PDA

Tüm Versiyonu Göster : Edebiyat Dünyasından Haberler


Sayfalar : [1] 2

Butterbeer
12-12-07, 17:53
Nobeller sahiplerinin ellerinde

Barışın yanı sıra tıp, fizik, kimya, ekonomi ve edebiyat alanında verilen Nobel ödülleri, İsveç’te sahiplerine ulaştı.

İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenen törende ödül sahipleri, Nobel komite üyelerinin konuşmaları ve trompetler eşliğinde İsveç Kralı 16. Gustav’dan ödüllerini teslim aldı.

Bu yılın Nobel ödüllerini fizik dalında Fransız Albert Fert ile Alman Peter Gruenberg; kimya dalında Alman Gerhard Ertl; tıp dalında İngiliz Martin J.Evans ve ABD’li Mario Capecchi ve Oliver Smithies; ekonomi dalında ABD’li Eric Maskin ve Roger Myerson ile Hurwicz kazanmıştı.

Eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore ve BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne verilen Nobel Barış Ödülü ise Oslo’da yapılan törenle sahiplerine sunulmuştu.

Nobel ödüllerini kazananlar Ekim ayı içinde açıklanmıştı. 10 milyon kronluk (1,6 milyon dolar) ödüller, 10 Aralık 1896 tarihinde ölen Nobel’in kurucusu Alfred Nobel’in ölüm yıl dönümünde sahiplerine sunuluyor.

ÖDÜLÜ ABD’YE GELDİ

Nobel ödül törenine, bu yıl edebiyat ödülüne hak kazanan 88 yaşındaki Doris Lessing ile ekonomi dalındaki ödülü paylaşan 90 yaşındaki Leonid Hurwicz, sağlık nedenlerini gerekçe göstererek katılmadı.

Ödülünü almaya Stockholm’e gidemeyen Hurwicz için, Minnesota Üniversitesi kampüsündeki konser salonunda özel bir tören düzenlendi.

İsveç Büyükelçisi Jonas Hafstrom, Amerikalı Eric Maskin ve Roger Myerson ile birlikte ekonomi dalında 2007 Nobel’ini kazanan Hurwicz’e ödülünü takdim etti.

Ailesiyle birlikte törene katılan Hurwicz, Nobel ödülü için teşekkürlerini sunmakla yetindi.

Hurwicz gibi Stockholm’deki törene gidemeyen 2007 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Doris Lessing için de Londra’da bir tören düzenlenecek.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
12-12-07, 18:07
Karagöz AB’ye tescil ettiriliyor

Uluslararası Kukla ve Gölge Oyunu Birliği Türkiye Milli Merkezi, Türk gölge oyunu klasiklerinden Karagöz’ü Avrupa Birliği’ne tescil ettirmek için harekete geçti.

Merkez Başkanı Mevlüt Özhan, uzmanlara ve hukukçulara bu konuda inceleme yaptırdıklarını, gelecek rapor doğrultusunda tescil için başvuracaklarını söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bir Yunan gazetecinin başvurusuyla ilgili kararında, Karagöz’ün Türk kültüründen alınan bir gölge oyunu olduğunu belirtmesinin tescil anlamı taşıdığına dikkat çeken Özhan, bunun Türkiye’ye avantaj sağladığını vurguladı.

Yunanistan’da ülkenin hemen her yerinde Karagözis adı altında gölge oyunu gösterimi yapıldığını da söyleyen Mevlüt Özhan, Türklerin de kendi kültürüne sahip çıkması gerektiğini belirtti.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
13-12-07, 21:24
Azra Erhat anılıyor

Homeros’un iki büyük destanını dilimize kazandıran çevirmen, deneme ve inceleme yazarı Azra Erhat 25. ölüm yıldönümünde Türkiye Yazarlar Sendikası ile Truva Folklor Araştırmaları Derneği’nin birlikte düzenledikleri bir etkinlikle anılacak.

15 Aralık 2007 Cumartesi günü, saat: 18.30’da Bahçeşehir Üniversitesi Beşiktaş Yerleşkesi Fazıl Say Salonu’nda gerçekleştirilecek etkinlik’te Mehmet Başaran, Cengiz Bektaş ve Eray Canberk, Azra Erhat’ı tanıklıklarla anlatacaklar.

Etkinlik, Enver Ercan ve İlhan Gülek’in açılış konuşmalarıyla başlayacak. Mehmet Başaran, Cengiz Bektaş ve Eray Canberk ise Azra Erhat’ı tanıklıklarla anlatacaklar. Gecenin müzik-gösteri bölümünde Cem Ekmen, sipsi ile Ege ezgileri seslendirirken, Truva Folklor Araştırmaları Derneği, zeybek gösterisi sunacak.
Gülsen Tuncer’in sunacağı etkinlik, Muammer Ketencioğlu konseriyle sona erecek.

BİR HÜMANİST: AZRA ERHAT

Erhat, 1915 yılında İstanbul’da doğdu. Belçika’da klasik liseyi bitirip İstanbul ile Ankara üniversitelerinde klasik fioloji okuduktan sonra, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesinde uzun bir süre asistan ve doçent olarak çalıştı. Üniversiteden ayrılınca bilgilerini daha yaygın bir alanda, yurdun hizmetine koymaya girişti. Homeros’un iki büyük destanını dilimize çevirmeye koyuldu. Şair A. Kadir’le birlikte yaptığı bu çalışmanın sonucunda İlyada ve Odysseia yayınlandı. Hesiodos’un Theogonia ile “İşler ve Günler” aldı yapıtlarını Sabahattin Eyüboğlu ile birlikte çevirerek T.T.K. Yayınları arasında yayımlandı.

Ustaları Halikarnas Balıkçısı ve Sabahattin Eyüboğlu’nun yolundan giden Azra Erhat, Türkiye’de hümanizma ülküsünü yaymak, Anadolu’nun kültür varlıklarını değerlendirmek ödevini benimsedi. “Mavi Anadolu” ve “Mavi Yolculuk” gibi yurdumuzun tarihi, arkeolojisi ve turistik zenginlikleriyle tanıtmak ve sevdirmek amacını güden kitaplar yazdı. Hümanizma anlayışını Ecce Homo (İşte İnsan) adlı denemesinde dile getirdi. Halikarnas Balıkçısı’nın kendisine yazdığı mektupları topladığı bir kitabı, “Mektuplarıyla Halikarnas Balıkçısı” adı ile yayınlandı. “Mitolojisi Sözlüğü” de Azra Erhat’ın önemli çalışmalarından biri oldu.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
13-12-07, 23:44
Pahalı kalem Napolyon Bonaparte

Napolyon Bonapart’ın tek roman denemesinin ilk paragraflarının bulunduğu el yazması bir yaprağı, 41 bin YTL’ye alıcı buldu. İmparatorun daha önce sevgilisi Josephine’e yazdığı özür mektubu 10 milyona satılmıştı.

Napolyon Bonapart’ın yegane roman denemesinin ilk paragraflarının bulunduğu el yazması bir yaprağı, dün Paris’in güneyindeki Fontainebleau’da düzenlenen bir müzayedede 24 bin Euro’ya (41 bin YTL) alıcı buldu.

Açık artırmayı düzenleyen Osenat müzayede evinden yapılan açıklamada, Bonapart’ın aynı zamanda son edebi denemesi olan “Clisson ve Eugenie”yi 1795’te taslak haline getirdiği belirtilirken, alıcı hakkında hiçbir bilgi verilmedi.

Açık arttırmada, ayrıca Napolyon’un ağabeyi Jozef Napolyon’a ait olduğu sanılan bir gümüş kılıç da 123 bin 600 Euro’ya satıldı.

Daha önce de Napolyon Bonaparte’ın sevgilisi Josephine’e yazdığı mektup, Londra’nın Christie’s Müzayede Evi’nde 3.8 milyon sterline, yani yaklaşık 10 milyon YTL’ye satılmıştı. Mektupta, Napolyon ile Josephine’in bir sabah delice münakaşa ettikten sonra Napolyon’un özür sözleri yer alıyordu.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
14-12-07, 00:21
U21 ve Çanakkale’de denizaltı savaşı

‘Çanakkale Denizaltı Savaşı’ kitabı Alman U21 denizaltısının kaptanı Otto Hersing’in anılarıyla Birinci Dünya Savaşı’nın az bilinen sualtı cephesine bir pencere açıyor.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayınlanan kitapta Çanakkale Savaşları’nın deniz cephesiyle ilgili çarpıcı gerçekler yer alıyor.

Çanakkale Savaşlarının deniz cephesindeki denizaltılara ilişkin genel olarak İngiliz, E11 ve B11, Fransız Saphire ve Turquoise (Müstecip Onbaşı), Avustralyalı AE2 denizaltılarının faaliyetleri bilinir.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından basılan ve Alman denizaltısı U21’in kaptanı Yüzbaşı Otto Hersing’in anılarından oluşan ‘Çanakkale Denizaltı Savaşı’ ise Türk okurunun pek de bilmediği tarih sayfalarını gün yüzüne çıkarıyor.

Gelibolu’da İngilizlerin ünlü Triumph ve Majestic zırhlılarını batıran U21 denizaltısının, Müttefik deniz gücünün kaygısızca yarımadadaki Türk askerlerini bombalamasını nasıl engellediği bu Yüzbaşı Hersing’in anılarıyla ortaya çıkıyor.

Kitabı yayına hazırlayan Bülent Erdemoğlu’nun tarihi belgeleriyle U21’in Türk sularına gelişini aktardığı sunuş yazısının yanısıra, Prof. Dr. Zafer Toprak’ın denizaltıcılık tarihi hakkındaki makalesi ve Çanakkale’de denizaltı savaşlarına ait çok sayıda fotoğraf kitabın diğer ilgi çekici bölümlerini oluşturuyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
14-12-07, 00:25
Yazar Erhan Bener toprağa verildi

Türk edebiyatına çok sayıda öykü ve roman kazandıran yazar Erhan Bener’in cenazesi, Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Bener’in tabutunun üzerine “Yalnızlar” adlı kitabının kapak afişinin örtüldüğü dikkat çekti. Yazarın oğlu Yiğit Bener, örtünün, yazarın tabutunun üzerine “yeşil örtü örtülmesini istemediği için konulduğunu” belirterek, “yazarların kitaplarıyla doğduğu için kitaplarıyla gömülmesinin uygun olacağını” ifade etti.

Erhan Bener için Kocatepe Camisi’nde öğle namazını takiben cenaze namazı kılındı.

Bener’in cenaze namazına, eşi Neşe Can, oğlu Yiğit ile kızı Yaprak Beren’in yanı sıra, CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, yazar-şair Mustafa Şerif Onaran, hikaye yazarı Cemil Kavukçu ile Ayşe Sarısayan, Ezginin Günlüğü grubundan Hüsnü Arkan, Bener’in hayat hikayesini yazdığı ressam Cemil Eren, ressam Turan Erol ile yazarlar Emin Özdemir, Birsen Ferahlı, Ahmet Özer ve Remzi İnanç katıldı.

Bener’in tabutunun üzerine “Yalnızlar” adlı kitabının kapak afişinin örtüldüğü dikkat çekti. Yazarın oğlu Yiğit Bener, örtünün, yazarın tabutunun üzerine “yeşil örtü örtülmesini istemediği için konulduğunu” belirterek, “yazarların kitaplarıyla doğduğu için kitaplarıyla gömülmesinin uygun olacağını” ifade etti. Erhan Bener’in cenazesi daha sonra Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
14-12-07, 21:20
Harry Potter’ın el yazmasına 4 milyon dolar

Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling’in yazdığı bir hikaye kitabının el yazması tek nüshası, 4 milyon dolara satıldı.

Sotheby’s’de dün yapılan açık artırmada, Rowling’in yazdığı ve sadece 7 nüsha basılan el yazması, resimli “Ozan Beedle’in Masalları” (The Tales of Beedle the Bard) adlı hikaye kitabının yedincisi satıldı.

Londra’da aracılık yapan “Hazlitt, Gooden and Fox” şirketi, kitaba amazon.com adına 1,98 milyon sterlin (3,98 milyon dolar) ödedi. Para, Avrupa’da yardıma muhtaç çocuklarla ilgili çalışmalar yapan “Çocukların Sesi” (The Children’s Voice) adlı vakfa bağışlandı. 5 masaldan oluşan kitap el yazısıyla basıldı, desenleri ve resimleri de Rowling tarafından çizildi.

Rowling daha önce yaptığı açıklamada, kitabın altı nüshasının hediye olarak verildiğini, 7. nüshasınınsa açık artırmada satılacağını söylemişti.

Ozan Beedle’in Masalları, Harry Potter dizisinin son kitabında, Hogwarts cadılık ve büyücülük okulunun ünlü müdürü Albus Dumbledore’un Harry’nin arkadaşı Hermoine’ye miras olarak bıraktığı kitapla aynı adı taşıyor. 157 sayfalık kitaptaki 5 hikayeden sadece biri “Üç Kardeşin Hikayesi” Harry Potter dizisinin son kitabında anlatılıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
18-12-07, 13:56
Magna Carta, müzayedeye çıkarılıyor

Dünya tarihinin en önemli belgelerinden kabul edilen “Magna Carta”nın (Büyük Özgürlükler Sözleşmesi) bir kopyası, New York’ta müzayedeye çıkarılacak.

800 yıllık belge, ünlü “Sotheby’s Müzayede Evi”nde mezat edilecek. Dünyanın ilk yazılı anayasası olarak bilinen, 1215 yılında Papa III. Innocent, İngiliz Kral John ve İngiliz baronları arasında imzalanan Magna Carta, insan haklarının İngiliz hukukuna girmesini sağlayan belge olarak tarihi önem taşıyor.

Sotheby’s Müzayede Evi’nden yapılan açıklamada, 1297 yılına ait ve İngiltere Kralı I. Edward’ın mührünü taşıyan parşömen kopyanın, 20 ila 30 milyon dolar aralığında bir fiyata satılmasının beklendiği kaydedildi.

Kopyanın, satılma ihtimali olan 17 kopyadan biri olduğu, bunların haricindeki kopyalarınsa İngiltere Milli Arşivleri, katedraller ve üniversitelere ait olduğu ifade edildi. Belgenin Avustralya’da da bir kopyası bulunduğu belirtildi.

Açıklamada ayrıca, müzayedecilik tarihinde bir ilk olacak bu satışın bir daha tekrarlanma ihtimalinin de düşük olduğu belirtilerek, başka hiçbir tarihi belgenin önem bakımından Magna Carta ile yarışamayacağı, dolayısıyla belgenin müzayedesinin, gelmiş geçmiş en önemli belge müzayedesi olacağı görüşü dile getirildi.

1990’larda iki kez ABD Başkanlığı için yarışan ABD’li milyarder Ross Perot’un vakfına ait olan belgenin satışından elde edilecek gelirin, vakıf tarafından hayır işlerinde kullanılacağı açıklandı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
23-12-07, 15:29
Fransız yazar Julien Gracq öldü

Fransız yazar Julien Gracq, 97 yaşında hayata veda etti.

Yazarın yakınları, hafta başında rahatsızlığı nedeniyle hastaneye kaldırılan Gracq’ın öldüğünü belirtti.

27 Temmuz 1910 doğumlu Gracq, en önemli Fransız yazarlardan biriydi. Romanlarında, coğrafi bölgenin insan üzerindeki etkilerini anlatan Gracq, roman dışında, deneme, düz yazı, şiir ve tiyatro oyunları da kaleme almış, Alman romantizminin ve gerçeküstücülüğün etkisinde kalmıştı.

1951’de Sirte Kıyısı (Le Rivage des Syrtes) adlı romanına verilen Goncourt ödülünü reddederek dikkatleri üzerine çeken Gracq’ın Türkçe’ye de çevrilen diğer önemli eserleri “Argol Şatosunda” ve “Ormana Bakan Balkon”dur.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
27-12-07, 20:17
Nazım Hikmet’in son sürprizi!

Türk şiirinin en büyük ozanlarından Nazım Hikmet’in yeni bir şiiri bulundu. Eşi Piraye’nin arşivinde “Dört Güvercin” adlı şiirin yanı sıra, yarıda kalmış üç roman taslağı da var. Taslaklar yakında Yapı Kredi Yayınları tarafından basılacak.

geldi dört güvercin
suda yıkanmak için.
Su mahpusane yalağındaydı.
ve güneş
güvercinlerin
gözünde, kanadında, kırmızı ayağındaydı.
girdi dört güvercin
yıkanmak için
suyun içine.
ve kederli toprakta dört insan
baktı dört güvercine.
Güvercinler hep beraber
güneşi taşıyıp kırmızı ayaklarında
uçabilirler.
Durdurmaz onları demir ve duvar.
güvercinlerin yumuşak kanatları var.
Ve kanatlar
Şimdi burda, şimdi damın üzerinde.
İnsanların kanatları yok
İnsanların kanatları yüreklerinde.
Dört güvercin
güneşe varmak için
yıkandı, uçtu sudan.

FİŞEKÇİ: BÖYLE BİR ŞEY BEKLEMİYORDUK

Nazım Hikmet’in eşi Piraye’nin torunu Kerem Bengü’nün elindeki arşivde ilk kez bulunan “Dört Güvercin” şiiri, “Sözcükler” dergisinin son sayısında yayınlandı. İlk kez yayınlanan şiirle ilgili olarak, derginin genel yayın yönetmeni Turgay Fişekçi duygularını şu sözlerle açıkladı: “Böyle bir şey beklemiyorduk. Nazım Hikmet’in bütün şiirleri yayınlandığını, artık yayınlanmayan hiçbir şiirinin olabileceğini tahmin etmiyorduk. Büyük bir sürpriz oldu. Bu şiiri 1938’de İstanbul Tevkifhanesi’nde yazmış ve Piraye’ye göndermiş. Sonra muhtemelen kendisi de unutmuş herhalde. Çünkü sürekli bir cezaevinden başka bir cezaevine gidiyor. Şimdiye kadar kitaplarda yer almaması böyle açıklanabilir sanıyorum.”

“BİR ŞEY BULDUK, NEDİR BU?”

Nazım Hikmet’in eşi Piraye Hanım’la hayatlarının 20 yılı beraber geçti. 20 yılın yaklaşık 14 yılında Nazım Hikmet cezaevindeydi. Hem birlikte, hem ayrı ortak bir hayatları vardı. Bu süre içinde Nazım Hikmet çeşitli cezaevlerinden Piraye’ye mektuplar dışında resimler, şiirler gönderiyordu. Yıllar boyu korumasında kaldı. Piraye Hanım bu anlamda çok muhafazakar bir kadındı. Nazım Hikmet’ten ayrıldıktan sonra dış dünyaya çok kapalı bir hayat sürdü. Kimseyle başka bir ilişkisi olmadı, elindeki eserleri de özenle korudu. Piraye’den sonra Piraye’nin oğlu Mehmet Fuat bunların hepsini yayınladı. Nazım Hikmet’in pek çok eserini Mehmut Fuat gün ışığına çıkardı. Memletketimden İnsan Manzaraları gibi çok sayıda eser, Piraye hanım sayesinde bugüne ulaştı. Yoksa bu eserler bugün olmayacaktı. Piraye Hanım 1995’te, oğlu Mehmet Fuat 2002’de öldü. Bugün Piraye’den kalanlar Mehmet Fuat’ın oğlu, yani Piraye’nin torunu olan Kerem Bengü’nün elinde. Kerem Bengü ve eşi Zeynep Bengü, Piraye’nin de oturduğu evde oturuyorlar. Zaman zaman evdeki bir takım evrakları elden geçiriyorlar. Ve bir ay kadar önce de beni çağırdılar, “Bir şey bulduk, nedir bu?” diye. Bunun Nazım’ın yayınlanmamış bir şiiri olduğunu anladım. Ve Sözcükler’de yayınlanması için onlardan izin alarak dergide yayınladım.

Y. KEMAL’LE FARKLI ZAMANLARDA DÜŞÜNMÜŞ GİBİ

Ayrıca bir takım defterler bulmuşlar. Bunlar da gene Nazım Hikmet’in cezaevinde yazmaya başladığı üç ayrı roman. Piraye Hanım, Nazım Hikmet’e bir mektubunda yaklaşık olarak şöyle bir şey söylemiş: “Sıkıldığında kendine bir defter al, yazmaya başla ve kendini rahatlat” gibi bir öğüt. Her üç defterin girişinde tırnak içinde Piraye’nin bu sözleri var. Nazım Hikmet bu romanları bir tür Piraye’nin öğüdünü yerine getirmek için yazmış. Nazım bunları 20- 30 sayfa yazıp yarıda bırakmış. Bir tanesi çok ilginç. Adı, “Zeytin ve İncir Adası.” Bozcaada, Gökçeada gibi bir adayı anlatıyor. İçinde Rum kahramanlar var. Konu olarak son derece ilginç bir roman taslağı. Biliyorsunuz daha sonra benzer bir konuyu Yaşar Kemal işledi, “Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana”da yine böyle bir ada anlatılıyor. İki yazar arasında böyle aynı şeyi daha önce Nazım Hikmet düşünmüş gibi bir izlenim doğdu bu romanı okuduğumuz zaman. Bu üç roman taslağını Nazım Hikmet’in bütün eserlerini yayınlayan Yapı Kredi Yayınları yakında kitap olarak yayınlayacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
02-01-08, 00:17
HarperCollins, Butto’nun kitabını basacak

ABD yayınevi şirketi HarperCollins, Pakistan’da önceki gün suikast sonucu öldürülen Benazir Butto’nun kitabını yayımlayacağını bildirdi.

Pakistan’da yayımlanan Dawn gazetesinin internet sitesindeki habere göre, HarperCollins’den yapılan açıklamada, kitabın şubat ayında raflarda olacağı belirtildi.

Yayınevi şirketi, Butto’nun, kitapla ilgili anlaşmayı, yıllar süren gönüllü sürgün hayatından sonra ekim ayında ülkesine dönmeden kısa süre önce yaptığını bildirdi. Bir şirket yetkilisi, Butto’nun öldürülmesinden sonra kitabı hemen basmaya karar verdiklerini söyledi.

“Uzlaşma: İslam, Demokrasi ve Batı” adlı kitabın bir bölümünün siyasi tez, bir bölümünün de Müslüman dünyasının ilk seçilmiş kadın başbakanı Butto’nun anılarından oluştuğu kaydedildi.

Şirketin, Butto ile anlaşmayı yapan baş editörü Tim Duggan da “Pakistan giderek daha istikrarsız bir yer oluyor. Bayan Butto’nun kitabı, bizim bölgede yaptığımız hatalar, bu hataları düzeltmek için neler yapabileceğimiz ve bunu yapmazsak sonuçlarının neler olabileceği konularında aydınlatıcı olacak” dedi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
02-01-08, 00:21
2007’nin yazar, fikir adamı ve sanatçıları

Türkiye Yazarlar Birliğinin “2007 yılı, Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri”ni alanlar açıklandı.

Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Doç. Dr. Hicabi Kırlangıç, düzenlediği basın toplantısında, 2007 yılının kültür-sanat ve düşünce hayatındaki gelişmeleri değerlendirilerek, yılın yazar, fikir ve sanatçılarını belirlediklerini söyledi.

Ödüllerin, edebiyat ve sanat uzmanları arasında gerçekleştirilen anket çalışmalarının ardından, alanının tanınmış isimlerinden oluşturulan özel komisyonların yaptıkları çalışmalarla saptandığını bildiren Kırlangıç, “Değişik kesimlere mensup kişi ve kuruluşlardan alınan bu bilgiler ışığında, yıl içerisinde ortaya konulan fikir ve sanat ürünleri, başvuru esasına dayanmadan ve eser sahiplerinin haber ve bilgisi bulunmadan objektif ölçütlerle değerlendirilmektedir” dedi.

Hicabi Kırlangıç’ın verdiği bilgiye göre, TYB’nin “2007 yılının Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri”ni alanlar şöyle:
“Abdullah Harmancı ‘Yerlere Göklere’ adlı eserle hikaye, Şaban Abak ‘Kayıp Atlar Haritası’yla şiir, Ayşe Kulin ‘Veda’ ile roman, Mehmet Aycı ‘Mürekkep Ten’ ile deneme, İbrahim Kalın ‘İslam ve Batı’ ile fikir, Nurcan Toksoy ‘Halkevleri’ ile araştırma, Mehmet Narlı ‘Şiir ve Mekan’ ile inceleme, Osman Özbahçe ‘Kural Dışı’ ile edebi tenkit, Hicran Göze ‘Kadıköylü Yıllarım’ ile hatıra, Özcan Yüksek ‘Sessizce Dön’ ile gezi, Ali Benli ile Macit Karagözoğlu ‘Muhammed Ferid’den İngiliz işgaline karşı Osmanlı hilafeti’ ile tercüme, Ersin Özarslan ‘Erol Güngör’ ile biyografi, Nurdan Damla ’365 günde sevgili peygamberim’ ile çocuk edebiyatı, Nuh Gönültaş ‘Bugün gazetesindeki yazılarıyla’ basın/fıkra, Leyla İpekçi ‘Zaman gazetesindeki yazılarıyla’ basın/fikir, ‘Bizim Külliye’ dergi dalında, ‘Sanatalemi.net’ elektronik yayıncılıkta, TRT ‘Mevlana’ ile TV belgeseli, ATV ‘Karayılan’ ile TV dizisi, Nezvat Köseoğlu ‘Geçmiş zaman peşinde yahut vaizin söyledikleri’ ile şehir kitapları, Alim Kahraman ‘Rasim Özdenören’le mavera yolculuğu’ ile radyo programı, Sivas Belediyesi ‘Yıl boyunca yaptığı yayınlar ile’ kamu yayıncılığı, Beyan Yayınları özel yayıncılık dalında, Polatlı Belediyesi ‘Yıl boyunca yaptığı yayıncılık ve kültür faaliyetleri ile’ özel ödül, Ali Adakoğlu ‘Gerçek Hayat’ ile basın yönetim, Prof. Dr. Ömer Faruk Akün, Prof. Dr. M. Said Hatiboğlu ve sinema yönetmeni Yücel Çakmaklı ise üstün hizmet ödülü.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
02-01-08, 00:28
Nazım Hikmet'in özel eşyaları sergileniyor

'Bu Hasret Bizim/Kişisel Eşyalarıyla ve Özel Belgeleriyle Moskova'daki Nazım Hikmet' başlıklı sergi, 19 Ocak'ta açılıyor.

Şair Nazım Hikmet'in kişisel eşyası ve özel belgelerinden oluşan 'Bu Hasret Bizim/Kişisel Eşyalarıyla ve Özel Belgeleriyle Moskova'daki Nazım Hikmet' başlıklı sergi, 19 Ocak'ta Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nda açılacak.

Alınan bilgiye göre, sergide, Nazım Hikmet'in daktilosundan cüzdanına, takım elbiselerinden oyuncaklarına, plaklarından imzaladığı kitaplarına kadar kişisel eşyası, özel belgeleri ve el yazmaları yer alacak.

Nazım Hikmet'in eşi Vera Tulyakova ile paylaştığı ve yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'daki evinden getirilen pek çok özel eşyayı şairin sevenlerine ve edebiyat meraklılarına sunan sergi, 22 Mart tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Kaynak: e-kolay

cenup
05-01-08, 19:31
Pamuk’a Nobeli çevirmenler mi kazandırdı?


AB Genel Sekreteri Demiralp’in Pamuk’la ilgili, “Türkçe sorunu var; Nobel’i verenler Pamuk’un eserlerini Türkçesinden okusalardı aynı değerlendirmeyi yaparlar mıydı” demesi tartışma yarattı: “Çeviri, eseri aslından daha değerli hale getirilebilir mi?”


Doğan Hızlan: İyi denemeci Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet’te yayınlanan Orhan Pamuk hakkındaki bir konuşması, birden bire sevdikleri yazara toz kondurmayanları ayaklandırdı. ÇEVBİR Başkanı Tuncay Birkan: Böyle iddiaların arkasında siyasi bir şeyler olduğunu düşünüyorum. Hanneke van der Heijden: “Bir sürü düzeltme yapıldıktan sonra kitapları basılacak, onun için Nobel ödülünü aldı” diye bir kanı var bazı insanlarda. Ben buna gerçekten katılmıyorum. Bizim de meslek ahlakımız var. Yazıda ne yazarsa onu çeviririz. Ahmet Cemal: Ben Pamuk’un Nobel ödülünü kazanamayacak bir Türkçesi olduğuna inanmıyorum. Seçkin Selvi: Bir somut örnek verilmesi gerekir; bu kitap şöyleydi, ama çeviri buna şöyle şöyle katkılarda bulundu diye. Somut örnekleme yapmadan, gerekçe göstermeden hiç eleştiri yapılamaz.

BARLAS: NOBEL’Lİ TEK TÜRK’ÜN BAŞARISINA TAKILMAK
Edebiyat yapıtları başka dillere çevrilirken, aslından daha değerli hale getirilebilir mi? AB Genel Sekreteri Büyükelçi, denemeci Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet’te yayınlanan yazısında Orhan Pamuk hakkında, “Türkçe sorunu bulunduğunu ve Nobel verenlerin Pamuk’un eserlerini Türkçesinden okusalardı aynı değerlendirmenin yapılıp yapılmayacağı konusunda teknik bir şüphesi olduğuna” ilişkin sözleri edebiyat çevresinde tartışma yarattı. Mehmet Barlas, “Bir başkadır benim memleketim” başlıklı yazısında Oğuz Demiralp’e “Kimi ‘Nobel Pamuk’a değil, çevirmene verilmeliydi’ diye düşünür. Neyse... Bizim diplomatlarımız neden Kıbrıs’a herhangi bir dilde 30 yıldır çözüm üretemediklerini araştırmak yerine, Nobel’li tek Türk’ün başarısına takıldıkları için de bir başkadır benim memleketim” sözleriyle karşılık verince Doğan Hızlan da, “Edebi dokunulmazlık yoktur” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Hızlan, Hürriyet’teki köşe yazısında, “Nobel almak elbette önemlidir, üstelik kazanan tek Türk yazarsa övüncümüzün, sevincimizin ölçüsü yoktur. Onun için Stockholm’e gittim, sevincimizin derecesini yansıtan yazılarım, Hürriyet’in birinci sayfasında yayımlandı. Ama bu zafer, Orhan Pamuk’u eleştirilerden münezzeh kılmak için bir gerekçe, bir zırh değildir. Dokunulmazlık en çok yazara zarar verir. Edebiyat, PEN kulüp üyeliğini kaldırır ama FAN kulüp üyeliğini kaldırmaz” dedi. Hızlan, Pamuk’a toz kondurmayanların ayaklanmasından rahatsızlığını şu sözlerle dile getirdi:

HIZLAN: YAZARA TOZ KONDURMAYANLAR AYAKLANDI
“İyi denemeci Oğuz Demiralp’in Cumhuriyet’te yayınlanan Orhan Pamuk hakkındaki bir konuşması, birdenbire sevdikleri yazara toz kondurmayanları ayaklandırdı. Bazı sitelerde edebi olmayan bir dille bu düşünceyi açıklayanı da, yazanı da, yayınlayanı da yakışıksız biçimde yerdiler. İncelik sınırlarını aştılar. Şinasi’nin edebiyat/edep ilişkisini yalanlamak istercesine.
Ne demiş AB Genel Sekreteri Büyükelçi, denemeci Oğuz Demiralp:
‘Orhan Pamuk’un Türkçe sorunu bulunduğunu. Nobel verenlerin Pamuk’un eserlerini Türkçesinden okusalardı aynı değerlendirmenin yapılıp yapılmayacağı konusunda teknik bir şüphesi olduğunu.’
Daha önce de Prof. Dr. Tahsin Yücel, Kara Kitap üzerine yazdığı aynı başlığı taşıyan (Hürriyet Gösteri, Kasım 1990, Sayı: 120) yazısında, Orhan Pamuk’un Türkçesini örneklerle eleştirmişti.”

Çevirmenler, Demiralp’in “Nobel verenlerin Pamuk’un eserlerini Türkçesinden okusalardı aynı değerlendirmenin yapılıp yapılmayacağı konusundaki” sözleri ve çıkan tartışmaları NTVMSNBC’ye değerlendirdi.


Tuncay Birkan (Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği Başkanı):
İDDİALARIN ARKASINDA SİYASİ ŞEYLER VAR
Tuncay Birkan, Orhan Pamuk’un Nobel’i kazanmasında çevirmenlerin katkısının olup olmayacağı sorusunu şöyle yanıtladı:
“Ben zannetmiyorum. Böyle bir şey söylemek zor. Böyle iddiaların arkasında siyasi bir şeyler olduğunu düşünüyorum. O yazarı o yazar olmaktan çıkaran çok fazla örnek bulunabilir ama onu olduğundan daha iyi gösteren örneğin çok fazla bulunabileceğini sanmıyorum. Berbat çeviriyle katledilmiş yüzlerce, binlerce örnek bulabilirsiniz başka dillerde de. Zaten çevirmenin iyisi de onu olduğu gibi verebilmesiyle ölçülür.

Bazı yazarların çevirilerinin aslından daha iyi olduğu, değer kattığı söylenir. Çeviri bir yönüyle yeniden yazmaktır, başka bir dilde yazıyorsunuz. Ama bu sonsuz bir yaratıcılıkla istediğinizi söyleyebileceğiniz anlamına gelmiyor. Meşruiyet sınırı ne olmalı? Bana kalırsa sadece Türkçeleştirmekle kalması gerekir. Yani mümkün olduğunca enformasyon eklemekten, yazarda olmayanları eklemekten kaçınması gerekir çevirmenlerin. Ben Orhan Pamuk çevirilerinde böyle birşey olduğunu zannetmiyorum. Bazı Türkçe hataları vardır, bütün yazarlarda vardır. İngilizce hataları da olabilir. Yazanların, yayınevi editörlerinin gözünden kaçmış olabilir. O hataları düzelterek çevirebiliyor bazen çevirmen. ‘Yazar aslında şunu demek istemiştir’ diyor. Yazar bunu diyor ama biraz bozuk biçimde söylemiş olabilir. Bunu Türkçe’deki editör görseydi, o da düzeltirdi. Bunlar o kadar yazının esasına dair şeyler değil.”

Orhan Pamuk’un kitaplarını Hollandacaya çeviren Heijden, Elif Şafak, Ahmet Altan ve son olarak da Halit Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu romanını çeviriyor. Heijden’e Demiralp’in Orhap Pamuk’la ilgili sözlerini anımsatarak, “Böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Çeviri yazarın yapıtlarını daha kusursuz hale getirmiş olabilir mi, çevirinin böyle bir gücü var mı?” sorusunu yönelttik. Cevabı şöyle oldu:


Hanneke van der Heijden (Çevirmen):
YAZIDA NE YAZARSA ONU ÇEVİRİRİZ
Bence çevirinin böyle bir gücü ve etkisi yok. Okurlar arasında bazen böyle bir görüş hakim olur. Biz de çevirmenler olarak sık sık böyle şeyler duyuyoruz. Ama bence iyi titiz bir çeviri, eserinden daha iyi veya daha kötü olamaz. Maalesef, özellikle Orhan Pamuk’la ilgili bu tür iddialarda bulunuluyor. Çevirmen olarak biz de böyle şeyler duyuyoruz. Böyle bir şeyi niye yapalım ki? Çevirmen olarak benim böyle bir şeye ihtiyacım yok. Eser kötüyse de hata varsa da yazara danışırım. Kendi başına hareket etmek bence çevirmen ahlakına aykırı bir şey. Bizim de meslek ahlakımız var. Yazıda ne yazarsa onu çeviririz. Ben çevirmen olarak yazara danışmadan düzeltme yapmam. Diğer çevirmenlerin tutumunun ne olduğunu bilmiyorum bu konuda. Yazarın gözünden kaçmış ya da Türkiye’deki editörün gözünden de kaçmış olabilir diye düşündüğüm bir şey varsa tekrar yazara, yazarı bulamazsam da yayınevine danışırım. ‘Acaba ne yapalım, düzeltelim mi?’ diye sorarım. Çünkü yazar kasıtlı olarak da öyle yapmış olduğu bir şey de olabilir. Her zaman bunu bilemezsiniz. Böyle çevirmen olarak, ‘Haa, şu hale getirelim’ diye bir harekette bulunmak bence yanlış.

Heijden, Orhan Pamuk kitaplarını çevirirken zorlanıp zorlanmadığı sorusunu da şöyle yanıtlıyor:
“Yok, kesinlikle öyle bir durum yok. Benim gördüğüm kadarıyla Türkiye’de Orhan Pamuk’un dili konusunda, gramer kurallarına uymuyormuş diye ara sıra bu tartışma yapılıyordu. ‘Bir sürü düzeltme yapıldıktan sonra kitapları basılacak, onun için Nobel ödülünü aldı’ diye bir kanı var bazı insanlarda. Ben buna gerçekten katılmıyorum. Sonuçta çevirmeniyim. Diyelim cümle devrik. O zaman demek oluyor ki, yazar böyle bir cümleyi konuya uygun görmüştür. Devrik cümle varsa ‘Acaba bunun amacı ne olabilir? Yazarın üslubu anlamında bunu nasıl değerlendiririz?’ diye bakıyoruz. Gramer kurallarından değişik olursa, bu farkı değerlendirmeye çalışıyoruz. Aynı havayı Hollandaca’da nasıl verebiliriz diye? Aynı devrikliği diğer dilde nasıl verebiliriz diye düşünürüz, bu devrikliği nasıl giderebiliriz diye değil.

Heijden Hollandaca’da Orhan Pamuk kitaplarını okuyanların “zor anlaşılır” ya da “okunması zor” gibi eleştiriler getirip getirmediği konusuna da şu yanıtı verdi:

ZOR BİR YAZAR OLARAK BİLİNİYOR
“Dil açısından kesinlikle öyle bir şey yok, duymadım. İçerik olarak tabii ki herkesin kolay kolay okuyabileceği bir yazar değil sonuçta. Çünkü felsefi konular da giriyor romanlarının içine. Yani böyle hemen herkesin yaz tatili sırasında okuyabileceği bir yazar değil. Zor bir yazar olarak biliniyor ama anlaşılmaz, dili kötü diye bir tartışmayı ben duymadım.”


Ahmet Cemal (Çevirmen):
TARTIŞMALARLA DEĞERLERİMİZİ AŞAĞIYA ÇEKİYORUZ
“Kendi yazıldığı dilde Nobel’i asla kazanamayacak düzeyde olan bir yapıtın, Nobel’i kazanabilecek hale gelebileceğini sanmıyorum. O bana biraz abartılı geliyor. Ben Pamuk’un böyle bir ödülü kazanamayacak bir Türkçesi olduğuna inanmıyorum. İçerik olarak zaten tartışmıyorum. İçeriği de her zaman tamamen paylaşmayabilirim ama üst düzeyde bir içerik olduğunu söyleyebilirim. Şundan da aşağı yukarı eminim ki, o Nobel Komitesi, kendileri Türkçe bilmeseler bile bunun araştırmasını yaptırmıştır. Aksi takdirde çok hafiflik olur.
Özgün, yazıldığı dildeki dil yanlışları çeviride tabii ki giderilebilir. Böyle bir şey var. Mesela, Türkçesinde bir yanlış varsa, Almanca’ya, İngilizce’ye, Fransızca’ya çevrilirken aynı yanlışlar o dillere de çevrilmez, çeviren düzelterek çevirir o dile.
Nobel kazanmış bir yazarımızın daha farklı tartışılmasını beklerim. Bu tür tartışmalar bana kendi değerlerimizi aşağıya çekmeye çalışıyoruz duygusu veriyor.”


Seçkin Selvi (Çevirmen):
SOMUT GEREKÇELERE DAYANMAYAN ELEŞTİRİLER HAVADA KALIR
“Sayın Demiralp’in bu değerlendirmeyi neye dayandırdığını bilmediğim için yorum yapamıyorum tabii. Bir tuhaf. Değerlendirme kriterlerini bilmiyorum. Somut bir örnek verilmesi gerekir; bu kitap şöyleydi, ama çeviri buna şöyle şöyle katkılarda bulundu diye. Somut örnekleme yapmadan, gerekçe göstermeden eleştiri yapılamaz. Son derece öznel bir şey olur. Eleştiri temelde öznel bir şeydir ama somut, nesnel gerekçelere dayandırdığınız zaman, doğruyu bulursunuz. Somut gerekçelere dayanmayan eleştiriler havada kalır.”

ÜSLUBU ALGILAYAMAYAN ÇEVİRMEN YAPITI MAHVEDEBİLİR
“Çeviri, bir yapıtı olduğundan çok daha kötü duruma düşürebilir; eğer iyi çeviri değilse. Çevirmen yazarın üslubuna hakim olamamışsa, çevirmen kendi diline hakim değilse, çevirdiği dile hakim değilse bir yapıtı rezil edebilir. Ama çevirmenin bir yapıta olduğundan daha fazla değer katabileceğini sanmıyorum. Ancak yapıtın değerini zedelemeden bir başka dile aktarma becerisini ve başarısını gösterir. İsim vermek, kişiselleştirmek istemem ama kendi dilini çok iyi bilmeyen, yabancı dile hakim olmayan, dahası yazarın üslubunu algılayamayan çevirmenler var.”

Kaynak:ntvmsnbc.com

Butterbeer
09-01-08, 17:36
Nâzım memleketine eşyalarıyla dönüyor

Nâzım Hikmet, ilk kez sergilenen kişisel eşyaları, özel belgeleri ve elyazmalarıyla, Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu’nda memleketinin insanlarıyla buluşacak.

9 Ocak – 22 Mart tarihleri arasında açık kalacak “Şehrime ulaşamadan bitirirken yolumu…” / Nâzım ve Vera, Moskova’dan İstanbul’a başlıklı sergi, Nâzım Hikmet’in eşi Vera Tulyakova’yla paylaştığı ve yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova’nın 2. Pesçannaya Sokağı’ndaki evinden getirilen çok sayıda özel eşyayı şairin sevenlerine ve edebiyat meraklılarına sunucak.

BAHTİYAR OL NÂZIM

Nâzım Hikmet’le Vera Tulyakova’nın bilinen bazı fotoğraflarına yansıyan kıyafetlerinden örnekleri de içeren ve Nâzım Hikmet’in Moskova’daki dünyasını, ilk kez sergilenen özel eşyalarıyla İstanbul’a taşıyan sergi, büyük şairin yaşadığı mekâna dair ilginç ayrıntıları izleyicilerle buluşturacak. İzleyiciler, bu eşyaların/giysilerin çiftin yaşamında nereye denk geldiğini ve günlük hayatlarının neresinde durduğunu, YKY’nin bu ay yayımlayacağı Vera Tulyakova imzalı Bahtiyar Ol Nâzım adlı kitaptan alıntılanan metinlerden takip edebilecekler. M. Melih Güneş’in küratörlüğünde hazırlanan ve Sadık Karamustafa tarafından tasarlanan sergi, Vera Tulyakova’ya ait bazı kişisel eşyaları da kapsıyor.

PESÇANNAYA SOKAĞI’NDAKİ EVİNDEN İSTANBUL’A NAZIM...

Sergi, Nâzım Hikmet’i sabahlığından pijamasına, yeleklerinden takım elbiselerine, cüzdanından telefon defterine, oyuncaklarından plaklarına, çoğu ilk kez sergilenen fotoğraflarından evlilik cüzdanına, üzerinde özel notları da bulunan 1963 yılı masa takviminden mektuplarına, daktilosundan kalem kutusuna, elyazmalarından bavuluna, imzalı kitaplarından banka hesap cüzdanına uzanan eşyalarıyla, Pesçannaya Sokağı’ndaki evinden İstanbul’una getiriyor. Bu eşyalara, Vera Tulyakova’nın elbiseleri, şapkaları, ayakkabısı, seyahat çantası ve şairin ölümünden çok sonra gerçekleştirebildiği İstanbul gezisinin fotoğrafları ile yatak odalarının perdesi eşlik ediyor.

MOSKOVA’DAKİ SON YILLAR

Nazım'ın cüzdanında para değil, şiir ve sevdiği kadının fotoğrafı görünüyor.

Küratör M. Melih Güneş, sergiyle ilgili düşüncelerini şu sözlerle açıklıyor:
“Bu sergiyle olanaklar elverdiğince, Nâzım Hikmet’in Moskova’daki son yıllarının dünyasını, büyük ustanın ‘hasret gittiği’ İstanbul’da, İstanbullularla buluşturmaya çalıştık. Nâzım Hikmet ve Vera’nın birlikte yaşadığı evde bulunan eşya ve belgelerin sergilenmesi genel ilke olarak kabul edildi. Sergide Vera’nın kullandığı, Nâzım’ın etkisini taşıyan bazı giysiler ve eşyalar da yer alıyor. O eşyalar ki, ak yakalı kara paltodaki “kocaman sedef düğmeler” gibi Nâzım Hikmet’in sanatının da içine girmişti.”

NÂZIM HİKMET’İN GİYSİLERİNİ, NÂZIM’SIZ GÖRMEK...

Vera Tulyakova’nın kızı Anna Stepanova da, Vera’nın Nâzım Hikmet arşiviyle ilgili şu bilgileri veriyor:
“Nâzım’ı seven ve onun nasıl yaşadığını öğrenmek isteyen insanlar, ölümünün ardından annemi ziyaret ettiler. Nâzım’la ve Nâzım hakkında konuşmak annem için önemliydi. (…) Evde Nâzım Hikmet’in ayak seslerini işitip, bir şekilde onun evde yaşamayı sürdürdüğüne inandığı için çalışma odasıyla, konuk odasını hemen hemen hiç değiştirmemişti. Vera, sadece evi değil Nâzım Hikmet’in arşivini de korudu. Sadece, mezarına anıt taşını koydurabilmek için bazı evrakları Edebiyat ve Sanat Devlet Arşivi’ne bedel karşılığı vermek zorunda kaldı. (…) Nâzım Hikmet’in arşiviyse eskisi gibi korunmakta. (…) Vera, Nâzım Hikmet’in kişisel eşyalarını da sakladı. Onların durduğu bavulu çok ender açardı. Yıllar geçse de annemin özlemi hiç azalmadı, Nâzım Hikmet’in giysilerini, Nâzım’sız görmek hep acı verdi ona.”

Kaynak: Ntv

cenup
09-01-08, 21:50
Edebiyatın iki duayenine özel gece

Necati Cumalı ile Onat Kutlar, 10 Aralık Perşembe akşamı “Ustalara Saygı” etkinliğinde birlikte anılacak.

Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu’nun düzenlediği “Ustalara Saygı Özel” etkinliği, Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) saat 20.00’de başlayacak.

BİR ÖLÜM BİR DOĞUM
Edebiyatımızın iki büyük ismi, doğum ve ölüm yıldönümlerinin kesiştiği özel bir gecede anılacak. Hikâyeleri, romanları, oyunları ve şiirleriyle edebiyatımızın üretken adlarından Necati Cumalı yaşamını, 13 Ocak 1921-10 Ocak 2001 tarihleri arasında sürdürmüştü. 25 Ocak 1936 doğumlu olan öykü ve şiirimizin özgün adı Onat Kutlar’ı ise elim bir saldırının ardından 11 Ocak 1995’te yitirmiştik. Son üç yıldır pazartesi günleri organize edilen “Ustalara Saygı” etkinlikleri, Cumalı ve Kutlar’ın doğum ve ölüm yıldönümleri dolayısıyla bu kez 10 Ocak Perşembe akşamı düzenlenecek ve edebiyatseverleri her iki ustayı saygıyla anmaya davet ediyor.

KİMLER KATILACAK?
Selen Domaç’ın sunacağı “Ustalara Saygı Özel”de; Doğan Hızlan, Engin Uludağ, Filiz Kutlar, Handan Börütecene, Handan Şenköken, Rekin Teksoy, Sami Karaören, Tahsin Yücel, Turgay Fişekçi, Üstün Akmen ve Vecdi Sayar, edebiyatımızın bu iki özgün sesine dair anılarını ve görüşlerini seyircilerle paylaşacak. Tiyatro sanatçıları Ece Okay ve Ergün Işıldar’ın Necati Cumalı ile Onat Kutlar’dan hikâyeler okuyacakları gecede, sanatçıların şiirlerini ise Mahmut Gökgöz yorumlayacak. Okunacak yapıtlara piyanosuyla eşlik edecek olan Orçun Orçunsel, etkinliği kısa bir Bach konseriyle renklendirecek. “Ustalara Saygı Özel”de ayrıca Cumalı ve Kutlar için hazırlanan dia gösterileri ve yaşamlarından görüntülerin yer aldığı filmler de izlenebilecek.

Kaynak:ntvmsnbc.com

Butterbeer
15-01-08, 17:15
İyi ki doğdun Nâzım

Türkçe’nin büyük ozanı Nâzım Hikmet’in 106. yaşı bugün şiir ve müzik şölenleriyle kutlanıyor.

Nazım Hikmet Vakfı’nın İstanbul’da Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda düzenleyeceği şiir ve müzik şölenine şarkılarıyla Esin Afşar, Mazlum Çimen, Onur Akın katılıyor. Şiirlerle Rutkay Aziz, Altan Erkekli, Taner Barlas, Müslüm Çelik, Tülay Bursa, Turgay Fişekçi, Altan Gördüm, Küçük İskender, Nur Sürer, Nevzat Şenol ve piyanosuyla Aslıgül Ayas, Nâzım’ın doğumgününde yer alacaklar.

İSTANBUL’DAKİ KUTLAMALAR:

Nazım, 106. doğum yıldönümünde Ankara, İzmir ve İstanbul’da anılıyor. Nâzım Hikmet Vakfı’nın İstanbul’da Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda düzenleyeceği şiir ve müzik şöleni saat 20.00’da başlıyor. Davetiyeler, Biletix’ten, Ses Tiyatrosu gişesinden ve Nâzım Hikmet Vakfı’ndan sağlanabilir. Davetiyeler tam 20 YTL, öğrenci 10 YTL.

ANKARA’DAKİ KUTLAMALAR:

Şairin doğum günü nedeniyle Ankara Nâzım Hikmet Kültürevi’nce düzenlenen etkinlik, Ankara Ekin Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Saat 19.00’daki etkinlikte, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Edebiyat Topluluğu öğrencileri müzikli şiir dinletisi sunacak. Gösterinin ardından Biket İlhan’ın “Mavi Gözlü Dev” filminin gösterimi yapılacak. Etkinlik halka açık ve ücretsiz.

İZMİR’DEKİ KUTLAMALAR:

İzmir’de Konak Belediyesi’nce düzenlenen tören saat 12.00’de Kültürpark İzmir Sanat Bahçesindeki Nâzım Hikmet anıtı önünde gerçekleştirilecek. İzmirli, şair, yazar ve edebiyatçılar Nâzım’ın Moskova’daki mezarından getirilen toprağı anıtın önüne dökecekler. İzmir’i Sevenler Platformu da saat 13.00’de aynı yerde tören düzenleyecek.
Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi Nâzım Hikmet Sahnesi’nde de şair Devlet Opera ve Bale Sanatçısı Yunus Kırılmış’ın türküleri ve Müşfik Kenter’in okuyacağı şiirleriyle anılacak. Etkinlik saat 19.00’da başlayacak. Yeni Kuşak Köy Enstitütüler Derneği ve Eğit-Der İzmir Şubeleri de Nâzım Hikmet’i bugün saat 13.00’da Hatay’daki Eğit- Der Lokali’nde anacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
19-01-08, 01:02
Edebiyatımızın Koca Çınarı anısına kitap

“Edebiyatımızın Koca Çınarı Anısına Rıfat Ilgaz Sempozyumu”nda sunulan bildiriler Çınar Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. Kitapta 93 akademisyen, yazar, gazeteci ve bilim adamının sunduğu bildirilerle birlikte yazarın yorumladığı şiirler yer alıyor.

Kastamonu Meslek Yüksek Okulu, Çınar Yayınları ve Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi tarafından 10-11-12 Mayıs 2006 tarihinde düzenlenen Rıfat Ilgaz Sempozyumu’na ait bildiriler kitaplaştırıldı.

Kitapla birlikte verilen CD’de sempozyumdan görüntülerin yanı sıra, Kastamonu Meslek Yüksekokulu’nu tanıtan fotoğraflarda bulunuyor. Rıfat Ilgaz’ın yaşamının çeşitli dönemlerinden fotoğraflar ve kitap kapaklarının olduğu bölümde ise büyük ustanın yorumladığı şiirler de dinlenebiliyor.

Etkinliğe bilim ve sanat insanları, 22 ana başlık altında 96 bildiriyle katkıda bulundular. Yazarla ilgili konu başlıkları şunlar:

Rıfat Ilgaz’ın Romanı
Rıfat Ilgaz’ın Öyküsü
Rıfat Ilgaz’ın Şiiri
Rıfat Ilgaz’ın Mizahı
Rıfat Ilgaz’ın Çocuk Edebiyatı
Rıfat Ilgaz’ın Gazeteciliği
1940 - 2000 Sürecinde Rıfat Ilgaz
Rıfat Ilgaz ve Sinema
Rıfat Ilgaz ve Tiyatro
Rıfat Ilgaz ve Aydınlanma
Yerelden Evrensele Rıfat Ilgaz
Halkevleri ve Rıfat Ilgaz
Rıfat Ilgaz’ın Yapıtlarında Eğitime Bakışı

RIFAT ILGAZ SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

Rıfat Ilgaz, 1940’lardan başlayıp aramızdan ayrıldığı 1993 Temmuzuna kadar laik ve etik duruşunu değiştirmemiş;dil, eğitim ve kültürün yozlaşmasına yaşamı ve yapıtlarıyla karşı çıkmıştır. Toplumcu, özgürlükçü, yurtsever savaşımcılığını Anadolu’nun binlerce yıllık kültür kaynağından beslenerek gerçekleştirmiştir. Kültürsüzleştirme konusundaki iç ve dış saldırıların doruğa ulaştığı günümüz Türkiye’sinde, sanatçı, aydın kişiliği ve sorumluluk bilinciyle bizlere güç vermektedir.

“Edebiyatımızın Koca Çınarı” Anısına Rıfat Ilgaz Sempozyumu
Çınar Yayınları
CD- Karton Kutulu - Büyük Boy 24x16 cm - 903 sayfa
50 YTL

Kaynak: Ntv

Butterbeer
29-01-08, 04:33
Aldatmanın en iyi yolları kitap ve filmlerde anlatıldı

Kadın-erkek ilişkilerinde en önemli şey sadakat olarak görülür. Aldatan kadına da erkeğe de iyi gözle bakılmaz. Peki tarihte aldatma nasıldı? Barbuni.com kültür-sanat dünyasında aldatmayı konu alan kitaplara ve filmlere göz attı..

MADAME BOVARY (Gustave Flaubert)
Flaubert'in, yayınlandığı tarihlerde katı ahlaki yargılar nedeniyle mahkemece suçlanmasına da sebep olan roman, kaba saba bir adam olan Charles Bovary ile hayalperest bir kadın olan Emma'nın mutsuz evliliğini anlatıyor. Tek düze hayatında bir çıkış arayan Madem Bovary, Rodolphe ile aşk yaşamaya başlıyor. Kocasını terk edip başka bir hayat seçmeye niyetlenirken ansızın terk ediliyor...

ALDATMA (Harold Pinter)
2005 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz oyun yazarı Harold Pinter bu oyununda sessizliği, gizemi ve kısa konuşmaları kullanarak bir gerilim ve tehdit havası oluşturur. Erotik fanteziler, takıntılar, kıskançlık ve nefretten örülü diyaloglardır bunlar... Anlatılan görünüşte basit bir ihanettir ama modern toplumlardaki gerçekdışılığın insan ilişkilerini de yalana çevirmesinin dramatik bir anlatımı diye de düşünülebilir.

AŞK-I MEMNU (Halit Ziya Uşaklıgil)
Yakın zamanda Almanca çevirisi de yapılan 'Aşk-ı Memnu', Halit Ziya Uşaklıgil'in klasikleşmiş eseri... İstanbul'un varlıklı ailelerinden Adnan Bey, karısının ölümünden sonra cemiyet içinde serbest davranışlarıyla tanınmış Firdevs Hanım'ın kızı Bihter'le evlenir. Adnan Bey'in yeğeni Behlül ile Bihter arasında yasak bir aşk başlar. Behlül ve Bihter'in aşkının ortaya çıkması ise Bihter için trajedinin son halkasıdır.

HAMLET (William Shakespeare)
Babasının ölümünü ve bundan çok kısa süre sonra annesinin amcasıyla evlenmesini kabullenemeyen Hamlet bunalıma girer. Bu arada babasının hayaletinin kale surlarında görülmesiyle ortada yanlış şeyler olduğunu fark eden başkahraman, babasının katilini aramaya başlar. Bu arada Hamlet yanlışlıkla da olsa sevgilisi Ophelia'nın babasını öldürür. Ophelia bunalıma girer ve intihar eder. Eser 'Olmak ya da Olmamak' sözleriyle bilinir.

Kaynak: Sabah / Günaydın

Butterbeer
29-01-08, 04:46
‘Kızımı Kurtarın’ filmi ve romanı vizyonda

Yazar Dennis Lehane’nin tüm dünyada ilgi gören “Kızımı Kurtarın/Gone Baby Gone” adlı romanı, Ben Affleck tarafından aynı adla beyazperdeye uyarlanan filmle eş zamanlı olarak 1 Şubat’ta Türk okurlarla buluşacak.

Artemis Yayınları’ndan yapılan açıklamaya göre, gizemli anlatımı, incelikle işlediği ifadeleri, kendine has yorumu ve romanlarındaki sinematografik atmosferle kendi nesli içerisinde polisiye ve macera türünde eser veren yazarlar arasında göze çarpan bir yere sahip olan “Shamus Ödüllü” yazar Dennis Lehane’nin “Kızımı kurtarın” adlı romanı, 1 Şubat’ta kitabevi raflarındaki yerini alacak.

Lehane, romanında, 4 yaşındaki kız çocuğu Amanda McCready’nin kayboluşuyla gelişen olayları anlatıyor.

Roman, Ben Affleck ve Aaron Stockard tarafından beyazperdeye uyarlandı. Ben Affleck, aynı zamanda filmin yönetmenliğini de üstlendi.

Sanatçının ilk yönetmenlik denemesi olan film, otoritelerden övgüler aldı ve görülmeye değer bir yapıt olarak nitelendirildi. Filmde, Ben Affleck’in kardeşi Casey Affleck ile Morgan Freeman ve Ed Harris’in de aralarında bulunduğu oyuncular yer aldı.

Film de 1 Şubat’ta Türkiye’de vizyona girecek.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
31-01-08, 21:46
Lessing için özel Nobel töreni düzenlendi

Geçen yılın Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan ancak hastalığı nedeniyle ödülünü almaya gidemeyen yazar Doris Lessing için Londra’da tören düzenlendi.

Sırt problemleri nedeniyle 10 Aralık’ta Stockholm’de yapılan ödül törenine katılamayan 88 yaşındaki Lessing için, dün akşam Londra’da bir sanat galerisinde resepsiyon düzenlendi. Nobel ödül törenine yazar Germaine Greer, Tom Stoppard ile aktör Alan Rickman’ın da aralarında olduğu davetli topluluğu katıldı.

Törende, Lessing’e altın Nobel Madalyasını İsveç Büyükelçisi Staffan Carlsson takdim etti.

Lessing, Nobel edebiyat ödülünü kazandığını duyduğunda, Avrupa’daki tüm
ödülleri aldığını ve Nobel ile birlikte “floş royal” yaptığını söylemişti.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
31-01-08, 21:48
Inka Parei’nin yeni romanı ‘Karanlıkta’ çıktı

Unutmak ve hatırlamak üzerine bir kitap olan “Karanlıkta”, unutmanın rahatlatıcı dinginliği ile hatırlamanın acı verici huzursuzluğu üzerinde duruyor.

Inka Parei’nin “Karanlıkta” isimli yeni romanı, İlknur İgan’ın çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayımlandı.

Can Yayınları’ndan yapılan açıklamaya göre, “Gölge Boksörü” romanı ile tanınan Almanya doğumlu Inka Parei, Ingeborg Bachmann Ödülü’ne değer görülen son yapıtı “Karanlıkta” ile bir savaş suçlusunun karanlık geçmişini aydınlığa çıkarıyor.

Unutmak ve hatırlamak üzerine bir kitap olan “Karanlıkta”, unutmanın rahatlatıcı dinginliği ile hatırlamanın acı verici huzursuzluğu üzerinde duruyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
11-02-08, 22:59
Erdal Öz anısına edebiyat ödülü

Can Yayınları’nın kurucusu yazar Erdal Öz onuruna, Can Yayınları’nın katkılarıyla her yıl ailesi tarafından “Erdal Öz Edebiyat Ödülü” verilecek.

Can Yayınları’ndan yapılan açıklamaya göre, “Erdal Öz Edebiyat Ödülü” her yıl, yaşayan ve son 3 yıl içinde yeni bir yapıtı yayımlanmış olan tek bir yazara verilecek.

Tahsin Yücel, Doğan Hızlan, Cevat Çapan, Jale Parla, Nüket Esen, Semih Gümüş ve Celal Üster’den oluşan seçici kurul bu yıl 16 Martta yapacağı toplantıda ödül sahibini belirleyecek, sonuçlar ise 17 Mart’ta açıklanacak.

Erdal Öz’ün doğum günü olan 26 Mart’ta düzenlenecek ödül töreni, her yıl aynı yerde Pera Müzesi’nde yapılacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
11-02-08, 23:01
Iraklı edebiyatçı Fuad El Tikerli öldü

Irak’ın ünlü romancısı Fuad El Tikerli 81 yaşında Ürdün’de hayatını kaybetti. El Tikerli, “El Recea El Beyt” romanıyla geniş kesimler tarafından tanınmıştı.

Irak’ın öncü romancı kuşağının son temsilcilerinden biri sayılan Fuad El Tikerli, monarşi sonrası rejimler altında çile çeken bir Iraklı ailenin dört kuşak hikayesini anlatan en “El Racea El Beyt” adlı romanıyla 1970’lerde ün kazanmıştı. İngilizceye de çevrilen roman, sistemi doğrudan eleştiren bir kitap olarak takdir edilmişti.

Tikerli, 2000 yılında Birleşik Arap Emirlikleri’nin Arapça romanlara verilen prestijli Ovays Ödülü’ne layık görüldü.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
12-02-08, 13:28
Yazar Elif Şafak, ABD’de okurlarıyla buluştu

New York’ta kendisi için düzenlenen okuma gecesine katılan Yazar Elif Şafak, yazarların iyi dinleyiciler olması gerektiğini belirterek “yazarlar çocuk gibi öğrenmeye de hazır olmalı” diye konuştu.

Yazar Elif Şafak New York’ta kendisi ve ABD’li yazar Charles Baxter için düzenlenen okuma gecesine katıldı. Elif Şafak, Unterberg Şiir Merkezi tarafından düzenlenen gecede son kitaplarından olan “Baba ve ***”ten bir bölüm okudu.

Şafak, New York’un kendisine İstanbul’u anımsattığını, büyük kentlerde yaşamın zor olduğunu, ancak böyle kentlerin sanatçılar için büyük esin kaynağı oluşturduklarını anlattı.

Okurlarının sorularını da yanıtlayan Şafak, roman yazarken çoğunlukla müzik dinlediğini, sessizlikten hoşlanmadığını söyledi ve yazı yazarken hayattaki pek çok şeyden esinlendiğini, sadece “ciddi” yazılar değil, popüler kültüre ait olan şeyleri de okuduğunu, her şeyden bir şeyler öğrendiğini belirtti. Yazarların iyi dinleyiciler olması gerektiğini belirten Şafak, “yazarlar çocuk gibi öğrenmeye de hazır olmalı” diye konuştu.

İngilizcenin ana dili olmadığını ve bu dili sonradan öğrendiğini anlatan Şafak, dilin insanları biçimlendirdiğini, insanların farklı dilleri farklı ses tonlarıyla konuştuklarını ve bir dili konuşurken farklı kişilikler kazandıklarını söyledi.

“İngilizce bana matematiksel geliyor, ama kelime dağarcığı bakımından son derece zengin” diye konuşan Şafak, “Türkçe ise daha duygusal, sonuçta benim anneannemin dili, son derece yaratıcı bir dil” dedi. Şafak, esprili yazıları İngilizce yazmayı sevdiğini, ama iş üzüntüsünü ya da duygularını anlatmaya geldiğinde Türkçe yazmayı yeğlediğini belirtti.

Tarihe saplanıp kalmadan tarihi hafızanın unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Şafak, romanlarında hem eski hem yeni Türkçe sözcükler kullanmayı sevdiğini, bunun kendisi için “süreklilik” anlamına geldiğini belirtti.

Şafak, anneliğin yazarlığını nasıl etkilediğinin sorulması üzerine ise kızının doğumunun ardından kısa süreli depresyon geçirdiğini, 10 ay yazı yazamadığını söyledi. Doğumdan önce son derece “göçebe” bir hayat yaşadığını ve sürekli gezdiğini anlatan Şafak, zor bir dönem geçirdiğini, ancak bu dönemin sonunda “Siyah Süt” isimli romanını yazdığını söyledi. Şafak annelik denince toplumda hep güzel şeylerden söz edildiğini belirterek “anneliğin de kendi içinde çelişkileri var, önemli olan kadınların bu konulardan söz edebilmeleri” diye konuştu.

Şafak gecenin sonunda ABD’li ve Türk okurlarıyla sohbet etti ve kitaplarını imzaladı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
13-02-08, 18:22
Ünlü kalemlerden İstanbul’un 100 sokağı

İstanbul’un 100 sokağı, 101 yazarın kaleminden anlatıldı. Adalet Ağaoğlu’ndan Ara Güler’e, Doğan Hızlan’dan Elif Şafak’a kadar pek çok ismin katkısıyla ortaya çıkan kitapta, yazarlar, anılarında yer eden özel sokakların hikayesini anlatıyor.

Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan “İstanbul Sokakları” 7 yıl gibi uzun bir çalışmanın ürünü. Ara Güler, Demir Özlü, Tahsin Yücel ve Ülkü Tamer gibi ismileri bir araya getiren kitapta, Çatalçeşme Sokak, Kazancı Yokuşu, Çırağan Yolu gibi İstanbul’un 100 sokağının hikayesi anlatılıyor.

Gazeteci Doğan Hızlan, kitabı bir roman olarak da değerlendirilebeliceği yorumlarına katıldığını belirterek ” İnsanın sokakla kendi arasında hayati ilişkisini anlatıyor. Bir de her yazar, romancı, şair, her neyse nasıl bakıyor bir sokağa, sokak kavramına nasıl bakıyor? Bu enteresan bir okuma haritası, o bakımdan benim çok hoşuma gitti” dedi.

Kitap İstanbul’un yüz değiştirmiş sokaklarını genç kuşaklara anlatabilmek, tarihi eserlerle ilgili bilinç yaratmak açısından da önem taşıyor. Yazar Artun Ünsal da kitapla ilgili değerlendirmesine halkın yaşadığı kent konusunda daha duyarlı olması gerektiği eleştirisini ekledi: “Halkta hala bilinç yok. İstanbul’un en güzel yerlerine, mesela Beşiktaş’ta kocaman ve iğrenç büyük Beşiktaş Pazarı diye bir yer yapılmasına izin verebiliyor. Halkın daha katılımcı olması lazım”

Kitapta gençlik yıllarını geçirdiği Yüksek Kaldırım’ı anlatan yazar Tuna Kiremitçi’ye göre kitap İstanbul dokusunu anlamak için bulunmaz bir kaynak: “Kitap önemli çünkü şehri tanımak için müzelerden önce sokaklar gelir, o sokakların değişimi, o kadar hızlı ki. Kentsel bellek çalışması olarak da görülebelir bu kitap ayrıca da sokak kavramı edebiyattada yer bulan çok önemli bir unsur bence.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
13-02-08, 20:04
Ünlü şair Gamoneda’nın Nazım için söyledikleri

Franko dönemini yaşayan İspanyolların ünlü şairi Antonio Gamoneda İstanbul’daydı. Gamoneda hayatında Nazım Hikmet’in etkisini şu sözlerle anlatıyor: “Bir kitabımda ondan ciddi ciddi esinlendim. Kitabın kaderi de onunkine benzedi; yasaklandı.”

İspanya’nın en ünlü şairlerinden Antonio Gamoneda Akdeniz ve Ortadoğu turu çerçevesinde Cervantes Enstitüsü’nün konuğu olarak İstanbul’a geldi. Nazım Hikmet’in onun rehberi olduğunu söyleyen 76 yaşındaki Gamoneda 2006 yılında Cervantes Edebiyat Ödülü’nü kazandı ve ‘kader arkadaşı’ Nazım’dan dizeler okudu. Gamoneda NTV'ye hayatını anlattı.

1931’de Oviedo’da doğan Antonio Gamoneda henüz 3 yaşındayken şair babasını kaybetti. Leon kentinin en fakir bölgesinde bir işçi mahallesi olan El Crucero büyüdü. Franko rejimi döneminde faşistlerin iç savaş boyunca uyguladıkları baskı ve şiddete tanık oldu. Annesi sabahlara kadar terzilik yapıyor, Gamoneda ise kendi kendine okuma yazmayı öğreniyordu.

OKUMAYI BABAMIN KİTABINDAN SÖKTÜM
“1936 yılında 5 yaşındaydım. İspanya’da iç savaş vardı. Okullar kapalıydı. Okumayı öğrenmeyi çok istiyordum. Annemle Asturias’dan Leon’a taşınmıştık ve evimizde sadece bir kitap vardı. O kitap da rahmetli babamın yazdığı şiir kitabıydı. Annem dikiş dikerek geçimimizi sağlıyordu, ben de babamın kitabındaki sözcükleri kendi kendime sökerek okumaya çalışıyordum. Okumayı şiirle öğrendim. Çok küçük olduğum için yazdıklarının gerçek anlamda ne ifade ettiğini anlayamadım ama yeni bir dünya ve yeni duygular keşfetmiştim. Bir anda şiirin özelliklerini ve düşüncelerini tanımaya, anlamaya başladım.”

Evet, babamın bana sunduğu bir dünya keşfetmiştim ama aslında hayata tutunmamı sağlayan aslında annemdi. Annemle hatıralarım hep ‘ihtiyaçlar’ üzerine kurulu. Onu ne zaman hatırlasam, açlık, yokluk, baskı ve şiddet gelir aklıma. Hayatta verilmiş en büyük ceza nedir biliyor musunuz, açlık...”

Gamoneda şiirinden birkaç dize okuyor:
Ben sessiz süt gibi
Gecenin ne kadar tatlı olduğunu, ne kadar
Büyük, hayatımdan da büyük olduğunu hissediyorum
Anne

Onlar gece ile birlikte senin ellerindi
Bu yüzden yaşam beni seviyordu

BEN HEP ‘TAŞRA ŞAİRİ’ OLARAK KALACAĞIM
“20 Haziran 1936’da Leon askerlerin baskınına uğradı, kent bir anda tanınmaz hale geldi. Mahallemizde insanların cezalandırıldığına, hatta sokaklarda öldürüldüğüne şahit oldum. Görünürde savaş yoktu ama askerlerin baskısı altında yaşıyorduk. Geceleri duyduğum çığlıklar kulaklarımdan gitmiyor. Yaşananlar dehşet vericiydi, etkileri iç savaştan sonra da devam etti. Düşünebiliyor musunuz, küçücük bir çocuğun gözleri bu yaşananları nasıl algılıyor! Yaşadıklarım ne kadar acı da olsa hayatımı değiştirdi. Bugün halen Leon halkıyla aynı dili konuşuyor ve onların duygularını paylaşıyorum. İspanya’nın her eyaletinde çeşitli insanlar var ve farklı özelliklere sahipler. Ama Leon benim için çok farklı bir anlam taşıyor. Tüm dünyada bilinen bir şair olsam da, ben hep ‘taşra şairi’ olarak kalacağım.”

NAZIM’IN KİTABINI ELİME ALDIĞIMDA...
“Biri bana Nazım Hikmet’in kitabını önermişti, kim olduğunu şu anda hatırlamıyorum. Nazım Hikmet’i Fransızca okumak zorundaydım, çünkü Franko rejimi sırasında çok ağır bir sansür vardı ve ülkede Nazım’ın kitapları yasaklanmıştı. Hasan Güreh’in yaptığı Fransızca çeviriyi okudum. Nazım’ın kitabını elime aldığımda sanki onu kollarıma almış gibi hissettim. Nazım ve ben aynı duyguları, aynı düşünceleri, aynı ideolojiyi ve benzer hayat tecrübelerini paylaşıyoruz. Her şairin ve yazarın kendine öz dili vardır, fakat düşüncenin temeli birbirine benzer. Bizimki böyle bir şeydi.”

NAZIM’DAN CİDDİ ANLAMDA ESİNLENDİM
“Sansür, İspanya Franko rejimi altındayken çok ağırdı. Ben de ciddi bir çöküş yaşadım. 1962 yılında yazdığım kitap, eminim hepinize tanıdık gelecek çünkü orada ciddi anlamda Nazım Hikmet’in düşüncelerinden esinlendim. O kitabın kaderi de tıpkı Nazım’ınki gibi oldu; sansürü geçemedi. Sansürlü bir yazar olarak eser vermeye devam ettiğinizde, daha yaratıcı olmanız gerekiyor, çünkü onun sınırları çerçevesinde hem özgür olduğunuz, hem de karşı durduğunuz şeylere eleştirel bakışınızı sürdürebilmeniz gerekiyor.”

AŞK, KAYIP VE KEDER ÜZERİNE
“Madalyonu eline aldığında bir tarafında aşk vardır, diğer tarafında keder. Aşk, ölüm ve keder kol kola gezer. Daha doğrusu aşk ve ölümü birbirine yakıştırmak benim şiir dilinde kendi ifadem ama bu aynı zamanda kolektif bir düşünce. Çünkü hepimiz aynı dünyada yaşıyor, benzer acıları çekiyor, benzer haksızlıklara uğruyoruz. Bence aşkı doğuran şey hayatta yaşanan acılardır. Ölüme gelince... Mutluluk ve aşk ne kadar hayatımızın bir parçasıysa ölüm de bir parçasıdır.”

Antonio Gamoneda’nın Nazım Hikmet’i anlattığı şiir:

NAZIMI MIRILDANMAK
Boynumda kemik sesleri
Kafa tasımın gıcırdadığını, daraldığını hissediyordu, doktor.
Özellikle hüzün var ise. Bilmiyorum...
Yedi yıl oldu,
düşünceler yerine gürültüler ve büyük bir pelte var başımda doktor.

Güvenecek, sabırlı olacağım
Ne söylerseniz yapacağım. Mümkün olabilir.

Arkadaşlarımı düşünebilmek adına
İlaçlarımı da alacağım.

Fakat olan şu ki doktor,
Aşk yüzünden ve karşı koyma düşüncesinden
kaynaklanan bir rahatsızlığım var.
Öyle ise, boşverin bu bizim sadece doğal sesimizden ileri bir şey değil.

Hayatta kalacağım,
Başımdaki bu gürültü de olsa daha iyi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
15-02-08, 05:15
'Gönderilmemiş Mektuplar' artık özgür kaldı!

Gazeteci, şair ve yazar Arslan Güven'in ilk kitabı 'Gönderilmemiş Mektuplar' Etna Kitap'tan çıktı. Bu kitapta yazılan ama gönderilmeyen çeşitli mektuplara yer veren Güven'in kitabının basın bülteninde şu cümlelere yer veriliyor: "Kim bilir, kaç kez sıkıldı avuçlarda/ Kim bilir, kaç kere yazılanı beğenmeyip de buruşturup atıldı, sayfa sayfa uzayan özlemler... Her yazışta ne çok umutlanır insan, evet bu defa son, bu defa bu mektubu vereceğim, göndereceğim diye ne çok heyecanlanır yürek, ne çok kandırır kendini"...

Kaynak: Sabah / Günaydın

andreasfbi
15-02-08, 12:28
paylaşım için çok teşekkürler kimse okumuyor gibi gözükse de ben bu bölümü takip ediyorum emeğine sağlık :img-wink:

Butterbeer
15-02-08, 14:11
Karanlık Odadan Hikayeler

garajistanbul‘da geçtiğimiz sezon başlayan Edebiyat Okumaları’nın bu ayki konuğu yazar Fatih Özgüven...

Son dönemde “Bir Şey Oldu” ve “Hiç Niyetim Yoktu” adlı hikaye kitaplarıyla okurlarıyla buluşan ve hikayeleri de sinema yazıları gibi beğeni toplayan Özgüven’in hikayelerinden yapılacak edebiyat okuması farklı bir yerleştirme ile gerçekleşecek.

Yazarın arkadaşlarının seçtiği ve okuduğu metinler video projeksiyonla yere ve duvara yansıtılırken, mekanın içindeki dinleyiciler de hikayeleri bu yansımalardan izleyecek.

Metinleri, Yeşim Tabak, Bülent Erkmen, Erinç Seymen, Lale Müldür, Siren İdemen, Nurdan Gürbilek, Başak Ertür, Esen Karol, Pınar Öğünç ve İlhan Sayın okuyacak.

Okumaların bitiminde ise müzik ve parti konukları bekliyor.

Kaynak: Beyazperde

ecr
15-02-08, 16:28
BURSA KİTAP FUARI’NDAYIZ!

Bursa Kitap Fuarı, bu yıl 1 – 9 Mart 2008 tarihleri arasında düzenleniyor. Altın Kitaplar olarak bizler de yazarlarımız ve yeni yayımlanan kitaplarımızla Bursa Kitap Fuarı’nda siz sevgili okurlarımızla buluşacağız.
Yaklaşık 200 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen Bursa 6. Kitap Fuarı konferans, söyleşi, panel, şiir dinletisi ve okuma saati etkinliklerine ev sahipliği yapacak. Seksene yakın kültür ve edebiyat etkinliğinde 200 yazar, sanatçı, bilim adamı, gazeteci ve politikacı konuşmacı olarak yer alacak; yaklaşık 500 yazar okurlarıyla buluşup, kitaplarını imzalayacak.

Yazarlarımız fuarda!
Altın Kitaplar’ın yazarları Gülten Dayıoğlu, Canan Tan, Nur İçözü, Aysel Korkut, Piraye Şengel, Orkun Uçar, Burak Turan, Saygın Ersin ve Ethem Kocabaş da standımızda kitaplarını imzalayacak.

Üç fuar bir arada
TÜYAP Bursa Fuarcılık A.Ş. tarafından BTSO Bursa Sanayi ve Ticaret Odası, Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Uludağ Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen Bursa Eğitim Fuarı ve TİFAŞ Tüyap - Interpro Fuarcılık A.Ş. tarafından gerçekleştirilen Bursa Bilişim 2008 - Bursa Bilişim Fuarı da kitap fuarına gelen ziyaretçiler tarafından gezilebilecek.

Girişin ücretsiz olduğu fuar, 1-8 Mart 2008 tarihleri arasında 11:00 – 20:00; kapanış günü olan 9 Mart 2008 Pazar günü 11:00 – 19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.

Altın Kitaplar Söyleşi ve İmza Programı şöyle:

İmza programı

1 Mart Cumartesi
Orkun Uçar
Ethem Kocabaş
Piraye Şengel

2 Mart Pazar
Orkun Uçar
Burak Turan
Saygın Ersin
Ethem Kocabaş
Piraye Şengel

4 Mart Salı
Aysel Korkut

5 Mart Çarşamba
Aysel Korkut

6 Mart Perşembe
Gülten Dayıoğlu
Nur İçözü
Canan Tan

7 Mart Cuma
Gülten Dayıoğlu
Nur İçözü
Canan Tan

8 Mart Cumartesi
Gülten Dayıoğlu
Nur İçözü
Canan Tan

9 Mart Pazar
Canan Tan
Orkun Uçar
Ethem Kocabaş

Söyleşi programı

2 Mart Pazar
Çekirge Salonu
Saat:13:15-14:15
Söyleşi: “Metal Fırtına Vizyonunda Türkiye”
Konuşmacı: Orkun Uçar
Düzenleyen: Altın Kitaplar

7 Mart Cuma
Uludağ Salonu
Saat:12:30-13:30
Panel: “Kime Derler Küp Cadısı?”
Konuşmacı: Nur İçözü
Düzenleyen: Altın Kitaplar

9 Mart Pazar
Çekirge Salonu
Saat:14:30-15:30
Panel: “Zihnin Şifresi – Ben Kimim?”
Konuşmacı: Ethem Kocabaş
Düzenleyen: Altın Kitaplar

Fuarda görüşmek üzere,
[email protected]


Altın Kitaplar Resmi Web Sitesi (www.altinkitaplar.com.tr)

ecr
15-02-08, 16:33
Memet Fuat Ödülleri sahiplerini buldu

19 Aralık 2002 tarihinde yitirdiğimiz Memet Fuat'ın anısına düzenlenen "Memet Fuat Eleştiri/İnceleme, Deneme, Yayıncılık Ödülleri"nin dördüncüsü, sahiplerini buldu.
Cevat Çapan, Eray Canberk, Konur Ertop, Nurdan Gürbilek, Uğur Kökden, Hasan Kuruyazıcı ve Mustafa Öneş'ten oluşan Seçici Kurul'un değerlendirmesi sonucunda; Eleştiri/İnceleme ödülünü Reyhan Tutumlu, "Vüs'at O. Bener'in Yapıtlarına Anlatıbilimsel Bir Yaklaşım" adlı doktora tezi çalışmasıyla; deneme ödülünü ise, "Boşluktan Doğan" adlı kitabıyla Mahmut Temizyürek kazandı. Yayıncılık Ödülü'ne 3 yayınevi değer görüldü: Çekirdek Yayınlar, Yem Yayınları ve Metis Yayınları.

19 Aralık 2002'de yitirdiğimiz Memet Fuat'ın anısına düzenlenen "Memet Fuat Eleştiri/İnceleme, Deneme ve Yayıncılık Ödülleri"nin dördüncüsü, Memet Fuat'ın 82. doğum günü olan 16 Şubat Cumartesi günü sahiplerine verilecek. O gün Memet Fuat, Bilgi Üniversitesi'nin santralistanbul kampusünde anılacak...

Ödül töreni ve anma gününe gelenler, Memet Fuat'ın çok yönlü kişiliğiyle karşılaşacak. Yayıncı Memet Fuat, Genco Erkal'ın "Nazım Hikmet'ten Şiirler" dinletisinde hatırlanırken Memet Fuat'ın spor tutkusu, hem bir kısa filme, hem de öğrencilerinin ve sportmen arkadaşlarının katıldığı bir panele konu olacak... Sanat dostu Memet Fuat ise, Hasan Anamur'un tiyatro üstüne yapacağı konuşmada anılacak...

O gün santralistanbul'da buluşanlar, Memet Fuat'ın değerbilirliğini de, bir kez daha takdir edecek. Nâzım Hikmet'in yayımlanmamış defterleri, şiirleri, öyküleri ve fotoğrafları yalnızca o gün için ve yalnızca ödül töreni boyunca, 6 saatlik bir retrospektif sergide gün ışığına çıkacak.

Ödül töreni ve anma günü santralistanbul'un E1-301 Salonu'nda saat 14:30'da başlıyor ama, Memet Fuat Kitaplığı'nın da yer alacağı mekanda, Kitaplığa komşu iki mekan; Çağdaş Sanatlar Merkezi ve Enerji Müzesi ile Kitaplığın da baktığı kış bahçesi, ziyaretçileri, daha erken gelmeye davet ediyor...

Ödül Töreni ile ilgili detaylı bilgilere http://www.memetfuat.com adresinden ulaşabilirsiniz.

******************************

Tanpınar ödülü "Klan"a gitti

Bursa'nın merkez Osmangazi İlçe Belediyesi tarafından edebiyatçı Ahmet Hamdi Tanpınar anısına ''Roman'' dalında düzenlenen yarışmanın sonuçları açıklandı.
Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe, Haraçcıoğlu Medresesi Kültür Merkezi'nde yarışmanın jüri üyeleriyle düzenlediği basın toplantısında, bir dünya kenti olan Bursa'da yaşamak ve bu kentin yönetiminde yer almanın bir ayrıcalık olduğunu; Bursa'nın adını Türkiye'ye ve dünyaya duyurmak için ellerinden geleni yaptıklarını söyledi.

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, adı Bursa ile özdeşleşmiş büyük bir yazar olduğunu ifade eden Altepe, ''Bursalı olmadığı halde, bu kenti en güzel şekilde anlatan üstadı anmak ve ismini yaşatmak için 2001 yılından beri her yıl farklı dalda olmak üzere yarışma düzenliyoruz. İstanbul'un nasıl Yahya Kemal Beyatlı'sı varsa Bursa'nın da Ahmet Hamdi Tanpınar'ı var. Bu yıl roman dalında düzenlenen yarışmamıza Türkiye'nin dört bir yanından 115 eser katıldı. Bu kadar katılım olmasını beklemiyorduk'' dedi.

Jüri Başkanı Hilmi Yavuz, yarışmaya katılan 115 eserin en iyi şekilde değerlendirilebilmesi için yoğun çalıştıklarını; ön elemeyi geçen 15 eserin, Füsun Akatlı, Latife Tekin, İhsan Deniz, Prof. Dr. Abdullah Uçman, Metin Önal Mengüşoğlu, Laurent Mignon, Doç. Dr. Erdoğan Erbay ve Cihan Aktaş'tan oluşan jüri tarafından 1,5 ayda tek tek okunduğunu vurguladı.

Jüri üyeleriyle bugün son kez bir değerlendirme yaparak, dereceye giren eserleri belirlediklerini ifade eden Yavuz, yarışmaya İstanbul'dan katılan Cem Kalender'in ''Klan'' adlı eserinin birinciliğe, İzmir'den Mahir Adıbeş'in ''Veliaht'' adlı romanının ikinciliğe, İstanbul'dan Zeki Bulduk'un ''Ayaküstü Sevişmeler'' adlı romanının ise üçüncülüğe layık bulunduğunu bildirdi.

Yavuz, yarışmaya Diyarbakır'ın Bismil ilçesinden katılan Metin Özdamarlar'ın ''Lal'' adlı eserine mansiyon verilmesini kararlaştırdıklarını ifade ederek, yarışmanın gelecek yıl ''Deneme'' dalında düzenleneceğini sözlerine ekledi.

Birinci olan romanın Osmangazi Belediyesi tarafından yayımlanarak okurlara ulaştırılacağı yarışmada, birinciye 10 bin, ikinciye 7 bin 500, üçüncüye 5 bin YTL, mansiyon alan eser sahibine ise 2 bin 500 YTL verilecek.

Yarışma, 2001'de ''Deneme-(Tanpınar ve Bursa Denemeleri)'', 2002'de ''Şiir-(Tanpınar ve Bursa Şiirleri)'', 2003'te ''Mektup-(Bursa'ya Ütopik Mektuplar)'', 2004'te ''Makale-(Tanpınar'ın Dünyasında Bursa-Taşlarda Gülen Rüya)'', 2005'te Hikaye-(Geniş Zamanlı Hikayeler) ve 2006'da da , ''Araştırma inceleme-(Edebiyatta Bursa)'' kategorilerinde yapılmıştı.

*********************

2008, Yahya Kemal yılı ilan edildi

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2008'i Yahya Kemal yılı ilan etti. Yıl boyunca büyük şairle ilgili uluslararası sergi ve sempozyumlar düzenlenecek.
Anma yılı çerçevesinden şairin bestelenmiş şiirleri CD formatında yayınlanacak. Ayrıca şairin şiirlerinden yeni besteler yaptırılacak. Yahya Kemal Beyatlı'nın eserlerinin prestij kitaplar olarak basılması da projeler arasında yer alıyor.

*********************

Edebiyatımızın iki duayenine özel gece

Beşiktaş Belediyesi Kültür Sanat Platformu tarafından düzenlenen “Ustalara Saygı” etkinlikleri, edebiyatımızın iki büyük ismini, doğum ve ölüm yıldönümlerinin kesiştiği özel bir gecede anacak. Faruk Şüyün tarafından hazırlanan “Ustalara Saygı Özel”, 10 Ocak Perşembe akşamı Necati Cumalı ve Onat Kutlar için gerçekleştirilecek. Melih Cevdet Anday Sahnesi’nde (Akatlar Kültür Merkezi) düzenlenecek olan “Ustalara Saygı Özel”, saat 20.00’de başlayacak.
İçinde bulunduğumuz ocak ayı, edebiyatımızın iki usta isminin doğum ve ölüm günlerini de içeriyor. Hikâyeleri, romanları, oyunları ve şiirleriyle yazımızın üretken adlarından biri olan Necati Cumalı 13 Ocak 1921-10 Ocak 2001 tarihleri arasında sürdürmüştü usta işi yapıtlarla süslediği yaşamını. 25 Ocak 1936 doğumlu olan öykü ve şiirimizin özgün adı Onat Kutlar’ı ise elim bir saldırının ardından 11 Ocak 1995’te yitirmiştik. Son üç yıldır pazartesi günleri organize edilen “Ustalara Saygı” etkinlikleri, Cumalı ve Kutlar’ın doğum ve ölüm yıldönümleri dolayısıyla bu kez 10 Ocak Perşembe akşamı düzenlenecek ve edebiyatseverleri her iki ustayı saygıyla anmaya davet edecek.

Selen Domaç’ın sunacağı “Ustalara Saygı Özel”de; Doğan Hızlan, Engin Uludağ, Filiz Kutlar, Handan Börütecene, Handan Şenköken, Rekin Teksoy, Sami Karaören, Tahsin Yücel, Turgay Fişekçi, Üstün Akmen ve Vecdi Sayar, edebiyatımızın bu iki özgün sesine dair anılarını ve görüşlerini seyircilerle paylaşacak. Tiyatro sanatçıları Ece Okay ve Ergün Işıldar’ın Necati Cumalı ile Onat Kutlar’dan hikâyeler okuyacakları “Ustalara Saygı Özel”de, sanatçıların şiirlerini ise Mahmut Gökgöz yorumlayacak. Gecede okunacak yapıtlara piyanosuyla eşlik edecek olan Orçun Orçunsel, etkinliği kısa bir Bach konseriyle renklendirecek.

“Ustalara Saygı Özel”de ayrıca Cumalı ve Kutlar için hazırlanan dia gösterileri ve yaşamlarından görüntülerin yer aldığı filmler izlenebilecek.

“Ustalara Saygı” etkinlikleri, aynı mekânda, 21 Ocak akşamı Erol Keskin için düzenlenecek gece ile devam edecek.

Bilgi için: Faruk Şüyün 0533 4683063
Melih Cevdet Anday Sahnesi (Akatlar Kültür Merkezi): 0 212 351 93 84

Kaynak: Kitap Yurdu Sitesi/Dergibi Sitesi

Butterbeer
15-02-08, 18:23
‘Edebiyattan hayata Nezihe Meriç’

PEN Kadın Yazarlar Komitesi’nin “Edebiyattan hayata Nezihe Meriç” etkinliği, 16 Şubat’ta Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere Kampüsü’nde gerçekleştirilecek.

Nezihe Meriç’in de katılımıyla gerçekleşecek etkinlikte Füsun Akatlı ve Selim İleri gibi yazarlar, Meriç’in edebi yaklaşımını ve edebiyatımızdaki yerini tartışacak.

Etkinlik, 16 Şubat Cumartesi günü İstanbul-Dolapdere’de, Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere Kampüsü BS 2 Salonu’nda, saat 14.00- 18.00 arasında gerçekleştirilecek. Konuşmacılar arasında yer alan Füsun Akatlı, Selim İleri, Ülker İnce, Aslı Şengil, Birsen Ferahlı, Berat Alanyalı, Reyhan Yıldırım ve Leyla Ruhan Okyay, Nezihe Meriç’in edebiyatımızdaki yerine, yazar olarak duruşuna ve hayatına bakarak yazarın edebiyatımızdaki dönüştürücü yönüne dikkat çekecekler.

Komite üyelerinden Nazan Haydari’nin hazırladığı filmde ise yine komite üyelerinden Müge İplikçi, Sezer Ateş Ayvaz, Karin Karakaşlı, Özlem Yılmaz ve Nalan Barbarosoğlu, Nezihe Meriç’i yapıtlarından yola çıkarak değerlendirecekler.

Zeynep Tanbay’ın da bir dans gösterisiyle yer alacağı etkinlik, Nezihe Meriç’in edebi yaklaşımını ve edebiyatımızdaki yerini aydınlatmak amacı taşıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
15-02-08, 20:28
Türk yazarlar dünya 'best seller' listesinde

Türkiye, dünya edebiyat hayatının en önemli figürleri arasına girmeyi başardı. Orhan Pamuk, Can Dündar, Elif Şafak ve Orhan Kemal gibi yazarların kitapları, 'best seller' (en çok satan) listesine yerleşti.

15 ülkede yayınlanan 38 kitap, 2005'ten bu yana 137 bin 319 adet basıldı. Orhan Pamuk'un, 'Kar' romanı Brezilya'da 11 baskı yaparak 80 bin satış rakamına ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2005 yılında başlattığı Türk Edebiyatının Dışa Açılımı Projesi (TEDA) ile dünyanın her yerinde kitabevlerinin raflarında Türk yazarlarının kitaplarını yerleştirdi. Yabancı yayınevleri ile belirli ücretler karşılığında, Türk yazarların kitaplarının dünya dillerine çevirisini kapsayan projeyle on binlerce kitap satıldı. Orhan Pamuk 'Kar' kitabıyla Brezilya'da 82 bin 467 okura ulaşırken, Elif Şafak 'Mahrem'le İngiltere'de 3 bin 800 kişinin ilgisini çekti. Aziz Nesin'in, 'Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz' eseri, G.Kore'de 3 bin 500 adet satarken Yunanistan, okuyucularını Türk yazarlara kaptırdı. Tuna Kiremitçi, Buket Uzuner, Orhan Kemal, Mehmet Coral ve Ahmet Ümit'in kitapları 5 bin 279 Yunanlı tarafından satın alındı. Can Dündar 'Sarı Zeybek'i bin 400 Çinliye okuttu.

28 ülkede 103 kitabı yayınlatan bakanlık, ilk etapta 15 ülkede 38 kitabın satış rakamlarını yayınevlerinden aldı. 15 ülkede, 38 kitap, 2005'ten bu yana 137 bin 319 adet basıldı. Bunun 108 bin 111 tanesi satın alındı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Ahmet Arı, gelen ilk rakamların iyi olduğunu söyledi. Kitapların baskı sayılarının ilk etapta yayınevlerince küçük tutulduğunu anlatan Arı, birçok kitabın 2., 3. baskısını yapmaya başladığını belirtti. Arı, satışların yüzde 50'nin üzerinde olduğunu vurgulayarak, 'Bu kadar kısa sürede, birçok ülkede 103 kitap yayınlatmak kolay bir iş değil; ama Türkiye bunu başardı. Gelen ilk rakamlar gayet iyi, henüz satış rakamlarını almadığımız ülkeler ve kitaplar da çoğunlukta, bunların da sonuçlarını yavaş yavaş alacağız. TEDA kısa sürede karşılık buldu ve hızlı bir ilerleme gösterdi. Türkiye böyle bir proje için geç kalmış olsa da gelinen aşama bu açığın kısa sürede kapatılacağı mesajını veriyor.' diye konuştu.

Kaynak: Antoloji

Butterbeer
15-02-08, 20:30
7. İzmir Öykü Günleri Başladı

Konak Belediyesi, Edebiyatçılar Derneği İzmir Temsilciliği ve Ege Kültür Vakfı tarafından ortaklaşa düzenlenen 7. İzmir Öykü Günleri başladı. 14-16 Şubat 2008 tarihleri arasında devam edecek kültür faaliyetinde İzmirliler birçok ünlü sanatçı, edebiyatçı ve öykü yazarını tanıma fırsatı bulacak, öyküleri yazarlarından dinleyecek.

Konak Belediyesi, Edebiyatçılar Derneği İzmir Temsilciliği ve Ege Kültür Vakfı tarafından ortaklaşa düzenlenen 7. İzmir Öykü Günleri başladı. 14-16 Şubat 2008 tarihleri arasında devam edecek kültür faaliyetinde İzmirliler birçok ünlü sanatçı, edebiyatçı ve öykü yazarını tanıma fırsatı bulacak, öyküleri yazarlarından dinleyecek. Ayrıca etkinliğin bir bölümü okullarda yapılarak öğrencilerin de katılımı sağlanacak.

7. İzmir Öykü Günleri, "Öykülerden Uyarlanan Filmlerin Afişlerinden" konulu serginin açılışıyla başladı. Açılışa Konak Kaymakamı Ali Muhsin Nakiboğlu, Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, belediye meclis üyeleri, Muzaffer İzgü ve Fürüzan gibi yazarların yanısıra çok sayıda İzmirli ve çeşitli okullardan öğrenciler katıldı. Başkan Tunçağ, Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan ve Ege Kültür Vakfı Başkanı Azra İnmeler'in konuşmalarının ardından Selim İleri'nin kaleme aldığı Dünya Öykü Günü Bildirgesi, Ferda İzbudak Akıncı tarafından okundu. Açılışta konuşan Tunçağ, bu yıl "Öyküden Sinemaya" isimli bir ayraç açmayı uygun gördüklerini ifade etti. Tunçağ, "Edebiyatla sinema ilişkisi, bu etkinliğimiz içinde değerli sanatçı ve araştırmacılarca incelenecektir. Sinema sanatında film oluşumunun yazılı aracı öykü ya da roman değil, çekim senaryosudur. Dünya sineması ve sinemamız açısından öyküden yola çıkan senaryoların başarılı örnekleri incelendiğinde, edebiyatın sinema dilindeki dönüşümünün farklı tadının öyküye de yeni boyutlar kazandırabileceği görülecektir." dedi. Öykü Günleri'nde hikaye, roman, deneme, eleştiri ve anlatım dallarında edebiyata katkıda bulunan sanatçılarla tanışma imkanları sağlanacağına da değinen Tunçağ, ayrıca "Ustalara Saygı" kuşağında Sait Faik, Necati Cumalıve Aziz Nesin'in anılacağını, onur misafiri Fürüzan'ınsa sinema öykülerine büyük katkı sağlayacağını söyledi.

Edebiyatçılar Derneği Başkanı Cengizhan ise Dünya Öykü Günü'nde günümüz edebiyatında öykü türünde gözlenen verimliliğin değerlendirileceğini belirtti. Cengizhan, 7. İzmir Öykü Günleri süresince Türk hikayeciliğinin nicel ve nitel değerlerinin tartışılacağını, öyküyle öyküseverlerin buluşacağını söyledi. Ege Kültür Vakfı Başkanı İnmeler de böyle önemli bir etkinlikte yazarları biraraya getirmekten büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

İlk gün programında Füruzan ile Ferda İzbudak Akıncı, Melike Koçak ve Hülya Soyşekerci bir söyleşi yaptı. Mehmet Atilla ve Oya Uslu'nun okuduğu öykülerin ardından Dinçer Sezgin, "Neden Öykü?" konusunu işledi. Program, İşçi Öyküleri ve İşçi Öykülerinden Filmler, Hayallerim, Öyküm ve Sinema filmiyle devam etti. Aynı günün akşamı Safa Önal'ın sunumuyla Ustalara Saygı bölümünde Sait Faik konuşuldu.

İkinci gün, hikayesini Osman Şahin'in yazdığı ve Şerif Gören'in yönettiği Kurbağlar adlı filmle başlayacak. Ardından Buğra Balcı ve Semih Önyer ikilisi tarafından minik bir konser verilecek. Program, Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okulu 4. sınıf öğrencilerince sunulacak "36 Öykücük 36 Yazarcık" ile devam edecek. Öğleden sonra öykü okumalarla devam edecek. Akşam programında ise Necati Mert, Ustalara Saygı bölümünde Necati Cumalı'yı işleyecek. İkinci günün programı, Roger Vadim'in 1968 yapımı Edgar Allan Poe Öyküleri isimli filmiyle sona erecek.

1990 yılı yapımı "Benim Sinemalarım" isimli filmle başlayacak olan üçüncü gün, hikaye okumalarıyla devam edecek. Ustalara Saygı bölümünde Dilek Tunalı, "Aziz Nesin'den Sinemaya" adlı konuyu işleyecek. 7. İzmir Öykü Günleri, Edgar Allan Poe Öyküleri film gösterimi bölümünde, Louis Malle'nin 1968 yapımı William Wilson adlı filmiyle son bulacak.

Butterbeer
18-02-08, 22:50
Fransız yazar Alain Robbe Grillet öldü

Fransızların “yeni roman” akımının öncülüğünü yapan ünlü yazarı Alain Robbe-Grillet, hayata veda etti.

Fransız Alain Robbe-Grillet, 1950 ve 60’lı yıllarda görülen “yeni roman” akımının en önemli kuramcıları arasında görüldü.

Kalp krizine bağlı olarak 85 yaşında ölen yazar, asıl mesleği olan ziraat mühendisi olarak 1945-48 yıllarında Paris Ulusal İstatistik Enstitüsünde görev yaptı, sonra da Fas, Fransız Ginesi, Martinik ve Guadelup’ta meyve-sebze enstitüsünde çalıştı.

Minuit yayınevinde 1955’ten 1985’e kadar edebiyat danışmanlığı yapan yazar, aynı zamanda 1966 ile 1968 arasında Fransız dilinin yayılmasından sorumlu Yüksek Komite üyeliğinde bulundu.

Alain Robbe-Grillet, New York Üniversitesi, Washington Üniversitesi ve Brüksel Üniversitesinde de görev yaptı ve aralarında Michel Butor, Samuel Beckett, Claude Simon ve Nathalie Sarraute’un bulunduğu yazarlarla, yeni roman hareketine öncülük etti.

Robbe-Grillet Türkiye’de en çok “Enstantaneler”, “Yeni Roman” ve “Kıskançlık” adlı kitaplarıyla tanınıyordu.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
22-02-08, 17:10
En acayip kitap başlığı için yarışıyorlar

“Kadınlar İnsan mı? ve Diğer Uluslararası Diyaloglar” adlı kitap ve benzerleri kitapçı raflarında “çok satanlar” arasına hiç yerleşememiş olsa da şimdi başka bir aday listesinde ödül için yarışıyor.

“The Bookseller” dergisinin düzenlediği, “2007 En Acayip Kitap Başlığı Diagram Ödülü” listesindeki, “Pigme Aşk Kraliçesi’nin İşkencesine Uğradım” kitabı da, şansı yüksek adaylar arasında sayılıyor. Kurgusal bir hikayesi olan kitap, II. Dünya Savaşı’na katılmış bir pilotun, sadist bir pigme kadın tarafından yönetilen bir pigme kabilesinin eline düşmesinin hikayesini konu almış.

“Bir Kitap Nasıl Yazılır Kitabı Nasıl Yazılır?” ve “Peynir Sorunları Çözüldü” gibi kitaplarsa içerikleriyle ilgili ipucu veren adaylar arasında yer alıyor.

Bu başlıkların çok da “dikkat çekici” olmadığını düşünenler için listede başka örnekler mevcut: “İlişkinizi Bitirmek İstiyorsanız, Bacaklarınızdan Başlayın.”

The Bookseller yazarı Horace Bent, aslında yayıncılığın giderek daha fazla şirketleşmesinin kendisini korkuttuğunu, listelerin budandığını, hedeflerin belirlendiğini ve yazarların kolayca kenara atıldığını söylüyor. Bent, adayları eleyerek listeyi hazırlarken korkularının yersiz olduğunu mutlulukla keşfetmiş.

“Acayipliğin, neyse ki hala hayatta olduğunu” belirten Bent, aday sayısını 6’ya indirmenin de son derece zorlu bir süreç olduğunu ekliyor.

Bent, listeye alınmayan ama haklarını teslim etmek istediği iki kitabı da anarak onlara gelecek yıl için bol şans diliyor: “Hortlakları Çizmek ve Resmetmek” ile “Unutulmayan İhtişam: Alaska Deniz Avcılarının Tahta Başlıkları”.

Kitapların tam listesini görmek ve kısa özetlerini de okuyarak birine oy vermek isteyen edebiyat severler, “thebookseller” sitesini ziyaret edebilir. Ödülü kazanan kitabın ismi 28 Mart’ta açıklanacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
27-02-08, 17:21
Sahaf ve yazar Sami Önal yaşamını yitirdi

İstanbul’un tanınmış sahaflarından, sahaflığının yanısıra, yazdığı kitaplarla da tanınan Sami Önal, İsviçre’de geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti.

Osmanlıca’dan günümüz Türkçesi’ne aktardığı 12 kitabı bulunan Sami Önal’ın, en son Remzi Kitabevi’nden “Sarıkamış’tan Esarete/ Tuğgeneral Ziya Yergök’ün Anıları” adlı eseri yayımlamıştı.

27 Haziran 1938’de Erzurum’un Oltu ilçesinde doğan Önal, askeri öğrenci olarak Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Erzincan Askeri Lisesi, Çankırı Astsubay Okulu ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yapan Sami Önal, 1983’te Silahlı Kuvvetler’den emekli oldu. Aynı yıl İstanbul Kadıköy’ün ilk sahaf dükkanını, Sahaf Dil-Tarih’i kurdu.

25 yıldır Kadıköy’de kitap tutkunlarının uğradığı ilk adres olan Sami Önal, kitabın ‘insanın kanına giren bir virüs’ olduğunu söylüyor ve “İstediğiniz kadar bilgisayar, televizyon gibi araçlarla kısa yoldan bilgiye ulaşın, kitap denilen selüloz yığınının tadını alamazsınız” diyordu.

Meslektaşları tarafından bir bilirkişi olarak sürekli görüşlerine başvurulan Sami Önal kendisiyle yapılan son röportajında şunları söylemişti: “Bir sahafla eski kitap satıcısı arasında önemli fark vardır. Gerçek bir sahaf kitaplara sadece ticari olarak yaklaşmaz. Eski kitap satıcısı kitabın içeriğini ilk sırada dikkate almayabilir. Çok satılan her kitap onun malzemesidir. Kuşkusuz onlar da çok önemli bir iş yapıyorlar; ama bir sahaf kitabı, hem cilt, hem baskı, hem de içerik bakımından değerlendirir. Gerçek bir sahafın alıp sattığı kitapla ilgili ayrıntılı bilgisinin olması gerekir. Sahaflık her şeyden önce bibliyografya bilgisi gerektiriyor. Siz gelen müşterinin araştırma yaptığı konuyla ilgili bilgi sahibi değilseniz, ona ne önereceksiniz?”

Osmanlıca’dan günümüz Türkçesi’ne aktardığı 12 kitabı bulunan Sami Önal’ın, en son Remzi Kitabevi’nden “Sarıkamış’tan Esarete/ Tuğgeneral Ziya Yergök’ün Anıları” adlı eseri yayımlamıştı.

Önal’ın diğer kitapları arasında “Sarıkamış- Köprülülü Şerif İlden’in Anıları”, “Hüsrev Gerede’nin Anıları” ve “Saadetin Paşa’nın Anıları”, “Ahmet Mithat’ın Sayyadane bir Cevelan-Beykoz’dan İzmit Körfezi’ne Bir Av Gezisi”, Haydan Kazgan’la birlikte “İstanbul’da Suyun Tarihi” ve “Milli Mücadele’de Oltu” bulunuyor. Sami Önal evli ve iki çocuk babasıydı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
28-02-08, 21:14
J.Goytisolo: 9 canlı olsam biri İstanbul’da geçer

Ünlü İspanyol yazar Juan Goytisolo, İstanbul’a hayranlığını belirtmek için, “kedi gibi 9 canlı olsa bir hayatının hiç şüphe yok ki İstabul’da geçeceğini” söyledi.

İspanyol yazar Juan Goytisolo, “sokaklarında kilometrelerce yürüdüğü, her sokağını bildiği ve kendisini çok fazla etkileyen şehirlerden biri olarak gördüğü İstanbul’a hayran olduğunu” ifade etti.

Barcelona’da 1931 yılında doğan, 1956 yılından bu yana yaşamını Fransa, Küba, SSCB, Cezayir, ABD, Balkanlar ve son olarak Fas’ın Marakeş kentinde sürdüren Goytisolo, Türkiye’yi, “farklıklıları, karmaşıklıkları olan olağanüstü güzel ve büyük bir ülke” olarak niteledi. İspanyol yazar, defalarca ziyaret ettiği İstanbul için de, “Kedi gibi 9 canlı olsam bir hayatım hiç şüphe yok ki İstabul’da geçer” diye konuştu.

Türkiye’nin kendisi için “her zaman özel duygular beslediği” bir ülke olduğunu ifade eden Goytisolo, 1980 yılında Kapadokya’da bulunduğu sırada ordunun yönetime müdahalesiyle ilgili bir anısını şöyle anlattı.
“Ürgüp’te sokağa çıktığımda polis kimseye izin vermiyordu. Meydandaki kalabalığın arasından koşarak kendimi bir komiserliğin içine attım. İspanyol yazar olduğumu ve Kapadokya için geldiğimi söyledim. Bana yazılı bir izin belgesi verdiler. Tüm Kapadokya’yı tek başıma dolaştım. Her yer bomboştu, hayatımın en unutulmaz turuydu. Polisin verdiği o izin belgesini hala saklarım.”

Paris’te yaşadığı dönemde bir Türk derneğine 3 yıl süreyle giderek Türkçe öğrenen Goytisolo, 10 yıldan fazla bir süreden beri yaşadığı Marakeş’te “çok sevdiği Türkçeyi ilerletemeyerek unuttuğunu” söyledi.

Türkiye’nin Avrupa’nın parçası olup olmadığının tartışılmamasını isteyen Goytisolo, “Ben inanıyorum ki er ya da geç Türkiye AB’ye katılacaktır” dedi.

ORHAN PAMUK’U YORUMLADI

Goytisolo, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’u şöyle yorumladı:
“İlk okuyucularından biri oldum. Beni İstiklal Caddesi’ndeki Hacıbaba restoranında tanıdı. Ve bana ‘Kara Kitap’ adlı kitabını yolladı. Bu kitabı daha sonra okuduğumda çok etkilendim. Üstün yeteneğe sahip olan biri. Bana göre Atatürk Türkiye’yi kurtardı ve modern bir ulus haline getirdi, ama bunu yapması geçmişi silmesine mal oldu. Nedense Türk yazarları, şairleri hep geçmişi yok sayarak Balzac ve Zola tarzında yazıyormuş gibi gördüm ve bunu yadırgadım. Bu kadar zengin bir geçmişe sahip bir ülkenin geçmişini harmanlayarak gün ışığına çıkaracak bir Türk yazar aradım. İstanbul’un yazıları silinmiş, kaybolmuş gibiydi. ‘Kara Kitap’ı okuduğumda kaybolan tüm bu yazıları geri elde eden bir yazar buldum.”

Goytisolo’nun 1954 yılından bu yana yazdığı romanlar ve gezi notlarından oluşturulan “Tamamlanmış Eserler” adlı diziden “Romanlar” (1988-2003) adlı 4. cilt ile “Otobiyografi ve İslam Dünyasına Seyahat” adlı 5. cilt, İspanyolca olarak yayımlandı.

Türkçe de yayımlanan “Kapadokya’da Gaudi’nin İzinde” ve “Osmanlı’nın İstanbul’u” adlı kitaplarından bazı bölümleri ve bu kitapları yazarken yaşadıklarını “Otobiyografi ve İslam Dünyasına Seyahat” adlı yeni kitabında yer veren Goytisolo, kitabın ön ve arka kapak resmini de Kapadokya’dan kullandı.

“Yazar olarak hiçbir zaman fazla okuyucu bulmanın yollarını aramadım, ama tekrar okuyucu aradım” diyen Goytisolo, okuyucu olarak da asla seçici olmadığını, siyasi görüş olarak kendisine hiç uymasa da romanlarına ya da şiirlerine hayran olduğu çok fazla kişinin bulunduğunu söyledi. İspanyol yazar, uzun bir aradan sonra önümüzdeki Nisan ayında İstanbul’u bir kez daha ziyaret edeceğini de ifade etti.

Kaynak: Ntv

Gizem~AsiYıllar
02-03-08, 00:42
verdiğin emekler için çok sağol.takip ediyorum koyduğun yazıları devam :good::good::good:

Butterbeer
12-03-08, 21:29
‘Uzun çoraplı kız Pippi’nin yazarına ödül

Çocuk edebiyatının Nobel’i kabul edilen Astrid Lindgren ödülüne bu yıl Türkiye’de “Uzun çoraplı kız Pippi” kitabıyla tanınan İsveçli yazar Sonya Hartnett, layık görüldü.

İsveç’in dünyaca ünlü çocuk romanları yazarı Astrid Lindgren anısına verilen ve çocuk edebiyatının Nobel’i kabul edilen ödülü bu yıl Avustralyalı yazar Sonya Hartnett’e verildi.

Astrid Lindgren’i Anma Vakfından yapılan açıklamaya göre, ödülün Sonya Hartnett’e, kitaplarında gençlerin ruhsal - psikolojik durumlarını gerçekçi bir şekilde ortaya koyması nedeniyle verildiği belirtildi.

Gençler için yazdığı kitaplarla tanınan Avustralyalı yazarın, 18 kitabı bulunuyor.

Sonya Hartnett (40) 540 bin Euro’luk ödülünü 28 Mayıs’ta İsveç’in başkenti Stockholm’de düzenlenecek törenle alacak.

İsveçli yazar Astrid Lindgren, Türkiye’de “Uzun çoraplı kız Pippi” kitabıyla tanınıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
13-03-08, 23:15
Uluslararası Leipzig Kitap Fuarı başladı

Almanya’nın Leipzig kentinde düzenlenen ve Türkiye’nin de katıldığı Uluslararası Kitap Fuarı bugün kapılarını ziyaretçilere açtı.

16 Mart’a kadar sürecek ve bu yılki sloganı “Leipzig Hırvatça Okuyor” olan fuarda, Kültür ve Turizm Bakanlığınca açılan Türkiye standı da yer alıyor.

Frankfurt Kitap Fuarı’nın ön hazırlığı niteliğinde olan Leipzig Kitap Fuarı’nda yer alan Türkiye standında, Türk edebiyatından çeşitli eserler ziyaretçilere sunuluyor.

Yazar Feridun Zaimoğlu, stantta kitaplarından bölümler okudu ve izleyenlerin büyük ilgisini gördü. Ayrıca Ahmet Ümit’in eserinden kaynaklanılarak yapılan “Sis ve Gece” adlı filmin gösterimi yapıldı.

Fuar süresince Feridun Zaimoğlu’nun yanı sıra Ahmet Ümit, Celil Öker, Tanıl Bora, Asu Aksoy kitaplarından bölümler okuyacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
19-03-08, 17:05
Arthur C. Clarke Öldü!

Stanley Kubrick'in 2001 filminin arkasındaki bilim kurgu ustası 90 yaşında dünyaya veda etti...

Bilim kurgu edebiyatının usta yazarı Arthur C. Clarke, 90 yaşında, uzun bir süredir evi olan Sri Lanka'da hayata veda etti. Yüze yakın roman yazan Clarke şüphesiz en çok "2001" isimli eseriyle biliniyordu. Kitaba kaynaklık eden öykü, aynı zamanda Stanley Kubrick'e de bir başyapıt kazandırdı.

Yaşamı boyunca bilim kurgu'nun daha çok "bilim" yönüyle ilgilenen ve geleceğin dünyasıyla ilgili somut araştırmalar yapan, bunları kitap haline getiren yazar, Sri Lanka'ya da denizlere olan bağlılığı nedeniyle yerleşmişti. Denizde olma duygusunu uzay boşluğuna benzetiyordu.

Geek dergisine konuşan yönetmen David Fincher, Arthur C. Clarke'ın "Rendezvous with Rama" romanından yapılacak bir uyarlamaya sıcak baktığını belirtmişti. Gezegenimize veda eden yazarın daha uzun süre beyazperdeye ilham vereceğine şüphe yok.

Kaynak: Beyazperde

Butterbeer
21-03-08, 00:05
Kaftancıoğlu Ödülü ‘Asmalar Üzüm Vermeyecek’e

2008 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülü, İbrahim Şaşma’nın ‘Asmalar Üzüm Vermeyecek’ öyküsünün oldu.

11 Nisan 1980’de öldürülen TRT (İstanbul Radyosu) Prodüktörü, gazeteci ve yazar Ümit Kaftancıoğlu adına Yalın Ses Yayınları’nın bu yıl dördüncüsünü düzenlediği 2008 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülleri’nin sonuçları açıklandı. Dereceye girenlere ödülleri, 12 Nisan’da Akatlar Kültür Merkezi’nde yapılacak olan Ümit Kaftancıoğlu anma gecesinde verilecek.

Adnan Özyalçıner, Osman Şahin, Feyza Hepçilingirler, Mehmet Güler ve Öner Yağcı’dan oluşan seçici kurul 280 öykü içerisinden birinciliğe İbrahim Şaşma’nın “Asmalar Üzüm Vermeyecek” adlı öyküsünü, ikinciliğe Ayşe Akaltun’un “Isırgan Otları”, üçüncülüğe ise Hikmet Yılmaz’ın “Karlı Eylül ve Saksağanlar” adlı öyküsünü değer gördü.

Seçici kurul ayrıca, Gönül Çatalcalı’nın “Yollar”, Murat Taş’ın “Toprak”, Salim Nizam’ın “Ters Lale”, Mahmut Yamalak’ın “Rahat mısın Yavrum”, Muammer Küçükergör’ün “Hain Lodos”, Berdar Doğan’ın “Özlem” ve Suna Dündar’ın “Hayat Akarken” öyküleri de mansiyona değer görüldü. Dereceye giren öyküler “2008 Ümit Kaftancıoğlu Öykü Ödülü” adı altında bir kitapta toplanacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
21-03-08, 17:02
Şiir sokaklarda gezecek

21 Mart Dünya Şiir Günü, şiirin büyük ustası Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı ziyaretle başlıyor.

Türkiye Yazarlar Sendikası’nın bu yılki sokak programı Saat 11.00’de şiirimizin büyük ustası Fazıl Hüsnü Dağlarca’yı Kadıköy’deki evinde ziyaret ederek başlayacak. Saat 13.00’te şairler ve yazarlar Taksim’deki Fransız Kültür Merkezi’nin önünde bir araya gelip şiirseverlere elyazısı şiirler dağıtarak Tünel’e kadar yürüyecek.

Türkiye Yazarlar Sendikası, 2005 yılından beri “21 Mart Dünya Şiir Günü”nde Taksim’den Tünel’e yürüyüp şiir dağıtarak gerçekleştirdiği kutlamaları bu yıl da zenginleştirerek sürdürüyor.

Sendika üyeleri, Taksim’deki yürüyüşün ardından Saat 14.30’da Beyazıt’taki Çınaraltı’nda yaklaşık 40 yıldır şiir kitaplarını sergileyen Hüseyin Avni Dede’yi ziyaret edecek.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
22-03-08, 16:22
Hıfzı Topuz 85 yaşında

Gazeteci- yazar Hıfzı Topuz’un 85. doğum günü TYS tarafından 22 Mart günü düzenlenecek bir etkinlikle kutlanacak. Bahçeşehir Üniversitesi, Beşiktaş Kampüsü, Fazıl Say Salonu’nda saat 19.00’da başlayacak kutlamaya çok sayıda yazar katılacak.

Uzun yıllar gazetecilik mesleğinde hizmet veren ve “Meyyale”, “Taif’te Ölüm”, “Paris’te Son Osmanlılar” kitaplarının yazarı olan Hıfzı Topuz’un 85. yılı kutlamalarına bütün edebiyatseverler davetli.

Kutlamaya konuşmacı olarak Üstün Akmen, Hikmet Altınkaynak, Prof. Dr. Aysel Aziz, Kemal Bekir, Demirtaş Ceyhun, Öner Ciravoğlu, Özden Çankaya, Enver Ercan, Doğan Hızlan, Prof. Dr. Türkel Minibaş, Nurçay Türkoğlu ve Öner Yağcı katılacak.

Engin Ayça ve Alberto Modiano’nun saydam ve film gösteriminin ardından, müzik bölümünde Selami Akpınar, Karabey Aydoğan, Rahmi Saltuk, Bülent Mortaş, Cengiz Özkan birer dinleti sunacak.

Gülsen Tuncer’in sunacağı gece, Troya Folklor Araştırmaları Derneği’nin “İstanbul Karşılaması” ile sona erecek.

HIFZI TOPUZ’UN YAŞAM ÖYKÜSÜ

Gazeteci ve yazar Hıfzı Topuz, 1923 yılında İstanbul’da doğdu. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olan yazar, Galatasaray Lisesi’ni (1942), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni (1948) bitirdi. Steasbourg Üniversitesi’nde devletler hukuku ve gazetecilik alanlarında yüksek lisans (1957-59) ve yine Strasbourg Hukuk Fakültesi’nde gazetecilik alanında doktorasını yaptı (1960). 1947-58 yılları arasında Akşam gazetesinde önce istihbarat şefi, sonra yazı işleri müdürü olarak çalıştı. İstanbul Gazeteciler Sendikası’nın kurucuları arasında yer aldı ve başkanlığını yaptı. Paris’te Unesco Genel Merkezi’nde Özgür Haber Dolaşımı şefi olarak çalıştı (1959-1983). Uluslararası gazetecilik örgütleri arasında mesleksel işbirliği, basın ahlâkı, gazetecilik eğitimi ve gazetecilerin korunması projelerini yönetti.

Afrika ülkelerinde, Hindistan’da, Filipinler’de gazetecilik eğitimi seminerleri düzenledi. Kara Afrika’da kırsal basın projesini oluşturdu. 1962 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin, o zamanki adıyla Basın Yayın Yüksek Okulu’nun kuruluşu için, Paris’te Unesco’nun merkezinde ilk projeleri hazırladı. TRT’de Radyolardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı’nda bulundu (1974-75). 1986’da halen başkanlığını sürdürdüğü İletişim Araştırmaları Derneği’ni (İLAD) kurdu. Vatan, Milliyet ve Cumhuriyet gazeteleriyle çeşitli dergilerde diziler ve inceleme yazıları yazdı. Anadolu Üniversitesi, Galatasaray ve İstanbul Üniversiteleri iletişim fakültelerinde basın, radyo-televizyon tarihi, uluslararası iletişim ve siyasal iletişim dersleri verdi.

YAPITLARI

Kara Afrika (1970), Uluslararası İletişim (1985), İletişim’de Karikatür ve Toplum (1985), Paris’li yıllar (1994), Türk Basın Tarihi (1996), Başlangıcından Bugüne Dünya Karikatürü (1997), Meyyale (1998), Taif’te Ölüm (1999), Paris’te Son Osmanlılar (1999) ve Eski Dostlar...

Kaynak: Ntv

Butterbeer
26-03-08, 00:45
Gezmiş’i dizide izleyenler, kitapçıya akın etti

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idama gidişlerini anlatan “Hatırla Sevgili” dizisinin son bölümü, geçtiğimiz hafta sonu Gezmiş hakkında yazılan kitapların satışlarını patlattı. Bazı kitapevleri bu artışın yüzde 300’e ulaştığını iddia ediyor.

Adnan Menderes’in hayatından ve dönemin siyasi ortamından kesitler sunan ve Türkiye’nin yakın tarihini anlatan “Hatırla Sevgili” adlı dizinin geçtiğimiz Cuma akşamı yayınlanan bölümünde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı konu edildi. Gezmiş’in son anlarını anlatan bu bölümden sonra Gezmiş hakkında yazılan kitapların satışlarında büyük artış kaydedildi.

atv’de yayınlanan “Hatırla Sevgili”nin yeni bölümü, 68 öğrenci hareketinin gençlik liderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın Ankara Merkez Kapalı Cezaevi’ndeki günlerini ve idama gidişlerini konu ediyordu. Bölüm çok sayıda izleyiciyi ekran başına kilitlemekle kalmadı, izleyenlerin hafta sonu kitapçılara akın etmesine de neden oldu.

NTVMSNBC’nin İstanbul ve Ankara’daki kitapevlerinden aldığı bilgiye göre, Erdal Öz’ün “Gülünün Solduğu Akşam”, Nihat Behram’ın “Darağacında Üç Fidan”, Oral Çalışlar’ın “Denizler İdama Giderken” ve Turhan Feyzioğlu’nun “Bizim Deniz” adlı kitaplarının satışı, haftasonu yüzde 300’e yakın arttı.

İstanbul Kabalcı Kitapevi Beşiktaş Satış Sorumlusu Şenol Öztürk, haftasonundaki talep artışını önce anlayamadıklarını, daha sonra artışın “Hatırla Sevgili” dizisinin son bölümünü izleyenlerden kaynaklandığını fark ettiklerini söyledi. Şenol, şubelerinde haftada 3 adet satılan “Darağacında Üç Fidan” kitabından hafta sonu 20 adet satıldığını, haftada ortalama 2 adet satılan “Gülünün Solduğu Akşam” kitabının hafta sonu dört katı satışa ulaştığını ve haftada yine 2 adet satılan “Denizler İdama Giderken” kitabının da sadece iki günde 15 adet satıldığını belirtti.

İstiklal Kitapevi satış sorumlusu Tekin Polat da, haftasonu yaşadıkları satış patlamasıyla ilgili şu bilgileri verdi: “Darağacında Üç Fidan kitabı haftada 2-3 tane satılırken, şimdi 20 adet satılıyor. Gülünün Solduğu Akşam kitabından haftada 1-2 adet satarken şimdi en az 10 adet satıyoruz. Denizler İdama Giderken kitabını da haftasonu 30 adet sattık.”

ÜNİVERSİTELİ VE LİSELİ KIZ ÖĞRENCİLER OKUYOR

Mephisto Kitapevi Satış Sorumlusu Mehmet Akbayır ise, “Denizler İdama Giderken” kitabının son iki haftadır liste başı olduğunu ve “Hatırla Sevgili” dizisinden önce tek tük satılan Deniz Gezmiş ile ilgili kitapların 35-40 adet satmaya başladıklarını söyledi. Akbayır bu kitapları alanların çoğunlukla üniversiteli ve liseli kız öğrenciler olduğunu vurguladı.

Ankara’daki Dost Kitapevi Satış Sorumlusu Vildan Teniş de, söz konusu kitapların satışlarında yüzde 100’ün üzerinde artış olduğunu söyledi. Teniş satış rakamlarını şöyle açıkladı: “Darağacında Üç Fidan 55, Gülünün Solduğu Akşam 30, Denizler İdama Giderken 40 adet.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
26-03-08, 23:00
‘Nazım’ın şiiri devrime yardımcı oldu’

Kübalı şair Pablo Armando Fernandez, “Nazım Hikmet Küba’ya geldiğinde, bize bir baba, bir kardeş geldi. Hikmet’in şiirleri devrime yardımcı oldu” dedi.

Milli Kütüphane Başkanlığı ve Küba Büyükelçiliği’nin işbirliğinde, Milli Kütüphane Konferans Salonu’nda “Güncel Küba Şiiri” adlı söyleşi düzenlendi.

Konuk Kübalı şair Pablo Armando Fernandez, çocukluğunda okuduğu yazar ve şairlerden İstanbul’u, tanıştığı Türklerden de Türkiye’yi öğrendiğini söyledi.

İzmir’de bu yıl katıldığı bir toplantıda, bugüne kadar “bir Kübalı olarak hiç görmediği bir saygıyı gördüğünü” belirten Fernandez, şiirin bir “devrim” olduğunu, “Küba’ya ait olanı da tarih ve şiirle bulduğunu” dile getirdi.

Fernandez, Küba devriminin temelinde sağlık ve eğitimin yattığına da değinerek, “50 yıl boyunca dünyanın en büyük imparatoru bizi yok etmeye çalıştı. Ama halkımız sağlıklı ve eğitimli. Bunun sebebi şiirdir” diye konuştu.

Fernandez, 1961 yılında Küba’ya giden Nazım Hikmet’le de Kübalı şair ve yazarlar olarak söyleşi yaptıklarını kaydetti. Hikmet’i tanıma imkanı bulduklarını ifade eden Fernandez, “Nazım Hikmet Küba’ya geldiğinde, bize bir baba, bir kardeş geldi. Bize öğretmek için gelmişti. Nazım Hikmet’in şiirleri devrime yardımcı oldu” dedi.

Milli Kütüphane Başkanı Tuncel Acar da Kübalı önemli şair ve yazar olan Fernandez’in hiçbir eserinin Türkçe’ye çevrilmiş olmamasının büyük bir kayıp olduğunu söyledi.

Söyleşiden önce Küba ile Türkiye milli kütüphaneleri arasındaki işbirliğinin arttırılması için Küba Büyükelçisi Ernesto Gomes Abascal ile protokol imzaladıklarını da belirten Acar, gelecek yıllarda da Küba’da Türk Kültür haftası düzenlemeyi istediklerini bildirdi.

Söyleşiye, Küba Büyükelçisi Ernesto Gomes Abascal da katıldı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
29-03-08, 00:32
‘O an’ serisinin ikinci kitabı çıktı

İlk kitabıyla büyük ilgi gören “O An” serisi, 2007 yılını da dünyadan 121 fotoğrafla belgeledi. Fotoğraflarla yüzler, ülkeler ve olaylar Oğuz Haksever’in akıcı ve şiirsel yorumuyla buluştu...

Akan görüntüler içinde dünyayı, insanı, tabiatı daha iyi anlamak ve görmek için dondurulmuş, aslında yaşamalarını sağlamak için seçilmiş kareler...

Olaylara, yüzlere, doğaya, mekânlara hak ettiği değeri ve anlamı vermek için ışığın özenle görünür kıldığı “o” anlar...

Oğuz Haksever’in hazırladığı “O An 2007” NTV Yayınları’ndan çıktı.

ÖNSÖZ:

Televizyon cihazlarının renk ve kontrast ayarlarıyla oynayıp daha iyi görüntü elde etmek gibi bir şey bu… Yaptıklarımıza, ürettiklerimize dokunmamızı, -hatta kitap meraklılarının çoğu iyi bilir- yaptıklarımızı, ürettiklerimizi koklamamızı sağlıyor. Bizi televizyon habercileri içinde şanslı kılıyor.
Basından gelen haberciler televizyon haberciliğinin en önemli zaafını hemen keşfederler: “Yaptığımız ekrandan uçup gidiyor, bir yerlerde durmuyor. Halbuki basında ürettiklerimiz kalıcı oluyor.” Doğru bir tespit… Ama arada bizim gibi, ‘o’ anları hazırlayanlar gibi şanslı istisnalar var işte…
‘O’ anlar metinleriyle bir kez daha kağıda basıldı. Çok mutluyuz.
- Oğuz Haksever

Piyasaya çıkış tarihi : 4 Nisan Çarşamba
Kitapçılar’da : 20 YTL

Kaynak: Ntv

Butterbeer
01-04-08, 00:24
Gülten Dayıoğlu ile fantastik edebiyata yolculuk

Gülten Dayıoğlu yazarlığının 45. yılında yeni romanı Mo’nun Gizemi 2- Otran ile okurlarını selamlıyor. 71 çocuk ve gençlik kitabıyla en çok okunan yazarlar arasında yer alan Dayıoğlu’nun son kitabı Nisan’ın ilk günlerinde Altın Kitaplar’dan çıkacak.

Türk Kütüphaneciler Derneği’nin düzenlediği araştırma sonucu “En iyi çocuk edebiyatı yazarı” ödülüne de layık görülen yazar, fantastik öykülere yönelişini şu sözlerle açıklıyor: “Fantastiğe yoğunlaştığım doğru. Dünyayı geziyorum. Gezdiğim ülkelerin öyle fantastik öyküleri var ki... Galiba çocukluğumun masalları, yazar kimliğimle bütünleşiyor, yollarımız kesişiyor” diye açıklıyor.

FADİŞ’TEN MO’NUN GİZEMİ’NE

Kırk beş yıldır çocuk-gençlik edebiyatında çok sayıda ürün veren Gülten Dayıoğlu, ilk çocuk kitabı “Bahçıvanın Oğlu”ndan (1963) bu yana, kuşaktan kuşağa okunan yapıtllarıyla, okurlarının gönüllerine taht kurmayı başardı. Bu yapıtllarıyla, yedi yaştan itibaren, değişik yaş kesimlerindeki çocuk ve genç okurlar için hazırlanmış öykü ve romanlardı; Dayıoğlu, bu kez fantastik gençlik romanı Mo’nun Gizemi 2 - Otran ile bir kez daha okurlarıyla buluşuyor.

MO’NUN GİZEMİ ÇÖZÜLÜYOR...

“Mo’nun Gizemi” ve “Kıyamet Çiçekleri”nde fantastik edebiyatın sularında gezinmeye başlayan Dayıoğlu, Alaca Karanlık Kuşları’nı ‘evrim’ teorisi üzerine kurguluyor. “Eserlerimin üç kuşağa hizmet verdiğimi bilmekten büyük mutluluk duyuyorum,” diyor Dayıoğlu. “Fantastiğe yoğunlaştığım doğru. Dünyayı geziyorum. Gezdiğim ülkelerin öyle fantastik öyküleri var ki... Galiba çocukluğumun masalları, yazar kimliğimle bütünleşiyor, yollarımız kesişiyor. Roman kahramanlarının kendilerine özgü örnekleri, kaynakları var. Kahramanlarımı yaratırken, gerçek insanlardan esinlenirim. Fantastik kurgu ile yazarken, düşler nice uçuk olsa da bir ayağı yere, yani gerçeğe değmeli... Fantazyaları dozunda kullanmak, sorumluluk bilinci taşımak gibi ilkeleri benimsemek gerekiyor.”

MO-SAN: ‘İNSANÜSTÜ’ VARLIK

Mo’nun Gizemi 2 - Otran’ın baş kahramanları yine Defne ve Burç. Defne ve Burç, birbirlerine çok yoğun bir aşkla bağlı, iki genç… Aynı zamanda dünyanın sayılı genetik uzmanları arasında yer alıyorlar. İlk kitapta başlayan soluk kesici maceralar ikinci kitapta hızını kesmeden devam ediyor: Japon bilgin Yuma’nın tek hedefi İn-Mo-San adlı ‘insanüstü’ varlığı yaratmaktır. Bu amaca erişmek için, Defne ile Burç’a Mo yaratığının genlerini aşılamaya başlar. Bir süre sonra da iki genci tuzağa düşürüp, kaçırır. İnsan varlığının gizemli sınırlarını aşmayı düşleme gücüne sahipseniz, “Mo’nun Gizemi 2 - Otran”la kanatlanıp uçmanız işten bile değil!

SOSYAL İÇERİKLİ ÖYKÜLER

Dayıoğlu, ilk gençlik yıllarından beri, sürekli olarak, edebi türde sosyal içerikli öyküler yazar. Bunların kimileri dergilerde, gazetelerde yayımlanır. Bu öykülerden biriyle (Döl), 1964-1965 Yunus Nadi Öykü Yarışması’na katılır. Döl, köyde urgana asılarak doğum sancılarıyla başa çıkmaya ve tek başına yavrusunu dünyaya getirmeye çabalayan bir kadının öyküsüdür. Yarışmada, Döl, bir oy farkıyla ikinci olur. Yazı işleri Müdürü Ecvet Güresin, yönetim odasında, Dayıoğlu’nun armağanını verirken, Cumhuriyet gazetesinde, isterse, yazabileceğini de iletir yazara. “Pek sevinmiştim,” diyor Gülten Dayıoğlu. “Hemen eğitim öğretim ve çocuk yazını ile ilgili makaleler, dizi yazılar yazmaya başladım.” 1967 yılında, Milliyet gazetesine geçer Dayıoğu. “Milliyet’te Abdi İpekçi ve Ali Gevgilili’den inceleme yazıları ve röportaj teknikleriyle ilgili çok değerli bilgiler edindim. İşin ilginç yanı, bu tür bir yardımı ben istemedim. Onlar götürdüğüm yazıları bizzat inceler, eleştirir, görüşlerini bana aktarırken, beni eğitirlerdi.”
Fadiş’in ilk yayınevi de Abdi İpekçi’nin kurduğu Milliyet Yayınları olacaktır. Fadiş, 1971 yılında Milliyet Yayınları tarafından on bin adet basılır ve iki buçuk ayda tüm baskı tükenir. 1979 yılında ise Fadiş, Altın Kitaplar’dan yeniden basılır. Yazılışından sekiz yıl sonra, okuruna kavuşma olanağı bulan Fadiş, o günlerden bugünlere, kesintisiz olarak yapılan yeni baskılarla kuşaktan kuşağa okunmaya devam ediyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
01-04-08, 00:25
‘Erozyon Dede’ anlatıyor

Hayrettin Karaca’nın erozyonla mücadelesini anlatan “Erozyon Dede- Hayrettin Karaca Kitabı” okuyucularla buluştu.

Yıllardır konuşulan ama ciddiye alınmayan erozyon sorununu günlük hayatımıza sokan Hayrettin Karaca, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları Nehir Söyleşiler Dizisi’nde hem kendi öyküsünü hem de toprağın öyküsünü anlatıyor.

“KURTULUŞ HAREKETİ ANADOLU’DAN YAYILACAK”

Umudunu, Rize’nin Çamlıhemşin Yaylaları’nda kendisine “Erozyon Dede” ismi veren çocuktan ve memleketine olan güveninden alan Hayrettin Karaca, inancını ve umutlarını şöyle anlatıyor: “Dünyadaki yeni paylaşma düzeni Anadolu’dan çıkacak. Niçin Atatürk İstanbul’a Kurtuluş Savaşı’ndan bilmem kaç sene sonra geldi, hep Anadolu’yu gezdi? Oradan aldı gücünü. Dünya kurtuluş hareketi veya paylaşma düzeni Anadolu’dan yayılacaktır dünyaya. Ben bir Anadolu bireyi olarak buna gönülden inanıyorum.”

Gazeteci-yazar Şengün Kılıç Hristidis’in sorularını cevaplayan Hayrettin Karaca kitapta, Bandırma’daki çocukluk yıllarından başlayarak İstanbul’daki yatılı okul yıllarını, iş hayatını, Türkiye’nin sanayi mamulü ihracatı macerasını, dünyanın değişik noktalarına yaptığı seyahatlerini ve TEMA’nın kuruluşu ve erozyonun Türkiye gündeminde yer alması için verdiği mücadele gibi hayatının önemli satır başlarını anlatıyor.

“ÜRKÜTÜCÜ DERECEDE TUTKULU GENÇ BİRİ”

Hayrettin Karaca ile nehir söyleşiyi gerçekleştiren Şengün Kılıç Hristidis, kitabın önsözünde Karaca’yı şu sözlerle anlatıyor:
“2006 yılı ağustos ayında Hayrettin Karaca ile söyleşilerimize başladığımda bu kadar şaşırıcağımı düşünmemiştim. Özellikle TEMA nedeniyle yaptığı çalışmaların büyük bölümünü bilsem ve izlesem de, bana göre, iş dünyasında son derece başarılı bir noktaya geldikten sonra, işlerini oğluna devredip, biraz da vicdan temizleme babından, ‘zamanının tamamını hobilerine ayıran eski bir sanayici’ydi o. Geçen bir yılda düşündüğümden çok farklı bir Hayrettin Karaca tanıdım; 87 yaşında, hala hayatı sorgulayan, yeninin peşinde, zaman zaman ürkütücü derecede tutkulu genç biriydi yeni tanıdığım Karaca.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
01-04-08, 16:32
Aziz Nesin’le 1 Nisan şakası

Türk mizahının büyük ustası Aziz Nesin, “Mizah ve Şaka Günü” olarak da kutlanan 1 Nisan akşamı gerçekleşecek etkinliklerle, Kadıköy’deki Barış Manço Kültür Merkezi’nde anılıyor.

Saat 20.00’de başlayacak anma gecesinde gitar ve saz dinletisi ile Aziz Nesin oyunlarından ve skeçlerinden örnekler sunulacak.

Anma gecesinde Mehrizat Poyraz yönetiminde gerçekleşecek söyleşiye konuşmacı olarak; Cengiz Bektaş, Cihan Demirci, Turgay Fişekçi, Nesin Vakfı Koordinatörü Klaus Liebe Harkort , Tan Oral ve Öner Yağcı katılacak.

Nesin Vakfı çocuklarının sahneleyeceği Aziz Nesin’in “Pırtlatan Bal” oyununun yanı sıra, tiyatro sanatçısı Ali Erdoğan da, Aziz Nesin oyunlarından kısa skeçlerle gecede yer alacak...

BOŞUNA

Sen yoksun.........
Boşuna yağıyor yağmur...
Birlikte ıslanmayacağız ki.....
Boşuna bu nehir......
Çırpınıp pırpırlanması.....
Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki...
Uzar uzar gider..
Boşuna yorulur yollar..
Birlikte yürüyemiyeceğiz ki..
Özlemlerde ayrılıklar da boşuna
Öyle uzaklardayız..
Birlikte ağlayamayacağız ki
Seviyorum seni boşuna..
Boşuna yaşıyorum
Yaşamı Bölüşemiyeceğiz ki ...
(Aziz Nesin)

Kaynak: Ntv

Butterbeer
03-04-08, 23:46
Türkiye’ye sığınan Alman profesörlerin kitabı

Nazi döneminde ülkelerinde çalışma ve yaşama şansları ellerinden alınınca Türkiye’ye sığınan bilim ve sanat insanlarının yaşadıkları, tanık ve resmi belgelerin eşliğinde anlatıldığı “Ayyıldız Altında Sürgün” adlı kitapta derlendi.

Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı Direktörü Prof. Dr. Faruk Şen tarafından derlenen ve yayımlanmasına Asım Kocabıyık Kültür Eğitim Vakfı’nın destek verdiği kitabın tanıtımı, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Kütüphanesi Asım Kocabıyık Okuma Salonu’nda yapıldı.

Tanıtımda konuşan Almanya’nın İstanbul Başkonsolosu Matthias Ludwig Bogislav von Kummer, 1933-1945 yılları arasında Almanya’daki ırkçılık nedeniyle siyasi takibe uğrayan bilim adamlarının Almanya’dan Türkiye’ye sürgüne geldiklerini, burada büyük ilgi gördüklerini anlattı.

Alman tarihinin bu karanlık yönüne “Ayyıldız Altında Sürgün” adlı kitabın aydınlatıcı yeni bir detay getirdiğini söyleyen Kummer, kitapta, 1934 yılında nasyonel sosyalist hükümetin yeni kurulan Bilim, Eğitim, Halk Talim ve Terbiyesi Rayh Bakanlığı’nın üst düzeyde bir görevlisi olan yüksek hükümet müşaviri Dr. Herbert Scurla’nın 1919 yılında İstanbul ve Ankara’ya yaptığı görev ziyaretini içeren rapora yer verilmesinin önemini dile getirdi.

Scurla’nın sürgündeki Alman bilim adamları ile Türk yüksekokulları arasındaki iş birliğinden Türk tarafını tüm gücüyle vazgeçirmek için geldiğini ve sürgündeki bu hocalar yerine nasyonel sosyalistlere daha yakın başka hocaların gönderilmesini talep ettiğini söyleyen Kummer, “Almanlara göre, Scurla tarafından yürütülen inisiyatifin başarısız oluşu ve sadece birkaç Türk kuruluşu ve bilim adamı dışında dikkate alınmaması büyük bir şanstır. Türk üniversitelerinde öğretim görevlisi olarak kendilerini kanıtlamış sürgündeki Alman hocaların, hizmet vermeleri ve bu yıllarda Türkiye’de kabul edilmeleri Türkiye Cumhuriyeti tarihinde somut ve büyük bir anlam ifade etmektedir” diye konuştu.

400’YE YAKIN BİLİM İNSANININ KATKISI

Prof. Dr. Faruk Şen de Almanya’dan kaçmak zorunda kalan bilim adamlarının İstanbul’a gelerek dersler verdiklerini belirterek, “Bu olay, Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin büyük bir yüz akıdır. Almanya’da bu durum yaşanırken bu bilim adamlarına kimse sahip çıkmadı. Tek sahip çıkan Türkiye Cumhuriyeti’dir” dedi.

Söz konusu sürgün yıllarında Türkiye’ye 400’e yakın Alman bilim insanının gelerek, üniversitelerde ders verdiklerini kaydeden Prof. Dr. Şen, henüz 10 yaşında olan Türkiye Cumhuriyeti’nin Alman bilim adamlarına üniversitelerinde kucak açtığını, kendilerine vatandaşlarının 4 misli ödeme yaptığını, bu bilim adamlarının da Türk akademik hayatına büyük katkılar sağladıklarını dile getirdi.

Alman nasyonal sosyalist hükümeti tarafından görevli olarak Türkiye’ye gönderilen Scurla’nın Türkiye’de sürgündeki Alman bilim adamlarının hayatlarını incelediğini, raporun amacının Türkiye hükümetini geri gönderilmeleri yönünde uyarmak olduğunu anlatan Prof. Dr. Şen, kitapta yer verilen Scurla’nın teklifine karşı Türkiye’nin “hayır” demesini onur verici olarak niteledi.

Kitapta adı geçen 315 öğretim üyesinin 1953 yılına kadar ülkelerine geri döndüklerini anlatan Prof. Dr. Şen, bunların içinde Ernst Reuter’ın Türkiye’de şehircilik konusuna, Fritz Neumark’ın Türk maliyesine, Ernst Hirsch’in Türk hukuk düzenine katkıları bulunduğunu söyledi.

Borusan Holding kurucusu Asım Kocabıyık ise kitapta da yer alan hocaların birkaçının üniversitede kendisinin hocası olduğunu ifade ederek, “Bu çalışmalarla kendilerinin ne kadar vazife düşkünü, ne kadar insani ve çalışmaya düşkün olduklarını, Almanya’nın büyüklüğünün onların sayesinde olduğunu idrak ettim” diye konuştu.

Söz konusu bilim insanların Türk-Alman ilişkilerine katkılar sağladıklarını, gönüllü elçilik yaptıklarını ifade eden Kocabıyık, “Tarihin garip bir cilvesi ki Almanya ve Fransa ile çok samimi ilişkilerimiz olmasına rağmen bugün iki devlet Türkiye’nin AB üyesi olmasını layık görmüyor” dedi. “Ayyıldız Altında Sürgün” kitabının tanıtım toplantısına, İstanbul Üniversitesinde görev yapan çok sayıda akademisyen de katıldı.

Günizi Yayıncılık tarafından basılan “Ay - Yıldız Altında Sürgün”, 19-27 Nisan 2008 tarihleri arasında İzmir Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla buluşacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
04-04-08, 22:02
Amelita Baltar: Atatürk, sanatınızın da lideri

5 Nisan’da İstanbul’da bir konser verecek olan Tango’nun divası Arjantinli ünlü şarkıcı ve sinema oyuncusu Amelita Baltar, “Tangoyu sevdiğinizi Atatürk’ten biliyorum. Kendisini sadece ülkenizin kurucusu olarak değil, sanatın lideri olarak tanıyorum” dedi.

Astor Piazzolla’nın şarkılarına ilham veren ve nerdeyse yarım asırdır şarkı söyleyen tangonun divası Amelita Baltar, grubuyla birlikte 5 Nisan akşamı CRR sahnesinde Türk dinleyicileriyle buluşacak. Konser öncesinde bir basın toplantısı düzenleyen Baltar, NTVMSNBC’nin soruları yanıtladı.

Arjantin tangolarında bir devrim yaparak içine caz ve klasik müzik tınıları ekleyen Astor Piazzolla, müzik dünyasında yeni bir tarz yaratmıştı. Ancak “Nuevo Tango” adı verilen bu eşsiz müziğe duygusunu veren grubun en büyük keşfi de hiç kuşkusuz eşsiz ses Amelita Baltar oldu. 1940 doğumlu Baltar, müzik kariyeri boyunca sadece Astor Piazzolla ile değil, İbrahim Ferrer gibi ünlü isimlere de eşlik etti. Duygusal ses tonu, tutkulu vokaliyle dinleyiciyi bambaşka dünyalara götüren Amelita Baltar, konser öncesinde Arjantin ve İspanyol medyasıyla Sultanahmet’te buluştu. Türk gazetecilerle de konuşan Baltar, “Tangoyu sevdiğinizi Atatürk’ten biliyorum. Kendisini sadece ülkenizin kurucusu olarak değil, sanatın lideri olarak tanıyorum” diye konuştu.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
05-04-08, 04:17
Çocuklar için kitap kampanyası

İhtiyacı olan çocuklarımızın eğitimine katkıda bulunmak için TNT Ekspres ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Zeytinburnu Şubesi'nin geleneksel kitap toplama kampanyası devam ediyor. Sekiz yıl içinde bin 439 okula, yaklaşık 2 milyon 700 bin kitap ulaştıran kampanyanın bu yıl dokuzuncusu gerçekleştiriliyor. TNT Ekspres kuryeleri 444 0 868 no'lu telefonu arayarak kitap bağışlamak isteyenlerin kitaplarını kapılarından ücretsiz olarak teslim alacak. Kampanya eylül ayına kadar devam edecek.

Kaynak: Sabah / Günaydın

Butterbeer
06-04-08, 00:10
Müjdat Gezen’in payı amatör tiyatroculara

Kültür ve Turizm Bakanlığı, sanatçı Müjdat Gezen’in tiyatrosuna verilen ancak sanatçının kabul etmediği 30 bin YTL’nin amatör ve geleneksel tiyatrolar ile çocuk tiyatrolarına aktarılacağını açıkladı.

Müjdat Gezen Tiyatrosu’nun ‘Artiz Mektebi’ adlı projesine 30 bin YTL yardım yapılmasına karar verildiğini belirten Kültür ve Turizm Bakanlığı, Müjdat Gezen’in 19 Mart 2008 tarihinde yazdığı dilekçeyle yardımı kabul etmeyeceğini bakanlığa bildirdiğini duyurdu.

Bakanlığın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Sayın Müjdat Gezen, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğümüze hitaben yazdığı 19 Mart 2008 tarihli bir dilekçesinde, ‘nedenini sonradan açıklayacağım gerekçelerle tiyatroma yapılan yardımı kabul etmeyip iade ettiğimi bilgilerinize arz ederim’ ifadelerini kullanmış, yardım almama gerekçesini şimdiye kadar resmen açıklamamıştır. Ancak, kamuoyunun da malumları olduğu üzere, basın-yayın organlarında konuyla ilgili çeşitli haberler çıkmıştır. Sayın Müjdat Gezen’in söz konusu haberlerde yer alan devlet yardımını reddetme gerekçesini, konuyla hiçbir ilgisi olmayan, Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncularının oyun metninde bulunmayan bir sözü sahnede söylemeleri yüzünden disiplin cezası almalarına bağlamasına yönelik açıklamalarını kamuoyunun takdirlerine arz ediyoruz. Kaldı ki yalnız Devlet Tiyatroları’nın değil, özel tiyatroların oyunlarında da oyun senaryosunun dışına çıkılmasının doğru bulunmadığı, hatta böyle bir durumun seyirciye saygısızlık sayılacağı, oyun yazarının telif haklarını ihlal ederek hukuki sorumluluklar doğurabileceği de bütün tiyatrocularca bilinen bir husustur.”

Müjdat Gezen tarafından kabul edilmeyen devlet yardımının 4 bin YTL’si İzmir’deki Bademler Köyü Tiyatrosu’na, 2 bin YTL’si M.Hazım Kısakürek’in Geleneksel Gösteri Sanatları Topluluğu’na, kalan miktar da geleneksel ve amatör tiyatrolarla çocuk oyunu sahneleyen tiyatrolara dağıtılacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
07-04-08, 16:37
Şair Mehmet Kıyat’tan iki yeni şiir kitabı

2007 yılında “Daha iyisi yok” adlı şiir kitabıyla okurlarıyla buluşan şair Mehmet Kıyat’ın iki yeni eseri aynı anda şiir severlerin beğenisine sunuldu.

Sanatçı “Sorusunu Unutan Toplum” ve “Koca Çınar Olsanız İstemem Şiirimin Gölgesi Bana Yeter” adlı eserlerinde, yine kısa, özlü ve yalın dizeleriyle dikkat çekiyor.

Kıyat, sadece Türkiye değil, Bosna’dan Irak’a dünyadaki mazlum halkların durumuna da değindiği şiirlerinde, yaşamı, doğayı ve insanı konu ediniyor.

Şiirlerinde sıkça “aydınlık” vurgusu yapan şair, dizelerinde, tarihten alınacak dersleri, etkili anlatımıyla okurlarına hatırlatıyor.

Necati Cumalı, Mehmet Kemal, Hasan İzzettin Dinamo ve Samim Kocagöz gibi edebiyat dünyasının önde gelen kalemlerinin övgüyle söz ettikleri Mehmet Kıyat’ın 23 ve 24. eserleri olan “sorusunu unutan toplum” ve “koca çınar olsanız istemem şiirimin gölgesi bana yeter”, okuyucuları, şiirin gücünü kullanarak, düşünmeye, farketmeye ve duyarlı olmaya çağırıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
11-04-08, 00:09
Necatigil Şiir Ödülü, Enis Batur’un

Enis Batur, “Neyin Nesisin Sen” adlı kitabıyla 2008 Necatigil Şiir Ödülü’nü aldı. Seçici Kurul, Batur’un “Türk şiirine olduğu kadar dünya şiirine de açık bir şiirin zengin olanaklarını sunduğu” açıklaması yaptı.

Türkiye’nin en prestijli edebiyat ödüllerinden olan Necatigil Şiir Ödülü, Behçet Necatigil’in anısına ailesi tarafından 1980’den beri veriliyor. Ödül, bu yıl da, Necatigil’in doğum günü olan 16 Nisan’da düzenlenecek törenle verilecek.

Füsun Akatlı, Cevat Çapan, Mehmet H. Doğan, Haydar Ergülen, Doğan Hızlan, Mehmet Taner ve Tahsin Yücel’den oluşan Seçici Kurul, 2008 Necatigil Şiir Ödülü’nü, oy birliğiyle “Neyin Nesisin Sen” adlı kitabıyla Enis Batur’a verdi.

Karar, “Türk şiirinin son dönem öncü şairlerinden olan Enis Batur, Neyin Nesisin Sen kitabında, geniş boyutlu, uzun soluklu şiirinin tüm verimlerini sergilerken, ‘şiir çabası’nın sürekli oluşunun da yetkin bir örneğini vermiştir. Türk şiirine olduğu kadar dünya şiirine de açık bir şiirin zengin olanaklarını sunan Neyin Nesisin Sen kitabı, oybirliğiyle 2008 yılı Necatigil Şiir Ödülü’ne değer bulunmuştur” açıklamasıyla duyuruldu.

Geçen yıl Kırmızı Yayınları’ndan çıkan Neyin Nesisin Sen adlı kitapta Enis Batur’un 1999-2006 yılları arasında yazdığı lirik şiirler yer alıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
16-04-08, 20:13
Bol kitaplı bir bahar

Yayınevleri elimizden kitapların düşmeyeceği zengin bir mevsim için art arda kitap yayınlamayı sürdürüyor. Bu bahar da rehavete kapılmak yasak!

Salman Rushdie “Öfke”, Nihal Yeğinobalı “Belki Defne”, Soner Yalçın “Siz Kimi Kandırıyorsunuz?”, Selim İleri “Daha Dün”, Lord Kınross “Osmanlı”, Stephen King “Duma Adası”, İlber Ortaylı “Avrupa ve Biz”, Donald Quataert “Anadolu’da Osmanlı Reformu ve Tarım”, Karl Marx “Gazete Yazıları”, Küçük İskender “Medusa’nın Makası” ile kitapçı raflarında okurlarını bekliyor.

ÖFKE
Salman Rushdie
Çağdaş Dünya Edebiyatı
Can Yayınları
21 YTL

Geceyarısı Çocukları, Şeytan Âyetleri, Utanç, Soytarı Şalimar gibi her biri geniş yankı uyandıran, tartışmalar yaratan romanların yazarı Salman Rushdie, New York’un içini dışına çıkaran Öfke’de, 21. yüzyıl başlarının Amerikan toplumuna en sert taşlamalardan birini yöneltiyor. Öfke, baş döndürücü tempoda ilerleyen bir trajikomedi.

BELKİ DEFNE
Nihal Yeğinobalı
Türk Edebiyatı
Can Yayınları
Fiyatı: 19 YTL

“Yaşamın karşımıza çıkardığı çetrefil yol ayrımlarında... zor sorular... imkânsız seçimler karşısında... kolayca, evet veya hayır, şu veya bu, sen veya o, diyemediğimiz zamanlarda ruhumuzu oyalayan veya törpüleyen belki’ler... Belki günlerden bir gün, belki evlerden bir ev, belki onlardan biri, Belki Defne, Belki Ben...”

SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ?
Soner Yalçın
Doğan Kitap
18 YTL

“Yakın tarihin labirentlerinde, ezber bozan, şaşırtıcı bir yolculuk... Ülkelerin geçmişi ile bugünü arasındaki benzerlikler şaşırtıcıdır. 30 Mayıs 1876 askeri darbesiyle tahttan indirilen Abdülaziz’in başına gelenler ile Cumhuriyet döneminde ağır ekonomik kararlar alan hükümetlerin başına gelenler benzerdi.
MHP’nin bugün başörtüsünden yana tavır almasında şaşırtıcı bir yan yoktu, çünkü dönemin Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nde bundan 39 yıl önce Nihal Atsız ve Alparslan Türkeş ayrılığıyla birlikte büyük bir tarihsel dönüşüm yaşanmış, oy alabilmek için İslam motifinden yararlanma kararı verilmişti. Tarikatlar geçmişte ülkenin sosyoekonomik ve siyasi hayatında önemli bir rol oynadı, ya bugün? Başka bir açıdan günümüz tarikatları...
Dünün eli silahlı Akıncı Gençler’i bugün ne yapıyor?
AKP’lilerin eşleri neden ve nasıl örtündü?
Osmanlı istihbarat örgütünü İngilizler neden ve nasıl kurdu?
Dincilerin Mehmed Âkif Ersoy’la ilgili yalanı artık son buluyor.”

DAHA DÜN
Selim İleri
Roman
Doğan Kitap
13 YTL

Pişman değilim. Yaşarken, yarım kalmış bir roman yayımlıyorum. Sizin ne diyeceğiniz, nasıl yorumlayacağınız umurumda değil.
Ben yaşarken, yarım kalmış. Yukarıda okuduklarınız da birkaç ‘roman’ sayfası. Sonrakiler gibi.”

OSMANLI
Orjinal Adı : The Ottoman Centuries
Lord Kınross
Araştırma
Çevirmen: Meral Gaspıralı
Altın Kitaplar
30 YTL

“Kinross, Atatürk’ü ve Türkiye’nin modernleşmesini aynı üslupla anlattığı ilk kitabından sonra, yeni Türkiye’yi ve onun liderini çıkaran imparatorluğun büyük fotoğrafını sunuyor. Lord Kinross’un Osmanlı kitabını diğer tarih kitaplarından ayıran en önemli özellik, Osmanlı tarihinin 600 yılını bütün yönleriyle ve gayet akıcı bir üslupla tek bir cilde sığdırması. Kinross, okuyucuya kuşbakışı olarak Osmanlı tarihini akademik tarihçiliğin ayrıntıcı, bilgi ve veriye boğulmuş tekdüzeliğinden çıkararak bir bütün halinde sunuyor. Üstelik bir roman havasında ve düşündürücü anekdotlarla.”

DUMA ADASI
Orjinal Adı : Duma Key
Stephen King
Roman
Çevirmen: Esat Ören
Altın Kitaplar
32 YTL

Sevgiye dört elle sarılma, yaratıcılığın tehlikeleri, hafızanın esrarı, doğaüstünün doğası... Stephen King, büyüleyici olduğu kadar ürkütücü bir roman sunuyor okurlarına.
“Boş sayfada karakalem çizgiden başka bir şey değildi. Ufuk çizgisiydi, belki. Ya da içinden kötülüğün akacağı bir yarıktı...”

AVRUPA VE BİZ
İlber Ortaylı
Seçme Eserler 1
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
12 YTL

“Türkiye Avrupa’ya ilk defa yanaşmıyor. Türkiye Avrupa ile ilk defa bir macera yaşamıyor. Türkiye’nin dokuz yüz yıllık tarihi Avrupa ile beraberdir; bunu kimse unutmasın.” Porf. Dr. İlber Ortaylı okuyucuyu karşılaştırmalı bir siyasal, toplumsal ve kültürel tarih gezisine çıkardığı bu eserinde, her zamanki akıcı üslubuyla ezberleri bozuyor, “tartışılmaz doğrular” olarak görülen pek çok konuda tabuları yıkıyor, hepimizi, yani Avrupa ve Biz’i abartmadan, çarpıtmadan, gizlemeden gerçeklerle yüzleşmeye çağırıyor.

ANADOLU’DA OSMANLI REFORMU VE TARIM
Donald Quataert
Türü : Yeniler
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Fiyatı : 16 YTL

Türkiye, İngiltere ve Almanya’daki çeşitli resmi arşivlere, ayrıca çok sayıda tahrir defteri, Babıâli ve vilayet evrakı, ticaret odalarının kayıtları gibi çok zengin bir veri tabanına dayanan bu eser, Osmanlı tarımı üzerine çalışmalar için bir kaynak olma özelliğini hâlâ koruyor. Binghamton University’de (SUNY) tarih bölümünde görevli Prof. Dr. Donald’ın Quataert Osmanlı ve Ortadoğu tarihi üzerine pek çok çalışması bulunuyor. Yazarın Türkçe’ye çevrilerek yayımlanmış bazı eserleri: Osmanlı Devleti’nde Avrupa İktisadi Yayılımı ve Direniş (1987); Sanayi Devrimi Çağında Osmanlı İmalat Sektörü (1999); Erik Jan Zürcher ile birlikte, Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiyesi’ne İşçiler 1839-1950 (1998); Osmanlı İmparatorluğu 1700-1922 (2005). (Tanıtım Yazısından)

GAZETE YAZILARI
Karl Marx
Makale
Türkçesi; Süha Sertabiboğlu
Sel Yayıncılık
12 YTL

Marx’ın “Muhabir Yazıları”, o günlerin dünyası hakkında son derece aydınlatıcı, günümüz dünyasına ışık tutan, gelecek hakkında şaşırtıcı ve tümüyle doğru kehanetler içeren, derin bir araştırmanın ve kapsamlı bir altyapının ürünü. Günümüz dünyasını geçmişle birlikte anlamaya çalışan okurlar için örnek oluşturacak belgeler içeriyor.

MEDUSA’NIN MAKASI
Küçük İskender
Deneme
Sel Yayıncılık
12 YTL

Oscar Wilde, Oğuz Atay, Muse, Ufuk Uras, David Bowie, Huysuz Virjin, Can Yücel, Hemingway, ölenler, öldürülenler, sevişenler, sevişmeyi reddedenler, tutuculuktan rant elde edenler, kendine dönüp ruhunun matematik sorularına gömülenler, elementlerin lisanı, seri katillerin romantik yanları, şairin erdemi, şiirin pisliği ve elbette sinema.. Medusa’nın yılan kokulu saçlarında yeni bir makasa yol açıyorlar. Kötü, susmayacak. küçük İskender, travmanın bir hayal kurma biçimi olduğunu kanıtlamak için kalemle bileklerini kesiyor. Akan zehirde okura da yer var.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
19-04-08, 23:35
Türk sinemasının kadınları

Agâh Özgüç, zengin arşivinden seçtiği görsellerle zenginleştirdiği kitaplarıyla Türk sinema tarihinin belleğini barındıran kitaplarına bir yenisini ekledi: Türk sinemasının kadınları...

Sinema tarihçisi Agâh Özgüç, yeni kitabında Türk sinemasının ilk yıllarından günümüze kadın oyuncuları inceliyor. İlk dönemin tiyatrocu-oyuncu kadınlarını, Yeşilçam’ın yıldızlarını, 1980 sonrası Türk sinemasında değişen kadın imajını, günümüzün medya magazin çağı yıldızcılığını mercek altına alıyor...

Kitapta, 12 kadın oyuncu, kendi tarzlarını simgeleyen başlıklar altında kronolojik olarak ele alınmış.

Türk sinemasının ilk yıldızı Cahide Sonku, İtalyan sinema yıldızı Anna Magnani’ye benzetilen Sezin Sezer, ‘irim kıyım dişil yapısıyla sokaklardan bir kız’ Neriman Köksal, ‘halkın acılı yüzü’ Muhterem Nur, küçük hanımefendi Belgin Doruk, ‘femme fetale’ Leyla Sayar, ‘erkek fato’ Fatma Girik, Yeşilçam’ın sultanı Türkan Şoray, kadının Batılı yüzü Filiz Akın, cinselliğini yaşayan özgür kadın imajı Müjde Ar ve ‘dijital çağın starı’ diye nitelendirdiği Hülya Avşar; hepsi Türk sinemasının ve değişen zaman-toplumun bir yüzünü simgeliyorlar.

Agâh Özgüç’ün özgün fotoğraf arşivinin belge niteliği kazandırdığı kitap, Türk sinemasında ilk yıllardan bugüne kadın oyuncularla bir yolculuğa çıkarıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
19-04-08, 23:37
NTV kitapları İzmir’de

NTV yayınları, yeni kitaplarıyla 13. İzmir Kitap Fuarı’nda kitapseverlerle buluştu. Salon 2’de 502 numaralı reyonda yer alan NTV yayınları’nda, Oğuz Haksever 21 Nisan Pazartesi günü kitaplarını imzalayacak.

Şubat ayında “Irak’ı Anlamak” kitabıyla yayın hayatına giren NTV Yayınları, listesine Türk yazarların kitaplarını da ekleyerek 13. İzmir Kitap Fuarı’na katıldı. NTV Yayınları, bugün başlayan fuarda okurlara İngilizce ve Türkçe yeni kitaplar sunuyor. Fuar standında yer alacak en yeni 3 kitap ise Bilimin Serüveni, O An 2007 ve 100 Kale ismini taşıyor.

NTV Yayınları, insanlığın bilgiye yönelik sonu gelmez arayışını, 4000 yıllık bir serüveni, geçmişe göz gezdirerek bilimin yüzyıllar boyunca nasıl geliştiğini kısa ama kapsamlı bir anlatımla bir başvuru kaynağı olan Bilimin Serüveni ile gözler önüne seriyor.

İlk kitabıyla büyük ilgi gören “O An” serisi, 2007 yılını da dünyadan 121 fotoğrafla belgeledi. Fotoğraflarla yüzler, ülkeler ve olaylar Oğuz Haksever’in akıcı ve şiirsel yorumuyla buluştu.

Türkiye’nin Kültür Mirası dizisinin ilk kitabı olan 100 Kale ise, binlercesi içinden en önemlileri sayılabilecek 100 tanesini kapsıyor.

İMZA GÜNÜ

Fuarda NTV Yayınları standında 21 Nisan Pazartesi günü Oğuz Haksever, 13.00-16.00 saatleri arasında kitaplarını imzalayacak.

NTV YAYINLARI’NDAN BAZI KİTAPLAR

Sizin Kahramanınız Kim? / 40 isim kendi kahramanını yazdı
Yaşadığımız Cennet: Türkiye / 13 ünlü fotoğrafçının objektifinden
Türkiye’nin Ağaçları ve Çalıları / Yazar: Necati Güvenç Mamıkoğlu
A Field Guide To The Butterflıes Of Turkey / Yazar: Ahmet Baytaş
Amerikan İmparatorluğu Atlası / Yazar: Gerard Dorel
Dünya Dilleri Atlası / Yazar: Roland Breton
Büyük Oyunu Anlamak - Jeopolitik: Bugünün Uzun Tarihi / Yazar: Yves Lacoste

Kaynak: Ntv

Butterbeer
30-04-08, 20:42
TDK standında 592 adet bandrolsüz kitap

NTV standının da büyük ilgi gördüğü 13. İzmir Kitap Fuarı sona erdi. 225 bin kişinin ziyaret ettiği fuarın son gününde ilginç bir olay yaşandı. Denetim yapan polisler, TDK’nın standında 592, diğer standlarda 250 korsan ve bandrolsüz kitapla karşılaştı...

280 yayınevi ve 500 yazar 9 gün boyunca İzmirli kitapseverlerle buluştu. İmza günlerinde okuyucuyla buluşan yazarların standları kapanış gününe kadar doluydu...

Ancak 13. İzmir Kitap Fuarı’nın son iki gününde ilginç bir olay da yaşandı. Cumartesi günü denetim yapan polis, Türk Dil Kurumu’nun standında 592, diğer standlarda da 250 bandrolsüz kitap buldu.

Ekipler ayrıca 11 bin 573 bandrol ele geçirdi.

Stand sorumlusu ve yayınevleri hakkında yasal işlem başlatıldı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
03-05-08, 12:31
44. Sait Faik Hikâye Armağanı Behçet Çelik’in

Darüşşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Yayınları tarafından düzenlenen 44. Sait Faik Hikâye Armağanı’nı “Gün Ortasında Arzu” adlı kitabıyla Behçet Çelik kazandı.

Doğan Hızlan başkanlığında toplanan Hilmi Yavuz, Füsun Akatlı, Nursel Duruel, Jale Parla, Murat Gülsoy ve Beşir Özmen’den oluşan jüri, oybirliğiyle bu yılki ödülün Behçet Çelik’e verilmesini kararlaştırdı. Çelik’e ödülü, 9 Mayıs Cuma günü saat 18.00’da Rahmi Koç Müzesi’nde verilecek.

Darüşşafaka Cemiyeti, 1964 yılından beri bu yarışmayı düzenliyor. Sait Faik Abasıyanık’ın tüm kitapları, YKY tarafından yayımlanıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
08-05-08, 23:20
Dünyanın şiiri İstanbul’da!

Uluslararası İstanbul Şiir Festivali13-17 Mayıs tarihleri arasında 14 ülkeden 20 yabancı şairi ağırlayacak.

40 şair şiirleriyle beş gün boyunca İstanbul’da edebiyatseverlerle şiir paylaşacak. Rusya, Irak, Katalonya, Almanya, İtalya, Fransa, Küba, ABD, Bolivya, Makedonya ve Hollanda’dan şairlerin konuk olacağı festivalde şiir okumalarının yanısıra, müzik dinletileri ve vapur gezisi de yer alıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş.’nin katkılarıyla hazırlanan festivalin bu yılkıana teması Çağdaş Katalan Şiiri.
Onursal Başkanlığını Doğan Hızlan’ın üstlendiği İstanbul Şiir Festivali’nin Yürütme Kurulu üyeleri Adnan Özer, Doğan Hızlan, Hüseyin Öztürk, Metin Celâl, Nevzat Bayhan ve Tuğrul Tanyol. İskender Pala, Tobias Burghardt ve Fernando Rendon ise Festival’in Danışma Kurulu’nda yer alıyorlar.

FESTİVALE KATILACAK ŞAİRLER

Ahmet Oktay
Ahmet Telli
Alex Susana (Katalonya)
Arjen Duinker (Hollanda)
Baki Ayhan T.
Cahit Koytak
Can Bahadır Yüce
Claudio Pozzani (İtalya)
Denise Boucher (Kanada)
Dieter M. Graf (Almanya)
Enver Ercan
Gonca Özmen
Haydar Ergülen
Hilmi Yavuz
Jean Pierre Balpe (Fransa)
Joan Margarit (Katalonya)
Jona Burghardt (Almanya)
Kemal Özer
Kerry Shawn Keys (ABD)
Leyla Şahin
Mehmet Ocaktan
Michel Deguy (Fransa)
Nikola Madzirov (Makedonya)
Oğuzhan Akay
Orhan Alkaya
Ömer Erdem
Özdemir İnce
Pedro Shimose (Bolivya)
Pio Serrano (Küba)
Refik Durbaş
Rodolfo Hasler (Katalonya)
Saadi Yousef (Irak)
Sennur Sezer
Sergey Gandlevski (Rusya)
Sonata Paliulyte (Fransa)
Tobias Burghardt (Almanya)
Tomaz Salamun (Slovenya)
Yiorgos Chouliaras (Yunanistan)
Yusuf Uğur Uğurel
Zeynep Köylü

ULUSLARARASI İSTANBUL ŞİİR FESTİVALİ PROGRAMI

13 Mayıs Salı:
13.00 Şiir Akademisi
Mephisto Kitabevi
Pedro Shimose

15.30 Şiir Okumaları
Caddebostan D&R
Denise Boucher
Gonca Özmen
Haydar Ergülen
Kerry Shawn Keys
Sonata Paliulytè
Yiorgos Chouliaras

17.00 Şiir Okumaları
Sirkeci Garı
Baki Ayhan T.
Can Bahadır Yüce
Enver Ercan
Leyla Şahin
Mehmet Ocaktan
Pedro Shimose
Rodolfo Häsler
Sergey Gandlevski

19.00 Açılış Töreni
Arkeoloji Müzesi

20.00 Cihat Aşkın Konseri - “İstanbulin”
Arkeoloji Müzesi

14 Mayıs Çarşamba:
13.00 Şiir Akademisi
Fransız Kültür Merkezi
Jean Pierre Balpe

14.00 Şiir Okumaları
Mephisto Kitabevi
Alex Susanna
Can Bahadır Yüce
Gonca Özmen
Sergey Gandlevski
Sonata Paliulytè
Yusuf Uğur Uğurel

15.30 Şiir Okumaları
Nişantaşı D&R
Ahmet Telli
Arjen Duinker
Baki Ayhan
Jona Burghardt
Orhan Alkaya
Tomaz Salamun

17.00 Şiir Okumaları
Caferağa Medresesi
Cahit Koytak
Claudio Pozzani
Jean Pierre Balpe
Oğuzhan Akay
Rodolfo Häsler
Saadi Yousef
Zeynep Köylü
Tobías Burghardt

20.00 Dinleti - Şiirlerle Şarkılarla İstanbul
Cemal Reşit Rey
Hazırlayan: Atilla Birkiye

15 Mayıs Perşembe:
14.00 Şiir Okumaları
Emirgan Sarı Köşk
Ahmet Oktay
Dieter M. Gräf
Hilmi Yavuz
Leyla Şahin
Mehmet Ocaktan
Orhan Alkaya
Özdemir İnce
Pio Serrano

15.30 Şiir Akademisi
Kadir Has Üniversitesi
Kerry Shawn Keys

17.00 Şiir Okumaları
Festivalin Özel Teması: Çağdaş Katalan Şiiri
Tarık Zafer Tunaya K.M.
Alex Susanna
Joan Margarit
Rodolfo Häsler
Sunuş: Adnan Özer

20.00 Şiir Okumaları
Yerebatan Sarnıcı
Ahmet Telli
Cahit Koytak
Denise Boucher
Joan Margarit
Michel Deguy
Nikola Madzirov
Ömer Erdem
Pio Serrano
Refik Durbaş
Saadi Yousef
Sennur Sezer
Tomaz Salamun

16 Mayıs Cuma:
13.00 Şiir Akademisi
Mephisto Kitabevi
Tomaz Salamun

14.00 Şiir Okumaları
Bakırköy Cem Karaca K.M.
Enver Ercan
Jona Burghardt
Nikola Madzirov
Pedro Shimose
Refik Durbaş
Sennur Sezer
Zeynep Köylü

17.00 Şiir Okumaları
Beyoğlu D&R
Dieter M. Gräf
Jean Pierre Balpe
Kemal Özer
Oğuzhan Akay
Ömer Erdem
Haydar Ergülen
Tobías Burghardt

20.00 Kerem Görsev Trio ve Şiir Okumaları
Binbirdirek Sarnıcı
Alex Susanna
Arjen Duinker
Claudio Pozzani
Kerry Shawn Keys
Michel Deguy
Pedro Shimose
Yiorgos Chouliaras

17 Mayıs Cumartesi:
13.00 Şiir Hatları Vapuru
Tüm şairlerin katılımıyla.

19.00 Kapanış Töreni
Arkeoloji Müzesi

20.00 Ayşe Tütüncü ve Perkisyon Grubu Konseri
Arkeoloji Müzesi

Kaynak: Ntv

Butterbeer
23-05-08, 21:59
Fransız şairin 138 yıl önce yazdığı nesir bulundu

Fransız şair Arthur Rimbaud’nun (1854-1891), 16 yaşında kaleme aldığı ve eski bir gazetede 138 yıl önce yayımlanan nesir bulundu.

Sahaf François Quinart, “Bismarck’ın Düşü” başlıklı 50 satırlık nesirin, ülkenin kuzeydoğusundaki Charleville-Mezieres’de “Le Progres des Ardennes” gazetesinin 25 Kasım 1870 tarihli sayısında Jean Baudry imzasıyla yayımlandığını söyledi.

Rimbaud’nun doğduğu kentte Arches-Libris’in sahibi olan sahaf, “Jean Baudry” adının uzmanlarca Rimbaud’nun kullandığı takma adlardan biri olarak kabul edildiğini belirtirken, 2 yıl önce yaşlı bir kadından eski kitap ve gazeteler satın aldığını ve bu eski gazeteler arasında “Le Progres des Ardennes” gazetesinin 4 sayısının bulunduğunu aktardı.

Rimbaud ile ilgilenenlerin, şairin bu gazetede çalıştığını bildiğini belirten sahaf, bu gazetelerin sayfalarında şairin “Le Dormeur du Val” şiirini aradığını, bulamayınca da gazeteleri naylonlayıp vitrine koyduğunu anlattı.

Aynı zamanda fuar da düzenleyen sahaf, binlerce insanın bu gazeteleri gördüğünü, ancak kimsenin ilgilenmediğini, ta ki geçen nisanda, Rimbaud hakkında bir film çeken genç sinemacı Patrick Taliercio’nun bu gazetelerden bazılarını satın aldığını, 2 gün sonra da gelip Rimbaud’nun yazısını kendisine gösterdiğini söyledi.

Rimbaud uzmanı Jean-Jacques Lefrere de LE Figaro gazetesine yaptığı açıklamada, yazının şaire ait olduğunu doğruladı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
25-05-08, 19:11
Şiirler ve şarkılar Altıok için okundu

İlk kez düzenlenen Şair Metin Altıok Şiir Ödülü’nü, “Üzgün Kediler Gazeli” kitabı ile Haydar Ergülen aldı. Sivas Katliamı’nda yakılarak öldürülen şair Metin Altıok’un şiirlerinin seslendirildiği ödül töreninde Sezen Aksu ve Fazıl Say da sahne aldı.

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Madımak Oteli’nin yakılması sırasında 33 aydın ile birlikte hayatını kaybeden şair Metin Altıok anısına İstanbul Teknik Üniversitesi Maçka yerleşkesi Mustafa Kemal amfisinde tören düzenlendi.

Kırmızı Yayınları tarafından ilk kez düzenlenen Metin Altıok Şiir Ödülü’ne “Üzgün Kediler Gazeli” kitabı ile layık görülen şair Haydar Ergülen’e ödülünü, Edebiyat Eleştirmeni Doğan Hızlan verdi.

Daha sonra tiyatro sanatçıları Genco Erkal ve Cüneyt Türel, Metin Altıok’un şiirlerini okudu. Altıok’un şiirleri Fazıl Say ile Sezen Aksu’yu da aynı sahnede bir araya getirdi.

Sezen Aksu şarkılarını Fazıl Say’ın piyanosu eşliğinde okudu. Fazıl Say’ın bestelediği ve 2003 yılı İstanbul Müzik Festivali’nde ilk defa icra edilen “Metin Altıok Oratoryosu”ndan bölümlüre de sanatçı Güvenç Dağüstün tarafından seslendirildi.

Töreni Yaşar Kemal, Füsun Akatlı, Pınar Kür gibi edebiyat dünyasının önemli isimleri de izledi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
28-05-08, 14:31
Yeni Bond kitabı Londra’da tanıtıldı

James Bond, yeni macerasıyla okurlarıyla buluşuyor. Sebastian Faulks’un kaleminden çıkan “Devil May Care”, serinin yaratıcısı Ian Fleming’in doğumunun 100’üncü yıldönümünde piyasada. Kitabın Londra’daki tanıtımı 007’nin ününe yaraşır şekildeydi.

Bond serisini son filmi “Quantum Of Solace”, sonbaharda beyazperdede olacak. Ama filmden önce hayranları, 007’nin son maceralarını kitaptan okuyacak...

Bond’un yaratıcısı Ian Fleming’in 100’üncü doğum gününde serinin son kitabı “Devil May Care” raflardaki yerini aldı.

Kitap 1964 yılında hayatını kaybeden Fleming’in ailesinin isteği üzerine İngiliz yazar Sebastian Faulks tarafından kaleme alındı.

Fleming’in ailesi, Faulks’un Bond mirasını en iyi şekilde yaşattığını düşünüyor. Ian Fleming’in yeğeni Lucy Fleming, “Harika bir iş çıkardı. Ian’ın izinden gitmek, tüm Bond filmlerini takip etmek kolay değil. Çünkü herkesin kafasındaki Bond farklı, ama o Bond için gerekli gerilim hissini yansıtmayı başardı” dedi.

Kitap, 1967 yılında soğuk savaş döneminde geçiyor. 007’nin maceralarının bir kısmı da Ortadoğu’ya uzanıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
06-06-08, 17:11
Çin Seddi’nin hikayesiyle Çin’i anlamak...

NTV Yayınları yerleşik düşüncelere meydan okuyan bir kitap çıkardı. Julia Lovell imzalı “Çin Seddi”, Çin tarihini ve Çin’in dünyanın geri kalanıyla olan ilişkisini, onun en önemli anıtının çarpıcı öyküsü üzerinden ortaya koyuyor.
Çin İmparatorluğu’nun son 3000 yıldaki fetihlerini ve felaketlerini gözler önüne seren kitap; Çin’in geçmişini, bugününü ve geleceğini anlamak isteyenler için temel bir kaynak niteliğinde.

Yazar Julia Lovell, Çin Seddi’nin günümüzdeki mitolojisinin (aydan görülebilen, Çin’i dünyanın geri kalanından kesinkes ayıran, tek parça halinde olan ve çok eski tarihlerde yapılan bir Çin Seddi efsanesi) aksine, çok daha parçalı, çok daha kanlı ve çok daha az hayranlık uyandırıcı bir tarih ortaya koyuyor.

Çin Seddi’nin öyküsü, Çin imparatorluğunun ve imparatorluğu tanımlayan sınır politikasının etrafında geçiyor. Lovell, bu şaşırtıcı yapıya insan boyutunu da katıyor: Set inşasının yeni aşamalarını planlayan imparatorlar; seti inşa eden, koruyan ve sette yaşayan insanlar; fazla çalıştırılmaktan, açlıktan, soğuktan, savaşlardan ölen milyonlar ve daha pek çoğu...

Kitapçılarda ve özel internet fiyatıyla

Yazar: Julia Lovell
İngilizce’den çeviren: Yasin Kara
Boyutlar: 15,5 x 23,5
Sayfa: 416
Fiyatı: 25 YTL, internette 18 YTL

Kaynak: Ntv

Butterbeer
06-06-08, 17:16
Orhan Kemal kitapları İngiltere’de

Orhan Kemal’in yarı otobiyografik teknikle kaleme aldığı dörtlemesinin ilk ikisini oluşturan “Baba Evi” ve “Avare Yıllar” adlı romanları İngiltere’de tek kitap halinde İngilizce olarak basılarak yayınlandı.
Tek kitap olarak kitapçı raflarındaki yerlerini alan Orhan Kemal’in iki ünlü eserinin tanıtımı, Türkiye’nin Londra Büyükelçiliğinde Büyükelçi Yiğit Alpogan ve eşi Bernev Alpogan’ın ev sahipliğinde düzenlenen bir konferansla yapıldı.

Konferansta kitapların tanıtımını Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü yaptı. Öğütçü’yü takdim eden ve ve kitapların basım sürecini konuklara aktaran Büyükelçi Alpogan, önce Orhan Kemal’in kapsamlı bir özgeçmişini okudu.

NAZIM HİKMET DE ANILDI

Orhan Kemal ile birlikte ölümünün 45. yıl dönümünde Kemal’in yakın kalem arkadaşı olan ünlü şair Nazım Hikmet’i de anan Büyükelçi Alpogan, Orhan Kemal’in birbirinden güzel eserlerinden örnekler verirken, yazarın bu eserlerinin Yunanca, Arapça ve İbranice’ye de çevrildiğine işaret etti. Büyükelçi Alpogan, dünyanın her yerinde olduğu gibi Orhan Kemal’in eserlerinin İngiltere’de de büyük ilgi göreceğinden kuşkusu bulunmadığını bildirdi. Alpogan, Kemal’in oğlu Işık Ögütçü’yü de babasının sanatı ve eserlerine sahip çıkan bir evlat olduğu için kutladı. Alpogan Kemal’in yarı otobiyografik dörtlemesinin son iki romanı olan Cemile ve Dünya Evi’nin de en kısa zamanda İngilizce’ye çevrilerek İngiltere’de basılmasını umduklarını ifade etti. Kitabın önsüzünü yazan Orhan Pamuk’tan da övgüyle söz eden Alpogan, Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk gibi başarılı Türk yazarlarının etkilerinin sadece Türk edebiyatıyla sınırlı kalmayıp dünya edebiyatında da hissedileceğini ve genç nesillere örnek teşkil edeceğini vurguladı.

”BABAM KALEMİNİ SATMADI”
Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ise, babasının insanlara direnme gücü aşılayan umudun savunucusu ve dünyanın en önemli edebiyatçılarından biri olduğuna işaret ederken, Kemal’in sadece kalemiyle geçinmiş gerçek bir emekçi olduğunu belirtti.

Orhan Kemal’in yurdunu ve insanlarını seven, ülkesinin çağdaş uygarlık düzeyine erişmesini isteyen ve bunu engelleyen adaletsizliklere karşı mücadele veren bir kişilik olduğunu da belirten Öğütçü, babasının çocukluk, ilk gençlik ve yetişkinlik dönemine ilişkin pek çok ilginç noktayı da dinleyicilere aktardı. “Babam kalemini satmamakla övünen bir yazardı” diyen Öğütçü, babasının çok iyi bir gözlemci olduğunu, bilmediği hiçbir konuyu araştırmadan yazmadığını, karakterlerini yaratırken onların yaşamlarına nüfuz etmeye çalıştığını ifade etti.

“Baba Evi” ve “Avare Yıllar”ın babasının otobiyografik eserlerinden ilk ikisi olduğunu, “Baba Evi”nde babasının çocukluk ve ilk gençlik yıllarının, “Avare Yıllar”da ise ünlü yazarın hayata atıldığı yılların anlatıldığını kaydeden Öğütçü, “Cemile”nin annesini anlatan bir kitap olduğunu, dörtlemenin son romanı “Dünya Evi”nde ise anne ve babasının büyük bir aşkın ardından gelen evliliklerinin anlatıldığını bildirdi. Avare Yıllar’ın 59 yıl önce yazıldığını hatırlatan Öğütçü, babasının
kitaplarının yakın yıllar da dahil olmak üzere binlerce baskı yaptığını hatırlattı.”Babam eserleriyle sadece Türkiye’de değil, bu kitapların basıldığı İngiltere ve diğer ülkelerde de yaşayacak” diyen Öğütçü, “çabalarımız onun fark edilmesi içindir. Onun kaleme aldığı 42 kitabın 42 ayrı dünyası var. Kitaplarının ana teması ise Orhan Kemal iyimserliğidir; bunlarda karamsarlık yoktur, hep bir umut barındırır satır aralarında” dedi.

Cansiperane bir savaş vererek babasının kitaplarını İngiltere’de yayınlatmayı başarmanın kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu da belirten Işık Öğütçü, Türk milletini tanıtmaya yönelik bu kitapların tanınmasını sağlamanın herkesin görevi olduğunu vurguladı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
11-06-08, 11:19
Cengiz Aytmatov Vefat Etti

Türk dünyasının dünyaca tanınmış Kırgız yazarı Cengiz Aytmatov vefat etti. Yaklaşık bir aydır Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören ünlü yazar, komada bulunuyordu.

Eserleri 157 dile çevrilen ve altmış milyon baskıyla dünyanın en çok satan yazarı olan Aytmatov, "Gün Olur Asra Bedel" romanının film çekimleri için gittiği Rusya'nın Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs'ta rahatsızlanarak böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirilmişti. 1928 yılında Kuzeybatı Kırgızistan'daki Şeker köyünde dünya gelen Cengiz Aytmatov, edebi çalışmalarına ek olarak, 15 yıl Avrupa'da SSCB'nin, ardından da Kırgızistan'ın büyükelçiliğini yapmıştı. 80. doğum yıldönümü bu yıl Kırgizistan başta olmak üzere bütün dünyada kutlanan Aytmatov'un başlıca eserleri şunlar: Zorlu Geçit, Yüzyüze, Cemile, İlk Öğretmenim, Elveda, Gülsarı, Beyaz Gemi, Selvi Boylum Al Yazmalım, Gün Olur Asra Bedel, Dişi Kurdun Rüyaları, Toprak Ana, Cengiz Han'a Küsen Bulut, Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı.

Kaynak: FilmGenTr

Butterbeer
13-06-08, 00:36
Dublin Edebiyat ödülünü Rawi Hage kazandı

Dünyanın en önemli edebiyat ödüllerinden “Uluslararası Dublin IMPAC Ödülü”nü, bu yıl Beyrut doğumlu yazar Rawi Hage, “De Niro’s Game” (De Niro’nun Oyunu) adlı romanıyla kazandı.

Uluslararası nitelikte 5 kişiden oluşan jüri, Hage’in 2006 yılı çalışmasını, 100 bin Euro değerindeki ödüle layık buldu.

“De Niro’nun Oyunu”, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta iç savaştan kurtulmak için farklı yolları seçen iki çocukluk arkadaşının öyküsünü anlatıyor.

Roman, dünya çapındaki kütüphaneler tarafından hazırlanan, 137 kitaptan oluşan listede yer alıyordu.

Rawi Hage (44), 1980’li yıllarda savaştan harabeye dönen Beyrut’tan ayrılarak Kanada’ya yerleşmişti.

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk da, 2003 yılında, “Benim Adım Kırmızı” adlı romanıyla aynı ödüle layık görülmüştü.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
20-06-08, 02:13
Ortaylı’dan yeni bir kitap: Tarihimiz ve biz

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Timaş Yayınları tarafından yayımlanan kitabı, Osmanlı’nın klasik dönemini, 18. ve 19. asırlardaki toplumsal ve siyasal panoramayı, bugünkü Avrupa’yı var eden koşulları, Türk, Rus ve Japon modernleşme yolculuklarını ele alıyor.

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın “Tarihimiz ve Biz”, Türkiye’nin ilk kadın Valisi Leyla Aytaman’ın kaleme aldığı “İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl” ve Modacı Zeynep Tunuslu’nun “13” adlı kitapları çıktı.

Ortaylı’nın Timaş Yayınları tarafından yayımlanan “Tarihimiz ve Biz” adlı kitabı, Osmanlı’nın klasik dönemini, 18. ve 19. asırlardaki toplumsal ve siyasal panoramayı, bugünkü Avrupa’yı var eden koşulları, Türk, Rus ve Japon modernleşme yolculuklarını ele alıyor.

Ortaylı kitabında, “Anadolu’da Osmanlı hakimiyeti, bir Balkan imparatorluğu olarak Osmanlı, Viyana kuşatması sonrası, Osmanlı modernleşmesi, Doğu ve Batı ayrımları, Avrupa nedir, nereleri kapsar, Batı’da Türk imajı, yabancıların seyahatnameleri, Türkiye’nin oluşumu, Romalılık, Osmanlılık, Türkiyelilik, Osmanlı zamanında sanat, Katolik-Ortodoks dünyası ve 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddiaları” konularına değiniyor.

Prof. Dr. Vahdettin Engin’in “Sultan 2. Abdülhamid ve İstanbul’u” Yeditepe Yayınları tarafından yayımlandı. Kitapta Sultan Abdülhamid’in bir taraftan basın üzerinde şiddetli bir sansür uygularken, diğer taraftan bir çok gazeteye devlet bütçesinden ödenek sağlayan, fakir ve muhtaçları sahiplenip onlara yardımcı olan, temel gıda maddelerinin fiyatlarının yükselişine sürekli karşı çıkan anlayışı ele alınıyor.

“BİRİ BİZİ HASTA EDİYOR”

Prof. Ahmet Rasim Küçükusta’nın “Biri Bizi Hasta Ediyor” isimli kitabı, Hayykitap’tan çıktı. Küçükusta kitabında, halka daha fazla ilaç satmak için oynandığını ileri sürdüğü oyunları anlatıyor. Kitapta “ilaç pazarlama taktikleri, yapılan gizli reklamlar, icat edilen yeni yeni hastalıklar, ilaç firmalarıyla noter onaylı anlaşmalar yapan, plaj tıbbında uzmanlaşan doktorlar, safra kesesi ameliyatı olana apandisit bedava türünden hastane promosyonları” konularına değiniliyor.

Türkiye’nin ilk kadın valisi Leyla Aytaman’ın kaleme aldığı “İğneli Koltukta Dört Buçuk Yıl” Turkuvaz Kitap tarafından yayımlandı. Muğla Valiliği yapan Aytaman, kitabında milletvekillerinin kendisini nasıl karşıladığını, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ölümünden sonra nelere tanık olduğunu, Türkiye’nin ilk kadın başbakanı Tansu Çiller ile ilişkilerini, termik santraller için verilen mücadeleleri anlatıyor.

TUNUSLU’NUN KİTABI “13”

Modacı Zeynep Tunuslu’nun “13” adlı kitabı Artemis Yayınları’ndan çıktı. İçinde birbirinden ilginç kadın hikayelerinin yer aldığı kitap, on yedi kısa hikayeden oluşuyor ve 13 kadının hayatlarından kesitler sunuyor.

Ben Hills’in “Prenses Masako Krizantem Tahtının Tutsağı” adlı anı türündeki kitabı da yayımlandı. Kitap, kariyerini bir tarafa bırakarak Prens Naruhito ile evlenen Prenses Masako çerçevesinde Japonların aile hayatına, toplumsal takıntılara, kadının rolüne ve monarşinin toplum içindeki yerine kadar birçok farklı konuda takındıkları tavrı da gözler önüne seriyor.

DİĞER KİTAPLAR

Erhan Öztunç’un “Ülkücüler 12 Eylül’ü Anlatıyor” Babıali Yayıncılık’tan, “Çerkez Ethem’in Anıları” Nokta Yayınları’ndan, Enis Batur’un “Suya Seng”, Marguerite Duras’ın “Yaz Yağmuru”, Cees Nooteboom’un “Gezginin Oteli” Sel Yayıncılık’tan çıktı.

Sadık Yalsızuçanlar’ın “Hayat Müzikle Devam Eder” Kapı Yayınları’ndan, “Dünyanın Orta Yeri Sinema” adlı derleme kitabı Etkileşim Yayınları’ndan, Mehmet Altan’ın kaleme aldığı “İkinci Cumhuriyet’in Yol Hikayesi” Hayykitap tarafından, Mustafa Armağan’ın “Düşüncenin Gökkuşağı: Cemil Meriç” adlı kitabı Profil Yayıncılık tarafından, Özcan Karabulut’un son romanı “Amida, Eğer Sana Gelemezsem” Can yayınları tarafından yayımlandı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
22-06-08, 03:30
O vatanı için gözlerini feda etti

Şırnak kırsalındaki mayın patlamasında gözlerini kaybeden Gazi Hüseyin Özlük'ün yazdığı ''Gözlerimi İstiyorum Komutanım'' adlı kitap, kokteylle tanıtıldı.

Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, Cemiyet binasında düzenlenen tanıtım kokteylinde yaptığı konuşmada, Özlük'ün ülkesi için gözlerini seve seve verdiğini ifade etti.

Kitabı okumadan önce, Özlük'ün, gözlerini "yeniden görmek" için istediğini sandığını belirten Bilgin; ancak kitabı okuduktan sonra, gözlerini "ülkesi için tekrar feda etmek" için istediğini anladığını söyledi.

Gazeteci Emin Çölaşan da gazilerin yaşadıkları tecrübeleri mutlaka yazmaları gerektiğini kaydederek, bir kitabı dolduracak kadar malzemeleri olmasa bile birkaç gazinin bir araya gelerek anılarını yazıya dökmelerini istedi.

Gözlerini vatan uğruna feda etmekten mutluluk duyduğunu dile getiren Özlük, gerekirse Türkiye için canını seve seve vermeye hazır olduğunu kaydetti.

Konuşmaların ardından Özlük, çocuklarıyla fotoğraf çektirdi ve kitabını imzaladı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
24-06-08, 16:27
İstanbul Kitap Fuarı, hazırlıkları sürüyor

“1968-40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra” temasıyla bu yıl kapılarını 27. kez açacak olan İstanbul Kitap Fuarı’nın “Onur Yazarı” Füruzan olarak belirlendi.

Kültür Fuarları’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, 27. İstanbul Kitap Fuarı, TÜYAP ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından, 1-9 Kasım 2008 tarihleri arasında düzenlenecek.

İstanbul Kitap Fuarı Danışma Kurulu, Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuarın ana teması ve “Onur Yazarı”nı belirledi.

Alınan karar uyarınca yazar “Füruzan”, İstanbul Kitap Fuarı’nın “Onur Yazarı” olacak. Fuar süresince Füruzan’ın edebi kişiliği, eserleri üzerine söyleşi ve panellerin yer aldığı etkinlikler düzenlenecek.

Ana teması “1968-40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra” olarak belirlenen fuarda bu tema çerçevesinde yurt dışından yazar ve konuklar davet edilecek, yurt içinde ve yurt dışında 68 hareketinin ruhu ve bugüne yansımaları üzerine etkinlikler düzenlenecek. Dönemin edebiyat, sinema, sanat ve kültür hayatına katkıları ele alınacak.

İstanbul Kitap Fuarı, yaklaşık 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla, ARTİST 2008/18. İstanbul Sanat Fuarı ile eş zamanlı gerçekleştirilecek.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
25-06-08, 20:06
Ali Püsküllüoğlu son yolculuğuna uğurlandı

73 yaşında hayatını kaybeden, dilbilimci, şair ve edebiyatçı Ali Püsküllüoğlu son yolculuğuna uğurlandı. Püsküllüoğlu, 20’den fazla Türkçe sözlük yayımlamıştı.

Dün akşam evinde vefat eden yazar ve şair Ali Püsküllüoğlu için Küçükesat Camisi’nde düzenlenen cenaze törenine, eşi Yurdanur ve oğlu Anı Püsküllüoğlu, Türk Dil Kurumu Başkanı Şükrü Haluk Akalın, Prof.Dr. Yalçın Küçük, şair Ahmet Telli, yazar Ali Balkız, Püsküllüoğlu’nun kurucusu olduğu Edebiyatçılar Derneği ile Dil Derneği’nin yöneticileri, edebiyatçılar ve sanatçılar katıldı. Törene yazar Yaşar Kemal de çelenk gönderdi. Ali Püsküllüoğlu, öğle namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından Gölbaşı Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
27-06-08, 04:58
Hrant Dink’in yazıları kitaplaştı

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in yazıları, bir kitapta toplandı.

İki Yakın Halk-İki Uzak Komşu, Dink’in Türklerle Ermenilerin ortak bir geleceği olabileceğine dair inancını ortaya koyuyor.

Genel yayın yönetmeni olduğu Agos Gazetesi önünde kurşunlanarak hayatını kaybeden Hrant Dink’in Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı TESEV için kaleme aldığı yazılar, Hrant Dink Vakfı tarafından bir kitapta toplandı.

İki Yakın Halk, İki Uzak Komşu, Dink’in ilk kitabı...

Türklerle Ermenilerin ortak bir geleceğe sahip olabileceği, geçmişin üstesinden böyle gelebileceğini anlatıyor.

Hayattayken, “Ben hiç kitabı olmayan bir yazarım” diyen Hrant Dink’in sevenlerine göre bu kitapta onun hayalleri gerçek oldu.

Kitap önümüzdeki günlerde Ermenice ve İngilizce’ye de çevrilecek.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
28-06-08, 07:01
Salman Rüşdi şövalyelik nişanını aldı

İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, ''Şeytan Ayetleri'' kitabının yazarı Salman Rüşdi'ye geçen yıl verilmesi kararlaştırılan şövalyelik nişanını takdim etti.

Hindistan kökenli İngiliz yazar Rüşdi, geçen yıl Müslüman dünyasında tepkilere neden olan şövalyelik nişanını almak için Buckingham Sarayı'na geldi.

Rüşdi, nişanın takdim töreninden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, hiçbir kitabının yazımından dolayı pişman olmadığını söyledi.

Kendisine bu onurun da kitapları için değil, yazın alanındaki uzun kariyeri dikkate alınarak verildiğini kaydeden Rüşdi, "bunun böyle kabul edildiğini görmekten mutlu olduğunu" ifade etti.

Yazar, bugünün, kendisi ve ailesi için tartışma günü değil, "kutlama günü" olduğunu belirtti.

İran İslam devrimi lideri Ayetullah Humeyni, yazdığı "Şeytan Ayetleri" kitabında İslam'a hakaret ettiği gerekçesiyle Rüşdi hakkında 1989 yılında ölüm fetvası yayınlamıştı.

Rüşdi'nin geçen yıl İngiltere tarafından şövalyelik unvanına layık görüldüğünün açıklanmasından sonra, İran İngiltere'ye tepki göstermişti.

Kaynak: CNN

Butterbeer
28-06-08, 16:27
Gazetecinin tanıklığında Deniz Gezmiş’in idamı

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına tanıklık eden gazeteci Burhan Dodanlı, anılarını “Hepiniz Suçlusunuz” isimli kitapta topladı. Kitapta, Gezmiş’in arkadaşlarını görmek istediği, “Kimse karışmasın, iskemleyi ben devireceğim” dediği aktarıldı.

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamına tanıklık eden tek gazeteci olan Burhan Dodanlı, o geceye ilişkin anılarını ve izlenimlerini de kitapta topladı. 1978’de “Darağacı” ismiyle yayınlanan, ancak aynı yılın Temmuz ayında toplatılan kitap, bu yılın Mayıs ayında “Hepiniz Suçlusunuz” adıyla yeniden okurla buluştu.

Dodanlı, kitabına ilişkin bilgi verirken, Deniz Gezmiş olayını başından sonuna kadar takip eden bir gazeteci olduğunu ve Anadolu Ajansı’nda 3 kişilik bir ekiple süreci yakından izlediklerini söyledi.

”ALİ PAŞA SÖZ VERDİ”

İdam kararı verildikten sonraki safhaları da izlediğini ve bu sırada Gezmiş hakkında idam kararını veren Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Mahkemesi Başkanı Tuğgeneral Ali Elverdi ile de sık sık diyaloğunun olduğunu aktaran Dodanlı, gazetecilikte güven sağlamanın çok önemli olduğunu ifade etti.

Kendisinin süreçle ilgili tüm gelişmelerden konuyu yakından takip ettiği için haberinin olduğunu ifade eden Dodanlı, şunları söyledi: “Ali Paşa’ya, ‘eğer bu verdiğiniz karar kesinleşir, Yargıtay’dan geçerse, Meclis’ten geçer ve onaylanırsa idam safhasını Ajans muhabirleri olarak izleyebilir miyiz’ dedim. Önce ‘mümkün değil’ karşılığını verdi. Sonra ‘ama sen bütün duruşmaları takip eden bir muhabir olarak o gün idamın infaz edileceği yerin kapısına kadar gelebilirsen, söz seni içeri alacağım’ dedi. ‘Paşam, o nasıl olacak’ dedim, ‘karışmam, eğer gelebilirsen’ karşılığını verdi.

“EŞİNİZE DAHİ SÖYLEMEYİN”

Nihayet geldik 5 Mayıs 1972 Cuma gününe... Öğleden sonra 3 arkadaş çıktık biz ajanstan, Askeri Yargıtay’a gittik. Şimdiki Ankara Radyosu’nun yanındaki Türk Hava Kurumu’nun tam arkasındaki binaydı. Tüm hakimlerle tanışıyoruz, odalarına giriyoruz. Her gün “buyurun, çay için’ derken, o gün ‘şimdi çalışıyoruz, meşgulüz’ dediler. Biz de ne olacağını biliyoruz. Bizi dışarı çıkardılar, ama gitmedik, kapının önünde bekledik. Saat 17.15’te bir memur koltuğunun altında defterle çıktı. ‘Nereye gidiyorsunuz’ diye sorunca, savcılığa gittiğimizi söyledik. Askeri Yargıtay’da kararın düzeltilmesi istemi reddedildi, o nedenle de infaz savcılığına gidiyor, o belli. Hemen birimiz oraya gittik, ikimiz Ajans’a geldik. Müdürümüz Adnan Bey vardı, ona bahsettik, bunu eşinize dahi söylemeyin, hele ajanstaki arkadaşlarınıza hiç söylemeyin dedi. Bunun üzerine konuyu sakladık.”

”İKİ DAKİKA ÖYLECE BAKTI”

Arkadaşı Hasan Şahan’ın kalp rahatsızlığı olduğunu ve idam gecesi yaşanacaklara tahammül edemeyeceğini ifade ettiğini anlatan Dodanlı, bir arkadaşının da nöbetçi muhabir olarak kaldığının, kendisinin tek başına yola çıktığını söyledi.

O dönemde gece 24.00’ten itibaren sokağa çıkma yasağının uygulandığını belirten Dodanlı, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Akşam üzeri Anadolu Ajansı’nın arabasıyla yola çıktık. Ancak Samanpazarı’nda bizi çevirdiler. Bana, ‘Nereye gidiyorsunuz’ diye sordular. Onlara, ‘evime gidiyorum, kartım var’ dedim. Cezaevine yakın olduğu için Dörtyol’da oturduğumu söyledim. Sonra, ‘beni Ali Paşa’ya götürün, ona bir mesajım var’ dedim. Oraya vardık. Ambulans tipi arabayla Deniz Gezmiş getirildi. Defalarca konuştuğum, aylarca mahkemelerde takip ettiğim bir çocuk. Göz aşinalığı da var. Zor bir duyguydu. İki dakika öylece baktı. Yaklaşık 5 dakika sonra Ali Elverdi geldi, çabuk çabuk konuşurdu, ‘kim beni arıyor’ diye sordu. Komando erlerinin arasında duruyordum. ‘Sen misin, gel, gel” dedi. İçeriye aldı beni. Sonra, ‘sen deli misin, nasıl yaparsın bunu’ diye sordu ve bu durumdan kimseye bahsetmememi istedi. 28 yıl bahsetmedim, ajansta dahi Ali Elverdi’nin isminden kimseye söz etmedim. Sonra bir televizyon programına çıkacaktım ve kendisini aradım. ‘Paşam, ben televizyona çıkacağım, seni oraya kim soktu derler, çok ısrar ederlerse isminizi vereyim mi’ dedim. ‘Yasal takip süresi bitti, zaman aşımına uğradı, istersen ver’ karşılığını verince rahatladım.”

ÇAY İÇTİ

İdam gecesi Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının boynuna asılan yaftaları da aldığını ifade eden Dodanlı, “Deniz’in odasına girdik, ona yaftadaki özeti okudular. İki bardak çay içti, babasına mektup yazdırdı. İdama gitmekte olan bir insanın kafası ne kadar karışık olur bilemem ama çok edebi bir mektup yazdı” dedi.

“ARKADAŞLARIMI GÖRMEK İSTİYORUM”

Daha sonra Gezmiş’in ellerini çözdüklerini belirten Dodanlı, “Son olarak arkadaşlarımı görmek istiyorum dedi. Ondan sonra önce Deniz’i çıkardılar. İskemleyi ben kendim devireceğim, sakın kimse dokunmasın dedi” sözleriyle izlenimlerini aktardı.

30 YIL SONRA “HEPİNİZ SUÇLUSUNUZ”

Dodanlı, sonradan o gece ve önceki süreçte yaşananları kitapta topladığını, ancak kitabın 4. baskısında toplatıldığını söyledi.

Dodanlı, 30 yıl aradan sonra kitabı “Hepiniz Suçlusunuz” ismiyle yeniden okurla buluşturduğunu kaydetti.

Kaynak: Ntv

hilalll_johnny
29-06-08, 21:17
Yha Süper Bir Yer Yhaaa Ben Bilmiyordum Eedebiyat Fln..ben De Zaten Eddebiyat öğrtmn.olmak Istiyordum...bende çok Süper Hbaerler Koycam Inanın

Butterbeer
30-06-08, 20:40
Haziran ayının son yeni kitapları

Nur Yazgan’ın ödüllü romanı “Lal Kitap”, Cahit Kayra’nın “Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük yaşam”, Hakan Kağan’ın “İmparatorluğun Son Akşamı Kuşçubaşı Eşref” adlı çalışmaları okuyucuyla buluştu...

Nur Yazgan’ın “Duygu Asena Roman Ödülü”nü kazanan romanı “Lal Kitap” Doğan Yayıncılık tarafından yayımlandı. Genç yazar romanında, Üsküdar’ın kenar mahallelerinden birinde, halı dokuyan Zeliha adlı genç bir kızın hikayesini anlatıyor.

Cahit Kayra’nın “Osmanlı’da Fetvalar ve Günlük Yaşam” Boyut Yayın grubundan çıktı. Kitapta kadına verilen değer, farklı etnik kökenlere sahip kişiler arasındaki hukuki denge, Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiye’sine uzanan süreç içinde karşılaştırılarak toplumsal çözümlemelere varılıyor.

Timaş yayınları tarafından yayımlanan bir diğer kitap Hakan Kağan’ın kaleme aldığı “İmparatorluğun Son Akşamı Kuşçubaşı Eşref”. Çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde oluşturulan Teşkilat-ı Mahsusa’nın kurucusu Kuşçubaşı Eşref’i okuyucuya tanıtıyor.

Bahadır Selim Dilek’in Onikiada Türkleri hakkında bilgileri paylaştığı “Ege’nin Unutulan Türkleri” adlı kitabı, Cumhuriyet Kitaplarından çıktı. Dilek kitabında, Lozan Antlaşması’nın sağladığı haklardan yararlanamayan, 1912’den 1943 yılına kadar İtalya’nın, 1947 yılından sonra da Yunanistan’ın baskıları sonucu bugün tamamen yok olma noktasında olduğunu söylediği Onikiada Türkleri’nin yaşadığı trajediyi, Cumhuriyet’in ilk yıllarından 1960’lı yılların sonuna kadar olan döneme ilişkin resmi yazışmalara dayanarak anlatıyor.

Giderek yok olan Boğaziçi yalı mimarlığının seçkin örneklerinden Sadullah Paşa Yalısı’na ait Mimar Cemal Emden’in çektiği fotoğraflar ile usta yazarların yalı hakkında makalelerinden oluşan “Sadullah Paşa ve Yalısı” isimli kitap, Yapı Endüstri Merkezince (YEM) yayımlandı. Yalının fiziksel yapısının yanı sıra, tarihsel ve kültürel boyutunun da beraberinde ele alındığı metinlerden oluşan kitapta ayrıca Sadullah Paşa’nın yaşamına ve etkinliklerine de ışık tutuyor.

Mehmet Nuri Yardım’ın “Romancılar Konuşuyor” adlı çalışması Nesil Yayınları tarafından yayımlandı. Yardım’ın kitabında, Peyami Safa, Kemal Tahir, Necati Cumalı, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Gülten Dayıoğlu, Mehmed Niyazi, Sevinç Çokum, Yavuz Bahadıroğlu, Mustafa Miyasoğlu gibi yazarlar, kendilerine yöneltilen sorulara cevap verirken, edebiyat dünyasıyla tanışmalarını, ilk okudukları kitapları, kendilerini etkileyen yazarları, sanat edebiyat görüşlerini de anlatıyorlar.

Araştırmacı yazar Ahmet Almaz’ın yeni çalışması “Tevrat’ın Türk Evlatları” Yakamoz Yayınları tarafından yayımlandı. Almaz, çalışmasında, “Türkler ve Yahudiler kardeş midir? Sabetaycıların inançları nedir? Atatürk, kendisinin Yahudi olduğunu iddia edenlere ne cevap verdi? Osmanlı İmparatorluğu, Türk-Yahudi işbirliği sonucu mu doğdu?” gibi pek çok soruya cevap veriyor.

Gürcistan’ın çağdaş şairlerinden Dato Mağradze’nin kitabı “Salve”, Eşref Yılmaz ve Manana Gurgenidze’nin çevirisiyle Yeraltı Yayınları tarafından yayımlandı. Birçok dile çevrilen “Salve”, Avrupa şiir festivalinde birincilik almıştı.

DİĞER KİTAPLAR

Oral Çalışlar’ın “Liderler Hapishanesi 12 Eylül Günlükleri”, Türkan Saylan’ın “100 Soruda Sivil Toplum” Cumhuriyet Kitaplarından, Richard Gott’un “Hugo Chavez ve Bolivarcı Devrim” Yordam Kitaptan, Pelin Böke’nin “Son Osmanlı Meclisi’nin Son Günleri” ve Süha Tuğtepe’nin “Nişantaşı... Nişantaşı...” adlı kitapları Doğan Kitapçılıktan ve Italo Calvino’nun “San Giovanni Yolu” Yapı Kredi Yayınlarından çıktı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
30-06-08, 20:42
Tozlu sayfalarda kalan İstanbul projeleri

Eminönü Belediyesince hazırlatılan “Payitaht-ı Zemin Eminönü: Bir Dünya Başkenti” kitabı, İstanbul ile ilgili planlanan, ancak hayata geçirilemeyen projeleri gün ışığına çıkardı...

Rönesans döneminin önemli isimlerinden Leonardo da Vinci, Michelangelo, Alman Helmuth Von Moltke, Fransız mühendis Arnodin ve meşhur Fransız mimar Joseph Antoine Bouvard’ın, İstanbul için yüzyıllar önce hazırladığı köprü, demiryolu, sokakları düzenleyen plan ve nazım plan projeleri, tarihin tozlu sayfalarında kaldı.

Eminönü Belediyesi tarafından Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı, Vahdettin Engin ve Erhan Afyoncu’ya hazırlattığı “Payitaht-ı Zemin Eminönü: Bir Dünya Başkenti” adlı kitaptan derlediği bilgilere göre, Fatih Sultan Mehmed zamanında birçok sanatçının Osmanlı Devleti’nde faaliyet göstermesi, oğlu 2. Bayezid’ın da batıyla ilgilenmesinden dolayı bazı Avrupalı sanatkarlar, araştırmalarına maddi destek sağlamak için sultanla temas kurmaya çalıştı. Bunlardan ilki Rönesans döneminin en önemli isimlerinden ressam ve bilim adamı Leonardo da Vinci oldu.

Tarihçi Semavi Eyice, Leonardo da Vinci’nin Osmanlı Devleti’nde görev yapmak istediğine dair ilginç bir makale yayınlamıştı.

Buna göre, İstanbul, köprü ile 1800’lü yılların sonunda tanışırken, Leonardo da Vinci 500 yıl önce Haliç’e ve Boğaziçi’ne köprü yapmayı önerdi, ancak kabul görmedi. Makaleye göre, da Vinci, 1500’lü yılların başında yapmayı düşündüğü bazı işleri bir mektupla 2. Bayezid’e bildirdi. Leonardo da Vinci’nin mektubu Türkçe’ye çevrilerek “Ceneviz’den Leonardo isimli kafirin gönderdiği mektubun suretidir” başlığıyla sultana sunuldu.

Mektubunda gerçekleştirmeyi düşündüğü bir kaç projesinden bahseden Leonardo da Vinci, gemilerdeki suyu çekmek için bir pompa, sadece rüzgarla çalışan yeni bir değirmen önerdi. Leonardo da Vinci’nin Osmanlılar için asıl önemli teklifi ise Haliç üzerinden Galata’ya ulaşımı sağlayacak bir köprü yapmaktı.

Vinci mektubunda, 2. Bayezid’in Galata ile Eminönü arasında bir köprü yaptırmak istediğini, ancak bu düşüncesini gerçekleştirecek bir mimar bulamadığını duyduğunu, istenirse köprüyü kendisinin yapacağını ifade etti. Vinci’nin yapmayı tasarladığı köprü, tek gözlü ve çok yüksek olacaktı, köprü yüksek olduğu için de altından geçecek gemiler, yelkenleri problem olmadan Haliç’e girebilecekti.

Mektubunda, talep edildiği takdirde İstanbul Boğazı’nın iki yakası arasında ulaşımı sağlayabilecek bir köprü yapabileceğini de belirten Vinci’nin teklifleri karşısında 2. Bayezid’in ne düşündüğüne ait bir bilgi bulunmuyor.

MICHELANGELO DA İSTANBUL’A GELMEK İSTEDİ

Rönenans döneminin bir diğer ünlü ressamı Michelangelo da 2. Beyazid’in hükümdarlığı zamanında İstanbul’a gelmeyi düşündü.

Michelangelo, 1505 yılında Papa ile arası açılınca Roma’dan kaçarak Kuzey İtalya’ya sığındı. Floransa’da yaşayan Michelangelo, Papa’nın Roma’ya geri getirilmesi için harekete geçtiğini öğrenince, hayatının tehlikede olduğunu ve Papa’nın ulaşamayacağı tek yer olan Osmanlı Devleti’ne sığınmayı düşündü.

Michelangelo da Leonardo da Vinci gibi Osmanlı padişahının Galata ile Eminönü arasında bir köprü yaptırmak istediğini duydu. Bu projeyi gerçekleştirmek ve hayatını kurtarmak için Osmanlı Devleti’ne gitmeyi tasarlayan Michelangelo, İtalya’da kalmasını arzu eden bazı dostlarının Papa ile arasını bulması üzerine İstanbul’a gelmekten vazgeçti.

MOLTKE’NİN ÖNERİLERİ

Alman Helmuth Von Moltke ise Padişah 2. Mahmud tarafından, İstanbul’un ayrıntılı bir haritasını yapmak ve İstanbul’un şehir sokaklarını düzenleyecek bir plan hazırlamak üzere görevlendirildi.

İstanbul haritasını çizen Moltke’nin hazırladığı planın ayrıntılarının da çoğu biliniyor. Moltke, planında şehrin kapıları ile Topkapı Sarayı arasında kesintisiz bir ulaşım gerçekleştirmeyi önerdi. Moltke ayrıca, yangınları önlemek için binaların kagirden yapılmasını sağlamanın, çıkmaz sokakları tamamen ortadan kaldırmanın ve meydanlar oluşturmanın önemini vurguladı. Sirkeci-Unkapanı Köprüsü arası ile Tophane-Unkapanı Köprüsü arasındaki ahşap rıhtımlar yerine taş rıhtımlar yapılmasını da öneren Moltke’nin projesi hayata geçirilemedi.

ARNODIN’İN DEMİRYOLU PROJESİ

Fransız mühendis Arnodin’in 1900’de iki köprü yardımıyla kenti çepeçevre kuşatan demiryolu projesi hayata geçirilebilseydi, belki bugün hala İstanbul’un çözüm aranan trafik sorunu o yıllarda halledilmiş olacaktı.

Arnodin’in projesine göre, Bostancı’dan başlayan demiryolu Kandilli’ye ulaşacak, buradan “Hamidiye” adı verilen boğaz köprüsü ile Rumeli Hisarı’na geçilecekti. Demiryolu, Rumeli Hisarı’ndan bir çevre yolu oluşturacak şekilde Bakırköy’e uzanacak. Bakırköy’den de mevcut demiryolu ile Sirkeci’ye ulaşılacaktı. Sirkeci’den Anadolu tarafına geçişi sağlamak üzere ikinci bir boğaz köprüsü yapılacaktı. Aktarma köprü olarak nitelenen bu proje ile demiryolu, Sirkeci’den Üsküdar’a ulaşacaktı. Üsküdar ile Haydarpaşa arasına da kısa bir demiryolu hattı döşenecekti. Haydarpaşa’dan itibaren demiryolu mevcut olduğu için buradan da kolaylıkla Bostancı’ya gelinecekti. Böylece İstanbul’u çepeçevre saran iki boğaz köprüsünün yapılmasını öngören entegre demiryolu projesi tamamlanacaktı. Bu proje ağır bir mali portreye sahip bulunduğu için yapılamadı.

PADİŞAHIN PARİS BÜYÜKELÇİSİNDEN RİCASI

2. Abdülhamid döneminde İstanbul ile ilgili proje hazırlayanlardan biri de meşhur Fransız mimar Joseph Antoine Bouvard’dı.

2. Abdülhamid, sarayı ziyaret ettiği bir gün, Paris Büyükelçisi Salih Münir Paşa’ya Avrupalı bir seyyahın İstanbul’a dair bir gazetede yazdığı makalenin tercümesini verdi.

Padişah Abdülhamid, “Bu beyanatların bazıları yanlış ve haksız. Eminönü ve Karaköy Meydanı ile Galata Köprüsü gibi seyyahların en önce gözlerine çarpan yerlerin, Sarayburnu’ndan Yedikule’ye kadar sahildeki mahallelerin ve memleket dahilindeki sokakların temizlenmeyip, tamir, tanzim ve imar edilmemesinden dolayı bizi şiddetle muahaza ediyor, mesul tutuyor, bu doğru sözlere karşı ne diyebiliriz? Ya kabahatleri yüklenip susmalı ve herkesin tarizine baş eğmeli veyahut payitahtımızı layıkı üzere temizlemeli, süslemeli, mamur bir hale koymalıyız. Bu işi ancak sen kusursuz görebilirsin” diyerek Salih Münir Paşa’yı görevlendirdi.

Bunun üzerine Salih Münir Paşa hemen Fransız mimar Joseph Antoine Bouvard ile irtibat kurdu ve İstanbul için nazım planı hazırlamasını istedi.

Bouvard, yoğun mesaisine rağmen Paşa’nın teklifini kabul etti ve İstanbul fotoğraflarından hareketle bir plan hazırladı. Projeyi, Osmanlı Devleti sipariş etmesine rağmen tüm masrafları Fransa hükümeti karşıladı ve projeyi de Osmanlı Devleti’ne hediye etti.

Fransız mimar Bouvard’ın hayata geçirilemeyen projesine göre, Atmeydanı orijinal seviyesine indirilecekti, iki tarafından yükseltilmiş bir kaldırım boyunca ağaçlar dikilecekti. Sultanahmet Külliyesi’nin medresesi yıkılarak kuzeyde kalan bahçesi ve bahçe duvarları kaldırılacak, caminin avlusunda bir küçük Fransız bahçesi oluşturulacak, avlunun ortasındaki kubbeli çeşme, üstü açık heykel şeklindeki bir yapı ile değiştirilecekti. İbrahim Paşa Sarayı yıkılarak yerine polis müdürlüğü yapılacak, bu polis müdürlüğü Atmeydanı’nı boydan boya kaplayacak, E harfi biçiminde yaklaşık 480 metre uzunluğunda olacaktı. Meydanın batısındaki Sultan Bayezid Medresesi ve Sultan Bayezid’in türbesi yıkılacak, yerine avlulu ve kubbeli ikiz binalar inşa edilecekti. Bu iki bina, sanayi, ziraat ve devlet kütüphanesi olacaktı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
01-07-08, 00:15
Kabalcı Yayınevi’nden Simenon kitapları

Kabalcı Yayınevi, Belçikalı yazar Georges Simenon’un geçmişte farklı yayınevlerinden çıkan “Bella’nın Ölümü” ve “Kanaldaki Ev” adlı iki kitabını yeniden yayınladı.

Yazdığı yüzlerce roman ve hikaye ile gelmiş geçmiş en üretken yazarlardan biri kabul edilen Simenon’un “Bella’nın Ölümü” romanı Bilge Karasu, “Kanaldaki Ev” romanı ise Oktay Rifat tarafından Türkçe’ye kazandırılmıştı.

Kabalcı Yayınevi Editörü Çağan Orhon, yaptığı açıklamada, Simenon külliyatını yayımlama kararı aldıklarını ve buna “Bella’nın Ölümü” ve “Kanaldaki Ev” ile başladıklarını söyledi.

Bu kitapların, Simenon’un özgünlüğünü tüm açıklığıyla ortaya koyduğunu belirten Orhon, kitaplarda, sıradan insanların basit yaşamlarının içinde, suçludan çok suçluluğun arandığını ifade etti.

Orhon, gelecek dönemde, Simenon’un ünlü karakteri Müfettiş Maigret’nin kitaplarını yayımlayacaklarını kaydederek, “Maigret dizisi, kitapların yazılma sırasına göre kronolojik olarak çıkacak. Daha önce Türkçeye çevrilmemiş Maigret kitaplarını da okuyuculara sunacağız” dedi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
02-07-08, 18:08
Dünya edebiyatçıları Stockholm’de toplandı

Stockholm’de 29 Haziranda başlayan, yarın sona erecek toplantıya Türkiye’den Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Türker Armaner ile yazarlar Suat Karatay, Saliha Paker, Yusuf Eradam ve Saliha Nilüfer katılıyor.

Uluslararası Edebiyat Kongresinin (WALTIC) İsveç’in başkenti Stockholm’deki toplantısı sürüyor.

Kongreye, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 60 ülkeden 600 yazar katılıyor. Yazarlar, ülkelerindeki düşünce ve ifade özgürlüğüne ilişkin gelişmeleri ve olası siyasi baskıları tartışıyor.

Stockholm’de 29 Haziranda başlayan, yarın sona erecek toplantıya Türkiye’den Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Türker Armaner ile yazarlar Suat Karatay, Saliha Paker, Yusuf Eradam ve Saliha Nilüfer katılıyor.

Kongereye katılan yazarlar arasında Tomas Tranströmer, Teslime Nesrin, Herta Muller, Elena Poniatowska, Assia Djebar, Rosa Montero, Rafael Hernandez, Ana Menendez, Philip Pullman, Leevi Lehto, Antonia Arslan, Yoko Tawada, Horaca Engdal ve Jonas Hassan Khemiri de yer alıyor.

Basının yoğun ilgi gösterdiği Edebiyat Kongresinde bir panelde konuşan Mısırlı feminist yazar Neval El Saadavi, hem Doğudaki, hem de Batıdaki ülkelerde insanların kimliklerinin siyasi açıdan değerlendirildiğini söyledi.

İnsanların kimliklerini Batı ve Doğu ülkelerinde hüküm süren sisteme göre oluşturduklarını kaydeden El Saadavi, “Amerika’da yaşadığım dönemde Arap ve Müslüman kimliğimden dolayı kendimi savunmak zorunda kaldım. Çünkü bu ülkede Müslümanlara ve Araplara karşı aşırı bir ön yargı vardı. Kendi ülkem Mısır’da bulunduğum dönemde ise Batı düşüncesini savunmak zorunda kaldım. Çünkü Mısır’da da zayıfa, özellikle kadına karşı aşırı baskı hüküm sürüyor” dedi.

İlk kez Stockholm’de düzenlenen uluslararası Edebiyat Kongresi, İsveç Yazarlar Birliği girişimiyle, başta UNESCO olmak üzere İngiltere, Avustralya, Almanya, İspanya, Meksika, Finlandiya, İtalya, Romanya ve Fransa edebiyat enstitülerinin desteğiyle gerçekleştiriliyor. Bu ülkeler ile birlikte İsveç’in tanınmış yazarlarından Henning Mankell, Jan Guillou ve Björn Ulvaeus da kongreye mali destekte bulundu.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
04-07-08, 02:40
Sinema Sanatına Giriş!

Sinema tarihçisi Nijat Özön’ün, sinema sanatının dinamiklerini bir araya getiren temel kitabı Sinema Sanatına Giriş çıktı!

Meselesi olan yayınevi olarak kendilerini ifade eden Agora Kitaplığı, bir başka değerli kitapla karşımızda!

Sinema tarihçisi Nijat Özön’ün, sinema sanatının dinamiklerini bir araya getiren temel kitabı Sinema Sanatına Giriş’i satışa sundu.

Sinemanın tarihi, dili, gereçleri, teknik olanakları, görüntü ve öğeleri, yönetmen, oyuncu, sinema türleri, film okuma üzerine en kapsamlı bilgileri kayda geçiren Özön, kitabın sonunda verdiği sinema sözlüğü ve tüm sinema kitapları kaynakçasıyla da sinemasal yolculuğun önemli bir halkasını oluşturuyor..

Nijat Özön'ün sinema hakkında çıkardığı bu değerli kitaplara devam etmesini diliyoruz.

Kaynak: Beyazperde

Butterbeer
06-07-08, 03:25
Şair Erdem Bayazıt vefat etti

Şair ve eski milletvekili A. Erdem Bayazıt, kanser tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Uzun süredir kanser tedavisi gören 69 yaşındaki Bayazıt, İstanbul Özel Acıbadem Hastanesinde hayata gözlerini yumdu. Bayazıt için, pazartesi günü ikindi vaktinde Eyüp Sultan Camii’nde cenaze töreni düzenlenecek.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
11-07-08, 04:23
Salman Rüşdi'ye büyük onur

Hindistan kökenli İngiliz yazar Salman Rüşdi'nin 1981 yılında ''Booker Edebiyat Ödülü''nü kazanan kitabı ''Midnight's Children'', bu ödülü şimdiye kadar kazanan kitapların en iyisi seçildi.

Ödülün verilişinin 40. yıl dönümü dolayısıyla yapılan yarışmada, oy kullanan 7 bin 801 kişinin üçte birinden fazlası Rüşdi'nin kitabına oy verdi.

Yazar Pat Parker'ın Birinci Dünya Savaşını anlatan romanı "The Ghost Road" ve Güney Afrikalı yazar J.M. Coetzee'nin "Disgrace" kitapları, Salman Rüşdi'nin kitabıyla yarışan diğer beş kitap arasında yer aldı. Haberi, yeni kitabı "The Enchantress of Florence"ın tanıtım çalışmaları için ABD'deyken alan Rüşdi, ödülü kazanmaktan büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti.

Salman Rüşdi, "En İyi Booker" denilen ödül için zaten favori gösteriliyordu.

"Midnight's Children" 1993 yılında Booker ödülünün 25. yıl dönümü için yapılan benzer bir yarışmada da birinciliği kazanmıştı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
11-07-08, 04:25
Mizah yazarları Cervantes'in kentinde buluştu

İspanya'nın başkenti Madrid'in hemen kuzeydoğusunda Cervantes'in doğduğu kent Alcala de Henares'de toplanan ''Dünya Mizah Derneği (International Society for Humor Studies)'', dört günlük toplantıda ''gülme''nin insan sağlığına yararlarını ele aldı.

Yunanca "gelos: gülme"den gelen "gelotophobia: geliofobi" konusun işleyen ruhbilimciler, toplumbilimciler, dilbilimciler ve diğer akademisyenler toplantıda, "insanın gülme konusu olmaktan korkmasını" da değerlendirdiler.

ABD'nin California eyaleti Oakland kentinde kurulu "Dünya Mizah Derneği" elemanları, cezaevlerinde de mizahtan çok iyi sonuç alındığında birleşti.

Demir perde mizahı

Derneğin İngiliz başkanı Christie Davies, tarihte "despot demir perde rejimlerinde mizah sanatının daha iyi gelişmiş olduğunu" anlattı.

Toplantıda Zürih Üniversitesi'nden psikolog Dr. Willibald Ruch, "gülme ve gülünme korkusu geliofobi, son 10 yıldır ruhbilimine yerleşmiş bir kavram" dedi.

Dernek Başkanı Davies, "kara mizaha örnek olarak ABD Başkanını gösterdi ve "Amerikan Başkanı George Walker Bush, kendisi hakkında şaka yapabilen ve başkalarını güldürebilen kişi" olduğunu söyledi.

Babası İspanya'yı dolaşan "seyyar cerrah" olan ve 23 Nisan 1616'da ölen Cervantes'in "soyu tükenmiş şövalye" Don Kişot'u, dünya mizah tarihine ışık tutan mizahın mızrağı eserlerden oldu.

Kaynak: CNN

Butterbeer
13-07-08, 05:41
Doğru bildiğiniz her şey yanlış!

Cahillikler Kitabı, yaygın kanılarla ilgili yanlış bilgilerimizin ve yanlış anlamalarımızın kapsamlı bir listesini sunuyor.

Filozofların, bilimcilerin ve sokaktaki insanların tarihin büyük bölümünde cevabını aradıkları pek çok soru var. Şu ana kadar doğru bildiğinizi düşündüğünüz her şeyin yanlış olabileceğini hiç düşündünüz mü:

TELEFONU KİM İCAT ETTİ?

Antonio Meucci. Floransalı mucit Meucci ABD’de 1860’ta, teletrofono adını verdiği bir elektrikli aygıtın çalışma modelini gözler önüne serdi. Meucci, Alexander Graham Bell’in telefon patentinden beş yıl önce, 1871’de bir tür geçici patent başvurusunda bulundu. Bell’in patenti 1876’da tescillendiğinde Meucci dava açtı. Olağanüstü bir tesadüf eseri Meucci’nin modelleri kayboldu. Fakat 2002 yılında ABD Temsilciler Meclisi, “Meucci’nin telefonu icat ettiğinin kabul edilmesi” kararını verdi.

MADDENİN KAÇ HALİ VARDIR?

Her gün genişlemekte olan bir liste olmasına rağmen şu anda 15 tanedir. İşte listenin son hali: Katı, amorf katı, sıvı, gaz, plazma, süper akışkan, süper katı, dejenere katı, nötronyum, güçlü simetrik madde, zayıf simetrik madde, kuarkgluon plazma, fermiyonik yoğunlaştırma, Bose-Einstein yoğunlaştırması, acayip madde.

DÜNYA MI AY’IN ETRAFINDA DÖNER, AY MI DÜNYA’NIN ETRAFINDA?

İkisi de birbirinin etrafında döner. Bu iki kütle, Dünya’nın yüzeyinin yaklaşık 1600 km altındaki ortak bir ağırlık merkezinin yörüngesinde döner. Böylece Dünya üç farklı dönüş gerçekleştirir: Kendi ekseni etrafındaki, Güneş’in etrafındaki ve bu ağırlık merkezinin etrafındaki dönüşü.

KIRKAYAĞIN KAÇ AYAĞI VARDIR?

Kırk değil yüz de değil. Bazılarının daha fazla, bazılarının daha az ayağı vardır. Yüze en yakın ayak sayısına sahip olanı 1999’da keşfedilmiştir. Kırkayak kelimesi, Latince “yüz ayak” anlamına gelen centipeda kelimesinden gelmektedir. Kırkayaklar yüz yılı aşkın bir süredir kapsamlı bir biçimde incelenmelerine karşın tam olarak yüz ayağa sahip bir örneğine rastlanmamıştır.

DÜNYANIN EN BÜYÜK ŞEHRİ HANGİSİDİR?

Honolulu. Honolulu’nun 5509 km2’yle en büyük yüzölçümüne sahip şehir olduğu anlamına gelir; ama bu şehrin nüfusu yalnızca 876.156’dır. şehrin yüzde 72’si deniz suyuyla kaplıdır.

YERYÜZÜNDE İNSAN ELİYLE YAPILMIŞ EN BÜYÜK YAPI NEDİR?

Yanlış cevaplar arasında Büyük Piramit, Çin Seddi ve Kuveyt’teki Mübarek el-Kebir Kulesi sayılabilir. Doğru cevap 1948’de açılan Fresh Kills çöp depolama alanı çok geçmeden insanlık tarihindeki en büyük projelerden biri haline geldi ve sonunda Çin Seddi’ni geride bırakarak dünyada insan eliyle yapılmış en büyük yapı oldu.

DÜNYA’NIN ETRAFINI DOLAŞAN İLK İNSAN KİMDİR?

Zenci Henry. Hemen hemen herkese yabancı bir isim olan Enrique de Malaca, Macellan’ın kölesi ve çevirmendi. Ferdinand Macellan dünyanın etrafındaki turunu asla tamamlayamadı. 1521’de Filipinler’de henüz turun yarısındayken öldürüldü. 1519’da çıkılan dünya turu girişimi de dahil olmak üzere tüm yolculuklarda Zenci Henry, Macellan’ın yanında gitti. 1521 yılında Uzakdoğu’ya vardıklarında Zenci Henry dünyanın etrafını dolaşmaış ilk insan oldu.

JAMES BOND’UN EN SEVDİĞİ İÇKİ HANGİSİYDİ?

Votka martini değildi. Fleming’in tüm külliyatıyla ilgili atomicmartinis.com adlı internet sitesinde yapılan özenli çalışma, James Bond’un ortalama olarak her yedi sayfada bir içki içtiğini göstermektedir. İçtiği toplam 317 içkiden en çok tercih ettiği, açık arayla viskidir.

Siz hâlâ beş duyumuz olduğunu, suyun renksiz olduğunu, Amerika’nın adının Amerigo Vespucci’den geldiğini ya da 36 Osmanlı padişahı olduğunu düşünüyorsanız John Lloyd ve John Mitchinson imzalı Cahillikler Kitabı’nı mutlaka okumalısınız.

Cahillikler Kitabı 13x20.3 cm (Dikey) boyutlarında, 296 sayfa, karton kapaklı, piyasa satış fiyatı 13 YTL, kitap.ntvmsnbc özel fiyatı 10 YTL.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
14-07-08, 15:49
Yeni çıkan kitaplar

Charles Nicholl'un kaleme aldığı ''Leonardo Da Vinci - Aklın Uçuşları'' adlı kitap, Sabri Gürses'in Türkçe'ye çevirisiyle Everest Yayınları tarafından yayımlandı.

Mona Lisa'yı çizen, o dönemde insan anatomisini en detaylı inceleyen, pek çok mühendislik kuramının temelini atan Leonardo da Vinci'yi her yönüyle anlatan kitap, sanatçının bugüne kadar kaleme alınan en kapsamlı biyografisi olma özelliğini taşıyor.

Nicholl'un yıllar süren bir çalışma ve araştırmasının ardından kaleme aldığı kitap, sanatçının eserlerinden pek çok örnekle birlikte, ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinden alışveriş listelerine kadar günlük yaşamının küçük detaylarına da yer veriyor.

Gazeteci ve akademisyen Hulusi Turgut'un "Barzani Olayı" adlı inceleme ve araştırma türündeki çalışması, Doğan Kitap'tan çıktı. Hulusi Turgut, yıllardır Türkiye dış politikasında kritik yerini muhafaza eden, "Barzani Dosyası'nı, 40 yıl önce Molla Mustafa Barzani ile yaptığı görüşmeden günümüze tüm yönleriyle gün ışığına çıkarıyor.

Turgut kitabında "1946'da İran'da Mahabat Kürt devletinin kuruluşuna katılan Molla Mustafa Barzani, daha sonra niçin ABD'ye sığınmak istedi?", "1947'de Sovyetler Birliği'ne iltica eden Barzani, Kremlin Sarayı'nın önünde niçin oturma eylemi yaptı?", "1958'de Sovyetler Birliği'nden Irak'a dönen Barzani, 1961 direnişini hangi ülkenin silahlarıyla başlattı?" gibi sorulara ışık tutmaya çalışıyor.

Ayrıca "1975'te kanser hastalığına yakalanan Barzani, tedavi için ABD'ye giderken CIA'nın hangi şartlarını kabul etti?", "Molla Mustafa'nın 1979'da ölümü üzerine KDP lideri olan Mesut Barzani, PKK'ya ilk kamp yerini nasıl tahsis etti?", "Mesut Barzani 1992'de Türkiye'ye ilk gelişinde Başbakan Demirel'e, babasının hangi vasiyetini nakletti?" gibi sorulara ve cevaplarına da değiniyor.

Korhan Atay ve Figen Kumru Akşit tarafından kaleme alınan "Mizahın Abisi Oğuz Aral" adlı biyografi türündeki çalışması, Gırgır ve Fırt gibi dergilerin kurucusu, Hayk Mammer, Avanak Avni, Utanmaz Adam gibi mizah karakterlerinin yaratıcısı Oğuz Aral'ı yazar, senarist, grafiker, çizgi film yaratıcısı olmasının yanı sıra tiyatro adamı, pantomim sanatçısı, bağlama, seramik ve ebru ustası, ressam ve aşçı olma özellikleriyle de ortaya koyuyor.

Fransız gerilim romanı yazarı Maxime Chattam, "Kaosun Sırları" isimli son romanı ile gizemli bilmecelerle okuyucuyu zamana karşı, ölümle korkunç bir yarışın içine sürüklüyor. Roman, Mahmut Özışık tarafından Türkçe'ye çevrilerek yayımlandı.

Maeve Binchy'nin yeni romanı "Leylak Zamanı", Bilge Erkut'un çevirisiyle Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Romanın konusunu, her cuma akşamı Dublin'den 3 saat uzaklıktaki taşra kasabası Rathdoon'a gitmek üzere yola çıkan 7 kişinin hikayeleri oluşturuyor.

Kurduğu çok katmanlı metinlerle okuru hem zamanda hem mekanda uzun yolculuklara çıkaran Don DeLillo'nun "Kozmopolis" adlı romanı, Everest Yayınları tarafından yayımlandı. Roman, bir multi-milyoner olan Eric Packer'ın çevresinde gelişiyor.

"Pulitzer Ödülü" kazanmış bir gazeteci ve kitapları çok satanlar listesine girmiş roman yazarı John Sandford'un polisiye gerilim türündeki romanı "Av Bakışı" Doğan Kitap'tan, bir kardiyolog olan Prof. Dr. Övsev Dörtlemez tarafından kaleme alınan "Güzel Ülkemin İnsanları Yaşamımdan Kalan İzler" Bilgi Kitabevi'nden çıktı.

Diğer kitaplar

Jody Shields'in "Görgü Tanığı İncir", Uwe Timm'in "Sıcak Yaz", Tahsin Yücel'in "Yazın ve Yaşam" adlı kitapları Can Yayınları, Desmond Morris'in "İnsanat Bahçesi" İnkılap Kitabevi, Rahmi Vidinlioğlu'nun "İhanet ve Kehanet", Abidin Sönmez'in "Gelişmiş Ülke Adamı" Cinius Yayınları, Ergun Candan'ın "Gizli Yönleriyle Atatürk" Sınır Ötesi Yayınları, Servet Somuncuoğlu'nun "Gallemit" Bilgeoğuz Yayınları, Karel Çapek'in "Semenderlerle Savaş" kitabı Everest Yayınları tarafından yayımlandı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
16-07-08, 16:43
Hrant Dink'in ilk kitabı

Uluslararası Hrant Dink Vakfı'nın yayımladığı ve Hrant Dink'in ilk kitabı olma özelliği taşıyan ''İki Yakın Halk İki Uzak Komşu'' kitabına ilgi büyüyerek devam ediyor.

19 Ocak 2007'de Osmanbey'de Agos gazetesi önünde katledilen Hrant Dink'in 2005 yılında yazdığı ''İki yakın Halk İki Uzak Komşu'', Türkiye - Ermenistan ilişkilerine ışık tutuyor.

TESEV'in Dış Politika Programı projelerinden biri olan ve Türk - Ermeni ilişkilerine değinen kitap Hrant Dink'in öldürülmesinden sonra Uluslararası Hrant Dink Vakfı sayesinde Temmuz başında okuyucular ile buluştu.

Gazetecinin düşüncelerini kendine has üslubu ile okuyucuya aktaran kitap iki hafta gibi kısa bir süre içerisinde beklenen ilgiyi gördü. Yayınevi kitabın çok kısa bir süre içerisinde 2'inci basımı da yapılacağını duyurdu.

Türk - Ermeni ilişkileri bağlamında birçok sorunun yanıtını içerisinde barındıran ''İki Yakın Halk İki Uzak Komşu''da ayrıca ekler kısımında, Bilgi Üniversitesi'nde yapılan ve tartışmalara neden olan "İmparatorluğun Son Döneminde Osmanlı Ermenileri: Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi Sorunları'' konferansında Dink'in yaptığı "Ermeni kimliğinin yeni cümleleri veya… Su çatlağını bulanda" konuşması da bulunuyor.

Ekler kısımında ayrıca Dink'in Nisan 2005'te TBMM'de, TBMM AB Uyum Komisyonu ve Dışişleri Komisyonu'nun ortaklaşa gerçekleştirdiği ve Ermeni sorununun ele alındığı toplantıda yaptığı konuşmanın tam metni de kitapta yer alıyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
17-07-08, 06:34
“Allah’ın Kızları”na soruşturma

Yazar Nedim Gürsel’in son romanı Allah’ın Kızları’na, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan soruşturma başlatıldı. Gürsel, “Amacım dini eleştirmek değildi, kaldı ki din eleştirilebilir de” diyor.

Fransız yayımcısıyla Anadolu gezisi sırasında ifade vermek için apar topar İstanbul’a getirilen yazar Nedim Gürsel’in “Allah’ın Kızları” romanı hakkında soruşturma başlatıldı. “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlamasıyla başlatılan soruşturmanın kendisini şaşırttığını ve üzdüğünü belirten Gürsel şunları söyledi: “Türkiye’nin demokratikleştiğini hep söylüyordum. Şimdi kafamda bir soru işareti uyandı. Çünkü din de eleştirilebilir. Böyle bir özgürlüğümüz var. Teokratik bir devlette yaşamıyoruz, laik bir cumhuriyette yaşıyoruz. Allah’ın Kızları’nın amacı dini eleştirmek değil.”

Nedim Gürsel’le Mart ayında romanın yayınlanmasından önce konuştuğumuzda “Allah’ın Kızları” için “yazarlık serüvenimde bir dönemeç” demişti. 30 kitabı arasında en çok satış rakamına ulaşan eserinin “Allah’ın Kızları” olduğunu söyleyen Gürsel NTVMSNBC’ye yaptığı değerlendirmede, “Allah’ın Kızları bir romandır ve dini duyguları rencide etmek için kaleme alınmamıştır” dedi.

PEYGAMBERİN DÜŞMANLARI KAHRAMANLAR ARASINDA

Gürsel şöyle devam etti:
“Anadolu’da Fransız yayımcımla seyahatteydim. İfade vermek üzere Şanlıurfa’dan apar topar İstanbul’a geldim. Dün ifade verdim. Savcı ya takipsizlik kararı verecek ya da dava açacak. Allah’ın Kızları bir roman; çok sesli bir roman. Değişik bakış açıları var İslam’a yönelik. Ve tabii peygamberin düşmanları da romanın kahramanları arasında. Onlardan peygamberi övmelerini bekleyemeyiz. Bu konudan üzüntü duydum ve şaşırdım. Türkiye’de bu konuda çok yol alındığını zannediyordum. ‘Uzun Sürmüş Bir Yaz’ adlı kitabım 159. maddeden yargılanmıştı. ‘İlk Kadın’ adlı romanım da 426. maddeden yargılanmıştı. Ama bütün bu davalardan aklandım. Aradan 28 yıl geçti. Kitaplarım çeşitli yabancı dillere çevrildi. Çeşitli vesilelerle Türkiye’de düşünce özgürlüğünün, yaratma özgürlüğünün sınırlarının genişlediğini, Türkiye’nin demokratikleştiğini hep söylüyordum. Şimdi kafamda bir soru işareti uyandı. Çünkü din de eleştirilebilir. Böyle bir özgürlüğümüz var. Teokratik bir devlette yaşamıyoruz, laik bir cumhuriyette yaşıyoruz. Ancak Allah’ın Kızları’nın amacı dini eleştirmek değildi.”

DİNİ DUYGULARI RENCİDE ETMEK İÇİN KALEME ALINMADI

“Allah’ın Kızları bir romandır ve dini duyguları rencide etmek için kaleme alınmamıştır. İslam’ın doğuşunu anlatımın odak noktasına peygamberimizi yerleştiren, İslam’da inancı ve şiddeti sorgulayan bir romandır. Romanın yapısı da budur, okuyanlar da zaten fark edeceklerdir böyle bir yapıda alduğunu ve dini duyguları özellikle tahrik veya rencide etmek gibi bir amaç taşımadığını. Benim böyle bir amacım olamaz, ben bir yazarım. Değişik bakış açılarıyla ve bu romanı yazmak için de çok araştırmalar yaptım, ilk kaynaklara gittim. Abbasiler döneminde 9. yüzyılda Tabari ve İbn Hişam’ın ilk Muhammed biyografisinden yola çıkarak yazdım. Kulaktan dolma bilgilerle yazmadım.”

İLAHİYAT PROFESÖRÜ BENİ SAVUNDU

Erzurum’a gittim. Atatürk Üniversitesi’nde çok yoğun bir ilgi vardı. Öğrencilerle kitabı tartıştık. Sonra bir kitapçıda imza günü düzenlendi. O imzaya türbanlı okurlar da geldiler. Okurlardan biri aslında bu romanda Peygamber açısından müthiş bir dezenformasyon olduğunu ve ona yönelik bir takım olumsuz ifadeler olduğunu söyledi. Ve orada bulunan bir bey kalktı, ben romanı savunmak durumundayken o romanı gayet güzel anlattı. Allah’ın Kızları’nın ne anlama geldiğini, Kur’anda bu ifadenin iki kez geçtiğini benim bunu uydurmadığımı söyledi. Kendisi bir ilahiyat profesörüymüş, orada tanıştık. Bu tepki açısından ilginç. Bir ilahiyat profesörü beni okurun olumsuz tepkisine karşı savundu.”

216. MADDE NE DİYOR?

MADDE 216. - (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
17-07-08, 20:56
Hayri Potur Harry Potter’a karşı

Muzaffer İzgü’nün çocuk romanı “Hayri Potur Harry Potter’a Karşı”, Bilgi Yayınevi tarafından yayımlandı.

Yayınevinden yapılan açıklamada, çocukların “yazar dedesi” Muzaffer İzgü’nün, tüm ünyada satış rekorları kıran Harry Potter serisinin kahramanı Harry’e rakip, yepyeni bir kahraman olan Hayri Potur’u kaleme aldığı bildirildi.

Açıklamada, Hayri Potur’un, Harry Potter gibi sihirli güçleri bulunmadığı, geniş bir hayal gücüne sahip olduğu belirtildi.

Çalışmalarında yerli motifleri kullanarak Türk çocuklarına hitap etmeyi tercih eden İzgü, daha önce “Süperman İstanbul’a düştü” isimli bir başka öyküyü de kaleme aldı.

“Hayri Potur Harry Potter’a Karşı” dizisi İzgü’nün, “Anneannemin Akıl Almaz Maceraları” ve “Ben Çocukken” dizilerinden sonra gelen yeni dizisini oluşturuyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
17-07-08, 21:00
Fazıl Say’dan Frankfurt Kitap Fuarı’na tepki

Fazıl Say, Nazım Hikmet Oratoryosu’nun programdan çıkarılmasını eleştirdi...

Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmayacaklarını açıklayan Füsun Akatlı, Leyla Erbil, Tahsin Yücel ve Nihat Behram’dan sonra Fazıl Say da fuar organizasyonuna tepki gösterdi.

Fazıl Say’ın bestelediği Nazım Hikmet Oratoryosu, Frankfurt Kitap Fuarı konuk ülke Türkiye projesi programında yer alacağı çok önceden açıklanmıştı. Ne var ki, yapılan bir değişiklikle eserin yerine Yunus Emre Oratoryosu’nun Frankfurt’ta sahnelenmesi kararı alındı. Almanya’nın Münih kentinde bulunan Fazıl Say’la telefon bağlantısı yaptık.

“GAZETEDEN ÖĞRENDİM”

“Hatırlarsanız Aralık ayında Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, beni yemeğe davet etmişti. Orada Nazım Hikmet Oratoryosu’nun önce Moskova’da sonra da Frankfurt Kitap Fuarı’nda seslendirilmesine çok sevindiğini söylemişti. Zaten Mart ayındaki Frankfurt Kitap Fuarı’nda da Nazım Hikmet Oratoryosu açılış gecesi performansı olarak gözüküyordu.” diyen Fazıl Say, daha sonra Nazım Hikmet Oratoryosu’nun olamayacağıyla ilgili bir takım muallaklar doğduğunu söyledi:
“Ben de dünkü gazetelerde kesin olarak olamayacağını, Yunus Emre orotoryosunun gideceğini okudum. Yunus Emre Adnan Saygun’un güzel bir eseridir. ancak bize hiçbir açıklama yapılmaması biraz onur kırıcı bir durum.”

“BİR YIL ÖNCESİNDEN BUNUN PROGRAMINI YAPTIK”

Açıklama yapılmaması dolayısıyla hem organizasyonu hemde bakanlığı kınamak istediğini belirten Say, “Çünkü Ekim ayı programımızı, biz bir yıldır bunun üzerine kurmuştuk. Genco Erkal, Zuhal Olcay ve ben. Bizim hiçbirimizin programları bu şekilde haber verilmeden değiştirelemez. Son bir yıldır, ekim ayından sonra gelen bir çok konseri kabul etmedim, reddettim. Genco bey keza turnesini erteledi. Bu madi manevi bir kayıba da dönüştü. Kendilerine sorduğumda, anladığım kadarıyla, bakan bey bir röportajında Nazım’ın Frankfurt’ta çalınmasını ideolojik olarak yanlış olduğunu söylemiş, bunun sebebini bilmiyorum. Herhalde bunu kendisi daha iyi açıklar” dedi.

“BÜTÇENİN KISITLANDIĞI SÖYLENDİ”

Herhalükarda bu açıklamayı çok mantıksız bulduğunu dile getiren Say, “Festivali orada organize eden Görün Taner ise sorunun bir bütçe sorunu olduğunu söyledi. Halbuki Mart ayında gözüken Nazım programı, aynı Nazım, aynı bütçeydi. Görgün Taner, bütçenin devlet tarafından kısıtlandığını söyledi. Durum budur. Biraz madur durumda kaldık. Ama sonuçta Türkiye’de böyle bütün bunlar işliyor. Yani insanlar, hükümetler kendi işlerine gelen şekilde programlarını organize ediyor” dedi.

“KONUSU NAZIM OLAN BİR ESER KİTAP FUARINA ÇOK YAKIŞIRDI”

“Hatırlarsanız 2003 yılında Metin Altıok, AKP hükümetine zorluklar çıkmış., sonra da bir nevi sansür uygulaması olmuştu. Daha sonra da hiçbir gelişme olmamıştı” diyen Fazıl Say, şöyle devam etti:
Nazım Hikmet Oratoryosu’na yurtdışı için önce söz verilmesi sonra da götürülmemesi kararları, benim konumumdaki sanatçı için çok büyük dramlar değil aslında. Çünkü benim yurtdışında yılda 100- 120 konserim var. Bunlardan bir tanesinin olup olmaması çok mühim değil. Zaten müzisyenlerin yeri müzik festivalleridir yani kitap festivalleri değildir aslında. Ama ben konusu Nazım Hikmet olan bir eserin kitap fuarına çok yakışacağına, bunun çok doğru bir karar olduğuna, güzel bir iş olacağına gerçekten gönülden inandım. Çünkü bu eser bir edebiyat müzik buluşmasıdır. Nazım Hikmet, Türkiye’nin en tanınan edebiyatçılarından biridir. 20. yüzyılda ideolojik olarak bir sanatçının ne olursa olsun şairane dehalığını ve ahümanizmini, romantizmini bu şekilde dışlamak çok yanlış olur diye düşünüyorum. Sonuçta, birçok sanatçı kominist. Almanya özellikle kominizmin doğduğu ülke. Yani bu hiçbir sanatçı için ceza değildir, değer kaybı değildir. Bu bir dönemdir, bu bir tarihtir. Bir kültür tarihidir. O yüzden ideolojik olarak ne söylenirse söylensin yanlış olacaktır.”

“HÜKÜMETİN BU DERECE İŞLERE KARIŞMASI TALİHSİZLİK”

“Tarihi eğiştiremeyiz. Nazım Hikmeti’de değiştiremeyiz. Herşeyi olduğu gibi kabul etmeliyiz.” diyen Say, şöyle devam etti:
“Yani 2008 Almanya’sında ya da dünyasında durum elbetteki değişir. Nazım bugün yaşasaydı elbette farklı şeyler yazıyor olacaktı. Ama önemli olan onun dehasıdır diye düşünüyorum. Bunu buradaki sanatçılar için talihsizlik olarak görüyorum. Hükümetin bu derece işlere karışmasına, bu derece özgürlükleri kısıtllayıcı şeyler yapmasına ben kendi açımdan, bu enerjik yıllarımı, bu eserleri üretirken, daha da eser üretecekken, hiçbir teklif almama ve yazdığım eserlerinde seslendirmesinde sürekli sekteye uğramasıyla karşılaşmayı, talihsizlik olarak düşünüyorum. Talihsiz bir dönem. O yüzden inşallah işler düzelecektir, inşallah bu yaklaşımlar değişecektir diye düşünüyorum.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
18-07-08, 21:52
Mandela ırkçılıkla savaşırken ne yiyordu?

Irkçılıkla mücadelenin sembolü eski Güney Afrika Devlet Başkanı Nelson Mandela hakkındaki yeni bir kitapta, Apartheid rejimine karşı mücadelede yemeğin rolü anlatılıyor.

90 yaşına basan Mandela hakkında Anna Trapido'nun yazdığı "Özgürlüğe Susamak" adlı kitap, yazarın değimiyle "tariflerle dolu bir gastro-tarihi hikaye".

Kitapta, Mandela'nın 27 yıllık mahpusluğu döneminde yemek kaselerinin mesaj göndermek için kullanılmasından, özgürlüğüne kavuştuğundaki ilk akşam yemeğinde körili tavuk yemesine kadar pek çok anekdota yer veriliyor.

Kitaba göre Mandela arkadaşlarını yemeğe, "Hadi savaşa gidelim" diye çağırırmış.

Kitapta, Cape Town açıklarındaki Robben adasındaki 18 yıllık mahpusluğunda kendisi ve cezaevi arkadaşları az miktardaki mısır lapasıyla doymaya çalışırken, beyaz gardiyanların balık yemesi anlatılıyor. Daha sonraki yıllarda ise mahkumlara balık tutarak yemeleri izni verilmiş.

Ancak mahkumlar yemeği aynı zamanda, cezaevi koşullarının iyileştirilmesini sağlamak için açlık grevleri yaparak silah olarak da kullanmışlar.

Mandela ve arkadaşları, siyasi olmayan mahkumlara yemek tasları içinde mesaj iletmişler, böylece onlara Afrika Ulusal Kongresi (ANC) cezaevi liderinin aldığı kararlar ve son gelişmeler hakkında bilgi vermişler.

Yattığı cezaevlerinin bahçesinde sebze-meyve yetiştiren Mandela, otobiyografik kitapta toprakla uğraşmanın kendisine özgürlük hissi verdiğini söyledi.

Kitapta, Mandela'nın mücadelenin ilk zamanlarında öğle yemeklerini sık sık siyasi toplantıları maskelemek için kullandığı yazılıyor.

Eylemcilerin o dönemde öğle yemeği bahanesiyle birbirlerinin evine giderek ANC'nin stratejilerini konuştukları belirtiliyor.

Kitaba göre, 1990'da özgürlüğüne kavuşup 1994'te devlet başkanı olunca, Mandela'nın ilk işi pirinç, baharat, et/sebzeden yapılan bir Güney Asya yemeği olan "biryani"yi bilen bir saray görevlisinin bulunması talimatını vermek olmuş.

1999'da emekli olduktan sonra da bu görevli, Cape Town'dan Mandela'nın yaşadığı Johannesburg'a biryani göndermeye devam etmiş.

Kaynak: CNN

Butterbeer
21-07-08, 16:15
Polisiye romanlardaki Türkiye

Kültürel, doğal ve tarihi zenginliklere sahip Türkiye, polisiye romanlara da ilham kaynağı oldu. 20'inci yüzyılın başından bu yana Arsen Lüpen'den James Bond'a, Nick Carter'dan Şarlo'ya pek çok polisiye kahramanının yolu Türkiye'den geçti.

"Virgül" dergisinde Oğuz Eren tarafından yapılan derlemeye göre, Türkiye, "klasik polisiyede İngiliz salon polisiyesi şablonundan uzaklaşıp egzotik mekanlara yer verme eğilimi" ve Soğuk Savaş'ın hüküm sürdüğü dönemde, "klasik casus romanlarında düşman addedilen SSCB ile komşu, Batı müttefiki bir ülke" olması nedeniyle polisiye romanlara mekan seçildi.

Bu tür casus romanlarında Türkiye, İngiliz veya Amerikalı ajanlarla Rus meslektaşları arasındaki çarpışmalara sahne olurken, Soğuk Savaş dönemindeki casus romanlarının yerini bugün uluslararası terör ve suç örgütleri ile uyuşturucu mafyasını konu alan suç romanları aldı.

Mekan olarak Türkiye'yi seçen ve bazıları da Türkçeleştirilmemiş polisiyelerden bazıları şöyle:

-İstanbul'un Esrarı: İstanbul'da geçen ilk gerçek polisiye, Fransız yazar Paul de Regle'nin "İstanbul'un Esrarı" adlı romanıydı. Eser, 1912 yılında yayımlanmıştı.

-Arsen Lüpen: Arsen Lüpen'in İstanbul'un bir köşkünde geçen kısacık macerasının özgün ismi "Les Confidences d'Arsene Lupin" idi. 1913 tarihli öykü derlemesi, Türk okuruyla "Arsen Lüpen İstanbul'da" ismiyle buluştu. Selek Yayınevinin "Arsen Lüpen" serisinin 16'ncı kitabı olarak, Selami İzzet Sedes'in çevirisiyle 1958'de basılan kitabın son öyküsünde, İkbal Hanım, bir dostuna meşhur hırsızın kendisine nasıl yardım ettiğini anlatıyordu.

Şarlo da İstanbul'da

-Şarlo İstanbul'da: Charlie Chaplin filmlerinin meşhur serserisi, aktörünü şöhrete kavuşturduğu ilk yıllarda 16 kitaplık bir polisiye parodi serisinin de kahramanı oldu.

Dönemin en sevilen polisiye karakterlerinden Nick Carter'ın bir takliti olan Nick Parter'ın baş yardımcılığını yapan Şarlo'nun bu macerası, 1924'te "Şarlo Polis Hafiyesi: Gülünçlü Sergüzeştleri" adıyla Türkçe'ye çevrildi. Orijinal serinin yazarının kim olduğu bilinmezken, çevirileri yapan Bedia Servet'in daha sonraları "Served Bedi" imzasıyla birçok eseri yayınlanan Peyami Safa olduğuna kesin gözüyle bakıldı.

Serinin "Şarlo İstanbul'da" ismini taşıyan kitabında Şarlo'nun nişanlısı, İstanbul'da yaşayan halasının vefatı üzerine ilk vapurla Türkiye'ye geliyordu. Şarlo da onu "her biri 5-10 kadın seven Türklerin onu haremlerine atacağı" korkusuyla sıkıntı geçirerek Türkiye'ye gelerek kötü bir sürprizle karşılaşıyordu. Kitapta, çevirmen tarafından sonradan eklendiği sanılan "Şarlo'nun Türkler'den korkusunun beyhude olduğunu anlayarak İngilizler'in Türkler'e zulmünden dem vurduğu ve İstanbul'a hayranlığını" dile getirdiği bölümler de yer alıyordu.

-Doğu Ekspresi'nde Cinayet: "Polisiyenin kraliçesi" Agatha Christie'nin en tanınmış eseri olan "Doğu Ekspresinde Cinayet"in konusu aslında İstanbul'da geçmiyordu. Ancak dedektif Hercule Poirot, Suriye dönüşü İstanbul'da birkaç gün geçirmek için Toros Ekpresi ile Türkiye'ye gelip İstanbul'daki Tokatlıyan Oteli'ne yerleşmesinin ardından ulaşan acil telgrafla Doğu Ekspresi'nde yer ayırtarak hemen dönmek zorunda kalıyordu.

Agatha Christie'nin pek bilinmeyen bir karakteri olan Parker Pyne'ın da "Parker Pyne Investigates" adlı macerasında İstanbul konu edildi. Pyne, kocasıyla İstanbul'da buluşmaya giden yol arkadaşına çalınan mücevherlerin bulunması için yardım ediyordu. Muammanın çözümü yine Tokatlıyan Oteli'nde gerçekleşiyor ve Christie, birkaç cümleyle Haliç'te cami minarelerine karşı bir akşam üstü manzarasının güzelliğini betimliyordu.

İstanbul'da büyük kargaşa

-Ian Fleming: James Bond'un "babası" Ian Fleming, 1955'te "Sunday Times" için uluslararası bir polis konferansına katılmak üzere Türkiye'de bulunmuştu. Bu sırada 6-7 Eylül olaylarının patlak vermesi üzerine Fleming, gazeteye "İstanbul'da Büyük Kargaşa" adlı bir makale yazdı. Bu geziden sonra aklında çoğu İstanbul'da geçen bir Soğuk Savaş romanı yazma fikri oluştu. Gezide tanık olduğu olayların etkisiyle romanda Türk polisine layık görülen rol olumsuz oldu.

-Hedef: Ankara: Sam Durell romanlarının 8'i Türkçe'ye çevrilirken,"Hedef: Ankara" bunlardan 15'incisi oldu. Romanda, Türkiye'nin doğusunda yaşanan büyük bir deprem sonucu Bartın'a 30 kilometre mesafede Musa Dağı'nın sarp yamaçlarında kurulu Amerikan üssü ile irtibat kesilmesi ve burada yaşanan mücadeleyi anlatıyordu.

-Nick Carter: 1886'da dergilerde boy gösteren, Sherlock Holmes'dan eski olmasına rağmen onun taklidi olmakla suçlanan Nick Carter, 1940'lı yıllarda yeniden ünlendi. Özgün Nick Carter ile ismi dışında benzerlik taşımayan kahraman, 1965 tarihli "İstanbul-Manning Lee Stokes" adlı macerada Türkiye'ye geldi. Dört kişiyi öldürmek üzere Türkiye'ye gelen Carter, 1973 yılında da yeni bir görevle gelerek masum olduğu halde hapishanede bulunan Sir Albert'ı buradan kaçırmaya çalıştı.

-SAS İstanbul'da: "Mrs. Pollifax" adlı karakter, CIA adına ülke ülke gezerken, serinin 1970 tarihli romanıyla Türkiye'ye de konuk oldu. CIA operasyon amiri Carstairs, Polifax'i gündelik yaşantısından koparıp Rus casusu Magda Frenci-Sabo'yu Amerika'ya getirmesi için İstanbul'a yolladı. Sovyetler'den kaçarak Türkiye'ye ulaşmayı başaran meşhur casusu ele geçirmek isteyen tek ülke de ABD olmadığı için Mrs. Polifax Türkiye'yi terk etmeden önce Sabo'nun ısrarıyla maceralı bir Yozgat yolculuğuna çıktı. Romanda 2 Nasreddin Hoca fıkrası da yer aldı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
22-07-08, 16:32
"Orhan Pamuk 'virgül' fakiri"

Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Osman Kemal Kayra, Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un ''Kar'' romanını, dil ve üslup açısından inceleyen bir kitap yazdı.

Cümle Yayınları'ndan çıkan 389 sayfalık kitapta Doç. Dr. Kayra, "Kar" romanını dil ve üslup açısından inceleyerek, anlatım bozukluklarına, noktalamalara ve imla hatalarına vurgu yapıyor. Kayra ayrıca romandaki çevreyle ilgili psikolojik unsurlar ile yazarın orijinal ifadelerini de mercek altına alıyor.

Kayra, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Nobel ödülü almış bir Türk romancısının incelenmenin kendisine cazip geldiğini belirterek, "Bütün eserlerini incelemek isterdim. Ancak kendi deyimiyle 'tek siyasi romanı' olan 'Kar' benim dikkatimi çekti" dedi.

Pamuk'un, Türkçe'yi iyi kullanan bir yazar olduğunu ifade eden Kayra, "Pamuk, geçilecek bir romancı değil. Cümleleri çok uzun. Bunun tek nedeni olabilir, kendisine ve Türkçesine çok güveniyor.

Geleneksel Türkçe'yi iyi ve akıcı kullanabilen bir yazar. Kitapta çok fazla devrik cümle var. Bu kolay değildir ama kendine güvenerek devrik cümleleri bol bol kullanabilen bir yazar" diye konuştu.

İmla meselesi

"Bizde imla meselesi çok önemlidir" diyen Kayra, şöyle devam etti:

"Yazar bir kitap yazıyorsa, mutlaka Türk Dil Kurumu'nun (TDK) çıkardığı son imla kılavuzuna uymalıdır. 'Kar' romanında birçok hata gördüm ve onları tek tek çıkardım. Noktalama, imla, kelimelerin yazılımından kaynaklanan yanlışlar, Pamuk'un kendine aşırı güvenişinden kaynaklanan hadiseler olabilir.

Bunlar gerçi yazarın üslubunu ve romanın teknik olarak akıcılığını asla etkilemez. Orhan Pamuk, dikkate değer bir yazardır. Ne dersek diyelim Türkçe yazan bir romancı Nobel ödülü almıştır. Bunları es geçemeyiz ama tenkit edebiliriz."

Çalışmasında en geniş haneyi, romandaki anlatım bozukluklarına ayırdığını anlatan Kayra, "Pamuk'un bir özelliği de 'virgül fakiri' olması. Virgülü çok az kullanıyor. Oysa ki virgül önemlidir. Ben onu da üslup olarak aldım, tenkit etmedim. Çünkü Pamuk'un üslubu mükemmel, üslubunu asla tenkit edemem" dedi.

"Tarafsızlığı tam olarak başaramıyor"

Kitabında, romandaki olayın Kars'ta soğuk bir ortamda bölgesel bir askeri darbenin baskısı altında güncellenmiş, laik-antilaik çatışmaları konseptinde geçtiğini, türbanlılar, intihar eylemleri, imam hatip meselesinin ele alındığını anlatan Doç. Dr. Kayra, Pamuk'un olaylara tarafsız bakmaya çalışsa da ailevi alt yapısı ve kişisel görüşleri bakımından tarafsızlığı tam olarak başaramadığını ileri sürüyor.

Kayra, romanda Kürt, Ermeni ve Rus kelimelerinin çok sık vurgulandığını belirttiği eserinde, şunları kaydetti:

"Çok zaman tarafsız görünüp hakemlik yapmak isteyen ve kendisini olayların dışında bir aydın konumunda belirleyen romanın yazarı, çok zaman içgüdüsel olarak olaya müdahil oluyor.

Yazar, yoğun siyasi temponun bir gazeteci üzerindeki ağır baskısını, çok eski bir arkadaşının gizemli aşkıyla yumuşatmaya çalışıyor. Romanda hiçbir şey tam sonuçlanmadığı gibi bu aşk da yarım kalıyor. Yazarın zaman zaman girdiği, halka söylettirdiği söylemlerde birtakım hatalar görülüyor."

Kaynak: CNN

Butterbeer
23-07-08, 12:57
Fethi Naci hayatını kaybetti

Yazar ve edebiyat eleştirmeni Fethi Naci, 81 yaşında hayatını kaybetti.

Edebiyat dünyasında kayıp. Türk Edebiyatının önde gelen eleştirmenlerinden yazar Fethi Naci hayata veda etti. 1927 Giresun doğumlu olan Fethi Naci, yazarlığının yanı sıra edebiyat eleştirmenliği ile öne çıktı. 1940’tan itibaren çeşitli gazete ve dergilerde şiirler ve öyküler yayınlayan Fethi Naci’nin asıl adı İsmail Naci Kalpakçıoğlu idi.

Yazar, 1953’ten sonra yazdığı eleştirilerde Fethi Naci adını kullanmaya başladı. 1965’te Gerçek Yayınevini kuran Fethi Naci, bu yayınevinde başlattığı “Yüz Soruda” dizisi büyük ilgi gördü.

Fethi Naci, “Bir Hikayeci Sait Faik, Bir Romancı Yaşar Kemal” adlı eseri ile 1990 yılında Sedat Simavi Vakfı Edebiyat ödülünü aldı. Yaşar Kemal, Fethi Naci için “gelmiş geçmiş en büyük Türk eleştirmeni” değerlendirmesinde bulunmuştu.

YAPITLARI

İnsan Tükenmez (1956)
Gerçek Saygısı (1959)
Azgelişmiş Ülkeler ve Sosyalizm (1965)
Emperyalizm Nedir? (1965)
Azgelişmiş Ülkelerde Askeri Darbeler ve Demokrasi (1966)
Kompradorsuz Türkiye (1967)
100 Soruda Atatürk’ün Temel Görüşleri (1968)
On Türk Romanı (1971)
Edebiyat Yazıları (1976)
100 Soruda Türkiye’de Roman ve Toplumsal Değişme (1981)
Eleştiri Günlüğü (1986)
Bir Hikâyeci: Sait Faik-Bir Romancı: Yaşar Kemal (1990)
Gücünü Yitiren Edebiyat (1990)
Roman ve Yaşam (1992)
Eleştiride 40 Yıl (1994)
40 Yılda 40 Roman (1994)
Reşat Nuri’nin Romancılığı (1995)
50 Türk Romanı (1997)
Şiir Yazıları (1997)
60 Türk Romanı (1998)
Kıskanmak (1998)
Sait Faik’in Hikâyeciliği (1998)
Yaşar Kemal’in Romancılığı (1998)
Yüzyılın 100 Türk Romanı (1999)
Dönüp Baktığımda (1999)

Kaynak: Ntv

Butterbeer
29-07-08, 14:49
Devlet Tiyatroları, 95 bin seyirciyle buluştu

Devlet Tiyatroları ‘Her Yerde Tiyatro’ projesiyle 81 il, ilçe, belde ve köy olmak üzere 293 yerleşim merkezinde, 293 kez temsil edilen oyunlarla Mayıs, Haziran ve Temmuzda yapılan turnede 95 bin seyirciye ulaştı.

Devlet Tiyatroları (DT), ‘Her Yerde Tiyatro’ projesiyle Mayıs, Haziran ve Temmuzda yapılan turnede 95 bin seyirciyle buluştu.

DT Genel Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, DT’nin 12 bölgeden 29 değişik oyunuyla 26 Mayısta ‘Hiçbir yeri unutmadık’ sloganıyla başlattığı “Her Yerde Tiyatro” projesiyle Mayıs, Haziran ve Temmuz ayında yapılan turnede 95 bin seyirciye ulaşıldığı bildirildi.

81 il, ilçe, belde ve köy olmak üzere 293 yerleşim merkezinde, 293 kez temsil edilen oyunlarda sanatçı, teknik ve idari personel olmak üzere bin 200 kişinin görev aldığı ve oyunlarda doluluk oranının yüzde 96’ya ulaştığı kaydedildi.

Açıklamada, ‘sanatçısından tekniğine, idarecisinden memuruna Anadolu’yu adım adım gezen DT grupları sanatseverlerin ilgi ve sevgi odağı olmuştur. Bu da göstermektedir ki DT, yaz sezonunda gerçekleştirdiği ‘Her Yerde Tiyatro’ projesiyle istenen ve beklenen hedefe ulaşmıştır’ denildi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
29-07-08, 14:52
Türkiye Frankfurt Kitap Fuarı’na hazır

Türkiye, Franfurt Kitap Fuarı’nda yayın ve yazın zenginliğiyle Dünya’nın karşısında çıkmaya hazırlanıyor.

Türkiye’nin Frankfurt Kitap Fuarı’na katılmasıyla ilgili olarak Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulundu...

‘SİYASİ İKTİDARA ZARAR VERMEYE ÇALIŞIRKEN TÜRKİYE İMAJINA OLUMSUZ ETKİ YAPIYORLAR’

Günay, bazı yazarların kendisini ve bakanlığı protesto ederek, fuara katılmayacaklarını açıklamalarına tepki göstererek, “Sözde bugün işbaşında bulunan siyasi iktidara zarar vermeye çalışırken, bilerek-bilmeyerek Türkiye imajına olumsuz etki yapıyorlar” dedi.

Günay, onur konuğu olarak katılacağı Frankfurt Kitap Fuarı’nda Türkiye’nin, bütün düşünce ve yazın zenginliğiyle dünya okur yazarlarının önüne çıkacağını söyledi. Günay, bakanlığın fuarın sadece “maddi altyapısını oluşturduğunu”, komitede bakanlıktan sadece bir temsilci bulunduğunu vurguladı.

Bazı yazarların, protesto için fuara katılmayacaklarını açıklamasına değinen Günay, şunları kaydetti:

“Türkiye’deki tüm siyasi anlayışların, bütün farklı anlayışların, bütün renklerin, tüm dillerin, inançların, inançsızların, farklı inanışların birlikte sergileneceği bir büyük şölen; düşünce, yazın şöleni yapılmaya çalışılıyor. Fuarda, Türkiye’nin yayın,e yazın zenginliği ve bu zenginlikle temsil edilen ‘Türkiye’ ismi dünyanın önüne çıkacak, bir siyasi iktidar, onun birimi, bakanlığı, bir siyasi anlayışı değil.
Ama bazıları bizi protesto ettiklerini söyleyerek, fuara katılmayacaklarını açıklıyorlar. Sözde, bugün işbaşında bulunan siyasi iktidara zarar vermeye çalışırken, bilerek-bilmeyerek Türkiye imajına olumsuz etki yapıyorlar. Bereket versin Türkiye imajı, hem turizm hem kültür alanında, çeşitli alanlarda gördüğümüz böyle küçük tepkisel, olumsuz davranışlardan hemen etkilenmeyecek kadar güçlü bir noktaya erişti.”

‘FUAR TÜRKİYE İÇİN İNANILMAZ ÖNEMLİ BİR ALAN’

Fuarın, Türkiye’nin uluslararası piyasaya çıkması için “inanılmaz önemli bir alan” olduğuna dikkati çeken Günay, herkesin buna katkı yapması gerektiğini söyledi.
Günay, “Bir kez daha altını çizerek söylemek istiyorum; Burada bir siyasi iktidar, bir siyasi anlayış, hükümet, hükümetin bir bakanı, birimi temsil edilmeyecek, Türkiye temsil edilecek. Biz sadece en iyi salonları tutmak, en iyi fuar alanlarını dizayn etmek, en iyi stantları kurmak, ebrusundan, tezhibine, resminden sinemasına her alanda Türkiye’nin zenginliğini sergilemek için altyapısını oluşturmaya çalışıyoruz. Biz destekçi konumundayız, doğrudan düzenleyen sivil toplumun kendisi, Türkiye’nin yazın ve yayın dünyasının kendisi” diye konuştu.

AÇILIŞ KONUŞMASINI ORHAN PAMUK YAPACAK

Öte yandan, Almanya’da fuardan önce, Türkiye hakkında olumlu kültür-sanat imajı oluşması için çalıştıklarını da dile getiren Günay, 8-10 Ekim’de yapılacak Popkomm’a konuk ülke olarak Türkiye’nin katılacağını anımsattı.

Günay, “Popkomm için de ciddi bir harcama yaptık ve orada bir müzik şöleni, Türkiye’nin müzik alanındaki zenginliğini sergileyen bir şölen olsun diye uğraşıyoruz” dedi.

Fuarın açılışından önce pek çok sanatsal etkinlik, sergi, panel ve toplantı düzenlenmeye başladıklarını ifade eden Günay, şöyle devam etti:
“Eylül ayında bunların yoğunluğu artacak. 14 Ekimdeki açılışta da Türkiye’nin Nobel kazanmış tek yazarı Orhan Pamuk açılış konuşması yapacak. Arkasından gelen süreçte, 100’lerce yazar, aydın, sanatçı, ozan, Türkiye’yi temsilen çeşitli alanlarda kendilerini ifade etme alanı bulacaklar. Bence kültür ve sanat alanında yaptığımız etkinlikler, Türkiye’yi dünyaya tanıtmakta kullanılan profesyonel tanıtım kampanyaları kadar olumlu girişimler. Türkiye asıl kültür-sanat etkinlikleriyle tanındığı zaman, Türkiye turizmi de dünyada daha değerli hale gelecek. Bunlar, dünyada daha saygın Türkiye imajı oluşması konusunda birbirini destekleyen işler.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
29-07-08, 16:40
Aspendos Arena'nın resmi açılışı ertelendi

Anadolu Ateşi tarafından Antalya'daki Aspendos Antik Tiyatrosu'nun yanında yapılan 4 bin 500 kişilik gösteri merkezi Aspendos Arena'nın bu akşam yapılması planlanan resmi açılışı, İstanbul'daki terör saldırısı nedeniyle ertelendi.

Anadolu Ateşi'nden yapılan yazılı basın açıklamasında, "Ülkemizde yaşanan üzücü olaylar nedeniyle 29 Temmuz 2008 Salı günü gerçekleştirmeyi planladığımız Aspendos Arena'nın açılış töreni ve öncesinde düzenleyeceğimiz basın toplantısı iptal edilmiştir. Konuyla ilgili gereken hassasiyeti göstermenizi arzu eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz" denildi.

Aspendos Antik Tiyatrosu'na 1 kilometre uzaklıkta yapılan Aspendos Arena, beton zemin üzerine 3 haftada inşaa edildi. 4 bin 500 koltuklu açık hava tiyatrosu Aspendos Arena, hemen yanındaki Aspendos Antik Tiyatrosu'na benzetildi.

Ücretsiz mobil tuvaletleri, kendi otoparkı olan alanda, salı ve cumartesi günleri Troya, perşembeleri ise Anadolu Ateşi sahneleniyor. Aspendos Arena, kapılarını ilk kez 18 Temmuz'da açmıştı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
29-07-08, 16:46
Parmaklıklar arkasında "edebiyat"

Türkiye Gönüllü Eğitimciler Derneği ile Çocuk Edebiyatçıları Birliğince yürütülen projeyle, parmaklıklar arkasına edebiyatın ışığı yansıtıldı.

Çocuk edebiyatçıları Erbay Kücet, Üzeyir Gündüz ve Ahmet Yozgat, tutuklu ve hükümlü çocuk ve gençlerle bir araya geldi.

Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret eden edebiyatçılar, kimi gasp ve kapkaç, kimi de adam yaralamadan tutuklu ve hükümlü bulunan çocuk ve gençlere 500 kitap götürdü.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başlattığı "Türkiye Okuyor" kampanyası kapsamında ülke genelinde ihtiyaç olan illere kitap gönderdiklerini belirten proje koordinatörlerinden Türkiye Gönüllü Eğitimciler Derneği Başkanı İbrahim Erdoğan, projeyle cezaevlerindeki çocuk ve gençleri de okumaya teşvik etmeyi amaçladıklarını söyledi.

Buradaki çocukların eğitimlerine katkıda bulunmak için Milli Eğitim Bakanlığından onaylı çeşitli öykü, roman ve şiir kitapları getirdiklerini anlatan Erdoğan, ayrıca derneğin yayımladığı ödüllü bulmacaların yer aldığı dergileri de getirdiklerini, bunların çocuk ve gençler için faydalı olabileceğini kaydetti.

Eğitime katkı sağlamak için "bir damla olmak istediklerini" vurgulayan Erdoğan, tutuklu ve hükümlü çocukların ÖSS ve OKS gibi sınavlara hazırlanmaları için de cezaevine test kitapları göndereceklerini bildirdi.

Çocuk Edebiyatçıları Birliği Başkanı ve çocuk kitapları yazarı Erbay Kücet, tutuklu ve hükümlü çocuk ve gençlerin okumalarının toplum için önemli olduğunu ifade etti.

Cezaevindeki çocukların yakın bir zamanda toplum içine karışacaklarını belirten Kücet, "Bu çocukların okumaları ve okuduklarını anlamaları bizim için çok önemli, çünkü okuyarak topluma faydalı birey haline gelebilirler. Birini bile kurtarsak bizim için önemli. Umuyoruz bu çocuklar getirdiğimiz kitaplarla okumanın güzelliklerini tadacaklardır" diye konuştu.

Yazarlar kitapları imzaladı

Cezaevinin kütüphanesinde toplanan yaklaşık 50 tutuklu ve hükümlü genç ve çocuğa eserlerini dağıtan edebiyatçılar, kitaplarını cezaevindeki gençler ve çocuklar için imzaladı.

Hükümlü ve tutuklu çocuk ve gençlerin gözlerindeki ışıltıyla kitaplarını büyük bir hevesle dağıtan edebiyatçılar, gençlerle bir süre okumanın önemine dair sohbet etti. Okumanın insanın ufkunu geliştirdiğini belirten edebiyatçılar, çocuk ve gençlere de çok okumaları yönünde tavsiyelerde bulundu.

Daha sonra, Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki çalışma atölyeleriyle, bilgisayar, halk oyunları, okuma yazma ve HIV-AIDS eğitiminin verildiği derslikleri gezen edebiyatçılar, özellikle okuma yazma kursundaki gençlerle yakından ilgilendi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
30-07-08, 16:07
Ünlü yazarların “insan” yönleri

Javier Marias, ‘Yazınsal Yaşamlar’ kitabında edebiyat dünyasının ünlü isimlerini birer roman karakterine dönüştürdü. Gerçeklerden kopmadan yazdığı esere göre, Oscar Wilde aç öldü, Faulkner hiç gülmezdi, Thomas Mann ise delikanlılara ilgi duyuyordu.

İspanyol romancı ve deneme yazarı Javier Marías, birçok ülkede büyük ilgi gören ‘Yazınsal Yaşamlar’ adlı kitabında, William Faulkner, James Joyce, Henry James, Arthur Conan Doyle, Thomas Mann, Oscar Wilde gibi ünlü yazarların kısa yaşam öykülerini, onları birer roman kişisine dönüştürerek anlattı.

Marias, kitabında ünlü yazarları gerçeklerden sapmadan, sadece edebi yönleriyle değil gündelik yaşamlarına ait ayrıntılarını da ön plana çıkararak aktarıyor. İşte o yazarlardan bazıları ve yaşamlarından birkaç ayrıntı:

ASIK SURATLI VE KETUM FAULKNER
Marias, Faulkner’in asık suratlı, ketum ve sesizliği seven birisi olduğunu, tüm yaşamı boyunca 5 kez tiyatroya tiyatroya gittiğini, üç kez ‘Hamlet’i, birer kez de ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ ve ‘Benhur’u gördüğünü yazmış. Kuzey Amerikalı yazarların hiçbirisini beğenmediği de Faulkner’le ilgili detaylar arasında yer alıyor.

AFRASI TAFRASIYLA JAMES JOYCE
Yazar, ‘Afrası Tafrasıyla James Joyce’ başlıklı bölümde Joyce için şunları yazmış: “Joyce kendisinin bir dahi olduğuna ilişkin büyüklenmelerinden ve afra tafrasından geçilmeyen sanatçılar sınıfındandı. (...) Yalnızken burnu daha az havada olmasa da çok farklı olduğu söylenir. Gün aydınlanıncaya kadar içer, daha sevimli ve hoş sohbet olur, ancak kimseyi ilgilendirmeyen teolojik konulara girer ya da gürültücü bir İtalyanca’yla cemaatinin önündeki bir din görevlisi gibi Dante’den parçalar okumaya başlarmış.”

HENRY JAMES: KADINLARLA HİÇBİR İLİŞKİSİ YOK
“James sosyal davranışlarının kusursuzluğu ve hiçbir zaman gaf yapmamasıyla tanınır. Bir diplomatla da bir baca temizleyicisiyle de aynı kibarlıkla konuşur, gözünün gördüğü her şeye karşı müthiş bir merak duyar. (...) Herkesin bildiği gibi kadınlarla hiçbir ilişkisi yoktur. Bu konudaki rivayetse çeşitlidir.”

A. C. DOYLE: SHERLOCK HOLMES ÖNÜMÜ KESMESEYDİ...
Arthur Conan Doyle’un ünlü karakteri Sherlock Holmes’tan hoşlanmadığını Doyle’un şu ifadelerine yer vererek destekliyor: “Holmes’a hiç bulaşmamış olsaydım, başka bir deyişle yaratabileceğim daha önemli yapıtların önünü kesmiş olmasaydı, edebiyat alanında daha egemen bir konumum olabilirdi.”

TURGENYEV: ENAYİ YERİNE KONULMASINA İZİN VERDİ
“Turgenyev o kadar kendine güvenliydi ki, tüm yaşamı boyunca herkesin, özellikle kendi vatandaşlarının onu enayi yerine konmasına izin verdi, onlara borç verdi, zor durumda olanlara tanımasa bile yardım etti.”

THOMAS MANN: DELİKANLILARA BAYILIRDI
‘Thomas Mann ve Ufak Tefek Rahatsızlıkları’ başlıklı bölümde Mann’ın hiç gülmediği alanın kendi özel yaşamı olduğunu, krizleri, heyecanları, huzursuzlukları dahil yaşamındaki her anın kaydedilecek kadar önemli olduğunu düşündüğünü ve kadınların ilgi alanına girmediğini ama delikanlılara bayıldığını öğreniyoruz.

WILDE: NE YAZACAK GÜCÜ KALMIŞTIR NE DE ARZUSU
Oscar Wilde’ın iki yıl hapis yattıktan sonraki dönemi ile ilgili ayrıntılara yer veren yazar şunları yazmış: “Yeni bir oyun ya da roman yazsa paraya para demeyeceği ve korkunç yoksulluğuna derman bulacağı kesindir ama ne yazacak gücü kalmıştır, ne de arzusu. Dediğine göre ıstırabı tatmıştır ve onu anlatamaz; ıstıraptan nefret etmesine karşın bir kez onu tanıdıktan sonra, her zaman esini olan haz ve sevinçten de söz edemez.”

Mariasi kitabının ‘Gelip Geçen Kadınlar’ bölümünde, sıradışı yaşamlarıyla ilgi odağı olmuş ya da büyük yazarlara esin vermiş kadınları anlatırken, kitabın sonunda ise, kendi kartpostal koleksiyonundan seçtikleri eşliğinde, en sevdiği yazarların pozlarını, havalarını, yüz ifadelerini yorumluyor.

JAVIER MARIAS DENEME KİTAPLARIYLA ÜNLÜ
Javier Marias’ın eserleri otuza yakın ülkede yayımlandı. Faulkner ve Nabokov’un anısına kaleme aldığı deneme kitapları ona bu alanda da ün getirdi. Halen İspanya’nın en çok yabancı dile çevirilen yazarları arasında yer alan Marias pek çok ödülün de sahibi.

Yazınsal Yaşamlar (Ünlü Yazarların Gizli Yaşamları)
Javier Marias
Can Yayınları

Kaynak: Ntv

Butterbeer
30-07-08, 23:16
Yazar Ömer Lütfü Mete kalp krizi geçirdi

Sakarya’da geçirdiği kalp krizi sonrası İstanbul’daki Dr. Siyami Ersek Hastanesine kaldırılan gazeteci, senarist ve yazar Ömer Lütfi Mete’nin beyninde küçük bir ödem olduğu belirtildi.

İSTANBUL - Sakarya’nın Kocaali ilçesine bağlı Caferiye köyündeki yazlığında bir süredir ailesiyle birlikte tatil yapan Ömer Lütfi Mete, yüksek tansiyon şikayeti nedeniyle Karasu ilçe Devlet Hastanesi’ne gitmek üzere yola çıktı. Hastaneye girişte geçirdiği kriz sonucu kalbi duran Mete, doktorların müdahalesiyle tekrar hayata döndürüldü. Durumu ‘kritik’ olan Mete, ambulansla Adapazarı’ndaki Yenikent Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.

Mete’nin beyninde kalbin durmasına bağlı minumum düzeyde hasar oluştuğunu kaydeden Sakarya Yeniket Devlet Hastanesi Başhekimi Hasan Fevzi Katıöz, Ömer Lütfü Mete’yi yoğun bakım servisinde yaşam destek ünitesine bağladıklarını, Mete’nin beyninde kalbin durmasına bağlı olarak minumum da olsa hasar tespit ettiklerini belirtti. Bunun üzerine gazeteci-yazar Mete, kardiyoloji uzmanıyla birlikte Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

“İKİ DAMARA STENT TAKILDI”

Mete’nin sağlık durumuna ilişkin bilgi veren Dr. Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Murat Demirtaş, “Beyin tomografisi çekildi. Ömer Lütfi Mete’nin beyninde küçük bir ödem var. Ayrıca, iki damara stent takıldı. Şu anda bilinci kapalı. 48-72 saat uyutulacak. Bilincinin açılması beklenecek” dedi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
04-08-08, 10:53
Nobel ödüllü Rus yazar Soljenitsin öldü

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Rus yazar Aleksandr İsayeviç Soljenitsin 89 yaşında öldü.

Rus İtar Tass ajansına göre, yazarın oğlu Stepan Soljenitsin, babasının Moskova’daki evinde öldüğünü söyledi. Haberde, Soljenitsin’in kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybettiği belirtildi. 1970’te Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Soljenitsin, SSCB döneminin en muhalif yazarları arasındaydı.

Rusya’nın eski Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıl Aleksandır Soljenitsin’e devlet ödülü vermişti.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
04-08-08, 22:39
Çocuklar için çevreye duyarlı öyküler

Küresel ısınma ve diğer çevre sorunlarının büyükler kadar çocukları da ilgilendirdiğini düşünen gazeteci ve sinema yazarı Banu Bozdemir beş kitaptan oluşan ‘Çevremi Seviyorum’ serisinde çocuklarda çevre bilincini geliştirmeyi amaçlayan öyküler anlatıyor.

Gazeteci ve sinema yazarı Banu Bozdemir’in kaleme aldığı, Gökçe Akgül’ün resimlediği ‘Çevremi Seviyorum’ dizisi, çocuklarda çevre bilincini geliştirmeyi amaçlayan öyküler anlatıyor.

Beyaz Balina Yayınları tarafından yayınlanan seri, ‘Köpük Ülkesi’, ‘Ağlayamayan Bulut’, ‘Son Kurşunkalem’, ‘Renkli Penguen’ ve ‘Koca Dev’in Koca Meyveleri’ adlı beş kitaptan oluşuyor.

Deniz kirliliği, yeşil alanların azalması, yağışların azalması, buzulların erimesi ve hormonlu tarım ürünleri gibi konular öykülerin temelini oluşturuyor.

‘Köpük Ülkesi’nde deniz kirliliğine karşı mücadele eden köpüklerin macerası, ‘Ağlayamayan Bulut’ta küresel ısınmanın etkileriyle savaşan bulutçuklar, günümüzden 50 yıl sonra geçen ‘Son Kurşunkalem’de, betonlaşmış bir dünyayı yeşillendirmeye çabalayan, tek kalmış Kurşunkalem’in öyküsü, ‘Renkli Penguen’de eriyen buzullardan kaçan penguenlerle insanların, Gökkuşağı Ülkesi’ne yaptıkları yolculuğu, ‘Koca Dev’in Koca Meyveleri’nde ise obur bir devin tüm ürünlerini yediği köylülerin komik hikâyesi anlatılıyor.

‘Çevremi Seviyorum’ serisindeki kitaplar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilköğretim müfredatı için zorunlu kıldığı bitişik eğik yazı(elyazısı) fontu kullanılarak hazırlandı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
06-08-08, 20:59
Soljenitsin toprağa verildi

Rusya’nın başkenti Moskova’da pazar gecesi kalp yetmezliğinden hayatını kaybeden Nobel Edebiyat ödülü sahibi Rus yazar Aleksandır Soljenitsin düzenlenen törenle bugün toprağa verildi.

Soljenitsin, bugün vasiyeti uyarınca Rus Ortodoks Kilisesi tarafından düzenlenen ayinin ardından kent merkezindeki Donskoy Manastırı’ndaki Rus edebiyat dünyasının ünlülerinin bulunduğu mezarlığa gömüldü.

İkinci Dünya Savaşı gazisi olması nedeniyle devlet töreniyle gömülen Soljenitsin’in cenaze merasiminde Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev de hazır bulundu.

Şeref kıtası ve askeri bando eşliğinde toprağa verildikten sonra Soljenitsin için 3 kez havaya ateş edildi.

Bu arada ellerinde çiçeklerle çoğu yaşlı yüzlerce kişi Donskoy Manastırı’na akın ederek ünlü yazarın mezarına çiçek bırakıp saygı duruşunda bulundu.

Gazeteciler, tören yapılırken kamera ve fotoğraf makineleriyle içeriye alınmadı. Saatlerce manastırın kapısında beklemek zorunda kalan gazeteciler, ancak Medvedev’in ayrılmasının ardından içeriye alındı.

Bu arada, Rus haber ajansları Başbakan Vladimir Putin’in, dün Eğitim Bakanına Soljenitsin’in eserlerinin orta dereceli ve yüksek okullarda ders müfredatının önemli konuları arasına alınması talimatı verdiğini duyurdular.

Aleksandr Isayeviç Soljenitsin, 1970 yılında Nobel Edebiyat Ödülü almıştı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
07-08-08, 23:02
Haftanın en çok satılan kitapları

D&R mağazalarında yapılan satışlara göre haftanın en çok satılan 10 kitabı...

1. Cahillikler Kitabı - John Lloyd

Bildiğinizi düşündüğünüz her şey yanlış... Bu kitap, yaygın kanılarla ilgili yanlış bilgilerimizin ve yanlış anlamalarımızın kapsamlı bir listesini sunuyor.

Cahillikler Kitabı, filozofların, bilimcilerin ve sokaktaki insanların tarihin büyük bölümünde cevabını aradıkları bir soruya ışık tutuyor:

Hakikat nedir, zırva nedir? Thomas Edison herhangi bir şey hakkında yüzde birin milyonda birinden daha az şey bildiğimizi söylüyordu; Mark Twain sadece matematikte uzmanlaşmak için sekiz milyon yıl gerektiğini düşünüyordu.

Cahillikler Kitabı da, bilinecek ne varsa bildiklerini düşünenlere, 'her şey bu metinde açıklanmıştır, bilmeniz gereken başka hiçbir şey yok' diyenlere meydan okuyor.

Siz hâlâ iki tane burun deliğimiz olduğunu, Dünya'nın tek bir uydusunun bulunduğunu, beş duyumuz olduğunu, suyun renksiz olduğunu, Amerika'nın adının Amerigo Vespucci'den geldiğini ya da 36 Osmanlı padişahı olduğunu düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.

2. Olasılıksız - Adam Fawer

Bir sabah, yıllardır görmediğiniz bir arkadaşınızı düşünerek uyandınız. Bir saat sonra, onunla sokakta karşılaştınız.

Sizce bu sadece bir tesadüf mü, yoksa çok daha farklı bir anlamı olabilir mi? Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli!

Onlar sizden daha mı şanslılar? Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?

Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parkta baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; Geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz?

Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘OlasılıkSız’ tam size göre bir roman..

3. Allah ile Aldatmak - Yaşar Nuri Öztürk

Kur'an, "Allah ile aldatılmayın!" ihtarında bulunmasına rağmen Türk halkı, dinine olan derin saygısı yüzünden Allah ile aldatılıyor.Allah ile aldatmanın rantından en büyük terör örgütleri bile yararlanıyor.

Allah ile aldatmak; dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.Allah ile aldatanlar dokunulmaz, eleştirilmez bir 'tahakküm teolojisi' oluşturmuşlardır.

Türkiye'de bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuşlardır. Bu bir Haçlı-İngiliz siyasetidir. Atatürk bu şeytanî siyaseti, ta 1920'de Müslüman dünyaya tanıtıyor; İngilizlerin siyasetinin 'İslam'ı İslam'la yok etme siyaseti' olduğunu ilan ediyor.

Allah ile aldatma zulmünün en ağırları kadın ve kadın hakları konusunda işlenmektedir. Türkiye'de bugün kadın, özellikle örtünme meselesinin istismarı aracılığıyla, Allah ile aldatan zümrelerin temel sömürü aracı olarak öne çıkarılmaktadır.

Türkiye'de sosyal devleti çöküşün eşiğine getiren sebeplerin başında Allah ile aldatanların yarattığı 'sadaka kültürü' ve bu kültürün yarattığı 'sömürü merhametçiliği' gelmektedir.

AKP iktidarı bu yıkıcı sebebin saltanat dönemini temsil etmektedir. Allah ile aldatanlar, iane çadırlarıyla yetinecek bir toplum özlemektedirler. BOP'un temel hedefi, Ortadoğu'da İsrail'den daha büyük devlet bırakmamaktır.

Yaşadığımız günlerin ABD ve AB'sinde, Türkiye ile ilgili ilk hedef Türk Ordusu'nu etkisizleştirmek olarak dikkat çekiyor.Laikliğe saldırıyı emperyalizmin Haçlı kurmayları kotarıyor.

Müslümanlar burada sadece taşeronluk yapmaktadır.Türkiye'yi Allah ile aldatma zehrinin panzehiri ancak İslam'ın gerçeği içinden çıkarılabilir.

4. Leylak Zamanı - Maeve Binchy
5. Pegasus Sırrı - Gregg Loomis
6. Son Konuşma - Randy Pausch
7. Veda - Esir Şehirde Bir Konak - Ayşe Kulin
8. Gölge İktidar - 1 Numara'nın İzinde - Şamil Tayyar
9. Uçurtma Avcısı ( Cep Boy ) - Khaled Hosseini
10. Empati - Adam Fawer

Kaynak: CNN

Butterbeer
08-08-08, 22:05
Allah’ın Kızları’na takipsizlik

Yazar Nedim Gürsel’in son romanı Allah’ın Kızları’na, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan başlatılan soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Karara sevinen Gürsel, aynı zamanda endişeli.

Nedim Gürsel kararı NTVMSNBC’ye şöyle değerlendirdi: “Fanatik dinciler, kitabın yasaklanmasını da talep ediyorlardı. Dosyada o da vardı. Tam tersini elde ettiler. Yani kitap yasaklanmadı, yazarı hakkında açılan soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. Bu arada kitap yeniden basıldı. 20 bin satış rakamına ulaşmıştı, 3 bin adet daha basıldı. Ve yeniden en çok satan kitaplar listesine girdi.” Gürsel takipsizlik kararına sevinmekle birlikte, “Bu yazarı madem ki yasalar cezalandırmıyor, biz cezalandıralım gibi bir eğilime inşallah girmezler. Öyle bir endişem de var” sözleriyle endişesini dile getirdi.

OLUMSUZ TEPKİ GÖSTERENLERİN HİÇBİRİ ROMANI OKUMAMIŞLARDI

Allah’ın Kızları romanıyla ilgili şikayet üzerine Temmuz ayında Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nca T.C.K’nın 216. maddesi gereği soruşturma başlatılmıştı. Yazar Nedim Gürsel, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan soruşturma açılmasının ardından yaptığımız görüşmede duygularını, “Bu konudan üzüntü duydum ve şaşırdım. Türkiye’de bu konuda çok yol alındığını zannediyordum... Şimdi kafamda bir soru işareti uyandı. Çünkü din de eleştirilebilir. Böyle bir özgürlüğümüz var. Teokratik bir devlette yaşamıyoruz, laik bir cumhuriyette yaşıyoruz. Ancak Allah’ın Kızları’nın amacı dini eleştirmek değildi” sözleriyle dile getirmişti.

Nedim Gürsel takipsizlik kararının ardından NTVMSNBC’ye şu açıklamayı yaptı:

“Olumsuz tepki gösterenlerin hiçbiri romanı okumamışlardı. Allah’ın Kızları adına takılarak tepkilerini dile getirdiler. Bazıları suçlamanın ötesinde tehdide kadar varan tepkilerdi. Ben de birkaç yerde Hz. Muhammed’in Hira dağında Cebrail’e yaklaştığında Cebrail’in ona söylediğini söyledim: ‘İkra’, yani ‘Oku’ diyor Peygamber’e. ‘Önce okuyun sonra tepki gösterin’ dedim ama fazla bir yarar sağlamadı. Çünkü dinci basında ‘Küstah yazara dersi verilmeli’ gibi sert yazılar çıktı.”

Gürsel’e soruşturmayı yürüten savcının kitabı okuyup okumadığını da soruyoruz:

SAVCIDAN KİTABI OKUMASINI RİCA ETTİM

“Henüz okumamıştı. Ben sözlü ifade ile yetinmeyerek ayrıntılı yazılı bir ifade verdim; dört sayfalık uzun bir metin. Ve savcıdan da kitabı okumasını rica ettim. Umuyorum bu arada kitabı okumuştur ve takipsizlik kararı vermesinde etkili olmuştur.

SANSÜRCÜLER AMACINA ULAŞAMADI

“Fanatik dinciler, kitabın yasaklanmasını da talep ediyorlardı. Dosyada o da vardı. Tam tersini elde ettiler. Yani kitap yasaklanmadı, yazarı hakkında açılan soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. Bu arada kitap yeniden basıldı. 20 bin satış rakamına ulaşmıştı, 3 bin adet daha basıldı. Ve yeniden ‘çok satan kitaplar’ listesine girdi. Buradan şu sonucu çıkarıyorum. Bu da olumlu. Hem kitap daha fazla duyuldu, hem de sansürcüler hoşgörüsü olmayan insanlar amaçlarına ulaşamadı. Tam tersi bir sonuç aldılar.

216. MADDE DE BU VESİLEYLE BELKİ TEKRAR TARTIŞILIR

“Bu yazarı madem ki yasalar cezalandırmıyor, biz cezalandıralım gibi bir eğilime inşallah girmezler. Öyle bir endişem de var. Vakit gazetesinde çıkan yazı çok saldırgan ve hedef gösteren bir yazıydı. Bu ülkede yasalar var ve TCK: 216. madde alenen dinsel değerleri aşağılayan kişilerin 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. 216. madde de bu vesileyle belki tekrar tartışılır ve başka bir ifadeyle ceza yasasında yer alır. Çünkü laik bir Türkiye’de böyle bir maddenin olması açıkça beni şaşırttı. Ben tabii bilmiyordum. Allah’ın Kızları hakkında soruşturma açıldıktan sonra böyle bir maddenin varlığından haberdar oldum.”

Gürsel, yerli ve yabancı basında yer alan haberlerin takipsizlik kararı verilmesinde etkili olduğunu düşünüyor.

BASINDA ÇIKAN YAZILAR CAYDIRICI BİR ROL OYNADI

“Bir yazar, romanı için AB’ye aday bir ülke olan Türkiye’de soruşturmaya uğramamalıydı. Ne var ki, düşünme özgürlüğünün sınırları burada ortaya çıkıyor. Tabii ki savcının takipsizlik kararı vermesi çok olumlu. Bunda basının da kesin, önemli bir rolu oldu. Çünkü biz mahkemenin açılacağını tahmin ediyorduk. Basın destek çıktı, özellikle bazı köşe yazarları; Engin Ardıç, Hasan Cemal, Derya Sazak gibi... Beni destekler nitelikte yazılar yayınladıkları için sanıyorum caydırıcı bir rol oynadı bunlar. Onların desteği ve özellikle yabancı gazetelerin desteği, Le Monde, El Pais, Liberation’da çıkan yazılar sayesinde umarım bu iş bir dava açılmadan sonuçlanır.”

Yazar, Allah’ın Kızları’yla ilgili soruşturma açılmasının üzerinde baskı yaratıp yaratmadığı sorusunu şöyle yanıtlıyor:

AKILCI DÜŞÜNCE DİNİ ELEŞTİREBİLİR

Açıkçası baskı hissettim. Hissetmedim desem doğru olmaz. Ne yazık ki Türkiye’de bazı tabular var. Tabii din de bu tabulardan biri. Oysa akılcı düşünce, dini eleştirebilir. Bu aydınlanma çağında, 18. Yüzyıl’da, Fransa’da başlamış bir şey. Biz hala bunu kesinlikle kendi hayatımızda hoşgörüyle karşılayamıyoruz. Tabii Allah’ın Kızları’nın meselesi dini eleştirmek değil. İslam’ın doğuşunu anlatmak ve inancı sorgulamak. İslam’a hem içten bir bakış hem dıştan bir bakış. Beni ilgilendiren aslında bu yapıyı kurabilmek ve İslam’ın doğuşunu anlatmaktı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
08-08-08, 22:10
Indie müzik ansiklopedisine müziğe dair her şey

Kendi türünde dünyanın en kapsamlı müzik ansiklopedisi olan ‘Indie & New Wave Müzik Ansiklopedisi’ Türkiye’de yayınlandı. Kitapta indie ve new wave ile ilgili tüm gruplardan plak şirketlerine, akımlardan albümlere kadar her şey bulunuyor.

1970’lerin Punk’ının eşlik ettiği, power pop ve hardcore’u da içine alan ‘Indie & New Wave Müzik Ansiklopedisi’, indie ve new wave müziğini en kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

‘The Virgin Encyclopedia of Indie/New Wave, Encyclopedia of Popular Music serisinin bu ilk kitabı, mainstream müziğine meydan okuyan bu son 20 yılın en heyecan verici müziklerinden birinin tarihi, önemli isimleri ve gelişimi hakkında önemli bir kaynak olarak yer ediyor.

Editörlüğünü ingiliz müzik yazarı ve eleştirmeni Colin Larkin’in yaptığı ‘ansiklopedik kitap’, alfabetik dizine göre ‘A Certain Ratio’ ile başlayıp ‘ZTT Records’ plak şirketiyle bitiyor.

CLASH’DAN RADİOHEAD’E

İçeriğini de Larkin’in kişisel birikiminden alan, okuyucuların ve eleştirmenlerin de düşüncelerinin değerlendirildiği kitapta Dead Kennedys, Clash, Radiohead, The Cure gibi tanınmş önemli gruplardan ‘Cocteau Twins’, ‘Pastels’ gibi daha az bilnen kült gruplara ve Elvis Castello, Smiths gibi ana akımın içinde de var olabilen bir çok isim bulunuyor.


Bu geniş kaynakta müzik gruplarının ve sanatçıların yanı sıra türe ve akımlara öncülük etmiş plak firmaları, dergiler ve TV programları da bulunuyor

Indie ve new wave türlerinin ortaya çıkışlarını, gelişmelerini, geçirdikleri değişimlerle birlikte aktaran kitapta bu tarza dahil olmuş ya da edilmiş tüm grupların kendileri hakkında yazılmış okunsal kaynaklara, gruplar ve sanatçılarla ilgili başka kitap, film ve belgesel gibi kaynakların bilgilerine de yer veriliyor.

Geniş indeksi ile araştırma olanağı da sunan kitapta kapsamlı bilgi edinmek için müzisyenlerin diskografyaları ve albüm değerlendirmeleri de bulunuyor.

7 milyondan fazla kelime içeren kitap kendi türünde dünyanın en kapsamlı kitabı olarak kabul ediliyor.

Tenedos yayınevinin basımını gerçekleştirdiği ‘indie ve new wave ansiklopedisi’nden sonra jazz, blues, country, R&B and soul, elektronik müzik ansiklopedileri de basılacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
09-08-08, 03:37
STEVEN TYLER'DAN HATIRALAR

Aerosmith frontman'i Steven Tyler da müzik dünyasındaki anıları yayınlayan isimler arasındaki yerini almaya hazırlanıyor. Efsane rock solisti, henüz adını belirlemediği kitabını 2009'da yayınlayacak.

"Çok fazla olağanüstü hikayem var ve hepsini anlatacağım" diyen Steven Tyler, kendisinden duymak istenilen her şeye kitabında yer vereceğini belirtiyor.

Rehabilitasyon merkezlerinde yaşadıklarından, kimyasal maceralarına kadar her şeyi anlatacağını söyleyen Tyler, kitabını HarperCollins'ten yayınlayacak.

Kaynak: BlueJean

Butterbeer
10-08-08, 01:01
Filistinli büyük şair Mahmud Derviş öldü

Filistin’in yetiştirdiği dünyaca ünlü şairlerden Mahmud Derviş, Amerika’da geçirdiği açık kalp ameliyatından 3 gün sonra, durumunu ağırlaşmasının ardından yaşamını yitirdi.

Filistin haber ajansları ve Arap televizyonları, 67 yaşındaki Derviş’in ameliyat sonrası komplikasyonları nedeniyle öldüğünü duyurdu. Derviş, geçen çarşamba günü, Texas’taki Houston Memorial Hermann hastanesinde başarılı olduğu belirtilen bir açık kalp ameliyatı geçirmişti. Ancak Derviş’in durumu kötüye gitmişti. Filistin Yönetimi’nin, Derviş’in naşını Ürdün üzerinden Filistin’e getireceği de bildirildi.

Mahmud Derviş, 1941 yılında, halihazırda İsrail sınırları içinde bulunan Akko kentinin köylerinden El-Berva’da doğmuş; köyünün 1948 Arap-İsrail savaşı sırasında saldırıya uğramasıyla, ailesi ile birlikte köyünü terketmek durumunda kalmıştı.

Çocuk yaşta şiir yazmaya başlayan Mahmud Derviş, ilk şiirlerini yayımladığı dönemde, El-Ard (Toprak) hareketinde de çalışmaya başlamıştı.

Filistinliler’in yaşadığı zorlukları dizelerine taşıyan çağdaş Filistin şiirinin önde gelen temsilcisi, El İttihad gazetesi ile El Cedid dergisinin yazı işleri müdürlüklerini yapmış, şiirleri ve yazıları nedeniyle bir kez İsrail ordusu tarafından tutuklanmış, 1970 yılında İsrail’den sürgün edilmiş, 2 yıl bir çok Arap ülkesinde dolaşmıştı.

Şiirleri 20’den fazla dile çevrilen Filistinli şair, 2003 yılında uluslararası Nazım Hikmet şiir ödülüne de layık görülmüştü.

Birçok şiiri Arap besteciler tarafından bestelenen Mahmud Derviş’in adı, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında yer almıştı.

Mahmud Derviş’in Türkiye’de basılan şiir kitapları arasında Zeytin Yaprakları (1964), Filistinli Sevgili (1971), “Gecenin Sonu, Uzak Bir Sonbahar’ın Hafif Yağmuru, Celile’de Kuşlar Ölür, Düğünler, Uykudan Uyanıyor Sevgilim, Yedinci Deneme” bulunuyor.

Derviş, 1982 Eylül’ünde Sabra-Şatilla’da yaşananların ardından Beyrut Kasidesi’ni yazmış ve bu kaside ile 1984’te de dönemin Sovyetler Birliği’nde Lenin ödülünü almıştı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
12-08-08, 03:50
Harry Potter’ın Arapça Çevirileri İsrail’de Yasaklandı

Harry Potter’ın, Suriye ve Lübnan’dan ithal edilen Arapça çevirileri, İsrail tarafından, 1939 yılında alınmış, İsrail’in savaş halinde olduğu ülkelerden kitap ithal edilemez, kararından dolayı yasaklandı.

Arabistan asıllı İsrailli editör Salah Abbasi’ye, yetkililerce, kitapları bu bölgelerden ithal etmeyi durdurması söylendi. Yasak aynı zamanda Pinokyo’yu ve Arap klasiklerini de içeriyor.

“Ticaret ve endüstri bakanlığı ve hazine, beni bu kitapları ithal etmenin yasal olmadığı konusunda uyardı,” diyor, kitapları Ürdün üzerinden ithal eden Abbasi.

“Eğer o kitaplar, İsrail ile barış içerisinde olan Ürdün veya Mısır’da basılmış olsalardı, vakit kaybetmeden oradan alacaktım. Şu durumda önemli olan, İsrail’de yaşayan Arap okurlar, en iyi edebiyatın tadına varamayacaklar,” dedi Abbasi.

Kaynak: Hpff

Butterbeer
13-08-08, 05:41
Hayal-Et Kitap Yayınları’ndan 2 Yeni Sinema Kitabı

Hayal-Et Kitap Yayınları’ndan 2 Yeni Sinema Kitabı daha yayınlandı. Yörükhan Ünal’ın "Dram Sanatı ve Sinema: Anlatım Olanakları ve Sınırlılıkları" ve Oğuz Adanır’ın "Simülasyon Kuramı Üzerine: Notlar ve Söyleşiler" adlı sinema kitapları raflardaki yerini aldı.

Hayal-Et Kitap Yayınları, Yörükhan Ünal’ın Dram Sanatı ve Sinema: Anlatım Olanakları ve Sınırlılıkları ve Oğuz Adanır’ın Simülasyon Kuramı Üzerine: Notlar ve Söyleşiler adlı sinema kitaplarını yayınladı.

Kaynak: Sinema

Butterbeer
13-08-08, 19:45
Orhan Kemal'in eserleri Makedonya'da

Orhan Kemal'in "Baba Evi" ve "Avare Yıllar" adlı romanlarının, tek kitap halinde "Vitet Boshe" adıyla Makedonya'da yayımlandığı bildirildi.

Orhan Kemal Kültür Merkezinden yapılan yazılı açıklamada, Kültür ve Turizm Bakanlığının Edebiyatının Dışa Açılması (TEDA) projesi kapsamında Ramadan Ramadani tarafından Arnavutça'ya çevrilen eserin, Shkupi Yayınevi aracılığıyla kitapseverlerle buluştuğu kaydedildi.

Açıklamada, Orhan Kemal'in eserlerinin daha önce Yunanistan, Suriye, İsrail, İtalya ve İngiltere'de de yayımlandığı hatırlatılarak, Shkupi Yayınevi'nin yazarın "Murtaza" ve "Cemile" adlı eserleri üzerinde de çalıştığı belirtildi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
23-08-08, 10:10
Masumiyet Müzesi çıkıyor

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un merakla beklenen son kitabı ‘Masumiyet Müzesi’ Ağustos ayı sonunda okuyucuyla buluşuyor.

Orhan Pamuk’un son romanı ‘Masumiyet Müzesi’ Ağustos ayı sonunda kitapçılarda olacak.

2006 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldıktan sonra Pamuk uzun süredir yeni romanı üzerinde çalışıyordu.

Kendinden genç akrabasına aşık olup tüm ömrünü onun peşinde gezerek geçiren bir adamın hikayesini anlatan romanın tanıtım yazısında şu ifadeler yer alıyor; “Yalnız aşk değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki düşüncelerinizi de derinden etkileyecek bir roman...”

‘Kara Kitap’, ‘Cevdet Bey ve Oğulları’, ‘Benim Adım Kırmızı’, ‘Kar’ gibi önemli romanların yazarı Pamuk’un son kitabı ‘Masumiyet Müzesi’nin Almancası da Türkçe baskıdan bir hafta sonra çıkacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
23-08-08, 13:16
Şizofreni hastaları için öykü yarışması

Her yaştan şizofreni hastasının katılabileceği öykü yarışması düzenlendi.

Şizofreni Dernekleri Federasyonu'ndan yapılan açıklamaya göre, şizofreni hastalığına dikkat çekmek, hastalığın ve tedavi yöntemlerinin daha yakından tanınmasına aracılık etmek amacıyla düzenlenen sosyal içerikli proje kapsamında öykü yarışması açıldı.

Şizofreni Dernekleri Federasyonu'nun, Bilim İlaç'ın da desteğini alarak düzenlediği "Ateşin Düştüğü Yerden Öyküler" adlı yarışmayla, hastaların iç dünyalarını ifade etmesi ve yaratıcılık yanlarının açığa çıkarılması hedefleniyor.

Her yaştan şizofreni hastasının her tür öyküsü ile katılabileceği yarışmanın jürisinde, yazar Mario Levi ve Murat Yalçın, tiyatro sanatçıları Payidar Tüfekçi ve Tuncel Kurtiz, Şizofreni Dernekleri Federasyonu Başkanı ve psikiyatr Prof. Dr. Haldun Sogür ve Bilim İlaç Genel Müdürü Erhan Baş yer alıyor.

Başvuruların 30 Ekime kadar süreceği yarışmanın sonuçları, 30 Kasım'da basın toplantısıyla duyurulacak. Yarışmada dereceye girecek öykü sahipleri ödüllendirilirken, birinci seçilen eser de Çapa Tıp Fakültesi Tiyatro Kulübü öğrencilerince sahnelenecek.

Yarışmada, birinciye 2 bin 500 YTL, ikinciye bin 500 YTL ve üçüncüye de bin YTL para ödülü verilecek. Dereceye girenler, ayrıca Mario Levi Yazı Atölyesi'nden bir sezonluk eğitim hakkı kazanacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
26-08-08, 17:17
Saramago'nun "Görmek" romanı yayımlandı

Can Yayınlarından yapılan açıklamaya göre, Saramago'nun "Körlük" kitabından sonra kaleme aldığı ve "demokrasinin kırılganlığı ve hükümetlerce saptırılması" üstüne şaşırtıcı bir taşlamayı konu eden "Görmek" isimli romanı okuyucuyla buluştu.

Eserin çevirisini Aykut Derman yaptı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
27-08-08, 23:23
50 saat Goethe okuyacaklar

Goethe Lisesi öğrencileri, 50 saat Goethe’nin eserlerini okuyarak, dünya rekoru kırmaya çalışacak.

Almanya’nın Hessen eyaletindeki Bensheim kentindeki Goethe Lisesi öğrencileri ve öğretmenleri, gruplar halinde ve sırayla 50 saat boyunca ünlü Alman şair ve yazar Wolfgang von Goethe’nin eserlerini yüksek sesle okuyarak, dünya rekoru kırmaya çalışacak.

kul yönetimi tarafından yapılan açıklamada, bugün yerel saatle 16.00’da başlayacak rekor denemesi çerçevesinde yaklaşık 1300 öğrencinin ve bazı öğretmenlerin katılımıyla, Goethe’nin şiir ve eserlerinin 50 saat boyunca aralıksız okunacağı bildirildi.

Bu denemeleriyle Guiness rekorlar kitabına girmek isteyen öğrenci ve öğretmenlerin sadece Goethe’nin “Faust” adlı tanınmış eserini okumasının 10 saat süreceği belirtildi.

Okul Müdürü Jürgen Mescher, Goethe’nin yeterince okunmadığını ifade ederek, “Bu aslında garip bir fikirdi, ancak öğrencilerin de zevk alabileceği ve okul ile bağlantılı güzel bir eylem yapmak istedik” dedi.

Almanya’nın Frankfurt kentinde 28 Ağustos 1749 tarihinde dünyaya gelen ve 22 Mart 1832 tarihinde Weimar kentinde vefat eden Goethe, yazdığı çok sayıdaki şiir ve kitap ile dünyanın en tanınmış edebiyatçıları arasında yer alıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
27-08-08, 23:26
Türkiye Frankfurt Kitap Fuarı’a hazırlanıyor

15-19 Ekim arasında 2008 Frankfurt Kitap Fuarı’na onur konuğu olarak katılacak Türkiye, kültür ve edebiyatını Almanya’dan tüm dünyaya tanıtmak üzere çalışmalara devam ediyor.

Türkiye’nin onur konuğu olarak katılacağı Frankfurt Kitap Fuarı’na ilişkin hazırlıklar tüm hızıyla sürüyor. Türk edebiyatı, dünyanın en büyük kitap fuarları arasında yer alan organizasyonun öncesi ve sonrasında “Bütün Renkleriyle Türkiye” sloganıyla 250 etkinlikle okura tanıtılacak.

Fuar öncesi ve esnasında gerçekleştirilecek 250 etkinlikle Türk edebiyatı bütün renkleriyle okura sunulacak. Katılım programı çerçevesinde gerçekleştirilen üç sempozyumdan ikincisi olan Çağdaş Türk Edebiyatı Sempozyumu, 5-6 Eylülde Berlin Edebiyat Evi’nde (Literaturhaus Berlin) yapılacak.

2008 Frankfurt Kitap Fuarı Onur Konuğu Türkiye Ulusal Yürütme Komitesi ile Türkiye Yayıncılar Birliğinin ortaklaşa düzenlediği sempozyum, Türk Edebiyatı’nı uluslararası arenaya taşımayı, Alman akademik çevrelerine, yazar ve çevirmenlerine, yayıncılarına, basın ve kamuoyuna Çağdaş Türk Edebiyatı hakkında bilgi vermeyi ve tanıtmayı amaçlıyor.

TÜRKÇE VE ALMANCA AYNI AKŞAMDA

Sempozyum kapsamında, şiir, hikaye ve roman üzerine 3 oturum yapılacak ve sempozyuma konuşmacı olarak katılan şairlerin Türkçe ve Almanca şiirlerinin sunulacağı bir şiir akşamı düzenlenecek.

Şiir oturumunda, yüzyıl başından bugüne değin Türk şiirinin tarihçesi ve çağdaş Türk şiirinin önemli isimleri tanıtılacak. “Hece”, “Garip”, “İkinci Yeni”, “Toplumculuk” gibi anlayış ve akımlardan söz edilecek. Ayrıca, Çağdaş Türk Şiiri’nin oluşumunda etkili olan dünya şiiri ve özellikle Avrupa şiiriyle bağlantılara da değinilecek.

Etkinlikte, Çağdaş Türk Hikayeciliği’nin temellerini oluşturan masallar, destanlar gibi sözlü anlatım sanatlarına da değinilerek Türk hikayeciliğinin dönüm noktaları olan 1930’lu yıllar, toplumculuk, köy edebiyatı, bireycilik ve 1950’lerde yaşanan varoluşçuluk gibi Avrupa kaynaklı akımların etkisi de irdelenerek bugünkü Türk hikayeciliğinin durumu ele alınacak. Türk hikayeciliğinde çok önemli rolleri olan kadın yazarlar da ayrı bir bildiriyle tanıtılacak.

NOBEL’E UZANAN YOL

Roman oturumunda da Türkiye’nin en genç edebiyat türü olan romanın doğuşu, Türkçe’de romanın dünyadaki örneklerine göre neden geç yazılmaya başlandığı gibi sorunlara değinilecek. Türk romanının önemli dönüm noktaları olan, Cumhuriyet’in kuruluş yılları, köy edebiyatı, gerçekçilik, varoluşçuluk gibi akımların etkileri ele alınacak. Nobel’e uzanan yolda, çağdaş Türk romanının günümüzdeki önemli temsilcileri de tanıtılacak.

Şiir akşamı ile sona erecek sempozyuma konuk olan şairler, eserlerini Türkçe ve Almanca seslendirecek. Sempozyumun tüm bölümleri ile şiir akşamına girişler serbest olacak, etkinlikler Türkçe ve Almanca gerçekleştirilecek.

Sempozyum, 5 Eylül Cuma günü Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri ve 2008 Frankfurt Kitap Fuarı Onur Konuğu Türkiye Yayıncılar Birliği Komitesi Üyesi Metin Celal’in konuşması ile başlayacak. Sempozyumun, şair Gültekin Emre’nin yöneteceği “Çağdaş Türk Şiiri” başlıklı birinci oturumunda, şair ve eleştirmen Baki Asiltürk, Nilay Özer, Gökçenur Ç. ile Mehmet Can Doğan konuşmacı olarak yer alacak.

Yazar Zafer Şenocak’ın yöneteceği 6 Eylüldeki “Çağdaş Türk Romanı” isimli oturumda, Eleştirmen Ömer Türkeş, Ahmet Sait Akçay, yazar ve eleştirmen Atilla Birkiye ile yazar Mahir Öztaş konuşmacı olacak.

Aynı gün düzenlenecek Yazar Menekşe Toprak’ın yöneteceği “Çağdaş Türk Hikayesi” adlı oturumda da yazar İbrahim Yıldırım, Yekta Kopan, yazar ve eleştirmen Behçet Çelik ile eleştirmen Ömer Lekesiz konuşacak.

Sempozyum, Baki Ayhan T., Nilay Özer, Gökçenur Ç., Mehmet Can Doğan ile Gültekin Emre’nin katılacağı Şiir Gecesi ile sona erecek.

‘ŞİİR BÜYÜK BİR CESARETTİR”

2008 Frankfurt Kitap Fuarı Onur Konuğu Türkiye Ulusal Yürütme Komitesinin Türkiye Edebiyatçılar Derneği, Alman Yazarlar Sendikası ve Öz Yapım Havuz Yayınlarının iş birliğiyle 12 Eylül’de “Şiir Büyük Cesarettir” adlı bir program gerçekleştirilecek.

Alman Sendikalar Birliği binasında yapılacak etkinlikte, Türk ve Alman şiirinin önde gelen isimleri bir araya gelerek eserlerini okuyacak ve şiire dair konuşacak.

Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni ve edebiyatçı Orhan Alkaya, şair Turan Koç, şair ve eleştirmen Akif Kurtuluş ve Almanya’da yaşayan şair Nida Öztürk’ün yanı sıra, Alman Yazarlar Sendikası üyesi, Köln’zlü edebiyatçılar Isolde Ahr ile Andreas Rumler’in de konuşmacı olacağı etkinlik, çağdaş Türk ve Alman şiirine genel bir bakış sunmayı hedefliyor. Halka açık ücretsiz gerçekleştirilecek etkinlik, Alman Yazarlar Sendikası Başkanı ve yazar Margit Haehner tarafından yönetilecek.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
27-08-08, 23:31
Nesli tükenen bir levanten çocuk...

“Bir Levanten Şövalye”, çocukluk yıllarından başlayarak işletmecilikten yapımcılığa, oyunculuktan eleştirmenliğe, sinemanın her alanında bulunmuş bir sinemacı ve yazı aşığı Giovanni Scognamillo’nun hayatı kitap oldu.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, son çıkan nehir söyleşi kitabında İtalya tarafından “Şövalye” ilan edilen bir levanteni; Giovanni Scognamillo’yu ağırlıyor. Gazeteci Emel Armutçu’nun sorularını yanıtlayan Scognamillo, hem Batılı hem Doğulu kimliğinden, sinemacı ve yazar kimliğine, Pera’dan bugüne bütün dönüşümleri içinde yaşadığı Beyoğlulu kimliğine kadar hayatının önemli satır başlarını okuyucularla paylaşıyor.

LEVANTEN NEDİR?

İstanbul Gizemleri, Amerikan Sineması, Batı Sinemasında Türkiye ve Türkler, Dünya Sinema Sanayii, Fantastik Türk Sineması gibi telif eser ile çeviri eser olmak üzere 54 kitaba imza atan Giovanni Scognamillo, gazeteci Emel Armutçu’nun “Levanten nedir?” sorusunu şöyle yanıtlıyor:

-”Levanten, sözcük anlamıyla “doğulu”dur ama tam doğulu değil, Batı’dan gelip Doğu’ya, Yakın Doğuya, Ortadoğu’ya yerleşen yabancı uyruklu... Yerleşen ve köksalan... Bu yerleşim 19. yüzyılda olabilir, Bizans döreminden kalabilir, hatta Romalılardan kalabilir. Tabii onlar çok az örnek teşkil eder. Genelde 19. yüzyıldır.

-Ama esas olan Batılı olmasıdır değil mi?

- Batılı olması, evet. Ve Türkiye’deki levantenler sözkonusu olduğunda, ağırlık İtalyanlardır. Tabii şimdiki levantenler gidici... Onlar da gidecek. Bizden sonraki kuşak daha çok yurtdışında yetişti; yani çocuklarımız, torunlarımız yurtdışındadır.

“Bir Levanten Şövalye”
Giovanni Scognamillo Kitabı
Söyleşi: Emel Armutçu
Fiyatı: 16 YTL

Kaynak: Ntv

Butterbeer
27-08-08, 23:34
Oya Baydar’ın ‘Kayıp Söz’ ü Almanca’da

Oya Baydar’ın Türkçe basılmadan önce çeviri hakları satılan “Kayıp Söz” adlı romanı Almanca olarak yayınlandı.

Monika Demirel’in çevirisiyle bu hafta Alman okurlarla buluşan roman için, yayınevi, kataloğunda beş sayfa yer ayırdı ve “yılın en önemli kitabı” olarak basına tanıtıldı. Fransızca çeviri hakları Phebus’a satılan “Kayıp Söz”, 2009 yılı başında Valerie Gay-Aksoy çevirisiyle Fransızca olarak da yayımlanacak.

ya Baydar’ın son romanı “Kayıp Söz”, 2007 yılında Türkçe yayımlanmasından önce Almanca çeviri hakları ülkenin en prestijli yayıncılarından, 1934’te yayın hayatına başlayan Ullstein-Claassen tarafından satın alınmıştı. Romanlarının Rumence, Bulgarca ve Yunanca çeviri hakları da satılan Oya Baydar’ın internet sitesi “oyabaydar.com” da okurları için İngilizce ve Türkçe olarak hazırlandı.

17 YAŞINDA ROMAN YAZDI

Oya Baydar, ilk romanını on yedi yaşında, lise öğrencisiyken yazdı. Bu roman Hürriyet’te “Türkiye’nin Sagan’ı” reklamlarıyla 1958 yılında tefrika edildi. İkinci gençlik romanı “Allah Çocukları Unuttu” 196l’de, “Savaş Çağı Umut Çağı” adlı romanı 1963’te yayınlandı. Daha sonra, Türkiye’nin toplumsal yapısında önemli değişimler olduğu ve sosyalist bilinçle birlikte kitlelerin hareketlendiği 1960-80 döneminde sol hareket ve siyasal çalışmalara öncelik verdi, kendi deyişiyle “edebiyatı unuttu.”

YAZMASA ÇILDIRACAKTI!

Edebiyata dönüşü, Almanya’da sürgünde yaşarken sosyalist sistemin çöküşünün yakın tanığı olmasıyla gerçekleşti. Baydar, bu dönüşü, Türk edebiyatının büyük hikâyecisi Sait Faik’in “Yazmasam çıldıracaktım” sözüyle açıklıyor. Önceleri yayınlama kaygısı taşımadan yazdığı hikâyeleri, anlatıları topladığı “Elveda Alyoşa” adlı hikâye kitabı 1991 Sait Faik Hikâye Ödülü’nü kazandı. 1993’te “Kedi Mektupları” romanıyla Yunus Nadi Roman Ödülü’nü, daha sonra da “Sıcak Külleri Kaldı” romanıyla Orhan Kemal Roman Armağanı’nı ve “Erguvan Kapısı” romanıyla Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü aldı.

Kaynak: Ntv

cenup
28-08-08, 23:07
İlhan Berk’i kaybetmek...

Şiir, İlhan Berk’i kaybetti... Biz her ikisini... “Sözcükleri kaldırın dünya durur” diyordu İlhan Berk. “Bir de “Dururum herhalde aşka / herhalde oraya”... Şiirleri aşkla okundukça yaşar her şair gibi o da...

Beyazdı.
Beyaz bir su, kocaman, eski
Düşendim ben öpüşünün balkonlarından.
Vurmuş göğüme yatıyordu Çılgın


SEVDİĞİ ŞAİRLERİN ÇOĞU ÖLMÜŞTÜ

İki yıl önce “Benim yazı odam” dediği Bodrum’da yaptığımız söyleşide sevdiği şairleri kaybetmenin nasıl bir şey olduğunu şöyle anlatmışıtı İlhan Berk:
“Sevdiğim şairlerin çoğu öldü. Çok azı yaşıyor. Bu çok kötü bir şey. Yani şöyle bir şey düşünüyorsunuz: İşinizi bitirdiniz. Ondan sonra kendi kendinize dersiniz ki, bu şiiri kim anlar, kim sever? Mesela derim ki ben, yazdığım şiirleri René Cher okusun. Böyle özlemlerim olurdu. Şimdi böyle özlemlerim yok. Çünkü bütün sevdiğim şairler öldüler. Bu da kötü bir şey.”

“Yaşadığım kadar yaşadığım kanısındayım” demiştiniz İlhan Berk... Ama yanıldınız... İnsan sevdiği şairler hiç ölmesin istiyor...

Kaynak:ntvmsnbc.com

Butterbeer
30-08-08, 22:36
‘Masumiyet Müzesi’ okurla buluştu

İletişim Yayınları’ndan çıkan “Masumiyet Müzesi” 100 bin adet basıldı ve kitapçılardaki yerini aldı.

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un son romanı “Masumiyet Müzesi” okurla buluştu.

Orhan Pamuk’un aşka odaklanan, ancak diğer tüm romanları gibi insan hayatının her alanına ve günlük hayatın inceliklerine de yönelen “Masumiyet Müzesi” 592 sayfa, 3 bin 71 paragraf, 140 bin 366 kelimeden oluşuyor. Kitap, yazarın “Cevdet Bey ve Oğulları”ndan sonraki en uzun romanı.

Aşk, eşyalara ve kişilere bağlanma, koleksiyonculuk, müzeler gibi konular ile cinsellik, bakirelik hakkındaki geleneksel tutumları da tartışmaya açan “Masumiyet Müzesi”nin konusu, tekstil zengini Basmacı ailesinin iyi okumuş 30 yaşındaki oğulları Kemal ile uzak akrabaları yoksul Keskin ailesinin 18 yaşındaki güzel kızı Füsun arasındaki aşk ilişkisi etrafında gelişiyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
30-08-08, 22:38
‘Masumiyet Müzesi’ne ilk yorumlar

Gazeteci Filiz Aygündüz, Yazar-Televizyoncu Yekta Kopan, Tasarımcı Hakkı Mısırlıoğlu ve Pamuk’la son kitabı üzerine ilk röportajı yapan Banu Güven Masumiyet Müzesi’ni piyasaya çıkmadan okudu. Hepsi de romanı çok beğendi: Etkileyici, samimi ve tutkulu...

Orhan Pamuk’un son romanı ‘Masumiyet Müzesi’ni piyasaya çıkmadan önce okuyan edebiyatçı ve gazeteciler romanı beğendiklerini ifade etti. Gazeteci Filiz Aygündüz, Yazar-Televizyoncu Yekta Kopan, Orhan Pamuk romanlarının kapak tasarımcısı Hakkı Mısırlıoğlu ve Masumiyet Müzesi hakkında Orhan Pamuk’la ilk röportajını yapan Gazeteci Banu Güven romanın beklentileri fazlasıyla karşıladığını söyledi.

Banu Güven (Gazeteci)

KEMAL’İN DUYGULARININ ANLATIMINDAN ÇOK ETKİLENDİM
Orhan Pamuk’un ‘Masumiyet Müzesi’ni büyük merakla bekliyordum. Bunun bir aşk hikayesi olacağını da biliyordum ama kitabı elime aldığımda ve okumaya başladığımda o aşk hikayesinin derinliğinden ve yazarın romanın kahramanı Kemal’in duygularını anlatımından çok etkilendim.

Aynı zamanda bu aşk hikayesini okurken bizim yaşadığımız toplumun bu ilişkileri nasıl şekillendirdiğini de yazarın çok ustaca, zaman zaman esprili bir şekilde anlattığını gördüm. Bir erkek edebiyatçının erkek bir kahramının yaşadığı aşk duygusunu bu kadar samimi bir şekilde anlatabilmesi de beni etkiledi.

OKUDUĞUM EN DERİN AŞK ROMANI
Kitapta Türkiye’de kadınların kendi bedenlerine ve hayatlarına tamamen hükmedebilmelerinin, bireysel özgürlüklerini yaşayabilmelerinin toplum tarafından nasıl baskılanabildiğini de bize çok iyi hatırlatan bölümler var. Masumiyet Müzesi için okuduğum en derin aşk romanı diyebilirim.

AŞK HİKAYESİNİN ÜZERİNDEN AKIP GİDEN BİR HİKAYE
‘Masumiyet Müzesi’nin Orhan Pamuk’un diğer bütün romanlarından farklı olduğunu düşünüyorum. Diğer romanlarında da aşk var ama bu başlı başına aşk hikayesinin üzerinden akıp giden bir hikaye.

‘Masumiyet Müzesi’yle Orhan Pamuk daha önceki kitaplarıyla oluşturduğu dünyayı daha da büyüttü ve bu dünyayı iyice ölümsüzleştirdi.

İNSAN KENDİ İÇİNE DE YOLCULUKLAR YAPIYOR
Bu kitabı okurken insan, kahramanlarla birlikte kendi içine de yolculuklar yapıyor. O açıdan da beni etkileyen bir kitap oldu.

Romanda aşk, aşktan kaynaklanan mutluluk, acı ve acıdan duyulan haz var. Hiçbir zaman kaybolması istenmeyen anların eşyalarla canlı tutulmaya ve bugüne taşınmaya çalışılması herbirimizin içinde de olan duygular. Bunları hatırlama ve üzerinde düşünme ihtiyacı duydum romanı okuduğumda.

Filiz Aygündüz (Milliyet Gazetesi Kültür Sanat Editörü)

ZEKASINA BİR KEZ DAHA ŞAPKA ÇIKARDIM
1975’ten 2005’e uzanan 30 yıllık bir yolculuk... Annemle babamın gençlik yıllarının ve tabii kendi çocukluğumun İstanbul’una bir kez daha Orhan Pamuk’un gözüyle baktım. Üstelik bu kadar zorlu bir aşk hikayesinin izlerini sürdüm. Heyecan verici bir deneyimdi.

Öte yandan zekasına bir kez daha şapka çıkartılacak bir romancının, ince ince işlediği ayrıntılarla dolu bütün o 592 sayfaya, gösterdiği sabıra ve sanatına hayran kalmamak mümkün değil.

‘Masumiyet Müzesi’, bizimki gibi toplumlarda sadece kadın olmanın değil, erkek olmanın da, başka bir deyişle cinsiyet temmelli varoluşun bütün güçlüklerini temize çekme şansı veriyor okura. Bütün bunları o müthiş kurguya eşlik eden özgün bir edebiyat lezzetini tadarak yapmak da Orhan Pamuk okuru olmanın tanıdık avantajı belki de...

Bu girizgahtan sonra diyebilirim ki o en çok sevdiğim Orhan Pamuk romanı ‘Sessiz Ev’in yanına koyuyorum ‘Masumiyet Müzesi’ni. Sanırım evle müze arasında birkaç kez daha gidip geleceğim.

Ayrıca Pamuk bu romanında tarafsız. Sözgelimi burjuvayla mesafesi neyse, romanda geçen yoksul kesimle mesafesi de o. Karakter ya da sınıf tutan bir yazar havası yok. Bu anlamda okura da müthiş bir özgürlük sağlıyor; etki altında kalmadan kimi sevip kimi sevmeyeceğine, hangisine anlayış gösterip göstermeyeceğine okurun kendisi karar veriyor.

ANLAMAYA ÇALIŞMA KONUSUNDA SAMİMİ BİR YAZAR
Pamuk’un bakışında bu toplumda yaşayan biri olarak, yaşadıklarımız ve zaten farkında olduklarımız kadar, gözümüzden kaçanlarla ya da bizzat kaçtıklarımızla yüzleşme fırsatı sunan bir derinlik olduğu kesin. En akla yatmayan hatta bugün itibariyle komik gelen, kendisinin de dengeli bir şekilde dalgasını geçtiği birtakım meselelerde bile, toplumun sosyolojik haritasını gözü kapalı çizmiş bir yazarın üstten bakışına rastlanmıyor. Bütün roman boyunca ‘anlamaya çalışma konusunda samimiyet göstermiş bir yazar’ var karşımızda.

TUTKULU, OBSESİF VE ACIKLI BİR AŞK
Tutkulu, obsesif, aslında çok da acıklı bir aşkı büyük romancılara özgü bir kafa yapısı ve hayat bilgisiyle detaylandırıyor. Öyle katmanlı bir anlatım var ki romanda, olası bütün katlarını soyup önümüze kelime kelime koyduğu aşk; bazen bir hastalık gibi duruyor, bazen yangında ilk kurtarılması gereken, bazen hiç bulaşılmaması gereken, bazen de özlenen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

Yekta Kopan (Yazar, Radyo ve Televizyon Programcısı)

ÇOK BEĞENDİĞİM
Kitabı henüz bitirmesem de şimdiden söyleyebilirim ki çok beğendiğim, olumlu konuşacağım bir kitap oldu. Tam da Türk toplumunda ve doğu toplumunda aşkın, cinselliğin nasıl yaşandığı ve bununla nasıl yüzleşebileceğimiz konusunda etkileyici bir kitap.

Toplumsal olana bakışı, özellikle ‘Kara Kitap’ ve ‘Yeni Hayat’tan çok farklı olmayan bir çizgide ama daha çok aşk vurgusuyla aşkın, cinselliğin, kadın erkek ilişkilerinin özellikle de kadın olma durumunun Orhan Pamuk’un dünyaya bakışı ve edebi yeteneğiyle yazılmış ve sergilenmiş.

Hakkı Mısırlıoğlu (Orhan Pamuk kitaplarının kapak tasarımcısı)

NOBEL’Lİ YAZARA YAKIŞAN BİR ROMAN
Orhan Pamuk ilk kitabından bu yana hayranı olduğum bir yazar. Son romanı da benim için yine Orhan Pamuk lezzeti taşıyan, çok tatmin edici, eğlenceli aynı zamanda insanın boğazında düğüme yol açan bir edebiyat şaheseri. Nobel ödüllü bir yazara yakışan usta işi bir roman.

‘Masumiyet Müzesi’nde aşkı, tutkuyu daha yoğun buldum. Aşka daha fazla odaklandığı söylenebilir ama Pamuk’un bütün romanlarında aşkı, tutkuyu görmek mümkün. Politik bir roman olarak görülen ‘Kar’da bile. Bir kıyaslama yapamıyorum. Pamuk’un bütün külliyatı içerisinde en beğendiğim değil ama kesinlikle en beğendiklerim arasında.

TÜM ROMANLARINDA AŞKI VE TUTKUYU GÖRÜYORUM
Pamuk’un bu romanında toplumsal olana bakışında ironik bir yan var. Bıyık altından gülerek ama asla aşağılamayarak yapılan bir bakış. Aşağılamaya prim vermeyerek hafif hafif dalgasını geçiyor.

Toplumsal olana bakışı açısından o yılların İstanbul panoramasını bu kadar detaylı görmek gerçekten heyecan verici. Unuttuğunuzu sandığınız şeyleri tekrar hatırlıyorsunuz. Sinemayı merkeze koyup işlediği için de son derece görsel bir yapı ortaya çıkıyor.

KİTABIN TASARIMI ORHAN’IN ARŞİVİNDEN
Orhan’la son 1-2 aydır kitabın kapağına yoğunlaştık ama bundan 2-3 yıl önce de kitap üzerine konuşmuştuk. İlk önerim kitabı okurken şekillenmişti. O zaman kafamda olan kapak şu anda ki kapak değildi. Önerim başka birşeydi; oldukça iddialı bir öneriydi. Kapak tasarımını Orhan’la ve yayıneviyle tekrar gözden geçirdik ve ortaya böyle bir kapak çıktı. Orhan’ın fikriyle arşivinden ortaya çıkmış bir şey.

Bu kitapta özellikle tanıtım olarak reklam yoluna ağırlık verilmedi. Kapak tasarımında da kitap kadar güçlü bir yöntem olması gerektiğini düşünmüştüm ama dediğim gibi o kenara koyuldu.

Kapak sade değil ama duygu olarak daha hafif. Pembe tonu ile aşk romanlarını, yazı karakteriyle 70’li yıllarının film afişlerini, kolajıyla o yılları ve daha öncesindeki İstanbul’u çağrıştıran bir çalışma oldu.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
31-08-08, 23:54
Orhan Pamuk'un yeni kitabına hücum

Orhan Pamuk'un 2001 yılında yazmaya başladığı "Masumiyet Müzesi" bitti ve raflardaki yerini önceki gün aldı. Bazı kitap satıcıları durgun olan yaz mevsiminin Masumiyet Müzesi kitabının çıkışıyla hareketlendiği ve satışların arttığı görüşünde.

Daha çok orta yaşlı kitapseverlerin ilgi gösterdiği kitap 24 YTL'den satılıyor. Okuyucularla buluşan kitap ile ilgili düşünceler ise farklı farklı.

Okuyucular Orhan Pamuk'un değerinin yıllar sonra anlaşılacağını söylüyor. Pamuk'a yöneltilen eleştirileri önemsemeyen kitapseverler ise, Pamuk'un yazarlığının önemli olduğu görüşünde. Bazılarına göre ise, Pamuk'un dili gün geçtikçe daha da ağırlaşıyor ve anlaşılması güçleşiyor.

Romanın konusu

586 sayfalık "Masumiyet Müzesi" tekstil zengini Basmacı ailesinin 30 yaşındaki oğlu Kemal ile Basmacı ailesine oranla fakir olan Keskin ailesinin 18 yaşındaki kızı Füsun arasında gelişen aşk hikayesini anlatıyor.

Romanda ayrıca, bu aşk ilişkisi çevresinde ailelerin ve kişilerin yaşadığı olaylara da değiniliyor. Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesinde yalnızca aşk değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk kavramları da işleniyor.

Kitap Pamuk'un diğer romanları gibi İstanbul'da geçen olayları anlatıyor. Çeviri hakları, roman yayınlanmadan 30 dilde yayınlanmak üzere satıldı. Kitabın yabancı çevirisi ilk olarak Almanya'da yayınlanacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
01-09-08, 21:54
‘Masumiyet Müzesi’nin 2. baskısı yolda

Orhan Pamuk’un son kitabı Masumiyet Müzesi, kitapevleri raflarına çıktığı ilk üç günde en çok satanlar listesinde birinci sıraya yerleşti. Birinci baskısı 100 bin olan kitabın 50 bin’ini dağıtan yayınevi, kısa sürede ikinci baskıya geçmeyi düşünüyor.

NTVMSNBC, “Masumiyet Müzesi”nin satışlarını Kabalcı, Mephisto, Alkım, Dost kitapevlerine sordu. 2006’da Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan yazarın “Masumiyet Müzesi”nden önce yayımlanan kitabı “Babamın Bavulu”, 30 bin tiraj ve bir baskı yapmıştı.

“MUSEUM DER UNSCHULD” İÇİN DE 100 BİN BASKI

“Masumiyet Müzesi”nin çeviri hakları, kitabın yazımı bitmeden 30’un üzerinde dilde yayımlanmak üzere satılmıştı. İlk çeviri, kitabın Türkiye’de satışa çıkmasından iki hafta sonra Almanya’da Hanser Yayınevi tarafından yayımlanacak. “Museum der Unschuld” adıyla çıkacak bu çevirinin ilk baskısı da kitabın Türkiye’deki baskısı gibi 100 bin adet olacak.

NTVMSNBC’ye bilgi veren İletişim’in Yazı İşleri Müdürü Nihat Tuna, birinci basımı 100 bin adet olan kitabın kısa sürede tükenmesini beklediklerini söyledi:

”ÇOK KISA SÜREDE TÜKETİYORUZ”

50 bin’in üzerinde dağıtım yapıldı. Dağıtım Perşembe başladı. Ellerini çabuk tutan kitapevleri kitabı Perşembe akşam vitrine koymuşlardı. Kısa sürede kitabın diğer 50 bin’i de dağıtılır ve ikinci baskıya geçilir diye düşünüyoruz. 100 bin çok kısa sürede tüketeceğimizi sanıyorum. Ondan sonra gelen taleplere göre yeni baskının tirajına karar vereceğiz. Orhan Pamuk’un bundan önceki kitabını da 100 bin basmıştık.

“EN ÇOK SATANLAR”DA 1 NUMARA

İstanbul’un büyük kitapçıları Kabalcı, Mephisto ve Alkım’da hafta sonu “en çok satanlar” listesinde bir numaraya Pamuk’un Masumiyet Müzesi yerleşti. Kabalcı, hafta sonu 250 adetle en çok Masumiyet Müzesi’nin satıldığını söyledi. Mephisto, kitabın satışına Perşembe akşamı başladıklarını ve günde ortalama 50 adet satıldığını açıkladı. Masumiyet Müzesi’nin satışına Cuma günü başlayan Alkım Kitabevi de, günlük ortalama 50 adet satılan kitabın en çok satanlar listesinde birinci sırada yer aldığını bildirdi. Ankara’da bulunan Dost Kitapevi ise diğer kitapçılardan farklı olarak, Cuma günü satışa çıkan kitaba okurların ilk iki gün mesafeli durduklarını belirtti. Yayınevi, en çok satanlar listesinde ikinci sırada yer alan kitabın satışında önümüzdeki günlerde hızlanma beklendiğini açıkladı.

EN ÇOK “YENİ HAYAT” SATTI

Yazar Orhan Pamuk’un İletişim yayınlarından çıkan “Yeni Hayat” kitabı 71 baskı yaptı ve 215 bin 500 tirajla en çok satan kitabı oldu. Yazarın diğer kitapları ve satış rakamları şöyle:

Cevdet Bey ve Oğulları
1. baskı: 1982
Son baskı (22. baskı): Temmuz 2008
Toplam tiraj: 72.500

Sessiz Ev
1. baskı: 1983
Son baskı (29. baskı): Kasım 2007
Toplam tiraj: 87.000

Beyaz Kale
1. baskı: 1985
Son baskı (33. baskı): Kasım 2007
Toplam tiraj: 116.000

Kara Kitap
1. baskı: 1990
Son baskı (35. baskı): Şubat 2008
Toplam tiraj: 129.500

Gizli Yüz (senaryo)
1. baskı: 1992
Son baskı (9. baskı): Ekim 2006
Toplam tiraj: 20.000

Yeni Hayat
1. baskı: 1994
Son baskı (71. baskı): Ekim 2006
Toplam tiraj: 215.500

Benim Adım Kırmızı
1. baskı: 1998
Son baskı (30. baskı): Ocak 2008
Toplam tiraj: 206.000

Kar
1. baskı: 2002
Son baskı (18. baskı): Ocak 2008
Toplam tiraj: 156.000

Öteki Renkler
1. baskı: 1999
Son baskı (3. baskı): Ekim 2006
Toplam tiraj: 33.000

İstanbul; Hatıralar ve Şehir
1. baskı: 2003
Son baskı (18. baskı): Nisan 2008
Toplam tiraj: 107.000

Babamın Bavulu
1. baskı: Şubat 2007
Toplam tiraj: 30.000

Masumiyet Müzesi
1. baskı: Ağustos 2008
Toplam tiraj: 100.000

Kaynak: Ntv

Butterbeer
02-09-08, 15:31
İngiltere’de elektronik kitap piyasaya çıktı

Normal kitap boyutunda olan 160 roman kapasiteli kitabın ağırlığının bir ciltli kitaptan daha hafif olduğu belirtiliyor.

Bazılarının geleneksel kitabın sonunu getirmesinden korktuğu e-kitabın şarjı, “Savaş ve Barış”ı 5 kez okuyacak kadar uzun süre kullanılabiliyor.

Bilgisayarın aksine e-kitabın ekranı parlamıyor. E-kitap açıldığında, otomatik olarak okuduğunuz son sayfa önünüze geliyor. Yazılar da büyütülebiliyor.

Penguin yayınevinden John Makinson, e-kitapların geleneksel kitaba ne derece alternatif olacağını bilmediklerini belirterek, 2010’a kadar e-kitapların kitap satışlarının yüzde 1’ini oluşturacağını tahmin ettiğini söyledi.

Kaynak: Ntv

edda88
03-09-08, 02:49
EN ÇOK KAZANAN YAZAR KİM?


Forbes dergisinin Eylül sayısındaki habere göre, Türkiye'de geçen yıl en çok satan kitap, Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler'i oldu. Ama Özakman gelir liginde yurtdışı satışlarından 3 milyon dolar kazanan Orhan Pamuk'un arkasında kaldı.

Orhan Pamuk 2007'de 4.3 milyon YTL kazandı. Yurtdışında fırtınalar estiren Pamuk'un satış adedi, bağlı bulunduğu Wylie Agency'nin verdiği bilgiye göre son üç yılda 5,5 milyon. İngilizce 1,7 milyon adet sattı. 1 milyon adet barajını aştığı diğer bir dil Almanca. Çince, İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca'da da 1 milyon sınırına yaklaştı. Orhan Pamuk Türkiye'deyse geçen yıl 83 bin sattı...

Forbes dergisinin Eylül sayısındaki habere göre, Türkiye'de geçen yıl en çok satan kitap, Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler'i oldu.
Ama Özakman gelir liginde yurtdışı satışlarından 3 milyon dolar kazanan Orhan Pamuk'un arkasında kaldı.

AHMET ALTAN Ahmet Altan geçen yıl yeni kitap yayınlamadı. Sadece yayınevi Alkım, eski kitaplarından Karanlıkta Sabah Kuşları"nın yeni basımını satışa sundu. Ancak kitap hiçbir yayınevi ve dağıtım raporunda 'çok satanlar' listesinde yer almıyor. Ahmet Altan'ın yayıncısı Alkım, geçmiş yıllarda basılan ve çok satan kitaplarının 2007 satış rakamını ise paylaşmıyor. Ahmet Altan ise bu konuda açıklama yapmaktan kaçındı. Bu nedenle yazar, Forbes listesine giremedi.

ERGÜN POYRAZ "Musa'nın Çocukları" ve "Musa'nın Gülü" kitapları ile 2007 yılında 140 bin adetlik satış adedine ulaşan Ergün Poyraz, Ergenekon Davası kapsamında 27 Temmuz 2008'de gözaltına alındı. Hala cezaevinde. Ama kitapları 2007'de 2 milyon YTL ciro yarattı. Yazarın kazancı 350 bin YTL.

AHMET TEVFİK KÜFLÜ Şu Çılgın Türkler'in yayımcısı Bilgi Yayınevi'nin sahibi, 2006'da Ankara Vergi Rekortmenleri Listesi'nde beyan ettiği 2 milyon 165 bin YTL'lik kazançla 11'inci sırada yer almıştı. Küflü, 859 bin YTL vergi ödedi.


SONER YALÇIN Efendi serisinin yazarı 2007'yi kitapsız geçirdi. Bu nedenle listede alt sıralarda. Yine de eski kitaplarının satışı 38 bin adedi buldu. 2008'de yayımlanan "Siz Kimi Kandırıyorsunuz"un ilk baskısı, 100 bin adetti ve tükendi. Yalçın, şimdiden 270 bin YTL'lik telif gelirini garantiledi.

ELA GÜNTEKİN Edebiyat uyarlaması dizilere olan ilgi, kitap satışlarına da yansıdı. Reşat Nuri Güntekin'in aynı adlı kitabından uyarlanan "Yaprak Dökümü" dizisi, kitabın satışını 50 bine çıkardı. Yazarın dizisi çekilen diğer kitapları, "Dudaktan Kalbe" ve "Çalıkuşu"nun satışları da 10 bine ulaştı. Bu işten en karlı çıkan isim Reşat Nuri Güntekin'in telif haklarını elinde tutan kızı Ela Güntekin oldu. ATV'de yayınlanan "Hatırla Sevgili" de 1974 basımı "Darağacında Üç Fidan"ı 50 bin adetlik satış rakamına taşıdı.


ELİF ŞAFAK VE AYŞE KULİN
Metis Yayınları'ndan Doğan Egmont Yayıncılık'a transfer olan Elif Şafak'ın son kitabı "Siyah Süt" 100 bin adet sattı. Bu satışın 55 bini 2007'de gerçekleşti. Şafak'ın elde ettiği telif geliri ise 132 bin YTL oldu. Aynı şekilde Ayşe Kulin'in 2007'de ilk baskısı yapılan ve bugüne kadar 162 bin satan son kitabı Veda'nın 102 bin adetlik kısmı geçen yıl satıldı.

kuuvakvak
03-09-08, 21:12
Gerçek 007'nin kitaplarına 31 bin 200 sterlin

İngiliz yazar Ian Fleming'in yarattığı ünlü İngiliz casus 007 James Bond'un maceralarını içeren bir dizi kitap ve hatıra eşyası 31 bin 200 sterline satıldı.

Ancak bu kitapları çok özel kılan ise satılan kitapların, James Bond karakterine esin kaynağı olduğu söylenen İngiliz asker, diplomat ve muhafazakar politikacı Sir Fitzroy Maclean'a ait olması.

Kitaplarla birlikte Maclean'ın 1938'de Moskova'da verilen pasaportu ve başka hatıra eşyaları da bulunuyor.

Fleming ve Maclean Eton kolejinden mezun olmuş ve 1935'de Maclean Moskova'ya diplomat olarak atandığında, Fleming Reuters muhabiri olarak çalışıyordu.

kaynak:CNNTürk

kuuvakvak
03-09-08, 21:18
Orhan Pamuk'un yeni kitabına İspanyol ilgisi

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un "Masumiyet Müzesi" adlı yeni romanı İspanyol basınında geniş yer buldu.

Yazarın bugüne kadar yayımlanmış olan tüm romanları İspanyolcaya çevrilmiş ve İspanya'da geniş bir okuyucu kitlesine sahip olmuştu. İspanya'nın önemli gazetelerinden biri olan Publico'da bugün yer alan habere göre, Pamuk'un henüz Türkiye'de satışa sunulan son romanı daha şimdiden Türkiye'de birçok kitap evinin vitrinlerinde sergilenmeye başlandı ve en kısa süre içerisinde İspanya'daki okurlarıyla da buluşacak.

592 sayfadan oluşan son romanı İspanyolca'ya "El museo de la inocencia" ismiyle çevrilecek ve tercümesinin tamamlanmasından sonra, önceki romanlarında da olduğu gibi en önemli kitap evlerinin vitrinlerini süsleyecek.

Bir aşk hikayesinin anlatıldığı romanla ilgili küçük ipuçları bulmaya çalışan İspanyol okular, kitabın biran önce İspanya'da da satışa sunulmasından büyük memnuniyet duyacaklarını söylediler.

Öte yandan İspanya'da bulunan birçok önemli kitap evi çalışanı ise, satışa henüz bugün çıkmış olmasına ve romanın daha İspanya'ya gelmemiş olmasına rağmen pek çok okurun bu kitabı sorduğunu belirtiyor.

Kaynak:CNNTürk

kuuvakvak
03-09-08, 21:22
Türk edebiyatı en büyük kitap fuarlarında

Kültür ve Turizm Bakanlığı, 15'inci Pekin Uluslararası Kitap Fuarı ile 21'inci Moskova Uluslararası Kitap Fuarı'na katılacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, Pekin Uluslararası Kitap Fuarı, 2008 Pekin Yaz Olimpiyat Oyunları nedeniyle bu yıla özgü olarak Tianjin kentinde 1-4 Eylül 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

Türkiye ile Çin arasında gelişen kültürel ilişkiler dikkate alınarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı, uzun bir aradan sonra bu yıl 15'inci Pekin Uluslararası Kitap Fuarı'na Türkiye'nin kültürel, edebi ve sanat zenginliğini tanıtan yaklaşık bin eserin yer alacağı 60 metrekarelik ulusal stantla katılacak.

Fuarda, "2008 Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı'nda Konuk Ülke Türkiye" başta olmak üzere, "Türk Kültür ve Edebiyatının Dışa Açılımı Projesi (TEDA)" ve "2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti" ile ilgili görüşme ve tanıtım çalışmaları yürütülecek.

Bu yıl 15'incisi düzenlenecek Pekin Uluslararası Kitap Fuarı'nda sergilenecek Türk yayıncılık dünyasının seçkin eserleri, araştırmacıların hizmetine sunulmak amacıyla "Her Ülkeye Türkiye Kitaplığı Projesi" kapsamında Türkiye'nin Pekin Büyükelçiliği aracılığıyla Çin'de bulunan üniversitelerin Türkoloji bölümlerine ve halk kütüphanelerine bağışlanacak.

Türk yayınları Moskova yolcusu

Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Türkiye Kültür Yılı" ilan edilen Rusya Federasyonu'nda 3-8 Eylül 2008 tarihleri arasında düzenlenen 21. Moskova Uluslararası Kitap Fuarı'na da bin eserin yer alacağı 100 metrekarelik ulusal stantla katılacak.

Fuarda, "2008 Frankfurt Uluslararası Kitap Fuarı'nda Konuk Ülke Türkiye" ve TEDA ile "2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti" ile ilgili görüşmeler ve tanıtım çalışmaları yürütülecek.

Ayrıca, bakanlık ile İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) işbirliği ile Moskova Uluslararası Kitap Fuarı ve Rusya Federasyonu'nda "Türkiye Kültür Yılı" etkinlikleri kapsamında, Doğan Hızlan, Ataol Behramoğlu, Alev Alatlı, Nazlı Eray ve Ayfer Tunç, 2-5 Eylül 2008 tarihleri arasında Moskova'da edebiyat etkinliklerine katılacak.

Bu yıl 21'incisi yapılacak Moskova Uluslararası Kitap Fuarı'nda sergilenecek Türk yayıncılık dünyasının seçkin eserleri, araştırmacıların hizmetine sunulmak amacıyla "Her Ülkeye Türkiye Kitaplığı Projesi" kapsamında Türkiye'nin Moskova Büyükelçiliği aracılığıyla Rusya Federasyonu'nda bulunan üniversitelerin Türkoloji bölümlerine ve halk kütüphanelerine bağışlanacak.


Kaynak:CNNTürk

Butterbeer
05-09-08, 00:29
Masumiyet Müzesi kavramsal sanat yapıtı mı?

Orhan Pamuk son kitabı ‘Masumiyet Müzesi’nin piyasaya çıkışının ardından Çukurcuma’da aynı adlı bir müze açmayı tasarlıyor. Peki bu kavramsal sanata girer mi? Küratörler ve sanat tarihçileri değerlendirdi.

Son kitabı “Masumiyet Müzesi”nde aşkından müze yaratan bir adamın hikayesini anlatan ve kitabını bu müzenin kataloğu gibi tasarlayan Orhan Pamuk, 2 yıl sonra Çukurcuma’da açılacak aynı adlı müzede, kitabın kahramanı Kemal’in Füsun’a duyduğu aşka dair her türlü materyali sergilemeye hazırlanıyor. Bu kitap ve müze birlikteliğini nasıl değerlendirilmeli? “Masumiyet Müzesi”ne kavramsal sanat penceresinden mi bakılabilir mi? Sanat eleştirmenleri ve kuratörler bu konuda farklı fikirlere sahip...

Ahu Antmen (Sanat Tarihçisi)

YAZARIN ZİHNİNE GİREBİLECEĞİMİZ BİLET

Kavramsal sanatı en geniş tanımıyla ele alırsak ilkişkilendirilebilir belki. Çünkü Masumiyet Müzesi yalnızca bir roman değil, yalnızca bir edebi yapıt olarak tasarlanmış değil, aynı zamanda bir müze olarak da tasarlanmış bir proje. Orhan Pamuk’un anlattığına göre Çukurcuma’da iki yıl sonra açılacağını biliyoruz. Hatta romanın içinde (574. sayfasında) bu müzeye girebileceğimiz bir bilette veriliyor. O müzeye bizzat girebileceğimiz bilet sağlanmış. Bu yönünü ben oldukça ilginç buldum. Bu bilet bir anlamda gerçek bir bilet, yani Çukurcuma’da bu müze açıldığı zaman biz bu biletle gidip o 574’üncü sayfadaki bileti damgalatıp o müzeye girebileceğiz. Gerçek bir bilet aslında ama bir de metaforik bir tarafı var. Kitabın genel olarak kavramsal sanatla ilişkilendirebileceğimiz yönü bence burada. Bu bilet aslında okura yazarın zihnine girebileceği bir bilet... Yazarın beynine girebileceği bir bilet.

Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi projesiyle, bütün o eşyalarla nostaljik duyguyu algılamanın ötesinde bir yazar nasıl yaşar, nelere bakar, nelerden keyif alır, neleri biriktirir, bunu anlatmış. Bir yazarı gözlemciliği açısından diğer kişilerden ayıran nedir? Hatta Masumiyet Müzesi’ndeki aşk hikayesinde, aşık Kemal karakterini, Kemal karakterinin o aşık haliyle dünyayı gözlemleme biçimini bir yazarın gözlemciliğiyle ilişkilendirmiş. Yani alt katmanlarda Pamuk’un bize sağladığı şey, bir yazar dünyası ve bu bilet bizi o yazarın dünyasına sokuyor. Bu açıdan çok ilginç. Öte yandan bugünün sanat ortamında çok tanımlı, çok kategorik gitmek zor.

Bugün kavramsal sanat yaptığını söylediğimiz sanatçılar edebiyata bakıyorlar, tiyatroya bakıyorlar, sinemayla ilişkileri var. Ayrıca bugün sanatla hayat arasındaki sınırlar giderek odaklaşmış durumda. Yani böylesi bir ilişkişkisellik söz konusu. Dolayısıyla bu bir kavramsal sanat yapıtı mıdır? Hani o şekilde bakmak yerine bugünün bir edebiyatçısı romanını kurgularken ne tür açılımdardan hareket ediyor, bu şekilde bakmak gerek. Bu kitapta kent kültürü var, popüler kültür var, sinema kültürü var. Pamuk biraz daha dinamik ve heyecanlı bir okur tasavvur etmiş, belki çok daha klasik bir romandan, bir edebi yapıttan ayrılabilecek yönü bu ama çok tanımlı bakmamak gerektiğine inanıyorum.

Beral Madra (Küratör)

ENSTALASYONA BENZER BİR İŞ AMA ENSTALASYON DEĞİL

Hemen aklıma 18. ve 19. yüzyıllarda müzelerin öncüsü olan bu “Curiosity Cabinet” denilen birçok farklı eşyanın toplandığı betimler geldi. Avrupa’daki müzelerin temelinde bunlar yatıyor. Yani özellikle Asya’ya, Avrupa’ya ilgisi olan Avrupalılar merkezci bir bakış açısıyla bunları toplayıp Avrupa’daki müzelerin koleksiyonlarını oluşturuyorlar... Bu da Orhan Pamuk’un müzesi. “Curiosity” biliyorsunuz merak demek, merak vitrini ya da merak dolabı gibi bir şey. Bence bu çağdaş sanat kapsamında değerlendirilemez. Çünkü Orhan Pamuk sonuçta sözsel kültürlerin temsilcisi ve şimdi biraz görsel kültüre doğru kayıyor, yani dünyayı görsel olarak ya da nesnelerle algılamak meselesinin içine giriyor. Bu romanda zengin sözsel dünyayı, bir de zengin görsel bir dünyayla tamamlamak operasyonu yapıyor gibi. Tabii ilginç bir şey Türkiye için. Çok değişik bir ortam yaratacak.

Birçok sanatçı yirminci yüzyılın son çeyreğinde kavramsal olarak bu müze meselesiyle uğraşmıştır. Bunların başında Fransız Marcelle Brode vardır. O müzelerin içinde kendi müzesini kurdu. Ama tabii burada bir kişinin hayatının bir döneminde bir enstalasyona benzer iş yapmasıyla, bir sanatçının bütün yaşamı boyunca sürekli enstalasyon yapması, yani yerleştirme yapması arasında fark var. Bence bu çağdaş sanat kapsamında değerlendirilemez. Görsel sanatla sürekli uğraşan bir insanın bir başlangıcı ve bir hedefi var. Oysa burada sözsel bir oluşumu görsel bir oluşuma çevirme işlemi var. Bu başka bir şey ve belki de bu bir strateji.

Levent Çalıkoğlu (Küratör)

MÜZE DÖNÜŞTÜRÜR, DONDURMAZ

Bir sanat yapıtını dünyadan alır, bütün bağlarından koparır, müzenin o steril, beyaz ve net atmosferi içine koyarsak onun bütün bağlarını unutmuş oluruz, Orhan Pamuk bunun tam tersini yapmaya çalışıyor. Dolayısıyla biz bunu yaşamın bir anının donabileceği fikriyle ilişkilendirelim. Onun dönüştürülebileceği fikriyle değil. O dondurmak istiyor, müzeyse dönüştürür.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
05-09-08, 13:00
Bakanlık "Masumiyet Müzesi" için seferber

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un yeni kitabı "Masumiyet Müzesi"nin piyasaya çıkışı nedeniyle eserin "korsan baskısının" yapılabileceğini göz önünde bulunduran Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu konuda harekete geçti.

Bakanlık tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğü ile il denetim komisyonlarına korsanla mücadele kapsamındaki yasaların titizlikle ve hızla uygulanması için yazı gönderildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema ve Telif Hakları Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Pamuk'un "Masumiyet Müzesi" isimli kitabının okurla buluşması ve yeni eğitim-öğretim yılının da başlaması nedeniyle kitap satışlarının arttığını söyledi.

Bu nedenle hem Emniyet Genel Müdürlüğü, hem de il denetim komisyonlarına uyarılarda bulunduklarını aktaran Çelik, özellikle Eylül ve Ekim aylarında kitap satışlarında yaşanan artış nedeniyle "korsan yayın" konusunda tedbirleri artırdıklarını ifade etti.

Çelik, "Bu konularda daha titizlikle davranmaları, korsanla mücadele kapsamındaki yasaları hızlı ve ivedi bir şekilde uygulamaları konusunda illere birer yazı ve uyarı gönderdik. Şu an zaten onlarla ilgili de sözlü görüşmelerde bulunuyoruz" dedi.

Çelik, Emniyet Genel Müdürlüğü ile ortak çalışmalarının yıl boyu sürdüğünü, il denetim komisyonları vasıtalarıyla da denetimler yapıldığını belirterek, "Eğitim-öğretim yılının başlangıcı ve 'Masumiyet Müzesi' kitabının çıkışı nedeniyle duyumlar aldık. Bundan dolayı korsan yayınlar daha sıkı bir takibe alınsın diye Emniyet Genel Müdürlüğümüz ile ortak çalışmaları yürütüyoruz" diye konuştu.

"Masumiyet Müzesi"

Orhan Pamuk'un aşka odaklanan, ancak diğer tüm romanları gibi insan hayatının her alanına ve günlük hayatın inceliklerine de yönelen "Masumiyet Müzesi" isimli kitabı, İletişim Yayınları'ndan okurla buluştu.

Yazarın "Cevdet Bey ve Oğulları"ndan sonraki en uzun romanı niteliğini taşıyan eser, aşk, eşyalara ve kişilere bağlanma, koleksiyonculuk, müzeler gibi konular ile cinsellik, bakirelik hakkındaki geleneksel tutumları da tartışmaya açıyor.

Kitabın konusu, tekstil zengini Basmacı ailesinin iyi okumuş 30 yaşındaki oğlu Kemal ile uzak akrabaları olan yoksul Keskin ailesinin 18 yaşındaki güzel kızı Füsun arasındaki aşk ilişkisi etrafında gelişiyor.

Romanları dünyada 58 dile çevrilen ve 7 milyondan fazla satan Orhan Pamuk'un son kitabının çeviri hakları, daha kitabın yazılması bitmeden 30'un üzerinde dilde yayımlanmak üzere satıldı.

İlk çeviri, 2 hafta sonra Almanya'da Hanser Yayınevi tarafından "Museum der Unschuld" adıyla yayımlanacak ve çevirinin ilk baskısı 100 bin adet olacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
08-09-08, 19:17
Eylül’ün ilk haftasında okurla buluşan kitaplar

Hıfzı Topuz’un “Kara Çığlık”, Aydoğan Vatandaş’ın “Apokrifal: Kayıp Kitap, Ergenekon ve Bir Cinayetin Anatomisi”nin de aralarında bulunduğu bazı kitaplar okurla buluştu.

1960’lardan bu yana 27 kez Afrika ülkelerine giden Topuz’un Remzi Kitabevi’nden yayımlanan “Kara Çığlık” adlı belgesel romanın konusu, İstanbul’da başlayıp yine bu kentte bitiyor. Romanda, Kongo’nun bağımsızlığı ve özgürlüğü için savaşan ve korkunç bir biçimde öldürülen Lumumba ve arkadaşlarının yaşadığı olaylar anlatılıyor.

Aydoğan Vatandaş’ın “Apokrifal: Kayıp Kitap, Ergenekon ve Bir Cinayetin Anatomisi” adlı kitabı da Timaş Yayınları tarafından yayımlandı. Aziz Barnabas’ın incilinin 1981 yılında Hakkari’de köylüler tarafından bir mağarada bulunması ile başlayan roman, söz konusu incilin 4 nüshası peşinde yaşanan ilginç çekişmeleri konu alıyor.

Anadili Arnavutça, eğitim dili Makedonca olan yazar Luan Starova’nın, merkezinde Osmanlı kadı sicillerinin bulunduğu “Kül Kalesi” adlı kitabı Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı.

Romanda, Osmanlı’nın 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar olan dönemdeki Osmanlı mahkeme sicillerinin Manastır kentinde ortaya çıkarılmasıyla siciller üzerinde çalışmakla görevlendirilen roman kahramanı Baba’nın yaşadıkları anlatılıyor. Baba için siciller, Balkan halklarının ortak hazinesidir, çünkü siciller olmadan her Balkan ulusunun kimliği büyük bir muamma olarak kalmaktadır.

DİĞER KİTAPLAR

Reşit Ülker’in yayına hazırladığı “Atatürk’ün Gizlenen Bursa Nutku” Nokta Yayınları, Türk Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pinto’nun anılarını kaleme aldığı “Anlatmasam Olmazdı”, Ruşen Çakır’ın “Mahalle Baskısı”, Metin Heper’in “Devlet ve Kürtler” ile Özcan Yüksek’in “Hakikatçi Hayata ve Ölüme Dair” Doğan Kitap tarafından, Bülent Ruscuklu’nun “Demokrat Parti’den 12 Eylül’e” Alfa Basım Yayım Dağıtım, Abdurrahman Şarkavi’nin “Özgürlük Peygamberi Hz. Muhammed” Profil Yayıncılık tarafından yayımlandı.

Bu hafta okurla buluşan diğer kitaplar arasında, Can Yayınları’ndan yayımlanan Lawrence Durrell’ın “Mekan Ruhu Akdeniz Yazıları” ve Sezer Ateş Ayvaz’ın “Aynalarda Yaz” da yer alıyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
09-09-08, 21:26
Yeniden ‘Rüzgar Gibi Geçti’

Margaret Mitchell’in yazdığı unutulmaz roman “Rüzgar Gibi Geçti”, ilk kez kısaltılmamış tam metin çevirisiyle Türk okuyucuyla buluşuyor.

Artemis Yayınlarından yapılan açıklamaya göre, Yeliz Üslü’nün çevirisiyle yayımlanan roman, huysuz ve tatlı kadın Scarlett O’Hara ile açık fikirli kumarbaz Rhett Butler’ın, Amerikan iç savaşı yıllarında yaşadıkları efsanevi aşk hikayesini yeniden okurla paylaşıyor.

1936 yılında yayımlanan kitap, 1937 yılında Pulitzer Ödülü’ne layık görüldü ve kısa süre sonra filme aktarıldı.

Otuz milyon kopyadan fazla satarak en çok satan kitaplar listesinde yerini alan Rüzgar Gibi Geçti, aynı zamanda 1923-2005 yılları arasında, Time dergisinin en iyi 100 İngilizce roman sıralamasında kalmayı başarmıştı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
09-09-08, 21:59
''İlk roman'' yarışmasında birinci çıkmadı

Everest Yayınları'nın "İlk Roman" yarışmasında, bu yıl yarışmaya katılan dosyalar arasından ödüle değer roman bulunamadı. Everest Yayınlarından yapılan açıklamaya göre, yayınevinin "Gizli Romancılar"a şans tanımak ve Türk edebiyatına yeni isimler kazandırmak amacıyla bu yıl üçüncüsünü düzenlediği "Everest Yayınları İlk Roman Yarışması"nın sonucu belli oldu.

Buna göre, bu yıl yarışmaya katılan dosyalar arasından ödüle değer roman bulunamadı.

Gelecek yıl da yapılacak yarışmaya katılım şartları, 2009 yılı Ocak ayında duyurulacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
10-09-08, 16:30
2008 “Harry Potter Lexicon” Kitabına Engel!

Hakim Robert Patterson, bugün sabah saatlerinde, Steve Vander Ark’ın yazmış olduğu Harry Potter Lexicon adlı kitabı çıkartmayı planlayan RDR Books aleyhine bir hükümde bulunarak kitabın basımını durdurdu. Nedeni de tahmin edebileceğiniz gibi Warner Bros. ve J.K. Rowling‘in telif hakkı sorunu. J.K. Rowling konu hakkında şunları söyledi:

Bütün bunların yaşanmış olması çok talihsiz bir şey tabii ki. Mahkemeye her yazarın yapacağı gibi orijinal metnin haklarını korumak için gittim. Alınan karar da basımın durdurulmasından yana oldu zira yeterince güçlü bir savunma yapmadıkları kanatine varıldı. Harry Potter’ın iç dünyasını aydınlatan çok orijinal eserler yazıldı ama Lexicon ne yazık ki, onlardan biri olamadı.

Kaynak: Hpff

kuuvakvak
12-09-08, 20:06
Pamuk: "Nobel hayatımı değiştirdi"

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk, Nobel'in hayatını değiştirdiğini, değiştiremeyeceği tek şey çalışma tarzı olduğunu söyledi.

Pamuk, İtalyan gazetelerinden La Repubblica'nın haftalık eki Il Venerdi'ye verdiği özel demeçle, kapak konusu oldu.

Il Venerdi dergisi, bugün piyasaya sürülen sayısının kapağını, "Nobel Sonrasında Hayat" başlığı altında Pamuk'a ayırdı.

Nobel Ödülü'nün yaşamına etkileriyle ilgili bir soru üzerine Pamuk, "Nobel Ödülü hayatımı değiştirmedi desem yalan olur. Elbette değiştirdi. Değiştiremeyeceği tek şey, benim çalışma tarzım. Yazmaya olan tutkum ve heyecanımda hiçbir değişiklik yok" dedi.

Pamuk, Nobel sonrasında da çalışmalarını sürdürmekte olduğuna işaret ederek, "Ödül beni mutlu etti, bundan şikayetçi değilim. Kendimi, edebiyat yaşamımın ortasında addediyorum. Okurlarım rahat olsunlar. Kafamda daha bir sürü proje, yazılacak pek çok kitap var" diye konuştu.

Yazar, Nobel Ödülü'nü almasının ardından yazma tarzında bir değiklik olmasa da, dış dünyayla ilişkilerinde ister istemez değişiklik olduğuna değindi.

Pamuk, "Nobel Ödülü beni değiştirmez, değiştirmemeli diyordum. Ama yanılıyormuşum. Nobel, benim yazma tarzımı değiştirmedi, ama insanları ve okurları algılama biçimimi değiştirdi. Yayıncılar ve çevirmenler benim metinlerimi bekliyorlar, binlerce mail yazıyorum. Her yerden yağmakta olan davetleri geri çevirmek zorunda kalıyorum. 'Üzgünüm ama gelemeyeceğim. Aksi taktirde çalışmalarım da aksayacak' demek durumunda kalıyorum. Çok baskı var. Nobel sonrasında yazmak, büyük bir sorumluluk. Zira özellikle bu süreçte, yazacağım her kelimenin, büyük önem arz edebileceğinin, onu okuyacak kişilere göre farklı algılanabileceğinin bilincindeyim" dedi.

Orhan Pamuk, ödül aldıktan sonra bir kenara çekilmeyi asla düşünmediğini belirtti:

"Kendimi normal bir yazar olarak hissediyorum. Yine eskisi gibi kalmak istiyorum: Önümde kağıtlar, çay ve kahveyle, masaya tek başıma oturup roman yazmaya devam etmek. Nobel gibi bir ödül dahi, alışkanlıklarımı değiştiremez. Ödülü erken almakla şanslı olduğumu düşünüyorum. Ödül benim hırsımı da kamçıladı. Emekli olup bir kenara çekilmeyi asla düşünmüyorum."

Masumiyet Müzesi

Il Venerdi dergisinde yayımlanan beş sayfalık söyleşide, Pamuk'un piyasaya çıkan en son romanı "Masumiyet Müzesi" de önemli bir yer tutuyor.

Pamuk, "iddialı bir çalışma" olarak nitelediği "Masumiyet Müzesi" adlı romanında, "Aşk gerçekten nedir? Aşık olduğumuzda içimizde neler oluyor? Kendini bir kıza kaptıran, ama reddedilen bir erkeğin kafasından neler geçiyor?"
sorularına yanıt aradığını belirtti.

Eserleri gelecek kuşaklara aktarma arzusunun ifadesi olan müzecilik ve koleksiyonculuğun da bir tür aşk olduğunu kaydeden Pamuk, "Son yıllarda tüm dünyada onlarca müze gezdim. Bu, zaten hep yaptığım bir şeydi. Müze düşüncesi
öteden beri ilgimi çekmekteydi. Bunu kitaplaştırmak artık kaçınılmazlaşmıştı" diye konuştu.

Il Venerdi dergisindeki söyleşide, Pamuk'un "Masumiyet Müzesi" adlı son romanının resmi tanıtımının ekim ayında Frankfurk Kitap Fuarında yapılacağı kaydedildi.

Kaynak:CNNTürk

Butterbeer
15-09-08, 16:08
Yazar David Foster Wallace intihar etti

ABD’li yazar David Foster Wallace, kendini asarak yaşamına son verdi. Time, Wallace’ın “Sonsuz Jest” eserini 1923’den beri yayımlanmış en iyi 100 İngilizce yazılmış roman arasında göstermişti.

San Francisco polisinin verdiği bilgiye göre, California eyaleti Claremont’da 46 yaşındaki David Foster Wallace’ın eşi, polisi arayarak eve geldiğinde eşini asılmış halde bulduğunu bildirdi.

“Infinite Jest: Sonsuz Jest” romanıyla tanınan Wallace’ı bu romanıyla Time dergisi 1923’den beri yayımlanmış en iyi 100 İngilizce yazılmış roman arasında göstermişti. Bin küsur sayfalık romanda uyuşturucu bağımlılığı belasıyla tenis sporunun güzelliği anlatılıyor.

Yazarın yenilikçi kitap üzerine ders verdiği Pomona Yüksekokulu yetkilileri, Reuters ajansına yorumda bulunmadı.

Makale derlemeleri arasında “Girl With Curious Hair: Mütecessis Saçlı Kız”, “Brief Interviews with Hideous Men: İğrenç Adamla Kısa Mülakatlar”, “A Supposedly Fun Thing I’ll Never Do Again: Bir Daha Yapmayacağım Eğlenceli Olası Şey” bulunuyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
15-09-08, 23:47
'Medine'nin Mücevheri' yeniden satışa çıkıyor

Sırbistan'da toplatılan tartışmalı "Medine'nin Mücevheri" adlı kitap bu hafta yeniden ülkedeki kitapçılarda satışa sunulacak.

Sırp yayınevi Beobook'un yayın yönetmeni Aleksandar Jasic, Reuters'a yaptığı açıklamada, Amerikalı yazar Sherry Jones'un kaleme aldığı ve Hazreti Muhammed ile eşi Ayşe'nin hayatının anlatıldığı belirtilen kitabın yeniden yayımlanacağını söyledi ve bu kitabın kimseyi aşağılamadığına inandıklarını ifade etti.

Jasic, bu kitabın gelecek ay tüm dünyada satılacağını da sözlerine ekledi.

ABD'deki tanınmış yayınevi Random House, bu kitabın basımını geçen ay iptal etmişti. Beobook'un geçen ay Sırbistan'da 2 hafta içinde 600 adet satan kitabı, Müslüman toplumundan gelen tepkiler üzerine raflardan kaldırılmıştı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
15-09-08, 23:49
Çukurova bayramlığını Frankfurt'ta giyecek

Geçtiğimiz yıl Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde açılan “Çukurova Bayramlığın Giyerken” adlı Yaşar Kemal sergisi, Türkiye’nin Onur Konuğu olarak katıldığı 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında yeniden açılıyor.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Frankfurt Kitap Fuarı 2008 Onur Konuğu Türkiye Projesi Organizasyon Komitesi işbirliğiyle açılan sergi, “Frankfurter Sparkasse Salonu”nda ziyaret edilebilecek.

23 Eylül – 21 Ekim 2008 tarihleri arasında açık kalacak sergide, Yaşar Kemal’in Almanca yayımlanan kitaplarından seçilen metinlere, fotoğraf sanatçısı Lütfi Özgünaydın’ın fotoğrafları eşlik ediyor.

Serginin küratörlüğünü Sadık Karamustafa yapıyor. “Yaşar Kemal Yazarlar Adası” adlı proje de sergi kapsamında sunulacak.

Lütfi Özgünaydın, sergiyi hazırlamak için Yaşar Kemal’in isteği üzerine Çukurova ve onun çizdiği rotayı fotoğrafladı.

“Yaşar Kemal’in inanılmaz bir betimleme gücü var. Romanlarında yer alan bazı sanal isimleri bile betimlemeleri sayesinde buldum. Bana fotoğraf çekmeyi sevdiren de yine bu betimlemelerdir” diyor Özgünaydın.

Bir yıl süren bir çalışmanın ardından 2 bin adet fotoğraf çekti. İşte bu fotoğraflar arasından seçilen 45 fotoğraf Frankfurt’ta sergilenecek.

Sergiye, fotoğraflar ve metinlerin yer aldığı bir sergi kitabı eşlik ediyor.

Sergi kitabı için metinleri seçen Sadık Karamustafa, fotoğrafların ve metinlerin birbirini tanımlamaya kalkışmadan, bir arada gösterilmesine ve okunmasına dikkat etti. Dolayısıyla fotoğraflar ve yazılar kendiliğinden birbirine gönderme yapıyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
15-09-08, 23:50
Frankfurt Kitap Fuarının ilk etkinliği

Türkiye’nin onur konuğu olduğu 2008 Frankfurt Kitap Fuarı, usta Türk müzisyenleri ağırlayacak.

Frankfurt Kitap Fuarı "2008 Konuk Ülke: Türkiye" projesi kapsamındaki ilk etkinlik 17 Eylül 2008 Çarşamba günü gerçekleşiyor.

Frankfurt Yahudi Müzesi Museum Judengasse – Dependance des Jüdischen Museums’ta Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi Yahudi yaşamından kesitler sergisinde fotoğraf panolarının yanı sıra objeler de sergilenecek.

500'üncü Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi’nin katkıları ile gerçekleşecek bu serginin açılışında Janet Esim, Jak Esim, Bülent Ortaçgil, Erkan Oğur, Yahya Dai, Herman Heder, Nezih Yeşilnil ve Murat Özbey’den oluşan “Janet & Jak Esim Topluluğu” Sefarad müziğinde Türkiye etkileşimini vurgulayan bir konser sunacak.

Konserden önce Türkiye’nin Almanya Konsolosu Salih Boğaç Güldere, Türkiye Yahudi Müzesi Başkanı Naim Güleryüz, Frankfurt Yahudi Müzesi’nden Dr. Johannes Wachten ve Frankfurt şehrinin kültürden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Felix Semmelroth ta konuşma yapacak.

Janet ve Jak Esim Topluluğu’nda gitarda Jak Esim, Herman Heder, Erkan Oğur ile Bülent Ortaçgil, vurmalı çalgılarda Murat Özbey, saksofonda Yahya Dai, kontrabasta Nezih Yeşilnil yer alıyor. Topluluğun solistliğini ise Jak Esim, Janet Esim ve Herman Heder üstleniyor.

İspanya’dan Türkiye’ye sığınan Yahudilerin geleneksel müziğinden parçalar ile İspanya ve diğer ülkelerden sürülüş ile yeni vatanlarda başlayan yaşamlarını anlatan özlem, hüzün ve aşk dolu melodilerini Sefarad kültürünün kaybolmakta olan dillerinden olan “Ladino” dilinde icra eden topluluk Türkiye’deki Yahudi cemaatinin en yaşlı üyelerinden topladıkları şarkılarla da çok özel bir repertuara sahip ve kaybolmakta olan bu kültürü ve uzun yıllar içinde oluşturdukları bu benzersiz repertuarı yaşatmayı hedefliyor.

İlk kez 1985 yılında sahne alan ve büyük ilgi gören Janet ve Jak Esim Topluluğu, ülkemizdeki birçok konserin yanı sıra Belçika, Almanya, Hollanda, İsrail, İsviçre'de çeşitli şehirlerde de konserler vermiştir.

Topluluğun en son yayınlanan albümü ise 2006 yılında Kalan Müzik’ten çıkan Adio. Sefarad müziğini aslına uygun olarak icra eden topluluk uluslararası alanda bu kültürün repertuar ve icra açısından en önde gelen gruplarından biri olarak tanınıyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
17-09-08, 16:37
Mevlana’nın rubailerini İngilizceye çevirdiler

Biri ABD’li psikolog diğeri Afganistan’ın eski BM Temsilcisi 2 araştırmacı, 22 yılda İngilizce’ye çevirdikleri Mevlana’nın yaklaşık 2 bini bulan tüm rubailerini şerhleriyle birlikte bir kitapta topladı.

Kitabın yazarlarından ABD’li psikolog İbrahim Gamard, 22 yıl süren çalışmanın sonunda hazırladıkları kitabı, deneme baskılarının ardından Mevlana’ya bir vefa borcu olarak Konya’ya getirdiğini, bu ziyareti aynı zamanda kendisine bir teşekkür olarak gördüğünü söyledi.

California yakınlarında yaşadığını belirten Gamard, bu ziyaretinin Konya’ya 11. gelişi olduğunu ifade etti.

Gamard, Mevlana’nın fikirleri ile ABD’nin California eyaletine gelen bir Müslüman grup vasıtasıyla 1978’de tanıştığını ve o tarihten itibaren manevi mirasını araştırmaya başladığını anlattı. Gamard, “1978’den beri semazenim, 1984 yılında Müslüman oldum, 1999 yılında da hacca gittim, 1981 yılından beri de Farsça öğreniyorum. Amacım Mevlana’nın öğretilerinden haberdar olmak” dedi.

“Ancak gerçek aşkım Mevlana’nın şiirlerini çalışmak” diyen Gamard, 1985 yılında Afganistan’ın eski BM Temsilcisi Fars Edebiyatı uzmanı Prof. Dr. Rawan Farhadi ile tanıştığını, ondan kendisiyle Mevlana rubailerini İngilizceye çevirmek için yardım istediğini, ardından da rubaileri İngilizceye çevirmeye başladıklarını ifade etti.

“MEVLANA’NIN ŞİİRLERİ DAHA ÖNCE DEĞİŞTİRİLEREK ÇEVRİLMİŞ”

Gamard, 22 yılda Mevlana’nın bugün bilinen yaklaşık 2 bin rubaisini İngilizceye çevirdiklerini dile getirerek, şunları kaydetti:
“Son olarak da bu rubaileri bir kitapta toplama ve okuyuculara sunma ihtiyacı hissettik. Çünkü Mevlana’nın rubaileri, bilim adamları tarafından orijinal halleriyle İngilizceye çevrilmemişti. Mevlana’nın rubaileri ABD’de pek çok şair tarafından değiştirilerek, içindeki ‘namaz, secde, rüku ve Allah’ gibi bölümleri çıkarılarak yayımlandı. İslam’a ABD’de biraz şüpheyle bakıldığı için, Mevlana ile ilgili yazılan kitaplarda, Mevlana’nın din ile ilgili sözleri değiştiriliyor. Biz de rubaileri orijinal halleriyle bir kitapta toplayarak, Mevlana’nın doğru anlaşılmasını sağlayamaya çalıştık. Henüz sadece örnek baskıları yapılan bu kitabın piyasaya sürüldükten sonra, özellikle ABD’de Mevlana’nın daha doğru anlaşılmasında yararlı olacağına inanıyoruz.”

“MEVLANA’YI MÜSLÜMAN’DAN ZİYADE DÜŞÜNÜR OLARAK GÖRÜYORLAR”

Okurların bu kitapta, İngilizce çevirisinin yanında Mevlana’nın tüm rubailerini orijinal Farsça metinleri ve şerhleriyle birlikte bulabileceklerini belirterek, “bu kitabı yazmamdaki temel amacım Mevlana’nın Hz. Muhammed’e övgü dolu sözlerini, aşkını ve bağlılığını göstermekti, çünkü, ABD’de Mevlana’yı bir Müslüman’dan ziyade bir düşünür gibi görme eğilimindeler. Bu yüzden daha önce yazdığım kitaba İslam ve Mevlana ismini verdim. Çünkü Mevlana’nın Hazreti Muhammed’in gerçek bir takipçisi olduğunu göstermek istedim” diye konuştu.

Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırma Merkezi (SÜMAM) Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler, Mevlana Müzesini ziyaret eden İbrahim Gamard’a, Mevlana konusunda yaptığı araştırmalar ve Mevlana’nın doğru anlaşılması için gösterdiği gayret nedeniyle bir teşekkür plaketi verdi.

Şimşekler, Gamard ve Farhadi’nin 22 yılda tamamladığı “Mevlana’nın Rubaileri-The Quatrains of Rumi” adlı kitabı çok önemsediklerini belirterek, şöyle konuştu:
“Amerika’da bugün en çok satan şiirler Mevlana şiirleridir. Amerika’da ve diğer bazı batı ülkelerinde Mevlana İslam’dan tamamen kopuk, dinler üstü bir insan olarak gösterilmeye çalışılıyor. Bu nedenle bu kitabı Mevlana’nın doğru tanıtımı açısından büyük bir adım olarak görüyoruz. Ayrıca SÜMAM olarak yurt dışındaki Mevlana araştırmacılarını periyodik olarak Konya’da toplamayı ve burada atölye çalışması yapmayı arzu ediyoruz, ancak bütçemiz yeterli olmadığı için bu projemizi şu ana kadar hayata geçiremedik. Mevlana sadece semadan ve musikiden ibaret değildir. Mevlana’nın o koskoca düşünce okyanusunda keşfedilmeyi bekleyen çok güzellikler, değerler var.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
19-09-08, 20:50
Ahmet Haşim ile 1930'lar Frankfurt'ta

60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında, "Ahmet Haşim ile 1930'lar Frankfurt'unda Buluşma" adlı sergi açılacak.

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılıktan yapılan açıklamaya göre, Sadık Karamustafa ve Fahri Aral küratörlüğünde hazırlanan sergi, 1-20 Ekim arasında açık kalacak.

Hayatının son yıllarında tedavi için Frankfurt'a giden Ahmet Haşim'in kaleme aldığı "Frankfurt Seyahatnamesi" adlı kitabından seçilmiş metinler ve Frankfurt'un 1930'lardaki haline ait siyah beyaz fotoğrafların yer alacağı sergi, 20 bilboarddan oluşacak.

Sergi, Frankfurt'un en işlek noktalarında görülebilecek.

Kaynak: CNN

Butterbeer
20-09-08, 16:41
Amerika’nın Amerika’yla savaşı

Amerikan edebiyatının en önemli isimlerinden Paul Auster son romanı ‘Karanlıktaki Adam’ ile roman içinde roman tekniğini kullanarak ABD’nin kendi kendisiyle savaşta olduğu bir öykü anlatıyor.

Tesadüfleri, yalnızlıkları, takıntıları, saplantıları en iyi anlatan yazarlardan, varoluşçu ‘Avrupalı Amerikan yazar’ Paul Auster yeni romanı ‘Karanlıktaki Adam’da kızı ve torunuyla yaşayan 72 yaşındaki eski kitap eleştirmeni August Brill’in öyküsünü Irak savaşı ve 11 Eylül’e de dokunarak anlatıyor.

ABD’de muhafazakarlar ve liberaller arasında iç savaş çıkar. Ülke kırmızı ve mavi eyaletlere bölünür, yaklaşık 20 milyon insan ölür. Sonunda, Owen Brick adlı karakter, savaşın kaynağı olan adamı bulup öldürürse her şeyin biteceğini öğrenir. Hayır, bu adam Bush değil, kitabın yarısını kaplayan savaş hikayesinin de yazarı olan yetmiş iki yaşındaki kitap eleştirmeni August Brill’dir. Uykusuz kaldığı bir gece hayalinde, içinde Brick’in de yaşadığı öyküyü kurgulamıştır. Böylece, hikaye kahramanı yazarının peşine düşer.

‘Karanlıktaki Adam’, Auster’in ülkesindeki politik kanatlar arasındaki ayrımın büyümesinden duyduğu tedirginliği, geçen sekiz yıllık süreçte yaşanan olaylardan duyduğu rahatsızlığı ortaya koyan bir kitap.

Kimi kesimler ‘Karanlıktaki Adam’ın Auster’in önceki kitaplarından içerik olarak farklı olduğunu, önceki yapıtlarında toplumsal olayları hikayenin merkezine almadığını burada ise tamamen politik bir roman yazdığını belirtirken bazı kesimler ise, ‘Karanlıktaki Adam’ın politik bir roman sayılamayacağını, hikayenin fonunda politik öğelerin yer almasının o romanı politik yapmayacağını ifade ederek Auster’in önceki romanlarından çok farklı olmadığını belirttiler..

ROMANLAR, DENEMELER, FİLMLER...

Paul Auster, 1947 yılında ABD’nin New Jersey kentinde doğdu. Columbia Üniversitesi’nde İngiliz, Fransız ve İtalyan edebiyatı üzerine eğitim alan Auster 1971-1974 yılları arasında Fransa’da yaşadı.

Roman dışında deneme, şiir, senaryo da yazan Auster’in başlıca yapıtları arasında ‘New York Üçlemesi’, ‘Yalnızlığın Keşfi’, ‘Yanılsamalar Kitabı’, ‘Köşeye Sıkıştırmak’, ‘Kırmızı Defter’, ‘Leviathan’, ‘Kehanet Gecesi’, ‘Duman’, ‘Yükseklik Korkusu’, Yazı Odasında Yolculuklar bulunuyor.

Auster’in yazarlığa ilk başladığı yıllardaki sıkıntılı günlerinde Paul Benjamin imzasıyla yayınladığı bir de polisiye romanı vardır. Bu roman yazarın otobiyografik romanı ‘Cebi Delik’ in eki olarak yayınlanmıştır. Can Yayınları tarafından Seçkin Selvi’ nin çevirisiyle ‘Köşeye Kıstırmak’ adı ile 2000 yılında Türkçeye kazandırılmıştır.

2006 yılında İspanya’nın saygın ödüllerinden olan ‘Asturias Ödülü’nü edebiyat dalında Paul Auster kazandı. 26’ncısı düzenlenen ‘Asturias Prensi’ ödüllerinde, aralarında Orhan Pamuk’un da yer aldığı 18 ülkeden 26 yazar edebiyat dalında aday gösterilmişti.

Auster yazarlığının yanısıra sinema kariyeriyle de bilinen bir isim. Wayne Wang’ın yönettiği ‘Duman/ Smoke’ ve ‘Surat Mosmor/ Blue in the Face’i yazan Auster ‘Köprüdeki Lulu/ Lulu on the Bridge’ ve ‘The Inner Life of Martin Frost’ın yönetmenliğini de yaptı. Yönetmenliği yazarlığı kadar başarılı bulunmayan Auster, aynı zamanda filmlerinde yürütücü yapımcılık görevlerini de üsteniyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
22-09-08, 17:14
Yeni çıkan kitaplar

1960'lı yıllarda sosyal demokratların saflarında politikaya aktif olarak katılan Nobel Edebiyat Ödüllü yazar Günter Grass'ın kaleme aldığı "Soğanı Soyarken" Turkuvaz Yayınları'ndan çıktı. Grass, kitabında soğanla simgelenen belleğin sayısız tabakasında birikmiş anılarını okura açıyor.

Grass, 2. Dünya Savaşı'nın patlamasıyla baba evinin dar sınırlarından, yoksul ortamından kurtulup savaşa katılmaya can atar ama henüz 16 yaşındadır.

Oysa çocuk yaşta olması, onu ne bir top mermisine hedef olmaktan, ne esir kampında açlıkla boğuşmaktan, ne ölümlere tanık olmaktan, ne de ailesinin izini kaybetmekten korur.

Pek çok Alman genci gibi onun gözünde de "Hitler Gençliği"ne katılmak, marşlar söyleyerek nasyonal sosyalist rejimin andını içmek doğaldır. Grass, kişiliğin oluştuğu, biçim aldığı, bütün dış etkileri özümsediği dönemi, savaş sonrasında Berlin'de ve Paris'te geçirilen özgür ve sanat dolu günleri, aşkları, yoklukları ve unutamadığı annesini anlatıyor.

Ahmet Özhan'ın "Ses, Söz ve Sevgili" adlı kitabı, Doğan Kitapçılık tarafından yayımlandı. Özhan'ın unutamadığı ramazan anıları ve tasavvufa dair görüşlerinin yer aldığı kitap, ramazan ilahileri CD'si ile birlikte satışa sunuldu.

Prof. Dr. Bozkurt Güvenç'in "Dünyanın Sonu mu?" adlı kitabı, Sentez Yayıncılık tarafından yayımlandı. Güvenç kitabında, dünyanın dönmesinde ölçülen sanal bir yavaşlamanın açıklanmasıyla başlayan uluslararası bunalım sürecinde yürekli bir bilim adamının dünyayı kurtarma çabasını konu alıyor.

Metin Celal'in "Gitmek Zamanı" adlı romanı, Everest Yayınları'ndan okurla buluştu.

Kişinin yeni bir hayata doğru yolculuğunda kendisini ve belki de varlığını terk etme ve yeni bir ülkede, yepyeni bir kimlikle var olma arzusunu anlatan bir "kaçış" romanı "Gitmek Zamanı", yepyeni bir hayat kurmak için yurt ışına gidenlerin yaşadıklarını konu ediniyor.

Diğer kitaplar

Jon McGregor'un "Başlamanın Binbir Yolu" ve Nihan Eren'in "Yavaş" adlı öykü kitabı Yapı Kredi Yayınları, John Hughes'ın "Kukla Ustaları" Can Yayınları, J. Mario Simmel'in "Bırakın Yaşasınlar" Everest Yayınları, Carol Shields'in "İyilik" Epsilon Yayınları, Necla Pekolcay'ın "Geçtim Dünya Üzerinden" Timaş Yayınları, Carlo M. Cipolla'nın "Neşeli Öyküler" Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlandı.

Marc Ferro'nun "İslam'ın Şoku" İthaki Yayınları, Hasan Taşkın'ın "Vaadedilmiş Topraklara Sıkışan Türkiye" Siyah Beyaz Yayınları, Hayat Kabasakal, Güler Okman Fişek ve Selin Akkoç'un kaleme aldığı "Afet Ve İnsan" Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, Meral Ceylan'ın "Şükür Defteri" Elma Yayınevi, Christopher Knight ve Robert Lomas'ın "Hiram'ın Kitabı" Bilge Karınca Yayınları, Elizabeth Peters'ın "İsis Rahibesinin Esrarı" Oğlak Yayıncılık, Yalçın Küçük'ün "Aforizmalar" Arkadaş Yayınları, Faruk Mercan'ın "Fethullah Gülen" Doğan Kitapçılık tarafından piyasaya sunuldu.

Kaynak: CNN

Butterbeer
24-09-08, 16:57
İstanbul Kitap Fuarı'nın konuğu Tarık Ali

Bu yılki teması "1968-40 yıl önce, 40 yıl sonra" olan 27'nci İstanbul Kitap Fuarı'na, "68 hareketinin" önemli aktivistlerinden yazar ve tarihçi Tarık Ali konuk olacak.

Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamaya göre, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Beylikdüzü'nde 1-9 Kasım arasında düzenlenecek fuara, yaklaşık 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılması bekleniyor.

Fuarda, panel, söyleşi, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleri gibi 250 kültür etkinliğinin yanı sıra fuarın onur yazarı Füruzan'ın yaşamı ve çalışmalarından kesitlerden oluşan bir fotoğraf sergisi de açılacak.

"68 hareketinin" önemli aktivistlerinden yazar ve tarihçi Tarık Ali'nin konuk olacağı fuarda, Ali tarafından 2 Kasım Pazar günü "Avrupa'da 68 Hareketi" konusu işlenecek.

Fuarda ayrıca, Amerikalı gazeteci yazar Mark Kurlansky, 1 Kasım Cumartesi günü "68 Hareketi Dünyayı Sarsan Yıl" panelinde okurlarıyla buluşacak.

Fuarın diğer konukları ise Filistinli şairler Moaen Shalabia, Naim Aradiy, Agi Mishol, Hava Pimhas Cohen, Mageed Asakly, S. Fischer Vakfı'nın konuğu olarak Almanya'dan Thomas Brüssig, Thomas Glavinic ve Avusturya'dan Dimitre Dinev, Romanya'dan Nicolae Breban, Aura Christi ve İngiltere'den çocuk kitabı yazarı Ian Beck olacak.

Fuarda, "68 hareketi"nin ruhu ve bugüne yansımaları üzerine etkinlikler düzenlenerek, dönemin edebiyat, sinema, sanat ve kültür hayatına katkıları ele alınacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
26-09-08, 19:46
Yaşar Kemal’in Çukurovası Frankfurt’ta

Türkiye’nin onur konuğu olacağı ve 14-19 Ekim arasında düzenlenecek olan 60. Frankfurt Kitap Fuarı öncesinde ‘Çukurova Bayramlığını Giyerken’ konulu Yaşar Kemal sergisi açıldı.

Sparkasse Frankfurt adlı bankanın binasında açılan ve 21 Ekim’e kadar açık kalacak olan sergide, yazar Yaşar Kemal’in eserlerindeki Çukurova tasvirleri fotoğraf sanatçısı Lütfi Özgünaydın’ın objektifinden görüntüler eşliğinde sunuluyor.

2008 Frankfurt Kitap Fuarı Onur Konuğu Türkiye Ulusal Yürütme Komitesi’nin Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Sparkasse Frankfurt işbirliğiyle gerçekleştirdiği serginin açılışında konuşan Türkiye’nin Frankfurt Başkonsolosu Salih Boğaç Güldere, Yaşar Kemal’i ‘yaşayan efsane’ olarak nitelendirerek, serginin Çukurova’daki farklı kültürleri, yaşamı ve insanları en güzel biçimde yansıttığını söyledi.

Sparkasse Frankfurt Yönetim Kurulu Başkanı Herbert Hans Grüntker de, Yaşar Kemal’in eserlerinin, farklı kültürlerin karşılıklı anlaşmaları için önemli bir katkı sağladığını belirtti.

Serginin kuratörlüğünü üstlenen Sadık Karamustafa, Yaşar Kemal’in ‘Ada Üçlemesi’ adlı eserini okurken metinlerdeki renk ve ışıktan çok etkilendiğini ifade ederek, aynı etkiyi Özgünaydın’ın fotoğrafları karşısında da yaşadığını ve sergi fikrinin bu şekilde ortaya çıktığını söyledi.

TÜRK YAZARLAR ALMAN ÖĞRENCİLERLE BULUŞTU
60. Frankfurt Kitap Fuarı çerçevesinde 18 Ağustos’tan bu yana Almanya’nın Hessen eyaletinde düzenlenen ve çeşitli kentlerde düzenlenen okuma programları da
Kassel kentindeki okuma günü etkinliğiyle tamamlandı.

Wiesbaden, Hanau ve Darmstadt kentlerinde bugüne kadar Türk yazarların katılımıyla özellikle göçmen çocuklar arasında okuma alışkanlığının yaygınlaştırılması amacıyla Hessen Eyaleti Kültür ve Sosyal İşler Bakanlığı’nın işbirliğiyle gerçekleştirilen okuma programları Kassel kentinde üç okuma programıyla sona erdi.

Kassel’deki ilk okuma etkinliği Looseschule ilkokulunda çocuk yazarları Aslı Der ve Ayla Çınaroğlu’nun katılımıyla gerçekleşti.

Öğretmen Esat Güler, yaklaşık 70 ilkokul öğrencisinin ilgiyle izlediği etkinliğin devamını dileyerek, böyle sanatçı topluluklarını okullarında ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi.

Carl-Schomberg-Schule adlı okulda gerçekleştirilen ikinci etkinliğe de yazarlar Bilgin Adalı ve Aytül Akal konuk oldu.

Okul Müdürü Kerstin Ihde, yaklaşık 60 orta okul öğrencisinin katıldığı etkinlik ile ilgili olarak, çok sayıda Türk öğrenci için yeni bir durum olan ana dilinde edebiyatı okullarında sunmuş olmaktan dolayı çok mutlu olduğunu belirterek, anlayamadıkları bir dili duymanın diğer öğrenciler için de hoşgörünün önemini anlamak açısından faydalı olduğunu söyledi.

Kassel’deki son okuma etkinliği Goethe Gymnasium adlı lisede gerçekleşti ve Behiç Ak konuk oldu.

Çok sayıda göçmen öğrencinin öğrenim gördüğü okulda düzenlenen okuma programını kalabalık bir öğrenci grubu izledi.

Kaynak: Ntv

cenup
27-09-08, 22:36
27. İstanbul Kitap Fuarı

Pakistanlı Aktivist ve tarihçi Tarık Ali’nin konuk olacağı bu yılki İstanbul Kitap Fuarı’nın teması 68 Hareketi’nin ruhu. Fuarın onur yazarı ise Füruzan

Bu yılki teması 1968 - 40 yıl önce, 40 yıl sonra olan 27. İstanbul Kitap Fuarı’na, 68 Hareketi’nin önemli aktivistlerinden Pakistanlı yazar ve tarihçi Tarık Ali konuk olacak. Konuya ilişkin olarak yapılan yazılı açıklamaya göre, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Beylikdüzü’nde 1-9 Kasım arasında düzenlenecek fuara, yaklaşık 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılması bekleniyor.

27. İstanbul Kitap Fuarı’nda, panel, söyleşi, şiir dinletisi ve çocuk etkinlikleri gibi 250 kültür etkinliğinin yanı sıra onur yazarı Füruzan’ın yaşamı ve çalışmalarından kesitlerden oluşan bir fotoğraf sergisi de yer alacak.

Fuar kapsamındaki etkinlikler kapsamında 2 Kasım Pazar günü Tarihçi Tarık Ali, ‘’Avrupa’da 68 Hareketi’’ konulu bir bildiri sunacak. Amerikalı gazeteci yazar Mark Kurlansky ise, 1 Kasım Cumartesi günü ‘’68 Hareketi Dünyayı Sarsan Yıl’’ panelinde okurlarıyla buluşacak.

Fuarın diğer konukları ise Filistinli şairler Moaen Shalabia, Naim Aradiy, Agi Mishol, Hava Pimhas Cohen, Mageed Asakly; S. Fischer Vakfı’nın konuğu olarak Almanya’dan Thomas Brüssig, Thomas Glavinic ve Avusturya’dan Dimitre Dinev, Romanya’dan Nicolae Breban, Aura Christi ve İngiltere’den çocuk kitapları yazarı Ian Beck.

Kaynak:Taraf Gazetesi

cenup
27-09-08, 23:17
Rüşdi ve Pamuk’tan Burma’ya destek

Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) Burma’da askeri cunta yönetimince öldürülen ve baskı altında tutulan yazarları andı. Gecede konuşma yapan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk ve Salman Rüşdi Burmalı yazarların eserlerini okudu

Burma’da 46 yıldır devam eden askerî cunta yönetiminin baskı altına tuttuğu yazarların eserleri önceki gün New York’ta düzenlenen bir törenle yeniden hatırlandı. Burma’daki Budist rahiplerin karşı karşıya kaldığı kötü muamelenin birinci yıldönümünde yapılan ‘Reading Burma’ adlı toplantıda demokrasi için emek harcayan Burma’lı yazarların eserleri, Orhan Pamuk ve Salman Rüşdi’nin de aralarında bulunduğu bir grup yazar tarafından okundu. Uluslararası Yazarlar Birliği’nin (PEN) Amerika Merkezi ve New York Review of Books dergisinin desteğiyle gerçekleşecek yardım toplantısından elde edilen 13 bin 500 dolarlık gelir, Nergis Kasırgası kurbanları için yardım toplayan Uluslararası Burmalı Rahipler Organizasyonu’na (IBMO) bağışlanacak. Yetkililer bu etkinlik sayesinde eserleri cunta yönetimi tarafından yasaklanan yazarları onurlandırmayı amaçladıklarını belirtti. Pamuk ve Rüşdi’nin yanı sıra insan hakları elçisi Kiran Desai, Siri Hustvedt, Pulitzer ödülünü yazar Joseph Lelyveld, New York Times yazarı George Packer ve geçen yılki Budist rahipler isyanının önde gelen isimlerinden Venerable U Gavsita ve Birleşmiş Milletler Burma eski raportörü Paulo Sergio Pinheir da katıldı.

Yaklaşık 650 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen gecede açılış konuşmasını yapan Salman Rüşdi geçen 20 yıldan bu yana, Burma’daki yazarların durumunu görüşmek için oldukça az sayıda kişinin biraraya geldiğini belirterek, “Burma Hükümeti’nin Nergis Kasırgası’nda sergilediği vurdumduymaz tavrını bir kez daha hatırlayacağız” yorumunu yaptı. Salman Rüşdi’den sonra söz alan Açık Toplum Enstitüsü Burma Projesi Başkanı Maureen Aung-Thwin, bazı internet sitelerinde projelerine karşı acımasız saldırılar yapıldığını belirterek, “Burma’daki rahip ve rahibelerin durumu içler acısı. Onlar için yapılan yardımlar da yetersiz kalıyor” dedi.

WİN TİN’İN SALIVERİLDİĞİ GÜN • Törenin, özgürlük savaşçısı şair Win Tin’in 20 yıllık mahkûmiyetinin ardından salıverildiği güne denk gelmesi dikkat çekti. 79 yaşındaki Win Tin’in özgürlüğünün de kutlandığı etkinlikte usta şairin şiirleri de alkışlar arasında okundu. BM’in İnsan Hakları eski raportörü Paulo Sergio Pinhero, yaşamının büyük bir bölümünü mahkûmiyetle geçiren Burma’nın hapisteki en yaşlı şairine tutuklu olduğu 20 yıl boyunca yazı yazma yasağı konulduğunu belirterek, “Win Tin’e 20 yıl boyunca istediği kalem ve defter bir türlü verilmedi. Bu bir şaire yapılacak en büyük işkencedir. Win Tin yine de yılmayarak, bir tahta parçası yardımıyla ve duvar üzerine şiirlerini yazmaya devam etti” diyerek Win Tin’in hapishanede geçirdiği yıllar hakkında bilgi verdi. IBMO temsilcisi Sandaw Batha Sara da söz alırken yaptığı konuşmada törenin Budist rahiplere saygıduruşu niteliği taşıdığını belirtti ve “Bu vesileyle, askerî rejimin sindirdiği Burma halkının içinde bulunduğu acı durumu bir kez daha hatırladık” şeklinde konuştu.

Ünlü roman yazarı Kiran Desai ve Orhan Pamuk konuşmalarının büyük bölümünü Nergis Kasırgası’na ayırırken, Desai “Orada yeterli sayıda kurtarma ekibi yoktu. Hükümet yetkilileri yalan söylüyor. Kasırga sonrası insanlar sadece çevre manastırların tedarik ettiği pirinç ve suyla beslendiler” derken, Pamuk da Burma yönetiminin kasırga hakkında hazırladığı raporun gerçeği yansıtmadığını belirtti ve “The New Light of Myanmar” adlı raporda yer alan “Irrawady Nehri kıyısında yaşayanlara yiyecek yardımına gerek yok. Nehirdeki balıklar ve kurbağalarla beslenebilirler. Uluslararası toplumun onlara sağladığı çikolatalara ihtiyaçları yok” ifadelerini eleştirdi. Daha sonra 1993’te hükümet tarafından göz altına alınan ve 1999’da serbest bırakılan aktivist yazar Ma Thida hakkında bir konuşma yapan Pamuk, “Ma Thida, Burma’da demokrasinin yerleşmesi için çalışan kadın yazarların belki de en önemlisidir. Aynı zamanda bir doktor olan Thida, hayatının son aylarını Nergis Kasırgası’ndan sağ kurtulanları iyileştirmekle geçirmiştir” diyerek sözlerine nokta koydu.
Geceye katılan yazarlardan Siri Hustvedt de katılımcıların biraz olsun tebessüm etmelerini sağlamak adına Burma’nın en ünlü komedyeni ve şair Zargana’dan bir dörtlük okudu. Asıl adı Maung Thura olan komedyen 4 haziranda hükümet karşıtı bir gösteri yaptığı için dördüncü kez hapse atılmıştı.

Kaynak:Taraf Gazetesi

Butterbeer
29-09-08, 13:22
Mahfuz'un "Şeker Sokağı" Türkçe'ye çevrildi

Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan ilk Müslüman yazar Necip Mahfuz'un "Kahire Üçlemesi"nin son kitabı "Şeker Sokağı", Türkçe'ye çevrilerek Hitkitap Yayıncılık tarafından yayımlandı. Mısırlı yazar Necip Mahfuz'un, Nobel Odülü'nü almasında önemli rolü olan ve bir ailenin 3 kuşağının anlatıldığı başyapıtı "Kahire Üçlemesi"nde, Kahire'de yaşayan bir ailenin 3 kuşağının 1. Dünya Savaşı ve 1952'deki "Nasır darbesi"ne kadar dönemde yaşadıklarını ve Mısır toplumunun değişimi
anlatılıyor.

Münire Daniş'in 700'lü yıllarda Basra'da yaşamış tasavvufun ilk bilgelerinden Rabiatü'l Adeviye'nin biyografisini şiirsel bir üslupla hikaye ettiği "Aşk ile Hu" adlı kitabı, Kaknüs Yayınlarından çıktı.

Hikmet Çetinkaya'nın "Bir Güneydoğu Gerçeği Necla" Cumhuriyet Kitapları tarafından yayımlandı.

Kitapta, bir gece kardeşleri Güler ve Serpil'le uyurlarken korucu akrabası Abdullah Dinar'ın tecavüzüne maruz kalan 14 yaşındaki Necla'nın hamile kalmasıyla yaşadıkları anlatılıyor.

Gazeteci Şamil Tayyar'ın "Operasyon Ergenekon" adlı kitabı, Timaş Yayınları tarafından okuyucuya sunuldu.

İstanbul'a 1891'de gelen ve 1896'da II. Abdülhamid tarafından "saray ressamı" olarak görevlendirilen Fausto Zonaro'nun ülkesine döndükten sonra 1924'te kaleme aldığı hatıratı, "Abdülhamid'in Hükümdarlığında Yirmi Yıl" adıyla Yapı Kredi Yayınları'ndan çıktı.

Mustafa Armağan'ın kaleme aldığı "Ufukların Sultanı Fatih Sultan Mehmed" kitabı Timaş Yayınları tarafından yayımlandı. Armağan, bir elinde Homeros'un, öbür elinde Gazali'nin eserini okuyan, Doğu'nun ve Batı'nın hükümdarı Fatih Sultan Mehmed'e dair bilinmeyenleri anlatıyor.

Bertrand Badie'nin "Kim Korkar 21. Yüzyıldan (Yeni Uluslararası Sistem)" NTV Yayınları'ndan çıktı. Kitapta bazıları ilk defa yayımlanan, bazıları da daha önce ekonomik ve jeopolitik yıllık L'etat du monde'da yayımlanan
14 makalede yazarlar, soğuk savaşın sona ermesiyle ortaya çıkan yeni bir dünyanın koşullarını araştırıyor.

Diğer kitaplar

Alberto Manguel'in "Geceleyin Kütüphane" adlı kitabı Yapı Kredi Yayınları'ndan, Ali Ural'ın "Satranç Oynayan Derviş" Şule Yayınları'ndan, Sunar Birsöz ve Bora Yıldırım'ın "Psikanaliz Öyküleri" HYB Yayıncılık'tan, Suat
İlhan'ın "Terör/Neden Türkiye?" Alfa Yayınları'ndan çıktı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
01-10-08, 20:06
Metin And hayatını kaybetti

Edebiyat ve bilim dünyasının nev-i şahsına münhasır kişiliği Metin And dün gece Ankara’da vefat etti. 81 yıllık yaşamında 50’ye yakın kitap, 1500 civarında da bilimsel yazı kaleme alan And’ın ölüm nedeni henüz açıklanmadı.

Yazar-araştırmacı-bilim adamı Metin And, 81 yaşında Ankara’da vefat etti.

And’ın, geçirdiği rahatsızlık sonucu kaldırıldığı Güven Hastanesi’nde dün akşam saatlerinde hayatını kaybettiği belirtildi. And’ın cenazesi, 3 Ekim Cuma günü Teşvikiye Camisi’nde öğle vakti kalınacak cenaze namazının ardından Eski Kozlu Mezarlığı’nda defnedilecek.

Metin And, 17 Haziran 1927’de İstanbul’da doğdu. Galatasaray Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitiren And, yüksek lisans yapmak için Londra’ya, daha sonra bale, opera ve tiyatro eğitimi için Rockefeller Vakfı bursuyla New York’a gitti.

TİYATRODAN ELEŞTİRMENLİĞE

Yazı yaşamına edebiyat, opera ve bale eleştirmenliği ile başlayan And, Ulus gazetesinde 15 yıl boyunca tiyatro eleştirileri yazdı.

Kuruluşundan itibaren Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nde otuz yılı aşkın süre öğretim üyeliği yapan And 1994’te emekli oldu.

Emeklilikten sonra Boğaziçi ve Bilkent üniversitelerinde üçer yıl “Kültür Tarihi” dersleri verdi.

And, bazıları yabancı dillerde olmak üzere 50 kadar kitap, 1500 kadar bilimsel inceleme, tanıtma-eleştiri yazısı ve ansiklopedi maddesi kaleme aldı.

SAYISIZ ÖDÜL VE NİŞANLARI VAR

Metin And, Türk Dil Kurumu Bilim Ödülü (1970), Türkiye İş Bankası Bilimsel Araştırma Ödülü (1980), Sedat Simavi Sosyal Bilimler Ödülü (1983), Fransa Hükümeti’nin “Officier de l’ordre des Arts et des Letres” nişanı (1985), İtalya Cumhurbaşkanı’nın “Şövalyelik” nişanı (1991), Türkiye Bilimler Akademisi Hizmet Ödülü (1998) gibi ödül ve nişanlar aldı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
01-10-08, 20:12
Alternatif Nobel ödülleri dağıtıldı

Alternatif Nobel olarak bilinen Doğru Yaşam Ödülü'ne bu yıl bir Amerikalı gazeteci ve bir Alman jinekolog ile Hindistan ve Somali'den siyasi eylemciler kazandı.

Ödülün düzenleyicileri, 2 milyon kronluk (290 bin dolar) ödülün dörde bölüneceğini açıkladı.

Açıklamaya göre, Amerikalı gazeteci Amy Goodman bağımsız siyasi gazeteciliği, Alman doktor Monika Hauser cinsel istismara uğramış kadınlara yardım için yürüttüğü çalışmalar dolayısıyla ödüle layık görüldü.

Somalili Asha Hagi barış konusundaki, Hindistanlı çift Krishnammal ve Sankaralingam Jagannathan da sosyal adaletin gelişmesi yönündeki çalışmalarıyla ödülü kazandı.

Doğru Yaşam Ödülleri, "insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlara diğer insanlara örnek olacak şekilde çözüm sunanları desteklemek" ve saygın Nobel ödülleri komitesi tarafından görülmeyen çalışmaların ödüllendirilmesi amacıyla İsveçli-Alman yazar Jakob von Uexkull'un 1980 yılında kurduğu bir vakıf tarafından veriliyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
02-10-08, 19:00
Medyada cinsiyetçiliğe ayna

Kadınların Medya İzleme Grubu-MEDİZ’in “Medyada Cinsiyetçiliğe Son!” kampanyası sürecinde oluşturulan birikim, bir kitapla okurlara sunuldu.

‘Medyada Cinsiyetçiliğe Son!’ kampanyası sürecinde yayınlanan basın bültenleri, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ‘Cinsiyetçi Olmayan Medya İçin...’ konferansında yapılan sunumlar ve ‘Medyada Kadınların Temsil Biçimleri Araştırması’nın sonuçları kitapta toparlandı.

“Medyada Cinsiyetçiliğe Son!” kampanyası kapsamında yayınlanan kitapta MEDİZ’in “Medyada Kadınların Temsil Biçimleri Araştırması” sonuçları önemli veriler sunuyor. Medyadaki cinsiyetçiliği yakından teşhis etmek üzere 10 günlük gazete, 5 radyo, 5 internet sitesi ve 5 televizyonu 2 hafta boyunca izleyerek elde edilen sonuçlardan bazıları şöyle;

Medya erkeklerin egemenliğinde...Kadın çalışanlara karar mekanizmalarında, ülke siyasetine katkıda bulunan yorumlarda, gündem belirleyen “ciddi” metin ve programlarda neredeyse hiç yer verilmiyor. Örneğin; Türkiye’deki yaygın günlük gazetelerin genel yayın yönetmenlerinin tamamı erkek...
Haberler, manşetler, içerikler yapılırken kadınlar, bireysel varlığı olmayan eş ve anne, magazin malzemesi, konu mankeni, cinsel nesne olarak kurgulanıyor ya da tamamen yok sayılıyor...
Gazetelerin başsayfalarındaki haberlerin sadece yüzde 21’inde kadınlar var.
Kadınlara ilişkin haberlerin yüzde 52’si “yaşam-magazin” alanında...
Haber kaynaklarının sadece yüzde 18’i kadın...
Köşe yazarlarının sadece yüzde 12’si kadın.
Yaygın ve genel televizyon kanallarındaki siyasi tartışma programı yapanların yüzde 0’ı kadın.
Televizyon ana haber bültenleri yönetim kadrolarının sadece yüzde 16’sı kadın.
Televizyon ana haber bültenleri yorumcularının yüzde 0’ı kadın
Televizyon ana haber bültenlerinde dış seslerin sadece yüzde 25’i kadın.

2006 yılında 23 kadın örgütünün girişimiyle kurulan MEDİZ, ilk olarak “Medya nasıl cinsiyetçi olmaz” sorusuna yanıt bulmayı hedefleyerek “Medyada Cinsiyetçiliğe Son!” kampanyasını başlattı. MEDİZ kampanya ile kadınların cinsiyetlerinden ötürü ayrımcılığa uğramadıkları bir medya yaratılmasına, medyada bağımsız ve bütünlüklü bir biçimde temsil edilmesine, hayatın her alanındaki varlıklarının hatırlanmasına, yönetici pozisyonlarda kadınlara da yer açılmasına, cinsiyetçi olmayan bir medya etiği oluşturulmasına katkıda bulunmayı hedefledi. Kampanya sırasında “Medyada Kadınların Temsil Biçimleri Araştırması” da gerçekleştirildi.

3-4 Mayıs 2008 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde düzenlenen uluslararası konferansta, medya yöneticileri ve çalışanları, medya izleme grupları ve feminist medyadan temsilciler, kadın gazeteciler ve kadın örgütleri ile “Cinsiyetçi olmayan medya nasıl mümkün olur?” tartışıldı.

“Medyanın arka sayfasında ‘Güzel’, gündüz kuşağında ‘Kurban’ ya da ‘Cani’, hikayelerinde ‘Fedakar Anne’, ‘İyi Aile Kızı’ ya da ‘Kötü Kadın’, siyaset sayfalarında ‘Başörtüsü’ ya da ‘Bayrak Taşıyıcısı’ ve yalnızca mutfağında çalışıp görünmez olmaktan bıktık!” diyerek yola çıkan MEDİZ’in kitabını ilgilenenler ücretsiz temin edebilirler.

İletişim
Kadınların Medya İzleme Grubu - MEDİZ
İstiklal Caddesi, Bekar Sokak No:7/6 34435 Beyoğlu / İstanbul
0212 251 64 57

Kaynak: Ntv

Butterbeer
04-10-08, 01:05
Forbes’ın ‘en çok kazanan yazarlar’ listesi:

1 JK Rowling £160m
2 James Patterson £26.7m
3 Stephen King £24m
4 Tom Clancy £18.7m
5 Danielle Steel £16m
6 John Grisham £13m
7 Dean Koontz £13m
8 Ken Follett £10.6m
9 Janet Evanovich £9m
10 Nicholas Sparks £8.5m

Kaynak: Gazeteport

Butterbeer
04-10-08, 01:38
2008 Nobel ödülleri 9 Ekim’de açıklanacak

Dünyanın en prestijli ödülleri arasında yer alan Nobel ödüllerinin bu yılki sahipleri, gelecek hafta belli olacak.

Nobel Edebiyat Ödülünün açıklanma tarihini her zaman diğer ödüllere göre daha geç duyuran İsveç Akademisi, internet sitesinde yayınladığı kısa açıklamayla, ödülün sahibinin 9 Ekimde ilan edileceğini bildirdi.

Diğer ödüllerin açıklanma tarihleri dün duyurulmuştu.

2008 Nobel Ödüllerinin sahipleri ilk olarak pazartesi günü, tıp ödülünü kazananın açıklanmasıyla belli olmaya başlayacak.

Açıklamaya göre, bu yılki Nobel ödüllerini açıklama tarihleri şöyle olacak:

6 Ekim Pazartesi: Nobel Tıp Ödülü
7 Ekimde Salı: Nobel Fizik Ödülü
8 Ekimde Çarşamba: Nobel Kimya Ödülü
9 Ekim Perşembe: Nobel Edebiyat Ödülü
10 Ekim Cuma: Nobel Barış Ödülü
13 Ekimde Pazartesi: Nobel Ekonomi Ödülü

Kaynak: Ntv

Butterbeer
05-10-08, 15:38
Die Welt, bazı Türk yazarların kitaplarını tanıttı

Alman "Die Welt" gazetesi, 14-19 Ekim 2008 tarihlerinde düzenlenecek ve Türkiye'nin bu yıl onursal konuğu olduğu 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı vesilesiyle bazı Türk yazarların piyasaya çıkan kitaplarını tanıttı.

Gazetenin edebiyat ekinde Orhan Pamuk, Zülfü Livaneli, Oya Baydar, Ayla Kutlu, Sabahattin Ali, Murat Uyurkulak, Tevfik Turan, Mehpare Bozyiğit ve Esmahan Aykol'un yeni kitaplarıyla Ahmet Hamdi Tanpınar'ın "Huzur" adlı eserinin Almanca baskısı tanıtıldı.

Tanpınar'ın eseriyle ilgili bir makalede, "İnanılmaz derecedeki güzel dil çeşitliliğiyle bağımlılık yapıyor, şaşırtıyor ve büyülüyor" denildi.

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk'un "Masumiyet Müzesi" adlı eserinin özetinin de aktarıldığı edebiyat ekinde, müzisyen, gazeteci ve yazar Zülfü Livaneli'nin "Mutluluk", Oya Baydar'ın "Kayıp Söz" adlı romanının içeriğine de yer verildi.

Yazar Necla Kelek'in, İbrahim Müteferrika'dan Orhan Pamuk'a kadar uzanan Türk edebiyatına bakışıyla ilgili bir makalenin de yer aldığı ekte, bir süre Türkiye'de yaşayan Amerikalı yazar Alan Drew'un "Su bahçeleri", Alman yazar Michael Zick'in "Türkiye-Medeniyetin beşiği" ve Rainer Hermann'ın "Türk toplumu nereye gidiyor" adlı kitaplarına da dikkat çekildi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
07-10-08, 19:40
Orhan Kemal’in ‘Cemile’si Makedonya’da

Türk edebiyatının usta kalemi Orhan Kemal’in ‘Cemile’ adlı kitabı, Shkupi Yayınevi tarafından ‘Xhemile’ adıyla Makedonya’da yayımlandı.

Orhan Kemal Kültür Merkezinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Kültür ve Turizm Bakanlığının TEDA Projesi kapsamında, Ramadan Ramadani tarafından Arnavutçaya çevrilen eser, kitapseverlerle buluştu.

Orhan Kemal’in ‘Baba Evi-Avare Yıllar’ kitapları da ‘Vitet Boshe’ adıyla Ağustos ayında yayınlayan Shkupi Yayınevi, yazarın ‘Murtaza’, ’72. Koğuş’ ve ‘Ekmek Kavgası’ yapıtlarını da yayımlamak üzere kitapların çevirisini hazırlıyor.

Orhan Kemal’in eserleri Yunanistan, Suriye, İsrail, İtalya ve İngiltere’de yayımlanmıştı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
07-10-08, 19:47
Tartışmalı kitap “Medine’nin Mücevheri” ABD’de

Hz. Muhammed ile eşi Ayşe’nin hayatının anlatıldığı tartışmalı ‘Medine’nin Mücevheri’ adlı kitap ABD’de satışa sunuldu.

Amerikalı yazar Sherry Jones tarafından kaleme alınan tartışmalı kitap “Medine’nin Mücevheri”, Beaufort Books adlı yayınevi tarafından ilk etapta 40 bin adet basıldı.

Hz. Muhammed ile eşi Ayşe’nin hayatının anlatıldığı kitap, kitabın İngiliz yayıncısının saldırıya uğramasının ardından, açıklanan tarihten dokuz gün önce ABD’de satışa sunuldu.

ABD’nin tanınmış yayınevlerinden Random House, kitabın basımını Müslüman toplumunu incitebileceği ve şiddet içeren tepkiler doğurabileceği kaygılarıyla mayıs ayında iptal etmişti.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
07-10-08, 19:49
“Nazım, herşeye rağmen o bir efsane”

Türkiye’nin en büyük yazar ve şairlerinden Nazım Hikmet’i tanıtan Alman ‘Frankfurter Rundschau’ gazetesi, Nazım Hikmet’in hayatını sürgünde geçirmesine rağmen Türkiye’de bir efsane olduğu görüşüne yer verdi.

Alman ‘Frankfurter Rundschau’ gazetesi, usta şair ve yazar Nazım Hikmet’i tanıttı.

“Hassas bir adam” başlığıyla yayınlanan ve Nazım Hikmet’in büyük bir fotoğrafına yer verilen yazıda, “hayatının büyük bir kısmını cezaevinde ve sürgünde geçiren Nazım Hikmet’in, buna rağmen eserleriyle Türkiye’de bir efsane olduğu” görüşüne yer verildi.

Yazıda, “Türkiye’de 1936-1965 yılları arasında sıkı yayın yasağı olduğu, bu nedenle Nazım Hikmet’in, birçok eserinin yayınlandığını görmediği, kendisini komünist olarak nitelendirdiği için uzun yıllar eski SSCB’de yaşadığı, ancak her zaman daha iyi bir yaşam için çaba harcadığı, bunun da takdire değer olduğu” belirtildi.

Bu takdiri göstermek için çok sayıda şiirinin seçilerek, “Die Namen der Sehnsucht” (Hasretlerin Adı) adı altında Türkçe ve Almanca olarak Ammann yayınevi tarafından yayınlandığı kaydedildi.

Gisela Kraft tarafından hazırlanan 357 sayfalık kitabın fiyatı 29,90 Avro.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
08-10-08, 17:41
‘Hayır sanmayın ki ‘onu’ unuttular’

Şair, yazar ve düşünür Attilâ İlhan, 10 Ekim 2008’de ölümünün üçüncü yıldönümünde “Attilâ İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı” tarafından düzenlenen bir törenle anılacak.

Şiirleri, romanları, araştırmaları, denemeleri ve köşe yazılarıyla Türk edebiyatını ve düşün dünyasını etkileyen Attilâ İlhan’ı anma töreni, 10 Ekim 2008 tarihinde saat 12.30’da, ailesinin ve sevenlerinin katılımıyla İstanbul Aşiyan Mezarlığı’ndaki kabristanı başında yapılacak.

BİRÇOK KEZ GÖZALTINA ALINDI
15 Haziran 1925 tarihinde doğan İlhan, İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza Nazım Hikmet şiiri göndermesi nedeniyle 1941’de tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı.

Türkiye’nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi’ne yazıldı. Üniversite yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayınlanmaya başlayan 1948’de ilk şiir kitabı Duvar’ı yayınladı.

1949 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Paris’e gitti. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan bir çok karakter ve olaya temel oluşturdu. Türkiye’ye geri dönüşünde sıklıkla başı polisle derde girdi. Bir kaç kez gözaltına alındı.

1950’Lİ YILLARDA ADINI DUYURDU

1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı kovuşturmaya uğrayınca tekrar Paris’e gitti. Bu dönemde İlhan Fransızca’yı ve Marksizmi öğrendi. 1950’li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini Türkiye çapında duyurmaya başladı.

FARKLI BİR İSİMLE SİNEMA KARİYERİ

Türkiye’ye döndükten sonra, Hukuk Fakültesi’ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953’te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başladı. 1957’de askerliğini yaptıktan sonra sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Ali Kaptanoğlu adıyla onbeşe yakın senaryo yazdı.

Babasının ölmesiyle birlikte İzmir’e döndü. Sekiz yıl İzmir’de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak ‘Yasak Sevişmek’ ve ‘Aynanın İçindekiler’ serisinden ‘Bıçağın Ucu’ yayınlandı. 1968’te evlendi, 15 yıl evli kaldı.

1973’te Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını üstlenerek Ankara’ya taşındı. ‘Sırtlan Payı’ ve ‘Yaraya Tuz Basmak’ı Ankara’da yazdı. 1981’e kadar Ankara’da kalan yazar, ‘Fena Halde Leman’ adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul’a yerleşti.

İstanbul’da gazetecilik serüveni Milliyet ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından sonra da Cumhuriyet gazetesi’nde köşe yazılarına devam etti.

SENARYO YAZMAYA GERİ DÖNÜŞ

1970’lerde Türkiye’de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı. ‘Sekiz Sütuna Manşet’, ‘Kartallar Yüksek Uçar’ ve ‘Yarın Artık Bugündür’ senaryosunu yazdığı dizilerdi.

Attila İlhan’ın şiirleri birçok kez de bestelendi. Özellikle Ahmet Kaya, İlhan’ın ‘An Gelir’, ‘Mahur’, ‘Hiçbir Şeyimsin’, ‘Acı Ninni’, ‘Jilet Yiyen Kız’ gibi birçok şiirini besteleyerek önemli bir ortak çalışmaya imza attı.

Usta kalem 10 Ekim 2005 tarihinde 80 yaşında hayata veda etti.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
08-10-08, 19:29
Obama kitabının yazarı gözaltında

ABD'de gelecek ay yapılacak seçimlerde Demokrat Parti'nin başkan adayı olan Barack Obama'yla ilgili "The Obama Nation" adlı tartışmalı kitabın yazarı Jerome Corsi, Kenya'nın başkenti Nairobi'de gözaltına alındı.

BBC'de yer alan habere göre Kenyalı yetkililer, Corsi'nin belgelerindeki bir sorun nedeniyle gözaltında olduğunu söylediler.

Kitabının tanıtımı için Nairobi'de bulunan Amerikalı yazarın sınır dışı edileceği öne sürülüyor.

Kenya'nın en eski gazetesi olan Standart'ta yer alan bir yorumda Corsi'nin Obama'yı karalamak için ülkede bulunduğu öne sürülmüştü.

Hawaii'de doğan siyah politikacı Obama'nın babası Kenyalı. Obama'nın annesi ise Kansaslı beyaz bir Amerikalı.

Kenya'da çok popüler olan Obama, Afrika'nın sesinin uluslararası platformda duyulmasını sağlayacak bir siyasetçi olarak görülüyor.

Demokratlar'a göre Corsi'nin kitabı, Obama'nın seçimde başkan olma şansını azaltmak için çıkarıldı.

Kitapta, başkanlık için "tehlikeli bir radikal aday" olarak tanımlanan Obama'nın Müslüman olduğu ima ediliyor ve hala uyuşturucu kullanıyor olabileceği öne sürülüyor.

Yazar Jerome Corsi, yakın bir zaman önceki basın duyurusunda Senatör Obama ile Kenya hükümeti arasındaki gizli bağları ortaya çıkaracağını savunmuştu.

Kaynak: CNN

Butterbeer
09-10-08, 16:14
Nobel Edebiyat Ödülü Le Clezio’nun

2008 Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi Fransız yazar Le Clezio’nun oldu. İsveç Akademisi Le Clezio’yu “insanlığın kaşifi, şiirsel maceranın ve yeni ayrılıkların yazarı” olarak tanımladı.

Her yıl İsveç Akademisi tarafından, Alfred Nobel’in sözleri ile ‘idealist eğilimi en farklı şekilde ifade eden yazara’ verilen Nobel Edebiyat Ödülü bu sene Jean-Marie Gustave Le Clezio’nun oldu. Akademi, Le Clezio’ya verilen ödülle ilgili açıklamasında, romancıyı, “mevcut medeniyet altında ve ötesinde insanlığın kaşifi, duygusal coşkunun, şiirsel maceranın ve yeni ayrılıkların yazarı” olarak tanımladı. 2008 Nobel ödülü adayları arasında Amerikalı yazarlar Thomas Pynchon ve Don DeLillo ile Suriyeli şair Adonis’in adları geçiyordu. Nobel Edebiyat Ödülü’nü geçen yıl da İngiliz yazar Doris Lessing almıştı. 2006 yılında Orhan Pamuk’un kazandığı bu önemli ödül bugüne kadar hem kazananları hem de kazanamayanlarıyla her zaman Nobel ödülleri arasında en çok tartışılanı oldu.

1901’den itibaren verilmeye başlanan ödülü bugüne kadar Knut Hamsun, Thomas Mann, Eugene O’Neill, Hermann Hesse, André Gide, T. S. Eliot, William Faulkner, Bertrand Russell, Ernest Hemingway, Albert Camus, John Steinbeck, Mihail Şolohov, Samuel Beckett, Pablo Neruda, Heinrich Böll, Saul Bellow, Gabriel García Márquez, Octavio Paz, José Saramago, Günter Grass, Imre Kertész, Harold Pinter gibi geniş yelpazeye yayılan birçok yazar kazandı.

Öte yandan bu ödülü kazanamamış yazarların arasında Jorge Luis Borges, Bertolt Brecht, Anton Çehov, Jacques Derrida, Aldous Huxley, James Joyce, D.H. Lawrence, Arthur Miller, Robert Musil, Vladimir Nabokov, George Orwell, Fernando Pessoa, Ezra Pound, Marcel Proust, J.D. Salinger, Leo Tolstoy, Mark Twain, Tennessee Williams, Virginia Woolf, John Fowles, Lawrence Durrell gibi birçok büyük kalemin olması Nobel Edebiyat Ödülü’nü ve genel olarak ödül sistemini sorgular hale getirmiştir.

TARTIŞILAN ÖDÜLLER

Birçok kez tartışma konusu olan Nobel Edebiyat Ödülü’nü bugüne kadar reddeden tek yazar ise ünlü Fransız varoluşçu yazar Jean-Paul Sartre. Boris Pasternak ise ödülü kazandığı halde SSCB vatandaşlığından atılacağı korkusuyla geri çevirmek zorunda kalmıştı. Ödül tarihinde tartışılan bir diğer olay ise İngiliz Devlet Adamı Winston Churchill’in bu ödülü kazanması oldu.

Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan kadın yazarlar ise şu isimlerden oluşuyor; Selma Lagerlöf, Grazia Deledda, Sigrid Undset, Pearl S. Buck, Gabriela Mistral, Nelly Sachs, Nadine Gordimer, Toni Morrison, Wislawa Szymborska, Elfriede Jelinek ve Doris Lessing.

Nobel Edebiyat Ödülü’nü en genç yaşta alan yazar ise Rudyard Kipling. İngiliz sömürgeciliğinden yana tutumuyla tanınan romancı, şair ve öykü yazarı Kipling, 1907 yılında Nobel’i aldığında 42 yaşındaydı.

En uzun yaşamış Nobel Edebiyat Ödülü sahibi isim Bertrand Russell, 1970’de öldüğünde 97 yaşında idi. En genç ölen Nobel Edebiyat Ödülü sahibi ise, Fransız düşünür, romancı, deneme ve oyun yazarı Albert Camus. 1957’de ödüle layık görülen Camus, 1960’da bir trafik kazasında hayatını kaybettiğinde 46 yaşındaydı.

İKİ YIL ÖNCE BUGÜN

2006 yılında dünyaca ünlü pek çok şair ve yazarın arasından sıyrılan isim ise Orhan Pamuk olmuştu. Şans tanınan isimler arasında Suriyeli şair Adonis, Çek yazar Milan Kundera ile ABD’li Philip Roth’un da bulunduğu ödülü kazanan Pamuk, hem büyük bir sevinç hem de büyük tartışma yaratmıştı.

Pamuk, ödülünü kazandıktan bir süre sonra yaptığı ‘Babamın Bavulu’ başlıklı konuşmasında “Babam, gençliğinde yazar olmak istediği için yazar oldum” diye konuşmuştu.

İsveç Akademisi, Orhan Pamuk’un ödülüyle ilgili “2006 Nobel Edebiyat Ödülü, kentinin romantik ruhunun izlerini sürerken, kültürlerin birbirleriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan Orhan Pamuk’a verilmiştir.” açıklamasını yapmıştı.

2008’İN GÜÇLÜ ADAYLARI

Bu yıl dünya basını ve edebiyat otoritelerinin öne çıkardığı yazar ve şairler arasında Amerikalı yazarlar Thomas Pynchon ve Don DeLillo, Suriyeli şair Adonis, Avustralyalı şair Les Murray, Japon yazar Haruki Murakami, Fransız yazar Milan Kundera, İtalyan yazar Claudio Magris gibi isimler bulunuyordu.

Nobel Edebiyat Ödülü’nden sonra 10 Ekim Cuma günü Nobel Barış Ödülü, 13 Ekim Pazartesi günü de Nobel Ekonomi Ödülü açıklanacak.

2007: Doris Lessing, İngiltere
2006: Orhan Pamuk, Türkiye
2005: Harold Pinter, İngiltere
2004: Elfriede Jelinek, Avusturya
2003: J.M. Coetzee, GüneyAfrika
2002: Imre Kertesz, Macaristan
2001: V.S. Naipaul, Trinidad doğumlu İngiliz
2000: Gao Xingjian, Çin doğumlu Fransız
1999: Guenter Grass, Almanya
1998: Jose Saramago, Portekiz
1997: Dario Fo, İtalya
1996: Wislawa Szymborska, Polanya
1995: Seamus Heaney, İrlanda
1994: Kenzaburo Oe, Japonya
1993: Toni Morrison, ABD
1992: Derek Walcott, St. Lucia
1991: Nadine Gordimer, Güney Afrika
1990: Octavio Paz, Meksika
1989: Camilo Jose Cela, İspanya
1988: Naguib Mahfouz, Mısır
1987: Joseph Brodsky, Rusya doğumlu Amerikalı
1986: Wole Soyinka, Nijerya
1985: Claude Simon, Fransa
1984: Jaroslav Seifert, Çekoslovakya
1983: William Golding, İngiltere
1982: Gabriel Garcia Marquez, Kolombiya
1981: Elias Canetti, Bulgaristan doğumlu İngiliz
1980: Czeslaw Milosz, Polonya doğumlu Amerikalı
1979: Odysseus Elytis, Yunanistan
1978: Isaac Bashevis Singer, Polonya doğumlu Amerikalı
1977: Vicente Aleixandre, İspanya
1976: Saul Bellow, Kanada doğumlu Amerikalı
1975: Eugenio Montale, İtalya
1974: Eyvind Johnson and Harry Martinson, İsveç
1973: Patrick White, İngiltere doğumlu Avustralyalı
1972: Heinrich Boell, (Batı) Almanya
1971: Pablo Neruda, Şili
1970: Alexander Solzhenitsyn, Rusya
1969: Samuel Beckett, İrlanda
1968: Yasunari Kawabata, Japonya
1967: Miguel A. Asturias, Guatemala
1966: Shmuel Y. Agnon, Polonya doğumlu İsrailli ve Nelly
Sachs, Almanya doğumlu İsveçli
1965: Mikhail Sholokhov, Rusya
1964: Jean-Paul Sartre, Fransa (ödülü reddetti)
1963: Giorgos Seferis, Yunanistan
1962: John Steinbeck, ABD
1961: Ivo Andric, Yugoslavya
1960: Saint-John Perse, Fransa

Kaynak: Ntv

Butterbeer
10-10-08, 17:32
Nobel'li Le Clezio Fransız olmaktan memnun

2008 Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan Fransız yazar Jean-Marie Gustave Le Clezio, Fransız kültürünün yaşadığını ve iyi durumda olduğunu söyledi.

Le Clezio, Fransız kültürünün öldüğü yönündeki söylemlerin büyük mübalağa olduğunu belirterek, "Bunu reddediyorum. Fransız kültürü çok zengin ve çok değişik bir kültür. Çökmesi için risk yok" diye konuştu.

Fransa'da uzun süredir tartışılan Fransız kültürünün yok olduğu iddiası, Time dergisinin geçen yıl yayımladığı "Fransız Kültürünün Ölümü" yazısından sonra daha da alevlenmişti.

Kaynak: CNN

Butterbeer
10-10-08, 18:20
Cumhuriyet’in kuruluş yıllarından iki roman

Birçok kitabı televizyona ve sinemaya da uyarlanan yazar Halide Edib Adıvar’ın en ünlü eserlerinden ‘Yolpalas Cinayeti’ ve erken dönem yapıtlarından ‘Son Eseri’ tekrar okuyucularla buluşuyor.

Genellikle toplumdaki bağımsız kadınları ve onların karşısına çıkan engelleri anlatan Türk Edebiyatı’nın önemli isimlerinden Halide Edib Adıvar’ın, hikayeleri Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında geçen romanlarından ‘Yolpalas Cinayeti’ ve ‘Son Eseri’ Can Yayınları tarafından yayınlandı.

YOLPALAS CİNAYETİ

Halide Edib Adıvar’ın 1936 yılında Paris’te kaleme aldığı cinayet romanı, Yolpalas Cinayeti, 1900’lerin başında Şişli’de bir konakta işlenen bir cinayetin görüldüğü dava ile başlıyor ve o yılların İstanbul’una dair gözlemler eşliğinde anlatılıyor. Dönemin İstanbul’unu, kentte yaşayan aydınların Türkiye’ye ve Avrupa’ya bakışlarını, yeni yeni bilincine varılan sınıf çatışmalarını gözler önüne seriyor.

“Duygusallıkla yaklaştığımız romanlar vardır; Yolpalas Cinayeti benim için onlardan biri. Halide Edib Adıvar’ın en güçlü eserlerinden mi? Sinekli Bakkal kadar ünlü, Kalb Ağrısı kadar ince ve duyarlı, Handan kadar çarpıcı mı? Bunları bilemem. Ama Yolpalas Cinayeti’nin derin etkisi altında kaldığımı, yıllar yılı ondan izdüşümlerle yaşadığımı mutlaka söylemeliyim.” Selim İleri

SON ESERİ

“Artık hiçbir ıstıraptan ve azaptan korkmuyorum. “Nöbet saatin geçti, artık dinlen,” diyecek ölüm borusu çalıncaya kadar insanlık vazifemi yapacağıma sana söz veriyorum Kâmuran. Ve bunu söylerken aşkımızın şimdi muhafızı olmaya lâyık olduğumu hissediyorum. Allaha ısmarladık, Kâmuran! Sana ithaf ettiğim ömrüm, bu Son Eserim[’in] herhangi şaheserden fazla sana lâyık olduğuna eminim.” (Kitaptan)

Halide Edib Adıvar’ın 1913 yılında Tanin gazetesinde tefrika edilen romanı ‘Son Eseri’, yazarın erken dönem yapıtları arasında yer alıyor. Roman, “Bence yazmak, yaşamakla bir. Tıpkı baharda yapraklanan ağaçlar, tomurcuklanan çiçekler gibi,” diyen ünlü romancı Feridun Hikmet’le genç kadın ressam Kâmuran’ın ümitsiz aşkını anlatıyor. Feridun Hikmet, karısını elinden aldığı Asım Bey’in, Kâmuran’ın ağabeyi olduğunu öğrenince önce içine kapanıyor, ama sonra aşkın coşkusu galip geliyor. Son Eseri, sağlam psikolojik çözümlemelerle dolu, önemli bir roman.

Can Yayınları daha önce Halide Edib Adıvar’ın ‘Sinekli Bakkal’, ‘Ateşten Gömlek’, ‘Mor Salkımlı Ev’, ‘Handan’, ‘Vurun Kahbeye’ kitaplarını da yayınlamıştı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
10-10-08, 18:25
Zonaro’nun hatıratından saray hikayeleri

2. Abdülhamid döneminde saray ressamlığı görevine getirilen ressam Zonaro, 2. Abdülhamid dönemi olaylarının yanı sıra, “Ertuğrul Süvari Alayı Köprü’de” ve “Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’a Girişi” gibi eserlerin hikayesine hatıratında yer veriyor.

İtalyan ressam Fausto Zonaro’nun 1924 yılında tamamladığı, “Abdülhamid’in Hükümranlığında 20 Yıl” adlı hatıratı, Türkçeye çevrilerek Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlandı.

Zonaro, hatıratında anlattığına göre, Piyer Loti, Gautier ve Amicis’in hatıratlarını okuduktan sonra Osmanlı şehrine büyük ilgi ve merak duyarak, 1891 yılında İstanbul’a geldi.

Dönemin İstanbul’unda ilk izlenimleri ile oluşturduğu 4 tablosunu kitapçı Zellich’e o zaman 25 franka denk gelen 1 Türk Lirası bedelle satılması için emanet eden Zonaro, kısa zamanda sanat çevreleri tarafından büyük takdirle karşılaşarak önemli bir çevre edindi.

Zonaro’nun saray ressamı olmak üzere padişaha eserlerini sunması ise şöyle oldu: “Saray ressamı olmak için sarayın baş teşrifatçısı Münir Paşa ile görüşerek Sultan Abdülhamid’e ‘Ertuğrul Süvari Alayı Köprü’de’ isimli ünlü eserini sunmak istediğini söyleyen Fausto Zonaro’dan Münir Paşa, büyük boyutlu bu eseri saraya getirmeden önce Sultan’ın görmesi için kendisinden resmin bir fotoğrafını istedi.

Ertesi gün resmin fotoğrafını gören Münir Paşa’nın gözüne, çok beğendiği tabloda bir ayrıntı ilişti. Münir Paşa, tabloda önde elinde tüfek gibi tuttuğu sopayla yürüyüşe katılan yalın ayak oğlan çocuğu ile bir çingene grubunu işaret ederek, ‘Bakın, Padişah Hazretleri yoksulluğu hiç sevmez. Özellikle yoksul insanların var olduğunu düşünemez. Bu oğlanı güzelce giydirmenin bir yolu yok mu?’ dedi.

Zonaro, bu istek karşısında Münir Paşa’ya her şeyin yapılabileceğini, ancak o zaman kompozisyonun amacına ulaşmayacağını, her zaman her yerde yürüyüş yapan
askerlerin yanında halktan kişilerin ve onlara uygun adımlar atan, aynı şeyler yapmaktan mutlu çocuklar bulunduğunu, bu çocuğun eserin diyapozu olduğunu ve bu
sebeple dokunmaya cesaret edemeyeceğini anlattı.

Ancak Münir Paşa’nın ‘Diyelim ki eseri padişah hazretleri beğenerek kabul etti ve bir istek çocuğun oradan kaldırılmasını arzu ettiler, bunu yapmaya razı olur musunuz?’ sorusu üzerine Zonaro, ‘Evet. Efendi Hazretleri size şimdiden söz veriyorum. Padişah hazretleri onu görmeyecektir bile’ dedi.

Kendisine sunulan tabloyu çok beğenen Sultan 2. Abdülhamid, Zonaro’yu “Mecidi Nişanı” ve “Saray Ressamlığı” görevi ile onurlandırdı.”

BİR DİLEK: SANAT GALERİSİ KURMAK

Zonaro, saraya girdikten sonra Yıldız Sarayı ve bahçesinde çalışmalar yaparken, Türk-Yunan savaşı patlak verdi.

Savaş devam ederken Sultan Abdülhamid kendisinden Osmanlı’nın Mati (Dömeke) savaşında kazandığı zaferi resmetmesini istedi. Ancak cepheye gitmesine izin
verilmeyen Zonaro, bunun üzerine şehre geri dönen yaralı askerlerden yola çıkarak çeşitli eskiz çalışmaları yaptı ve halen Dolmabahçe Sarayında sergilenen ünlü
“Hücum” adlı eserini meydana getirdi.

Eseri çok beğenen Sultan 2. Abdülhamid, bu eser karşılığında Zonaro’ya kendisinden bir dilekte bulunmasını istedi.

Zonaro’nun talebi, Akaret-i Seniye’deki 50 numaralı evin kendisine bir sanat galerisi kurmak üzere verilmesi talebi oldu. Bu isteği yerine getirilen Zonaro, yıllarca eserlerini bu galeride sergiledi.

SANSÜR VE HAMAM KOMPOZİSYONLARI

Hatıratında anlattığına göre, geliri sergilerin masraflarını karşılayacak ve ileride yerin mülkiyetini almaya yarayacak bir fon oluşturmak üzere bir çekiliş oluşturan Zonaro, hazırladığı çekiliş davetiyelerini İtalya’ya göndermek isterken bir sorunla karşılaştı.

Gümrükte takılıp kalan bu biletlerin üzerindeki hilalin silinmesinin istenmesi üzerine Zonaro, öğrencileri ile birlikte sıkı bir çalışma yaparak 1000 adet biletin üzerindeki kadın figürünün saçındaki hilali, mürekkeple eklemeler yaparak bir aksesuar gibi göstermeyi başardı.

Osmanlı ülkesindeki verimli yılları sürdüren yetenekli ressam Zonaro’yu “Hamam”ları resmetme konusu cezbetti. Ayasofya yakınındaki bir hamama giden Zonaro, “La sieste” isimli resminin temasını burada buldu. Ancak resim için bir kadın model bulması gereken Zonaro, bu modeli bulmak için kendi ifadesiyle korkunç yerlere gitti, korkunç insanlarla anlaşmalar yapmak zorunda kaldı.

Zonaro, tabloyu 1902 yılında Torino sergisine, 1903’de Roma’ya, 1904’de Londra’ya gönderdiğini ve tabloyu orada satmayı başardığını, çünkü İstanbul’a geri dönmesiyle doğacak sonuç dolayısıyla ürperdiğini dile getirdi.

“RUFAİ DERVİŞLERİ” TABLOSUNDAKİ HATA

Zonaro, daha sonra Üsküdar’da ilgisini çeken Rufai dervişlerini resmetmek istedi.

Zikir ayinlerini izlemeye gittiği tekkede Şeyh’den izin alarak kendilerini stüdyosuna davet eden Zonaro, derviş ve mürit portreleri etütlerinin ardından tabloyu oluşturmaya başladı.

Tablonun sol tarafından zikreden Rufai dervişlerini, ortaya müritlerin üzerine basan şeyhi yerleştiren Zonaro, dervişlerin arkalarına doğru namazda secde eden bir adam yerleştirdi.

Zonaro, arkadaşı Kami Bey’den namaz kılan bir Müslümanın önünde hiçbir şeyin olmaması gerektiğini öğrendiğinde tablodaki bu figürü çıkardı.

FATİH SULTAN MEHMED’İN İSTANBUL’A GELİŞİ

Fausto Zonaro, ilerleyen yıllarda padişahın talebi üzerine Fatih Sultan Mehmed üzerine tarihi resimler yapmaya koyuldu. Dizinin ilk tablosu meşhur topla İstanbul’un fethine hazırlanan Fatih Sultan Mehmed’in resmiydi.

“Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’a Girişi” adlı tablonun padişaha gösterileceği gün, bu görevi Arif Bey aldı.

Arif Bey, kısa süre sonra soluk soluğa ve titreyerek dışarı çıktı. Zonaro’ya “2. Mehmed nerede? Ne yaptınız? Padişah, 2. Mehmed’in resmini gördüğünde kendi
resmi sandı. Ne demeliyim?” dedi.

Zonaro, Arif Bey’e, “Sakin olunuz efendim. Padişah Hazretlerine 2. Mehmed’in yüz hatlarını Venedik’te Lajard Galerisinden İstanbul’a gelen Gentile Bellini’nin yaptığı orijinal tablodan incelediğimi lütfen bildiriniz. Bellini buraya bizzat 2. Mehmed tarafından portresini yapmak üzere çağrılmıştı. Padişahımız Abdülhamid hazretlerine benziyorsa bunda şaşılacak bir şey yoktur. 2. Mehmed kendilerinin ataları değil midir” şeklinde cevap verdi.

Bu açıklamasının Arif Bey tarafından padişaha iletilmesinin ardından Zonaro’nun aylığına 5 Türk Lirası zam yapıldı.

Bir halife olduğu için kendisinin resminin yapılmasını, fotoğrafının çekilmesini istemeyen Sultan 2. Abdülhamid’i nihayet bir rica mektubu ile ikna eden Zonaro, padişahın başarılı portrelerini yaparak, galerisinde sergiledi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
11-10-08, 15:17
Mehmed Uzun’la ‘uzun’ bir hayat

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz yazar Mehmed Uzun anılıyor. Kitapları yirmiye yakın dilde yayınlanan Uzun’un anısına, Muhsin Kızılkaya’nın yazdığı ‘Sen û Ben’ adlı kitap, Uzun’un ölüm yıldönümünde okuyucularla buluşuyor.

Modern Kürt edebiyatının yaratıcılarından Mehmed Uzun, geçtiğimiz yıl bugün, mide kanseri nedeniyle hayatını kaybetmişti. Kürtçe, Türkçe ve İsveççe çalışmaları yirmiye yakın dilde yayınlanan, çokdilli ve çokkültürlü bir yazar olan Uzun hakkında çok sayıda dava açılmıştı. Uzun’un birinci yıl dönümünde İthaki Yayınları, Uzun’un yakın arkadaşı ve kitaplarının çevirmeni Muhsin Kızılkaya’nın kaleme aldığı, “Sen Û Ben - Anılarla Mehmed Uzun’un Hayatı” adlı kitabı yayınladı. Kızılkaya kitapta Mehmed Uzun’la yaşadığı on beş yılın hikayesini ‘roman’ tadında ele alıyor.

“Çoğu zaman bir yazarın yaşam öyküsünü okurken yapıtlarının hikâyesini okuruz adeta. Ama bazen başyapıt haline getirilmiş yaşam öyküleriyle de karşılaşırız. Hüzünleri, sevinçleri, acı ve yıkımlarıyla, mücadelesiyle destansı bir yaşamdır karşımızdaki... Tıpkı elimizdeki kitapta olduğu gibi...” (Kitabın arka kapağından)

Kitapta Uzun’la geçen yıllarını ‘Ben’ ve ‘Sen’ başlıklarıyla anlatan Kızılkaya, kendi anıları gibi Uzun’un anlatılarını da tırnak içine almadan aynı şekilde aktarıyor. Uzun’un yazdıklarından da faydalanan yazar, yakın arkadaşının hayatının önemli duraklarını kendi süzgecinden geçirerek karşılıklı konuşma şeklinde anlatıyor.

“Vatandaşlıktan atılmıştım, bir daha Türkiye’ye dönmemin imkanı yoktu, yine de şansımı denemeye karar verdim: bütün cesaretimi toplayarak Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği’ne müracaat ettim, kısa bir süre babamı görmek, sadece ama sadece ‘güle güle babacığım’ diyebilmek için Türkiye’ye gitme izni istedim onlardan. Cevap katiydi; hayır, gidemezsin! Babamın günleri sayılıydı, sayılı gün tez geçti, vefat haberi ulaştı bana.” ( Kitaptan)

Kızılkaya, Uzun’la yaşadıkları bu ‘uzun’ hikayeyi, Uzun’un yaşamını kaybettiği ana kadar anlatarak bitiriyor.

DİKENLİ YOLU AÇAN ADAM, MEHMED UZUN

Kürtçe, Türkçe ve İsveççe çalışmaları yirmiye yakın dilde yayınlanan Mehmed Uzun, uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı. İsveç Pen Kulübü ve Uluslararası Pen Kulüp’te aktif çalışan ve İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği’nin de üyesi olan Uzun’un bugüne kadar yedi Kürtçe roman yazdı. Romanları başta Türkçe olmak üzere birçok dile çevrilen ve çevrilmekte olan Uzun’un, denemeleri de çeşitli dergi ve gazetelerde yirmiye yakın dilde yayınlandı.

“Mehmed Uzun, Kürt romanının dilinin dikenli yolunu açmıştır” Yaşar Kemal

‘Aşk Gibi Aydınlık-Ölüm Gibi Karanlık’ romanı ve ‘Nar Çiçekleri’ adlı deneme kitabı ile ilgili olarak 2001 baharında yargılanan ve beraat eden Uzun, aynı yıl Türkiye Yayıncılar Birliği’nin her yıl verdiği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü’nü kazandı.

Yarattığı edebiyat ve sözün özgürlüğüne ilişkin duruşundan dolayı İskandinavya’nın en önemli ödüllerinden Torgny Segerstedt Özgürlük Kalemi Ödülü’nü kazanan Uzun, 2002’de de İsveç kültür yaşamına sunduğu değerli katkılarından dolayı İsveç Akademisi’nin Stina-Erik Lundeberg Ödülü’nü aldı.

Uzun, 11 Ekim 2007 tarihinde, uzun süreden beri mücadele ettiği mide kanserine yenik düşerek, Diyarbakır’da yaşama veda etti.

Ölümünün ardından yakın arkadaşı Yaşar Kemal, “O büyük yazarların geçtiği kapıdan geçen büyük bir yazardı. Kendi kültürünü, yazdıklarıyla, bütün dünyaya ve kendi milletine anlattı ve görevini en iyi biçimde yaptı” diye konuştu.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
11-10-08, 16:31
Alman büyüteci Türk edebiyatının üstünde

Türkiye'nin onur konuğu olduğu, 14-19 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı öncesinde Alman basını bazı Türk yazarlara, eserlerine ve Türkiye'ye geniş şekilde yer verdi.

Frankfurt Kitap Fuarı'nın Başkanı Jürgen Boos, "Frankfurter Rundschau" gazetesine yaptığı açıklamada, fuar çerçevesinde Türkiye ile ilgili yapılacak ve yapılmakta olan etkinliklere işaret ederek, bunların Türkiye'nin çeşitli
yüzlerini gösterdiğini söyledi.

Kendisi için Batı ve Şark arasında sürekli dile getirilen farklılıkların bulunmadığını belirten Boos, "Türkiye'nin imajını değiştireceğiz" diye konuştu.

Türkiye'nin çeşitliliğinin anlaşılması durumunda, yine çok çeşitli yüzleri olan Avrupa'ya girişinin takdir edileceğini ifade eden Boos, bu fuarın Türkiye'yi AB'ye yaklaştırıp yaklaştırmayacağının sorulması üzerine ise "Almanlar Türklere daha fazla yaklaştı mı? Hayır, üye adayı olarak Türkiye bu kitap fuarının sonunda AB'ye daha fazla yaklaşmış olmayacak" dedi.

Fuar etkinliklerinin sadece Türk folkloruyla sınırlı olmadığını kaydeden Boos, kendi kafasındaki Türkiye imajının da önceleri sadece az sayıdaki Türk yazarlarla ve turizmle belirlenmiş olduğunu, ancak Türkiye'nin "onursal konuk" olması sebebiyle son 2 yılda yapılan hazırlıklar sayesinde Türkiye hakkında çok daha fazla şey öğrendiğini kaydetti.

Almanya'da yaklaşık 4 milyon Türkün yaşadığını, başka hiçbir ülkede bu kadar büyük bir yabancı toplumunun bulunmadığını belirten Boos, kendilerinin Türkiye'deki yayınevi dünyasına konsantre olduklarını, bu alanda Türkiye'de inanılmaz bir büyüme olduğunu söyledi.

Frankfurter Rundschau gazetesinde, yazar Şebnem İşigüzel de tanıtılarak, ülkesini seven ve Türkiye'den başka bir yerde yaşamak istemeyen bu yazarın, yine eserlerinde Türkiye'deki eksiklikleri eleştirdiği de belirtildi.

Gazetenin seyahat sayfalarında da İstanbul ve Kaş yöresi tanıtıldı.

Alman araştırmacı Stephan Lanz'ın, nüfusu gittikçe artan İstanbul hakkında kitap yazdığı ve Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'un da İstanbul aşığı bir insan olduğunu kaydedilen yazıda, kentin hızlı şekilde modernleştiği ifade
edildi.

Başka bir yazıda da Kaş ve antik Myra kenti arasında görülecek tarihi yerler ve oteller anlatıldı.

"Frankfurter Allgemeine Zeitung" gazetesi ise tamınmış bazı Türk yazarları tanıttığı yazıda, Türk edebiyatının Almanya'da fazlaca bilinmediği, ancak Türk edebiyatının Frankfurt Kitap Fuarı'nda keşfedilebileceği belirtildi.

Yazıda, Ahmet Hamdi Tanpınar, Yaşar Kemal, Nazım Hikmet, Orhan Pamuk, Aziz Nesin, Tevfik Fikret ve Elif Şafak gibi bazı yazarların eserleri tanıtıldı ve diğer çok sayıda yazarın ismi anılarak Türk edebiyatının gelişimi hakkında bilgi verildi.

Gazetenin diğer bir yazısında da besteci Adnan Saygun tanıtıldı.

Saygun'un ünlü Macar bestecisi Bela Bartok'a benzetildiği yazıda, "Türk Bartok'u" şeklinde başlık kullanıldı.

"Die Welt" gazetesi de bugün yayınladığı edebiyat ekinde, Alman Yeşiller Partisi eş başkanlığı görevine aday olan Avrupa Parlamentosu üyesi Cem Özdemir'in yeni çıkan ve Türkiye'nin çeşitliliğini yansıtmaya çalıştığı "Türkiye - Politika, Din, Kültür" adlı kitabını tanıttı.

Ekteki başka bir yazıda ise yazar Necla Kelek tanıtıldı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
11-10-08, 16:33
Tuna Kiremitçi'nin kitabı Bulgarca'ya çevrildi

Çağdaş Türk edebiyatının ünlü yazarı Tuna Kiremitçi'nin son kitabı "Dualar Kalıcıdır" Bulgarca'ya çevrilerek Bulgar okurunun beğenisine sunuldu.

Bulgaristan'ın en büyük yayınevlerinden biri olan Trud (emek) yayınevi tarafından basılan "Dualar Kalıcıdır" adlı kitabı Türkçe'den Bulgarca'ya Paolina Mateeva çevirdi.

Kitabın Bulgarca baskısının piyasaya verilmesi dolayısıyla Sofya Dedeman Prenses Oteli'nde Türkiye'nin Sofya Büyükelçiliği'nin desteğinde Trud yayınevi tarafından bir tören düzenlendi.

Törende konuşan Türkiye'nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Gücük, iki ülke arasında edebiyat, kültür ve sanat alanındaki ilişkilerin gelişmesinin önem taşıdığını söyledi. Türk yazarların kitaplarının Bulgarca'ya, Bulgar yazarlarının kitaplarının da Türkçe'ye çevrilmesinin bu ilişkilerin gelişmesine büyük katkı sağlayacağını ifade eden Gücük, bu konuda hem Türk, hem de Bulgar yazarların teşvik edilmesi gerektiğini kaydetti. Gücük, Tuna Kiremitçi'nin "Dualar Kalıcıdır" kitabının Bulgarca'ya çevrilmesinde emeği geçenlere de teşekkür etti.

Trud Yayınevi Genel Müdürü Nikola Kinsevski de yayınevi olarak Türk yazarların eserlerine önem verdiklerini söyledi. Kinsevski, Bulgar okurların Tuna Kiremitçi'nin kitabına büyük ilgi göstereceklerine inandığını bildirdi.

Kitabın Bulgarca'ya çevirisini yapan Paolina Mateeva da konuşmasında Tuna Kiremitçi'nin büyük bir yazar olduğunu belirterek, "O'nun yazdığı bir kitabı çevirmek benim için bir onurdur" dedi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
11-10-08, 16:37
Beyoğlu'nda sahaf festivali

Beyoğlu Belediyesince düzenlenen "Beyoğlu Sahaf Festivali", Taksim Gezi Parkı'nda açıldı.

İstanbul'un çeşitli ilçelerinden yaklaşık 60 sahafın katıldığı festivalin açılışında konuşan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, sahafların kültür mirasını koruyarak, bu mirasın yeni kuşaklara aktarımını sağladıklarını söyledi.

Beyoğlu Belediyesi olarak iki farklı misyonları olduğunu ifade eden Demircan, bunlardan birinin ilçede yaşayan insanların ihtiyaçlarını karşılamak, diğerinin ise kültürel misyonu olan Beyoğlu'nda bu misyonun gereğini yerine
getirmek olduğunu kaydetti.

Kültür ve sanat alanında Beyoğlu'nda açık alanlarda geniş katılımlı festivaller yapmayı bir ihtiyaç olarak gördüklerini ifade eden Demircan, sahaf festivalinden önce de geleneksel el sanatları ve geleneksel Türk sanatları festivalleri düzenlediklerini hatırlattı.

Sahaf festivali katılımcılarına teşekkür eden Demircan, şunları söyledi:

"Bizim belleğimizi koruyan bu değerli insanlara teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Onlar belki işlerini yapıyorlar, ama aynı zamanda bizim kültür mirasımızın yeni kuşaklara aktarımını da sağlıyorlar. Yaptıkları iş çok kutsal. Bir insanın hafızası olmasa, onu farklı kılan şeyler ortadan kalkmış olur. Bir ülkenin hafızası da mimarisinde, geleneksel el sanatlarında ya da bu tür el yazması, kitap ve mektup gibi sahaflarda yer alan eserlerindedir."

Galata Sahaf Festivalinin, bu yıl Beyoğlu Sahaf Festivali'ne dönüştürüldüğünü ve geniş bir katılım sağladıklarını belirten Demircan, Taksim Gezi Parkı'nda gelecek yıl en az 10 festivale ev sahipliği yapılacağını kaydetti.

Demircan, Kasımpaşa Turabi Baba Türbesi'nin yanındaki tarihi binanın orijinal haline uygun olarak yeniden inşa edildiğini ve bu binanın kütüphane haline getirildiğini anlatarak, burada Beyoğlu'na dair belge, fotoğraf ve kitapların yer aldığı "Beyoğlu Belleği" tarzında bir bölüm tasarladıklarını söyledi.

Festivale katılan sahaflar adına konuşan, festivalin sahaflar koordinatörü Nedret İşli de Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan ve festivalin gerçekleşmesini sağlayan diğer yetkililere teşekkür etti.

Kuledibi'nde geçen yıl gerçekleştirilen ilk sahaf festivalinde sadece Beyoğlu'ndaki sahaflara yer verdiklerini ifade eden İşli, bu yıl ise İstanbul'un çeşitli ilçelerinden 60'a yakın sahafın festivale katıldığını kaydetti.

İşli, "Osmanlı İmparatorluğu'ndan bugüne ilk kez Taksim Meydanı'nda bir sahaf festivali gerçekleştiriliyor. Bizim için çok mutlu bir gün" dedi.

Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan, Nedret İşli ile festivale katılan sahafların stantlarını gezdi.

Stantlardaki eski belge ve kitaplar hakkında bilgi alan Demircan'a, Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait tapu ve hisse senetleri, imparatorluğun son dönemlerinde Fransızca olarak çıkarılan Stamboul gazetesinin nüshaları ve harf devriminin yapıldığı tarihte iki alfabede çıkan Milliyet gazetesinin içeriği hakkında bilgi verildi.

Sahaf Festivali meraklılarını bekliyor

Birbirinden değerli koleksiyonların, eserlerin yer aldığı Sahaf Festivali, 19 Ekime kadar gezilebilecek.

Kartpostallardan sigaralıklara, siyah beyaz hatıra fotoğraflardan sinema afişlerine, meraklısı için hayli ilginç ve değerli eserler festival stantlarında satışa sunuluyor.

Sahaf Can standında Hanifi Can, özellikle hisse senetleri koleksiyonuyla dikkati çekiyor. Cumhuriyet öncesi ve ilk yıllarına ait koleksiyonerlerin ilgisini çeken hisse senetleri de bu stantta sergileniyor.

Aynı stantta, üzerinde Atatürk'ün portresinin yer aldığı sigaralıklar meraklılarını bekliyor. Stantta, Atatürk'ün yaşadığı tarihlere ait yabancı gazeteler bulunuyor. Bir gazetenin baş sayfasında, Latife Hanım'ın Atatürk'ün elini öpmek üzere eğildiği siyah beyaz fotoğraf dikkati çekiyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
11-10-08, 16:41
Gülten Dayıoğlu Vakfı Ödülleri

Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı Ödüllerinin ikincisinin konusu, "Yeni kitle iletişim araçlarının çocuk ve gençlik edebiyatına etkisi" olarak belirlendi.

Vakıftan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türk çocuk ve gençlik edebiyatı yazarı Gülten Dayıoğlu'nun geçen yıl kurduğu vakfın, bu alanı desteklemeyi amaçlayan ödüllerin ikincisini araştırma dalında vermeyi kararlaştırdığı
belirtildi.

Araştırmacıların, 31 Aralık 2008'e kadar başvuruda bulunabilecekleri ve kazananların 23 Nisan 2009'da açıklanacağı ifade edilen açıklamada, ödül töreninin 15 Mayıs 2009'da yapılacağı ve ödülün 5 bin YTL olduğu kaydedildi.

Araştırma dalında verilecek ödülün konusunun, "Yeni kitle iletişim araçlarının çocuk ve gençlik edebiyatına etkisi" olduğu belirtildi.

Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı Ödülü Seçici Kurul üyelerinin; Prof. Dr. Selahattin Dilidüzgün, Dr. Fatih Erdoğan, Dr. Meral Kaya, Prof. Dr. Turgay Kurultay, Prof. Dr. Sedat Sever, Yrd. Doç. Dr. Medine Sivri ve Mustafa Ruhi Şirin'den oluştuğu bildirildi.

Açıklamada, başvuruların, Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı Sekreterliğinin Perihan Sokak 2/1 34381 Şişli-İstanbul adresine iadeli taahhütlü posta ve benzeri bir yolla yapılacağı, daha geniş bilginin gultendayioglu.com adresinden edinilebileceği kaydedildi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
12-10-08, 14:56
Günay: "Nazım Oratoryosu komitenin kararı"

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Frankfurt Kitap Fuarı çerçevesindeki etkinlerle ilgili olarak "Etkinlikleri ulusal bir komitenin belirlediğini, Nazım oratoryosunun bu yılki etkinlikler arasına alınmamış olmasının tamamen bu ulusal komitenin kararı olduğunu" söyledi.

Bakanlık olarak Nazım oratoryosunu bu yıl Moskova'ya götürdüklerini, esere ve sanatçılara karşı bir önyargı beslemelerinin söz konusu olmadığını vurgulayan Günay, "Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki etkinlikler konusunda kendilerinin değil, ulusal komitenin karar verdiğini" kaydetti.

Bakan Günay, Türkiye'de Nazım oratoryosunun dışında başka sanat etkinliklerinin de bulunduğunu ve Frankfurt Kitap Fuarı'nda bu yıl bu etkinliklerin yer alacağını bildirdi.

Olayın geçmişi

Fazıl Say’ın bestelediği Nazım Hikmet Oratoryosu, Frankfurt Kitap Fuarı konuk ülke Türkiye projesi programı dışında kaldı.

Say'ın eserinin daha önceden proje içinde olacağı açıklanmıştı, ancak daha sonra programdan çıkarılıp yerine Yunus Emre Oratoryosu'nun sahnelenmesi kararı alınmıştı.

Fazıl Say konuyla ilgili kendisine hiçbir açıklama yapılmadan böyle bir şey yapılmasının onur kırıcı olduğunu söylemişti.

Kaynak: CNN

Butterbeer
12-10-08, 15:02
"Orhan Pamuk çok tanınıyor az satıyor"

Frankfurt Kitap Fuarı'na kitabevleri de hazırlık yapıyor. Türk yazarların kitapları özel bölümlerde sergileniyor. Alman okuyucular, Türk edebiyatını ne kadar tanıyor, Türk yazarlarını kitaplarını okuyor mu?

Deutsche Welle'in internet sitesinde yer alan habere göre Türk edebiyatı ve Türkiye ile ilgili kitaplar, Almanya’da belki de hiç bu kadar gündemde olmamıştı.

Gazete ve dergilerde, Türk yazarlarını tanıtan haberler, röportajlar yer alıyor. Aralarında Der Spiegel’in de bulunduğu bazı dergiler Türkiye ve Türk edebiyatına ilişkin özel sayılar, ekler yayınlıyor.

Kitabevleri de, Türk yazarların Almanca’ya çevrilmiş, çoğu piyasaya yeni çıkmış kitaplarını ayrı bir bölümde sergiliyor.

Başkent Berlin’in tanınmış kitabevlerinden olan Dussmann’da da Frankfurt Kitap Fuarı’na ayrılmış özel bölümlerde Türk yazarların kitapları dikkati çekiyor.

Dussmann Basın Sözcüsü Bianca Krömer, Frankfurt Kitap Fuarı’nda konuk ülkenin doğal olarak ilgi odağı olduğunu belirtiyor. Bu nedenle, Türk edebiyatına özel bölümler hazırladıklarını kaydediyor.

Türk yazarlar tanınmıyor

Orhan Pamuk, Yaşar Kemal gibi kitapları yıllardır Almanca’ya çevrilen yazarların yanı sıra Halide Edip Adıvar, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi isimler göze çarpıyor.

Türk edebiyatına ayrılmış bölümün önünde duran müşteriler, ellerine aldıkları kitapları ilgiyle inceliyorlar. Peki, Türk edebiyatını ne kadar tanıyorlar, Türk yazarların kitaplarını okuyorlar mı?

Müşteriler arasında Orhan Pamuk'un adını duyanlar olmasına rağmen, kitabını okuyan neredeyse hiç yok. Bir erkek müşteri, "Bugüne kadar hayır, ama Orhan Pamuk elbette bir isim. Bu nedenle de onun bir kitabını okumak istiyorum" diyor.

Bir diğer müşteri ise, bu soruyu "Hiç okumadım, doğruyu söylemek gerekirse. Ama ilgimi çekebilecek bir şey var mı diye bakıyorum" şeklinde yanıtlıyor.

Bir başka müşteri "Hayır, ama Orhan Pamuk hakkında çok şey duydum. Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış birinin kitaplarını okumak gerekiyordu, ama ben hala okumadım" şeklinde konuşurken, bir kadın da Türk edebiyatına ilişkin kitapları radyodan öğrendiğini, ama bir türlü okumaya fırsat bulmadığını ifade ediyor.

Orhan Pamuk bile çok satmıyor

Türk yazarı denince akıllara ilk gelen isim Orhan Pamuk oluyor. Yazarın son kitabı ”Masumiyet Müzesi”nin Almanca çevirisi de sergilenen kitaplar arasında yer alsa da, en çok okunan ya da okunmak istenen kitabı ”İstanbul: Hatıralar ve Şehir.”

Kitabı okuyanlar, Orhan Pamuk’un İstanbul’u betimleyişini çok beğendiklerini dile getiriyorlar. Almanya’da Orhan Pamuk’un yanısıra tanınan yazarlar arasında Yaşar Kemal, Elif Şafak gibi isimler bulunuyor. Ancak Dussmann Kitabevi Basın Sözcüsü Bianca Krömer, Nobel Ödüllü Orhan Pamuk’un bile çok satan yazarlar arasında yer almadığını belirtiyor.

Krömer, "bu yazarların kitapları elbette satılıyor, ancak çok satan kitaplar arasında yer almıyorlar. Bilemiyorum, ama şunu da söylemem lazım, belki yayınevleri yeterince reklam yapmıyor, belki bu kitapları pazarlama stratejisinin değiştirilmesi gerekiyor, yani çok satan yazarlar değiller" diyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
13-10-08, 16:25
‘Batılılaşan Türkiye’nin liderleri gazetecilerdir’

Ali Budak ‘Batılılaşma ve Türk Edebiyatı’ adlı kitabında Lale Devri’nden Tanzimat’a geçen süreçte Türk modernleşmesini ele alırken, modernleşmenin en önemli aracının gazetecilik, Batılılaşan Türkiye’nin ilk liderlerinin de gazeteciler olduğunu belirtiyor.

Ali Budak’ın ‘Yeni Türk Edebiyat’nın derin köklerine inme’yi hedeflediği ‘Batılılaşma ve Türk Edebiyatı - Lale Devri’nden Tanzimat’a Yenileşme’ adlı kitap Osmanlı İmparatorluğu’nun batılılaşması ile Türk Edebiyatı arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

“... Tanzimat’tan sonra ortaya çıkan edebiyat, eğer ‘yeni’ ise, sürecin, muhakkak, daha öncesinin olması lazımdır. Bu durumda; edebiyatla Batılılaşma arasındaki münasebet, sanıldığından daha sıkıdır ve ‘yenileşme’, şimdiye kadar söylenegelenden çok daha erken bir dönemde başlamıştır.” (Kitaptan)

Kitapta, Batılılaşmanın ilk somut belirtilerinin görüldüğü 18. yüzyıl başlarından yeni bir dünya görüşünün ve edebiyatın ortaya çıktığı 19. yüzyıl ortalarına kadar geçen yaklaşık 150 yıllık süre, ‘Uyanış’, ‘Yenileşme’, ‘Batılılaşma’ başlıklarıyla, üç ana bölüm halinde inceleniyor.

BATI’YA İLK ADIMLAR

Kitabın ilk bölümü ‘Uyanış’ evresinde, Batı’ya doğru ilk adımlar üzerinde duruluyor; ilk tercüme faaliyetleri ve Türk aydınlanmasının ilk önemli gelişmesi olarak görülen Türkçe matbaanın kurulması mercek altına alınıyor. Matbaanın oluşum ve gelişim sürecinin önemli isimlerle birlikte değerlendirildiği bölümde Lale Devri’ndeki önemli gelişmeler; dönemin gelenekleri, dinin Batı’yla ilişkilerdeki rolü, divan şiirinin işlevi, Türk nesrinin doğuşu ve gelişimi yer alıyor. Dönemin önemli ismi Nedim başta olmak üzere Seyyid Vehbi, Edirneli Kami, İzzet Ali Paşa, Koca Ragıp Paşa, Kani , Nevres, Haşmet ve Fıtnat Hanım gibi şairler de sürece katkılarıyla ele alınıyorlar.

İHTİLALİN ETKİLERİ

İkinci bölüm ‘Yenileşme’de Fransız İhtilali’nin etkileri ve ihtilalin Osmanlı’ya yansıyan en somut etkisi gazetecilik, devrimle ilişkisi çerçevesinde ele alınıyor. Bu evrede şiir, Şeyh Galib, Enderunlu Fazıl, Sünbülzade Vehbi ve Enderunlu Vasıf isimleri üzerinde durularak ele alınıyor. Türk şiirinin iki büyük ismi İzzet Molla ve Âkif Paşa da bu bölümde “eskinin içinde yeniyi bulanlar” olarak yer buluyorlar.

MODERNLEŞMENİN EN ETKİLİ ARACI GAZETECİLİK

Üçüncü bölüm ‘Batılılaşma’ evresinde, siyasal ve sosyal arka plana daha geniş bir pencereden bakılıyor. Dönemin uzlaşma ve yansıtma vasıtaları olan gazeteler bu bölümde geniş olarak yer tutuyor. Türk modernleşmesinin tek ve en etkili aracı olan gazetelerin önemi edebiyatla olan ilişkisi de öne çıkarılarak aktarılıyor. Bu bölümde, Yeni edebiyatın büyük ölçüde gazetelerde ve gazeteciler tarafından meydana getirildiği belirtilirken, Batılılaşan Türkiye’nin ilk liderlerinin gazeteciler olduğu ve başta tiyatro ve roman olmak üzere çağdaş türlerin yurda girmesinde ve yayılmasında da en büyük rolün de gazetelerde olduğu savunuluyor. Yine bu evrede Yeni Türk Edebiyatı’na doğru yazı dilinde ki değişme de ele alınıyor.

“Türk gazeteciliği, özellikle, siyasal bir muhalefetin ortaya çıktığı 1860 sonrasında, modernleşmenin en önemli aracı olmuştur. Edebî manifestolar, kanunların bile önüne geçmiş; Batılılaşan Türkiye’nin ilk liderleri politikacılar değil, aynı zamanda birer gazeteci ve fikir önderi olan şairler ve yazarlar arasından çıkmıştır.” (Kitaptan)

Kitapta, iki bakış açısının daima muhafaza edildiğinin de altı çiziliyor. Bunlardan biri devletin siyasal konumu ve onunla birlikte farklılaşan toplumsal yapı, diğeri bu siyasal ve sosyal zeminde oluşan edebiyat.

Kaynak: Ntv

cenup
13-10-08, 17:06
Frankfurt kitap fuarı başlıyor

Türkiye’nin onur konuğu olacağı Frankfurt Kitap Fuarı’nın açılışı yarın yapılacak. Açılışta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un konuşacağı fuarda, Türkiye yaklaşık 700 sanatçıyla, 300 ayrı etkinliğe imza atacak.

Türkiye, bu yıl onur konuğu olacağı 60. Frankfurt Kitap Fuarında, yaklaşık 700 sanatçıyla, 300 ayrı etkinliğe imza atacak.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un konuşacağı açılışta, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO), Ahmed Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosu’nu yorumlayacak. Orkestrayı Şef Rengim Gökmen’in yöneteceği, Frankfurt Müzik Akademisi Korosu’nun da sahne alacağı konserde, eser, Almanca seslendirilecek.

Fuarda 4060 metre karelik alanı kullanacak olan Türkiye adına 300’ü yazar olmak üzere yaklaşık 700 sanatçının katılacağı fuarda, sergi, sanatsal programlar, konferanslar ve özel davetler gibi 300 ayrı etkinlik düzenlenecek.

‘İSTANBUL’UN GECELERİ’

Fuar kapsamında, Yavuz Bahadıroğlu, Nalan Barbarosoğlu, Gündüz Vassaf ile Sezer Duru, Frankfurt Merkez Kütüphanesi’nde gerçekleştirilecek okuma programlarına konuk olacak. Halka açık olacak etkinliklerde, Bahadıroğlu ile Barbarosoğlu 17 Ekimde, Vassaf ile Duru da 18 Ekimde saat 19.30’da kitapseverlerle bir araya gelecek.

Kültür, sanat ve müziğini fuar süresince duyuracak olan Türkiye; Almanları, 15 Ekimde ünlü neyzen Kudsi Ergüner, 16 Ekimde Hasbıhal Topluluğu, 17 Ekimde sanatçı Aynur, 18 Ekimde de “İstanbul’un geceleri” ile buluşturacak.

Fuar kapsamında, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan tarihi süreçte kitabın serüvenini konu alan, “Kitabın Yolculuğu-Book’s Odyssey” adlı sergi yarın açılacak ve 19 Ekime kadar Frankfurt Kitap Fuarı’nda izlenime sunulacak.

Osmanlı modasının 500 yılını anlatan, “Lale, Kaftan ve Levni: Topkapı Sarayından Moda ve Minyatürler” adlı sergi ise 11 Ocak 2009’a, Türk sanatının çağdaş yüzünü yansıtan, “Made in Turkey” sergisi 15 Kasıma, tanınmış yazar Yaşar Kemal’in eserlerindeki Çukurova tasvirlerini fotoğraf sanatçısı Lütfi Özgünaydın’ın objektifinden gösteren, “Çukurova Bayramlığını Giyerken” 21 Ekime, “Ahmet Haşim ile 1930’lar Frankfurt’unda Buluşma” sergisi 20 Ekime ve “Padişah’ın Burnu-Türkiye’den Karikatürler” adlı karikatür sergisi de 16 Kasıma kadar açık kalacak.

‘GİZLİ YÜZ’DEN ‘ÜÇ MAYMUN’A

Fuarda, Türk sinemasının en seçkin örnekleri de sinemaseverlerle buluşacak.

Fuardaki Sinema TV Forumu bölümündeki Türkiye standında, 1970’den günümüze çekilmiş, önemli festivallerden ödül almış veya büyük gişe başarısı elde etmiş 22
uzun metrajlı film ile 6 belgesel Avrupalılara gösterilecek. Bu filmler şöyle: Nuri Bilge Ceylan’ın “Üç Maymun”, Ömer Kavur’un “Gizli Yüz”, Özcan Alper’in “Sonbahar”, Seyfi Teoman’ın “Tatil Kitabı”, Ömer Vargı’nın “Kabadayı”, Fatih Akın’ın “İstanbul Hatırası: Köprüyü Geçmek”, Abdullah Oğuz’un “Mutluluk” ve Mahsun Kırmızıgül’ün “Beyaz Melek”.

Ayrıca, Peyami Çelikcan’ın “Anadolu’nun Renkleri: Düğün, Doğum, Ölüm”, Hüseyin Arus’un “Buçuk”, Tuhfe Tezel’in “İnsanın Ağaçla Dansı: Kündekari”, Coşkun Aral’ın “Bozkırın Gücü-Kangal”, Süha Arın’ın “Kula’da Üç Gün” ve Rıza Baloğlu’nun “Troya” adlı belgeselleri de stantta izleyiciyle buluşacak.

Türkiye filmleri toplu gösterimi de 26 Kasıma kadar Frankfurt Film Müzesi’nde devam edecek.

Kaynak:ntvmsnbc.com

Butterbeer
13-10-08, 18:03
"Kapalıçarşı" Frankfurt'ta

Dünyanın hala üretim yapan tek büyük çarşısının gizemini aralayan "Kapalıçarşı" adlı kitap, Anadolu'nun 550 yıllık ticaret ahlakını Avrupalılara Frankfurt Kitap Fuarı'nda anlatıyor.

Ekonomist ve yazar Prof. Dr. Kenan Mortan ve Prof. Önder Küçükerman'ın kaleminden çıkan "Kapalıçarşı" adlı eser, yaşayan 7-8 büyük çarşı arasından hala üretim yapan tek yer olan Kapalıçarşı'nın, "arka dükkanlarını, gizemini, pek bilinmeyen saklı yanlarını" ortaya koyuyor.

"Kapalıçarşı'nın biraz gizemine yer ayırırsanız, Matruşka bebekleri gibi katman katman açılır" diyen Prof. Dr. Mortan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu eserin fuarda tanıtılmasının önemine değindi.

Öncelikle Kapalıçarşı'nın "hayata bakış biçimini" yansıtan bu kitabın fuara katılmasından memnuniyet duyduklarını belirten Mortan, yapısını 550 yıl koruyan, Darwin'in "uyum" teorisini Anadolu'da en güzel biçimde gösteren
Kapalıçarşı'nın, farklı ürünleri ön plana çıkarılmasıyla her dönem güncelliğini koruduğunu anlattı.

Mortan, "Bir Tahran, Halep, Kahire çarşısı bit pazarıdır artık, geçmişleri olmayan objeleri satmaya çalışırlar. Bu nedenle kapalıçarşı özelliğiyle var olan tek çarşı, İstanbul'un Kapalıçarşısıdır. Çünkü, evrimi yapmayı bilmiştir" dedi.

Çarşının bu özelliğinin ve İstanbul'un 500 yıllık finans merkezi olmasının, fuarda Avrupalılara, İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince'nin katkılarıyla İngilizce, Kültür ve Turizm Bakanlığının TEDA projesi sayesinde Almanca baskılarıyla anlatılacağını dile getiren Mortan, "Kapalıçarşı'nın gizemini Frankfurt'ta anlatmak keyif oldu" diye konuştu.

Kaynak: CNN

Butterbeer
14-10-08, 17:49
Nobel’in kavgası her alana sirayet etti

2008 Nobel ödülleri birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Fredrik S. Heffermehl, Barış Ödülü’nün maksadından giderek uzaklaştığını savunurken, Nobel komitesinden Engdahl “Amerikan Edebiyatı’nın abartıldığını” söyleyerek yeni bir tartışma başlattı.

‘Fizik’, ‘Kimya’, ‘Tıp’ alanlarında en önemli icadı yapan kişilere, ‘Edebiyat’ alanında en soylu ve en içten ideali örnek alarak meydana getiren eserin yazarına, ‘Barış’ dalında ise halklar arasında kardeşliğin gerçekleştirilmesi, orduların kaldırılması veya sayısının azaltılması, barış kongrelerinin düzenlenmesi ve yaygınlaştırılması için en çok çalışan kişilere verilen Nobel ödülleri, ilk kez hayata geçtiği 1901 yılından beri konuşulmaya devam ediyor. Geçmişte, çoğunlukla edebiyat alanında verilen ödüllerin yarattığı tartışmalar ön plana çıkarken, bu sene diğer dallarda da tartışmalar gündeme geldi.

AMERİKAN EDEBİYATI ABARTILIYOR

Bu senenin ilk Nobel tartışması Nobel komitesinin içinden geldi. Jüri üyelerinden Horace Engdahl, “Amerikan Edebiyatı öyle çok da abartılacak bir şey değil” diyerek ABD’de edebiyatın çok izole olduğunu ve yeterince yabancı dilde kitabın İngilizce’ye çevrilmediğini belirtti ve, “Amerikalılar edebiyat dünyasının dışında kalıyor. Bu da daha iyi edebiyat eserleri çıkarmalarını engelliyor” dedi. Bu sözler otoriteler tarafından bir süredir adı Nobel Edebiyat Ödülü ile anılan ABD’li yazar Philip Roth’un uzun süre daha bu ödülü kazanamayacağı şeklinde yorumlandı.

TEMEL NİYET DEĞİŞTİRİLDİ

Bu sene Nobel ile ilgili en büyük tartışma ise Norveç Barış Konseyi Onursal Başkanı Fredrik S. Heffermehl’in ‘Nobel’in Mirası’ adlı kitabında yazdıklarıyla ortaya çıktı. Heffermehl, kitabında Nobel Barış Ödülü’nün maksadından giderek uzaklaştığını, mücadele edilmesi gereken toplumsal güçlerle ateşkes imzalandığını ve ödülün arkasındaki temel niyetin değiştiğini, değiştirildiğini, komitenin ödülü kendi ödülleri haline getirdiğini savundu.

1946’dan itibaren verilen Nobel Barış Ödülleri’nin çoğunun Nobel’in saygınlığının temel prensiplerine aykırı olduğu belirtilen kitapta, “1948’de Norveç Parlamentosu yasal olmayan bir prosedür belirledi. Nobel Komitesi, Norveç Parlementosu’ndaki partilere emanet edilmişti. Bu partiler ise kendi kıdemli üyelerinin refahlarını, Nobel’in amaçlarından önde tutuyordu” ifadeleri yer aldı.

’FİZİK ÖDÜLÜ’NE İTİRAZ

Japon bilim insanları Makoto Kobayaşi ve Toşihide Maskava’ya Nobel Fizik Ödülü getiren “Doğada maddenin en küçük parçasının en az üç familyasının varlığını tahmin eden kırılmış simetrinin kökeninin keşfine” ilişkin ödüle ise İtalya’dan itiraz geldi. Keşfin çalıntı olduğunu iddia eden İtalyan Nükleer Fizik Enstitüsü Başkanı Roberto Petronzio, teorinin temelinin, İtalyan bilim insanı Nicola Cabibbo’ya ait olduğunu söyledi ve Nicola Cabibbo’nun ödülden mahrum bırakılmasını kınadı.

O ZAMANLAR ÇOK SAFMIŞIZ

AIDS’le ilgili çalışmalarıyla bu yılki Nobel Tıp Ödülü’nü paylaşanlardan Fransız bilim insanı Francoise Barre-Sinoussi ise, AIDS aşısı çalışmalarının “bir başarısızlık dizisi” olduğunu söyledi.

25 sene önce virüsü bulduklarında “AIDS salgınını durdurabileceklerini umduklarını” ifade eden Barre-Sinoussi, “Virüsün keşfinin bize virüs hakkında daha fazla bilgi sağlayacağını ve küresel bir salgının önüne geçecek aşının bulunmasını sağlayacağını düşündüklerini” belirterek, “O zamanlar çok safmışız” diye konuştu. Barre-Sinoussi’nin bu sözleri Uluslararası tıp camiası tarafından ‘karamsar bir ifade olarak’ yorumlandı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
14-10-08, 17:57
Bakan Günay: "Frankfurt bir fırsat"

Almanya'nın Frankfurt kentinde bugün resmi açılışı yapılacak 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı'ndaki Türkiye standını gezen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye'nin onur konuğu olması nedeniyle önemli bir tanıtım fırsatı yakaladıklarını söyledi.

Günay, Türkiye'nin bu fuar sayesinde kültür ve edebiyatının dünya çapında tanıtımını yapacağını belirterek, "Dünya kültürüne bütün renklerimizi yansıtma fırsatı buluyoruz. Almanya çapında bir yıldan bu yana devam eden sanatsal, kültürel ve sahnesel etkinliklerimiz devam ediyordu. Fuar boyunca da bu etkinliklerimiz doruk noktasına çıkacaktır" dedi.

Konuk ülke olarak "Bütün Renkleriyle Türkiye" sloganıyla çalışmaları yürüttüklerini ifade eden Günay, "Düşünce dünyasına buradan edebiyatımızı, kültürümüzü, sanatımızı, her türlü zenginliğimizi tanıtıyoruz. Aynı zamanda yayıncılarımız da dünya yayıncılarıyla bir araya gelerek önemli bir ekonomik fırsat yakalamış oldular" diye konuştu.

Günay, Türk edebiyatının tanıtıldığı bölümü ve Türkiye'den fuara katılan 100 yayınevinin stantlarının bulunduğu salonları da gezerek yayıncılarla görüştü. Yayıncılara başarılar dileyen Günay, konuk ülke olarak yapılan tüm hazırlıkları çok beğendiğini ifade etti ve emeği geçen herkese teşekkür etti.

Türk edebiyatını keşfetme fırsatı

Dünya yayıncılarını bir araya getiren uluslararası Frankfurt Kitap Fuarı'nın Müdürü Jürgen Boos, ziyaretçilerin fuarda Türk edebiyatını keşfetme imkanını bulacağını söyledi.

Boos, bugün fuar merkezinde Brezilyalı yazar Paulo Coelho ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin bu yıl onur konuğu ülke olması sebebiyle Türkiye'yle ilgili yaklaşık 400 etkinlik yapıldığını ve yapılacağını belirterek, "Türk edebiyatını keşfetme fırsatı sunuyoruz" dedi.

Fuara bu yıl yaklaşık 100 ülkeden 7 bin 300 yayıncının katıldığını ifade eden Boos, fuar boyunca 2 bin 700 kültürel ve sanatsal etkinlik yapılacağını kaydetti.

Dünyaca tanınmış yazar Coelho da, bir Türk gazetecinin Türkiye'de en fazla hangi yazarı beğendiğini sorması üzerine, Türkiye'nin çok zengin bir edebiyata sahip olduğunu ve olağanüstü yazarları bulunduğunu belirterek, bu
yazarların ve eserlerinin başka insanlar tarafından da duyulması ve tanınması için Frankfurt Kitap Fuarının önemli bir arena olduğunu söyledi.

Resmi açılışı bu akşam Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılacak olan 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı'nın bu yıl en önemli özelliklerinden biri, kitabın geleceğiyle ilgili çok sayıda panel düzenlenmesi olacak.

Panellerde dijital yayıncılığın basılı eserler karşısındaki rekabetinin boyutları tartışılacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
14-10-08, 17:59
Atilla İlhan Kadıköy'de anılacak

Şair ve roman yazarı Attila İlhan için ölümünün üçüncü yılında Kadıköy'de anma etkinliği düzenlenecek.

Kadıköy Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, İlhan, ölümünün 3'üncü yılında 17 Ekim Cuma günü Barış Manço Kültür Merkezi'nde düzenlenen programla anılacak.

Kadıköy Belediyesi ile İlhan ailesinin organize ettiği gecede, tiyatro sanatçıları Zafer Diper ve Yetkin Dikinciler, Attila İlhan'ın şiirlerini okuyacak, Atilla Atasoy ve Yaşar, bestelenen şarkılarını seslendirecek.

Attila İlhan'ın senaryo yazarlığı ve diğer yönlerinin de anlatılacağı gece, şairin kardeşi Çolpan İlhan ile yeğeni Kerem Alışık'ın konuşmalarıyla sona erecek.

Kaynak: CNN

Butterbeer
15-10-08, 20:36
Frankfurt'ta kapılar ziyaretçilere açıldı

Türkiye'nin onur konuğu ülke olduğu uluslararası 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarı, bugün ziyaretçilere kapılarını açtı.

Resmi açılışı dün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından yapılan fuara, Türkiye'den aralarında 700 yazar ve sanatçı katılıyor.

Yaklaşık 100 ülkenin katıldığı ve toplam 400 sergi, sanatsal programlar, konferanslar ve özel davetleri kapsayan fuarda, Türkiye toplam 4 bin 60 metrekarelik bir alanda temsil ediliyor.

Dünyanın en büyük kitap fuarı olarak bilinen Frankfurt Kitap Fuarı, 19 Ekim'e kadar açık kalacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
16-10-08, 16:38
Independent’tan Orhan Pamuk yorumu

İngiliz Independent gazetesi, Frankfurt kitap fuarında Türkiye’nin konuk ülke olması dolasıyla bazı Türk yazarlarla yapılmış mülakatlara yer verdi.

Orhan Pamuk için, “Halk düşmanından ulusal kahramana” başlığını kullanan gazete, 301. maddeden yargılanan Orhan Pamuk’a geçmişte eziyet edildiğini hatta, kendisine yönelik bir suikast planı hazırlandığını, yazarın şimdiyse Türkiye için küresel çapta bir büyükelçiye dönüştüğünü yazdı.

Pamuk, gazeteye demecinde son kitabı Masumiyet Müzesi’nin yayımlanmasından sonra yapılan yorumlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek “Benim için kötü zamanların artık son bulduğunu düşünüyorum. İlk kez medya beni hoş karşıladı.” dedi.

Gazeteye konuşan Perihan Mağden ise “AKP yanlısı değilim, asla onlara oy vermeyeceğim. Ancak demokratik olduğu sürece AKP’yi destekleyeceğim.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Gül’ün bir süre önce İstanbul’da birlikte öğle yemeği yediği yazarlar arasındaki Elif Şafak ise bu diyaloğun sembolik olduğunu, ancak Türkiye’de sembollerin de önem taşıdığını belirtti.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
20-10-08, 16:49
Dağlarca son yolculuğuna uğurlanıyor

İstanbul’da vefat eden Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca için Kadıköy Süreyya Operası’nda tören düzenlendi. Saygı duruşuyla başlayan törende, Dağlarca’nın Türk bayrağına sarılı tabutu sahneye konuldu.

Törende konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Dağlarca’nın vefatını, Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen ve Türkiye’nin onur konuğu olduğu “60. Frankfurt Kitap Fuarı”nda bulunduğu sırada öğrendiğini söyledi. Çok üzüldüklerini ifade eden Günay, Türkiye’nin, Türkçe ile Avrupa’nın ortasına çıkarma yaptığını belirterek, “Ses Bayrağımız” olarak nitelendirdiği Dağlarca o ortamı görebilseydi mutlu olacağını dile getirdi.

Günay, Dağlarca’nın 60’ın üzerinde kitap bıraktığını, kendisini son gördüğünde neşe, zeka ve hayata bağlılığı nedeniyle 100 yılı aşkın süre yaşayabileceğini düşündüğünü ifade ederek, o göüşmeden 6 ay gibi kısa bir süre sonra vefat etmesini, Dağlarca’nın “İnsan nasıl ölebilir yaşamak bu kadar güzelken” dizeleriyle anlattı.

Dağlarca’nın şiirlerinden dizelerinden örnekler aktaran Günay, “Anadolu’nun ortasında çok büyük dağlar var. Dağlar ölmez, bu dağlara karlar yağar. Mevsimler geçer, nesiller geçer. Yepyeni nesiller. Şairin ‘Türk Dili’ne sahip çıkın’ sözünü tutan yepyeni çiçekler açar. Dağlarca’nın açtığı yolda yeni şairler, genç şairler Türk Dili’ne sahip çıktıkça, Türkçe de konuştukça, Türkçe de yazdıkça, Dağlarca aramızda ve başımızda dağ gibi hep böyle kalır. Ruhu şad olsun” dedi.

DİĞER KONUŞMALAR

Gazeteci-yazar Doğan Hızlan da şairin 1970 yılı öncesi 4 yıl süreyle çıkardığı “Türkçe” adlı dergide, Yazı İşleri Müdürlüğü yaptığını hatırlatarak, “Şiirin perisi varsa o da herhalde Dağlarca’ya göründü. Şiirin sorumluluğu nedir? Dağlarca bunu çok iyi taşımış bir şairdir. Sadece Türkiye değil, tüm dünyayı algılamıştır” diye konuştu.

Şair Özdemir İnce de 1987 yılında Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya Türkiye’nin AB’ye girmek istemesi konusundaki görüşlerinin sorulduğunu anımsatarak, şairin “Önce kültürel sorunların çözülmesi lazım, ama biz tersine gidiyoruz. İşçileri Avrupa ülkelerine eğiterek göndermemiz lazımken, eğitimi onlardan alıyoruz” dediğini bildirdi.

Dağlarca’nın dünya şiirinin önüne geçmiş bir şair olduğunu ifade eden İnce, “Dağlarca, şiir ormanının en heybetli ağaçlarından biridir. Soylu bir ağaçtır” dedi.

Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk de Dağlarca’nın vasiyeti üzerine evini müze olarak hizmete açacaklarını söyledi.

Vasiyeti üzerine müzeye “Dağlarca’nın Gökyüzü” adını vereceklerini kaydeden Öztürk, “Biz bu evi onun gökyüzü olarak düzenleyeceğiz. Bu evi, gençlerin onu anlamaları ve onun yolunda yürümeleri için tanzim edeceğiz. Onun, ‘Cumhuriyet’e ve Türk Dili’ne sahip çıkın’ nasihatini yerine getireceğiz” diye konuştu.

YAŞAR BÜYÜKANIT

Törene katılan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, basın mensuplarının soruları üzerine, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın kitabını lise yıllarında, kendisini de teğmen olduğu dönemde tanıdığını söyledi.

Daha sonra kendisiyle sık sık görüştüğünü, çeşitli davetlerde bulunduğunu ve her davetine cevap verdiğini anlatan Büyükanıt, “Türkçe üzerinde gençlerimize çok güzel örnekler vermiştir. ‘Dil Bayrağı’ diye telaffuz edeceğimiz büyük bir insandı. Türk milletine başsağlığı diliyorum. Kimseyi taklit etmemiş, Dağlarca’yı yaratmıştır. Aynı zamanda eski bir askerdir. Şiir ve edebiyat sevgisi ağır basmış, askerliği bırakmıştır. Hakkında çok şey söylemek lazım. Ama burada söylenecek sözler, kendisi fiziki olarak bu dünyadan göçtü ama eserleriyle yepyeni bir Türk milleti doğacaktır” dedi.

Törende daha sonra, Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim üyesi ve emekli Albay Kemal Sayaç, şairin de sağlığında kendisinden dinlediği “Mustafa Kemal’in Kağnısı” şiirini seslendirdi. Şairin öz geçmişinin de okunduğu törende, kendisiyle yapılan son röportaj da katılanlara izlettirildi.

Törene, Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ablası Tiraje Yüreğir’in oğlu Yalçın Yüreğir, kardeşi Müfide Çankaya’nın kızı İzi Müftüoğlu ile çocukları ve çok sayıda seveni katlıdı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
20-10-08, 22:09
Frankfurt Kitap Fuarı'nın değerlendirmesi

Türkiye'nin onur konuğu olarak katıldığı 60'ıncı Frankfurt Kitap Fuarında Türk edebiyatı ve kültürü büyük ilgi gördü.

Fuarla ilgili olarak Onur Konuğu Türkiye Ulusal Yürütme Komitesi üyelerinin düzenlediği değerlendirme toplantısında, Türk edebiyatı ve kültürünün gördüğü ilginin beklenenden fazla olduğu belirtildi.

Yaklaşık 100 Türk yayınevinin dünya yayınevleriyle bir araya geldiğini, bunun da çalışmalara kültürün yanı sıra ekonomik bir boyut kazandırdığını ifade eden üyeler, fuarda Türkiye'nin çok sayıdaki renklerini yansıttıklarını, doğal davrandıklarını ve bağımsız hareket ettiklerini kaydetti.

Komite üyelerinin verdiği bilgiye göre, fuar çerçevesinde sürdürülen okuma programları, paneller, sergiler, müzik, dans, tiyatro ve sinema gösterileri büyük ilgi görürken, ziyaretçiler de Türkiye'nin edebiyat ve kültürel çeşitliliğini geniş bir yelpazede tanıma imkanı buldu.

Ziyaretçilere Türk edebiyatının çeşitliliğini ve Türk kültürünün çok katmanlılığını göstermek için onur konuğu olarak katıldıkları fuarda, Türk edebiyatının uluslararası alanda hak ettiği ilgiyi gördüğünü belirten komitenin eş başkanı ve yayıncı Müge Gürsoy Sökmen, fuardaki bazı yayıncılardan, özellikle yurt dışında ilişkiler ve lisans satışları konusunda büyük başarı sağladıklarına dair bilgi aldıklarını kaydetti.

Yaşar Kemal, Mario Levi ve Ayşe Kulin gibi ünlü ve uluslararası alanda kendine yer edinmiş yazarların yanı sıra genç yazarların ve yeni yeteneklerin de uluslararası alanda büyük ilgi gördüğünü ifade eden Sökmen, "Genç yazarlarımız,
kendilerini onur konuğu kapsamında göstermenin ötesinde, uluslararası kamuoyunun karşısına kendilerine özgü benzersiz sanatçılar olarak çıktılar" dedi.

Komite eş başkanı Ümit Yaşar Gözüm de, Türkiye'nin dış dünyada az bilinen edebiyat, kültür ve sanatıyla dış dünyada tanınması açısından Frankfurt Kitap Fuarı'nda yakalanan bu önemli fırsatın en iyi şekilde değerlendirildiğini,
şimdiden başarılı sonuçları alınmaya başlayan fuarın olumlu yansımalarının orta ve uzun vadede de kalıcı olacağına inandıklarını belirtti.

Fuar çerçevesinde düzenlenen sergi ve konserlerin de büyük ilgi gördüğüne işaret eden Ulusal Yürütme Komitesi üyeleri, yazar ve sanatçılarla ziyaretçiler arasında kurulan diyalog ve yakınlıktan da büyük mutluluk duyduklarını ifade etti.

Kaynak: CNN

Butterbeer
26-10-08, 15:05
Can Çocuk 27 yaşında daha da çocuklaştı!

Charlie’nin Çikolata Fabrikası’nı, Uçan Sınıf’ı, Gülibik kitaplarını Can Çocuk’tan okuyanlar büyüdü, yayınevi daha çok cocuk olabilmek için kolları sıvadı. Can Çocuk artık logosundan, içeriğine daha heyecanlı kitaplarla, “daha çocuk” olacak.

Can Çocuk, daha çok görsellik ve heyecan arayan çocuk okurları için sürprizler hazırlıyor. Gürol Sözen’in 8 kitaplık “Anadolu Çocuklarından Masallar” dizisinde “Hititli Çocuklar”, “Lidyalı Çocuklar”, “Comagenes’li Çocuklar”ın masallarıyla tanışacaklar. Eğitici dizide ise zaman, mekan, kavramları konu ediliyor. Adnan Binyazar da çocuklar için bir Atatürk kitabı hazırlıyor. Heyecanlı dizilerin yanısıra Klasik Türk edebiyatı ile ilgili diziler var.

Erdal Öz’ün kurduğu ve çocuk yayıncılığına önemli katkılarda bulunan Can Çocuk, Kasım ayından başlayarak kitaplarını yeni tasarımlarıyla sunacak.
Can Çocuk Genel Yayın Yönetmeni Samiye Öz, NTVMSNBC’ye yenilenen Can Çocuk’la bilgi verdi:

ÇOCUKLAR GÖRSELİ DAHA ÇOK İSTİYOR

Çocuk kitapları yayıncılığı dünyada çok gelişti, çok görselleşti. Bizim içeriklerimiz her zaman çok iyi ve çok kaliteli bir içeriğimiz vardı. İyi çevirilerdir, Türkçesine çok özeniriz ama biraz da görsel açıdan yeni bir şeyler yapmamız gerektiği kararını aldık.
Bir piyasa araştırması yaptık, Can Çocuk çok önde giden bir marka. Bizim gözlemlerimiz ve bu araştırmanın sonuçları, çocukların görseli de çok aradığı ortaya çıkınca, o zaman biz görsel olarak ne yapabiliriz diye düşündük. Kapakların tasarımcı kapağı olmasına karar verdik. Şimdiye kadar kendimiz yapıyorduk. Şimdiden sonra bizim bir tasarımcının ürettiği, planlı kapaklarımız, içeriğimiz, fontlarımız, herşeyimiz çocuğa okumayı daha çok sevdirmek için, daha güzel, daha profesyonel, özümsenmiş bir hale getirmek için.

FİYATLAR ARTMAYACAK

Üstünde özellikle durduğumuz bir şey de, bu değişklikler kitaplara kesinlikle yansıtılmayacak. Aynı kitaplar, aynı renkler, aynı karton, aynı yazarlar ama daha güzel kapaklar, daha düşünülmüş fontlar ve resimlerle dolu kitaplar olacak.

YENİ YAZARLARA KAPI AÇIYORUZ

Türk çocuk edebiyatında ağırlık yabancı yazarlarda oluyor. Çünkü bizde iyi yazar çok fazla değil. Yurtdışında ve bütün dünyada çok daha fazla iyi yazar var. Ama biz yine de ağırlığı iyi Türk yazarlarına vermeye çalışıyoruz. Mümkün olduğu kadar da yeni yazarlara kapı açıyoruz. Yeter ki iyi olsunlar ve çok iyi Türkçe kullansınlar. Bize gelen dosyalar arasında mümkün olduğu kadar ümit veren dosyalara yardımcı olup, daha da iyi olmasını sağlayıp onları yayınlamaya çalışıyoruz.

ÇOK PROJEMİZ VAR...

Bizim zaten heyecanlı dizilerimiz var, onları daha da geliştiriyoruz. Çocuklar heyecanlı kitapları çok seviyorlar. Onun dışında Gürol Sözen’in hazırladığı, “Anadolu Çocuklarından Masallar” dizimiz var, 8 kitaplık bir dizi. “Hititli Çocuklar”, “Lidyalı Çocuklar”, “Comogenes’li Çocuklar” gibi bölge bölge. Hem o çocukların tamamen o dönemden yola çıkılarak yazılmış masalları olacak, hem de resimler birebir o dönemin kabartmaları, heykellerinden esinlenerek tamamen tarihe uygun illüstrasyonlar olacak. Bir de eğitici dizimiz var: Zaman. mekan, kavramlar üzerine. Adnan Binyazar bize çocuklar için bir Atatürk kitabı hazırlıyor. Bir biyografi dizisi hazırlıyoruz. Klasik Türk edebiyatı ile ilgili dizilerimiz var. Çok projemiz var...

Kaynak: Ntv

Butterbeer
26-10-08, 22:48
D&R Haftanın En Çok Okunan Kitapları

1 Her Kuşun Eti Yenmez
Emin Çölaşan
2 Son Ada
Zülfü Livaneli
3 Cahillikler Kitabı
John Lloyd
4 Masumiyet Müzesi
Orhan Pamuk
5 Uçurtma Avcısı ( Cep Boy )
Khaled Hosseini
6 Olasılıksız
Adam Fawer
7 Bin Muhteşem Güneş - Cep Boy
Khaled Hosseini
8 Destina
Mine G. Kırıkkanat
9 Ye Dua Et Sev - Cep Boy
Elizabeth Gilbert
10 İstanbullular - Cep Boy
Buket Uzuner

Kaynak: D&R

Butterbeer
27-10-08, 18:37
Yazar Tony Hillerman hayatını kaybetti

ABD’deki Kızılderili Navajo kabilesi ile ilgili yazdığı polisiye romanlarla ünlenen Tony Hillerman 83 yaşında akciğer yetmezliğinden öldü. Hillerman Navajolar’la ilgili yazdığı romanlarla ödül de kazanmıştı.

Hillerman’ın kızı Anne Hillerman, sağlığı son yıllarda kötüleşen babasının, dün öğleden sonra Albuquerque kasabasındaki Presbyterian Hastanesi’nde akciğer yetmezliğinden öldüğünü söyledi.

İki kalp krizi geçirmesine, prostat ve mesane kanseri ameliyatları olmasına rağmen son yıllarında da yazmaya devam eden ünlü yazar 2002 yılında yaptığı bir açıklamada, “Yaşlanıyorum, ama hâlâ yazmayı seviyorum” demişti.

Hillerman’ın Navajolar’la ilgili romanlarında ünlenen iki polis karekterinden 1970 tarihli bir romanda ortaya çıkan deneyimli Teğmen Joe Leaphor, kendi halkının geleneksel inançlarını anlayan ama bu inançları paylaşmayan biri olarak karakterize edilmişti. Hillerman’ın romanlarında daha sonra 1978’de ortaya çıkan yardımcısı Jim Chee ise, Navajo dilinde “hathaali” denen bir şaman olmaya çalışıyordu.

Hillerman bu ikilinin maceralarını ilk kez birarada anlattığı 1987 tarihli “Skinwalkers” adlı romanı ile ticari başarıyı da yakaladı ve kitap 430 bin adet sattı. Hillerman Navajolar’ı konu alan toplam 18 kitaplık bir dizi yayımladı.

Hillerman, romanları ile Amerikalılar’ın, kendilerine “Dineh” adını veren Navajolar’ı anlamalarına yardımcı olmaya çalıştığını belirterek, “Amerikalılar’ın, Navajolar’ın ilkel insanlar olduğunu düşünmeye son vermelerini, onların gelişkin ve karmaşık insanlar olduğunu anlamalarını istiyorum” diyordu.

Ünlü yazar Navajolar hakkındaki derin bilgisini kişisel çıkarları için sömürmekle suçlansa da, 1987’de Navajo Kabile Konseyi kendisine Dinelerin Özel Dostu ödülünü verdi.

Hillerman bu ödülün kendisini, aldığı başka birçok ödülden daha çok gururlandırdığını söylemişti.

Başkanlığını yaptığı Amerika Gizem Yazarları Derneği kendisine Büyük Usta Ödülünü de vermişti.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
31-10-08, 17:55
27'nci İstanbul Kitap Fuarı yarın başlıyor

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi-Büyükçekmece’de, 1-9 Kasım 2008 tarihleri arasında düzenlenecek olan 27'nci İstanbul Kitap Fuarı kapılarını yarın kitapseverlere açacak.

Bu sene “1968: 40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra” temasıyla düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı’na yaklaşık 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katılacak. Panel, söyleşi, konser, şiir-dinletileri ve çocuk etkinlikleri gibi 282 kültür etkinliğinde ve imza günlerinde 750 yazar okurlarıyla buluşacak.

Bu yılki fuarın onur yazarı ise Füruzan. Fuara 68 hareketinin önemli aktivistlerinden yazar Tarık Ali de konuk olarak gelecek ve 2 Kasım 2008 Pazar günü “Avrupa’da 68 Hareketi” konulu panele konuşmacı olarak katılacak.

Okurlarıyla bir araya gelecek olan Tarık Ali Londra’da yaşıyor ve tarihçi kimliğinin yanı sıra New Left Review dergisinin editörlüğünü de yürütüyor.

Tema çerçevesinde gelecek bir diğer konuk ise Mark Kurlansky. Amerikalı gazeteci-yazar Kurlansky ilk kez İstanbul Kitap Fuarı’nın konuğu olarak geliyor. 68’in 40'ıncı yılı nedeniyle fuarın konuğu olan Mark Kurlansky, 1 Kasım 2008 Cumartesi günü “1968: 40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra” panelinde okurlarıyla buluşacak.

Tema kapsamında fuarın diğer önemli ismi ise Che Guevara üzerine yazdığı kitaplarla ve çektiği belgesel filmlerle tanınan Küba’lı yazar Froilan Gonzalez. Gonzalez’in Che Guevara üzerine yazdığı 10’dan fazla kitabı bulunmaktadır.

Latin Amerika’dan fuara gelecek bir diğer önemli isim ise, bu sene ilk kez fuara katılan Venezuella’lı yazar Luis Britto Garcia. Garcia, Venezuella edebiyatı üzerine çalışmalarda bulunuyor ve fuarda bu konuda bir panele konuşmacı olarak katılacak.

Dürzi kökenli, Arapça yazan ve Filistin-İsrail barışında çok etkin bir rol oynayan Filistinli şairler Moaen Shalabia, Naim Aradiy, Agi Mishol, Hava Pimhas Cohen, Mageed Asakly; S. Fischer Vakfı’nın konuğu olarak Almanya’dan Thomas Brüssig, Thomas Glavinic,Avusturya’dan Dimitre Dinev, Romanya’dan Nicolae Breban, Aura Christi ve İngiltere’den çocuk kitabı yazarı Ian Beck fuarın bu seneki konukları arasında yer alıyor..

FUAR PROGRAMI

1 KASIM CUMARTESİ

INTEREXPO SALONU
Saat: 13.00-14.00
Söyleşi: "78 Kuşağı'nın Kimliği"
Konuşmacı: Mustafa Balbay
Düzenleyen: CUMHURİYET KİTAPLARI
Saat: 14.15-15.15
Söyleşi: " Ayrıntıdaki Şeytan"
Konuşmacı: Enver Aysever
Düzenleyen: REMZİ KİTABEVİ
Saat: 15.30-16.45
Söyleşi: "O'nun Sinemaları"
Konuşmacılar: Füruzan, Hülya Avşar, Ziya Öztan, Selim Atakan, Yasemin Yazıcı
Düzenleyen: TÜYAP
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi ve Yemek Sunumu
Konuşmacılar: İkbal Gürpınar, Serkan Bozkurt, Nazım Usta, Fatoş Yağcı, Fıstık Ahmet
Düzenleyen: Alfa Yayınları
Saat:18.15-19.15
Söyleşi:"Balkanlar'da Osmanlı'ların Yapılanması"
Konuşmacı: Heath W. Lowry
Düzenleyen: UĞUR YAYINLARI

MARMARA SALONU
Saat: 13.00-14.00
Söyleşi-Sinevizyon: "Binbir Gece Hakikatçi İle Söyleşi"
Konuşmacı: Özcan Yüksek
Düzenleyen: DOĞAN KİTAP
Saat: 14.15-15.15
TUDEM Edebiyat Ödülleri Yarışması Ödül Töreni
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 15.30-16.30
Söyleşi: "Edebiyatta Yasaklar"
Konuşmacı: Nedim Gürsel
Düzenleyen: DOĞAN KİTAP
Saat: 16.45-17.45
Panel: "Onat Kutlar Sineması"
Yöneten: Ayla Kanbur
Konuşmacılar: Atilla Dorsay, Burçak Evren, Hülya Uçansu
Düzenleyen: SİYAD (Sinema Yazarları Derneği)
Saat: 18.00-19.00
Söyleşi: "Kozmik Bilim ve Yaşam Enerjisi"
Konuşmacı: Ahmet Maranki
Düzenleyen: Hayat Yayınları

KARADENİZ SALONU
Saat: 13.00-14.00
Söyleşi: "Baba-Oğul 68'i Tartışıyor"
Konuşmacılar: Oral Çalışlar, Reşat Çalışlar
Düzenleyen: GÜNCEL YAYINCILIK
Saat: 14.15-15.15
Cevdet Kudret Ödül Töreni ve Anma
Sunan: Bensu Orhunöz
"Cevdet Kudret'i Üniversite Öğrencileri Anlatıyor"
Katılımcılar: Yedi Meşale Topluluğu (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü), Şair Cevdet Kudret (Maltepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü), Cevdet Kudret'in Seçtikleri (Yeditepe Üniversitesi Tiyatro Bölümü)
Düzenleyen: CEVDET KUDRET AİLESİ ve TÜYAP
Saat: 15.30-16.15
Söyleşi: "1968: 40 Yıl Önce,40 Yıl Sonra"
Konuşmacılar: Mark Kurlansky, Oral Çalışlar
Düzenleyen: EVEREST YAYINLARI
Saat: 16.30-17.30
Panel: "68'in 40. Yılında 12 Mart Öyküleri"
Konuşmacılar: Işıl Özgentürk, Hürriyet Yaşar, Deniz Kavukçuoğlu, Aydın Engin, Ertuğrul Kürkçü
Düzenleyen: CAN SANAT YAYINLARI
Saat: 17.45-18.45
Söyleşi: "İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e Yüz Yıllık Koşu"
Konuşmacılar: Emin Karaca, Ufuk Uras, Toktamış Ateş
Düzenleyen: ALTIN KİTAPLAR

BÜYÜKADA SALONU
Saat: 13.00-14.00
Söyleşi: "80. Yılında Gençler Harf Devrimini Anlatıyor"
Yöneten: İlhan Gülek
Konuşmacılar: Bahçeşehir Koleji 12. Sınıf Öğrencileri
Düzenleyen: USTKB (Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği)
Saat: 14.15-15.15
Panel: "Sanat, Siyaset ve Yayın"
Yöneten: Foti Benlisoy
Konuşmacılar: Hasan Bülent Kahraman, Masis Kürkçügil
Düzenleyen: AGORA KİTAPLIĞI
Saat: 15.30-16.30
Söyleşi: "İfade Özgürlüğünün Neresindeyiz?"
Konuşmacılar: Nail Güreli, Orhan Erinç
Düzenleyen: TÜRKİYE GAZETECİLER CEMİYETİ
Saat: 16.45-17.45
Söyleşi: "68'liliğin 40. Yılı"
Konuşmacılar: Sönmez Targan, Gökalp Eren, Haşmet Atahan, Namık Kemal Boya
Düzenleyen: 68'LİLER BİRLİĞİ VAKFI
Saat: 18.00-19.00
Söyleşi: "Basın Yayın Türkçesi mi? Medya Türkilizcesi mi?"
Konuşmacılar: Sevgi Özel, Emin Özdemir, İbrahim Dizman
Düzenleyen: CUMHURİYET KİTAPLARI

HEYBELİADA
Saat: 13.00-14.00
Panel: "TİP'ten 68 Hareketi'ne: Türkiye Solunda Birlik ve Ayrışma"
Yöneten: Yeşim Dinçer
Konuşmacılar: Gökhan Atılgan, Nail Satlıgan, Haluk Yurtsever
Düzenleyen: YORDAM KİTAP
Saat: 14.15-15.15
Panel: "Dil ve Yazım"
Yöneten: Doğan Hızlan
Konuşmacılar: Cevat Çapan, Yüksel Pazarkaya, Sumru Özsoy, Tahsin Yücel
Düzenleyen: YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ TÜRK DİLİ BÖLÜMÜ
Saat: 15.30-16.30
Söyleşi: "Yemek Kitapları Bugün Bize Ne Anlatıyor?"
Konuşmacılar: Zafer Yenal, Nazan Maksudyan, Takuhi Tovmasyan
Düzenleyen: ARAS YAYINLARI
Saat: 16.45-17.45
Söyleşi: "68'in Edebiyatımıza Yansıması"
Konuşmacılar: Adnan Özyalçıner, Üstün Akmen, Gülsüm Cengiz, Yılmaz Onay
Düzenleyen: EVRENSEL BASIM YAYIN-TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
Saat: 18.00-19.30
Panel: "Sosyal Demokrasi Yazıları"
Konuşmacılar: Aşkın Türeli, Aydın Cıngı, Aziz Konukman, Ercan Karakaş
Düzenleyen: SODEV (SOSYAL DEMOKRASİ VAKFI)

KINALIADA SALONU
Saat: 13.00-14.00
Söyleşi: "Doğu ile Batı'yı Birleştiren Adam: Gazi Mustafa Kemal"
Konuşmacı: Erol Mütercimler
Düzenleyen: EVEREST YAYINLARI
Saat: 14.15-15.15
Panel: "68'den 2008'e Tam Bağımsız Türkiye"
Yöneten: Öner Yağcı
Konuşmacılar: Bertan Onaran, Yılmaz Dikbaş
Düzenleyen: ASYAŞAFAK (BERFİN-BAHAR) YAYINLARI
Saat: 15.30-16.30
Söyleşi: "Dursun Akçam ve Ümit Kaftancıoğlu'nun Yapıtlarında Kuzeydoğu Anadolu Kültürü ve Eleştiri"
Konuşmacılar: Alper Akçam
Düzenleyen: ARKADAŞ YAYINEVİ
Saat: 16.45-17.45
Söyleşi: "Türkiye ve Sorunları"
Konuşmacılar: Eşber Yağmurdereli, Erdoğan Aydın
Düzenleyen: KIRMIZI YAYINLARI
Saat: 18.00-19.00
Söyleşi: "Konuşulmayan Alevilik"
Konuşmacılar: Adil Ali Atalay, Süleyman Diyaroğlu
Düzenleyen: CAN YAYINLARI

2 KASIM PAZAR 2008

INTEREXPO SALONU
12.15-13.15
Söyleşi: "Dünya Şiirini Ne Kadar Tanıyoruz?"
Konuşmacı: Cevat Çapan
Düzenleyen: CUMHURİYET KİTAPLARI
13.30-14.30
Söyleşi: "Gövdesel Zevklerle Beyinsel Zevkler"
Konuşmacı: Çetin Altan
Düzenleyen: İNKILAP KİTABEVİ
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "Korkunun Getirdikleri ve Götürdükleri"
Konuşmacı: Doğan Cüceloğlu
Düzenleyen: REMZİ KİTABEVİ
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "Ağrı'nın Derinliğinin Ardından"
Konuşmacı: Ece Temelkuran
Düzenleyen: EVEREST YAYINLARI
Saat: 17.05-18.30
Söyleşi:"Metin Altıok Ağıdı"
Konuşmacılar: Fazıl Say, Ahmet Say, Zeynep Altıok, İbrahim Yazıcı, Can Dündar
Düzenleyen: Evrensel Basım Yayın
Saat: 19.20-20.00
Kardeş Türküler Dinletisi
Düzenleyen: BGST (BOĞAZİÇİ GÖSTERİ SANATLARI TOPLULUĞU)

MARMARA SALONU
Saat: 11.00-12.00
Söyleşi: "Türkiye Nereye Gidiyor?"
Konuşmacılar: Nasuh Mahruki, Gürbüz Evren
Düzenleyen: Güncel Yayıncılık
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Almanya ve 68"
Konuşmacılar: E. Sevgi Özdamar, Deniz Kavukçuoğlu
Düzenleyen: TURKUVAZ KİTAP
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "Ahmet Ümit Yeni Romanı Bab-ı Esrar'ı Anlatıyor"
Konuşmacı: Ahmet Ümit
Düzenleyen: DOĞAN KİTAP
Saat: 16.00-17.00
Panel: "68 ve Türk Sineması"
Yöneten: Necla Algan
Konuşmacılar: Zeynep Tül Akbay Süalp, Zahit Atam, Muzaffer Hiçdurmaz
Düzenleyen: SİYAD (SİNEMA YAZARLARI DERNEĞİ)
Saat: 17.15-18.15
Panel: "2008 Kavşağında Türkiye: AKP Yönetiminde Türkiye Nereye?"
Konuşmacılar: Korkut Boratav, İzettin Önder, E. Ahmet Tonak
Düzenleyen: YORDAM KİTAP
Saat: 18.30-19.30
Söyleşi: "Edebiyat, Emek ve 1 Mayıs"
Konuşmacılar: Deniz Kavukçuoğlu, Tarık Günersel, Latife Tekin, Onur Behramoğlu, Halil İbrahim Özcan
Düzenleyen: DÜNYA YAZARLAR BİRLİĞİ DÜNYA YAZARLAR BİRLİĞİ PEN TÜRKİYE MERKEZİ TÜRKİYE MERKEZİ

KARADENİZ SALONU
Saat: 11.00-12.00
Müzikli-Söyleşili Saydam Gösteri: "Orhan Kural ile Mini Bir Dünya Turu"
Konuşmacı: Orhan Kural
Düzenleyen: GEZGİNLER KULÜBÜ
Saat: 12.15-13.15
Panel: "Rıfat Ilgaz'ın İzinde 25 Yıl"
Konuşmacılar: Faruk Şüyün, Aydın Ilgaz
Düzenleyen: ÇINAR YAYINLARI
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Varlık Dergisi 75 Yaşında"
Konuşmacılar: Doğan Hızlan, Selim İleri, Hasan Bülent Kahraman, Filiz Nayır Deniztekin, Enver Ercan
Düzenleyen: VARLIK YAYINLARI
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "Avrupa'da 1968 Hareketi"
Konuşmacı: Tarıq Ali
Düzenleyen: TÜYAP
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "Füruzan'ın Öykücülüğü"
Konuşmacılar: Füruzan, Doğan Hızlan, Birsen Ferahlı, Turhan Günay
Düzenleyen: TÜYAP
Saat: 17.15-18.15
Panel: "Dizeler Çocuk Açsın/2009 TUDEM Edebiyat Ödülleri"
Yöneten: Mavisel Yener
Konuşmacılar: Kemal Özer, Mustafa Ruhi Şirin, Ayla Çınaroğlu
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 18.30-19.30
Okuma: "Avrupalı Yazarlardan Okuma"
Katılımcı: Richard Gwyn (Galler)
Düzenleyen: LAF (LITERATURE ACROSS FRONTIERS)

BÜYÜKADA SALONU
Saat: 12.00-13.00
Panel: "Çocuk Kitabı Resimlemek Üzerine"
Yöneten: Mine Soysal
Konuşmacılar: Betül Sayın, Mustafa Delioğlu
Düzenleyen: GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "68'den 2008'e: E Yayınları 40 Yaşında"
Konuşmacılar: Mehmet Atay, Raşit Çavaş, Osman Deniztekin, Nazım Güvenç
Düzenleyen: E YAYINLARI
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Füruzan Diye Bir Öykü"
Konuşmacılar: Füruzan, Faruk Şüyün, Cemran Öder
Düzenleyen: DÜNYA KİTAP
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi: "Ayla Kutlu 70 Yaşında"
Konuşmacılar: Aytül Akal, Edit Tasnadi, Dilek Direnç, Biray Üstüner
Düzenleyen: BİLGİ YAYINLARI
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "Bir Devrim Denemesi-Paris 68"
Konuşmacılar: Hıfzı Topuz, Üstün Üstündağ
Düzenleyen: AGORA KİTAPLIĞI
Saat: 18.15-19.30
Panel: "Komünist Manifesto: 160 yıl Öncesi ve Günümüz"
Yöneten: Hayri Erdoğan
Konuşmacılar: Nail Satlıgan, Metin Çulhaoğlu, Ertuğrul Kürkçü, Sungur Savran
Düzenleyen: YORDAM KİTAP

HEYBELİADA
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "2010'un İstanbul'u 1"
Konuşmacılar: Suay Aksoy, Beral Madra, Garo Mafyan, Ömer Faruk Şerifoğlu
Düzenleyen: İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ AJANSI
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "68 ve Sonrası Muhalefet, Kamusal Alan ve Yazı"
Konuşmacılar: Sabri Kuşkonmaz, Ayfer Tunç, Zeki Coşkun, Tarık Günersel
Düzenleyen: DÜNYA YAZARLAR BİRLİĞİ PEN TÜRKİYE MERKEZİ
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Türk Sinemasında Tarih Yazımı"
Yöneten: Müjde Arslan
Konuşmacılar: Giovanni Scognamillo, Agâh Özgüç
Düzenleyen: AGORA KİTAPLIĞI
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi: "Türk Edebiyatında Kurgu-Bir Dünya Kurgulamak"
Konuşmacı: Orkun Uçar
Düzenleyen: ALTIN KİTAPLAR
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "O An"
Konuşmacı: Oğuz Haksever
Düzenleyen: NTV YAYINLARI
Saat: 18.15-19.15
Söyleşi: "Kontrgerilla'dan Ergenekon'a İç Savaşın Portreleri"
Konuşmacı: Talat Turhan, Orhan Gökdemir
Düzenleyen: GÜNCEL YAYINCILIK

KINALIADA SALONU
Saat: 11.15-12.00
Sunum: "360 Yıllık Bir Öykü Cihan-Nüma"
Konuşmacılar: Bülent Özükan, Orhan Koloğlu, Murat Öneş, Mustafa Kaçar
Düzenleyen: BOYUT YAYIN GRUBU
Saat: 12.15-13.15
Söyleşi: "ABD, AB Emperyalizmi ve Birinci Kurtuluştan İkinci Kurtuluşa Türkiye"
Konuşmacılar: Gürdal Çıngı, Deniz Ankut
Düzenleyen: DERLENİŞ YAYINLARI
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "68 Hareketi-Kurumsal Demokratikleşme Süreci"
Konuşmacı: Yüksel Pazarkaya
Düzenleyen: TÜYAP
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "Değişen Dünya ve Öykü"
Konuşmacı: Erendiz Atasü
Düzenleyen: EVEREST YAYINLARI
Saat: 16.00-17.00
Sinevizyon-Söyleşi: "Cahit Tanyol Yahya Kemal'i Anlatıyor"
Konuşmacı: Cahit Tanyol
Düzenleyen: Özgür Yayınları
Saat: 17.15-18.15
Söyleşi: "Siyonizmin Gizli Tarihi"
Konuşmacılar: Peter Edel, Necati Abay
Düzenleyen: CEYLAN YAYINLARI
Saat: 18.30-19.30
Söyleşi: "Hulki Aktunç Türk Edebiyatında 40. Yıl"
Konuşmacılar: Hulki Aktunç, Rıza Kıraç
Düzenleyen: Say Yayınları

3 KASIM PAZARTESİ

INTEREXPO SALONU
Saat: 20.00
27. İstanbul Kitap Fuarı-18. İstanbul Sanat Fuarı Onur Ödülleri Töreni

MARMARA SALONU
Saat: 12.15-13.15
Söyleşi: "Bir Saatte İngilizce'de Tüm Zamanlar"
Konuşmacı: Murat Kurt
Düzenleyen: MK Yayınları
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Çocuk, Müzik ve Edebiyat"
Konuşmacı: Anjelika Akbar
Düzenleyen: MANDOLİN YAYINLARI
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "Çocuk Edebiyatında Yeni Yaklaşımlar"
Konuşmacılar: Yusuf Çotuksöken, Oya Adalı
Düzenleyen: PAPATYA YAYINCILIK
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "Ailede Sevgi İletişimi"
Konuşmacı: Vehbi Vakkasoğlu
Düzenleyen: NESİL YAYINLARI
Saat: 17.15-18.15
Şiir-Dinleti: "İLESAM Şiir Şöleni"
Düzenleyen: İLESAM
Saat: 18.30-19.30
Panel: "Dâhiler ve Aşkları"
Yöneten: Derya Önder
Konuşmacılar: Altay Öktem, Asuman Susam, Bâki Ayhan T., Hami Çağdaş, küçük İskender, Salih Bolat, Çiğdem Sezer, Özcan Erdoğan
Düzenleyen: İKAROS YAYINLARI

KARADENİZ SALONU
Saat: 12.00-12.45
Okuma: "Çocuklar Gülsevin Kıral ile Buluşuyor"
Konuşmacı: Gülsevin Kıral
Düzenleyen: GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI
Saat: 13.00-14.00
Panel: "Avrupa'da Türk Edebiyatı"
Yöneten: Müge Sökmen
Konuşmacılar: Tuula Kojo (Finlandiya), Petr Kucera (Çek Cumhuriyeti), Hanneke Van Der Heijden (Hollanda), Wolfgang Riemann
Düzenleyen: LAF (LITERATURE ACROSS FRONTIERS)
Saat: 14.15-15.15
Söyleşi:"Genç Alman Yazarlar"
Konuşmacılar: Thomas Brussig, Thomas Glavinic, Dimitrie Dinev
Düzenleyen: S. FİSCHER VAKFI
Saat: 15.30-17.00
Panel: "1968 Öncesi ve Sonrasında Tiyatro"
Yöneten: Hasan Anamur
Konuşmacılar: Yıldız Kenter, Beklan Algan, Erol Keskin, Atila Alpöge
Düzenleyen: ULUSLARARASI TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ
Saat: 17.15-18.15
Söyleşi: "Kadın Sorununun Neresindeyiz?"
Konuşmacı: Server Tanilli
Düzenleyen: TÜYAP
Saat: 18.30-19.30
Avrupa Yakası Dizi Film Gösterimi
Düzenleyen: Plato Filmcilik

BÜYÜKADA SALONU
Saat: 12.15-13.15
Panel: "İkinci Yeni Şiiri'nin Sonraki Dönem Şairleri ve Günümüz Şiiri Üzerindeki Etkileri"
Konuşmacılar: Alaattin Karaca, Bâki Ayhan T., Orhan Kahyaoğlu, Şeref Bilsel
Düzenleyen: İKAROS YAYINLARI
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Şiir Yaşamın İçinde"
Konuşmacılar: Tansu Akerman, Nusret Karaca
Düzenleyen: CEMAL SÜREYA KÜLTÜR SANAT DERNEĞİ
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi:"Şiirini Kaybeden Var mı?"
Konuşmacılar: Aytül Akal, Mavisel Yener
Düzenleyen: UÇANBALIK YAYINLARI
Saat: 17.15-18.30
Şiir-Dinletisi: "Hayatı Şiirle Anlamak"
Katılımcılar: Bayram Balcı, Zeynep Aliye, Metin Cengiz, Arzu Karadağ, Bilal Kayabay, Gökhan Cengizhan, Oya Uysal, Halil İbrahim Özcan, Nur Saka,Tekin Gönenç, Halide Yıldırım, Arzu K. Ayçiçek
Düzenleyen: Edebiyatçılar Derneği

HEYBELİADA SALONU
Saat: 12.00-13.15
Söyleşi: "İnsan Sağlığında Su ve Tuzun Mucizesi"
Konuşmacı: Yücel Aydemir
Düzenleyen: ROYC YAYINLARI
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Düello'nun Tarihi"
Konuşmacı: Kanşaubiy Miziev
Düzenleyen: Rusya Yayıncılar Birliği/Moskova Kitap Fuarı ve YGS YAYINEVİ
Saat:14.45-15.45
Panel:"68 Öncesi ve Sonrası Çevirmen Hakları ve Sorumlulukları"
Yöneten: Işıl Bengi
Konuşmacılar: Mahir Boyacıoğlu, Turgut Ağar, Sakine Eruz, Erkan Altınsoy
Düzenleyen: ÇEVİRİ DERNEĞİ
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "Alternatif Şifa Teknikleri"
Konuşmacı: K. Levent Kosova
Düzenleyen: RUH VE MADDE YAYINLARI
Saat: 17.15-18.15
Panel: "Enver Gökçe'nin Şiir Üzerine Düşünceleri"
Konuşmacılar: Gülcemal Durdu, Leyla Şahin, Afşar Timuçin, Ahmet Özer
Düzenleyen: EDEBİYATÇILAR-KOOP

4 KASIM SALI 2008

İNTEREXPO
Saat: 13.00-13.45
Atölye Çalışması: "Nasıl Bina, Nasıl Biri?"
Hazırlayan: Simla Sunay
Düzenleyen: Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği
Saat: 14.00-15.00
Atölye Çalışması: "İstanbul'un Çocuk Planı"
Hazırlayan: Simla Sunay
Düzenleyen: Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği
Saat:15.30-16.30
Panel:"Transfobi"
Yöneten: Eren Keskin
Konuşmacılar: Fatma Karakaş, Sibel Mercan, Demet Demir, Belgin Çevik
Düzenleyen: GÖZALTINDA CİNSEL TACİZ VE TECAVÜZE KARŞI HUKUKİ YARDIM BÜROSU

MARMARA SALONU
Saat: 12.15-13.15
Söyleşi: "Ben Ötesi Psikoloji ve Tasavvuf"
Konuşmacı: Mustafa Merter
Düzenleyen: KAKNÜS YAYINLARI
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Mehmet H. Doğan, Fethi Naci ve Edebiyat Eleştirimiz"
Yöneten: Ahmet Yıldız
Konuşmacılar: Ergin Yıldızoğlu, Kaan Arslanoğlu, Nihat Ateş
Düzenleyen: KRİTİK KİTAPLAR YAYINEVİ
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: NTV Spor Kitabı
Düzenleyen: NTV Yayınları
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "Edebiyat...Yaşamak...Yazmak"
Konuşmacılar: Ali Ayçil, Sadık Yalsızuçanlar,Yıldız Ramazanoğlu
Düzenleyen: TİMAŞ YAYINLARI
Saat: 18.30-19.30
Atölye Çalışması: "Bir Öykü Kişisinin İki Yazardaki Yolculuğu"
Konuşmacılar: Reyhan Yıldırım, Berat Alanyalı
Düzenleyen: KANGURU YAYINLARI

KARADENİZ SALONU
Saat: 12.00-12.45
Okuma: "Çocuklar Necdet Neydim ile Buluşuyor"
Konuşmacı: Necdet Neydim
Düzenleyen: GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI
Saat: 13.00-13.45
Söyleşi: "Buluşlar"
Konuşmacı: Bilgin Adalı
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 14.00-16.00
Sunum: "Yayıncılıkta Yeni Teknolojiler-Adobe Indesign CS4: Dinamik Yayıncılık Platformu"
Katılımcılar: Barış Özcan-ADOBE, Özgür Barış Akbayır-3 SİSTEM, Oğuz Kavala-GRAFCAD, Halid Özgür-MEDYASOFT
Düzenleyen: TÜRKİYE YAYINCILAR BİRLİĞİ
Saat: 16.15-19.00
Sunum: "Yayıncılıkta Yeni Teknolojiler-Kitap Network: Her Kitap Her Yerde Satılacak"
Katılımcılar: Serhat Baysan (Yayıncılar Meslek Birliği), Uğur Tokgöz (Sektörel VB), Serhan Atabaş (Sektörel VB)
Düzenleyen: TÜRKİYE YAYINCILAR BİRLİĞİ

Butterbeer
31-10-08, 18:01
BÜYÜKADA SALONU
Saat: 12.15-13.15
Söyleşi: "Yunus Emre ve Aşk"
Konuşmacı: Faruk Dilaver
Düzenleyen: EMRE BİLİŞİM
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Ruhsallığın Bilimi"
Konuşmacı: A. Cemal Gürsoy
Düzenleyen: RUH VE MADDE YAYINLARI
Saat: 14.45-15.45
Panel: "Türkiye'deki Çocuk Edebiyatına Bir Bakış"
Konuşmacılar: Şebnem Sema Tuncel, Yahya Türkeli, Hasan Güleryüz, Nemika Tuğcu, Ayşe Çekiç Yamaç
Düzenleyen: EDEBİYATÇILAR DERNEĞİ
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "Tiyatroda Yazar ile İzleyici İletişimi"
Yöneten: Aydın Ergil
Konuşmacılar: Yiğit Sertdemir, Cem Kenar
Düzenleyen: Ekin Yazın Dostları
Saat: 17.15-18.15
Söyleşi: "Kıbrıs Türk Şiirinde Aşk ve Ölüm"
Konuşmacılar: Fikret Demirağ, Zeki Ali, Ümit İnatçı, M. Kansu
Düzenleyen: KIBRIS-TÜRK SANATÇI VE YAZARLAR BİRLİĞİ
Saat: 18.30-19.30
Söyleşi: "Felsefi Açıdan Küreselleşme ve İnsan Hakları"
Konuşmacı: Ferzan Durul
Düzenleyen: PAPATYA YAYINCILIK

HEYBELİADA SALONU
Saat: 12.15-13.15
Panel: "Cafer Hergünsel'in Öykücülüğünde Şiirsel Atmosfer"
Konuşmacılar: Arife Kalender, Leyla Şahin, Hüseyin Haydar
Düzenleyen: EDEBİYAT-KOOP
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Folklor ve Şiir"
Konuşmacılar: İlhan Gülek, Gülsen Tuncer, Ümran Serhan
Düzenleyen: TRUVA FOLKLOR ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "Bir Başkaldırının
Anatomisi Yahut 68 Anaforunun Bugününe"
Konuşmacılar: Osman Koca, Metin Ünlü, Fehmi Yakut, Ümit Aksoy
Düzenleyen: BEYAN YAYINLARI
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "Nietzsche Bir Nihilist mi Yoksa Bir Put Kırıcı ve Hakikat Arayıcısı Düşünür mü?"
Konuşmacı: Yusuf Kaplan
Düzenleyen: İnsan Yayınevi
Saat: 17.15-18.15
Söyleşi: "Öykü Bir Şenliktir"
Konuşmacılar: Hülya Soyşekerci, Seviye Merih, Mine Hoşcan Bilge, Murat Darılmaz, Asya Türkan Coşkun, Mustafa Albayrak, Ali Günay, Ruşen Ergun, Tarık Güney
Düzenleyen: Kanguru Yayınları
Saat: 18.30-19.30
Panel: "Şiir Tanımlanabilir mi?"
Yöneten: Cenk Gündoğdu
Konuşmacılar: Tozan Alkan, Şeref Bilsel
Düzen: İkaros Yayınları

5 KASIM ÇARŞAMBA 2008

MARMARA SALONU
Saat: 11.30-12.30
Söyleşi: Sevim Ak
Düzenleyen: CAN ÇOCUK YAYINLARI
Saat: 12.45-13.45
Söyleşi: "Como'dan Venedik'e Gezgin Dedektifler"
Konuşmacı: Almıla Aydın
Düzenleyen: ALTIN KİTAPLAR
Saat:14.00-15.00
Şairler Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı Anıyor
Saat:14.00-15.00
Şairler Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı Anıyor
Dağlarca etkinliği için TYS'nin konuştuğu şairler:
"Şairler Dağlarca'yı anlatıyor"
Yöneten: Sennur Sezer
Mehrizat, Nurullah Can, A. Kadir Budak, Fikret Demirağ, Rahmi Emeç, Leyla Şahin, Ertan Mısırlı
Düzenleyen: TÜYAP-TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
Saat:15.15-16.15
Söyleşi: "İlhan Berk'i Anıyoruz"
Yöneten: Doğan Hızlan
Konuşmacılar: Latife Tekin, Oruç Aruoba, Hulki Aktunç, Sina Akyol
Düzenleyen: TÜRKİYE YAYINCILAR BİRLİĞİ-TÜYAP
Saat: 17: 45-18.45
Söyleşi: "Tarihte Bilim"
Konuşmacılar: Murat Birdal, İzzettin Önder
Düzenleyen: EVRENSEL BASIM YAYIN

KARADENİZ SALONU
Saat: 12.00-12.45
Okuma: "Çocuklar Aslı Der İle Buluşuyor"
Konuşmacı: Aslı Der
Düzenleyen: GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI
Saat: 13.00-13.45
Okuma Saati: "Kış Ülkesi'nden Mutluluk Sokağı'na"
Konuşmacı: Ferda İzbudak Akıncı
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 14.00-14.45
Söyleşi: "Venezuela Edebiyatı"
Konuşmacı: Luis Britto Garcia
Düzenleyen: Venezuela Bolivar Cumhuriyeti Büyükelçiliği
Saat: 15.00-16.00
Söyleşi: Fantastik Macera Tom Trueheart"
Konuşmacı: Ian Beck
Düzenleyen: MAVİBULUT YAYINLARI
Saat: 17.30-18.30
Söyleşi-Sinevizyon: "Can Yücel 'Farzet Hiç Ayrılmadık'"
Yöneten: Tevfik Taş
Konuşmacılar: Işıl Özgentürk, Aydın Çubukçu, Zeki Coşkun, Su Yücel
Düzenleyen: TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI

BÜYÜKADA SALONU
Saat: 12.00-12.45
Panel: "Şeyh Bedrettin'den Sivas Kıyımına Sanatçı Trajedisi"
Yöneten: Tamer Erol
Konuşmacı: Vecihi Timuroğlu
Düzenleyen: KRİTİK KİTAPLAR YAYINEVİ
Saat: 13.00-14.00
Söyleşi: "Kuantum Sıçraması Yapın"
Konuşmacı: Ferhan Efeçınar
Düzenleyen: SİSTEM YAYINCILIK
Saat: 14.15-15.15
Söyleşi: "Parapsikolojinin Dünü ve Bugünü"
Konuşmacı: Tarık Arıkdal
Düzenleyen: RUH VE MADDE YAYINLARI
Saat: 15.30-16.30
Söyleşi: "Tasavvufta Sohbet Kültürü"
Konuşmacılar: Tuğrul İnançer, Sadık Yalsızuçanlar
Düzenleyen: SUFİ KİTAP
Saat: 16.45-17.45
Söyleşi: "Türkiye'de Şiir Dergiciliği"
Konuşmacılar: Metin Celal, Adnan Özer, Mehmet Can Doğan, Cenk Gündoğdu
Düzenleyen: HAYAL DERGİSİ YAYINLARI

HEYBELİADA SALONU
Saat: 12.00-12.45
Söyleşi: "Sanatta Post-Modern Kırılmalar"
Konuşmacı: Rıfat Şahiner
Düzenleyen: YENİ İNSAN YAYINEVİ
Saat: 13.00-14.00
Söyleşi: "Sokaktan Parlamentoya Özgürlükçü Siyaset"
Konuşmacı: Ufuk Uras
Düzenleyen: SU YAYINLARI
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "İstiklal Mahkemelerinden Modern Türkiye'ye Devrim ve Karşı Devrim"
Konuşmacı: Ergün Aybars
Düzenleyen ZEUS KİTABEVİ
Saat: 17.15-18.15
Söyleşi: "68'den Günümüze Sinema ve Toplumsal Hareketler"
Konuşmacı: Metin Gönen
Düzenleyen: VERSUS KİTAP

6 KASIM PERŞEMBE 2008

INTEREXPO SALONU
Saat: 12.00-13.30
Söyleşi: "Basın Özgürlüğü, TMY 301 ve Tutuklu Gazeteciler"
Konuşmacılar: Ragıp Zarakolu, Sebahat Tuncel, Gülseren Yoleri, Necati Abay
Düzenleyen: CEYLAN YAYINLARI
Saat: 14.00-15.00
Söyleşi: "Saadet Asrından Damlalar"
Konuşmacı: Nihat Hatipoğlu
Düzenleyen: DOĞAN KİTAP
Saat: 15.15-16.15
Söyleşi: "Aşkın Rengi Siyahtır"
Konuşmacılar: Namık Kuyumcu, Pelin Batu, Cezmi Ersöz
Düzenleyen: İLYA BASIM YAYIN
Saat: 18.00-19.00
DÜNYA KİTAP ÖDÜL TÖRENİ

MARMARA SALONU
Saat: 11.30-12.30
Söyleşi: "Bilgin Adalı ile Buluşlar"
Konuşmacı: Bilgin Adalı
Düzenleyen: CAN ÇOCUK YAYINLARI
Saat: 12.45-13.45
Söyleşi: "Bin Tepenin Hayaleti"
Konuşmacı: Nur İçözü
Düzenleyen: ALTIN KİTAPLAR
Saat: 14.00-15.00
Çocuk Edebiyatında Öykü (Rıfat Ilgaz Çocuk Edebiyatı Öykü Ödül Töreni)
Konuşmacılar: Sedat Sever, Selahattin Dilidüzgün, Zekeriya Kaya
Düzenleyen: ÇINAR YAYINLARI
Saat: 15.15-16.45
Panel: "Gizli Hazinenin Keşfi Muhammed'ül-Emin"
Konuşmacılar: Casim Avcı, Ümit Meriç, Hayrettin Karaman
Düzenleyen: HAYY KİTAP
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "Sosyal Değişme ve Kadın"
Konuşmacılar: Ayşe Böhürler, Nazife Şişman, Ümit Meriç
Düzenleyen: TİMAŞ YAYINLARI
Saat: 18.15-19.15
Söyleşi: "1968 Kuşağından Günümüze Akademik Etik Davranışlarda Geriye Gidiş ve Nedenleri: İntihal"
Konumacı: Rifat Çölkesen
Düzenleyen: PAPATYA YAYINCILIK

KARADENİZ SALONU
Saat: 12.00-12.45
Okuma: "Gençler Mine Soysal ile Buluşuyor"
Konuşmacı: Mine Soysal
Düzenleyen: GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI
Saat: 14.00-14.45
Avrupa Yakası Dizi Film Gösterimi
Düzenleyen: Plato Filmcilik
Saat: 15.15-16.15
Söyleşi: "Çizimlerle ve Fıkralarla Nasreddin Hoca"
Konuşmacılar: Sennur Sezer, Sefer Selvi
Düzenleyen: EVRENSEL BASIM YAYIN-TÜYAP ÇOCUK KULÜBÜ
Saat: 16.30-17.45
Panel: "60'lı 70'li Yılların Siyasal, Kültürel Ortamına Müzik Üzerinden Bakış"
Yöneten: İlkem Balseçen
Konuşmacılar: Burcu Yıldız, Taner Öngür, Murat Meriç
Düzenleyen: BOĞAZİÇİ GÖSTERİ SANATLARI TOPLULUĞU
Saat: 18.00-19.00
Söyleşi: "Türkiye'de 1968"
Konuşmacılar: Ergun Aydınoğlu, Ertuğrul Kürkçü, Oğuzhan Müftüoğlu
Düzenleyen: VERSUS KİTAP-KALKEDON YAYINLARI

BÜYÜKADA SALONU
Saat: 13.00-14.00
Söyleşi: "Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar"
Konuşmacılar: Şeminur Topal, Arca Atay
Düzenleyen: YENİ İNSAN YAYINEVİ
Saat: 14.15-15.15
Söyleşi: "Türkçe'de Hayyam Rubaileri"
Konuşmacı: Yalçın Aydın Ayçiçek
Düzenleyen: DEMOS YAYINLARI
Saat: 15.30-16.30
Söyleşi: "Belgesel Fotoğrafçılık"
Konuşmacı: Özcan Yurdalan
Düzenleyen: AGORA KİTAPLIĞI
Saat: 16.45-17.45
Söyleşi: "Osmanlı Kültür ve Medeniyetinin Toplumsal Yansımaları"
Konuşmacı: Ziya Demirel
Düzenleyen: AKÇAĞ BASIM YAYIN
Saat: 18.00-19.00
Söyleşi: Yaratıcı Yazarlık
Konuşmacı: Aydın Şimşek
Düzenleyen: KANGURU YAYINLARI

HEYBELİADA SALONU
Saat: 14.00-15.00
Söyleşi: "Felsefe'den Estetiğe"
Konuşmacı: Afşar Timuçin
Düzenleyen: HAYAL DERGİSİ YAYINLARI
Saat: 15.15-16.15
Söyleşi: "Son Yıl 1938"
Konuşmacı: Orhan Çekiç
Düzenleyen: CUMHURİYET KİTAPLARI
Saat: 16.30-17.30
Söyleşi: "68'den Günümüze Sinema ve Toplumsal Hareketler"
Konuşmacı: Metin Gönen
Düzenleyen: VERSUS KİTAP
Saat: 17.45-18.45
Panel: "Krizler Ülkesi Türkiye"
Konuşmacı: Aydemir Güler
Düzenleyen: YAZILAMA YAYINEVİ

7 KASIM CUMA 2008

INTEREXPO SALONU
Saat: 12.15-13.15
Panel: "1968'lerden Günümüze Şiirimizin Seyri ve Mehmet H. Doğan"
Yöneten: Cenk Gündoğdu
Konuşmacılar: Haydar Ergülen, Orhan Alkaya, Necmiye Alpay
Düzenleyen: İKAROS YAYINLARI
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "78 Kuşağı"
Konuşmacılar: Halim Bahadır, Merdan Yanardağ
Düzenleyen: SAY YAYINLARI
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "68'lerden Günümüze"
Konuşmacılar: Türkan Saylan, Türkel Minibaş
Düzenleyen: CUMHURİYET KİTAPLARI
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "İstanbul: Dünü ve Bugünü"
Konuşmacılar: Philip Mansel, Murat Belge
Düzenleyen: EVEREST YAYINLARI
Saat: 17.15-18.15
Söyleşi: "Belgesel Fotoğraf, Gerçekçilik ve Etik"
Konuşmacı: Özcan Yurdalan
Düzenleyen: AGORA KİTAPLIĞI
Saat: 18.30-19.30
Şiir-Dinleti: "Abdullah Rıza Ergüven Berfin-Bahar Şiir Etkinlikleri/2008'den 68'e Selam "
Yöneten: H. Hüseyin Yalvaç
Katılımcılar: İdris Atmaca, Mahmut Ayaz, Mahmut Baycan, Veysel Boğatepe, Funda Dane, Gürkal Gençay, Şenel Gökçe, Yılmaz Gruda, Cüneyt Gültakın, Arzu Karadağ, Hüsam Kurt, Sabri Kuşkonmaz, Ali Narçın, Atilla Oğuz, İlyas Orak, Faika Sarp, Hakan Sevin, Hakan Sürsal, Hasan Taşçı
Düzenleyen: BERFİN BAHAR DERGİSİ

MARMARA SALONU
Saat: 12.15-13.15
Panel: "Marksizmin Güncelliği"
Konuşmacılar: Yener Orkunoğlu, Sungur Savran, Sinan Özbek, Örsan Öymen
Düzenleyen: İNSANCIL YAYINLARI
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "68'den 78'e Toplumsal Mücadele ve Özgürlük"
Konumacılar: Celal Başlangıç, Ruşen Çakır, Tahsin Yeşildere, Nimet Tanrıkulu
Düzenleyen: 78'LİLER DERNEĞİ
Saat:14.45-15.45
Söyleşi: "Bir Masumiyeti Kaybediş Öyküsü"
Konuşmacılar: İlyas Başsoy, Emrah Ablak, Tuna Kiremitçi
Düzenleyen: LİTERATÜR YAYINLARI
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "Kürdün 68'i, 68'in Kürdü"
Konuşmacılar: İsmail Beşikçi, Faik Bulut, Aydın Çubukçu
Düzenleyen: EVRENSEL BASIM YAYIN-TİROJ DERGİSİ
Saat: 17.15-18.30
Söyleşi: "Milliyetçilik, Medya ve Demokrasi"
Konuşmacılar: Esra Arsan, Esra Ercan Bilgiç, Fatih Polat, Ahmet Tulgar
Düzenleyen: EVRENSEL BASIM YAYIN

KARADENİZ SALONU
Saat: 12.00-12.45
Okuma: "Gençler Karin Karakaşlı İle Buluşuyor"
Konuşmacı: Karin Karakaşlı
Düzenleyen: GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI
Saat: 13.00-14.45
Avrupa Yakası Dizi Film Gösterimi
Düzenleyen: Plato Filmcilik
Saat: 14.00-14.45
Okuma Saati
Konuşmacı: Aysel Korkut
Düzenleyen: ALTIN KİTAPLAR
Saat: 15.00-16.00
Söyleşi: "1968 Öncesi ve Sonrasında Tiyatro Yayıncılığı ve Tiyatro Eleştirmenliği"
Yöneten: Seçkin Selvi
Konuşmacılar: Yılmaz Onay, Sevgi Sanlı, Hayati Asılyazıcı
Düzenleyen: ULUSLARARASI TİYATRO ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ
Saat: 16.15-17.15
Söyleşi: "Söyleyecek Sözü Kalanlar"
Konuşmacılar: Etyen Mahçupyan, Mehmet Altan, Ferhat Kentel, Leyla İpekçi
Düzenleyen: HAYY KİTAP
Saat: 18.30-19.30
Dinleti: "45'lik Şarkılar Konseri"
Düzenleyen: 45'LİK ŞARKILAR/BOĞAZİÇİ GÖSTERİ SANATLARI TOPLULUĞU

BÜYÜKADA SALONU
Saat: 12.15-13.15
Söyleşi: "Kurtuluş Savaşı Destanı"
Konuşmacı: Adil Ali Atalay
Düzenleyen: ALEVİ-BEKTAŞİ EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI
Saat: 13.30-14.30
Panel: "68'in 40. Yılında Hikmet Kıvılcımlı ve Gençlik"
Konuşmacılar: Haşmet Atahan, Aydın Çubukçu, Ertuğrul Kürkçü
Düzenleyen: SOSYAL İNSAN YAYINLARI
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "Sümerlilerde Tufan, Tufanda Türkler"
Konuşmacı: Muazzez İlmiye Çığ
Düzenleyen: KAYNAK YAYINLARI
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi-Sinevizyon: "Batı Doğu'dan Başlar"
Konuşmacı: Mebuse Tekay
Düzenleyen: E YAYINLARI

Saat: 17.15-18.15
Söyleşi: "Temmuz İçin Yaralı Semah: Yangın Şiirleri"
Yöneten: Ali Mert
Konuşmacılar: Kemal Özer, Efe Duyan, Turgay Fişekçi
Düzenleyen: YORDAM KİTAP
Saat: 18.30-19.30
Söyleşi: "Alevi Toplumunda 68 Kuşağının Etkileri"
Yöneten: Namık Kemal Boya
Konuşmacılar: Rıza Zelyut, Cemil Kılıç, Cemal Şener
Düzenleyen: ADA BASIM/
KARE-ETİK YAYINLARI

HEYBELİADA SALONU
Saat: 12.15-13.15
Panel: "Yazar ile Okur İletişimi"
Yöneten: Nükhet Karabacak
Konuşmacılar: Hıfzı Topuz, Oya Baydar, Deniz Kavukçuoğlu
Düzenleyen: EKİN YAZIN DOSTLARI
Saat: 13.30-14.30
Söyleşi: "Perakendelerde Diriliği Korumak"
Konuşmacı: Servet Topaloğlu
Düzenleyen: HAYAT YAYINLARI
Saat: 14.45-15.45
Söyleşi: "Filistin'den Şiirler"
Konuşmacılar: Metin Cengiz, Yavuz Özdem, Ali Araidy, Mageed Asakly, Hava Pimhas Cohen, Sabina Mosseg, Naim Araidy, Hussein Muhanna, Moaen Shalabia
Düzenleyen: DİGRAF YAYINCILIK-TÜYAP
Saat: 16.00-17.00
Söyleşi: "68'in 40. Yılında Che Guevara"
Konuşmacı: Froilan Gonzalez
Düzenleyen: KÜBA BÜYÜKELÇİLİĞİ
Saat: 17.30-18.30
Sanat Cephesi Şairleriyle Söyleşi ve Şiir Dinletisi
Yöneten: İsmail Hardal
Katılımcılar: Refik Uğur, Ragıp Özcan, Sabri Yücel, Ferhat İşlek, Meral Kaşoturacak, İsmail Hardal, Kemal Kök, Nevzat Oğuz, Coşkun İnce, Asım Gönen, Hüseyin Gül
Düzenleyen: SORUN YAYINLARI KOLEKTİFİ
Saat: 18.30-20.00
Panel: "Sorumluluk Bilinci ve Birlik Kültürü"
Yöneten: Sırrı Öztürk
Konuşmacılar: Sırrı Öztürk, Esat Korkmaz, Ahmet Cihan
Düzenleyen: SORUN YAYINLARI KOLEKTİFİ

KINALIADA SALONU
Saat: 14.00-16.00
Eğitim Yayıncıları Toplantısı
Düzenleyen: TÜRKİYE YAYINCILAR BİRLİĞİ

8 KASIM CUMARTESİ 2008

INTEREXPO SALONU
Saat: 11.00-11.45
Söyleşi: "Hayatı Yönetme Sanatı"
Konuşmacı: Muhammed Bozdağ
Düzenleyen: NESİL YAYINLARI
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "Ergenekon Tertibi"
Yöneten: Osman Bilge Kuruca
Konuşmacılar: Mehmet Bedri Gültekin, Süheyl Batum
Düzenleyen: KAYNAK YAYINLARI
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "İnsan ve Devlet"
Konuşmacı: Osman Pamukoğlu
Düzenleyen: İNKILAP KİTABEVİ
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Yaşamdan Dakikalar"
Konuşmacılar: Hıncal Uluç, Haşmet Babaoğlu, Nebil Özgentürk, Sunay Akın
Düzenleyen: TURKUVAZ KİTABEVİ
Saat: 15.45-16.45
Panel: "Çokkültürlülük, Kimlik, Eğitim ve Toplumsal Gerilim"
Yöneten: Tevfik Taş
Konuşmacılar: Yılmaz Onay, Ali Balkız, Karin Karakaşlı, Nebil Reyhani
Düzenleyen: TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "Aşk, Kaybetmek, Bağlanmak"
Konuşmacılar: Erol Göka, Mustafa Ulusoy
Düzenleyen: TİMAŞ YAYINLARI
Saat: 18.15-19.15
Söyleşi: "Bir 68 Efsanesi mi 'Evet İsyan'"
Konuşmacı: İsmet Özel
Düzenleyen: ŞULE YAYINLARI

MARMARA SALONU
Saat: 12.00-12.50
Söyleşi: "Bir Destan Şairi Olarak Nâzım Hikmet"
Konuşmacılar: Rüştü Asyalı, Mustafa Şerif Onaran
Düzenleyen: HAYAL DERGİSİ YAYINLARI
Saat: 13.00-14.15
Söyleşi: "68'in 40. Yılında Gülünün Solduğu Akşam"
Konuşmacılar: Ayşe Sarısayın, Füruzan, Oya Baydar, Ufuk Uras
Düzenleyen: CAN SANAT YAYINLARI
Saat: 14.30-16.00
Söyleşi: "68'lilerin Romanı '47'liler'"
Konuşmacılar: Füruzan, Sezer Ateş Ayvaz, Deniz Kavukçuoğlu, Haydar Ergülen
Düzenleyen: YAPI KREDİ YAYINLARI
Saat: 16.15-17.30
Panel: "1968'in Anlamı"
Yöneten: Ercan Karakaş
Konuşmacılar: Aydın Cıngı, Deniz Kavukçuoğlu, Hasan Bülent Kahraman
Düzenleyen: SODEV (SOSYAL DEMOKRASİ VAKFI)
Saat: 17.45-18.45
Panel: "Hep 68'li Olmak"
Yöneten: Enver Ercan
Konuşmacılar: Ataol Behramoğlu, Nihat Behram
Düzenleyen: TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
Saat: 19.00-20.00
Söyleşi: "Hitit Hukuku Belleklerdeki Kayıp"
Konuşmacı: Erdal Doğan
Düzenleyen: GÜNCEL YAYINCILIK

KARADENİZ SALONU
Saat: 12.00-13.00
Çocuk ve Gençlik Yayınları Derneği Yılın Kitabı 2007 Ödül Töreni
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 13.15-14.15
Panel: "Edebiyatın Çocuğa Bakan Yüzü"
Yöneten: Müren Beykan
Konuşmacılar: Selim İleri, Sema Kaygusuz, Semih Gümüş
Düzenleyen: GÜNIŞIĞI KİTAPLIĞI
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Toprağın Altından Kağıdın Üzerine Arkeoloji Yayıncılığı'nda 30 Yıl"
Düzenleyen: ARKEOLOJİ SANAT YAYINLARI
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi-Dinleti: "Şarkılarla Aşk Okumaları-Atilla Birkiye'nin Son Romanı-Ben Hep Seni Yazdım"
Şarkılar: Vedat Sakman
Şiir-Metin Okuma: Hakan Gerçek
Düzenleyen: ÖZGÜR YAYINLARI
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "Nazım Hikmet ve Aziz Nesin'de 68 Ruhu"
Konuşmacılar: Ataol Behramoğlu, Eylem Yıldızer
Düzenleyen: EVRENSEL BASIM YAYIN
Saat: 18.15-19.15
Söyleşi: "2010'un İstanbul'u"
Konuşmacılar: Gürhan Ertür, Fikret Toksöz, Korhan Gümüş, Ahmet Kot
Düzenleyen: İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ AJANSI

BÜYÜKADA SALONU
Saat: 11.15-12.00
Söyleşi: "19 Mucizesi ve İslami Reform Çalışmaları"
Konuşmacı: Edip Yüksel
Düzenleyen: OZAN YAYINCILIK
Saat: 12.05-13.00
Söyleşi: "68'den Bugüne Türkçemiz"
Konuşmacı: Feyza Hepçilingirler
Düzenleyen: EVEREST YAYINLARI
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "Onu Ben Öldürdüm Leonardo"
Konuşmacılar: Deniz Kavukçuoğlu, Faruk Şüyün
Düzenleyen: TÜYAP
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Edebiyat Eserlerinin Sinema ve Tiyatroya Uyarlanması"
Konuşmacı: Canan Tan
Düzenleyen: ALTIN KİTAPLAR
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi: "68'liler 78'liler"
Konuşmacılar: Zeynep Oral, Ali Sirmen, Ümit Zileli
Düzenleyen: CUMHURİYET
KİTAPLARI
Saat: 17.00-18.00
Panel: "Toplum Gönüllüleri Vakfı ve TUDEM İşbirliğiyle Benim Kütüphanem" Projesi
Yöneten: İsa Aykanat
Konuşmacılar: İbrahim Betil, Aydın İleri, Talat Aydilek
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 18.15-19.15
Söyleşi: "68'in 40. Yılında Türkiye Nereden Nereye?/68'liler Anlatıyor"
Konuşmacılar: Sarp Kuray, Z. Çetiner, Turhan Feyizoğlu, Sönmez Targan, Bedri Baykam F. Babuş
Düzenleyen: OZAN YAYINCILIK

HEYBELİADA SALONU
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "Sosyalist Gerçekçilik ve Sanat"
Yöneten: İsmail Hardal
Konuşmacılar: Babür Pınar, İrfan Ünal, Murat Balkı, İsmail Hardal
Düzenleyen: SORUN YAYINLARI KOLEKTİFİ
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "Bedensel ve Ruhsal Sağlık"
Konuşmacı: Ender Saraç
Düzenleyen: DOĞAN KİTAP
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Yazıyorum Düğüm Daha da Dolanıyor/Şükrü Erbaş İle Şiirde 30 Yıl"
Konuşmacılar: Şükrü Erbaş, Aydın Şimşek
Düzenleyen: KANGURU YAYINLARI
Saat: 15.45-16.45
Panel: "Kültürel Zenginliğimiz ve Marksizm Tartışmaları"
Yöneten: Sırrı Öztürk
Konuşmacılar: Sırrı Öztürk, Tolga Ersoy, Kerem Atılgan, Cenk Ağacabay
Düzenleyen: SORUN YAYINLARI KOLEKTİFİ
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "Türkiye Dilleri ve Edebiyat"
Konuşmacılar: Jaklin Çelik, Fahrettin Çiloğlu, Şeyhmus Diken, Aysu Erden, Metin Fındıkçı, Mario Levi
Düzenleyen: DÜNYA YAZARLAR BİRLİĞİ PEN TÜRKİYE MERKEZİ
Saat: 18.15-19.15
Söyleşi: "Canlı Gıdalar İle Gelen Sağlık"
Konuşmacı: Nevşah Fidan
Düzenleyen: SİSTEM YAYINCILIK

KINALIADA SALONU
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "68'den Günümüz'e Küresel Kültür"
Konuşmacı: Erdal Atabek
Düzenleyen: CUMHURİYET KİTAPLARI
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "Batı'nın Politikası Hep Aynı: Böl ve Yut"
Konuşmacı: Banu Avar
Düzenleyen: REMZİ KİTABEVİ
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Haluk Gerger'le Son Siyasal Gelişmeler Üzerine"
Konuşmacı: Haluk Gerger
Düzenleyen: CEYLAN YAYINLARI
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi: "Habermas'ta Felsefe, Siyaset ve Aydın Kavramı"
Konuşmacı: Taner Timur
Düzenleyen: YORDAM KİTAP
Saat: 17.00-18.00
Panel: "Gazeteci ve Edebiyatçıların Gözüyle Bab-ı Âli"
Yöneten: Turgay Olcayto
Konuşmacılar: Doğan Hızlan, Adnan Özyalçıner, Demirtaş Ceyhun
Düzenleyen: TÜRKİYE GAZETECİLER CEMİYETİ
Saat: 18.15-19.15
Söyleşi: "Cumhuriyet Okurluğu ve CUMOK"
Konuşmacı: Namık Kemal Boya
Düzenleyen: CUMOK

9 KASIM PAZAR 2008

INTEREXPO SALONU
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "Cumhuriyet İnsanı ve 68 Kuşağı"
Konuşmacı: Yavuz Bahadıroğlu
Düzenleyen: NESİL YAYINLARI
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "Bir Ömrün Öteki Hikayesi: Atatürk, Modernizm, Din ve Ahlak"
Konuşmacı: Sinan Meydan
Düzenleyen: İNKILAP KİTABEVİ
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Ergenekon'un İç Yüzü"
Konuşmacılar: Bülent Orakoğlu, Şamil Tayyar
Düzenleyen: TİMAŞ YAYINLARI
Saat: 15.45-16.45
Panel: "Tarihi Dönemlerin Romancısı: Samim Kocagöz"
Yöneten: Turhan Günay
Konuşmacılar: Şükrü Kocagöz, Hikmet Çetinkaya
Düzenleyen: LİTERATÜR YAYINLARI
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "Türkiye Nereye Gidiyor?"
Konuşmacılar: Tuncay Mollavesioğlu, Merdan Yanardağ
Düzenleyen: SİYAH-BEYAZ KİTAP

MARMARA SALONU
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "Samsun Öncesi
Atatürk'ün Hazırlıkları"
Konuşmacı: Alev Coşkun
Düzenleyen: CUMHURİYET KİTAPLARI
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "Zihnin Şifresi'nden Zihinsel Uyanış'a"
Konuşmacı: Ethem Kocabaş
Düzenleyen: ALTIN KİTAPLAR
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Siyah Süt"
Konuşmacı: Elif Şafak
Düzenleyen: DOĞAN KİTAP
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi: "Türkiye'de ve Dünyada Derin Devlet Faaliyetleri"
Konuşmacılar: Mahir Kaynak
Düzenleyen: MAVİ AĞAÇ YAYINLARI
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "AB ve Büyük Ortadoğu Projesi Gölgesinde Kıbrıs"
Konuşmacılar: Ferai Tınç, Temel İskit, Mehmet Hasgüler, Başaran Düzgün, Turgut Turhan
Düzenleyen: ALFA YAYINLARI

KARADENİZ SALONU
Saat: 12.00-13.00
KYÖD Sanat Ödülleri
Naci Girginsoy Öykü Ödülü: Şakir Balkı
Ruşen Hakkı Şiir Ödülü: Ruhan Odabaş
Düzenleyen: KYÖD
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "Orhan Duru 75 Yaşında/Öykü, Bilimkurgu ve Hayalin Boyutları"
Yöneten: Doğan Hızlan
Konuşmacılar: Adnan Özyalçıner, Vivet Kanetti, Zühtü Bayar, Sennur Sezer, Burak Fidan
Düzenleyen: TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Tiyatro ve 68"
Yöneten: Mehmet Atay
Konuşmacılar: Zehra İpşiroğlu, Kerem Karaboğa, Fakiye Özsoysal, Levent Yılmaz
Düzenleyen: E YAYINLARI
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi-Dinleti: "68'in Şiiri, Şiirin 68'i"
Şairler: Refik Durbaş, Egemen Berköz, Özkan Mert, Eray Canberk, Sennur Sezer, Aydın Hatipoğlu, Afşar Timuçin
Düzenleyen: TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "Kontgerilla'nın Bizden Aldığı Aydınların Anısına"
Konuşmacılar: Cengiz Bektaş, Talat Turhan, Tevfik Taş, Semih Hiçyılmaz
Düzenleyen: EVRENSEL BASIM YAYIN-GÜNLÜK EVRENSEL GAZETESİ

BÜYÜKADA SALONU
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "İran'da Kıyamet Senaryoları ve Ömer Hayyam Rubaileri"
Konuşmacı: Zübeyir Batur
Düzenleyen: KASTAŞ YAYINEVİ
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Yeryüzüyle Gökyüzünün İnsan Bedeninde Buluşması"
Konuşmacılar: Suna Dumankaya, Frederico Ciongoli
Düzenleyen: ALFA YAYINLARI
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi: "Türkiye'de Demokratikleşme ve Demokrasi Güçlerinin Birliği"
Konuşmacılar: Cengiz Güleç, Ender İmrek, Mustafa Sarıkaya, Şebnem Korur Fincancı
Düzenleyen: TÜRKİYE YAZARLAR SENDİKASI-EVRENSEL BASIM YAYIN

Saat: 17.00-18.00
Şiir-Dinletisi: "Birgün Mutlaka"
Konuşmacı: Ataol Behramoğlu
Düzenleyen: CUMHURİYET KİTAPLARI

HEYBELİADA SALONU
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "Ebeveynin Çocuk Özgüven Gelişimindeki Rolü"
Konuşmacı: Zeynep Oktuğ
Düzenleyen: BU YAYINEVİ
Saat: 13.15-14.15
Söyleşi: "Frankfurt 2008'in Ardından: Çocuk-Gençlik Kitapları Alanından İzlenimler"
Konuşmacılar: Zehra İpşiroğlu, Necdet Neydim, Nur İçözü
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 14.30-15.30
Söyleşi: "Öğrenen Organizasyon ve Hayatı Yorgun Yaşamayanlar"
Konuşmacılar: Evrim Çalkavur, M. Yavuz Durmuş
Düzenleyen: REMZİ KİTABEVİ
Saat: 15.45-16.45
Söyleşi: "Ötekilere Ne Oldu?"
Konuşmacı: Haluk Şahin
Düzenleyen: SAY YAYINLARI
Saat: 17.00-18.00
Söyleşi: "Küresel Isınmada Son Çağrı (Ekolojik Devrim Mümkün mü?"
Konuşmacılar: Ömer Madra, Ümit Şahin
Düzenleyen: AGORA KİTAPLIĞI

KINALIADA SALONU
Saat: 12.00-13.00
Söyleşi: "Norbekov-Kendinizi Yenileyin"
Konuşmacı: Mahram Satymbaeva
Düzenleyen: SİSTEM YAYINCILIK
Saat: 13.15-14.15
Buluşma-Söyleşi: "2008'in 68'li Gençleri 1968'in İktisat Fakültesi'ni ve Öğrencilerini Anlatıyor"
Düzenleyen: İFMC (İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti)
Saat: 14.30-15.30
Şiir-Dinleti: "Şiir Her Zaman"
Konuşmacılar: Şükrü Erbaş, Aydın Şimşek, Selma Ağabeyoğlu, Şeref Bilsel, Emel İrtem, Tozan Alkan, Zerrin Taşpınar, Betül Dündar
Düzenleyen: KANGURU YAYINLARI
Saat: 15.45-16.45
Panel: "68'in Kadınları 68'i Anlatıyor"
Konuşmacılar: Fatmagül Berktay, Jülide Aral, İnci Beşpınar
Düzenleyen: İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ KADIN ARAŞTIRMALARI MERKEZİ

Saat: 17.00-18.00
Panel: "Küreselleşme ve Emperyalizm"
Yöneten: Hayri Erdoğan
Konuşmacılar: Erinç Yeldan, Orhan Kurmuş, Sungur Savran
Düzenleyen: YORDAM KİTAP

TÜYAP ÇOCUK KULÜBÜ

2 KASIM PAZAR 2008

Saat: 14.00-16.00
Atölye Çalışması: "Origami"
Hazırlayan: Nazan Tacer
Düzenleyen: GÜRER YAYINLARI

3 KASIM PAZARTESİ

Saat: 11.30-12.30
Atölye Çalışması: "Kitaplarla Kanatlanıp Dizelerle Uçuşsam"
Konuşmacı: Zübeyde Seven Turan
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 13.00-14.00
Çocuklarla Söyleşi
Konuşmacı: Ekrem Güneş
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 14.15-15.15
Atölye Çalışması: "Kaç Güneş Var? Bilen Söylesin"
Konuşmacılar: Aytül Akal, Mavisel Yener
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 15.30-16.30
Garfiield Çocuk Tiyatrosu
Düzenleyen: GÜLOĞLU KİTAPÇILIK

4 KASIM SALI 2008

Saat: 11.30-12.30
Nasreddin Hoca ile Gülelim, Düşünelim, Eğlenelim
Masalcı Abla: Gamze Alıcı
Düzenleyen: TİMAŞ ÇOCUK
Saat: 13.00-14.00
Çocuklarla Söyleşi
Konuşmacı: Hamdullah Köseoğlu
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 14.15-15.15
Söyleşi: "Benim Gözümle"
Konuşmacı: Necla Ülkü Kuglin, Yeliz Akın
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 15.30-16.30
Söyleşi: "Bir Masal ya da Öykü Yaratmak"
Konuşmacı: Seza Kutlar Aksoy
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ

5 KASIM ÇARŞAMBA 2008

Saat: 11.30-12.30
Söyleşi: "Uzaylı Çocuk Ulya Topkapı Sarayı'nda"
Konuşmacı: Nuran Turan
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 13.00-14.00
Çocuklarla Söyleşi: Dağlar Hiç Kaşınmaz mı?
Konuşmacılar: Simla Sunay, Serap Deliorman
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 14.15-15.15
Atölye Çalışması: "Teptim Tekerlendi, Öptüm Şekerlendi"
Konuşmacı: Zehra Ünüvar
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ

6 KASIM PERŞEMBE 2008

Saat: 11.30-12.30
Çocuklarla Söyleşi: "Masallardaki Gerçekler"
Konuşmacı: Ferda İzbudak Akıncı
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 13.00-14.00
Okuma ve Resim Etkinliği: "Kedi Kız Minus"
Uygulayıcılar: Nilay Yılmaz, Derya Ülker, Sezin Özçelik
Düzenleyen: ÇINAR YAYINLARI
Saat: 14.15-15.15
Çocuklarla Söyleşi
Konuşmacılar: Çiğdem Gündeş, Güldem Şahan
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 15.30-16.30
Atölye Çalışması: "Çizgi Roman Yapalım"
Konuşmacılar: Ümit Kireççi, Sabri Ozan Sarı
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ

7 KASIM CUMA 2008

Saat: 11.30-12.30
Çocuklarla Söyleşi: "Nisan Bebekle Hem Eğlenelim, Hem Düşünelim"
Konuşmacı: Ayfer Gürdal Ünal
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 13.00-14.00
Çocuklarla Söyleşi: "Kitapların Macerası"
Konuşmacı: Miyase Sertbarut
Düzenleyen: TUDEM
Saat: 14.15-15.15
Söyleşi: "Her Çocuğun Bir Masalı Vardır"
Konuşmacı: Mehmet Güler
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ
Saat: 15.30-16.30
Söyleşi: "Sessiz Kitap"
Konuşmacı: Çiğdem Gündeş
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ

8 KASIM CUMARTESİ 2008

Saat: 13.00-14.00
Okuma ve Yaratıcı Drama: "Meraklı Bir Balığın Serüvenleri"
Konuşmacı: Nilay Yılmaz
Düzenleyen: ÇINAR YAYINLARI
Saat: 14.15-15.15
Atölye Çalışması
Konuşmacı: Gülçin Alpöge
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ

9 KASIM 2008 PAZAR 2008

Saat:13.00-15.00
Atölye Çalışması:"Origami"
Hazırlayan: Nazan Tacer
Düzenleyen: GÜRER YAYINLARI
Saat: 15.15-16.15
Söyleşi: "Anadolu Binbir Uygarlık, Binbir Öykü"
Konuşmacı: Işık Soytürk
Düzenleyen: ÇOCUK VE GENÇLİK YAYINLARI DERNEĞİ

Kaynak: CNN

Butterbeer
01-11-08, 17:56
ABD’li solcu yazar Studs Terkel öldü

Amerikalı radikal solcu yazar ve radyocu Studs Terkel, 96 yaşında hayata veda etti.

Studs Terkel’in radyo kariyerinin önemli bir kısmını geçirdiği Chicago WFMT radyosunda yayımlanan haberde, yazarın Chicago’daki evinde öldüğü açıklandı.

1912’de doğan Studs Terkel’in en çok satan ilk kitabı “Division street: America”, 1967’de piyasaya çıkmıştı. Terkel, ırklar arasındaki ilişkiler, iş dünyası ve 1929 krizi gibi konularda tarih kitapları da yazmış, 1985’te de İkinci Dünya Savaşı hatıralarına yer verdiği “The good war” isimli kitabıyla saygın Pulitzer ödülünü almıştı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
01-11-08, 18:59
27'nci İstanbul Kitap Fuarı açıldı

27'incisi düzenlenen TÜYAP Kitap Fuarı, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay tarafından açıldı.

9 Kasım'a kadar açık kalacak fuara 550 yayınevi katılıyor. Fuarda; panel, söyleşi, konser, şiir-dinletileri ve çocuk etkinlikleri gibi 282 kültür etkinliğinde ve imza günlerinde 750 yazar okurlarıyla buluşuyor.

Katılımcılar arasında ABD, Almanya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Ermenistan, Hindistan, İtalya, İngiltere, İspanya, İsveç, İran, Kosova, Küba, Letonya, Makedonya, Polonya, Romanya ve Yunanistan'dan yayınevleri bulunuyor.

Bu yıl ilk kez Rusya ve Venezuella'dan yayıncıları da ağırlayacak olan TÜYAP. 27. İstanbul Kitap Fuarı'nın açılışında konuşan Günay, korsan kitapların önüne geçilememesi konusunda "Toplumda ciddi bir bilinç eksikliği var. Fikir hırsızlığı en önemli hırsızlıktır. Fikir yaratıcılığı olmasa hiçbir şey olmaz" dedi.

Korsan yayınlar konusunda devlet olarak yasal düzenlemeleri çıkardıklarını belirten Günay kendisinin de bir 68 kuşağı üyesi olduğunun altını çizdi.

Bu seneli temanın "1968: 40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra" olarak düzenlenmesinin 68 kuşağını bilen biri olarak kendisini fazlasıylşa memnun ettiğini söyleyen Günay o tarihten bugüne kadar Türkiye'de demokrasi ve özgürlüklerin ağır ilerlediğini ifade etti.

Cumhuriyet demokrasi olmadan düşünülemez şaklinde konuşan Günay "O zaman ki 68 kuşağıyla şimdi arasında ciddi ve vahim çelişki görüyorum. 68 kuşağında baskıcı ve tutucu bir iktidar vardı. Bunun yanında özgürlükçü ve demokrasinin gelişmesini isteyen bir muhalefet vardı. Şimdi ise bunun tam tersini görmekteyiz" diye konuştu.

27'nci İstanbul Kitap Fuarı'nın uluslararası bir fuar olmasının zamanını gediğine dikkat çeken Günay, "Önümüzde 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti projesi var. Yapacağımız en güzel armağanlardan birinin de kitap ve sanat fuarının uluslararası boyutlara taşıması ve 2010 İstanbul Avrupa kültür başkenti projesine armağan edilmesi olduğu kanısındayınm" ifadelerini kullandı. Açılışın ardından stantları gezen Bakan Günay, kitapları inceleri ve fuarın onur yazarı Füruzan'a Anadolu Kültür Tarihi isimli kitabı armağan etti.

Doğan Hızlan

Fuarın Kültür Danışmanı Doğan Hızlan da açılışa katılan isimler arasındaydı. Fuarların insanla kitap arasında bir köprü olduğunu belirten Hızlan, insanın kişisel etkileme ve etkilenme alanları ile duyumları olduğunu söyledi.

TÜYAP Fuarı'nın sadece bir edebiyat fuarı değil aynı zamanda bir tema fuarı olduğu vurgulayan Hızlan "68 kuşağı insanlarının her biri başarılı ve çok iyi yerlerdeler. Nasıl bir devrimden geldiler? Buldukları dünya umdukları dünya mıydı? Bunlar tartışması bitmeyecek konular. Bu senenin temasının "1968: 40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra" olarak belirlenmesinden ve o dönemin ruhunu taşıyan insanların onur konuğu olarak bu fuarda ağırlanıyor olmasından dolayı çok mutluyum" şeklinde konuştu.

Onur yazarı Füruzan için "Türk edebiyatı Füruzan olmasaydı eksik kalırdı" cümlelerini kullanan Hızlan TÜYAP Fuarı'nı "Bu tip ortamlar bildiğimiz insanları yeniden anımsayarak kendimizi tatmin ettiğimiz ortamlardır" diye tanımladı.

Kaynak :CNN

Butterbeer
04-11-08, 23:41
"Onur yazarı" Füruzan'a plaketi verildi

27'nci İstanbul Kitap Fuarı'nın onur yazarı Füruzan'a plaket sunuldu.

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen fuar kapsamında, yazar Füruzan'ın onur yazarı seçilmesi dolayısıyla tören düzenlendi.

Törende konuşan Füruzan, okumayı çok sevdiğini, hiçbir zaman yazar olmak için okumadığını ifade ederek, arkadaş çevresinde kendisine "Kitap kurdu" dediklerini anlattı.

Füruzan, 1968 ve sonrasında Türkiye ve dünyada yaşanan olaylara karşı kayıtsız kalmaması gerektiğine inandığını, bu nedenle yazmaya karar verdiğini kaydetti.

27'nci İstanbul Kitap Fuarı'nın onur yazarı olarak seçilmesinin kendisini gururlandırdığını dile getiren Füruzan, bu ödüle layık görenlere teşekkür etti.

Konuşmasının ardından Füruzan'a plaketini TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal verdi.

9 Kasım Pazar gününe kadar sürecek olan ve "1968: 40 yıl önce 40 yıl sonra" temasıyla düzenlenen fuarda, 68 hareketinin ruhu ve bugüne yansımaları üzerine etkinlikler yapılacak, dönemin edebiyat, sinema, sanat ve kültür hayatına olan katkıları ele alınacak.

Yaklaşık 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılacağı fuar süresince, panel, söyleşi, konser ve imza günleri düzenlenecek, 750 yazar okurlarıyla buluşacak.

Fuarın onur yazarı Füruzan, fuar süresince çeşitli etkinliklerde okurlarıyla bir araya gelecek. Fuar kapsamında Füruzan'ın yaşamından kesitlerden oluşan ve tasarımını Sadık Karamustafa'nın yaptığı "Füruzan Diye Bir Öykü" sergisi de açılacak.

18'inci İstanbul Sanat Fuarı ödülleri

Öte yandan, kitap fuarı ile eşzamanlı olarak Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "18. İstanbul Sanat Fuarı" kapsamında da onur ödülleri sahiplerine verildi.

Her yıl plastik sanatlara farklı alanlardaki katkıları ve eserleri nedeniyle verilen "Onur Sanatçısı Ödülü" bu sene heykeltıraş Mehmet Aksoy'a, "Onur Eleştirmeni Ödülü" Güven Turan'a, "Sanatsever Kurum Ödülü" Beşiktaş Belediyesi'ne ve "Koleksiyoner Onur Ödülü" ise Hüma Kabakçı Koleksiyonu ile Nahit Kabakçı'ya verildi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
04-11-08, 23:43
Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyeti açıklandı

15 Ekim'de İstanbul'da vefat eden "Türk şiirinin büyük şairi" olarak tanımlanan Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyeti açıklandı.

Dağlarca, bugüne kadar yayımlanmış tüm kitap gelirlerinin Bilfen Okulları'nda okuyan burslu öğrencilerin eğitimi için kullanılmasını vasiyet etti.

Bilfen Çamlıca İlköğretim Okulu'nda şairin avukatı tarafından vasiyetinin ilk kez okunacağı bir tören düzenlendi. Törene, Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk, şair Sunay Akın ile, öğrenci, öğretmen ve veliler de katıldı.

Bilfen Okulları 3 Mayıs’ta yapacağı Seviye Belirleme Sınavı’nda Dağlarca Vakfı adına burslu öğrenci alacak. 94 yaşında vefat eden Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın vasiyetnamesinde Atatürk’e ilke ve inkılâpları ile çağdaşlık vurgulaması dikkat çekti.

Dağlarca vefat edene kadar, Mühürdar’da yaşadığı ve şiirlerini yazdığı evi Kadıköy Belediyesi’ne bıraktığını belirten vasiyetnamede diğer istekleri de yeralıyor.

Dağlarca, vasiyetnamesin şöyle:

"Bu zamana kadar yayımlanmış ve bundan sonra yayımlanacak bütün kitaplarımdan hesabıma intikal edecek paraların yatırıldığı bankada birikerek bu paranın yıllık faiziyle benim adıma müze kuran Çamlıca Bilfen Okulu'nda indirimli, maddi durumu iyi olmayan öğrencilerin okutulmasını vasiyet ediyorum.

Fazıl Hüsnü Dağlarca sokakta bulunan evimi vefatımdan sonra hiçbir siyasi ve dini amaç ile kullanılmamak, sadece Fazıl Hüsnü Dağlarca Müzesi olarak kullanılmak ve gençlere Atatürk ilke ve inkılâpları doğrultusunda çağdaş eğitim vermek üzere içindekilerle birlikte müze yapılması kaydı ile Kadıköy Belediye Başkanlığı’na bırakıyor ve vasiyet ediyorum.

Ayrıca müteveffa murisim annem Kadriye Dağlarca’nın vefatı ile bana intikal eden Konya ili hudutları dâhilindeki bilcümle gayrı menkullerden hisseme düşen miras payımı da Mehmetçik Vakfı’na bırakıyorum.

Vasiyetimin amacının Türk çocuklarına Atatürk yolunu göstermek olduğunu beyan eder son arzu ve isteklerimi içeren vasiyetimin bunlardan ibaret olduğunu bu vasiyetnamenin hiç kimsenin herhangi bir etki, tesir, cebir baskı yönlendirmesi altından kalmadan hür irademle imzaladığımı noter huzurunda beyan ve ikrar ederim."

Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk ve şair Sunay Akın'ın da Dağlarca ile ilgili düşünce ve anılarını anlattığı törende öğrenciler ise onu, sevdiği şarkılarla ve en sevilen şiirlerini seslendirerek andı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
05-11-08, 22:53
Obama'nın kitapları satış rekoru kırıyor

ABD'nin yeni başkanı seçilen Barack Obama'nın zaferi, kitaplarının satışlarını da artırdı.

Obama'nın her ikisi de zaten çok satılan "Dreams from My Father" ve "The Audacity of Hope" adlı kitapları, seçim sonuçlarının belli olmasının ardından internet üzerinden satış rekorları kırıyor.

Kitapların ikisi de, sanal mağaza Amazon'un en çok satılan kitaplar listesinde ilk 25 içinde yer alıyor.

1990 yılında basılan anı türündeki "Dreams from My Father" ile 2006'da basılan ve Obama'nın siyasi görüşlerini anlattığı "The Audacity of Hope", geçen yaz piyasaya sürülen Obama aleyhindeki bütün kitaplardan daha çok satıldı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
05-11-08, 23:13
Dağlarca, İstanbul Kitap Fuarı'nda anıldı

Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, 27'nci İstanbul Kitap Fuarı etkinlikleri kapsamında anıldı.

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde açılan 27. İstanbul Kitap Fuarı kapsamında TÜYAP ve Türkiye Yazarlar Sendikası tarafından düzenlenen Dağlarca'yı anma etkinliğinde konuşan şair Nurullah Can, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın 1970 yılından sonra kendini tamamen şiire verdiğini ve şiirle yaşadığını anlattı.

Can, yakından tanıma imkanı bulduğu Dağlarca'nın en önemli özelliğinin tutumluluk olduğunu söyledi.

Şair Mehrizat da sanatçıların geride bıraktıkları eser ve yapıtlarla yaşadığını anlatarak, şair Dağlarca'nın her zaman beyinlerde yaşayacağını bildirdi.

Dağlarca'yı anlatmaya tek bir cümlenin yetmeyeceğini kaydeden Mehrizat, onun eserlerinin her zaman varlığını ve canlılığını koruyacağını anlattı.

Mehrizat, şair Dağlarca'nın Kadıköy'de hayatını sürdürdüğü evinin müze olacağını belirtti.

Konuşmaların ardından Abdulkadir Budak, Sennur Sezer ve Rahmi Emeç'in de aralarında bulunduğu şairler tarafından Dağlarca'nın şiirleri okundu.

Kaynak: CNN

Butterbeer
07-11-08, 16:10
Ozan Beedle Çok Satanlar Listesinde

JK Rowling tarafından yazılan ve geliri hayır kurumlarına bağışlanan Ozan Beedle’ın Hikayeleri İngiltere, Kanada, ve Amerika’da çok satanlar listesine girdi.

Kitap Amerika’da Ekim ayının en çok satan 12. kitabı olurken, İngiltere’de 6. sırada yer almayı başarırken Kanada da ise bilim kurgu listesinde birinci sırada yer almayı başardı.

Kaynak: Hpff

Butterbeer
09-11-08, 18:45
Kitap fuarını 7 günde 228 bin kişi ziyaret etti

"27'nci İstanbul Kitap Fuarı"nı 7 günde 228 bin kişi ziyaret etti. TÜYAP Tüm Fuarcılık'tan yapılan yazılı açıklamaya göre, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde 1 Kasımda açılan fuara, 7 günde 228 bin kitapsever geldi. Bu yıl "1968: 40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra" temasıyla düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı kapılarını yarın akşam kapatacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
09-11-08, 18:47
Nazmiye Güçlü'den Hamburg'da okuma etkinliği

"Araba aldım ve kadın oldum" adlı kitabın yazarı Nazmiye Güçlü, Almanya'nın Hamburg kentinde düzenlenen bir okuma etkinliğinde edebiyatseverlerle bir araya geldi. Hamburg'daki Kültürlerarası Buluşma Merkezi'nde (IKB) düzenlenen okuma etkinliğinde Güçlü, çocukluğunda, gençliğinde ve daha sonra meslek yaşamında sakat olarak yaşamanın ne kadar zor olduğunu anlatarak, ancak bu tür zorlukların kendisini yazar olmaya ittiğini söyledi.

İstanbul'da 1960 yılında doğan Güçlü, kimya mühendisliği eğitiminitamamladıktan sonra özürlü olduğu için iş bulamadığını, 39 farklı iş kolunda kısasüreli çalıştığını belirterek, "Mühendislik yapamayınca, sekreterlik, öğretmenlik, pazarlamacılık, sunuculuk, sigortacılık gibi çeşitli işler yaptım. Bir öğrenci filminde şoförlük ve yemek de yaptım, hatta bulaşık yıkadım" dedi.

Güçlü, 40 yaşından sonra yazar olmaya karar verdiğini ifade ederek, "Sokakta yürürken 'bak sakat geçiyor' diyenlere, kitabım yayınlandıktan sonra, 'bak yazar geçiyor' diyenler eklendi. Son yıllarda yattığım ya da oturduğum yerlerde bazen kitap okuyorum, bazen fotoğraf, bazen video çekiyorum. Bazen de film, televizyon izliyorum, bazen sadece pencereden hayatı izliyorum" diye konuştu.

Güçlü, Türkiye'de engellilerin hakları konusunda birçok alanda olumlu değişiklikler yaşandığını ve Avrupa'nın bu konuda geri kaldığını da savunarak, Avrupa'daki toplantılarda bu yönde özürlülerden çok sayıda şikayet duyduğunu kaydetti.

Güçlü, "Almanya"da ayrımcılık var. Bunu ben söylemiyorum. Çok sayıda Alman engelli vatandaştan da duyuyorum. Kaldırımlar sadece belirli noktalardaengellilere göre ayarlanmış. Genel olarak bakılınca Türkiye çok daha ileride" dedi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
10-11-08, 18:33
"Goncourt" ödülü Afgan yazara

Fransa'nın en prestijli edebiyat ödülü "Goncourt"u bu yıl Afgan yazar Atiq Rahimi kazanırken, diğer önemli edebiyat ödülü "Renaudot"u ise Gineli Tierno Monenembo kazandı.

Goncourt ödül jürisi, aynı zamanda Fransız vatandaşı olan Rahimi'yi, "Syngue sabour. Pierre de patience" isimli romanıyla bu yılın en iyi romancısı seçti.

Jüri ikinci turda, sinema yönetmeni de olan Atiq Rahimi ile "La Beaute du Monde" isimli romanıyla Michel Le Bris arasında oylama yaptı. Oylamada 46 yaşındaki Rahimi 7 oy, Le Bris ise 3 oy aldı.

"Syngue sabour. Pierre de patience", 2000 yılından bu yana dört roman yazan Rahimi'nin, ilk kez Fransızca kaleme aldığı kitap.

Rahimi, ödül alan romanında dini, sosyal baskı gören bir Afgan kadınının hayat hikayesini anlatıyor.

Renaudot ödülü

Fransa'nın önde gelen diğer edebiyat ödülü "Renaudot"u ise bu yıl "Le Roi de Kahel" isimli romanıyla 61 yaşındaki Tierno Monenembo kazandı.

Gine kökenli Fransız yazar Monenembo, jüriden ikinci turda 5 oy alırken, rakibi yazar Elie Wiesel ise "Le cas Sonderberg" romanıyla 4 oy aldı.

Monenembo, 1960'lı yılların sonunda Gine'deki diktatörlük rejiminden kaçarak Fransa'ya yerleşmişti.

Yazan, ödül alan romanında, 19. yüzyıl sonunda doğu Afrika'daki sömürgeleşmeyle ilgili gelişmeleri anlatıyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
10-11-08, 18:36
Kitap fuarını 323 bin kişi ziyaret etti

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından bu yıl 27'ncisi düzenlenen İstanbul Kitap Fuarı sona erdi.

Büyükçekmece'deki TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde 1-9 Kasım arasında düzenlenen fuarı, bu sürede 323 bin okur ziyaret etti.

Bu yıl "1968: 40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra" temasıyla düzenlenen fuara, 550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşu katıldı.

Panel, söyleşi, konser, şiir dinletileri ve çocuk etkinlikleri gibi 282 kültür etkinliğinde ve imza günlerinde 750 yazar okurlarıyla buluştu.

28. İstanbul Kitap Fuarı da 31 Ekim-8 Kasım 2009 arasında düzenlenecek.

Kaynak: CNN

Butterbeer
11-11-08, 20:08
Kitaplar krizi hissetmedi!

Kitap Fuarı’nın bu yılki konusu 68 öğrenci hareketiydi... Korkulan olmadı; ekonomik kriz ziyaretçi sayısını ve kitap satışlarına yansımadı. Yayıncılardan bir bölümü fuarın giderek siyasileştiği, dinci yayınların ağır bastığı kaygısını taşısalar da...

550 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katıldığı 27. İstanbul Tüyap Kitap Fuarı’nda panel, söyleşi ve şiir dinletileri gibi 282 etkinlik düzenlendi. İmza günlerinde 750 yazar imza günlerinde okurlarıyla buluştu. Bu yıl “1968: 40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra” temasıyla düzenlenen fuara 323 bin kişinin katıldığı açıklandı. Özellikle ÖSS ve OKS’ye yönelik dersanelerin ve test kitaplarının standları yoğun ilgi gördü. Ekonomik krizin fuara yansımaları konusunda ise farklı görüşler vardı. Agora Yayınları’ndan Osman Akınhay, fuarın ticari olarak beklentileri karşılamadığını, Türkiye’nin genel kültürel atmosferindeki lümpenleşme ve İslamileşmeyle bağlantılı olarak okur kalitesinin düştüğünü söyledi. Tüyap Koordinatörü Deniz Kavukçuoğlu ise krizin yansımalarını önümüzdeki yıldan itibaren görebileceklerini, kitap alma alışkanlıklarında da değişiklikler olabileceğini söyledi. Yayıncılar Birliği’nden Metin Celal de “Okur profili daha çok genç kızlardan ve muhafazakâr kesimden oluşuyor. Bu bir gerçek çünkü onlar da okumak, öğrenmek ve dünyaya açılmak istiyorlar” dedi.

Osman Akınhay (Agora Yayınları)
OKUR KALİTESİ DÜŞÜYOR
TÜYAP Kitap Fuarı, fuarın ticari yönüyle bu yıl yayıncıların beklentilerini karşılamaktan oldukça uzak kaldı. Bu fuarın önceki fuarlardan daha önde gelen özelliği olarak vahim tarafı okur kalitesindeki düşüşün Türkiye’nin genel kültürel atmosferindeki lümpenleşme ve İslamileşmeyle bağlantılı olarak daha fazla irtifa kaybetmesidir. Entelektüel olarak, bilgi arayışı içinde olan, aydınlanma arzusu taşıyan okurların sayısının giderek parmakla gösterilecek kadar azalması oldu. Benim için acı yönü budur. Bu sadece bu sene tek başına ortaya çıkan bir şey değil. Geçen yıllardan itibaren azalarak geliyor.

FUARA TÜRKİYE’NİN SİYASİ ATMOFERİ YANSIYOR
Aslında daha ayrıntılı olarak Türkiye’nin siyasi karar vericilerinin, siyaseten Türkiye’yi dünyanın neresine oturtmak istedikleriyle bağlantılı bir gelişme. Açıkça gördüğümüz üzere 2005 başından itibaren benim görebildiğim özellikle 2005 Nevruzu ardından başlayan, Mersin’deki bayrak olayından sonra tırmandırılan milliyetçilik, linç, çatışma ve şiddet ortamının getirdiği bir nokta burası. Geçen yılda 1 Mayıs gösterisinin yasaklanması ve bunu protesto eden gösterinin zorla dağıtılmasının ortaya koyduğu üzere Türkiye’de İslamileşme bayraktarlığında bir siyasi otoriterizmin yolları döşenmiş durumda. Son bir iki aydır tartışıldığı gibi kapatma davasının sonuçlanmasından sonra Tayyip Erdoğan’ın yeni yönelimi de çok açık bir şekilde devlet partisi olma yönünde. Artık çığ gibi büyüyeceği tahmin edilebilen dünya krizinin dünya siyasetine yansımalarıyla birlikte Türkiye’nin artık Ortadoğu ülkesi olma eğilimi belirginleşmiş durumdadır. Bunun doğrudan sonuçları bunlar. Kısa ve orta vadede yanılmış olmayı çok isterim ama durumun iyi yönde gelişme göstereceğini açıkçası hiç düşünemiyorum. Dolayısıyla TÜYAP’taki durum Türkiye’nin siyasi atmosferiyle bağlantılı.

PARA VE İKTİDAR DİNCİ YAYINEVLERİNDE
TÜYAP’ta bu fiyatları artık entelektüel yayıncıların, sol yayıncıların taşıması giderek imkânsız hale geliyor. Dolayısıyla da şu an para ve iktidar, dinci ve sağcı yayınevlerinde olduğu için doğal akışı içerisinde zaten bizim o fuarlara katılamamamız gibi bir sonuç doğuracaktır. Fakat fuarın piarı da her zaman için sol düşünce üzerinden yapılır. Bu bir tek kültür dünyası için geçerlidir.

KİTAP KÜLTÜR ÜRÜNÜ OLDUĞUNDAN TARTIŞILIYOR
Fuarlar zaten bildiğimiz üzere ticari girişimlerdir. Dünyada açılan ilk fuarlarda 19. yüzyılın ikinci yarısında sanayi fuarlarıyla açıldı. Bu biraz da kapitalizmin kendi gelişimindeki bir sıçrama noktasıdır. Dolayısıyla, dünyanın her tarafında sanayi fuarlarının bayraktarlığında her türlü ticaret fuarı açılır. Ben Frankfurt Kitap Fuarı konusunda da görüşlerimi söylemiştim. Bu fuar da birtakım siyasi tartışmalara neden oldu. Tâbii ki herkesin itiraz hakkı vardır. Fakat Frankfurt fuarının da bir siyasi gösteri alanı olarak abartmanın da manası yoktur. Nerden baksanız ziyaretçilerin bile kısmen son iki günde gelebildiği bir ticaret fuarıdır. Yayın hakları satılır, konuk ülkenin seçilmesi, toplantıların, panellerin yapılması aynı şekilde işin gösteri ve reklam kısmıdır. Abartmamak gerekir. Dolayısıyla ticari fuarları da siyaseten abartmanın manası yok. Bilişim, tekstil, ayakkabı fuarlarında bu tartışmalar yapılmıyor. Kitap bir kültür ürünü olduğu için bu tartışmalar yaşanıyor. Bu yönü var ama bu yönü de tek başına fuarın ülkedeki genel durumunun dışında değişebilecek bir durum değildir.

Deniz Kavukçuoğlu (TÜYAP Koordinatörü)
İSLAMİ YAYINEVLERİ ARTTI AMA BELİRLEYİCİ DEĞİL
Bu sene fuara 323 bin ziyaretçi geldi. Bunu da şuna bağlıyoruz: Geçen sene fuar 29 Ekim tatilini içine almıştı. Tatil günleri üst üste gelince ziyaretçi sayısında artış oluyor. Bu yıl özel bir tatil günü yoktu. Kitap Fuarı’nda krizin etkisini gördük diyemeyiz. Kitap sektöründe bir etkiden söz edecek olursak bu herhalde önümüzdeki yılın ilk üç ayından itibaren kendisini göstermeye başlayacaktır. Çünkü neticede kitap tüketim ürünüdür. Özellikle de kitap okuyan, okumuş yazmış kesimler orta sınıftan olduğu için kriz daha kitaba yansımadı. Türkiye’de ki toplumsal değişime, yaşanan sürece bağlı, aynı zamanda esas belirleyici olarak fuara katılan yayınevleri okur profilini belirliyor. Biz başından beri 27 yıllık süre içerisinde her inançtan, her görüşten, her ideolojiden yayınevlerine yer verdik. Fakat o zamanlar en başlarda daha güçsüz olan bazı yayınevleri bu süreç içerisinde güçlendiler ve çok sayıda kitap üretir oldular. Dolayısıyla İslami kesimlerin okurları da yayınevlerindeki büyümeye bağlı olarak büyüdü. Böyle bir şey var fakat fuarın geneli ele alındığında bir profil değişikliğine yol açtı denemez. Toplumdaki gelişmişlere bağlı olarak, fuardaki kitap alma alışkanlıklarında da değişiklikler söz konusu olabilir. Ama bu belirleyici değildir.

SADECE EDEBİYAT KİTABI OLACAK DİYE BİR ŞEY YOK
Bizim fuarımız bir okur fuarı, dünyadaki bütün okur fuarlarında aynı durum söz konusudur. Toplumun hangi kesiminde, ne tür bir kitap talebi varsa yayıncılarda o talebi karşılamak için kitap arzında bulunurlar ve arz ettikleri kitaplarda dolayısıyla kendisine bir alan bulur. Biz de bir saplantı var Frankfurt’la Türkiye’yi karşılaştırmak gibi. Frankfurt Kitap Fuarı çok profesyonel, hedef gruplarına yönelik, telif ajanslarına, yayınevlerine, kitapevlerine yönelik bir fuar. Orada tüketici yok. Biz de doğrudan doğruya yayınevlerinin ürettikleri kitapları okurla buluşturmak için projelendirilmiş bir fuar. Dolayısıyla bizim kitap fuarımızda farklılıklar olacaktır. Ama yurtdışındaki okur fuarlarına baktığımız zaman benzerlikler gösterir orada bir farklılık yoktur. Bizde spesifik, tematik yayınevleri tabii ihtiyaca bağlı olarak daha büyük gözüküyorlar. Dersanelerin yayınevleri gibi bu da doğaldır. Bu ihtiyaca göre olan bir şey. Bizim kitap fuarının öyle bir iddiası yok. Bu fuarda sadece kültür kitapları, sadece edebiyat kitapları olacak diye bir şey yok. İhtiyaç gerektirirse örneğin bahçe bakımı, havyan bakımı gibi alanlarda da talep varsa yayınevleri bu talebi karşılayacaktır.

GENÇLER “68’LİLER NE YAPMIŞLAR” DİYE MERAK EDİYOR
Bu sene fuarın teması “1968: 40 Yıl Önce, 40 Yıl Sonra” idi. Son yıllarda hiçbir tema bu kadar çok ilgi çekmemişti. Demek ki insanlarda 68 merakı var, tabii o dönemi yaşayanlar da nostalji yaşadılar fuarda. 68’in bilinen isimleri fuara konuşmacı olarak katıldı, dinleyicilerin bir bölümü de o kuşaktandı. Onlarda aynı havayı soludular. Bir de şimdiki gençler tabii ’68’li abilerimiz neler yapmışlar? Nedir bu 68’ diye çok yoğun ilgi gösterdi. Ben de bir 68’li olarak altı panele katıldım. Panellerin ilgi yoğunluğu açısından çok güzel geçti, biz çok memnun kaldık. Tabii hafta arası doğal olarak hafta sonları gibi kalabalık olmuyor ama hafta içi de gayet iyiydi. Bu sene bizim eş zamanlı olarak düzenlediğimiz Sanat Fuarı’na özellikle Mehmet Aksoy’un devasa heykelleri bir görkem kazandırdı. Sanat Fuarı da geçen yıllara oranla öne çıktı.

Metin Celal (Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri)
MUHAFAZAKÂR OKUR DÜNYAYA AÇILMAK İSTİYOR
İstanbul Kitap Fuarı her geçen yıl gelişiyor, ulaşım imkânlarının artması da iyi bir gelişme. Fuar ekonomik krizden etkilenmedi, okurlar en azından fuara gelerek ilgilerini gösterdiler. Benim gördüğüm kadarıyla okur profili daha çok genç kızlardan ve muhafazakâr kesimden oluşuyor. Bu bir gerçek çünkü onlar okumak, öğrenmek ve dünyaya açılmak istiyorlar. Okurların bir tercihi var. Bu yıl daha çok Ergenekon’la ilgili, çeteleşmelerle ilgili kitaplara ilgi vardı. Orhan Pamuk’un ‘Masumiyet Müzesi’ romanı yine çok satan kitaplar arasındaydı. Ekonomik krizden sonra insanların yeni siyasi arayışları var. O arayışlar içerisinde de anladığım kadarıyla çok ihmal edilen sol düşünce önemli bir yer kaplıyor. On nedenle de liberalizmi eleştiren kitaplara da ilgi gösterdiler.

YAYINCILIĞIN BÜTÜN RENKLERİ FUARDA
Dersane yayınevleri fuara daha önce de katılıyordu. Dershane kitapları da yayıncılığın bir kolu. O kitaplar için gelen okurlar var özel olarak, zaten öyle olmasa yayınevi orada olmaz. O açıdan ben bunun olumlu olduğunu düşünüyorum. Önemli olan yayıncılığı bütün renkleriyle oraya yansıtmak ve katılımı sağlamaktır. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı bunu başarıyor. Orada olmayan hemen hemen hiçbir yayınevi yok. Her türde, her konuda kitap var. Olması gereken de budur. Çok büyük bir kitleye hitap edecekseniz, her konu olmalıdır. Edebiyatın yayıncılıktaki payı çok büyük bir rakam değildir.

68’LİLER ANILARINI YADETTİLER
Fuarda 68’i yaşamış olan büyüklerimiz anılarını yadetti. Genç okurlar özellikle o yılları öğrenme arzusunda. Zaten birinci elden de bilgiler aldılar. Bence iyi bir tema seçilmiş. Füruzan’ın onur yazarı olması da iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum. Ekonomik krizden sonra insanların yeni siyasi arayışları var. O arayışlar içerisinde de anladığım kadarıyla çok ihmal edilen sol düşünce önemli bir yer kaplıyor. On nedenle de liberalizmi eleştiren kitaplara da ilgi gösterdiler.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
12-11-08, 20:25
Orhan Kemal Roman Armağanı başvuruları

Yayınevleri tarafından 2008 yılında ilk kez yayımlanmış tüm romanlara açık olan 2009 yılı Orhan Kemal Roman Armağanı için başvurular başladı.

Orhan Kemal Kültür Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, yarışmaya katılım için yayınevlerinin ilgili yazarlarının 10 adet kitabını göndermeleri gerekiyor.

Yarışmanın Seçiciler Kurulu, Tahsin Yücel, Osman Şahin, İnci Aral, Semih Gümüş, Refik Durbaş, Özdemir İnce ve A. Kemali Öğütçü'den oluşuyor.

Açıklamada, katılım için ayrıntılı bilginin Orhan Kemal Kültür Merkezi'nin (0212 292 92 45) numaralı telefonundan alınabileceği ve katılım süresinin 10 Ocak 2009 tarihinde sona ereceği belirtildi.

Daha önceki ödüller

1 1972 Yılmaz Güney Boynu Bükük Öldüler
2 1973 Çetin Altan Büyük Gözaltı
3 1974 Sevgi Soysal Yenişehirde Bir Öğle Vakti
4 1975 Erdal Öz Yaralısın
5 1976 Vedat Türkali Bir Gün Tek Başına
6 1977 H.İzzettin Dinamo Kutsal Barış
7 1978 Fakir Baykurt Karaahmet Destanı
8 1979 Mehmet Başaran Mehmetçik Memet
9 1980 Adalet Ağaoğlu Bir Düğün Gecesi
10 1981 Verilmedi
11 1982 Rıfat Ilgaz Yıldız Karayel
12 1983 Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları
13 1984 Tarık Dursun K. Kurşun Ata Ata Biter
14 1985 Mehmet Eroğlu Issızlığın Ortasında
15 1986 Yaşar Kemal Kale Kapısı
16 1987 Şemsettin Ünlü Yukarı Şehir
17 1988 Ahmet Yurdakul Kahramanlar Ölmeli
18 1989 Samim Kocagöz Eski Toprak
19 1990 Demir Özlü Bir Yaz Mevsimi
20 1991 Peride Celal Kurtlar
21 1992 Talip Apaydın Köylüler
22 1993 Tahsin Yücel Peygamberin Son Beş Günü
23 1994 Faik Baysal Sarduvan
24 1995 Necati Cumalı Viran Dağlar
25 1996 Erendiz Atasü Dağın Öteki Yüzü
26 1997 Yıldırım Keskin Ölümü Bekleyen Kent
27 1998 Kemal Bekir Hücre 1952
28 1999 Ahmet Karcılar Yağmur Hüznü
29 2000 Oktay Akbal Tüm Eserleri
30 2001 Oya Baydar Sıcak Külleri kaldı
31 2002 Selim İleri Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak
32 2003 Erhan Bener İlişkiler
33 2004 İnci Aral Mor
34 2005 Adnan Binyazar Ölümün Gölgesi yok
35 2006 Hasan Ali Toptaş Uykuların Doğusu
36 2007 Hıfzı Topuz Başın Öne Eğilmesin
37 2008 Ayşegül Devecioğlu Ağlayan Dağ Susan Nehir

Kaynak: CNN

Butterbeer
13-11-08, 17:28
"Oteller Kenti" müzikli şiir gösterisi

Armada Otel, 18 Kasım 2008 saat 20.00'de Hümay Güldağ ve Metin Belgin tarafından sunulacak “Oteller Kenti” başlıklı şiir gösterisine ev sahipliği yapacak. Ünlü Türk şairi Edip Cansever’in “Oteller Kenti” adlı dramatik kurgulu şiirlerinin sahneleneceği gösteride; Baki Duyarlar, bestelediği caz şarkıları ile piyanoda eşlik edecek. “Oteller Kenti”, Armada Otel’den sonra, başka otellerde de sahnelenecek.

Dramatik şiirlerdeki karakterlerden Bayan Sara’yı, Hümay Güldağ, Metrdotel ve Sara’nın eski kocasını Metin Belgin canlandıracak.

Yönetmenliğini Metin Belgin’in üstlendiği “Oteller Kenti”ne, Baki Duyarlar’ın bu gösteri için Edip Cansever’in şiirlerinden özel olarak bestelediği ve piyano ile canlı olarak sunacağı caz şarkıları eşlik edecek.

“Oteller Kenti”, Cansever’in etkileyici üslubunu geniş kitlelerle buluşturmayı ve 2010 Kültür Başkenti projesiyle hareket kazanacak İstanbul’un kimlikli otellerine farklı bir zenginlik katmayı hedefliyor.

Ücretsiz olan “Oteller Kenti” gösterisi kesintisiz 50 dakika sürecek. Katılım için 0212 455 44 71-72 numaralı telefonlardan yer ayırtılması gerekmektedir.

Kaynak: CNN

Butterbeer
13-11-08, 18:05
Perihan Mağden Flamanca ve Rusça’da

Perihan Mağden’in ‘Haberci Çocuk Cinayetleri’ adlı kitabı Hollanda ve Rusya’da yayınlandı.

Perihan Mağden’in Türkiye’de Can Yayınları’ndan çıkan ‘Haberci Çocuk Cinayetleri’ adlı kitabı Hollanda ve Rusya’da yayınlandı.

Hollanda’da Hamide Doğan tarafından Flamanca’ya çevrilen kitap, Athenaeum-Polak & Van Gennep tarafından basıldı. Rusya’da ise Mağden, kitabın yayınlanmasıyla birlikte Moskova’daki Gayatri Yayınevi’nin ilk Türk yazarı oldu.

Halide Edib Adıvar İspanyolca’da

Halide Edib Adıvar’ın ünlü romanı Sinekli Bakkal ise İspanya’nın en büyük yayın grubu Random House Mondadori tarafından tüm İspanyolca konuşulan ülkelerde 2009 yılında yayınlanmak üzere satın alındı.

Anlaşmaya ayrıca kitabın İspanyolca konuşulan tüm ülkelerde promosyonunu yapmak üzere büyük bir bütçe de eklendi. Böylece Sinekli Bakkal, İspanya, Güney Amerika ve Almanya’da Random House, Polonya’da Prozsynski ve İtalya’da Elliot Edizioni tarafından yayın programına alındı.

Sinekli Bakkal 2010 yılında ABD başta olmak üzere 11 ülkede daha yayınlanacak. Kitap kısa bir süre önce de, Zürich’teki Manesse Verlag’dan, Renate Orth-Guttmann’ın İngilizcesinden yaptığı çeviriyle çıkmıştı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
14-11-08, 19:18
Jessop'un devlete "Marksist" bakışı

İngiliz akademisyen ve yazar Bob Jessop'un "Devlet Teorisi-Kapitalist Devleti Yerine Oturtmak" kitabı, Epos Yayınlarından çıktı.

Anadolu Ajansı Dış Yayınlar Müdür Yardımcısı Ahmet Özcan'ın çevirisiyle çıkan kitapta, yazarın, 15 yıl içinde devlet teorisinin farklı yanlarını ele aldığı 12 makalesi yer alıyor.

Devlet ve devlet teorisinin Marksist bakış açısından değerlendirildiği eserde, hukuk ve devlet, hegemonya ve baskı, göreli özerklik ve ekomonik belirlenimcilik, söylem analizi ve politika teorisi, çıkarlar ve iktidar, fikir olarak devlet, proje olarak devlet, parlamentarizm ve korporatizm, ekonomik yeniden-üretim ve düzenleme gibi konular ele alınıyor.

Kitapta, "Marksist Devlet ve Hukuk Teorileriyle Devlet ve Hukukun Kapitalist Ekonomi ve Sınıf Mücadelelerinden Göreli Özerklikleri", "Politik Temsiliyet, Toplumsal Temeller ve Devlet Biçimleri: Korporatizm, Parlamentarizm ve Ulusal Çıkar", "Değer-biçimi, Kapitalist Devlet ve Hegemonik Projeler: Devlet Biçimleri ve İşlevlerinden Strateji Olarak Devlete", "Devlet ve Toplumu Yeniden Düşünmek: Toplumlaştırmanın Stratejik-İlişkisel Teorisine Doğru" olmak üzere dört ana başlık bulunuyor.

Eserde, 1970'lerde devlet tartışmalarını ileriye doğru götüren Marksistlerin, devletin biçim ve fonksiyonlarını, sermayenin doğası ve sınıf çatışmasıyla ilişkilendirdiğini belirten Jessop, şunları kaydediyor:

"Marksist tartışma, 1980'li yıllar boyunca ziyadesiyle bitkinleştiğinde, bayrağı devleti kendi koşulları içinde tahlil etmekle daha çok ilgilenen toplum bilimciler aldı. Ancak devlete olan ilginin son 20 yıl içinde iki kez yeniden canlanması nedeniyle bu tarihsel tekerrürün alışılmış dramatik biçimine bürünmesine şaşırmamalıyız. Çünkü ilk tartışma trajedi ile bitti, ikincisi ise bir farsa dönüşüyor.

Maalesef, Marksist sav izleyicisini yavaş yavaş kaybetmektedir, çünkü çoğu başlangıç noktaları ve hayati algılamaları, muğlak formülasyonlar karmaşasında gözden kaybolmaktadır. Marksizmdeki ilgi kayması nedeniyle öne çıkan tezler ise bir miktar alkış almıştır. Diğer yandan, 'devlet' ve onu bilgilendiren 'toplum' arasındaki yaygın ayrım, meseleye yüzeysel olduğu kadar yanlış yönlendiren bir cazibe de katmaktadır... Ne Marksizm kendi içindeki krizi ne de Marksizmdeki ilgi kayması, Marksist devlet teorisinin artık bir önemi kalmadığını ima etmektedir."

Kaynak: CNN

Butterbeer
17-11-08, 16:35
Beşiktaş’ın ‘Asi Ruh’u kitap oldu

Asi ruh, ırkçılığa karşı “hepimiz Eto’yuz” demiş, Plüton gezegen statüsünden çıkarıldığında “hepimiz Plütonuz” diye gündemi tiye almıştı... Çarşı grubunun doğuşunu anlatan ‘Asi Ruh’ çıktı.

‘Asi Ruh’, Çarşı diye bilinen ama kimsenin tam olarak tanımlayamadığı grubun, nasıl doğduğunu ve nasıl bir oluşum olduğunu anlatıyor.

1982 yılında kurulan, maçlarda takındığı tavırlar, açtığı pankartlar, dile getirdiği tezahüratlarla farklı bir taraftar profili çizen, farklı sosyal tabakalardan, kültürel çevrelerden ve etnik kimliklerden, farklı ve hatta çatışan politik ve ideolojik alanlardan insanlardan oluşan Çarşı, toplumsal olaylara duyarlılığı ile diğer taraftar gruplarından ayrılan bir grup.

“Çarşı dediğimiz neresidir ki? Belki de birilerinin yüreğinde açmaya korktuğu isyankar bir köşedir, kimbilir...”

“İMPARATORLUK DEĞİL TAM DEMOKRASİ”

Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Orhan Pamuk’u kutlayan, Fatih Terim’in ‘imparator’ diye tanımlandığı sırada “imparatorluk değil tam demokrasi” diye pankart açan bir taraftar grubu.

“Beşiktaş’ın dışında kalan diğer tribünlerde genel tarz oynama isteğinin daha az olmasıdır Onlar daha az oynadığı için daha az yaratıcıdır. Beşiktaş tribünün şöyle bir özelliği var oynamaya, eğlenmeye çok daha meyyaldir. Bu nedenle kanaatimce çok daha hırçındır ve kanaatimce bu hırçınlıkla - yani bu hırçınlığı olumsuz anlamda kullanmak istemiyorum - daha provakatifdir, olaylara daha kolay reasiyon verir.” (Cem Dizdar)

“HEPİMİZ PLÜTONUZ”

Barcelona’nın Kamerunlu siyahi oyuncusu Samuel Eto’ya hemen her maçta yapılan ırkçı tezahüratlar nedeniyle “Çarşı ırkçılığa karşı - Hepimiz Eto’yuz” pankartları açan, nükleer santrallerin kurulması gündeme geldiği zaman “Çarşı Nükleer Santrallere Karşı” diyerek safını belli eden bir taraftar grubu. Aynı zamanda Plüton gezegen statüsünden çıkarıldığında “Hepimiz Plütonuz” pankartı açarak yaratıcılıklarını ve mizah duygularını her daim gösteren bir taraftar grubu. Ve daha fazlası...

Bu ülkede ‘asilik’ vardır ama isyan yoktur. Çünkü asilik daha bireyseldir ve hayatın küçük detaylarında alınan bir tavırdır. İsyan ise kalabalıkların sorunudur” (Metin Tekin)

Peki Asi bir ruha sahip olan bu insanlar ne yapıyorlar? Çarşı tam olarak neyin karşılığı? Ersin Kana’nın hazırladığı ‘Asi Ruh’, bunun gibi birçok sorunun cevabını arayan bir kitap. Daha önce DVD olarak yayınlanan ‘Asi Ruh’ta Feyyaz Uçar, Metin Tekin, Cem Dizdar, Rıza Çalımbay, Ali Gültiken, Rıdvan Dilmen, Yılmaz Erdoğan, Kazım Kanat, Atilla Gökçe, Adnan Bostancıoğlu, Zeki Demirkubuz gibi isimlerin görüşlerine yer veriliyor.

“... Acıyla ilişki kuran başarısızlık anlamında değil - böyle bir akıl dışılığı taşıyan tek takım ve tek takım taraftarı olduğunu düşünüyorum. Kötü gün duygusu onları daha çok bağlıyor, daha çok kışkırtıyor. 2. lige düşme riskimiz olan bir sezon vardı. İşte o sezon Zonguldakspor maçına gelen 67 bin kişi bu durumu tescillemiştir aslında. Ben bu tür şeylerden daha çok etkileniyorum. Başarı daha Fenerli bir duygu gibi geliyor bana. Başarıyı da yadsımıyorum ama bir de günümüzde başarının verili anlamını düşünürsek benim için çok da fark etmiyor aslında.” (Zeki Demirkubuz)

Kaynak: Ntv

Butterbeer
18-11-08, 17:37
"Nazım Hikmet'le 3,5 Yıl" İngilizce'de

Türk edebiyatının usta kalemi Orhan Kemal'in, "Nazım Hikmet'le 3.5 Yıl" adlı kitabı, İngilizce çevirisi ile yayımlandı.

Orhan Kemal Kültür Merkezi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, Londra Üniversitesi'nden Bengisu Rona tarafından İngilizce'ye çevrilen Kitap, "Orhan Kemal In Jail with Nazım Hikmet" adıyla Orhan Kemal Kültür Merkezi tarafından basıldı.

1940-1943 yılları arasında Bursa Cezaevi'nde aynı koğuşu paylaşan Nazım Hikmet ve Orhan Kemal'in hapishane yaşamını anlatan kitabın İngilizcesi'nde, "Türkçe Telaffuz Rehberi", "Yazarın Notu ve Bilgilendirmeleri", "Önsöz", "Orhan Kemal ve Nazım Hikmet: Mahkemedeki Yazarlar", "Orhan Kemal'in Babası Abdülkadir Kemali Bey", "Şairlikten Romancılığa", "Nazım Hikmet'le 3.5 Yıl", "Orhan Kemal'in Hapishane Notları", "Nazım Hikmet'ten Orhan Kemal'e Mektuplar" gibi başlıklara yer verildi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
18-11-08, 17:40
Barack Obama, Orhan Pamuk'a rakip oldu

ABD'nin yeni Başkanı Barack Obama'nın kitaplarına, Türk okuyucular büyük ilgi gösteriyor.

Obama'nın kaleme aldığı, Türkçeye de çevrilen "Babamdan Hayaller" ve "Umudun Cesareti" adlı kitaplar, ABD'deki başkanlık seçimi süreci ve ardından 4 Kasım'da Obama'nın başkan seçilmesiyle, kitabevlerinin "En Çok Satanlar" listelerinde yer aldı.

Pegasus yayınlarından çıkan "Babamdan Hayaller" adlı kitapta Barack Obama, hayatını ve özellikle de babasıyla ilgili anılarını anlatıyor.

Yine Pegasus yayınlarından çıkan, "Umudun Cesareti" adlı kitapta ise ABD'nin yeni başkanı, "Amerikan rüyasını yeniden canlandırmak üzerine düşüncelerini" okuyucularla paylaşıyor.

Obama'nın bizzat kaleme aldığı bu kitapların yanı sıra başka yazarların Obama ile ilgili kitaplarına da Türk okuyuculardan yoğun ilgi var. Gazeteci Ahu Özyurt'un Alfa Yayınları'ndan çıkan "Obama-Bir Kusursuz Fırtına" adlı kitap da bu yayınlardan biri.

Kaynak: CNN

Butterbeer
19-11-08, 17:13
Jessop’tan devlet üzerine

İngiliz akademisyen ve yazar Bob Jessop’un “Devlet Teorisi-Kapitalist Devleti Yerine Oturtmak” kitabı, Epos Yayınlarından çıktı.

Anadolu Ajansı Dış Yayınlar Müdür Yardımcısı Ahmet Özcan’ın çevirisiyle çıkan kitapta, yazarın, 15 yıl içinde devlet teorisinin farklı yanlarını ele aldığı 12 makalesi yer alıyor.

Devlet ve devlet teorisinin Marksist bakış açısından değerlendirildiği eserde, hukuk ve devlet, hegemonya ve baskı, göreli özerklik ve ekonomik belirlenimcilik, söylem analizi ve politika teorisi, çıkarlar ve iktidar, fikir olarak devlet, proje olarak devlet, parlamentarizm ve korporatizm, ekonomik yeniden-üretim ve düzenleme gibi konular ele alınıyor.

Kitapta, “Marksist Devlet ve Hukuk Teorileriyle Devlet ve Hukukun Kapitalist Ekonomi ve Sınıf Mücadelelerinden Göreli Özerklikleri”, “Politik Temsiliyet, Toplumsal Temeller ve Devlet Biçimleri: Korporatizm, Parlamentarizm ve Ulusal Çıkar”, “Değer-biçimi, Kapitalist Devlet ve Hegemonik Projeler: Devlet Biçimleri ve İşlevlerinden Strateji Olarak Devlete”, “Devlet ve Toplumu Yeniden Düşünmek: Toplumlaştırmanın Stratejik-İlişkisel Teorisine Doğru” olmak üzere dört ana başlık bulunuyor.

Eserde, 1970’lerde devlet tartışmalarını ileriye doğru götüren Marksistlerin, devletin biçim ve fonksiyonlarını, sermayenin doğası ve sınıf çatışmasıyla ilişkilendirdiğini belirten Jessop, şunları kaydediyor:

“Marksist tartışma, 1980’li yıllar boyunca ziyadesiyle bitkinleştiğinde, bayrağı devleti kendi koşulları içinde tahlil etmekle daha çok ilgilenen toplum bilimciler aldı. Ancak devlete olan ilginin son 20 yıl içinde iki kez yeniden canlanması nedeniyle bu tarihsel tekerrürün alışılmış dramatik biçimine
bürünmesine şaşırmamalıyız. Çünkü ilk tartışma trajedi ile bitti, ikincisi ise bir farsa dönüşüyor.

Maalesef, Marksist sav izleyicisini yavaş yavaş kaybetmektedir, çünkü çoğu başlangıç noktaları ve hayati algılamaları, muğlak formülasyonlar karmaşasında gözden kaybolmaktadır. Marksizmdeki ilgi kayması nedeniyle öne çıkan tezler ise bir miktar alkış almıştır. Diğer yandan, ‘devlet’ ve onu bilgilendiren ‘toplum’ arasındaki yaygın ayrım, meseleye yüzeysel olduğu kadar yanlış yönlendiren bir cazibe de katmaktadır... Ne Marksizm kendi içindeki krizi ne de Marksizmdeki ilgi kayması, Marksist devlet teorisinin artık bir önemi kalmadığını ima etmektedir.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
20-11-08, 18:11
‘Hayalet Şehir’ New York

Ünlü Ame*rikalı romancı Patrick McGrath, son kitabı ‘Hayalet Şehir’de, New York’a ruhunu veren üç dönemi anlatıyor, karmaşık tarihinin bilinmeyen yönlerini açığa çıkarıyor.

Amerikalı yazar Patrick McGrath, Hayalet Şehir’de farklı dönemlerde geçen üç hikaye üzerinden New York’un ruhunu anlatıyor.

İnsanı merkez alan kitapta McGrath, Amerika üzerinden kötülük ve yıkımı gösteriyor, üç dönem üzerinden anlattığı New York hikayeleriyle kayıp, acı, hatırlama gibi kavramları kullanıyor.

‘Darağacının Kurulduğu Yıl’da, Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nda New York’u kuşatan İngilizlere başkaldırdığı için idam edilen bir annenin öyküsü oğlunun gözünden dile getiriliyor.

‘Julius’ adlı öykü, ticaretin baş döndürücü bir hızla geliştiği 19. yüzyıl New York’unda geçiyor. Acımasız bir tüccarın oğlunun, babasının kente akın eden göçmenlere karşı önyargıları yüzünden, tutkuyla sevdiği kıza kavuşamayışının hikâyesi anlatılıyor.

‘Yıkıntı Alanı’ ise bir 11 Eylül öyküsü. Dünya Ticaret Merkezi’nin yerle bir edilişinin yarattığı derin travma, bir psikiyatrist ile bir hastayı yüz yüze getirir.

“(...) Kadınla tanışmadan önce olup bitenleri anlatmasını sağlamanın ne kadar güç olacağını görüyordum; yani 11 Eylül’den önce, hepimizin hayatında, hızla bir sınır noktası, daha doğrusu öncesinde dünyanın bir masumiyet ve berraklık ve sağlık cilasıyla parlar göründüğü bir zaman noktasından önce. Sonrasındaki herşeyin karanlık, eziyet verici ve anlaşılmaz göründüğü, ilerideki daha büyük karanlıkların belirtilerinden başka hiçbir şeyin olmadığı bir nokta.” (Kitaptan)

Kaynak: Ntv

Butterbeer
20-11-08, 22:48
"Europeana" açıldı ve kapatıldı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu'nun Amerikan internet devi Google dijital kitap projesine rakip olarak bu sabah başlattığı online kütüphane "Europeana" gördüğü aşırı ilgi üzerine kilitlenince geçici olarak kapatıldı.

Avrupa Komisyonu'nun yeni teknolojilerden sorumlu üyesi Viviane Reding, "europeana.eu" sitesinin öğleye doğru saatte 10 milyon klik aldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü Martin Selmayr, siteyi kapasitesini artırmak için 11:30'a doğru geçici kapatmak zorunda kaldıklarını belirterek, 3 olan sunucu sayısına 3 sunucu daha eklenmesiyle sitenin açılabileceğini kaydetti.

AB Komisyonu'nun deneme amaçlı bu sabah başlattığı prototip dijital kütüphanede, aralarında Dante'nin "La Divine Comedie" (İlahi Komedya) gibi edebiyat eserlerinin, Vermeer'in "İncili genç kız" gibi reprodüksiyon tabloların, İngiliz "Magna Carta" gibi tarihi belgelerin veya Beethoven ya da Mozart'ın el yazmaları veya Berlin Duvarı'nın yıkılması gibi tarihi görüntülerin yer aldığı sitede 2 milyondan fazla eser bulunuyor.

Avrupa kültürünün tamamını yansıtmayı amaçlayan ve şu anki içeriğinin yarısı Fransa tarafından sağlanan Europeana, 2010'da en az 10 milyon eseri hedefliyor.

Europeana'nın rakibi Amerikan internet devi Google'ın 2004 sonunda kurmaya başladığı dev dijital kitap projesinde 7 milyon eser bulunuyor.

Europana'nın vaadettikleri

B Komisyonunun Enformasyon ve Medyadan sorumlu yetkilisi Viviane Reading, yeni sitenin kullanıcılara, Londra'ya gitmeden İngiltere Ulusal Kütüphanesi'nde dolaşma veya Paris'e gitmeden Louvre müzesinde Mona Lisa tablosunu izleme gibi olanaklar sunacağını söyledi.

Europeana Projesine Fransa öncülük ediyor. Fransa, Google'ın milyonlarca kitabı sanal ortama aktarma çabasından ve böylece Amerika Birleşik Devletleri'nin dünya kültürüne egemen olması olasılığından kaygı duyuyor.

Europeana dijital kütüphanesinde ilk elde yer alacak malzemelerin yaklaşık yarısı Fransa kaynaklı.

Ancak, Almanya ve Polonya gibi ülkelerin de, kendi kültürel varlıklarını sanal ortama taşıma konusunda daha fazla çaba ve para harcaması umularak, 2010 yılına kadar, bu kütüphanede 10 milyon kalem malzeme toplanması amaçlanıyor.

Halen Avrupa'daki ulusal kütüphanelerde bulunan kitapların yalnızca yüzde 1'i dijital ortama taşınmış durumda. Bunun nedenlerinden biri de, telif hakları.

Google memnun

Google, Europeana'nın devreye girmesini memnunlukla karşıladı ve Gütenberg'in matbaayı keşfinden bu yana bilginin toıplanması bakımından en büyük teknolojik adım olacak bu gelişme bağlamında, işbirliği yapmayı umduklarını kaydetti.

Kaynak: CNN

Butterbeer
21-11-08, 15:51
İdeefix 6. Sanal Kitap Fuarı başladı

Bu yıl aralarında NTV Yayınlarının da bulunduğu 150 yayınevinin katıldığı internet ortamındaki fuarda, 40 bin kitap, yüzde 25 ile 50 arasında değişen indirimlerle okurlara sunuldu...

İnternette kitap satışı yapan “ideefixe.com”un, “Gitmesi gelmesi en kolay fuar” sloganıyla düzenlediği sanal kitap fuarı başladı.

Anadolu’daki okurların büyük kentlerde gerçekleştirilen kitap fuarlarından yararlanamadığı gerçeğinden hareketle yola çıkan “ideefixe.com” yöneticileri, 6 yıldır bu açığı kapatmak için sanal kitap fuarı düzenliyor.

Bu yıl aralarında NTV Yayınları, Ayrıntı Yayınları, İletişim Yayınları, Yapı Kredi Yayınları, Doğan Kitap, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları ve İthaki Yayınlarının da bulunduğu 150 yayınevinin katıldığı fuarda 40 bin kitap yüzde 25 ile 50 arasında değişen indirim oranlarıyla satışa sunuldu.

Sanal fuar için özel hazırlanan Tahsin Yücel (18 kitap), Susanna Tamaro (11 kitap), Jose Mauro de Vasconcelos (11 kitap), Hermann Hesse (7 kitap), Isabel Allende (14 kitap) ve Stefan Zweig (13 kitap) setlerinde de yüzde 45 indirim yapıldı.

Fuar kapsamında 27 Kasımdan itibaren her gün alıntıların hangi kitaplardan olduğunu en hızlı bulmaya yönelik “Ödüllü Alıntı Yarışması” düzenlenecek. Yarışmayı kazananlara sürpriz hediyeler verilecek.

Peşin fiyatına taksit imkanı sunulan ve 150 YTL’nin üzerindeki siparişlerden kargo ücretinin alınmadığı fuar, 24 Aralıka kadar sürecek.

Fuarın birinci yılında 32 bin, ikinci yılında 65 bin, üçüncü yılında 102 bin, dördüncü yılında 116 bin kitap satıldı.

5. Sanal Kitap Fuarını ziyaret eden 1,7 milyon kişi 16,5 milyon kitabı inceledi, 152 bin kitap satın aldı.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
22-11-08, 00:17
"Kitab-ı Cihannüma" 360 yıl sonra yeniden

Osmanlı döneminin meşhur bilim adamlarından Katip Çelebi'nin 1648 yılında yazmaya başladığı "Kitab-ı Cihannüma", 360 yıl sonra yeni yorumu ve biçimi ile Boyut Yayıncılık tarafından yayınlandı. Günümüz Türkçesine ilk kez aktarılan eser, okurlarına isme özel sertifika ile sunulacak.

Konuya ilişkin açıklamaya göre, Katip Çelebi'nin 1648'de yazmaya başladığı, 1654'te eklemeler yaptığı ve 1732'de İbrahim Müteferrika'nın da kendi eklemelerini yaparak Matbaa-ı Amire'de bastığı Kitab-ı Cihannüma, Boyut Yayıncılık tarafından yepyeni bir anlayış, yeni bir tasarımla ve aslından uzaklaşmaksızın yeniden basıldı.

Kitab-ı Cihannüma'nın içerdiği ve zaman içinde farklılaşan bilgiler, açıklamalar eşliğinde sunulan kitap, bir anlamda postmodern yaklaşımla yorumlanarak hazırlandı.

Matbaa-ı Amire'de basılan kitapların 11'incisi olan, astronomi, coğrafya, din ve dil bilimlerini içeren Cihannüma'da dönemin kentlerinin enlem ve boylamları, birbirlerine uzaklıkları, bölgesel ürünler, sanayilerin durumu, çeşitli bölge halklarının dinleri, dilleri ve hatta nüfusları erkek, kadın veçocuk sayıları saptanmış olarak yer aldı.

Sınırlı sayıda basılan eser, kişiye özel, numaralandırılmış sertifikasıyla sunulacak. Numaralandırılmış sertifika ile kitabı satın alan okur, tüm dünyada bu kitaba sahip olan kaçıncı kişi olduğunu bilebilecek.

360 yıllık masalsı bir öyküsü olan Kitab-ı Cihannüma'nın Katip Çelebi tarafından elle yazılan ilk kopyaları, nakkaşların el emeği göz nuruyla çoğaltıldı. Sayısı bilinmeyen el yazması kopyaların tümü, İbrahim Müteferrika tarafından Osmanlı'nın ilk matbaasında basıldıktan sonra yok oldu. İlk baskısı 500 adet olan kitabın bir kopyası şu anda Topkapı Sarayı'nda sergileniyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
24-11-08, 20:10
Özel televizyona beş kala...

Akademisyen Bülent Çaplı, ‘Fili Tarif Etmek’ adlı kitabında Adnan Kahveci, Altan Öymen, Bülent Ecevit, Hasan Cemal, İsmail Cem, Ercan Arıklı gibi isimlerle konuşarak 1989’da değişimin eşiğindeki televizyonun panaromasını ortaya koyuyor.

Medya etiği, medyanın ekonomipolitiği, medya politikaları, uluslararası iletişim ve belgesel alanlarında akademik çalışmaları bulunan Bülent Çaplı, ‘Fili Tarif Etmek: Özel Televizyona Beş Kala’ adlı kitabında 1980’li yılların sonlarına doğru yayıncılık alanında yaşanan tartışmaları, dönemin siyaset, ekonomi ve medya alanında önemli isimlerle konuşarak anlatıyor.

Çaplı, 1980’li yıllarda herkesin kendince bir anlam yükleyerek tanımlamaya çalıştığı özel televizyonu eski bir Hint masalı olan ‘Kör Adamlar ve Fil’e benzetiyor.

“Uzun zaman önce Brahmaputra Nehri’nin kenarında altı kör adam yaşıyordu. Günün birinde bu adamlara önlerinde durmakta olan file dokunarak onu tarif etmeleri söylendi. İçlerinden biri filin yan tarafına dokundu ve ‘Duvara benziyor, ‘dedi. İkincisi, dişine dokunup ‘Hayır, hayır. Mızrağa benziyor, ’ dedi. Üçüncüsü, filin hortumunu tutarak, ‘Kesinlikle yılana benziyor, ’ dedi. ‘Böyle bir şey yok, ’ diye bağıran dördüncü adam filin bir bacağını tutarak ‘Ağaca benziyor, ’ dedi. İçlerinde en uzun olan beşinci adam ise filin kulağını tutarak ‘Hepiniz yanıldınız. Pervaneye benziyor, ’ dedi. Altıncı kör adam ise filin kuyruğunu tesadüfen yakalayarak ‘Bu ne bir duvara, ne mızrağa, ne yılana, ne ağaca ne de pervaneye benziyor. Kesinlikle bir halata benziyor, ’ diye bağırdı. Fil yoluna giderken altı kör adam tartışmaya devam etti. Her biri kendisinden son derece emin bir şekilde diğerlerini suçluyordu. Çünkü içlerinden hiçbiri diğeriyle aynı fikirde değildi.” (Kör Adamlar Ve Fil)

Adnan Kahveci, Altan Öymen, Bülent Ecevit, Hasan Cemal, İsmail Cem, Ercan Arıklı gibi farklı toplumsal ve siyasal kesimlerin temsilcileriyle yapılan söyleşilerden derlenen kitapta Çaplı, Türk toplumunda televizyonun işlevini, TRT’nin bu işlevdeki etkinliğini, özel televizyonların özgür yayıncılığı ve çok sesliliği sağlayıp sağlayamayacağını sorguluyor.

Çaplı’nın ‘Medya Politikaları’, ‘Medya ve Etik’, ‘Televizyon ve Siyasal Sistem’ gibi medya üzerine başka çalışmaları da bulunuyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
25-11-08, 18:15
Füsun Önal'dan yeni kitap: "Benim Adım Aşk"

Füsun Önal'ın yeni kitabı "Benim Adım Aşk" okurla buluştu.

İnkılap Kitabevi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, şarkıcılığı, tiyatro ve sinema oyunculuğunun yanı sıra son dönemde yazarlığıyla ön plana çıkan Füsun Önal'ın 20'nci kitabı "Benim Adım Aşk", genç bir kızı ve parçalanmış bir aileyi anlatıyor.

Romanlarında toplumsal sorunlara ve aile iç çatışmalara yer veren Füsun Önal'ın kaleminden kitabının hikayesi şöyle:

"Sorunlu o kadar çok genç var ki... Kendisiyle, çevresiyle ve anne-babasıyla sıkıntısı olan. Benim çocuğum yok, ama iyi bir gözlemciyim. Ve çok da dobrayım. Olup bitenleri objektif görebiliyorum. Oysa aileler işin içinde...

Ve sorunlara sübjektif yaklaşıyorlar. Anneler, babalar ve gençler için bir roman yazmak istedim. Zaten sevgili patronum Nazar Fikri, ne zamandır böyle bir roman yazmamı istiyordu. Günümüzde anne-baba-çocuk üçgeninde öyle şeyler yaşanıyor ki. Sadece olaylara, tüm çıplaklığıyla ve 'Füsunca' yaklaşıyorum. Bu kitap bir ders kitabı değil, bir roman."

Kaynak: CNN

Butterbeer
25-11-08, 18:17
Katalan yazara İspanya Ulusal Edebiyat Ödülü

İspanya'da Kültür Bakanlığı tarafından verilen Ulusal Edebiyat ödülüne bu yıl Katalan yazar Juan Goytisolo layık görüldü.

İspanya'da edebiyat alanında verilen en prestijli ödüllerden biri olan Ulusal Edebiyat ödülünü alan Goytisolo, Franco dönemine karşı başkaldıran entellektüel İspanyollardan biri olarak biliniyor.

1938 yılında, İspanya iç savaşı sırasında annesini kaybeden Goytisolo, hayatının büyük bölümünde Paris ve daha sonra Marakeşh'de yaşamayı tercih etti.

Deneme, hikaye, roman, gezi türlerinde birçok kitabı olan Goytisolo'nun, Türkçe de yayımlanan "Kapadokya'da Gaudi'nin İzinde" ve "Osmanlı'nın İstanbul'u" adları kitapları da bulunuyor.

"İspanyol edebiyatın katettiği yoldaki en önemli taşlarından biri" olarak tanımlanan 79 yaşındaki Goytisolo, ödülden dolayı 40 bin euro da kazandı.

Juan Goytisolo bu yılın Şubat ayında ülkemize gelmiş,İstanbul'a hayranlığını belirtmek için, "Kedi gibi 9 canlı olsa bir hayatının hiç şüphe yok ki İstanbul'da geçeceğini" söylemişti.

Kaynak: CNN

Butterbeer
26-11-08, 18:33
Ölümle tehdit edilen yazarlar İsveç'te buluştu

"Şeytan Ayetleri" kitabı nedeniyle hakkında ölüm fetvası verilen Salman Rüşdi ile yazdığı kitap nedeniyle İtalyan mafyası tarafından tehdit edilen Roberto Saviano, İsveç Akademisi'nin daveti üzerine Stockholm'de buluştu.

Nobel Edebiyat Ödüllerini veren İsveç Akademisi'nin daveti üzerine başkent Stockholm'e gelen Hindistan asıllı İngiliz yazar Rüşdi ile İtalyan yazar Saviano, akademide dün gece düzenlenen "Özgür Sözcükler" konulu seminere katıldılar.

İki yazar, Meksika'da yazılarından dolayı gazetecilerin ölüm tehditleri aldıklarını, öldürüldüklerini, Çin'de sansürün devam ettiğini, birçok Arap ülkesinde yazarların sürgünle tehdit edildiğini belirterek, batı dünyasının ise bunları izlediğini ifade ettiler.

Kendilerini, ölüm tehditlerinden daha çok "yazılarında daha dikkatli" olmaları yönündeki telkinlerin yaraladığını söyleyen Salman Rüşdi, "Bizler yazarız. Özgür sözcükler bu nedenle yazmak için bizim açımızdan çok önemlidir" dedi.

Bu arada İtalya'nın Stockholm Büyükelçiliği, yazar Roberto Saviano'nun mafya tarafından tehdit edilmesine rağmen İtalya'da sevilen ve özgür bir yazar olduğunu ve kendisine destek olunduğunu, İtalya'da basın özgürlüğü bulunduğunu kaydederek, İtalyan yazarın "Özgür Sözcükler" konulu seminere çağrılmasını protesto ettiklerini belirten bir açıklama yaptı.

Öte yandan İtalyan yazar Roberto Saviano'nun İtalya'da Napoli mafyasının iç yüzünü anlattığı "Gomorra" adlı kitabından uyarlanan film de Stockholm Film Günlerinde gösterime girecek.

Kaynak: CNN

Butterbeer
26-11-08, 18:58
Sontag’ın günlükleri gün ışığına çıkıyor

Dünyaca tanınan ABD’li deneme ve roman yazarı, kuramcı, eleştirmen ve insan hakları savunucusu Susan Sontag’ın günlükleri Ocak’ta yayınlanacak.

28 Aralık 2004’te hayatını kaybeden yazar ve aktivist Susan Sontag’ın günlükleri oğlu David Rieff tarafından yayına hazırlandı.

Üç bölüm halinde basılacak günlüklerde Sontag’ın 15 yaşında cinselliği keşfetmesi, evliliği, kariyeri, sevdiği kitapları ve daha birçok ayrıntı yer alıyor.

“Yorgun olduğumda sevişmemeliyim. Yorgun olduğumu bilmeliyim. Ama bilmiyorum. Kendime yalan söylüyorum. Gerçek hislerimi bilmiyorum.”

Günlükte merak edilen bir başka şey ise Sontag’ın biseksüel ilişkileri. Yazarın medyada sıkça yer alan ünlü fotoğrafçı Annie Leibovitz’le olan ilişkisi dışında hayatında aktris Nicole Stephane ve yazar Maria Irene Fornes gibi kadınlar da olmuştu.

“Yaşlandığınızda, 45 ya da üstü, erkekler size ilgi duymayı bırakıyor. Ya da başka bir deyişle, benim ilgi duyduğum erkekler bana ilgi duymuyor. Ben genç bir erkek istiyorum. Güzelliği seviyorum. Ben yedi kere aşık oldum. Hayır, hayır aslında dokuz. Beş kadın, dört erkek” (Bir röportajından)

Eserleri 32 dile çevrilen Sontag’ın Türkçe’ye çevrilen kitaplarından bazıları şöyle: ‘Başkalarının Acısına Bakmak’, ‘Amerika’da’, ‘Metafor Olarak Hastalık, Aids ve Metaforları’, ‘Rüyalarının Esiri’, ‘Ölüm Tüneli’, ‘Yanardağ Sevgilim’, ‘Alice Yatakta’, ‘Ben Vesaire’.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
27-11-08, 18:11
"Oğlunu bi temiz döven" yazar İstanbul'a geliyor

İspanyol oyun yazarı Rodrigo Garcia, "Ve Diğer Şeyler Topluluğu"nca düzenlenecek etkinliğe katılmak için İstanbul'a gelecek.

Yapılan açıklamaya göre, politik açıdan kışkırtıcı metinleri ve reji anlayışıyla dünyada büyük ilgi uyandıran Garcia, İstanbul Cervantes Enstitüsü ile Pera Müzesi'nin destekleriyle topluluk tarafından yürütülen ve tiyatro eserlerini tanıtmayı ve tartışmayı amaçlayan "Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi" kapsamında 4-6 Aralık tarihlerinde İstanbul'da bulunacak.

Garcia'nın "Agamemnon-süpermarketten döndüm ve oğlumu bi temiz dövdüm" ve "Küllerimi Mickey'nin üzerine savurun" oyunları, okuma tiyatrosu şeklinde sanatseverlerle buluşacak.

Garcia da "Yazarla tanışma partisi" etkinliğinde sevenleriyle bir araya gelecek.

Kaynak: CNN

Butterbeer
27-11-08, 18:13
Yakup Kadri'nin "Ankara"sı Fransızca'da

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun ünlü romanı "Ankara", Fransa'da "Editions Turquoise" yayınevi tarafından yayımlandı.

Ferda Fidan'ın Fransızcaya çevirdiği esere, araştırmacı ve yazar Thierry Zarcone, Ankara'yı ilk çağlardan Cumhuriyet dönemine kadar anlatan bir ön söz yazdı.

Yazarın geniş bir biyografisi ile meraklılarına Ankara planının da yer aldığı kitap, 204 sayfa ve 18 euro'dan kitapçılarda satılıyor.

Roman, Ankara üzerine Fransızca yayımlanan tek roman olma özelliğini taşıyor.

Fransa ve Belçika'da kitabevi ve Fnac mağazalarında satılan "Ankara", bu hafta sonu Paris'te yapılacak Uluslararası Bağımsız Yayıncılar fuarında Editions Turquoise standında da Fransız okuyucularıyla buluşacak.

Sırada Zeytindağı var

Merkezi Paris'te bulunan Editions Turquoise, daha önce de dört dilde "Atatürk Türkiye, Turquie, Turkey, Turkei 2000", üç dilde "Nazım Hikmet, Biyografisi ve Şiirleri", ayrıca Türkiye'nin AB üyeliğiyle ilgili "La Turquie-est-elle européenne?" kitaplarını yayımladı.

Yayınevi, bu yıl Türk yazarlarını Fransa'da tanıtmak amacıyla"Ecriturque" adlı seri başlattı. "Ankara" romanı bu serinin ilk kitabı. Gelecek yılın ilk aylarında Falih Rıfkı Atay'ın unutulmaz romanı "Zeytindağı" kitabı çıkacak. Yayınevi, bunu takiben Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, 1920-1922 yıllarında İstanbul'un işgalini anlattığı bir diğer önemli eseri "Sodom ve Gomore" yayımlanacak.

Yayınevi, 1930'lu yıllarda Nazi zulmünden kaçan çoğu Musevi asıllı Alman profesörlerin konu edildiği ve Türkçe'ye "Ay Yıldız Altında Sürgün" olarak çevrilen kitabın Fransızcasını da kitapseverlere sunacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
28-11-08, 19:20
Harry Potter'ın yazarından yeni kitap

Harry Potter serisiyle tanınan J. K. Rowling’den yepyeni bir kitap geliyor!

İlk yedi kopyasını Rowling’in el yazısıyla tamamladığı, resimlediği kitabın bu kopyalarından altı tanesi yazar tarafından Harry Potter’ın yolculuğunda kendisine eşlik eden altı kişiye hediye edilmişti.

Sonuncunun geliri de Children’s High Level Group adlı hayır kurumuna verilmek üzere açık arttırmaya çıkarıldı. Bu kurum çocuk hakları ve zor durumdaki çocukların koşullarının iyileştirilmesi için çalışıyor. Türkiye’de YKY tarafından yayımlanacak Ozan Beedle’ın Hikâyeleri’nden elde edilecek gelir bu kuruma aktarılacak.

Serinin son kitabı olan Harry Potter ve Ölüm Yadigârları’nı okuyanların hatırlayacakları, kitapta büyük önem taşıyan, olayların aydınlanmasında kritik bir rol oynayan bir iç kitap Ozan Beedle’ın Hikâyeleri.

Ozan Beedle’ın Hikâyeleri, beş farklı hikâye içeriyor. Bildiğimiz masal kalıplarından ve klişelerinden uzak, mesajlarını Rowling’in alışıldık esprili üslubuyla veren, yazarın bütün kitapları gibi sadece çocukları hedef almayan bir kitap.

Harry Potter dünyasının en sevilen karakterlerinden biri, Hogwarts’ın efsanevi müdürü Albus Dumbledore’un notlarıyla zenginleşen kitap bir masal kitabı olarak, bu dünyayı hiç tanımayan kişiler tarafından büyük bir zevkle okunabileceği gibi Harry Potter hayranlarına çok tanıdık gelecek karakterler ve hikâyeler içeriyor, akıllarındaki bazı soruların cevaplarını veriyor.

İngilizcesi bütün dünyada 4 Aralık 2008’de satışa çıkacak olan Ozan Beedle’ın Hikâyeleri Ocak ayının ilk haftalarında Harry Potter kitaplarının usta çevirmeni Sevin Okyay’ın Türkçesiyle okurlarla buluşacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
28-11-08, 19:24
Gautier Ödülü, şair Şeyhmus Dağtekin'in

Fransa'nın en önemli şiir ödüllerinden Theophilie Gautier ödülü bu yıl şair Şeyhmus Dağtekin'e verildi.

Türkiye'den Fransa'ya 22 yaşında göçen Dağtekin, bugün Fransızca şiir dilini değiştiren şairler arasında görülüyor. Dağtekin, ödülünü dün Fransız Akademisi'nde aldı.

Adıyaman'ın Harun köyünde 1964 yılında doğan Dağtekin, 1986 yılında göçtüğü Fransa'da edebiyat dünyasının sayılı isimleri arasına girdi.

Fransızca'yı 22 yaşından sonra öğrenmeye başlamasına karşın bugüne dek bu dilde 6 şiir kitabı 1 de romanı yayınlanan Dağtekin, son şiir kitabı "Sadece Ateşsiz Bir Köprü - Juste un pont sans feu"yle 1969 yılından bu yana verilen Theophile Gautier Şiir Ödülü'nün 2008 yılı sahibi oldu.

Ödülünü ünlü Fransız Akademisi'nde, edebiyat dünyasının seçkin isimlerinin katıldığı bir törenle alan Dağtekin, aynı kitabıyla geçtiğimiz yıl da Mallarmé Ödülü'ne layık görülmüştü.

Ödülünü aldıktan hemen sonra DHA'ya konuşan Şeyhmus Dağtekin, 1986 yılında Fransa'ya, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne bağlı Basin Yayın Yüksek Okulu'nda başlattığı üniversite eğitimini devam ettirmek üzere geldiğini anlatarak, "91'den itibaren Fransızca yazmaya başladım. İlk kitabım 97'de çıktı. 8. kitabım da yaz sonunda çıktı" dedi.

Türkçe, Kürtçe ve Fransızca şiir yazan Dağtekin, "Kürt, Türk, Fransız olmadan önce insan, insan olmaya çalışmalı. Bu insanlığa da herhangi bir dil veya herhangi bir coğrafya sınırı getirmek istemiyorum ben. İnsanlığın dil ve coğrafya sınırı yoktur" şeklinde konuştu.

Dağtekin, Fransız edebiyat dünyasında bu denli tanınması ve bugüne dek çok önemli ödüllere layık görülmesine karşın Türkiye'de pek tanınmamasına ilişkin soruyuysa, "Bu, Fransızca yazdığımdan ileri gelse gerek. Hem de Türk mü, Kürt mü, Fransız mı, iki arada bir derede kalmak gibi şeylerin sanırım etkisi var. Bir de şiir tabii, kitlelere hitap etmeyen bir yazı çeşidi. Şiir olmasının da bunda etkisi var tabii" sözleriyle yanıtladı.

Şeyhmus Dağtekin, çokkültürlü, çokkimlikli bir şair olmaktan memnuniyet duyduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"Hayat uzun bir yolculuğa benzer. Bu yolculuğun bir kısmını trenle yaparsın. Bir kısmını uçakta yaparsın. Bir kısmını at sırtında, bir kısmını gemide yaparsın. Benim de böyle kısım kısım araçlarım oldu işte. İlk Kürtçe'de doğdum, Türkçe'de büyüdüm, Fransızca'da yazmaya başladım ve yazı yazmayı geliştirdim. Yeni bir dile alışacak kadar artık genç değilim tabii.

Ben kendimi bir köyle, bir ülkeyle, bir coğrafyayla sınırlı görmemeye çalışıyorum. İnsanlığı ve dünyayı kendi bahçem gibi görmeye çalışıyorum. Bu bahçede orada burada dolaşırız. Önemli değil nerede olduğun. Önemli olan, bahçedeki güzellikleri görebilmek."

Şeyhmus Dağtekin, Theophilie Gautier Ödülü hakkında mütevazı konuşmayı tercih ederek, "Önemli olan tabii ödül değil, ödülün kendisi değil. Önemli olan, insanın, yazıya, yaptığı şeye nasıl yaklaştığı. Ben yaptığım şeye, yazdığım yazıya hakkını vererek yaklaşmaya çalışıyorum. Önemli olan, bunu zaman içerisinde devam ettirebilmek. Gerisi tabii, Fransız Akademisi gibi Fransız kültüründe çok büyük bir yeri olan bir kurumun ödülünü almak, onun kendine göre ayrı bir değeri var" dedi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
28-11-08, 19:26
"Gece Sesleri" dizisi ve kitabı mahkemelik oldu

Bir dönem ilgiyle izlenen "Eğreti Gelin" adlı filme de konu olan "Kostak Kızı" ve "Eğreti Gelinler" kitaplarının yazarı Şükran Kozalı, Show TV'de gösterilen "Gece Sesleri" adlı televizyon dizisinde yapıtının izinsiz kullanıldığı gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, televizyon kanalının yönetimi, dizinin senaryo grubu, yönetmeni Cemal Şan, yapımcısı Ata Türkoğlu ile "Gece Sesleri" romanının yazarı Ayşe Kulin hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan Kozalı, dizide kitaplarından alıntı yapıldığını, "iktibas ve intihal yoluna başvurularak maddi, manevi ve şahsi haklarının ihlal edildiğini" öne sürdü.

"Gece Sesleri" dizisinin yayınının durdurulması talebinde bulunan Kozalı, dilekçesinde, "Kostak Kızı" isimli kitabının 1997 yılında yayımlandığını, bu romanının bir bölümünde "eğreti gelin" konusunun kendisi tarafından "üretilerek ve yaratılarak" yer aldığını belirtti.

Kozalı, dilekçesinde, "(Bu konu), adından içeriğine kadar tarafıma ait olup tamamen özgün ve yaratımsaldır. Bilahare, 2004 Eylülünde aynı öyküm tarafımdan geliştirilip büyütülüp dallandırılıp 'Eğreti Gelinler' adı altında yazılmış, başlı başına yeni bir başka roman haline getirilmiştir" dedi.

"Şaşkınlık ve üzüntü ile izledim"

"Eğreti Gelinler" adlı romanının senaryolaştırılarak Atıf Yılmaz tarafından film haline getirildiğini de anımsatan Kozalı, dilekçesinde şu görüşlere yer verdi:

"Durum bu iken, bu yıl yeni sezonda Show TV'de Ayşe Kulin'e ait kitaptan uyarlandığı belirtilen 'Gece Sesleri' dizisi yayına girmiştir. Bu dizide yedinci bölümden başlayarak söz konusu iki romanımdan alma yapıldığı ve tamamen isim, içerik olarak 'eğreti gelin' konusu üzerine oturtulduğunu tarafıma başvuran edebiyatçı arkadaşlarım ve okurlarımdan aldığım telefonlar üzerine öğrendim. Ben de halen yayımlanmasına devam edilen diziyi izlemeye başladım ve gördüm ki dizi çok büyük çapta benim her iki kitabımda söz konusu ettiğim ve yaratımı tamamen şahsıma ait olan 'eğreti gelin' adının, temasının ve içeriğinin alıntılandığını şaşkınlık ve üzüntü ile izledim."

Kulin'in "Gece Sesleri" kitabını okuduğunu ve "eğreti gelin" konusunun kendi öyküsünden yola çıkılarak esere aktarıldığını gözlemlediğini ifade eden Kozalı, ancak diziyi izlediğinde buradaki "Ziynet" isimli karakterin "eğreti gelin" olduğunu ve olayların da bu karakterin çevresinde geliştiğini gördüğünü belirtti.

Kozalı, dilekçesinde, dizinin yayınının tedbiren durdurulması ve "Gece Sesleri" romanının incelenerek toplatılmasını talep etti.

Kaynak: CNN

Butterbeer
28-11-08, 19:28
Yazar Ayşe Kulin'den yeni kitap: "Umut"

Ayşe Kulin'in yeni kitabı "Umut", 1 Aralık'ta piyasaya çıkacak.

Everest Yayınlarından yapılan yazılı açıklamaya göre, 100 bin adetlik ilk baskısı ile raflardaki yerini alacak kitapta, Ayşe Kulin, "Veda" kitabında başladığı Osmanlı ailelerinin yaşamına, bu kez de Cumhuriyet'in yeni kurulduğu sancılı yıllara, ailesinin de hikayesini kurguya katarak tanıklık edecek.

Kaynak: CNN

Butterbeer
28-11-08, 20:07
"Nazım Hikmet ile Serteller" kitabı çıktı

Yıldız Sertel'in kaleme aldığı "Nazım Hikmet ile Serteller" kitabı, Everest Yayınları'ndan çıktı.

Yayınevinden yapılan yazılı açıklamada, kitapta, Nazım Hikmet ve Türkiye'nin sosyalist geçmişinin en önemli kişilerinden Sabiha ve Zekeriya Sertel'in birliktelikleri ve yaptıkları işlerin anlatıldığı belirtildi.

Sertel çiftinin kızı Yıldız Sertel'in, aile bağlarının ötesinde nesnel bir tanık gözüyle kaleme aldığı kitabın, sol geçmişin gizli sayfalarından birine ışık tuttuğu kaydedildi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
02-12-08, 17:23
Vatan ve hürriyet şairi Namık Kemal anıldı

Vatan ve hürriyet Şairi Namık Kemal, ölümünün 120'nci yılında Çanakkale'nin Gelibolu ilçesine bağlı Bolayır beldesindeki mezarı başında anıldı.

Bolayır'daki tören, çelenklerin konulması, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı eşliğinde göndere Türk Bayrağı çekilmesiyle başladı.

Bolayır Belediye Başkanı Ferit Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, 20'nci yüzyılda yaşamış fikir ve sanat adamlarının, Türk kültür tarihinde ayrı bir yeri olduğunu, bu dönemdeki sanatçıların içinde en çok dikkati çekenin ise Namık Kemal olduğunu ifade etti.

Şairin, gerek mücadelesi ve gerekse verdiği eserlerle büyük bir tesir meydana getirdiğini, kendisinden sonraki nesilleri geniş ölçüde etkilediğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Fikir ve sanat hayatımızda Namık Kemal'i ölümsüz kılan iki büyük cephe vardır. Bunlardan birisi asırlardır devam eden klasik sanat anlayışını yıkarak yerine Avrupai bir sanat anlayışı yerleştirmesi, diğeri ise insandan ve yaşamın gerçeklerinden kopuk bir sanat felsefesi yerine, insanın ve toplumun hizmetine koşmayı amaç edinen bir sanat felsefesi ortaya atmasıdır. Namık Kemal, edebiyatımızda insanlık için büyük önem taşıyan, vatan, millet ve hürriyet gibi kutsal kavramları ilk olarak açık bir şekilde eserlerinde işleyen ve yücelten, sonuçta haklı olarak 'Vatan ve hürriyet şairi' unvanını kazanan, gür sesli, cesur bir kalemdir."

Erdoğan'ın konuşmasının ardından, Şehit Nuriye Ak İlköğretim Okulunda görevli Sosyal Bilgiler Öğretmeni Deniz Yapıcı, Namık Kemal'in şahsiyet ve fikir hayatıyla ilgili konuşma yaptı, Türkçe Öğretmeni Dönem Pınarbaşı da "Hürriyet Kasidesi"ni, öğrenciler ise şairin diğer şiirlerini okudu.

Törene, Gelibolu Kaymakamı Adnan Çakıroğlu, 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Kurmay Başkanı Kurmay Albay Yener Sönmez, Gelibolu Belediye Başkanı Cihat Bingöl, Evreşe Belediye Başkanı Fedai Gür, askeri ve sivil yetkililer ile vatandaşlar katıldı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
03-12-08, 19:25
‘Efsane papyon’un öyküsü

Boğaziçi Üniversitesi’nin en kıdemli hocalarından ve Ermeni cemaatinin önde gelen isimlerinden Arman Manukyan’ın yaşamı “Efsane Papyon” adıyla kitaplaştı.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın nehir söyleşi dizisinden çıkan kitapta Manukyan şöyle tanıtılıyor: “Bir yandan aralarında Suna Koç, Güler Sabancı, Cem Boyner, Cefi Kamhi, İbrahim Betil, Neşe Erberk gibi birçok ünlünün bulunduğu binlerce öğrenci yetiştirirken bir yandan cemaate bağlı hastane, spor kulübü ve yardım kuruluşlarının yönetiminde görevler aldı.”

HAYAT MUHASEBESİNİN SON SATIRINDA...

Arman Manukyan, kitapta “hayat muhasebesinin son satırında”, hocalığını ve cemaat çalışmalarını sayıyor ve başarısının nedenlerini şöyle sıralıyor:
“Hem Türkiye yapmış olduğum cemaat işlerinden, hem de uzun yıllar Bogaziçi’nin bir hocası olmaktan gurur duyuyorum. Muhasebede “süreklilik” kavramı vardır. Ben de hayatımı ona göre programlamış durumdayım. Bakıyorum, yapmış olduğum bütün işlerim uzun vadeli ve sürekli: Evliliğim, mesleğim, üniversitedeki hayatım, iş hayatım, dışarıda almış olduğum sosyal görevler; hepsi uzun vadeli. Başarının ana nedenlerinden biri bu.
Bütün öğrencilerime sabır, iyi niyet ve hoşgörü tavsiye ediyorum. Bu memlekette yapılması gereken pek çok işler var. Muhakkak ki her cemiyette, her ülkede eksik kalmış olaylar vardır, bunları tamamlamak da yine bizim görevimizdir. Bunları elbirliği ile yapmak lâzım. Dostane bir şekilde, kardeşlik havası içinde.

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Efsane Papyon
“Arman Manukyan Kitabı”
Söyleşi: Nuran Çakmakçı
Fiyatı: 18 YTL

Kaynak: Ntv

Butterbeer
04-12-08, 23:07
Rowling'in yeni kitabına hücum!

"Harry Potter" serisinin yazarı J. K. Rowling'in, yedi kitaplık serinin ardından yazdığı yeni kitabı "The Tales of Beedle The Brad" çıktı.

Kitaptan elde edilecek gelir, Rowling'in eş kurucusu olduğu, Doğu Avrupa'daki yardıma muhtaç çocuklara yönelik "Children's High Level Group" adlı vakfa bağışlanacak.

Kitapta, serinin son kitabı olan "Harry Potter ve Ölüm Yadigarları"nda geçen beş masal yer alıyor.

Bu durum, kitabın satışa çıktığı gün uzun kuyrukların oluşmasına neden oldu.

"Harry Potter" serisinden karakterler ve hikayelere gönderme yapılan kitapta, seride netleşmemiş bazı olaylara da açıklık getiriliyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
05-12-08, 00:18
Köşk’ün ödülü Yaşar Kemal’e

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’nü edebiyat dalında Yaşar Kemal, mimaride Turgut Cansever ve müzikte Alaeddin Yavaşça aldı. Yaşar Kemal ödül konuşmasında “Kitaplarımı okuyanlar barışçı olsunlar yoksa zahmet etmesinler” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından verildi. Yazar Yaşar kemal, müzisyen Alaeddin Yavaşça ve mimar Turgut Cansever ödüllerini alırken, törene Yaşar Kemal damga vurdu.

Çankaya Köşkü’ndeki ödül töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, ödül alan sanatçılara “Bu ödüller aydın olarak özgür ve bağımsız duruşlarına ve toplumsal sorumluluk bilinciyle oynadıkları rollere devlet ve toplum olarak duyduğumuz saygıyı ifade ediyor” sözleriyle hitap etti.

Ödül töreninde bir konuşma yapan ünlü romancı Yaşar Kemal de ağır bir bel rahatsızlığı geçirdiğini belirterek otururak konuştu. Usta yazar, “Kimse merak etmesin kolay kolay ölmeyeceğim” sözleriyle salondakileri güldürdü. Yaşar kemal dünyadaki eğitim sistemini eleştirirken de Köy Enstitülerini övdü ve “Hiroşima’ya bomba atılması talimatını veren Amerikan başkanı da, o bombayı atan pilot da bu okullardan yetişti. Bu okullar zulüm okuludur. Dünyamızı gerçek insanlığa kavuşturacak tek eğitim düzeni Köy enstitüleridir”dedi. Yaşar Kemal ve Alaeddin Yavaşça ödüllerini kendileri alırken, Turgut Cansever’in ödülünü eşi ve kızı aldı.

Usta yazar Yaşar Kemal’in ödül konuşması şöyle:

“82 yaşındayım. Ben bu yaşta böyle bir ödülü almaktan memnunum. Beni bu ödülle onurlandıranlara teşekkür ederim. Bugünü benimle paylaşan dostlarıma da sağolsun derim. Biliyorum bir takım düşünceleri her zaman söylemek bıktırıcıdır. Yinede her fırsat oldukça söylediğim, yazdığım düşünceleri tekrarlayacağım. Biz cumhuriyet çağının sanatçıları, romancılar, şairler, ressamlar önce kendi kültürümüzü dilimize dönmeyi öğrendik. Tercüme bürosunun çevirdiği dünya klasikleriyle yetiştik.

KÖY ENSTİTÜLERİ DÜNYADA İLK

Halkevlerinin, Köy Enstitüleri’nin kuruluşları bize yardım etti. Köy Enstitüleri ki gelecekte dünyamızı gerçek insanlığa kavuşturacak bir eğitim düzenidir. Şimdi bugünkü yer yüzünün eğitim düzeni düzen değil. Böyle bir pedogoji olmaması gerekli dünyada. Sonra barış da olmaz bugünkü eğitimle. Mesela Hiroşima’ya bombayı atanların hepsi, bunu imzalayan Amerikan devlet başkanı, onu aşağı atan milyonlarca adamı öldürecek diye düşünen insan da bu okullardan gelmiştir. Ben bunları dünyanın bütün gazetelerine aşağı yukarı yazdım. Bu sistemle insanoğlu insanoğlu olamaz diye... Onun için Köy Enstitüleri büyük başlangıçtı, dünyadaki en iyi başlangıçlardan biridir. Bugün Türk romanı, şiiri, resmi artık dünyada yüzümüzü güldürecek duruma gelmiştir. Batı’da gizem ve düş gücünün çok olduğunu, yerlerini akıla ve gerçekçiliğe bıraktıklarını söyleyenler var. Buna inanmak zor.

BUGÜN DE SONSUZ DÜŞLER KURUYORUM

Benim maceralarım insanın gizemini vermek içindi. Düş gücüne gelince, bugün de sonsuz düşler kuruyorum. Düş gücünü yitiren insanın hiçbir umudu kalmaz. Umut, düş gücünün yarattığı ve insanoğlunun sahip olduğu en büyük değerlerden biridir.

AVRUPALILARI SUÇLUYORUM

Geçirdiğimiz 20. yüzyıl, belki de insanlığın en acılı yüzyılıydı. Milyonlarca insan, çoğunluğu da genç, bu yüzyılda öldürüldü. 20. yüzyılda çıkan üç savaşın adı da dünya savaşıydı ve bu savaşı Avrupalılar çıkardı. Suçluyor musun? Elbette suçlayacağım, herkesin suçlaması lazım. Avrupa uygarlığın memleketleri olacak ama bu Avrupa üç defa şey yaptı. En korkuncu da üçüncü savaş, soğuk savaş... Korkunçtu, insanı yozlaştırdı, sanatı yozlaştırdı topluluk insanları yetişmedi. 19. yüzyıldan kalanlar büyük insan oldu. Tolstoy mesela 19. yüzyılın insanıydı ve biz onun değerini hala bilmiyoruz. Büyük yazarların değerini bilecek durumda değiliz.

SAVAŞ VİCDANIMIZI ÇÜRÜTÜR

Her savaş, -adı ne olursa olsun- bir yıkım, bir ölümdür. İnsanlığımızı ve vicdanımızı çürütür. Hastalıklar, ölümler, çocuk ölümleri daha birçok acı... Bugün milyonlarca insan açlıktan, bakımsızlıktan ölüyor. İnsanların yoksulluğu devam edemeyecek böyle, ya insanlık yok olacak ya bu sistem devam edemeyecek. Ne halt ederlerse yapsınlar. Bugün için konuşmuyorum, bugün çok kötü şeyler yaşıyor insanlık bundan sonra kesinlikle yine yaşanacak. Bir gün bir Türk yazar da bunu söyledi diyecekler.

EDEBİYAT DEĞİL NAMUSUM UMRUMDA

Edebiyatım umrumda değil, namusum umrumda. Bugün insanlar hafızalarımızın alamayacağı kadar değiştiler, başka türlü bir insan oldular. Bile bile kendilerini öldürüyorlar. Bugün dünyamız tükeniyor. Bir çok hayvanın, birçok ağacın, birçok böceğin ve birçok kuşun soyu tükendi. Bu bir felakettir, insanın yaşamasını insanın geleceğini söyleyen bir şeydir. Yazık olur bu dünyaya insanların sonu gelirse. Gelmemeli ve insanoğlu bir gün bütünlüğüyle bunu anlayacaktır.

SAVAŞIN KÜÇÜĞÜ OLMAZ

Bugün küreselleşme süreci hızla tek bir dünyaya doğru yönlendiriyor bizi. Küreselleşme rüzgarının önüne katılanlar her dili her kültürü yıpratıyor. Bugün dünyada ülkemizle savaşın getirdiği korkudan ve utançtan bezmiştir. Bugün dünya da ülkemiz de barışa susamıştır. Tekrar ediyorum, Türkiye en çok barışa susayan ülkelerden biridir. ‘Küçük savaş’ diyorlar, savaşın küçüğü olmaz. Bir insanın bile bir insanı öldürmesi savaştır.

TEK KÜLTÜRLÜ DÜNYA CEHENNEMDEN BETERDİR

Ne büyük mutluluktur ki dünyamız hala on binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Her kültürün bir rengi bir kokusu vardır. Dünyamızın bir çiçeğinin koparılması dünyamızdan bir rengin bir kokunun yok olmasıdır. Bu insanlığı insanlıktan çıkartan bir durumdur. Her kültürlü bir dünyada insanlığın halini bir göz önüne getirelim. Tek çiçeğe kalmış, tek renge, tek konuya kalmış bir insanlık ve tek dile kalmış bir dünya hapı yutmuştur, cehennemden daha beterdir. Eşek gibi bugünkü dünyanın arkasından gitsinler. Rezil olacaklar, çocukları, torunları tarihler bunları rezil edecekler. Adam gibi durmasınlar öyle.

DÜNYA YALNIZCA DEMOKRASİYLE DEĞİŞİR

Böyle olacağına doğal bir yoldan dünyayı düzeltmenin yolunu seçsek olmaz mı? Doğal yol, yalnız ve yalnız bir demokrasiden geçer. Demokrasi de değişkendir. İnsan hakları bildirildiğine göre birbirine durmadan haklar ekleniyor ve eklemeler bile şimdiden yetmiyor. Demokrasi gittikçe değişiyor, genişliyor. Demokrasilerde her şey gittikçe de saydamlaşacak, yeni anlamlar kazanacak.

İYİ DEDİĞİMİZ KÜLTÜR AKDENİZ KÜLTÜRÜDÜR

Anadolu coğrafyası çok kültürlü bir toprak olduğundan dolayı dünya kültürüne kaynaklık etmiştir. Bu çok ilginçtir, bugün dünyada yaşadığımız, iyi dediğimiz kültür Akdeniz kültürüdür. Çünkü Akdeniz yüzlerce değil binlerce kültürün kaynaştığı bir yerdir. Bizim Türk insanları geldiler Akdeniz’i geçemeyince burada kaldılar. Şimdi dünyada Akdeniz’in etrafında dolandı kaldı, yeni kültürler getirdi ve bugünkü uygarlık ortaya çıktı. Anadolu’nun zengin kültür birikimine sırtımızı dayayınca yeni dünya kültürüne katkımız olacak.

HİÇBİR ZAMAN KARAMSAR OLMADIM

Anadolu da yaşayan her halk kendi dilini kullanacak, kendi ana dilinden eğitim görecek, kitaplar yazacak, filmler çekecek. Biz çok kültürlü toprak olduğumuzun farkına varacağız. Çıkarımızın yasakla değil özgürlükle olduğunun bilincine varacağız. Ben hiç bir zaman karamsar olmadım, beni okuyanlarda karamsar olmasınlar. Okuyucularıma çok söyledim bunu, benim kitaplarımı okuyanlar barışçı olsunlar yoksa zahmet etmesinler.

SEVGİ İÇİN YAZIYORUM

Ben onun için yazıyorum, sevgi için, dostluk için, savaşa düşmanlık için yazıyorum. İyi şeyler için yazıyorum yoksa gerisi ne olacak yani. Her şey ölümlüdür. En büyük yazarların eserleri bile ölümlüdür. İnsanın içindeki vicdan ölümlü değildir, içindeki sevgi ölümlü değildir. Kötülük her zaman kötülüktür ve ölüme mahkumdur. Sevgi her zaman sevgidir ve sonuna kadar yaşar, kıyamete kadar bile yaşayan sevgiler olur. Teşekkür ediyorum. Hasta olmasaydım görürdünüz ne kadar çok konuşurdum.”

Kaynak: Ntv

Butterbeer
05-12-08, 21:12
Harry Potter Ansiklopedisi ocakta çıkıyor

İngiliz yazar J.K. Rowling'in yazdığı 7 ciltlik "Harry Potter" serisiyle ilgili ansiklopedi, gelecek ay yayımlanıyor.

Serinin 7 romanında geçen olaylar ve kahramanlarına ilişkin online siteyi hazırlayan Steven Vander Ark, "Harry Potter Lexicon" adlı ansiklopedinin ocak ayında ABD'nin Michigan ayeletindeki RDR Books adlı yayınevi tarafından piyasaya sürüleceğini söyledi.

Rowling, ansiklopedinin yayımlanmasına karşı açtığı davayı eylül ayında kazanmıştı. Steven Vander Ark, yayımlanacak ansiklopedinin, mahkeme yargıcının kararında çizdiği sınırlara uymak için gözden geçirildiğini ve karara uygun biçimde yayımlanacağını söyledi.

Rowling ve avukatları ise bu konuda herhangi bir açıklama yapmadı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
05-12-08, 21:27
Müteferrika'nın bastığı ilk kitaplar bulundu

Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilk matbaayı kuran İbrahim Müteferrika'nın bastığı ilk 17 kitabın 16'sı Rusya Devlet Kütüphanesi'nde ortaya çıktı.

Rusya'daki Türk Kültür Yılı çerçevesinde Moskova'daki Doğu Edebiyatı Merkezi'nde önceki gün yapılan "Tarihi Perspektif açısından Türk-Rus İlişkileri" konferansı çerçevesinde aynı binada bir günlüğüne açılan kitap sergisinde Müteferrika'nın bastığı 16 kitap da sergilendi.

Kütüphane Müdürü Mariya Milayeva, A.A'ya yaptığı açıklamada, Rusya Devlet Kütüphanesi'nde 210 dilde 900 binden fazla kitap bulunduğunu belirterek, "Kütüphanenin Türkiye bölümünde 30 binden fazla kitap bulunmakta. Bunların arasında en önemlisi hepimizin gurur duyduğu İbrahim Müteferrika'ya ait olan kitap hazinesidir" dedi.

Milayeva, Osmanlı İmparatorluğu'nda Müteferrika tarafından basılan ilk 17 kitaptan 16'sının kütüphanelerinde olduğunu ifade ederek, "19. yüzyılın başında Rusya'nın Ankara Büyükelçiliğine hediye edilen bu kitaplar daha sonra Rusya Dışişleri Bakanlığı tarafından kütüphanemize hediye edildi. Kitapların hepsi orijinal halinde ve müzelerden farklı olarak okumayı arzu eden herkes bu kitapları kütüphanemizde görebilirler" diye konuştu.

Sergideki değerli kitaplar arasında İstanbul'da İbrahim Müteferrika'nın matbaasında 1729 yılında basılmış ve Osmanlı'da ilk kitap sayılan "Tercümat üs-silah il Cevheri, Vankulu Lugati" ve El-Sudi'nin el yazısından 1730 yılında basılan "Tarih-i Hindi Garbi el-müsemma be-Hadisi" (Doğu Hindistan Tarihi) adlı orijinal eserlerin bulunduğu dikkat çekti.

Moskova'daki sergide Müteferrika'nın eserlerinin yanı sıra eski Uygur dilinde yazılan ve Yusuf Has Hadcibi tarafından basılan "Kutadgu Bilig", Mahmut Kaşgar'ın "Divan Lugan At-Turk" adlı kitapları ile Türkiye Devlet Arşivi Osmanlı Bölümü'nün yayımladığı el yazıları, 1853-1856 yıllarındaki Kırım Savaşında çıkan belgeler, Birinci Dünya Savaşı sırasındaki "Boğaziçi operasyonu" ile ilgili belgeler, Türk sultanlarının fermanları ve uluslararası anlaşmalarının örneklerinin de orijinallerinin yer aldığı görüldü.

Kaynak: CNN

Butterbeer
09-12-08, 21:24
İpek Yolu Kitapları

Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali Yayınları sinema kitaplarına dikkat!

Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali Yayınları sinema kitaplarının tanıtımı yakın zamanda sona eren festivalde çeşitli etkinliklerle gerçekleştirildi.

Atilla Dorsay'ın Yüzler, Ali Can Sekmeç'in Film Gibi Hayatlar kitapları sinema izleyicilerinin dikkatini çekecek gibi gözüküyor. Yeni kitapları sinema kitapları satan bütün kitapçılarda bulabilirsiniz. Fotoğraf albümü, inceleme, biyografi; ne tür olursa olsun, sinema kitaplarından ilginizi eksik etmeyin.

Kaynak: Beyazperde

Butterbeer
09-12-08, 22:55
Ozan Beedle 2008′in En Hızlı Satan Kitabı

J.K. Rowling’in Harry Potter serisini çözüme bağlayan bir iç kitap olan ve seriden sonra kitap olarak yayınlamaya karar verdiği Ozan Beedle’ın Hikayeleri adlı eseri satışa çıktığı 4 Aralık tarihinden ihtibaren ilk üç gününde İngiltere’de 367,625 satarak 2008′in En Hızlı Satan Kitabı ünvanını aldı. Ozan Beedle’ın Hikayeleri’ni takiben ikinci sırada ise onunla aynı zamanda yayınlanan Guinness Rekorlar Kitabı 2008 yer aldı.

Kaynak: Hpff

Butterbeer
11-12-08, 23:15
Erol Tuncer 1946 Seçimleri’ni yazdı

“1946 Seçimleri” TESAV Başkanı Erol Tuncer’in kaleminden Türk siyasi hayatının bir dönemine ışık tutuyor.

Türkiye’de yapılan yerel ve genel seçimlere ilişkin çalışmalar sürdüren Toplumsal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TESAV) 1946 seçimlerine ait detayları Vakfın Başkanı Erol Tuncer’in kitabında derliyor.

Kitapta çok partili seçimlerin ilki ve çok partili siyasal yaşamdaki önemli bir kilometre taşı olan 1946 seçimleri çeşitli boyutlarıyla ele alınıyor.

Kitaptan bazı bölümler şöyle:

“1943 seçimleri ikinci dünya savaşının bütün şiddetiyle devam etmekte olduğu bir sırada yapılmıştır. Bu seçimler, tek partili dönemin son seçimidir. Savaşın sonuna doğru ülkede demokratikleşme çabaları başlayacaktır. Seçimde Meclis’in 7. döneminde görev yapacak olan 455 milletvekilinin 451’i CHP’den, 4’ü ise bağımsız olarak seçilmiştir. Millet Meclis’inin birinci bileşiminde Meclis başkanlık divanı seçimi yapıldıktan sonra cumhurbaşkanlığı seçimine geçilmiştir. Ankara milletvekili İsmet İnönü oylamaya katılan 435 üyenin tamamının oylarını alarak, ilk turda cumhurbaşkanı seçilmiştir. İnönü böylece bu makama art arda üç kez seçilmiş olmaktadır. Cumhurbaşkanı İnönü hükümeti kurmak üzere İzmir milletvekili Şükrü Saraçoğlu’nu görevlendirmiş, Saraçoğlu’nun oluşturduğu 14. Hükümet 9 Mart 1943’de cumhurbaşkanınca onaylanmıştır.

SEÇİM ÖNCESİNDE KURULAN PARTİLER

Çok partili döneme geçişte siyasal yaşama adım atan ilk parti 18 Temmuz 1945’te kurulan Milli Kalkınma Partisi’dir. Bu partinin ardından milletvekili genel seçimlerinin yapıldığı 21 Temmuz 1946 tarihine kadar 13 siyasi parti daha kurulmuş, böylece CHP ve MKP ile birlikte siyasal yaşamda bulunan parti sayısı 15’i bulmuştur. 24 Nisan 1946’da kurulmuş olan Çiftçi ve Köylü Partisi 2 Haziran 1946’da mahkeme kararıyla kapatılmıştır. 1946 seçimleri öncesinde siyasal yaşamda bulunan parti sayısı böylece 14 olmuştur.

MECLİS’E HANGİ PARTİLER GİRDİ?

21 Temmuz 1946’da siyasal yaşamda bulunan 14 partiden 6’sı seçime katılmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Milli Kalkınma Partisi (MKP), Demokrat Parti (DP), Liberal Demokrat Parti (LDP), Türkiye İşçi Çiftçi Partisi (TİÇP), Yalnız Vatan İçin Partisi (YVİP). Seçime katılan 6 partiden yalnızca CHP ve DP Meclis’e girmiştir. CHP’den çıkarılan ya da ayrılan bazı milletvekilleri Demokrat Parti’ye katılmışlardır. Böylece Meclis’teki parti sayısı 2’ye çıkarken Meclis aritmetiğinde de değişim yaşanmıştır. Meclis’te ilk kez CHP’nin yanında bir başka parti de temsil edilmiştir”.

Seçim sonuçlarına ilişkin tartışmaların da yer aldığı kitapta CHP içinde başlayan muhalefet hareketleri, Adnan Menderes ve Fuad Köprülü’nün CHP’den çıkarılması, seçimlere hazırlıklar, milletvekillerinin kimlikleri gibi ayrıntılara da yer veriliyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
17-12-08, 18:48
Dünya edebiyatı İstanbul’da tartışılıyor

Varlık dergisinin 75. yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Aralıkta Dünya Edebiyatı” sempozyumu yarın Orhan Pamuk ve David Damrosch’nin “İstanbul ve Dünya” konulu söyleşi ile başlıyor.

Dünya edebiyatı alanında uluslararası akademisyenlerle öğrencileri, edebiyat eleştimenlerini ve yazarları bir araya getiren “Aralıkta Dünya Edebiyatı” sempozyumu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralİstanbul Kampüsü’nde gerçekleşecek.

DÜNYA EDEBİYATI’NDAKİ “DÜNYA” NASIL KURULUR?

Ünlü yazar ve eleştirmen David Damrosch ile E. Efe Çakmak tarafından tasarlanan sempozyum bağlamında, kültür ve edebiyat eleştirisi alanlarının dünyaca ünlü kuramcı ve pratisyenleriyle, dünyanın dört bir yanından yüz kadar öğrenci, oturumlarda şu konuları tartışmak için biraraya gelecek: Dünya edebiyatı’ndaki “dünya” nasıl kurulur? Bu dünyanın merkezleri, periferileri nerededir, bu edebiyatın ulusla ve kozmopolitlikle ilişkisi nedir? Dünya edebiyatının eleştirisi nasıl yapılır? Bir kanonu var mıdır, ya da olmalı mıdır?

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür A.Ş ve KA Araştırma Şirketi’nin desteğiyle 18-20 Aralık 2008’de İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Santralistanbul kampüsünde düzenlenen sempozyumun ayrıntılı programı şöyle:

18 Aralık Perşembe
10:00-12:00: Kayıt
13:00-15:00: Açılış
Sunuş: Aydın Uğur (Rektör, İstanbul Bilgi Üniversitesi)
Orhan Pamuk’la Söyleşi, David Damrosch (Harvard Üniversitesi) “İstanbul ve Dünya”
15:30-17:30: Panel 1, “Üretken Periferiler” / Yöneten: E. Efe Çakmak (Columbia Üniversitesi)
Konuşmacılar: Pascale Casanova (Edebiyat ve Dil Araştırmaları Merkezi, Paris), “DomiNasyon”
Péter Dávidházi (Macar Bilimler Akademisi, Budapeşte), “Periferiden Peygamberliğe:
Macaristan’da Milli Şairin Yaratılışı” / Hülya Adak (Sabancı Üniversitesi), “Türk Edebiyatında ve
Otobiyografik Anlatılarında Aghed’i Ararken”
19.00: Kokteyl

19 Aralık Cuma
10:00-12:00: Ana Konuşma
Gayatri Chakravorty Spivak (Columbia Üniversitesi), Dünya Edebiyatı Deyince...
12:00-13:00: Öğle Yemeği
13:00-15:00: Panel 2, “Kanon Oluşumu” / Yöneten: Bülent Somay (İstanbul Bilgi Üniversitesi)
Konuşmacılar: Jale Parla (İstanbul Bilgi Üniversitesi), “Karanlık Bilgi Koyu Renge Yakışır: Türk
Romanına Kromatik Bir Bakış” / Nergis Ertürk (Penn State Üniversitesi), “Bir Karşılaştırma
Sahnesi” / Martin Puchner (Columbia Üniversitesi), “Dünyevi Edebiyat”
15:30-17:30: Panel 3, “Milliyetçilik ve Kozmopolitlik” / Yöneten: Ferda Keskin (İstanbul Bilgi
Üniversitesi)
Konuşmacılar: Bruce Robbins (Columbia Üniversitesi) “Hipotetik Bir Yıldız Gözlemcisi: Chomsky
ve Kozmopolitlik” / Mads Rosendahl Thomsen (Aarhus Üniversitesi, Danimarka), “Edebiyat
Tarihine Bir Meydan Okuma Olarak Uluslararası Edebiyatlar” / Süreyyya Evren (Loughborough
Üniversitesi), “Üç Bayrağı Yakmak: Milliyetçilik, Anarşistlik ve Edebiyat” / Murat Belge (İstanbul
Bilgi Üniversitesi), “Türk Edebiyatında Milliyetçilik ve Kozmopolitlik”

20 Aralık Cumartesi
10:00-12:00: Panel 4, “Şarkiyatçılıktan Sonra Edebiyat” / Yöneten: Bruce Robbins (Columbia
Üniversitesi)
Konuşmacılar: Aamir Müfti (UCLA), “Şarkiyatçılık ve Dünya Edebiyatının Kurumlaşması” / Sabry
Hafez (SOAS), “Şarkiyatçılıktan Sonra Edebiyat ve Garbın Süregelen Cazibesi” / Burcu Gürsel
(Pennsylvania Üniversitesi), “Din, Eşitlik, Akıl: Osmanlı ve Fransız Egemen Söylemlerinin Savaş
Alanı Olarak Mısır”
12:00-13:00: Öğle Yemeği
13:00-15:00: Panel 5, “Sürgünde Karşılaştırmalı Edebiyat” Yöneten: Faruk Birtek
Konuşmacılar: David Damrosch (Harvard Üniversitesi), “Sürgünden Sonra: İstanbul’dan Geçen
Yollar” / Emily Apter (NYU), “Bağlamında ve Dışında Hümanizm: Edward Said’in Sürgün
Karşılaştırmacılığı” / Djelal Kadir (Penn State Üniversitesi), “Karşılaştırmalı Edebiyatın Konumu”
15:30-17:30: Yuvarlak Masa ve Tartışma Yöneten: David Damrosch (Harvard Üniversitesi)
Konuşmacılar: Karşılaştırmalı Edebiyat/Dünya Edebiyatı Öğrencileri

santralistanbul kampüsü
Eski Silahtarağa Elektrik Santralı,
Silahtarağa mah. Kazım Karabekir cad.
No: 1 Eyüp-İstanbul
İletişim Merkezi: (0212) 444 0 428
Faks: (0212) 311 73 45

Kaynak: Ntv

Butterbeer
18-12-08, 18:19
‘NTV 2008 Almanak’ çıkıyor

2005 yılında “10 Yıl Almanak”ı ile başlayan “Almanak Serisi” her yıl düzenli olarak tarihe kayıt düşmeye devam ediyor. Bu yıl da “NTV 2008 Almanak”ı, geçen bir yılın Türkiye’sinin ve dünyasının bir resmini sunmayı amaçlıyor.

Karmaşık bir bütün olarak yaşadığımız dünyada günlük olaylar ve haberler, televizyonların, gazetelerin günlük temposunda hızla akıyor. Bu hızlı akış içindeki haberler ve olaylar bir yerlerde birikiyor.

NTV 2008 Almanak’ı, işte bu birikimin nasıl bir “bütün” yarattığını göstermeyi hedefliyor. Belirleyici ayrıntılar, anlatıcı bir dille ele alınan yazılarda ve çarpıcı fotoğraflarda anlatılıyor.

İki Önemli Çizer ve Usta Kalemler

Biri Türkiye’den, biri dünyadan iki çizere de yer verilen NTV 2008 Almanak’ta Belçikalı karikatürist Pierre Kroll dünyayı, Bülent Arabacıoğlu da Türkiye’yi çizdi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Genel Sekreteri Jean-François Julliard, basın özgürlüğünün karşı karşıya olduğu tehlikeleri yazdı.

Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı Genel Direktörü James P. Leape, ısınan gezegenimizi bekleyen tehlikeleri yazdı. Avrupa Komisyonu’nun Kalkınma ve Mali Yardımdan Sorumlu Üyesi Louis Michel, dünyada yaşanan ekonomik krizin kalkınma yardımlarına etkisini yazdı.

UEFA Başkanı Michel Platini, Avrupa futbolunun 2008’deki durumunu değerlendirdi. Suat Atalık, gelmiş geçmiş en büyük satranççılardan Bobby Fischer’ın; Enis Batur, Türk şiirinin son ustalarından İlhan Berk’in; Bünyad Dinç, Everest’e çıkan ilk iki insandan biri olan Edmund Hillary’nin; Lütfullah Göktaş, Çağdaş Arap yazınının en önemli isimlerinden Filistinli şair Mahmud Derviş’in; Gürsel Göncü, Fransız yazar ve sinemacı Alain Robbe-Grillet’nin; Masis Kürkçügil, Türkiye’deki sosyalist hareketin önemli isimlerinden Sadun Aren’in; Zeynep Oral, müzik ve opera dünyasının “La Diva Turca”sı Leyla Gencer’in; Ahmet Soysal, Türkiye’nin en büyük şairlerinden Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ardından yazdı...

NASIL SATIN ALINIR?

26x26 cm boyutlarında, 240 sayfa, renkli, fotoğraflı, haritalı, grafikli, kuşe kağıda basılmış, ciltli ve şömizli NTV 2008 Almanak, 25 YTL’ye kitapçılardan, 20 YTL’ye de internet yoluyla kitap.ntvmsnbc.com adresinden ve 0212 630 17 00 numaralı çağrı merkezinden edinilebilir.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
18-12-08, 20:35
"3'üncü Kadıköy Kitap Günleri"

"3'üncü Kadıköy Kitap Günleri", 19 Aralık'ta başlayacak.

Kadıköy Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, İstanbul'daki 2 büyük kitap organizasyonundan biri olan "3. Kadıköy Kitap Günleri", 4 gün süreyle Caddebostan Kültür Merkezi'nde devam edecek.

Etkinlik kapsamında 70'e yakın yayın evinin stant kuracak. Kitap günlerinin bu yılki onur konuğu Adalet Ağaoğlu olacak.

Açıklamada, Ağaoğlu'nun 20 Aralık Cumartesi günü saat 15.00 ile 17.00 arasında İş Bankası Yayınları standında kitaplarını imzalayacağı kaydedildi.

Buluşmaya katılan yayın evlerinin bağışladığı kitaplardan Kadıköy'e yeni kütüphaneler kazandırmayı amaçlayan belediyenin bu yıl etkinlik sonunda ihtiyaç duyulan bir bölgede üçüncü kütüphaneyi oluşturacağı kaydedilen açıklamada, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN gibi yazar örgütleriyle çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da katılacağı "3'üncü Kadıköy Kitap Günleri"ne girişin ücretsiz olacağı bildirildi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
19-12-08, 17:42
Mersin Kenti Edebiyat Ödülü Tahsin Yücel’e

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) bünyesinde gerçekleştirilen “Mersin Kenti Edebiyat Ödülü”, bu yıl yazar Prof. Dr. Tahsin Yücel’e verildi.

Ülke ve kent genelinde edebiyata ilgiyi geliştirerek, okurların dikkatini nitelikli örneklere çeken, yapıtlarıyla Türk edebiyatının gelişmesine katkıda bulunmuş kişileri onurlandırmak ve daha yaygın okunmalarını sağlamak amacı ile verildiği belirtilen ödül, TSO’da düzenlenen törenle Yücel’e sunuldu.

Mersin Valisi Hüseyin Aksoy, ödül törenindeki konuşmasında, Mersin’in sosyal ve kültürel yapısı itibari ile kuruluşundan bu yana geçirdiği süreçte birçok değişimleri yaşayan ve halen yaşamaya devam eden bir kent olduğunu söyledi.

Mersin’in özellikle kültürel zenginliğini bir çok alanda ortaya koyduğunu ve önümüzdeki süreçte de bunu geliştirerek sürdürme azminde ve kararlılığında olan bir kent konumunda bulunduğunu vurgulayan Aksoy, “Mersin içinde bulunduğu coğrafi şartların yanı sıra, farklı kültür ve dinlere mensup insanların oluşturduğu, hoşgörü ortamı halen süren bir kent olarak karşımızda duruyor” dedi.

Kentin Türkiye genelinde hak etmediği bir imajla tanındığını veya tanınmaya çalışıldığını ifade eden Aksoy, şunları kaydetti:

“Kentimizin güzel yön ve çalışmalarını, kültürel ve sosyal yaşamını dışarıya iyi anlatmamız gerekiyor. Mersin Kenti Edebiyat Ödülü’nü de bu anlamda kentin güzel yönlerini Türkiye ile paylaşma adına güzel bir fırsat olarak görüyoruz.”

Mersin TSO Başkanı Şerafettin Aşut da ekonomik anlamda sağlanan zenginliğin toplumsal gelişmişlik için yeterli olmadığını söyledi.

Bu gelişmişliğin kültür ve sanatla harmanlanmadıkça çoğunlukla balans tutmayacağını ifade eden Aşut, “Sanatı ve sanatçıyı desteklemek, sanat ürünlerinin karşılık bulması ve kıymetlendirilmesi anlayışı zamanla kentin tanınmasını sağlar” diye konuştu.

TSO olarak kentin kültür ve sanat hayatının, çağdaş ölçüler ve değerler ışığında yeni açılımlar yapabilmesi için bir yandan katkılarını sürdürürken, diğer yandan geçen yıldan itibaren “Mersin kenti Edebiyat Ödülü” adıyla ulusal düzeyde bir edebiyat etkinliğini organizasyonunu üstelendiklerini belirten Aşut, şöyle konuştu:

“Geçen yıl ilk kez verilen ödülü çağdaş öykücülüğümüzün kurucu adlarından Nezihe Meriç almıştı. Bugün ikinci ödülü ise TSO’nun 123’üncü kuruluş yıl dönümünde Çağdaş Türk Edebiyatının öykü, roman, eleştiri gibi sayısız eseri olan Prof. Dr. Tahsin Yücel alıyor.”

Yücel ise ödüle layık görülmesinden dolayı mutluluk duyduğunu söyledi.

Hayatı boyunca gerek düşünce, gerekse sanat konusunda dilden ödün vermediğini belirten Yücel, Türkçe’nin önemine vurgu yaptı.

Jüri üyesi ve yazar Özdemir İnce, Yücel’in Türkiye’nin ve Avrupa’nın en önemli yazarlarından biri olduğunu söylerken, yazar Semih Gümüş ise Yücel ile birçok yazarın tanınmamasının Türkçe’nin dünyada yeterince bilinmemesinden kaynaklandığını belirtti.

Konuşmaların ardından Yücel’e plaketini TSO Başkanı Aşut verdi.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
19-12-08, 20:29
Guinness Rekorlar kitabının 2009 baskısı

Guinness Rekorlar Kitabının, yenilenen içeriği ve yeni rekorları kapsayan Türkçe 2009 baskısı yayınlandı.

Infomag Yayıncılıktan yapılan açıklamaya göre, Türkçe baskısıyla ilk olarak geçen yıl okurla buluşan Guinness Rekorlar Kitabı, içeriğindeki yüzlerce ilginç rekor, üç boyutlu görseller ve üç boyutlu gözlüğü ile bu yılbaşı da özellikle çocukların en gözde hediyesi olacak.

İlk kez 1955'te yayınlanan ve dünyanın en çok satılan kitabı unvanını koruyan Guinness Rekorlar Kitabı, ilginç rekorları arşivleyen tek referans kaynağı olma özelliği de taşıyor.

İlgi çeken rekorların yanı sıra teknoloji, sağlık, coğrafya gibi öğretici konu başlıkları sayesinde çok önemli bir bilgi birikimini okurlarına sunan Guinness Rekorlar Kitabı, çocukların hayal güçlerini geliştirmeleri ve daha küçük yaşta kendi yaşamları için hedefler koymaları doğrultusunda onları motive ediyor.

Çocukların severek okudukları, renkli, rekorların 3 boyutlu fotoğraflarla anlatıldığı Guinness Rekorlar Kitabı ile 3 boyutlu gözlük ücretsiz verilecek.

Satış fiyatı 49 YTL olan kitapta yer alan ilginç rekorlar şöyle:

-Dünyanın en çok estetik ameliyat olan kadını, ABD'li Cindy Jackson 1988'den bu yana 9 kez estetik ameliyat oldu. Jackson, bu operasyonlar için 100 bin dolardan fazla para harcadı.

-Çinli He Ping Ping, 74,61 santimetre boyuyla dünyanın en küçük adamı rekorunun sahibi.

-Çinli Bao Xi Chun 2,36 metre boyuyla dünyanın en uzun adamı rekorunun sahibi.

-Burnundan kuyruk ucuna 2,32 santimetre boyuyla Mon Ami von Der Oelmühle adlı köpek dünyanın en uzun köpeği oldu.

-Almanya'da bulunan, 4 ton 749 kilogram ağırlığındaki Harzer Bike Schmiede ismi verilen motosiklet, dünyanın en ağır motosikleti olarak yerini aldı.

Kaynak: CNN

Butterbeer
19-12-08, 22:00
Öldüren Şaka Baykuş Yayınları'ndan Çıktı

Alan Moore'un 1988 yılında kaleme aldığı, artık klasikleşmiş grafik roman The Killing Joke, Baykuş Yayınları'nın çevirisiyle Türkiye'de piyasaya çıktı. Brian Bolland'ın bu yıl yeniden renklendirdiği eser, çizerin kısa bir öyküsünü de barýndýrmakta.

Kaynak: Sinemaestro

Butterbeer
20-12-08, 14:02
"3'üncü Kadıköy Kitap Günleri" başladı

"3. Kadıköy Kitap Günleri", onur yazarı Adalet Ağaoğlu'nun katıldığı törenle dün başladı.

Caddebostan Kültür Merkezi'ndeki etkinliğin açılışında konuşan Adalet Ağaoğlu, Kitap Günleri düzenledikleri için Kadıköy Belediyesine teşekkür etti.

Kendisi için hazırlanan sunumu izleyen Ağaoğlu, "Ben ve yazarlığım için burada söylenen sözlere hem gülmek geldi içimden hem de gözlerim doldu. Bu, 55-60 yıllık bir yazarlığın getirdiği çelişkiden olabilir. Çok gururlandım" şeklinde konuştu.

Ağaoğlu, Kitap Günleri'nin ilk açılışında onur konuğu olan Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın eserlerinin anısı önünde saygıyla eğildiğini belirtti.

Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk de etkinlik kapsamında 70'e yakın yayın evinin stant kurduğunu söyledi.

Öztürk, buluşmaya katılan yayın evlerinin bağışladığı kitaplardan Kadıköy'e yeni kütüphaneler kazandırmayı amaçlayan belediyenin, bu yıl etkinlik sonunda ihtiyaç duyulan bir bölgede üçüncü kütüphaneyi kuracağını kaydetti.

Selami Öztürk, imza günleri, söyleşiler, paneller ve yazar-şair buluşmalarının yapılacağı etkinliğin 22 Aralık Pazartesi gününe kadar kitapseverlerle buluşacağını söyledi.

Konuşmaların ardından Adalet Ağaoğlu'na plaket takdim edildi. Bu sırada, etkinliğe katılanlardan birkaç kişilik grup, Ağaoğlu'na, "Ermeniler'den özür dileme kampanyasına" katıldığı gerekçesiyle tepki gösterdi.

Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN gibi yazar örgütleri ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı "3. Kadıköy Kitap Günleri"ne giriş ücretsiz olacak.

Kaynak: CNN

Butterbeer
20-12-08, 18:47
'Oğuz Atay Ödülü' Ahmet Büke'nin

Türk edebiyatının önemli roman ve öykü yazarlarından Oğuz Atay adına düzenlenen "Üçüncü Oğuz Atay Ödül Töreni" Kastamonu'da gerçekleştirildi.

Kastamonu Valiliği ile Kültür ve Turizm Müdürlüğünce düzenlenen Rıfat Ilgaz Kültür Merkezindeki tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Program öncesi TRT 2 de yayımlanan Oğuz Atay Belgeseli sinevizyonla sunuldu.

Törende konuşan Vali Yardımcısı Bayram Öz, Türk edebiyatının önemli roman ve öykü yazarları arasında gösterilen ve "Tutunamayanlar" isimli romanıyla ün yapan Atay'ın edebiyat dünyasındaki önemine değindi.

Oğuz Atay konulu panelde ise ise şair yazar Betül Tarıman genel değerlendirme yaptı. Tahir Abacı, Oğuz Atay'ın yaşadığı dönemi ve Türk edebiyatının özelliklerini katılımcılarla paylaştı. Abacı, Atay'ın, inşaat mühendisi oluşu ve topografya üzerine bir kitap yazmasından da söz etti.

Doç. Dr. Dilek Yalçın, Atay'ın yaşamı hakkında bilgi verdi, Vecdi Çırakoğlu ise "Bilim Adamının Romanı" konulu sunum yaptı. "En güzel yalanları şairler yazar ve söyler" diyen Çırakoğlu, Atay'ın "Ben buradayım sevgili okurum, sen neredesin" sorusunu hatırlattı.

Bu yıl öykü dalında verilen Oğuz Atay Ödülünün seçici kurulu Behçet Çelik, Murat Yalçın, Müge İplikçi, Nalan Barbarosoğlu ve Sezer Ateş'ten oluştu.

Haziran 2007 - Haziran 2008 tarihleri arasında ilk baskıları yapılan öykü kitaplarını değerlendiren kurul üyeleri, Kanat Kitapevinden yayımlanan Ahmet Büke'nin "Alnı Mavide" isimli kitabı ödüle layık buldu. Büke, ödülünü Vali Yardımcı Öz'den aldı.

Kastamonu Valiliği ve ailesinin desteğiyle 3 yıldır düzenlenen etkinliklerle anılan Oğuz Atay'ın edebi kişiliği ele alınıyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
20-12-08, 18:52
TTB Behçet Aysan Ödülü Tuğrul Keskin’in

Sivas’taki Madımak Oteli’nde 1993 yılında öldürülen Şair Dr. Behçet Aysan ve 36 kişi anısına düzenlenen Türk Tabipler Birliği Behçet Aysan Şiir Ödülü’nün 14’üncüsünün Tuğrul Keskin’e verilmesi kararlaştırıldı.

Türk Tabipler Birliği’nden (TTB) yapılan yazılı açıklamaya göre, Arif Damar, Ahmet Telli, Emin Özdemir, Ataol Behramoğlu, Doğan Hızlan, Cevat Çapan ve Ali Cengizkan’dan oluşan Seçici Kurul 19 Aralıkta toplanarak ödüle ait yapıtları değerlendirdi.

Sivas’taki Madımak Oteli’nde 1993 yılında öldürülen Şair Dr. Behçet Aysan ve 36 kişi anısına düzenlenen Türk Tabipler Birliği Behçet Aysan Şiir Ödülü’nün 14’üncüsünün Tuğrul Keskin’e verilmesi kararlaştırıldı.

Seçici Kurul, yaptığı değerlendirmede bu yılki ödülün “KandaHAR” adlı yapıtıyla şair Tuğrul Keskin’e verilmesini kararlaştırdı.

TTB Behçet Aysan Şiir Ödülü 2009 yılı Ocak ayında Ankara’da yapılacak törenle Tuğrul Keskin’e sunulacak.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
22-12-08, 18:31
‘Kapital’ çizgi roman olarak yayımlandı

Küresel ekonomik krizle birlikte aranan kitaplar listesine giren Karl Marx’ın şaheseri Kapital, Japonya’da çizgi roman olarak yayımlandı.

Kitabı yayımlayan EastPress Yayınevi yöneticisi Yusuke Maruo, Kapital’in birinci cildinin Manga (Japon çizgi romanı) versiyonunun, piyasaya sürüldükten sonraki ilk birkaç günde 6 bin adet satıldığını söyledi.

Manga versiyonunun Kapital’in orijinaline ilgiyi artırmasını umduklarını belirten Maruo, “Açık ki, son küresel kriz sistemin düzgün biçimde işlemediğine işaret ediyor. İnsanların kapitalist toplumun sorunlarına cevap bulmak için Marx’a başvurduğunu düşünüyorum” dedi.

Maruo, hedef kitlelerinin 30’lu yaşlarındaki büro çalışanları olduğunu belirtti.

Japonca yayımlanan Kapital’in 1. cildinin Manga versiyonunun İngilizce, Almanca ve Çince çevirilerinin de hazırlandığı ve gelecek yıl piyasaya sürüleceği, Kapital’in diğer ciltlerinin Manga versiyonlarının da yayımlanacağı belirtildi.

Manga olarak yayımlanan Kapital’in birinci cildinin kahramanı, bir peynir fabrikası sahibi olan Robin.

Babasının kapitalist ilkelerine isyan eden ve soğukkanlı bir kapitalist yatırımcı ile işbirliği yaptıktan sonra bir köle şoför haline gelen Robin, macerası boyunca kapitalist emelleri ve fabrikasındaki işçilerin sömürülmesinden duyduğu suçluluk duygusu arasında mücadele ediyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
22-12-08, 18:40
'Yeni Teknolojiler ve Habercilikte İstihbarat' çıktı

Gazeteci Kemal Aslan'ın "Yeni Teknolojiler ve Habercilikte İstihbarat" adlı kitabı çıktı.

TRT muhabiri Kemal Aslan'ın kitabında haberciliğin temeli olan bilgi toplama konusu ele alınıyor.

İstihbarat süreci ve haber kaynaklarıyla nasıl ilişki kurulması gerektiğinin yanı sıra yeni teknolojik ortamlar ve kullanılan araçlar konusunda
bilgilerin aktarıldığı kitapta, gazetecilerle yapılan görüşmelere de yer veriliyor.

Kemal Aslan, kitabı yazma amacına ilşkin, "Bu kitap, habercilik alanında bir muhabirin en çok ihtiyaç duyduğu ya da eksikliğini hissettiği konulara değiniyor. Muhabirliğin temeli bilgi-veri toplamak, yani istihbarat yapmaktır" dedi.

Aslan, "Haber, bilgi-veriye dayanarak yazılır. Yeni kitabımda, bilgi-verinin nasıl toplanabileceğini ayrıntılarıyla işlerken, konuyla ilgili az kaynak bulunduğundan gözlemlerim ve yalnız 30 yılı aşkın mesleki birikimim değil, deneyimli gazetecilerin nasıl istihbarat yaptıkları, konuya
nasıl baktıkları ve haber sürecinde kullandıkları teknolojilere dair bilgiler de kitapta yer alıyor" diye konuştu.

Aslan'ın habercilik alanında, "Haberin Yol Haritası", "Haberim Var", "Ben de Yazarım", "Haber Nasıl Okunur?" ve "Soru Nasıl Sorulur?" adlı
kitapları bulunuyor.

Kaynak: CNN

Butterbeer
24-12-08, 21:13
Büyük ödül Çetin Altan'ın

Kültür ve Turizm Bakanlığının Kültür ve Sanat Büyük Ödülünün, bu yıl gazeteci-yazar Çetin Altan'a verilmesi kararlaştırıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan açıklamada, Ödüller Yönetmeliği gereğince oluşturulan Değerlendirme Kurulu'nun bugün Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay başkanlığında toplantı yaptığı bildirildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Kurul yaptığı değerlendirme sonucunda, 2008 yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün, Türk edebiyatı ve gazetecilik alanındaki uzun soluklu çalışmaları, yazı hayatına başladığı ilk yıllardan itibaren sergilediği üretken ve kişilikli tavrı, başta deneme, roman, tiyatro oyunları olmak üzere edebiyatın hemen her türünde ürünler vermesinin yanı sıra, gazetecilik alanında bir ekol oluşturması, 'Şeytanın Gör Dediği' adlı köşe yazılarında halk kültürüne ve fıkralara bilgece yer vermesi, yazılarında başlangıcından itibaren demokrasiden taviz vermemesi, her dönemde ve her koşulda bu tavrı kararlılıkla sürdürmesi ile siyasi, sosyal ve kültürel hayatımıza yaptığı bu önemli katkıların yanı sıra, aydın deneyimini ve birikimini ailesinden başlayarak topluma, özgün düşünce duyarlılığı ile aktarması göz önünde bulundurularak Çetin Altan'a verilmesine karar verildi.

Değerlendirmede Kurulu, bu seçimiyle yalnız kültür ve sanat alanındaki bireysel başarı ve hizmetleri değil, Çetin Altan'ın şahsında kültür ve sanatımıza el birliği ve gönül birliği içinde hizmet veren, aynı bilinç ve anlayışı paylaşan kişi ve kuruluşları teşvik ederek ödüllendirmeyi amaçladı."

Kaynak: CNN

Butterbeer
25-12-08, 23:35
Nobel ödüllü yazar Harold Pinter öldü

Nobel ödüllü İngiliz edebiyatçı, oyuncu, insan hakları savunucusu Harold Pinter hayatını kaybetti. Pinter, 1985’te Arthur Miller’la 12 Eylül baskısı altındaki aydınlara destek olmak için Türkiye’ye gelmiş, Hasankeyf’i korumak için de kampanya başlatmıştı.

İngiltere’nin 2005 Nobel edebiyat ödüllü oyun yazarı Harold Pinter, gırtlak kanserine yenik düştü. Senarist, şair, tiyatro yönetmeni, aktör ve insan hakları eylemcisi olarak da takdir toplayan yazar, uzun süredir kanser tedavisi görüyordu. 78 yaşındaki Pinter’ın ölümü eşi Antonia Fraser tarafından açıklandı. Fraser, Pinter ile 33 yılı aşkın süre birlikte yaşamanın kendisi için bir ayrıcalık olduğunu belirtti ve “Hiçbir zaman unutulmayacak” dedi. Pinter’ın önemli oyunları arasında “Kapıcı”, “Doğumgünü Partisi”, “Yuvaya Dönüş” ve “Aldatma” yer alıyor.

Pinter’ın yazdığı oyunlarında kullandığı dil ve karakterlerini canlandırış biçimi tiyatroya tamamen kendine özgü yeni bir soluk getirmişti. Kendi kuşağının en etkili İngiliz oyun yazarı ve siyasi alanda da güçlü bir muhalif sesi olan Pinter’ın oyunları, ‘Pinteresque’ (Pintervari) adıyla anılan kendine özgü bir tarz yarattı.

Nobel komitesi 2005’te kendisine ödülü verirken Harold Pinter’ı böyle tanımlamıştı:

“Günlük keşmekeş içindeki uçurumları gözler önüne seren ve zulmün kapalı odalarını açılmaya zorlayan bir yazar”dı o...

YAZARLIK SERÜVENİ ZORLU BAŞLADI

İngiliz tiyatrosunun en seçkin temsilcilerinden biri olan Harold Pinter’ın yazarlık serüveni zorlu başlamıştı. Londra’da 10 Ekim 1930 tarihinde bir Yahudi terzinin oğlu olarak doğan Pinter, İkinci Dünya Savaşının başlamasından sonra terk ettiği Londra’ya 12 yaşında döndü. Öğrenciliğinde okul tiyatrosunda Joseph ve Romeo gibi karakterleri canlandıran Pinter, oyunculuk yaptı, ilk şiirini 1950’de yazdı ve 1957’de oyun yazarlığına başladı.

İlk yazdığı oyun olan ‘Doğumgünü Partisi’ eleştirmenler tarafından yerle bir edilmiş ve 1957 yılında sahnelenmeye başladıktan birkaç gün sonra kaldırılmıştı. Ama kaleme aldığı ikinci tiyatro oyunu olan ‘Kapıcı’, büyük takdirle karşılandı. Patlamaya hazır bir gerginlik üzerine kurduğu komedi dili, daha önce eşi benzeri görülmedik bir üsluptu. Pinter, bu türün bir üstadı olarak adını kısa sürede pekiştirdi.

Oyunlarındaki klasik özelliklerden biri, karakterlerin çok uzun es vererek sessiz kalmalarıdır. Pinter, gerçek düşüncelerini, duygularını ortaya koyamayan insanların kırılganlığını ve güvensizliğini bu sessizlikle tercüme ettiğini söylemiştir.

İlk karısı tiyatro oyuncusu Vivien Merchant’tı. Daha sonra ikinci karısı tarihçi Lady Antonia Fraser’la evlendi. Özel hayatının gizli kalmasına büyük özen gösterdi. Ama siyasi görüşlerini olabildiğince açık biçimde herkes ile paylaştı.

POLİTİK DÜŞÜNCELERİYLE MİLYONLARA ULAŞTI

Pinter, insan hakları mücadelesinde de önemli bir isimdi. Şili’den Filistin’e, Afrika’dan Küba’ya hep ezilenlerin safındaydı. Şili’de 1973’de sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende’nin kanlı bir darbeyle devrilmesinden sonra insan hakları konusunda etkin çalışmalar yürüttü.

Pinter, Irak’ın işgalinin de en büyük muhaliflerindendi. 2003’te “Irak Savaşı” karşıtı şiirleriyle, “Wilfred Owen” şiir ödülünü kazanmıştı. 2005 yılında Nobel edebiyat ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada ABD Başkanı George Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’in Irak’la ilgili olarak savaş suçlarından yargılanmalarını istemesi kimi çevrelerde tepkiye yol açmıştı.

Pinter, 1985’te Arthur Miller’la 12 Eylül baskısı altındaki aydınlara destek olmak için Türkiye’ye gelmişti. Pinter’la Miller’i ağırlayanlar arasında, ondan bir yıl sonra 2006’da Nobel ödülü alacak olan Orhan Pamuk ve Gündüz Vassaf da vardı. Sanatçı, 4 yıl önce de Hasankeyf’i korumak için Ilısu barajına karşı kampanya başlatmıştı.

Nobel ödülü alana kadar birçok ödülün sahibi olan Pinter, on dört üniversiteden onur derecesi aldı.

BAZI OYUNLARI

Pinter, 32 oyun, bir roman ve 22 film senaryosu yazdı. Yazarın Türkçeye çevrilen eserleri arasında “Bir Tek Daha”, “Dağ Dili”, “Oda”, “Doğum Günü Partisi”, “Kapıcı”, “Aldatma” ve “Gitgel Dolap” bulunuyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
01-01-09, 19:33
"Biz kaybettik aşk da kazanmadı"

Çağdaş Arap edebiyatının tanınmış ismi Filistinli şair Mahmud Derviş'in şiirlerinden örnekler, Türkçe'ye tercüme edilerek "Biz Kaybettik Aşk da Kazanmadı" adıyla Türkiye'de yayımlandı.

Kitabevi tarafından yayımlanan şiir kitabı için şairin 8 eserinden seçilen 26 şiiri Arapça'dan Türkçe'ye çeviren Lütfullah Göktaş, AA muhabirine, Filistinli Şair Derviş ve şiiri hakkında bilgi verdi.

"Mahmud Derviş, şiiri vatan bellemiş biriydi. O, Filistin davasının sesi olmasından öte, eserleriyle dünya edebiyatındaki yerini de perçinlemiş bir şairdir" diyen Göktaş, kendisi henüz hayattayken şiirlerinin yaklaşık otuz dile çevrilmiş olmasının bunun en somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Göktaş, 2008'de 67 yaşında vefat eden Derviş'i, sadece bir "direniş şairi" biçiminde algılama eğiliminin yanlış olduğunu vurgulayarak, Derviş'in şiirlerinin büyük bir zenginlik ve çeşitlilik arz ettiğini, onun gençlik dönemindeki direniş şiirlerinden çok güçlü bir simgeciliği de bünyesinde barındıran eserleriyle dikkati çektiğini kaydetti.

"Derviş, kendisini sürekli yenilemeyi başarmış bir şairdir. Son dönem şiirlerinde, metafiziğe yöneliş de önemli bir yer tutar. (Biz Kaybettik Aşk Da Kazanmadı) adlı seçkiyi hazırlarken, Derviş'in şiir serüvenine ilişkin Türk okurlara genel bir fikir vermeye de özen gösterdik" diye konuşan Göktaş, Derviş'in şiirlerindeki diğer önemli özellikleri ise şu ifadelerle özetledi:

"Derviş, şiirde iç ahenk ve estetiğe de son derece önem vermiş bir şairdir. Hem dinsel, hem de mitolojik kaynaklardan beslendiğini, şiirlerinde açıkça hissettirir. Bulunduğu ve yaşadığı coğrafyadaki tüm kültürlerden destek almıştır. Kendisini, kurbanların ve ezilenlerin şairi olarak tanımlamaktadır.

Filistinlilerin yaşadığı dram, onun şiirlerine de yansımıştır. Ama bu, onun belirli bir coğrafyaya hapis olup kalması anlamında değildir. Ona göre, şiirin ufku açıktır, şiirde son durak diye bir şey olmayacağına inanır. Bu, onun sürekli yenilik arayışında olmasını da beraberinde getirmiştir."

Lütfullah Göktaş tarafından, "Biz Kaybettik Aşk da Kazanmadı" adıyla Türkçe'ye kazandırılan 157 sayfalık eserde, Derviş'in 8 eserinden seçilmiş toplam 26 şiir yer alıyor.

26 yıl sürgün yaşadı

Mahmud Derviş, İsrail yetkililerinin baskı ve kısıtlamalarına maruz kalmasının ardından 1970'de ayrıldığı Filistin'e, uzun bir sürgün döneminin ardından ancak 1996'da dönebildi. Neredeyse tüm hayatını şiire vakfetmiş bir şair olan Derviş, kimi kez siyasette de sembolik roller üstlendi.

Derviş, Filistin Kurtuluş Örgütü'nde (FKÖ) Yaser Arafat'a danışmanlığın yanı sıra yürütme kurulu üyeliği de yaptı. Ancak 1993'de Oslo Antlaşması gündeme geldiğinde, bu görevinden istifa etti.

Çoğunluğu şiir kitaplarından oluşan 30'a yakın esere imza atan Derviş, uluslararası pek çok ödülün de sahibi oldu. Şairin 1981'de Beyrut'ta kurduğu El-Kermil dergisi de Derviş'in geriye bıraktığı en önemli miraslardan biri olarak değerlendiriliyor.

Mahmud Derviş, 9 Ağustos 2008 tarihinde Teksas'taki Houston Memorial Hermann Hastanesi'nde geçirdiği üçüncü açık kalp ameliyatı sırasında hayata veda etmesinin ardından, Ramallah'ta devlet töreniyle toprağa verildi.

Kaynak: CNN

Butterbeer
01-01-09, 19:34
Calvino'nun "Yeni Bir Sayfa"sı Türkçe'de

Yazar Italo Calvino'nun "Yeni Bir Sayfa" adlı eseri Türkçe'ye çevrilerek Yapı Kredi Yayınlarından çıktı.

Yayınevinden yapılan yazılı açıklamaya göre, "Yeni Bir Sayfa", Calvino'nun dergilerde ve gazetelerde 1955-1978 yılları arasında yayımlanan yazılarını bir araya getiriyor.

Calvino'nun arzusu doğrultusunda, yazarın entelektüel biyografisini ortaya koymak üzere hazırlanan bu seçkide, edebiyat ve toplum üzerine eleştirel değerlendirmeler, yazar profilleri ve yazı, üslup, dil ve yazı tekniklerine ilişkin metinler yer alıyor.

"Paris'te Münzevi", "Amerika Dersleri", "San Giovanni Yolu", "Klasikleri Niçin Okumalı?" ve "Kum Koleksiyonu"ndan sonra, Türkiye'nin en önemli çevirmen ve kültür adamlarından Kemal Atakay tarafından Türkçe'ye kazandırılan "Yeni Bir Sayfa" ile birlikte, Calvino'nun sağlığında bir araya getirip kitaplaştırdığı kuramsal metinler ve denemelerin hepsi Türkçeye kazandırılmış oldu.

Kaynak: CNN

Butterbeer
01-01-09, 19:48
Harold Pinter’a kendi satırlarıyla veda

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz oyun yazarı Harold Pinter İngiltere’nin başkenti Londra’da toprağa verildi.

25 Aralık Noel Günü 78 yaşında ölen Harold Pinter için ailesi ve 50 arkadaşı Londra’nın Kensal Yeşil Kabristanı’nda toplandı.

Pinter’in yakın arkadaşı Michael Gambon vasiyet gereği cenaze töreninde Pinter’in “Issız Topraklar: No Man’s Land” oyunundan parça okudu. Pinter üç ay önce bu isteğini Gambon’a vasiyet olarak iletti.

EŞİ: UNUTULMAYACAK

Pinter’in yazar eşi Lady Antonia Fraser, oyun yazarı Tom Stoppard ile Pinter’ın yakınları sade törende yan yana durdu.

Uzun süredir gırtlak kanseriyle mücadele eden senarist, şair, tiyatro yönetmeni ve aktör Pinter’ın ölümü eşi Antonia Fraser tarafından açıklanmıştı.

Fraser, Pinter ile 33 yılı aşkın süre birlikte yaşamanın kendisi için büyük imtiyaz olduğunu belirtti ve “Hiçbir zaman unutulmayacak” dedi.

“PİNTERESQUE”

Kendi kuşağının en etkili İngiliz oyun yazarı ve siyasi alanda da güçlü muhalif sesi olan Pinter’ın oyunları, “Pinteresque” adıyla anılan kendine özgü tarz yarattı.

Pinter, 2005’te Nobel Edebiyat Ödülünü aldığı törende, Irak savaşı nedeniyle ABD Başkanı George Bush ve İngiltere Başbakanı Tony Blair’i kınadı.

Şili’de 11 Eylül 1973’de sosyalist Devlet Başkanı Salvador Allende’nin General Pinochet’nin kanlı darbesiyle devrilmesinden sonra insan haklarında
çalışmalar yürüten Pinter, 1985’te aydınlara destek amacıyla meslektaşı Arthur Miller’la birlikte Türkiye’ye de geldi.

Londra’da 10 Ekim 1930 tarihinde Yahudi terzinin oğlu olarak doğan Pinter, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra terk ettiği Londra’ya 12 yaşında döndü.

Öğrenciliğinde okul tiyatrosunda oynayan Pinter, oyunculuk yaptı, ilk şiirini 1950’de yazdı ve 1957’de oyun yazarlığına başladı.

Pinter, 32 oyun, bir roman ve 22 film senaryosu yazdı. Yazarın Türkçeye çevrilen eserleri arasında “Bir Tek Daha”, “Dağ Dili”, “Oda”, “Doğum Günü Partisi”, “Kapıcı”, “Aldatma”, “Gitgel Dolap”, “Issız Topraklar” bulunuyor.

Kaynak: Ntv

Butterbeer
01-01-09, 20:09
Yılın yazar, fikir adamı ve sanatçıları açıklandı

Türkiye Yazarlar Birliği (TYB), 2008’in “yazar, fikir adamı ve sanatçıları”nı açıkladı.

TYB Genel Başkanı İbrahim Ulvi Yavuz, birlik genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Gazze’ye düzenlediği insanlık dışı katliam ve saldırılardan dolayı İsrail’i kınadı. TYB’nin 28 yıldır kültür, sanat ve düşünce hayatındaki yıl içindeki gelişmeleri değerlendirerek, sene başında “yılın yazar, fikir adamı ve sanatçıları”nı açıkladığını bildiren Yavuz, ödüllerin, edebiyat ve sanat uzmanları arasında anketle belirlendiğini kaydetti.

Yavuz’un verdiği bilgiye göre, 2008 yılı ödüllerini kazananlar ve eserleri şöyle:
* Hikaye türünde “Hacıyatmaz” eseri ile Mihriban İnan Karatepe,
* Şiir dalında “Ağır Misafir” adlı eser ile İbrahim Tenekeci,
* Roman dalında “Sonsuz Uzun Ölüm eseri” ile Kadir Tanır,
* Deneme dalında “Küçük Şeyler” eseri ile Üstün Dökmen,
* Fikir dalında “Yahya Kemal’in Rüzgarıyla: Düşüncüler ve Duyuşlar” eseriyle Sadettin Ökten,
* İncelemede “Diriliş Taşları: Sezai Karakoç’un düşünce ve sanatında Temel Kavramlar” eseriyle Münire Kevser Baş,
* Dil dalında “Türkçe Verintiler Sözlüğü: TDK” eseriyle Günay Karaağaç,
* Edebi tenkit dalında “Kahramanının Dönüşü: Modern Epik Şiir Üzerine” eseriyle Hakan Şarkdemir,
* Hatırada “Üstat Ali Ulvi Kurucu: Hatıralar” eseriyle M. Ertuğrul Düzdağ,
* Gezide “Bağdat Fragmanı” eseriyle Yıldız Ramazanoğlu,
* Tercümede “Martin Heidegger’den Varlık ve Zaman” eseriyle Kaan H. Ökten,
* Biyografide “Ebu Said El Hadimi: Merkez ile Taşra Arasında Bir Osmanlı Alimi” eseriyle Yaşar Sarıkaya,
* Çocuk Yayıncılığında “Damla Yayınları”,
* Basın-kültür dalında “Zaman gazetesinin kültür sanat sayfası”,
* Basın-fikir dalında Star gazetesinden Şamil Tayyar,
* Basın-karikatür dalında Yeni Asya gazetesinden İbrahim Özdabak,
* Basın-haber dalında Vakit gazetesinden Aslan Değirmenci,
* Dergi dalında “Kültür Dergisi”,
* Türk müziği dalında TRT’den Aysun Gültekin,
* Elektronik yayıncılıkta “dunyabulteni.com” adresli internet sitesi,
* TV programında “Keşke Olmasaydı-Kanal/24” adlı programla Yaşar Taşkın Koç,
* TV haber dalında Kanal-A,
* Şehir kitaplarında “Konstantin’in Kutsanmış Şehri: 3 Devirde İstanbul” adlı eserle Önder Kaya,
* Radyo programında “Marmara FM’de Fragmanlar” eseriyle Esra Elönü,
* Kamu yayıncılığında “Yeşil Şehir Kitaplığı” ile Bursa Valiliği,
* Özel yayıncılıkta “Berikan Yayınları”,
* Üstün hizmet dalında Prof. Dr. Esin Kahya, Prof. Dr. Necati Öner ile Ezel Erverdi.

Kaynak: Ntv