PDA

Tüm Versiyonu Göster : İki Aile (Arşiv 4)


Sayfalar : 1 2 3 [4] 5 6 7 8 9 10 11

iki_ailem
01-01-08, 01:44
herkesin 2008 den bir isteği var.herkesin farklı...üstelik bu dileklerde de herkes haklı...sonuçta tam 365 gün...dile kolay ÜÇ YÜZ ALTMIŞ BEŞ GÜN birlikte olacağız artık...ama iyide olsa kötü de olsa sevmem vedaları...hemde hiç...2007 den ayrılmakta zor geliyor.ama yeni bir sayfa açmak tertemiz,bembeyaz,yeni umutlarla...belki de bu sefer daha az pişmanlık...daha az keşke olacak üstelik...yada biz öyle sanacağız artan mutsuzluklar arasında...(neyse konumuza dönelim)...ama bu dilekleri dilerken hepimizin aklından (onu dilemesekte en azından aklımızdan)İKİ AİLEMİZin de geçtiğinden ben eminim.sonuçta bu yılda devam edecek sevgimiz hemde artarak...sonuçta en büyük mutluluklarımızın nedeni iki aile(en azından benim açımdan)...umarım seneyede beraber oluruz...ayrılmayız yani hiç...''her güzel şeyin bir sonu var.'' tezine ters bir durum olur yani bizimkisi...neyse sanırım 2007'nin son yorumunu yapmış oldum böylece...(gerçi burada saat yanlış ama bende saat tam 23:55)

2007 sayfasını kapatıp geçmiş yılların tozlu kitaplarının bulunduğu o rafa yerleştirmeden önce bir temennide bulunmayıda ihmal etmeyeyim...

HEPİNİZE MUTLU,SAĞLIKLI,HUZURLU,BAŞARILI(özellikle de bu sene sınava girecek olan herkese(bende dahil olmak üzere)başarılar diliyorum),SEVDİKLERİNİZLE BERABER,BARIŞ,İKİ AİLELİ BİR YIL,ÖMÜR DİLİYORUM...HEPİNİZİ ÖPÜYOR,SİZİ VE TABİKİ İKİ AİLE'Yİ ÇOK SEVİYORUMMM...2007'YE VE SİZLERE :sad53: yada bye.
daha saymaya başlamadık ama biz burada başlayalım:

10-9-8-7-6-5-4-3-2-1-0 HOŞGELDİN 2008...

ve işte son noktamız,2007'nin son noktası ( :happy0064 ) = .

nar cicegi
01-01-08, 02:22
Hoşgeldin 2008

Herkesin yeni yılını kutlarım.İnşallah yeni yılda herşey istediğiniz gibi olur.Tabi İki Aile içinde herşey güzel olur.Reytingleri bol olur.Oğuz için de bir dilekte bulunalım Eda inşallah Oğuz'u affeder.İstemişken Oğuz için diline hakim olmasınıda isteyelim.

bugra9
01-01-08, 02:23
Herkese İyi Geceler...:img-wink:

Eveet 2008 Yılının ilk dakikalarında yine birlikteyiz ve koca sene yeniden gönüllerimiz kapı komşusu olmaya devam edecek...İyiyi kötüyü,güzeli çirkini,üzüntüyü sevinci ama hep Sevgiyi ve yine Sevgiyi paylaşmaya devam edeceğiz...

:icon_shad:kahve:icon_shadHAYATIMIZ OLMUŞ BİR AJANS...:icon_shad:kahve:icon_shad

Sabah,öğlen,akşam,gece ister şafak vakti,ister gecenin en sessiz kıyısı biz yine Ajanslarımızı açacağız ve hayali hikayemizin gündem maddesi yine biz olacağız...Hayali hikaye dediğime bakmayın siz...İki Aile'nin başlamasının üzerinden yaklaşık bir buçuk sene geçti ve hayale sığmayacak gerçek değişimler bizlerin gözünün önünde yaşandı...

Hayatın akışına,zamanın geçişine dair ipuçlarını ufak yaşlarına rağmen kocaman yürekleri ile hikayemizin çocuk yüzünde gördük,onlarda tatdık..Zamanın değiştirdiklerini boynalarının uzamasında gördük...Sevgili Akçağan ve Zeynep kardeşlerimizi ekran başında büyüttük...

Bunun nasıl sadece hayali bir hikaye olduğunu söyleyebiliriz o zaman...

Ve tabi en önemlisi ortak bir amaç için yola çıktığımız dostlarımız,arkadaşlarımız...Hayal olamayacak kadar gerçek yüreklerimiz...Kimisi İki Aile'de çocukluğunu buldu,kimisi özlediklerini,kimisi kaybettiklerini ama sonuç olarak hepimiz birşeyler bulduk ve bulduklarımızı birbirimizle paylaşırken asıl olan duyguyu "Sevgi" yi keşfettik...Yüzünü görmeden sevebilmeyi,sesini duymadan anlayabilmeyi,herşeyden önce yüreğine göre bilmeyi,yüreğini açan dostlarımız sayesinde gördük...

Acısı tatlısı ile bir seneyi daha geride bıraktık...Kâr zarar defterini kapattık ve yepyeni bir sayfa açtık...Umutlarımız ve kaybetmemek için sıkı sıkıya tutunduklarımızla şuandan itibaren yeni bir sefere çıktık...

Gelecek sene bu zamanlar nerede oluruz,nasıl oluruz bilinmez ama bildiğim birşey varsa o da yine gönül komşuluğumuz devam edecek olması...

Sizleri çok seviyorum...

Varlığınızdan güç alıyorum...:good:

Gelecek sene ne getirecek bilinmez ama size Huzur,Sevgi ve Sağlık getirmesini diliyorum...

Ve Son noktayı koyuyorum...

Ekliyorum ki;:img-wink:

Biz de "Son"lar bitmez !!!

nar cicegi
01-01-08, 17:04
Yeni yılın ilk günü ve ben grip oldum.Yani grip salgınından bende nasibimi aldım.Arkadaşalar dikkatli olun valla ben yandım siz yanmayın.

Neyse asıl meseleye geçelim.İki Aile yi izlemek için önümüzde kocaman bir hafta var ne yazıkki.Star tv nin sitesine özet eklenmemiş malesef iki resim olsun merak ediyor insan.Fragmanı da inşallah cuma gününe bırakmaz.Beklediğimize göre fragmana biraz özenilir inşallah.

başkozlu
01-01-08, 23:03
Var mı öyle, bölüm yayınlanmadı diye buraları boş bırakmak. Hemen, toplanın yoksa ben de Fatoş gibi, tek tek isimlerinizi deşifre edeceğim.

N'apalım yani yılbaşı bölümü yapmadılar sa! Biz de kendi kendimize yaparız. Nerede buraların senaryo ve replik ustaları. Uzun zamandır boş bu bölümlerin sayfaları. Bari ben bir açılış yapayım dedim, belki ayağınız alışır.

İki satır da, bölüm yorumu yapayım ki, kurallara uygun olsun. Çok güldüğüm bir sahneye değineceğim. Eda, mahalleliyi köşke topladığında, Oğuz'la Ergin içeri daldıktan sonra, Numan Amca'nın, Ergin'i paylama hareketine o kadar güldüm ki. Niyazi'ye bu şekilde davranmasına alışmıştık ama Oğuz'dan sonra Ergin'in de bu davranıştan nasibini alması çok komiğime gitti.

Bu arada herkese sağlıklı ve sevgi dolu seneler dilerim.

bugra9
02-01-08, 00:34
Herkese İyi Akşamlar…:img-wink:

Yıllardır süre gelen bir alışkanlıktan mıdır bilinmez yeni yılın ilk günlerin de
“Yılın İlk”leri dillere pelesenk olur…Aynı alışkanlık saatler ileri veya geri alındığında da görülür…”Eskinin saati ile 5,eskinin saati ile 3 gibi gibi" sözleri eminim hepimiz bir çok defa söylemişizdir ve söylemeye de devam edeceğimizi düşünüyorum…

* O halde madem yeni yılın ilklerinin altını çizmek hoşumuza gidiyor…Yeni yılın ilk ajansını açalım…Gündemi yine akışına bırakalım…

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI…:icon_shad:kahve:icon_shad

Sevil Abla’nın üstü kapalı tehdit’inden sonra ( Yok canım basbayağı üstü açık bir tehdit’ti :img-wink:) forum sayfalarımıza bir dönüş yapayım dedim…Bilhassa sormadığım EN’lerimiz ve gelecek bölüme dair özet yorumumuzla şöyle ortaya karışık bir ajans gündemi oluşturdum…

Maatba’ya gelen Yaman Oğuz’un sinirlerini bozar. Volkan ile Yaman arasında nasıl bir iş ilişkisi olduğuna anlam veremeyen Oğuz Ergin’den bir araştırma yapmasını ister.

Yeni açılan hikayemiz yavaş yavaş derinleşiyor ve tehlikenin boyutları ortaya çıkıyor…Benim bu hikaye dahil genele ilişkin bir düşüncem var ve sizlerle paylaşmak istiyorum…Bildiğiniz gibi Tahir Ağa gibi bir karakterimiz var…Gücü ile her daim sorunların çözüm noktasında ki yegane isim…Şimdi Tahir ağa gibi bir “Güç” sizce ortalama bir senaryo mantığında senaristlerimizin kendi kendilerini zora düşürmelerine sebep oluyor mu…?...Benim cevabım net Tahir ağa’nın bu yönü senaristlerimizin kendilerine vurdukları en büyük darbedir…Sebep ortada…Ailemizin üzerinde görünmez bir kalkan olarak duran ve hikayenin çıkmaz noktalarında sihirli değnek değmişçesine hikayeyi toparlayan isim Tahir Ağa’dır…Şimdi şöyle geçmişte ki “Ailemizin yetersiz kaldığı noktalarda” Tahir ağa faktörünü bir gözünüzden geçirmenizi istiyorum…Senaristlerin hikayeyi dallandırıp budaklandırmasına,hatta dramatize etmesine en büyük engel Tahir ağa karakteridir…Ben bunun bilinçli olarak yapıldığına inanıyorum…Çünkü az önce de söylediğim gibi “Ailemizin çaresiz kaldığı durumlarda” Tahir Ağa’nın can kurtaran olması hikayenin çözümü anlamını taşıyor…Doğal olarak hikaye o anda kapanmış oluyor…Bu durumun dezavantajı yok mu…Elbette var…O da tekrara düşme olasılığı…Her sorunun çözümü Tahir ağa olunca doğal olarak hikayede heyecan grafiği düşüyor…O yüzden Volkan’ın mahalle projesinde nasıl olacaksa Tahir ağa’nın ya yetersiz kalması yada bulaşmaması gerekiyor…Çünkü dediğim gibi farklı hikayelere benzer çözümler hikayemiz için dezavantaj…Bu anlamda başta söylediğim senaristlerimizin kendilerine vurduğu darbeye geliyoruz…”Tahir Ağa nasıl bu hikayeye dahil olmayacak”…Nasıl bir açıklama ile izleyici inanacak…İşte orası da senaristlerimizin yaratıcı kalemlerine kalmış…Ben kendi adıma yakın geçmişte bir çizik atılan Sabutay sahnesinin çözüm olacağını düşünüyorum…Sabutay’ın aileye çektirdiği acılar,sıkıntılar ve buna rağmen Oğuz’un Sabutay’a “Yeni Yaşam İçin Verdiği Şans” , “Yaptığı Büyüklük” hiç ummadığı bir anda karşısına çıkacak ve olayın çözümü Sabutay’dan gelecek diye tahmin yürütüyorum…Böylece güzel bir mesaj ile İnsan ne yaparsa,nasıl yaparsa karşılığını öyle aldığını bir kez daha göreceğiz…Rüzgar ekersen fırtına biçersin,fidan ekersen gün gelir gölgesinde serinlersin…Bu kadar basit…:img-wink:İyiliği de doğruyu da hiç karşılığı gelecek diye düşünmeden yap…”Doğru olduğu için yap”…Gün gelir altın kapı gümüş kapıya muhtaç olur ve insanlar öbür dünyaya kalmadan bir güzel hesaplaşırlar…

Tabildot yemek işine giren Eda çok heyecanlıdır. Ancak ilk gün aksiliği Eda hastalanır,grip yüüzden işe gidemeyecek durumdadır. Oğuz bu durumu hemen lehine çevirir ve çocuklar, Safiye abla birlik olup Eda’ya bir kumpas hazırlarlar.

Sevil Abla’nın paylaştığı bilgiden anlıyoruz ki İclal Aydın’ın rahatsızlığı varmış…Özetin bu satırlarını bahane ederek İclal Hanım’a geçmiş olsun diyorum ve dönüyorum Eda’ya…”Birlik olmayı” o kadar çok seviyorum ki…Özellikle iyiye güzele yönelik dayanışmalar beni her daim çok etkiliyor ve içime işliyor…Ama ufak ama büyük birlik ve beraberliği gördüğüm bölümlerin kıymeti benim gözümde bir çıta daha yüksek oluyor…

Oğuz bütün şirinliği ile Eda’nın bakımını üstlenir. Hastalığın etkisi ile önce Eda durumu çakmaz fakat zaman geçtikçe işi çözer. Oğuz,Eda ile romantik bir gece geçirmek için her şeyi organize eder. Ancak bu kez de köşkte elektirikler kesilir. Tahir Ağa’larda olan çocuklar ise barışıp barışmadıklarını merak ederler. Niyazi’yi köşke casus gönderirler. Ancak Eda Niyaziyi hırsız zannedince olanlar olur.

İki Aile Klasiklerinden bir geçit izleyeceğiz anlaşıldı…Geçtiğimiz senenin renkleri…Eda ve Oğuz’un baş başa Köşk maceraları,Elektrik kesintileri ve dizimizin artık klasiği meşhur Hırsız krizleri…Yanılmıyorsam şimdiye kadar Köşkümüzde üç kez hırsız krizi yaşandı ve bu üç krizinde arkasında “Söz konusu Hırsız” yoktu…Ailemizin kendi kendilerini gaza getirmeleri sonucu “Hayali Hırsız”ın peşinde koşup durdular,geceleri inlettiler…Bu klasiğin yeniden kullanılacak olması çok hoşuma gitti…Bölümün talihsiz hırsızının Niyazi olması ise çok daha hoşuma gitti…Niyazi’nin hikayemizde ki devamlılığının sürmesi son birkaç aydır konuştuğumuz konuları düşününce “Dizimizin Geneli için istikrarın ayak sesleri”…Yeniden hikayeye dönecek olursak işin Köşk boyutu kadar Tahir ağa ve çocukların boyutu da gayet renkli işlenecektir…Bazen öyle bir hâl oluyor ki çocuklar ile yetişkinlerin rolleri karışıyor ve bizim dizimizde çocukların “Olgunluğu” işleniş bakımından hayranlık uyandırmayacak gibi değil…Hep dedik,yine diyorum dizilerde çocuk karakterlere bakış açımı değiştirecek bir çizgide işliyor bu süreç…Aynı zamanda “Gençlerimizin çizdiği profil” ise tam kıvamında…”Hata yapan”…”Hata yaptığını kabul eden”…”Ama ne olursa olsun Ailesinden uzaklaşmayan” genç kardeşlerimizin de bazen çok sinirlensek dahi karakter olarak çok “Gerçek” ve “Ölçülü” olduğunu söyleyebiliriz…Onlar üzerinden izleyiciye,ekran başına verilecek ince mesajlarda “Bir ana baba hassasiyeti,dili ile verilirken” onların “Anne babalara” vermek istedikleri mesajlarda aynı özen ve objektiflik ile yansıtılıyor…O dönemde söylemiştim…Oğuz’un iflası,Köşkün kaybı gündemde iken Ceren’in bu krize olan “Olgun” yaklaşımı beni çok etkilemişti…

Sözün özü bu bölüm çocukların “Yuvalarını kurtarmak için girişimleri” yine ve her zaman ki gibi benim için çok anlamlı olacak…Kardeş oldular,kardeş kalabilmek için gösterdikleri çabaya hayranım…

Sabah köşke dönen çocuklar gördükleri manzara karşısında çok mutlu olurlar. Acaba Oğuz Eda’yı boşanmamaya ikna edebildi mi? Mahkeme günü evden ayrı ayrı çıkan Eda ve Oğuz’un suratı niye asık, Ceren’in mahkeme ilgili son planı nedir?

Arkadaşlar burada “İddalı bir tahmin” yapmak istiyorum…Bilirsiniz beni söz konusu İki Aile olunca kesin konuşmayı sevmem,senaristlerimizden ötürü ucu bir parça açık bırakırım fakat burada net bir tahmin yapmak istiyorum…O da “Sabah Köşke Dönen Çocukların göreceği portre ile ilgili”…

Bu portre;

Klasik Eda-Oğuz uyuması olacak…Daha önce Efe’nin kaybolduğu gece olduğu gibi,sözde ayrılık gecesinin sabahında uyandıkları gibi geçmişe selamların en okkalısı çakılacak ve Eda ile Oğuz gecenin sabahında aynı şekilde uyanacaklar…Önce Oğuz uyanacak,inleyerek,ahhhlayarak Eda’yı uyandırmaya çalışacak,Eda uyanacak ve hallerinin farkına varıp toparlanmaya çalışacak ve o gün duruşma günü olduğunun farkına varacak…
“Boşanma öncesi duruşma gününün sabahında” Sarmaş dolaş uyanan ilk çift olarak “Dizimiz yine olağanlara dışarıdan bakmaya devam edecek”…

* İşte böyle arkadaşlar…Özet yorumunu bahane ederek,genele ilişkin ufak tespitlerle bezeli “Sözde Özet Yorumumuzun” sonuna gelmiş bulunuyoruz…

Şimdi hepimizin gördüğü üzere önümüzde “Özlenen öğeler ile işlenmiş” bir bölüm var…En azından buradan öyle gözüküyor…Ve sizinde fark ettiğiniz gibi “Reytinglerimizde büyük düşüşler” var…Artık bu düşüş oranlarımıza da vurduğu için çözüm yolunun ne olduğunu çok iyi biliyoruz…Belki çok söylüyoruz ama sesimizin duyulmasını istememizdir amaç…Fragmanlarımıza getirilecek renklerin “Reyting oranlarını da renklendireceği su götürmez bir gerçek”…O zaman madem sesimiz duyulmuyor,onlar bize gelmiyor,biz onlara gidelim…Sizden ricam herkesin “Bir” tane de olsa Star Tv’nin İzleyici temsilcilerine mesaj atmanız…Yapıcı bir üslup ile isyan etmeden,dökeceğimiz birkaç satır kim bilir belki yerine ulaşır…Ulaşmasa dahi “Biz Elimizden geleni yaptık” demenin huzurunu yaşamak adına bir mesajdan zarar gelmez…

* Artık yavaş yavaş son noktayı koyabiliriz sanırım…

Ama koymadan önce Nuray’ın “Geçtiğimiz senenin son günlerinde yaptığı bir tespit “ ile ilgili söyleyeceklerim var…Doğaç Yıldız’ın eğitimi dolayısı ile çekimlerinin azaltıldığını bende duymuştum Nuray…Hatta Yaman ile birlikte yaşama zorunluluğu da bunun bir parçası diye düşünüyorum…Aksi takdirde mekanımız Köşk olduğu için ağırlıkta ki tüm setlerde bulunmak zorunda olacaktı…Şimdi ise yurt dışına basket bursu hikayesi Nuray’ın satırlarından sonra benimde aklımı karıştırdı…Mantıklı geldi Nuray’ın tahmini…Tabi eğitim gelecek demektir…O yüzden Doğaç kardeşimiz için ibreler eğitimi gösteriyor…Televizyon piyasası zaten malum…Kaygan zemin ve genç yaşın ister istemez getirdiği “Sözde Şöhret büyüsü “ ile olmadık yollar ve temeli sağlam olmayan gelecek…İşte bu yüzden Efe’nin hikayede kaybı pahasına Doğaç’ın yolu açık olsun…Şayet tahminlerimiz doğru ise…

* Evet valla gidiyorum bu sefer…Anketlerimiz bırakıp gidiyorum…

:icon_shadİKİ AİLE 69.BÖLÜM ENLERİ…:icon_shad

1-EN Beğendiğiniz Sahne…?...
2-EN Beğenmediğiniz Sahne…?...
3-EN Güldüğünüz Sahne…?...
4-EN Duygulandığımız sahne…?...
5-Haftanın Mesajı…?...
6-Haftanın Repliği…?...

Dostumuz Hayri’nin de yeni yılını kutluyor onun anketini de 2008’ taşıyorum…

İKİ AİLE 69.BÖLÜM ŞIK VE RÜKÜŞLER…

1-EN Şık Bayan…?...
2-EN Rüküş Bayan…?...
3-EN Şık Bay…?...
4-EN Rüküş Bay…?...

* Söz bitmiştir artık,gitme vakti geldi…Bayramdı,Yılbaşıydı derken bu aralar özel günlere doyduk,manevi yönden depolandık…Şimdi yeniden koşma zamanı…

Hepinize Sevgilerimi ve Saygılarımı gönderiyorum…

Görüşmek Üzere…

hukukcine
02-01-08, 03:25
Ayrıca...herkese iyi seneler...inşallah hepimiz için huzurlu vee başarılı bir yıl olur...

Vee tabii yeni yılda da...paylaşmaya devam...yorumlara devam...di mi?...

Fatoş abla sağolsun...kaçış yok yani...

Vee ah ah yoruma geçmeden önce...meğer içtimaya çıkan Fatoş ablamıza nazar değmiş....Fatoş abla..sana mesaj attıktan sonra hasta olduğunu okudum...bu yüzden geçmiş olsun..umarım daha iyisindir...nedir canım bu...valla benmi getirdim ailemize gribi...anlamadım...hapşiii...hapşiiii diye diye....

Efendim hasta olan herkese şifa diliyorum...Fatoş abla...dikkat et kendine...:img-yes:

Vee evet benim de tatil hala geçerli olduğundan...bugün de bir özet yorumu yapayım dedim..hafta uzun ne de olsa...paylaşılacaklar da bitmedi...bitmedi di mi...valla Fatoş abla gelirse...ve biz en azından bir üç sayfa atlamadıysak...mahvolduk...benden söylemesi...

Veee başlıktan önce...ben Buğraya kısacık:img-hyste bir yorum yazdım ama buradan yine söylemek istiyorum....harika bir klip olmuş....hala arada bir dönüyor...ezberledim...gitti....

Buğra sayesinde muhteşem bir yılbaşı bölümcüğü izledik....ellerine sağlık...canım arkadaşım benim...;-)):happy0064

Vee yine geçemiyorum efendim başlığa...bir kaç şey daha var...

Buğra demişki...

Boşuna Atom demiyorum görüldüğü üzere Aysun'un dönüşü ile birlikte "Aysunca" yorum stili tüm forum sayfalarımıza yeniden sirayet etmiş bulunmakta...Bu durumdan ötürü gayet mutluyum...

Böyle demesene yaa...valla stres başlayınca ne yapacağım ben....vee ayrıca aklıma birşey daha geldi..geçen gün de yazacaktım..unutmuşum...ailemizin istisnasız her üyesinin kendine has bir stili var...yani birbirlerimizin yorumlarını okusakta onları yorumlasakta...bunu hep kendimize öz tarzımızla yapıyoruz..hiç taviz vermeden...bu da benin mutlu ediyor...

Müge abla demişki...

Gözlerime inanmıyorum…..Aysun gelmiş..Kendi ile özdeşleşen başlığı ile… Neler yazmış ah ah ben de öyle olmak yorumun en ince detaylarına kadar yazmak istiyorum ..Ama nerde….?
Aysun’cum…Allah bu yazma enerjini senden eksik etmesin….(:

Valla hiç birimizin enerjisi eksilmesin Müge abla...ne yaparız onsuz öyle değilmi...canım benim güzel sözlerin için çok teşekkür ediyorum


Gözde demişki...

Çok değil bir sayfa önce gezinirken harika bir senaryo çarptı gözüme..
muhteşem aysuncum tebrik ederim birçoğumzun bekledi replikler ve beklediği sahneydi..

Evet gerçekten öyleydi Gözdecim...ama çok beklemek zorunda kalmayacağız bu görüntüleri görmek için..özet zaten sinyaller veriyor daha şimdiden.. öyle değilmi...???

Pelincim demişki...(çook güldüm) hakikaten zırvaladın sen yaa ....özledik dedik tepemize çıktın:img-hyste...bu ne....aaaa çoook kızıyorum.....yok yok...hiç öğretmen hanıma kızabilirmi insan hiç...yerlere yatmaya yakındım....evet cadı Aysun geliyor...geldi...evet cevaplar...Pelin hanım...;-))

Ve geldim.. Biraz geciktim çünkü temizlik görevlisi teyzemizin pompasını aşırırken yakalanmayayım diye yurttakilerin uyumasını bekledim.. Ah Aysun ah, gündüz almayı unutmuşum pazardan, gece ne hallere düştüm bulucam diye.. Yetiştim mi acaba ;=) Hoş, asker dediğin dayanıklıdır, boğulmaz :=) Geçmiş olsun, Fatoş Teymenin çok çalıştırdı galiba soğuklarda, hasta olmuşsun, yoksa sürünmekten kurtulmak için yalan mı attın ha?

Allah allah...bu ne yaa...niye geldin...çağıran mı oldu...??Pelinin sayesinde çıktı adımız yalancıya iyi mi...teessüf ederim öğretmen hanım...öğretmen hanım diyorum zira senli benli konuşmalar tarihe karıştı efendim bundan böyle...

hayır! sürünmekten kurtulmak isteyen kim...efendim...rica ediyorum...veee işe yaramadı pompa....siz bu kadar geç kalınca...bastı zaten her yeri su...dikkat edin boğulursunuz...başlayın etrafınızı pompalamaya...hadi ne bakıyorsunuz...başlasanaza...hay allahım ya.....sen sabır ver...;-)):img-hyste

Evet seni senin silahınla vurarak alıntı yaptığın yorumlarını alıntı yapıyorum, XXL girişini terzide daralttırsak iyi olacak, Melahat bilir bu işleri, hallederiz beraber

Yapmayın efendim...telif haklarından haberiniz varmı acaba?? Hmm?? Yok size izin mizin....vee ayrıca girişimi terzide daraltamayız....zira size cevap vermekten olmaz bu iş...önce sizi daraltmamız gerek...mantık hatasına uğramısşınız siz belliki...;-))

Ohhh mumlara bak sen, vanilya lavanta kokulu hem de, Eda’cıyım diyorsun, bu mumların kullanımını öğretseniz de sürpriz yapımında kullansa hiç fena olmayacak efendim.. Oğuz'cuğum yazık sürpriz yapmak için ama yapamayıp da uyuyunca mumları yaka söndüre bitirdi, ona yolla da işe yarasın, lazım olacak... ;=)

Eh Oğuz da uyumasın efendim..çocuk mu bu....allah allah....ne yani...Eda sanki oynadı...çocuklara baktı...o da yarısını halletseydi....mesela Timura gitseydi en azından Eda daha çabuk bitirirdi işini yatağın üstünde oturacağına...hem uykusuda açılırdı...Edanın suçu ne...?? ayrıca...evet kokulu mum...Eda ya veririm tabii...ama Edanın mum yakması gerekmiyorki....ancak Oğuz a veremem o canıııım mumları...mahveder onları o....normal kullansın..Numan amcada vardır zaten...gitsin ondan alsın üşenmesin öyle milletini mumlarına konmasın...;-))

Eh asıl sana pes vallahi Aysun.. Bu ne yaa hayvanat bahçesine masaj salonu mu açılmış? tay, sıpa almış başını gidiyor, aman fillere dikkat edin haa sonunuz pek hayırlı olmaz.. Fatoş Abla sana ne demeli? Kız kısmısı(!) öyle evlenme teklif etmez, azcık ağırdan satar kendini ah ah bu gençliğin gidişatı hiç iyi değil, bıraksak adamı iç güveysi olarak alacak yahu, sen çalıştırmazsın da şimdi bu adamcağızı evde otursun diye.. Beklerim bu çaçalıkla

Görüyorsun di mi Fatoş abla...nerden nereye...ne kadar abarttınız öğretmen hanım siz bu durumu...evet aynen öyle hayvanat bahçesinde masaj salonu açılmış...küt erkekler için...Oğuz oraya gitti....biraz yumuşamak için...en azından odunu yok etmek için...işte taylardan sıpalardan ders alıyor efendim anladınız mı şimdi....:img-hyste

Valla ne desem bilemedim şimdi.. Utandırıyorsunuz beni Aysun Hanım'cım.. Teşekkür ederiz.. Olay oldu valla yorumlarımız tebrik ediyorum hepimizi.. Bir kayıp ilanı verilmediği kalmıştı o da oldu efendim..
Ama Aysun Hanım şimdi ortaya bir durum çıkıyor..
Siz tatil matil diyip de bizi alıştırıyorsunuz böyle, sonra bitince yorumlar kesilirse olmaz.. Her hafta mutlaka en az 1 yorum sözü istiyoruz senden kamuoyunun önünde efendim..

Ne yapayım..imza mı atayım…anlamadım…hemde kamuoyunun önünde…başka bir arzunuz varmıydı…hani başlamışken onu da aradan çıkarıverelim diye dedim…siz bir düşünün isterseniz…:img-hyste

vee utanmayın…biz gerçekleri yazdık…siz asıl verdiğiniz cevaplardan dolayı kızarın böyle domates gibi…teşekkür de etmeyin…istemiyorum sizin teşekkürünüzü…
ortaya çıkan durum ise…sizin diliniz uzamış Pelin hanım…ne oldu…anlamadım…:img-hyste

(Pelin…valla şimdi masanın altına kayacağım ya…çok güldüm)tamam canım…benim…yazmaya çalışacağım…yazamazsam da sen yazarsın benim yerime…bu da sorun mu allah aşkına…;-))


Aysun valla iyi değilim, sersem ettiniz beni haa, kulaklarım çınlamaz mı, sunum yapamadım valla çın çın, bilgisayardan ses geliyor herhalde diye kontrol ettim durdum

Valla eminim şimdi de iyi değilsindir…dengen bozuldu di mi…ben böyle pat diye çıkınca…ah ah…hiç üzülmedim desem yeridir…gülüyorum…

Insan ne yazdıklarını önceden düşünmediyse eğer…işte böyle denge problemleri çıkıyor ortaya gayet normaldir…efendim…inanın normaldir….

Pelincim….ah ah….valla harika çaça bir yorum olmuş…hayran kaldım……işte böyle çaça yorumlara karşılık böyle çaça cevaplarda benden geldi…elimden geleni yaptım…gerçekten…


Evet bu güzel yorumlardan sonra....


gelsin bakalım başlık....

„Allah okuyana kolaylık versin ;-))“

evet çok sevindim...zira ben dahil o soba sahnesinin daha farklı gelişmesini isterdik...di mi Fatoş abla...şu krem sürmeyi diyorum...gülüyorum...bence bu hafta benim başta kendimi rahatlatmak için...karaladığım senaryoda o kısacık değişikliğe benzer bir şekilde gelişmekte senaryomuz....harika...harika...harika öyle değilmi??


Evet geçiyoruz efendim 70. bölümümüzün özetine....eh ancak...;-))

Maatba’ya gelen Yaman Oğuz’un sinirlerini bozar. Volkan ile Yaman arasında nasıl bir iş ilişkisi olduğuna anlam veremeyen Oğuz Ergin’den bir araştırma yapmasını ister.

Bozmazmı....Yaman nereye gitse sinir bozucu olmuyormu...kimbilir nasıl zehirini akıtacak...uğraşsın bakalım...nereye kadar...en kısa zamanda tepe taklak gitmek için...boş fırsatlar kolluyorsun Yaman bey....hala bey diyorum...bak...sinir etme beni...;-))

Işte Volkan...dış görünüşe göre Oğuz tabiri ile „muhallebi kıllığında“ olabilir tabii...ama zaten ne kadar acımasız olabileceğinin sinyallerini Oğuz onu dövdükten sonra arabaya bindikten sonra verdi...acımasız bir karaktere benziyor...Oğuz cephesine bakılırsa eğer...Oğuz da saf değil tabii....o da Ergin sayesinde araştırmaya başladı demek...haklı olarak...

Tabildot yemek işine giren Eda çok heyecanlıdır.

Eda tabii Volkan bu „mafya kimliğinden“ habersiz...nasıl kuşkulanabilirki bizim sivri zekalı Edamız...adam durmadan çat çat çat çaçamızın elini öpüyor...Oğuz bu konuda haklı...kim demiş ben Edacıyım diye...objektif bakıyoruz olaylarla canım...vee işte eminim Eda sinir olacak bu duruma...hem iş olmayacak diye...nerden geldi bu hastalık diye hemde Oğuzun istediği olacak diye...çaça sahneler bizi bekliyor demektir bu da...süper..

Ancak ilk gün aksiliği Eda hastalanır,grip yüüzden işe gidemeyecek durumdadır. Oğuz bu durumu hemen lehine çevirir ve çocuklar, Safiye abla birlik olup Eda’ya bir kumpas hazırlarlar.

Bunu okuyunca geçmişi hatırladım...Buğracım kaçıncı bölümdü sen bilirsin...Seda abla çocuklar Ferit filan kumpas kurmuşlardı Edaya....gizli bir organizasyon hazırlayıp onu kendi kafesinin açılışına davet etmişlerdi...evdeki o heyecanlı...gizli diyalogları...ve bir de Sedanın o oldukça abartılı...yalanının anımsadım...neydi...? hatırladınızmı?..evet...Eda dükkanda borular patlmaş her yer su içinde...ama sen yine de bir ruj filan sür yaa...gülüyorum...işte böyle güzel sahnelere şahit olmamız oldukça yüksek bir ihtimal...ne dersiniz?...bir de Safişte varmış bu işin içinde...Edayı ikna eden kol bana sorarsanız...
Harika...

Oğuz bütün şirinliği ile Eda’nın bakımını üstlenir.

Fatoş ablaaaaaaaaaaaaaaaa....okudun di mi...işte tamam Oğuz yapacak ama...çay...krem sürecek belki...ilaç...filan...ama sonuç aynı....bir endişem var ancak...Oğuz ve mutfak...evet bu çok tehlikeli olabilir...mesela çorba yapabilirmiki Oğuz...yakmasın kendini...off...veya çay...hadi kahve işini halletti...artık köpüğü de yerinde..ya çay...o nasıl olacak...?? hiç bir fikrim yok....

aaa untumadan....Oğuz..Eda bol yanık kazan dibi seviyor...dibi yanmış çorba severmi diye sorarsan...sevmez galiba...sen en iyisi Safişten yardım iste...belki yine haşlama yapar...gülüyorum:img-hyste

göreceğiz artık...çok komik ve matrak sahneler bizi bekliyor arkadaşlar...
Hastalığın etkisi ile önce Eda durumu çakmaz fakat zaman geçtikçe işi çözer.
Aksini bekledikmi...beklermiyiz hiç...aksi aklımızın ucundan bile geçmez di mi....;-))

Oğuz,Eda ile romantik bir gece geçirmek için her şeyi organize eder. Ancak bu kez de köşkte elektirikler kesilir.

Aa bravo...demek Eda iyileşiyor...bravo sana Oğuz...nerdesiniz şu an...köşk duruyor öyle değilmi..aa duruyormuş...baksanaza...köşkte kesilmiş zaten elektrikler..eh iyi yine...Oğuz valla şansın iyi gitmiş...ne diyeyim...hiç olmazsa Edamız iyileşmiş....vee harika harika...elektrikler kesilmiş...yaa daha bir romantik ortam olabilirmi yaa...olmaz tabii...umarım Oğuz merdivenlerden aşağı yuvarlanmaz...aman dikkat...en önemlisi mumları bulmak...gerisi kolay...eveet işte bu romantizim kokmuyormu arkadaşlar...süper süper...

Tahir Ağa’larda olan çocuklar ise barışıp barışmadıklarını merak ederler. Niyazi’yi köşke casus gönderirler.

Neee??? allahım yaa...bu Tahir ağa da ne kadar sabırsız canım...hadi merak ediyorsun...Oğuzu ara...ulaşamazsan da yarını bekle canım...allah allah....ay şimdi bayılacağımn...Niyazi mi...doğru okuyormuyum diye tereddüt ettim bir an...vallahi Niyazimiş...Tahir ağa..başkasını bulamadınmı ya..oğlunu niye yollamadın...hadi o yine bir şekile görünmeden sızardı köşke...bacadan olsa bile...;-)) ya Niyazi...?? anlamıyorum..yok yok...gülüyorum çaktırmayın...;-))
Ancak Eda Niyaziyi hırsız zannedince olanlar olur.

Işte...buuuuuuuuuuuu....çok güldüm...Niyazinin kafasına indirecek demek bu sefer Eda tavayı....süper....nedir bu Niyazinin şu köşkün hanımlarında çektiği....önce Damlayı gördü bayıldı...şimdi ise Eda yı görünce zorunlu bayılacak...öte yandan...yine çok sevdiğimiz „panik atak Eda“ sahnelerine şahit olacağız belliki...süper

Sabah köşke dönen çocuklar gördükleri manzara karşısında çok mutlu olurlar. Acaba Oğuz Eda’yı boşanmamaya ikna edebildi mi?

Bu özeti yazan kim allah aşkına ya...önce yanıtı veriyor sonra soruyu soruyor...tren kaçtı...sayın özet yazarı:img-hyste....

biz anladık zaten....evet Eda ve Oğuz sonunda barışıyorlar...süper...harika...sımsıcak sahneler olacak bunlar..eminim...bu bir...bunu nerden biliyorum? güzel soru!

...şöyle söyleyeyim sayın özet yazar...herhalde salon Niyaziyi koltukta baygın bir şekilde görünce çocuklar sevinçlerinden havaya uçmayacaklar öyle değilmi...

eh hal böyleyken peki çocuklar neden seviniyor olabilirler?...bir düşünelim...aa buldum...evet evet....çocuklar Oğuz ve Edayı koltukta sarmaş dolaş uyurken görünce sevinçten uçacaklar...Niyazi de bir kenarda baygın yatsa bile o an kimin umurunda olabilirki bu canım...allah allah...sizde bir alemsiniz kusura bakmayın...;-))

Özet yazarına bile fırça atmaya başladım:img-hyste....ne oluyor bana canım...sinir oldum kendime..ama şimdi o kadar iş edinip yazdım bunları yaa...silmiyorum vee gülüyorum...devam ediyorum

Mahkeme günü evden ayrı ayrı çıkan Eda ve Oğuz’un suratı niye asık

bence bunu nedeni Yaman...kesin yaman...yine Efe ile ilgili sorun çıkarttı...vee Efeyi yanına aldı...Efe de boyun eğdi bu duruma vee gitti babasının evine...bunu fark eden Edanın da yüreği parçalandı...Oğuz da bu yüzden üzgün...bu ayrı ayrı çıkmalar sanırım senaristlerimizin bize bir oyunu...zira hiç uymuyor...

Ceren’in mahkeme ilgili son planı nedir?

Evet iş yine Ceren e kaldı...Okulda Efeye rastlar vee onu mahkemeye gitmeye ikna eder...belki bütün çocuklar gider ...bilemiyorum...benim filmim tam burada koptu arkadaşlar..itiraf ediyorum...;-))

Evet arkadaşlar size sonucu açıklıyorum:

Aysunun planladığı...SADECE özet yorumu..vee bu yüzden 2 sayfa...gerçek olan ise...tam 5 sayfa...bu da hep Pelinin yüzünden....görüyorsun di mi....ne oldu...hadi getir bari pompayı....

Vee arkadaşlar...bende perdemi bu gecelik indiriyorum...vee evet bu hafta bölüm yok diye...buraları çok fazla boş bırakmayalım yinede...hiç olmazsa biraz vakitleri olan...hasta olmayan...lardan kastım...
Gidiyorum...kendinize çok iyi bakın....sevgiyle kalın...iyi geceler...

deren1970
02-01-08, 06:06
Ben geldimmmm
Vallahi hiç alıcılarınızın ay pardon bilgisayarınızın orasını burasını kurcalamayın, evet saat doğru ve bu saatte buradayım efendimmm:img-grin2
Vallahi nasıl bir grip virüsü ise resmen beni mahvetti. Geceleri uyumak ne mümkün tam sağa başımı çeviriyorum eyvahh sol burun deliğim tıkanıyor sonra bir öksürük krizi, zaten öksüremiyorum bile artık çünkü boğazım acıyor, yüzüm şiş, bende uyuyamadığımdan hatta battaniyeye sarılı koltukta tünemişken (evet evet aynen öyle, sahneyi bir aklınıza getirin:P) böyle durumda bile ğuz-Eda ne yapacaklar diye düşünüyordum ki dedim kalk Fatoş alk yatamıyorsun, hatta yatma pozisyonu bile yasak bari foruma girde düşündüklerini foruma yaz aklından gitmeden önce:img-yes:
Şimdi öncelikle nasıl bir aileyiz biz böyle, yoktur herhalde başka hiç bir yerde (yahu mani şekli bir cümle mi oldu ne:img-hyste) sen Münihten başla grip olayı yani Aysun grip oldu diye anladığım kadarıyla ailemizinde%70'i grip olsun iyi mi. Nasıl bir aile sevgisidir bu, hastalıkta ve sağlıkta hep beraberiz:P Tüm kardeşlerime, arkadaşlarıma çok geçmiş olsun diyorum, yani benim 5 gün oldu içmediğim ilaç, şurup, ıhlamur çayları, pastil kalmadı çok az bir iyileşme var bende ki umarım sizinkisi bu kadar uzun sürmez, kısa zamanda toparlanırsınız.
Şimdi aysun hanım sen benim Oğuz'uma lavantalı mumdan ne anlar mı yazmışsın, yoksa bana mı öyle geldi:img-wink: baksana sen bana ne kadar hasta olsamda Oğuz'cuğuma laf söyletmem ben, o lavantalıdan da anlar, gül kokulusu olandan da. Aaaa bu kadar da adamın üstüne gidilmez ki canım, evde inadın önde gideni, buradan siz, adamcağızda tek başına kalmadı yani tek ben bile yeterim ki Nuray'cığımı hiç lafa bile sokmadım:img-wink:
Ha bu arada Pelin'e demişsin ki senin dilin uzamış vallahi öncesini bilememde artık benim sesimi duya duya mı dili uzadı bilemiyorum:img-hyste
Evet gelelim Eda-Oğuz'a tamam biraz geç geldik ama kusura bakmayın yahu hastayız işte geldik dedik, konuya giremedik, şimdi konuya giriyoruz efendim. Şimdi canım annem ben hastayken kadıncağız çorba yaptı, taze meyve suları sıktı, ilaçlarımı bile saatinde veriyor ki yaptıklarının listesi böyle uzar gider, şimdi bu yapılanları Oğuz'da Eda için yaparsa, vallahi Edayla ortak bir yönümüzü yazmışsınız bende en yanık kazandibini severim iyi mi:img-yes: vallahi yanıkta olsa yataktan kalkamıyorsa biricik Oğuz'un hatrına yanık çorbadan azıcıkta olsa içer yahu:img-yes: sonra adamcağız meyvesuyu sıkar ona, elektrik kesik bile olsa el limonluğu ne güne duruyor canım hem kızlarına o limonlukla meyvesuyu sıkardı canım benim:img-in_lo
Şimdi bizimkisi Edanın ateşi varsa bir panik olacak ki tam evlere şenlik, ikide bir Edanın ateşini ölçmeye çalışacaktır filan sonra saatler geçince yorulacak adamcağız (kolay mı canım neler yaptı baksanıza, yorulur tabi insan) yine bizim 17. bölümdeki kanepede bunlar birbirlerine sarılmış olarak o bölümde Damlaya, bu bölümde tüm çocuklara yakalanacaklardır.
Şimdi mahkeme günü tahminlerimi daha önce yazmıştım, hatırlatayım isterseniz ya bu defa Eda vazgeçecek hakim sorduğunda, yada tüm çocuklarda mahkemede olacak ve Ceren'den kalbimize işleyecek bir konuşma duyacağız ki bu konuşmadan sonra biraz zor ayrılırlar yada yeni bir tahminde daha bulunuyorum efendim bizim iki hınzır Füsun-Ergin yüznden boşanamayabilirler. Nasıl mı? mahkemede hakim bunlara soru sorduğunda biz bu davadan çekiliyoruz, çünkü bu çift birbirine aşık, bunların boşanması esasında saçmalık olur diyebilirler. Bilmiyorum ama böyle bir sahnede olabilir.
evet kısa yazımın sonuna gelmişken:P vallahi çaça fatoş Abla korkusuyla giriyordunuz güya ama general Sevil [B]Ablanız bu foruma girmeme durumuna süper el atmış, iyi ki atmış. Vallahi 1 elin nesi var 2 elin sesi var olacak, en ufak uzaklaşmanızda bu iki ablanız sizi olduğunuz her yerde bulacaktır. Son sözler kesinlikle tehdit değildir. Umarım sayfalara az girmeyi hiç ama hiç aklınıdan geçirmezsiniz, zaten Buğra da en li soruları sormuş. Kısacası tüm ailemiz burada bekleniyorsunuz.
Sevgi ve sağlıkla kalın, ileriki saatlerde görüşmek üzere

ggnibsgk
02-01-08, 17:32
************************************************** **********************

Selammlarr İki Aile Ailesiii:)

Yaww bişey fark ettim arkadaşlar ben hiç birinize geçmiş olsun demedim aaa!..Hiç uyarmıyosunuz da bak şimdi!...Bütün hastalara geçmiş olsun efendim inşallah en kısa zamanda sağlınıza kavuşursunuz…Bu arada yılbaşı akşamı verdiğim alarm yanlış çıktı:img-hyste Yani meğerse o kadar da çok hasta diilmişimm…Sadece uykudan yeni kalktığım için,azcık hasta olmanın da etkisiyle öyle biraz uyuşmuşum yani ehuehue…:icon_whis

Neyse bu kadar kişisel bilgi yeter…Artık yavaş yavaş konuya girelim…Diycektim ki yine giremiyceğimi ve kişisel bilgilere dönmem gerektiğini fark ettim…Canlarım ne yazık ki ben yine kampa çekiliyorum arada gelip kısa kısa yorumlar yaparım ve yorumlarınızı okurum tabii kii ama yine de Fatoş Abla’mın ve Sevil Abla’mın gazabına uğramamak için mazeretimi belirtmem gerekiyoduu…:)

Allah hepimize kolaylık versin bu finalleri de sağ salim atlatalım yaww off!...Efendim hepinizin huzurunda hiçbir dersten bütünlemeye kalmıycağıma söz veriyorum…Belki bi tanesinden kalırım şimdi o kadar kesin konuşmayalım ehe!...;)

Neyse efendim bu sonuç gibi girişten sonra artık İki Aile’ye dönelim dimi???;)

En’leri cevaplamak isterdim ama o kadar vaktim yok hemen kısaca bi sitede gördüğüm bi eleştiriyi yazmak istiyorum…Çünkü oldukça kayda değer geldi bana…Hoş biz de farkındayız ama olsun…:img-wink:

Kaç bölümdür boşanma telaşesi sürüp duruyor ama bundan bi türlü Yüksel Enişte ve Seda Abla’nın haberi olmuyor…Tamam anladık Seda’yla ilgili bi problem var ama bari eniştem gelsin yaa…Özledim zaten adını jenerikten de çıkardınız!...Bari konuk oyuncu olarak katılsın dizimize yaa…:icon_sorr

Tamam mali sıkıntılar olabilir ama en azından arada bir uğrasın yani aa!...Mesela Tahir Ağa,Eda ve Oğuz’u karşısına alıp konuşacağına Yüksel Eniştem konuşabilirdi gayette…En azından Oğuz’un yanında bi ek kuvvet daha olurdu yani…Eda’yla baş etmek kolay mı bıraktılar tek başına adamı orda yanında bir tek Füsun vardı,o da içten içe Eda’nın tarafındaydı sonunda da gerçekten geçti zaten Eda’nın yanına...Şimdi neyse ki Ergin var ama en az Oğuz kadar çatlak bi karakter gerekiyodu arada Oğuz’u pohpohlayan…Öksüz kaldı Oğuz yaww!...:img-yes:

Neyse efendim ben kaçıyım artık hepinizi çok seviyorum,hadi hepinize iyi yorumlar hoşçakalınn….bye

bugra9
03-01-08, 02:14
Herkese İyi Geceler...:img-wink:

Yoğun bir günün ardından dinlenmek için gelebileceğim en doğru adrese geldiğime inanıyorum ve en az gün kadar yoğun olan Ajansımızı açıyorum...

:icon_shad:kahve:icon_shadGECE AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

* Önceliği "Aile Gündemine" verelim;:img-wink:

Aysun hoşgeldin...Dün gece yine şanına yaraşır bir yorum ile gelmişsin...Büyük bir zevkle okuduğumu baştan peşin peşin belirtmek isterim...
Ayrıca senin o "Kısacık" klip yorumunu eminim arkadaşlarımız tahmin etmişlerdir...Ben bilançoyu açıklıyorum...Evet arkadaşlar Aysun dün gece bir rekora imza atarak tam "Üç özel mesaj" yer kaplayan klip yorumu ile posta kutumu şenlendirdi...Tabi ki ben bu durumdan ötürü çok mutluyum...Kendine özel olarak söyledim ama sizlerin huzurunda tekrar teşekkür ediyorum...Çünkü tespitleri ve detay incelemeleri "Usta montajcılar" ile yarışıyor...Benden söylemesi...Eksik olma Aysun...

Ayrıca yine dün gece ki satırlarında "EMA=Eda Moral Operasyonu" bölümüne gönderme yapmışsın...Senden önceki yorumumda organizasyonların düzenlendiği bölümlerin benim gönlümde bir çıta yukarıda olduğunu belirtirken gözümde canlanan kareler 41.Bölüm yani Kafe'nin açılış sürprizinin organize edildiği bölümdü...Ayrıca söz konusu bölüm "Köşkte zincirleme kaza ve hastanede ki rezilliği" içeren unutulmaz bölümlerden bir tanesiydi...O günlerde az 41 kere maşallah dememiştik...Şimdi 70.Bölüm'e doğru yol alırken zamanın ne kadar fark edilmez bir olgu olduğunu birkez daha görüyor ve yalnızca gülümsüyorum...

Ve dün gece bir ilke imza atarak 05:06 sularında sayfalarımızın sürpriz ziyaretçisi olan Fatoş ablamıza büyük geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum...Biz senide gece kuşu yapmak isteriz Fatoş abla...İyileştikten sonra da senin sürpriz baskınlarını bekliyoruz...

* Artık Hayali Ailemize dönebiliriz...Haftanın EN'lerini konuşalım...

:icon_shadİKİ AİLE 69.BÖLÜM HAFTANIN EN'LERİ...:icon_shad

1-En Beğendiğim Sahne; Eda'nın Ceren'in doğum gününü kutlama konusunda Oğuz'un kararlı olup olmadığını öğrendiği sahne bölümün en beğendiğim sahnesi oldu...Bizde Eda ile birlikte öğrendik ki Oğuz bu konuda kararlı değilmiş,Damla'nın ilk teklifini red ederken aslında "Görmek istediği ama göremediği gerçeklerin altın tepside sunulmasını istiyormuş"...Eda'nın yaklaşımı ve kullandığı üslubun sıcak ve ikna edici olması ile birlikte Oğuz'un yapmak istediği ve içine sinen doğru yolu görmüş olduk...Sanırım Berna yazmıştı...Eda'nın Oğuz'a "Ceren'e karşı uzun süredir sevgini göstermiyorsun...Tamam haklısın" derken hakkını teslim etmesi benimde çok hoşuma giden bir detay oldu...Çünkü Oğuz'un babalığı çok hassas bir konu ve dizimizin en tutarlı yönlerinden bir tanesi...Tamam Oğuz zaman zaman kullandığı yöntemler dolayısı ile her insan gibi,her baba gibi hata yapabiliyor...Ama buda kızlarını,İstanbul gibi bir şehirde "Annesiz" büyütmesinden ileri geliyor...Kızlar Bahar'dan ona kalan miras,bahar'ın kokusu,bahar'ın parçası ve hiç unutmaması için koca bir neden iken üzerlerine titremesinin tek sebebinin "Sevgi" olduğu çok etkileyici bir dil ile anlatılıyor...Zaten Oğuz ve kızların ilişkisi,sıcaklığı ve iletişi müthiş birşekilde işleniyor...Kızların her üçü de aslında bilinçli ve üzerinde düşünülmüş karakterler olarak yazılmış ve her üçünün de annesizlik yönleri kişiliklerine sos olarak dökülmüş...

* Damla'nın içe kapanması ve hayattan soyutlanarak kızların küçük annesi olması;

* Ceren'in anne boşluğunu hissettirmemek için şımartılarak istediği herşeyin yapılması ve ilgisinin başka yönlere kayması;

* Merve'nin tıpkı Ceren gibi şımartılarak "Ailenin göz bebeği olması" ve babası ile kurduğu iletişim...

Bunlar sırf renk olsun diye karakterlere yüklenmiş kişilik özellikleri değil...Aksine bu özellikler kızların annesiz büyümeleri ve Oğuz'un üstlendiği iki ikişilik role ilişkin ufak tüyolar...

Ayrıca söz konusu sahnede Eda'nın "Ceren" için birşey yapması...Bir anne gibi benim dizimizden uzun süredir beklediğim bir hamleydi...Burada biraz duraklarsak,birkaç hafta önce birşey yazmıştım...Artık Eda,Ceren ile birşey paylaşsın,onun için birşey yapsın ama bu yaptığı şey artık onun başını beladan kurtaran,yada ibret alması gereken bir sorun olmasın demiştim...Çünkü gerçekten Eda ve kızlar arasında artık daha somut yaşanmışlıklar görmek istiyorum...Paylaşımların artmasını ve mümkünse bu paylaşımların yine hayata dair fakat olumlu yönden yapılması ise dizimizin bundan sonrası için beklentilerimin devamı...Çünkü Aile'yi anlatıyoruz ve Aile'ye ilişkin her ilişki dizimizin bir parçası...Ceren on sekiz yaşına girdi...İşte muhteşem bir fırsat...Eda ile Ceren'in arasına köprü kurmak için artık doğru adresteyiz...

Bir babanın konuşamayacağı,akıl edemeyeceği ama bir annenin evladı ile paylaşacağı ufak hayat dersleri ama komik dille ama duygusal bir kılıfla anlatılabilir...Altını çize çize söylüyorum...Bu naif dokunuşlar,ince detaylar dizimizin ömrünü uzatacak,çünkü hayat yıllar yılı anlatıla anlatıla,nesilden nesile aktarıla aktarıla sonu gelmeyen bir "İşte bu" denilemeyen koca bir devran...Farklı yönlerden bakmak,düşünmediğini görmek,düşündüğünü söylemek ise hayatı kimi zaman kolaylaştıran,kimi zaman genişleten ama yaşanılası bir yer yapan koca bir sebep...

İşte bu neden ile Eda'nın hem Ceren ile hemde Merve ile "Olumlu yöndeki" paylaşımlarını arttırmasını senaristlerimizin nazik kalemlerinden bekliyorum...Biliyorum ki yazdımı en iyisini yazarlar...Biz burada izleyici beklentisini temsil ediyorsak izleyicinin bunu beklediğini gururla söyler,saygılarımı iletirim...

* Biz EN'leri konuşuyorduk değil mi...Peki neden şuan bana EN'leri konuşuyoruz gibi gelmiyor...Dün Sözde özet yorumu yaptık,bugünde sözde EN'leri cevaplarız olur biter...Maksat sohbet olsun EN'ler bahane...:good:

2- EN Beğenmediğim Sahne; Eda'nın mahalle büyüklerimizi şahit olarak Köşke topladığı sahnenin devamında Oğuz'un düştüğü durum hikayenin bundan sonrası için "Belirleyici" olamayacak kadar hafif bir sebep olduğu için bu sahnenin bağlandığı nokta hoşuma gitmedi...

3- EN Güldüğüm Sahne; Kamera doğum günü kutlamasının ardından usul usul ağaçların arasına saklanırken Oğuz'un Niyazi'ye ye şunun yüzünü,yüzsüzdü zaten tam yüzsün olsun sözleri sahnenin zaten anlatım biçimi olarak sağladığı gülümsemeyi taçlandırdı...

4- EN Duygulandığım Sahne; Pusula'nın hikayesi...Aileye dair deyip duruyoruz işte Aile'ye dair işlenebilecek en güzel sahnelerden bir tanesi...On sekiz yaşına gelmiş bir genç kız ile babasının büyütüp,onunla birlikte büyüyüp,uçmayı öğrettiği yavrusuna verdiği güven...Üstünde söylenecek daha fazla birşey yok...Senaristlerimiz,dolayısı ile Oğuz mesajı en güzel ve anlamlı biçimde ifade etmeyi başardı...

5- Haftanın Mesajı; Geçen Pazartesi de aynı şekilde ifade etmiştim; "Aile ne yaparsan yap affeder"..."Yolum sandığın yönler bir gün yalan çıkarsa,seni hiç yanıltmayacak bir yön vardır ki o da seni koşulsuz sevenlerin yanı"...

6- Haftanın Repliği; "Yıllanmış Herşeyi Eski Sanıyorlar"...Söz zaten durduğu yerde kendi kendini öyle güzel anlatıyor ki artık ben birşey söylemeyeyim...Üstelik Halit Akçatepe üstadımız içinden kopa kopa söylemiş,oyunculuk böyle birşey işte...Önce inanacaksın,ardından içinden koparıp izleyicinin gönlüne ikram edeceksin...Helal olsun...

Artık yavaş yavaş son noktaya gelebiliriz...Sohbetimiz bu gecelik bu kadar...Gitmeden önce Sevgili Nuray ve Fatmanur'a girdikleri maratondan yüz akı ile çıkmalarını diliyorum...Arkadaşlarımızın yolu açık olsun...Hatta ne der anneannelerimiz..."Allah sizin açıklığı versin sizlere"...İster kısa,ister uzun herzaman bekliyoruz...

Kısa derken bir buçuk satır kurtarır mı Berna...:img-wink: (Hadi bir buçuktan iki yapalım...)...

Gitme Vakti !!!

Yepyeni bir gün önümüze serildi...

Haftaya ortasından başladık,Haftasonu ufaktan ufaktan Göz kırpıyor !!!

Soluklanmak için müthiş bir liman arkadaşlarım...Hepinize tavsiye ederim...

Ve Huzur ile kalın...

BERNA
03-01-08, 03:11
Merhabalar

Arkadaşlar bu başlıkta çok sık yorum yazan ve aileden biri olarak bütün içtenliğinizle yazdığınız, ne durumda olduğunuzu, yeni yılımızı kutladığınız mesajları silmek istemezdim ancak forum kurallarına göre bu başlıkta bölüm yorumları yapılacaktır. Lütfen gerekirse uzun mesaj yazın ama kişisel mesajlarınızı bölüm yorumları ile birleştirin.

Buğracığımın da yazdığı gibi sadece bölüm yorumu mesajları ise sadece tek bir cümle içermeyen ve bir fikir anlattığı sürece kısa da olur :) Biz uzun yazıyoruz diye çekinmeyin lütfen.

Gelelim En'lere :)

En Beğendiğim Sahne: Aslında Ceren-Oğuz sahnesi fakat köşkteki erkeklerin sohbet ettiği sahneyi de çok beğendim, onu da yazmadan etmek olmazdı ;) Orada söylenmiş olan 'yıllanmış herşeyi eski sayıyorlar' repliğinin verdiği güzel mesaj kadar Atatürk'ün saygıyla anılması da muhteşemdi. Daha da önemlisi onun olağan dışı öngürüsü ve yönetim becerisinin de ispatı olan 'Geldikleri Gibi Giderler' sözü de anıldı. Biliyorsunuz Atatürk bu sözü İstanbul'un işgal edildiği zaman gemilere bakıp söylemişti. Sonucu da malumunuz :) Bölümden hemen sonra aklıma gelmemişti fakat Oğuz'un orada bu sözü söylemesinde bence biri kesin olan iki adet ipucu vardı.

1) Mahalle rant çetesine karşı direnişini ne olursa olsun yapacak, biliyorsunuz inancı olmasa Türk ordusunun da gücünün durumu ortadaydı. Yenilme pahasına inançla mücadele ettiler. Mahalleli de güçsüz gibi gözükse de mücadeleyi bırakmayacak.

2) Bunun olacağına can-ı gönülden inanıyorum ama ilk ipucu kadar kesin gözüyle bakamıyorum. Tıpkı Kurtuluş Savaşı'nın sonucunda olduğu gibi inancından ve değerlerinden başka birşeye güvenmeyen mahalleli de zafere ulaşacak ve de rant çetesi de 'Geldikleri Gibi Giderler' :)

En Beğenmediğim Sahne: Sadece öykü olarak değil, teknik olarak da, oyunculuk olarak da Oğuz'un Ergin'le beraber salona düştükleri sahneden hoşlanmadım. Bana çok kopuk geldi herşey. Sahnede her zaman çok beğendiğim Emre Kınay ve de son zamanlarda çok başarılı bulduğum İclal Aydın'ı da beğenmedim. Ya da ben bu sahneye o kadar inanmadım ki, onların da inanmadığı kanaati getirdim. Yalnız orada Halit Akçatepe'nin oyunculuğuna bir söz söylersem çarpılırım ;) Her zamanki gibi çok güzel oynadı :img-yes:

En Duygulandığım Sahne: Oğuz ve Ceren sahnesi uzun zamandan beri beklediğim sahneydi. Her dizide aile sahnelerinden ayrı bir zevk alıyorum, aşk sahnelerini de zevkle izlerim ama baba-kız sahneleri benim için çok özeldi. Ailemin ve özellikle babamın her zaman desteğini hissettiğim için Oğuz'un pusulayı köşke ve aileye yönlendirmesi beni çok duygulandırdı. Kaybolsa da Ceren'in gelebileceği bir doğru yolu var, o da köşk :icon_sorr

En Güldüğüm Sahne: Daha önce de yazmıştım, espriyi biraz klişe buldum ama Öner Erkan'ın boynu tutuk hallerine çok güldüm. Vücudunu çok iyi kullanan bir komedyen olma yolunda hızla ilerlediğine inanıyorum sevgili Öner Erkan'ın :img-wink:

Bölüm Repliği: 'Hayat bir sürü caddesi olan bir yol...' Hayatımızın her noktasında seçimlerle karşılaşıyoruz belki ama bir şekilde yolda ilerlemeye devam etmiyor muyuz gerçekten ;)

ggnibsgk
03-01-08, 17:32
İstannbul’aa karr yağıyoooorrrrrrrr!!!! Holleyyy!...:happy0064Timur’un holley demesini özlemişim yaa:’(…

Neyse,Beyazıt muhteşemdi valla görmeniz lazım…Şimdiden arkadaşlarıma müjdeyi veriyim ben, eğer Beyazıt’taki gibi yağmaya devam ederse yarın kessin okullar tatil olurrr:) Ama biliyorum her yerde öyle yağmaz o yüzden yine de çok ümitlenmeyin ehe… :img-yes:

Sırf bunu söylemek için geldim hee ehuehue…Yok yok şaka ehe,kısacık da olsa enleri cevaplıyım dedim de,içimde kaldı;)

Hadi bakalım…

İKİ AİLE 69.BÖLÜM ENLERİ…

1-EN Beğendiğiniz Sahne…?...

Ceren’in doğum günü,her bir sahnesiyle muhteşemdi bence….Damla ve Ferit’in didişmesinden tutun da,Ceren ve Oğuz’un duygusal konuşmasına,Ceren’in gözleriyle babasını aramasından,çocukların diledikleri dileklere kadar her şey yaa, her şey çok güzeldii…:img-icecr

2-EN Beğenmediğiniz Sahne…?...

Yaman çok göründü yine doğal olarak sinir oldum…Hoş uslu dursa bile sinir oluyorum ama olsun;)Bi de Eda’nın Oğuz’a sevgisini hissedemediğim her sahneye de sinir oldum…

3-EN Güldüğünüz Sahne…?...

Damla ve Ferit’in kavgalarına barışmalarına falan ççok güldüm…Çok tatlılardı…Hele Damla’nın çantasını Ferit’in suratına yapıştırması çok komikti…ehuehue…:img-hyste

4-EN Duygulandığımız sahne…?...

En çok duygulandığım yer,kesinlikle Oğuz ve Ceren konuşması…Çok güzel bi konuşmaydı…Oğuz’un,küt olduğu kadar ne kadar da düşünceli bi adam olduğunun çok iyi bir ispatıydı bence:)

5-Haftanın Mesajı…?...

Oğuz’un Ceren’e söylediği sözler Ceren için olduğu kadar bizim için de çok güzel mesajlar içeriyordu…Senaristlerimize tebriklerrr…:)

6-Haftanın Repliği…?...

Yine Oğuz ve Ceren konuşması ehuehue, tam hatırlamıyorum o yüzden hiç katletmiyim ehuehue…

Şıkları ve rüküşleri de yapmak isterdim ama kıyafetleri hiç hatırlamıyorum yaa bu kadar olur….En ufak bi fikrim bile yok yani..Zaten üzerinden zaman da geçti..Balık hafızalıyım napıyımm aa!!!:icon_whis

Evet benden bugünlük bu kadar hepinize iyi yorumlar hoşçakalın canlarımmbye…

loralai
03-01-08, 20:35
ya arkadailar bugün resimlerin gelmesi gerekmiyomuydu halen yok ortada resim falan star sitesine özeti bile koymamış fragmanlarıda azcık vericek yine ondan sonrada tabi reytingi düşer dizinin bir hafta vermediği dizinin fragmanını çoktan yayınlaması lazımdı bi kere nasıl yüksek reyting beklerler ki bu durumda hiç özen göstermiyo star dizimize valla üzülüyorum bu duruma

FATMANUR_26
03-01-08, 21:35
ya arkadailar bugün resimlerin gelmesi gerekmiyomuydu halen yok ortada resim falan star sitesine özeti bile koymamış fragmanlarıda azcık vericek yine ondan sonrada tabi reytingi düşer dizinin bir hafta vermediği dizinin fragmanını çoktan yayınlaması lazımdı bi kere nasıl yüksek reyting beklerler ki bu durumda hiç özen göstermiyo star dizimize valla üzülüyorum bu duruma
sana katılıyorum cnm ama yinede reyting konusunda ağzını hayra aç

sta... sanırım ilk defa bu kadar uzun bir dizi çekildi bir çoğu reytingi yüzünden yarıda kesildi bitti (son yıllarda)
bence st..r ekibinin gözünü açması ve elindekine değer vermesi gerekiyor
bence st...r yeni bir dizi çekince o diziye yoğunlanıyor ve diğer dizileri resmen unutuyor. buda benim sinirime dokunuyor....

inşallah str ekibinden birileri burdadır :)
bunları duyup kendilerine çeki düzen vermeleri gerekiyor............


walla berna hocam silicem
biliorum çünkü bölüm yorumu değil:happy0064

ha birde unutmadan cnm ben resimleri cuma gelio die biliyorum ama doğrumu bilmem ...bye

loralai
03-01-08, 23:25
ya bende bu yüzden çok kızıyorum zaten en önem vermesi gereken dizisini es geçiyo daha öncede bazı dizilerden dolayı sinirliyim star yetkililerine zaten iyice boşladılar iki aileyide hayır benim kızdığım kanal hiçbir aktivite göstermiyor sonrada reytingler düştü diye (allah korusun)hoppp diziyi hiçbir açıklaması olmadan yayından alıyor iyide bu dizinin 1 hafta aradan sonra reklamını yapki bizim gibi takipçisi olmayan insanlar reklamını görüp aa çok güzel bir bölüme benziyor diye izlesin çok sinirlendim valla neyse resimleride ben perşembe akşamları falan geliyo diye biliyorum ama cumada olabilir yanılıyor olabilirim ama cumada geliyo olsa bu kez erken gelmesi gerekirdi bir hafta aradan dolayı neyse artık bekleyip görücez kısacık bi fragmanda yaparlar şimdiiyice deliririm

başkozlu
04-01-08, 00:11
Yarım yamalak gördüm fragmanı. Eda ve Oğuz mahkemede gözyaşlarını siliyorlardı. Sonra ikisini köşkte gösteriyor. Eda ''demek gideceksin ''diyor Oğuz'a, Oğuz'da ''başka çare bırakmadın ki Eda'' diyor. Hüzünlü bir fragman olarak gördüm.

FATMANUR_26
04-01-08, 00:15
Yarım yamalak gördüm fragmanı. Eda ve Oğuz mahkemede gözyaşlarını siliyorlardı. Sonra ikisini köşkte gösteriyor. Eda ''demek gideceksin ''diyor Oğuz'a, Oğuz'da ''başka çare bırakmadın ki Eda'' diyor. Hüzünlü bir fragman olarak gördüm.

nasıl yani hcm ya bu ne yawwww kalbime indi şimdi nedemek gitmek ufffffff

paylaşım için çok sağ ol

GizemliSahne
04-01-08, 00:36
Yarım yamalak gördüm fragmanı. Eda ve Oğuz mahkemede gözyaşlarını siliyorlardı. Sonra ikisini köşkte gösteriyor. Eda ''demek gideceksin ''diyor Oğuz'a, Oğuz'da ''başka çare bırakmadın ki Eda'' diyor. Hüzünlü bir fragman olarak gördüm.

Sevil Abla'cım sağol paylaştığın için.. :img-wink: Valla ben de bir şaşırdım önce okuyunca.. Aslında daha çok erken yorum yapmak için ve nasıl bir durumda söylendi bilmiyorum ama "demek gideceksin?" sorusu davaya gitmeden önceki bir sahne olabilir.. İkisi de bu yüzden suratı asık çıkabilirler.. Büyük ihtimalle Oğuz'un hasta bakıcı modları hoş sahneler getirecek ve büyük ihtimalle beraber uyuyacaklar ama en sonunda Eda bir laf edecek ve Oğuz'u kıracak.. Oğuz'un onca yaptığı şeye rağmen, sabah kalkınca eskisi gibi inatçı davranıp, Oğuz'a ya da çocuklara bir şeyler söyleyecek barışmadık ki gibisinden, Oğuz da bozulacak haliyle.. Eda her ne kadar pişman olsa da Oğuz'u üstü kapalı ikna etmeye çalışsa da Oğuz, Eda'nın boşanmadaki kararlılığı ve artık elinden geleni yapmasına rağmen Eda'nın tavrı karşısında, mahkemeye gitme kararı alacak.. Eda da pişmanlıkla "demek gideceksin?" diye soracak ve Oğuz da "başka çare bırakmadın ki Eda!" diyecek.. (valla nasıl soruyor, duygusal mı, pişman mı onu da bilmiyorum ya, okuyunca aklıma geldi işte, tamamen uyduruyorum yani:D) Aslında böyle olursa günlerdir istediğimiz denge biraz kurulmuş olacak.. Yani Oğuz artık elinden geleni yapıp, çekilecek ve Eda da artık farkına varıp bu sefer o Oğuz'un üstüne gidecek.. Ve tahminler doğru çıkıp da Eda mahkemede ben kocamı seviyorum ayrılmak istemiyorum diyebilir.. Ya da aklımın kenarında duran bir ihtimal var ama işleyeceklerini pek sanmıyorum.. Eda ve Oğuz'un boşanması ve dizinin eski havasına kavuşturulmaya çalışılması.. Kaçamak bakışmalar, özlemler.. Ve sonra tekrar evlilik.. Valla bu ihtimal de kulağa hoş geliyor be.. Tabi gözlerde bu aşkı, özlemi yaşayabildiğimiz, görebildiğimiz sürece.. :img-wink:

Valla fragmanı görmedim, o yüzden tamamen farklı ruh halleri üstüne yazmış olabilirim:D Neyse bu arada mahkemede gözyaşlarını mı siliyorlarmış? Ayy ağlamasınlar yaa çok gerçekçi ağlıyorlar ama olmuyor ki yaa :D (bakınız; Oğuz'un Umut'un ayakkabısına döktüğü gözyaşları..) Şaka bir yana, görmediğim için ona yorum yapamıyorum.. İçimden Eda'nın itirafı sonucu ikisi karşılıklı sevinç gözyaşları döküyordur diye geçiyor ama görmeden tahmin etmek zor.. Belki de ikisi de boşanacağız diye ağlıyordur.. Neyse ulaşır herhalde yarına fragman.. :img-wink:

Sevil Abla tekrar çok sağol.. Valla çok meraklandım.. Uzun zamandır, fragman çıktığı için meraklanmamıştım bu kadar.. Bu bölüm harika olacak.. :img-wink:

Görüşmek üzere.. bye

başkozlu
04-01-08, 01:16
Pelin'ciğim, fragmanın çıktığını haber vereyim diye yorum yapmadan kısa yazdım. Haber vereyim ki fragman bekçilerimiz nöbete dursun, kaydetsinler diye...
Şimdi yorumunu okudum, kelimesi kelimesine düşündüklerimi yazmışsın. Oğuz'la Eda arasındaki o diyalog, köşkte çok hüzünlü bir havada geçiyor. Eda'nın üstünde sabahlık falan var. Hastalık dönemi yani herhalde... Dediğin gibi, hastabakıcılık ve çocukların gördüğü sevindirici manzaradan, (ki bu kesinlikle bence de beraber uyumaları, özeti gördüğümde böyle demiştim) sonra gelişen bir olay. Mahkemedeki gözyaşlarını çok doğru tahmin etmişsin, o kadar dokunaklı ki, Oğuz'un ifadesi aynen Umut'un arkasından ağladığı gibi, Eda'nınkini söylemeye hacet yok zaten. Ben fragmanın bu kadarını görebildim, başında değişik sahneler olabilir.
Bir de benim aklıma, özette yazan Ceren'in planı geldi. Acaba şahit olarak, hakime, Oğuz'la Eda'nın hala birlikte yattıklarını mı söyleyecekler. Olur mu olur, bunlardan herşey beklenir....

loralai
04-01-08, 01:39
ayy neee benim sesimimi duydu yetkililer ne yani çok teşekkürler fragmanı anlattığın için sevil sanırım kaç yaşındasın bilmiyorum sevil yazıyım şimdilik aman önemli olan fragman ya benim aklıma sizin yazdığınız ihtimallerde geliyo ama bence BOŞANDILAR ve oğuz evi terketmeye karar veriyor gerçi şimdi yazarken uzak bir ihtimal gibi geldi ayy çok merak ettim fragmanı sabaha kadar beklesemmi tv başında offff bende görmek istiyorum çok süper bir bölüm olcak sanırım yetmişinci bölüm tam 12den vurucak bizi inş

GizemliSahne
04-01-08, 01:49
Pelin'ciğim, fragmanın çıktığını haber vereyim diye yorum yapmadan kısa yazdım. Haber vereyim ki fragman bekçilerimiz nöbete dursun, kaydetsinler diye...
Şimdi yorumunu okudum, kelimesi kelimesine düşündüklerimi yazmışsın. Oğuz'la Eda arasındaki o diyalog, köşkte çok hüzünlü bir havada geçiyor. Eda'nın üstünde sabahlık falan var. Hastalık dönemi yani herhalde... Dediğin gibi, hastabakıcılık ve çocukların gördüğü sevindirici manzaradan, (ki bu kesinlikle bence de beraber uyumaları, özeti gördüğümde böyle demiştim) sonra gelişen bir olay. Mahkemedeki gözyaşlarını çok doğru tahmin etmişsin, o kadar dokunaklı ki, Oğuz'un ifadesi aynen Umut'un arkasından ağladığı gibi, Eda'nınkini söylemeye hacet yok zaten. Ben fragmanın bu kadarını görebildim, başında değişik sahneler olabilir.
Bir de benim aklıma, özette yazan Ceren'in planı geldi. Acaba şahit olarak, hakime, Oğuz'la Eda'nın hala birlikte yattıklarını mı söyleyecekler. Olur mu olur, bunlardan herşey beklenir....

Valla çok iyi yapmışsın Sevil Abla, fragman avına çıkmışlardır eminim, hoş kanal ilk gün çok fazla yayımlamıyor ama olsun belki yakalayan olur.. :img-wink: Valla Ceren'in planı diyince ve söz konusu Fet-Say olunca haliyle tahmin edebilmek çok zor.. Ama senin tahminin de çok hoşuma gitti, dediğin gibi beklenir valla bunlardan.. :img-wink: Hatta geldiklerinde Ceren fotoğraflarını çeker sonra Eda ve Oğuz'a ya da Efe'ye göstermek için falan, baktı bunlar boşanıyor, götürür mahkemeye, alın bu kare size her şeyi anlatır hakim bey der :D Ay çok uçtuk valla gece gece.. :D Şaka bir yana, Ceren'in aslında bu planının da sonuçlarını düşündükçe, hoş yerlere varacağını düşünüyorum.. Yani Eda-Ceren-Oğuz cephesinde.. Karakter çizgisini aşan Ceren'in ne hatası olsa da başta Eda olmak üzere tüm ailenin seferber olması ve babasının anlamlı hediyesi üstüne Ceren'in de çok anlamlı bir plan yapacağı kesin.. Ve Eda-Ceren ikilisinden de duygusal sahneler görmek çok hoş olacak.. Çünkü Buğra da değinmiş, kızlar ve Eda arasındaki bağın somutlandırılması gerekiyor ve adımlar da atılıyor zaten..

Off Sevil Abla deme yaa demek Umut'u kaybedişindeki gibi ağlıyor, valla dayanamam ben de o zaman herhalde, yılda 1-2 kere ağlayan ben, karşımda biri ağlayınca gözlerim dolmadan duramam zaten.. Ve hayali bir olay üstüne hayali bir karakter olsa saygıyı hakeden ustamız Emre Kınay'ın o içten gözyaşlarına da dayanamamıştım(valla helal olsun demeden duramayacağım, bu kadar içten akıtılır o gözyaşları), bir tane de benden süzülmüştü.. Demek bu sahnede de öyle.. Valla Sevil Abla, sen özetçi falan olmalısın, ucundan gösterip, meraklandırıyorsun, süpersin:img-wink:

Finaller,teslimler ve sunumlar yaklaştığı için Pazartesi gelmesin istiyorum ama bir yandan da 1 hafta aradan sonra yeni bölümü, hele hele böyle duygusal bölümü izlemek için de gelsin hemen diyorum.. Arada kaldım valla yaa:D Avukat Aysun Hanım yardım eder misiniz lütfen? Yazdığınız yoruma sessiz kalma hakkımı kullanıyorum, hoş özelden yeterince konuştum ama olsun :D

Neyse şimdilik benden bu kadar.. İyi geceler hepinize.. Hukukcıne'nin çiçeklerini sulamayı unutmayın, yoksa valla ortalığı dağıtır :D

loralai
04-01-08, 02:00
ay şimdi bende izledim yani boşanıyolar kesin gibi hakim eda ve oğuz karaman çiftinin medeni kanunun bilmemnesine göre boşanmasına diyo orda kesiliyo başka bi sahnedede eda gidiceksin yani diyo işte ama mahkemedede acayip ağlıyolar ayyy çok üzüldüm yaaa boşamasınlar çok saçma bi durum olur tamam yeniden evlilik falan güzel olurda olmasın ayrıca fragmanda zeki mürenden bir parça çalıyor çok fazla konuşma yok zaten edanın hastalığıyla ilgili bişeyde yok oğuzun moralide anormal bozuk ay bu özet yanlış olmasın fragman çok fena

GizemliSahne
04-01-08, 02:11
Efendim tam giderken fragmanı gördüm, valla pes diyorum, bu kadar şans olur:D Otursam başına göremezdim herhalde.. Ayrıca kanal da ilk güne göre gayet sık yayımlıyor galiba, şaşırdım :img-wink:

Evet, öncelikle Merve ağlayarak ayrılıyor, Oğuz beyimiz üst katta tek başına yemek masasında oturuyor, Eda da aşağıda masada oturuyor Ferit ve Damla var sanırım.. Timur suratı acayip asık, tavır yapıp, bir şey söyleyerek Ferit'lerin odasına giriyor hışımla.. Sonra sürekli Eda ve Oğuz'un tek başına düşünceli halleri dönüyor.. Sanırım çatıkatında Sevil Abla'nın da dediği gibi Eda Oğuz'a o cümleleri sarfediyor.. Valla izleyince nedense boşanmadan sonra olan bir sahneymiş havası da verdi.. Oğuz nereye gidiyor bir tahminim yok şimdilik.. :sad53: Ama ikisi de sürekli ağlamaklı.. Oğuz ofisinde masadaki şeyleri dağıtıyor galiba..

Ayrıca of diyorum başka bir şey demiyorum.. Mahkemede ilk önce Oğuz gözlerinden akan yaşları siliyor çocuk gibi ve ardından Eda da gözleri çok daha yaşlı bir şekilde beliriyor.. Ardından hakimin sol tarafından alınan bir açı ile avukatlar+Eda ve Oğuz genel açı veriliyor ve arkadan da bir ses.. " Ve Eda-Oğuz çiftinin boşanmalarına.. " Ardından da geçiş gibi aynı açı kalıyor ama masalar boş, herkes gitmiş.. Valla o sahnelerin çok sağlam çekildiği belli fragmandan.. Kısacık da olsa acayip etkileyici..

Kısacası harika bir bölüm olacak.. Ayrıca yeni şarkımızı da söylemeden geçemeyeceğim; Zeki Müren ve..

Sensizliği ben seçmedim
Ben seçmedim ayrılığı
İncitmeyi istemedim
Sen çıkardın dargınlığı

sözleri eşliğinde dönüyor bu sahneler.. Valla ne diyim, en iyisi gelsin Pazartesi :D Çok duygusal görünse de altı sağlam olduğunu görmek hoşuma gitti.. Ayrıca dibe vuruş geldiyse, artık çıkma zamanı yakındır demektir.. :img-wink:

Eh bu sefer cidden çıkma vakti gelmiştir, görüşmek üzere.. :img-wink:

Müge
04-01-08, 02:21
Sevil ablacım çok teşekkürler fragmanı gördüğün kadar anlattığın için..Umarım bu hafta barışırlar Eda ve Oğuz…Pek barışacakları da görünmüyor Sevil ablanın anlattıklarından ….Bilmiyorum ama ben bir karar aldım….Eda ve Oğuz boşanırlarsa ben bu diziyi bir daha izlemeyeceğim….Ciddiyim….Boşanma olayı çok uzadı ve ben artık başka konular izlemek istiyorum….Bir haftalık zaten diziyi özlettirdi bana …Birisi Eda’yı kendine getirsin….Boşanmasın….Neyse arkadaşlar şimdilik benden bu kadar….bye

jiko
04-01-08, 11:19
fragmanı izleyip anlatan herkese teşekkürler yalnız anlatımlarınızı okurken acayip duygulandım ve üzüldüm bizimkiler ciddi ciddi boşanıyorlar mı acaba offf yaaaa fragmanı izleyemedim daha ama anlatılanlara göre fragman başka özet başka şeyleri anlatıyor o zaman yalnız fragmanlarda en heyacanlı yerleri ve sahneleri yarım yarım veriyorlarki izleyici daha da meraklansın diye umarım bölüm sonu bizleri sevindirecek olaylar yaşanır.

BERNA
04-01-08, 12:52
Daha önceki başlığın mesaj sayısı 1250'yi aştığı için yorumlarınıza bu başlıkta devam ediniz. Bir önceki baslığa asağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
http://www.dizifilm.com/forum/showthread.php?t=34816

Tek cümlelik mesajlar, başlıkla ilgisi olmayan mesajlar, büyük harfle, tamamı renkli, kalın (bold), altı çizili ve italik yazı tipi ile yazılan tüm kural dışı mesajlarınız uyarı bırakılmadan silinecektir. Sohbet ortami olusturmayınız.

Saygılarımla
Dizi Film Moderatör
BERNA

nar cicegi
04-01-08, 14:56
Yeni başlığın ilk mesajını yazıyorum ama şuan şoktayım anlattıklarınızdan boşandıkları sonucu çıkıyor.Fakat fragman yanılması olabilir desem niye ağlıyorlar ve Oğuz nereye gidiyor.Fragmanı kesin izlemem gerek meraktan çatlıyorum.İzler izlemez ayrıntılarıyla anlatırım.İnşallah bir boşanma olmaz çünkü bu diziyi çok etkiler.Bebek olayından sonra bence böyle bir olay dizimize ağır gelir izleyici kaybederiz.Reytingler de düşer.Neyse ben fragmanı izleyim ondan sonra devam ederim.

deren1970
04-01-08, 15:21
NE UMDUM, NE BULDUM
Merhabalar ailem tam 7 gün üstüne bugün evden çıkıp, işe gelebildim. Ha iyileştim mi hayır daha tam olarak değil, ilaçlara, iğne olmaya devam ama eskiye göre daha iyiyim. Bu arada hastalığımda hem telefonla olsun, hem mesajlarla olsun sağlığımı soran tüm kardeşlerime de çok teşekkür ediyorum:img-yes:İyi ki varsınız, iyiki sizleri tanımışım:img-yes: Her zaman söylediğim gibi bizim ailemizin üstüne yok, aman 41 kere de maşallah. Bu biraz iyileşmemde sevgili Buğra'nın yaptığı son yılbaşyle ilgili klibininde büyük etkisi var:img-wink: Tekrar ellerine, yüreğine sağlık kardeşim:img-yes:
Şimdi koyu başlığa gelince dün Star Tv'yi zaplıyordum ki diğer dizinin fragmanını gördüm kendi kendime tüh kesin bizim dizinin fragmanını daha önce vermiştir dedim, evet aynen öyle olmuş. İzleyemediğim için sabah ilk iş foruma bakmak oldu, fragman çıktı ya dedim ki kesin posta kutularımıza da gelmiştir fragman. Ama o ne? fragman gelmemiş, gelmemişi bırakalım fragman yorumlarınızı okuyunca resmen şoka girdim. şimdiden rica ediyorum bu kadar kötü fragmanı bana postayla yollamayın, lütfen:icon_sorr Çünkü o fragmanı seyredersem grip virüsünün yapamadığını, fragman bana yapacak ta:P
Şimdi yazmak istediklerimi yazsam ama eğer fragman aldatmacası görürsek o zamanda morarmak var, yazmasam ya fragmanda gösterilenler doğruysa ben bu sinirimi üzerimden nasıl atacağım bilemiyorum:bilmim şu an kararsızım yani ama ben iki türlü yorumumu yapayımda içimde kalmasın yoksa bu sinirle çevreme daha çok zarar vereceğim yahu:P ne gerek var çevremdekilerin ne günahı var di mi ama.
Şimdi olumlu düşünürsek (ilk olumluyu yazayım da:img-wink:) eğer hakim boşanmalarına lafına kadar geliyorsa ben çocuklar ve Ceren'in bu dakikadan sonra bu sahneye yetişip hakim bey bizde birşeyler söylemek istiyoruz diyerek konuya dahil olmalarını, bayağı duygusal bir konuşmadan sonra inadın önde giden çiftimizin boşanmadan vazgeçeceğini düşünüyorum.
Ama olumsuz sahneler yaşıyacaksak, yani boşanma olayı gerçekleşirse işte başlıyorum hazır olun:P Yani Eda Hanım ben sana ne diyeyim ki sana o kadar çok sinirliyim ki adam o kadar canla başla seni boşanmadan vazgeçirmeye çalışsın, ama sen inadın önde gidenisin ya tutturdun ya boşanacağım diye, boşanıyorsun, iyi boşan, boşanda kına... devamını yazmıyorum. Boşandıktan sonra parti vermen gerekiyor, niye ağlıyorsun ki. Al işte koskoca köşkte sana kalsın, adamdan demek ki o kadar nefret ediyorsun ki gözüne gözükmemek için adam doğduğu evi bile terk ediyor hep senin yüzünden. Otur işte işkadınıda oldun, Oğuz'a ihtiyacında yok zaten. Adam demek sırf sana üzüntü acı vermiş. Yazık ya kocaman yazık ben bu bölümü nasıl seyredecğim bilmiyorum artık. Eğer senaristler bunları boşayıp, tekrar evlendireceklerse ben hiç almıyayım kendi adıma. Neden mi? Hanfendinin gıcık olduğu tek boşarım lafı değildir. Adam yine bunun kabul etmiyeceği birşey söyler, bunlar tekrar boşanırlar felan, filan
Vallahi kusura bakmayın ama geröekten çok ama çok sinir oldum eda hnım'a. Ben onun hiççç almıyayım timsah gözyaşlarını
Tekrar görüşene dek iyi bakın kendinize
Sevgiler

nar cicegi
04-01-08, 19:11
Merhabalar

2-3 saatlik bir aradan sonra tekrar burdayım.Malum sabahçı olduğum için biraz uyuyım dedim ama ne mümkün takıldı bir kere kafama fragman.Şimdi bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Özeti de ben ekledim ama özetle fragmanın nerdeyse alakası yok.Özeti okuyunca tamam dedim Oğuz halletti bu işi çok güzel bir bölüm izlicez fakat bugün özetle alakası olmayan bir fragman vardı tv de.Ben böyle neşeli bir fragman beklerken şok oldum yani.

Baştan bir toparlamak gerekirse resimleri de göz önünde bulundurarak.Galiba Oğuz ve Eda barışmış.İlk soru acaba Eda ve Oğuz sarılarak uyuması bilinçli mi yoksa uyuya mı kaldılar?Barışmış gibi gözüküyorlar hatta ikinci resimde birlikte mutlu bir şekilde kahvaltı ediyorlar.Ama fragmanda o sahnenin devamında Eda Oğuz'a gidiyor musun diyor Oğuz da bunu sen istedin falan diyor.Asıl sorun iki dakika içinde gene ne oldu?Oğuz gene birşey söyledi desem gitmeye karar vermez sen istedin falan demez.Eda mı birşey dedi desem kahvaltı ederlerken ne demiş olabilir ki Oğuz gitmeye karar versin?Aklıma hiçbir şey gelmiyor.Muhtemelen bu kahvaltı sahnesi mahkemeden önce geçiyor Oğuz'u boşanmadan gitmeye karar verdiren olay ne?Olayların kilit noktası bu kahvaltı.
Şimdi hakim Eda Oğuz çiftinin boşanmasına diyor ve kalıyor burdan sonra Ceren'in planı devreye girer diye düşünüyorum.İnşallah Ceren sağlam bir plan yapmıştır.Bir ara bu boşanma sahnesi rüya mı diye düşündüm ama çok gerçekçi.Bir de Oğuz'un gitmekten bahsettiği şey köşkten taşınmak mı şayet Oğuz'un böyle bir karar vermesi için büyük bir olayın olması gerekir.Ayrıca mahalle tehlikedeyken köşkten ayrılmaz herhalde.Eminim sizin de kafanız çok karıştı.Benim kafam da soru işaretleri uçuşuyor.

Benim anlamadığım bu fragman uzaydan mı geldi.Keşke Oğuz'un çabalarını,Eda ve Oğuz'un birlikte uyumasını falan gösterseydi daha ilgi çekici olurdu.Uzun fragmanda gösterirler desem fragmanı hem euro star da hem de star da izledim.Sahneler aynıydı yanılmıyorsam bir tek ek olarak Ferit'in sokakta Damla'nın peşinden koşması vardı.

Sonuç olarak ben bu boşanma olayından çok sıkıldım bu bölüm hallolur inşallah tabi barışmış olarak.Bütün ümidim Ceren'de valla.Hadi Ceren göster kendini.Zira boşanırlarsa çok şey kaybederiz.

loralai
04-01-08, 20:31
arkadaşlarrrr aklıma bişey geldi bu gidiyormusun lafı volkan beyle ilgili olmasın oğuzz onunla görüşmek zorunda falan kalmış olamazmı edada gidicekmisin diye soruyo oda hani adamı başımıza sen sardın gibilerinden başka çaremi bıraktın diyo olabilirmiiiiii nolur böyle olsun yaaaa boşanmaları çok saçmaaaaaa

MeRvE_bbg
04-01-08, 20:48
İnanmıyorum!!!Onlar boşanamazlar..Birbirlerini bu kadar çok severken bir inat uğruna boşanamazlar..Bizi aşıkların kavgasından ayrı bırakamazlar.Nasıl olur böyle birşey!Umarım hepsi bir rüyadır.Ya da en kısa zamanda tekrar evlenirler...

bugra9
04-01-08, 22:02
Herkese İyi Akşamlar...:img-wink:

Nihayet yine Cuma akşamına eriştik...Yılbaşı dolayısı ile haftaya ortasından başladığımız için tam ısınmışken yeniden haftasonun dinginliği hepimizi sarıp sarmayalayacak...O halde madem tatilimiz bu akşamdan başlıyor,madem önümüzde başı boş saatler var o zaman hep beraber ajansımızı açalım ve varacağımız noktayı düşünmeden yola çıkalım...

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

* Üzülerek bir noktaya parmak basmak istiyorum...Aylardır ajans diyoruz,gündem diyoruz ama
"Hayat Ajansı" bizim ajansımız kadar masum değil maalesef...Ve yine maalesef ki artık televizyonlarımızda ajanslar açılırken benim yüreğim hopluyor,ajanslar kapanırken ise yüreğimde bir kırıklık kalıyor...İşte bu yüzden bıkmadan usanmadan ama inanmaktan da vaz geçmeden tek dileğim bir gün bu dünyanın daha yaşanılası bir yer olması...O günler için bugün verilen tüm "Can"lara allahtan rahmet diliyorum...

* Klasik kurtarıcı repliğimiz gelsin;

Hayat Devam Ediyor !!!

Az önce öğrendim ki Gül arkadaşımız şuan internette dönen ilk ve tek İki Aile fragmanının arkasında yatan isimmiş...Sana öncelikle teşekkür ediyorum Gül...

Ardından fragman değerlendirmesine geçiyorum...Ama önce dün geceden bu yana izlemediğim fragmanı en güzel şekilde anlatan ve yorumlayan tüm arkadaşlarımızın ellerine sağlık...Pelin,özellikle mahkeme sahnesinde ki kamera açılarını ve çekim tekniğini öyle güzel tasvir etmişsin ki fragmanı izlediğimde bana en tanıdık gelen sahnenin orası olduğunu farkettim...Az sonra söz konusu sahneye yeniden geleceğim...:good:

Evet baştan söylemek isterim ki fragman üzerinde epeyce emek sarf edilmiş...Yeni bir Türk Sanat Müziği dahil olmak üzere fragman için özel dizi montajı yapılmış neredeyse...Bunu nereden anladım...Çünkü fragmanı bugün birkez televizyondan izleme şansına eriştim ve gördüm ki fragman için seçilen görüntüler üzerinde renk tanımlaması yapılmış,renk tanımlamasının yanı sıra fragman uzun zamandan sonra ilk kez bir kurguya bürünerek çok akıllıca montajlanmış...Bir bölümün en can alıcı sahneleri,birbirine soru işareti oluşturacak biçimde montajlandığı için "Belki" bölüm içinde yer almayacak soru işaretleri fragmanımızda mevcut...

Bu iyiye işaret...Yeni bir Türk sanat müziği eserimiz,hemde bestesi Zekai Tunca gibi önemli bir isme ait ve Zeki Müren'in sesinden...Üstelik sözleri dizimizin şuan ki hikayesi ile öyle çok örtüşüyor ki,bunun ardında senaristlerimiz ve yönetmenimizin ortak hamlesini görmek hiç zor değil...Çünkü Eda ile Oğuz'un aşklarının başlaması,evlenmesi kadar ayrılma sürecine girmeleride hafif işlenecek bir konu değil...Belki de bugüne kadar ki en büyük hatanın ardında bu sebep yatıyor...Yeteri kadar etkili işlenemedi...İzleyici ayrılığın rüzgarına kapılıp,kendini hikayeye tam olarak dahil edemedi...Halbuki aynı izleyiciyi aşkın ve sevgi'nin rüzgarı buraya getirmişti...Şarkılarda,havada uçuşan notalarda kabul etmek lazım ki insanın duygularını kıpırdatan,bambaşka dünyalara götüren,yüreğe giden yoldur...

Sonuç itibari ile durumun dramatik yapısını,ardında ki hüznü ve aşkın boyutunu fragmanımız çok doğru birşekilde işlemiş...Bölümü izlemediğim için aynı etkiyi bölüm içinde de bulabilirmiyim bilmiyorum ama tek bildiğim bu hafta vitrinimiz sağlam çıkıyoruz arenaya...:img-wink:

Aşkın artık iki kişilik bir oyun olmadığını konuştuk...Aşk gibi Ayrılıkta iki kişilik olmayacaktı...İşte bu sebeple ayrılıkta çocuklara,köşktekilere biçilen rol çok hoşuma gidiyor...Masada hem Eda'nın hemde Oğuz'un yalnız başlarına kalmaları ise aslında yıllar sonrasına dair ufacık bir tüyo...Gün gelir kuşlar yuvadan teker teker uçmaya başlar...Kuşlar uçtukça masada bir tabak daha azalır,bir tabak daha derken artık masada işgal ettiğin yer gönüllerde işgal ettiğinden çok daha ufaktır...İşte bunun adına yalnızlık derler...Eda ve Oğuz'un yıllar sonra ki yalnızlık şarkılarını bugünden duymaları bu anlamda çok güzel bir mesaj niteliğini taşıyacak...Oysa hayatı birlikte göğüslediğin yol arkadaşın olsa veya şöyle diyeyim yaşarken kaybetmek insanı çok yaralar...Öbür türlü hayattır,kaderdir,emir büyük yerden...Ama sevdiğini yaşarken kaybediyorsan o zaman isyan etmeye,neden yalnızım demeye bile hakkın yoktur,hakkın olsa çözüm yoktur...

Sanırım Çatı katında son bir sohbet bekliyor bizi arkadaşlar...Hazırlıklı olun İki Aile klasiklerine girecek bir sohbet veda havasını taşıyacağını düşünüyorum...Hikayede ki yerini konuşmadan önce Pelin'e dönmek istiyorum...Hatırladın mı Pelin,seninle çatı katı sahnelerinin çekim planlarının genişletilmesini konuşurken sen içten balkona doğru dönen bir açının çok güzel bir ekran görüntüsü oluşturacağını söylemiştin...Aynı açıyı fragmanda görünce aklıma o sohbetimiz geldi...Anlaşılan Hülya hanım'da çatı katımızın iç çekimlerinde bu açının ekrana çok yakıştığını düşündü ve sahneyi o mantıkla yorumladı...Bize de takdir etmek kaldı...:img-wink:

Eda ile Oğuz Boşanır mı...?....:img-wink:

İşte çok sevdim bu belirsizliği...Dizi budur arkadaşlar...İzlenmesi gereken yol budur...Diğer dizilere de örnek olması gereken bir tutum içinde hem yapımcımız hemde kanalımız çok doğru bir politika izliyorlar...Ben bu kıvranma haline,herkesin kafasında ki o soru işaretlerine bayılıyorum...Çünkü bu duyguyu yitireli öyle çok zaman olmuştu ki...İtiraf ediyorum,tekrar aynı duyguyu,aynı yoğunlukta hissedebilmekten umudu keseli çok olmuştu...İşte bu yüzden şuan hiçbir tahmin yapamıyorum...Çünkü boşanabilirler de boşanamaya bilirlerde...Belki de bizim duygularımız son birkaç haftadır bu yüzden çok çalkalandı...Bilhassa ve isteyerek karakterlerimizin klasik tutumu yok edildi...Çetrefilli bir dönemdi ama uzun vade de etkileri malumunuz...Fragman da bu dengelere göre hazırlandığı için tam bir soru işareti...Hatta Hakim'in boşanma kararını açıklarken ki sesi bir güzel olması gereken sahneden kesilmiş ve boş mahkeme salonuna dahil edilmiş...Çıkan sonuç ortada,hakim çifti boşadı,mahkeme salonu boşaldı...

Hakim sözünü tamamlamadan kızlar'da gelebilir...Çünkü sahnenin gerçek hali fragmanda izlediğimiz gibi değil...Veya boşanma gerçekleşebilir...Benim içimde boşanamayacakları bir adım önde duruyor...Ama oyun,düzen öyle güzel hazırlanmış ki baştada söylediğim gibi tahmin yapamıyorum...Fakat mahkeme sahnesinin ardından Eda'nın "Gidiyorsun değilmi" sözü ve Oğuz'un başka çare bırakmadın demesi de oluşturması gereken intibayı yorumlarınızdan anlıyorum ki oluşturmuş...

Umut bebeğin vedası öncesi aynı mantık ile hazırlanan fragman yetersiz kalmıştı,fakat o zamanın tam aksine bugün herşey olması gerektiği gibi ve başarılı...Kafalar karıştı,yürekler çalkalandı...
Ben emin olmamak ile beraber ayrılmayacaklarını düşünüyorum...Fragmanı iyi didiklediğiniz takdir de doğru parçaları toplayıp birleştirdiğiniz vakit boşanmayacakları belli oluyor...Ama eminmisin Buğra derseniz emin değilim,çünkü sizlerinde bu heyecanı bana büyük mutluluk veriyor...

* Eveet artık son noktayı koyalım ve şöyle göğe doğru buharlaşalım...Biraz işim olduğu için gece'ye kadar sizlerle olamayacağım...Fakat "Gece"ler dipsiz kuyu,kesişir elbet yollarımız...:img-wink:

Hoşçakalın...

AnsEa
04-01-08, 22:34
İyi geceler arkadaşlar... ben bir kipa köşesnden yaşasın wireless diyerek geldim ama fragmana çok üzüldüm hatta bütün gün kandime izlemiycem bu bölümü dedim ama az kalan şarımla ancak şöyle bir göz gezdirebildim yorumlarırınıza ve buğra kafamı karıştırdın:D ders arası iki aile seanslarımda üzülmek istemeyip böyle deva ederse, boşanırlarsa yazın indirip izliycem olduğu gün izlemiycem kararı almştım... ama bu bölümde yine sınavlarıma yazılılarıma rağmen kendimi izlemekten alıkoyamıycak gibiyim... inş bölümlerde eski neşesine kavuşur...evt babam ekranı kapamadan ve şarjım bitmeden gidiyim... size iyi yorumlar buraların dizifilmin kıymetini bilin:) zaten biliosunuzda ben çok özledim cidden.... 1 aydan önce buralara uğrmak dileğiyle... anlatım bozukluklarım affola...

_seboist_s
05-01-08, 00:17
Öhöm öhömm sevgili İki Aile Ailesi. Nasılsınız iyi misiniz?...

Canım ailem... Satırlarıma başlamadan önce...

Eee değerli dostlarım öncelikle...



Bir başlangıç tutturamıyorum arkadaşlar =( O kadar uzun zaman olmuş ki buraya uğramayalı nasıl başlasam söze, ne yazsam bilemedim.

“Nasılsınız” desem yüzsüzlük olacak... Biliyorum... (Ne aradın ne sordun ailenin vefasız kulu:D)

Mazeretler falan filan hiç işgal etmeyeyim ben satırları... Merhaba diyeyim aileme!


Yeni bir yıl, madem yeni de bir başlık açılmış ee o zaman bu yılda daha çok görüşmek dileğiyle... Ben de bir başlangıç yapayım...


Yeni yıl dileğim: Dünya barışı:D sevgi, huzur, Eda Oğuz barışsın, Şule dizifilmde daha çok görünsün:D


Hepinizi gerçekten çok özlemişim... Birdaha açmayın arayı bukadar aaa:img-hyste


Neyse efendim Berna'mızı kızdırmadan özel yorumları bir kenara bırakayım... (Bu cümleyi nasıl özlemişim...=))


Tabii ki yokluğum sırasında İki Aile'yi izlemeyi bırakmadım. Asla ; ))

Özellikle bu haftaki bölümü çok beğendim... Yılbaşı bölümünü... Sizin de çok beğendiğinizi biliyorum okudum yorumları... Hiçbir yorumu kaçırmadım arkadaşlar merak etmeyin... Hepiniz çok sevmişsiniz yılbaşı bölümünü... :img-hyste

Tamam klasik Şule geyiğini de yaptım dönüyorum ciddiyete:D


Yılbaşında iki aile özel bir bölüm izlemek isterdim açıkçası... İyi giderdi yaa yeni yıla onlarla girer bütün yıl onları izlerdik... Neysee az kaldı yeni bölümümüze...

Fragmanı da izledim (Üstadıma hürmetler fragmandan ötürü=)) ve düşünüyorum ki yılbaşında bu bölüm hiç gitmezmiş yahu... Boşanmalar falan:s Eda ve Oğuz boşanıyor mu? Bana mı öyle geldi... Gerçi ben bölüm resimlerinden memnunum ama fragmandan değilim. Boşanıyor mu boşanmıyor mu?? Hıdır idi Yunus idi:D


Fragman çerçevesinde Eda ve Oğuz ilişkisini ele almak isterim aslında... (Konularda pek birikmiş gerçii)

Ben Eda ve Oğuz'un kendi törpüleyemedikleri huylarında boğulduklarını görüyorum. Yani Eda'nın inatı Oğuz'un düşüncesizliği (farklı şekilde de adlandırılabilir).

Aslında bu iki kişi evlenmeden önce de birbirini çok iyi tanıyan, olumsuz huylarını görüp kabullenen kişiler… Ama nedense evlendikten sonra bir tahammülsüzlük ve fevrilik oluştu.

Tamam Eda ve Oğuz hep didişirdi ama tatlı tatlı hallederlerdi sorunlarını… Oğuz kütlük yapardı, Eda çaçalık:D Ama sonra bir barışma olurdu ve kendilerine yaraşır bir şekilde hallolurdu sorunlar…
Aslında bu durumda barışmaya gidecek ancak evliliğin yarattığı bir farklılık var gibi geliyor bana…

Senaristlerimiz bir olaya başlamışlarsa muhakkak vermek istedikleri bir mesaj vardır. Artık bundan eminim ama ne olduğunu kestiremiyorum. Yakın zamanda kestirmek temennisindeyim=D

Eda ile Oğuz boşanırsa… Eğer boşanınca birbirlerinin değerini anlayacaklarsa boşansınlar diyorum. Eda ve Oğuz aşkının sonuna dek destekçisiyim ama bazen böyle ayrılıklar değer anlamak için birebirdir. Ne zaman senin değil o zaman pek kıymetli...:D

Gerçi boşanmadan da halledebilirlerdi ama yok anam safii inat inat:D Yine de umudumuz boşanmadan yanlışı fark etmeleri… Sonra yeniden evlen falan filan… Masraf valla Oğuz Abi söyleyeyim:D


Çok genel olarak bu konudaki yorumum böyle… Artık yavaş yavaş Eda&Oğuz aşkını hissettirmelerini istiyorum.

Bu arada unutmadan söyleyeyim daha önce yorum yapamadım… Füsun'a çok önyargılı yaklaşmışım. Ama beni de Merve yanılttı. Yok bir çiyan falan filan ondan yani=P
Şimdi çok seviyorum, aşırı tatlı bir karakter… Özellikle Eda ile birliğine bayılıyorum. Ergin ile aşkı da ileriki günlerde bol malzeme verecek gibi senaryoya…


Arkadaşlar uzun zaman sonra yazmak … Yani nereden başlayacağını, neden bahsedeceğini bilememek çok zorladı beni… Demek oluyor ki arayı açmak çok kötü bir davranış=D

Bu arada forumumuzda da bir yenilikler almış götürmüş… Neyse inceleyelim bakalım biraz=))

İlk yorumum olsun kısa olsun… İnşallah yine görüşücez… Hepinize tek tek teşekkürler yorumlarınız için…
(Kayıp ilanları da Sağır Sultan’ın kulağına gitmiş ama benim kulağıma gelmemiş:D)

Arkadaşlar görüşmek üzere...


Sizi seviyorum İki Aile Ailesi =))

nar cicegi
05-01-08, 00:19
İyi Geceler
En'leri cevaplamadığımı farkettim eksik kalmasın dimi...

İKİ AİLE 69.BÖLÜM ENLERİ…

1-EN Beğendiğiniz Sahne…?...
Eda ve Oğuz'un mutfak sanesi ve mahallelinin çatı da toplandığı sahne.

2- EN Beğenmediğim Sahne
Eda'nın mahalleliyi köşke çağırıp Oğuz'dan boşanması için sahitlik istediği sahne.

3- EN Güldüğüm Sahne
Ferit'in olduğu sahneler.Özellikle mimiler konusunda hayranım yani.

4- EN Duygulandığım Sahne
Herkez gibi Oğuz'un Ceren'e pusulayı verdiği sahne.

6- Haftanın Repliği
Yıllanmış herşeyi eski zannediyorlar.

Not:Fragmanı çeken arkadaşımız gülsimsek arkadaşımızdır ben sadece dağıtım görevini yaptım.

hukukcine
05-01-08, 01:33
Varlığınla yüceltirken yokluğunla ezme beni...gelişine sevinirken gidişinle üzme beni...gitme gitme üzme beni....;-))

eser muhteşem…ya….olağanüstü….;-))


Veeeee.....kucak dolusu sevgiler arkadaşlar:happy0064...ne bu yaaa....grafik inmiş ineceği kadar dibe vurmuş...kendimi tutamadım...sizi çıkarmaya geldim...evet kararlıyım...herkes çıkana kadar da ben buradayım...arada bir yoklama yapacağım haberiniz olsun....;-))

Başlık gelsin bakalım...uymuyor pek bu sefer ama olsun...;-))

„Allah okuyana kolaylık versin ;-))“


Yani pes....forum kopuyormuşta...bir tek benim haberim yokmuş....vallahi pes...:img-yes:

Eveet ne şanslıyımki...çıkmadan önce bir yarım saatim var...bende bir yorum yapmak üzere veee en son duyan olarak sahnemizdeyim...aa evet..grafiğimizin çıkması gerek...:happy0064

Vee evet fragman gelmiş:happy0064....az önce haberim oldu...vee aradım...buldum...bu bile benim için bir başarı...vee şok...evet ama ..ilk etapta...

Vee biraz gözden geçirdim yorumları....genel olarak ben dahil...tabiki istemiyorum bir boşanma durumunu...

Müge ablamız en radikali çıktı vallahi...ama haklısın...al benden de o kadar...ama bu "worst case"...en kötü ihtimal...;-))

Buğra da seviniyor....neden?…işte bu belirsizlik yüzünden...Buğra bey...hayırdır?..belirsizliğe sevinilirmi....yahu....neyse...garip arkadaşım benim....:img-wink:

Vee bir düşünelim...o kadar karamsar bir hava hakimki forumumuzda bende gider ayak bir teori geliştireyim dedim...alışık değilim arkadaşlar yapmayın...;-))

Bizim aşıklarımızın boşanmaları neden bir ikinci kez suya düşecek acaba...???

Aysunun uçuk teorisi...buyrun efendim...;-))

Evet ilk ip ucu da demirbaşımızdan gelmiş zaten..şarkı :happy0064
(bu ara duyduğum an...eridim gittim en sevdiğim eserlerlerden bir tanesi..üstelik sürekli dinliyordum...vee..dizimizde de karşıma çıktı...)

Evet eserin adı... “üzme beni“ ...varlığınla yüceltirken yokluğunla ezme beni...gelişine sevinirken gidişinle üzme beni...gitme gitme gitme gitme üzme beni....(bu ara Buğracım...bu da feci halde göz kırpıyor..haberin olsun....valla değer bu esere bir klip...senin ellerinden...ama)

Işte bu şarkı sanki son sapaktan döneceklerinin habercisi...mutlaka bir mucize olacak arkadaşlar...merak etmeyin ya...:happy0064

Benim istihbaratım sağolsun fotoğrafları da göndermiş...hemen baktım...vee işte bu...kaç kişi aynı tahmini yaptık....harika...tuttu arkadaşlar..tuttu...:happy0064

gerçekten geçmişe şöyle okkalı kocaman sıcacık bir selam çakılmış...Eda ve Oğuz koltukta sarmaş dolaş...süüüper....veee sevinçten ağızları kulaklarına varan çocuklar ve Ferit....tam umduğumuz gibi....harika....

Evet barışa ilk adım atılmamışmı böylece...???

Vee şimdi fragmana bakalım.... (fragmanı paylaşan arkadaşımıza çok teşekkür ediyorum:good:) buldum vee izledim…

Şimdi benim teorim….hayır boşanma filan yok…biraz cesur bir iddia oldu ama…öyle yani…

Vee bu bölüm kesinlikle yine duygu seli yaşayacağız…Pelinciğimde değinmiş zaten…valla ben de ağlamaya karşı dayanıklıyımdır toplum içerisinde…ama eminim bizim oturma odasında benim yanağımdan da bir gözyaşı belirebilir…garanti veremem…aksine…

Veee evet konuya dönelim efendim…şimdi şunda emin değilim pek.. o da bu sarmaş dolaş halleri çatı daki kahvaltıdan öncemi sonra mı acaba…??

Bence bu kahvaltı sarmaş dolaş hallerden sonra herhalde…Eda iyileşmiş sanırım…vee o kahvaltı benim uçuk teorime ;-)) göre dava günü…içimden öyle geldi..böyle düşünmemin nedeni ise tamamen içgüdüsel….:img-yes:

işte bu durumda bir kaç arkadaşlarımızın takıldığı fragmandaki replik şöyle izah edilebilir…kahvaltı yapılıyor…yani “beraber edilen son kahvaltı” babında olabilir bu…yaşadık geçmişte de..yani “son uyku” …”bitti..ama güzel bitti” gibi replikleri biliyoruz…bu da böyle birşey olamazmı??

Veee işte kahvaltı sonra sı…ikiside inmeden sözde “vedalaşabilirler” yani boşanırsak ben giderim bu köşkten diyebilir Oğuz…bilemedim…vee bu “gerçek” ile suratları asık olabilir…tatlı aşıklarımızın…

Valla çok uçuk oldu galiba….neyse…;-))

Ve bu ruh hali ile evden haliyle göbek atarak çıkmayacaklar..özete uyuyor…vee sonra duruşmadalar…vee özete bakılırsa bir mucize olacak gibi…bu mucizenin imzası da büyük ihtimalle Cerene ait…

Şimdi Ceren ne yapabilir???…

Cerenin bir kamerası var…bizim aşıklarımızı iki üç bölüm önce…tam bilmiyorum…çekmişti zaten…ama ben şahsen anlam verememiştim..neden çekiyorki…amaç nedir diye sormuştum kendime……ama Fed-Say (Pelin..süper…beğendim bu kısaltmayı) ikilisi hiç birşeyi boşa göstermez seyircisine öyle değilmi....

belki bu kamerayı o zaman bize göstermelerin sebebi… zemin hazırlamış olamazlar mı bu yeni bölüm için?….yani demem o ki…Eda ve Oğuz koltukta sarmaş dolaş…vee resime de bakılırsa karşılarında çocuklar…ama onlar uyumakta…yani hemen geldiklerini anlamıyorlar…hal böyleyken Ceren bu durumdan istifade edebilir vee kameraya çekebilir bu durumu…şöyle sindire sindire zoom yapıp…ne dersiniz..şahane olur vallahi…:happy0064

Vee evet işte bu film…yine o “teyip kayıdı” gibi…dümenin tekrardan aşk yoluna çevirilmesine vesile olur vee boşanma gerekçesi düşer….:happy0064

Off vallahi soluksuz yazdım…okumaya da vaktim yok…ama benim ilk tahminlerim bundan ibaret arkadaşlar…dediğim gibi…dediğimiz gibi…boşanmaları hakikaten son derece saçma olur…bu saatten sonra olmaz…bizim dizimize böyle birşey yakışmaz…

Buğranın da dediği gibi…gerçekten bu kez seyirciği heyecanlandırmayı fazlasıyla başardılar…fragman da çook etkileyici…sanırım Pelin yazmış…bu mahkeme sahneleri hakikaten çok gerçekci…o duyguyu o kısacık fragmanda bile seyirciye geçirmeyide başarmışlar….valla bravooo….;-))

Vee evet yine Buğraya katılmamak elde değil…daha ne istiyoruz ki arkadaşlar…dizi böyle olmalı işte…

Vee evet bu hafta gerçekten heyecanla bekleyip göreceğiz…

vee karamsar düşünmeyin zira fragman dediğimiz kısacık…dizimizin bölümünden kesilip biçilmiş…karmakarışık birşey….yani bir buçuk dakika bile değil…daha neler var bölümde neler…

Vee bende şimdilik gidiyorum…kendinize çook iyi bakın…dönüm noktası bir bölüm izlemek için geri sayımı ben şimdiden başlatıyorum…bu kez de benden olsun…az kaldı az….şu hafta sonunu da atlatırız arkadaşlar…aaa vallahi…biz iki Aile ailesi değilmiyiz…öyle davranalım…

Eveet sahneyi size bırakıyorum…bu ara yeni başlığımız hayırlı uğurlu olsun…yeni yıl ile birlikte…sözleşmiş gibi….

Kendinze çook iyi bakın…kucak dolusu sevgiler gönderiyorum…vee bu planlamadığım mesajı..okumadan yolluyorum…artık imla hatalarına karşı…gözlerinizi yumun olurmu…

Sevgiyle kalın…

Not: Pelincimcimcimcim……o senin dediğin çiçek…içimizdeki sevgi ağacı…sözü gelmişken..

içimizdeki sevgi ağacını sulamaya ihmal etmeyelim sakın…

icom_
05-01-08, 02:42
Herkese Merhablar..

Forum semalarında dolaşırken şöle bir uğrayıverim dedim bu sayfaya..Birde ne grim başlık kapanmış yeni başlık açılmış güsel güsel yorumlar yazılmış harikasınız valla..
eee o zaman ne diyoruz yeni başlık hayırlara vesile oluır inşallah:) aminnn..

yeni başlkıkla beraber fragmanıda gördüm tabi..

eda Oğuz boşanıyor mu ? ne dersiniz ...Bence Kesinlikle boşanmıyorlar..(çok mu emin oldu yaa..),

şey boşanmaya bilirler..:D
:D:D:D
kesinliğin içinde bir belirsizlik i,çindeyim..( n ebiçim cümle oldu yaa..),,

yani snuç olarak söleyebileceğim tek şey bu fragmanda bizleri ters köşeye yatırmaytı çok İyi planlamışlar..

daha öncesinde karakterlerin durumlarda verecekleri tepkileri adımız gibi bildiğimiz için pek de heyecanı kalmıyordu böle ani olaytların..
nasıl olsa barışır, nasıl olsa affeder..aman önemli değil...

bu heyecanı yaşamayalı uzun zaman olmuşş..Çok sevindim..umut ışığı veriyor fragmanlkar gelişme yönünde hadi hayırlısı..

son bölümlerde karakterlerin bildiğimiz davranışlarından uzaklaştığını artık onları tanıyamadığımızdan şikayetçiydik..

örneğin ben eda nın bu anlam veremediğim değişimi hakkında az mı yazmıştım..

Ama şimdi düşününce bir semin hazırloanıyormuş sanki..

işini önceden garanti altına almış bizim fetsay ikilisi..

belkide bu karakterlerin anlam verenediğimiz değişimlerri olmasayı , biz hala yok ya bunun sonu belli diyor olsaydık bu fragman dolayısı ile bu boşanma olayı bu kadar çok heyecan uyandırmıcaktı...


önceden olsa yok asla boşanmazlar diyen biz Acaba boşanır larmı ya diye bir endişe içine girdik..?

ve uzun zaman sonra bu ne olacağını kestiremem çok emin olduğum şeylerden şüpheye düşme halinden hiç de şikayetçi değilim..

uzun zaman olmuş galiba acaba mı..? demiyeli..
ama hakkını yemiyelim fragman bir baştan bir sondan ortadan vererekde bizi bu şüpheye düşürmeye başardı..

Umut bebek konusunda çok başarılı olamamıştı ama yiğidi öldür hakkını yeme demişler bu fragman bunu fazlasıyla başarmış..

her ne kadar boşanmıcaklarını hissetsemde acaba demektrn kendimi alamıyorum..
fragmanda boşanmıcakları yönünde herşeye bir mana buluyorumda mahkemedeki ikisinde gözyaşlarının aktığı sahneye bir kulp bulamıyorum..
Cerenin bir pşlalnından bahsetmişti özet..mahkemeye kadar geldiklerine göre önecesinde bir hareket yok..
ama mahkemeye gelipte durun hakim bey tarzı bir planda olmucağına göre...

işte birtek burda kafam karışıyo..Yinede ikisinde ağlamasına dayanamadım..
İnat işte insanı nerelere kadar getirio..bazen ne sölnirse sölensin ne yapılmış olursa olsun göz ardı etmek gerekio galiba..
gerçekten seviosan guru inat dinlemden vazgeçebilmek gerekio..
Yoksa böle noktalara kadar geliyosun yazık oluyo..

Ama şölede bişi var...Birbirleini artık çok yıprattıklarını düşünüyorum..
sahiplenmenin verdiği bir güven galibaa..daha çok kırmaya kırılmaya başladırlar..
Eğer boşanma akıllaerını başlarına getirecekse ğş neyi kayettikleri akıllarına dank edecekse bizde gerek onların aşklarını izlemek gerekse çocukların arasındaki kopmaz bağı görebilmek için boşanmaya katlanabiliriz galibaa..

bu karanlık tünelin sonunda parlak bir ışıık olacaksa tabi..

evet canlarım şimdilik benden bu kadarç..
kendinize İYi bakın..
Hoşçakalın..

Müge
05-01-08, 03:11
Herkese iyi geceler…Yine ben…Öncelik ile Aysun’u gördüğüme çok sevindim…Evet canım ben fikrimin arkasındayım…Boşanırlarsa gerçekten diziyi izlemeyi düşünmüyorum….Nedenine gelince…

Ben İki Aile dizisini bir aile dizisi olarak çok sevdim..İlk bölümden beri severek ,keyif alarak izliyorum…..Evet yeri geliyor bazı karakterlere kızıyorum ama fazla takmıyorum…İki Aile dizisi her yönü ile güzel geliyor bana…Her ailede olduğu gibi İki Aile de olaylar oluyor…Çocuklar arasında anlaşmazlıklar,anne-çocuk,baba-çocuk arasında yaşananlar dizimizde güzel işleniyor….Ama bir yere kadarmış….Ben bu “Boşanma” olayını kabullenemiyorum….Ve konuların devam etmesi için böyle bir senaryoya gerek var mıydı diye düşünüyorum??….Türk dizilerinin hemen hepsinde zaten "boşanma,çocuk düşürme,silah ile yaralanma,aldatma,sevdiğine kavuşamama "konuları işlenmekte…Maalesef “boşanma” konusu da İki Aile dizisine dahil oldu… Fragmana bile bakmadım sinirlerimin bozulmaması için…Yazdıklarınızı okudum… “Boşanacaklar”…


Boşansınlar….O zaman bizler iki senedir Eda&Oğuz aşkını boşuna izlemişiz…Aşkları yalanmış…Evlenmeden önce çocuklarından gizli yaptığı her şey bir anlık sevgiymiş…Kışın soğuğunda turuncu battaniyenin altında aşk cümlecikleri ,boğaz manzarası eşliğinde dans etmeleri,birlikte arabada sabahlamaları hepsi yalanmış evet…

Kusura bakmayın arkadaşlar doluyum…Duygularımı ifade etmek için en uygun cümleleri yazmaya çalıştım…..Ama inanın bana ben boşanırlarsa artık yokum….Diziyi izlesem bile yorum yazmam ,en’lere katılmam….Evet bu hafta yorum yazacaktım ama bu özet ve fragman canımı sıktı….


Eda ve Oğuz’un barışması dileği(Umudum yok) ile herkese iyi geceler…


Not:Şule’cim seni de gördüğüme sevindim…:img-wink:

bugra9
05-01-08, 04:24
Herkese İyi Geceler...:img-wink:

Bu gece yeniden gelmem diyordum fakat son yazılan yorumları okuduktan sonra fikrimi değiştirdim...Az sonra yorumları birleştirip bir harman yapacağım ama önce bir Ara Ajans diyelim...

:icon_shad:kahve:icon_shadARA AJANS...:icon_shad:kahve:icon_shad

Şimdi asıl gelme sebebim Müge abla'nın son yorumunda gördüğüm karamsarlık havası...Şayet Müge abla gibi düşünen bir kitle mevcut ise ki tersini düşünmek olanaksız o zaman cidden fragman oyunları meyve vermeye başlamış...Çünkü bende tıpkı Aysun gibi kesin konuşmamak ile beraber boşanmayacaklarını daha doğrusu boşanamayacaklarını düşünüyorum...Zaten Aysun fragman ve resimlerden çıkarılabilecek tüm ipuçları toplayıp ailemizin önüne sermiş...Üzerinde söylenecek birşey kalmamış çünkü Aysun uçuk bir tahmin olarak nitelendirsede tahmini şuan olabilme olasılığı en yüksek tahmin...

Benim söyleyeceklerim ise olayın başka bir boyutunu kapsıyor...Evet şuan büyük bir belirsizlik havası hakim...Kimse emin,kesin ve net konuşamıyor,kimse şuan İki Aile'yi klasik kalıplara sokamıyor...Neden sokamıyor çünkü İki Aile'nin geçmişte genel düşünceye ters düşecek büyük hamleleri var...Şimdi hepsini saydırtmayın bana;:img-wink:

* Eda ile Oğuz'un ilk sezon sonunda gelen evlilikleri...Halbuki onların evlilik hikayeleri ikinci sezon'a sarkıtılsaydı ve bu "Kavuşamama" hali devam etseydi senaristlerimiz ortalama bir senaryo ile çok daha rahat hikayeler yazabilirlerdi değilmi...Ama dikkatinizi çekerim "Ortalama bir senaryo" asla İki Aile izleyicisinin beklentisinin karşılığı olmuyor...Kavuşamama durumunda ki ortalama senaryoları artık hepiniz çok iyi bildiğiniz için irdeleme ihtiyacı duymuyorum...

* Ardından gelen bir "Bebek Düşürme" hikayesi var...Bebeğin düşüceğine hiç birimiz inanmadık...Bizzat tüyo gelmesine karşın bebeğin düşmesi ile ilgili soru işaretlerimiz devam etti...Umut bebeğe "Düşme tehlikesi" yazılsaydı,hem iki veya üç bölüm sırtlanmış olacaktı hemde dizi "Sözde Tempo"sunu kazanmış olacaktı...İtiraf edelim hepimiz böyle düşündük...Ve senaristler yine bir riskin altına girmekten çekinmediler ve bebek düşme hikayesini İki Aile kalıplarına sığdırdılar...Üstelik ardından gelecek olası hüzün havasını "Bir kez ve vurucu" şekilde imzalarını atıp,yeni hikayelere yelken açtılar...

Şimdi iki tane örnek verdim...İki Aile'nin öykülere ve klişe adı verdiğimiz bilindik hikayelere olan yaklaşımı ile ilgili...Şöyle bir sonuç çıkarabilirmiyiz öyleyse...

İki Aile anlattığı hikaye her ne olursa olsun,sunum olarak,varılan nokta olarak bilindik başlangıçlardan,bilinmedik sonuçlara varan ender dizilerden bir tanesi...:img-wink:

Ve son döneme damgasını vuran "Boşanma dönemi";:good:

Evet dizilerde "Boşanma" hikayeleri işlenir...Bilindik bir başlangıçtır boşanmaya giden süreç...Kaldı ki bu süreç dahi İki Aile'de çok farklı işlenmiştir...Boşanmanın ilk gündeme geldiği bölüm ve boşanma üzerine karşılıklı yapılan kavgalar ailemiz tarafından en beğenilen bölümler listesine girmiştir...Neden girmiştir çünkü işleniş olarak boşanma hikayesi İki Aile dilinde bambaşka bir tat olmuştur...Hikaye ana eksen olarak Eda ile Oğuz'a dönmüş ve her ne olursa olsun o günden sonra Eda ile Oğuz konuşulmaya başlanmıştır...İşte buda aslında senaristlerin İki Aile izleyicisini çok iyi tanımasından ileri geliyor...İlgi nasıl bir hikaye olursa olsun Eda ve Oğuz üzerinde döndükçe dizi de temposunu arttırmıştır...Devamında zaten karakterlere olan kızgınlığımızı,doğruyu yanlışı çok konuştuğumuz için üstüne birşey söylemek istemiyorum...Benim varmak istediğim nokta bir şekilde Eda ile Oğuz'un aşkı yeniden dillere boşanma hikayesi vesilesi ile düşmüştür...O yüzden çıkış olarak hikayenin amacına ulaştığını söyleyebiliriz...

Fakat bir hikaye tek bir amaca hizmet etmez...Verilen mesajlar,vardığımız nokta'da netleşeceği için kesin konuşmak istemem...Ama şöyle birşey söyleyebilirim ki senaristlerimizin hikaye işleme methodlarını birazcık tanıdıysam bu hikayenin sonu boşanmaya gitmiyor...Çünkü tamamen ortada ters orantı mantığı kurulmuş...İzleyici Eda ile Oğuz'un boşanacağına inandırılmış...Bunu akşam da söylediğim gibi son birkaç bölümdür karakterlerimizin kişilik özelliklerinde ki pus izleyicinin net tahmin yapmasını büyük ölçüde engelliyor,onun yanısıra fragmanda bir müzik eşliğinde "Yavaşlatılmış" çekimler tamamen ayrılık havasını yansıtıyor...Artık fragman mantığınıda çözdüğümüz için Eda ile Oğuz'un gözyaşlarında ki ağır çekimi fark edebiliyorum,tıpkı mahkeme salonunda yapılan montaj oyunu gibi...Hakimin repliğinin kesilip en can alıcı noktaya konulmasını anladığım gibi...

Yada fragman sonuna "Oğuz'un gitme fikrinin" döşendiği gibi...:img-wink:

Hâlbuki bu veda havasının altında yatan tablo bambaşka olacak...O geceyi Oğuz'un güven dolu göğsünde geçiren Eda,Eda'yı kaybetme korkusunu dibine kadar yaşamış Oğuz mahkemeye kadar renk vermeden gidecekler...Ama kafa karışıklığı ile...Sonra şefkat gelecek...Eda'nın gözünde yakın geçmiş film şeridi gibi canlanacak...Bu koskoca hayatta ona sıcak bir yuva olmuş,ona güven duyacağı kol olmuş,hasta olduğunda yanı başında bekleyen kişi Oğuz'u düşünecek...Bu hastalık hikayesi boşa değil arkadaşlar...Eda'nın bazı şeyleri görebilmesi,görüpte anlayabilmesi için bir sebep sadece...Çünkü Eda'nın Oğuz'a aşık olmasında ki en büyük sebep onu sığınacak,güven duyacak bir liman olarak görmesi...Vefa duygusu diye birşey var hayatta...Eda bu duygu ile Oğuz'un üzerinde ki emeği görecek ve mahkeme salonunda onu gururlandırarak boşanmaktan vaz geçecek...

Ceren'in son dakika sürprizini konuşuyoruz...Aysun muhteşem bir tahmin ile kamera kaydından bahsetmiş...Fragmanda hakimin tamamlanmayan sözlerine dikkat...Neden tamamlanmadı,çünkü o an içeri Ceren girdi...Buda bir tahmin hemde yüksek bir olasılık veriyorum...

Sonuç itibari ile "Emek" galip gelecek arkadaşlar...Tüm ibreler bu boşanmanın gerçekleşmeyeceğini gösteriyor,fragman ise oyununa devam ediyor...Pazartesi akşamı yine ekran başında ki bir çok izleyici İki Aile'yi şaşkınlıklar içinde izleyip,özledikleri bu bilinmezlik duygusunu tadacakları için ben çok mutluyum...

Müge abla sende müsterih ol...Göreceğiz hep beraber...Sen ne dersin bilmem ama illaki kötü olasılığı konuşuyorsak boşansalar dahi "Altında sağlam bir mesaj" yatıyor olacak...Bunun garantisini veririm...Çünkü senaristlerimiz bugüne kadar ne yaptılarsa,çokta güzel bir açıklamaları oldu...O yüzden boşanma hikayesi gerçekleşse dahi emin ol izleyici beğenisini yakalayacak bir mesajda peşi sıra gelecektir...Bu olasılığı düşük tuttuğum için üzerine fazla birşey söylemiyorum...

* Gitmeden önce;:good:

Şule gelmiş...Seni görünce çok mutlu oldum Şule...Yorumlarını ve İki Aile'ye baktığın noktayı çok özlemişim...Uzun bir aradan sonra geri dönmek zordur...Söyleyecek sözler o kadar birikmiştir ki nereden başlayacağını bilemezsin...Ama görüyorum ki sen başlayabileceğin en güzel yerden başlamışsın...Bizde seni çok özledik ve seviyoruz...Bundan sonra ama kısa ama uzun bizimle olmaya devam etmeni umuyorum...

Artık gitme vakti geldi...Ara Ajans dedik ama Ana Ajans'ı aratmıyor...Yarın yeniden görüşünceye kadar kendinize çok iyi bakın...

Görüşmek Üzere...

Ufak bir not; Şimdi bölüm resimlerine bakarken Eda ile Oğuz'un birlikte uyuduğu resimde bir ayrıntı çarptı gözüme...Bizim dizimizin eşyalara yüklediği manevi anlamlar artık malumunuz...İşte son bölümlerde dillere pelesenk olan meşhur soba bu kez aşağı kata kurulmuş...Eda'nın hasta olması ile birlikte Oğuz'un gösterdiği ilginin ve özenin boyutlarını varın siz düşünün...Hoşuma gitti bu detay...Hem soba'nın işlevleri gerçek anlamda kullanılmış olacak,hemde senaristlerimiz ve yönetmenin kendi yazdıkları,çektikleri hikayelere olan geri dönüşü doğal olarak samimiyeti getirecek...Bu bir soba bile olsa geçerlidir...

hukukcine
05-01-08, 05:15
Eveeet arkadaşlar…

ne oldu bu gece bende anlamadım….gittim geldim…stand by olan bilgisayarımı ailemize bir göz atmadan kapatamadım…:img-yes:

Veee Müge abla gelmiş…canım benim…fikrinin arkasındasın…biliyorumda…ama dediğim gibi…Buğra da söyledi zaten…gönlünü ferah tut….o kadar güzel anlatmışsınki…o „kırgınlığını“ o kadar iyi niyetli ifade etmişsinki….ben senin anladım…:img-yes:

Ama dediğim gibi…son sözler söylenmediki daha…bölümü izlemedik…ama yineliyorum…

hikayemizin boşanma ile sonuçlanması gerçekten oldukça düşük bir ihtimal….

Vee Buğracım….valla benim de böyle gece gece içim sıkıldı…alışık değiliz tabii böyle karamsar havalara…ailemizin içinde…

Ama bu da olacaktı tabii…

Vee arkadaşım benim…o kadar güzel bir detaya değinmişsinki…bende kendimi tutamadım…vee attim kendimi böyle ortaya…;-))
Peki nedir o?

Evet işte hastalık…doğru diyor…bunun tabiki bir nedeni olmalı yani…Buğra o kadar güzel ifade etmişki…eklenecek birşey yok…yüreğine sağlık:happy0064…evet kesin o duruşmaya gidiyorlar..bunda şüphe yok zaten…vee duruşmada…aynı Buğranın da dediği gibi bu yaşananlar…o sarmaş dolaş uyku…o sıcak aile ortamı…

kısaca geç te olsa o kuyruklu yıldızı yakalabilmeyi başarma hissi…bu göz yaşlara sebep olacak..olay bundan ibaret…


Vee ah ah Buğracım gece gece detay taraması da yapmışsın:happy0064…ben göremedim…süper…o halde…özene bakarmısın…allah bilir kestaneler pişmiştir..bozalar gelmiştir..ah ah..işte buyrun…boşanamazlar dediğimizin bir ısbatı daha…:happy0064


Biraz güvenelim Fet-Say..ımıza…önce izleyelim…sonra yine eleştiririz…red ederiz…ne bileyim…ne olur çıksın yine….grafikler…

Müge abla…sensiz bu gemi yürümez…bunu bil…olmaz bu…imkansız….:img-yes:


Eminim bölümden sonra asıl bu sahne sevinçten kopacak…benden söylemesi

Vee gidiyorum bende…gece gece....yine çıktık böyle...ne fragmanmış bee diyeceğim şimdi...üslubumda kaydı...iyi mi...pes...Iki Aile yüzünden...

Kendinize iyi bakın…vee Buğra….valla coşturmamız lazım…önümüzde iki gün var…plan yap....hadi hadi...:img-wink:

Görüşmek üzere….iyi geceler…bye

minemtoprak
05-01-08, 12:00
Uzunca bir aradan sonra herkese kucak dolusu sevgiler iki aile ailesi.
Ben yokken neler olmuş burda? Yahu yeni bölüm fragmanını izledim ne o bizimkiler boşanıyorlarmı? Neler oluyor arkadaşlar?
Şoktayım resmen.Oğuzun ağlaması Edanın o hali? İnat uğruna bu kadarda olmazki.

jiko
05-01-08, 12:58
selam iki aile bireyleri
öncelikle fragmanı gönderen narçiceği ve buğra ya çok teşekkürler
fragmanı çok merak ediyordum izlemeden önce tabi izleyince keşke merak etmeseydim izlemek için sadece özetle yetinseydim dedim kendi kendime bu nasıl böyle bir fragmandır aman allahım. sadece 1-2 dakikalık fragmanda bile acayip duygusallaştım ve boğazım düğümlendi ki pazartesi günün bölümü nasıl izleyeceğim bilemiyorum :icon_cry:
arkadaşlar yorumlarınızı okudum ve buğra bu belirsizlik içinde bile mutlu oluyorsun pes yani :img-wink: ama umarım herşey olumlu olur çünkü boşandıkları taktirde sanki herşey baştan başlar diğer dizilerden bir farkı kalmaz gibi düşünüyorum. hadi ceren göster cinliğini sen iyi planlar yaparsın :good:

tisdale_ashley
05-01-08, 13:57
arkadaşlar önce yeni başlığımız hayırlı olsun diyorum üzücü bir şekilde ayyy inanmıyorum ilk başta bölüm resimlerine baktım eda oğuz sarılarak falan uyuyorlar daha sonra nar çiçeğinin gönderdiği (kusura bakma cnm adını bilmiyorum) fragmanı izledimde boşanıyorlar oysa ilk başta ne kadar sevinmiştim barışcaklar sanmıştım offf ya özetle alakası yok fragmanının çok üzüldüm nasıl boşanırlar ya of ama bi bildikleri vardır senaristlerimizin yani ama ben şoke oldum bölüm resimlerindeki resimler ne kadar iç açıcı ama fragman çok üzücü böyle oğuz eda ağlıyorlardı.onlar bir birlerini o kadar çok severken boşanmaları çok saçma ama yani yine beraber olurlar onlar ay hep iyi yönünden bakmaya çalışıyorum ama fragman hiçte öyle değil ben diyorum onlar ayrılamazlar çünkü birbirlerini çok seviyorlar bence boşanmıyorlardır yani herkese iyi yorumlar!!!NOT:nar çiçeğine,buğraya ve saline teşekür ederim.

YerçekimliKaranfil
05-01-08, 14:40
Herkese Merhabalar...

Yeni yıla internetsiz girmenin burukluğunu yaşadım kaç gündür...Öyle zamansız bir anda bozuldu ki buradaki kimsenin de yeni yılını kutlayamadım.O yüzden bu geç kalınmış bir kutlama olacak...2006 yılında yolumun tesadüfen buraya düşmesi sonucu öylesine güzel şeyler yaşadım ki...Bir aile tanıdım öylesine birbirine kenetli ve arasında sihirli bir bağ olan bir aile...Ve beraberinde gelen dostluklar...O günden bu güne neler yaşandı neler off düşündükçe neler geliyor aklıma neler...

İşte bu güzel ailenin hep bir arada ve sağlıklı umutlu bir yıl geçirmesini temenni ederim...İyi seneler hepinize...

Şimdi bıraktığım noktaya geri dönmek istiyorum fakat o kadar çok şey birikmiş ve ben olanlardan bir o kadar bihaberim ki...Şu bir hafta da neler olup neler bitti hiçbir fikrim yok.Lakin forumda bir "Boşanıyorlar" lafı yankılanmaya başlanmış sayfaları geçerken gözüme ilişti de..."Nasıl yani" dedim ve hemen fragmanı izledim...Fragmanda verilen hava tahminlerinden yola çıkarak foruma fırtına çabuk düşmüş ne yazık ki...Şimdi kafası karışık bir izleyici tablosu. Acaba bu bir fragman oyunu olabilir mi? diye düşünüyorum...Muhtemel olasılıkta bu...Bebeğin düştüğü bölüm fragmanını hepiniz hatırlıyorsunuzdur.Buraya gelen tüyocuk olmasaydı bizlerde ekran başındaki diğer izleyicler gibi bebeğin son ana kadar düşmediğini sanacaktık.

Son zamanlarda diziyle ilgili ciddi kaygılarım vardı ve bu da sürekli karamsar düşünmeme sebep oluyordu.Geçenlerde Buğra 'yla konuşmamızdan sonra onun dediği gibi düşünmeye başladım ve resimlerdeki klasik Eda&Oğuz " Beraber Uyuyakalma "karesini de görünce bunun ne kadar doğru olduğunu gördüm.

İnanıyorum ki bu bölüm yüreğimize kazınacak bölümlerden biri olacak.Ve bizler bambaşka tatlarla ekran başından kalkacağız.

Şayet tersi olursa ve boşanırlarsa... !
İşte o zaman bende yaşanacak olan hayal kırıklığını düşünmek bile istemiyorum.
Hikaye bambaşka boyutlara taşınacak belki hikaye de yeni yeni açılımlar sağlanacak fakat bu aşkın sahiciliğine inanan izleyici duvara toslayacak...

Fakat ben böyle bir yola çıkılacağına inanmıyorum...Daha doğrusu inanmak istemiyorum.Umarım yanılmam...

Hepinize iyi günler arkadaşlar...Tekrar görüşmek üzere bye

FATMANUR_26
05-01-08, 16:07
öncelikle slm lar arkadaşlarım

hepinzin yorumunu okudum ama durun yaw ağzınızı haya açın dimi ne kadar hızlısınız boşadınız oooo bizim eda ve oğuzumuzu bu kadar kolay nasıl boşarsınız ben buğra hocama katılıyorum bence bu gitme işi ufacık bir yanıltmaca dikkat ederseniz eda ve oğuz boşanmış olsalar ikinci fragmanda gördüğümüz gibi oturup gülerek konuşmazlardı bu gidiyomusunu duyduğumda şahsen benim aklıma ilk gelen mahkemeye gitmek oldu....

bence eda oğuzu akşamdan sonra affeder ama bu tabldot mselesinde oğuz yamandan gene unttum bu müşterinin adını işte onun ailesi için iii biri olmadığını anlayacağı için eda hasta olunca adama iş yapmaktan vaz geçtiklerini söyleyebilir edada buna sinirlenip vazgeçmiş olabilir walla ilk aklıma gelen bu oldu benim ve cerenin mahkemeye gelme olasılığınada katılıyorum ya ne inatçı keçilermiş bunlar bari sonumuz iki inatçı keçinin sonu gibi bitmese...........



ha bide ben biişi yazmak istiom şu niyazi nin hırsız sanılması meselein okuyunca aklıma ilk gelen kelile ve dimne kitabında böyle buna benzer bir hikaye vardı


--
çok çirkin bir adam varmış adam çok güzel bir kızla evlenmiş ama kız adamı görmeye bile korkuyomuş bir gün gece ewe hırsız girmiş kız korkusundan sabaha kadar adama sarılmış adamda hırsıza teşekkür etmiş :img-wink:

ama çok komikti yaaaaa
??? ya bide bişi söölicem bu fragmandaki arka plandaki şarkının iismi ÜZME BENİ
ama zeki mürenin söölediğini bulamadım yaaaaa bulan varmı bende zekai tuncanın var aslında oda çok güzel ama ben zeki müreni istiodum :img-wink:

bugra9
05-01-08, 18:47
Merhabalar...:img-wink:

Geçerken kapıdan uğramıştım...Öyle çok oturma niyetinde değilim...Ama hazır gelmişken fragman ile ilgili birkaç tespiti de bahane etmiyor değilim...Hadi birde ünite sorularını bırakayım gelmişken...:img-wink: Yok yok ben basbayağı bir ajans açmak için gelmişim bu saatte...

:icon_shad:kahve:icon_shadGÜNDÜZ AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Diziler anlattıkları hikaye dolayısı ile ne kadar hayal ise bize hissettirdikleri duygular ölçüsünde aslında bir o kadar gerçektir...Evet hissetmek...Bugün ki kilit konumuz "Hissetmek"...Şimdi Buğra yine birşey hissetti,geldi bize anlatıyor diye aklınızdan geçiriyorsanız doğru tahmin...Evet az önce Fatmanur'un sitemize eklediği net fragmanı izlerken ben birşeyler hissettim...Bu hissettiklerim dün paylaştıklarım ile farklı olduğu içinde sizlerle paylaşmak için buradayım...

Dün çatı katı sahnesinin çekiminde Pelin'in de kulaklarını çınlatarak yönetmenimiz Hülya Bilban'ın kullandığı açının çok hoşuma gittiğini söylemiştim...Bugün net fragmanı izleyince farkettim ki Hülya hanım o açısı boşuna tercih edip kamerayı boş yere balkonun tam karşısına yerleştirmemiş...Çünkü henüz tam çözememekle beraber çekimlerin yapıldığı o gün İstanbul'da sağanak bir yağmur bizim hayali hikayemizin en gerçekçi ayağı olmuş...Yanılmıyorsam İstanbul'da kar yağışı geçen hafta başladığı için çekim takviminde ki tarihler uyuşmuyor...Yine İstanbullu arkadaşlarımıza bu vesile ile sormakta fayda var...Çünkü söz konusu sahne öyle güzel bir ekran görüntüsü oluşturmuş ki yağmur veya kar hiç farketmez...Kış'ı hissetmemiz için desteklenen çekimler amacına saniyelik fragman ile ulaşmışta geçmiş bile...

Bizim dizimiz yaz ile anılır...Çünkü kocaman yemyeşil bahçemiz,mangal partilerimiz vardır...Ama Köşkte Kışta bambaşka yaşanır...İşte bu hafta kışın hüznü hikayemizin hüznüne yoldaş olacak ve köşkümüzde bu ayrılığa tabiri yerinde ise gözyaşı dökecek...

Herşey bir yana çatı katında ki yakalanan görüntü ise beni şimdiden heyecanlandırmaya başladı...Çünkü genel açının yanında pencere dışından yani balkondan iç mekan çekimleride atmosferi tamamlamayı en güzel şekilde başarıyor...Pencereden yağmur damlaları ve Eda'nın hüzünlü yüzü az önce de söylediğim gibi mevsimin hikayemizin bu dönemine bir hediyesi niteliğinde...
Çünkü Yağmur hüzün kokar,insanı duygusallaştırır işte bu yüzden hem Eda'nın hemde Oğuz ayrılık hüzünlerini hissetmemizde çok etkili olacağından şüphem yok...

Çekimlerden girmişken Hülya Bilban'ın fragmanda izlediğim bir kaç sahnede kamerayı çok aktif kullandığının farkına vardım...İki Aile kalıplarının dışında kullanılan kamera hamleleri hikaye ile paralel bir şekilde hiddetleniyor...Söz konusu sahneler Timur sofrayı terkederken mutfaktan salona doğru hızla kaydırılan kamera hamlesi ve aynı hamlenin ters açı ile Oğuz'un sofrasında kullanılması beni bölüm içinde izleyeceğimiz sürprizler dolayısı ile heyecanlandırdı...Çünkü ciddi anlamda hikaye çok önemli bir dönemini yaşıyor,gönüller keman yayı gibi gerilmişken kameramızın bu ortama ayak uydurmaması mümkün mü...

Dün gece üzerinde çok konuştum...Aysun'da çok güzel noktalara değinerek sizlerin gönüllerinize su serpmek istemiş...Yinelemek istemiyorum fakat sizlerin yorumlarını okudukça görüyorum ki bu ayrılma ihtimalinin boyutları oluşturulmak istenen gerginliği hatta burukluğu fazlası ile başarmış...Duygusuzluk yada birşey hissedememek en kötüsüdür arkadaşlar...Şuan hiç olmazsa iyi veya kötü birşeyler hissedebiliyorsak ne mutlu bizlere,ne mutlu ekibimize olsun...Çünkü artık izleyici genel olarak birşeyler hissetme yetisini kaybetmiş durumda olduğu için belki şuan anlayamasakta hissettiğimiz bu karışıklık bir çok yapımcı,kanal ve senarist için hazine değerinde...:good:

* Artık Ünite Sorularımız gelsin...

:icon_shadİKİ AİLE 70.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI...:icon_shad

1- Oğuz Eda'nın hastalığını fırsat bilerek Köşkü boşaltmak için çocukları Tahir Ağa'nın yanına gönderirken Eda'ya nasıl bir gerekçe sunacak...?...

2- Köşkte başbaşa kalan Oğuz ve Eda nerede hata yaptıklarını,kendilerine ve birbirlerine kestikleri cezayı,kısacası "Hayatlarını" konuşmak için fırsat bulacaklar mı...?...

3- Oğuz,Yaman ve Volkan işbirliğini öğrenip Eda'ya durumu anlatacak mı...?...

4- Köşkte geçirilen başbaşa gecenin ardından Eda ve Oğuz'un pişmanlıklarını izleyecekmiyiz,kendileri ile yüzleşecekler mi...?...

5- Arda,Yaman'ın mahalle yıkım projesini öğrenecek mi...?...

6- Şule inşaat planının Köşkte kaydırıldığını öğrenecek mi...?...Yaman nasıl saklayacak...?...

7- Hukuki yollardan Köşkü yıkma şansı olmayan Volkan nasıl bir yol izleyecek...?...

8- Mahkeme öncesi birlikte uyuyakalan Eda ile Oğuz bu tablonun çocuklar tarafından görüldüğünden haberleri olacak mı...?...

9- Eda ile Oğuz boşanacaklar mı...?... (Böyle pat diye sorunca insan bir garip oluyor...Sizde bu soruya garip garip bakıyorsanız,hakkınızdır...)...

10- Bölüm Sonu tahminleriniz var mı...?...

11- Sizlerinde soruları varsa cevaplamakta benim için zevktir...?...

Eveet artık gitme vakti geldi...Önümüzde tabiri yerindeyse sisli bir bölüm var...Üstelik hiçbir sis lambası bu noktadan Kâr etmiyor...O zaman bize düşen sisin açılmasını beklerken usul usul hedefe yaklaşmak...Sisin ardından güneşli bir gözyüzü mü yoksa yağmurlu bir hava mı bizi karşılayacak bilinmez...

Emin olacağımız tek şey;

Akşamın sonu Sabah...Yağmurun sonu Güneş...

Görüşmek üzere...

Hoşçakalın...

GizemliSahne
05-01-08, 20:46
Selamlar.. :=)

Bakıyorum da forumda bir karamsarlık hakim.. Bir durun yahu, dereyi görmeden siz mayoları giyip bırakmışsınız kendinizi dereye :D Evet ben de Buğra ve Aysun'un bir versiyonu olarak fragmanın belirsizliği ve uyandırdığı heyecan bakımından memnunum diyerek başlayayım yorumuma..

Öncelikle Buğra valla benden çok yaşayacaksın, ağzımdan aldın lafı :D Bu bölüm Hülya Hanım başrollerde olacak.. Ben ilk fragmanı gördüğümde bu sahneler yoktu.. O yüzden değinememiştim ama yeni fragmanda çok daha fazla kareyi görünce daha fazla çelişki oluşturacak karelerin eklendiğini görünce sevinmedim desem yalan olur.. Öncelikle kameraların hareketliliğinden bahsetmişsin, tamamen katılıyorum.. Fragmanda da sanki "slight show" yaparcasına bir hava var.. Ve o kadar akıcı gidiyor ki insan sanki klip izliyormuş ya da bir sunum izliyormuş havasına kapılıyor (ay sunum demeyin bana, kendim dedim bile:=)) Şöyle bir bakınca Hülya Hanım'ım hareketliliği sayesinde, ardarda gelen karelerin geçişleri sanki dediğim gibi powerpoint hazırlarken bir sağdan, bir soldan, bir yukarıdan, aşağıdan geçişleri gibi olmuş.. Denk gelmiş olamaz, bilinçli hazırlanmıştır.. Hülya Hanım'ım çeşitliliği de ortaya çıkmış bu şekilde.. Buğra sen zaten hepsine değinmişsin.. Merve'nin ağlayarak giderken alınan geniş açı ile ardından aynı açıyı bozmadan yakınlaşan kameramızın, düşünceli karakterimize yakınlaşabilmemizi sağladığını görmek zor değil.. Fragmandan Hülya Hanım'ın izleyiciyi dahil etme çabasının çok bilinçli olarak yer aldığını görmek tahmin edersiniz ki çok hoşuma gitti.. Kameranın kişiselleştirilmesi diye bahsedip duruyoruz.. Bu bölümde de görmek çok güzel.. Özellikle Buğra'nın dediği gibi Timur'un gidişinde, sanki birisi mutfakta dolaptan bir şey alıyormuş ve aniden patlayan bir isyanın sadece seslerini duymuş ve aa n'oldu diyip hemen kapıya koşup oradan bakmışcasına bir hava var.. Bunu sağlayan kısım da, kameranın düz açıyla mutfağın içinden değil de kapının hafif sağından gelen kavisli bir şekil alır gibi içeriye girmesi.. Bu tarz çekimler sayesinde hikayeye dahil olmak hiç de zor olmuyor..

Ve gelelim benim bayıldığım sahneye.. Buğra hatırlamaz olur muyum hiç? İlk izlediğimde zaten bu sahne yoktu ve ikinci izlediğimde görünce acayip şaşırdım ve çok da hoşuma gitti.. Senin de dediğin gibi bardaktan boşalırcasına yağan yağmurun kokusunu bile hissedeceğimizden eminim.. Bu açıyı kafamda canlandırdığımda bile çok hoşuma gidiyordu ve bizzat Hülya Hanım'ın ellerinden görmek çok daha fazla hoşuma gitti.. Hatta aynı yönü kullanarak başka güzel açılar bile çıkabileceğini canlandırabilmemi de sağladı.. Umarım Hülya Hanım'ın da içine sinmiştir bu açı ve çeiştlendirerek devam eder bizleri şenlendirmeye.. Neyse sahnemize dönersek, bu tarz havanın hepimizin üstünde kavset oluşturduğu bir gerçek (Hoş bu havalara bayılan bir arkadaşım var ama istisnalar kaideyi bozmaz tabi:=)) ve Buğra'nın da dediği gibi gerçek hayatın doğal olaylarından faydalanmak ve hüzne eşlik etmek de hikayenin Hülya Hanım'a neler hissettirdiklerini bile hissetmek kolay değil ama başarmış, helal olsun diyorum.. İçime o kasvet oturdu bile.. Ben bu kasveti genelde böyle kapalı havalarda odamda tek başıma uyandığımda yaşarım ve fragmanda da aynı şeyi hissetmek kendimi tuhaf hissetmeme sebep oldu.. E tabi ki hoşuma gitti.. Aşkları İstanbul'u yakacak kadar ateşliydi ama ayrılıkları da İstanbul'u bile ağlatacak kadar hüzünlü işlenecek anlaşılan.. Bence karamsar düşünmektense bu duygu selinin de tadını çıkaralım ne dersiniz di mi Aysun'cum? :=)

Ve dönelim Eda ve Oğuz'un boşanma meselesine.. 1.si fragmanı 2. kez izlediğimde farkettim.. Oğuz'un ofisindeki masayı dağıtması Eda ile boşanmasıyla ilgisizmiş :D Yani geçen bölümden beğendiğimiz ofis çekimleri aynen devam ve Oğuz'un kıyafetleri Yaman'la konuşurkenki kıyafetleri.. Bu da demektir ki bu sinir Yaman'a.. (Belki siz ilk başta öyle algılamışsınızdır ama ben anca çaktım:D) Tabi ki Eda'ya da kızmış olabilir haliye.. Çünkü o adamla iş yapacak.. Fakat temeli Yaman.. Ama öyle bir yerleştirmişler ki sanki Oğuz boşanma süreci için pişmanlıktan ve üzüntüden yıkıyor ortalığı.. Neyse..

Ayrıca yukarıda bahsettiğimiz yağmurun kasvetini Eda'nın camdan bakışında da hissetmek devamlılığı olan bir işleyişin sinyallerini verdi bile..

Ardından Oğuz ve Eda'nın çatıkatındaki sahnesi çok büyük ihtimalle beraber uyumalarından sonra.. Çünkü Oğuz'un kıyafetleri bu devamlılığı destekliyor.. Tahminimce, çocuklar bu sahneyi gördükten sonra çatıkatında bir kahvaltı hazırlamış olabilirler ve bizimkiler de mecbur kalmışlardır.. Oğuz ve Eda'nın müzik eşliğindeki konuşmalarında Oğuz sanki ayaktaki biriyle konuşuyormuş gibi.. Belki bu sırada gelen bir haber ya da Eda'ya Volkan'dan gelen bir telefon ortamı germiş ve Oğuz'un davaya gitme kararlılığına eriştirmiş olabilir.. Çünkü fragmanı ilk izlediğimde de Eda yumuşamış ama ya bir söz söylemiş ya da pot kırmış ve pişman olup Oğuz'u gitmekten vazgeçirmek için sormuş olabilir demiştim.. Şİmdi izleyince de o kahvaltı hoş başlayacak, sorunlar konuşulacak ama Oğuz'un Eda'ya "Senin için kazançlı ama bizim için zararlı bir iş olacak, iyi düşün" lafından sonra Volkan'la iş yapacak olması bence Oğuz'un sabrını taşıracak.. Birisi haber getirmese bile bunun Volkan yüzünden Oğuz'un kararlılığa döneceğini düşünüyorum..

Neyse mahkeme sahnesinde hissettiklerim hakkında zaten önce bir şeyler yazmıştım.. Yine bir kurgu var ortada.. Buğra ve Aysun da değerlendirmiş zaten.. Fragman özenle çelişki yaratmış.. Burada dikkatimi çeken bir başka şey oldu Aysun sen daha iyi bilirsin.. Dava görüşülürken odanın kapısı kapalı olmaz mı yahu? Hiç bulunmadım(allah da düşürmesin zaten:=)) ama hem davanın gizliliği hem de dikkat dağılımı açısında mantıken kapalı olması lazım ama bizimki açık.. :blink: Bu da acaba Ceren'in planına bir ön ayak olarak açık bırakılan bir kapı olabilir mi diye de düşünmedim değil.. :img-wink: Ceren'in koşarak gelebilmesi için bir zemin :D

Ayrıca Buğra dedim sana benden çok yaşayacaksın, soba ilk gözüme çarpan şeylerden biri.. Ee biliyorsun evde babamın sobayı kurmasından sonra yakınındaki koltuğa yapışmış ve her fırsatta orada tv karşısında sızan ben, kapağını görünce pek bir sevindim :D Valla Oğuz'un çabalarının minicik bir gösterisi işte.. Valla daha neler yapacak kim bilir.. Buğra sen zaten sıralamışsın ellerine sağlık.. Eda bunca şeyden sonra hala pişmanlık hissetmezse anormal olur zaten..

Ve ve kimleri görüyorum Şule Hanım, başımıza taş yağacak taş.. :=)Dileklerinizin kabul olması dileğiyle ben de sizi daha sık görmek istiyorum.. Özlediğimi sana zaten söylemiştim.. Giriş olarak zorlandığını da biliyorum ama olsun giriş geldi ya gerisi de gelir zaten.. ;=)

Ve Asena.. Varya inanmazsın, çook eski bölüm yorumlarına bir göz atıyordum, senin de ismini görmüştüm ve nerelerde diye düşünmüştüm, sonra güncel başlığa girdim ve adını görünce çok şaşırdım, Berna cidden telapatiye inanmaya başladım haa :D

Ve Gözde'cim sen de hoşgeldin, özlemiştik.. Sen de endişeni dile getirmişsin.. Ama bence de içimizi rahat tutalım, boşanma yok.. Ki olsa bile altında ÇOK sağlam hikayeler ve gidişat bekliyorum yoksa senaryo çöker.. Bu ihtimal de Fet-Say'a göre olmadığı için eminim onun altından da çok farklı şeyler çıkacaktır..

Müge'cim sen de açık bir dille dile getirmişsin düşüncelerini.. (Senaryoda Eda ile Oğuz'u barıştırdım ama o bile yumuşatamamış seni :D) Haklısın sen de ama ben de bölümü izledikten sonra daha kesin yorum yapma taraftarıyım.. Daha Niyazi'nin köşk macerası, çocukların Tahir Ağa macerası dahil çok eğlenceli sahneler olacağını düşünüyorum.. Bu fragman sadece zekice bir çekiciliğin ürünü ve bilinçli hazırlanmış.. Ve ayrıca önceden Pazar günü şu müzik programının fragmanları çok dönerdi ama bitti mi n'oldu bilmiyorum o yok artık.. Onun sayesinde fragman acayip sık dönüyor ve umut doğuruyor.. (Nazar değmesin, kanal da değişiklikler var.. ) Zaten o müzik programının da sık sık fragmanı niye dönüyorsa? Sanki çok değişik bir şey olacak yeni bölümde merakla beklenen.. Önceki bölümden montajlar var işte.. Umarım İki Aile'nin fragmanına gelecek haftalarda da böyle sık yer verilir.. Ki bir haftalık boşluk, stoklama sağlamıştır, erken verilebilir artık.. Bu hafta izlenme oranları artacak diye bir his var içimde.. Unutmayalım ki duygusallığı seven bir toplumuz.. :img-wink:

Ayrıca bu karamsarlığın bir tetikleyicisinin de verilen bir hafta boşluğun bizde oluşturduğu uzaklaşma diye düşünüyorum.. Geçen bölümden bile uzaklaştık yani, gelecek bölüme bağlamak zor oluyor fragmanla ve bu uzaklaşmayla beraber karamsarlığa düşüyoruz ister istemez.. Yine bekleyelim görelim diyorum.. :img-wink:

Şimdilik benden bu kadar.. Gece tekrar sahneye çıkma ümidiyle, hoşçakalın.. :=)

hukukcine
06-01-08, 00:56
Vee arkadaşlar...ne yazıldı...“benden sonra“ ne fırtınalar koptu şu an henüz haberim yok...

öğle vakti yaptığım bir operasyonu sizinle paylaşmak üzere buradayım...:img-yes:

Kaçış yok...okuyacaksınız o kadar!! Canım çıktı yaaa.....;-)) (gülüyorum siz sakın ama sakın gülmeyin ben gayet ciddiyim)

Vee size başlığı atmadan bir müjde de vereyim...bilmeyenler için....efendim ben yüzde yüzbir ;-)) başak burcuyum....yani tamamen böyle detayların içinde kaybolmaya meyilliyim...doğuştan yani

Vee evet tebrik ediyorum sizi...bu forumda esen kararamsar hava nedeniyle...tam bir detay manyağı yaptınız beni...bir alkış rica ediyorum...gülüyorum....:img-hyste

Ama bu işin iyi yönü de var...şöyleki avukatlık kariyerimde kuş uçurtmayacağım...tüm sanıklar...korksun benden bundan böyle....:img-hyste

Müge abla...valla kıymetini anla...seni ikna etmek için elimden ne gelirse yapacağım...çetin cevizimdir...merak etme...pes etmem..kolay kolay ;-))

Vee evet yani kısacası...bu saatten sonra şu an okuduğunuz satırların sahibi raporlu bir „detay manyağıdır“....üslup...?? evet mahvoldu oda...gitti eser kalmadı...gülüyorum çaktırmayın...:img-hyste

Vee Mügeeeeeeeeeeeeeeeeeeee ablacım...dediğim gibi grafiğini yükseltmeye geldim....

Vee ben demin operasyon demiştim di mi?...farkındayım efendim...

şimdi kısacsa ;-)) hemen durumu aktarayım...

polis hukukundan gına geldi bana bugün...yok parmak izleri, yok tutuklama...yok sorgulama...yok...durdurma...yok arama...yok bilmem ne...öğle paydosundan istisnasız tüm arkadaşlar madem haftasonu kütüphaneye tıkıyoruz kendimizi bari şahane bir yemek yiyelim dediler....beş kişiydik...vee yemeğe dört kişi gidildi efendim...eksik olan kimdi acaba...???

Evet doğru...bendim...yemek filan düşünecek hal mi kaldı....ailemiz karamsar...bende dur yaa...şu fragmanı...bir daha izleyeyim...girdim fakültedeki ofisime açtım ecnebi bilgisayarı...vee evet izledim izledim izledim....aynı zamanda deli gibi not ediyorum....sonra iyi tamam dedim...hadi yaz bakalım şimdi...olmadı...zira kendi yazdıklarımı okuyamadım...evet gülmeyen aynı öyle oldu....ve bir nedeni daha vardı...ecnebi bilgisayar türkçe karakterleri olunca...kafası basmıyor...ne küt bu da yaa...allahım...neyse:img-hyste

Bende şimdi yine kendi bilgisayarımın karşısına geçtim....vee evet pes bu kadar uzun bir giriş olurmu yaaa....

Inanmıyorum kendime...

Vee başlık gelsin...

„Allah okuyana kolaylık versin ;-))“

ama zaten okunacak yani...başka çareniz yokki zaten...;-)):img-hyste


vee işte benim operasyonun adı..... “Fragman unu“ operasyonu...bu ne mi...vallah göreceksiniz şimdi...

şimdi evet Buğracım da yazmış dün gece...valla kafa mafa kalmadı...daha irdeleceğim zaten...onun değindikleri konuları...çok farklı bir yönden bakmış...çok beğendim...canım arkadaşım benim;-))

vee geçelim benim operasyona....

demin de vurguladığım gibi…fragmanı didik didik didik didik ettim….artık un oldu…bildiğiniz un yani…renkli ama…haliyle görüntülerin rengi karıştı…bu ne ya…iyice kafayı yedim…siz anladınız ama…di mi… ?? ;-)):img-hyste

Buğracım...gördünmü...asıl kesme biçme işi benden sorulur...hal kalmadı fragmanda....;-))

Vee evet benim elde ettiğim sonuçları size böyle bir bir sunuyorum efendim...Müge abla...bilhassa sana sesleniyorum...;-))

Mahkeme salonu...
fragmanda üç kare var...birincisi...Eda ve Oğuz, avukatlar vee hakim...yanlızlar...herkes ayağa kalkmış...vee kararın açıklanmasını bekliyorlar...haliye üzücü bir hava hakim...vee hakim başlıyor...dikkatinizi çekerim kapı ardına kadar açık...neden?..biri mi bekleniyor Müge ablacığım...hmm...?? evet valla birileri girecek gibi...;-))

veee Buğracığımın dediği gibi...çok doğru...pat diye en önemli kısımda kesiyorlar...iyi tamam...bunu hafızamıza yazalım..

yazdık mı…evet devammmm ;-))

sonra ikinci kare...yine mahkeme salonu....ön planda Oğuz...arka planda Ferit...aa nerden çıktı bu Müge abla...aaa bak görüyormusun...demek gerçekten yanlız değiller bunlar...Ferit vee kimbilir kaç kişi daha dizilmiştir....daha...tüm mahalle olsa inan hiç şaşırmam...full salon….;-))
bundan ne çıkıyor? ...Ferit vee fragmanda gösterilmeyen aile üyeleri de salonda mevcutlar...

vee oradan oraya atlıyorum ama...başka türlü olmuyor kusura bakmayın...

başka bir kare de de Damla koşar adımlarla gidiyor…Ferit te arkasından…şimdi bu da ne demek ?…Ferit bile olsa eminim artık başka hanımlara bakmaz değil boynunu çevirsin…Damla ne yapar onu vallahi….yani kavga etmediler..…o halde başka bir neden olmalı… ????

fikir varmı ?? eveeeeeeeeeeeeet !!!!

buldum… !! yine başka bir kareden biliyoruzki…Eda ve Oğuz yanlız gittiler mahkemeye zira sadece onların ikisi ve avukatları bekliyorlar mahkeme salonun önünde…

yani demekki Damla evde durmaya dayanamadı.. "birşeyler yapmamız gerek…Eda abla bizim için neler yaptı….ona bunu borçluyuz…gözümüzü yumamayız" mantığı ile koşar adımlarla adliyenin yolunu tuttu bu saçmalığa son vermek üzere…(alışık zaten)…

bunu nerden biliyorum… ?? dikkat edin..Feritin üstünde kahverengi bir mont içinde açık renk gömlek…peki yine o "arka plan Ferit önde Oğuz" karesini hatırlarsak…Feritin üstünde aynı kıyafet…demek Damla ve Ferit adliye ye doğru koşuyor….nasıl koşmasınlar…hakim ayakta…ve kararın cümleleri dilinin ucunda… ;-))

vee evet…şimdi gelelim üçüncü kareye…mahkeme salonu boş…Buğranın dediği gibi…ağır bir çekim…vee biz yutarmıyız bunu ?…tabiki hayır… !


dikkat edin…(bende dikkat dikkat…) neyse evet dikkat edin…

dosyalar masada…vee hepsi kapalılar…demek bu duruşma öncesi bir görüntü…dava bitse hakim dosyalarını toplamazmıydı ?…hmm?…evet toplardı…hiç bırakılırmıydı…tabiki hayır..

evet bu kesin davadan önce…

off bir nefes alsın detay manyağınız…:img-hyste

devam ediyorum…

geçiyoruz başka bir kareye…Oğuz masasından ne varsa aşağıya atıyor…
Oğuzun üzerindeki kazak ne renk?…evet gri...ve yün bir kazak...son bölümü hatırlayalım bir...Yaman geldi ve zehirini akıttı..Oğuzun üstündeki kazak...ne renkti...evet gri…vee aa ne tesadüf o da yün bir kazak…hay allah gördünüzmü…gülüyorum…:img-hyste

Şimdi bu ne demek efendim?…evet Yaman zehirini akıttı…vee Oğuz da mahalleyi tehlikeye attığı için sinir oldu kendine vee Yamana…öfkesinden masanın üstündekileri indirdi aşağı…haklı olarak…

Vee yine başka bir kare…kahvaltı günü..yağmur yağıyor…vee evet düşündüm de…gerçekten bu davadan önce sözde “beraber edilen son kahvaltı” olabilir…ve bir düzeltme yapıyorum…bugün kafam daha sağlam dı…dün geç olmuştu baya….gözümden kaçmış…

evet bu kahvaltı sahnesi dava günü değil…zira Eda işyerinde vee oturuyor düşünüyor…Buğranın da ne güzel ifade ettiği gibi benim de “geç te olsa kuyruklu yıldızı yakalabilme başarma hissi” diye tercüme ettiğim o güzel günleri düşünüyor bizim Edamız…

vee bir kare de de…camdan dışarı bakıyor yine çok düşünüyor vee yağmur yağıyor…demekki aynı gün ;-))
Diğer tarafta Oğuz matbaada…vee Edanın resimlerine bakıyor…o da çok düşünceli…yine aynı gün…

Yani bundan şöyle birşey çıkıyor arkadaşlar…Oğuz ve Eda çatıda kahvaltı ettiler vee Oğuz “boşanırsak ben giderim” dedi…Edayı düşünce bastı…sanırım bu laf onları resmen kendilerine getirmek için…ne pahasına bu saçmalığı yaptıkları veee … boşanma sonucunda ne kadar ağır bir fatura ödeyecek olmalarını farketmeleri için bir vesile oldu…

Vee kahvaltıdan sonra işte herkes işine gidiyor vee bu düşünceli kareler böyle çıkıyor ortaya…

Vee akşam yemeği…zira kahvaltı değil…masaya bakın…yine matem havası hakim köşkümüzde…vee evet bu işte büyük ihtimalle davadan önceki akşam…bu yüzden yüzler asık…eh ne bekliyoruz ki…ailemiz çok üzgün..Oğuz yukarıda kızlarla yemek yiyecek…aşağıda Eda…vee Ceren, Merve ve Timur sanki sözleşmiş gibi artık tepkilerini açıkca ifade ediyorlar…boşanmalarını istemediklerini gösteriyorlar..sofradan kalkarak….

Vee evet…yine soluksuz yazdım…var mı un haline getirmediğim kare..?
Şu an yok gibi…

Eh ben ne yapacağım şimdi…her yer rengarenk un…anlamam..hepiniz geliyorsunuz temizlik var arkadaşlar…yardım ediyorsunuz bana…;-))


Vee evet şaka bir yana…ciddi olalım…benim fragmandan süzdüklerim bunlar

…vee yineliyorum…Fet-Say a güvenelim…fragman kötü değil Müge abla..izleyebilirsin…

vee evet daha ne diyeyim…arkadaşlar…sadece tekrar altını çizebilirim..bu bir fragman oyunudur…vee boşanma ihtimali oldukça azdır…

Vallahi nedir bu?…özet yazarına attığım fırçasının acısını mı çıkarıyorlar anlamadımki…

Hem o benim fırçamdı…madem bu bir ceza ….neden tüm aile çekiyor allah allah…??

Vee Müge abla…vallahi biliyorum pek bir karışık oldu vee bu yüzden bilhasse senin için…vee tabiiki ailemizin değerli üyeleri için toparlıyorum efendim….hemen..;-))

1. Oğuz Yamana sinir olacak….bu kez Volkan, yani mafya, var o odun Yamanın arkasında… Yaman gittikten sonra öfkesinden masasında ne varsa aşağıya indiriyor

2. vee çatı da kahvaltı..bu öyle görünüyorki…sözde “son beraber edilen kahvaltı” vee o bizim çok içerlediğimiz yakıştıramadığımız replik….Oğuz boşanma sonrasında köşkü terk edeceğini ifade ediyor

3. bu laf her ikisinide derin bir düşünceye iter….silkinmelerini sağlar…çocuk oyuncağı olmadığını yavaş yavaş fark ederler….vee buna karşılık ne kadar ağır bir fatura ödeyeceklerinin farkına varırlar…bu düşüncelere Eda işyerinde Oğuz da matbaasında bürünürler….

4. akşam olur…herkes eve gelir…akşam yemeği esnasında yine düşünceler uçuşur havada…matem havası eser köşkte…Oğuz yukarıda…Eda ise aşağıda davadan önce yenilen son akşam yemeğini yerlerler…Ceren, Merve ve Timur buna dayanamazlar…vee tepkilerini bağırarak vee sofrayı terk ederek belirtirler….üçü de merdivenlerin basamaklarında buluşurlar…birbirlerine destek olmak için

5. mahkeme günü….Eda ve Oğuz kesin gece uymadan sabahı beklerler..sabah olur veee suratları asık bir şekilde evden çıkarlar adliyenin yolunu tutarlar…Adliyede avukatları ile buluşurlar ve sıralarını beklerler….

6. Damla bu duruma dayanamaz..eli kolu bağlı oturmak yerine adliyenin yolunu tutar koşar adımlarla…arkasından Ferit

7. mahkeme salonu hazırdır..dosyalar hazırdır….girerler…

8. duruşma başlar…Eda Oğuz avukatlar vee hakim…vardır salonda…kapı açıktır…Damla ile Ferit girerler…vee Ferit babacığının arkasına oturur vee işte prosedür başlar sonunda…hakim için herşey tamadır o vakit..kalkar vee kararı açıklamaya başlar…

9. tam o sırada Ceren (özete göre) pat diye dalar salona vee hayııııııııııııır diye bağırır…

10. herkes şaşkındır…kamerayı çıkarır…vee dava gerekçesi düşer…

off arkadaşlar…pes bana vallahi pes…bakın hemen burada anlaşalım…eğer tutarsa…her biriniz bana bir kahve ısmarlayacak…haberiniz olsun…sonra söylemedi demeyin…Müge ablacığım…sen iki tane ismarlayacaksın…vee yorumların uzunlukta benimkileri geçecek..

;-))
gülüyorum gülüyorum…

bastı yine içimi müthiş bir enerji… …

şimdilik gidiyorum…vallahi bütün gün daha birşey yemedim….kahve den sıra gelmedi…sonra yoklamaya geleceğim…emin olun ;-)) şimdilik sahneyi size bırakıyorum…kendinize çooook iyi bakın….sevgiyle kalın…bye

bugra9
06-01-08, 01:52
Herkese İyi Geceler...:img-wink:

Fragmanın kurduğu bütün tuzakları birer birer kaldırmayı amaç edinmiş gibi iki gündür bir savaş hali devam ediyor...:img-wink: Şaka bir yana gerçekten fragman açık vermemek için sıkı montajlanmış...Bunu ekran başında fragmanı irdeleme şansı olmayan izleyicinin anlayamayacağı için kanal ve yapımcımız amaçlarına ulaşmıştır...

:icon_shad:kahve:icon_shadARA AJANS...:icon_shad:kahve:icon_shad

Fakat kimin aklına gelirdi fragmanın Atom'un eline düşmesi ve ununun çıkarılması...İşte buda hesaba dahil edilmeyen en büyük açık oluyor...Aysun'un detay ve arka plan taramalarını bilirsiniz...Açık vermez,bu alanda yüksek ihtisas gördüğü için bıkmadan,usanmadan sabırla sahnenin görünmeyen yüzünü ortaya çıkarır...Ve Müge abla'nın dün gece ki isyanından sonra yüreğine su serpmek için bugün epeyce emek vermiş...Hoş bunu yaparken keyif aldığına adım gibi eminim...:img-wink: Sever bizim atomumuz araştırma yapmayı...

Çıkan sonuçlara göz atacak olursak kelimenin tam anlamıyla Aysun'un bölümün genel akışını önümüze sermiş...Gerek kıyafet detaylarının taraması,gerek zaman dilimleri gerekse kurduğu dengeler...Bana çok mantıklı geldi ve şimdiden Aysun'a kahve hazırlamaya hazırım...:img-wink: Mahkeme salonunun kapısının açık olmasını Pelin'de yazmıştı...Bende okuduğum bu satırların ardından eski bölümlerden 39.Bölüm'e konuk oldum...39.Bölüm hatırlayacağınız üzere Efe'nin velayet davası ve Yaman'ın son dakikada salona girmesi ile noktalanan güzel bölümlerimizden bir tanesi...Yaman'ın salona girdiği sahnede kapının açık olup olmadığına baktığımda kapının kapalı olduğunu gördüm...Tabi o dönemde yönetmen koltuğumuzda Metin Günay'ın oturması doğal olarak bu farklılığı getirecekti...Sonuçta yönetmenlerin bu detaylara gösterdiği hassasiyetin benzer olmaması normal...

Hülya Bilban son dakika baskınını açık kapı ile yorumlamış olabilir...Hatta yüksek bir ihtimal veriyorum Pelin ile Aysun'un bu tahminlerine...

Onun dışında tüm bulgular boşanmanın gerçekleşmeyeceğini işaret ediyor...Elimizde ki en somut örnek ise hakimin tamamlanmayan karar açıklaması...Bunun dışında izleyiciye hissettirilmek istenen tüm fragman oyunları Aysun tarafından bir güzel çözülmüştür...Ellerine sağlık Aysun...

Gitmeden önce Pelin'in son yorumunda paylaştığı bir düşüncesi benimde dikkatimi çektiği için kısaca değinmek istiyorum...Evet gerçekten fragmanın montajında birbirini izleyen sahnelerde ki kamera açıları bile bir aheng içinde akıyor...Sanki özel bir klip hazırlanmış gibi...Bundan çıkan sonuç yönetmenimiz veya yapım şirketinden bir asistan kanalın montaj stüdyosuna konuk olmuş veya yapım kendi fragmanlarını kendi seçtikleri görüntüler ile montajlayıp kanala göndermiş...Her iki yolda izlenebilir...Fakat ortada ki tek sıkıntı bizim izlediğimiz bu fragmanın Euro Star'a ait olması...Gerek süre bakımından gerekse montaj bakımından Star Tv'de dönen fragmandan farklı...Halbuki dizinin reytinglerini Star Tv izleyicisi etkileyeceği için izlenilen bu politikada yine ufak bir çarpıklık görüyorum...İlerleme olması ise işin umutlandırıcı yönü...:img-wink:

Yaklaşık 10 dakika sonra; Şimdi son yorumumu göndermiş sayfalar arasında dolaşırken kendi imza ve avatarıma takıldı gözüm...Meğer ne çok zaman olmuş kendi taşıdığım cicilere bakmayalı...Bakınca herşey bunun için işte dedim...Herşey şu sofrada yeniden birlikte oturup,yeniden bir olabilmek için...Ne çok emek veriliyor değilmi...:img-yes:

Müge
06-01-08, 03:27
Arkadaşlar ben geldim…:happy0064 Birileri gün boyunca kulağıma Müge,Müge abla,Mügeeee,Müge’cim dedi dedi durdu…Meğerse İki Aile forumundan çağrılıyormuşum…İşte geldim …Şimdi dün geceye dönüyorum….Evet ben gece uyumadan önce neler söylemişsim gözden geçiriyorum…. “Boşanırlarsa gerçekten diziyi izlemeyi düşünmüyorum…” Bu sözlerim bomba etkisi yaratmış forumda…Evet..Hala aynı fikirdeyim… (:

Benden sonra foruma yazan Buğra…Evet çok karamsar olmuşum değil mi…?Ama ne yapıyım yaa…Ben nasıl derler …Eda ve Oğuz’un aşklarını izlemeye bayılıyorum….Buğra bu cümlen o kadar hoşuma gitti ki…

Müge abla sende müsterih ol...Göreceğiz hep beraber...Sen ne dersin bilmem ama illaki kötü olasılığı konuşuyorsak boşansalar dahi "Altında sağlam bir mesaj" yatıyor olacak...Bunun garantisini veririm...Çünkü senaristlerimiz bugüne kadar ne yaptılarsa,çokta güzel bir açıklamaları oldu...O yüzden boşanma hikayesi gerçekleşse dahi emin ol izleyici beğenisini yakalayacak bir mesajda peşi sıra gelecektir...Bu olasılığı düşük tuttuğum için üzerine fazla birşey söylemiyorum..


Hım evet Buğra haklı olabilirsin…Mutlaka bir nedeni vardır…Belki boşandıklarında hatalarını anlayacaklar…Birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini…Boşanmanın kolay bir şey olmadığını…Biraz iş işten geçmiş olacak ama eğer boşanıp bir daha evlendiklerinde…Bu evliliğin değerini çok iyi anlamış olacaklar…Buğra’cım sen de sanırım bu dediklerimi söylemek istedin…O zaman bekleyelim derim ben…Ama sinir bozmadan ,gerilmeden…Altındaki sağlam mesaj işte benim bu söylediklerim…Ya ama kızıyorum yine de …Çocuk gibiler çocuk…:)


Hemen arkasından foruma yazan Aysun’a geliyorum….Aysun’cum merak etme…Ben diziyi izlerim ama yorum yazamam kasarım kendimi ya…Gerçekten bana çok dokundu boşanma olayı….Yine de yazarım ya foruma bacadan atsanız ben foruma girecek bir delik bulurum…Hehehe….:img-heh:

Fatmanur arkadaşım Niyazi’nin hırsızlık olayına örnek vermiş olduğun hikayedeki cümle çok hoşuma gitti …:good:



Buğra yine Ünite sorularını sormuş aman…Valla şu an içimden cevaplamak gelmiyor ama yarın azim gelirse cevaplarım ama şimdi kızgınlığım devam ediyor….:img-beee:


Gelelim Pelin’e…Yine döktürmüşsün canımın içi(Ya bu canımın içi nerden bulaştı ağzıma?(:)… Evet ya senin senaryonu örnek olarak gösterelim….İki Aile’nin senaristleri duyun okuyun ve heveslenin de bir an önce Eda ve Oğuz’u barıştırın…(Bknz izleyiciler böyle istiyor…) Biri de ben…:img-heh:


Pelin’cim evet…Niyazi’nin sahneleri ve Tahir ağanın yapacaklarını kesin not alırım diziyi izlerken belki yorumum eksik olur ama yine de olur evet…Yok ben inat ettim fragmanı izlemeceyim….Sabah Sevgili Dünürüm dizisinin tekrarını izlerken alta küçük ekranda gösterdiler oradan anladım bir şeyler..Hem bana heyecan olsun biraz…Merak edeyim…Değil mi…? (:


Evet bu karamsarlık geçen hafta dizimizin olmamasıydı…..Özledik …


Ve gelelim yine Aysun’a…Valla ben sendeki bu enerjiyi,neşeyi kıskanıyorum canım ya…Maşallah nazar değmesin sana..Bir yandan da Nuray’ın kulakları çınlasın…Kendiside senin gibi neşeli….Şimdi baştan sona okudum yazdıklarını merak etme…

Demek beni ikna etmek için her şeyi yapıyorsun ha….O zaman senden ricam Eda ve Oğuz’un köşkünü basıp onlara barışmasını söyler misin….? :img-heh:Yani bu boşanma sözü istemeden Oğuz’un ağzından çıktı….Büyüdü nerelere geldi….Grafiğimi yükseltin bile…:happy0064..Şimdi olaylara daha ılımlı bakıyorum ama kızgınım….Pazartesi fragmandaki sahneleri izlerken kim bilir ne kadar abur cubur yiyeceğim….Manyaklık değil mi benim bu yaptığım….? Evet ama o mahkeme sahnesinde en azından büyük bir cips paketinin bitiririm….(Bknz mahkeme sahnesi dedim..Demek ki fragmana istemeden olsa dikkat etmişim….(:)


Duyurum Aysun ama seni göremiyorum….?Nerdesin hava çok kapalı…..Bu kötü espriden sonra…Evet Aysun’cum…Mahkeme sahnesini detaylı anlattığın için teşekkür ederim…Valla bakalım kim girecek içeriğe…Ben isterim ki Safiye abla girsin…Yada Oğuz babasını görsün yeniden….Babası onu kendine getirsin…Ama Eda’yı da kendine getirecek birileri lazım…Peki ama kim….? (Aysun’cum…:img-in_lo)


Valla Ferit oradaysa eğer Timur gibi HOLEYYY derim….Peki o neden oradadır….Tabi ki boşanma olayını engellemek için…Ya Aysun sahiden harikasın ya…Neler neler düşündün …Evet ya ben neden bunu düşünemedim…?Geldim dün gece boşanma olayı olursa diziyi bırakırım falanda filanda dedim…?Ama hala tepkiliyim….


Yok bebeğim ben izlemeyeceğim inat ettim…:img-beee:.Burcum boğa…En inatçı burçlardandır….Ama yeminde ettim mi hatırlamıyorum…Yarın bugün denk gelirse kanalı geçmem izlerim…...… Aysun valla süpersin olayı maddeler halinde açıklaman süper olmuş…


Neyse efendim ben de baya uzatmışım….Bakalım….Neler olacak..?Buğra’nın Ünite sorularına da cevap vereceğim ama bu gece değil….


Buğra hehe geldim yine dayamadım ya….(::Ailem gibisiniz bende Sevil abla ve Fatoş abladan sonra bu ailenin bir ablasıyım….Biraz çatlakta olsam hep buradayım…Ama arada inzivaya çekilirim şimdiden söyleyeyim….(:

Yine de İki Aile dizisi var ya ….Aile dizilerinin içinde en iyisi….Eeee sonra Annem ve Sevgili Dünürüm….:img-hyste (İyi reklam oldu...)

Şimdilik benden bu kadar….Görüşmek dileği ile iyi geceler…bye

hukukcine
06-01-08, 04:38
Arkadaşlar...ne o....rapor aldığıma değdi mi ne???....süper süper...hafiften bir çıkış...mı hissediyorum ben....aaa vallahi bayılacağım şimdi....:happy0064


Müge abla.....evet vallahi...hepimizin ses telleri kısıldı seni çağırmaktan...feda sana...aa tabiki...;-))

Vee ah ah...canım benim...hiç birimize nazar değmesin...vee evet maalesef herşeyle başetmeye kuvvetim var...ama şu içimde olan „ufak enerji dolu olan zibidiyi“:img-hyste bir türlü zaptedemiyorum.....elimde değil...

Ama Buğra da zaten doğru tahmin etmiş....müthiş keyif aldım....gerçekten öyle...şöyle gülerek yazarken nasıl bir komik görüntü veriyorum...ancak ben bilirim...;-))

Vee süüüüüper Müge abla...grafiğin çıkıyor...çok sevindim...vallahi...süper...güzel sözlerin için...çok tesekkür ediyorum...o senin güzelliğin...;-))

Vee ah ah Boğa buçları...tuttuğun koparan kişilerdir...o yüzden bende çıtaları yüksek olan kişilerdir...süper...:happy0064

Söylediklerinlen haklısın ama...bu da bir gerçek...

Vee öyle öyle yani bunu ben demiyorum....mahkeme salonun bir boş bir dolu...önce sadece tatlı aşıklarımız...sonra birden Ferit te arkadan beliriyor...böyle yani....hadi beraber HOLLEYYYYYY diyelim....

Veeee geçiyoruz öğretmen hanıma....ne o Pelincim...bölüm mü değiştirdin sen?...Buğra zaten yok bu açı...yok bu hamle yok bilmem ne...bir de sen mi geldin....gülüyorum...vallahi pes...anlamadım hepsini...ama profesyonel bir montajcı gibi yazmışsın....süüper

Vee aa tabii canım bu da soru mu...sonuna kadar yaşayacağız hemde o duygu selini..kim takar göz yaşını...bizi değilmi...;-))

Vee ah ah..demin okumamıştım...ancak kendime geldim...vee evet haklısın..kapı açık kalmaz tabii...olmaz...neticede gizli tutulmalı...yani kamuya açık olsa bile duruşma...yine kapılar kapalıdır efendim....vee süper bak sende dikkat etmişsin...süper...seninlen hemfikirim...kapı neden açık? bu ortada zaten....

az sonra izdiham var kaçıııııııııııııııııııın...diyorum...köşk mahallesi sakinleri hücum edecekler...aman canınızı kurtarın...benden söylemesi...gülüyorum...:img-hyste


Vee Buğra bey....yaa ne olur...biraz „fırçalayımmı“ ne oluuuuuuuuuuurrrr??!!
Yine malzeme senden gelmiş yaaaa
Azıcık...hmm...izin çıktı galiba öyle seziyorum....ben...

Başlıyorum...

Geçerken kapıdan uğramıştım...

Vallahi herkes böyle kapıdan uğrarsa...yandık vallahi...bu ne..tam uğrasan ne olacak tahmin bile etmek istemiyorum site çökerdi herhalde....:img-hyste


Öyle çok oturma niyetinde değilim...

Allah allah...bu ne...?? oturma..canım...zorlayan kim...hatta otur diyen kim...kendine gelin güvey oluyorsun...ne duymak istiyorsun? Hem zaten oturamazsın..bizde un çuvalları patladı...hala temizlik yapıyorsun...koltukları diktik havaya...nereye oturacaksın...aaaa yok oraya da oturma...kumanda var...dikkat etsene yaaaa.....allahım...sen sabır ver...:img-hyste


Ama hazır gelmişken fragman ile ilgili birkaç tespiti de bahane etmiyor değilim...

Yaa arkadaşlar size birşey söyleyeyim mi...hiç hoşlanmam böyle kendini zorla kabul ettirmek isteyen insanları...allah allah...siz bilirsiniz Buğra bey...ister tespit yapın ister kahve yapın...ister kek karıştırın...bize neden soruyorsunuzki....anlamadım...:img-hyste


Hadi birde ünite sorularını bırakayım gelmişken...

Aa bırak bırak...bir bunlar eksikti...tam oldu...zaten az fırtınalar kopuyordu forumda tam oldu yani....:img-hyste


Yok yok ben basbayağı bir ajans açmak için gelmişim bu saatte

Aa şimdi di anladınız bunu...inanmıyorum yaaa....gelmişim derken...yani sizde emin değilsiniz galiba geldiğinizden...uyur gezerliğiniz mi tuttu Buğra bey...şimdi ben nerdeyim diye sormayında....vallahi..bilmem yani...:img-hyste


Vee canım arkadaşım benim...sen olmasan ben ne yapardım yaaaa....eksik olma....tü tü tü maşallah...kurşuna gerek yok bu gece...;-))

Vee Buğra yine harika ifade tarzı ile bir yağmuru bile ne kadar güzel ne kadar kendine has yorumlamış...vallahi bravo...işte bu...eklenecek birşey de yok zaten...

Alıntı yapıyorum...bu gece damgasını vuran cümleyi....

Pencereden yağmur damlaları ve Eda'nın hüzünlü yüzü az önce de söylediğim gibi mevsimin hikayemizin bu dönemine bir hediyesi niteliğinde...


Muhteşem....yüreğine sağlık...

Evet Buğra bey...hadi yine bizde cevaplayalım sorularınızı....eksik kalmayalım...aaa di mi...


1- Oğuz Eda'nın hastalığını fırsat bilerek Köşkü boşaltmak için çocukları Tahir Ağa'nın yanına gönderirken Eda'ya nasıl bir gerekçe sunacak...?...

Aa bak güzel bir soru....bence....Oğuz yine feci abartacak....ay Eda hanım...ya bulaşıcı ise hastalığınız...ne yaparız..çocuklar da yatarsa...en iyisi biz onları gönderelim...yazık...hasta olmasınlar...Eda: aa tabii Oğuz beeeyy haklısınız yaa....siz halledersiniz di mi...Oğuz: aa tabii tabii Eda hanım merak etmeyin...der...Eda: eh siz Oğuz bey..siz gitmiyormusunuz? Oğuz: yok hayır Eda hanım...biz hala evliyiz...vee bildiğiniz gibi iyi günde kötü günde sizinle beraberim....

Anladınmı Buğracım...ses çıkmıyor...kal mı geldi...;-))

2- Köşkte başbaşa kalan Oğuz ve Eda nerede hata yaptıklarını,kendilerine ve birbirlerine kestikleri cezayı,kısacası "Hayatlarını" konuşmak için fırsat bulacaklar mı...?...

Bence direkt olmasa bile üstü kapalı...bir konuşma geçebilir aralarında...ama dediğim gibi doğrudan doğruya açık bir konuşma olmaz...olsaydı zaten mahkemeyi iptal ederlerdi..di mi...ikiside gururlarından taviz vermeyecekler...vee uyuya kalacaklar..

3- Oğuz,Yaman ve Volkan işbirliğini öğrenip Eda'ya durumu anlatacak mı...?...

Oğuz çok öfkeli o konuda...net bir tahmin yapamasamda....sanırım bunun için bu bölümde henüz fırsat olmayak...daha önemli şeyler var Buğra bey...siz de ne garipsiniz yaaaa....

4- Köşkte geçirilen başbaşa gecenin ardından Eda ve Oğuz'un pişmanlıklarını izleyecekmiyiz,kendileri ile yüzleşecekler mi...?...

Işte bundan eminim...kendileri ile yüzleşecekler....gece uykular kaçacak...derin düşüncelere bürünecekler her ikiside...çok pişman olacaklar hemde

5- Arda,Yaman'ın mahalle yıkım projesini öğrenecek mi...?...

Bence öğrencek er ya da geç...bu bölüm sanmıyorum...ama Arda kurnaz birine benziyor...ne kadar sevmesemde...böyle birşey bekliyorum...ben

6- Şule inşaat planının Köşkte kaydırıldığını öğrenecek mi...?...Yaman nasıl saklayacak...?...

Bu da nasıl bir soru yaa....;-)) yok şule bundan çok geç haberdar olacak...Arda söyleyebilir...belki o zaman erken haberi olur...Yaman a gelince...eh valla yine uydurur birşey...kusura bakma onun kadar şeytanca düşünme kabiliyetim yok ama...gizlemeyi başaracak...hemde ustalıkla....

7- Hukuki yollardan Köşkü yıkma şansı olmayan Volkan nasıl bir yol izleyecek...?...

Mafya kuralları canım...daha net olmama gerek yok sanırım...:img-hyste


8- Mahkeme öncesi birlikte uyuyakalan Eda ile Oğuz bu tablonun çocuklar tarafından görüldüğünden haberleri olacak mı...?...

Bak bunu tahmin etmek zor...biraz...Pelin mi demişti bilmiyorum ama...mantıklı geldi bana...bence anlamayacaklar....Ceren kamera ile güzel bir zoom yapıp...hemde spontane bir plan yapabilirler...bu da çatı daki kahvaltı olabilir hakikaten neden olmasın...

9- Eda ile Oğuz boşanacaklar mı...?... (Böyle pat diye sorunca insan bir garip oluyor...Sizde bu soruya garip garip bakıyorsanız,hakkınızdır...)...

Valla ben bu soruya sadece garip bakmıyorum..Buğra bey...red ediyorum ben bu soruyu düpedüz...ya sen dalga mı geçiyorsun bizlerle..ya dünden beri canımız çıktı..grafiği yükseltebilmek için...aa evet tam bugün başarmışken..bunu..sen neden yine bizim üstümüze varıyorsun...mahsus mu yapıyorsun...:img-hyste


10- Bölüm Sonu tahminleriniz var mı...?...

Happy end...biraz da sürpriz kalsın...zaten senaryoyu çözdük bari son süpriz kalsın...

11- Sizlerinde soruları varsa cevaplamakta benim için zevktir...?...

Rica etsem bu satırları tercüme edebilirmisin...türkçeye ama...:img-hyste


Çekimlerden girmişken Hülya Bilban'ın fragmanda izlediğim bir kaç sahnede kamerayı çok aktif kullandığının farkına vardım...İki Aile kalıplarının dışında kullanılan kamera hamleleri hikaye ile paralel bir şekilde hiddetleniyor...Söz konusu sahneler Timur sofrayı terkederken mutfaktan salona doğru hızla kaydırılan kamera hamlesi ve aynı hamlenin ters açı ile Oğuz'un sofrasında kullanılması beni bölüm içinde izleyeceğimiz sürprizler dolayısı ile heyecanlandırdı...Çünkü ciddi anlamda hikaye çok önemli bir dönemini yaşıyor,gönüller keman yayı gibi gerilmişken kameramızın bu ortama ayak uydurmaması mümkün mü...

Vallah mümkün mü değilmi cevap vermek isterdim...ama anlamıyorum ki..üzgünüm..Buğra bey...

Vee aaaa yeter artık...vallahi zıvanadan çıktım ben...bir dur desin artık bana yaaa...rica ediyorum...üstelik hala yorulmadım ben yaa....gözlerim fal taşı...en ufak bir uyku belirtisi yok arkadaşlar bende...

Umutsuz bir vakayım ben...yaaa....

Neyse yapacak birşey de yok...kendinize çok iyi bak...bu gece sahneye çıkmamın sonuna gelmiş bulunuyoruz...bir gün kaldı...sıkın dişinizi...(bende ne abarttım yani pes ne oluyor ayolll???) gülüyorum vee toz oluyorum...

Hepinize iyi geceler...sevgiyle kalın...

loralai
06-01-08, 05:07
ay size inanamıyorum yani arkadaşlar özelliklede aysun müthişsin valla bende detaycı birisiyim ama o ferit olayına dikkat etmemişim valla yemeğe gitmemişsin ama deymiş bence mügeyide ikna ettin sayılır valla değişik bakış açılarınıza bayıldım buğranın ve senin ellerinize sağlık buğranında düğüne gitmiş oynamak için nazlanan gelinler gibi yazması çok komiğime gitti en sonunda kalkıp en çok döktürende nazlananlar olur buğrada olduğu gibi

iki_ailem
06-01-08, 22:44
ÖNCELİKLİ MERHABALAR...kalabalığız şu anda(gittikçe artıyoruz)...ne güzel!

ama benim çok vaktim yok bu yüzden olayların üzerinden kısa bir özet geçeyim.forum biraz karışmış galiba ama ben bu konulara karışmayayım en iyisi...neyse;
öncelikle ben uzun zamandır giremiyordum...dershaneydi,okuldu falan neyse...bir bakayım özledim dedimki o da ne?yeni başlık...(biraz geçte olsa söylemeden geçemeyeceğim) HEPİMİZE HAYIRLI OLSUN...

neyse ben yılbaşında iki aile olmadığı için hepiniz gibi çok üzülmüştüm.özetten eğlenceli olacağa benziyordu bölüm ve özeti çok beğenmiştim.ama fragman tam tersini söylüyor(bu arada bende bu karışıklığın ayrı bir heyecan verdiğini düşünüyorum)...fragman diyor ki;duygusal ağırlıklı bir bölüm olacak,yılbaşında yayınlansa uygun olmazdı.bu yönden benim yılbaşı öfkemi biraz da olsun dindirse de tabi çok çokta duygusal bir bölüm istemiyorum.sonuçta yüzümü güldüren sınırlı şeylerden biri..AMA...zaten ben açıkçası boşanacaklarını hiç düşünmüyorum.ama tabi belli olmaz yinede.fragmanda boşanmasına diyor hakim orada kalıyor...tam orada ceren'in planı (artık herneyse) devreye girse nasıl olur?süper değil mi?

işte ben böyle birşeyler bekliyorum ve inşallah artık bu bölüm bu ayrılma olayı kapanır,barışırlar.çünkü biz zaten onların AŞKLARINA AŞIĞIZ(favori sözümdür:img-wink:)...zaten göreceğiz iki haftalık uzun bir bekleyişten sonra fazla birşey kalmadı dizimize...

önceki bölüme de hiç değinmediğimi farkettim de...şöyle söyleyeyim kısaca...anlaşılacağından eminim çünkü...MUTFAK SAHNELERİNİ ÖZLEMİŞİM YA...sonra ufak bir hediye bile konuşmasını bildikten sonra nasıl anlamlanıyor...bahar yanılmaz o kıskanma sahnelerinde ne kadar da başarılıydı...füsun köşkümüzün bir parçası mı oluyor ne yavaş yavaş?...en son olarakta İclal AYDIN'ın boyun tutulma olayını ben daha izlerken anlamıştım.çünkü özellikle doğumgünü bittikten sonra erginler giderken,ferit'in damla'ya kapıyı açtırmaya çalışırken dikkat ederseniz eda oğuz'a bakacak ama boynunu çevirmiyor.neredeyse tamamen dönüyor yani...ben bu sahnede anladım ilk izlerken(biraz öveyim kendimi dimi ama? :))sonra köşkün kaybedilme olayını bir kez daha olduğundan çok üzerinde duracaklarını zannetmiyorum...yani zaten inşallahta durmazlar...izleyiciyi sıkar çünkü...

oh yani!!!uzun zamandır yazmak aklımdaydı...bir türlü zaman olmadı.üzerimden bir yük kalktı,rahatladım sanki ya...görev edinmişim iyice buraya yazmayı da.yazmayınca sanki bir şuç işlemiş gibi rahatsız oluyorum nedense...

neyse herkese İYİ AKŞAMLAR...bye İ.A.A.(bu iki aile ailesi demek oluyor ben söyleyeyim de :) )

(uzun süre giremezsem şimdiden söyleyeyim :img-wink: )SİZİ ÖZLEYECEĞİM...

NOT:açıkçası bu başlıktaki yorumlarınızı daha okumadım tam olarak.şimdi okuyacağım inşallah.söylediğiniz şeyler benim yorumumda da varsa kusura bakmayın...

GizemliSahne
06-01-08, 22:58
Selamlar efendim.. Evet ben de Aysun'cuğuma kapılıp zırvalamaya geldim.. Bu sefer ciddi bir zırvalama modundayım, allah sonunu hayır getire... Nerelerden girip nerelerden çıkacağımı bilmediğim bir yoruma başlıyorum, programımızın adı; (Lerzan Mutlu, siz mutlu dermişim, off Buğra.. :D) PAZAR KARMAŞASI.. :=)(hah başladım bile zırvalamaya.. ) AMA ÖNCE;

Az önce Sevgili Fatih Akın'ın müzik belgeseli İstanbul Hatırası filmini izleme şansına eriştim sonunda ve içimi cızlatan sahnelerden dolayı huzurlarınızda bir ustamızı anmak istiyorum.. Dizimize de can veren, ara ara göndermeler yapılan bir isim kendisi.. Saygıdeğer Müzeyyen Senar.. Filmde tam 72 senelik sanat hayatının olduğunu ve 86 yaşında olduğunu söylüyor.. YETMİŞ İKİ YIL.. Ne demek ya, dile kolay.. Ve hala şarkıları yüreğimizi tanıdık bir ninni gibi titretebiliyorsa, işte sanatçı budur diyorum.. Ardından içimi cızlatan sözleri söylüyor; "Unutuluyorum, hatta unutuldum bile, bu bir gerçek..." Ülkemizde sanata ve sanatçılara verilen değeri burada tartışmaya kalksak sayfalar yetmez.. Bunun için savaşan sanatçılarımız bizlerin sesi oluyorlar kısmı olarak.. (Hoş, biz ne kadar sesimizi çıkarıyoruz o da tartışılır.. )(Sevgili Emre Kınay'ı da takdir edip, sabır diliyorum bu konuda..) Neyse, konuyu dağıtmadan, her ne kadar hatırlamam için bu filmi izlemiş olmam beni üzse de, buradan bu vesileyle huzurlarınızda yılların sanatçısı Müzeyyen Senar'ı önünde saygıyla eğilip, kendisine şifa diliyorum.. Allah uzun ömürler versin kendisine... Ki bu film 2004 yapımı ve o zamanlar bile bunu düşünüyorsa şuan kendisini ne kadar yalnız hissettiğini ve kırgın olduğunu hissedebiliyorum.. Keşke bir imkan olsa da, bir bölümümüzde karakterlerimizin tesadüfi bir karşılaşma kurgusuyla, dizimizde kendisini 2 dakika bile olsa misafir edebilsek.. Eminim yılların emeğinin karşılığı olmasa bile bu tarz bir hamle kendisini hem gururlandıracak hem de müzikle büyümüş o yaşlı yüreğinde unutulmaz bir mutluluk bırakacaktır.. Dizimizin doğal nostaljik havasının üstünde o kadar güzel durur ki, o kadar büyük bir değer taşır ki.. Keşke böyle bir imkan olsa.. Yıllar sonra hem bizler, hem oyuncularımız, hem de ekibimiz bu bölümü izlerken geride unutulmaz bir anı, ve kaybedilmeyecek bir kayıt bırakmış olur.. Ve çok da gururlanırız eminim.. Berna'cım çok uzun bir yorum oldu, affına sığınıyorum, dizimizi varlığının renkli gölgesiyle süsleyen sanatçımıza bir vefa borcu.. Her ne kadar tatmin edici olmasa da.. Bir ara babamla izlerken bir programda numarasını vermişlerdi hatırlıyorum, yalnız bırakmayın diye.. Ve şuan yaptığım minik bir araştırmayla o numarayı tekrar buldum, hala aktif mi bu numara bilmiyorum ama isteyen olursa özelden bana ulaşabilir.. :=)

Neyse dizimize gelelim.. Sıra forumumuzun emektarı Aysun Hanım'da :D

vee geçelim benim operasyona....
demin de vurguladığım gibi…fragmanı didik didik didik didik ettim….artık un oldu…bildiğiniz un yani…renkli ama…haliyle görüntülerin rengi karıştı…bu ne ya…iyice kafayı yedim…siz anladınız ama…di mi… ?? ;-))
Buğracım...gördünmü...asıl kesme biçme işi benden sorulur...hal kalmadı fragmanda....;-))

Valla Aysun Hocam pes diyorum size başka bir şey demiyorum, bu ne yaa, montajcı işinden soğudu vallahi, adam o kadar uğraştı didindi montajladı, aralara sakladı her şeyi, kızın teki geldi darmadağın etti her şeyi olacak iş değil yani.. Adam o kadar birleştirdi, sen kestin biçtin, yazık yahu.. Bir dahaki fragmanda acısını çıkartır ona göre, karşılıklı atışmalar başlamıştır efendim, hazırlıklı olun.. Off hayal ettim de çok güldüm valla, montajcı aralara sıkıştırarak laf atarmış sana fragmanda, sen de çözermişsin:img-hyste Off dedim ya çok zırvalayasım var.. Boşver sen Aysun'cum devam et :=)


off arkadaşlar…pes bana vallahi pes…bakın hemen burada anlaşalım…eğer tutarsa…her biriniz bana bir kahve ısmarlayacak…haberiniz olsun…sonra söylemedi demeyin…Müge ablacığım…sen iki tane ismarlayacaksın…vee yorumların uzunlukta benimkileri geçecek..

Aysun'cum Buğra bayramda kahve yapmayı öğrendim yazmıştı, :kahve ne dersin foruma toplu olarak yapsa fena mı olur?? Ohh biz otururuz, Buğra kahveleri yapar, aa Buğra'cım kuru kuru gitmiyor ama ya, yok mu börek çörek, pasta kek ha? Siz de hiç misafirperver değilsiniz yani, Aysun çok güzel fırçalamış; foruma kapıdan uğrayacağım, oturmaya niyetim yok diyip saatlerce oturup, tüm yiyecekleri silip süpürmeyi biliyorsunuz ama :img-hyste Hazır Aysun'da un da var, Aysuuun topladığın unları atma, Buğra kullanacak börek için.. Oo rengarenk böreklerimiz olacak desene:img-hyste Valla uçtum biri beni indirsin... :=)

Ama bu işin iyi yönü de var...şöyleki avukatlık kariyerimde kuş uçurtmayacağım...tüm sanıklar...korksun benden bundan böyle....

Aysun'cum ben diyecektim sen kendin demişsin zaten.. Allah kimseyi senin eline sanık olarak düşürmesin canımcımcım.. Mazallah adamın suç mahalinde ve saatinde dişlerinin fırçalanmış olup olmadığını araştırıp, en son nerede yemek yediğine kadar ulaşırsın sen beklerim yani..

Aysun: :img-policEfendim o günkü kamera kayıtlarında bir maydonoz gördüm sanki, demek Adana kebap yemiştiniz en son hee? :dito
Sanık:img-huh:: Hönk???:img-swoon.... :img-hyste

Off iğrencim yaa..

Vee evet yani kısacası...bu saatten sonra şu an okuduğunuz satırların sahibi raporlu bir „detay manyağıdır“....üslup...?? evet mahvoldu oda...gitti eser kalmadı...gülüyorum çaktırmayın..

Aysun'cum bu raporu özgeçmişine eklemesin, eminim çok işe yarayacaktır, istersen biz senin için referans mektubunu yazarız, üniversitedeki profösörlerininkinden bile daha geçerli olur ona göre.. :img-fullm Tabi altına da ona vereceğiniz odaya saat başı bir temizlik görevlisi yollamalısınız diye de uyarmalıyız galiba baksana ;=)

Devamı geliyor..

GizemliSahne
06-01-08, 23:00
dosyalar masada…vee hepsi kapalılar…demek bu duruşma öncesi bir görüntü…dava bitse hakim dosyalarını toplamazmıydı ?…hmm?…evet toplardı…hiç bırakılırmıydı…tabiki hayır..[/

Valla süpersin Aysun'cum, referans kurban olsun sana.. ;=) Valla pes diyorum başka bir şey demiyorum, yok yok diyorum HELAL OLSUN BE... İşte dediğim gibi budur efendim... Aysun'un dönüşü budur.. Valla Aysun ciddi söylüyorum, forumu havalandırdın yahu, iyi ki geldin.. Hiç gitme bir daha :=)

Veeee geçiyoruz öğretmen hanıma....ne o Pelincim...bölüm mü değiştirdin sen?...Buğra zaten yok bu açı...yok bu hamle yok bilmem ne...bir de sen mi geldin....gülüyorum...vallahi pes...anlamadım hepsini...ama profesyonel bir montajcı gibi yazmışsın....süüper

Aa estağfurullah, Buğra varken bize laf mı düşer, benimki acemi bir şekilde sıradan bir izleyicinin gözlemleri.. Ama valla tiyatro ve sinema tutkunu olarak, şuan 4.sınıf olmasam, bölüm değiştirirdim be Aysun'cum.. Sinema-tv okumak isterdim valla.. Damarıma bastın.. :D Artık kendimi fotoğrafçılıkla avutuyorum.. Ah ah bu Buğra yok mu bu Buğra, ne hale getirdi beni görüyorsun, körle yazışan şaşı kalkarmış.. :=) Valla şaka maka son 4-5 yıldır ciddi ciddi filmleri ve dizileri (hoş,pek dizi izleyemiyorum ama.. ) çok farklı gözle izler oldum.. Öncelerden(küçükken:D) sadece izliyormuşum, artık değerlendirerek izliyorum.. Çoştum :=) Sırf içinde Marlon Brando(adamım:D), Al Pacino ya da Robin Williams var diye film izlenir mi? İzlenir.. Konusu önemli mi? Pek değil.. Çok eskiden olsa açmadı bu film der kapatırdım ama artık oyuncular bile yetiyor da artıyor bile(hoş onların oynadığı kötü film nadir de :D) Ya da sadece yönetmeni yetiyor.. Bertolucci ise vardır bir şeyler.. Ya neyden bahsediyorum ben Aysun topla beni.. Neyse foruma bağlayacaktım nerelere geldim.. Kısacası aynen yukarıda alakasızca örneklendirdiğim gibi İKİ AİLE'yi sadece sıradan bir dizi olarak değil de senaryodan ve diziden öte olarak bakmak çok fazla şey katıyor insana ve daha çeşitli keyifler tadıyorsun.. Bu forumun da faydası bu, düşündüklerimizi döküyoruz, yoksa patlarmışız herhalde :=) Başta emektarlarımız ve Emre Kınay olmak üzere oyuncularımızın yanı sıra [B]yönetmenimizi de izlemek çok keyifli, onun dokunuşları olmasa hikaye yarım.. Kısacası sana bir kere sadece yönetmen odaklı izlemeni tavsiye ediyorum, çok keyif alacaksın ;=) Ayrıca bundan sonra içinde sırf İclal Aydın, Emre Kınay, Öner Erkan, Fet-Say ya da Hülya Bilban olduğu için dizi izlenir mi? İzlenir.. :=)(ooff bir bağlantı oldu mu olmadı mı ne .. :icon_whis)

Ayrıca Buğra’ya attığın fırçalara çok güldüm valla yaa, çocuk girdiğine girmişliğine pişman olacak yemin olsun.. Montajcı zaten işinden soğudu, Buğra da yazmadan önce bundan sonra kırk kere düşünecek, zaten bugun senin yorumundan sonra yazmamış farkettiysen.. Git gönlünü al çocuğun :img-hyste

[B]Oğuz: yok hayır Eda hanım...biz hala evliyiz...vee bildiğiniz gibi iyi günde kötü günde sizinle beraberim....[/

Ve ve ve işte kısa ama değerli bir noktayı dile getirmişsin.. İşte budur yaa, iyi günde kötü günde yanında olmak.. Ne kadar sıradan bir cümle ama nikah esnasında bu cümleyi sarfederken kaç kişi bunun yükünün ve sorumluluğunun farkındadır ki? Sıradan ama ömürlük bir cümle.. Eda ve Oğuz'un hastalık meselesinde bunun farkına varmasını umuyorum ben de.. Ve dediğin gibi kafalarına dank edecek "gideceksin yani" sorusu, işin oyundan çıktığının bir göstergesi olarak karşılarına çıkacak.. Aslında o yüzden ben bu fragmanı sevdim.. Günlerdir eleştirdiğimiz neydi? Yok işte inat çok uzadı, bu kadar kolay mı diyoruz.. İşte senaristlerimiz dedi, kolay değil tabi ki alın bakın.. Valla umutlu olmakla beraber ben memnunum bu hamleden.. Olması gerekiyordu..


Valla ben bu soruya sadece garip bakmıyorum..Buğra bey...red ediyorum ben bu soruyu düpedüz...ya sen dalga mı geçiyorsun bizlerle..ya dünden beri canımız çıktı..grafiği yükseltebilmek için...aa evet tam bugün başarmışken..bunu..sen neden yine bizim üstümüze varıyorsun...mahsus mu yapıyorsun...

Ağzına sağlık Aysun Hanım'cım(Off Eda'nın Füsun Hanım'cım demesi gibi oldu.;=)).. Bu ne yaa damdan düşer gibi, kızcağız öldü bitti burada, masanın üstündeki toza kadar inceledi, soruya bak, hayret.. Ateşe körükle yaklaşmayın Buğra Bey, olmuyor.. (Aysun çok eğleniyoruz ama çok mu üstüne gittik Buğra'nın be, ne dersin?? ;=))


Vee aaaa yeter artık...vallahi zıvanadan çıktım ben...bir dur desin artık bana yaaa...rica ediyorum...

AYSUN DUR ARTIK!!!! Sen rica edersin de ben yapmaz mıyım? :D Lütfen sen de bana dur der misin? :=)

Pelin’cim evet…Niyazi’nin sahneleri ve Tahir ağanın yapacaklarını kesin not alırım diziyi izlerken belki yorumum eksik olur ama yine de olur evet…Yok ben inat ettim fragmanı izlemeceyim….Sabah Sevgili Dünürüm dizisinin tekrarını izlerken alta küçük ekranda gösterdiler oradan anladım bir şeyler..Hem bana heyecan olsun biraz…Merak edeyim…Değil mi…? (:Yok bebeğim ben izlemeyeceğim inat ettim…

Valla Müge'cim madem fırça günümüz bugün sen de nasibini al, sana da bir fırça atalım, MAŞŞALLAAAH senin de Eda ve Oğuz'dan kalır yanın yok yahu, bu ne inat yav.. :D İzlemem dedi, ı-ıh o kadar ya.. Bizim hatrımıza bir izlersin ne dersin?? Bak seni ne kadar seviyoruz, başta Aysun olmak üzere, seferber olduk Müge'nin içi ferah olsun diye.. Bizi kırmazsın sen bilirim beeen.. (Bu aralar forumu psikolojik emirvakimsi bir araç olarak kullanmaya başladık hayırlısı, ah Fatoş Abla ah.. :D)

Neyse bu kadar zırvalama yeter, final öncesi boşalma diyelim biz buna.. Valla verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür diliyorum.. :D

Şimdilik hoşçakalın, gecenin ilerleyen saatlerinde gece kuşları buralarda olursa tekrar buluşabilmek dileğiyle(Bu açık açık bir davettir.. :=)) Tabi söz bu kadar karman çorman bir zırvalama yok.. İnşallah.. :=)

Görüşmek üzere..

ebruertg
06-01-08, 23:12
Hakimin "medeni kanunun... boşanma" filan dediği sahnelerin Eda ile Oğuz uyurken Oğuz'un gördüğü rüya olduğunu düşünüyorum. evlenirlerken de bu tip bir rüya görmüştü. Mahkemede ağladıkları sahnede Ferit var, hakimin boşanıyorsunuz dediği sahnede yok. Ben boşanmamalarını umuyorum. Ama dizimize yeni konular bulabilmeleri açısından boşanacaklarsa da bir şey diyemem. Boşansalar da tekrar evlenmek zorundalar çünkü Yaman Eda'nın boşanmalarını bahane edip Timur'u da yanına almaya çalışacaktır... Timur'u Yaman'a kaptırmamak için ve birbirlerine aşık oldukları için yeniden evlenirler... :)

başkozlu
07-01-08, 00:21
İki gündür yine evden uzakta olduğum için, bir türlü uğrayamadım foruma, ama aklım buradaydı. N'apiyip anacım, Allah bozmasın aile içi ilişkiler, yakın ve sıcak olunca, gittiğin misafirliğin süresi de belli olmuyor böyle. Akşama dönerim diye gidiyorsun, işin içine yeğenlerin de girince, dön bakalım dönebilirsen. Aman Allah eksikliklerini göstermesin, ben çok memnunum bu durumdan. Oğuz'un da dediği gibi, kalabalık aile severim ben. Buradaki ailemizin de üyeleri de arttıkça, daha çok memnun oluyorum.

Eve gelir gelmez, foruma girdim. Ne göreyim! Bir fragman sortisiyle duman olmuşuz. Umutsuzluğa kapılanlara ben de bir seslenişte bulunmak istiyorum.
Sevgili kardeşlerim, bence de bu fragman, başarılı bir aldatmacadan ibaret. Kesinlikle boşanma olmaz diyorum ben. Umut Bebek'in kaybedildiği bölümü düşünün, bize gelen ipucu olmasaydı, fragmana bakarak, bebeğin düşeceğini aklımızın köşesinden geçirecekmiydik... Hatta ipucunu getiren arkadaş bile, fragmanı izledikten sonra, tereddüte düşmüştü. Onun için ben, boşanma olacağına kesinlikle inanmıyorum. Ekibimizin klişe kısırdöngülere gireceğini sanmıyorum. Hatta bebeğin düşmesi bile, dizimizin içeriğine çok aykırıydı ama ben bunun çok geçerli bir nedene dayandığına inanıyorum hala ve bekliyorum.
Sevgili kardeşlerim yorumlarınıza değinmek istiyorum ama önce yarım kalmış işlerim var forumda, onları tamamlayayım da sonra bakarız. Pelin gibi ben de bu gece sayfalarımızda nöbetçi olma fikrindeyim.

Görüşürüz...

deren1970
07-01-08, 00:37
Merhabalar
Benim hamarat mı hamarat ailem:P Allahım nedir bu böyle birileri Münihte unlar yapar, birileri bayramda kahve pişirmeyi öğrenir. Bu arada kahvenin yanında şöyle çikolata filan olsun canım tek kahve benim mideme dokunur:img-hyste Bu arada ohhh Pelin hanım utan vallahi, Buğracığım bütün kahveleri yapacakmış (yahu hep bu eda yüzünden bu ara erkekleri savunan biri olup çıktım iyi mi:img-wink:) çocuk bu kadar kalabalık aileye nasıl yetiştirsin yahu, tabi neymiş börek çörek istermiş, oldu menüde unuttuğun birşey var, hatırlamadın mı dur ben hatırlatayım MANTI o unlar hiç heba edilir mi, mantıda yaparız hemen peşinden :PROFİTEROL:img-grin2 daha mı doymadınız pelin Hanım bakarız artık canım, tabi sana bu kadar hizmet ederken biz ne ara diziyi izleyeceğiz yahu Allah Allah yavvv.
Vallahi onu bunu bilmem sevgili Aysuncuğum yemekten içmekten kesilip fragmanın ununu çıkarmış ki tüm alkışlar ona:happy0064 ne kahvesi dedikleri çıksın artık ne isterse ben yapacağım kendisine vallahi. O kadar çalışmana sağlık aysun cuğum. Müge'ye gelince vallahi Mügeciğim benim ne kadar sinirlendiğimi ve de 1 haftacık ara verdiğimi biliyorsun ama topu topu 1 hafta verebildim. ne kadar kızgın olsanda sende veremezsin, verdirmezler, vermem. Öyle diziyi komple bırakmak yokkk bilmem anlatabildim mi:img-wink:
Şimdi bana fragman yollamayın dedim buğra ya duymamazlığa gelmiş hoş Aysun'un yazdıklarını okuyunca çocukta kafa kalmamıştır ya:img-wink: sen kalk bana fragmanı yolla ama ben izlemedim taki televizyonda zırt pırt gözüme gözüme sokulmasıyla seyrettim efendim seyrettim. Ve fragmanı anlattıklarınızla gördüklerim arasında farklılık gördüm. Siz fragmanı anlattınız ama benim gibi kafasında kötü senaryo kuran o sahneleri öyle bir kurmuşum ki Eda'nın kına yakmasına kadar gittim :P ama meğerse kına yakılacak durum yokmuş yahu. Seyredince fragmanı bunlar boşanmayacak gibi derken fragmanı un ufak eden Aysun'un yazdıklarını şöyle bir kafamda düşündüm de yok bunlar kesinlikle boşanmıyacaklar.
Ha bu arada eğer boşanıp sonra evleneceklerse Müge'ciğim canım benim senin koltuk iki kişilikti di mi pazartesi akşamları artık seyrettiğim dizi kalmıyacakta:img-wink:
Efendim bu akşamlık bu kadar derken, yarın inşallah daha sağlıklı olarak sizlerle tekrar beraber olabilirim
Sevgilerimle

hukukcine
07-01-08, 01:22
nasılsınız bakalım...fırtına bölümün yayınlanmasından bir gün önce....

Bayılan henüz yok sanırım...kadro tamam....yaa rica etsem...herkesten bir „ben burdayım“ istiyorum...kayıtlara geçireceğimde...gülüyorum :img-hyste

Aaa evet.....neden baktınız öyle....evet bu bir yoklamadır arkadaşlar...işte ciddi ciddi...ne güzel...

Yaa yoklama dedik...aklıma Fatoş abla geldi....o da ne oldu...nereye kayboldu...ne yer ne içer...bir haberiniz olursa bana da söyleyin yahu...

Içtimaya geldi bir güzel...milleti topladı....eeeeh şimdi kendi kayboldu...valla askeriyede böyle birşey affedilir gibi olmazdı..herhalde....öyledir yani...askerliğimi yapamadımda...almadılar..çok konuşuyormuşum....bu yüzden tahmin ediyorum...bunu..

Vee bu ne ya....hayret birşey...ya Iki Aileden askeriye nasıl döndüm ben yaaa:img-hyste...vallahi bilmiyorum...idare edin artık


Ben başlığımı bir kez daha yazayım da...bundan böyle sayısı azalacak çünkü....;-))

„Allah okuyana kolaylık versin ;-))“

Evet ne diyorduk...

Müge abla…bak dün gece içim o kadar enerji doluyken yine gözümden birşeyler kaçmış …bak sen benden bir ricada bulunmuşsun…tüh tüh…ama işte bugüne kısmet miş…hemen…derhal….!!!…

bu ara çok kaçmış gözümden…gözü kapalı mı okudum…yaa…o ne bee…gözü kapalımı…ne diyorum ben…bu da olurmu…yaaa üff devam ediyorum… gülüyorum

O zaman senden ricam Eda ve Oğuz’un köşkünü basıp onlara barışmasını söyler misin….?

Aaa tabiki….valla bu görevi bana verdiğin için…sana müteşekkirim…şimdi şöyle düşün..Ceren Aysun muş tamam mı….kapı açık..bunu bile anladık…iyi evet…

Aysun koşuyor adliye koridorlarında….aa bir bakıyor…kapı ardına kadar açık….vee genelde çoook feci şekilde utangaç biri olduğu için:img-hyste…paaatt diye dalar hemen salona…vee on an….hakimin o sözlerini duyar…vee şöyle devam eder…

hakim : evet gereği düşünüldü…Eda ve Oğuz Karamanın boşanmalarına….

Aysun : hayııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı ııııııııııırrrrrrrr…..
Herkes anında Aysuna doğru bakarlar…..kal gelir…öyle bağırmıştırki..hakim bile kalbinin üzerine koyar elini…derin nefes alır…

Sonra hakim kendine gelir…vee evet..sizde kimsiniz..

Aysun düşünür..kimsin sen diye kendine sorar;-))….ben hakim bey…onların etrafında dönen aşk melekleriyim…adım Aysun

Hakim…evet Aysun hanım…

Aysun: Ben şahidim hakim bey...bunlar daha bu sabah koltukta sarmaş dolaşlardı...sonra çatı katında baş başa kahvaltı bile yaptılar...birbirlerine deli gibi aşıklar bunlar....bildiğiniz gibi değil...müthiş kavgalar ederler ama çok aşıklardır birbirlerine...kime sorarsanız bunu böyle bilecektir...tarihi köşkümüzün o tarihi duvarları şahittir...baksanaza kaçamak üzerine kaçamak…yani boşanmanın lafı bile olmaz !!!

Hakim: öyleeeeeeeeemi...evet doğru mu?
bir Edaya bakar bir Oğuza....sonra Ergin dayanamaz....öyle hakim bey...öyle...

Oğuz da çıkar:..öyle evet...ben karımı deliler gibi seviyorum...

Hakim:....Eda hanım...ne diyorsunuz....

Eda: ben boşanmak istemiyorum..

Oğuz....inat işte..

Eda: Oğuz bey Oğuz bey...anlamadınız galiba...istemiyorum dedim

Oğuz....beni mi...

Eda:…yok Zekiyeyi…

Oğuz: nee kim? Zekiye?…o da kim

Eda: Oğuz bey hasta etmeyin insanı….

Oğuz:…dur Ergin…(Ergini iter…Ergin masanın üstüne kapanır) Oğuz Edaya sarılır….

Müge abla ikna olmuşlarmıdır sence hmmm?? Elimden geleni yaptım…;-))


Vee o güzelim bölüme de güzel ve okkalı bir selam çaktıktan sonra hemen geliyorum…masanın altına inmem gerek….gülme krizi geçirmek üzereyim…2 dk...fazla sürmez…geliyorum hemen:img-hyste

Müge abla….gördün di mi…maskara da oldum…o ne güzel…süper..otorite gitti..eser kalmadı…yine söylüyorum…üslup da veda etti bana…artık böyle zıvanadan çıkıyorum…ve ne durumlara düşüyorum…

Ama bir maksadım var tabii…ah şu moral grafikleri…yaktınız beni….yemin ediyorum..;-))

buna rağmen yine biri gelip abuk subuk soru sorup…benim sinirlerimi zıplatmak istiyor…kim acaba…hmm…???

Yine de yazarım ya foruma bacadan atsanız ben foruma girecek bir delik bulurum…Hehehe

Aa aaa Müge abla…sen mi söylüyorsun bunları…vay beee ne etkili olmuşuz arkadaşlar…süper…bacadan ne geleceksin…sen Feritmisin?…kapılar açık…24 saat…

zaten bekliyorum..ben senden böyle up uzun bir yorum…yeni bölümden sonra..haberin olsun…

Pazartesi fragmandaki sahneleri izlerken kim bilir ne kadar abur cubur yiyeceğim….Manyaklık değil mi benim bu yaptığım….? Evet ama o mahkeme sahnesinde en azından büyük bir cips paketinin bitiririm…

Simdi Müge abla…biliyorsun…abur cubur…nelere mal oluyor…yani o mankenlik vücutlarımızı:img-hyste düşünelim di mi…bazıları gibi gece makarna yiyemiyoruz biz…dimi Pelincimcim…yaa ben suya baksam kilo alıyorum…

o yüzden Müge abla…mutfağı kilitle en iyisi..al bir şişe su..veya kahve makinesini..oturma odasına..durmadan kahve yap..su iç…tamam mı canım..aksi taktirde ertesi gün acilen alışverişe çıkmak gerecekecek..kim uğraşır..allah aşkına…o yüzden akşamdan tedbirimizi alalım biz… ;-))

…Ama Eda’yı da kendine getirecek birileri lazım…Peki ama kim….?

Buğraya yönlendiriyorum ben seni…o kadar güzel yazmışki…zaten davadan önce tüm yaşananlar aile sıcaklığını anımsatan olaylar..gerek beraber uyulan “son uyku” gerek beraber yapılan “son kahvaltı”…yani Buğra çok doğru bir şekilde ifade etmiş…duruşma salonunda Edanın kafasından işte bütün bunlar film şeridi halinde geçecek..etten kemikten birileri gerekmiyor yani….;-))


Buğra hehe geldim yine dayamadım ya….(::Ailem gibisiniz bende Sevil abla ve Fatoş abladan sonra bu ailenin bir ablasıyım….Biraz çatlakta olsam hep buradayım…Ama arada inzivaya çekilirim şimdiden söyleyeyim….(:


Bak şimdi...sana birşey söyleyeyimmi..ne varsa çatlaklarda var...gerçekten öyle...karşında çatlağın önde gideni var şu an...gurur duyalım bence...

inziva mı?….ya demin bacadan gireceğim dedin Müge abla şimdi de arada
bir inzivaya çekilirim diyorsun…kafam karıştı…bak şöyle yapalım…sen yorumlarını uzat..madem bacadan gireceksin…bari bir iki kere girersin….kalan zamanlarda da inzivaya çekilirsin…tamam mı canım…

aklıma bir replik geldi….”evlenmek herkesin hakkı”…Müge abla….bu yüzden sana söyleyecek olursam…”dinlenmek herkesin hakkı” Müge abla…

sevgili loralai….

Güzel sözlerin için çok teşekkür ederim…Buğracım için de…galiba küstü bana…eh bence haklı…banada böyle durmadan fırça atılsa bende küserim…bu ara benim "kök konumum da" izmittir.....;-))

ay size inanamıyorum yani arkadaşlar özelliklede aysun müthişsin valla bende detaycı birisiyim ama o ferit olayına dikkat etmemişim valla yemeğe gitmemişsin ama deymiş bence mügeyide ikna ettin sayılır valla değişik bakış açılarınıza bayıldım buğranın ve senin ellerinize sağlık buğranında düğüne gitmiş oynamak için nazlanan gelinler gibi yazması çok komiğime gitti en sonunda kalkıp en çok döktürende nazlananlar olur buğrada olduğu gibi

vee final tabiki Pelin hanıma ait….

Az önce okudum…Pelin hanımcımcımcım…siz birini mi arıyorsunuz…hemde zibidi…eminmisiniz…ben onu sizin kafanızın üzerinde gördüm az önce…galiba sonra içinize kaçtı….bu yorumuna bakılırsa ihtimali oldukça yüksek bir durum…öyle değilmi…

Gülüyorum…

Pelin…şaşkınım şu an…nedenmi…ya yarın finaller başlıyor…ah vah ah vah diyeceğine…sen resmen “tatlı cadı “ moduna geçmişsin..hayırdır nerden geldi bu enerji böyle…neyse başlayalım bakalım…

Vee başlamadan önce miniminnacık bir not….zaten başka çarem yok…çaldın telif haklarımı…hadi öğretmen adayısın…gelecek nesilin seninde ellerinden geçmesini göz önünde bulundurarak…telif haklarımı seninle paylaşıyorum bundan böyle…

Vee off offfff harika bir film izlemişsin…vee evet çook haklısın benimde içerlediğim cümle o cümle idi… :happy0064

"Unutuluyorum, hatta unutuldum bile, bu bir gerçek..."

burada bu cümle ile karşılaşacağım aklımın ucundan bile geçmezdi Pelin…

…acı gerçek buna denilir işte…doğrudur…ama bence bu bir “yok olma” unutulmuşluğu değil…yani demek istediğim…hakikaten topluma kalıcı birşeyler veren..hangi alanda olursa olsun…gerek sanat gerek tıp…gerek bilim..ne olursa olsun..zamanlan unutuluyor doğru…yani hafızalarda var ama sanki beynimizin bir çekmecesine yerleştirmişizde vee bir gün bir yerde adına rastlamışız…vee eve gelince o çekmeceyi açıp…belki uzun bir zamandan sonra…o çekmecedeki hazineyi elimize alıyoruz….vee bu hazinen imzasını taşıyan o değerli insanı anımsıyoruz….seviniyoruz…hatırlıyoruz…

yani anlatmak istediğim…bu bir “yok olma” değil…olamazda zaten…o kadar çok olaylarla insanlarla yeniliklerle karşılaşıyorki insan hayatında…o değerli insanları…çekmecenin köşesinde saklıyor…bir kaç zaman…ama unutmuyor tabii….

Bir düşünsene…Müzeyyen Senar…Zeki Müren…onların şarkılarını sürekli dinlemiyoruz…ama bir gün bir yerde duyuyoruz….vee dilimize düşüyor…unutulmuyor…

Vee bu derin konu üzerinde..haklısın..sayfalar yazılır….hiç başlamayayım ben şimdi…

Valla Pelin hanımcım…bende aynı yöntemi kullanmak istiyorum…

Eveeeeeeeeeeet:

Valla Aysun Hocam pes diyorum size başka bir şey demiyorum, bu ne yaa, montajcı işinden soğudu vallahi, adam o kadar uğraştı didindi montajladı, aralara sakladı her şeyi, kızın teki geldi darmadağın etti her şeyi olacak iş değil yani.. Adam o kadar birleştirdi, sen kestin biçtin, yazık yahu.. Bir dahaki fragmanda acısını çıkartır ona göre, karşılıklı atışmalar başlamıştır efendim, hazırlıklı olun.. Off hayal ettim de çok güldüm valla, montajcı aralara sıkıştırarak laf atarmış sana fragmanda, sen de çözermişsin

Vallahi oh olsun….bizi mahvetti o montajcı…sinir oldum…vee sözüm meclisten dışarı…montajcılar…kendilerini ne sanıyorlar…hmm?? Vallahi iyi saklamadı demekki çözdük yani…işini iyi yapsaydı…benim suçum ne….gözüne gözüne sokarsa insanın..olacağı bu…;-)) kimseden korkum yok efendim…hodri meydan…gelsin…laf atsın…ben onu konuşmamla döverim…aaa rica ederim;-)) gülüyorum…birde kanka oluyormuşuz…kahveler filan….eh pes…:img-hyste


Aysun'cum Buğra bayramda kahve yapmayı öğrendim yazmıştı, ne dersin foruma toplu olarak yapsa fena mı olur?? Ohh biz otururuz, Buğra kahveleri yapar, aa Buğra'cım kuru kuru gitmiyor ama ya, yok mu börek çörek, pasta kek ha? Siz de hiç misafirperver değilsiniz yani, Aysun çok güzel fırçalamış; foruma kapıdan uğrayacağım, oturmaya niyetim yok diyip saatlerce oturup, tüm yiyecekleri silip süpürmeyi biliyorsunuz ama Hazır Aysun'da un da var, Aysuuun topladığın unları atma, Buğra kullanacak börek için.. Oo rengarenk böreklerimiz olacak desene Valla uçtum biri beni indirsin... :=)

Vee ah ah…çok güldüm….ağızına sağlık…süper…neee bak görüyormusun bana demedi..Buğra sen kahve yapmayı mı öğrendin…süper yaaa…o halde evet Peline katılıyorum…herkese kahve Buğra bey…orta şekerli olsun….iyi di mi Pelincim…vee evet zaten sinir oldum dün gece…tespit yapmak istiyormuş…sen kek karıştır Buğracım…kek…üzümlü…severmisin Pelincim…yani sevmezsen..başka birşey yaptırırım Buğraya…:img-hyste

Evet evet…evet…haklısın..kapıdan uğruyormuş….varmı böyle birşey..hiç olurmu…tamam zaten unları çuvallara koydum yine…vee Adana ya doğru gidiyor bile..Buğra bey..ellerinizden öper bu çuvallar…hadi size kolay gelsin..iyi karıştırın unu da…her renkten gelsin böreklere…

Vee evet Pelincim gördüğün gibi beraber uçtuk..olsun uçmak herkesin hakkı (taktım ben bu lafa ;-)) )


Efendim o günkü kamera kayıtlarında bir maydonoz gördüm sanki, demek Adana kebap yemiştiniz en son hee?

Ilahi…süper..çok güldüm…evet yaa herşeye dikkat etmek lazım…neyin ne kadar önemli bir ip ucu olacağı belli olmazki di mi…Adana mı….vallahi nerden çıktı şimdi bu…(Buğra ;-)))

Pelincimcimcim…iade ediyorum sana…virgülüne kadar senin için de geçerli bu…….Aysun yerine Pelin okuyun efendim…

Valla süpersin Aysun'cum, referans kurban olsun sana.. ;=) Valla pes diyorum başka bir şey demiyorum, yok yok diyorum HELAL OLSUN BE... İşte dediğim gibi budur efendim... Aysun'un dönüşü budur.. Valla Aysun ciddi söylüyorum, forumu havalandırdın yahu, iyi ki geldin.. Hiç gitme bir daha :=)

Ne güzel ki...siz havalandırıyorsunuz...senin yorumların yeter Pelincimcim...bende böyle abuk subuk cevap veriyorum....iyiki varsınız...


Vee dikkatimi çekti...süper...tamam bende öyle izleyeceğim...yönetmen gözü ile...ama korkuyorum Buğra gibi garip cümleler kuracağım

diye.....bilemiyorum...ama sana katılıyorum...sadece Emre Kınay, Iclal Aydın, aaa evet tabiki Robin Williams, Marlon Brando vee birini unutmuşsun aşk olsun...George Clooney için ne varsa izlerim...;-))

Vee evet ben biliyordum zaten...var senin içinde bir montajcı ruhu...yanılmamışım...ama öğretmen ruhu ağır basıyor bana sorarsan...evet evet kesin öyle...


Veee ah Pelin ah...

Ayrıca Buğra’ya attığın fırçalara çok güldüm valla yaa, çocuk girdiğine girmişliğine pişman olacak yemin olsun.. Montajcı zaten işinden soğudu, Buğra da yazmadan önce bundan sonra kırk kere düşünecek, zaten bugun senin yorumundan sonra yazmamış farkettiysen.. Git gönlünü al çocuğun

Ya sayiden..hala görünmedi ortalıkta....anlamadım ki..ama çok güldüğünü belirtmişti...bence bu tipik montajcı nazı.....kesmez bizi Buğra bey bu...hiç heveslenmeyin...malzemeyi verin verin ondan sonra toz olun..varmı böyle birşey...gönlünü alamam...kusura bakmayin...(gülüyorum)

Vee ah ah...doğru diyorsun...“iyi günde kötü günde“ ne kadar klasik bir cümle olsa da....o kadar anlamı o kadar derin...senin de dediğin gibi o kısacık cümlede...ne sorumluklar saklı...ne verilecek önemli kararlar saklı...


Bu ne yaa damdan düşer gibi, kızcağız öldü bitti burada, masanın üstündeki toza kadar inceledi, soruya bak, hayret.. Ateşe körükle yaklaşmayın Buğra Bey, olmuyor.. (Aysun çok eğleniyoruz ama çok mu üstüne gittik Buğra'nın be, ne dersin?? ;=))

Bence gitmedik çok üstüne"""...yani cuma mı perşembe mi kafam karıştı...canımız çıktı dümeni yine pozifif bir yöne çevirmek için...vee Müge abla bile ikna olmaya başlarken...Buğra beyimiz geliyor vee bu soruyu söylüyor...ne bu?...dalga mı geçiyor...mahsus mu yapıyor anlamıyorumki...uyur gezer hali ile mi yazdı..bunu bile bilmiyoruz...ama redd ediyorum ben bu soruyu....(gülüyorum)

Vee off offf...bak DUR dedin ama ben durdum mu...hayır demek başka birşey düşünmemiz lazım...ama ne...siz en iyisi bağlayın beni...rica ediyorum...kendim yapamam o yüzden kim geliyor??


Ooo süper…valla referanslarımı da topladım..kim tutar beni artık…evet şimdi dersiniz Aysun ne yani bu senin tutuk halinmi…vallahi tutuk halim…ısınamadım…henüz…Münih feci soğuk…

Yook şaka tabii...referanslarımı aldım...ama frene basma vakti gelmiştir arkadaşlar...tatilde çok alıştım size yine...çook keyif aldım...yarın akşam tabiiki fırtınanın bende bir parçası olacağım şüphesiz....ondan sonra frene basıp...yorumları okuyup...ama yazma konusunda tam olmasa bile inzivaya çekilmek zorundayım...

Şimdilik kendinize çoooooooooooooooooook iyi bakın............Fatoş abla Sevil abla da gelmişler...süper....hoşgeldiniz efendim...

Finalleri olan tüm arkadaşlara başarılar diliyorum...

Gidiyorum...Buğraaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa aaaaaaaa


nerdesin yaaaaa...vallahi eğer bu akşam gelmezsen...bende gelmem haberin olsun...geleceğim varsa da gelmem...bende Boğa inadı yok ama Başak inadı var...senin için iyi olmaz...(her yönden bombardıman desem!!!!????)

Sevgiyle kalın...görüşmek üzere...sevgiyle kalın...

BERNA
07-01-08, 02:00
Öncelikle fragmanı didik didik incelemeyi başaran arkadaşlarıma teşekkür etmek istiyorum, fragmanı bana ulaştıran sevgili narçiçeğine ayrıca teşekkür ederim. Her ne kadar bebek olayındaki gibi bunun da bir fragman aldatmacası olduğuna inansam da az da olsa içimde bir şüphe vardı. Şimdi sıfıra indi mi elbette hayır ancak en azından azaldı diyebilirim ;) Bu arada Aysun senin kulaklarını çınlatmak istemiştim geçen bölümlerin birinde yorumumda iyiki çınlatmışım ve de iyi ki gelmişsin, başlığımız çok hareketlendi sayende :) Buğra'yı çağırmışsın ama ben geldim...

Fragmanı ilk izlediğimde şarkıya bayıldığımı söylersem ve de gülümsediğimi yazarsam belki kızarsınız ama gerçekten de şarkıya bayıldım. Müzeyyen Senar da Zeki Müren de hem bizim, hem de dizimizin en kıymetli sanatçıları. O yüzden onların haberlerinin başlığımızda her zaman yeri var Pelinciğim :img-yes:Fragman eğer düşündüğümüz gibi aldatmaca içeriyorsa o zaman gerçekten de çok da başarılı bir fragman. Yalnız elbette şöyle bir risk var, bizim gibi diziye tutkun olmayanlar 'ya bu ne saçmalık, inat uğruna boşandırdılar sonunda' deyip diziye bakmayabilir bu fragmanı seyrettikten sonra. Mesela artık forumumuzun misafir sanatçısı olmaya aday olan abimle konuşmadım ama o da bu kişilerden biri olabilir ;)

Ayrıca ben onlardan biri değilim ama bu diziyi sadece Eda ve Oğuz aşkı için izleyenler de var. Oğuz karakterine hayran bir bayan seyirci kitlesi var, İclal Aydın'ı ağlarken görmek istemeyen bir seyirci topluluğu da var. Diziyi içini rahatlatsın, neşe versin diye izleyen kitle de var. Bu toplulukların çakıştığı doğru ama hiçbirisi azımsanmayacak kadar az değil. Bölüm resimleri biraz moral vermiş gibi ama sadece fragmana bakarak izleyen seyirciler olduğunu unutmayalım. O yüzden şarkıya bayılsam da bunu başarılı ama bir o kadar da riskli bir fragman olarak gördüm.


Gelelim sorular üzerinden tahminlerimize ;)

İKİ AİLE 70.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI...

1- Oğuz Eda'nın hastalığını fırsat bilerek Köşkü boşaltmak için çocukları Tahir Ağa'nın yanına gönderirken Eda'ya nasıl bir gerekçe sunacak...?...

Tahminimce hastalığı çocuklara bulaştırmak istemezsin değil mi diyecek Eda'ya, okulların sınav zamanı yanılmıyorsam şu aralar da zaten. Eda da annelik duygusu ile bu isteğe karşı koymayacak. Belki Eda'nın sonradan da haberi olabilir ;) Oğuz bu belli olur mu??

2- Köşkte başbaşa kalan Oğuz ve Eda nerede hata yaptıklarını,kendilerine ve birbirlerine kestikleri cezayı,kısacası "Hayatlarını" konuşmak için fırsat bulacaklar mı...?...

Oğuz Eda'ya inat etmekten vazgeçtiğini, eğer kendisinden bu kadar çok kurtulmak istiyorsa buna izin vereceğini söyleyecek. Hatta Oğuz boşanırsa gitmeyi planladığını o zaman söyleyecek. Eda hasta gibi durmasa da o sahnenin ikilinin başbaşa kaldığı sahneye ait olduğunu düşünüyorum nedense.

3- Oğuz,Yaman ve Volkan işbirliğini öğrenip Eda'ya durumu anlatacak mı...?...

Özete göre ya bu bölümün sonunda ya da gelecek bölümde bu işbirliğini tam olarak çözecek gibi. Çünkü özete göre Oğuz kesin bir bağlantı kuramıyor bu durumla ilgili. O yüzden Eda'ya anlatacağını sanmıyorum.

4- Köşkte geçirilen başbaşa gecenin ardından Eda ve Oğuz'un pişmanlıklarını izleyecekmiyiz,kendileri ile yüzleşecekler mi...?...

Fragmandan çıkardığım sonuç bunun olduğu yönünde. Zaten geçtiğimiz bölümde bunun sinyalleri de verilmişti. Kayıplarının düşündüklerinden de büyük olacağı konusunda özellikle Eda'nın düşüneceği çok konu olacak tahminimce.

5- Arda,Yaman'ın mahalle yıkım projesini öğrenecek mi...?...

İçimden bir ses evet öğrenecek diyor. Şule bu bölüm mü öğrenir bilmiyorum ama Yaman'ın tek amacının Eda'dan intikam almak olduğunu düşünecek. Yaman'ın ana hedefinin bu olmadığını ama zevk aldığını biliyoruz. Ancak bu sefer Yaman kendi kazdığı kuyuya düşecek. Gerçi ben bunu hep yazıyorum ama her seferinde Yaman'ın içine düşeceği kuyu giderek daha derinleşiyor ne yapayım ;) Bu arada Arda bu konuyu aileye de anlatırsa kendisini sevmeyen Oğuz'la arasındaki buzları bir parçacık eritebileceğini düşünüyorum.

6- Şule inşaat planının Köşkte kaydırıldığını öğrenecek mi...?...Yaman nasıl saklayacak...?...

Bu soruya bir önceki şıkta cevap vermişim :icon_whis Yaman muhtemelen Şule'ye eski veya değiştirlmiş projeyi göstererek saklamaya çalışacak ancak Arda planını bozacak, yani umarım bozar ;)

7- Hukuki yollardan Köşkü yıkma şansı olmayan Volkan nasıl bir yol izleyecek...?...

Bu konu forumda da belirtildi zaten tarihi köşkün yıkımı söz konusu olmamalı normalde. Ancak hepimiz biliyoruz ki bazı maddi çıkarlar olunca nasıl orman alanları doğal sitten çıkarılıyor, köşkün tarihi olmadığına dair rapor da çıkar belli mi olur ;) En kötü ihtimal her zaman olan şey olur, köşk kundaklanır. Umarım bunların hiçbirisi olmaz ama ilk seçeneği daha mantıklı görüyorum.

8- Mahkeme öncesi birlikte uyuyakalan Eda ile Oğuz bu tablonun çocuklar tarafından görüldüğünden haberleri olacak mı...?...

Bence olacak ancak çocuklarını dinlemeyecekler ve de biz Eda Abla'nızla (Oğuz Abi'nizle) anlaştık diyerek çok üzgün bir şekilde mahkemeye gidecekler.

9- Eda ile Oğuz boşanacaklar mı...?... (Böyle pat diye sorunca insan bir garip oluyor...Sizde bu soruya garip garip bakıyorsanız,hakkınızdır...)...

Yazılmış 10-15 mesajı bu sorunun cevabı olarak yazabiliriz sanırım. Pek sanmıyorum, bu konu muhtemelen gelecek bölümden itibaren (benim abimin de istediği gibi) rafa kaldırılacaktır.

10- Bölüm Sonu tahminleriniz var mı...?...

Eda ve Oğuz'a hakim son kez soracak, emin misiniz diye :( Ergin ve Füsun da yalvarırcasına müvekkillerine bakacaklar hatta :)
Çocuklar da gelirse mahkemeye onlar da heyecanla bekleyecekler...

11- Sizlerinde soruları varsa cevaplamakta benim için zevktir...?...

Eda ve Oğuz'un davasında şahit olacak mı? Olursa kim olacak?

Benim bu konudaki düşüncem az çok belli, Oğuz sorun çıkarmayacağını söyleyeceği için anlaşmalı boşanmaların çoğunda olduğu gibi şahide gerek kalmayacaktır.

deren1970
07-01-08, 02:11
Ben geldim yine:img-wink:
Aysun hanım bakıyorum iyilreşmişsiniz, bravo size:happy0064 Bunun yaşla ilgisi var mı acep, ben 1 haftadır sürünüyorum hastalığın öksürük bölümünde kaldık yahu, sabah satleri oturuyorum ama foruma uğramıyorum, alışkanlık filan olur sınra ne gerek var di mi :P
Yok ben bu Eda yüzünden erkekleri tutuyorum ya (helede benim gibi feminist sayılacak biri böyle oldu ya ben ne diyeyim artık:P)) baktım Buğra'cığımla hala uğraşıyorsun sonra da yok küsme bak benim inadım fazladır diyorsun sende Eda'ya baka baka mı böyle oldun anlamadım ki:img-hyste aslında böyle Oğuz yapar dimi yapar yapar sonra da özür diler eee sende haklısın bir Eda bir Oğuz arasında gidip gelmekten Buğracı'ğıma sataştın aman sakın orada durun Aysun Hanım vallahi benim kardeşimi kızdırırsanız karşısınıza kimi bulaşacağınız bilmem biliyor musunuz cevap veriyorum BEN :img-hyste
Yok yahu bölüme ara verdiler aile karıştı iyi mi? Akşam 20.00 olsunda bir an önce barışıyorlarsa şunları seyredelim yoksa üstümüzdeki bu elektiriği nasıl boşaltacağız Allah bilir.
Vallahi aysun sana sonuna kadar güvendiğimden eğer ağlarsam zaten tıkalı olan üst solunum yollarım tamamen tıkanacak ama fragmanı un haline getirmene o kadar çok güvendim ki akşam olsada bölümü izlesem artık:img-yes:

YerçekimliKaranfil
07-01-08, 02:34
Herkese iyi geceler...

Ne kadar coşkulu bir gece böyle harikasınız ...

Aysun'cum,Pelin'cim,Berna'cım,Fatoş Ablam Sevil Ablam ...Maşallah diyelim.Valla dışarısı -10 derece neredeyse ama sizin şu heyecanınız benim burada içimi ısıttı.Elimde kahvem birde Üstad Zeki Müren 'den "Üzme Beni 'yi açmışım ki deymeyin keyfime...Gece gece sizin yüzünüzden attım kendimi buraya...

Bende bir telaş var ki sormayın.Nasıl anlatılır bilemiyorum ama bu bölümle ilgili ciddi ciddi kocaman beklentilerim oluşmaya başladı.Hatta başlamayı bıraktın Nirvanaya ulaştı bile.Çünkü Aysun sağolsun fragmanı moleküllerine kadar ayırmış benim içime dışarıdaki hava gibi bir nefes serpildi :D
Yani " Boşanacaklar" diye bir korku bir endişe yok.(Birde boşanırlarmış donkkk :D ) O yüzden konsantire oldum ve büyük bir merakla bölümü bekliyorum iyi hevesler içinde

Özlem yükseldikçe vuslat beklentileride bende aynı oranda yükseldi .Şimdi tek beklediğim bu büyük kavuşma diyelim fragmandan anladığım kadarıyla Oğuz beyin romantik planınına hem grip hem aradaki soğukluk takılacak...

Son olarak diyorum ki şu" Mahşerin 4 Atlısı "vardı bir zamanlar artık sesi soluğu çıkmayan birisi benimde diğer 3'lü kimdi unuttum şimdi :D Artık beklediğimiz sahneyi görmek istiyoruz biz...Bilmem anlatabildim mi ?

Ayrıca Buğra nerde kampanyama destek

* Rıza'yı geri istiyoruz kampanyasına katılmak isteyenler yorumumun son satırına eklesin efendim..Matbaa hazırda ama hani bizim Rızamız değil mi ?...

Rıza'yı geri istiyoruz efendim :D

İyi geceler arkadaşlar daha fazla zırvalamadan yatayım en iyisi ;) :) bye

bugra9
07-01-08, 03:03
Herkese Hayırlı Geceler...:img-wink:


:icon_shad:kahve:icon_shadGECE AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Evet arkadaşlar benden önce yazılan tüm yorumları her zaman ki gibi büyük bir keyifle okudum ve kulağıma gelen bir duyum üzerine buradayım...Bu gece "Gece Kuşları"nın toplantısı varmış...Sağolsun Pelin güvercinin ayağına bir not tutuşturarak Ankara'dan Adana semalarına doğru haberi bana kadar gönderdi...Aslında habere bile gerek yoktu,ben çoktan gelmiştim fakat bu akşam ağır misafirlerim olduğu için yazılan yorumları ancak yeni okuma şansına eriştim...Ağır misafirlerim protokolden değil,ilkokuldan olduğu için haliyle yüksek ihtimam gösterdim...Eee geçmişimin şahitleri,geçmişlerinin şahidiyim var mı bunun ötesinde birşey...Artık kardeşten öte bir bağ ile bol bol sohbet ettik ve onlara birikmiş İki Aile kliplerimi izlettirdim...:img-wink:

Ve onları yolculadıktan sonra baktım ki Pelin'in gönderdiği güvercin 22:50'den beri pencerede kalmış,notunu aldıktan sonra geldim ve sizlere selam ve saygılarımı getirdim...

Şimdi efendim...Pelin hanım ve Aysun hanımlar elimden türk kahvesi içmek istemişler...Hay hay...Kahvenin aramızda lafımı olur efendim,canınız sağolsun...Tüm ailemize kahveler benden...Artık köpüklü,köpüksüz,haşlama görmezden geleceksiniz,ne yapalım elimden gelen budur...:img-wink: Börek,çöreğe gelince hiç unları elime verip ziyan etmeyin arkadaşlar...
Ha maksak gönüller bir olsun,ne olsa yeriz diyorsanız buyurun aile salonumuz üst katta...Aramızda teklif mi var herzaman beklerim...İllaki elimden birşey yemek istiyorsanız,çok güzel iskender yaparım...:img-wink:

* Neyse Berna'nın sınırlarını daha fazla zorlamayayım...:img-wink:

Şimdi ilk olarak Aysun'un gün gece ki satırları çok hoşuma gitti ve epeyce güldüm...Ona özel olarak sıcağı sıcağına bir mesaj atmıştım fakat sizlerlede paylaşayım...Valla gördüğünüz gibi Aysun arkadaşlar,malzeme bizden,işlemesi ondan...

* Artık Sözün bittiği bir noktada olduğumuz için imdadımıza ünite sorularımız yetişsin bakalım...

1- Oğuz Eda'nın hastalığını fırsat bilerek Köşkü boşaltmak için çocukları Tahir Ağa'nın yanına gönderirken Eda'ya nasıl bir gerekçe sunacak...?...

İşte tam Oğuz'a yakışır bir kumpas izleyeceğiz...Yüksek ihtimal Köşk'e doluşan virüslerden bahsedecek,hastalığın bu okul mevsiminde çocuklara bulaşıp derslerinden geri kalmasınlar gibi damardan bir giriş yaparak Eda'yı anneliğinden yakalayacak...Dolayısı ile Eda'nın refakatçisi Oğuz olacak...Aysun bugün arkadaşlarıma klip izlettirirken,gözüme refakatçi klibimiz çarptı...İzleyeceğimiz bölüme uyuyor mu ne...

2- Köşkte başbaşa kalan Oğuz ve Eda nerede hata yaptıklarını,kendilerine ve birbirlerine kestikleri cezayı,kısacası "Hayatlarını" konuşmak için fırsat bulacaklar mı...?...

Açık açık olmasa bile üstü kapalı bir şekilde birbirlerine aslında bu hayatta ne kadar ihtiyaç duyduklarını hissettirecekler...Eda herşeyin bir oyun olduğunu fark edince tepkisi tamamen duygusal olacak...Onun için çırpınan kocası,şevkat ve ilgi Eda'nın kafasında gerçek sandığı bir çok yalanı farketmesini sağlayacak...Sonuç olarak açık açık bir konuşma olmasa dahi üstü kapalı itiraflar,keşke'ler gelecek...Kimbilir belki sıkı sıkı kapanan yürek kapıları bir nebze aralanacak...Rüzgar gibi sevgi esintisi ise hafif aralanan kapıyı mahkeme salonunda sonuna kadar açmayı başaracak...Kiliti çevirmekte bir adımdır değilmi...

3- Oğuz,Yaman ve Volkan işbirliğini öğrenip Eda'ya durumu anlatacak mı...?...

Yok böyle bir gelişmenin ne yeri ne zamanı...Hatta bu hikaye bu hafta rölantide beklemeye alınacak,ağır işlenecek...Ben Eda ile Oğuz boşanma projelerini rafa kaldırdıkları vakit "Tekrar Bir Oldukları Zaman" bu hikayenin alevlenerek onların tıpkı Köşkün kayıp tehlikesinde olduğu gibi sarıp sarmalayacağını düşünüyorum...

4- Köşkte geçirilen başbaşa gecenin ardından Eda ve Oğuz'un pişmanlıklarını izleyecekmiyiz,kendileri ile yüzleşecekler mi...?...

İzlemez olurmuyuz,kesinlikle izleyeceğiz...Aslında az önce bu sorununda cevabını verdim fakat ek olarak söyleyeceğim şey ikiside o an gururlarına yenik düşecekleri için ileriye dönük bir adım atamayacaklar...Sadece yüreklerinde ki burukluğa şahit olacağız,bir aradayken aslında nekadar mutlu olduklarına,kısacası o gece de birbirleri ile geçirdikleri vakitlerin ne kadar değerli olduğunu görecekler...Hani derler ya tadı damaklarında kalacak bir gece geçirecekler...

5- Arda,Yaman'ın mahalle yıkım projesini öğrenecek mi...?...

Arda artık işlerin içinde ve Yaman'ın attığı her adımda onun karşısında ki yegane isim olduğu için mahallenin yıkın projesini öğrenecek ama önce Yaman ve Refiğin hazırladığı oyunu çözecek...Dağ başında ki evi satmak için çırpınırken mahalle yıkım projesini öğrenmesi hikayenin de selameti ve gelişimi için en akla yatan olasılık...

6- Şule inşaat planının Köşkte kaydırıldığını öğrenecek mi...?...Yaman nasıl saklayacak...?...

Şule bu projede çok aktif bir rol üstleniyor ve çok ilgileniyor...Ama Yaman'ın da bir kez vukuatı olduğu için Şule'nin durumu öğrenmesi Yaman'ı hayatından çıkarması anlamına geldiği için ve Yaman'ın halen gereken kıvama gelmediği için henüz çok erken...Tabi hikayenin temposunu arttırmak için Yaman çarşafa dolanabilir,potlar kırabilir...Bunlar hikayenin cilveleri zaten...

7- Hukuki yollardan Köşkü yıkma şansı olmayan Volkan nasıl bir yol izleyecek...?...

Aysun çok net ve apaçık söylemiş...Mafya kuralları !!! Geçen hafta Sevil abla ile bu konu hakkında kısa bir sohbetimiz olmuştu...Sevil abla Köşkün yıkılmasının hukuki yollardan imkansız,kundaklama yoluyla imkanlı ama can sıkıcı olduğunu söylemişti...İşte bu yüzden bu soruyu sorarak ailemizin ne düşündüğünü öğrenmek istedim...Çünkü ciddi anlamda hikaye bu yöne doğru kayıyor...Benim tek umudum işlenmesi muhtemel tek yolun birlik ve beraberlik simgelerinin yüceltilerek işlenmesi...Atatürk'ün "Geldikleri gibi giderler" sözü anılarak zaten hikayenin nasıl işleneceğine yönelik tüyolar verildi...Sevgili Berna'da çok güzel birşekilde düşüncelerini aktardı...Artık bu noktada bize düşen senaristlerimize güvenmek...

8- Mahkeme öncesi birlikte uyuyakalan Eda ile Oğuz bu tablonun çocuklar tarafından görüldüğünden haberleri olacak mı...?...

Ben olmayacağını düşünüyorum...Aysun'un tahminleri tutarsa kamera kaydının ardından apar topar uyanacaklar...Hatta şimdi aklıma düştü bu sahnenin kurgusu Sabutay'ın Efe ile Arda'yı polis baskınından kurtardığı bölümde ki gibi sonradan dönerek montajlanabilir...Yani bizde Eda ile Oğuz'la beraber çocukların böyle bir kayıt yaptığını bilmeyiz ilk etapta...Mahkeme sahnesinde açık kapıdan dalan çocuklar kamera kaydını delil olarak sunarken bizde bu kaydı çektikleri anı izlemeye koyuluruz...Flashback ile üzerine anlatımda döşeyerek orijinal bir kurgu yapabilirler...

9- Eda ile Oğuz boşanacaklar mı...?... (Böyle pat diye sorunca insan bir garip oluyor...Sizde bu soruya garip garip bakıyorsanız,hakkınızdır...)...

Aman aman olay soru...Tamam Aysun...Tamam Pelin sinirlenmeyin lütfen...Milli eğitime başvurdum müfredattan çıkaracaklar bu soruyu...Ama ama ne yapalım basılmış soru artık,kitaplarımı toplattıralım...Bir dip not yazayım bari...Es geçin arkadaşlar...İki Aile 70.Ünite'de ki 9.Soru hatalı basılmıştır...

* Eveet...Ünite Cevaplarımızında sonuna gelmiş bulunuyoruz...

Aysun evet Pelin'de çekim detayları ile ilgileniyor...Ama çekimlerde ki detayları fark etmek için,anlayabilmek için belli bir kriter yok...Nasıl kulağa hoş gelen nota topluluklarına müzik diyorsak,göze hoş gelen çekimlerede yönetmen başarısı diyoruz...Bir hikayeyi anlatmak için en güzel ve doğru görsel açıları yakalamak...Nasıl kötü çekimde rahatsız oluyorsak,iyi çekimde de övgülerimizi paylaşıyoruz..Misal geçen gün Nuray'ın paylaştığı bir çekim detayı vardı,Nuray öyle güzel ve yalın bir dil ile anlatmış ki...Füsun,Ergin'in yüzüne suyu döküp gittikten sonra kameranın hızla sola doğru kayması,hatta bunu yan masada ki meraklı bir vatandaş benzetmesi ile zenginleştirdi...İşte bu yüzden biz hukuktan anlamayız ama sen çekimlerden öyle iyi anlarsın ki Aysun...Estetik duygunun gelişmiş olması ilk adım...

Artık gitme zamanı gelmiştir...Ünite soruları,ailemizden notlar derken bir hayli gece gündemimizi kabarttık...İyide oldu...:img-wink:

Hepinize Sevgilerimi gönderiyorum...

Sağlıcak ile kalın...

hukukcine
07-01-08, 03:19
Ya arkadaşlar...meğer biz hepimiz gece kuşumuşuzda haberimiz yokmuş...birbirimizden...

Yaaa süper daha ne kadar oluyor son yorumu yazalı...forum resmen coşmuş...yorumlar harika...şeker tozu tadında...aynı yarınki bölüm gibi...:happy0064

Vee bu gecelik son genel yorumumu yazmak üzere buradayım...yani toplarlamak için geldim ;-))

Vee eveet Buğra gelmiş:happy0064....nerdesin..yaaa....gözümüz yollarda kaldı...aşk olsun......o yüzden geldim bende...inadım inat yani...

Vee Fatoş abla....nerdesin sen...söyle bakayım...aaa....ses seda çıkmadı...kaç gündür...yok şaka tabii...valla ben iyileştim sayılır...sende iyileşme yolundasın sanırım...vee bak boşanmamalarına yönelik bir gerekçemiz daha çıktı ortaya...senin üst solunum yolların....bunu düşünmeleri gerek...söz konusu ailemizin biricik Fatoş ablası...akan sular durur yani....

Durmazsa...kendileri bilir...ben atlarım o halde...;-))

Vee ya Fatoş abla....sende Oğuz dan sonra Buğracı çıktın gittin yani...sen „ters düşünen bir feminist misin“ gülüyorum:img-hyste...aşk olsun...yaa onun kafasına kaç saksı düştü görmüyormusun:img-hyste...nasıl garip sorular soruyor...anlayamayacağımız satırları döküyor ortaya...bu ne...??

elimiz kolumuz bağlımı kalacağız Fatoş abla…elini vijdanına koy….ne olur…hem kahve yapmayı öğrendim cümlesi Buğra beyden başkasına ait değil…yapma mı diyelim…sonra bir egoist miyiz….yapılacaksa tabiiki tüm aileye…tamam istediğin çikolata olsun…Buğra kek te karıştıracak…o da var yani…süper di mi....:img-hyste

Vallahi bencede...

Vee evet Fatoş abla..yani ailemiz allak bullak oldu...iyice kafalar karıştı...Buğra da şaşırmış baksana...ille herkese gönderecek...pessss...

Yok yok...Buğra alışık benim fırçalarıma..yani umarım öyledir...;-))

Vee ah ah Bernaaaaaaaaaaaa...gelmiş....hoş gelmiş...aaa hiç olurmu...aşk olsun..Buğrayı çağırdım..doğru ama henüz tık yok...şu satırları yazdığım vakit...ama senin farklı bakış açını da özlemişim...süper

sorma yaaa çostukça coştum...kulağım çınlandı zaten...ama kim..kim...diye düşünürken araya Buğra girdi:img-hyste...frekanslar karıştı canım benim...ama sendin o yaa doğru...bilmeliydim...

Sağol...güzel sözlerin için...

Vee evet Zeki Müren vee Müzeyyen Senarın şarkılarının tadına varmak için bizim dizimiz güzel bir vesile...yeni bölümdeki o güzel eser de kullaklarımda kaç gündür...muhteşem eserler...

Vee dizimizde bu gibi değerli eserlere verildiği için...ben çok mutluyum...çok teşekkür ediyorum...bu eski şarkıları bizlere yeniden hatırlattıkları için....:happy0064

Vee Bernacım...fragmanı un haline getirdik getirmesine...ama senin de dediğin gibi...ufak ta olsa bir „acaba“ var kafamızda...yok desek yalan olur öyle değilmi...bu riski o kadar güzel kelimlere dökmüşsünkü...sana katılıyorum...

Veee evet bende yorumuma geçebilirim...sanırım bu gecelik bölümden önce son genel yorum olacak...

Veee arkadaşlar...yarın tüm düğümler çözülecek gibi..iki haftadır tahminler yürütüyoruz...vee bana sorarsanız bu tahminler gün geçtikçede daha mantıklı daha detaylı bir hal almaya başladı...sonunda her kareyi hemen hemen didik didik ettik...

Zaman zaman forumda fırtınalar koptu...endişeler dile getirildi...moral verildi...yine endişeler ağır bastı..böyle çalkantılı iki haftanın sonuna geldik...yarın umarım o şifre çözülü...

Vee Müge abla ya çok hak veriyorum..ona katılıyorum...kilit nokta „boşanmak“...bunun gerçekleşmeyeceği konusunda fikirlerimiz sanırım bu son günde örtüşüyor ;-))

peki biz neden durduk bunun bu kadar üzerinde...evet Müge abla zaten çoğumuzun içinden geçen o „ufacık acabayı“ gayet samimi bir şekilde satırlarına dökmüştü....:good:

Buna eklenecek birşey yok...bizim dizimizin özü...yeşil çam samimiyetini aktarmak...hal böyleyken sadece dizi uzasın diye boşanmalara entrikalara kötülüklere başvuramaz bizim dizimiz...özünü kaybeder...yoksa

Eh öz kaybedilince ne olur?...hikaye bambaşka bir yere kayar...vee seyirci hayal kırıklığına uğrar...işte tam bu noktada endişeler bizede hakim oldu...hepimiz bu yolu izlemek istemediğimizi belirttik...haklı olarak...

Zira biz tarihi köşkümüzde kelebeklerin etrafta uçuşmasına...makarna partilerine..film partilerine...türk kahvelerine alışıkız...öyle değilmi...


Fragman, bu konuda hem fikiriz....bu kez gerçekten çok başarılı...bu „izsiz“ geçişler son derece bir birine akan karma kareler adeta bir film gibi birleştirilmiş...

Bunun tabiki iyi yanı da var kötü yanı da...iyi tarafı...şüphesiz..seyircide muhtemelen heyecan duygusu...izleme isteği artıyor...öte yandan Bernanın da doğru tespiti...riskli de olabilir...

Biz yine olumlu yönden bakalım derim ben...

Iki haftadan beri gittiğimiz yola bakarsak eğer...boşanmayacaklar diyorum ben yine vee hala:img-wink:...ben bunun fragman oyunundan başka birşey olduğunu düşünmüyorum...

Bir de bu yönden düşünelim arkadaşlar...kaç bölümdür bir yokuştan iniyor dizimiz....o özlediğimiz tatlı aşıklarımız...o neşeli samimi aile ortamı...Feritin çakallıkları...çocukların şirinliği...çatı katındaki plak silmeleri...Zeki Müren...ve mum ışığı eşliğinde

...Buğranın da dediği gibi bir sis perdesinin arkasında kaldı bütün bu alıştırıldığımız güzellikler...vee elbet bu yokuştan yine yukarı tırmanma vakiti gelecekti...

her inişin bir de çıkışı vardır...Buğranın da ne güzel ifade ettiği gibi...her gecenin güzel bir sabahı vardır..her kışında bir baharı vardır..

Yani demem o ki....bu fazlasıyla başarılı fragman amacına ulaştı bence...merak doruk noktasında...özet geldiğinde...herkes kahvaltıya...hastalığa odaklanmıştı...fragman geldiği vakit..boşanma davasından başka birşey konuşur olmadık...

Yani demekki...bu yönlendirme gayet bilinçli yapılmış...evet tırmanmak için vakit gelmiştir...önce seyircinin kafasını karıştırmak gerek merak duygusunu uyandırmak vee ardından yine seyircininin alışık olduğu yeşil çam yoluna sapmak mantığı izleniyor büyük ihtimalle...

Vee hadi yapalım...worst case??:img-yes:

Boşanırlarsa gerçekten….dizi çok farklı bir yöne kayar…Müge ablanın da dediği gibi..”film yeniden” başlar…vee sakız misali…her şey tekrar işlenir…bu da seyirci kaybına uğratır…bence Fed-Sayımız bunun fazlasıyla bilincinde…

Buğranın dediği gibi…sadece karatkerlin duyguları değil seyircinin duyguları da kemanın telleri misali esnemiş artık…tetikte bekleniyor adeta..bunu riske atarlarmı?…bence kesinlikle atmazlar..

Vee evet bende böyle bir toparlayım dedim…yarın hep birlikte göreceğiz…vee sahnemiz…gülümsemelerle parlayacak…inşallah….

O zamana kadar…kendinize çoook iyi bakın…bir daha gelirmiyim gelmezmiyim..şu an bilmiyorum…ama şu iki hafta dediğim gibi..bana müthiş keyif verdi…süper yorumlar yapıldı…harika…vee bir o kadar da değişik bakış açılarına da şahit olduk…süper…valla bizim gibi seyirciyi…arasalar bulamazlar…di mi arkadaşlar..aaa..tabii tabii…vallahi öyle:happy0064


Kendinize iyi bakın…gidiyorum..hepinize kucak dolusu sevgiler…iyi geceler…bye

bugra9
07-01-08, 03:32
Herkese iyi geceler...

Ne kadar coşkulu bir gece böyle harikasınız ...

Aysun'cum,Pelin'cim,Berna'cım,Fatoş Ablam Sevil Ablam ...Maşallah diyelim.Valla dışarısı -10 derece neredeyse ama sizin şu heyecanınız benim burada içimi ısıttı.Elimde kahvem birde Üstad Zeki Müren 'den "Üzme Beni 'yi açmışım ki deymeyin keyfime...Gece gece sizin yüzünüzden attım kendimi buraya...

Bende bir telaş var ki sormayın.Nasıl anlatılır bilemiyorum ama bu bölümle ilgili ciddi ciddi kocaman beklentilerim oluşmaya başladı.Hatta başlamayı bıraktın Nirvanaya ulaştı bile.Çünkü Aysun sağolsun fragmanı moleküllerine kadar ayırmış benim içime dışarıdaki hava gibi bir nefes serpildi :D
Yani " Boşanacaklar" diye bir korku bir endişe yok.(Birde boşanırlarmış donkkk :D ) O yüzden konsantire oldum ve büyük bir merakla bölümü bekliyorum iyi hevesler içinde

Özlem yükseldikçe vuslat beklentileride bende aynı oranda yükseldi .Şimdi tek beklediğim bu büyük kavuşma diyelim fragmandan anladığım kadarıyla Oğuz beyin romantik planınına hem grip hem aradaki soğukluk takılacak...

Son olarak diyorum ki şu" Mahşerin 4 Atlısı "vardı bir zamanlar artık sesi soluğu çıkmayan birisi benimde diğer 3'lü kimdi unuttum şimdi :D Artık beklediğimiz sahneyi görmek istiyoruz biz...Bilmem anlatabildim mi ?

Ayrıca Buğra nerde kampanyama destek

* Rıza'yı geri istiyoruz kampanyasına katılmak isteyenler yorumumun son satırına eklesin efendim..Matbaa hazırda ama hani bizim Rızamız değil mi ?...

Rıza'yı geri istiyoruz efendim :D

İyi geceler arkadaşlar daha fazla zırvalamadan yatayım en iyisi ;) :) bye

Sevgili Gözde'yi alıntı yaparak yorum yazdığım sırada gelen ve benim değinemediğim birkaç noktaya gelmek istiyorum...:img-wink:

Öncelikle Gözde,Sağolsun Aysun'un fragmanın ununu çıkarmasının ardından dediğin gibi herkesin yüreğinde bir huzur var...Gidişat fragmanın aksine boşanmayacaklarını gösterirken,kafada ki ufacık soru işareti ise yerini koruyor ve görüyorum ki bu çelişki herkesin alttamn alta hoşuna gitmeye başlamış...Fakat Berna'nın ortaya attığı tezi'de görmezden gelemeyiz...

İki Aile'nin bu aralar izleyicinin sabrını zorladığını hepimiz biliyoruz...Önce bebeğin düşmesi,ardından boşanma ısrarları ile ortalama İki Aile izleyicisinin sabrı tükendi ve kopma noktasına geldiler...Birçok izleyici kaybının yaşanmasının bir sebebini de buna bağladığım için diyorum ki evet çok idealist bir yaklaşım sergiliyor,teknik ekibimiz,yayın kanalımız...Hiç bir ekibin olmayacağı kadar içe sine bir politika izliyorlar,bunu zaten umut bebeğin düştüğü bölümün fragmanında da yaşamıştık...

Hâl böyle olunca bu fragman bardakların taşması için son nokta neden olmasın diye düşünmüyor değilim...Berna gerçekten güzel bir noktaya değinmiş...Bizim için geçerli olmayan bir durum,hatta gördüğünüz gibi son iki,üç gündür bu belirsizlikten ötürü mutluyuz...Ama birde oyunu kurallarına göre oynamak var ki işte orası bizi gerçekten aşıyor...:img-yes:

Fatoş ablamız da gelmiş...Hoş gelmiş...Ooo Fatoş abla...Oğuz'a olan sempatinin meyvesinimi yiyorum yoksa ben...Teşekkür ederim...Arkadaşlar Fatoş abla'dan bu satırları okumak öyle kolay değil...Zamanında az fırçasını yememiştim Fatoş ablanında...O yüzden ben gerçekten Oğuz'un mirasını yiyorum...Eksik olma...:img-wink:

Ve Gözde "Rıza'yı Geri İstiyoruz !!!" demiş...Bende doğru söze ne denir diye eklemek istiyorum...Evet arkadaşlar madem birlikten kuvvet doğar,o zaman gösterelim birliğimizi...Rıza'yı canlandıran oyuncumuz yanılmıyorsam Alper Düzen'di...Şayet Alper beyin başka bir projesi yok ise onu İki Aile'de yeniden görmek isteriz...Ve yine şayet İki Aile Ekibi bu konuda ki düşüncelerimizi bilmek istiyorlarsa evet Rıza karakteri dizimiz için var olması gereken bir karakter...Beklentimiz bu yönde...

Müge
07-01-08, 03:55
Herkese merhabalar efendim…:happy0064.Dün bıraktığım gibi bulamadım forumu …Maşallah hepiniz coştunuz….Hayırdır ?….Neden acaba? Yoksa Eda ve Oğuz boşanmıyor mu…? :happy0064Valla siz adamı ne yaparsınız ha….Gece gece Pelin’in gönderdiği fragmana bakıyorum şimdi…Bir gözüm fragmanda bir gözüm burada yazıyor….Şimdi fragmana dönüyorum.. Evet fragmanımız Zeki Müren’in eşliğinde…Hım… diyorum..Ne mi görüyorum fragmanda….Bir adet pişman olan Eda ,bir adet pişman olan Oğuz…Ve onların arkasında küsen iki minik ufaklık…Merve ve Timur…Evet…..Bu ne demek oluyor acaba….? Hım Aysun’cuğumun BOŞANMAYACAKLAR.. ve fragmandan çıkardığı yorumlar gerçek mi olacak….

O zaman var ya tutmayın beni.:happy0064.Allah nasip ederde yarın bu saatlerde boşanmazlarsa eğer…O mahkeme sahnesi güzel bir son ile biterse ben bu forumu 1250 mesaj ile doldururum.. Sevgili Berna’cım da şaşırır ve yeni bir başlık açmak zorunda kalır…:img-heh:


Ama gerçekten ben bu sefer çok inatçı çıktım değil mi..?:img-heh:Ama ne yapıyım Boşanmasınlar istiyoruz….Eda ve Oğuz çocukluk yapıyorlar…


Pelin’cim sen bana fırça attırdın merak etme…Sayende fragmanı izledim yahu…:img-hyste

Fatoş ablacım merak etme ben bu hafta seni de geçtim…Bu kadar da inatçı olunmaz ki kardeşim….Aaaaa… Ama iyi ki Aysun beni kendime getirdi…Buradan ne kadar teşekkür etsem ona azdır….Ve iyi ki Pelincik fragmanı yolladı……

Sevil ablacım umutsuzluğa kapılan benim….Gel nasihat ver bana…:icon_redfValla çok utandım…Aysun beni kendime getirdi…Sevil ablacım….Umarım dediğin gibi olur….Boşanma olayına inanan bir benim…

Fragmana yeniden gelirsek….Ne göreyim…Benim sevdiğim bir yer…Çatı katı ve koltuklar cama doğru çevrilmiş….Eda ve Oğuz konuşuyorlar….Ama ne konuşuyorlar….?Bu çatı katına ve bu sahnelere bayılıyorum……..:good:


Merve ve Timur’a kıyamam ben ya merdivendeki oturuşları neydi öyle…?Ferit ve Damla’da üzüntülü bir haldeler…


İnanmıyorum……Oğuz’un ağlıyor….Gözünü ovuşturuyor….Eda da aynı durumda….Pelin gerçekten haklısın…Bunlar PİŞMAN olmuşlar….Birbirlerinin kıymetini anladılar….Ve ne yapacaklarını bilmiyorlar şu anda…Ve Oğuz’un son sözü… “ Başka çare bırakmadın ki…”:img-fear2


Bu nasıl bir söz…..Ya ben şimdi ne diyeyim ? ne yazayım…?


Aysun’cuğum gel öpeceğim seni…Valla sen olmasaydın bu hafta ben bu forumu patlatırdım…(Şaka canım o kadar da değil…)Ama senin emeklerin çok…Öyle güzel yazdın ki…Oldum oldum….Oy izledim fragmanı…Ama yarın diziyi izlerken en yerim ne içerim bilemem….Boğazıma düşkün bir insanım…Dizi izlerken yemeği severim…Ama sinir olduğum sahnelerde çok hızlı yerim…. Aysun’cum gerçekten beni kendime getirdiğin için sana sonsuz TEŞEKKÜRLER…


Ve Berna’ya geliyorum…Ne güzel cevaplamış Ünite sorularını…Ne sinirlenmiş ne de gerilmiş….Örnek almalıyım…. (:


Evet sözlerime son verip uyumak istiyorum..(:

Ve inşallah boşanmazlar diyorum hala aklım orada (bknz) ….


Buğra ve Gözde...Ben de Rıza yı geri istiyorum....Gerçekten nerde o? İstifa da etmedi...?

Rıza'yı geri istiyoruz efendim


Ah bir de Oya gelse...Ya da Serpil...Eda ve Oğuz boşanmıyorlarmış diye sevinirken geliyormuş...Allah korusun....:)

Yarın görüşmek dileği ile herkese iyi geceler…..Eda’lı Oğuz’lu rüyalar…..bye

loralai
07-01-08, 04:09
vayy bee bu forumdakiler genelde erken yatıyo diye biliyodum ben ama burdada gece kuşları varmış meğer neyse öncelikle aysun rica ederim (kaç yaşındasın bilmediğimden aysun diyorum kusura bakma)ayrıca kök konumum derken neyi kasdettin izmitlimisin yoksa kısa bi süre için falan mı

ve sizlerinde dikkatini çeken bi konuya değiniyim iki ailenin bizim gibi internetten takip etmeyen ve pekde tutkunu olmayan izleyicilerine mesela benim annem bu sabah fragmanı görüp<bunlarda boşancak her dizide aynı şey zaten boşamasalar başka konuda bulamazlar tabi > gibi bir yorum yaptı tabi ben hemen müdahale edip çok kesin olmasada boşanmayacaklarını belirttim ama her evde ben veya siz yoksunuz insanlar gerçekten tepki gösterebilir umarım bu yanıltmaca kötü sonuçlar doğurmaz izleyip görücez

bugra9
07-01-08, 04:22
vayy bee bu forumdakiler genelde erken yatıyo diye biliyodum ben ama burdada gece kuşları varmış meğer neyse öncelikle aysun rica ederim (kaç yaşındasın bilmediğimden aysun diyorum kusura bakma)ayrıca kök konumum derken neyi kasdettin izmitlimisin yoksa kısa bi süre için falan mı

ve sizlerinde dikkatini çeken bi konuya değiniyim iki ailenin bizim gibi internetten takip etmeyen ve pekde tutkunu olmayan izleyicilerine mesela benim annem bu sabah fragmanı görüp<bunlarda boşancak her dizide aynı şey zaten boşamasalar başka konuda bulamazlar tabi > gibi bir yorum yaptı tabi ben hemen müdahale edip çok kesin olmasada boşanmayacaklarını belirttim ama her evde ben veya siz yoksunuz insanlar gerçekten tepki gösterebilir umarım bu yanıltmaca kötü sonuçlar doğurmaz izleyip görücez

loralai...Yok yok bu forumda da sıkı gece kuşları vardır...:img-wink: Ben seni gecenin geç saatlerinde sık sık görüyorum...Ve paylaştığın tespit...İşte Berna'nın ortaya attığı tezi destekler nitelikte...Maalesef böyle tepkilerin gelmesini ben normal karşılıyorum artık loralai...Çünkü insanımızı da bu hale yine bu diziler getirdi...Öyle yıkılması zor duvarlar ördüler ki zaman içinde artık oluşan ön yargıyı kırmak neredeyse imkansız...İki Aile doğru yolu izliyor,biliyoruz ama bak görüyormusun doğru yolu izlediği için bile ne kadar endişeleniyoruz...Varın durumun ciddiyetini artık siz düşünün...

Bu oturduğumuz yerden çok rahat konuştuğumuz bir baş kaldırı olsa dahi ben gelecekten umutluyum...Hemde çok umutluyum...Artık birşeyler yavaş yavaş değişmeye başlıyor...Sırf İki Aile'nin bile bu yolu izlemesi bizim geleceğe umutla bakmamız için koca bir neden...Elbette baş kaldıranlar,sıradan olmayanlar belli bir süre daha belki kurban olmaya devam edecekler ama size önümüzde ki birkaç yıla dair gördüğüm tabloyu söyleyeyim mi...:img-yes:

Artık izleyicinin dizilere itimatı kalmadığı için,inandırıcılık yerini sahteliğe bıraktığı için diziler izlenmemeye başlayacak...Yalnızca halka yakın gelen,hikayesi kadar genel olarak güvenebileceği kanal ve dizileri tercih edecekler...Maalesef diziler artık ülkemizin bir meslek dalı,çok kişi ekmek yiyor,bu yüzden kesin ve katı konuşmak istemiyorum,çünkü iyi dizidende ekmeğini çıkaran var kötüsünden de ama bir gerçek var ki artık izleyicimiz gözü kapalı dizi izlemiyor...Yalnızca oyuncuya pirim vermiyor,bir bütün olarak bakıyor...:img-wink:

Sağol yaşanmış bir gerçeği paylaştığın için loralai...:good:

GizemliSahne
07-01-08, 04:50
Tekrar selamlar, iyi geceler..

Gözde'cim hoşgeldin.. Aa nereye gidiyorsun, zırvalamadan yatayım demişsin olur mu hiç, bugun zırvalama günümüz :D Yetiştim efendim, atıma atladım ve geldim işte burdayım.. Mahşerin 4 atlısı dönemine pek yetişememiştim ben ama şimdi, atımı kaptım geldim, Aysun zaten hayvanat bahçemizde taylar falan vardı di mi n'apıyım, tay da olsa bindim geldim işte:D Ve tamamen katılıyorum sana Gözde'cim.. Önceden de destek çıkmıştım sana.. Artık SÜREKLİ aynı şekilde bölünen romantizmin artık bölünmemesi ya da farklı bir yöntemle bölünmesinden yanayım ben de.. (Bu nasıl olacak şimdi yaa:D) Açmam gerekirse, artık Ferit'in bölmesi "sıradanlaşma" yaratıyor.. Tamam arada olabilir, eskiye hoş göndermeler ve komik sahneler yaratıyor ama zaten hikayeden dolayı romantizm az işlenmekte ve zaten az işlenirken yine Ferit'in müdahalesi artık izleyicide tepkisizlik yaratmaya başladı (klasik koşullanma:D).. Ya bölünmesin ya da artık farklı hikayelerle desteklensin; mesela 5 çocukların nimetlerinden faydalanmak gibi.. Önceden de yazmıştım o yüzden yinelemiyorum.. Ama artık ben de şöyle ağız tadıysa "nihayete eren" bir sürpriz, organizasyon ya da romantizm görme yanlısıyım.. Tabi ki komedi açısından araya karakterlerin girmesi çok hoş ve olması lazım, ki olsun da ama barışma sonrası tam zamanıdır şöylee adam akıllı bir barışma yemeği, dans ve nostaljik bir gece.. Zeki Müren.. :img-wink

Valla romantizm, dans falan dedik de aklıma da ne geldi dersiniz? Şubat tatili yaklaşıyor.. İki Aile'de acaba bir tatil görebilir miyiz? Eda ve Oğuz'un ikinci balayı macerası olur ama tabi çocuklu bir balayı bu sefer.. :img-wink: Valla Uludağ'a gitseler hiiiç hayır demem.. Çok da komik hikayeler çıkabilir, şimdiden aklımda dönmeye başladı bile.. Hadi Uludağ olmadı, sıradan diyelim ama en azından bir kış tatili olsa hiç fena olmaz.. Şömine, kayak, dağ gezisi :happy0064 Off off senaryo yazasım geldi.. Ben yolculuğa çıkıyorum, finalleri asıcam.. :img-hyste Şaka bir yana bakalım bu sene bizi neler bekliyor.. Geçen sene yakın bir at çiftliğine konuk olmuştuk bu sene bütçemiz geçen seneye göre daha yüksek tahminimce ve umarım bir şeyler ayarlanıyordur.. Neyse uzun uzun değiniriz daha çok var.. :=)

Ve geliyorum Aysun Hanım'a.. Aysun Hanım, Aysun Hanııımm, siz beni bunalıma mı sokmaya niyetlisiniz efendim? Zaten finallerin kasveti çökmüş millete, ortamlar gergin, siz bana o ortama gir diyorsunuz olacak iş değil.. Şurada bir kaçış noktası bulmuş yorum yapıyoruz herhalde..Merak etmeyin efendim, bir kaç gün sonra biz de buharlaşacağız.. Çok ararsınız .. :hıh

Ay hiç kızasım yok valla devam ediyorum :D Birileri aşk meleği olmuş, bilemedi hangi karaktere bürüneceğini, Aysun hanım sizde çoklu kişilik belirtileri görüyorum.. Bir zibidi oluyorsunuz bir melek, aman dikkat adliyede yanlışlıkla sanığı savunmayın sonra.. Benim tepemde zibidi gördüğünü bile iddia atmeye başladın daha ne olsun, hayıra alamet değil bu ona göre :D Valla Zekiye'li kısma çok güldüm yaa.. Nasıl da oturtmuşsun repliği helal olsun.. Canlandırdım da şöyle bir, Aysun oradan konup gelen tip.. Hakimi geçtim, önce Hülya Hanım: Aa bu kim be? Kestiiiiiikkk.. Kızım sen kimsin, yolunu şaşırdın herhalde.. Aysun: Yok be Hülya Abla, Müge bir gaz verdi bana, kendimi burada buldum, ben Ece.. (Al sana bir kişilik daha, kendini Ece Çeşmioğlu zannenen Aysun... :D)
Off off bu saatte n'apıyoruz biz yaa.. Zırvalık hat safhada..

Ayrıca Aysun Hanım gece yediğim makarnaları deşifre etmesenize canım ulu orta.. Ayıp oluyor yani, hadi onu da geçtim, çok canım çekti yaa gece gece, yapıcam az sonra, gel sen de ye kuzum.. :img-hyste

GizemliSahne
07-01-08, 04:53
kimseden korkum yok efendim…hodri meydan…gelsin…laf atsın…ben onu konuşmamla döverim…aaa rica ederim;-)) gülüyorum…birde kanka oluyormuşuz…kahveler filan….eh pes…

E pes yani, sen o kadar adamın işini boz sonra da kanki olacağız de, oldu olacak bir de büyük aşklar kavgayla başlar diyip aşk yaşasaydınız tövbe estağfurullaaah.. Ay şaka maka adamcağızın günahı ne ya adamın haberi yok buralarda adı geçiyor :img-hyste

Ve Berna'cım anlayışın için teşekkürler, biz de mümkün olduğunca seni zorda bırakmak istemiyoruz biliyorsun.. :img-wink: Hoş, bu gece bayağı sınırlarını zorladık farkındayım.. Zırvaladık bir hayli.. Bu gecelikti, bir daha zor toplanırız zaten.. Dağılıyoruz.. Dağılın leeeynnn (off Cüneyt ustaya selamlar.. :D) Şakayı bir kenara bırakıp, fragman hakkındaki tespitine tamamen katılıyorum.. Risk oluşturabilecek bir yanı da mevcut.. Ama gerçekçi olmak gerekirse, her ne kadar hoş bir durum olmasa da gözyaşları insanlarımız çekecektir.. Duygusallığı seven bir toplumuz ve oyuncularımız gerçekçi halleri işe yaramış bile.. Kantin yemek yerken, fragman esnasında duyduğum yorumlardan anladığım bu.. Halbuki önceki haftalarda inat diyorduk ama bu hafta öyle bir hava yaratılmış ki insanların yüreği yumuşamış, üzülmeye başlamışlar.. Ama tabi ki madolyonun iki yüzü söz konusu, bu konuda sana katılıyorum..

Ayrıca köşk hakkında söylediklerini de merakla okudum, valla forumumuzun çeşitliliği süper.. Avukat, televizyoncu, öğretmen, muhasebeci, mimar ne ararsak var ve bir şekilde sağlam bilgi edinebiliyoruz.. Bu konuda senin yorumlarını daha çok alacağız.. Zevkle.. :img-wink:

Ve geldik Buğra Bey'e.. Teşrif ettiniz demek sonunda.. Kahve lafını duyunca kaçtın di mi :D Aysun'cum benim kahve bol şekerli olsun, sen bir zahmet iletiver kendisine.. İskender yapacağını da iddia ediyor, biz bunu unutur muyuz? Hayııırr.. Gün gelir yaptırırız :D Fatoş Abla yani sen de bir alemsin, aşkolsun yani Buğra da Buğra.. Doymadım efendim evet, mantı ve profiterol istiyorum.. Aa turşu da var mıydı :D Daha yazmayayım gece gece canımız çekmesin..

Sen miniminnacık bir not eklersin de ben eklemez miyim hee? "worst case" falan ne demek oluyor ha?? Bunun Türkçe'si yok mu efendim?? Bak gece gece sinirlerim hopladı haa.. (hiç belli olmuyor ama:img-hyste) Şaka tabi ki sinirlerim çok nadir hoplar ama Türkçe'mizi düzgün kullanalım efendim.. En kötü ihtimal, en kötü durum olarak değiştiriyorum, Buğra Milli Eğitime soruları yollamışken bunu da yollayalım, değiştirsinler.. :D

Ve son olarak Müge'ye geliyorum.. Eh be şükür.. Sonunda izledin yani pes.. Tebrik ediyorum seni ve tabi bizi.. Bak gördün mü işte beklediğin kadar karamsar bir fragman değil.. Yani karamsar da en azından hissedebiliyoruz pişmanlıklarını, ona da şükür.. :D Valla çok güldüm, yarın forumu dolduracaksın demek.. Vay vay vay.. Başlık yeni açıldı, hiç bu kadar çabuk değiştirmemiştik.. Bu sözünü unutmayız ama Aysun'u bilirsin..

Valla boşanma yok diye o kadar kesin konuştuk ki eğer boşanırlarsa Aysun, Buğra ve ben forumu terketmek zorunda kalıcaz galiba.. Üstümüze domatesler yağmazsa iyidir.. :img-tomat Şaka bir yana tabi ki Aysun'un da gayet güzel açıkladığı gibi boşanma ihtimali tabi ki aklımızın bir kenarında var ama düşük bir ihtimal diyorum ben de.. Ve boşansalar da çok sağlam bir sürece gireceğini düşünüyorum.. Fet-Say boş iş yapmaz, güvenimiz sonsuz..

Ve bu gecenin son noktasını koymadan önce ben de Rıza'yı geri istiyoruz kampanyasına katılıyorum..

Ve hepinize iyi geceler diliyorum.. Hep böyle çoşuk olmamız dileğiyle.. :img-wink: Off Aysun Zeki Müren'in Üzme beni şarkısını yolladı, Gözde'ye yoldaş oluyorum ve ahh ahh diyorum bu bölüm çalarlarsa bu şarkıyı harika oluuur..

Son olarak da loralai, valla gece kuşları çok var da herkeste bir yoğunluk hakim, son zamanlarda pek uğrayamıyorduk, sen bir de buraları şubat tatilinde görmelisin.. Tahminimce ortalık gece kuşu kaynar.. Seni de bekleriz.. Ve Buğra benden önce yorumuna değinmiş zaten, yinelemeyeyim, ellerine sağlık..

Görüşmek üzere..

loralai
07-01-08, 05:25
evet buğra gerçekten sıkı gece kuşları varmış burdada gizemli sahne ismini bilemiyorum kusura bakma ben zaten şubat tatili falan dinlemiyorum genelde gece kuşuyum tatildede burdaolurum inş ve buğra dediğin gibi insanları bu hale sürükleyende gerçekten dizilerin bu kötü gidişatı yani tvdeki her 10 diziden 9u üç aşağı beş yukarı birbirinin aynı ama iki ailemiz bu bölümdede tabuları yıkıcak diye umuyorumm

hukukcine
07-01-08, 06:11
Arkadaşlar...yani bu iki hafta olan..forum olalı böyle bir yorum trafiği yaşamamıştır...bu hafta iyicene zıvanadan çıktık...:happy0064

Mügecim...vallahi evet canım benim...ne kadar memnun oldum...evet sonunda inat boğanın da grafiği çıktı ya ben daha ne isterim...:happy0064

Baya terlettin ama..bu da işin diğer tarafı....:img-wink:

Vee Serpil mi gelsin..bayılacağım şimdi vallahi bayılacağım..tak diye..birden..ne Serpili Mügecim...aaa...geri al..ne olur geri al...:img-hyste

Evet efendim bende Rıza gelsin diyenlerdenim efendim..Buğra doğru diyor...

loralai...canım benim...“kök konumlu” derken izmitliyim bende…;-)):img-wink:


Vee evet demin unuttum...şule gelmiş :happy0064te ben görmedim henüz...nerdesin sulecim..bana da görünürmüsün...umarim iyisindir...vallah özledik...sen niye zılgıt atmadın...aşk olsun...

Vee arkadaşlar...hala burda mıyı değilmiyim...inanın bende bilmiyorum Buğraya diyordum ben uyur gezer oldum..pes yani...lanetledinmi Buğracım beni gülüyorum...:img-hyste

Vee evet böyle sayfaları çevirdim de..baya baya senaryo yazmışım...pes...Buğra..ne diyorsun canım benim...bu duruma...

Vallahi aranızda biri varki..resmen hayran kalmış...vee tüm içtenliği ile ifade etmiş...kim bu arkadaşlar...evet evet doğru...

Bizim ailemizin nur´u o:happy0064....


vee bakın....evet işte bu....benim de demek istediğim bu...alıntı yapıyorum...

Söz var gelir geçer,söz var deler geçer..

Yüreğine sağlık Nur cum....yine başlamak istemiyorum biliyorsun başlarsam ortalık mafoluyor vee bu yüzden bir cümle...Eda nın inadı bu yüzden Pelin hanım..Fatoş hanım duyrulur efendim...:img-yes:

Vee evet kapattım ağızım artık..açmıyorum...bu konuları...bitti...

Ama Nur ne zamandır yok..göremiyorum...Nur cum...evet....beni buna mecbur ettin :img-hyste

Başlıyorum saatler 3.04 ü gösteriyor...vee ben kendimde değilim..vee evet...ne olacak bilmiyorum:img-hyste

Eveeeeeeeeeet

WANTED


Biri acilen aranıyor...evet Fatoş abladan sonra bende içtimaya çıktım...tam kadro olmadan şurdan şuraya gitmeye niyetli değilim..Müge yi bile ikna eden ben...Nur umuzu da bulacağım...emin olun..pes edermiyim

Nur cuuuum...nerdesin..sen ya....allah allah..bak kızıyorum artık ama...bak sana 24 saat...eğer gelmezsen tutuklama kararı çıkarttıracağım senin hakkında...bağlayacağız seni buraya..ona göre söylemedi deme sonra...:img-hyste

Hadi başlatıyorum....24 saat...bir dakikası gitti bile...


Vee evet arkadaşlar yine sahne bana kaldığında kendimi tutamadım...vee tekrar geldim...süper iki hafta geçirdim...vee yorum yazan herkesin..istisnasız...herkesin ellerine yüreklerine sağlık..eksik olmayın...işte bizim ailemiz bu..fark bu...

Kendinize çook iyi bakın..görüşmek üzere...yarın bölümden sonra fırtına koparmak üzere...hepimiz buradayız...Sulecim...Nurcum sizde mars mars...

Gidiyorum sevgiyle kalın...

loralai
07-01-08, 07:25
hukukcine (ya isimleri bilmiyorum kusura bakmayın önceki msjımada yazmamışım zaten izmitlimisin diye sorduğumda öğrenicem artık zamanla) senden daha zibidisi var sanırım adı lazım değil baş harfi ben demek izmitlisin hemşeri sayılırız bu saatte bi yandan ders çalışıyorum bi yandanda molalarda kendimi iki ailenin en komik bölümlerini izleyerek ödüllendiriyorum umarım o eski en eğlenceli bölümler gibi olur bundan sonrada bölümler hele o merdivenden yuvarlanan edanın değimiyle pandalar bölümü yıkıp geçiriyo valla neyse ben gülmeye devam ediyim sabah oluyo galiba benim ne işim var ayakta

başkozlu
07-01-08, 08:14
Ağzına sağlık Aysun, tam ben anons edecektim, sen benden önce davrandın.
Evet, Nur Hanım, Şule Hanım, hemen buraya geliyosunuz, yok öyle, bakın millet nerelerden geliyo bütün gece nöbet tutuyolar. Yanar askerliğiniz vallaha, benden söylemesi.
Akşam yeni bölümümüz var... Ondan önce bekliyoruz teşriflerinizi. Fragman yorumları falan ellerinizden öper.

Müge'ciğim, bilmem neden içimde hiçbir şüphe olmadan, nedense bu akşamki bölüm bir dönüm noktası olacakmış gibi geliyor. Buradaki yorumlarda da bunun izlerini gördüm. Aynı şeyleri hissetmemiz rastlantı olamaz sanırım. Bence sen de içini ferah tut. Ekibimizin yaptıkları, yapacaklarının teminatıdır diyorum ve bekliyorum. İnşallah bizi yanıltmazlar.

Şimdilik benden bu kadar.

Not: Yarım kalan sözde senaryomu da bu gece tamamladım. Şimdi gidip bir-kaç saat uyuyayım sonra eklerim inşallah.

Şimdilik hoşçakalın.

BERNA
07-01-08, 12:39
İki Aile başlığı gerçekten çok kendine özgü bir başlık :) Başkalarının yazdıklarını hiç de kırıcı olmadan yorumlama gibi bir özelliği var. Diğer başlıklarda sırf bu yüzden ne kavgalar çıktığını görseniz inanamazsınız :img-wink: Sınırlarım nasıl zorlanır Pelin bu konuda üstü kapalı bir soru sormuş, ya da ben öyle anladım :) Arkadaşlar kişisel konulardan bölüm yorumlarından az olmak şartı ile bahsedebilirsiniz, yeter ki mesajınızın ana konusu dizi ile ilgili bir fikir olsun :)

Bu uyarıya kendim de uyarak Rıza konusunda ben de birkaç kelime yazmak istiyorum. Rıza aslında reklam şirketi kapanınca işsiz kaldı, o yüzden mahkeme sürecinde yeni bir iş bulmadıysa niye Oğuz ve Ergin'in yanına dönmesin. Hem Ferit'i seviyor ama bir taraftan da işbitiriciliğini kıskanıyordu, aralarında güzel bir rekabet vardı kısacası. Oğuz-Eda-Ferit-Rıza dörtlüsünü izlemek güzel olurdu. Alper Düzen'in sahnelerinde Emre Kınay ve de Murat Kılıç da çok zevk alıyorlardı, birden gözümün önüne Oğuz'un sahte doğumgünü için kendine hediye aldırdığı ve Rıza'nın onu politikaya atıldığını sandığı sahne geldi :img-wink:

Üstünden de süre geçtiği için şöyle bir yolla diziye girse ne güzel olur :) Rıza kendine Oğuz'un referansları ile iş bulmuştur ancak orada da sakarlıklar yapıp, kendisine laf söylenmesinden gücenmiştir. O da istifa mektubunu kabul edilmeyeceğini sanıp vermiş, kabul edilince de işsiz kalmıştır. Bu yüzden son çare olarak Oğuz'a başvurur :)

Kurgumuzu da yaptıktan sonra Rıza deyince benim aklıma, Avrupa Yakası başlığını emeğe de saygı duyarak ve Buğra'nın da ismini vererek bizim forumdaki yöntemlerle canlandırmaya çalışan, burhan_altıntop rumuzlu Rıza geldi. Onu da başlığımıza geri çağırıyoruz. Ben de bu kampanyayı başlatayım bari ;)

Müge
07-01-08, 15:49
Merhabalar …Ben geldim….Dün gece ne güzel bir geceydi….Pelin,Aysun değil mi..?Sizler forumun bekçiliğini yapmışsınız ama maşallah…..:D


Evet efendim şimdi dizimize gelirsek…Sayılı saatler kaldı başlamasına..Ya Pelin neler dedin öyle ya….Aysun ve Hülya hanım bayıldım valla…Ama anlamam zor oldu..Ne diyor bu kız dedim…:img-heh: Dün gece bana iyi bir gaz verdin…Bakınız bir daha Oğuz Eda tartışması olursa ciddiyim seti basarım…Bir vapur bir taksi kadar yakın bana…Ona göre.. Fatoş ablam da gelir benimle….Ona göre…(Bu bir tehdit değildir efendim,yanlış anlamayın..:img-wink:)


Lolaloi arkadaşım dün gece baya bir şaşırmış….Gece kuşları var evet forumda hem de ne gece kuşları…Maşallah Allah başımızdan eksik etmesin onları….Lolaloi annenin fragmanı gördüğü andaki tepkisini söylediğin bizlerle paylaştığın için teşekkürler..Ben de annen gibiydim …Ama Pelin’cim sağ olsun beni kendime getirdi…Sanmayın özüme geri döndüm..HAYIR….Bu akşam ki bölümden sonra içimdekiler çıkacak dışarıya…



Aysun….. Demiş ki…

Biri acilen aranıyor...evet Fatoş abladan sonra bende içtimaya çıktım...tam kadro olmadan şurdan şuraya gitmeye niyetli değilim..Müge yi bile ikna eden ben...Nur umuzu da bulacağım...emin olun..pes edermiyim


Ben O Nur’u biliyorum efendim…O Nur var o Nur….Canı dayak istiyor…Müge ablası olarak ona o kadar dedim…Ama benden daha inatçı çıktı….Nur’da bir boğa burcu…Aysun’cum görevi sana teslim ediyorum…Nur’u bu foruma yazmasını sağlayacaksın…. Bu akşam diziden sonra yorumunu göreceğim….Nur sana söylüyorum….


Evet Sevil ablacığıma geliyorum …Ah ablacım ah…İnşallah senin dediğin gibi olur…Bu akşam ki bölüm…Dönüm noktası olur…Ve bizler gerçekten bu bölümü unutamayız…İçim şimdilik ferah ama diziden sonra nasıl olur bilemem.. :icon_redf

Sözlerime son verirken….Berna’nın yazısı dikkatimi çekti….Burhan_altıntop yani Rıza arkadaşımız nerde..? Umarım iyidir…? Yorumlarını özledik….

Zaman sayacı: 6 saat 10 dakika….bye

burhan_altıntop
07-01-08, 16:38
Merhaba..

Berna ve Müge'nin çağrısını duydum ve yeniden geldim..
Geçelim yorumumuza..

İlk olarak Oğuz'un reklam şirketi iflas ettikten sonra ortadan kaybolan adaşım Rıza'dan bahsedeyim..Bence bir iş bulamamış görüntüsüyle diziye tekrar dönse çok güzel olur..(Gerçi dizide ortalıktan kaybolan bir daha gözükmüyor ama..)Özellikle Oğuz'un Rıza'yı fırçaladığı sahneleri çok özledim ben..Onun da ayrı bir komedisi vardı..Birde her işe koşması, kendini hep Oğuz'un en çok güvendiği ve en iyi elemanı gibi göstermesi..Güzeldi açıkçası..Geri dönme olasılığı olsa da ben pek böyle birşey olacağını sanmıyorum..Eğer geri dönecek olsaydı Oğuz matbaayı açtıktan sonra gelirdi..:img-wink:

Kafamda bir soru işareti var..?Yılbaşı konusu acaba bu bölümde işlenir mi..?Geçen hafta yılbaşına özel program ve dizilerden dolayı yayınlanmamıştı dizimiz..Bu da benim aklıma acaba yılbaşı bu bölümde işlenir mi diye bir soru getirdi..Ben sanmıyorum böyle birşey olacağını..Ne de olsa üstünden tam 1 hafta geçti..Ama yinede "Neden Olmasın..?" diye düşünmüyor değilim..

Müge zaman sayacını başlatmış..Bizde devam ettirelim..

Zaman Sayacı: 5 Saat 12 Dakika

Hoşçakalın..

deren1970
07-01-08, 16:50
Tüm Aileme Selamlar, Saygılar
Evet sizi bilmem ama dizimizin saati yaklaştıkça hadi bakalım inşallah haftalar sonra yüzümüzü güldürecek bir bölüm olur diyorum.
Şimdi aklıma geldi de bakayım dedim bölüm resimlerimiz nasıl? Ama bende şok bir arkadaşımızın eklediğinin dışında yeni bölümle ilgili tek bir kare fotoğraf yok. Tabi bu işleri bilmem ama resmi sitede yeni bölümle ilgili muhakkak resimler yayınlanıyordur ee bu durumda orada yayınlanan resimlerde buraya ekleniyordur sanırım eğer yanlışsam düzeltin ya ekliyen bir arkadaşımız varsa eklemeyi unuttu yada eklemeye değer yeni bölüm resimleri yoktu.
Şimdi ben kızınca Fatoş kızdı oluyor ama ben yine söylenmeye devam edeyim. bakın sayın yetkililer (sanki burayı okuyorlar gibi söyleneyim de) bugün nereden baksanız tüm kanallarda en azından 8-10 tane dizi oynuyacak hemde yeni bölümleriyle, zaten geçen hafta vermediniz yeni bölümü yahu en azından resimleri ekleseydiniz şöyle yüzümüzü güldüren, ha yok böyle gizemli daha iyi işte fragmanla moralleri bozulanlar bölüm sonu çok sevinecek diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Her evde biim foruma üye olan, üyeyi geçtim fragman üzerinde resmen ihtisas yapan kimse yok. Zaten fragmanı seyredip ümidini kaybeden izleyici sayısını artıranlar bile çoğalmıştır maalesef. Çünkü hem ven hem Müge bile öyle düşündüğüne göre. Ha ne diyordum resimler vallahi onu bunu bilmem ama perşembe yayınlanan bir gençlik dizisi var hem fragman olsun, özet olsun gününden önce hem yayınlanıyor hemde yeni bölüm resimleri olarak da 4-6 resimde koyuyorlar. Sonuç mu raitinglerde ilk 4 sırada her hafta. Sanırım anlatabilmişimdir.
Resimlerin üstüne soğuk suyu da içtikten sonra ben hakimden şöyle okkalı bizimkilere ders olacak sözler bekliyorum. Güya siz büyüksünüz ama siz çocuklardan da beter mızıkçı insanlarsınız. Ama çocuklarınız var ya işte onlar öyle güzel yetişmişlerki akıllı, olgun birer birey olmuşlar desin ki belki biimkilerin aklı biraz daha başlarına gelir.
Sevgiler


NOT: Nur ve nuray hanımın dikkatleri çekilmiştir eee bunun sonucu akşama karşımıza çıkabilir.
Rıza karakterine gelince benim dediklerim kulak arkası ama kampanyada bende varım. RIZA'yı geri istiyoruz. Seda Ablam-eniştemi yok ettiniz bari Rıza'yı geri döndürün dizimize

YerçekimliKaranfil
07-01-08, 17:48
Herkese selamlar...

Ben bu hafta rekora koşuyorum yahu bir haftada bu kadar yorum yazmak bünyeme tersti normalde :D Buğra'nın söylemiyle forumunn Atomu bence de Road Runner'ı :D (Varya hani vik vik diye hızla koşan bir kahraman o işte :D) Aysun şimdi de ikna turlarında fakat gayette başarılı oldu diyebilirim .En azından gemimizin erkenden su alma ihtimalini oradan kaldırdın.Müge Abla'cım seni de baya yumuşamış gördüm ) :D İnşallah 1250 mesajını da göreceğiz :D


Efem neyse dönelim tekrar dizimize burada" Rıza'yı geri istiyoruz "kampayası baya ilgi görmüş.Demek ki yalnız değilmişim.Çok sevindim bu tablo karşısında;).Rıza'lı bölümlere ve onsuz bölümlere bakıyorum da gerçekten dizimize kattığı renk bambaşkaydı.Artık eniştemde yok zaten.Rıza'nın saflığı,şaşkınlığı ve Oğuz'a olan o bağlılığı,heyecanı,samimiyeti...
En az bir Niyazi karakteri kadar önemliydi benim için.Klimayı kafasına düşürdüğü sahne hala gözümün önünde :D.Umuyorum ki o da diğer kahramanlarımız gibi İki Aile'nin tozlu arşiv bölümlerine karışmamıştır


Kısıtlı bütçe yüzünden geçici hikayelerdeki oyunculara yer açmak için İki Aile'de sembolleşen oyuncuları kaybetmek gerçekten üzücü...



Ve Pelin'cim.Aldım desteğini arkama canım.Umarım ulaşır sesimiz biryere.Çünkü ne zaman böyle bir loş ortam oluşsa ya Ferit son zamanlarda birde Safiş ortasından geçiyor romantik anın :D.Senin de söylediğin gibi her ne kadar komedi sosu katsada artık hikaye tekrara düşüyor çünkü o kadar fazla kullanıldı ki aynı taktik.


Pelin ben eskiden bu sahnelerin yarım kalmasından dolayı kafamı duvarlara vurma isteği duyarken şu aralar :D " aa Şimdi çıkacak ferit şimdi çıkacak"diye kadrajın sınırlarını zorlayıp Ferit aramaya başladım :D.Alıştım yani aksi olursa şaşıyorum.İki İnatçı keçi hele bir barışsınlarda şöyle anlı şanlı bir sahne bekliyoruz senaristlerimizden değil mi ? ;)

Evet söz tükendi gerisi saat 8.00 i beklemek.Şimdiden hepinize iyi seyirler diliyorum. bye

* Bu arada Rıza hoşgeldin seni tekrardan burada görmek çok güzel.Benden de bir çağrı o zaman Nilgün'cüm seni çok uzun zamandan beri göremiyoruz burada eğer okuyorsan seni de tekrar burda görmeyi çok isteriz...

nar cicegi
07-01-08, 18:28
Merhabalar
Yorumlarınıza göz gezdiriken(sınavlar dolayısla tamamını okuyamıyorum)dizimize Rıza'yı geri getirme kampanyası başlamış bende destek olayım dedim bensiz olur mu?Açıkçası ben Rıza'nın gitmesine gerçekten üzülmüştüm.Hem de bir açıklama bile yapılmadan.Çok rekli bir karakterdi.İnşallah geri döner.

* Nam-ı değer gece kuşları forumu boş bırakmamış ne güzel valla keşke benim de böyle bir şansım olsa.Malum öğrencilik.Yorumlarını tamamıyla okuyamadım ama en kısa zamanda okumaya çalışacağım.

* Bu hafta ünite sorularını cevaplıyamacağım.Beni bu konuda mazur görün.Fazla bile kaldım ben gidiyim sınav çalışıyım akşam dizimizi seyretmek için çalışmam gereken az bir yer kaldı.

* Aklıma gelmişken söyliyeyim ben bu kısıtlı bütçe olayını anlayamadım.Zaten aşırı bir şey yok ki niye kısıyorlar.Yani izlenmeyen bir dizi de değil.Acaba Şule'nin evi(ev demek doğrusa) mi bütçeyi zorluyor acaba?

* Bu arada Rıza gelmiş hoşgelmiş.

bugra9
07-01-08, 20:11
Herkese Merhabalar…:img-wink:

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Güzel Annem benim…

Sonunda oldu…Biliyorsun işte ne olduğunu,Allah hem babamın,hem senin hem de bizim gönlümüze göre verdi.Babam mektubunda tarif ettiğin kadını buldu anne !!! Eda ablayı bize,senin çocuklarına,kendine layık bir eş buldu.Mektup gerçekten yerine ulaştı yani.Ne demek istediğimi biliyorsun,anneliğin ne demek olduğunu bilen birini sadece bizim için değil,kendi içinde sevebileceği birini buldu anne.Hem sevebileceği,hem sevebileceğimiz zaten sevdiğimiz birini,sevmeyi bilen birini eş seçti kendine.
Bizde seni dinledik anne,yalnız bırakmadık babamızı,yanında durduk,destekledik.Başta zor geldi alışmak ama rahat ol güzel annem.Babam seni unutturmaya kalkacak değil,seni unutturmayacak kadar nazik ve düşünceli birini sevdi…İçin rahat olsun…

Bizim içimiz rahat çünkü…!!!


Bahar Yanılmaz'ın duygulu ve içten sesiyle can bulan,duyguya bürünen satırlar ile bir giriş yapmak istedim...Günün yoğunluğundan sıyrılıp kendimle baş başa kaldığım bir anda ansızın aklıma düştü bu sahne…Bilmiyorum sebebi nedir artık,üzerinde son birkaç gündür çok yoğunlaştığımız için olabilir…Sebebi çokta ilgilendirmiyor işin aslı,önemli olan hissetmek…Sözü getireceğim yer belli…Bu akşam izleyeceğimiz bölümde bir ayrılık şarkısı tüm bölüme hakim olacak…İşte tam bu aşamada bir olmak için ne çok şeyi göze aldıklarını hatta çocukların bile bu amaç uğruna fedakarlık yaptıklarını düşündüm…Bakın Damla ne demiş; ”Başta zor geldi alışmak”…Bu zorluğu çocukların hepsi teker teker yaşadı,kimisi şuan var olmayan bir annenin dolan yerine alışmaya çalışırken kimisi de baba dedikleri adamın yerini dolduran Oğuz’a alışmak için küçük yaşlarına rağmen büyük bir olgunluk gösterdiler…

Ama hiçbir şey o kadar kolay değil işte…Bir şey inşaa edilirken kolay olmuyor,yoktan bir şey yaratmak,bu sevgi olur,alışkanlık olur yada bir yuva olur hiç fark etmez…Ama Damla için yazılan şu senaryoyu okurken senaristlerimizin hassasiyetini gördüm…O kadar fütursuz ve derinden bir anlatım ki ne süslü cümleler,nede üstün körü bir anlatım…Olsa olsa tasviri yürekten bir anlatım olur…

Ve Bahar’ın gitmeden önce yazdığı bir mektup var…Dizimiz için dönüm noktası diyebileceğimiz dönemeçte de aynı mektup var…Mektup ki bir annenin kızlarını Allahtan sonra emanet edeceği kişiye,yani Eda’ya yıllar öncesinden yazdığı bir öğüt niteliğinde…Mektupta anlatılan kişi Oğuz’un gönlünde ki kişi,bunu en iyi bilen insan ise Oğuz’un gönlündeki şefkati ve vicdanı görmüş olan Bahar…Mektupta ki tarifi Eda’da bulmuş olan Oğuz’un dolaylı olarak Eda hakkında ne düşündüğünü,Eda’yı nasıl sevdiğini görmek hiç zor değil…Oğuz Eda’yı gönlü ile seviyor,gözleri ile seviyor,sevdiğini gösterse de seviyor,göstermese de seviyor…Ama Eda Oğuz’un kendini nasıl sevdiğini görmesi için bu mektup biçilmiş kaftan derim…Eda mektubu okuduğunda hem kendini görecek,hem de Oğuz’un ona layık gördüğü sevgi’yi görecek…İşte o zaman şöyle durup düşünecek…Bir yanda asabi Oğuz,sinirlendiği an ağzından neler çıktığını tartmayan Oğuz diğer yanda ise suretin ardında ki asıl Oğuz,yüreğini gördüğü gerçek Oğuz…

İşte kararını o zaman verecek…Bu adamı gerçekten hayatımdan çıkarmak istiyor muyum…!!!...Eda ki sevgisizliği görmüş,vefasızlığı görmüş ve güven’e aç sulardan gelmiş,demir atmış bu kıyıya…Kıyıda arada rüzgar çıksa dahi,balıkçı tekneleri alabora olmuyor,her daim huzur,her daim güven ve vefa var bu kıyıda,bu hayatta…:img-wink:

Ve kızlar,Bahar’ın emanetleri…Bunu anlasa anlasa Bahar’ın mektubunda yazdığı gibi gerçek bir anne anlar…Eda belki de boşanmaya karar verirken,boşanmaya giderken hiç düşünmediği bu gerçeğin farkına varacak…Oğuz’un sevgisi,kızlara vereceği sevgi ve bir köşke sarıp sarmalanan İki Aile’nin hikayesi Eda’nın vereceği karar ile geçebileceği en büyük sınavdan geçecek…

Ve Buğra soracak;:img-wink:

Sizce Eda’nın karar vermesinde Bahar’ın mektubu etkili bir rol oynayacak mı…?...

Şimdi çok uçsuz,bucaksız bir tahmin…Önümüz bu kadar sisliyken görülmeyecek bir tahmin…Ama yinede yüreğimden geçenleri sizlerle paylaşmak istedim…Ola ki bu akşam hikayenin seyri mektuptan geçmez ise senaristlerimizden ricam bu mektubun hikayemizin bir döneminde yeniden gündeme gelmesi…”Anneler Günü” için yazılacak bir senaryoda Eda’ya verilebilecek en güzel ve maneviyat kokan hediyelerden birisi olsa gerek…
Şimdi ufak ufak Aile’den Notları paylaşalım;

* Eda ve Oğuz'un davasında şahit olacak mı? Olursa kim olacak?

Berna’nın bu güzel sorusuna vereceğim cevap şu; Hatırlarsanız geçen bölümde Numan,Eda’ya “Sen sevmiyor musun Oğuz'u” diye bir soru yöneltmiş Eda’nın vereceği cevaba göre şahitlik yapıp veya yapmayacağına karar vereceğini söylemişti…Sizce Eda yeniden bu soru ile yüzleşmeye cesaret edebilir mi…?...Yada vereceği cevap ne kadar doğruyu yansıtır…İşte gönüller bu kadar allak bullak iken ne Eda gel şahit olun der,ne büyüklerimiz o mahkeme salonuna gelirler…

Pelin,İki Aile için Şubat tatilinde bir tatil görebilir miyiz diye sormuş ve kafasından geçen sıcak hikayeleri bizlerle paylaşmış…Gönül ister istemesine ama Pelin maalesef ben bütçe’nin geçen sezon’a oranla daha geniş olduğuna inanmak istiyorum fakat inanamıyorum…Şöyle geniş olabilir,geçen sezon gerek genç oyuncularımız Öner Erkan,Bahar Yanılmaz gerekse başrol oyuncularımız Emre Kınay ve İclal Aydın bölüm başına aldıkları ücret ile bu sezon ki katlanan ücretleri düşününce genişleyen bütçenin büyük bir bölümünü oyuncularımızı kadroda tutmak için harcandığına inanıyorum…Onun dışında Köşk tadilatı,mekan kiraları da sezon başından bu yana dizimizin maliyetine binen yüklerden bir kaçı…İşte bu yüzden genele bakacak olursak bütçe’de ki genişlemenin aksine yetersiz kaldığını görüyorum…Tabi bu konular üzerimize vazife değil ama bir noktada bize kadar yansımadığını söylemekte yalan olur…Ama keşke Pelin bu hayal ettiğimiz hikayeler işlense de karakterlerimizin renkleri şöyle bir parıldasa,soğuk kış akşamlarında…Bu vesile ile Burçin’in satırlarına istinaden kendi düşüncelerimi belirtmiş oldum…

Gitme vakti geliyor !!!

Gitmeden önce Berna’nın çağrısını kırmayıp gelen Rıza’ya Hoş geldin demek istiyorum…Bende Rıza’yı seviyorum…Varlığının devamını diliyorum Rıza…

Ve Nur dün Aysun çağrısını yapmış…Seni de bu gece bekliyoruz artık…

Dizi öncesi yeniden gelebilir miyim bilemiyorum o yüzden Zaman Sayacı’mızın size söyleyecekleri var,her hafta olduğu gibi…(Geçen hafta yoktu özledik onu da…)…Benden söylemesi o da kayıp ilanı bekliyor…

Zaman Sayacı: İYİ SEYİRLER !!!

hukukcine
07-01-08, 20:12
Buğracım...evet vallahi sen öyle diyorsun diye bütün forumda adımız „atoma“ çıktı..bende bu lakabı kabul etmiş durumadayım efendim....


Vee gayet iyi geçen dersten sonra...önce ciddiye almasalarda benim saygı değer...meslektaşlarım...yasa kitabını masaya vurduktan sonra ne kadar ciddi olduğumun farkına vardılar....sonra el kaldırıp..Aysun hanım söz istiyorum..dediler..nasıl bir disiplin vermişsem..eh pes...öte yandan...haliye atomun içinde nasıl bir gülme dalgası oluştu...siz düşünün... :img-hyste

Tabiki taviz verilmedi...aa rica ederim...Mügecim..ah ah..sorma yaa bende anlamıyorum..biliyormusun forumda bazı şahıslar sabaha kadar hayat hikayelerini birbirlerine anlatıp aynı zamanda bekçilik görevlerini üstleniyorlarmış...hay allah....vallahi ne gerek var...yok yok...benim gibi akşam dokuz buçuk sabah ta yedi buçuk kalkacaksınız arkadaşlar...en iyisi budur ben bunu söyler bunu bilirim...:img-hyste

Vee evet ben umarım yetişebilirim...önümde bir dosya kuleciği var...hay allah...neyse iki saatim var..ondan sonra toz olmam lazım ofisten...

Ama bakın nasıl bir bağımlılık olduysa bende..buradan bile ulaşma ihtiyacını duydum...vay.beee...pes.


Neyse bu kadar uzun giriş oldu yine anlamıyorum...

Başlık gelsin…



“Allah okuyana kolaylık versin ;-))”



Evet Nur? Şule? Aaa görünmüyorsunuz..ne oldu yaa...nerdesiniz siz...ya bakın benim B, C hatta D planım var..bundan en ufak şüpheniz bile olmasın..ama zor kullanmak için henüz erken...bekliyorum...gelmezseniz..siz bilirsiniz..benden günah gitti....:img-yes:

Vee Mügecim...(tekrar kusura bakma) evet bak laf ağızdan bir kere çıkar dün gece demiştim...1250 değil de...50 sini bize bırak..biz ne yapacağız...1200 senden...gelsin...

evet....duyduuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuk duymadıııııııııııııııııııık demeyin...Müge bu gece eğer boşanmazlarsa 1200 tane yorum yazıp bu başlığı kapatacak...


ne zaman başlayacaksın Mügecim..haber verde cipsimizi patlamış mısırımızı kahvemizi hazırlayıp da gelelim...tamam mı canım...;-))

Vee sevgili Gözde...sende bu yorumlunla bizim içimizi ısıttın...

Gerçekten öyle molekküllere ayırdık artık fragmanı...ancak böyle oldu bizim ailemizin değerli bir kaç üyesi tatmin...mahvolduk kaç günden beri...gülüyorum...vee harika..işte budur kesin bir cevap senden de gelmiş...boşanmayacaklar....evet nereyi imzalayım...??

şuraya mı? aa tamam imzaladım gitti...hayırlı olsun ;-))

Vaaaay Gözde..bunlar ne güzel sözler böyle..alıntı yapıyorum efendim...

Özlem yükseldikçe vuslat beklentileride bende aynı oranda yükseldi

Izininlen Gözde...ben bir tercüme edeyim...

arkadaşlar işte Gözdenin de canına tak etmiş canım...özlem duygusu..dün gece de değindiğim gibi...o yeşilçam misali sıcak aile ilişkileri..o tatlı kavgalar...beraber hazırlanan yemekler...ya Oğuzun Ferite „bana babacığım deme“ demesini bile özledim...halbuki ..yapma Oğuz yazık çocuğa diyordum...:happy0064

Işte aynen Gözde doğru söylüyor...beklentiler hat safhada...efendim...

ya arkadaşlar valla dikkat edelim tv lerimiz yutmayalım...bu gece...gayet sakin efendim...:img-hyste

Veee Buğracım....evet kahveler geliyor...canım benim...hiç fark etmez...önemli olan gönüllerin bir olması...ellerine sağlık..şimdiden...o da olacak..içeriz..ben yaparım börekleri...Pelinle beraber...lafı olmaz..

Vee sende yine tabii çok doğru bir şeye değinmişsin...

İki Aile'nin bu aralar izleyicinin sabrını zorladığını hepimiz biliyoruz...Önce bebeğin düşmesi,ardından boşanma ısrarları ile ortalama İki Aile izleyicisinin sabrı tükendi ve kopma noktasına geldiler...Birçok izleyici kaybının yaşanmasının bir sebebini de buna bağladığım için diyorum ki evet çok idealist bir yaklaşım sergiliyor,teknik ekibimiz,yayın kanalımız...Hiç bir ekibin olmayacağı kadar içe sine bir politika izliyorlar,bunu zaten umut bebeğin düştüğü bölümün fragmanında da yaşamıştık...

Genel bir yorum yapmışsın..vee Bernanın da dediği gibi...o oldukça başarılı fragmanın ne kadar riskli bir şey olabileceğinin de altını çizmişsin...çok haklısın...ama düşündümde..izleyici kayıbı tamamda...ama bu ne tip izleyici acaba...yani dizimizi gerçekten en başından izleyen...vee o tavan yapan sahnelere...o şeker tozunun tadına varan izleyiciler midir ki bunlar..? sanmıyorum..zira öyle olsaydı...en başta bizler kesin olarak dizimizden vaç geçerdik...yani demem o ki....izleyici kaybı olsa bile...bu yok desek zaten indandırıcı olmaz...o temel izleyeci kitlesi hala mevcut..bana sorarsan.

Vee evet bu durum tabiki kalıcı birşey değil...yani bu kitle „daha sabırlı“ diğerlerine nazaran..ne dersin bilmiyorum.

Ama onun da kuşkusuz bir dayanma gücü var...Gözde güzel ifade etmiş zaten..vee işte bu önümüzdeki bölümde bu yokuştan yukarı çıkmak için yön belirliyici olacak...olması gereken bu...zira bu konuda hemfikirizki...artık grafik çıkmalı...tamam hoş güzel...hikayenin açılması gerekti...yani düşünün arkdaşlar...Buğra ile de konuşmuştuk...bu bir yaz dizisiydi...di mi Buğracım...yani bu nasıl bir başarı...bunu göz önünde bulunduralım her zaman..

Evet soluksuz yazdım...

Vee Pelincim...ya çok uzun oldu görüşmeyeli..özledim..;-))


Ya bölünmesin ya da artık farklı hikayelerle desteklensin; mesela 5 çocukların nimetlerinden faydalanmak gibi..

Evet süper bir bakış açısı..sana katılıyorum...haklısın...izlerken eminim sizdede öyle oluyordu...şimdi romantik bir sahne..(gerçi son zamanlarda nerdeeeeeee??) vee dk bir gol bir misali...ayy inşallah Ferit gelmez der oldum...işte bu da senin doğru tespitine çıkıyor…

Önceden de yazmıştım o yüzden yinelemiyorum.. Ama artık ben de şöyle ağız tadıysa "nihayete eren" bir sürpriz, organizasyon ya da romantizm görme yanlısıyım.. Tabi ki komedi açısından araya karakterlerin girmesi çok hoş ve olması lazım, ki olsun da ama barışma sonrası tam zamanıdır şöylee adam akıllı bir barışma yemeği, dans ve nostaljik bir gece.. Zeki Müren..

Eveeeeeeeeeeeeeeeet....süper....ne güzel olur...ne kadar „Iki Aileye“ yakışır birşey olur...içimden bir ses olacak diyor Pelincim..ay...süper süper...valla heyecanlandım..

off kuleciğimde göz atıyor bana..hadi hızlı hızlı diye...

Uludağ mı...eh pes...vallahi Pelincim...ya dur bu ne hız...daha sindire sindire barışsınlar...ben o köşteki o şeker görüntülerini çok özledim..tatil sonra canım benim...vee off o da ne...Pelin hanım...bütce bile düşünülmüş...ama haklısın tabii...tatil görünebilir..çok mantıklı..ama nereye?? Roma???? Ne oluuuuuuuuuuuuuurrr....!!!

Bende uçtum farkındayım…

Vee gelin efendim bana..gelin...korkmuyorum...allah allah...;-)

Aa vallahi yanlış anladınız..Pelin hanımcım..ben öyle demedim...hani ne kadar memnun oldum sizi burada gördüğümü demek istedim..genel de çok kişi bur dönemlerde yeraltı dünyası gibi kendi haline çekiliyorlar...sadece geceleri dışarı çıkıp...gündüzleri kütüphanelerde hayatlarını zından ediyorlar ya..o bakımdan dedim ben...;-))

Aramazmıyız...ah ah...valla ben seni bulurumda...diğer arkadaşlar için..belki zor olabilir..bilemedim...

Vallahi aklıma o geldi..Müge birden pat diye sorunca..hazırlancak vakit mi kaldı..allah aşkına..zaten kaç gündür saç baş kalmadı...;-))

Itiraf et..süper fikir..aşk meleği di mi...

Vee ah ah…aşk olsun….inanılması güç…ama ben oldukça ciddi bir insanımdır…yanlız samimi ortamlarda…aynı bu ortam gibi..zibidi devreye geçiyor Pelincim..yani dua ediyorum beraber çalıştığım meslektaşlarım, ders verme şansınsa sahip olduğum o henüz yolun başında olan arkadaşlarım türk değil…olsalardı…ben değil buralarda yorum yazmak…hukukcine nin “h” sı bile olamazdı…:img-wink:

Bu yönden bakarsan..evet dışarıda “çelik lafıyımdır”...arkadaş çevresinde ise „cadı“ yım dır...

Aaa kafayı yedin sen…ne Ecesi ayol…sen dikkat et te Oğuz diye diye…Oğuz gibi dengesizleşme…allah allah yaa…gülüyorum…canım benim…

Aa unutmadan bir düzeltme yapayım..Pelin makarna dan nefret eder…o makarna canavarı olan benimdir…gece gece hiç üşenmem bir tencere pişirip yerim..her gece 365 gün efendim…Pelinle alakası yoktur….özür diliyorum…;-))

Vallahi montajcıya kızarımda onu severimde…girme aramıza…aşk yaşamak herkesin hakkıdır Pelin hanım..hem siz ne karışıyorsunuz benim aşk hayatıma…allah allah…:img-hyste


Bende farkındayım Bernanın gerçekten sınırlarını zorlamaktayız…söz dengeliyeceğiz Bernacım merak etme…

Vee Pelincim yazmış…

Zırvaladık bir hayli.. Bu gecelikti, bir daha zor toplanırız zaten…

Evet galiba haklı…ama Berna da demiş…bizim ailemiz gerçekten farklı…her zaman diyorum..forumlarla işim olmazdı…vee burada bu seviye olmasaydı…çok samimi söylüyorum..bende olmazdım…ama yapılan o farklı..güzel….yorumlar herşeyi zaten söylüyor…


Aaa vallahi doğru diyorsun…o güzel Türkçemizi korumak için elimden geleni yapıyorum inanın…ama boş bulunmuşum…Pelin hanım..mazur görün efendim..

Vee evet Buğra, sen ben…baya iddialı yürüdük..pankartlarımızın üzerinde de “boşanmaya hayır” yazıyordu…vee ben çok ümitliyim arkadaşlar….domatesler buz dolabına kalacak…artık salata yapılır..:img-hyste

Eğer o ufacık soru işareti gerçekleşecek olursa…terk edermiyiz..bilemiyorum…arkadaşların taktirine kalmış…salmaz onlar bizi yaaa…..

Vee evet Sevil abla…desteğin için sağol..canım benim….eveet nerde bunlar yaa…sinir oldum..boğazlarım yanmaya başladı..ya…

Işte al benden de o kadar…tabii dönüm noktası olacak…vee dediğin gibi..hadi sadece ben yada sen bunu hissetsen tamam…ama çoğumuz Müge! dair…bu yönde düşünüyoruz…iç güdümüz bu yolu gösteriyor bize…eh biraz güvenmek gerek di mi…

Mügecim…bırak bırak sen bana…;-)) gülüyorum

Rıza gelmiş…hoşgelmiş..

Çok mantılı bir soru…yılbaşı işlenecekmi…neden peki…ilk sezona bakarsak..geriye dönersek eğer…ramazan dönemi sonra bayram o kadar güzel anlatılmıştıki..o bölümler işte Iki Ailemizi farklı kılan şeylerdi…vee sözü gelmişken..bu sezon bu özel günlerden hiç biri işlenmedi…iftar yemeği bile öyle çok üstten işlendi…ben biraz yadırgamıştım o vakit…yani demem o ki…mafya ya başvurulmaktansa bu tip günlerin işlenmesi bizim dizimiz açısında çok daha verimli olacaktır…hem seyirci de bağlanacaktır tekrar…..

Ama soruya dönecek olursak..ben şahsen buna oldukça düşük bir ihtimal vermiyorum..yılbaşı geçti…vee şu an dizi o “ayrılma” belirsizliğinde tıkanıp kaldı…yani daha etkili sahneler olması lazımki…yine dümen çevrilsin..o alıştığımız aşk yoluna…

Vee Fatoş abla…ne oldu yaa….ne olur sakin ol…gülüyorum..vallahi..yüreğine sağlık..sende fragmandan doğacak riske değinmişsin haklı olarak…vee resimlerden sonra bir bardak soğuk suyu da içmişsin…süper…afiyet olsun…

Alemsin vallahi…

Vee evet hakim desin tabii umarım utangaç birsi çıkmaz…ben neler gördüm de…o bakımdan dedim..gülüyorum..utangaç çıkarsa..eğer..biz ceketlerimizi giyelim ikimiz basalım salonu…vee biz nutuk atalım..bir sen bir ben…inşallah bayılmazlar…canım benim..;-))

Vee Gözde….şimdi gördüm…güzel sözlerin için..teşekkür ederimde…başka çaremi bıraktılar Gözde…allah aşkına…ama dediğin gibi ne oldu bu hafta bende bilmiyorum…maşallah bu gidişle bu gece bu başlık kapanacak Bernacım..hazırla kendini..;-)) Müge unutmadım…bak yorumumun sonunda bile tekrar hatırlatıyorum…1200 tane…yorum efendim…evet evet…


Vee off arkadaşlar…saat beş olmuş pes…şunları halletmeliyim..sonra hızlı bir şekilde ofisten toz olmalıyım…dua edin yetişeyim..

Benden şimdilik bu kadar Nurcum vee şulecim…gelin…bak bu son ikazımdır…sürenizin yarısı gitti..haberiniz olsun..

Vee bende gidiyorum…şahane bir bölüm izleyeceğiz…şarkı zaten muhteşem…Iki Aile bu gece yine Buğranın da dediği gibi o eski çok özlediğimiz kendine öz kalıplarına öyle bir dönüş yapacakki..biz bile şaşıracağız…

Vee son olarak abur cubur tüketiminize dikkat…onun yerine makarna yiyin efendim..hem sağlıklı…hem besleyici..hemde kilo yapıyor..ne güzel di mi…:img-hyste

Gülüyorum gülüyorum..kendinize çook iyi bakın…iki saat kaldı…iyi seyirler…bölümden sonra buralarda fırtınalar estirene kadar…HEPINIZ geliyorsunuz…sevgiyle kalın…bye

adalar
07-01-08, 23:56
gerçekten bölüm sonunda ağladım...ne kadar duygusal hazırlanmış bir sahneydi..hele timurla mervenin sözleri zaten kopardı benii...

ebruertg
08-01-08, 00:06
Bende ağladım. Merve'nin annemle babamı ayırmayın demesi, ondan önce Oğuz'un çatıdaki konuşmadı çok duygulandırdı beni...

6 ay boşanamayacaklar.... :happy0064

GizemliSahne
08-01-08, 00:08
Bayıldım bayıldım bayıldım.. :happy0064:happy0064

Tek kelime ile harika bir bölümdü, 1-2 saat sunum toplantım var ama dayanamadım yani, 15 dakika gecikicem dedim.. Gece gelicem artık uzun yoruma.. Off bu ne yaa HELAL OLSUN demek istiyorum... Harika harika harika.. Resmen ağlattılar beni ya.. Oyuncularımıza HELAL OLSUN diyorum.. İlk heyacanı paylaşıp, gidicem..

oh beeee diyorum yaa, Aysun ve Buğra geçmiş olsun, yüzümüzün akıyla çıktık.. :D Şaka bir yana valla 1 hafta beklediğimize değdi.. Yine Fet-Say diyorum.. Ve yine Hülya Bilban diyorum.. :happy0064 Off o kadar çok detay var ki, ben girersem bırakın sunum toplantısını çarşamba günkü sunuma yetişemem valla :D

Şimdilik bu kadar.. Gece görüşmek üzere, Fet-Say'a, Hülya Bilban'a, tüm oyuncularımıza ve set ekibimize HELAL OLSUN diyorum.. Önlerinde saygıyla eğilip saatlerce alkışlıyorum... :happy0064:happy0064İzlenme oranları düşük gelse bile emek akan bir bölümün hakkını mutlaka alacaklar.. Kazındı bile hafızalara..


Çook uzun zamandır ilk defa bu kadar çok insan var alt köşede.. Bu bile bir göstergedir.. :img-wink:

Herkese iyi yorumlar.. :happy0064

deren1970
08-01-08, 00:13
İŞTE BUUUU
Bu kadar işte. harika bölüm budur, harika son budur:good: Hala Timur'un o ekmeği çıkarıp öptüğü sahnedeyim ve hala ağlıyorum. Biraz toparlanayım görüşürüz. Ama tekrar yineleyeceğim raiting umrumda değil benim dizim gönlümün her köşesine dokundu ya tüm alkışlar ekibe:happy0064

bugra9
08-01-08, 00:14
:icon_shad:kahve:icon_shadDİZİ SONRASI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Ben ne diyeyim ki daha...Coşkun akan dereler gibi yüreğim kabararak izlediğim bir İki Aile bölümüydü...Sıcağı sıcağına duygularımı ne kadar ifade edebilirim,içimden geçenleri nasıl satırlara dökebilirim bilmiyorum,tek bildiğim
İki Aile'ye yaraşır bir final ile bölümün beni çok etkilemiş olması...

Çocuklar kadar saf,Hayat kadar gerçek,Sevgi gibi sıcak bir bölümdü...Rota herzaman ki gibi Sevgi'yi gösterirken tüm bölüm boyunca Niyazi'den Safiye'ye kadar herkes tek bir amaç için tek bir yürek olmuşlardı,kocaman bir aile olmuşlardı...Ben artık şundan eminim ki bu İki Aile'nin hikayesi olmaktan çıktı çıkıştı bu birbirini seven ve sevgiyi amaç edinmiş insanların naif ilişkilerini konu alan eski değerlerimizi yüceltirken,toplumumuzun gerçeğini es geçmeyen bir hikayeye dönüştü...
Yaklaşık bir buçuk yıldır televizyonlarımıza,hayatımıza İki Aile girdiğinden bu yana Sevgi'nin anlatım ve aktarım biçimlerinin hepsini görüyoruz...Ana baba sevgisi,insan sevgisi,kardeş sevgisi,mahalle sevgisi saymakla biter mi !!!
Sanki senaristlerimiz tüm yolların sonunu insana dair sıcaklığa bırakıyorlar...Artık öyle bir hâl aldık ki insanın insanı düşünmesini bırak,en yakınındakini ailesini görmezden gelen,unutan insanlar var...Hayatın bu acımasızlığına tezat İki Aile'de ki bu özlenen hava,kaldımı böyle insanlar,böyle mahalleler,böyle sevgiler dediğimiz bir dönemde ansızın hayatımıza girdi...Usulca biz farketmeden sarım sarmaladı...Öyle bir anlatımı var ki İki Aile'nin ekran başından,hayali dünyaya girmemek içten bile değil...Karakterler zaman içinde öylesi geliştiler ki öylesi tanıdıklar ki bize mahkeme salonunda ekmeği öpen,gözyaşı döken sanki kardeşimiz...Bilmiş bilmiş hakimi şaşırtan Ceren sanki ailemizin kızı...Yada Ferit bir tatdır...Saçmalayan...Öyledir Ferit artık biliriz...

Artık biliriz gözü yaşlı Safiye'yi,duygusal Oğuz:'u en zayıf yönü çocuklar olan Eda'yı...:good:

Biliriz bilmesine de bunun devamlılığını sağlamak zor iştir,zaman içinde senaristlerimiz birşey örüyor örmesinede biz farketmiyoruz,gün geliyor şöyle bir adım geriden dönüpte baktık mı geriye "Oooo ne çok yol almışız diyoruz" ne çok şey yaşanmış,ne boşluklar doldurulmuş...Sevgi nelere kâdirmiş İki Aile ile görüyoruz...Birlikte aynı çatı altında yaşamak,kalabalık masalar,paylaşılan anlardan doğan koca bir sevgi yumağı...Asla yapmacık olmayan,hayatın karanlığı üzerine vursada birgün biliyoruz Köşkün tam karşısından yine güneş doğacak,yine kahvaltılar,yine günü gününe uymayan çılgınlar !!!

merve_gülben
08-01-08, 00:22
ALLAH'ıımmmm biliyordumm yaaa bu iki inatçı keçinin BOŞANAMAYACAKLARINI biliyordumm.. CERENN canım BNM İYİ Kİ VARSIN senin sayendee yaaa... :happy0064 bastılarr wallaa mahkemeyii.. TEBRİK EDİYORUMMMM BÜTÜN EKİBİ.. BU NASIL Bİ BÖLÜMDÜRR.. AMA bizi HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMADIĞINIZ İÇİN GERÇekteN ÇOK SAĞOLUN... BİLİYORDUK bizi hayal kırıklığına uğratmayacağınızı.. eski bölümlerden harmanlanan o güzel hatırlatmalar içinde sağolun... işte bizim dizimizz.. CANIM AİLEMİZZ İKİ AİLEMİZZ... :happy0064 OLEYY YAAA EDA OĞUZ BOŞANMIYORLARR... :happy0064 SİZ ZATEN BOŞANAMAZSINIZZ Kİ.. =)) yaa belli gözlerinizdenn böle boşanma olur mu yaa.. o muhallebi kılılı herifede siinr oldumm.. amaa AŞK BUU.. EE NE DEMİŞ ALLAH RAHMET EYLESİN ZEKİ MÜREN.. GİZLİ AŞK BU SÖYLEYEMEM DERDİMİ HİÇ KİMSEYE.. sizleri çok seviyorumm.. bizleri hem bu kaadar ağlattığınız için hemde bu kaadr çoooooooooookkk sevindirdiğiniz içinn sağolunn varolunn... ALLAH SİZLERİ BAŞIMIZDAN EKSİK ETMESİN.. BU HARİKA BÖLÜM İÇİNN TEKRAR SAĞOLUN.. HAFIZALARIMIZAAA KAZINDII.. 70.BÖLÜMMMM... :happy0064 iyi gecelerr.. içim rahat bi şekildee uyuyabilirmmm... ohhhhh :happy0064 SİZ A-Y-R-I-L-A-M-A-Z-S-I-N-I-Z.. :D

İki aile ailesiiii bugün biizm günümüzzz... :happy0064 :img-wink::happy0064

Sensizliği ben seçmedim
Ben seçmedim ayrılığı
İncitmeyi istemedim
Sen çıkardın dargınlığı

Varlığınla yüceltirken
Yokluğunla ezme beni
Gelişine sevinirken
Gidişinle üzme beni

Sevinirken ben bahtıma
Seni bana verdi diye
Birden koptu bir fırtına
Bir söz yetti bu sevgiye

Varlığınla yüceltirken
Yokluğunla ezme beni
Gelişine sevinirken
Gidişinle üzme beni...:img-in_lo

bu güzell şarkımızı da eklemek sitedim silinmezse tabii.. =((( iyi geceler ii yorumlarrrr :sad53:

bugra9
08-01-08, 00:33
Duygu oluk oluk akarken önüne set kurmaya gelmez...Aksın akabildiği kadar bu gece !!!

Duygumuz aksın dedik çıktık yola !!! Meğer geçen zaman bir iz bırakabilmiş arkadaşlar,Eda'dan kızların yüreğine...Merve'nin Eda ablasının hayatlarına girmesi hakkında ne düşündüğünü ilk kez bu kadar yalın ve net bir şekilde öğrenebildik...Meğer bizim Merve'miz anne kokusunu Eda ablasında ilk kez duymuş,anne sıcaklığını Eda ablasının gülümsemesinden almış ve yine bizim Merve'miz Eda abla'yı çoktan gönlünde Eda anne yapmışta söylemek için tıpkı şuan bizde olduğu gibi duyguların önüne kurduğu setin yetersiz kalmasını bekliyormuş...Hayat Merve'yi büyüttü...Hayat Timur'u zamanından erken olgunlaştırdığı gibi Merve'yi de pas geçmemiş...Timur bizim türk televizyon tarihinde ki "Yüz akı küçük efendimiz"...Yine Timur yapacağını yapar ve ekmeği mahkeme salonuna kadar taşır...Varmıdır böyle bir saflık,kaldı mı bu dönemin çocuklarında Timur gibi yürek...Timur bana hep eski dönem çocuklarını anımsatmıştır,hayatına televizyon girmediği için maneviyet ile büyümüş çocuklar...Ailesi ile mutlu olan,mutluluğunu ailesi ile çoğaltan eski devir çocukları...İşte böyle bir karakter yazmış senaristlerimiz...Timur artık hayatın sihirli ile büyü ile değiştirilemeyeceğini öğrendi o da artık büyüdü...Mahkeme salonlarını gördü,mahkeme salonunda abisini kaybetti ama ailesini kaybetmemek için bir parça ekmeğe sarıldı...

Yıllar önce yumurcak,sezercik,ayşecik,fatmacık bugün ise Timurcuk ve Mervecik mahkeme motifinin masum yüzleri...Senaristlerimiz seviyor geçmişin saflığını günümüz ile harmanlamayı,senaristlerimiz biliyor bir ömür "Bir" olmak için bazen ayrılık korkusunun yüreklere düşmesi gerektiğini...

Ve senaristlerimiz yine öyle iyi biliyorlar ki geleceğe yatırım yapmayı...Önümüzde ki altı ay'da Eda ile Oğuz çatışmasını boşanma tehditlerinin üzerine kurarak komediyi dengeleyecekler...Bununla beraber önümüzde ki altı aylık sürecin sonunda aynı mahkeme salonunda yine hayata ve aileye dair kocaman bir mesaj verilecek...Yine sevgi yüceltilecek,birlik güçlendirilecek ve kazanan yine "İnanç" olacak...Bu hikayenin kapatılmayıp ileriki bir tarihe atılması bu anlamda bizim dizimize yakışır bir hamle oldu...6 ay sezon sonuna tekabül ediyor,dizinin final veya sezon finali yine aynı mahkeme sahnesi ile yapılabilir...6 Ay'da neler mi değişecek,neler mi güzelleşecek...Hep beraber göreceğiz...Yine köşk kapılarını sonuna kadar açacak ve bizi sofralarına,avlularına,çatı katına alıp misafir edecek...

Pelin...Yüzümüzün akı ile bölümü sonlandırdık...Gece bekliyoruz seni !!! :img-wink:

nar cicegi
08-01-08, 00:37
Ne yazsam nerden başlasam bilemedim şimdi.Her şeyiyle harika bir bölümdü.İlk önce beni etkileyen bir sahneden bahsediyim.(takibi herkesi) mahkeme sahnesi Timur'la Merve'nin konuşması beni resmen bitirdi.Bir sahne bu kadar güzel yazılabilir.Canım ya ekmek getirmiş.Merve içi sözlücek söz yok.Kelimelerin kifayetsiz kaldığı an.Annemle babamı boşamayın. bu söz beni bitirdi.Diğer sahnelerde ayrı ayrı güzeldi.Ama malesef ben fazla kalamıcam yarın artık.Arkadaşlarım burayı boş bırakmaz.15 tatilde inşallah bu günlerin acısını çıkarcam.Fragmanı hazırlayanlara ne desem bilmem yüreğimize indiriyorlardı.

ggnibsgk
08-01-08, 00:49
Merhabalarrrr:happy0064

İştee geldimm burdayımmmm ahahahah!....Fatoş Abla geldim yaww!...:img-wink: Bırakır mıyım hiç burayı,hele bu bölümden sonra yorum yapmazsam ben çatlamaz mıyım?Bu kafayla ders çalışmaya çalışırsam,her şeyi İki Aile'ye yormaz mıyım???

Borçlar Kanunu m.23(Hata): Hataydı zaten boşanmalarıı çok saçmaydıı yaniii Holleyy bee!!!!:happy0064

Diyerek ders çalışılır mı sorarım,e o zaman daha verimli bişey yapıyoruzz vee zaten tavan yapmış moralimizi,şöyleee bi de o tavandan ip sallandırarak salıncak yapmak için,forum sayfalarımızın yolunu tutuyoruz...

Yaa bölüm yorum yapmak dururken,ben ne saçmalıyorum acaba??:icon_whis

Yaa gerçektenn uzun zamandırr beklediğimiz bi bölümdüü...Bütün umduklarımızın gerçkleşmesinin dışında,bir de ne zmandırr "Ya napıyolarr bunlarr??" diyerek eleştirdiğimizz şeylerr çok güzel bi şekilde ortaya kondu...

Ben özellikle Oğuz'un söylediklerine bayıldımmm...Çok da duygulandım ama çok da bayıldımm yaniiii...Hatta kaç haftadırr söylediğim artık bişeyleri birilerinin Eda'nın yüzüne vurmasının bizzat Oğuz tarafından yapılması çok hoşuma gitti...Eda boşanmanın ne demk olduğunu algılayamamıştıı,yani en azından öyle hareket ediyodu,dmek ki düşündüklerimizde yanılmamışızzz...Eda'yı çok seviyorum ama içimin yağları eridi desem,yalan olmaz yaniii(ne iğrenç bişey bu yaa:icon_whis)

Hele mahkeme sahnesi; çocukları kalkıp,ayakta alkışlıycaktım resmen,kendi karakterlerine özgü müthiş tepkiler verdilerrr hayraan kaldım, hem senaristlerimizin kalemlerine,hem de ocyunculuklaraa...Valla bu sahnede de duygulandımm beeee:good:

Bu bölümde tekk gıcık olduğum,yinee o Volkan denilen kıl kuyruğa,Eda'nın,Füsun'un teşvikiyle bile olsa,şahitlik teklif etmesi oldu yanii...Gerçekten bütün bölüm boyunca tek gıcık olduğum sahneydi,hatta Yaman'lı sahnelerden bile daha fazla o derece yaniii...Ama sonunda yinee muhteşem olduu vee bencee o adamı mahkemeye getirerek senaristlerimiz, yine muhteşem bi hamle yaptılarr...Bu Volkan olayını,sanırım bu şekilde, Volkan'ın yüreğini titreterek çözmeyi tercih ettiler ve bu da beni çok mutlu ettiii:happy0064 Yani netice itibariyle o gıcık olduğum sahneyi bile sevmemi sağladılarrr=)

Daha uzun kalamıycam ne yazık kii,hemen ilk anda aklıma gelenleri yazdımm...Buralardayım biraz daha,yorumlarınızı okumaya devam edicem,Ama bi yandan da şu kitabı da okumam lazım...Bu kadar şey okursam bi iki saat içindee,sanırım yarın şaşı olarak uyanabilirim:img-hyste ama olsun ikisi için de değerrr:img-wink:

Hoşçakalınbye

deren1970
08-01-08, 00:49
Evet ağlamamın sonunu beklesem geçeceği yok o zaman hem ağlarım hem de yazarım diyerekten buradayım tekrar:P
Bölümün başında yine Eda'ya sinir oldum anlamışsınızdır Füsunda beni biraz sinir etti ya neyse. Sen tut Volkan'ı şahit et, onu geçtik Eda hanımda peki ara desin:icon_evil
Ve sonrası. Ay canım Oğuz ya:img-in_lo yahu ben bu adama aşık olmuyayımda kime olayım ha bir söyleyin bana. Adam daha ilk dakikadan buhar makinasını da unutmadı, profesyonel meyva sıkacağını da:img-grin2 ayyy o domates çorbasında koptum zaten. Çaça eda en sonunda dedektif oldu hazır çorba poşetini gözüne soktu Oğuzcuğumun ama olsun yahu 1 tabak çorbayıda bir güzel içti vallahi.
Gelelim sobaya yok sobadan önce gelelim Oğuz'un el fenerini öyle atkıyla bir güzel başına sarmasına, resmen koptum:P öyle böyle sobada kuruldu, Eda alttan alta hem gülüyor hemde lafını da sokuyordu yani. Niyaziye gelince yani boğazına düşkünlüğü bayılmasında bile işe yaradı. Sen kalk bir şişe kolonya işe yarama ama 1 kağıt dolusu kestane ayılt çocuğu:img-hyste
çocuklara öyle yakalandılar güzeldi, sonra edanın kahvaltıyı hazırlamasıda güzeldi eee sonra ne oldu yok illa boşanacak, bu saatten sonra birinin ona onu yap, bunu yap demesini kaldıramazmış veeee Oğuz'un bomba lafları geceye damgasını vurdu bende de gözyaşları dökülmeye başladı:icon_cry: hayatımda en sevdiğim insanın yüzüne bakıp ona dokunamadan yaşayamam Eda Oğuz köşkten y-taşınırım dediğinde bile inanmadı, eskisi gibi yaşarız dedi ne zaman Oğuz bu damarlık lafları söyledi bizimkisi kalakaldı, o zaman işin boyutunu anladı.
Bıdıklara ne demeli yavrum barıştılar sandılarda bizimkileri harçlıklarıyla balayına göndermeye çalıştılar.
Ve son sahne işte beklenen an hakim karşısındalar hala boşanmaya kararlı gözüktülerki işte o zaman ailenin olgusu yavruları ortaya çıktı ki ne çıkma:img-yes:ortalığı toza dumana, benide gözyaşlarına boğdular.
Veee 6 ay düşünme verdi hakim yani 6 ay daha boşanamayacaklar. Şimdi eda hala inat edip alt katta yaşayacaksa, Oğuz'a uzak kalacaksa kesin ben o köşkü basmaya gidiyorum haberiniz olsun
Yorumlara ara vereyim ne de olsa 1 hafta var önümüzde
her daim iki aileyle, forumumuzla kalmak dileğiye
sevgilerbye

başkozlu
08-01-08, 00:56
Bu sabahki yorumumda, içimden bir sesin, bu bölümün dönüm noktası olacağını söylediğini yazmıştım. Benim için tam anlamıyla öyle oldu. Bence tek kelimeyle kusursuz, İki Aile Tarihi'ne geçecek bir bölümdü. Ekibimiz adeta günah çıkardı. Haftalardır en büyük eleştiri konumuz, Eda&Oğuz romantizmindeki eksiklikler, tek tek Ergin aracılığıyla dile getirilerek, 'mesaj alınmıştır' denildi sanki... Büyük Usta Rahmetli Zeki Müren'in sesi eşliğinde, yapılan geri dönüş sahneleri, benim gözümde, bölümün zirve yaptığı andı.
Hele Merve'nin ''ben ikisinin de kızıyım, annemle babamı ayırmayın'' dediği an!..
İşte dedim, duygu sömürüsü yapmadan, duygusallık ancak böyle geçirilir insana.
Şu anda öyle çoşkulu hisler içindeyim ki, nereden başlayıp, nereden çıkacağımı bilemiyorum.
Eda'nın ayrılık konuşmasına kadar olan bölümde, gülmekten karnıma ağrılar girdi zaten. Muskacı hoca esprisi olsun, Yaman'ı gündüz programlarına çıkarma esprisiyle, bu programlara yapılan göndermeler olsun, ne diyeyim, hepsi şahaneydi.

Neyse şimdi sizin güzel yorumlarınızı okuyayım, kafamı toparlayınca yine gelirim.

Görüşürüz.

Not: Ben hala bu mesaj simgelerinin hiçbirini kullanamıyorum. Bu konuda bilgisi olan varsa bana yardımcı olmasını rica ediyorum. Böyle dümdüz yazmak zevksiz oluyor.

YerçekimliKaranfil
08-01-08, 01:05
" Sevmek Ne güzel şey...Sevilmek...Aile olabilmek...Temiz kalabilmek...Çocuksu kırıklıklar,umutlar taşımak...Ve sonu yine sevmeye dayanmak.Hep Sevmek.Ama sadece Sevmek.Aksesuar takmadan,sıkmadan, zorlamadan Sevmek...Her yolun sonu her yolculukların başlangıç seferi ,güneşin batışında hep birlikte doğmak gibi... "

"Sevgi"...

Ben bugün şunu anladım. "Sevebilmeyi" o kadar çok özlemişim ki.Hayattaki tüm beyazlıkların bir bir lekenlendiği şu zaman diliminde bütün renklerin aydınlığa çalındığını görmek yağmurun sonrasında yüreğimde gökkuşağı düşürdü .Hemde tüm sislerin ortasında öylesine parlak ki...Ölü toprağın üzerine düşen bir cemre gibi.

Meğer ben böyle bir bölümü ne çok beklemişim.Bugüne kadar çekilen sancıların tümü bu kış ortasında biten kardeleni görebilmek içinmiş meğer...

Bugün her bir karakterde kendi yaşantımı izler gibi oldum.Yıllar önce üzerini sıkı sıkı kapatılıp sandığa sürgüne yollanmış geçmişim gibiydi.Kalbimdeki kabuğu çekip kopardılar...Ve fena halde bir sızı hissediyorum içimde.Özellikle final tümüyle bir deprem gibiydi...

Ben helal olsun diyorum ve herkesi gerçekten ayakta alkışlıyorum.Yok böyle bir dizi.Zaten bu hayatın ta kendisi...Geçmişin Silueti...

TEŞEKKÜRLER İKİ AİLE

bugra9
08-01-08, 01:07
Hayatta en yalın,en hesapsız kitapsız en saf duygular çocukların duygularıdır,onların hissettikleridir...O kadar temizdir ki onların yüreği gün gelip kulak verince anlarsın...Sen hayatın koşuşturmasından yaptıklarının,verdiklerinin muhasebesini yapamazsın ama "Onlar Unutmazlar !!! " Ne iyiyi ne kötülüğü,nede doğru ve yanlışı unutur işlenmemiş yürekleri...Anne babalarda işlenmemiş yüreklerin terzileri gibidirler...Tıpkı terzinin kumaş ile olan ilişkisi gibi anne babanın da evlatları ile ilişkisi sürekli tek taraflı ama beklentisiz vermeye dayalıdır...Birşey işlersin gözüne hoş gelir,sana güler,evladın yüreğini işlersin gün gelir ne işlediği sana söyler !!!

Hem Eda hemde Oğuz çocuklarının yüreğine Sevgi'yi işlemişler...Onları bir yapabilmişler...Bugün Merve Eda'ya anne diyorsa,annesinin doğum gününde de Eda ona kızım diyecek...Eda'nın geçen kış Oğuz'a sorduğu ve cevabı zamana bıraktığı soru yavaş yavaş netleşiyor...Bahar'ın doğum gününde Eda ve Oğulları,Bahar'ın emanetlerinin yanı başında olacaklar...Boşalan yeri sevgi ile dolduracaklar...

Hayatın Ailemizi bir sınavdan daha geçirdiğini konuştuk...Tek Aile olmak kolay değil dedik,kolay olmamalıydı...Yalnız yaşamaya alışmış iki aile reisinin tek gemide kaptanlık yapmaları elbette zor olacaktı...Ama mürettebat dişli çıktı ve gemi kaptanlarını doğru yola sevketti...

Tabi ki herşey mürettabatın isteği ile olmuyor...Yürekte sevgi varsa,kaybetme korkusuda vardır...Sevgi herşeyin başı olduğu gibi her sonunda sonudur...Sevgi emeği getirir,sevgi bitse emek bitmez...Gel gelelim Oğuz'un Eda'ya yüksek ihtimam gösterdiği,refakat ettiği bölümün lokomotif bir diğer hikayesine...

Yok Köşkte hiçbirşey normal değil !!! Normal olmamasıda zaten Köşkü köşk yapan en büyük neden...Öncelikle İclal Aydın'a hasta rolünde ki başarısından ötürü bir tebrik göndermek istiyorum...Sesini kullanışı,bakışları ve hasta yüzünü öyle güzel yansıttı ki bu bayan dizi oyuncularının ekranda çirkin gözükmemek için kaçındığı bir detay...Fakat İclal hanım tüm özgüveni ile Eda bir hamur,ben ise onun yuğururum diyerek Eda'ya hasta kostümünü giydirdi...Sevgili Sevil abla İclal Aydın'ın hastalığından bahsetmişti...Şayet bu çekimler İclal hanım'ın hasta olduğu döneme denk geldi ise öncelikle geçmiş olsun demek isterim...Ardından seyirciye saygısından ötürü hasta hasta sete geldiği için teşekkür ederim...Kısacası İclal Aydın Eda'ya yüreğini koymuş,inanmış,dolayısı ile inandırmış başarılı bir tiyatrocu...Hapşurmak en az kahkaha atmak kadar zor olmasına karşın İclal Aydın'ın hapşururken gözlerini kaydırması ve en gerçekçi biçimde bunu sesli çekim altında yapması ise görmezden gelinemeyecek bir detay ve başarıdır...Emre Kınay'ın da hakkını yemek istemem...Özet yazarımız bu hafta çok doğru bir tespit ile tanımlamış Emre Kınay'ı...Tüm şirinliğini kullanan Oğuz'u canlandırırken onda da uzun zamandan sonra ekstra bir inan. ve keyif görmek beni çok memnun etti...

bugra9
08-01-08, 01:52
İstanbul'a dolayısı ile Köşkümüze kar düşmüş ve Hülya Bilban'da mevsimin getirdiklerini izleyiciye hissettirmek için çok güzel Köşk geçişlerine imza atmış...Hepsinide çok beğendim...Özellikle yine havuz suyunun üzerine yansıyan Köşk silüet'inden yararlanarak yaptığı çekim çok hoşuma gitti...

Ayrıca bu hafta dizimizde teknik olarak bir başka özen gördüğümüde söylemeden geçemeyeceğim...Bilmiyorum belki yönetmenimiz senaryonun gereğini yerine getirdi ama bunu yaparken arkasında kendi kariyerine dair hatırı sayılır çizikler attığıda bir gerçek...Şimdi dikkati mi çeken birkaç çekim detayını paylaşmak istiyorum...

İlk sürpriz bölümün hemen başında geldi...Oğuz Yaman'ı ofisten kovduktan sonra hışımla etrafı dağıtırken şok müzikle paralel olarak yapılan atlamalı zoom'lar sahnede ki gerginliği,tansiyonu arttırmış...Birkaç hafta önce anlık şok müziklerimizin dizimiz içinde çok başarılı kullanıldığını dile getirmiştim...İşte tam olarak kast ettiğim buydu...Tabi yönetmenin sette bunu bilinçli olarak planladığını düşününce başta dediğim noktaya geliyoruz...Çekimlerde ki hissedilen özen ve incelik sahnenin sette düşünülüp kafadan kurgusunun oluşması ile zirve yapmış...Bu bahsettiğim çekimin aynısı izleyen bir sonra ki sahnede Eda üzerinde de uygulandı...Ve beğenimizi kazandı...

Bunun dışında yine İki Aile klasiği çarpraz kurgu ile Eda-Füsun ve Oğuz-Ergin sahnesinde ki sıcak anlatıma devam edilmesi dikkatimden kaçmadı...

Asıl tebrik edeceğim konu ise Köşkte elektrikler kesildikten sonra karanlığın kullanımı...Tek kelime ile hayran kaldım...Işık şefimiz Şahin Alışkan beyefendiye tebrik ve beğenilerimi sıcağı sıcağına göndermek istiyorum...Sanırım merdiven boşluğunun hemen yukarısına mavi bir florasan ışık yerleştirilmiş ve muhteşem bir ekran görüntüsü yakalanmış...O mavi ışığın oradan verilmesi gecenin,ayın yansıması gibi Köşkümüzden içeri doğru süzülmüş...Karanlıkta doğru ışığı yakalamak zordur ama ışık şefimiz bunun hakkını vermiş...Bahsettiğim bu sahneleri izlerken ışığın açılarına ve verildiği noktalara bakmaktan kendimi alı koyamadım...Tabi bu iş ekip işi öyle değil mi...Tam burada imdadımıza sanat yönetmenimiz İsmail Durmaz geliyor...Sahnenin sanatsal dekorasyonu için mumların dağılımı ve sahnenin dekor olarak görsel duruşu tek kelime ile kusursuzdu...Mumlar artık Köşkümüzün tarihi yapısının bir parçası olma yolunda hızla ilerliyor...Bende mum ışığını ve mumla aydınlatılan ortamlarda ki o otantik havayı çok sevdiğim için bu sahneler benim için bulunmaz nimetti...:img-wink:

Ekip işi diyorum...Boşa demiyorum...:img-wink: Işık tamam,dekor tamam ne kaldı şimdi...Tabiki doğru parçaları işlemek...Buda Hülya Bilban'ın işi...Bizim narin yönetmenimiz Hülya hanım tüm zerafeti ile atmosferi ilmek ilmek işledi...Evet evet Hülya hanım gerçekten zerafetin simgesi olmaya devam ediyor...Kameramız yerinde durmadı zaten...Pikabın arkasında,mumların arasında,bir sağda bir solda aşıklarımızı dikizledi durdu sahne süresi boyunca...İşte istediğimiz bu...Tek kelime ile detayların yücelttiği bir sahneydi...Aşıklarımızı her açıdan,her noktadan az önce dediğim gibi dikizleme şansına eriştik...Karanlığın getirdiği cesaret ile pikabımızın o mavi kapağı,sobamızın kıyısı ve koltuk köşelerinden yüzlerinde ki huzura şahit olduk...Bu sahne kesinlikle tek planda yansıtılacak bir sahne değildi...Gizli bir dinamizmi istiyordu ve Hülya hanım tüm zerafeti ile imzasını attı...

O geceye ilişkin müzikli işlenen sahnenin "Sessiz anlatımı" müthişti...İşte sessiz anlatılan sahnelerde yönetmenin rolünü daha önce konuşmuştuk...Yinelemem gerekirse o sahnede Oğuz'un soba borusu içinden bakması,Eda'nın mimikleri,kısacası birkaç dakika boyunca senaryonun özgür kaldığı noktalar tamamen yönetmenin gözünden İki Aile yansımasını ifade ediyor...Oyuncularımızdan istediği ufak duruşlar ve müzik akarken ekrana yansıyan tüm samimi sahneler Hülya Bilban'ın eseridir...Gördüğünüz gibi o da İki Aile'yi sıcacık bir gözle görüyor...Bahsettiğim bu sahnelerde merdiven çekimlerinde çığır açılmıştır...Hiç konuk olmadığımız noktalardan akıp giden hikayeyi izlemek çok keyifliydi...

YerçekimliKaranfil
08-01-08, 02:16
Bu bölüm tüm oyuncuların performansı Muh-Te-Şem-Di...


Öncelikle canım İclal Aydın... Gerçekte hasta olduğunu biliyorum fakat eğer ki bölüm çekimlerinde hasta değildi ise bile bana hiç yansımadı.O ses tonunun gerçekten rahatsız edici tınısı,solgun suratı,bakışlardaki vurgular çok iyiyidir.Tekrardan çok geçmiş olsun...

Nedendir bilinmez" Final" sahnesinde sanki tüm oyuncular ağlarmış gibi yapmadılar da gerçekten ağladılar.Özellikle Emre Kınay ...ve İclal Aydın......Sahnenin kaç kere de çekildiği muallak ama verilen duygunun taze kalması ve inandırıcı olması adına bu sahne de pek te zorlanmadıklarını düşünüyorum.Zaten birbiri içine girmiş ve çok uyumlu bir ekip oldukları çok belli...

Ve Emre Kınay...

Emre Kınay duygudan duyguya geçişte ve bunu aktarımında kadar harika ki yalnızca hayranlıkla izliyorum onu.Özellikle Erginle ofiste konuştuğu sahne de resimleri cüzdanından çıkarışıyla birlikte içini kaplayan hüzün mimikleriyle harika bir kombine yarattı...


Aynı şekilde şirin ve romantik Oğuz'u da uzun bir aradan sonra tekrar gördük.Oğuz'a bu işve cilveler pek bir yakışıyor.Bir de boş telefonla konuşması vardı ki komedi adına favori sahnelerimden birisi oldu.Gerçekten o kadar zor ki bunu hakkıya becerebilmek .Bir de sahne yığılan replikler içermiyor sürekli tırmanıyor sürekli ilerliyor.Aynı oranda performans çıtasını eşit tutabilmek büyük bir başarı ;)

Ve Yıldız Hülya Bilban...

Yağmur sahnesi eski türk filmlerini anımsattı tam vurucu replikte şimşekle birlikte boşalması..."Yapaylık" kendini hissettirse de sahnede ki performanslar ve temayla birleşince tuhaf bir hüzün kapladı... Hülya Hanım maneviyatın tek dokunuşu bu yüzden görünmeyen bir ruhu olarak nitelendiriyorum dizi içerisinde.

Bir gül ,duvardaki asılı bir resim,bir yağmur,bir soba borusu hatta pikaptan çınlayan ezgiler ...

Hepsinin yerlerinden çıkıp bir beden oluşturduğunu hissettiriyor.Bu nedenle çok seviyorum Hülya Hanım'ın yorumunu,derinliğini.

Üstelik bir "Kız Kulesi" vardı ki... İstanbul dedirtti içimden...

bugra9
08-01-08, 02:25
Füsun mesleği gereği Eda ile Oğuz ayrılığına duygusal bakamazken tam karşı cepheden sanki bir izleyici diziye dahil oldu ve Ergin vesilesi ile Oğuz'a uzun süredir var olan bir gerçeği açık açık söyleme şansına erişti...Bu aslında senaristlerimizin kendi kendilerine bile ne kadar dürüst olduklarının bir göstergesi...Her senarist bunu yapmaz o yüzden Fethi Kantarcı ve Saygın Delibaş'ı yaklaşımlarında ki samimiyetten ötürü tebrik ediyorum...

Ever Ergin sayesinde anladık ki kaçamaklar,romantizm ve heyecan uzunca bir süredir rafa kalkmış...( Senaristler kendi karakterlerini nasıl bir başka karakter ile vuruyorlar ama pes )...Arkadaşlar bir tespitimi paylaşmak istiyorum...Senaristlerimiz diziyi hem teknik olarak kendi gözleriyle hemde izleyici olarak bizim gözümüz ile izliyorlar...Bu hafta bundan iyicine emin oldum...Onlarda bizim gözümüzle bakınca beklentilerimizin ne yönde olduğunun farkında vardıklarına inanıyorum...

Heyecan,Romantizm için yar bana bir sebep diye ortalıkta almış başını düşünce gezinirken tüyo bir hapşuruk ile geldi...Bu sahnede ki üstü kapalı tüyo çok hoşuma gitti...Hınzır bir şekilde anlatılmış meğer başımıza gelecekler...Hasta Eda karakteri kadar hastaya yaklaşım olarak diğer karakterlerimizinde tepkileri çok gerçekçiydi...Misal Ferit'in ağzını burnunu kapatarak hastalığın bulaşmasına getirdiği çözüm...Üstelik bunu seviyorum,altı çizilmiyor,konuşulmuyor ama bir dekorun parçası gibi göze sokulmadan veriliyor...

Damla'nın ben sana bir ömür bakarım,yeterki bizimle ol demesi ise o an şöyle bir salladı geçti beni...Meğer artçı sarsıntı bölümün sonunda gelecekmiş haberimiz yokmuş...:img-wink:

Hastalık süreci ufaktan ufağa başlamışken Oğuz'un gönüllü refakatçi olması mutfak ve mutfak kapısından yürüttüğü organizasyonlar Eda'ya aldığı hediyeler ile zirveye ulaştı...Buhar makinası gerçekten güzel düşünülmüş bir detay...Bölüm boyunca sessiz sedasız çalıştı durdu...Yok hep diyoruz senaristlerimiz cansız nesnelere anlam yüklemeyi çok güzel başarıyorlar...Yani artık sıradan bir buhar makinasının bile bizim üzerimizde bir anlamı olacak...Valla İki Aile'nin sammiyetinden ileri geliyor,aman reklam verenler farketmesin sonra sanal reklam uygulamaları ile Köşkün her tarafını uydu ile doldururlar...:img-wink: Sonra gelde klip yap...:img-yes:

Eda ile Oğuz'a hastalık ve hasta bakıcı diyalogları müthiş yazılmıştı...Özellikle iç sesler zaten artık İki Aile klasiklerine girdi ve ben çok samimi buluyorum...Karakter ile izleyici arasında ki en kestirme yol bu arkadaşlar...İnsanın içini bilmek,içinde ki saflıkları,hinlikleri ve ne düşündüğünü direk öğrenmek varmıdır bundan güzel şey...İşte hayatta böyle bir şansımız olsa çok daha az hata yapardık...Ama mümkün olmadığı için hayali karakterlerimizin içlerini görmek,içlerinde ki çocuğu görmek hoşuma gidiyor...Hastalık odaklı yazılan senaryoda da iç sesler çok başarılıydı...Daha da ötesi çok samimiydi...Tamamen günlük konuşma dili sizden,bizden...Hatta o kadar sizden bizden ki birde ne görelim bizim sabah programlarımız bile Eda'nın televizyonunda Köşkü çınlatıyor...Eda'nın mizahi yaklaşımı zaten programlardan komik olmasada yinede doğru bir yaklaşımdı...Ben bu sahnenin devamında Eda ile Yaman telefon konuşmasından büyük bir zevk aldım...Yine allttan alta bir komedi sosu görmedim değil...Sanki Hakan Vanlı'da İclal Aydın'da bu sahnede bir parçacık komediye kaydılar...Artık ağlanacak halimize güleriz derler ya hah işte o sahneyi ben böyle tanımlıyorum...Eda'nın hapşurmasının ardından Yaman'ın küfreder gibi çok yaşa demesi,Eda'nın sakin ve rahat cevaplarıda eklenince bu sahneden gerçekten keyif aldım...İlginç bir tat oldu sanki...

GizemliSahne
08-01-08, 02:29
" Sevmek Ne güzel şey...Sevilmek...Aile olabilmek...Temiz kalabilmek...Çocuksu kırıklıklar,umutlar taşımak...Ve sonu yine sevmeye dayanmak.Hep Sevmek.Ama sadece Sevmek.Aksesuar takmadan,sıkmadan, zorlamadan Sevmek...Her yolun sonu her yolculukların başlangıç seferi ,güneşin batısında hep birlikte doğmak gibi... "

"Sevgi"...

Ben bugün şunu anladım. "Sevebilmeyi" o kadar çok özlemişim ki.Hayattaki tüm beyazlıkların bir bir lekenlendiği şu zaman diliminde bütün renklerin aydınlandığa çalındığını görmek yağmurun sonrasında yüreğimde gökkuşağı düşürdü .Hemde tüm sislerin ortasında öylesine parlak ki...Ölü toprağın üzerine düşen bir cemre gibi.

Meğer ben böyle bir bölümü ne çok beklemişim.Bugüne kadar çekilen sancıların tümü bu kış ortasında biten kardeleni görebilmek içinmiş meğer...

Bugün her bir karakterde kendi yaşantımı izler gibi oldum.Yıllar önce üzerini sıkı sıkı kapatıp sandığa sürgüne yollanmış geçmişim gibiydi.Kalbimdeki kabuğu çekip kopardılar...Ve fena halde bir sızı hissediyorum içimde.Özellikle final tümüyle bir deprem gibiydi...

Ben helal olsun diyorum ve herkesi gerçekten ayakta alkışlıyorum.Yok böyle bir dizi.Zaten bu hayatın ta kendisi...Geçmişin Silueti...

TEŞEKKÜRLER İKİ AİLE


Off yahu bitmeyecek bu sunum.. 10 dakikaliığına kaçtım.. Ben de duramıyorum valla Nuray'cım çok güldüm kanunlarla diyaloguna :D, şuan ben de aynı karmaşadayım, aklıma gelip duruyor bölüm.. Final öncesi yapılacak şey miydi şimdi bu di mi? :D Aman aman yapsınlar, n'olacak yahu, finaller feda olsun :D

Ve gelelim asıl değineceğim konuya.. Gözde'cim valla sana ne diyim, şuan keşke vaktim olsa da oturup ben de senin bu duygu seline kapılıp, sayfalarca yazabilsem.. Harika bir şekilde anlatmışsın hissettiklerini.. Ve inan benim de şuan içimde o kadar çok şey kıpırdıyor ki annelik, babalık ve sevgi üstüne saatlerce yazasım var.. Ama senin satırların biraz olsun dinginleştirdi bu kıpırtıyı.. Yüreğine sağlık.. Uzunca bir değineceğim yorumuna..

Ve gelelim miniminnacık bir detaya, paylaşmazsam içimde kalacak.. :D Detay da olsa gözüme çarpmadan geçemedi ve hemen Fatoş Abla geldi aklıma.. Ve işte budur dedim.. Fatoş Abla bu özellikle sana geliyor hazır mısın?..:D Evet günlerdir forum sayfalarına yaza yaza aşındırdığın ve benim de desteklediğim bir sahnenin telafisi.. Sanırım heyecanla o detayı kaçırmış olabilirsin.. Şimdi seni kolundan tutup, müzik eşliğinde Oğuz'un Eda'nın talimatları(!) doğrultusunda soba kurduğu sahneye götürüyorum ve ne görüyoruz?? Oğuz'un parmağı soba borusundan kesiliyor ya da canı yanıyor (müzik eşliğinden olduğu için tam çözemedim) ve Eda isteksizce(!) Oğuz'un parmağını öpüyor.. Oğuz: Off, off öp de geçsin :D Yetti mi Fatoş Abla'cım haa?? Gönlünü aldık mı, sesin duyulmuş mu??:D Valla bu bölüm Sevil Abla'nın da dediği gibi her şeyin telafi bölümü gibiydi.. Tekrar helal olsun diyorum ve kaçıyorum..

En kısa zamanda görüşmek üzere.. :img-wink:

icom_
08-01-08, 02:33
offfff...!!! Şu an ne sölesem hissettiklerimi nasıl anlatsam bilmiyorum..Gıcık bir aksilik nedeniyle internetten izlemek zorunda kaldığım için yeni bitirdim izlemeyi..

Ellerim titriyo..Bitirir bitirmez hemen buraya geldim..Geldim ki ne hissediyorsan ne düşünüyorsam eksiksiz Direk yansıtabilim hiç bir duygu kaçmasın..
Ama hissettiklerimi nasıl ifade edebileceğimi Bilmiyorum..

Özlemişim..Sevgiyi Özlemişim..Sevmeyei sevebilen bölesine sevebilen candan insanlar görebilmeyi özlemişim..

Gerçek sevgiyi gerçek bağlılığı görünce meğerse Hiç sevmemişim dedim :Meğerse Hiç bağlanmamışım bölesine..

Bu güne kadar olan tüm eleştirilerin isyanlarım hepsi gitti bitti..Bu bölümmmüş meğer beklediğimiz..İki Aile Ekibi resmen Günah Çıkarttılar..

Bu giriş olsun..Bu bölüme Bu gece yetmez Çünkü..Anlat anlşat bitmez bu sevgi yumağı..

Kendimi toparladığımda tekrar burda olucam ...

icom_
08-01-08, 02:42
Nerden başlasam nasıl anlatsam Bİlmiyorum ...Ne sölesemde tam ifade edebilirim bölüm boyunca yaşadıklarımı hissettiklerimi..
Mahkeme Sahnesi Tarihe adını kalın harflerle yazdırdı..Samimiyet doğallık Ama hepsinin ulaştığı gittiği tek nokta sevgi..

Aynı kandan oolmayada gerek yok Üstelik..Sadece Sevgi yetiyor Candan Bir şekilde annem Diyebilmeye, sevgi yetiyor masum küçücük bir yüreğin anne babası için dil dökmesine..

Bu bölümü Asla unutmucam..

Mervenin şu sözleri özetliyordu Aslında herşeyi..

Annem Yoktu Yani Eda abla gelene kadar..
Dahan ne sölenebilirki..Bundan daha yalın ama bundan daha şahane nasıl açıklanabilir hissedilenler..

Meğer öle Bİr Ağ örmüşlerki senaristlerimiz öle Bİr sevgi yumağı olauşturmuşlarki bu güne kadar helal olsun..

Ne olduda isyanlar çıkaran evden kaçan bir çocuk şimdi annesi boşanmasın diye kendini paralıyor..

Eda karamanın Oğlu olarak..
Ne olduda hayattı eda ve oğuza Zindan eden damla şimdi bölesine kenetlenmiş onları ayırmamak için çabalıyor..

İşte burda Bizim sevgili senaristlerimiz çıkıyor ortaya..

Belki kimi zaman farklı sokaklardan ama hep aynı yöne..

yol nereden başlarsa Başlasın, Nereden Sapılmış olunursa olunsuz Bizi hep Sevgi sokağında buluşturduklarını niçin sonsuz Teşekkür ediyorum İki Aİleye...

Gerçekten sevmek buymuş demek..

loralai
08-01-08, 02:49
ay bu nasıl bir bölümdü neresinden başlıyım bilmiyorumki oğuzun eda hastayken yaptığı domates çorbasımı iç sesinden dinlediğimiz müthiş şefkat kokan sözlerimi edanın hastayken çok komik bir kadın haline gelmesimi önce damlanın ablasına söylediği içimize titreten sözlerimi yoksa mervenin içimizi deviren paramparça eden sözlerimi

işte yani anlıycağınız bütün bölüm kelime kelime abartmıyorum gerçekten o kadar ince işlenmişki kelime kelime ele alınıp incelenebilir ama ben o kadar inceleyemiycem çokbeğendim ya ne diyim hele oğuzun bakışları beni bitirdi bana öyle bakıyo olsa erirdim valla edada eridi gerçi ama çaktırmamaya çalıştıysada çaktırdı omuzuna yatıp uyuması oğuzun şefkatle sarılması oğuzun çatıdaki konuşması yağmur sahnesi zaten bitirdi ama merve o merve bitirdi beni gözyaşlarımı tutmam imkansızdı o sahnede oğuzlaeda evlendiğinden beri beklediğim konuşma buydu merveden bunu hep istiyodum damlayla ceren annelerini görmüşler ama mervenin gördüğü tek ve en iyi anne modeli eda ve onu annesi gibi sevmesi en doğalı bende bunun dile getirilmesini bekliyodum ve son holleylerr hakimede bayıldım bu arada çok doğaldı konuk oyuncumuz

bide buğracım bende uzun zamandır o mektup hatırlansa diye düşünüyodum sen benden çok yaşıycaksın valla bencede o metup edaya okutulmalı çok duygusal ve harika bir bölüm olur bence

bide bitmiyo bide ben şimdi bu 6 ay için endişelenmeye başladım bile sezon finaline kadar edayla oğuzu ayrı bıramasınlar şimdi bütün dizilerde olduğu gibi ayrı bırakıpta son ölümde birleştirmesinler bu arada umarım bu sezon tamamen bitmez dizimiz sezon finali olur inş neyse baya kalabalık forum herkesede iyi geceler dileyip bitriyorum

bugra9
08-01-08, 02:58
Oğuz Usta'nın maydanozlu menemenini meşhur bilirken birde domates çorbası çıktı...Gerçi o meşhur domates çorbası Oğuz ustanın değil Numan ustanın bakkalından gelme ama olsun...Dün ne dedim...Maksat gönüller bir olsun...Gerisinin ne önemi var !!! Önemli olan niyet...Gerçi Oğuz mutfağı çok dağıttı ama evet evet niyet diyelim kapatalım bu konuyu...:img-wink:

Bölümün ilk yarısını baştan aşağı sırtlayıp götüren bu hikayeden bize kalanlar ise domates çorbası,buhar makinası,mandalina-greyfurt ve portakal suyu karışımı ile Şalvar davası filmi oldu...Oğuz'un koku sıktıktan sonra Eda'nın grip olduğu için kokuyu almayacağını farketmesi ise beni çok güldürdü...Bu yatak odası sahnesinde sanırım jimmy jip kamera nihayet kullanıldı arkadaşlar...Tekrar izlediğimde daha net anlayacağım ama çekim açısı hoşuma gitti...:img-wink:

Köşkte hiçbirşey normal yaşanmadığı için artık bu tür aksiliklerden hatıra çıkarmaya başladık...Üstelik bu hatıralar hızla birikmekte...Niyazi'nin Köşke ajan olarak gelmesi ve Eda'nın onu bayıltması çekim olarak çok beğendiğim sahnelerin arasına girdi...Yani sahne yüksek dozda mizah içerdiği için abartıyı kaldırdı...İclal Aydın'ın yüzüne vuran ışık ve Niyazi'yi gördüğünde pencereden yapılan çekim birden gözümün önüne gulyabani görmüş Adile Naşit'in attığı çığlığı ve yüz ifadesini getirdi...Hülya hanım bu sahneleri o kadar çok açıyla çekmiş ki ve o açılar sahnenin temposunu kat kat kesildiği için sırtlayıp götürmüş...Bu anlamda İclal Aydın'ın performansınıda çok başarılı buldum...Niyazi'nin bayıldıktan sonra kestane kokusuna ayılması ise işte yaratıcılık bu dedirtti...Karakterlere karakter yükleyen senaristlerimiz ayaklarına gelen toğu böyle on iki den vururlar işte...Niyazi'yi zaten karakter olarak çok seviyorum...Değişik bir büyüsü var oyuncumuzun...Abartılacak bir karakterden uzak ama sıradan da değil...Tam ortalarda aşağı yukarı seyreden dengeli bir karakter...Son birkaç bölümdür kadroda ki devamlılığını görmekten ötürü gayet memnunum...Niyazi'nin Köşke yaptığı servisler ve sempatisini çok özlemişiz...:img-wink:

Eda ile Oğuz'un zorunluluktan doğan romantizmleri ve ufaktan ufağa didişmeleri dahil yine birbirlerini mıknatıs gibi çektikleri gecenin finali muhteşem oldu...Gecenin sabahında ise İki Aile tarihine geçecek bir kahvaltı sahnesi izledik...Belki de ilk kez Eda'nın inadının ardında yatan sebepleri öğrenme şansına eriştik...Senaristlerimizde işin bu boyuta geleceğini önceden kestiremedikleri için Eda'ya bir sebep bulurken zorlandıklarını düşünüyorum...Yada ben öyle hissettim...Ama yaşanmışlıkları,fedakarlıkları düşününce yine Eda'nın Oğuz'a sunduğu gerekçe gereken ağırlıkta değildi...Sıradan bir çift için gayet mantıklı bir boşanma sebebi olabilir ama az önce de söylediğim gibi söz konusu Eda ile Oğuz olunca onların böyle bir şansları yok...Keşke dedim bölümü izlerken Safiye geçen bölümlerlde Oğuz'la konuştuğu gibi bu haftada Eda ile bir büyük olarak konuşsaydı...Ama senaristlerimiz daha çarpıcı bir final hazırladıkları için böyle bir konuşma sahnesi yazmadılar...

Çatı da her iki karakterimizin hüznünü dibine kadar hissettik...Özellikle Oğuz'un kızlarımı alır giderim sözünün ardından İclal Aydın içinde ki pişmanlığı,burukluğu müthiş yansıttı...Aynı oranda Emre Kınay'da gururlu ve buruk Oğuz'u müthiş geçirdi...Evet Oğuz'un bu hamlesi ile son birkaç bölümdür karakterin değiştiğine yönelik eleştirilerede bizzat cevap Oğuz'dan geldi...Hepimizin beklediği birşeydi Oğuz'un geri adım atması...Gözde çok güzel anlatmış tam vurucu repliğin ardından sağanak başlayan yağmur bağımsız bakınca abartı gibi gözüksede sahneye bütün olarak bakınca yürekleri şöyle bir salladı...Titretti...Bence müthiş bir kurgu olmuş...Aynı sahnede Eda'nın ayağı kalktığında yine kat montaj yapılmış ve müthiş bir etkileyicilik sağlamış sahneye...Zaten masada ki gülün hizasından gökyüzüne,ağaçlara yapılan çekim üzerine birşey söylenmeyecek kadar kendi kendinin övgüsünü yapıyor...Hülya hanım gül ile gökyüzünün durağan geçişlerinide muhteşem düşünmüş...

Hülya Bilban gerçekten bu bölüm bir başka parladı...Her yeni başlayan bir sahnede acaba bu sahneyi nasıl yorumladı diye şöyle bir dikelerek izledim...Köşkte ki mumları taraması,plaklar,Eda'nın dükkanında ki tablolar derken öyle ince ve zarif bir çekim tekniği varki...Tamamen ayrıntılara yönelik...Helal olsun... :good:

YerçekimliKaranfil
08-01-08, 03:00
Off yahu bitmeyecek bu sunum.. 10 dakikaliığına kaçtım.. Ben de duramıyorum valla Nuray'cım çok güldüm kanunlarla diyaloguna :D, şuan ben de aynı karmaşadayım, aklıma gelip duruyor bölüm.. Final öncesi yapılacak şey miydi şimdi bu di mi? :D Aman aman yapsınlar, n'olacak yahu, finaller feda olsun :D

Ve gelelim asıl değineceğim konuya.. Gözde'cim valla sana ne diyim, şuan keşke vaktim olsa da oturup ben de senin bu duygu seline kapılıp, sayfalarca yazabilsem.. Harika bir şekilde anlatmışsın hissettiklerini.. Ve inan benim de şuan içimde o kadar çok şey kıpırdıyor ki annelik, babalık ve sevgi üstüne saatlerce yazasım var.. Ama senin satırların biraz olsun dinginleştirdi bu kıpırtıyı.. Yüreğine sağlık.. Uzunca bir değineceğim yorumuna..

Ve gelelim miniminnacık bir detaya, paylaşmazsam içimde kalacak.. :D Detay da olsa gözüme çarpmadan geçemedi ve hemen Fatoş Abla geldi aklıma.. Ve işte budur dedim.. Fatoş Abla bu özellikle sana geliyor hazır mısın?..:D Evet günlerdir forum sayfalarına yaza yaza aşındırdığın ve benim de desteklediğim bir sahnenin telafisi.. Sanırım heyecanla o detayı kaçırmış olabilirsin.. Şimdi seni kolundan tutup, müzik eşliğinde Oğuz'un Eda'nın talimatları(!) doğrultusunda soba kurduğu sahneye götürüyorum ve ne görüyoruz?? Oğuz'un parmağı soba borusundan kesiliyor ya da canı yanıyor (müzik eşliğinden olduğu için tam çözemedim) ve Eda isteksizce(!) Oğuz'un parmağını öpüyor.. Oğuz: Off, off öp de geçsin :D Yetti mi Fatoş Abla'cım haa?? Gönlünü aldık mı, sesin duyulmuş mu??:D Valla bu bölüm Sevil Abla'nın da dediği gibi her şeyin telafi bölümü gibiydi.. Tekrar helal olsun diyorum ve kaçıyorum..

En kısa zamanda görüşmek üzere.. :img-wink:

Ah Pelin'cim ne diyeyim ki çok kötü olmuş senin şu sunumun neyse sen sonra acısını çıkarırsın bunun ;).Valla seni o kadar iyi anlıyorum ki benim de durumum pek farklı değil senden.

Bu arada şu Eda'nın Oğuz'un parmağını öptüğü sahneyi ben kaçırmışım şimdi sen söyleyince tekrar izledim.Gerçekten harika...Ben demek ki o ara bir dalmışım yoksa böyle bir sahneyi nasıl kaçırırım :D.Ne kadar küçük ama derin bir sahne değil mi.Hemencicik kalbimize dokunuveriyor...İçimizden birşeyleri titretiyor...Aslında bizim de istediklerimiz bundan farksız şeyler değildi.

Ayrıntı dedikte benimde çok hoşuma giden birşey vardı.Aslında kadın yönetmenlerin varlığının ayrıcalıklarıdır bunlar çoğu zaman."O sobanın üzerinde fokur fokur kaynayan pembiş çaydanlık ve kokusu buraya gelen portakal kabukları ne hoş gözüküyordu öyle...

İşte öyle Pelincim...Seninde şu an içindeki birikenleri boşalttığın derinlemesine yorumlarını merakla bekliyorum... ;)

Hepinize iyi geceler.Keyifli yorumlar...Görüşmek üzere bye

Müge
08-01-08, 03:12
Arkadaşlar ağladım evet…Bu yalan değil….Dizi biterken annemde ağlıyordu ben de….Bu nasıl bölümdü böyle…?Kendime çok kızıyorum neler dedim öyle….Timur’un paltosunun içinden ekmeği çıkarıp öpmesi yok mu hala gözümün önünde…. Bu bölümün yıldızları Timur ve Merve…..Ve Merve yıllardır beklediğim şeyi söyledi……Eda’ya annem dedi…. “Ayırmayın annem ile babamı”….Allah’ım ne sahneydi ama……..

Ama hala kötüyüm…..Aysun’cum sana da geleceğim…Beni kendime getirdin…Yanılmışım evet……İnanın bu bölümü çok beğendim….Senaristleri kutluyorum buradan…:good:.Sizler gerçekten işinizi biliyorsunuz….Beni ve annemi bölüm sonunda ağlatınız…Ben kolay kolay dizilere ağlamam....Bu üçüncü oldu bir köşke veda ederlerken ağlamıştım bir de Timur’un Efe’yi yanağından öperken…Efe tokat atacağını sanmıştı ama Timur onu öpmüştü…


Ama bugün ağladığımı hiçbir zaman unutmayacağım….Bu bölümü defalarca izleyeceğim….İzlerken not aldıklarımı kısa sürede yoruma dökeceğim yani yazacağım..Ama şimdilik benden bu kadar…

Emeği geçen herkese yürekten teşekkürler….bye


İyi ki İZLEDİM bu BÖLÜMÜ...:good:

hukukcine
08-01-08, 03:45
:happy0064Işte buduuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu uuur......:happy0064


bu nasıl bir bölümdü arkadaşlar...Pelincim..evet bir tane değil bir kaç tane gözyaşı süzülmüş benim yanağımdan....

Ne dedik?...tuttu di mi....Mügecim..hadi canım başla sen....ancak biter o 1200 yorum...

Evet bu bölüm...evlenme bölümünden sonraki...dönüm noktası bir bölümdü bence...harika!!!!!!!

Işte aile budur...illaki kan bağı olması gerekmediğinin...apaçık ısbatı dır...


Süpppppppppppppperr...Dizimizdeki oyuncularımız yine olağanüstü bir performans sergilediler...onları canı gönülden kutluyorum...demekki hala kaliteli işler yapılabiliyormuş...reyting kaygısını dert edip hikayenin ziyan edilmesi bir kural değilmiş...:happy0064:good:

Off vallahi bir soluk alayım...

vee aranızdan ayrılmadan önce...şöyle okkalı bana yaraşır şekilde yorum yapmak için kollarımı sıvadım arkadaşlar...kulağımda o eşsiz eser...veee

evet....arada bir belki yazacak olacağım başlığımı...bu kez de yazıyorum...

Hadi bakalım...



„Allah okuyana kolaylık versin ;-))




evet geri sarıyoruz...vee en başa geçiyoruz...Yaman zehirini akıttı..sonunda...vee Oğuz güzel cevap verdi..aşağıda kalmadı..bravo...fragmandaki „masayı indirme“ karesi doğru tahmin ettiğimiz üzere buraya ait miş...süper...

Yamanın bu ara yine dili uzamaya başladı...ne kadar karaktersizki...biraz arkası kuvvetlenmeye başladığında...aslan gibi kükrüyor...ama boşa...vee evet gerçekten öyle...Arda ya karşı bir sempati duymaya başladım ben...öyle görünüyorki...ilerleyen zamanlarda Arda Yamanın hakkından gelecek...bütün foyalarını ortaya çıkaracak...vee annesine söyleyecek....unutmayalımki..Arda nın da arkası kuvvetli...o balık gözlü uyku hapı Sabutay göz kırptı bize bu akşam....

..Yaman çıkışta belki..ama inişi...hatta düşüşü....çok acı bir şekilde olacak...biz bile merhamet duyacağız emin olun...


Vee geçiyoruz...şu Volkan bey....evet buyrun bir karaktersiz adam daha..bu ne ya...bu nasıl bir iğrenç kişilik...gülmek bile yakışmıyor bu adama ya...vallahi bu adam ceset üzerinden yürür...bunu bilin..

Aslında acınacak hali var....zira başkalarının mutsuzluğu üzerine kendi mutluluğunu kurmak istiyor...bu ne kadar iyi gider...hepimiz gördük arkadaşlar..o da şahitlik yaptı...bizim çocuklarda..hakim kime inandı...yaa...işte böyle...sonra güzel bir fırça atacağım da...şimdiden bir ısınayım dedim...;-))

Vee Oğuzu gerçekten bu hafta taktir ettim..gördüğünüz gibi gayet objektif bakmaya çalışıyorum...bir de Eda cı diyorsunuz bana...;-))

Bu hafta Edaya kaç kez söylendim...şahitlerim var efendim...valla çok inat yaptı...canım bu ne....allah allah...

Vee evet tatlı aşıklarımızın aşk melekleri devreye geçti...(hayır Pelincim ben değilim bu)


Vee off iki hafta boyunca...konuştuğumuz görüntülere bayıldım..bittim ben...vee işte kim demiş Eda inatçı diye...hayır efendim...Eda nazlı...nazlı...aaaa

Ah ah...Fatoş abla...umarım iyisindir...vallahi biz atlattık atlatmasınada...Eda nasılda şifayı kapmış...

Vee evet bütün aile iş birliği yaparak çaçamızı eve hapis etmeye başardılar..vallahi bravo...yani söz konusu Eda olunca...insan ne olacağını önceden kestiremiyor...

Vee evet Eda....tüm aile şu yemek işini başaracağım diye...seferber oldu..sen hala..Damla alacak Damla gelecek diyorsun...yaa Oğuz ne güne duruyor anlamadımki...evet doğru diyor...doğru...ecnebiler...olsa bile...vallahi güzel bir cümle...“Hastalıkta iyilikte ölüm ayırıncaya kadar“...işte bu kadar...daha da açıklamaya gerekmez di mi...

vallahi Pelincim...malum mu oldu bize ne...yani repliğin aynısı olmasa bile..bu da tuttu ya...vallahi pes...bize..

Vee evet hastalık olunca...

Evet önce ilaçlar alınır tabii....eczaneden çıkınca da akıla güzel bir fikir gelir..evet ya...ne kadar lazım birşey bu...petekler zaten tartmaz bir kasecik suyu...hal böyleyken havayı nemlendirecek bir alet gerek...vallahi..süper...vee hazır onu almışken de profesyonel meyve sıkıcısı da almak lazım...evde alası var ama....olsun alınmış alınmıştır..efendim...di mi...daha ne istiyor Eda da anlamıyorum...aa evet neydi o Pelin..döner çevirme makinesi mi...vallahi gülüyorum...:img-hyste

Vee neyse alt kat buharlaşmaya başladı...Oğuzumuz mutfağa doğru yol aldı...eh bir sürü iş var...meyveler sıkalacak...çorba yapılacak...gül aldıralacak...di mi ancak...

Vee evet Oğuz girer mutfağa..bir güzel „yerleştirir“ her eve lazım arkadaşlar böyle bir adam...gülüyorum...evet efendim..ne diyordum..

evet...Oğuz mutfakta vee neden?...eh işte dedim yaaa evin heryeri vitamin c püskürtmesi gerek di mi..hadi Oğuz sen en iyisi hemen başla....ancak sıkarsın o bir torba turunçgilleri...ya o kadar dedim....yine greyfrut u fazla kaçırmışsın...ekşi olur tabii...vee aman allahım...o domates çorbasının başına gelenleri tahmin bile etmek istemiyorum...yani hatırladığım kadarıyla ben Oğuzu domates doğrarken gördüm sanki...ne oldu Oğuz o kadar domatese...ne yaptın...allahım...yaktın di mi...vallahi pes..anlamıyorum...çorba nasıl yakılır ya....suyunu mu koymaya unuttun Oğuz...ay şimdi bayılacağım....:img-hyste

Vee neyse..sanırım tencere ile beraber çöpe attı bizim Oğuz beyimiz o doğal kaynaklardan yapılan dillere destan maydonozsuz Oğuz usulü domates çorbasını...eh iyi valla..ya şimdi...aaa evet yaşasın suni çorbalar...ne güne duruyor onlar...tabii yaa Niyaziye..o vakit herkes onun ajan kimliğinden habersizdi...gül aldırırken bir torba da hazır domates çorbası aldırırsın....

Ama gerçekten doğal çorbayı koyulaştırmak için...yoksa doğal çorbanın önüne geçilirmi canım aaaa rica ederim yani....Eda...bak...belden aşağıya vuruyorsun yine...:img-hyste

Vee neyse nihayet çorba yapıldı...saatler sonra...Eda artık ümidini yitirmek üzereyken...Oğuz beyimiz yeni aldığı tepsi ile çok şirin bir servis yapmak üzere yanına oturdu çaçamızın...

Vee ah ah..bu nasıl bir şirinlik Oğuz bey...vallahi siz hep böyle tatlı olun ne olur yaa...çok rica ediyorum...bir de helikopter yaparmış biricik eşine...ya arkadaşlar işte bizim o çok özlediğimiz sahnelere nasıl da torpil geçtiler...off harika harika...ancak bu kadar güzel yazılıp bu kadar güzel oynanabilirdi...

Vee evet...buzlar erimeye başladığı an...Eda çorbayı baya bir sevdi...afiyet olsun....o Edanın kendi ile yaptığı monoloğu çok şirindi...çok beğendim...

Vee bir güldüğüm sahne de...Oğuz resmen Edanın başına üşüştü...yani durmadan ben gidiyorum şunu şunu yapmaya diyor...ihtiyacınız varsa çağırırsınız diyor ama uygulayan kim....evet her söylenen yapılsa..iyiki uyulamamış di mi...

Vee evet buzlar su olma yolunda..

Eda film izleyelim diyor...zira o tv deki programları beğenmemiş...haklı olarak...tam Yamana göre bir programsa...aksini bekleyemeyiz zaten...vee iyiki de öyle programlarmışki...Eda nın canı sıkılmış...vee film istiyor..Oğuzdan..ama Oğuz vallahi pes dedim..sende herşeyi düşünmüşsün..hadi koş koş aman dikkat halı kaymasın yine...vallahi bir hasta yeter yani...vee evet iyi bari...çık...aa evet ya değiştir o torbayı anlamasın...gülüyorum...ne tatlı yaaa..

Vee evet olacağı bu...tuzaklar maşallah..bol bol...önce Edanın düşdüğü tuzak...sonra Oğuz geri kalmasın tabii onun düştüğü tuzak...elektrik kesintisi...ama vallahi elektrik idaresini kocaman teşekkürlerimi yolluyorum....süper zamanlama...harika...ya orası doğru...
Almanyada ikinci dünya savsaşından bu yana elektrikler kesilmiyor...ama bunun bir nedeni var...bunlar kadar küt insan romantizim den ne anlar..o yüzden kesinti filan yok...

Meğer elektrik kesintileri de ne etkili oluyormuş yahu...buz muz kalmadı vallahi...ne yani...şimdi bir elektrik kesintisi davanın düşmesine neden mi oluyor...bir yaşıma daha girdim...:img-hyste

Vee iyiki kesilmiş...vee evet artık kendi filmlerini izleyebilirler...bizde şahit olduk...süper....

vee başlıyoruz....Oğuz evet ara şurayı bir ya...allah allah neymiş ne olmuş...aa evet telefon hatları çok yoğunmuş bu yüzden elektrikleri kesmişler...Oğuz amca size gerçekten bir yakın gözlük ufukta göründü galiba...ne dersiniz bilmem..ama en matrak sahnelerden birisiydi kuşkusuz...harika...

Vee evet tarihi köşk..ahşap yerler..bunların hepsi güzel...ama o tarihi..kapı bile soğuk geçirdiği için..birşeyler yapmak gerekti...vee ah ah...Oğuz...süpersin...Eda üşümesin tabii...değil sobayı..tüm Istanbulu yakarmış....off off..gelde erime yaa..allahım...

Süpersin Oğuz devam...vallahi olacak..kesin olacak hemde..sen devam et....

Vee o da ne...yine Oğuz çatıda...vee neden boruların içine bakıyorsunuz..kestane filan sıkıştı diye mi geçen seferden diye..hmm...ne komikti yaaa

Vee evet yine geçmişe selam çakıldı...Oğuz beyimiz feneri genelde bir atkı yardımı ile tepesine bağlıyor...aksi taktirde yük yapıyor....hep ayak bağı oluyor..Oğuzun operasyonları sonuçta büyük operasyonlar...son derece meşakatli...

Vee evet off...Oğuz mahvoldu aşkı uğruna...vallahi acıdım..nasıl sırtlandı o kocaman sobayı öyle...çok taktir ettim...vee nihayetinde...Oğuzun talimatları Edanınkilerle karıştı....vee soba sağsalim kuruldu..vee sıra odunda...ay koptum ben ya...Oğuzun dış görünüşünü tekrar tarif etmeden yapamayacağım arkadaşlar...

Altında eşofman...üstünde kolsuz beyaz tshirt vee kafasında...yine o atkı ile bağlanmış fener..aksesuar olarak ta bir kaç odun taşıyor elinde...süper...çook güldüm...:img-hyste

Çoook sıcak vee samimi sahnelerdi bunlar...mükemmel....

Odun da atıldıktan sonra

Evet oturun bakalım...devam edin buzları eritmeye...gerçi buz kaldı mı ondan bile emin değilim...diyelim az kaldı...

Vee nerden geldi kestane sizin aklınıza ya...hiper aktif bunlar ya...oturamıyorlar bir türlü...vee Oğuz üşenmeyip yukarıda depoladığı o çok kıymetli kestanelerini boşanmak üzere olduğu ama çook sevdiği eşi ile paylaşmak üzere yine yukarıya doğru çıktı....

Vee...ya ben dedim...neden Niyazi....başka ajan mı yok ya...Niyazi de hırsız gibi giyinmiş...eh resmen davetiye çıkarmışsın sen Niyazi...kusura bakma yani..çaçanın evine gidiyorsun...bari yürüdüğün yere dikkat et...eh kapıya da kösteklenince..olacağı buydu...

Yedin tabii odunu kafana...gülüyorum...

Vee ah kim derdi ki kestane şifa niyetine de yenilir diye....ne kolonya ne başka birşey...derman soba üstünde kestane kokusunda bulundu...vee Niyazi geldiği gibi gitti...sanırım kolay kolay gelmez bir daha..baksanaza çocuğun başına gelmedik kalmadı...


Vee evet kestane de türk kahvesi gibi bizim dizimizde güzel bir simge haline geldi..işte fark budur arkadaşlar...

Evet...resimden biliyorduk bunu zaten...yine klasik Eda Oğuz uyması....yine sarmaş dolaş....geçmişe yine sıcacık bir selam çakıldı...bir tek fark vardı..bu kez evet söylüyorum çocuklarda gördü...oh be rahatladım..iyiki de gördüler...vee Ceren...ah ah...bütün yaptıkların affoldu Ceren hanım...hem avukat adayı, hem iyi fotoğraf çekmeyi beceren....hemde süper planlar yapan Ceren hanım...aile ye kendinini affettirdi...bana sorarsanız...onsuz bu kez olmazdı...vallahi galiba Edayı benimseyen en çok o oldu ne dersiniz..??

vee bu kez Eda önce uyandı..hayret...gerçi arabada da o önce uyanmıştı...neyse..bırakalım hesapları..;-))

Vee sonuç itibariyle evet kamera değilde cep telefonu ile çekildi...bu ta tuttu arkadaşlar..;-))

Vee evet o dilimize doladığımız çatıdaki kahvaltı sahnesine geldik....demek Oğuz değil Eda hazırlamış...iyi hoş ta...Oğuzun boğazına dizildi...kıymeti kalmadı yani...

Evet benim en duyulandığım sahnelerden biriydi bu çatı sahnesi arkadaşlar...Oğuz damgasını vurdu...gerçekten...evet bunu ben diyorum....şaşırmayın...

Vee Oğuz sonuna kadar haklı...evliliğini kurtarmak için gerçekten elinden geleni yaptı...söylenecek laf yok...Eda da o bu bölüm damgasını vuran replikleri duyana kadar kendi ile yüzleşmemişti...eminim...inadı bunu görmesine engelliyordu...

Vee Oğuz tabiki boşandıktan sonra tüm gemileri yakacaktı...bırakın laf yapanları bir kenara onları kim takar..o sadece bir bahaneydi...ilk etapta....Eda da Oğuzun hala köşkte oturmayı isteyeceğinden nasıl da emindi...şaştım kaldım....hiç olurmu böyle Eda hanım...

Vee işte o replikler...bence dönüm noktasına vesile olan replikler...tekrar yazmak istiyorum...Fet-Say ın kaleminden...olağanüstü...tebrik ediyorum...Iki Aile ye yakışır bir dönüş ile bizim grafiklerimizi çıkarttılar...süper...vee işte :happy0064

„Köşkteki haklarımı sana iade ettikten sonra kızlarımı alıp köşkten ayrılıyorum“...dedi vee benim içim parçalandı...vee öyle güzel düşünülmüşkü..

Buğracım kamera açısını eminim sen de çok beğenmişsindir...yağmur başladı...o güzelim yağmur sesi de verildi....vee ön plana o gülün çıkması...bu aşkın ne kadar büyük olduğunun göstergesiydi...yani sözlerle bu kadar güzel ifade edilemezdi..

Vee devam...

Eda: kim ne diyecek Oğuz? Hem kapı var arada!

Oğuz: ama bunlarda (kalbini göstererek) yok Eda hanım, madem birbirleri için atmayacaklar bir arada olmaları acıdan başka birşey vermez....hiç kimseyi sevmediğim kadar çok sevdiğim bir kadını her gün görüp ona dokunmadan yaşayamam ben

Off nasıl sözler bunlar böyle....muhteşem...:happy0064

Vee evet zaten bundan sonra duygu seli oluştu...ama tam bir felaket...arka planda o eşsiz eser...vee Eda....

vee Buğracım...bak ne kadar doğru tahmin etmişsin...film şeridi geçti...alışık olduğumuz gibi...olağanüstü..bir etki yarattı...ne diyeceğimi bilmiyorum...

Nerden nereye dercesine....en dokunaklı sahneler eşliğinde....

Vee evet bu vakitten sonra Edamızda kendi ile yüzleşti...perdesiz...duvarız...doğru dan doğruya...vee çook pişman oldu...nelere mal olduğunu anladı...bu onun dava için konuşmaya gelen avukatını bile unutturdu...artık düşünün siz o pişmanlığı....

Vee öte yandan Oğuz da kendini alıştırmaya başladı...ne kadar istemesede...artık fotoğrafları çıkartmaya karar verdi...umudunu yitirdi...vee ardından kalbinden de atmak üzere...kızlarını da kendini de Edanın hayatından çıkartmak için kendini ikna etmek zorunda kaldı....

Çook duygusal sahnelerdi bunlar....çook beğendim...


Vee diğer bir detaya değinmeden geçemeyeceğim...o çok sevdiğimiz boy ölçme duvarı yine ele alındı bu hafta....bir çocuğun ailesi parçalanacağı için endişesinin vee çaresizliğinin göstergesinden başka birşey değildi bu...harika....senaristlerimizin kaleminden çıkardı ancak böyle bir yaklaşım...

Vee evet dava günü geldi çattı....

evet birileri gelecek dedik...hatta hücuuuuuuuuuum var dedik....köşk mahallesi sakinleri gelecek dedik...o kadar olmasada...aile tam kadro oradaydı...

Işte biz bir bütünüz dercesine...

Vee evet benim gözyaşlarımı fark ettiğim sahneler geldi...

Volkana sinir oldum.....bu bir gerçek eminim tek ben değilim...Füsuna kızmadım..zira işini yapmak zorunda...müvekkili için en iyisini yapmak zorunda...vee işte pişmanlığın net bir ifadesi daha...Eda Volkanın şahitlik yapmasından vazgeçti...bunu ifade etti...

Vee dava başladı...dosyalar hazır bekliyordu...;-)) fragmanda nasıl da görünüyordu..di mi..vee evet işte Damla göründü..koridorda...

Bu noktada tahminlerimiz tutmadı...hayır ben nerden bileyim..ki Feritin yine aynı hatayı yapmaya göze alabilmesini...eh yuuuh diyorum...başka birşey demiyorum....üstelik bir gazeteden...

Neyse ama yine Damla göründü...sonra Ferit adliye koridorlarında..vee hadi ne bekliyorsunuz girseneze diye ekran başında çaresiz bakışlara büründüğüm an...çocuklar tam kadro belirdiler....off süper süper...

Tam istediğimiz gibi...vee işte...kesinlikle en güzel sahnelerden birilerine şahit olduk...

Nasıl da bir aile olmuşlar...ne kadar bağlılar...Fertitin yok ben birinin değil ikisini de oğluyum demesi...Damlanın o net yanıtı...Cerenin o sert çaça çıkışı....tebessüm ettiren o iyi niyetli kızması...Efenin annesini sadece Oğuza emanet edebilme gerçeğini...vee ardından o bıdıkların olağanüstü çabalarına şahit olduk...


Timurun yine o klasik ekmek öpme sahnesi burada vee böyle bir durumda karşımıza çıkacağı aklıma gelmezdi....vee evet bizim kızıl gezegenimiz...ben ikisinin de kızıyım demesi...bütün yürekleri aldı götürdü...off işte o an mahvoldum ben...nasıl etkili bir performanstı bu böyle...

Söyleyecek laf bulamıyorum...ben....muhteşem..

Vee evet şahane bir final...fotoğraf da yerini buldu....vee ardından karar açıklandı...evet neydi...evet

boşanmıyorlaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaar....

o altı ay arada da prosedür gereği efendim ;-))...öyle yani...sakın endişelenmeyin bak....bilhassa Müge vee Fatoş abla....tamam mı...

Vee işte yine Iki Aile ya has bir final...isteme sahnesinden...vee kızılötesinin „haftaya düğün var“ demesinden bildiğimiz bir finaldi bu...o çoşku...böyle dondurarak...seyirciye an ve an yaşatıldı...

Vee evet bu kadar cümleden sonra...bir iki cümle de Efeden bahsedeyim...

Efeye yine dava görünüyor...Eda oğlumun geleceği için varsın benden nefret etsin lafı işlencek yeni konulardan biri bana sorarsanız...yani ufukta yine bir dava görünüyor..Füsun Edaya sonuna kadar desteklemye hazır...çok güzel bir dostluk başladı aralarında

Vee şu Volkan...harika bir oyunculukla...bizleri kendinden nefret ettirmeyi başardı...öyle görünüyorki..müthiş bir öfkesi var bu adamın...vee ileride kötülüklere imza atacak kapasitede...vee bencede Edaya sulanıyor bu...iğrenç gülüşü ile...;-))

Veee evet arkadaşlar...şahane mi şahane bir 70 i bölüm izledik...sanırım süresi de biraz daha uzundu çok olmasada...Buğranın dediği gibi...


Iki Aile yine o bizim çook özlediğimiz kalıplarına geri döndü...biz bu kalıpları çok sevmiştik zaten....vee böyle bir geri dönüş olacağını tahmin ettik vee hayal kırıklığına uğramatılmadık...

Vee toplarlamam gerekirse...


demin de dediğim gibi...bir aile olmak ille kan bağı gerektirmez
Önemli olan sevgi bağıdır.

Birbirini benimsemek tir, Damla bir nevresim için bile Eda ablasına soruyor....ona bakacağını söylüyor, Merve onu anne gibi görüyor, daha ne olsun.


Bu muhteşem bölümün tadına varmamızı sağlayan olağanüstü performans sergileyen oyuncularımızı kutluyorum, Hülya hanımın emeğine sağlık...ve tabiki kah bizimle oynayan kah bizi şaşırtan kah yüzlerimizde gülümsemelere sebep olan Fet-Sayımızı da tebrik ediyorum..:good:

Vee arkadaşlar...evet 7 sayfa dolmak üzere...bende aranızdan böyle hafızamıza kazılacak kadar güzel bölüme yorum yaptıktan sonra ayrılacağım için çok mutlu oldum.

Evet tatil bitti....vee ben „toz oluyorum“ toz olmak zorundayım;-((...yine maraton başlıyor...oldukça sıkı bir tempoya girmek için hazırım..sizin sayenizde iki hafta müthiş bir enerji depoladım...ellerinze sağlık...yüreğinize sağlı...böyle güzel yorumlar için....arada bir sürpriz yaparım merak etmeyin ;-))...belli olmaz benim işim...ama bunu bilin ki...yorumları vaktim oldukça okuyacağım...o yüzden boş bırakmayın burasını...yine böyle fırtınalar kopsun...


Kendinize çook iyi bakın...içinizdeki sevgi ağacını ben yokken de sulamaya unutmayın...

yine ısbatlandı...esas olan sevgi bağlarıdır..gerisi boş!!!!...

Sevgiyle kalın...iyi geceler....

bugra9
08-01-08, 04:28
Herkese Yeniden İyi Geceler...:img-wink:

:icon_shad:kahve:icon_shadGECE AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Helal olsun sana Aysun...Bende heyecanla bu akşam ki bölüme ilişkin yorumunu bekliyordum...Beklediğimden kat ve kat fazlasını satırlarının arasında buldum...Bölümden bize kâr kalan duyguyu öyle güzel ifade etmişsin ki okurken hayran kaldım...

Aysun Der ki;

Bir aile olmak ille kan bağı gerektirmez
Önemli olan sevgi bağıdır.

İşte budur...Koca bölümün belki de en kıymetli ve en üzerinde düşünülesi mesajını çok doğru ifade etmişsin...Kan bağı gerçekten birçok durumda yetersiz kalırken Sevgi bağının açamayacağı hiçbir kapı yok...Bu akşam Eda boşansalar dahi aynı Köşkte yaşayacaklarını söyledikten sonra arada kapı var derken dikkat ettin mi Aysun,Oğuz'un kalbini gösterdi ama burada kapı yok dedi...İşte bu kadar basit aslında...İnsanlar sevgi ile birbirine bağladıysa eğer ne kapı,ne mesafeler nede kan bağı kâr ediyor...Ya seviyorsundur,ya sevmiyorsundur !!! Ya vardır yada yoktur...Kardeş olmak için kardeşim diye bilmek için emek,emeğin getirdiği sevgi yetiyorda artıyor bile...

Şöyle bölüme bir adım geriden bakınca onca emek onca oyun ve çaba ne için diye düşündüm...Cevap tek cümle ile geldi..." Birlikte olmak için "...:img-wink:

Aysun sana tekrardan sevgilerimi yolluyorum sayende iki hafta boyunca bol bol güldük,bol bol düşündük sonuç olarak bol bol paylaştık,paylaştıkça çoğaldık...Bundan sonra sık yazamasan bile gözlerinin üzerimizde olması bana mutluluk veriyor...Sağlıcakla kal...:img-wink:

Evet arkadaşlar...Bu gece yine ortalığı çok dağıttık farkındayım...Bölümü resmen saçtık forumun ortasına...Ama saate bakıyorum,gitme vakti gelmiş yavaştan yavaştan...O halde şöyle bir toparlayayım ortalığı ve kendi adıma geceyi noktalıyayım...

Eda'da kalbini örtecek bir kapının olmadığının farkına vardıktan sonra devreye Zeki Müren üstadımız girer...Tam yerinde...İzleyici psikolojisi ne güzel biliniyor ama...Tam yürekler kabarmışken Zeki Müren ve Üzme Beni ile herkes allak bullak oluyor ve Aysun'un deyimiyle film şeridi başa sarılıyor...Eda ve Oğuz'un adım adım birbirlerine yaklaşmaları ve "İlk" lerini içeren etkili bir klip hazırlanmış...Aysun'un dediği gibi sanki bu bölüm yeni bir döneme açılan kapı niteliğinde...Hatırlarsanız her yeni dönemde Eda ile Oğuz'un ezdikleri,geçtikleri yola ilişkin böyle klipler hazırlanır...Artık hafızalarımızın en kıymetli yerinde sakladığımız görüntüler ve yağmurlu bir günde başlayan hikayemizin yine aynı yağmurlu bir güne uzanan acı tatlı karnesi...Burada yağmurun hüznünden tahmin ettiğimiz gibi muhteşem faydalanmışlar...Klip içinde kullanılan geri dönümler ve şimdi ki zamana geçişte yağmur sanki geçiş efekti olarak kullanılmış...Yağmurlu bir güneş batımı ve Eda'nın dükkanına demirlerin arasından süzülen kamera ile klip kusursuz hazırlanmış...Etkilenmemek elde değil...

Berna senin kliplerin dizide kullanılsa diyordu ama buda bir adım mı ne haftaya benim bir klibimi izlerseniz şaşırmayın benden söylemesi...:img-wink:

Şaka bir yana bölümde buram buram Kış Mevsimini iliklerime kadar hissettim...Hoş şimdi kıymetini tam anlamıyoruz,bir yaz gelsin,şöyle cayır cayır yanalım o zaman görürsünüz siz bu bölümler nasıl bir his uyandıracak üzerimizde...Kış koyudur,hüzünlüdür ama bir ağırlığı vardır...İddalı konuşmuyorum inanarak söylüyorum ki dizimizde kış olgusu ilk kez bu bölümde bu kadar aktif ve hissettirilerek hikayemize fon oldu...Bu yüzden yönetmenimizi tebrik etmek boynumuzun borcu...Suni yağmur çok başarılı canlandırılmış...İstanbul'un kar yağışıda dizimize bir hediye...:img-wink:

Öncelikle Senaristlerimize böyle candan oldukları için ardından yönetmenimize böyle zarif olduğu için ve son olarakta oyuncularımıza böyle inançlı oldukları için kocaman bir teşekkür ediyorum...

Ve Tabi Teknik ekibimize...Işıkçımız dahil...:img-wink: Atmosferi suni değil yaşayan bir hayali dünya kurdukları için tebrik ve teşekkür ederim...Yönetmen,Senarist ve Oyuncuların ardından dizimizin sahne makyajı,süsü teknik ekibimize ait olduğu için sona bırakmayı uygun gördüm...

Yepyeni bir günde,yepyeni umutlarla yeniden görüşebilmek dileği ile...

Hoşçakalın...

iki_ailem
08-01-08, 09:53
gerçekten harika bir bölümdü.ben o gece olan olaylara çok güldüm.ama özellikle sonu müthişti.ya biraz erken olacak ama size bir soru sormak istiyorum.sizce merve bundan sonrada eda'ya anne diyecek mi?

çocukların konuşmaları gerçekten çok duygusaldı.bütün aile oturup ağladık yani.üstelik 6 aylık evli bir çifte 6 ay düşünme süresi...müthiş...bu ayrılma olayının burada son bulduğunu düşünüp ne kadar mutlu olduğumu bildirip size veda ediyorum...umarım daha sonra daha uzun bir yorum yaparım.

görüşmek üzere; şimdilik bye

minemtoprak
08-01-08, 11:41
Bayıldım... Bayıldım... Yok böyle bir şey yaaa.Bu kadar sıcak bu kadar içten başka bir dizi izlemedim.
Öncelikle Sabutay ve Arda ile ilgili tezlerimin yine doğru çıktığını görmekten duyduğum mutluluğu dile getireyim.Sabutaycığım yaptı yine abiliğini.Saçları uzun daha çok yakışıyordu ama ben onu her haliyle seviyorum.Çok tatlı yaaa canım Sabutayım :)

Gelelim ailemize,ya içimden öyle çok şeyler geçiyorki aktaramıyorum buraya.Evdeki halleri çok tatlıydı.Oraları hızal geçiyorum beni etkileyen can alıcı sahnelerden biri Oğuzun çatı katında Eda ya söyledikleri halen tüylerim diken diken diğer olaysa matbaada Ergine sarılıp içelimmi? deyip ağlaması o yüz ifadesi o rol yeteneği.Adam oynamıyor resmen yaşıyor.

Finalde ise öldüm resmen ağlaya ağlaya gözlerim şişti.Timur ve Merve öldürdü beni.Timurun ekmeği öpmesi Mervenin annem demesi,ve herşeyden önemlisi Efe nin ettiği o büyük söz,
eğer annemi birine emanet edeceksem bu Oğuz abi olurdu...
bir erkek çocuğu için ne kadar büyük bir söz bu.Şimdilik bu kadar hoşçakalın.

ömrüm
08-01-08, 12:07
Merhaba Arkadaşlar...Çok güzel yorumlar yapmışsınız yine, ellerinize, emeğinize sağlık...

Dün akşam ki bölüm tek kelime ile " Mükemmeldi " :good::img-wink:

Aslında nasıl yorumlıcağımı bilemiyorum şu an, hala final bölümün etkisindeyim...Senaristlerimiz yine bir taşla iki kuş vurdu tabiiri caizse...Hem boşanma olmadı hem de nihayet Merve'den Eda'ya çok güzel bir mesaj geldi, tam yerinde ve tam zamanın da...:img-wink:

Eda oğuz'un planını çözünce ben açıkcası muzipce birşeyler yapmasını bekledim, ama elektrikler gidince buna gerek kalmadı yazık oğuz koca sobayı tek başına indirdi aşağıya...

Bu arada yanlış yeri arayıp boşu boşuna adama fırça atmasına çok güldüm, tipik oğuz haraketi işte :icon_whis Nereyi aradığını bile bilmiyo ama bol keseden bağırıp duruyo :P Ama çok iyi baktı eda'ya hakkını yemek olmaz, lakin bir ara korkmaya başladım eda mide fesatı geçircek diye...Eda'da az değil tabii seçtiği filme bak hele " Şalvar Davası " :P Mesaj içerikli...:icon_whis

Eda'nın niyazi'yi hırsız sanıp kafasında odun kırma hadisesi de tam bizimkilere göre bi olaydı, :dito yalnız ben kestanenin (çok sevmeme rağmen) ayıltıcı bir gücü olduğunu hiç bilmezdim, o kadar kolanya, tokat işe yaramadı iki tane kestane ayılttı niyazi'yi...

Yaman'ın düşüşü çok sert olucak, çok canını yakıcak gibi görünüyo...Ama açık söyliyim üzlceğimi hiç sanmıyorum onun için...Arda'nın evi sattığını öğrendiği an yaman'ın da refik'in de beti benzi soldu resmen, bide kimin aldığını öğrense herhalde yüreğine inerdi...:P

Bunu yazmayı unutuyodum nerdeyse, eda'nın muhallebi kılıklı volkan'a ağzının payını vermesinden çok mutlu oldum, ve işe yaramasa da onun şahitliğini istememesinden de...:img-yes: :happy0064 Muhallebi kılıklı adam ya, sen ne kadar tanıyosun yaman'la oğuz'u da kıyaslıyosun onları...

deren1970
08-01-08, 12:57
Ben Geldim Ağlak Ablanız:icon_cry:
Yahu ne oldu anlamıyorum ki bölüm bitti ağlıyordum, gece tutan öksürük krizi yüzünden uyuyamayınca saat 03.30 da foruma girdim yorumlarınızı okuyayım dedim ne yaptınız Allahaşkına Gözde olsun, Pelin olsun ben satırları okudukça gözyaşlarım sel oldu, tüm yorumları okumaya dayanamadı gözlerim yatağa yattım hala ağlıyordum. Neyse sabah oldu işe geldim tabi ilk iş foruma girmek oldu haydaaaa bu defa Aysun benim içim parçaladı ağla ağla dur. Dua ediyorum odama kimse girmesin diye kıpkırmızı gözlerin açıklamasını nasıl yaparım bilemiyorum da:icon_sorr Bu arada Buğra'nın yazısının öyle çok dramatik etkileri olmadı yanlış anlaşılmasın teknik konularla harmanladığı için etkisi üzerimde azdı yani teknik konuları es geçseydim ya yanmıştım ki ne yanmışım:img-wink:
Aysun'un anladığım kadarıyla bize veda yazısıymış bölüm yorumu adı altında yazdıkları ne diyebilirimki şu 15 günde forumumuza öyle canlılık, neşe getirdiki ben kendi adıma çok özlüyeceğim kendisini (allah allah bak yine başladı benim gözyaşlarım) tek okumakla değil azda olsa kısa da olsa yorumlarını her zaman buralarda bekleyeceğiz ailemizin Münihte açan gülünü benim karamelli dondurmalı kardeşimi:img-icecr
Yahu geçeyim şu drametize tavrımdan da ben yine Eda'ya sinirlenmeye devam edeyim:P Yapma Fatoş Abla daha nesine kızıyorsun hiç demeyin vallahi. Dün kızdığım konuyu tekrar yazmıyacağım. Evet neye kızdığımı hemen açıklıyorum. Hakim karşısına geçmişsiniz hakim soroyor düşüncelerinizde bir değişiklik var mı Oğuz hayır diye kafa sallıyor evet adam hala söylediğinin ardında peki sana ne demeli Eda Hanım hala hayır diyorsun ya:icon_twis adamın lafları yüreğine öyle bir oturmuşki kalan 2 günü nasıl geçirdiğin belli değil ve sen hala karaının arkasında olduğunu belirtiyorsun ha çocukların sahnesiyle zaten mükemmel olmuştu ama şöylede düşünürsek ya çocuklar mahkemeye gelmeseydi sen sevdiğin adamı ve çocuklarını kaybetmeye göze almıştın öyle mi ben sana ne diyeyim ya Eda ne diyeyim.
Efendim daha sonra tekrar görüşeceğiz ben hanfendiye sinirimi bir yazayım diye uğradım, devamı gelecek
Görüşmek üzerebye

jiko
08-01-08, 13:19
herkese selam.
akşamki bölüm neydi öyle ilk sahneler süperdiii valla oğuzu taktir ediyorum. edacığını nasılda baktı öyle yanlız fazla aşırıya kaçtı galiba :img-wink:
anlatacak o kadar şey varki bu bölümden ama ben hala çatı katındaki kahvaltı ve eda ile oğuzun o müthiş dokunaklı konuşma sahnesinde ve ayrıca mahkeme salonunda özellikle merve ve timurun konuşmalarında kalmış durumdayım akşam seyrederken gözyaşlarım sel oldu gitti tutabilene aşkolsun sabah işe geldiğimde dayanamadım birde malum siteden izledim gözlerim hala yanoyor ağlamaktan:sad53: aferin size çocuklar müthiş bir iş birliği yaptınız ve gereken herşeyi söylediniz. edada oğuzun kahvaltıdaki konuşmalarından sonra pişmanlık duydu bence boşanacakları için ama inatçı işte bir türlü vazgeçmiyor sinir oldum yaaa hakim karşısında ağlıyorsunda peki neden haaa....
umarım hakimin dediği altı ay düşünme payına gerek kalmaz ve bizimkiler orada davadan vazgeçerler. ve 70. bölüm dönüm noktamız herşeyin yeniden başlangıcı olur
bütün herkesin yorumlarını okudum acayip duygu yüklü yorumlarını var insan okurken sanki bir daha seyreder gibi oluyor. yorumlarınıza aynen katılıyorum sizin gibi uzun uzun yazmak için pek vakit bulamıyorum.

loralai
08-01-08, 15:33
ay özet gelmiş ama özetten önce şunu söyliim güzel bir özet bu arada bölümde herkes farketmiştir sanırım volkan gerçekten edaya asılmaya başladı ve edada bunun farkına vardı oğuzun haklı olduğunu anladığı için istemedi volkanın şahitliğini bence

birde ben oğuzun bu bölümlerden sonra hemen herşeyi kabul etmesini istemiyorum eda bu boşanma durumunda çok yanlış yaptı ki ben edacıyımdır normalde ama köşkten taşınacağını söylediği halde vazgeçmedi davadan üstüne üstlük volaknı şahit yaptı (son anda vazgeçtiğinden oğuzun haberi yok sonuçta)bence bu oğuz için çok kırıcı bi durum oğuzun edaya trip yapması lazım şu durumda diye düşünüyorum ama olmıycak sanırım özetten anladığım kadarıyla yani

oğuzun sinirine bulduğu kılıfıda çok merak ettim valla psikoloğa gitmeside ayrı bir aşama oğuz için önümüzdeki bölüm 70. bölüm kadar can alıcı olmıycak tahminimce zaten olmamasıda gayet normal

jiko
08-01-08, 17:36
yaşasınn yuppii özetimiz gelmiş, hoşgelmiş. çok merak ediyordum zaten 71. bölümü birde cuma gelsede fragmanı görsek çünkü ikisi farklı oluyor bazen herneyse
bu hafta köşkte yine bütün mahalleliyi göreceğiz anlaşılan oğuza yapacakları baskıdan hariç birde eda ile uzunca bir konuşmaları gerekiyor bence büyüklerin eda maşallah nuh diyor peygamber demiyor yanii. ahhh oğuz ortalığı düzeltmek ve eda ile barışmak için türlü yollar deniyorsunda neden hep kabak senin başında patlıyor yine bir akıllanamadı. Şu volkanda çok olmaya başladı artık tahir ağa olaya el atsa bence artık iyi olur yamanda korkak şey arkasında volkan var diye atıp atıp duruyor allah seni tahir ağanın ve köşktekilerin gazabından korusun yakında yamanın güvercin ters takla :good:

deren1970
08-01-08, 18:50
Allahım ya bende bir terslik var yada bölüm gerçekten fevkaledenin fevkindeydi:P Bu saat oldu aralıklı olarak son sahnediki bıdıkların konuşmasını açıp açıp izliyorum, izledikçede ağlayıp duruyorum. İnsanın kendisine işkence yapması durumu budur sanırım:img-yes:
Ben daha bölümün etkisinden kurtulamadan özet gelmişte vallahi benim umduğum gibi bir özet gelmemiş. Hiççç bu kadarda Oğuz'cu olma fatoş abla demeyin arkadaşlar kusura bakmayında Eda Hanım'ın inadının devam etmesiyle eğer çocuklar yetişmeseydi bu çift boşanacaktı di mi:img-yes: Eeee ben niye Eda Hanımı affedeyim ki inadını sürdürerek çok sevdiği adamdan ve kızlardan uzaklaşmayı göze aldı ya çok ama çok kızgınım hanfendiye.
O yetmiyor özete bak bütün herkes Oğuz'a yükleniyor Allah Allah yavvv sanki bı kadar yokuşa süren Oğuz, niye Eda hanım'a kimse birşey demiyor anlamıyorum ki:icon_sorr
özeti daha sonra uzun uzun yorumlamaya çalışacağım inşallah ta ben şu koyu olarak kopyaladığım cümleye takılıp kaldım iyi mi.
Ancak bulduğu bu cin fikir onu fena çarpar. Eda ile işleri düzeltmek için çevirdiği dolap yüzünden hayatı kabusa döner. Ne demek şimdi bu ya. gelde Münihteki karamelli dondurmayı arama. Her ne kadar fragman uzmanı olsada ben biliyorum ki özet uzmanıdır kendileri:img-wink:
Bu arada yazayım da pelin hanım'ın özelden Allah bilir msn de de karşılaşsak kurtulamayacağım şu sahneyle ilgili teşekkürür yapayım. Pelin hanım oldu mu, içiniz rahat etsin:img-yes:
Efendim bir önceki bölümde elleri yanan Oğuz'cuğuma bir krem sürmeyi çok gördü Eda hanım diyerek hayıflandığım sahneyi gözönünde bulundurup, bu defa elini soba kurarken kesen Oğuz'un parmağını öpen Eda sahnesini gösterdiğiniz için, yazdığınız için kocaman teşekkürler sayın Fet-Say beyefendiler:happy0064
Şimdi bu sahneyi görüp benimde dediklerimi gözönüne aldığınız fikrini pek kabul etmiyorum (etsem isteklerim artar da:img-wink:) ama bu sahneyi gözönüne aldığınızı kabul ediyorum çok teşekkürler.
Bu arada şu olkan hala gözüme kötü karakter olarak ilişmiyor ben hala onunda vicdanlı biri olup, şu evler konusunda bilmiyorum ama Eda'yla yapacağı bir konuşmayla bu işi bırakacağını düşünüyorum. Çünkü mahkemede çocukların o konuşmalarından etkilendiğine göre bir vicdanı vardır sanırım:img-yes:
Bu arada ister kabul edin, ister etmeyin ama bu bölümde Yaman-Arda-şule sahneleri bence diğer bölüme göre azdı, sonuç olarakda böyle güzel bir bölüm izledik. Ne kadar onlarla olan sahneler az olursa kendi adıma bölümlerden alacağım zevk daha da fazlalaşacaktır.
Yine çok konuştum, saçmaladıysam affola
Sevgilerbye

FATMANUR_26
08-01-08, 19:29
walla fatoş abla sana katılıyorum yazılı dolayısı ile isleyemedim ama şimdi yarım yamlak isledim çoook güzel valla yarın fizik yasılım var ben hala burdatım...
nese böüm gerçekten güzeldi hele sonuna bititim yaw ben bu cereni varya nasıl foto çekmek aklına geldi nese çoook güzeldi
walla emeği geçenlerin ellerine sağlık.....

Demi77
08-01-08, 22:27
Merhaba,

bu formda pek aktif degililm . Ama diziyi artik devamli izler oldum.
Cünkü dizinin , oyunculari yani karakterleri , ortamlar cok tatli ve sevimliler.
Dizinin izlebenisi cok .

Son bölümde cok güzeldi. Oguzun ona hastayken bakamasi. Ortami ayarlamasi.
Ama ertesi gün Edanin devam eden tripleri mahkemede mahkeme diye inadi hem bence cok sacam hemde senaryo acisindan cok zayif.

Tamam Oguzun bazi asiri hareketleri vardi. Mesela Edanin dükkaninda adama saldirmasi felan. Yada Eda ya ikide bi bosarim demesi felan. Ama bunlar oldugu icin birbirini essek gibi seven iki insan ayrilirmi ya ?

Üstelik birbirinin cocuklari Eda abla , oguz abi diye ölüyorlar.
Eda bu kararinda israrli olurken cocuklari düsünmemeside yine cok sacamaydi !

Neyse ki bu ayrilma isi bitti simdilik.

Selamlar - Demi77

bugra9
08-01-08, 22:56
Herkese İyi Akşamlar...:img-wink:

Gün boyunca yazılan,çizilen tüm yorumları büyük bir keyif ile okudum...Tahmin ettiğimiz gibi bütün arkadaşlarımız dün gece ki bölümden epeyce etkilenmişler ve yorumlarını samimi bir dil ile paylaşmışlar...Bende bugün yaşadığım ve sonuç olarak sizlerle paylaşmak istediğim bir konuyu açmak istiyorum...O zaman Akşam Ajansı diyelim,bakalım gündemimizi neler belirleyecek...

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI... :icon_shad:kahve:icon_shad

Bugün televizyonda karşılaşacağımı umut etmediğim biri ile karşılaştım...Artık dün geceden kalma yorgunluktan mı dersiniz, yoksa uykusuzluktan mı orasını bilemiyorum ama koridorin sonunda Atilla Arcan'ı görünce ne kadar şaşırdığımı eminim ki tahmin edersiniz...Bizim televizyonda program yapıyor fakat onun programları dışarıda çekilen paket programlardan olduğu için binada karşılaşacağımı düşünmemiştim...Sonradan anladım ki programının montajında bulunmak istemiş...Tabi böyle bir fırsatı kaçırmak istemedim ve tanıştım...Kısa bir sohbetimiz oldu ve ben konuyu son yıllarda dizi setlerinin tozunu yutmuş olan oyuncumuzun set tecrübelerine getirdim...Atilla bey son dönemde dizi setlerinde istediğini bulamadığının altını çizerken setlerin teknolojik olarak bir dönem çektiği türk filmlerine nazaran büyük ölçüde geliştiğini söyledi...Bende setlerde gelişen teknolojik değişimlere olan ilgimden bahsettiğimde bana bir kaç tane web sitesinin adresini verdi...Setlerde malzeme temin edilen,set araç gereçleri,kamera çeşitleri gibi dizi setine dair aklınıza ne gelirse bilgi alabileceğimiz birkaç internet sitesi...Kendi de bulunduğu setlerin reji bölümüne büyük ilgi duyduğu için ufak çekim ve kamera tekniklerinden bahsetti...

Benimde direk aklıma İki Aile geldi...Dün üzerinde konuştuk,hatta uzun süredir konuşuyoruz...Metin Günay dönemi ile başlayan ve Hülya Bilban'ın da aynı tekniği devam ettirdiği kameranın kişiselleştirilmesi hikayeye dahil edilmesi tüm yönetmenlerin bildiği bir teknikmiş...Hatta bu çekimler için " Glide Cam " adı verilen özel kameralar kullanılıyormuş...Glide Cam kameramanın üzerine geçirdiği bir sistem...Fakat sistemde kamera titremeden ve dengeli bir şekilde gerçekten bir insanın vucudunda kişiselleşiyormuş...Bunu öğrendiğimde direk aklıma Pelin geldi...Pelin hatırlarsan seninle bu konuyu uzunca bir süredir konuşuyoruz,üzerine tahminler yürütüyoruz meğer tüm yönetmenlerin bildiği bir teknik üzerine konuşuyormuşuz...:img-wink:
Şimdi dün gece ki yayınlanan bölümden bir kare geldi gözümün önüne...Hani Eda ile Oğuz karanlıkta kestane yerken kameramızda Köşkün içinde usul usul geziniyordu...Hareketleride bir insanın kıvraklığında ve doğallığında olduğu için hoşumuza gitmişti...Bu sistemi öğrendikten sonra aynı sahneyi yeniden izledim ve emin oldum ki kesinlikle bahsettiğimiz bu teknik ile çekilmiş...:img-wink:

İşte böyle arkadaşlar...İki Aile'nin çekim tekniklerini uzaktan olsa bile yavaş yavaş öğrenmeye,vâkıf olmaya başlıyoruz...Bu da benim çok hoşuma gidiyor...Çünkü ilk kez bir dizinin vitrini kadar mutfağıda renkli ve gözlemlenmeye değer...Atilla Bey'e üstü kapalı şu jimmy jip konusunuda sordum...İç mekanlar için kullanımı mümkün mü diye...Tahmin ettiğimiz gibi iç mekanlar için daha ince ve daha kısa sistemler varmış...Hem daha hafif hemde daha kolay kurulabilir sistemlermiş...Dizilerin sağ ve sol üst köşeden yapılan sabit çekimleri bu sistem ile çekiliyormuş...Bu sistemde her sette bilindik ve çok uygulanan bir yöntemmiş...Eehh bizde öğrenmiş olduk...:img-wink:

Bu konular bitmez...Atilla Arcan'da ekran önü kadar ekran arkasında da sıcak kanlı ve samimi bir insan olduğunu yaptığımız kısa sohbette göstermiş oldu...Zaten aldığım ufak bilgiler benim için hazine değerinde,sizinle paylaştım,ilginizi çekeceğini düşündüm...Çünkü İki Aile artık yalnızca hikaye bazında değil bir bütün olarak baktığımız bir proje olduğu için tüm bilgiler paylaşılmaya değerdir...:img-wink:

yesilcamkolik
08-01-08, 22:56
cok güzel bir bölümdü hakimin kararina cok sevindim bosamayacagini tahmin etmistim ama 6 ay zaman taniyacagini beklemezdim bence alti ay sonra eda ile oguz baristirip diziyi bitirecekler yaz tatilinde yada sezon finali mahkemede olacak ama bence bir sezon daha devam etmesin tadinda biraksinlar daha iyi

BERNA
09-01-08, 00:02
Dün gece siteye girme şansım olmadı ancak diziyi izlediğimde, hele sonunda şöyle bir rahat 'ooh' çekmedim desem yalan olur. Şimdi hemen barışmasalar bile en azından boşanma işinin rafa kalktığını artık biliyoruz ;) Çok küçük bir ihtimal veriyordum ama eğer boşansalardı zaten özellikle AB grubunda düşmüş olan izlenme oranları artık tepetaplak gidecekti, çevremden ve sizin yazdıklarınızdan edindiğim izlenim buydu. Neyse ki genel olarak mükemmele yakın bir bölümle (sadece sonu değil bölüm baştan aşağı doğruydu bence ;)) büyük bir yanlıştan dönüldü. Dizide hem çok ağladım hem de çok güldüm, demek ki dizi beni eskisi gibi etkilemeyi başarmış bu bölüm. Birkaç bölümdür bazı sahneleri sadece oyunculuk iyi diye beğeniyordum, yüreğime dokunamıyordu. Bu bölümde ise bu tarz bir sahne olmadı, çok iyi bir bölümdü daha önce de yazdığım gibi :good:

Sizin yazdıklarınızı detaylı okuyacağım ama ekleyeceklerim olacaktır sanırım ancak önce ben içimdekileri bir dökeyim ;) İzleyicilerin isteklerini ele alan bir senaryo grubumuz olduğuna ben de inanıyorum. Benim (bir kısmı bizim) isteklerim de ele alınmıştı sanki ;) Öncelikle daha önceki bölümlerde ya bu çocuklar niye Oğuz'a yeterince destek olmuyorlar diye düşünüp kızmıştım. Sonuçta amaç aynıydı, boşanmayı önlemek. Bu bölümde bunu tüm çocuklar eksiksiz gerçekleştirdiler. Tahir Ağa ve Melahat da, yalan söylemeyi beceremeyen ve belli ki Eda'dan korkan Safiye, ve de gecenin talihsizi Niyazi de bu amaca ortak oldular. Son zamanlarda işi uzatanın Eda olduğunu hepimizi yazmıştık ve de çocukların artık taraf olması gerektiğini düşünüyordum. Eda'yı belki kırmadılar sözleriyle ancak saflarını açıkça belli ettiler.

Diziden çoğumuzun isteği Eda'nın da işin ciddiyetini anlaması gerekmesiydi, onu da Oğuz'un çok haklı resti ile anladı. Zaten gece hoşuna gitmişti çok, eski günlerdeki gibi olmayı sevmişti. Boşansa bile aynı köşkte oturacaklarını sanmıştı ve de Oğuz bombayı patlattı. 'Bu kadar çok sevdiğim bir kişiyi her gün görüp dokunmadan yaşayamam.'Son sahne de çok güzeldi, yine çok ağlattı ancak bu sahne bence muhteşemdi. Emre Kınay bütün yaptıklarının sonuca ulaşmamasına, bütün emeklerinin hiçe sayılmasına, üstelik bir de aksiliklerinin neredeyse Yaman'ın yaptıklarıyla kıyaslanmasına çok içerlemiş olan Oğuz'u harika canlandırdı. Özellikle Eda'nın 'o kadar uğraştım bari kahvaltı edelim' sözüne manidar gülüşüne diyecek söz bulmakta zorlandım. O nasıl bir içerlemedir öyle... Sonrasında da yine aynı kırgın tonda kararını açıkladı. Yaman'la aynı noktaya gelmeyeceklerdi çünkü Oğuz kızlarını alıp gidecekti. İşte o anda İclal Aydın'a çok zor bir sahne düştü, Oğuz'u boşamakla onu tamamen kaybedeceğini anladığı sahne... Gerçekten de şoke olması gerekiyordu, oldu da. Sonrasında konuşmayı zor toparladı, eveledi, geveledi, üzgün üzgün bakmak dışında birşey diyemedi. O son sözünü söylemişti, Oğuz da söylemişti. Eda zaten karakter olarak sözünden dönecek birisi değil, o şokla zaten ekleyecek birşeyi kalmamıştı. O sahnede Eda'ya aynen şöyle dedim (yalnız seyretmenin güzelliklerinden birisi) 'Ya Eda Hanım herkes senin istediğin gibi davranmayabilir bu dünyada. Dünya senin etrafında dönmüyor.' Eda'nın bazı konularda çok özverili olduğunu inkar etmiyorum ancak eskisine kıyasla son zamanlarda inanılmaz bencil buluyordum onu karakter olarak.

Ondan sonra da Buğra'nın kliplerini hatırlatan çok güzel bir klip geldi. Bu isteğimiz de olacak galiba Buğra haklısın ;) Her neyse, klipte aslında görüntü seçimlerinin çoğunun evlilik öncesine ait olmasını da çok beğendim. Sonuçta Eda evlilik anlarını feda etmeye hazırdı ancak Oğuz'un komşusu ve yanıbaşındaki sevdiği olmasını kaybetmeye hazır değildi. 'Sensizliği ben seçmedim.'Eda Oğuz'suz olmayı belki seçmemişti ancak yaptığı seçimin bunu getirdiğini çok acı bir şekilde anladı. Eda'nın sonraki hiçbirşey yapmama basiretsizliğini de açıkcası ben biraz hala şokta olmasına bağladım. Mahkemede konuşamamasını da, Volkan'ın şahitliğine yeterli itirazı gösterememesi de bence hala şoku atlatamamış olmasındandı. Yine de bir kararsızlık ifadesi gösterebilirdi diye düşünmedim desem de yalan olur.

Yaman'ın saf kötü olmadığını düşünüyorum, bunu hep de yazdım. Kalın kafalı, fırsatçı ve de en fazla iki adım ötesinidüşünebilen birisi, fakat bence şeffaf bir karakter, hislerini saklamada hiç başarılı değil ve de tuhaf bir şekilde de olsa oğullarına düşkün bir baba. Senaristler de karşımıza bir saf kötü olan Volkan'ı çıkardılar ki ben bu kıyaslamayı yapabileyim ;) Volkan bir kere hiç şeffaf değil, amacı uğruna önüne kim gelirse gelsin sele katıp götürebilecek kadar acımasız fakat mafya düzenine karşı geldiğini iddia ediyor. Eda'ya evli olmasına rağmen nikah yüzüğünü de çıkartıp asılmaktan çekinmiyor. İntikamının dayandığı geçerli bir sebep de yok bence, neymiş efendim dayak yemiş kıskanç bir kocadan. Volkan'ın sempati duyulacak tek bir yönü yok, yalnız oyuncu çok başarılı :)

Yaman bu bölüm her zamankinden farklı bir şekilde bir kısmı komik sahnelerde vardı, ağırlığı da istediğim dozda ne hiç yok olmuş, ne de bölümün hakimi durumundaydı. Yaman zaten baba sıfatıyla dizide olacak, mutlaka bazı faaliyetlerde de bulunacak ancak izleyiciye bıkkınlık getirmenin de gerçekten alemi yoktu. Ha ben yine beğenirdim ancak genel izleyiciye hitap etmiyordu Yaman sahnelerinin neredeyse eşit olması.

Yaman ve Eda'nın telefon sahnelerinde ben haftalardır geriliyordum ancak bu hafta güldüm o sahnede. Refik uzun zamandan beri ilk kez doğru bir tespitte bulundu. Yaman'ın biraz aklı başına geldi. Eda da biraz canı Yamancılık oynamak istedi ve de olmayacak cevaplar verdi karşısındakine. Neyse ki hazetmeseler de oturup konuşma kararı aldılar. Sonuç çıkar mı o başka ama birbirleriyle konuşma çabası olmadan kararlar almamalıydılar ikisi de. Bu arada velayet davası konusunu biraz gereksiz buluyorum. Oğlan zaten yakında 18 yaşına girecek, onu daha fazla yıpratmaktan fazla bir işe yaramayacak bence. Zaten içimden bir ses der ki; Efe'nin gitme konusundaki ciddiyeti mahkemesiz bir karar alma yönüne itecek eski eşleri.

Yaman köşke bulaşmak istemiyormuş, ben kendi isteği olmasa da hoşuna gitti sanmıştım fakat anlıyoruz ki Yaman'ın önceliği Şule'yi kandırdığı plan olmuş. Yaman'ın kaybetme korkusu yaşadıkları içinde hala para kadar Şule'nin kendini iyi hissettirmesi de var diyorum. Yaman Şule'ye pek laf etmiyor. 'Aptal kadın' veya 'nasıl kandırdık enayiyi' sözlerini hiç duymadık Yaman'ın ağzından, belirsiz biraz ama tahmin edebilmeyi seviyorum. Arda'nın villayı satması karşısındaki şaşınlık ve zoraki sevinç de benim en çok güldüğüm ve zevk aldığım sahnelerden birisi oldu. Ne demişler 'şeytan azapta gerek' :)

Yalnız Şule değil Tahir Ağa korkusu da gizlenme ihtiyacı doğurdu, ona da güldüm. Ve de Türk filmlerinin vazgeçilmez teması davetsiz misafirlerin başından bir kova su dökme sahnesi ;) O da neşelendirdi ama deli raporu konusuyla da inceden inceye bir mesaj verildi. Biraz çocukça bir yöntem de olsa, geçmişe ve anılara bağlı olmanın ve bunun için savaşmanın 'delilik' olduğunu düşünüyoruz genelde. Kaybedeceğimiz gibi duran savaşlara atılmayı istemiyoruz artık, 'yeldeğirmenlerine karşı Don Kişotluk' ya masallarda ya da filmlerde kaldı. Güzel bir toplum eleştirisiydi.

Damla ve Ferit'in kıskançlık hikayesinde abartılı tepkilerin savaşı vardı. Ferit özellikle yaptı ancak Damla'nın tepkisini geçen bölüm abartılı bulduysam da Ferit'in de pürü-pak olaydan sıyrılmasında senaristlerimizin erkek olmasının etkisi vardı. Şimdiye kadar dizi boyunca hiçbir bölümde bunu hissetmedim ama bu sahneleri erkeklerin yazdığı biraz belli oluyordu ;) Fakat özellikle Öner Erkan o kadar başarılıydı ki sahnede, gülmek için yazılmış bu sahnede yine de çok güldüm.

Bölümde beğenmediğin bir kısım olmadı mı diye sorarsanız vardı. Ufak bir bölümdü ancak geçen bölümdeki Volkan ve Yaman tesadüfü neyse de Sabutay ve Volkan'ın babasının tesadüfünü sevmedim. Ne olacakmış bir de kumarhane olacakmış, sessiz kalınacakmış. Hayır Sabutay yine hatırlı bir dost bulsun ille de villanın satılması için tek yok buysa. Zaten kördüğüm olmuş bu duruma böyle bir tesadüf daha bence biraz fazla kaçtı. Yaman'ın şaşkınlık sahnesine bayıldım o başka ancak bu tesadüfü de sevmedim. Şer cephesi iyice birbirine giriyor güzel ama inandırıcı gelmedi bu kadarı.

Daha detaylı yazmak istediğim Oğuz'un hastabakıcılık saatlerini ve o geceyi ve de mahkemede çocukların hepsinin niye farklı fakat bir o kadar da anlamlı cümleler seçtiğini uzun uzun yazacağım ancak önce bunu göndereyim :)

deren1970
09-01-08, 14:12
Merhabalar ailem
Yine sayfalarımız ıssız kalmış, uğrayan olmamış busaate kadar. Artık bende içtimaya filan çıkmayacağım. Maden gelmek istemiyorsunuz, yazmak istemiyorsunuz ne yapabilirm / yapabiliriz ki demek ki dizimiz sizi buralara çekemiyor artık:icon_sorr (ya birde böyle bir yol deneyeyim ne olur, ne olmaz:img-wink:)
Efendim sayfamıza gelmeden yine özeti şöyle bir okudum resmen içim sıkıntıyla doldu. Sizi bilmem ama bu özete bakarak hiçte iyi bir bölüm beklemiyorum maalesef. Zaten 2. sezon 1 bölümü beğendiysek ondan sonraki 2-3 bölüm bizi yada beni sıkıntıya sokan bölümler seyrediyordum. Şimdi biz 70. bölümü beğendik tamam 2-3 bölüm yine bizi gericekler anlaşıldı.
Gelelim neden bu kadar karamsar olduğuma:img-yes: Ben artık lütfen ama kütfen terazinin iki tarafının dengede olmasını istiyorum. Özete baktığımızda herkes hala Oğuz'u suçluyor ya pes diyorum artık:icon_conf neden Eda'ya birşey söylenmiyor, hanfendi inadından bir adım bile geri çekmedi, çocuklar olmasaydı boşanmışlardı onlar boşansaydı bendenizde diziyi seyretmeyi boşayacaktım:P Eğer Seda ablam olsaydı Eda'nın hakkından gelirdi. Eda'nın gözünü açacak, yanlış yolda olduğunu söyleyecek kimse kalmadığından herkes Oğuz'a yükleniyor. Kırılan Oğuz oysa hanfendi yaman gibi kişiliği tartışılacak kişiyle aynı kefeye koydu Oğuz'u olacak iş değil yani.
Gelelim diğer konuya eşlerden bayan olanın daha fazla para kazanması çoğu ailede çok büyük sorundur bu durum hatta kimi ailde boşanmaya bile götürür çiftleri ( çevremden de gördüğümü aktarıyorum efendim, yoksa nereden bileceğim:bilmim) şimdi bir S.O.S durumu daha. Eda Oğuz'dan fazla para kazanmaya başlayacak, bu durumu tartışmalarında koz olarak kullanırsa ben olacakları, bu kalp kırıklığının nasıl düzeleceğini hiç tahmin edemiyorum işin açıkçası. Hanfendi bir boşarım lafıyla herşeyi yaktı yıktı bu durumda Oğuz'un kalbi kırıldığında adam boşanmak isterse onu kim haksız görebilir (tabi mahalleli ve aile) ben hariç:img-wink:
Neyse daha fazla moral bozmadan (lafa bak:P) artık dizimizde görmek istediğim şeye geleyim. ben artık iki ayrı katta masaların kurulmasını is te mi yo rum:img-yes: lütfen ailemiz ne olursa olsun o sofraya hep beraber oturup kalksın, Eda hanımda artık yeter bir zahmet kendi katlarına çıksın, kendi odasında yaşasın. Hoş en ufak bir lafta yine alt kata yerleşir ama ben artık bunları izlemek istiyorum
Sevgilerbye

deren1970
09-01-08, 15:23
Evettt yine ben
Hazır forum bana kalmış. Kimse gelip gitmiyor kendi kendime yazıp durayım bari:P
Şimdi efendim bölümden beğendiğim diğer bir sahnede bizim bızdıklarla Tahir Dedelerinin ilişkisiydi:img-yes:Dışardan bakan kim der ki bunlar köşkü 2 kişiye satan dolandırıcı bir adamın babasıyla, o köşkü satın alan iki kişinin çocukları arasındaki bağ diye:img-meeti
Artık aralarında nasıl, ne zaman olduğu hiç önemli değil öyle bir ded-torun ilişkisi kurulmuş ki Tahir ağaya sorsalar ağa kaç torunun var diye bizim bızdıkları ilk sırada sayar herhalde:img-yes:
Hep gıpta etmişimdir dede-torun ilişkilerine. Ben yaşayamadığım için, dedem soğuk, sevgisini gösteren biri değildi ki hiç bilmem elimden tutsunda sokak başına kadar da olsa yürütsün beni. Dolayısıyla yaşayamadıklarıma özlemimde bu yüzden fazladır. Tahir ağanın elleriyle meyve yedirmesi olsun, çocukların dedelerinin yanaklarını öpmesi olsun çok ama çok güzel sahnelerdi:good:
Neyse yine ara vereyim, duygulandım, toparlanayım ne de olsa bölümden paylaşılacak çok sahneler var
Görüşürüz

icom_
09-01-08, 15:28
Herkese merhabalar.

Özetimiz gelmiş fakat pek hoş gelmemiş..daha öncelerinde de edayı savunan oğuzun artık söylediklerine ağzından çıkanlara bir dur demesi gerekiyor diyen ben artık edanın çok olduğunu düşünüyorum.
Şimdi bir kahvaltı yaptıkları sabaha gidelim..Oğuz a yapma diyor boşanmayacakmışız gibi davranma..
Üstelik burada bana boşanmak için söylediği sebep çok saçma geldi..bu yaştan sonra anlamış ki birinin ona onu yap bunu yapma demesini kaldıramıyormuş..başka bir çift için bu bahane bulunmuş olsaydı tamam fakat söz konusu olan çift eda ve oğuz..
Onlar zaten normal bir çift değiller..birbirlerini tanıyorlardı eda da oğuzun huyunu biliyordu önceden..işte bu sebep bana yetersiz geldi..havada kaldı biraz..

Daha sonra oğuzun gideceğim lafını duyduğunda nasıl da şok oldu..Gitmeyeceğinden üst katta kalacağından o kadar eminmiş ki eda..

Yani, ayrılacaklar ama yaşam her zamanki gibi devam edecek..boşanma aşamasına gelmişler ama ayrılığı tam olarak kavrayamamış herhalde eda..

,işte bu yüzden diyorum ayrılırız ama nasıl olsa üst katta görürüm kırarım ama nasıl olsa alt katta yaşıyor bir şekilde gönlünü alırım.. diyebildikleri için kaybetme korkusu tam olarak anlayamadılar..
Ne zamanki oğuz giderim dedi işte o noktada edanın bir şeyler kafasına dank etti..

Ama buna rağmen eda da hiçbir değişiklik olmamasına çok şaşırdım..

Oğuz çok kırıldı..Birde üstüne üstlük volkanı da mahkemede şahit yaptı bu çok onur kırıcı bir şey oğuz için..
Şiddetli geçimsizlik için volkanı şahit yapıyor..

Tamam boşanamadılar belki ama neden..*
Çocuklar yüzünden ben şahsen bundan sonra oğuzdan hiçbir atak beklemiyorum..
Edanın inadı da yaptıkları da çok fazla oldu..Çocuklar olmasaydı boşanacaktı ya..bu kadar kolay mı..?

Bundan sonra oğuz tavır yapmalı..tamam belki biraz daha uzayacak bu mevzu ama hiç olmasa oğuzun kırılan kalbi düzelecek..
İşte bu yüzden özetten hiç memnun değilim..Yine oğuz atakta..eda hanımda tık yok..

Eda oğuz gibi bir organizasyon düzenlemediği sürece bana hiç samimi gelmeyecek..

Bende Fatoş abla gibi düşünüyorum..terazinin dengelenmesi gerek artık..hep oğuz a yükleniyorlar bu ne canım adam elinden geleni yaptı..

İnşallah eda nın da yaptığı bir organizasyonu görebiliriz..

ggnibsgk
09-01-08, 18:05
Selaamlaarr ben geldiimm:)

Fatoş Abla bak vicdanımı sızlatıyosun nappçam ben senlee!!!İşte geldim tamam.:) Ama fazla kalamıycam her zaman ki gibi...Haftaya bişey yazma şansım sıfır olucağı için şimdilik biraz depo yapıyorum ben de ehuehue...:img-wink:

Eveet özetimizz gelmşş..Öncelikle Pelin'e teşekkürler efendimm...Özeti didikleyemiycem ama genel bişeyler söyleyebilirim...O kadar vaktim var...

Oğuz'un sürekli evliliği için çabalaması gerçekten artık kötü olmaya başladıı...Bu konuda Fatoş Abla ve Nur'un söylediklerine sonuna kadar katılıyorum...Hayır,Oğuz'un bu şekilde sürekli Eda'nın peşinden koşan biri olarak gösterilmesi kötü bişey diill tabii kii..Adam aşıkk yaniii neticedee!...Ama artık Eda,kötü ve umursamaz bi karakter haline gelmeye başladı...Yani tabii kii Eda'nın öyle olmadığını biliyorum ama Eğer ben,Oğuz Eda'yı üzdüğünde mutlu oluyosam(bknz;Oğuz'un köşkten taşınacağını söylemesi,ayrıca imzama da bakabilirsiniz, Gözde’cim süper olmuş imza çokk teşekkürler:)) o zaman bi sorun var demektir,Eda karakteriyle ilgili...

Haa sahi,hazır o sahneye değinmişken ben de söylemeden geçemiycem...Haftalardır söyledik durduk,Eda ve Oğuz birbirini kaybetme korkusu yaşamalı da yaşamalı diye...Sonunda boşanıyolardı,Oğuz'da kaybetme korkusu var Eda'da yok!...Bu işte bi terslik olduğu belliydi...Sonunda da ortaya çıktı yani,Eda hanımımız,aslında Oğuz'u kaybedeceğini hiç düşünmemiş ki...Eda'nın gerçekten Oğuz'un üst katta yaşayacağına dair saçma bi düşünceye kapılmış olmasına inanmak istemiyorum...Eda'nın bu sorusuna Oğuz'un verdiği muhteşem cevabın ötesinde,ben bir de amiyane tabirle bişeyler söylemek istiyorum...

Eda,galiba evliliği sadece aynı odada yatmak zannediyor...(Anladınız siz demek istediğimi:icon_whis) Evlilik dediğiniz şey,ecnebilerin dediği gibi:img-wink: iyi günde kötü günde,hastalıkta sağlıkta birlikte olmak,birbirinin acısını paylaşmak,birbirine destek olmak,düştüğünde sana yadım edecek birinin daima yanında olduğunu bilmek değil midir??? Evliliği evlilik yapanlar bunlar değil midir? Anladığım kadarıyla Eda evliliği bi kağıt parçasından ibaret görüyoo...

Yahu adama katlanamıyosan,"bu yaştan sonra başkalarının onu yap bunu yap" demesini çekemiyosan,üst katta oturan adamın da onu yap bunu yap demesini çekemezsin...Madem Yaman'la aynı kefeye koyuyosun adamı,e o zaman alt katında da oturma...Çünkü durumunuz o kadar vahimse,altlı üstlü oturunca da olur o vahim kavgalar...

Yok yokk ben Eda'yı anlayamıycam...Ve kesinlikle Oğuz'un çektiği o güzel restten sonra hala Oğuz'un evliliği kurtarmak için çabalaması beni çok rahatsız etti...Hayır tabii kii inat etsin,nuh desin,peygamber demesin demiyorum...Tamam,Oğuz, sinirine hakim olmak için psikologa gitsin ama artık Eda da bişeyler yapsın...Lütfen yanii...Eda da mantıklı düşünmek için bişeyler yapabilir bence...Mesela mantık dersleri almaya başlayabilir...:img-hyste

-Şimdi Eda hanım,boşanmak çiftlerin,çeşitli sebeplerle birbirlerine katlanamamaları sonucu birbirlerinden uzaklaşmak,birbirleriyle olan bağlarını olabildiğince koparmak için yaptıkları resmi bir işlemdir. Bu durumda sizin bir kocanız varsa ve ondan boşanmak istiyorsanız,ondan ayrı yaşamayı da göz önünde tutmak zorundasınız çünkü bu boşanma işleminin doğal sonucudur...

Sanırım bu tarz dersler almalı Eda hanım:img-yes:bunun bi yolu var mı bilmiyorum ama…En azından Fatoş Abla’nın dediği gibi,Seda Abla’nın gelip kulağını çekmesi lazım…Ya da Yüksel enişte de olur yani şahsen ona da razıyım ehuehue…

Bir de şu yaşı geçkin olanların bu yaştan sonra şunu çekemem,bu yaştan sonra bunu yapamam mantığını hiç anlamamışımdır yaniii...:img-pilotYahu bu genç yaşımda,bu tecrübesizliğimle,ben mi sabırlı olıyım,ben mi anlayışlı olıyımm,ben mi kocamı nasıl idare edeceğimi biliyimm...Yoook ama, o bu yaştan sonra yapamazmışşş da, bilmem ne???? Sinir olurum bu lafa...Yahu yapamıycaksan ne yaşadın sen,niye yaşadın yaşadıklarınıı, ne işe yaradı o kadar yaşanan...Neyse abarttım biraz konumuzdan saptım azcık:img-hyste

Son olarak bir de reytinglere değiniyim o zmn….Bu hafta ki reytingler,kesinlikle bu muhteşem bölüme yakışan reytingler diildi yaniii…Ama bunun sebebi malum bazı izleyicilerimizi kaybettik ne yazık kii.Sancılı dönemden sonra birden seyircilerin içlerine doğup da bölümün müthiş olucağını hissetmelerini bekleyemezdik…En azından eski seyircilerimizi yeniden kazanabilmemiz için,ilk olarak bu bölümün tekrarının yayınlanması lazım…Ardından da en az bi beş bölüm muhteşem bölümler yayınlanması lazım…Eğer özetten anladığım kadarıyla bi iyi bi kötü giderse bölümler,reytinglerimiz bu hizada kalmaya devam edecek….

Reytingleri önemsemiyorum demek isterdim ama ne yazık ki önemsemek zorundayım yani…Napalım???

Neyse canlarım güya az kalıcaktım ama baya dolmuşum anlaşılan,bu kadar yeter!...Hepiniz hoşçakalınn herkese kolay gelsiinn….bye

Edit: Buğraa bizimle paylaştığın bilgiler için çok teşekkürlerr:happy0064

nar cicegi
09-01-08, 19:23
Merhabalar
Arkadaşlar şimdi bir sitede okudum.İclal Aydın Ece Erken'in programında İki Aile'den bahsetmiş.Dizi çekimlerinde çok yoruluyorlarmış.Uykusuz kalıyorlarmış.Önümüzdeki sezon da dizinin süresi 90 dk.olursa diziyi bitirme kararı almışlar.Acaba programın tamamını izleyen var mı?Ben izlemedim sadece bir sitede okudum.Bir de şunu merak ettim bilen arkadaşlarımız varsa benide bilgilendirirlerse sevinirim.Diğer dizileri pek izlemediğimden sürelerini bilmiyorum.Acaba onlarınki kaç dakika.Yoksa onlarınki daha az da bizim dizi mi uzun?Gerçi bana kısa bile geliyor da.Bir de kanalın bu süreyi kısaltması mümkün mü acaba?Dizimiz aynı kaliteyi koruyacaksa ben en azından bir sezon daha yayımlanması taraftarıyım.

bugra9
09-01-08, 21:26
Herkese İyi Akşamlar…:img-wink:

İki Aile Ailesi haber ajansına düşen haberlerden derlediğimiz yeni bir ajans ile sizlerleyim…Gündemimiz dolu,gönüllerimiz ise halen sıcaklığını koruyor…O zaman iyisi mi biz bir Akşam Ajansı diyelim,bakalım bu akşam gündemimize neler takılmış…

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI…:icon_shad:kahve:icon_shad

Başta Fatoş ablamız olmak üzere bir çok arkadaşımız Eda karakterinin geldiği noktaya ilişkin sıkıntı ve eleştirilerini anlıyorum…Hatta katılıyor ve tüm düşüncelere hak veriyorum…Ama bunu yaparken işin bir boyutunu atlamamamız gerektiğini düşünüyorum…O da senaristlerimizin cephesinden olaylara bakmak ile mümkün oluyor…Senaristlerimiz bir yola,yeni bir hikayeye doğru yaklaşık beş bölüm önce yol almaya başladılar…Hikayenin başlangıcında doğrular ve yanlışlar her iki karaktere eşit olarak paylaştırıldığı için izleyicide hem Eda’yı hem Oğuz’u anlayabilme şansına eriştiler…Gel zaman git zaman Oğuz pişman olan,hatasını anlayıp telafi için çaba veren,Eda ise “Ne düşündüğünü,ne hissettiğini” anlayamadığımız bir noktaya geldiler…Belki de senaristlerimizin en büyük hatası Eda’ya arkasında duracağı bir mazeret bulamamış olmalarıydı…Ama bu sıkıntıyı şöyle yorumluyorum arkadaşlar…Tam tersi olamazdı…Oğuz boşanma konusunda ısrarcıyken Eda yuvayı kurtarmak için çırpınan bir karakter haline gelemezdi…Çünkü Eda ile Oğuz’u ayıran en büyük fark birinin eşini kaybetmesi,diğerinin ise yaşarken hayatından çıkarması…Bu yüzden Eda ile Oğuz’un geçmişleri dolayısı ile mazeretleri hiçbir zaman tam olarak eşit olamazdı…Ama bu gemiyi yüzecekti,hikayenin bir şekilde devamlılığı ve gelişmesi gerekiyordu…Bunun içinde senaristlerimiz belki klasik ama etkili bir hikaye ile Oğuz’a evliliği sahiplendirdiler ve çeşitli organizasyonların başrolüne oturttular…İnkar edemeyiz evliliği kurtarmak adına çok güzel sahneler yazıldı…Ve hikayenin artık bir sonuca varılması gerektiği noktada Oğuz’un boşanma durumunda kızları ile Köşkü terk etme tehlikesi gündeme bomba gibi düştü…

Evet Eda bu tehlike ile yüzleştiği anda “Boşanmaktan vazgeçmedi” ve tepkilere sebep oldu…Ama biraz geniş düşünelim,senaristlerimiz gibi bir bütün olarak düşünelim…O zaman anlayacağız Eda’nın neden tepkisiz kaldığını…Eda şayet boşanmaktan vazgeçseydi belirsizlik mahkemeye kadar uzamayacaktı…Uzamadığı için o çok beğendiğimiz,yüreğimiz ile izlediğimiz mahkeme sahnesini izleme şansına erişemeyecektir…İşte bu nedenle senaristlerimizi,dolayısı ile Eda’nın tepkisizliğini anlayabiliyorum…Bu senaryo adına bir açık mıdır…Evet açıktır…Bir şey inşa ederken bir diğer şeyi göz ardı etmek doğması muhtemel tepkileri de kabul etmek anlamına geliyor…Ama mahkeme sahnesi için değer miydi…Kesinlikle değerdi ve değdi…Biraz hayattan soyutlayınca,biraz daha geniş alandan bakınca ve bunun insanları etkilemek için yazılmış bir dizi olduğunu düşününce anlayabiliyoruz…İçimize tam sinmese de anlayabiliyoruz…Bu yöntem değil miydi o halen unutamadığımız Türk filmlerimizi özel kılan,hatta bu abartı bazen bile bile göz kırpma değil miydi o dönemin filmlerini yüreğimize işleyen…

Kaldı ki senaristlerimiz Eda’ya son dakika da yazdıkları mazeret ile bir parçada olsa o boşluk duygusunu doldurmayı başardılar…Gönül isterdi ki mahkemeden önceki gece Eda kızlar uyurken odalarına girsin,şöyle anne şefkati ile uzun uzun onları uyurken seyretsin,ardından tam aşağı inerken Oğuz’un odasına çarpsın gözü,sessizce girsin emek verdiği,emek gördüğü kocası ile sessizce helalleşsin…Bu satırlara döktüğüm ufacık sahneler nereden baksak bir dizi süresinde bir buçuk dakikaya sığar…Ama bu bir buçuk dakikalık sahnelerin değeri an gelir bir buçuk saatlik bölümden ağır basar…Artık yapacak bir şey olmadığı için daha fazla üzerinde durmuyorum…Toparlayacak olursam senaryo açısından düşününce Eda’nın tepkisizliği mahkeme zirvesi için hazırlanmış ufacık bir oyun…

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim şu son beş bölümdür Oğuz mâdur gibi gözükse bile izleyici nezdinde asıl mâdur olan Eda karakteridir…Senaristlerimiz hikayenin devamlılığı ve bağlayacakları olağanüstü final için Eda’yı harcama noktasına getirmişlerdir…Burada asıl tebrik İclal Aydın’a gitsin…Kızsak ta,eleştirsek de Eda’nın sempatisini ve sıcaklığını koruyabildiği için,kendi bile anlayamadığı noktada Eda’yı anlaşılabilir kıldığı için…

Ve son olarak diyeceğim,dizilerde kadınları mâduriyetinin zirve yaptığı bir dönemi yaşıyoruz…Ağlayan,haksızlığa uğrayıp sürekli gözyaşı döken kadın karakterlerimizin tam karşısında kızabileceğimiz ama güçlü bir Eda karakteri var…Eda’nın da mükemmel olmaması dizinin inandırıcılığını etkileyen bir faktör,ama senaristlerimizin bunu bilinçli yaptıklarını anlayabilmemiz için Eda’nın bir itirafta bulunması şart…Bu bölüm hatanın,eksiğin büyük bir bölümünün kendinde olduğunu itiraf etmesi ileriye dönük bana umut verdi…Bunu itiraf etmesi gerçekten önemliydi…Bahanesi ne kadar doğru ne kadar yanlış,orası tartışılır ama bu evlilik bitseydi bile “ Yalnızca ” Oğuz’un asabiyetinden,sinirinden bitmeyecekti…İnsanların kendilerine kendilerini itiraf etmesi çok zor iken Eda’nın bu itirafı Oğuz’a yapması ise üzerinde düşünmeye değer derim…

İşte böyle arkadaşlar…Dün Fatoş abla ile bu konunun üzerinde kısa bir sohbetimiz oldu,ben onu anlayabildiğimi düşünüyorum…Bugün Nuray,Nur ve Berna’da bu konu hakkında ki düşüncelerini paylaşınca bende kendi gözlemlerimi anlatmak istedim…

Şimdi gelelim reyting oranlarımıza…Hem izlenme paylarında hem de oranlarımızda ki düşüş devam ediyor…Şuan dizimizin en büyük sıkıntısı kendini izleyiciye ifade edememesi…Maalesef bu sorun dolayısı ile izleyicilerimiz diziyi terk etmeye başladılar…Ben sıralamaya bakmıyorum…Sonuç olarak ülkemiz ve dünya sıcak bir dönem yaşıyor ve kamuoyu haber almak için ajanslarımıza yükleniyorlar…Dolayısı ile oranlarda ki yükselme normal…Peki çözüm nedir…Çözümün bir parçasını Nuray yazmış…Bölümün tekrar verilmesi gerekiyor…Dün Pelin’de aynı öneriyi paylaştı benimle…Bende hak verdiğimi söyledim ve ekledim…Tekrar olmasına aldırış etmeden tamamen açık bir fragman montajlansa…Dış ses “Coşku ile inatçı aşıkların boşanamadığını ilan etse” hatta bununla kalmayıp dizinin son sahnesinde ki coşku fragmanın çıkış noktası olsa,ardından Eda ile Oğuz’un baş başa Köşk geceleri,birlikte uyumaları verilse görün bakın tekrar oranlarımız bile nasıl artıyor…Hatta size ufak bir tüyo vermek istiyorum…”Yer yerinden oynadı” “Halk istedi biz yayınladık” “Yoğun istek üzerine” gibi televizyon ağızlarının bir çoğu yalan,ama etkilide…İdealistliği bir kenara bırakıp abartıya kaçarak dahi İki Aile pazarlanabilir…Fazla mütevazi olmakta bazen ters tepebiliyor…İşte izleyiciden ufak “ İzleyici beklentileri ”…

Şimdilik gitme vakti gelmiştir…Yeniden Görüşeceğiz…

Hoşçakalın…:good:

iki_ailem
10-01-08, 01:40
Merhabalar
Arkadaşlar şimdi bir sitede okudum.İclal Aydın Ece Erken'in programında İki Aile'den bahsetmiş.Dizi çekimlerinde çok yoruluyorlarmış.Uykusuz kalıyorlarmış.Önümüzdeki sezon da dizinin süresi 90 dk.olursa diziyi bitirme kararı almışlar.Acaba programın tamamını izleyen var mı?Ben izlemedim sadece bir sitede okudum.Bir de şunu merak ettim bilen arkadaşlarımız varsa benide bilgilendirirlerse sevinirim.Diğer dizileri pek izlemediğimden sürelerini bilmiyorum.Acaba onlarınki kaç dakika.Yoksa onlarınki daha az da bizim dizi mi uzun?Gerçi bana kısa bile geliyor da.Bir de kanalın bu süreyi kısaltması mümkün mü acaba?Dizimiz aynı kaliteyi koruyacaksa ben en azından bir sezon daha yayımlanması taraftarıyım.

ay evet...bende en azından bir sezon daha bu heyecanı,mutluluğu yaşamak isterim...hatta sakın bitmesin ya...!ben sadece başını izleyebildim çok az.dershaneye gitmek üzereyken tv açıktı.tam o sırada davet ediyorlardı...sonra ne kadar istemesem de annemin ısrarları neticesinde dershaneye gittim ama tabi aklım hep tv deydi.bir arkadaşımın (benim ne kadar iclal aydın delisi olduğumu bilen bir arkadaşım) anlattığı ise,yemek yapmış falan ama dizi ile ilgili neler konuştuğunu bende bilmiyorum.bu bitme olayları falan gerçekten tarif edilemez bir üzüntü içerisindeyim şu anda anlatılamaz...bu boşanma olayları sezon sonuna kadar sürecek mi?SAKIN...ay gerçkten sezon sonuna kadar o aşkı dolu dolu göremezsem üzülürüm+yeni bir umut hayallerim de suya düşer...sakınnn....!ya lütfen...diğer dizilere gelince benim de çok izleyebildiğim söylenemez ama ben onlarında bu kadr sürdüğünü tahmin ediyorum...
neyse şimdilik bye...ders çalışıyordum.ufak bir kaçamak yaptım...şimdi...derse devam(tabi kafamı toplayabilirsem şimdi offf...)...:img-wink:

bugra9
10-01-08, 03:39
Yeniden Selamlar !!! :img-wink:

Gelsem mi birkez daha...Hadi hadi geleyim bari...Aysun'un kulaklarını çınlatalım...Bilhassa malzeme veriyorum ama işleyecek atomumuz mu var...:img-wink:

:icon_shad:kahve:icon_shadGECE AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Seni senin arkadan savunacak,koruyup kollayacak bir insanın olması belki de bu hayatta ki en güzel,en yüce mutluluklardan dolayısı ile kazançlardan bir tanesidir...Sen sevdiğini yeri gelir hırpalarsın,incitirsin ama bir başkası ufacık laf söylese o an aslan kesilir lafı ağzına tıkarsın...Çünkü sevmek,sevmenin getirdiği sahiplenmek böyle bir duygudur...Eda'ya çok kızdık,hatalı bulduk...Hatta dahasını söyleyerek senaristlerimizin Eda'ya haksızlık yaptığını ben söyledim akşam ki yorumumda...Ama birşey vardı...Bizi ileri gitmekten alı koyan,dilimizin varmadığı...O da Eda'nın ne yaşanırsa yaşansın "Zaten yaşananlar hatırına" Oğuz'a duyduğu saygı...Evet Eda Oğuz'a küt diyebilir,dengesiz diyebilir,bu adamla bir ömür geçmez diyebilir ama yalnızca
" Kendi diyebilir " işte bu incecik görünmez bir sınırdır,çizgidir ama ilişkilerde,sevgilerde ve aileler de "Biz çiftiz diye yola çıkılıyorsa" olmazsa olmaz bir kıymettir...Bir değerdir...
Bu bölüm Volkan'ın haddini aşan sözlerine karşı Eda'nın Oğuz'u savunması çok doğru yazılmış bir sahne ve verdiği mesajlardan ötürü hikayenin bu kritik döneminde üzerinde düşünülesi bir sahne...Ne derler kol kırılır yen içinde kalır...Sen ilk iç savaşta kale kapılarını düşmana açar isen o zaman kalemi niye kaybettim diye düşünmeyeceksin... Bu anlamda Eda'nın Oğuz'u hiddetlenerek savunması bir erkek olarak benim çok hoşuma gitti...Aynı şekilde tam tersi içinde büyük kıymet göstergesi olduğuna eminim...Eda'yı bilirsiniz,insanları kırmamak için yanlış anlaşılmaya müsait bir karakter...Geçmişte örneklerinide gördük zaten...Ama naziksik,efendilikte bir yere kadar...Sevdiğin,canındır...Sen kendi canına hançer batırırmısın...İşte bu kadar basit...:img-wink:

İclal Aydın bu hafta üst düzeylerde gezinen bir performansa sahipti...Duygusal sahnelerde zaten alıp götürdü...Az önce bahsettiğim Volkan'a tepki sahnesinde ki değişimi zaten çok hoşuma gitti...Bana çok gerçekçi geldi...Anında ördüğü duvarları çok net birşekilde görebildim...Bir sahne daha vardı ki Efe'nin velayeti ile ilgili Füsun ile konuşurken,bu sahnede ki duygusal performansıda çok başarılıydı...Bir annenin masumiyeti,fedakarlığı ve söz konusu evladı olunca nasıl çocuk gibi savunmasız olduğunu daha güzel anlatamazdı...Aynı sahnede Füsun karakterine can veren Ayça Bingöl'de gösterdiği şefkati sesi ile birleştirince ayak sesleri duyulan dostluğun artık yaklaştığını hissetmeye başladım...Galiba birşeyler oluşurken en büyük malzeme paylaşılanlar oluyor...Bu bir dostluk olur bir arkadaşlık olur...Adı her ne ise birbirinin iyisini kötüsünü,acısını tatlısın gördükçe dostluklarda filizlenerek boy vermeye başlıyor...Füsun ise karakter olarak mesleği gereği duygularını ikinci plana atmış,mantığı ile yönünü tayin eden bir kişilik özelliği gösteriyor...Eda'nın avukatımı yoksa dostumu olacağı çok gerçekçi bir sürece yayıldı...Bu dengeyi tutturduklarına inanıyorum...

Ben sana sırf hastalandığında değil bir ömür bakarım..Yeter ki sen bizi bırakma...Ablaların Ablası !!!

" Bir buçuk satırlık ufacık bir replik...Peki bunu yazılan onca repliğin arasından öne çıkaran sebep ne olabilir !!! "

Sebepleri çeşitleyebiliriz...Bahar Yanılmaz'ın sıcacık ses tonu mu...İnanarak severek söylemesi mi...Yoksa geçmişini bildiğimiz insanların nereden nereye geldiğini görüp gururlanmamız mı...Belki de hepsi !!! Sebep her ne olursa olsun Damla'nın bu samimi sözleri beni çok duygulandırdı...Bölümden hemen önce Damla'nın annesinin mezarına ziyaretinde ki replikleri paylaşmıştım...İçimden geçtiği için akabininde böyle ufacık bir sahneyi görmek benim için güzel bir sürpriz oldu...Damla ile Eda'nın ilişkisi beni hep etkilemiştir...Çünkü Oğuz'un hayatında ki iki önemli bayan...
( Bayan demeyecektik ama diyorum...:img-wink: ) Çok şey paylaştılar ve Damla'nın annesinden sonra gördüğü ilk ve gerçek "Anne figürü" Eda oldu...Eda,Damla'nın ilklerini gördü...İlk ciddi aşkını,isteme telaşını,nişan,ardından olaylı bir evlilik...Damla'nın hayatında ki liman yine Eda'ydı...Hata yapsa bile birgün dönebileceği,daima sevgi dolu,daima sıcak !!! Hâl böyle olunca Damla kız kardeşlerinin anne sevgisini Eda'da tatdıklarını,eksiği Eda'nın doldurduğunu görünce ona karşı bir minnet duygusu hissetmeye başladı...İnsan unutmaz...Emeği mi...Onu işte asla unutmaz...!!! İşte bu sebeple Damla ve Eda'ya ait her sahne benim için çok kıymetli ve özel...Belki anlamışsınızdır...Ben aslında hayali bir ölü olmasına karşın Bahar karakterine de büyük bir saygı duyuyor ve hassasiyet gösteriyorum...Oysa böyle bir duyguyu hiç hissetmemiştim...Sonuçta hayali bir karakter fakat bana hissettirdikleri çok gerçek...Bundan kuşkusuz senaristlerimizin büyük payları var...Ölü bir anne olgusunu hikayeye bir motif olarak,arka planda bir gölge olarak çok doğru işlediler...Sanki Bahar'ın gölgesi her daim hikayenin bir kıyısında duruyor...

Ve çocukların Annelerine olan özlemleri...Rahatlıkla dramatize edilecek bir konu iken yine senaristlerimiz çok ölçülü işlediler...Bayramlarda mezar ziyareti yapılan,doğum günü kutlanan ve her daim bir köşede resmi olan bir anne...Helal olsun...Bahar ile Eda'nın arasında yazılacak ufak hikayeleri de beklediğimi belirtip yavaş yavaş ajansımızı kapatıyorum...

* Eveet...Daha konuşacak çok şey var...Ama vaktimiz bol...Hafta boyunca bölüm değerlendirmelerimiz devam edecek...

Yepyeni bir günde yeniden görüşünceye kadar;

Hoşçakalın...:img-wink:

YerçekimliKaranfil
10-01-08, 04:37
Herkese iyi geceler...

Ailemizin Kaptanı Buğra yine geceye demir atmış...Öncelikle senin de öğrendiğin birkaç teknik bilgiyi burada bizimle paylaşmana çok memnun oldum.Ayrıca teşekkürler.Öyle birşey olduki artık televizyonun başına oturduğumda tekdüze gözlüklerle izlemiyorum.Duyduğum,öğrendiğim herşeyi meczedip bunu uygulamaktan keyif alıyorum.Böylelikle yaşama dair farklı pencerelerden seyir etmek herşeyi, insanın hayatına çöreklenmiş büyük bir kazanç olduğunu düşünüyorum.Tekrar teşekkürler ;)

Dönelim esas konumuza...Ben biraz Füsun'dan bahsetmek istiyorum...Önce aradaki hanımların atılmasıyla koyulaşan ve adım adım dostluğa giden bir ikili Füsun ve Eda...Peki Füsun bu boşanma olayında neden bu kadar sığ kaldı olaylara?Ben şöyle düşünüyorum.Füsun bir avukat tamam evet fakat Eda'da uzun süreli olmasa da kendine yakın bulduğu dostu,arkadaşı.Füsun Eda ve Oğuz'un boşanmalarında bu kadar ısrarcı tutumun yalnızca mesleğinin vermiş olduğu ketunluktan kaynaklandığını düşünmüyorum.Füsun o aşkı bilmiyor.Verilen çabayı,uğraşı,savaşı,geçtikleri yolları.Kısacası yaşanmışlıkları...

Bu yüzden herhangi bir mahalleli ve ya ailenin içindeki biri gibi düşünmemesini ,düşünememesini anlıyorum.O yüzdendir ki Volkan gibi birinin ki Eda'ya karşı tutumunu gözle gördüğü halde,boşanmanın gerçekleştirilmesi için onu şahit göstermek istemesi.Bana göre bu arkadaşlık burada çok yüzeysel kaldı.Geçmişte yaşanılanları bilen birisi olsaydı durumun çok çok farklı olacağı kesindi.

Ve mahkeme salonu.Her zaman olur ya hani mahkemeye son anda olayların seyrini değiştirecek birisi gelir ve seyirci bir Oh çeker.Klişe bir durumu göze batırmadan bana göre çok özel işlediler.Bu yüzden senaristlerin bu ince nüansı sağlayabildikleri için tebrik ediyorum.


Çocuklara gelecek olursak aslında onlar karakterlerine uygun cevaplar vererek hakimi etkilediler... Bir doku parçası gibi hayatlarının bir yerinden girmiş bu ailenin onlar için önemini sundular...

Bu aile; Ceren için birbirinden ayrılamayacak bir bütünlük,Efe 'nin tamda uzaklaşma kararı almışken ,sağlam kalelerle inşa ettiği bir güven bekçisi Oğuz abisinin annesinin,kendinin ve kardeşinin hayatlarındaki önemi,Merve için kokusunu bile bilmediği annesinin belki başka bedende ki varlığı,Timur için"Sevgi"nin tasviri...

Bu mahkeme sahnesi sanırım daha anlamlı olamazdı...

Evet benden bu gecelik bu kadar.İyi geceler turuncu rüyalar ;) bye

BERNA
10-01-08, 12:50
Aslında mahkeme sahnesine değinecektim ama sıcağı sıcağına Füsun hakkında düşündüklerimi yazmak istiyorum. Füsun ve Ergin'in çıktıkları yemekte iki karakter arasındaki farkı vurgulayan önemli bir konuşma vardı. Füsun da oldukça duygusal ve sevilmeye ihtiyaç duyan bir karakter olmasına rağmen işine Ergin'in aksine duygularını katmamayı becerebilen duygusal kadınlardan. O yüzden belki de Oğuz ile Eda'nın birleşmesini o da içten içe istese bile görevini en iyi şekilde yapmak, müvekkilinin isteklerini gerçekleştirmek onun için önemli olmakta. Oğuz'un avukatı iken Oğuz'dan insan olarak pek hoşlanmasa da onun o an için istediğini gerçekleştirmek için elinden geleni yapan ve başarıyı seven bir avukat portresi çizdi biliyorsunuz.

Ayrıca bölüm içinde Eda'ya defalarca sordu, 'sen bu adamdan boşanmak istemiyor musun yoksa' 'vaz mı geçtin?' vb. soruları hep sordu Füsun. Eda'dan aldığı cevap hep aynıydı 'tabi boşanmak istiyorum' O da işini yapması gereken bir avukat olarak karşı tarafta sevgilisi olmasına rağmen boşanmadan kendi müvekkili için en iyi sonucu almak istedi. Volkan'ın şahitliği Eda'nın da istediği gibi boşanmasına çok katkısı olacak bir şahitlik olacaktı, o da doğal olarak Eda'dan çok da belirgin bir itiraz gelmeyince Volkan'ı mahkeme salonuna çağırdı.

Gözde Füsun'un Eda ve Oğuz'un aşkları için savaştığı zamanları, gerçekten çok uyumlu oldukları zamanlara tanık olmadıklarını yazmış. Çok da haklı olduğu noktaya bir ekleme de ben yapmak istiyorum. Ergin ilişkilerinin başlangıcında dava hakkında konuşmama sözü vermişti Füsun'a. İki avukatın görüşmesi gerektiği kadar konuştuklarını sanıyorum Oğuz ve Eda hakkında. Ergin iyi giden ilişkisini tehlikeye atmamak için onların nasıl mutlu zamanları olduğunu da anlatamamıştır. Sonuçta kolaylıkla yanlış anlaşılmaya müsait bir konu bu dava söz konusu olduğundan. Füsun evlilik hakkında asansördeki sahne ve Eda'nın anlattıkları dışında fazla birşey bilmiyor.

İşte tam da bu yüzden velayet davasına farkli bir şekilde yaklaştı, Efe'nin davalara girip çıkmaktan duyacağı sıkıntıyı Eda anlattığı anda 'konuyu tek celsede bitirmeye çalışırız' dedi. Hala Efe 18'ine bu kadar yaklaşmışken yeni bir velayet davasının fazla bir sonuç getireceğine inanmıyorum. Efe kendi kararlarını kanunen verebildiği anda zaten isterse (hele şu anda isteyeceğinden değil ama) Yaman'la da yaşama seçimine sahip olacak. Daha önce de yazdım bu konuda davaya gidileceğini tahmin etmiyorum. Yeni bir mücadelenin Efe'yi kendilerinden soğutacağını anlayacak her iki taraf da.

Buğra bu arada kamera çekimleri hakkında sayın Atilla Arcan'la olan konuşmalarını bizimle paylaştığın için teşekkürler. Ekranda gördüğümüz farklılıkların nasıl bir emek ile ortaya geldiğini sizin sayenizde anlıyoruz hepimiz.

deren1970
10-01-08, 19:40
Ben Geldim
Herkese Merhabalar
Bu saate kadar forumu bende boş bıraktım. Şimdi bu özetten niye bu kadar korkuyorsam yie aynı cümleyi aldım ama bu defa olumlu düşündüm. Nasıl mı?
Ancak bulduğu bu cin fikir onu fena çarpar. Eda ile işleri düzeltmek için
çevirdiği dolap yüzünden hayatı kabusa döner.
Eğer bu cümleye komedi tadında bakarsak şöyle birşey olabilir mi? Oğuz artık kendisi hakkında nasıl bir hastalık bulacaksa:P bununla ilgili ilaçları almak zorunda kalacak ya, ya bu ilaçlar onda değişik etkiler bırakırsa...
Hadi sizde bir düşünün bakalım siz ne tahminde bulunacaksınız.
Sevgiler

loralai
10-01-08, 21:35
ay bende o cümleyi ilk okuduğumda nedense gerit geldi aklıma aslında olmayacak bişey ama oğuz bu hastalığına bahanede feriti bulabilirmi acaba o beni sinirlendiriyo falan diye yok yav saçmaladm olmaz

bugra9
10-01-08, 22:47
Herkese İyi Akşamlar...:img-wink:

Yine bir akşam vakti oturduk bilgisayarların başına...Geçtik evimizin "Turuncu Oda" diye tabir edilen köşesine...Yine Ajansımızı açacağız,yine ve yeniden paylaşmaya,paylaştıkça çoğalmaya devam edeceğiz...

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

* İlk olarak Sevgili Gözde ve Berna'nın yorumlarını büyük bir keyifle okudum...Füsun karakterine ilişkin birbirinden bağımsız açtıkları pencereler dahil birbirini tamamlayan yorumlarını okumak çok güzeldi...Benim bu konuyla ilgili ek olarak söyleyeceğim tamamen ileriye dönük beklentiler...Çünkü Gözde'nin de belirttiği gibi Füsun,Eda ve Oğuz aşkı dahil İki Aile'nin hikayesini henüz yüzeysel olarak biliyor...Berna'nın ek olarak söylediği gibi Ergin ile ilişkisi başka bir boyuta taşınsa dahi henüz iki ayrı cephede savaşıyorlar...Bu yüzden Füsun'u duygusal olarakta hikayeye dahil etmek için bir Eda-Füsun dertleşme sahnesi yazılması gerekiyor...Füsun'un Eda'nın ağzından tüm hikayeyi,yaşanmışlıkları dinlemesinin ana fikri oluşturacağı sahne uzun öykünün can alıcı bölümlerinin izleyiciye Eda'nın yorumu ile verilmesi ise bambaşka bir tat olarak dizimizi derinleştirir...Hemde Berna ve Gözde'nin de altını çizdikleri gibi Füsun bundan böyle duygusal olarakta bu hikayenin içine girmiş olur...Eda ile Oğuz ayrılığı rafa kaldırıldığına göre böyle bir hikayenin tam zamanı...Füsun'un dizide varlığını sürdürmesi gerekliliğinide düşününce böyle bir sürprize hazır olalım derim...:img-wink:

Yeniden Pazartesi gecesine dönecek olursak,belki de sezona damgasını vuran sıcacık Eda ile Oğuz sahneleri izledik...İkilinin başbaşa oldukları sahnelerin farklı bir tadı,duygusu olduğunu geçen sezon sonu balayı bölümünden biliyoruz...Aslında ikilinin bu anlamda ki uyumları üzerine biraz konuşmak isterim...Çünkü maalesef ki başrol çiftlerinin ayrılığı,özlemleri kısacası kavuşamama halleri ne kadar etkileyici ise birlikte başbaşa mutlu oldukları sahneler bir o kadar yavan ve samimiyetsizdir...Buda takdir edersiniz ki izleyiciler üzerinde hayal kırıklığına sebep olur...Fakat ben bu sıkıntının sebeplerini ve çözümlerinin üzerinde biraz düşündüm ve vardığım sonuç şu oldu...Aşıklar,dizilerin lokomotif karakterleri ne kadar mükemmel iseler aynı oranda sıkıcılardır...En azından benim vardığım nokta,çıkardığım tespit bu yönde...Peki çözüm ne...Çözüm şu karakter adı altında ki "Tiplemelere" karakter yüklemek...Ve kesinlikle yüklenen bu karakter "Mükemmeli" temsil etmemeli...İnsani tepkileri,doğrular,yanlışları en çokta taşıdıkları samimiyetleri olmalı...Sonuç olarak en önemli nokta ise tüm bu özellikleri taşıyabilecek oyuncuların doğru seçilmeleri gerekiyor...Aralarında ki o duygu geçişleri,bakışmalar kısacası uyum sağlanmadığı müddetçe hayali çiftlerden verim almakta imkansızdır...Ben bu uyumu bu duyguyu bizim dizimizde yakalandığına inandığım için Eda ile Oğuz ister birlikte olsunlar,ister ayrı olsunlar,isterlerse çocukların arasında aşklarını sevgilerini yaşasınlar ama daimi olarak taşıdıkları birbirinden bağımsız tatların hepsi yüksek dozda samimiyet içeriyor...Ben son yılların en uyumlu çifti olarak görüyorum İclal Aydın-Emre Kınay ikilisini...Bunda az önce bahsettiğim gibi doğru yazılmış karakterlerin büyük payı var...

Berna ve Pelin sezon başında bir tespit getirmişlerdi...Evlilik ile birlikte Eda ile Oğuz karakterinin ilişkilerinin bir basamak daha yukarı çıkarak verdiği yeni tat üzerine...Bende bu değişimleri elimden geldiğince kliplerimde sizlere yansıtmaya çalışmıştım...İzlediğimiz son bölümde de klasik Eda ile Oğuz'un haricinde evliliğin getirdiği o incecik farklılığında altı çizildiği için gayet memnun oldum...Bunun yanında son bölümlerin en inançlı ve şevkli Emre Kınay performansını izlediğimizi düşünüyorum...Emre kınay senaryoyu çok sevip,benimsemiş olacak ki Oğuz üzerinde inanılmaz bir sahicilik vardı...Bunun birazda senaryo ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum...Çünkü Oğuz'un Eda'yı kaybetmemek için son çırpınışları var gücüyle gösterdiği hassasiyet mükemmel bir performansı getirerek izleyici ile buluştu...Ayrıntılar,dolayısı ile doğaçlamayı getirdi...Ufacık ufacık cümleler,vurgular ve anlık esprilerde izlemeye doyulmaz sahneler ile bölüm resmen parladı...Ayrıca Eda'nın alttan alta bu ilgiden hoşnutluğunu,memnuniyetini görmek benim çok hoşuma gitti...

Sonuç olarak tüm sahnelerde eksiksiz samimiyet bol miktarda mevcuttu...Romantizm,aşkı göstermek için illaki büyük büyük cümleler,samimiyeti gölgeleyen ortamlar yaratmaya gerek yok...En azından İki Aile izleyicisinin beklentisinin bu yönde olduğunu sanmıyorum...Bizim beklentimiz bu hafta görüldüğü gibi oluşturulacak bir durum komedisi ile karşılanabiliyor...Çünkü oluşturulan komedi bizim hayatımızdan çokta uzak değil...Elektirik kesintileri,hazır çorbalar,iş bilmez ev reisleri,hırsız korkusu,soba üzerinde kestane sefaları,türk filmleri bu liste artarda artar...Az önce dedim ya samimiyet karakterlerde biter diye şimdi ekliyorum samimiyeti zenginleştiren bir diğer öğe ise karakterlerin üzerine yazılan hikayeler dolayısı ile hikayeyi tamamlayan mekan,zorunluluk ve şartlarda hikayenin iz bırakması için belirleyici bir unsurdur...

Bizim senaristlerimizin hayatın her götürüsüne inat yazdığı getiriler ile Eda ve Oğuz çiftinin her daim renkliliklerini ve samimiyetlerini koruyacaklarına inancım sonsuz...Belki de bunda en büyük etken senaristlerimizin hikayelerini,halk dili ile kaleme alıp toplumumuzun gerçekleri ile yapılan harmanın mükemmelliğindendir...:img-wink:

* Ayrıca lafımı olur teknik bilgileri büyük bir keyif ile paylaştım...Bilgiler paylaşmak içindir,paylaştıkça değer kazanır...:img-wink:

Ve ayrıca;

" Emek verilmiş herşey değer verilmeyi ve saygıyı hakeder ! "

Eveet benden şimdilik bu kadar...

Yeniden buluşacağız...:good:

BERNA
11-01-08, 00:30
Merhabalar

Dizinin son sahnesinde Ceren mahkeme gününde söylecek şeyleri olduğu konusunda ipuçları vermiş olsa da yüreğimize dokunan son derece duygusal bir sahne izledik. Türk filmlerinde (daha doğrusu ekolümüz olan kalabalık aile filmlerinde) sıkça kullanılan bir öğedir çocukların itirazı. Ana temayı korusa da İki Aile farkıyla modern bir dokunuş yine vardı sahnede. Her çocuk bambaşka şeyler söylediler; amaçları aynıydı fakat kişiliklerini de ortaya koydular. Ebeyenlerin yetersiz kaldığı dakikalarda onlara güzel bir ders vermek istediler. Öğrenmenin yaşı yoktur dediler Oğuz'a ve de özellikle Eda'ya ;)

Mahkemenin ilk dakikalarında karakterlerimiz yine farklıydı aslında. Füsun daha önceki mesajımda yazdığım gibi biraz kafasında şüpheler oluşsa da, mahkemeyi 'Eda'nın istediği'gibi sonuçlandırmaya kararlıydı. Ergin ise Oğuz'a olan yakınlığı sebebiyle tam bir kardeş gibi çok üzgündü, Füsun kadar kendine hakim gözükmüyordu. Ancak kısa bir anlık da olsa avukat çiftimizin birbiriyle olan bakışması ve gülüşmesi dikkatimden kaçmadı ;) Minicik bir detay ama dizinin sürekliliği açısından bunların yaratılması çok önemli diye düşünüyorum.

Eda tam manasıyla şoktaydı. Sanki, bazen hepimize olur ya, olan biteni dışarıdan izleyici gibi bakıyordu. Olaylar kendisinin kontrolunden çıkmıştı ve müdahale edecek kadar içinde hissetmiyordu hiçbirşeyi. Oğuz ise Ergin'le olan sahnesindeki ruh halinden çok farklı değildi. Çok acı çekiyordu ancak nasıl olacağını bilemese de Eda'yı bir şekilde hayatından çıkarması gerektiğini biliyordu. Belki bir baba olmasaydı çok daha büyük bir yıkım içinde olacaktı ancak kızları için en iyisinin kendi ruh sağlığını koruması olduğuna inanıyordu. İtiraz etmiyordu ama gözlerinden olanlar karşısında çektiği acı hissediliyordu. Çocukların içeri girmesi ile Oğuz'dan daha çok Ergin'in umutlandığını gördük; Oğuz'u Eda öyle yıldırmıştı ki ne yapılsa nafile diye hissediyordu.

Hakim bir önceki mahkeme sahnesinin aksine bu sefer sahnede varlığını hissettirdi. Çocukların ifadelerini anlaşılır bir dile çevirdikten sonra, hepsine teker teker söz verdi. Gülümseten ve daha çok ağlatan ifadeler izledik. Efe kütlükle erkek olmanın ayrıcalık olduğunu sanarken ablası Damla hemen söze girdi. Onlarla yasal olarak yaşama zorunluluğu olmasa da, artık evli bir kadın da olsa o çiftin en büyük çocuklarıydı. Damla biliyoruz ki kıskançlık halleri hariç son derece mantıklı bir bilim kadını. Kısa ve öz bir şekilde durumu özetledi. Birbirlerini seviyorlar ve aralarında boşanmayı gerektirecek bir anlaşmazlık olduğuna inanmıyorum. Ardından Damat Fer-İT geldi. İşte orada Oğuz kendini sahneye dahil etti, eksi haline kavuştu. Hakim onu konuşturmayınca bak gördün mü mimiği çok komikti :)

Ardından 18 yaşına gelmiş kızımız Ceren konuştu ve de delili sundu mahkemeye; duygularını açıkca anlattı o da. Birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini aralarında sevgi eksikliği olmadığını bize anlattı. Ceren için aslında avukatlık hiç de fena bir meslek değilmiş hakim söyleyince ben de düşündüm. İnandığı davayı ve inandığı kişileri (Can, Arda) büyük bir hararetle savunduğu anlar aklıma geldi. Senaristler çok uygun düşünmüşler ;)

Efe kısa ve öz konuştu. Eda Aydeniz'i Eda Karaman olarak düzelterek bu evliliğe ne kadar inandığını ve benimsediğini belirtti. Annemi emanet etmek istediğim kişi Oğuz abi olur. Efe'nin kafasında gitmek fikri var, onu biliyoruz ancak sonuçta gitmese de Efe şu durumda babası ile yaşadığı için annesiyle ve kardeşiyle sürekli ilgilenemiyor. O yüzden evin büyük aslanı olarak kendini annesinden her zaman sorumlu hissediyor. Bu ifade özellikle Oğuz'un çok duygulanmasına ve gururlanmasına sebep oldu.

Timur 'ben annemin oğluyum' diyerek anneci tavrını sürdürdü ;) Timur annesinin Oğuz'a olan sevgisi ve ilişkileri yerine kendinin de önemli bir ferdi olduğu aile olmak üstünde durdu. Onlar ayrılırsa ailenin de ayrılacağını, bunu hiç istemediğini ve ne kadar çok üzüleceğinden devam etti. Hakim Amca'sına rica etti, onları ayırmayın dedi.

Hepimizi en çok etkileyen ifade ise Merve'den geldi. Bir kere kendisini çok güzel ifade etti. Merve 'abla' dese de Eda'nın kendisinin bildiği tek 'anne' olduğunu, kendisini her ikisinin de kızı olarak hissettiğini söyledi. Ben zaten ağlamaya başlamıştım, iyice bir iç çektim Merve konuştukça :icon_sorr Bütün çocukların iyi veya kötü diğer ebeveynleriyle birer anısı olduğu için bu ifadenin Merve'den gelmesi dizinin inandırıcılığını iyice arttırdı. Elbette diğer çocuklar da şu anda baba ve anne figürü olarak Eda ve Oğuz'u görüyorlar ancak Merve'nin ayrılma durumundaki yıkımı çok farklı olacaktı.

Oğuz çocukların ifadelerinin işe yarayacağını hissettiği anda (tahminimce Ceren'in ifadesiydi) gözlerinde eski inanç geri geldi. Eda zaten ilk ifadede şoktan çıkmaya başlamıştı ancak Efe'nin ifadesinde tam olarak çocukların ne hissettiğini biraz anlamaya başladı, küçüklerin ifadesinde o da benim gibi koptu :( Eda boşanmanın sadece Oğuz'u kaybetmek değil, annesi olduğu ailesini de kaybetme tehlikesi yaşattığını iyice anladı. Üstelik bu boşanma tüm aileyi çok mutsuz edecek, kardeşleri ayıracaktı. Evlilik elbette iki kişiden oluşan bir kurum ancak aile olmak bambaşka bir duygu.

Kısacası son sahne sadece boşanmamalarına sebep olduğu için değil, Türk filmlerindeki temayı taşıdığı için değil, tüm karakterlerimizin kendisine has özelliklerini de yansıttığı için çok özel ve güzel bir sahneydi.

bugra9
11-01-08, 02:36
Yeniden Merhabalar...:img-wink:

Az önce Berna'nın son yorumunu büyük bir keyif ile okudum...Zaten Berna'nın olaylara,hikayelere olan yaklaşımını çok farklı ve derin bulduğum için ellerine sağlık demek isterim...Kaldı ki mahkeme sahnesini karakterlerimizin kendilerine has kişilik özellikleri üzerinden ele aldığı son yorumu çok hoşuma gitti...Sahneyi yüreğimize işleyen sebepleri ve bu etkiyi sağlayan senaryo mantığını çok güzel ifade etmiş...

Akşam ki yorumumda değinecektim fakat atlamışım...Sevgili Gözde...Nam-ı diğer YerçekimliKaranfil'de karakterlerimizin "Aile" çatısı altında neleri bulduklarını ve neleri kaybetmemek için çaba sarf ettiklerini çok duygusal bir üslup ile satırlara dökmüş...Hep diyoruz ya farklı bakış açıları,farklı ifade tarzları ile bizde bu çatı altında bir bütün oluşturuyoruz diye...İşte bu sebepten ötürü çok mutluyum...İki Aile bir değer,bir maden bizim için işlenecek...Bunu bir aile sıcaklığında yapmamızda bizim şansımız olsa gerek...

:icon_shad:kahve:icon_shadGECE AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

* Gece Ajansı dedik yaktık yeniden stüdyolarımızın ışıklarını...O halde bizde hep beraber mahkemeden bir gece öncesine gidelim bakalım...

Yeniden İki ayrı Sofra karşılıyor bizleri...İki ayrı Sofra,İki ayrı Aile'nin habercisi sanki...Oysa ne umutlarla ne fedakarlıklarla birleşmişti o iki sofra...Birleşen sofralar birleşen hayatların sadece birer simgesi olsa bile Aile olmanın yadsınmaz sıcaklığının tek ve en güçlü göstergesiydi...Hafta boyunca herşey bunun için deyip durdum,herşey yeniden birlikte olabilmek için...Ayrılık ise her yüreğe farkı dokunuyor...Kaybetmek var,allahın emri,kader...Kaybetmek var yaşarken,kalbi atarken işte bu kayıp alışkanlığın getirdiği boşluk hissinden,çaresizlikten başka birşey değil...

Zor günler insanı insana yaklaştırır,birleştirir,hatta büyütür diye boşuna dememişler...Ceren'in bir abla olarak kardeşleri huzur içinde uyusun diye paylaştığı plan,ardından bir geçiş ile Damla'nın Timur'un yanına,Ceren'in yukarı çıkması çok derin bir anlatımdı...Doğal olarak beni etkiledi...Aklıma dizinin ikinci bölümünden saniyelik bir kare geldi...Eda Yaman'dan herkesin içinde tokat yer ve ağlamamak için odasına gider...Giderkende çocuklarından utandığı için manalı,kırgın bir bakış ile Efe'ye bakar...Ardından Damla gelir,kapının önünde donup kalan,şok geçiren Efe'yi kolundan tutar ve "Köşkün kapısını kapatır"...İşte o köşkün kapısının kapanması altında derin anlamlar yatan bir sahne olarak benim aklıma böyle kazınmıştır...İlk kez o sahnede birbirlerinin acısını görmüş,merhemi o kapının ardında sürmüşlerdi...Aynı kapı ardında Aile olup yalnızca Köşkü değil,Hayatı paylaşmayı öğrenmişlerdi...Bugüne dönecek olursak yine birlik,yine aile olma adına somut adımlar ve yine sevdiğinin mutluluğundan doğan umutlar...Bahsettiğim bu sahnenin sonunu Ferit'in ellerini açıp dua etmesi ile noktalayan yönetmenimizi de ayrıca tebrik etmek isterim...Ferit her zaman bu aile'yi çok sevdiğini,çok benimsediğini söylesidi,fakat kendi ile başbaşa kaldığı bu ufacık sahnenin çok daha etkili olduğunu düşünüyorum...:img-wink:

Ve Mahkeme günü...Eda'nın Volkan konusunda ki pişmanlığı...Burada ufacık bir detay paylaşmak istiyorum...Eda'nın Volkan ile el sıkışırken elini uzatışında ki isteksizlik ve hissettirmek istediği samimiyetsizlik eminim dikkatinizi çekmiştir...Aynı detay bölümün ortasında Eda Volkan ile el sıkışırken yakın plan verilmişti...Bölümün sonunda Eda'nın bu devamlılığı sağlaması bu bakımdan hoşuma gitti...

Ve " Birlikte olmak " uğruna ufacık yüreklerin verdiği kocaman mücadele...Yaşımız ne olursa olsun,eğer sol köşemizde bir kalp içinde vicdan taşıyorsak etkilenmememizin mümkün olmadığı sahne...

Çünkü söz konusu sahnede hayata,emek verilen herşey uğruna çok onurlu ve inançlı bir mücadele vardı...O çocuklar değilmiydi son ana kadar umutlu olmayı Eda ablalarından,Oğuz abilerinden öğrenen...Biz bir aradaysak her daim bir umut vardır diye beyinlerine işlenen...Küçük İstavritin öyküsünü bilirmisiniz arkadaşlar...Şayet daha önce dinlemediyseniz birde benden dinleyin bakalım...Sonra sohbetimize devam edelim...

* Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye önce müthiş bir acı duydu dudağında gümbür gümbür oldu yüreği, sonra hızla çekildi yukarıya…

Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü neye benzerdi acep gökyüzü. Bir yanda büyük bir merak, biryanda ölüm korkusu.

“Dudağı yarıklar” denir, şanslıdır onlar, hani görüpte gökyüzünü, insanı, oltadan son anda kurtulanlar.
Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu küçük istavrit anladı; yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa, şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, cansız uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci.

İnsanlar gelip geçtiler önünden, bir kedi yalanarak baktı gözünün içine yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı, bir de yeşil yosunu.

İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarına bir öpücük kondurdum başına,iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle, saldım denizin sularına…

Bir an öylece baka-kaldı. Sonra sevinçle dibe daldı. Gitti tüm kederimi söküp atarak, teşekkürü de ihmal etmemişti. Bir kaç değerli pulunu Elime, avuçlarıma bırakarak…

Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme. Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu, niye? “Bir gün dedim, bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye…”

İşte bu kadar !!! Ailemiz bugüne kadar birçok şey yaşadılar,kazançları oldu,kayıpları oldu fakat hiçbir zaman " Umut "larını yitirmediler...Bu inancın,umudun mimarı Eda ile Oğuz iken çocukların hayatta bu kadar inançlı olmaları ve son ana kadar gösterdikleri gayret,onların hayatta kazandıkları en büyük değere işaret...En büyük güce işaret...Hatırlıyormusunuz sezon başında bir okul sahnesi izledik..."Hepimiz birimiz,birimiz hepimiz için" diye çocuklar ellerini,yüreklerini birleştirdiler...Ve o yemin kardeşlikleri adına bir milat oldu...Şöyle düşününce o günden sonra birbirleri ile uğraşmayı bırakıp,bir yöne bakmaya başladılar...Bu anlamda onların birliği,beraberliği ve inaçları mahkeme salonunda herkese bir hayat dersi niteliğindeydi...Hatta Volkan'a bile...İnsanın güç diye nimetten saydığı şeylerin yanında asıl gücün birlik,asıl gücün emek ve inanç olduğunu daha güzel birşekilde göremezdi...Sanırım Nuray yazmıştı...Volkan'ın mahkeme salonuna kadar getirilmesinin bir sebebi de bu gerçek ile yüzleşmesi oldu...

Bu vesile ile Aile üyeleri birbirlerinin hayatında ne ifade ettiklerini zamanın onlara en büyük hediyeyi armağan ettiğini "Birbirlerini kaybetmeye en yakın anda" ifade etmiş oldular...

Nasıl bir fidan ekersin,sen ona önce can suyu verirsin sonra şefkat verirsin,gün gelir o da sana çiçek verir...İşte insanlarda böyledir...Eda Merve'ye hayatında hiç tatmadığı anne kokusu verdi,gün oldu hastalandığında başında bekledi,an geldi göğsünde yatırdı...Merve ona çiçeklerin en güzelini verdi ve ben "İkisinin de kızıyım" dedi...

Aşı tuttu,fidan ilk çiçeği verdi !!!

Şimdi hep beraber bu fidanın boy vermesini,çiçekler ile donanmasını izleyeceğiz...Rüzgar !!! Elbet olacak,hayatta rüzgarlarda olacak,fırtınalarda olacak,mühim olan köke sağlam tutunmak...İlk ciddi fırtına kökün artık kopamayacak kadar derinlerde olduğunu gösterdi...Şimdi ise güneşli bir güne uyanacak fidanımız,ailemiz...Bakalım hayat onlara ne sürprizler hazırladı !!!

Benden bu gecelik bu kadar...

Yepyeni bir günde yeniden paylaşabilmek umudu ile;

" Bakalım Hayat Yarın Bize Ne Sürprizler Hazırladı !!! "

Hoşçakalın...:good:

başkozlu
11-01-08, 03:56
Geçtiğimiz şahane bölümden sonra, aile üyelerimiz tarafından yazılmayan ayrıntı kalmadı yorumlarda. Ben de, benim için önemli bir ayrıntıya değinmek istiyorum.
Köşkümüzün kış görüntüleri... Bir buçuk senedir köşk geçişlerinde, üç mevsimin de en güzel görüntülerini gördük. Ama geçen kış İstanbul'a kar yağmadığı için, zarif köşkümüzü beyazlar içinde göremedik. Yeni yıla girdiğimiz ilk günlerde, kısa süreliğine de olsa, İstanbul'umuz beyaza büründü. Ben o gün, yönetmenimizin bu görüntüyü kaçırmayacağını düşünmüştüm. Ama bu bölümde beklemiyordum. Çünkü izlediğimiz bölüm, yılbaşından önce çekilmişti. Hadi köşk geçişlerinin sonradan eklendiğini düşünelim, ama Oğuz koşarak mutfaktan çıktığında etraf bembeyazdı. Doğrusu, buna bir anlam veremedim. Köşkün bulunduğu Acıbadem Semti İstanbul'un yüksek bir kesimidir. Acaba yılbaşından önce de oraya kar mı yağdı ki bilemedim. Bunun üzerinde durmamın sebebi şudur; köşk geçişlerindeki kar görüntüsü çok ince bir serpinti gibiydi. Oysa yılbaşı sonrası, kar, İstanbul'u beyaz bir manto gibi kapladı. Hele yüksek kesimler neredeyse Uludağ görünümündeydi.
Onun için ben, köşkümüzü tamamen karla kaplanmış bir halde görmeyi umuyorum. İnşallah önümüzdeki bölümde görebiliriz. Köşk ve ağaçların karla kaplanmış görüntüsü o kadar büyüleyicidir ki, anlatmakla anlaşılmaz, görmek lazımdır.

Sevgili Buğra, şimdi 3.12.07 tarihinde yazdığım bir yorumu alıntılıyorum:

Birden aklıma birşey geldi. Acaba Damla, Eda'yı boşanma kararından caydırmak için, son çare olarak annesinin mektubunu mu okutacak. O mektubu bir şekilde Eda'nın görmesini çok istemiştim ben. Şimdi olabilir mi acaba?
______________
Buğra'cığım, son bölüm yorumlarında, aynı beklentiyi dile getirdiğini görünce, işte dedim, birebir aynı düşündüğümüz bir konu daha... Üstelik aynı dönemde, boşanma krizi sırasında aklımıza gelen bir ayrıntı.
Bu bana şunu düşündürdü; Yaşı ne olursa olsun, İki Aile'yi tıpatıp aynı hislerle izleyen bir topluluk var. İşte o, ratinglerde de gördüğümüz, herşeye rağmen İki Aile'yi izlemeye devam eden, onun bizlere sunduğu güzellikleri terketmeyi düşünmeyen, sayıları düşük ama değerleri yüksek topluluk.

Ne olursa olsun biz, Ailemizi terketmeyeceğiz... Ta ki o bizi terk edinceye kadar.

Şimdilik herkese iyi geceler...

deren1970
11-01-08, 15:58
Merhabalar efendim
Dün gece seyrettiğim bir dizide çok güzel bir replik vardı bir yuvayı bozmak bir an, kurmak bir ömürdür ne güzel bir laf değil mi? bunu Eda Hanım'ın da duymasını isterdim:P
Bugün bir arkadaşımla msn de karşılaştık, dizilerden biraz bahsettik, ben seyrettiğim dizi iki aile derken şu yorumu yaptı bir boşanma olayı bu kadar da uzamaz, bu kadar inat yapılmaz dedi yorumsuzdur efendim. Dışarıdan seyreden bir seyirci yorumu:img-yes:
Şimdi bu kadar harika bölüm neden tekrar verilmiyor hafta içi bir gün ve hafta sonuda verilsin diye benim adıma bile konuşan arkadaşlarımız oldu di mi:img-yes: peki bu yapıldı mı tabiki hayır. ama adını yazacağım kusura bakılmasın Havalimanı diye bir dizi başladı çarşamba günü oynuyor ve raitinglerde 23. sıradaydı bu hafta (nasılda takip edermişim:P) dün gece starda neyin tekrar yayını vardı tahmin edin bakalım Havalimanı:icon_twis düşünün hemen bir gece sonrası 23. sırada olan dizi veriliyor.
Dizimiz çok şükür 70. bölüme geldi, daha nice 70. bölümlere diyeceğim ama 70. bölümü oynuyan diziyi hemen ertesi günü niye yayınlayalım, bu dizi daha yeni tekrar tekrar vereli diye düşünen sayın kanal yetkililierini, kanalım uyguladığı politikayı protesto ediyorum.
Fragman yayınlanırsa ve buradan paylaşılırsa o konu hakkında konuşana kadar şimdilik hoşçakalınbye

tisdale_ashley
11-01-08, 20:29
ay en sonunda boş zaman bulabildim.son sınavlarımızda bitti artık boşum rahat rahat yazabilicem herneyse hepinizin yorumlarını okudum süperler çok duygulandım tabiki iki aile yine muhteşem bir bölümle karşımıza çıktı bu arada(fotoş ablacım yorumunu okudum yanniii çok doğruyu söylüyorsun sendenim)yani siz zaten çok güzel anlatmışsınınız çok detaylı ayrıntıllra girmişsiniz süperler yorumlarınız yani bana söz kalmamış tek kelimeyle muhteşem bir bölümdüüüü

başkozlu
12-01-08, 01:01
Yine bir Cuma Gecesi, sayfalarımız, fragmansız ve ıssız bir şekilde yol almakta. Neyse, en azından bölüm resimleri gelmiş. Sudenaz kardeşimize teşekkürler. Eda ve Oğuz'un yanyana oturdukları resmi çok beğendim. Birbirlerine bakışları çok güzel. Diğer resimde bütün aile, köşkün kapısında, yüzleri asık bir şekilde neye bakıyorlar acaba? Volkan'la adamları falan, hatta belki de Yamanla birlikte köşke bakmaya mı geldiler nedir? Yalnız, inşaat için köşkü almakta ısrar etmeleri saçma olur. Çünkü daha önce de belirttiğim gibi, köşk, tarihi bir bina, yıkılması yasak... Bildiğim kadarıyla kundaklansa bile, ancak otopark yapılabilir.

Bir de özette, Oğuz'un sinirine bulduğu kılıfı merak ettim. Hem de ters tepip, hayatını kabusa çeviren bir fikir ne olabilir ki? Aklıma bir şey geldi ama bilmem ki... Acaba diyorum, hani Oğuz yemeğe düşkün bir insan ya... Sinirinin beslenme şeklinden kaynaklandığını falan mı söyledi ki? Evdekiler de onu sıkı bir diyete soktularsa, hayatı kabusa dönebilir. Ne bileyim işte, aklıma ancak bu geldi. Fragman çıkarsa, belki bir ipucu olabilir, bekleyelim bakalım.

Şimdilik hoşçakalın.

nar cicegi
12-01-08, 01:21
İyi Geceler
Arkadaşlar bir adet fragman aranıyor.Görenlerin bulanların sitemize başvurması önemli rica olunur.İşin şakası ben yarın nerdeyse bütün gün dersanedeyim fragman inşallah yarın öğlene kadar gelir yoksa bütün gün merak ederim.Şu Oğuz'un uydurduğu kılıfı bende çok merak ettim.Düşündüm düşündüm gelmedi aklıma bir şey.

Neyse buralar çok boş kalmış bir uğrayım dedim.Hepinize iyi geceler...

bugra9
12-01-08, 02:02
Herkese Hayırlı Geceler...:img-wink:

Yeniden şu soğuk kış gecesini paylaşmak için beraberiz...Hep birlikte ısınmaktan başka çaremiz yok...O halde Gece Ajansımızı açalım gündemi yine Cuma gecesinin dinginliğine bırakalım...

:icon_shad:kahve:icon_shadGECE AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Dün gece benim hemen ardımdan Sevil abla sahneye çıkmış ve Köşkümüzün verdiği kış görüntüsüne dair kafasında olan soru işaretlerini paylaşmış...Sevil abla söz konusu Köşk olunca hepimiz doğal olarak hassaslaşıyoruz ve daha derin gözlemler yapıyoruz...Pazartesi akşamı bölümü izlerken bende İstanbul'da ki kar yağışının nasıl çekim takvimine uyduğunu düşündüm durdum...İstanbul'da yaşamasam dahi haberlerini alıyordum ve seninde belirttiğin gibi kar portresinin bir sonraki bölüme devredeceğini düşündüğüm için büyük bir sürprizle karşılaştım...Ama sonradan düşününce bu bölümün iki haftalık bir periyoda yayıldığı sonucuna vardım...Nasıl vardın bu sonuca Buğra dersen şöyle; İlk olarak Oğuz sözde elektirik idaresine "Cereyan konusunda veryansın" ederken 2008 senesindeyiz diye belirtiyor...Buda bölümün bir kısmının yeni yılın ilk haftasında çekilme olasılığını arttırıyor...Onun dışında bölümün yönetiminde ve kurgusunda ki incelik ve özen ekibimizin rahat çalıştığını hissettiriyor...Bölümün net bir buçuk saat çekilmesi ise senaristlerin iki haftaya yayılan çekim takvimlerinin rahatlığını taşıdıklarının son göstergesi...Bir buçuk saatlik bir dizifilm olurmu,olursa altında yatan insanüstü emek ne boyutlarda olur konusuna girmeyeceğim fakat tek cümle söylerim...Bu gidiş gidiş değil...Diziler bu gidişle yakın sürede kendi kendilerini imha etmeye başlayacaklar...Sevgili Burçin'in paylaştığı haberde ki gibi gelecek sezon bölüm süreleri bu kadar uzun olursa diziyi bırakmakla tehdit eden çok oyuncu ve teknik ekip var...Sesler yükselmeye başladı...Bu durumdan ötürü gayet memnunum...Sonuçta setlerde,setlerin kurulduğu sokaklarda ne şartlarda çalışıldığını " bilmeyi bırak tahmin etmek " televizyon karşısında benim kanımı dondurmaya başladı...Evet para kazanmak kolay değil ama körü körüne bir çarkın dişlisi olmakta hiçbir insana reva değil...

Biz izleriz,ister bir saat olsun ister üç saat...Ama bu projelerin bir çoğu gerçek mekanlarda çekiliyor,kışın sert geçtiği İstanbul gibi bir mekanı arkasına fon ediyor...Fazla konuşmayacağım dedim ama izleyici beklentisini paylaşmak için doğru adresteyiz,en azından bir dağın tepesi gibi burada sesimiz yankı yapıyor,kim bilir karşıki tepelere ulaşmıştır belki...Kendimi
tutamadım...Değiştiriyorum konuyu...

Sevil abla aynı beklentiyi taşımamızı normal karşılıyorum,çünkü aynı yöne bakıyoruz,üstelik geçtiğimiz yollarda gördüğümüz herşey ileride göreceklerimizin teminatı olacağına inandığım için hepimizin penceresinin gül bahçesine bakması çok doğal...Hâl böyle olunca Bahar'ın mektubu üzerinde duygusal bir potansiyel taşıyor,ölmek üzere olan bir annenin son nefesine kadar evlatlarını,eşini düşünmesi o kadar sahici ki...Annelik ile birlikte değişen öncelikleri ve bir annenin rotasının evlatları olduğunu daha etkileyici bir şekilde anlatamazlardı...İşte bunun için Bahar'ı çok iyi anlayacak bir annenin,Eda'nın mektubu okuması halen en büyük beklentilerimin başında geliyor...Hayat uzun yeni dönemeçler,çıkmaz sokaklar ve inşaa edilecek bir gelecek var...O yüzden hikayemizin bir döneminde mektubun Eda'ya ulaşacağına eminim...Biriksin,emek biriksin !!!

Şimdi Pelin ve Sudenaz'ın eklediği resimlere göz atacak olursak Ailemiz'in hep beraber gergin bir ifade ile neye baktıkları kocaman bir soru işareti...Fotoğrafın bir sahneden resmedildiğini düşünürsek aklıma gelen ilk tahmin Volkan'ın Köşkte keşif için göndermiş olabileceği birkaç adamın Köşkün bahçesini koloçan etmeleri...Dediğim gibi yüzlerinde ki o gergin ifade "Kar yağışı" için olmayacağına göre :img-wink: şuan gündemimizde ki en aktif hikaye olan Volkan'ın Köşk operasyonu akıllarımıza geliyor...Volkan zaten perde arkasında durmayı tercih edecektir,durabildiği kadar...O ana kadar Köşkü boş bırakacağını sanmıyorum...Her neyse Pelin ve Sudenaz'a fotoğraflar için teşekkür ederim...

Ailemizi yeniden bir arada görmek ise çok hoş...Hayatta savaşlar,dolayısı ile cepheler maalesef ki bitmez,bir dizifilm ise hayatın hızlandırılıp,yaşananlardan yapılan bir derleme haline getirilmesi ise ailemize karşı dış mihraklar her daim var olacaklar...Hâl böyle olunca birliğin getirdiği kuvveti görmek çok hoş olacak...

* Benden şimdilik bu kadar...Gitmeden önce haftalık anketlerimizide bırakmakta fayda var...

:icon_shadİKİ AİLE 70.BÖLÜM ENLERİ...:icon_shad

1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
5- Haftanın Mesajı...?...
6- Haftanın Repliği...?...

Sevgili arkadaşımız,dostumuz Hayri'nin kulaklarını çınlatalım...

:icon_shadİKİ AİLE 70.BÖLÜM ŞIK VE RÜKÜŞLER...:icon_shad

1- EN Şık Bayan...?...
2- EN Rüküş Bayan...?...
3- EN Şık Bay...?...
4- EN Rüküş Bay...?...

Gitmeden önce Fatoş abla çok güzel bir sözü bizlerle paylaşmışsın...Yalnız yuva,aile değil ki hayatın her yerinde yıkmak ne kadar kolay ise kurmakta bir o kadar zordur...Dostluklar,arkadaşlıklar verilen emek doğrultusunda sağlamlaşır,kuvvetlenir...İşte Aileler'de yoktan var olan bir bütün olan topluluklar olduğu için tertemiz bembeyaz bir sayfaya hayatı yazmak gibi birşeydir...Paylaştıkça,aile ile birlikte büyürsün...Tıpkı anne ve babaların evlatlarını büyütürken evlatlarında anne babalarını büyüttükleri,birbirleri ile beraber büyüdükleri gibi...Bu yüzden artık öğrenecek,yaşayacak birşey kalmadığı dediğin anda gün gelir evlatların sana bir ömür unutamayacağın bir ders verir...Buda dünyanın kanunu işte...

* Yeniden Görüşeceğiz inşallah...En yakın zamanda...

Hoşçakalın...

loralai
12-01-08, 17:33
evet fragmanı izledim ve süperdi hemen aklımda kalanıyla aktarıyım ev ahalisi oğuz timur ferit falan mutfakta gece yarısı sanırım bişeler yiyolar merve girip bağırıyo onları görünce ödü patlıyo tabi ve eda gelip heyyttt diye bi bağırıyo süper komik bir şekilde oğuz ağzında börek sanırım kalıyo öylece sonra mahkeme çıkışı en büyük aile bizim aile tezehüratlarıyla eda oğuza daha önümüzde 6 ay var kararımı o zaman vercem diyo cilveli bir şekilde tabi oğuz bi psikoloğa gidiyo psikoloğ oğuza siz delisiniz diyo ama kendi oğuzdan da deli belli yani sonra eda gizli gizli bile olsa psikolğa gitmeye karar vermesi çok iyi bi gelişme diyo oğuz eda çocuklar sofradalar oğuz ben hastayım hastayım elimde raporum bile var diyo eda oğuz allah korusun ya öyle deme diyo oğuz ağlamaklı bi şekilde ben köfte yemek istiyorum ya diyo hasta ya güya duygusal geçişler yaşıyo en son kutlama yemeği sanırım herkes kadeh kaldırıyo boşanmamlarını kutluyolar ama acayip eğlenceli bi bölüm geliyo kesin yazdıklarım cümlesi cümlesine aynı değildir yanlışlıklar vardır ama aklımda kalanıyla yazdım işte

ay önceki mesajımdan dolayı özür diliyorum valla türkçeyi katletmişim fragman heyecanıma verin umarım anlarsınız bu karman çorman anlatımdan ama süperdi fragman süperr çok beğendim valla edada oğuza karşı gayet yumuşaktı valla hiç trip falan yapmıyodu

FATMANUR_26
12-01-08, 18:35
slm arkadaşlar fragmanı bende malum siteden isledim ahmetbulat. arkadaşımız yollamış..
walla gerçekten çok komik loralai walla adını unttum ama sana katılıyorum haftaya gerçekten süper olacak..................

bulamayanlar ösel mesaj dan adresi sorabilir yanıtlarım tabi gitmessem

nar cicegi
12-01-08, 19:16
Fragmanı biraz önce izledim.Çok güzel valla.Ben bu bölüm biraz sönül olur diyodum ama hiçte öyle gözükmüyor.Fragman bile çok renkli.Oğuz ile Eda'nın arası yumuşamış.Birlikte yemek yemeğe başlamışlar en azından.Acaba Eda gene alt katta mı kalıyor yani 6 ay alt katta kalmaz herhalde.Oğuz'un kendini acındırarak köfte istiyorum ben demesi çok komikti.Aca uzun fragman verirler mi?

* Fragman için teşekkürler Fatmanur.Çok saol.

ipek_
12-01-08, 19:53
ayy nolur banada atın fragı aradım bulamadım:(

bu arada ççook güzel bi bölümdü yaa var ya son sahneyi izle izle içim çıktı zaten tv de izlerken katılmış durumdaydım ağlamaktan:'( bn pek yorum yazmıorum ama sıkı bi takipçiyim hem dizi hem forum zaten foruma da bişey yazmaya gerek kalmıo maşallah çok güzel yorumlar gelio tekrar etmenin bi anlamı yok:) herkese iki aileli günleer:)

loralai
12-01-08, 20:24
ayy şimdi anladım oğuz hastayım raporum var diyo ama raporu psikoloğdan değil normal bir doktordan almış gibi yapıyo psikoloğa gittiğini saklıyo bunu öğrenen edada yani psikloğa gittiğini fakat sakladığını öğrenen edada ona diyet yaptırıyo hasta diye tabi onu oynatıyo aslında psikolğa gittiğini sakladıüı ve yalan söylediği için oğuz ferit falan o yüzden mutfağa saldırıyo gece yarısı edada onun için basıyoo heyytt noluyo be diyo bide oğuz ben köfte yemek istiyorum diye bu sebepten ağlıyo tabağı yeşillik dolu çünkü zavallımınn ayyy böyleyse çok komik olcak demektir vallaaaa

FATMANUR_26
12-01-08, 21:18
ve yine ben hemen gidiom sadece uzun fragman cep telefonu ilede olsa bi arkadaşımız tarafından çekilmiş ve malum siteye konulmuş ve ben sitemizin video bölümüne ekledim islemek isteyenlere duyrulur:.........

deren1970
13-01-08, 00:14
Ben geldimmmmm
Nasılmış bakalım ailem. Ben mi nasılım, vallahi fragmanı net olarak izleyesemde harikayım:P Sen bir hafta boyunca özetten dolayı moralini boz, aklına bir sürü saçma fikir gelsin, için acısın sonrada bunun karşılığında bu fargamnla karşılaş. Ne derler resmen sağ gösterip sol vurdular, ay çok mutlu oldum ben:happy0064

Gelelim resimlere, resim resim dedim 2 taneden 3'e mi çıkarmışlar, yoksa bana mı öyle geldi ama yok canım saymayı biliyorum resim sayısı 3:P İnşallah resim sayısı daha da bir artar ve değişik sahnelerden koyulur.

Şimdi bizimkilerin resimlere bakarak söylüyorum öyle şok içinde bahçeye çıkmaları belkide gıcık Volkan-Yaman ikisilis gelir bahçelerine filan onları görünce şaşırırlar:img-yes:

Demek Eda rejime sokuyor ha Oğuz'cuğumu:img-in_lo iştem tam komedi sahneleri. Vallahi çok güleceğiz bu duruma.

Artık sayılı gün ve saatler kalmışken dizimize inşallah raitinglerde yüzümüzü güldürür

Sevgiler

ggnibsgk
13-01-08, 16:46
Selaammlaaarr İki Aile Ailesiii:) Canlarım bitanelerimmm göz bebeklerimm ehuhue...

Efendim bir yemek molasında daha sizlerle birlikteyizzz...Mutluyuz gururluyuzz...:)

Fazla zaman olmadı ama ben yine de özlemişim yorum yazmayıı yaww,bağımlılık mı yaptı nedir???Neyse fazla uzatmadan konumuza geçelim...

Öncelikle bu sabah uzun fragmanı gördüğümü söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum...Ama bence kısa fragman da olan sahnelerden daha süper bi sahne yoktu yanii...Mesela aklımda kalan...Oğuz Volkan'a "Köşk satılık diil" diyoo Volkan da "Satılık satılık" diyoo!...

Onun dışında ekstra bişey hatırlamıyorum yani...:img-yes:

Neyse efenimm öncelikle Fatmanur arkadaşımıza sonsuz teşekkürlerimizi bi bildirelim...Sonra da fragmanı izledikten sonra aklıma gelen bi hikayeyi sizinle paylaşıyım..Ben kendi kendime çok güldüm valla:img-hyste (Kendi kendime güldüm derken sadece komik olduğunu vurgulamak istedim yoksa deli diilim yanii:icon_whis)

Şimdi efendim Oğuz,hani sinirine hakim olmak için psikologa gidiyor yaa...Bu arada psikologu ya da psikiyatrı canlandıran oyuncumuz: Levent Sülün kendisine hoşgeldin diyoruzzz:happy0064

Ne diyorduk...Heh!... Oğuz diyorduk sinirine hakim olmak için psikologa gidiyor ya...İçinde benim de olduğum bazı arkadaşlarımız sürekli Oğuz'un bişeyler yapmasından rahatsızlık duymaya başlamıştı artık...(Bu arada Burçin'in bu konuda yazdığı senaryo da çok güzel olmuş eline sağlık canım:))Ben diyorum ki acaba şöyle bir sahne olabilir mi????

Oğuz bu sakinleşme işinii(tabii kii istem dışı:img-hyste ) o kadar çok abartır ki; Bir gün Volkan köşke gelip,bu köşkü başınıza yıkıcam,çıkın köşkümden satın alırım köşkünüzü bilmem ne gibisinden laflar eder...Eda bir bakar Oğuz'da tık yok...O sırada Eda çıldırmaktadır tabii;"Yaa Oğuz Allah aşkına bişey söylesene ne diyo bu adam kovsana şunu köşkümüzden" falan diyerek...

Ama Oğuz o sırada çoktaaan gözlerini kapayıp,transa geçmiş vee" Sinirli diilim,sinirli diilim,çok sakinim" diyerek derin nefesler almaktadırr...E bunu gören Eda daha da çıldırır ve aslında sakin olmanın her zmn gerekli bişey olmadığınıı,arada sırada sinirlenmenin doğal ve hatta gerekli olduğunu anlar...

Ben de Eda'nın Oğuz'u sinirlendirmeye çalışırken ki hallerini zevkle izlerimm:happy0064:happy0064

Aklıma geldi sizinle paylaşıyım dedim hadi hoşçakalın bye

FATMANUR_26
13-01-08, 17:14
Selaammlaaarr İki Aile Ailesiii:) Canlarım bitanelerimmm göz bebeklerimm ehuhue...

Efendim bir yemek molasında daha sizlerle birlikteyizzz...Mutluyuz gururluyuzz...:)

Fazla zaman olmadı ama ben yine de özlemişim yorum yazmayıı yaww,bağımlılık mı yaptı nedir???Neyse fazla uzatmadan konumuza geçelim...

Öncelikle bu sabah uzun fragmanı gördüğümü söyleyerek sözlerime başlamak istiyorum...Ama bence kısa fragman da olan sahnelerden daha süper bi sahne yoktu yanii...Mesela aklımda kalan...Oğuz Volkan'a "Köşk satılık diil" diyoo Volkan da "Satılık satılık" diyoo!...

Onun dışında ekstra bişey hatırlamıyorum yani...:img-yes:

Neyse efenimm öncelikle Fatmanur arkadaşımıza sonsuz teşekkürlerimizi bi bildirelim...Sonra da fragmanı izledikten sonra aklıma gelen bi hikayeyi sizinle paylaşıyım..Ben kendi kendime çok güldüm valla:img-hyste (Kendi kendime güldüm derken sadece komik olduğunu vurgulamak istedim yoksa deli diilim yanii:icon_whis)

Şimdi efendim Oğuz,hani sinirine hakim olmak için psikologa gidiyor yaa...Bu arada psikologu ya da psikiyatrı canlandıran oyuncumuz: Levent Sülün kendisine hoşgeldin diyoruzzz:happy0064

Ne diyorduk...Heh!... Oğuz diyorduk sinirine hakim olmak için psikologa gidiyor ya...İçinde benim de olduğum bazı arkadaşlarımız sürekli Oğuz'un bişeyler yapmasından rahatsızlık duymaya başlamıştı artık...(Bu arada Burçin'in bu konuda yazdığı senaryo da çok güzel olmuş eline sağlık canım:))Ben diyorum ki acaba şöyle bir sahne olabilir mi????

Oğuz bu sakinleşme işinii(tabii kii istem dışı:img-hyste ) o kadar çok abartır ki; Bir gün Volkan köşke gelip,bu köşkü başınıza yıkıcam,çıkın köşkümden satın alırım köşkünüzü bilmem ne gibisinden laflar eder...Eda bir bakar Oğuz'da tık yok...O sırada Eda çıldırmaktadır tabii;"Yaa Oğuz Allah aşkına bişey söylesene ne diyo bu adam kovsana şunu köşkümüzden" falan diyerek...

Ama Oğuz o sırada çoktaaan gözlerini kapayıp,transa geçmiş vee" Sinirli diilim,sinirli diilim,çok sakinim" diyerek derin nefesler almaktadırr...E bunu gören Eda daha da çıldırır ve aslında sakin olmanın her zmn gerekli bişey olmadığınıı,arada sırada sinirlenmenin doğal ve hatta gerekli olduğunu anlar...

Ben de Eda'nın Oğuz'u sinirlendirmeye çalışırken ki hallerini zevkle izlerimm:happy0064:happy0064

Aklıma geldi sizinle paylaşıyım dedim hadi hoşçakalın bye

olur mu olur bu arada hiç öneml diiil arkadaşım görevimisss..
ve bu bölüm çok glecek gibiyissss
yawww

Müge
13-01-08, 17:48
Arkadaşlar merhaba...Nasılsınız...? Bu hafta yorum yazamadım evet öyle yoğun bir hafta geçirdim ki....Şimdi iki gündür hastayım ağır grip geçiyorum....Ateşim var...Dün gece daha kötüydüm...Ama aklıma Eda ve Oğuz'un sahneleri geldi....Oğuz ne güzel bakmıştı Eda'ya...Ah ah benim de Oğuz gibi bir sevenim olsaydı bana baksaydı...:)

Havalara dikkat edin aman ...Fragmanı izlemedim merak ediyorum aslında...Umarım sinir bozucu sahneler yoktur...? Arkadaşlar şimdilik benden bu kadar...Herkes kendine iyi baksın....Görüşürüz...bye

flash1976
13-01-08, 21:05
MERHABA ARKADAŞLAR

Öncelikle Müge çok geçmiş olsun. Umarım kısa bir sürede kendini toparlarsın.

Bu aralar çok yoğunum. Bir türlü vakit bulup ta foruma yazamıyorum. ama yinede arada bir girip yorumlarınızı okumaya çalışıyorum.

Geçen bölümümüz yine çok güzeldi. Özellikle de son sahne çok iyiydi. Çocukların hep birlikte mahkeme salonuna girmeleri ve Hakim Bey’le plan diyalogları çok etkileyiciydi.

Bu gelişmeden sonra Eda ve Oğuz’un boşanma kararından vazgeçmeleri gerekir. Doğruyu söylemek gerekirse bu boşanma konusu fazla uzatıldı. Artık kabak tadı vermeye başladı açıkçası. Bir an önce barışsınlar artık. O kadar uğraştılar bir araya gelmek için. İncir çekirdeğini doldurmayacak sebepler yüzünden işi boşanmaya kadar getirdiler. Damla’nın Hakim Bey’e dediği gibi aralarında konuşarak düzeltemeyecekleri meseleler değil bunlar.

Artık şu boşanma konusu kapanmalı. Dizimiz monotonlaşmaya başladı. Bunu düzeltmek için bu boşanma konusu bitirilmeli ve yeni konulara giriş yapılmalı. Dizimizin raitingleri de bu duruma işaret. Böyle devam ederse dizimizi yayından kaldırabilirler. Biliyorsunuz ki raitingi iyi olmayan dizileri hiç düşünmeden bir anda yayından kaldırabiliyorlar. Daha önce de Benden Baba Olmaz dizisini yayından kaldırmışlardı. Tabi bu benim naçizane düşüncem. Sadece bu konudaki kaygımı dile getirmek istedim.

Hepinize İyi Günler…

Tekrar buluşmak üzere…

bugra9
13-01-08, 22:17
Herkese İyi Akşamlar...:img-wink:

Nihayet !!! yeniden birlikteyiz...Allahın bugünüde mi varmış derler ya...İşte aynen öyle...Çok yoğun geçen bir haftasonunun hemen bitiminde yeniden sizlerle olup,ajansı açtığım için çok mutluyum...

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Yine gündemimiz gayet dolu...Sevgili Fatmanur arkadaşımızın posta kutularımıza kadar bıraktığı fragman ve fragmana istinaden hazırladığım ünite soruları ile güzel bir ajans gündemi hazırladım...Kısacası herzaman ki gibi gündem yine bizler olacağız...:img-wink:

Fragman bölüme dair tüyolar veriyor...En azından bölümün gayet eğlenceli ve rahat geçeceği belli oluyor...Evet İki Aile bazı dönemlerde hikayeleri birbirine düğümleyerek izleyicinin gerilmesini ve düşünmesini sağlıyor,fakat İki Aile'nin asıl kimliği rahat bir dizi olması...Aile dizisi olduğu için izleyiciyi öyle büyük soru işaretlerine düşürmeyen,genellikle aile için ilişkiler ile hikayesinin devamlılığını sağlayan ve bu sayede sıcaklığı yakalamış bir dizi...Doğal olarak izleyicinin beklentiside bu yönde...Geçen sezon velayet davası,bu sezon boşanma davası ve iflas sıkıntısı gibi hikayeler ile izleyici şöyle bir sallandırılıyor fakat anlatılan bu hikayeler hayattan çok uzak veya çok abartılı konular olmadığı için dizimize yansıması olumlu oluyor...Pelin geçen haftalarda bir yorum yazmıştı ve dizimizde köşk ve aile içi günlük yaşantıyı görmeyi de istediğini belirtmişti...Fragmanı ilk izlediğimde Pelin'in bu beklentisinin karşılığını bu bölümde bulabileceğimizi düşünmeye başladım...Şu nedenle çünkü artık aile içi sarsıntılar yerini dinginliğe huzura bıraktı...Artık ne gelecekse Köşkün dışından gelecek...Hâl böyle olunca aile içi kısacası köşk içi renkli hikayelerin yazılması dizimizin özlenen sempatik ve sıcak yüzünü canlandıracak...Bu hafta izleyeceğimiz Oğuz'un psikolog ve sahte teşhis hikayeleri adım adım gelen komedinin ayak seslerini güçlendiriyor...Yine ailemiz köşkün içinde oyun oynamaya başlayacaklar bu oyuna çocuklarda dahil olunca tadına doyulmaz bir İki Aile bölümü izleyeceğiz...İki Aile'nin ilk on bölümünü göz önünde bulunduracak olursak Köşk hikayelerinin ağırlıkta olduğu bölümlerdi...Köşk sakinlerinin büyük küçük bir hikayeleri ve her hikayenin sonunda vardıkları samimi bir nokta vardı...O zaman İki Aile'nin "Köşk Günlüğü" çıkartıldığı gibi şimdi de Tek bir Aile'ye dair sıcacık hikayeler yazılabilir...Sonuçta izleyicinin beklentisi öyle çok büyük şeyler değil...Hep beraber hazırlanan ve birlikte neşe içinde yenilen bir yemek sahnesi,ailenin Köşkte yaptığı bir aktivite,Eda ile Oğuz'un çatı katında hasret giderip,plak dinlemeleri,mahalle büyüklerimizin Köşk'e ziyareti gibi hayatın içinden ve akışı etkilemeyecek hikayeler İki Aile izleyicisinin diziden beklediği hikayelerdir...Hep savunduğum bir tez var...Dizinin genelinde hava ne kadar olumsuz olursa olsun şayet Köşkte gerginlik ve olumsuzlukta had safhaya ulaşmış ise İki Aile kalıpları zorlanıyor...Fakat tam tersi Köşkte ki renk korunduğu takdirde genel izleyicide ki beğenide sağlanmış oluyor...Buradan varacağımız sonuç bu hafta ki izleyeceğimiz bölüm izleyiciyi tatmin edecektir...

Benim ufak bir eleştirim var...Tam bir eleştiride sayılmaz fakat paylaşmak isterim...Bu hafta yine kalabalık bir kutlama yemeğimiz var..Çok güzel...Fakat fragmanda gördüğümüz üzere yine kalabalık ve uzun soframız Eda'nın alt katına kurulmuş...Acaba diyorum bu uzun sofra daha önceki bayram olduğu gibi bahçeye kurulsaydı izleyici üzerinde ki etkisi çok daha yüksek olmazmıydı...Ben kendi adıma sorduğum soruya cevap verecek olursam;Hemde nasıl güzel olurdu...Çünkü daha önce aynı ekran görüntüsünü sağlayan tam iki yemeğimiz daha oldu haliyle elde Köşk gibi bir malzeme varken izleyici bu tarz ufak çekim oyunları ile diziden çok daha fazla etkilenebilir...Ufoo sobalarımız,karlı kocaman ağaçlarımız ve o güzel Köşk aydınlatmamız varken kullanılmaması düşündürüyor haliyle...Fakat oturduğum yerden ahkam kesmekte istemiyorum,daha geçen gün konuştuk uzun bölüm süreleri,çekimleri yetiştirme kaygısı derken artık bir izleyici olarak "İsterim,beklerim" demeye dilim varmıyor...Kalbimden geçirdiğimi paylaşmak istedim...Çünkü hikayemizin derinliği o yaşlı ağaçlar kadar köklü ve tarih kokuyor...O tarihi kokunun İki Aile'de teknoloji ile çatışması çok hoşuma gidiyor...:img-wink:

:icon_shadİKİ AİLE 71.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI...:icon_shad

1- Duygusal mahkeme sahnesinin ardından Köşkte dönüşte Eda Merve ile konuşup,teşekkür edecek mi...?...

2- Eda yeniden üst kata yerleşecek mi...?...

3- Çocukların mahkemede ki "Sevgi Gösteri"lerinin ardından Eda ile Oğuz onlarla toplu bir konuşma yapacak mı...?...

4- Eda,Efe ile yurt dışı basket bursu hakkında konuşacak mı...?...

5- Eda ile Oğuz'un boşanmaktan vazgeçtiğini Yaman öğrenecek mi...?...

6- Volkan mahkemede ki duygusal aile tablosundan etkilenip kafası karışacak mı...?...

7- Eda Oğuz'un kendinden habersiz,düzelmek için psikologa gittiğini öğrenince tepkisi ne olacak...?...

8- Eda ile Oğuz'un ayrılık döneminin ardından özlem giderme sahnelerini izleyecekmiyiz...?...

9- Bölüm sonu tahminleriniz var mı...?...

10- Sizlerinde soruları varsa,cevaplamaktan zevk duyarım...

* Eveet...Artık ajansımızı kapatabiliriz...Ünite sorularımızda bıraktık...Bitirmem gereken işlerim olduğu için bu gece yeniden gelebileceğimi sanmıyorum...Ama yarın dizi öncesi yeniden beraber olacağız...

Müge Abla...Büyük geçmiş olsun...Aaa biz ne güne duruyoruz...Sen ister hasta ol ister olma biz sana bir ömür bakarız...Ablaların Ablası...( Bahar Yanılmaz'a Sevgilerle...)...

Önümüzde yepyeni bir hafta var...Yeni haftanın ilk gününde buluşuncaya kadar Huzur ile Kalın...

başkozlu
13-01-08, 23:29
Bir de özette, Oğuz'un sinirine bulduğu kılıfı merak ettim. Hem de ters tepip, hayatını kabusa çeviren bir fikir ne olabilir ki? Aklıma bir şey geldi ama bilmem ki... Acaba diyorum, hani Oğuz yemeğe düşkün bir insan ya... Sinirinin beslenme şeklinden kaynaklandığını falan mı söyledi ki? Evdekiler de onu sıkı bir diyete soktularsa, hayatı kabusa dönebilir. Ne bileyim işte, aklıma ancak bu geldi. Fragman çıkarsa, belki bir ipucu olabilir, bekleyelim bakalım.




Özeti okuduğumda, ilk aklıma gelen tahmini yazmıştım. Yani bu kadar isabetli bir tahmin olacağını ummamıştım. Kendimi kutluyorum heh hee...
Ve Oğuz'un bu dahiyane fikrinin, doğurduğu komik sonuçları, fragmanda gördük. Gece yarısı mutfak baskınları... Eda bu baskından sonra, buzdolaplarına kilit takar herhalde. Fragmanı çok beğendim, inşallah bu bölümümüz de fragman gibi güzel olur.

Müge'ciğim, geçmiş olsun, ortalık salgından kırılıyor, ne yazık ki sen de nasibini almışsın. Kendine iyi bak çabuk iyileş.

Şimdilik hepinize iyi geceler...

BERNA
14-01-08, 13:28
Merhabalar

Dizinin yeni bölümün olduğu gün eski bölüm hakkında yazan tek üye benimdir ama biliyorsunuz ben 'nostalji'yi severim ;)

Oğuz'un Eda'ya hastabakıcılık yaptığı günü genel olarak çok beğendim. Son derece eğlenceli ve ara ara duygusal olmasının yanısıra peşpeşe yaşanan tüm komik olaylara rağmen genel olarak çok da doğaldı herşey.

Bu doğallığı sağlayan ilk şey oyunculuklardı. İclal Aydın da çok başarılıydı ama Emre Kınay bu sahnede özellikle döktürdü. Bir kere oynadığı sahneden son derece keyif aldığı ortadaydı.Uzun zamandır göremediğimiz romantik komik Oğuz'u oynamayı belli ki o da sevmişti. İclal Aydın forumdan okuduğum kadarıyla sahnelerde hastaymış ancak hem bu senaryoya dahil edildiği için doğal olmuş, hem de İclal Aydın da en doğal haliyle karşımıza çıkmış oldu.

Eda ve Oğuz'un sahneleri ilk sezonu anımsatıyor gibi gözükse de aslında evli oldukları her detayda verildi. En önemlisi Oğuz eskisinden çok daha rahattı beden dili olarak. Eda ve Oğuz yine 'iç sesleriyle' bizimle haberleştiler ancak zaten karşısındakinin ne hissettiğini; neyi niçin yaptığını çok iyi bildiklerini gördük. Eda ve Oğuz sözlerle başka şey söyleseler de birbirlerini kitap gibi okudular. Bu konudaki çözülmeyi de Eda yaptı ve Türk filmi izleme konusunda isteğini açıkça söyledi. Oğuz etiketleri kesip yanına geldiğinde iç sesler azaldı ve de aradaki buzlar daha da çok çözülmeye başladı. Eskisi gibi birbirleriyle düşündüklerini daha rahat paylaşmaya başladılar.

Elektrik kesilince ve sonrasında değme komedi filmlerine taş çıkartacak sahnelerde de doğallık hakimdi, hepimiz evlerimizde yaşananların biraz abartılmış bir versiyonunu gördük. Oğuz sinirle yanlış yeri aradı, sonrasında çoğu erkeğin yapacağı gibi Oğuz sobayı taşıma konusunda ve kurulmasında en becerikli olduğunu kanıtlamak istedi, Eda çoğu evdeki hanımın yapacağı gibi bol bol kritik etti Oğuz'u ve Niyazi konusunda haksız olmasına rağmen suçu Oğuz'a attı. Bu tip olaylar her evde yaşanan şeyler aslında sadece hepsinin bir gecede olması komedi unsurunu fazlalaştırdı. Ondan önce de bir çorba ve bir meyve suyu sıkmayla mutfağı bazı erkeklerin nasıl da dağıttıkları kullanıldı. Yardımcı olacağına daha çok iş çıkartan erkeklerin varlığını hepimiz biliyoruz değil mi ;) Oğuz'un bunu kullanış biçimi de güzeldi. Dağıtmıştı çünkü çorbayı kendisi yapmış izlenimi vermek istiyordu. Yazarlarımızın doğalı zekice kullandıkları bir espriydi aslında.

Niyazi'nin başına odunla vurma sonrasında Oğuz'un sürekli espriler yapması, hazır hava yumuşamışken bundan faydalanma isteği müthişti. Azmine hayran kalmamak elde değildi. Zaten çok mutlu bi ifadeyle baygın yatan Niyazi'nin de kestane kokusuyla kendine gelmesi Türk filmlerindeki obur karakterleri anımsattı ve de çok güldürdü beni! Yalnız beni kopartan konuşma Oğuz ve Eda arasında geçendi o anda. Acaba 'kloroform mu koklatsak?' 'Tabi hemen dolaptan alayım' :img-hyste Son cümle de dizi klişesi rahatsız etmeden nasıl kullanılırıza bir örnekti. Kullanmadılar ama gerekseydi şu şekilde olacaktı. 'Ne bileyim ben dizilerde hep kullanıyorlar ya oradan aklıma geldi' ama 'Dizide değiliz Eda Hanım' :img-hyste

Sonuç olarak Oğuz ve Eda'nın başbaşa kaldığı sahnelerde didişiyorlarmış veya inatlaşıyormuş gibi gözükseler de iletişime geçtikleri anda gerçek karı koca hallerine ne kadar yakın olduklarını da gördük, üstelik çok da eğlenceliydi bütün sahneleri.

Gelelim en'lere, bu hafta tüm sahneler hakkında yazdım. O yüzden kısa kısa değineceğim.


En Beğendiğim Sahne: Oğuz ve Eda'nın kahvaltı sahnesi ve sonrasında Eda'nın yaşadığı şokun anlatıldığı sahneler.

En Beğenmediğim Sahne: Volkan'ın babası ve Sabutay'ın evle bağlantısının kurulmasındaki tesadüfü çok fazla bulduğumu daha önce yazmıştım.

En Duygulandığım Sahne: Mahkeme sahnesi elbette, çok ağladım çoook. Timur'un mutfaktaki 'boy işaretlerini de silersin artık' sahnesi de oldukça duygusaldı ama.

En Güldüğüm Sahne: Üstte de yazdığım gibi Eda ve Oğuz'un kloroform hakkındaki konuşması ve de arkasından gelen kestane kokusuyla Niyazi'nin ayılması

Bölümün Repliği: 'Ben sana bütün hayatım boyunca bakarım Eda Abla' Aslında çocukların bir kısmı mahkemede olan sevgi ifadelerinin hepsi ayrı güzeldi ama Damla'nın tepkisi hepsinden fazla olduğu için ve de laf arasında geçtiği için daha özel geldi bana.

Müge
14-01-08, 15:43
Canımcım cicimcim ailem hepinize merhaba…:happy0064…Haber eklemek için siteye geldim ama aklım bir ucu forumdaydı…Yazdıklarınızı okudum….Keyif aldım….Nuray’ın yazısı dikkatimi çekti….Oğuz’un psikologu Levent Sülün’müş….Merak ettim internette tarattım…Ne göreyim bu oyuncu daha önce Acemi Cadı da oynamış….Komik rollere giden en iyi oyunculardan….Bu ne demek oluyor…? Oğuz’un psikologa gitti sahnelerde gülebiliriz …Yani özeti okumadan ve fragmanı izlemeden atıp tutuyorum burada…Özel kutuma fragman gelmedi…Tv de rast gelmedi…Neyse az kaldı …Bir de kendime kızgınım…..Diziyi izlerken worde notlar alıyorum onları yoruma dökemiyorum….Yok ben adam olmam….Ama bu hafta kasacağım kendimi….


Evet arkadaşlar geçmiş olsun dilekleriniz için çok teşekkür ederim…Ama havalara gerçekten dikkat edin…Ben hasta olmam diyordum sonbaharın başında ama bu kış iki kere hasta oldum…

En’lerden şu en’e cevap vermek istiyorum…

En Duygulandığım Sahne: Tabi ki o ufaklıkların sahnesiydi….Timur’un göbeğinden ekmek çıkarması Merve’nin Eda yıllarca beklediğim şeyi söylemesi… “Annem ile babamı ayırmayın….” Senin rol yapan ağzını yerim….Timur senin de….Bu iki minik oyuncu Sezercik ve Ayşecik yerini alacaklar eminim….Zeynep ve Akçahan size güveniyorum…:good:


Gitmeden Buğra’nın son sorunu cevaplamak istiyorum…

9- Bölüm sonu tahminleriniz var mı...?...


Bu bölümün sonu ….İnşallah Eda ve Oğuz’un bir adım da olsa yaklaşmalarını isterim…Bizi ağlatmadan ama…Geçen haftaki sahneler hala gözümün önünde….Bu bölümün sonu yüzümüzde gülücükler ile bitsin…:good:

Herkese kucak dolusu sevgiler….bye


Zaman sayacı: 6 saat…

deren1970
14-01-08, 16:45
Tüm Aileme Sevgiler, Saygılar:img-yes:
Bugün her ne kadar 71. bölümü seyredecek olsakta, 70. bölüm en'lerini henüz cevaplamamıştım. Bari onları cevaplıyayım ki hem içimde kalmamış olur, hemde sayfalarımız boş kalmamış olur, di mi ama:P

İKİ AİLE 70.BÖLÜM ENLERİ...

1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
Taniki mahkeme sahnesi:good: Bölüm bitti, 1 hafta oldu ama ne zaman o sahneyi seyretsem hala ağlıyorum yahu. Demek ki okadar süper sahneymiş:good: ve de tabiki çatı katındaki kahvaltı sahnesi çok güzeldi:img-yes:

2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
Yaman-Arda-Şule-Refik ve Volkan'lı sahneleri hiç ama hiç beğenmiyorum. Uzun uzun yazmaya da zaten gerek yok:img-yes:

3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
Ay Oğuz'cuğumun soba kurmak için başına fener bağlamasıyla başlayıp, dışarıdan atletle odunları taşıyıp birde kas çalıştırma hareketiyle sonlanan sahnelerde öldüm gülmekten:img-hyste

4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
Yine aynı şeyleri yazacağım ama bıdıkların mahkemedeki lafları ve Oğuz'un çatı katında sayın Eda Hanım'a söylediği laflar inanılmaz duygusaldı.

5- Haftanın Mesajı...?...
İki inatçı keçi olsanız bile kurduğunuz yuva öyle kuvvetli ki aynı kandan olmayan çocuklar öyle birkenetlenmişler ki bu aileyi kimse yıkamaz:img-yes:

6- Haftanın Repliği...?...
Katlar arasında kapı olabilir ama bunlarda kapı yok. Hayatım boyunca en sevdiğim insanı yüzyüze görüpte ona dokunmadan yaşamayamam. Sanırım böyleydi işte Oğuz'un söylediği repliği çok beğendim.

İKİ AİLE 70.BÖLÜM ŞIK VE RÜKÜŞLER...

1- EN Şık Bayan...?...
Vallahi Eda hanıma kızgınlığım yüzünden Damla ve Füsun diyeyim bari:P

2- EN Rüküş Bayan...?...
Şule hanım:P
3- EN Şık Bay...?...
Tabi ki Oğuz:img-in_lo
4- EN Rüküş Bay...?...
Yaman

evet bölüm en'leri cevaplanmıştır. 71. bölüm sorularının cevaplarını size bırakayım. Malum ben hasta bir ablayım:P

Sevgiler

nar cicegi
14-01-08, 18:23
Bu hafta en'leri cevaplamak mümkün olmıcak ama en azından ünite sorularına değiniyim.

2- Eda yeniden üst kata yerleşecek mi...?...
Pek sanmıyorum...İlk adım olarak aynı sofraya oturmuşlar ama tam olarak barışmadan Eda üst kata çıkmaz.Eda'nın üst kata çıkmasının da inşallah çok uzatmazlar.

5- Eda ile Oğuz'un boşanmaktan vazgeçtiğini Yaman öğrenecek mi...?...
Öğrenir...Bütün kötü haberleri öğreniyor bir kere iyi bir haber öğrensin.

6- Volkan mahkemede ki duygusal aile tablosundan etkilenip kafası karışacak mı...?...
Zannetmiyorum...Volkan yediği yumruğu unutmaz.Köşkle ilgili planlarına devam eder.

7- Eda Oğuz'un kendinden habersiz,düzelmek için psikologa gittiğini öğrenince tepkisi ne olacak...?...
İlk önce sevinir ama Oğuz'un yalanını yakaladıktan sonra Oğuz için hiçte iyi olmaz.

8- Eda ile Oğuz'un ayrılık döneminin ardından özlem giderme sahnelerini izleyecekmiyiz...?...
Evet...Oğuz zaten Eda'yı çok özlediğini belli ediyor ama bu bölümde Eda için de aynı şeyler geçerli olacak.

Zamanım kısıtlı olduğu için sadece kafamda net olan sorulara cevap verdim.Bu haftalıkta böyle olsun.

loralai
14-01-08, 18:36
ay inananmıyorum bende hastayım yatağımda laptop kucağımda yazıyorum şuan bütün hastalara da kendimede şifa diliyorum allahtan

dün gece hastalığında etkisiyle uyuyamayıp yatakta ordan oraya dönerken aklıma bazı şeyler geldi diziyle ilgili

öncelikle buğranın her zaman değindiği birşey edayla kızlar arasındaki ilişki buğraya her zaman katıldığımı belirttim bu konuda ve benim aklıma şöyle bir senaryo geldi daha önceki bölümlerdede heğ merveyle ilgili bu kız çok fena oğuz bundan çok çekicek falan denirdi hep şimdi de mervenin bir sevgilisi olsa bu yaşta olur ya böyle sevgilicikler ve bunu edayla paylaşsa çok samimi birşey olur bence oğuza söylese eda ama merve bilmese söylediğini sonra oğuz kendi anlamış gibi yapıp merveyi kandırmak için sinirlense falan çok hoş olur gibi geldi

gelelim 2. senaryoya tabi bu umut düşmeseydi yada eda yeniden hamile kalırsa olabilecek bi durum şimdi eda 9 aylık doğdu doğacak bir durumda ve bianda sancısı tutuyo o sahneyi hayal edince bile gülüyorum yaa düşünsenize çaça eda doğuruyo yanındada panik atak oğuz aklıma hemen şöyle replikler geliyo

eda bi yandan bağırıyo sancısında bi yandanda
eda:ayy oğuz hep senin yüzünden yaa tutturdun çocuk çocuk diye aayyy çabuk şu arabayı getir doğuruyorumm
oğuz:eda eda dur tamam dur bi dakka doğurma sabret edacım doğurmaa
eda:ayy olur oğuz teperim geri şimdi çocuğu

gibi neyse yani çok eğlenceli bölümler çıkabilir isteklerimizi göz önünde bulundururlarsa ama bizim senaristlerimizde zaten süper eğlenceli bölümler çıkaracaktır eminim şimdilik hoşçakalın

FATMANUR_26
14-01-08, 18:55
ay inananmıyorum bende hastayım yatağımda laptop kucağımda yazıyorum şuan bütün hastalara da kendimede şifa diliyorum allahtan

dün gece hastalığında etkisiyle uyuyamayıp yatakta ordan oraya dönerken aklıma bazı şeyler geldi diziyle ilgili

öncelikle buğranın her zaman değindiği birşey edayla kızlar arasındaki ilişki buğraya her zaman katıldığımı belirttim bu konuda ve benim aklıma şöyle bir senaryo geldi daha önceki bölümlerdede heğ merveyle ilgili bu kız çok fena oğuz bundan çok çekicek falan denirdi hep şimdi de mervenin bir sevgilisi olsa bu yaşta olur ya böyle sevgilicikler ve bunu edayla paylaşsa çok samimi birşey olur bence oğuza söylese eda ama merve bilmese söylediğini sonra oğuz kendi anlamış gibi yapıp merveyi kandırmak için sinirlense falan çok hoş olur gibi geldi

gelelim 2. senaryoya tabi bu umut düşmeseydi yada eda yeniden hamile kalırsa olabilecek bi durum şimdi eda 9 aylık doğdu doğacak bir durumda ve bianda sancısı tutuyo o sahneyi hayal edince bile gülüyorum yaa düşünsenize çaça eda doğuruyo yanındada panik atak oğuz aklıma hemen şöyle replikler geliyo

eda bi yandan bağırıyo sancısında bi yandanda
eda:ayy oğuz hep senin yüzünden yaa tutturdun çocuk çocuk diye aayyy çabuk şu arabayı getir doğuruyorumm
oğuz:eda eda dur tamam dur bi dakka doğurma sabret edacım doğurmaa
eda:ayy olur oğuz teperim geri şimdi çocuğu

gibi neyse yani çok eğlenceli bölümler çıkabilir isteklerimizi göz önünde bulundururlarsa ama bizim senaristlerimizde zaten süper eğlenceli bölümler çıkaracaktır eminim şimdilik hoşçakalın





ve aynen cnm bende grip oldum ve aynı hasta hasta yatağımda oturuyom bide okuldan gelmişim çok kötüyüm birde üstüne yarın 2 yasılı var dahada kötüyüm..
nese buğra hcm ın bölüm sorularına gelelim......

İKİ AİLE 71.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI...

1- Duygusal mahkeme sahnesinin ardından Köşkte dönüşte Eda Merve ile konuşup,teşekkür edecek mi...?...
bence böyle duygusal bir sahne olur ve yine gözyaşlarımısı tutamayıs
( hem grip hemde iki aile olunca ben bugün gidip 1 koli peçete aliiim.)
2- Eda yeniden üst kata yerleşecek mi...?...
hiç sanmam ama eda yumuşadığını oğuzla aynı masada yemek yiyerek gösteriyor
3- Çocukların mahkemede ki "Sevgi Gösteri"lerinin ardından Eda ile Oğuz onlarla toplu bir konuşma yapacak mı...?...
yapmasda demem yaparda hiçbir fikrim yok
4- Eda,Efe ile yurt dışı basket bursu hakkında konuşacak mı...?...
konuşur ee grip geçti sonunda yani yamana iyileşince konuşuruz demişti ondan
5- Eda ile Oğuz'un boşanmaktan vazgeçtiğini Yaman öğrenecek mi...?...
efe sayesinde öğrenir bence
6- Volkan mahkemede ki duygusal aile tablosundan etkilenip kafası karışacak mı...?...
hiç sanmam ama eda oğuz aşkının ne kadar büüüyük olduğunu düşünebilir.
7- Eda Oğuz'un kendinden habersiz,düzelmek için psikologa gittiğini öğrenince tepkisi ne olacak...?...
çoooooooooooook şaşırır aynı benim gibi
8- Eda ile Oğuz'un ayrılık döneminin ardından özlem giderme sahnelerini izleyecekmiyiz...?...
inşallah isleris ve izleyecek gibiyiz ama belki bu hafta olmayada bilir...
9- Bölüm sonu tahminleriniz var mı...?...
eda muhallebi kılıklının köşkü satın almak istediğini öğrenebilir....
yada oğuzun hastalık bahanesinin

nese şimdilik hoşçakalın

tüm hasta arkadaşlara acil şifalar(yanı sırada bana) ve geçmiş olsun


*********** önemli not
yazılılar yüzünden fragmanı bir çok arkadaşıma yollayamadım çok özürdilerim onn yerine bu bölüme siteye eklediğimi yasdım sakın yanlış anlamayın tekrar özür...
hepinisi çoooooook seviom
zaman sayacı:
3 saat

BERNA
14-01-08, 19:27
Yeni bölümün eşiğinde ünite sorularını da cevaplayayım da bakalım tahminlerim tutacak mı ;) Bu konuda sanırım orta kararım, ne her tahminim tutuyor ne de başarısız oluyorum :)

1- Duygusal mahkeme sahnesinin ardından Köşkte dönüşte Eda Merve ile konuşup,teşekkür edecek mi...?...

Hemen o gün değil ama daha sonraki günde ben bu tarz bir Merve- Eda konuşması bekliyorum. Eğer olursa da muhtemelen bölümün en duygusal sahnesini o seçerim ;)

2- Eda yeniden üst kata yerleşecek mi...?...

Bu bölüm bunun için çok erken, sanırım dizi biraz bu şekilde barıştılar mı yoksa barışmadılar mı ile geçecek. Yavaş yavaş yakınlaşmalarını seyredeceğiz. En azından boşanma sözcüğü ortadan kalkacak diye düşünüyorum. Eda üst katta daha çok vakit geçirmeye başlayacak, yani o da çaba gösterecek en azından.

3- Çocukların mahkemede ki "Sevgi Gösteri"lerinin ardından Eda ile Oğuz onlarla toplu bir konuşma yapacak mı...?...

Bana sanki fragmanda gördüğümüz sokaktaki sevinç gösterilerinin üzerine birkaç sözle kalacak gibi geliyor. Henüz Eda ve Oğuz bu konuda anlaşabilmiş değil çünkü.

4- Eda,Efe ile yurt dışı basket bursu hakkında konuşacak mı...?...

Bence konuşacak, Efe de babasıyla sorunlarının onu ne kadar bunalttığından bahsedecek. Eda ve Yaman biraraya gelecek ama konuşmadan çok olumlu birşey çıkmaz. Belki Efe'nin isteği üzerine bir süre ateşkes ilan ederler.

5- Eda ile Oğuz'un boşanmaktan vazgeçtiğini Yaman öğrenecek mi...?...

Tabi ki öğrenecek ancak bu konuda dedikodu yapmaktan öteye gideceğini sanmıyorum. Şule'nin desteğini çekme ihtimali onun gözünü fena korkutmuştu geçen bölüm.

6- Volkan mahkemede ki duygusal aile tablosundan etkilenip kafası karışacak mı...?...

Olsa olsa Eda'ya kur yapmaktan vazgeçer, o da Eda terslerse. Yoksa köşk konusunda planında hiçbir değişiklik olmaz.

7- Eda Oğuz'un kendinden habersiz,düzelmek için psikologa gittiğini öğrenince tepkisi ne olacak...?...

Hem şaşıracak hem de Oğuz'un sorunlarına bir çözüm yolu aramaya gitmesi fragmandan da görüldüğü hoşuna gidecek ve de etkilenecek.

8- Eda ile Oğuz'un ayrılık döneminin ardından özlem giderme sahnelerini izleyecekmiyiz...?...

Bu hafta böyle bir sahne izlemeyiz daha çok bakışma olacaktır ikilinin arasında.

9- Bölüm sonu tahminleriniz var mı...?...

Bence köşkle ilgili bir gelişme olacak, örneğin Yaman'ın işin içinde olduğunu öğrenebilir aile.

loralai
14-01-08, 19:55
ve aynen cnm bende grip oldum ve aynı hasta hasta yatağımda oturuyom bide okuldan gelmişim çok kötüyüm birde üstüne yarın 2 yasılı var dahada kötüyüm..
nese buğra hcm ın bölüm sorularına gelelim......

İKİ AİLE 71.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI...

1- Duygusal mahkeme sahnesinin ardından Köşkte dönüşte Eda Merve ile konuşup,teşekkür edecek mi...?...
bence böyle duygusal bir sahne olur ve yine gözyaşlarımısı tutamayıs
( hem grip hemde iki aile olunca ben bugün gidip 1 koli peçete aliiim.)
2- Eda yeniden üst kata yerleşecek mi...?...
hiç sanmam ama eda yumuşadığını oğuzla aynı masada yemek yiyerek gösteriyor
3- Çocukların mahkemede ki "Sevgi Gösteri"lerinin ardından Eda ile Oğuz onlarla toplu bir konuşma yapacak mı...?...
yapmasda demem yaparda hiçbir fikrim yok
4- Eda,Efe ile yurt dışı basket bursu hakkında konuşacak mı...?...
konuşur ee grip geçti sonunda yani yamana iyileşince konuşuruz demişti ondan
5- Eda ile Oğuz'un boşanmaktan vazgeçtiğini Yaman öğrenecek mi...?...
efe sayesinde öğrenir bence
6- Volkan mahkemede ki duygusal aile tablosundan etkilenip kafası karışacak mı...?...
hiç sanmam ama eda oğuz aşkının ne kadar büüüyük olduğunu düşünebilir.
7- Eda Oğuz'un kendinden habersiz,düzelmek için psikologa gittiğini öğrenince tepkisi ne olacak...?...
çoooooooooooook şaşırır aynı benim gibi
8- Eda ile Oğuz'un ayrılık döneminin ardından özlem giderme sahnelerini izleyecekmiyiz...?...
inşallah isleris ve izleyecek gibiyiz ama belki bu hafta olmayada bilir...
9- Bölüm sonu tahminleriniz var mı...?...
eda muhallebi kılıklının köşkü satın almak istediğini öğrenebilir....
yada oğuzun hastalık bahanesinin

nese şimdilik hoşçakalın

tüm hasta arkadaşlara acil şifalar(yanı sırada bana) ve geçmiş olsun


*********** önemli not
yazılılar yüzünden fragmanı bir çok arkadaşıma yollayamadım çok özürdilerim onn yerine bu bölüme siteye eklediğimi yasdım sakın yanlış anlamayın tekrar özür...
hepinisi çoooooook seviom
zaman sayacı:
3 saat

sanada geçmiş olsun canım yazılılarındada başarılar şimdiden ya aklıma bişey geldi (ne çok şey geliyo aklıma bu aralar hastalıktan heralde)bu doktor oğuza siz delisiniz deyip deli raporu vermesin öyle bişe olursa köşkte elden gider ne kadar saçma bi bağlantı yazdım aama dimi off hastalığıma verin neyse

bugra9
14-01-08, 20:47
Herkese İyi Akşamlar...:img-wink:

Eyvah eyvah neler oluyor böyle...Ailemizin yarısı gripten yataklara düşmüş...Ama olacağı buydu...Sevgili Berna yönetimle bir konuşsanda şu forum sayfalarımıza bir doğal gaz taktırsalar artık...Bak görüyormusun arkadaşlarımız soğuktan telef oluyorlar...:img-wink: Neyse arkadaşlar...Öncelikle hepinize geçmiş olsun...Merak etmeyin şimdi koca kazanda bir çorba kaynatacağım ve özel mesaj yoluyla posta kutularınıza ellerimle servis yapacağım...:img-yes:

* Şakayı bir kenara itiyoruz ve Akşam Ajansımızı açıyoruz...

Açılsın Gündem !!!

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Eveet Gündemimizin ilk konuğu oradan oraya dönerken çok güzel bir konuya parmak basan sevgili loralai...İşte uzun zamandır anlatmak istediğim bir konuya somut bir örnek ile giriş yapmışsın loralai...Evet Eda ile kızlar bir çok şey paylaştılar...Karşılıklı olarak birbirlerine çok büyük emekleri oldu...Gerek velayet davası döneminde kızların verdiği manevi destek gerekse Eda'nın yüreğinden akan anne sevgisi...Bunlar zaten yadsınmayacak kadar değerli ve incecik sahneleride beraberinde getirmiş duygular...Fakat son döneme bakınca evliliğin ardından doğal olarak beklentiler büyüdü...Birşey aradı izleyici,öyle birşey ki evlilik ile birlikte Eda ve kızların arasında daha somut paylaşımlar...Kızların Eda'nın hayatlarına girmesi ile kazandıkları,belki de ilk kez tadacakları duygular...Eda ile Damla ilişkisi bu yolda atılan en belirgin adımların yaşandığı bir iletişim kıvamına ulaştı...Fakat daha ufak olan Ceren ile Merve'nin yaşayacakları "İlk"ler var...Bir anne ile kız arasında paylaşılacak ilkler...İlk kalp çarpıntıları,yeni tanıştıkları yabancı duygular kısacası hayatın bir takım getirilerini paylaşma ihtiyacı...Maalesef Eda Ceren ile olan ilişkisinde hep olumsuzlukları paylaştı...Ceren'in hatalarını elinden geldiğince kapatmaya çalışırken paylaştığı olumlu anların üzerine gölge düştü...Oysa geçen sezon Eda'nın Can konusunda Ceren'e olan desteği ve verdiği öğütler İki Aile izleyicisini çok etkilemiş,üzerinde günlerce konuşmuştuk...Keza Merve'nin Eda ablasının kollarında uyumasıda aynı oranda etkilemişti bizleri...Şimdi ortada bir evlilik var ve doğal olarak paylaşımlar arttı...Artık Eda ile kızların arasında ki mesafe yakınlaşmasının gönüllerde de hissedilmesi uzun süredir ve daha uzunca bir süre en büyük beklentilerimin arasında olmaya devam edecek...Geçtiğimiz hafta bu anlamda büyük bir adım atılarak bundan sonrası için bana umut verdi ve bu hafta hep beraber izleyeceğiz Eda'yı anne bellemiş Merve ile olan ilişkisini...Loralai işte bu sebeple senin paylaştığın bu sıcacık hikaye çok hoşuma gitti...Dün öyle çok büyük karmaşalar yerine izleyicinin dizimizde asıl beklentilerine kısaca değinmiştim...Şundan eminim ki uzun süredir ekran başında ki bir çok izleyicide senaristlerimizden bu yönde somut bir adım bekliyor...

Teşekkür ederim loralai paylaştığın bu güzel hikaye ve içimi dökmeme vesile olduğun için...

Ünite Sorularımıza bir bakış atalım...:img-wink:

1- Duygusal mahkeme sahnesinin ardından Köşkte dönüşte Eda Merve ile konuşup,teşekkür edecek mi...?...

Az öncede yazdığım gibi zaten böyle bir adımı beklediğim için tersini söylemem saçma olur...Mahkeme'de Eda çok duygulandı belki de ilk kez kızların dolayısı ile Merve'nin hayatında ne kadar büyük bir yeri doldurduğunun farkına vardı...Eda'nın duygusal ve anne yönü zaten malumunuz...İşte bu yüzden Merve ile anne kıvamında sıcacık bir sahne izleyeceğimizi düşünüyorum...Merve'nin hissettiklerini onaylarcasına onun ablası,annesi olmaktan ne kadar mutluluk duyduğunu hissettirecektir...

2- Eda yeniden üst kata yerleşecek mi...?...

Soruyu sorarken kesinlikle üst kata yerleşeceğini düşünüyordum,fakat sizlerin cevaplarını okuyunca aklım karışmadı desem yalan olur...İşte sorularımız kısaca paylaşımlarımızın ne kadar etkili olduğunun en ufak göstergesi...Şöyle kafam karıştı...Eda'nın yeniden yukarı taşınması bambaşka bir hikaye ve "Gelişme" olarak birkaç bölüm sonra kullanılabilir ve ilgiyi canlı tutacak bir malzeme olabilir...Hâl böyle olunca bu malzemeyi geçen haftaki duygu zirvesinin hemen ardından harcamayabilirler diye düşündüm...Çünkü dediğim gibi Eda'nın yeniden yukarı çıkması renkli ve coşkulu bir sahneyi beraberinde getirecek...Senaristlerde bunun üzerine gitmeye devam edeceklerdir bir kaç bölüm daha...

3- Çocukların mahkemede ki "Sevgi Gösteri"lerinin ardından Eda ile Oğuz onlarla toplu bir konuşma yapacak mı...?...

Çok isterim böyle bir sahne izlemek...Çünkü bu hayatta insan yaşadığı sürece ne öğreneceği şeyler nede yapacağı hatalar bitmez...Yaş ne olursa olsun...Ne kadar tecrübeli olursan ol...İşte bu yüzden çocukların olgunluğuna karşın çiftimizin yaptığı çocukluk bir sahne ile vurgulanabilir...Güzelde olur...

4- Eda,Efe ile yurt dışı basket bursu hakkında konuşacak mı...?...

Kesinlikle konuşacak ve Efe'nin aklının dibinde yatanları öğrenmeye çalışacak...Fakat bu konuşmanın varacağı sonucun yönünü kestiremiyorum açıkçası...Eda'yı Efe konusunda en son mahkemeye gitmeyi düşünürken bırakmıştık...Buda Efe'nin zaten yurt dışına gitmek istemesinde ki başlıca sebep...Sonuç olarak her iki tarafında kendince haklı bir davası var...Ne Efe gitmekten nede Eda mahkemeden bir süre daha vazgeçmeyeceklerdir...Ama iş ciddiye binince Eda'nın oğlunu kaybetmemek için uzun süredir alması gereken bir radikal karar alacağını umut ediyorum...En azından Efe'ye birşeylerin garantisini vermesi gerekiyor...

6- Volkan mahkemede ki duygusal aile tablosundan etkilenip kafası karışacak mı...?...

Volkan'ın duyguları ne kadar mantığının ötesine de geçse senaristlerimizin "Kötü karakter" yaratırken asla tek yönlü "Yaramaz diyeceğimiz" karakterler yaratmadıkları için Volkan'dan az da olsa umutluyum...Yolundan dönmese bile şöyle bir kafasının karışmasını,çelişkiye düşmesini görmek isterim...Bizim dizimize,senaristlerimize hatta Kötülerimize daha yakışan budur...Kötü diyoruz ama neye göre kötü,kime göre kötü diye düşenebileceğimiz karakterleri barındıran bir dizi İki Aile...Beklentilerde bu yönde oluyor...

8- Eda ile Oğuz'un ayrılık döneminin ardından özlem giderme sahnelerini izleyecekmiyiz...?...

Kalplerinin daha hızlı çarpacağına eminim...Herkesin kendine göre özlem giderme yöntemleri vardır...Bu neyi daha çok özlediğinle ilgili...İşte bu yüzden bu bölüm hem Eda hemde Oğuz için çok güzel özlem giderme sahneleri izleyeceğimizi düşünüyorum...

* Eveet gitme vakti geldi çattı...Dizimize yaklaşık bir saat gibi az bir süre kaldı...Pardon pardon yine Zaman Sayacımızdan rol çaldım..Kaş göz işaretleri yapıyor...İyi o halde ben gidiyorum ve Zaman Sayacımız geliyor...


Gel hadi gel !!!

Zaman Sayacı: İYİ SEYİRLER...

Hoşçakalın...

Bitmedi mi...Ne diyorsun...

Zaman Sayacı: HASTALARIMIZA GEÇMİŞ OLSUN !!!

İşte bizim Zaman Sayacımız bile çok hassas çok duygusal...Helal olsun...:img-wink:

tisdale_ashley
14-01-08, 21:21
ya arkaaşlar hepinizin yorumları süper aklınıza türlü türlü şeyler getirmisiniz valla süper inşallah iki aile bu reytinglerde düşmez ya çok üzülüyorum şu reytingere inşallah ilk üç ün arasında tekrar yer alırız nede olsa boşanmıyorlarda inşallah diyorum ve herkese iyi seyirler diliyorum:happy0064byebyebye

canangulben
14-01-08, 23:39
reklam arasını fırsat bilip geldim:img-wink:

özlediğimm bölümler nihayett geldi:happy0064
daha ilk dakikalarda gülmeeye başladım:img-yes::)
her zamanki gibi volkan a sinir oldum:fighting2
elif den çok feci şüpheleniorm:img-lock:
piskologa bayıldım :)

deren1970
15-01-08, 00:14
Herkese merhabalar
Şimdi ilk düşüncelerimi sıcağı sıcağına paylaşmak istedim. Bölüm geçen bölüme göre daha durağandı:img-yes: Yahu anllamıyorum bu senaristlerimi desem evet onları diyeyim bari. Köşkte barışma yemeği var ama Tahir ağa-melahat ve Niyazi yok. Neden peki? Niyaziye saçma bir şey yazılıp gözümüze soktular ama pes yani böyle bir olayda bu üçlünün kesinlikle ama kesinlikle olması gerekiyordu. Seda abla - enişteyi tamamen bitirdiniz ama nasıl desem oyuncularla en azından telefonla konuşma şeklinde anlaşma yapılıp, bu güzel olayı telefonla da olsa paylaşmalarını beklemek acaba çok mu değişik bir istekti lütfen söyler misiniz:icon_sorr
Bunuda geçtim hikayenin gidişatını hiç beğenmedim, hemde hiç. Niye mi? şimdi bu elif karakteri çok mu şarttı acaba, zaten sinsi gülmeleri filan ama üzgünüm ferit'in başı kendisinin dahil olmamasına rağmen çok yanacak gibi duruyor.
Nefret duygusu hoş değil kullanmakta istemiyorum ama yaman karakteri hakkındaki düşüncem yazdığım kelimeyle analatabilirim. Beni geçtim annem bile ondan n... kelimenin devamını yazmıyorum:img-yes:
Yine can sıkıcı sahnelere, olaylara hazır olalım. Oğuz'un deediği gibi adama iyi olaylar, bizede güzel sahneleri izlemek şu şekilde haram
Sevgiler

loralai
15-01-08, 00:16
ne yalan söyliyim çok bayılmadım doğrusu bu bölüme yani yaman şule ve arda edayla oğuzdan daha fazla yer aldı yine bide obayıldığımız resmin olduğu sahne yoktumadem sahne yok resmi neden veriyosunuz yani ilk başta çok güldüm ama genel olarak çok beğenmedim bölümü fragmandan beklentim fazla oldu sanırım hayal ettiğim gibi olmadı doğrusu edayla oğuza dair hiçbirşey yoktu sayılır bence tabi yemekteki konuşmalar hariç bi duygusallık yoktu aralarında neyse pek beğenmedim yani kısacası buğra rica ederim ayrıca gerçekten sana katılıyorum ceren ve merve konusunda

FATMANUR_26
15-01-08, 00:26
Herkese merhabalar
Şimdi ilk düşüncelerimi sıcağı sıcağına paylaşmak istedim. Bölüm geçen bölüme göre daha durağandı:img-yes: Yahu anllamıyorum bu senaristlerimi desem evet onları diyeyim bari. Köşkte barışma yemeği var ama Tahir ağa-melahat ve Niyazi yok. Neden peki? Niyaziye saçma bir şey yazılıp gözümüze soktular ama pes yani böyle bir olayda bu üçlünün kesinlikle ama kesinlikle olması gerekiyordu. Seda abla - enişteyi tamamen bitirdiniz ama nasıl desem oyuncularla en azından telefonla konuşma şeklinde anlaşma yapılıp, bu güzel olayı telefonla da olsa paylaşmalarını beklemek acaba çok mu değişik bir istekti lütfen söyler misiniz:icon_sorr
Bunuda geçtim hikayenin gidişatını hiç beğenmedim, hemde hiç. Niye mi? şimdi bu elif karakteri çok mu şarttı acaba, zaten sinsi gülmeleri filan ama üzgünüm ferit'in başı kendisinin dahil olmamasına rağmen çok yanacak gibi duruyor.
Nefret duygusu hoş değil kullanmakta istemiyorum ama yaman karakteri hakkındaki düşüncem yazdığım kelimeyle analatabilirim. Beni geçtim annem bile ondan n... kelimenin devamını yazmıyorum:img-yes:
Yine can sıkıcı sahnelere, olaylara hazır olalım. Oğuz'un deediği gibi adama iyi olaylar, bizede güzel sahneleri izlemek şu şekilde haram
Sevgiler


fatoş ablam sana aynen katılıyorum cnm bende hiç anlamıyorum 1 hafta süper bir hafta işte bööl aslında çok güldüm ama nasıl bittiğini anlamadı yaa..
ben valla bu bölümde daha çok eda oğuz sahnesi göröröz sandım ama eda oğuz didişmesi gördük ama buda tabi bizi etkiledi + olarak tabi sanki eskiye dönüşüm hissetttim o yemekteki atışmaya bittimben yaaa
ve psikolok yani psikopat psikolağada bittim tam uymuştu nediim ii düşünmüşler
bide bu bizim NUMAN OĞUZ VE muhtar 3lüsüde çok güseldi...
bu bisim bi dede vardı volkanı kovan onun deli raporu almasınada üsüldüm bunu duyunca aklma ilk BEYAZ MELEK geldi hala etkisindeyim yaw....
ve bu yeni gelen kısı ilk gördüğümde gıcık oldum hele ooo ferit içeri girince bakışı sinir etti beni oo an kendimi kaybedip bir kızmışım annemler gülmekten kırıldı
ve dediğim gibi kıss dolandırıcı çıktı ya bu bölümde hoşlanmadığım tekşey herşeyin sindirilmeden üst üste gelmesi sabah gelen adamlar bu apartman işi ve dahası bu pis kısss çok abartıldı sanki bizim aile olay çeker ufffffff
cnm sıkıldı ya bide yarın 2 yazılı var aman..... bu psikoloji ile nasıl gireceksem...
nese BUĞRA HCM bölümü ne zaman atacaksın merakla bekliyorum

bide bu DAMLA nie okula gitmiyor alıma takıdı.........
ya birde geçen bölüm arda ve annesi şule 2. planda idi bu bölümde daha çok onları gördük acaba haftaya da FİSUNUMU görcez.........

ve en bayıldığımda EMRE KINAY ve İCLAL AYDININ mimikleri oldu çooook komiktiler yaaaa

bide bu apartman işinden oğuzu kimin kurtaracağını çok merak ediyorum
ya tahir ağa az bir ihtimallede SABUTAY

ve ewet loralai ydi herhalde cnm aynen katılıyoru o resmi çok bekledim ama gelmedi ya fragmanı görünc müthiş bir bölümdedim ama yok ama yani artısıda çok :img-yes:

tüm iki aile ekibine sefgiler emeklerine sağlık

nese benden bu kadar herkese iiiiii geceler ..:good:

bugra9
15-01-08, 00:42
Herkese Merhabalar...:img-wink:

Tahmin ettiğimiz gibi oldukça "Sevimli" bir bölümün hemen ardından selamlar ve sevgiler...Bu bölümü izlerken bugüne kadar hiç hissetmediğim bir duyguya kapıldım önce onu paylaşmak isterim...Hani çok sevdiğin bir insan veya aileden bir birey olur ya uzaktan gözün ile korursun,tehlikeyi görürsün için içini yer...Şayet bu akşam verilmek istenen duygu bu ise senaristlerimiz hedefledikleri etkiyi yakalamışlar demektir...Çünkü gerek Elif'in aile'nin iyi niyetinden faydalanarak hayallere kapılması gerekse Köşkün bahçesi için kurulan oyunlar bu akşam beni çok etkiledi...

Kimbilir bu duyguya kapılmamın bir sebebi de bu bölüm aile dayanışmasının son haftalara oranla sağlamlaşması,birliğin getirdiği kuvvetin ekrana yansıma olabilir...Sebebi artık her ne ise başta da söylediğim gibi yeni açılan pencereler ve temeli atılan hikayeler izleyici üzerinde etkili olacak...Hani dün söylemiştim ya aile içi birlik tam olunca kapı dışarıda ki tehlike ne olursa olsun diziye yansıması olumlu oluyor...Köşk ahalisi birbirleri ile uğraşmayı bıraktığı vakit dizimizin izlenebilirliğinin arttığı ise su götürmez bir gerçek...

Bu hafta köşkümüze "Hipoglisemi" ile birlikte yeniden eğlence ve yüzümüzü güldüren sahneler konuk oldu...Hipoglisemi teşhisi ne kadar sahte ise bu hastalığın Köşke yansıması dolayısı ile getirdiği eğlence bir o kadar gerçekti...Senaristlerimizi hipoglisemi hastalığını çıkış yolu yaparak yazdıkları bölüm hikayesinden ötürü tebrik etmek isterim...Dizilerde başrol karakterlerine yazılan diyetler ve bu diyetlerin getirdiği açlık krizleri çok işlenen bir konu olmasına karşın bizim dizimizde ölçülü işlenmesi ise önce senaristlerimizin ardından Emre Kınay'ın başarısıdır...Çünkü bu hafta ona yazılan rol bir parça daha hayatın sahiciliğinden uzaktı...Fakat bir tiyatrocu için bu durum olsa olsa kullanabileceği malzemelerin sınırsızlığı anlamına geldiği için Emre Kınay yine ve yeniden Oğuz'u sahici kılmayı başardı...Bu hafta belki de ilk kez bu kadar belirgin bir "Tek Aile" portresi gördüm...Gerek akşam yemeği için yapılan hazırlık gerek ailenin Oğuz'u kapıda karşılaması gerekse sofradaki diyaloglar çok samimi ve bizden dokular taşıyordu...İşte Ailelerin birleşmesi ile izleyicinin beklediği,istediği farklılıklar böyle olmalıydı...İzleyici köşk içinde kopuk bir aile görmek yerine birlik dolu sıkı bir aile görmeyi tercih ediyor...Belki de sezon başında İki Aile'de eski tadı bulamayan izleyicilerimizin,arkadaşlarımızın adını koyamadıkları neden budur...Çünkü geçtiğimiz sezon'u düşünecek olursak en çok beğenilen bölümler iki aile'nin birlikte geçirdiği vakitlerdi...Hâl böyle olunca izleyici evlilik ile birlikte bu tarz sahnelerin,birliğin artacağını umarken ailemizde hissedilen kopukluk izleyiciyi hayal kırıklığına uğrattı...Önce Ceren ile Efe'nin küslüğü,Ceren'in Arda birlikteliği,Eda'dan bile gizleyerek söylediği yalanlar derken kaybolan birlik duygusu izleyiciyi huzursuz etti...

Tekrar bu akşama dönecek olursak Efe ile Ceren'in o tadına doyulmaz ilişkileri...Ardından Damla ile Ferit'in Eda ablalarına olan destekleri,köşkte ki o kalabalık atmosfer,yemeklerin birlikte hazırlanması,tek amaç için aynı yöne bakmak...Bunlar ilk bakışta dizimizin sıradan bir parçası gibi gözükse dahi bütünlüğü sağlayan asıl parçalar bunlardır...O yüzden ben bu bölümden çok büyük bir keyif aldım...Ailemizin ve mahalle büyüklerimizin herkesi kendileri gibi bilerek içlerini açmaları,Damla'nın Elif'e samimi yaklaşımı ise sanırım tüm "İyi insanların" ortak kaderi...Bu hayatta iyi olmak bir suçmu der ya insanlar,galiba gerçekten fazla iyi olarak insan en büyük zararı kendine veriyor bazen...Çünkü kimse sana iyisin demez,bu iyilikten nasıl faydalanırım der...Sonuç olarak doğru ama öyle ama böyle yolunu bulur fakat üzülen yine insanı kendi gibi bilen insanlar olur...Bu anlamda dizimiz hayatın bir yansımasına daha ev sahipliği edecek...Muhtemelen Elif bir süre daha maskesinin ardından sureti ile aslını saklayacak...Sonuç ise ona da senaristlerimizden bir hayat dersi...:img-wink: Ferit ile Damla'nın hikayesini canlandırmak adına doğru bir hamle...Ben bu hikayenin bağlanacağı noktayı az çok tahmin ettiğim için olumlu bakıyorum...

Ve bölümün ikinci yıldızı Levent Sülün...Muhteşem bir performans ve bölümün en komik sahnelerine imza attı usta oyuncumuz...Yönetmenimizin yeni karakter yaratma konusunda ki gözlemlerini merak ettiğim için bu karakteride heyecanla bekliyordum...Tek kelime ile muhteşem bir karakter olmuş...Karaktere has gülme efektleri ile ekran başında bizide kendine ortak etti ve çok güldürdü...Bu sahnelerin çekimlerinin ekrana yansımayan bölümlerini gerçekten çok merak ediyorum...Levent bey ne candan oynamış öyle,yüreğinden kopa kopa gülmüş ve alkışı kesinlile hak ediyor...:img-wink:

başkozlu
15-01-08, 02:31
Kendi adıma söylemem gerekirse, gayet güzel bir bölümdü. Çok güldüm ve çok eğlendim. Ben zaten, mahkemenin hemen ardından, çiftimiz arasında fazla bir yakınlaşma beklemiyordum. Bu bizim dizimizde bile fazla hızlı olurdu. Bence atılan adımlar ölçülü ve yerindeydi. Üstelik mahkeme kararına ne kadar sevindiğini, Eda'nın ağzından duyduk. Evet, Eda Oğuz'dan boşanmak istemiyordu ama tamamen geri bir adım da atmak istemiyodu. Çünkü Oğuz'a çok kırılmıştı. Sorun, 'boşarım' kelimesine dayandırıldı ama o kelime sadece bardağı taşıran kelimeydi. Biz hep komedi sosuyla izledik ama, Oğuz'un olaylar karşısındaki tepkilerini şöyle bir gözümüzün önüne getirirsek, Eda'ya hak vermemek elde değil. En son düşük olayında bile, bebeğin eşyalarının verilmesine tepkisini düşünelim. Eda son derece doğal bir şey yaptığı için Oğuz'a sormaya bile gerek görmemişti. Sonuçta bu düşük olayında, fiziksel ve ruhsal olarak en çok o acı çekmişti. Ama yok, Oğuz Bey'imizin acısı daha büyüktü çünkü o yıllarca özlemini çektiği 'erkek çocuğunu' kaybetmişti. Evet evet, Oğuz'un patikleri öperek ağladığı sahnede çok duygulanmıştım ama, bana hissettirdiği duygu buydu. Eda'nın hataları tabi ki vardı, ama Oğuz'un patavatsızlıkları bunları hep gölgede bıraktı.

Evet, Eda Oğuz'u çok sevdiği için, boşanamamalarına sevindi ama haklı olarak iyice burnunun sürtülmesini istiyor.
Senaryo açısından, bazı konular zaman zaman havada kalsa da, ekranı kaplayan bir sürü fotokopi dizilerdeki gibi, saçmalık sınırlarını zorlamıyor. Demem o ki, bu fotokopilere bu kadar sabır gösteren ve azimle izlemeye devam eden insanlar, bu harika hikayedeki soluklanmalara ve geçişlere neden bu kadar tahammülsüzlük gösteriyorlar.

Galiba bunun açıklaması şu; zaten kirli olan bir nesnede, yeni bir leke göze görünmüyor ama lekesiz tertemiz bir nesnedeki küçücük bir leke bile hemen göze batıyor. Bana göre de, İki Aile o kadar kusursuz bir hikaye ki, küçük bir sapmada herkes ayağa kalkıyor, ortalık karışıyor.

Neyse, sözü fazla uzatmadan diyorum ki; senaristlerimize ve ekibimize güvenelim. Hikayeyi bütün bir sezona yaymak kolay değil, inişler çıkışlar olacaktır. Ama eminim başka hiçbir dizide görmediğimiz güzelliklere şahit olacağız. Ama ısrarla, kendini diğer fotokopilere mahkum etmek isteyenlere de hiçbir diyeceğim yok, sadece kararlarına saygı duyarım. Tek yapacakları İki Aile'yi izlemekten vazgeçip, ratingleri düşürmek. Böylece dizimiz de sezon sonunu görmeden final yapar, herkes de kurtulur böyle bir diziyi izlemekten...

Şimdilik bütün İki Aile Ailesine iyi geceler dileyerek, hasta kardeşlerime geçmiş olsun diyorum.

Hepinizi çok seviyorum.

GizemliSahne
15-01-08, 04:22
Galiba bunun açıklaması şu; zaten kirli olan bir nesnede, yeni bir leke göze görünmüyor ama lekesiz tertemiz bir nesnedeki küçücük bir leke bile hemen göze batıyor. Bana göre de, İki Aile o kadar kusursuz bir hikaye ki, küçük bir sapmada herkes ayağa kalkıyor, ortalık karışıyor.

Neyse, sözü fazla uzatmadan diyorum ki; senaristlerimize ve ekibimize güvenelim. Hikayeyi bütün bir sezona yaymak kolay değil, inişler çıkışlar olacaktır. Ama eminim başka hiçbir dizide görmediğimiz güzelliklere şahit olacağız. Ama ısrarla, kendini diğer fotokopilere mahkum etmek isteyenlere de hiçbir diyeceğim yok, sadece kararlarına saygı duyarım. Tek yapacakları İki Aile'yi izlemekten vazgeçip, ratingleri düşürmek. Böylece dizimiz de sezon sonunu görmeden final yapar, herkes de kurtulur böyle bir diziyi izlemekten...

Şimdilik bütün İki Aile Ailesine iyi geceler dileyerek, hasta kardeşlerime geçmiş olsun diyorum.

Hepinizi çok seviyorum.

Herkese Selamlar.. Valla geçen bölüm yorumumum içimde kaldı öylece.. Gelicem dedim gelemedim, malum final dönemleri ve bu okul cidden bizi boğacak ya bir gün hadi hayırlısı..

Aslında yine çok az vaktim var, yarına teslimim olduğu için hemen çıkıcam ama uğrayıp yorumlara göz atmışken Sevil Abla'nın yorumu dikkatimi çekti ve bir kaç cümle de ben yazayım dedim.. Cuma'ya kadar zor girerim, gündem kaçmasın.. :=) Öncelikle Sevil Abla'cım yazdıklarında çok haklısın, daha dakikalar önce Müge'yle kısacık bir konuşmamız oldu bu konu üstüne.. Ben de sana tamamen katılıyorum..

Öncelikle durumdan rahatsız olan arkadaşlarımızı çok iyi anlıyorum.. Şule-Arda-Yaman ve o takımı görmek tabi ki "çoğu zaman" haz vermiyor.. Bana da aynı şekilde ama biraz da senaristlerimizi düşünelim diyorum sonra da.. Onlar da insan yaaa, hep söylediğimiz gibi 8-10 bölümlük diziyi buraya kadar başarıyla taşıdılar.. Ciddi anlamda bir başarıdır bu.. Tamam 70 küsürlük bölüme getirmek şuan ekranlarımızda gördüğümüz bir şey ama bir farkı var ki bizim senaristler klasik yollardan geçseler bile bindikleri taşıma aracı diğerlerinden çok farklı oluyor.. Geçenlerde Sevgili Yüksel Altuğ'un bir yazısını okumuştum.. Şuan çok gündemde olan bir dizi hakkında, bu dizinin de tutkunu olan bir seyircisinden bir eleştiri yazısı almış ve paylaşmış.. Hanımefendi o kadar güzel ele almış ki konuyu, izleyicinin artık dikkatinin farkında olmamak elde değil.. Senaryodaki tekrarı örneklerle bir güzel anlatmış, aynı olay A karakterine oluyorsa, 1 ay sonra aynı olay B karakterin başına, 1 ay sonra C karakterinin başına geliyor demiş.. Ben izlemiyorum o diziyi ama(hoş, başka dizi izliyor musun ki sen desenize.. :img-wink:) verdiği örnekler o kadar açıklayıcı ki genel konusunu bilmek bile yetiyor çözebilmek için.. Diyeceğim o ki, bizim senaristlerimizin yaptığı ciddi anlamda bir farklılık yaratmak ve mümkün olduğunca tekrara düşmeden işleyerek buralara getirmek.. Bir çok diziyi dönem dönem arada da olsa zorunlu olarak izlemek şart oluyor ve o bölümleri görmek bile beni sıkıyor.. Çok basit olaylar ve direkt tahmin edebiliyor insan.. Ki bu diziler de en az 1 sezon için yola çıkıyorlar ve buna rağmen tekrar üstüne tekrar, entrika üstüne entrika ve dahası.. Hal böyleyken bizimkiler tutup yaz dizisini bu zamana kadar getirmişler bunları yapmadan.. Bu ciddi bir başarı bence ve arada da dinginleşmek çok doğal.. Ki bunlara dinginleşmek demek de diğer dizilere göre ağır kaçıyor çünkü mümkün olduğunca hafif atlatmak için çabalıyorlar.. Ve en önemlisi de biz izleyiciyi aptal yerine koymuyorlar hiç bir zaman..

Ve Sevil Abla'cım senin de dediğin gibi, aynen kopyalıyorum;

Galiba bunun açıklaması şu; zaten kirli olan bir nesnede, yeni bir leke göze görünmüyor ama lekesiz tertemiz bir nesnedeki küçücük bir leke bile hemen göze batıyor. Bana göre de, İki Aile o kadar kusursuz bir hikaye ki, küçük bir sapmada herkes ayağa kalkıyor, ortalık karışıyor.

Aynen böyle.. Biz bu temizliğe alıştığımız için çok gözümüze batıyor.. Aslında hiçbirimizin niyetinin kötü olduğunu sanmıyorum.. Beklentilerimiz tertemiz.. Ve burada da dile getirmek kadar doğal bir şey yok galiba.. Ama ben biraz da senaristlerimizin ve oyuncularımızın gözünden bakabilelim diyorum..

1.si Sevgili İclal Aydın'ın da dediği gibi yaklaşık 90 dakikalık bir bölüm, HER HAFTA.. (Yakında Hollywood senaristleri gibi amacımız farklı olsa da greve gidicez hadi hayırlısı.. :D) Bize az bile geliyor izlerken değil mi? Ama senaristlerin yazdığı onlarca hatta bazen yüzlerce sayfa bir tarafta, oyuncularımızın ve ekibimizin gündüzlerini de geçtim gecelerinin bile sette geçmesi bir tarafta.. Bunun götürüleri nedir? Her hafta bir film kadar süresi olan bir bölümü yazmak ve her hafta farklılık yaratmak.. Başrol oyuncularımızın üstünde dönmesini istiyoruz hikayenin, tamam ben de öyle isterim, 24 saat Eda ve Oğuz aşkını versinler, aile ve mahalle büyüklerini versinler, ohh mis gibi canıma minnet :D ama böyle olursa da zaten şuan bile yoruluyorlar, sadece onlara yüklenmek oyuncularımızın daha fazla zamanını almak demek.. Biz ne istiyoruz Yaman-Şule ve takımını görmeyelim... Bir de şu yönden bakalım.. Eda ve Oğuz'un evliliklerinin üstüne oynamasınlar, boşanma muhabbeti de olmasın, Ferit ve Damla'nın evliliklerinin üstünde oynamasınlar.. Yaman-Şule ve başka sorunlu karakter girmesin.. Ee bu dizi nasıl ilerleyecek?? :D ya tabi ki illa kötü karakter olmalı diye savunmuyorum, bana kalsa dediğim gibi 24 saat izlerim, bayılmıyorum Yaman'a ama işte sadece iyi karakterler üstünden gitmek hem hayattan uzak hem de genelde kısa vadeli şeyler.. Didişme olsun sadece diyelim, sadece romantizm olsun diyelim, sadece aile toplantıları, yemekler olsun diyelim, e onlar da sıkacak belli bir süre sonra.. Neden?çünkü sürekli hale gelecek artık.. Ara ara olmalı ki tadı damağımızda kalsın.. :img-wink: Buğra da yinelemiş, köşk ve aile içi gündelik hayat beklentimi dile getirmiştim... Ama bunlar bizim için çok hoş olsa da sadece bunların olması ekip için için bugunu kurtarmak gibi bir şey... Uzun vadeli hikayeler için sorun lazım MAALESEF.. Ya da Sevil Abla'nın da dediği gibi bitsin bence de dizi.. Yukardayken tadında bitmiş olur.. (Çok üzülsem de mantıklısı bu olur..) Tamam Tahir Ağa ve Melahat gibi ayrıntıların unutulmasından ben de rahatsızım ama Yaman-Şule ve diğerlerinin varlığı eminim en alt düzeyde tutulmaya çalışılıyor.. Daha kısa olsa izleyicinin hikayeye dahil olması zorlaşır zaten.. Ha Avrupa standartlarına yakın 45'er dakikalık olsa bölümler, işte o zaman böyle harika senarist ve oyuncularla 160 bölüm de olsa çok daha keyifli, farklı, bol detaylı ve yaratıcı bölümler izleyebilirdik.. Şuanki durumumuzun en az 2 katı kadar da fazla sezon devam ederdi dizimiz.. Onlar da insan, deli gibi çalışıyorlar, bu yorgunlukla ne kadar enerji ve yaratıcılık bekleyebiliriz ki? Beklentilerimizin tam karşılığını ne kadar alabiliriz ki?? Bu onların da hatası değil.. Kanal 90 dakika diyorsa 90 dakika hazırlanacak.. Bu da hem hikayenin ömrünü yediği için daha fazla yan karakter gerektirecek, hem de detaylardan ödün vermek zorunda bırakacak.. Ki tüm bunlara rağmen bence çok çok çok iyi gidiyorlar.. En azından beklentilerimizi de ellerinden geldikçe karşılamaya çalışıyorlar.. Üstelik bize kulak da veriyorlar, saygı duyuyorlar.. Bugünkü bölümden sonra, daha İki Aile'yi hiç izlememiş olan arkadaşım, finalleri bile sallayıp geceleri ilk bölümden başlayarak izlemek istediğini söyledi.. Çok eğlendi çünkü.. Benim de cevabım, bu bölümü sevdiysen daha ne bölümler var, oldu.. Ve 70. bölüm olduğuna inanmadı.. Bence şanslıyız arkadaşlar diyorum.. 70lerdeyiz ve hala canlıyız.. Karşılaştırma yapmaktan da nefret ederim ama izlenme oranları diye bir şey olunca zorunlu kalınıyor, bir çok gündem yaratan diziyi görünce bin kere şükrediyor insan :D Ha ben çok mu biliyorum televizyon sektörünü, tabi ki hayır.. Sadece bir izleyiciyim ama mantıken saçma geliyor çoğu şey ve bu işi bize sununların da insan olduklarını düşünerek gerçekten onlar adına üzülüyorum.. Buğra teknik aşamasını daha iyi bilir, işin içinde, ben sadece mantık yürütebiliyorum, hata varsa Buğra düzeltir artık.. :=)

Dediğim gibi beklentilerimiz hep aynı, gönül ister ki imkan olsun hepsi yerine getirilsin ama bu şartlarda çok zor.. Onların açısından da bakmak lazım.. Ha tabi ki ben de mahalle büyüklerimizin dahil olmaması halinde rahatsız oluyorum ama farkettiyseniz bölümlerdir "bir çoğu" eksik olmuyor hikayemizde.. Onu da dikkate aldılar, buradan teşekkürlerimi iletiyorum.. Ama Yaman-Şule ve takımının da varlığının olması gerektiğini kabul edip, elimizdeki güzel sahnelerin tadını çıkarmaya bakalım diyorum.. Fazlasını isterken, elimizdekilerden olmayalım.. Bu bölümde de yabana atılmayacak bir çok sahne vardı.. Tüm ekibimizin emeklerine sağlık diyorum.. Umarım en kısa zamanda şu bölüm dakikası düşürülür de, gecelerini gündüzlerini buraya ayıran oyuncularımız ve ekibimizin hayatlarının seyrini kolaylaştırırlar.. Asıl sorun bu sistemden doğuyor aslında.. Madem rahatsızız, kanallara şikayetlerimizi atalım.. Zaten yakında da oyuncuların ve ekiplerin yavaş yavaş seslerini yükselteceğini düşünüyorum.. Bu gidişle daha çoook emek kokan yapım yayından kalkar.. En kısa zamanda çözülür umarım.. Hem biz izleyici olarak Sevil Abla'nın da dediği gibi zorunda bırakılan fotokopi senaryolardan kurtuluruz, hem de oyuncularımız ve ekiplerimiz mesleklerini normal insanlar gibi daha enerjik ve üretken bir şekilde günlük hayatlarından çok vermeden yapabilirler.. Onlar da insan ya robot değiller ki uyumadan, tiyatro yapmadan, kitap yazmadan, eşlerine, çocuklarına ve yakınlarına, hatta kendilerine vakit ayırmadan çalışsınlar.. Hem de garantileri olmadan.. İzlenme oranlarınız düşük mü?? Tamam o zaman projeyi kaldırdık diyen bir sektördeler.. İki taraf da rahatsız durumdan, izleyici sıkıldı artık dizi bombardımanından, oyuncular da memnun değil, niye zorluyoruz ki, hani çözüm nerede?? Süreler azalsın o zaman, kalite artsın.. :img-wink:

Neyse içimdeydi Sevil Abla söyleyeceklerim vardı, senin sayende satırlara dökmüş oldum, yüreğine sağlık.. :img-wink: Dediğim gibi eleştiri yapılmasından ya da açıkça fikir konulmasından kesinlikle rahatsız değilim, ki zaten tanıyorsunuz beni, eleştiri geldiğinde daha mutlu olurum hatta(yessi bilir.. :img-wink:) ama biraz da karşı tarafı düşünelim.. İyi sahneleri örtmeden, onların tadını çıkaralım.. Zaten ellerinden geldiğince beklentilere kulak veriyorlar.. Tüm yukarıdaki, benim düşünceme göre sorun olan şeylere rağmen çok da iyi gidiyorlar.. Hala canlı şeyler var ama olması gereken karakterler de var.. Her şey beyaz olamıyor maalesef.. :img-wink:

Ayrıca kaybedilen izleyicinin geri kazanılması açısından Buğra ve Nuray'ın da bahsettiği gibi özellikle 70. bölümün, kanalların sakin olduğu bir günün 20.00 kuşağında verilmesi inanılmaz etki yaratacaktır.. Dediğim gibi 71. izleyip diziye bu saatten sonra dahil olmak isteyen bile varsa, 70'in izlenmesi eminim izleyici toplayacaktır.. Valla şöyle bir akşam tekrarını koysalar, Pazar günü de gündüz koysalar tekrarı harika olur.. Bir de ısrarla fragmana dış ses diyorum HALA.. Tabi bize söylemesi kolay geliyor da ısrar edilse ve arka çıkılsa yapılmayacak şeyler değil bunlar.. Star'ın kıdemli dizilerinden ne de olsa.. :img-wink:

Söyleyeceklerim bitmedi ama bitti, yoksa ben biticem yarın :D Valla ne yazdım tam bilmiyorum ama az çok derdimi anlatabilmişimdir diye umuyorum.. Tekrar bu harika ekibe saygılarımı iletiyorum.. Her şeye rağmen hala ve yine canlı kalabildikleri için.. Zoru başarıyorlar.. Emeklerinin karşılığı eminim alınacaktır..

En kısa zamanda görüşmek üzere, iyi ki varsınız, hasta olan arkadaşlarıma geçmiş olsun dileklerimi iletip, en kısa zamanda şifa diliyorum, dikkat edin kendinize..

Her seferinde olduğu gibi bir kaç cümle olmadı ama napalım duramıyoruz valla.. :=) Atomumuza sevgiler.. Birtanecik avukatımız Aysun der ki;

İçinizdeki sevgi ağacını sulamayı sakın unutmayın.. :=)

minemtoprak
15-01-08, 11:38
Tüm İki Aile ailesine kucak dolusu sevgiler arkadaşlar.Dün akşamki bölümden hiç bir şey anlamadım.Çamaşır makinem tamirdeydi o geldi,ilk reklam arası taaa ki ikinci reklam arasına kadar adamlar gitmedi.Tabi benim dizide yalan oldu.
O psikolog sahnesini falan görüntü var ama ses yoktu öyle izledim.Uyuz oldum.
Elife sinir oldum öyle yan yan bakması sırıtması.Feritin başı fena ağrıyacak ta bu kız neyin nesi.Yahu gerilim sokmasalar olmaz sanki.Damlada her şeyi anlatıyor.Wolkana iyice uyuz oldum.salak ya.Ama Oğuzla çocukların birde feritin mutfak olaylarına bayıldım.Şimdilik bu kadar.Buralardayım okuyorum o güsel yorumlarınızı.

deren1970
15-01-08, 12:14
Herkese Günaydın
Evet daha sakin olarak bölüm yorumumu yapmaya geldim ama Sevil'in yazısını okuyunca acaba dedim ima ettiği kişiler arasında bende mi varım:P
Sonra kendi yazdığım yazıya baktım ki Yaman karakteri hakkındaki görüşüm halen devam ettiğinden bunu paylaşmakta tabiki sakınca görmedim, Elif karakteri daha biz barışmalarını tam özümseyemeden diziye dahil olduğundan ve kötü amaçlı biri olduğundan tepkiliydim hoş dizimize göre kötü karakterler iyi karakterlere dönüşürken bu karakterinde verdiği acılardan sonra iyi bir insana dönüştürüleceğinden eminim hem de hayatı boyunca hiç unutmayacağı bir ders alarak:img-yes:

Yaman karakterine niye bu kadar kızgın olduğuma gelince eğer insanın içinde biraz sevgi, vicdan, merhamet varsa bunların dışarıya çıkması hem kendi çabasıyla, hemde çevresindeki iyi insanların etkisiyle olurdiye düşünüyorum ki Yaman bu konuda çok şanslı olmasına rağmen derler ya bir gram iyi yöne yönelme yok, ha benim kendisine olan bu olumsuz tepkilerim doruk noktasındaysa bu karaktere can veren Hakan Vanlı'nın başarısıdır, kendisine kocaman tebrikler:happy0064

Dün akşamki bölümün bir önceki haftaya göre durağan olacağını tahmin edyordum, zaten her bölümü mükemmel beklemek saçmalıktır ki hiçbir dizide de bunu başaran yoktur sanırım. Benim beklentim de öyle aman aman birşey değildi. O sofrada Tahir Ağa-Melahat-Niyazi ve Ergin-Füsun'un olması da sanırım çok zor, imkansız birşey değildi di mi. Çiftimiz boşanmamış ki çok önemli birşey güya tüm sevdikleriyle bunu kutluyorlar ama bıdıkların ded dedikleri Tahir ağa yok:icon_sorr Onların olmasıyla o sahne tam bütün olacaktı. Bu kadarcık birşeyi görmek istememizde kendi adıma normal birşeydir sanırım:img-yes:

Daha sonra yorumlara, çok güldüğüm yerleri konuşmaya devam ha bu arada izlemezler olur biter sözlerine gelince ben hiç sanmıyorum ki kemikleşmiş izleyici diziyi bıraksın, hoş bayağı bırakan oldu ama o onların fikirleridir. Ben kendi adıma kızsamda sinirlensemde sadece tek arşiv yaptığım dizimizi bırakmayı hiç düşünmüyorum. Ha kızarsam, sinirlenirsem belki buraya yazacağım yorum sayısı azalır o kadar, bir hafta sonraki bölümü yine büyük merakla beklemeye devam ederim:img-yes:

MeRvE_bbg
15-01-08, 13:49
Öncelikle günaydın...

Dün sıcağı sıcağına girip düşüncelerimi yazmak istedim ama baş ağrım beni rahat bırakmadı hemen uyudum.
Bu bölüm geçen bölümlerin aksine daha neşeli ve eğlenceliydi.Doğrusu boşanma sahneleri diziyi gerçekten sıradanlaştırıyormuş onu anladım.Dizi sırasına gülmeyi özlemişim..
Geçen bölümü izleyemedim ama çocukların okuldan Safiye Abla'yı bahane edip izin alması çok hoşuma gitti.Adliye çıkışı yapılan tezahuratlardıda çok sevdim:img-yes:
Bence dizinin en güzel sahnesi yemekti.Eda'nın Oğuz'a söylediği sözler ve o kadar insan içinden Oğuz'u kollayan kimsenin olmaması Oğuz'a soluğu psikiyatrda aldırdı.Bekleme salonundaki temizlik hastasının hareketleri beni çok güldürdü.Zaten Oğuz'u sağlıklısı bulmaz ki..Diyorken bu sözümün kanıtı psikiyatr oldu.Hareketleri mimikleri çok eğlenceliydi.Ortaya atılan Hipoglisemi ise en büyük eğlence kaynağımız oldu.Oğuz bu hastalığı kendi lehine çevirmek isterken muhteşem yemeklerden oldu:img-grin2 Sonrası malum.Gece aşırılan yiyecekler ve erkek birliğini bozan Merve..
Yaman tarafında ise yine hinlikler devam ediyor.Köşkün bahçesinin büyük kısmının Oğuz'a ait olmayışı ortalığı karıştıracak ama Oğuz bununda altından kalkar diye düşünüyorum.Arda ise kendine çeki düzen verdi.Ceren konusunda gayet ciddi.Ancak Oğuz'un karşısına çıkması için iyi hazırlanması gerek.
Gelelim kadroya yeni katılan Elif'e.Dükkana ilk girdiğinden beri gözlerinden hainliği okunuyordu.Eda,Damla,Safiye onu çok sevdiler.Ancak Ferit ilk görünüşe aldanmayarak onu tanımayı zamana bıraktı.Ferit'i de bayağı süzdü.Damla ile aralarına girmez umarım.Kimdir,in midir,cin midir ilerleyen bölümlerde göreceğiz.Herkese iyigünler..

kerkenez
15-01-08, 14:23
bende katılıyorum elif konusunda benide daha kapıdan girmeden üzerinde bi cinlik vardı...ben inanmadım hemen iyi rol yapamadı.doğrusu çocukların baştaki tezahüratlar süperdi,kutlamadaki edanın oğuza laf atmaları garibim oğuzumuzu köşeye sıkıştırdılar...bahçe sorunu ise şöyle çözülecek...yamanın gittiği adam ordaki arsanın sahibi değil yamanı öğle iii görünümlü görünce benim dedi dikkat ettiyseniz...çünkü o adam oranın sahibi olmadığı gibi o arsayıda verme gibi şansı olmaz...şimdi diceksiniz tabuyu nasıl hallettiler onlarında dediği içerde adamları olduğundan adama kimliğini sormaya gerek yok...onun için bu satış gerçekleşmicek ama bunu biraz uzatcaklar....oğuzun hastalıkla ilgili olduğu sahneler süperdi...dikkat ettiyseniz dizideki kötü karakterler artıyo buda doğal olarak benim sinirlerimi bozdu...ben sşahsen daha çok eda ile oğuz sahnelerini görmek istiyordum..birde sinir olduğum şu durum var 2-3 kez oldu fotoları nete veriyolar sonra milleti ümitlendiriyolar ama bi bakıyosun öle bi sahne niye böle yapıpta bizleri altadıyonuz...yoksa öle bi sahne koymayın fotoları sonra bizim aklımız karışıyo umutlanıyoruz..birde bölüm sonlarından şikayetciyim yeni sezon la birlikte blm sonlarını hiç olmadık bi sahnede bitiryolar analmıyorum daha iii yerlerde bitirebilirler bu konuda blm sonu sahnesini iii seçmeleri lazım....güzel ama eğlenceliydi bazı sahnelerde karnıma ağrılar girsede en azından bölüm daha iyi yapılabilirdi..bu bölüm çok durgundu normalinde altında bir seyirle bitti...güzeldi ama beklentilerimin altında bi bölümdü bence...

.theron.
15-01-08, 15:18
Öncelikle günaydın...

Dün sıcağı sıcağına girip düşüncelerimi yazmak istedim ama baş ağrım beni rahat bırakmadı hemen uyudum.
Bu bölüm geçen bölümlerin aksine daha neşeli ve eğlenceliydi.Doğrusu boşanma sahneleri diziyi gerçekten sıradanlaştırıyormuş onu anladım.Dizi sırasına gülmeyi özlemişim..
Geçen bölümü izleyemedim ama çocukların okuldan Safiye Abla'yı bahane edip izin alması çok hoşuma gitti.Adliye çıkışı yapılan tezahuratlardıda çok sevdim:img-yes:
Bence dizinin en güzel sahnesi yemekti.Eda'nın Oğuz'a söylediği sözler ve o kadar insan içinden Oğuz'u kollayan kimsenin olmaması Oğuz'a soluğu psikiyatrda aldırdı.Bekleme salonundaki temizlik hastasının hareketleri beni çok güldürdü.Zaten Oğuz'u sağlıklısı bulmaz ki..Diyorken bu sözümün kanıtı psikiyatr oldu.Hareketleri mimikleri çok eğlenceliydi.Ortaya atılan Hipoglisemi ise en büyük eğlence kaynağımız oldu.Oğuz bu hastalığı kendi lehine çevirmek isterken muhteşem yemeklerden oldu:img-grin2 Sonrası malum.Gece aşırılan yiyecekler ve erkek birliğini bozan Merve..
Yaman tarafında ise yine hinlikler devam ediyor.Köşkün bahçesinin büyük kısmının Oğuz'a ait olmayışı ortalığı karıştıracak ama Oğuz bununda altından kalkar diye düşünüyorum.Arda ise kendine çeki düzen verdi.Ceren konusunda gayet ciddi.Ancak Oğuz'un karşısına çıkması için iyi hazırlanması gerek.
Gelelim kadroya yeni katılan Elif'e.Dükkana ilk girdiğinden beri gözlerinden hainliği okunuyordu.Eda,Damla,Safiye onu çok sevdiler.Ancak Ferit ilk görünüşe aldanmayarak onu tanımayı zamana bıraktı.Ferit'i de bayağı süzdü.Damla ile aralarına girmez umarım.Kimdir,in midir,cin midir ilerleyen bölümlerde göreceğiz.Herkese iyigünler..

aynen benmde en sevdigim bölüm yemek sahnesiydiii cok güldüm icom cok tatlııydıı gülüsü bakısıı bittim yaff :)) ayrı bi sıcaklık var bu dzide replikler fln süpper eda-oguz tartısmalarına bitiorum zatenn :img-hyste allah allah yaff :img-hyste bencede eliff bi hainlik yapcak gibi yalanlar flnn :img-wink:

deren1970
15-01-08, 15:31
Tekrardan Ben

Şimdide kısa kısa sevdiğim yerler hakkında görüşlerde bulunmak istiyorum izninizle:img-yes: İşin açıkçası ben dün akşamki bölümün Oğuz-Ergin araba sahnesine yetişebildim, dolayısıyla ilk dakikalarda olan sevinç gözterilerini filan göremedim, dolayısıyla bu sahneleri inşallah daha sonra seyredebileceğimden, o sahneler yorumu sizlerindir:img-wink:

Öncelikle dün akşamın yıldızı kesinlikle EMRE KINAY'DI:happy0064 Bu üstün performans için kendisini yürekten tebrik ediyorum. Gelelim ilk gülmeye başladığım sahneye. Tabiki doktor muayenehanesi:P Hani sağlam girdim, hasta çıktım deriz ya tamda bizim Oğuz için söylenecek bir sözdü, öncelikle temizlik hastası tip süperdi:good: ben bile aaa Oğuz atkında iplik var derken, meğerse bizim hastaın kendisini almasını bekliyormuş iplik:P Oğuz'un iç sesiyle düşünceleri, mimiklerlede birleşince süperdi bu sahneler.
Hele ki doktorumuz Levent Sülün'ün zaten komedi dizilerindeki tiplemeleri çok güzel olduğundan, doktor tiplemesiyle karşımızda olması, bu rol için biçilmiş kaftandı, kısaca çok güzeldi.

Kendi kazdığı kuyuya düşmek tam Oğuz için söylenen söz di mi, sen öyle mükellef sofrayı gör, kendini acındırmaya çalış, yediğim önümde yemediğim arkamda olacak san ama sonunda o canım yemeklere kuzu ciğere bakar gibi bak:img-hyste Hatta önündeki haşlanmış kabağı yemeye çalışırken onun hissettiklerini benden iyi kimse bilemezdi. Bende şok diyet denilen bir şeyi yapıyordum bir zamanlar (aman sakın ha böyle şeyler yapmayın, en güzel sağlıklı beslenme aman:img-yes:) neyse onda yediğim şeydi kabak, ki benim yediğim kabak maydonozlu, dereotlu filandı, Oğuzcuğumun ki gibi sade değildi:P o kabağı yiyemezken aynı hisleri bende paylaştım kendisiyle, bilirim yani haşlama kabağın nasıl zor yendiğini:P

Ve harika sahnelerden birinde sıra, tabiki mutfak sahnesi:good: Nasılda dökülmeye başladılar mutfağa tek tek:img-hyste onlar gizli gizli yemeklerini yerken, evin en cabbar üyesi Merve'ye yakalan, hem yakalan hemde rüşvet vermene rağmen ana kraliçeyede yakalan.
Şimdi buradan çıkarılacak sonuç erkek ittifakını ne kadar kursanda kadın ittifakı her şekilde erkek ittifakını geçer.

Sevgiler

ggnibsgk
15-01-08, 16:32
Selammlarr canlarımm:)

Her zamn ki gibi vaktim olmadığı için bölüm hakkında genel bi yorum yapmaya geldimm:)Bu sefer hakikaten genel olucak ehuehue...

Şimdi öncelikle aslen bölüm muhteşemdiii...Gerçekten tadına doyulmaz sahneler vardıı...:good:Ve fakat pek çok arkadaşımıza olduğu gibi bana da hissettirdiği vasat bi bölümün hissettirdikleriyle aynıydı...Peki bunun nedeni neydii??? Hemen söyliyim(tabii ki bence...)Bölümün bütün eğlenceli sahneleri fragmanda verilmiştii...Yanii bi sürpriz yoktu eğlence husunda anatabiliyor muyum??Bu da beklediğimiz bişey olduğu içinn,bu sahnelerle ilgili beklediğimizin dışında da bişey göremeyince,doğal olarak bölüm bize pek bişey hissettiremedi...Halbuki gerçektenn muhteşem sahneler vardıı...:img-icecr

Örnek vermek gerekirse; ben fragmanda Eda,Oğuz ve tayfasını mutfakta yemek yerken yakalayınca kim bilir neler yapar diye düşünüp heycanlanmıştım...Halbuki hiç bişey yapmadı bile diyebiliriz...Sürpriz yoktu yanii...

Yok yokk hakikaten fragman hazırlamayı beceremiyoo kim hazırlıyosa???Yahu şunun bi orta yolu yok mu???? Eğlenceli sahnelere hazırlığı gösteren bi kaç sahne, gerilimli sahnelere ya da duygusal sahnelere hazırlığı gösteren bi kaç sahne koyy şuraya,biz de onun ardından ne gelicek diyee heycanlandığımızda,heycanımız boşa çıkmasın...Haksız mıyım yaww??? Allah Allah yaniii!!!!:icon_whis

Neyse demem o ki bölüm güzeldi fragman kötüydü(daha doğrusu kötüymüşşş:img-yes:)

Onun dışında değinmem gereken bişey varr...Şimdi bu bahçenin başkasına ait olması meselesi var ya hanii???

Burdan Aysun'a seslenerek bişey sormak istiyorum...Duyar mı bilmiyorum ama????:icon_whis Biz o konuyu işlemedik de ondan yanii:img-hyste Hay Allah'ım neyseee!!! Şimdii adam 70 yıldır taşınmazını arayıp sormamış...Tahminimce iyiniyetli zilyede (ki kendisi Oğuz'un babası olabilir emin diilim ama Tahir Ağa da olabilir??)Neyse işte onun adına zamanaşımıyla iktisap olabilir mi diye düşünüyorum...Yanii o adam bahçe üzerindeki hakkını zamanaşımıyla kaybetmiş olabilir mii??? Diye bir soru sormak istiyorum ama doğruluğu konusunda garanti veremem....:icon_whis

Neysee kafama takıldıı sorıyım dedimm ehe benden bu kadar hadi hepinizee ii yorumlar hoşçakalınbye

NOT: Reytingler hala düşüyo yaa anlamışş diilim offff:icon_sorr Neyse bye

başkozlu
15-01-08, 16:37
Öncelikle Sevgili Fatoş'cuğum, canım benim, ima ettiklerim arasında hiç sen olur musun? Senin de dediğin gibi, bizler dövsek de sövsek de, İki Aile'nin kemikleşmiş izleyicisiyiz. Bizler dediğim, bu forumdaki bütün kardeşlerim ve daha önce de yazdığım gibi, ratinglerdeki sayıları düşük ama değerleri yüksek topluluk.

Benim içerlediğim ve eleştirdiğim kişiler, bu topluluğun diğer yarısı... Biliyoruz ki, İki Aile'nin normal ratingleri, bu oranın neredeyse iki katıydı. Merak ettiğim şey ise; ne çeşit bir alternatif buldular da bu diziyi terkettiler. Eğer cevap, son olarak aynı saate konulan diziyse, o da zaten İki Aile'nin tarihi bir versiyonu... Evet ben de izliyorum ama, internetten veya tekrarından... Olsa da hoş olmasa da... Benim için İki Aile'nin alternatifi yok.

Sevgili Fatoş, hoşnutsuzluğunu dile getirdiğin sahneler ve karakterler, genel olarak hepimizin ortak noktası. Özellikle Arda karakteri, ne oyuncu olarak, ne de tipleme olarak hiç uymadı diziye bence. Bu rol için, daha uygun bir oyuncu bulunsaydı belki daha farklı hissedebilirdik. Senin de dediğin gibi, bizim beklentilerimiz, böyle basit ayrıntılardan ibaret. Fakat Pelin'ciğim ne güzel anlatmış, bu basit ayrıntıların arkasında, o kadar büyük sorunlar yaşanıyor ki...
İclal Hanım'ı katıldığı son tv programında, ben de izledim. 70'inci bölümü kasdederek, ''geçen bölümü tam 100 dakika çektik'' dedi ve şöyle devam etti: ''Çekimler bütün zamanımızı alıyor, başka hiçbirşey yapamıyoruz, kitap okuyamıyorum, bir yere gidemiyorum, uyku uyuyamıyorum, çok mutsuzum. Şu an, dizi bitti deseler çok sevineceğim, sadece biz değil bütün dizilerde durum aynı''. Kelimeler değişik olabilir ama aklımda kaldığı kadarıyla böyleydi.

Şimdi durum böyle olunca, bizlerin basit istekler olarak gördüğümüz ayrıntıların arkasında ne zorluklar olduğunu anlıyoruz. Çok haklısın Pelin, izlerken bize ne kadar az geliyor, hatta bana kalsa 200 dakika olsun derim. Ama ekibimizin daha sağlıklı ve huzurlu bir ortamda çalışıp daha verimli olmaları için, çok daha kısa bölümlere razıyız biz. Yeter ki yapılan iş düzgün olsun, içe sinsin.

Evet sevgili kardeşlerim, bizler her zaman ki gibi, eleştirilerimizi, beğenilerimizi, beklentilerimizi dile getirmeye devam edeceğiz. Çünkü dizimizi hakettiği yerde görmek istiyoruz. Daha birkaç sezon potansiyel barındıran bir hikayenin iki sezonda bitmesi bence yazık olur.

Sevgili Fatoş, bende senin gibi, ısrarla görmek istediğim sahneleri yine yazacağım. Evet aile dayanışması, kalabalık yemekler, organizasyonlar tamam ama biz ısrarla Eda&Oğuz kaçamaklarını görmek istiyoruz. Bu sahneleri görmek için, pattadanak barışmalarına da lüzum yok. Oğuz'un küçük hınzırlıkları, Eda'nın istemem yan cebime koy halleri şimdilik yeterli. Örneğin geçen bölümde, Eda hastayken, Oğuz'un ateş ölçme girişimi, küçücük ama çok sevimli bir sahneydi. Dediğim gibi söylemesi bizden, uygulaması ekibimizden.

Şimdilik hoşçakalın.

BERNA
15-01-08, 16:38
Genel anlamda beklentilerimi karşılayan bir bölüm seyrettim, genel olarak da bölümü beğendim. Geçen bölümkü duygu seli ve komedi sosunun çok müthiş karışımından sonra bu bölümün bir nevi geçiş bölümü olacağını tahmin etmiştim çünkü ;)

Öncelikle Pelin'in yazısını çok beğendim ve de özellikle 90 dakika konusundan yola çıkarak ekleyeceklerim de var. Sanırım gelecek sezonun başında veya en iyi ihtimal ortasında dizilerin 90 dakika yazılması yüzünden sevdiğimiz pek çok dizi oyuncusu, yönetmeni ve yazarı dizilerin bu gidişatına isyan edecek ve de sektörde yer almamayı seçecek. Bu konuda ilk çıkışları Emre Kınay oyuncu olarak ve de Gülse Birsel oyuncu ve yazar olarak yaptı da. Pek çok değerli tiyatro oyuncumuz (özellikle de belirli bir yaşın üzerindekiler) artık dizi yapmak istemediklerini ve de yoğun tempoda çok yorulduklarını sık sık ifade ediyorlar. Dizilerde konuk oyuncu olarak bulunmayı yeğliyorlar. Oyuncular elbette ekonomik olarak kullanılacak bu uzun maratonda. Emre Kınay ve İclal Aydın birkaç bölümdür kapasitelerinin üstünde bri efor sarfediyorlar bence. O yüzden o ikisinin aşk sorunlarından uzakta duran, biri kısmen başlamış, diğer oyuncuların daha ön planda olacağı iki adet öyküye başlandı bu bölüm. Maalesef bir öykü olabilmesi için bir sorun ve bunu yaratacak karakterler olması da şart özellikle uzun soluklu bir dizide.

Pelin oyuncuların sıkıntıları dışında yine 90 dakikalık dizilerin senaryo açısından ne kadar büyük sıkıntılar getirdiğini yazmış, tekrarlamak gereksiz. İki Aile bir yaz hikayesini 2. sezona taşıyabildiyse bundaki en büyük pay yan karakterlerin de kendilerine has bir hikayesi olması ve tüm dizinin tek bir aşk hikayesine bağlı olmaması. Geçmişte birkaç sezon sürebilen tüm dizilerde bu tarz yan öyküler vardı, üstelik o diziler de 60 dakikada bitiyordu.

Bölümle ilgili ayrıntılı yorumlarımı da yazacağım. Genel olarak psikolog ve Bay Hipo hikayesini çok beğendim. Özellikle diyet konusu herkesin ailesinde yaşanan bir sorun iken, bunu Oğuz'un aslında sağlığını tehlikeye atmadan bozma çalışmalarını izlemek hoşuma gitti. Yakalandıkları sahne en çok güldüğüm sahneydi. Tabi bir de ava giderken avlanan Oğuz mesajı da hoştu. Farklı şekillerde de olsa sık sık tekrarlanan 'sağlıkla aslında şaka olmaz' mesajı için de senaristlerimize teşekkürler. Bu hikayede Levent Sülün'ün çok başarılı performansı ve Oğuz'un hayret dolu bakışları çok komikti. Sadece gitmiş olduğu kişi normal çıkmadı diye, üstelik fiziksel sağlık sorunu olmadığı da belirlenmişken, doktora gitmekten toptan vazgeçmiş olması ihtimalinden çok hoşlanmadım mesaj olarak. Henüz bu konu kesin değil ama içimden bir ses öyle olacak diyor.

Barışmayı kutlamak için kurulan yemek masasında muhabbetler genel olarak beğenilmiş ama ben o diyaloglarda genel olarak komik olmasına rağmen ciddi rahatsızlık duydum. Bir kere senaristler genel olarak tavırlarını Oğuz'un sözleri üzerinden kendileri bile eleştirdi. 'Evin melaikesi Eda Hanım, evin delisi de Oğuz Bey'. Evlilik danışmanı konusunda niye bu kadar karşı çıkıldı onu hiç anlamadım. Eğer çiftler biraraya geldiklerinde konuşup anlaşamıyorsa (bizim çift biraraya geldiğinde fena değil onu kabul ediyorum) o zaman niye bir danışmana gidilmesin? Evet Oğuz'un öfke sorunu var ancak Eda'nın hiç mi kabahati yok? Eda'nın da gereksiz çıkışları yok mu? Bir de her ne kadar bir aile olsalar da bir çiftin arasındaki imalı sözler söylenirken başkalarının bulunup bir de konuyla ilgili yorum yapılmasını, hatta olayı bir maça çevirmelerini biraz fazla buldum.

Mahkeme çıkışını çok sevdim ama ;) Futbol tezahüratı diziye Efe tarafından sokulmuş gençlere çekici gelecek bir öğeydi. Hepsinin ezberlemesine, fırıldaklık konusunda Ferit'ten etkilenmiş olmalarına çok güldüm. Eda'nın kısa da olsa teşekkür konuşması çok güzeldi. Eda ve Füsun arasındaki konuşma geçen bölümden sonra yazdığımız mesajlara cevap gibiydi. Eda'nın yeni sırdaşının Füsun olması artık kesinleşti. Arkadaşı için mutlu olan, onun mutluluğunu paylaşan Füsun'u çok seviyorum. Eda'nın itirafı beklediğimiz bir itiraftı zaten ama ağzından duymak daha da güzel oldu :happy0064

Karmaşık ağlarla örülü olan mahallenin inşaat durumu, Yaman-Arda-Refik paslaşmalarını, çok beğendiğim Şule ve Arda sahnelerini ve yeni kötü kadınımız Elif hakkında düşüncelerimi de yazacağım ama bir sonraki yorumumda ;)

deren1970
15-01-08, 17:11
Tekrardan Ben

Öncelikle sevgili Sevil kelimelerinle beni öyle rahatlattın ki bariz biraz bozulmuştum da:P bu arada diğer adım azıcık alıngandır:img-wink: şaka bir yana gerçekten çok sevindim açıklamana, teşekkür ederim.

Aslında dün geceki bölümden beklediğim ve olsa çok güzel olur dediğim bir sahne beklentisi vardı. Mesela ki bu işi yine Ferit yapacaktı bizim çiftin aşkını gösteren bir film:img-yes:arka fondada tabiki Ömrümce Hep Adım Adım şarkısı olmalıydı. İşte düğünlerinden, diğer özel günlerden ellerinde olan video çekimlerinden şöyle güzel bir film yapsalardı sonrada bizimkileri yan yana oturtup o filmi seyrettirselerdi, ne dersiniz:img-wink:

Yorumlara devam edeceğim

Sevgiler

hayri94
15-01-08, 18:03
ya arkadaşlar
sonunda korkunç bir belaan kurtlduk derken yeni bir bela başladı:icon_sorr
of yaman offff herşey sizin yüzünüze yaaa...boşanmalarından kurtulduk der ken başımıza yeni bir köşk meselesi geldi yaw...zaten köşkün bahesini alamazlar diye düşünüyorum...ama ya alırlarsa ozaman ne yapacağımızı bilemem...aman zaten alamalar...alırlarsa film biter...:P:P:P

hoşakalınbyebye

MeRvE_bbg
15-01-08, 18:49
YAMAN’IN OĞUZ’UN BAŞINA ÖRDÜĞÜ ÇORAPLAR ORTAYA ÇIKIYOR....

BAHÇENİN KÖŞKE AİT OLMADIĞI ANLAŞILINCA HERKESİN TADI KAÇIYOR!!!

Belediyeden gelen adamlar Eda ve Oğuz’un huzurunu kaçırıyor.Bahçenin köşke ait olmadığı ortaya çıkıyor.

Bu konuyu 2-3- bölüme yayacaklarını düşünüyorum.Ama bu konu umarım eğlencemizi bozmaz.


Füsun ve Ergin konu ile ilgili görevi üstlerine alırlar.

Avukatlar iş başında desenize.Hem beraber olup hem çalışma yaparlar:img-in_lo Onlarında muratlarını kısa zamanda görürüz umarım.


Oğuz bu pisliğin ardında da Yaman olduğunu Eda’dan saklar.

Oğuz,Eda'nın eğer Yaman'ın bu konuyla ilgisi olduğunu öğrenirse çıldıracağını biliyor.En iyisini yapıyor.Ama umarım ileri zamanlarda Eda bunu öğrenince Oğuz'a bana niçin söylemedin diye çıkışmaz..Ailemizin arasını açmaz

Olanları Oğuz ve Ferit’ten öğrenen Tahir Ağa da kendi yöntemleri ile olaya balıklamasına girer.Tahir Ağa’yı karşılarında gören Yaman ve ortağı bül bül gibi her şeyi anlatırlar..

Tahir Ağa adamlarını toplar.Bir yandan da bu işle ilgili araştırma yapar sanırım.İşin aslını astarını öğrenmek Tahir Ağa'nın huyu.Tahir Ağa'nın zaten geçmişte olanlardan dolayı Yaman'la kapanmayan bir hesabı var.Yaman'ın da ne kadar çok korktuğunu biliyoruz.Ortağı derken Refik'ten mi bahsediyor anlayamadım orasını


Bu konuda Tahir Ağa yanlız değildir.Yaman ile bir hesabı olan hiç ummadığı biri bu konun çözülmesinde Ağa yardımcı olur.

Sanırım diziye yeni birisi daha geliyor.Ancak bir başka tahminim ise Nihat olabilir.Sonuçta onunda huzurevine kapatılması ve evinin elinden alınması bir nevi Yaman'ın suçu.


Oğuz’un şeker diyeti devam etmektedir.Eda’yı atlatmaya çalışan Oğuz her seferinde gizli gizli yemek yerken yakalanır.Oğuz’un yalanı başına fena dert açmıştır ancak geri de adım atamaz artık

İşte en komik yerler.Bu kadar aksiyon dolu bir bölüm özetinde gülmemi sağlayan birkaç cümle.Zavallı Oğuz kızının doktor olduğunu unuttu başına neler geldi.


Eda ile arasındaki buzlar yeni erimeye başlamıştır.

Ne Eda Oğuz'dan ne Oğuz Eda'dan vazgeçer.Onlar seviyor birbirlerini.Artık buz falan kalmaz
Yaman Arda’yı uzaklaştırmak için yeni bir tuzak kurmuştur.Arda da bu tuzağa düşer.

Arda'nın tuzağa düşeceğini özellikle Yaman'ın tuzağına düşeceğini hiç düşünmemiştim.


Çocukların okulunda veli toplantısı vardır.Efe’nin Amerika’ya gidişini engellemek isteyen Eda Yaman ile iş birliği yapmak zorundadır.Çocukların veli toplantısına Oğuz gidecektir.Yaman son anda öğrendiği veli toplantısına katılmak isteyip okula gelince işin rengi değişir.

Efe'nin Amerika'ya gidişi geçen bölümde mi gündeme geldi.Geçen hafta kaçırdım tekrar izleme şansımda olmadı.Ama gideceğinide sanmıyorum.Eda&Yaman buluşması sırasında Yaman bahçe konusunu gündeme getirirse o zaman Eda kendini tutamaz artık.Oğuz Yaman buluşmaları zaten hiç sakin geçmediği için bu seferde kavga olacak büyük ihtimalle.

duman gozlum
15-01-08, 19:34
Merhabalar iki aile dizisinin sıcacık ailesi ben duygu.Birinci bolumunden beri dizinin hasta bir takipçisiyim.forumu datakip ediyorum ama yazmak kısmet olmamıştı.Ama canım arkadaşım mugemin forumumuza yazı yaz demesiyle gelip yazmak istedim.Umarım beni de bu guzel aileye kabul edersiniz :)

bolum yorumuna gelince ; özledigimiz eğlenceli bolumler geri geldi.
Psikolog sahnesinde koptum gülmekten :) hasta oğuz dan cok doktor gibiydi
Oguzun kendini hasta olarak gostermesi onu daha da zor durumlara soktu. :) Gece yemek yemeleri merve'ye yakalanmaları mervenin bagırıp köşkü ayağa kaldırması sonra hiç sucu yokmuş gibi oguzun sucu feritle timurun uzerine atısı superdi :)
Mahkeme sahnesi sonunda yapılan tezahüratlar superdi.Çocuklar mutişti. yani kısacası mukemmel ötesi bir bolum izledik

tek sinir oldugum sahne sanki yaman yetmiyormuş gibi elif die kotu bir karakterin gelmesi.

nar cicegi
15-01-08, 20:29
Merhabalar

Bazı sebebler yüzünden dizimizi gecikmeli izlesem de sonunda izledim.Genel olarak güzel bir bölümdü ama eleştirdiğm noktalar da vardı.

Öncelikle mahkeme tezahüratlarına bende bayıldım.Ve arkasından gelen yemek çok güzeldi.Fakat Berna nın satırları ilişti gözüme.Bende açıkçası bazı diyologlardan rahatsız oldum.İlk olarak evlilik danışmanına verilen tepki iş Eda ve Oğuz'a kaldığında çocuklar olmasaydı boşanıyorlardı.Onlara yok gösterecek biri hiçte fena olmaz.Tabi tarafsız biri.Boşanma olaylarının başladığı bölümden itibaren olaylar hep Oğuz'a yüklendi.Tamam Oğuz sinirli ne dediğini bilmiyor ama Eda'da sütten çıkmış ak kaşık değil.Oğuz boşanmamak için elinden gelen herşeyi yaptı.Belki daha da fazlasını yapacak.Ama Eda hala 6 aydan bahsediyor.Bu konuda da Buğra'nın satırları aklıma geldi.Tabi bir şekilde olaylar Eda ve Oğuz,Damla ve Ferit,Yaman-Şule-Arda üzerinden gitmeli ki dizi devam etmeli bu nokta da Buğra'ya katılıyorum ama Eda ve Oğuz boşanması bence artık görevini tamamladı.Bu boşanma sürecinin uzamasından dolayı kemik izleyici dediğimiz izleyici kitlesinde düşmeler yaşandı.Eğer bu süreç Eda'nın dediği gibi altı aya yayılırsa izleyiciyi ciddi anlamda sıkar.Bu konunun 6 ay işlenmesi başta beni sıkar.Çünkü 6 ay fazla bir süre.Oğuz Eda evliliğini tam anlamıyla 10 bölüm falan izledik herhalde.Dizi baştaki gibi alt kat üst kat şeklinde devam etmemeli.En azından Eda 6 ay alt katta yaşamamalı.Timur zaten çıkmış üst kata.

Aklıma şu da geldi.Eğer dizinin süresiyle ilgili problemleri halledemezlerse ve dizi bu sezon bitmesi kesinleşirse 6 aylık süre işlenipte sonunda Eda ve Oğuz'u barıştırmayı düşünmüyorlardır inşallah ama ben buna pek ihtimal vermiyorum.

Bu arada dizinin süresi ile ilgili sıkıntılar ciddi boyutta anladığım kadarıyla.Dediğim gibi sorun çözülemesse ve reytingler böyle giderse veya daha da düşerse bu sezon diziyi bitirebilirler.O yüzden bence iş işten geçmeden bizde bieşeyler mi yapsak acaba.Star tv mail falan atabiliriz aslından.

Beğendiğim sahnerden biri de psikiyatr sahnesi.Zaten Oğuz'un normal bir psikiyatr bulmasını beklemiyordum.Onun da dediği gibi "hep beni mi bulur bunlar"
evet hep seni bulur.Oğuz'un doktordan fayda yok diye kendi koyduğu teşhis başına baya bir iş açtı.Cola eşliğinde Müzeyyen Senar dinledi.Yemek yerken yakalandı.Ben bu bölüm de Emre Kınay'a birkez daha hayran kaldım.Köşk Mahallesi Ahalisi nin hepbirlikte yemek yediği sahnede,mutfak sahnesinde ve psikiyatr sahnesinde müthiş bir performans sergiledi.Tabi yemek sahnesinde İclal Aydın'ı da unutmamak lazım.Bir de Oğuz o kadar adım atmışken en azından Eda'da bari araba alırken (tam almamış ama olsun)Oğuz'a danışsaydı iyi olurdu.

Mahalledeki evlerin satışı dolayısıyla da usta isimleri sık sık görecez ve anlamlı mesajlar izleyeceğiz.Köşkün bahçesinin çoğunun başkasına ait olması da üzdü beni.Şimdi her herinde hatıralar olan köşkün bahçesinin bir kısmı başkasına ait.

Dizimize yeni katılan Elif karakteri konuk oyuncu mu bilmiyorum ama şayet değilse nasıl bir karakter olacak acaba.Gerçi ilk sinyaller hiç te iyi değildi ama.İnşallah potansyel kötü değildir.Bizim dizimiz de kötü karakterler olsada onlara kızsakta aslında onlar hiçbir zaman tam kötü değil.Elif te onlardan olur inşallah.Ailemizden etkilenir pozitif enerji onada geçer inşallah.

Arda ve Şule ilişkisinden ben memlunun açıkçası.Şule hala Yaman konusunda kör olsada Arda ile uzun yıllar yaşamadığı anne-oğul ilişkisini yaşıyor.Biraz inişli çıkışlı bir ilişki ama olsun.

Bölüm resimlerindeki çok beğendiğim hatta avatar yaptığım resim yoktu.Gerçi star bunu kaç haftadır yapıyor ama bu hafta o resmin olduğu sahneyi bekledim açıkçası.

Bir de 70.bölüm tekrarı verildi mi bilmiyorum ama Buğra'nın da dediği gibi 20:00 kuşağında verilmesi daha iyi olur.

Son olarak özette gelmiş.Özet için hayri94 teşekkürler.

bugra9
15-01-08, 23:06
Herkese Merhabalar...

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI…:icon_shad:kahve:icon_shad

Bu aksam Ajansımızı açarken önce ilk olarak tüm yoğunluğuna rağmen bizi ihmal etmeyen Sevgili Pelin’in dün gece satırlara döktüğü düşüncelerine ayırmak istiyorum…Çünkü getirdiği örnekler dahil tespitlerini ve bu tespitlerden dizimize biçtiği rol çok hoşuma gitti…Pelin ekran önünde ki bir izleyici konumundan ekran arkasına doğru güzel bir bakış atmış…Bende düzeltmek bir yana olsa olsa eklenecek ve bu güzel yazıyı besleyecek noktalar var derim ve bu konuda ki düşüncelerimi paylaşmaya başlarım…

Televizyon dizileri 4 kuşak reklam girilebilmesi için 90 dakikaya uzatıldığından bu yana, en büyük sorun kuşkusuz uzun çalışma saatleri…Bu ilk etapta izleyicinin hoşuna gitse bile uzun vadede bizlere kadar yansıyan sonuçları artık hepimizin mâlumu…Senaristler haftada yaklaşık 160 ila 170 sayfa arasında senaryo yazıyorlar…Bunun ne kadar meşakkatli bir süreç olduğunu ben ve ailemizden “Ufak senaryo denemeleri” yazan arkadaşlarımız eminim taahül ediyorlardır…Bunun her hafta tekrarlı ve belli bir temponun altına inmeme kaidesi ile yazdıklarını düşününce Senaryo yazımını bölüm oluşturma mantığında “Ana kumanda merkezi”ne benzetebiliriz…Yüksek motivasyon ve aynı oranda konsantrasyonun sağlanma zorunluluğu ve bu zorunluluğun gölgesinde bir bölüm için yazılan yüzlerce sayfa senaryo…Haliyle sezona yayacak olursak ortada ne hikaye taslağı,ne de planlama kalır…İki Aile’nin senaryo mantığında ki idealist düşünceyi de hesaba dahil edince bir sezon için senaristlerimizin ne kadar ter döktüklerini ve altında yatan emeğin boyutlarını varın siz düşünün…Eveet bir bölüm meydana getirmek için izlenecek bir diğer adım mekan bulunması,bildiğimiz gibi mekanların temini için dizi setinde yapımcının yükünü sırtlayan ve onu temsil eden; uygulayıcı yapımcı var…Bir dönem Yıldız Hülya Bilban’ın prodüksiyon ekibinde uygulayıcı yapımcı olarak görev aldığını ve Metin Günay’ın tecrübelerinden faydalandığını hepimiz biliyoruz…Setle ilgili yönetmenin istekleri ve sorunlar, uygulayıcı yapımcı ve ona bağlı çalışan prodüksiyon ekibi tarafından üstleniliyor…Bir bölümün içinde yer alan mekanlar ve bu mekanların kiralamak için belli kriterler var..En sıradan bir sokak çekimi için bile Valilik kanalı ile emniyet müdürlüğüne ve çekim yapılacak bölgenin bağlı olduğu belediyeye başvurmak gerekiyor…En basitinden bizim yerel televizyonda ikinci sınıf prodüksiyonlu bir magazin,söyleşi programı için bile çekimin yapılacağı alışveriş merkezi ile bir anlaşma imzalanıyor…Kaldı ki bahsettiğim program bir dizi setinin yakınından bile geçmeyecek boyutta emek ve masraf ile meydana getiriliyor…

Ardından 15-16 saatlik mesaileri ile oyuncular ve teknik ekibin kurulan setlere gelerek burada ekran önü için gerek canlılık,gerekse verimlilik adına verdikleri insan üstü çaba…Tiyatrocularımız dizi setinde sanat olmaz,er meydanı tiyatro derken aslında çok doğru söylüyorlar…Önce keyif alacaksın,sonra yansıtacaksın…Bunun içinde oyuncunun yüksek performans,enerji ve yaratıcılık göstermeleri gerekiyor…Önlerinde bir haftadan az süre var…İzleyici tanıtım bekler…Bunun kurgusu,montajı,dublajı, ise bu bir haftalık sürecin özenle tamamlanması gereken birer parçaları…Aslında dizinin montajına sinema filmlerinde olduğu gibi yönetmenin de girmesi gerekiyor…Ama bunu yönetmenden beklemek için ona montaja girecek boş zaman temin etmek gerek…Bir yönetmen altı gününü sette geçirirken yedinci gününü stüdyoda geçirmesini nasıl bekleyebiliriz ki…

Bölüm kaseti kurgulandıktan sonra montaj için teker teker elden ele dolaşacak…Önce Müzikler için Cem Erman,ardından renk doğrulaması için Cenk Erol ve sonunda bir bütün olarak yapımdan kanala teslim edilecek…Burada bölüm kasetinin yayın izni çıkması için o kadar çok aşama var ki…Yine kendi çalıştığım televizyondan örnek vermem gerekirse “bir alt yazı” reklamının bile yayın izni için o kadar çok kişiye gidip,onay ve imza alman gerekiyor…Sonuç olarak kaset baştan sona izlenecek,onay verilecek ve yayın odasına teslim edilecek…Yayın günü için beklemeye koyulacak…Tüm bunlar uygulanırken piyasanın acımasızlığına karşın tanıtımlar hazırlanacak…Tanıtımı da küçümsememek lazım…Bir buçuk dakikalık bir fragman birkaç saatlik bir çalışmanın ardından meydana çıkıyor…Bunun büyük ulusal kanalların elinde ne kadar ciddiye alındığını tahmin edersiniz…

Ve Yayın gününe hazırlanan bir kasetin “Bir Haftalık macerası” son buluyor…Evet bu kadar işlem,bu kadar emek ve çaba bir haftalık kısa bir zaman diliminde gerçekleşiyor…Bizim bir buçuk saatte izlediğimiz bir bölümün hemen bir gün ardından aynı çark aylarca dönmeye başlıyor…Bunu 9 aylık bir periyoda yayacak olursak sürekli yaratıcı olmak,sürekli parlak olup göz almak ne kadar zor ise İki Aile ekibi bu meşakkatli ve ezici süreci yetmiş haftadır yüz akı ile içe sine yapmayı başarıyor…

Burada gerçekten taktir etmemiz gereken bir yapım ekibimiz var…Ekranın görünmeyen yüzleri ama emekleri ekrandan gönüllerimize vuruyor…Önce kendi içlerine ardından bizim içimize sindiren hikayelerin mimarı senaristlerimiz…Yüzlerce sayfanın ardında ki pırıl pırıl parlayan beyinler…Hep diyorum yine diyeceğim midelerine kramp girmeden yazıyorlar…Yazdıklarımıza saygı duyuyorlar…Dün Pelin ne güzel söylemiş…Zaman içinde isteklerimizin,beklentilerimizin yerine geldiğini görmek bizim için gurur verici…Ve Ekranın önünde ki isimler kıymetli oyuncularımız…Yaptıkları fedakarlık kendi özel hayatlarından çaldıkları zamanların farkındayız…Saygımız her hafta daha da artıyor…İclal Aydın’ın uzun süredir savunduğu ve bu işin mutfağında yetişmiş Yüksel Aytuğ’un da desteklediği gibi sektörde meslek birliği kurulmasını ve yaptırım gücü olan bir Televizyon Çalışanları Sendikası oluşturulmasını destekliyorum…

İzlediğimiz tek bir bölümün ardında yatan emeği hissetmenin en iyi yolu adımları birer birer görmektir diye düşündüm ve bu konuda ki araştırma ve bilgilerimi sizlerle paylaştım…Şimdi de diyorum ki set arkasında ki emek bu satırlarla sınırlanmayacak kadar fazla iken bize bir kat daha fazla saygı duymak düşer…Elbette eleştireceğiz,yeri geldiğinde eleştirilerimizi zaten paylaşabileceğimiz en doğru platform’da paylaşıyoruz,paslaşıyoruz…Her şey daha iyiye ulaşmak için…:img-wink:

Ayrıca belirtmek isterim…Ekstra bir reklam kuşağına daha yer açmak için piyasa bu hale geldi…Ben bu genişlemenin sürecine adım adım şahit oldum…Geçen sezon Cengiz Semercioğlu’nun bir programını izlemiştim..Konuk Yapımcı Osman Yağmurdereli idi…O dönem Star Tv için Karagümrük Yanıyor dizisini çekiyordu ve aynı yayın kuşağında rakibi ise Kanal D’nin geçen sezon henüz tam olarak patlama yapmayan dizisi Yaprak Dökümüydü…Osman Yağmurdereli haftalık reyting karnesini değerlendirirken rakip dizinin bir iki puan ile kendilerinin önünde yer almasına karşın aynen şöyle bir cümle kurmuştu…

* ”Bu hafta onlar bir saat on dakika çekti ve bizim önümüzde yer aldı,yönetmen ile konuştum gelecek hafta biz bir saat yirmi dakika’ya çıkacağız o zaman görün oranları”

İşte üzerine daha fazla bir şey söylemeye gerek var mı…Piyasamız o çetin ceviz misillemeye ve karşı savunmaya o kadar açık ki bunun sınırları artık hem kanal yöneticilerinin hem de yapımcıların gözlerini kör ediyor…Ben Kanal yöneticileri kadar Yapım şirketlerimize de kızıyorum…Onlar birlik olup televizyonda refahı sağlayacaklarına bu yarışa en başta koştukları sürece ve artık ortak adım atmadıkları müddetçe bugünden çok daha kötü şartlar ve çılgınlıklara hazır olalım…

Bu ağır tempoda set kazaları ve belki de kayıplar akılları başlara getirecek ama fark etmek için kaybetmek mi gerekiyor diye sormaktan kendimi alı koyamıyorum…

Eveet artık yavaş yavaş ajansımızı kapatabiliriz…Pelin’in ortaya attığı ve savunduğu düşüncelere ek olarak söyleyeceklerim şimdilik bu kadar…Bölüm yorumlamak için geldim ama yine söz şaştı,gündem uçtu ve vardığımız nokta burası oldu…

Ufak Bir Not : Duygu aramıza Hoşgeldin...Müge Abla'nın önerisine dinlemek ile çok iyi yapmışsın...Ailemizin genişlemesi yorumların genişlemesi anlamına geldiği için hep beraber çok güzel vakit geçireceğimize inanıyorum...Aile soframız genişliyor var mı bundan güzel şey...Bir tabak daha getiriyorum...:img-wink:

Ayrıca Burçin..Bölüm yorumunda dikkatimi çeken birkaç nokta değinilesi nokta yakaladım...Yorum yazarken değineceğim ellerine sağlık...Pazar senaryomuz da gelmiş...Yan odayı ziyaret etmemiz farz oldu...

Hafta uzun yeniden görüşeceğiz…:img-wink:

bugra9
16-01-08, 01:21
Herkese Yeniden Selamlar...:img-wink:

:icon_shad:kahve:icon_shadGECE AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

Akşamdan geceye doğru zaman akıp giderken yeniden uğrayayım dedim...Dün geceye doğru şöyle bir uzanalım bakalım...İlk olarak paylaşmak istediğim bir sıcaklık mevcuttu dün gece izlediğimiz bölümde...Adliye'nin çıkışında çocukların okuldan izin almak için Safiye ablalarının hastalık yalanını söylemelerine çok güldüm...Çünkü benzer bir yalanı bende ilk okulda öğretmenime söylemişliğim vardı...Yok benim Safiye ablam yoktu ama :img-wink: anneannem ayağından ameliyat oldu o yüzden cuma okula gelemedim gibi bir yalan sicilimde mevcuttur...Ama şöyle düşünün Cuma-Cumartesi-Pazar...Üç koca gün tatil...O dönemde Cuma günlerini dahil ederek blok tatil yapmayı çok severdim...İtiraf ediyorum halen severim...

İşte bu gibi kendi hayatımızdan,çocukluğumuzdan yakaladığımız benzerlikler çok hoşuma gidiyor...Kimbilir senaristlerimizinde Safiye abla değilde bir Safinaz ablaları olmuştur küçükken...:img-wink: Ama herşey bir yana senaristlerimiz ya çok derin gözlem yapıyorlar yada az önce dediğim gibi kendi geçmişleri ile besleniyorlar...Ben gazeteci olacağım,yada bir televizyon yapımcısı...Biran bile durmadan gider dizilerin perde arkasında ki senaryo yazarları ile söyleşiler yapardım...Artık dizi oyuncuları ile dizi setlerinde yapılan söyleşiler bana çok klasik geliyor...

Misal;:img-wink:

Spiker : "..... ile .... Evlenecek mi...?..."
Oyuncu: " Bizde bilmiyoruz ki...Ama .... bölüm sonra dananın kuyruğu kopacak " ( Hay maşallah ne kuyrukmuş be 180 bölümdür kopamadı...)...:img-wink:

Gibi gibi devam eden söyleşiler bana çok yapay geldiği için artık biraz set arkasında ki isimlere kayması gerektiğini düşünüyorum..."Görünmeyen Televizyon Neferleri" diye bir program yapacaksın...Her hafta bir dizinin senaristi,yönetmeni,montajcısı,prodüksiyon ekibi ile röportajlar yapacaksın nasıl bir soluk getirir piyasaya...Amaç zaten belli o hikayelerin,karakterlerin yaratıcıları ile "Geleceği" değil "Geçmişi" konuşmak...Hikayenin oluşumu,karakterlere yaratıcısı tarafından atılan bakış,değerlendirme gibi merak edilen tüm noktalara en doğru ağızdan yanıt alacaksın...Ve Buğra sende bu hayali burada sonlandıracaksın...

Biz istedik senaristlerimiz zaman içinde Mahalle büyüklerimizi hikayeye dahil etti...( Pelin...:img-wink: ) demek ki birşeyler zaman içerisinde oturuyor,bir düzene giriyor...Mahalle büyüklerimizin var olduğu sahnelerde bölümün en keyifli ve üzerinde düşünelisi noktasını gösteriyordu...Sevgili Berna kutlama yemeğinde ki "Evlilik danışmanı" fikrine niye bu kadar karşı çıkıldığına anlam veremediğini ifade etmiş...Berna ben o sahneyi şöyle yorumladım...Dikkat edersen masada ki genç kesimi temsil eden Efe ve Ceren bu evlilik danışmanı fikrine olumlu bakarken,mahalle büyüklerimiz halen olaya çok daha duygusal bakıyorlar...Kol kırılır yen içinde kalır diyerek bir karı kocanın konuşarak halledemeyeceği birşey olmadığına inanıyorlar...Dediğim gibi o yaş kesimini göz önünde bulunduracak olursak evliliğe bakış açılarının çok daha katı olduğunu görebiliriz...Hatta bir derece yukarısı "Gelinlikle girdim,kefen ile çıkarım" mantığında olduğu için "Evlilik danışmanı" fikri kuşaklar arasında ki düşünce farkını göstermek için bir malzemeydi diye düşünüyorum...Dikkat edersek Efe'de tıpkı bizim verdiğimiz tepkileri veriyor...Ortada bir sorun varsa yardım almanın neresi kötü...Bu sahnede "Belirleyici bir mesaj" verilmediği için kuşaklar arası düşünce farkı bence hikayemize biraz gerçekçilik getirmiş...

Arkadaşlarımız yorum yaptıkça bu sahnenin başka nasıl yorumlanabileceğini hep beraber göreceğiz Berna...

Yemeğin ardından "Türk kahvesinin o misler gibi kokusu" ekran başında evlerimize kadar ulaşırken bölümün en duygusal sahnesi "Türk kahvesi tadındaydı"...Safiye'nin "Desene bir mahalle daha bitti ha" diye başlayan sözleri ve ardından mahalle büyüklerimizin bir dostlarını,yoldaşlarını kaybetmişçesine kırılan umutları beni çok etkiledi...Dün yazdığım yorumda bahsettiğim o tarif edilmez duyguyu ilk bu sahnede hissettim...Şimdi nasıl ifade edebilirim bilmiyorum ama öyle etkileyici bir metin yazmışlar ki oturduğum yerde benim kanım coştu resmen...Neferler hiçbir zaman bitmez,bu hayat bayrak teslim biz yeter ki gönlümüzden kaybetmeyelim o sıcaklığı diye düşündüm durdum...Benim mahallelere,büyüklere o hayatın yaşanmışlığını yüzünde çizgilerde görebildiğim çınarlara olan sevgim ve saygım o kadar büyük ki...Saatlerce dinleyebilirim,saatlerce sıkılmadan vakit geçirebilir geçmişin o saflığını dinleyebilirim...İşte bu yüzden geçmişin şahitleri benim içimi coşturuyor...Ahh ahh Erol Günaydın'da kadromuzda olacaktıda şöyle mahallenin ileri gelenlerinden,Üsküdar Köşk mahallesinin en köklü çınarı...Onun ağzından hikayenin bu döneminde mahalleleri,eskiyi dinlemek ne kıymetli olurdu...Neyse yine yazın olduğu gibi oyuncu ve karakter seçimine kaymayalım...Benim dedem'de Eski İstanbul günlerini o kadar çok anlatırdı ki bana...O yüzden belki de mahalle büyüklerimizin kırılan bu umutları beni bir başka etkiledi...Tabi oyuncularımızın başarısınıda görmezden gelemeyiz...

* Eveet Şimdilik benden bu kadar...Saate bakıyorum...Akşamı geceye ulaştırmışız...Ne mutlu bize...Yeniden Görüşeceğiz...

iki_ailem
16-01-08, 10:23
Öncelikle merhabalar hepinize...

aslında o kadar çok şeyden bahsetmek istiyorum ki ama...o kadar zamanım yok maalesef.dershaneye gitmeden önce bir uğrayayım dedim.daha sonra ayrıntılı bir yorum yapacağım...

öncelikle...LEVENT SÜLÜN...(eski bir acemi cadı fanı olarak tanıyorum kendisini.çok sempatik bir insan.süper bir oyuncu.burada onu görmek beni tarif edilemez bir şekilde mutlu etti).diziyi ilk defa izleyen birinin sadece bir konuk oyuncu olduğunu anlamayacağını düşünüyorum.hiç hissettirmedi.kesinlikle çok başarılıydı.içten gülüşleri,ani yüz ifadesi değişiklikleri harikaydı...tebrik ediyorum kendisini...

ayrıca ben bölüm sonrası hipoglisemi hakkında daha fazla bilgi almak istedim ve araştırdım.öğrendiklerimi sizlerle de paylaşmak isterim.
Hipoglisemi, kan şekerinin olması gerektiğinden daha düşük olması durumudur.
Hipoglisemik reaksiyonun başlangıcında baş dönmesi, terleme ve baygınlık hissedilir. Uygun müdahale edilmediği takdirde bilinç kaybı (vertigo) ve kasılmalar görülür.Vücudun ihtiyaç duyduğu insülin alınan gıda miktarına,yenilen yemeğin çeşidine, ne kadar egzersiz yapıldığına, insülin enjekte edilen bölgeye, vücutta başka hastalık olup olmamasına ve içinde bulunulan stres oranına bağlıdır.Çabuk sinirlenmek ve kontrolünü kaybetmek hastalığın önemli belirtilerindendir.Hipoglisemik atak belirtileri hissedilmeye başlandığı anda sindirim sistemince hızla emilecek şekerlerin yenilip, içilmesi gerekir.Fakat miktar çok yüksek tutulmamalıdır. Aksi halde kan şekeri çok yüksek düzeylere çıkar. Şeker takviyesi yapıldıktan sonra kan şekeri ölçülmelidir.Çözümü ise sıkı bir diyettir.

evet ve işte kan şekeri ölçümü için kullanılan alet...(şimdilik bye...tekrar geleceğim...)

deren1970
16-01-08, 16:50
Tüm aileme Sevgiler, Saygılar:img-yes:

Nasılsınız bakalım. Klasik cevabınızı biliyorum iyiyiz, yoğunuz filan diyeceksiniz di mi. Yahu ben asıl ne kadar yoğunum biliyor musunuz, mesleği muhasebexi olan var mıdır aramızda bilmiyorum, beni ancak meslekdaşım anlar:P yeni yılın işlemleri, biten yılın işlemleri boğuşup duruyorum ama yinede buralara uğrayabiliyorum, iyice ama iyice buraları boş bıraktınız. HEPİNİZE TEESSÜF EDİYORUM:icon_sorr

Neyse fırça olarak mı algılarsınız, yoksa normal mi karşılarsınız ilk satırları yazdıktan sonra sevgili iki_ailem kardeşime çok teşekkür ediyorum. Bakın hem okulu var ama yinede sabah sayfamıza uğramış hemde hipoglisemi hastalığı hakkında bilimsel açıklamaları da getirmiş:img-yes: kendisine ailemiz adına çok teşekkür ediyorum. Aman yok siz çok meşgulsünüz ya ben sizin adına toptan teşekkür edeyimde sizlere zahmet olmasın:P Ne güzel bir forumdur böyle hastalık araştırlır, bilgiler bizimle paylaşılır, aman nazar değimesin ailemize:img-yes:

Şimdi gelelim bölümümüze:img-yes: Ben arda'nın annesiyle yaptığı konuşmayı kendi adıma çok beğendim. Şule'nin şaşırması doğaldı tabi, sizden kaçan, yaşadığı hayat hiçte örnek alınmayacak oğlunuz nereden nereye gelmiş di mi. arda2nın kendine özeleştiri yapması çok güzeldi:good:

Yaman ile bir hesabı olan hiç ummadığı biri bu konun çözülmesinde Ağa yardımcı olur.
alın özetimizden gizemli bir cümle:P Bu kişi acaba Arda mıdır diyeceğim ama adını yazarlardı arda olsa di mi:img-wink: ee o değilse acaba Şule'nin bir yardımcısı vardı ismi şimdi aklıma gelmiyor acaba o mudur, yoksa bu ara yeni yeni değişik tipler dizimizde o tiplerden birini mi göreceğiz:icon_whis

Vallahi özet desen gizemli birşey tahmin etmek zor, yaşadıklara bakılırsa hem komik, hem gerginlikler bizi bekliyor.

Yorumlara tekrar devam edeceğiz

Görüşmek üzere

jiko
16-01-08, 18:37
herkese selamlar
çok kötü gribe tutuldum cumartesi gününden beri yatıyorum elimi kaldırmaya bile gücüm yoktu. acayip bir salgın var tuttuğu zaman bırakmıyor. en sonunda dayanamadım ilaçlar sonuç vermeyince iğne vurdurdum ve şükürler olsunki bügün iyiyim :happy0064 ve bütün grip olan tüm iki aile sevenlerine geçmiş olsun diyorum

gelelim yorumlarımıza

güzel bir bölümdü ve daha da güzel olabilirdi diye düşünüyorum :img-yes: her ne kadar ailemizin (ailemizin diyorum şule yaman refik ve volkan bu aileden değiller arda belki ileride olabilir) sahnelerini izlemekten çok zevk alıyorsamda ben artık oğuzun günah kçisi edanın da bir melek olarak gösterilmesinden sıkılmaya başladım oğuz garibim uğraşsın didişsin neymiş eda hanım hala düşünmekteymiş. neyi düşünüyorsa artık. eski bölümlerden aklıma bir sahne geldi oğuz edaya evlenme teklif ettğinde edada düşünecem demiştide ne düşünmekti ama erdin ve oğuz arasında şöyle bir konuşma geçmişti ergin: sabret oğuz yüzdün yüzdün kuyruğuna geldin oğuz: ne sabredecem be (gibilerinden) ben bu kadar yüzseydim madonna ile evlenirdim :img-yes: yani oğuzun da bir sabır derecesi var diye düşünüyorum ve senaristlere sesleniyorum tabi duyarlarmı bilmiyorum ama burçin'in dediği gibi bo boşanma fazla uzadı, diğer bazı dizilere benzemesinden ve izleyici oranının düşmesinden korkuyorum. barıştırın artık eda ve oğuzumuzu başka adammı kalmadı bakın elif diye bir karakter girdi onun yüzünde damla ve ferit ufak bir tartışma yaşayabilir çünkü bu kız bana hiç iyi bir karakter gibi durmuyor, sanki yamanın kız kardeşi, yaman ve volkan yetmiyormuş gibi birde elif çıktı.
güzelim köşkümüzün bahçesine de el koyuyorlar belki doğru değildir. volkan bu intikam almak için herşeyi yapar. oğuzun babasının başkasının bahçesini alabileceğini hiç sanmıyorum. volkanın sonuçta heryerde adamı var ve de mafya para karşılığı yaptırıyordur gibi geliyor ve tabiki bu konuyuda tahir ağa çözecektir.
herkese iyi akşamlar

deren1970
16-01-08, 18:54
SAYIN EDA AYDENİZ KARAMAN

Vallahi eda Hanım size böyle hitap edeyim de ne olur ne olmaz, maşallah sağınız solunuz hiç belli olmuyorda:P

Efendim bundan birkaç gün önce kocanız Oğuz Bey var ya şu sabır karı ünvanını alan kişi, hatırladınız mı:img-wink:ha işte Oğuz Bey'le çatı katında kahvaltı yaparken size şöyle insanı yüreğinden vuran cümleler söylemişti hatırladınız mı? Hatırlamadınız mı hemen hatırlatayım o zaman :img-yes:

Şöyleydi az buçuk bu dünyada en çok sevdiğim kişinin hergün yüzüne bakıp, ona dokunamadan yaşayamam hatırladınız di mi:img-wink:

Şimdi size bir sorum olacak, size böyle cümleler kuran kocanızla hala evli olduğunuza göre adam dokunmadan yaşayamam dedi ya, çok merak ediyorum acaba üst kata tekrar dönecek misiniz, kocanızın size dokunmasına izin verecek misiniz (çünkü yaşayamam dedi:img-yes:) haaa üst kata çıkacaksanız bunun tarihi belli midir, sizde sütten çıkma ak kaşık olmadığınızı kabul edecek misiniz ve son şey Yaman'ın bu inşaatta parmağı olduğunu öğrendiğinizde iç ses bile olsa ya ben ne yaptım bu Yaman'la Oğuz'u aynı kefeye nasıl koydum diye bir pişmanlık duyacak mısınız

Ben kim miyim, BİR DOST:img-hyste

jiko
16-01-08, 18:57
merhabalar
yine ben öncelikle bölüm özeti için hayri ye teşekkürler
veee özet yorumlarımıza başlıyorum

Belediyeden gelen adamlar Eda ve Oğuz’un huzurunu kaçırıyor.Bahçenin köşke ait olmadığı ortaya çıkıyor.Füsun ve Ergin konu ile ilgili görevi üstlerine alırlar.

*bence bahçe köşkümüze ait. Volkan oğuzdan intikam almak için böyle bir yola başvurdu adam sonuçta mafya her yerde adamı var baktı ki köşke dokunamıyor bahçeyi ellerinden alayım demiştir. ve füsun ve ergin hiç zahmet etmeyin bu olayı tahir ağamız kendi yöntemleri ile çözecektir.

Oğuz bu pisliğin ardında da Yaman olduğunu Eda’dan saklar.

*yani bravo oğuz neden saklıyorsun ki eda zaten yamanın neler yaptığını biliyor saklıyorsun saklıyorsun kabak senin başına patlıyor.

Olanları Oğuz ve Ferit’ten öğrenen Tahir Ağa da kendi yöntemleri ile olaya balıklamasına girer.Tahir Ağa’yı karşılarında gören Yaman ve ortağı bül bül gibi her şeyi anlatırlar..

*aferin tahir ağa senden de bu beklenir di zaten bence yaman ve refiği mahallenin en güzel manzaralı yerine gömdür :img-wink:

Bu konuda Tahir Ağa yanlız değildir.Yaman ile bir hesabı olan hiç ummadığı biri bu konun çözülmesinde Ağa yardımcı olur.

*ilk aklıma gelen sabutay oldu ama tam olarak emin değilim.

Oğuz’un şeker diyeti devam etmektedir.Eda’yı atlatmaya çalışan Oğuz her seferinde gizli gizli yemek yerken yakalanır.Oğuz’un yalanı başına fena dert açmıştır ancak geri de adım atamaz artık Eda ile arasındaki buzlar yeni erimeye başlamıştır

*ahh ahh oğuz ahh eda zaten yalanını bir öğrenirse yandı gülüp keten helva o erimeye başlayan buzlar buz dağı oluverir karşında zararın neresinden dönersen kardır bir an önce mantıklı birşey bulup yalanını düzeltmeye çalışmalı

Yaman Arda’yı uzaklaştırmak için yeni bir tuzak kurmuştur.Arda da bu tuzağa düşer.

*şehir dışında bir gayrımenkul mu verecek acaba satsın diye aklıma başka bir şey gelmiyor.

Çocukların okulunda veli toplantısı vardır.Efe’nin Amerika’ya gidişini engellemek isteyen Eda Yaman ile iş birliği yapmak zorundadır.Çocukların veli toplantısına Oğuz gidecektir.Yaman son anda öğrendiği veli toplantısına katılmak isteyip okula gelince işin rengi değişir.

*evet bir oğuzdan habersiz iş daha yani eda madem yaman ile işbirliği yapıyorsun hoş onunla hiç birşey olmaz ya neyse oğuzada haber ver bari olaylar karışmasın yine didişecekler.

fragmansız yorum bu kadar oluyor kusura bakmayın fragman gelince yeniden gözden geçiririm.

deren1970
16-01-08, 19:00
Bu arada yazıyı eklemek için acele ederken yazmayı unuttum sevgili kardeşim jiko çok geçmiş olsun:img-yes:
Vallahi sen çabuk toparlamışsın aman nazar değmesin, ben 3 gün iğne oldum, kullanmadığım ilaç kalmadı 15 gün geçti hala tam iyileşemedim, umarım sen daha da toparlarsın kendini. Tekrar çok geçmiş olsun:img-yes:

Bu arada dizi hakkında birkaç satır yazayım ki sevgili berna1 zor durumda kalmasın:img-yes:

Şimdi eğer okulda Yaman-Oğuz karşılaşacaksa artık umarım kavga olmaz diyeceğim ama bu son yaptıkları Oğuz'un yine çok sert tepki göstermesine neden olacak ki adamcağız haklı:img-yes: bu olayları yaşayan Efe kesinlikle gitme kararı mı alacak acaba:icon_whis

Birde bir önceki yazımda sabır karı diye birşey yazmışım efemndim sabır taşıydı:P anlamışsınızdır ama ben yine düzelteyim

Tüm grip olan ailemiz güzel üyelerine tekrardan çok büyük geçmiş olsun

Sevgiler

deren1970
17-01-08, 14:03
Allahım forumumuzda bunu da mı görecektik. Günü ben kapattım, günü yine ben açıyorum:P Hadi hayırlısı diyelim:img-yes:

Ben şimdi de Eda hanım'ın Cafesine taktım:img-hyste Durup durup birşeylere takıyorum, farkındayım ama bu konuda takılacak gibi değil ki:img-yes:

Ya bunlar diğer Cafe'yi çok büyük diye sattılar ya, eee şimdi maşallah 200 kişilik yemek yapma tekliflerini kabul ettiler. Bu durumda küçücük Cafenin mutfağından o 200 kişilik yemek nasıl yetişiyordur çok merak ettim. Onuda geçtim bizim uzaylı çiftimiz Safiye-Eda'ya da kocaman alkışlar:happy0064 siz 2 kişi 200 kişilik yemeği yetiştiryorsunuz ya her eve ay pardon her Cafe'ye lazımlar:P

Görüşmek üzerebye

FATMANUR_26
17-01-08, 15:13
Allahım forumumuzda bunu da mı görecektik. Günü ben kapattım, günü yine ben açıyorum:P Hadi hayırlısı diyelim:img-yes:

Ben şimdi de Eda hanım'ın Cafesine taktım:img-hyste Durup durup birşeylere takıyorum, farkındayım ama bu konuda takılacak gibi değil ki:img-yes:

Ya bunlar diğer Cafe'yi çok büyük diye sattılar ya, eee şimdi maşallah 200 kişilik yemek yapma tekliflerini kabul ettiler. Bu durumda küçücük Cafenin mutfağından o 200 kişilik yemek nasıl yetişiyordur çok merak ettim. Onuda geçtim bizim uzaylı çiftimiz Safiye-Eda'ya da kocaman alkışlar:happy0064 siz 2 kişi 200 kişilik yemeği yetiştiryorsunuz ya her eve ay pardon her Cafe'ye lazımlar:P

Görüşmek üzerebye

fatoş ablam sınavlardan yokuz yanlış anlama yani biz öğrenci milleti
neyse son sınavdan çıktım ve eve geldim OKULU kırdım walla
neyse ben sana cafe konusunda katılıyorum çok abrtılı oldu

ya benim anneminde cafesi var evin şuan dolu ve 4 kadın yetişemiyorlar bunlar 2 kişi nasıl yetişiyo 200 kişiye anlamış değilim hadi büüyük bir mutfak olsa oda değil yani en azından sanayi mutfak eşyaları lasım ama oda yok küçücük tencerelerde nasıl yetişolar..... :happy0064

nese bak bugün kapatmıycan sen :happy0064 nese by ama aşada olcam haaaa

bugra9
18-01-08, 00:44
Herkese İyi Akşamlar...:img-wink:

Ailecek yoğun günler geçiriyoruz...İş,güç,ders ve koşturma yetmezmiş gibi birde mevsimimizin nimetlerinden olumsuz da olsa nasibimizi alıyoruz...Fakat ajansımızı açmaya herzaman bir vakit vardır diyorum ve haftanın önemli olaylarından derlediğimiz ajansımıza bağlanıyoruz...

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

* İlk olarak Aile Gündemi...

Sevgili Fatoş ablamız yorumlarını günden güne düğüm atarken gündüzlerimizin neşesi olmaya devam ediyor...İlk olarak yuvamıza sözde değil özde ablalık yaptığı için teşekkür etmek isterim...Fatoş ablamızın Eda'ya olan sitemi artık hepimizin mâlumu...Benim asıl hayran kaldığım bu sıkıntısını dışa vurmak için seçtiği birbirinden akıllıca yöntemler...Bugün bir baktım forum sayfalarımızın tam ortasında bir mektup...Öyle böyle değil bir pulu birde parfümü eksik :img-wink: tam bir mektup...Meğer Fatoş abla'nın "Mesafeli" satırları forumdan Acıbadem'e bir dostun sorularıymış...Şimdi gözümüz posta kutularında Eda Aydeniz Karaman'dan bir cevap bekliyoruz...Hadi bakalım yeni gün bu hesaplaşmada bize ne gösterecek...Eksik olma Fatoş abla...Laf olsun diye söylemiyorum gerçekten eksik olma...:img-wink:

* Ve Sevgili Miray...Nam-ı diğer iki_ailem...

Hipoglisemi hastalığına dair paylaştığın ayrıntılı bilgi için teşekkür ederiz...İş edinip internette araştırman,bizlerle paylaşman gerçekten çok hoşuma gitti...Ayrıca kan şekeri ölçüm aletinin resmini görünce şöyle 7-8 ay öncesine gittim...Benimde dedem hipogliseminin bir sonra ki evresi Şeker hastası olduğu için şeker ölçme aletleri ve insülin o dönemlerde hayatımızın olmazsa olmaz birer parçalarıydı...Benim bu hastalığa ilişkin tek söyleyeceğim Allah kimsenin başına vermesin...Doktor o dönem şöyle bir örnek vermişti...Şöyle parlak kıpkırmızı bir elma düşünün...Dıştan o kadar güzel ki ama içi çürümüş,boşalmış...İşte maalesef diyabet hastalığı bu kadar sinsi ve yıkıcı bir hastalık olduğu için diyetin önemi ve diyete uymamanın sonuçlarını dedem ile yaşayarak gördüğüm için dizimizin komedi kanalı ile olsa bile bu yönde mesaj vermesi çok hoşuma gitti...Ayrıca Oğuz hem Köşkte hemde Mesut'a giderken cami'nin önünde hipoglisemi hastalarına allahtan şifa diledi,bunlar ufak ama ekran başında ki izleyicinin çeşitliliğini düşününce hoş detaylar,sıcaklıklar...İşte bu yüzden bazen dram kadar komedi dilide ekran başında aynı dertten müzdarip hastalar için büyük moral oluyor...Eehh bizde ekran başında dizimiz ile birkez daha gurur duyuyoruz...Bölüm yorumlarımın arasında bu konuya değinecektim fakat sevgili arkadaşımız Miray sayesinde bilgiler ayağımıza kadar geldi...Ellerine sağlık Miray...Var ol...:img-wink:

* Aile gündeminden biraz uzaklaşarak yeniden pazartesi gecesine dönecek olursak dizimize yeni katılan Elif karakteri ile birlikte Damla-Ferit çiftinin geleceğine dair bir bakış fırlatalım...Pazartesi geceside söylediğim gibi Elif gibi zaafları olan bir karakterinin dizimize gelmesini bağlanacağı sonuç itibari ile olumlu karşıladım...Fakat...Elif karakteri ve eylemleri şayet sığ bir düzeyde işlenecekse bu büyük ölçüde dizimizin kalitesini aşağıya çekeceğini düşünüyorum...Sığ'dan kastım şudur ki...Bilirsiniz başta anlamsız yanlış anlamalar gelir...Elif Ferit'e yaklaşmaya çalışır,bunun için senaryo da fırsatlar yaratılır...En basiti Elif arkadaşları ile sözde kavga eder ve evden ayrılmak zorunda kalır...Sevgi dolu Damla ise Elif'i Köşkte misafir etmek ister ve bir süre köşkte yaşaması için harekete geçer...Elif için bulunmaz fırsat planladığı gibi ayaklarına kadar serilmiştir...Köşkte sürekli Ferit'e kur yapar...Ne hikmetse bunu Ferit farkeder ama Damla farketmez...Gün gelir devran döner yine Elif'in kumpasları ile Damla,Ferit ile Elif'i yanlış anlamaya müsait bir ortamda görür ve Ferit'ten ayrılmaya kalkar...Damla Ferit'e inanmaz,iki günlük tanıdığı Elif'in oyununa düşer...Kısacası yazarken bile canımın fena halde sıkıldığı gayet bilindik,gayet sığ bir hikaye ile bölümler geçer...Az önce Fakat dedim fakat'ın altında yatan hikaye ve hikaye grupları bu okuduklarınızdan çokta farklı değil...

Ben aynı çıkış yolundan bu hikayeyi İki Aile diline uyarlamak istiyorum...

* Hikaye bu ya Elif Köşke sızmak için arkadaşları ile tartışıp evden ayrılma bahanesi ile Damla'ya dert yanar...İyi kalpli Damla,Elif'in sokakta kalmasına razı gelmez ve onu Köşkte misafir etmek için harekete geçer...Elif köşkte yaşamaya başlar...Fakat Köşkte ki yaşam ve aile iletişimi Elif'in hesaba dahil ettiği son şeydir ve aile birbirine o kadar sıkı sıkıya tutunmuştur ki aradan sızamayacağını anlayan Elif hayattan büyük bir ders almaya başlamıştır...Üstelik bu ders bugüne kadar öğrendiklerinden,ona öğretilenlerden o kadar farklıdır ki Elif sevginin geçirmezliği ama bulaşıcılığı ile tanışır...Şayet bu zaman diliminde izleyici Elif'i benimser ise Elif dizide varlığına devam eder...Hep yüreğinde Sevgi taşıyan insanların birbirleri ile olan buluşmasına şahit olduk,izledik...Ama Elif yüreğinde farklı duygular ile gelip değişime uğrayan,hayatta nimet saydığı yalanları gören bir karakter olarak dizimiz için çok farklı bir deneme olabilir diye düşünüyorum...

* Hani vardır ya biz karaktere karakter demeyiz o karakterin yüreğinde aşk olmayınca !!!

İşte illaki aşk diyorsanız gül gibi Niyazi'miz var...Kimbilir belki de Elif Niyazi'nin saflığında arınarak uzun masamızın son halkası olur...

Gönül bunları istiyor işte arkadaşlar...Size çok düşünmeden iki tablo sundum...Senaristlerimizin hangi tabloyu bize layık görecekleri ise şuan için koca bir soru işareti...Hadi hayırlısı...

70 ile 71.bölümü arka arkaya yeniden izledim...Binevi duygularımın yoğunluğunu test etmek için yaptığım bu denemede 70.Bölüm'den 71'e geçerken kabaran duygularımın bir kısmının havada kaldığını gözlemledim...Çünkü bu hafta dizi önceside yazdığım gibi çocukların mahkemede ki meydan okumalarının ardından en büyük beklentim Eda'nın onlarla paylaşacağı,hissettireceği duygusal bir sahne olduğunu gördüm...Mahkeme çıkışında Eda'nın duygularını kısada olsa paylaşması elbette güzeldi ama bana göre yeterli değildi...Neden yeterli değildi çünkü hem Eda'nın hemde Oğuz'un çocuklar ile olan ilişkisi bugüne kadar çok sıkı işlendi...Kimi zaman aşkın bile önüne geçtiğini hep beraber gördük...Durum böyle olunca aile olma sürecinde ki en büyük pasın kaybedilmesi dizimizin maalesef ki kendi kalesine attığı bir gol oldu...Çünkü insan psikolojisini düşünecek olursak duyguların çıktığı bir zirve noktası var...Allah var ki İclal Aydın mahkeme sahnesinin yıldızı oldu...Merve ile Timur'a yazılan replikler kadar İclal Aydın'ın gözyaşlarıda sahnenin en büyük etkileyici unsuru oldu...Çünkü insanımız öyledir...Etki tamam ama tepki'de en az etki kadar önemlidir ve iyininde,kötününde sonucunun en az oluşumu kadar doyurması gerekiyor...Bu bir izleyici araştırmasına tabi tutulsa kuşkusuz geçen haftaki zirvenin ardından bu hafta ki bölümde "Tek bir sahne bile" büyük anlam taşıyacaktı,unutulmaz olacaktı...Maalesef artık televizyonlarımızda artının artısı,yeninin yenisi olmak zorunda...Yaptığının üzerine çıkacaksın,başarı öyle geliyor...İşte bu yüzden çocukların Eda'ya olan Sevgi gösterilerinin ardından Eda'nın da ufacıkta olsa bir jest yapması gerekiyordu...Evet Oğuz ile evliliğini kurtarması için altı ay var,bunun geri dönümünün hemen olmamasını anlayabiliriz fakat çocuklara yapılacak bir duygusal jest bölümün kafadan kapatılması anlamına gelecekti...Şöyle Merve ile Timur'un ortasına girip yazılacak bir uyuma sahnesi bile birşeylerin tamamlandığını hissettirecekti biz izleyicilere...

İşte böyle bölüme dair en büyük hayal kırıklığım tam bu noktada gerçekleşti...Ama şunu da biliyorum ki düzeltilmeyecek birşey değil...Bugün ben bu beklentileri duyabiliyorsam geçmişten aldığım cesarettendir...İki Aile'nin bir bütün olarak bana hissettirdiği duygulardır...İşte bu yüzden ben elimizde böyle kıymetli bir hikaye ve değerli oyuncularımız olduğu müddetçe İki Aile'nin herzaman bir adım önde olacağına inanıyorum...Adımdan kastım sayısal değil tamamen gönüle doğru atılan adımlar bunlar...Bu devirde o istikamete sefer düzenleyen öyle çok akranımız olmadığı için biz özel bir hikayenin izleyicileriyiz...Kıymetini bilmeye devam edelim...

Ajansımızı kapatma vaktimiz geldi !!! Bizde Ajanslar biter mi...?...Tabi ki Hayır...O halde yeniden görüşeceğiz...

Hoşçakalın...

loralai
18-01-08, 02:13
buğra yani senin yazılarının üstüne bu yorumu yapmak istemiyorum artık hep aynı şeyler söylüyor oluyorum ama gerçekten benim duygularımı tamamen ifade etmişsin yani bu çocuklar ve eda arasındaki iletişim konusunda senaryo bile yazdım biliyosun ve umarım sesimizi duyarlar senaristlerimiz ve bizi bu sıcak sevgi kokan sahnelerden mahrum etmezler ben bide şuna çok kızdım bu bölümde yani eda ve oğuz arasında kısacık bi bakışma bile mi olamazdı yani halbuki gönderilen bölüm resimlerinde vardı ve ben o sahneyi baya bi bekledim doğrusu dizi bitti tınınını ikimiz bir fidan başladı ben halen bir beklenti içinde gördüm kendimi yani ya mesela tahir ağaların gelip melahatle birbirlerine düştükleri bölüm vardı ya ordaki gibi ufacık bir tebessümdü tek istediğim yaa çokşeymi istiyorum yanii aman neyse bende duygularımın havada kaldığını düşünüyorum bu bölümde umarım gelecek bölüm istediğimiz gibi olur

YerçekimliKaranfil
18-01-08, 03:26
Herkese iyi geceler arkadaşlar ...

Rötarlı da olsa izlediğim bölümün ardından yoğun haftanın yoğun temposunu biraz azalmışken biriktirdiklerimi boşaltma vaktidir diye düşündüm... ;)

Ortalama bir İki Aile bölümüydü.Sakin,sevimli, Aysun'un tabiriyle şeker tozu bolca olan güzel bir bölüm...

Mahkeme çıkışında yüreklerin hüzünlü bulutları dağılmış herkes de bir coşku patlaması ki sormayın...

Şimdi 70. bölümün son sahnesinde çocukların konuşması herşeyi unutturdu lakin benim hala aklımın köşesinde durup beni rahatsız eden bir düşünce var.O da Eda'nın ciddi ciddi Oğuz'u kaybetmeyi göze alışı.Bir gün önce çatı katında Oğuz'un söylediklerinin Eda'yı acıttığını düşünmüştüm.Şimdi eğer çocuklar gelmeseydi ne olacaktı? Volkan'ın şahitliği eşliğinde tüm geçmiş bir kalemde silinip atılacaktı.Belki senaristlerimiz bombayı sona saklamak için Eda'nın rengini belli etmediler ancak Eda'nın bu aşktan çoktan vazgeçmiş olması açıkcası üzdü beni. Bu 6 ayda ilişkilerini nasıl bu kadar yaralayabildiklerini aklım almıyor. Etrafta çok evet. 6. ayda evlenip,boşanan,ölen ,yeni doğan... Fakat geçmişte bir çocuk zorluğunda büyüttükleri bu aşkı görünce,yitirilme noktasında verilen tepkilerin hala çok yavan geldiği kanısındayım...Yakın geçmişte de bir benzer örneği olmuştu bunun "Sözde Ayrılık Dönemi " diye tabir ettiğimiz ;) Neyse dönelim diğer konulara...

Oğuz'un farkındalığı...Neyse ki çiftlerden biri şöyle bir aynaya bakma gereksinimi duydu.Oğuz'a kızıyoruz,bazen dengesiz buluyoruz fakat Eda'nın da farklı olduğunu düşünmüyorum bazı konularda...Hatayı sürekli karşı tarafta bulma,empati kuramama gibi problemleri var.Hani küçük çocuklar vardır.Düştüğünde ,canı yandığında annesi koşar yardımına ve düştüğü kaldırımı dövmeye başlar ve beraberinde çocukta döver o kaldırımı "" Al sana" diye diye ve sonra ağlaması diner.O zamandan başlar bir şeylerin sorumlusunu hep karşı tarafta bulmaya.Eda da bu çocuğa benziyor biraz.Bu ilişkinin kısa bir sürede bu kadar yıpranmasında,yaşlanmasında Oğuz'un olduğu kadar Eda'nın da katkısı büyük.En büyük sorun ise Eda karakterinde son zamanlarda ortaya çıkan "Anlayışsızlık" ve "Ben" duygusunun kabarmış olması.

Burdan yola çıkıp yazılan hikaye çok komik ve bir o kadar da eylenceliydi.Oğuz ve psikiyatrist'in diyologları sanırım bölümün en kahkahası bol sahneleriydi. Levent Sülün " gibi değerli oyuncuların yolunun bizim dizimizden geçmiş olması çok güzel.Yine sırtlayıp götürdü iki müthiş oyuncu sahneyi ;)

Sofralar,sofralar...Ne çok seviyorum şu sahneleri.Tüm bölüm yemek başında birlikte otursalar yine de izlerim.En katıksız ve bizden bölümler bu tip sahnelerden çıkıyor çünkü...Ah kaç bölüm sonra Muhtar Amca'mızı da gördük çok sevindik ;) .

Buğra bu tip sahnelerin "Bahçe" de çekilse daha bir manidar olacağını söylemiş.Valla çok haklısın.

Yaz yüzlü ,sonbahar yüzlü köşkümüzü gördük şimdiye kadar bir de kış suretinde görsek onu,derinlerine insek,başka bir yönüyle sevsek...Ve tabi benim en çok özlediğim balkon sahneleri...Of of...Beyaz giymiş bahçemize bakabilsek ,soğuktan üşümüş rüzgar gülüne dokunabilsek...

Bahçe dedik de son olarak final sahnesine değinip bitireyim yorumumu...O tuhaf tipli adamların bahçe de ölçüm yaparlarken ki sahneleri şöyle bir geçmişi getirdi gözümün önüne.Hangi film mi? "Gülen Gözler" tabiki...Elinde metreyle bahçeyi ölçmeye çalışan Şevket Altuğ ve kaygılı gözlerde camdan sinmiş onu izleyen Adile Naşit ...Hissettiklerime bakıyorum o zaman ki duygularımla şuankilerin aslında pek te büyük farklılıkları yok.Kaybetme korkusu olan bir köşk veya bahçe farkeder mi...Ha Yaşar Usta ha Oğuz Karaman ,Ya da Nezaket Hanım ve ya Eda Hanım ...Değişen hiç birşey yok...Birbirlerine kenetlenip her zorluğun üstesinden gelen kocaman kalabalık 2 tane aile ...Orada nasıl Sevgiyle tüm sertlikleri erittilerse burada da aynı olacak. Hiç şüphem yok.Çünkü karakterler değişse de aslında senaryo hep aynı...

Onlar "Birlik" olup,kalplerini "Sevgi"yle doyurduktan sonra hangi kötülük kazanabilir ki...

deren1970
18-01-08, 19:33
Tüm aileme Sevgiler, saygılar

Merak etmeyin busaate kadar niye gelmediğimi. hele ki Eda hanımdan korktu da sayfaya uğramıyor diye hiç ama hiç düşünmeyin:P Ben doğruları kendisine mektupla ilettim artık kendisi bilir:img-wink:

İşin açıkçası daha geçen haftaya kadar fragman bugünden veriliyordu da sizlerde sağolun gelip anlatıyordunuz ya:img-yes: fatoş fragmanı bekle, fragman anlatımını okuyup sende birşeyler yaz dedim ama sanırım bugün fragmanı görmek hayal olacak:icon_sorr

Bölüm resmi diyerek 3 tanecik ekletebildiğimiz forumumuzda ki dediğiniz gibi 1 tanesinin sahnesi ya gösterdiler biz at gözlüğüyle seyrettik göremedik:P ya da bölüm eklenirken o sahneyi gereksiz görüp makasladılar. Yahu insan öyle de bir sahneyi keser mi hiç:icon_sorr

Resimler üstünede soğuk suyu içtiğimize göre ne yapalım kanalın keyfini beklemeye devam edelim

Sevgiler

ggnibsgk
18-01-08, 19:57
Beenn gellldddiimmmm:happy0064

Hollleyy beeee!...Allah'ım şu haftanın sonunu gördüm yaa,şu hayatta her şey gelip geçer yanii...Sakın hiç bişey geçmez diye düşünmeyinn...Şükürler olsunn...:happy0064

Hayır efendim henüz sınav dönemi bitmiş diil,fakat daha önce de dediğim gibi 3 haftalık sınav süresine yaymak varken sınavların yarısından fazlasını ilk haftaya koydukları içinn ölmüş bir vaziyetteyiz şu an esasen...Bütün iühukuk 2. sınıflara sorabilirsiniz yanii...Tasdik ediceklerdir:img-yes: Ama o yedikleri beddualarla,aldıkları mazlum ahlarıyla,çok yaşamaz onlar,söyliyim yanii...Neyse efendim geriye kaldı 2 hafta ama sadece 3 tanecik sınav o yüzden en azından bundan sonrası oldukça rahat olucak diye ümit ediyorum...:icon_whisBu yüzden daha sık aranızda olabilicem...:happy0064

Şansıma bugün, fragman da yok resim dee...Ehh napalım o zmn biz de geçen bölüme dair bişeyler söylerizz...(Bu arada sınavda az daha "zaman" yerine "zmn" yazıyodum:img-hyste Aman dikkat hanımlar beylerrr ehueuheu...)

Şimdi efendimm benim Oğuz destekçisi olduğum dolayısıyla da Fatoş Abla'mın sağlam bi neferi olduğum zannımca herkes tarafından biliniyor(her ne kadar bugünlerde pek destekleyemesem dee:icon_whis) Geçen bölümde de o masadaki sohbeti kurgu olarak çok beğensem de ben de Oğuz'a yüklenilmesine sinir oldum yanii....Oğuz da yazık,napsın o kadar kişi söylüyosa vardır bi bildikleri hesabı neticesinde psikiyatrın yolunu tuttu(Bu arada Kriminoloji sınavına çalışırken Hipoglisemi hastalarının suç işleme potansiyallerinin çok fazla olduğunu öğrendim ...Başka da bişey öğrenmedim zaten ehuehue:img-hyste )

Fakat bu bölümde en azından Eda'nın yumuşadığına dair bi işaret gördük,ona da çok mutlu oldum...Füsun'la arabadaki konuşmasını kastediyorum evet...Bu sahne beni çok mutlu etmekle birlikte şunu da düşündürdü..Biz böyle bi sahneyi eğer bu boşanma olayı ilk çıktığında görseydik,bu boşanma sürecinden ne kadar hoşlanırdık,her şey şu kadarlık bi sahneyle,nasıl farklı bi boyut alırdı diimi???Bence öyle....Fakat bu sahnenin şimdi koyulması boşanma tehlikesiyle yaşamanın çok uzatılmıycağını gösterdi bence...Ama tabi önceden konulsa o zmn da gerçekten boşanıcaklarını düşünüp korkmazdık...Sanırım senaristlerimiz bizi buna iyice inandırmaya çalıştılarrr:img-yes: İki hafta önceki paniğimizi hesaba katarsak yani ehuehu...Aysun olmasa bunalım bunalım izliycektikk:)

Neysee benden şimdilik bu kadar,daha sonra yine gelirimm herhlde belli olmaz napçağımm??ehuehue...Hadi şimdilik,hoşçakalınbye

GizemliSahne
19-01-08, 03:42
Herkese Selamlaaar.. :img-wink:

Valla 3 gündür yorum yapıcam ama sürekli bir engel, boynum tutuldu 2 gün yazamadım, bugun akşam yazayım diyordum, yemek yemeye giderken hemen önümde yürüyen kız buzdan kayıp düşüyordu ben de kafasını vurmasın diye refleksle elimi kafasının altına koydum ve sonuç: parmaklarım üstüne düştü ve parmaklarım kırılıyordu.. :D Hoş kızın kafasının kırılmasından iyidir ama garip olan şey, kız sadece "sağolasın yaaa" dedi ve gitti, insan bir şeyin var mı, iyi misin der yaa, pes yani acile gidene kadar dondu zaten elim, pansumana gerek kalmadı buz falan :D Neyse sözün özü bu hafta da bölüm yorumum içimde kalacak galiba.. :img-wink: Çürüğe çıktım, nazar değdi, boyun, el derken yarın da bacağa bir şeyler bekliyoruz bakalım nasip :D Şuleeeee, üfürükçümüüz nerdesin yaa? Senin nefesin kuvvetli, bir oku üfle şu forumu, herkes hasta yahu.. :D

Neyse ben geleyim asıl uğrama sebebime.. Madem yorum yazamayacağım, fragmanla ilgili bir kaç şey anlatayım.. Malum site Türkiye'de yasaklandığı için girilemiyormuş ama sanırım bizim kampüsün servis ağı aracılığı sayesinde ben izleyebildim fragmanı.. Efendim öncelikle Oğuz Ferit'e kızıma Su Damlam falan diyip durma sinirlerimi kaldırma falan diyor ofiste.. Sonra Tahir Ağa silahı masaya koyuyor ve "söyleyin bakalım bu köşkün bahçesiyle neden bu kadar ilgilisiniz" diyor Yaman ve Refik pısırık gibi karşısında..

Safiş yine bağırıyor kafede, ay gitti canım bahçe gittiiii diye.. Eda da sakinleştirmeye çalışıyor.. Sonra Oğuz restaurantta telefonla konuşuyor, diyetteyim diye restauranta gelemez miyim diye hafif sinirli.. Elif telefonda" gelişme yok daha ama HENÜZ diyor.. Sabutay bahçenin tapusunun sahibine gitmiş biz bu bahçeye talibiz diyor..

Ve işte süper yerler.. Eda ve Oğuz telefonda konuşuyor.. Eda kafede Füsunla, Oğuz restaurantta Erginle, Eda belli ki kontrol için aramış.. Eda " Sen kanunen benim 6 ay düşüneceğim karar vereceğim koca adayımsın" diyor cilveli bir şekilde.. Oğuz da aynı cilveyle "farketmeeez, bir şekilde kocanım ya, sen beni merak ediyorsun ya umrumda değil" diyor.. Canım buna bile çok seviniyor garibim adam sevgiye aç kalmış :D Eda "sonra külahları değişmeyelim Oğuz Bey" diyor.. Yemek yersen bozuşuruz diyordur herhalde:D (ah yorum yapamıyorum çok uzayacak, tek elle sabaha anca biter:D) Oğuz da "tamam peki, SEVGİLİM, seviyorum gibi bişeyler" diyor.. Cilveleri görmelisiniz, Eda eriyor tabi.. "Görüşürüz" diyor..

Aralarda Damla Ferit'i odadan fırlatıyor dışarı.. Sanırım Elif'le ilgili.. Oğuz okulda Efe ile konuşuyor, Efe "abi ben ne bunlardan ne de Şule'den para isterim" diyor.. Oğuz da "bunlar dediğinin biri annen biri baban" diyor.. Aa bir de çok güldüğüm yer geliyor.. Füsun sanırım Ergin'in evinde ya da tam tersi.. Ergin masada çalışıyor.. Sanırım Ergin'in evi, Füsun'un üstünde bol bir gömlek var Ergin'in galiba.. Masada Ergin oturuyor, Füsun da Ergin'in kafasından aşağıya sürahiyle su döküyor.. :img-hyste

Şimdilik bu kadar, valla kaç saatte yazdım bilemiyorum, üstüne bir de yorum yapsam sabahı ederim tek elle.. :D

En kısa zamanda görüşmek üzere.. Kendinize dikkat edin, forum dökülüyor valla.. :img-wink:

icom_
19-01-08, 04:52
Herkese Merhabalar..
Ağır Ve felaket geçen gripin etkilerini atlatmaya başlayınca hemen uğrayayım dedim foruma..
Birdaha gelir bu grip salgını bu sefer yataktan kalkamam falan son bir yazı yazmış olayım..:):)

Şaka Bİr yana nereye dönsem grip herkesi fena vurmuş durumda..Etrafındaki herkesde şifayı kaptığı için kurutlmak biraz zor oluyo..:DAman kendinize dikkat edin..Birde sınav arifesinde olunca Üstüne üstlük girip olduğun yer -26 lara kadar düşen kayseri olunca baya baya kalkamıyosun yani..

Evet kendimizle ilgili yeterli bilgiyi verdiğimize göre esas konuya geçebiliriz..

ilk önce şunu söylim 70.bölümden sonra 71.bölümü çok merak etmiştim dikkatle izledim..Ölesine muhteşem kotarılmış Bir bölümden sonra konunun neyte bağlanacağını nasıl devam edeceğini çok merak ettim..

Genel olarak 70.bölümün temposu kadar yüksek olmasada güsel bir bölümdü..Havada Kalan çok konu oldu yalnız..Örneğin Çok değil şöle En başa dönelim.Eda ve oğuzun ''Boşanamama' davasından Sonra Çocukların sevinçleri hepimizin içini çoşturdu eminim..Hatta bu olaya o kadar sevinmiş ve kendimi kaptırmışımki:'' yurt ortamında Diğer kızlarla olmasam'' kalkıp bende onlara eşlik edecektim..
Mahkemede her ne kadar Tüm çocukların Sözleri gözlerimizi yaşartmış içimizi ısıtmış olsada kuşkusuz mervenin söledikleri ve hissettirdikleri ççok çok başkaydı..
o kadar başkaydıki edanın çıkışta sölediği öle ayaküstü Birkaç kelime bana aynı duyguyu vermedi..Merve'nin söledikleri karşısında edadan daha duygusal daha içimize dokunan bişiler beklerdim ben..
Üstelik bunu bize hissetirebilmeleri için öle çok da planlı programlı şaşalı şeylere İhtiyaç yoktu..Timur, Merve ve eda nın birlikte uyudukları bir sahne mesela..
Yada tıpkı mervenin dediği gibi Eda da duygusal Bİr konuşmayla onlar gelene kadar kız çocuk özlemi çektiğini ve gerçek çocuklarından Hiç Bİr farkının olmadığını söleyebilirdi..
Bu yüzden Senaristlerimizin bu konuda yetersiz kaldığını Düşünüyorum..Aslında başından beri söleyip duruyorum eda ve kızlar arasında hala tamamlanmamış şeyler var..Onların arasında ki o duygusal bağı Görmek için çok ça sahneler yazıldı..Ve mervenin söledikleri harika Bİr pastı eda ya karşı..Bu nedenle bu bölümde eda nında aynı merve gibi kendine yakışır bir konuşma yapmasını bekledim..tam yeri ve tam zamanıydı.Üstelik duygusal sahnelerde İclal Aydının performansının tavan yaptığınıda biliyoruz..
Mahkemede kızların yarattı etki kadar eda nın gerek gözyaşları ile gerekse mimikleri ile verdiği tepkiler de önemliydi..Ve o sahnede helal olsun dedim İclal Aydına ..
Fakat Yineliyorum her ne olmuş olursa olsun Böle Bİr sahnein yazılmamış olması İki Aile adına Büyük Bir eksikliktir..

Hala zaman yokmu Tabiki var..Onlar Aynı köşkün içinde olduğu Sürece Ve herşeyden önemlisi Kalplerinde Birbirlerine karşı o bitmez Tükenmez Sevgiyi muhafaza Ettikleri Sürece herşeye hala zaman var..Yeterki Bölesine önemli ve İclal aydın'ın muhteşem oyunculuğu ilede Mükemmel olabilecek Bİr konu üstünkörü geçilmesin..

loralai
19-01-08, 06:35
ayyyy hastalar peşpeşe yazsın bakalım geçmiş olsun hepinize icom aynen dediğin gibi bende bir türlü iyileşemedim tam 10 gündür hastayım yataktan zor kalkıyorum öksürük nöbetlerim münasebetiyle uyuyamadığımdan bu saatte burdayım herneyse

gizemli sahne sanada geçmiş olsun kızın sana neyin var diye sormamasıda bi garip hakikaten ayrıca fragmanı anlattığın için çok teşekkürler özellikle oğuz eda sahnesini şimdiden beğendim ama eminim o fragmandakinden aşka sahne yoktur onlarla ilgili duygusal mahiyette artık fragmanada aldanmıycam valla ama güzel bi bölüm olcak giibi geliyo anlattıklarından efenin durumuda karışıyo valla en çok efenin durumunu merak ediyorum doğrusu öşkün kurtulacağından eminim neredeyse elifde çok ilgimi çekmedi gıcık oldum hatta gereksiz gibi görünüyo şuanda bana ama senaryonun gidişatına göre ilgimi çekebilir ama dediğim gibi en önemlisi efenin gitme sorunu bence şuan hem bana gidebilir gibide geliyo diziden ayrılabilir yani sanki neyse iyi sabahlar dileyip yatıp uyumaya çalışıyım barii

jiko
19-01-08, 11:55
selam
fragman için çok teşekkürler gizemli sahne her sahnesini anlatınca sanki seyretmiş gibi oldum gözümde şöyle bir canlandı da acayip bir bölüm yine bizi bekliyor. :img-yes: ayy füsun şu edayı alsada oğuz ve erginin gitiği restauranta götürse birleşmelerine bir adım atsa sıkıldık yani artık önümüzde o kadar sorun varki yeter bunların boşanma veya boşanamama halleri, köşkümüzün bahçesi, şu gizemli elif, en önemliside efenin durumu bu kadar olumsuzlukları kaldıramaz bizim yorgun gripli bünyemiz.
ayrıca bütün hasta arkadaşlara geçmiş olsun bu grip acayip bir illet tam toparlanmaya başladım diyorsun haydaaa yeniden başa dönüyorsun öyle bir şey ki ilaçlar bile fayda etmiyor. en iyi çözüm iğne . en son 5 sene önce böyle bir grip olmuştum o da 3- 4 gün sürmüştü. bir hafta oldu hala tam iyileşemedim. bir an önce herkesin hastalıktan kurtulması dileği ile özellikle sınavları olan öğrenciler allah yardımcınız olsun.

YerçekimliKaranfil
19-01-08, 15:13
Herkese tekrar merhabalar...

Şimdi Nur'un yorumunu okudum...Benim de söylemek istediğim ancak atladığım bir konuyu dile getirmişsin Nur

"

Mahkemede her ne kadar Tüm çocukların Sözleri gözlerimizi yaşartmış içimizi ısıtmış olsada kuşkusuz mervenin söledikleri ve hissettirdikleri ççok çok başkaydı..
o kadar başkaydıki edanın çıkışta sölediği öle ayaküstü Birkaç kelime bana aynı duyguyu vermedi..Merve'nin söledikleri karşısında Eda'dan daha duygusal daha içimize dokunan bişiler beklerdim ben..
Üstelik bunu bize hissetirebilmeleri için öle çok da planlı programlı şaşalı şeylere İhtiyaç yoktu..Timur, Merve ve eda nın birlikte uyudukları bir sahne mesela..
Yada tıpkı mervenin dediği gibi Eda da duygusal Bİr konuşmayla onlar gelene kadar kız çocuk özlemi çektiğini ve gerçek çocuklarından Hiç Bİr farkının olmadığını söleyebilirdi..
"

Bu evliliğin başından beri Oğuz ile çocuklar arasındaki özel bağın Eda ile kızlar arasında "Tam" anlamıyla kuralamadığına şahit olduk.Bunu bu satırlar aracılıyla kaç kez de dile getirdik.Belki Eda'nın işi daha zordu çünkü o Ölmüş bir anneyle rekabet edemezdi.Ancak zaman taşları bir bir oturttu.Zaten Eda'nın da onların annelerinin yerini alma gibi bir beklentisi yoktu.Tüm yaraların,özlemlerin izleri derinlerde bir yerlerde hala kalmış olsada en azından kabuğu düştü.

Eda kızların erkenden kaybettiği anneleri,kızlar da Eda'nın hiç doğuramadığı evlatları oluverdi...


Merve mahkemede belki yaşayarak belli edilen ama hiç kelimelere vurulmayanı yaptı ve Eda'nın onun kalbindeki yerini bu kadar hissederek söyledi.Eda'nın gözyaşları aslında bir nevi cevap niteliğindeydi.Fakat mahkeme çıkışında o sözler yerine ben bir sarılıp öpmesini isterdim Merve'yi. O yürekten sarılma tüm süslü laflardan bile değerli olacaktı .Bazen bir bakış,bir hareket sayfalarca sözün yapamadığını,ağarlığınca sözün anlatamadığını dokunur yüreğe...

İşte o zaman Merve'nin "Annem" kelimesi hem havada kalmaz hem de çok derin izler bırakırdı bizlerde...

Neyse " Ufuk'ta hep bir "Umut" vardır...( Değil mi Buğra ) ;)


Ve Pelin ... Fragman anlatımı için çok teşekkürler canım ;) İzlemiş kadar oldum sağolsasın ;)

ggnibsgk
19-01-08, 16:56
Selammlarrr:D

Yine uzun bi yorum yapamıycam ama bu sefer zaten bayadır internette olduğum için uzun yorum yapamıycam ehuehue...Efendim yaklaşık 1.5 saattir program yüklemeye çalışıyorum,çalışıyoruzzz...Pelin'İn yolladığı fragmanı izleyebilmek için Pelin'in yardımlarıyla ehuehue...Fakat çok sevgili(!) kardeşim sayesinde bi başarı elde edemedik...Pelin'deki sabrı ayakta alkışlayarak,Pelin'in başına gelen felaketlerden sonra bugünkü felaketin de ben olduğumu itiraf etmek istiyorum...:icon_whis :img-hyste Kaç Pelin kaç kaçabildiğin yere kadar kaçç!!!!..ehuehue...

Neyse efendim yine de Pelin'in anlatımlarından yola çıkarak yorum yapabileceğimi düşünüyorumm,illa yorum yapıcam yaa ehuehue...

Valla Eda ve Oğuz telefon konuşmasına bayıldımmm...Sonunda Oğuz'un ezilmeye çalışılmadığı bi cilveleşme görebilicez yani ehuehue...Amann canım valla ben bunaa baya razıyım yanii...Nolcakk???Ne diyorduk umudumuz sönmesin de ehuehue...

Valla o sahneyi görmeyi dört gözle bekliyorum yanii...

Aa aklıma gelmişken yazıyım...Ne alaka demeyinn sonra unutuyorum:icon_whis...Efendim hasta olan aileminizin bütün üyelerine çok çok geçmiş olsunn..Umarım en kısa zamnda iyileşirsiniz vallaa...Hakikaten grip salgını,dört bir yandan herkes mi hasta olur yaww???...Valla umarım ben hastalanma yoksa sınavları büte kaydırmak zorunda kalırızz!!ama çok da umudum yok çünkü çok meğilliyim yanii..Offf!!!Hapşurmayın suratıma suratıma beee!!!!!!!!:img-pilot

Neyseee tekrar fragmana dönelim...

Valla fragman çok olumlu sahneleri yansıtmış hoşuma gitti yanii...Bir tek Elif'in yaptıkları herhalde daha yeni yenii ortaya çıkıcak gibi geldi bana...Yoksa Damla Ferit'i niye odadan atsın yanii...Umarım Buğra'nın anlattığı iki alternatif hikayeden dizimizin karakterine uygun olanı seçerlerr...O zmn,çok da güzel bi hikaye olurrr yanii...Yoksa gene sadece sinirlerimiz gerilirr...Sinirlerimiz gerilmesin demiyorum ama sadece sinirlerimiz gerilmesin diyorumm:icon_whis Anlatabiliyor muyum????

Ayhh neysee benim çıkmam lazım canlarım görüşürüz hepinizze iyi yorumlar bye

Müge
19-01-08, 20:21
Canımcım cicimcim arkadaşlarım….Ben geldim….:happy0064Yine ne yorum ne de iki satır yazdım foruma biliyorum ben bir eşeğim ama inanın bana nazar değdi…Yazamıyorum….Aklımdan neler neler geçiyor ama yoruma dökemiyorum….Hayat beni çoktan yordu….Yaşlandım….Şaka şaka…..Geçen hafta izlediğimiz bölümde yine tepki göstereceğim bir sahne vardı…O da Elif….Hiç sevmedim…Sevimsiz bir tip olduğu gibi…Ortalığı bir birine katacağı da belli…Yok ben bu kızı döverim….Hele bir Ferit ile Damla’nın arasını açsın….:fighting2



Neyse …Fragmanı gönderen canımın içi arkadaşım Pelin…Özel mesajımı okursan açıklamasını yaparsan sevinirim…..Çünkü izleyemedim….Heheeee…. Ya umarım sinir bozucu sahneler yoktur…? Elif bir şey yapmamıştır…Ferit’imin mutluluğuna engel olacak her bir olay beni burada susturamaz….



Şimdi Buğra’nın en’lerini ve de Ünite sorularını bekliyorum….Biraz sıkarsam kendimi sanırım cevap vereceğim….Tembellik etmek yok….:icon_redf


Ve Nur sanırım grip benden sana geçti…İnternetten nasıl geçtiyse artık…Çok geçmiş olsun….Dinlen bol bol…..Ne güzel söylemişsin… “Onlar Aynı köşkün içinde olduğu Sürece Ve herşeyden önemlisi Kalplerinde Birbirlerine karşı o bitmek Tükenmez Sevgiyi muhafaza Ettikleri Sürece herşeye hala zaman var..”


Evet onlar köşkün içersinde olduğu sürece biz daha ne güzel olaylara tanık olacağız….Bakalım yeni bir Umut olayı olacak mı merak ediyorum….?


Pelin’cim….Nerdesin fragman dedim….:img-heh:Neşeli Nuray…. Fragmanda güzel sahneler görmüşsün deme yaa….??Bana Elif deme…..Hiç sevmedim o kızı…….Valla döverim …:fighting2


Ben de izlemek istiyorum fragmanı….PELİN,PELİN ,PELİN NERDESİN….???:img-heh:


Not:Arkadaşlarım...Ben yorum yazmasamda ,sizlerin fikirlerine katılamasam da aklım hep burada...Yazdıklarınızı okumaya devam ...Ama işte yazamıyorum...Hoş görün Müge ablanızı...Hepinizi öpüyorum....Buğra'nın en'lerin de Ünite sorularında görüşmek dileği ile..bye

GizemliSahne
19-01-08, 20:58
Herkese tekrar selamlar.. :img-wink: Geldim Müge'cim.. :img-wink:

Öncelikle sanırım ses konusunda bir sorun var, mesaj kutuma fragmanı açabilmek adına gelen mesajların her birine ayrı ayrı cevap veremediğim için özür diliyorum, elim sargıda olduğu için yazamıyorum.. Çünkü Nuray anlatmış zaten, bilgisayarınızın codec ayarları falan derken bir dizi süreç var.. Ama az çok bilgisi olan codec indirip izleyebilir.. Codec indirmek isteyen mesaj atarsa link yollayabilirim.. O kadarını yapabilirim herhalde :D Ama süreç de kolay zaten.. Gerçi ömrümü yedi saatlerce, ah Nuray ahh, kardeşin sağolsun.. :D Genel çözüm olarak ben sitemizin video bölümüne de ekledim.. Oradan da izleyebilirsiniz.. :img-wink: Malum site yasaklandığı için ben imkanım varken bundan sonra eklerim böyle.. :img-wink: Berna'cım kusura bakma, özel bir durum oldu.. :img-wink:

Biraz da Elif'ten bahsedeyim bari ben de.. Fragmanı anlatırken unutmuşum.. Ferit, Elif ve Eda kafedeler.. Ferit ve Elif arasında bir şey geçmiş sanki, Ferit böyle yakalanmışcasına mahçup, ben bir şey yapmadım, ben bir kahve içeyim diye mutfağa yöneliyor, Eda da hınzır hınzır bakıp önüne geçiyor.. Ferit'in odadan atılma sahnesi de daha sonra geliyor.. Bu arada Yaman ve Refik de bugun yıkıma başlıyoruz diyor..

Umarım yardımcı olabilmişimdir biraz daha.. En kısa zamanda görüşmek üzere.. Hala teknik sorun olursa Buğra benim adıma yardımcı olur diye umuyorum, ona da danışabilirsiniz.. :img-wink:

Hoşçakalın.. :img-wink:

FATMANUR_26
19-01-08, 22:44
slm arkadaşlar
bende fragmanı malum başka bir siteden izledim yardımcı olurum isteyenlere nese fragman gerçekten çok güzeldi gizemli sahnenin (walla adını unuttum)
tüm sözlerine katılıom ferit ve elif konusunda ferit o kadar çabuk tuzağa düşmez bence
ben oğuzun ve feritin sabutayın yardım etmesine ne tepki vereceklerini çoook merak ediom ve sabırsızlıkla pazartesini bekliom ..
ve fragmanda bişi dikkatimi çekti erginin eli sargılı gördüm yanlış görmedi isem

nar cicegi
19-01-08, 23:06
Dershaneden gelir gelmez fragmanı 3 kere izledim.Oğuz'a ciddi ciddi acımaya başladım.Yazık ya ufacık bir telefon görüşmesine bile ne kadar heycanlanıyor.Bu arada dikkatimi çekti.Damla Ferit'i odadan atarken Eda'nın elinde tepsi yukarı çıkıyordu.Acaba gene bir çatı sahnesi mi var diye aklıma geldi.
Tahir Ağa olaya el koymuş bir yandan da Sabutay Yaman'ı yenerler inşallah.Ferit'i de sanırım zor günler bekliyor.

deren1970
19-01-08, 23:22
Herkese İyi akşamlar

Gerçekten bu grip iyice belimizi kırdı vallahi:icon_sorr 15 gün geçti hala geceleri ballı,zencefilli karışım yutuyorum. İşin açıkçası işe yarıyor. sizlerede tavsiye ederim:img-wink:

Hepimize en sonunda bir kurşun döktürmek gerekecek. Allah bu günlerimizi aratmasın, hepinize tekrardan büyük geçmiş olsun:img-yes:

Bu sabah foruma girdiğimde Pelin'den gelen fragman öm sini görünce çok sevindim:img-yes: Kendisi yorumları gibi sağolsun fragmanı dauzun uzun anlatmış:P ama hem görüntülü olarak seyretmek daha güzel olacaktı. Açmaya çalıştım ama hevesim kursağımda kaldı:icon_sorr bilmem ne progmanı yok diye bilgisayarım açamadı. zaten bana abla yok şunu yükle, bunu yap demeyin bilgisayar konusunda ne kadar cahil olduğumu Buğra çok iyi bilir. Eğer seyredilen başka site varsa benide bilgilendiriseniz çok sevinirim.

Şimdi fragmanı anlattınız ya benim biraz kafam karıştı:icon_whis şimdi yaman denilen kişi o adama para verdi ve de tapuda işlemleri bitirmediler mi? Sabutay adama o zaman neyse değeri verelim filan diyor, acaba adam daha satmadı mı:icon_whis

Gelelim güzel sahnelere:img-in_lo Vallahi ne derler gözlerimle görmeden inanmam:img-grin2 yoksa yoksa Eda hanıma gönderdiğim mektup işe mi yaradı ne:P:img-hyste

Sevgiler

Müge
19-01-08, 23:25
Pelin’cim öncelik ile çok geçmiş olsun canım benim…Dikkat et kendine…Fragmana gelince yok sorun değil canım…Zaten merak etmiyorum fragmanı baksana Elif varmış yine…Ben o kızın saçını başını yolarım valla….Acaba ne yaptı Ferit’e..Merak etmiyorum ya hani….Bu kız ciddi söylüyorum Damla ve Ferit’in arasını açacak….



Pelin’cim sen de maşallah an sinir bozucu sahneyi anlatmışsın canım ya….Bak sinirlendim şimdi….Yok mu güzel bir sahne….? Yok mu Eda ve Oğuz’un aşklarına tanık olacak bir sahne…. Fatmanur’cum o sitenin adresini özelden şey eder misin…? Elif dışındaki tüm sahneleri izlemeye razıyım….:img-yes:



Yine Elif….Ya arkadaşlar kızmayın bana ama nerden çıktı bu kız….? Damla ve Safiye işe alırken bu kızı neden yanıldılar…Köyden kaçmış bir havası var sanki…Arkasından köyden gelecek ağabeyleri..Zorla evlendirmek istemişlerde o da köyden kaçmış…Sevmedim bu kızı ya….Çeksin gitsin…Kafede biri çalışacaksa o da benim…Yeter ki göndersinler şu köylü kılığındaki kızı….Ciddiyim Ferit’imin mutluluğunu bozacak….Ferit’te yani böyle olaylara dün hazır durumlarda…Cici senaristlerimiz size sesleniyorum gönderin şu kızı….:sad53:

başkozlu
20-01-08, 01:26
İşte yine bir Cumartesi gecesi, soframızda toplandık. Zaman zaman eksiklerimiz olsa da, onlar hep aklımızda ve kalbimizde oldukları için, onları da yanımızda sayıyoruz.

Bu arada ailemize yeni bir kardeşimiz katılmış... Sevgili Duygu aramıza hoşgeldin. Bundan sonra seni de sık sık aramızda görmeyi dilerim.
Pelin'ciğim, geçmiş olsun canım, görünmez kaza dedikleri budur işte. Kızın tavrını da kafana takma, zamane gençliği böyle oldu ne yazık ki. Nerede nasıl davranılacağı, doğru dürüst öğretilmiyor ki gariplere. Artık umudumuz, senin gibi geleceğin eğitmenlerinde.

Evet bu haftaki fragmanımızı tv'den ben de izledim. Gerçekten de Eda ve Oğuz çok tatlılar. Sanırım Oğuz, Eda'nın bu ilgisinden çok mutlu olduğu için, yalanını kolay kolay itiraf edemeyecek. :img-in_lo
Ferit'in başı yine dertte anlaşılan, Damla tarafından odadan salona balıklama atılması çok komik. :img-hyste
Fragmanda dikkatimi çekti; Eda'nın yani İclal Hanım'ın sesi bayağı kötü çıkıyordu. Galiba forumumuzu sarsan grip belası onu da kötü vurmuş. Ailemize toptan nazar değdi herhalde.
Bütün hasta kardeşlerime ve İclal Hanıma geçmiş olsun diyorum.

İlerleyen saatlerde yine gelebilirim.
Şimdilik hoşçakalın.

bye

loralai
20-01-08, 04:35
evet arkadaşlar ben yine gece nöbetime çıktım bu hastalık çok ilginç vallahi tam iyileştim diyorum hoppaa yeniden nüksediyor anlayamadım bu gribi farklı bi tarzı var iclal aydında aynı gripten muzdaripmiş geçmiş olsun gerçektenn

gelelim fragmana öncelikle teşekkürler buğra öm atmış ben önceden bulup izlemiştim gerçi ama şuan o malum siteye girebiliyorum ben bi proğram indirdim ondan mı yoksa açıldımı bilemiyorum açıılmadıysa açmak isteyenler bana öm atsın proğramı söyliyim çok kolay indirmesi hemde neyse fragmanı yine çok beğendim özellikle eda oğuz sahnelerine bayıldım ama umarım geçen haftaki gibi fragmanla kısıtlı kalmaz sahneler

bide aklıma şu geldi yine ya geçen edanın sarhoş olduğu bölümü izledimde yine böyle bir bölüm olsa eda sarhoş olsa yine ama bu sefer oğuz onu kendi odasına götürse oda yanında yatıcak tabi eda sabah bi uyansa yanyanalar ve oğuza bağırıp çağırsa beni neden buraya getirdin falan diye oğuzda kendin geldin hatırlamıyomusun gece olanları moduna girse ayy edanın o halinde iclal aydının performansını izlemek isterdim hatırlayamıycak ve sürekli bişemi olduki diye düşünüp durcak oğuzada kızamıycak sen geldin diyince neyse amannnnn tuttu yine hayall perestliğim

bide fragmanda ferit atılınca eda üst kata çıkıyo bende farketmiştim oğuza bişe götürüyo bide o telefonu kapattıktan sonraki hali süper edanın yaa bayıldımmm bu bideler de bitmiyo neyse iyi geceler sessiz forummm

bugra9
20-01-08, 21:39
Herkese İyi Pazarlar...:img-wink:

Nihayet yeniden buluştuk...Az önce düşündüm de Perşembe'den Pazar'a tek bir ajans bile açmamışız...Tam bir skandal...Ajanslar bu kadar da ihmal edilmez ki kamuoyu'nun haber alma hakkı nerede kaldı; dedim ve güzel bir pazar ajansı hazırlamaya karar verdim...Ünite sorularımız,haftalık anketlerimizle renklendireceğimiz gündememiz hazır...O halde fazla oyalanmayalım ve ajansımızı açalım...

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

İlk olarak çevirmemiz gereken bir sayfa,kapatmamız gereken bir defter olduğu için bu hafta ki bölüme ilişkin yorumları mı şöyle bir toparlamak isterim...İki Aile 71.haftasına güzel bir bölüm bıraktı...Pelin'in tabiri ile temel atma bölümü olduğu için bunu bir kompozisyon olarak düşünürsek yeni hikayelerin giriş bölümü ağırlıktaydı...Doğal olarak bu hafta baskın bir cephe yoktu...Fakat pazartesi gecesi de söylediğim gibi ailemize ilişkin tüm sahneler de olumlu bir hava hakim di...Hatta sezonun başından bu yana ilk kez Oğuz'un akşam eve gelişi,tüm aile'nin onu kapıda karşılayıp hep beraber yedikleri sıcak bir yemek bölümün kuşkusuz en göze dokunur kısmı oldu...Benim de çok hoşuma gitti çünkü İki Aile'ye yaraşır biçimde doğal ve bizden izler taşıyordu...Tipik bir çekirdek aileyi düşünecek olursak hergün yaşanan klasik bir tablodur...Zaten masaya oturmadan önce ve sonra yazılan tüm diyaloglar gayet rahat ve samimi kaleme alınmıştı...Dikkati mi celbeden bir diğer ayrıntı ise bilirsin diziler de sofra sahneleri artık olmazsa olmazdır...Fakat burada ufak bir ayrıntı var ki aslında sahnenin en belirgin faktörü...Bir yermiş gibi yapmak var birde gerçekten sahne çekilirken hazırlanan yemekleri yemek var...İşte bu hafta ki bölümde sahnenin canlılığını ve doğallığını arttıran belki de en önemli ayrıntı tüm oyuncularımızın ciddi ciddi masada yemek yemeleri oldu...Çünkü bana yapay gelir genellikle sofra sahneleri...Anlatılmak istenen hikaye o sofranın üzerinde döner fakat yemekler yalnızca atmosferi tamamlayan bir dekordur...Bilirim,hissederim yemek şirketinden getirilip o masanın donatıldığını,belki saatlerce süren çekim tekrarlarından buz gibi olmuş,yapay sahnelerdir...Evet İki Aile'de de yemek sahneleri için yemek şirketleri çalışıyor,işin kuralı bu fakat bunu sunuş olarak farklı hissettirmek tamamen yönetmenin elinde...O yemeklerin hazırlanma aşamalarını yansıtırsanız izleyiciye işte mis gibi Eda hanım'ın elinden,çocukların yardımı ile donatılmş,aynı iştahla tüketilmiş bir yemek sahnesi meydana çıkar...İki Aile'nin izleyiciye hissettireceği en son duygu yapaylık olduğu için bu sahneyi birçok anlamda sahici buldum...O kadar kamera,ışık,tepede mikrofon,yansıtıcılar derken doğal olmak,içten olmak zordur ama bunu kıymetli üstadlarımız kadar ufak oyuncularımız da başardı...

* Sahne'de Oğuz'un açlığı kamçılanmak istenirken benden de ufak bir uyarı...Söz konusu sahneyi aç karnına izlemeyin...Tavsiye etmiyorum...

Bunun dışında hafta içi yorumlarımız da pek üzerinde durmamış olmamıza rağmen bölümde geçmişe çakılan koca bir selamı pas geçmek istemem...Sizi geçen yıla götürmek istiyorum...Güneş batar,el ayak çekilir,çocuklar uykuya daldığı vakit henüz uykuya dalamamış yürekler gecenin sessizliğini bozar...Köşkümüz de aşkların en gizlisi gece vakti can bulurdu...Haliyle hızlı çarpan yürekler bir çok defa birbirinden teğet geçerdi kalabalık Köşk ortamından ötürü...

Bu bölüm yine güneş yerini karanlığa bırakıp,köşk uykuya daldığı vakit uykuya dalmayan yüreklerin hızlı çarpmasının sebebi belki aşkları değildi ama "Gizli"lik halen Köşkün en büyük çatışma unsuruydu...Durum böyle olunca kalabalık ailemiz gecenin sessiz vakti kendilerini ahşap gıcırtılarına bırakıp hikayemizin kalbi olan mutfağa attılar...Bu tip sahnelerde ki hissettirilen duyguyu herzaman çok sevdim...Çünkü bizi diğer hikayelerden ayıran en büyük farklılık öykümüzün bir Köşk'te geçmesi...Bir apartman dairesi veya lüks bir villa değil...Tam anlamıyla kalabalık bir aile'yi yüreğinde barındıran eski ahşap bir Köşk...Haliyle durum gerek aşk olsun,gerekse açlık olsun ama burada bambaşka bir çatışma unsuru var...O da kalabalık aileler de metre kareye düşen birey sayısında ki yoğunluk...Köşk'te elbette bu komediye derinlik katan en büyük faktör...

Bölümü toparlamamız gerekirse "Bir takım beklentilerin havada kaldığı" bir takım sıkıntıları giderildiği ama geleceğe dair umut vaad eden bir bölümdü...Şimdi az sonra geleceğe dair'de sohbetimiz olacak ama ben şu düşünce mi birkez daha belirtmek isterim...Ailemiz de refah sağlandığı müddetçe dışarıdan gelecek her darbeye bir cevap mutlaka olacak...Mühim olan senaristlerimizin altını çizmekten vazgeçmemeleri gereken şu gerçek;

Henüz İki Aile tam anlamı ile tek bir aile olmadı...Bunun için halen tüm aile bireylerinin üstüne düşen bir takım sorumluluk ve zorunluluklar mevcut...Elbette bunlar için atılması gereken adımlar ve tamamlanması gereken boşluklar var...Bu süreçte ister istemez hassasiyeti ve inceliği kaybetmemek gerekiyor...Biz yola "Bir Aile'nin Oluşumu" için çıktıysak bu hedefe ulaşmak için henüz kat etmemiz gereken mesafeler,feth edilmemiş olan kaleler var...Yaşanması gereken "İlk"leri aile sıcaklığında görüp,tamamlayacağımıza eminim...Yeter ki bu hassasiyet ve incelik kaybedilmesin...

Eveet Sayfayı çevirirken sizlere haftalık anketlerimizi bırakmak istiyorum...Bu hafta epeyce geç kaldık ama ailemiz de nostalji kraliçeleri mevcut...

Bir de yemek molası verelim...(18:37)...Sonra sohbetimize devam edelim...Şeffaf Ajans...

:icon_shadİKİ AİLE 71.BÖLÜM ENLERİ...:icon_shad

1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
5- Haftanın Mesajı...?...
6- Haftanın Repliği...?...

* Hayri'nin hafta da birkez de olsa kulağını çınlatmayı çok seviyorum...Emek unutulmuyor işte...İsterse üzerinden 10 yıl geçsin...

:icon_shadİKİ AİLE 71.BÖLÜM ŞIK VE RÜKÜŞLER...

1- EN Şık Bayan...?...
2- EN Şık Bay...?...
3- EN Rüküş Bayan...?...
4- EN Rüküş Bay...?...

Eveet yemekten döndük ve sohbetimize kaldığımız yerden devam ediyoruz...Açtık mı tertemiz bir sayfa...Bakalım bu sayfaya neler düşmüş...Sevgili Pelin'e peşin peşin teşekkürlerimi göndermek isterim...Fragmanı sıcağı sıcağına sürpriz bir şekilde bana ulaştırdığı için...Malum youtube'da ki yasaklama sebebi ile girişler kapatılınca fragmanı izlemek zora düştü...Fakat loralai'nin de söylediği gibi youtube kilitlerini açmak basit yollar mevcut...Şayet yardımcı olmamı isterseniz biliyorsunuz ki her zaman yalnızca bir kaç satır uzaktayım...

Ufuktan dumanlar gözüktü...Eee boşa dememişler ateş olmayan yerden duman tütmezmiş diye...Özette Eda ile Oğuz'un arasında ki buzların eridiğini okuduğum da bu kıvama bu kadar çabuk geleceklerini tahmin etmemiştim doğrusu...Ama Oğuz'un sahte teşhisi şimdilik işe yaradı ve Eda'da artık Oğuz'a doğru adım atmaya başladı...Haliyle biz izleyicilere de ikilinin özlenen cilveleşmelerini izlemek kaldı...Zaten herşey çiftimizi yeniden bu kıvama getirmek için atılmış bilinçli adımlardı...Mantıken birbirine yaklaşmanın getirileri için onları ayrı düşürmenin götürülerine katlanmak gerekiyordu...Şimdi ise senaristlerime düşen çiftimiz tekrar birbirlerine doğru yol alırken bu durumu en verimli şekilde kullanmak...Aklıma ufaktan ufaktan hikayeler geliyor...Tekrar aynı katı paylaşmak için atılması gereken bir adım gerekiyor,fakat bu adımı her ikiside yanlış anlaşılmamak adına atamıyor...Birbirlerinden bekliyorlar...Eda,Oğuz'dan bir teklif,Oğuz Eda'dan bir sinyal beklerken,üstü kapalı imalar ve bu krizin tam ortasında adımlara bilmeden set koyan çocuklar...İlk aklıma gelen,hem çiftimizin hemde köşkümüzün tansiyonunu bir süreliğine yüksek tutacak bu tarz bir hikaye...Devreye iç sesler ve heyecanlarda girdikten sonra "Aynı çatı altında ki kavuşamama" hali çok renkli olur diye düşünüyorum...Artık incelikten,kibarlıktan kırılan Eda ile Oğuz'un halini varın siz düşünün...Çivi çiviyi söker derler ya onları iletşimsizlik bu hale getirdi,bu sefer çarklar tersten işleyip iletişimsizlikten doğan komedi ve yakınlaşma muhteşem olur...Hatta madem çarkları tersine işlettik...Çocuklarda bu durumu sezip vuslatı geciktirmek için ufak oyunlara girişebilirler...

Eee sizmisiniz haftalardır boşanacam diye ortalığı yıkan madem ayrılmak kolay o zaman kavuşmakta kolay olmamalı...

Bunun dışında Bahçe konusunda yine devreye Tahir Ağa'nın girmesi birkaç hafta önce paylaştığım bir düşünceyi doğruluyor...Tahir ağa senaristlerimizin bilinçli olarak kendi kalelerine attığı bir gol oluyor her seferinde...Yine olaylara el atması ile bahçenin akıbeti değişecek...Asıl sürpriz bu hikayeye Sabutay'ın da dahil olması...Zaten Oğuz o gece Sabutay'ı affettikten sonra illaki bir karşılığının olacağını düşünüyordum...İnsan hiç ummadığı bir yerde,tahmin etmediği bir zamanda kendi geleceği için belirleyici bir adım atıyor kimi zaman...Ama herşey bir yana şu düşünceyi çok severim...

* Ne olursa olsun,kim olursa olsun tüm köprüleri yıksan bile gün gelip bakacak bir yüzün olsun...

Ünite Sorularımız geliyor ve Ajansımızı yavaş yavaş noktalıyoruz...

:icon_shadİKİ AİLE 72.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI...:icon_shad

1- Tahir Ağa'nın baskınından sonra Yaman bahçe operasyonundan vaz geçecek mi...?...

2- Volkan ile Tahir ağa karşı karşıya gelecekler mi...?...

3- Sabutay'ın tüm bu gelişmelerden nasıl haberi olacak...?...

4- Arda ve Şule inşaat projelerinin Köşkün bahçesine kadar uzadığını öğrenecekler mi...?...

5- Eda ile Oğuz'un yakınlaşmaları "Aile"yi yeniden tek bir katta toplayacak mı...?...

6- Oğuz'un sahte hipoglisemi teşhisi yavaş yavaş deşifre olmaya başlayacak mı...?...İlk kim öğrenecek...?...

7- Eda,Volkan'ın gerçek niyetini anlayacak mı...?...

8- Sabutay'ın yeniden Aile'ye yaklaşmasının ardından Sabutay-Damla karşılaşması izleyecekmiyiz...?...

9- Eda ile Yaman'ın Efe'nin amerikaya gitmemesi için yaptığı işbirliğine Oğuz'un tepkisi ne olacak...?...

10- Oğuz'un herşeyi yoluna koymak için adımlar atması ve hatalarından ders çıkarması Eda'nın da kendini sorgulamasına neden olacak mı...?...

11- Çocuklar aynı katta vakit geçirmek için organizasyonlara girişecekler mi...?...

12- Bölüm sonu tahminleriniz var mı...?...

13- Sizlerinde soruları varsa beklerim...?...

* Eveet Ünite Sorularımızı da sıcak sıcak bıraktık...İstediğiniz sorudan başlayabilirsin...İki yanlış bir doğru götürmüyor...

Artık gitme vakti...Benden önce yazılan yorumlara değinmeyi düşünüyordum fakat gördüğünüz gibi gündemimiz o kadar yüklü ki zaman kalmadı...Bize ayrılan yayın saati bu kadar...Bir sonra ki programdan zaman çalmayalım...Ama şunu bilin ki tüm yorumları büyük zevkle okudum...Ellerinize sağlık...

Yeniden Görüşeceğiz...

Yepyeni Bir Ajans açacağız...

Ve Yine Gündem Bizler Olacağız...

O Vakit gelene kadar...Sevgi ile Kalın...

MeRvE_bbg
20-01-08, 23:19
İKİ AİLE 71.BÖLÜM ENLERİ...

EN Beğendiğiniz Sahne...?...

Kesinlikle yemek sahnesiydi.Çok hoşuma gitti.Oğuz'un üstüne kendini gerçekten deli sanacak kadar gittiler.


EN Beğenmediğiniz Sahne...?...

Arda&annesi beraber sahnelerini beğenmedim.Arda'nın iyi rol yaptığını düşünmüyorum.O yüzden hoşuma gitmiyor

EN Güldüğünüz Sahne...?...

Kaçak mutfak sahnesiydi.Herkes tek tek döküldü mutfağa doğru:icon_whis

EN Duygulandığınız Sahne...?...

Son sahneydi.Bahçeye birtakım kişilerin geldiği sahne.

Haftanın Mesajı...?...

Acemi olduğumdan bu soruyu boş bıraksam...

Haftanın Repliği...?...
Oğuz:Ben deli değilmişim
Ferit:Aaaaa

İKİ AİLE 72.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI...


Tahir Ağa'nın baskınından sonra Yaman bahçe operasyonundan vaz geçecek mi...?...

Yaman Tahir Ağa'yı karşısında gördüğü zaman herşeyden vazgeçer.Bahçe operasyonundan da vazgeçeceğini düşünüyorum.

Volkan ile Tahir ağa karşı karşıya gelecekler mi...?...

Tahir Ağa bu işin arkadasında kimin olduğunu merak ettiğinden dolayı Volkan ile karşı karşıya gelir.Kimin ne olduğunu öğrenmesi lazım Tahir Ağa'nın


Sabutay'ın tüm bu gelişmelerden nasıl haberi olacak...?...

Arda öğrenir Sabutay'a haber verir bence.Sabutay'ın köşkle tek bağlantısı Arda.


Arda ve Şule inşaat projelerinin Köşkün bahçesine kadar uzadığını öğrenecekler mi...?...

Bu sırrın bir süre daha gizli kalacağı kanısındayım.

Eda ile Oğuz'un yakınlaşmaları "Aile"yi yeniden tek bir katta toplayacak mı...?...

Uzun inatlaşmalardan sonra bu soruyada cevabım pozitif.Fakat Oğuz'un bir takım çalışmaları sonucu olur bu.

Oğuz'un sahte hipoglisemi teşhisi yavaş yavaş deşifre olmaya başlayacak mı...?...İlk kim öğrenecek...?...

Ben en başından bu olayı anladıklarını düşünüyorum.Ama bu konuda tam bir sonuca varmış değilim.Hala düşünce aşamasındayım.İlk öğrenecek kişide Oğuz'un zor günlerinde yanında olan Timur olur.Damla ilk evlendiğinde Timur'un yaptığı oyunları unutmamak gerek.


Eda,Volkan'ın gerçek niyetini anlayacak mı...?...

Eda'nın tek derdi işi olduğundan bir süre daha bu konuda gözleri kör kalır.Birkaç bölüm daha herşeyden habersiz bir Eda izleriz.


Sabutay'ın yeniden Aile'ye yaklaşmasının ardından Sabutay-Damla karşılaşması izleyecekmiyiz...?...

Sabutay Damla'nın kendisinden nefret ettiğini biliyor.Sabutay eğer bu konuyu kesin olarak çözerse Damla'nın karşısına çıkar bir karşılaşma görülür.


Eda ile Yaman'ın Efe'nin amerikaya gitmemesi için yaptığı işbirliğine Oğuz'un tepkisi ne olacak...?...

Amerika olayını hala bilmediğimden dolayı cevap veremiyorum:icon_sorr


Oğuz'un herşeyi yoluna koymak için adımlar atması ve hatalarından ders çıkarması Eda'nın da kendini sorgulamasına neden olacak mı...?...

Eda'nın kendisini sorgulayacağını sanmıyorum.Ama evliliği bitirmek istemediğine dair mesajlar içeren davranışları olur Oğuz'a karşı.


Çocuklar aynı katta vakit geçirmek için organizasyonlara girişecekler mi...?...

Çocuklardan herşey beklenir.Bu konuda da bazı söz ve davranışları olacağı kanısındayım.


Bölüm sonu tahminleriniz var mı...?...

Umarım bahçe sorununun çözümüyle biter.:happy0064

nar cicegi
21-01-08, 00:01
Güzel bir pazar gecesi Buğra'nın olağan ajansı gözüme çarptı.eee Buğra o kadar hazırlamış bize de cevaplamak düşer.

[B]İKİ AİLE 71.BÖLÜM ENLERİ

1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
Köşk Mahallesi Ahalisinin bir arada toplandığı yemek.

2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
Yaman'ın türlü entrikalar çevirdiği sahneler.

3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
Oğuz'un psikoloktaki sahnesi.

4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
Kısa da olsa mahkemenin önündeki Eda'nın konuşması.Huzur evine götürülen amcanın haberinin alınmasından sonra konuşulanların olduğu sahne.

6- Haftanın Repliği...?...
Evliliğini kurtarmak için psikoloja gitmek erkek adamı bozmaz. aklıma ilk bu geldi.

En'ler bittiğine göre paylaşmak istediğim bir kaç şey var.
İlk olarak yarın başlayan iki dizi.Pazartesinin reyting savaşı iyce kızışıyor.Star tv nin harakete geçmesi artık farz oldu.Gerekiyorsa dizinin süresini kısaltsınlar hem ekibimiz yorulmamış olur hemde reklama daha çok zaman kalır.Böyle devam ederse reyting konusu giderek beni endişelendirmeye başlıyor.Endişelerim bu sezon olmasada diğer sezona yansıyabilir.Atv de reyting yüzünden kaliteli bir dizisini harcıyor.Umarım bizde reyting kurbanı olmayız gelecek sezon.Reyting konusun da kırmızı alarmlar yanmaya başlıyor.Star'ın bunu acilen görmesi gerekir.Hiç birşey yapamassa 20:00 kuşağında tekrarını versin en azından.

İkinci konu ise Tahir Ağa.Ben Tahir Ağa konusunda tekrara düşüldüğünü düşünmüyorum.İnsanın aklına da gelmiyor değil ama düşünüldüğünde bu konunun temelleri önceden atılmıştı.Anlık bir senaryo değil yani.Dizinin başında Tahir Ağa Yaman'a bu mahallede sana inşaat yaptırmam demişti zaten.Bura da da dizideki tutarlılığı görebiliriz.Aksi taktirde bazı şeyler havada kalırdı.Bu ayrıntının kullanılması güzel oldu bence.

Bu akşamlıkta bu kadar olsun yarın ünite sorularıyla görüşmek üzere.

rap_alltime
21-01-08, 11:44
Merhaba İki Aile Ailesiiii...

Sonunda gelebildim..Çook geç oldu,okullar tatile girince oldu,70li bölümleri geride bıraktığımız şu günlerde oldu ama oldu..Nihayet sizlerleyim..Nasıl özledim bilemezsiniz..Aşırı derecede coşasım var..xD

Nerden konuya girsem nasıl baslasam hiç bir fikrim yokk..Öncelikle Büyük bir boşanma krizinin ardından 70.Bölümün sonunda yaşadığım mutluluğu anlatamam..O gün sizlerle paylasamasamda bnm heralde ikinci doğum günümdür..Pardon üçüncü..İkinci doğum günüm 51.Bölüm..xD O kadar korkuttularki bizi boşanacaklar diye..Kime sorsam "Edayla Oğuz boşanırlarsa izlemem..Hiç bir zevki kalmaz" diyor..Zaten reytingler ortada..Birde böyle bir düşüncenin yayıldığını düşünürsek bu boşanmama işi çoook iyi oldu..Hem bizi hemde dizimizin geleceğini biraz olsun rahatlattı..

Gelelim bu haftaki bölüme..Öncelikle mahkemeden sonra çocukların yaptığı marş harikaydıı..Çook güzel hazırlamıslar..Tabi hocaları Ferit es geçmeyelimm..:D Çıkk çıkk çıkkk çıkk Eda-Oğuz xD Yalnız Edada alttan alttan nasıl seviniyo..Hiçte çaktırmıyo..xD

Aksamki yemek çok güzeldi..Özellikle o laf sokuşlar..xD Ay canım Oğuzun üstüne çok gittiler ama..Evlilik danışmanı,psikiyatrist..Bunla kalsa yine iyi..Filinta gibi delikanlı adamı yaşlı yaptılar..:D Ama o "ooooo"lar yok mu..Tam gaza getirdi bizimkileri..Amanda alttada mı kalırmış diyorum kendi kendime..:D


Arda-Şule ikilisine gelirsek Şulenin hediyesi çok hoştu..Sabutayı görmemesini istemesi Ardayı çok sinirlendirdi ama Şule gönlünü almayı başardı..Ardada gayet şık olmuş..Gelecek bölümlerde Ardanın çok daha iyi olup Yaman ve Refiğin hakkından gelceğini düşünüyorum..Ve umarım öyle olur..

Edanın işleri de baya düzeldi..Teklif yağıyo imparatorluğa..:D Yalnız o Elif yok mu..Ahh o ne yamandır oooo..:D Baya baya bizimkileri oyuna getirdi..Ve Ferite taktı kafayı..Kızın bakısları da bi garip zaten..Şeytan diyo al Yamanı,Volkanı,Refiği,Elifi (kafiyeli oldu..:D) tık bir odaya orda kardeş kardeş birbirlerini yesinler..xD Ama nerdee..

Gelelim Oğuzun psikiyatrist mecarasına..Allahım o hasta neydi öyle..Yerlere yattım resmen..İp ip ip alması lazım..xD Okudukları dergileri farkettiniz mi bilmiyorum..Hastanın okuduğu dergi Popüler Psikiyatri..Oğuzun okuduğu dergi Carnaval..:img-hyste

Doktoru zaten hiç saymıyorum..Ayrı bir hasta..xD O gülüşü yok mu..Nefes darlığından gidiyo gibi..:D Muhteşemdi resmen..Oğuzda hiç çekinmeden oturuyo doktorun koltuğuna..oooh hemen girdi moda..xD

Aksamki ne sofraydı ama..Canımm ya bi oyun yapıyım da yırtıyım bu sinirlenme işinden dedi..Sonuç içler acısı..xD Edanın Oğuzun elinden tabağı alışına bayıldım..Sanki kıtlık var ve yemek olarak sadece o tabaktakiler kaldı..:D Oğuzun böyle acıklı acıklı bakıp kabak yemesine dayanamadım ya..Nerde o delici bakışlar..Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler..:D Kızını Tıp a gönderirsen böyle kalırsın kabakla..xD E Hipo Bey haketti ama..xD

Ama gece nasıl yakalandılar..Oğuz kendi kendine planlar kuruyo..Timur Edaya yakalanmamak için dua ediyo (Aşırı tatlıydı o sahnedee) Mutfakta karşılaşınca beraber yerkenn Ferit geliyo..Off öldüm o sahnede..Ferit korkudan üstünü çıkardı..:img-hyste Beraber yerlerkenn Mervee olaya el atar veee Eda mutfağa gelmiştir bile..xD Oğuzda varya o kadar yakalandı yemek yerken hala çocuğun elinden çikolatasını alıp gidiyo..xD Ayy ayy..


Bu kadar güzel sahneden sonra Yaman ve Volkanın yaptıkları pislik iş yüzünden Köşkün bahçesi tehlikeye girdi..Oğuz bu sefer işin içinden nasıl çıkar bilmiyorum..Ama gerçekten işi zor..Bakalım bu aksam neler izlicez..



Gelelim EN'lere..

İKİ AİLE 71.BÖLÜM ENLERİ...

1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...: Oğuzla Doktorun konusmaları..Harika bir sahneydii..

2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...: Volkanın Oğuzun ofisini ziyaret ettiği sahne ve Yamanla Refiğin sahneleri..: (

3- EN Güldüğünüz Sahne...?...: Yine Oğuzla Doktorun sahnesi,Hastayla Oğuzun sahnesi vee yemek sahnesii..xD

4- EN Duygulandığınız Sahne...?...: Oğuzun aç kaldığı sahne..:D

5- Haftanın Mesajı...?...: Mahkemenin ardından çocukların sevinciyle yaptığı replikler.."En Büyük Aile Bizim Aile"

6- Haftanın Repliği...?...: Hipo Bey..xD



İKİ AİLE 71.BÖLÜM ŞIK VE RÜKÜŞLER...

1- EN Şık Bayan...?...: Klasikleşmiş Olan Edamız tbiki..: )

2- EN Şık Bay...?...: Yine klasikleşen Oğuzumuz..Birde Ergin..

3- EN Rüküş Bayan...?...: Çok takip edemesemde Füsun..Özellikle mahkemeden sonra giydiği kürk bence pek olmamıs üstüne..Ne bilim yakısmamıs gibi geldi..xD

4- EN Rüküş Bay...?...: Galiba kötülerin kaderidir bu..Bilmiyorum ama hiçç dikkat etmesemde Volkan-Yaman-Refik..


Eveet bugünlükte benden bu kadar..İnşallah okul basladıktan sonra da sık sık yorum yaparak bu başlığı canlı tutmak dileğiyle..Görüşmek üzere...

duman gozlum
21-01-08, 13:24
İKİ AİLE 71.BÖLÜM

ENLERİ...
1- EN Beğendiğiniz Sahne-Yemek sahnesi.
2- EN Beğenmediğiniz Sahne-Yamanın ve volkanın olduğu tüm sahneler.
3- EN Güldüğünüz Sahne:Oğuzla psikolog sahnesi ve oğuzun mutfakta gizlice bişeyler atıştırması ve sucunu feritle timura atması :)
4- EN Duygulandığınız Sahne:Yemekten sonra mahalla müdavimleri hakkında konuşmaları.
5- Haftanın Mesajı:Başta iki ayrı ailede olsalar sonunda birleşip mutlu bir aile olmaları ve bu aile bağlarının ne kadar güçlü oldugu
6- Haftanın Repliği:Hipo Bey

ŞIK VE RÜKÜŞLER...
1-EN Şık Bayan: Eda hanımımız :)
2-EN Şık Bay:Oğuz beyimiz yani hipo beyimiz :)
3-EN Rüküş Bayan:Şule-Elif
4-EN Rüküş Bay:Volkan-Yaman

yeni bolumumuze cok az kaldı.inşallah guzel bir bolumle burda yorumlerımızı yapıcaz :)

BERNA
21-01-08, 13:27
Merhabalar

Bu hafta işler nedeniyle biraz başlıktan uzak kaldım ama en azından geçen bölümün yorumunu yazayım dedim ;)

Öncelikle kötü kız Elif'ten başlamak istiyorum. Damla ve Ferit ilişkisinde bir hareketlenme gerekiyordu. Sonuçta kabul etmemiz gerekir ki karşısındakinin evli olup olmadığına bakmayan, paralı gençlerin peşinde koşan bu tip insanlar mevcut. Asıl önemli nokta bunun nasıl işleneceği olmalı diye düşünüyorum. Ferit'in kızdan ilk bakışta hazetmemesi tuzağa düşecek kişinin Ferit olmadığını hissettirdi. Sanırım Elif Damla üzerinde çalışacak Ferit'ten yüz bulamayınca. Birtakım yanlış izler koyarak Damla'yı Ferit'ten şüphelendirmeye çalışacak. Bu öyküye çok uzatılmadığı sürece tarafsız yaklaşıyorum, gidişata göre karar vereceğim (bu arada bana ne oluyorsa ;)). Yalnız geçen bölümde Elif'in dükkana girişinden itibaren onun niyetinin başka olduğunu anlamıştık. Keşke arkadaşıyla yaptığı telefon konuşmasına kadar onun niyeti hakkında ipucu verilmeseydi dedim izlerken, daha bir güzel olurdu sürprizli bir öykü.

Köşk, bahçesi, Yaman, Volkan, Refik, Sabutay ve diğer billimum kişilerin bulunduğu mahallenin istimlak hikayesini açıkcası fazla karmaşık buluyorum. Daha önce de yazdım tesadüfler bir yere kadar inandırıcı oluyor. Ayrıca Volkan'ın yöntemlerine Tahir Ağa'nın da aynı yöntemlerle karşılık vermesi, özetten tahmin ettiğim kadarıyla Sabutay'ın da bu işte onlara kendi yöntemleriyle ve tanıdıkları ile yardımcı olacak olmasını pek sevmedim. Niyet iyi de olsa, adaletin başka yöntemlerle arandığı dizilerden olmasını istemiyordum bunun. Ayrıca köşkün değil de bahçesinin tehilkede olması konuyu tekrar olmaktan kurtarmıyor benim gözümde. Ben herşey güllük güllistanlık olsun yazacak belki de son kişiyim (Hakan Vanlı'yı izlemeyi seviyorum çok) ama sorunlar bana fazla olağandışı gelmeye başladı. Ayrıca Sabutay'ın aklanma çabasını biraz fazla buluyorum.

Yaman-Arda-Refik üçlüsünün birbirlerine olan hamlelerini izlemeyi seviyorum. Arda'nın sonunda başarıya ulaşacağını çok kuvvetli bir ihtimal olarak görüyorum ancak hedefe doğru hiç tökezlemeden ilerlemesi gibi bir durumun yazılmamasını çok sevdim. Bu hem Arda'nın karakter olarak en büyük zaafı olan tahammülsüzlüğünü ortadan kaldırıyor, hem de hepimize hedefe doğru giden yolda düşünemediğimiz engellerin çıkacağını gösterdi. Yılların çakal yardımcısı Refik'in bu numaraları yememesi de mantık dışına kaçılmasını engellemiş, iyi de olmuş. Yaman ve Refik'in bir konuşmasında dikatimi çeken bir detay vardı. Yaman rolleri değiştiklerini söyledi. Daha çok içen, sabahları ayılamayan karakter Refik oldu, ofise erken gelen, işlerin biran önce halledilmesi için çabalayan da Yaman oldu. ilk sezondan bu yana evliliğin de etkisiyle Yaman'da ufak da olsa bir kıpırdanma olduğunu ima ettiler ama hala topluma kazandırma projem tozlu raflarda duruyor ;) Yaman'ın büyük bir felaket yaşamadıkça değişeceği yok, onu anladım artık. Yaman'ın biraz olsun çabaladığı sezonun ilk bölümlerinde Hakan Vanlı o kadar başarılıydı ki bir süre umudum devam etti, siz de biliyorsunuz :)

Neyse, topluma kazandırılacağına kesin gözle baktığım Arda ve Şule ikilisine gelirsek, ideal anne-oğul ilişkisinden uzakta gözükseler de en azından birbirleriyle iletişim kurmaya ve de güzel zamanların tadını biraz çıkarmaya başladılar. Fotoğraf makinesi esprisi çok samimi bir espriydi ve de bu espriyi Şule iki ay önce yapamazdı. Hala özelikle Şule daha temkinli bunu kaybetmekten daha çok korkan taraf.Hatta Şule'nin Yaman'a bu kadar bağlı olmasının en büyük nedeni, ona oğlunu bulmuş olması olduğunu defalarca ifade etti. Ancak Arda da annesiyle olan ilişkisini kaybetmek istemiyor. Söylemiş olduğu kırıcı sözlerden sonra özür dilemesini bildi. Ayrıca kendi özeleştirisini de tarafsızca yapmayı başarabildi. Sonuç olarak arda ve Şule sahneleri, Oğuz'un çok komik olan diyet maceralarından sonra favori öyküm oldu. Son derece gerçekçi, idealize edilmemiş bir anne oğul ilişkisi izliyoruz.

Geçen gün başka bir başlıkta bir yazı okudum. Kuledibi senaristleri yazım ilkelerini açıklamışlar. 'Kahramanlar hedeften başka birşey fazla düşünmez, hedefe doğru ilerler; kendini sorgulamaz.' Son derece doğru bir tespit genel dizi ilkeleri (bizim deyimimizle klişeler) açısından; ben de bazen bu tip kahramanlık öykülerini severim filmlerde (uzun soluklu dizilerde pek sevmem). Ancak bizim kahramanlarımız (hatta anti-kahramanlarımız bile) kendilerini sorguluyorlar, yaptıklarından geri adımlar atıyorlar hiç gocunmadan. Galiba beni diziye diğerlerinden çok farklı bir anlamda bağlayan şey de bu oluyor. Farklı olmak cesaret ister. Bazen eleştirsek de senaristlerimizin cesur olmasını sevdiğimiz, daha cesur olmalarını istediğimiz için genelde forum olarak eleştirilerimizi yöneltiyoruz diye düşünüyorum yazılanları okudukça. Siz ne dersiniz :img-wink:

deren1970
21-01-08, 15:52
Herkese Merhabalar

Yine dizimiz günündeyiz, ne mutlu bize:P Haftasonu fragmanı seyredebildim ama netten, televizyonda bir kere bile rast gelemedim ama olsun, netten de olsa seyredildim ya:img-wink:

Herşeyi geçelim ahh Oğuz diyorum başka da birşey demiyorum:img-in_lo ay adamcağız öyle azıcık ilgiye bile o kadar hasret kalmış ki, boşu boşuna demiyoruz romantik prens Oğuz diye:img-in_lo canım benim nelerde diyor telefonda öyle, o lafları inatçı Eda değil, hangi kadın duysa erir biter yahu:P

Bu arada anladığım kadarıyla Füsun da çok hamarat yahu. Avukatlık dışında baksanıza gitmiş cafe ye börek sarmaya çalışıyordu:img-hyste

Füsun dedim de tam bulmuşlar ergin'le birbirlerini:img-yes: Oğuz Ergin'le birşey paylaşır bak kimse duymasın der, saniyesinde Füsun'la paylaşır, Eda Füsun'a birşey söyler oda anında Ergin'e duyurur:P Bakalım bu olayda Yaman'ın parmağı olduğunu Füsun Eda'ya söyler mi:img-yes:

Bayağı sorlar, cevaplar bizi bekliyor. Bunun içinde çok beklememize gerek kalmayacak. Şunun şurasında sayılı saatlerimiz kaldı. Eğer bir daha buraya uğrayamazsam şimdiden hepinize iyi seyirler

Sevgiler

nar cicegi
21-01-08, 18:03
İKİ AİLE 72.ÜNİTE BÖLÜM SORULARI

1- Tahir Ağa'nın baskınından sonra Yaman bahçe operasyonundan vaz geçecek mi...?...
Yaman tek başına olsaydı vaz geçerdi ama arkasında Volkan var.Vaz geçmez.Ama Tahir Ağa'nın bir şekilde Volkan'ın babasıyla falan bağlantısı olursa öyle vaz geçer ancak.

2- Volkan ile Tahir ağa karşı karşıya gelecekler mi...?...
Bu bölüm değil belki haftaya sadece adını duyar.

3- Sabutay'ın tüm bu gelişmelerden nasıl haberi olacak...?...
Tabiki de Arda.Ceren Arda'ya söyler Arda da Sabutay'a.

4- Arda ve Şule inşaat projelerinin Köşkün bahçesine kadar uzadığını öğrenecekler mi...?...
Bölüm sonrarına doğru öğrenebilirler.Bu işin içinde Yaman'ın olduğunu da Sabutay söyleyebilir Arda'ya.

5- Eda ile Oğuz'un yakınlaşmaları "Aile"yi yeniden tek bir katta toplayacak mı...?...
Aynı katta toplanmaları gene yemek falan yerken olabilir.Eda daha üst kata taşınmaz.

6- Oğuz'un sahte hipoglisemi teşhisi yavaş yavaş deşifre olmaya başlayacak mı...?...İlk kim öğrenecek...?...
Ne demişler yalancının mumu yatsıya kadar.Oğuz'un da yalanı deşifre olacaktır.Bana Eda öğrenir gibi geliyor.Öğrenir ama bilmemezlikten gelir Oğuz'u yalanı söylediğine pişman eder.

7- Eda,Volkan'ın gerçek niyetini anlayacak mı...?...
Ya bölüm sonuna doğru ya da diğer bölümde öğrenir.

8- Sabutay'ın yeniden Aile'ye yaklaşmasının ardından Sabutay-Damla karşılaşması izleyecekmiyiz...?...
Sabutay bahçeyi alırsa böyle bir sahne görmemiz muhtemel.Sabutay köşkün bahçesini hediye eder gibi geliyor.Yaptıklarının özrü olarak.

9- Eda ile Yaman'ın Efe'nin amerikaya gitmemesi için yaptığı işbirliğine Oğuz'un tepkisi ne olacak...?...
Kıskanır ama pek birşey yapamaz sonuçta yapacağı olumsuz bir davranış,söyleyeceği olumsuz bir söz Eda'nın boşanma kararını kamçılıyacağını bilir.Eda yumuşamaya başlamışken olumsuz birşey yapmaz.(inşallah)

10- Oğuz'un herşeyi yoluna koymak için adımlar atması ve hatalarından ders çıkarması Eda'nın da kendini sorgulamasına neden olacak mı...?...
Olacak,zaten olması da gerekir hatta geç bile kaldı bence Eda.

11- Çocuklar aynı katta vakit geçirmek için organizasyonlara girişecekler mi...?...
Öyle büyük bir organizasyona gerek yok aslında Oğuz ile Eda aynı katta yemek falan yiyiyorlar yani.Eda da zaten yumuşadı pek sorun olmaz.

_HaLe_
21-01-08, 18:06
slm arakadslr..

Kİ AİLE 71.BÖLÜM ENLERİ...

1- EN Beğendiğiniz Sahne...?...
köşktekilern hep birlkte yemek yediği sahne;)

2- EN Beğenmediğiniz Sahne...?...
yamanın olduğu sahneler:img-cool2ama genel olarak beğenmediğim sahne yoktu:img-yes:

3- EN Güldüğünüz Sahne...?...
oğuzn doktorla konustuğu sahne...

4- EN Duygulandığınız Sahne...?...
son sahnede bnde duygulandm:img-yes:

5- Haftanın Mesajı...?...
bu ail ayrılamaz:)

6- Haftanın Repliği...?...
bncede hipo bey :):)
____________
ewt arkadaslar dizimize çok az zmn kaldı bir an önce geçse zmnda izlesek çok merak ediormm:icon_whis:icon_whis:img-wink:
ii akşmlr byebye

Müge
21-01-08, 19:30
Ben Elif'in gitmesini istiyorum...Gidene kadar da sessiz ve yorumsuz kalacağım....Evet ....Ferit ve Damla'nın arasını açacak....Ve ben sinir krizleri geçireceğim..Ben bu karaktere karşıyım arkadaş….Ben böyleyim….Kötü karakterlerden nefret ediyorum…..Ve dizide dikkatimi çeken tek şey…Kötü karakterlerin çoğalması…..Ne kadar kötü karakter o kadar olay….Elif gidene kadar yokum….Herkese iyi seyirler…


Zaman Sayacı: 2 saat on dakika…

deren1970
21-01-08, 19:48
Vallahi Müge Hanım

Hiç kusura bakmayın. Ben Elif gidene kadar yokum ne demek yahu. Zaten çoğu kişi yazmayı bıraktı. Hem senin bir sözün var, buraya tam 1250 mesaj yazıcaktın ne oldu? sen unutmuş olabilirsin ama ben asla unutmam. Hiçbirşeyi unutmadığımı buradaki bazı kişiler çok iyi bilir. Hem sen öyle yaparsan hem biz hemde seni avutmak için fragmanı un haline getiren Aysun çok üzülür.

Ben Umut bebeğin kaybedilmesini hala kabullenemezken ki bu konuda senaristlere kızgınlığım geçmedi ama bir kötü karakter yüzünden bizim dizimiz, ailemizden vazgeçmeyi asla sana yakıştıramam

Şimdi sakinleş ve aldığın kararı bir daha gözden geçir, bu sayfaları bırakıp itmek, bizleri bırakmak öyle kolay değil Müge hanım

Sevgiler

duman gozlum
21-01-08, 19:54
mügecim ne oluyo ya ne demek ben elif gidene kadar yorumsuzum.Ben geldim foruma sen gidiyorsun olur mu ole şey hiçbiryere gitmek yok cnm dizimizi ne olursa olsun bırakmamız yanılış olur

Müge
21-01-08, 20:09
Sevgili Fatoş abla;

Fatoş ablacım…Evet gerçekten zor karar aldım…Ama nasıl anlatabilirim ki….Ben böyle şeylere gıcık oluyorum….Kötü karakterlere yani…Dizide konuların devam etmesi için…İlla kötülük mü olması lazım….İzlediğim bütün dizilerde var….Ve bana gına geldi artık….Evet maalesef günümüzde kötü insan kötülük düşünen insan mevcut ama bu kötü insanların dizilerde ön planda olması beni biraz geriyor…Çok affedersin ablacım…:icon_redf…Şimdi Elif neden geldi….Amacı ne ??….Senarist neden Elif karakterini yarattı……Ferit ve Damla’nın arası açılsın….Bizler kızalım sinirlenelim….(Örnk:Ben…) Dizi bu şekilde devam etsin…Ya şimdi senaristler de haklı….Diyorlardı ki…Ya biz yazıyoruz ,yazıyoruz ama şu Müge’ye yaranamıyoruz kardeş ne iş….? Baksanıza gelip neler yazıyor….?:img-hyste Hım evet yazıyorum….Ben nasıl bir şeyim ya…? İtiraf ediyorum ben….Eda&Oğuz,Ferit&Damla’nın evliliklerine gölge düşmesin….Araları açılmasın…Mutlu yaşasınlar istiyorum….Ama işte birileri giriyor her şeyi bozuyor….Gerçek hayatta böyle evet….Oy daraldım….:) Ben sevmedim Elif’i…Kesin köyden kaçtı geldi….Eminim birkaç bölüm sonra ağabeyleri gelecek…Buraya yazıyorum….:img-hyste


Ben sakinim Fatoş ablacım ama Elif diyince kan beynime sıçrıyor işte…:img-blackNeyse…Yine de yazarım Elif’in etkisi üzerimden geçince….Ya ben bir Elif için iki yıllık ailemi terk eder miyim ….?Ama kızarım söylenirim büyük tepki gösteririm…O kadar…:):happy0064


Oh be valla rahatladım…..:happy0064

Not:1250 mesajı hiç hatırlatma ….Şişştt forumdakiler unuttu…:)


Zaman Sayacı: 1 saat 45 dakika….


Not 2:Aman Elif'e dikkat....Ateşle yaklaşmayınız...
bye

Not 3:Duygu'cum iyiyim ben şimdi...Ama Elif demeyin sakın ne olur....:)

_HaLe_
21-01-08, 20:27
Mügecm dediklerinde haklısın bncede böyle bir karaktere gerek yoktu ve kötü karakterlere karşı gıcık olmanda doğal herşeyi mahvedecektir ... zaten bnde o kıza gıcık oldum...
ama tabiki sessiz kalma sakınn:) dediiğin gbi bi onun yüzünden terketmezsn ailemizi:img-wink::img-wink::good:
artık bu elifi bnde duymak istemiyorum wllaa(anti eliff):img-pilot
__
yha zmn geçsede bir an öncee izlesek dizimizi.Bakalım bu bölümde neler bekliyor bizi:):icon_whisbye

canangulben
21-01-08, 23:56
+edanını oguzu öpmesi ve oguzcum die konuşması muhteşemdi :happy0064
+sabutay yine haletti her şeyi helal olsun, seviom onu beah :img-pilot
+ben elif i gebertmeden biri alsın elimden :dito
+volkanın bu bölümde hiç görünmemesi bölümün zevkini iyice çıkartırdıı :img-meeti
+son sahneye bayıldmmm, 3 ünü birden almışlar heheh süperdii :img-ok: :)

FATMANUR_26
22-01-08, 00:09
+edanını oguzu öpmesi ve oguzcum die konuşması muhteşemdi :happy0064
+sabutay yine haletti her şeyi helal olsun, seviom onu beah :img-pilot
+ben elif i gebertmeden biri alsın elimden :dito
+volkanın bu bölümde hiç görünmemesi bölümün zevkini iyice çıkartırdıı :img-meeti
+son sahneye bayıldmmm, 3 ünü birden almışlar heheh süperdii :img-ok: :)

-aynen canım benimde son sahne çook hoşuma gitti ya hepsi cezasını çekio

-ve bu bölüm müthişdi hele şu şalvar davası ise ayrı bi güzeldi yaw....

-ayrıca damlanın haline üzüldüm yaa aslında şu feritin yerine sabutay olsaydı ne güzel olurdu

-veee bu yamana yine yeniden sinir oldum yaaa

-ve elif gerçekten çoook kötüüüüüüü

nese walal yarın devam edecem ben herkese ii geceler

ve unutmadan İKİ AİLELİ RÜYALAR....

GizemliSahne
22-01-08, 00:18
Herkese Selamlaaar..

Eveeet, forumla beraberliğim şu dakikadan itibaren başlamış bulunmaktadır :D Bu hafta bol bol buradayım inşallah... Konular bitince n'apayım artık içimde kalan 70. ve 71. bölüm yorumlarına falan girerim, nostalji kraliçemiz de izin verirse tabi :D

Neyse lafı uzatmadan ilk izlenimlere geçiyorum efendim.. Öncelikle ben bu 72. bölümü %25lik oranlarla 4'e bölsem ve ilk bölümü atlayıp geri kalan 3 kısmı alsam olur mu acaba?? :D Tamam daha fazla zırvalamadan, diyorum ki nostalji kraliçemiz Berna'nın da dediği gibi şu köşk işi iyice karışmaya başladı.. Daha doğrusu başlamıştı ben de yorum yapamadığım için söyleyememiştim.. Neyse ki telepatik ikizim var, gözüm arkada değil :D Aslında bu bölümde biraz çözülmeye mi başladı, yoksa iyice sarpa sarmaya mı başladı karar veremiyorum şuan.. Aman Allah'ım neler oluyor bana yaa :D Şaka bir yana bu olayın gidişatı hakkında kararlı yorumumu bir sonraki bölüme bırakmak istiyorum.. Tabi ki değineceğim bu hafta ama önce bölümü bir kere daha izlemem lazım.. Kafamdan silindi valla, hele son kısımları falan görünce :D

Efendim öncelikle dayanamayıp söyleyeceğim, işte budur diyorum.. Ya bu kadar basit işte.. İlişkililer üzerine oynamak diye ben buna derim.. Elimizde nimet gibi 3 çift var.. Eş zamanlı götürülen son sahnelerden acayip keyif aldım.. Geliştirilmesi gereken yön bu işte.. Malzeme çıkmaması imkansız bir şey aşk.. Hele bizim gibi hınzır kalemleri olan senaristlerin elinden çıkmaması tamamen imkansız.. (nasıl oluyorsa tamamen imkansız :D) Kısacası bu bölüm bariz olarak öne çıkarılan bu değişiklik benim çok hoşuma gitti.. Eminim sizin de öyledir zaten.. Ergin ve Füsun'un ilişkisinin derinine inilmesi, yüzeysel kalan Ferit ve Damla evliliğine girilmesi değişik bir hava kattı.. Valla uzun zamandır ilk defa "bitmesin" bu sahneler dedim.. Ve bu konu hakkında da umutlandım açıkcası.. Yani o yöne doğru adım atılacağı için.. (Umarım atılır.. ) Ergin'in evini ilk defa görmemiz, Ferit ve Damla'nın yatak odasına ilk defa böyle konuk olmamız, Oğuz ve Eda'nın özlemlerinin sözlü olarak da dile getirilmeye başlanması iyiye işaret gibi geldi.. Beklemiyordum bu kadarını.. Fragmandan öte olması çok hoştu..

Kısacası %75'i düşünürsem eğer, ciddi anlamda bir atak vardı diyorum ve bu atak da yapılabilecek en doğru tarafa yapılmış.. Çiftlerimiz zaten çok uyumlu.. Füsun ve Ergin'in ilişkisine inanmaya başladım.. Evet inanmak.. :D Yani şöyle diyim ciddi anlamda ilişki yaşadıklarını hissedebildim ve çok hoşuma gitti.. Eda-Oğuz, Füsun-Ergin ve Damla-Ferit 3'lüsünü çok daha sık beraber görme isteği doğdu son sahneler sayesinde.. Ve eskilerden bir tat kaldı gözlerimde.. :D Bunlara daha derin olarak değineceğim.. Günler, geceler uzun.. Gecenin ilerleyen saatlerinde gelicem tekrar.. :img-wink:

İyi yorumlar, görüşmek üzeree... Söyleyeceğim çok önemli şeyler var :P :D

rap_alltime
22-01-08, 00:18
İşte Sonunda Beklenen Eğlence Küpü Bölümümüz..!!!

Ayyyy bu nasıl bir bölümdüüü...Böyle kopsam mı başlarında üzülsem mi bilemedimm..

Valla bütün sahneler çoook güzeldii..Ama sonu bir başkaydı.. Edaaaa,Damlaaa.. :img-hyste Yalnz Ergin hiçç seslenmedi kafam karıştı..:D


Ay hepsi kapı dışarı edildi direk ya..Oğuza zaten geçen bölümden kıyamıyorum..Bir insann o kadar yemeği hangi mideye sığdırır Allah aşkına..:D Bir yerden sonra insan vücudu doyar..Midedeki asitin ülsere dönüşmesiyle..:img-hyste ay saçmaladm ama Oğuz ciddi abarttı..Hem kro,hem yaşlı,hem sinirli,hem deli,hem hipo,hem obur..:D Ne ararsan var..

Ferite yine bayıldım tabikii..Kabotaj Bayramı diyo ya..:img-hyste Onun Damladaki yeri çok ayrı tbi..Düşünsenize Nevruz Bayramı geldiğinde Damla odayı süslemiş,en güzel geceliğini giymiş,mumları yakmış odada Feriti bekliyo..:img-hyste Ayy bayılırdım gülmekten heralde..xD

Ergin-Füsun ikilisi ayrı bir komediydi bu aksam..Ayy canım ya nasıl alındı Ergin mahkemede avukatlık yapamıcak diye..Benim hiç mahkemem olmadı abii..:D Yalnız Füsunun söylediği gerçkten ağırdı..Gönlünü gayet güzel almayı başarıcaktı ama fazla naz Füsunu usandırdı Şekil A'daki gbi..xD Yalnz Füsun şarabı içti Ergin hala burnundan damlayanları içmeye çalışıyo..:img-hyste

Ardayı bu bölüm yine çokk beğendim..Çok kararlı görünüyor...Helal olsun çocuğa istediği herşeyi yapıyor..Ama umarım Bodrumda tekrar eski Arda olmaz..

Eda-Yaman buluşmasına gelirsek Yaman telefondan sonra zevzeklik yapsada buluşmada gayet sakin ve olgundu..Sevdim bu davranısını..Okula gelmesi Oğuzu ne kadar sinirlendirsede Merve'nin dediği gbi öpücüğü kaptı Oğuz..Kesin öbür bölüm telefon açıp Yamana teşekkür eder..:D

Bahçenin durumu iyiye gidiyor gibi..%51 hiç fena bir rakam değil..Tahir Ağanın da sayesinde inşallah bahçemizide kurtarıcaz..(Sabutayıda sevdim bu bölüm..xD)

E her zaman en güzel en sona saklanır değil mi?? Eda-Oğuz askında görmezlikten gelinmeyecek kadar büyük gelişmeler var..Eda baya baya yumuşadı..Mezeler,akşam yemekleri,Füsuna itiraflar..Olucak inşallah bu iş..Hele o çatı katı sahnesi yok mu..Off..Orda bitirdiler beni..xD Bir gün Ferit basar,bir gün Ceren aşağıdan seslenir,bir gün Rıza telefonla arar..Bu seferki piyangomuzda Sergene vurdu..xD Aklımın ucundan geçmezdi bir oyuncağın aylardır beklenen barısma sahnesine engel olacağı..xD Yalnz Oğuz aşağı kattayken hiç çaktırmadan baya öpücüklere boğdu Edayı..Çakaaall..:D


Neyse efendm..Bu bölümde böyle bitti..Yine muhteşemdii..Böyle güzel bir bölümün ardından inşallah reytinglerde biraz olsun yükselmiş olarak gelir de moralimiz daha da düzelir..Herkese iyi yorumlar..İyi Geceler..bye

bugra9
22-01-08, 00:23
Herkese Hayırlı Akşamlar...:img-wink:

* Patlatıyoruz akşam'dan geceye bir ajans !!!

:icon_shad:kahve:icon_shadAKŞAM AJANSI...:icon_shad:kahve:icon_shad

İşte budur !!! Özlenen ve hasretle beklenen bir İki Aile bölümünün hemen kıyısından selamlar ve sevgiler...

İlk olarak senaristlerimize ve teknik ekibimize bir teşekkür etmek isterim...Bizim yorum ve düşüncelerimize duydukları saygı ve gösterdikleri hassasiyetten ötürü...:img-wink:

Bölüm de hakim olan bu olumlu havayı çok beğendim...Tamamen insan ilişkileri ile örülmüş ve herkesin önce kendini sonra karşısında ki sorguladığı ve bir takım beklentilerin hüsrana uğraması ile komediyi yakalamış sıcacık bir İki Aile bölümüydü...Bölümde benim için öne çıkan duygulardan bir demet sunmam gerekirse öncelikle "Sen Benim Kızımsın" altında derin anlamlar yatan bir sahiplenmenin söze dökülmesi...Eda'nın koca yüreğinde Ceren'e ayırdığı ve Timur ile Efe'den farklı olmayan sıcacık bir kucak...Bunu annesini kaybetmiş bir genç kızın cephesinden düşünecek olursak ne büyük bir güven...Ne kıymetli bir kucak...Eda'nın kızlarla,aile büyüklerinin çocuklarla olan ilişkilerinde hassasiyet beklerken kast ettiğim işte buydu...Bugün Eda, iki kardeşin sırrı kendilerin de kalır diyebiliyorsa düne baktığımız zaman birşeyler örülmüş,birşeyler gelişmiş...O geçen zaman Ceren ile Efe'yi kardeş ettiği gibi Eda ile kızları da tek yürek etmeyi başarmış...Meğerse Eda "Kızım" derken sözde değil özde hissediyormuş...Bunun üzerine gidilmesi senaristlerimizden en büyük isteğim...Bu düzeyde,bu incelikte "Aile olma adına çıkılan bu yolda" birşeylerin üstün körü gidilmemesi,geçen zaman emek ekerken yarın sevgi biçsin...Hayatta var olmayan bir annenin çocuklarına emanetçi olan Eda'nın hikayesi bambaşka bir öykü...Eda'nın Oğuz ile olan büyük aşkı bir başka hikaye,Eda'nın kızlarla olan "Yüreğe dokunanan" hikayesi bambaşka bir hikaye...Tıpkı Efe bugün Oğuz abisine "Sen herzaman başkasın" diyorsa ve bu bizim hoşumuza gidiyorsa yarın Ceren'in de Merve'nin de Eda'ya söyleyecekleri iki çift laf olsun...Birbirlerine emek vermeleri görmek köşk çatısı altında,sıcacık bir yuvada çok kıymetli olacak biz izleyiciler için...

Bir Köşk çatısı altında 8 koca yürek...Akşamlar oluyor,sabahlar oluyor...Sofralar kurulup sofralar toplanıyor...Bu bölüm bu akışa tabiri yerinde ise kaptırdım,bıraktım kendimi...Çok sıcak çok samimi geldi...Çok özlediğimi farkettim...Ve öyle doğal sahneler yazılmış ki misal Eda ile Oğuz masa başında çocuklarının veli toplantısını konuşurken Ferit eşofman altını bulamıyor sesleniyor,Timur ile Merve oyuncak kavgası yapıyor ve Köşkün ahşap zeminini hoplatıyor...Eda tam bir anne gibi o meşhur çatlak sesi ile peşlerinden koşturuyor...Nedir bu hikayenin bir adım sonrasına katkısı var mı...Hayır...Ama şöyle diyeyim bir çok sahneden daha kıymetli çünkü ayrıntılardır bütünleri oluşturan...Tıpkı o ayrıntıların Köşkü ve içinde yaşayanları canlı kıldığı gibi...Evet hikayeye bir etkisi yok ama bütüne olan etkisi yadsınmayacak kadar büyük...Bir aile'nin hikayesini anlatıyorsanız o ailenin "Ev Hali"ni de vermek gerekiyor...Çünkü zaten aile'yi aile yapan ev hallerinde ki doğallıktır...Aile hikayeleri bu yüzden bir kesimin vaz geçilmez öyküleridir...Çünkü kendilerini kah masa başında,kah Eda gibi çocukların peşinden koşturan bir anne yüreğinde bulurlar...Ve belki de diziye en büyük artısı tüm karakterlerin doğallığını ve izleyici ile kurduğu köprüyü sağlamlaştırırlar...Bir anne şayet kendini Eda'da görüyorsa o zaman Eda gerçek anlamda ete kemiğe bürünmüş bir karakter olmayı başarmıştır...Çünkü Eda "Basma kalıp kusursuz bir karakter" değil...Eda'nın çığlık atıp sesinin çatlaması onun karakterinden birşey de götürmüyor...Aksine Eda'yı dizi setlerinden evlerimize taşıyor...:good:

Bu anlamda "Aile"nin hikayesi geçirecekleri sıradan ama kıymetli dakikalar ile kuvvetlendirilebilir...İzleyici doğallığı red etmez...:img-yes:

maniacdizi
22-01-08, 00:25
Ben buraya yaziyorum:

Bu Elif yani su edanin yaninda calismaya baslayan kiz, kesinlikle sabutayla bir baglantisi var.


Telefonlan Konusmalari cok garib geldi bana cünkü, sanki önceden hersey planlanmis gibi konusuyordu, sanki rapor veriyor birisine.

Sabutay onu oraya gönderdi, Damla ile Feritin arasini bozmak icin.
Öteyandanda kendisini iyi cocuk gibi göstertiyor.

Bence bu Sabonun iyiliginin altinda yine Damla pesinde olmasi var....

Ama cok güzel Bölümdu yine bugün uzun zaman dan beri :good:

loralai
22-01-08, 00:39
alllahhımmmmmm alllahhhhımmmm bu nasıl bir bölümdü yarabbim tam bundan basediyodum işte hemen başlıkları veriyim en beğendiğim hatta bayıldığım sahnelerin

öncelikle ceren eda konuşması süperdi haftalardır beklediğim buydu bide oğuz edaya anneleri değilmisin deyince edanınifadesi müthişti oğuzun ve kızların onu anneleri gibi görmesine çok seviniyor haklı olarak bu yüz ifadesiylede iyice belli etti

telefon konuşması zaten fragmandaki gibiydi ve çok sıcak bir sahneydi tabii öpücüğü kapma sahneside süperdi

bide şunu farkettim yaman resmen o buluşmada kaba tabirle edaya sulandı oğuz bu yüzden rahatsızlık yaşıycak sanırım ileriki bölümlerdede eda güldüğünde ne biçim bakmaktı o yamandaki öyle

veeee gelelim bölümün ennnn muhteşemm sahnesine tabikiiii çatı katııı yani en doğru şeyi verdiler bu bölüm haftalardır evli bir çift için beraber uyumanın yada uyumamanın işte anlayın ne kadar önemli olduğunu unutmuş gibiydi senaristlerimiz en sonunda haırladılarr ayyyyy oğuza bayıldım bu sahnede her lafı istediği yere çekiyo şalvar davası meselesi süperrrdi edada dünden razıda kız evi naz evi işte bide oğuz feritlerin yanındada fırsattan istifade az öpmedi edayı boğucaktı kadınıı

kısacası müthişşş bir bölümün ardından gayet mutlu ve mesutumm harikaydı yaaa tam özlediğim bölümdü o gızık elifi bile görmedi gözlerim mutluluktannn

BERNA
22-01-08, 00:50
Merhabalar

Özellikle Bay Hipo'nun üstünün arandığı ve de son olarak farklı sebeplerle de olsa kadınlar tarafından adamların dışarı atıldığı üç çiftin sahnelerine bayıldığım çok hoş bir bölüm izlediğimizi düşünüyorum. Onun dışında da tek bir öykü hariç gayet de memnun kaldım bu bölümden. Satırbaşlarıyla beğendiğim şeyleri yazayım sonra detaya gireceğim nasıl olsa ;)

*Kardeşlik konusunda harika mesajlar verildi. 'Siz kardeşsiniz aranızdaki sırlar aranızda kalır' ve arkasından gelen Ceren Damla dertleşmesi çok hoştu. Hatta Arda ve Efe'nin üvey anne ve babaları ile ilişkileri çok iyi olmasa da kardeşlik anlamında adımlar attığını gördük. Efe Arda'yı taklit etti konuşuken ve de Arda da Efe'yi sofrada anlayabilen tek kişiydi.

*Ferit ve Damla'nın dargınlığının Elif ile bir ilgisi yoktu, tuzağa düşen bir Ferit'i izlemedik neyse ki. Şimdilik elinde delil olmadan karısıyla konuşamıyor ama Ferit'in yakında Damla ile önsezilerini de konuşacağı konusunda güçlü hislerim var.

*Eda ve Oğuz ilişkisinde beklediğimiz yumuşama geldi ve de çok acele olmayan sindirile sindirile adımlar atıldı. Çok güzel sahneler izledik genel olarak. Herşey süt liman gitmese de ilişkideki krizlere makul ölçüde tepkiler verildi.

*Efe'nin annesi ve babası ile bozulmuş olan ilişkilerine rağmen Oğuz Abisi ile ilişkilerinin zorlayıcı olmadan devam etmesi çok hoşuma gitti.

*Yaman ve Eda'nın ortam biraz gergin de olsa kavga etmeden bir sahne geçirebilmeleri de mümkün olabiliyormuş. Ben de canciğer olmalarını beklemiyorum ama biraz çaba ile olabiliyormuş demek ki.

*Arda, Refik ve Yaman üçlüsü arasındaki son atağı Yaman yapmış gibi gözükse de Arda'nın ters motivasyon (annesinin ve Ceren'in ona güvenmemesi) ile sınavı başarıyla geçeceğini hissettim.

*Yaman'ın suyu evliliği konusunda da, işleri konusunda da ısınmaya başladı. Belki aklı başına gelir dediğim felakete doğru Yaman gidiyor. Arda'yı uzaklaştırmasının aslında eviliğine ne kadar büyük bir darbe vurduğunu farkettik bu bölüm. Sonuçta bir tarafı düzeltirken öbür taraftan iki taraflı 'değneğe' batıyor Yaman ;)

Gelelim ne düşüneceğimi bilemediğim öyküye... Açıkcası İki Aile dizisinde iki kere masaya silah bırakılarak işlerin çözülmesini hiç sevmedim. Hem Tahir Ağa'nın hem de Sabutay'ın yardımcı olmak olduğunu biliyorum ama bunun genel olarak hiç de iyi bir mesaj olmadığı konusunda ısrarcıyım. Fakat Oğuz'un 'ailemi mafyöz işlerinden uzak tutarım, gerekirse köşkü de bırakırım' sözü de var. Umarım Oğuz'un adalete inanan yöntemi daha başarılı olur da mahkeme kazanılır silahlar falan işin içine karışmadan. Ancak Sabutay'ın aklanma çabalarını da farketmemek mümkün değil. Kesinlikle kendini yaptığı bir fedakarlıkla affettirecek. Yanlış anlaşılmasın iyiye doğru gidiş güzel şey ama bana fazla zorluyor gibi geliyor bu tesadüfler genel olarak.

nar cicegi
22-01-08, 00:50
Ne güzel bir bölümdü öyle.Valla arkadaşlar bu bölüme laf yok.Tek kelimeyle beklediğim gibiydi.Uzun zamandır ben meğer böyle bir bölüm bekliyomuşum.Herşey bir arada verildi.Açıkcası ben fragmandan ve özetten sonra böyle bir bölüm beklemiyordum.Tabi bide bölüm yorumu yapmam lazım onu sonra uzun uzun yapcam zaten.Geçen hafta forum durgundu bu hafta coşalım artık.Bu bölüme coşulur zaten.

*Bu arada Müge Abla(benden büyümüşsün) aranıyor.Görenler bir an önce kendisini foruma yönlendirsi.Ayrıca mesaj meselesini de unutmuş değiliz yani.O kadar olmasa da senin de yorumlarını okumak istiyoruz.En azından birkaç mesajı çok görme bize.

merve_gülben
22-01-08, 01:07
Çok güzel bir bölüm ardından hep beraber burdayız.. bakıyorum yorumlar geliyorr... sevindim.. iki ailemizi yalnız bırakmak bize yakışmaz... çok güzel bir bölümdü.. ama sizlerinde dediğiniz gibi eif'e çok sinir oldumm.. ferite bu kadar yaklaşması hiç hoşuma gitmedi açıkçası.. ama senaristlerimizin bir bildiği varıdr diyorum ve onlara bırakıyorumm... umarım iki ailemizi ve bizleri üzecek bir sorun çıkarmaz... dediğim gibi genelde çok güzel bir bölümdü.. iclal aydın(bitanem:D ) çok tatlıydı bu bölüm.. emre kınay da(açım benim yaa :D) aç kurtt :D) çok tatlıydı bu bölümde.. ama bence bu bölümde herkes çkok iyiydi.. bütün ekip.. yani tek bir yıldız söyleyemiycem.. hepsi birbirinden harika.. senaristlerimizi kutluyorum.. sizleri çok seviyorum.. herkese iyi geceler iyi yorumlar diliyorummm... :sad53: :img-wink:

bugra9
22-01-08, 01:17
Sohbete Devam !!!:img-wink:

İki Aile'yi belki de diğer yapımlardan ayıran en büyük fark karakterlerde ki şeffaflık...Biz Eda ile Oğuz başta olmak üzere tüm karakterlerimizin içini görebiliyoruz ve bu oranda da onlara olan bağlılığımız artıyor...İnsan içinde iyilik olur,zaaflar olur,doğrular olur,yanlışlar olur...Çünkü insan yaşayarak büyüyen ve büyürken hatalar yapan bir varlıktır...Doğruları da zaten yanlışları yaparak görüyoruz...Durum böyle olunca bu bölüm hem Eda'nın hem de Füsun'un istemeden de olsa "Sevdiklerini incittiklerini farketmeleri" hikaye adına çok doğru bir adım dı...Senaristlerimizin bizim yorum ve görüşlerimize verdikleri kıymetin adeta ekrana yansımasıydı...Aslında Füsun'un ofisinde Eda ile dertleşirken bize bir cevap geldi arkadaşlar...Bilmem farkettiniz mi...

Bunlar yapıyorlar susuyoruz,yapıyorlar susuyoruz sonra öyle saçma yerde patlıyoruz ki onlarda zeytinyağı gibi su üstüne çıkıyorlar..Bizim sınıfta da en çok konuşan Oğuz ama kara tahtaya baksan benim adımın karşısı çarpı dolu...

Diyaloglar öyle akıllıca yazılmış ki...İzleyiciye incecik bir mesaj niteliğinde...Sevgili Fatoş abla'nın Eda'ya yazdığı mektuptan sonra Eda'dan gelen cevap valla çok hoşuma gitti...Bakalım Fatoş abla cephesinden nasıl bir hamle gelecek...:img-wink:

Ama işte şeffaflık dedim...O dedim bu dedim...Benim çok hoşuma gidiyor senaryoda ki bu incelik...Tamam yeri geldi Eda'yı anlayamadık...Körü körüne boşanacam diye ısrar eden bir karaktere dönüştü dediğimiz noktada toparlama çok samimi bir üslup ile geldi...Eda'nın söyledikleri de öyle çok yanlış değil aslına bakacak olursak...Ama geçen hafta birşeyden bahsetmiştim...Bir takım senaryo zorunlulukları nedeni ile en büyük kötülük Eda karakterine yapıldı...Ama gerekiyordu,senaristleri anladık...Mahkeme zirvesi,Eda ile Oğuz ilişkisinde ki canlılık için bu götürüleri kabul ettik...Fakat Eda'ya yazılan bu replikler en azından benim için bir çok sorunun cevabı niteliğini taşıyordu...:img-wink:Hikaye devamlılığına bakacak olursak senaristlerimizin karşı cinsi çok doğru gözlemlediğini görüyorum...Eda kendini affettirmek için erkeğin gönlüne giden yolun boğazdan geçtiğini simgelerken diğer iki çiftimizinde adımları çok doğru tespit edilmişti...

Ayrıca Çatı katı özlemimizi dindirecek oldukça samimi bir sahne vardı...İlk olarak sevgili yönetmenimizin balkonun hizasına yerleştirdiği kamera sayesinde o bir dönem havuz kaçamaklarında aşkların tek şahidi olan ağacımızın yeşili aldı beni köşk atmosferine doğru götürdü...( Pelin...:img-wink:)Nasıl güzel bir ekran görüntüsü varmış...Nasıl koyu bir yeşildir...O kadar huzur doluyor ki insan...Kesinlikle en az senaryo kadar etkili oldu sahnenin çekim detayları...Senaryo zaten özlenen aşkla hasret gideriyordu...Çiftimizin birbirlerine olan özlemleri ancak böyle naif bir dille anlatılabilirdi...Bu sahnede baskın olarak Eda'nın da Oğuz'u özlediğini hissettik ve Oğuz'un yakaladığı cümle arası detaylarla Eda'nın duygularıda resmen deşifre oldu...İşte böyle mahkeme çıkışı Oğuz'un burnunu sürtmekten bahseden Eda aynı çatı altında duygularına söz geçiremeyerek Oğuz'a bir kez daha kayıtsız kalamayıp bence çok büyük bir adım attı...

bugra9
22-01-08, 01:47
Geçmişin unutulmaması yarına atılan en umut dolu adımdır...:img-wink:

Senaristlerimiz hikayenin yetmişinci bölümünde bile ilk haftalarda ki malzemelerden beslenebiliyorlarsa bunun altında birşey aramak gerektiğini düşünüyorum...En basiti izleyicinin duygularını nasıl kıpırdatacaklarını çok iyi bilen senaristlerimiz var...Bu hafta yeniden Köşkün tapusunun gündeme gelmesi,tapunun üzerinden yazılan hikayeler,Eda ile Oğuz'un tapuyu incelerken değiş tokuş yapmaları kısacası "Geçmişi unutmadan geleceği bakmaları" bana o kadar samimi duygular hissettiriyor ki...İşte o zaman karakterler ile birlikte bende yol aldığımı hissedebiliyorum...Oyuncularımızı ayrıca tebrik etmemiz gerekiyor...İclal Aydın ve Emre Kınay tapuları değiş tokuş ederken gözleri ile öyle bir bakış fırlattılar ki en kıral flashback'ten daha etkiliydi...

Bir artısıda şu ki o dönem izleyiciyi diziye bağlayan bu "Abartı" bugün yeni izleyicinin diziye sıradan bir hikaye gözü ile bakmamalarını sağlıyor...İşte bu yüzden hikayemizde ara ara geçmişe doğru taşların atılmasını çok seviyorum...Çünkü verdiği duygu bana çok samimi geliyor...Tıpkı artık klasiğe binen Safiye'nin "Duygularını doruklarda yaşaması gibi"...Bak Safiye'nin o haykırışlarına bunca zamandır bir isim bulamıyordum...Bir kalıba sokamıyordum...Haykırıyor,çığırıyor bu kadın ama niye...Açıklama bu bölüm Eda'dan geldi...Meğer Safiye abla duygularını doruklarda yaşıyormuş...Safiye ikinci kez doruklara yükseldiği vakit Elif'in yüzünün aldığı şekle dikkatinizi çekmek isterim...Ferit'i malı,mülkü bırakıp dükkandan buharlaşacak zannettim bir ara...:img-wink: Asu Maralman'a dizimizin jenerik müziğinin o coşkulu sesine sevgilerimi gönderiyorum...Safiye'nin bu nev-i şahsına münhasır kişiliğine ise hayranım...:img-wink: Söz oyuncularımızdan açılmışken Ergin karakterine can veren Murat Kılıç'a da geçmiş olsun demek isterim...Zorunluluktan doğan bu senaryo ise dizimize renk olarak geri döndü...Emre Kınay gerçekten çok eğleniyordu bu sahnelerde...:img-wink:

Her insanın içinde saflığı gösteren bir çocuk vardır...İşte o çocuk en ummadığın zamanda birden içinden çıkıverir...Eda'nın çatı katından inerken kapının ardında Oğuz'un şarkısını dinlemesi ve sonradan kaçması bana çok samimi geldi...Çiftimizin uyumu zaten artık hepimizin malumu onlar kavga ederken de,ayrıyken de ne kadar "İlgi çekicilerse" mutlu ve birarada oldukları zamanlarda da aynı oranda renkliler...Yapmacık olmadan sevimli olmayı,kapalı olmadan gizli,açık olmadan anlaşılabilir olmayı başaran karakterler olduğu için kendilerine çaldıkları bu çocuk vakitleri çok seviyorum...Hayat insanı ne kadar olgunlaştırırsa olgunlaştırsın ama her insanın büyümemiş bir tarafı mutlaka vardır...Hayali karakteri inandırıcı kılmakta büyümemiş yönlerini arada bir izleyiciye göstermektir...

BERNA
22-01-08, 02:19
Biraz satırbaşlarını açayım.

Oğuz'un nam-ı diğer Bay Hipo'nun diyet maceralarını iki haftadır büyük bir zevkle izliyorum. Genelde millet olarak yemek tarzımızdan da ötürü birçoğumuzun ama en azından ailemizdeki bir kişinin diyet macerası vardır. Üstüne üstlük Oğuz'un sağlık sebebiyle diyet yapma zorunluluğu olmadığından kaçamakları daha bir zevkle izliyoruz. Kahramanımız için endişelenmiyoruz :)

Geçen hafta detaylı yazamamıştım, lokantayı bulup yemeğe kavuşmadan önceki açlık kıvranmaları, yemeklere büyük bir gıptayla baktığı sahnelerde özellikle çok başarılı buldum Emre Kınay'ı. Yanlış hatırlamıyorsam bir programda diyetine dikkat ettiğini söylemişti. O kadar içimizden bir sahne oluyor ki diyet sahneleri bu yüzden de, hepimiz bayılıyoruz. Geçen hafta mutfak baskınında gece karnı acıktığı ve gece yemekleri yediğim zamanları hatırladım. Mimarlık öğrencisinin sabahladığı ve gece atıştırmaları çok olur da... Küçük Timur rüyasında börekleri görüyordu vallahi ben de Merve gibi çikolataları gördüğüm olmuştu!!! Sonuç olarak hepimizin hayatından bir kesittir aslında yemekler ve diyetler. Zaten bu yüzden de ailenin birarada olduğu yemek saatleri çok önemlidir dizimizde. İnatçı keçiler (Eda ve oğuz yüzünden) biraz sekteye uğradıysa da iki bölümdür yine aileyi birarada görmemiz çok önemli. Her anlamda bir aile dizisi olduğu için iş dönüp dolaşıyor yine aileye bağlanıyor galiba.

Neyse, Bay Hipo'nun ilk yakalanması sırasında çalan telefon yüzünden biraz kaçırmış olsam da her iki sahne de çok komikti. Üstelik bu komedi çocukların kulağına gidecek kadar komikti. Böylece evde her evdeki gibi fısıltıların işlediğini anladık :) İlk yakalanma sırasında Ergin'in surat ifadesine özellikle bayıldım. Ciddi durmaya çalışıp önce gözlerin içiyle sonra da dudaklarıyla muzip muzip güldü :)

Eda'nın kendisiyle Hipo hastası olduğu için ilgileniyor numarasını yutmasa da, Oğuz yutmuş gözüktü ve de bu konuyu Eda ile yakınlaşmak için bile kullandı bence. Üstünü aratırken yaptığı planın işlemesinin yanısıra aranmaktan da nasıl zevk aldığını hepimiz farkettik :) Sonuçta sucuklu yumurta ile basıldı; o başka :) Aslında Oğuz'un hastalığı bizim çiftimizin yakınlaşması için fena da bir bahane olmadı ne dersiniz ;) Sınıfın haylaz çocuğu Oğuz benzetmesinden sonra Oğuz'un çocuklarla çocuk olabildiği sahneyi de çok sevdim aranma sahnelerinde bu arada. Birbirinden güzel sahneler vardı aslında aile duygusu adına bu bölüm.

Bu sahnelerin belki de en güzeli Damla ve Eda arasında geçen sahneydi. Anne kız gibi, daha da önemlisi iki evli bayan olarak dertleştiler. Eda tecrübelerini ona aktardı; (hatta sonra Damla da kızkardeşine aktardı). Tabi ki bütün bunlar yine yemek yaparken oldu ;) Eda herkese numara yaparken iki arkadaşına numara yapamadı, Füsun'a ve Damla'ya. Aslında bu da Eda'nın duygularını saklayamadığı ve içinde tutamadığının bir işaretiydi. Zaten insan aşıkken duygularını arkadaşlarıyla paylaşmak için kıvranır durur; en azından biz kızlar böyle yaparız. Eda'da da bunu sezdim. Kötü bir başlangıç yapan Damla ve Eda ilişkisi dizideki en sağlam ilişkilerden birisi oldu ve de iyi ki geldin Füsun diyorum ben avukat hanıma :) Matbaacı avukat ile olan ilişkilerine sonra değineceğim :)

Eda ve Oğuz'un geçen sezondaki gibi tavanarası buluşmaları devam ediyor ama biliyoruz ki yine de aralarındaki ilişki kesinlikle aynı değil doğal olarak :) Bunu 'seni özledim' dozunda vermelerini de beğendim. Yok sayılmıyor ama dizinin hedef kitlesini de rahatsız etmiyor. Bakışlardaki değişimi sezon başından beri defalarca yazdım zaten. Ancak bu bölümde o bakışların geri gelmesi de çok önemliydi. Artık ayrılmayacaklarını her ikisi de bal gibi bildikleri için, bu korkuyu hiç hissetmeden, yine cilveleşme kıvamına geldi çiftimiz ;) İki bölüm önce Şalvar Davası filmini de öylesine seçmediğini çok iyi anladığını Oğuz Eda'ya hissettirdi yapmış olduğu gönderme ile :img-yes:

Uzun lafın kısası, Eda ve Oğuz ilişkisine ait öyküler son iki bölümdür azalmış da olsa, umut veren ve inandırıcı bir şekilde verildiğinde izleyiciyi genel olarak tatmin ediyor sanırım. Başka karakterlerin de öyküleri bayağı ciddi bir oranda vardı ancak harman iyi yapılınca sanırım çok rahatsız etmedi. Sıkıntı yaratanların kendileri de sıkıntı içindeydi, ailemiz ve ailemizin dostları da tüm dertlere rağmen birarada olmanın keyfini yaşadı ve yaşattı.

GizemliSahne
22-01-08, 02:36
Geçmişin unutulmaması yarına atılan en umut dolu adımdır...

Senaristlerimiz hikayenin yetmişinci bölümünde bile ilk haftalarda ki malzemelerden beslenebiliyorlarsa bunun altında birşey aramak gerektiğini düşünüyorum...En basiti izleyicinin duygularını nasıl kıpırdatacaklarını çok iyi bilen senaristlerimiz var...Bu hafta yeniden Köşkün tapusunun gündeme gelmesi,tapunun üzerinden yazılan hikayeler,Eda ile Oğuz'un tapuyu incelerken değiş tokuş yapmaları kısacası "Geçmişi unutmadan geleceği bakmaları" bana o kadar samimi duygular hissettiriyor ki...İşte o zaman karakterler ile birlikte bende yol aldığımı hissedebiliyorum...Oyuncularımızı ayrıca tebrik etmemiz gerekiyor...İclal Aydın ve Emre Kınay tapuları değiş tokuş ederken gözleri ile öyle bir bakış fırlattılar ki en kıral flashback'ten daha etkiliydi...

Bir artısıda şu ki o dönem izleyiciyi diziye bağlayan bu "Abartı" bugün yeni izleyicinin diziye sıradan bir hikaye gözü ile bakmamalarını sağlıyor...İşte bu yüzden hikayemizde ara ara geçmişe doğru taşların atılmasını çok seviyorum...Çünkü verdiği duygu bana çok samimi geliyor...Tıpkı artık klasiğe binen Safiye'nin "Duygularını doruklarda yaşaması gibi"...Bak Safiye'nin o haykırışlarına bunca zamandır bir isim bulamıyordum...Bir kalıba sokamıyordum...Haykırıyor,çığırıyor bu kadın ama niye...Açıklama bu bölüm Eda'dan geldi...Meğer Safiye abla duygularını doruklarda yaşıyormuş...Safiye ikinci kez doruklara yükseldiği vakit Elif'in yüzünün aldığı şekle dikkatinizi çekmek isterim...Ferit'i malı,mülkü bırakıp dükkandan buharlaşacak zannettim bir ara...Asu Maralman'a dizimizin jenerik müziğinin o coşkulu sesine sevgilerimi gönderiyorum...Safiye'nin bu nev-i şahsına münhasır kişiliğine ise hayranım...Söz oyuncularımızdan açılmışken Ergin karakterine can veren Murat Kılıç'a da geçmiş olsun demek isterim...Zorunluluktan doğan bu senaryo ise dizimize renk olarak geri döndü...Emre Kınay gerçekten çok eğleniyordu bu sahnelerde...

Her insanın içinde saflığı gösteren bir çocuk vardır...İşte o çocuk en ummadığın zamanda birden içinden çıkıverir...Eda'nın çatı katından inerken kapının ardında Oğuz'un şarkısını dinlemesi ve sonradan kaçması bana çok samimi geldi...Çiftimizin uyumu zaten artık hepimizin malumu onlar kavga ederken de,ayrıyken de ne kadar "İlgi çekicilerse" mutlu ve birarada oldukları zamanlarda da aynı oranda renkliler...Yapmacık olmadan sevimli olmayı,kapalı olmadan gizli,açık olmadan anlaşılabilir olmayı başaran karakterler olduğu için kendilerine çaldıkları bu çocuk vakitleri çok seviyorum...Hayat insanı ne kadar olgunlaştırırsa olgunlaştırsın ama her insanın büyümemiş bir tarafı mutlaka vardır...Hayali karakteri inandırıcı kılmakta büyümemiş yönlerini arada bir izleyiciye göstermektir...

:img-hyste Off Buğra valla ne diyim sana ben.. Zaten o sahnede çok güldüm, bir de senin şu anlatışına ayrı bir güldüm yani.. Valla Elif'in o suratını görünce gülmemek elde mi?? Derler ya kıza bir kal geldi resmen, nereye düştüm ben be suratını görmek çok eğlenceliydi.. Valla ben diyim, bu kızın hakkından ancak Safiş gelir... :D Ahh Buğra'cım, canım yaa, kafam karışık diyip duruyordun bölümlerdir, demek Safiş'in neden böyle çığlıklar attığını merak ediyordun, söyleseydin ya canım biz söylerdik sana, o güzel kafana yazık :D Aysun'cum duydun mu Buğra'nın kafa karışıklığı çözüldü, gerisini sana bırakıyorum :D Valla güldürdün beni yaa, eksik olma.. :img-wink: Valla ne yalan söyleyeyim ben de Safiş'e bayılıyorum yaa, gidip böyle sarılıveresim geliyor pamuk gibi :D Sevgili Asu Maralman'a sevgilerimi yolluyorum bende.. Evlere şenlik bir kişilik.. Her eve lazım.. Oğuz'un mizahının ve "aşırılılığı"nın nereden geldiği belli olmaya başladı.. Evde bir opera sanatçısıyla yaşamak kolay olmasa gerek.. :img-wink: Oğuz'un çocukluğunu düşününce bile çok gülüyorum.. Safiş alt katta operamsı bir şekilde Oğuuu-uuuzzzzzz, zzzz-zzzzz diye çığrınırken Oğuz da kaçacak delik arayan minik bir beden :D Aa bu arada Oğuz'un çocukluğu dedik de, Oğuz'un çocukluğu neden gösterilmiyor ki?? Şöyle geri dönüşlerle Oğuz'un hınzırlıklarını izlesek fena mı olur?? Sonuçta Oğuz'un da dediği gibi bu köşk onun çocukluğu, o havuz, babasının ona 8 yaşında yaptığı bir anı.. Ve Oğuz gibi bir karakterin çocukluğu da tahmin ediyorum ki hiç de sıradan değildir.. Bunu kullanarak kısa da olsa güzel sahneler görebiliriz.. Hatta bu çocukluk hatıralarının Timur ile biten bir duygusal bir sarılmayla bağlandığını düşünmek bile yetti şimdiden..

Neyse yine nerelere geldim ben böyle.. Ama bu hafta böyle.. Geleceğe dair hikayeler üretme kararı aldım :D Şaka bir yana, bu haftada gördük ki Buğra'nın da bahsettiği gibi, izleyicinin beklentisinin sadece akıcı olaylara değil, bağlantısı olmayan minik detaylar olduğunu gördük.. İzlenme oranlarında pek bir artış olduğunu sanmıyorum.. Ama bunda ne senaristlerimizin ne de yönetmenimizin hatası var şu durumda.. Zaten kaymış olan izleyici nereden bilsin de dönsün değil mi?? Zaten çok zor bir günde yayımlanıyoruz ve cidden yeni soluklu dizilerden onları geri almak çok zor.. Ama şu bir gerçek ki insanları kaymış olsa bile İki Aile'yi izlemek istiyorlar hala.. Valla ben kiminle karşılaşsam aynı tepkiyi veriyor.. Ve hala merak ediyorlar.. İzlemek istiyor ama diğer diziler yeni heyecanlar içerdiği için oraya daha baskın oluyor.. Ama bu bile bence bir umuttur.. Ve çözüm olarak ne yapılabilir tam olarak bilemiyorum.. Günü değişse bir türlü değişmese bir türlü.. Ama şundan tam olarak eminim ki diziyi "70 bölüm geçmiş olmasına rağmen" tekrar tavanlara taşıyabilecek potansiyele sahip senaristlerimiz var.. Ama şartlar yok maalesef.. Bütçe malum.. Kanal da saldı.. Bir şekilde şu geçtiğimiz 3 bölümün tekrar duyulması gerekiyor.. Özellikle şu son bölümden sonra iyice arttı bu istek bende.. Buğra demişti galiba ama yorum yapamadığım için destek çıkamamıştım.. "Yoğun istek üzerine" sloganlarının her ne kadar yalan olduğunu bilsek de eminim ki bir çoğumuzda merak uyandırmakta.. Ee şimdi şöyle bir durum var, ekibimizden kanala ne kadar baskı gidebilir bilemiyorum.. Sonuçta bu tarz bir istek yapmaları da ne kadar mümkün bilemiyorum.. Ama bu tarz bir şeyin gerekli olduğunu, özellikle 72. bölüm olmak üzere 70. bölümün havasını da katınca işin içine, yapılan atakların ve canlanmanın bir şekilde izleyiciye ulaşması gerektiğini düşünüyorum.. Valla ilk defa böyle ciddi anlamda bir istek oluştu nedense.. Belki de reklam arasında verilen duyurudan dolayı, Sevgili Dünürüm izleyicilerinin dizilerine ne kadar sahip çıktıklarını görmek de isteklendirmiş olabilir bilemiyorum.. Helal olsun diyorum.. :img-wink: Ee sonuç, kısa kes diyorsanız, diyeceğim o ki, biz buradan isteyip duruyoruz sadece ama ötesine geçmiyoruz.. Ekibimiz de izleyici istek yapmadığı sürece, ne kadar baskı uygulayabilir ki kanala?? 70-71 ve 72. bölümün en beğenilen sahnelerinden oluşmak üzere "özel bir bölüm" hazırlanıp, ekranların sakin olduğu başka bir günde 20.00 kuşağına konması hiç de fena olmaz diyorum.. Biz ne mi yapıcaz?? "Yoğun istek(!)" oluşturucaz.. :img-wink: Buğra'nın da dediği gibi bir kaç tanecik istek olsa dahi, ilgi çekmek amaçlı "yoğun istek üzerine" yayımlanıyorsa, biz şurada kaç kişiyiz 15-20 tane e-posta gitse, eminim oturup bir düşünürler şöyle.. Garantisi var mı? Tabi ki yok ama madem destek diyoruz, biraz da hareketlensek mi ne diyorum.. (Bugün böyle çoşasım var galiba benim :=)) Valla ben fikrimi söyledim, sizlerin düşüncesine göre ne yapacağımıza ortak bir karar verir, ona göre toplu bir harekata çıkarız (Yürü yaa ordu sağ cepheden:D) Bu tabi ki bir çözüm değil ama en azından bir adım olabilir.. Nasıl olsa izlenme oranları düştü diye salmak olmayacağına göre, bu da bunu yükseltmenin minik bir parçası olabilir diye düşünüyorum..

Bölüm yorumuna gelemedim bir türlü, hadi hayırlısı.. Ee bu hafta madem sürekli buradayım, her konuya el atmak doğal olacak herhalde.. :=)

bugra9
22-01-08, 02:36
Devam Edelim mi...:img-wink:

Şimdi efendime söyliyim :img-wink: beni vuracak,içimde şöyle duyguları kıpırdatacak hikayeleri biliyorsunuz...Bıkmadan usanmadan dile getirmeye devam ettiğim gibi hikayemizin ana ekseni Köşk...Ve bu Köşk'ü köşk yapan "Zaman içinde ki yaşanmışlıklar"...Bunlar acı olur tatlı olur...İyi olur kötü olur hiç farketmez...Fakat birşeyler gelip geçerken "İz bıraksın" istiyorum...Bunun yoluda elbette Köşk için yazılacak bölüm hikayelerinden geçiyor...Bu hafta Köşk için yazılan neredeyse tüm sahneler de incecik senaryo başarıları gizliydi...Bir hikayeyi komik yapmak için olağanlardan dışarı sapacaksın...Bir hikayeyi daha komik yapmak için bu sapma tekrarlanacak...Ve adına "Durum komedisi" diyeceksin...Oğuz'un köşke yemek sızdırma planlarının başarı ile püskürtülmesinden bahsediyorum...Değme sit-com komedi dizilerine taş çıkaracak kadar eğlenceli ve bir drama'da sırıtmayacak kadar sağlam yazılmış bir hikayedir...İşte bu hikayeleri yazmak cesaret ister...İçi boş karakterlere yazılacak hikayeler değil...Senaristlerimiz öyle güçlü beslemişler ki karakterlerimizi her türlü yüklemeyi,abartıyı ve komediyi sırtlayacak kadar inandırıcılık yönü gelişmiş ve görüldüğü üzere hikaye beklenen etkiyi izleyici de yaratıyor...Bize de Oğuz'un "Diyet günlerinden" sıcacık hatıralar kalıyor...:img-wink:

İkinci teftiş'e çocukların katılması ve ilk teftişin referansı ile gelmeleri beni çok güldürdü...Köşkte haber akımı müthiş...Yaşananlar rahatlıkla tüm ahaliye sirayet ediyor...:img-wink: Bu sahneler oyuncularımızın da eğlenmesi ile gayet neşeli ve rahat dakikaları da yanında getirdi...Her hafta bu tarz eğlenceli hikayeler ile dizimiz çıtayı bir yukarı taşır derim...:img-wink:

Damla ile Eda'nın ilişkileri çok hoşuma gidiyor...Özellikle geldikleri yolu ve yaşadıklarını düşününce ikisinin ilişkisi çok sahici...Birbirlerini zaten çok iyi anlıyorlar...Damla'nın Eda'ya fazla birşey demeden yalnızca bir ayna tutarak anlattığı ve fark ettiğirdiği gerçek ise düşünmeye değer...Senaristlerimizin bunun üzerine gitmesini bekliyorum...Eda hergün özene bezene tek bir sofra kuruyor...Yemekler hazırlıyor...Peki kurulan bu tek sofra yalnız çocuklar mutlu olsunlar diye mi...Cevap zaten bölümün içinde ki sofra sahnelerinde Eda'nın yüzünde gizli...Fazla birşey söylemeye gerek yok...Bu akşam Ergin ve Füsun'un da davetli olduğu yemekte Eda'nın o sofrada hep beraber olmaktan ne kadar büyük mutluluk duyduğu hâl ve hareketlerinden okunuyordu...Senaristlerimizin sofraya olumlu havayı vermelerinin boşa olmadığını düşünüyorum...Çünkü hep diyorum ya birlikte oturulan sofra sahneleri artık dizimizin bir markası oldu...İki Aile deyince akla gelen ilk şeylerden biri ya akşam yemeği,yada sabah kahvaltılarıdır...İşte bu yüzden Eda'nın Oğuz'la yatakları ayırsa bile kızlar ile sofrayı ayıramamasını çok özel ve derin buluyorum...Bakalım Eda kaç gece daha sofraları birleştirmek için bahaneler üretmeye devam edecek...Dün de söylediğim gibi tekrar bir katta toplanmak için bu tarz ufak hikayelerin dizimiz de sıcaklık yaratacağını düşünüyorum...

başkozlu
22-01-08, 02:50
Yorumlara şöyle bir gözattım da (kendi yorumumu yazdıktan sonra daha ayrıntılı okuyacağım); demek ki beklentiler aynı olunca tepkiler de ortak oluyor... Yani bölümü izlerken, kelimenin tam anlamıyla zevkten dört köşe oldum.

Pelin'in de belirttiği gibi, ilk sahneleri izlerken, ''eyvah'' dedim yine kötü sinyaller var. Ama o %25 lik bölümden sonra başlayan güzellikler, aynen Pelin gibi bana da o sahneleri tamamen unutturdu. İnanın şu anda bir karesini bile hatırlamıyorum. Çünkü aklımda Eda&Oğuz cilveleşmeleri, Efe-Ceren kardeş dayanışması, Merve- Timur kardeş didişmesi, Eda-Ceren ve Oğuz-Efe dayanışması, Ergin ve Ferit'in sevimli kütlükleri var şu anda.

Okulda Yaman'ın geldiği sahnede dikkatinizi çekti mi bilmem. Efe ile Timur nasıl Oğuz'a sokuldular. Resmen içim cız etti... Çocuklar elbette babalarını seviyorlar ve herşeye rağmen sevecekler ama babalarından beklediklerini, Oğuz'da buluyorlar. Nasıl ki kız çocuklarının bazı konularda, öncelikle bir anneyle paylaşması gereken şeyler varsa, erkek çocuklarınında, kendilerine örnek alacakları, güven verecek bir babaya ihtiyaçları vardır. Efe ve özellikle Timur, bu baba modelini Oğuz'da görüyorlar. Senaristlerimiz bu duyguyu, hiç zorlama olmadan öyle doğal aktarıyorlar ki bize, her zamanki gibi kutluyorum kendilerini.

Buğra ayrıntıyı yine kaçırmamışsın... E tabi bizden kaçar mı, hele ki böyle ayrıntılara bayılan bizlerden? Elbette bütün doğallığıyla bize yansıyan o sıcacık, günlük ev halinden bahsediyorum. Ferit'in odadan bağırarak eşofmanlarını araması, Merve'yle Timur'un paldır küldür koşuşturmaları, Eda'nın avaz avaz arkalarından bağırması. Buğra ne güzel anlatmışsın; bu sahnenin bağlanacağı bir hikaye var mı? Yok... Görünürde yok ama... Gerçekte bağlandığı hikaye, bizlerin günlük hayatta yaşadığımız basit hikayeler. Biz buyuz diyorlar; biz sizleriz, siz de bizlersiniz.

Sevgili yönetmenimiz Hülya Hanım'dan yine çok güzel bir ilk geldi. Bölüm bitişi üç kareyle oldu. Kendi adıma bayıldım bu sahneye; üç erkeğin kapı önünde kalmasını, aynı anda yansıtmak çok iyi düşünülmüş. Yönetmenimizi de yine alkışlıyorum.

Herkes gibi ben de, istenmeyen karakterlerden söz etmek istemiyorum bu gece ama şimdi Müge'ciğime buradan okkalı bir fırça gönderiyorum. Müge'ciğim, hani Eda ve Oğuz'un ayrılacaklarını duyduklarında mahalleli köşkü basmıştı, Numan Amca'da bizimkileri bir güzel azarlamıştı ya... İşte Numan Amca'nın yerine aynı ifadeyle beni koyarak bunları oku lütfen...

AAAAA!!! NEDİR BU CANIM, YOK BOŞANIRLARSA Bİ DAHA İZLEMİCEM, YOK ŞU KARAKTER DİZİDEN ÇIKMAZSA YORUM YAZMAYACAM. SEN BİZİ DELİRTİCEN Mİ BE? YORUM MU YAZICAZ SENLE Mİ UĞRAŞACAZ!.. HEM O 1250 YORUMU KİMSE UNUTMADI, HİÇ UMUTLANMA... BAK TEPEMİN TASINI ATTIRMA ALIRIM AYAĞIMIN ALTINA...(Ay gözünde Numan Amca'yı canlandır dedim ama şu anda kopuyorum gülmekten neyse sen yine de öyle canlandır) HEEEEEE DIT!..

Eveeet fırçamızı da gönderdikten sonra şöyle bir çıkıp sizin yorumlarınızı okuyayım.

Şimdilik hoşçakalın.

icom_
22-01-08, 03:18
Herkese Merhabalar..
72.Bölümüde Geride Bıraktık..Aslında yapılmayı bekleyen o kadar Çok şey varki Yİnede Bu bölümle İlgili Bİrkaç şey sölemeden edemedim..
Birkere Şunu Sölim harika bir bölümdü..Kasmayan,germeyen şöle Ekran başında ohh be Diyerek kalktığım seyrine doyulmaz Bir bölümdü..
Bölüm boyunca beni en çok Etkileyen sahnelerin başında Edanın Cerene; ''Sen Benim kızımsın'' demesi geliyor..
Sölememe gerek var mı Bilmiyorum..O sahneden İclal Aydın'ın ses tonunun bakışlarının nasıl Yüreğime dokunduğunu..İşte budur dedim..Tamam belki uzunca zamadır Eda ve kızlar arasında '' Tam Olmayan'' bişilerden bahsediyoruz..Ama Böle ara ara gelen samimi sözler İçimdebirşeyleri kıpırdatmaya yetiyor..
Öyle samimi ,Öyle İçtendiki İclal Aydın kardeşler arasında sölenen Kardeşler arasında kalır derken ''..Şöle Bİr geçmişi Hatırlattı bana..Eda ya İçten abla MErveye de Anne Dedirten bu zamanın kapamayacağı yara Unuttuamayacağı acı Alıştıramayacağı Kİmse Yok galiba..Bu noktada Onları bölesine bir bütün olarak görmek Beni Çok duygulandırıyor..Demek Ki Boşa değilmiş Diyorsun..Atlatılan badireler yaşanan kötü günler..
Herkötü Gün Her acı İçlerinde Büyüttükleri sevgiyi Bİr kat daha arttırıyormuş meğer..İşte bu yüsden Bu sıcak Aİlenin içine Sızan Kİmseye Off diyemiyorum ..

Çünkü biliyorumki onlarda belli bir zaman sonra karşı koyamıyorlar bu sevgiye..Öyle yada Bölyle..Ne kadar zaman geçerse geçsin ne yapmış olurlarsa olsun Geriye dönüp bakabiliyorlar..''Ben ne yaptım diyebiliyorlar..
İki ailede kötü diye adlandırdığımız karakterlerin Aslında İyi olduğun Yada Olabileceini görmek Çok güsel Bİrşey..
Sabutay Gibi mesela....
Zamanında Gelinini kaçırdığı kişiyle Beraber Bİr iş yapabiliyorsa,en önemlisi karşı karşıya gelip Konuşabiliyolarsa Bu senaristlerimizin becerisidir..
Karakterleri Aslında Çok bilindik Çok Bİzden ama Bir O kadarda Değişken oluşturabilmek Her yiğidin harcı değil..Ama Bizim ''Fetsay'ın Harcı İşte..Sabutayda oluşturulan bu yeni profile bayılıyorum..Oğuzun onu bırakarak ona yaptığı iyilik elbette karşılıksız kalmayacaktı..Sabutayın tamda bu noktada İşe girmesi Oğuza Karşı kendini Suçlu Hissetmesi Varılan noktayı gösteriyor..
İşte böle Birgün kızzını kaçırıyor yakasına yapışıyorsun Gün gliyor yardımından dolayı Elini sıkıyorsun..
Önemli olan Arkanı Döndüğünde tekrar bakabilecek teşekkür edebilecek Bir yüz bırakabilmek....

merve_gülben
22-01-08, 03:27
Merhabalar tekrardan.. kopamadım yawss.. walal bütün yorumlarınızı okudumm.. buralardaydım zatenn... çok güzel yorumlar gelmiş.. bnde biraz ayrıntıya girerek şöyle güzel bi yorum yapmak istiyorum merveye yakışan bir yorummm dimi bUĞRA abicim... :)

evett köşkün kaybedilmesii konusnda(allah korusun) ilk önce korktum ama oğuzunda dediği gibi yasal işlemler tahir ağanın yöntemlerinden çok daha ii.. önce adalet sonraa felaket.. :D silahla çözüm yada kaba kuvvett tasvip ettiğimiz bir durum değill.. yok mu bu memleketein adaleti canım.. allah allah yaw.. sinirlendirmeyin hipo merveyi.. :D ay banada oğuzdan geçti galiba.. diyete mi başlasam.. :D ay koptum yaa neysee.. evet avukatlaarımızzz füsun ve erginimiz.. :) bu işi halledickler alahın izniyle.. güveniyoruzz onlara..

Eda-Oğuzzzzz ahh tatlı çiftimizz... o çatı katındaki halleri neydi öylee.. aman allahımmm.. nasıl bakışmalarrr.. tam hipo oğuz öpücekken sen eda sergeni çıkarr... ya zaten feritt çocuklarr o bu şu yettmedi bi de sergenimiz çıktı hemde timurunnn.. allahım yaa.. ahh sergenn ahh.. sen gitt timurunaa ne işin var edada...:D neysee çok tatlılardı orda.. walla çok cesur konuşmalar oldu aylardan sonra yani bu boşanma olaylarından sonraa ilk defa bu kaadr dile getirldi özlediklerii özlendikleri ortaya çıktıı.. çok beğendim bn bu bölümdeki eda oğuz atışmalarını.. edanın oğuzu arayışı ve oğuzun küçük çocuk halleri..:D süperdi yannii.. hele o sucuğu bulmasıı.. :D yerlere attım kendimi yaaa..

bugra9
22-01-08, 03:28
Selamlar...:img-wink:

Gül tabi gül Pelin...:img-yes: Ben de izlerken ayrı yazarken ayrı güldüğüm için seni anlayabiliyorum...Anlıyorum anlamasına da şunu çok merak ediyorum...Acaba Safiye'nin bu sahneleri çekilirken set ekibimiz nasıl dayanıyor...O kamera nasıl sabit durup,mikrofon nasıl kadraja girmiyor...Valla ekibimiz de çelik gibi sinir olsa gerek...Asu Maralman'ı gerçekten tebrik etmemiz gerekiyor...Ses sanatçısı olmasının nimetlerinden bizi mahrum bırakmıyor...Böyle gür ve duygulu bir haykırış görmedim ben...Sanki içinden kopa kopa,nameler yapa yapa dalgalanıyor...Valla Safiye'nin höykürmeleri için acilen önlemler almak gerekiyor...Tamam deprem halen birkaç dakika öncesi ölçülemiyor fakat alt yazılar ile Safiye'nin avazı haber verilebilir...

:img-clapp Dikkat Dikkat !!! 2 dakika sonra televizyonlarınızın sesini kısın,yaşlı,hasta varsa acilen odadan çıkartın diye...:img-clapp

Şimdi gelelim ciddi ciddi dizimizin mevcudiyetini huzur için devam ettirmesi için yapabileceklerimize...Açıkça söylemek gerekirse hiç saklamayacağım...Bende Sevgili Dünürüm dizisine yapılan reklam politikasını "Kıskandım"...:img-yes:İç geçirdim...Birde üstüne böyle samimi bir bölüm izledikçe duygularım kampçılandı...Kabul etmek gerekiyor ki Star Tv gerçekten televizyonculuğun gerektirdiği bir politika izlemiş...Amaç ilgi çekmekse bunu fazlası ile başarmış...Şimdi iki komedi,aile dizisinden birine ilgi ve merak zirveye ulaştı...Artık Star tv'den durduk yere bir hamle gelmeyeceğine emin olduğumuza göre seninde söylediğin gibi Pelin bir adım atmamız gerekiyor...En azından biz yapacağımızı yaptık demenin huzurunu yaşamak adına...

Şimdi !!! Bunun yolu nereden geçiyor...Bunun yolu izleyici temsilcilerinden ve kanalın resmi web sitesinden geçiyor...Sanırım Sevgili Dünürüm dizisi için ekrana tanıtım olarak kullanılan yorumlarda web sitesinden yansıyan yorumlar...O halde bizim bir ayağımızında web sitesinde olması gerekiyor...Takip edilip,dikkate alındığını anlamak için oraya doğru bir adım atmamız şart...Onun dışında e-mail adresleri ile sesimizi duyura biliriz...Arkadaşlarımızın bu işi layıkı ile paylaşacaklarından şüphem yok...Bir diğer adım ise televizyonlar için büyük önem arz eden "Yazılı Basın" o işte tecrübeliyim...Sesimizi duıyurmak çok zor olmayacak...Birbirinden değerli ve kıdemli kanal ile sıcak ilişkileri olan televizyon eleştirmenlerimiz var...Köşelerinde sesimizin duyulması kanal için etkili olacaktır...Madem bu işe soyunduk o zaman tam anlamıyla her koldan harekete geçmemiz gerekiyor...İzleyici temsilcilerine telefon aracılı ile ulaşıp bizzat sıkıntı ve beklentimizi paylaşabiliriz...Ben bu yöntemlerin her birine varım...Hepsine de katkım olacağından şüpheniz olmasın...Ama takdir edersiniz ki bir ben bir Pelin'le olacak iş değil bu...Arkadaşlarımızdan destek bekliyoruz...Gereken her malzemeyi ben veririm size...Kanalın e-mail adresleri,köşe yazarlarının adresler ve telefon numaraları...Hatta dproductions'a bile ulaşmamızda fayda var...:img-wink:

Ortak sıkıntımız dizinin yeterli tanıtımının yapılmaması...Fragmanların sık yayılması bizim sorunumuzun çözümü değil...Tanıtımların ilgi çekici olmaması bizim zafiyet noktamız...O halde bu yönde harekete geçiyoruz...Ayrıca Pelin'in dediği gibi özel bölüm hazırlanarak tenha bir günde yayınlanması,izleyiciye ulaşması genel oranlarımıza katkı sağlayacaktır...

Sevil abla sende hoşgeldin...İşte budur...Yönetmenimiz iyicine oturdu artık...Son sahnede ki kurgu tek kelime ile müthişti...Olayların paralel akması ve finalde üç ayrı kapı ile bölümün sonlanması yönetmenimizin sıradan olmadığının en büyük göstergesi...Bu üçlü olayların paralel gittiğini anlayınca ekranın üçe bölünmesini ciddi ciddi bekledim...Daha önce telefon konuşmasında ikili bölünmeyi görmüştük fakat son ekran görüntümüzde en az hikayemiz kadar mizah ögeleri taşıyordu...Hülya Hanım'dan söz açılmışken eminim Tahir Ağa Sabutay'a kapı açarken aynadan yapılan çekimi fark etmişsinizdir...O kadar klasiktir di dizilerde kapı açma sahneleri...Hülya hanım da bu standartlara uyabilirdi...Fakat aynadan yansıması bambaşka bir özen getirmiş sahneye...En azından üzerinde düşünüldüğünü bilmek insanın hoşuna gidiyor...Şunu artık söyleyebilirim ki Hülya Bilban,Metin Günay'dan yönetmenlik adına çok şey kazanmış...En başta sahnelere üçüncü bir gözden bakılmayan noktadan bakması bana Metin Günay'ı hatırlatıyor...Helal olsun...

merve_gülben
22-01-08, 03:28
Füsün-Ergin.. zaten bölüme 3 çift damgasnı vurdu.. zaten başka vuramazdı diğerleri küçükk :D yaş kurtarmıo...:D eda-oğuz,füsün-ergin.damla-ferit.. gelelim füsunumuzla keltoş erginimize.. çok tatlı olmuşlar yaa.. sevgili olmuşlarda ilk kawgalarını ediyolarr ayy aman... off koptum ama ergine yaa.. burdan geçmiş olsun diyorum ayrıca.. kolu için.. :(

Damla-ferit.. ayy bişiy diyemicem... zatn başlı başınaa harka bi çiftler.. ferittin kabotaj bayramı yok yeni evliyiz fln diye zırvalaması hele sonunda arabaya döndürmesii damlayı çileden çıkardı tabii.. doğru dışarıyaa... :D

Öte yandan erginn füsunaaa öbür yandan hipo oğuzz edacığına.. :D nasıl güzeldi yaa.. bitişş mükemmelldii.. üç adamın dramıı..:D yani şimdi eda oğuz evli damla ile ferit evli odaya alnmıolarr yazıkk.. erginn gene keliyle yapayalnız... 3 adamın hazin sonuu ay töbe töbe bölüm sonu yanii.. biri 25li yaşlarda henüz genç 3 ay evlii.. diğeri 35li yaşlarda evliliği onarım yapım aşamasında 6ay yapımda... olan oğuzumuz hipomuz... diğeri isee o da 30lu yaşlardaa sevgili tarafından kel kafasına şarap dökülmüşş keltoş ergin.. hepsinin tek amacı sevdiklerinin gönlünü almak bakalım alabilceklr mii..?? görücezzz... kolay gelsinn baylarr.. başka bi pot kırmayında dikkatli olunn.. hadi bakalımm iş başınaa.. bnde yatak başına.. :D uyuyim yanii iyigecelerrr.. tatlı rüyalarr :sad53:

BU ARADA GERİ DÖNDÜM... :happy0064zaten burdaydımmm ama şimdi yorumlarımlada burda olacağımm kendinize ii bakın.. =))

smile yetmedi.. :D ondan 2 parti.. iyi gecelerr :sad53:

GizemliSahne
22-01-08, 03:43
Devaaam.. :img-wink:

Şimdi efendime söyliyim :img-wink: bu bölüme dair çekim değişiklikleri gözümüzden kaçmadı di mi Buğra?? :img-wink: Dediğin sahne hiiiç gözden kaçar mı?? Çatı katı ve köşk çekimlerindeki isteklerimiz ortadaydı zaten ve değişiklik görünce, ister istemez dikkatimizi çekiyor.. Çekimlere ayrı bir yorum ayıracağım önümüzdeki günlerde.. Valla tüm yorumları bu gece bitirmezsem iyidir :D Neyse.. Gelelim ailemizin yorumlarına dayanarak karalayacağım bir kaç satıra..

Öncelikle Eda ve Oğuz çiftinin arasındaki çekim bu bölüm ciddi anlamda tatmin edici bir şekilde verildi bence de.. Ne çok abartılı, ne çok acele, ne de çok aşırı.. Ve geçenlerde eleştirdiğimiz mutfak sahnesi geldi aklıma Gözde'cim.. Artık sürekli Ferit'in bölmesi, izleyiciyi sıradan bir beklentiye sokuyor, artık değişiklik yapılması lazım, ya hiç olmasın, ya da bölünecekse artık Ferit değil de bir başkası olsun dedik, aldık cevabı; Kim böldü??? Sergen.. :img-hyste Alın size başka birisi... :img-hyste Şaka bir yana benim çok hoşuma gitti bu.. Ben de diyorum Eda'nın elinde Sergen'in ne işi var?? Gereksiz bir detay.. Meğer bize gol atmaya gelmiş iyi mi? :D Neyse hikayemize dönecek olursak eğer, bu sahnenin çok dengeli verildiğini düşünüyorum ben de sizler gibi.. Özellikle Oğuz'un kelime oyunları sayesinde Eda'nın "anlamak istediği" gibi sarfettiği cümleler çok samimiydi.. Ayrı bir doğallık vardı orada.. Çünkü Oğuz'un, Eda'ya bunları söylettirmek için aşırı bir çaba harcamaması Eda'nın hislerindeki ve özlemindeki inandırıcılığını artırdı.. Ayrıca, önce Eda'nın "anlamak istediği" şekilde dile getirdiği, beni özlediğini ima ediyorsun dedikten sonra Oğuz'dan gelen ima etmiyorum, direkt söylüyorum ve "itiraf et sen de özlemedin mi beni??" sorusuna Eda'nın verdiği tepki de aynı doğallığı taşıyordu.. Sözle ifade etse bu kadar geçiremezdi o duyguyu.. O bakış ve gülüş "evet" sözcüğünün yüzeyselliğini aldı götürdü.. Burada İclal Aydın'ı bir kez daha kutluyorum.. Emre Kınay'ın son bölümlerdeki enerjisi ve isteğine de ayrı bir şekilde değineceğim zaten.. Oyuncularımızın, karakterlerin hangi özelliklerini oynarken zevk aldıklarını artık çözebiliyoruz.. Sanırım şu 3-4 bölüm önceki durgunluğun da sebeplerinden sadece birisiydi bu.. Oyuncularımızın keyif aldıkları karakter özelliklerinden uzak olmaları.. Bunun da sebebi bölümlerdir tutarlı olmalarından övünüp durduğumuz karakter yazılımından birazcık sapılmış olmasıydı.. Neyse onun üstüne konuşuruz, vaktimiz bol.. Oğuz'un beraber uyuma teklifini de Eda'nın her ne kadar istese de (ki istediğini hissettirdikleri için de senaristlere ayrı bir teşekkür.. ) geri çevirmesi çok güzel işlendi.. Önümüzdeki bölümler için de adım atılmış oldu bu sayede.. Eda kendini salmamak için uğraşacak, Oğuz ısrarcı olamayacak ve ikili bir türlü buluşamayacak.. Burada tam da loralai'nin geçen gün gece nöbetinde yazdığı senaryosu geldi aklıma.. Tam da durum bu denli diken üstü bir keyifteyken, yine Eda ve Oğuz'un birlikte şöyle demlendikleri bir gecede Eda'nın sarhoş olmasıyla, sabah kendini Oğuz'un yanında bulması bu hikayeye o kadar çok gider ki, İclal Aydın'ın o panik hallerini düşündükçe ben de çok gülüyorum.. Bu da Eda'nın garip ama tatlı bir utanç yüzünden tekrar Oğuz'un yanına "dönememesini" tetikleyici bir olay olacağını düşünüyorum.. Kısacası Oğuz-Eda ikilisinin bu yönünün işleniş yönü çok keyifli ve bir çok hikayeye de açık bir tatta işleniyor.. Umut vaadeden hamleler.. :img-wink:

Biraz dinleneyim yahu, yazacak o kadar çok şey var ki aklımda.. 3 bölümlük tüm yorumlar kafamda dönüyor öylece.. :D

Şimdilik hoşçakalın diyorum..

NOT: Sevil Abla'cım ağzına sağlık valla, zılgıt dediğin böyle olur.. Kafamda canlandırdım da ben de güldüm valla, elini beline dayamış bir şekilde Müge'ye bağıran bir Sevil Abla.. Arkasında da Fatoş Abla yetiyor.. İzninle ben de arkandan "ooohh iyi yaptı, gördün mü Müge'cim" diye vücut diliyle destek vermek istiyorum.. :D Yok öyle gitmek falan..

Bu arada Sevil Abla çok güzel bir detaya değinmişsin.. Oğlanların Oğuz'a sığınmaları.. Benim de dikkatimi çekti ve gerçekten hoşuma gitti.. Anne-baba ve çocukların ilişkisi ayrı bir yorumda inşallah.. Ay amma ayrı yorum yapıcakmışım haa, Müge'cim, sanırım senin yerine 1250 mesajı ben yazıcam.. :D ((unutmuşmuşuz, sen bizi ne sandın bakıyım, unutacak göz var mı bizde haa?:img-wink:))

BERNA
22-01-08, 03:46
Gelelim diğer iki çifte :)

Damla ve Ferit geçen sezon aşkları ile oldukça popüler bir çiftti. Evlendikten sonra ise Damla'nın abartılı kıskanç olduğu dışında ilişkileri hakkında pek bir ipucu alamadık. Aynı evde yaşamayı sevmelerine rağmen yeni evli bir çiftin bu kadar kalabalık içinde yaşadığı zorlukları görmeyi bekledim. Ferit'in odadan atıldığında birilerine yakalanması dışında bunu pek göremedik maalesef.

Bu bölümde ise Ferit'in, girgin olmasından dolayı, düşünüldüğü gibi flörtöz bir yapıya sahip olmadığını anladık. Eğer tehlike gerçek olursa Elif'in deyimiyle buz adamı oynayabilme kapasitesine sahip. Hani şu benim de adımın geçtiği pizzacı muhabbetinde Ferit'in müşterilere mecburiyetten ve daha çok bahşiş için kibar davrandığını da anlamış olduk. Egosunu tatmin için bile olsa yanlış bir hareket yapmayacak karakterdeymiş. Ceren'le dertleşirken genelleme yapacak son kişiymiş Damla ;)

Sonrasında da mantıklı gözüken Damla'nın da ilişkilerindeki romantizmi çok sevdiğini, Ferit'in bazen deli dolu gözüken jestlerini çok sevdiğini öğrenmiş olduk. İki ayın dönümünde Ferit'in kutlamalarını abartılı bulmuş ama belli ki çok sevmiş ;) Üçüncü ay dönümü konusu ise yeni çiftlerde önem verilen konuların ne kadar farklı olduğunu bize anlattı. Gerçi Eda da bahsetti bundan bir sene sonra 'göğe ışıkla yazsan hatırlar mı acaba??' Damla'nın, Eda'yla dertleşmesinin de etkisiyle, romantizmi bu sefer kendisinin başlatma çabaları da maalesef araba yüzünden suya düştü ;) Damla evlilikteki balaylarının bittiğinin, kocasının arabasının, (televizyonunun/ bilgisayarının vs.) da sıralamada önemli bir yerde olduğunu farketmiş durumda. Doğal olarak da bundan hiç hoşnut değil. Çiftlerden biri Ferit gibi eğlenceli bir karakter de olsa ilk defa gerçek anlamda evli olduklarını hissettim bu bölüm Pamukçuoğlu çiftinin :)

Füsun ve Ergin ise birlikte çalışan her çiftin yaşadığı gerilimi yaşadılar. İş yaşamı ile aşk birarada olduğunda genelde bir sorun yaşanır ve de bu yaşandı. İlk başta hele de yalnızsa çalışmak çok zor olur, bu yaşandı zaten. Sonra da işteki bir anlaşmazlık yüzünden ilişkiler bile bozulabilir. Bu da dolaylı olarak yaşandı. Ergin'in muzip tavrının altında çok alıngan bir yapıya sahip olduğunu da anladık. Eğer Füsun da aynı meslekten olmasaydı Ergin matbaacı sözüne bu kadar alınmazdı. Gurur da duysa aslında Ergin Füsun'un kendinden daha başarılı bir avukat olmasının en azından hatırlatılmasından hoşlanmıyor her erkek gibi. Avukatlık konusunda hırslı olmadığını, bazı davaların sonuçların hoşlanmadığı için sadece Oğuz'la çalıştığını da üstelik ilk randevuda kendisi itiraf etmişti.

Füsun ise işini ciddiye alan hatta bu uğurda mutluluğu kaçırdığını sanan bir avukat olarak çıkmıştı. Şimdi Ergin ile çok mutlu olmasına rağmen, işinde olan ciddiyetini korumaya çalıştı, olmadı. İlişki konusunda ise, Ergin kadar olmasa da (o konu da ne büyük mantık hatası) uzun süredir yalnız olduğundan, bağımsız olmaya alıştığından biraz paslanmış durumda o da. Söylenmesi en sakıncalı sözleri söyledi. Pişman oldu hemen ama ne yapacağını tecrübeli ve de pek çok konuda kendine benzeyen arkadaşına danıştı. Eda'nın da benzer bir durumda olduğunu duyunca cesaretlendi ve de harekete geçti. Ergin'in fena halde incinmiş olan egosunu yükseltmek için elinden geleni yaptı, onu şımartmaya çalıştı, hatta karakterine biraz ters olduğunu düşündüğüm (ki bu da fedakarlıktı) geyşa havasına bile girdi. Sonuçta fedakarlıklar ve çabalar işe yaramayınca sinirlendi :) Ee ne demişler fazla naz aşık usandırır :)

Bu arada Murat Kılıç ve Ayça Bingöl'ün uyumu da çok başarılı bence. Hem karakter olarak hem de çift olarak çok doğal oyunculukları var. Sivri uçları törpülü ama zıt karakterleri olan bir çift oldular. Abartıya kaçmıyorlar çünkü aksi takdirde ikinci bir Eda-Oğuz vakası olur ve gereksiz olur. Eda ve Oğuz'u anımsatıyorlar ancak her ikisi de o kadar inatçi değil ve de özellikle Ergin çok daha alltan alabiliyor.