarında bir yanlışlık olmuş ve Hulusi onu yakaladığında , Naz da tesadüfen asıl kimliğini öğrenmiştir.
Tarık: Baba!!!!!
Hulusi: Yakaladım seni!!!! Kaçmaaaaaa!!!!!
Tarık arkasına bakarak koşmaya başlar ve birden nereden çıktığını anlayamadığı Naz ile çarpışır......
Naz: Ayyyyyyyy! Önünüze baksanıza!!!!!......Tarık!!!!!1
Tarık: Naz??? Ne işin var burada.....Kusura bakma kaçmam lazım.....Geliyoooooo!
Naz: Kim geliyoooo?
Tarık yerinden kalkmaya çalışır ama bir şey onu tutar. Çarpışma anında bilekliği Naz’ın kemerine takılmıştır. Naz da acele ile kaçmaya çalışan Tarık yüzünden zor anlar yaşar.....
Naz: Napıyorsun! Canım acıyorrrr.!!!!!
Tarık: Kusura bakma Naz ! Kaçmam lazım.....
Naz Tarık kemerini çözmeye çalışırken omzu üzerinden koşarak ve bağırarak gelen Hulusiyi görür.
Naz: Çek elini kemerimden! Çok ayıp!
Tarık: Bakmam.Merak etme. Kaçacam diyorum sana.
Naz elini kemeri hala açmaya uğraşan Tarık’ın eli üstüne koyar......
Tarık: Ne biçim kemer bu ya.....! Ne kopçası var ne çengeli.....
Naz Tarık’a felaketi söyler.....
Naz: Duyuyor musun......?
Tarık başını kaldırıp Naz’ın gözlerinin içine bakar.....
Tarık: Duyuyorum.......Şimdide hissediyorum......
Hulusi antremansız olduğundan nefes nefese kalmış bozuk araba freni gibi ses çıkarmaktadır. Tarık’ın arkasında durmuş ve biraz soluklandıktan sonra elini Tarık’ın sırtına atmıştır.
Naz: Sonunda!
Hulusi: Sonunda!
Tarık: Evet! Sonunda yakalandık!
Hulusi: Utanmıyor musun beni bu yaşta peşinden koşturmaya!
Naz: Doğru söylüyor Hulusi amca yaptığın çok ayıp! Nolmuş biraz azarlasa seni?
Tarık: Biraz mı?
Hulusi gözlerini kocaman açarak...
Hulusi: Biraz mı?
Naz: Aaaaaaaaa Hulusi amca! Koskoca banka sahibisin........Alt tarafı bir araba?
Hulusi: Bir araba mı?????......Arabalar........!!!!!.....Yarışlar!!! !!!......Yalanlarrrrrr!!!!......ve de kızlarrrrrrrr!!!!!!
Tarık gözlerini Nazdan çevirir.....
Naz: Ne!!!!! Kızlar mı?
Hulusi: Hem de ne kızlarrrrr!
Tarık kendini kemerden kurtarır......
Tarık: Hadi gidelim baba.......
Naz: Baba mı?
Hulusi: Sus! Bana baba deme......! Alfonso!
Naz bir Tarık’a bir Hulusi’ye bakar.....
Naz. Demek o sendin!
Hulusi: Evet o aynı zamanda Alfonso!
Naz: Onu kastetmedim.
Tarık: Evet o bendim. Baba gidelim.
Naz: Hayır! Durun!
Hulusi: Noldu kızım......?Bak çok işim var benim bu hergele ile......!!!!! Tutma bizi.....
Naz: ama o hala benim şoförüm........
Hulusi: Şoförün mü?
Tarık: Evet.
Hulusi: Demek bunca zamandır burnumun dibindeydin ha?
Naz: Evet. Benim de.
Tarık: Gidebilir miyiz?
Naz: Hayır!!!!!! Hulusi amca., benim de Tarık ile kapanmamış bir meselem var.
Hulusi: Valla onu bilemem. Ben on aydır peşindeyim , öncelik benim.
Naz: Ben de on aydır peşindeyim. Ben bayanım , öncelik benim.
Hulusi: O benim oğlum. Ben de babasıyım öncelik benim!
Tarık , Hulusi ve Naz’ın tartışmasını fırsat bilerek kaçmaya çalışır. Her ikisi aynı anda koluna yapışır........
Hulusi – Naz: Dur!!!!!!
Hulusinin şoförü arabası ile Tarık’ı kovalayan Hulusiyi takip etmiştir. Hulusi Tarık ‘ı arabasına bindirir. Naz da yanına oturur. Hulusi ön koltuğa geçer......
Hulusi: Bankaya.....
Yol boyunca konuşmazlar. Naz ara ara pencereden dışarısını izleyen Tarık’a üzgün bakar....O bakışlarını çevirdiğinde Tarık Naz’a hem üzgün hem de endişeli bakar. Hulusi ise mutlu kendilerini kısa süre sonra bankaya ulaştıracak yola bakar.Bankaya vardıklarında.....
Tarık: Üzgünüm.
Naz cevap vermeden arabadan iner. Birlikte içeriye girer. Kapıda üçünü beraber gören Sadri hemen telefonuna sarılır.
Sadri: Alo........
Hulusi telefonunu elinden alır......
Hulusi: Daha değil.......
Birlikte Hulusinin ofisine girerler.....
Hulusi: Naz önce sen görüş şoförünle........Benim nasıl olsa bol bol zamanım olacak bundan sonra.......
Hulusi ve Sadri, Naz ile Tarık’ı odada yalnız bırakır......
Naz: Keşke İtalyaya dönmüş olsaydın.......Daha az acı çekiyor olurdum şu an.....
Tarık: Naz !!!! Açıklamama izin ver.......
Naz: Açıklamak için çok şansın vardı....... Her seferinde yalan üstüne yalan ekledin.......Şimdi de yalan söylemeyeceğini ben nereden bileceğim?
Tarık: Haklısın . Ama yala söylemek için nedenim kalmadı.
Naz: Sana o kadar kızgınım ki, anlatamam......ama buna rağmen kızamıyorum......bağıramıyorum.......en acısı ise şu an buradan gitmek istesem de çıkıp gidemiyorum.....
Tarık Naz’a yaklaşır......Ona sarılmaya çalışır.......Naz geri çekilir........
Tarık: Lütfen........
Naz: Hayır! Kime sarıldığımı bilmeden sarılamam sana.....Alfonso mu? Tarık Tekelioğlu mu? Yoksa son on ayımda onca şey paylaştığım şoför Tarık mı? Hangisisin sen? Kimsin.....?
Tarık: Hepsi benim......Kim olmamı istiyorsan oyum.....
Naz: Özellikle Alfonso olmanı hiç istemiyorum.....Arada Sofia ve kim bilir kimler var....Ama diğer ikisinden de kimi karşımda görmek istediğimi bilmiyorum....
Tarık: İzin ver sana kendimi hatırlatayım......
Tarık yine Naz ‘a yaklaşır. Onu kollarına alır ve öper........Naz yine afallar ve bir adım geriye kaçar......Kapı açılır ve Hulusi içeriye girer......
Hulusi: Şimdi sıra bende.......!!!!!

flower98
10-05-07, 00:27
44. Bölüm Senaryosu by Flower98

Part1

Naz gelen mesaj’ ı görünce mutlu olmuştur. Tarık da gülümseyerek Naz’ı incelemektedir. Netice dayanamaz.......
Netice: Beklediğin mesaj geldi galiba ?
Naz gülümsemeye devam etmektedir.
Tarık: Halanız size bir şey sordu duymadınız galiba?
Naz hala cevap vermemektedir.
Netice: sorma Tarıkçım bu kız sabahtan beri böyle. Aklı Hulusinin oğlunda.
Naz: Halaaaaaa!
Tarık suratını asar ve kahvaltıdan kalkmaya yeltenir.
Naz: Nereye gidiyorsun?
Tarık: Arabaya! İzninizle!
Naz: İzin vermiyorum. Henüz bir şey yemedin. Aç aç beni hiçbir yere götüremezsin!
Tarık: Emredersiniz.
Der ve oturur. Netice yine dayanamaz......
Netice: Bravo Naz. Bak bu yönünü de benden almışsın.
Naz: Efendim? Anlamadım.
Netice: Bak bu yönün de babandan. Onun da anlama zorluğu oluyor zaman zaman.
Naz: Ama Hala yaaaaa!
Netice: Mesajla bile ilgilenirken, Tarık’ın hiçbir şey yemediğini fark etmenden bahsetmiştim.
Naz: Hmmmmmm o mesele.
Netice: Tarık, sen tanıyor musun Hulusinin oğlunu ?
Naz: Hem de çok yakından tanıyor.....Hihihihihi.......öyle değil mi?
Tarık yan yan Naz’a bakar......
Tarık: Öyle.....
Netice: Peki nasıl biri?
Naz: Ay hala sen de alemsin? Şoför’e mi sorulur bu?
Netice: Tarıkçım. Şu mutfaktan gelen kokuya bakılırsa bizimkiler yine yaktılar sucukları......Hadi bir gidip bakıver.
Tarık: Hemen gidiyorum.....
Tarık yine Naz’a bakar ve masadan kalkıp mutfak’a gider.
Netice: Naz! Sen ne yapmaya çalışıyorsun?
Naz: Ne gibi halacım.
Netice: Babanlaşma. Anladın sen. Ne bu Tarık’a karşı tavırların?
Naz: Ne var ki tavırlarımda.
Netice: Feci bir duygusal kriz.
Naz: O nasıl bir durum oluyor halacım?
Netice: Onu gayet iyi bildiğine eminim. Ama dikkat et bir Tarık ile aramı düzelteyim derken , diğerinden, hatta ikisinden birden olma.
Naz: Ben geç kalıyorum. Hadi sana afiyet olsun......
Netice: Tabi sıkıştın kaç hemen.....
Naz mutfak’a seslenir......
Naz: Taaaaaaaarık! Bırak sucukla ilgilenmeyi de arabayı çalıştır....
Netice: Nazzzzz!!! Mesaj da ne yazıyordu?
Naz: Samimiyetime inanmak istediğini yazmış.....Bu bir başlangıç.
Netice: Ah gençlik ah.....yok ki hata sensörleri........Biiiiiiib hata yapmak üzeresiniz dikkat desin.........
Naz arabaya geçer ve mesaj yazmaya başlar.
Mesaj:
Neredeyse ümidimi kesiyordum. Samimiyetime güvenebilirsin . Naz.
Tarık mutfaktan çıkarken mesaj gelir.
Tarık: Samimiyetin mesajdan belli. Dün bir bugün iki hemen senli- benli olmuş. Dün gece Naz Özkül diye bitirirken şimdi de Naz. Ah baba ah......
Tarık arabaya varır ve biner.
Naz: Üffffffff! Ayyyyyyyy! Bu ne koku????? Sen parfümünü mü değiştin??????
Tarık dikiz aynasından bakarak cevap verir.
Tarık: Halanız sucuklar için beni mutfak’a yolladı biliyorsunuz. Aç aç binmemek için biraz atıştırdım.
Naz: Buna atıştırmak değil sürüştürmek denir. Hadi git de değiştir üstünü. Sıkılmıştım zaten bu üniformadan.
Tarık: Camınızı açın. Ben bugün bu forma ile sizi okulunuza bırakacağım.
Naz: Ne o bağlandın mı formaya ne? Yine tersinden kalkmışsın bugün.
Tarık cevap vermez ve arabayı çalıştırır. Birkaç kez Naz’a aynadan baktıktan sonra....
Tarık: Birini mi arayacaksınız yoksa telefonunuz mu bozuldu?
Naz: Telefonum gayet iyi çalışıyor. Kimi arayıp aramayacağım da seni ilgilendirmez.
Tarık( Sinirli): Haklısınız Naz hanım.
Naz yol boyunca Tarık Tekelioğlunu arar.
Yol boyu cebindeki telefon Naz’ın aramaları yüzünden titremektedir.Tarık sonunda dayanamaz....
Tarık: Yeter! Açmıyor işte! Israr etmeyin!
Naz: Sen yine benim eski şoföre benzemeye başladın........Sana ne?......Sen aynadan beni mi izliyorsun......?
Tarık derin bir nefes alır ve cevap vermez. Cebindeki telefondan mesaj sinyali gelir.
Naz: Sana mesaj geldi. Ne o değiştirdin mi mesaj sinyalini?
Tarık: Evet .
Naz: Bakmayacak mısın?
Tarık: Gerek yok. Kimden geldiğini biliyorum. Sonra bakarım. Hem şimdi araba kullanıyorum.
Naz: Kesin Sofiadan.
Tarık: Değil.
Naz: Değil mi? Başka kim olabilir ki?
Tarık dikiz aynasından Naz’a bakıp gülümser.
Naz: Neden sırıtıyorsun?
Tarık : Sırıtmıyorum. Gülümsüyorum.
Naz: İkisini de yapma.
Naz arkasına yaslanır ve yine mesaj yazar.......
Tarık’ın telefonundan yine mesaj alındı sesi gelir. Naz birden elini Tarık’ın cebine atar. Tarık vitesten elini çeker ve Naz’ın elini yakalar.
Tarık: Ne yapıyorsun?
Naz: Ne yapıyorsunuz diyecektin herhalde?
Tarık: Ne yapıyorsun?
Naz: Sen fazla asi olmaya başladın ya hayır olsun. Yardımcı olacaktım . Belki mesaj önemlidir.
Tarık: O zaman aynı kişi bir mesaj daha atar. Zaten geldik. Ayrıca telefon benim.
Naz: Sen dua et Tarık Tekelioğluna şu an aklımın yarısı orada. Yoksa sana yapacağımı bilirim ben.
Tarık: Aman ne olur elinizden geleni ardınıza koymayın.
Naz arabadan söylenerek iner........
Naz: Ya ne oldu buna? Neyse. Tarık Tekelioğlu da çok dengeli değil herhalde. On cevapsız arama bir de iki mesaj çektim , tık yok.
Tarık Naz’a çellosunu verir. Naz elinden alır almaz arabaya biner ve gider. Aynadan Naz’ın telefonunu kulağına dayadığını görür.
Tarık: Pes......Yol boyu titredim durdum ......Şimdi yine arıyor.....Sen kaşındın Naz.....
Tarık köşeyi döner ve arabayı kenara çeker. Elini cebine atar, telefonu çıkartır ve cevaplar.
Tarık: Günaydın Naz hanım! Şu an çalışıyorum. O nedenle daha önceki on aramanıza ve iki mesajınıza cevap vermedim. İyi günler.
Tarık telefonu kapatır ve cebine koyar.
Tarık: Ohhhhhhhhhhh ya!!!!! Dünya varmış. Artık bir süre aramaz.
Derken Tarık’ın diğer telefonu çalar. Tarık sinirle telefonu açar.....
Tarık: Anlatamadım galiba. Çalışıyoruuuuuum!!!!!!
Naz( ağlamaklı): Taaaaaaaarık!!!!! Beni gel al. Çok kötüyüm.Ben okula gidemeyeceğim.......

flower98
10-05-07, 19:42
Part 2
Tarık: Demek çok kötüsün ve okula gidemeyeceksin.....Senin için daha farklı planlarım vardı ama sanırım kaldıramazsın......Kelebek gibisin Naz.....Narin bir kelebek........Sen bana kıyabiliyorsun ama ben daha fazlasını yapamam sana.......hak etmiş olsan da yapamam.
Tarık yağmur altında ayakta bekleyen Naz’ın yanına varmıştır. Naz Tarık’ın gelmiş olduğunu gördüğü halde durduğu yerden kımıldamaz. Tarık arabadan iner.....
Tarık: Neden binmiyorsun arabaya? Sırılsıklam olmuşsun......Hasta olacaksın.
Naz Tarık’a cevap vermez. Ona sımsıkı sarılır. Tarık mecburen Naz’ı kendinden uzaklaştırır.
Tarık: İnsanlar bakıyor.....Şoförün olduğum belli.....Rezil olacaksın......!
Naz Tarık ‘ tan zor kopar. Arabaya binerken.....
Naz : Sen çok iyisin........
Naz ‘ ın üstündeki kıyafetlerinden su akmaktadır. Tarık da Naz’ı bindirene kadar ıslanmıştır....
Tarık: Bahar işte.....On dakika önce hava bulutluydu , şimdi neredeyse sel basacak......
Naz: Tarık....Sağ ol hemen geldiğin için.....
Tarık: Görevim.....Siz çağırırsınız ben gelirim.....
Naz: Ya görevin olmasaydı?.....Benim için yine gelir miydin?
Tarık aynadan Naz’a bakar.
Tarık: Gelirdim.
Naz gülümser ama gözlerinden hala yaşlar akmaktadır.
Tarık: Çok ıslandın. Eve kadar hasta olursun böyle. Bir yerden sana kıyafet alalım.
Naz: Tek şartla. Sen de alacaksın......Şu an şoförüm gibi görünmeni istemiyorum......
Tarık: Ama üniforma sadece bir sembol.....Ben yine şoför olarak oturacağım bu koltukta...
Naz: O zaman seni bu akşama kadar kovuyorum.....
Tarık: Ne?
Naz: Merak etme.....Yatmadan önce yine işe alacağım.....
Tarık gülümser. Naz gülümsemesini aynadan görür ve o da gülümsemeye çalışır. Ama üzüntülü hali hala üzerindedir. Tarık en yakın butikte durur. İçeride seçtikleri kıyafetleri denerlerken.....
Tezgahtar: Beyefendi....Hanımefendi bu T-shirt’ü gönderdi size......
Tezgahtar kabinin üzerinden T-shirt’ü Tarık’a uzatır. Tarık kotu giymiş fakat üstü çıplak halde kabinden çıkar. Tezgahtar şaşırır fakat yinede hayranlıkla Tarık’a bakar....
Tezgahtar : Ama böyle çıkmanız uygun değil.....
Tarık elinde T-shirt’ü göstererek......
Tarık: Nerede kendisi?
Tezgahtar: Üst katta......Bayan reyonunda.
Tarık saçları savrula savrula hızla medivenlerden üst kata çıkar. Reyondaki herkes onu izlemektedir.
Tarık: Pardon!
Der sinirli bir şekilde.......
Tarık: Buraya ıslak gelen bayan nerede?
Tezgahtar bir kabini gösterir. Tarık kabine doğru ilerlerken bir askıdan sapsarı bir bluz çeker alır. Bluzu Naz’ın bulunduğu kabinin üstünden içeri atar.....
Naz:Ayyyyyyyyy! Bu da ne?
Tarık sesini inceltir.......
Tarık: Aşağıdaki beyefendi size gönderdi.
Naz kilidi açar ve kafasını araladığı kapıdan uzatır.
Naz: Ben sarıdan nefret ederim.Ayrıca kendi kıyafetlerimi kendim seçmek isterim.....
Tarık elindeki T-shirt’ü Naz’a göstererek ......
Tarık: Bende! Ne tesadüf.......!!!!!!
Tarık arkasını dönüp gitmek üzere iken......
Naz:Hep annem babamın kıyafetlerini seçerdi....Sanırım bir an.....
Tarık durur ve arkasını döner.....
Tarık: Bir an ne?
Naz Tarık’ı baştan aşağıya süzer......
Naz: Yok bir şey......Ayıp ya! Sen böyle mi çıktın yukarıya?
Naz başını uzattığı kabinden reyona bakar. Tüm tezgahtar ve diğer bayanların gözü Tarık üzerindedir. Tarık da bunu fark eder ve utanır.....
Naz: Şimdilik bunu giysen iyi olur.....Herkes sana bakıyor.....
Tarık T-shirt’ü giyer ve aşağıya iner. Kabinine girer ve aynada kendine bakar.
Tarık: Hiç fena olmadı aslında.
Naz yukarıdan inmiş Tarık’ın kabinini çalar......
Naz: Sen de kızları geçtin.......Hadi bak ben hazırım.......
Tarık kabinin kapısını açar ve Naz ‘a bakakalır.
Tarık: Sen ........?
Naz: Sende.....!
Birbirlerine verdikleri üstleri giymiş birbirlerine bakarlar.
Tarık: Sarıyı sevmiyorsun ama çok yakışmış.
Naz: Ben sana siyahı hep yakıştırıyordum zaten.
Tarık gülümser ve Naz’ı elinden tutarak kasaya götürür. Kredi kartını çıkartır....
Naz: Sen mi ödeyeceksin?
Tarık: Bir sorun mu var.....?
Naz: Yok da seni zor durumda bırakmak istemem....
Tarık: Önemli değil.....Dün iddianı kabul etseydim bu ay çift maaş alacaktım.....
Naz: Ama etmedin.....
Tarık: Ama içimden bir ses seninle bir iddiaya gireceğimizi ve benim bir maaş ikramiye kazanacağımı söylüyor......
Naz: Gerçekten mi?
Tarık: Gerçekten. Var mısın iddiaya?
Naz: Varım.....
İkisi de gülerek dükkandan çıkar.
Tarık: Yağmur kesilmiş......
Naz: Şimdi ne yapacağız?
Tarık: Gel benimle.
Tarık Naz’ı yine elinden yakalar ve caddenin karşısındaki kuaföre götürür.
Tarık: Benim sinüzitim var. Seni bilmem ama ıslak saçla dolaşırsam hasta olurum.
Naz: Bende........
Birlikte boş koltuklara otururlar. Naz yanında oturan Tarık’a uzunca bir süre bakar.....
Naz: Teşekkür ederim.
Tarık: Ne için?
Naz: İhtiyacım olduğunda yanımda olduğun için.
Tarık: Bu konuyu daha konuşacağız ama dedim ya görevim.
Naz önüne döner ve aynaya bakar.
Naz : Şu an değil.....!

flower98
11-05-07, 18:45
Part 3
Tarık da gülümser. Aynada Tarık’ın gülümsemesini gören Naz ......
Naz: Hoşuna gitti değil mi? Ne güzel işte . Okula gitmediğimde ben yok yazılıyorum. Senin yoklama sorunun yok......
Tarık: Orası öyle ama bende böyle bir gün kovulup ertesi gün işe geri alınırsam korkarım emekliliğim sıkıntıya girer......
Naz: Merak etme. Kovulduğunu sadece sen ve ben biliyoruz......Formaliteler bizi bağlamıyor....
Tarık: Sen öyle diyorsan öyledir.
Birbirlerine yine manalı bakarlar. Saçları fönle kurutulduktan sonra dışarıya çıkarlar.
Naz: Gerçekten de bu yıl baharı bahar gibi yaşıyoruz. Şimdide güneş açmış.
Tarık: Nereye gidelim?
Naz: Ben biliyorum nereye gideceğimizi.
Tarık: Nereye?
Naz: Erguvanları seyretmeye.
Tarık: O kafeye mi?
Naz: Ama ben erguvan ağaçlarını çok seviyorum. Hem bu sefer birlikte oturacağız. Sen aşağıda ben yukarıda olmayacağım.
Tarık: Hmmm madem öyle, gidelim.
Kafeye vardıklarında Naz en sevdiği köşeye oturur. Tarık da tam karşısına......
Tarık: Bak moralin düzeldi.
Naz birden öncesini hatırlar ve dalar gider.
Tarık: Naz! Ben sana üzüntünü hatırlatmak için söylemedim bunu.
Naz , Tarık’ın eli üzerine elini koyar.....
Naz: Biliyorum......Unutmuş değildim aslında.....Sağ ol.
Tarık elini ters çevirir ve Naz’ın elini tutar. Baş parmağı ile elinin üstünü okşarken gülümseyerek Naz’a bakar....
Naz: Ben çok mu kötüyüm Tarık! Dünden bu yana kaç kez aradım onu. Mesajlar çektim. Sadece bir cevap yazdı........Hele sen gelmeden önce beni çok kötü tersledi.......Ben bunları gerçekten hak ettim mi?
Tarık Naz’ın elini bırakıp arkasına yaslanır. Kaşlarını çatmış Naz’a bakmaktadır.....
Tarık: Şimdi burada oturup senin ve Tarık Tekelioğlunun ilişkisini mi konuşacağız?
Başını yana çevirir ve denize bakar.....
Naz: Anlamadım? Başka ne konuşabiliriz ki?
Tarık: Bak bu soru çok güzel oldu. Ama önce şuna cevap bulalım istersen.
Naz: Neye?
Tarık: Biz seninle neden konuşamıyoruz ?
Naz: Konuşamıyor muyuz? Ne yapıyoruz deminden beri? Koklaşıyor muyuz? Hıhıhıhhıı......
Tarık Naz’a çok ciddi bakar.....
Naz: Haklısın çok kötü bir espriydi........Benimle ne konuşmak istiyorsan konuşabilirsin biliyorsun.
Tarık: Biliyor muyum onu da bilmiyorum........Yinede olmuyor nedense.....Aklım çok karışık.
Naz: Asıl aklı karışık olan benim. Hele dünden bu yana. Aylardır kin beslediğim birinin aslında benim ve ailem için nasıl mücadele verdiğini öğreniyorum fakat kendimi affettiremiyorum.....
Tarık: Bak gördün mü? Konu yine döndü dolaştı Tarık Tekelioğluna geldi.......
Naz: Ne o kıskanıyor musun yoksa?
Naz yandan yandan gülümsemeye başlarken Tarık başını yine denize çevirir.
Naz: Sen bir duysaydın Hulusi amcanın söylediklerini......Ağladı adamcağız karşımda......Hem de hüngür hüngür......Dayanamam ben erkeklerin ağlamasına.....
Tarık ( anlaşılması güç bir sesle ve yüzü denize dönük): İyi ya ağlayacaz yani derdimizi anlatabilmek için....
Naz: Tarık bana dönüp konuşur musun......?Rüzgardan anlaşılmıyor dediğin.
Tarık Naz’a döner ve yüksek sesle......
Tarık: Hulusi beyin neler anlattığını çok merak ettim diyordum.
Naz: Ya o benim yerden yere vurduğum Tarık Tekelioğlu meğersem tüm benliği ile bizi kurtarmaya çabalamış. Tek başına kefil olmak istemiş bize. Hem de bankayı tehlikeye atma riskini hiç düşünmeden göze alarak......
Tarık: Bak sen ne yüce bir davranış......takdir ettim vallahi.....
Naz: Ya sen dalga mı geçiyorsun?
Tarık: Aaaaaaa lütfen......neden dalga geçeyim ki......Eeeeee başka neler yapmışım......yani yapmış.....?
Naz: Sen de Belgin hanımın senden her bahsedişimde seni oğlu sandığı gibi Tarık Tekelioğlundan bahsedince kendini o sanıyorsun....
Tarık sinirli bir gülümseyişle.......
Tarık: Onun da adı Tarık olmasaymış......Başka?
Naz: Vazgeçtim sana onun hakkında bir şey söylenmiyor....
Tarık: Sen bilirsin. Konu sıkmaya başlamıştı zaten.
Naz: Okullar, yollar yaptırıyormuş.....Pazartesi günü Hulusi amcanın adını verdiği bir okulun açılışı varmış.......
Tarık: İyi gidersin açılışa görürsün kendisini.
Naz: Tabi yaaaaa. Hay aklınla bin yaşa.
Tarık ( içses): Oğlum Tarık sen de neredeyse Tarık Tekelioğlunu altın tepside sunacaksın ....
Naz: Hem sen de gelirsin bu vesileyle o meseleyi de çözeriz.
Tarık: Hangi meseleyi?
Naz: Hani seni çok fena dövmüştü ya.....
Tarık: Ya sen de hemen ciddiye alıyorsun. Öyle bir fikirdi benimkisi.
Naz: Yok yok fikrin çok iyiydi.....
Tarık: Naz ne işimiz var Valilerin........... müdürlerin arasında.....
Naz: Yok yok fikrin çok iyiydi.
Tarık: Sar dur başa şimdi plak gibi...... Yok yok fikrin çok iyiydi.
Naz: Ama gerçekten çok iyiydi......Belgin teyzeyi arayayım ve açılışta bana stajıma sayılacak bir mini konser düzenlemesini rica edeyim.....
Tarık: Ben daha fazla dinleyemeyeceğim.......
Tarık masadan kalkar......
Naz: Dur! Nereye gidiyorsun.
Tarık: Wc ‘ye.
Naz: Tamam.
Tarık: Gidebilirim yani?
Naz: Sende çok alıngansın bugün......
Tarık: Alıngan mı? Hayır böyle çocuğuna izin veren anneler gibi “tamam” dedin....
Naz: Tamam tamam.
Tarık arkasını sinirli bir şekilde döner gider.......
Tarık: Yok bu böyle olmayacak......Deli edecek bu kız beni......Şimdide Tarık Tekelioğluna taktı.....
Tarık Naz’ın sesini duyar....
Naz: Söylenme......duyuyorum seniiiiii!
Tarık: Offff Allahım.
Tarık kafenin içerisine girer ve Naz’ı camdan izler. Naz dirseklerini masaya yaslamış ve yüzünü avuçlarının içine almış düşünmektedir.....
Tarık: Kesin beni düşünüyor. Yani bankacı beni....diğer beni napsın ki....Şu işi biraz imkansız hale getirelim de açılışı kafasından silsin.
Filiz ‘in eski telefonunu çıkartır ve Naz’ı arar......Naz çalan telefonuna bakar ve önce bir sevinç sıçraması yapar oturduğu yerde.....Tarık aramayı bitirir.
Tarık: Şuraya bak ya.....Havalara uçuyor.....Görmediği , tanımadığı biri arıyor mest oluyor....
Naz telefonu açmadan susunca yine hayal kırıklığına uğramış bir biçimde yerine oturur.....
Tarık içeriden çıkmak üzere iken Naz arar.
Tarık: Bir de utanmadan geri arıyor......Dur bakalım ne diyecek......Alo?
Naz: Tarık bey? .....Siz arayınca.........Yani umarım şimdi müsaitsiniz ?
Tarık: Üzgünüm yanlışlık olmuş.....Ben sizi aramadım......Şimdi uçak’a binmek üzereyim......Bodrumda katılacağım bir okul açılışı var.....İyi günler...
Tarık telefonu cebine koyar ve camdan Naz’a bakar. Naz telefonunu pişmanlıkla masaya çarpar. Derin bir nefes çeker ve rahatlamış kafeden çıkıp Naz’ın yanına ilerler. Naz Tarık’ın gelişini görünce biraz düzeltir hayal kırıklığı yansıtan halini.
Tarık: Bir şey mi oldu?
Naz: Yoooooo. Seni merak ettim.
Tarık: Beni? Yanlışlık olmasın?
Naz: Merak edemez miyim yani. Onca yaşanmış şey var aramızda........
Tarık: Yine başladık.....Ne var mesela ?
Naz: Sen de sıkıştırmasan olmuyor değil mi? Ne söyletmeye çalışıyorsun?
Tarık: Sence bir şey mi söyletmeye çalışıyorum sana ?
Naz: Ben biliyorum ne düşündüğünü ama........
Tarık: Kesin. Şu anda ne düşünüyorum peki?
Naz: Ne olacak. Sofiayı.......Yalan mı?
Tarık Naz’ın yanındaki sandalyeyi çeker ve oturur. Naz’a samimiyetle bakar......
Tarık: Üzgünüm. Bilemedin.
Naz: O zaman Franchesca.
Tarık: Yok Melissa.
Naz: İşte bak aklın bir kızda.
Tarık: Naz......Lütfen çıldırtma beni. Evet aklım bir kızda ama bahsi geçenlerden biri değil.
Naz biraz duraksar.....Tarık yine elini eline alır ve onu tutar.
Tarık: Her gün bu fırsatları yakalayamıyoruz. Yani ben yakalayamıyorum.......Hazır bugün şoförün değilim.....
Naz heyecanlanır. Önce kendisinden gözünü ayıramayan Tarık ‘a bakar sonra gözlerini elini sımsıkı tutan Tarık’ın eline çevirir. Serbest olan elinin parmakları ile Tarık’ın elini kavrayan parmakları ile oynamaya başlar......
Naz: Tarık! İnsanlar bazen bazı şeylerden kaçarlar. Bu kaçışın bittiği anlar iyi de olabilir, kötü de......Ne söyleyeceğini tahmin edebiliyorum aslında.....hatta biliyor......belkide uzun zamandır söylemeni bekliyor ve istiyorum.....Ama duymaktan korkuyorum.....Sonrasından daha da çok korkuyorum........
Tarık: Korkuyor musun?......Ama neden?
Naz: Nedenini söyleyebileceğimi sanmıyorum......Bazı şeyler var emin olmam gereken....
Naz her iki eliyle Tarık’ın elini kavrar........
Naz: Lütfen bana biraz daha zaman ver........
Tarık: Hazır olduğunu nasıl anlayacağım peki?
Naz: Anlayacaksın. Buna emin ol.......Belki de buradan biraz uzaklaşmak iyi gelir......
Tarık: Uzaklaşmak mı? Aman sakın İtalya deme bana......
Naz: Ayy ne İtalyası......Orası hiç olmaz.....
Tarık’a bakar ve manalı gülümser.....
Naz: Bu hafta okul kapanıyor......Düşündüm taşındım hep beraber Bodruma tatile gitmeye karar verdim.....

flower98
12-05-07, 11:12
Part 4
Tarık kalakalır. Gözlerini kısarak Naz’a bakar ve
Tarık: Ne???!!!!
Naz: Bodrum diyordum.....Ne güzeldir bu mevsimde.....Aşıkların mekanı biliyorsun.....Bodrumda aşk başkadır......Hem yılın şu zamanı kim bilir kimler vardır orada....
Tarık: Doğru duymuşum......Yok......Benim kalkmam gerekiyor!
Tarık telaşlı ve yıkılmış bir ifade ile ayağa kalkıp şaşkınlıkla etrafına bakar.....Nereye gideceğini bilmez bir hali vardır.
Naz: Noldu?!.....Nereye?
Tarık Naz’a bakar ve...
Tarık: Wc ‘ye.....
Naz: Yine mi?......Rahatsız mısın yoksa?
Tarık: Yok.....Yok iyiyim ben.......Bekle beni geliyorum.....
Naz: Utanmana gerek yok Tarık.....Yediğin bir şey mi dokundu acaba?
Tarık: Hava......buranın havasından.....
Der ve bir öncekinden daha hızlı adımlarla kafenin içerisine girer. Naz oturduğu yerden onu izlemektedir....
Naz: Kesin temiz olmayan bir yerde dürüm falan yedi bu......Ama ne zaman?......Gidip baksam mı?....Evet bir bakayım........Kıyamam ya.......Aman Naz belli etme......!!!!!
Naz ‘ın yanına gelmek üzere ayağa kalktığını görünce Tarık hemen Filiz’in verdiği telefona sarılır. Derin bir nefes alır ve Naz’ın telefon numarasını çevirir. Kendisine doğru gelen Naz bir anda olduğu yerde durur. Bir öncekinden daha sakin halde telefonu cevaplandırır.
Naz: Alo?
Tarık sesini değiştirerek....
Tarık: Naz hanım?
Naz: Buyrun. Eklemek istediklerinizi eklemek için mi aradınız beni. Uçağınız kaçmasın.
Tarık: Kaçtı bile.
Naz: Ayyyy çok üzgünüm....Benim yüzümden......
Tarık: Yok kesinlikle üstünüze almayın suçu. Beni bodrumdan aradılar uçak ‘a binmek üzere iken. Açılış töreni bir süreliğine ertelenmiş. Ben de gitmekten vazgeçtim.
Naz: Öylemi? Olur böyle şeyler bürokraside.
Tarık: Oluyor işte. Ben de madem burada kaldım, bu zamanı sizinle görüşmek için değerlendireyim dedim.
Naz: İstemiyorsanız mecbur değilsiniz. Ben sadece kendimi açıklamak ve gıyabınızda söylediklerimden duyduğum rahatsızlığı sizinle paylaşmak isterdim.
Tarık: Peki o halde aynı düşünüyoruz. Yarın öğlen Marina Cafede buluşalım.
Naz: Saat tam on-ikide orada olacağım. Bir de şu benim şoförüm ile olan mesele vardı. Belki onu da......
Tarık: Naz hanım .....! Ben mümkünse sizinle buluştuğumda o şahız orada olmasın.
Naz: O kadar kötü yani durum. Ama Filiz....biliyorsunuz......
Tarık: Onu bırakın biz aramızda çözelim....Fakat şunu da istemeden söylemeliyim Tarık gibi kendini patronuna bağlı hisseden bir başka şoför asla bulamazsınız. Siz neler düşünüyordunuz hakkımda bilemem ama onun o günkü sözleri benim için unutulacak türden değil.
Naz : Anlıyorum......Yalnız bekliyor olacağım sizi......İyi günler.
Tarık telefonu kapattığında Naz’ı izler.
Naz: Tarık.......! Sen gerçekten bir tanesin....Sonuça ben patron o da kız kardeşinin ağabey’i ....Giderek gönlümde büyüyorsun....Ah, evet Tarık......
Naz kafeye doğru yine yürümeye başlar. Tarık da içeriden çıkar. Kapıda karşılaşırlar. Yine sessizce birbirlerine bakarlar. Bu sessiz bakışma ise heyecanlarını arttırır. Her ikisinin de kalbi deli gibi çarpmaktadır, nefes alışlarının hızı göğüs kafeslerinin hareketinden belli olur. Bu büyülü ortam bir garsonun içeriden bahçeye çıkmak istemesiyle bozulur.....
Garson: İzninizle!
Tarık Naz ‘ ı kolundan yakalayarak kenara çeker.
Tarık: Noldu?
Naz: Seni merak ettim. İyi misin?
Tarık: Şimdi daha iyiyim. Gel yerimize geçelim.
Naz: Yürüyebilir miyiz?
Tarık: Tabi . Hem şu bodrum planlarını da konuşuruz.
Naz: Ne? Aaaa evet....Bodrum.......Aslında bu kadar aceleye gerek yok.
Tarık: Nasıl yani? Yarın gitmekten vaz mı geçtin.
Naz: Tabi. Ne acelemiz var. Kalacak yerleri araştıralım......Alış- veriş.......Babam ‘ ı ikna edelim......Sonra halam.
Tarık: Anlaşıldı......
Naz: Ne o ......Hayal kırıklığı hissediyorum sanki......
Tarık: Fikir değişikliklerinden.....hem de bu kadar çabuk olanlardan rahatsız oluyorum........
Naz parmak ucuna yükselip Tarık ‘ın yanağına bir öpücük kondurur....
Tarık: Bu da neydi şimdi?
Naz: Hiiiiç. Biraz gecikmiş bir teşekkür olarak al. Haydi gel gün kısalıyor........Yürüyelim.
Naz sevinçle hoplaya zıplaya sahil yolunda ilerlemeye başlar. Tarık elleri ceplerinde ağır adımlarla onu izlemektedir.
Tarık: Seni bu kadar mutlu görmek çok güzel ama bu benden mi yoksa öbür benden mi kaynaklanıyor bilmiyorum. Tekelioğlu kimliğimin benim üstüme geçmesinden çok rahatsızım. Aslında telefon da konuştuğunu bana anlatmış olsa bu kadar rahatsız olmazdım belki. Neden saklıyor......?
Naz oldukça ilerlemiştir. Ara ara durup çevresindeki çiçekleri koklamaktadır.....Tarık yaklaşık elli metre gerisinden elleri ceplerinde ağır adımlarla gelmektedir......Ara ara yerdeki bir taşa ayağı ile vurup gittiği yöne bakmaktadır....
Naz: Şimdi sana söylesem Tarık Tekelioğlu ile konuştuğumu kim bilir ne dersin.....Kıskanıyor mu kızıyor mu anlayamadım........İkisi de anlamsız ama gel de anlat.....
Tarık yaklaştıkça Naz onun ıslık çaldığını fark eder.......Gerçekten de Tarık ıslıkla Nazan Öncel ‘in “Sana Kul Köle Olmuşum” şarkısını çalmaktadır......
Naz: Neredesin yaaaaa?
Koşarak Tarık’ın koluna girer. Tarık hafiften gülümseyerek Naz’a bakar.
Naz: Ben bu şarkıyı çok severim. Hadi benim için söyle......
Tarık: Zaten senin içindi......
Naz: Net konuşsana.......Bazen hiç anlamıyorum söylediklerini....
Tarık durur ve Naz’ı çenesinden tutar......Gülerek....
Tarık: Sen beni hiç anlamıyorsun ki....
Der ve şarkıya başlar:
Ben seni yıllarca önce, ilk gördüğüm anda sevdim
Aşk denilen şu duyguyu, seni gördüğüm an bildim
Neler ummuştum ne buldum, o anda hep seni duydum
Sendin benim tek umudum, ben seninle dopdoluydum

Aşk denilen şeyi tattım, biraz acı biraz keder
Neler vaad etmiştin neler, gözyaşlarımı görseler
Ben aşkı ilk senden tattım, güzelim bir tanem tatlım
İnanmam artık bunlara, ben seni kalbimden attım

Ben seni yıllarca önce, ilk gördüğüm anda sevdim
Aşk denilen o duyguyu, bir anda içimde duydum
Şimdi artık bir hayalsin, istemezdim böyle olsun
Sevgini sahi sanıp da, sana kul köle olmuştum

flower98
12-05-07, 18:45
Part 5
Şarkı bittiğinde Naz durup Tarık’ın da durmasına sebep olur.
Tarık: Neden durduk şimdi?
Naz: Şarkı.
Tarık: Ne olmuş şarkıya?
Naz: Aklıma geldi de........Sen bu şarkıları rasgele mi söylüyorsun , yoksa seni etkileyen durumlar oluyor da o nedenle mi seçip söylüyorsun?
Tarık: Sence?
Naz: Ben bilsem sormazdım zaten.
Tarık: O zaman kastettiğin durumların muhakemesini yap ve şarkı sözleri ile aralarında bir ilişki kurmaya çalış. Sonuç rasgele mi niyetle mi seçilip seçilmediğini gösterir herhalde.
Naz: Ayyyyyyyy sende. Müzik tarihi hocamız gibi konuştun. Neyse güzel, hatta çok güzel,şarkının hakkını vererek söylüyorsun........
Tarık: Bu bir iltifat mı şimdi.
Naz: Nasıl istiyorsan öyle düşün.
Tarık: Ben bunu iltifat olarak alıyorum o halde. Uzun zamandır bana iltifat etmiyordun , bir telafi olur.
Naz: Tarık? Ben sana hiç iltifat ettim mi?
Tarık: Eeeeee biraz önce ettin ya.
Naz: Sen tartışma çıkarmaya çalışmıyorsun değil mi?
Tarık gülümser. Yanından geçmekte oldukları erguvan ağacından bir çiçek kopartır ve onu Naz’a verirken.....
Tarık: Bak bunu da camdan atmaya kalkma. İstersen bir kitap arasına koy ve unut. İleride bir gün bulduğunda bu günü hatırlarsın.
Naz çiçek’i koklar ve kulağının arkasına takar. Tarık da saçını düzeltir ve el ele dönüşe geçerler. Eve vardıklarında Naz öncelikle arabadan iner ve bagajı açar. Tarık yanına gelir.
Tarık : Bu ne acele? Ben taşırım eşyaları.
Naz: Bu üniformayı artık giymeni istemiyorum.
Naz içinde üniformanın olduğu poşeti arabanın bagajından çıkartır ve çöpe atar.
Tarık: Beni tekrar işe almıyor musun yoksa?
Naz: Üniformasız çalışmanı istiyorum.
Tarık: Emin misin?
Naz: Eminim. Hatta babamla konuşacağım. Sana biraz üst baş almak lazım. Ben hazırlıklarımızı tamamlayıp Bodruma gidelim diyorum.
Tarık gülümser.
Naz: Bakıyorum hoşuna gitti. Anlaştık o zaman . Yarın sen beni marinaya bırakırsın on-ikiye doğru . Sonra alış-verişe gidersin.
Tarık: Sen de benimle gel. Yardımcı olursun. Seçimlerinin güzel olduğunu gördüm.
Naz: Yok. Sen yarın tek gez. Ben de seni Marina Cafede beklerim. Belki okuldan birkaç arkadaş ile buluşurum orada.
Tarık yine yüzünü asar. Naz’ın sakladığı gerçek onu rahatsız etmiştir.
Tarık (içses): Niye bozuluyorsun ki....Senin sürekli yaptığın bir şey bu.....
Tarık: Tamam. Haydi iyi akşamlar. Ben belki yemeğe gelmem.
Naz: Neden?
Tarık : Bugünün ağır havası beni tok tutacağa benziyor.
Naz Tarık’ın ardından bakar ve ......
Naz: Tarııııııııık! Güzel bir gün geçirdim. Sağ ol.
Tarık sadece sese döner ve sonra cevap vermeden yoluna devam eder.
Naz: Kuşkulandı mı acaba?
Ertesi sabah Tarık kahvaltıya da katılmaz. Naz telefonla arar.....
Tarık: Efendim?
Naz: Kahvaltı bitmek üzere. Neden gelmedin?
Tarık: Sabah erkenden Sadri ile buluşup işkembe içmeye gittik.
Naz: Ayyy sana inanmıyorum. Umarım yıkanmışsındır. Arabanın içi şimdi sarımsak kokar.
Tarık: Merak etme. Bir demet maydanoz yedim üstüne. Ne zaman çıkmak istersin?
Naz: Yarım saat sonra.
Tarık: Düzeltmeyecek misin?
Naz: Neyi?
Tarık: Neyi olacak, dilimi. İstersin, dedim......istersiniz diye düzeltmedin.....
Naz: Üniforma ile onu da attım.......Yarım saat sonra görüşürüz.....
Tarık: Tamam.
Tarık telefonunu masaya bırakır. O an telefon tekrar çalar......Arayan Sadridir.
Sadri: Tarık, bir saat izin aldım Hulusi amcadan. Ayşe ile buluşacağım. Beni bırakabilir misin buluşacağımız yere? Filiz de Ayşe ile gelecek. Sakın hayır deme bak......
Tarık: Üzgünüm Sadri ama hayır.
Sadri: Bana hala kızgınsın anlaşılan. Oysa bu sabah çok anlayışlıydın.
Tarık: Ben sana kızgın falan değilim. Naz yarım saat sonra onu Marina Cafeye götürmemi istiyor.
Sadri : Marina Cafe mi?
Tarık: Orada benimle buluşacak.
Sadri : Anlamadım. Siz oraya zaten beraber gitmeyecek misiniz?
Tarık: Ben dediğim Tarık Tekelioğlu.......
Huluısi : Sadri ! Kiminle konuşuyorsun sen on dakikadır?
Sadri telefonu kapatır.
Tarık: Babam da tam gelecek zamanı buldu. Neyse kalk Tarık görev çağırıyor. Naz hanımı kafeye götürelim bakalım.
Tarık arabaya geçer. On dakika sonra Naz evden çıkar. Tarık Naz’ı görünce arabadan iner. Dili tutulmuştur.
Naz: Benim, ben. Ne o tanıyamadın mı...?
Tarık: Şeyyyyy.....Çok......
Naz. Evet? Çok ne?
Tarık Naz ‘ın bu kadar özenmiş olmasına kızmıştır.
Tarık: Çok geciktiniz.
Naz: Ne demiştik, geciktiniz değil. Geciktin.......Hem yarım saat yeni doldu......Nasıl görünüyorum?
Tarık: Her zamanki gibi.
Naz: Sen yine tersinden kalkmışsın bugün. Ben güzel göründüğümü biliyorum. Bir şey söylemek zorunda hissetme kendini.
Tarık: Hissetmiyorum zaten. Buyrun.
Naz: Sana da değişiklik yaramıyor. Buyur de dedikçe buyrun diyorsun.
Tarık Naz ‘ın kendi sözlerine güldüğünü görür ama ciddiyetini bozmaz. Yola çıkarlar.
Tarık: Geldik. Burası için fazla güzel görünüyorsun.
Naz: Nihayet.
Tarık: Efendim?
Naz: Yok bir şey. Nihayet geldik dedim. Sanki her zamankinden yavaş geldin. Neyse saat on-ikiye beş var. Hadi sen git şimdi. Bak, mayo,short,havlu,terlik.kolsuz t-shirtler al kendine.....Eksik kalan bir şey olursa yarın beraber çıkarız.
Tarık: İki işe ne gerek var. Ya bugün beraber çıkalım yada yarın.
Naz: Ya sen benim dediğimi yap. Ben seni arayınca da gelir alırsın beni.
Tarık: Madem ısrar ediyorsun.
Naz kafeye girerken, Tarık da arabayla uzaklaşır.
Tarık: Ben diyeceğimi dedim. Sen beni böyle gönderince mecburen buluşmamıza gelemeyeceğim. O kadar da hazırlanmışsın......Cık cık cık......Tarık Tekelioğlu yine yanlış yapacak. Eeeeee artık yüzünü bir daha görmek istemezsin......Hahahahahahahaha!!!!!
Naz kafede her taraftan görülebilecek bir masaya oturur. Sık sık oturuş pozisyonunu değiştirir.
Naz: Offff Naz nasıl oturursan otur! Şekil yapmaya ne gerek var. Sana bakıyorlar. Sırıt. Kendi kendine konuşma. Hiiiiiiiiiiiiiiii.
Naz (içses): Abarttım mı ne? Ama önemli bir buluşma bu. Saat de on-ikiyi on geçiyor.....Nerede bu?
Naz: Garson! Acaba Naz Özkul adına bir not var mı?
Garson: Bakayım efendim........
Garson girişe gider gelir.
Garson: Üzgünüm hanımefendi. Herhangi bir not yok.
Naz: Teşekkür ederim.
Parmakları masanın üstünde tıkırdamaya başlayan Naz saat iki de artık dayanamaz ve masadan kalkar.
Naz: Pes yani. İki saat oldu. Naz sana da aferin. Aylar önce de böyle ekilmiştin. Ben halama söyleyeyim Hulusi amcanın beni oğlu hakkında yanılttığını da gününü görsün.......Halama neden söylüyorum ki......Arayayım kendisine söyleyeyim.....
Naz telefonunu çıkartır ve kapıya doğru yürürken Hulusiyi arar.
Hulusi: Efendim Naz kızım.
Naz: Hulusi amca!..........Hulusi amca?
Naz Hulusi ile karşılaşır. Telefonları kapatırlar.
Hulusi( içses): Tam zamanında geldim. Tarık daha oturuyordur herhalde. Sadri neredeyse söylemeyecekti ama Ayşe sağ olsun.....
Hulusi: Kızım Naz.....Nasılsın?
Naz: Hiçbir şey söylemeye kalkmayın......Çok sinirli.........ve kırgınım. Gelmedi Tarık. İki saattir onu bekliyorum burada. Bana hiç masal okumayın onun hakkında.
Hulusi: Gelmedi.....Tarık gelmedi!!!......Yani gelemedi. Ben de o nedenle geldim. Trafik işte , varamadım daha evvel. Çok mühim bir işi çıkmış. Baba ben gidemiyorum sen git diye aradı beni. Ya!
Naz: Beni neden aramadı peki?
Hulusi: Ayyy utanmıştır benim oğlum.
Naz : Neymiş o mühim iş.
Hulusi: Ney miymiş? Şeymiş......Şey........Yaptırdığı okulda bir sorun çıkmış........Açılışı ertelemişler......Tarık da sebebini öğrenince kendi çözmek istemiş.......Şimdi yarın öbür gün çocuklara bir şey olursa kendini affetmez bizim oğlan.....Yaaaaaa!
Naz: Demek bodruma gitti apar topar.
Hulusi: Ne bodrum mu? Bodrum nereden çıktı?
Naz: Ben dün telefonda konuştum kendisiyle. İlk konuşmamda bodruma gidiyorum okul açılışı için dedi. Sonra aradı açılış ertelendi dedi randevulaştık. Gerisini biliyorsunuz işte.
Hulusi gözlerini kısar ve......
Hulusi: Bodrum........Demek bodrum ha......!

flower98
13-05-07, 14:50
Part 6
Hulusi: Hadi Naz kızım görüşürüz.
Hulusi aceleyle arkasından baka kalan Naz ‘ın yanından ayrılır.
Naz: Eve götüreyim mi ya da ne yapacaksın burada yalnız diye sormadı bile.
Telefonunu çantasından çıkartır ve Tarık ‘ ı arar. Tarık telefonu açtığında yüksek müzik sesi ve yakından gelen kızlara ait kıkırdama sesleri gelir kulağına. Tarık ‘ ın da cevaplama şeklinden son derece keyifli olduğu anlaşılmaktadır.
Tarık: Efendim?
Naz: Neredesin sen?
Tarık: Dışarıda.
Naz: Dışarıda nerede? Yanında kim var?
Tarık: Beni yapmak istemediğim bir alış verişe göndermeyip zevkle masalarını paylaşan kişiler.
Naz: Ne yani. Ben seni zorla mı gönderdim alış verişe?
Tarık: Öyle olmadı mı?Defileden fırlamış gibi lüks bir kafeye tek başıma giden ben değilim herhalde.
Naz: Gel beni al.
Tarık: Şimdi mi?
Yanındaki kızlar daha yüksek sesle gülmeye başlarlar. Naz sinirli bir biçimde telefonu kapatır.
Naz: Ay inanmıyorum ya! Hiçbir fırsatı kaçırmıyor bu.
Tekrar kafeye döner. Oturduğu yer tutulmuş olduğundan kenarda bir masaya oturur. Arkasındaki ve yanındaki masada bekar oldukları her hallerinden belli olan bir grup genç erkek vardır. Naz ne tarafa dönse bakışlar üzerindedir. Mecburen Tarık’ı tekrar arar.
Naz: Yola çıktın mı?
Tarık: Biraz önce telefonu neden yüzüme kapadın?
Naz: Hat düştü. Çıktın mı yola?
Bu arada Naz’ın komşu masalarından sözleşmiş gibi gençler aralarında konuştukları konulara yüksek sesli tepkiler verirler. Kimi güler kimi ıslık çalar. Naz’ın arkasına oturmaya çalışan biri de....
Genç: İyi günler hanımefendi. Yanınız sanırım boş.....
Tarık: Oraya varmak üzereyim.
Tarık telefonu kapatır. Naz ‘ ın ilgisi dağıldığı için fark etmez bile.
Naz: Evet boş. Ne olmuş.
Genç: O sandalyeyi alabilir miyim acaba?
Naz: Şeyyy tabi.
Naz mahçup biçimde ayağa kalkar. Masadakiler de konuşmayı kesmiş onları izlemektedir.
Genç: Teşekkür ederim.
Naz: Rica ederim.
Naz eski yerine oturmak ister fakat arka masadakilerin sandalyelerini biraz daha geriye ittiklerini anlayınca , masasının diğer yanına oturur. Böylece gençlerle neredeyse yüz yüze kalır. Başını çevirmek üzere iken gençlerden birinin ona dikkatlice baktığını anlar ve rahatsız olduğunu belli eder bir hareket yapar. Genç bunu fark eder ve ayağa kalkıp yanına gelir.
Genç 2: Affedersiniz. Rahatsız etmek istemedim ben sizi. Siz çello çalıyorsunuz değil mi?
Naz: Evet.
Genç 2: Ben Alpay. Ben de müzisyenim. Sizi altı ay önce bir arkadaşınızla verdiğiniz konserde izlemiştim.
Naz: Hangi konser? (içses) Hoşsun Naz şimdiye kadar kaç konser verdin ki?
Alpay: Şu şehir dışındaki otelde. Arkadaşınız da gitar ile eşlik etmişti size.
Naz: Tamam hatırladım.
Alpay: Çok başarılıydınız. Hatta konser sonrası da sizi tebrik etmiştim.
Naz: Evet evet. Teşekkür ederim.
Alpay: Bu arkadaşlar da müzisyen. Yeni bir projemiz var. Onu konuşuyorduk. Aslında sizin de görüşünüzü alabiliriz bu konuda.
Naz: Öyle mi? Bilmem.
Alpay: Buyrun masaları birleştirelim.
Naz önce düşünür sonra kabul eder ve yan masaya gençlerin yanına geçer.
Alpay: Tanıştırayım. Adınız neydi?
Naz: Naz. Naz Özkul.
Alpay: Memnun oldum ben öncelikle. Bunlar da Servet, Aydın, Murat, Necmi, Hasan, Ozan, Tunç, ve Rüstem.
Hep bir ağızdan: Memnun olduk.
Naz: Bende.
Naz gençlerin arasına oturur. Anladığı kadarıyla daha önce yaşadıkları komik konser anılarını anlatmaktadırlar. Bir iki anıdan sonra Alpay konuya girer.
Alpay: Naz, Naz diyebilirim değil mi?
Naz: Tabi.
Alpay: Şimdi buradaki her bir arkadaş farklı bir müzik aleti çalıyor. Biz daha önce söylediğim gibi bir grup oluşturmak istiyoruz. Nasıl Anadolu ateşi dans konusunda özgünleşmişse biz de bu özgünlüğü yaptığımız müzik ile yakalamak istiyoruz. Önümüzdeki hafta Bodruma gidiyoruz. Aramızda çello çalan yok. Bize katılmayı düşünürsen seviniriz. Ayrıca birazdan birkaç kız arkadaşımız da gelecek. Yalnız olmazsın da.
Naz: Demek Bodrum gidiyorsunuz. Hmmmmm. Eğer ben size katıldığım süreyi staj süresine ekletebilirsem neden olmasın.
Yine anılar anlatılmaya başlanır .Derken herkes , Naz dahil gülmekten konuşamaz hale gelir. Bu esnada Tarık, Filiz, Ayşe ve Sadri kafeye girer. Tarık masalarda Naz’ı aramaktadır. Naz ‘ın oturduğu masaya yaklaştığında Naz ‘ı fark eder ve gözlerine inanamaz.
Tarık: Bir......iki........üç..........dört........dokuz. Yuh!
Naz da Tarık ‘ı önde, Filiz , Ayşe ve Sadri ‘ yi arkasında kendisine şok olmuş halde baktığını görür ve ayağa kalkar. O esnada Ümit de kafeye girer ve Naz’ ı görür.
Naz: İzninizle.
Der ve gençlerin arasından çıkmaya çalışır. Tarık ise çoktan arkasını dönmüş kafeden çıkmak üzeredir. Naz peşinden koşar ve onu arabaya binerken yakalar.
Naz: Dur! Açıklayabilirim.
Tarık Naz ‘ın kolundan kurtulur ve arabayı çalıştırıp hızla oradan uzaklaşır. Arda tekerleklerin hızlı kalkışta çıkardığı sesin kulaklarda bıraktığı yankı ve gözyaşlarını tutamayan bir Naz kalır.

flower98
13-05-07, 23:34
Part 7

Ümit , Filiz , Sadri ve Ayşe de kafeden çıkarlar. Onlar Naz ‘ın yanına vardığında Tarık henüz arabayla ayrılmıştır. Filiz Naz ‘ın koluna girer.
Filiz: Telefonda birinin sana musallat olduğunu sanıp bizi fişek hızıyla buraya getirdi. İnan görmeyi umduğu en son görüntü buydu. Ben abimi yıllardır bu kadar kırgın görmemiştim. Bunu hak etmiyor.
Ümit: Filiz görmüyor musun Naz da çok üzgün.
Filiz: Abim bu vaziyetleri kaç kez yaşadı. Naz bir kez üzülmüş çok mu.
Naz: Durum bildiğiniz gibi değil.
Filiz: İyi o zaman. Biz yine bilmeyelim. Size iyi günler!
Filiz Ayşe ve Sadriyi de alarak bir taksiye biner.
Ümit: Filiz? Nereye?
Filiz: Abimi bulmaya. Onun şu an onu gerçekten seven insanlara ihtiyacı var.
Ümit ters ters Naz ‘a bakarak Filiz ‘in çevirdiği taksiye biner.
Naz: Ümit?
Ümit: Hiç bana Ümit deme. Filiz haklı. Duruma bakılırsa seni eve bırakacak bir kişi mutlaka çıkar. Çıkmasa da taksiye binersin.
Naz gidenlerin ardında kaldırımda tek başına kalmıştır. Yanından geçenlerin sık sık dönüp bakmasından rahatsız olup hemen bir taksiye biner.
Naz: Arasam açar mı acaba telefonu.......Offfffffff! Kapatmış işte.
Naz taksi şoförüne evin adresini verir. Yol boyu Tarık’a ulaşmayı dener ama ulaşamaz. Eve vardığında arabayı kapının önünde bulur.
Naz: Eve gelmiş.
Naz taksi şoförüne parasını verir ve hemen bahçe yolundan müştemilata doğru koşmaya başlar.
Naz: Doğru mu duyuyorum?
Naz duyduğu müzik sesine doğru havuz tarafına sapar. Tarık havuz başında çello çalmaktadır.
Sessizce ve ağır adımlarla arkadan yaklaşır. Hafiften gülümsemektedir.
Tarık: Eve geldiğimi nasıl tahmin ettin?
Naz: Ben olduğumu nasıl anladın?
Tarık: Havuz ayna gibi.
Naz: Tarık! Açıklamama izin ver.
Tarık bir yandan çelloyu çalar diğer yandan Naz ‘a cevap verir.
Tarık: Gerek yok. Bu arada çello arabanın arkasındaydı. Kızmadığını umuyorum.
Naz: Hayır! Ama beni çok şaşırtıyorsun.
Tarık: Nasıl mesela?
Naz: Yeteneklerin ile öncelikle. Ayrıca duygularını bu kadar iyi saklayabilmenle.
Tarık: Sakladığımı kim söyledi ki?
Naz: Hayır, durumu açıklamamı istemedin. Rahatlamış da duruyorsun.
Tarık: Sence stres mi yapmalıydım. Sonuçta ben sadece şoförünüm. Sen de özgür bir genç kızsın.
Naz cevap vermez. Tarık havuzdaki yansımasında başını üzgün bir şekilde eğdiğini görür.
Tarık: Sadece şoförünüm. Şoförün.
Naz: Yanılıyorsun. Sadece şoförüm olmadığını ikimiz de biliyoruz.
Tarık: Demek ki bilmek yetmiyor. Bilip de bilmiyormuş gibi davranmak adil mi sence.
Naz: Sana duymak istesen de istemesen de durumu açıklayacağım.
Tarık: Gerek yok dedim ya.
Naz: Bak şimdi seninle telefonda konuşurken.....
Tarık çello çalmayı bırakır ve ayağa kalkıp arkasını döner. İşaret parmağını Naz’ın ağzına dayar ve.....
Tarık: Şıııııııııh! O masada oturanlardan Murat ile daha önce aynı gruptaydık. Bizi o halde görünce durumu açıklamak istemiş. Beni aradı ve anlattı.
Naz: Ne zaman??Telefonun kapalıydı hep.
Tarık: Kapamadan önce. Araba ile ayrıldığımda çalıyordu telefonum.
Naz: Yinede beni orada bırakıp gittin. Neden geri dönüp beni almadın?
Tarık: Çünkü çok kızgındım. Kızgındım çünkü şoförün dışında herhangi bir vasfım olmadığı halde o manzaradan çılgına dönmüştüm.
Naz: Anlamadım!
Tarık: Eğer sadece şoförünsem durumdan neden rahatsız oluyorum?Eğer sen rahatsız olmamdan dolayı rahatsız oluyorsan sadece şoförün değil miyim?
Naz: Anlıyorum. Durum oldukça karışık.
Naz Tarık ‘a sarılır . Tarık önce sarılmazken sonra dayanamaz o da sarılır.
Tarık: Artık bunu çözümlemeliyiz. Bu hem seni hem de beni rahatlatır.
Tarık eliyle Naz ‘ın yüzüne düşen saçlarını arkaya iter. Hayranlıkla Naz ‘ın yüzünü izler. Naz da Tarık’a aynı duygularla bakar. Yüzleri giderek birbirine yaklaşır. Konsantrasyonları salonun camına inen şiddetli vuruşlarla bozulur.
Naz: Halam!
Hemen birbirlerinden ayrılırlar. Naz bahçe kapısına doğru koşmaya başlar. Tam içeriye girdiğinde.....
Netice: Sen ne yaptığını sanıyorsun?
Naz: Şeyyyyy.........! Halacım açıklayabilirim.
Netice: Kes!
Naz: Ama hala.
Netice: Karayip korsanım ne güzel konser veriyordu geldin fesatlığından böldün.
Naz: Ben.......
Netice: İki dakika daha dayansaydın baban da dinleyecekti.
Naz mesajı almıştı. Babası eve dönmüş ve az kalsın ikisini o şekilde yakalayacaktı.
Naz: Sağ ol halacım. Babam nerede şimdi?
Netice: Kapıdan girer girmez mutfak ‘a bana kahve yapmaya yolladım. Ne yapsın söylene söylene girdi kahve pişiriyor şimdi.
Naz arkaya döner ve bahçeye bakar. Ne Tarık ne de çello oradadır.
Naz: Yine çözemedik desene ......
Tarık Naz yanından uzaklaşınca çelloyu arabaya götürmüştür. Oradan da müştemilata geçmiş ve yatağına uzanmıştır. Bir kolu başının altıda tavana bakıp düşünmektedir.
Tarık: Var bu işte bir hayır . Ne zaman bu konu açılsa araya biri giriyor. Şimdide Netice hala bayrağı annemden devralmışa benziyor........Ama artık bu iş ya çözülecek ya çözülecek ama nasıl?
Birden müştemilatın camı vurulur. Gelen Nazdır.
Naz: Açsana şu kapıyı.
Tarık: Naz?
Yatağından kalkar ve kapıyı açar.
Naz: Hayırdır kilitlemişsin kapıyı.
Tarık: Kimin geldiğini anlamak için. Bazen Sadri sessizce geliveriyor......
Naz: az kalsın babam bizi öyle görecekmiş. Halam bizi kurtardı.
Tarık: Doğru ya baban seni şoförüne sarılmış gördüğünde kim bilir ne yapardı?
Naz: Ama öyle Tarık. Babam için beni emanet ettiği sadık bir çalışanısın.
Tarık:Kızının şoförü.
Naz: Lütfen!
Tarık: Peki kızı için tam olarak neyim?
Naz: Ben senin için neyim? Sadece patronun mu?
Tarık: Cevap mı istiyorsun? Hayır!
Naz:Yani hayır cevap vermiyorum mu.........Yoksa hayır sadece patronum değil misin.
Tarık : Hayır.......Sadece patronum değilsin benim için.
Naz: Sen de sadece şoförüm değilsin.
Tarık: Hayret şu ana kadar yolun yarısını kimse tarafından bölünmeden gelebildik.
Birbirlerine bakıp gülerler.
Naz: Gelelim ikinci aşamaya.
Tarık:Biz neyiz?
Sadri: Vallahi siz nesiniz bilemiyorum ama biz kesin enayiyiz. İstanbul kazan biz kepçe Tarık bey ‘i aradığımız için.....

flower98
14-05-07, 19:35
Part 8

Tarık: İşte bu yüzden kapıyı kilitliyorum.
Sadri: Demek öyle? Anlaşıldı. Tarık , Naz size mutluluklar dilerim. İyi akşamlar.
Tarık arkasını döner ve Sadri ‘ yi kolundan yakalar.
Tarık: Dur .Sende çok alıngansın. Zamanlaman yanlıştı. Kalacak yerin var mı ki?
Sadri: Var! Fırıncı bir arkadaşım var. O beni misafir eder.
Tarık: Gel buraya. Hayatta bırakmam.
Naz: E ben gideyim o halde.
Naz manalı manalı Tarık ‘a bakar.
Tarık: Ben de seninle geliyorum.
Naz kendini göstererek ….
Naz: Benim odama mı?
Tarık: Odana mı çıkacaksın hemen?
Naz: Şey… Aslında saat daha erken. Hava da güzel.
Tarık: Sahilde şöyle güzel bir dürüm de ne iyi olur.
Naz , Tarık ‘a bakıp gülümser.
Sadri: Hadi ne duruyoruz o halde. Gidelim!
Tarık- Naz: Sadriiiiiiiiii!
Sadri: Yani ne duruyorsunuz haydi gidin diyecektim aslında.....He he !
Tarık: Sen kapıları sıkı kapat arkamızdan . Ben de anahtar var.
Sadri: Neden ? Yabancı biri gelir diye mi?
Tarık: Hayır! Horlamandan başkaları, özellikle evdekiler etkilenmesin diye.
Sadri: Abartıyorsun Tarık.
Tarık ve Naz müştemilattan çıkarlar. Arabaya varırlar. Tam yola çıkmak üzere arabayı çalıştırdıklarında evin kapısı açılır ve Vahi koşturarak kendini evden atar.
Vahi: Tarık……..!!!!!!!!! Naz………!!!!!!! Durun beni de alın. Kurtarın beni………!,
Naz camını indirir…
Naz: Baba? Bu ne hal…….?
Vahi: Hadi gidelim……..yolda anlatırım.
Tarık dikiz aynasından Naz ‘a bakar……..Naz yüzünü ekşitmiştir.
Vahi: Ah çocuklar ilaç gibi geldiniz vallahi. Allah ne muradınız varsa versin.
Tarık yine dikiz aynasından Naz ‘a bakar. Naz da ona bakıp gülümsemektedir.
Tarık- Naz: Amin.
Vahi: Eeeeeeeeee? Neymiş muradınız?
Naz : Ayyyy baba! Söylenir mi hiç böyle şeyler!
Vahi: Söylenmez mi?
Tarık: Söylenmez Vahi bey.
Vahi: Bizim zamanımızda biz söylerdik ama. Neyse……….Eeeeeeeeeee nereye bu saatte?
Naz: Şeyyyy……. Söylesene Tarık! Biz acele şeye gidiyorduk baba!
Tarık : Yaaaaaaaa şey oldu Vahi bey…….gidiyoruz işte!
Naz: Şeyin adresini biliyorsun değil mi?
Tarık: Şeyde işte.....Ya oraya yakın bir yerde.
Vahi: Bir şey anladıysam şey olayım vallahi.
Naz: Eeeeeeeee babacım ? Sen nereye böyle can havliyle.
Naz dikiz aynasından Tarık’ın kendisini izleyen gözlerine bakıp konuşur.
Vahi: Halandan mümkün oldukça uzağa.
Tarık arabayı bahçeden dışarıya sürer.
Vahi: Eeeeeee o zaman birlikte şu şeye gidelim. Ne dersiniz çocuklar?
Naz ( sessizce): Hiç şey olmaz babacım.......Offfff!
Vahi: Ne oldu kızım.
Naz: Hava sıcak diyordum. Offff Tarık aç şu klimayı!
Tarık: Emredersiniz.
Vahi ‘nin telefonu çalar. Bakmaz. Çalmaya devam eder. Yine bakmaz.
Naz: Ay baksana şu telefona baba!
Vahi: Halan arıyordur...... Bakmam.!
Naz: YA halamın cep telefonu var mı ki arasın?
Vahi: Doğru söylüyorsun kızım yok. Bakalım kimmiş....... Aaaaaa Hulusi arıyor..... Alo?........Bize mi?.....Varmak üzere misin?........ Ne ??!!!! Bodruma mı gidiyorsunuz??????
.......Ne?!!!!!!!!......Hep beraber mi gidiyoruz?...... Neredesin sen şimdi?.......Tamam. Süpermarket ‘in köşesinden beni al da konuşalım.
Naz: Ne oldu baba?
Vahi: Valla ben de bilsem. Hulusi hep beraber bodruma gidiyoruz dedi.......Tarık beni şu köşede indiriver evladım. Hulusi beni alacak birazdan.
Tarık Vahi’yi indirir.
Naz: Bekleyelim mi babacım?
Tarık dikiz aynasından kaşlarını kaldırır hayır anlamında.
Tarık: Şeye geç kalmayın Naz hanım.
Naz: Aaaaaa evet yaaaa şey! Kusura bakmazsın değil mi babacım.
Vahi: Yok kızım bekletmeyin şu şeyi......Bak Hulusi de geldi zaten.
Tarık yanaşan arabayı görünce başını eğer ve Vahi geri çekildiği anda gaza basar gider.
Hulusi: O ne? Vay vay vay hızlı şoför ha?
Hulusi kendi şoförünün omzuna vurur hafifçe.
Hulusi: Sana mı hava atıyor ne?
Şoför : O zor işte. Benim tek rakibim Alfonso.
Hulusi: Hadi oradan sen de. Alfonso deme bana.
Tarık görüş alanından çıktığında sağa çeker arabayı. Arkaya döner.
Tarık: Bir şey soracam. Ben bu şeyi bulabileceğimi sanmıyorum. Yanıma oturup bana yolu gösterebilir misin?
Naz: Sanırım.
Naz arabadan iner ve Tarık ‘ın yanına geçer. Tarık arabayı çalıştırıp yine yola çıkarlar.
Tarık: Dürümcüye gidiyoruz öyle değil mi?
Naz: Eeeeeee öyle konuşmuştuk.
Tarık: Açsın yani.
Naz: Sen değil misin?
Tarık: Açım aslında ama insanlardan biraz uzak bir yere gitmeyi tercih ederim.
Naz: Hmmmmm anladım. Yolunun ikinci yarısını da bölünmeden gitmek istiyorsun.
Tarık: Sen?
Naz Tarık’a bakar.
Naz: Fena olmaz. Artık yoruldum. Araya girenler, kelime oyunları, kıskançlıklar......
Tarık: Giderek daha çok empati kuruyoruz birbirimizle bakıyorum. O zaman dürümü paket yaptıralım. Ben güzel bir yer biliyorum.
Naz: Anlaştık.
Tarık dürümcüye vardıklarında karavanın yanına park eder. Camını açar....
Tarık: Bize en güzelinden iki paket lütfen.
Dürümleri hazır olduğunda arabayı çalıştırır. Tam hareket edecekleri anda arka kapıları açılır.
Ümit: Ben Filiz’e demiştim dürümcüde pusuya yatalım diye.

flower98
15-05-07, 01:33
Part 9
Filiz: Naber abi? Naz! Ne zaman buluşup durumu çözdünüz siz ya?
Tarık Filiz ‘e ters ters bakar . Sonra Ümit’e döner.....
Tarık: Sen kesin çok iyi bir yer kazanacaksın bu zekayla. Madem geldiniz kendinize birer dürüm yaptırın da beraber yiyelim.
Ümit: İyi fikir ama biz yedik.
Naz Tarık’a bakar. Tarık şansımı denedim der gibi derin bir nefes alarak omuzlarını kaldırır sonra yavaşça nefesini vererek onları indirirken ellerini açar.
Naz: O zaman bize birer ayran alın.
Ümit: Ayran yok. Kalmamış.
Naz: Ay!!!!!! O zaman git karşı büfeden al.
Ümit: Bak işte bu olur. Gel Filiz beraber gidelim.
Filiz çoktan arabaya kurulmuştur.
Filiz: Yok ben gidemem. Bütün gün gidebileceğin yerleri aramaktan yoruldum zaten.
Tarık: Filiiiiiiz! Üzme çocuğu.
Filiz: Aman tamam. Bekle Ümiiit geliyorum.
Filiz arabadan iner inmez......
Naz: Bas Tarık.
Tarık: Hiç demeyeceksin sandım.
Tarık gaza basar ve arkasından koşan Ümit ve sinirle ağzına geleni söyleyen Filiz’ e aldırmaz bile.
Naz: Heeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeyyyyyyyyy!!!! Nasıl da atlattık onları ama. Çak.
Tarık elini Naz’a uzatır ve hareketine cevap verir.
Tarık: Kaç engel aştık ama. Kim kaldı geriye?
Birbirlerine bakarak:
Tarık-Naz : Belgin teyze!!!!!!
Naz: Aman hemen telefonunu kapat.
Tarık: Hangisini?
Naz: Kaç tane var ki?
Tarık: Şeyyyy bir tane tabi ki.
Naz: Kapat işte onu.
Tarık: Tek şartla. Sen de kendi telefonunu kapatacaksın. Beni bulamayınca seni arıyor artık biliyorsun.
Naz: Doğru söyledin. Kesin aramızda bir şey olduğuna emin Belgin teyze.
Tarık: Peki var mı?
Naz: Açım ben. Aç aç konuşursam hiç hoşuna gitmeyebilir.
Tarık: Kıvırmanın bir yolunu hep buluyorsun. Ama yakında kapana kısılacaksın.
Naz: Demek öyle. Beni kapana kısmak istiyorsun. Dikkat et de ben daha önce davranmayayım.
Tarık: Uuuuuuu korktum şimdi.
Naz: Bence de kork Tarık bey. Daha senin hakkındaki tüm gerçekleri öğrendiğimi sanmıyorum.
Tarık ( içses):Ben de.
Tarık: Sen de çok kuşkucusun.
Naz: Yalan mı?
Tarık: Eveeeeeeeeet. Sen açtın değil mi bak, geldik işte.
Naz: Lafı değiştirme. Hem burası neresi?
Tarık: Şey işte.
Naz:Ney işte?
Tarık: Babana söylediğimiz yer. Şey....
Naz: Üfffff ya konuşulmuyor gerçekten seninle. Bakalım nasılmış burası.
Arabadan inerler. Tarık sahilde tenha bir yere götürür Naz’ı. Deniz’e kayalardan inilmektedir. İki büyük kayanın üstüne otururlar.
Naz: Sessizmiş burası.
Tarık: Korkmuyorsun değil mi?
Naz Tarık’a gülümser.
Naz: Hayır.
Tarık Naz’a dürümünü verir. Birlikte yemeğe başlarlar.
Naz: Çok lezzetliymiş.
Tarık: Biliyorum. Boğaz’ın en iyi dürümcüsü . Ben başka yerden asla yemem.
Naz: Belli. Ümit ile Filiz elleri ile koymuş gibi buldular seni.
Tarık: Bizi.
Naz: Evet seni dinliyorum. Artık hem yalnızız , hem de tok.
Tarık denize çevirir yüzünü. Dalar gider. Naz’ın çaldığı zil ile kendine gelir.
Tarık: Onu attığını sanıyordum.
Naz: Bu diğeri. İki taneydi. Hadi konuş.
Tarık: Zil eşliğinde mi.
Naz zili denize atar.
Naz: Çocukçaydı zaten.
Tarık: Fark ettiğine sevindim.
Naz: Ama sen de hiç tepki vermedin zile.
Tarık: Kovarsın diye korktum.
Naz: Korktun demek. Sigortalı işini kaybedeceğin için mi?
Tarık: Hayır.
Naz: Peki neden korktun o zaman?
Tarık: Seni bir daha görememekten korktum.
Naz: Hmmmmm. Yani?
Tarık: Yanisi belli artık sanırım. Yanisi sensin. Yanisi sana karşı olan duygularım. Yanisi ........
Naz: Yanisi?
Tarık: Yanındayken bir an için bile normal hızında atamayan kalbim.....
Naz gülümser.....
Naz: Başka?
Tarık: Yanisi çellonu her sana uzatışımda titreyen ellerim.......
Naz: Başka ?
Tarık: Yanisi gözlerimin önünden hiç gitmeyen hayalin.....
Naz: Başka ?
Tarık: Yanisi seni uçan kuştan kıskanan yüreğim. Naz ! Artık saklayamayacağım. Sana deliler gibi aşığım.
Naz: Aşıksın? Hem de deliler gibi.
Tarık: Deliler gibi.
Tarık Naz ‘ın yanına geçer. Eliyle rüzgarda yüzüne düşen saçlarını geriye atar. Naz duyduklarından kıp kırmızı olan yüzündeki mutluluğu saklayacak durumda değildir. Tarık ‘ın gözlerinin içine heyecanla bakar. Birkaç saniye öyle durduktan sonra birbirlerine sımsıkı sarılırlar. Tarık eliyle Naz’ın başını aralıklı olarak okşar. Naz geri çekilir. Gözlerinden mutluluktan olduğu aşikar olan yaşlar su gibi akmaktadır.
Naz: Nihayet söyledin. Nihayet. Ben de aşığım Tarık. Senin gibi.Deliler gibi Sana ne yaptıysam bu yüzdendi. Üniforma, zil,.....kaprislerim......Asıl ben seni herkes ve her şeyden çok kıskandım hep. Ama gururumdan bir şey diyemedim.
Tarık Naz’ın yüzünü iki eli arasına alır. Gözler kapanır ve iki sevgilinin dudakları aşkla birleşir.
Naz bir kez daha geri çekilir.
Naz: Tarık rüya mı bu?
Tarık: Ben rüyada değilim. Ya sen?
Naz: Bilmiyorum. Rüya olmasın . Ben artık kaçmaktan ve saldırmaktan usandım. Bu belirsizlik beni çılgına çevirdi. Bir daha duymak istiyorum. Rüya olmadığına emin olmak istiyorum.
Tarık: Rüya değil aşkım. Rüya değil. Her şey gerçek. Sen , ben ve aşkımız.
Tekrar dudakları birleşir.
Tarık: Sen titriyorsun. Üşüyor musun?
Naz: Biraz. Ama buradan dönmek istemiyorum. Eve gidince her şey eski haline dönecek diye korkuyorum.
Tarık: Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Evet belki emrinde çalışacağım ama sen eskisi gibi olmayacaksın.
Naz: Olsun yine de gitmeyelim. Arabaya götür beni. Orada battaniye var.
Tarık Naz’a sıkıca omzu üzerinden sarılmış , Naz da beline sarılmış arabaya yürürler. Bagajdan battaniyeyi alarak arabanın arka koltuğuna oturup üstlerini örterler. Naz başını mutlu bir ifade ile Tarık’ın omzuna yaslar. Uyuyana kadar sürekli......
Naz: Bu gece bitmesin......Hiç bitmesin
Der. Sabaha karşı Tarık Naz’ı rahat uyuması için arkaya yatırır ve kendisi güneşin doğuşunu izlemek için aşklarını birbirlerine itiraf ettikleri kayalara oturur. Yüzünde rahatlamışlık ile karışmış endişeli bir ifade vardır.
Tarık: Deniz, söyle bana. Bu aşk nasıl sürecek?

flower98
15-05-07, 18:42
Part 10

Tarık yanıt beklercesine denize bakar. Birden denizin dibinde parlak bir şey fark eder. Bu parlaklık yavaş yavaş suyun yüzeyine doğru çıkmaktadır. Ve gözlerini kamaştıran bir ışık yumağı sudan çıkıp tam karşısında durur.. Tarık etrafına bakınır. Tektir ve Naz hala uyumaktadır.
Işık: Asıl soru bu aşk sürecek mi?
Tarık şaşkınlık ve korku arası bir ifadeyle
Tarık: Baba mı dediniz?
Işık: Soruyu soran sen değil misin?
Tarık: Evet ama ben......
Işık: Bunca yalan ile doğan bir aşk yaşar mı sence? Soruyu kendine sormalısın. Bana değil.
Tarık: Doğru söylüyorsunuz. Çok yalan söylendi. Her yan yalan dolu. Benim , Filiz ‘in, annemin ve hatta babamın yalanları ile. Naz bile yalan söylemeye kalktı.
Işık: Yalan mı söyledi yoksa duymak istediğini söylemedi mi?
Tarık: Söylemedi. Tarık Tekelioğlu ile buluşmaya gittiğini söylemedi bana.
Işık: Demelimiydi sence?
Tarık: Kesinlikle. Akşam bana aşkını itiraf etti. Ama onunla buluşma planını söylemedi.
Işık: Nedeni ne olabilir ?
Tarık: Bilmiyorum. Hatta gün gelir beni ona unutturur mu Tarık Tekelioğlu diye düşünmekten kendimi alamıyorum.
Işık: Sana rakip olabileceği özellikleri var mı sence?
Tarık: Bankası var. Naz’ın da şoförü değil.
Işık: Tüm bu sorunların kaynağı yine senin yalanların değil mi?
Tarık: Evet öyle. Keşke tüm yaşananların bir metni olsa elimde. Bir silgi ile yalanların hepsini bir bir silsem. Doğruları yazsam yerine......
Işık: Çok kolay olmaz mıydı bu?
Tarık: Fazlasıyla kolay olurdu ama ......
Işık: Ama?
Tarık: Aşkımı kaybetme korkusunu şu an yaşadığım gibi yaşamazdım.......İkilemde kalmazdım.
Işık: Tüm sorularının ve sıkıntılarının anahtarı sende. Yolunu çiz ve gör.....
Işıktan duyduğu son sözler azalarak yankılanarak ışık ile birlikte kaybolur. Tarık arabaya bakar ve....
Tarık: Yolunu çiz ve gör........
Filiz’in verdiği telefonunu çıkartır ve bir mesaj yazar. Fakat yollamaz. Telefonu arkasına saklayarak arabanın yanına gider ve dışarıdan uyuyan Naz’ı izlemeye başlar. Naz bir süre sonra gözlerini açar. Karşısında onu izleyen Tarık’ı görür. Gülümser. O an Tarık mesajı yollar. Naz gelen mesaj uyarısını duyunca uykulu telefonunu açar ve mesajın Tarık Tekelioğlundan geldiğini görünce hemen dikilir.
Naz: İnanmıyorum. Buluşmaya gelemediği için özür diliyor ve en kısa sürede telafi edeceğini söylüyor........
Tarık Naz ‘ın heyecanını görünce arkasını dönüp denize doğru yürümeye başlamıştır.
Tarık: Işık bak yolumu çizeyim dedim resimden sınıfta kaldım. Bu kadar çabuk mu?
Naz: Kiminle konuşuyorsun sen?
Tarık: Efendim?
Arkasını döndüğünde karşısında battaniyeye sarınmış ona duygusal bir şekilde bakan Naz’ı görür.
Tarık: Ben .......Öylesine.......Neyse.....
Naz: Senin aklında bir şey var ya......
Tarık: Mesaj mı geldi demin?
Naz: Aman önemli değil......Kredi kartı borcum......
Tarık: Fazla kabarık değil herhalde bu ay?
Naz: Neden?
Tarık: Sevindin gibi geldi de.....
Naz: Ya...Öyle.....Sen onu boş ver de.......Uyumadın mı sen?
Tarık: Uyuyamadım.
Naz: Neden?
Tarık: Bilmem. Güzel bir gece yaşadık. Heyecandan olsa gerek.
Naz: Evet çok güzeldi. Ve de çok özeldi.
Tarık: Benim için de.
Naz elini Tarık’a uzatır. Tarık da tutup dudaklarına götürüp öper. Naz güler.
Tarık: Gülüyorsun......Neden?
Naz: Böyle battaniyeye sarınmış elimi öperken kendimi bir prenses gibi hissettim birden.
Tarık: Öylesin. Sen benim gönlümün prensesisin.
Naz’ın telefonu çalar. Naz heyecanla arabaya dönüp telefona bakar. Telaşla Tarık ‘a doğru çevirir başını ve.....
Naz: Babam arıyor......Ne diyecem ben ona şimdi?

flower98
16-05-07, 01:37
Arkadaşlar Öyle bir anda esti bu mini senaryo.... 10. bölüme artık yarın devam ederim......S

Yalancı Yarim Special – Bodrum, Bodrum-

Naz bir şezlonga uzanmış güneşlenmektedir. Yanındaki şezlongtaki bayan tanıdık gelir ve nereden tanıdığını düşünür bir süre......
Naz: Tabi yaaaaaaa!........Pardon hanımefendi!
Bayan: Buyrun.
Naz: Ayyyyyyy inanmıyoruuuuum siz osunuz.
Bayan: Evet. Ne var bunda? Siz de Nazsınız.
Naz: Tanıdınız demek. Hiç de belli etmiyorsunuz.
Bayan: Başımı dinlemeye geldim ben buraya.
Naz: Ben sizin senaryoyu görmüştüm. Sizde Bodrum çekimleri yoktu.
Bayan: Yoksa eklemek zorunda kalacaklar.....
Naz barda oturup kendisini izleyen Tarık ‘a el sallar ve yanındaki bayanı gösterir....
Naz: Taaaaaarık! Bak kim var burada. Tanıdın mı? Şehrazat. Bindir bir Geceden.
Şehrazat : Binbir Gece. O sizin dediğiniz Bir Demet Tiyatronun skeci .
Naz: Ayyyy ne fark eder. Gördün mü Tarık ?!
Tarık tamam anlamında başını sallar. O arada.
Onur: Şehrazat!
Şehrazat: Onur?......Nasıl buldun beni?......Yerimi kim söyledi?
Onur: Hiç kimse. Hislerimi izledim.......Neden buraya geldin? Tüm çekim ekibi İstanbulda seni arıyor.
Naz söze karışır.....
Naz: Ben biliyordum zaten sizin senaryoda Bodrum sahnelerinin olmadığını.
Şehrazat: İzninizle Naz hanım. Ben sizin diziye karışıyor muyum. Tarık Tekelioğlu kim biliyorum ama söylüyor muyum ?
Onur: Biliyor musun. Benim neden haberim yok bundan.
Şehrazat: YA yeter. Okuduğum metinleri de mi kıskanacaksın. Hem ben sana kırgınım.
Şehrazat Onur ile konuşurken Naz merakından çatlamakta ama bir türlü söze girememektedir.
Naz: Bir dakika.....
Onur: Kırgın mısın. Ben ne yaptım ki?
Şehrazat: Onu o Yasemin denen kadınla sıkı fıkı konuşmadan düşünecektin. Bir de eski sevgilinmiş.
Naz: Kim?
Onur: Yasemin. Son bölümün son sahnesinde.....
Naz: Onu demedim. Tarık Tekelioğlu kim?
Şehrazat: Onur gider misin lütfen. Ne bileyim şuraya bara falan git.
Onur bara doğru bakar. Tarık’ın onlara baktığını görür. Öfkelenir.
Onur: Bir dakika.....
Der ve bara doğru yürümeye başlar. Naz bu arada Şehrazata bilgi vermesi için ısrar etmekte fakat sonuç alamamaktadır. Onur bara varır.
Onur: Sen nereye baktığını sanıyorsun öyle?
Tarık: Ne???
Onur: Nereye bakıyorsun diye sordum kardeşim.
Tarık başı ile Naz’ı işaret eder. Ama Onur Şehrazat sanır.
Onur: Sen elalemin nişanlısına bakma özgürlüğünü nereden buluyorsun.
Tarık: Ne??? Nişanlı mı?
Onur: Görmedin mi tek taş pırlantasını parmağında. Onu kim aldı sanıyorsun?
Tarık: Demek ki benim kocaman yüreğimdeki sevgim yetmedi beni şu kadarcık bir şeye değişti.
Onur: Kardeşim ne diyorsun sen?
Tarık:Altın baş pırlanta diyorum.
Onur: Kardeşim bela mısın sen ya? Sana ne Şehrazat’ın pırlantasının markasından. Sen kim oluyorsun?
Tarık: Ben Tarık. YY den.
Onur: O ne? Rock grubu mu?
Tarık: Siz de hiç kanal değiştirmiyorsunuz herhalde? Yalancı Yarim dizisinden.
Onur: Star’ın dizisi. Magazin Gazetecileri Derneğinin ödülünü alan dizi. Bilmem mi? Ahhhhhhhh! Şehrazatın yanındaki Naz değil mi?
Tarık: Evet.
Onur: Canım!
Tarık: Efendim?
Onur: Şehrazat’ın şu asaletine bak. Dur bakma! Bakma!
Tarık: Bir şey sorabilir miyim?
Onur: Sor ama zor olmasın.
Tarık: Siz gerçekten bir gece için 150 bin dolar mı ödediniz.
Onur: Ben değil. Yapımcılar.
Tarık: Değdi mi peki?
Onur: Sana ne? Dizi bu dizi.....Gerçek mi sandın?
Tarık: Ne bileyim. Ben de artık herkesi karıştırır oldum. Kim dizi karakteri kim gerçek. Kendimi bile karıştırıyorum.
Onur: Karıştırırsın tabi. Benim tanıdığım en az iki kişiye benziyorsun.
Tarık: Dur tahmin edeyim.....Barış Akarsu ve Johnny Depp.....
Onur: Alakası yok......Hasan kamcı , Ton-Yapının Yönetim kurulu başkanı ve Nurullah Tamil – An Yapıdan biri işte....
Tarık: Allah Allah. Görmek lazım.
Onur: Şehrazat seninkini parmağında oynatıyor şu an.
Tarık: Ne??? Nasıl?
Onur: Tarık Tekelioğlunun kimliğini bildiğini söyledi az önce.
Tarık: Ne?????? Hemen engel olmam lazım.
Tarık aceleyle Naz ve Şehrazata doğru gider.
Onur: Şehrazat’a dokunayım deme......
Naz: Bak 14 Şubat Sevgililer günü çekimlerinde giydiğim kırmızı elbiseyi de veririm. Söyle artık.
Şehrazat: Bak kim geldi.
Naz: Tam gelecek zamanı buldun sende. Ne var.
Tarık: Yüzelim mi?
Naz: Ya dur......Hem uygun kaçmaz şoförümle yüzmek.
Tarık: O zaman jet ski ‘ye binelim. Kimse çakmaz.
Naz: Olabilir. Ama önce Şehrazat bana bir bilgi verecek.
Naz etrafına bakar ama Şehrazat yoktur.
Naz: Nereye gitti bu şimdi?
Tarık: Koşşşş! Tek jet ski var burada ona doğru koşuyor.......

:img-hyste :img-hyste :img-hyste :img-hyste :img-in_lo

flower98
16-05-07, 02:19
Naz Şehrazatın peşinde- Tarık Naz ve Şehrazat’ın- Onur ise hepsinin......
Deniz kıyısında
Naz: Araba ile düşseydin peşine çoktan yakalamış olurdun. Bak kaptı jet skiyi.
Tarık: Biz de mtor ile peşine düşeriz.Su kayağı bilir misin?
Naz: Bilirim. Hadi sen motoru kullan. Mümkün oldukça yaklaştır beni Şehrazata.
Tamam.
Naz ayağını suya sokar.
Naz: Ayyyyyy.......Yok bu su çok soğuk. Sen kayak yap ben de motoru kullanırım.
Tarık: Emin misin. Daha önce kullandın mı?
Naz: ne var bunda. Hasta mı olayım yani. Hı? Benim buralarda üşütmemi mi istiyorsun? Tarık?
Tarık : Tamam tamam. Vurdun yine hassas yerden. Manevralarda dikkat et ama.
Naz: Unutma. Amacın Tarık Tekelioğlunun kim olduğunu öğrenmek. Gözlerine bakma sakın.
Tarık: Pışık!
Naz: Anlamadım Motor ses yapıyor.
Tarık. Olur dedim.
Naz zigzaglar çizerek denize açılır. Tarık üstün becerilerinden dolayı suda düşmeden kaymaktadır. Bu arada Onur da kıyıya varır.
Onur: Bana bir motor bulun çabuk!
Personel: Üzgünüm efendim. Hepsi kirada.
Onur: Ne demek kirada. Dakikasına 150 bin dolar vereceğim.
Personel: Ben sizi sırtımda götüreyim.
Onur: Saçmalama. Yok mu başka seçenek?
Personel: Paraşüt var , bir de muz var.
Onur: Paraşüt olmaz. Korkarım. Muz olsun. Ezip geçecem şu Tarık’ı düştü Şehrazatın peşine.
Personel: Olmaz. Ben onun fan ‘ı yım. Kılına dokunamazsınız onun.
Onur: 300 bin dolarrrrrrrrrr!

flower98
16-05-07, 19:02
Part 11
Tarık: Bence doğruyu söyle. Sakın yalan uydurup kendini içinden çıkılmaz bir duruma sokma.
Naz: Yaa......tabi.....Alo babacım....Sana da günaydın. Kahvaltıya gelmek üzereyim ......Ben sabah gün doğmadan Tarık ile ekmek fırınına çıktım. Size sıcak ekmek getireceğim......Ooooo oooooo kaç fırın ekmek çıktı tabi şimdiye kadar.....
Tarık ‘a manalı bakar....
Tarık: Tabi
Gülümsüyordur.
Naz: Ama ben size sıcak getirebilmek için aramanı bekledim......Hemen geliyoruz.
Naz telefonu kapatır.
Naz: Babama şu an söyleyebileceğim en doğru doğru bu !
Tarık gülümser ve arabaya doğru gider.
Naz: Kaç dakika sürer eve gitmemiz.
Tarık: Sürücüye bağlı. Bu trafikte kurallara uyan şoför Tarık on dakikada varır. Azıcık kuralları ihlal eden Alfonso yaklaşık altı dakikada.
Naz: Ne kadar az ihlal?
Tarık: Çok az........
Naz: Tamam o zaman beni Tarık götürsün.
Tarık şaşırır.
Tarık: Ben de zaman dar diye düşünmüştüm.
Naz: Dar ama dört dakika fazla arabada yalnız kalma fikri de çok cazip.
Tarık arka kapıyı açar. Naz kapatır. Tarık Naz’a , Naz Tarık’a bakar. Naz ön kapıyı açar.
Tarık: Hesap hatası yapmış olabilirim. Belki bir dört beş dakika fazla sürer.
Naz: Eeeeeeeee herkesin gecikme payı olabilir....Babam bunu anlayışla karşılar.
Yarım saat sonra eve varırlar. Bahçede kahvaltı masasında onları bekleyen Vahilerin yanına giderler.
Vahi: Naz ? Nerede kaldınız ama.......!
Naz: Baba ne yapayım.....40 km’nin üzerine çıkmıyor Tarık şehir içinde.
Vahi: Aferinnnnn! Hadi ekmekler nerede. Şimdi sıcak sıcak harika olurlar.
Naz: Tarıııık! Ekmek.
Tarık: Ekmekler tabi.
Naz: Ayyyy babacım affet bizi. Trafikte bekledikçe ucundan ucundan koparalım derken bittiler.
Ümit: Ben sana demiştim babacım. Ekmek getirmek kim Naz kim. Bak sağ olsun Nedim.
Naz: Nedim de kim?
Ümit: Hulusi amcanın fırıncısı. Sen aradıktan beş dakika sonra bize sıcak ekmek getirdi.Bak daha dumanı tütüyor.
Tarık( içses): Oh baba sağ ol. Bi de acıkmıştım.........
Vahi: Napalım. Başka zamanda sizin getirdiklerinizden yeriz. Hadi buyurun sofraya. Soğumadan yiyelim.
Ümit: Baba napıyorsuuun! Mide fesatlığına uğratacaksın onları. Baksana yol boyu ekmek yemişler. Belli ki toklar.
Naz: Evet evet. Bak mideme nasıl şişti.
Tarık: Yaaaaaa Vahi bey......
Vahi: Bari birer çay için çocuklar.
Tarık: Teşekkür ederim. Ben erken kalktım ya biraz yatayım.
Naz: e bende.
Tarık müştemilata, Naz da odasına çıkar. İkisi de hoş hayaller görerek uykuya dalarlar.
Deniz havasından olsa gerek gün batımına kadar uyurlar. Vahi ve Ümit onları çok merak eder.
Vahi: Git bir bak bakalım ablan hala uyuyor mu.
Ümit gider gelir.
Ümit: Valla mışıl mışıl......Çok da mutlu görünüyor.
Vahi: Gel bir de Tarık’a bakalım. Sabah gezintisi bunları çarpmış herhalde.
Tarık o esnada uyanır.
Tarık: Saate bak. Sekiz buçuk olmuş. Amma da uyumuşum. Kalkıp bir banyo yapayım bari.
Tarık banyoya doğru giderken bir ses duyar.
Tarık2: Şşşşşşşıt.
Tarık: Ne? Kim var orada?
Tarık2: Baksana sen bir buraya.
Tarık odayı arar tarar ve kimseyi bulamaz. Sonunda aynanın yanından geçerken kendini aynada görür. Fakat görüntüdeki Tarık kendisinden farklı hareketler yapmaktadır.
Tarık2: Sen kendini ne sanıyorsun?
Tarık: Ağzını topla. Asıl sen kendini ne sanıyorsun?
Tarık: Ben Tekbank ‘ın veliahtı Tarık Tekelioğlu.
Tarık: Yok ya?
Bu arada Vahi ve Ümit müştemilatın kapısına gelmiş içeride aynada kendi kendine konuşup el kol hareketleri yapan Tarık’ı izlemektedirler.
Ümit: Vah vah baba bak bunlar gerçekten çarpılmış.
Vahi: Zavallı çocuk . Ne derdi var acaba.
Ümit: Ekmeklerde virüs mü vardı acaba?
Vahi: Saçmalama Ümit.
Ümit: İster misin Naz da uyanıp kendine böyle aynada bağırıp çağırsın.
Vahi: Yok daha neler. Belki de uykusunda konuşuyordur.
Ümit: Yok baba. Uykusunda konuşan yatar yerinde. Uyurgezerlerde yürür. Tarık iki gruba da girmiyor.
Vahi: Neyse vardır elbet bir açıklaması. Hadi biz gidelim.
Tarık2: Bak gördün mü senin on ayda anca başardığını ben bir mesajla hallettim. Power derler buna. Power of money.
Tarık: Aman iyiki de İngilizce biliyorsun. İtalyanca söyle sıkıyorsa.
Tarık2: Şeyyyy......ÖÖÖÖÖÖö.....İtalyanca bilmiyor olabilirim ama bir mesaj daha çekerim Naz’ı elde ederim.
Tarık buna çok öfkelenir. Filiz’in verdiği telefonu ayna karşısına tutarak.
Tarık: Ben bu telefonu şimdi kapatıyorum. Senin gücün ancak buraya kadar. Hiçbir güç Naz’ı benden alamaz.......

flower98
17-05-07, 00:56
45. Bölüm Senaryosu By Flower98

Part 1

Naz ‘ın bu alışılmamış tavırları Tarık’ın aklını iyice karıştırır. Bir süre mutfakta durur ve düşünür.
Tarık: Şimdi ne oldu çok merak ediyorum? Naz eve geldiğimde yemek servisi yapıyor oluyor. Bu bir. Bir de öğreniyorum ki yemeği de o yapmış. Bu iki. O da yetmezmiş gibi bir melek misali kalkıp bana yemek koyuyor. Yok bu kadarı da fazla.
Tarık kendi kolunu cimdikler.
Tarık: Eeeeee canım acıdı ama uyanmadım.
Naz içeriden seslenir.....
Naz: Tarııııııııııık! Ama olmuyor böyle. Yemeğin soğuyacak. Gelsene.
Tarık: Durum hala aynı. Ne oldu bu kıza. Offff Allahım çık işin içinden çıkabilirsen. Bir de ne dedi o biraz önce. Takdir ettiğim, örnek aldığım insan mı ne dedi.
Naz: Tarııııııık! Seni bekliyorum ,bak ben de yemeğe başlamadım....!!!!!
Tarık: Onu eve kim getirdi ise bu halinden de o sorumlu. Demek onu bulmam lazım öncelikle. Evet.
Tarık mutfaktan çıkar ve yemek salonuna geçer. Naz Tarık masaya oturunca gülümser ve yemeğe başlar. Şaşkın olan Tarık Neticeye bakar. Netice başı ile Naz’ı işaret eder ve eliyle de harika değil mi gibi bir hareket yapar. Tarık dudağını büker şaşkın ve düşünceli bir ifade ile ve yemeğine başlar.
Naz: Ne oldu? Beğenmedin mi? Kaldın öyle.
Tarık ağzındakini yutar. Sonra Naz’a bakar.
Tarık: Bu yemeği sen mi yaptın şimdi?
Naz: Evet.
Tarık: Tek başına?
Naz: Evet.
Tarık: Sofrayı da sen kurdun?
Naz: Kesinlikle.
Tarık başıyla taktir ettiğini ama neredeyse tam olarak inanamadığını gösteren bir hareket yapar. Naz boşalan tabakları mutfağa taşırken de arkasından bakar uzun uzun.
Vahi: Valla Tarık oğlum, ben de şaşkınım.
Ümit: Kesin bugünkü buluşmada Naz’ı uzaylılar kaçırdı ve yerine bu robotu bıraktılar.
Tarık güler.
Vahi: Ümiiiiiiiiit!!!! Ayıp oluyor ama.
O arada Naz mutfaktan gelir. Ümit koluna çatal batırır.
Naz: Ayyyyyyy!!!!! Ne yapıyorsun ya. Doymadıysan yemek var getireyim.....
Ümit: Tarık! Tut. Bu kesin Naz değil. Naz çoktan masayı tepeme devirmişti.
Naz yine cevap vermeden masada boşalanlardan mutfağa taşır. Vahi ayağa kalkar ve peşinden giderken....
Vahi: Bir şeyler olmuş benim Nazıma. İlgili bir baba olarak gidip sorayım. Ümiiit sen de gel. İlgili bir kardeş ol.
Ümit: Ama baba yaaaaa!
Ümit babasının ısrarı ile mutfak yolunu tutar.
Netice: Bak kız elden gidiyor demiştim ben sana Tarık. Hani bir şey yapacaktın?Bak bu ya gitti elden o yüzden böyle davranıyor yada gitme hazırlıkları yapıyor.......
Tarık: Valla dünden beri ne yaptımsa bana ters etki yaptı......
Netice: Sen vazgeçme Tarık.........
Tarık masadan kalkarken Netice ‘nin yanına gider ve yanağından öper.
Tarık: Asla!
Netice: Karayip korsanım benimmmmm.......Bul haritayı kap hazineyiiiii......heyt be gidişe bak......kurban olayım.....
Tarık bahçeye çıkarken Neticenin sözlerini duyacak durumda değildir.
Tarık: Sen şimdi görürsün gününü. Ne yaptın Naz ‘a . Üstelik onunla buluşamadan!!!!!
Tarık’ın müştemilata doğru giden adımları giderek hızlanır. Müştemilatın kapısından içeri adeta savrularak girer........
Tarık: Neredesin?......( Ellerini başının iki yanına çaresizlik içinde dayar).....Canlanıp gitmiş olamazsın herhalde.....
Tarık odanın içerisine girdiğinde hesaplaşmayı düşündüğü aynayı ve aynadaki görüntüyü bulamaz. Banyoya girer telaşla.......Oradaki ayna da sökülmüştür.......
Tarık: Neredesin?......Nasıl ?
Koşturarak müştemilattan çıkar ve eve döner. Herkes odasına çekilmiştir. Naz’ın odasından hint müziği duyulmaktadır. Tarık kapıyı çalar.
Naz: Kimsin?
Tarık: Ben.
Naz: Geeeeeel!
Tarık kapıyı açar.
Naz: Yani gir lütfen.
Tarık derin bir nefes alır.
Tarık: Naz hanım!
Naz: Naz! Söyle bakayım Naz! Naz!
Tarık: Naz . Senden bir şey isteyeceğim. Ama lütfen soru sorma.
Naz: Yardımcı olabilirsem tabi.
Tarık: Şeyyyyy......Aynan var mı?......Daha doğrusu aynanı ödünç alabilir miyim?
Naz: Anlamadım?
Tarık: Ayna dedim.....Alabilir miyim?
Naz: Senin odanda yok mu?
Tarık: Gitmiş.
Naz: Ayna? Gitmiş?
Tarık: Evet.
Naz: İtalya ‘ ya kaçmış olmasın......
Naz gülerek Tarık’a bakar.
Naz: Banyodakini kullan.
Tarık: Galiba beraber gitmişler......
Naz Tarık’ın espirisine gülerken Tarık Naz’ın aynasının önüne geçmiştir bile. Naz Tarık’ın aynaya garip bakışlarına daha da çok gülmeye başlar. Tarık bunu fark edince.....
Tarık: Neden gülüyorsun?
Naz: Valla sen aynaya böyle baktıysan kaçmıştır zavallı.
Tarık: Gün geçtikçe Ümit’e benziyorsun......
Tarık odadan çıkarken Naz kolundan yakalar.....
Naz: Yapabileceğim bir şey var mı?
Tarık: Var!!!!! Neden yemek yaptın, neden herkese birden hizmet ediyor, ve en önemlisi iyi davranıyorsun? Özellikle bana?
Naz: Bugün birinden çok önemli bir insanlık dersi aldım. Daha insan olmaya gayret edeceğim bundan sonra. Gözüm açıldı. Değişiyorum ben......
Tarık ( içses): Tarık bir şey yap yoksa Nazını kaybettiğin gün bu gündür.
Tarık. Naz. Bak senin değişmene hiç gerek yok. Sen her halinle bir tanesin. Değişmeni istemiyorum.
Naz: Tarık! Sağ ol. Ama kendimi geliştireceğim. Ve buna hemen yarın sabah kızılay da başlayacağım.
Tarık: Kızılayda mı?
Naz: Evet. Bundan sonra her gün 2-3 litre kan vereceğim.

flower98
17-05-07, 19:44
Part 2 İşte aşk veeeeeeee........
Tarık: Kan bankası mı satın aldın?
Naz: Hayır.
Tarık: O zaman el altından karaborsa kan bulup mu vereceksin o kadar kanı.
Naz: Tarık, iyi misin sen?
Tarık: Ben iyiyim de sen iyi misin. Nereden çıktı bu kan verme. Olayı.
Naz: İdolümü örnek alıyorum.
Tarık: Kimmiş senin idolün?
Naz: Her gün üşenmeden başka insanlara faydalı olabilmek adına üç litre kan veren Tarık Tekelioğlu. Zaten bugün buluşmaya bu yüzden gelmemiş.
Tarık:Demek öyle. Kimden öğrendin sen bunu?
Naz: Kimden olacak. Babasından.
Tarık: Tahmin etmeliydim. Sen de inandın ona.
Naz: Kıskanma Tarık!!!!!
Tarık: Ne kıskanması? Sen bir insanın her gün üç litre kan verebileceğine inanıyor musun?
Naz: Tarık Tekelioğlunu tanıdıktan sonra evet.
Tarık: Bunu sen de duyuyor musun?
Naz: Neyi?
Tarık: Biri gülüyor sanki.
Naz: Aşağıdan halamın seyrettiği televizyon programından geliyordur. Ne kulak varmış sende ya. Ben buradan duyamıyorum. Gidip bir bakayım.
Naz odadan çıkar. Tarık gülme sesinin aynadan geldiğini fark eder. Aynanın karşısına geçer ve Tarık Tekelioğlu görüntüsünün güldüğünü görür.
Tarık Tekelioğlu : Daha tanımadan aşık oldu bana.....hhahahahahahahahah!!!!!!
Tarık tehdit edercesine işaret parmağını aynanın karşısına kaldırarak......
Tarık: Daha değil.......
O an Naz odaya girer. Tarık onu bileğinden yakalar ve odanın dışına çeker.
Naz: Ne oluyor Tarık? Bu arada aşağıda kimse yok......Ya nereye götürüyorsun beni?
Tarık: Soru sorma lütfen benimle gel. Bu akşam da ben istiyorum benimle gelmeni.
Naz: Böyle mi?
Tarık: Böyle tabi. Çok hoş görünüyorsun.
Naz: Böyle?
Tarık durup Naz’ın kıyafetine bakar. Üstünde pijama olduğunu fark eder.
Tarık: Pekhala. Ben aşağıda bekliyorum.
Naz odasına girer. Dolabını açar ve ne varsa kucaklar ,yatağının üzerine atar. Hızla kıyafet denemeye başlar. Bu arada kapısı tıklanır.
Naz: kim o?
Tarık: Yine ben. Balığa gideceğiz . Ona göre giyin.
Naz :Tamam.
Yaklaşık yirmi dakika sonra Naz evin kapısından çıkar. Tarık Naz’ın kapıdan çıkışını görünce arabadan iner. İkisi de birbirine şaşkın bakarlar.
Naz: Ben de şey sanmıştım.
Tarık: Farkındayım.
Naz ve Tarık aynı anda: Ben gidip üstümü değişeyim o zaman.
Birbirlerine bakıp gülümseler.
Naz ve Tarık aynı anda: Hayır ben değiştireyim.
Yine gülümserler.
Tarık cebinden bozuk para çıkartır.
Tarık: Madem öyle yazı tura atalım.
Naz: Tamam. Ben tura diyorum.
Tarık parayı havaya atar. Fakat öyle hızlı atar ki paranın nereye düştüğünü göremez ve duyamazlar. Naz avucunu açar.
Naz: Başka var mı?Ben atacağım.
Tarık cebinden bir başka kuruş çıkartır.Naz onu eline alır. Paraya , sonra Tarık’a bakar. Tarık’ın elini alır eline ve avucu yukarıya bakacak şekilde tutar. Gülümser ve parayı avucuna bırakır.
Naz: Yazı. Sen kazandın.
Tarık: Ama......
Naz: Ama ne? Yanlış anlayan benim. Ben şimdi gidip üstümü başımı değiştireceğim. Herhalde bu şifon elbise ile balık tutamam. Donarım denizde. Sen de sandviçleri hazırla.
Tarık: Bir şartla.
Naz: Neymiş o?
Tarık: Yarın akşam yine bu elbiseyi giyip benimle güzel bir yemeğe çıkarsan.
Naz: Hmmmmmmm.......Bir şartla.
Tarık: Neymiş o?
Naz: Tarık Tekelioğlu hakkında bana bildiklerini anlatırsan.
Tarık: Naaaaaaaz! Onu sana yeterince anlatan biri var zaten. Ben öyle kahramanlaştıramam onu.
Naz: Zaten bu yüzden senden dinlemek istiyorum. Bu kadar sinirleniyorsan adı geçtiğinde bir sebebi olmalı.
Tarık: Elimden geleni yaparım. Ama bu gece değil. Mesai saatlerinde.Haydi seni arabada bekliyor olacağım.
Naz balık tutmaya uygun kıyafetlerle evden çıkar ve Tarık’ın yanına biner. Tarık arabayı çalıştırır ve yola çıkarlar.
Naz: Eeeeeeee nerde tutacağız balıkları?
Tarık: Benim çocukken sık sık gittiğim bir yerde. Küçük bir iskele. Bekle. Çok beğeneceksin.
Yaklaşık yarım saat sonra iskeleye varırlar. Tarık arabanın bagajından iki katlanmış sandalye çıkartır ve iskelenin ucuna açar. Naz da orada durmuş etrafa bakmaktadır. Tarık bir de küçük bir masa getirir ve iki sandalyenin arasına kurar. Tekrar arabaya gidip döndüğünde masayı sandalyelerin arasında değil sağdakinin yanında bulur.
Naz: Bence böyle daha iyi.
Tarık: Sen öyle diyorsan.
Tarık termos , bardak ve diğer hazırladıklarını da getirir. Oltaları da hazır hale getirdikten sonra yanyana oturup balık beklemeye başlarlar.
Tarık: Üşüyor musun?
Naz: Hayır. Hava fazla serin değil. Burası çok güzelmiş. Kurbağa sesleri de harika.
Tarık: Kurbağa seslerini dinlemeği ben de çok severim. Bu kadar sert seslerin aşkı anlattığını düşündükçe senfoni gibi gelirler bana.
Naz: Demek aşkı anlatıyorlar. Senin de aklın fikrin aşkta.
Tarık: Hı hı. Elimde değil. Bana aşkı anlatan o kadar çok şey var ki. Düşünmemek mümkün değil.
Naz: Sen bu kurbağalardan biri olsaydın nasıl anlatırdın aşkını sevdiğine?
Tarık: Nasıl mı? Çok basit. Şarkı ile başlardım.
Naz: Eeeeee başla o zaman.
Tarık önce Naz’ın sandalyesine biraz daha yaklaşır. Sonra oltasını düzeltir ve tekrar suya atar. Kendi oltasını sağ eline alır ve sol kolu ile Naz’ı sarar. Şarkısına başlar:
Endamın yeter gözlerin yeter
Uğramasın sana ne hüzün ne de keder
Kalbim senden senden vazgeçmeyecek
Korkma içimde aşkın hiç bitmeyecek
Eğer istersen bu sonsuza dek sürecek
İnan bu adam hep seni seni sevecek
Gönlüm senden senden vazgeçmeyecek
Korkma içimde aşkın hiç bitmeyecek
Eğer istersen bu sonsuza dek sürecek
İnan bu adam hep seni sevecek
Endamın yeter gözlerin yeter
Uğramasın sana ne hüzün ne de keder
Bir gün gelir geçer yüzündeki çizgiler
Ne aşkım son bulur ne içimde o düşler
Naz başını Tarığa yaslamıştır. Oltasına vuran balığı bile fark etmez.
Naz: Kurbağaların hepsi susmuş.
Tarık: Ben benim gibi tüm kurbağaların adına söyledim.
Naz: Sen kurbağa prensinin hikayesini biliyor musun?
Tarık: Kısmen. Daha doğrusu en güzel yerini.
Naz: Neresiymiş orası?
Tarık: Sonu.
Naz doğrulur. O anda oltanın ucundaki balığı fark eder.
Naz: Balık!
Tarık ise Naz’ı incelemektedir. Naz Tarık ‘ın bakışlarındaki anlamı ve niyeti görünce oltasını yere elinden yere bırakıverir. Oltanın ucundaki balık olta yere bırakıldığında oltayı denize doğru çeker. Naz ani bir refleksle oltayı suya düşmekten kurtarmak için onu yakalamak üzere öne eğildiğinde dengesini kaybeder. Ne olduğunu fark etmeden olta, onu tutmaya çalışan Naz ve Naz’a sarılmış olan Tarık birlikte denize uçarlar. Su yüzeyine ilk çıkan Tarık olur.
Tarık: Nazzzzz!!!!......Naaaaaaaazzzzzz!!!!!!
Tarık birden aşağıya çekilir.

flower98
17-05-07, 22:56
Part 3
Denizin yüzeği sakindir. Etrafta hiç kimse yoktur. Denize düştükleri yerin üzerinde sadece dolunayın sebep olduğu yakamozlar vardır. Fakat aşağıda büyük bir can pazarı yaşanmaktadır. Oturdukları sandalyelerden biri de onlarla birlikte denize düşmüştür. Nasıl olduğu bilinmemekle birlikte sandalyenin bir ayağı deniz altındaki eski bir çapanın bir koluna takılmıştır. Sandalyeyi taşımak için kullanılan kuşak da düşme esnasında Naz’ın kemerinin çengeline geçmiştir. Tarık su yüzeğine çıktığında ,Naz bir şeylere takıldığını hissetmiş ve çırpınmaya başladığında denizin karanlığında Tarık’ın ayağını tesadüfen yakalamıştır. Naz can havliyle Tarık’ı aşağıya çekmiştir. Tarık da hemen Naz’ın şiddetli çırpınışlarından yerinden kımıldayamadığını anlamıştır. Naz onu sürekli daha dibe çekmektedir. Olay neredeyse kontrolü imkansız bir haldedir. Her yer kapkaranlık göz gözü görmüyordur. Olaylar çok hızlı gerçekleşmektedir .Tarık anlaşamadığı Naz’ın elini güçlü bir şekilde sıkar. Naz Tarık’ı elini sımsıkı kavramış neredeyse tırnakları etine geçmek üzeredir. Tarık Naz’ı serbest olan diğer eliyle baştan aşağıya yoklamaya başlar. Pantolonunun bel kısmına geldiğinde , Naz’ın kemerine takılmış olan deri kayışı fark eder. Birden Tarık Naz’ın kemerini görür. Bu tesadüfen o an çalan ve çalarken ışığı yanan Naz’ın ön cebindeki telefonu sayesinde olur. Fakat telefon sudan etkilendiği için çok kısa bir an sürer bu ve her yer yine kararır.O bir anlık ışık sayesinde Tarık ancak Naz’ın pantolonunu çıkartırsa kurtulabileceğini anlar. Naz’ın hareketleri yavaşlamaya başlamıştır. Tarık da nefese ihtiyaç duyar. Naz’ın elini bırakır, hızla su yüzeğine çıkar. Deriiiiiin bir nefes alır ve aşağıya iner. Ay’ın sudan geçen ışıkları Naz’a kadar ulaşamamakla birlikte Tarık’ı Naz’a doğru yönlendirir. Naz sanki hareket etmiyor gibidir artık. Çevik bir hareketle pantolonunun kemerini ve düğmesini açar. Üst kısmını aşağıya sıyırır ve tüm gücüyle hareketsiz kalan Naz’ı su yüzeyine çeker. Sudan çıktıklarında nefes alış verişi bir borudan çıkan seslere benzer.
Tarık: Allahım, Allahım.........Nazzzzz! Nazzzzzz gözlerini aç!!!!!......
Tarık ard arda derin nefesler almaktadır. Diğer yandan Naz’ı göğüs altından sımsıkı tutmuş tek eliyle kıyıya yüzmeye çalışmaktadır.
Tarık: İmdaaaaaaaaat! ........İmdaaaaaaaaaaaaat!!!!!! Yardım edin.............!!!!!!!!
Etrafta hiç kimse yoktur. Uzaktan anayolda seyahat eden arabaların dışında doğada hiçbir hareket yoktur. Naz ile birlikte karaya çıktığında kurbağaların sesini duyar. Sanki onlar da birleşmiş yardım çağrısında bulunuyorlardır.
Tarık: İmdaaaaat!....Yok mu kimse?....Nazzzzzzzz !!!!! Naz !!!!!!
Naz hala hareketsizdir. Tarık onu çimlere, gecenin karanlığında çiçek yapraklarını kapamış papatya tarlasının üstüne yatırır. Kendisi de bitkin haldedir. Bildiği ilk yardım tekniklerini en doğru biçimde uygulamaya çalışır. Naz’ın göğsüne bastırır. O bastırdıkça Naz’ın ağzından su çıkmaktadır. Ara ara ona kendine gelmesi için tokatlar atmaktadır. Eliyle nabzını yoklar.
Tarık: Yok!!!!!Nabız yok....!!!!Nazzzzzzz!!!!!! Bırakma beni. ...!!!!!Naz.......!!!!Yok nabız yok......Allahım !!!!!......Tarık!!!!!......yanlış bakıyor olabilirsin.......!!!!
Kulağını Naz’ın göğsüne yaslar. Yüzü güler.
Tarık: Biliyordum beni bırakmayacağını......Zayıf olsada atıyor işte.......Nazzzzzzzzz!!!!!
Naz’ın nefes alamadığını fark eder. Hemen suni tenefüse başlar. Tekrar kalp atışını kontrol eder......
Tarık: Hayırrrrrr! Hayırrrrr! Kurtaracam seni.........Bir ......iki........üç.....
Tarık artık kalp masajına da başlamış, uygun aralıklarla suni nefes ile kalp masajını sırayla uygulamaktadır. Naz bir türlü kendine gelmez. Artık Tarık’ın da gücü kalmamıştır. Naz’ın bedenini sırtından tutarak kendine çeker. Sol eli ile Naz’ın ıslak ensesini kavramış başını kendi göğsüne bastırır. Geceye kurbağaların aşk şarkıları ile birlikte Tarık’ın acı haykırışları eşlik etmeye başlar......Naz hala hareketsizdir.......

flower98
18-05-07, 01:23
Part 4
***
Her yer kapkaranlıktır. Kapkaranlık ve sessiz. Naz üzerinde beyaz bir elbise ile karanlıkta koşmaktadır. Ara ara ayağı takılsa da onu takip eden şeyden kaçmaktadır. Nefesi neredeyse kesilmek üzeredir. Sonunda çığlık atarak yere kapaklanır. O an nereden geldiğini bilmediği biri beyaz atının üzerinde yanında duruverir. O Tarıktır.
Tarık: Güzel bayan, nedir bu telaşınız ? Neden kaçıyorsunuz?
Naz: Kurtarın beni ! Bir adım bile atamayacağım........Yardım edin........!
Tarık Naz’ın geldiği yöne bakar. Uzaktan başka bir atlı yaklaşmaktadır. Atının nalları yerdeki taşlara çarptıkça adeta kıvılcımlar göğe yükselmektedir. Yabancının yaklaştığını gören Naz kendini Tarık’ın kollarına atar.
Naz: Beni ona vermeyin.......!!!!! Kaçırın beni buradan........
Yabancı atlı artık görüş mesafesine yaklaşmıştır. Naz yüzüne bakar ve çığlık atar. Siyahlar içindeki yabancının yüzü yoktur.
Tarık: Bırakmam sizi. Sarılın bana.
Yüzsüz yabancı onlara yetişemeden Tarık Naz’ı atına bindirmiş, oralardan götürmektedir. Naz , kurtarıcısına sımsıkı sarılır.......
***
Naz: Bırakma beni........Asla bırakma.......bırakma.......
Tarık Naz’a daha sıkı sarılır........
Tarık: Naz.......! Nazımmmmmm! Allahım.....Döndü........Bana döndü.......!!!!!
Naz’ın yüzünü avuçlarının içine alır.....
Tarık: Beni öyle çok korkuttun ki?
Naz: Ne oldu bana?
Tarık avucundaki yüzü öpücüklere boğar. Tekrar tekrar sarılır kaybettiğini sandığı aşkına......
Tarık: Ölmedin!!!!!Ölmedin!!!!!Yaşıyorsun!!!!!!
Naz: Neden ölecekmişim ki? Yalnız çok bitkinim ve üşüyorum.......Çok ama çok üşüyorum.....
Tarık yüzünü bir kez daha okşar ve Naz’ı kucağına alarak yerden kaldırır. Naz’ın Tarık’a sarılacak hali yoktur. Bedeni tir tir titremektedir.
Naz: Bizi yakalayamadı değil mi?
Tarık: Kim?
Naz: Yüzü olmayan adam.
Tarık: Merak etme. Kimse bizi yakalayamaz. Ben seni kimselere vermem. Bırakmam. Asla. Hele bu andan sonra hayatım pahasına olsa bırakmam seni.
Naz gözlerini kapatır. Vücudu hala şok’un etkisinden çıkamamıştır.....Tatlı bir uykuya dalar Tarık’ın kollarında......
***
Her yerde sis vardır......Naz kolları onu artık taşıyamayacak hale gelmesine rağmen dağın zirvesine ulaşmaya çalışır. Arada bir aşağıya bakmaktadır. Yer artık sislerin gerisinde kalmış, çıktığı yüksekliği tarif edemez olmuştur. Hava iyice soğumuştur. Arkasından yukarıya doğru yükselen korkutucu bir ses duyulur. Bir kahkahaydır bu. Bir kez daha bulunduğu kayaya sıkıca tutunup ardına , aşağıya bakar. Diplerden bir karaltının artan kahkaha ile ona doğru yükseldiğini görür.....Bu bir insan yüzüdür. Hatları silinmiş olan, kimliksiz bir yüz.....
Naz: İmdaaaaaaaat! Yardım ediiiiiiin!
Birden sisin içerisinden bir el uzanır ona. Eli tutar. Sım sıcaktır. El onu yukarıya çekmeye başlar. Sonra elin sahibini görür.
Naz: Taaaaaarık! Bu sensin. Beni sen kurtardın.........Tarık!.......Tarık!......Tarık!
***
Tarık eliyle yüzünü okşar....
Tarık: Buradayım canım. Yanındayım.
Naz gözlerini açar ve gülümseyerek kendisine bakan Tarık’ı görür.
Naz: Sensin.
Tarık: Evet benim. Ve de hep ben olacağım.
Tarık Naz’ı arabaya taşımış ve üzerindeki ıslak kıyafetleri çıkartıp onu battaniyeye sarmış , arka koltukta bacaklarını ona yastık yapmış ısıtmaya çalışmaktadır. Araba çalışıyor ve klima içeriye sıcak hava veriyordur. Naz hala neler olduğunu tam olarak bilememektedir.....
Tarık: Biraz ısındın mı?
Naz: Evet. Ne oldu bana......?
Tarık: Sonra anlatırım.
Naz: Saat kaç?
Tarık: Seni ben geçiyor......Yada beni sen geçiyor. Ne fark eder.
Naz yavaşça gülümser. Gözleri yine kapanır...........
***
İçeride oryantal müzik çalmaktadır. Ayağında hal hal dans eden kız Nazdır. İnce vücudu müziğin ritmiyle ahenkle kıvrılmaktadır. Fakat çok mutsuzdur. Karşısında oturan Siyah maskeli şah onu zorla tutmaktadır. Amacı onunla evlenmektir. Müzik biter. Naz dansının sonunu şahın karşısında eğilerek ve selam vererek getirir. Şah maskesini indirir. Naz gördüğü boşluktan dolayı korkar ve çadırdan bağırarak kaçar.....
Şah: Yakalayın onu........
Naz çadırdan çıkınca kendisini bir Pazar yerinde bulur.......Her yerde insan vardır. Koşar........koşar......Bulduğu her boşluğa girer.......Arkaya bir kez daha baktığında şahın atıyla peşinden geldiğini görür......Daha hızlı koşmaya başlar......Fark etmeden çıkmaz sokağa girer. Şah yaklaşmaktadır ......Derken onu görür. Kapı gibi karşısına dikiliverir. Kendini güvende hisseder. Durur. Tarık onu güçlü kolları ile sarar. Sonra onu arkasına alır ve kılıcını çekerek şahın gelişini bekler.....
Naz: Beni ona verme......
Tarık: Asla!
***
Naz birkaç saat uyuduktan sonra güneşin ilk ışıkları ile gözünü açar......
Naz: Aman Allahımmmmmmm!!!!!!
Kendinden yeni geçmiş olan Tarık birden uyanıverir.
Tarık: Naz? Bir şey mi oldu?
Naz: Beni sen mi soydun? Bu ne cüret?
Tarık: Nazzzzz........Benn.....Şeyy....hatırlamıyor musun?
Naz battaniyeye sıkıca sarılarak koltukta doğrulur. Düşünerek Tarık’a bakar. Belli ki olayları hatırlamaya çalışır.
Naz: Oltamın ucundaki balığı kendi kovana attın değil mi?

flower98
18-05-07, 15:34
Part 3
Bir ses: 500 bin dolar.
Onur: Ne?
Ses: Çekil şuradan. Duydun 500 bin dolar.
Onur: Sen kim oluyorsun kardeşim?
Ses: Ben.....Hulusi Tekelioğlu. Benim bankam var. Sen kimsin be!
Onur: Ben Nur.....O- nur. Şehrazatımın şah Şehriyar’ ı.
Hulusi: Çekil dedim. 500 bin dolar veriyorum beni ona götürene.
Onur: O da paramı! Ben dakikasına 300 bin verdim.
Hulusi: Hıh. Saniyesi , saniyesi 500 bin. Benim bankam var.
Personel: Mümkün değil. Muz ve paraşüt de arızalıymış.
Hulusi çılgına döner.
Hulusi: Ne yani burnumun dibinde ona ulaşamıyor muyum?
Onur: Oooooooooh ohhhh.
Hulusi: Hayırdır? Pek sevindin.

Onur: Aşkım gidiyordu az kalsın elden. Yalnız öyle her yerde söylemeyin vermeyi düşündüğünüz parayı. Biz geceliğine ödedik manşetlerden inmedik.
Hulusi: Ne manşet mi? Aman kalsın....Ben başka yol bulurum onu halletmeye.
Onur: Rica ederim haddinizi biliniz Hulusi bey. Sizin kadar zengin olmayabilirim ama ben onur , benim onurum var. Sevgilime hiçbir şey yapamazsınız.
Hulusi: Ne?! Ne, sevgilimi? Bir bu kalmıştı başıma gelmeyen.....
Denizde bir biri arasında turlayıp Tarık, Naz ve Şehrazat’a dönerek....
Hulusi: Yedim seni......Hele bir elime geçireyim......Ahhhh ahhhhhhhh.
Onur: Herkes Şehrazatımın peşinde........Nedir bendeki bu talihsizlik?
Hulusi: Ne? Şehrazat mı? Ay bana ne Şehrazattan. Ben şu zibidi oğlum Tarık’ın peşindeyim. Şurada Naz’ın kullandığı motor’un peşinde su kayağı yapan.
Onur: Tanrıya şükür. Ben de sandım ki........Aşk işte çok kıskanıyorum Şehrazatı.
Hulusi: Şehrazat? Nerede?
Onur: O jet skiyi kullanan. Canım!
Hulusi personeldeki dürbünü kapıp Şehrazata zoomlar.
Hulusi: O ne be? Şehrazaaaaaaaaaat!
Onur dizlerine kadar suya girmiş Hulusinin Şehrazatı fark ettiğini bilmemektedir.
Hulusi personele biraz para ve kartını verir.
Hulusi:Bayan motoru getirdiğinde, şu kartı ona verirsiniz. Kartın arkasında yazanı bu adama gösterme.
Personel kartın arkasına bakar: Bu gece sizin suitteyim.....Hulusi ( Tek Bank Hulusi)
Personel gülümser.
Hulusi: Ne gülüyorsun sen?
Personel: Hiç. Bugünün tarihi aklıma geldi de.
Hulusi: Neymiş bugünün tarihi?
Personel: 25 Mayıs 2007!

flower98
18-05-07, 22:26
Part 5
Tarık gülümser. Naz’ın yüzüne dökülen saçlarını eliyle geriye atar.....
Tarık: Şu an bana ne söylesen sesimi çıkarmam. Hatta yarın, hatta yarından sonra, hatta daima.
Naz bir kez daha üstündeki battaniyeye ve arabanın üzerinde serili kıyafetlerine bakar.
Naz: Bak hatırlamadığımı sanma ama eğer fırsat bu fırsat dediysen......
Tarık: Yuh! Ben senin kollarımda can verdiğini düşünerek hayatımın en azaplı dakikalarını geçirdim dün gece. Seni kurtarabilmek bahasına her şeyi , hatta bir an için seni sudan çıkaramasam diye seninle birlikte ölümü göze aldım, senin yaptığına bak. Bunun için fırsat kollamama gerek yok......
Tarık çok sinirlenmiş, sinirinden daha çok da Naz’a alınmıştır.
Tarık: Dün gece beni korkutamadığın kadar korkuttun. Şimdide üzemeyeceğin kadar çok üzdün.
Naz: Tarık!
Tarık Naz’ın sözlerini söylemesini beklemeden arabadan iner ve sabah güneşinde artık tamamen kurumuş olan kıyafetlerini alıp yanına bırakır.
Tarık: Giyin istersen. Evden merak etmişlerdir iyice. Dönelim artık.
Tarık’ın sesi son derece kırgındır. Arabadan uzaklaşır ve iskeleye yürür. Akşamdan kalan eşyaları arabaya taşımaya hazır vaziyette bir araya toplar. İskele üzerinde bulduğu küçük taşları toplayıp denize atmaya başlar.Naz üstünü giymiş arabadan inmiştir. Battaniyeyi beline dolamış Tarık’a seslenir.
Naz: Tarııııııık! Pantolonum?
Tarık elindeki son taşı denize atar ve dönüp Naz’a bakar. Bakışları hala hiç hoş değildir.
Naz: Pantolonum dediiiiiim. Pantoloooooooooon!
Tarık: Duydum . Bağırmana gerek yok. Yedim pantolonunu!.
Naz: Anlamadıııııııım. Ne diyooorsuuuuuuuun? Pantolonumuuuuuu diyorum.......
Tarık sırtındaki montu çıkartır. Sonra T-shirtünü ve çoraplarını......Naz onu şaşkın izler.
Tarık: Nasılsa daha pantolonum tam kurumadı......Demek pantolonunu istiyorsun.....Getireyim küçük hanım.......
Tarık Naz’ın ardından bağırmasına aldırmadan iskeleden denize atlar. İskelenin dibine dalar. Yaklaşık iki adam boyu dipte Naz’ın pantolonunu görür. Metal gümüş rengi kemeri denizin dibine vuran güneş ışınları altında parlamaktadır. Pantolonu sandalyeye takılı olan kısımdan kurtarır. Hızla yukarı çıkar. İskelenin atladığı tarafından değil iç tarafından sudan çıkar. Çıktığında......
Naz: Aman Allahım neredesiiiiiin??????? Taaaaııııııık?!!!!
Naz iskelenin altında olan Tarık’ı görememektedir ve iskelenin ucunda durmuş bağırmaktadır.
Naz: İmdaaaaaaaaaat!!!! Yardım edin!!!!!! Tarıııııııık!!!!! Ben naaaaaaptım....Taaaaaaaarıııık!
Tarık iskelenin altından önceki halinden daha keyiflidir.
Tarık (içses): Nasıl bir duygu anlarsın işte. Bunu hak ettin Naz.
Birden başka birinin sesini duyar........
Yabancı: Ablaaaaam bir şey mi oldu?
Naz: Yetişin! Boğulacak!Yardım ediiin lütfen!!Tarıııık neredesin.
Tarık iskelenin alt kısmndan sahile dönmeye başlar.....
Yabancı: Farzet ki sadece seni kurtarabildim. Yavruuuum be!!!!! Şu güzelliğe bak. Duuuuuur kaçma.
Tarık hızla sahile yüzer. Denizden çıkarken Naz’ın çığlık atarak yabancıdan kaçmaya çalıştığını görür. Üzerindeki battaniye koşmasını engellemektir. Adam sonunda battaniyenin ucuna basar. Naz yere düşer. Adam da üzerine atar kendini.....
Yabancı: Dur diyorum sana.....!!!!!!!!!
Tarık yanlarına ulaşamadan adam Naz’a bir yumruk atar. Naz bir yana devrilirken Tarık hışımla adamın üzerine atlar.....
Tarık: Allahın cezası! Sen kime vuruyorsun ha? Kime vurduğunu sanıyorsun?
İkisi yumruk yumruğa dövüşmeye başlar. Adam eline geçirdiği herşey ile Tarık’a vurmaya başlar. Tarık ise öfkesinden var gücüyle adamı dövmektedir. Adam son hamlesinde yerden bir avuç taşlı kum alır ve Tarık’ın yüzüne atar. Tarık diz üstüne çökerek gözüne kaçan kumların yarattığı geçici körlükten kurtulmaya çalışır. Fırsattan yararlanan yabancı kaçar.
Naz: Tarıııık! Tarıııık! Yaşıyorsun!!!!!!! Tarık?
Tarık gözlerini açmaz ama elleri ile Naz’ı yoklayarak kendisine çekerek sarılır.
Tarık: Affet beni. Böyle olacağını düşünemezdim.
Naz: Ne diyorsun sen? Asıl sen beni bağışla. Çok kortum çok. Bir an için boğulduğunu düşündüm..........
Bir süre birbirlerine sarılmış sahilde otururlar. Tarık denizde yüzüne ve saçına yapışan kumları temizlerken Naz Tarık’ın telaşla denizden çıkarken kıyıda bıraktığı ıslak pantolonunu giyer. Daha fazla oyalanmadan arabaya binip dönüş yoluna geçerler. Yolda Vahi Tarık’ı arar.
Vahi: Oğlum Tarık Naz seninle mi?
Tarık. Evet, Vahi bey. Eve geliyoruz.
Vahi: Neredeydiniz? Sabahtan bu yana sizi arıyorum. Çok merak ettim. Ama yapmayın böyle. Benim güvenimi sarsmayın.
Tarık: Eve varmak üzereyiz. Gelince size her şeyi ben açıklayacağım.....

Vahi ve Ümit merdivenlerde karşılarlar onları. Naz darmadağın hali ve üzerinde battaniye ile arabadan indiğinde Vahi bayılacak gibi olur.
Vahi: Naz???Noldu sana yavrum.......????? Bu halin ne böyle????
Naz: Sorma babacım. Balığa gittik Tarıkla........Sonra anlatırım. Şu an banyoya gitmem lazım. Ümit bana yardımcı olur musun?
Ümit de endişeli bakışlarla Naz’ın koluna girer ve birlikte eve girerler. Tarık arabadan inmemiş başını direksiyona yaslamış durmaktadır. Vahi yanına gelir.
Vahi: Tarık! Neler oluyor.
Tarık başını kaldırıp Vahi bey’e bakar.
Tarık: Naz’ın dediği gibi balığa gittik.
Vahi: Av olarak mı avlanan olarak mı? Bu ne hal böyle?
Tarık: Sanırım ikiside.
Tarık arabadan inip eve girer. Vahi aklında yeterince aydınlatılmamış olmanın verdiği soru işaretleri ile arabanın yanında kalır.
Akşam yemeği son derece sessiz başlar. Tarık ve Naz Neticenin karşısında yan yana oturmaktadır. Vahi ve Ümit onları incelemektedir.
Vahi: Ben daha fazla dayanamayacağım. Neler oldu hemen öğrenmek istiyorum.
Naz: Balığa gittik baba söylemiştim.
Ümit: Her balığa giden böyle dönmüyor ama. Hem neden bize söylemediniz?
Naz: Ne o? İzin mi alacaktım bide senden.
Vahi: Ondan değil ama benden alacaktın.
Tarık: Özür dilerim Vahi bey. Tüm suç benim. Balığa gitmek benim fikrimdi. Sanırım saat geç olduğu için rahatsız etmedi sizi Naz.
Naz: Tarık açıklama yapmak zorunda değilsin.
Vahi: Zorunda! Aynaya baktınız mı siz?
Bunu söylerken önce Tarık’a, sonra kendisine bakan Ümite, sonra Ümitle birlikte Tarık’a bakarlar.
Tarık: Müştemilatta ayna yok.
Vahi: Öööööööööö........şey.....balık tuttunuz mu bari?
Naz masadan hışımla kalkar......
Naz: Yeter! Bırakın işte!!! Balık tutarken suya düştük, Tarık beni zor kurtardı. Sabah ta beni soyduğu için ona kızınca suya atladı denizde kalan pantolonumu almak için. Sonra da sudan çıkmadı. Ben de onu kurtaracak birileri gelmiş sanırken adam üzerime atladı ve Tarık beni yeniden kurtardı.......Tamam mı? Başka sorusu olan var mı?!
Naz koşarak odasına doğru kaçar......Tarık da masadan kalkıp aynı yöne gider. Vahi ise duyduklarının etkisiyle şok olmuş artlarından baka kalır.
Ümit: Baba iyi misin?
Vahi: Hayır! ........Ümit ne olmuş?......Sen anladın mı bir şey?
Ümit: Sanırım anladım baba ama sana anlatabileceğimi sanmıyorum.
Netice: Ne olmuşsa olmuş. Böyle yapıp hem kendinizi hem de Naz’ı üzüyorsunuz görmüyor musun?
Vahi: Kızım! Tarık!Kızım......!
Ümit: Baba ben yarın Nazla konuşur sana durumu anlatırım. Hadi seni şimdi odana götüreyim.
Ertesi sabah Ümit Naz ile görüştükten sonra Vahinin odasına gider.
Ümit: Ben Naz ile görüştüm baba. Sana bir mesajı var. Tarık sayesinde iki büyük tehlike atlattığını söyledi. Bir süre buradan uzaklaşmak istiyor. Okulu kapanır kapanmaz Bodruma gitmek istiyor.
Vahi: Yani bu hafta sonu......
Ümit: Bir de başka bir isteği var.
Vahi: Neymiş o?
Ümit: Ona soru sormamamızı ve Tarık ile birlikte senin güvenini sarsacak hiçbir şey yapmadığını söylüyor.
Vahi: Tamam o halde. Ben de şimdiye kadar yaptığım gibi çocuklarımın sözüne güveniyorum yine.......Ümit,.....Koş halana, Naz’a ve Tarık’a haber ver.....Hafta sonu Bodrum’a gidiyoruz. Hazırlıklara başlasınlar......

flower98
19-05-07, 12:00
Part 4
Saat gece on da Hulusi Şehrazat’ın süitinin önündedir. Kravatını düzeltir ve kapıyı tıklar. İçeriden ses gelmez.
Hulusi: Şehrazat hanım. Ben Hulusi. Hulusi Tekelioğlu. Kısaca T.B . Hulusi.
Yine ses yoktur.
Hulusi: Aaaaaaaa anladııııım ilk hamleyi benden bekliyoorrrrr. Geliyoruuuuum.
Hulusi Belginin o gün Bodruma geldiğini bilmiyordur. Personel Hulusinin kartını Onurdan fırsat bulamadığı için sahilde verememiştir. Şehrazat’ın odasına çıkmak üzere asansöre binmesini beklemiştir. Birlikte asansöre binerler. Şehrazat personelden şüphelenmez.
Personel: Affedersiniz hanımefendi. Hulusi bey size bu kartı iletmemi istedi.
Şehrazat: Neymiş o? Bu ne cüret? Ne sanıyor bu adam kendini?
O arada asansör katta durur . Hulusiye sürpriz yapmak üzere otele gelen ve odasına yerleşen Belgin asansöre biner. Şehrazatın elindeki kartı görür.
Belgin: Aaaaaaa Hulusi’nin kartı.
Şehrazat: Siz tanıyor musunuz o şahsı?
Belgin: Kocam olur.
Şehrazat: Buyrun o zaman.
İşte o an Belgin ve Şehrazat odaları takas etmeye karar verirler. Hulusinin bundan haberi yoktur.
Hulusi otel müdürünü faiz tehdidi ile zorlayarak odanın yedek kartını alır. Artık Tarık unutulmuştur ve plan Şehrazattır. Tekrar odanın önüne gelir.
Hulusi: Ben geldiiiiiiim. Bak içeriye giriyoruuuuum.
Kart ile kapıyı açar. İçerisi karanlıktır fakat odanın iç kısmında mumların yandığı duvara vuran ışıktan bellidir.
Hulusi: Bak seeeeeeen. Az da değilmişiz.
İçeriye girer.
Banyo kapısı aralıktır ve aralıktan ışık sızmaktadır. Hulusi havayı koklar mest olmuş halde.
Hulusi: Hmmmmmmmmm? Kokunun alt kısımları tanıdık bir çiçek kokusu......Hmmmmmm üst kısımlarında ise erkeksi bir ton var......Ne kadın be! Şehrazaaaaaaaaat? Neredesiiiiin?
Masanın üzerinde yanan iki mum , bir şampanya ve üç kadeh vardır.
Hulusi: Üç kadeh niye? Bir de arkadaşı mı var? E eeee hadi ama.
Telefonu çalar birden.
Hulusi: İiiiiiiiiiiiiiiiii......Belgin arıyoooooor. Eyvah.......Alo ?........Belgincim. ......
Belgin: Bir arayayım dedim hayatım........Şimdiden özledim seni......
Hulusi: Bende bende.....Kokun burnumda tütüyor....Dur bakayım......Hmmmmmmm saanki yanıbaşımda gibi alıverdim kokunu......Sana trans oldum.....
Hulusi banyo kapısının açıldığını hisseder yavaş yavaş. Hemen kapı kolunu tutar ve gözlerini kocaman açarak kapıyı çeker......
Hulusi: şu iki gün geçsin kavuşacağız hayatıııım.....
Belgin: Odanda mısın canım....?
Hulusi: Nerdeeeeee....... Bir arap şahıyla buluşacam.........
Belgin: Yaaaaaa? Kimmiş.....
Hulusi: Şah Şehriyar. Bir de kızı var görme. Bir çirkin ki anlatamam. Şehrazat.
Belgin: Yaaaaaaa? E o zaman bekletmeyeyim ben sizi.....
Hulusi: Öptüm.....Hayatımın anlamı.
Hulusi zevkten dört köşe telefonu kapatır ve gözlerini de kapadıktan sonra dudaklarını öpücük konumuna getirip banyo kapı kolunu bırakır. Kapının açıldığını hisseder. Biri arkasına geçip elleri ile gözlerini kapatırken diğeri onu yanaklarından öper....
Hulusi (içses): Hormon bozukluğu var galiba Şehrazatta. Sakalları battı.....aman söyleme Hulusi .....alınır şimdi.
Hulusi usulen gülümser. Ellerini gözlerini arkadan kapatan ellerin üzerine getirir ve onları yavaşça indirir. Gözlerini ağır ağır açar.
Hulusi: Anneeeeeeeee!!!!!
Diye bağırır gördüğü görüntü üzerine ve bırakmadığı elleri tekrar gözlerine götürür.
Onur: Demek T.B Hulusi ha?

flower98
19-05-07, 13:27
Part 6
Tarık müştemilatta yatağında yatmaktadır. Bir kolu başının altında , diğeri ise midesinin üzerinde tavanı seyretmektedir. Bir önceki gece Naz ile yaşananları düşünmektedir.
.......Naz yemekten kalkıp odasına koşunca , Tarık dayanamayıp peşinden gitmiştir.
Odasının önünde Naz’ı kolundan tutup yakalamış ve o sakinleşinceye kadar sıkıca ona sarılmıştır. Naz ağlamaya başlayınca da gözyaşlarını silmiştir.
Tarık: Babana biraz fazla sert çıkmadın mı?
Naz cevap vermemiştir. Tarık ellerini tutmuş ve baş parmakları ile onları nazikçe okşarken.....
Tarık: Naz. İkimizin de yaşadıkları kolay şeyler değildi. Korktuk ve yıprandık. Bu yıpranış birkaç saat içerisinde oldu . Haklısın yaşanmamış olmasını isterdim bende ama yaşandı ve bitti.
Naz başını yana çevirmiş ve Tarık’a bakamamaktadır.
Tarık: Neden başını çeviriyorsun? Gözlerime bak.
Naz: Utanıyorum.
Tarık: Ama neden?
Naz yine Tarık’a bakamamış ama bu sefer ellerini de ellerinden çekip , başını eğip kendi parmaklarıyla oynamaya başlamıştır.
Tarık: Dün gece yaşananlarda çok hızlı kararlar vermem gerekiyordu. En doğrusunu yaptım her birinde.
Naz başını kaldırıp Tarık’a soru soran gözlerle bakmış ve bu sefer o onun ellerini tutup parmakları ile oynamaya başlamıştır......
Tarık: En doğru kararları verdim derken bu anları da göz önünde bulundurdum. Sonradan benim senin, senin benim karşıma rahat çıkabilmen için.....
Naz: Hepsini benim için yaptığını biliyorum. Sana da güvenim sonsuz ama hatırlayamamak.....Bu çok kötü......
Tarık: Naz, bak sen kendine geldikten sonra, seni arabanın arka koltuğuna yatırdım ve arabadaki battaniyeyi üzerine örttüm. Pantolonunu zaten denizde çıkartmıştım. Hırka ve bluzunu da battaniye üzerinde örtülüyken çekip çıkardım. Korku, heyecan ve üzüntüden aklımdan zaten herhangi bir düşünce geçmedi ve de geçemezdi o an. Tek hedefim seni ısıtmak ve sonradan hasta olmanı önlemekti. Bana inanmalısın.
Naz: Özür dilerim Tarık. Bunları sana tekrar anlattırarak yaşattığım için. Ama anla işte.....Geldiğimizden beri aklım olanlarda. Bir de babamların üzerime gelişi.........Benim buradan uzaklaşmam gerekiyor. Bir süre İstanbuldan ayrılmam gerekiyor.....
Tarık: Haklı olabilirsin. Ama ne zaman ve nereye gideceksin?
Naz: Gidecek miyim? Sen?
Tarık: Ben mi?
Naz: Sensiz hiçbir yere gitmem. Ben senden uzakta kalacaksam gitmem, burada kalırım.....
Naz Tarık’a sarılmış , Tarık da başını okşamaya başlamıştır.
Tarık: O halde sanırım beraber gideceğiz. Ben de eski Naz’ımı görmek istiyorum. Neşeli ve nazlı.
Naz Tarık’a bakıp gülümsemiştir.
Naz: Keşke şoförüm olmasan.......
Tarık: Olmamamı istiyorsan olmam.....Bu senin elinde.....
Naz: Onu da biliyorum.....ama şoförüm olmadığında da keşke olsan diyorum.....
Tarık: O zaman kovmazsın ben de şoförün olarak kalırım.....
Naz: Söylemesi kolay. Seninle ne olduğumuzu bu yüzden bilemiyorum bir türlü.....
Tarık: Bak kendin söyledin....türlü.....biz bir türlüyüz.
Naz: Anlamadım.
Tarık: Hem patron- işçiyiz hem de......
Naz: Hem de......
Tarık: Öbür türlü işte.....
Naz: Ne türlü?
Tarık: Bir türlü işte....
Naz: Off Tarık. Yine kelimeleri oynatmaya başladın.....
Tarık: Eeeeeee napalım. Öyle gerekiyor.....
Naz: Neden?
Tarık: Bir türlü olduğumuz için....
Naz gülümsemiştir sonunda. Derken merdivenlerden yukarıya çıkan Ümit ve Vahinin sesi gelince Naz tek elini Tarık’ın dudaklarının üzerine koymuş ve Tarık onu öpünce odasına çekilmiştir.....
Ümit ve Vahi Naz’ın odasının önünde Tarık ile karşılaşınca Vahi durmuş ve Ümit Tarık’ın yanından geçerek Naz’ın odasına girmiştir. Ümit Tarık’ın yanından geçerken kısa bir süre Tarık’ın yüzüne ciddi bir ifade ile bakmıştır. Tarık Vahiye doğru yürümeye başladığında.....
Vahi: Tarık! Seninle görüşebilir miyim.
Tarık: Tabi.
Vahi: Odama gel lütfen.
Tarık ile beraber Vahinin odasına girmişlerdir.Tarık Vahinin isteği üzerine her şeyi anlatmıştır. Olayları gerçekleştiği gibi anlatmış fakat o esnada yaşadığı özel duygularından bahsetmemiştir.
Tarık: İşte böyle. Eğer bana işimden kovulduğumu söylerseniz anlayışla karşılarım.
Vahi: Tarık, bak evladım. Naz ile patron –çalışan ilişkisini aşalı uzun zaman oldu biliyorum. Bir başka baba olsa seni şuracıkta cezalandırır ve kovardı. Ama bu ailedeki herkes seni seviyor. Ablam bile bir aydır burada olduğu halde sana hayran. Ben sana belki Ümitten fazla güveniyorum. Bu sabah siz eve döndüğünüzde başka sebeplerle birlikte acaba dedim kendi kendime. Acaba yanılmış mıyım ben Tarık hakkında diye sordum kendime. Ta ki sen herşeyi kovulma korkusu yaşamadan bana bir bir anlatıncaya kadar.
Tarık: Size karşı bu konuda yalan söylemeyi göze alamam ki.Konu Naz.
Vahi: Benim içinde öyle. O nedenle bizimle kalmaya devam etmeni istiyorum.
Tarık: Teşekkür ederim.
Tarık yattığı yatağında gülümser.
Tarık: Oğlum Tarık bir de kendi babanla oturup sorunlarını konuşabilsen.
Tarık bir önceki gecenin yaşananlarından kapının açılıp Ümit’in içeriye girmesi ile tsamamen kopar.....
Ümit: Hadi Alfonso.....Hazırlıklara başla. Haftaya bu zamanlar Bodrumdayız......

flower98
19-05-07, 20:10
Part 7
Tarık yatar pozisyondan oturur konuma geçer. Kambur, kolları dizlerinin üzerinde oturur ve ellerini ovalarken düşünür.....
Ümit: Ne o? Bodruma gidiyoruz.....Bodruma......Aşkların en güzel yaşandığı yerlerden birine.....Güneş.....Deniz......Sahil partileri.......Kızlar......Aşk....
Tarık başını kaldırır ve Ümit’e biraz ciddi bakar.....
Ümit: Yani senin için.....Benim içinse.......Güneş.....Deniz.....Sahil partileri.....Filiz ....Aşk....
Tarık hala ciddi bakmaktadır.....
Ümit: Ya yine seninkiyle karıştı. Güneş.......Deniz......Sahil Partileri.....Filiz yok......Aşk yok.....Ders var.....
Tarık’ın ciddi hali değişmemiştir.....
Ümit: Tamam baştan sayalım.....Gü....
Tarık ayağa kalkar ve dur işareti ile Ümit’in karşısına dikilir.....
Tarık: Dur Ümit......Yeter!
Ümit: E o zaman ben gelmeyeyim.......
Tarık: Yok senin söylediklerinle ilgisi yok olayın. Naz! Naz’ı düşünüyordum.
Ümit: Neden?
Tarık: Dün buralardan gitmek istediğini bana söylediğinde sabah’a kadar unutacağını düşünmüştüm. Ama ciddiymiş......Demek gerçekten kötü halde.....
Ümit: Tarık dert etme....Ablama mekan değişikliği çok iyi gelecek.....Hem sanırım farklı nedenleri de var.
Tarık: Farklı nedenler mi?
Ümit: Bir konuda daha kafası karışık gibiydi.
Tarık: Hangi konu?
Ümit: O mu , o mu? O niye.....o niye gibi bir şeyler söyledi.....
Tarık: O kadar mı sadece......?
Ümit: Hayır........o olursa ne olur.....o olursa ne olur .......da dedi birkaç kez.
Tarık: O kim....O kim acaba?
Ümit: Valla bilemiyorum ama bu kız iki kişi arasında kalmış gibi.....
Ümit manalı bir şekilde Tarık’a bakmıştır bunu söylerken ve genişçe sırıtmıştır....Çıkarken Tarık’ın omzuna vurur.....
Tarık: Ahhhhhh! Naptın?
Ümit: Vallahi çok hafif dokundum.......Yoksa kolun da yüzün gibi mi?
Tarık: Nesi var yüzümün?
Ümit: Aynaya bakmadın mı?
Tarık: Yok ki!
Ümit: Şeyyy.....Hadi sana kolay gelsin ben kaçtım.....
Tarık: Ümit dur! Aynalarıma ne oldu?
Ümit: Şeyyyyy....Sanırım silerken düşüp kırılmış.....
Tarık: İkisi de mi?
Ümit: Onu babama sor......Ya, Filiz de gelir mi Bodruma......?
Tarık düşünceli Ümit’e bakar.....Ümit karşısında pişmiş kelle misali otuz-iki dişi meydanda sırıtmaktadır.....
Tarık: Onu kendine sor......
Ümit yine Tarık’a vuracak gibi bir hamle yapar.....
Tarık: Aman dokunma.....
Ümit: Tamam Alfonso.......Balık tutma işi araba kullanmaya benzemiyor anlaşılan.....
Tarık Ümit gittikten sonra yerine yatar....
Tarık: İyi dövmüş adam seni....Ya da iyicene hamlamışsın oğlum Tarık......
Eliyle yüzünü yoklar. Belli ki birkaç yerinde çizikler ve morluklar vardır. Özellikle göz çevresi çok acımaktadır......
Tarık: Annem beni böyle görmemeli........Görürse elveda Naz’ın şoförlüğü.....Ahhhhhh.....çok acıyor ya.....
Derken kapıdan Naz girer. Elinde bir leğen ve koltuk altında bir paket pamuk vardır.
Naz: Sen daha yatıyor musun?
Tarık hemen oturur vaziyete geçer......
Naz yaklaşır ve elindekileri masaya bırakır. Tarık kendisine bakarak doğrulan Naz’ın yüzünü görünce ayağa fırlar.....
Tarık: Çenen......Acıyor mu? Çok şişmiş.
Naz: Sağ ol. İdare eder. Ümit söyledi. Yüzü çok kötü dedi.....ben de geldim......Bakayım......Ya akşam hiç kimse fark etmedi mi bunları.....Halam bile mi?
Tarık: Sana kilitlenmişti herkes. Ben de......
Naz eliyle Tarık’ın bere ve çiziklerine dokunur....
Tarık: Ahhhh! Yapma......Uffffffff ......acıyor......Yapma!!!!!!
Naz: Bak bu kaç?
Naz parmağı ile üç işareti yapar.....
Tarık: Dört!!!!!
Naz. Aman Allahım.......Giyin çabuk çıkar şu pijamaları.....
Tarık: dur noldu şimdi.....?
Naz: Seni hemen göz doktoruna götüreceğim......
Tarık Naz’ı bileklerinden yakalar ve pijamasının üstünü çıkarmasına engel olur.....
Tarık: Dur.....Telaşlanma......Şaka yaptım.....ikiydi.....
Naz: Dalga geçme benimle...... Bu kaç.......
Tarık’a bir işareti yapar.....
Tarık: Naz!
Naz: Bu kaç bu?
Israrla bir parmağını gösterir.
Tarık: Naz! Dedim ya.....
Naz: Tarıkkkkkk !!!!!! Bu kaç?
Tarık Naz’ın bir işareti yapan ve neredeyse gözüne girmek üzere olan parmağını yakalar.....
Tarık: Biz çocuken arkadaşlarla bir oyun oynardık. Bu oyunda bu parmağı bu şekilde gösterdiğimizde gönlümüzün bir tanesini söylerdik.....
Naz: Hmmmmmm demek öyle......O zaman önce bana bu bildiğin oyunları öğretmelisin.....Bak anlamıyorum sonra....
Tarık gülümseyerek Naz’a bakar.....
Naz: Gel otur buraya da yüzünü temizleyeyim.....
Tarık: Ben duş alayım önce.....
Naz: Ben gidince alırsın duşunu.....Bak sıcak suyum soğuyacak.
Tarık leğeni Naz’ın eline verir.
Tarık: Sen bunu böyle tut , soğumaz.....
Naz: Bak sen.....Az da romantik değilmişiz.......
Tarık göz kırparak banyoya geçer.......
Naz leğeni masaya bırakır ve kapının yanına gelir.......Tarık duş’u açmıştır.....Naz sesini yükseltir.....
Naz: Beni duyabiliyor musun oradan?
Tarık da yüksek sesle cevap verir....
Tarık: Duyuyorum!
Naz: Ümit söyledi mi? Bodruma gidiyoruz haftaya......Babam otel ya da tatil köyü ayarlayacak......
Tarık: Bana uyar.....
Naz: Harika bir tatil olacak........Deniz....Güneş......Sahil partileri......
Tarık: Aşşşk!!!!!
Naz: Ne dedin sen????
Tarık: Ümit sana da Bodrum hayallerini anlatmış demek.....
Naz: Evet.....Çok hevesli......Ama ben babama söyleyecem , o sınavdan sonra gelsin.....
Tarık’ın duş altındaki kahkahalarını duyar.....
Naz: Hoşuna gitti galiba? Babam az önce Hulusi amcayı aradı. Onları da davet ediyor......
Birden duş sesi kesilir.......
Naz: Tarık?........Tarık bir şey mi oldu?
Tarık cevap vermez.
Naz: İçeri geliyorum!

tarik_naz
20-05-07, 01:17
Naz: Hayatımda bugüne kadar gördüğüm en iyi ve en muhteşem insanla tanışmamın şerefine. Biliyor musun sevgili arkadaşım bugün benim hayatımın en güzel günlerinden biri

Bu söz zaten endişeli olan Tarık’ı biraz daha endişelendirmiştir. Naz’ın gördüğü ve tanıştığı kişi Tarık Tekelioğlu olamazdı. Peki neden Naz böyle bir söz etmiş, bu kadar mutlu olmasındaki sebep neydi?

Tarık: hepinize afiyet olsun.
Netice: nereye Tarık, hani yemek?
Ümit: valla Alfonso bu hayatta bir kere görülen bir şey bence kaçırma.
Tarık: yok, benim gidip dinlemem lazım.

Tarık müştemilata doğru gider. Naz da oturduğu yerden

Naz: belki yemeği beğenmemiştir hala.
Netice: olur mu öyle şey, biraz önce oturmuştu masaya, gidin çağırın çabuk.
Ümit: ben çağırırım.

Naz hemen hareketlenir ve ayağa kalkıp Ümit’in kalkmasını engeller.

Naz: sen otur ben çağırırım.

Vahi birden endişelenir. Ümit de aynı endişe ile babasına bakar. Ama Naz çoktan gitmiştir.

Tarık: oğlum tarık bütün suç sende. Babanın Naz’ı takip ettiğini biliyosun hala Naz’a randevu veriyosun. Ah baba ah, ben Naz’ı Tarık Tekelioğlu’ndan uzaklaştırmaya çalışıyorum, sen daha da yakınlaştırıyosun.
Ayna: hahahaha bu daha ne ki, yakında gözü benden başka kimseyi görmeyecek.
Tarık: demek öyle, merak etme seni zaten göremeyecek.

Tarık sinirle aynayı yerinden söker, arkasını döner ve yere fırlatıp kırdığı sırada Naz kapıdan Tarık’ın aynayı kırdığını görür.

Naz: ayyyyy

Naz gözlerini büyültüp, korkuyla içeri girer.

Naz: ne yapıyosun Tarık. Niye kırdın aynayı?
Tarık: çünkü orda durdukça sinirlerim geriliyo.
Naz: aaaa ayna kırmak uğursuzluk getirir derler.
Tarık: ama orda durdukça da cinlerimi getiriyolar.
Naz: suratında falan da bi kusurun yok, neden bu ayna kompleksi anlamadım. Dur ben temizleyeyim şurayı.

Naz banyoya doğru giderken Tarık gitmesine engel olur.

Tarık: gerek yok ben temizlerim.
Naz: sana da iyilik yapmaya gelmiyo valla Tarık.
Tarık: ama en mutlu gününde sana iş yaptırmak bana yakışmaz.
Naz: neden öyle diyosun, bak en mutlu günümde yemek yaptım.
Tarık: ona da şaşırdım zaten
Naz: neden?
Tarık: sen “çok mutluyum” dedikten sonra, ben de seni mutlu eden kişinin şimdi yemeğe davet edeceğini ve birazdan gelip seni alacağını düşünmüştüm.
Naz: hayır yemeğe davet edilmedim.
Tarık: sen davet etseydin o zaman, hazır yemek de yapmışken. Hatta o gelmiyosa sen onun yanına gitseydin bi bahaneyle.

Naz kafasını biraz eğip hafiften gülümser.

Tarık: gülümsediğine göre aklından geçti böyle bişey.
Naz: (gülümseyerek) evet
Tarık: peki buraya neden geldin?

Naz tekli koltuğa doğru gider ve oturur. Tarık hala ayaktadır.

Naz: ya tarık bir şey soracam sana? Otursana

Tarık da yattığı kanepeye oturur.

Tarık: evet.
Naz: yaa aslında düşüncelerimde eminim ama yine de sana sormak istedim.
Tarık: neyi?
Naz: en son ne zaman kan verdin?
Tarık: (şaşırmıştır) ne?
Naz: kan, kan, bildiğimiz kan işte.
Tarık: ıııı Türkiye’ye gelmeden önce, İtalya’da sağlık kontrolü sırasında vermiştim. Yaklaşık bi sene oldu.
Naz: ne kadar sıklıkla kan verdin orda?
Tarık: sporcu olduğumuz için vücudumuzu dengede tutmalıyız. O yüzden 4-5 ayda bir kan verirdik.
Naz: 4-5 ay di mi?
Tarık: evet, normali de o zaten.
Naz: kaç litre peki?
Tarık: (gülümseyerek) litre mi?
Naz: evet, 2-3 litre falan mı?
Tarık: (gülerek) saçmalama naz, 2-3 litre kan versem şuan şu (eliyle ayna parçalarını) cam kırıkları gibi olurdum.
Tarık: (içses) (cam kırıklarına sinirle bakarak) aslında şimdi tüm kanını alacaz deseler razıyım.
Tarık: (naz’a dönüp ) hayrola 2-3 litre kan veren tanıdığın mı var?
Naz: yaa.. bugün tanıştım.
Tarık: dur tahmin edeyim. Tarık Tekelioğlu. (gülmeye başlar) anlaşıldı neden seni sürekli ektiği, adam kanı verdikten sonra şu cam kırıkları gibi oluyodur.
Naz: ya ne gülüyosun, ben de inanmadım zaten. Ha günde 2-3 litre kan verme, ha benzini bitmiş arabayı çaldırma. Ne farkı var. Ayrıca senin şu aynayla ne alıp veremediğin var sürekli onunla örnek veriyosun?
Tarık: (gülerek) yok bişey, aynayla benim aramda.

Naz yerinden kalkıp gitmek için ayaklanır

Naz: o zaman ben aynayla aranıza girmeyeyim, netice halam seni yemeğe çağırıyo onu söylemek için gelmiştim.

Naz tam gidecekken

Tarık: kim söyledi bunları?
Naz: neyi?
Tarık: 3 litre kan verme işini
Naz: Hulusi Amca

Tarık, naz’ın yanına doğru gider

Tarık: hala anlamadın mı?
Naz: neyi?
Tarık: otur da anlatayım

Naz geri döner ve tekrar koltuğa oturur. Tarık da aynı yerine.

Naz: evet seni dinliyorum
Tarık: sence şimdiye kadar gördüğü yerde bi kaşık suda oğlunu boğacak bi kişinin bir anda tavır değiştirmesi mantıklı mı?
Naz: nasıl yani?
Tarık: aslında bunu söylemem benim haddime değil ama söylemek zorundayım. Senin bu oyuna alet edilmene daha fazla göz yumamam.
Naz: oyun mu?
Tarık: Dün filiz aradı. Ve hulusi amca’nın oğlunu bulmak için seni takip ettiğini söyledi.

Naz birden kaşlarını çatar. Ama;

Naz: şimdi anladımmm, neden bugün buluşma yerinde saatlerce benimle beraber oğlunu beklediğini. İyi de neden böyle bişey yapsın ki, benimle olan bağlantısını nerden biliyo, aramızın bozuk olduğunu nerden biliyo?
Tarık: seven insanın yapamayacağı şey yoktur.
Naz: ne?
Tarık: Sadri diyorum. Biliyosun ayşe’ye aşık ve ayşe’ye kavuşabilmesi için tek yol hulusi amca’dan geçiyo. Tabi hulusi amca da bunu kullanıyo. Sadri, tarık tekelioğlu’nun nerde olduğunu biliyo. Hulusi amca da bunu biliyo. Büyük ihtimal Sadri söyledi.
Naz: tabi yaa. Hulusi amca da oğlunu melek gibi gösterip, aramızı düzeltmeye çalışıyodu.
Tarık: aynen öyle
Naz: peki ya kredi meselesi, o da mı yalan.
Tarık: maalesef. Sadri’nin bana söylediğine göre tarık tekelioğlu o imzayı atarken çok zorlanmış ama mecburiyetten atmak zorunda kalmış.
Naz: peki geri nasıl verildi bizim kredimiz. Daha doğrusu kim verdi?
Tarık: hulusi tekelioğlu
Naz: neeee?
Tarık: evet o.
Naz: baştan anlatsana bana şunu.
Tarık: hepsini mi?
Naz: bildiğin kadarını
Tarık: yani hepsini
Tarık: (içses) oğlum tarık, dikkatli ol, şimdiye kadar iyi götürdün, sonunda bi pot kırıp işi berbat etme.
Naz: hadiii
Tarık: tamam. Şimdi hulusi amca’ya stend takılınca, bankanın başına tarık tekelioğlu geçti.
Naz: onu ben de biliyorum.
Tarık: ama gizli gizli işleri yürüttüğünü biliyo musun?
Naz: gizli mi?
Tarık: evet.
Naz: neden gizli?
Tarık: adam her yerde oğlunu arıyo, bulduğu yerde boğacak “ sen benim paralarımı nasıl çarçur edersin” diye. O yüzden babasından habersiz bankayı idare etmiş. o sırada da kredi iptalleri gelmiş. Mecbur imzalamak zorunda kalmış. Hulusi amca bi şekilde sizin kredinizin iptal edildiğini duyunca delirmiş. ve kredinizin çıktığı gece jet hızıyla tekrar onay vermiş.
Naz: neden böyle bişey yapmış ki?
Tarık: babanızın dostluğu sayesinde
Naz: hımmm, peki sen ertesi sabah biz sevinirken biliyomuydun bunları.
Tarık: evet, Sadri gece arayıp söylemişti.

Naz birden ayağa fırlar.

Naz: sen de hemen gelip bize söylemedin
Tarık: evet, benim söylemem uygun olmazdı
Naz: iyi halt ettin.
Tarık: ne oldu?
Naz: madem gece söylemedin, sabah niye söylemedin?
Tarık: siz hepiniz bora’nın bu işi düzelttiğini söyleyince sustum.
Naz: pes yani pes. Ben de gittim bora’yı öptüm sen orda hiç bişey demedin yani pess
Tarık: öpeceğini düşünmemiştim.
Naz: düşünseydin ne yapardın?
Tarık: düşünseydim, onu öpmezdin.
Naz: madem düşünmedin, daha sonra niye söylemedin?
Tarık: mutluluğunuzu bölmek istemedim.
Naz: (sinirlenmiştir) aferin sana, ben gideyim elin sahtekarını, dolandırıcısını öpeyim sen orda her şeyi bilmene rağmen sus, geçen günde o sapık elimi tuttu hiçbişey yapmadın. Mert evlenme teklifi yaptı yine hiç bişey yapmadın, allah bilir tarık tekelioğlu evlenme teklifi yapsa ne yapardın.

Tarık sakin bi şekilde naz’ı dinler.

Tarık: bugün hayatının en mutlu günü olmasının nedeni bu mu yoksa?

Naz hemen tarığın gözlerine doğru bakar ve çok emin bi ifadeyle.

Naz: hayır.
Tarık: peki ne? Öğrenebilir miyim?

tarik_naz
20-05-07, 01:18
Naz ve Tarık birbirlerine bakışırken ve Tarık Naz’dan bi cevap beklerken birden odaya Ümit girer. Ve gözüne çarpan ilk şey yerdeki kırık cam kırıkları olur.

Ümit: Naz, nerde kaldın?
Naz: ben de şimdi geliyodum. Ne oldu?
Ümit: babamla endişenledik.
Naz: neden?
Ümit: şeyyy, “ben çağırırım” deyip uzun süre gelmeyince, şeyy havuza düştün sandık.
Naz: yok artık daha neler.
Ümit: ben de babama aynen öyle dedim “yok artık koskoca havuzu mu göremeyecek” dedim ama “yine de git bak dedi”. Hayrola Alfonso aynaya ne oldu?
Tarık: şeyyy…
Naz: banyoya giderken elinden kayıp düşmüş.
Tarık: yaaa öyle oldu.
Ümit: banyoda ayna yok mu?
Tarık: çivisi gevşemiş, düşüp kırılmış, ben de onun yerine bunu götürüyodum.
Ümit: anladım.
Naz: hadi geliyo musun tarık yemeğe?
Ümit: ne yemeği kızım, yarım saat oldu sen gideli.
Naz: sana da aferin, insan bi haber verir
Ümit: ne?
Naz: demek ki havuza düşsem, boğulsam yarım saat sonra aklınıza gelecem

Ümit naz’ın kulağına yanaşarak

Ümit: sen eve gelsene biraz, babamın anlatacakları var.

Ümit ve naz odadan çıkıp giderken, tarık da kanepeye rahatlamış bi şekilde oturur.

Tarık: günde 3 litre kan ha. Valla beni bile geçtin baba yalan söyleme konusunda. Ama yine de sana minnettarım baba, hem beni naz’ın gözünde en büyük yalancı olmaktan kurtardın, hem de naz’ın, tarık tekelioğlu hayranlığını bitirdin.
Kalk tarık kalk, şu cam parçalarını temizle de sen de kurtul tarık tekelioğlu’ndan. Sonra da derin bi uyku çek.

Tarık yerinden ortalığı temizlemek için kalkar.

Naz ve ümit de eve girerler. Vahi ve netice de salonda oturmaktadırlar.

Naz: ne oldu baba?
Vahi: gel otur şöyle kızım, anlatacaklarımı dinleyin, hem sen, hem de sen abla
Netice: ben senin anlattığın lafa inanmam vahi
Vahi: abla bi dinle istersen, ümit de şahit buna.
Naz: ya çatlatmadan söyleyin ne söyleyecekseniz.
Vahi: abla hani dün seninle tavla oynarken, tarık’ı çağırmıştık ya, ümit gitmişti çağırmaya
Netice: eee.
Vahi: sonra ümit yalnız geldi ve beraber gitmiştik. İşte tarık’ın odasına gittik bir de ne görelim, aynanın karşısına geçmiş kendi kendisine çok sert bi şekilde konuşuyo.
Naz: nee?
Ümit: baba o ayna artık yok
Vahi: nee?
Ümit: banyoya giderken düşürmüş dedi naz ama inanmadım.
Naz: nasıl yani, kendi kendi aynayla mı konuşuyodu.
Ümit: naz buna senin şaşırmaman lazım, malum sen de aynayla pek haşır neşirsin, ee tarık da senin yanında çalışıyo, bulaşmıştır ona da.
Naz: ümittt.
Vahi: sorma kızım çok üzüldüm tarığı öyle görünce.
Netice: kızzz hep senin yüzünden, delirttin oğlanı sonunda, yok zil, yok üniforma, mesai saati, açık hava derken kafayı yedi oğlan.
Naz: ama..
Ümit: ayrıca aynaya kızarken, sanki tarık tekelioğlu’na kızarmış gibi bağırıyodu. Sen bankacısın, ben şoförüm gibi.

Naz iyice üzülmüştür. Netice durumu anlamış ve yine aynı taktiği uygulayıp ümit ve vahi’yi yanından uzaklaştırmak için

Netice: tamam anladık, ümit vahi hadi siz gidin çay demleyin
Vahi: bugün belgin hanım’a gittim yardım istemek için ama..
Netice: anladık dedik ya, hadi hadi (bastonla kovarlar)

Vahi ve ümit gittikten sonra, naz’a döner, naz ise ağlamaklı gözlü olmuştur.

Netice: gördün mü? Kaş yapacam derken göz çıkartıyodun. Naz çok üzerine gidiyosun oğlanın benden söylemesi. Valla iyi sabır var oğlanda, onun yerinde başka birisi bir dakika sana katlanmazdı. söyle bakalım sen yaptıklarını doğru buluyo musun?
Naz: bulmuyorum da…
Netice: “da” ne? “da” ne oluyo? Vallahi sen de sopalıksın. Bulmuyosan bulmuyorum dersin eziyet çektirmezsin oğlana. (sesini inceltip taklit yaparak) “bulmuyorum da yapmak zorundayım” hayır efendim hiçte yapmak zorunda değilsin.
Naz: odama gidebilir miyim hala?
Netice: hadi git bakalım.


Naz üzgün bi şekilde odasına gider. Saatler ilerlemiştir. Tarık odasında uyuyakalmış, naz ise yatağına uzanmış hem babasının ve ümit’in anlattıklarından sonra Tarık’ın durumunu, hem de hulusi’nin onu nasıl kandırdığını düşünmektedir.

Naz: galiba halam haklı. Benim yüzümden Tarık bu hale geldi. Her şeyi bildiği halde bana söyleyemediği için hırsını aynadan alıyomuştu. Hem de karşında tarık tekelioğlu olduğunu düşünerek. Demek o yüzden kırdı aynayı. Off akılsız kafam. Hulusi amcaya uyup tarık’ı üzdüm.

Naz, bin pişman bi şekilde yatakta döner durur.

Naz: bu bana ders olsun. Günde 3 litre kan ne demek yaa, kafayı yiyecem, resmen aptal yerine kondum.

Yastığını yatağın diğer baş ucuna koyar ve kafasını gömer. Biraz sonra birden kafasını kaldırıp;

Naz: Zaten öyle değimliyim. Öyle olmasam şimdi bu karmaşa içinde olmazdım.

Tekrar doğrulur ve yastığını eski yerine koyar, sehpanın üzerinden telefonunu alır ve sırtını yastığa yaslar.

Telefonun rehberine girer.

Tarık
Tarık Tekelioğlu

Ardı ardına sıralanmış iki isim. Önce “Tarık” ın üzerine gelir. Ve kafasını pencere doğru çevirip dışarı bakar. Ardından “Tarık Tekelioğlu” isminin üzerine gelir. Bakışları önceki gibi hüzünlü değildir, sinirli bi ifadeyle bakar. Sonra “Tarık” ismini üzerine gelir ve “Ara” seçeneğinin üzerine gelir ama bi türlü arayamaz, ardından tekrar “Tarık Tekelioğlu” üzerine gelir.

---

Naz:Evet bir banka.Yani mesela.Ve de bende senin hakkında demediğimi bırakmamış biriyim.Sende bunu biliyorsun.Şöyle karşında görsen beni ne düşünürsün?
Tarık:Şoförüyle ne kadar sıcak bir ilişkisi var.Herşeyini ona soruyordur diye düşünürüm.Acele etsek iyi olucak Naz hanım yarım saat dolmak üzere.Buyrun
.
.
Naz: Of of çok geç kaldım çok.Yok benim daha hızlı bir kuaför yeni gbir kuaför bulmam lazım.Nasılım?
Tarık:Şoför Tarık gözüyle mi?Bankacı Tarık gözüyle mi?
Naz:Farketmez.Nasılım?
Tarık:Sizinle buluşucak kişi ben olmak isterdim.


--

Naz bu anları hatırlayınca iyice sinirlenir ve

Naz: hepsi senin yüzünden

Deyip birden “Tarık Tekelioğlu” ismini siler.

Naz da biran için rahatlama olmuştur. Sanki üzerinden ağır bi yük kalkmıştır. Ama hala içi sıkıntılıdır. Tarık’ı arayıp özür dilemeyi çok ister ama bir türlü telefonda “Ara” seçeneğini faaliyete geçiremez.

Naz: inanmıyorum ya, babam ve ümit artık Tarık’a deli gözüyle bakıyolar. Benim Tarık Tekelioğlu ile artık ilgilenmediğimi bi şekilde Tarık’a hissettirmem lazım. İyide hangi yüzle. Of naz of bi gurur uğruna her şeyi eline yüzüne bulaştırdın. Bak arayamıyosun bile artık. İyi de arasam ne diyecem ki. “Tarık, artık benim, Tarık Tekelioğlu ile uzaktan yakından alakam kalmadı, kafana takma” mı diyecem? Ya da “bugünün benim için en güzel olmasına vesile olan kişi sendin” mi diyecem? Of hulusi amca off, şimdi ne yapacam bilmiyorum ama sabah yapacağım ilk işi biliyorum.

hüsoerg
20-05-07, 02:11
tatatatam işte bir ilk benden de bir senaryo denemesi bakalım beğenecekmisiniz :img-blush

part 1

tarık naz'ın söylediği sözlerden sonra içses alemine dalmıştır

tarık-(içses)allah allah acaba kim naz'ı bu kadar mutlu eden kişi tarık tekelioğlu olabilir mi olum tarık sen iyice kafayı yedin tarık tekelioğlu sensin eeee kim o zaman bu

tarık yemek mahaline gelmiştir

tarık-hepinize afiyet olsun iyi akşamlar benim biraz hava almam lazım... izlinizle
vahi-tarık evladım ama hiç birşey yemedin bir şeyler yemeden olmaz
tarık-yok vahi bey iştahım kalmadı ben müsadenizi istiyim size afiyet olsun
vahi-peki evla..... tam o sırada netice hala
netice-vahi ne demek o insan biraz daha çaba gösterir hemen peki evladım
vahi-ama abla iştahı yokmuş zorlamanın bir anlamı yok
netice-dengesizsin işte dengesiz... küçükkende dengesizdin...büyürkende dengesizdin....hala de..... demeden vahi sözünü tamamlar
vahi-hala dengesizsin

naz ve ümit hiç konuşmazlar ve olanları izlerler

tarık-ben müsadenizi istiyim
naz-nereye tarık müsade etmiyorum yaptığım yemeklerden tatmadan bırakmam seni
tarık-(sessizce)inşallah zehirlenmem
naz-neeeeeee
tarık-yok bişey
naz-iyi tamam
ümit-alfonso otursana bak naz ters ters bakıyo benden söylemesi
tarık-(içses)offffffff anlaşıldı bunlar beni kesin zehirlemek istiyo ailecek
tarık-cidden benim iştahım yok
netice-tamam karayip korsanım sen git.... masadakilere hitaben... rahat bırakın benim yakışıklı korsanımı gitsin
ümit, vahi, naz-(aynı anda)peki
tarık-tekrar iyi akşamlar...afiyet olsun

tarık bahçe kapası önünde

tarık-olum tarık durumu iyi kurtardın heeee aman belli etmedin naz'a onu kıskandığını.... sende yalan bitmez

tarık arabanın yanına gelmiş filiz'i arar

tarık-alo filiz nerdesin
filiz-nerde olcak abi evdeyim
tarık-iyi... seni almaya geliyorum babam evdemi
filiz-hayır abi yok
tarık-tamam 15 dk. sonra ordayım

tarık arabaya biner ve yola çıkar yolda giderken naz'ın 10 dk. önce söylediği sözleri içsesiyle düşünür

tarık(içses)olum tarık bu kız ne yapmaya çalışıyor anlamadım gitti niyeti beni delirtmekse evet başardı

sonra bir ses duyar ses arabanın dikiz aynasından geliyordur

t. tekelioğlu-hahahahaha evet soför tarık artık sende anladın naz'ı kaybettiğini ve naz'ın seni delirttiğini
tarık-hayır tarık tekelioğlu naz'ı ben değil sen kaybedeceksin

tarık filizlere gelmiş filiz onu kapıda beklemektedir

tarık-naber filiz
filiz-iyidir abi beni böyle hal hatır sormak için mi çağırdın abi
tarık-hayır filiz babamın ne dolaplar çevirdiğini çözmem lazım ve bunun için bana yardım ediceksin
filiz-nasıl bir yardım abi bu
tarık-sadriyle konuşup herşeyi öğrenmeni istiyorum... aman filiz bundan sakın ama sakın babamın haberi olmasın
filiz-peki abi.... hadi gel sana dürüm ısmarlıyım
tarık-olur....zaten vahi beylerde birşey yemedim karnım zil çalıyor
filiz-sorun ne abi niye yemek yemedin
tarık-sorun naz filiz
filiz-anlatmak istermisin abi

tarık son 2 gün naz'ın tarık tekelioğlu'na olan ilgisini anlatmış ve naz'ı tarık tekelioğlu'ndan kıskandığını bile filiz'e anlatmıştır ve o sırada dürümcüye gelirler 1'er dürüm söylerler

tarık-yaaaa işte böyle filiz
filiz-abi sen cidden kafayı yemişsin annem bugün anlattı bana aynalarla falan konuşuyomuşsun
tarık-filiz dalga geçmenin sırası değil şimdi bana bir akıl ver ne yapmam gerekiyo
filiz-tek birşey söylücem abi..... kalbi'nin sesini dinle
tarık-sağol filiz çok yardımcı oldun

tam o sırada filiz'in telefonu çalar arayan belgin hanımdır

filiz-efendim anne
belgin-filiz nerdesin kızım sen

tarık o sırada elleriyle filiz'e söyleme der gibi hareket yapar

filiz-ümitlerdeyim anne nerde olucam
belgin-hemen eve gel
filiz-tamam anne geliyorum.....abi benim gitmem lazım
tarık-tamam filiz ben seni bırakıyım
filiz-tamam

15 dk. sonra filiz'i eve bırakıp bir kaç saat önce gittiği sahil kenarına tekrar gider

tarık-olum tarık titre ve kendine gel ne yapman lazım naz elden gidiyo....düşün....düşün....heeeee evet buldum ne mi yapıcam eşyaları mı taplayıp doğru bodrum'a yazlığımıza gidicem orada kimse beni bulamaz birazda kafa dinlerim hem bu naz içinde benim içinde en iyisi evet evet

o sırada tarık'ın telefonu çalar arayan naz'dır

naz-tarık nerdesin sen müştemilata baktım yoktun
tarık-sahil kenarındayım naz hanım
naz-ne işin var sahil kenarında
tarık(sessizce)ne işim olucak senden kaçıyorum
naz-neeeee ? anlamadım
tarık-yok bişey naz hanım
naz-hemen buraya gel
tarık-peki naz hanım 15 dk. kadar ordayım


daha acemiyim lütfen affedin :img-blush

beğenirseniz devam edicem :good:

hüsoerg
20-05-07, 03:50
part 2

tarık telefonu kapatmış alel acele yola çıkmıştır yolda giderken gözü yine dikiz aynasına takılır ve ara ara aynaya bakıp onunla konuşmaya başlar

t. tekelioğlu-evet şoför tarık git bakalım naz hanım'ın yanına gece gece belki üniformayı giydirmeye kalkar......hahahahahahaha....... heee şapkayıda takmayı unutma yoksa iyice kafayı üşütürsün.....hahahahahaha
tarık-gül bakalım t.tekelioğlu son gülen iyi güler ama bunu hiç bir zaman onutma

tarık aynaya sertçe bakar ve gözünü yola çevirir ve bir daha aynaya bakıp t. tekelioğlu'yla atışmak istemez aradan 15 dk. geçer tarık eve varır ve hemen eve girmeden müştemilata çevirir yolunu kapıdan içeri girer ve yattığı kanepeye oturup ayaklarını masaya uzatır ellerini başının arkasına alır ve hiç birşey konuşmaz ama içses alemi devreye girer

tarık(içses)evet tarık kararını verdin bodruma gideceksin..... naz t. tekelioğlu'na iyice kendini kaptırdı en iyisi buradan uzaklaşmak...... evet evet.... buradan uzaklaşmak ikimiz içinde en iyisi bu

tam o sırada telefonu çalar arayan nazdır

naz-nerdesin tarık 15 dk. dedin 20 dk. oldu
tarık-müştemilattayım naz hanım
naz-müştemilatta mı neden bana haber vermedin geldim diye beklemekten ağaç oldum
tarık-özür dilerim naz hanım moralim çok bozuktu hemen müştemilata gittim......sizi unuttum kusura bakmayın
naz-iyi tamam.....üniformanı giy hemen arabanın önünde bekle ben 5 dk. içinde geliyorum.......heeee şapkayı unutma
tarık-emredersiniz naz hanım.......telefonu kapatır kapatmaz kendi kendine konuşur.....offffff naz senin de bir dediğin bir dediğine uymuyo

tarık üniformayı giyer çıkarttığı montuyla hemen aynayı örter ve şapkasını takıp arabanın önüne gider 1-2 dk. sonra naz gelir

naz-heeeee aferin tarık şapkayı takmışsın zaten bu gün iyi yırttın üniformanı giymedin seni affediyorum.......bak gördün mü ne kadar olgun ve anlayışlı bir insan olduğumu değerimi bil tarık
tarık-(alaycı bir şekilde)yaaaa bilmezmiyim
naz-ne demek şimdi bu ?
tarık-naz hanım nereye gitçeksek hemen gidelim lütfen

naz tarık'a yan yan bakar

naz-dün akşam ki gittiğimiz köfteciye gidelim
tarık-naz hanım köfteciye gidiceksek niye bu üniformayı giydirdiniz bana

naz zili çıkartıp sırıtarak- mesei saat'i tarık niye olucak zaten bu gün kaytardın

tarık naz'a ters ters bakar naz'da kıs kıs sırıtmaktadır

tarık-buyrun naz hanım gidelim

naz olduğu yerde kalarak içses alemine dalar

naz-(içses)hadi hadi naz iyisin gene ama ben ne yapmaya çalışıyorum yaaaa
tarık-naz hanım nazzzzzz hanımmmmmmm
naz-(birden doğrulur)heeeeee noldu tarık
tark-naz hanım siz iyimisiniz
naz-evet iyiyim derhal gidelim

ve yola çıkarlar ikiside hiç konuşmazlar sonar birden naz dayanamayıp lafa girer

naz-tarık
tarık-efendim naz hanım
naz-uzun zamandır şarkı söylemedin....şarkı söyler misin
tarık-ne demek naz hanım siz isteyin yeter(içses)olum tarık bu kız harbiden kafanı karıştırıyo 10 dk. önce neydi şimdi ne
naz-tarık daldın yine
tarık-hemen söylüyorum istek alabilirim
naz-sana bırakıyorum
tarık-peki

haluk levent-kaçış

Yine sabaha vardım
Aynı yüzleri gördüm
Ne yaptıysam aklımı,kaçıramadım...

Yalan gerçek başımı aştı
Usanmadan aradım aşkı
Buldum ama senden çok uzaktı,vazgeçemedim...

Bir oyuncak gemi yaparım
Kara kara sayfalardan
Uçak yaparım
Alır seni uçarım
Giderim bu diyardan

naz dalmış tarık'ın güzel sesine şarkı bittikten sonra birden irkilir

naz-teşekkür ederim tarık
tarık-ne demek, vazifem naz hanım

köfteciye gelirler tarık hemen inip naz'ın kapasını açar

tarık-naz hanım benim karnım tok siz yeyin
naz-tok mu evde de birşey yemedin sen tarık hemde kendi ellerimle yaptığım yemeklerden
tarık-naz hanım ben sahile gitmeden önce filiz'le dürüm yedik
naz-napalım bende tek başıma yerim hem seninle konuşmak istiyorum tarıkk
tarık-ne hakkında
naz-tarık tekelioğlu

tarık'ın morali birden bozulur başını denize çevirir naz bunu farkeder

naz-tarık bak sen t. tekelioğlu'nu tanıyosun yani ne yapar biliyorsun
tarık-evet....bildiğim bazı şeyler var
naz-heeeee işte bende bunu bildiğin için seninle konuşmak istedim
tarık-(morali bozuk bir şekilde)iyi ama üniforma ve şapkaya ne gerek vardı
naz-(tekrar zili çıkartır) mesai saatleri içindeyiz tarık
tarık-(içses)aman zaten zili çıkartıp mesai saatleri içindeyiz demesen şaşardım naz

flower98
20-05-07, 12:15
Part 8
Naz’ın banyoya girmesi ile Tarık’ın belinde havlu duşakabinden çıkması aynı anda gerçekleşir. Yine yüz yüze birbirlerine bakmaktadırlar. Naz’ın yüzünde merak, Tarık’ın yüzünde ise kızgınlık görünmektedir.
Naz: Niye cevap vermiyorsun? Bir şey oldu sandım!
Tarık: Duşta mı? Sende panik atak mı başladı yoksa balıktan sonra?
Naz: Hatırlatma şu olayı. Hem ne bu surat? Su mu çarptı?
Tarık: Hayır Hulusi amca. Babanın başka arkadaşı yok mu çağırsın?
Naz: Doğru ya , Hulusi amca senin Elm sokağı kabusun. Ama napalım aynı zamanda babamın can ciğer arkadaşı......Buluruz bir yol.
Tarık: Bulun o zaman. Bak ben bir yol söyleyeyim sana. Hulusi amca ile birlikte Tarık Tekelioğlunu da çağırın. Orada şoförlüğünü yapar belki.....
Naz: Yok sen gerçekten kıskanıyorsun onu.
Tarık boynuna attığı havluyu çevik bir hareket ile Nazın Boynuna geçirir ve Naz’ı kendine çeker. Gözler birbirine kenetlenmişken......
Tarık: Bak son kez söylüyorum. Ben........
Ümit: Alfonso bak.....Alfonso?
Naz hemen eliyle banyonun kapısını kaptır. Gözleri kocaman olur. Tarık da parmağı ile sus işareti yapar ona.......
Tarık: Duştayım Ümit. Sonra gel istersen.
Ümit: Olmaz. Kapıda işçiler var. Sana yeni banyo aynası almış babam, onu takacaklar.
Tarık: Ben duştayken mi?
Ümit: Kusura bakma Tarık ama aceleleri var. Sen kabindesin nasılsa.
Naz iyice panikler. Tarık onu sakinleştirmeye çalışır. Banyoda etraflarına bakınırlar. Ama çıkacak pencere olmadığından Tarık başını sallar yok anlamında.
Ümit: Bu arada Naz nerede. Telefonu burada. Pansuman malzemeleri de burada. Eeeee evde göremedim onu?
Tarık: Ben duşa girince oksijenli su almaya gitti.
Ümit: Biz içeri geliyoruz Tarık.
Naz olamaz dercesine başını tutar elleri ile. Tarık da paniklemiştir.
Tarık: Ümit saçmalama. Saygılı olun biraz. Sonra gelsinler.....
Ümit: Sen bilirsin. Ben bir babamı çağırayım o söylesin adamlara. Zaten zar zor getirdi onları. Dışarıda söyleniyorlar bile......
Tarık Ümit’in müştemilattan çıktığını kapı aralığından görür. Kapıdaki işçilere elleri ile bekleyin hareketi yapar ve eve doğru koşmaya başlar. Tarık Naz’ı kolundan tuttuğu gibi banyodan çıkartır.Naz cam kapının dışından kendisine bakan iki işçiyi görür. Elleri ile saçlarını düzeltir ne yapacağını bilemediği için ve yanlarından geçerek ev tarafına değil müştemilatın arkasına giden yola sapar. Adamlar arkalarından bakar. Tarık da aceleyle giyinmiş banyodan çıkar. İşçileri içeri çağırır......
Tarık: Buyrun. Takabilirsiniz.
İşçi 1 : Tamam abi........
İşçi 2: Hadi geç kaldık zaten. Kötü zamanda gelmişiz.
İşçi 1: Hahhahahaha!
İşçi 2: Hahahahahha!
Tarık Vahi ile Ümit ‘in müştemilata doğru geldiğini görür.
Tarık: Gördüklerinizi kendinize saklayın!
İşçiler omuz silkerek banyoya girerler.
Vahi: Tarık evladım, kusura bakma sana haber veremedim.
Tarık: Tamam Vahi bey. Ümit, Naz’ı gördün mü. Olmazsa bu iş bitince gelsin.
Ümit: Tamam ben gidip söyleyeyim kendisine.
Tarık: Dur olmazsa ben oraya gideyim . Naz ‘ın getirdiği su da soğmuş zaten.
Ümit: Tamam. Çalı savaşından çıkmış gibi yüzün.
Vahi: Doğru söylüyorsun Ümit. Dün hiç dikkat etmemişiz.
Tarık: İlginize teşekkür ederim.
Tarık pamuk, Leğen ve kendi telefonu ile birlikte Naz’ın telefonunu yanına alıp eve doğru yürümeye başlar. Naz mutfaktadır.
Tarık: Ben de burada olabileceğini düşünmüştüm.
Naz: Neredeler?
Tarık: Müştemilatta.
Naz: Nasıl korktum anlatamam. İşçiler bir şey derler mi sence?
Tarık: Bilmiyorum. Hafif yollu uyardım ama......Gerçekten kötü yakalandık. Artık gerçekler de beni kurtaramazdı herhalde.
Rahatlamış olarak karşılıklı gülerler.
Naz çaydanlığın altına su koyar. Tarık da onu izler.
Naz: Yarım kalan bir işimiz var. Onu tamamlayalım.
Tarık: Ama acıtmak yok.
Naz: Koskoca Alfonso birkaç sıyrığın acısından mı korkuyor yani?
Tarık: Alfonso İtalyada unuttun mu? Ben şoför Tarık’ım ve acıdan hoşlanmam.
Naz : O zaman dua edelim de elim hafif olsun.
Naz Tarık’ı biraz bağırttıktan sonra beraber bahçeye çıkarlar. Naz pansuman işini abartmış ve Tarık’ın yüzüne neredeyse bir paket yara bandı kullanmıştır.
Tarık: Yani dünkü yaraya bu kadar bant yapıştırmaya ne gerek vardı?
Naz: Olur mu? Doku yenileyici kremin üzerinde yarayı kapatın yazıyordu.
Tarık: Mumyaya döndüm. Yarım saat sonra hepsini sökerim ama....Beni böyle gören olursa korkar.....
Gülerek müştemilata doğru yürürler. Müştemilatın kapısında onları biri beklemektedir. Belgin.

tarik_naz
20-05-07, 13:20
Sabah olmuştur naz sabaha kadar uyumuş mudur, tabiî ki uyuyamamıştır. Oturur vaziyette, elinde telefon uykusuzluktan gözlerini dinlendirirken birden gözlerini açar. Telefonun göstergesi ise hala “ara”yı göstermektedir.

Naz: (kızgın) offf

Der ve telefonu yatağa atar. Daha sonra aklına sabah kalkınca yapacağı ilk iş gelir ve tekrar telefonu alır. Aradığı kişi Hulusi Tekelioğlu’dur.

Belgin ve Hulusi de henüz uyumaktadır. Belgin telefon sesine uyanır ama hulusi hala uyuyodur.

Belgin: alla alla kim bu sabahın köründe Hem de hulusi’yi arıyo.

Belgin, meraklanır ve hulusi uyanmadan telefona bakmak için kalkar.

Belgin: Naz. Alla alla sabah sabah niye arıyo bu kız? Hem de hulusi’yi. Tarık ile ilgili bişey olsaydı beni arardı. Merak ettim valla. Dur ben konuşayım.

Belgin: alo
Naz: alo hulusi amca
Belgin: naz benim, belgin teyzen
Naz: belgin teyze sabah sabah rahatsız ettim, hulusi amca ile konuşabilir miyim? Çok önemli.
Belgin: şimdi uyuyo. Ben söyleyim istersen söyleyeceklerini.
Naz: olmaz, hulusi amca’ya söylemem lazım.
Belgin: peki o zaman, kaldırıyorum.

Belgin: alla alla sesi de kötü geliyo. Ne yaptı hulusi bu kıza?

Belgin: hulusi kalk telefon… hulusi… hulusi…
Hulusi: (uyku sersemi) kaçma dur tarık, bu sefer yakalayacam seni.

Telefon açık olduğu için naz, hulusi’nin seslerini duyar ve bir kez daha üzülür.

Belgin: (hulusi’yi sarsarak) HULUSİ …
Hulusi: hııı, ne oluyo.
Belgin: hulusi telefon.
Hulusi: off belgin tam o zibidiyi yakalıyodum, uyandırdın. Sabah sabah kim arıyo.
Belgin: naz
Hulusi: naz mı? Daha önce niye kaldırmıyosun kadın. Ve telefonu.

Hulusi hızlı bi şekilde telefonu kapar.

Hulusi: alo nazcım, nasılsın, iyi misin?
Naz: hiç iyi değilim hulusi amca.
Hulusi: hayrola ne oldu?
Naz: size çok kırgınım. Hatta çok sinirliyim.
Hulusi: neden?
Naz: beni oyuna getirdiniz. Oğlunuzu yakalamak için beni kullandınız. Bir daha oğlunuz hakkında bi konuda beni aramazsanız sevinirim.
Hulusi: dur kızım yanlış anladın beni. Ben sadece.
Naz: kapatmak zorundayım, bunları söylemek için aramıştım. İyi günler.

Naz telefonu kapatır.

Hulusi: dur nazz, nazz.
Belgin: ne oldu hulusi?
Hulusi: (sessizce) ah Sadri, ah Sadri bittin sen, her şeyi naz’a ispiyonladın.
Belgin: hulusi ne oluyo söylemeyecek misin?

Hulusi, belgin’e bişey belli etmemek için güler yüzle.

Hulusi: yok bişey belgin.
Belgin: niye aramış öyleyse naz. Önemli olan şey ne?
Hulusi : (gülümseyerek) yok bişey belgin

Hulusi kaçar gibi odadan çıkar.

Belgin: demek yok bişey, foyan meydana çıktı hulusi. Ah hulusi ah ben oğullarımı kurtaramadım naz’ın şerrinden, sen kurtulacağını mı sandın. İşte böyle koyar postayı. Boşu boşuna Naz dememişler ona.

Tarık üniformasını giyip salona gelmiştir. netice hala tek başına kahvaltı masasında oturmaktadır.

Tarık: (güler yüzle ve son derece dinç) günaydın
Netice: gel karayip korsanım gel. Sabah sabah yüzümüz gözümüz bayram etsin. Seni böyle güler yüzlü, gördükçe içim açılıyo yahu. Geç otur karşıma.
Tarık: vahi beyler yok mu?
Netice: vahi’yle ümit mutfakta, naz daha uyanmadı. Boş ver şimdi onları. Sen nasılsın onu söyle.
Tarık: valla dün geceden sonra çok iyiyim.
Netice: (gülümseyerek) hayrola ne oldu dün gece.

O sırada naz salona doğru gelir. Halsiz olduğu yüzünden bellidir.

Naz: tarık, çello mu yukardan getirebilir misin? Hiç halim yok, getiremedim.
Tarık: tabi emredersiniz

Tarık, masadan kalkıp yukarı gider.

Netice: ne oldu naz, dün geceden sonra.
Naz: sorma hala, hiç halim yok. Başım dönüyo.
Netice: gitme istersen okula, odandan dinlen.
Naz: yok gitmem lazım.

Tarık çelloyu getirir.

Tarık: hemen mi gideceksiniz, yoksa sonra mı naz hanım.
Naz: yok yok, hemen çıkıyoruz.
Tarık: tamam.
Netice: bişeyler yeseydin kızım.
Naz: canım hiç bişey istemiyo hala. Babama söylersin gittiğimi

Naz da dışarı çıkar. Tarık naz’ın geldiğini görünce kapıyı açar.

Tarık: İyimisiniz?
Naz: iyiyim iyi
Tarık: ama öyle gözükmüyosunuz.
Naz: biraz uykusuzum.
Tarık: bütün gece uyumadınız mı?
Naz: uyuyamadım.

Tarık daha fazla üstelemez.

Tarık: buyrun

Naz arabaya binecekken, hiç alışık olmadığımız bi tavırla.

Naz: sen nasılsın?
Tarık: dünden daha iyi

Naz daha sonra bişey demeden arabaya biner. Naz’ın çekingen konuştuğunu Tarık fark etmiş ve şaşırmıştır. O şaşkınlıkla arabaya biner.

Tarık: okula mı?
Naz: evet

Yol boyunca naz hep dışarı bakar ve hiç konuşmaz, tarık da dikiz aynasında sürekli onu takip eder. Ve buna biraz da kendisi sebep olduğu için onun da morali bozulur.
.
.
Okula gelirler. Naz hala sus pus. Tarık arabadan inip bagajdan çelloyu almaya gider. Naz da Tarığın kapıyı açmasını beklemeden arabanın kapısını açar. Tarık çelloyu alıp kapıyı kapatır ve naz’ın arabadan inmek için kapıyı açtığını görür.
Naz arabadan iner, bir iki saniye ayakta durur, birden ayağa kalktığı için başı dönmeye başlar, onun gözünde sanki her şey bir fırıldak olmuştur o an. Elini başına götürür ve birden arabanın içine düşer gibi tekrar oturur.
Tarık naz’ın elini başına götürdüğü an düşeceğini anlamış ve elindeki çelloyu bırakıp naz’ın yanına doğru koşar.

Tarık: nazzz

Naz’ın kollarından tutar.

Tarık: iyimisin?
Naz: başım döndü.
Tarık: istersen gitme okula, çünkü hiç iyi gözükmüyosun.
Naz: yok iyiyim ben, geçer şimdi. Birden kalkınca başım döndü.
Tarık: bu halde nasıl derse gireceksin?
Naz: bişeyim yok dedim ya. Bak geçti bile.

Naz kendisi arabadan iner. Bu sefer bişeyi yoktur. Tarık çelloyu tekrar yerinden alır. Naz çelloyu almak için elini uzatır.

Tarık: bu halde çello taşımana razı olamam.
Naz: ne?

Tarık sağ eline çelloyu alır, sol eliyle de naz’ın sağ koluna girip yürümeye başlar. Ama naz birden durup

Naz: ne yapıyosun?
Tarık: yardım ediyorum.

--
Naz:Hayırdır kapının kolunu bulamıyorsun.Uyumadın galiba sen dün gece.Ne yaptın beşik mi salladın.
Tarık:Şey köfte mideme oturdu.
Naz:Uydurma bende aynı köfteyi yedim.Mışıl mışıl uyudum
Tarık: Demekki benim bünyem seninkinden daha hassas
Naz:Senin değil sizin.Mesai saatindeyiz ama belliki sen mesaiden kaytarmak için her yolu deniyorsun.Bir üniformayı giyemedin yarım saatte.Çabuk ol marş marş marş marş marş
Tarık: Peki
Naz:Kapı kapı kapı
--

Naz bu an’ı hatırladıktan sonra birden birden tarığa içli içli bakmaya başlar. Çünkü onun tarığa yaptığını, tarık, naz’a yapmamıştır. Bu yüzden naz kendini mahçup hisseder.

Naz: neden yapıyosun bunu bana?

Naz bir an tarık’ın bunu bilerek yaptığını düşünür ve

Naz: bırak kolumu.

Naz kolunu tarığın kolundan çıkartır.

Tarık: ne oldu?
Naz: geçen gece de sen uyumamıştın ben sana kötü davrandım, şimdi bana iyi davranarak intikam alıyosun benden.

Naz okula doğru yürümeye başlar.

Tarık: naz saçmalama.

Peşinden koşar ve kolundan tutar. Naz çok üzgündür.

Tarık: naz, sen bana ne kadar kötü davransan da emin ol ben senden intikam almaya çalışmam, bunu çok iyi biliyosun. Şimdi koluma giriyosunnn ve beraber okula gidiyoruz.

Naz’ın üzgünlüğü gitmiştir. Tarık naz’ın kolunu tutar. Ve yürümeye başlarlar.

Naz: derse de gir istersen.
Tarık: benim için fark etmez. Hatta size ders bile verebilirim.

Naz hafifçe gülümser. Tarık, naz’ın gülümsediğini görünce biraz olsun o da rahatlar.

Naz: hani dün demiştin ya “benim bünyem seninkinden daha hassas” diye.
Tarık: evet
Naz: sanırım benim bünyem de en az seninki kadar hassas.
Tarık: e olacak o kadar sürekli aynı havayı soluyoruz.

Tarık okulun önüne kadar naz’ı getirmiştir.

Naz: tamam içeri girmene gerek yok, ben giderim artık.
Tarık: isterseniz sınıfa kadar…
Naz: yok yok. Saat 3 te bitiyo dersim.
Tarık: bişey olursa ben buradayım.
Naz: ne? Burada mı bekleyeceksin?
Tarık: başka işim yok. Beklerim burda.

Naz tarık’a gülümser. Ve okula girecekken

Naz: sağol
Tarık: görevim.
Naz: dikkatli ol.
Tarık: neden?

Naz gözleriyle okulun bahçesini gösterir, yani kızları kasdeder. Ve içeri girer. Tarık da naz’ın ne demek istediğini anlamış ve gülümseyerek arabanın yanına doğru gider.

hüsoerg
20-05-07, 18:53
part 3

naz tarık içses alemine daldığı için zil'i tarık'ın yüzüne yaklaştırıp çalar

naz-tarıkkkkkkkk
tarık-buyrun naz hanım
naz-senin bu dalıp gitmelerin yok mu......tarık bana t. tekelioğlu hakkında ne biliyosan anlat buna ihtiyacım var... geceleri uykum kaçıyor ona yaptığım ayıptan mı yoksa başka birşeyden mi bilmiyorum
tarık(sessizce)bende bilmiyorum ama bilmekte istemiyorum
naz-anlamadım birşey mi dedin
tarık-yok bişey.....yardımcı olabilirsem ne mutlu bana dedim
naz-tarıkkkk....sağol
tarık-ne demek naz hanım vazifem

naz kefte ekmeğini yerken tarık'ta kayalıklara oturmuş düşünmektedir

tarık-(içses)olum tarık ne yapıcan şimdi naz'a bildiğim bazı şeyler var dedin ne yapacaksın şimdi düşün....düşün ne mi yapıcam t. tekelioğlu'ndan kurtulmak istiyosan bütün gerçekleri anlatıcan...peki buna hazır mısın
naz-tarık ne yapıyorsun orda
tarık-hiççççç... deniz'i ay'ı ve yıldız ları seyrediyorum naz hanım
naz-ne güzel bir gün dimi tarık
tarık(sessizce)yaaa senin için...ama benim için değil
naz-ne dedin tarık anlamadım
tarık-yok bişey naz hanım size t. tekelioğlu hakkındaki bildiğim bütün herşeyi anlatıcam
naz-sevinirim...... ve bu akşam onun hakkında öyle güzel şeyler buydum ki anlatamam sana tarık
tarık-yani bu akşam ki mutluluğunuz....yaptığınız yemekler onun için miydi
naz-bir bakımada öyle sayılabilir bu gün ne öğrendim biliyo musun
tarık-nee ?
naz-bugün bir kez daha onun ne kadar iyi kalpli bir insan olduğunu ve neredeyse hergün 2-3 litre kan verdiğini öğrendim ve birkez daha düşündüm ona yaptığım saygısızlıkların derecesinin ne kadar büyük olduğunu
tarık-şaşırmış bir şekilde) 2-3 litre kan mı......
naz-evet....niye şaşırdın heeeee anladım sende kendini onun yerine koymaya çalışıyordun yaaa 2-3 litre kan lafını duyunca ağır geldi dimi...hadi hadi itiraf et

tarık'ın yine morali bozulur ve yüzüne deniz'e çevirir

tarık-kim anlattı bunu size
naz-hulusi amca
tarık-naz hanım artık bildiğim herşeyi size anlatmanın zamanı gelmiş sanırım....ben hulusi bey'in şoförüyken t. tekelioğlu hukuk okumak için italya'ya gitmiş ve sadece 3,5 yılda 3,5 gün derse girmiş ve hulusi bey'in gönderdiği paraları italyan kızlarla çarçur etmiş ve bir gün t. tekelioğlu istanbul'a ailesini ziyarete gelince hulusi bey herşeyi birinden öğrenince t. tekelioğlunu mahkemeye vermiş ve yurt dışına çıkma yasağı kredi kartları iptali sigortalı bir işte çalışma zorunluluğu.... ve hulusi bey'de nerede oluğunu öğrenmek için ve onu kıskıvrak yakalamak için sizi kullanıyor sanırım
naz-peki benim t. tekelioğlu'yla ne ilgim olabilir di hulusi amca nerden çıkardı bunu
tarık-sanırım sadri herşeyi anlattı hulusi bey'e t. tekelioğlu'yla aranızdaki düşmanlığı ve hulusi beyde sanırım bu durumdan istifrade ederek sizi barıştırmak ve onu kıskıvrak yakalamak istemiştir
naz-(biraz düşünür ve) tabi yaaa ben bunu niye akıl edemedim zaten bugün t. tekelioğlu'yla buluşmak için gittiğimde hulusi amcada ordaydı ve ben ona telefon açtım artık oğlunun ne kadar büyük bir terbiyesizlik ettiğini ve bir daha onunla görüşmeyeceğimi söyledim ve oda bana nedenini açıkladı......demek ki tek neden t. tekelioğlu gelince onu kıskıvrak orda yakalamakmış
tarık-aynen öyle naz hanım
naz-bunları ne zamandan beri biliyorsun sennnn

tarık bir anda bu soru üzerine şaşırır ve bir daha yalan söylemek istemediğini düşünerek gerçeği söyler

tarık-10 ay öncesine kadar
naz-niye ben t. tekelioğlu'na her defasında birşeyler söylerken bunları bana anlatmadın
tarık-aile sırrı'ydı naz hanım bunları kimseye anlatmamı istediler bende anlatmadım

naz tarık'a ters ters bakar tarık'ta da gerçeği anlatmanın ve t. tekelioğlu'nun naz'ın gözünden düşmesine sevinmiştir

naz-tarık hemen eve gidelim moralim çok bozuldu....hemen yatıp uyumak istiyorum
tarık-peki naz hanım.....buyrun

yolda giderken naz dışarıyı seyreder tarık'ta ara ara dikiz aynasından naz'a bakar

tarık-naz hanım iyimisiniz
naz-iyiyim...... sadece hayal kırıklığı ve aptal yerine konuldum...biraz daha hızlı gidermisin
tarık-emredersiniz naz hanım

eve gelirler naz tarık'ı beklemeden hemen iner ve kimseye aldırmadan doğru odasına çıkar

vahi-naz nasılsın kızım
naz- ??
netice-vahi bırak kızı belliki canı birşey'e sıkılmış(sessizce)ben anladım onun neye sıkıldığını
vahi-anlamadım abla...ne dedin
ümit-evet hala ne dedin bende anlamadım valla
netice-aman anlamayın

o sırada tarık içeri girer

netice-heh işte geldi benim karayip korsanım.....gel bakalım canım benim.....ayyy vahi ümit şu yakışıklılığa bakın....bir içim su
vahi-tarık evladım naz'ın neyi var biliyomusun geldiği gibi birşey konuşmadan odasına çıktı
netice-vahiiiiii (bastonuyla dürter)
vahi-ahhhhhh....abla ne vuruyosun ne dedim şimdi ben
netice-sen bide bana karşı mı geliyosun vahi.....
tarık-ben müsadenizi istiyim gidip hemen yatıcam
vahi-tabi evladım.... git git
netice-git tabi karayip korsanım benim......ayyyy şu yakışıklılığa bak

tarık gülümser ve müştemilatın yolunu tutar ve hemen giyindikten sonra yatar ve uyuya kalır aynı anda naz tarık'ın anlattıklarını düşünür.....bakalım naz ne yapacaktır

flower98
20-05-07, 20:38
Part9
Belgin: Tarık!.........Tarık bu ne hal? Ay aman bana bir şeyler oluyor......
Tarık: Belgin hanım! Naz çabuk kolonya getir.
Naz müştemilata koşar ......
Tarık: Bende kolonya yok.......Evden.....Evden getir.....
Naz: Tamam.....
Naz ayağındaki topuklu terliklerle tıkır tıkır eve doğru koşar. Belgin tek gözünü açar ve Naz’ın uzaklaştığını görür. Hemen kendini Tarık’ın kollarından kurtarır, ayağa kalkar ve Tarık’ın kulağına asılır......
Tarık: Ahhhhhh! Anne acıtıyorsun......Ahhhh aaahhhhhh durrrr!!!!!!
Belgin: Bu ne hal? Stunt’a mı başladınız Naz’la?
Tarık: Anne sen nereden biliyorsun stunt’ı.......Ahhhhhhh çekme artık..........!!!!!
Belgin : Sus...... Yeter artık.....Ben seni sokakta bulmadım.....Hemen şimdi gerçek kimliğini açıkla eve dönüyoruz......
Tarık: Kulağımı bırak artık.....Ayrıca olmaz.
Belgin: Ne demek olmaz!!!!!
Belgin boşta kalan eliyle yara bandlarını çekmeye başlar.....
Tarık: Yeter ama! Offff sakalım.......!
Belgin: Ne bu yüzünün hali? Nasıl oldu bunlar?
Tarık: Anlatırım. Bak Naz geliyor.
Naz’ın tıkırtıları giderek yaklaşmaktadır. Belgin Tarık’ın kulağını bırakır ve kanepeye uzanır.
Naz: Geldim.
Tarık: Nihayet!
Naz: Nihayet mi? Çok mu geciktim?
Tarık:Tam zamanında geldin. Peçeteyi uzatır mısın?
Tarık peçeteye biraz fazla kolonya döker ve Belginin burnuna dayar. Belgin keskin alkol kokusundan fırlar yattığı yerden.
Naz: Yavaş napıyorsun Tarık?
Belgin: Ay......Ay.......!!!! Yandııııım !!!!!
Tarık: kendinize geldiniz mi Belgin hanım?
Belgin ters ters Tarık’a bakar.
Belgin: Naz ne bu hal? Muhteşem ikiliye dönmüşsünüz. Onlar da her bölümden sonra böyle darmadağın olurlardı.....
Naz: Şeyyyyy......Biz Tarık ile balığa gittik geçen gece. İşimiz biraz ters gitti de.
Belgin: Biraz.......Biraz ters gitti.....Yani sen buna biraz ters gitti diyorsun......Hadi Tarık. Söyle söyleyeceğini gidiyoruz.
Tarık: Ben bir şey mi söyleyeceğim?
Naz: Nereye gidiyorsunuz?
Belgin: Eğer sen söylemezsen ben söyleyeceğim. Bak Naz . Senin şoför olarak bildiğin.....
Naz’ın telefonu çalar.
Belgin: Şoför olarak bildiğin Tarık......
Naz: Ay kusura bakmayın.....Hulusi amca arıyor.....
Belgin telefonunu çıkartıp kulağına dayar.....
Belgin: Alo Hulusi? Ses yok!
Naz: Hayır! Sizi değil beni arıyor.
Belgin: seni mi? Hulusi..........? .....Hulusi seni arıyor......!
Tarık: Aç istersen Naz.
Naz telefona cevap verir.
Naz: Alo? Size de iyi günler.......Evet o günkü buluşmamızı hatırlıyorum tabi....Anlattıklarınız beni büyüledi......Kim olsa büyülenir.....Aaaaaaaaaa Belgin teyze?
Belgin bu sefer gerçekten kendinden geçmiştir......Tarık kollarına düşen bedeni hemen kanepeye yatırır.....
Naz: Ben sizi sonra arayabilir miyim Hulusi amca.....? Yok yok Belgin teyze gayet iyi......Evet beni ziyarete gelmiş........Görüşmek üzere.
Naz telefonu kapatır ve Belgini uyandırmaya çalışan Tarık’a yardım etmeye çalışır. Belginin telefonu çalar. Arayan Hulusidir. Naz Belginin ellerini ovmayı bırakır ve Tarık’a....
Naz: Bak Hulusi amca arıyor.......
Tam o an Belgin telefonu Naz’ın elinden alır.....Naz Belginin hiçbir şey olmamış gibi ayılmasına şaşırır.....
Belgin: Hulusi!!!!! .....Bunu da mı yapacaktın bana........Hem de en yakın arkadaşımızın kızı ile.....
Naz: Ne???????
Belgin: Sakın eve gelme.
Der ve telefonu kapatır.
Tarık: Belgin hanım yanlış anladınız.
Naz: Evet....Hem de çok.......Teessüf ederim yani.....
Belgin: Her şeyi gayet doğru anladım ve görüyorum. Bunu Hulusiden beklerdim ama senden asla! Yürü Tarık gidiyoruz.
Tarık: Bir saniye dinleyin. Hem yardımınız da olur bize.
Belgin dudağını büker ve dinlemiyormuş gibi başını çevirir.
Naz: Belgin teyze. Hulusi amcanın tek amacı oğlunuza ulaşıp onu eve geri döndürmek.
Tarık: Bunun için de Naz’ı kullanıyor.
Naz: Ne demek kullanıyor?
Tarık: Kullanıyor tabi. Sana Tarık Tekelioğlunu ilahi bir varlık, eşi benzeri olmayan, mükemmel biri olarak gösterip etkilemeye çalışıyor.....
Naz: Kıskanma Tarık. Belgin teyze. Tarık, yani oğlunuz olan Tarık bizim kredi kesildiğinde ne yaptı.
Belgin hala Naz’a bakmamaktadır ve cevap vermemektedir.
Tarık: Cevap verir misiniz lütfen.
Tarık’a ters ters bakar.
Tarık: Lütfen!
Belgin: Çok direndi.
Naz: E tamam işte. Hulusi amcada bana direndiğini söyledi.
Tarık: Offfffff!!!!!! Tamam.......Peki söyleyin Belgin hanım......Tarık sırf kendini mi düşünür yoksa yardıma ihtiyaç duyanlara yetişir mi......?
Belgin: En son bir okula yirmi milyarlık yardımda bulundu....
Tarık annesine kaşlarını kaldırarak yapma sus anlamında işaretler yapar ama Belgin aldırmaz.....
Naz: Yani.....Yani Hulusi amcanın da bana anlattıkları bunlar......Ben de o nedenle oğlunuz ile tanışıp, hakkında söylediklerim için özür dilemek istiyorum. Ayrıca ondan eve dönmesini de Hulusi amca için rica edeceğim......
Tarık annesinden istemediği sözler duyduğu için kanepeye çökmüş elleri başında oflamaktadır.....
Naz: Geçen gün az kalsın buluşuyorduk.....Ama kan vermeye gittiği için Tarık buluşmaya gelmeyince Hulusi amca gelip bana her şeyi anlattı......İnanılmaz bir oğlunuz var.....
Belgin önce Tarık’a bakar.....
Belgin: Kim kan vermeye gitmiş?
Naz: Tarııııık. Her gün yaptığı gibi.
Belgin: Tarık? Tarık kan vermeye gidiyormuş her gün.
Naz: Hem de üç litre......İnsanlığı görüyorsunuz değil mi? Sizi böyle bir evlat yetiştirdiğiniz için kutlarım......
Belgin: Tarık haklı. Hulusi seni kullanıyor Naz.
Naz: Anlamadım.
Belgin: Bak kızım. Evet oğlum Tarık krediniz iptal edilmesin diye çok uğraştı ama imzalamaya mecbur kaldı. Fakir bir okulun öğrencilerine parasal yardım yapabilmek için verdiği çok önemli bir sözü bozmaya kalktı. Ama inan Tarık’ın yapmayacağı bir şey varsa, o da her gün kan vermek. O hasta olduğunda kalçadan iğne bile yaptıramaz.
Naz: İnanmıyoruuuuuuuum..
Tarık perişan oturduğu kanepeden kalkar ve Belgin’e sarılıp onu içten bir şekilde yanağından öper....
Naz: Ooooooo bu ne sevinç, bu ne coşku.
Tarık hemen toparlanır. Belgin ise mutlu olmuş sevecen bakışlarla Tarık’a bakmaktadır.
Belgin: Madem durum açıklığa kavuştu, ben gideyim. Merak etme Naz , Zamanı gelince oğlum ile tanışırsın. Belki bugün , belki de daha sonra. Ama mutlaka tanışacaksın. Hatta sana şunu söyleyeyim onu sanki uzun zamandır tanıyormuş gibi hissedeceksin . Ama doğru zaman gelince. Öyle değil mi Tarık?
Naz: Tarık mı?
Naz Belgin’in manalı bir şekilde Tarık’a bakmasından rahatsız olmuştur.
Tarık: Şey sanırım öyle.
Belgin: Hadi sana da geçmiş olsun Naz. Gidip Hulusiyi bir ziyaret edeyim.
Belgin müştemilattan çıkar.
Naz: O ne çoşkulu öpücüktü öyle ya? Maaşallah!!!!
Tarık gülümseyerek Naz’a bakar.
Tarık : Ne o? Kıskandın mı?
Naz: Ne?
Tarık Naz’a aniden sarılır ve daha Naz ne olduğunu anlamadan yanağında tutkuyla öper.....
Naz: Hiç boşuna sevinme. Tarık Tekelioğlu ile eninde sonunda tanışacağım.
Tarık Naz’a yine sarılır ve bu sefer diğer yanağından öper.
Naz: Hem söyle bakalım.Senin bana söylemek istediğin şey neydi. Hani şu söyleyip sonra Belgin teyzenin peşinden gideceğin şey.....?

hüsoerg
21-05-07, 01:38
part 4

naz-evet naz ....t tekelioğlu'nu o kadar övdün övdün eline ne geçti......ne yapmaya çalıştın t. tekelioğlu'nu düşündüğün gibi tarık'ı düşünmedin sen tarık'ı haketmiyorsun o kadar kırdın ki şu son bir kaç gündür ....üniforma, şapka, zil ve de ağır sözler.....neyse naz yatsan iyi olucak t. tekelioğlu'nu düşünme bu saat'ten sonra......yarın güzel bir gün olacak

naz gözlerini kapatır 3-4 saat sonra tekrar açar

naz-düşünme naz şimdi kimseyi yatıp uyu çok yorgunsun

naz gözlerini tekrar kapatır ve uykuya dalar....sabah olur en önce naz uyanır uyandığı gibi hemen hazırlanıp müştemilata koşar

naz-tarık...tarıkkkkkk
tarık-(gözlerini açar)-sizede günaydın naz hanım hayrola saat daha 7:30 okula gitmenize daha 1:30 saat var
naz-evet biliyorum.....erkenden kalkıp bu güzel günü değerlendirmek istedim sabahları gittiğim cafe'ye gideyim dedim
tarık-iyi etmişsiniz naz hanım.....lütfen müsade ederseniz üstümü giyinebilirmiyim
naz-üniformayı giymene gerek yok tarık....sen onu hiç giymeyeceğin bir şekilde kaldır bir daha giymeni istemiyorum zil ve şapkada olmıcak
tarık-emredersiniz naz hanım......desenize eski günlerimize dönüş yapıyoruz

naz yandan yandan sırıtır sonra tarık'ta sırıtır

tarık-müsade ederseniz giyinicem
naz-tabi tabi giyin sen ben dışarıda bekliyorum
tarık-tamam

naz müştemilat kapısının önüne çıkıp tarık'ı bekler ve 2-3 dk. sonra tarık çıkar

naz-oooooo çok şıksın tarık!
tarık-bunu siz mi diyorsunuz naz hanım birden şaşırdımda uzun zaman'dan beri demedinizde
naz-evet tarık ben diyorum tabi akşam bildiğin bütün herşeyi bana anlattın bende karar verdim artık bundan sonra böyle davranıcam sana tarık
tarık(içses)ohhhhh aman iyi yine kendini aştın naz bakalım ne kadar sürecek bu halin

baraber arabaya doğru yürürler naz tarık'ı birkez daha şaşırtmış ön koltuğa oturmuştur tarık'ta şaşkın şoför koltuğuna geçer

naz-niye şaşırdın tarık....
tarık-bilmem hala şoför ve patronuz yaaa ondan olabilir
naz-şoför ve patron değiliz artık
tarık(alaycı bir şekilde)peki neyiz biz naz hanım?

naz birden kırdığı pot karşısında ne yapacağını şaşırmış yüzü kızarmış ve hemen lafı kıvırmıştır :img-hyste

naz-biz arkadaşız tarık dert ortağıyız unuttun mu
tarık(içses)vay vay vay demek ki hala aklın başına gelmemiş naz tamam sen istedin bunu yarın sabah senden uzaklaşıyım da anla değerimi(dışses)yaaaa unuturmuyum naz hanım sizin gibi bir arkadaşı nerden bulucam ben
naz-tarık bırak bu hanım siz biz laflarını......sen de naz de...anlaşıldı mı tarık
tarık-peki naz hanım
naz-bak hala naz hanım diyo naz de naz çekerim kulağını
tarık-(alaycı bir şekilde)peki anne bir daha yaramazlık yapmam
naz-neeeeee?
tarık-neee değil efendim
naz-offfffff tarık yine başladın
tarık-offfff değil efendim
naz-yaaaa aslında bu t. tekelioğlu'na aşık mı oluyodum ben ne
tarık-neeeeeee?
naz-ne değil sevgili arkadaşım.....efendim

o sırada çay bahçesine gelmişlerdir naz arabadan iner kapayı kapatıp cama eğilir

naz-tarık sende gel beni yanlız bırakma
tarık-emredersiniz naz hanım
naz-emir değil rica.....hem bak hala naz hanım diyosun naz diceksin hanım yok tarık anladın mı beni
tarık-(sessizce)ben seni geldiğim günden beri anlamıyorum ki naz
naz-efendim anlamadım
tarık-yok bişey buyrun gidelim dedim

çay bahçesine beraber çıkarlar hemen naz her zaman ki oturduğu masaya oturur tarık ayakta kalır

naz-otursana tarık.....bak arkadaşının değerini bil mis gibi erguanların mis gibi kokusunu soluyosun benim sayemde değerimi bil
tarık-sen böyle devamlı değeirimi bil dedikten sonra bilmemek ne mümkün naz

naz tarık'a aşk dolu gözlerle bakar tarık'ta ona bakar sonra naz başını eğer masanın üstünde duran tarık'ın eline elini koyarak

naz-teşekkür ederim tarık
tarık-ne için
naz-bana t. tekelioğlu hakkındaki gerçekleri anlattığın için

sonra tarık eline dokunan naz'ın elini iki elinin içine alır

tarık-naz bunu sana en başında anlatmayı çok isterdim ama belgin hanım'ın ricasıydı bu bende kardeşim annesi diye kırmak istemedim onu
naz-anlıyorum....saatine bakar.....ooo saat 8:40 olmuş hadi tarık geç kalmadan gidelim okula
tarık-tamam....hemen kalkalım

arabaya binerler ve okulun yolunu tutarlar o sırada hulusi naz'ı arar

hulusi-nazcımmm...nasılsın kızım
naz-(morali bozulmuş bir şekilde)hulusi amca size çok kızgınım artık oğlunuz tarık'la da hiç bir alakam kalmadı lütfen bizi barıştırmaya çalışmayın size çok kırıldım beni resmen aptal yerine koydunuz.....hoşçakalın
hulusi(ne olduğunu anlamadan)nazzzzz kızım nazzzzz...dur kapama nazzzz ....kapattı olum hulusi bu kız niye yaptı bunu şimdi yoksa onu tarık'ı yakalamak için kullandığımı öğrendimi....ama kimden öğrendi tabi yaaaa kim olucak sadri...bittin sen sadri bittin...

okula gelirler naz arabadan iner tark bağajı açıp naz'ın çellosunu verir

tarık-dersin saat kaçta bitiyo naz?
naz-saat 5'te gel al beni

tarik_naz
21-05-07, 16:06
Naz sınıfına, Tarık da arabanın yanına gitmiştir. Naz’ın sınıfında çello çalmak için özel olarak hazırlanmış sıralar ve düzenekler vardır. Naz bi yere oturur ve dersin başlamasını beklerken kapıdan iki kız arkadaşı konuşarak girer ve Naz’ın arkasına otururlar.

Arkadaş1: dışarıdaki çocuğu gördün mü ne yakışıklıydı.
Arkadaş2: ayyy evet yaa.

Naz birden irkilir ve kaşlarını çatarak onlara kulak misafiri olur.

Arkadaş1: yanındaki de sevgilisiydi heralde.
Arkadaş2: ne şanslı kızlar var yaa.
Arkadaş1: ama sanki çocuk kaçmaya çalışıyo gibiydi.
Arkadaş2: o kızı tanıyorum ben, şımarığın teki, bıkmıştır tabi çocuk.

Naz’ın uykulu gözleri yakışıklı, sevgili, kaçmak gibi kelimeleri duyunca faltaşı gibi açılmıştır. Aklına hemen Tarık gelmiştir.

Naz: ah Tarık ah, daha biraz önce dikkatli ol dedim, ben içeri girer girmez hemen… Ama suç bende dışarıda beklemesine izin vermeyecektim. Hemen arayıp gitmesini söyleyecem.

Yerinden kalkıp hızla sınıftakilerden uzak bi yere gidip tarık’ı arar. o sırada da Tarık’ı, Belgin arar.

Tarık: alo
Belgin: alo Tarık
Tarık: annecim nasılsın?
Belgin: ben iyiyim Tarık, asıl seni sormalı. Dünden beri bi değişiklik var mı, yoksa yine aynalarla konuşmaya devam mı ediyosun diye bi arayım dedim.
Tarık: çok iyiyim anne, merak etme, dünden beri çok şey değişti, ayna mayna yok artık.

“Naz: (endişeli) meşgulll, tabi kız tarık’tan telefonunu aldı, okula girer girmez de dayanamadı yine tarık’ı aradı.”

Belgin: gözümle görmeden inanmam Tarık. Baban gitti, işin yoksa gel eve. Sana da babana da güvenmiyorum artık.
Tarık: aşk olsun anne, iyiyim dedim ya. Hem şuan işim var, istesem de gelemem.
Belgin: nerdesin şimdi sen?
Tarık: okulda, naz’ı bekliyorum.
Belgin: okulda… naz’ı bekliyosun… oğlum saat 10,30. kaçta çıkacak naz okuldan.
Tarık: üçte.
Belgin: oğlum sen manyak mısın? Tam 4,30 saat bekleyecek misin orda?
Tarık: anne, kız biraz hasta, zar zor geldi zaten okula, acil bişey olursa diye..
Belgin: sus Tarık sus.

Naz: hala meşgulll, yuh yani ne konuşuyolar böyle. Ama ben bunun hesabını sorarım sana Tarık.

Naz yerine sinirli sinirli oturunca.

Arkadaş1: hayrola naz, şoförün artık dışarıda mı bekliyo seni?

Naz heyecanla arkasına döner.

Naz: neee?
Arkadaş1: şoförün diyorum, biz gelirken kapıda gördük de.
Arkadaş2: şanslı kızlardan ikincisi de naz. Öyle bi şoförüm olacakkk ahhhh ah

Naz şaşkın şaşkın kızlara bakar.

Arkadaş2: naz, dikkat et kaçmasın.

Naz’ın arkadaşları gülüşürler. O sırada da hoca sınıfa girer.

Naz: (kıskandırırmış gibi) kaçacak olsa dışarda beklemez heralde.

Der ve rahatlamış bir şekilde ve yüzünde gülümseme ile önüne döner.

Tarık ve belgin de telefonda konuşmaya devam eder.

Tarık: anne bi de sen üzme beni
Belgin: (ağlamaklı) benim biricik Tarık’ım vardı, sonra bi öğrendim Tarık’ım olmuş Alfonso Tarık, dünya başıma yıkıldı. O da yetmezmiş gibi bir de şoför Tarık çıktı ortaya. Babandan saklayacam diye hayatımın en stresli günlerini yaşadım. Bu da yetmedi, dün şoför Tarık’ın, koruma Tarık olduğunu öğreniyorum, şimdi de hasta bakıcı Tarık olduğunu. Oğlum senden kaç tane var?
Tarık: (bıkkın bi ifadeyle) anneee
Belgin: (ağlamaklı) ben bir tane daha başında herhangi meslek ismi bulunan bir Tarık duymak istemiyorum.

Belgin sinirli bi şekilde telefonu Tarık’ın yüzüne kapatır.

Tarık: ah anne ah, niye şoför, koruma, hasta bakıcı olduğumu biliyosun hala üzerime geliyosun, ne deyim sana.

Filiz: ne oldu anne? Abim ne yaptı yine?
Belgin: daha ne olsun bu sefer de hasta bakıcı olmuş.
Filiz: (gülerek )a a cidden. Kimin bakıcısı olmuş?
Belgin: (yan gözle bakarak) soru mu bu filiz?
Filiz: (sözümü geri aldım tavrıyla) tabi ki naz’ın

Hulusi de bankaya gelmiştir. Naz’ın söylediklerinden ötürü sinirlidir. Odasına girmeden sekreterine

Hulusi: çabuk sadri’yi arayın gelsin bankaya.
Sekreter: Sadri beyy…

Hulusi sadri’nin yeni mekanının banka olduğunu bilmeden ve sekreterin sözünü tamamlamasına fırsat vermeden odasına girer. Tabi odasına girip koltuğun üzerinde sadri’nin yattığını görünce önce korkar, sonra sinsi sinsi ve sırıtarak horul horul uyuyan sadri’ye doğru yaklaşır.

Hulusi: (sessizce) bittin sen Sadri, gökte ararken, koltukta buldum seni.

Der ve uyuyan sadri’nin boğazına sarılarak onu uyandırır.

Hulusi: (bağırarak) bittin sen Sadri bittiinnn
Sadri: (kısık sesle) hulusi amca
Hulusi: sen nasıl naz’a her şeyi anlatırsın haa, nasıllll?
Sadri: ne naz’ı, ne anlatması?
Hulusi: bilmiyomuş numarası yapma, naz’ı takip ettiğimi sen söyledin di mi heee?
Sadri: valla ben söylemedim. Ben naz’ı görmedim bile.
Hulusi: sen söylemediysen kim söyledi o zaman heeee?
Sadri: bilmem.

Hulusi sadri’nin boğazını bırakır. Ve düşünerek

Hulusi: sen söylemediysen, kim söyledi acaba?
Sadri: (ciddi bi şekilde) filiz söylemiş olmasın?
Hulusi: boşver şimdi kimin söylediğini, naz’ın gönlünü almak lazım.
Sadri: boşver mi? Boşuna mı boğazıma sarıldın o zaman?
Hulusi: aman, “boşuna mı boğazıma sarıldın o zaman”mış. Koltuğumda yattığına say.
Sadri: nee?
Hulusi: hem belki horlamana da iyi gelir aşırı zorlama.
Sadri: biraz daha zorlasaydınız, hiç horlamama gerek kalmayacaktı valla.
Hulusi: neyse kes kes, şu kızı arayım da özür dileyim bari.


Tarık dışarıda, Naz ise derstedir. Tarık bi arabanın etrafında tur atarak, bi arabanın yanındaki ağaca sırtını dayayarak zaman geçirmeye çalışırken, Naz da sınıfta çello çalar. Ama çello ile Naz hep hüzünlü zamanlarda buluştuğu için Naz çelloyu çalarken babasının, Ümit’in, ve halasının Tarık hakkında söylediklerini, Tarık’ın aynayı sinirle kırışını ve Hulusi’nin onu nasıl kandırdığını düşünerek ister istemez üzülür.

Sadri: açmıyo mu?
Hulusi: yokk, kız haklı ben olsam ben de açmam.
Sadri: şimdi ne olcak?
Hulusi: yürü Sadri gidiyoruz
Sadri: nereye?
Hulusi: Vahilere, aklıma çok güzel bişey geldi kendimi affettirecek. Hem belgin’e hem de naz’a. Bi taşla iki kuş vurmuş olacam.

.
.
Naz’ın Hocası: şimdilik bu kadar yeter arkadaşlar 15 dakika ara.

Naz “ara” lafını duyunca hemen çantasından telefonunu çıkartır ve hulusi amca’nın 6 kere aradığını görür. Ama oralı olmaz, Tarık’ı arar. Tarık da arabanın ön kaputunda oturmaktadır.

Tarık: alo
Naz: alo
Tarık: bişey mi oldu?
Naz: yoo, öylesine arayım dedim. Hala bekliyo musun dışarda?
Tarık: evet, arabanın önünde oturup etrafa bakınıyorum.
Naz: boşuna bekliyosun biliyosun di mi?
Tarık: olsun, bu sayede okulun güzelliklerini görmüş oluyorum.
Naz: nasıl yani? ne güzellikleri?
Tarık: biliyosun ben üniversite okumadım, bu sayede havasını tadıyorum.
Naz: haaa. Anladım. Bi sorun yok di mi?
Tarık: yok yok
Naz: iyi o zaman sonra görüşürüz.
Tarık: görüşürüz.

Naz telefonu çantasına koyarken, birden dışardan gök gürültüsü sesi duyulur. Naz hemen pencereden dışarı bakar ve pencerenin yanına gider Dışarıda şakır şakır yağmur yağmaktadır.

Naz: (endişeyle ve kısık sesle) Tarıkkk

Naz hızla sınıftan çıkarken arkasındaki arkadaşı

Arkadaş1: ne oldu naz şoförün mü kaçtı?

Diye alaylı bi şekilde bağırır ve yanındakiyle gülüşürler. Naz dışarı çıkmıştır, yağmur yağdığı için koşar adımlarla yürür ve arabaya doğru yaklaşır. Yağmur çok sert olmasa da insanı ıslatacak kadar yağmaktadır. Tarık da naz’ın geldiğini görür ve oturduğu yerden kalkar. Naz artık Tarık’ın yanındadır.

Tarık: hayrola bişey mi oldu?
Naz: sen ne yaptığını sanıyosun?
Tarık: ne yaptım ki?
Naz: sırılsıklam olmuşsun. Yağmur yağıyo görmüyo musun?
Tarık: görüyorum.
Naz: e arabaya niye binmedin?
Tarık: sen demiştin ya “ iyi bi şoför patronunu dışarıda bekler “ diye
Naz: saçmalama Tarık, öyle dediysem bile, bu yağmurun altında da durulmaz. Üşüteceksin yine. Bin arabaya.
Tarık: iyiydi böyle

Naz Tarık’ın kolundan tutup, arabaya doğru götürür.

Naz: bin dedimmm.

Naz, Tarık’ı arabaya bindirdikten sonra, kendisi de diğer ön koltuğa biner.

Naz: şimdi doğruuu, eve gidip kıyafetlerini değiştiriyosun.
Tarık: başka üniforma yok ki
Naz: boşver üniformayı, ne giyersen giy.
Tarık: şapka ?
Naz: (sinirle) tarıkkk. Sonra da saat 3 e kadar gelmiyosun. Saat tam 3 te geliyosun tamam mı?
Tarık: tamam
Naz: söz ver
Tarık: neden üşütüp hasta olmamdan bu kadar korkuyosun ki, ya da bu kadar ilgileniyosun?

Naz Tarık’a bakıp, kısa bi süre söyleyim mi söylemeyim mi ikileminde kaldıktan sonra;

Naz: dağ evinde benim yüzümden hasta olmuştun, sana bişey olcak diye çok korkmuştum. Şimdi de benim için burda beklerken hasta olmanı istemem.

Tarık gülümser ve;

Tarık: belki çorbanı özlemişimdir.

Naz, Tarık’ın omzuna vurup gülümseyerek

Naz: öff tarıkkk, şakanın sırası değil. Hadi ben geç kalıyorum, hoca girer birazdan derse.

Naz arabadan iner ve kapıyı kapatmadan

Naz: Bak hasta olursan bu sefer çorba yapmam haberin olsun.
Tarık: o zaman ben gidip hemen üzerimi değiştireyim. Yalnız sen de ıslandın.
Naz: (gülerek) belki ben de hasta olup çorba içmeyi özlemişimdir.
Tarık: kim yapacak çorbayı?
Naz: artık kimin yüzünden hasta olduysam…

flower98
21-05-07, 21:37
Part 10
Tarık (içses): Yok oğlum Tarık mest olacağına daha da üzerine geliyor. Yap bir şey de nutku tutulsun.
Tarık Naz’ı ani bir hareketle kendine çeker ve daha Naz ne olduğunu anlamadan öpmeye başlar. Naz direnir gibi olur ama sonunda o da Tarık’ın tukusuna cevap verir. Tarık Naz’ı bıraktığında.....
Naz: Bu.....Bu.......Bunu neden daha önce yapmadın?
Tarık zafer elde etmiş bir komutan edasında dimdik , gururla Naz’a bakar.....
Naz: Tarıııık!......Tarık sana diyorum.......Ay başladı yine bu dalıp gitmeler.....Ne diyecektin bana?
Tarık: Ne???.....Şeyyy .....diyecektim ki......Ahhhh bak baban ile Ümit geliyorlar.....
Naz arkasına bakar.....
Naz: Ne güzel ya.....Tam zamanında....Hiç boşuna sevinme....
Vahi ile Ümit yanlarına gelirler.....
Vahi: Nasıl Tarık evladım.....Yeni aynayı beğendin mi?
Tarık: Aynayı mı.....? Evet doğru yeni ayna.......Henüz bakamadım Vahi bey....
Vahi: Nasıl olur......? Ben de seni aynasız bıraktım diye üzülüyordum.....
Ümit: Benim de yüzüm bu halde olsa ben de bakamazdım herhalde......
Tarık: Gerçekten o kadar kötü mü?
Naz: Bence değil.
Vahi ve Ümit: Naz’a dönerler. Tarık da gülümser Naz’ın cevabına.
Vahi: Kızım Naz sen nasıl oldun?
Naz.: İyiyim baba.....Belgin teyze buradaydı az evvel.....Henüz gitti.
Vahi: Biliyorum....Bodrum olayını açtım kendine.....Biraz düşündü ,sonra olabilir dedi. Halletmesi gereken önemli bir mesele varmış hemen çıktı.......
Naz: Ben de Tarık ile plan yapmayı düşünüyordum.....Gezilecek yerler.....Güzel plajlar gibi. Madem Tarık da geliyor gezmedik yer bırakmayacağım bodrum ve çevresinde.
Vahi: Çok iyi düşünmüşsün kızım. Ben de küçük bir ofis bulabilir miyim diye araştırıyorum. İşleri oradan yürütebilirim yaz için.
Naz: Yani baba inanmıyorum sana. Oraya iş mi götüreceksin?
Ümit: Götürmeyecek Naz. Oradan yönetecek işleri.
Naz: Kesinlikle olmaz. Ben tatil istiyorum. İş miş yok orada. O kadar.
Vahi: Olur mu yavrum. Hulusi ‘ye olan borcum ne olacak?
Naz: Onu da Hulusi amca düşünsün biraz.
Tarık dayanamaz Naz’ın cevabına güler.
Naz: Çok mu hoşuna gitti Tarık efendi?
Tarık ciddileşir.
Tarık: Özür dilerim. Bir an Hulusi bey canlandı sanki gözümün önünde. Böyle parasını alamayacak diye koştura koştura geliyormuş.
Ümit: Eeeeeee zaten öyle bak kim geliyor.
Tarık birden karşıdan kendilerine doğru koşarak gelen Hulusi’yi görür. Kaçabileceği hiçbir yer yoktur. Müştemilata girer ve banyoya kilitler kendini.
Naz: Baba çok üzülüyorum ben bu Tarık’a. Çözemez miyiz Hulusi amca ile olan meselesini?
Vahi: Dur bakalım düşünürüz onu. Bak Hulusi de çok telaşlı.
Hulusi yanlarına varır ve Vahinin koluna yapışır.
Hulusi: Vahicim......Bodrum teklifini düşündüm ve hemen geldim. Hadi gidiyoruz.
Vahi: Anlamadım nereye?
Hulusi: Bodruma tabi. Nereye olacak.
Vahi: Hemen mi?
Hulusi: Durduğumuz kabahat. Hadi , hadi......
Naz: A..a... bu ne acele Hulusi amca.....Okulum bir tatile girsin.....Biz öbür haftasonu gitmeyi düşünüyoruz....
Vahi: Doğru söylüyor Naz Hulusi. Bu ne acele. Hem sen bir içeriye gel. Seninle konuşmak istediğim çok mühim bir mesele var. Oğlum kadar sevdiğim biriyle ilgili.
Tarık Vahinin sözlerini duyar ve iyice panikler. Aynanın karşısına geçer ve ........
Tarık: Buraya kadarmış. Gururlu ol Tarık ve çık banyodan dikil karşısına. Vahi bey’i de oyununa daha fazla ortak etme.
Bu arada müştemilat girişinde......
Hulusi (fısıldayarak): Vahi bırak şimdi .....Olmuş bil o meseleyi.....Hemen gitmemiz lazım......
Hulusi Vahi’yi müştemilat dışına, Vahi de içeriye doğru çekiştirmektedir......
Hulusi: Sen istedin bunu Vahi. Beni burada tuttuğu her dakika için faiz puanını bir puan arttıracağım.
Vahi , Hulusinin kolunu bırakır ve derin bir nefes alır. O esnada banyonun kilidinin açıldığı duyulur. Hepsi başlarını çevirip banyoya bakarlar.
Naz: Olamaz!
Ümit: Vay!
Vahi: Bravo!
Hulusi: Eyvah.....Belgin! Gelmiş bile....!!!!!!
Tarık kapıyı açar ve dışarı çıkar.
Tarık: İşte buradayım. Ne istiyorsan yap!
Ümit: Üzgünüm Tarık bir daha sefere.
Tarık: Ne???
Gerçektende karşısında Naz, Ümit ve Vahi den başkası yoktur.
Naz: Seni Belgin teyze sandı ve kaçtı.
Vahi: Şimdi anlaşıldı neden acele ettiği bodruma gitmek için. Kim bilir Belgin hanımı kızdıracak ne yaptı?
Tarık Naz’a bakar.
Tarık: Kim bilir?
Naz gülümseyerek Tarık’a bakar.
Naz: Demek ki daha yüzleşme zamanı gelmemiş.
Tarık: Sanırım.
Ümit: Baba , halam.
Vahi: Eyvaaaaah. Bodruma mı kaçsam ben de. Yarım saat oldu.
Naz: E hadi o zaman siz halamın gönlünü alın biz de Tarık ile yarım kalan meselelerimizi konuşalım.
Ümit: İyi de halamın gözü Tarık’ı görmek istedi. Biz aslında onu almaya gelmiştik buraya.
Naz’ın sorularından kurtulabilmenin yolunu arayan Tarık.....
Tarık: E....Ne duruyoruz o zaman.....Halamızı bekletmeyelim daha fazla......

z_e_y_n_o
22-05-07, 06:44
bir senaryo da benden.2 gündür yazıyorum.umarım beğenirsiniz.:img-wink:





Tarık artık nazın tarık tekelioğluna aşık olduğunu düşünmektedir.ve bu yüzden istifa edip evden gitmeye karar verir.müştemilatta valizini toplar.

Tarık: (kendi kendine) gitmeye hazırım.sonunda sen kazandın tarık tekelioğlu

Aynada tarık tekelioğlu belirir ve tarık la konuşur

Tekelioğlu: ben sana söylememiş miydim naz sana bakmaz diye.daha tanımadan bana aşık oldu hahahaha

Tarık, bankacı tarığa kızgın olmayan,yenilmiş ve yenilgiyi kabul etmiş bi ifadeyle sakince cevap veriri

Tarık: evet tekelioğlu.sen kazandın.artık naz için uğraşmayacağım.sen kazandın…

Tekelioğlu: hahahaha

Tarık: ama son bi kez naz la konuşmam lazım.onun gerçekten tarık tekelioğlu na aşık olduğundan emin olmalıyım

Tarık nala konuşmaya gider.salona otururlar

Naz: eeeee ne konuşucaz?

Tarık: sana bişey sorucam naz.ve bana doğru cevap ver

Naz: tamam

Tarık: bu gün bu kadar mutlu olmanın nedeni tarık tekelioğlu mu?

Naz: evet

Tarık bu cevabı duyar duymaz yerinden kalkar ve söylene söylene müştemilata doğru yürür.naz da tarığın bişeylere kızdığını anlayıp peşinden gider.tarık gızlı adımlarla müştemilata doğru yürürken naz onun ardından koşmak zorunda kalır

Naz: dur, nereye?

O sırada müştemilata girerler.

Naz: konuşmamız daha bitmedi

Tarık: (valizini alır) ben gidiyorum

Naz:nereye?

Tarık: istifa ediyorum.artık burda daha fazla kalamam

Naz: tarık bekle

Naz tarığı kolundan yakalar ama tarık kurtulup müştemilatın kapısına yönelir.tam kapıdan çıkacakken

Naz: (bağırarak) eğer ikinizden birini seçmemi isteseydin seni seçerdim.

o anda aynadaki tarık tekelioğlu kızgın bi şekilde tarığa bakar ve anında kaybolur

Tarık olduğu yerde kalır.yavaş yavaş naza döner ve yaklaşır

Tarık:sen ciddi misin?

Naz: tarık ben onu görmedim bile.onunu hakkında sürekli konuşmamın nedeni sadece ona bir özür borcumun olması.evet inkar etmeyeceğim son bikaç gündür kendimi iki kişi arasında kalmış gibi hissettim ama şimdi kimi seçtiğimi biliyorum.şu anda o kadar eminim ki doğru bi seçim yaptığımdan,ilerde hiç pişman olmayacağımı biliyorum.tarık senden özür dilerim.yine canını sıktım bu kötü davranışlarım yüzünden.en sonunda sen de bana dayanamadın işte.ama söz bundan sonra öyle davranmayacağım

Tarık: (naza daha çok yaklaşır) naz ben senin bana olan davranışların yüzünden değil tarık tekelioğlu yüzünden gitmek istemiştim.sen bana nasıl davranırsan davran,istersen işkence et ben seni asla bırakmam.ama eğer başkasını seviyosan buna dayanamam…

Naz: hayır ben o tarığı sevmiyorum

Tarık: onu değil başka bit arığı seviyosun yani…

Naz: evet

Tarık: kim acaba bu şanslı tarık, ben de öğrenebilir miyim?

Naz: hayır

Tarık: neden?

Naz:çünkü önce onun bana söylemesi lazım.

Tarık:ya korkuyosa

Naz: korkmaya gerek yok ki

Tarık: belki kızın kendisini sevdiğinden emin değildir.

Naz: böyle bişey imkansız. (naz kollarını tarığın boynuna dolar) kız o kadar beli ediyo ki onu sevdiğini

Tarık: o zaman söyleyim

Naz: söyle…

Tarık bir süre hiç konuşmadan naza bakar

Naz: hadi ama…

Tarık: o kadar kolaysa önce sen söyle

Naz: olmaz dedim

Tarık: niye ya?

Naz: formalite gereği böyle şeyleri önce erkekler söyler de ondan

Tarık: formalitelere uymasak olmaz mı?

Naz: olmaz tarık hadi, korkma

Tarık: tamam söylüyorum

Naz: dinliyorum

Tarık: naz ben…ben…yani ben şeyi

Naz: kimi?

Tarık: seni…

Naz: evet, sen beni…

Tarık: evet ben seni şey….ııııııııı…

Naz: hadi tarık çok az kaldı

Tarık: ya sen bilmiyo musun ne söyliyceğimi?

Naz: biliyorum

Tarık: e o zaman ne gerek var söylememe sen anladın işte

Naz: olmaz formalite gereği söylemen lazım

Tarık: bıktım bu formalitelerden

Naz:hadi tarık “seni” de kalmıştın

Tarık: hı evet, naz ben seni…

Naz: seviyo musun?

Tarık: (anında cevap verir) evet

Naz: patronun olarak mı?

Tarık: (birden kelimeler ağzından çıkar) hayır, sana aşığım, oldu mu?

Naz: çok güzel oldu.ben de sana…

Tarık: sen de bana ne?

Naz: aynısından işte.

Tarık:neyin aynısından?

Naz: ya senin bana karşı hissettiklerini ben de sana hissediyorum yani

Tarık: (anlamamazlıktan gelir) biraz açık konuş naz.bu aralar biraz saflık geldi de bana (imalı bi şekilde) kimden bulaştıysa…

Naz: burda bi ima seziyorum sanki

Tarık: boşver sen şimdi onu.devam et kaldığın yerden.eeeeeee formaliteleri uygulamak lazım değil mi?

Naz: yaaaa… lazım tabi

Tarık: dinliyorum

Naz: tarık ben de seni…şey işte

Tarık: valla söylemezsen valizimi de hazırlamışken giderim bak

Naz: ya bekle biraz söyliycem şimdi

Tarık : (içses) görün bakalım naz hanım kolay mıymış zor muymuş…

Tarık: aaaaa naz ne var korkacak,söyle hadi

Naz: ilk kez söylüyorum ya heycanlandım biraz işte

Tarık: hemen şimdi söylemiyosan ben gidiyorum.

Tarık valizini alıp kapıya döner ve naz kolundan tutup kendine çevirir

Naz: ben de sana aşığım, tamam mı??

Tarık:hıh şimdi oldu.

Tarık naza yaklaşır

Tarık: eeeeeee… artık formaliteleri de geçtik

Naz: eeeeeeee….

Tarık:yani şimdi biz sevgiliyiz

Naz: eeeeeeee…

Tarık naza gülümseyerek iyice yaklaşır ve dudaklarına uzun bi öpücük kondurur.

Tarık: (nazın gözlerinin içine bakar) seni seviyorum

Tarık: ben de seni seviyorum.

Naz: eeeee… nereye gidiyoruz şimdi?

Tarık: nereye???

Naz: bu anı kutlamıycak mıyız?

Tarık: hiç istemiyceksin sanmıştım.

Naz: tamam bak sana yapacaklarını söylüyorum: 1. si hemen eşyalarını yerlerine yerleştiriyosun.2. si şu valizi çöpe atıyosun

Tarık: o niye?

Naz: her aklına estiğinde eşyalarını toplayıp gidemeyesin diye

Tarık: artık hiç biyere gitmeyeceğime göre valizi atmama da gerek yok.

Naz: olsun.ne olur ne olmaz.neyse sözümü kesmesene sen benim

Tarık: emredersiniz naz hanım

Naz: valizi çöpe attıktan sonra da hazırlan ve arabada bei bekle tamam mı?

Tarık: hazırlandıktan yarım saat bir saat sonra gelsemarabaya seni beklemek için

naZ: o niye?

Tarık: ben eşyalarımı yerleştirip,valizimi çöpe atıp,kendim hazırlanana kadar senin hazırlanabileceğini pek sanmıyorum da

Naz: aman çok komik.hadi ben gidiyorum.

Tarık: tamam

Naz tarığa inat elinden geliği kadar çabuk ve en mükemmel şekilde hazırlanır.arabanın yanına geldiğinde tarığın içerde olmadığını görüp müştemilata gider.tarık altında hala değiştirmediği pantolonu ve üstünü çıkarmış bir şekilde koltuğa yığdığı kıyatfetlere umutsuz bir şekilde bakıyordur.naz içeri girer

Naz: tarık! Ne ya yapıyorsun sen hala bu halde?

Tarık nazı gördüğü ilk an bakakalır güzelliğine

Tarık: naz çok güzel olmuşsun

Naz: ben güzel olmuşum da sen olamamışsın tarık

Tarık: bu gün bizim için çok özel bi gün olacak ve ben de ona göre bişey giymek istedim ama bir türlü karar veremiyorum.

Naz: tarık sen formunu kaybediyosun galiba,bak ben senden çabuk hazırlandım.

Tarık: naaaz…!!!

Naz: tamam tamam kızma hemen. Bi bakalım ne giyebilirsin…

Naz kıyafetlere bakmaya başlar.ve bulduğu bir takım elbiseyi tarığın üstüne tutar.

Naz: bu gün için en iyi kıyafet bu takım elbise tarıkcım

Tarık: öyle mi?

Naz: öyle öyle…sen bana güven miyo musun?

Tarık: olur mu öyle şey?

Naz: iyi o zaman.dur şunu sana bi giydirelim.

Naz takım elbisenin gömleiğini tarığa giydirmeye başlar.tarık ta bu sırada sadece nazı izlemektedir.

Naz: şu düğmeleri de ilikleyelim.

Tarık: naz

Naz: (başını işinden kaldırmadan) efendim?

Tarık: çok tatlısın

Naz bir andan başını kaldırır ve tarık la göz göze gelirler.naz boynundan kulaklarına doğru yavaş yavaş kızardığını hissetmektedir.zaten fark edilmeyecek gibi olmayan bu ani kızarıklığı tarık ta fark eder. …

Tarık: (sağ eliyle nazın yanağını okşayarak) şimdi daha da tatlısın

Naz: (gömleği bırakır) ıııııı… ben gidiyim artık.gerisini sen giyersin herhalde.bana gerek yok.değil mi?neyse ben seni arabada bekliyorum

Tarık: tamam

Naz müştemilattan çıktığı an kendi kendine konuşur

Naz: (yanaklarına dokunarak) ay ne biçim kızardım ben öyle.keşke yüz kızarıklığının da bi tedavisi olsaydı

Tarık ta nazın arkasından gülümseyerek bakar ve hemen üstünü giyinir.arabaya gelir

Naz: ne çabuk giyindin

Tarık: seni daha fazla bekletmek istemedim.

Naz: çok ta düşüncelisin yani

Tarık: söz konusu sen olunca…

Naz: ne demek bu şimdi?iyi bişey mi,kötü bişey mi?

Tarık: ben sana kötü bişey der miyim?

Naz: allahtan demezsin.desen neler diyceksin acaba…

Tarık: naz benimle yemeğe geldiğin için çok teşekkür ederim.


Naz: acıktım da ondan

Tarık: acıktığın için geliyosun sadece yani.

Naz: aslında daha önemli bi nedeni var.

Tarık: ben de öğrenebilir miyim bu nedeni?

Naz: olmaz

Tarık: neden?

Naz: gizli bilgi…

Tarık: bana da mı söyleyemezsin yani?

Naz: aslında senin ağzın sıkıdır laf çıkmaz.sana söyleyebilirim

Tarık: dinliyorum

Naz: kimseye söylemek yok

Tarık: tamam

Naz:yaklaş

Tarık naza yaklaşır

Naz: (tarığın gözlerinin içine bakarak) seninle yemeğe geliyorum çünkü; ben seninle birlikte bir yemeğe çıkmak için her şeyimi veririm

Tarık ta bu sözlerden sonra gülümseyerek naza bakar

Tarık: buna hiç gerek yok.senin istemen yeter.ben her zaman seninle yemeğe çıkmaya hazırım

Naz: tamam anlaştık

Tarık: anlaştık

Naz: tarık, en önemli sebebi söyledim ama diğer sebebi de unutmayalım lütfen.acıktım

Tarık: hemen gidiyoruz naz hanım

Birlikte güzel bi restoranta gelirler.siparişler verilir,yemekler yeni ve slow bi müzikte tarık nazı dansa kaldırmaya karar verir

Tarık: naz,sana bişey sorucam

Naz: sor

Tarık: ama çok önemli,iyi dinle

Naz: (naz da meraklanmış tarığa doğru gözlerini kocaman açarak eğilmiştir) dinliyorum

Tarık: benimle dans eder misin?

Naz: bu muydu?

Tarık: ne olu?

Naz: sen önemli deyince ben de başka bişey sandım

Tarık: (nazı elinden tutarak dansa kaldırırken) şu anda benim için en önemli şey bu

Naz gülülmser ve dans etmeye başlarlar.naz kollarını tarığın boynuna sarar,tarık ta nazın beline…ve birbirlerine sımsıkı sarılarak dans ederler…………………………………………………


SON

flower98
22-05-07, 20:23
Part 11
Tarık Naz’ın sorularından kaçmak için gecenin geç saatlerine kadar Neticenin yanından ayrılmamıştır. Naz ‘ın sabrı taşmak üzeredir.
Naz: Ya ne rahat insanlarsınız ya.....Hazırlık yapacağız diyorum saatlerdir oyalanıyoruz. Bu saatten sonra iş miş olmaz.
Netice: Kızım ne acelen var. Daha neredeyse iki hafta var önümüzde.
Naz: On gün.
Netice: İki hafta sayılır o. Hem Karayip korsanımı yakalamışken tadını çıkartayım biraz.
Naz: Biraz mı? Saat beşten beri buradayız.Sekiz saat olmuş.
Tarık: Valla zaman nasıl geçti anlamadım.
Netice: Demek ki keyifli geçmiş ki anlamamışsın.
Naz: Ben anlatayım isteseniz.....İlk iki saat tavla turnuvası ile geçti......Sonra Dama’ya oturdunuz. Bu da bir buçuk saat sürdü.....Damadan sonra Tarık Scrabble’ı getirdi....Halam anlayıncaya kadar yarım, oyun bitinceye kadar iki saat daha geçti.
Netice: Naz!!!!! O ne demek o ? Halam anlayıncaya kadarmış....
Tarık: Siz ona bakmayın halacım.....Şaka yapıyor.....
Naz: Hiç lafı değiştirme Tarık.....Şaka maka yapmıyorum......Son iki saattir de borsa oynuyorsunuz.....Offff yaaa!! Patladım sıkıntıdan burada......Hele zavallı babam ve Ümit de sıkıntıdan uyuya kaldılar.
Netice: Aaaaaa gerçekten uyuyor bu....
Bastonu ile Vahiyi dürter.....
Netice: Vahiiii...!!! Kalk, kalk diyorum sana.....Ayıp denen bir şey var......
Vahi panik içinde uyanır....
Vahi: Dürtme abla ya.....Zaten bunaldım burada otura otura....
Netice: Ne varmış bunalacak. Mis gibi oyunlar oynuyoruz şurada.
Ümit de uyanmış lafa girer.....
Ümit: Oynamıyoruz halacım.....Sen saat beşten beri Tarık ile oynuyorsun.....Biz oturuyoruz.....
Netice: Eeeeee sizinle oynanmıyor ki.....Bak Tarıkçım nasıl centilmence oynuyor....Zarımı beğenene kadar attırıyor tavlada.....Şimdide alacağım yer 100 YTL ise 25’e bırakıyor.....
Tarık Naz’a bakar ve gülümser. Naz da seni seni , görürsün sen der gibi başını sallar.
Netice: Kız o ne hareket o? Gir bakalım bastonumun menziline.....
Naz : Hiç niyetim yok hala. Ben yatıyorum......Size iyi geceler......
Naz, ardından Vahi ve Ümit odalarına çıkarlar.....
Netice: Gittiler......Hadi kurtuldun.
Tarık: Efendim?
Netice: Anlamamazlık yapma. İkimizde geceyi uzatmaya çalıştığını biliyoruz......Ben sen bu yolları giderken kaçıncı kez dönüyordum bir bilsen....
Tarık Neticenin elini tutar ve gülümser.
Tarık: O zaman teşekkür ederim.....Naz’a henüz söyleyemeyeceğim şeylerin açıklamasını yapmaktan kurtardın beni halacım.....
Netice: Ah gençlik ah.....Sırlar olmadan yaşayamıyorsunuz. Oysa tüm kartlarınızı açık oynasanız daha iyi olmaz mıydı.....?
Tarık: Çok doğru söylüyorsun halacım. Ama bir kez yan yoldan yürür olduk.....
Netice: Ne saklıyorsun sen Nazdan?
Tarık: Şeyyyyy.....
Netice: Söyle bana söyle.....Bak benden laf çıkmaz.......
Tarık: Senden laf çıkmaz biliyorum da.....Yerin kulağı var.....
Netice: Demek öyle....E....napalım......Hadi git sen de o zaman.....
Tarık oturduğu yerden kalkar ve Neticenin yanina gelir. Eğilir ve kulağına bir şeyler fısıldar....
Netice: Ne?????
Neticenin yüzü güler. Tarık hala kulağına fısıldayarak konuşmaktadır.....
Netice: Oh.......ohhhhh.....ohhhhhh.....Tahmin etmiştim zaten....HARİKA!!!!!!
Tarık dikilir ve işaret parmağını dudaklarına götürür......
Tarık: Şşşşşşıııt!
Netice: Tamam.....tamam.....Hay Allah.......
Tarık gülümseyerek bahçeye çıkar......Müştemilata doğru yürürken Naz’ın odasına bakar. Karanlıktır.....
Tarık: Güzel uyu zeytin gözlüm.....
Tarık gülümser ve eliyle bir öpücük yollar Naz’ın odasına doğru.......
Naz: Kurtulduğunu sanıyorsun Tarık efendi. Öyle bir öpücük yollamakla af yok....Yarın sabah görüşeceğiz.
Tarık Naz’ı karanlıkta fark etmemiştir. Bir süre havuz başındaki salıncakta oturup bir dolun ay’a , bir Naz’ın odasına bakmış , hayallere dalmıştır. Ara arada yavaşça şarkılar söylemiştir. Oturacak hali kalmayınca müştemilata geçmiş ve yatmıştır.
Tarık: O ne??????
Tarık bir düdük sesiyle yatağından fırlar. Karşısında eşorfmanlı bir genç görür. Durup dururp düdüğü öttürmektedir.
Tarık: Kimsin sen kardeşim?
Düdük sesi.....
Tarık: Saat daha sabahın altısı......
Naz: Demek kalkma saati çoktan gelmiş.....
Tarık Naz’ı yeni fark eder.....
Tarık: Naz!!!! Bak daha arkadaşda da güneş doğmamış. Kendisi hala karanlık.....
Ali: Hop yavaş ol.....Ten rengime laf yok....
Tarık: Şeyyyy pardon....Ben öyle demek istemedim......Benim için daha sabah olmadığını söylemeye çalışıyordum.....Siz.....Siz Ali siniz.....Şu Nivea body programından....
Naz: Tanıyorsun demek.....
Tarık: Filiz programı hiç kaçırmazdı da....
Ali: İyi o zaman......Önümüzdeki on sabah sen de kaçırmayacaksın ......
Tarık yatağından fırlar.....
Tarık: Nee????
Naz: Evet Tarık......Dün duşta fark ettim....Kışın göbek bağlamışsın....Saçlarından da gıdığın belli olmuyor ama maaşallah.....
Ali ve Tarık Naz’a bakar......
Naz: Yani duştan çıktığında.....
Hala bakarlar.....
Naz: Ya sana bir şey oldu sanıp girmiştim ya banyoya.....Neyse....Açıklamak zorunda değilim.....Ben bikinilerimi rahat giyebilmem için, sen de yanımda fit durabilmen için Bodrum öncesi kampa giriyoruz.....
Tarık: Ben yeterince fitim.
Ali: Onu şimdi anlayacağız. Haydi bahçeye....Koşarak ısınacağız.....
Tarık: Hemen mi?
Naz: Hocamızı duydun....Hadi hadi.
Tarık: İzin verin de giyineyim.
Naz: Tamam Ali sen bizi bahçede bekle.....
Tarık: Bizi mi?
Ali: Tabi.....
Naz: Yani biz seni bahçede bekliyoruz diyecektim......Hadi çıkalım.....
Tarık sinir olmuş bir şekilde sırıtarak.....
Tarık: Giymemi istediğiniz özel bir kıyafet var mı?
Naz: Spor’a uygun bir şeyler olsa yeter....
Tarık: Ali beye sormuştum....
Ali: Sadece Ali lütfen....Naz hanımın dediği gibi....Spor’a uygun olsun yeter.
Naz Tarık’a manalı bakarak....
Naz: Naz......Sadece Naz......
Naz ve Ali müştemilattan çıkarlar. Tarık arkalarından bakar ve Naz sık sık arkasına dönüp Tarık’a sırıtarak el sallar.....Tarık hazırlanıp bahçeye çıkar.....
Tarık : Hazırım.
Ali her ikisine ayrı ayrı sorular yöneltip notlar alır.
Ali: Evet size bu on gün içinde farklı kişisel programlar uygulayacağız. Bu fiziksel çalışma ile beslenme programı olacaktır. Tarık , tespitlerime göre daha çok çalışman gerekecek. Şimdi havuzun etrafında yirmi tur koşu ile ısınarak başlayacağız. On yedinci turda Naz hanım sana katılacak.
Tarık: Ne??? Neden o sadece üç tur koşacak.....?
Ali elindeki hesap sonuçlarını gösterir.....
Ali: Buyrun başlayalım....Zamanım kısıtlı.....
Tarık derin bir nefes alır ve koşusuna başlar.....
Ali: Daha ağır koş lütfen.....Yoksa üç tur sonra koşacak halin kalmaz.
Tarık Ali’nin Naz’a göz kırptıpını görmez.

hüsoerg
23-05-07, 02:35
part 5

naz tarıktan çello'yu alır tam gidecekken tarık lafa girer

tarık-naz istersen bekliyim seni burda hem hiç bir işim yok hem okul'dan çıktıktan sonra biraz dolaşırız.... ne dersin
naz-olabilir......çok iyi olur tarık.....hem bu gün'ü dünden sonra iyi geçirmek istiyorum....senle birlikte

naz tarık'a aşk dolu gözlerle bakar tarık'ta aynı şekilde naz'a bakar ve gülümser sonra naz'da gülümser

tarık-peki....seni burada beklicem ve beni kim ararsa arasın işim olduğunu söylicem......hem bak telefon'umu kapattım (telefon'u eline alıp kapattıktan sonra naz'a gösterir)tamam mı?
naz-tamam.....biraz canın sıkılabilir ama sen kendin istedin tarık.....
tarık-evet....kendim istedim ama buna değer naz

naz yine gülümser ve okul'a doğru yol alır ara ara arkasını dönüp tarık'a bakar tarık'ta o her baktığında gülümser

naz-(içses)aman naz gözün tarık'ta olsun ben onu t. tekelioğlu'yla kıskandırma'ya çalıştım oda burdaki kızlara takılıp beni kıskandırmaya çalışmasın....aman naz sen ne diyosun....tarık hayat'ta yapmaz bunu ben tarık'ı bilirim......ama yaa yaparsa

sonra birden arkasını dönüp tarık'ın yanına gelir ve....

tarık-naz noldu neden girmiyosun okula....bak geç kalacaksın
naz-bilmem....
tarık-ne demek bilmem sen bilmiceksinde ben mi bilcem
naz-yaaaa boşver okulu tarık......canım istemiyo canım senle vakit geçirmek istiyo... (sırıtarak)hadi hemen gidip gezelim

tarık-(şaşkın şaşkın naz'a bakar)peki sen bilirsin ama söylemedi deme okul'u hep kırıyon.....bu senin için iyi olmayabilir
naz-olsun.....(alaycı bir şekilde)sonuç'ta işin ucunda belgin hanım var dimi
tarık(oda alaycı bir şekilde)yaaaaaaa... bilmez miyim belgin hanım'ın seni çok sevdiğini
naz-neeeeeee.....kıskan ma tarık seni de gördük.....belgin hanım'a yaranmak için yaptığın şeyleri
tarık-saçmalama naz......belgin hanım filiz'in annesi benim'de annem sayılır....annem kadar severim
naz-iyi tamam.....niye kızıyosun tarık hemen sanada iyilik yaramıyo heeee
tarık-ne iyiliği naz resmen bana laf sokuyosun....fatkındamısın
naz-ayyyy ben mi laf sokuyorum tarık....sen kendine bak
tarık-naz tamam.....bu kadar yeter yine seninle ufak bir şey yüzünden tartışıp kalbini kırmak istemem
naz-tamam.....hadi hemen gidelim tarık
tarık-tamam

tarık naz'dan çellosunu alıp bagaja koyar sonra gelip naz'a ön kapıyı açar

naz-teşekkür ederim
tarık-ne demek vazifem

ve istanbul'u saat 5'e kadar gezerler sonra eve gelirler

naz-teşekkür ederim tarık seninle çok iyi vakit geçirdim.....bunu ara sıra yapmak lazım tarık
tarık-bende güzel vakit geçirdim naz.....bende sana teşekkür ederim

birbirlerine aşk dolu bakarlar sonra naz arabadan iner ve evin yolunu tutar tarık'ta arkasından baka kalır naz'dan kaçmak için söylediği şeyleri düşünür

FLASHBACK'te

tarık-olum tarık titre ve kendine gel ne yapman lazım naz elden gidiyo....düşün....düşün....heeeee evet buldum ne mi yapıcam eşyaları mı taplayıp doğru bodrum'a yazlığımıza gidicem orada kimse beni bulamaz birazda kafa dinlerim hem bu naz içinde benim içinde en iyisi evet evet

tarık-olum tarık sen yanlış yapıcaktın az kalsın.....hemen karalar bağlamıştın....neyse hepsini unut artık naz eski naz değil

tarık hemen müştemilata gider ve uzanır sol elini başının altına koyar sağ elini göğsüne....o sırada naz hemen odasına çıkmış tarık'ı düşünür

naz-evet naz artık tarık'a kötü davranmak yok bundan sonra......ben ona ne yapmaya çalıştım hep yaaaa..... her zaman üzdüm ama o bana hep katlandı ve hiç gitmedi......gitmediğine göre bir nedeni olmalı......ama onu italya'da bekleyen sofia'sı var.....naz saçmalama çocuk her seferinde sofia'yla aramızda olanlar eskiydi diyo sen hala sofia diyosun belliki sofia'yı unutmuş sende sofia deyip aklını karıştırma .....(sonra tarık'ın yanına müştemilata gider)tarık senle birşey konuşmak istiyorum
tarık-evet naz.....seni dinliyorum
naz-tarık-önümüzde ki hafta okul bitiyo bende düşündüm tatil yapmak lazım......ve bu durumu babamla konuşacam.......ben bodrum'a gitmek istiyorum......bunu söylemek için geldim buraya haberin olsun tamam mı tarık ben babamla konuşucam
tarık-iyide neden bunu bana anlatma gerği duydun naz gidiceğiniz zaman tarık bodrum'a gidiyoruz biz demen yeterliydi
naz-tarık saçmala....sanada söylicem tabi sen benim.......(naz pot kırmamak için)arkadaşım, dert ortağımsın
tarık-(içses)sen lafı kıvırmaktan başka bir şey bilmezsin zaten naz şunu bir türlü söyleyemedin...... o kadar zor mu sevgilim demek.....saçmalama tarık sen ne diyosun bu konularda öncelik her zaman erkeğindir bunu asla unutma
naz-tarıkkkkkkkkk....tarıkkkkkkk....daldın yine ne düşünüyosun sofia mı geldi aklına tatil deyince(içses)naz saçmalama hani sofia demicektin

tarık'ın morali bozulur ve naz'a ters ters bakar naz'da anlamıştır tarık'ın kendisine kızdığını

tarık-nazzzzzzz.....bak hala sofia diyosun ben sofia lafını duymak istemiyorum
naz-özür dilerim tarık.....seni kızdırmak istememiştim....neyse ben gidiyim babamla da konuşuyim şu tatil işini....
tarık-tamam

naz müştemilat'tan çıkar ve evin yolunu tutar içeri girer ve karşısında netice hala'yı görür

netice-nazzzz....nasıl benim karayip korsanım.....onu kırmadın yine dimi
naz-yok halacım bundan sonra kırmıcam da.....üniforma, şapka ve zil'de yok artık
netice-aferin kız bak bu konuda babana çekmemişsin

o sırada vahi ve ümit gelir

vahi-ooooo kızım sen ne zaman geldin
naz-yeni geldim baba....baba önümüzdeki hafta okul kapanıyo malum yaz'da geldi ben diyorum ki şöyle güzel bir tatil yapalım
ümit-evet baba....filiz'de gelir valla süper olur
vahi-doğru söylüyon kızım güzel bir tatil yapmak lazım.....peki nereye gicelim kızım
ümit-çeşmeeee
naz-ümit saçmalama.... ne çeşmesi
ümit-o zaman edirne enez'e gidelim :img-hyste
naz-ümitttttt.....saçmalama bodruma gidelim baba hem aşk şehri....(naz birden son dediği cümle'den sonra yüz'ü birden kızarır)
netice-heeeehh süper seçim naz.....evet bodruma gidelim.....(naz'a bakarak alaycı bir şekil'de)eeeeee malum aşk şehri
vahi-tamam kızım.....hem ben işlerimi ayarlıyım hafta'ya gideriz
naz-ayyyyy canım babam benim(sarılıp öper)

ve hemen yolunu müştemilata çevirerek koşa koşa tarık'ın yanına gelir

flower98
23-05-07, 23:55
Ali: Evet size bu on gün içinde farklı kişisel programlar uygulayacağız. Bu fiziksel çalışma ile beslenme programı olacaktır. Tarık , tespitlerime göre daha çok çalışman gerekecek. Şimdi havuzun etrafında yirmi tur koşu ile ısınarak başlayacağız. On yedinci turda Naz hanım sana katılacak.
Tarık: Ne??? Neden o sadece üç tur koşacak.....?
Ali elindeki hesap sonuçlarını gösterir.....
Ali: Buyrun başlayalım....Zamanım kısıtlı.....
Tarık derin bir nefes alır ve koşusuna başlar.....
Ali: Daha ağır koş lütfen.....Yoksa üç tur sonra koşacak halin kalmaz.
Tarık Ali’nin Naz’a göz kırptıpını görmez.

Part12
Tarık on yedinci turun sonunda Naz hala koşuya katılmayınca yanlarından geçerken durur.
Tarık: Ali, on yedinci turu tamamladım.
Ali: Demek daha üç turun var Tarık .
Naz: Tarık duydun Ali’yi. Hadi....Hadi.....
Tarık: Naz ne zaman koşuya başlayacak?
Ali: Ben uygun gördüğümde. Mesela sen şimdi çalışmanı böldüğün için, beş ceza turu koşacaksın.
Tarık: Ama.....
Ali: Altı oldu.....
Naz: Bir ceza turu da ben ekliyorum. Yedi......
Tarık: Peki.....Öyle olsun.....
Tarık yine koşusuna döner....
Naz: Ali ne içersin?
Ali: Meyve suyu.....Sabah kahvaltı öncesi en güzeli taze sıkılmış meyve suyu......
Naz: Hemen geliyorum.....Senin gözün Tarık üstünde olsun. Kaytarır maytarır........
Ali: Sen hiç merak etme....
Naz eve doğru gider. Tarık Naz’ın peşinden bakar.....Ali’nin yanından geçerken .....
Ali: Biliyor musun Tarık.....?Sen birine çok benziyorsun.........
Tarık Ali’nin yanında durur. Sırıtıyordur.......
Tarık: Alfonso mu?
Naz yaklaşık on dakika boyunca mutfakta portakal suyu sıkmaktadır. O da sırıtıyordur.....
Naz: Evet Tarık efendi.....Dün sen beni, bugün ben seni.......Koş bakalım.......Daha dur bak bu on gün boyunca neler başaracaksın......Van Damme gibi gitmezsen Bodruma ne olayım......
Naz düşüncelere dalar. Hayalinde Bodrum sahillerinde müthiş vücudu ile turist kızların hayranlıkla izledikleri Tarık yoğun ilgiden dolayı sıkıntılı anlar yaşamaktadır. Naz ise bir köşede yalnız Tarık’ın elden gidişini izlemektedir......
Naz: Olamaaaaz!......Bu hale gelmemeli......Koş Naz .....Koş .....El koy duruma.....
Naz meyve sıkmayı bırakıp telaşla bahçe kapısına doğru koşar ve oradan bahçeye çıkar.....
Naz: Yok.......Yani yoklar......
Havuz ve çevresi boştur......Ne Ali , ne de Tarık vardır meydanda.......
Naz: Aliiiii!!!!!........Tarıııııııııık!!!!!!
Naz müştemilata doğru gider. Müştemilattan içeriye bakar ama kimse yoktur.
Naz: Nerede bunlar yaaaaa........Fırsattan istifade edip ........Evet ya......Tarık koşudan kaçtı ve Ali onu geri getirmeye çalışıyor......
Naz kanepeye oturur. Beklemeye başlar. Ama ne gelen vardır, ne de giden.....
Naz: Şuraya bak Naz. İki gündür bekleye bekleye bir hal oldun. Bu Tarık kan vermeye gitmiş olmasın.......Kıskanıyor zaten......Ne yapsa yeridir.....
Naz telefonunu çıkartır ve Tarık’ı arar. Tarık’ın telefonu odanın içinde , gece lambasının üzerindeki sehpada çalar.
Naz: Neden almazsın ki telefonunu yanına.......
Naz oflaya, puflaya beklemeye devam eder. Yine telefonunu eline alır. Mesaj bölümüne gelir ve mesajını yazar.
Mesaj: Keşke ben de en az sizin tırnağınız kadar olabilsem......
Naz: Çok mu havaya sokarım onu bu mesajla?
Naz telefonunu masanın üzerine bırakır. Bir süre ona öylece bakar.....
Naz: Niye şımarsın ki.......Şımaracak biri olsa bunca iyiliği gizlice yapmazdı.....
Telefonunu eline alır. Mesaj’ı yolla butonuna basar.
Birden oda içinde mesaj alındı sesi duyulur. Naz şaşırır....
Naz: Tarık’ın telefonu burada.....ama buna mesaj gelmemiş........Naz, inanamıyorum sana yaaaaa.....Sana ne........Ya özelse.......?
Naz yine arkasına yaslanır. Yan gözle ise etrafı inceler.....
Naz: Ama ya önemli bir şeyse? ......İyide gelen mesaj hangi telefona geldi?......Demek ki odada bir telefon daha var.....Ama nerede?
Naz ayağa kalkar ve iyice etrafa bakar......Görünürde başka telefon yoktur.....
Naz: Düşün......Hatırlamaya çalış, hangi yönden gelmişti ses........
Naz bilardo odasına geçer. Orada bilardo masasının üstünde bir cep telefonu bulur.
Naz: Hay Allah......Bu Tarık’ın telefonu değil ki........O zaman Ali’nin mi acaba? Ama o da niye bıraksın telefonunu burada?
Naz telefondaki mesaj’A bakıp bakmamakta kararsızdır.....
Naz: Baksam mı.....Bakmasam mı?......Offfff yaaaaa.......Ya önemli bir şeyse.....
Sonunda kararını verir. Telefonun tuş kilidini açar ve düğmeye basar.....
Naz: İnanmıyoruuuuum! Bu benim Tarık Tekelioğluna yolladığım mesaj.......
Naz’ın kafası karışmıştır. Sonra birden.......
Naz: Aman Allahım......O burada.......Daha doğrusu buradaymış.......Ama şimdi yok........O yok ama telefonu burada.....
Naz sesli düşünmeye devam eder......
Naz: Bir insan hangi durumda telefonunu yanına almadan gider......? Telaş durumunda.
Birden.....
Naz: Aman Allahım.....Tarık!........Aliiiiii!!!!!!!......Tar ıııııık!
Naz koşarak müştemilattan çıkar ve ön bahçeye çıkar......
Naz: Size inanamıyorum......
Tarık ve Ali arabanın bagajını telaşla kapatırlar ve yakalanmış olmanın verdiği şaşkınlıkla birbirlerine bakarlar......
Tarık: Naz?
Naz : Ali ‘yi de suç ortağı mı yaptın?
Ali: Ne?
Tarık: Ne?
Naz: Çabuk söyleyin. Ona ne yaptınız.
Ali ve Tarık: Kime?
Naz bu esnada yanlarına gelmiş ve bagajı açmaya çalışmaktadır....
Naz: Tarık Tekelioğluna......
Naz bagajı açar ve.....
Naz: Olamaz........!!!!!!!!!!!!

z_e_y_n_o
24-05-07, 18:44
Naz gülülmser ve dans etmeye başlarlar.naz kollarını tarığın boynuna sarar,tarık ta nazın beline…ve birbirlerine sımsıkı sarılarak dans ederler…………………………………………………


Devamı…

Ertesi gün tüm aile ve tarık kahvaltılarını yaparlar

Hatice: vahiiii, ben doydum hadi kap tavlayı da bahçede oynayalım biraz

Vahi: abla daha ben kahvaltımı bititmedim

Hatice: doydun sen doydun.yeter sana o kadar. .(bastonuyla vahi yi dürter) hadi vahi kalk dedim

Vahi: tamam abla kalktım kalktım

Hatice: beni de bahçeye çıkar.

Vahi ve Hatice bahçeye çıkarlar

Ümit: (gülerek) bu maç kaçmaz

Ve ümitte peşlerinden bahçeye çıkar.tarık ve naz kahvaltı masasında yalnız kalırlar.naz daha kahvaltısına dokunmamış gibidir.çatalıyla dalgın bi şekilde tabağındaki kahvaltılıklarla oynar.

Tarık: naz,sen iyi misin?

Naz: iyiyim tarık yok bişey

Tarık: hiç bişey yememişsin

Naz: yedim ben sana öyle gelmiş

Tarık:yok yok var sende bişey.anlarım ben.hadi söyle

Naz: neden bilmiyorum ama sanki bişeylere canım sıkılıyo

Tarık: benimle bi ilgisi var mı?

Naz: yok canım.ne alakası var.nedenini ben de bilmiyorum ama sıkılıyorum

Tarık: istersen biyere gidelim.açılırsın

Naz tarığa dikkatli bi şekilde bakmaya başlar

Tarık: sahile gidebiliriz istersen.ya da o senin çok sevdiğin kafeye

Naz: tabi ya…şimdi anladım neden sıkıldığımı

Tarık: nedenmiş?

Naz: çünkü kaç aydır aynı yerdeyiz.benim canım çok sıkıldı,biraz değişik yerler görmek istiyorum

Tarık: gidelim işte sahile

Naz: ne sahili tarıkcım bodruma gidiyoruz bodruma

Naz mutlulukla tarığı yanağından öper

Naz: sen bitanesin tarık.

Naz koşarak bahçeye çıkar

Tarık: (nazın arkasından bakarak) sen de öylesin

Naz babasının yanına gelir

Naz: baba ben tatile gitmek istiyorum

Vahi: o da nerden çıktı şimdi kızım?

Naz:ne demek nerden çıktı babacım?yaz geldi işte ve benim canım çok sıkılıyo artık buralarda.ya lütfen baba bodruma gidelim

Vahi: bodrum mu?

Hatice: kız haklı vahi.kaç aydır okulla ev arasında mekik dokuyup duruyo .biraz dinlenmek onun da hakkı.

Vahi: tamam da kızım biraz ani olmadı mı?

Naz: yok baba ya ne anisi.geç bile kaldık.ne olur hemen gidelim

Ümit: o kadar bıktın mı istanbuldan naz?

Naz: ümit sen bi susar mısın?

Ümit: (halasına) görüyo musun halacım bu evde konuşma özgürlüğüm bile yok.

Hatice: sen sus şamama

Ümit: tama tamam ben sustum

Vahi: tamam kızım madem bu kadar çok istiyorsun yarın bilemedin öbür gün gideriz

Naz: canım babam benim (babasına sarılıp öper)

Tarık ta yanlarına gelmiştir

Hatice: gel gel karaip korsanım bak bodruma gidiyoruz.

Vahi: tarık sen de yolculuk günü iyi dinlen evladım.malum yol uzun

Naz: ne uzunu baba?uçakla hemen varırız

Vahi: e araba ne olucak?orda arabasız mı durucaksın?

Naz: aaaaaaa ben bunu tamamen unutmuşum

Tarık: (sessizce) ben de…

Naz: neyse babacım biz tarık la tatil için alış verişe çıkalım

Vahi: tamam kızım.gidin

Naz ve tarık arabaya binerler.tarık üzgündür

Naz: hadi ama asma suratını.bak ne güzel bodruma gidiyoruz

Tarık: (imalı bir şekilde) yok suratımı asmıyorum.koskoca bodrum yolculuğunda tek başıma sıkılmamak için ne yapsam acaba diye düşünüyodum

Naz: merak etme seni tek başına arabayla getirtmem.

Tarık: arabaya uzaktan kumanda mı takıcaz naz?

Naz: yok canım her yerden kumanda edilebilen bi ümit takıcaz

Tarık: ümit mi?

Naz: evet.aslında ben de seninle arabada gelmek isterdim. Ama yanlış anlaşılır.o yüzden sen uçakla geliceksin.arabayı da ümit getiricek

Tarık: ümit bunu neden kabul etsin ki?

Naz: çünkü ona bi teklifte bulunacağız

Tarık: ne teklifi?

Naz: bunu sonra konuşuruz tarık bir an önce tatil alışverişimizi yapalım.

Tarık: tamam.ama sanki bu işin ucu filize de dokunacakmış gibi bir his var içimde

Naz sadece gülümsemekle yetinir

Tarık arabayı çalıştırır ve bi alışveriş mağazasına gelirler

Naz: önce senin kıyafetlerini alalım.sonra benimkileri alırız

Tarık: bu kıyafetler illa iki kişiyle mi alınıyo?

Naz: evet tarıkcım ben diyosam öyledir

Tarık: emredersiniz naz hanım

Tarığa kıyafet bakarlar ve çok güzel şeyler seçerler

Naz: tarık bu da çok güzel oldu. Bunu da alalım

Tarık: beni çok şaşırtıyosun naz

Naz: neden?

Tarık: benim menajerimken seçtiğin kıyafetler gözümün önüne geliyoda…bi de bunlara bakınca baya ilerleme var sende yani…zevk açısından

Naz: o başkaydı.seni yine böyle son derece yakışıklı birisi olarak gösterseydim millete hem de bi şarkıcı olarak bütün kızlar seni yerlerdi

Tarık:o yüzden yani bu ani imaj değişiminin nedeni

Naz: ne sandın?....ama bi Dakka ya…biz tatile gidiyoruz.orda ne olur?

Tarık: sahil,deniz,güneş…

Naz: kızlar olur kızlar.eğer seni böyle görürlerse………..allah korusun.tarık hemen çıkar bu üstündekileri.bütün o almaya karar verdiklerimizi de bırak.biz en iyisi sana yine o menajerinken aldıklarımı giydirelim

Tarık: (naza inanamaz bir ifadeyle bakar) ciddi olmadığını söyle naz

Naz: gayet ciddiyim.hiç uğraşamam tatilde o kızlarla valla.hadi tarık hadi hadi…

Tarık: naz saçmalama.ben o kıyafetleri hayatta giymem

Naz: bal gibi de giyersin tarıkcım

Tarık: naz biliyorum beni kaparlar diye korkuyosun ama inan gerek yok.

Naz: tarık seni kaparlar,senin haberin olmaz

Tarık: (naza yaklaşır ve gözlerinin içine bakarak) gerek yok çünkü ben senden başkasına dünya güzeli de olsa bakmam

Naz: ya bakarsan

Tarık: bakmam.bana güvenmiyo musun?

Naz: tamam sana güveniyorum.ama eğer bi baktığını görürsem…

Tarık: zaten senin gazabından bakamam ki

Naz: tarııık

Tarık: tamam tamam.hadi sena da alalım bişeyler

Naz: tamam

Kadın reyonuna giderler ve naz için de alışveriş yaparlar

Naz: ay tarık bu etek ne kadar güzel değil mi?

Tarık nazın şimdiye kadar nerdeyse mağazanın yarısını aldığını düşünmektedir.


Tarık: (bıkkın bi şekilde) hangisi?

Tarık eteğe bakar ve birden gözleri açılır

Tarık: bu mu?

Naz: evet.ben bunu da alıcam

Tarık: hayatta olmaz

Naz: neden?

Tarık: naz görmüyo musun?aaaaaaaa tabii ya göremezsin çünkü burda etek namına bişey yok.

Naz: tarık ne diyosun sen?

Tarık: bu eteğin kalan yarısı yapmayı unutmuşlar diyorum

Naz: saçmalama ne varmış etekte?

Tarık:sorun da bu ya hiç bişey yok.bi kere kumaş yok.yetmemiş herhalde.imalat hatası bu.boşver sen bunu.hadi gidelim

Naz: ben bu eteği almadan şurdan şuraya gitmem

Tarık: naz hiç gerek yok şimdi benim başımı belaya sokmana ya

Naz: sen neden bahsediyosun?

Tarık: şimdi sen bu eteği alıcaksın,tatilde giyiceksin,bütün erkekler sana bakıcak.ee ben de o sana bakanlarırın bikaçını hastanelik edicem.sonra karakolluk olucaz.sonuçta tatilimiz rezil olucak.hiç gerek yok yani

Naz: tarık senden iyi senarist olurmuş biliyo musun?

Tarık: almıyosun dedim o kadar

Naz: alıyorum

Tarık: bu eteği alman için cesedimi çiğnemen lazım

5-10 dakika sonra tarık ve naz alışveriş merkezinden ellerinde torbalarla çıkarlar

naz: ben sana demiştim alırım diye tarık

tarık: beni tatile yalnız başıma arabayla gelmekle tehtit etmeseydin zor alırdın biraz.

Naz: tehtit-mehtit almadım mı sonuçta?

Tarık: sen yine benim başımı belaya sokucaksın ya naz hayırlısı

Birlikte eve doğru yola çıkarlar……………………………..




(devamını gelebilir.isteğe bağlı.ama daha pek bişey düşünmedim.umarım beğenirsiniz)

hüsoerg
24-05-07, 19:36
fragman'a göre uyguladım bakalım başarılı olmuşum mu :icon_sorr

part 6

tarık-hayrola naz nefes nefes'e kalmışsın ve çok sevinçli gördüm seni
naz-evet tarık......çok sevinçliyim babamla konuştum hafta'ya gidiyoruz bodrum'a.....hem babam işlerini hallettikten sonra hemen gidicez
tarık-naz....bende.....
naz-evet tarık seni dinliyorum......yoksa sevinmedin mi bodruma gideceğimize
tarık-evet sevindim.....hem de çok sevindim naz.....eeee malum yaz geldi deniz, kum, aşk ve kızlar....bodrum deyince akla gelenler bunlar(sırıtır)
naz-neeeeee.....kızlar mı (utanmıştır ve yüz'ü kızarır)
tarık-evet kızlar niye şaşırdın ki naz....hem bak ben alfonso'yum belki orda beni tanıyanlar vardır....bide kendime yeni bir sevgili buldum mu
naz-neeeeeeee!!
tarık-noldu......hem bak yakışıklı adamım elimi sallasam ellisi(yandan yandan sırıtır)

tarık naz'ı kıskandırmış olmanın mutluluğu içindeyken naz tarık'a sinirlenmiş doğruca müştemilat'tan koşarak odasına çıkar

tarık-(kendi kendine)evet naz bakalım daha ne kadar dayanabileceksin......kıskançlıktan kuduruyosun....ben herşeyin farkındayım.....hele şu bodrum tatil'i ilaç gibi gelcek ikimiz'e....bakalım ne zaman aklın başına gelecek

kalkıp aynanın önüne gelir ve karşısında alfonso'yu görür

alfonso-ahhhhh be tarık.....çok yanlış yapıyosun çokkkk
tarık-evet alfonso herşeyin farkındayım......artık yalan söylemekten bıktım......ne yapmalıyım bilemiyorum bana bir yol göster
alfonso-tarık....herşey'i tarık tekelioğlu olduğunu en başta saklamayacaktın.....işe girerken en başında anlatacaktın.....ve bu kadar yalanlar söylemiyecektin
tarık-haklsın ama benim tarık tekelioğlu olduğumu öğrendikleri zaman beni yanlarında çalıştırmazlardı ve bende çalışıp babam'a olan borçlarımı kapatmak için ve sırf naz'ın yanında kalıyım diye onca yalanlar söyledim.....mecburdum alfonso anla beni

o sırada ümit tarık'ı yemeğe çağırmak için gelir ve tarık'ı yine aynayla konuşurken görür bir süre olanları anlamaya çalışır ve bişey anlayamaz sonra hemen eve koşar ve vahi ve netice'ye olanları anlatır

vahi-noldu ümit....çağırdın mı tarık'ı
ümit-hayır baba....çağırmadım ama çok kötü birşey gördüm
netice-(panikler)yoksa karayip korsanıma bişey mi oldu......aman allah'ım vahi ne duruyosunuz koşun bakın neyi varmış karayip korsanımın
vahi-anladım ümit....tamam abla gitmemize gerek yok bn durumu biliyorum
netice-vahiiiii(dürter)biliyosan lafı ne gebeliyosun ağzında anlatsana

vahi geçen gece gördüklerini neticeye anlatır

netice-vahhh vahhhh karayip korsanım vahhhhh.....vahi bunlar hep senin o şımarık kızın yüzünden geldi karayip korsanımın başına...eeee senin kız nerde
vahi-evet nerde bu kız....ümit sen gördün mü
ümit-evet baba....odasına çıktı müştemilat'tan geldi suratı buz dolabı gibiydi
vahi-ümittttt....ne biçim laf o öyle
ümit-valla doğruya doğru baba ben gördüğümü söylerim.....neyse ben gidip naz'a olanları anlatıyım

ümit naz'ın odasına çıkar ve tarık'ın hal ve hareketlerini ona anlatır

ümit-evet naz.....hepsi bu hem halam tarık'ı bu hale senin getirdiğini düşünüyor
naz-neeeeeee....ben mi getirmişim(biraz düşünür ve aklına tarık'ın mertle yarıştığını sandığı şeyler gelir)tabi yaaaaaa....tarık'ın bu hale neden geldiğini şimdi anladım
ümit-neymiş o naz
naz-tarık kendini tarık tekelioğlu yerine koymaya çalışıyor.......ve onunla yarıştığını sanıyor....ve tarık'ın bu hale gelişi sırf bu yüzden.....neyse ümit ben onunla konuşurum herşeyi

saat gece 23:00 sularında naz tarık'ın yanına gider tarık kanepeye uzanmış gösleri bir noktaya kenetlenmiş düşünüyodur

tarık-(içses)olum tarık.....alfonso haklı en başından beri bütün sırlarını sakladın hiç iyi olmadı naz bunları ve en önemlisi tarık tekelioğlu olduğunu öğrenirse senin için hiç iyi olmaz haberin olsun.....offffff yaaaa alfonso konuştun iyice kafamı karıştırdın

naz tarık'a bakar ve iyice yanına yaklaşır tarık birden irkilir ve yattığı yerden doğrulur

tarık-nazzzzz.....ödümü patlattın yaaaaa....insan bir seslenir dimi
naz-tarık kusura bakma seni öyle dalgın bir şekilde görünce korktum
tarık-neden korktun ki naz?
naz-tarık sana birşey sorcam ama lütden bana kızma olur mu
tarık-soracağı şeye bağlı ama lütfen tarık tekelioğlu ile ilgil olmasın
naz-tamam....ya da beraber dün akşamki gittiğimiz deniz kenarına gidelim orda sorarım sana olur mu
tarık-naz nedir seni bu kadar endişelendiren....lütfen anlatırmısın öğrenmek istiyorum
naz-sen!
tarık-ben mi.....ben niye endişelendiriyom seni ?
naz-tarık işte bende bunun için deniz kenarına gidelim diyorum.....tarık lütfen başka soru sorma
tarık-peki....tamam gidelim

müştemilet'tan çıkıp arabaya binerler ve deniz kenarına gitmek için yola koyulurlar....bakalım naz neler anlatacak

flower98
25-05-07, 00:02
Part13
Naz : Tarık bu ne?
Tarık: Şeyyyyy.....!
Naz: Bu ne dedim?
Ali: Naz kusura bakma.....Ben ısrar ettim.
Naz: Peki siz bunu neden bagaja koydunuz.....
Tarık ve Ali birbirine bakar fakat cevap vermezler......
Naz: Bir şey sordum ve cevabını hemen istiyorum.
Ali : Yine benim ısrarım sonucu Naz!
Naz: Demek ben içeride bu sıcakta perişan biçimde portakal sıkarken siz arkadaşlığınızı ilerletip beni burada bırakıp , yarış pistine gidecektiniz.
Tarık: Özür dilerim....
Ali: Gerçekten ben çok ısrar ettim. Hatta Tarık yarışmayacağı konusunda asla üzmek istemediği kişilere söz verdiğini de söyledi ama ben son bir gösteri rica ettim kendisinden.....Alfonso ‘yu canlı izlemek en büyük hayalimdi......
Naz: Peki nasıl razı oldu sözünü bozmaya?
Tarık başını çevirir......
Naz: Tarık?
Tarık: Sabah sporlarının iptal sözü üzerine.....
Naz: Harika! Ama maalesef planlarınızı gerçekleştiremeyeceksiniz. Çünkü ben bu şeyi arabamın bagajından alıp çöpe atacağım.....Hatta yakacağım......
Tarık: Bunu yapamazsın....Hatırası var......
Ali: Bence de Naz.....Alfonso bu ralli forması ile kim bilir kaç yarış kazandı?
Tarık: Kazandığım tüm yarışların tarihleri forma üzerinde yazılı. Bak .....
Naz Bir Tarık’a , bir Ali’ye bir de elindeki formaya bakar....
Naz: Dün söylediğim gibi....Alfonsoluk İtalyadaydı.....Sen Türkiye de benim şoförümsün.....Bunu da eğer bir daha görürsem yakarım.
Tarık : Tamam.
Naz: Gelelim diğer konuya.
Tarık: Diğer konu mu? Sen portakal sıkarken ders planı mı yaptın?
Ali: Çok iyi ya! Çak!
Tarık çakar.....Naz her ikisine ters ters bakar.....
Naz: Tarık Tekelioğlu......Nerede?
Tarık: Yanlış kişiye soruyorsun. Ben nereden bileyim. Benimle değil, seninle mesajlaşıyor.
Naz: Peki o zaman bunu nasıl açıklıyorsun?
Naz cebinden Tarık Tekelioğlunun kendisine mesaj gönderdiği telefonu çıkartır ve Tarık’a gösterir.
Tarık ne diyeceğini bilemez. Bir Naz’a , bir de telefon’a bakar.
Naz: Belli ki senin yanına gelmiş. Yoksa telefonunun müştemilatta işi ne.
Tarık: Doğru ya işi ne......
Naz: Tekrar soruyorum nerede?
Tarık: Kim?
Naz: Tarık Tekelioğlu dedim ya....
Ali dayanamaz müdahale eder....
Ali: Arkadaşlar madem çalışmıyoruz ve de yarış pistine gitmiyoruz ben gideyim......Naz bu arada ben buradayken kimse gelmedi....
Naz: Peki.....O zaman gece geldi......
Tarık: Olabilir.....
Naz: Yani gece geldi ve telefonunu burada unuttu diyorsun ?
Tarık: Olabilir diyorum.....
Naz: Hiç tatmin edici değil Tarık....Senden bir açıklama bekliyorum hem de şimdi....
Ali: Hadi ben kaçtım.....Yarın sabah geliyor muyum.....?
Ne Tarık ne de Naz Ali’yi duymuştur. Birbirlerine bakıp kalmışlardır....
Ali: Neyse ben sonra ararım.....
Ali arabasına doğru yürür ve biner gider. Tarık arabanın sesine döner bakar......
Naz: Bak senin yüzünde gitti....Ayıp oldu çocuğa.....
Tarık anlamlı anlamlı Naz’a bakar ve arkasını dönüp müştemilat yoluna sapar....
Naz: Duuuuuur! Nereye gittiğini sanıyorsun? Durrrr diyorum sana....
Tarık son derece ciddi bir ifade ile saçları yürüyüş hızından savrula savrula müştemilata doğru yürür.....
Tarık ( içses1): Yeter artık Tarık doğruyu söyle ve kurtul......Daha ne kadar yalan söylemeyi düşünüyorsun?
Tarık(içses2): Sakın ha oğlum Tarık.....Doğruyu öğrenirse anında kovulursun....Naz’ı bir daha rüyanda göremezsin.
Tarık (içses1): Her zamanki gibi seni yanlış yönlendiriyor. Alfonso olduğunu öğrendiğinde tepkisi beklediğinden az olmadı mı?
Tarık(içses2): Az mı? Az kalsın seni İtalyaya gönderiyordu.....
Tarık: Yeteeeeeeeeeeeer!!!!!!!!
Tarık durur. Arkasına döner. Naz arkasında durmuş tepkisinden dolayı şaşkın ona bakmaktadır.
Naz: Tarık......İyi misin?
Tarık: Değilim......Şu an hiç iyi değilim....
Naz: Tamam.Sonra da konuşabiliriz......Nasılsa şu an burada değil......Telefon bende kalsın.....Onun gibi önemli bir şahız telefonsuz yapamaz herhalde.....Almaya gelince neler olduğunu öğrenirim nasıl olsa.....
Tarık ellerini sinirden yumruk yapar açar, yumruk yapar açar. Ama Naz bunu fark etmez.Tarık ısrarla cevap vermez.....
Naz: Sen en iyisi git yat. Spor sana yaramadı.....Tarık Tekelioğlu gelirse beni ararsın , ben de telefonu getiririm.....
Tarık cevap vermeden yoluna devam eder.....Naz da sırıtarak elindeki telefona bakar ve .....
Naz: Evet Tarık Tekelioğlu......Artık tanışmamız an meselesi.......

z_e_y_n_o
25-05-07, 07:30
(devamını da yazdım.umarım beğenirsiniz)

Birlikte eve doğru yola çıkarlar……………………………..



Naz ve tarık eve varırlar.

Arabada…

Tarık: eeee neymiş o müthiş planın?

Naz: anlatıyım…şimdi sen filizi arıyosun ve bizimle bodruma gelmesini istiyosun.

Tarık: filiz le ilgili bişey olduğu belliydi zaten

Naz: mutlaka onu bodruma gelmeye ikna ediyosun yoksa koskoca bodrum yolculuğunda tek başına olursun,arabayla birlikte….

Tarık: tamam tamam.filizi ikna edince ne olucak?ümit niye bunu kabul edicek yani?

Naz:sen orasını bana bırak

Tarık: yandık desene

Naz: espri yapmayı bırakta ara filizi

Tarık: tamam...

Tarık filizi arar

Filiz: efendim abi?

Tarık:filiz hiç itiraz istemem bizimle bodruma geliyosun

Filiz: ümitte geliyo mu?

Tarık: evet

Filiz: bu işi olmuş bil o zaman

Tarık: (filizin hemen kabul etmesinden dolayı şaşkındır) tamam

Filiz:ama bir sorun var.annemden nasıl izin alıcam?

Tarık: ağabeymle gidiyorum, o da yanımda olucak de.izin verir

Filiz: verir de kalkıp kendisi de bodrumlara gelirse hiç şaşmam

Tarık: o gelirse Hulusi bey de gelir.hulusi bey gelirse beni orda bulur.ve eğer bulursa sen ne yapar bilirsin.o yüzden belgin hanım cesaret edemez buna.sen onarlı ikna et işte.yolculuk saatini ben sana belli olunca söylerim

Filiz: tamam

Tarık: görüşürüz

Filiz: görüşürüz abi

Telefonlar kapatılır.

Naz: kabul ett mi?

Tarık: hem de hemen

Naz: niye bu kadar uzun konuştunuz o zaman?

Tarık: belgin hanımdan izin alabilir mi?onu konuştuk.ama sen merak etme alır.

Naz: tamam.o zaman planın ikinci aşamasına geçebiliriz

Tarık: hayır naz cım geçemeyiz

Naz: neden?

Tarık: çünkü ben planın ikinci aşamasını bilmiyorum

Naz: ümite gidip arabayı onun getirmesi karşılığında filizin de bizimle gelebileceğini söyliyeceğiz

Tarık: o da aynı filiz gibi atlıycak tabi

Naz: aynen öyle.aşk işte tarık….

Naz arabadan iner ve eve girer.arkasından torbaları iki seferde eve taşıdıktan sonra tarık ta girer.naz vahi ve Hatice nin yanındadır

Naz: eeeee baba hazırlandınız mı?

Vahi: merak etme kızım hazırlandık.yarın için yola çıkmaya hazırız

Naz: güzel

Naz tarığa yaklaşır ve sadece onun duyabileceği bi şekilde konuşur

Naz: tarık hadi sen babamın yanına git ve tatil için filizin de bizimle gelmesinde bi sakınca olup olmadığını sor.abisisin ya o yüzden gelmesini istiyomuş gibi konuş.

Tarık: naz sen böyle planlar kurar mıydın yoksa yeni yeni mi başladın?

Naz: hadi hadi.konuş babamla.sabahtan beri senin o uzuuun bodrum yolunda tek başına sıkıntıdan patlamaman için uğraşıyorum.sana da iyilik yaramıyo

Tarık: tamam tamam gidiyorum

Tarık vahinin yanına oturur

Tarık: vahi bey,sizden bişey isteyebilir miyim?

Vahi: tabii evladım söyle

Tarık: tatile filizin de bizimle gelmesinde bi sakınca var mı?tek başına burda sıkılmasını istemiyorum da.

Vahi: ne demek tarık tabi ki gelebilir.senin kardeşin benim de kızım sayılır

Hatice: yakında öyle olucak zaten havi

Vahi: nasıl

Hatice: bunlar bizim şamamayla evlenince diyorum,zaten kızın olucak.

Vahi: aman abla

Hatice:ablaya sitem etme vahi

Vahi: tamam ablacım etmiyorum sitem falan.hiç bişey demiyorum

Tarık onları öyle atışırken bırakıp nazın yanına gelir.

Tarık: tamam.vahi bey kabul etti

Naz: şimdi son kısma geldik.ben gidip ümitle konuşuyum.

Tarık: o da zaten en kolay kısmı olduğuna göre bu iş halledilmiş demektir.

Naz:yat kalk bana dua et.sayemde yine kurtuldun

Tarık: ben senin sayende başka neyden kurtuldum ki?

Naz: mesela…İtalya ya gitmekten

Tarık: naz sen iyi misin yoksa geçici bi hafıza kaynı mı yaşıyosun?aslı sen beni İtalya ya göndermek için can atmıyo muydun?

Naz: ama tam senin italyaya gitmenin gecesinde sana o kadar içirmeseydim.ertasi gün sen italyadaydın

Tarık: kabul ediyosun yani senin beni içirdiğini

Naz: (pot kırdığını anlamıştır) ben öyle mi dedim? Yanlış söylemişim “içmeseydik ertesi gün italyadaydın” diycektim.

Tarık: lafları çevirme konusunda sana madalya takmak lazım

Naz: tarık beni oyalamasana.daha planın son kısmını halledicem

Tarık: hadi hallet bakalım..ben müştemilattayım

Naz: tamam.haberi vermek için gelirim birazdan

Tarık: tamam

Tarık müştemilata naz ise yukarı ümitin odasına gider.naz kapıda durur ve önce kapıyı çalar

Naz: girebilir miyim ümit?

Ümit: geeel

Naz içeri girer ve yüzüne kocaman bir gülücük yerleştirir

Naz: nasılsın ümit?

Ümit: naz sen iyi misin?yoksa bena “nasılsın” mı dedin az önce?

Naz: nasılsın dedim.insan kardeşini merak edemez mi yani?

Ümit: ne istiyosun?

Naz: ne?

Ümit: hadi söyle naz.ne istiyosun? Bana böyle davrandığına göre kensin bişey istiyceksin

Naz: beni iyi tanımışsın ümitcim.madem açık konuşuyoruz ben de hemen söyleyim: tarığın yerine arabayı sen getiriceksin bodruma

Ümit: tarıkla ilgili olduğu belliydi zaten.ama hiç kusura bakma naz,güzelim uçak dururken arabayla gelem ben taaa bodruma

Naz: sen bilirsin.o zaman filize söyleyim de bizimle beraber bodruma gelmek için hazırlanmasın kız.

Naz kapıya doğru yürür bunları söylerken.tam kapı kolunu tutar

Ümit: filiz mi?o da mı geliyo?

Naz: eğer sen arabayla gelmeyi kabul etseydin geliyodu ama kabul etmediğine göre gelemiycek

Ümit: yok yok niye kabul etmeyim canım.hem ben uçaktan korkarım.binemem ki.ne güzel mis gibi arabayla gelirim ben.filizle beraber

Naz: o kadar değil.filiz bizimle beraber uçakla gelicek

Ümit: ama bu haksızlık.tarık ve sen birlikte uçakla gidiceksiniz ama filiz le beni ayırıyosunuz.

Naz: ümit saçmalama.hem orda aynı yerde olucaz hepimiz.ama illa filizin de seninle birlikte arabayla gelmesini istiyosan tarık la konuş…tabi buna cesaret edebilirsen……..

Naz gülümseyerek odadan çıkar

Ümit: ama bu haksızlık

Naz hemen müştemilata gelir.tarık bütün gün alışveriş yapıp torbaları taşımaktan yorulmuş ve uyuyakalmıştır.

Naz: (kapıdan girer girmez) tarık…(sonra tarığın uyuduğunu fark eder ve sesizce kendi kendine konuşur) ayyy uyumuş.tabi o kadar gezdik bu gün,bütün torbaları da o taşıdı,yorulmuş tabi.

Naz tarığın uyuduğu büyük koltukla sehpanın arasına oturur.ve tarığı izlemeye başlar

Naz: (tek eliyle tarığın yüzünü okşayarak) iyi ki buradasın tarık. hep yanımda oldun ve bei hiç bırakmadın.iyi ki karşıma çıkmışsın.sen olmasaydın ben kime aşık olurdum?sen benim hayatımda aşık olduğum tek kişisin ve hep te öyle kalıcaksın.biliyorum bana kızıyosun bazen yaptıklarım yüzünden ama inan isteyerek yapmıyorum hiç birini.insan ilk defa aşık olunca böyle oluyomuş herhalde,tutarsız,dengesiz,bir dediği bir dediğini tutmayan,…ama sen hiç beni bırakmadın.herşeye rağmen benimle kaldın.seni çok seviyorum tarık.

Naz tarığı yanağından öper

Naz: tatlı rüyalar

Ayağa kalkar ve tam gidecekken tarık kolundan tutup aşağıya çeker

Naz: tarık sen uyumuyo muydun?

Tarık: sen içeri girip “tarık” diye bağırana kadar uyuyodum

Naz: yani o andan itibaren uyanıktın

Tarık: evet

Naz başını yere eğer.az önce söylediklerinden dolayı utanmıştır ve yine kızarır

Tarık: (nazın yüzüne dokunarak) yine kızardın

Naz: hep senin yüzünden oluyo zaten bu

Tarık: hep te benim yüzümden olsun.başkası için yüzün hiç kızarmasın

Naz gülümseyerek tarığa bakar

Tarık: seni o kadar çok seviyorum ki.sen bana istersen işkence et asla bırakmam.bunları düşünme artık.kendini de suçlama.

Naz: sen çok iyisin tarık

Tarık: bu gün sana hiç bişey vermiş miydim?

Naz: ne?

Tarık: (gülümseyerek) mesela bi öpücük

Tarık yavaş yavaş naza yaklaşır ve dudaklarından öper.

Naz: teşekkür ederim

Tarık: öpücük için mi?

Naz: hayır.hep beni teselli ettiğin için.

Tarık: insan öpücük için de teşekkür eder.

Naz: her beni öptüğünde teşekkür ediceksem ohooo

Tarık: bıkmışız bakıyorum

Naz: şaka yaptın şaka.tamam,öpücük için de teşekkür ederim.minnettarlığımız karşılığını size nasıl öderim bilemiyorum.o yüzden ben de size bunu vermek istiyorum.

Naz da tarığa yaklaşır ve onu öper

Tarık: ben de teşekkür ederim naz hanım……………………….

hüsoerg
25-05-07, 20:28
part 7

deniz kenarına gelirler ve biraz yürürler

tarık-evet naz.....neymiş benim için endişelendiğin konu?
naz-tarık...bak bu akşam ümit seni aynayla konuşurken görmüş ve bi aniçin endişelenmiş.....sonra durumu halama anlatmış....ondan sonra benim yanıma gelip bana anlattı ve bende neler olduğunu şimdi anlıyorum....tamam tarık tekelioğlu hakkında bana bişey söyleme dedin ama ben......
tarık-evet naz....ama sen
naz-tarık bak mert varken ben seni mertle yarışıyosun sanıyodum hep.....ama değilmiş bende senin üzerine çok gelmiştim o zamanlar...ama şimdi anladım ki bu tarık tekelioğlu meselesi seni çok değiştirmiş...geçen gece bana herşeyi anlattın ama nedir sendeki bu değişikliğin sebebi tarık?
tarık-sen!
naz-ben mi?....neden ben?
tarık-naz çünkü tarık tekelioğlu hakkındaki herşeyi sana anlattım ama içimde hala kötü bir his var seninle ilgili.....naz açık konuşucam....bunu bilmeye hakkım var....ben mi tarık tekelioğlu mu?

naz birden şaşırır bu soru üstüne

naz-neeeeeee?
tarık-evet naz soruyu duydun....şimdi senden samimi bir cevap bekliyorum...lütfen içinden geçenleri söyle
naz-evet tarık sen gerçekleri anlatmadan önce tarık tekelioğlu'na karşı içimde birşey vardı ama tam olarak neydi çözememiştim....vicdan azabı mı yoksa başka bişey miydi bir türlü karar verememiştim.....ve biliyorum sana çok saçma gelicek ve diyeceksin hiç görmediğin, tanımadığın ve bulsan bir kaşık suda boğacağın adam hakkında nasıl böyle düşünürsün diyeceğini.....tarık tekelioğlu defteri açılmamak üzere kapandı artık tarık
tarık-(içses)olm tarık artık gerçeği açıklamanın zamanı geldi.....alfonso çok haklı en başından söylemeliydim tarık tekelioğlu olduğumu....ama şimdi söylicem ama söylersem naz beni bir daha hiç affetmez....olsun tarık ne kadar çabuk söylersen o kadar iyi senin için
naz-tarıkk....tarıkkkkkkk daldın yine ne düşünüyorsun...sorunun cevabını düşünüyorsan...sorunun cevabı sen tarık...sen tarık tekelioğlu defteri kapandı ve ben seni ne kadar çok üzdüğümü farkettim
tarık-naz....sana yaklaşık 11 aydur gizlediğim ve söyleyemediğim bişey var...biliyorum bu seni için bir hayal kırıklığı olucak ama artık söylemenin vakti geldi

naz gülümser ve tarık'ta son derece ciddidir

tarık-naz....ben....TARIK TEKELİOĞLU'YUM

naz gülümserken birden suratını asar bir süre tarık'a bakar ve sonra bayılır tarık'ın kollarına düşer

tarık-nazzz nazzzz....olum tarık....iyi mi yaptın kötü mü yaptın bilinmez ama gerçeği söyldedin yaaaaa.....bakalım naz ayıldıktan sonra ne dicek

naz bir süre sonra ayılır kendini tarık'ın kollarında bulur tarık'ta naz'a gülümsemektedir...naz son derece ciddi'dir

naz-tarık....tarık tekelioğlu...yani sen tarık tekelioğlusun....hahahahahahaha hiç güleceğim yoktu tarık
tarık-neeeeeee?
naz-yani tarık....kendini hep onun yerine koymaya çalışıyordun yaaaa....hayat'ta inanmam
tarık-ispatlayabilirim
naz-peki tarık....bana ehliyet ve kimlik göster tarık tekelioğlu olduğunu ispatlamış olursun

tarık hiç korkmadan cüzdanını çıkartır ve kimliğini naz'a verir ve naz kimliği birden yere düşürür ve

naz-aman allah'ım.....inanmıyorum

45.BÖLÜM SONU :sad53:

flower98
25-05-07, 22:49
Tarık ellerini sinirden yumruk yapar açar, yumruk yapar açar. Ama Naz bunu fark etmez.Tarık ısrarla cevap vermez.....
Naz: Sen en iyisi git yat. Spor sana yaramadı.....Tarık Tekelioğlu gelirse beni ararsın , ben de telefonu getiririm.....
Tarık cevap vermeden yoluna devam eder.....Naz da sırıtarak elindeki telefona bakar ve .....
Naz: Evet Tarık Tekelioğlu......Artık tanışmamız an meselesi.......
Part14
Tarık müştemilata varır. Hala çok sinirlidir. Odanın içinde volta atar gibi dolaşır.
Tarık(içses1): Doğruyu söyle Tarık. Artık gerçekler açıklansın.
Tarık(içsses2): Sakın , sakın böyle bir şey yapma......Kaybedersin. Hayatının en acı yenilgisi olur bu.
Tarık(içses1): Seni baban kılıklı içses seni. Daha iyi yönlerini alamadın mı babanın ?Aynı onun gibi yalancısın.
Tarık(içses2): Sen karışma. Ben gerektiğinde durum kurtarıyorum. Doğruları söylesin de görelim sonucu..Hah!
Tarık: Yeter! Yeter ya! İsterseniz ben çekileyim siz aranızda çözün meseleyi. İkinizin sesini de duymak istemiyorum.. Az kaldı gerçeklerin söylenmesine....Hem de çok az.
Tarık oda içersinde bir aşağıya, bir yukarıya yürümeyi sürdürür. Bu arada sesli düşünür.......
Tarık: Şimdi Filizi arasam ve ondan Tarık Tekelioğlu adına bir buluşma ayarlamasını istesem. Bu buluşmada Filiz ve Ümit de olsa. Sonra ben de gidip hiçbir şey olmamış gibi kendimi tanıştırsam........olur mu?........OLMAAAAAAAZ!!!!! Naz buluştuğumuz yeri yıkar , masraf babama gider , o da bir kat daha kinlenir bana........
Birkaç tur daha atar.
Tarık: Peki......Onun yerine odasına gitsem. Naz seninle bir özelimi paylaşmaya geldim desem ve bana çok yakın birine içinden çıkılması neredeyse imkansız hale gelen bir yalan söyledim desem. Sonra ondan tavsiye alsam durumu düzeltmek için....Olur mu.....?.....OLMAAAAZ.....Ya beni dinlemez, ya da özelim dediğim anda Sofia dan bahsetmeye başlar.....
Tarık kanepeye oturup ellerini ensesinde birleştirip sesli düşünmeye devam eder......
Tarık: Tamam o zaman gidip Netice hala, Ümit ve Vahi bey’i bir araya toplayayım ve gerçeği önce onlara söyleyeyim......Olur mu?.........Tabi ki OLMAAAAZ.....Tam Vahi bey beni bağrına basacakken Ümit olmayacak bir espri yapar, Vahi bey sinirini benden çıkarmaya çalışırken Netice hala da Vahi beye sardırır ve Naz gürültüye gelip gerçeği öyle bir karışıklıkta öğrenir......
Tarık yine ayağa kalkar. Televizyonu açar ve elinde kumanda kanalları tarar........
Tarık: Şuraya bak.....Yerli yabancı onca kanal var....Ben yalan söyledim dönemiyorum kanalı yok.....
Tarık birden televizyona kitlenir.....Yerli kanallardan birinde bir tartışma programı vardır....
Televizyonun sesini açar......
Televizyondaki kız: Ben bu adamdan şikayetçiyim Gönül hanım. Tanıştığımız günden beri bana yalan söyledi ve hala da söylüyor........
Tarık: Aha! Tam aradığım program.
Televizyondaki kız: Yazık değil mi bana..Ne hakkı vardı duygularımla oynamaya.....
Gönül: Yalanlar dediniz.....Nasıl yalanlar söyledi size?
Televizyondaki kız: Her türlü......Kendi kimliği.....Ailesi......Geçmişi......Mesleği.....G özümün içine baka baka beni kandırdı....Aylarca da bekletti aşkını itiraf edinceye kadar.....Anlıyor musunuz?
Gönül: Evet.
Tarık: Vay be.....Dünyada ne adamlar var.....Oğlum Tarık ,onlardan biri de sensin.....
Tekrar televizyona kulak kabartır......
Gönül: Gördüğünüz gibi sayın seyirciler......Ahmet Aykan , Gül isimli bu bayanı yalanları ile tam on ay kandırmış ve gururuyla oynamıştır. Sizin bu konudaki görüşlerinizi almadan önce, ekranlarından bizleri izleyenlere telefon numaramızı hatırlatalım........0 216 343 43 43 .....Evet bizlere ekranlarınızın karşısından da katılabilirsiniz.
Tarık: Güzel programmış valla....Sorunları çözüyorlar demek....Adam da bir şey olmamış gibi sırıtarak oturuyor yerinde....Helal olsun.....Naz olsaydı orada atlamıştı adamın üstüne......
İzleyici 1: Böyle insanlar toplumun değerlerini hiçe sayıyor.....!!!!!!
İzleyici 2: Evet.....Katılıyorum....Bunları toplum yaşantısından uzaklaştırmak lazım.....
İzleyici 3: Tüüüüüü sana, senin gibi adama yazıklar olsun.....
Tüm izleyiciler: Yuuuuuuuuh......Yuuuuuhhhhhhhhh!!!!!!!
Tarık: Hoppala.....Belki adamın sebepleri var....Neydi numarası programın?
Tarık üst üste numarayı çevirir. Yarım saat sonra numara düşer......
Tarık: Alo! İyi günler......
Gönül: İyi günler .......Adınız neydi?
Tarık: Şeyyy ben adımı vermesem olmaz mı?
Gönül: Peki.Yorumunuz nedir beyefendi?
Tarık: Ben izleyicilere katılmıyorum..Belki kendisine göre sebepleri vardı.....Kim bu kadar yalanı isteyerek söyler ki......Ona da hak vermek lazım. Çok tepki gösteriyorsunuz....
Gül: Ne sebebi olursa olsun...... On ay......On koca ay......Ben nasıl güvenebilirim ki ona bu aşamadan sonra.....
Tarık: Haklısınız ....Güven duygusu bir kez yitirildi mi , kolayca yeniden gelişmez.....Ama bir şans daha verebilirsiniz kendisine....Bu kadar acımasız olmaya hakkınız yok demek istiyorum......
Gönül: İsimsiz izleyicimize teşekkür ediyorum....Bir başka izleyiciye bağlanıyoruz...İyi günler.Siz adınızı bizimle paylaşacak mısınız?
Naz: Tabi.....Ben o bey gibi değilim..Adım Naz Özkul. İstanbul dan arıyorum.
Tarık: Ne?????
Naz: Evet arkadaşımız adını vermedi ama bir sürü saçma şey söyledi....
Tarık: Ne???
Naz: Bana on ay yalan söyleyecek, ben de ona bir şans daha vereceğim.... Zor kardeşim zor.....On ay bu.....On ay.....On saat bile sürse ben bahane mahane dinlemem.....
Seyirciler Naz ‘ın sözlerini alkışlar.......
Gönül: Naz hanım siz de çok katıymışsınız.....
Naz: Katı değil, dürüstüm.....Yazık değil mi Gül’e....Belki o adamı çok sevdi..Koskoca bir yalanı sevmiş meğerse.....Ben olsam bir daha yüzüne bile bakmazdım.....
Gönül: Bir de Gül hanıma soralım. Naz hanım bir daha yüzüne bakmazdım diyor......Siz ne dersiniz.
Gül: Naz hanım. Siz hiç gerçekten aşık oldunuz mu? Aşkınız için kendi prensiplerinizi çiğnediniz mi.......?
Dııt dııt dıııııt dıııııııııt......
Tarık: Kapadı.
Gönül: Hat düştü sanırım....Başka yorum yapmak isteyen var mı?
Tarık: Hat düşmedi.....Kapadı.
Tarık televizyonu kapatır.........
Tarık: Ne oldu şimdi......Kafam daha çok karıştı.....Demek şans vermezsin.........Peki o zaman aynen devam......
Tarık telefonunu eline alır.
Tarık: Alo Filiz?
Filiz: Abi? Nasıl gidiyor....?
Tarık: Gidiyor mu görecez bu akşam. Senden bir şey isteyeceğim.
Filiz: Ne?
Tarık: Bana verdiğin telefonun hattını kapatmanı istiyorum.
Filiz: Neden ki?
Tarık: Çünkü telefon Naz’ın eline geçti.
Filiz: Yapma ya? Eeeee nasıl açıkladın durumu.....?
Tarık: Açıklamadım......Bir şey söylemedim.
Filiz: Ve de Naz peşini bıraktı ha.....?
Tarık: Bıraktı sayılmaz........Tarık Tekelioğlunun gelip telefonunu alacağını umuyor.....
Filiz: Ama o telefonu almak yerine hattını kapatıyor.....Abi! Naz delirir yine...Gelip bankayı basmasın.....
Tarık: Merak etme. Ancak müştemilatı basar o.....Ben başımın çaresine bakarım.....
Filiz: Ya abi....Bitir artık bu oyunu.....çok uzamadı mı.....?Belki düşündüğün kadar sorun etmez.....
Tarık: Televizyondaki ses tonuna bakılırsa , asla affetmez.
Filiz: Ne televizyonu.....
Tarık: Boş ver....Ben de hala inanamıyorum duyduklarıma....Acayip bir tesadüf işte....Neyse....
Filiz: Abi yine karıştırdın kafamı.....
Tarık: Filiz dediğimi unutma. Hemen kapat hattı....Hadi görüşürüz....
Filiz: Tamam abi.Annemi aramayı unutma.
Tarık : Tamam...
Birkaç saat sonra....Naz telaşlı ve sinirli müştemilata gelir.....
Naz: Tarık.....Kalk gidiyoruz......
Tarık: Hayırdır.....Nereye?
Naz: Tekbank ‘ a......
Tarık: Neden?
Naz: Bu telefonu Tarık Tekelioğlunun kafasında parçalayacağım da ondan......
Tarık: Bak sabah sen spor yapmadın ya......Seni çok stresli görüyorum.
Naz. Tarıııık! Ben telefonunu almaya geleceğini beklerken.....Hattını iptal ediyor beyefendi.....
Tarık: Demek öyle.....Artık sende peşini bırak onun.....
Naz: Peşini bırak mı? Yani ben onun peşindeyim..Ben?
Tarık: Yani lafın gelişi.....Bir daha buluşma teklifini kabul etme demek istedim.....
Naz: Bana akıl fikir vereceğine hazırlan.......
Tarık: Bankaya gidiyoruz yani....
Naz: Evet.
Tarık: Ama o zaten bankaya dönsün diye uğraşıyor ya Hulusi bey..
Naz: Doğru ya. O zaman evine gideriz.....
Tarık: Oraya da uğramıyor aylardır.....
Naz: Offf ya offffff!!!!!!
Naz elindeki telefonu yere atar ve üzerine basarak parçalar.
Tarık: Ben seni en iyisi mi köfte yemeğe götüreyim. Ben giyinirken sen de televizyon seyret.
Naz’a televizyonu açar. Haber bülteni vardır.
Naz: İnanmıyoruuuuuuum!!!!
Tarık: Ne oldu........?
Naz: Ben bugün bu programı izledim. Hatta katıldım......Şu kız ......Adamı vurmuş.......
Tarık: Ne?!!!!!!!

z_e_y_n_o
26-05-07, 12:42
Akşam yemeğinde…

Vahi: her şey hazır kızım.biletleri de aldım

Naz: sağol baba

Naz bir yandan da ümiti sürekli dürtükleyip “hadi söyle” diye zorlamaktadır.ümitte umursamaz bir ifadeyle “ya tamam söyleriz.bekle biraz” demektedir.

Vahi: ama uçakta sadece 4 kişilik yer kalmış.artık filiz de tarıkla beraber arabayla gelir

Ümit o anda lafa girer

Ümit: baba tarık uçakla gelicek ben arabayı getiricem

Vahi: o nerden çıktı şimdi?

Ümit: mis gibi araba dururken ne o öyle yeni moda uçak?ben sevmem öyle şeyleri gelirim arabamla sakin sakin, (gülümseyerek) filizle beraber…

Vahi:olmaz.seni filiz le aynı arabada getirtmem koskoca bodrum yolculuğunda

Ümit: (hayal kırıklığıyla) niye?

Vahi: kız bize emanet.bişey falan olur Allah korusun…olmaz.tarık evladım senin yerine filiz uçakla gelse sen de ümitle beraber arabayla gelsen sorun olmaz değil mi?

Tarık: (çaresizlik içinde naza bakar ve yapacak bişey yok der gibi içini çekip) yok vahi bey sorun olmaz.ben ümit le beraber arabayla gelirim.

Naz da yüzünü asmıştır.

Ümit: ya bana ne…ben filizle beraber gidicem bodruma.eğer o uçakla giderse ben de uçakla gelirim.hem uçağı ben kullanmadığım için sorun da olmaz

Vahi: yer yok oğlum

Ümit: (naz ve tarığın gözlerinin parlamasına yol açan bi cevap verir) o zaman naz alfonsoyla beraber arabayla gelsin.hem ona çok güveniyosun

Vahi: naz kabul eder mi uçak dururken arabayla gelmeyi koskoca bodrum yolunda …

Naz: (birden lafa atlar) yok baba ben arabayla giderim. (sonra çok istekli göründüğünü ve herkesin şaşırarak kendisine baktığını görünce) yani yazık ümite filizinden ayrılmasın.ben giderim arabayla sorun olmaz.

Vahi: peki kızım.o zaman sen ve tarık arabayla geliyosunuz,biz de uçakla gidiyoruz

Hatice: bravo vahi,olayı çok güzel özetledin.bak bu yönün bana çekmiş.aferin aferin…

Vahi: sağol abla…bizim uçağımız yarın sabah kalkıyo.siz de biz gidince hemen yola çıkarsınız orda buluşuruz.

Naz: tamam babacım

…………….

Sabah olur.naz ve tarık vahileri uğurlamaktadır

Vahi: hadi çocuklar siz de çok gecikmeden çıkın yola.çok bekletmeyin bizi bodrumda.

Naz: merak etme baba.benim bikaç parça eşyam kaldı.onları da hazırlayım çıkacağız bizde

Vahi: tarık evladım,naz sana emanet. dikkatli kullan.yavaş yavaş gelin acele etmenize gerek yok

Tarık: siz hiç merak etmeyin vahi bey.gözünüz arkada kalmasın.naz hanım bana emanet

Vahi: hadi orda görüşürüz.

Vahi naza ve tarığa sarılıp taksiye biner

Hatice: çok bekletme beni karaip korsanım.özletmeden gel

Tarık: (gülümseyerek) tamam halacım

Hatice: hadi koşçakalın

Hatice de arabaya biner

Ümit: e hadi hoşçakalın o zaman.filizi havaalanında bekletmeyelim.görüşürüz

Ümitte bindikten sonra taksi gider

Tarık: eveeet şu bikaç parçacık eşyanı da ayarlasan da biz de yola çıksak

Naz: sabırsızlanıyosun bakıyorum bodruma gitmek için.istiyosan sen de uçakla gitseydin,ben ümitle falan giderdim arabayla

Tarık: (naza yaklaşır) seninle birlikte yolculuk yapma fırsatını asla kaçırmam.

Naz: (utanıp lafı değiştirir) e hadi sen benim hazır olan valizlerimi arabaya taşı ben de kalanları hazırlayım

Tarık: tamam

Birlikte eve girerler.

Tarık: (içses) oğlum tarık eminim bu kız odanın yarısını valizlerle doldurmuştur şimdi.görünce hiç şaşırma.naz bu her şeyi yapabilir

Odaya girerler.tarık kapıda bekler ve içeriye bakar

Naz: girsene tarık

Tarık: naz içeri girmem için baya akrobatik hareketler yapmam gerekiyo da dedim en iyisi kapıda bekleyim.

Naz: ne?

Tarık: naz biz tatile gidiyoruz.taşınmıyoruz yani.her yer valiz kaynıyo şuraya bak.

Naz: hiç mızmızlanma da götür hadi

Tarık hiç kıpırdamadan valizlere bakmaktadır

Naz: tarık,tarık diyorum

Tarık: ne oldu?

Naz: ne düşünüyosun öyle?

Tarık: acaba bu valizlerin içindekilerin ne kadarı gereksizdir diye düşünüyodum.

Naz: aman çok komiksin.hiç biri gereksiz değil tarıkcım hepsini orda kullanıcam

Tarık: tamam.ama başka hazırlamana hiç gerek yok naz.bunlar sana fazlasıyla yeter.

Naz: olmaz.hazırlamam lazım.hem bak daha yeni aldığım eteği de koymadım

Tarık nazın elinde salladığı ve geçen gün büyük uğraş vermesine rağmen nazın almasını engelleyemediği eteğe bakar.

Tarık: hala onu tatilde giymeyi mi düşünüyosun sen?

Naz: evet.boş yere mi aldım yani?

Tarık: o eteği giymeni istemiyorum naz

Naz: hayır tarık ben giymek istiyorum

Tarık: (içses) ben de tarıksam sana o eteği giydirmem

Tarık: neyse boşver.naz dün sopia bana mesaj attı biliyo musun?

Naz: ne?sopia mı?

Tarık: evet.

Naz: ne yazmış?çabuk söyle

Tarık: söyleyemem valla özel.telefonumda hala duruyo mesaj,müştemilatta…

Tarık: (içses) şimdi bir bahaneyle aşağı inip müştemilata gidiceksin

Naz: (içses)ben de nazsam o mesajı okurum tarık

Naz: ııııııı…ben çok susadım.aşağı inip su içiyim

Tarık: tamam

Naz: sen de ister misin?

Tarık: yok sağol

Naz: sen bilirsin

Naz odadan çıkar çıkmaz koşarak müştemilata gider

Tarık: tam tahmin ettiğim gibi..eveeeet nerde bu?

Naz müştemilata varmış ve tarığın telefonunu bulmuştur.

Naz: hıh işte burda telefon.bakalım sopia hanımefendi neler demiş…

Naz mesajlara bakar

Naz: ama burda sopia dan bi meaj yok.beni boş yere mi getirtti müştemilata kadar???...yoksa……….

Naz hemen müştemilattan çıkıp odasına doğru koşar.odaya geldiğinde tahmin ettği şey gerçekleşmiştir

Naz: tarık sana inanmıyorum

Tarık: ben sana o eteği giyemezsin demiştim

Naz: (yatağında duran etek parçalarını eline alıp bakarak) param parça etmişsin

Tarık: biraz öyle oldu

Naz: demenk giyemeyim diye benim eteğimi kesersin ha?? Sen şimdi görürsün

Naz komidinde duran makası alır

Naz: ben de senin o çok bayıldığın saçlarını kesiyim de gör

Tarık: naz saçmalama

Naz: valla hiç te saçmalamıyorum.intikam istiyorum intikam

Naz elindeki makası açıp kapatarak tarığa doğru yaklaşır.

Tarık: naz delirdin mi?

Naz: senin eteğimi parça parça ettiğini görene kadar gayet iyiydim
Tarık

Tarık nazın bileğinden tutar.ve ikisi birden yerdeki valizlere takılıp yatağa düşerler.tarık nazın boşluğundan yararlanıp makası elinden alır

Tarık: (makası alırken) ver bakalım şunu bana.hem sen bilmiyo musun,kesici aletlerle oynamak çok tehlikelidir

Naz: bana söyleyene bak az önce eteğimi param parça ettin

Tarık: o etek,bu saç…

Naz: aynısından alamam mı sanki?

Tarık: alamazsın nazcım.çünkü bu gün Pazar,her yer kapalı

Naz: sen çok kötüsün tarık

Tarık: hayır sadece çok kıskancım

Naz tarığın bu sözüne gülümser

Naz: biliyo musun,hayatımda ilk defa birisi kıyafetlerime karışıyo

Tarık: rahatsın mı oldun?

Naz: hayır.aksine hoşuma gitti

Tarık: o zaman buna alışsan iyi olur.çünkü bundan sonra öyle her istediğin şeyi giyemezsin nazcım.hele de o boylarda bi etek asla

Naz: tamam

Tarık: kabul ediyosun yani

Naz: evet

Tarık: hah söyle.söz dinle biraz,uslu ol

Naz: tarııııkk

Tarık: hemen de kızar

Naz: tarık ben şu kalan eşyalarımı da hazırlayım da gidelim biran önce.babamları fazla bekletmeyelim

Tarık: haklısın.ben de indire duruyum şu valizleri

Naz: tamam

Tarık bütün valizleri indirir ve tekrar yukarı çıkar.çok yorulmuştur

Tarık: naz valizler bitti sen hala hazırlayamadın mı kalan eşyalarını?

Naz: tamam iki valiz yaptım.hadi bunları da götürebiirsin

Tarık: götürebilirsin demesi kolay.belim koptu.ne koydun Allah aşkına bunların içine?

Naz: hiiiiç ne olacak…kıyafet

Naz tarığın gerçekten yorgun göründüünü fark ederek

Naz: tarık bunları ben indiririm istersen hadi sen aşağı in

Tarık: yok yok.zaten son iki tane kalmış ben indiririm

Naz: sen yorulduysan gerçekten ben indirebilrim

Tarık: gerek yok naz.şimdi sen de yorulma

Naz: o zaman birini sen götür.öbürünü de ben…

Tarık: tamam.

Birlikte son valizleri de arabaya yerleştirirler

Naz: sen kendi eşyalarını da koydun mu?

Tarık: evet.ben seninkilerden önce koymuştum

Naz: tarık çok mu yoruldun?

Tarık: biraz

Naz: seni yorduğum için özür dilerim

Naz tarığı yanağından öper

Tarık: bu öpücük her şeyi affettirir

Naz : (gülümseyerek) hadi gidelim o zaman

Tarık: gidelim

Ve tarıkla naz bodruma doğru yola çıkarlar

……………………………………………………………….

tarik_naz
26-05-07, 17:29
Naz: Bak hasta olursan bu sefer çorba yapmam haberin olsun.
Tarık: o zaman ben gidip hemen üzerimi değiştireyim. Yalnız sen de ıslandın.
Naz: (gülerek) belki ben de hasta olup çorba içmeyi özlemişimdir.
Tarık: kim yapacak çorbayı?
Naz: artık kimin yüzünden hasta olduysam…

Tarık eve gidiyordur ama hulusi’nin de geleceğinden haberi yoktur. Hulusi ve Sadri vahilere önce gelir.

Hulusi: sen kapıda bekle Sadri
Sadri: neden?
Hulusi: neden olacak, belki bizim zibidi oğlan naz’la buluşmaya falan gelir. sen de tarık gelince direk bana söyleyeceksin diye
Sadri: iyi de beni görünce, sizin de burada olduğunuzu düşünmez mi?
Hulusi: sen de o seni görmeden bana haber verirsin Sadri.

Hulusi arkasını dönüp kapıyı çalar. Kapıyı vahi açar.

Hulusi: ooo vahicim nasılsın, iyi misin?
Vahi: hulusi?
Hulusi: dedim ne zamandır uğramadım size, bi gidip uğrayayım, halini hatrını sorayım dedim.
Vahi: iyi yapmışsın, girsene içeri.

Hulusi içeri girerken Sadri’ye dönüp

Hulusi: unutma tarık gelince hemen bana söylüyosun.
Sadri: tamam.

Hulusi içeri girer girmez, Tarık eve gelir, hulusinin arabasının arkasına park eder arabayı.

Tarık: Sadri.
Sadri: oğlum hemen git buradan
Tarık: babam mı?
Sadri: evet şimdi geldi.
Tarık: gel benimle.

Tarık ve Sadri müştemilata doğru giderler. Tarık aceleyle kıyafetlerini giyer. Dışarda bekleyen sadri’ye.

Tarık: bi bahaneyle babamı, kapının önüne çıkartmalısın oğlum.
Sadri: neden?
Tarık: benim eve girmem lazım.
Sadri: iyi de nasıl çıkartacam.
Tarık: babam seni kapı önüne niye dikti.
Sadri: seni görünce … anladımmm tamam.
Tarık: çıkartacağın zaman önce beni çaldır, ben arka kapıdan girerim içeri.
Sadri: tamam.

Sadri ön kapıya gider. Tarık da bahçeye açılan kapının tarafına görünmemek için saklana saklana gider.

Sadri tarık’ı çaldırır ve tarık tetikte bekler. Çaktırmadan da camdan bakar.

Sadri: hulusi amca tarıkk..
Hulusi: neee?
Vahi: bizim tarık mı?
Hulusi: yok bizim tarık.

Hulusi aceleyle dışarı koşar, vahi de şoför tarık’ın geldiğini düşünür ve o da telaşla dışarı çıkar, netice içerde kalır. Babasının çıktığını görün tarık hemen kapıyı açar ve koşarak yukarı çıkar.

Netice: ne oluyo yaa, hangi tarık geldi anlamadım valla.

Hulusi: Sadri hani tarık
Sadri: tühh o değilmiş. Yanlış görmüşüm demek.
Vahi: ohh
Hulusi: o zaman gözünü dört aç Sadri, bi daha yanlış görme.

Vahi ve hulusi içeri girer. Tarık da naz’ın odasına girip biraz bakındıktan sonra koltuğun üzerinde gördüğü naz’ın hırkasını hızlıca alıp aşağı inecekken merdivenin son basamağında babasının içerde olduğunu görür. Ve hemen yere çömelip yavaş yavaş tekrar yukarı çıkar.

Tarık (sessizce) ne yaptın sadri, babam hala içerde.
Sadri: valla elimden geleni yaptım.
Tarık: ne yapacam ben şimdi. Yaktın beni oğlum.
Sadri: elimden bu kadar geldi tarık. Bi daha çıkarayım mı dışarı?
Tarık: babam bi daha çıkmaz. Bekle ben seni birazdan ararım.

Tarık, naz’ın odasına tekrar girer. Odanın içinde ne yapacağını, dört dolanarak düşünür. Ve birden gözüne pencere takılır.

Tarık: Sadri, havuz tarafına gel.

Tarık, naz’ın odasından, naz’ın daha önce oturup hüzünlendiği yere çıkar.

Tarık: ah baba ah, bu iki olacak. yakında senin yüzünden sağlam ayağım kalmayacak.

Tarık atlayacağı yere bakar. Biraz da korkar.

Tarık: o kadar da yüksek değilmiş yaa, hem yerler de beton değil.

Sadri gelir.

Sadri: oğlum ne yapıyosun sen, manyak mısın?
Tarık: susssss. Sessiz ol.
Sadri: (sessizce) manyak mısın?
Tarık: tut şunu

Naz’ın hırkasını atar, hırka tam da sadri’nin suratına gelir. Tarık tam atlayacakken birden durur.

Tarık: (sessizce) Sadri, müştemilattan kanepenin yastıklarını getirsene?
Sadri: tarık, saçmalama, bi yerini kıracaksın, ben babanı kandırırım o zaman çıkarsın.
Tarık: onun için artık çok geç, hadi çabuk getir.

Sadri müştemilata gidip, 2-3 tane yastığı kucaklayıp tarık’ın atlayacağı yere koyar.

Sadri: (yastıkları koyarken) ya ne gerek vardı yastıklara ben tutardım seni?
Tarık: tut o zaman (atlayacakmış gibi yapar)
Sadri: (korkuyla) dur dur dur şaka yaptım canım.
Tarık: o zaman ordan çekil de şakan gerçek olmasın.

Sadri bir iki adım geri çekilir. Tarık da önce oturur, ayaklarını sarkıtır ve gözlerini kapatıp, yastıkların olduğu yere doğru yavaş çekimde atlar.

Sadri: oh bee, bişeyin var mı?
Tarık: hırka nerde?

Tarık hırkayı alır ve hızla uzaklaşır. Hiç bişey olmamıştır Tarık’a

Sadri: bişey değil. görevim.

Sadri yerden yastıkları toplarken, tarık da arabaya binip ordan uzaklaşır.

Tarık hırkayı alınca saatin 3 olmasını beklemeden okulun önüne gelir. Ama naz elinde çello ayakta dikilmektedir. Tarık arabayı durdurur ve hemen iner ve naz’ın yanına gider.

Tarık: erken çıkmışsın
Naz: evet hoca erken bıraktı.
Tarık: neden aramadın?

Naz gülümser

Naz: bilmem, belki geleceğini bildiğim içindir.

Tarık da gülümser ve naz’ın elinde çelloyu alır, naz arabaya binmek için gider, Tarık çelloyu arabaya yaslar ve naz’ın kapısını açıp arka koltuktan naz’ın hırkasını çıkarıp, giymesi için naz’a uzatır.

Tarık: netice hala yolladı

Naz’ın üzerinde zaten ince bir kıyafet vardı yağmurun ıslaklığı biraz da olsa duruyodur. Tarık’a inanmamış bir ifadeyle bakıp;

Naz: yaaa

Der ve Naz hırkayı giyip arabaya biner. Tarık da çelloyu koyup o da arabaya biner. Daha arabayı çalıştırmadan;

Naz: demek halam yolladı hırkayı.
Tarık: evet
Naz: neden?
Tarık: sabah biraz halsizdiniz ya, üzerinize bişey almadığınızı görmüş, beni görünce de bunu yolladı size?
Naz: atma
Tarık: ne?
Naz: aceleyle eve gidip, buraya geldiğin belli, üzerindeki kıyafetler bile dünki kıyafetler. Ne ara eve girip hırka almaya fırsatın oldu ki?

Tarık dikiz aynasından yalancılığı ortaya çıkmış gibi bakar.

Tarık: senden de bişey kaçmıyo.
Naz: hadi eve girdin diyelim nasıl aldın hırka mı? Ne hakla giriyosun odama ben yokken?
Tarık: (gülümser) nasıl yani anlamadım.
Naz: nasıl aldın diyorum? Gerisini boşver.
Tarık: valla hulusi amca’ya görünmeyim diye, baya zorlanarak aldım.
Naz: hulusi amca bizim evde mi?
Tarık: evet
Naz: onu göze alarak, taa benim odama çıkabildin demek? Hayatını tehlikeye atmışsın valla.
Tarık: biraz öyle oldu.
Naz: şimdi bu hırkayı çıkartsam kesin “boşu boşuna hayatımı tehlikeye attım “dersin di mi?
Tarık: hayır, “iyi ki hayatımı tehlikeye atmışım, getirdiğime deydi” derim.
Naz: tamam işte aynı şey, çıkartırsam demek ki “boşu boşuna hayatımı tehlikeye attım” diyecektin.
Tarık: hayır, eğer çıkartırsan, “patronum kendisine yapılan iyiliğin boşu boşuna yapılmamasını istediğini” düşünürdüm.

Naz bu sözün üzerine hırkayı çıkartır.

Naz: madem öyle çıkartırım o zaman.
Tarık: ama ben boşu boşuna yapmadım ki.
Naz: ben de o dediğini istemedim ki?
Tarık: ne istedin peki?
Naz: doğruyu söylemeni
Tarık: şunu daha önceden söyleseydin ya
Naz: ne yapayım sen de en başından doğruyu söylemiyosun.

Tarık dikiz aynasından naz’a güler.

Naz: bak hala söylemiyosun.
Tarık: siz üşümeyin diye getirdim.
Naz: hah işte şöyle, açık ol benimle.

Tarık arabayı çalıştırır ve giderken.

Tarık : (sessizce) bi de çorba yapmak zorunda kalmayım diye.
Naz: ne dedin?
Tarık: yok bir şey
Naz: var bir şey
Tarık: şeyy nereye gidiyoduk.
Naz: çorba diyoduk. Duymadım sanma
Tarık: peki tamam, çorba yapmasını bilmediğimden, sana çorba yapıp rezil olmak istemememin de etkisi var bunda.
Naz: ben de yapmasını bilmiyodum ama yaptım.
Tarık: ama belkıs hanım öğretti sana. Bana kim öğretecek.
Naz: hasta hasta ben öğretecek değilim heralde.
Tarık: berrak’ın yokluğunu arayacam desene?
Naz: yaa tabi, o öğretirdi sana, hatta çorbanın tuzunu da senin elini tutup beraber koyardınız. “Ayarı şu kadar olacak“ diye.
Tarık: ama neyse ki hasta değilsin.
Naz: aman neyseki.
Tarık: ama hala o hırkayı giymeme konusunda ısrarcıysan, şimdiden söyleyim çorba falan yapmam.

Naz dikiz aynasına ters ters bakıp hırkayı giyerken, birden gülmeye başlar.

Tarık: ne oldu?
Naz: ilk çorba yapışım aklıma geldi, biran senin de ilk çorba yapacağın günü düşününce tutamadım kendimi.
Tarık: bu kadar komik miydin?

Naz’ın gülümsemesi birden sinire dönüşür.

tarik_naz
26-05-07, 20:07
O sırada naz’ın telefonu çalar. Arayan hulusi’dir. Ama naz açmaz telefonu

Tarık: neden açmıyosun?
Naz: boşver.
Tarık: arayan kim?
Naz: hulusi amca.
Tarık: ayıp olmasın
Naz: asıl onun bana yaptığı ayıp. Bana oğlunu melek gibi gösterip, beni oyuna getirsin, ben telefonu açmayınca ayıp olmasın.
Tarık: haklısın. Belki önemli bişey diyecektir, özür dileyecektir.
Naz: biliyorum, açmadığıma göre özrünü de kabul etmiyorum. Hulusi amca sen çıkarken bizdeydi di mi?
Tarık: evet
Naz: o zaman hemen eve gitmeyelim yaa. Onunla yüzleşmek istemiyorum.
Tarık: nereye gidelim o zaman.
Naz: offf, bilmem.
Tarık: yemek yedin mi?
Naz: canım istemiyo
Tarık: sinemaya gidelim mi? Aşkının yeni filmi çıkmış.
Naz: ne aşkı, kimin aşkı?
Tarık: jonny diyorum. En büyük aşkınızdı ya.
Naz: hıımmm, yok, zaten yeni yeni moralim yerine geliyo, o karalık sinema salonuna girmek istemiyorum. En iyisi sahile gidelim, temiz deniz havası
Tarık: (alaycı ifadeyle) mis gibi erguvan kokusu
Naz: (gülerek) merak etme oraya gitmeyecez, deniz kenarı bi yer dedim.
Tarık: anladım.

Naz güler.

Naz: hiç güleceğim yoktu alemsin tarık
Tarık: ya öyleyimdir. O erguvanların kokusunu öyle bi içime çektim ki hayatta unutamam.

Naz gülerken tarık dışarıda bişey görür ve aniden arabayı durdurur.

Naz: ne oldu?

Tarık arkaya dönüp,

Tarık: pamuk helva sever misin?
Naz: ne diyosun bayılırım. Uzun zamandır yememiştim.
Tarık: iyi o zaman.

Tarık arabayı sağa yanaştırıp, iner ve yolun karşısında pamuk helva satan kişinin yanına gidip, 2 tane pamuk helva alır. Ama naz birden arabadan inip, tarık’a bağırır.

Naz: (eliyle işaret parmağını gösterip) bir tane daha alll.
Tarık: tamam.

--

Tarık ve naz sahile gelmişlerdir. Ve ellerinde pamuk helva yiyerek yürürler.

Tarık: bu kadar çok sevdiğini bilmiyordum?
Naz: neyi?
Tarık: pamuk helvayı diyorum, araba da hemen yedin bir tanesini.
Naz: evet çok severim.
Tarık: söyleseydin bu kadar çok sevdiğini daha önceden alırdım.
Naz: neleri sevdiğimi hemen söyleyecek değilim heralde.
Tarık: doğru, ilk geldiğim zamanlarda dürümü, bi kaç ay önce de çay-simiti çok sevdiğini söylemiştin.

Naz ters ters tarık’a bakar.

Naz: bana diyeceğine sen kendine bak. Ben de senin sadece mücveri sevdiğini biliyorum.
Tarık: ben de neleri sevdiğimi hemen söylemem.
Naz: 10 aydır belli zaten.
Tarık: ne?
Naz: oturalım mı şuraya?
Tarık: tamam

Naz sahildeki banka oturur.

Naz: ne kadar garip di mi?
Tarık: garip olan ne?
Naz: sen de hulusi amca’dan kaçıyosun, Tarık Tekelioğlu da. hadi seni biliyorum, aranız bi şekilde bozuk. Ama oğluna neden bu kadar kızgın onu tam anlamadım.
Tarık: italya’ya okuyacam diye gidip okumazsan, paraları hatunlarla yersen kim olsa kızgın olur.
Naz: (kaşlarını kaldırıp) italyaaa.
Tarık: ne oldu?
Naz: önce filiz’le kardeş olmanız, sonra hulusi tekelioğlu, şimdi de İtalya. Bu kadar tesadüf olamaz heralde.
Tarık: dünya ne kadar küçük diye boşuna dememişler.
Naz: ne var şu İtalya’da anlamadım, mert de İtalya’dan gelmişti. İtalyan erkeklerinin yakışlılığını mı merak ettiniz yoksa?
Tarık: bilmem belki etmişlerdir? Ne de olsa ikisi de yakışıklı
Naz: hiçte bile, bi kere mert yakışıklı değildi, tarık tekelioğlu’nu ise hiç görmedim, annesi babası o kadar methetti ama ne kadar yakışıklı olsa da benim için artık fark etmez. Umrumda değil.

Naz bunu dedikten sonra pamuk helvasını ısırır. Eksik bişey kalmıştır. Çok geçmeden tarık bu eksikliği dile getirir.

Tarık: ya ben?

Naz hemen Tarık’a bakar.

Naz: ne olmuş sana?
Tarık: ben yakışıklı mıyım?
Naz: oooo, senin yakışıklılığını değil italya, dünya tescillemiş, benim söyleyip söylemem bişeyi değiştirir mi?
Tarık: bilmem belki değiştirir. Hem güzellik göreceli bişeydir. Bak mesela ben mert’e yakışıklı dedim, sen “hiçte bile” dedin. Ama sen bana uyup ona yakışıklı demedin.
Naz: dünya haklıymış desem.
Tarık: sana göre yakışıklıyım yani?
Naz: off tarıkk, ben sana “ben güzel miyim” diye soruyo muyum?
Tarık: evet
Naz: ne zaman sordum?
Tarık: şimdi
Naz: “ben güzel miyim” demedim ki.
Tarık: off naz illa güzel olduğunu söyleteceksin bana.
Naz: ne yani sormasam söylemeyecek misin?
Tarık: ne sordun ki bana?
Naz: “ben güzel miyim?” dedim ya.
Tarık: ne zaman?
Naz: off tarık, bi güzel olduğumu söyleyeceksin, o kadar laf ediyosun. (gülerek) ayrıca sakalında o pamuk helva dururken şuan sana “yakışıklısın” dememi bekleme.

Tarık da bunun altında kalmayıp. Yanağını temizlerken.

Tarık: çok klasik olacak ama, güzel olduğunuz kadar küstahsınız küçük hanım.

Naz, tarık’tan güzel olduğunu söylediği için küstah lafına bişey demez.

Naz: eve gidelim artık
Tarık: hulusi amca?
Naz: gitmişlerdir heralde.

Naz ve tarık eve doğru giderler, hem de Hulusilerin hala evde olduklarını bilmeden…

z_e_y_n_o
26-05-07, 20:49
Arabada………

Naz: tarık ne kadar kaldı?

Tarık: daha yolu yarılamadık bile naz.sıkıldın mı?

Naz: hayır da bir an önce denize girmek için sabırsızlanıyorum

Tarık: sen yüzme biliyo musun?

Naz: nerden çıktı şimdi bu?

Tarık: (gülerek) bilmiyosun

Naz: ne var yani bilmiyosam hem niye gülüyosun?

Tarık: öyle bi söyledin ki “bir an önce denize girmek için sabırsızlanıyorum” diye duyan da seni dünya yüzme birincisi sanıcak

Naz: aman sanki sen çok iyi biliyosun

Tarık: biliyorum tabi.hem de çok iyi…

Naz: abartma tarık

Tarık: valla ister inan ister inanma ama ben çok iyi yüzme bilirim.küçüklüğümden beri yüzüyorum ben

Naz: sana bi itirafta bulunuyum mu?

Tarık: dinliyorum

Naz: ben çok korkuyorum.yüzmekten,yani ayağımın yere deymediği yere asla gitmem

Tarık: bu olmadı işte.ben kiminle açılcam denizde? (nazı gıcık ederek) neyse bulurum artık birilerini

Naz:ne demek o “bulurum birilerini” tarık?kimi bulucaksın?

Tarık: naz öyle tek başına yüzmekten hiç hoşlanmam ben.yanımda biri olması lazım.birine teklif ederim artık.

Naz: olmaz.

Tarık: o zaman sen de yüzme öğren

Naz: bana öğretir misin?

Tarık: eğer istiyosan öğretirim tabii.

Naz: istiyorum da tarık bişey olmaz değil mi? Yani boğulmam

Tarık: merak etme hiç bişey olmaz.hem ben yanında olucam sana bişey olmasına izin vermem

Naz: heycanlandım bak şimdi.bir an önce bodruma varmak istiyorum

Tarık: akşama ordayız.ertesi gün başlarız derslere

Naz: ertesi günü mü bekliycez?

Tarık: akşam akşam girmek istersen benim için sorun yok…

Naz: tamam ne yapalım bekleriz………bu arada senden daha öcümü almadım

Tarık: neyin öcü?

Naz: hem bana “sopia dan mesaj geldi” diyerek yalan söyledin hem de eteğimi mahvettin.

Tarık: hala o etekte misin sen naz?

Naz: önemli olan etek değil.beni yenmen

Tarık: yenilmeyi hazmedemiyosun yani

Naz: evet.benim yapım böyle.hem daha yarış bitmedi.ben sana bunun hesabını sorucam

Tarık: aman saçımı kesme de ne yaparsan yap

Naz: yok yok.saçını kesmem.zaten seni kısa saçlı olarak düşünemiyorum.ama ben bilirim ne yapacağımı

…………………

aradan bikaç saat geçer

Tarık: az kaldı.geldik sayılır

Naz: sonunda tarık.o kadar yavaş sürüyosun ki bir an bikaç gün sonra orda oluruz herhalde diye düşündüm

Tarık: vahi beye söz verdim.hızlı süremem

Naz: tamam tamam.aman sen vahi beye verdiğin sözleri bozma

Tarık: tabii ki bozmam.naz bu arada biz nereye gidiyoruz?

Naz: bodrumaaa..

Tarık: onu biliyorum da nerde kalıcaz?vahi bey hiç bişey söylemedi

Naz: bizim bodrumda yazlığımız var.oraya gidiyoruz

Tarık: eminsin değil mi oraya gideceğimizden?

Naz: ev dururken otele niye gitsinler ki tarık

Tarık: tamam madem öyle diyosun …

Naz ve tarık bir süre daha yol aldıktan sonra yazlığın önüne gelirler.hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştır

Naz: işte burası

Tarık: çok güzelmiş

Naz: sağol.ben de çok severim burayı

Naz kapıyı çalar.bidaha çalar ama açan yoktur

Tarık: evde yoklar galiba

Naz: ama nerdeler???

Tarık: sakın bana kapıda kaldık deme

Naz: (bir yandan yerde gizlenmiş duran anahtarı alırken bir yandan da cevap verir) yok kapıda kalmadık ta babamlar nerde onu merak ettim

Naz kapıyı açar ve içeri girerler

Tarık: aramayı denesen…

Naz: arıyorum şimdi

Naz vahiyi arar.

Vahi: alo kızım vardınız mı?

Naz: biz vardık ta babacım siz nerdesiniz?

Vahi: hiç sorma kızım

Naz: kötü bişey mi oldu baba?

Vahi: yok yok kötü bişey değil.halanı biliyosun işte.tam vardık bodruma indik uçaktan anında geri döndük.

Naz: neden?

Vahi: neden olucak…halan en sevdiği koltuğunu evde unutmuş.o olmadan hiç biyerde kalamazmış,illa gidip almamız lazımmış

Naz: eeeeeee??

Vahi: ben o kadar dedim “boş ver abla başka bi koltuk alırız buradan sana” diye ama dinlemedi.mecbur döndük istanbula.filizle ümitin orda olması gerekiyodu ama.

Naz: ev boş valla

Vahi: allahallah ne oldu ki?

Naz: ümitin anahtarı var mıydı baba?

Vahi: yoktu ama o gizli anahtarı bilmiyo mu sanki?

Naz: ümitin gizli anahtar dan pek haberi olduğunu sanmıyorum babacım.

Vahi: hay Allah

Naz: neyse sen merak etme ben şimdi arar nerde olduğunu öğrenirim

Vahi: tamam kızım.

Naz: eeeee siz ne zaman geliyosunuz?

Vahi: şanssızlık işte.bu güne başka uçak yokmuş.mecburen yarını bekliycez

Naz: tamam babacım.siz bizi merak etmeyin.iyiyiz

Vahi: tamam kızım orda görüşürüz yarın

Naz: hoşça kal

Telefonlar kapanır

Tarık: ne olmuş?

Naz: halam bodruma gelir gelmez tutturmuş kotuğum evde kaldı o olmadan kalamam diye babam la apar topar geri İstanbul a dönmüşler.bu gün için başka uçak yokmuş yarın geliyolar

Tarık: filizle ümit?

Naz: işte onları ben de bilmiyorum.şimdi öğrenicez

Naz telefonundan ümiti arar

Ümit: alo naz?

Naz: ümit nerdesiniz siz?

Ümit: bodrumdaaaa

Naz: zevzekliği kes de nerde olduğunuzu söyle.biz geldik evdeyiz

Ümit: senin anahtarın var mıydı?

Naz: eğer biraz aklın olsa diğer anahtarın yerde saklı durduğunu hatırırlardın ümitcim

Ümit: haaa…şimdi hatırladım.ben de düşünüyorum sanki buralarda biyerde bişey vardı diye demek ki anahtarmış

Naz: hadi eve gelin

Ümit: yok valla gelemeyiz

Naz: ne demek gelemeyiz?hem siz nerdesiniz?

Ümit: tam kalıcak bi otel arıyoduk ki filizin bi arkadaşına rastladık.uzun zamandır görüşemiyolarmış.kız durumumuzu öğrenince bizi evine davet etti.biz de kabul ettik.şu an da buradayız.ve filiz le arkadaşı öyle koyu bi sohbete dalmış ki çıkara bilene aşk olsun.bu kızın filizi bırakıcağını sanmıyorum

Naz telefonun konuşulan kısmını eliyle kapatıp tarıkla konuşur

Naz: filizin arkadaşında kalıyolarmış.ümit kız bu gün bizi bırakmaz diyo

Tarık: telefonu bana verir misin?

Naz telefonu tarığa verir

Tarık: alo ümit?

Ümit: alfonso naber?

Tarık: iyidir ümit telefonu filize verir misin?

Ümit: tamam bekle

Ümitte telefonu eliyle kapatıp filize seslenir

Ümit: filiz alfonso seninle konuşmak istiyo

Filiz: abim mi? versene

Filiz: alo abi?

Tarık: filiz nerdesiniz?

Filiz: hani size çok bahsettiğim arkadaşım tuğçe vardı ya onla karşılaştık o da bu gün bizi misafir etmek istedi.burdayız

Tarık: isterseniz eve gelebilirsiniz biz geldik

Filiz: bu gün tuğçenin beni bırakacağını sanmıyorum ağabeycim.

Tarık: tamam siz bilirsiz.o zaman yarın görüşürüz

Filiz: görüşürüz

Telefonlar kapatılır

Naz: gelmiyolar mı?

Tarık: yok,gelmiyolar…….ama böylesi daha iyi oldu

Naz: neden?

Tarık: (kollarını nazın beline dolar.naz da tarığın boynuna…) biz de bu sayede baş başa kalırız

Naz: zaten sabahtan beri baş başayız tarık

Tarık: olsun.her an seninle baş başa kalmak istiyo olamam mı?

Naz: olabilir misin?

Tarık: olabilirim

Naz: tarık ben acıktım

Tarık: valla ben de acıktım

Naz: ama evde hiç bişey yok

Tarık: o zaman dışarıda yiyelim

Naz: olmaz.sana kendi ellerimle yemek yapmak istiyorum.geçen sefer de kendim yapmıştım.

Tarık: bana o yemekten bahsetme.aklıma kötü şeyler geliyo

Naz: biliyo musun o yemeği yaparken akılda sadece bitek şey vardı

Tarık: ne?

Naz: acaba tarık yemeği beğenicek mi???

Tarık: gerçekten mi?

Naz: evet.ama sen yemedin

Tarık: o zaman şimdi yapta yeyim

Naz: önce alışverişe güitmen lazım.ben sana listeyi veriyim sen al.ben de bu arada ortalığı toparlarım

Tarık: sen…ortalığı toplıycaksın….???

Naz: evet

Tarık: her seferinde beni daha da çok şaşırtıyosun naz.

Naz: bunları öğrenmek lazım tarık.bak böyle zamanlarda işe yarıyo.

Tarık: tabi tabi öğrenmek lazım

Naz: ben malzemeleri yazıp geliyorum

Naz mutfağa gider ve dolapları kontrol ettikten sonra liteyi doldurup tarığa verir

Naz: hadi tarıkcım sen al gel bunları.evin hemen aşağısında bi yer var.ordan alabilirsin

Tarık: tamam ben çıkıyorum

………..

naz evi toplamayı bitirir ve tarığı beklemeye başlar.sonunda tarık gelir

naz: nerde kaldın?

Tarık: kızacağına bu kadar listeyi bitirebildiğime dua et

Naz: tamam neyse.hadi gel mutfağa bana yardım et

Tarık: ben de mi yardım edicem?hani sen yapıcaktın?

Naz: yemekleri ben yapıcam ama senin de ufak tefek bişeylere yardım etmen lazım.eeeee hayat müşterek, bu gün sen bana yarın ben sana…

Tarık: tamam

Birlikte mutfağa girerler

Tarık: naz sen evdeyken o yemekleri nasıl yapmıştın?

Naz: yemek kitabından

Tarık: ama burda bi yemek kitabı yok

Naz: (eliyle kafasını işaret ederek) ama burda var

Tarık: unutmadığına emin misin?sonra yanlış yapıp zehirleme ikimizi de…

Naz: saçmalama tarık

Tarık: peki sana bişey sorucam

Naz: sor

Tarık: domates,havuç,biber,salata,salça,yağ,su,tuz

Naz: eeeeee…

Tarık: şimdi bunları bana tekrar sayar mısın,sırasıyla?

Naz: domates,havuç,biber,salata,salça,yağ,su,tuz.... neden ki?

Tarık: tamam hafızan kuvvetliymiş.unutmamuşsındı.bu da zehirlenmiycez demek oluyo

Naz: tarık sen şimdi görürsün

Naz tarığın peşinden poşetten çıkardığı çikolata sosuyla koşmaya başla

Naz: her tarafını çikolata yapıyım da gör…

Tarık: tamam tamam.şaka yaptım.ya tamam özür dilerim

İkisi de gülerek şakalaşmaya devam ederler

…………………………………………….

flower98
26-05-07, 21:24
Naz’a televizyonu açar. Haber bülteni vardır.
Naz: İnanmıyoruuuuuuum!!!!
Tarık: Ne oldu........?
Naz: Ben bugün bu programı izledim. Hatta katıldım......Şu kız ......Adamı vurmuş.......
Tarık: Ne?!!!!!!!

Part15
Naz: Vurmuş ama kurşun omzunu sıyırmış geçmiş. Ben olsam şöyle iki kaşının arasından.......
Tarık: Sen gerçekten çok streslisin Naz. Adamcağız ne yapsın......Belki gerçek kimliğini açıklasaydı kız yüzüne bile bakmayacaktı......
Naz şüpheli bakışlarla Tarık’a döner.
Naz: Sen kimliğini gizlediğini nereden biliyorsun?
Tarık: Şeyyyyyy......Altta öyle yazıyordu. Dikkat etmedin mi.....Yalancı Yarini kurşunladı......
Naz: Öle yazıyor olabilir ama kimliğini gizlediğini nereden biliyorsun....?.Aaaaaaaa sen bilirsiiiiin.....Bilirsiin sen.....!!!!!!
Tarık: Ben......
Naz: Alfonso olduğunu aylarca nasıl da gizlemiştin benden....!
Tarık: Çıkmıyor muyuz?
Naz: Çıkmıyoruz.....!!!Lafı çevirdin hemen.....Bu akşam düşünmek istiyorum......
Tarık: Neyi?
Naz: Neyi olacak Tarık Tekelioğlu ile nasıl buluşabileceğimi....Kendimi nasıl affetirebileceğimi.....
Tarık: Demek öyle......!İyi ben de yatayım o zaman....Yorgundum zaten.....Hadi sana da iyi düşünmeler....
Tarık Naz’ı kolundan yakalamış ayağa kaldırıp kapıya doğru çeker.....
Naz: Sen beni kovuyor musun şimdi?
Tarık: Kovmak mı?....Hayır......!Hayır sevgili patronum...Bir an evvel düşünmelerinize başlamanız için size yardımcı oluyorum.....
Naz ardına baka baka eve doğru yürür. Tarık da eve girmesini bekler.
Tarık: Nasıl buluşabileceğimiymiş. Nasıl buluşabileceğimiymiş.......Harika! Oğlum sen ne yapsan boş....Boş......
Bu arada gözü yine aynaya takılır.
Tarık: Ne işin var senin yine burada......?Sen yoksun..Yok!
Aynadaki Tarık üstünde ralli forması ile sırıtarak Tarık’a bakmaktadır.
Tarık: Neden sırıtıyorsun ki?
Tarık2: Bilmiyor musun?
Tarık aynanın karşısında volta atıp yine eski atışmalarına başlar. Naz eve girdiğinde mutsuz göründüğü içinse Vahi Ümit’i Tarık’a bakması için müştemilata gönderir.Ümit Tarık’ın ayna sohbetlerini izler.
Ümit: Demek yine kendi kendine konuşuyor? Zavallı Tarık. Babam bundan hiç hoşlanmayacak.
Ümit Tarık’a görünmeden yine eve döner. Vahi ile Netice tavla oynamaktadırlar.
Vahi: Eeeee? Napıyor Tarık?
Netice: Bana bak Vahi! Sen Karayip korsanımı mı izletiyorsun şu şamamaya?
Vahi: Şeyyyyy!!!!....Dur abla yapma....!!!!!!.Müsaitse bir tavla atarız diye....
Netice: Hmmmmm....Müsait miymiş?
Ümit başını durum vahim der gibi sallayarak......
Ümit: Valla......Hiç sanmıyorum.....
Vahi: Yapma ya?....Geçen günkü gibi mi?
Ümit: Daha şiddetli.....
Netice o anda....
Netice: Heyyyyt be.....!!!!!Altı altı ve Maaaaaaaaars.....Git öğren de gel....Hahahaaaaaa!
Vahi ayağa kalkar.....Tavlayı koltuğunun altına koyar.....Ümit’e beni izle işareti yapar ve üst kata giden merdivene doğru hızla gider.....
Netice: Ne o tabakhaneye tabak mı yetiştiriyorsun.....Bu ne acele ayol!
Vahi cevap vermez bile......
Ümit: Öğren de gel dedin ya hala.....Öğrenmeye gidiyor......
Netice bastonunu sallayarak.....
Netice: Hadi oradan....Şamama aptal mıyım ben.....O eskiden de birine laf yetiştirmeye giderken böyle aniden kaçardı.
Vahi yukarıda Ümit ‘i kulağına fısıldayarak konuşabilmek için yanına çeker.
Vahi: Artık bu işi Naz’a açmanın zamanı geldi. Bilsin.....Gerekirse.....
Ümit: Ne? Gerekirse ne baba?
Naz da kapıya çıkar.....
Naz: Neyi bana açacaksınız bakalım....gerekirse de ne?
Vahi: Naz?.....Maşallah...gerçekten de iyi kulak varmış sende..... Fısıldadığımı duymuşsun.
Naz: Ne fısıldaması baba....Neredeyse Tarık duyacak!
Vahi: Tarık.....Ah...Tarık...Vah Tarık.....
Naz: Neden?
Ümit: Kulaklarına inanamayacaksın.....
İçeriye girerler. Naz endişeli ve meraklı....
Naz: Ne olmuş Tarık’a çabuk söyleyin....Baba?......Ümit?.......Ben gidip bir bakayım.....
Vahi ayağa fırlayan Naz’ı kolundan yakalar....Ümit’e bakar.....
Ümit: Kısacası....Alfonso....Kafayı yemiş.
Naz: Neeeee!!!!!
Vahi: Ümiiiiiiit! Böyle mi söylenir....!
Ümit: Nasıl söylenecekmiş ?
Vahi: Alıştıra alıştıra.....Bak.
Vahi Naz’ı karşısına alır. İki kolunu tutar. Gülümser....
Vahi: Naz,....Kızım.....
Naz: Dur baba ya .....O aşama geçildi.....Nesi var Tarık’ın.....?
Vahi: Bak kızım......Bazı şeyleri kabullenmek.....
Naz : Sağ ol baba....Ümit?
Ümit. Aynayla konuşuyor.....
Naz iki gece öncesini hatırlar. Tarık odasına gelip ayna sormuştu o gece ve kendi aynasının karşısında garip davranmıştı....
Naz: Peki ne konuşuyor?
Ümit: Açıkçası konuşmuyor tartışıyor.....Çift cam olunca anlaşılmıyor....Ama bu gece sanki Tarık Tekelioğlu deyip aynayı gösteriyordu.....
Naz: Yapma yaaaa!!!....Benim yüzümden oldu kesin....Onun yanında Tarık Tekelioğlunu o kadar çok övdüm ki.....
Ümit: İster misin bu yakında kendini o sansın?
Naz: Yok artık!
Vahi: Kızım yine de tedbirli olalım...Belki eski bir rahatsızlıktır ama biz yeni öğrendik...
Naz: Ya daha kötü olursa?
Vahi: O zaman.....Mecburen....İşine son veririrz.....Benim için önce sizin güvenliğiniz gelir....Tarık gider.....Hem de sorgusuz sualsiz!
Naz yerinde donar kalır.....
Naz ( içses): O giderse ben ne yaparım?.....Onsuz nasıl kalabilirim.........?
Müştemilatta
Tarık da aynadaki yansımasına demediğini bırakmamıştır. Sonunda......
Tarık: Ne kadar gözünde büyütmüş olursa olsun seni....Dördüncü kez buluşmaya gitmezsen artık bunun affı olmaz....Naz için olmaz......olmaması lazım...hah.....
Tarık görüntüsüne bir zarf gösterir......
Tarık: Bak buraya Naz’ı ben götürecektim.....
Zarfı açar ve okur.....
Tarık: Geçmişten günümüze yaylı müzik aletleri sergisi......
Tarık2 hiç tepki vermez.....Tarık masaya diz çöker ve davetiyenin üzerine bir not alır.....
Not: Bu sergide bana eşlik ederseniz, beni çok mutlu edersiniz. Sergiden önce eski yerde eski saate buluşalım.....Tarık Tekelioğlu......
Zarfın üzerine de Sayın Naz Özkul yazar......

Naz gece boyu sık sık uyanır.....Tarık’ı düşünmektedir.......Zaman zaman da gözyaşlarını tutamaz......
Naz: Benim yüzümden böyle oldu....Ona etmediğimi bırakmadım....Acı çektirdim.....Bak babam kararlı göndermeye......Filiz ve Belgin hanımlara da bir şey deme diye tembihledi....Hassas konuymuş.....Hassas tabi.....Hem de ne hassas......Onu göndermesine izin veremem.....Belki Bodrum iyi gelir.....Evet ....Bodrum......Önemli olan durum değişikliği olursa babama belli etmemek.....Offffffff!!!!
Ertesi sabah
Ertesi sabah Naz’ın kapısı vurulur....Naz zor uyanır......Fakat onun uzun süre ses vermemesi üzerine Tarık odaya giriverir....Naz hemen çarşafı üzerine çeker....
Naz: Tarık! Ben gir demeden böyle.....
Tarık: Ses vermeyince.....
Naz: Ne olabilir ki bana evde.....Neyse....Ne var sabah sabah?
Tarık elindeki zarfı Naz’a uzatarak......
Tarık: Tarık Tekelioğlunun şoförü getirdi bunu bu sabah.....Acil dedi....
Naz yataktan fırlar.....
Naz: Bakmasana öyle!....Çevir başını.....Hatta ver git.....
Tarık Naz’ın bu telaşına bozulur....Naz bunu fark ettiğinde merdivenlere varmıştır Tarık.
Naz: Taaaarık! Sağ ol.....Beklemediğim anda beklemediğim bir şeydi de bu.
Tarık üzgün Naz’a bakar ve aşağıya iner......
Naz: Yaaaa ne yapıyorum ben yaaa!! Offff ki offfffff!
Naz davetiyeyi açar ve saatine bakar......
Naz: Bir saat var. Saat dokuzda taksi yollayacakmış. Ben de Tarık’ı oraya sürüklememiş olurum.......Taksi mi? Neden kendi gelip almıyor ya da Şoförünü yollamıyor ki?......Aman Naz adam meşguldür belki.....
Tarık üzerinde şoför üniforması elinde telefonu Müştemilattaki kanepesinde oturmaktadır.
Tarık: Bakalım taksi teklifini mi kabul edecek yoksa benden mi isteyecek....?
Telefonu çalar. Arayan Nazdır.....
Tarık: Alo?
Naz: Tarık ben bir arkadaşla buluşacağım bugün......Sen de izinlisin.....Bodrum için hazırlık yapabilirsin istersen.....Sen alış-verişini yap babama ....yok bana bildir ben ödeme işini hallederim......
Tarık: Emredersiniz.....
Telefonunu kapatır.....
Tarık: Evet Tarık Tekelioğlu bey......Şimdiden Naz’ı sergiye kadar dört saat bekleteceğin için çok kaba, küstah ve şımarık olduğunu söyleyebilirim......
Tarık gün boyu müştemilatta Nazdan haber bekler. Ama haber gelmez. Birkaç kez Naz’ı aramak ister ama arayamaz.....Sonunda akşam sekizde Naz onu arar.
Naz: Tarık?
Tarık mutlu ve umutlu telefona cevap verir.....
Tarık: Buyrun Naz hanım....
Naz: iyi.....iyi.....sesin keyifli geliyor....Yaptın mı alış-verişini?
Tarık: Yok ben dinlendim bugün. Geçen gün yeterince yapmıştım. Siz nasılsınız?
Naz: Aslında sıkıcı bir gündü.....Tarık Tekelioğlu yine gelmedi.....Ama eminim çok önemli bir işi çıkmıştır.....Bana haber iletmesi an meselesidir.....
Tarık kanepeye öfkeyle bir yumruk atar.
Naz: Tarık?
Tarık: Buyurun.
Naz:Senden bir şey isteyeceğim.
Tarık: Buyurun....
Naz: On ay önce Babama yaptığın bir yardımı bana yapmanı.
Tarık: Neymiş o?
Naz: A dan Z ye Tarık Tekelioğlunu bana anlatmanı.
Tarık derin bir nefes alır........
Tarık: O zaman ben sizi alırım dışarıda konuşuruz....Yarım saat sonra.....Üzerinize rüzgarlık giyin.
Naz: Yine resmisin bak.
Tarık: O zaman ben seni alırım dışarıda konuşuruz....Yarım saat sonra.....Üzerine rüzgarlık giy.
Naz: Tamam. Görüşürüz.
Tarık yerinden kalkar ve aynanın karşısına geçer. Ralli üniforması ile Tarık Tekelioğlu ona bakmaktadır.
Tarık: Artık ne olursa olsun.....Bu gece her şey ya yeniden başlayacak.....Ya da bitecek.....
Tarık motorunu bankanın garajından alır ve tekrar eve döner. Dönüş yolunda arka cebinden cüzdanını düşürür ama far etmez. Naz onu kapıda beklemektedir.
Naz: Yarım saat dedin, kırk-beş dakika oldu. Ben de acaba bugün tüm Tarıkların kız ekme günümü diye düşünüyordum.....
Tarık: Ben seni asla ekmem! Hadi bin......
Naz: Demek motor yüzünden rüzgarlık aldık...İyi.....Gidelim.....
Birlikte Çamlıca tepesine giderler.....
Naz: Gece burası büyülü bir hal alıyor.....
Tarık: Yaaaa.....At pisliklerinin kokusundandır...
Naz güler.....
Naz: Nerede oturalım?Bana uzun uzun onu anlatmanı istiyorum......Tarık Tekelioğlu kim?....Nasıl biri.....?Nelerden hoşlanır......?
Tarık: Sana onları da anlatacağım ama.....Öncelikle benimle ilgili söylemem gereken bir şey var.
Naz meraklanır.
Naz: Neymiş o?
Tarık elini cüzdanına atar ama yoktur...
Tarık: Herhalde evde kaldı....Neyse.....
Tarık derin bir nefesi alır......İşte bu dercesine kollarını iki yana açar ve.....
Tarık: Buraya kadar.....Tarık Tekelioğlu benim!
Naz donar kalır. Kulağında babasının sesi yankılanır:
Vahi: O zaman.....Mecburen....İşine son veririz.....Benim için önce sizin güvenliğiniz gelir....Tarık gider.....Hem de sorgusuz sualsiz!
Tarık gülümser. O an Naz kendinden geçer. Tarık onu zar zor yakalar.

tarik_naz
27-05-07, 01:25
Vahi: hulusi ne diyosun sen, benim işim gücüm var.
Hulusi: benim de var, ama ben gidiyorum bodrum’a. Devredersin birilerine, zaten işe gittiğin mi var?
Vahi: ben gitsem bile, ümit, naz onların da programı vardır.
Hulusi: vahi, zor durumdayım diyorum anlasana, zaten naz’a mahcubum, gönlünü almam şart, hem belgin’ nin de gönlünü almalıyım.
Vahi: ama ümit’in sınavı?
Hulusi: yaa merak etme, sınav zamanına kadar geliriz. Eee sen de amma nazlısın ya.
Vahi: abla sen ne diyosun?
Netice: valla benim için hava hoş, ama benim gitmeyeceğim kesin.
Hulusi: yapma ablacım, sen de gel.
Netice: bu halimle mi?
Hulusi: ne varmış halinde, hiç dert etme bunları.
Netice: (hüzünlü bi şekilde) yok yok, siz gidin, ben de evime geri dönerim artık

Hulusi ve vahi kötü olmuşlardır. Vahi de hulusi’ye dönüp.

Vahi: gördüğün gibi hulusi ben gidemem. Ama..
Hulusi: ama ne?
Vahi: naz ve ümit’i bilemem. Onlar gitmek isterse giderler.
Hulusi: hah şunu desene yaa, hem ne yapacaksın sen orda, işin gücün vardır senin. Naz, ümit, belgin, filiz. Beşimiz güzel bi tatil yaparız.
Vahi: ben naz’ın pek gideceğini sanmıyorum ama.
Hulusi: sen orasını bana bırak.

Tarık ve naz da eve gelmişlerdir.

Naz: kapıdaki Sadri değil mi?
Tarık: evet o
Naz: niye orda duruyo?
Tarık: beni bekliyo?
Naz: ne?
Tarık: şeyy, ben dedim kapıda bekle de, hulusi amca evdeyken birden içeri girip, yakalanmayayım diye.
Naz: iyi de arabasını görünce anlamı yomusun evde olup olmadığını?
Tarık: valla aceleyle kaçarken onu düşünememişim.

Tarık ve naz arabadan inerler. Sadri de yanlarına gelir.

Sadri: tarık, gitmiyo oğlum baban yaa.
Tarık: niye geldi buraya, biliyo musun sen?
Sadri: valla naz ve belgin teyze hakkında bişeyler dedi ama anlamadım.
Naz: ben biliyorum niye geldiğini. Güya benden özür dileyecek.
Tarık: ne yapacaksın, girecek misin içeri?
Naz: bilmiyorum yaa.
Sadri: gir naz, ne olur gir, yoksa sen gelene kadar gitmez valla hulusi amca.
Naz: offf.

Naz eve doğru giderken

Naz: Sadri girsene sen de içeri, tarık geldi boşuna bekleme burda.
Sadri: yok ben burada iyiyim.
Tarık: müsaadenle ben hulusi amca gidene kadar bi yerlere gitsem.
Naz: nereye gideceksin?
Tarık: filiz’le buluşurum heralde.
Naz: tamam, fazla geç kalma.
Tarık: o sana bağlı, hulusi amca’yı ne kadar çabuk yollarsan, o kadar çabuk gelirim.
Naz: bence sen şuralarda bi yerlere saklan, çünkü 10-15 dakika sonra gider hulusi amca.

Der ve içeri girer.

Sadri: oooo, “fazla geç kalmamalar, çabuk gelmeler” şimdi bunun üzerine bi şarkı söylerdim ama kızarsın şimdi.
Tarık: ne şarkısıymış
Sadri: kızma ama
Tarık: tamam kızmam
Sadri: (göbek atarak) “sakin geç kalma erken geell”
Tarık: (gülerek) Sadri şakanın sırası değil, hadi sen de gel.
Sadri: ne diyosun oğlum, kapının önünden ayrılırsam ve hulusi amca beni göremezse, bi daha sen beni göremezsin ben de ayşe’yi. O yüzden ben seni beklemeye devam edeyim.
Tarık: senin hakkını ödeyemem Sadri. Benim için ağaç oldun şurda.
Sadri: 3 dakika oldu naz içeri gireli haberin olsun. Heran baban çıkabilir.
Tarık: neyse ben kaçtım.

Sadri beklemeye eder, tarık evden gider, naz ise hulusi ile yüzleşir.

Naz asık bi suratla salona doğru gelir.

Hulusi: ooo kimler gelmiş, naz kızımız gelmiş.
Vahi: kızım o ne surat, hoş geldin desene hulusi amca’na
Netice: vahi, sen karışma.
Naz: hoş geldiniz.
Hulusi: hoş buldum. Hoş buldum. Seninle özel konuşabilir miyim kızım.
Naz: burda konuşabilirsiniz.
Hulusi: yok yok, özel konuşalım.
Naz: iyi o zaman bahçede konuşalım bari, ne diyecekseniz?

Hulusi ve naz, önceden belgin ile naz’ın oturduğu sallanan koltuğa otururlar.

Naz: evet sizi dinliyorum.
Hulusi: naz kızım, öncelikle senden çok özür dilerim. Benim zibidi oğlana ulaşabilmem için Sadri senin adını verince, ne bileyim belki seninle buluşur ben de onu yakalarım sanmıştım. Aranız bozukmuş, önce onu düzelteyim dedim, ama bunu yaparken de olur olmaz şeyler söyledim. Tarık’ı nerdeyse dünyanın en iyi insanı yaptım. Ama kendini vahi’nin yerine koy ve ümit’in kaybolduğunu düşün, ne yaparsın. Onu bulmak için her yolu denemez misin?

Naz hemen ümit kaybolduğun da babasının durumunu düşünür.

Hulusi: herkes benim onu bulduğumda, boğacağımı, döveceğimi düşünüyo, ama onu bi bulsam gidip boynuna sarılacam. Çünkü ben bi babayım, tarık da benim tek oğlum. İsterse 100 milyon dolarımı yesin, ona feda olsun. Ben hep onun iyiliği için ona ters cevaplar verdim. Ama bu duruma geleceğini bilseydim bunların hiç birini yapmazdım. Hatırlarsan baban japonya’dan geldiğinde bir tek oğlumun beni anladığını, onun beni satmayacağını söylemiştim. Koskoca Tekbank’ın sahibiyim, banka benden sonra Tarık’a kalacak, onun önüne de İtalya da ekonomi okuma fırsatı gelmiş, ama o elindeki fırsatı tepmiş. Ben burada bankam emin ellerde olacak diye sevinirken, bu üzücü haberi alınca ister istemez çok kızdım, söylenmeyecek sözler söyledim. Daha önce sana tarık gururludur demiştim. Evet o da gurur yaptı ve evi terk etti. nerdeyse 1 sene olacak eve dönmeyeli. Bi kaç kez karşılaştım ama hep kaçmayı başardı. Tam 1 sene. Tamam 3 sene dışarıdaydı, ama ozaman İtalya da olduğunu bildiğim için çok fazla özlemiyordum ama şimdi burada olduğunu bilip de onu görememek o 3 seneden daha beter bi durum.

Hulusi: işte naz kızım durumun özeti bu. Senden tekrar özür diliyorum. Biliyorum büyük hata yaptım ama söz bi daha olmayacak. Affettin mi beni?

Hulusi’nin sözleri naz’ı çok etkilemiştir. Bir babanın oğlu için çırpınışını görmesi, onu bulmak için sevdiklerini bile oyuna getirmeye göze alması naz da büyük etki yapmıştır.

Hulusi: affettin mi?
Naz: evet.
Hulusi: o zaman çabuk hazırlan gidiyoruz.
Naz: nereye.
Hulusi: bodruma
Naz: ne?
Hulusi: beni affetmenin şerefine sizi bodruma götürüyorum.
Naz: sizi?
Hulusi: evet, sen ,ümit, belgin, filiz.
Naz: iyi de okulum var benim, ben gidemem ki
Hulusi: dert ettiğin şeye bak yaa, söyleriz belgin’e sana bi staj ayarlayıverir.
Naz: ama babam?
Hulusi: baban da gelecekti ama halan gidemediği için gelmiyo,
Naz: izin verir mi acaba?
Hulusi: ohooo verdi bile. Ümit bavulunu toplamaya bile başladı.
Naz: hemen mi?
Hulusi: evet yarın gidiyoruz. Kendimi sana ve belgine affettirmem lazım, ikinizi de çok üzdüm. Ama gelmezsen sen de beni üzersin naz. Geliyosun di mi?

Naz kararsız kalmıştır. Biraz düşünür ve

Naz: tamam geliyorum.
Hulusi: hah şöyle yaaa. Bekle bizi bodrum biz geliyoruz.

Akşam olmuştur. Tarık da eve gelir. Hulusiler gitmiştir. Tarık da arabadan iner, müştemilata doğru gider.

Naz da telaş başlamıştır, yazlıklar dolaptan çıkmaya bavullara konmaya başlar.

Tarık: hayret, Sadri gittiklerini söyleyeli 3 saat oldu ama naz beni aramadı. Ve hala da aramıyo. İnşallah babam yine olur olmaz laflar edip naz’ın kafasını karıştırmamıştır.

Naz, telaşından dolayı tarık’ı unutmuştur. Aradan yarım saat geçer tarık şüphelenir ve müştemilattan çıkıp eve gider.

Tarık: iyi akşamlar.
Netice: ooo karayip korsanım gelmiş.
Vahi: hoş geldin tarık
Tarık: hoş bulduk.
Netice: geç otur şöyle karşıma. Valla bugün akşama kadar hulusi vardı, onun da yüzünü göre göre sıkıldım yahu.
Tarık: benden sıkılmazsınız o zaman, çünkü pek sık görüşümüyoruz da
Netice: olur mu öyle şey şamama. Senden sıkılmak ne demek
Tarık: naz hanım nerde?
Vahi: odasında
Tarık: iyi ben bi yanına gideyim.
Netice: neden?
Tarık: şeyy gelince yanıma bi uğra demişti de.
Netice: haa anladım git git.

Tarık yukarı çıkar. Naz’ın kapının önüne gider. Kapıyı çalar.

Naz: girrrr

Tarık naz’ın bavul topladığını görünce şaşırır.

Tarık: hayrola yolculuk mu var?
Naz: aaa sana söylemeyi unuttum, hadi hazırlan bodruma gidiyoruz.
Tarık: nee?
Naz: bodruma diyorum. Sen de geliyosun.
Tarık: başka kimler geliyo.
Naz: hulusi amca…

Tarık, naz’a “bunu nasıl yaparsın tavrı ile bakar”,

Naz: hiiiiiiiii

Naz da yaptığı hatanın farkına yeni varır. Ve o şaşkınlıkla tarık’a bakar. ve birden ekran donar…

z_e_y_n_o
27-05-07, 16:24
Naz: her tarafını çikolata yapıyım da gör…

Tarık: tamam tamam.şaka yaptım.ya tamam özür dilerim

İkisi de gülerek şakalaşmaya devam ederler

…………………………………………….

Artık naz ve tarık yemekleri yapmaya başlamışlardır

Naz: sen şu patatesleri soy,ben de yemeğe başlayım

Tarık: olur da daha önce hiç patates soymadığımı söylemeden geçemiycem

Naz: her şeyin bir ilki vardır tarıkcım.bak ben de daha önce hiç soymamıştım ama öğrendim.hadi hadi başla.

Tarık: tamam deneyelim bakalım

Tarık patatesleri soymaya başlar

Tarık: nasıl oluyo mu?

Naz: oooooo…sen böyle soymaya devam edersen soymayı bitirdiğinde ortada patates falan kalmıycak.daha ince daha ince

Tarık: beğensen şaşardım zaten

Tarık daha ince soymaya çalışırken bıçağı kaydırıp elini keser

Tarık: aahhh,elim

Naz: (hemen tarığın yanına gelir) ne oldu?

Tarık: elimi kestim

Naz: yani bu kadar da beceriksiz olduğunu bilmiyodum tarık

Tarık: sağol naz,yani şurda kan kaybından ölsem sen hala “bi patatesi soyamadın” diyceksin.

Naz: tamam bekle.burda biyerde yara bandı olacaktı

Naz kalkıp dolaplarda yarabandı aramaya başlar

Naz: hıh buradaymış

Tekrar tarığın yanına döner

Naz: önce bi elini suya tuta kanları temizlensin

Tarık elini suya tutar

Naz: şimdide kurulayalım.artık yapıştırabiliriz

Naz son derece dikkatli şekilde tarığın eline yara bandını yapıştırır

Naz: oldu

Tarık: teşekkürler

Naz: çok acıyo mu?

Tarık: yok.çok değil

Naz: en iyisi sana tehlikesiz işler verelim.

Tarık: ne gibi?

Naz: mesela şu salata malzemelerini yıka.bunu yapabilirsin herhalde

Tarık: birazdan görücez

Tarık çeşmenin başına geçip salata malzemelerini yıkamaya başlar

Naz: aferin aferin,güzel gidiyo

Tarık: (dalga geçerek) beğendiğinize sevindim çok sayın yemek üztadım

Naz: hemen de bozulur.

Naz kendi işine geri döner.bir müddet sonra…

Tarık: yıkakdım ben bunları

Naz : tamam ben şimdi onları doğrayım

Tarık: yapabileceğinden emin misin?

tabii ki,sen beni ne sandın der gibi tarığa bakar ve eline bıçağı alıp tahtanın üstünde salatalık malzemeleri doğramaya başlar.ama pek de öğündüğü gibi doğradığı söylenemez

tarık: (dalga geçerek gülümser) bravo bravo yani o kadar ince doğruyosun ki…

naz: yani…ne varmış doğramamda…sen asıl bi patates soyuşunu hatırla.soyamadın bile.ben en azından doğrayabiliyorum

tarık: evet yaklaşık 3-4 cm. eninde de olsa doğruyosın valla

naz: ya sen niye boş duruyosun?benimle dalga geçmek için mi?hayatımda ilk defa salata yapıyorum zaten

tarık: öyle deme naz,her şeyin bir ilki vardır

naz: tarık gitsene başımdan

tarık: nereye?

Naz: git masayı hazırla yemekler oldu gibi

Tarık: tamam

Tarık masayı hazırlamak için içeri geçr

Naz: offfffff…nasıl bunu o kadar ince doğrayabiliyolar ya?

Artık masa ve yemekler hazırlanmış,tarık her şeyi masaya yerleştirmiş,ve marketten aldığı mum ve çiçeklerle masayı çok romantik bir hale getirmiştir.naz içeri girer ve masaya bakakalır

Naz: tarık, bunları ne zaman aldın?

Tarık: alış verişe gittiğimde

Naz: ben neden görmedim?

Tarık: sürpriz olsun istedim

Naz: çok romantiksiniz tarık bey

Tarık: sizin yanınızda olup ta romantik olmamak mümkün mü naz hanım?

Naz: ooooo…güzel sözler de söyleniyo.hayırdır???özel bi sebebi var mı?

Tarık: sen benim için yemek yapınca ben de sana böyle bi sürpriz yapmak istedim.

Naz: o zaman ben sana her gün yemek yapıyım

Tarık: sadece benim romantik olmamı istediğin için bana yemek yapacaksan yapmanı istemem.eğer içinden gelirse yap

Naz: ben her zaman senin için yemek yapmak isterim

Tarık: o zaman sorun yok.

Naz: peki sen sadece ben sana yemek yaptığım zaman mı bana böyle güzel sözler söyliyceksin?

Tarık: (naza yaklaşır ve yine beline sarılır) sana güzel sözler söylemem için gözlerine bakmam yeterli

Naz sadece gülümser

Tarık: yemeğe buyrun naz hanım

Tarık nazın sandalyesini tutar ve nazı oturttuktan sonra kendisi de oturur

Tarık: şimdi öğrenicez bakalım nasıl yemek yapıyosunuz…valla çok merak ediyorum

Naz: ben de

Tarık: nasıl yemek yaptığını mı merak ediyosun?

Naz: hayır.senin beğenip beğenmiyceğini merak ediyorum

Tarık: şimdi öğrenicez

Tarık tam yemekten bir kaşık alıp tadına bakacakken

Naz: tarık…

Tarık: efendim naz?

Naz: bak, eğer beğenmezsen söyle tamam mı?yani üzülmeyim diye söylememezlik yapma

Tarık: tamam

Tarık yine tam yemeği yiyecekken

Naz: tarık

Tarık: efendim naz?

Naz: tuzu az olabilir.istersen önce at sonra ye

Tarık: ben bi tadına bakıyım da azsa atarım naz

Naz: sen bilirsin

Tarık kaşığı ağzına götürürken…

Naz: tarık

Tarık: (sinirli bi şekilde) naz izin verirsen yemeğin tadına bakmak istiyorum

Naz: tamam da çok heyecanlandım işte…beğenmezsen diye korkuyorum

Tarık: bi tadına bakıyım da sonra beğenip beğenmediğimi öğrenirsin

Naz: tamam

Tarık yemekten yine bir kaşık almışken

Naz: tarı….

Naz sözünü tamamlayamadan

Tarık: naz , biraz susmayı denesen

Naz: tamam,tamam sustum.hadi ye

Tarık bu kez kaşığı hızlıca ağzına götürür ve yemeğin tadına baktıktan sonra ciddi bir ifadeyle naza bakar

Naz: (tarığın yüzündeki ifadeden beğenmediğini düşünerek) eeeeee…beğendin mi?

Tarık: (birden gülümser) çok güzel olmuş eline sağlık

Naz: (sevinçten nerdeyse havalara uçacak gibi…) gerçekten mi?

Tarık: evet naz

Naz: bak doğru söyle.beğenmediysen…

Tarık: beğendim diyorum valla bak.hatta o kadar güzel yapmışsın ki şaşıracak kadar çok beğendim.

Naz: ne demek o?

Tarık: yani süper olmuş eline sağlık demek

Naz: afiyet olsun

Tarık: hadi sen de ye

Naz: tamam.artık gönül rahatlığıyla yiyebilirim

Tarık: neden?

Naz: senin beğenmen benim için çok önemliydi

Tarık: neden?

Naz: bilmem. Öyle işte

Tarık: tüh görüyo musun…

Naz: ne oldu?

Tarık: sende yetenek varmış.küçüklükten işlenseydin çok güzel bi yemek ustası olabilirdin

Naz: (birden durgulanır,başını eğer.) annem olsaydı bana hepsini öğretirdi…

Tarık: (nazın yanına gelir) naz ben öyle demek istememiştim.özür dilerim. Sadece şaka yaptım ama kafa yok ki bende.düşünemedim.özür dilerim

Naz: senin suçun yok.üzülme.tamam ben iyiyim

Tarık: emin misin?

Naz: evet.merak etme.hem böyle ara sıra onu hatırlamak iyi oluyo

Tarık: seni üzdüysem gerçekten özür dilerim naz.

Naz: yok bişey dedim ya tarık.hadi yemeğimize devam edelim.

Tarık tarık tekrar nazın karşısındaki sandalyeye oturur.

Naz: salatadan da yesene

Tarık: işte onu yemeye biraz çekiniyorum

Naz: tarııkk

Tarık: tamam kızma yiyorum

Tarık salatadan da yer

Tarık: çiğneyip yutması biraz zaman alsa da tadı fena olmamış.

Naz: ama çok ta güzle değil…

Tarık: şöyle söyleyim.kendini geliştirebilirsin

Naz: anladım

Tarık: hani üzülmek yoktu

Naz: yooooo…üzülmedim ki

Tarık: atma…üzüldün işte.hem ben sana kötü olmuş demedim ki.ilk defa salata yapan birisi için gayet güzel olmuş.

Naz: doğru mu söylüyosun?

Tarık: evet

Naz: (tekrar gülümser) tamam o zaman.

Tarık nazın gözlerine gülümseyerek bakar

Naz: niye bakıyosun?

Tarık: seni düşünüyorum

Naz: niye

Tarık: seni üzmek ve mutlu etmek o kadar kolay ki.bi güzel sözümle hemen gülümsüyosun.seni çok seviyorum

Naz: (tarığın elini tutar) ben de seni…

Yemekler yenir

Tarık: naz her şey çok güzel olmuş.ellerine sağlık

Naz: afiyet olsun canım

Tarık yine gülümser

Naz: ne oldu yine tarık?

Tarık: bir an bizi şeye benzettim….

Naz: neye?

Tarık: karı-koca ya

Naz da tarığa gülümser

Tarık: evlenince de böyle yemekler yapıcak mısın bana?

Naz: evlenince mi?

Tarık: evet.biz evlenmiycek miyiz?

Naz: evlenicek miyiz?

Tarık: vakti geldiğinde her birbirini seven iki insan gibi biz de evlenicez nazcım.seni bulmuşken bidaha asla bırakmam.

Naz utanarak başını eğer

Tarık: eğer yorgun değilsen akşam akşam bodrum sahillerinde yürüyüş yapmaya ne dersin?

Naz: ben de sen yorgunsun diye sana sormaya çekiniyodum

Tarık: hadi çıkalım o zaman

Naz: tamam

Birlikte sahile inerler

Naz: biliyo musun burayı daha önce çok gezdim,ama hiç şimdi göründüğü kadar güzel görünmemişti gözüme…

Tarık: niye acaba

Naz: çünkü şimdi yanımda sen varsın

Tarık tek kolunu nazın boynuna atarak ona sarılır naz da tarığın beline sarılır ve yürümeye devam ederler

Naz: tarık şuraya oturalım mı?

Tarık: olur

Yere,kumların üzerine otururlar

Naz: dizlerine uzanabilir miyim?

Tarık: tabii ki naz hanım.yeter ki siz isteyin.dizlerim emrinize amadedir

Naz tarığın dizlerine yatar ve yüzünü denize döner

Naz: şu an o kadar mutluyum ki…bu mutluluğumun hiçbir zaman bozulmasını istemiyorum

Tarık: (nazın saçlarını okşar) bozulmayacak naz.buna izin vermem

Naz yüzünü tarığa döner

Naz: beni o kadar çok seviyo musun tarık?

Tarık: ben hayatımda ilk defa birisini seviyorum naz.o da sensin.ve senden başka da hiç kimseyi sevemem.seni çok seviyorum.

Naz: biliyo musun ben hayatımda ilk defa birisini uğrunda her şeyi göze alabilecek kadar çok seviyorum.daha önce böyle bişey hiç olmamıştı.bundan sonra da olmayacak.sen de benim için teksin tarık.

Tarık nazın yüzünü okşar.

Bir süre sonra naz tarığın dizlerinde uykuya dalar.tarık bunu fark edince onu uyandırmaya çalışır

Tarık:naz,naz uyan

naZ: tarık? Ne oldu?

Tarık: uyuyosun.istesen eve gidelim.

Naz: burda kalmak istiyorum

Tarık: sabaha kadar mı?

Naz: evet

Tarık: benim için sorun yok ta babanlar?

Naz: doğru ya.onları unutmuşum.hadi gidelim o zaman

Tarık: gidelim

Eve varırlar

Tarık: senin baya uykun gelmiş hadi git yat

Naz: tamam.sen de benim odamın yanındakinde yat tamam mı?yanımda olduğunu bilmek istiyorum

Tarık: tamam

Naz tarığa yaklaşır ve elini tutar

Naz: bu gün için çok teşekkürler tarık.hayatımdaki en güzel günlerden birisiydi.sağol

Tarık: önemli değil.benim için de öyleydi.

Naz: iyi geceler

Naz tarığı yanağından öper

Tarık: sana da iyi geceler naz

Ve ikisi de uyurlar

……………………………………..

z_e_y_n_o
28-05-07, 18:53
ısrarlarınıza dayanamayıp yine bi senaryo yazdım.biraz kısa oldu ama aklıma bu kadar geldi.kusura bakmayın.iyi okumalar.....




Naz: iyi geceler

Naz tarığı yanağından öper

Tarık: sana da iyi geceler naz

Ve ikisi de uyurlar

…………………………………………………

sabah naz erken kalkıp kahvaltıyı hazırlar.ve tarığı uyandırmak için odasına gider

naz tarığın yatağının kenarına oturur.bir süre onu izledikten sonra

naz: (tarığı yanağından öper ve yumuşak bi ses tonuyla) tarık…tarık,hadi kalk

tarık: (yavaş yavaş uyanır) naz?

Naz: kalk hadi kahvaltı hazır

Tarık: sen mi hazırladın?

Naz: evet.erken kalkmıştım.dedim bari kahvaltıyı hazırlayım

Tarık: keşke beni de kaldırsaydın

Naz: bu gün de ben sana sürpriz yapmak istedim.eee hadi kalk ama

Tarık: tamam.yüzümü yıkayıp geliyorum

Naz: tamam.aşağıda bekliyorum

Tarık yüzünü yıkayıp aşağı iner.naz masada oturmuş onu beklemektedir.

Tarık: ooooooo şu masaya bak.bi tek kuş sütü eksik diycem ama boşver onu olsa da içmem zaten

Naz: bu gün keyfin yerinde bakıyorum da.

Tarık ta masaya oturur

Tarık: nasıl olmasın…aşık olduğum kızla iki gündür yalnızım.ve çok güzel zaman geçiriyorum

Naz: kendini çok fazla alıştırmasan iyi olur tarıkcım.bu gün babamlar geliyo unutma

Tarık: sahi ne zaman gelicek onlar?

Naz: babam uçağa binmeden önce arıycak beni.daha binmemişler.birazdan binerler

Tarık: demek ki gelmelerine daha var

Naz: evet

Nazın telefonu çalar

Naz: ümit arıyo

Naz telefonunu açar

Naz: alo ümit?

Ümit: naz? Evdesiniz değil mi?

Naz: evet

Ümit: tamam biz de birazdan evdeyiz.onu haber veriyim dedim

Naz: tamam

Ümit: görüşürüz

Naz: hoşça kal

Tarık: ne oldu?

Naz: birazdan burdalarmış

Naz tarığın yüzündeki ifadeyi fark edip

Naz: niye astın hemen yüzünü

Tarık: bu kadar çabuk bitmesini istemiyorum

Naz: yapacak bişey yok maalesef.aslında dün de burda bizimle olabilirlerdi ama şans işte ümit anahtarı unuttu.buna bari şükür

Tarık: doğru söylüyosun da…yine de bitmesini istemiyorm işte.keşke bu tatilde sadece sen ve ben olsaydık

Naz: keşke…

İkisi de bir müddet susarlar

Naz: neyse.yine de bu tatilde beraber miyiz?evet beraberiz.önemli olan da bu

Tarık: evet

Naz: hadi bardağını uzat çayını dolduruyum

Tarık bardağını şaşkın bakışlarla naza uzatır

Naz: dün listeye poşet çayı eklemeyi unutmuşum.mecburren kendim demledim.hem dedim tarık demleme çayı daha çok sever

Tarık: (yine şaşkın) iyi yapmışsın

Naz: (ekmekten bir parça kopararak) sıcak ekmek te veriyim sana. Seni uyandırmadan önce yeni aldım fırından.tazecik

Tarık: naz son iki gündür aynı ev kadınlarına benzediğinin farkında mısın?

Naz: ne var yani?ev kadınlığı kötü bişey mi?

Tarık: yok.onu demek istemedim de seni ilk defa böyle görüyorum ya.o yüzden….

Naz: ben de farkındayım ama burda böyle ne yapalım.özel hizmetçimiz yok

Tarık:bu durumdan şikayetçi de değilim zaten.kız dediğin biraz hamarat olucak

Naz: yaaaaa

Tarık: tabii.elinden her iş gelicek

Naz: sen öyle bi kızla evlenicekin yani

Tarık: aslında akıllı insan öyle yapar

Naz: ya sen?

Tarık: benim gibi bir kıza kör kütük aşık olanlar; kız ev işlerinde nasılmış,yemek yapmayı,bulaşık yıkamayı,ev süpürmeyi biliyo muymuş diye hiç bakmadan balıklama dalarlar olaya

Naz: sen şimdi bana iyi bişey mi söyledin yoksa kötü bişey mi?

Tarık: sen en iyisi boş ver naz

Naz: işine gelmeyince hemen “boş ver” tabii

Tarık: aynen öyle

Naz: bak bi de itiraf ediyo

Tarık: yalan söylesem daha mı iyi?

Naz: yok.aman yalan söyleme de ne söylersen söyle

Tarık: o zaman kızmak yok

Naz: tamam

Tarık: naz bu çay berbat olmuş

Naz: (sakin bir ifadeyle) berbat

Tarık: hatta berbat ötesi

Naz: “hatta berbat ötesi” öyle mi?

Tarık: aynen öyle

Naz birden dalar.hayalinde:

Naz: (tarığı saçlarından yakalamış ve başını geriye doğru çekmiş) iç şunu

Tarık: (çaresiz) naz!

Naz: iç dedim.demek “berba”t haa?

Tarık: naz lütfen

Naz: demek “berbat ötesi” haa

Tarık: naz tamam öyle demek istemedim.

Naz: sus.iç şunu.şimdi o berbat,hatta berbat ötesi dediğin çayın hepsini içiceksin

Tarık: naz yapma

Naz: iç dedim

Naz birden tarığın seslenmeleriyle hayalinden uyanır

Tarık: naz!!! Nazzzz…

Naz: hı? Ne var?

Tarık: daldın gittin

Naz: yok bişey yok.

Tarık: en son bu çay berbat diyodum

Naz: hayır berbat ötesi diyodun

Tarık: kızmadın değil mi?yani yalan söylesem daha mı iyi olacaktı?

Naz: yok canım.hiç kızmadım.beğenmeyebilirsin tabii

Tarık: o zaman izninle nazcım

Tarık mutfaktan kendisine meyve suyu alıp gelir

Tarık: sana da tavsiye ederim.o çayı içme sen de içme bence

Naz: yooooooo…bence gayette güzel olmuş çay

Naz ilk defa çaydan alır ve püskürtmemek için kendini zor tutar.

Tarık: sen bilirsin iç o zaman.ama ben seni uyardım

Naz: (midesi bulanmış ama tarığa inat içemeye devam ederek) içerim tabii.mis gibi çay

Tarık: (ayağa kalkıp nazın yanına gelir) yani o kadar inatçısın ki naz.içmek istemiyosun ama sırf bana inat olsun diye içiyosun.ama ben sana yine kıyamıyorum işte.

Tarık nazın bardağını mutfağa götürür ve ona da meyve suyu getirir.naz tarığın kendisine meyve suyu getirdiğini görünce içinde oluşan rahatlama ifadesiyle

Naz: aslında ben o çayı da içebilirdim yani

Tarık: (numaradan mutfağa doğru geri dönerek) eğer gerçekten çok istiyosan geri getiriyim

Naz: yok yok.yani madem şimdi bunu getirdin bari içiyim.

Tarık: (naza gülerek bardağı yanına koyar) biliyo musun aynı yaramaz bi çocuk gibisin naz

Naz: çok mu yaramaz?

Tarık: çooook…ama ben seninle başa çıkmayı bilirim

İkisi de gülümseyerek birbirlerine bakarlar..

……………………………..

flower98
31-05-07, 09:28
46. Bölüm Senaryosu by Flower98

Giriş

Naz Tarık’ın kollarında yığılır kalır.
Tarık: Bayıldı! Neden bayıldı bu şimdi?
Naz ‘ı kucağına alır. Yüzüne bakar. Naz’ın gözleri hala kapalıdır.
Tarık:Nazzzzzz! Nazzz!!!!!!
Naz hala baygındır. Tarık onu arabaya taşır ve arka koltuğa yatırır. Kendisi de direksiyona geçer. Dikiz aynasına bakmakta kararsızdır ve sonunda onu arkada yatan Naz’ı görecek biçimde ayarlar.
Tarık: Türk filmine döndü iyice bizim durum. YA öyle pat diye söylenir mi? Bak bayıldı. Eeeee söylemeyince de hiç söylenmiyor ki.......Ama rahatladım galiba.....En zorunu atlattık.....Daha kötüsü ne olabilir ki.....?
Naz eve varana kadar uyanmaz. Eve vardıklarında Tarık onu arabadan kucağında indirir. Bu arada Vahi tesadüfen kendisini araya Hulusiyi karşılamak üzere kapıya çıkar.Tarık’ı Naz kucağında müştemilata taşırken görür. Telaşlanır ve peşlerine takılır. O an taksi ile Hulusi varır ve acele taksiden inip Vahi’yi taksi ücretini ödemesi için kolundan yakalar. Vahi kurtulamayacağını anlayınca elini cebine atar. Gözü ise müştemilata varmakta olan Tarık ve Nazdadır. Tarık Vahi’nin kendilerini izlediğinden habersiz Naz’ı kanepeye yatırır.
Tarık: Naz yeter ama artık.
Naz’ı , uyuyan prensesi prensin öptüğü gibi Nazikçe dudağından öper. Naz yavaş yavaş gözlerini açar. Yüzü üzüntü ile şaşkınlık arasında bir haldedir.
Naz: Sen......sen demin ne dedin?
Tarık: Tarık Tekelioğlu benim dedim.
Naz yine hafifçe fenalaşır. Tarık Naz’ı kollarından tutar ve hafifçe sarsar.......
Tarık: Nazzzzz!!!!!!
Vahi: Ne yapıyorsun kızıma?.....Çekil!!!
Tarık: Şeyyyy.....Açıklamama izin verin.....
Vahi Tarık’ı Naz’ın yanından kaldırır.Naz gözlerini aralar ve durumu görünce aniden ayılır.
Vahi: Tarık evladım gitsen iyi olacak.....Git lütfen!
Tarık: Ama...Naz.....!!!!
Vahi: Naz? Kızım iyi misin?Ne oldu sana?
Naz Tarık’a bakar.
Naz: İyiyim baba. Ben iyiyim de Tarık......
Vahi Tarık’A bakar. Tarık Aynaya bakmaktadır ve.....
Tarık: Hep senin yüzünden.
Der aynadaki görüntüsüne. Naz babasının elini tutar.
Naz: Kendini Tarık Tekelioğlu sanıyor.
Vahi: Vah vah vaaaaaah....Demek kötüye gidiyor.
Tarık kendisine acıyan gözlerle bakan Vahi ve Naz’a döner.
Tarık: Ben Tarık Tekelioğluyum.
Vahi: Tamam evladım. Sakin ol. Sen Tarık Tekelioğlusun.
Naz: Baba , ne diyorsun sen.
Vahi: Dur kızım.
Tarık: Ispatlayabilirim.
Elini cüzdanına götürür. O esnada Hulusi ve Sadri müştemilata girer.
Hulussi: Vay vay vay......Bakın burada kim varmış.
Tarık şokla birlikte derin bir nefes alır ve kendi taraflarına bakan Naz ve Vahi’ye Hulusi’yi göstererek....
Tarık: İşte ispatı. İşte buradayım baba!

flower98
31-05-07, 19:40
Part1
Tarık Hulusi’nin karşısında ben buradayım dercesine elleri iki yanında açık durmaktadır. Naz, Vahi bir yandan, Hulusi ile Sadri diğer yandan bakışları ile Tarık’a kilitlenmiş, hepsi bir süre kımıldamadan ve konuşmadan oldukları yerde durmaktadırlar. İlk hareket Hulusiden gelir.
Hulusi: Baba? Baba ha? Sen kimsin ki bana baba diyorsun?
Naz durduğu yerden Tarık’ın yanına gelir hızla. Tam karşısına geçer ve Hulusi’ye bakarak
Naz: Uyan artık Tarık. Duydun Hulusi amcayı. Daha fazla ileriye gitme istersen.
Hulusi Naz’ı kenara çeker kolundan. Tarık’a hiç hoş olmayan bir biçimde bakmaktadır. Etrafında yavaşça dönmeye başlar.......
Hulusi: Madem oğlumsun son onbir aydır neredesin?
Naz: Ne?
Tarık Naz’a kısa bir bakış attıktan sonra başını üzgün eğer.
Hulusi: Madem oğlumsun bu insanlara neden ispatlama ihtiyacı duyuyorsun? Evinin yolunu bilmediğin gibi , adını da mı unuttun?
Naz: Doğru mu bu? Hulusi amca? Sadri?
Hulusi: Madem oğlumsun bunca ayrı geçen zamana rağmen hala nasıl bu kadar yabancı durabiliyorsun karşımda?
Tarık Hulusi’nin yüzüne bakar. Gözleri dolmuş ama tek bir kelime edememektedir. Hulusi elini uzatır ve Tarık’ı kolundan tutarak kendine çeker.
Hulusi: Oğlum! Canım! Tarık’ım.
Tarık da babasına karşı koyamaz ve ona sımsıkı sarılır. Hulusi bir kolu ile Tarık’ı sımsıkı kavramışken, diğer eliyle sitemini anlatmaya çalışırcasına sırtına yumuşak yumruklar atar.
Hulusi: Neden hiç aramadın......?Neden hiç gelmedin......?Neden yerini gizledin......?yakındaymışsın be koçum......yakındaymışsın.....
Tarık: Haklısın......Çok hata yaptım......Çok!!!!
Tarık bunları söylerken gözlerini Naz’a çevirir.
Tarık: Çok insanı kırdım.......Üzgünüm.....Herkesten özür dilerim.....
Naz durduğu yerde ellerini yüzüne götürmüş, hıçkırarak ağlamaya başlamıştır. Vahi üzgün kızının yanına gelip ona sarılır.
Vahi: Gel kızım biz çıkalım.
Naz göz yaşlarını titreyen elleri ile siler.
Naz: Hayır......Hiçbir yere gitmiyorum....Bir çift sözüm var söylenecek....
Naz birbirine sarılmış halde duran baba oğul’un yanına gider.......
Naz: Yalanla yeni tanışmıyorum......Hayatımda çok yalancı gördüm.....Ama sizin gibisini ilk kez görüyorum......Hayaller yarattınız ve yıktınız......Bana sevginin yolunu gösterdiniz ama ona doğru koşacakken beni yoldan ittiniz.....Buna hakkınız yoktu Hulusi amca.
Hulusi Tarık’ı bırakır. İşaret parmağını kendine çevirerek
Hulusi: Bana mı söylüyorsun Naz kızım?
Naz: Evet size söylüyorum. Oğlunuzu bana öyle bir anlatınız ki ben ondan başka bir şey düşünemez oldum. Bu anın gelebileceğini hiç mi düşünmediniz? Yaptırdığı okullar, verdiği kanlar,hatta kredimiz için yaptığı mücadele........Vicdanınız hiç mi sızlamadı?
Hulusi: Naz kızım......Beni bu kadar ciddiye alacağını düşünemedim.....
Naz: Düşünemedim değil işte Hulusi amca....Düşünmeye değer bulmadınız......Şimdi lütfen kendinizi ve size ait olanları buradan götürün......
Hulusi: Oğlum Tarık bir şey söylemeyecek misin? Vahi sen söyle bak bana neler diyor....
Vahi: Hulusi.....Bu sefer gerçekten çok ileri gitmişsin......Naz asla bir büyüğü ile böyle konuşmazdı.
Tarık: Vahi bey.....
Vahi: Tarık, seni kendi evlatlarım gibi sevdim......Bu ana kadar hiçbir yanlışını görmemiştim.....Aynalarla konuşman bile önemli değildi....Ama burada olup ta on bir aydır beni ve ailemi bu denli yalanlara boğduğunu öğrenmeseydim keşke.....Yazık.....Gel Naz.....
Naz: Geliyorum baba....
Naz Tarık’a bakmadan yanından geçer gider.......Müştemilattan çıktıktan kısa bir süre sonra Tarık da müştemilattan fırlar.....
Tarık: Naz!Dur! Konuşabilir miyiz?
Naz durur. Vahi Naz’a bakar.
Naz: Tamam baba.
Naz Tarık’a döner.
Naz: Baban’a hissettiklerimi söylemekte zorlanmadım. Ama sana söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Duygularımı anlatacak kelimeler yok. Hayal kırıklığımı anlatmama yetecek nefesim de yok.
Tarık: Nazzzzz!!!!!
Naz: Hoşça kal.
Naz Vahinin koluna girer ve yanaklarından akan yaşlarını silmeden Tarık’ın yanından uzaklaşır.
Hulusi: Kızı ne hale getirmişsin. Sen ne biçim Tekelioğlusun? Hiç mi benden bir şey öğrenmedin?
Tarık arkasına döner. Hulusi’nin gözlerine bakar.....
Tarık: En önemli özelliğini almışım , yetmiyor mu?
Hulusi: Neymiş o?
Tarık: Yalan söylemek.
Tarık önüne döner ve yürüyerek Hulusi’nin yanından uzaklaşır.

flower98
01-06-07, 19:08
Part2
Hulusi: Tarık dur! Oğlum dur gitme. Bak sana kızdım mı, hakaret ettim mi?.....İnan tüm öfkem dindi sana sarıldığımda.....Çok özlemişim be zibidi seni......Gitme ha?
Tarık durur ve arkaya döner. Hulusi’nin ağladığını görür. Derin bir nefes alır.
Tarık: Ben de özlemedim mi sanıyorsun seni....aynı evi ve sofrayı paylaşmayı.....ama zamanlama çok kötü oldu baba.....hem de çok....
Son sözlerini söylerken Naz’ın odasına çevirir yüzünü. Odanın ışığı yanar. Tarık Naz’ın bahçeye düşen gölgesini fark eder. Onu camda göremese de pencereye yakın durduğunu fark etmiştir.
Hulusi: Belli ,sen kapılmışsın bu kıza oğlum.....Her halinden belli.
Tarık umutsuz bir biçimde başını sallar.....
Tarık: Ne fayda.....her şey bitti......Şu an eve dönebileceğimi sanmıyorum baba.....belki sonra....
Tarık yine ilerlemeye başlar. Bu sefer Hulusi koşar yanına ve omzundan tutarak durdurur onu.....
Hulusi: Ben buraya neden geldim biliyor musun?
Tarık geriye döner ve Hulusi’ye bakar.
Hulusi: Vahi ile dertleşmeye....Aslında Sadri ile birlikte içip dertleşmeye giderken cüzdanımı evde unuttuğumu fark edince yolumuzu buraya çevirdik....Bak şimdi ne Vahi var, ne de Sadri.
Sahi Sadri nerede?
Tarık ile beraber etrafına bakınır. Müştemilattan horlama sesi gelir. Birbirlerine bakarak gülerler.
Hulusi: Neyse. Annen beni terk edecekken ben patladım ona ve evden çıktım gittim. Yanımda şu an sadece sen varsın. Haydi gidiyoruz oğlum.
Tarık: Nereye?
Hulusi: Sıkıntılarımızı paylaşmaya. Haydi.
Tarık artık babasına direnmez. Hulusi kolunu Tarık’ın omzuna atar ve beraber bahçeden yürüyerek çıkarlar. Naz penceresinden Tarık’ın gidişini gözleri yaşlı izler.
Naz: Tarık!
Naz Tarık’a veda edercesine sağ elini cama dayar. Tarık babası ile uzaklaştıkça Naz da yavaş yavaş camdan geri çekilir. Önce avuç içi sonra parmakları camdan ayrılır. Kendini yatağına atar ve hıçkırıklara boğulur.Kapısı çalınır. Naz cevap vermez. Kapı açılır. Ama Naz geri dönüp bakmaz. Kapı yine kapanır. Naz hala kendinden geçmiş ağlamaktadır. Tek eli yatak örtüsünü kavramış ve onu avuç içinde sıkabildiğince kuvvetle sıkmaktadır. Biri yatağa oturur. Naz dönüp bakmaz.Bir el Naz’ın başını okşamaya başlar.
Naz: Yalnız kalmak istiyorum......Beni yalnız bırak.
Gelen kişi hala Naz’ın başını okşamaktadır. Naz kendini toparlar ve oturur pozisyona geçer.
Naz: Hala! Halacım.
Naz Netice’ye sarılır. Ağlamaya devam eder.
Netice: Kim üzdü benim kızımı bakayım?
Naz geri çekilir.
Naz: Biliyorsun.
Netice: Bir de senden duymak istedim.
Naz: Anlatacak bir şey yok. Neredeyse bir yıldır nefret ettiğim kişi ile zamanımın çoğunu geçirmişim.
Netice: Nefret ettiğin mi? Emin misin?
Naz: O Tarık Tekelioğluymuş. Kredimizi iptal eden ve beni kaç kez buluşacam diye eken o şımarık, züppe ve kendini beğenmiş Tarık Tekelioğluymuş.
Naz yine halasına sarılır.
Netice: Ama şu son birkaç gündür bana ondan hiç nefret ediyormuşsun gibi gelmedi.
Naz yine geri çekilir.
Naz: Hep Hulusi amca yüzünden. Neler anlattı bana onun hakkında.
Netice: Ah siz gençler ah.
Naz: Hiç onu savunmaya kalkma bana hala. Hayatımda artık ne şoför Tarık var, ne de Tarık Tekelioğlu.
Netice: Emin misin kızım. Bana hiç de öyle gelmiyor.
Naz başını pencereye çevirir. Bir süre camın ötesine bakar.
Naz: Aslında bana da. Çok üzgünüm halacım çoooook......Hayır! Kızgın ve öfkeliyim.......Üzgünüm!!!!Offffffff!!!!!
Naz yine yatağa kapaklanır ve ağlamaya devam eder.Netice yine başını okşar.
Netice: 24 Ekim 1958 günüydü. Yirmi beşinci doğum günümü kutlayacaktım. Rahmetli babam Kayserili olmasına rağmen çok modern görüşlüydü. Vahi ile birlikte olduktan sonra her yere gitmeme izin verirdi. Vahi ile aramızda yaş farkına rağmen arkadaşlarımız ortaktı. Yedi yaş ne ki zaten. İşte o gün arkadaşlar benim için bir parti düzenlemişlerdi. Süslendim püslendim. Eeeee o zamanlar böyle değildim tabi.
Naz yine oturur konuma gelir. Netice elini tutar.
Netice: Evden ayrılma zamanı geldiğinde çok heyecanlıydım. Partime gönlümü kaptırdığım genç bir doktor vardı, o da gelecekti. O da bana karşı boş değildi. Aslında konuşuyorduk gizli gizli.Çooook yakışıklıydı. Ama yeni mezun olduğundan daha refaha erememişti. Bana sabret diyordu. Yakında gelip seni isteyeceğim. Vahi bile bilmiyordu aramızdakileri. Anlamazdı o böyle şeylerden. Saf ya.
Naz: Ama hala!
Netice: İyi niyetli anlamında diyorum Naz....Korumasan olmuyor değil mi......? Ne diyordum ben unuttum bak....
Naz: Yakında isteyecekmiş seni...
Netice: Evet aynen öyle..... Yaş günümde de önce Vahiye açılacam diyordu. İşte o gün hepimiz Nuri’nin yerinde toplandık. Çok güzel bir çay bahçesiydi. Hava harikaydı. Herkes geldi. En son Erkan geldi. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Bana tek bir gül getirmişti. Tam verirken bir arkadaş “ Nasılmış bizim doktor beyler “ demez mi. Ben Erkanı kastediyor sandım. Ama ne oldu beğenirsin? Erkan elimi nazikçe öptü ve gitti. Sonradan öğrendim ki kendisi doktor değil, bir doktorun yanında çalışan bir sağlık memuruymuş.
Naz: Çok üzüldüm halacım.....
Naz halasına sarılır. Netice devam eder.
Netice: Onu çok sevmeme rağmen bana yalan söylemesi gururuma dokundu. Çalıştığı yeri öğrendim. Oraya gitmem iki hafta sürdü.
Naz: Çok mu uzaktı?
Netice: Ah Naz ah senin kafa iyice gitmiş....Kendimi anca toparlamıştım. Gittim ve onu buldum. Kilo da vermişti. Beni görünce yüzü daha da asıldı. O yakışıklı genç gitmiş başkası gelmişti.
Naz: Hala sen ağlıyorsun.....? Ağlama ne olur...
Netice: Aslında orada boynuna sarılmak isterken açtım ağzımı yumdum gözümü. İçimdeki tüm öfkeyi hastaların içinde yüzüne haykırdım. Çektim eve gittim. Hiç kimseyle de ne evlenmeyi düşündüm ne de gelen teklifleri kabul ettim.
Naz: Erkan’ı bir daha gördün mü?
Netice: Çoooook!
Naz: Nasıl ?
Netice: Gazetelerde ve televizyonda. Aslında o doktorun yanına tıp fakültesini yarım bırakıp girmiş. Parası olmadığından okuyamamış. O günkü olaydan sonra doktor Erkan’ı iyice sıkıştırmış ve Erkan okuyamama nedenini ona anlatmış. Bunun üzerine o doktorun zoruyla okula geri dönmüş. Erkan çok ünlü bir kalp cerrahı oldu. Geçen yıl öldüğünde o da bekardı.
Naz: Halacım......Sen ne acılar çekmişsin....İnanmıyorum......Kimse bunu bilmiyor....
Netice: Vahi bile bilmez.....Bu kambur boşu boşuna mı oldu kızım. Ben öfkemle, gururumla hayatımı kararttım. Sadece kendiminkini bile değil. Anlıyor musun. Aşkımı koruyamadım. Aşkı korumazsan parçalanır......
Naz halasına sarılır......
Naz: Ama aylarca bana yalan söyledi.......Aylarca......Ben ona bir daha nasıl inanırım......
Netice: Öncelikle ona gerçek kimliği ile yeni bir şans vererek.....

flower98
02-06-07, 01:35
Part 3
Hulusi ve Tarık uzun süre konuşmadan yürürler. Hulusi Belgin’i, Tarık ise Naz’ı düşünmektedirler. Her ikiside elleri pantolonlarının ceplerinde yan yana gitmektedirler.
Hulusi: Acaba ne yapıyordur şimdi?
Tarık: Çello çalıyordur büyük ihtimalle.
Hulusi: Belgin? Benim karım çello mu çalıyor.
Tarık: Çello’ yu çalan Naz. Annem çalsa çalsa babasından kalma piyanosunu çalıyordur.
Hulusi: Yaaaaaa nasıl da buldum onu . Tek pedalı eksikti bulduğumda.
Tarık: Annem yinede güzel çalıyor ......
Hulusi: Yaaaaaa çalar benim Belginim.
Tarık: Naz da çello’yu güzel çalıyor. Hep aynı konçerto ama olsun....
Hulusi: Paran var mı? Cüzdanım evde kaldı.
Tarık cüzdanına bakar.
Tarık: 50 YTL var.
Hulusi: Tamam ver. Taksiiiiiiii!!!!!!
Taksi durur ve binerler.
Hulusi: Tekbank’a , ama çabuk.
Bankaya varırlar. Hulusi cam kapıyı yumruklar. Güvenlik elemanı koşturarak gelir.
Güvenlik: Hulusi bey? Bir şey mi oldu?
Hulusi: Yok bir şey. Oğlum ile olağanüstü toplantı yapacağım. Hemen git bize bir büyük rakı ve meze al gel. Ne duruyorsun?
Güvenlik: Şeyyyy......para.......
Hulusi: Al bu yirmi YTL ‘yi . Üstünü tamamla. Fiş getir yarın on katını sana geri ödeyeyim.
Güvenlik: Olur mu Hulusi bey?
Hulusi: Hadi hadi çabuk. Ben olur diyorsam olur.
İki saat sonra......
Hulusi: Ya ben bankayı kurtaracaaaam diye uğraşayım , sen gel beni terk etmeye kalk....Dinlemiyoooooor Tarık, dinlemiyoooooor. Altı ay önce bana söz verdin diyor. ......Takmış......resmen takmış......Ne altı ayı.....Bir yıl oldu .....bir yıl.....
Tarık: Sen onun en büyük aşkısın........senden başkasını gözü görüyor mu? Bak benimkine......benimki mi değil mi belli değil......Bir canım cicim .....bir cingil cingil zil neredesin Tarık? Ya daha dudağındaki öpücük kurumadan Tarık Tekelioğluna taktı ya.....Bankası var diye ya......
Hulusi: Sen dut oldun. İçme başka. Tarık Tekelioğlu sensin.....Sen....
Tarık: Değilim......Ben şoför Tarık’ım......Tarık Tekelioğlu aynada.......Giymiş Alfonsonun formasını.....O dediği muhteşem insan benim diyor ha bire......
Hulusi: Sus.....Alfonso deme bana.....Ne geldiyse başıma ondan geldi......
Tarık: Asıl benim başıma geldi......Sofia çıkmasaydı ortaya Naz beni Tarık Tekelioğluna değişmezdi.....
Hulusi: O sensin sen......Mertçe diyemedin mi .....Ben Tarık Tekelioğluyum diye....he?
Tarık: Mertçe mi? Sen Mert’i nereden tanıyorsun da onun gibi konuşmamı istiyorsun....Ben o Mert’i var ya......
Hulusi: Vay vay vay.....İşte benim oğlum....Hah şöyle er ol....Aşkın için cenk et......cenk!
Tarık: Ya baba sen kasten mi bahsediyorsun bunlardan.....Cenk’i ben erittim erittim.....Bak çıkamıyor aylardır karşıma....Yaaaaaa......Ah Naz ah.....Bir banka uğruna.....ah.....!
Hulusi: Tarık kalk.....Dayanamayacağım ben.......Gidiyoruz.
Tarık: Nereye? Naz’ı kaçırmaya mı?
Hulusi: Boş ver Naz’ı şimdi.....Eve gidiyoruz......Belginciğime......Aaaaaaaaa Tarıııık! Tarıııııık! Sızdı.....! Ben de şu bardaktakini bitireyim bari.....
Ertesi sabah sekreter Hulusinin ofisine girince Tarık ile Hulusi’yi Sadri ‘nin yattığı yerde uyurken bulur. Hulusi küçük çocuğuna sarılmış bir baba gibi Tarık’a sarılmıştır. Sekreter hemen Belgin’e telefon açar. Gece boyunca uyumamış olan Belgin yarım saat sonra bankaya gelir.
Belgin: Ay gözlerime inanamıyorum. Bu bir düş....Bu bir mucize.....
Gözü rakı şişesine ve artan mezelere takılır.
Belgin: Ayyyyy yok.......olamaz.....Ya şimdi uyanınca Tarık’ın boğazına sarılırsa......Önce Tarık’ı kaldırayım......Tarık, Tarık!
Tarık gözlerini açar ve annesini görür, sonra soluna bakar babasını görür. Hemen ayağa fırlar.....
Tarık: Anne?.....Baba?
Hulusi Tarık yanından fırlayınca uyanır. Önce Belgin’i, sonra Tarık’ı görür.....O da ayağa kalkar
Hulusi: Belgin? Tarık?
Belgin: Hulusi? Tarık? Neler oluyor burada?
Hulusi: Belgincim......Hayatımın anlamı.....Bak biz Tarık ile barıştık.
Belgin masaya bakar.....
Belgin: Görüyorum....Aferin size.....Sen beni bırak git gel oğlunu bul iç iç sız.....Zibidi Hulusi!!!!!
Hulusi: Ama Belgincim....
Belgin: Sen de dün o en kötü anımda bana destek olmaya gelme.....git babanı bul barış....sonra gel buraya iç iç sız....Zibidi Tarık!!!!
Tarık: Ama anne.......!!!!!
Belgin: Ay boş ver şimdi Belgin’i ,anneyi. Sarılın bakayım bana.......Hadi sarılın......
Üçü sımsıkı birbirlerine sarılırlar. Belgin’i aralarına alıp bankadan çıkıp evlerine doğru yola çıkarlar.Evde birden bir bayram havası olur. Herkes mutludur Tarık döndüğü için. Tarık hariç. Kahvaltı sofrasında hiçbir şey yemez ve .....
Tarık: İzninizle....
Filiz: Abi? Hiçbir şey yemedin sen. Neyin var.
Tarık: Yok bir şey.....Gidip odama bakayım......Size afiyet olsun.
Belgin: Nesi var benim oğluşumun bakayım?
Tarık: Yok bir şey dedim ya anne.
Tarık merdivenlerden yukarı çıkamaya başlar.
Belgin: Hulusi bir şey mi dedin çocuğa gelir gelmez? Kırgın bu....Belli halinden.
Hulusi: Ayy ne diyecem Belgincim.....Kırgın değil....Aşık....Aşık..
Belgin: Aşık mı.....Kime?
Filiz: Anne sende......kime olcak.....Şu dışarıdaki kediye sorsan o bile Naz Özkul der.....
Belgin: Bu ne saygısızlık Filiz!.....Naz Özkul deme bana......Abin bir yıl boyunca Kul köle oldu ona.....Kız zil çalıyor Tarık diye.....Hop Tarık burnunun dibinde.....Ben biricik oğlumu Pavlov deneyinde kullanılsın diye mi büyüttüm.....Bitti.....Naz Maz yok artık...
Ayşe: Yoktur zaten....Kesin.....
Hacer: Şııııııııt Ayşe ne oluyor sana?
Belgin: Bırak Hacer abla. Doğru söylüyor kız.....
Hulusi: Ben de gidip yatacam. Filiz ara Sadri’yi bir an evvel Bankaya gittin. Ben bir iki gün evde kalacam.
Filiz: Baba? İyi misin sen?
Hulusi: İyiyim ve mutluyum. Biraz aileme doymak istiyorum.
Yaklaşı iki gün boyunca Tarık evde hayalet gibi dolaşır. Ne doğru dürüst yemek yer ne de konuşur......Odasında gitar çalıp hüzünlü şarkılar söylemektedir.
Belgin: Hah......sıra seninle bir dakikaya geldi yine......Zehirlemiş bu kız oğluşumu.....Bak mecnun olmuş.....gidip konuşacağım.....
Hulusi: Belgin otur yerine!
Belgin: A...aaaa Hulusi? O nasıl konuşma öyle?
Hulusi: Otur diyorsam otur....Bırak çocuğu....Zamanı gelince o bizimle konuşur....
Akşamüzeri
Tarık: Anne, baba.....Sizinle konuşmak istiyorum.....Müsait misiniz....
Belgin: Ay tabi Tarıkçım. Söyle bakalım........Seni üzen bir şey mi var.....
Hulusi: Gel koçum. Otur şöyle yanıma....
Tarık: Yok ben ayakta iyiyim. Ben bir karar aldım.
Hulusi: Karar aldın demek.
Tarık: Evet. Eğitimime devam etmek istiyorum. İtalyaya döneceğim.
Hulusi ve Belgin aynı anda ayağa kalkarlar.
Hulusi+Belgin: İtalya mı?
Tarık: Evet. Burada kalamayacağım. Ben İtalyaya dönüyorum. Hem de en kısa zamanda.
Hulusi: En kısa zamanda demek. Yine paraları araba ve kız peşinde koşarak yemeğe mi?
Belgin: Ay Hulusi dur....Kızma....Heyecanlanma....Tarık?
Tarık: Araba ve kız yok. Ben ekonomi okumaya gideceğim. Hazırlıklara başlayın lütfen. Öncelikle cezamı hallet baba. Yani lütfen, edebilir misin?
Hulusi: Şeyyyy......Bak oğlum ne diyeceğim sana. Daha yeni bir araya geldik. Biraz doyalım sana. Sonra gidersin. Zaten yaz tatili başladı.
Tarık: Ben buralarda duramayacağım baba. Kusura bakma.
Hulusi: Tamam o zaman Bodrum’a gidelim. Tatil dönüşü İtalyaya gidersin.
Belgin: Ayyyyy harika bir fikir. Ne dersin Tarık? Yıllardır birlikte tatile çıkmadık. Hadi oğlum evet de.
Filiz: Bodrum mu? Harika......
Belgin: Sen bizi mi dinliyordun Filiz. Çok ayıp.
Tarık: Gizli değil ki konuştuğumuz anne. Ben Filizle konuştum daha önce. Madem herkes Bodrum diyor. Tamam.
Belgin Tarık’a sarılır. Tarık odasına çıkar. Öyle bir geçer zamanki şarkısını söylemeye başlar....
Belgin: Yine o şarkı.....Dönüp dönüp aynı şarkıları söyler oldu ....Sen kimi arıyorsun Hulusi?
Hulusi: Dur! Alo Vahi.....Can dostum......Yoksa hala kırgın mısın bana.....Bak valla darılırım.....Naz kızım nasıl.......Demek yemiyor,içmiyor......Çello çalıyor sürekli.....Ya zordur aynı konçertoyu dinlemek.....Vah vah......Bizim oğlan da yirmi şarkıyı dönüp dolaşıp söylüyor......tabi tabi......sesi güzel Allahtan......Bak Vahicim seni çellodan kurtaracak formülü söylüyorum sana şimdi......BODRUM!

Kara İnci
02-06-07, 02:33
Tarık kollarına yığılan Naz'ı kucağına alır ve arabaya götürür.Telaşla arabayı çalıştırır ve Naz'ı hastaneye götürmek üzere yola çıkar.Fakat yolda kendine gelen Naz eve gitmekte ısrar edince çaresiz eve döner.Naz Tarık'a hiçbir şey söylemeden odasına çıkar.Tarık ise şaşkınlık ve pişmanlık dolu gözlerle tepkisiz bir şekilde giden Naz'ın arkasından baka kalır.Kafası karmakarışık olan Tarık müştemilata gider ve olanlara bir anlam yüklemeye çalışır.Fakat başarılı olamaz.Bu zaman içerisinde düşünceleriyle baş başa kalan Naz yarım kalan konuşmayı tamamlamak üzere müştemilata gider...

Tarık:Sen iyi misin?

Naz:İyiyim.Merak edilecek bir şey yok.Sadece tansiyonum düştü

Tarık:Beni çok korkuttun

Naz:Asıl sen beni korkuttun

Tarık:Ne?

Naz:Tarık sen hiç iyi görünmüyorsun.Artık kontrolden çıkmaya başladın.Daha öncede kendini başkalarıyla yarıştırıyordun.Ama bu yarıştırmalar hiç bir zaman bu gece ki gibi tehlikeli boyutlara ulaşmamıştı…

Tarık:Naz...

Naz:Ben kimseyle yarışmıyorum palavralarına girme yine.Her şey apaçık ortada inkara gerek yok.Tarık Tekelioğlu'nu kıskanmanı bir şekilde anlıyordum.Ama onun yerine geçmeye çalışman,hatta kendini o zannetmen...Bu geceye kadar durumunun bu kadar vahim olduğunu kavrayamamıştım.Bir şekilde atlatacağını düşünmüştüm.Ama bu gece anladım ki senin yardıma ihtiyacın var Tarık.Hiçbir zaman ulaşamayacağın biri için kendine zarar veriyorsun.Bırak artık bu kompleksi.Başkaları gibi olmaya çalışma.Kendin ol yeter...

Naz'ın bu sözleri Tarık'ı derinden yaralar.O gece Tarık için de,karanlığa gömüp görmek istemediği gerçeklerin istemese de aydınlığa kavuştuğu bir gecedir...

Tarık:Söyleyecekleriniz bitti mi?

Naz:Tarık amacım seni kırmak değil di.Ben sadece...

Tarık:Naz Hanım yeterince konuştuğumuzu zannediyorum.Eğer yanlış anlamazsanız biraz yalnız kalmak istiyorum

Naz:Tarık bak...

Tarık:Naz Hanım lütfen...

Naz arkasını dönüp giderken Tarık arkasından seslenir...

Tarık:Size sadece şunu söyleyeyim Naz Hanım... Kendi gibi olması gereken asıl sizsiniz...

Naz:Anlamadım

Tarık:Anlayabilseydiniz şuan bu konuşmayı yapmıyor olurduk zaten...İyi geceler Naz Hanım...

Tarık'ın ne demek istediğini anlamaya çalışan Naz odasına dönerken,Tarık da odasın da Naz'ın söylediklerini yüksek sesle düşünmektedir.Gözü birden aynaya kayar ve yüzleşmek üzere aynanın karşısına geçer.Bu kez aynada ne Tarık Tekelioğlu'nu ne de Alfonso'yu görür.Karşısında ki sadece Tarık dır...

Tarık:Kendini ne hallere düşürdüğünün farkında mısın sen?Nasıl bu duruma geldin?Eskiden hiç olmazsa kim olduğunu biliyordun.Şimdi onu bile bilmiyorsun.Sahi sen kimsin?

Aynada ki görüntüsüne uzun uzun bakan Tarık artık karşısında gerçekleri görmektedir...

Tarık:Ama artık kim olduğunu biliyorsun.Sen sadece Tarık'sın.Sadece Tarık...Ne iş yaptığın,soyadının ne olduğu hiç önemli değil.Sana yakışır bir şekilde davran ve kendini bul artık...

Ani bir hareketle komidinin çekmecesinden bir kağıt kalem alır ve bu zamana kadar yüzleşemediği gerçekleri bir bir kağıda döker...

Sevgili Naz
Seninle karşılaştığım ilk an hayatımın artık eskisi gibi olmayacağını anlamıştım.Sanki seninle doğdum ve seninle büyüdüm ben.Hayat benim için senin gözlerinle anlam kazandı.Hep o gözlerde kendimi görmeyi bekledim.O gözler sadece bana baksın istedim.Göl evinde yaşadıklarımızdan sonra artık o gözlerin bana ait olduğundan kuşkum kalmamıştı.Ama ne olduysa ordan dönüşümüzde oldu.Bana karşı o sıcacık bakışlarının yerini donuk bakışlar aldı.Sanki tutkuyla öptügüm kız sen değildin de bir başkasıydı.Ama yine de umudumu yitirmedim.Tavırlarında olan değişiklikleri duygularında yaşadığın karmaşaya verdim.Birgün duygularınla yüzleşeceğin ve gönül kapılarını korkmadan bana açacağın umuduyla sabrettim.Taki karşıma Tarık Tekelioğlu'nu çıkarana kadar.Ona karşı, anlam veremediğim ve kabullenemediğim bir davranış içerisine girmen beni şuan ki konumuma getirdi.Senin de belirttiğin gibi kendimi tanıyamaz oldum.Ama bunun sebebi senin zannetiğin gibi Tarık Tekelioğlu ile yarışmam değildi.Asıl sebep ölünceye kadar kendimi görmeyi umduğum gözlerinde onu görmeye başlamam dı.Belki seni kendine getiririm umudu ile bunca zaman çırpındım durdum.Bu çırpınışın içinde farkında olmadan kendime zarar verir konuma bile geldim.Ama bu gece şunu anladım ki bu artık bana acı vermeye başladı.Bana başka bir gecenin sonunda "Belki de gitme zamanı" demiştin.Şimdi bunu sana ben söylüyorum.Kendimi bulmak adına,sana olan sevgimi yitirmemek adına "Belki de gitme zamanı artık"... Yapmam gerekeni yapıyorum ve her ikimizin de daha fazla yaralanmaması adına kendimi azad ediyorum... HOŞÇAKAL

Tarık içini tüm içtenliği ile döktüğü kağıdı katlayıp zarfına koyar ve masanın üzerine bırakır.Eşyalarını toplar ve kimseye görünmeden mutluluğunu da arkada bırakarak karanlıkta kaybolur...Huzursuz bir gece geçiren Naz ise Tarık'a haksızlık ettiği ve onu kırdığı düşüncesiyle özür dilemek adına günün ilk ışıklarıyla birlikte müştemilata gider.Fakat orada bulduğu Tarık değil ondan geriye kalan bir mektup dur.Naz mektupta yazanları okudukça içini büyük bir acı kaplar.Tarık'ı gerçekten kaybetmiş olmanın etkisi ile kanepeye çöker ve ağlamaya başlar...

Tarık olamadan geçen haftalar Naz için aylara bedel dir.Bu zaman içerisinde Tarık Tekelioğlu'nu bir an bile düşünmediğini fark eder ve acı ile gülümser.Tarık’ı boş bir hayal üzerine kırmış ve kaybetmiştir.Vicdanında bu hesaplaşmaları yaparken birden telefonu çalar.Tarık'ın olmasını umut ederek telefonunu alır ama arayan Tarık değil,Belgin Tekelioğlu dur...

Belgin:Naz'cığım nasılsın?

Naz:İyiyim Belgin Teyze…Siz?

Belgin:İyi olmaya çalışıyorum.Tarık dan bir haber var mı?

Naz:Maalesef…

Belgin:Nerde bu çocuk?Neden aramıyor?Kendisini ne kadar merak ettiğimizi hiç düşünmüyor mu?

Naz: Beni arayacağını hiç zannetmiyorum Belgin Teyze.Ama yakın zaman içerisin de Filiz'i arayacağına eminim.Merak etmeyin…

Belgin:İnşallah…Aslında ben seni başka bir mesele için aramıştım…Bugün okulundan aradılar ve stajında eksik kalan kısmı tamamlamak için fazla zamanın kalmadığı konusunda beni uyardılar.Ben de bu sebeple kalan stajını tamamlaman için sana bir yer ayarladım…

Naz:Sağ olun Belgin Teyze.Benim için çok şey yaptınız.Nerede yapacağım stajı mı?

Belgin:Bodrum

Naz:Bodrum mu?

Belgin:Biliyorum biraz uzak ama şuan için yapabileceğimin en iyisi bu...

Naz:Aslına bakarsanız buradan biraz uzaklaşmak,bana da iyi gelebilir

Belgin:Böyle düşünmene çok sevindim.O zaman hafta sonu Bodrum da olacak şekilde hazırlıklarına başla.Ben gideceğin yerin tam adresini daha sonra sana bildiririm…

Naz:Çok teşekkür ederim Belgin Teyze...

Naz hazırlıklarını tamamlar ve evdekilerle vedalaşarak Bodrum'a doğru yola çıkar.Tarık'la geçirdikleri güzel zamanlar yolculuk boyunca zihnini meşgul eder.Vahi Bey de Naz'ı tek başına Bodrum'a yollamanın sıkıntısını yaşamaktadır.Naz Belgin Hanım’ın verdiği adrese gider ve kendisine gösterilen odaya yerleşir.Akşam vereceği ilk konser için hazırlıklara başlar.Bu hazırlıklar sırasında Tarık’la verdiği konseri ve o an ki heyecanını ve mutluluğunu düşünür.Ama şuan o heyecandan ve mutluluktan eser yoktur.Konser zamanı gelip çatar.Naz elinde çellosu,yüreğinde acısı ile sahneye çıkar ve çalmaya başlar.Naz’ın acısı notalara dökülür…Konser bitimin de kendisini izleyen insanlara selam vermek için ayağa kalkar.Selam verip başını kaldırmasıyla birlikte dona kalır.Çünkü karşısında bir daha göremeyeceğini zannettiği Tarık durmaktadır…

Tarık nihayet kendisiyle baş başa kalmak için kaçtığı yerde Naz’la göz göze gelince o da Naz gibi donar kalır.Gözleri Naz’a çakılmış bir halde bir an bu olayların rüya olup olmayacağı hususunda tereddüt yaşayarak büyük bir şaşkınlıkla yutkunur.Bumerang misali kaçmak istediği sevgili ve sevgisi bir hayal gibi önünde belirivermiştir.Bu karşılaşma ona üstüne sünger çekmek istediği aşkının ne kadar taze ve sıcak olduğunu tekrar hatırlatır.Ne kadar kaçmak isterse istesin asla kendinden ve duygularından kaçamayacağını anlamıştır.Yaralarının ne kadar derin ve çarelerin ne kadar uzakta olduğu bir kere daha acı bir şekilde yüzüne çarpar.Kelimeler boğazında düğümlenir.Söylenecek pek fazla bir şey de yoktur zaten.Konuşması gereken kişi Tarık değil Naz dır…

flower98
02-06-07, 22:04
Part4
Belgin: Ne Bodrum’u ne yapıyorsun sen Hulusi?
Hulusi eli ile telefonun mikrofonunu kapatır.
Hulusi: Belgincim Tarık İtalyaya gitsin mi istiyorsun? Dur karışma. İstersen genele alayım konuşmayı dinle.
Hulusi telefonunun hoparlörünü açar.
Vahi: Alo???Hulusi sustun birden.
Hulusi: Buradayım can dostum. Bodrum diyordum. Beraber bir tatil yapalım diyordum. Yeri ben ayarlarım. Sen yeter ki gel.
Vahi: Nasıl olur bilmem ki. Şimdi bizimkiler gönül koymasın ben Bodruma gidersem?
Hulusi: Neden gönül koysunlar ki? Onlar da geliyor.
Vahi: Yani ablam ve çocuklar da öyle mi? Peki sen beni çellodan nasıl kurtarmış olacaksın?
Hulusi: Vallahi Vahicim senin konçerto beynini ters çevirmiş. Çocukları barıştıracağız. Anla.
Vahi: Tarık’ı bilmem ama Naz barışmaz. Sahi Tarık nasıl? Çok emeği geçti bize. O gece teşekkür edemedim. Durumdan ötürü. Hala anlamış değilim nasıl bunca zaman saklanabildiğini senden. Belgin hanım da iyi oynamış yani. Tebrik ederim.
Hulusi: Eeeee kimin oğlu!
Belgin ters ters Hulusiye bakar.
Hulusi: Yani oyunculuk yeteneğini annesinden almış demek istiyorum.
Vahi: İyi mi Tarık? İnan öz evladım olsa bu kadar sevmezdim. Alındım ama kızamıyorum ona.
Hulusi: Bak Vahi ben düşündüm taşındım ve Tarık’ı yarın sabah size geri göndermeye karar verdim.
Belgin: Ne?
Vahi: Anlamadım!
Hulusi: Çok basit. Tarık ile barışmış olmamız onun cezasını kaldırmıyor. Bana hala borcu var. Birazdan gidip onunla da konuşacağım. Eeeee bugün ayın 2 si. Çalışmazsa maaşını nasıl alacak? Bana borcunu nasıl ödeyecek? Hem Naz onu resmen kovdu mu?
Vahi: Hayır.
Hulusi: Gördün mü. İki gün tatil yeter. Yarın iş başı yapacak. Sen de kızını ayarla terslemesin onu. Terslemeye hiç gelemez. Bak ben bir tersledim bir yıl kaçtı benden.
Vahi: Ama Hulusi....
Hulusi: Aması maması yok. Durumu kontrolüm altına alıyorum. İki gün sonrada ver elini Bodrum.
Vahi: Valla bir şey anladıysam Arap olayım.
Belgin: Ben de.
Hulusi: Sen ayarlamaları yap ben gerisini anlatırım sonra. Haydi öptüm seni ruh ikizim. Selam söyle Naz’a.
Hulusi telefonu kapatır. Belgin cevap bekler şekilde karşısında durmuş ona bakmaktadır.
Hulusi: Bakma bana öyle Belgincim. Bak Bodrumda nasıl mutlu edeceğim seni. Bodrum Bodrum..... Hahayt....Bodrum Bodrum.....
Hulusi Belginin yanağına bir öpücük kondurur ve ıslık çalarak merdivenlerden çıkmaya başlar.
Belgin: Hulusi!!!!! Nereye gidiyorsun !!!!
Hulusi: Oğlumuza bir işi olduğunu hatırlatmaya.
Belgin: İş miş yok Hulusi. Tarık geri döndü. Şoförlük bitti anlıyor musun?
Hulusi: Bitmedi. Baba borcu bitti mi? Hayır.....Demek işi de bitmedi.....Bodrum Bodrum...
Hulusi Tarık’ın kapısını çalar. Tarık , Bir Derdim var şarkısını söylemektedir. Susar.
Tarık: Kim o?
Hulusi: Ben. Alacaklın!
Tarık kapıyı açar.
Tarık: Baba?
Hulusi: Baba değil. Halen üç milyon Avro borcun olan Hulusi Tekelioğlu.
Tarık: Neden öyle birden o konuyu açtın anlamıyorum şimdi?
Hulusi: Anlayacaksın birazdan. Öncelikle ben o konuyu kapattığımızı hatırlamıyorum.
Tarık: Yurt dışı cezamı da kaldırmayacaksın değil mi?
Hulusi: Bir yılı gitti ,bir yılı kaldı. Cezanı doldur, borcunu öde özgürsün.
Tarık: Demek iş arayacağım kendime. O zaman Bodrum’ a gelemem.
Hulusi: Orasını bilemem. Ben ayın on-beşinde paramı isterim.
Tarık: Peki baba öyle olsun.
Hulusi: Eski işinden istifa ettin mi?
Tarık: İstifa etmek mi? Baba , Naz beni o evin elli metre yakınına bırakmaz artık.
Hulusi: Demek o kadar iyi tanıyorsun Naz’ı ?
Tarık: Şeyy.... Bir yıl oldu neredeyse.....Bilmiyormuş gibi yapma. Bu işin kurdusun sen. Hemen anladın durumu.
Hulusi oğlunun yanına gelir ve omzuna dostça iki kere dokunur.
Hulusi: Benden hatırlatması. Haydi sana kolay gelsin.
Hulusi odadan çıkarken Tarık’ın telefonuna bir mesaj gelir.
Tarık: Mesaj. Nazdan.
Hulusi: Ne yazmış?
Tarık: İki gün izinsiz işi kırdın. Maşından keseceğim diyor.
Tarık şaşkın babasına bakar.
Hulusi: İyi , demek bu ay bana olan borcunu düştükten sonra cep harçlığın biraz azalacak.
Tarık mutlu babasına sarılır.
Tarık: Güzel olan ne biliyor musun? Hem işime hem de aileme kavuştum bugün.
Hulusi: Yanılıyorsun. Ailen hep vardı zaten. Sen sana kızgınken bile seni düşünmediğimi mi sanıyorsun? Haydi iyi uykular sana. Yarın erken kalkacaksın.
Tarık: Sağ ol baba. Hafta sonu görüşürüz.
Hulusi: Dur bakalım. Belki daha önce de olabilir.
Ertesi Sabah Vahilerin Evinin Önü
Tarık saat altıda gelmiş, üzerinde üniforması arabayı temizlemektedir. Naz saat yedide kapıyı açar ve Tarık’ı görünce tekrar kapatır.Kapıya yaslanır ve ağır derin nefesler alır verir.
Tarık: Naz hanım? Oradasınız biliyorum. İki gün gelemediğim için üzgünüm. Eğer arzu ederseniz maaşımdan kesersiniz.
Naz gülümser. Ama cevap vermez.
Tarık: Araba hazır. Ne zaman isterseniz gidebiliriz.
Naz bir süre daha bekler kapıda. Daha sonra kapıyı açar ve arabanın başında beklemekte olan Tarık’ın yanına iner ağır adımlarla. Gözleri doğrudan Tarık’ın gözlerine kilitlenmiştir. Yanına varınca bir süre konuşmadan durup ona bakar. Tarık gülümsemektedir. Evin kapısı açılır yine.Ümit ve Vahi görünürler. Ümit koşarak Tarık’ın yanına gelir ve ona sarılır.
Ümit: Sen neymişsin be Alfonso. Bir de bankan varmış. Filiz anlattı her şeyi. Hiç öyle bakma. Naz’ın ağzını bıçak açmayınca ben de Filiz’ e sordum. Ya iyi ki döndün. Seniz olmuyormuş. Nazzzzz! Nazzzzzzz!!! Bu ne dalgınlık.
Naz: Sen kendi işine bak. Hadi gidelim.
Tarık: Emredersiniz.
Vahi memnun biçimde kapı önünden Tarık’a el sallar.
Tarık Naz’a kapısını açar ve oturunca kapıyı tekrar kapatır.
Tarık: İki dakika bekletebilir miyim sizi?
Naz: İki gündür bekliyorum zaten. Ne var?
Tarık: Elini öpmek istediğim biri daha var evde.
Naz: Tamam .
Tarık eve koşarak girer ve kısa süre sonra koşarak tekrar çıkar. Arabaya oturur.
Naz: Şapkan nerede?
Tarık: Şapka! ? Sanırım evde düşmüş. Gidip alayım.
Naz: Hayır. Ben daha fazla bekleyemeyeceğim. Boş ver . Gidelim.
Tarık dikiz aynasından Naz’a bakar.
Tarık: Okul için erken değil mi?
Naz: Okula gitmiyoruz. Bana geçen gece kimliğini açıkladığın yere götür beni.
Tarık bir kez daha aynadan Naz’a bakar. Naz bakışlarını kaçırır.
Tarık: Emredersiniz.
Sahilde
Tarık: Buyurun. Geldik.
Tarık arabadan iner ve Naz’ın kapısını açar. Naz Arabadan iner. Tarık hafif gülümser şekilde karşısında durmaktadır.Naz Tarık’a sert bir tokat atar. Tarık şaşkın elini yanağına götürür.
Naz: Bu bana son iki gündür yaşattığın tüm acıların karşılığı. Yalnız bana söylemeni istiyorum, beni kandırdığın süre boyunca iyi eğlendin mi? Buluşmalara gelmediğin her sefer dalganı iyi geçtin mi benimle......Ben bunları hak etmediğimi düşünüyorum Tarık.
Tarık: Benim de hak etmediğim şeyler geldi başıma.
Naz: Öyle mi? Ne mesela?
Tarık: Söylemek istemiyorum şimdi.
Naz: Hayır söyleyeceksin. Çünkü yarın Bodruma gidiyoruz ve de orada her şeye baştan başlamak istiyorum. Aramızda söylenmedik konular kalmasın oraya gittiğimizde.
Tarık: Pek hala. Duygularımla çok oynadınız.
Naz: Anlamadım. Ben mi senin duygularınla oynadım.
Tarık: Beni Sofia ile neredeyse İtalyaya gönderiyordunuz. Hem de Göl evi maceramızın hemen ertesinde. Onun için ne hissettiğimi hiç sormadan aşıkmışım gibi her durumda herkese anlattınız.
Naz: Değil miydin, değil misin?
Tarık: Hayır. Değildim ve hiç olmadım. Bu bir. İkincisi Tarık Tekelioğlu aklınıza takılınca yine beni kenara ittiniz. Ben de bunları hak etmemiştim.
Naz: Başka?
Tarık: Daha söyleyeyim mi. Bir yıl sonra bu üniforma ve zil. Çık aşağılayıcıydı.
Naz: Peki seni üzdüysem özür dilerim.
Tarık: Ne? Neden? Ardından bir tokat daha mı atabilmek için?
Naz: Onun için daha çok özür dilerim. Ama çok öfkeliydim.
Tarık: Anlamıyorum. Sana ne oldu Naz? Özür dilemesi gereken sen değil benim. Önce benim dilemem gerekirdi demek istiyorum.
Naz: Bunun bir öneminin olmadığının farkına vardım. Önemli olan bugünümüz ve yarınlar.
Tarık: Sana ne oldu anlamıyorum. Hiç Naz gibi değilsin.
Naz: Bak Tarık. Senin bu son iki günün nasıl geçti bilmiyorum. Ama ben bu iki günün sonunda arkadaşlığımıza ve bize bir şans daha verilmesi gerektiğine inandım.
Tarık: Tek başına mı.
Naz: Tamam, biraz destek aldım.
Tarık: Ceketimi kısa süreliğine çıkartabilir miyim?
Naz: Ne oldu şimdi?
Tarık: Lütfen.
Naz: Tamam.
Tarık ceketini çıkartır ve arabaya bırakır. Saçının bağını da açar. Etrafa bakar ve kimseyi göremeyince Naz’ın yanına gider ve onu havaya kaldırıp üç kez etrafında döndükten sonra indirir ve ona sıkıca sarılır. Naz da sım sıkı Tarık’A sarılır. Yüzü iki gündür ilk kez bu kadar gülüyordur.
Tarık: Teşekkür ederim.
Tarık arabaya döner,ceketini giyer ve Naz’a kapısını açar.
Naz: Bugün o formayı son kez giyiyor olacaksın. Şimdi bana bir şarkı söyler misin?
Tarık Naz’ı okula bırakırken Bodrum Bodrumu söyler.

flower98
03-06-07, 20:57
Tarık arabaya döner,ceketini giyer ve Naz’a kapısını açar.
Naz: Bugün o formayı son kez giyiyor olacaksın. Şimdi bana bir şarkı söyler misin?
Tarık Naz’ı okula bırakırken Bodrum Bodrumu söyler.
Part5
Naz: Bugün okulun son günü. Saat beşte beni son kez alacaksın okuldan.
Tarık: Staj eksiği ne olacak?
Naz: Belgin teyzeye rica edecek babam. Belki Bodrumda bir staj ayarlayabilir.
Tarık: Evet Belgin hanımın çevresi geniş. Dekan ile de arası iyi.
Naz: Hala Belgin hanım diyorsun. Annem diye bahsedebilirsin artık ondan.
Tarık: Doğru. Zaman alacak kimliğime tekrar alışmam.
Naz: Benim için daha zor. Şimdi hem şoförümsün hem de......
Tarık: Hem de.....
Naz: Hem de .......Neyse, sen de pek meraklısın ağzımdan laf almaya.
Tarık: Şoförün olan ben mi yoksa Tekelioğlu olan ben mi?
Naz: Sen. Ayrım yok. Sen şoförüm Tarık Tekelioğlusun. Daha bir süre de öyle kalacaksın.
Tarık: Dur bakalım. Ben bir başka Tekelioğlu kokusu alıyorum sanki bu sözlerin ardında.
Naz: Hmmmm zekiyiz de.
Tarık: Dur tahmin edeyim. Babam ile mi konuştun?
Naz: Sabah erkenden aradı. Üç milyon Avro. İyi para.
Tarık: Eh işte.
Naz: Beşte görüşürüz.
Tarık Naz gözden kayboluncaya kadar bekler. Etrafına bakınır ve sonra arabaya binip kendi evlerine döner.
Belgin: Ne o bu saate? Naz hanım yok mu?
Tarık: Kızgın mıyız yoksa?Bu ne ciddiyet?
Belgin: Daha düne kadar zil çalıyordu peşinde.....Sabah altıda koşa koşa gittin. Askere giderken yataktan kaldıramamıştık beyfendiyi.
Tarık: Aman anne. Askerlik ile bir mi tutuyorsun bunu?
Belgin: Doğru söylüyorsun. Askerlik kutsal bir iş.
Tarık: Alışırsın. Hem artık Üniforma da yok zil de. Yarın sabah Bodrum’a gidiyoruz.
Belgin: İyisize mutluluklar dilerim Bodrumda.
Tarık: Anne. Siz de geliyorsunuz. Hem bak artık senin oğluşun olduğumu biliyor Naz.
Belgin: Eeeeee?
Tarık: E si bana senin yanında eskisi gibi bağırmayacaktır. Öyle değil mi? Neşelen şöyle biraz. Hazırlık yap. Ben gidip biraz yatacağım. Saat dörtte beni kaldır olur mu. Naz’ı alacağım. Kaç gündür uyumamıştım. Hadi görüşürüz.
Belgin: Tamam tamam.
Tarık odasına çıkar ve kendini yatağına atar. Bir süre uyuyamaz. Düşüncelidir.
Tarık: Naz bugün yine yarı Naz yarı başkasıydı. Bu kadar çabuk beni bağışlaması hiç onun yapacağı bir şey değil. Allah Allah. Dikkatli olmalıyım. Ama ne olursa olsun artık yalan yok.
Tarık yattığı yerde yan döner ve gözlerini yumar.
Birkaç saat sonra
Belgin: Hacer abla bir çay koy da içelim. Birazdan Tarık’ı kaldıracağım. Canım benim nasıl da uykusuz kalmış.
Ayşe mutfaktan çıkar.
Ayşe: Bir taksi geldi. Acaba kim?
Belgin: Ben biliyorum kim olduğunu. Siz durun. Ben kapıyı açarım.
Belgin mutlu bir yüz ifadesi ile kapıyı açar.
Belgin: Naz, hoş geldin.
Naz: Tarık nerde?
Naz sinirlidir. Sesini yükselterek içeriye seslenir.
Belgin: Şhıııı......Uyuyor. Zavallı oğluşum kaç gündür uykusuzdu.
Naz: Nedenmiş o? Yatağını mı yadırgamış?
Belgin kaşlarını çatarak Naz’a bakar.
Belgin: Sen gayet iyi gözüküyorsun bakıyorum. Hiç etkilenmemişsin olanlardan.
Naz tam Belgin’e cevap verecek iken Tarık üst kattan merdivenleri ikişer üçer atlayarak iner.
Tarık: Anne saat dörtte kaldır demiş.......Naz? Ben......Şey......Annem!
Naz: Anladım Tarık. Önce çok kızdım. Hemen tembelliğe başladığını düşündüm. Ama görüyorum ki elinde olmadan gecikmişsin.....Önemli değil......Madem olay çözüldü ben gidiyorum. Sabah altıda yola çıkıyoruz unutma. Filiz ve Ümit de bizimle gelsin. Eğlenerek gideriz.
Belgin: Valla ne güzel olur. Az yol değil. Ben de akşamdan kurabiye, börek kek yaparım. Geze geze gideriz.
Naz Tarık’a bakar. Anlamamış gibi yapar ve...
Naz: Yalnız Belgin teyze uçakta dışardan yiyecek getirmeye izin vermiyorlar. Haberin olsun.

flower98
04-06-07, 23:08
Belgin: Valla ne güzel olur. Az yol değil. Ben de akşamdan kurabiye, börek kek yaparım. Geze geze gideriz.
Naz Tarık’a bakar. Anlamamış gibi yapar ve...
Naz: Yalnız Belgin teyze uçakta dışardan yiyecek getirmeye izin vermiyorlar. Haberin olsun.
Part6
Belgin Naz’ın sözüne çok bozulur. Dudağı aşağıya kıvrılıverir.
Belgin: Söylediğin iyi oldu Naz. Hatta çok iyi oldu. Hem nedense birden yapmam gereken çok önemli bir iş olduğunu hatırladım. İzninle....
Der ve mutsuzluk öfke arası bir suratla arkasını döner salona doğru ilerler. Tarık da merdivenin dibine inmiş Naz’a doğru gitmektedir.
Naz: Neden öyle bakıyorsun?
Tarık: Hiç. Böyle bir cevap beklemiyordum doğrusu. Biraz bozuldu annem.
Naz: Neredeyse bana kaynana muhabbeti yaptıracaksın yani Tarık. Ay özür dile annemden, öyle cevap verilir mi? O benim annem......
Tarık kollarını göğüs altında kavuşturmuş keyifle Naz’ı izler.
Naz: A aaa o da ne? İyice keyiflendin sen?
Tarık: Yani birden habideb kaynana muhabbeti yapıyor gibi oldun bana. Resmen annemi çekiştiriyorsun...
Naz: Ne?....Ay ...ay Allah korusun.
Tarık: Neden? Benim karım olmaktan mı yoksa annem hakkında kaynana muhabbeti yapmak mı....?
Naz: Sen var ya sen.....Gerçekten az değilsin.....Neyse bak yarın sabah tam vaktinde bizde olun. Filiz’i ben ararım. Yol için müthiş planlarım var.
Tarık ve Naz kapıda konuşurlarken Belgin salonda bir telefon görüşmesi yapmaktadır. Konuşurken bir yandan da Tarık ile Naz’ı izlemektedir.
Belgin: .....Çocuklar büyüdü tabi. Seninkiler nasıllar.........? Amman ne güzel...............YA Mukaddescim senden bir ricam olacak.Benim bir arkadaşımın kızının staj eksiği var da, sizin tatil köyünde ona yaz boyu staj ayarlayabilir misin? Ay sağ ol.....Mümkün olduğunca uzun olabilir....Yani üç ay staj eksiği var.....Oh oh.....çok sevinecekler.....Öpüyorum.....Tabi......Her an ben de gelebilirim.....Hulusiye sürpriz yapmayı düşünüyorum.....Ya balayı gibi....hahaha...!
Belgin telefonu kapatır. Bir kez daha başını uzatarak kapıda sohbet eden Tarık ile Naz’A bakar. Başka bir numara çevirir. Yüzü gülüyordur.
Belgin: Demek uçakta dışardan yiyecek getirmeye izin vermiyorlar Nazcım. Tüh ben de sana bir şeyler yapmayı düşünüyordum.....Alo? Dekan bey nasılsınız Ben Belgin Tekelioğlu.....
Tarık ve Naz bahçeye çıkmışlardır.
Tarık: Önce şu taksiyi göndereyim, sonra seni eve bırakırım.
Naz: Gerek yok diyorum Tarık. Adam hazır buradayken......
Tarık: Yani benden patronumu başka şoförlere emanet etmemi istiyorsun . Öyle mi?......Siz gidebilirsiniz. Buyurun ücretiniz. Üstü kalsın.
Naz: Ooooo beyefendi bol keseden mi harcıyor yoksa bunu maaşına mı ekletmeyi düşünüyor?
Tarık: Buyurun Naz hanım........Tabiki maaşıma eklettirmeyi düşünüyorum..Ayıp olurdu parayı sizin vermeniz.....
Belgin merakla kapıya çıktığında Tarık bahçeden henüz çıkmaktadır.
Belgin: Şuraya bak ya! Hazır taksi varken oğluşuma bıraktırıyor kendini. Neyse yarın bu sorun da kalmayacak....
Belgin yine bir numarayı arar....
Belgin: Alo? Vahi bey? Nasılsınız?
Vahi: Belgin hanım? Bu ne güzel sürpriz. Teşekkür ederim. Siz naılsınız.
Belgin: Sağ olun iyiyim. Size bir haber vermek için aradım. Dekan bey aradı beni. Naz’ın son bir staj tamamlama şansı doğdu.
Vahi: Öyle mi? Bize bir şey söylemediler ama.
Belgin: Son zamanlarda ben ilgilendiğim için Naz’ın stajı ile beni aradılar.
Vahi: Anlıyorum. Tüh yarın da Bodrum’a gidiyorduk.
Belgin: Ya ne tesadüf. Staj yapacağı tatil köyü de Bodrumda. Bir arkadaşımın tatil köyü. Çok şanslısınız.
Vahi: Öyle görünüyor Belgin hanım. Siz Tarık’a gerekli bilgileri verirsiniz. Malum Naz tutturdu biz gençler araba ile gideceğiz diye.
Belgin: Haklı kızcağız. Bizim gibi yaşı geçmişlerle gidecek değil ya.
Vahi: Aman efendim. O nasıl söz öyle. Niye yaşınız geçmiş olsun ki?
Belgin: Tevazu gösteriyorsunuz efendim. Yalnız önemli bir durum var.
Vahi: Buyurun? Neymiş o durum?
Belgin: Bu tatil köyünde staj yapmak öyle kolay değil. Şimdi oraya zar zor gelen öğrenciler ve gitmek isteyip gidemeyenler Naz’ın nasıl geldiğini öğrenirlerse sıkıntı yaşayabiliriz. Hatta stajını yaptırırlar, sonrada iptal ettirirler.
Vahi: yaaaaaa? Eeeeee ne yapmak lazım?
Belgin: Tek yol var o da Naz yalnız gidecek.
Vahi: Emin misiniz. Bodruma? Yalnız başına?
Belgin: Naz kızım artık yetişkin sayılır. Ben zorlanacağını sanmıyorum. Oraya sıradan bir öğrenci gibi gitmeli. Yani anlayacağınız şoför yok.
Vahi: Şoför yok demek........
Tarık Naz’ı bırakıp hemen eve döner. Belgin mutlu mutlu çay içmektedir.
Tarık: Anne? Ben de yüzünden düşen bin parça manzaraları bekliyordum eve geldiğimde. Ama görüyorum ki çok mutlusun.
Belgin: Neden üzgün olacakmışım ki?
Tarık: Naz’ın söylediği söz yüzünden.
Belgin: Ama haklıydı kızcağız . Öyle değil mi? Gel sana çay koyayım.
Tarık: Sağ ol. Arabayı bakıma götüreceğim. Az yol değil.
Belgin: Aman boş ver. Belki gerek bile kalmaz
Tarık: Neden öyle dedin şimdi?
Belgin: Ay ne bileyim ben. Şeyy.....Allah söyletmiş olmasın....
Tam o an Tarık’ın telefonu çalar.
Tarık: Efendim. Myomu alıp almadığımı soracaksan almak üzere odama çıkacağım......Ne? Onu sormak için aramadın mı?......Ne??......Nereden çıktı bu staj?.....Kim ayarlamış?......Dekan mı?......Anlıyorum........Tamam. Ben sabah seni havaalanına götürmek için gelirim.....
Tarık’ın ses tonu giderek üzüntü ifade etmeye başlarken, ona sırtı dönük olan Belgin keyiflenmektedir.
Tarık: Evet......Ben de üzüldüm........Ama okulun önemli.........madem havaalanına da sıradan bir öğrenci gibi gideceksin o zaman sabah evden seni uğurlarım......Tamam görüşürüz....
Belgin arkasını döner.
Belgin: Ne oldu Tarık? Üzgün görünüyorsun.
Tarık: Naz’a Bodrumda staj çıkmış.
Belgin: Ne güzeeeeeeel. Bir taşla iki kuş.
Tarık: Ne güzel’i anne? Taş geldi beni devirdi. Kesinlikle yalnız gidecekmiş.
Belgin: Yapma ya.....Eeeee biz de ailecek başka yere gideriz.
Tarık: Sanmıyorum. Benim çalışmam lazım. Siz gidersiniz artık.....Ben odama çıkıyorum.
Ertesi sabah Vahilerin evinin önü
Tarık: Şansa bak. Birlikte gidecekken şu taksi şoförü seni buradan götürecek.
Naz: Ne o? Şoförü mü kıskanıyorsun şimdi?
Tarık: Şoförü mü? Şoför Bodrum yanında ne ki?
Naz: Çok sahiplenici davrandığının farkındasın değil mi? Hem neden gittiğimi unutma.
Tarık: üç ay uzun bir süre.
Naz: Sen ne yapacaksın bu süre boyunca?
Tarık: Baban ne iş verirse. Zaman geldi.
Naz taksiye yaklaşır.
Naz: Seni ararım. Hem hala bizimlesin. Önemli olan da bu. Staj bitince , okul başlayınca yine yollara düşeceğiz beraberce.
Naz Tarık’ın yanağına bir öpücük kondurur. Tarık hüzünle birlikte gülümser. Naz taksiye biner ve el sallayarak uzaklaşır.
Tarık: Zormuş oğlum Tarık gitmesini izlemek. Gerçekten zormuş.
Tarık bir süre bahçede durur.Müştemilata doğru gidecek iken Ümit kapıya çıkar ve.....
Ümit:Tarık! Babam seni çağrıyor.
Tarık: Geliyorum.
Tarık eve girer. Vahi Tarıktan da üzgündür.
Vahi: Tarık, oğlum. Ne zormuş gitmesi. Acaba ne yapıyordur şimdi?
Ümit: Baba , daha on dakika olmadı. Hala yolda gidiyor.
Vahi: Sana sordum mu?
Tarık: Evet Vahi bey. Sizi anlıyorum.
Ümit sırıtarak....
Ümit: Eminim.
Vahi: Ümiiiiiiit!!!!!!!. Sen git ders çalış. Ben Tarık ile yalnız konuşacağım.
Ümit sırıtarak odasına çıkar. Ümit’in kapısı kapanınca Vahi birden Tarık’a bir zarf uzatır.Tarık şaşırır.
Tarık: Vahi bey.....Ben......Şaşırdım!
Vahi: Kusura bakma Tarık evladım. Bu koşullarda burada çalışmana izin veremem.
Tarık: Anlıyorum......Aslında anlamıyorum....Hangi koşullar.....
Vahi: Naz!
Tarık: Naz?
Vahi: Evet! Benim Nazlı kızım şimdi kim bilir nerelerde sahipsiz .....
Tarık saatine bakar.
Tarık: Takside. Şu an hala takside.
Vahi: Tarık evladım. Ben hala senden başkasına güvenemiyorum. Sanırım artık aynalarla da konuşmuyorsun?
Tarık gülümser.
Tarık: Yok. O ......neyse öyle bir dönemdi.
Vahi: Naz’ı izlemeni istiyorum.
Tarık: Nasıl yani?
Vahi: Seni farklı bir görevle işe alabilmek için şoförlüğümüzden çıkarmam gerekiyordu.
Tarık: Yani sizin için çalışıp Naz’ı izlememi istiyorsunuz.
Vahi: Ne diyorlar bu koruyuculara?Dilimin ucunda....
Tarık: Bodyguard.
Vahi: Tamam bodyguard. Ama Naz bilmeyecek. Farklı bir isimle aynı yerde kalmanı istiyorum.
Tarık: Yani bilmem ki? Bunu yapmak kolay olmayabilir.
Vahi: Belki annenden yardım alabiliriz. Naz’ın staj yapacağı tatil köyü arkadaşınınmış.
Tarık: Emin misiniz?
Vahi: Evet. Kendi arayıp söyledi dün.
Tarık: Dün? Anlıyorum. Madem öyle ben hiç vakit kaybetmeyeyim.
Tarık telefonunu açar ve bir numarayı arar.
Tarık: Anne?
Belgin: Tarık? Neredesin?
Tarık: Vahi beylerde. Vahi bey biraz önce beni işten çıkardı.
Belgin: Yaaaa öylemi? Sağlık olsun. Buluruz sana yeni bir iş.
Tarık: Bulduk bile. Vahi bey için çalışacağım.
Belgin: Vahi bey için mi?
Tarık: Evet. Naz’ı Bodrumda koruyacağım. Anlayacağın şu an Naz’ın bodyguardı ile konuşuyorsun.
Belgin:!!!!!!!!!!
Tarık: Alo?......Anne????......Aloooo?

z_e_y_n_o
05-06-07, 13:23
Tarık: (naza gülerek bardağı yanına koyar) biliyo musun aynı yaramaz bi çocuk gibisin naz

Naz: çok mu yaramaz?

Tarık: çooook…ama ben seninle başa çıkmayı bilirim

İkisi de gülümseyerek birbirlerine bakarlar..

……………………………..


devamı...

bir süre sonra kapı çalar

naz: ümitle filiz geldiler herhalde

naz kapıyı açar

ümit: biz geldiiiik

tarık: (sessizce) hiç hoş gelmediniz

filiz: ne dedin abi?

Tarık: aman ne iyi ettiniz de geldiniz diyorum

Ümit: ve hemen de denize gidiyoruz.hadi hazırlanın.sanırsızlanıyorum

Naz: (korkmuş bir şekilde) denize mi?

Ümit: evet

Naz: gitmesek…

Tarık: neden?

Naz: şeyyy..yani hava sıcak,yapış yapış…bu havada denize mi girilir canım?

Ümit: naz,galiba sen farkında değilsin ama biz bodrumdayız.ne bekliyodun? -30 derece olmasını mı?valla biz filizle hazırlanıyoruz.sizi bilmem

Ümit ve filiz hazırlanmak için yukarı çıkarlar

Tarık naza yaklaşır

Tarık: ben senin neden gelmek istemediğini biliyorum.

Naz: nedenmiş?

Tarık: yüzme öğreneceğin için korkuyosun

Naz: evet korkuyorum.ne yapıyım.hayatımda ilk defa yüzmeye çalışıcam

Tarık: ne yani daha önce hiç denemedin mi?

Naz: babamla ümit çok uğraştılar ama bana ne zaman yüzme öğretmeye çalışsalar ben avaz avaz bağırıp çığlık attığım için her seferinde pes ettiler.

Tarık: ama şimdi öğrenmek istiyosun

Naz: sen olmasan asla öğrenmem ama beni “başkalarıyla yüzerim” diye tehtit ediyosun.

Tarık: o zaman öğreniceksin.hem korkmana hiç gerek yok.merak etme hiç bişey olmıycak.

Naz: emin misin?

Tarık: eminim.

Naz: tamam o zaman.

Tarık: iyi hadi biz de gidelim

Naz: ama önce hazırlanmam lazım.

Tarık: iyi seni burda bekliyorum

Naz: tamam

Naz yukarı çıkarken filiz ve ümit aşağı inerler.

Ümit: eeeeeee hadi gitmiyo muyuz?

Tarık: nazı bekliyorum.isterseniz siz önden gidin

Ümit: oluuur…hadi filiz

Ümit ve filiz çıkarlar.tarık ta nazı beklemeye başlar.5-10 dakika sonra naz aşağı iner.kollarında kolluk,belinde de kocaman bir simitle

Tarık: naz ne bunlar?

Naz: tanıştırıyım tarıkcım..(kollukları göstererek) bunlar kolluk, (simiti göstererek) bu da simit.

Tarık: çok memnun oldum kolluk ve simit….naz saçmalama niye giydin bunları?

Naz: sen benim boğulmamı mı istiyosun tarık?yüzme bilmiyorum diyorum sana

Tarık: e sana öğreticem ya

Naz: önce suya alışmam lazım.ilk girdiğimde çok soğuk oluyo da,üşüyorum.önce bunlarla duruyum biraz,sonra öğretirsin

Tarık gülmeye başlar
Naz: ne gülüyosun?

Tarık: bunlarla çok komik görünüyosun da o yüzden

Naz: gül gül.ben alıştım zaten.beni bunlarla gören herkes gülüyo.

Tarık: simiti anladım da kolluğa ne gerek var?iyice çocuklara benziyosun

Naz: şimdi bi düşün.diyelim ki simitten düştüm…ne olur?kollarımda kolluklar olmazsa boğulurum tarık…(eliyle kulağını tutarak) Allah korusun

Tarık: sen baya korkuyosun herhalde boğulmaktan

Naz: hayatta en çok ondan korkuyorum zaten

Tarık: tamam tamam.hadi biz de çıkalım

Naz: hiiii..

Tarık: yine ne oldu?

Naz: babamları unuttuk

Tarık: doğru

Naz: ben hemen onlara bi not yazıyım da merak etmesinler.

Tarık: tamam.

Naz notu yazar ve çıkıp sahile doğru yürümeye başlarlar

Tarık: eeeeee ben sana sarılamıycak mıyım şimdi?

Naz: niye ki?

Tarık: çünkü nazcım sen bu koca simiti taktığın sürece sana yarım metreden fazla yaklaşamıyorum

Naz: çıkarırız o zaman

Naz simiti çıkarır ve eline alır.tarık kolunu nazın noynuna sarar ama bu kez de kolluktan rahatsız olur.kendi tarafındaki kolluğun havasını indirir ve çıkarır

Naz: yaaa…niye indirdin onun havasını?onu şişirmek ne kadar zor biliyo musun sen?

Tarık: rahatsız ediyodu ben de indirdim

Naz: ama sonra sen şişiriceksin haberin olsun

Naz ve tarık sahile ulaşırlar

Tarık: bak filiz orda gel yanına gidelim.

Filiz: (nazın haline gülmemek için kendisini zor tutarak) naz ne bu hal?

Tarık: (naza dönerek) müsadenle nazcım ben açıklayım.(filize döner) naz yüzme bilmiyo da…

Filiz: gerçekten mi?

Naz: şaka yapıyo gibi bi halim mi var filiz?

Filiz: yok ta…şaşırdım işte

Tarık: ümit nerde?

Filiz: denize girdi.ve şimdi ben de giriyorum.hadi bye

Tarık: hadi biz de girelim

Naz: sen önce şu pıstırdığın kolluğumu şişir.

Tarık: amma değerli kolluğun varmış yani naz.getir şişiriyim.

Naz: al

Kolluğu tarığa uzatır.tarık şişirmeye başlar.ama kolluk gerçekten de nazın dediği kadar zor şişmektedir

Tarık: (kolluğa hava üflemekten hafiften morarmış bir yüzle) naz bu biye bu kadar zor şişiyo?

Naz: ben sana söylemiştim tarık.ama sen havasını indirdin.mecbur şişiriceksin.

Tarık uzun uğraşlardan sonra kolluğu şişirir.

Tarık: tamam hadi gidelim

Naz: hadi

Daha ayakları suya basmıştır ki…

Naz: tarık bu su çok soğuk

Tarık: abartma naz.alışırsın

Naz: offffffff

Tarık: hadi hızlı ol biraz

Bellerine kadar suya girerler.

Naz: tarık ben üşüyorum

Tarık: suya alışmanın en iyi yolu…(tarık suya dalar) böyle kendini birden bırakmaktır.

Naz: of ya beni de ıslattın.

Tarık: naz,bilmem farkında mısın ama şu an denizdeyiz.ıslanmadan nasıl yüzmeyi düşünüyosun?tabi sen bu simit ve kolluklarla biraz zor ıslanırsın.o zaman ne yapıyoruz nazcım?

Naz: düşündüğüm şeyi yapmıyoruz inşallah

Tarık: valla ne düşündüğünü bilmiyorum ama benim ne düşündüğümü söyleyim: sen suya gidemiyosan su sansa gelir.

Naz: hayır tarık.yapma lütfen

Ama tarık çoktan bütün gücüyle topladığı suyu nazın üstüne atmıştır.

Naz: tarıııkkkk…

Tarık: sana da bişey beğendiremiyoruz valla.

Naz simitin içine girmiştir ve denizde ilerledikçe simit de yukarı doğru çıkmaktadır.

Naz: offffffff

Tarık: ne oldu?

Naz: şu simidi çıkaramıyorum

Tarık: yardım etmemi ister misin?

Naz: az önce yaptığından sonra senden yardım istemek ne kadar doğru olur bilemiyorum valla.

Tarık gülümseyerek nazın yanına gelir ve simiti üstten çıkartmayı dener

Naz: tarık üstten çıkartmasını ben de bilirim.ama bu kolluklar yüzünden çıkmıyo

Tarık: o zaman bi tek çare kalıyo.

Naz: ne?

Tarık: burnuna su kaçmasından hoşlanır mısın?

Naz: ıyyyyy…en nefret ettiğim şeydin

Tarık: o zaman elinle burnunu kapat

Naz: tarık ne yapıcaksın?

Tarık: birazdan görürsün

Naz: yok ben senden yardım istemekten vazgeçtim. kendim hallederim.

Tarık: hadi kapat yoksa birazdan o çok nefret ettiğin şey gerçekleşir

Naz: ya istemiyorum

Tarık: iyi sen bilirsin.

Ve tarık suya dalar.naz çaresiz burnunu kapatır.tarık suyun altından nazı ayaklarından tutup havaya kaldırır ve simitin üstünden geçirir.naz birden yukarı çıkar ve tekrar suya gömülür.1-2 saniye sonra sudan çıkar

Naz: iyi ki yapma dedik yani

Tarık: ohhh çok güzel oldu.

Naz sinirle simitin bir tarafına tutunur.simit tek taraftan gelen ağırlıkla havaya kalkar ve tekrar nazın kafasından geçer.tarık kahkahalarla gülmeye başlar

Naz: (kafasındaki simiti çıkardıktan sonra) ne var? Çok mu komik?

Tarık: evet çok komikti naz.o öyle yapılmaz.böyle yapılır.

Tarık simidin bir ucunu naza uzatır,diğer ucuna da kendisi tutunur.simit dengede kalır

Naz: çok bilmiş

Ve naz simidi bırakır.bu kez de simit tarığın başından geçer.tarık gülerek simiti çıkarır.

Naz: (birden panik içinde tarığa seslenir) tarık tarık…

Tarık: ne oldu?

Naz: tarık ayağım yere basmıyo.yardım et.

Tarık: naz kolunda kolluklar var

Naz: ya olsun.tarık ayağım değmiyo değmiyo…

Tarık nazı kolundan tutar ve kendisinden tarafa çeker.

Naz: ohhh be şimdi basıyo.sağol tarık

Tarık: (dalga geçerek) ne önemi var canım sadece seni kolundan tutup bu tarafa doğru birazcık çektim

Naz: olsun olsun.ayağım yere değmiyodu

Tarık: naz, galiba bilmiyosun ama bu kolluklar yüzme bilmeyen insanların ayağının basmadığı yerlere gidebilmesi için tasarlanmış

Naz: hemen de dalga geç.korkuyorum işte ne yapıyım

Tarık: eeeeee naz yüzme dersine ne zaman başlıyoruz?

Naz: derse mi??????

z_e_y_n_o
05-06-07, 14:19
devamıı..



Tarık: eeeeee naz yüzme dersine ne zaman başlıyoruz?

Naz: derse mi??????

Tarık: hiç unuttuğumu sanma naz.bu gün sana yüzme öğreticem

Naz: ya ben vaz geçebilir miyim?

Tarık: tabii ki vazgeçebilirsin

Nazın yüzünde kocaman bi gülümseme oluşur

Tarık: ama o zaman biriyle yüzmeme bişey diyemzsin

Aynı anda naz yine yüzünü asar

Tarık: yapma naz.korkmana gerek yok.hem bişey olursa ben hep yanında olucam

Naz: söz mü?

Tarık: söz

Naz: tamam o zaman ben şu simitle kollukları çıkarıp geliyorum

Tarık: bekliyorum

Naz çıkarıp gelir

Naz: şimdi ne yapıyoruz?

Tarık: öncelikle korkmuyosun.ve şimdi yapıcağım şey için hiç bağırmıyosun.

Naz korkarak tarığa bakar.tarık ani bir hareketle nazı kucağına alıp denizde ilerlemeye başlar

Naz: tarık nereye gidiyoruz?

Tarık: ayağımızın değmediği bi yere

Naz: beni yere bırakmayı düşünmüyosun değil mi?

Tarık: aslında………düşünüyorum

Naz: tarık lütfen yapma…hani sen bana yüzme öğreticektin…resmen boğucaksın beni

Tarık: hiç boş yere sana elini kolunu sallatamam naz.yüzmeyi öğrenmenin en kısa ve kesin yolu bu.

Naz: nerden biliyosun?denedin mi?

Tarık: ben denemedim ama bilmiyo musun?bebekleri bile doğar doğmaz suya atıyolar yüzme öğrensin diye

Naz: gerçekten miiiiii??? Caniler

Tarık: biz onlara cani demiyoruz naz.çocuğunun doğar doğmaz yüzme öğrenmesini isteyen anne-baba diyoruz

Naz: ama ben bebek değilim.ya yüzmezsem

Tarık: o zaman ben seni tutarım.tabii yüzemediğine emin olmam için suyun altında yaklaşık 1-2 dakika kadar kalman gerekiyo

naZ: istemiyorum…tarık ben vaz geçtim bırak ya gidicem

tarık: gerçekten bırakmamı istiyo musun?bırakırım o zaman

naz: (tarığın boynuna sıkı sıkı sarılır) yok yok bırakma.sakın bırakma

tarık: e bi karar ver ama

naz: sen beni yine böyle kucağında kıyıya götür

tarık: işte o olmaz.artık geri dönüşün yok naz.hiç boş yere mızmızlanma.sen bu gün yüzmeyi öğreniceksin.

Naz: tarık şimdi “adam öldürüyolar” diye bağırırım görürsün.

Tarık suyun yeterince derinleştiğini düşündüğü bir yerde duru.ayağı yere değmemektedir

Tarık: (nazı dumamış gibi konuşmasına devam eder) eveeet bu kadar yeterli sanırım.

Naz: ya sen beni dinlemiyo musun?şimdi bağırcam diyorum

Tarık: şimdi sen beni iyi dinle…bidaha söylemiycem.ve anlatmam bittiğinde seni suya bırakıcam. Bir korkmuyosun.İki ellerini ve ayaklarını aynı şekilde suya vurarak ilerlemeye çalışıyosun. Üç bağırmıyosun çünkü bu sansa enerji kaybettirir. Ve ben seni tam karşında bekliyorum.hepsi bu kadar.

Tarık nazı bırakmaya çalıştıkça naz daha sıkı sarılmaktadır

Naz: tarık ne olur bırakma…lütfen

Tarık: bu senin için naz.

Tarık ani bir hareketle nazı bırakır.ve yüzerek karşısına ayağının bastığı bir yere gelir.nazla aralarında 1-1.5 metre kadar vardır.

Naz,tarık kendisini bıraktığı anda suya gömülür ve hemen geri çıkar.biraz çırpınıp yardım istedikten sonra yüzmeye çalışır.bir yandan da tarığa seslenmektedir

Naz: tarık,yardım et tarık…lütfen…

Tarık: hadi naz…az kaldı…biraz daha…

Naz hiç farkında olmadan ellerini,kollarını ayaklarını hareket ettirerek tarığa doğru yaklaşmaktadır.ve sonunda tarığın yanına varır.hala durmadan her tarafını sallamaktadır

Naz: tarık yardım etsene…boğuluyorum…

Tarık: naz…..nazzzzzzz…burda ayağını yere basabilirsin

Naz birden ayağını yere basar

Naz: niye daha önceden söylemiyosun?

Tarık: eğer “boğuluyorum,yardım et tarık” diye sızlanıcağına ayağını yere basmayı deneseydin söylememe bile gerek kalmazdı.

Naz: yani şimdi ben…yüzdüm mü?

Tarık: aynen öyle

Naz: yani artık yüzebilir miyim?

Tarık: sadece biraz daha geliştirip hızlanman lazım….haaaa bide… elini kolunu daha düzgün sallarsan çok daha iyi olur

Naz: ilk defa yüzüyoruz herhalde.bırak ta o kadar da olsun.

Tarık: aslında suyun üstünde yüzmeden de durabilirsin.

Naz: nasıl yani?

Tarık: işte böyle

Tarık hiç kıpırdamadan suyun yüzeyinde durmaktadır.nazsa hayran hayran tarığı izler

Naz: tarık nasıl yapıyosun bunu?

Tarık: senin pek bişey yapmana gerek yok.su zaten seni havaya kaldırıyo.sen sadece küçük hareketlerle ellerini ve ayaklarını havada kalacak şekilde oynat yeter.hadi dendeyelim

Naz: denemesek de olurdu

Tarık çoktan yine nazı derinlere götürmüştür

Tarık: bunu da yaparsın naz.

Ve nazı bırkır.naz ne kadar suyun yüzeyinde kalmaya çalışsa da sürekli batmaktadır.sonunda pes edip tarığa doğru yüzer ve ona tutunur.ayakları yere değmemektedir

Naz: yapamıyorum işte

Tarık: evet.istersen bunu da sonraya bırakalım.

Naz: olur

Tarık: ama bi daha dene istersen.

Tarık nazı bırakmak için yeltenir ve naz daha sıkı sarılır

Naz: hayır,bırakma

Tarık: aslında bu halimizden ben gayet memnunum.bırakmasam da olur yani

Naz birden geri çekilir ve farkında olmadan suyun yüzeyinde durur.

Naz: hemen de kötüye çekiyosun

Tarık: bravo naz…ben bile senin kadar güzel su yüzeyinde duramam böyle

Naz ne yaptığını fark edip hemen tarığa yapışır

Naz: yanlışlıkla durmuşum.farkında olmadan.

Tarık: (bir yandan nazın yüzüne yapışan ıslak saçlarını düzelterek) yaaaaaa…

Tarık tek eliyle nazın yanağını tutar ve yavaş yavaş ona yaklaşır

Naz: tarık yapmasana bi gören olcak

Tarık: (etrafına bakınarak) kimse bizle ilgilenmiyo

Ve nazı uzun uzun öper

Tarık: seni seviyorum

Naz: her ne kadar bu gün beni bir çok kere boğmaya çalışsan da…..ben de seni seviyorum tarık

flower98
05-06-07, 19:34
Tarık: Evet. Naz’ı Bodrumda koruyacağım. Anlayacağın şu an Naz’ın bodyguardı ile konuşuyorsun.
Belgin:!!!!!!!!!!
Tarık: Alo?......Anne????......Aloooo?
Part 7
Vahi: Tarık evladım bir şey mi oldu yoksa?
Tarık: Yo hayır Vahi bey , hatlar. Sanırım hatlarda bir arıza var.
Belgin: Hiç yalan söyleme Tarık. Hatlarda değil senin kafanda arıza var. Çabuk beni rahat konuşabileceğin bir yerden ara.
Belgin telefonu kapatmıştır. Tarık gülümseyerek Vahi beye bakar...
Tarık: Siz o konuyu hiç merak etmeyin. İlk uçakla Bodruma gidiyorum. Naz’ın güvenliği benim için de çok önemli.
Vahi dikkat kesilerek.....
Vahi: Öyle mi?
Tarık: Şeyyyy tabi. Bir yıldır bana emanet değil miydi? O nedenle.....
Vahi: Tabi...tabi Tarık evladım. Haydi sana iyi yolculuklar....Bir şeye ihtiyacın olursa çekinme ara......Ümit’in sınavından sonra biz de geliriz. Aslında böylesi Ümit için daha iyi oldu. Son iki hafta sıkı çalışsın sonra tatilin tadını çıkarsın.
Tarık: Haklısınız efendim. İyi günler.
Vahi Tarık çıktıktan sonra telefonu ile Naz’ı arar.....
Vahi: Alo? Naz kızım? Nasılsın? İyi misin? Neredesin yavrum?
Naz: Ay baba rahat ol lütfen. Havaalanına varmak üzereyim. Tamam.
Vahi: Neden bu kadar uzun sürdü? Şoför nasıl biri?
Naz: Ay baba!!! Daha yarım saat olmadı evden çıkalı. Yani staj boyu sen beni beş dakikada bir ararsan ben rezil olurum. Çocuk muyum ben?
Vahi: Haklısın kızım. Babalık işte. Varınca beni ara olur mu?
Naz: Merak etmeeee! Şeyyyy .....Tarık ne yapıyor?
Vahi: İyi iyi maşallah. Ona fabrikada iş ayarladım senin staj sürende.
Naz: Fabrikada mı? Hangi bölümde?
Vahi: Hangi bölümde mi? Şeyy.....Final Check bölümünde....Rahat olsun istedim.....
Naz: Emin ol ki çok rahat edecektir baba. İnsan bir sorar ya. Sonuç olarak benim şoförümdü.
Vahi: Neden kızım?
Naz: Eee baba sende ürettiğimiz Kimonolar orada kızlar tarafından giyilip son kontrolü yapılmıyor mu?
Vahi: Evet, ne olmuş yani?
Naz: Ne anlar Tarık bu işten.
Vahi: Naz yani seni tanımasam kıskanıyorsun Tarık’ı diyeceğim..Hahaha!!!
Naz: Gülme baba. Oradaki kızlardan hoşlanmıyorum biliyorsun. Ayrıca Tarık’ı neden kıskanayım. Sıkılır diye düşündüm.....
Vahi: Tabi....tabi.....
Naz: Havaalanına vardık baba....Haydi görüşürüz.
Vahi: Görüşü.....Aaaaaa kapadı bile....
Tarık bahçeye çıkmıştır. Telefonu çalar.
Tarık: Anne?
Naz: Anne mi?
Tarık: Naz ?????
Naz: Vaktim yok . Git babama söyle seni o işten alsın.
Tarık: Hangi iş?
Naz: Bilmiyormuş gibi yapma. Hiç utanmadan da kabul ettin değil mi?
Tarık: Ama Vahi bey çok ısrar etti.
Naz. Onu bunu bilmem.....Git seni muhasebe bölümüne alsın seni.....Final Check sana göre değil....
Tarık sırıtır....
Tarık: Neden? Bence fabrikadaki en hareketli bölüm.Sakıncası mı var?
Naz: Evet var.....!!!!!!
Der ve telefonu kapatır.
Tarık: Neydi bu şimdi? Yoksa beni kıskanıyor mu?.....Yok canım.....
Yine telefonu çalar.....
Tarık:Naz?
Belgin: Naz mı? Gözünü kör etti tabi, telefondaki “Annem” yazısını bile okuyamıyorsun.
Tarık: Anne? Bu ne öfke.....?Hem kızacak biri varsa o da benim.
Belgin: Nedenmiş o?
Tarık: Staj’ı sen ayarladın değil mi? Hadi hadi......Doğruyu söyle....
Belgin: Beni babanla karıştırma Tarık! Sorsan söylerdim.
Tarık: Peki staj’ı ayarladın. Çok güzel. Bu tek başına gitme işi neden?
Belgin: Benden hesap sorma .......Sen neden ilk bulduğun işe atlıyorsun?
Tarık: Eeeee para kazanmam lazım.....Fırsat bu fırsat dedim......
Belgin: Sırıtarak konuşma benimle Tarık....Beni deli etme!!!!!!
Tarık: Anne, bu kadar kızma.....Sen babamla aranı tam düzeltemedin galiba?
Belgin: Nereden çıkardın bunu?
Tarık: Eskiden de babam sana ilgi göstermediğinde bize kızacak bahaneler bulurdun.
Belgin: Lafı değiştirme Tarık! Ne yapacaksın?
Tarık: İşimi. Başka isimle Naz’ın kaldığı tatil köyüne gideceğim. Oraya yerleşip Naz’ı gizliden izleyeceğim.
Belgin: Demek gizli izleyeceksin?
Tarık: Evet. Peşinde olduğumu öğrenirse çok kızar. Bu sefer kimse kurtaramaz beni.
Belgin: Çok kırıyorsun beni çok.
Tarık: Seni çok seviyorum canım annem. Bodrumdan ararım ......
Belgin Tarık telefonu kapattıktan sonra huzursuz odasında bir aşağı , bir yukarı yürümeye başlar.
Belgin: Şuraya bak ya! Ben ayırıyorum, mıknatıs gibi çekiyor oğluşumu. Düşün Belgin düşün!
Belgin daha hızlı yürümeye başlar.....Birden.....
Belgin: Buldum
Tarık’ın sesi duyulur.
Tarık: Evet. Peşinde olduğumu öğrenirse çok kızar. Bu sefer kimse kurtaramaz beni.
Belgin: Evet yaaa.....
Belgin telefonunu alır ve bir numara çevirir.....
Belgin: Mukaddesçim. Yine ben. Nasılsın?
Mukaddes: Sağ ol Belgincim. Sen nasılsın görüşmeyeli?
Belgin: Çok iyiyim.Bak sana ne haberim var. Bugün sizin tatil köyüne kim geliyor bil bakalım.
Mukaddes: Kim?
Belgin: Sizin için müthiş bir reklam. Ama iyi değerlendirirsen.
Mukaddes: Ay çatlatma beni Belgin söyle.
Belgin: Barış, Barış Akarsu.
Mukaddes: Ay inanmıyorum. Ama bana hiç haber gelmedi.
Belgin: Çünkü başka isim altında giriş yaptıracak. Dinlenmek istiyormuş. Ama sen beni dinle ilk gün bir şey belli etme.
Mukaddes: Ama tanımazlar mı onu?
Belgin: Valla pek ortalarda görüneceğini sanmıyorum. Uygun bir zamanda sen kimliğini açıklarsın.
Mukaddes: Ay tabi ya! Yarın akşam açık hava konserimiz var.....Sen gerisini bana bırak. Sağ ol Belgincim. Ben şimdi personel’e haber veriyorum . Kimseye belli etmesinler.
Belgin: Hatta ben senin yerinde olsam şöyle eli yüzü düzgün birini görevlendiririm ilgilenmesi için onunla. Ama sakın tanıdığını belli etmesin.
Mukaddes: Sen hiç merak etme Belgincim.....
Belgin: Eveeeeeet, demek peşinde olduğunu öğrenirse her şey biter. Haydi Belgin şimdi bavulları toplama sırası san geldi. Yarın akşam Bodrumda oğluşunu teselli etme görevi senin..Hahahaha!

z_e_y_n_o
06-06-07, 12:29
devamı...



Tarık: naz bu gün ben hiç yüzemiycek miyim?

Naz: yüzüyosun ya işte

Tarık: yaaa…ne demezsin

Naz: tamam yüzelim o zaman

Tarık: ikimiz mi?

Naz: evet

Tarık: sen hani derinlere gelemiyodun?

Naz: kolluklarımı takarsam gelirim

Tarık: yine mi???

Naz: evet.hadi beni kıyıya götür.ben de kolluklarımı ve simitimi alıyım geliyorum.

Tarık: emredersiniz…hem ben senin şöförün değil miyim?istediğin yere götürücem mecburen

Naz: mecburen…

Tarık nazı kıyıya getirir ve naz hazırlanıp tekrar denize girer.kolluklarını takıp simitin üstüne oturur.

Naz: hadi gidelim.

Tarık: ben giderim de senin bu şekilde yüzebileceğini sanmıyorum

Naz: ben yüzmeyeceğim zaten.sen beni gittiğin yere götürüceksin

Tarık: başka emrin?

Naz: başka yok
Tarık: yani ben hem yüzücem hem de seni yanımda getiricem.

Naz: aynen öyle.hem az önce sen kendin demedin mi “ben senin şöförünüm nereye istersen seni oraya götürmek zorundayım” diye

Tarık: demez olaydım….

Naz: hadi tarık gidelim

Tarık: emredersiniz naz hanım.

Tarık sinirle nazsa gülümseyerek birbirlerine bakarlar.ve tarık simitin tutulan yerinden çekerek nazı da yanında götürür.baya ilerlerler

Tarık: ne çok açılmışız…

Naz: (elleriyle simiti döndürür ve arkasına bakar) hiiiiiii….tarık….ne kadar derine gelmişiz…hadi geri dönelim

Tarık: bence de dönelim artık…hem şimdi köpek balıkları kokumuzu alıp gelmesinler…

Naz: (simitine yapışarak) ne?köpek balıkları mı?köpek balıkları mı var burda?tarık hemen kıyıya gidelim…hemen…

Tarık: (gülerek) şaka yaptım şaka…

Naz: (tarığa çok kötü bakar) ödümü patlattın tarık

Tarık: yüzünden belli oluyo ödünün patladığı

Naz: hadi hadi gidelim artık.ben yine de korkuyorum…

Tarık tekrar nazın simitini tutup kıyıya doğru henüz yüzmeye başlamıştır ki…

Tarık: aaaaaahhhh…

Naz: (endişeyle) tarık…ne oldu?

Tarık: nazzz…ayağım…ayağıma kramp girdi…

Naz: kramp mı?ne yapıcaz şimdi?çok mu kötü?

Tarık: (yüzmekte zorluk çekmektedir.) naz yardım et..

Naz: (simitinden iner) tamam tarık.bekle.

Naz simiti tarığın yanına getirir

Naz: hadi şuna bin tarık.ben seni götürürüm.

Tarık zar zor simite biner

Naz: ayağın nasıl?

Tarık: çok ağrıyo

Naz: tamam.merak etme.ben seni götürürüm kıyıya. Ayy ilk defa bu kadar derinde sadece kolluklarla kalıyorum.ama merak etme tarık kurtulucaz

Naz bir yandan tarığı çekmeyi denerken bir yandan da yüzmeye çalışıp başarılı olamayınca başka bir yol dener.önce tarığı itiyor ve onu itmesiyle birlikte tarık biraz ilerlerken kendisi de itmenin etkisiyle iki katı geriye doğru gidiyordur

Naz: biraz zor olucak ama olucak

Sonunda kıyıya ulaşırlar.

Naz: tamam tarık ayağım yere değdi.geldik

Tarık ani bir hareketle simitten atlar

Naz: (şaşkın) ayağının ağrısı geçti mi?

Tarık: çoktaaaaaaaan…

Naz: (kızgın) nasıl yani?ne zaman geçti?

Tarık: ağrının girmesinden 1-2 dakika sonra geçti

Naz: tarık ben burda 15 dakkadır seni kıyıya getirmeye uğraşırken senin ayağının ağrısı geçmiş miydi yani?

Tarık: evet

Naz: ve buna rağmen kendini bana taşıttın

Tarık: giderken de ben seni taşımıştım .ödeşmiş olduk böylece

Naz arkasını döner ve sinirle simite yüklenir.o anda simit ters döner ve tarık naza çok yakın olduğu için ikisinin kafasından geçer

Naz: (simit hala kafalarındayken tarığa döner) çok kötüsün

Tarık: ve çok aşığım.

Tarık nazın dudağına bir öpücük kondurur.

Naz simiti kafalarından çıkarır.

Naz: bir öpücükle affedeceğimi sanma…

Tarık: peki nasıl affettirebilirim kendimi?

Naz: bilmem…

Tarık: (naza yaklaşır) belki iki öpücük olur

Nazı bir kere daha öper

Naz: hayır….(gülümseyerek) ama üç olur

Tarık ta gülerek naza yaklaşır ve üçüncü kez onu öper

Tarık: affettin mi?

Naz: affettim.

O anda ümitle filiz görünür

Filiz: abiiiiiiiiiiiii…

Tarık: filiz…

Ümit: nerdesiniz ya ne zamandır sizi arıyoruz

Naz: buradayız

Filiz: birlikte bişeyler yapalım dedik

Tarık: olur

Naz: ne gibi?

Ümit: işte onu düşünmedik

Filiz: benim aklımda bişey var.

Tarık: neymiş?

Filiz: su güreşine ne dersiniz?biz arkadaşlarla hep oynardık…

Tarık: olabilir

Naz: o nasıl oluyo ki???

Filiz: ikişer ikişer guruplara ayrılıyoruz.sonra iki kişi kendi gurubundakinin omzuna çıkıyo ve gerisi yukardakiler birbirlerini düşürmeye çalışıyo.düşüren kazanır.

Naz: iyi.oynayalım

Filiz: siz bizim omzumuza çıkamıycağınıza göre biz sizin omzunuza çıkıcaz

Tarık: tamam

ümiT: bence filiz kazanır.hem o zaten önceden de oynamış.naz hiç bişey yapamaz

tarık: bence de naz kazanır

filiz: o zaman guruplar belli oldu.benle ümit,nazla da abim

naz: tamam

tarık: kaybeden kazanana güzel bi yemek ısmarlar

ümit: tamam

filiz ve naz tarıkla ümitin omuzlarına çıkarlar.

Ümit: sayıyorum…3-2-1- başlaaaa…

Filiz ve naz birbirlerini düşürmek için harekete geçerler.ama ümitin dediği gibi filiz bu konuda daha beceriklidir.filizin darbesiyle tam naz düşecekken…

Ümit: düşüyo…………(naz tekrar dengesini sağlayıp kalkar..) hadi bee…neyse filiz.az kaldı sen kazanacaksın

Tarık: hadi naz.biraz daha dayan.

Ama tarığın sözleri bir işe yaramamaktadır.naz her seferinde filiz tarafından nerdeyse düşecek konuma gelmektedir

Ümit: naber alfonsooo..hani naz kazanırdı???

Tarık: sen şimdi görürsün ümit

Tarık naza seslenir

Tarık: naz şimdi düşün ki karşında melisa var,ya da françeska,ya da pınar,ve ya sopia…..hepsi de benim etrafıma toplanmış…bi ilgi bi alaka….ve şimdi filizi bunlardan birinin yerine koy….ne yapardın?

Naz filize çok kötü bir bakış atar

Filiz: (çaresizlikle ümite seslenir) ümit paraları hazırla…

Ve naz tek hamleyle filizi suya düşürür

Naz: (mutlulukla bağırır) yaşasın…kazandık kazandık…

Ümit: tabii naza bu dört ismi aynı anda say karşısında bi kaplan da olsa param parça ederdi.

Naz: ümiiitt

Ümit: ne var?yalan mı?

Tarık: naz ne yapıcağını biliyosun…

Naz: tamam

Naz burnunu kapatır ve tarık onu da suya atar.

Naz: hadi ben çok acıktım.

Tarık: valla ben de…(imalı bir şekilde) bir de parası senden çıkmıycaksa insanın daha da yiyesi geliyo…

Ümit: tamam tamam.hadi gidelim.

……………………………………….

flower98
07-06-07, 00:35
47. Bölüm Senaryosu by Flower98
part1
Naz gözlerine inanamaz. Tarık karşısında durmaktadır. İnsanlar tanımadıkları halde Tarık’ı alkışlamaktadırlar. Tarık da şaşkın gözlerini Naz’dan ayıramaz. Sonra etrafına bakınır ve....
Tarık: Naz!!!!!.
Naz çellosunu bırakır ve sahneden iner. Aklı çok karışmıştır. Yüzü şaşkındır. Neredeyse ağlamak üzeredir. Tarık sahneden inen Naz’a seslenir.
Tarık: Naz!!!!!! Dur!!!!!!
Nesrin: Süprizin bu muydu? Dayısının yeğeni ne olacak?
Koray: Hala ama Naz’a sürpriz oldu galiba.
Dilek: Şimdi durumu düzeltirim.
Nesrin: Görecez!
Dilek Naz’ın peşinden gitmek için sahneye gelmiş olan Barış’ı kolundan yakalar.
Dilek: Kusura bakma , rahatsız olacağını düşünemedim. Bir şarkı söyle en azından
Barış bir an için durdurulmanın şaşkınlığı ile ne yapacağını bilemez. Sandalyenin yanında duran çelloya, sonra Naz’ın gittiği yöne bakar. Çıkışa yönelirken gruba seslenir.
Tarık: Arkadaşlar, introsunu uzun tutarak bir şarkıya girin. Hemen geliyorum.
Tarık tiyarodan çıkar. Naz dışarıda duvara dayanmış elleri yüzünde kapak olmuş ağlamaktadır. Tarık ellerini geri çeker. Naz’ın yaşlı gözlerini görür.
Naz: Neden.......Neden......Git burdan.....Git!!!!!
Tarık: Naz dinle lütfen. Baban gönderdi beni hemen peşinden. Yalnız kalmanı istemedi. .....
Naz Tarık’ın göğüsünü yumruklamaktadır....
Naz: Barış kim? Neden Barış......Yine mi yalan.....Yine mi kıskançlık....????
Tarık: Naz! Sakin ol şimdi. Sil şu gözünün yaşını.....Sil.....
Tarık elleri ile Naz’ın göz yaşlarını siler.....Naz biraz sakinleşmeye başlamıştır.....
Tarık: Yine yağmur yağdığını düşün.....
Naz dikmiş gözlerini Tarık’a bakar......
Naz: Sadece babam istediği için mi geldin?
Tarık: Sadece onun için değil....Gelmeseydim ayrıldığın yere beş haftalığına kamp kurmayı düşünüyordum......
Naz: Yani kapımızın önüne?
Naz gülümser.....Tarık da. Naz Tarık’a sarılır.....
Naz: Aslında en çok istediğim şey oldu.....
Tarık: Neymiş o?
Naz: Senin burada olman.....Ama......
Tarık: Ama ne?
Naz: Şimdi şoförümün geldiğini öğrenirlerse.....Stajım?
Tarık: Bilmeleri gerekiyor mu?
Naz: Söylemeyecek miyiz?
Tarık: Hayır.
Naz: Peki seni kim olarak tanıtacağız?
Tarık: Barış. Bir ay sonra kaseti çıkacak olan Barış.
Naz: Dilek nereden biliyor peki bunu?
Tarık: Adımı senin yanında ağzından kaçırmasın diye ona öyle söylemek zorunda kaldım.
Naz: Hmmmmm.....Demek Dilek’i yemekte eken sendin.
Tarık: Ve de şu an sahnede. Bak grup üçüncü kez baştan alıyor introyu. İzleyiciler çıkmadan gidelim.....Stajına başlamalısın.....
Naz: Ama.....
Tarık Naz’ın sözlerine kulak asmadan elinden tutar ve onu yine tiyatroya çeker. Sahneye çıkarlar.
Tarık: İyi akşamlar. Gördüğünüz gibi hepimiz bir sürpriz yaşadık. Öncelikle sizi beklettiğimiz için özür dileriz Naz hanım benim eski ama bir o kadar da değerli bir arkadaşım. En son kırgın ayrılmıştık ......Birden birbirimizi görünce şaşırdık.....
Naz Tarık ‘ın sözleri üzerine önce şaşkın sonra sırıtarak bakar kendisini izleyenlere....
İnsanlar arasından sırıtanlar, alkışlayanlar, sizi sizi der gibi başlarını sallayanlar ve tabi tabi inandık gibi sözler söyleyenler vardır. Tarık Naz’a başı ile işaret eder ve Naz yerine oturup çellosunu eline alır. Çalmakta olan parçaya eşlik etmeye başlar. Tarık da şarkıya girer....
Tarık: Ben yürürüm yane yane......
Şarkı bittiğinde alkış sesleri ve ıslıklar yeri göğü inletir.
Nesrin: Bu çocuk harika!
Dilek: Türkiye’nin yeri starı demiştim. Yanılmamışım değil mi?
Koray: Ama şarkıya asıl etkiyi yapan çelloydu. Naz da çok iyimiş hala.
Dilek ters ters Koray’a bakar.
Nesrin: Atışmayı bırakın da şu çocuğu benim ofisime getirin. Naz ile birlikte....Bekliyorum.
Nesrin tiyatrodan ayrılır ve ofisine doğru yürür. Resepsiyonda perişan halde Tarık’ın odasını öğrenmeye çalışan Belgini görür.
Belgin: Ne demek oda numarasını veremeyiz......Aaaaa ....Nesrin tam zamanında geldin.....!!!
Nesrin: Hayırdır Belgincim bu ne hal?
Belgin: Tarık burada ve bana oda numarasını söylemiyorlar. Onun onayı olmadan olmazmış. Telefonu da kapalı.
Nesrin: Tamam arkadaşım....Merak etme ...Gel ofisime gidelim ben sana yardımcı olurum.
Belgin resepsiyon görevlisine.....
Belgin: Seni attırırım demiştim ya....Kork benden.....Hıh.....
Belgin ve Nesrin ofise geçerler.
Nesrin: Kim bu Tarık?
Belgin: Kim olacak benim akılsız zibidi oğlum. Aşık oğlum.....Aşık ve aptal ve zibidi oğlum Tarık.
Nesrin: Sakin ol Belgincim.....Demek bizim Tarık o kadar büyüdü de bunca şey oldu....
Belgin: Ah....Nesrincim....ah.....Neler çekiyorum bir bilsen......Yok kesin seneye bu zamanlar küçük Belginle buraya geleceğiz.....
Nesrin: Sen önce bir otur bakalım şu koltuğa. Sana bir içki koyayım sakinleş.....Sonra Tarık’ı da buluruz, sorun varsa onu da buluruz.....Ama önce sakinleş.
Bu arada Nesrin’in telefonu çalar.
Nesrin: Söyle Koray ne var?.......Tamam gelin....Belgincim bak ben bu akşam bir star, daha doğrusu bir star adayı keşfettim.......Geliyorlar.....Toparla kendini ,hadi ama....
Belgin kapıdan giren Tarık ve Naz ‘ı görünce olduğu yerde bayılır.......
Nesrin: Aman yetişin....Belgin!!!!!!

Medea
07-06-07, 05:29
Buraya da aktarayım dedim:img-wink: :img-yes:

Rtük başkanı-Selamiiiiii..çabuk buraya gel...
Selami(Rtük görevlisi)-Buyrdun müdürüm?
Rtük başkanı-Oğlum hani Star tv'yi arayacaktınız yahu hani nerde arayan soran yok beni?Bak fena olucak söyle onlara!
Selami-Ama efendim yapmayın..nasıl deriz sonra Yalancı yarim dizisini adam giib yayınlayın yoksa sizi kapatırız diye..
Rtük başkanı-Bal gibi denir Selami..bal gibi denir..onlar diziyi pinpon topu gibi o saatten bu saate o günden bu güne savuruyorlar da ben onları adam giib yayın yapın diye uyarmışım çok mu?Seyirci ülser oldu be...habire bizi arıyorlar" yeterin gariii...Nazzz vurdu ...yetmedi star da öldürdü bu işe bir el atın " diye.Ayrıca o Naz benim kızım olacak valla en az onbeş gün kap.....amannn yani eve kapama cezası verirdim ki aklı başına gelsin.Tarık marık da yok bitttii gitti dedimmi de tamamdır..öhö..pardon..yani bu yayıncılık değil selami onu şeetmek istedimdi

Selami(içses)-(yedik biz de dimi seni yalancı yarim hastası rtük başkanı..)
-Tabii efendim de yani nasıl diycez adamlara bunu..bir gerekçe lazım efendim,bir tek dizi için bunu nasıl deriz?

Rtük başkanı-Ben onu bunu anlamam Selami..diyeceksiniz kardeşim müdür değil misin sen?bana bak tepemi attırmasınlar..kızarsam Star tv'ye öyle bir ceza veririm ki;ana haberi Barış Akarsu,hava durumunu Merve Sevi,spor haberlerini Cavit çetin,kültür haberlerini Bülent Kayabaş'a..kadın rogramını da Ayşe Kökçüye filan sundururum,geri kalan saatlerde de yalancı yarim ve özel mözel'den başka bişi yayınlatmam ona göre...çabuk fırla Selami.

flower98
07-06-07, 16:33
Nesrin: Söyle Koray ne var?.......Tamam gelin....Belgincim bak ben bu akşam bir star, daha doğrusu bir star adayı keşfettim.......Geliyorlar.....Toparla kendini ,hadi ama....
Belgin kapıdan giren Tarık ve Naz ‘ı görünce olduğu yerde bayılır.......
Nesrin: Aman yetişin....Belgin!!!!!!
Part2
Herkesten önce Tarık koşar. Belgin’i güzelce koltuğuna yerleştirir. Hafifçe sarsar.
Tarık: Belgin hanım! Belgin hanım!
Nesrin: Siz tanışıyor musunuz?
Tarık: Evet, İstanbuldan.
Nesrin kapıda kendilerini izleyen Dilek ve Koray’a döner.
Nesrin: Hemen bir oda ayarlayın. Belgin Tekelioğlu adına.
Dilek: Tekelioğlu mu? Siz akraba mısınız?
Naz: Kim?
Dilek: Tarık ile Belgin hanım.
Tarık kaşları çatık, endişeli bir Naz’a , bir de Dilek’e bakar.
Dilek: Soyadları aynı da ondan merak ettim.
Koray: Sana ne?
Naz Tarık’a bakmaktadır. Yüzü asılmıştır. Tarık ise Belgin’e dönmüş , Naz ile göz göze gelmemeye çalışmaktadır.
Dilek: Yalnız bir şey mi söyledim?
Tarık: Siz değil ben.
Naz sert bakışlarını Tarık tan Dilek’e çevirir.
Naz: Sen dert etme Dilekçim. Ben bazı şeylere alıştım artık. Biz bunu Tarık ile birazdan hallederiz. Ama akraba değiller. Bu kadarını ben söyleyebilirim.
Nesrin: Bırakın şimdi aile ağacı oluşturmayı da kadıncağızı odasına götürelim.
Tarık: Bence de. Kendisini çok kasmış. Kasları taş gibi baksanıza.
Koray: O zaman önce masaj yaptıralım. Bizim Rus masör’ün elleri harikalar yaratıyor. Hemen gevşeyecektir.
Dilek: Demek öyle Koray bey. Siz de mi masaj yaptırdınız kendisine?
Koray Dilek’e sardırmaya devam eder.
Koray: Evet canım. Nişanımızın bozulduğu gece gittim. Hem de sabaha kadar.
Tarık ve Naz birbirlerine bakarlar.
Tarık( içses): Demek bunlar eski nişanlı. Nişan bitmiş ama belli ki gerisi daha bitmemiş.Rahatladım şimdi.
Naz(içses): Bunlarda bizi aratmıyor hani. Demek Tarık ve benim gibi sürekli didişenler de varmış. Bakma bana öyle Tarık efendi. Soracam bu Tekelioğlu soyadını kullanmanın hesabını.....
Koray Tarık’a Belgin’i taşımak için yardımcı olur. Birlikte Belgin’i masaj salonuna götürürler. Orada onu yatağa yatırırlar ve çıkarlar. Naz ve Dilek Belgin’nin üzerindekilerini çıkarmak için salonda kalırlar. Nesrin ise resepsiyona gider.
Nesrin: Bu akşam masaj için başka randevu alma. Seans dolu.
Resepsiyonist: Emredersiniz efendim.
Nesrin: Belgin Tekelioğluna ait oda hazırlandı mı?
Resepsiyoist: 309 no’lu oda. Hemen arıyorum.
Nesrin: Dur arama. Ben şahsen bakacağım. Arkadaşımın odası eksiksiz olmalı.
Nesrin odaya doğru yola çıkar. Bahçe kapısından dışarı çıktığında ana giriş kapısından Hulusi içeriye girer. Resepsiyonun yanından aldırmaz bir tavırla geçer.
Resepsiyonist: Beyefendi nereye gidiyorsunuz?
Hulusi: Sana ne!!!!! Tutma beni. Zamanım dar.
Resepsiyonist: Ama siz otel müşterisi değilsiniz. Böyle elinizi kolunuzu sallayarak giremezsiniz buraya.
Hulusi elini cüzdanına atar ve içinden bir kartvisit’ini çıkartır . Resepsiyon görevlisinin önüne fırlatır.
Hulusi: Otel sahibine söyle beni arasın. Numaram kartta. Oteli satın alayım da gör. İlk iş seni kovacam.
Hulusi durmaz ve yoluna devam eder. Resepsiyonist elinde kart arkasından baka kalır.
Hulusi: İkinci olarak da masör kızları arttıracağım. Masajda çığır açtıracağım çığır.
Hulusi masaj salonuna girer. Belgin hala yarı ayık yarı baygındır. Yüz üstü yatmış kendine gelmeye çalışıyordur.
Hulusi: Haydi kardeş. Süren doldu. Naş naş.Benim zamanım yok.
Hulusinin sesini duyan Belgin hemen doğrulur.Hulusinin ağz açık kalır Belgini görünce.
Belgin: Naş naş demek! Naş naş!!!!!
Hulusi: Belgin? Ne işin var senin burada?
Belgin elinde tenis raketi ile gelen topa geri vurur gibi yapar. O kadar gerçekçi yapar ki Hulusi kendisine doğru gelen hayali topu tutar.
Hulusi: Yakaladım işte.
Belgin: Evet madem topu tuttun sen söyle neden burada olduğunu Hulusi!!
Hulusi hemen toparlanır.....
Hulusi. Deli etme beni kadın! Hesap mı vereceğim sana. İstanbuldan buraya sırtımda taşıdığım kas ağrılarımı hafifleteceğim......Senin kastığın kaslarımın ağrılarını.....
Belgin: Demek öyle. Yat bakayım şuraya. Yeter bana kafa tuttuğun. Seni yeterince tanıyorum ben Hulusi. Öyle maço erkek numaraları sökmez bana.Yat şuraya.
Hulusi Belginin çıkışı üzerine kedi gibi uysallaşır. Belginin istediğini yapar ve Belginin kalktığı yere yatar.
Belgin: Alexandra , yok mu bir Boris. Masör.....Masör.....
Belgin pazularını gösterir masör kıza.
Alexandra: Evet......Bir dakika .....Alo ?...Markus?.....Masaj va....
Belgin: Maşallah Türkçe biliyorsunuz.
Alexandra: Biraz......Markus yok bilmek.
Belgin: Ben anlatırım...merak etme .
Markus salona girer:
Hulusi: Amanin Belgin....Gevşedim ben.Senin yattığın yer beni iyileştirdi.....Hadi evimize gidelim.
Belgin daha değil Hulusicim....Daha değil.
Belgin Markus’a belli yerleri gösterir Hulusinin bedeninde ve salondan çıkıp lobiye gider.Lobi’ye ara ara derinden sesler gelmektedir ve resepsiyonist ara ara aranarak etrafına bakınır sesleri duydukça ama onları konumlandıramaz.
Tarık ve Naz iskeleye doğru yürümektedirler. Naz iskelenin başında durur.
Naz: Tarık? Bak anlıyorum. Tarık Tekelioğlu sende saplantı olmuş. Ama otel’e onun adınla giriş yapman hiç doğru değil. Demin sana çok kızmıştım ama şimdi senin için endişeleniyorum. Daha ne kadar devam edecek bu durum.
Tarık( içses): Aman dikkatli ol oğlum Tarık. Ne yap ne et durumu lehine çevir.
Naz: Tarık? Sana bir şey sordum,dalıp gittin.
Tarık: Bu durum beni de çok rahatsız ediyor. İnan bu otel’e seni izlemeye geldiğimde kendi soyadımı kullanmak istemedim. Yakıştıramadım kendime ve mekana. Tarık Cebeli......
Naz kendini tutamaz ve güler.
Tarık: Bak sen de güldün.
Naz: Hayır, söyleme tarzın komikti.Ama sende bu alışkanlık yapmaya başladı. Bir çözüm bulmalıyız Tarık.
Tarık: aslında bir çözüm yolu var.
Naz: Neymiş o?
Tarık:Yıllar önce beni götürdükleri psikolog daha fazla sevgi gösterin demiş Belgin hanımlara. Filiz anlattı bunu bana bir keresinde.
Naz: Yani sevildiğini hissetmen gerekiyormuş.
Tarık: Hıhı.
Tarık Naz’ın gözlerinin içine sımsıcak bir gülümseme ile bakmaktadır.
Naz: Demek hıhı.
Naz Tarık’ın elini tutar iki elinin arasında.
Naz: Her ne sebeple olursa olsun burada şu an benimle olduğun için çok mutluyum Tarık. Ayrıca burada şoförüm olarak da bulunmuyor olman çok ama çok güzel.....
Naz yine Tarık’ı yanağından öper.
Tarık: Bu ne içindi?
Naz: Beş haftalık yeni beraberliğimizin hayırlı olmasını diledim ikimiz için......Hem birbirimize anlatacak çok şeyimiz var eski arkadaşım.....
Tarık: Eski arkadaşım mı?
Naz: Ay Tarık, sen değil miydin anfide insanlara iki eski arkadaş olduğumuzu söyleyen?
Tarık: Doğru.....
Naz Tarık’ ı iskelenin ucuna doğru çeker.
Naz: Yarın akşam kimseye söz vermeyeceksin. Seninle buradan güneşin batışını izleyeceğiz.
Tarık: Emredersiniz Naz hanım.
Naz: Şıııııht!!!!Duymasın kimse. Naz diyeceksin artık. Unutma! Sadece Naz.
Tarık: Nazzzz!
Tarık son derece yumuşak bir ses tonu ile adını geceye söylemiştir. Naz memnun bir ifadeyle başını Tarık’ın göğsüne yaslar. Tarık da Naz’ı tek koluyla omzundan sarar ve kendine çeker. Ay’ın denize döktüğü ışınlarını izleyen Tarık ve Naz, Bodrumdaki ilk romantik anlarında iskelenin diğer ucundan iki kızgın göz tarafından izlendiklerinin farkında değillerdir. Tarık’ın cep telefonu çalar.

Aynali 11
08-06-07, 00:02
merhaba, bir senaryoda ben yazayim dedim umarim begenirsiniz.

havalar isinmaya basladi ve bir cok ülkeden, türkiyeye tatil yapmaya gelen insanlar vardir. bu insanlardan biri de italyadan gelen farukdur.

italyada kisa bir dönem florenzo olarak tanilan faruk ayni zamanda tarik in italyada bulundugu dönemlerde en iyi dostudur.

bodrum havalimanina sonunda inen faruk bir taksiye atlar ve solugu bir otelde alir.

faruk: iyi günler, bir oda lütfen
recepsiyonist: kimliginiz alabilirmiyim?
faruk: tabi buyrun

kayit islemleri tamamlandiktan sonra faruk odasina yerlesir ve plaja yüzmeye gidmek icin hazirlanir ve orada hic ummadigi bir kisi ile karsilasir.

faruk: tarik? alfonso tarik!
tarik önce taniyamaz faruku sonra hatirlar
tarik: faruk? nerden ciktin sen?
faruk: italyadan geldim, tatil yapmaya

o sirada koray ile naz gelir ve naz tarikin kiminle konustugunu merak eder ve yanlarina gider.

naz: tarik?
tarik: naz, seni arkadasim faruk ile tanistirayim
naz: memnun oldum faruk bey
faruk: bende
tarik: faruk benim ralliden arkadasim naz, sonra ralliyi brakti ve bir süre görüsemdik.
faruk: sen evlendinmi tarik?
tarik: hayir, naz benim ...
naz: arkadasim

tarik ile naz bir kac saniye bakisirlar
faruk: pardon bir an evlendin sanmistim tarik
naz: önemi yok, sen neden ralli braktin?
faruk: cünkü ekonomi okumaya karar verdim..maglum is bulmak zor
tarik: neyse buraya muhabbet edmeye gelmedik yüzmeye geldik. haydi denize
naz: sacmalama tarik ben yüzme bilmem
tarik: o zaman ögrenirsin. istersen sana ögrete bilirim
naz: hayir istemem
faruk: korkmana gerek yok aslinda zor degil yüzme ögrenmek

naz biraz nazlanir sonra tarik ona yüzme ögretmek icin birlikte denize girerler. bir kac saat sonra tarik, naz ve faruk plajdan ayrilip otele giderler.

tarik: hangi odada kaliyorsun faruk?
faruk: 311 numarali oda
naz: ben odama gidip üzerimi degistirecegim. sonra görüsürüz
tarik: tamam
naz: sen gelmiyormusun tarik?
tarik: ben birazdan gelirim naz
naz: dogru benimki de soru, uzun zamandir görüsmüyorsunuz tabi hasret giderin biraz. hadi size iyi muhabbetler
faruk: tesekkürler
tarik: gel söyle oturalim

faruk ve tarik bir masaya gidip otururlar

tarik: anlat bakalim nasil gidiyor?
faruk: asil sen anlat, neredeyse bir yil gecti alfonso ortadan kaybolali bir de bakiyoruz beyefendi tatildeler. insan bir telefon acar degilmi en yakin arkadasina. en son 2 yil önce görüstük
tarik: sorma basima neler geldi. babam alfonso oldugumu ögrenince yurtdisina cikma yasagi koydu ve simdi nazin soförüyüm, cünkü sigortali bir is bulmam lazimdi.
faruk: neden? koskoca tek bankin sahibi hulusi tekelioglunun oglu degil misin? neden is bulman gerek,hemde sigortali?
tarik: cünkü evi terkeddim ve senin de plajda söyledigin gibi is bulmak zor, ama sansim varki naz beni soför olarak ise aldi. daha dogrusu önce nazin babasi vahi bey aldi ve naz alfonso oldugumu ögrenince beni azad etti ve bende is ararken annem sayesinde naz beni tekrar ise aldi.
faruk: nazin soförü olduguna pek inanasim gelmiyor nedense, aranizda patron soför iliskisi yok cünkü.
tarik: evet su an soförü degil arkadasiyim. mesai saatleri disinda cok iyi arkadasiz fakat su an staj yaptigi icin benim onun soförü oldugumu kimse bilmiyor.
faruk: stajmi ne staji bu. hemde bodrumda?
tarik: naz cello caliyorda bunun egitimini okuyor ve staj icin bodruma yolladilar. neyse biraz da sen anlat
faruk: ne anlatayimki? okulu bitirdim ve bir banka calisiyorum. bir ay tatil iznimi alir almaz solugu türkiyede aldim. bugün geldim zaten
tarik: bir ay ha?..ralliyi braktigindan beri tadi kalmadi oranin. eger brakmasaydin simdi sadece alfonsoyu degil florenzoyuda konusuyor olacaklardi.
faruk: öyle ama okuyup adam olmak daha iyi bence

tarik ile faruk sohbetlerini sürdürürler ve bir müddet sonra naz gelir

naz: merhaba giderdinizmi hasretinizi
tarik: (kisik bir sesle) aman faruk sakin nazin yaninda tarik tekelioglu oldugumu belli edecek sözler söyleme biliyorsun beni soför tarik oldugumu biliyor
faruk: merak etme pot kirmam
tarik: evet naz hasret giderdik sonunda
naz: güzel. eee ne yapiyoruz?
tarik: nasil ne yapíyoruz?
naz: bugün staj falan yok bir seyler yapalim
faruk: bence bir kulüp falan bulalim eglenelim bu aksam ne dersiniz
tarik: olur ne zamandir kulüplere falan gidmedik degisiklik olur degilmi naz?
naz: tabii degisiklik olur
faruk: o zaman hava kararinca gideriz ben biraz odama gidip yatacagim görüsürüz.
tarik: iyi olur yatip uyu biraz maglup yol yorgunusun üstüne bir de plajda yüzdük
faruk: o zaman yorgun degildim ama biraz uykusuzum
naz: iyi o halde sen gid biraz dinlen sonra hep beraber cikariz
faruk: olur simdilik iyi günler

faruk odasina cikar ve naz ile tarik basbasa kalirlar.

naz: ee ne yapiyoruz simdi?
tarik: istersen biraz cikip dolasalim hem bir kac saat sonra günes de batacak birlikte günesin batisini seyredelim ne dersin?
naz: tamam olur

tarik nazi günesin battigi yere götürür ve günesin batisini seyrederler

tarik: naz sana birsey söylemek istiyorum
naz: söyle tarik
tarik: hani göl evinde yangin cikmadan önce birsey konusuyorduk, sana birseyler söyleyecektim hatirladinmi?
naz: evet hatirladim, ne söylüyemek istemistin o zaman?
tarik: söze nasil baslayacagimi bilemiyorum
naz: (icinden) yoksa bana askinimi ilan edmek istiyor?
tarik: naz bak. tanisali nerdeyse 1 yil oluyor. cok iyi bir o kadar kötü anlarimiz oldu fakat yine de birbirimizden kopmadi isek bunun tek bir sebebi var. zaten italyaya bu yüzden gidemedigim icin mutluyum bile.
naz: (icinden) evet hadi tarik lütfen düsündügüm seyi söyle
tarik: naz ben
naz: evet sen
tarik: ben seni
naz: hadi tarik
tarik: naz ben seni seviyorum

naz duyduklarina inanamaz ve ona "bende seni seviyorum der" ve tarik nazi öper.

flower98
08-06-07, 11:44
Ay’ın denize döktüğü ışınlarını izleyen Tarık ve Naz, Bodrumdaki ilk romantik anlarında iskelenin diğer ucundan iki kızgın göz tarafından izlendiklerinin farkında değillerdir. Tarık’ın cep telefonu çalar.
Part3
Naz: Bazı şeyler hiç değişmiyor. Buna artık alışmalıyız sanırım.
Tarık: Hayır. Yanılıyorsun. Arayan Filiz.
Naz: Filiz mi? Bu saate?
Tarık: Alo Filiz? Saat gecenin ikisi, hayırdır?
Filiz: Abi sen neredesin? Bak Ümit de merak etmiş. Sadece Ümit olsa iyi, Naz da Bodrumdan arayıp seni sormuş, hatta azarlamış Ümit’i yerini öğrenemeyince.
Tarık telefonun mikrofonunu kapatır eliyle.
Tarık: Sen Ümit’i azarladın mı yerimi bilmiyor diye?
Naz: Şeyyy......Yoksa yine evden mi kaçmış.....?
Tarık: Öğreniriz şimdi.
Filiz: Alo ??Abi cevap versene? Duymuyor musun?
Tarık: Seni gayet iyi duyuyorum Filiz. Tatile çıktım.
Filiz: Oh oh maşallah . Biz de İstanbul da sıkıntıdan patlayalım.
Ümit’in sesi duyulur.
Ümit: Nerdeymiş Filiz?
Filiz: Tatile çıkmış.
Ümit: Aslanım Alfonso. Naz’a söylerim ha!
Filiz: Neredesin abi?
Tarık: Bende kalsın. Sen neredesin? Müzik sesi de geliyor.
Ümit: Bizim evde havuz başında parti yapıyoruz.
Naz: Ne diyor duyamıyorum?
Tarık yine mikrofonu kapatır eliyle.
Tarık: Bizim evde havuz başında parti yapıyorlarmış.
Naz: Aman ne güzel.....Belgin teyzenin haberi var mıymış?
Tarık: Haberleri var mı?
Filiz: Kimin?
Tarık: Kimin olacak, annenin?
Filiz:Yok! Onlar Bodruma gitti.
Tarık: Kim kimsiniz?
Filiz: Ben, Ümit, Ayşe ve Sadri.
Tarık: Demek sadece dördünüz. Hacer anneyi naptınız? Zehirlediniz mi?
Filiz: Abiiiiii!!!!!
Tarık ve Naz Filiz ile konuşmaya devam ederken iskelenin ucunda duran birinin hızla otel’e doğru koştuğunu duyarlar. Naz tedirgin olur ve Tarık’ın koluna sarılır. Tarık Filiz’i dinlerken Naz’ın kendisine yaklaşmasından memnun onu yine tek koluyla sarar ve eli ile kolunu sıkıca kavrar. Naz gülümser ve Tarık’a iyice sokulur.
Tarık: Ben artık yatacağım Filiz. Coşmayın.....
Filiz: Tamam abi yaaaa! Çocuk muyuz biz.Ayyyyy!!!!
Tarık: Noldu?
Naz: Noldu!!!!!
Filiz: Üfff Ümit yaaaaa!!!!! Sadri’yi havuza itti ben ıslandım yaaa!!!!
Tarık: Coşmayın!!!Haydi iyi geceler.
Naz: Yatacak mısın gerçekten?
Tarık: Sana güzel bir şarkı söylemeden asla!!!!
Tarık ve Naz iskelenin nemli tahtalatının üzerine otururlar. Tarık hemen şarkısına başlar.
Ellerim gözlerim kelepçelerde
Sevda çöllerinde
Geçiyor aylarım , yıllarım , gecelerim
Sevda zindanlarında
Yeter ki sen sev beni
Yeter ki inan bana........
Belgin Nesrin’in kendisine açtırdığı odaya henüz varmıştır. Hemen telefonuna sarılır.
Belgin: Alo? Filiz?
Filiz: Hayırdır anne bu saate? Çok sinirli geliyor sesin?
Belgin: Ne o uyandırdım mı?
Filiz: Bu saate başka ne yapmış olabilirsin ki? İyi misiniz?
Belgin: Ben hiç iyi değilim Filiz. Siz hepiniz ortak olmuş beni öldürmeye çalışıyorsunuz!!!!!
Filiz: Anne nasıl söz o öyle?????
Belgin: Hiç laf yapma bana Filiz. Yarın sabah hemen buraya geliyorsunuz. O kadar.
Filiz: Geliyorsunuz derken?
Belgin: Sen, Ayşe ve Hacer abla.
Filiz: Ama neden?
Belgin:Soru sorma bana. Sabah ilk uçakla geliyorsunuz o kadar!
Belgin öfkeli telefonu kapatır. Odasında dört dönüyordur. Telefonu çalar.
Belgin: Ne var Hulusi?
Hulusi: Ihhhhh.....iiiiii.......UUUuhhhhhhhh.....Beeeeelll l!!!!!!
Belgin: Doğru dürüst konuş benimle.
Hulusi: Uuuuuuu......Ahhhhhhh!
Raşit: Alo? Hürmetler hanımefendi!
Belgin: Siz kimsiniz?
Raşit: Ben saygı değer eşinizin eski bir arkadaşıyım.
Belgin: Hulusi ile görüşebilir miyim?
Raşit: Vallahi ne diyeyim hanımefendi. Hulusi off.
Belgin: Ne demek off.
Raşit: Bu Markus......Biraz fazla hırpalamış galiba. Kımıldayacak ve konuşacak hal bırakmamış kendisinde.
Belgin: Oh olsun! Az bile. Söyleyin ona yarın sabah ikinci seansı var. Kaçırmasın.
Raşit: Aman yapmayın Belgin hanım. Yazık değil mi adamcağıza.
Belgin: Siz ne vasıfla karı koca arasına giriyorsunuz. Söyleyin ona bu gece beni boşuna beklemesin. Arkadaşım bana otelde bir oda verdi. Burada kalacağım.
Raşit: Tabi. Ben ilgilenirim onunla.
Belgin: Umurumda değil ne yaparsanız yapın.
Belgin odasının cam kapısından el ele yürüyen Tarık ve Naz’ı görür. Telefonunu kapatır.
Belgin: Ay bunlar beni çıldırtacak.
Bu arada Raşit.
Raşit: Kapadı telefonu. Vah Hulusi vah. Acıdım valla sana.
Hulusi: Ne dedi?
Raşit: Ne yaparsanız yapın dedi. Hadi yaşlı kurt. Önce discoya gidiyoruz.
Hulusi: Oğlum eve hiç almaz beni Belgin sonra.
Raşit: Sen harbiden ultra Kılıbıkoğlu olmuşsun. Karın bu gece arkadaşının ona otelde verdiği odada kalacakmış.
Hulusi: O arkadaşı kim biliyor musun sen?
Raşit: Nesrin mi yoksa?
Hulusi: Tam üstüne bastın. Liseden arkadaşıymış.
Raşit: Şimdi hapı yuttun sen Hulusi. Nesrin beni boşadığı gibi seninkini de ikna eder boşanması için.
Hulusi: Belgin mi beni boşayacak? Hadi canım sende. O bana masaj yaptırdı ya ,,, cezamı verdim sanıyor.
Raşit: Ama az kalsın gelmeseydim Markus seni Cezar yapmıştı.
Hulusi: Hadi bırak dalga geçmeyi de beni nereye götüreceksen götür.
Belgin saklanır ve Tarık ile Naz odasının önünden geçtikten sonra bahçeye çıkıp arkalarından bakar.
Belgin: İlahi adalet diye buna derim işte. Odalarımız bitişikmiş. Sen şimdi görürsün Tarık.
Tarık , Naz’ı odasının önüne kadar getirmiştir.
Naz: Demek odalarımız yan yana. Sen mi ayarladın?
Tarık: İlahi adalet işte. Birileri bizi ayırmak istedi ama başaramadı.
Naz: Yani okul yönetimi mi demek istiyorsun?
Tarık: Yani öyle diyebiliriz.
Naz: Duş alacağın zaman haberim olsun. Belki yağmur sesinde başka nameler dinlerim.....
Tarık: Belki.
Naz: Kahvaltıya beraber gideriz herhalde.
Tarık: Tabi ki. Biz bir yıldır birlikte kahvaltı yapmıyor muyuz zaten?
Naz: Yapıyoruz.
Tarık: O zaman düzenimizi değiştirmeye gerek var mı?
Naz: Ama Koray ve Dilek de bizimle kahvaltı yapsınlar.
Tarık: Koray mı?
Naz: Ve Dilek. Onlara yardım etmek lazım.
Tarık: Yardım? Biz mi yardım edeceğiz?
Naz: Neden olmasın. Nasıl didiştiklerini görmedin mi?
Tarık: Gördüm ama......
Naz: Pes yani Tarık. Aşk kokusunu almadın mı? Ancak kör kütük aşıklar öyle didişir.
Tarık: Hmmmmm!!!!!
Naz: Ne o bakışların değişti. Sırıtmasana öyle!
Tarık: Elimde değil.
Naz: Ne demek elimde değil. Ne düşünüyorsun sen bakayım.
Tarık: Koray ve Dilek gibi didişmeden duramayan başka bir ikiliyi.
Naz saatine bakar.
Naz: İnanmıyorum saat üç oluyor. Hadi hadi sırıtmayı bırak da odana git. İyi geceler.
Naz cam kapıyı kapatır ve ardından hala sırıtmakta olan Tarık’a sevimli bir gülümsemeyle bakar.
Tarık: İyi geceler Naz.
Tarık elleri ceplerinde ağır ve daireler çizen adımlarla ıslık çalarak odasına doğru yürür.
Tarık: Biz Koray ve Dilek’e yardım edeceğiz demek. Ah Naz ah....Bize kim yardım edecek.
Birden karanlıktan çıkan bir el Tarık’ın koluna girer ve onu geriye doğru hışımla çeker.
Belgin: Ben!!!!!

sinemim_g
08-06-07, 13:04
sanaryo yazmayı özlemişim!baktım bugünde boşum bişeyler yazayım dedim!

BODRUM 46. BÖLÜM....

naz tarığa tarık naza bakakalmıştır...
-----------------------------------------
nazin elinden çello düşer,tarık olduğu yerden inerek nazın yanına gelir..birbirlerine bir süre daha bakarlar naz kafasını çevirerek gitmeye kalkışır..tarık kolundan yakalar çevirir
tarık:naz...
naz:bırak kolumuu
tarık:bi dakka dinlermisin
naz:neyii dinliyim??kendini şimdide şarkıcımı zannediyosun!!!benim hayatımda barış diye biri yok bu sefer kimi kıskandın!!!
tarık:naz..bak bildiğin gibi değil!
naz:zaten hiç bişey benim bildiğim gibi değil..değilmiş...bilmekte istemiyorum artık!
naz hışımla ordan uzaklaşır!!!
herkez tarığa tarıkta sinirli sinirli dileğe bakmaktadır...ve birden koşarak uzaklaşır...
dilek:tarık...ay barış..uff ya nereyeee

------------
naz odasında yatağa kapaklanmış ağlamaktadır...tarık kapıya gelir çalar..
tarık:naz...aç şu kapıyı bak sana çok önemli bişey diycem!!!
naz sadece kafasını kaldırır..ağır adımlarla kapıya doğru yürür!gözlerinden yaşlar akmaktadır..uzun uzun kapının ardından tarığın gözlerine bakar!
tarık nazın gözyaşlarını görünce elini yumruk halinde duvara yaslar...
tarık:nazz...sen..sen ağlıyosun
naz perdeyi çeker..çömelir arkası dönük kapıya yaslanıp ağlamaya devam eder!
tarık odasına girer..yatağın üstünde düşünceli ne yapacağını düşünmektedir..
aradan bi kaç saat geçer tarık bi sağına bi soluna dönmekte bir türlü uyuyamamaktadır!nazda tavana gözlerini dikmiş düşünmektedir

tarık dayanamaz naza mesaj yazar!!!

'buraya geldiğimi bilmemen gerekiyordu,bende buyüzden kendimi barış diye tanıttım!birini kıskandığım yada kendimi şarkıcı zannettmem söz konusu değil!
hem yanında olmamı istemiyormuydun yanındayım işte!!!'

naz mesajı alınca doğrulur..uzun uzun mesaja bakar!ve cevabı şöyle olur!
'bana her seferinde yalan söylüyorsun,sence ben çok alttan almıyormuyum?
çok yoruldum...keşke bu tür oyunlara girmek yerine geleceğini söyleseydin!
söylemediğine göre başkası için burdasın!!!! '

tarık mesajı alınca yataktan fırlar...
tarık:başkası mıı..bu kız körmü ya!!
nazın kapısına gidip,
tarık:nazz sence başkası için olsa gecenin bu saatine kadar uykusuz kalırmıydım bu otele niye geliyim!

tarık sessizlikle perdenin arkasındaki nazı görmeye çalışırken odasından mesaj sesi gelir...

'benim için burdaysan EVET, benim için burda değilsen HAYIR yaz!!!ben düşünüp kararımı verir senide o na göre affedirim'

tarık gülümser ve hızlıca cevap yazar..

naz heyecanla mesajı açar!

'EVET..EVET..EVET..EVET...EVET..EVET..EVET..EVET.. .EVET...EVET...EVET...'

naz mesajı okuunca gülümser hızlıca yorgana sarılıp gülümsemeyle uykuya dalar!

sabah tarık banyoda yine şarkı söylemektedir!(yeni şarkımız)
naz gözlerini açar..gülümseyerek kalkar başını duvara yaslar tarığı dinler...

üstünü değiştirmeden dışarı çıkar tarığın kapısınsa yere oturur! arkası kapıya dönüktür!tarık duştan çıkınca nazı kapıda görür ve gidip kapıyı açar...
tarık:naz...
naz:yeni mi bu!
tarık:ne yeni mi???
naz:şarkı...
tarık:dün gece yazdım
naz:kime?
tarık:evet!!!
naz:neye evet...
tarık:dün geceki mesajınada evet bunada evet!!!
naz:bununla evetin ne alakası var!!!
tarık:bu şarkı kime diye sorrarken aslında içinden 'bu şarkı bana mı 'diye sorduğunu biliyorum!
naz:.........:img-in_lo (kafasını diğer tarafa döndürür)
tarık gülümser
tarık:kahvaltıdan önce biraz yüreyelim mi sahilde...
naz:olur!!!ne bekliyoruz...
tarık:senin üstünü değiştirmeni...
naz gülümseyerek odasına girer üstünü değiştirir!!!tarık onu kapının önünde heyecanla beklemektedir..naz çıkar
naz:hazırım..
tarık:iyi hadi gidelim...
naz:beklemeyecekmiyiz!!!
tarık:neyi???
naz:senin üstünü değiştirmeni...

sinemim_g
08-06-07, 16:05
2. KISIM!!!

tarık:hıı üstüm dimi..
naz: evet üstün bornozlamı geliceksin..
tarık:şeyy e burası bodrum ne olcak...çıplakta gitsem olur..
naz:tarık üstünü değiştirecekmisin kendim gidicem yoksa
tarık:tamam hemen geliyorum..

----------------
tarık:çok güzel..
naz:bencede...
tarık:çokta mütevazisin
naz:anlamadım!!
tarık:çok güzel derken kıyafetinden bahsetmiştim!
naz:bende bodrumdan!!!
naz:ımm kıyafetim güzel demek
tarık:yani bi kısmı..sanki şortun biraz kısa...
naz:ne olmuş kısaysa..
tarık:yani ne bileyim kısa işte erkeklerin bakacağı kadar çekici gözüküyosun
naz:sanane bundan...
tarık:ama ben bunun için geldim engel olmam lazım
naz:ne...
tarık:ben bunu dışımdan söyledim dimi..
naz gülümser..
naz:biliyomusun neyden eminim artık..
tarık:yalancı olduğumdan...
naz:hayır!
tarık:delirdiğimden!!!
naz:hayırrrr:icon_whis
tarık:ne o zaman
naz:beni kıskandığından...
tarık: (naza yaklaşarak) yok canım ne kıskanması...
naz: (nazda yaklaşır)bal gibi kıskanıyosun tarık efendi istanbuldan buraya sırf benim için geldin..
tarık:evet!!!
naz:kıskanıyosun
tarık:evet
naz:telaşlanıyosun
tarık:evet
naz:merak ediyosun
tarık:evet
naz:özlüyosun
tarık:evet
naz:başka laf bilmezmisin sen (lafı değiştirmek için atılır çünkü tarığın onu özlemesini söylemesi utandırır)
tarık:evet
tarık biraz daha yaklaşır..
naz:neye evet tarık..bi evettir gidiyor..seviyomusun desem onada evet diyceksin nerdeyse...
tarık:ee evet...
naz::img-in_lo
tarık biraz daha yaklaşır..naz ne yapacağını şaşırır..
naz:evet derken...
tarık: bunu öylesine dedim (sırıtarak)
naz:yani sorsam öyle bişey evet demiyceksin
tarık:sordun ya zaten..
naz:Sende evet dedin..
tarık cevap vermez sürekli yaklaşmaktadır...eliyle nasın saçlarını kulağının arkasına götürür!!naz onu izlemektedir!!!tarık biraz daha yakşaır naz dudağından öpeceğini düşünerek gözlerini kapatır!!!
tarık nazın yanağına öpücük kondurur!
naz:bu..buu neydi şimdi....
tarık:senin öpücüğüne cevap
naz:benim öpücüğüm...
tarık:hani bodruma gitmeden önce veda öpücüğü verdin ya
naz:bu..buda mı veda..dönüyomusun yoksa!!!
tarık:hayır bu veda değil!başlangıç öpücüğü...
naz gülümser..mesajı anlamıştır..
naz:bodrum bizi bekliyor yani..
tarık:aynen öyle...
birbirlerlerine bakarlarken tarık yüzünü denize çevirir..bu sefer naz yaklaşır!
naz:tarıkk
tarık kolunu nazın omzuna atar..
tarık:efendim!!!
naz:ben benim tarığımı istiyorum...
tarık:burdayım ya işte..
naz:sen tarık tekelioğlu olduğunu sanıyosun...ben onu istemiyorum!!yani o olma!!emin ol o ne kadar iyi biri olursa olsun ben binn tarık tekelioğulunu bir şöför tarıka değişmem..üstelik ben alfonsoyuda istemiyorum!!!

tarık:merak etme şuan yanındaki,yanında olmasını istediğin tarık!!!
naz başını tarığın omzuna yaslar...
naz:biz şimdi 1,5 ay burda berabermiyiz...
tarık:burda 1,5 ay..ama genelde bi ömür boyu sanırım...
naz:bi ömür boyu...eminmisin??
tarık:halimizi görmüyomusun naz...hiç bişekilde ayrılamamıyoruz!!!
naz:niye acaba???
tarık :niyesimi var naz..halimize bak!!!
naz:ne var halimizde??
tarık:naz söylesene bana hangi patron ve şöför sahil kenarında baş başa böyle sarmaş dolaş oturur??

naz şöyle kendilerine bakar durumlarını farkına varır utanır ..yutkunur!!
tarık gülümserr...ve inadına kolunu nazın omzuna iyce yerleştirerek onu işce sarmalar...ve naz için yazdığı yeni şarkısını söyler...

z_e_y_n_o
08-06-07, 19:25
eski senaryoma devam etmiyorum...umarım beğenirsiniz


47.bölüm senaryosu…

tarık dileğin ısrarla çağırmasından dolayı sahneye inmek zorunda kalır.naz hala kığırdamadan tarığa bakmaktadır

dilek:hadi barış bizi kırma da naz la birlikte bi şarkı söyleyin.

TARIK: (nazın duyabileceği bir şekilde) her şeyi anlatıcam.merak etme.ama şimdi senin çello çalman lazım.stajın için…

NAZ: (yerine otururken,kızgın bir şekilde) hepsini konuşucaz tarık…

Tarık ta nazı yatıştırınca mikrofonu alır.

NAZ: ne söyliyceksin?

TARIK: (gülümseyerek) seninle bir dakika…senin için…

Naz da gülümsemekten kendini alamaz…ve naz çalıp tarık söyler.şarkı bitiminde herkes çok beğenmiştir.naz ve tarık seyircilere selam verip sahneden iner inmez

NAZ: senin burda ne işin var?

Tarık tam cevap vericekken dilek yanlarına gelir

DİLEK: tebrik ederim.ikiniz de çok iyiydiniz.

NAZ: teşekkürler

DİLEK: valla barış sesin çok güzelmiş.senin kaset tutar merak etme

TARIK: sağol…

DİLEK: siz tanışıyo musunuz?

NAZ: bizz?

TARIK: yaaa…evet.biz nazla şeyden beri…eskiden beri tanışırız.

NAZ: biz artık gidebilir miyiz?

DİLEK: tabii tabii.konuşucaklarınız vardır.yarın görüşürüz barış

TARIK: görüşürüz.

NAZ: ooooooo…pek bi samimisiniz.

TARIK: dilekle mi?

NAZ: ama korkmama gerek yok.dilek korayı seviyo

TARIK: (gülümseyerek) neyden korkmana gerek yok?

NAZ: hemen buldun ya bi açığımı sor…

TARIK: hem dileğin korayı sevdiğini nerden biliyosun?

NAZ: eskiden nişanlılarmış

TARIK: eskiden nişanlılar diye hala birbirlerini sevmeleri mi gerekiyo?hem adı üstünde “eskiden” . hala birbirlerini sevselerdi nişanı bozmazlardı herhalde…

NAZ: her hallerinden belli tarık.

TARIK: (anlamazdan gelerek) nasıl yani?

NAZ: nasıl sürekli kavga ediyolar görmüyo musun?aynı bizim gibi…

Naz bir anda ağzından kaçırdığını fark edip susar

TARIK: nasıl aynı bizim gibi?yani kavga edenler birbirini seviyo mu oluyo?

NAZ: yani sürekli öyle birbirlerine laf sokanlar…kıskananlar…seviyo oluyo

Naz gittikçe dibe battığının farkındadır

TARIK: yani biz de onlar gibi sürekli kavga ediyosak…

NAZ: ama biz onlar gibi birbirimizi sevmiyoruz.yani…seviyoruz da…öyle sevmiyoruz.yani öyle derken…

TARIK: eeeee…

NAZ: ya sen niye hemen konuyu değiştiriyosun?

TARIK: ne konusu?

NAZ: ilk ben sana sormuştum “senin burda ne işin var” diye…

TARIK: hııı…o mesele…

NAZ: evet tarıkcım.o mesele…seni dinliyorum.

TARIK: sen giderken vahi bey beni çağırmıştı hani biliyosun

NAZ: eeeeee…

TARIK: ben yanına gittim.beni işten attı…

NAZ: sen de tazminatınla burda tatil yapıyosun…

TARIK: hayır.sonra beni geri işe aldı

NAZ: ya tarık bi doğru düzgün anlat.yine kafamı karıştırıyosun.

TARIK: yine bunu da uygulamalı göstermek isterdim.ama şimdi burda vahi bey yok

NAZ: yok yok.o uygulamalı göstermeden benim bi kere dilim yandı.bidaha istemem.sen güzelce anlat yeter

TARIK: sonra tekrar başka bi işe aldı işte.

NAZ: ne işi?

TARIK: seni takip etme işi…yani sana göz kulak olmamı istedi

NAZ: ve bunun için seni buraya yolladı

TARIK: evet.biliyosun sen bitek bana emanetsin

NAZ: bilmem mi…ben de sanmıştım ki…

TARIK: ne sanmıştın?

NAZ: benim için geldin…

TARIK: öyle olmadığını nerden biliyosun?

NAZ: sen dedin ya…babam göndermiş seni buraya…

TARIK: bu sonucu çıkarmak için bu sebep yeterli değil

NAZ: yani benim için mi geldin?

TARIK: olmaz

NAZ: ne olmaz?

TARIK: bu soruya yanıt veremem

NAZ: neden?

TARIK: çünkü sıra sende

NAZ: ne sırası?

TARIK: az önce ben sana bi soru sorduğumda sen “ilk ben sordum” demiştin ya…ben de sorunu cevapladım işte.şimdi sıra sende…

NAZ: ne sordun ki..???

TARIK: dilekle korayın birbirine aşık olduğunu düşünüyosun,bunu da onların sürekli bizim gibi kavga etmesinden anlıyosun ya…

NAZ: (tedirgin) eeeeeee

TARIK: yani bizim gibi derken…biz de onlar gibiyiz mi demek istiyosun?

NAZ: (cevap veremez) bilmem öyle mi demek istiyorum

TARIK: ben sana soruyorum naz.

NAZ: biliyorum da…

TARIK: sen bu soruma cevap verirsen ben de senin soruna cevap veririm.

NAZ: son sorduğuma mı?

TARIK: evet

NAZ: iyi de…ben bu soruna cevap veremem

TARIK: niye?

NAZ: utanıyorum

TARIK: cevap veremezsin çünkü utanıyosun

NAZ: evet

TARIK: iyi

NAZ: tamam hadi sen benim soruma cevap ver.buraya benim için mi geldin?

TARIK: bu soruna cevap veremem naz

NAZ: niye?

TARIK: çünkü utanıyorum

NAZ: illa bunu yapıcaksın dimi?

TARIK: illa…

NAZ: öyle olsun tarık.

Bu sırada yürüye yürüye odalara kadar gelmişerdir

TARIK: senin odana geldik

NAZ: odamı da biliyosun bakıyorum…sıkı bi takip yaptın galiba

TARIK: aslında hayır.yani senin burda kaldığını senin sayende öğrendim

NAZ: benim sayemde mi?

TARIK: seninle telefonda konuşurken sesin yan taraftan geldiğini fark edince anladım…

NAZ: sen yan odada mıydın?

TARIK: evet.tamamen tesadüf

NAZ: güzel bi tesadüf olmuş

TARIK: bence de…

Bir düre ikisi de birbirlerine bakarak dururlar

NAZ: hala cevap vermemekte kararlı mısın?

TARIK: sen hala cevap vermeye utanıyo musun?

NAZ: evet

TARIK: o zaman ben de hala utanıyorum

NAZ: offf…iyi tamam.iyi geceler

Naz sinirle odasına girip kapıyı kapatır.tarık ta kendi odasına gider.naz sinirimden odasında bağırark konuşuyor,tarık ta yan odadan duyuyordur

NAZ: illa ben cevap vermedim diye o da vermiycek.seviyorum işte seviyorum

Tarık bunu duyunca çok heycanlanıp daha dikkatli dinlemeye başlar

NAZ: (sesini alçaltır) acaba gerçekten seviyo muyum???

Tarık duymakta zorluk çektiğinden duvara dayayıp dinlemek için bir bardak alır.bu sırada naz…

NAZ: tarığı seviyo muyum?seviyorum…

Tarık bardağı alır…

TARIK: filimlerde hep işe yarıyodu…(duvara dayar)

NAZ: evet evet.kesinlikle seviyorum.artık inkar etmeye gerek yok.

Naz susar.

Tarık duvara dayadığı bardağı çeker

TARIK: off ya kaçırdım işte kimi sevdiğini…bunu anlamanın bitek yolu var.

Tarık nazın odasının önüne gelir.ve kapıyı çalar.naz açar

TARIK: naz bişey konuşabilir miyiz?

NAZ: tabii.geçsene

Tarık içeri girer ve yatağa oturur.naz da yanına…

TARIK: ben sana cevap vermek için geldim

NAZ: son sorumun cevabı mı?

TARIK: evet

NAZ: dinliyorum

TARIK: buraya senin için geldim

Naz gülümseyerek tarığa bakar

TARIK: evet yani aslında vahi bey gönderdi.ama vahi beyin karşısına geçip “ben nazın yanına bodruma gidiyorum” diyemezdim ya…hem daha bunu düşünmeye fırsat bile olmadan o benden senin yanına gelmemi istedi.ben çok sevindim tabii.fırsat ayağıma gelmiş kaçırır mıyım…

NAZ: yani benim için geldin

TARIK: evet….hadi şimdi seni dinliyorum.

NAZ: off yine mi?

TARIK: yine…hadi naz.söyle

NAZ: tarık…aslında biz tarık ve dileğe benzemiyoruz.yani ben öyle demek istememiştim.onlar gibi birbirimizi sevicek değiliz ya…anca arkadaş olarak sevebiliriz

TARIK: (kızgın) sadece arkadaş olarak

NAZ: (aslında dediğinden pişman olmuş ama yapıcak bişey yoktur) evet

TARIK: tamam naz.ben artık gidiyim.yorgunum,dinlenmem lazım

Tarık hızla kalkar ve kapıya doğru yürür

NAZ: (içinden) izin verme naz…bu şekilde gitmesine izin verme…

NAZ: tarık

TARIK: naz,uykum geldi

Naz kalkıp tarığın yanına gider

NAZ: tamam.öyle demek istemedim.söyleyemediğim için öyle uydurdum işte

TARIK: uydurdun yani…aslında cevabın bu değil

NAZ: değil

TARIK: ne o zaman?

NAZ: (bağırarak) tarık ne bekliyosun benden?ilk benim söylememi mi?kusura bakma ama yapamam

TARIK: yani sorun ilk söylemekte…

NAZ: evet

TARIK: o zaman ilk ben söyleyim

NAZ: söyle.tabii söyleyebilirsen…

TARIK: doğru diyosun.söyleyemem

NAZ: söyleyemezsin tabii.

TARIK: ikimiz de birbirimizin ne söyliyceğini tahmin ediyo muyuz?

NAZ: evet tabii ki

TARIK: niye hala söyleyemiyoruz o zaman?

NAZ: ilk defa olduğu için galiba

TARIK: bence de…keşke o dağ evindeyken yangın çıkmasaydı da bu iş orda bitseydi…

NAZ: keşke…

TARIK: o zaman tekrar deneyelim

NAZ: denemekle bişey kaybetmeyiz

TARIK: o zaman deniyoruz.

NAZ: tamam

TARIK: ama yine aynı bi ortam olması lazım.

NAZ: niye?

TARIK: e konsantre olmam lazım naz

NAZ: hııı…anladım

TARIK: ben yarına her şeyi ayarlarım

NAZ: tamam.

TARIK: ben gidiyim o zaman şimdi

NAZ: hemen mi?

TARIK: gitmeyim mi?

NAZ: biraz daha dur

TARIK: sen istersen kalırım

NAZ: istiyorum

TARIK: tamam o zaman…

flower98
08-06-07, 20:25
Tarık elleri ceplerinde ağır ve daireler çizen adımlarla ıslık çalarak odasına doğru yürür.
Tarık: Biz Koray ve Dilek’e yardım edeceğiz demek. Ah Naz ah....Bize kim yardım edecek.
Birden karanlıktan çıkan bir el Tarık’ın koluna girer ve onu geriye doğru hışımla çeker.
Belgin: Ben!!!!!
Part 4
Tarık: Anne?
Belgin: Yaaaa!Sürpriz Tarık. Bak ben de Ölü Deniz’e geldim. Otel’in de pek güzelmiş. Miami den Flamingolar getirmişler. Her yerdeler. Şurada da özel bir dişi Flamingo varmış. Eminim görmüşsündür. Adını da Naz koymuşlar.
Tarık: Anne!
Belgin: Sözümü kesme ! Bir de ona bir eş bulmuşlar. Bil bakalım adını ne.
Tarık: Anneee!
Belgin: Bilemedin: Tarık!
Tarık: Anne abartmıyor musun?
Belgin: Demek abarttığımı düşünüyorsun Utanmıyor musun bana yalan söylemeye?
Tarık: Sadece seni üzmek istemediğim için .
Belgin: Evet bravo Tarık! Üzmemek için kahrediyorsun. Hepinizin bana kastı var.
Tarık: Hepiniz derken başka kimler?
Belgin: Demek kabul ediyorsun. Yarın hemen İstanbul’a dönüyorsun.
Tarık: Yapma anne ya.Hayatımı bu kadar kontrol etme. Bak nefes aldırmıyorsun bana.
Belgin: Ne? Ne!!!!! Bir de bu parlayan yeni star olayı var. Demek Türkiye’nin yeni yıldızı Barış sensin.
Tarık: Açıklayabilirim.
Belgin: Açıklama istemiyorum. Yarın İstanbul’a dönmeni istiyorum.
Nesrin: Belgin? Belgin sen ne yapıyorsun bu saate dışarıda? Barış?
Tarık: İyi sabahlar Nesrin hanım.
Belgin: Şeyyyy.....Ben.....
Nesrin Belgin’in kulağına fısıldar.....
Nesrin: Belgin yoksa bu çocuk......
Belgin çıldırır....
Belgin: Kendine gel Nesrin.....Bu gördüğün benim öz ve öz oğlum Tarık. Kendini star sanıyor ama değil.....
Tarık’ın yüzü kızarmış Nesrin ve Belgine bakmaktadır....
Nesrin: Ayyy çok özür dilerim Belgin! Hoş gör beni. Etrafımda neler olup bitiyor bir bilsen. Bak benim Raşit, yani rahmetli eşim Raşit kendine bir zampara ortak bulmuş, dico’yu birbirine katmışlar kız avlayacağız derken.
Belgin: Ne? Raşit mi dedin? Zampara ortak mı dedin?
Tarık: Anne sakin ol.
Belgin: Sakin makin olamam. Çekil yolumdan Tarık. Nesrin çabuk beni olay yerine götür. Çabuk.
Nesrin: Dur Belgin nereye böyle?Yanlış yöne gidiyorsun.......!!!!!
Tarık annesinin ve Nesrin’in arkasından bakar. Eski neşesi kalmamış yüzü asılmıştır.
Tarık: Umarım babam değildir.
Der ve odasına doğru yürür. Odasına girmeden başını uzatıp Naz’ın tarafına bakar. Işıklar sönmüştür. Odasına doğru yürür ve kapıyı açar. Dalgınlıkla anahtarını taktığı kilitten çekmeyi unutur. İçer girer ve kapıyı kapatırken.....
Naz: Anahtarı unuttun!!!!!
Tarık bir an boş bulunur eli ayağı birbirine karışır ve başını arkadan gelen sese çevirirken kapıyı hızla kapatır. Anahtar yerinden çıkar ve yere düşer.
Naz: Naaaaaaptın?
Tarık: Naz , ödümü kopardın karanlıkta. Nasıl girdin sen içeriye?
Naz: Duştan ses gelmeyince merak ettim. Kapın da aralık duruyordu ben de içeriye girdim.
Tarık: Madem içeriye girdin ışıkları neden açmadın?
Naz: Beni kimse görsün istemedim bu saate senin odanda.
Tarık: Kapı otomatik kilitlendi. Resepsiyonu ara da gelip açsınlar.
Naz: Ben mi? Senin odandan mı? Arayamam.
Tarık: O halde ben ararım.
Tarık karanlıkta yatağa doğru yürür. İçerisi çok karanlıktır. Dışarıdan odayı aydınlatan hiçbir ışık içeri girmiyordur. Tarık yatağın yanında duran Naz’a çarpar aceleyle. Birlikte yatağa düşerler.
Naz: Önüne baksana.
Tarık: Sen neden uyarmadın beni?
Naz: Beni devireceğini nereden bilebilirdim. Tarık?
Tarık: Efendim.
Naz: Nefes alamıyorum. Rica etsem üstümden kalkar mısın?
Tarık: Pardon!Ben.....
Naz: Sen çok kilo almışsın.
Tarık: Resepsiyonu arayayım.
Tarık yatak ucunda duran abajur’un ışığını yakar. Telefon ile arasında yatakta yan uzanmış olan ve kendisine bakan Naz vardır. Naz’ın üzerinden telefona uzanır. Ahizeyi kaldırır, bir kez daha Naz’a bakar ve ahizeyi yerine koyar.
Naz: Neden aramadın?
Tarık: Senin için.
Naz: Benim için mi?
Tarık: Şimdi gelip seni bu saate burada görüp ........
Naz: İşte ben de o yüzden ışık açmadım. Kapa şunu da.
Tarık abajur’u söndürür.
Tarık: Saat üçbuçuk. Güneşin doğmasına daha iki saat var.
Naz: Demek ki yaklaşık altı saat buradayız.
Tarık: Altı saat mi?
Naz: Saat dokuzbuçuktan önce ne desek inandırıcı olmaz. Stajım tehlikeye girsin istemiyorum. Kahvaltı için buluştuğumuzu söyleriz. Koray ‘ın yanlış anlayacağını sanmıyorum.
Tarık: Hemen samimi olmuşsunuz bakıyorum Koray ile.
Naz: Kıskanıyorsun sen yine .......Ya Koray Dilek’e aşık. Ben de....
Tarık: Sen de....
Naz: Hiçbir fırsatı kaçırmaz mısın sen ya......?
Tarık: Artık kaçırmamalıyım diye düşünüyorum.
Naz: Tabi ya......Sen yok musun sen.....
Tarık: Ne oldu yine....Aklına ne geldi?
Naz: Sen biliyorsun ne geldiğini.....Bir de bilmemezliğe vurmuyor musun pes yani Tarık. Artık bırak bu oyunları.
Tarık: Ne oyunu? Ben oyun moyun oynamıyorum.
Naz yatakta oturur pozisyona gelir. Hissettiği hareketten Tarık’ın da oturduğunu anlar.
Naz: Beni odama bıraktıktan sonra odana gittiğimi düşünmemi istedin. Benim duşta yağmur sesi eşliğinde şarkı söylemeni bekleyeceğimi biliyordun tabi. Odanın kapısını açtın ve kapatmadan karanlıkta saklandın. Sonra benim buraya girmemi bekleyip anahtarı kasıtlı dışarıda bıraktın ve işte buradayız.....Pes!
Tarık: Asıl sana pes. Sen senarist olmalıymışsın. Nasıl da kurguladın hemen.
Naz: Öyle. Bunu ilk kez yapmıyorsun. Dağ evinde de yaptın, göl evinde de.
Tarık Gerçekten!!!! Ben de ne zaman bu konuları açacağını düşünüyordum.
Naz: Açarım tabi. Her ikisinde de benim boş anımı yakalayıp beni ö.....
Tarık: Bitirsene cümleni. Öptün desene.
Naz: Öptün......Evet öptüüüün.
Tarık: Bil bakalım şimdi ne olacak.
Naz:!!!!!!!!!!!
Tarık:
Tarık: Bitirsene cümleni. Öptün desene.
Naz: Öptün......Evet öptüüüün.
Tarık: Bil bakalım şimdi ne olacak.
Naz:!!!!!!!!!!!
Tarık: Yanına geleceğim, seni kollarımla sımsıkı saracağım ve üçüncü kez öpeceğim.
Naz: Sakın ! Uyarıyorum seni!
Tarık: Ne yapacaksın?
Naz: Bağırırım.
Tarık: İddiaya girerim ki bağıramazsın. Stajını düşün. Geliyorum.
Naz: Tarık dur! Tarık bunu yapamazsın......!
Naz karanlıkta odada kaçmaya başlar. Tarık onu aynanın yanında yakalar ve bileklerinden tutarak kendine çeker.
Naz: Tarık yapma.....Her şeyi bozma.....Lütfen!
Tarık: O halde itiraf et.
Naz: Neyi?
Tarık: Burada kilitli kalmamızı isteyenin sen olduğunu.
Naz: Ne?????
Tarık: Odama geldin , kapı aralıktı. Karanlıkta saklandın ve ben gelince dikkatimi dağıttın. Ben de kapıyı kapadım ve işte buradayız.
Naz kendini tutamaz ve gülmeye aşlar......
Tarık: Çok mu komik?
Naz: Ben de az kalsın beni zorla.....Hiç sen değildi zaten.
Tarık derin bir nefes alır.
Tarık: Evet yaptın mı yapmadın mı?
Naz: Tabi ki yapmadım. İnan.
Tarık: Ben de yapmadım. Sen de bana inan o zaman.
Naz: Tek bir şartla
Tarık: İnanmanın şartını ilk kez senden duyuyorum. Peki neymiş şartın.
Naz: Hazır baş başa kalmışken....Bu saate telefonunun çalma ihtimali düşükken......Yarım kalmış bir şeyi tamamlamanı istiyorum.
Tarık: Neymiş o?
Naz: Göl evinde yangından önce söylemeye başladıkların.
Tarık: Sen senarist değil, savcı olmalıymışsın.
Naz: Evet seni dinliyorum.
Tarık: Ama ortam müsait değil.
Naz: Bu konuda yardımcı olamam. Ne istiyorsun mesela?
Tarık: Yanan bir şömine.....mum ve şarap.
Naz: Müzik?
Tarık: Onu kendim de yaparım.
Naz:Vallahi üzgünüm Tarık. Şömine işi zor.....Mum ve biz yan yana çok tehlikeli oluyor. Ama eğer senin mini dolabında benimkilerden varsa, içecek ayarlayabilirim.
Naz yoklayarak buzdolabını bulur. Kapağını açar ve içinden küçük bir şişe kırmızı şarap çıkartır.
Naz: Varmış. Kadehlerde şurada olmalı. Eveeeeeeet.
Tarık Naz’ın yanına gelir. Naz bu arada diğer eline bir kadeh almıştır bile. Önce şarabı elinden alır ve buzdolabının üzerine bırakır. Sonra kadehi alır . Fakat karanlıkta dolabın üzerine koyacakken onu yere düşürür ve kadeh kırılır.
Naz: Bu durumda sen şişeden içersin.
Tarık: Hayır. İçmeyeceğiz. Madem sözlerimi tamamlamamı istiyorsun. İçmeden tamamlayacağım.
Naz:yani sabaha her şeyi hatırlıyor olacağız.
Tarık: Her şeyi.
Tarık Nazı kendine yaklaştırır. Ellerini birleştirir ve onları Naz’ın başının üzerinden birleşmiş halde geçirip Naz’ın beline yaslar. Naz da kendi ellerini Tarık’ın enseinde birleştirir.
Tarık: Naz. Sana söyleyeceklerimin provasını kaç kez yaptım bir bilsen. Araba ile her evden ayrılışımızdan önce, seni okulunun önünde her karşılayışımda, akşam yemeklerinden sonra odama gelişlerinde ve hatta her konuşmamız ve her tartışmamız esnasında kendi kendime tekrarladım.....Tarık söyle, şimdi söyle dedim hep ama bir türlü söyleyemedim. Ama şimdi , şimdi susmayacağım artık. Korkmayacağımda olacaklardan.....Çünkü içimden bir ses korkma diyor........
Naz: Korkma Tarık. Söyle. Ben de duymaktan korkmayacağım artık....Söyle.....
Tarık: Nazım. Nefesim. Güneşim. Denizim. Her şeyim. Artık sensiz olamıyorum. Dün beni bırakıp gittiğinde çaresizce arkandan bakakaldım. Artık senden ayrı zamanın geçmeyeceğini daha iyi anladım. Bizi ayırmaya çalışanların ne kadar boşa çırpındığını çünkü artık ayrılamayacak kadar birbirimize bağlandığımızı gördüm. Ben sende daha önce hiç yaşamadıklarımı yaşamaya, hissetmediklerimi hissetmeye başladım. Ben sen oldum, senin de ben olduğunu gördüm. Naz.....
Naz: Söyle artık Tarık söyle......
Tarık: Naz , sana delice, sırılsıklam ve de körkütük aşık oldum ben......
Naz: Bir daha söyle, lütfen.
Tarık: Aşığım sana.....
Naz: Bir kez daha.....
Tarık: Aşığım........
Naz: Aşkım.
Uzaktan sabah ezanı duyulur. Naz ve Tarık birleşen dudaklarını ayırıp cam kapıdan yanak yanağa gökyüzüne bakarlar......

flower98
09-06-07, 14:42
Uzaktan sabah ezanı duyulur. Naz ve Tarık birleşen dudaklarını ayırıp cam kapıdan yanak yanağa gökyüzüne bakarlar......
Part5
Ertesi sabah saat dokuz
Koray: Naz’ı arıyorum cevap vermiyor. Endişelenmeye başladım.
Dilek: Neden endişeleniyorsun ki. Yetişkin bir insan. Kaybolacak değil ya. Ben de şimdi Barış’ı arayacağım. Kahvaltı için özel bir şeyler isteyip istemeyeceğini soracağım.
Koray: Anlaşılan Barış bey ana kuzusu. Kalkıp kendi gelip bakamıyor mu. Bu senin alanına girmiyor Dilek hatırlatayım.
Dilek: Aman eksik kalma hatırlatman ile. Biliyorum ne yapıp ne yapamayacağımı. Sen Naz ile ilgileneceğine halan’ı düşün biraz. Dün geceden beri ofisten çıkmadılar.
Koray: Halamı ben yeterince düşünüyorum ,merak etme. Bütün sıkıntılarının sedebi dayın. Bir de yanındaki adamı ayartmış. İki ailede kaosa neden oldu.
Dilek: Barış’ın telefonu meşgul çalıyor. Gidip şahsen konuşacağım.
Koray: Ne şanslı müşteri ya. Halkla İlişkiler sorumlusu şahsen ilgileniyor. Git, ne yapıyorsan yap. Sen Barış’a gidersen ben de Naz’a giderim. Zor mu?
Koray , Dilek’in peşinden yürümeye başlar. Ama aradaki mesafeyi kapatmaz. Dilek Barış’ın odasına sapar, Koray çaktırmadan Dilek’i izleyerek yan odaya doğru ilerler. Naz’ın kapısına gelir. Perde açıktır ve yatağı bozulmamıştır. Koray telsiz telefonunu eline alır.
Koray: 04 den 01’e.
Nesrin: Söyle 01. 306 nolu odanın sahibi odasında yok. Gece de dönmemiş.
Nesrin: 03 ile konuş. Benim daha mühim işlerim var.
Koray: Tamam. 03 neredesin?
Dilek: Ay’a çıktım beş dakika önce. Paravandan görmüyor musun nerede olduğumu?
Koray öne çıkar.
Koray: Naz akşam odasına dönmemiş.
Dilek: Biliyorum.
Koray: Biliyorsun da sabahtan beri neden söylemiyorsun.?
Dilek: Çünkü ben de şimdi öğrendim. Gel kendin gör.
Koray Tarık’ın odasına yaklaşır. Yerdeki anahtarı görür, eğilir alır. Cam kapıdan içeriye bakar.
Dilek: Çok mutlu görünüyorlar.
Koray: Hem de çok. Gel rahatsız etmeyelim.
Dilek yatağın üzerinde masum bir şekilde birbirine sarılıp uyuyan Tarık ile Naz’a bir kez daha bakar.
Dilek: Umarım onlar mutluluğu ellerinden kaçırmazlar.
Koray: Umarım. Kaçırması çok kolay. Elde tutması zor. Keşke onların yerinde ......
Koray Dilek’e bakar fakat cümlesini bitirmeden odanın önünden ayrılır.
Dilek: Koray dur.....
Koray arkadan Dilek’in sesini duyunca durur ve gülümser. Arkaya döner.....
Dilek: Belli ki kilitli kalmışlar. Kapıyı aç istersen.
Koray’ın yüzündeki gülümseme donar. Kapıyı açmak için döndüğünde Dilek hızla yanından uzaklaşıp ana binaya doğru yürümeye başlar.....
Koray: Boşuna umutlanıyorum. Her seferinde kaçıp gidiyor.......Offff!!!!
Koray sessizce kapıyı açar ve kilidin dilini dışta bırakır ki yeniden kilitlenmesin diye.
Nesrin’in ofisi
Nesrin: Son derece haklısın Belgin. Bak ben hiç beklemeden boşadım. Sen de boşa rahatla. Hem banka hisselerinle ömür boyu rahat yaşarsın.
Hulusi: Belgincim........Aman dinleme sen bu kadını. Bak Raşit’i boşamış adam ne hale gelmiş.
Raşit: Ne varmış halimde!
Hulusi Raşit’e göz kırpar.
Raşit: Doğru söylüyor. Bak bir yılda eridim bittim. Hiçbir kadın eşinin yerini tutamıyor. Ne önce ne de sonra. Yaşadım gördüm.
Hulusi: Tamam yeter! Yayma konuyu. Belgincim bak bir şey söyle. Asma yüzünü, çevirme ne olursun.
Belgin dudaklarını bükmüş tek bir kelime konuşmamaktadır.
Hulusi: e madem öyle biz çıkalım. Gel Raşit. Bize gidelim.
Belgin: Tek bir adım bile atmaya kalkma Hulusi.
Hulusi: Konuştu. Allahıma şükürler olsun Belginciiim konuştu.
Belgin: Saçmalama Hulusi. On dakikadır susuyorum sadece. Bundan sonra eve dönene kadar burnumun dibinden ayrılmayacaksın. Anlaşıldı mı.
Hulusi: Peki karıcım.
Raşit: Seni Kılıbıkoğlu seni. Hemen yelkenleri indirdin.
Nesrin: Raşiiiiiit’ Yeter. Kuzu gibi adamı kendine benzetme bari.
Raşit: Kim bu mu kuzu. Bu adam var ya ........Neyse söylemeyeyim şimdi. Ben İstanbul’a dönüyorum. Ne haliniz varsa görün.
Hulusi: Dönüyor musun. Ama daha dün bir araya geldik daha. Bırakma beni bu iki dişi kurtla baş başa.
Nesrin: Rica ederim sözlerinize dikkat edin Hulusi bey. Hem onun gittiğine bakmayın. Yarın sabah yine burada olacaktır.....
Raşit Hulusiye göz kırpar ve dışarı çıkar.
Belgin: Nesrincim kusura bakma. Seni de uykusuz bıraktık. Senden bir dakika izin istesem. Hulusiye söyleyeceklerim var da.
Nesrin: Tabi. Ben de bir müşterime bakayım. Akşam odasına dönmemiş.
Hulusi: E burası Bodrum. Olabilir böyle şeyler.
Nesrin: Olabilir ama bu kız bana emanet iken olmamalı.
Belgin: Kız mı?
Nesrin: Sen telaşlanma Belgincim. Sen Hulusi beyle görüşürken ben onu bulmuş olurum. Kahvaltıya bekliyorum tamam mı.
Belgin: Tamam.
Nesrin odadan çıkar.
Belgin(içses): Ah Tarık ah. Yine ne haltlar karıştırdınız....
Hulusi:Begiiin. Affettin mi beni?
Belgin: Affetmek mi? Hulusi, seni boşamıyorsam serbest kalıp alemlere dalmaman için. Sana en büyük ceza dibimden ayrılmaman olacak......Özellikle burada.
Hulusi: Sen yalnız kalmak istemeyecek misin hiç?
Belgin: Hacer abla geliyor bugün. O zaman da onun dibinde oturacaksın.
Hulusi yutkunur.
Hulusi( içses): Yaktın beni Raşit. Yaktın beni.
Tarık’ın odası
Tarık gözlerini açar ve göğüsünün üsttünde uyumakta olan Naz’ın başını okşar. Gözü kapıya takılır.Kapı açıktır. Yavaşça yataktan kalkar. Naz uyanmaz. Naz’ın üstünü örter. Duş’a gider.
Tarık: Rüya değilmiş. Bakalım Naz nasıl uyanacak. Naz bu sağı solu bir olmaz.
Tarık duşu açar ve altına girer. Kendi kendine şarkı söylemeye başlar
ah dayan
bırak yollar girsin aramıza
söz sana
başka bir ten giremez koynuma
geçer zaman
durmaz akar kör kuyuya
ben beklerim
yenik düşmem ucuz oyunlara
dayan...üzülme...
sen meleğim
hiç durmadan ağlardın niye?
gitme demedim
bağlanmaktan korkardın niye?
can yeleğim
karışmasın kimseler bize
gör beni
körelmesin kalbin uzaklarda
hiç düşünme
mühür vurdum dudaklarıma
karışmasın,konuşmasın,dokunmasın kimseler bize
gel artık,vakit geldi
canıma yetti özledim çok
Tarık şarkı bitince .....
Tarık: Oğlum Tarık bu sefer yanlış şarkıyı söyledin. Dün geceden sonra bu mu söylenir. Artık ayrılık yok. ........Umarım......
Tarık duştan çıkar. Odaya bakar. Naz yok. Odaya girer . Naz gerçekten yok. Kapısı da kapalı.
Tarık: Demiştim sana. Şarkıyı yanlış seçtin diye.

Aynali 11
09-06-07, 17:46
naz duyduklarina inanamaz ve ona "bende seni seviyorum" der ve tarik nazi öper

iki asik birlikte vakit gecirir ve zamanin ne kadar cabuk gectigini farkederler cünkü aksam olmustu bile

tarik: eyvah!
naz: ne oldu canim neyin var?
tarik: askim bu aksam eglenmeye gidecektik unuttunmu?
naz: tabii ya tamamen aklimdan cikmis
tarik: faruk kesin agac olmustur bizi bekleye bekleye
naz: belki uyuyakalmistir
tarik: umarim öyledir

tarik ve naz otele giderler ve faruk coktan uyanmis, hazirlanmis bekliyordur

naz: gördünmü ayip oldu adama, kimbilir ne kadar bekliyordur
tarik: merak etme o da simdi gelmistir herhalde. maglum yol yorgunu
faruk: evet hazirmisiniz cifte kumrular?
naz: efendim cifte kumrularmi?
faruk: evet cifte kumrular, yani size uzaktan bakinca öyle görünüyorsunuz
naz: ilahi faruk nerden cikardin biz tarik ile sadece arkadasiz. öyle degilmi tarik?
tarik: (sasirmis bir vaziyette) ya öyle naz
faruk: sacmalamayin beni kandiramazsiniz, bal gibi berabersiniz iste
tarik: nerden anladin anlimizda mi yaziyor?
faruk: haliniz ve tavriniz bunu zaten belli ediyor
naz: yani basindan beri bizim beraber oldugumuzu biliyormuydun?
faruk: sizin aranizda arkadasliktan daha öte bir iliski olduguna dair bir süphe vardi ve bunu az önce kanitladiniz cünkü sizi kol kola otele geldiginizi gördüm
naz: yani faruk senden korkulur vallahi
tarik: öyledir faruk benide bir cok kez sasirtmisti
faruk: hadi ne duruyoruz bir kulüp bulup eglenelim

tarik, naz ve faruk bir kulüp aramak icin yola koyulurlar ve tesadüfen hulusi ve rasitinde bulundugu bir kulüp bulurlar

faruk: bakin bir kulüp, orada
tarik: öyleyse ne duruyoruz girelim

faruk, tarik ve naz kulüpe girerler ve bos bir masa bulurlar

naz: bakin bos bir masa
faruk: hadi oturalim, sansimiz varmis ki bos bir masa bulduk

o sirada dans alaninda hulusi ve rasit cilginca dans ediyordur

hulusi: ne o rasit yoruldunmu?
rasit: kim benmi yorulacagim? nerden cikardin bunu?
hulusi: ayakta zor duruyorsun rasit
rasit: sana öyle geliyor ben bomba gibiyim

o sirada farik, naz ve faruk dans alanina giderler ve tarik tam dansa baslayacakken hulusiyi görür ve o telasla masaya geri döner

naz: tarik ne oldu neden masaya geri döndün?
tarik: cünkü hulusi beyi gördüm dans alaninda
faruk: hulusi beymi?
tarik: evet
faruk: neden ondan kaciyorsunki?
naz: cünkü farukcugum, tarik hulusi beyin arabasini caldirmisti birkeresinde ondan kaciyor
faruk: anladim demek öyle. o halde baska bir kulüpe gidelim istermisiniz
tarik: bence otele geri dönsek
naz: sacmalama askim ne güzel egleniyoruz hem merak etme hulusi amca bir sekilde oyalariz seni görmez, öyle degilmi faruk?
faruk: tabiiki, bize güven
tarik: peki öyle olsun
naz: neyse dansa sonra baslariz ama benim bir lavaboya kadar gitmem gerek hemen gelirim
tarik: tamam canim ama fazla oyalanma merak ederim sonra
naz: 5 dakika sonra gelecegim zaten

naz lavaboya gider ve o sirada iki kiz gelir ve tarik ile faruku görürler

kiz1: merhaba yakisiklilar ne yapiyorsunuz

faruk ve tarik sasirmis bir vaziyette donakalirlar

faruk: tanisiyormuyuz hanimefendi?
kiz2: hayir fakat tanisa biliriz ben alev
kiz1: bende petek

iki arkadas ne yapacagini bilemezler

petek: eee sizin adiniz nedir
tarik: ben tarik arkadasimin adi faruk ve sevgilimin adi naz
alev: yaa demek sevgiliniz var nerede göremiyoruz
faruk: simdi gelirler ve sizi görürler ise hic iyi olmaz
petek: tamam canim bizde gideriz ama önce bize bir icki ismarlamaniz gerek
tarik: ne?
faruk: pardon? anlamadim, size neden icki ismarlamamiz gerekiyor?
alev: cünkü hayatiniz bizim elimizde, sevgiliniz bizim ile konustugunuzu görünce hic iyi olmaz demitstiniz degilmi?
faruk: evet öyle
alev: o zaman ickiler sizden
tarik: bize santajmi yapiyorsunuz
petek: nasil anlarsaniz artik

tarik ve faruk olayi daha fazla büyütmemek icin ickileri ismarlarlar ve o sirada naz bu manzarayi görür

naz: tarik? ne oluyor burda kim bunlar?
tarik: naz, askim bir saniye aciklaya bilirim
naz: (cok sinirli bir halde) sakin konusma tarik 5 dakika yanindan ayriliyorum aninda baska birisi ile görüsüyorsun

naz aglar vasiyette kulübü terkeder ve tarik nazin pesinden gider

tarik: naz dur bekle ve bir saniye dinle
faruk: begendinizmi yaptiginizi sizin yüzünüzden sevenler ayrilacak

faruk hesabi öder ve kizgin bir vaziyet ile tarik ile nazin pesinden gider

faruk: naz, tarik beni bekleyin

tarik naza yetisir ve kolundan tutup onu dinlemesi icin yalvarir

tarik: naz beni dinlemelisin
naz: neyi anlatacaksin, beni nasil aldattiginimi
tarik: hayir seni aldatmadim izin ver aciklayayim

faruk tarik ve naza yetisir

faruk: naz lütfen inat etme hic birsey sandigin gibi degil
naz: faruk lütfen sen bu ise karisma
tarik: naz neden anlamiyorsun onlar birden bize dogru geldiler ve ben onlara sevgilim oldugunu hatta faruk un da bir sevgilisi oldugunu söyledim ve bize santaj yaparak icki ismarlattilar yoksa gitmeyeceklerdi. o siradada sen geldin zaten
naz: buna inanmami beklemiyorsun herhalde tarik
faruk: naz yemin ederim öyle oldu, neden sana yalan söyleyelim
naz: ikinize de inanmiyorum ve görmek istemiyorum

naz otele gidip odasina kapanir ve aglar

tarik: simdi ne yapacagiz faruk?
faruk: merak etme onunla ben tekrar konusacagim, seni su an dinleyecegini sanmiyorum
tarik: sanada inanmadi zaten
faruk: merak etme dedim ya, zaten benim yüzümden oldu
tarik: senin ne sucun var be oglum
faruk: öyle deme eger ben kulüpe gidelim demeseydim bunlarin hic biri olmazdi
tarik: öyle olsa bile biz istemeseydik gitmezdik
faruk: dur tarik aklima bir sey geldi

faruk tekrar kulüpe gider ve alev ile peteki arar fakat bulamaz

faruk: kahretsin yoklar

faruk tekrar tarikin yanina döner

tarik: nereye gittin
faruk: kulüpe o iki kizi bulmaya fakat gitmisler
tarik: ne yapacaktin
faruk: yaptiklari yanlisligi düzeltmelerini söyleyecektim

tarik ve faruk otele giderler

tarik: ben tekrar naz ile konusmayi deneyecegim
faruk: iyi olur bende bu arada odama cikip bu isi nasil düzeltiriz onu düsüneyim
tarik: tamam

tarik ve faruk odalarina cikarlar

tarik nazin kapisina yaklasmistir

tarik: naz lütfen kapiyi acarmisin konusmamiz lazim
naz: git burdan tarik seni görmek istemiyorum
tarik: ama naz sana anlattim neden inanmiyorsun
naz: ne maglum dogru söyledigin?
tarik: tamam sana bir cok kez yalan söyledim fakat bu yalan degil hem farukda yanimda idi.
naz: en yakin arkadasin tabii ki sana arka cikar
tarik: tamam naz öyle olsun ama unutma sucsuzlugumu anladiginda cok gec olacak

tarik odasina gider
naz: önce beni baska kizlar ile aldat sonra zeytinyagi gibi üste cik. erkek degilmisiniz hepiniz aynisiniz.
tarik: su ise bak ya, aylardir sana nasil acilirim diye düsünürken ve senin icin italyaya bile gitmekten vazgecmisken vede sonunda sana askimi ilan edmisken, düsündügü seye bak

tarik ve naz sabaha kadar uyuyamazlar

faruk: umarim barismislardir
faruk tariki cebinden arar
tarik: alo
faruk: günaydin nasilsin, baristinizmi naz ile
tarik: hayir bana inanmiyor
faruk: halami, neden böyle yapiyor? neyse bir de ben konusayim

faruk nazin odasina gider ve tarik da konusmalarini kendi odasindan dinler

faruk: naz benim faruk girebilirmiyim
naz: tamam bir saniye
naz kapiyi acar
naz: evet ne oldu faruk
faruk: naz neden inat ediyorsun
naz: ne inati faruk 5 dakika yalniz brakmaya gelmiyor beyefeniyi
faruk: ama gercekten onlar yanimiza geldiler ve biz gidmelerini söyledik ve gitmediler
naz: daha inandirici bir yalan bulamadinizmi
faruk: ne yalani naz gercekten öyle oldu bunu sana ispatlayacagim naz
naz: öylemi ispatla öyle ise
faruk: yani naz ben sizi ilk gördügüm anda anladim tarikin sana asik oldugunu bunu neden yapsinki
naz: erkek degilmisiniz hepiniz öylesiniz
faruk: biz senin bildigin erkeklerden degiliz bir sevdikmi ölümüne kadar severiz
naz: sen belki ama tarik degil. franceskadan tut sophiaya kadar bir sürü sevgilisi var
faruk: tamam ama onlara asik degildi tarik. o bir tek sana asik hem sanki öyle oldu bunu beraberliginizin ilk gününde neden yapsin
naz: belli olmaz sizin isiniz
faruk: tamam naz öyle olsun ama o cocuga haksizlik yaptigina er yada gec anlayacaksin. iyi günler naz
naz: sanada

faruk tarikin odasina gider ve naz bunu görür

tarik: ne oldu inandimi
faruk: hayir dedigin kadar varmis tarik. bu kiz bize inanmiyor

naz tarik ve farukun konustuklarini bir bir duyar

tarik: peki simdi ne olacak, nasil inandiracagiz nazi bizim sucsuz oldugumuzu
faruk: bilmiyorum tarik, yani anlatsam bu kadar olur. yani bula bula bizimi buldular sarkintilik edecek yüzlerce kisinin icinden.
tarik: öyle sanki koca kulüp de bizden baska erkek yokmus gibi
faruk: birde utanmadan santaj yapiyorlar. o kadar söyledik sevgilimiz var diye ama yinede nuh diyorlar peygamber demiyorlar.
tarik: faruk bosuna nefes tüketmeyelim nazin staji bitene kadar burda olmam gerek vahi beye söz verdim. naz bana emanet. ondan sonra istifa italyaya gidecegim. orda tekrar ralliye devam edecegim.
faruk: alfonso olacaksin yine öylemi tarik?
tarik: evet aynen öyle
faruk: sacmalama tarik bir gün sende bir kaza kurban gideceksin buna izin veremem
tarik: ben nazimi kaybetmisim, yasadim yasamadim ne farkederki

naz duyduklari karsisinda tarika ne kadar haksizlik yaptiginin farkina varmistir ve tarikin odasina gider

naz: sakin bana bu aciyi tatdirma tarik. hem bana söz verdin bir daha ralli malli yok
tarik nazin söyledikleri karsisinda sok olmustur

tarik: naz sen bunlari nerden biliyorsun?
naz: konustuklarinizi duydum
tarik: yani bana inaniyormusun simdi, sucsuz olduguma inandin mi?
naz: evet tarik, sana ne kadar haksizlik eddigimi anladim lütfen sende beni affet askim
faruk: hadi tarik uzatma sende barisin iste

tarik nazi affeder ve ona simsiki sarilir. faruk ise bu isin mutlu son ile noktalandigina cok sevinir ve rahat rahat odasina gider ve bir güzel uyku ceker

flower98
10-06-07, 07:41
Tarık duştan çıkar. Odaya bakar. Naz yok. Odaya girer . Naz gerçekten yok. Kapısı da kapalı.
Tarık: Demiştim sana. Şarkıyı yanlış seçtin diye.
Part 6
Tarık dolaptan kendisine kıyafet seçer. Duşta söylediği şarkıyı ıslıkla çalıyordur. Bir an durur. Başını hayret edercesine sallar......
Tarık: Ya daha demin şarkıyı söyledin Naz gitti, şimdide ıslıkla çalıyorsun.....Hayır olsun.
Tarık üstünü giyer ve aynanın karşısına geçer. Kendi kendine konuşmaya başlar.....
Tarık: Oğlum senin batıl inancın yok ki......istediğini çal söyle ne olabilir ki?
O an telefonu çalar. Yatağın yanındaki komodinin üzerindeki telefonu alır ve arayana bakar. Yatağa oturur ve telefonu cevaplandırır. Sırtı kapıya dönüktür.
Tarık: Alo? Günaydın Vahi bey. Nasılsınız?
Vahi: Günaydın evladım. Seni sormalı.
Tarık: Teşekkürler gayet iyim.
Vahi: Ya Naz? Nasıl biricik kızım?
Tarık: Siz hiç merak etmeyin Vahi bey. Verdiğiniz görevi titizlikle yerine getiriyorum. Naz’ı bir an olsun gözümün önünden ayırmıyorum. Her şey kontrolüm altında.
Vahi: Sağ ol evladım. Sen de olmasan ben ne yapardım.
Tarık: Ne demek efendim görevim. Görev benim için her şeyden önemlidir.
Vahi: Haydi sana kolay gelsin. Ben bir de Naz’ı arayayım.
Tarık telefonu kapatır ve yerinden kalkmadan sesli düşünür.
Tarık: Ne kadar yakından izlediğimi bir bilseniz........
Telefon çalar yine. Tarık telefonu eline alır bakar. Çalan kendi telefonu değildir. Arkasına döner. Naz elinde telefonu, gözleri yaşlı ona bakmaktadır.
Naz: Alo.Baba. İyiyim........Seni sonra arayabilir miyim? ....İyiyim........Görüşürüz.
Naz telefonu kapatır ve yine Tarık’a bakar. Bakışlarında hem hüzün hem de nefret vardır.
Tarık: Naz! Sen ne zaman ve nasıl içeriye girdin?
Naz elindeki anahtarı havaya kaldırıp Tarık’ın karşısında sallar. Sonra onu yatağa atar.
Naz: Demek bir bilse ne kadar yakından izlediğini......
Tarık: Bak ......sana dün gece söylemiştim. Babanın seni merak ettiği için beni hemen arkandan gönderdiğini......
Naz: Ama asıl sebebin başka olduğunu da söylemiştin.....Aşk ilanların.....öpücüğün......sabaha kadar beni sımsıkı sarman........ne safmışım ben.
Tarık: Saf mı? Naz ne diyorsun?
Naz: Kaç para verdi babam sana beni bu kadar yakından koruman için?
Tarık: Naz yapma, ileri gidiyorsun.
Naz: Bana Naz deme. Diyemezsin. Adımı o şekilde yalancı ağzına alamazsın.
Tarık: Kırıcı olma lütfen.
Naz: Ben? Ben mi kırıcı oluyorum? Sen ne iki yüzlü, yalancı ve bencilmişsin de ben görememişim. Yazıklar olsun.
Tarık: Bak bunca zamandır söylediklerin karşısında hep sustum. Ama artık dayanamıyorum.
Naz: Dayanamıyormuş. Dayanacaksın. Sen benim için çalıştığın sürece dayanacaksın.
Tarık: Artık senin için çalışmıyorum unuttun mu?
Naz: Ha babam ha ben. Fark mı eder. Tek fark buradaki insanlar bunu bilmiyorlar. Ama birazdan öğrenecekler. Şunu bil ki pişman olacaksın.
Tarık: Bak Naz son kez rica ediyorum. Gel bu tavrından vazgeç. Her şey ne güzeldi.
Naz: Sen bozdun güzellikleri. Cezanı çekeceksin. Şimdi git odamdan plaj çantamı getir.
Tarık yerinden kımıldamaz.
Naz: Sana emrediyorum. Hemen çantamı getir.
Tarık: Hayır.
Naz: Hayır! Sen kim oluyorsun da bana karşı geliyorsun. Şoför Tarık?
Tarık: Şoför Tarık değil. Tek Bank’ın varisi Tarık Tekelioğlu.
Naz: Şıkıştığın an ben Tarık Tekelioğluyum. Sen hastasın.
Naz arkasını döner ve kapıya doğru ilerler. Kapıya varmadan arkasından önüne doğru bir şey kayarak kapıya çarpar ve durur. Naz önce irkilir sonra objeyi inceler.Eğilir ve eline alır.
Tarık: Hasta değilim. Ben Tek Bank’ın varisi Tarık Tekelioğluyum. Bu da yeterince gerçek bir kanıtı.
Naz gözlerini nüfuz cüzdanından ayıramaz. Defalarca aynı bilgileri okur....
Naz: Tarık Tekelioğlu......Baba adı Hulusi ......Anne adı Belgin..... Tarık Tekelioğlu......Baba adı Hulusi ......Anne adı Belgin..... Tarık Tekelioğlu......Baba adı Hulusi ......Anne adı Belgin.....
Tarık: Naz!
Naz arkasını döner. Gözleri kıp kırmızı Tarık’a bakar.
Naz: Sen ......sen gerçekten osun. O.
Tarık: Üzgünüm.
Naz: Benim kadar üzgün olamazsın. Özrün kabahatini de geçti. Şimdi gelip boynuna mı sarılmamı bekliyorsun. Sen ne iğrenç, ne aşağalık, ne.....ne.....
Tarık: Yeter! Sus artık. Bitti anlıyor musun.....O nüfus belgesindeki bilgileri öğrendikten sonra artık bana hakaret edemezsin.
Naz: Öylemi......Nedenmiş o......? Duygularımı ifade etmeme ne engel olacak?
Tarık: Stajın.
Naz: Stajım mı? Güldürme beni Tarık.
Tarık: Buradaki stajını ayarlayan benim annem. Yani bizim için çalışıyorsun burada. Artık emir alacak olan sensin. Hem de benden.
Naz: Ben kimseden emir falan almıyorum. Hele senden hiç.
Tarık: Peki o zaman ben de annemi arıyorum. Stajının ve okulunun geleceği iki dudağımın arasından çıkacak kelimelere bağlı.
Naz: Bunu yapamazsın.
Tarık: Yanılıyorsun. Belgin Tekelioğluna söz geçirebilen tek kişi benim. İstersen dene. Babanın ne kadar üzüleceğini düşün.
Naz: Sen bu kadar kötü ve acımasız olamazsın.
Tarık: Bu kadar kötü değil. Ancak Naz Özkul kadar kötü ve acımasız olabilirim. Şimdi git prova yap. Akşama sahnede hatasız çalacaksın.

flower98
11-06-07, 18:20
Tarık: Bu kadar kötü değil. Ancak Naz Özkul kadar kötü ve acımasız olabilirim. Şimdi git prova yap. Akşama sahnede hatasız çalacaksın.
Part7
Tarık çok sinirlenmiştir. Gözlerinden kontrolsüz yaşları akan Naz’ın yanından geçerken.....
Tarık: Akşama gruba ben de dahil olacağım. Solist olarak. Senin yerinde olsam hatasız çalmaya çalışırdım. Ben kahvaltıya gidiyorum. Kendini hazır hissedince sen de gelirsin.
Naz yanından geçen Tarık’a cevap verirken arkasına bakmaz.....
Naz: Ben sen değilim. Sen her seni kovuşumdan sonra yanına geldiğimde işine hemen geri dönüyordun.......
Tarık: Doğru.....Ama ben seni kovmadım. İstersen stajını yarım bırakabilirsin.......Bu sana kalmış.....
Tarık odadan çıkmıştır......
Naz: Bırakamayacağımı çok iyi biliyorsun Tarık. Neden bırakamayacağımı da........Tarık Tekelioğluyumuş......Oymuşşşşş.........!!!!!!
Tarık attığı her adımda Naz’ın kendisini hakaretler ederek kovduğu anları hatırlar. Hepsi art arda gözünün önünden geçer. Öfkesi kahvaltı salonuna geldiğinde hala geçmediğinden, kahvaltı yapmaktan vazgeçer ve hızlı adımlarla otelin çıkışına yönelir. O salondan çıktıktan sonra Belgin ve Hulusi salona girer. Belgin’in dudakları hala büküktür.
Hulusi: Belginciiiiim! Mis gibi terasımız varken neden otelde kahvaltı yapıyoruz? Evimizden manzara da harika. Burada ne var ki?
Belgin: Ne olup ne olmadığını sen çok iyi biliyorsun. Bundan sonra sana göz açtırmayacağım Hulusi. İlk sınavını da bu kahvaltıda vereceksin. Etraftaki bunca genç bayana değil de kahvaltı boyunca sadece bana bakmayı başarırsan banka hisselerine şimdilik dokunmam.
Hulusi: Peki karıcım. Bak göreceksin 100 ile geçeceğim sınavımı.....
Naz odadan çıkamamıştır. Tarık’ı kovduktan sonra onu her seferinde nasıl kolayca dönmeye ikna ettiğini düşünmektedir.
Naz: Onca hakaret ettim sana doğru. Basit bir özrüme her seferinde sesini çıkarmadan geri döndün......Ben dönemem......Bu şekilde de seninle aynı yerde bulunamam.......Kopamayacak olsam da buradan gitmeliyim......
Naz yüzünü tekrar ellerine gömer......Telefonuna gelen mesaj bildirim sesiyle başını kaldırıp telefonunu eline alır....
Naz: Evet. En doğrusu bu.
Naz eline bir kağıt parçası alır ve üzerine not alır. Kağıdı aynanın kenarına iliştirir. Birkaç kez arkasına bakarak odadan çıkar.
Yarım saat sonra
Tarık odasına geri döner.
Tarık: Nerede bu kız, ne kahvaltı salonunda ,ne odasında ne de burada. Bu halde plaj’a indiyse bravo yani.
Tarık aynanın kenarındaki notu görür.
Not:
Dün geceden bu sabaha hayatımın en güzel anlarını yaşadım. Sana mutluluklar dilerim, Naz.
Tarık: Naz!!!! Sensiz mi?
Tarık telefona koşar.
Tarık: Alo ? Resepsiyon? Naz Özkul hala otelde mi?
Resepsiyon: Az önce taksi’ye binip ayrıldı.
Tarık: Havaalanının numarasını alabilir miyim?
Resepsiyon: Tabi. 3124535.
Tarık telefonu kapatır ve numarayı çevirir.
Tarık: İyi günler . İstanbul’a ilk uçak ne zaman kalkacak?
Görevli: Bir saat sonra.
Tarık: Peki Naz Özkul o uçakta mı, öğrenebilir miyim?
Görevli: Üzgünüm bu konuda bilgi veremem.
Tarık telefonu kapamadan odadan fırlar. Koşarak resepsiyona varır.
Tarık: Burada motosiklet kiralayabileceğim bir yer var mı?
Resepsiyoncu: Üzgünüm. Merkezde var.
Tarık farkında olmadan eli ile resepsiyon masasına vurur.
Tarık: Nazzzzzz!
Resepsiyon görevlisi: Taksi çağırabilirim size. Yalnız duraktaki son taksi’yi Naz hanım çağırdı. Diğer taksi on-beş dakikadan önce gelmeyebilir.
Tarık ellerini saçından geçirir.
Tarık: Yetişemeyeceğim.
Resepsiyon görevlisi: Eğer dikkatli olacağınıza söz verirseniz kendi motosikletimi veririm.
Tarık: Ne? Sen yeter ki çabuk ol. Yetişebilirsem sana bir tane de ben hediye ederim.
Tarık heyecanlanır.
Resepsiyon görevlisi anahtarı uzatıp aracın yerini gösterir. Tarık hemen yola koyulur. Son sürat virajlı yolarda havaalanına doğru yol alır.
Takside
Taksici: Abla zor geldi sıcakta çalışmak değil mi?
Naz ters ters taksi şoförüne bakar.....
Taksi şoförü bakışın niyetini anlar.....
Taksi: Pardon abla.
Naz yine cevap vermez. Gözü yoldadır. Ara sıra eli ile gözünden sızan yaşları silmektedir.
Naz: Bu da ne?
Taksi şoförü: Çılgın gençlerden biri. Bunlara ehliyet verende kabahat. Zaten kazaların çoğu yazın hız tutkunu gençler yüzünden oluyor. Hele şu motorlar yok mu? Adam gözden kayboldu bile.
Naz yine başını yana çevirir ve dışarıya bakar.
Havaalanında
Tarık havaalanına gelmiş ve motosikleti park etmiştir. Son sürat giden yolcu kısmına girer.
O binaya girdiğinde Filiz, Ayşe ve Hacer de gelen yolcudan çıkmaktadır.
Filiz: Hacer anne bak anneme karşı beni koru tamam mı? Ben çağırdım gençleri de. Dışarıda gezmesinler istedim de.
Hacer: Sen karışma. Senin yüzünden işlerimi yarım bırakıp geldim buralara. Yanıyor burası.
Ayşe: Öğlen havuza girer serinlerin anneannecim.
Hacer: Hadi oradan sen de.
Filiz: İşte bir taksi geliyor. Hiç duraktakilere kadar yürümeyelim.
Taksi durur , içinden Naz iner.
Filiz ve Ayşe: Naz?????
Naz Hiç cevap vermez ve eşyalarını alıp yoluna devam eder.
Filiz: Nesi var bunun?
Ayşe: Aman nesi olacak. Akşam çalamamıştır o yüzden de gönderiyorlardır.
Hacer: Tarık ile uğraşacağına derslerini çalışsaymış. İbret olsun sana Ayşe.
Ayşe: Amman anneanne sende hemen bana sardırıyorsun.
Filiz: Yok yok bu durum başka. Görmedi sanki bizi.
Filiz telefonunu eline alır ve Tarık’ı arar.....
Filiz: Abi? Naz ile konuştun mu? Biraz önce karşılaştım, beni görmedi bile.
Tarık: Naz döndü mü İstanbul’a????????
Filiz: Yok abi biz Bodruma geldik. Sen söyledin değil mi anneme parti verdiğimizi.....alo?.....Alo abi.....?
Naz giden yolcu bölümüne girdiğinde karşısında duran Tarık’ı fark etmez. Yolunda duran kişiyi başını kaldırmadan uyarır.....
Naz: Yolumdan çekilir misiniz lütfen.
Tarık: Ya çekilmezsem?
Naz başını kaldırır ve Tarık’ı görür.....
Naz.Sen?
Tarık: Hemen kaçıyorsun demek? Ben seni daha güçlü bilirdim.
Naz: Yolumdan çekilir misin lütfen. Üzdüğün yetmedi mi?
Tarık: Naz? Ne oldu sana. Ben üzerime atlayacağını , sözlerinle beni yerin dibine geçireceğini düşünürken sen kaçıyorsun.
Naz: Daha önce öğrenseydim belki dediğin gibi olurdu. İzninle.
Tarık yanından geçmeye çalışan Naz’ı kolundan sıkıca yakalar.....
Tarık: Değişen ne?
Naz üzgün gözlerle Tarık’a bakar.....
Naz: Ben......Duygularım.
Gözlerinden yine yaşlar süzülür.
Tarık: İnan ki ben de çok değiştim. Bir yıl önceki Tarık Tekelioğlu değilim. Beni sen değiştirdin.
Naz konuşmadan Tarık’ı dinler.
Naz: Üzgünüm. Değiştirmek istemezdim.
Tarık: Ben hiç üzgün değilim. Üzüldüğüm tek şey sana odada söylemek zorunda kaldıklarım. Beni affet.
Naz: Af noktasından çoktan uzaklaştık Tarık. Aslında ödeştik.
Tarık: Naz! Gitme! Gitmeni istemiyorum.
Naz: Gitmeliyim. Bu şekilde burada kalamam.
Tarık: Bunca insanın içerisinde diz çökmemi mi istiyorsun? İstiyorsan çökerim.
Tarık diz üstüne çökecekken Naz engel olur.
Naz: Dur! Zaten herkes bize bakıyor.
Tarık: Umurumda bile değil. Gitme! Böyle gitme!
Naz dayanamaz ve Tarık’a sarılır. Çellosu sırtından düşer. Hiç aldırmazlar.Düşen çelloyu Naz’ın ardından onu merak edip gelen Filiz kaldırır. Filiz yanlarından uzaklaşırken telefonunu çantasından çıkartır ve bir numarayı arar.
Filiz: Alo ? Ümit? Sesini duymak istedim.

-naz-
12-06-07, 12:31
2. KISIM!!!


tarık:merak etme şuan yanındaki,yanında olmasını istediğin tarık!!!
naz başını tarığın omzuna yaslar...
naz:biz şimdi 1,5 ay burda berabermiyiz...
tarık:burda 1,5 ay..ama genelde bi ömür boyu sanırım...
naz:bi ömür boyu...eminmisin??
tarık:halimizi görmüyomusun naz...hiç bişekilde ayrılamamıyoruz!!!
naz:niye acaba???
tarık :niyesimi var naz..halimize bak!!!
naz:ne var halimizde??
tarık:naz söylesene bana hangi patron ve şöför sahil kenarında baş başa böyle sarmaş dolaş oturur??

naz şöyle kendilerine bakar durumlarını farkına varır utanır ..yutkunur!!
tarık gülümserr...ve inadına kolunu nazın omzuna iyce yerleştirerek onu işce sarmalar...ve naz için yazdığı yeni şarkısını söyler...


devam ediyorum yeni nickimlee:img-wink:

naz: çok güzelmişş bu şarkııı
tarık: beyendiğine sevindim...
naz: adı neee
tarık: 'küçük sevgilim'
naz: hımm...ama sen bu şarkıyı bana yazdığını söylemiştin duştan çıkınca
tarık:evet..
naz:ama bu küçük...
tarık:evet sensin...
naz::sevglim...
tarık:efendim...
naz::img-in_lo sana demedimmm
tarık:kaç kişiyi birden idare ediyorsun senn!!!
naz:yaa uff...ciddi olmazmısın sen hiçç
tarık:gayet ciddiyim
naz:küçük sevgilim dediğin ben mi oluyorumm
tarık:ehh yani...
naz:bundan benim niye haberim yokk
tarık:anlamadım
naz:tarıkk ben senin patronun değilmiyim
tarık:istanbulda kaldı benim patronum
naz:bu durumda benim şöförümde istanbulda
tarık:yani....
naz:yaaa ufff uzatmaaa ben seninn sevgilin mi oluyorummmm
tarık:olmuyormusun???
naz:gidiyorum ben...
tarık:ne yaptım ben şimdi...
naz: sorunda buu hiç bişey yapmıyorsunn..söyle diye elimden geleni yapıyorum ama sen bütün romantizimi bozupp söylememek için direniyorsun
tarık:kolaymı sanıyorsunn ...
naz:değil biliyorum ama onu söyleyemiyorsun 'küçük sevgilim' diye şarkı söylüyorsun,bu ne tezat
tarık:bazı şeyler şarkılarla daha anlamlı anlatılır!!buda benim sanatımm
naz:öyle mi....seni sanatınlaa baş başa bırakıyorumm ...bıktım bu belirsizlikten,ya söylersinn adam gibi yada hayatın boyunca şöför tarık kalırsın!
tarık:ya mademm biliyorsunn ne söyleyeceğimi ne diye kalaylıyorsun beni...
naz...........naz..naz diyorummmm....yaa bii durrr....

naz.....dilek nazı gördün müüü?
dilek:koşarak odasına gittii
barışş bi sorun mu var....
tarık:barışş deme bana....
dilek:tarık tekelioğlu olarak mı sahneye çıkıcaksın karar değiştirdin herhalde

tarık koşarakk gelir..dileğin ağzını kapatır...
tarık:susss....tekelioğlu değil..cebeli:img-wink:
dilek:ne çok ismin var böyle...
tarık:Sen bi bilsen ne çok kimliğim var benim...

-naz-
12-06-07, 13:54
part 3:img-wink:

dilek: ne demek istedi bu şimdii:img-in_lo neyse...korayyy....
koray:ne var ne bağırıyorsun
dilek:nereye gidiyorsun?
koray:nazın yanına,biraz dolaştırıcam onu
dile:olmaz...
koray:niyeymiş o?
dilek:olmaz çünkü naz tarıkla birlikte ,rahatısz etme şimdi...
koray:tarık lamı?şuu şarkıcı bozuntusu barışla mı?
dilek:hayır,tarık cebeli ile
koray: :img-cool2 :icon_whis :img-in_lo :img-help:
dilek:biliyorum kafan karıştıı,boşverr hadi gidelim biz...
koray:bu nazla tarığın arasında bişey mi var
dilek:sende hissettin dimi
koray:evet..nazın gözleri seninki gibi parlıyor tarığa bakınca
dilek:anladın yani benimde tarığa bakarken gözlerimin parladığını
koray:yoo senin gözlerin bana bakıncaa patlıyo...
dilek:serseri..........
koray:şımarıkk.......
----------------------
tarık:nazz açarmısın az kapıyı..yaa bodrumu zehir etme ikimizede
naz:iyi tamam ...affettim git şimdi
tarık:nereye?
naz:nereye istiyorsan
tarık: o zaman kayıpı aç
naz:o niyeee
tarık:ee istediğin yere git dedin yaaa
naz:sen beni mi istiyorsunn
tarık:.................:img-blush :img-polic
naz:yani beni mi istiyorsun dediysem..öyle değil...yani oda olarak..yanım olarakk...yanii şeyy,hanii...
tarık:evet seni istiyorum..
naz::img-help: (burdaa telefon çalmasıı lazımm naz gidiyooo yardımmm:img-hyste )

birazdan devam edicem şimdi kalkmam lazım:sad53:

-naz-
12-06-07, 15:27
tarık:seni istiyorum çünkü dışarıya çıkcaz:img-wink:
naz:nereyee?
tarık:sahile...
naz:tamam üstümü değiştirip geliyorum


tarık:hazırmısın
naz:geldim...

naz:fazla uzaklaşmadık mıı?
tarık:gelmek üzereyiz
naz:sahile benzemiyor burası
tarık:kayalıklara geldik....
naz:sebep!!!
tarık:sana vermem gereken seninde okuman geren bişey varda ondan!evett geldik....al bakalım şunu
naz:ne dir buu
tarık:söylemek isteyip söyleyemediğim şeyler...

naz heyecenla eline tutuşturulan peçeteyi alır ve bir kayalığın üstüne oturur

'ister çalışmak için olsun, ister tatil yapmak için, gideceğim ilk yer daima senin yanın olurdu. neden diye sorma, bilsem onu da yazardım...ama zaten peçetede de yer kalmadı...şoförün...dostun...arkadaşın...sırdaşın tarık.'

naz:bu kadar mı
tarık:ne bu kadar mı?
naz:söylemek isteyip söyleyemediklerin
tarık:aslında daha var ama peçete bittii
naz:başka peçete yokmuydu
tarık:bulamadım..bulana kadar sabret
naz:sabır...sabır..sakin ol naz...
naz: (iç ses) tamam o söyleyemiyorsa sen söyliyceksin yoksa kaparlar bodrumda tarığı,şöför olduğunuda bilmiyorlar...
tarık:ne düşünüyorsun senn
naz:yok bişey..akşam yine burda buluşalım mı
tarık:olur..ama şimdi diye gidiyoruz anlamadım
naz:benim biraz kendimle baş başa kalıp düşünmem lazım...akşam 8 de bekle beni burda
tarık:olur

nazın odası
naz:naz...naz...düşün,nasıl söyleyeceksinn
iyi de neyi söyliyceksin,düşündüğüm şeyi mi...
:img-in_lo yani sende kabulleniyorsunn??kabulleniyormusun...
yani sen şimdi bu tarığa..a...aş...aşı...aşık.....uff ben kendime bile söyleyemiyorum kii ona söyliycemmm...
ımmm ne yapsam cesaretimi toplasam...buldum şarap!!!sarhoşken tarığı öpmüştüm daha doğrusu onun beni öpmesine izin vermiştim...şarhoşken kızarmıyordur suratımm evet evet kesinlikle içmeliyiz biz bu konuşmadan önce!!

20:00
naz:evet nazz hazırsın..nerde bu şarap..heh evet şunu çantaya koyalımm
çıkmadan önce aynaya bi daha bakıyım...bu üzerimdeki şeyi giymesem mi yok yok esiyo biraz dışarsı..saçımı farklımı yapsam..yok böyle iyii

kayalıklar
tarık:nerde kaldı bu kız ya...ekicekmi yoksa beni...ne söyliycek!!uff...
naz:geciktim mi
tarık:bi an hiç gelmiyceksin sandım
naz:olurmu hiç ekermiyim seni ben...tarık tekelioğlumuyum ben..hııhehee:)
tarık:üşüdüm...
naz:espiri değildi tarık...

(alıntı uğur kediden:img-wink: )
naz yanındaki torbadan bir şişe şarap çıkartır.

tarık-bir saat sonra sahneye çıkacağız, pek fazla içmesek...
naz- ama o zaman...söylemek istediklerimi söyleyecek cesaret bulamam.
tarık-nesrin hanımın karşısına geçip, alın stajınızı başınıza çalın mı diyeceksin?
naz- hayır...konuşacağım kişi...
naz kadehi diker, bitirir.
naz-sensin...ve bunu söylemek için bile bir kadeh bitirmem gerekiyorsa...geri kalanını söylemek için bana bi kasa şarap lazım.

tarık:naz..içme daha fazla,iyi görünmüyorsun
naz:başımm dönüyoo
tarık:uff...yattı sahne işi...
naz:kime bakıyorsun sen
tarık:sanaa
naz:yalan söyleme,ordakii kızlara bakıyorsun dimi
tarık:nazz saçmalama
naz:sen saçmalama...saçmala..uff ben sana bişey diycektimm
tarık:keşke biraz az içseydinn...ne diyceksin hadi söylede gidelim
naz:söyleyemiyorum...utanıyorumm
tarık:bi suç mu işledin
naz:kütsün sen yaaa...
tarık:nazz ne yapıyosun sen,niye yatıyosun
naz:uyuyacağım
tarık:burdamı..odana götüreyim...
naz:ya dokunma bana 2 dak..2 dakkaa uyuycam..
tarık:bişey düşmüş arkana
naz:peçetem..peçetee ver peçetemii..
tarık:benmi attım yere yaa ne kızıyorsun,bi dakka sen benim yazdığım peçeteyi üzerindemi taşıyorsun hala
naz:..........................
tarık:nazzz...uyudun mu
naz: .......................
tarık: :img-polic :img-cool2 niye bu kadar güzel uyuyorsun sen...
ıhhh....peçeteyide aldı avuçlarına:img-blush uyku yok bana bu akşam..bari kafanın altına cegetimi koyayımda acımasın..

tarık bütün gece nazın başında nöbet tutar...

ve sabah......
naz: tarık....ahh belim..ah başım...bu ne yaa omzuma batan...hiiiii şarap şişesi hepsi bitmişşş...söyledim mii yoksa herşeyii
tarık: buket top sendeee
naz:tarık...........inanmıyorumm yaaaa
tarık:günaydın uykucu güzel...gel katıl aramıza çok eyleniyoruz
naz:ben şimdi senii...çok eğleniyormuşş yaa al sanaaa
(elindeki şarap şişesini atar)
tarık:nazzz...ne yapıyorsun..
naz:sen var ya hayatımda tanıdığım en anlayışsız,en küt,en yalancı en düzembaz ve ennn kız manyağısınnn..iğrençsin sen....
tarık:ne yaptım yine ben sorabilirmiyimm
naz:beni yatır kayalıklara gel burda kızlarla topp oynaa ohh ne ala...

naz sinirli sinirli odasına giderrr kahvaltıya inmez...tarıkta inat yapar nazın yanına gitmez..bütün gün odalarından çıkmazlar..naz odasında ağlar..tarık odasında durup durup şarkı söyler...

naz odasından çıkar akşam olmuştur gözlerini siler ve dün akşam ki kayalıklara gider...uzun uzun suya bakar...kollarını açar gözlerini kapar...
naz:huzur..huzurr almalyımm...derin derin nefessss naz..


tarık dayanamaz odasından çıkar nazın odasına gidicektir kapı açıktır ve naz yoktur...tarık receptiyona sorar,yemek salonuna bakar naz hiç bi yerde yoktur..ve tarık koşarak kayalıkların oraya gelir

naz kollarını açmışş gözleri kapalı öylece suya karşı durmaktadır..tarık gülümser..oda kollarını açar elini nazın eliyle birleştirir..naz gözlerini açıp başını döner, tarığı görür gülümser...tekrar suya döner gözlerini kapatır...bu sefer tarık gözlerini açar,başını naza döner gülümser ve tekrar suya dönüp gözlerini kapatır...
ikiside gözlerini açmadan...
naz:tarık...
tarık:efendim...
naz:iyki burdasın
tarık:sabah başıma şişe fırlatırken öyle demiyordun ama
naz:aslındaa en çokk kavga etmeyi özlemişim seninlee
tarık:halbuki özleme diye hemen peşinden geldim
naz:demek insan yanı başındayken de özleyebiliyormuş...
tarık:kesinlikle
naz:tarık....
tarık:efendimm...
naz:yağmur yağsın istiyorum
tarık:

Ölümü düşünmek gözlerinde çığlıklarla
Kuşlara isyan etmek uçamamaktan
Yüreğimdeki sancıları yaşamayı sevmek
Öğrenmemek bildiklerini de silmek

İsterdim yeniden doğmak yada hepten yok olmak
İsterdim daha iyi olmak bir melek gibi
Kanat açıp dağlara uçmak
Birileri buna izin vermedi
Buralarda yaşamak izne tabi

Saçına dokunmak rüzgarların temasıyla
Yeniden coşabilmek karanfillerle
Uçurumları yenmek kaygan zeminlerde
İsyanlara dalmak deli cesaretiyle

İsterdim yeniden doğmak yada hepten yok olmak
İsterdim daha iyi olmak bir melek gibi
Kanat açıp dağlara uçmak
Birileri buna izin vermedi
Buralarda yaşamak izne tabi

Acıyı yok etmek kalbinden sevdiklerimin
Geceyi çekip almak günlerinden
Maviye akmak sisli güz denizinde
Günahları affetmek tanrının dileğiyle

İsterdim yeniden doğmak yada hepten yok olmak
İsterdim daha iyi olmak bir melek gibi
Kanat açıp dağlara uçmak
Birileri buna izin vermedi
Buralarda yaşamak izne tabi

flower98
13-06-07, 01:06
Part8
Tarık başını kaldırıp yanlarından uzaklaşan Filiz’e gülümseyerek bakar. Filiz de Tarık’ın kendine baktığını hissetmiş gibi arkasına döner ve abisine göz kırparken Ümit’e
Filiz: Keşke yanımda olabilseydin.
Ümit: Sürpriz yapacaktım ama dayanamayacağım. Bir saat sonra uçağımız kalkıyor.Biz de geliyoruz. Babam sınavdan önce dağıtmama izin verdi.
Filiz: Dağıtmak mı?
Ümit: Lafın gelişi işte. Tatil yapacağız bir hafta birlikte. Harika olacak.
Filiz: Bence de.
Filiz dışarıda bekleyen Ayşe ve Hacer’e gitmelerini söyler. Çelloyu da onlara verir. Taksiye çello yüklenirken
Taksi şoförü: Ne çabuk yedek müzisyen geldi. Daha biraz önce birini gönderdim.
Filiz: Yaaaa. Turistleri müziksiz bırakmamak lazım.
Taksi şoförü Filiz’in dalga geçer tavrına acı acı gülümseyerek cevap verir.
Havaalanında
Naz: Şimdi ne olacak?
Tarık: Yarım kalan stajını tamamlayacaksın.
Naz: Ya İstanbul’a dönünce ne olacak?
Tarık: Hayat eskisi gibi devam edecek.
Naz: Eskisi gibi olmayacak. Mümkün değil.
Tarık: Neden?
Naz: Çünkü bir yıldır İstanbul’u şoförümle birlikte yaşıyordum. Canım istediğinde yanına koşuyordum ya da onu çağırıyor birlikte çıkabiliyorduk.
Tarık: Değişen ne?
Naz: Şoförüm . Bir prense dönüştü. Sonsuza kadar.
Tarık Naz’ı çenesinden tutar ve gözlerinin içine gülümseyerek bakar.
Tarık: O prensin ama çalışması gerekiyor. Sigortalı bir işte ve daha en az bir yıl.
Naz: Keşke şoförüm olarak kalmaya devam etseydi. En az bir yıl daha.
Tarık: Bu değişimi kaç kişi biliyor?
Naz: Anlamadım.
Tarık: Benim Tarık Tekelioğlu olduğumu kaç kişi biliyor.
Naz: Eğer babama ve Ümit’e söylemediysek ve tabi halama sadece sen ve ben. Bir de senin ailen.
Tarık: Tamam o halde. Demek kimse senin öğrendiğini bilmezse ben de işimden olmam.
Naz: Ama ben biliyorum. Sana nasıl emir verebilirim.
Tarık: Daha yumuşak ve nazik.
Naz gülümser.
Naz: Demek en az bir yıl.
Tarık: En az.
El ele havaalanından çıkarlar.
Naz: Çellom! Yok!
Tarık: Merak etme. Filiz götürdü.
Naz: Filiz mi? Ne zaman?
Tarık: Benim dalgın sevgilim. Gözün önünü görmüyordu ki az önce.
Naz: Sen bana sevgilim dedin farkına mısın?
Tarık: Demese miydim?
Naz: Hayır, hep de. Ama aramızda.
Tarık: Tamam sevgilim.
Naz motosiklete oturduğunda sevincinden yerinde duramıyordur. Tarık otel’e daha yavaş döner. Vardıklarında anahtarı resepsiyoniste teslim eder.
Resepsiyonist: Çok hızlısın abi. Hiç rallilere katılmayı düşündün mü?
Tarık: Ralli mi? Burada ralli yapılıyor mu?
Naz Tarık’a yaklaşır.
Naz: Aklından bile geçirme. Ben odama gidiyorum. Yarım saat sonra buluşalım.
Tarık Naz yanından geçtikten sonra ......
Tarık: İzlemek isterim. Bir kağıt varsa cep numaramı yazayım.
Tarık numarasını bırakır ve odasına gidip duşa girer.Naz duş sesini duyunca hemen kendi banyosuna girer. Banyonun duvarına vurunca Tarık hazır bekliyormuş gibi şarkı söylemeye başlar....
Tarık: Sözlerimi geri alamam. Yazdığımı yeniden yazamam......

flower98
14-06-07, 00:51
48. Bölüm Senaryosu By Flower98

Part 1

Naz Tarık gözden kayboluncaya kadar arkasından bakar. Bu arada iki kız aralarında konuşmaktadır.
Kız1: Ne kadar yakışıklı değil mi?
Kız2: Yakışıklı ve karizmatik.
Kız1: Çok da zengin. Koskoca Tekbank ‘ın varisi.
Kız2: Yalnız şu çalgıcı kıza nasıl sert davrandı gördün mü? Belli ki işçi sınıfına karşı temkinli. Üstünlüğünü hemen belli edenlerden.
Kız1: Sen magazin haberlerini hiç takip etmiyordun herhalde. Tarık Tekelioğlu İtalyaya gitmeden evvel kız kız üstünde bırakmıyordu. İstanbul sosyetesinde koklamadığı gül kalmadı desem yeridir. Hiçbir kadın ona karşı koyamazdı.
Kız2: Doğru ya öyle şeyler hatır