PDA

Tüm Versiyonu Göster : Pis Yedili - Senaryolar


Rüzgar
01-04-12, 20:31
Dizi ile ilgili senaryolarınızı burada paylaşabilirsiniz.

1995vade
22-09-12, 10:32
BENİ BIRAKMA

TANITIM


Günçiçek Seymen:
Okul çantamı alıpçıktım.
"Günçiçek! Beklesene kızım!" Annemi dinlememek için adımlarımı sıklaştırdım. Moralim bozuktu. Daha doğrusu bozuk olacak bir moralim bile yoktu. Güney benim Trafo ve Gülcan'ı bildiğimi öğrenince(Kimden olabilir ki! Tabii ki Elçin söyledi!)çok kızıp beni terketti. Beni affetmesi için yalvaracak değildim ama... Ama bütün gece ağlayan da bendim.

Güney Samyeli:
Gülcan ile birbirimize düşmanca bakışlar fırlatarak evden çıktım. Çantamı tek omzuma takıp tam buluşma yerine doğru yürüyecekken bir anda yolumu değiştirdim. Cimbom ve Karabiber ile de küstüm. O anki kızgınlıkla gidip Cimbom'a bağırmış, onu terketmiştim. Ve şimdi? Şimdi köpek gibi pişmanım desem bir faydası olmazdı değil mi?

Mert Karatütün:
PC ve Salça ile buluşup okula gidecektim. Ta ki yolumun üstü olduğundan gülcan'ların evinin önünden geçerken pencerede Gülcan'ı görene kadar. O da o güzelim gözleriyle bana bakıyordu. Demir kapının önünde durup ellerimi kalbimin üstünde kalp şekline getirdim. Yüzünün güldüğünü görünce içimde küçük bir ferahlama hissiyle PC ve Salça'yı unutarak okula gitmeye karar verdim.

Elçin Paksoy:
Kuaförüm saçımı ve makyajımı bitirdiğinde aynada kendime baktım. Eski havalı Elçin olmuştum işte. Ütülü formam, uçları maşayla kıvrılmış saçlarım ve uçuk tonlardaki makyajımla eski ben! Ne garip bir dünya değil mi? Ferit dağılırken ben kendimi topluyorum.


Evet arkadaşlar. Normalde Ferit'in de ağzından yazacaktım ama soyadını unuttum. Bilen varsa lütfen bana söyesin.
Beğenmediğiniz kısımlar falan olursa onları da öğrenmek isterim.
umarım okuyup beğenirsiniz

elitay88
23-11-12, 00:55
Senaryo yazmayı deneyeceğim bakalım nasıl olacak? Karakterler ve olaylar aynı seyrinde sadece devamını senaryolaştırıyorum. Kısaltmalarla devam edeceğim. O: Orçun, G ya da P: Bayrampaşalı yani Güney, C: Cimbom, S: Karabiber,Sevil, N:Neşe,Salça, T: Trafo yani Mert.


Ha bir de tüm karakterlere değil sadece olmasını istediğim konuları senaryolaştırıyorum. 1 saat 50 dakikalık değil. 10 dakikalık filan senaryolar.:img-hyste
Senaryo 47 den devam
1. Bölüm 1. Kısım.

Pis Yedili her zamanki gibi durakta buluşmuştur. Can arabasıyla Pis yediliyi almaya gelir.

Orçun: Hadi oğluum gitmiyor muyuz? Hem Can kardeşimiz de gelmiş ne güzel. Araca yiyecek aldın di mi Cancım kuru kuru yolculuk gitmiyor da.
Trafo: He he turşu almış bak. Tam sana göre yol boyu yersin.
Paşa: Siz gidin ben Günçiçeği bekleyeceğim.
Trafo: İstersen biz de bekleyelim kardeşim.
Paşa: Yok kardeşim siz gidin.
Güney hemen Günçiçeği arar.
P: Nerdesin kızım sen?
C: Güney der,kısık bir sesle ve öksürür.
P: Canım iyi misin sen?
C: Ben bugün okula gelemeyeceğim biraz kötü hissediyorum.
P: Tamam canım ben hemen geliyorum yanına.
C: Gerek yok Güney iyiyim dinleniyim geçer yarına toparlarım.
P: Olmaz öyle şey hem sen ben olmadan iyileşemezsin ki senin ilacın benim. Birazdan yanındayım.

Paşa Günçiçeği görmeye gelir kapıda annesiyle karşılaşır. Aldığı çiçekleri hemen arkasına saklar.
P: Merhaba çiçek teyze ben de Günçiçeğe bakmaya gelmiştim.
Çiçek: İçerde çocuğum da biraz hasta dinlenmesi gerek anladın di mi beni Güneyciğim?
P: Merak etmeyin Çiçek teyze en az sizin kadar ben de onun iyi olmasını istiyorum o yüzden buradayım.
Çiçek: Hem fakir hem küstah ah Günçiçek ah. (Güney içeri girdikten sonra söyleniyordur arkasından)
Güney içeriye elinde kocaman bir çiçekle girer.
Günçiçek sevinçle yerinden kalkar.
C: Aşkım. Bunlar ne?
P: Duydum ki benim dünyalar güzeli sevgilim hasta olmuş. Ben de ellerimde çiçeklerle onu iyileştirmeye gideyim dedim ki başarılı oldum da sanırım bak hemen ayaklandın, der gülerek.
C: Delisin sen ya e okul? Yok yazılcaksın benim yüzümden.
P: Ben burada seninle olmayı, sensiz sınıfta olmamaya tercih ettim o kadar. Hadi bırak gevezeliği hastasın sen. Hem ben sana daha çorba yapıcam.
C: (Şaşkınlıkla ve gülerek) Seen? der.
P: Evet küçük hanım beğenemediniz mi? Siz bugün sadece dinleniyorsunuz tv izliyorsunuz ben de içeride size çorba yapıyorum.
C: Ay mutfağı batırmasa bari yoksa annem 2 saat dır dır eder.
P: Bir şey mi dedin hayatım der içeri gelerek
C: Hiç. Ben ne kadar şanslıyım dedim der ve öpücük atar. Ardından da hapşırır.

Okulda Elçin Güneyi ve Günçiçeği göremeyince çaktırmadan Neşeye sorar.
E: Günçiçeği gördün mü?
N: Gökten kırmızı kar da yağar mı acaba dünyanın sonu mu geliyor ne?
E: Ne var canım hoca sormuştu da ondan.
N: Hee eminim ondan da Günçiçek hasta okula gelmiycek bugün.
E. Ya Güney?
N: Ha Güney de sevgilisinin yanında tabi yalnız bırakmak istemedi.
E: (Üzülerek) anladım der ve Furkanın yanına gider.
E: Furkan akşam işin var mı?
F: Yoo neden sordun.
E: Aşk olsun biz yeniden denemeye karar vermedik mi? İşte bu yeni başlangıcımızı kutlayalım diyorum baş başa.
F: Başbaşa?
E: Neden bu kadar şaşırdın? Bu sefer her şey bambaşka olacak sana söz veriyorum.
F. Buna tüm kalbimle inanmak istiyorum Elçin. Tamam akşam seni alırım.
E: Yok ya dışarı çıkmayalım. Evde film izleyelim baş başa.
Furkan duyduklarına inanamıyordur. Elçinden ilk defa böyle samimi sözler duyuyordur. Ancak bu sefer daha temkinli olacaktır fazla üstüne gitmeyecek ve onu sıkmayacaktır. Daha önce defalarca terk edilmenin verdiği bir korku vardır.
F: Tamam sen nasıl istersen o zaman akşam sizde görüşürüz der.

Elçin Güney''i artık hayatından tamamen çıkarmıştır. Furkanla mutlu olmayı deneyecektir. Oyunlardan sıkılmış ve gerçek şeyler yaşamak istemektedir. Eski Elçin gibi davranacaktır artık.

elitay88
23-11-12, 16:50
Devamı:


Furkanla Elçin keyifli bir akşam geçirmiştir. Ertesi gün herkes okuldadır.
Sınıf:
O: Ali-i-is. Kalimera. Çıkışta bir yerlere gitsek mi senle he ne dersin ne dersin?
A: Çok beklersin derim Orço.
Karabiber: Ya Mert ben sana bir şey soracağım.
Trafo: Sor karabiberim ama zor olmasın, der ve gülümser.
Karabiber: Şey benim anlamadığım bir konu var da fizikten. Senin de iyidir. Hani diyorum eğer bir sorun olmazsa beraber çalışsak?
T: Bu muydu derdin karabiberim? Olur tabi de sen niye sorun olacağını düşündün?
K: Ne bileyim sözlüsün ya artık hani sorun olmasın diye.
T: Olur mu öyle şey kızım. Sözlendik diye arkadaşlığımızı mı feshettik ver bakıyım şu fizik kitabını.
Karabiber gülümser.


----

Güney: Günçiçek akşam bize gelsene annem çok güzel yemekler yapmış. Birlikte yeriz. Sen de kayınvalidenden yemek tüyoları almış olursun senin için de iyi olur.
C: Bak sen. Tamam olur. Trafoda gelcek mi?
Güney: Evet ailecek yemek yiyeceğiz sonuçta.
C: Ailecek?
Güney: Evet kızım niye şaşırdın trafoda sen de artık bizim aileden sayılırsınız.



------

Akşam:
Güney ve Gülcan süsleniyordur ayna kapma peşindelerdir.
Gülcan: Ya abi çekilsene şu aynanın başından birazdan sözlüm gelecek şu saçımın haline bak?
Güney: Sus kız benim de sevgilim gelecek.
Kapı çalar gelen Mert ve Günçiçektir.
Güney ve Gülcan kapıya koşarlar. Aynı anda: Hoşgeldiniz derler.
Mert ve Günçiçek gülümser. 2 si de özenerek giyinmişlerdir.
Güney: Aşkım çok güzel olmuşsun.
C: Teşekkür ederim sen de fena sayılmazsın.
Güney: Sağol aşkım ya der.
C: Şımarma diye öyle dedim aşkım.
Hep birlikte yemeğe otururlar.
Güneyin babası: Eee Güney Günçiçeğin ailesiyle ne zaman tanışacağız?
G: Yemek boğazında kalmıştır. Tanışırsınız baba da ne bu acele?
G. babası: Ne acelesi oğlum bu kız senin yıllardır bana anlattığın, beraber yaşamak ve yaşlanmak istediğin kız değil mi? Hani diyorum adını koysak mı artık?
G: Aslında biz bu konuyu hiç konuşmadık baba Günçiçekle ama ben çok isterim.
G. babası: Günçiçek kızım?
C: Ben de çok isterim ama ailem daha doğrusu annem ne der işte onu bilemiyorum.
G.annesi: Ben konuşurum Çiçekle istersen.
G. babası: Olur mu öyle şey hanım gideriz hep birlikte konuşuruz çocukların durumunu. Merak etme kızım ikna ederiz.
T: E hayırlı olsun o zaman kardeşim. Kız Cimbom hadi hayırlı olsun, nikah çiçeği uğur getirdi der gülerek.
Cimbom çok sevinçlidir. Güney de öyle. Yemek bitmiştir. Güney Günçiçeği evine bırakıyordur.
C: Güney ben çok mutluyum ya. Ailelerimiz ilk defa bizim için bir araya gelecekler.
G: Ben de mutluyum der aslında ben ne zamandır düşünüyordum da senin vereceğin tepkiden biraz çekiniyordum seni seviyorum der ve Günçiçeği dudağından yavaşça öper.
C: İyi geceler aşkım.
G: İyi geceler sarışınım. Rüyanda beni gör.
Günçiçek çok heyecanlıdır bütün gece hayal kuruyodur. Çok mutludur ve bu mutluluğun bozulmasını istemiyordur. Hesaba katmadığı bir şey vardır annesi bu işe kolay kolay razı olmayacaktır.

------


Pis Yedili senaryosu 3. kısım



Aile yemeği lafını duyan Çiçek çılgına dönmüştür. Günçiçekle hararetli bir tartışma içine girmiştir.
Çiçek: Ya hala daha Güney diyor. Kızım salak mısın sen? Bu yaşta hayatını mahvedemezsin.
C: Anne hayat benim hayatım sen artık bir karışma istersen tüm bizi ayırma çabalarına rağmen olmadı bak işte biz birbirimiz olmadan yapamıyoruz anla artık.
Ç: Kızım bak daha çok gençsin yaşadığın duyguları aşk sanıyorsun ama büyüdükçe insanın bakış açıları ve aşk anlayışı da değişir aşk tek başına yetmez. Ben seni düşünüyorum.
C: Of tamam anne düşünme o zaman beni ya da azıcık değer veriyorsan kabul et yarın gidip nikah kıyıcaz demiyoruz ki? Biz de biliyoruz erken olduğunu herhalde.
Ç: Bak bak bak. Aman iyi tamam gelsinler. Senle başa çıkılmaz. Ancak baban haftaya gelecek söylersin.
C: İşte yavru aslanın annesi der ve annesinin yanağını sıkar ve öper.
Güneyle karşılaşır.
C: Aşkım sana bir süprizim var.
G: Ne o kız?
C: Annemi ikna ettim tamam dedi gelsinler baban gelince tanışma yemeği olarak bir şey ayarlayalım dedi.
G: E süpermiş. Tabi kızım aşkın önünde hiçbir engel duramaz. Hem ben izin vermem buna. Gerekirse senin için tüm dünyayı karşıma alırım. Yine de aşkımdan ve senden vazgeçmem.
C: Hayran hayran bakıyordur Güneye.
G: Ne oldu?
C: Hiiç aşkıma bakıyorum öyle.
G: Hıı daha yakından bakmak ister misin?
C: Güneey ya,der hafifçe eline vurarak. Başarıyoruz galiba he ne dersin?
G: Neyi?
C: İşte biz olabilmeyi, yürütebilmeyi.
G: Hiçbir zaman sen-ben olmadık ki zaten hep bizdik ve öyle kalacağız hep.
C: Hep mi?
G: Heeep, der ve Günçiçeğin saçını öper.

--
Okul bahçesi:
Ferit okulda yalnız başına oturuyordur. Onu öyle üzgün ve mutsuz gören Cimbom yanına gider.
C: Ferit iyi misin?
F: Her şeyini kaybeden bir insan nasılsa öyleyim.
C: Öyle deme ama her şey yoluna girer merak etme.

Okul içi
G: Salça Günçiçek nerde gördün mü?
S: Sana bakmaya bahçeye çıkmıştı ama.
G: Tamam der ve bahçeye iner. Feritle Günçiçeği baş başa konuşuyorken görünce uzaktan onları izler. Ne konuştukları duyulmuyordur.

F: (Güneyi görür) Hadi git sen bak Güney şimdi yine yanlış anlayacak.
C: Yok o konuda sorun yok biz konuştuk. Sonra görüşürüz.
F: Benim için sonra yok, der alçak sesle.

G: Hayırdır der meraklı bir sesle.
C: Ya tuhaf tuhaf konuştu Güney Küçükbeyin halini hiç beğenmedim.
G: Nasıl yani?
C. Ne bileyim çok umutsuz konuştu.
G: Yani Günçiçek çocuğu sevmesem de başına gelenler üzücü normal yani böyle konuşması,gülüp oynayacak hali yok sonuçta.
C: Haklısın galiba bana öyle geldi o zaman. Çıkışta dizeldeyiz değil mi?
G:Evet der ve Günçiçeğe sarılarak okula girerler.

Çıkışta tüm Pis yedili ekibi dizeldedir. Can’ın aralarına katılışları sebebine eğlence düzenlemişlerdir. Trafo “Olmuyor” adlı parçayı söylüyordur arkadaşlarına:

Geçtiğimiz yolları arıyor gözüm yine
Sanırım şehir uzakta kalıyor

Ellerimi uzatsam tutmak isterim günü
Ama güneş her gece tepemde doğuyor

Yani olmuyor, olmuyor istesem de
Kimse gelmiyor beklesem de
Yani olmuyor, olmuyor istesem de
Kimse gelmiyor

Yaz kokusu duyardım kışın ortasında bile
Uzun cümleler kurardım konuşurken
Eski filmlerde kaldı böyle sözler deniyor
Ama şimdi filmler bile eskimiyor.


Sevil gözleri dolu dolu parçayı dinliyordur. Şarkı bitince herkes alkışlar.
Can: Ağzına sağlık be trafo kardeş.
T: Eyvallah kardeşim. Hoş geldin aramıza.
Bu sırada Cimbomun telefonu çalar arayan Ferittir. Güney de görür.
Cimbom biraz uzaklaşır ve telefonu açar. Güney de peşinden gider.
F: Günçiçek lütfen bir şey söyleme ve beni dinle tamam mı? Bak ben hayatımın en güzel günlerini seninle geçirdim o yüzden bir tek sana veda etmek istedim.
Günçiçek: telaşlı bir sesle Nee? Der ve herkes ona bakar şaşkınlıkla. Ferit napıyorsun sen ya nerdesin? Ne demek veda ediyorum.
Güney hoperlöre al der telefonu.
Ferit: Ağlama lütfen ben seni üzmek için değil son bir defa sesini duymak için aradım. Okulun tepesindeyim birazdan bütün dertler benim için son bulacak. Ama eğer seni son bir kez görürsem daha mutlu ölebilirim belki der.
C: Tamam bekle ve lütfen ben gelene kadar bir şey yapma kendine .
Polise, ambulansa da haber vererek okula koşarlar. Salça da diğer arkadaşlarına ve öğretmenlere haber vermiştir. Kameralar bile gelmiştir.
Herkes ordadır. Günçiçek Feriti ikna etmek için çatıya çıkmaya karar verir. Güney de onun için endişelenip peşinden çıkar. Elçin onun peşinden, Furkan da Elçinin peşinden.
Orço: Alis sen de gidersen eğer ben senin peşinden gelebilirim.
A: Orço kapa çeneni bu durumda bile espiri yapabiliyorsun.
Sevil: Ay inşallah bir delilik yapmaz. Tikidir mikidir ama iyi biridir.
Salça: Seviil?
S: Ne var kızım sen de ne dedik iyi biridir dedik ölsün mü diyim yani.
Günçiçek: Ferit saçmalama inelim aşağıya hadi.
Güney: Günçiçek der peşinden gelerek telaşla.
Elçin ve Furkan da ordadır.
F: Hepiniz gidin buradan. Benim için hayat bitti,hiçbir şeyim kalmadı benim kimsem yok.
C: Saçmalama Ferit biz varız arkadaşların var. Bak biz senin yanındayız hatta bu gördüklerin hepsi senin için buraya geldiler,senin için endişeleniyorlar.Hadi in.
F: İnmeyeceğim son kez söylüyorum gidin buradan.
C: Peki o zaman ben de atlarım.
F: Ne sen neden atlıyosun? Annen var baban var, sevgilin var arkadaşların seni seven bir çok insan var.
C: Senin de var,hayallerin,geleceğin ve her şey senin elinde ölmek sadece kaçıştır,çözüm değil. Hem cesaret ölmekle değil yaşamakla ölçülür.
G: Günçiçek ne diyorsun kızım sen? Günçiçek atlarsa ben de atlarım der.
Elçin: Güney atlıyorsa ben de atlarım.
Furkan: Elçin atlarsa ben gözümü kırpmadan peşinden gelirim.
Aşağıdan arkadaşları: Biz de atlarız. Der.
Ferit bunca ısrardan ve sözlerden sonra vazgeçmiştir mücadele etmeye karar vermiştir. Alkışlar eşliğinde aşağıya inerler.
Günün sonunda:
Güney: Gerçekten beni bırakıp atlayacak mıydın sen ha?
C: Blöf yaptım vazgeçirmek için sadece. Seni bırakıp gidemezdim elbet.
G: Ama ben blöf yapmadım Günçiçek. Sen atlasaydın ya da sana bir şey olsa ben de peşinden gelirdim. Çünkü sensizliğe dayanacak gücüm yok benim.
C: Aşkım der ve sarılırlar. Güney Günçiçeği evine kadar bırakır.
Furkan’ın aklına bir şey takılmıştır.
F: Elçin sen ciddi miydin? Neden Güneyin peşinden atlayacağım dedin.
E: Saçmalama Furkan ben Ferit için eyleme katıldım o kadar. Hem fena mı oldu baya da etkili oldu.
F: Evet ama ben seni kıskanıyorum.
E: Kıskanacak bir şey yok. Ben buradayım sen de buradasın der ve kalbini gösterir.
Gece sorunsuz bitmiştir. Ertesi gün herkes yepyeni bir güne uyanacaktır yepyeni maceralarla hayatlarına devam edeceklerdir.



Pis Yedili Senaryosu 4. Kısım/bölüm


Pis Yedili okula gitmek için durakta buluşmuşlardır. Bugün otobüsle gideceklerdir. Çünkü Can okula gelemeyecektir. Babasıyla golf turnuvasına katılacağı için Esma Sultan dan izin almıştır.
Kantin
Sevil: Duyduk ki aile yemeği faslına geçilmiş yakında bir söz daha var galiba?
Paşa: Aileler tanışma yemeği yiyecek sadece. Yani şimdilik söz yok ama belli de olmaz her an bir sürpriz yapabiliriz.
Pc: Hayırlı olsun.
Güney:Sağol kardeşim.
Orço: Paşacım nasıl bir sürpriz yapabilirsiniz? Yoksaa der ve güler sizi gidi sizi ; ama bence evlenmeden çocuk yapmayın. Olmaz yani delikanlılığa sığmaz.
Trafo Orçonun ağzına doğru vurur.
P: Eyvallah kardeşim sen vurmasaydın ben kendimi tutamayabilirdim.
C: Aşkım sakin. Orço bu normal bir cevap beklemiyordun herhalde.
Neşe telefonla konuşuyordur.
N: Cancağızım seni çok özledim. Sensiz okul okul değil. Dedikodu yapmak bile beni kesmiyor düşün. Bugün görüşemeyecek miyiz?
C: Olur mu şekerim oyun bitsin okul çıkışı baş başa bir yerlere gideriz. Ahahahaha.(Can’ın gülüşünden)
Sevil: Hani çıkışta beraber bir şeyler yapacaktık Cimbom,sen,ben. Ne oldu ekildik galiba.
N: Kusura bakma be Karabiber ben de Canla sık görüşemiyorum. Başka zaman bir şeyler yapsak? Cimbom anlarsın di mi?
S: Ha ben anlamam. Çünkü benim sevgilim yok di mi?
N: Ya anacım ben öyle demek istemedim ya gereksiz alınganlık ediyorsun.
S: Tamam ya ben anladım. Cimbom sen de eğer sevgilinle gezmek istiyorsan söyle ben de ona göre yapacak şeyler bulayım, der ve sınıfa gider.
C: Aferin yani Salça. İyi halt ettin. Trafoyu işaret ederek, sanki durumları bilmiyorsun kızın üstüne gidiyorsun bir de.
N: Ay ben onu düşünemedim ya.
T: Neyi düşünemedin?
N: Şeyi yani hani şimdi biz böyle çift çiftiz ya kendini yalnız hissetti tabi onu diyorum.
P: O zaman gençler akşama Sevil’e bir sürpriz yapıyoruz. Kafede Sevil için karaoke partisi düzenliyoruz. Şarkılı türkülü bir ortam ha ne dersiniz?
C: Aşkım harika düşündün o zaman akşam ben Sevil’i kapıp getiriyorum.
P: Anlaştık.
Akşam:
S: Görüyorsun di mi Salçanın yaptığını 3 günlük tiki sevgilisi için bizi ekti. Hayır yani plan yapmadığımız bir gün gezsin sevgilisiyle. Artık hiç birlikte vakit geçiremez olduk.
C: Ya ya.
S: E biz niye dizele gidiyoruz ya akşam akşam? Bana bak Cimbom eğer Paşayla filan laflayacaksan ben hiç gelmiyim.
C: Olmaz Sevil mutlaka gitmemiz lazım.
S: Sende bir haller var ya neyse anlarız.
Kafeden içeri girerler. Her yer karanlıktır.
S: Bu ne ya elektirikler mi kesilmiş hay bizim şansımıza derken;
Süpriiz der pis yedili. Sevil çok şaşırmıştır bütün ekibi yan yana görünce mutlu olmuştur.
S: Ben sizi var ya der duraksar çok seviyorum.
N: Biz de seni karabiberim. Yok öyle yalnızlık triplerine girmek. Seni kırdıysam özür dilerim.
S. Yok ya ben alınganlık ettim.
T. Hadi arkadaşlar neyse daha gecenin eğlencesi başlıyor söyliyim en son ben.
S: Ne oluyor ne eğlencesi?
PC: Karaoke sistemi kurduk kızım bilgisiyar sistemiyle. E hadi ilk kim söyleyecek?
Kimseden ses çıkmaz.
N: Kimseden ses çıkmıyor.
O: Ben söylerdim ama sesim kısık kamiller. Kusura bakmayacaksınız artık.
N: Hadi herkes parça seçsin.
Güney: Tamam ya sıkıntı yok ama benim için sizi bilemiycem. Hangi parçayı söylesem ben acaba? Hah buldum. Cimbomu göstererek,gel gel sarışınımı mı söylesem ben?
C: Ya Güney ya daha romantik bir şarkı bulamadın mı?
Güney: E o zaman Mahsun Kırmızıgülden “Sarı Sarıyı” söyliyim. Maldivlerde çekilmişti klibi.
C: Romantik şarkı anlayışına hayran kaldım aşkım.
G: Kızma hemen sarışınım ama kızınca da çok tatlı oluyorsun orası ayrı tabi der Günçiçeği yanaklarından sıkar ve öper.
Herkes sırayla şarkısını seçmiştir parça listesinden. Güney sıra kendisine gelince bir sürpriz yapıp Mahzar Alansondan “Yandım Yandım” adlı parçayı söylemiştir. Günçiçeğin gözlerine bakarak seslendirmiştir şarkıyı. Pc de kameraya kaydetmiştir bu çok romantik anı. Güney ilk defa birisi için şarkı söylüyordur çünkü.
Kızlar tek tek söylemek yerine hep birlikte Cici kızlardan Delisin’i söylemişlerdir.
Trafonun başladığı parçaya bütün gurup eşlik etmiştir. Gecenin son şarkısı arkadaş isimli parça olmuştur ve hep birlikte söylemişlerdir.


Bir kıvılcım düşer önce, büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş
Dolduramaz boşluğunu ne ana ne gardaş
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş

Ortak olmak her sevince, her derde, kedere
Ve yürümek ömür boyu, beraberce, el ele
Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş.


Repleriniz ve yorumlarınız için ayrıca teşekkür ederim.

5. BÖLÜM

AKŞAM
Furkan’ın kitabı Elçinde kalmıştır; Furkan onu almak için Elçinlere gelmiştir Elçin de çantamda canım sen bakar mısın demiştir çünkü telefonla babasıyla konuşuyordur. Furkan kitabını ararken Elçin’in başka kitabının arasından Güney’le olan bir fotoğrafı yere düşer fotoğrafı eline alır ve üzülür.
E: Ne oldu canım bulabildin mi kitabını?
F: Buldum.
E: Neyin var senin nedir bu suratının hali?
F: Bu ne Elçin der ve fotoğrafı gösterir.
Elçin çok şaşırmıştır, bütün fotoğrafları yırtıp attığını sanıyordur ama bir bu fotoğraf kalmıştır. Ne şans ki onu da Furkan tesadüf eseri bulmuştur. Elçin ne diyeceğini bilemez bilerek saklamadığı halde bunu nasıl açıklayacağını bilemez.
E: Şey Furkan ben atmıştım sanıyordum demek kitabın arasında kalmış.
F: Yaa kalmış. Elçin sen kimi kandırıyorsun ya? Bu sefer değişir dedim,belki gerçekten unutmaya çalışıyordur dedim ama sen napıyorsun eski sevgilinin fotoğraflarına bakıyorsun,onları saklıyorsun, geçen gün de telefonunda görmüştüm der ve üzgün bir şekilde evine gider. Elçin arkasından seslenir ama duymaz.
Kafe:
Elçin Furkanla ilgili konuda yardım alabilmek için Güney’in yanına gelir.
G: Ne işin var senin burada? Ne bu yeni bir oyun mu?
E: Ben çok kötüyüm Güney. Bir erkek bakış açısına ihtiyacım var der ve Furkanla yaşadıkları fotoğraf krizini Güney’e anlatıp ona akıl danışır.
G: Sen söylediklerinde samimiysen git bunları Furkan’a da anlat. Biz erkekler düz düşünürüz bir şey ya vardır ya yoktur ortası yoktur sen de açık olursan eğer ilişkiniz rayına oturur.
Günçiçek Güney’e sürpriz yapmak için ve Güney için ördüğü eldivenleri ona vermek için Güney’lerin evne gider ama Güney evde yoktur annesi dizele gittiğini söyler.
C: Aşkım ya demek bu saatlere kadar çalışıyor, süprizimi görünce bayılacak. Günçiçek kafeye gelmiştir.

Gördüğü manzara onu çok şaşırtmıştır. Güney Elçin ile oturuyordur. Günçiçeğin elindeki hediye paketi yere düşer onları öyle görünce.
E: Teşekkür ederim Güney,seninle konuşmak iyi geldi.
G: Elçin bak bu seninle son konuşmamdı lütfen bundan sonra sorunlarınızı kendiniz halledin.
E: Tamam zaten en doğrusu bu.
Güney Günçiçeği görür ve peşinden koşar.
G: Günçiçek bekle, lütfen Günçiçek.
E: Hay Allah yanlış mı anladı acaba? İstersen ben konuşabilirim açıklarım durumu.
G: Gerek yok Elçin ben konuşurum hadi sana güle güle der kapıyı kapatır. Güney bir sandalye çeker ve kara kara düşünür Günçiçeği nasıl ikna edecektir ona inanması için.
Günçiçek ağlayarak eve gider. Güneyi görüşmediğini sandığı Elçinle kafede sohbet ederken ve de elini koluna dokundururken görmüştür.
Güney gece boyu Günçiçeği arayıp olanı biteni anlatmak ister ama nafile. Telefon çalar çalar Günçiçek açmaz.
Ertesi Gün:
Kantin
G: Cincon konuşabilir miyiz?
C: Konuşcak bir şey yok Güney.
G: Aşkım saçmalama gördüğün gibi değildi olay. Furkanla ilgili sorun yaşamışlar benim yüzümden fikir almaya gelmiş.
C: Ha fikir alacak başka kimsesi yok muymuş? Sen de buna inandın, der koşarak merdivenlerden çıkmaya çalışırken ayağı burkulur ve yere düşer.
G: Günçiçek iyi misin aşkım?
C. Bana aşkım deme hep senin yüzünden.
G: Hayatım yapma böyle. Dur bakıyım. Acıyor Mu?
C: Ahh der ayağı çok acıyordur. Bırak dokunma.
G: Tutun bana revire gidelim.
C: Seninle hiçbir yere gitmem ben sen git Elçinle dolaş sohbet filan et sana sorunlarını anlatsın.
G: Günçiçeek der sinirle Öyle mi gelmiyor musun sen şimdi?
C: Gelmiyorum.
Günçiçeği kucağına alarak gidiyoruz der.
C: Güney saçmalama indir beni ya indirsene herkes bize bakıyor.
G: Baksın sen de inat etmeseydin.
Revire giderler orda da Güney olanları anlatır Günçiçeğe ve doktorun da tavsiyesiyle eve giderler. Güney taksiyle Günçiçeği evine bırakır.
C: Bana bak Güney o kız senden 0.5 uç bile istese bana söyleyeceksin.
G: Hayatım ben senden bir şey saklamayacaktım ki zaten sen öyle basıp gitmeseydin anlatcaktım ha bu arada giderken bir şey düşürmüşsün. Eldivenin olduğu hediye paketini çıkarır.
C: O senin.
Güney hediye paketini açar. Eldivenleri eline alır.
G: Benim bunlara ihtiyacım yok ki senin sevgin zaten benim içimi ısıtıyor.
C: Ama ben her zaman senin yanında olamıyorum o yüzden ben yanında değilken bu eldivenler ısıtsın seni diye ellerimle ördüm.
G: Öyle mi? Teşekkür ederim o zaman. Günçiçek iyiyiz di mi?
C: Gülerek iyiyiz der.
Taksiden inerken Güney yine Günçiçeği kucağına alır.
C: Ya Güney napıyorsun ya mahalledeyiz bir gören olacak.
G: Hiç kusura bakma bu halde sevgilimi yürütemem ver anahtarı evine bırakacağım öyle içim rahat etmez yoksa benim.
Güney Günçiçeği odasına götürür, Günçiçeğin saçını öper kokusunu içine çeker ve her saat başı arıycam ona göre der o telefona yapışılacak duymadım diye bir şey yok tamam mı?
C. Tamam.
Elçin Furkanla konuşmak için onu bir restoranta çağırır.
E: Hoş geldin.
F: Elçin bak buraya çok önemli dediğin için geldim.
E: Furkan bir dakika şimdi hiç sözümü kesmeden beni dinle tamam mı?
F. Tamam.
E: Bak evet ben Güney’i çok sevdim ona aşık oldum sandım çok acı çektim, kalbim kırıldı ama aşktan en umudumu kestiğim o anda elimi sen tuttun. Başta Güney’i kıskandırmak için sana yaklaştım doğru bunu inkar edemem ama sana yeniden başlayalım dedikten sonra yaşadıklarımızın hepsi gerçekti. Artık benim aklımda da kalbimde de yalnız sen varsın.
F: Peki o fotoğraf?
E: Furkan o gördüğün geçmişten kalan son fotoğraftı ve onu şu anda senin gözünün önünde yırtıyorum der fotoğrafı yırtar.
Furkan duyduklarına gördüklerine inanmak istiyordur, çünkü o Elçin’i Elçin yokken bile sevmiştir sıkıca sarılır sevdiğine.
F: Ben seni o kadar bekledim ki Elçin seni sensizken o kadar sevdim ki şimdi sen böyle söyleyince inanamıyorum.
E: İnan ama artık bana lütfen geçmiş geçmişte kaldı benim için şimdi var sen varsın sadece sen ve ben.

----
Çiçek Günçiçeğin odasına girer.
Ç: Hiii kızım noldu sana?
C: Yok bir şey anne merdivenden düştüm.
Ç: Kalk yürü doktora. Ay kırıldı mı?
C: Gerek yok Güney beni götürdü doktora. Ayağım iyi sadece fazla üstüne basma dedi doktor.
Ç: Kırk yılın başı işe yaramış Güney efendi. Güney demişken babanla konuştum birkaç günlüğüne Ankaraya gidip gelecekmiş. Haftaya Çarşamba söyle gelsinler dedi. İletirsin. Hem senin ayağın da iyileşmiş olur.
C: Harika der ve annesini öper.
Ç: Ah kızım ah umarım pişman olmazsın o Güney denen çulsuzla...
Günçiçek annesinin sözünü keser. İyi geceler annecim seni seviyorum der. Uykuya dalar.
Bölüm sonu.

6. Bölüm

Nihayet beklenen gün gelip çatmıştır akşam Güneyler Günçiçeklere gelip aileler tanışma yemeği yiyeceklerdir.

Yemekten önce telefon konuşması:

C: Aşkım akşam geliyorsunuz değil mi?
G: Sıkıntı yok canım da valla bundan sonra sıkıntı da olsa bana vız gelir tırıs gider. Senin için tüm engelleri aşarım ben. Gerekirse dünyayı karşıma alırım.

C: Aslan aşkım, der. Hadi sen şimdi kapat da ben hazırlanayım.
G: İyi tamam . Hişt kız.
C: Ne var?
G: Seni seviyorum.

Günçiçek ben de der ve gülerek telefonu kapatır. 2 saat sonunda ancak hazırlanmıştır.

Günçiçeğin babası: Çiçeek! Hayatım bu takımı mı giysem diğerini mi?
Ç: İkisinden birini giy hayatım sanki devlet bakanı teşrif edecek evimize.
C: Ay babacım sen hangisini giyersen giy çok yakışıklı olursun.
Ç: Bak bak nasıl da şirinlik yapıyor babasına.
C: Öyle söyleme annecim sen de çok güzelsin bu akşam demek ki güzelliğimi senden almışım ben.


Kapı çalar.
Ç: Hadi çok konuşmada kapıya bak.
Günçiçek hoşgeldiniz diyerek kapıyı açar ve gülümser. Güney,Gülcan,Kemal ve Gülseren içeri girerler. Günçiçek Güneyin elindeki çiçekleri alır. Çikolatayı görünce de güler.
C: Bu ne be sanki kız istemeye gelmiş gibi.
G: Uzatma kızım al işte. Bu arada ne kadar güzel olmuşsunuz Günçiçek hanım siz böyle.
C: Sen de ayrı bir yakışıklı olmuşsun bu akşam hayırdır. Sonuçta sadece bir tanışma yemeği sen bu kadar özenmezdin.
G: Hayırdır hayırdır sen merak etme.
Aileler tokalaşır.
Günçiçeğin babası: E Kemal Bey zor günler geçirmişsiniz? Şimdi nasılsınız iyisiniz inşallah.
Kemal: İyiyiz çok şükür evet zor günler geçirdik ailece hatta çocuklarım büyürken yanlarında olamadım ama bundan sonra her daim Allah da izin verirse onların yanındayım. Bugün de aslında, der Çiçek sözünü keser.
Ç: E gerisini masada konuşalım. Masaya geçerler.
Gülseren: Ooo Çiçekçim ne zahmet etmişsin sen böyle.
Ç: Ben pek de bir şey yapmadım aslında çoğunu Günçiçek yaptı.
Güney gülümser.
Gülcan masanın altından mesaj yazıyordur Mert’e. “Biz yemeğe geçtik. “diye.

Yemek bitmiştir aileler otururken;
Günçiçeğin babası: Evet efendim şimdi gelelim asıl meseleye.
Kemal: Bir dakika Günçiçek kızım zahmet olmazsa sen bize bir kahve yapsan.
G. babası: Hadi kızım yap bakalım bize bol köpüklü bir kahve.
Günçiçek kahveleri dağıtırken elleri titriyordur bunu gören Güney: Sakin ol kızım zangır zangır titriyorsun.
C: Kolaysa gel sen sakin ol der fısıldayarak.
Kemal: Efendim çocuklarımız birbirlerini sevmişler, birbirlerini seçmişler güzel bir arkadaşlık kurmuşlar aralarında.
Günçiçeğin babası: Evet haberim var Günçiçek bahsetti biraz. Kızım benim kıymetlimdir. Malum tek çocuğumuz göz bebeğimiz. Onun için en iyisini isterim ben,mutlu olmasını. Gözleri dolar.
Günçiçek babasının omzuna başını koyar , duygulanır.
Bu sırada kapı çalar gelen pis yedilinin geri kalan üyeleridir.
Gülcan: Tam zamanında der alçak bir sesle.
Cimbom şaşırmıştır. Aa sizin ne işiniz var burada?
Sevil: Aaa şuna bak bizsiz söz olur mu der?
C: Nee! Ne sözü?
Kemal lafa girer: Efendim asıl sebebi ziyaretimiz bu arkadaşlığı aile içinde resmiyete dökmek bunun için de Allah’ın emri Peygamberin kavliyle kızınız Günçiçeği oğlum Güney’e istiyorum der.
C: Güneeey! Der sevinç ve şaşkınlıkla.
G: Süprizimi beğendin mi aşkım? Der Günçiçeğin kulağına eğilerek.
C:Güney aşk olsun ya hiç bahsetmedin. Bayılmak üzereyim heyecandan ne diyorsun.
Ç: Katiyen olmaz aa bu ne canım yangından mal kaçırır gibi.
Günçiçeğin babası: Susar mısın hayatım izin verirsen babası olarak ben konuşayım. Efenim öncelikle bu düşünceli tavrınız beni bir baba olarak etkiledi. Tabi ben de bu işin bir adının konmasını isterim ama önce bir kızıma sormak istiyorum. Günçiçek kızım sen ne dersin?
C: Şey baba ben Güney’i çok seviyorum, der (biraz utanmıştır söylerken.) Yani tabi isterim.
Günçiçeğin babası: Yalnız bir şartım var önce okullar bitecek sonra kısmetse tamamına erecek bu sadece aile arasında bir söz. Ve Güney oğlum eğer kızımı üzersen.. Güney lafı keser.
G: Böyle bir şey olmayacak efendim. Çünkü ben onun üzülmesine dayanamayacak kadar kızınızı çok seviyorum.
K: E o zaman Mert oğlum getir yüzükleri.
Yüzükler takılır.
G: Günçiçek bu yüzük benim sana olan aşkımın bir sözü olsun hiç çıkarma en azından evlenene kadar der ve güler.
Günçiçek: Seni seviyorum.
Herkes alkışlar Çiçek hariç.
Güney Günçiçeği alnından ve yanağından öper. Sonra aile büyüklerinin elleri öpülür. Çiçek hiç istemese de elini öptürür Güney’e. Herkes tebrik eder.
Salça: Aaay darısı Cancağızımla benim başıma.


Bu zorlu tanışma yemeği büyük bir süprizle son bulmuştur. Güney ve Günçiçek artık sözlüdür. İkisi de yatmadan önce yüzüklerine bakarlar ertesi gün okul günüdür. Günçiçek annesinin olay çıkarmamasından dolayı da rahatlamıştır. İkisi de huzurla uykuya dalmışlardır.

Bölüm sonu. Beğenirseniz daha devam edebilirim. Yoksa 7. bölüm final olur. Okuyucu reytingine göre yani.


7. BÖLÜM



Kızlar sınıfta sohbet ediyorlardır. Dün geceden bahsederlerken Elçin sınıfa gelir.
C: Dün gece hayatımın en güzel gecesiydi. Gerçi bizim sözümüz çoktan kalpten kesilmişti ama şimdi yüzükle tescillendi.
N: Ya di mi artık ne denir darısı diğer sevenlerin başına mı kıskananlar çatlasın mı? Bu kısmı özellikle yüksek sesli söylemiştir.
Elçin: Sizi kıskanan yok canım eğer beni kastediyorsanız ben Furkanla gayet mutluyum herkes kendi ilişkisiyle ilgilensin.
S: Hı hı der.
C: Ben de aynı temenni de bulunacaktım.
Güney ve diğerleri de sınıfa gelir.
G: Yüzünde güller açıyor sarışınım.
C: Mutluyum ondandır.
G: Bu mutluluğunuzun benle ilgisi var mı peki?
C:Bilmem.
G: Aaa bilmezmiş gel bakıyım sen buraya derken hoca gelir. Ders Oya Bilirindir. O gün sınıfa bir erkek misafir öğrenci gelmiştir. (Tip ve oyuncu olarak Ümit İbrahim Kantarcıları düşündüm bu karakter için isterseniz başka birini de düşünebilirsiniz siz) Esma Sultan onu sınıfla tanıştırır.
E: Burayı dinleyin. Bu görmüş olduğunuz ultra kıymetli arkadaş okulumuzun misafir öğrencisidir. Tam 1 ay sizinle burada eğitim görecektir. Hepinizden arkadaşınıza ilgili davranmanızı rica ediyorum bu sözüm burslu okuyan pis yedili için geçerli değildir. Zira olay çıkarmasınlar yeter.
O: Geç bakalım yerine adın ne senin?
M.Ö: Özgür Kartal.
Kızlar Özgür’e hayran hayran bakarlar. Çünkü Özgür çok yakışıklıdır.
Güney: Hoop Günçiçek Hanım. Günçiçek toparlanır.
Oya B.: Demek Özgür Kartal.İsmini söylerken ses tonundaki beni etkileme isteğini anlamadım sanma ama ben bunları yemem. Hiçbir hemcinsimi de yedirtmem otur yerine. Eveet erkekler hazır mı sözlüye.
O: hocam biz her daim hazırız da yeni gelen arkadaşımız bizden daha çok biliyor olabilir ondan mı başlasak?
Oya B: Olur hey sen kalk bakayım tahtaya. Söyle bakalım Amip nedir?
Ö: Suda yaşarlar. Yalancı ayak adı verilen uzantılarla hareket ederler. Mikroskopla görülebilir. İnsanda Dizanteri hastalığına neden olurlar.
OB.:Hem erkek hem zeki enteresan otur yerine.
Sınıftaki erkekler Özgür’e iyice sinir olmuşlardır. Kızlar da daha bir hayran.

Okul Çıkışı:

N: Ya valla ne iyi oldu di mi Özgürün gelmesi. Şimdi onda ne dedikodular vardır.
S: Dedikodudan daha çok şey var gibi ya.
T: Allah Allah siz de çocuk yakışıklı ve 1 soru bildi alt tarafı hepiniz turşu oldunuz.
C: Ha kabul ediyorsunuz yani yakışıklı olduğunu.
G: Günçiçek! Sen fazla yorum yapma istersen hayatım. Hem ne oldu yoksa Özgürü görünce sözlendiğine pişman filan mı oldun?
C: Saçmalama Güney olur mu öyle şey? Hem bu dünyada benim için senden yakışıklısı yok. Özgür de kimmiş.
G: Hadi ya.
C: Tabi ya der ve güler.
Orço: Hele bir benim Alisime asılsın var ya onu geldiği okula öyle bir şekilde postalarım ki bir daha okulun önünden bile geçemez. Uyuz.
G: Tamam ya kapayın şu Özgür meselesini yoksa yok yere uyuz olcam çocuğa.
T. Paşa dalacaksan haber ver beraber dalalım.
G: Henüz gerek yok dur bakalım damarımıza basarsa alırız ifadesini senle.
Pis yedili evlerine dağılırlar.

elitay88
29-11-12, 18:26
8. BÖLÜM


Pis yedili kantinde oturuyordur. İlk ders boştur bu nedenle kantinde oturup sohbet ediyorlardır. Misafir arkadaşları Özgür Pis yediliye selam verir.


Ö: Selam. Günaydın.
Neşe,Sevil ve Cimbom hep bir ağızdan Günaydın der.
Sevil: Nasılsın alışabildin mi?
Ö: Alışmaya çalışıyoruz diyelim.
Cimbom: Alışırsın alışırsın biz de başta yabancılık çekmiştik.
Ö: Öyle mi? Neyse görüşürüz.
N,S,C: Görüşürüz.
P: Öhü öhü.
C. Ne oldu hayatım gıcık mı tuttu seni?
P: He sorma öyle böyle değil tam bir gıcık.
C: Su iç canım geçer der ve gülümser.
P: Sağol canım der kıskanç bakış atarak.
Özgür yanlarından uzaklaşınca:
Orço: Kız Salça Can eniştemiz duymasın vallaha hayır çocuk zengin istese senin gibi 1000 tane bulur hazır bulmuşun kaçırma.
N: Ne konuşuyon oğlum sen ben insani bir şekilde günaydın dedim.
S: Ben de.
C: Ben de.
T: Ha biz insan değiliz yani.
P: Konuş kardeşim. Ne bu ilgi alaka Günaydınlar,nasılsınlar size ne be nasılsa nasıl.
C: Sakin ol hayatım ne bu sinir.
P: Sinirli değilim ben.
N: Ay Paşa sen resmen kıskandın Cimbomu şu Özgür Kartaldan.
P: Yok şey değil bu kıskançlık değil de sinir oldum diyelim.
S: He he belli.
T: Neyse ya boşverin şu tikicanı sinirimizi bozmaya değmez.
Can gelir. Günaydın benim Pis yedili arakdaşlarım. Günaydın hayatımın Neşesi der ve Neşeyi yanağından öper.
N: Günaydın Cancağızım da bu ellerindeki ne? Yoksa sinema bileti mi?
Can: Yok alışveriş çeki. Yani bana bir mağazadan 10’ar binlik 3 adet hediye çeki vermişlerdi ben de onları kızlara getireyim dedim.
Cimbom: Ayy çok iyi ettin.
S: Hakkaten de ne gerek vardı?
Can: Olur mu canım ben ne yapıcam bunları bari bir işe yarasınlar siz kullanın işte kadınlar sever alışverişi.
N: Eh hadi kızlar o zaman ders de boş hazır gidelim biz.
P: Aman geç kalmayın. Günçiçek vaktinde gelin hayatım o kadar söylüyorum.
C:Merak etme canım öğlene yetişiriz.

Kızlar poşetlerle sınıfa girerler. Dilkopat ve ekürisi bu duruma çok şaşırmıştır.
D: Ellerindeki poşetlerin markalarını görüyor musunuz?
N: Cancağızım bak sana da çok güzel bir hırka aldım al.
Can: Aşkım benim beni de düşünürmüş. Çok şekersin sen ya şekerim.
P: (Tarafoya dönüp)Bak görüyor musun kız gitmiş sevgilisine hırka almış. Bizi düşünen yok.
Cimbom poşetlerden paketleri çıkarır.
C: Aşkım bu senin. Bu Gülseren teyzenin, bu Kemal amcanın bu da Gülcan’ın .
T: Kardeşim sen demin ne diyordun.
P: Ben lafımı yuttum galiba kardeşim.
C: Ne oldu aşkım beğenmedin mi?
P: Ya yok olur mu sen sırf beni değil tüm ailemi düşünmüşsün. Teşekkür ederim Günçiçek beni gerçekten utandırdın.
C: Neden? Biz bir aile değil miyiz zaten?
P: Öyleyiz de ailemi ailen olarak görmen beni çok mutlu etti.
Sevil de aldıkları poşetlerin arasından 3 poşet çıkarır, biri giyer biri bakar olmasın bu da senin Trafo senin ve dedenin.
T: Karabiberim ya ne gerek vardı?
S: Olur mu canım benim sevgilim olmadığı için ben de çok sevdiğim arkadaşlarıma bir şeyler alayım dedim. PC ve Orçoya da bir şeyler aldım.
O: Ya işte ben sizi bu yüzden seviyorum kamiller.


Pis yedili evlerine dönerken;



Güney: Günçiçek sen kendine neler aldın hiç göstermedin. Bakayım.
C: Ay yok ne bakacaksın elbise kot filan işte.
P: Göstermediğine göre kızacağım şeyler almadın inşallah.
C: Hayır yani biraz of Güney beğendim aldım ya giyince görürsün karışma bu kadar bana.
P: Tamam kızım bir şey demedik ama fazla abartıysan karışırım ona söz veremem yani.
C: Anlaştık o zaman.

Pis yedili evlerine dağılmışlardır. Güney hediyeleri evdekilere gösterir. Günçieğin hediyelerini pek beğenen Gülseren Günçiçeği övmeye başlayınca;
Gülcan: Ne oldu anne 2 dakikada Elçin’i unutup Cimbaycı oldun.
Gülseren: Elçin mi kaldı artık kızım benim gelinim Günçiçek oğlumun sözlüsü.
Gülcan: Vay be bir hediye nelere kadirmiş.




Günçiçek poşetleri annesine gösterir.
Ç: Bak görüyor musun sen de akıl yok ama arkadaşlarında var biraz neyse ki. Neşe kapmış gül gibi çocuğu bir sen.
C: Annee der sinirlenerek.
Ç: Ay tamam tamam göster bakayım ne aldın? Bu arada kızım biz babanla
İzmir’e Leman teyzenlere gideceğiz hasta ziyaretine 2 gün yokuz sen de Sevillerde kal ya da çağır Sevil’le Neşeyi burada kalsınlar onlar.
C: AY anne ya çocuk muyum ben tek kalırım.
Ç: Münire teyzene söyliyim de sana göz kulak olsun. Her saat başı arıycam ona göre duyacaksın küçük hanım.
C: Tamam. Sen merak etme annecim hem sen bana güvenmiyor musun yani?
Ç: Sana güveniyorum da etrafa güvenmiyorum diyelim.
C: Sen şuna Güney’e güvenmiyorum desene.
Ç: Derim be ne var bana bak biz yokken ayağını denk al.
C: Siz merak etmeyin ben evimize iyi bakarım.

elitay88
30-11-12, 02:25
9. Bölüm



Okula gidiş

C: Günaydın millet.
P: Nerdesin kızım sen yarım saattir seni bekliyoruz burada.
S: Evet Cimbom bak Salça bile senden erken geldi bugün.
N: Bir dakika ya Salça bile ne demek?
T: Ya kızlar tamam neyse ne okula geç kalacağız. Bırakın da kız açıklasın.
C: Ya annemleri yolcu ettim de bugün İzmir’e gittiler.
P: E sen napcaksın yalnız? İstersen bize gel.
S: Bize de gelebilirsin Cimbom biliyorsun söylememe gerek yok zaten.
N: Bize de.
O: Bize de.
Paşa Orçoya bir tane vurur höst lan burada ben varım.
O: Ya Paşacım ama sen de her şeye kızıyorsun. Kız dışarılarda kalmasın diye dedim yengem olur yoksa.
C: Çok sağolun arkadaşlar ama ben başımın çaresine bakarım. Lakin akşam hepinizi bize bekliyorum bu bahaneyle toplanmış oluruz. Ne dersiniz?
S. Valla bana uyar.
Diğerleri: Bize de.
Elçin sınıfta akşamki toplanma muhabbetini duyar.
E: Furkan akşam bir şeyler yapalım diyorum ha. Ne dersin?
F: Olur hayatım.
E: Ama Alis,Zeki ve Dilkopatları da çağıralım.
Zeki: Aa anladım hani bu varoşlar toplantı yapacaklarmış ya ona nispet gibi bir şey yani dimi?
E: Zekicim sen bir susar mısın? Ne alakası var?
Cimbom: Özenti gençlik.
E: Ne diyosun sen ya? Sadece siz mi toplanabiliyorsunuz size mi özel?
S: Bırak Cimbom ya ne yaparsa yapsınlar bizi ilgilendirmez.
E: Arkadaşını dinle bence.
C: Bana bak.
S: Sakin ol kızım ya. Uyma şuna bırak.
C: Haklısın. Akşamı düşünelim biz. Saat 7 de gelin. Geç kalmayın. Film de izleriz.



Akşam olur. Günçiçek arkadaşları için tarif defterinden birkaç güzel yemek yapmıştır. Kapı çalar. Gelen kişi Güney dir.
C: Hoş geldin canım.
P: İlk ben geleyim dedim.
C: İyi yaptın gel sen içeri git otur ben de yemeklere bir bakıyım gelirim yanına.
Paşa kokulara dayanamaz mutfağa girer.
P: Kızım bu ne of neler yaptın sen böyle? Bir tane yemeye çalışır ve Günçiçek Güneyin eline vurur.
C: Yaa Güney tabakları bozma çok uğraştım ben. Bekle azıcık gelirler zaten birazdan.
P: İnsan sevgilisine torpil geçmez mi ya 1 tane? (Çok masum bakıyordur.)
C: İyi tamam ye 1 tane.
P: Hımm. Süper. Leziz. Günçiçek tabakları dizerken Güney Günçiçeğe sarılır ve tam öpecekken zil çalar.
C: Kapı.
P: Kapı evet tam zamanında yani.
C: Hoşgeldiniz. Buyrun.
Yemek yedikten sonra hep birlikte film izlemeye karar verirler. Güneyin evden getirdiği filmi Cesur Yüreği izlerler. Film bittikten sonra evlere dağılırlar.
Güney en son çıkarken: Günçiçek bak emin misin gel biz de kal istersen korkarsın filan.
C: Korkmam hayatım çocuk muyum ben? Yalnız kalabilirim merak etme.
P: Peki iyi geceler. Bir şey olursa mutlaka ara beni tamam mı?
C: Tamam.




Cimbom eve girdikten 15 dakika sonra elektrikler kesilir ve mum yakar. Saat 10 ‘a geliyordur.
Güney hemen Cimbomu arar.
P: Canım elektirkler kesildi ya merak ettim. Bir sorun yok di mi?
C: Yok canım mum yaktım ben zaten kitap okuyorum. Şu anda da en heyecanlı yerindeyim.
P: İyi canım.
C: He Güney seni seviyorum.
P: Ben de canım benim.
C.: Ya Güney ben burada seni seviyorum diyorum sen ne diyorsun?
P: Dedim ya ben de diye Allah Allah. Daha ne diyim?
C. Ben de seni seviyorum de mesela. Cümlenin en önemli yerini söylemiyorsun.
P: Ben de seni seviyorum Günçiçek oldu mu canım?
C: Güney.
P: Efendim.
C: Ya kitabı okurken ikimizle ilgili acayip güzel bir hayal kurdum anlatayım mı?
P: Onu da yarın anlatırsın güzelim olmaz mı?
C: Peki o zaman görüşürüz.
P: Görüşürüz.
Günçiçek kitabını okurken uykuya dalmıştır. Mumluk da masadan perdeye düşmek üzeredir, perde yavaştan tutuşmaya başlamıştır. Bu sıralarda Güney’in içinde bir sıkıntı oluşmuştur. Nefes alamıyordur. Bu sırada da elektrikler gelmiştir.
Gülcan: Oh be arkadaşım bir şey istedi bakacam bakamıyordum şimdi rahat rahat arayabilirim.
P: Allah Allah çok tuhaf.
Kemal: Hayırdır oğlum.
P: Nefes alamıyorum baba.
Gülseren: E demin bir şeyin yoktu oğlum. Gülcan içerden seslenir abii!


Bölüm sonu.

elitay88
30-11-12, 13:34
10. bölüm



Gülcan: Abiii!
P: Ne var kız ne oldu?
G: Cesur Yürek filmini sen mi aldın?
P: Evet arkadaşlarla izledik bugün.
G: Ya bir arkadaşım istedi de onu yarın götürcem.
P: E Günçiçeklerde kaldı film. Dur ben gidip alayım.

Çiçek Günçiçeği arıyordur fakat ulaşamıyordur, telefon sessizdedir.
Ç: Ah kızım ah bir telefonu duymazsın.

Güney eve doğru gittiğinde perdeden çıkan alevleri görür.
P: Günçiçeek! diye bağırır. Mahalleden de alevleri gören toplanır. Güney kapıyı omuz atarak kırar. Hemen merdivenlerden yukarı çıkar. Günçiçek dumandan bayılmıştır. Önce yangın yayılmasın diye perdedeki alevi söndürmeye çalışır ceketiyle. Henüz çok yayılmamıştır. Güney tam zamanında yetişmiştir.
P: Günçiçek hayatım kendine gel. Aşkım aç gözlerini nolur. Korkutma beni. Günçiçek.
C: Güneey. Ne oldu? Neden sersem gibiyim.(Perdeyi görür bu sırada) Hiii! Noldu?
P: Sakin ol canım bir felaketin eşiğinden döndük. İyisin di mi?
C: İyiyim galiba.
Paşa çilingiri çağırır tanıdıkları olduğu için o saatte gelir kapıyı yapar.
P: Hadi bize.
C: Dur bir şeyler alayım formamı filan.
Güney ve Günçiçeği is içinde gören ev ahalisi şaşkınlıkla ne oldu der?
K: Oğlum ne oldu?
P: Baba sorma yangın çıkmış mumdan perde tutuşmuş az daha bütün ev yanıyordu.
C: Evet Güney tam zamanında yetişti. Gelmeseydi…
P: Hişşş. Bunu düşünmek bile istemiyorum der ve Günçiçeği saçından öper.
Kemal-Gülseren: İyisiniz ama di mi?
P: İyiyiz.
Gülseren: Çok şükür Allahıma yavrularımızı bize bağışladı.
Gülseren: Geç güzel kızım sen hadi. Neyse çocuklar ben sizin yerlerinizi hazırlıyım Güney oğlum sen salonda yatarsın,Günçiçek de senin odanda.
Güney Günçiçeğe sıkıca sarılır.
P: Günçiçek bu bir mucize. Eğer geri dönmeseydim çok kötü şeyler olabilirdi seni kaybedebilirdim. Sen ölebilirdin.
C: Ölmedim ama der ve Güneye sarılır.
P: Ben hissettim nefes alamadım sanki kötü bir şeyler olduğunu anladım. Sen bana bir şey anlatacaktın. Ancak ben izin vermedim yarın anlatırsın diye. O yarın hiç olmayabilirdi.
C: Güney yapma bunu kendine lütfen nerden bilecektin. Kızma kendine bir de bunun için.
P: Sen benim her şeyimsin biliyorsun değil mi?
C. Sen de benim her şeyimsin.
Gülseren: Hadi çocuklar yeriniz hazır.
C: İyi geceler…
P: İyi geceler canım.

Sabah Güney Günçiçeği uyandırmaya gider. Alnına kondurduğu bir öpücükle Günaydın der.
C: Günaydın canım.
P: Kahvaltı hazır hadi bir şeyler yiyelim sonra da çıkalım.
Günçiçeğin telefonu çalar arayan Çiçektir.
C: Eyvah annem arıyor.
P: E açsana.
C: Efendim anne.
Ç: Kızım dünden beri arıyorum seni açmıyorsun ya meraktan öldüm burada.
C: Şey anne dün bir şey oldu da ondan açamadım.
Ç: Ne oldu? Günçiçek konuş kızım. Yoksa Güneyle sen ne oldu anlat?
C: Ay anne saçmalama ne diyorsun?
Ç: Ne oldu söylesene çatlatma insanı?
C: Elektrikler kesildi. Yangın çıktı ufak çaplı. Ben de bayılmışım…
Ç: Nee! İyi misin sen çocuğum tamam hemen geliyoruz biz.
C: Anne dur sakin ol gerek yok ev de iyi ben de iyiyim. Çünkü Güney kurtardı beni.
Ç: Heee öyle mi? Sen onlarda mısın?
C: Evet. İyi ver bakıyım bir Güneyi.
P: Çiçek teyze.
Ç: Oğlum çok teşekkür ederim sen kurtarmışsın kızımı.
P: Teşekküre lüzum yok o benim de canım sonuçta diyip Günçiçeğe bakar.
Ç: Neyse biz yarın dönücez bugün de siz de kalsın o zaman gözümüz arkada olmasın bari annene de selam söylersin.
P: Oldu Çiçek teyze. Telefonu kapatır hadi kahvaltıya der. Kahvaltı yaptıktan sonra zil çalar gelen pis yedilinin diğer üyeleridir.
N: Günçiçek burada mı?
P: Burda geçin buyurun.
S: Ya kızım şimdi duyduk şok olduk anlatsanıza olanı biteni.


Günçiçek arkadaşlarına olanları anlatır ve daha sonra okula doğru yol alırlar.




P: Farkında mısın Günçiçek? Dün gece bir dejavu yaşadık.
C: Evet yine yangın ve yine beni kurtaran sen. Sen benim 2. Kez kahramanın oldun .
P: Sıkıntı yok Günçiçek. Kahraman he bak bu hoşuma gitti.
C: Ne sandın tabi kahramanımsın artık. 2 kere kurtardın beni yangından. Zaten başım ne zaman sıkışsa yanımda sen oluyorsun. Hep olacak mısın?
P: Hep.
C: Hep mi?
P: Ömrüm yettiğince, sen istediğin sürece hep yanındayım. Dün gece beni çağırdın aslında sen, nefes alamadım. Hissettim.
Cimbom gülümser.
Neşe: Ne konuşuyonuz oğlum siz? Benim yanımda niye konuşmuyonuz? Can yüzünden boşladım sizi anlatırsınız di mi sonra bana?
P: He he anlatırız hadi.
S: Hadi ama arkadaşlar Özgür bekler, bizi özler çocuk.
T: Seviil hayırdır.
S: Yok bir şey şaka yaptım da sana ne oldu?
T: Bir şey olmadı merak ettim sadece ne bu ilgi?
P: Konuş kardeşim ben söyleyince kıskanıyor oluyor.
S: Neyse sonra konuşuruz .
T: Konuşcaz zaten.
Neşe ve Cimbom birbirine bakarlar şaşırıp. Trafo Sevil’i kıskanmıştır ve bu durumu sadece onlar anlamıştır.

Bölüm sonu.

elitay88
01-12-12, 12:30
11. Bölüm

Koridor


C: Salça gördün mü resmen kıskandı Trafo Sevil’i. Ya acaba biz mi yanılıyoruz ne biliyim.
N: Ne yanılması anacım seni beni konuşmadı ne zaman Sevil ağzını açsa sinir oluyor çocuğa.
C: Haklısın.
Sevil yanlarına gelir.
S: Ne kaynatıyorsunuz kızlar?
C. Hiiç.
S: Nasıl hiç deminden beri konuşup duruyorsunuz burada.
C: Sevil bu sabah olanı fark etmedin mi?
S: Yoo ne olmuş?
N: Ay ne demek nolmuş Trafo seni resmen kıskandı anlamadın mı? Çok saf anacım bu!
S: Ne diyorsunuz ya? Yok size öyle gelmiştir.
C: Ya kızım sen ne zaman Özgür’ü övsen lafa Trafo atlıyor sence de biraz garip değil mi?
S: Evet aman ne biliyim yine aklımı karıştırmayın ilk seferinde fena tosladık biliyorsunuz. Beyefendinin imkansız aşkı Gülcan çıktı.
C: Peki sen bilirsin ama öyle hissettik bil istedik.
S: Hadi hadi sınıfa.


Kızlar sınıfa girerler. Cimbom Paşa’nın yanına Neşe Can’ın yanına oturur. Trafonun yanı dolu olduğundan Sevil Özgür’ün yanına oturur.


Ö: Merhaba Sevil.
S: Arkadaşlar bana karabiber der sen de diyebilirsin.
Ö: Peki Sevil. Yani Karabiber.


Ders çıkışı:
T: Karabiber senle bir konuşabilir miyiz?
S: Ne oldu Trafo? Bir sorun mu var?
T: Var aslında ne bu samimiyet bu tikicanla? Sen sevmezdin böyle tipleri de.
S: Bakış açım değişmiştir belki zamanla.
T: Ben senin üzülmenden korkuyorum.
S: Merak etme o beni üzemez. Hem sen benim etrafımdakilerle bu kadar ilgileneceğine git sözlünle biraz alakadar ol.
T: O ne demek şimdi? Bak ne olur iyi ya da kötü benimle paylaşabilirsin biliyorsun di mi? Anlatabilirsin.
S: Ya sen anlatıyor musun peki? İyi ya da kötü.
T: Haklısın aslında insanın bazen konuşmaya ihtiyacı oluyor yine de.
S: Yaa evet öyle oluyor ve bazen istediği kişiyi de yanında bulamıyor! Neyse hadi görüşürüz.

Cimbom: Hadi arkadaşlar görüşürüz.
Paşa: Nereye kız? Bize gidiyoruz ya.
C: Ya evet aşkım da ben üzerime bir şeyler alsam. Eve uğrasam.
P: Tamam birlikte gider alırız.
N: Ne o Paşa bakıyoruz da 2 dakika yalnız bırakmıyorsun Cimbomu.
P: Yok kızım ne alakası var ben yangın çıkarır diye korkuyorum.
C: Yaa Güney!
P: Şaka yaptım hayatım. Kızma hemen diyip sarılır.
O: Ama her şakanın altında bir gerçek yatar Cimbomcuğum.
P: Lan gereksiz! Ne diye ortalığı karıştırıyorsun ki sen?


Günçiçek ve Güney eve giderler kıyafet almak için. Günçiçeğin odasına girerler. Günçiçek kıyafet seçer.


P: Hadi kızım baloya mı gitcen seç işte 1 -2 tane kıyafet.
C: Güney tamam ya acele ettirme.
Tam çıkacaklarken;
P: Hişt kız burada kimse yok.
C: Ne olcak yoksa?
P: Yani diyorum öpsem,sarılsam sana.
C: E öp sarıl o zaman. Ne bekliyorsun gel sevgilinin kollarına sarıl şöyle bir ne duruyorsun?
Güney tam sarılacakken kapıdan çilingirci girer.
Çilingirci. Abla burada mısınız? Getirdim yedek anahtarları.
P: Hah biz de diyorduk nerde kaldı yedek anahtarlar.
Ç: Bir şey mi dedin abi.
P: Yok bir şey yok bir şey. Günçiçek hayatım artık annen beddua mı etti nedir?
C: Güneey.
P: Tamam hadi gidelim bari.
C: Bir dakika. Dur bir şey unuttuk biz.
P: Ne oldu? Ne unutmuşuz ki?
C: İşte bunu, der. Günçiçek Güney’in dudağına bir öpücük kondurur. Güney de gülümser. Anahtarları alıp, kapıyı da kapayıp Güneylere giderler.
Güneylerin evi:
P: Aşkım yesene bak annem senin için yapmış.
C: A öyle mi ne zahmet ettin Gülseren teyze.
K: Olur mu kızım sen de bizim kızımızsın. Her zaman kalmıyorsun yemeğe.
C: Elinize sağlık hepsi çok güzel olmuş.
G: Afiyet olsun kızım.
K: Biz annenle Mehmet amcanlara gidiyoruz oturmaya siz de keyfinize bakın çocuklar.




Günçiçek ve Güney tv izliyorlardır.


C: Güney maçın olduğu kanalı açsana ya. Bizim maçımız var Türkiye kupası.
P: A bugün müydü? Ne güzel birlikte izleriz o zaman. İşte futbol seven sevgilinin olmasının güzel yanları. Başkası olsa dizi diye tuttururdu.
Gülcan: Günçiçek abla saçımı balıksırtı yapar mısın?
P: Olmaz kızım biz sevgilimle maç izliyicez.
C: Yok ya sen getir tarağı ben hem izler hem saçını yaparım senin.
G: Aslansın Cimbom abla. Boşuna Cimbaycı değilim.
C: Cimbay ne Güney?
P: Anlamadın mı hayatım ikimizin kısaltması Cimbay.
C: Hııı.(Gülümser)
Günçiçek hem maçı izler hem de Gülcan’ın saçını yapar.
C: Yuh ulan bu pozisyona sarı kart verilir mi?
G: Günçiçek abla biraz yavaş saçım acıdı.
C. Ay pardon canım ya hakeme kızdım da ben.
G: Yok Günçiçek abla haklısın hakem tam bir gıcıkmış. Baksana sürekli kart gösteriyor bir de.
Güney de Günçiçekle Gülcan’a bakıp gülüyordur.
C: Sen ne gülüyorsun acaba?
P: Hiç size gülüyorum. Şu halinize bakın. Sayende Gülcan da futbol eleştirmeni oldu başımıza.
G: Ya abi.
P: Aman aman tamam sizle uğraşılmaz. Bu sarışın beni parçalar sonra gol filan yerlerse.
C: Ha şunu bileydin akıllı aşkım benim der ve öpücük atar.
Devre arasında Gülcan odasına gider.
G: Eline sağlık Günçiçek abla.
C: Güle güle kullan canım.
2. yarıyı Güneyle baş başa izlerler.
C: Totem filan mı yapsak? Baksana gol olmuyor.
P: Ne yapcaz hayatım? Dur ben buldum el ele tutuşalım enerji,sinerji filan yaratalım.
C: Güzel fikir.
El ele tutuşurlar ve 1 dakika geçmeden gol olur.
C: Gool be! E sen niye sevinmiyorsun?
P: Hayatım unuttun galiba ben Beşiktaşlıyım.
C: Eee? Ben şimdi tek başıma mı sevineceğim burada sevincimi paylaşmayacak mısın yani?
P: Paylaşmazsam olmaz herhalde.
C: Yani sonuçta beşiktaşla oynamıyoruz hadi sizin takım olsa tamam. Hem zaten derbi maçlarını özellikle Gs-Bjk maçlarını ayrı ayrı izleme kararı almıştık ilişkimizin zedelenmemesi adına.
P: (Gülümseyerek) Evet e sarılalım bari o zaman gol sevinci olarak gel bakıyım der ve sarılırlar.
Gülseren ve Kemal eve gelirler .
K: Hadi çocuklar geç oldu siz de yatın. Yarın okulunuz var.
P: Tamam baba. İyi geceler canım. Rüyanda beni gör der Günçiçeğin kulağına eğilerek.
C:Hiii ! Az daha unutuyordum.Güney evin anahtarını versene. Ya aslında dün yapmam gerekirdi ya tüh.
P: Neyi kızım? Hem napcan evin anahtarını sen?
C: İlk defa bir evde kalıyorsan o evin anahtarını yastığının altına koyuyormuşsun ve rüyanda evleneceğin kişiyi görüyormuşsun. Bana da salça söyledi.
P: (Güler)İnanmıyorum sana Günçiçek ya. İyi al bakalım.
Sabah olur. Durağa giderlerken;
P: E Günçiçek görebildin mi rüyanda evleneceğin adamı?
C: Evet bir şeyler gördüm.(Durgun bir ses tonuyla)
P: Eee kimmiş? Tanıyor muyum ben?
C: Tanıyorsun. Aman boşver kimse kim saçma zaten sen haklıydın inanmamak gerek böyle şeylere. Rüya yani sonuçta boşver.
P: Bir dakika nasıl boşver sen kimi gördün ki rüyanda? Beni görmedin mi?
Günçiçek ciddi,üzgün ve düşünceli bakışlarla Güney’e bakıyordur.


Bölüm sonu.

elitay88
02-12-12, 00:49
12. Bölüm

P: Eee aşkım hala bir cevap vermedin?
C: Soru neydi?, der bilmezden gelerek.
P: Günçiçeek çıldırtma beni kimi gördün? Yoksa okula yeni gelen dallama mı? Ha?
C: Güney sakin ol hayır o değil.
P: Ferit. Ferit di mi? Gidip ağzını burnunu kırcam ya rüyalarına giriyor demek.
C: (Gülerek) Yani Güney inanmıyorum şu haline. Hani sen inanmazdın böyle şeylere? Neden sinirleniyorsun bu kadar?
P: Orasını karıştırma. İnanmıyorum ama başkasını rüyanda görmene de dayanamıyorum.
C: Başkası yok bir tek sen varsın. Sadece dün benle dalga geçmiştin ya bir ders vermek istedim sana. Şaka yaptım. Rüya filan göremedim ya yada gördüm hatırlamıyorum.
P: Öh yani Günçiçek böyle şaka olur mu kızım? Gülmeee! Gülme bak der ve Günçiçeği tutup saçından öper.

Okul bahçesi

Mert telefonla konuşuyordur.
T: Gülcan. Nasılsın canım? Ne yapıyorsun?
G: İyiyim aşkım okuldayım işte ders filan.
T: Ya ne diycem akşam seni de alıyım sinemaya filan gidelim.
G: Ha olmaz benim ders çalışmam gerek.
T: Yarın gidelim o zaman.
G: Ya yarın da olmaz sınavlar yaklaştı.
T: Tamam canım hadi neyse iyi dersler sana, der ve telefonu kapatır.
Yanına Sevil gelir.
S: Hayırdır ne bu surat?
T: Yok bir şey karabiberim.
S: Hadi be ordan kimi kandırıyorsun? Anlat hadi anlat ki ben de bir derdim olunca gelip senin başını şişiriyim. Dün nutuk atıyordun ya iyi ya da kötü şeyleri birbirimize anlatıcaz diye.
T: Ya aslında belki ben abartıyorum ama Gülcan’la pek görüşemiyoruz. Sözlendik ama hala böyle oturup adamakıllı konuşamadık bazı şeyleri.
S: Bence acele etme her şey zamanla olur. Tanırsınız birbirinizi.
T: Doğru söylüyorsun daha tanımıyoruz birbirimizi.
S: Zaman ver kendine de Gülcan’a da. Zamanla her şey rayına oturur. Sıkma canını sen.
T: Sağol be karabiberim. Meğer senle konuşmak ne iyi geliyormuş bana.
Sevil gülümser. Hadii sınıfa.

Ders çıkışı


P: Arkadaşlar kafe için malzeme almaya gidicem ben görüşürüz akşam dizelde.
T: Görüşürüz kardeşim.
Paşa gider.
Ferit Günçiçeğin yanına gelir.
F: Günçiçek 5 dakika konuşabilir miyiz lütfen?
C: Peki tamam. Arkadaşlar siz gidin akşam görüşürüz.
F: Aslında nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum. Yani biraz çekiniyorum.
C: Söylesene Ferit. Bak biz arkadaşız zor günler geçirdiğini biliyorum.
F: Ben daha fazla Nevriye hocaya yük olmak istemiyorum. Kenarda biraz paramız varmış, onunla küçük bir eve çıkmayı düşünüyorum.
C: Ne güzel. Peki benim yapabileceğim bir şey var mı?
F: Aslında var. Ben yabancı bir yere taşınmak yerine sizin mahalleye taşınmak istiyorum. Tabi senin ve diğerleri için bir sakıncası yoksa.
C: (Düşünür ve Ferit’in zor durumdaki haline bakarak )Yok canım ne sakıncası, der. Hem babam sana yardımcı da olur muhtar sonuçta iyi bilir kiralık evleri,insanları tanır. Kazıklanmazsın en azından.
F: Ben ne tepki vereceğini bilemediğim için tedirgin oldum biraz. Yanlış anlaşılsın istemedim o yüzden ilk sana söyledim.
C: İyi yapmışsın. Neyse sonra görüşürüz.
F: Görüşürüz.

Dizel Kafe:

Herkes kafededir. Bir Günçiçek gelmemiştir.
G: Ee Salça Cimbom nerde?
N: Demin konuştum yoldaymış geliyormuş.
Cimbom gelir.
C: Merhaba.
P: Hoş geldin hayatım da nerdesin sen ya? Ben de diyordum benim sevgilim erken gelir özler beni diye.
C: Ya bir işim vardı da.
P: Allah Allah! Senin benden önemli ne işin vardı?
C: Ya ben aslında Feritle konuştum. Daha doğrusu o benimle konuşmak istedi.
P: Ne diyormuş gereksiz uzun?
C: Durumunu biliyorsunuz zor günler geçiriyor. Artık Nevriye hocanın evinde daha fazla kalmak istemiyormuş. Kendini rahatsız hissediyormuş böyle yük de olmak istemiyormuş daha fazla Nevriye hocaya.
P: Eee!(sinirlenerek) Bak sakın bizde kalacak filan deme bozuşuruz ona göre.
C: Yok canım da işte bizim mahalleye taşınacakmış.
Paşa ve diğerleri: Neee?
P: Başka mahalle mi kalmamış neden buraya taşınmak istiyormuş? Gerçi ben sebebini tahmin ediyorum ama. Umarım tahmin ettiğim şey değildir.
C: Ya yok Güney saçmalama. Kenarda biraz parası varmış. Öyle lüks semtlere de parası yetmez tabi o da yabancılık çekmeyeceği bir yere taşınmak istiyormuş.
P: Peki senden ne istiyormuş?
C: Ya işte babam muhtar ya yardımcı olur diye geldi bana söyledi çocuk.
P: Bak zor durumda olduğunu bildiğim için bir şey demiyorum. Ancak bir yamuğunu görürsem mahalleye adımını atamaz söyliyim.
T: Yani gereksiz uzun filan ama iyi çocuk Ferit. Terso bir hareket yapacağını sanmam yaparsa dalarız zaten kardeşim.
C: Yanii?
P: Yani gelsin taşınsın taşınacaksa biz de elimizden geldiğince yardımcı oluruz.
C: Aslan aşkım.
N: Ayy! Mahallemize yeni dedikodu malzemeleri geliyor.
S: Yani senin de işin gücün dedikodu be salça.
N: Ben gidiyim bunu bir teyzoşlarıma anlatayım.
C. Dur ben sizinle konuştuğumu haber vereyim de rahatlasın çocuk.
P: Hoop! O kadar uzun boylu değil. Yarın okulda hep beraber söyleriz. Hatta gerekirse taşınmasına yardımcı da oluruz.
C: Peki tamam öyle olsun.
Kafeye güzel ,bakımlı 2 kız gelir.
Orço: Paşaa! Sen hiç zahmet etme ben gider sorarım ne istediklerini.
P: Otur lan yerine kafe burası müşterilere sarkma yeri değil.
O: Ama kızlar da taş be. Cimbomcuğum eğer biz yokken de kafeye böyleleri geliyorsa Paşacımın gözü gönlü açılıyordur çalışırken.
P: Orço eceline mi susadın oğlum?
C: Bana bak Güney servis yaparken önüne bakcaksın,işine konsantre olcaksın yok öyle kızlara bakmak.
O: Cimbom yengem haklı vallaha Paşacım yok öyle kızlara bakmak sen sözlüsün ama ben boştayım ben bakabilirim.
P: Oğlum sen niye olmayan şeyleri benim sözlümün aklına sokmaya çalışıyorsun. Hayatım bilmiyor musun benim gözüm senden başkasını görmez.
C: (Güney’in gözlerinin içine bakarak)Görmez di mi?
P: (Gülümseyerek) Görmez.
Birden kafeden içeriye biri girer bu tanıdık birisidir ve herkes ona bakar.

Bölüm sonu.

elitay88
03-12-12, 13:28
13. Bölüm



Gelen kişi Furkan’dır.


F: Oo tüm varoşlar toplanmış yeni varoş arkadaşları için toplantı yapıyorlar galiba.
P: Ulan hemen defol git buradan yoksa…
F: Sakin ol Paşa ben sadece seni uyarmaya geldim. Ferit’in başına gelenler bir gün senin de başına gelebilir dikkat et.
Orço: Günçiçeğin Feritle beraberken Paşaya dönmesini ima ediyor.
Diğerleri Orçoya sinirle bakar.
O: Tamam ya sustum.
P: Çık git elimden bir kaza çıkmadan.
Furkan gider ama sinirler gerilmiştir.
C: Aşkım sakin ol. Bak seni çıldırtmak için bilerek yapıyor.
P: Söylediklerine 1 gram ihtimal vermiyorum ama senin hakkında böyle konuşması beni deli ediyor.



Ertesi Gün:
Ferit Günçiçeğin babasıyla konuşmuş ve ev tutmuştur. Ancak evin çok işi vardır. Pis yedili Ferit’e bu konuda yardım etmeye karar verir. Erkekler evi boyar, kızlar da temizlik yapar. Bütün işler bitmiştir.
F: Ya arkadaşlar sizlere çok teşekkür ederim. Siz olmasanız tek başıma halledemezdim böyle 1 günde her şeyi.
P: Sıkıntı yok bizde düşene tekme vurulmaz yardım eli uzatılır.
F: Eyvallah.
T: He bir de dalınacak biri olursa birlikte dalınır.
Diğerleri güler.

Akşam:
C: Anne telefonum nerde?
Ç: Ne biliyim kızım nereye koyduysan ordadır.
C. Sağol annecim çok yardımcı oldun.
Ç: En son nereye gittin?
C: Ferit’in yeni evine temizlik yapmaya. Haa tabi ya orda unuttum ben bir koşu gidip alayım.
Günçiçek Feritlere telefonunu almaya giderken Paşa Günçiçeği yolda görür seslenir ama Günçiçek duymaz. Güney de onu takip eder ve Ferit’in evine girdiğini görünce sinirlenir.
P: Ya kızım senin ne işin var o evde hem de bu saatte? Anlarız bakalım der. Ferit donmuş bir şekilde bahçede oturuyordur.
C. Ya Ferit ben telefonumu burada…Unutmuşum. Neyin var senin? İyi misin?
F: Günçiçek! Babam, babam Günçiçek. (Ağlıyordur)
C: Nolmuş babana? Konuşsana Ferit. Kötü bir şey mi? He söylesene.
F: Babam hapishanede intihar etmiş. (Günçiçeğe sarılır.)
Onları uzaktan böyle gören Paşanın aklına Furkan’ın sözleri gelir. Kalbi inanmak istemiyordur ama gözleri de ne gördüğünü unutamıyordur. Ya gerçekten Günçiçek Ferit’i bir zamanlar sevdiyse,aşık olduysa ve bu aşk ayrılıkla alevlendiyse diye düşünmeye başlamıştır. Bu düşünceler beynini kemiriyordur. Günçiçeğin gerçekte kimi sevdiğini öğrenmek için bir şeyler düşünmüştür.




P: Günçiçek hemen sahile gel. Seni burada bekliyorum.
C: Peki gelirim de sesin neden tuhaf?
P: Gelince konuşuruz.
Güney yüzüğüne bakıp gördüğü manzarayı düşünüyordur. Aklı ve kalbi kavga içindedir. Aklı “gözüne inan aralarında bir şeyler olabilir”, kalbi ise “aşkına güvenmelisin bunun mutlaka bir açıklaması var” diyordur.
Günçiçek Güney’in yanına oturur.
C: Canım ne oldu koşarak geldim sesini öyle duyunca.
P: Günçiçek ben bir karar aldım.
C: Ne kararı aşkım? Ya aslında ben de kötüyüm biliyor musun bugün…
P: Ara verelim.
C: Nee? Neye ara verelim?
P: İlişkimize.
C: Güney sen ne diyorsun ya?
P: Biraz düşünelim diyorum, belki soru işaretlerimiz vardır. Onlara cevap bulmak isteriz. Belki söyleyemediğimiz şeyler vardır birbirimize. Kafamız karışıktır.
C: Güney ne saçmalıyorsun sen Allah aşkına? Dediklerinden hiçbir şey anlamadım. Açık konuş benimle lütfen. Ayrılmak mı istiyorsun?

P: Hayır saçmalama. Sadece bir süre okul dışında görüşmeyelim. Duygularımızı tartalım, emin olalım diyorum.
C: Peki madem öyle istiyorsun sen bilirsin. (Ağlamaklı bir ses tonuyla) Yüzükler?
P: Onu çıkarmak için henüz erken. Hem buna sen karar vericeksin. Önce bir emin olalım da.
C: Neyden?
P: İlişkimizden.
C: Ben zaten eminim de sen iyi düşün taşın kararını bana bildirirsin iyi geceler.

Günçiçek ağlayarak odasına gider.
Ç: Ne oldu kızım? Ne bu halin?
C: Kavga ettik anne oldu mu? Rahatladın mı? Güney emin olmak istiyormuş ara verdik ilişkimize.
Ç: Yaaa der, çok üzüldüm.
C: Anne lütfen beni yalnız bırakır mısın?
Ç: Ağlama çocuğum hele de o Güney için.
C: Anne lütfen.
Ç: Tamam, der Günçiçeğin alnına bir öpücük kondurur.

Sabah:
Herkes duraktadır.
N: Ya millet duydunuz mu dün gece Ferit apar topar evden çıkmış teyzoşlarım görmüş.
S: Aman be kızım yani sana da dedikodu malzemesi çıktı.
N. Nerde olabilir ki acaba?
C: Babasının yanındadır nerde olacak?
Paşa şaşırmıştır.
P: Nasıl yani?
C: Ya dün temizlik yaparken telefonumu orda bırakmışım almaya giderken telefon gelmiş babası hapishanede intihar etmiş. Durumu iyiymiş ancak Ferit hastaneye gitti işte üzgündü.
P: Demek o yüzden sana sarıldı. (gülümser)
C: Efendim bana bir şey mi dedin?
P: Günçiçek 5 dakika derse girmeden konuşalım olur mu?
C: Aaa! Emin misin dün benimle konuşmama kararı almamış mıydın?
P: Açıklayacağım lütfen.

Bahçede otururlar.
C: Açıkla bakalım. Seni dinliyorum.
P: Ben dün sizi Feritle sarılırken gördüm.
C: Vee..
P: Vee Furkan’ın saçmalıkları kulağımda çınladı resmen.
C: Sana ihanet ettiğimi düşündün.
P: Hayır. Kafanın karışmış olabileceğini düşündüm.
C: Saçma sapan sonuçlara varmadan önce keşke benimle konuşsaydın.
P: Biliyorum aptallık ettim. Özür dilerim binlerce kez. Şüphe etmemem gerekirdi ama napıyım? Olaylar o kadar üst üste geldi ki kalbimle düşünemedim.
C: Sen aşkımızdan şüphe ettin.
P: Lütfen Günçiçek böyle yapma nolur üzme beni.
C: Sen üzdün ama beni hem de çok.
P: Böyle konuşma aşkım. Seni eski sevgilinden kıskandım sadece hani tıpkı senin Elçin’i kıskanıp bana atarlandığın gibi.
C: Ya sen şimdi neden o konuyu açıyorsun benim sabrımı mı ölçüyorsun? Hem sen hala orda mısın?
P: Ben buradayım Günçiçek hep buradayım, diyip Günçiçeğin ellerini tutar ve öper.
C: Şimdi ilişkimiz?
P: Tam gaz devam tabi kendimi affettirebildiysem. Günçiçek iyiyiz di mi?
C: ( Gülümser) İyiyiz ama bak bir daha.
P: Aşkımızdan şüphe etmiycem.

C: Hadi sınıfa girelim üşüycez burada.
Sınıfa girdiklerinde şok olurlar.


Bölüm sonu.

elitay88
04-12-12, 17:48
14. Bölüm

Günçiçek ve Güney sınıftan içeri girdiklerinde gördükleri manzara karşısında şok olmuşlardır. Trafo ve Özgür kavga ediyorlardır.
P: Noluyor burada be ayrılın. Traf oğlum napıyorsun? Okuldan mı atılmak istiyorsun?
T: Ya bırak Paşa ya. Bu tikican Sevil’e asılıyordu.
Sevil: Ya ne asılması anlamadan dinlemeden. Sohbet ediyorduk Özgürle sadece.
P: Tamam hocam bir yanlış anlama olmuş diyelim uzatmayalım.
Özgür yerine geçer.
Neşe: Gördün di mi Cimbom?
C: Evet ve gördüğüm bu manzara beni çok korkuttu.
N: Korkuttu mu o niye?
C: Çünkü eğer gerçekten Mert Sevil’e karşı bir şeyler hissediyorsa ortalık yine karışacak demektir. Paşayla Trafo birbirlerine girer bu mesele yüzünden ondan. Bu sefer ben bile onu sakinleştiremem.
Okul çıkışı:
P: Ne oldu kız düşüncelere dalmışsın? Hayırdır ne düşünüyorsun?
C: Yoo. Öylesine gözüm dalmış.
P: Ha. İyi ama buraya dön yarını konuşalım.
C: Yarın mı? İnanmıyorum yoksa…
P: Evet kızım yarın hafta sonu değil mi? Bir şeyler yapalım diycektim.
C: Ha o kadar yani sadece haftasonu.
P: Günçiçek iyi misin hayatım?
C: İyiyim ama yarın nasıl olurum hiç bilmiyorum.

Yarın Günçiçekle Güney’in sevgili olmalarının yıldönümüdür. Ancak Günçiçek Güney’in hatırlamadığını düşününce üzülmüştür. Kızların yanına gider akşam.
Sevil: Hoş geldin Cimbom biz de seni bekliyorduk. Ne bu surat kızım?
N: Ay ne oldu bak anlat çabuk biliyorsun çatlarım.
S: Kızım bir sus da anlatsın kız.
C: Ya kızlar yarın bizim sevgili olmamızın yıldönümü.
S: Ne güzel. İyi de sen neden üzgünsün bir plan yapalım istersen.
C: Gerek yok. Güney hatırlamıyor çünkü. Bugün ağzını aradım da hiç hatırlamadı yani.
N: Benim bildiğim Paşa unutmaz.
S: Valla benim bildiğim de.
C: Unuttu e tabi onca yıl geçti aradan.
S: Sahi ya kaç yıl oldu?
C: Tam 4 yıl oldu. Tabi 1 yılı saymamam gerek çünkü 1 yıl ayrıydık.
N: Olur mu kızım saymak gerek. Ayrılık da sevdaya dahildir.
S: Salça doğru söylüyor hem ben Paşanın bugünü unutucağına hiç ihtimal vermiyorum bak görürsün.
C: Neyse ya boşverelim bu konuyu Sevil sen Özgürle…
S: Aman yok be kızım Özgür hoş çocuk, iyi çocuk ama o kadar.
N: Haa aşık değilim diyorsun.
S: Ne aşkı ya ben bir kere aşık oldum ve ağzımın payını aldım.
C: Ya böyle söyleme Sevil. Hem belki mutlu olursun Özgürle belli çocuk sana karşı boş değil.
S: Evet bugün bana çıkma teklifi etti zaten.
N: Ne? Neden ben şimdi öğreniyorum? Neden bana söylemiyorsun? Aşk olsun Sevil.
C: Ya bir dur kızım. Sen ne dedin peki?
S: Ne diycem olmaz dedim kafam karışık dedim. Ya kapatalım bu konuyu lütfen. Hadi çaylarımızı tazeleyim ben.

Ertesi gün:
Güney Günçiçeğe mesaj atar 15 dakika sonra seni almaya gelicem hazırlan. Günçiçek mesajı gördüğüne çok sevinir.
C: Demek unutmamış aşkım benim ya. Ben de çocuğun günahını almışım unuttu diye.
Kapı çalar.
P: Hadi canım hazırsan çıkalım.
C: Nereye gidiyoruz Güney?
P: Dizel arabasını tahsis etti malzeme alacağımız adamlarla görüşmeye gideceğiz. Sonra da oturur çay filan içeriz bir yerlerde.
Günçiçeğin yüzü düşmüştür.
C: İçeriz çay içeriz. Tamam gidelim.
P: İyi misin canım sen canın sıkkın gibi biraz neden?
C: Yoo sana öyle gelmiştir. İyiyim hadi gidelim. Bekletmeyelim insanları orda.
Arabada:
C: Güney baya uzaklaşmadık mı niye bu kadar uzak bir yerde görüşme ayarladın? Hem benim ne işim var ki sen adamlarla görüşeceksin ben napıcam orda?
P: Aşkım ne çok soru sordun ha! Gidicez işte birazdan hem uzun sürmez görüşme öyle o yüzden beraber gidelim dedim. Çay içeriz. (güler)
C: Ne gülüyorsun ya? Biz anca çay içeriz zaten . Bugünün üstüne soğuk su da içelim olur mu aşkım?
P: Niye sinirlendin sen şimdi sarışınım?( Güler)
C: Karşımda gülüp durduğun için olabilir mi acaba?
P: Napıyım sinirlenince hem çok komik hem de çok tatlı oluyorsun.
C: Gelmedik mi hala?
P: Geldik canım. Burası işte.
Göl kenarında bir yere gelmişlerdir.
C: E Güney burada kimse yok. Yanlış gelmiş olmayalım.
P: Yanlışlık yok in hadi.
Arabadan inerler ve hazırlanmış bir masa görürler.
C: Aşkım!
P: Yıldönümümüz kutlu olsun canım. Nice senelere.
Günçiçeğin gözleri dolmuştur.
P: Ne o kız ağlıyor musun?
C: Duygulandım biraz da ben beklemiyordum hiç yani unuttun sandım.
P: Unutmak böyle bir günü?
C: Çok güzel her şey sen mi hazırladın hepsini?
P: Yok aslında bizimkilerden yardım aldım.
C: Ha onlar da bu süprizin içinde yani. Hainler ya hiç de renk vermediler dün ha.
P: Hadi gel.
Oturup yemeklerini yerler. Güney Günçiçeği eve bırakır.
C: Güney. Çok güzel bir gündü.
P: Seninle her gün güzel.
C: (Gülümser) İyi geceler aşkım.
Güney Günçiçeği dudağından öper.
C: Güney napıyorsun annem görcek şimdi?
P: Görürse görsün sözlün değil miyim.
C: Görüşürüz.
Birden kapı açılır.
C: Anne bak yine nerde kaldınız diyeceksen hiç deme sakın. Geldik işte.
Çiçek telaşla:
” Günçiçek!”der. Elinde telefonla öylece kalakalmıştır.
C: Anne ne oldu? Bir şey mi oldu? Annee! Anne cevap ver.
P: Çiçek teyze iyi misiniz? Çiçeğin elindeki telefonu alır.
P: Alo!, der. Telefondan cevap gelmiyordur. Günçiçek ve Güney birbirlerine bakarlar. Çiçeği kolundan tutuyorlardır. Çünkü ayakta zor duruyordur Çiçek. Eve girerler hemen koltuğa oturturlar Çiçeği. Güney ve Günçiçek ne olduğunu anlamaya çalışıyordur. Birbirlerine bakarlar.

Bölüm sonu.

elitay88
05-12-12, 12:13
15. Bölüm

Cimbom: Annecim şu suyu iç ve sakin sakin anlat bize. Ne oldu?
Ç: Kızım az önce haberlerde söyledi Ankaraya giden bir uçak düşmüş. Bir sürü yaralı varmış. Baban bugün Ankara’ya gidip gelecekti biliyorsun evrak işleri için.
C: Anne! Babama bir şey mi olmuş yoksa?
Ç: Aradım telefonu kapalı ulaşılamıyor. Ne yapıcam hiç bilmiyorum.
Güney diğerlerine mesaj atar acil durum diye, kapı çalar gelen pis yedilinin diğer üyeleridir.
Sevil: Cimbom iyi misin canım şimdi duyduk.
Neşe: İyi misin anacım bak sen yüreğini ferah tut tamam mı Orhan amcaya bir şey olmamıştır.
T: Evet ya Orhan amcayı bu sabah gördüm ben gayet iyiydi, belki hiç gitmedi.
C: Güney!, der sesi titreyerek. Ya babama bir şey olduysa.
P: Sakin ol hayatım daha hiçbir şey belli değil belki babanın burnu bile kanamadan kurtuldu, belki hiç binemedi o uçağa belki başka uçaktaydı. Hiçbir şey bilmiyoruz ki henüz.
C: Ya bindiyse.
Televizyondan yolcu listesi açıklanırken Orhan Seymen adını duyunca;
Ç: Orhan! (Ağlıyordur)
C: Baba! Der ve bayılır.
P: Aşkım. Peker kolanya getir. Bir şey getir. Günçiçek hayatım aç gözlerini.
S: Çiçek teyze kendinize gelin ,karakolu arayalım. Çiçek kendine gelir ve Günçiçeğin yanına gider.
Ç: Günçiçek bebeğim hadi aç gözlerini babanı bulmaya gidelim. Günçiçek kendisine gelir. Annesine sarılır. Biraz daha kendilerine gelmişlerdir. Tam evden çıkacaklarken kapı açılır ve gelen Günçiçeğin babasıdır.
Çiçek: Orhanım. Burdasın hayattasın diyerek kocasına sarılır. Günçiçekte babasına koşar ve sarılır.
Orhan: Ne oldu ya ne bu haliniz? Hortlak görmüş gibi bakıyorsunuz.
C: Babacım biz sana bir şey oldu sandık. Annem seni aramış ulaşamamış, sen de bugün Ankaraya gidecekmişsin,haberler de uçak düştü denilince senin de adın geçince biz çok korktuk.
Orhan: Ne! Uçak düşmüş mü? Bileti aldım ama burada ikametgah işleri çıktı iptal ettirdim. Yazık ya ölen var mıymış?
P: Yok Orhan amca da bir sürü yaralı var dediler. Ondan korktuk.
Orhan: Orhan amca mı? Kızıyorum ama Orhan baba diyebilirsin oğlum.
P: (Gülümseyerek)Peki Orhan baba.
Ç: Allah yakınlarına sabır versin. Orhan sen de olabilirdin orda diyerek sarılır.
N: Allah korumuş diyelim Orhan amcamızı.
S: Geçmiş olsun Orhan amca Çiçek teyze.
T: E hadi bize müsaade.
S: Hadi iyi geceler.
P: Canım ben de gidiyorum iyisin di mi?
C: İyiyim merak etme. Hadi yarın görüşürüz.

Pis Yedili okula gelir. Özgür yoktur.
S: Aa Özgür nerde? Sınıf listesinden adı da silinmiş.
N: Az önce duydum misafir öğrenciydi ya misafirliği bitmiş.
T: Ne üzüldüm ne üzüldüm.
N: Karabiber sen diyorsun?
S: Ne diyim ya? Yolu açık olsun.
N: Ay ne kadar vurdumduymaz oldun sen anacım? Şahsen ben bile üzüldüm.
Can: Sen niye üzülüyorsun ki şekerim?
N: Ben niye üzüliyim cancağızım kendim için değil hani Seville iyi arkadaşlardı ya o bakımdan dedim.
C: Neyse hayatımın Neşesi ben sana bir sürpriz yaptım.
N: Ne ne süprizi hemen söyle söyle bak çatlarım burada?
C: Hani kızlarla bir konsere gitmek istiyordun ya çok.
N: Evet ama biletler çok pahalı biz vazgeçtik.
C: Gerek yok vazgeçmenize çünkü sevgilin gitti ve bugün size 3 tane bilet aldı.
N: Ay harikasın ya aşkım. Ben gidiyim kızlara bu müjdeyi veriyim.
N: Kızlar hadi hazırlananın akşama konsere gidiyoruz.
S: Nasıl? Saçmalama kızım konser bileti 1 kişi 100 tl. Nasıl ödiyecez?
N: Ödemiycez ki Cancağızım gitmiş bize 3 tane bilet almış hem de VIP den.
C: Ay inanmıyorum harika. O zaman erken çıkalım oyalanmayalım.
Güney ve Trafo gelir yanlarına.
P: Hayırdır kızlar ne bu sevinç ne bu Neşe?
C: Aşkım Can eniştemiz bize 3 tane konser bileti almış VIP den. Kızlarla ne zamandır gitmek istiyorduk işte akşam ona gidicez.
P: Can enişteniz öyle mi? Sen bir 5 dakika benimle gelsene hayatım.
C: Güney kolumdan çekiştirmesene ne oldu?
P: Günçiçek sen kime sordun da akşam konsere gidiyorsun? Benim niye haberim yok? Annene babana sordun mu?
C: Çünkü ben de daha yeni öğrendim. Hem şimdi haberin oldu. Annemlere gelince kızlarla olduğum için izin verirler.
P: Öyle mi? Ben gitmeni istemiyorum.
C: Nedenmiş?
P: Çünkü o konser biletini Can aldı ve bildiğim kadarıyla hiç de ucuz değil.
C: Eee?
P: Ne demek ee? Hadi kıyafetleri kabul ettik, jestlerine sesini çıkarmadık ama bu kadarı fazla oluyor artık. Çocuk resmen parasıyla gösteriş yapıyor ya hava atıyor.
C: Ben sana katılmıyorum. Bunda bir kötülük göremiyorum. İçinden gelmiş almış biletleri. Kırk yılın başı konsere gidicem neden böyle yapıyorsun?
P: Sen çok gitmek istiyorsun yani? İyi sen bilirsin.
C: Evet ama sen böyle yaparsan gidemem.
P: Kimin konseriymiş?
C: Murat Boz.
P: Ha bak işte şimdi hiç olmaz.
C: Neden ya?
P: Benim sevgilim gidicek orda adamın biri için bağıracak, sonra konserde asılan masılan olacak,içki filan da vardır hem ben seni hayatta tek göndermem oraya.
C: Ha şimdi anlaşıldı senin derdin. Sen ortam yüzünden gitmemi istemiyorsun ama aşkım orası VIP.
P: Ben anlamam VIP falan gitmiyceksin dedim o kadar bitti.

Günçiçek Seville Neşenin yanına gelir.
N: E ne oldu ne dedi Paşa?
C: Bir sürü şey söyledi özetle gidemezsin dedi, tek gitmemi istemiyormuş beyefendi. Bir de Can’ı bahane ediyor önce gösteriş yapıyormuş da bilmem ne. Asıl derdi ortam içkili filan ya. Murat Boz diyince de sinirlendi hayır senelerdir millet Tarkan’a gidiyor. Diğer gidenlerin hiç sevgilisi yok sanki.

S: Neyse ki benim papaz olabileceğim bir sevgilim yok bizimkiler izin verdi ama Cimbom ya sensiz olmaz.:icon_sorr
C: Ne yapıyım kızım bizimkiler izin verir ama Güney surat yapar. Daha yeni barıştık şimdi bir de.:icon_whis
N: Of ya! Neden hep bir sorun çıkıyor.:icon_sorr
C: E siz gidin işte Karabiberle benim yerime de Can gelir.
N: Olmaz öyle şey.:calis
S: Evet anca beraber kanca beraber. Sen gitmiyorsan biz de gitmeyiz.
C: Yaa! Canlarım benim ya. E o zaman akşam bize gelin bari oturalım film filan izleriz. Pijama partisi yaparız.
S-N: Olur.

Çıkış:


P: Ne o hala surat mı yapıyorsunuz bana Günçiçek hanım hı?
C: Evet surat yapıyorum bir süre de devam edicek.
P: Hayatım yapma ya tvden izlersin, dinlersin şarkılarını.
C: Hee aynı şeydi çünkü. Kırk yılın başı konsere gidicektim ama sayende gidemiyorum. Ben gitmiyorum diye kızlar da gitmiyor kına yakabilirsiniz yani.
P: Haydaa. Ne alakası var. Günçiçek. (Günçiçeğin peşinden gider)


Akşam kızlar Günçiçeklere gelmişler tv izliyorlardır. Konsere 2 saat kalmıştır.
C: Ah be şimdi konsere hazırlanmak vardı. Ama benim aşkım sağolsun konser keyfimize limon sıktı.
Kapı çalar. Günçiçek kapıyı açar ve karşısındakileri görünce çok şaşırır.

Bölüm sonu.

elitay88
07-12-12, 13:02
16. Bölüm



Cimbom: Aa! Sizin ne işiniz var burada?
Güney: Süpriiz! (Güney,Can,Mert,Peker,Orço arabayla gelmişlerdir.)
C: Ne süprizi?
G: Hadi hazırlanın hep birlikte konsere gidiyoruz. 1 saatiniz var ona göre biz arabada bekliyoruz.
C: Ne! Aşkım. (Güney’e sarılır.)
G: Hadi canım fazla vakit yok siz zaten 1 saatte hazırlanırsınız.
C: E yani! İnsan önceden haber verir ama o zaman da sürpriz olmazdı. Neyse ben kızlara haber vereyim.
Sevinçle içeri girer.
C. Ay! Kızlaaar!
S: Ne oldu kızım ne bağırıyorsun?
C: Şu an dışarıda kim var bilin bakalım? Bizimkiler bize sürpriz yapmışlar ve de Can’ın arabasıyla gelmişler. Hazırlanın konsere gidiyoruz.
N: Ne! Cancağızım benim ya.
Hadi hadi hazırlanalım. Kızlar hazırlanır ve arabaya binerler.
Arabada:
G: EE Günçiçek hanım nasıl beğendiniz mi süprizimi?
C: Yani.
G: Yani mi? Kızım sırf sen istiyorsun diye teker teker herkesi ikna ettim be. Seni tek gönderemezdim ben de böyle bir çare buldum.
O: Evet cimbomcuğum en zor da beni ikna etti.
G: Sus lan gereksiz bedava diyince nasıl da atladın? Trafo biraz arıza çıkardı Gülcan da gelecek dedim ses çıkarmadı. Geçerken alacağız şimdi.
S: Aa öyle mi? Ne güzel!
N: Seviil!
Gülcan arabaya biner.
Can: Aslında 9 bilet almam gerekirdi ama ben siz değerli arkadaşlarım için VIP yi kapattım. İşte çam sakızı çoban armağanı.
T: Oğlum bu adama hala anlatmadınız mı çam sakızı çoban armağının nasıl bir şey olduğunu.
Önde Salça ve Orço arkada ise bir tafta Sevil,Mert ve Gülcan, diğer tarafta Peker,Günçiçek ve Güney oturuyordur.

Gülcan: Günçiçek abla sağol ya sayende hayatımda ilk defa bir konsere gidiyorum.
C: (Gülümser) Canım benim ya rica ederim ne demek. Çok güzel olmuşsun bu arada. Biz de öyle aceleyle hazırlandık.
Paşa: Aceleyle mi el insaf Günçiçek 1 saat hazırlandınız.
C: Sen konuşma Güney sen bilmiyor musun o normal zamanlarda bu konsere hazırlanmak için en az 2 saat süre düşünmeniz gerekirdi.
P: Sen çok güzelsin ama hayatım bence daha fazla süreye ihtiyaç yokmuş.
C: Yaa. Teşekkür ederim.
Konser yerine giderler. Masaya meyveler ve içkiler gelir.
Herkese 1 er bardak şampanya verilir.
P: Gülcan sen içmiyorsun canım.
G: Of abi ya!
P: Of deme abiye bak getirdiğime pişman etme beni. Senin yaşın kaç başın kaç?
G: Tamam meyvesuyu içeyim ben.
P: Hayatım sen de 1 kadehten fazla içme bak yarın okul var.
C: Tamam ben zaten alkolsüz kokteyl içicem.
Murat Boz sahneye çıkar. Kızlar ayağa kalkar dans ederek şarkılarını söylerler. Erkekler oturdukları yerden dinlemeyi tercih ederler.
Sevil: Ay ne yakışıklıymış yakından.
N: Taş taş!
Cimbom: Hakikaten ama çok yakışıklı taş değil meteor.
Can: Öhü öhü!
P: Biz kalkalım isterseniz. Ne bu ya sabahtan beri adamı öve öve bitiremediniz. Cincon kendine gel hayatım meteor filan ne oluyoruz? Bak pişman etme beni konsere geldiğime ha.
Gülcan: Ne o abi kıskandın mı? Haklısın aslında kıskanılmayacak biri değil.
T: Gülcaan! Aşkım sen yorum yapma ya istersen.
G: Sen kıskanma aşkım benim için senden yakışıklısı yok bu dünyada.
Sevil: Aman sevsinler.
G: Bir şey mi dedin Sevil abla?
N: Yok bir şey anacım biz Seville şakalaşıyoruz da. Karabiber!
S: Tamam ya banane zaten.

VIP üst katta bir bölme şeklinde aşağıda da ayakta seyirciler vardır. İlerleyen saatlerde beyler de şarkılara eşlik etmişlerdir. Güney Günçiçekle, Mert Gülcanla,Can Neşeyle dans ediyordur. Orço aşağıya başka kızların yanına inmiştir. Sevil de Pekerle dans etmiştir.

Can arabayla arkadaşlarını bırakmıştır evlerine.
Güney: Ya sana yok mok dedim başta ama çok eğlendim be Günçiçek. Sen faktörü işte.
C: Asıl ben çok eğlendim çok güzel vakit geçirdim. Başta kabul etseydin belki bu kadar eğlenemezdim sensiz.
Mert: Ya o zaman daha sık yapalım bu gezmeleri ama bu sefer dördümüz. Ne dersin Paşa?
P: Olur Mert zaten sana sözüm vardı bir gün senin de sevgilin olunca dörtlü gezeriz diye. Gerçi benim kız kardeşimle sevgili olabileceğini hiç tahmin etmiyordum ama neyse artık.
G: Ne zaman gidiyoruz abi?
P: Dur be kızım ayarlarız işte bir gün. Hadi hayatım sen gir içeri biz de dağılırız.
C: İyi geceler!
P: İyi geceler sarışınım! Yarın okulda görüşürüz.
C: Tamam aşkım görüşürüz arkadaşlar.
P: E Traf sen de git evine bak herkes dağıldı zaten Günçiçeği de bıraktık evine biz Gülcanla döneriz.
T: Ben de gelseydim.
P: (Gülcan’a bakar.) Hee iyi gel istiyorsan da yolunu uzatma diye dedim.
E ve gelirler.
P: Hadi kardeşim görüşürüz. Ben içeri giriyorum kız sen de 2 dakika sonra içeride ol.
T: İyi geceler hayatım.
G:İyi geceler canım.

Süprizlerle dolu bir gece olmuştur. Yarın yepyeni bir gündür. Yeni günde yeni olaylar ve heyecanlar Pis yediliyi bekliyor olacaktır.

Bölüm Sonu.

elitay88
08-12-12, 13:16
17. bölüm

Durak
P: Günaydın kardeşim.
T: Günaydın Paşa.
Yanlarına Günçiçek gelir.
C: Günaydın.
P: Vay Traf ya bugünü bir yerlere yaz.
C: Niye noldu ki?
P: Günçiçek hanım tam tamına 15 dakika erken geldi.
C: Güneey!
P: Tamam kızım ya şaka yapıyorum. (Günçiçeği yanağından sıkar sonra da öper.)
T: E Paşa akşam çıkıyor muyuz dördümüz?
C: Dördümüz derken?
T: İşte sen,ben,Paşa ve Gülcan.
C: Ee peki nereye gidicez acaba?
P: Boğaza yemeğe gidelim.
C: Ayy! Çok heyecanlandım ya ama diğerlerine ayıp olmasın.
T: Ne alakası var canım hem bunu aile yemeği olarak da düşünebiliriz sonuçta.
C: Doğru di mi aile sayılırız belki ileride akraba olacağız.
P: Sayılırız ne demek Günçiçek? Öyleyiz zaten. Aslında kocaman bir aileyiz dostlarımızla ama bu dörtlünün yemek yemesi gerekiyor.
C: Gerekiyor mu? O neden?
P: Aşkım biz Mertle hep böyle sevgililerimizi de alıp birlikte gezme planları hayalleri kurardık. Biliyorsun Traf'ın hayatında artık resmi olarak da biri var ve o da benim kız kardeşim ancak kısmet oluyor diyelim.

Günçiçeğin hoşuna gider ve gülümser.
Diğerleri gelir.
S: Günaydın. Hayırdır kızım ne bu neşe? Konserin etkisinden çıkamadın mı?
C: Ne alakası var kızım mutluyum ondan.
Okula giderler.
T: Oğlum akşam kızları boğaza götürürüz dedin de paramız yeter mi ki öyle yerlere bizim?
P: Ne var oğlum bütçemize göre bir yer buluruz biz de. Sarışınım ve kardeşim için bütün harçlıklarım feda olsun be.
T: Sadece dördümüz değil mi kızlar duymasınlar hele salça topa tutar bizi vallaha kurtulamayız elinden de dilinden de.
P: Haklısın kardeşim.
Furkan: Hayatım akşam otelde yemek yiyelim mi?
E: Olur canım da benim şimdi bir işim var gelicem az sonra.
F: Elçin yine noluyor?
E: Bir şey olduğu yok sadece bir arkadaşa bir şey söyliycem o kadar.
Elçin Sevil ve Neşeyi görür.
E: Aaa! Ne ayıp.
S: Ne diyorsun sen neymiş ayıp olan? Açıkta bir şey mi gördün yoksa.
N: (Güler.) HahahaJ
E: En yakın arkadaşınız akşam yemeğe çıkıyor ama size söylemiyor çok ayıp gerçekten.
N: Ne akşamı ne yemeği?
E: Bak şimdi hiç yapılır mı böyle şey hadi çağırmıyorsun söyle bari di mi?
S: Kim nereye çıkıyormuş açık konuşsana kızım.
E: Peki. Günçiçek,Mert ve Güney bu akşam yemeğe çıkacaklarmış Gülcan’ı da alıp ancak sizin haberiniz yoktu galiba neyse önemli değil.
Günçiçek,Mert ve Güney kantinde oturuyordur. Neşe ve Sevil yanlarına gelir.
S: Bravo sana Günçiçek.
N: Yazıklar olsun çatlayacağımı bile bile söylemedin bu haberi bana aşk olsun.
P: Kızlar bir sakin gelin ya.
T: Evet kızlar ne oluyor?
S: Ne olacak akşam hep beraber yemeğe gidiyormuşsunuz.
C: Siz nerden duydunuz?
S: Ne önemi var ya Günçiçek neden bize söylemedin ha. Başbaşa gitmek istiyoruz deseydiniz saygı duymıycaktık sanki neden sakladınız?
N: Evet neden?
C: Ya kızlar vallahi benim de bugün haberim oldu o yüzden.
N: Hayır yani söyleseydiniz Cancağızımla ben de katılırdık size. 3 çift gezerdik.
S: Salçaa konumuz bu mu?
P: Bir dakika sevgilime kızmayın onun bir suçu yok Trafla biz daha önce sözleşmiştik o yüzden baş başa gidicez. Sır filan yok. İsterseniz sizle de gezeriz ama bu akşam o sözü gerçekleştirmek istiyoruz.
C: Evet hem ayrıca neden saklıyım canım?
S: Ya ne biliyim Elçin öyle diyince.
C: Elçin mi? Her taşın altından da bu kız çıkıyor ya. Gel diyor beni parçala.
P: Sakin hayatım sakin.
N: Hıı Paşa ben gelsem bir köşede otursam birbirinizin kulağınıza söylediğiniz aşk sözcüklerini dinlerdim ya da romantizm anlarını izlerdim.
T: Ben diyorum ama bu kız etraftayken insan sevgilisiyle romantizm filan yaşayamaz.
N: Of ya öyle olsun. Anlatacaksın ama Cimbom.

Akşam
P: Hadi kızım hadi Gülcan. Hazır değil misin hala? Bak sözlün nerdeyse gelir.
G: Ay tamam abi 2 ayağımı bir pabuça sokuyorsun hazırım.
Mert gelir.
M: Çok güzelsin canım.
P: Öhü Öhü!
Siz bekleyin şurda ben Günçieçği alıp geleyim.
Telefon eder Güney.
P: Hayatım ben geldim kapıdayım seni bekliyorum. İn hadi aşağıya dondum bak.
C: Tamam canım koşa koşa iniyorum.
P: Günçiçek hayatım çok güzelsin. Hayırdır kız bu ne şıklık?
C: Sevgilim için özendim biraz. Ne de olsa bu bizim ilk dörtlü olarak dışarı çıkışımız di mi?
P: Aferin gel bir öpiyim.
C: Yaa Güney dur! Annem camda.
P: Hay anana!
C: Efendim?
P: Annen diyorum ne düşünceli bir insan hep bizi düşünüyor belli ki. El sallar Çiçeğe.
Taksiye binip güzel bir mekana yemeğe giderler. Mekan çok şıktır.
C: Aşkım ya burası çok pahalı bir yere benziyor daha sade bir yere gitseydik.
P: Olur mu hayatım ne var kırk yılın başı yemeğe çıktık. Olsun o kadar.
G. Aşkım burası çok güzel.
T: Daha nice yemeklere götürecem ben seni bak gör ileride çok güzel günlerimiz anılarımız olacak.

Yemek için masaya otururlar. Birden kapıdan 2 kişi girer. Güney,Mert ve Günçiçek şaşkınlıkla gelen bu 2 kişiye bakarlar. Bu ilginç tesadüf onları çok şaşırtmıştır.


Bölüm sonu.

elitay88
09-12-12, 12:42
18. Bölüm


Gelen kişiler Elçin ve Furkan’dır. Elçin Güney,Mert ve Günçiçeği görünce şaşırır. Çünkü bu tesadüfü o değil Furkan ayarlamıştır.
F: Aaa! Tesadüfe bak bu varoşlar da buradaymış.
E: Furkan biliyordun değil mi? Bilerek beni buraya getirdin.
F: Hayatım uzatmayalım ve bunlarla da muhatap olmayalım. Yerlerine otururlar.
T: Herife bak ya! Geldi gene keyfimize limon sıktı.
P: Hayır kardeşim bu geceyi kimse bozamaz biz izin vermezsek.
C: Aşkım haklı biz umursamazsak onlar da keyfimizi kaçıramaz.
G: Abi noluyor? Furkan’ın yanındaki Elçin abla mı?
P: Gülcan sanane kimse kim kızım.
T: Evet hem sen neden ilgilendin bu kadar?
G: Yok artık Mert Furkan’ı kıskanabileceğimi düşünmüyorsun herhalde.
C: Aaa! Ne konuştuk ama biz siz ne yapıyorsunuz ya!
P: Tamam güzelim sıkıntı yok yemeğe devam.

E: Furkan inanmıyorum sana ya nasıl yaparsın böyle bir şeyi?
F: Senin yaptığın neydi peki?
E: Aynı şey mi bu ben sadece…
F: Sen sadece keyifleri kaçsın istedin. Ben de aynı şeyi istedim.
E: Furkan bak neden böyle yapıyorsun?
F: Bir şey yaptığım yok Elçin. Sen ne yapıyorsan ben de onu yapıyorum. Sen bırak onlarla uğraşmayı ben de bırakayım olsun bitsin.
E: Tamam. Tek derdin buysa söz. Bundan sonra o guruptan kimseyle uğraşmak yok anlaştık mı?
F: Anlaştık. (Furkan söz vermiştir ama tutabilecek mi kendisi de bilmiyordur.)

C: Aşkım kalkalım mı? Yemeğimizi de yedik.
P: Durun ya tatlı yemedik daha.
T: Benim midem dolu kardeşim burada daha fazla kaldırmaz bir şey yemeyi.
G: Al benden de o kadar.
P: İyi kalkalım o zaman.

Güney Günçiçeği eve bırakırken;
P: Ne o kız keyfimiz kaçmasın dedin ama bu suratının hali ne?
C: Elçin hala vazgeçmedi.
P: Neyden?
C: Senden, bizi ayırmaya çalışmaktan.
P: Saçmalama sarışınım bizi kimse ayıramaz. Hem bence artık bazı şeyleri geçmişte bırakmamız lazım. Feritle benim yaptığım gibi.
C: Haklısın. Neyse iyi geceler yarın görüşürüz.
P: Hoop! Bir dakika. Nerde benim iyi geceler öpücüğüm?
Günçiçek güler ve Güneyi öper. Sonra da eve girer.

Ertesi gün okulda:
Günçiçek Bilgeye Elçin’i sorar:
C: Nerde o?
B: Orda.
C: Ne yapmaya çalışıyorsun sen? Bu saçma oyunlarınla bizi ayırabileceğini mi düşünüyorsun.
E: Günçiçek bir dakika. Ben de seninle bu konuyu konuşmak istiyordum.
C: Evet seni dinliyorum.
E: Evet geçmişte bir sürü şey yaşadık, kırdık kırıldık ama artık geçmişi geçmişte bırakma zamanı geldi.
C: Gerçekten böyle mi düşünüyorsun? Yoksa bu da yeni oyunun mu?
E: Oyun yok. Söylediklerimin gerçek olduğunu zamanla anlayabilirsin ancak. Dost olamayız belki ama düşman olmamıza da gerek yok.
C: Bak Elçin eğer bu söylediklerinde gerçekten samimiysen…
E: Zamana bırakalım bence.
C: Peki dediğin gibi olsun ama eğer oyunsa çok fena olur senin için söyliyim. Bu kadar sakin olamayabilirim karşında o zaman.
Herkes kantindedir. Günçiçek arkadaşlarının yanına gelir.
N: Günçiçeek! Canım arkadaşım. Anlatsana dün akşam neler oldu? Bunlar hiçbir şey anlatmıyor doğru dürüst.
C: Of Salça şimdi olmaz.
N: Ya neden ya dedikodusuz kaldım çok zor durumdayım ya nolursun.
P: Hayatım bir şey mi oldu?
C: Oldu. Çok enteresan bir şey oldu.
T: Kızım bak yine Elçin’e filan dalmaya çalışmadın di mi? Kavga mı ettiniz?
C: Hayır konuştuk ilk defa açık ve net konuştuk.
P: Ne ne konuştunuz?
C: Bir daha bizimle uğraşmayacakmış o da Furkan da.
Sevil: Yani sence samimi miydi? Bu da yeni oyunları olmasın?
C: Ben de başta öyle sandım ama doğru söylüyor gibi aman ne biliyim zamana bıraktım gitti artık.
P: Aşkım sen baya olgunlaşmaya başladın ha. Bu da benim çok hoşuma gidiyor.
Günçiçek Güneye bakar ve yüzünü tutar.
C: Sonuçta her gün yüz yüze bakıyoruz böylesi herkes için daha iyi olacak. Sen Feritle arkadaş olabildiysen ben de onunla düşman olmamayı deneyebilirim en azından.
P: İşte benim sarışınım ya.
N: Cimbomu öper. Canım benim ya bomba haberi bana anlattın ya çok çok teşekkür ederim. Artık dün akşamı da akşam anlatırsın bana di mi?
C: Of tamam salça anlatırım merak etme.
S: Ay kızlar akşam pijama partisi mi yapsak? Hadi bu sefer bize gelin.
Günçiçek Güneye bakar daha önce bir şeyler yaparız diye konuşmuşlardır çünkü.
P: İyi gidin bakalım. Yalnız haftasonu sevgilimi kimseyle paylaşamam bilesiniz.
C: Niye ne var ki haftasonu?
P: Sen bu sevgilini iyice unuttun ha. Ne olacak sevgilimle baş başa vakit geçirmek istiyorum.
T: Şey Paşa izninle ben de sözlümle…
P: Tamam gezin, tozun ama akşam 9 olmadan evde olsun o kadar söylüyorum.
S: Salça da sevgilisiyle olur herhalde. Ne yapalım ben de ders çalışırım.
C: Yaa Sevil yapma böyle!
S: Yok be kızım bir şey yaptığım yok hem ben halimden çok memnunum. Akşam beraberiz zaten çok eğlenicez.
N: Ona ne şüphe bol bol dedikodu yaparız.


Bölüm sonu.

elitay88
10-12-12, 01:37
19. Bölüm

Kızlar Sevillerdedir. Sevil’in odasında sohbet ediyorlardır.
N: Ee Cimbom anlatsana neler oldu dün akaşam?
C: Sorma ya işte o 2 uyuz tikican geldi?
S: Kim? Furkanla Elçin mi biliyoruz söylemiştin.
C: Evet bilerek geldikleri çok net ama Elçin kafamı karıştırdı.
N: Nasıl yani?
C: Yani sanki bu karşılaşmayı o değil de Furkan ayarlamış gibiydi. Bugünkü söyledikleri de etkili olabilir tabi bunu düşünmemde.
S: Aman kızım boşver sen onları ilişkine bak. Bak Paşa nasıl da üzerine düşüyor. Allah herkese böyle bir sevgili nasip etsin. Sevdiğinlesin en azından.(Hüzünlenir.)
N: Yapma karabiberim ya!
C: Ya aslında bir şey daha oldu ama boşverin.
N: Ya ne oldu ne oldu anlat bak çatlıycam.
C: Dün gece Gülcan Furkanla Elçin’i görünce baya bir şaşırdı Mert de kıskandığını düşündü tabi geçmişteki yaşananlardan dolayı. Neyse ki tatlıya bağlandı mesele.
N: Ne! Gülcan Furkan’ı kıskandı mı peki sence?
C: Onu bilemiyorum sanmam yani sonuçta Furkan zibidisinin ne mal olduğunu anladı .Mertle iyiler ama sorun çıkmaz bu yüzden.
S: Onlar Mertle birbirlerini seviyorlar bunu göremiycek kadar kör değilim. Zaten ben bu aşkı kalbime gömdüm. Sizden başkası da bilmiycek benim için o defter kapandı.
C: En doğrusu. Seni ne kadar çok sevdiğimi ve değer verdiğimi biliyorsun. Ben üzülmeni istemiyorum.
S: Neşe hanım hiç anlatmıyorsunuz sizin Canla ilişkiniz nasıl gidiyor?
N: Ya kızlar Can tutturdu o tikicanlarla eğlenmeye gidicez diye. Furkan gelmiş buna barış teklifi etmiş biz eski dostuz düşman olamayız filan demiş.
C: Eee?
N: Ee’si kararsızım yani gitsem mi gitmesem mi?
S: Git tabi kızım sevgilin sonuçta yalnız bırakma.
N: Bırakmıyım di mi?
C: Bırakma tabi. Yalnız ben şaşırdım Furkan’ın sizin ilişkinizi kabullenmeye pek niyeti yoktu çok dikkatli ol tamam mı? Ters bir durum olursa ara bizi koşarak geliriz haddini bildiririz o tikicanlara.
N: Ne biliyim herhalde bizim birbirimizden vazgeçemeyeciğimizi anladılar sonuçta. Ayy kızlar ne giysem? Gerçi daha 2 gün var ama olsun sizin fikrinizi alayım.
Sohbet ede ede saat 2 yi bulmuştur. Sonra da uyumuşlardır.

Sabah:
Güney Günçiçeğe telefon eder.
P: Aşkıım!
C: Güney sen misin?
P: Benim tabi kızım kim olacak? Bana bak yoksa sen başka birinden mi telefon bekliyordun ha söyle!
C: Evet kargalardan bekliyordum ama daha kahvaltılarını yapmamışlar aşkım saat kaç?
P: Espiri yapma da hadi hazırlan hayatım bugün bizim olacak sadece ikimizin.
C. Hıı! Daha çok erken değil mi ya Güney saat daha 7 buçuk. Benim uykum var daha biraz öğlen buluşsak?
P: Erken filan değil ben dün geceden beri baş başa geçireceğimiz bugünün hayalini kuruyorum. Mızmızlanma da hazırlan hadi aşkım. Geliyorum yarım saate. Öptüm.(telefonu kapatır.)


Güney Günçiçeği almaya gelir.


P: Akşam kaynatmaktan uyumadınız di mi? Şu haline bak ayılamamışsın daha.
C: Ayılamadım aşkım napiyim sanki salçayı bilmiyorsun Canla buluşcaklarmış yok onu mu giysem bunu mu giysem tam 2 de yattık yani.
P: Neyse yolda ayıltırım ben seni öperek.
C: E aşkım nereye gitcez?
P: Valla hayatım tek bir yere gitmiycez İstanbul turu diyelim.
C: Peki ilk önce nereye gidicez?
P: Kız kulesine. Hep uzaktan bakardık ama bir türlü gidememiştik. Hadi!
Kız kulesinin taa tepesine çıkarlar.
C. Ne güzelmiş buradan İstanbul’u seyretmek. Bütün İstanbul karşımızda. Bu manzarayı seyretmeye değer di mi?
P: (Günçiçeğe bakarak avuçlarıyla Günçiçeğin yüzünü tutar) Ben seni seyretmeyi tercih ederim. Seni seviyorum.
C: Ben de seni.
P: (Hafiften gülerek) Aaa! Ben de seni ne cümleyi tamamla lütfen rica edicem.
C: Sen benim taklidimi mi yapıyorsun Güney? Aşk olsun. (Yüzünü buruşturur)
P: Yoo ben de duymak istiyorum sadece.
C: İyi öyleyse duy. Kız kulesinin en tepesinden bağırarak “Ben de seni seviyorum Güney.” “Seni çok ama çok seviyorum aşkım.” der. (Güneye bakarak) Oldu mu canım?
P: Günçiçek. Herkes bize bakıyor kızım napıyorsun?
C: Bakarlarsa baksınlar. Ne var yani sevgilim onu sevdiğimi duymak istemiş ben de onu sevdiğimi bütün İstanbul’a duyurmak istedim. Güney gülümser. Hoşuna gitmiştir bunları Günçiçekten duymak.

P: Demek öyle Günçiçek hanım. İyi o zaman sen de beni izle şimdi.
Yanlarında yaşlı bir teyze ve amca duruyordur.
P: “ Ben bu kızı çok ama çok seviyorum teyzecim biliyor musun? Her şeyden çok hem de.”
Yaşlı teyze: Parmaklarındaki yüzüğü görerek: E sevmişsin ki sözlenmişsin oğlum ne mutlu size.


Güney ve Günçiçek gülümser ve birbirlerine bakarlar.
C: Kusura bakma teyzecim,amcacım sizi de rahatsız ettik.
Güney’i kolundan tutar ve uzaklaşırlar gülerek.
C: Delisin sen ha! Napıcam ben seninle hı?
P: Ben senin aşkından hem deliyim hem divaneyim Günçiçek.
Birbirlerine sarılırlar.
Manzaraya karşı demli bir çay içerlerken geçen vapurları seyrederler.
P: Günçiçek bak ne diyorum hazır deniz havası almışken adalara mı kaçsak?
C: Yok artık geç kalırız hem.
P: Ya ne geç kalıcaz daha erken hadi. Hem bugün bizim değil miydi?
C: Peki tamam gidelim.


Bölüm sonu.

elitay88
10-12-12, 10:56
20. Bölüm

Adalara giderler orda önce faytona binerler, sonra bisiklet sürerler. Bütün gün çocuklar gibi eğlenirler ve yorulup bir ağacın dibine yaslanırlar dinlenmek için.
C: Bugün hiç bitmesin istiyorum Güney.
P: Ben de.
C: Senden ayrıyken bizi hayal ederdim hep böyle mutlu,huzurlu. Sonra ertesi gün seni o kızla görürdüm ve bunların artık çok imkansız ve uzak olduğunu düşünürdüm.
P: İmkansız mı? Oysa ben rüyalarımda hep sana gelirdim. Sanki ayrılmamışız gibi… Sonra uyanır ve kendime gelirdim. Annenin o söylediklerinin etkisiyle senden ayrılmakla çok büyük bir hata yaptım Günçiçek.
C: Bundan sonra.
P: Bundan sonra hiç ayrılmıycaz.
C: Söz mü?
P: Söz.
Yağmur bastırmış ve hava da kararmıştır.
C: Aşkım niye iskele boş? Saat 9 a kadar vapur vardı.
P: Evet hayatım da burada kimse yok dur bir görevliye sorayım. Şey vapur seferi yok muydu?
Görevli kişi: Ne vapuru bütün seferler iptal anca yarına siz de fazla dolanmayın fırtına çıkacakmış.
C: Güneey!
P: Hayatım sakin ol dur gel kalacak bir yer bulalım düşünücez bir şeyler.
C: Annem arıyor! Alo anne.
Ç: Kızım nerdesin sen hava bozdu akşam oldu hadi gel artık eve.
C: Olmaz.
Ç: Ne demek olmaz kızım bak baban gelecek eve nerdeysen çık gel.
C: Gelemem ki. Şey anne ya dün Sevillerde kaldım ya ben Neşe darıldı ben de hiç kalmıyorsunuz diye. Bugün de onlarda kalıyım diyorum ben.
Ç: Ay onlarda da başka gün kalırsın çocuğum.
C: Olmaz annecim lütfen nolursun bak. Hem ders çalışcaz.
Ç: İyi tamam ama yarın evdesin küçük hanım.
C. Tamam annecim öpüyorum seni.
P: Ne oldu?
C: Hallettim. Hadi üşüdüm gidelim.



Furkan Elçinlere gelmiş birlikte ders çalışıyorlardır. Derse biraz ara verirler.
F: Hayatım Salı Günü Can,Neşe,Zeki,sen ve ben eğlenmeye gidiyoruz.
E: Öyle mi? Benim neden haberim yok?
F: Şimdi söyledim ya aşkım.
E: Tamam da bu biraz emrivaki olmadı mı?
F: Tamam gitmek istemiyor musun?
E: Hayır ama bir daha bana sormadan böyle planlar yapma.
F: Gidiyor muyuz peki?
E: Gidiyoruz. Bunun altından bir oyun çıkmayacak di mi? Söz vermiştik.
F: Oyun yok hayatım. Madem ki Neşe benim en yakın arkadaşımın hayatında olacak benim de buna alışmam ve kabullenmem lazım.
E: Böyle düşünmene çok şaşırdım aslında hoşuma da gitmedi değil. Hadi bakalım. En doğrusu.

Güney ve Günçiçek bir pansiyona giderler. Pansiyonda sadece 1 oda kalmıştır. Onu tutarlar. Üstleri başları ıslaktır.
Günçiçek çantasındaki eşofmanlarını giyinmiştir.
C: Aşkım senin kıyafetin yok di mi? Olmaz ki böyle ıslak ıslak hasta olursun.
P: Boşver hayatım idare ederim ben.
C: Olmaz Güney dur ben de bir şeyler var.
P: Vay be her ihtimale karşı kıyafet mi taşıyorsun yanında sen?
C: Yok be dün Sevillerde kaldım ya yanıma almıştım. Al giy bu üstü bunları biraz küçük gelir ama idare eder. Üstündekileri de kurutalım kaloriferde.
P: Benim düşünceli sevgilim. Kıyamazmış da sevgilisine.
C: Kıyamam tabi.
Günçiçek yatağa oturur.
C: E aşkım sen dikilecek misin öyle ayakta?
P: He yok ne biliyim ben de oturayım di mi?
C: (Güler) Otur.
P: Ben şu kanepede uyurum sen de yatakta uyursun.
C: Uykun mu geldi?
P: Yoo!
C: O zaman oyun oynayalım.
P: Ne oyunu?
C: Doğruyu söyle oyunu. Birbirimize sorular sorucaz yalnız tek 1 soru hakkımız olacak ve en çok merak ettiğimiz şeyleri sorucaz tamam mı? Ama yalan konuşmak yok.
P: Tamam.
C: O zaman senin sorun geliyor. Hayatta en çok istediğin şey nedir?
P: Hayatta en çok istediğim şey yanımda duruyor. Gözlerime bakıyor.
C: (Utanır biraz). Hadi sıra sende.
P: Hayatta en vazgeçemeyeceğin 3 şey?
C: Ailem, tuttuğum takım yani Cimbom ve sen.
Güney’in hoşuna gider ve gülümser.
P: Demek vageçilmezlerinden biri de benim?
C: Tek bir soru hakkın vardı ve oyun bitti canım hadi uyuyalım.
P: İyi. Öyle olsun.
Güney kanepeye doğru giderken gök gürler,şimşek çakar ve Günçiçek:
C: Dur gitme! Yani yanımda uyuyabilirsin.
P: Ne o kız korkuyor musun?
C: Ne alakası var canım ben sen kanepede tutulma diye dedim.
Güney ve Günçiçek yan yana uyurlar, Güney Günçiçeğin saçını okşar. Sonra da saçından öper. İyi uykular aşkım, der.
2 si de uykuya dalar. Yarın uyandıklarında sürpriz bir ziyaretçileri olacaktır.




Bölüm sonu.

elitay88
19-12-12, 13:34
21. Bölüm


Sabah olur. Güney Günçiçekten erken uyanmış ve bir süre onu izlemiş ve yanağından öperek aşağıya kahvaltı almaya gitmiştir. Günçiçek uyanır.
C: Güney. Aşkım. (yanına doğru elini atar ama boşluğa gelince gözlerini açar.) Aa nerde ki bu? Beni burada bırakıp bir yerlere gitmiş olamaz herhalde.
Kapıdan içeri elinde tepsi ve 1 adet gülle Güney içeri girer.
B: Günaydın küçük hanım. Uykucu çıktın sen de ha.
C: Güney ya nerdeydin sen?
B: Aa! Benim güzel sevgilim beni yanında göremeyince merak mı etmiş, der ve öper. Bak sana ellerimle kahvaltı hazırladım.
C: Beni neden uyandırmadın birlikte hazırlardık.
B: Uyandırmaya kıyamadım.
C: Bu ne? (Gülü gösterir)
B: O da senin için hayatım. Hatta bak şunu dinle. Sana bir şiir okuyacağım.(Eline gülü alır) Gülü bir gün seni her gün, gülü soluncaya seni ölünceye dek seveceğim.
C: (Gülerek) ortaokulda bunları hatıra defterlerine yazardık şimdi şiir mi oldu acaba?
B Allah Allah! İçimizden geldi söyleyelim dedik.
C: Tamam tamam kızma hoşuma gitti zaten.
B: Ha. Hadi kahvaltımızı yapalım dur sana ben yedircem. Aç bakalım ağzını hoop.
C: Güney hep böyle olsak ya.
B: Nasıl?
C: Mutlu,huzurlu.
B: Öyleyiz zaten. Ben seninle her zaman mutluyum. Ben seninle kavga etmeyi bile seviyorum, tartışmayı, seninle geçirdiğim her anı seviyorum.
C: Ben de seni çook.


Kahvaltı yaptıktan sonra hazırlanırlar.


B: Hadi aşkım hazırsan çıkalım. Bakalım vapur seferlerine.
C: Hazırım canım hadi gidelim.
B: (Güney kapıyı kapatır) Ya aslında gitmesek mi diyorum böyle baş başa çok iyiydik şimdi gidicez o ikoncanların yüzünü görücez.
C: Saçmalama Güney. Bugün de eve gitmezsem annem beni paralar.
B: Kimse paralayamaz benim sevgilimi. Gel bakıyım.



Durumdan şüphelenen Çiçek Neşe’nin yanına gelmiştir. Neşe’nin yanında Furkanlar da vardır ve Neşe gittikten sonra Çiçeği Can’ın yatıyla adaya götürmüşlerdir. Vapurlar bugün de çalışmıyordur derken bir yat yanaşır kıyıya Can’ın yatıdır. Yatla adaya gelmişlerdir.


Ç: Günçiçek!
C: Anne! Ne işin var senin burada?
Ç: Asıl senin ne işin var hem de bununla başbaşa.
Can: Hadi ama binin yata da öyle konuşalım.
Yata binerler. Bir yere otururlar.
Ç: Anlatın bakalım. Eve neden gelmediniz küçük hanım? O telefon neden açılmıyor bir türlü? Üstelik insanlara da yalan söyletmişsin. Biz de kızımız arkadaşında ders çalışıyor biliyoruz.
B: Bakın Çiçek teyze biz.
Ç: Sen karışma Güney lütfen ben kızımla konuşuyorum.
B: Bakın ama ben dedim adaya gidelim diye sonra lodos çıktı mahsur kaldık burada. Günçiçeğin bir suçu yok yani.
Ç: Yalan söylemek ne oluyor peki?
C: Annecim bak haklısın ama sana sorsam hayatta izin vermezdin ki. Fırtına çıkınca da işte mecburen kaldık. Özür dilerim. (Dudağını büzer ve masum bakışlarla annesine bakar)
Ç: Of tamam tamam yapma çocuğum şöyle. Baban duysa ne olur biliyor musun sen?
C: Söylemezsen duymaz anne. Hem ne yapsaydık yüzerek mi gelseydik?
Ç: Ee. Nerde kaldınız peki?
B: Butik otelde.
Ç: Ayrı odalarda herhalde.
Güney ve Günçiçek birbirlerine bakar.
Ç: İnanmıyorum kızım sen neler yapıyorsun böyle ya? Beni delirtmek mi istiyorsun?
C: Anne ya tek oda vardı mecburen beraber kaldık. Hem sözlüm o benim.
Güney gülümser.
Ç: Sus hem suçlu hem güçlü sözlüsüymüş. Daha yaşınız kaç başınız kaç? Söyle kızıma bir şey yaptın mı?
B: Hayır. Merak ettiğiniz buysa söyliyim ben Günçiçeği istemediği hiç bir şeye zorlamam. Onu zor durumda bırakmayacak kadar da çok seviyorum. Her şeyin zamanının olduğunun da farkındayız ikimiz de çocuk değiliz artık.
Ç: Çocuk değillermişmiş. İkiniz de çocuksunuz daha. Ne olursa olsun doğruyu söyleyin bundan sonra. Aklımız çıktı ya. Kızıma bir şey oldu sandım kaza filan geçirdi belki bana söylemiyorlar dedim.
Okul
Sevil: Ya acaba Çiçek teyze nerden öğrendi sizin adada olduğunuzu da geldi yanınıza? Salçaa!
N: Ay hayır ya ben söylemedim ama galiba kimin söylediğini biliyorum.
C: Kim?
N: Furkan.
C: O nerden bilecek kızım bizim adada olduğumuzu?
N: Can söylemiştir. (sinirli ve üzgün bakarak)
B: Can mı o bizim tarafta değil miydi ya? Emin misiniz?
T: Yok be kardeşim siz burada yokken neler oldu? Atıştık hatta dedi ki bana yük oluyorsunuz içinizden biriyle çıkıyorum diye hepinizin yükünü taşımak zorunda mıyım dedi.
B: Hayvana bak. Kendi demedi mi beni de alın aranıza diye?
N: Merak Etme Paşa artık aramızda olamayacak.
C. Dur kızım nereye?
S: Gitti valla.

Can: Aşkım gel bak bunlar yeni aldığım arabalar birlikte bakalım. Belki bir yerlere gideriz çıkışta.
N: Hiçbir yere gitmiycez.
C: Tamam yarın gideriz.
N: Yarın da gitmiycez.
C: Neşe ne oluyor? Cici kuş otursana yanıma.
N: Bana cici kuş da deme bundan sonra. Ben artık senin hiçbir şeyin değilim. Bitti. Senden ayrılıyorum. Bundan sonra senin Neşe adında bir kız arkadaşın yok. Sana arkadaşlarınla,kötülüklerinle mutsuzluklar dilerim.
Neşe Pis yedinin yanına gelir.
C: Ne oldu?
S: Aman ne olduysa oldu dün bize söylediklerini unutmadık sevgilisini koruyordu.
N: Affedin beni nolur.
T: Olmaz ben çok kırıldım.
S: Valla ben de.
PC: Ben daha da kırıldım.
C: Saçmalamayın ya görmüyor musunuz kız ne halde?
Diğerleri güler.
N: Ha şaka yaptınız di mi bana? Hala arkadaşız di mi?
B: Salçasız Pis yedili olur mu hiç?
Neşenin neşesi yerine gelir. Yüzü güler.
C: Ha şöyle ağlama o ispikçi için.
S: Yalnız demin buradan geçti yüzü çok kötüydü,üzgündü.
N: Beter olsun. Benim artık Can diye bir sevgilim yok. Arkadaşlarıma kazık atan biriyle benim bundan böyle işim olmaz arkadaşlar.
T: Yaşa be. Salçasın malçasın ama delikanlı kızsın sen ha.
N: Heralde nolcaktı nolcaktı ha?
S: Bak 2 gün sonra sevgim depreşti deme.
N: Yok benim için o defter kapandı kesinlikle hem de.
B: Ee bunun intikamını almayacak mıyız o Furkan zibidisinden?
T: E hadi gidelim de Dizelde konuşalım.

Bölüm sonu.

Not: Bölümler diziyle paralel gitsin istedim. O nedenle bölümden önce yazayım dedim. Fragmandan esintiler de var koyulttuğum replikler.:img-wink: Farklı olarak Cimbay burda sözlüler,okul kırmadılar ve Can'dan değil Furkan'dan intikam almak istiyorlar.

elitay88
22-12-12, 17:18
22. Bölüm


Dizel’e gelen Pis yedili intikam planı bulmaya çalışıyordur.
T: Öyle bir şey bulmalıyız ki şu Furkan zibidisi bir daha bizimle uğraşırken 2 kere düşünsün.
B: İnsanların ilişkisine zarar veremesin.
S: Ha Paşa ben de onu diycektim. Benim aklımda bir şeyler var gibi.
B: E anlat kızım.
S: Şöyle ki madem Furkan adisi arkadaşımızın ve de sizin ilişkinize zarar verecek şeyler yaptı biz de onu ilişkisiyle tehdit edelim.
T: Nasıl yani?
S: Furkan en çok kimi kaybetmekten korkar?
N: Elçin’i.
S: Bravo Neşecim. İşte biz de Furkan’ı zor duruma düşürecek bir delil yakalayacağız Elçin’in görmesinden korkacağı bir fotoğraf mesela.
B: Anlamadım kimle olan fotoğrafıyla?
Orço: Tabi ki Cimbom Paşacım ben bile anladım yani hıh.
B: Sus lan gereksiz. Olmaz öyle şey.
C: Ya aşkım neden öyle olmaz diye kestirip atıyorsun başka çaremiz mi var? Hem de anlasın sevenlerin arasına girmek nasıl bir şey? Sorunlarla uğraşsın biraz o da bizi anlasın ya.
B: Diyelim tamam dedim de Furkan seninle asla samimi olmaz ki.
S: Hah. Sen öyle san. Furkan da sonuçta bir erkek değil mi? Cimbom onu havada karada avlar istese.
C: Evet aşkım havada karada avlarım yani.
B:Günçiçeeek! Sen yine de fazla avlama sıkıntı olmasın.
S: Plan şu Cimbom bir kafeye Furkan’ı çağıracak,buluşacaklar ve samimi bir karede…
B: Hop ne samimisi yok olmaz samimi filan.
S: Ay tamam en fazla elini filan tutar bir sinirlenme sakin ol, sonra Pc fotoğraf ve video çekecek. Biz de bunu Furkan’a ders vermek için kullanacağız. Nasıl plan?
T: Güzelmiş de Furkan’ın geleceğini nerden biliyorsun? Ya gelmezse.
C: Gelecek. Benim de lakabım Cimbomsa gelecek.
Kantin
S: Hadi şu planı uygulamaya geçelim artık.
C: Tamam.


Diğerleri de masada otuyordur.


B: Günçiçek.
C: Efendim aşkım.
B: Dikkatli ol.
C: Ay Güney seni duyan da savaşa filan gidiyorum sanır. Durun Elçin gitsin öyle gidicem.

Furkan: Hayatım yarın sinemaya mı gitsek? Şöyle romantik komedi bir şey.
E: Olur. Gideriz canım. Hatta harika olur zaten çok güzel bir film gelmiş vizyona. Yalnız ben kızların yanına gidiyorum biraz. Sınıfta görüşürüz.
Cimbom Furkan’ın yanına gelir.
F: Oo varoş gülü sen buralara uğrar mıydın? Hayırdır iğne mi batırmaya geldin?
C: Yok. Ben sana teşekkür etmeye geldim. Eğer sen anneme haber vermeseydin annem karakola gidicekmiş. İşler daha büyüyebilirdi. Ben biraz sana sert çıkıştım o konuda.
F: Sorun değil bebeğim ben senin bildiğin varoş delikanlılarına benzemem her zaman doğruyu söylerim. Ama senin varoş sevgilin burada benimle konuşmana bozulmasın. (Güney'e sırıtarak bakar.)
(Güney de sinirle Furkan'a bakar.)
Furkan iç ses: (Bozulsun bozulsun hatta seni etkilediğimi düşünsün de çıldırsın belki bir zamanlar o Elçinle çıkınca benim ne hissettiğimi anlar.)
C: İşte bu yüzden sana bir teşekkür yemeği ısmarlamak istiyorum.
F: Olur ama ben ısmarlayayım çok şık bir restoran biliyorum hem belki yeni dostlukların başlangıcı olur.
Furkan iç ses: (Ancak Elçin’in haberi olmaması lazım. Nerden duycak ki hem ben bunu biraz da ilişkimiz için yapıyorum. O Güney denen zavallı da mutsuz olsun diye Elçin’i az üzmedi biraz da o üzülsün,aşk acısı çeksin.)
C: Anlaştık. O zaman yarın akşam görüşürüz.
F: Yarın? Başka gün olsa mesela bu akşam?
C: Başka gün hayatta olmaz. Benim haftada 1 kez gece çıkma iznim var o da yarın. Hem başka zaman izin alamam.
F: Tamam o zaman (Elçin senin için tüm bunlar bana kızma aşkım) Gelip seni evden alırım.
C: Yok ben gelirim şimdi seni mahallede görmesinler bu durum yanlış anlaşılabilir.
F: Haklısın. Tamam o zaman yarın saat 8 de buluşuruz adresi mesaj atarım.

Cimbom diğerlerinin yanına gelir.


T: Ee ne oldu kız?
C: İşlem tamam yarın saat 8 de.
B: Sen yine de hareketlerine dikkat et arka masalarda sizi izliyor olacağız. Gözüm üzerinde yani.
C. Aşkım sinirlenme ama sonuçta kutsal bir amaç için yapıyoruz bunları.
N: Evet çok kutsal. İntikam soğuk yenen bir yemektir.
S: Ay bu da 2 dakikada intikam meleğine bağladı.
C: Hadi sınıfa gidelim dikkat çekmeyelim. Güney sen de biraz ayrı yürü benden ki şüphelenmesin.
B: Allah Allah! Ayrı filan yürüyemem gel buraya. (Elini tutar Günçiçeğin)
S: Aaa! Sessiz konuşun be duycak plan bozulacak zaten zor yaptık planı.

Bölüm Sonu.

elitay88
23-12-12, 01:32
23. Bölüm

Ertesi gün olmuştur.



Otobüs durağı:

T: Ee şimdi söyledi mi bu ikoncan ayırttığı yeri?
C: Söyledi ama çok pahalı bir yerdi söylediği ben dedim daha sade bir yere gidelim orası olmaz ve konuştuğumuz yerde buluşmaya ikna ettim.
T: Aferin kız.
S: Aslansın.
C: Güney sen niye hiç konuşmuyorsun?
B: Günçiçek ya bu plandan vaz mı geçsek? Hayır yani orda ters bir şey olcak tepem atıcak ben dalıcam o sarışın ikoncana o olacak.
N: Sakın ha Paşa bütün planlar boşa gider ha hem biz de orda pusuya yatacağız ne konuşurlarsa duyacağız ne güzel.
B: Bravo Salça dedikodu dinliycem diye çok sevinçlisin. Ama unutma orda duyduklarını kimseye anlatamıycaksın planın parçası bu.
C: Ya siz merak etmeyin her şey yolunda gidicek bir aksilik çıkmıycak güvenin bana.
B: Umarım öyle olur. Bana bak kız. Öyle öpmek möpmek yok. Anlamam ben oyun filan bozarım oyunu.
C: Ay tamam ne işim olur onu öpmekle filan.
S: Pc hazır mı her şey.
Pc: Hazır merak etmeyin hepsini telefona kaydedicem.


Okul Kantini

Elçin: Aşkım akşam sinemaya gidiyoruz di mi? Çok heyecanlıyım ya. Hem de bugün vizyona girmiş o dediğim film.
F: Canım ya maalesef bu akşam gidemiycez.
E: Aaa! Neden?
F: Ya ben biraz kendimi iyi hissetmiyorum.
E. a canım neyin var revire filan gidelim mi?
F: Yok. Evde dinlenirsem geçer halsizlik işte. Yarın gitsek?
E: Tabi canım sen bu haldeyken gitmeyelim zaten. Napalım biz de yarın gideriz kaçmıyor ya film. Sen daha önemlisin.
F: Gerçekten mi?
E: Tabi ki. (Elçin Furkan’a sarılır.)

Akşam

Pis yedili önceden ayarladıkları masaya otururlar. Masa sote bir yerdedir.
T: Cimbom Furkan gelince sen oturmuş ol ki o da ayarladığımız yere otursun.
C: Tamam da birazdan gelir ben yerime geçeyim.
N: Şişt Cimbom biraz yüksek sesle konuş ne dediğinizi duyalım.
C: Salçaa! Biraz daha konuşursan hiçbir şey duyamayacaksın çünkü burada olamayacaksın ha.
N: Tamam ya sustum. Karabiber yer değiştirelim mi buradan biraz uzak kaldım da ben.
S: Ben şimdi seni süresiz uzaklaştırıcam ha kızım bir sus.
N: Of tamam ya aha Furkan geldi.

C: Hoş geldin.
F: Hoşbuldum. Fazla bekletmedim inşallah gerçi tam saatinde geldim ama.
C: Yok ben erken geldim.
Furkan Günçiçeği böyle şık görünce biraz şaşırmıştır.
F: Çok güzel olmuşsun.
C: Teşekkür ederim.

Güney: Şuna bak be resmen süzüyor sevgilimi ulan ben şimdi sana gösteririm gününü.
T: Hoop Paşa sakin ol ya 1 çuval inciri mahvedicen. Dur bir dakika ya.
S: Kimsenin kimseyi süzdüğü yok güzel olmuşsun dedi sadece.
G: Başlayacağım böyle işe ha.
Bu arada Pc video kaydı yapıyordur, fotoğraf makinasını Neşeye uzatır ben video çekerken sen de fotoğraf çek.
N: Seve seve anacım. Ben şimdi en dedikoduya müsait kareleri yakalarım siz merak etmeyin.

F: Burası da fena değilmiş hani gerçi benim klasıma göre biraz hafif ama şirinmiş.
C: (İç ses) Hay senin klasına dışından gülümser, di mi di mi? Ee ne yersin?
F: Sen ne tavsiye edersin sonuçta burada buluşmak isteyen sensin bilirsin neleri iyidir?
Furkan’ın telefonu çalar arayan Elçindir.
F: Alo! Bir şey mi oldu?
E: Yoo ben seni merak ettim hastaydın ya bugün nasıl oldun diye.
F. Haa. İyiyim iyiyim. Evdeyim bende uzandım öyle yatıyorum.
E: Geliyim mi yanına bitki çayı filan yaparım sana.
F: Yook. Gelmee. Yani zahmet etme.
E: Ne zahmeti gelirim ben.
F: Yok ya gerçekten hem ben uyuyacağım birazdan artık yarın görüşürüz.
E. İyi peki nasıl isteren. İyi uykular.
F: Sağol.

C: Kimdi? Elçin mi?
F: Yok ya Can Zekiyi aramış da bir şeyler yapacaklarmış sonra da bana uğrayacaklarmış şimdi bir sürü soru sorarlar diye yalan söyledim işte.
C: Anladım. (İç ses: Hadi be ordan Elçin’in aradığı o kadar belli ki sen kimi kandırıyorsun yalanın ayağına dolancak merak etme sen)

Yemeklerini sipariş ederler ve yemek gelir, yemeklerini yerler.

Neşe: Canburgere bak sen daha ayrılalı 1 gün oldu hemen alemlere mi akıcak pü yazıklar olsun ona.
S: Kız sus duycak şimdi hem nerden uyduruyorsun çocuk alem filan demedi ayrıca arayan Elçindi anlamadın mı?
N: Hıı iyi tamam o zaman.
T: Bunun da ayrılıktan sonra devreleri mi yandı ne.

Cimbom ekiptekilere işaret eder. Birazdan Furkan’ın elini tutacağını anlatmak ister.


Pc: Neşe hazır mısın?
N: Hazırım. Bekliyorum. Şöyle birkaç poz çekeyim.

Günçiçek Furkan’ın yanına geçer ve elini tutar.


C: Furkan ben sana o gün çok ağır konuştum haksızlık ettim özür dilerim.
F: Hadi ama Cimbom zaten buraya barış yemeği yemeğe gelmedik mi özür dilemene gerek yok. ( Oda Günçiçeğin elini tutar. Bu sırada hem Pc hem de Neşe kayıt ediyordur bu görüntüleri.
Cimbom yerine geçer.
F: Yani Güneyle sevgili olduğunuzu bilmesem bana yazıyorsun diycem. (Gülümser)
C: Haha. Yok artık sadece bir teşekkür yemeği abartmayalım. Hem Güney hala benim sevgilim.
F: Öyle bile olsa bence bu yemek biraz da senin gerçekleri görmeni sağladı.
C: Nasıl yani?
F: O varoş delikanlısıyla aramızdaki farkı anlamışsındır.
C: Ben aranızdaki 7 farkı çok iyi biliyorum Furkancım sen merak etme.
F: Herhalde haberi yoktur Güneyin bu yemekten.
C: Ay yok lütfen söyleme bak aramız bozulur.
F: Yok canım söylemem. Sen de söyleme. (İstersen söyle inkar ederim ki benim gibi klas adama mı yoksa senin gibi varoşa mı inanırlar zavallı Güneye söylemeyeceğimi sanıyor)
C: Hadi kalkalım mı?
F: Tamam hesabı halledeyim de.
Kalkarlar ve Furkan Günçiçeği evine bırakır.
F: Görüşürüz güzel bir akşamdı.
C: Görüşürüz.
Günçiçek hemen dizel kafeye gider arkadaşları orda onu bekliyordur.
T: Hıh geldi.
C: Nasıl arkadaşlar yakalayabildiniz mi pozları? Hoş Elçin’e yalan söylemesi yeterli ama kanıtlarımızın da olması güzel.
B: Aferin canım çizgini çok iyi korudun. Seninle gurur duydum. Ama o Furkan zibidisini parçalayasım geldi sevgilimi süzmeler,iltifat etmeler sonra bana laf yetiştirmeler ama sen cevabını çok iyi verdin. Tabi anlayana yani. (Güler.)
S: Evet son perde de yarın Furkan bu buluşmayı Güneye ispiklerken oynanacak.
N: Ayy! Çok heyecanlıyım Furkan’ın o halini çok merak ediyorum.
T: Ne merak ediyorsun kızım moraracak işte her zamanki gibi.
Ekip güler.
B: Hadi dağılalım ya yarın büyük gün. Aşkım sen bekle ben kafeyi kapatayım seni bırakırım.
C: Tamam canım.

Sabah kantin

Furkan, pis yedilinin yanına gelir.
F: Bayrampaşalı. Dün çok sevdiğin sevgilin kiminle beraberdi biliyor musun?
C: Furkan lütfen bak kötü olacak.
F: Benim için değil sizin için kötü olacak.
B: Ne olacakmış lan doğruca söylesene?
F: Tamam. Dün o çok güvendiğin sevgilinle yemekteydik hatta bir ara samimi bir ortam oluştu elimi tuttu, benden baya etkilendi.
B: Güler.
F: Duymadın mı oğlum dediğimi. Ne gülüyorsun?
B: Sana gülüyorum. Benim zaten her şeyden haberim var.
F: Nasıl yani?
C: Şöyle yani. Güneyin her şeyden haberi vardı hatta dün o da ordaydı biliyor musun? Peki Elçin biliyor mu? Öğrenirse neler olur?
F:Hıh. Size mi inanıcak? Hem ben onun iyiliği için yaptım ne yaptımsa boşuna heveslenmeyin aramızı bozamazsınız.
S: Yaa. O zaman şu fotoğraflara iyi bak sevgili ikoncan. Sence Elçin bunu görürse kime inanır?
F: Nasıl ya? Hayır bakın ne isterseniz yaparım ama lütfen Elçin’e bundan bahsetmeyin.
C: Ha şöyle. Öncelikle bir daha 2 seven insanın arasına girmeyeceksin eğer girersen bu gerçekleri ağzımızdan kaçırabiliriz Elçin’e ve sen de onu kaybedebilirsin bu nedenle.
F: Tamam anlaştık sevenlerle uğraşmak yok.
S: Sadece bu kadar değil tabi ki bizimle geliyorsun çıkışta senden yapmanı isteyeceğimiz bir şey daha var onu da yaptıktan sonra fotoğraflar ve kayıtlar senindir istediğin gibi yok edebilirsin.
F: Kabul yeter ki Elçin öğrenmesin, görmesin bu fotoğrafları yanlış anlayabilir ondan korkuyorum.
B: İyi o zaman ama son dersi sana kız arkadaşlar anlatacakmış. Ben de merak ediyorum. Onların insafındasın.
S: Merak etme çok insaflıyızdır biz.
Furkan gider.
Trafo: Ee ne ceza düşündünüz şuna anlatın bakalım?
S: Yok öğrenirsiniz kafeye gidince.

Neşe,Günçiçek ve Sevil gülümser.

B: Hayırdır inşallah.
C: Hayır aşkım sen merak etme.
S: Hayırdır Paşacım bizde.
N: Hayır hayır merak etmeyin hiç siz.


Bölüm sonu.

elitay88
24-12-12, 18:02
24. Bölüm

Dizel Kafe


F: Eee? Neymiş şartınız hadi söyleyin bir an evvel bitsin de kapansın şu mevzu.
B: Aaa! Neden bu kadar acele ediyosun hem biz de bilmiyoruz.
T: Evet söz sizde kızlar.
N: E kızlar kim açıklayacak?
S: Bence bu işte büyük emeği olan Cimbom o açıklasın.
C: Peki arkadaşlar önce siz bir oturun. (Furkan da oturur.) Hop hop hop sen değil.
B: Aşkım ama benim bir sürü işim var kafeye gelen giden çok oluyor biliyorsun.
C: Biliyorum hayatım zaten söyliyeceğim şey de tam da bununla ilgili. Bugün sana tatil. Senin yerine şu ispikçi ikoncan servis yapacak bütün gün.
F: Nee! Ne diyorsun sen ya?
B: Hop! İndir şu elini kolunu kırmayayım ha.
S: Valla Cimbom gayet açık söyledi ama sen de algılama sorunu varsa ben tekrarlayayım. Bugün kafede sen çalışıyorsun ve eğer müşteriler hizmetinden memnun kalmazsa fotoğrafları ve kayıtları unut.
F: Ta-tamam ya hıh arkadaşlar tamam sakin olun. Yaparım ben bütün işleri. Ama önce fotoğrafları rica ediyim.
C: Yok ya. Ne bilicez belki alıp kaçıcaksın senin sözüne güven olmadığını hepimiz biliyoruz.
F: Tamam. O zaman yarısı şimdi yarısı da bütün işleri bitirdikten sonra.
C: Anlaştık. Telefon kayıtlarını siliyoruz ama kamera kayıtları buradaki işini bitirdikten sonra hadi bakalım kolay gelsin.
T: Ha ben bir çay alırım.
B: Ben de alıyım ama şöyle tavşan kanı demli olsun. Peker kardeşim sen de içersin di mi?
P: İçerim Paşa içmez miyim hiç?
F: Hemen.
O: Valla ben de bir cola alırım güzel kardeşim ama kendi hesabına yaz.
C: Biz de birer türk kahvesi alalım.
F: Yuh ama nasıl yapılır ne biliyim ki ben? Onun yerine Americano yapayım veya nescafe.
S: Bizim canımız Türk kahvesi istiyor. Ne Americanosu? Hadi canım hadi mutfak orda.
N: Bak anacım bu bilmez şimdi kahve,şeker ve suyu cezvede karıştıracaksın ve kaynayınca fincana döküp getireceksin hepsi bu kadar.
F: İyi tamam.
T: İyi tamam ne? Biz senin kahve arkadaşın mıyız?
F: Tamam Mert Bey, Neşe Hanım kahveniz 10 dakika içinde gelir.
N: Ayy! Çok mu fazla oldu ki acaba?
Pc: Ne azı onun yaptıklarının yanında az bile.
S: Haklısın.
Çayları ve kahveleri getirir Furkan.
C: Ay bu ne böyle? Köpüğü nerde bu kahvenin?
S: Evet yok içmeyiz bunu biz git köpüklüsünü yap.
F: Köpüğü var ya işte Sevilcim.
N: Ne yani sen şimdi müşteriye haksız mı diyorsun? Cimbom!
C: Elindeki kamerayı Furkan’a gösterir. Acaba Elçin’i mi arasam ben ya? Bu böyle olmayacak galiba.
F: Yok Günçiçekcim ya ben gidip bir daha yapıyım da arkadaşlarım köpüksüz kahve içmesin diycektim. (İç ses: Ulan ucunda Elçinle ilişkim olmayacaktı var ya o kahveleri size tek tek ben getirtirdim.)
B: Tamam kızlar ya abartmayın sizde. Zaten ordan oraya koşturmaktan pestili çıktı baksanıza şunun haline.
T: He kardeşim pörsümüş ikoncana döndü.
Furkan işleri bitirip Pis Yedilinin Yanına gelir.
C: Evet. Hakkını yemeyelim iyi iş çıkardın al şu kayıtları bir daha da kimseye bulaşma.
Furkan kayıtları alıp gider.
B: Hadi ya biz de dağılalım artık geç oldu.



Kantin

Pis yedili kantinde oturup dünü değerlendiriyordur. Elçin yanlarına gelir.
E: Güney. Bir dakika konuşabilir miyiz?
C: Sizin konuşcak bir şeyiniz kaldı mı ki?
E. Günçiçekcim önemli olmasa buraya gelmezdim herhalde. Lütfen Güney benim için çok önemli.
B: Peki tamam şurda konuşalım.
Başka masaya geçerler.
C: Bu Elçin cadolozunun benim sevgilimle konuşcak nesi olabilir?
T: Hayda. Siz ateşkes ilan etmemiş miydiniz?
C: Etmiştik ama görüyorum ki bir işe yaramamış. Şuna bakın ya. Resmen sevgilimi aldı götürdü bır bır iki saat bir şeyler anlatıyor. Üf duyulmuyor ki buradan da Salça sen bir şeyler duyuyor musun?
N: Yuh be kızım tamam kulaklarım keskindir her dedikoduyu duyarım ama bu kadar mesafeden de ne dediklerini duyamam yani.

E: Güney. Furkan 2 gündür bir tuhaf, garip davranıyor bana. Bunun sizinle bir ilgisi var mı?
B: Neden bizime ilgili olduğunu düşünüyorsun?
E: Bilmem. Birbirinizden hiç hoşlanmadığınız için olabilir mi acaba?
B: Birbirimizden hoşlanmadığımız en başından beri aşikar zaten bunu herkes biliyor ama eğer sevgilinle bir sorununuz varsa bunu kendi aranızda halledin. Ne beni, ne sevgilimi, ne de arkadaşlarımı bu yüzden rahatsız etme.
E: Sadece bir soru sordum neden bu kadar sinirlendin hem ateşkes etmemiş miydik?
B: Bak Elçin ateşkes ettik doğru ama eğer senin sevgilin bizle uğraşmaya devam ederse ben de onunla uğraşırım bu da hiç hoş olmaz bu kadar söyliyim.
F: Bir dakika ya Furkan size bir şey mi yaptı?
B: Ben o kadar söyliyim. Sana iyi günler.
Güney masaya geri döner.
C: Ee ne anlattı sana bu Elçin tikisi?
B: Hiç ya Furkan tuhafmış da sebebini bizden soruyor.
S: Tuhaftır tabi adam dün neler yaşadı, egosu zedelendi yazık demek sevgilisine yaptıklarını ve bunun karşılığında kendisine yapılanları anlatamayınca içine atmak durumunda kalmıştır.
T: Ya he he! Tamam artık kapatalım şu konuyu. Başka şeyler konuşalım ya.
S: Tamam o zaman akşam bize gelsenize annem ve Hasan Paşa bir yere gidiceklermiş biz de oturur muhabbet ederiz.
O: Ben gelemem.
B: Niye lan gereksiz ne işin var?
O: Alis’i sevgili olmaya ikna edebilmek için kitap aldım onu okuyacağım.
T: Sen kitap okuyacaksın?
O: Evet tirafo noldu noldu okuyamaz mıyım?
S: Okursun Orçocum tabi bu vesileyle hayatında kitap okumakla tanışmış olursun.
C: Aslında Alis Orçoyu adam edecek gibi.
B: Yok ya bence o kadar umutlanmayın.
O: Hıh ben gidiyorum kamiller siz burada lak lak yapın. Gelecekteki müstakbel sevgilim beni bekler.
T: Hadi ordan turşu git nereye gidiceksen.
S: Tamam di mi arkadaşlar?
C: Bana uyar.
B: Tamam biz de geliriz maksat hep beraber olalım.
S: Şey Feriti de çağırsam sorun olur mu?
B: Ne alaka Ferit şimdi?
S: Ya çocuk mahalleye yeni taşındı kimsesi de yok yazık.
B: İyi ev sahibi sensin isiyorsan çağır bizim için problem yok di mi hayatım?
C: Tabi ki. (Gülümser)
T: Şey ya Gülcan da…
B: Tamam Gülcan’a da söylerim.
S: (Kısık sesle) Hah şimdi kadro tamamlandı.
T: Bir şey mi dedin karabiberim?
S: Yoo ne güzel oldu böyle dedim ben de.
C: Hadi sınıfa gidelim ders başlar birazdan.
Bölüm sonu.

elitay88
25-12-12, 20:11
25. Bölüm


Akşam Sevillerde buluşulmuştur. Güney,Mert,Peker,Ferit,Günçiçek,Neşe,Gülcan ordadır.
B: Ee ne yapıyoruz gençler?
S: Önce bir güzel yemek yiyoruz aç karnına oyun oynanmaz di mi?
C: Aa! Ne oynıycaz?
S: Tabu aldım 8 kişiyiz oynarız diye düşündüm.
N: Ay çok güzel olur kelime anlatmak dedikodu anlatmanın yerini tutmaz ama neyse.
T: E karabiberim ne yaptın?
S: Valla sağolsun kızlar da bir şeyler getirmiş hepimiz bir şeyler yaptık işte. Hadi sofraya buyurun.
Herkes sofraya geçer. Güney Günçiçekle, Mert Gülcanla,Sevil Feritle, Neşe de Pekerle karşı karşıya oturuyordur.
B: Oo sofraya bakın beyler bizim kızlar döktürmüş. Hepsi çok güzel de yalnız nefis olmuş börek. Hayatım kim yaptıysa al tarifini ilerde lazım olur.
C: Tarifini almama gerek yok canım çünkü ben yaptım.
B: Hadi ya ama hayatım süper olmuş ya bu kadar güzelini yemedim ellerine sağlık aşkım benim.
C: Afiye olsun canım.
G: Abi annem duymasın ha iyice kıskanır sonra yengemi.
Günçiçeğin hoşuna gider ve gülümser.
F: Ben de hepsini beğendim ama kek süper onu kim yaptı?
S: Onu da ben yaptım. Annemin tarifi.
F: Çok güzel olmuş börekle yarışır. (Gülümser)
Mert Sevil ve Ferit arasındaki bu samimiyete şaşırmıştır.
T: E hadi yemeklerimizi de yedik şimdi eğlence faslına geçelim mi?
N: Geçelim anacım da önce gurupları belirleyelim. Kura çekelim ki haksızlık olmasın. Evet okuyorum.
1. Gurup: Günçiçek, Mert, Güney, Gülcan.
2. Gurup: Sevil,Ferit,Neşe, Peker.

N: Aa olmadı ki çiftler aynı gurupta oldu.
C: Ne yapalım Neşecim şans da bizim ayrılmamızı istemiyor.
S: E siz başlayın bari. İlk kim anlatıyor?
T: Kim anlatsın Güney anlatsın.
Güney kart çeker ve anlatması gereken kelime aşktır. Kullanmaması gereken kelimeler sevgili, kalp, eş, sevgi ve tutkudur.
B: Başlıyorum. Benim Günçiçeğe hissettiğim şey?
Hep bir ağızdan cevap gelir aşk diye.
Brovo ekip. Devam; gelen kelime kardeşdir. Bunu da; Gülcan benim için neyse Trafo da öyledir bu kelime bunu anlatır.
T: Kardeş.
S: Ohoo hem kolay kelimeler çıkıyor hem de anlatacakları insanlarla eşler. Biz kaybettik şimdiden.

B:Evet sıra sizde.
N:Kim anlatacak? Ferit anlatsın.
F: (Çıkan kelime güvendir.) İyi bir dostun verdiği bir duygudur. Olmazsa olmaz. Yıkılırsa geri gelmez.
S: Güven mi?
F: Evet; der ve Seville sarılırlar. Mert biraz daha şüphelenir durumdan. O anda kimseye bir şey demez oyun biter herkes evlerine dağılır. Oyunu Güneyler 2 kelime farkla kazanmıştır.
B: Abi ne oldu sana oyunu kazandık ne bu surat?
T: Yok kardeşim benim biraz uykum geldi de ondandır.
B: Peki tamam. Sen Gülcanla yürü de ben Günçiçeği evine bırakıcam.
C: Güney.
B: Efendim.
C: Bugün aşkı anlatırken benim adımı söylemen çok romantikti.
B: Ben romantik olayım diye söylemedim gerçek bu benim için sen demek aşk demek çünkü. C:Aşkım. Peki bu aşk ya bir gün biterse? Ben hiç bitmesin istiyorum.
B: Bu aşk hiç bitmeyecek Günçiçek. Neden biliyor musun?
C: Nedenmiş?


B: Çünkü bendeki sen asla bitmeyecek de ondan.
Günçiçek Güneye gülümser ve ona sarılır.
B: Hadi canım içeri gir seninkiler merak etmiştir. Hem de üşüme.
C: Tamam sen de üşüme. İyi geceler.
B: Sana da. Ha Günçiçek unutmadan yarın çıkışta bir yere gidicez senle?
C: Nereye?
B: Sürpriz.
C: Ya Güney bir çıtlatsana merak ederim.
B: Olmaz o zaman süprizi kaçar.
C: Meraktan gözüme uyku girmeyecek şimdi.
B: Hadi artık eve gir de ben de gideyim. Görüşürüz.
C: Tamam görüşürüz.

Okul Çıkışı

T: Ya Paşa benim seninle ve diğerleriyle konuşmak istediğim çok önemli bir mevzu var aklıma takılan. Bugün konuşsak mı?
B: Olmaz kardeşim bugün benim sarışına sürpriz hazırladım oraya götürcem. Neyle ilgili?
T: O zaman yarın konuşuruz hem Cimbom da geliyor.
C: Aşkım. Hadi çok merak ediyorum süprizini.
B: Tamam gidelim ama önce gözlerini kapayalım öyle taksiye binelim.
C: Gözlerimi niye kapıyoruz ki?
B: O şaşırmış surat ifadesini görmem lazım da ondan. Hadi bin. Görüşürüz arkadaşlar.
T: Görüşürüz.
Taksiye binerler.
C:Tahminimi söyliyim mi?
B: Söyle bakalım.
C: Kesin maça gidiyoruz. Gerçi bugün de önemli bir maç yok ama belki basketbol ya da voleybol maçı olabilir.
B: Hayır maç değil. Daha başka bir şey. Seviceğini düşündüğüm bir yer.
C: Güney daha gelmedik mi? Bak çok uzaklara gitmeyelim annemi biliyorsun bir ada vakası daha olmasın bu sefer ne desek de inandıramayız.
B: Az kaldı canım geldik sayılır açma gözlerini ama. Abi tamam biz burada inelim eyvallah. Çok yaklaşırsak süprizi kalmaz.
C: Hadi Güney aç şu gözümü artık meraktan çatlıycam.
B: Tamam. 3’e kadar sayıyorum 3 deyince gözlerini açıyorum. 1-2-3. Süpriiiz!
C: Güney! İnanmıyorum gerçekten aklımın ucundan bile geçmedi böyle bir yere geleceğimiz.



Bölüm Sonu.

elitay88
27-12-12, 03:09
26. Bölüm

Güney Günçiçeği lunaparka getirmiştir.


B: Ee ilk neye binmek istersiniz küçük hanım?
C: Hımm. Dönme dolap.
Birlikte dönme dolaba binerler.
B: Çok mu şaşırdın buraya geldiğimize?
C: Yani ne biliyim ben bir kere sana gidelim demiştim sen yok çocuk muyuz biz? Ne işimiz var demiştin?
B: Yani aslında ben de gitmek istemiştim ama öyle diğerlerinin yanında sorunca gidelim diyememiştim hayatım.
C: Ama unutmamışsın.
B: Ben seninle ilgili hiçbir şeyi unutmam ki. (Güney tam Günçiçeği öpecekken dönme dolap durur.) Hayatım annen buralarda olabilir mi acaba?
C: Annemin burada ne işi olur Güney saçmalama dönme dolaptan başın döndü herhalde.
B: Neyse alıyım mı kız sana bir oyuncak ayı?
C: İstemem ayı filan ama şu oyuncak aslan güzelmiş alabilir misin acaba 1000 puan yapman gerekiyormuş biraz zor.
B: Sen hiç merak etme hayatım ya alırım ben. Usta kaç hakkım var şu aslanı alabilmek için?
Oyun makinasının sahibi: 3 hakkınız var.
B: Eyvallah.
Bu sırada Elçin ve Furkan da lunaparka gelmiştir. Aynı oyun makinasının orda dururken Güneyle Günçiçeği görürler.
F: Bak aşkım burada kimler varmış?
E: Furkan lütfen bir huzursuzluk çıkmasın.
F: Sakin ol bebeğim sadece sana o beğendiğin ayıyı alıcam o kadar.
B: O zaman sıranızı beklemeniz lazım. 1. Vuruşunu yapar 800 puan. 2. Vuruşunu yapar 900 puan.
C: Hadi aşkım yapabilirsin.
Güney 3. Hakkında 1000 puan yapar.
C: Aslan aşkım, der ve Güneye sarılır.
F: Sevinciniz bittiyse biz de deneyelim şansımızı.
B: Yalnız Furkancım bu oyun şansla değil bilekle oynanıyor.
E: Hayatım sorun değil gerçekten yani ayıyı almasak da olur.
F: Olmaz hayatım ben o ayıyı senin için alıcam izle ve gör. Kaç puan yapmam lazım?
Oyun makinasının sahibi: 800 sizinki.
F: Hah iyiymiş o zaman bu varoş yaptığına göre ben haydi haydi yaparım. (İlk atışında 500 puan yapar.) Konsantre olamadım bir dakika. (2. Yumruğunu atar 700 puan. 3.hakkında 800 puanı alır ve Elçin’e sarılır.) Elçin bunların hepsi senin için aşkım. (Elçin de gülümser.)
Güney ve Günçiçek oyuncak aslanı da alıp eve giderler.


Günçiçeklerin evinin önü
C: Aşkım harika bir gündü teşekkür ederim. Hem bugün için hem de oyuncak aslan için.
B: Önemli değil hayatım ben de çok eğlendim senle olduğum her an mutluyum zaten. Sen hep benim yanımda ol bu bana yeter.
C: Her zaman yanında olamıyorum ama şunu bil ki ben hep seninleyim. Hadi yarın görüşürüz. Kızdırmıyım Çiçek Sultanı.

Güney’in telefonu çalar arayan Merttir.
B: Efendim kardeşim?
T: Güney yarın akşam bir toplanmamız lazım.
B: Hayırdır?
T: Ben Sevil’e bir şeyler sorucam yarın ama sizin de duymanızı istiyorum.
B: Allah Allah! Terso bir durum mu var kardeşim noluyor?
T: Ya yarın konuşuruz işte okul çıkışı bir yerde toplanalım.
B: Tamam kardeşim.

Sabah:

B: Millet akşam toplanıyoruz kararlaştıralım yeri.
N: Noluyor benim bilmediğim bir durum mu var ha söyleyin bakın meraktan çat diye çatlarım görürsünüz.
B: Kızım bir sus. Mert bizimle bir şey konuşacakmış ben de bilmiyorum. Nerde toplanalım?
C: Bize gelin akşam annemler yok bir yere gitcekler komşuya. Bizim evde konuşuruz.
S: Bana uyar.
B: Tamam o zaman okul çıkışı akşam sizdeyiz.
S: Hadi Mert de geldiğine göre gidelim. Esma Sultan'ı kızdırmayalım. Ha Mert akşam Cimbomlardayız bizimle bir şey konuşacakmışsın neyse akşam anlaşılır herhalde mevzu neyse. Dünden beri suratın asık nedenini de anlatırsın.


Akşam:

Elçin Furkan’a sürpriz ziyaret yapmıştır elinde patlamış mısır ve kola vardır.
E: Süpriiz!
F: Hayatım nerden çıktın sen?
E: Aşk olsun sevinmedin mi yoksa.
F: Sevindim sevinmez olur muyum da şaşırdım biraz. Gelsene. Hadi sen dvdleri seç o zaman ben de üstümü değiştireyim geleyim.
E: Tamam canım.
Elçin dvdleri bulmaya çalışırken bir cd görür merak eder.
E: Üstünde isim de yazmıyor ne ki bu?
Cdyi takınca gördüğü fotoğraflar karşısında şok olur. Üstelik üstünde tarih de yazıyordur.
E: Olamaz bu fotoğraf, Günçiçek! Hayır ya montaj filandır Furkan yapmaz bana yalan söylemez belki Furkan’ın varoşlara oynayacağı bir oyundur. Gerçi bana söz vermişti ama elbette bir sebebi vardır yani. Onun için bu fotomontajı yaptırmıştır. İlerlerken bir video görür konuşmalar net duyulmasa da el tutma sahnesini görünce elindeki bardak yere düşer.
Evden koşarak çıkar.
F: Elçin aşkım!
Videoyu ve kırılan bardağı görünce durumu anlar ve arabasına atlar Güneylerin mahallesine doğru gider. Elçini arar durur ama Elçin telefonu açmaz. Furkan daha da endişelenir.


Günçiçeklerin evi:

Günçiçek herkese tatlı getirmiştir.

B: Ee Mert anlat bakalım ne konuşcaksın bizimle?
T: Günçiçek de gelsin hepbirlikteyken konuşalım.
C: Tatlı yiyelim tatlı konuşalım. Evet bakalım seni dinliyoruz hepimiz.
Günçiçek de gelir ve oturur. (Günçiçek ve Sevil pencerenin kenarında oturuyordur.)
Bu sırada oturdukları odanın camı kırılır. Kızlar çığlık atar.
B: Günçiçek! Herkes yere yatsın. (Günçiçeğin yanına gelir ve ona sarılır.)
Mert ve Peker de Sevil ve Neşeyi korumaya çalışmaktadır.

Orço: Annecim! Der ve içeriye kaçar.
B: Aşkım iyi misin sen?

C: Kim bu manyak ya!
B: Kimse yanına kalmayacak sen hiç merak etme.
T: Evet Paşayla dalarız gerekirse korkmayın sakın. Biz burdayız.

Elçin: Günçiçeeek!
Herkes şoktadır. Hepsi birden ayağa kalkar ve şaşkın şaşkın Elçin’e bakarlar.
S: Bu Elçin değil mi ya?
N: Ta kendisi.
S: Ne işi var ki burada bu ikoncanın?
B: Hayatım sakin ol.
C: Bir dakika Güney. Ne işin var senin burada manyak mısın sen?
E: Çık dışarı!


Bölüm sonu.

elitay88
27-12-12, 17:55
27. Bölüm

Günçiçek hışımla aşağıya iner.

B: Günçiçek dur kızım ya nereye?
Diğerleri de aşağıya inerler.
C: Sen napıyorsun ya?
E: Asıl sen ne yapıyorsun?
C: Delirdin mi kızım bas git evine.
E: Delirdim evet beni delirtin sonunda. Hani anlaşmıştık birbirimize bulaşmayacaktık? Her şeyin gibi bu da yalanmış. Sana inanmakmış asıl aptallık.
C: Ne diyorsun Elçin ne yapmışım sana ben?
E: Sanki bilmiyorsun. Önce Güneyi aldın, sonra en yakın arkadaşımı şimdi de sıra Furkan’a geldi di mi? Etrafımdaki erkekleri elimden alma konusunda çok başarılısın. Bravo sana ya.Tebrik ederim. Nasıl başarıyorsun bunu he ne yapıyorsun onları tarafına çekiyorsun söylesene. Gerçekten çok merak ediyorum ne söylüyorsun onlara.
B: Hadi Günçiçek girelim içeri boşver.
Furkan gelir bu sırada.
F: Elçiin! Hayatım ne yapıyorsun burada sen?
E: Bana hayatım deme bana hiçbir şey deme bundan sonra.
F: Ne demek şimdi bu? Noluyor burada?
B: Olan şu sevgilin buraya geldi ve camı çerçeveyi aşağı indirdi. Belli ki bazı şeyleri yanlış anlamış.
E: Ne yanlış anlaması ya her şeyi gördüm gözlerimle gördüm sen daha uyu. Seni de aldattı işte bak. Bu kız aldatmayı adet edinmiş.
C: Ne diyorsun sen be?
Elçin ve Günçiçek birbirine girer araya Furkan ve Güney girer. Güney Günçiçeği kolundan tutar ve eve girmesini sağlar. Furkan da Elçin’i kolundan tutarak arabaya bindirir.
E: Binmiycem bırak.
F: Bin Elçin.
E: Konuşmak istemiyorum.
F:Tamam konuşmayız. Seni evine bırakıcam biraz sakinleş yarın konuşalım.
E: Bir açıklaması var mı yani?
F: Evet var öyle ya da böyle beni dinleyeceksin.
E: Hiçbir şey dinlemek istemiyorum sadece eve gitmek istiyorum.
F: Peki.
Birlikte arabaya binip uzaklaşırlar.

Günçiçeklerin evi:

S: Şu hale bak camlar tuzla buz olmuş. Camcı çağırmak lazım.
PC: Ben aradım geliyor birazdan.
Orço: Ya kamiller ne oldu ne oldu?
T: Elinin körü oldu turşucum. Ulan sen ne korkak bir adamsın ha. İçerde mi saklandın yani tüm bunlar olruken.
O: Napıyım kardeşim burada kalıp da yaralansam daha mı iyiydi. Baksana her yer cam kırığı. Dışarda gürültü patırtı,kavga.
B: Hayatım sen iyi misin?
C: İyiyim. Ya keşke bıraksaydınız da iki tane patlatsaydım şunun ağzına. Neler söyledi öyle ya?
N: Belli ki fotoğrafları görmüş ya da videoları. Furkan mı söyledi acaba?
S: Saçlama kızım söyler mi hiç o kadar şey yaptı ikoncan sırf Elçin öğrenmesin diye. Elçin bir şekilde görmüş demek ki kayıtları izlemiş.
B: Nolursa olsun cam çerçeve indirmek ne demek? Ya size bir şey olsaydı? Yaralanabilirdiniz hatta Allah korusun başınıza filan gelse öledebilirdiniz.
Çiçek ve Orhan eve gelip manzarayı görünce Çiçek çığlık atar.
Ç: Günçiçek kızım ne oldu burada? Savaş mı çıktı?
N: Şey Çiçek teyze bu Elçin var ya hani Günçiçeğe sinirlenmiş gelip olay çıkardı işte.
Ç: Aa! Ne istiyormuş benim kızımdan? (Günçiçeğe sarılır) Kuzum iyi misin sen? Bir yerine bir şey oldu mu?
C: Yok annecim ben gayet iyiyim. Bir tek camlar kötü durumda tuzla buz oldu.
Ç: Bırak şimdi camı çerçeveyi benim için sen daha önemlisin kızım. Ben gösteririm o Elçin midir nedir o kıza ailesine şikayet edicem bu ne ya kızlarına sahip çıksınlar gece gece gelip evimin camlarını indiriyor kızıma saldırıyor bu ne be?
Orhan: Hayatım sakin ol. Gider ailesiyle konuşuruz bu yaptığı yanına kalmaz merak etmeyin siz.
C: Anne-baba sakın karışmayın siz bu meseleye.
Ç: Ne demek karışmayın kızım? Bunun cezası neyse çekecek o kız.
C: Lütfen anne. Bir yanlış anlaşılma oldu yarın konuşur hallederiz biz.
B: Neyse biz artık gidelim yarın görüşürüz.
C. Ben sizi geçireyim.


Okul:

C: Elçin 5 dakika konuşabilir miyiz?
E: Sana ayırcak 1 dakikam bile yok.
C: Dün yaptıklarından sonra gelip senle konuşmak istiyorum sen zamanım yok diyorsun. Peki o zaman iş uzasın çirkinleşsin polise mahkemeye kadar gitsin. Bunu mu istiyorsun?
E: Peki sadece 5 dakika. Seni dinliyorum.
C: Bak o gördüklerin hepsi bir oyundu. Furkan Güneyle beni anneme ispiyonlamış evde kıyamet koptu tabi hatta nerdeyse aileler birbirine giriyordu; sonra bu yüzden Canda Furkanla birlikte hareket ettiğinden Neşe ve Can ayrıldı. Biz de Furkan sevenleri ayırmak ne demekmiş anlasın istedik.
E: Ve burada sen devreye girdin. Sevgilimi elimden aldın ve ödeştik öyle mi?
C: Daha sözüm bitmedi. Biz de ona bir oyun oynadık. O görüntüleri kim çekti zannediyorsun?
E: Oyun muydu yani hepsi?
C: Evet. Furkan’ın haberi yoktu zaten haberi olunca da sırf sen öğrenme diye 1 gün boyunca kafede çalıştı.
E: Furkan?
C: Evet. Yani hepsi seni kaybetmemek içindi.
E: Ama bana yalan söyledi.
C: O kadarı beni ilgilendirmez ama sanırım başka şansı yoktu kendi bakış açısına göre tabi. Neyse artık gerçeği öğrendin bundan sonra ona göre davranırsın.
Kantin
B: Noldu konuştun mu?
C: Evet her şeyi anlattım.
N: Ne dedi peki dedi?
C: Ne desin şaşırdı bir şey demedi.
S: Yuh ama ya dün neredeyse evi başımıza yıkıyordu insan bir özür diler.
T: Boşver kızım o kadar incelik bekleme bu ikoncanlardan.
B: Mert haklı bizden uzak dursunlar da. Naparlarsa yapsınlar.


Elçin: Furkan her şeyi öğrendim. Neden bana anlatmadın?
F: Sana anlatırsam bana kızardın çünkü uğraşmak yok demiştik. Ben kendimi tutamadım sözümü tutamadım. Özür dilerim.
E: Sana çok kızdım ama benim için yaptıklarını da duydum.
F: Seni kaybetmek istemiyorum.
E: Kaybetmedin zaten ama kendini affettirmen lazım.
F: Tamam o zaman size bu akşam ellerimle yemek hazırlıyım romantik bir yemek ve güzel bir film ne dersin?
E: İyi tamam akşam görüşürüz.

Pis yedilinin masasına doğru gider.


E: Günçiçek. Ben dün olanlar için özür dilemek istedim.
C: Unutalım gitsin. Aşk işte insana neler yaptırıyor di mi?
E: Neyse ben gidiyim kırılan camın parasını ödemek isterim.
B: Gerek yok biz onu hallettik.
E: Peki size iyi günler.
T: Demek ki içinde biraz da olsa insanlık varmış.
C: Aa! Mert dün bizimle bir şey konuşacaktı kavga filan çıktı unuttuk.
B: Evet kardeşim ya konuş artık ne söyliceksen merak da ediyoruz.
S: Evet hepimiz seni dinliyoruz.


Bölüm Sonu.

elitay88
02-01-13, 01:21
28. bölüm

Sevil’in telefonu çalar. Arayan annesidir.
S: Ya arkadaşlar kusura bakmayın annem çağırıyor 5 dakika yanına gitmem lazım.
C: Tamam git. Eee Mert anlat bakalım neymiş bu aklına takılan şey?
M: Aslında Sevil de burada olsaydı iyi olurdu ama.
N: Ay anlat anacım çatlayacağım bak.
M: Galiba bu uzunla karabiber arasında bir şeyler var.
Herkes bir ağızdan: Nee!
B: Ne diyorsun oğlum sen? Emin misin? Nerden anladın?
M: Değilim tabi ki sadece öyle hissettim. Ya hatırlatasanıza geçen gün toplanmıştık işte bir ara mutfakta fısır fısır konuştular, yemekte iltifatlar filan ne biliyim kıllandım ben de durumdan Sevil’e sorarız dedim.
N: Haa sorarız o da evet var der. (Günçiçeğe bakar.)
C: Mert belki de sana öyle gelmiştir. Sevil öyle şeyler yapmaz. Sonuçta…
B: Sonuçta Ferit senin eski sevgilin di mi?
C: Güney!
B: Ney? Öyle değil mi?
M: Ya tamam arkadaşlar sakin. Ne biliyim sizin hiç dikkatinizi çekmedi mi?.
Pc: Yok artık arkadaşlar Sevil bu ya bizim en yakın arkadaşlarımızdan biri. Hem bizi geçtim Günçiçeğe bunu asla yapmaz. Bu resmen ihanet.
C: Ben gözümle görmeden inanmam. Hem Sevil böyle bir şeyi hayatta yapmaz. Tamam Mert öyle hissetmiş olabilir ama bunların hiçbiri Sevil’i suçlu yapmaz.
Hep birlikte sınıfa çıkacaklarken koridorda Sevil ile Ferit’i konuşurlarken görürler.
F: Yalnız bu durumdan sizinkilerin haberi olmasın.
S: Merak etme kimseye söylemedim.
F: Özellikle Günçiçek bilmesin olur mu? Öğrenmesini istemem.
S: Peki. Madem öyle istiyorsun öğrenmez.

Konuşmaları duyan Günçiçek ve diğerleri şok olmuştur. Kantine geri dönerlerken fotoğraf kulubünün astığı fotoğraflardan biri Neşe’nin dikkatini çeker. Hey millet şuna bakın ya bunlar Sevil ile Ferit değil mi? Sarılırken fotoğrafları çekilmiş. Fotoğrafı çeker alır. Kantine otururlar.
C: Az önce duyduklarım doğru olamaz. Ne olur söyleyin biriniz sen yanlış duydun,bu fotoğraf da gerçek değil Sevil böyle bir şey yapmaz arkadaşlığımıza ihanet etmez diyin.
B: (Kolunu Günçiçeğin omzuna atar) Canım sakin ol tamam. Ben de şaşkınım.
C: Demek ki Mert hislerinde haklıymış biz körmüşüz görememişiz.
B: Daha hiçbir şey belli değil ki.
C: Ya nasıl belli değil ya Güney duymadın mı konuştuklarını. Sonra bu fotoğraf. Resmen en yakın arkadaşım ve eski sevgilim arkamdan iş çeviriyor, gizli ilişkileri var demek.
N: Ben bile şaştım kaldım düşünün yani.
Sevil gelir.
S: Hıh geldim. Ne oldu ya hepinizin yüzü 5 karış.
M: Onu sen anlat istersen karabiber.
S: Neyi?
C: Bize anlatıcak bir şeyin var mı Sevil? Hani bilmemiz gereken önemli bir şey?
S: Yoo.
C: Yok demek. Artık saklamanıza gerek yok biz her şeyi öğrendik.
S: Ne diyorsun Cimbom neyi öğrendiniz ya?
M: Neyi olacak senle Ferit bu aralar çok samimisiniz.
S: Eee?
B: E si seni bu gereksiz uzunla konuşurken duyduk gizli görüşmeler,sarılmalar filan. Aranızda bir şeyler olduğundan şüpheleniyoruz.
N: Ne şüphesi Paşa ya her şey ortada değil mi? Gizli aşk yaşıyorlarmış ya işte. Bu da kanıtı.
Sevil fotoğrafa bakarken;
C. Yazıklar olsun sana. Sen ya sen en yakın arkadaşım… Bana bunu nasıl yaparsın? Nasıl olur da eski sevgilimle çıkarsın?
S: Ne diyorsun sen Günçiçek ne eski sevgilisi ne çıkması? Paşa ne oluyor Cimbom iyi mi?
B: Şu an eski sevgilisini senden kıskanmakla meşgul.
C: Güney ne kıskanması ya saçmalama benim derdim o mu sence?
B. Tamam bunu sonra konuşuruz.
S: Ya bakın ne duydunuz bilmiyorum ama hiçbir şey göründüğü gibi değil.
C: Evet kimse göründüğü gibi değilmiş. Konuştuklarınızı duyduk benden gizlemen gereken o şey eğer ilişkinizse rahat olun size engel olacak değilim. Aşkınızı rahat rahat yaşayabilirsiniz.
S: Ya Günçiçek öyle bir şey yok ben böyle bir şey yapar mıyım hiç?
B: Bizim tanıdığımız Sevil yapmaz.
S: Yapmadı da zaten bunu size kanıtlıycam.
Sevil Feritle konuşur. Ona olayların karıştığını ve yanlış anlaşıldıklarını anlatır. Herkesi dizel kafeye çağırır.Açıklama yapacaklarını bildirir guruba.

Çıkış


M: Ee akşam dizelde miyiz?
N: Yani dananın kuyruğu akşam kopacak.
B: Hayatım ya ben bugün sana bir şeyler söyledim ya.
C: Ha şu Ferit’i kıskanma mevzusu.
B: Aslında kıskanan benim napıyım sen öyle tepki verince aklıma şey geldi belki de içinde eskiye dair bir şeyler kalmıştır diye kuruntu yaptım işte.
C: Güney, ben kimseyi senin kadar sevmedim bunu çok iyi biliyorsun. Kalbimde senden başkasına yer yok.
B: (Gülümser) Benimde kalbimde başkasına yer yok.
C: Durum çok başka benim için. Ben Ferit’e değil Sevil’e kızgınım. En yakın arkadaşının eski sevgilisiyle çıkacak biri benim arkadaşım olamaz.
B: Tamam canım böyle hissetmen normal ama akşamı bekleyelim derim yine ben bu kadar üzme kendini nolur. Beni de üzüyorsun. Sil bakalım o gözyaşlarını hem ben buradayım yanındayım.
C: Sen bana bakma sinirlerim bozuldu biraz. Akşam görüşürüz.
Herkes dizeldedir.
Sevil ve Ferit beraber gelmişlerdir kafeye.
N: Evet sizi dinliyoruz. Nasıl açıklayacaksınız bu durumu?
F: Açıklama yapması gereken benim aslında. Ailevi durumumu bilmeyen yoktur herhalde. Bu aralar çok sıkıştık ve yemek bile alacak para kalmadı ben de açıkçası. Sevil de sağolsun Songül teyzenin yaptığı yemeklerden bana getiriyor. Ben de Sevil’e teşekkür etmek için s arılmıştım hepsi bu. Sizin özellikle Günçiçeğin bilmesini istemedim. Daha fazla yük olmak istemiyorum çünkü bana acımanızı da.
C: Ne yani hepsi bu mu? Siz çıkmıyor musunuz?
S: Saçmalama kızım olur mu öyle şey? Terso bize o durumlar.
M: Yani o gün de o yüzden yemeğine iltifat etti bu uzun demek ki.
S: Aynen. Aslında Ferit üzülmesin diye ben de söylemek istemiyordum ama olaylar karışınca açıklamak istedik.
B: Ya biz özür dileriz ne bilelim yani bilemedik biz de öyle her şey üst üste gelince. Ferit yapabileceğimiz bir şey varsa lütfen çekinme böyle konularda hesap yapılmaz. Sana acıdığımızdan filan değil bizim mahallede gelenektir yardımlaşmak sen de alışsan iyi olur.
C: Güney doğru söylüyor keşke gizlemeseydiniz o zaman tüm bunlar olmazdı ama ben ikinizden de özür dilerim yanlış anladığım ve o sözleri söylediğim için.
F: Biz unuttuk di mi Sevil?
S: Yani bir kenara yazdım bunu ama siz benim canlarımsınız gelin buraya.
B: O zaman çay ikramı da benden olsun.


Ertesi Gün Sabah


Günçiçek büyük bir heyecanla uyanmıştır. Çünkü bugün onun doğumgünüdür.


C: Günaydıın!
B: O nasıl bir günaydın kız kolanya etkisi yaptı bende içimi ferahtlattın ha.
C: Dikkat et gözünü yakmasın o zaman.
B: Yakmaz ki o göz yakmayan cinstendir.(Gülümser)
M: Ee arkadaşlar sabah muhabbettiniz bittiyse bugünki planımızı yapalım.
C: Yapalım ne planı?
B. Ne planı olcak hayatım ikoncanlara ders verme planı.
C: Yaa. Başka bir şey yok mu bugün?
S: A evet ya. Biz nasıl unuttuk?
C: Hıh sonunda birisi hatırladı. İyi arkadaş böyle olur işte.
S. Evet ya bugün biyoloji sınavı var nasıl unuttuk? Neyse öğlen arası çalışırız.

C: Hıı çalışırız.
Güney gülümser.
B: Hayırdır hayatım ne oldu başka bir şey mi var ki bugün?
C: Yok bir şey. Neyse gidelim.
Günçiçek ve kızlar önden yürürler.
B: Benim sarışın kızdı unuttum sandı ki böyle sanması için akşama kadar elimizden geleni yapacağız tamam mı?
M: Tamamdır kardeşim.
B: Şimdi kızıyor ama akşam görücem ben onun yüz ifadesini. Güzel bir süpriz hazırladım onun için.



Bölüm sonu.

elitay88
03-01-13, 17:46
29. Bölüm

Okul Çıkışı:


Elçin: Ferit bir dakika bu kitap senin miydi? Sıramda kalmış.
F: Hıı. Sağol Elçin.
E: Hayırdır ne bu acele? Bir yere mi yetişceksin?
F: Ya bugün Günçiçeğin doğum günü de ona yetişip doğum gününü kutlayacağım.
E: İyi de akşam sürpriz mi ne yapcaklarmış Salça söyledi.
F: Biliyorum bana da söylediler ama şimdi benim gitmem yanlış olur ben burada kutlayayım.
E: İyi peki.
F: Günçiçek!
C: Efendim.
F: Doğum günün kutlu olsun. Nice senelere. Bu da ufak bir hediye.
C: Nihayet doğumgünümü hatırlayan biri çıktı. Teşekkür ederim ne zahmet ettin? Hediye paketini eline alır. (Güney de uzaktan görmüştür onları ve akşamki süprizi bozmamak adına yanlarına gitmez ama seyretmekten de vazgeçmez.)
F: Şey şimdi açma pastanı üfledikten sonra açarsın.
C: (Güler) Peki o zaman evde açarım ben de pastamı üfledikten sonra.
N: Napıyorsun oğlum burada? Cimbomla Küçükbeyi mi seyrediyorsun?
B: Yok ya öyle Günçiçeği çağıracaktım ama gereksiz uzun doğumgününü kutluyor şimdi. Sen gitsene yanlarına.
N: Tamam ben alıp getiririm şimdi onu.

Eve dönüş

C: Ee akşam napıyoruz arkadaşlar?
M: Napalım ya evde ders çalışır, yemek yer uyuruz işte rütin işler.
C: (İyice sinirlenir) Rutin, her zamanki gibi.
B: Hayatım sen iyi misin sabahtan beri bir sinirli gibisin.
C: Haa farkındasın yani sinirlendiğimin?
S: Ya evet cimbom noldu bir şey mi vardı bugün?
C: Yoo yok bir şey bugün öyle sıradan bir gün işte.
N: Aslında Cimbom haklı sıradanlıktan sıyrılmamız lazım yeni planlar yapmak için akşam dizelde buluşalım.
B: Olur her zaman bekleriz. Ne dersin hayatım? (Kolunu Günçiçeğin omzuna atar)
C: (Güneyin elini omzundan indirerek) Beni saymayın akşam ailemle olurum siz bana sonra anlatırsınız planı hadi görüşürüz.
B: Sarışına bak şu triplere bak demek gerçekten unutsam vay halime süründürmekten beter eder ha.
M: Ee kardeşim her şey hazır mı?
B: Hazır hazır. Siz Orçoya da haber verin geç kalmasın gereksiz.


Akşam Günçiçeklerin evi:


Çiçek: Kızım nice senelere bebeğim.
Orhan: İyi ki doğdun benim güzel kızım.
Günçiçeğin yüzü biraz asıktır. Önce pastayı üfler.
Orhan: Ne oldu kızım ne bu surat?
Çiçek: Evet 18 olcam 18 olcam diyip duruyordun bugün 18 oldun ve mutsuzsun şu surata bak.
C: Annecim babacım gerçekten teşekkür ederim ama keyfim yok bugün ondan kusura bakmayın.
O: Çiçek getir bakayım aldığımız şu hediyeyi de kızımın keyfi yerine gelsin yüzü gülsün.
Günçiçek paketi açar ve çığlık atar.
C: Aaa! Cimbomuma kombine. Aslan babam.
O: Düşünce anası da annen. Bir tane de kendime aldım istersen arkadaşlarınla gidersin bazen.
C: Aslan annem. Çok sevindim ya.
Telefon çalar arayan Güneydir.
B: Aşkım. Hemen buraya gelmen lazım.
C: Ne oldu ki?
B: Ya lütfen soru sorma Sevil ve Neşe birbirine girdi ayıramıyoruz acil gelmen lazım.
C: Aaa dertleri neymiş dur hemen geliyorum.


Dizel Kafe (Süslenmişdir.)


Günçiçek dizele gider ama ışıklar kapalıdır.
C: Allah Allah! Nerde bunlar ya. Güneeey!
Işıklar açılır hep bir ağızdan iyi ki doğdun Günçiçek şarkısı eşliğinde pasta gelir.
C: İnanmıyorum size ya çok kötüsünüz.
S: Valla canım senin sevgilinin fikriydi.
B: Ne oldu küçük hanım? İşte adamı böyle şaşırtırlar.
C: Aşk olsun Güney hiç de renk vermedin.
B: Dur önce ben öpiyim seni. İyi ki doğdun hayatım. Hediyen pastanı üfledikten sonra.
Herkes sırayla kutlar doğumgününü.
Pasta gelir masaya. Pastanın üzerinde Güney ile Günçiçeğin fotoğrafları vardır kalp içinde.
C: Aaa! Pastama bakın Güney ya sen çok romantik ve ince bir adamsın. Seni çok seviyorum.
B: Ben de seni seviyorum hayatım ama üfle artık pastanı da hediyelerini verelim.
N. Dilek tut.
C: Tuttum, der ve üfler.
Sıra hediyelere gelmiştir. Herkes hediyesini vermiştir bir Güney kalmıştır.
B: Aç bakalım beğenecek misin? Açmadan söyliyim bu hediyeyi hiçbir yerde bulamazsın çünkü ben yaptım.
C: Ay şimdi iyice meraklandım.
N: Ay sen mi ben mi?
C: Güney bu harika bir hediye. (Güney Günçiçekle olan fotoğraflarını bastırmış ve güzel bir albümde toplamıştır. Her fotoğrafın altına tarih atmıştır ve kısa notlar yazmıştır. Mesela ilk fotoğrafın altında ilk tanışma, sonrakinde ilk buluşma, bir sonrakinde birlikte ilk derbi heyecanı yazmaktadır.)
B: Beğendin mi gerçekten?
C: Beğenmek ne kelime bayıldım.
B: İstedim ki bu albüm bizim aşkımızın hatırası olsun. Nice güzel anılarımızı bu albümde saklayalım.
C: Kimse kusura bakmasın ama bu hayatımda aldığım en özel hediye bir kere el emeği. Çok teşekkür ederim canım.
Oturup sohbet ederler.
C: Biliyor musunuz annemle babam da bana kombine almışlar.
S: Tam senlik.
B: E peki o uzun ne almış gördüm elinde paket vardı.
C: A evet şey atkı almış.
B: Ne atkısı?
C: Galatasaray atkısı.
B: Güle güle takarsın artık.
C: Maçlarda takarım bir tek yoksa benim vazgeçemediğim 2 atkım var zaten. Hatta şu anda onlardan birini takıp geldim gördüğünüz üzre. (Güney’in hoşuna gider)
B: Yaa?
C: Ya.


Kapıdan içeri beklenmedik sürpriz bir ziyaretçi girer.


Bölüm sonu.

elitay88
05-01-13, 17:39
30. Bölüm


Dizel Kafe

Gelen kişi Elçindir. Herkes çok şaşırmıştır.
B: Ne işin var senin burada Elçin?
S: Bana bak tikican huzur bozmaya geldiysen yine geldiğin gibi git buradan.
E: Hayır hayır aksine ben buraya hem Günçiçeğin doğum gününü kutlamak hem de özür dilemek için geldim. Biliyorsunuz çok tatsız şeyler oldu ve ben kendimi çok kötü hissettim. Bu nedenle ateşkesimizi yenilemek için de bir adım olur dedim. Doğum günün kutlu olsun. (Elindeki hediyeyi Günçiçeğe uzatır.)
C: Bize iyi niyetle bir adım geleni geri çevirmeyiz buyur istersen pastamızdan da yiyebilirsin.
Elçin pastaya bakar ve Güney ile Günçiçeğin fotoğrafını görünce yüzü biraz düşer ama sonra toparlar.
E: Yok ben fazla kalmıycam zaten Furkan bekliyor dışarıda sen hediyeni aç öyle gidiyim. Çünkü merak ediyorum beğencek misin?
Günçiçek paketi açar ve içinden Galatasaray forması çıkar.
C: Aa ne hoş Elçin Güneyden sonra bana da forma almış. Zahmet etmişsin ama benim vardı zaten maçlara formasız gitmem de.
E: Formaya iyice bak istersen.
C: Aa inanmıyorum. Formanın arkasında Cimbom yazıyor ve; Gökhan, Muslera, Sabri, Selçuk, Elmander,Melo, Ujfalusi,Umut. Hepsinin imzası var. Nasıl aldın bunu?
E: Babamın bir tanıdığı varmış da o halletti sağolsun. E beğendin mi?
C: Beğendim gerçekten çok şaşırttın beni.
E: O gün olanlar…
C: Ne olmuştu ki ben unuttum.
E: Teşekkür ederim hoşçakalın. İyi eğlenceler.
Elçin gider.
S: Valla çok şaşırttı beni bu tikican.
C: Evet ya neredeyse iyi ki camı çerçeveyi indirmiş diycem ha. (Güler)
B: Neyse hayatım sonunda her şey tatlıya bağlandı.
C: Sonunda. Ya bir şey sorcam bu nasıl parti ya müzik yok, dansım geldi benim.
B: Bir dakika hayatım. PC müzik lütfen. Çalan şarkı Yalından "Meleklerin sözü var"dır. Daha sonra da Mustafa Ceceli den sevgilim parçası çalmıştır.


1. çalan şarkı

Dünya üzemez beni.
Ölüm korkutabilir mi?
Sen olmadan bu kalp hissedebilir mi?

Güneş batmış bana ne!
Ellerin yok kime ne..?
Yerine koyamadım,
Razı olamadım sensizliğe.

Kalpler yanmış, yağmur ıslatmış.
Tanrı korumuş ya sevenleri.
Son nefesimde elimi sen tutacaksın,
Son sözlerimi bir sen duyacaksın.
Meleklerin sözü var.




B: E küçük hanım benimle dans eder misiniz acaba?
C: Olur. (Gülümser)
Mert Gülcan’ı dansa kaldırır.

İlk şarkı biter Günçiçek tam oturacakken;
Güney: Dur daha bizim şarkımız çalmadı, der. Bunu ben seçtim ikimiz için beğenecek misin bakalım seçtiğim şarkıyı.



2. çalan şarkı

Sevgilim, saçlarını tarayıp gerdanını okşayıp
Ninniler söyleyip dizlerimde uyutsam seni
Sevgilim, kadere aldanmayıp kağıt olup kalem olup
Mutlulukla bir son bulup en sonuma yazsam seni

Hiçbir şeye değişmem aşkla bakan gözlerini
En son anımda bile söylemeliyim sevdiğimi
Hiçbir şeye değişmem senle geçen günlerimi
En son anımda bile tutmalıyım ellerini .

Sevil,Neşe,Orço ve Peker oturuyordurlar.
N: Ne güzel dans ediyorlar değil mi?
S: Sen Cancağızını özledin galiba.
N: Aman ne özliycem onu ben.
O: Salçaa gel kız dans edelim.
N: E hadi edek bari.
Mert Sevil’in mutsuzca oturduğunu görünce;
M: Canım izninle Sevil’i dansa kaldırayım ben baksana kızcağız tek başına oturuyor.
G: İyi,peki.
M: Karabiberim benimle dans eder mi acaba?
K: Ya pek bilmem ben öyle dans mans ayağına filan basarım senin.
M: Aman be Karabiberim basarsan bas senin bastığın yerde gül biter.
Sevil gülümser ve dansa kalkarlar. Saat de geç olunca herkes evlerine dağılır. Güney Günçiçeği evine bırakır.
C: Bu doğum günüm benim için çok özeldi. Çok teşekkür ederim Güney. Her şey çok güzeldi pastama da bayıldım.
B: Hepsini içimden gelerek büyük bir keyifle yaptım teşekkür etmene gerek yok hayatım. Ama illa teşekkür etmek istiyorsan bir öpücüğe hayır demem.
Günçiçek gülümser ve Güney’in dudağına küçük bir öpücük kondurur.
C: İyi geceler.
B: İyi geceler.

Bir Sonraki Gün Sınıf

N: Millet duydunuz mu yarın okul gezisi varmış. Uludağ’a gidiliyormuş.
S: A gitsek ya.
M: Ne dersin Paşa gidelim mi?
B: Gideriz tabi. Ne dersin sarışınım?
C. Ya harika olurdu ama annem şimdi dır dır edecek her gece bir yerdesin diye.
B: Aa aşkım sensiz olmaz. Olmadı gelip ananla ben konuşurum derim o benim sözlüm ve ben sözlümü yanımda istiyorum.
C: Sakın ha sırf sana inadından göndermez o zaman ben halledicem merak etme sen.
B: İyi hallet bakalım.

Gezi günü otobüs

Damla: Püf Allahım Yarabbim ya niye otobüsle gidiyoruz ya hem de bu varoşlarla birlikte.
F: Haklısın Damlacım ama kış şartları işte yoksa babamın helikopteri bizi heryere götürürdü.
M: Hay senin helikopterine.
B: Traf sakin kardeşim.
Önde Sevil ve Neşe, arkalarında Güney ve Günçiçek onların yan koltuklarında Mert ve Pc oturmaktadır.
B: Oh benimkinin keyfi yerinde. Napıyorsun kız takmışın kulağına kulaklıkları?
C: (Kulaklıkları çıkarır)Efendim aşkım bir şey mi dedin bana?
B: . İyice uzun yol moduna girmişsiniz küçük hanım ama bensiz.
C: (Gülümser) Gel birlikte dinleyelim, der ve bir kulaklığı Güney’e verir.
B: Güzelmiş böyle ha.


Uludağ


Sonunda Uludağ’a varırlar. Herkes oteldeki odasına yerleşmektedir. Oda fiyatları pahalı olduğu için herkes tekli ya da en fazla ikili odalarda kalırken, pis yedili 2 oda kiralamıştır. Kızlar bir odada erkekler de diğer odada kalacaktır. Odalara yerleşirler sonra lobiye inerler.
S: E şimdi napcaz? Biz kaymayı bilmiyoruz, kayak takımlarımız da yok böyle oturcak mıyız?
B: Tabi ki hayır etrafı gezeriz, şöyle bir kar savaşı yaparız asıl eğlence akşama.
C: Aa neymiş?
B: Akşam sucuk ekmek mangal filan yaparız.
M: Süper düşünmüşsün kardeşim.


Akşam (Otel)


Güzel bir kar savaşından sonra akşam olmuştur. Hava soğuk olduğu için mangallar yapılıp yemek içerde yenmektedir. Zengin gurup restoranda yerken pis yedili şömine başında pişirdikleri sucuk ekmekleri yiyorlardır.
M: Orço nerde?
PC: Odada süsleniyor Alisi etkileyecekmiş.
S: Bakın Milet o kadar güzel bir yerdeyiz ki şömine filan hadi hayal kuralım herkes 10 yıl sonraki hayalini anlatsın.
N: Oho süper fikir. Ben başlıyım 10 yıl sonra ben benimle ömür boyu dedikodu dinleyecek birine aşık olurum.
S: Öylesini bulursan hiç kaçırma zaten Salçacım. Ben 10 yıl sonra kendi evime çıkmış olurum.
Pc: Ben bilgisayar programı yazmış olurum.
Mert: Ben artık sakin bir insan olmuş olurum.
B: Ben 10 yıl sonraki hayalimi anlatayım. Hayatmın kadınıyla evliyim. (Günçiçeğe bakar.) 3 de çocuğumuz var.
C: Yuh 3 mü?
B: Tamam tamam 2 çocuğumuz olsun (güler) bir kız bir erkek. Kızım annesine,oğlum babasına benziyor birlikte çok mutluyuz.
N: Vaay!
C: Şimdi aynı şeyleri tekrarlamıyım Güney’inkinden farklı bir hayalim daha var.
B: Neymiş o?
C: Çocuklarımı cimbomlu yapacağım.
B: Ha orda dur bakalım hayatım çocuklar Beşiktaşlı olacak tıpkı babaları gibi.
C: Yok ya niye Beşiktaşlı oluyormuş anneleri de Cimbomlu ona bakarsan.
S: Ooof!Doğmamış çocukların takım kavgasını yapıyorsunuz ha.
B: Evet ya hakikaten pardon biz biraz fazla kaptırdık da.
C: Aynen.
B: En iyisi kendileri karar versinler büyüyünce.
C: Evet.
M: Ya arkadaşlar benim çok uykum geldi ya uyusak mı?
B: Evet kardeşim haklısın hadi yarın erken kalkıcaz hem dönüş var.
C: İyi geceler.
B: İyi uykular.


Bölüm sonu.

1995vade
06-01-13, 18:12
BENİ BIRAKMA

TANITIM


Günçiçek Seymen:
Okul çantamı alıpçıktım.
"Günçiçek! Beklesene kızım!" Annemi dinlememek için adımlarımı sıklaştırdım. Moralim bozuktu. Daha doğrusu bozuk olacak bir moralim bile yoktu. Güney benim Trafo ve Gülcan'ı bildiğimi öğrenince(Kimden olabilir ki! Tabii ki Elçin söyledi!)çok kızıp beni terketti. Beni affetmesi için yalvaracak değildim ama... Ama bütün gece ağlayan da bendim.

Güney Samyeli:
Gülcan ile birbirimize düşmanca bakışlar fırlatarak evden çıktım. Çantamı tek omzuma takıp tam buluşma yerine doğru yürüyecekken bir anda yolumu değiştirdim. Cimbom ve Karabiber ile de küstüm. O anki kızgınlıkla gidip Cimbom'a bağırmış, onu terketmiştim. Ve şimdi? Şimdi köpek gibi pişmanım desem bir faydası olmazdı değil mi?

Mert Karatütün:
PC ve Salça ile buluşup okula gidecektim. Ta ki yolumun üstü olduğundan gülcan'ların evinin önünden geçerken pencerede Gülcan'ı görene kadar. O da o güzelim gözleriyle bana bakıyordu. Demir kapının önünde durup ellerimi kalbimin üstünde kalp şekline getirdim. Yüzünün güldüğünü görünce içimde küçük bir ferahlama hissiyle PC ve Salça'yı unutarak okula gitmeye karar verdim.

Elçin Paksoy:
Kuaförüm saçımı ve makyajımı bitirdiğinde aynada kendime baktım. Eski havalı Elçin olmuştum işte. Ütülü formam, uçları maşayla kıvrılmış saçlarım ve uçuk tonlardaki makyajımla eski ben! Ne garip bir dünya değil mi? Ferit dağılırken ben kendimi topluyorum.


Evet arkadaşlar. Normalde Ferit'in de ağzından yazacaktım ama soyadını unuttum. Bilen varsa lütfen bana söyesin.
Beğenmediğiniz kısımlar falan olursa onları da öğrenmek isterim.
umarım okuyup beğenirsiniz


BENİ BIRAKMA

Günçiçek Seymen:
Çarptığım çocuğa baktım.
"Ferit?"
"Nasılsın Günçiçek?"
"İyidir. Sen?"
"İyiyim iyiyim de sen pek iyisin gibi gelmedi nedense bana."
"Yok Ferit gerçekten iyiyim."
"O zaman neden gözlerin kıpkırmızı? Güney'le mi tartıştınız? Bak benim yüzümdense..."
"Ferit hayır hayır. Lütfen. İyi niyetin için teşekkür ederim. Ama bu sefer suç benim."
"Senin mi? N'aptın ki?"
"Gülcan ile Trafo'nun çıktığını söylemedim Paşa'ya."
"Bu mudur yani?"
"Daha n'olması gerekiyordu ki?"
"İyi ama bu yüzden sana kızamaz. Sen Gülcan'ın can sağlığı için..."
Gülüverdim
"Can sağlığı mı?"
"Evet can sağlığı. Öyle dememiş miydin bana?"
"Haa evet demiştim."
Biz Ferit'le çıkarken Trafo'nun Gülcan'la çıktığını öğrenince Ferit'e anlatmıştım. Neden Güney'e açıklamadığımı merak etmiş, bende Gülcan'ın can sağlığını korumak için demiştim.
Eski günleri hatırlamak iyi gelmişti
"Şeyy... Günçiçek."
"Evet?"
"Yanlış anlamazsan... Benim elimde 2 kişilik sinema bileti var. Kuzenimle beraber gidecektik bu akşam ama ekti beni."
"Benim gelmemi istiyorsun."
"Yanlış anlamazsan ama... Arkadaş olarak yani."
"Niye yanlış anlıyım ki. Gelirim tabi."
"Ben yedide alıyım seni. Trafik falan derken zor yetişiriz."
"Tamam. Hangi film?"
Ferit eğilip kulağıma uzandı ve sır verir gibi filmin adını fısıldadı.
"İnanamıyorum."
"İnansan iyi edersin."
"Ferit ben bu filmi çok uzun zamandır bekliyordum."
"Biliyorum. Kuzenim de senin gibi bekliyordu bu filmi. O yüzden aklıma ilk sen geldin zaten."
"Ferit çok mutlu oldum. Neyse akşam görüşürüz."
"Görüşürüz arkadaşım."
Arkadaşça kolunu sıkıp köşeden iştahlı gözlerle beni kesen Neşe'nin yanına seğirttim.
"Ne konuştun kızım Küçükbey'le?"
"Sanane Neşe! Sana ne yani sanane!"
"Kızma beeee!"
"Can'la çıkmak sana yaramadı. Yürü!"
"Nolur anlat ne konuştunuz o uzunla?"
"Yürü Salça!"

Güney Samyeli:
Benim sarışınla o gereksiz uzun fısır fısır ne konuştular ki öyle?
Neşe'ye aldıırmadan fırladım ve sarışını kolundan yakaladım.
"Aaa noluyo Güney ya!"
"Ne konuştun o uzunla?"
"Sanane. Sen beni terk etmedin mi?"
"Hayatım saçmalamayalım olur mu? Kimsenin kimseyi terk ettiği falan yok."
"O zaman niye dün gece bana o kadar bağırdın?"
"Hayatım kenarda konuşalım mı?"
"Konuşalım konuşalım kenarda konuşalım. Böyle ortada olmuyo."
"SALÇA!!!!"
"Ha siz başbaşa... konuşcaaanızzz... Tamam ben gidiyim o zaman. Gidiyim mi?"
"Git Salça!"
"Gidiyom ama haa."
"Salça gidecek misin artık?"
"Tamam. Anlatırsın bana Cim Bom."
"Salça!"
Sonunda gitti Salça. Ben de sarışını bir kenara çektim.
"Ne konuştunuz uzunla!"
"Beni sinemaya davet etti."
"Tabi sen de reddettin."
"Yooo kabul ettim."
"Hayatım şakanın sırası değil."
"Zaten şaka da değil."
"Nasıl ya! o uzunun sinema teklifini kabul mu ettin?"
"Ettim valla."
"Aferin sarışın!"
"Aşkım sadece film izlicez ya!"
"Hhııııı..."
"Bana güvenmiyor musun Güney?"
"Sana değil o gereksiz uzuna güvenmiyorum."
"Böyle devam t Güney!"
Tam çekip gidecekken tutup sarıldım.
"Tamam ama gece aricam. Bana filmi anlatacaksın."
"Anlaştık. Hadi sınıfa."
Elini tuttum ve onu sınıfa sürükledim.

Bölüm Sonu

1995vade
07-01-13, 18:18
BENİ BIRAKMA

Günçiçek Seymen:
Çarptığım çocuğa baktım.
"Ferit?"
"Nasılsın Günçiçek?"
"İyidir. Sen?"
"İyiyim iyiyim de sen pek iyisin gibi gelmedi nedense bana."
"Yok Ferit gerçekten iyiyim."
"O zaman neden gözlerin kıpkırmızı? Güney'le mi tartıştınız? Bak benim yüzümdense..."
"Ferit hayır hayır. Lütfen. İyi niyetin için teşekkür ederim. Ama bu sefer suç benim."
"Senin mi? N'aptın ki?"
"Gülcan ile Trafo'nun çıktığını söylemedim Paşa'ya."
"Bu mudur yani?"
"Daha n'olması gerekiyordu ki?"
"İyi ama bu yüzden sana kızamaz. Sen Gülcan'ın can sağlığı için..."
Gülüverdim
"Can sağlığı mı?"
"Evet can sağlığı. Öyle dememiş miydin bana?"
"Haa evet demiştim."
Biz Ferit'le çıkarken Trafo'nun Gülcan'la çıktığını öğrenince Ferit'e anlatmıştım. Neden Güney'e açıklamadığımı merak etmiş, bende Gülcan'ın can sağlığını korumak için demiştim.
Eski günleri hatırlamak iyi gelmişti
"Şeyy... Günçiçek."
"Evet?"
"Yanlış anlamazsan... Benim elimde 2 kişilik sinema bileti var. Kuzenimle beraber gidecektik bu akşam ama ekti beni."
"Benim gelmemi istiyorsun."
"Yanlış anlamazsan ama... Arkadaş olarak yani."
"Niye yanlış anlıyım ki. Gelirim tabi."
"Ben yedide alıyım seni. Trafik falan derken zor yetişiriz."
"Tamam. Hangi film?"
Ferit eğilip kulağıma uzandı ve sır verir gibi filmin adını fısıldadı.
"İnanamıyorum."
"İnansan iyi edersin."
"Ferit ben bu filmi çok uzun zamandır bekliyordum."
"Biliyorum. Kuzenim de senin gibi bekliyordu bu filmi. O yüzden aklıma ilk sen geldin zaten."
"Ferit çok mutlu oldum. Neyse akşam görüşürüz."
"Görüşürüz arkadaşım."
Arkadaşça kolunu sıkıp köşeden iştahlı gözlerle beni kesen Neşe'nin yanına seğirttim.
"Ne konuştun kızım Küçükbey'le?"
"Sanane Neşe! Sana ne yani sanane!"
"Kızma beeee!"
"Can'la çıkmak sana yaramadı. Yürü!"
"Nolur anlat ne konuştunuz o uzunla?"
"Yürü Salça!"

Güney Samyeli:
Benim sarışınla o gereksiz uzun fısır fısır ne konuştular ki öyle?
Neşe'ye aldıırmadan fırladım ve sarışını kolundan yakaladım.
"Aaa noluyo Güney ya!"
"Ne konuştun o uzunla?"
"Sanane. Sen beni terk etmedin mi?"
"Hayatım saçmalamayalım olur mu? Kimsenin kimseyi terk ettiği falan yok."
"O zaman niye dün gece bana o kadar bağırdın?"
"Hayatım kenarda konuşalım mı?"
"Konuşalım konuşalım kenarda konuşalım. Böyle ortada olmuyo."
"SALÇA!!!!"
"Ha siz başbaşa... konuşcaaanızzz... Tamam ben gidiyim o zaman. Gidiyim mi?"
"Git Salça!"
"Gidiyom ama haa."
"Salça gidecek misin artık?"
"Tamam. Anlatırsın bana Cim Bom."
"Salça!"
Sonunda gitti Salça. Ben de sarışını bir kenara çektim.
"Ne konuştunuz uzunla!"
"Beni sinemaya davet etti."
"Tabi sen de reddettin."
"Yooo kabul ettim."
"Hayatım şakanın sırası değil."
"Zaten şaka da değil."
"Nasıl ya! o uzunun sinema teklifini kabul mu ettin?"
"Ettim valla."
"Aferin sarışın!"
"Aşkım sadece film izlicez ya!"
"Hhııııı..."
"Bana güvenmiyor musun Güney?"
"Sana değil o gereksiz uzuna güvenmiyorum."
"Böyle devam t Güney!"
Tam çekip gidecekken tutup sarıldım.
"Tamam ama gece aricam. Bana filmi anlatacaksın."
"Anlaştık. Hadi sınıfa."
Elini tuttum ve onu sınıfa sürükledim.

Bölüm Sonu

BENİ BIRAKMA

Günçiçek Seymen:
Montumu kucağıma alıp bacağımı diğerinin üstüne attım. Sabahtan beridir kıpırdanıyordum. Haliyle Ferit'te kıkırdamaya başladı.
"Gülme Ferit."
"Gelde sen gülme. Sabahtan beridir rahatını bulamadın."
Ben de azıcık tebessüm ettim.
"Rahat değilsen yer değiştirelim mi?"
"Görebilir misin ki?"
"Sence?"
İkimizde bir kahkaha patlattık. Sanki onun ne kadar uzun olduğunu bilmiyordum. O sıkışık mı sıkışık olan arada zar zor yerlerimizi değiştirdik.
"Rahat mısın şimdi?"
"Evet sağol."
"Mısır?"
"Hayır. Teşekkür ederim."
"Rica ederim."
Ona farklı duygular hissetmesem de arkadaş olarak ondan daha iyi birisini bulamazdım.
"ŞAFAK VAKTİ 2"
Sabırca çok uzun zamandır beklediğim film. İlkini de Ferit'le beraber izlemiştik. Ne ilginç bir tesadüftü böyle...
Film çok güzeldi. Ferit'in dostluğunu da öylesine özlmiştim ki...
"Ben insem burada."
"Evine bıraksaydım Günçiçek."
"Yok. Sağol. Şey..."
"Güney'le buluşacaksın."
"Evet. mesaj atmış da buluşalım diye."
"Neden bana hesap veriyorsun ki?"
Evet. Neden hesap veriyordum ki?
"Yarın görüşürüz Günçiçek."
"Görüşürüz Ferit."
Taksiden inip hızla kiliseye yöneldim. Orada beni bkleyen sevgilimin kollarına atıldım.

Güney Samyeli:
"Hangi filme gittiniz sarışın?"
"Şafak Vakti 2."
"Haa. Bekliyordun zaten."
"Eveeettt..."
"İyi ya en azından filmi izlediğine emin olabilirim."
"Güney!"
"Tamam aşkım kızma ya! Nasıldı film güzel miydi?"
"Çok güzeldi ama keşke senle beraber gitseydik."
"İstersen bir ara gideriz."
"Gerçekten mi?"
"Evet ama sen bunu izledin başka filme gideriz."
"Yok yok çok güzeldi ben tekrar izlerim."
Nasıl yani? yoksa filmi izlmedi de numara mı çekiyor?
"Saçmalama Güney!"
"Hı? Ne?"
"Ne düşündüğün yüzünden belli oluyor Güney!"
"Sarışın özür dilerim."
"Dileme ya! Dileme! Ben burda filmi izlediğim halde sende izlemek isterin diye tekrar izlemeyi kabul ediyorum, hatta yanımda sen varken seni izlemekten filme konsantre olamayacağımı bile bile kabul ediyorum ama sen, bana güvenmiyorsun."
"Öyle değil aşkım."
"Öyle Güney öyle."
"O zaman bir sarılıyım. Sen de beni affet."
"Öyle bir sarılmayla kurtaramazsın. Bir de öpücük."
"Tamam."
Kollarımı sımsıkı beline dolayıp saçlarına kocaman bir öpücük kondurdum ve kullağına mırıldanmaya başladım.
"Sen yeter ki sev kulun olayım, bir dile bin yıl kölen olayım, boynuna koynuna dolanayım, mahşere kadar."
Mahşere kadar...

Bölüm SONU...

elitay88
08-01-13, 02:07
31. Bölüm

Eve dönüş otobüs

C: Demek 10 sene içinde evlenmeyi düşünüyorsunuz Güney bey.
B: Yanlışınız var küçük hanım. 10 sene içinde hayatımın kadınıyla evli ve Allah da kısmet ederse 2 çocuk babası olmayı istiyorum dedim.
C: Çok pardon Güney Bey de o hayatınızın kadınının bir ismi yok mu? Yoksa daha tanışmadınız mı? (Bilmezden gelir.)
B: Yani bekliyorum işte her an karşıma çıkar diye.
Günçiçek Güney’e bir tane vurur.
B: Ah! Acıdı be sarışınım sakin.
C: Oh! Acısın.
B: Şaka yapmıştım. Tabi ki senden bahsediyorum bir tanecik aşkım benim aksi mümkün değil ki yani.
C: Böyle şakalar yaparsan alacağın reaksiyona hazırlıklı olmalısın canım.
B: Hımm. Peki az önce yaptığım öküzlük için özür dilerim hayatım.
C: Tamam tamam neyse bu romantik anı bozmayalım. Ne güzel manzara izliyoruz.
B: Hatta dur hayatım bu güzel manzara eşliğinde bir de şarkımızı dinleyelim tam romantik olsun. (Telefonundan kulaklıkla şarkılarını dinlerler (Mustafa Ceceli: Sevgilim)

Akşam olur Güney Günçiçeği eve bırakır.
C: Güney. Annem şimdi camdadır ben burdan gitsem mi?
B: Saçmalama hayatım camda olursa olsun artık önemli değil ki biz sözlüyüz.
C: Evet ya hala alışamadım doğru söylüyorsun.
B: Neye sözlenmemize mi?
C: Hayır annemin bunu kabul etmesine.
B: İsterse etmesin. Benim tepemi attırmasın valla alır seni kaçırırım. Dellendirmesin beni.
C: Vaay! Vermezlerse kaçırırım diyorsun.
B: Heralde kızım şüphen mi var?
C. Yoo şüphem yok dediğini yaparsın da bakalım ben gelir miyim?
B: Bak bak bak! Ne yani ben o kadar şeyi göze alıcam seni kaçırmak için gelicem sen benle gelmiycek misin küçük hanım? O kadar da değil gelirsin herhalde. Gelirsin di mi?
C: Ya gelmezsem?
B: Gelmezsen atarım seni sırtıma öyle kaçırırım ben de.
C. Hımm. Kararından da dönmezsin yani.
B: Dönmem. Çünkü senin beni sevdiğini biliyorum.(Elleriyle Günçiçeğin yüzünü tutar.)
C: Aferim doğru biliyorsun; ama artık benim gitmem lazım çünkü annem kötü kötü bakmaya başladı.
B: Tamam hayatım yarın görüşürüz.


Ertesi Gün Sınıf:

N: Hey millet yarın fizik sınavı varmış.
S: Oof! Yine sınav yine sınav.
B: Hakkatten ha hem de fizik. En sevmediğim ders. Hiç de anlamıyorum sevemedim gitti.
C: Aşkım istersen beraber çalışalım.Benim fiziğim iyidir.
B: (Günçiçeği şöyle bir baştan aşağı süzerek) Ondan şüphem yok zaten.
C: Güneey! Ben ciddi söylüyorum yani. Bugün erken çıkıcaz nasılsa sınıfta çalışırız.
N: Oooo! Sınıfta baş başa ders çalışmalar ben de kalabilir miyim?
B: Ders dinleyeceksen evet ama dedikodu yapmak için kalacaksan hayır.
N: Üff tamam tamam. Ben zaten bugün Sevilleyim. Siz kalın baş başa. Ama bana sonra anlatın nolur tamam mı Cimbom?
C: Ay tamam.
B: Ha Neşe ya bunları da bize bırakabilir misin Gülcan acil lazımdı diyordu bir kitap için.
N: Tamamdır Paşacım Seville bırakırız.


Ders bittikten sonra sınıf dağılır ve Güney ve Günçiçek kalır. Günçiçek kapıyı kapatır.
B: Evet hocam sizi dinliyorum. Bugün öğretmen sizsiniz.
C: Bir dakika canım, der ve çantasından siyah okuma gözlüklerini çıkarır ve takar.
B: Aşkım o nerden çıktı ya? (Güler)
C: Havaya girmem lazım ondan. Hem ben şu anda aşkın değil öğretmeninim senin ona göre.
B: Pardon öğretmenim. Sizi dinliyorum büyük bir dikkatle.


Neşe Seville Gülcanlara Paşanın kitaplarını bırakmaya giderler. Kapıyı Gülseren açar.
G: Hoş geldiniz çocuklar buyrun ellerimde sabun var girin içeri.
N: Yok biz Paşa'nın kitabını bırakmaya gelmiştik de aslında.
G. E tamam geçin içeri.
Neşe ve Sevil kitabı bırakmaya giderler. Masada Mert'in fotoğrafı duruyordur Sevil'in gözü ona takılır.
N: Hayırdır Karabiber bakmaya doyamıyorsun?
S: Ne alakası var gözüm daldı.
N: Hıı. Seninki de fena çıkmamış yani.
S: Seninki deyip durma Salça. Evet bir zamanlar Mert'ten hoşlanıyordum, seviyordum onu ama artık o sözlü.
N: Sözlü diye sevemezsin yani.
S: Saçma sapan konuşma bak yürü kitabı da bıraktık zaten gidelim.

Salondan içeriye biri girer.

Bölüm sonu.

elitay88
08-01-13, 03:04
32. Bölüm

Gelen kişi Gülcandır. (Görmeyen çocuklar için kitap okuma kampanyasına katılmış ses kaydıyla da kayıt yapıyordur, ancak ses kayıt cihazını salonda unutmuştur.)
Sevil içinden: Acaba duydu mu konuştuklarımızı?
Neşe iç ses: Eyvaah! Duyduysa yandık. (Gülümser)
N: Sen burada mıydın kız?
S: Evet ya hiç fark etmedik.
G: Evet buradaydım çok normal değil mi evimde olmam niye şaşırdınız?
N: Normal tabi canım neyse biz gidelim kitabı getirdik masaya koyduk.
G: Peki teşekkürler.
S: Görüşürüz Gülcancım.
G: Görüşürüz Sevil abla.
Evden çıktıktan sonra:
S: Ah Salça ah ya duyduysa?
N: Yok canım duysa tepki verirdi baksana normal davrandı yani.
S: Evet aslında neyse bak bir daha bu konuyu açarsan.
N. Açmam tövbe açmam bak ağzımı kapıyorum.

Sınıf:

C: Ee anladın mı bakalım anlattıklarımı çocuğum?
B. Anladım anladım da hayatım ne o çocuğum filan olmuyor öyle ben senin sevgilinim. Normale dön artık aşkımı özledim ben ya. (Günçiçeğin yanına gelir ve elini tutar)
C (Günçiçek gözlükleri çıkarır.)Demek bu kadar etkilendiniz anlattıklarımdan bu sözlerinizle beni kandıracağınızı zannediyorsanız bu ne? (avucunu gösterir)
B: Avuç.
C: Ha işte avcunuzu yalarsınız çünkü ben sizin gibi çapkın erkek milletine karşı temkinliyimdir, bu numaralara gelmem.
B: Bak bana Oya Bilir taklidi yapma.
C: Eee!
B: E si kaçarım, giderim görürsün.
C. Dur tamam bir yere gitme. Eğlenelim diye taklidini yapayım dedim.
B: Çok da güzel yaptın bravo sana.
C: Aşkım tamam sen anladın mı peki anlattıklarımı? Nasıl anlattım? Bak eğer aklına takılan yerler varsa tekrar anlatayım. Söyle.
B: Anladım hayatım çok iyi anlattın.
C: Sevindim.
B: Ben de.
C: Sen neden sevindin?
B: Normale dönmene düş bakayım önüme sen? (sınıftan çıkarlar) Gülcan Güney’i arar.
G: Abi akşam yemeğe arkadaşlarını çağırdım Günçiçek abla yanındaysa ona da söyle mutlaka gelsin.
B: Nerden çıktı?
G: Öyle gerekti diyelim.
B: İyi tamam.
C: Ne diyo Gülcan?
B: Akşam yemeğe çağırmış bizimkileri bizdeyiz tamam mı?(Günçiçeğe sarılarak yürürler.)
C: Tamam bana uyar.

Akşam:


Kemal ve Gülseren evde yoktur. Gülcan masayı hazırlamış pis yediliyi bekliyordur. Herkes gelir ve masaya oturular. Yemekler yenir.
B: E anlat bakalım ne söyliyceksin bize?
N: Evet ya meraktan çatladım burada?
G: Sizi buraya topladım çünkü size bahsetmek istediğim birkaç şey var.
M: Seni dinliyoruz canım söyle.
G: Bizim okulun görmeyen çocuklar için kitap okuma kampanyası var işte ben de bunun için kayıt yapıyorum.
C: A ne güzel! Biz de okuruz di mi arkadaşlar?
G: Sağolun çok sevinirim tabi. Yalnız size dinletmek istiyorum nasıl olmuş bir fikirlerinizi alıyım dedim. (Kaydı başlatır, yüzünde ciddi ve sinirli bir ifade vardır Gülcan'ın.)


Bölüm sonu.

mertloveaysun
08-01-13, 03:53
Trafo, Paşa, Orço ve PC her zaman olduğu gibi yine buluşma yerlerinde kızları bekliyorlardır.

Trafo: Abi bi gün de erken gelseler dişimi kırıcam yemin ediyorum kırıcam ya!
Orço: Tirafo kardişimm... Ben diyorum ki bi gün ben bu kız arkidişlerimizi ayarliyim erkenden getirtiyim, geldikleri zaman da sen kırıver o dişini he ne dersiinn?
Trafo: Sen biraz daha böyle saçma konuşmaya devam et kafanı kırıyım derim Orço!
Orço her zamanki korkar ifadesiyle;
Orço: Tamam, sustum. Valla sustum…
Paşa: Hayır anlamıyorum ki benim sarışınım zaten güzel ne diye bu kadar oyalanır?!
Orço: Vaaay! Demek Salçayla Karabiberi güzel bulmuyosun ha Paşacım? Aslında sen de haklısın he! Baksana teki salça teki karabiber yani ikisi de anca yemekte güzel olur, doooru söylüyosun. (Orço biraz sapıkça ifadeyle devam eder) Yalnızz, yemekte güzel olur demişken şimdi salçayı da karabiberi de yemek ne güz…..
PC: Yuh!
Paşa ve Trafo aynı anda Orço’ya vururlar.
Trafo: Yuh lan yuh!
Paşa: Lan gereksiz bi kere de düzgün konuş! En yakın arkadaşlarımız lan onlar bizim, kardeşimiz!
Orço: Ni var yaaa Allah Allaah! En yakın arkadaşımız değilken yiyince kötü değil de en yakın arkadaşımızken yiyince mi kötü oliyo?
Orço’ya bir kez daha vururlar (:
Trafo: Ulan biz de buna adamlıktan bahsediyoruz ha! Bu önce insan olsa adamlık konusunda bi el atıcam yardım edicem de işte!
Orço kapak hareketi yaparak;
Orço: Offff çok pis koydun lafı, tebrik ediyorum çok pisti tam yerindeydi.
O esnada kızlar gelirler.
Paşa: Hele şükürrr..
PC: Nerde kaldınız ya bi an üçüncü derse falan yetişicez sandık!
Neşe: Geldik işte oğlum yaaa Allah Allaaah..
Paşa, yanına gelen Cimbom’a dönerek;
Paşa: Nerdesiniz kızım siz?
Cimbom: Aşkım hep bu Sevil yüzünden ya!
Sevil: Yuh!
Cimbom: Ne var kızım yalan mı?
Orço: Iıı yalan mı derken acebaa bu yalan söylemek anlamında mı yoksa…
Paşa: Kes lan gereksiz! Getirme devamını o cümlenin!
Orço: Timam, sustum.
Trafo: Karabiberim hayırdır ne diye geciktin sen bugün bu kadar?
Sevil: Ya altı üstü bi gün de süsleniyim püsleniyim biraz dedim ya nolmuş?
Trafo: E yok ki bi değişiklik sende..
Sevil bozularak;
Sevil: Sağ ol Mert yaa…
Der ve Sevil önden yola koyulur. Neşe de ona yetişmeye çalışarak;
Neşe: Sev.. Seviil! O öyle demek istemedi anacım ya öbür türlü de çok güzeldin şimdi de öylesin demek istedi dur kızım yaa..
Trafo: Ne dedim ben şimdi ya?
Cimbom: Ne demek ne dedim ya? Kıza resmen uzatmalarda da gol atamadın senden bi şey olmaz dedin!
Trafo: Ben mi dedim onu?
Orço: İvet sen didin!
Trafo: Lan kes bi vurucam ağzına bi tane!
Paşa: Biz biraz daha oyalanırsak Esma Sultan da bize demediğini bırakmıcak gençler.
Trafo: E hadi gidelim ya konuşurum ben onla okulda sanki küfür ettim ha! Haksız mıyım abi?
Der Peker’e dönerek.
PC: Ben anlamam abi o işlerden.. Ama kıza en azından bi virüslerinden kurtulmuşsun iyi olmuş falan deseydin bence inceden güzel olmuşsunla aynı anlama gelirdi yani..
Trafo: Peker sen ne diyon Allah aşkına ya??
PC: Ne biliyim abi sen de tam adamına sordun!
Orço: Oooolum ben sana ne diyorum bak hep benim yanımda ol! Bunlardan sana fayda yok hep dışlıyolar seni, hep aşktan anlamaz muamelesi yapiyolar sana ooolum yaa..
PC: Anlıyo muyum abi?
Orço biraz durup PC’ye baktıktan sonra;
Orço: Yok.. Yok anlamiyosun kardişim tirafo haklıymış..

-Okul-

Elçin kantinde hep kızlarla oturduğu yerde tek başına oturup bir şeyler içmektedir. Alis yanına gelir.

Alis: Hayırdır yine yalnız mı takılıyosunuz Elçin Hanım? (:
Elçin gülümseyerek;
Elçin: Yok yaa Furkan’a baktım da gelmemiş herhalde daha okula.. Ben de kantinde bekleyim dedim.
Alis: Vaayy ben yalnızlıktan bahsedince aklına direk Furkan geldiğine göre iyisiniz bakıyorum?
Elçin: İyiyiz Alis yaa.. Yani ne biliyim. Bu sefer ki daha iyi, daha net…
Alis: Daha net derken?
Elçin: Ya ne biliyim işte.. Bi öncekinde kafamda bi tek Güney vardı. Ona nasıl dersini veririm, onu nasıl kıskandırırım diye düşünüp duruyodum.
Alis: Şimdi öyle bi amacın yok di mi? Bak Elçin sen o gün Güney’e tekmeyi basarak….
Elçin: Biliyorum Alis biliyorum. Ben o gün Güney’e tekmeyi basarak zaten ona gereken dersi verdim! Zaten Furkanla bu seferki ilişkimin onla bi alakası yok.. Ne biliyim Alis işte ya, iyi hissettiriyo bana..
Alis: Elçincim seni anlıyorum ama.. Ya biliyosun işte seni düşündüğümden!
Elçin: Canım ya biliyorum tabi... Yanımda oldun, her derdimi dinledin. Ben senin hakkını nasıl öderim ya?
Alis: Hop hop hop! Dur bi kızım bunları söyle diye mi dedim bunu sanki! Hem sen iyi ol, mutlu ol başka bi şey istemem ben canım benim..
Elçin Alis’in elinden sıkıca tutarak;
Elçin: Sen, Furkan ve sizin gibiler olduğu sürece hep mutluyum zaten (:
Alis’le gülümseyerek birbirlerine baktıkları esnada Furkan gelir. Küçük bir gülümsemeyle söze girer;
Furkan: Çifte kumruların arasını bozmak istemem ama sevgilimi biraz ödünç alabilir miyim acaba? (:
Alis ve Elçin el ele olduklarını fark ederek, gülümsemeyle eski hallerine dönerler.
Alis: Ben sizi yalnız bırakıyım o zaman (:
Elçin: Görüşürüz sınıfta canım.
Alis: Görüşürüz!
Furkan, Alis’in kalktığı yere oturacakken;
Elçin: Yanıma otursana.. (:
Furkan oturmak üzereyken tekrar ayağa kalkarak;
Furkan: Allah Allah.. Bugünkü yakın temas isteğini neye borçluyuz Elçin hanım? (:
Elçin: Niye öyle dedin ya? Ben sevgilime yakın olmak isteyemez miyim? (:
Furkan kafası karışık ve bir o kadar da bu durumdan hoşnut bir ifade takınarak;
Furkan: Valla bana kalırsa her gün iste ama... Şaşırttın beni doğrusu.
Elçin: Bundan sonra hep şaşırabilirsin o zaman. Çünkü senleyken mutluyum, bu yüzden seni hep yanımda isteyebilirim Furkan Bey! (:
Furkan bu sözün üstüne gülümser ve Elçin’i öper.

-Esma Sultan’ın Odası-

Esma Sultan: Buldum Hasan Paşa buldum!
Hasan Paşa: Neyi buldunuz Sultan’ım?
Esma Sultan: Okulumun güzide öğrencilerinin gelir durumunu gösteren grafiği Kazancı yokuşu gibi aşağı indiren o 8 varoşa Nevriye kaçığı olmadan derslerini vermenin yolunu buldum!
Hasan Paşa: Anlıyorum Sultanım…
Esma Sultan: Beni anlama Hasan Paşa, beni anlama! Beni yalnızca ben anlayabilirim! Sense beni sadece yanlış anlayabilirsin..
Hasan Paşa: Haklısınız Sultanım…
Esma Sultan: Ayriyeten beni geçiştirme Hasan Paşa! Beni yalnızca yatay geçiş, dikey geçiş ve ben geçiştirebilirim!
Hasan Paşa: Neyi bulduğunuzu tam olarak izah edebilir misiniz Sultanım?
Esma Sultan: Ederim efenim! Okulumun güzide öğrencileriyle birlikte 2 gün kayak tatiline gidiyoruz Hasan Paşa! Nihahaa. (Ayşegül Aldinç’in yaptığı o muhteşem gülmeyi hatırlayın lütfen, onu kelimelere dökmem imkansız(: )
Hasan Paşa: Ya o dediğiniz 8 öğrenci Sultanım?
Esma Sultan: Okumuşsun ama parası olmayanların kışın 5 yıldızlı lüks otellerde tatile gidemiceğini anlayacak bi adam olamamışsın Hasan Paşa…
Hasan Paşa: Anlamadım Sultan’ım?
Esma Sultan: Normaldir Hasan Paşa normaldir. Birazdan seninle duyuruya gittiğimizde anlarsın artık. Şimdi tıpışabilirsin!
Hasan Paşa: İyi günler Sultan’ım..
Esma Sultan: İyi tıpışmalar Hasan Paşa!

-Koridor-

Nevriye Hoca koşuşturan öğrencileri uyararak koridorda yürümektedir.
Nevriye: Yavrum evladım tepişmeyin yol üstünde tepişmeden yürüyün yaa..
Pis Yedili’nin geldiğini gören Nevriye Hoca yanlarına gider.
Nevriye: Vayy benim canocanlarımm yav ne güzel oluyo sizi hep böyle yan yana görmek!
Trafo: Valla hocam ne diyelim, sayenizde..
Neşe: Evet hocam siz olmasaydınız böyle olamazdık valla (:
Nevriye: Yavv olur mu hiç öyle şey gadasını aldıklarım?! Siz hep böyle örnek insanlar olmaya devam ettikçe ben sizin yanınızda olmayacam da kimin yanında olacam hee?
Paşa: Eyvallah hocam, sizi örnek alıyoruz biz de..
Nevriye: Canım benim yav bakın çocuklar bir derdiniz, bir sıkıntınız olduğunda hemen bana geliyosunuz. Olur da başka birinden duyarsam o zaman külahları değişiriz ha tamam mı canocanlar?
Orço: Mirak etmeyin hocacıım, bi sıkıntı olursa sizdeyiz.
Paşa: Sus bi gereksiz!
Nevriye: Aferin aferiin dee saat kaç oldu canocanlar siz niye burdasınız ders başlamayacak mı?
Sevil: Doğru söylüyosunuz hocam boş yere geciktik bu kadar, daha fazla gecikmeyelim biz!
Trafo: Yaa karabiberim sen niye böyle yapıyosun ben öyle mi dedim sana?
Paşa: Traf! Kardeşim bence siz bu konuyu daha sonra konuşun…
PC: Biz de ufak ufak gidelim hocam iyi dersler size de.
Nevriye: De haydiii gidin iyi dersler size de!

-SINIF-

Zeki: Can.. Can.. Caaan.. Can! Cannnn! Ca..
Can: Ne var Zeki?
Zeki: Ne var? Dün benim şu konulu filmin devamını izledim… Neler oldu neler bitti o aslan kime aşık zürafa kime yazdı sormucak mısın bunları?
Can: Zekicim... Ben senin o konulu filmi izlediğini nerden biliyim de soruyum nolduğunu, ha ismiyle ters orantılı arkadaşım?
Zeki: E sormuyosunn işte! Sorsana izledin mi devamını diye niye sormuyosun?
Can: Zeki.. Gerçekten içimde bi yangın var. Seni de o yangında kül etmeden önce bence sus.
Zeki: İçinde yangın mı var? İstersen bi itfaiyeye ödemeli atıyım anında gelirler (telefonunu çıkarmaya başlayarak devam eder) bak valla diyorum hemen atarım senin yangının sönsün yeter ki hemen şi…
Can, Zeki’nin eline aldığı telefonu tekrar cebine doğru itekleyerek;
Can: Sen onu sok Zeki’cim, sok sen onu. Eğer sokmazsan zaten ben sokucam…
Zeki: Haa sokucam diyosun..
Can: Sokucam Zeki..
Zeki: Ben aldım o mesajı! Bende o mesaj şu an aldım onu Cancım!
Can: Aferin Zeki..
O esnada sınıfa Pis Yedili girer. Can’ın gözleri Neşe’dedir.

-DERS-

Ders Oya Bilirindir. Bu yüzden sınıfın oturma düzeni yine kızlar bir tarafta, erkekler bir tarafta biçimindedir. Ders esnasında Esma Sultan ve Hasan Paşa duyuruyu yapmak üzere sınıfa doğru gelmektedir. Esma Sultan kendisini takdim etmesi için Hasan Paşa’yı kapının önünde beklemektedir. Hasan Paşa kapıyı çalar ve içeri girer;

Hasan Paşa: Oya Hanım, dersinizi bölüyorum kusura bakmayın. Müsadenizle bir duyuru yapacaktık?
Oya Bilir: Özellikle bölmek için neden benim dersimi seçtiğinizi anlamadım sanmayın Hasan bey, buyurun..
Hasan Paşa: Sağolun hocam.. Arkadaşlar şimdi size okulumuzun güzeller güzeli, sultanlar sultanı Esma Sultan bi duyuru yapacak! Buyrun sultanım…
Meşhur Esma Sultan’ın giriş fon müziği eşliğinde Esma Sultan sınıfa girer (:
Esma Sultan: Sevgili okulumun sevgili, varlıklı ve asil öğrencileri! Ve 8 adet promosyon olarak verilen bozulmuş gıda kıvamındaki geri kalanlar.. Gerçi yapıciim duyuru sizi pek ilgilendirmeyecek ne de olsa ama…
Orço: Sekiz mi?
Orço arkadaşlarına dönüp eliyle saymaya çalışarak;
Orço: Bir, iki, üç, dört… Biz ne ara çoğaldık ya? Şşşt Paşa! Siz adada acele vesikalık gibi acele çicık falan mı yaptınız naptınız he?
Paşa: Lan ne diyosun ağzına çarpıcam şimdi bi tane!
Cimbom: Orço !
Neşe: Ferit’i kastetti herhalde ya…
Esma Sultan: Okulumuzun V.Ö.S.A. yöntemi olarak siz değerli velilerin değerli çocuklarına sunduğu yeni bir fikirle gelmiş bulunuyorum efendim!
Furkan: V.Ö.S.A. mı?
Esma Sultan: Evet! Kısaltma Furkancım!
Orço: vö..s..a.. Hocam bu ver önden salla arkadan gibi bişey mi aciba?
Sevil Orço’nun ensesine vururken Paşa Orço’ya kalem fırlatır;
Paşa: Lan gereksiz bi sus be!
Oya Bilir: (cık cık cık) Terbiyesiz!
Esma Sultan: Seni ve senin bu hadsiz fikirlerini kale almak bile istemiyorum varoşların sekizde biri!
Furkan: Hocam Allah aşkına ne bu vösa mösa ya?
Esma Sultan: Varlıklı Öğrencileri Stresten Arındırma demek çocuğum! Yani her şey siz değerli öğrencilerim ve paralı eğitime destek olan güzide aileleriniz için!
Trafo: Bunun derdi anlaşıldı! Gene bizi küçümseyecek hazır olun millet..
Neşe: Aman bunun bizle uğraşmaktan başka ne derdi oldu ki sanki?
Furkan: Vayyy. Sevdim bunu hocam, biraz daha açıklayıcı olsanız?
Der Pis Yedili’ye imalıca, gülerek bir bakışla..
Esma Sultan: Açıyım tabi kendisini babasından çok sevmediğim öğrencim!
Oya Bilir: Anlamadım açıyım derken Esma Hanım?
Esma Sultan: Konuyu Oya Hanımcım, konuyu… Der mırın kırın ederek.
Oya Bilir: Anladım efendim. Çok açık seçik konulara girmezsek yine de…
Esma Sultan gözlerini devirir.
Orço sessizce;
Orço: Şu kadına da biri açma kapama bi şey yapsa da rahatlasak, hıaa!
Esma Sultan: Yani siz canım öğrencilerimle birlikte haftasonu 2 günlüğüne 5 yıldızlı otelde kayak tatiline gidiyoruz! Siz de kayın kayın stresinizi atın, sonra gelip velileriniz bize ka… I-ıhm!
İkoncanlar bir yandan bu habere sevinirken;
Oya Bilir: Yalnızzz kaymak derken ne demek istediğinizi çok iyi anladım Esma Hanım!
Esma Sultan: Sizin bu +18 anlayışlarınız beni benden alıyor Oya Hanımcım. Kendimi filmin başında +18 yazdığı için 18 kişi daha bekleyen saf ve masum kılıklı halk insanı gibi hissediyorum!
Oya Bilir: +18 derken... Anlamadım ben pardon?
Esma Sultan: Bir şey yok efendim. Zaten bu sınıftaki haremlik selamlık oturma düzenine bakılırsa sizin anlayabileceğiniz tarzda bir şey dememişim.
Can: Harem mi?
Esma Sultan: Senle ilgisi yok Cancım.
Can: Haa, pardon hocam ben Harem deyince birden tabi üstüme aldım şey oldu…
Esma Sultan: Sizi bu 8 varoş, 1 harem ağası ve geri kalan varlıklı öğrencilerimle baş başa bırakıp tıpışıyorum efendim. İyi dersler!
Hasan Paşa: Ve Esma Sultan maalesef aramızdan ayrılıyor!
Tabi ki Esma Sultan müziği eşliğinde (:
Paşa: Kadına bak ya! Kamp olayı yetmedi şimdi de kayaktı oteldi onlarla bizi küçümseyecek sözde!
Neşe: Yalnız kabul edelim bu seferki planı daha iyi..
Cimbom: Nasıl yani?
Neşe: Yani kampta hadi ormana gittik çadırdı kamyondu hallettik de... Bu seferki 5 yıldızlı otel kızım hayatta gidip de onun o mort suratını göremeyiz!
Paşa: Neşe haklı gençler. Bu sefer iş bizim yapabilceğimizden büyük, aşıyo yani…
Trafo: Ya bunlarla bi yere gitmeye hevesli olduğumdan değil de şu kadının bizi bu küçümseme planlarında başarılı olması koyuyo ya!
PC: Bu sefer ne benim ayarlıcağım kamyon kurtarır ne de Orço’nun tulumu…
Orço: Ni varmış oğlum benim tulumumda? Tulumuna para mı saydık sanki ooolum bulduk getirdik işte!
Neşe: Orço esprilerin kadar iğrençsin, gerçekten anacım!
Orço: Hıaa!
Furkan: Eeee buraya da kömür kamyonuyla gelmeye kalkmazsınız herhalde arkadaşlar?
Elçin Furkan’a dönüp ciddi bir şekilde bakınca Furkan alaycı ifadesini yarıda bırakarak düzelir.
Paşa: Sıkıntı yok kıvırcık! Biz zamanında yeterince kaydık zaten, hatırlamadın mı yoksa?
Bu cümlenin üstüne Pis Yedili gülerken, Furkansa sessiz kalmak zorundadır ve bozulur.
Zeki: Yalnız Ayranpaçalıcım zamanında çok kaydıysanız eğer ben bu 2 günlük tatile kadar birinizden bi özel kayma dersi alsam? Hayır yani geçen gün bi kayıyım dedim sen git kara buza ağzını soka soka benim bağırsaklar böyle oldu yemin ederim böyle oldu…
Can: Senin de bağırsakların her şeyden öyle oluyo be şekerim!
Zeki: Hee de mi? Ben de fark ettim aslında ama iyi oluyo onlar için de!
Furkan: İyi oluyo ne demek lan?
Zeki: Yani Furkicim bi ayrı gayrı olayı kalmıyo yani anlatabildim mi? İncesiydi kalınıydı böööyle birbirine kenetleniyolar resmen ayrımcılık bitiyo içerde yaaaa..
Dilkopat: iyyyy! Biz de bunu dinliyoruz ya ögkkk!

-DERS ARASI: KANTİN-

Trafo: Ya Karabiberim sen gel bi benle şöyle, bi konuşalım…
Trafo Karabiberin kolundan tutar ve başka bir köşeye geçerler. Cimbom Neşe’ye bakarak;
Cimbom: Buna da bahane çıktı haa!
Neşe: Ayyyy çok merak ediyorum şu an ne konuşcaklar acaba Trafo ne dicek ki ben bi gitsem şöyle 1-2 masa yanlarından dinlesem acık yaaa!
Neşe ayaklanmışken Paşa kolundan tutar ve oturtur;
Paşa: Saçmalama kızım manyak mısın nesin? Bırak konuşsunlar. Cincon! Nedir bu sendeki ikide bir bahane çıktı muhabbeti, ha?
Cimbom: Şşşey, aşkım. Hani Karabiber kavgacı falan ya, hani böyle erkek gibi maşallah! İkide bir kavga etmek için bahane çıkarıyo falan, ondan öyle diyoruz, diyorum yani.
Paşa: Allah Allah! Ne güzel arkadaşlığınız var sizin öyle?
Cimbom: Yaa, öyleyiz boş ver sen bunları kız muhabbetleri işte! Aslan aşkım!
Der ve Paşa’yı öper. Kırdığı potu tekrar toparlayabildiği için rahatlamış bir ifadesi vardır Cimbom’un.
Paşa: Ne bu şimdi durduk yere aslan aşkımlar öpmeler?
Cimbom: Ay ne var öpemez miyim durduk yere canım bu da aaa!
Paşa: Tamam be kızım trip atma hemen!
Der gülümseyerek ve öper Cimbom’u…
Trafo: Karabiberim bana bi söyle niye alındın Allah aşkına her zaman neler diyoruz biz birbirimize? Buna mı alındın alına alına öyle demek istemedim ki ben...
Karabiber: Aman canım biliyorum ya. Öylesine birden asabileştim işte. Sabah sabah afyonum da patlamamıştı zaten. Ondan yani…
Trafo: Emin misin bak bi sıkıntımız yok di mi?
Karabiber: Yok yok. Şakasına yapıyorum ya ciddiye alma sen beni (:
Trafo: Aşk olsun Karabiberim ya ben seni nasıl ciddiye almıyım?
Der ve Trafo arkadaşça Sevil’in yanağından bir makas alır gülümseyerek.
Karabiber: Yaa.. Öyle.
Trafo: E bi sıkıntımız yoksa geçelim mi bizimkilerin yanına?
Karabiber: Olur.
Trafo: Sabahtan beri beynimi çürüttün valla ya! (:
Masaya geçerler.
Neşe: Noldu ne konuştunuz?! Sevil söyledin mi her şeyi?! Trafo sen nasıl özür diledin ne dedin de gönlünü aldın….
Sevil Neşe’ye vurarak sözlerini yarıda keser;
Karabiber: Hay senin motoruna ya bi sus kızım bi sus!
Neşe: Ne vuruyon hemen yaa Allah Allaah!
Trafo: Çok merak ediyosan söyleyim yerli gossip girl! Bi sıkıntımız yok gayet iyiyiz. Hallettik.
Neşe: Tamam da nasıl hallettiniz sen ne dedin Sevil niye kızmaktan vazgeçti bi anlatın anacım bi kuple ya!
Sevil: Ben sana bi kuple dalıcam ama şimdi Neşe!
Neşe: Yeter yaaa, yeter.. Ne biçim arkadaşsınız :(

-KANTİN-

Dilkopat: Ay hayır canım nerden çıktı ki şimdi bu kayak falan?
Alis: Niye ya ne güzel eğleniriz kızım işte?
Dilkopat: Ay seni de hiç anlamıyorum yani kızım biz ne anlarız kayaktan mayaktan Fermann Maier falan mıyız sanki yani?
Beril: Yalnız o Fermann Maier değil Hermann Maier.
Dilkopat: Ya kızım seni de bi gün Türk Dil Kurumuna alın bunu da kurumunuza ben bağışlıyorum diyip vercem o olcak haa! Bi sussana ikide bir düzeltip durma beni bee!
Melis: Hem zaten ben kayakla da muhatap olmuyorum gitmesem de olur..
Alis: Meliscim zaten senin muhatap olduğun bi şey bulsam seni direk ona havale edicem de işte..
Melis: Bence havale falan etme diyorum benn..
Alis: Niye be?
Melis: Yani biz geçen gün bi havale yapalım demiştik babacımla havale ücreti almışlardı boşuna para gitmesin diye…
Kızlar suratlarını ekşiterek;
Dilkopat: Bi de beni düzeltmeye çalışıyosun al bu kızı düzeltsene kızıımm.
Beril: Yok, ona benim ne kelime haznem yeter ne de gücüm..
Alis: Ya onu bunu bırakın da! Düşünsenize orda profesyonel olarak kayanlar da olucak, böyle yakışıklı, kaslı…
Kızların suratları birden yumuşar ve hafif bir tebessüm gelir;
Alis: Biz böyle kaymayı beceremiyoruz.. Onlar bize yardımcı olmak için geliyolar.. Sonra ellerimizden tutup bizi kaldırdıkları zaman kar maskelerini çıkarıyolar ve… Orço.
Kızlar birden Alis’e bakar ciddice;
Dilkopat-Beril-Melis: Orço mu?
Alis: Evet Orço! Gene çıkıcak o ordan biliyorum ben! Ay bi kayak faciası daha kaldıramam ben nasıl kurtulucam bu çocuktan ya?!
Dilkopat: Kızııım, saçmalamasana! Gidiceğimiz yer öyle varoştan bi otel mi sanki 5 yıldızlı na böyle 5 tane yıldızı olan lüks bi otele gidicez işte ya!
Alis: Aman ne biliyim ya! Valla artık psikolojimi bozdu bu çocuk. Her yerden o çıkıcak yine hayatımı mahvedicek diye korkuyorum!
Melis: Bence sen onla muhatap olmayı kesersen o da senin peşini bırakır..
Alis: Ben çok muhatap olduğum için hala peşimde zaten di mi Melis? Allah Allaah..
Melis kafasını öne eğerek güler. Melis gülüşü.. (:
Dilkopat: Ay valla bayıldım daraldım ben! İçim böyle 2-3 defa çekilmiş kıymıklar gibi oldu kıyıldım burda ben gidiyorum!
Beril: Yalnız o çekilen şeye kıymık değil kıyma deniyo.
Dilkopat: Valla birazdan seni de kıyıcam o olucak haa yeter kızım düzeltmesene beni yaa!
Diyerek Dilkopat masadan kalkar ve diğerleri de peşinden gider. Masanın yanındaki akvaryumun arkasından Orço çıkar.
Orço: Demek beni de kayak tatilinde görmeyi hayal ediyosun ha Aliscim.. Canım benim ya bensiz kaymayı bile düşünmüyo! Haaa! Benim bu tatil olayını halletmem lazım bi an önce. Alisciğimi kar maskesi altında duduşlarını büzmüş öpmeyi bekleyen kamillerin eline bırakamam. Kaymaya gidiyorum be kaymayaaaaaaaaaa…

-AKŞAM DİZEL CAFE-

Trafo: Yok abi bu sefer harbi yapıcak bi şey yok.
Sevil: Aman olmasın bu sefer de yaa. Haftasonu biz de yine evde otururuz. O tikilerle aynı yerde olmaktan iyidir yani!
Cimbom: Orası öyle de.. İyi olurdu aslında ya düşünsenize!
Paşa Cimbom’a imalıca bakar;
Cimbom: Aşkım hemen yanlış anlama ya! Valla öyle özendiğimden ya da istediğimden değil biliyosun.. Sadece çok farklı olurdu yani işte..
Paşa: Valla farklı olcağı kesindi ama öyle yerlerin istediği parayla bizim kazandıklarımız da çok farklı biliyosun di mi?
Cimbom Paşa’ya biraz yaklaşarak;
Cimbom: Aman aşkım ya boşver. Hem zaten biz o gün senle buluşuruz, o zaman ne kayak düşünürüm ne başka bi şey (:
Paşa: Öyle mi? (:
Trafo öksürür;
Trafo: Valla genelde hep rahat olun biz yokmuşuz gibi davranın derler ama.. Hani biz istiyosanız gidelim?
Paşa: Yok be kardeşim siz de ha! Sevgilimizle de mi konuşamıcaz siz varken?
Neşe: Oh valla siz de ayaküstü haftasonu planınızı yaptınız ha. Biz n’apcaz o gün kız?
Der Sevil’e bakarak.
Sevil: İlla bi şey yapmak zorunda mıyız onlar yapıyo diye kızım? Otur evinde dedikodu yap sizinkilerle işte!
PC: Neşe’ye de hiç yapmadığı şeyi önerdin sen de Karabiber..
Sevil güler..
Paşa: Lan o bu değil de bu gereksiz nerde o niye gelmedi?
Trafo: Evde yatıyodur Turşu niye gelsin hesap ödeyeceği yere?
Paşa: Haklısın kardeşim unutmuşum ben onu.
Orço: Kaaaamiiiillleeeerrr! Haaaa!
Trafo: Valla sen şimdi iyi insan lafının üstüne mi dersin iti an çomağı hazırla mı dersin bilemem ama ben ikinci seçenekten yanayım kardeşim.
Paşa gülerek;
Paşa: Aynen kardeşim aynen!
Orço: Haaa! Siz dalga geçin daha Kamiller! Kardişiniz sabahtan beri haftasonu cıvırlarla kaymak için uğraşıyo cıvırlarlaaa!
Trafo: O ne demek lan?
Cimbom: Orço’cum haftasonu o 2 günlük tatile gitmek için yine dedem hasta bahanesiyle para koparmaya geldiysen bence hemen geri git.
Paşa: Sarışınım doğru söylüyo gereksiz. Boşuna yorma çeneni yok sana para falan.
Orço: Hıaa! Ben zaten sizin paranıza kalmadım kamiller! Hem ben ne zaman sırf kendi başıma eğleniyim diye sizden para istedim oolum?
Herkes cevabı bilircesine birbirine bakar.
Orço: Timam, anladım..
Sevil: En azından kabullenmen de güzel bi şey Orçocum.
Orço: Karabibercim, şu an sana cevap vermek isterdim ama ağzının payını haftasonu kar toplarını suratına atarak vermeyi düşünüyorum.
Paşa: İkidir ne demeye çalışıyosun sen gereksiz?
Orço: Şöyle diyorum paşacım. Kardişiniz okul çıkışı n’aptı biliyo musunuz?
Paşa: Amannn! Bilmek istemiyoruz Orço bence sen hiç girme özeline!
Orço: Niye ki? Noldu anlamadım niye noldu ki?
Trafo: Yaptıklarından genel izleyiciye hitap eden kısmını anlat sen turşucum.
Orço: Ben alayına hitap ederim oolum! Adam yingesiyle işi pişiriyo da genel izleyiciye hitap ediyo ben mi edemicem, hıaaa!
Paşa: Yine doğru söyledin bak gereksiz bu ara mantıklı konuşabiliyosun aferin lan.
Orço: Neyse oolum dinleyin. Okul çıkışı gittim Nevriye hocayla konuştum. Didim kii, bu Esma hocamız bizi eziyo bizi dışlıyo. Bi kuru soğanlan ekmaa çok görüyo. Bizi didim haftasonu herkesi götürdüğü tatile götürmüyo.
Trafo Orço’nun ensesine vurarak;
Trafo: Kadından sırf tatil için para mı istedin lan?
Orço: Yaaaa vurma be kardişim ben hiç yaparmıyım öyle şey yıaaa?
Pis 6’lı: Evet!
Orço: Haa. İvet normal şartlarda yaparım ama bu sefer Nevriye hocanın belalı kocasını düşünerekten olaya biraz yumuşak girdim.. Didim ki bu Esma hocamız bizi götürmüyo. Bizim de zaten gözümüz yok da tatilde karda cıvırda kaymada…
Trafo: Lan!
Orço: Timam. Ama dedim sonuçta bizim de streslerimiz, sınav öncesi sıkıntılarımız oluyo dedim! Biz de dedim altımızda poşetlen yokuşlardan kaymak yerine neden onlar gibi güzel şeylerlen kaymıyoruz dedim!
Paşa: Eeee??
Orço sakin ve ciddi anlatım şeklini bozup büyük bir neşeyle devam eder;
Orço: O da siz gidin para falan düşünmeyin canocanlar didiiii!
Cimbom: Nasıl yani?
Sevil: Anlamadım oğlum kadından hani para istememiştin sen?
Orço: Ben istemedim ki kızım. Ben sadece derdimizi anlattım o da “vay rüzgar gülü vaay. Demek benim canocanlarımı dışlarsın ha” diyerekden bizi de hallediverdi.
Paşa: Oğlum sen ne diye gidip anlatıyosun bizim gidemediğimizi falan! Ayıp be kadına resmen bizi de gönder demişsin!
Orço: Yaaa sizin şu bardaklar nasıl bardaklar ben anlamıyorum ki bu bardaklar hiç mi dolu olmaz kardeşim hiç mi dolu tarafını görmezsiniz ya?!
Trafo: Hadi lan ordan dolu tarafıymış! Biz ne zaman kendimize iyilik sipariş ettirdik zorla oğlum!
Orço: Hıaa! Siz öyle düşünün. O okulun biz de öğrencisiyiz oğlum! Bizim de hakkımız gitmek.
Paşa: Orası öyle gereksiz ama… Başkasının parasıyla gitmek değil hakkımız!
Orço: Paşacıım. Aşıksın falan anlıyorum ama bazen bu aşk seni saflaştırabiliyo kardişiim.
Paşa: Ne diyosun oğlum sen?!
Orço: Kadının o kadar torpili var oolum. Paramızı mı ödicek sanki bi telefonla kral dairesi ayarlar bize ooolum kral dairesiii!
Sevil: Orası öyle aslında. Kadın bi telefonuyla neler hallediyo 2 günlük tatili mi halledemicek?
PC: İstese o oteli alır üstüne be..
Orço: Şşşt! Paşaa. Hem ne kızıyosun hemen oolum gidince bi Kral dairesi de senle Cimbom yengeme verirler! Kral-kraliçe ne güzel içerde…
Paşa: Lan!
Cimbom: Orço! Ne diyosun ya?!
Neşe: Aman takmayın siz bu sapığı anacım ya! Hem bence kırk yılda bir işe yaradı işte ne güzel biz de gidicez kızım düşünsenize ya!
Cimbom: Ay evet ya!
Paşa: Bence bu kadar sevinmeyin erkenden… Ben bu gereksizin lafıyla iş mi yaparım ya?!
Trafo: Aynen kardeşim aynen. Yarın gidelim de Nevriye hocayla bi konuşalım. Bu turşu ayıp etmiş biz gitmek istemiyoruz falan diyelim kapansın olay…
Sevil: Ya… Bi daha ne zaman gidicez kim bilir abi ne olur ki gitsek?
Orço: Hııı ne olur ki gitsek Tirafoo konuşma sen boşver hıı?
Trafo: Ya bi sus!
Paşa: Traf haklı. Orço’ya yakışsa da bize yakışmaz o iş. Yarın gider konuşuruz. Senin de hala buluşma teklifin geçerliyse buluşuruz Günçiçek hanım, ha?
Cimbom: Aşkım geçerli tabi ya.. Yani gitmek isterdim ben de ama.. Dedim ya sen varsan nerde olduğumuz önemli değil (:
Paşa: Aferin.. (:

-ERTESİ GÜN, OKUL-

Orço sızlanarak;
Orço: Ya paşa kardişimmm yapma etme bak ne güzel o kadar konuşmuşum etmişim gel paşa paşa gidelim bakk hadi!
Paşa: Kes lan gereksiz! Konuşmuşmuş. Gitmişsin resmen bizi de gönder diye sipariş vermişsin kadına be!
Orço: Yaaaa haftasonu bi gidelim sonra iade ederiz siparişi güzel kardeşim ha olmaz mı haa?
Trafo: Ya turşu 2 dakka delikanlı ol da bi ağlayıp sızlama ya!
O esnada Nevriye Hoca’yı görürler koridorda.
Paşa: Hah! Hocam! Biz de sizi arıyoduk..
Nevriye: Yav hayırdır noldu ki canocanlaaar?
Paşa: Hocam dün Orço’nun size anlattığı mevzuyla ilgili…
Nevriye: Yaaav siz onu hiç dert etmeyin ben halledecem o rüzgar gülünü gadasını aldıklarım hiç üzülmey…
Trafo: Hocam aslında hiç halletmeyin çünkü gerek yok..
Nevriye: Ne demek gerek yok?
PC: Yani hocam biz zaten istemiyoruz gitmek. O yüzden hiç uğraşmak zorunda kalmayın Esma Hocayla bizim yüzümüzden.
Nevriye: Yav o ne biçim söz yaaaa olur mu hiç öyle şey sizin yüzünüzden… bak şimdi yaa.
Paşa: Yani hocam gerek yok işte ya.. Peker’in dediği gibi zaten istemiyoruz da hiç.
Nevriye: Siz ne derseniz deyin oraya gidilecek! Tamam yeter de haydi…
Paşa: Hocamm! Gerçekten istemiyoruz gitmek falan. Siz de boşuna bizi yollamış olmayın size de yük olmak istemeyiz bu Orço’nun da kusuruna bakmayın lütfen..
Nevriye: Yav bak kızdırmayın şimdik beni! Siz ne yük olacanız sanki bana canocanlar ben bu okuldaki tüm öğrencilerden sorumluyum tek sizden mi sanki?
Trafo: Ya hocam orası öyle de…
Nevriye: Yokkk, tamam daha de hadi gidin beni de dellendirmeyin o tatile gidilecek bir güzel kayılacak stresler atılacak o kadar!
PC: Hocam ya…
PC, Paşa ve Trafo ne kadar ısrar etmeye çalışsalar da Nevriye Hoca onları üsteleyerek geri gönderir. Kızlar belli etmemeye çalışarak da olsa sevinmişlerdir.Orço’nun ise ağzı kulaklarındadır resmen.
Orço: Ben ne dedim size oolum kadın kendi yolluyo demedim mii haaa!
Cimbom: Ayyy haftasonuna da az kaldı hazırlanmak lazım yaa!
Paşa: Yuh artık! Neyine hazırlancaksınız kızım ağzınız yüzünüz kar olcak zaten Allah bilir!
Cimbom: Aşkım öyle hazırlanma mı sanki ya? Sonuçta 2 gece ordayız yani onun hazırlığı diye dedim ben..
PC: Hakkaten ya bi de kalın şeyler almak lazım.
Orço: Sen hep siyah şeyler al PC’cim.
PC: O niye be?
Orço: Ne demek niye ooolum zaten bembeyaz bi şeysin karın içinde orda burda kaybolursan nasıl bulcaz seni biz?
PC: Hadi be ordan..
Orço: Bağırma bana valla ağzını burnunu patlatırım senin..
Paşa: Rahat bırak lan çocuğu.
Orço: Tamam kardişiim…

elitay88
08-01-13, 14:43
33. Bölüm (Ayrılık Rüzgarı)

(N: Hayırdır Karabiber bakmaya doyamıyorsun?
S: Ne alakası var gözüm daldı.
N: Hıı. Seninki de fena çıkmamış yani.
S: Seninki deyip durma Salça. Evet bir zamanlar Mert'ten hoşlanıyordum, seviyordum onu ama artık o sözlü.
N: Sözlü diye sevemezsin yani.
S: Saçma sapan konuşma bak yürü kitabı da bıraktık zaten gidelim.)


Kayıttan çıkan bu cümleleri duyan herkes şaşkındır. Herkes Sevil’e bakar.
Sevil: Çok özür dilerim der ve ağlayarak evine gider.
Cimbom: Salça sen de git peşinden hadi.
Neşe: Tamam.
Peker,Orço: Eh bize de müsaade.
Mert,Güney,Gülcan ve Günçiçek otururlar.
B: Gülcan bunlar ne demek oluyor?
G: O soruyu benim sormam lazım abi. Mert senin haberin var mıydı?
M: Hayır ben de çok şaşkınım.
C: Bak Gülcan sakin ol tamam mı? Bu duydukların…
G: Sen de biliyordun demek bravo Günçiçek abla. Neşe abla da sen de biliyordunuz durumu ve bana söylemediniz.
C: Canım benim bir otur şuraya anlatıcam.
B: Merakla bekliyoruz hayatım anlat bakalım işin aslını.
C: Neşe Mert’in Sevilden hoşlandığını sanmıştı bir ara sonra Sevil de meğer bir şeyler hissediyormuş ama farkında bile değilmiş gündeme gelince anladı duygularını ama sonra Gülcan olduğunu öğrendik Mert'in sevdiği kişinin öyle işte. Bu kadar.
B: Eee?
C: E si o konu orda kapandı.
G: Valla hiç de kapanmamış Günçiçek abla. Mert sen ne diyorsun?
M: Nolursa olsun bu yaptığın çok ayıp oldu diyorum.
B: Aynen. Sevmişse sevmiş sana,bana hesap mı verecek sırf sevdiği için. Kız içinde yaşamış duygularını bak bu zamana kadar hiçbirimiz hissetmedik bile. Sırf birisi sevdiğin adamı seviyor diye onu suçlayamazsın Gülcan. Sevil’i de küçük düşürdün burada. Ayıp ettin kıza.
G: Bravo size ya. Başkasının sevdiğine göz diken o ayıp eden benim öyle mi?
B: Öyle. Yarın özür dile Sevil ablandan.
G: Yok ya bir de özür mü dileyeceğim. O benim ablam filan değil artık.
M: Gülcan. Karabiber sonuçta bizim arkadaşımız. (Gülcan içeri gider.)
B: Boşver kardeşim sakinleşir.
C: Fazla üstüne gitmeyin kızın kıskanıyordur tabi onu da anlamak gerek. Of çok fena arada kaldım.
M: Günçiçek ben eve gitcem ya gel seni de geçerken evine bırakayım yarın konuşuruz gerisini artık.
Günçiçek eve gider gitmez Sevil’i arar ama Sevil açmaz.


Sabah durak

C: Sevil yok. Salça Sevil nerde arıyorum telefonlarını açmıyor.
N: Şey Sevil okula gelmeyecekmiş.
B: Ne? Bugünlük herhalde.
N: Yok temelli. Ben artık o okula gidemem diyor.
M: Saçmalamasın.
C: Arkadaşlar şey siz okula gidin biz Neşeyle Sevil’i yalnız bırakmayalım bugün.
M: Hayır siz okula gidin ben konuşcam Seville.
B: Peki kardeşim. İkna et ama böyle bir şey için okulu bırakmasın.

Kantin

B: Günçiçek sen bana niye söylemiyorsun aşkım bizim kız delirmezdi böyle en azından.(Günçiçeğin elini tutar)
C: Bunu anlatmak bana düşmezdi Güney sonuçta Sevil’in duyguları isterse açar istemezse açmaz. O içinde yaşadı hep.
B: Biliyorum yani Sevil’i tanıyorum.
C: Sen ne düşünüyorsun peki?
B: Ne biliyim Sevil de benim kardeşim sayılır sonuçta. Üzülmesini istemem ama Mert kararını verdi.
C: Biz karışmayalım en iyisi bu onların arasında.
B: Haklısın. Bir yanlış yapmadığı sürece Mert’in yanındayım kimi severse saygı duyarım. Şimdi söz var arada ama hiçbir şey kardeşimin mutluluğundan önemli değil benim. Gülcan mutsuz olacaksa olmasın bu iş zaten. Hayırlısı neyse o olsun bence.
Mert Seville konuşmuş ve onu okula dönmeye ikna etmiştir. Sevillerden çıkarken Gülcan bu manzarayı görünce şaşırır. Sevil’in içeri girmesini bekler ve Mert’in yanına gelir.
G: Mert! Ne işin var senin burada?
M: Hayatım bak bir sakin ol. Sevil…
G: Ya ben sana dün ne dedim o kız sana aşık. Sana… Anlıyor musun?
M: Bak Gülcan sokak ortasında bana bağırma.
G: Merak etme bundan sonra bağırmayacağım artık yanında olur muyum bilmem.
M: Bir dakika ya o ne demek?
G: Görürsün yakında. Hoşça kal.
Gülcan Adana’ya teyzesinin yanına gitmeye karar vermiştir bir süre. Mert ile söz yüzüğünü de çıkarmıştır.
G: Mert ben böyle olsun istemezdim ama ne sen arkadaşından kopabilirsin ne ben bu durumu kabul edebilirim. İkimiz için de en iyisi bu bence.
M: Sen son sözü söyledin zaten inşallah çok mutlu olursun.
G: Sen de. Günçiçek abla abime iyi bak. Abi sen de Günçiçek ablamı üzme.
B: Üzmem cimcimem merak etme. Asıl sen kendine iyi bak oralarda. Her gün mutlaka arıyorsun beni ona göre.
G: Tamam. Hoşçakalın.

Bölüm sonu.

elitay88
09-01-13, 04:11
34. Bölüm (Seven insan Kıskanır)

1 hafta Sonra


Çiçeklere akşam yemeğine misafir gelir. Bu kişi Çiçeğin çok eski çocukluk arkadaşıdır. Zengin biriyle evlenmiştir. Günçiçekten 1-2 yaş büyük de oğlu vardır adı Kaan’dır. Kaan’a Günçiçeğin fotoğraflarını gösteren Çiçek yine kızına zengin kısmet arama peşindedir.
Çiçeğin arkadaşı Sevtap kuaföre gelir Çiçeği görmeye oğluna: Oğlum sen benim işim bitene kadar Günçiçeği al okuldan. Kızcağız yürümesin. Kaan buna sevinir çünkü fotoğraflarından Günçiçeği çok beğenmiştir. Ancak sözlü olduğunu bilmiyordur. Çiçek özellikle söylememiştir.

Ç: Çok iyi olur çocuğum hem tanışırsınız,kaynaşırsınız, bakarsınız anlaşırsınız.

Kaan; esmer, 1.80 boyunda, yakışıklı bir gençtir. Sarışınlara karşı zaafı vardır. Şimdiye kadar çıktığı kız arkadaşları hep sarışındır.:)

Okul

B: Kardeşim iyi misin?
M: Bu kaçıncı soruşun Paşa ya bir haftadır soruyorsun iyiyim.
B: İyi ol tabi kardeşim. (Günçiçeğe döner)Aşkım akşam bir şeyler mi yapsak ha?
C: Biz akşam sinema gecesi yapcaktık hayatım ya kızlarla. Siz de gelin hep beraber olalım.
B: Olur tamam ya sen yanıma gelsene çok özledim seni.
C: Çok mu özledin?
B: Çook gel bir sarılayım. (Günçiçeğe sarılır.)
M: E hadi millet Seville Neşe de geldi gidebiliriz.


Okul çıkışı otobüs durağı

Kaan tesadüfen Günçiçeği görür ve Günçiçeklerin yanına gelir.
K: Merhaba Günçiçek ben Kaan.
Güney Kaan’a şaşkın ve sinirli bir bakış atar.
C: Bir dakika biz tanışıyor muyuz?
K: Hayır ama az önce tanıştık. Ben seni almaya geldim annemle Çiçek teyzenin yanına götürmek için.
B: Hop hop yavaş götür. Sen kimi nereye götürüyorsun lan bas git buradan kırmıyım ağzını burnunu senin burada.
M: Paşa sakin ol ya. Hadi arkadaşım ikile sen de.
K: Bir dakika ya siz kimsiniz?
C: Ya asıl sen kimsin ben seni tanımıyorum. Adımı nerden biliyorsun sen?
K: Ah çok aptalım bizim annelerimiz çocukluk arkadaşı söylemeyi unuttum.
M: Ee napalım madalya mı takalım? (Güler)
K: Annem ile annen seni okuldan almamı rica ettiler. Adı Sevtap geçen akşam size gelmiştik ama evde yoktun fotoğraflarına bakmıştık ordan tanıdım annenin de haberi var yani bundan istersen ara sor.
C. Arıycam tabi. (Sinirli bir ses tonuyla)
K: (Günçiçeğin kolundan tutar ve arabaya bindirmeye çalışır.) Hadi ama Günçiçek annem seninle tanışmak için sabırsızlanıyor yolda ararsın.
Güney Günçiçeği geriye alır.
B: Hayatım sen bir kızların yanına geç, beni bekle.
C: Güney.
Sevil,Neşe: Sakin ol canım tamam.
B: Bak arkadaşım ben seni insan gibi uyardım bas git dedim dinlemedin yani kısaca sen kaşındın al o zaman. (Kaan’a bir tane yumruk atar.)
M: Bunu hakketti bu ama. Eline sağlık kardeşim bana gerek kalmadı galiba.
B: Bir daha sevgilimin 10 metre bile yakınında gezersen sağlam kalan taraflarını tekrar sağlam bulamazsın.
Orço: Oo bravo kardeşim çok pis koydun hem lafı hem de kafayı aferim sana.
Kaan (Ayağa kalkar.)Sevgilin mi Günçiçek senin sevgilin mi?
B: Sadece sevgilim değil sevgili kayınvalideciğim bundan sana bahsetmemiş anlaşılan ben Günçiçeğin sözlüsüyüm.( Yüzüğünü gösterir Kaan’a.)
Kaan: Şey kusura bakmayın ben bilmiyordum.Bilsem…
B: İyi artık biliyorsun. Hadi şimdi ikile.
Kaan sinirle dükkana gider gözünü mor gören Sevtap durumu anlayınca oğlunu da alarak dükkandan uzaklaşır.

Mahalle

C: Ay anneme inanmıyorum ya söylememiş sözlü olduğumuzu. Aşkım sen de fena daldın ama çocuğa.
M: Evet ya yazık oldu suratına. Haberi yokmuş garibin.
B: Olsun abi sevgilime yazdı ayaküstü. İnsan bir düşünür acaba bu kızın bir sevdiği,sevgilisi var mıdır diye.
C: Amanda aman sevgilisini de kıskanırmış. Güney sen iyice kıskanç oldun ha bu aralar geçen gün de alışverişe gittiğimizde mağazada çalışan çocuk bu elbise size çok yakışır mutlaka deneyin dedi Güney hemen atarlandı.
B: Atarlanırım tabi ona ne senin giyeceğin elbiseden. Bak beni kızdırma ha zaten dellendim ananın yaptığına.
M: Aa! Sakin ol kardeşim.
B: Ya Traf sen de bana sakin sakin diyip durma.
M: Nasıl oluyormuş?
C: Aşkım sen merak etme ben eve gidince sorucam anneme bu yaptığının hesabını. Aklınca zengin arkadaşının çocuğuyla tanıştırıp aramızı bulacaklar.
B: Yok bu sefer ben de gelicem hayatım bana da bir açıklama yapması gerek.
C: Tamam aşkım da sen yine de fazla ağır konuşma ters tepmesin.
B. Merak etme gerektiği gibi konuşurum o da sırf annen diye. Neyse gelin bir yerlerde oturalım da sinirim geçsin öyle gidelim biz.


Bölüm sonu.

elitay88
22-01-13, 01:54
35. Bölüm (Hesaplaşma)


Çiçek ve Orhan salonda oturuyorlardır. Günçiçek içeri girer.
C: Anne!
Ç: Aa geldin mi kızım? Dur sofrayı hazırlıyım ben.
C: Hiç konuyu geçiştirmeye çalışma anne. Nedir bugün yaptığın?
O: Ne oluyor?
Ç: Aa şuna bak ben naptıysam senin iyiliğin için… Hem hesap mı vericem sana?
İçeri Güney girer.
G: Sanırım bana bir açıklama borçlusunuz Çiçek Hanım.
Orhan: Güney oğlum gel otur bakalım. Çiçek çocuklar ne diyor ne yaptın sen?
C: Ben anlatayım babacım sevgili annem bugün hiç tanımadığım bir çocuğu beni okuldan alması için yollamış. Artık ne hesabı yaptıysa evdeki hesap çarşıya uymamış. Sırf zengin diye bizi tanıştırmak istemiş belli ki.
O: Çiçek!
Ç: O benim çocukluk arkadaşımın oğlu Orhan. Kendi teklif etti. Günçiçeğin fotoğraflarını görmüş arkadaş olmak istemiş.
O: Ne demek beğenmiş, arkadaş olmak istemiş? Kızımız sözlü demedin mi?
G: Dememiş efendim. En son Günçiçeği kolundan tutup zorla arabaya bindirmeye çalışınca bende şarteller attı bir yumruk attım artık kusura bakmasın çocukluk arkadaşınızın oğlu.
O: Bu sefer çok ileri gitmişsin Çiçek. Sen nasıl bir insan oldun böyle? Bir özür borçlusun çocuklara. Onlara da saygısızlık bana da.
Ç: Ama Orhancım bak…
O: Ben onu bunu anlamam. Hatalısın ve hatanı düzeltmen için bir fırsatın var sen bilirsin.
Ç: Ben çok özür dilerim kızım ne biliyim belki iyi anlaşırsınız diye.
C: Anne tamam bak ben alıştım senin bu emrivakilerine çok da kızdım ama ben sözlüyüm artık Güney’i yok sayamazsın. Ona saygısızlık yaptın asıl.
Ç: İyi peki ondan da özür dilerim.
G: Duymadım sizi Çiçek teyze ne dediniz?
Ç: Özür dilerim çocuğum tamam ben bir hata yaptım hadi sen de elimi öp de barışalım.
G: Yaptığınız şeye çok kızsam da biz bir aileyiz ve aile arasında küslük olmaz der ve Çiçeğin elini öper ve alına koyar.
O: Evet her şey tatlıya bağlandığına göre sofraya geçelim.
G: Yok ben eve gideyim.
O: Olmaz öyle şey hem ben oğlumla 2 tavla atarız diyordum.
G: Oğlum? (Bu sözü duymak onu çok mutlu etmiştir.)Tamam o zaman kalırım babacım.
Çiçek suratını asarak mutfağa gider Günçiçekle sofrayı hazırlarlar. Gergin başlayan akşam huzurlu bitmiştir.


Ertesi Gün

Sınıf


Nevriye: Canocanlar! Size bir duyurum var okulumuz liselerarası veleybol turnuvasına katılma kararı aldı rüzgargülünün de onayıyla. Okul takımı oluşturuyoz. Katılmak isteyen kızlar spor odasına insin. Pirformans değerlendirmesi yapıcaz. De Haydi!
Erkekler de maçı izleyebilir.
Herkes voleybol salonuna iner.
2 ye ayrılırlar. Küçük bir maç yaparlar. Performans değerlendirme amaçlı 2 set oynanacaktır. İkoncanlar ve pis yedili + burslu diğer kızlar 2 takım oluşturur.
İlk set sonucu İkoncan kızları 25- Pis yedili kızları 15’dir.
T: Ya abi bizim kızlar fena durumdalar. Elimizden de bir şey gelmez.
P: Gelir abi destek verelim. Onlar bize basketbolda o kadar destek verdiler. Şimdi sıra bizde.

Cimbom: Ya kızlar kendimize gelelim. Dökülüyoruz resmen. İlk set zaaflarını gördük onlara oynayalım.
Sevil: Bence de zaaflara oynayalım “çift toynak” benim.
Neşe: Anacım şu Cana bak ya utanmadan bir de karşı takımı destekliyor pü yazıklar olsun ona.
Sevil: Kız başlatma şimdi Canına. Buraya dön.
N: Tamam ya zaaflara oynuyoruz. İyi servis şart.
C: Aferin. Hadi kızlar!
2. set 22-25 Pis yedili kızları almıştır.
Maçın kazananı olmamıştır. 1-1 toplamda 2 set oynanmıştır.
Nevriye: Eveet canocanlarım! Halil Sezai hocanızla uzun bir pirformans değerlendirmesi yaptık tüm katılımcılar arasında.
C: Ayy! Çok merak ediyorum keşke bizden birileri de olsa. Kaç kişi katıldı ki acaba?
S: Valla bu boyla benim olmam zor anca libero. Ama inşallah siz olursunuz. Gerçi Salça arkadaşımız Can’a bakmaktan pek konsantre olamadı ama.
Neşe: Kızım napiyim ya bu ayrılık performansımı da etkiledi yoksa ben çok daha iyisini oynardım yani.
F: Kusura bakmayın arkadaşlar ama voleybol bir varoş oyunu değildir. Yazık boşuna hevesleniyorlar.
P: Sen bir sesini kes yoksa çok fena olucak.
Can: Yalan mı şekerim 2. Seti zar zor aldılar. Yine de belli olmaz tabi. Sonuçta iyi bir mücadele verdiler.(Neşeye bakar ve gülümser.)
F: Caan!Sen de destekliyor musun köstekliyor musun belli değil.
Nevriye: Kesin şamatayı açıklıyorum.


Acaba kimler takıma seçildi ????


Bölüm sonu.

elitay88
22-01-13, 14:35
36. Bölüm (Takım Olabilmek)

N:Şimcik dinleyin bakim.
Alis-Asil
Damla-Asil
Elçin-Asil
F: Ya işte ben demiştim. Bu varoşlar kim asil olmak kim?
P: Tövbe estağfurullah.
N: Susun daha sayıyorum lafım bitmedi.
Günçiçek-Asil
Sevil-Asil
Neşe-Asil kadromuz bu. Zaten goskoca okuldan 15 kişi katıldı.
Halil Sezai: En iyi performansları değerlendirdik. Yedeklerde de diğer sınıftan Ceren, Seçil ve Leyla var. Yine performansa göre değişim olabilir.
P: Hocam demin Furkan arkadaşımız bir şey diyordu ne oldu acaba? Kapak yerine oturdu mu?
Ya kızlar tebrik ederim. Aşkım özellikle seni harika oynadın gözlerimi senden alamadım. Bundan sonra en az 1 seyirciniz var her maç.
C: Aşkım benim ya.(Güney’i öper.)
T: Öhöm. Yani PC ile bizi de sayın çünkü sizi yalnız bırakmayız maçlarda.
Pc: Yani tabi.
Sevil: Yaa? İyi madem en yakın maç yarın yenersek direk çeyrek finaldeyiz.
P: Nasıl ya? O kadar çabuk mu?
C: Şimdi aşkım şöyle ki 16 lise katılıyormuş toplamda herkes biriyle eşleşiyor. Çeyrek finalde 8 i eleniyor 8 e düşüyor. Sonra yarıfinalde dörde düşüyor ve final.
S: Kısaca 4 etap. Ancak çok çalışmamız lazım.
T: Valla biz size güveniyoruz karabiberim.Bugün bizi baya şaşırttınız.
N: Kaptanımız sağolsun. Öyle güzel taktikler verdi ki.



Ertesi Sabah Durak:
P: Günaydın Traf.
T: Günaydın kardeşim.
P:E kızlar nerde?
PC: A geliyorlar.
N: Günaydın millet!
C: Günaydın aşkım.
P: Günaydın da güzelim ne bu haliniz eşofmanlarla gelmişsiniz. İlk ders beden de bizim mi haberimiz yok?
C: Yok canım bizim antremanımız var izinliyiz yani. Biliyorsun bugün çıkışta maç var ona hazırlanıcaz.
P: Yani tamam da okulda giyerdiniz ne bu acele?
S: Biz okula koşarak gidiyoruz bugün Paşacım.
P: Nee?
T: Kızlar ciddi misiniz?
S: Gayet ciddiyiz. Bunda sonra böyle.
P: Nasıl ya? Sarışınım şimdi sen benden ayrı mı gidiceksin okula hep böyle?
C: Yok hayatım sadece bugünlük böyle sonra yine aynı şekilde gideriz.
P: Hee iyi.
S: Evet ben bundan sonra böyle derken koşu artık hep hayatımızda olacak diye dedim.
P: Eh iyi madem biz sizi tutmayalım koşunuzu yapın.
C: (Günçiçek koşarken arkasını döner) Maçta görüşürüz aşkım. (Uzaktan öpücük atar.)
P: Görüşürüz.(Gülümser.)
Okul Çıkışı herkes salona iner. İlk maç Girişim Kolejinde yapılacaktır. Rakipleri de Özel Işıl Koleji.
Paşa: E nasılsınız küçük hanım?
Günçiçek: Aşkım ya sorma Nevriye hoca pestilimizi çıkardı maç birazdan başlayacak.
P: Bol şans. Gel bi öpeyim seni. (Günçiçeği yanağından öper.)
Maç başlamıştır ama aynı takımda olmalarına rağmen ilk sette ikoncan gurubundakiler pis yediliye, pis yedilidekiler de ikoncanlara pas vermemekte ısrar edince skorda geriye düşerler.
Karşı takımdaki kız: Şunlara bak ya birbirlerini baltalıyorlar resmen dibinde uzun boylu kız var o gidiyor kısa boyluya veriyor.
Diğeri: Aman ya boşver bizim işimize geliyor. 12 ye 2 öndeyiz.

T: Ya abi böyle giderse çeyrek finali göremeyeceğiz.
P: Bırak Mert ya göremezsek göremeyiz asıl ben antreman yüzünden sarışınımı göremez oldum.
PC: Olur mu abi kızlar maçı çok önemsiyorlar.
P: Evet. O da doğru neyse hadi desteğe devam edelim.
N: Yav napıyonuz siz canocanlar ya? Voleybol takım oyunudur. Böyle birbirinizle oynamazsanız maçı kazanamayız.
D: Ay hocişkom ben bu varoşa pas filan veremem.
Nevriye: Vereceksin. Yenilmek mi istiyorsun?
D: Yoo! O zaman dalga geçerler tüm arkilerim çünkü çoğu burda.
Elçin: Yok hocam elbette okulumuz için kazanmak istiyoruz.
N: Ha işte madem kazanmak istiyonuz takım olun haydi bakalım.
Bu motivasyon işe yaramış ve geriye düştükleri maçı çevirmeyi başarmışlardır. Takımda en çok sayıyı Günçiçek (35) sonra da Alis(20) almıştır. Elçin savunmaya yardım etmiştir. Sevil libero olarak görev almıştır.
Maç Sonrası
Nevriye: Argadaşlar işte bu işte bu ya! Aferim size ama çok şımarmayın önümüzde zorlu 3 maç var. De Haydi dağılın.

Dizel Kafe:
P: Aşkım noldu? Çok mu yoruldun sen?
C: Sorma ya. Her yerim ağrıyor.
P: Ah kıyamam ben güzel sevgilime.
C: Napıyorsun Güney?
P: Sevgilime yorgunluk masajı yapıyorum.
C: Bak masaj çok iyi geldi ya sağol canım.
P: Ne demek.
Neşe: E biz rahatsız etmeyelim isterseniz.
P: Ne alakası var kızım gelin.
T: Kızlar turnuva filan iyi hoş da sizin bu haliniz ne olcak? Hep böyle turşu mu olacaksınız? Gerçi bizim daimi turşumuz var ya neyse.
Orço: Bana mı dedin? Bir şey mi dedin Trafo kardeşim? Ne oldu ne oldu ki?
P: Yok bir şey Orçocum.
O: Ya zaten ben gidip Alis’e maç hediyesi bakıcam. Siz devam edin.
P: Gereksiz ya. Al güzelim sana tost yaptım ye bak en sevdiğinden karışık. (Günçiçeğe uzatır)
S: Ya kızlar beslenmemize her şeyimize dikkat etmemiz lazım artık.
C: Evet aşkım çok teşekkür ederim ama ben bunu yiyemem.
P: Yok artık abartmayın kızım yiyin istediğinizi. Bak ben seni bilirim dikkat edicem diye bir şey yemezsin sonra da düşer bayılırsın. Zaten bugün çok efor sarfettin yemen lazım.
C: Sevil yiyim yoksa peşimi bırakmaz yedirtene kadar. Annemden beter.
S: İyi ye bu seferlik bari.
P: Ne zaman biticek bu maçlar?
C: Haftada 2 maç var işte haftaya biter.

2 gün sonra çeyrek final maçına çıkılmış ve Girişim Koleji rakibini elemeyi başarmış ve yarıfinale çıkmıştır.
Yarıfinal maçı son set:
Karşı takım oyuncusu: Bir şeyler yapmak gerek. Şu sarışın kızı sakatlarsak maçı alırız. Alamasak da kardeş lisemiz yener bunları. Duydum geçen maç 35 sayı almış. Arkadaşlar topları olabildiğince sert vuruyoruz.
P: Valla kardeşim çok iyi gidiyoruz ha.
Furkan: Bizim kızlar sağolsun. Yoksa bu varoşlarda iş yok. Elçinim olmasa durmadan sayı yerler dururlar.
P: Hadi ordan be benim sarışınım 25 sayı attı tek başına ve maç daha bitmedi.
Sonunda o toplardan biri Günçiçeğe isabet eder ve yere düşer.
T: Aa! Ne oldu oğlum Günçiçek yerde.
P: Günçiçeek! Aşkım. Ya neler oluyor?
T: Sakin ol Paşa top geldi herhalde.
P: Nasıl sakin olayım oğlum? Ciddi bir şey mi acaba?


Bölüm sonu.

elitay88
23-01-13, 13:53
37 Bölüm (Kaza mı Komplo mu?)

Paşa: Ben aşağıya iniyorum.
Trafo: Paşa dur bekle ben de geliyorum.
P: Ne oldu? Günçiçek?
Diğer takımdan kız: Aa! Çok affedersin top çok mu sert geldi öyle bilmeden oldu kaza işte!
Elçin: Hiç de kazaya benzemiyordu.
Diğer kız: Ne demek istiyorsun sen be?
E: Ne dediğim açık değil mi?
Nevriye: Yav bi durun argadaşlar sakin olun. Nesi var doktor?
Sağlık görevlisi: Hastaneye gitmemiz gerek böyle anlayamayız. Doku zedelenmesi olabilir,başka bir şey olabilir. Bu şekilde oyuna devam edemez.
Cimbom: Of ya! Hayır hiçbir yere gitmiyorum ben.
Sevil: Ya Günçiçek senden önemli değil ya. Bırak şimdi inadı.
P: Evet zaten az kaldı maçın bitmesine hadi gidelim.
Nevriye: De haydi siz hastaneye biz de maçtan sonra yanınıza geliriz.
Maçı çok az bir farkla Girişim Koleji almıştır. Günçiçeğin sakatlanması moralleri biraz bozmuştur.


Hastane:

Odada Güney ve Mert vardır. Günçiçeğin başında bekliyorlardır.
P: Güzelim iyisin di mi?
C: Maç ne oldu acaba ya? En son 2-0 öndeydik setlerde son setimiz olacaktı.
P: Aşkım sen hala maçı mı düşünüyorsun ya?
C: Napıyım merak ediyorum.
Damla,Sevil,Neşe,Nevriye,Elçin,Alis içeri girerler.
C: Heh! Hocam ne oldu? Elendik mi,elenmedik mi?
Nevriye: Elenmedik de sen nasılsın? Ne dedi doktor?
C: Film çektiler işte bekliyoruz sonucunu.
S: Neyse canım sen iyi ol da gerisi önemli değil.
Damla: Ya nasıl önemli değil ya? Bu sarışın oynamazsa biteriz, mahvoluruz. En önemlisi ben arkidişlerime rezil rüsva olurum ya. O kadar madalya sözü verdim.
S: Sen de vermeseydin söz çift toynakçım napalım şimdi?
T: Ya kızlar bir durun ya. Nasıl oldu bu birdenbire?
C: İşte top geldi çok sert bir şekilde kazayla da dizime doğru isabet etti.
S: Kaza da tam zamanını buldu yani?
Elçin: Ya arkadaşlar bence kaza filan değildi. Bildiğin o kız bilerek isteyerek attı topu öyle. Hatta Alis de görmüş aralarında fısır fısır konuşmuşlar.
S: Tabi ya bilerek yaptılar.
Alis: Aynen öyle.
P: Ne insanlar var arkadaş! Ne istediler benim sarışınımdan? (Günçiçeğin başını okşar)
S: Ne isteyecekler sakatlanmasını.

Doktor içeri girer.
Nevriye: Heh söyle doktor nedir durum?
D: Gerekli testleri yaptık, dizde eklem zedelenmesi var.
N: Şimdi doktor bey bizim veleybol turnuvamız var ve 2 gün sonra son maç. Oynamasında sakınca var mı toparlayabilir mi?
Doktor: Ancak iğneyle oynayabilir. Çok derin değil zedelenme. İğnesiz de oynar ama acı duyabilir o nedenle iğne vurulmasını tavsiye ediyorum. Tabi mümkünse istirahat etmesi. Tercih kendisinin. Geçmiş olsun.
Sevil: Kararın ne canım?
C: Oynıcam tabi ki sizi yalnız bırakmam ne olursa olsun o maça çıkıcam. Onların istediği olmasın yeter ki.
E: Harika. Gösterelim onlara günlerini.
S: Evet ya alalım intikamımızı.
Alis: Alalım.
Neşe: Canlarını okuyalım!
P: Hadi hayatım intikam yeminleriniz bittiyse tutun bana da gidelim. Seni eve bırakalım. Annen merak etmiştir.
Hep beraber Günçiçeklerin evine giderler. Günçiçeğin bir kolunda Güney diğerinde Sevil vardır. Günçiçeği böyle gören Çiçek:
Ç: Ah! Kızıma ne oldu? Günçiçek yavrum düştün mü?
P: Yok Çiçek teyze bugün maçta ufak bir sakatlık yaşadı.
C: Ya siz de gelin nasılsa bütün gün kıpırdıyamıycam sohbet filan ederiz.
Ç: Tabi gelin çocuğum.
P: Hayret kayınvalide beni kendi isteğiyle eve çağırıyor.


Oturur çay içerler.


P: Güzelim sen rahat mısın öyle ya! Yastık vereyim mi arkana?
C: İyiyim Güney.
S: Bir şey getiriyim mi mutfaktan?
C: Sağol Sevilcim istemem.
Çiçek: Ah yavrum ya istirahat etseydin şart mı 2 gün sonra maça çıkman?
C: Şart anne.
N: Şey dedikodu anlatayım mı?
C: Heh ben de Salça ne zaman dedikodudan bahsedecek diyordum.
N: Sahi? Ya o kızlar var ya konuşurken bizim Seda duymuş. Sarışın kızı sakatlıyalım demişler. Hiç olmadı kardeş lisemiz alır kupayı diye finale çıkan liseyle anlaşmışlar.
T: Ulan nelerle uğraşıyorlar görüyor musun? Dürüstlük,insanlık rafa kalkmış resmen.
P: Bence de ne hırsmış anlamadım. Meyve veren ağacı taşlamak gelenek zaten.
C: Merak etme aşkım finalde beni görünce surat ifadelerini çok merak ediyorum.
Sevil: Ben de.



Büyük gün gelip çatmıştır. Final maçı Girişim Kolejinde yapılacaktır. Son ana kadar karşı takım Günçiçeğin maça çıkmayacağını sanmaktadır. Komployu hazırlayan diğer kızlar da maçı izlemeye gelmişlerdir. Uzaktan kıs kıs gülerek sahaya bakıyorlardır. Bakalım büyük maç sonucunda neler yaşanacaktır?



Bölüm Sonu.

elitay88
23-01-13, 15:15
38. Bölüm (Kupa Finali)

Maç öncesi koridor:
N: Çocuklar yenseniz de yenilseniz de sizinle gurur duyuyorum. Günçiçek kızım sen de iğneyle oynuyorsun bizi yalnız bırakmadın böyle bir zamanda çok teşekkür ederim.
C: Teşekküre gerek yok hocam. Siz bize çok inandınız bizi takım yaptınız hepsi sizin sayenizde.
Furkan: Gerçi ben kupayı alacağımızdan hiç ümitli değilim ama.
Elçin: O ne demek Furkan şimdi?
F: Aşkım sen çok iyisin ama Günçiçekten sakat sakat ne kadar verim elde edebilirsiniz ki? Keşke başka birini oynatsaydınız.
E: Saçmalama Furkan biz yola 6 kişi çıktık böyle de bitirmek istiyoruz. Hem Günçiçekten iyisini bulamayız yerine şuan.
F: Tamam hayatım bir şey demedim ben de. Gel öpüyim seni şans öpücüğü olarak kabul et. (Elçin’i yanağından öper.)
Karşı takım karşılarında Günçiçeği görünce epey şaşırmıştır.
D: Ay ne oldu be bunlara şaşkınlıktan bön bön bakıyorlar. Durun bir fotoğraflarını çekeyim de twit atıyım.
A: Damla bırak şu telefonu şimdi maça konsantre ol.
Paşa: Aşkım ben çocukların yanına gidiyorum. Nolur fazla zorlama kendini.
C:Tamam iyiyim ben ağrı hissetmiyorum bile iğne iyi geldi. Şans öpücüğü versen yeter. (Güney Günçiçeğe bir şans öpücüğü verir.)
P: Ben burada maç bitiminde sarılmak üzere seni bekliyor olacağım.


Büyük final maçı başlar. İlk seti Girişim Koleji 25-20 almıştır. İkinci seti 22-25 kaybetmişlerdir.Üçüncü sette 25-18 kazanmış,dördüncü sette 23-25 kaybetmişlerdir.2-2 eşitlik olduğu için uzatmalara gidilmiştir. Fakat maçın uzaması Günçiçeğin ağrılarını çoğaltmıştır.
Tie-break seti oynanacaktır.


S: Günçiçek canım sen iyi misin ya çok zorladın kendini ha?
E: Evet sağlığından önemli değil sonuçta. Ağrın var belli ki.
C: Olmaz. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Hem takım kaptanı ben değil miyim karar verildi devam.
D: Yani Elçinom Cimbom arkadaşımız çok doğru söylüyor yüzdük yüzdük havuzun dibine geldik. Şimdi pes etmek olur mu hiç?

T: Valla kardeşim maç çok heyecanlı gidiyor ya. Alır mıyız dersin?
P: Valla onu bilmem de kardeşim benim sarışın baya hırs yaptı. Baksana nasıl sayılar aldı set gitti derken? Bir de iğneyle oynuyor.
T: İğne onda doping etkisi yaptı herhalde.
Karşı takımdaki kız: Bu ne abi ya?Bu sarışın kız sakat değil miydi? Sakat sakat 30 sayı aldı bu nasıl olur? Liberoları da sağlam,savunmada falso vermiyorlar doğru düzgün. Ne anladım ben bu kurduğumuz komplodan.
Son set 14-12 ye gelmiş ve Girişim kolejinin maçı almasına sadece 1 sayı kalmıştır. Servis kullanacak kişi Günçiçektir. Herkesi bir heyecan sarmıştır. Ve sonunda servis sayıya dönmüş 15-12 kazanarak kupanın sahibi Girişim Koleji olmuştur.
Kupa sevincini büyük bir çoşkuyla yaşarlar. Direk antrenörlerine sarılan kızlar ellerini birleştirerek sevinç gösterileri yapmaya başlamışlardır. Kupa ve madalya töreninden sonra çıkışta ufak bir gerginlik yaşanmıştır.


Neşe: A bak işte bu kız Cimbomu sakatlayan utanmadan bir de maça gelmiş.
S: Aman boşver Neşecim havalarını almaya gelmişler.
X: Bana bak kızım yürü git işine.
C. Hop hop napıyorsun sen ya?
X: Bir darbe az geldi heralde sana?
C: Ben şimdi gösteririm sana kaç darbe az gelir.
E: Ya siz ne utanmaz insanlarsınız be bir de maçı izlemeye gelmişsiniz.
D: Kızım var ya gidin buradan yoksa kötü olur sizin için.
X: Hadi ya gelsenize bakalım napıcaksınız?
Sevil,Neşe,Günçiçek,Alis,Damla ve Elçin ile kompluyu hazırlayan kızlar arasında kavga çıkar.
Bu sırada olaya Mert,Güney ve Pc müdahale eder.
P: Kızlar sakin olun. Sarışınım yürü Allah aşkına. Bırak değmez. Gel biz kafemize gidelim galibiyeti orda kutlayalım.
T: Evet kızlar başınız belaya gircek.
Furkan da gelir. Tam okuldan çıkacaklarken polisler kızları karakola götürüler.
F: Elçin! Durun nereye götürüyorsunuz?
P: Günçiçek! Mert hadi abi peşlerinden gidelim.
T: Gidelim gidelim de neyle?
Can: Neşe! Paşa atlayın hadi benim arabaya.
Pc: Nasıl yani?
Orço: Oğlum atlasanıza ya Alis de gitti bakın hadi.
Güney Furkan’a bakar.
F: Can oğlum hadi gidelim ya. Kim geliyorsa da gelsin 2 saat bekleyecek halimiz yok.


Hep birlikte Can’ın arabasına binerler. Karakola giderler.
Aileleri çok zengin olan bu kızlar darp gördüklerini iddia ederek Günçiçek,Sevil,Neşe,Elçin,Alis ve Damlayı nezarete attırırlar.



Bölüm Sonu.

elitay88
24-01-13, 17:15
39. Bölüm (Kutlama)

Güney,Mert,Furkan,Zeki,Can ve PC nezarete gelirler.


Paşa: Canım merak etme kurtarıcaz sizi.
Cimbom: Aşkım ya iyi ki geldin.
Furkan: Hayatım ben aile avukatımızı aradım geliyor.
Elçin. Furkan nolur ailem duymasın rezil olurum.
Zeki: Bence de duymasın Furki sonra derler Furkan bir mapus gülüyle çıkıyormuş diye.
F: Sus Zeki.
Can: Ben de bir şeyler yapabilirim.
Neşe: İstemez.
Damla: Ay bu da mı gelecekti başımıza ya darptan hapsi boylıycaz mı şimdi biz? Kavga karşıtı bir insan olaraktan söylüyorum bunu tırnak içinde.
Sevil: Kızın saçını başını yolarken hiç öyle görünmüyordun çift toynakçım.
E: Harika bir kutlama oldu gerçekten.
Görevli memur 2 hayat kadını getirir nezarete. Birinin adı Gülay,Diğerinin de Tülay’dır.
Gülay: Anam ne güzeller varmış burada be.
Damla: Ayy! Gardiyaan çıkar bizi buradan ya.
Görevli memur: Tamam serbestsiniz.
Sevil: Oh be!
G.M: Damla,Elçin ve Alis serbest.
N: Biz?
G.M: Üzgünüm ama sizi biraz daha tutucaz. Çünkü sadece 3 kişiden şikayetlerini geri aldılar.
Cimbom: Nasıl ya?
F: Hadi canım gidelim.
Elçin: E onlar burada mı kalacak?
F: Her koyun kendi bacağından asılır güzelim yürü biz gidelim. Furkanlar gider.
Mert: Vay anasını arkadaş görüyor musun paranın açamadığı kapı yok 2 dakikada şikayeti geri çektirdiler.
P: Sorma kardeşim. Merak etmeyin ama ne olursa olsun biz sizi buradan çıkarmanın bir yolunu bulucaz.
C: Çıkıcaz di mi aşkım?
P: Burdan hep birlikte çıkıcaz bir tanem sen merak etme daha galibiyeti kutluycaz. Nevriye hocayı aradım yolda geliyor haberi yokmuş. O gelene kadar buradayız sen merak etme.
Nezarette ayakta durmaktan yorulan Günçiçek diğerlerinin yanına oturmaya gider.
Tülay: Bir merhaba demek yok mu kızlar ya?
Kızlar: Merhaba.
Kadın: Ben Gülay bu da arkadaşım Tülay. Ya bu kızlar bizimle hiç konuşmuyorlar Tülay. (Günçiçeğe bakar.) E canikom senin adın ne? Bir adın var di mi? Gülerler.
Cimbom: (Güney’e bakar endişeli gözlerle.) Günçiçek.
Tülay: Anam ne güzel bir adın var öyle sahne adın mı?
Cimbom: Nasıl? Anlamadım.
Güney: Aşkım sen böyle gel istersen.
S: Evet Cimbomcum böyle gel.
Günçiçek yanlarından kalkarak Sevillerin yanına gelir.
Gülay: Cimbom kod adı herhalde. Siz kaça çalışıyonuz anam?
Neşe: Ne çalışması biz öğrenciyiz.
Tülay: Ay yazık hem okuyorlar hem çalışıyorlar görüyon mu Gülay. Bu işi diyom kaça yapıyonuz?
C: Hanım efendi bizim o işlerle bir alakımız yok.
Tülay. He anam bizim de yok zaten de buraya misafirliğe geldik.
Güney: Kızlar boşverin.
Gülay: Siz bizi salak yerine mi koyuyonuz ha? 3 ünüzü de yolarız burada artisliğiniz kime kızım?
Cimbom: Güneey!(Korkulu ses tonuyla)
Güney: Sakin güzelim. Bakın hanımlar bağırmadan konuşun onlar sizin kızınız yaşında.
Tülay. Hahayt kızımız yaşındaymışlar sen bize kart mı diyon oğlum?
Sevil: Eeee! Biz neden buradayız biliyo musun sen? 3 kişiyi şişledik bacağından.
Gülay-Tülay: Çok affedersin bacım biz özür dileriz.
C: Aferin.
Nevriye gelir.
N: Hadi bakalım canocanlar serbestsiniz.
Kızlar sevinerek çıkarlar.


Dizel Kafe:
C: Bi an hiç çıkamıycaz sandım ordan.
P: A sevgilim ben sana demedim mi çıkarıcaz sizi diye?
S: Nasıl oldu da geri çekti o kurnaz tikiler şikayetlerini?
N: Şey. Nevriye hoca kızlarla konuşmuş. Eğer şikayetlerini geri çekmezlerse yaptıkları komployu ortaya çıkarıp spordan men cezası aldıracağını söylemiş onlar da şikayetlerini geri çekmişler.
P: Neyse ne arkadaşlar. Kupa kutlamamız başlasın.
Ortaya bir pasta gelir.
C: A aşkım bu ne?
P: Galibiyet pastanız kaptanım.
S: Ay ne hoş. Hadi keselim.
Hep birlikte pasta keserler.
Pc: Kızlar oyunu baştan sona videoya çektim. Süper bir final oldu bence tarihe geçer.
C: Sağol PC.
Güney: Harikasın Peker. İlerde çocuklarımıza izletiriz sarışınımla. Anneniz bu madalyayı böyle aldı derim.
S: Sadece anneleri mi Paşacım teyzeleri de. (Hep birlikte gülerler.)


Bölüm sonu.

elitay88
26-01-13, 15:53
40. Bölüm (Sevgililer günü)


Okul Koridoru
C: Aşkım bak ne buldum?
P: Ne buldun hayatım?
C: Haftaya ücretsiz dans kursu varmış okulda. Gideriz di mi?
P: Yok artık güzelim ne işim olur benim dansla mansla. Çok istiyorsan sen gidersin ama beni bulaştırma.
C: Ya ama tango eşli bir dans hem beraber gitsek çok romantik değil mi?
P: Ben tango filan yapamam hayatım unut o işi. Hem madem eşli sen de gidemezsin. Elalemin herifiyle tango filan yapamazsın.
C: E o zaman sen gel.
P: Olmaz dedim hayatım bitti konu kapandı.
Günçiçek sinirlenir ve gider.
P: Nereye?
C: Senin olmadığın bir yere. Bir süre görüşmeyelim sana sinirim geçene kadar.
P: Haydaa!

Kantin
Furkan: Ucuz kurtulduk aşkım büyük bir skandaldan.
Elçin: Skandal? Kusura bakma seni de peşimden sürükledim karakollara kadar. Bir daha olursa zahmet etmezsin.
F: Ne alakası var hayatım? Ben onu mu demek istedim?
E: Bilemiycem artık. Benim kulüpte birkaç işim var sonra görüşürüz.
F: Ben de yardım edeyim?
E: Yok. Sen boşuna zahmet etme. Ben kendi işimi kendim hallederim.
F: Durduk yere küstürdük iyi mi?



Sevgililer günü gelmiştir.

N: Kızlar biliyo musunuz Karteks Kafede Sevgililer gününe özel “Yalnız Kalpler” konseptli bir parti varmış. Ben oraya gidicem. Siz de gelmek ister misiniz?
S: Olur valla ben gelirim.
N: Cimbom da herhalde sevgilisiyle olur.
C: Yoo! Ben de geliyorum.
N: Ana! Benim kaçırdığım bir şeyler olmuş anlat bakıyım çabuk. Bak küserim ha.


Alis: Ya dün sevgilim Orço yüzünden beni terk etti tam da zamanı bugün sevgililer günü ve yalnızım.
D: Ay canım arkidişim, güzel sister’ım üzülme sen Yalnız Kalpler Partisine gider bir güzel eğleniriz.
E: Ah çok iyi fikir hadi. (Damla ve ALis şaşkın şaşkın bakınca) Nee? Ne bakıyorsunuz ben de yalnızım daha doğrusu yalnızmışım.


Mahalle
P: Of abi ya arıyorum açmıyor da telefonunu. Sonra 40 yıl söylenir ama sevgililer gününü kutlamadık birlikte diye.
M: Kardeşim Günçiçek kızlarla Yalnız Kalpler partisine gidiyormuş az önce Salça söyledi.
P: Aa! Sarışına bak sen ya ben burada barışmak için sabahtan beri onu arıyım hanımefendi partilerde gezsin hem de yalnız kalpler ha. Görür o. Yürü biz de gidiyoruz.
M: Haklısın kardeşim nasılsa artık yalnız bir kalbim ben.
P: Ya kardeşim onu mu dedim hem havamız değişir hadi. Orço nerde? Arayalım belki o da gelir (Orçoyu arar) diycem de telefonunu açmıyor neyse biz gidelim. Şansına küssün gereksiz.

Zeki: Yalnız kalpler partisine gidiyoruz di mi Furki?
Can: Saçmalama oğlum adamın sevgilisi var.
F: Merak etme Can sevgilim de orda olacak muhtemelen. Biz de gidiyoruz yani.
C: Neden ki?
F: Sorma ya küstü bana. Neyse hadi gidelim.

Herkes Karteks Kafede bir araya gelir. Bir masada Günçiçek,Sevil,Neşe tam karşı masalarında Güney ve Mert, ötekinde Furkan,Zeki.Can oturmaktadır. Elçinler geç geldikleri için hiçbir masada yer bulamazlar.


E: Ya kızlar ben dedim size. Dolar yerler, erken gidelim diye. Napcaz?
Günçiçek: Şey isterseniz buraya gelebilirsiniz 3 kişilik yer var yani.
E: Kızlar ne diyorsunuz?
D: Ay valla Elçinom ben bugünü yalnız geçiremem başka da parti yok mecbur denize düştük bu varoşlara sarılıcaz.
A: Eh oturalım bari.
Masaya şarap söylerler. Birlikte mücadele verdikleri maçlardan,antremanlardan muhabbet ederler. Karakol maceralarını anlatırlar birbirlerine. Keyifler bu masada oldukça yerindeyken, karşı masalarda hiç de öyle değildir.


P: Görüyor musun abi nasıl da eğleniyor. Bunu ben yapsam demediğini bırakmaz ama.
M: Haklısın kardeşim.
P: Hem ne işin var senin yalnız kalpler partisinde senin kalbin yalnız değil ki diğer eşi burada ama hanımefendinin keyfi gayet yerinde. Haksız mıyım Mert?
M: Haklısın kardeşim.
P: Sen de bozuk plak gibi iki de bir haklısın kardeşim diyip durma.
M: Haklısın kardeşim. He pardon ya.

F: Ya bana kızdı gitti bu varoşlarla takılıyor hem de ilk sevgililer günümüzde.
Z: Püü yazıklar olsun. Nasıl da eğleniyor Elçin yenge?
C: Sorma ya nasıl da eğleniyor daha biz ayrılalı kaç hafta oldu bee.

Kızlar şarapları birer ikişer yuvarlarken kadehleri birden içen ve içkiye alışık olmayan Neşe ve Günçiçek biraz sarhoş olur,diğerleri de çakırkeyif. Bunu fark eden Güney ve Mert masaya gelirler.


P: Günçiçek. Hadi yürü gidiyoruz.
G: Nereye gidiyoruz? Ben seninle bir yere gelmem. Sen benle tangoya geldin mi? Gelmediiiin. (Sarhoş ses tonuyla)
Damla: Aa! Çok ayıp Bayramoğlu kızcağız alttarafı bir tangoya gitmek istemiş gidiverseydin ya sen de.
P: Aşkım hadi gel lavaboda bi elini yüzünü yıkayalım senin. Açılırsın, kendine gelirsin ha hadi.

G: Bana sarhoş muamelesi yapma Güney. Ben yürürüm. (Dengesini kaybeder ve Güney tutar.)
P: Tutun bana hadi. Of be güzelim ne diye bu kadar içersin.
Sevil: Ben de şunu götüriyim. (Neşeyi tuvalete götürür.)
M: Paşa kızlar tuvaletine mi gircen oğlum?
P: Napıyım abi ayılması lazım. Annesi böyle görürse önce beni haşlar.
Güney Günçiçeğin, Sevil de Neşe’nin yüzüne bol su çarpar. Birer de kahve içtikten sonra kendilerine gelirler.
P: Daha iyi misin canım?
G: Evet daha iyiyim şimdi.
P: Bir tanem hadi gel dans edelim. Bugün böyle bitmesin. İstersen haftaya tangoya da gideriz. Madem bu kadar istiyorsun.
C: Gerçekten mi?
P: Gerçekten. ( Önce sarılır sonra da dansa kalkarlar.)


Furkan Elçinin yanına gelir.
F: Bebeğim bak senden bin kere özür dilerim. Sen bana asla yük değilsin. Seve seve senin yanındayım her zaman.
E: Her zaman?
F: Evet. Bak bu da sevgililer günü hediyen. (pırlanta taşlı bir kolye almıştır.) Barıştıktan sonra birlikte dans ederler.


Can Neşenin yanına gelir.
C: Niye içtin bu kadar?
N: Sana ne be! Ayrılık acısı.
C: Aynısından bende de var ne diyorum bugün her şeyi unutsak senle biz de dans etsek ne dersin?
N: Harbi mi? Olur tamam ama sadece bugünlük yoksa başka bir şey değil yani. (dans ederler.)
M: E karabiberim gel biz de dans edelim tek durma.

Küs başlayan sevgililer günü Günçiçek - Güney ve Furkan ile Elçin için barışmayla son bulmuştur. Öte yandan sevgililer gününde Mertle dans etmek Sevil’in içinde bir umut ışığı daha yakmıştır.


Bölüm Sonu

elitay88
29-01-13, 17:37
41. Bölüm (DANS YARIŞMASI)

C: Günaydıın!
P: Günaydın küçük hanım bakıyorum da pek neşelisin. Dün annenler içki içtiğini anlamadı galiba.
C: Yok anlamadılar direk odama gittim. Ama neşeli olmamanın sebebi o değil.
P: Neymiş?
C: Bugün tango dersine gidiyoruz. Gidiyoruz di mi?
P: Napalım söz verdik bir kere gidicez artık.
C: Harika. Aldığım en gönüllü evet di bu aşkım.
P: Bak dalga geçme hem sırf sen istiyorsun diye gidiyorum ben o kursa doğruya doğru.
C: Hımm. Teşekkür ederim o zaman.
P: Öyle kuru kuru teşekkür olmaz. Bir öpücük alayım. ( Günçiçek Güney’i yanağından öper) Bir de buradan rica edeyim. (Dudağını gösterir.)
C: Mahalledeyiz şimdi annem filan görür olmaz.
P: Tamam ama bana 1 öpücük borçlusun ona göre.
Okula giderler.
Sınıf:
C: (Yüksek sesle) Arkadaşlar biliyor musunuz aşkımla ben tango yarışmasına katılıyoruz.
T: Ne! Harbi mi kardeşim cidden tango yarışmasına mı katılıyorsunuz?
P: Maalesef kardeşim. Derse katılanlar yarışmaya tabi tutulacakmış.
S: Ay ne güzel işte değişik bir anı olur sizin için de.
Neşe: Hakkatten ha bu yarışma kaçmaz. Hem böyle belki çiftler arasında yepyeni aşklar,kavgalar ,hüzünler,ihtiraslar,gözyaşları filan olur.
S: Ay hemen pembe dizi moduna bağladın Salça yarışmayı. Dans yarışması kızım bu.

Elçin bunları duyunca Furkan’a baskı yapmaya başlar. Furkan da Güney’in katılacağını öğrendiğinde hırs yapıp katılmayı kabul eder.
Damla da onlardan geri kalmaz ve Can’a eşi olmasını teklif eder. Can da kabul eder.


Yarışma Günü Kulis
C: Ay. Güney çok heyecanlıyım ya.
P: Niye heyecanlanıyorsun kızım? Alt tarafı bir dans yarışması.
C: Ne biliyim ya o kadar zamandır hazırlandık sonuçta.
P: Hayatım, benim güzel sevgilim… Sen de diyorsun biz hazırlandık ve dans ederken birbirimizin gözüne baksak yeter zaten. Aşkımız bizim en büyük gücümüz bu dansta. Dereceye giremesek bile bizim için güzel bir anı olur.
C: Haklısın aşkım.
P: Ya bu gül benim ağzımda durmasa Günçiçek.
C: Tamam canım gül şart değil. Sen dansa odaklan.
P: Du bakayım. (Gülü Günçiçeğin saçına takar.) Hah böyle daha iyi. (Gülümser.)

E: Furkan son çalışmaya gelmedin umarım bir aksilik çıkmaz.
F: Çıkmaz bebeğim niye çıksın ben zaten tango biliyorum.
E: Rakiplerimiz de provalarda çok iyiydi ama.
F: Ha şu varoş çifti kast ediyorsan hiç şansları yok.


Yarışma Salonu
Neşe: Dilkopat da kendine başka eş bulamamış mı?
S: Ne o kıskandın mı?
N: Ne alakası var be! Yani ne kıskanıcam banane biz ayrıldık sonuçta. Beni ilgilendirmez. Umarım sonuncu olurlar.
S: Belli ilgilendirmediği. Neyse bizimkiler kaçıncı sırada çıkacaklar biliyor musunuz?
T: Paşa söyledi kurada en son çıkmışlar. 5. Sırada yani.
Dans yarışması başlamıştır. Herkes birer birer seçtikleri parçalarda tango yapıyorlardır. İlk önce Can ve Damla çıkar sahneye fakat Can arada Neşeye bakmaktan dansa konsantre olamaz ve Damlanın ayağına basar. 2. Sırada Kerem-Ebru çifti, 3. Sırada Furkan-Elçin, 4. Sırada Cenk-Aysu ve son olarak Günçiçek ve Güney performanslarını sergilerler.
Furkan ve Elçin “Verano Porteno” ; Günçiçek ve Güney de” Por Una Cabeza” isimli parçalarda dans etmişlerdir.

Neşe: Ay harikaydı anacım ya böyle buram buram aşk kokuyordu bizimkilerin dansı.
T: Vay be kardeşime bak sen.
Güneçiçek ve Güney arkadaşlarının yanlarına geçerler. 10 dakika oylama arasından sonra sonuçlar açıklanacaktır.
C: Eee? Nasıl buldunuz?
S: Harikaydınız Cimbomcum. Paşacım tebrik ederim.
T: Tebrikler kardeşim bravo.
P: Sağolun arkadaşlar.
PC: Kameraya aldım dansınızı.
C: Harika.
Sunucu: 5 yarışmacımızdan sadece 3 ü dereceye girdi. 3. Den başlıyorum Kerem ve Ebru. Çifti ödülünü almak üzre çağırıyoruz yanımıza. Şimdi sıra 2. Olan çift de. Furkan Arıcı ve Elçin Paksoy çiftini sahneye davet diyoruz.( Ödüllerini alırlar.)
F: Gördün mü bebeğim bak dereceye girdik sen şimdi şu varoşların suratını gör. 1 olacak değiller ya!
E: Son provoya gelseydin belki 1. bile olabilirdik. Neyse en azından beni kırmayıp yarışmaya katıldığın için teşekkür ederim canım.
F: Lafı bile olmaz.
Ve yarışmamızın birincisi tüm jüriden geçerli not almayı başardılar, tangonun aşkın dansı olduğunu adeta bizlere burada bir kez daha gösterdiler. Sizler daha fazla meraklandırmadan Güney Samyeli ve Günçiçek Seymen çiftini alkışlarla sahneye davet ediyoruz.
F: Nası ya? Şaka mı bu?
E: Furkan sakin ol alt tarafı bir yarışma.
F: Yarışmayı bu varoşların kazandığına inanamıyorum.
Günçiçek ve Güney birbirlerine sarılırlar. Sahneye çıkıp ödüllerini alırlar. Güney mikrafonu eline alır ve kısa bir konuşma yapmak istediğini söyler.
P: Müsadenizle 1-2 şey söylemek istiyorum. Benim öyle dansla mansla pek ilgim yoktur aslında. Hele böyle bir kalabalık karşısında dans etmek aklımın ucundan bile geçmezdi. Bana hayatta bu dansı yaptırabilecek tek bir kişi vardı ki o da şu an yanımda. Bizim için güzel bir anı oldu. Sizlerin huzurunuzda kendisine teşekkür etmek istiyorum. Bu ödül senin bana hissettirdiklerinin eseridir aşkım.
C: Güney. (Gözleri dolar ve Güney’e sarılır.)
Salondan büyük bir alkış kopar.
Neşe: (Ağlamaklı) Ay ne güzel konuştu Paşa ya.
S: Kız ağlıyor musun?
N: Yoo gözüme toz kaçtı.

Mahalleye dönüş yolu:

C: Aşkım sen ne güzel konuştun öyle ya çok duygulandım.
P: Valla ben içimden ne geliyorsa onu söyledim. Tamam başta çok itiraz ettim filan ama ben de çok eğlendim gerek provalarda gerek yarışmada. Hele Furkan dallamasının o moraran suratını görmek paha biçilemez. Hadi bak evine geldik gir içeri de seninkiler merak etmesin.
C: Bir dakika der ve (Güney’in dudağına bir öpücük kondurur.) Sana bir öpücük borcum vardı.
P: Eee şey geçen haftalardan da birkaç tane olacaktı sanki.
C: Güneey. İyi geceler canım.
P: İyi geceler.


Bölümsonu.

elitay88
30-01-13, 16:41
42. Bölüm (ŞÜPHE)

Çiçek: Günçiçek kızım hadi sofraya.
Cimbom: Yok anne ya ben yemiycem.
Ç: Aa! Ac acına gidilir mi kızım okula öyle.
C: Diyet yapıyorum annecim kepekli sandviç yaptım kendime. Bu aralar galiba biraz kilo aldım. Bazı kıyafetlerim zar zor oluyor.
Ç: Ha dikkat et tabi kızım. Akşama erken gel.
C: Arkadaşlarlayız akşam erken gelirim ama. Görüşürüz.

Akşam Dizel Kafe

P: Evet arkadaşlar kokareç yemek isteyenler buyursun.
T: Allah be bayılırım kardeşim.
P: Ye buyur kardeşim. Sarışınım al ye bakıyım.
C: Ya bu ne? Ben yemem kokareç filan. Neden yapıldığını biliyor musun?
P: Sen tadını biliyor musun?
C: Yoo hiç yemedim.
P: Al ye bak bi lokma benimkinden bayılacaksın.( Günçiçek Güney’in kokareçinden birazcık ısırır ve çok beğenir.)
C: Mmm. Çok lezzetli. Harikaymış tadı ben de yiyim bari.
P: Ben dedim işte ye güzelim ye. Afiyet olsun.
C: Ya Güney hep senin yüzünden ha.
P: Haydaa! Ne yaptım ben şimdi?
C: Senin yüzünden kilo alıyorum ben. Durmadan bir şeyler yediriyorsun bana. Bugün tartıldım tam 1,5 kilo almışım son 2 haftada.
P: Aman ne çok. İyisin ki sen böyle. Oyy! Elma yanaklım benim. (Günçiçeğin yanaklarını sıkar.)
C: Yaa. Sen dalga geç yarından itibaren rejimdeyim.
S: Hangi yarın bu Cimbomcum? Çünkü dün de öyle diyordun da. (Gülerler.)
Günçiçek birkaç saat sonra fenalaşır ve midesi bulanır yediklerini çıkarır. Kokareç dokunmuştur.
P: Hay Allah ya! Aşkım iyi misin? Geliyim mi?
C: Yok gelme. Geliyorum ben dur. Ay çok fena oldum ya.
P: İlk defa yedin ya ondan dokundu herhalde.
C: Ben bir daha bundan yersem beni vurun tamam mı?
S: Üf saçma saçma konuşma kızım. Gel biz seni eve götürelim yat dinlen sabaha bir şeyin kalmaz.
C: İyi fikir.
P: Dur ben de geleyim.


Günçiçeklerin Evi:

Çiçek kapıyı açar.
Ç: Günçiçek! Kızım ne bu halin bembeyaz olmuşsun. (Günçiçek tuvalete doğru koşar.)
S: Şey Çiçek teyze midesi bozuldu da biraz. Kötü oldu biz de eve getirelim dedik.
P: Evet. Şey… İyi mi acaba bir bakabilir misiniz? Bi göriyim de öyle gidiyim içim rahat etsin.
Ç: İçin rahat etsin çocuğum o da benim kızım sonuçta. Kimse kızımı benden daha fazla düşünemez.
Günçiçek gelir.
C: İyiyim ben Güney hadi sen git.
P: Tamam canım. Hadi sen uyu biraz.

Sabah:

Neriman hanımın gelini Günçiçeklere gelir kahvaltıya. Sohbet ederlerken tuvaleti kullanmak istediğini söyler. Yolda almış olduğu hamilelik testini yapar ve testi de Günçiçeklerin banyosunda unutur.
C: Aa! Birsen abla nereye?
Birsen: Günçiçekcim işim çıktı benim canım hastaneye gitcem.
C: Hayırdır sen de mi kokareç yedin mideni bozdun yoksa.
Birsen: Yok canım başka bir şey hele bir kesinleşsin de anlatırım.
C: Niye geldi niye gitti neyse anlarız.
Ç: Ee kızım Birsen ablan nerde?
C: Anlamadım apar topar gitti hadi ben de çıkıyorum akşam görüşürüz.
Günçiçek gittikten sonra Çiçek tuvaletteki hamilelik testini bulur ve tek şüphelendiği kişi ise Günçiçektir. Hemen aklına daha önceki olaylar gelir. Günçiçek “Bu aralar biraz kilo aldım galiba. Bazı kıyafetlerim zar zor oluyor. “ Sevil: “Şey Çiçek teyze midesi bozuldu da biraz. Kötü oldu biz de eve getirelim dedik. “( sözlerini hatılar.) Ya bir de bunlar bi kaç ay önce baş başa adaya gitmişlerdi ah Günçiçek ah! Ne yapıcam ben şimdi? (Günçiçeği arar.)
Ç: Kızım akşam Güney’i de al ve eve gel. Baban yokken konuşalım.
C: Anlamadım ne konuşcaz ?
Ç: Getir işte oğlanı önemli.
C: İyi tamam. (telefonu kapatır.) Güney annem bizimle konuşmak istiyormuş.
P: Hayırdır inşallah.
Akşam eve giderler. Salonda otururlar.
C: Ee annecim ne anlatcaksın bize?
Ç: Ben değil de asıl siz ne anlatıcaksınız bana çok merak ediyorum.
P: Anlamadım Çiçek teyze bilmeden bir şey mi yaptık?
Ç: Biraz kilo aldım anne,midem bozuldu anne.
C: Anne sen iyi misin?
Ç: Sus! Bir de soruyor utanmaz.
C: Noluyo ya?
P: Anlamadım hayatım.
Ç: (İçerden hamilelik testini getirir.) Bak banyoda ne buldum? Hamilelik testi üstelik pozitif.
C: Aa! Hamile misin anne? Kardeşim mi oluyor?
P: Sarışınım galiba annen bunun senin olduğunu ima ediyor. Ama nasıl olur? Günçiçek!
Ç: Bravo valla aynı şeyi ben soracaktım. Evet seni dinliyorum küçük hanım derhal bir açıklama bekliyorum.
C: Bakın benim o testten haberim bile yok, kimin bilmiyorum ama benim değil. Böyle bir olasılık yok zaten annecim şu anda.
Ç: Senin değil yani.
C: Değil tabi ki. Aaa! Bir dakika ya Birsen abla apar topar bu sabah bizden çıkmıştı ya tuvaleti kullanmıştı belki onundur.
Ç: Birsen mi? Evet hamileyim dedi bugün ben de tebrik ettim. Kızım ya ben çok özür dilerim ne biliyim öyle sen kilo aldım filan diyip fenalaşınca bir de üstüne bunu bulunca öyle sandım.
P: Neyse olan oldu artık önemli değil. Yani sarışınım annen haklı ama kendi tarafından bakınca olanları üst üste koy gayet mantıklı.
C: Resmen benden şüphe ettin anne. Çok teşekkür ederim bana bu kadar güvenmediğin için.
P: Hadi sarışınım hadi güzelim uzatma sen de.
C: Güney’e dua et anne yoksa bu kadar çabuk barışmazdım senle.
P: Aşkım hadi sen çay koy da içelim şöyle güzel güzel. (Günçiçek mutfağa gidince)
Çiçek: Çok teşekkür ederim oğlum beni mahcup ettin.
P: Rica ederim Çiçek teyze yalnız ben de sizden çok küçük bir şey rica edicem.
Ç: Et bakalım.
P: Haftasonu Ankara’ya gidiyormuşsunuz. Diyorum Günçiçek bizde kalsın. Gülcan’ın odası artık boş. Orda kalır.
Ç: Hayatta olmaz.
P: Yani Günçiçek de çok istiyordu şimdi izin vermediğinizi duyunca üzülücek daha da yeni barışmıştınız.
Ç: Üf tamam tamam kalsın. Zaten benim tarafımı tutmandan belliydi bir şey isteyeceğin.
C: Ne oldu ne konuşuyorsunuz?
P: Gel hayatım gel annen haftasonu bizde kalmana izin verdi.
C: Aaa! Gerçekten mi? (Annesine sarılır)
Ç: Evet. Daha önce seni yalnız bıraktık yangın çıktı evde bu sefer işimi sağlama alıyım dedim.
P: İşin şakası tabi. Annen sana güvendiğini göstermek istiyor. Hadi çaylarımızı içelim madem.
Bu yanlış anlama olayı Günçiçekle Güneye yaramıştır. Bu sayede Çiçekten haftasonu iznini koparmışlardır. Bu nedenle de çok neşelidirler.


Bölüm sonu.

elitay88
07-02-13, 23:46
43. Bölüm (Kuzen Geliyor!)

Günçiçek ailesi Ankaraya gittiği için haftasonu Güneylerde kalmak için gelmiştir. Hep birlikte salonda oturuyorlardır.


Gülseren: Annen kendisi gelip kızım birkaç gün burada kalabilir mi demeseydi hayatta inanmazdım. Dünya tersine mi dönüyor ne?
Kemal: Ayıp oluyor ama Gülseren şimdi Günçiçek kızımın yanında.
G: Neyse kızım akşam ne yapayım sana ne yemek istersin?
C: Şey… Yani fark etmez istediğinizi yapın siz. Ben ne olsa yerim.
B: Sarışınım ya çekinme lütfen burası senin de evin. Anne sen yaprak sarma yap bak Günçiçek çok sever.
C: Güney. İş çıkarma şimdi annenin başına.
G: Yok kızım madem seviyorsun ben yaparım. Hem yarın Ceyhun da gelecek yazık ev yemeklerine hasrettir çocuk.
C: Ceyhun kim?
B: Ha Ceyhun benim kuzenim ya buradaki bir okula geçiş yapmış da biz de kalacak bundan sonra.
C: Aa! E söyleseydin bana ben Karabiberlerde filan kalırdım.
B: Olur mu öyle şey güzelim ben varken. (Günçiçeği tam yanağından öpecekken Kemal öksürür Öhü Öhü!)
Kemal: Neyse ben çıkayım bari kahveye uğrıycam bir.
C: Napıyorsun öyle Güney babanın yanında.
B: Napıyım çok özledim sarışınımı. E napsak baş başa film mi izlesek?
C. Olabilir.
Gülseren: Çocuklar ben bir komşuya kadar gidiyorum siz de akıllı oturun tamam mı?
B: Allah Allah! Annem de sanki çocuk tembihliyor.
C: E hangi filmi izliycez?
B: Esaretin Bedeli var, The Truman Show var.
C: Heh o olsun Jim Carrey oynuyo hem birazcık güleriz.
B: Tamamdır.
Filmi izlemeye başlarlar. Günçiçek filmi izlerken Güney de sevgilisini izliyordur.
C: (Güler) Hıh inanmıyorum ya adamın hayatını 24 saat tvde yayınlıyorlar. Güney. Niye filmi izlemiyorsun?
B: Seni izlemek daha güzel.
C: Öyle mi?
B: Öyle. Hem ben bu filmi daha önce 2 defa izledim.
C: E söyleseydin başka bir şey izlerdik aşkım.
B: Yok ya bu film çok güzel.
C: O zaman sen de izle. (Sarılarak birlikte izlemeye devam ederler.)
Film biter.
C: Yani ne kadar kötü aslında düşünsene etrafındaki herkes oyuncu bir tek sen gerçeksin. Mesela sen olsan napardın? Ben aslında sevgilini oynamak için tutulmuş biri olsaydım.
B: Düşünemiyorum bile ama oyun bile olsa karşıma seni çıkardığı için hayatımın en güzel oyunu derdim herhalde.
C: Yaa.
B: Yaa.





Ertesi gün sabah Ceyhun da gelmiş hep birlikte kahvaltı ediyorlardır.
Ceyhun: Gülcan kız sen ne kadar değişmişsin böyle ne kadar güzelleşmişsin.(Günçiçek de gülümser.)
B: O Gülcan değil Ceyhuncum benim kız arkadaşım.
K: Gülcan okul için şehir dışında şu an. Günçiçek komşumuzun kızı Ceyhuncum bizim de müstakbel gelin adayımız. Ailesi istanbul dışında bizde kalıyordu.

Ceyhun: Çok pardon ya. Ben en son 7-8 yaşında görmüştüm Gülcan'ı seni de o sandım. Tebrik ederim kuzen bu arada.
B: Sağol kardeşim.


Cimbom: Ee sen hangi bölümde okuyorsun?
Ceyhun: Sinema.
C: Güzelmiş.
B: Hadi güzelim kahvaltın bittiyse çıkalım biz.
C: Bitti canım bitti. Her şey için teşekkürler ben bu akşam eve geçerim artık.
K: Ne demek kızım.
G: Evet annene de selam söylersin.
C: Oldu o zaman.
Ceyhun: Durun ya beni de bekleyin ben de okula gitcem.
B: Hadi o zaman.


Bölüm sonu.


Edit: Artık dizide yeni ve temelli bir karakter olduğu için senaryoya da ekledim. Çünkü diziyle aynı doğrultuda yazıyorum.

elitay88
10-02-13, 04:12
44. Bölüm (GEÇMİŞİN HESAPLAŞMASI)

Furkan: Elçin napıyorsun sen hayatım?
E: Napıcam Güney’in bir işi varmış fotokopiyi benim çektirmemi rica etti. Ben de çektirdim dağıtıcam şimdi.
F: Allah Allah! Yardım isteyecek başkasını bulamamış mı? Hayır anlamıyorum nedir sendeki bu varoşlara olan sempati?
E: Furkan saçmalama. Demedik mi artık oyun yok, kavga yok diye.
F: Dedik dedik de. Sen bazı şeyleri çabuk unutuyorsun. Biliyor musun hani sırf Paşadan intikam alıcam diye beni terk etmiştin. Güya ona oyun oynamıştın ya.
E: Eee?
F: İşte asıl oyuna gelen senmişsin. Meğerse amaçları senden intikam almakmış. Günçiçek planlamış her şeyi, Güney de oynamış. Arkandan kıs kıs gülmüşlerdir de belki.
E: Se sen nerden biliyorsun peki?Emin misin bak eğer değilsen…?
F: Emin olmasam sana söylemem Elçin. Kulağıma geldi diyelim. Hala onlar için sempati duyabiliyor musun? (Elçin sinirle giderken koridorda Ceyhunla karşılaşır.
C: Şey pardon Güney Samyeliyi tanıyor musunuz?
E: Evet de siz kimsiniz?
Ceyhun: Ben Ceyhun. Kuzeniyim.
E: Öyle mi çok memnun oldum ben de Güney’in sınıf arkadaşı Elçin.
C: Çok memnun oldum güzel bayan.
E: Güzel bayan? Ya ne diyorum vaktin varsa çıkışta bir yerlere gidip senle oturup konuşsak…
C: Olmamı ya… Senin gibi nazik ve güzel bir insana vakit ayırmamak ayıptır be.

Güney ile Günçiçek okuldan çıkarken bir kafede Ceyhun ve Elçin’i görürler.
C: Aşkım bu senin kuzenin değil mi? Yanındaki de Elçin.
B: Evet onlar.
C: Ne alaka. Gel yanlarına gidelim.
B: Kuzen hayırdır.
Ceyhun: Ah kuzen ah böyle bir güzellikle aynı sınıftasın ve kuzenine hiç bahsetmiyorsun.
Elçin Ceyhundan müsade isteyerek Güneylerle birlikte dışarı çıkar.
E: Demek bana oyun oynarsınız. Beni kandırırsınız ha.
C: Ne diyosun kızım sen?
E: Sus Günçiçek! Bana yaptığınız o sevgilicilik oyununu biliyorum. Güney’i sen yollamışsın o zaman benim yanıma.
B: Elçin bak o zamanlar durum başkaydı. Üstelik sen de Günçiçeği okuldan aldırmaya çalışmıştın hatırlatırım.
E: Siz görüceksiniz oyun oynamak nasıl oluyormuş? Artık bu manzaraya alışsanız iyi edersiniz. Ceyhun ve ben yani. (Gider)
Cimbom: Delirmiş bu kız ya. Gözü dönmüş resmen.
B: Of ya… Tam her şey yoluna girdi herkes yoluna gitti derken.
C: Yine geldi burnumuzun dibine girdi. Ah ah! Hata ben de hiç elimi uzatmayacaktım. Ne yani Güney bu kız zırt pırt size mi gelecek artık?
B: Yok artık Günçiçek. Olmaz öyle şey.
Ceyhun telefonla Güney’i arar ve akşam eve kız arkadaşını davet ettiğini söyler.
B: Yok ya benim Ceyhuna durumları anlatmam lazım.
C: Benim de namım Cimbomsa bu yaptığını yanına bırakmam o Elçin tikisinin.
B: Bırak hayatım uğraştığına değmez. Hadi gel ben seni mahalleye bırakayım kafeye geçicem akşam Ceyhunla konuşcam.
Günçiçek kendi kendine söylene söylene sinirle yoldan giderken bir kız ona adres sorar. Kızın adı Sevda dır.
Sevda: Şey pardon siz bu mahallede mi oturuyorsunuz?
C: Evet.
S: Ceyhun Samyeli’ni tanıyor musunuz?
C: Tanıyorum tabi erkek arkadaşımın kuzeni.
S: Öyle mi ben de Ceyhun’un İzmirdeki sevgilisi Sevda. Acaba Ceyhun’u nerde bulabilirim?
C: Bir dakika ne dedin sevgilisi mi?
S: Evet. Ay kim bilir beni görünce ne kadar da sevindirik olacak aşkitom.
C: Ya şimdi o evde değildir okuldadır sen gel biraz bizde otur akşam uğrarız sürpriz yaparız.

Akşam Güneylerin evi:
Ceyhun Elçin’i eve getirmiştir. Güney şaşkın vaziyette onlara bakarken kapı çalar. Gelen Günçiçektir.
B: Ceyhun bana burada ne olduğunu açıklar mısın hemen?
Ceyhun: Açıklamıştım ya kuzen kız arkadaşım gelecek diye.
E: Boşver Ceyhuncum demek unutmuşlar hatırlatalım. Ben Ceyhun’un kız arkadaşıyım. Bugünden itibaren çıkmaya başladık.
B: Bak Elçin sen fazla oldun ha!
Cimbom: Bir dakika hayatım. Demek çıkıyorsunuz. Hayırlı olsun olsun da benim sizinle tanıştırmak istediğim biri var.
B: Hayatım şimdi sırası mı ya?
Cimbom: Evet tam da sırası. (Günçiçek kapıyı açar ve kapıdan içeriye Sevda girer. Ceyhun’a sarılır ve öper.)
S: Aşkitom. Seni çok özledim dayanamadım ta İzmir’den geldim.
Elçin: Aşkitom mu?
S: Evet ben sevgilisi Sevda siz kim oluyordunuz?
Ceyhun: Nerden çıktın sen ya? Elçin bak ben şey biz ayrılcaktık da daha fırsat olmadı.
E: Ya. (Suratı düşer birden ve oyununun işe yaramayacağını anlar.)Neyse ne. Benim senle ne işim olur sevgilim var zaten benim. Hepsi oyundu sana aşkitonla mutluluklar.
Ceyhun: Ney? Nasıl?
Cimbom: Güle güle Elçincim bir daha beklemeyiz.
B: Aşkım sen bu kızı nerden buldun ya?

C: Boşver canım uzun hikaye.
Sevda: Demek sen beni başka kızlarla aldatıyorsun pü sana yazıklar olsun.
Ceyhun: Ya aşkitom bekle dur balım,böceğim,bir tanem. Tüh ya bu da gitti kaldım mı tek başıma.
B: Oh iyi oldu sana. Öyle her gördüğüne yazılıp durma sen de. Aşk diye bir şey var oğlum. Bak bana ben aşkı sarışınımla buldum.


Bölüm sonu.

elitay88
11-02-13, 14:03
45. Bölüm (ENDİŞE)

Pis yedili hep beraber buluşmuş durakta bekliyorlardır, yanlarına Ferit de gelir. Ferit’i izleyen 2 çift göz vardır.
X: Hangisi sevgilisi acaba?
X2: Şu sarışın olan galiba. Elimizdeki fotoğrafta 2 kız var biri de bu. Büyük ihtimal budur ama işimizi sağlama alalım. İkisini de paketleyelim. Görsünler bakalım alacaklıları sallamak nasıl bir şey.

Okul:
C: Aşkım ya çıkışta bir şeyler yapalım mı?
B: Çok isterdim hayatım ama Dizel kafede işler yoğun. Şimdi Dizel’i de yarı yolda bırakamam söz verdim yardıma gelicem diye. Siz gelin isterseniz akşam kafeye.
C: Neyse canım biz de başka zaman bir şeyler yaparız. O zaman ben de annemim dükkanına uğrarım. Sonra da kafeye gelirim sana yardıma.
B: Anlayışlı sarışınım benim. Ya sen nasıl bir şeysin gel öpücem. (Yanağından öper.)

Elçin: Hadi kızlar görüşürüz.
Alis: A Furkanla gitmiyor musun?
E: Yok ya şu Ceyhun meselesi yüzünden hala bana kızgın. Zamana bıraktım ben de. Hadi görüşürüz.

Yolda birden araba durur ve Elçin’i zorla arabaya bindirirler. Hemen arkasından Günçiçek arkadaşlarıyla okuldan çıkar.
X: Ee bu kızın yanında 6 kişi var. Nasıl kaçırıcaz?
C: Ay. Arkadaşlar ya annem gelirken bir şeyler almamı söyledi siz gidin ben size yetişirim.
B: Tamam hayatım. Ben de geleyim mi?
C: Yok canım ya sen işine bak akşam görüşürüz nasılsa.
B: Oldu güzelim.

Günçiçek kozmetikçiye uğrayacakken aynı araba onun da önünü keser ve Elçin’in yanına oturturlar.

C: İmdaat! Siz kimsiniz be? Bırakın beni! Ne istiyorsunuz benden? A a Elçin.
E. Günçiçek.! Noluyor ya? Nereye götürüyorsunuz bizi?
X: Öf amma da kafa ütüledi bunlar be.
X2: Napıyım abi?
X: Bayılt gitsin. (ikisini de bayıltırlar.)

Dizel Kafe:
B: Arkadaşlar ya Günçiçekten haberiniz var mı? Arıyorum açmıyor. Hemen gelicem demişti merak ettim.
N: Ay anacım merak etme şimdi annesinin dükkanına uğradı ya fön filan çektiriyordur. Bekleyelim gelir birazdan.
Aradan baya zaman geçer kafeye Çiçek gelir.
B: Ya arkadaşlar Günçiçek hiç böyle yapmazdı aklıma kötü şeyler geliyor. İçimde bir sıkıntı var sabahtan beri.
N: Yapma Bayrampaşalı bu kız ilk defa mı geç kalıyor sanki işi uzamıştır belki de.
B: Beni habersiz bırakmazdı. Aa! Çiçek teyze. Sizin ne işiniz var burada? Günçiçek nerde?
Ç: Ben de onu sana soracaktım çocuğum. Kaç saat oldu konuşalı dedim heralde size takıldı.
S: Yoo. Biz de sizinle sandık. Nerdeki bu kız?
Ç: Allahım aklıma mukayet ol. Nereye gider bu kız?
B: Ben diyordum abi sabahtan beri sıkıntı var içimde. Nerdesin sarışınım ya nerde? (Endişeli ses tonuyla Günçiçeği aramaya devam eder. )
N: Sakin olun Çiçek teyze belki eve gitmiştir çoktan ya da babasının yanına.
Her yere bakarlar. Hiçbir yerde bulamazlar. Polise haber verirler ve Çiçeklerin evinde beklemeye başlarlar.
Elçin’in yokluğunu fark eden Furkan da polise gider ve durumu orda öğrenir. Günçiçekle ikisinin aynı anda kaybolmasının tesadüf olmayacağını düşünerek Canı da yanına alıp Çiçeklere gider.

Günçiçeklerin evi:
Ç: Ya nerde benim kızım?(Ağlıyordur.)
S: Çiçek teyze en azından hastanelere bakıldı henüz kötü bir şey yok.
B: Kafayı yicem ya. Ah Mert ah hiç yalnız bırakmıycaktım onu?
M: Abi dur bir sakin olmaya çalış. Senin ne suçun var ya? Nerden bilicektin ki böyle olacağını bilsek hepimiz yalnız bırakmazdık.
B: Koruyamadım onu.
Kapı çalar gelen Furkandır.
Mert: Bunun ne işi var burada?
Furkan: Elçin yok. Saatlerdir arıyorum evine de gittim yok. Polis söyledi Günçiçek de kayıpmış. Sizce bu çok garip değil mi? Polis kaçırıldıklarından şüpheleniyor. Güvenlik kayıtlarını inceliyorlar.
Kapı çalar. Bu sefer gelen Ferittir.
Ferit: Olanları duydum geldim. Hala şaşkınım. (Ferit’in telefonu çalar.)
X: Sevgilin elimizde artık hangisiyse. (Güler.)
F: Ne? Siz kimsiniz? Ne sevgilisi?
B: Hoparlöre al Ferit.
X: Biz Güner abinin adamlarıyız. Annenle-babanın tam 40.000 Tl borç taktığı Güner abi. Getir parayı al kızları. Kızlar bir alo diyin ya sevgilinize.
E: O benim sevgilim değil anlatamıyorum galiba. Arkadaşım diyorum size.
Furkan: Elçin. Elçin’in sesi bu. Aşkım.
E: Furkan.
Cimbom: Ya ayrıldık biz diyorum size sevgilisi değilim ben Ferit’in. Bırakın bizi gidelim yoksa kırmızı kart görüceksiniz polislerden bizi kaçırdığınız için.
B: Günçiçek. Aşkım!
C: Güneey! Kurtar beni nolur!
B. Merak etme aşkım bulucaz sizi.
X: Eee! İçimi baydınız be aşkım maşkım. Neyse ne arkadaşların elimizde Ferit oğlan. Eğer onları sağ salim görmek istiyorsanız 40.000 tl getirin yarın 5 de vereceğimiz adrese. (telefonu kapatır.)
Herkes endişe içinde birbirlerine bakıyordur.


Bölüm Sonu.

elitay88
12-02-13, 01:13
46. Bölüm (ESARETTEN KURTULUŞ)

Elçin ve Günçiçek bir koltukta elleri bağlı bir şekilde oturuyorlardır.
E: Uf ya bu da mı gelecekti başıma? Hem rehineyim hem de seninleyim. Çifte ceza.
C: Ayy! Ben sana çok bayılıyordum sorma. Normalde çekilmezsin burada hiç çekilmiyorsun. Sürekli öf pöf. Bir çözüm üret.
E: Ya kolaysa sen üret bir çözüm de kurtulalım şurdan.
X: Bakalım arkadaşınız parayı bulabilecek mi? Dua edin de bulsun. O para yarın gelmezse sizin için pek hayırlı olmaz.
Elçin: Günçiçek. Ben çok korkuyorum.
C: Ben de.
E: Bırakırlar di mi bizi?
C: Parayı alınca bırakacaklarmış işte.
E: Furkan hemen ayarlar parayı olmadı babamlar verir ne kadar istiyorlarsa kurtuluruz. Ya parayı alıp da bırakmazlarsa.
C: Yok canım bırakırlar. Bırakırlar di mi?
E: Bazı filmlerde böyle rehineleri öldürüyorlar parayı alsalar bile sırf konuşmasınlar diye.
C: Sağol yani içime su serptin şu anda.Bizim burdan kurtulmamız lazım.
E:Evet de nasıl?
X: Eee kesin sesinizi be! Fısır fısır kapatın gözlerinizi uyuyun hadi.
C: Benim hırkamın cebinde kesici bir şey var onu alabilirsen kurtulabiliriz.
E: Sen cebinde kesici şeyler mi taşıyorsun?
C: Yok be kızım eve diye almıştım hem şimdi konu bu mu yani? Al şu çakıyı kesmeye çalış ipleri.
Elçin ipleri tam kesecekken adam durumu fark eder ve çakıyı Elçin’in elinden alır.
X: Vay vay vay! Şunlara bak sen yanlarında çakı da taşıyorlarmış. Ayvaz al şunu. Siz de yatın uyuyun hemen yarın zor bir gün olacak sizin için. Belki buradan kurtulursunuz belki de tümüyle hayattan. Hahaha.


Günçiçeklerin evi:
Çiçek: E napcaz şimdi nerden bulucaz o kadar parayı?
Ferit: Valla ben de olsa bir dakika düşünmeden verirdim ama vericek canımdan başka bir şeyim yok. Hepsi benim yüzümden. Ben olmasam Günçiçek şu an burada olurdu.
Orhan: O ne demek oğlum. Senin ne suçun var? Adamlar belli ki karanlık. Polisle birlikte hareket etmemiz lazım.
Furkan: Para sorun değil Canla biz hallederiz ama ya parayı alınca da bırakmazlarsalar.
B: O zaman onları bulur, öldürmekten beter ederim.
O: Sakin olmamız lazım. Kaçıralanlardan biri de benim bir tanecik yavrum,kızım. Yarın Furkan,Güney,Ferit ve ben adamlarla buluşmaya gidiyoruz. Tabi polise de haber vericez.
B: Tamam Orhan baba sen nasıl istersen ama bu gece bana uyku yok.
Furkan: Bana da. Neyse yarın okulun önünde buluşalım ordan gideriz.
Ferit: Tamam.
Orhan: Hadi Sevil kızım,Mert oğlum alın arkadaşlarınızı siz evinize gidin bizden haber bekleyin.
Sevil: Tamam Orhan amca.
Mert: Bizi habersiz bırakmayın.
Güney,Çiçek,Orhan ve Ferit sabaha kadar uyumadan beklerler. Olanları duyan Gülseren ve Kemalde Çiçeklere gelirler.
Güney Günçiçeğin odasına gider.
Yatağının üstündeki kırmızı atkısını eline alır ve koklar. Baş ucunda duran Galatasaray formalı bebeğe bakar ve hafif gülümser. Bebeği eline alır.
İçeriye Orhan girer.
O: O bebek Günçiçeğin en sevdiği oyuncağıydı. Bir gün tutturdu onu da cimbomlu yapacağım diye. Annesi kumaş aldı forma dikti filan. Okuldan geldi bir sevindi bir sevindi böyle o gün bu gündür de baş ucundan ayırmaz. Sarı papatyam benim. (Gözleri dolar.)Şimdi aç mı, uyudu mu napıyor kim bilir?
B: Orhan baba lütfen. Böyle şeyler düşünmeyin. Yarın bulucaz Günçiçeği ve sağsalim evimize döneceğiz.
Buluşma Yeri

Furkan:1 saat erken gelmemiz iyi oldu. Polisler de tetikte. Parayı Ferit versin.
Ferit: Tamam.
B: Orhan baba iyi misin?
O: İyiyim oğlum tansiyonum düştü biraz.
B. Gelin oturun.
Buluşma yerine adamlar gelir etrafa bakarlar.
X: Ooo kimler gelmiş. Baya kalabalıksınız bakıyorum. Ne çok seveni varmış bu kızların. Neyse para hazır mı?
Ferit: Hazır. Elçin ile Günçiçek nerde?
X: Sakin ol küçük oğlan. Hey oğlum getir şunları.
Elçin ve Günçiçek elleri bağlı bir şekilde getirilir.
B: Günçiçek aşkım.
X: Yaklaşma bak kötü olur. Sıkarım sevgilinin kafasına.
B. Ta tamam.
F: Hadi alın parayı da bırakın onları.
Adamlar parayı alır. Günçiçekle Elçin’i serbest bırakırlar. Tam bu sırada polisi fark edince polisle adamlar arasında çatışma çıkar. Silahlar patlar.
B: Günçiçek. Korkma hayatım. (Babası ve Güney Günçiçeği korumaya çalışırken; Ferit ile Furkan da Elçin’i korumaya almışlardır.)
C: Baba!
O: Kızım buradayım korkma.
E: Furkan.
F: Hayatım yat yere kalkma sakın.


Nihayet adamlar yakalanır. Parayı geri alırlar. Herkes çok korkmuştur ama neyse ki kimseye bir şey olmamıştır. Güney Günçiçeğe, Furkan Elçin’e sıkıca bir sarılır.İfadelerini verdikten sonra herkes evine dağılır.
Günçiçeği gören arkadaşları sevinçle sarılırlar. Herkes evde onları bekliyordur. Çiçek kızını görünce ağlayarak sarılır.
Elçin’in ailesi yurt dışında olduğundan onlara haber verilmemiştir.



Furkan: İstersen bu gece burada senle kalayım.
E: Yok canım ben dinlenicem biraz eve git sen de dinlen. Her şey için teşekkür ederim. İyi ki varsın.
F: Sen de öyle.




Güney: Sarışınım bundan sonra seni yalnız başına hiçbir yere göndermem ben.
C: Çok korktum seni bir daha göremezsem diye.
B. Ben de. Kalbime bir hançer saplandı sanki kaçırıldı dediklerinde. İyisin di mi aşkım?
C: Sen yanımdasın ya çok iyiyim artık. (Güney’e sarılır.)


Bölüm sonu.

1995vade
12-02-13, 19:37
BENİ BIRAKMA

Günçiçek Seymen:
Montumu kucağıma alıp bacağımı diğerinin üstüne attım. Sabahtan beridir kıpırdanıyordum. Haliyle Ferit'te kıkırdamaya başladı.
"Gülme Ferit."
"Gelde sen gülme. Sabahtan beridir rahatını bulamadın."
Ben de azıcık tebessüm ettim.
"Rahat değilsen yer değiştirelim mi?"
"Görebilir misin ki?"
"Sence?"
İkimizde bir kahkaha patlattık. Sanki onun ne kadar uzun olduğunu bilmiyordum. O sıkışık mı sıkışık olan arada zar zor yerlerimizi değiştirdik.
"Rahat mısın şimdi?"
"Evet sağol."
"Mısır?"
"Hayır. Teşekkür ederim."
"Rica ederim."
Ona farklı duygular hissetmesem de arkadaş olarak ondan daha iyi birisini bulamazdım.
"ŞAFAK VAKTİ 2"
Sabırca çok uzun zamandır beklediğim film. İlkini de Ferit'le beraber izlemiştik. Ne ilginç bir tesadüftü böyle...
Film çok güzeldi. Ferit'in dostluğunu da öylesine özlmiştim ki...
"Ben insem burada."
"Evine bıraksaydım Günçiçek."
"Yok. Sağol. Şey..."
"Güney'le buluşacaksın."
"Evet. mesaj atmış da buluşalım diye."
"Neden bana hesap veriyorsun ki?"
Evet. Neden hesap veriyordum ki?
"Yarın görüşürüz Günçiçek."
"Görüşürüz Ferit."
Taksiden inip hızla kiliseye yöneldim. Orada beni bkleyen sevgilimin kollarına atıldım.

Güney Samyeli:
"Hangi filme gittiniz sarışın?"
"Şafak Vakti 2."
"Haa. Bekliyordun zaten."
"Eveeettt..."
"İyi ya en azından filmi izlediğine emin olabilirim."
"Güney!"
"Tamam aşkım kızma ya! Nasıldı film güzel miydi?"
"Çok güzeldi ama keşke senle beraber gitseydik."
"İstersen bir ara gideriz."
"Gerçekten mi?"
"Evet ama sen bunu izledin başka filme gideriz."
"Yok yok çok güzeldi ben tekrar izlerim."
Nasıl yani? yoksa filmi izlmedi de numara mı çekiyor?
"Saçmalama Güney!"
"Hı? Ne?"
"Ne düşündüğün yüzünden belli oluyor Güney!"
"Sarışın özür dilerim."
"Dileme ya! Dileme! Ben burda filmi izlediğim halde sende izlemek isterin diye tekrar izlemeyi kabul ediyorum, hatta yanımda sen varken seni izlemekten filme konsantre olamayacağımı bile bile kabul ediyorum ama sen, bana güvenmiyorsun."
"Öyle değil aşkım."
"Öyle Güney öyle."
"O zaman bir sarılıyım. Sen de beni affet."
"Öyle bir sarılmayla kurtaramazsın. Bir de öpücük."
"Tamam."
Kollarımı sımsıkı beline dolayıp saçlarına kocaman bir öpücük kondurdum ve kullağına mırıldanmaya başladım.
"Sen yeter ki sev kulun olayım, bir dile bin yıl kölen olayım, boynuna koynuna dolanayım, mahşere kadar."
Mahşere kadar...

Bölüm SONU...
BENİ BIRAKMA

Günçiçek Seymen:
Sabah mutlu uyandım. Şarkı söyleyerek giyindim, süslendim ve dışarı çıkıp kapının önünde beni bekleyen sevgilimin kollarına atıldım. Günlerden cumartesi! Yani tatil! Yani bütün gün biricik sevgilimin kollarında geçecek. Zaten öyle gerçi ama yine de yok Elçin'di yok bilmemneydi diye birlikteliğimizin tadını bile çıkaramıyoruz :( . Neyse bu kadar güzel bir günde moralimi bozmanın alemi yok! Güney'leyim ve mutluyum. Önemli olan bu değil mi?
Güney bir soru yöneltti:
"Şişşşt Sarışın. Kilise'ye mi gitsek. Epeydir uğramıyoruz."
Güldüm ve işi espriye vurdum.
"Yok ben müslümanım."
"Allaah Allaaaahh..."
Bunu o umursamaz ve masum veeeee tatlı haliyle söylemişti. Yanaklarını sıktım.. Yüzünü yüzüme yaklaştırdı. Geri çekilip yüzüme yapmacık bir korku ifadesi yerleştirdim.
"Aaaaa. Evlenmeden olmaaaazzz. Elalem ne der?"
"Başlatma elaleminden. Gel gidelim işte!"
"Çok yalvardın. Gidelim bari."
"Ayyy. Yesinler! Nazına öliyim kız senin."

Güney Samyeli:
Varilin içindekileri tutuşturdum. Ben üşümezdim ama üşürdü sarışınım. Dayanmazdım ben de onun üşümesine. O üşüyünce yüreğim buz keserdi benim.
"Aşkım güneş var. Neden yaktın ki?"
"Olsun. Hava soğuk. Üşürsün falan."
"Anladım ben seni. Soğuktan böyle cildim çatlicak, çirkin görüncem yanına yakışmicam diye korkuyorsun sen. Anladım ben seni Güney!"
Yüzü ağlamaklı ve kızgın bir hal aldı. Bu kızın ruh hali ne kadar da çabuk değişiyordu böyle!
"OHA sarışın! Bi yavaş gel. Olur mu öyle şey ya!"
"olur olur Güney. Olur olur. Sonra sen de başka kızlara gidersin. Yaren..."
"Ya yok Yaren maren! Delirtme beni yaa."
"Sen artık beni sevmiyorsun!"
Dudakları titriyordu ve gözlri dolu dolu olmuştu. Bu haliyle 5 yaşında sevimli ve inatçı bir kız çocuğu gibi görünüyordu.
"Ya nereden çıktı sevmemek?"
"Sevmiyorsun tabi. Sevsen bağırmazdın. Hem artık seni de delirtiyormuşum. Sinir olmaya başladın sen bana."
Bütün nefesimi yüksek sesle verip gülmeye başladım. Konuşmaya devam ediyordu:
"Yok yok sevmiyorsun benii... Sevsen bana gülmezdin."
Bir anda kollarından tutup onu kendime yakınlaştırdım.
"Bak Günçiçek. Keşke bir yolu olsa da seni ne kadar sevdiğimi, ne kadar değer verdiğimi, kalbimin neresinde olduğunı sana gösterebilsem. Eğer bir gün senden önce ölürsem kalbimi açıp bütün kalbimin seninle dolu olduğunu gör tamam mı?"
"Güney nereden çıktı ölüm falan?"
"ölüm hep var Günçiçek. Ve benim tek istediğim ömrümün geri kalan her saniyesini; senin, cennet gözlerinde geçirmek."
Gözlerini kapatıp başını öne eğdi gül yüzlüm.
"Güney. Ben çok saçmalıyorum farkındayım ama affet kıskanıyorum seni."
"Sana kızamam ki ben."
Bir parmağımla çenesinden tutup yüzünü havaya kaldırdım ve dudaklarına yöneldim...

Bölüm SONU...

elitay88
17-02-13, 17:34
47. Bölüm (Başbaşa Kalamamak)


Günçiçeğin annesi ve babası birlikte bir akrabalarına kalmaya gitmişlerdir. Güney de sevgilisine sürpriz yapar ve Günçiçeklere gelir. Kapıyı çalar.
C: Kim o?
B: Aşk ben.
C: (Güler) Hoş geldin canım. Ben de seni arıycaktım gelsene.
B: Eveet. Bugün tüm gün beraberiz anlaştık mı? Dvdler getirdim izleriz diye tüm gün sinema keyfi.
C: Çok iyi düşünmüşsün aşkım da önce bir yemek yiyelim. Söyle napıyım sana?
B: Ben senin elinden ne olsa yerim sarışınım.
C: Dur bakalım evde ne var? Aa annemin yaptığı börek var. Hadi kaynanan seni seviyormuş bak.
B: Yaa. Sorma kaynanam beni çok sever.
C: Güneey!
B. Tamam ya. Getir yiyelim bari de sonra bir an önce aldığım birbirinden romantik aşk filmlerini izleyelim.
C: Ayy. Aşk filmi mi aldın sen? Harikasın aşkım.
Yemeklerini yedikten sonra tam bir dvdyi takacakken kapı çalar.
Komşu: Günçiçekçim eşimle bir yere gitmemiz lazım da Asya’ya bakar mısın birkaç saat?
C: Şeyy. Tabi bakarım. Gel Asyacım. (Elinden tutarak salona Güney’in yanına getirir.)
B: Aa! Kim bu küçük hanım?
C: Tanıştırayım Asya. Komşumuzun 2,5 yaşındaki minik kızı. Çok tatlı di mi abisi? Ali abinin kızı ya sen de tanıyorsun.
B: Tatlı olmasına tatlı da güzelim ne yani şimdi çocuk mu bakıcaz?
C: Napalım Güney? Ne deseydim kadına. Yok ben şu an bakamam sevgilimle romantizm yaşıycaz mı deseydim?
B: Keşke deseydin. Kırk yılın başı yalnız kaldık hayatım onda da çocuk bakıcaz. Neyse sana da prova olur.
C: Bana?
B: Evet küçük hanım sana. İlerde bizim de çocuğumuz olmayacak mı?
C: Yok öyle yağma Güney Bey. Sorumluluğu bana yıkıp kaçamazsın birlikte bakıcaz. Hatta ben gidip şimdi mamasını hazırlıycam sen de Asyayla oynayacaksın.
B: Günçiçek yapma hayatım ben ne anlarım ya çocuk bakmaktan.
C: İyi işte prova olur. (Gülerek mutfağa gider.)
Günçiçek gidince Asya ağlamaya başlar.
B: Ağlama Asyacım. Günçiçek bi gel hayatım çocuk ağlıyor bi sıkıntısı var herhalde.
C: Kucağına al susar. (Mutfaktan seslenir.) Güney Asyayı kucağına alır ve Asya susar.
B: A sustu vallaha. Ne tatlı şeysin sen öyle? Tatlı mısın sen?( Asyayı sever.)
C: Eveet. Mamamız da geldi. (Oyun yaparak Asyaya yemek yedirirler.) Asya sen hangi takımlısın?
A: Bilmem.
B: Hangi takımlı olcak Ali abi Fenerbahçeli herhalde kızını da Fenerbahçeli yapmıştır.
C: Hayır artık Cimbomlu.( İçerden Galatasaray formalı bebeği getirir.) Bak Asya bu bebek de cimbomlu sevdin mi?
Asya: Çimpom.
C: Re-re –re- ra-ra-ra… Söyle bakayım. (Asya tekrar eder.)
B: Aşkım ya yapma bak şimdi çocuk eve gidince de derse Ali abi kıyameti koparır.
C: Aman bir şey olmaz. Ben de doğru yolu buldu derim.
B: 2 dakikada nasıl da etkiledin çocuğu.
C: Ne etkiliycem canım ben sadece seçim yapmasına yardımcı oluyorum. İlerde kararını kendi verir zaten.
B: Ha şöyle. Bak şimdiden söyliyim ilerde bizim çocuğumuz olursa etkilemek filan yok kendi kararını kendi versin.
C: Yani. Tabi. Çocuğun uykusu geldi dur ben odamda uyutayım sonra da senle dvdmizi izleriz.
B: Tamam sarışınım o zaman ben de film seçeyim.
C: Tamam.
Yarım saat olmuş Günçiçek hala gelmemiştir.
B: Ne uyumaz çocukmuş gelemedi bizim sarışın hala. Dur ben bi bakayım.
Odaya girer ve Asyayla Günçiçeği uyurken görür.
B: Bizimki çocuğu uyuturken kendi de uyumuş iyi mi? Ne tatlı uyuyorlar öyle. (Kapı vurulur. Asya’nın annesi Asyayı almaya gelmiştir. Asyayı annesine teslim eder Güney.) Sonra da Günçiçeğin yanına gelir ve uyandırmaya kıyamaz ve bir köşeye kıvrılır.


Bölüm Sonu.

elitay88
19-02-13, 17:15
48. Bölüm(Kısa Film)

Güney: Hişt kuzen napıyorsun?
Ceyhun: Napıyım senaryo çalışıyorum. Diğerlerine de haber ver. Kısa film çekiyoruz.
G: Çekiyoruz?
C: Evet ne yani burada kimseciği olmayan ben kuzenimden yardım istemicem de kimden isticem?
G: Valla kardeşim beni bulaştırma ben anlamam film filan. Diğerlerine de sorarsın.
C: Oldu,anlaştık.
Kapı çalar. Pis yedilinin diğer üyeleri gelmiştir.
G: Vay bizim ekip hoş geldiniz. Hoş geldin güzelim gel bi öpeyim çok özledim seni. (Günçiçeği öper.)
M: Vay be bu eve yine eski Mert olarak girmek de varmış.
G: Oğlum yine drama bağlama ya.
M: Yok kardeşim yok ben zaten geçmişi kalbime gömdüm. E e napıyorsunuz?
C: Hoşgeldiniz panpalar! Film çekiyoruz.
Orço: Ne film mi çekiyoruz ben oynarım çok güzel oynarım zaten benim Milanodaki amcam…
Güney: Başlatma lan Milanodaki amcandan sus bi konuşsun çocuk.
Ceyhun: Senaryo hazır kısa film yarışmasına katılıcam ama oyuncu kadromuz eksik.
M: Film,milim bana gelmez kardeşim.
G: Aynen bana da. Bizi sayma.
PC: Ben montajda yardım ederim.
Ceyhun: Tamam ya zaten 2 kız lazım bana. Hikayede 1 esas kız var 1 kötü esas kız 1 de esas oğlan yani jön.
Orço: Ha işte o jöne ben talibim. Yalnız öpüşme sahnesi varsa. Dudiş olur dudişe yakın bir yerlerden olur. Harika oynarım.
G: Sus lan gereksiz senden jön değil olsa olsa jöle olur.
C: Jön belli kardeşim esas oğlanı ben oynıcam maksat senaryonun duygusu bozulmasın.
Orço: Hıh zaten bu senaryo bana hitap etmiyor di mi Tirafo kardişim.
M: Ya he he!
C: E kızlar bana yardım ediceksiniz di mi? Sizden başka yardım isteyebileceğim kimse yok. Şimdi kimler oynayacak söylesin.
Neşe: Ay anacım ben işin seyirci tarafındayım hani böyle aşklar,entrikalar olacak ya onları canlı canlı izlemeyi tercih ederim.
Ceyhun: Peki o zaman Sevil,Günçiçek tamam kadro belli oldu. Şey kuzen bi sakıncası yok di mi?
G: Aslında var ama sen kuzenim olduğun için bir defaya mahsus bir şey demiyorum. (Eğilerek Ceyhun’un kulağına) Bana bak bu filmi kaç kişi izleyecek? Öyle açık seçik kıyafetler giydirme yengene fena bozuşuruz bak.
C: Dur be kuzen film çekilirken sen de yanımızda olucan zaten.
G: He iyi o zaman.
Cimbom: Ya bilemiyorum ki ben daha önce hiç oynamadım.
Sevil: Ha ben zaten her sene bir film çekiyorum. Ne olcak kızım oynarız oynayabildiğimiz kadarıyla artist olacak değiliz ya.
Ceyhun: Çok güzel kadromuz tamam. Filmimizin adı Gerçek Aşk.
Güney: Aşk filmi mi?
Ceyhun: Heralde yani benim gibi duygusal bir adamdan korku filmi ya da komedi beklemiyordun herhalde. Aslında komedi de yaparım ama bu senaryo tam damardan 1.liğe oynar yani. Hadi bakalım alın senaryoları çalışın bir gün. Günçiçek sen hikayedeki Cerensin, Sevilcim sen de Nazansın. Bendeniz de Deniz.
Güney: O senaryodan bir kopya da bana verin de akşam okuyım. Nolur nolmaz.
C: Olur kuzen ama bak çok etkileneceksin demedi deme.


2 gün sonra Dizel Kafede
Ceyhun: Sağol kuzen ya mekan işini hallettin. Kızlar ezberiniz tam mı?
Sevil: Tam tam.
Günçiçek: Tamamız biz.
Mert: Aynı performansı ertesi günki tarih sınavında da gösterirsiniz artık. Nyese ben kaçar size kolay gelsin.

Neşe: (Koşarak içeri girer)Ay kaçırmadım di mi?
G: Sakin kızım bu ne acele,bu ne heyecan alt tarafı kısa film.
N: Öyle deme Paşa senaryoyu okudum o ne aşk,o ne ihtiras, o ne entrika. Hepsini bir bir canlı izliycem hiç kaçırır mıyım?
Ceyhun: Neyse başlayalım. 3-2-1 kayıt.
Ceyhun: Ceren aşkım. Seni çok seviyorum.
Günçiçek: Sus Deniz lütfen sus. (Elin alnına koyarak) Aramızda pek çok engel var ailen,Nazan,aramızdaki sınıf farkı. Biz en iyisi ayrılalım.
Ceyhun: Hayır. Asla. Senden ayrılmam Ceren. Hem bak bilmediğin şeyler var.
Karabiber: Deniz! N e işin var senin bu kızla hala? Taşralı bir köylü güzelini bana tercih ediyorsun ya ne diyim sana bilemiyorum.
Ceyhun: Hiçbir şey deme Nazan. Çevirdiğin dolapların hepsini biliyorum. Yeter artık çık git hayatımdan. Ben Ceren’i seviyorum sadece onu. Defol!
Karabiber rol icabı ağlayarak sahneden çıkar.
Günçiçek: Deniz sen az önce ben sevdiğini mi söyledin?
Ceyhun. Evet Ceren ve sana söz veriyorum bundan sonra bizi kimse ayıramayacak, yeter ki sen biz olmayı kabul et.
Tam öpüşme sahnesi girecekken;
Güney: Kestiiik.
Ceyhun: Nasıl ya?
G: Ne demek nası ya yuh artık o kadar da uzun boylu değil.
Neşe: Ama öpüşme olmazsa inandırıcılık da olmaz Paşa.
Güney: Başlatma şimdi inandırıcılığından Neşe. Çok istiyorduysan sen oynasaydın. Olmaz diyorum nokta.
Günçiçek: Sakin ol canım.
Ceyhun: Ya kuzen gerçekten öpüşmiycez ki miş gibi yapıcaz heralde.
Güney:Ben anlamam miş gibi falan olmaz dedim kuzen.

Ceyhun: Napcaz o zaman şimdi? Buldum madem olmaz diyorsun Denizi sen oyna.
Güney: Ben?
Ceyhun: Evet senaryoyu da okudun zaten dün baktım kaç saat didikledin senaryoyu. Hem öpücük gerçek olursa filmim daha inandırıcı olur.
Güney. Tamam olur. Madem öyle ben oynayım.
Sahneler tekrar alınır. Öpüşme sahnesi çekilir.
Ceyhun. Kestiik. Hey. Tamam. Çektik. Size diyorum.
Güney ve Günçiçek bir an Ceyhun'u duymamışlardır.
G: Pardon kuzen duymadık. (Güler.)
Ceyhun: Belli. Neyse ya harikaydınız tebrik ederim hele şu son sahne bomba oldu bomba.
Cimbom: Şey yalnız öpüşme sahnesinden özellikle annemlere bahsetme oldu mu? Sorun çıkmasın.
Güney: Evet kardeşim Çiçek hanımı dellendirmeyelim.
Ceyhun: Tamam tamam siz merak etmeyin.
Çekimler biter.
Ceyhun: Evet çok sağolun panpalar vallaha siz olmasanız ne yapardım haftaya montaj da biter hep birlikte izleriz.
Cimbom: E aşkım nasıldım?
Güney: Harikaydın harikaydın da.
Cimbom. Da?
Güney: Şimdi oynadın hevesini aldın di mi bak sonra bana ajansa kayıt olcam filan deme.
Cimbom: Ha sen ondan korkuyorsun. Merak etme Güney öyle bir niyetim yok. Güney: Ben sana o kadar söylüyorum valla. Hadi zaten haftasonumuz da gitti bunun film işleri yüzünden. Kalanını beraber geçirelim bari. Akşam bize gel.
C: Tamam geçiririz de akşam karabiberlere gitcem söz verdim. Sonra size uğrarım olur mu?
G: Olur anlaştık ama çok geç kalma ha.
Günçiçek Sevillere gider. Neşe de ordadır.
Neşe: Can mesaj atmış. Seni çok özledim diye. Şuna bak ya utanmadan hala özledim diyebiliyor. Onca yaptığı şey yetmiyormuş gibi.
Sevil: Ya kızım seni seven biri var sonuçta. Bak bana Mert benim onu sevdiğimi bilmesine rağmen hala ağzını açıp bir kelime konuşmuyor benimle o konuda.
Cimbom: Yapma karabiber. Biraz zaman tanı. Sonuçta Gülcanla ayrılalı ne kadar oldu?
Sevil: Günçiçek bana bir umut yaksa ben beklerim bu kadar zamandır beklemişim. Ama o beni hala kavgada dalmaya çıkacağı arkadaşı olarak görüyor. Farkında bile değilim.
N: Aaa! Kızıyorum ama anacım ne bu haller.
Cimbom: Evet ya. Ben birazdan Güneylere gidicem. Mertte orda olacakmış.
S: Eee?
C: E si kalk canım hazırlan şöyle süslen püslen sonra da yanımıza gel. Unuttuğum bir şeyi getirme bahanesiyle.
Neşe: Harika fikir. Madem Mert farkında değil. Biz de fark ettiririz Karabiberim sen üzülme.
S: Ya kızlar iyi ki varsınız. Hem ne kaybederiz di mi?
Cimbom: Yanii. Hadi ben gidiyorum şimdi Güney atarlanır geç kalırsam. Ben Mert’i oyalarım sen gelene kadar. Sonra sizi yalnız bırakırız konuşursunuz.
S: Çok teşekkür ederim Cimbom.
Neşe: E ben? Ben nasıl duycam gelmezsem?
C: Söz veriyorum her detayı sana anlatıcam Salça oldu mu?
N: Söz verdin bak hepsini anlatıcaksın.


Bölüm sonu.

elitay88
23-02-13, 16:36
49. Bölüm (Duyguların Yüzleşmesi)

Mert ve Güney oturuyordur. Kapı çalar. Gelen Günçiçektir.
Paşa: Sarışınıım. Hoş geldin. (Yanağından öper Günçiçeği.)
Günçiçek: Hoşbuldum canım.
Mert: A hoş geldin Cimbom. E sen geldiğine göre ben gideyim artık.
G: Yok gitme!
M: Neden?
G: Ee şey ben çay demlerim içeriz bi güzel hem benim size anlatmam gereken bir şey var.
P: Hayırdır aşkım. Kötü bir şey mi?
G: Yok yok durun siz bi oturun ben çayları koyıyım anlatcam.
Çayları koymaya gider Günçiçek. Günçiçeğin ardından mutfağa Güney de gelir.
P: Sarışınım. Noluyor?
G: Yok bir şey canım. Bizimle alakalı değil. Sevil gelcek Mertle konuşmaya onun için zaman kazanmaya çalışıyorum.
P: Allah Allah! Ne konuşcakmış ki? Yoksaa..
G: Evet o mesele hala konuşmamışlar. Biliyorum Gülcan senin kız kardeşin belki sen…
P: Ben sadece sevdiklerimin mutlu olmasını isterim Günçiçek. Eğer aralarında bir şey olacaksa da buna karışamam. Neyse gel içeri gidelim.
İçeri girerler.
M: Ee? Hala anlatmadın Cimbom ya nedir bu mesele? Bak dalınacak mevzuysa söyle gidip hemen dalarız rahatlarım ben de üzerimdeki elektiriği atarım.
G: Şey ya Furkan işte tikiler bizimle ilgili planlar yapıyorlarmış.
M: Hıh. Bu muydu yani? Kızım bunlar zaten biz bu okula geldik geleli plan yapıp sonra da mors olmuyorlar mı?
Kapı çalar. Gelen Sevildir.
Günçiçek: Aa Karabiber gelmiş. Nerden çıktın sen? (Kulağına eğilir) Nerde kaldın be?
S: Geldim işte. Şey ya kitaplarını ben de unutmuşsun Günçiçek onları getirmeye geldim.
M: Hoşgeldin karabiberim. Gel otur.
G: Şöyle yapalım siz oturun Güney de bana çözemediğim şu soruyu anlatsın 2 dakika.
P: Ha tabi tabi gel odamda çalışalım sarışınım benim.
G: Odanda? (Şaşırarak)
P: Evet malesef misafir odamız yok küçük hanım.
G: İyi tamam canım.

Salon:
Sevil: Ya Mert aslında ben seninle bir şey konuşmak istiyorum.
M: Biliyorum.
S: Nasıl?
M: Cimbom anlattı.
S: Ah be kızım tutamadın çeneni di mi?
M: Sorun değil ya. Yani Furkanların bize oynayacağı ne ilk ne de son oyun olacak sonuçta.
S: Ne Furkan’ı. Ha sen onu diyorsun. Yok Mert ben başka bir şey konuşucam seninle.
M: Konuş Karabiberim. Ya bu arada fark etmedim sanma çok güzel olmuşsun böyle.
S: Fark etmene sevindim. Mert bak onca şey oldu konuşamadık. Senle ben yani evet çok iyi arkadaşız ama biliyorsun ki ben sana arkadaşlıktan öte duygular besliyorum ve bilmek istiyorum bir şansımız var mı?
Mert duraksar.
Güney’in odası:
Günçiçek kapıdan konuşulanları duymaya çalışıyor, Güneyde yatağının üzerinde oturuyordur.
G: Üff! Hiçbir şey duyulmuyor buradan.
P: Aşkım boşver şimdi sen gelsene yanıma.
G: Yanına? İyi geleyim bari. (Güney’in yanına oturur. Dikkatini Güney’in başucundaki çerçeve çeker. Eline alır.) Aa adada çekindiğimiz fotoğraf çerçeveletmişsin.
P: Evet ve her gece yatmadan ona bakıyorum. Böyle nice anılarımız olacak diyorum.
G: Biliyor musun benim de var başucumda fotoğrafımız ben de ona bakıyorum hep.
P: Biliyorum.
G: Nerden biliyorsun?
P: Kaçırıldığın zaman odanda seni hissetmeye çalışırken görmüştüm. Ayrıca o oyuncak bebeğin hikayesini de biliyorum. Baban anlatmıştı.
G: Maşallah Güney bey. Hakkımda çok şey biliyorsun. (Güney tam Günçiçeği öpecekken içerden bir ses duyulur.) İçerden ses mi geldi?
P: Yoo ben bir şey duymadım ki.
G: Hadi gel bi bakalım.
P: Ya ne güzel oturuyorduk böyle.
Salona giderler ve gördükleri manzara karşısında çok şaşırırlar.


Bölüm sonu.

elitay88
24-02-13, 18:19
50. Bölüm (SIR)


Salona giderler ve gördükleri manzara karşısında çok şaşırırlar.
Az önce Sevil elindeki defteri yere düşürmüş ve Mertte yardım etmek isterken elleri bir araya gelmiştir. Göz göze bakarlar.
Mert: Umut hep vardır Sevil. Yarın ne olacağını kim bilebilir?
Sevil hem şaşırmış hem de çok sevinmiştir. Onları el ele gören Güney ve Günçiçek de çok şaşırmıştır.
P: Kardeşim hayırdır. Bilmediğimiz durumlar mı var?
M: Hayırlı olur inşallah be kardeşim.
S: Yaa? Yani… Tabi. (Şaşkınca.)
P: E hayırlısı olsun diyelim o zaman.
C: Tabi tabi hayırlısı.

M: Neyse ben Karabiberimi evine bırakayım Günçiçek sen de gel bizle hadi Paşa yarın görüşürüz.

Okul:
Neşe: Eee el ele tutuştunuz yani?
S: Yok be kızım öyle değil işte defter düşünce aramızda bir çekim oldu. Ne bileyim tuhaf bir duygu işte.
C: Biz ona aşk diyoruz canım halk arasında. (Gülümser).
S: Cimboom.
C: Aman tamam atarlanma hemen.

Ceyhun okula gelmiştir. Günçiçekle koridorda karşılaşırlar.
Ceyhun: Hah yenge ben de seni arıyordum.
Günçiçek: Hayırdır. Kötü bir şey mi var?
C: Benim için evet. Ya yenge bunu bir tek senden rica edebilirim. Burda fazla tanıdığım yok benim.
G: Söyle hadi çatlatma insanı.
C: Benim eski kunta gintelerimden biri var ya. İşte onlardan biri bugün bana bir şey bıraktı.
G: Ne bıraktı? Hem ayrıca o elindeki sepet ne? Ne var içinde onun? Aaa! (Sepetin içinde bir bebek vardır.)
C: Bu çocuk senden diyor ama ben kesinlikle inanmıyorum DNA testi yaptırıp ispatlayıncaya kadar da bende kalması gerekiyor. Çünkü annesi bir iki günlüğüne İzmir’e gitti.
G: E peki benden ne istiyorsun?
C: Şimdi ben bunu eve götüremem. Açıklayamam durumu. Bir iki gün diyorum sizde kalsa.
G: Hayatta olmaz. Annem oyar beni. Hem ben de okula gidip geliyorum ama dur bi dakika. Gel benimle.
Bu sırada onları Güney görür ve peşlerinden gider.
Günçiçek Ceyhun’u Songül’ün yanına getirmiştir.
G: Songül teyze bu Ceyhun Güney’in kuzeni ve şu anda zor durumda sayılır. Eski sevgilisi bu bebeği ona bırakıp gitmiş. 1-2 gün idare etmemiz gerekiyor sen yardım edebilir misin? Yani 1-2 günlüğüne bakabilir misin?
Songül: Kızım bakarım bakmaya da eğer gerçekten babasıysa ortaya çıkmayacak mı? Ne derim ben Gülseren’e,Kemal’e o zaman?
C: Songül teyze öyle bir şey olmayacak. Çünkü DNA testi yaptırıyorum büyük ihtimal yalan söylüyor başka çarem de yok. Lütfen bana yardım edin.
S: Tamam.
Çıkarken Güney’i görürler.
Günçiçek: Aşkım! Senin burada ne işin var?
P: Ben de aynı soruyu size sorucaktım.
Ceyhun: Kuzen şey ben okulu ziyarete geleyim dedim. Günçiçekle karşılaştık Songül teyze de sağolsun bize çay ikram etti öyle.
P: İyi hadi ziyaretin bittiyse güle güle.


Akşam:
Güney ve Ceyhun evde oturuyorlardır. Ceyhun’un teli çalar. Arayan Günçiçektir. Bunu gören Güney şaşırır.
Güney (İçses) Allah Allah! Bu kız niye bunu arıyor şimdi hem de bu saatte?
Ceyhun gelir telefonunu alır ve odasına gider.
C: Noldu Günçiçek? Bir sorun mu var?
Cimbom: Yok. Aslında var. Ceyhun Güney’e de anlatsak durumu ben böyle rahatsız oluyorum.
Ceyhun: Olmaz Güney bunu bilmemeli. Şimdi bir de ona açıklama yapmak istemiyorum.
Konuşmaları duyan Güney sinirlenir.
Paşa: Sen bir işler çeviriyorsun ya Ceyhun hadi hayırlısı. Umarım tahmin ettiğim şeyi yapmıyorsundur. Yoksa seni kimse elimden alamaz. (Ceyhun’un Günçiçeğe yazdığını düşünmektedir.)


Ertesi Gün:
Güneylerin evi:
Gümbür gümbür kapı çalınır.
Paşa: Alacaklı gibi çalıyor geldik geldik.
Günçiçek elinde bebekle içeri girer.
G: Ceyhun. Maalesef buraya getirmek durumunda kaldım Songül teyzenin acil işi çıkmış. Az kalsın anneme yakalanıyordum gelirken.

Ceyhun: Tamam sorun yok Günçiçek zaten test sonucunu aldım ama daha açmadım.
P: Bir dakika ya noluyor burada ne testi ne sonucu? Ayrıca bu bebek kimin?
G: Aşkım bu bebek Ceyhun’un diye sevgilisi gelip bırakmış ben de Songül teyzeden rica ettim 1-2 gün baktı sonuçlar çıkana kadar. Eee Ceyhun?
C: Tam tahmin ettiğim gibi. Babası ben değilim.
G: Ee şimdi nolcak?
C: Nolcak annesi gelip alıcak, zaten gelecekti ama bir iki çift lafım var ona da.
P: Ne yani siz şimdi o yüzden mi fısır fısır konuşuyordunuz?
G: Evet. Sen ne sandın ki?
P: (Gülümser.) Hiiç. E oğlum sen de bana niye söylemiyorsun merak ettim noluyor diye.
Ceyhun: E kuzen şimdi emin olmadan anlatmayayım dedim. Ha Günçiçek çok sağol gerçekten. Sen olmasan ben bu krizin ortasından böyle sağlam çıkamazdım.
Günçiçek: Amaan sen de taş attım da kolum mu yoruldu sanki. Neyse çok sevindim senin adına.
İçeriye bebeğin annesi Hale girer.
Hale: Oğlum. Seni çok özledim.
Ceyhun: Bebek benim değil. Bu da DNA raporu.
H: Biliyorum. Ya kusura bakma oğlumu bırakacağım kimse yoktu ben de yalan söylemek durumunda kaldım. Özür dilerim.
Ceyhun: Peki şimdi lütfen oğlunu da alıp buradan git ve bir daha da böylesine bencil kararlar vermeden önce birkaç kez düşün. Beni bir daha arama.
Hale gider.
Ceyhun: Eee panpalar akşam sizi eğlenceye götürüyorum.
P: Hayırdır oğlum?
Ceyhun: İçimden geldi be hem yengeye de teşekkür etmiş olurum.
Günçiçek: Hiç gerek yok.
Ceyhun: Olmaz hepinizi enfes bir yere götürcem.
P: Oğlum sen geleli ne kadar oldu ki enfes yerler keşfettin?
C: Karışma kuzen bende ya rahat ol sen gel yeter.
P: Gider miyiz hayatım?
Günçiçek: Gideriz tamam. Siz ayarlarsınız ben uyarım size. Hadi görüşürüz benim şimdi gitmem lazım..


Bölümsonu.

ömer&ceren
03-03-13, 15:27
"Monaco prensesi bile benim kadar çok gitmiyordur ülkesine."

Güney dikkatini konuşulanlara vermeye çalışıyor, fakat başarılı olamıyordu. ilgi alanına giren bir konu değildi Ferit ve Elçin'in konuştukları, ayrıca aklı da Günçiçek'teydi. saatine baktı çaktırmadan, bayağı olmuştu tuvalate -lavaboya diye düzeltti içinden- gideli. "yediği bir şey mi dokundu acaba?" diye düşündü. elinde olan bir şey değildi bu, sürekli Günçiçek için endişelenmek, sürekli onu düşünmek.neşeli neşeli Ferit'le konuşan Elçin'e baktı göz ucuyla. güzeldi, zekiydi, anlayışlı, iyi kalpli bir kızdı. her erkeğin idealindeki sevgiliydi kısaca. ama Güney kendini ne kadar zorlarsa zorlasın, sevemiyordu onu. evet çok değer veriyordu, belki hoşlanıyordu, ama aşk...o çok başka bir duyguydu işte. insanın elini ayağına dolaştıran, kalbini deliler gibi çarptıran, dünyasını alt üst eden, içinde depremler yaratan o duygu. ve Güney, bütün bunları kime karşı hissettiğini çok iyi biliyordu. asıl sorun, o kişinin şu an karşısında oturan bir başka erkeğin sevgilisi oluşuydu. saatine tekrar baktı ve daha fazla dayanamadı. "ben tuvalete gidiyorum" diye kalktı masadan. sonra gözlerini devirerek "lavaboya" diye düzeltti.

lavabonun önüne geldiğinde Günçiçek'le kapıda karşılaştı. Günçiçek şaşkınca baktı ona. "Güney, ne yapıyorsun burada? alışık olmadığın yemekler midene mi dokundu yoksa?" Güney onun iyi olduğunu görünce rahatlamıştı. bu yüzden alaycı yorumunu görmezden geldi. "gecikince seni merak ettim." Güney bundan sonra ne konuştuklarını hiç hatırlayamadı daha sonra olanları düşündüğünde. Günçiçek'in sorusunu hatırlıyordu bir tek, "sen bu gece mi, yoksa birlikte restorantı birbirine kattığımız gece mi daha çok eğlendin?" içinden gülmüştü Güney. Günçiçek'le yaşadığı tek bir anın değeri, dünyadaki bütün hazinelerle bile ölçülemezdi. o günlerin özleminin içini yakıp kavurmadığı tek bir gün bile olmamıştı. Günçiçek her gün yanı başındayken, vücudunun her zerresi ona dokunmak için yanıp tutuşurken, kokusunu, gözlerinin içine bakışını, ona özel gülüşünü her an, her dakika özlerken, yüzüne sahte bir gülümseme yerleştirip rol yapmak zorunda kalmıştı. onu Ferit'le her gördüğünde kalbine bıçaklar saplanırken, Günçiçek Ferit'e her "aşkım" dediğinde içi deliler gibi acırken, bu sorusu ne kadar komik geliyordu Günçiçek'in. "seninle geçirdiğim en sıkıcı gece bile, bu gecenin yanında şenlik gibi kalır be Günçiçek". Günçiçek yavaşça eline dokundu. Güney, bu ufacık dokunuşun içinde kopardığı fırtınalara hayret ediyordu her seferinde. "şenlikli günlerin geride kalması çok üzücü değil mi?" Güney bu cümlenin içerdiği anlamı düşündü, umut etmeye bile korkuyordu artık. derken Günçiçek, onu şok eden bir şey yaptı. yavaşça kolunu kendi beline sarıp omzuna yattı. Güney kaskatı kesildiğini hissediyordu. eğer bu dokunuşa karşılık verirse, geri dönüşü olmayacaktı, biliyordu bunu. eğer bu dokunuşa karşılık verirse, daha fazla rol yapamazdı. ama işte, orada, sevdiği kız, deliler gibi özlediği kız, kollarının arasındayken, saçlarının kokusu başını döndürürken, direnci eriyip gidiyordu. en sonunda pes etti, Günçiçek'in beline sarılarak başını onun başına yasladı, kokusunu çekti içine. uzaklarda bir şarkı çalıyordu...

Belki unuturuz onu
Tüm kasımdan kalma çiçekler gibi
Arasına koyarız şarkı yazdığımız
Kırık hayaller saklı defterin...
Belki de saklarız onu
Kalbimizde bir delik açar gibi
Belki denize ulaşır içimizdeki nehirler bir gün
Yine yazı bekleriz...

şarkı: TNK-Yine Yazı Bekleriz

sözlerin tamamı:

Ah ne çok özledim seni (http://www.sarki-sozleri.net/)
Bir bilsen, ah bir görsen
Sonbaharlarım gelir
O yaprak hiç düşmez
Hepsi bitti hepsi bitti
Hepsi kaybolan günlerdi
Bir yalnız sen bir yalnız ben
Bizi ne nasıl tüketti ki
Belki unuturuz onu
Tüm kasımdan kalma çiçekler gibi
Arasına koyarız şarkı yazdığımız
Kırık hayaller saklı defteri
Belki de saklarız onu
Kalbimizde bir delik açar gibi
Belki denize ulaşır içimizdeki nehirler bir gün
Yine yazı bekleriz
Ah ne çok özledim seni
Bir bilsen ah bir görsen
Sonbaharlarım gelir
O yaprak hiç düşmez
Seni bekler yağmurlarım
Öyle bir yağar ki hiç dinmez
Sonra yedi bahar geçer
O yaz hiç, hiç gelmez
Belki unuturuz onu
Tüm kasımdan kalma çiçekler gibi
Arasına koyarız şarkı yazdığımız
Kırık hayaller saklı defteri
Belki de saklarız onu
Kalbimizde bir delik açar gibi
Belki denize ulaşır içimizdeki nehirler bir gün
Yine yazı bekleriz

ömer&ceren
04-03-13, 18:23
Güney oturduğu yerde sıkıntıyla kıpırdandı. gürültü ve yüksek sesli müzikten başı ağrımıştı. hoşnutsuzlukla yanında oturan Gülcan'a ve annesine baktı. sonra bakışlarını karşı masaya çevirdi. Günçiçek'e... Neşe'yle sohbet ediyordu Günçiçek. ne kadar da güzel olmuştu bu akşam... onca kalabalığın içinde, parlıyordu adeta. Güney içinin ısındığını hissetti ona bakarken. Günçiçek Güney'in bakışlarını hissederek başını kaldırdı ve gülümsedi ona. gülümseyişiyle aydınlanıvermişti sanki ortalık. Güney içinde kalan azıcık öfkenin de eriyip gittiğini hissetti. zaten ne zaman kızgın kalabilmişti ki Günçiçeğine. ama Günçiçek'e yönelen hayran bakışlar, işte bu sorun olabilirdi. özellikle Ferit'in bakışları..."elbette" diye düşündü öfkeyle. yanında başka bir kızla gelerek herkesi kandırabilirdi, ama Güney'i kandıramazdı. hala Günçiçek'e olan aşkını görebiliyordu Ferit'in gözlerinde, ve bu da Güney'i çileden çıkarıyordu. üstelik bu kadar güzel olmuşken Günçiçek'in yanında olamamak... bu da fazlasıyla canını sıkıyordu. "hep bu salak kardeşim yüzünden" diye geçirdi içinden. o bunları düşünürken slow bir şarkı çalmaya başlamıştı. çiftler birer birer dansa kalkıyordu. özlemle Günçiçek'e baktı Güney. kaç gündür yaşadığı onca stresten sonra ona en iyi gelecek şeydi Günçiçek'in kollarında olması. aniden kararını vererek ayağa kalktı. annesine Gülcan'a dikkat etmesini tembih ettikten sonra Günçiçeklerin masasına yürüdü. Günçiçek'in arkasına geçti. "kalk kız, dans edelim." Günçiçek, ona çok sevimli gelen bir ifadeyle dudaklarını büktü. "bir düşüneyim." Neşe atıldı. "ha, ne düşüneyim be, var ya sabahtan beri söyleniyo bak valla, dansa kaldırmadın diye." Güney gülümsedi. fakat Günçiçek'in surat ifadesini görünce bu kadar kolay kurtulamayacağını anlamıştı. "peki dansa kalktık diyelim, sen konuşmadığın biriyle dansa kalkıp ne yapacaksın ki?" "saçmalama kız. sonuçta sen benim sevgilimsin." Günçiçek kendini tutamayıp patladı. "ama niye konuşmuyorsun o zaman günlerdir benimle?" Güney artık sabırsızlanmaya başlamıştı. "kızdırdın çünkü beni! neyse uzatma. düğün yeri burası. hadi kalk, düş önüme." Günçiçek memnun bir ifadeyle kalktı, piste yürüdüler. Güney Günçiçek'in beline sarıldı, yanağını yanağına dayadı. ve sonra, huzur... o anda bütün endişeler, korkular, silindi aklından. sanki bütün o kalabalık kaybolmuş, pistte yalnızca ikisi kalmıştı. Günçiçek'in saçlarının kokusunu içine çekti. dibine kadar mutlu olduğunu hissediyordu. o böyle kollarının arasındayken, her şey mümkünmüş gibi geliyordu, her şeyi yapabilirmiş, her zorluğun üstesinden gelebilirmiş gibi... müziğin bitişiye kendine geldi. derin derin içini çekti. Günçiçek'le birlikte masaya kadar yürüdü. Günçiçek'in beraber oturma isteğini kabul etmedi. bir kere daha baktı karşısında duran güzelliğe..."Bana bak, konuşmuyoruz diye bana sormadan giydiğin bu kıyafet sana çok yakışmış. Ama sen eve gidince bunu çıkar, sonra da yak. Bi daha görmeyim tamam mı?" cümlenin sonunu içinden tamamladı. "eğer bir daha görürsem, sana hayran hayran bakanlardan birinin ağzını burnunu kıracağım çünkü." sonra saçlarına baktı Günçiçek'in. "Saçların da böyle uzun, çok güzel olmuş. Bence tekrar uzat." yanağına son bir öpücük kondurdu sevgilisinin, ve istemeye istemeye Gülcan'la annesinin yanına döndü.

elitay88
09-03-13, 21:39
51. BÖLÜM MEZUNİYET (FİNAL SENARYOSU)

Cimbom: Ya Güney ben çok heyecanlıyım bakamayacağım galiba sen bak.
Güney: Aşkım sakin ol tamam ben bakıcam şimdi sınav sonuçlarına.
C: (Gözlerini kapatır.)Ee! Nolmuş kazanamamışım di mi? Ses çıkarmadığına göre.
G: Sarışınım dur daha bakamadım sayfa açılmadı.
C: Of çok fena oldum ben. Bu nasıl bir heyecan. Ayy Karabiberler naptı acaba? Neyse biz bakalım da onları buluruz.
G: İnanamıyorum ya nasıl olur?
C: Dedim ben ya zaten zırt pırt okul asarsak olacağı buydu yani? Yok ada yok Kızkulesi.
G: Kazanmışız hem de aynı okulu.
C: Nee?(Heyecanla Güney’e sarılır.) Gerçekten mi?
G: Evet hayatım bak. Ben İstanbul İşletme, sen İstanbul-Hukuk.
C: Hem de hukuk ya Güney ben rüyada filan değilim di mi gerçek bu.
G: (Günçiçeği öper) Rüya olmadığını anla diye öptüm tamamen senin için yani. (Güler)
C: Güneey! Hadi hadi Dizele gidelim herkes oraya gelecekti. Bakalım napmışlar bizimkiler.

Dizel Kafe
Mert: Valla kardeşim hadi Sevil,Peker,Neşe tamam da ben bu Orçonun üniversiteye girebileceğini aklımın ucundan bile geçirmiyordum.
O: Noldu kamiller! Gerçi son tercihimdi ama olsun.Kontrol ve Otomasyon Teknolojisi yazıyor inşallah güzel bir şeydir.
Sevil: Hah Paşayla Cimbom geliyor.
P: Selam millet! Size şahane haberlerle geldik biz sarışınımla aynı okulu kazanmışız.
M:Hangi okul kardeşim?
Cimbom: İstanbul Üniversitesi.
Sevil: Aaa bu kadar olur biz de.
Salça: Bu demektir ki üniversitede de pis yedili birlikte.
Paşa: Nolcaktı bize de bu yakışırdı.
M: Ya arkadaşlar bugün okulun son günü. İyi kötü anılarımız oldu hadi gidip okulumuzla vedalaşalım.
S: Haydii.

Okulun son günü
Elçin Cimbomun yanına gelir.
E: Bugün okulun son günü. Ya Günçiçek biliyorum çok tatsız şeyler yaşadık ama hepsi…
Günçiçek: Geride kaldı. Ee sen napıcaksın nerede okuyacaksın?
E: Biz Furkanla Amerikada okumaya karar verdik. Aynı yerleri yazdık filan oldu işte.
G: Tebrik ederim.Umarım her şey senin için iyi olur bundan sonra.
E: Teşekkür ederim senin için de. Yani Güneyle umarım mutlu olursunuz. Çünkü sizin ilişkiniz başta ben olmak üzere büyük sınavlardan geçti. Ne garip değil mi? Bugün bu şekilde konuşmamız bile ne kadar yol aldığımızı gösteriyor aslında.
G: Biliyor musun? Hayatta herkes için bir sınav olduğuna inanırım. Belki biz de birbirimizin sınavıydık.
E. Belki de.
Furkan gelir.
F: Hadi hayatım daha uçağa yetişicez. (Giderler.)

4 YIL SONRA

Günçiçek: Arkadaşlar noluyor ya tutturdunuz bir maça gitcez maça gitcez diye. Evde izleseydik olmuyor muydu şöyle ayaklarımızı uzatıp.
Sevil: Aaa Cimbom sen de takımını yalnız mı bırakacaktın bak ne güzel oldu destek olucaz.
Günçiçek: Güney nerde Mert?
M: Buralardaydı lavaboya kadar gitti herhalde.
Salça: Yani ben de görmedim ki gözüm ve kulaklarım ne kadar keskindir bilirsin.
Günçiçek: Peker sen napıyorsun?
P: Ya atmosfer çok güzel kayıt alıyorum işte.
Günçiçek: Arkadaşlar yani atmosfer dediğiniz hazırlık maçı ya. Gerçi benim için fark etmez de. Yani Güney Beşiktaşlı,Mert Fenerbahçeli en çok da ikisine şaşırdım. Hele Güney o kadar söyledim beraber maça gidelim diye gitmem diyen adam dünden beri başımın etini yiyor maça gidicez diye.
O: Ee Çimpomcum seven ne yapmaz. (Mert Orçoya bir tane vurur .)
M: Hah geldi seninki.
C: Aşkım nerdesin ya maçın başlamasına 20 dakika kaldı.
G: Geldim hayatım işte.
Günçiçek lavaboya gitmek için kalkınca Güney onu durdurur.
G: Nereye kızım?
C: Lavaboya. Saçıma başıma bakıcam. Kızlar geliyor musunuz?
G: Bakmaa.Bakma çünkü harikasın aşkım gitme lütfen.
C: Haydaa. Güney canım sen iyi misin? Yani bir tuhafsın bugün sanki. Yok gitme yanımdan ayrılma filan neler oluyor?
G: Bir şey olduğu yok sarışınım ama kal işte sen sonra gidersin.
C: İyi tamam hayır neden hazırlık maçına cümbür cemaat geldik onu da anlamadım ya.
Birden staddan sesler yükselmeye başlar.” Cimbom Paşayla Evlenir misin?” .” Cimbom Paşayla Evlenir misin?”
C: Aa bakın tezahüratlar başladı da ne diyorlar Cimbom kısmını duydum yalnız?
(Güney biraz daha yüksek işareti yapar.)
C: (Şaşkınca) Güneey inanmıyorum sana ya.
G: Bir cevap bekliyorum ama. Benimle evlenir misin sarışınım? (Cebinden yüzüğü çıkarır.)
C: (Gözleri dolar biraz) Evet. Evlenirim. (Birbirlerine sarılırlar. Kamera onları çekiyordur.)
Diğerleri de alkışlar.
Bir ay sonra Güney Günçiçekle küçük bir kır düğünüyle evlenmiştir. Nikah şahitleri Mert ve Sevil olmuştur. Onlar da geçen sene nişanlanmışlardır. Songül Mert’i damattan çok oğlu gibi görmektedir. Neşe üniversitede dedikodu dinlemeyi çok seven bir çocukla tanışmıştır ve güzel giden bir ilişkileri vardır. Orço hala kız peşinde koşmaktadır. Peker kendisi gibi bilgisayar meraklısı bir kızla tanışmış ve güzel bir arkadaşlık başlamıştır aralarında henüz yeni.
Düğünde gelin çiçeği Sevil’in önüne düşer.
Günçiçek: (Gülümser.)


SON.

ömer&ceren
11-03-13, 17:26
canlarım, bu sefer tamamen kurgu bir CimBay sahnesi ile karşınızdayım. ama merak etmeyin, Güney'in Gözünden serimiz devam edecek. "Güney'in Gözünden III: Karadır Kaşların" çok yakında sizlerle olacak.

Günçiçek, Dizel'in önüde geldiğinde bir tuhaflık olduğunu düşündü. ışıklar yanmıyordu ve içeriden hiç ses gelmiyordu. oysa Güney Dizel'in o akşam çok kalabalık olduğunu söyleyerek yardım etmesi için çağırmıştı Günçiçek'i. Güney'i cep telefonundan aradı, ama cevap vermiyordu. endişeli bir şekilde kapıyı açıp içeri girdi. ve kapının önünde kalakaldı...

kafede kimse yoktu. her tarafta mumlar yanıyordu. ortaya güzel bir masa hazırlanmıştı, ve fonda müzik çalıyordu.

Ah ne çok özledim seni
Bir bilsen ah bir görsen
Sonbaharlarım gelir
O yaprak hiç düşmez...

Güney, elinde kırmızı bir gülle kafenin karanlık bir köşesinden çıkıverdi. gülü Günçiçek'e uzattı. "bu dansı bana lütfeder misiniz acaba?" Günçiçek gülümseyerek elini tuttu Güney'in. "memnuniyetle." Güney kollarına aldı Günçiçek'i. Günçiçek başını Güney'in omzuna gömdü. "bu şarkı o şarkı..." diye mırıldandı. Güney "evet" dedi. "bana hep o geceyi hatırlatıyor. daha fazla sana direnemeyeceğimi anladığım geceyi. aylar sonra sana ilk defa dokunduğum, aylar sonra ilk defa saçlarının kokusunu aldığım geceyi..." Günçiçek memnun bir tavırla içini çekti. "bana da... bana da hep o geceyi hatırlatıyor. tamamen kaybettiğimi sandığım aşkıma yeniden kavuştuğum geceyi." başını kaldırıp Güney'in gözlerine baktı. öyle güzel bakıyordu ki Güney... hep böyle bakardı. bakışlarının adeta gözlerini okşadığını hissederdi Günçiçek. yoğun bakışları içini titretti yine. havayı dağıtmak istercesine gülümsedi ve sordu. "ee aşkım, neyi kutluyoruz? yoksa özel bir günümüz de ben mi kaçırdım?" Güney, hafifçe Günçiçek'in gözlerinin önüne düşen saçları geri itti. "bir sebebe ihtiyacımız mı var? senin hayatımda olduğun her gün benim için özel. gözlerinin içine bakışım, saçlarına dokunuşum, gülüşünü duyuşum, bunların hepsi kutlama sebebi benim için Günçiçek..." Günçiçek gözleri dolu dolu sarıldı Güney'e. " ben seni çok seviyorum Güney.." Güney derin derin içine çekti Günçiçek'in kokusunu. "ben de seni çok seviyorum Günçiçek, çok..."

ömer&ceren
15-03-13, 21:04
Zeki'nin saçma sapan şarkısını dinlerken sıkıntıyla esnedi Güney. "paranın insanlara beyin alamaması ne kötü" diye düşündü. fakat şarkı bittiğinde salon alkıştan yıkılıyordu. iç geçirerek gözlerini devirdi.


Mert sahneye çıktığında bütün ekip çılgınca bağırarak alkışladılar. Mert çekingen bir şekilde gülümsedi ve şarkıya başladı.



"karadır kaşların, ferman yazdırır,
bu dert beni diyar diyar gezdirir,
lokman hekim gelse yaram azdırır,
yaramı sarmaya yar kendi gelsin..."



şarkının sözleri Güney'in içini doldururken, istemsizce Günçiçek'e döndü bakışları. Günçiçek neşeli neşeli şarkıya eşlik ediyordu. yanında oturan Ferit'i görünce içi sızladı. bu manzaraya asla alışamayacaktı. bugüne kadar aralarında ne yaşanırsa yaşansın, Günçiçek hep onun sevgilisiydi, hep öyle hissetmişti. şimdi onu bir başkasıyla el ele görmek, bir başkasına "aşkım" dediğini duymak, kalbindeki o bir türlü iyileşmeyen yarayı kanatıp duruyordu, yeniden ve yeniden. ne yaparsa yapsın, hiçbir şey çare olamıyordu yarasına, ne Elçin ne de başka biri... "tıpkı türküde söylediği gibi." diye düşündü. "karadır kaşların" diye başlayan bir türkünün ona sarışın yeşil gözlü birini hatırlatması da komikti doğrusu. aslında trajikomikti. zira çevresinde ona Günçiçek'i hatırlatmayan çok az şey vardı.



"karadır gözlerin benzer kömüre,
yardan ayrılması zarar ömüre,
kollarımdan bağlasalar zincire,
kırarım zinciri giderim yare..."



şarkının hareketli kısımlarında bütün salon ayağa kalkıp eşlik ediyordu. Güney, Ferit'in Günçiçek'e sarıldığını gördüğünde hırsla yumruklarını sıktı. bir başkasının Günçiçek'e dokunduğunu görmek ve hiçbir şey yapamamak, onu çileden çıkarıyordu. isteksizce kolunu Elçin'in omzuna attı, oysa aklı, kalbi, ruhu, tamamen Günçiçek'teydi, vücudunun her zerresi onu Ferit'in kollarından çekip almak istiyordu. sevdiği kızın kum taneleri gibi parmaklarının arasından kayıp gidişini izliyordu çaresizce, ve hiçbir şey yapamıyordu. içi yangın yeri gibiyken yüzüne sahte bir gülümseme kondurmak ve Günçiçek'in arkadaşıymış gibi rol yapmak zorundaydı. ama buna daha ne kadar dayanabilirdi, bilmiyordu. hem de hiç bilmiyordu...

elitay88
29-05-13, 19:41
Sezon Finali Senaryosu (Kendimce yazmış olduğum tahmini,kurgusal,bölümlere uygun:whistle2)

Güney fotoğrafı görmüş ve söz meselesinin gerçeğini öğrenmek istemektedir. Bunun için Günçiçeği köşeye sıkıştıracak bir plan yapar. Sözlenmek istediğini söyler.
Paşa: Ee Günçiçek bir şey demiycek misin?
Günçiçek: Yani ne biliyim böyle biraz ani oldu sanki. Hiç beklemiyordum.
P: Neden? Yoksa istemiyor musun?
G: Yok canım istiyorum istiyorum da şimdi değil. Birkaç ay geçsin öyle.
P: Birkaç ay filan bekleyemeyiz Günçiçek. Hem sözlenirsek rahat rahat da görüşürüz.
G: Olmaz. (Güney Günçiçek itiraf etmeyince daha da sinirlenir gördüğü fotoğrafı anımsayarak)
P: Neden olmaz ? Dur ben tahmin ediyim. Çünkü sen zaten sözlüsün di mi?
G: (Günçiçeçek şaşkındır.) Gü –Güney sen nerden biliyorsun?
P: Fotoğrafınızı gördüm face de tesadüfen. Günçiçek sen bunu nasıl yaparsın ya nasıl sözlenirsin elin herifiyle. Kim bu herif? Yoksa…
G: Evet beni istemeye gelen çocuk Fatih.
P: Yine aynı şeyi yaptın. Yine yalan söyledin bana. Annemleri ikna ettim dedin,söz filan olmayacak dedin. Böyle mi ikna ettin Günçiçek cevap versene. (Ses tonu yükselir)
G: Güney bak mecbur kaldım hem öyle senin sandığın gibi bir şey değil bu. Bir dinlesen…
P: Dinlemek istemiyorum yalnız kalmak istiyorum bir süre. (Gider.) Günçiçek arkasından seslenense de Güney cevap vermez ve Dizele gider.

Sevil: Günçiçek ne oldu ya Paşa neden bir hışım çekti gitti?
Neşe: Evet kız anlatsana ne oldu? Kavga mı ettiniz yoksa?
Günçiçek (Ağlayarak) Her şeyi öğrenmiş, bir daha asla yüzüme bakmayacak. Çok kızdı,bağırdı.
S: Hadi ya. Ama Paşayı da anlamamız lazım Günçiçek kolay değil sonuçta.
G: Biliyorum ama beni hiç affetmiycek.
N: Günçiçek üzülme bak gerekirse biz de konuşuruz Paşayla. Anlatırız böyle böyle diye.
G: Anlatın. Beni dinlemedi belki sizi dinler. Neyse ben eve gidiyorum. Konuşunca arayın beni tamam mı?

Mert çantasını toparlarken kitabının Sevilde kaldığını fark eder. Sevillere gider. Sevil ise Neşeyle beraber Dizel’e gitmiştir.
Songül: Mert oğlum. Hayırdır akşam akşam.
M: Sevil yok mu Songül teyze kitabım onda kalmış da çok önemli şimdi yarına ödev de var.
S: Ha geç odasından al oğlum kitabını ben bulamam şimdi hangi kitapdır nedir? Sen alırsın.
Mert odaya girer ve kitabını ararken Sevil’in günlüğüne gözü çarpar. Daha önce de kendi eline geçmesine rağmen okumamıştır ama günlükten düşen kendi fotoğrafı okuması için teşvik eder onu. Okuduklarına inanamaz. Şok olur. Songül’ü görünce de afallar. Apar topar evden çıkar. Sahilde tek başına düşünmeye başlar. (Bu sırada flasbackler gelir Seville sahnelerinden)

Ceyhun Güney’i dertli görünce dertleşmek ister. Çünkü onun da canı sıkkındır. Elçin yaz tatilinde dil kursuna yurt dışına gönderiliyordur.
C: Hayırdır kuzen senin neyin var?
G: Gönül meselesi kardeşim.
C: Sen de mi be kuzen? Ne oldu Günçiçekle mi tartıştınız? Kıskançlık mevzusu filan mı yine?
G: Günçiçek sözlü.
C: A kardeşim hayırlı olsun ne zaman söz kestiniz? Hiç haberimiz olmadı.
G: Oğlum benle değil başka biriyle sözlendi. Benle sözlense bu halde mi olurdum?
C. Ne nasıl ya Cimbom yenge yo yo kesin bir yanlışlık vardır kuzen.
G: Yok bir yanlışlık gözlerimle gördüm yüzükleri vardı hem zaten inkar da etmedi. Senin neyin var?
C: Elçin 3 aylığına yurt dışına gidiyor onsuz 3 ay 3 yıl gibi geçecek.
G: Üzülme be oğlum 3 ay sonra tekrar kavuşacaksınız en azından mesafeler engel değildir.
C: O zaman ben de sana bir şey söyliyim kuzen gördüğün bir kare bazen yanıltıcı olabilir. Unutma sen demiştin yargısız infaz yapma diye çakma Güney olayında. Şimdi sen de aynı şeyi Günçiçeğe yapma. Konuş onla. Hadi eyvallah ben kaçtım evde görüşürüz.
Sevil ve Neşe gelir.
Güney: Hayırdır kızlar arkamdan çevirdiğiniz işleri mi anlatmaya geldiniz?
S: Paşam bak söz işini öğrendiğini biliyoruz ama bilmediğin şeyler de var.
N: Evet Paşa işler bildiğin gibi değil.
S: Salçaaa! Neyse Paşacım bu söz öyle gerçek bir söz değil. Yani hepsi bir oyun. Şimdi Günçiçek Fatih’e bir sevgilisi olduğunu seni ne kadar çok sevdiğini söylemiş. Annesi tehdit edince Fatihten işbirliği yapmasını rica etmiş o da kabul etmiş. Koftiden söz kesildi her iki taraf da aile baskısından kurtulsun diye. Kısa zaman sonra çocuk yüzüğü atacak Çiçek teyze de hem Günçiçeğe kızamayacak hem de sizin aranızdan çekilmiş olacak.

Paşa bunları duyunca Günçiçeğin sözlerini hatırlar. Durgunluğunu,mutsuzluğunu ve her şeyi ikisi için yaptığını söylediği sözleri. Bütün gece bunları düşünür. Bu sırada Güney’in kendisini affedebilmesi için bir şeyler yapması gerektiğini düşünen Günçiçek ertesi gün Fatihle buluşur. Oyunu bitirmek istediğini söyler. Fatih de kabul etmiş gibi yapar ve Günçiçeği eve bırakmayı teklif eder. Güney Günçiçekle konuşmak için evlerine gider ama evde kimse yoktur. Fatih Günçiçeğin evlerinin önüne gelince Güney’i gördüğünde çok sinirlenir ve Günçiçeği zorla arabaya tekrar bindirerek kapıları kitler. O sırada Elçin Ceyhun’u bırakmak için oradan geçiyordur. Güney’e de araba lazımdır ve Elçinden anahtarları ister 3 ü birlikte Fatih ve Günçiçeği takip etmek için yola koyulurlar.
C: Kuzen noluyo?
P: O denyo Günçiçeği zorla arabaya bindirdi.
Elçin: Ney? Kim?
C: Günçiçeğin kofti sözlüsü neyse ben sana sonra anlatırım hayatım. Yakalayalım şu adamı.
Kaçma kovalamaca Fatih’in çıkmaz sokağa girmesiyle son bulur. Güney arabadan iner. Fatih de arabanın kilidini açar mecburen. Günçiçeği indirir arabadan ve sarılır önce.
P: İyi misin aşkım?
G: İyiyim. (Günçiçek aşkım sözcüğünü duyunca biraz rahatlamıştır.)
P: Her şeyi biliyorum Günçiçek konuşucaz bunları ama şimdi sen arabaya geç beni orda bekle. Tamam mı?
G: Tamam.
P: (Fatih’e bir yumruk atar. ) Bu sevgilimi zorla arabaya bindirdiğin içindi. Şimdi kulaklarını aç da beni iyi dinle. Bir daha seni sevgilimin etrafında görmiycem.
F. Ben onun sözlüsüyüm.
P: Sahte sözlüsü. Günçiçek benim sevgilim ve beni seviyor. Sen de en kısa zamanda bu saçma oyuna son vereceksin. Eğer vermezsen seni daha kötü döverim haberin olsun.
Pis Yedili Dizelde buluşur. Mert bildiklerini Sevilden saklamaktadır. Sevil’e karşı da nasıl davranacağını bilememektedir. Fatih bugün sözü atacaktır. Hep birlikte oyunun sona ermesini bekliyorlardır.
Fatih kafeye gelir.
G: Ne oldu konuştun mu annenle nasıl karşıladı? Bir sorun çıkmadı inşallah. Oyun bitti artık di mi? Herkes yoluna.
F: Evet başta her şey bir oyundu doğru.Seni tanımadan önce her şey daha kolaydı. Ancak sonra düşündüm ve bu oyunu henüz bitirmek istemediğime karar verdim.
P: Ne diyorsun lan sen?
Mert: Paşa sakin.
F: Şunu diyorum bu oyun ben isteyince biter ancak.
G: Fatih ne diyorsun sen? Sen bana söz vermedin mi? Kısa bir süre sonra sözü ben atıcam demedin mi? Ha 2 hafta ha 2 ay ne fark edicek? Neden böyle yapıyorsun şimdi neden işi yokuşa sürüyorsun?
F: Bence onu sevgiline sor. Eğer suratımı bu hale getirmiş olmasa belki ben de bu kadar öfkeli olmazdım.
P: Ulan bak şimdi daha beter hale getiricem seni.
G: Güney tamam. Demek öyle o zaman ben atarım yüzüğü her şeyi göze alır öyle atarım.
F: Sevgilinin hapse girmesini de mi?
M: Ne hapisi oğlum ne diyorsun sen? Bak benim sinirlerimi zıplatma zaten dalacak adam arıyorum.
F: Elimde darp raporu var ve eğer sen bu sözü atarsan hemen savcılığa gidecek. Annen seni okuldan alıcak, arkadaşlarınla bile görüşemeyeceksin.
G: Sen sen nasıl bir insansın ya?
P: Ulan ben şimdi seni? Sen kimi tehdit ediyorsun? (Mert tutar Paşayı)
F: Ben söyliyeceklerimi söyledim karar sizin. Ya bana bir süre daha katlanacaksınız ve ben istediğim zaman bu söz atılacak ya da ikiniz birden hapis hayatı yaşayacaksınız. Kararınızı bana bildirirsiniz.
Günçiçek ve Güney birbirine bakar. Diğerleri de bu tehdit karşısında şok olmuşlardır. Pis yedili bu tehdit karşısında ne yapacağını bilemez haldedir.

Bölüm sonu.

ömer&ceren
02-12-13, 15:59
arkadaşlar, senaryo, Güney Günçiçek'ten Çiçek'in isteği sonucu ayrıldığı gün geçmekte. acaba bu ayrılık konuşmasından sonra Güney ne yaptı, neler hissetti? işte benim hayalimdeki sahne...

Güney anahtarla evin kapısını açarken, evde kimsenin olmamasına memnundu. kimseyle konuşacak durumda değildi çünkü. sanki bir uçurumdan aşağı yuvarlanıyor gibi hissediyordu kendini, işin kötüsü artık elinden tutacak kimse yoktu. gözlerinin içinde kaybolduğu sevgilisini az önce kendi elleriyle koparıp atmıştı hayatından, ve şimdi hayatla tüm bağları kopmuş gibiydi. ayaklarını sürüyerek odasına gitti ve kendini yatağa attı. Günçiçek'in hayal kırıklığı ve acı dolu yüzü gözlerinin önünden gitmiyordu. kalbine bir bıçak saplanmış gibiydi, ve sanki bir el o bıçağı kanırta kanırta daha derinlere sokuyordu. nasıl yapmıştı, nasıl Günçiçek'i kendisinden koparıp atan o sözleri söylemişti, vücudunun her zerresi onu kollarına alıp bir daha bırakmamak için çıldırırken nasıl karşısında öyle sakin kalabilmişti, bilmiyordu. iradesini son kırıntısına kadar kullanmak zorunda kalmıştı o anlarda. ona dokunma isteği o kadar güçlüydü ki, yumruklarını sıkmıştı Günçiçek gözyaşları içinde dönüp giderken. o anları tekrar tekrar düşünmek, işkence gibiydi. acı dalga dalga vücuduna yayılıyordu, o kadar yoğundu ki, adeta fizikseldi. vücudunun her yanı bıçak darbeleriyle yaralanmış, yaralarına tuz basılmış, kızgın demirlerle dağlanmıştı sanki. nefes alamadığını hissetti, boğuluyordu. can havliyle pencereye koştu, camı açıp başını dışarı uzattı. derin derin nefes aldı, ama hayır, iyi hissedemiyordu bir türlü. odada duramıyor, hiç bir yere sığamıyordu. odanın içinde volta atmaya başladı. bundan sonra hayatının nasıl olacağını düşündükçe çıldıracak gibi oluyordu. Günçiçek'i her gün görecek, kokusunu hissedecek, yanında oturacak, ama dokunamayacaktı, sarılamayacaktı, öpemeyecekti, ona özel gülümsemesini göremeyecek, "aşkım" deyişini duyamayacaktı. kahretsin, bir daha onun gözlerinin içine bile doğrudan bakamayacaktı. başını ellerinin arasına aldı.

"allahım sen bana yardım et, yoksa aklımı kaçıracağım" diye geçirdi içinden. bir süre daha dolandı odada. "yok, yapamayacağım, yapamayacağım" dedi kendi kendine. kapıya doğru koştu. Günçiçek'e gitmeliydi. bu yaptığı büyük bir hataydı, çok aptalcaydı. o Günçiçeksiz yapamazdı.

"yalan söyledim" diyecekti ona. "sana karşı hislerim çocukça şeyler değil Günçiçek. deliler gibi aşığım ben sana. sadece seni seviyorum ben, hayatımın sonuna kadar da sadece seni seveceğim." tam elini kapıya uzatmıştı ki, Çiçek'in sözleri geldi aklına. "kızımı seviyorsan bırak. bırak ki onu bu çamurdan kurtaracak bir çıksın karşısına." eli havada kaldı. bütün bunları neden yaptığını hatırladı tekrar. Günçiçek içindi, onun iyiliği içindi. ona daha iyi bir şans verebilmek için, kendisinin ona vereceği hayattan çok daha iyisini hakettiği için çekiyordu bu kahreden acıyı. yavaş yavaş indirdi elini. dönüp yatağına oturdu. Çiçek'in sözleri çınlıyordu kulağında.

"bırak ki onu bu çamurdan kurtaracak biri çıksın karşısına".

"evet Güney efendi." dedi kendi kendine. "sırf daha iyi bir hayatı olabilsin diye hayatındaki en değerli şeyden vazgeçtin. Günçiçek'i çıkardın hayatından. ama o gün geldiğinde, daha iyi biri çıktığında Günçiçek'in karşısına, bakalım nasıl dayanacaksın?"
yatağa uzandı, saatlerdir tuttuğu gözyaşlarının akmasına izin verdi. "nasıl dayanacaksın?"

efendim senaryom, tüm CimBay severlere, benim gibi bu çifti özleyenlere, kimse bu çiftin yerini tutamaz diye düşünenlere ithaf olunur. elbette ruh ikizim, Paşa aşkına olan aşkımın en büyük ortağı, Özgem, en çok sana :D

bir de naçizane bir tavsiyem olacak, okurken Yaşar-Aldanırım dinleyiniz. neden bilmem, çok yakıştırdım bu sahneye o şarkıyı.

Bu bir yalan bu bir ceza
Bu bir talan gönlüm bu bir veda
Ne bir tavır ne bir eda
Tutup savur gönlüm bu son elveda

Hatırlarım hiç gidemem deyişini
Hatırlarım erken ölürüm deyişini
Aldanırım ben zaten gülüşüne ahh gülüşüne
Aldanırım gülüşüne

Bu bir yalan bu bir ceza
Bu bir talan gönlüm bu
Bu son elveda aşk değil keza
Ne bir tavır ne bir eda
Savur savrul gönlüm bu bu son elveda
Aldanırım ben sana

Bu her mevsim söyler misin
Mecbur eden buna yar sen misin
Soran beni yarım bulur
Sen bir tek gül ey yar tamam olur

Hatırlarım hiç gidemem deyişini
Hatırlarım erken ölürüm deyişini

Aldanırım ben zaten gülüşüne ahh gülüşüne
Aldanırım gülüşüne

Bu bir yalan bu bir ceza
Savur savrul gönlüm bu son elveda
Aldanırım ben sana

ömer&ceren
08-12-13, 20:42
efendim, Özgemin özel isteği üzerine yazılmış bir senaryodur. Özgem elbette ki sana ithaf olunur en başta :D

Güney önünde Sevil ve Neşe ile kol kola yürüyen Günçiçek'e baktı. beline kadar uzanan sarı saçları güneşte parlıyor, başının etrafında bir hale varmış gibi görünüyordu. hem içinin huzurla dolduğunu, hem de kalbinin göğüs kafesini zorlarcasına çarptığını hissetti. Günçiçek'e her baktığında böyle oluyordu zaten. Mert'in kolunu dürtmesi ile kendine geldi. "ee, ne zaman söyleyeceksin ona?" şaşkın şaşkın baktı Mert'e. "kime, neyi söyleyeceğim?" Mert güldü. "anlamamış gibi yapma boşuna kardeşim. Günçiçek'e diyorum, hislerini ne zaman söyleyeceksin?" Güney gözlerini kaçırdı. "hayırdır Traf, içine Salça mı kaçtı nedir sabah sabah?" "hayır yani Günçiçek dışında herkes biliyor da onun için diyorum. hislerini saklama konusunda çok da başarılı değilsin." Güney önünde yürüyen Günçiçek'e bir bakış attı tekrar. "kolaydı çünkü öyle. ya reddederse?" Mert normalde her zaman sakin ve mantıklı olan Güney'in Günçiçek söz konusu olduğunda nasıl heyecanlı ve telaşlı olduğunu düşündü. "sen bir söyle bakalım, söylemeden bilemezsin sonuçta."

okulun kapısının önünde geldiklerinde, Güney ani bir kararla Günçiçek'i kolundan tutup durdurdu. "Cimbom, seninle bir şey konuşabilir miyim?" Neşe'nin heyecanla ve beklentiyle parlayan gözlerine bakıp sert bir sesle ekledi. "Yalnız." diğerlerinin içeri girmesini beklerken içinden kendi kendine tekrarlıyordu. "hadi oğlum Güney, çok zor değil, yapabilirsin, sadece çıkışta işin yoksa beraber bir şeyler yapalım mı diyeceksin..." etrafları boşalınca Günçiçek ona baktı merakla. "evet Bayrampaşalı, ne diyeceksin?" Güney onun gözlerine bakınca, bir anda aklındaki her şey uçup gitti. "işin çıkışta beraber yapalım mı?" Günçiçek şaşkın şaşkın baktı. "efendim?" Güney o an kendi kendini tekmeleyebilirdi. "aferin oğlum mükemmel bir giriş yaptın yani." gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı, kendini sakinleştirdi. "çıkışta işin yoksa beraber bir şeyler yapalım mı?" Günçiçek'in yanakları hafifçe pembeleşti, başını önüne eğdi. "olur" dedi. Güney'in midesindeki kelebekler deli gibi kanat çırpmaya başlamıştı. "tamam o zaman" dedi gülümseyerek. "tamam" dedi Günçiçek. okulun kapısından girerlerken ikisi de hala şaşkın şaşkın gülümsüyordu.

__________________________________________________ ________

"ee, nereye gidiyoruz?" okuldan çıkmış, yan yana yürüyorlardı. Güney sırf onunla yan yana yürümenin bile kendisini ne kadar mutlu ettiğini farketti. bu kıza düşündüğünden çok daha fazla bağlanmıştı. aklından bunlar geçerken Günçiçek'in bir cevap beklediğini hatırladı. "şey, yıkık kiliseye gideriz diye düşündüm, eğer sen de istersen." Günçiçek gülümsedi. "çocukluğumdan beri gitmemiştim oraya, yeniden gitmek güzel olacak." yolun geri kalanını sessizce yürüdüler. kiliseye geldiklerinde önce Güney oradaki varillerden birinde bir ateş yaktı, sonra bankta oturmuş kendisini izleyen Günçiçek'in yanına oturdu. "Günçiçek, seninle konuşmak istediğim bir şey var. aslında çok uzun süredir konuşmak istediğim bir şey bu." Günçiçek heyecanla baktı ona. "ne konuşacaksın ki benimle?" Güney derin bir nefes aldı. "Günçiçek sen benim için... sen benim için bir arkadaştan çok daha fazlasısın." Günçiçek'in gözlerinin sevinçle parladığını ve yanaklarının kızardığını görünce, bütün korkuları uçup gitti, dili çözülüverdi bir anda. "her sabah seni gördüğümde günüm güzelleşiyor benim. sen yanımda olduğunda sanki güneş daha parlak, sanki renkler daha canlı gibi. gözlerine bakmak bile huzurla dolduruyor içimi. ve senin yanındayken daha güçlü hissediyorum kendimi. her şeyi yapmaya gücüm yetermiş gibi. seni daha ilk gördüğümde hissetmiştim benim hayatımda çok özel bir yerin olacağını. evet, çocuktum o zamanlar, ama hep bildim. senin yerin benim kalbimdeydi." Günçiçek'in elini aldı yavaşça, kalbinin üzerine koydu. "seni ilk tanıdığım günden beri buradasın Günçiçek, tam burada." Günçiçek gözleri dolu dolu baktı Güney'e. "bunları duymayı o kadar uzun süredir bekliyordum ki" dedi. "hani dedin ya, senin yanında her şeyi yapmaya gücüm yetermiş gibi hissediyorum diye? sen benim için öylesin Güney, her şeyi başarabilirsin, öyle hissediyorum. o kadar güçlüsün ki benim gözümde, o kadar güven veriyorsun ki... ne zaman bir derdim olsa, ilk sana koşmak istiyorum, sana sığınayım, senin yanında unutayım istiyorum." Güney Günçiçek'in başını omzuna yasladı. "öyle yapacaksın bundan sonra" dedi." üzüldüğün zaman benim omzumda unutacaksın derdini, sevindiğin zaman ilk ben göreceğim gülüşünü. her şeyin ben olacağım Günçiçek, çünkü benim her şeyim sensin. nefes alışım, her şeyim..." Günçiçek, başını kaldırıp gülümsedi Güney'e. Güney içinin ısındığını hissetti bu gülümsemeyle.

o an, karşısında melekler gibi gülümseyen bu kıza bakarken, kaderlerinin onları sonsuza kadar birbirine bağlayacak olan bağı mühürlediğini bilmiyordu. bilmiyordu, hayatının en büyük mutluluklarını onunla yaşarken, en büyük acılarını da onsuzken çekecekti. en büyük fedakarlıkları onun için yapacak, onun için yeri gelecek elleriyle kalbini söküp atacak, yeri gelecek yangınların arasına dalacaktı. ondan uzaklaşmaya çalışacak, başka dudaklara dokunacak, onun başka elleri tutmasını izleyecekti. ve bütün bunlar olurken, ne yaşanırsa yaşansın, hep ama hep onu sevecekti. bazen içinde çiçekler açarak, bazen kalbini kanatarak onu sevecekti. bilmiyordu, ama öğrenecekti....


bu senaryo için de bir şarkı tavsiye etmek istiyorum izninizle, Tarkan-Aşk.


Yıllar yılı gülmedi yüzüm.
Buralara doğmadı güneş
Ben hep güzüm baş edemedim
Ben aşksız edemedim

Medet umdum hep fani para puldan
Anladım yalan dünya malı
Yalnız edemedim
Ben aşksız edemedim

Hey!...
seni gördüm göreli
Ateşine düştüm düşeli
Gün doğdu sabahlarıma
Hey!...
Seni gördüm göreli
Gözlerimiz sevişeli
Gün doğdu rüyalarıma

Medet umdum hep fani para puldan
Anladım yalan dünya malı
Yalnız edemedim
Ben aşksız edemedim

Hey!...
seni gördüm göreli
Ateşine düştüm düşeli
Gün doğdu sabahlarıma
Hey!...
Seni gördüm göreli
Gözlerimiz sevişeli
Gün doğdu rüyalarıma

Sen o bildiğim bütün aşk bahçelerinin
En nadide çiçeğisin.
Taa ilk bakışta vurdun
Mühürü kalbime
Sen ezelden vazgeçilmezimsin!

Ahh o bildiğim bütün aşk bahçelerinin
En nadide çiçeğisin.
Taa ilk bakışta vurdun
Mühürü kalbime
Sen ezelden vazgeçilmezimsin!