PDA

Tüm Versiyonu Göster : Sıla Senaryolar (Arşiv 3)


Sayfalar : 1 [2] 3 4 5

yağmur yüreklim
02-03-07, 11:58
Sıla Boran gelene kadar kendini toplayıp gözlerinin şişliğini yoketmek için hafif bir makyaj yapar.üzerine rahat birşeyler giydikten sonra Boran'ı beklemeye başlar. Saatine bakar saat 01.50'yi gösteriyordur saat. Bu saatte dışarımı çıkacaklardır şimdi. tebessüm eder kendince.. Odada duramamıştır salona geçip orda beklemeye başlar. Sanki saniyeler geçmiyordur Sıla için. O sırada su içmek için kalkan Bedar Sıla'yı görür
Bedar Sıla'm hayırdır. niye ayaktasın sen bakayım. bişeymi oldu?
Sıla yok annem Boran gelecekte onu bekliyorum
Bedar bu saatte mi Sıla'm. niyeki?
Sıla şey..bizi uyku tutmadıda dolaşcaz biraz
Bedar iyi kızım. ben yatayım ozaman
diyerek Sıla'nın yanına yaklaşıp öper
Bedaryavrum benim. mutlusun değil?
Sıla mutluyum annecim..Boran sanki bana sunulmuş bir hediye gibi. Bunca yaşadıklarıma o olmasa, ona olan sevgim olmasa katlanamazdım sanıyorum
Sonra Sıla yanlış bir cümle kurduğunun farkına varır
Sıla annecim aslında öyle demek istemedim..yani ben şunu
BedarSıla'm doğru dersin. Alındım sanma Boran ağamın sana seninde ona olan sevdanızı ben çok eyi biliyodum yavrum
Sıla (utanarak) nasıl biliyodun?
Bedar kızım insanın sevdası gözlerinden belli olur. Ben senin gözlerindede ağamın gözlerindede gördüydüm bunu taa Midyat'tayken
Sıla Midyat'taken mi?
Bedar heya Sıla'm. seni zorlan evlendirdik ama içim hep rahattı biliyon mu. Ama yüreği hisseder Sıla'm. Sende Boran ağamda öyle bakıyodunuzki birbirinize...öle işte. haydi ben yatayım.
Bu sırada Sıla'nın telefonu çalar.
Sıla boran arıyo gelmiş.
heyecanla açar telefonu
Sıla canım.. geldin mi
Boran kapıdayım
Sıla çıkıyorum hemen
Bedar kızım gelmeyecen mi hiç?
Sıla bilmiyorum annecim merak etme sen beni hem yanımda Boran var
Bedar olsun kızım yanında kocanda olsa meraklanırım ben
Sıla annesinin yanağına kocaman bir öpücük kondurarak koşar adımlarla dışarı çıkar
Bedar deli kızım benim. Sen delisin ya ağamda.. töbee.
Boran arabada Sıla'yı bekliyordur. Sıla koşarak gelir yanına
Sılahah. geldim
Boran hoşgeldin
Sıla nereye gidicez Boran?
Boran kızkulesine
Sıla yaşasın..
Boran çok sevindin
Sıla evet sevindim
Boran daha önce gitmemişmiydin de Sıla
Sıla çok gittim ama seninle ilk..o yüzden çok mutlu oldum
Boran Sıla..Sen nasıl bir varlıksın böyle..varlığınla mutluluktan, yokluğunla özleminden öldürüyorsun insanı
Sıla bu ne şimdi bir itirafmı Boran ağa
Boran sen neye yorarsan artık
Sıla bişeye yoramadım
Boran yardımcı olabilirim
Sıla nasıl?
Boran işte böyle
diyerek Sıla'yı öper. Sıla Boran'a kayıtsız kalamıyordur nerde ne koşulda olursa olsun
Sıla( biraz kendini çekerek) Boran..
Boran ses vermez öpmeye devam eder
Sıla Boran..bi gören olacak
Boran bu saatte kim görecek..hem karım değilmisin...öpemezmiyim
Sıla olsun boran ben utanırım
Boran kimden utanacaksın ki
Sıla (omzunu silkerek) utanırım işte
Boran( isteksizce kendini çekerek) tamam gelin ağam öyle olsun. ama benden böyle kolay kurtulamayacaksın bundan sonra
Sıla neden miş o?
Boran burda her dediğine tamam ama Mardin'de benim kurallarıma göre yaşayacaksın
Sıla birden bozulur
Sıla nasıl yani?
Boran ilk olarak yerde yattığım anların acısını çıkararak başlayacağım. Sonra..
Sıla (rahatlayarak, birazda kızararak) sonra ?
Boran yarım kalan bağevi gecesini hatırlatmama gerek yok sanırım..
Sıla bunların hepsini aklındamı tuttun Boran ağa
Boran elbette. Ben sensiz geçirdiğim her anın hesabını tuttum Sıla..
Sıla: böyle konuşma
Boran: neden?
Sıla: senin sevginin altında eziliyorum
Boran: sevdamın altında ezilmek mi?
Sıla evet anlamında yavaşça kafasını sallar
Boran : ben sana bunları bu yüzden söylemiyorum Sıla.. Sadece beni, sevgimi, içimi anla diye, sensiz hayatın bir anlamı olmadığını bil istiyorum maksadım seni üzmek değil.
Boran ve Sıla kızkulesine gelmişlerdir. Sahile arabayı durdurur.
Boran: hadi Sıla inip kız kulesine geçelim
Sıla: hayır Boran burada kalalım
Boran: neden canım
Sıla: buradan , uzaktan seyredelim bazen bazı şeylweri uzaktan izlemek daha doğru çünkü içine girince her şeyin farkına varıyosun. Aslında uzaktan göründüğü gibi olmadığını anlamak insana çok büyük acılar yaşatabiliyor
Boran: sen iyimisin Sıla?
Sıla: iyiyim
Boran: bana söyleyeceğin yokmu Sıla
Sıla: ne gibi
Boran: Şuan yaşadıkların gibi, düşündüklerin gibi
Sıla: hiçbirşey düşünmüyorum Boran
Boran: Sıla..ben senin kocanım. Seninle bir hayatı paylaşacağız. Bu ne demek biliyorsun değimli? Sıkıntılarımızı, hüzünlerimizi, umutlarımızı her şeyi paylaşıcaz birbirimizle. Ayrı bedenlerde yaşayan tek can gibi olacağız..
Sıla: Boran gerçekten yok bir şey ben sadece bu anın büyüsüne kapıldım konuşuyorum.
Boran: Peki Sıla..öyle diyosan
Sıla bu soğuk ortamı biraz ısıtmak ister
Sıla: Zeyşan.. Baban ve ben İstanbul’daki son gecemizde kız kulesine geldik. Yarın yaşayacağımız yere, (Boran’ın gözlerine bakarak) yaşlanacağımız yere gidiyoruz. Ama yine gelicez sen büyüyünce bu güzelliği seninde görmen için yine birlikte geleceğiz…Değimli babası
Boran: (gülümseyerek) Elbette geleceğiz. Bebeğimiz doğduktan sonra hep birlikte birçok yere gideceğiz Sıla’m.. görmek duymak istediğiniz her şeyi heryeri birlikte göreceğiz.
Sıla: Boran
Boran: söyle canım
Sıla: aslında çok korkuyorum
Boran: neden bitanem
Sıla: her şeyden. Sen korkmuyomusun??
Boran: her insanın farklı korkuları vardır Sıla
Sıla: seninkiler neler Boran. Mesela yaşayacaklarımızdan korkmuyomusun? Midyat’a dönünce olacaklardan
Boran: Bak Sıla..şimdiye kadar okadar farklı şeyler yaşadım ki. Vernek zorunda olduğum kararlar, insanların acılarına, sorunlarına çareler bulamamak, gözümün önünde ölrn insanlar ve benim hiçbirşey yapamamam…okadar zorki..bu düzenden, törelerden nefret ettim…yakıp yıkmak…yok etmek istedim..insanların canını yaktıkça bu töreler, benim canım daha çok yandı Sıla…şimdi yine aynı durum…yine töreler..ve hüküm en sevdiklerim, canlarım için verildi bu sefer. Ama Sıla bu sefer töreler canımı yakamayacak izin vermeyeceğim buna…Ben bu sevda için çok bedel ödedim ve artık ödemeye hiç niyetim yok..Seni, bebeğimizi kaybetmeyi hiç niyetim yok..
Sıla:Boran
Boran: elbette korkuyorum ama törelerden değil..Sensizlikten korkuyorum Sıla, pes etmenden korkuyorum..yanımda olmamandan korkuyorum
Sıla Boran’ın elinden tutat
Sıla: korkuların çok yersiz Boran ağa..benden kurtulacağını sanıyosan çok yanılıyosun..biran bile yanından ayrılmayacağım hiç şüphen olmasın
Boran elini tutan Sıla’nın ellerini iyice kavrayarak dudaklarına götürür.
Boran: daha ne isterim ki Sıla’m
Sıla ve Boran elele kız kulesinin yanan ışıklarını ve manzarayı seyrederler.
Sıla: manzara ne kadarda güzelmiş. Sanki ilk kez farkına varıyorum gördüğüm tüm güzelliklerin
Boran: bir şeyin nasıl göründüğü değil nasıl gördüğün önemli Sıla
Sıla: yanılıyorsun Boran ağa (gülümseyerek) bir şeye bakarken kiminle baktığın, kimin yanında olduğun önemliymiş
Boran yan gözle bakar sevdiğine gülümseyerek
Boran: sen nasıl bir insansın sevdiğim…nasıl bir hediyesin bana..
Sıla: sende öylesin Boran..seni tanımasaydım sanki hep yarım kalacaktım….bazen yaşadıklarıma iyi yönden bakmaya çalışıyorum sanki her şey seni karşıma çıkarmak için miş gibi…
Sıla: Boran
Boran: efendim
Sıla: bana böyle bakma
Boran: nasıl bakıyorum
Sıla: böyle işte
Boran: iyide nasıl?
Sıla: sevgi dolu.. gülen gözlerle..
Boran: neden bakmayayım
Sıla:işte bakma bakamıyorum gözlerinin içine
Boran: neden?
Sıla: kendimi kaybetmektren korkuyorum
Boran: benim yanımdayken istediğin gibi kendini kaybedebilirsin Sıla..hiç şikayetim olmaz…
Sıla: Boraaann.
Boran: efendim
Sıla: yok bişey.. Sarıl bana
Boran emrin olur gelin ağam.. hiç şikayet etmeden her dediğini yapabilirim yeterki böyle şeyler iste benden
Boran Sıla’ya sıkıca sarılır
Boran: iyimi böyle
Sıla daha sıkı sarıl, üşüdüm
Boran: üşüdün mü?
Sıla: evet
Boran: eve gidelim mi
Sıla: Boran .hayır.. burada kalalım. Sen sadece bana sıkıca sarıl..
Boran: küçüğüm..Seni seviyorum
Sıla: bana küçüğüm deme
Boran: küçüğümsün
Sıla: değilim
Boran: ama öylesin. Daha küçük bir kız çocuğusun
Sıla: ne yani ben küçük müyüm?
Boran: değimlisin Sıla..daha yeni girdin 18’ine
Sıla kendini Boran’dan çeker
Sıla: Bırak beni
Boran: ne oldu şimdi
Sıla:sen beni çocuk görüyorsun
Boran: hayır
Sıla: evet öyle
Boran: seni çocuk görmüyorum sadece.
Sıla: evet görüyosun bana çocuk muamelesi yapıyosun
Boran Sıla beni yanlış anladın. Seni çocuk gibi görmüyorum aksine seni nasıl gördüiğümü, ne gözle baktığımı söylememe gerek yok sanırım. Sen benim için bazen savunmasız bir çocuk gibisin..bazen hırçın bir çocuk..bazen utangaç bir çocuk…ama çoğu zaman kendinden emin ne istediğini bilen, karşısındaki insanın aklını başından alabilen bir kadınsın.. bilmem anlatabildim mi??
Sıla: Boran..sen varya
Boran: ben ne Sıla
Sıla: boşver..
Boran: Sıla söyle lütfen..
Sıla: bir insanı aynı anda hem kızdırmayı hemde mutluluktan ayaklarını yerden kesmeyi nasıl başarıyosun?
Boran: bilmem. Daha önce olan bir durum değil ki. Bende böyle şeyleri ilk kez söylüyorum bir kadına
Sıla heyecanlanarak sormaya başlar
Sıla: tek banamı söyledin yani bunları?
Boran:elbette Sıla..yoksa her önüne gelene böyle sözler sarfettiğimimi düşünüyosun
Sıla: yooo.. Boran bir şeyi merak ediyorum
Boran: neyi güzelim.
Sıla: sana saçma gelebilir. Gülme tamam mı?
Boran: neden güleyim sıla. Sor hadi
Sıla: şey..sen kaç yaşındasın ? (napayım bende çok merak ediyorum) ( sizce kaç yaşında )

eva-zk
02-03-07, 14:00
sabah oldugunda uyanmak istemezler. boran gördügü rüyanın etkisiyle yeniden o ana dönmek için gözlerini sımsıkı kapalı tutuyordur. sıla ise bu günü nasıl atlatıcanı düşünüp günü ertelemek istercesine yorganın altına gizlenmektedir.

sonunda boran boşuna mücadele ettigini anlayıp yatakda dogrulup oturur. gülümseyerek yürayısını düşünür ne güzel bir rüyaydı bu böyle keşke gerçek olsa yüzünü bile hatırlamadıgım bir karım ve bir oğlum vardı ne kadar mutluyduk.. neden rüyalarda olurki böyle şeyler deyip yataktan kalkar duşunu alıp üzerini giyinir ve kahvaltıya iner kimseyle konuşacak hali yoktur konuşursa rüyanın büyüsünden kurtulmaktan korkar kahvaltısını edip ayaga kalktıgında

firuz : oğul iyimisin seni durgun gördüm
boran : iyiyim baba benim bir an önce işe gitmem gerekli diyip kendini konaktan dışarı atar bi an önce iş yerinde olmak ister bu ona anlamsız gelsede içinde tuhaf bir heyecan vardır ve sonunda işyerine ulaşır direk odasına geçer ve sekreterine sıla hanım gelince odama gönder der.

sılaysa istemsiz bir şekilde bunu başarmalıyım deyip yataktan kalkar üzerini giyinip mutfaga gider

kader : günaydın sıla
sıla : günaydın
kader : sıla iyimisin...
sıla : iyiyim kader
kader : yüzün çok solgun görünüyo hastamısın
sıla : yok... iyiyim ben sadece gece uyumakta zorlandım biraz
kader : ee tabi yenibir iş heyecanlandın heralde hadi kahvaltını yap bu gün çok güçlü ve sağlam görünmelisin ilk gün çok önemlidir sıla insanların üzerinde çok iyi bir intiba bırakmalısın iş konusunda şüpem yok eminim yine çok başarılı olursun ama insanlar konusunda biraz dikkatli ol seni yeni diye ezmelerine izin verme olurmu

sıla : kader tamam yeter annemi aratmıyosun maşallahın ver der ve sonra hüzünlenir gözleri dolar

kader : sıla
sıla : efendim
kader : seni üzmek istememiştim
sıla : önemli degil kader beni biraz daha oyalarsan işe ilk günden gecikicem

eva-zk
02-03-07, 16:10
5

kaderle sıla birbirlerine bakıp gülümserler sonra sıla masadan kalkıp kapıya dogru ilerlerler kaderde peşinden kapıda son kez birbirlerine bakarlar ve sıla işe gitmek için hızlı adımlarla uzaklaşır. yolda yürüdükce yol bitmek bilmez her adım işkence gibi gelir sılaya kendi duygularıyla yüzleşme vakti her adımda daha bi içini acıtır kabuk bağlayan yarası aralanmış kan damlamaya başmıştır yüreginden. birden kendini başarmalıyım duygularıma gem vurmayı başarmalıyım derken bulur ve başını kaldırdıgında şirketin kapısına geldigini fark eder allahım yardım et bana deyip içeriye girer ve sekreterin yanına dogru ilerler

sıla : günaydın
sekreter : günaydın sıla hanım... sıla hanım boran bey sizi bekliyo
sıla : odasındamı
sekreter : evet
sıla sekretere bakar sonra odanın kapısına yüreginde acı bir heyecan oluşur bu kadar çabuk olmamalıydı der ve sekretere gülümseyip kapıyı çalar
boran : gel
sıla içeriye girip başı önde ayakta kalır : beni istemişsiniz
boran : buyrun sıla hanım sizinle konuşmam gerekenler var
sıla : sizi dinliyorum
boran sılaya bakar : ayakta kalmayın önce oturun
sıla bi koltuga oturur boran sılanın bu tedirgin halini inceler neden bu kadar korkuyo benmi kötü bir etki bıraktımki üzerinde diye düşünür ve düşüncelerinden sıyrılıp söze girer

boran : sıla hanım biz genelde çalıştıgımız firmalarla diye başlayan çümlesi yarım saat sonra eminim bu işin altından kalkacaksınız sonra gülümser bundan sonra başımda bikaç şirket daha var sizin sayenizde bu şirketin agırlıgından kurtulmuş olucam

sıla : iş konusunda gözünüz arkada kalmıycak boran bey emin olabilirsiniz

boran gülümser : bu kadar yorgunlugun üzerine birer kahve içeriz
sıla tereddütle : ben müsadenizi istesem
boran : sıla hanım konuşucaklarım daha bitmemişti sadece mola vermek istedim biraz sonra kendi kendine ne yapıyorum ben neden gitmesine izin vermedimki

sıla : peki boran... gözgöze gelirler allahım bana dayanma gücü ver.. bey deyip başını öne egdi

boran ismim ne kadar güzelmiş onun dudaklarından duymak eline telefonu alır : aylin bize iki kahve gönder der ve kapatır

boran : sıla hanım bana kendinizden bahsedermisiniz biraz yani yanlış anlamayın sadece işyerimde çalışan kişiyi tanımak isterim. buralı olmadıgınızı odtüde okudugunuzu bide bi gümrük firmasında çalıştıgınızı

sıla : anlatıcak pek bişeyim yok aslında belirli bir yaşa kadar okudum sonrada çalışmaya başladım burası benim çalışıcam ikinci şirket olucak ama bu tecrübesiz oldugum anlamına gelmez saolsun ordaki patronum ban işle ilgili herşeyi ögretti okuldaki bilgimin üzerine onun engin tecrübelerinide ekledim ve işimde çok başarılı biri oldum .... kendine öz güveni çok fazla diyebilirsiniz ama beni başarılı olduguma inandıran son iki yılda patronumun bütün işi bana bırakması oldu
boran : anlaşılan eski iş yerinizi unutmanız zor olucak... neden ayrıldınız peki
sıla o an ne diyceni bilemez gerçegi söylemek sana senden bir oğlum var ve babam peşimde buldugu yerde beni öldürücek mi demeliyim yok hayır : buraya taşınmamız gerekliydi yani ailem nedeniyle

boran : iyiyki taşınmışsınız sizi tanımak şey yani sizin gibi işinde başarılı birini şirketimde görmek... ne diyorum ben neden böyle oldum bu kızın gözlerindeki bu hüzünlü bakış neden beni bu kadar etkiliyo. ten çok memnunum inşallah bu memnuniyetim devem eder. ve kahveler gelir ikiside konuşmadan kahvelerinden bir yudum alırlar

boran : sıla hanım odtüden mezun olur olmaz çalışmayamı başladınız

sıla : evet yani bikaç ay sonra çalışmaya başladım

boran gülümser : sizinle aynı dönem okumuşuz
sıla allahım bu konu kapansın : öylemi sizdemi odtü mezunusunuz
boran : evet hayatımın en güzel yıllarıydı..... unutamıycak anılarımı ve kopamıycam doslarımı hep orda kazandım
sıla :öylemi... üniversite yılları çok başka oluyor insan okurken fark etmiyor ama hayatla mücadelesi başlayınca o günlerin kıymeti daha çok anlaşılıyor

boran : sıla hanım siz çok tanıdık geliyorsunuz ama ben gördüğüm birini asla unutmam ama sizi bi türlü hatırlıyamıyorum nolur kusuruma bakmayın ama sizinle daha önce tanıştıkmı

sılanın yüregi agzına gelir renk vermemek için sarfettigi çabalarla boranın yüzüne bakmadan : sanmıyorum ben desrler dışında pek okulda bulunmazdım

boran gülümser : abay bu halimi görse inanamazdı o benim hafızamın çok kuvvetli oldugunu söylerdi hep

sıla boranın abaydan bahsetmesiyle panikler o geceyi hatırlar sılayı kolundan tutup boranın yanına götürüşü ve boran bak bu sıla okulun en zeki ve en güzel kızı sılayı tanımadan okuldan mezun olursan okulun en güzel kızıyla ben çıktım demene gülerim haberin olsun demişti sıla bir yudumda kahvesini içer ve ayaga kalkar

sıla : boran bey sizinle muhabbet etmek çok keyifli fakat benim biran önce işe başlamam gerekli müsadenizle

boran gülümser : tabi sıla hanım sizin gibi işine sadık birinin benim omzumdaki yükü azaltıcak olmasını görmek çok güzel ama sohbetimizin yarım kalışını bir kenara not ediyorum

sıla gülümseyip odadan çıkar kapıdan çıktıgında kendini çok yorgun hisseder ve sekretere dönüp

sıla : şey isminizi ögrenebilirmiyim
sekreter : aylin efendim
sıla : aylin bana ayrılan oda hangisi
aylin ayaga kalkıp sılaya odasını gösterdi ve yerine geçti

sıla odasına göz gezdirdikten sonra koltuguna geçip oturdu o sırada boran kapıdan girip

boran : sıla hanım benim çıkmam gerekiyor siz çalışmış oldugumuz firmalarla ilgili dosyalara bir bakarsınız bugün ben ayline söyledim sizi diger personellede tanıştırıcak bi sorun olursa beni arayabilirsiniz

sıla : peki boran bey

boran gülümseyerek şirketten çıkar ve mahkemeye gider yezda bu haldeyken boşanmak çok agırına gitsede babasını kıramamıştır ve bu konuda babası haklıdır torun sevmek hakları der ve mahkemeye gider bir celsede boşanmıştır hayatının en yorucu bikaç yılından kurtulmuştur. mecburen sevmek insanı ne kadar yoruyormuş keşke bu kadar iyi yürekli olmasaydın yezda seni böyle çaresiz bırakmak canımı yakıyo

cahilperiydim
02-03-07, 16:35
24-----------------------

abay a cemaati ve akrabaları sırtını dönmüştü.. aynı şekilde berrak ta o evliliğin bedelini hayattan ve insanlardan izole olarak ödüyordu.. kimse onlarla konuşmuyordu.. bu duruma ne kadar dayanabilirlerdi bilmiyorlardı.. evliliklerine boran ağa izin verdiği için kimse karışamadı.. boran abayı severdi.. Midyat ta bulunduğu yaz aylarında hep abayla arkadaşlık yapmış onunla büyümüştü.. onların arasında abayın Süryani olması bir problem yaratmamıştı.. boranı caminin kapısında abay beklemiş..abayı da kilisenin kapısında boran..

Türkiye her bakımdan renkli bir mozaiğe sahip değil miydi..
övünmüyor muyuz hep iç içe yaşadığımızı söyleyip..
yoksa her zaman ki gibi yalan mı söylüyoruz kendimize..en kolayını seçip..

berrak sılaya biraz içi döktükten sonra rahatlamıştı..sıla onları sırf farklı dinlerden oldukları için ailelerinin dışlamalarına üzülmüştü.. berrak adı gibiydi.. insan yüzüne bakınca içini görecek gibi hissediyordu kendini.. sonra sılayı hiç tanımadığı halde bu kadar özelini paylaştığı için kızdı.. .. kimin kızıydı acaba..

berrak – buralara yabancısınız galiba..ben sizi daha önce buralarda görmedim de.
Sıla – evet.. ilk kez geldim. babamla . dedi..
Mehmet bey arabada sılayı beklerken mezarlığın dışında bekleyen abayı fark etti.. abayı tanıyordu.. konuşmak için yanına itti..

Sıla berrak la konuşurken babasının birisiyle konuştuğunu fark etti, meraklanmıştı.. berrak sılanın baktığı tarafa bakınca abayı gördü..
Berrak – oradaki eşim abay.. yanındakini tam göremiyorum ama yabancı gelmiyor..

Sıla – babam..konuştuğu kişi babam dedi.. sonra berrakla yanlarına doğru gittiler.. berrak Mehmet beyi tanımıştı. Ama bir kızı olduğunu hiç duymamıştı.. onlara da sılanın yurt dışından geldiğini söylediler.. Mehmet bey abayların ailesiyle iş yapıyordu.. abayın istemedikleri bir evlilik yaptığı için kızdıklarını biliyordu ama olayın bu kadar büyümesi onu çok üzdü..

Berrak sılanın neden mezarlıkta olduğunu merak etti bir an ama sormaya çekindi.. belki Mehmet beyin buradan tanıdığı birisinin mezarına gelmişlerdir diye düşündü sonra..

Sılanın gerçek hikayesini boranın dahil olduğu anlar hariç babası , babaannesi, dedesi, ananesi ve hamdi amca biliyordu sadece..ama gamze ablası her şeyi biliyordu.. sılayı yalıda son kez ziyarete geldiğinde sıla artık daha fazla dayanamamış anlatmıştı..hanımelilerin insanın başını döndüren kokusu içinde bahçede sohbet ettikleri zaman.. önce denizi izlemişlerdi beraber. Dalgaların sesi arasında Hayriye teyzeyle eyüp amcadan bahsettiler…sıla onları çok özlediğini. Gerçekten sılanın yaşadığı en güzel günlerdi bursa da geçen günleri.

Sıla için babası onu bulduktan sonrası kolay geçmedi alışana kadar.. o yüzden geçmişi ile geleceği arasında sıkışan kalbini sonuna kadar güveneceğini hissettiği ablasından başkasına açamazdı.. kişi kendini bilen değil midir ??.. sıla da kendini olgunlaşan duygularını, bazen de kaldığı çaresizliği anlattı başlarda..sonra konu yine bebeğine geldiğinde gerçekler dökülmüştü dilinden.. boranla yaşadığı gecenin gerçekleri.. o geceyi sadece nalan biliyordu evet..şimdi de gamze ablasına anlatmıştı .. ama anlattığına pişman değildi.. boranla o geceyi bilen olarak ablası aklına hiç gelmedi düşündüğünde çünkü kimseye anlatmayacağını biliyordu.. o yüzden içi rahattı.. belki yıllara dayanan bir dostluk geçmişleri yoktu ama tanıştıkları andan itibaren onlar anlamışlardı birbirlerini.. kelimelerle anlatılmaz olan bir bağ vardı aralarında..

Konuşulan konunun orada sadece aralarında kalacağını söyleme gereği bile yoktu..Gamze ablası sılayı dinlerken yüzünden okunuyordu şaşkınlığı.. ne diyecekti şimdi sılaya.. aferin iyi yapmışsın mı.. diyemezdi.. ama ona da kızamazdı.. sılanın olayı anlatırken gözleri hep başka yerdeydi..kaçamak bakışları vardı gamze ablasına sonra hemen yine başka yerlere dalıyordu.. utanmış bakamamıştı ablasının yüzüne.. sonra gamze ablası sılanın ellerini tutup, özür dilerim sıla .. senin o kadar çok kötü anlar yaşadığını anlayamadığım için. Keşke bana anlatsaydın..dedi.. sılayı yargılamadı.. o yine aynı sılaydı gözünde.. hep de öyle kalacaktı..

sıla o gün ablasının kendisine hediye ettiği inci küpelerini takmıştı.. onları gördükçe Midyat ta olsa da hep ablasını yanında hissediyordu..

Sıla babasıyla konuşacaktı önce..borandan bahsedecekti cesaretini toplayabilirse..berrak sılayla karşılaştığına sevinmeye başlamıştı çünkü uzun zamandır kimseyle konuşamamıştı..abay vardı sadece.. abay da boranla konuşup paylaşabiliyordu olanları.. boran ona söz vermişti halledecekti.. ailelerle görüşüp bu yaptıklarının yanlış olduğunu anlatmaya çalışacaktı.. Mehmet bey abayın ailesinin desteğini çektikten sonra iş yapamayacak hale geldiğini söyleyince üzüldü.. ama zaten fabrikasına yeni müdür aramıyor muydu Mehmet bey..

Abaydan daha iyisini bulamam diye düşündü..ama bu konular böyle ayak üstü konuşulmaz deyip onları evlerine bırakırken abay onları akşama yemeğine çağırdı.. sıla berrak la anlaşmıştı.. abayın ona bakışını gördükçe işte aşk diyordu.. bir insan bu kadar mı belli ederdi sevdiğini karşısındakine.. berrakta aşkla bakıyordu abaya aslında çok zorluklar çekmişlerdi ama abaydan vazgeçmemişti..

Sıla babasıyla Midyat ın meşhur cevat paşa camisini gezdiler.. babası da sılayla konuşmak istiyordu ama nerden başlayacağını bilemiyordu.. camiden çıktıktan sonra babası artık dayanamadı ve konuşalım artık sıla dedi..

Mehmet bey – sıla bunları seninle konuşmak istemezdim.. dün ananenler de üzüldüğün için akşam otele dönerken bir şey demedim..

sıla babasının yanında sessizce ne diyeceğini bekliyordu..
Mehmet bey – akşam misafir olduğumuz konaktaki boran ağayla daha önceden tanışıyor muydunuz??

Sıla o anda durdurdu yürümeyi.. nasıl anlamıştı babası tanıştıklarını..
Mehmet bey – sıla sen daha önce tanımadığın birisine o şekilde bakmazsın .. sen benim kızımsın..canımsın.. ben senin için her şeyi yaparım ama ne olur büyük bir hata yapma..

Sıla ne diyeceğini şaşırdı.. babası sılanın karşısına geçti.. gözlerine baktı..
Sıla – evet baba.. boranı tanıyorum.. o..o

Mehmet bey sılanın neden anlatamadığını anlamadı.. o dediği borandı ama ne geçmişti aralarında..

sıla nasıl anlatacaktı babasına..ne kadar ağır bir andı..soluk aldığımız hava insanı altına alıp ezermiydi o kadar..sıla ne diyecekti şimdi.. ağaçların arasında kaybolmaya başlayan güneşe baktı..

Mehmet bey sılayı daha fazla zorlamak istemedi..
Sıla – o benim bebeğimin babasıydı..
O cümle ağzından nasıl çıktı sıla bile anlayamadı.. belki de içinde sakladığı gerçeği haykırırken bir anda söylediğini fark etmedi..

Mehmet bey - ne dedi.. devamını düşünmek istemiyordu.. o sılayı o aileden uzak tutmaya çalışırken kızını kendi elleriyle mi götürmüştü.. sılayı kıracak bir şey söylemek istemiyordu ama aklında o kadar çok soru dolanıyordu ki..

Mehmet bey – sıla ne dediğinin farkında mısın..?
Sıla – evet baba.. ama hakkımda yanlış düşünme ne olur.. borandan başka kimse olmadı hayatımda.. inan bana..
Mehmet bey sılanın sözlerine inanıyordu ama sılayı borandan nasıl uzak tutacaktı .. boranın sılaya bakışını hatırlayınca sıladan vazgeçmeyeceğini anlamıştı boranın..

Mehmet bey – sıla ona hiçbir şey anlatmadın değil mi? Kendin hakkında
Sıla – hayır anlatmadım ama anlatacağım..
Mehmet bey – sıla beni iyi dinle.. bu dedikleri mi bir daha benden duymayacaksın.. borana anneni anlatmayacaksın sıla.. beni duydun mu..ben sağ oldum sürece bu konuyu seninle bir daha konuşmayacağım.. bebeğin için çok üzgünüm.. bunu sana unutturamam biliyorum ama.. bil ki borana anneni anlatırsan seni asla affetmem..

Sıla – ama baba..
Mehmet bey sılaya baktı ne kadar çaresiz görünüyordu.. kızına sarıldı sıkıca.. sakın sıla..sakın senide kaybedemem… dedi kulağına..
Sıla babasının korkularını anlıyordu.. kendiside aynı şeyleri hissetmişti babasını bulduğunda..
Sıla babasını kaybetmeyi göze alamazdı.. borana anlatmayacak mıydı şimdi. Tekrar otele geçtiler..
Babası boranla sılanın yollarının nasıl buluştuğunu merak etti.. ama sılanın ondan başka kimse olmadı sözü içini rahatlatmıştı.. kızının yanlış bir şeyler yapmış olduğu düşüncesine dayanamazdı..

Sıla odasında biraz dinlendi.. babasının telefonuyla hazırlanmaya başladı.. yemeğe abaylara gideceklerdi.. üzerine beyaz bir elbise giydi siyah puanları olan üzerinde.. saçlarını da yukarıda at kuyruğu yapmıştı.. fazla makyaj yapmamıştı.. ayakkabılarını da giydikten sonra babasıyla beraber abaylara doğru yola çıktılar..

Güzel bir akşam geçiriyorlardı.. abayla berrak çok sıcak kanlı insanlardı.. uzun zamandır misafirleri olmamıştı.. Mehmet bey onlara giderken çok şık bir hediyesi almıştı yeni geline.. berrak çok beğenmişti gerdanlığı.. Mehmet beyin kuyumcu dükkanları da vardı Midyat ta.. hatta bir kaçında abayların akrabaları çalışıyordu..

Abaya iş teklifini de yapınca berrak ın mutluluğu tarif edilemez olmuştu.. abay Mehmet beyin çok iyi birisi olduğunu biliyordu ama o kadarını beklemiyordu..yemeklerini yerken Mehmet beyin telefonu çaldı.. arayan hamdi amcaydı acilen gel diyordu.. Mehmet bey sılaya gitmesi gerektiğini ama uzun sürmeden gelmeye çalışacağını söyledi..

Abay Mehmet beyi kapıya kadar geçirdikten sonra bayanların yanına geri dönerken kapı çaldı..
Abay gelenin kim olduğunu merak ederken kapıdaki kişinin boran olduğunu gördü..çok şaşırmıştı.. onu hiç beklemiyorlardı o akşam..

İki eski dost kapıda ayak üstü konuştuktan soran yukarı çıkmak için merdivenlere yöneldiler..
Abay misafirimiz var dediğinde boran içeri girmeden geri dönecekti ama sonra abay onu bırakmayıp içeri almıştı.. boran merdivenleri çıkıp yemek masasında berrakla sohbet eden sılayı görünce inanamadı..

Sılayla orada karşılaşmayı hiç beklemiyordu..Sıla berrak ‘ a oraları ne kadar çok beğendiğini anlatıyordu.. sonra berrak ayağa kalkıp borana hoş geldin boran ağam deyince duyduklarına inanamadı..

Boran – hoş bulduk..
Abay – gel boran gel.. kaynanan sevecek seni..bizde yemek yiyorduk..sende katıl..
Boran – saol..kardeşim bende çok acıkmıştım..dedi.. sonra masaya yaklaştı.. sıla boranın masaya doğru attığı her adımla heyecanlanıyordu.. gözleri birbirine mühürlenmiş gibiydi..sılanın yüzüne oturan çocuksu gülüşüne karşılık boran ona özlemle bakıyordu..
Çevrelerinde olan olaylara kayıtsız kalmışlardı artık..

GÖZLERİNE BAKARKEN
Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde
kayboluyorum...
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin:

sırrını her gün bir parça veren
fakat hiç bir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan...
(Nazım hikmet)

tubaaa
02-03-07, 17:15
Boran sılanın gözlerinin içine bakmaya çalışıyodu ama sıladan en ufak bir tepki bile gelmiyordu tam karşısına oturmuştu sıla boranın üç gündür ilk defa karşı karşıya geldiler. Sıla hep borandan kaçıyordu. Yapması gerekenleri yapıyo daha sonra odasına gidiyodu. Yani kadınlık ve gelinlik vazifesini yapıp odasına çekiliyordu. Boranla hiç konuşmuyordu nerdeyse sadece boranın sorularına cevap veriyordu. Sılanın bu hali boranı delirtiyordu.

Şimdide köylerinden iki genci evlendiriyolardı o yüzden karşılıklı masalarda oturuyolardı. Bütün düğün boyunca boran sılayı izledi ama sıla ne etrafındakilerle konuşuyo nede borana bakıyordu.

Sıla çok sıkılmıştı artık bu düğünden odasına gitmek istiyordu. Son zamanlarda hiç çıkmak istemediği ve kendini rahat hissettiği tek yere odasına gitmek istiyordu. Karşısında boran ona hiç gözünü kırpmadan bakıyordu bunun farkındaydı ve bilerek gözlerini ona çevirmiyordu. Çok kırılmıştı sevdiğine. Biliyordu gözlerine baktığı anda onu affedecekti bu yüzden suratına hiç bakmıyordu.

Düğün bitti herkes evlerine dağıldı boranla sılada bir arabaya bindiler. Sıla yine hiç konuşmuyordu.

Boran: sıla yeter artık yapma şunu
Sıla: neyi
Boran sılanın bu haline deli oluyordu. Hızla arabayı durdurdu. İkiside öne doğru gitti geldi.

Boran: sıla in arabadan dedi kendiside indi şimdi karşı karşıya duruyorlardı ama sıla yine bakmıyordu ona.
Boran : sıla gözlerime bak
Sıla: peki boran ağa onada peki.
Son zamanlarda en çok kullandığı kelimeydi bu hiç bir şeye itiraz etmiyo her şeye evet diyordu.
Boran: yeter artık sıla kendine gel ben eski sılanmı istiyorum bana karşı gelen, istediğini yapan, hiçbir fikrinden caymayan sılamı.
Sıla hiç ses çıkartmadı sılanın sessizliği boranı iyice delirtiyordu.
Boran: sıla bişey desene tamam özür dilerim biliyorum çok ağır konuştum ama senin bana böyle davranmana dayanamıyorum ne olur kendine gel artık.
Dedi ve sarıldı sılaya. çok özlemişti sılayı bunu sarılınca dahada çok anladı. Kokusunu içine çekti
Boran: çok özledim seni sıla.
Sıla gene hiçbir tepki vermedi. Boran kollarını yavaşça bıraktı
Boran: beni affetmiceksin demi sıla
Sıla: boran ben hamileyim firuz ağanın çok istediği çocuğa

Boran duyduklarına inanamıyordu. Alabileceği en mutlu haberi sevdiğinin ağzından garip bir şekilde alıyordu.
Boran: sıla ne dediğinin farkındamısın sen.
Sıla: eminmiyim diyemi soruyosun evet eminim baba olucaksın aşiretinize yeni ağa geliyo
Boran: hayır ben onu sormuyorum. Bu kadar güzel bir haberi bana böylemi söylüyosun.
Sıla: baba olmak istemiyomuydun. Baba olacağının haberini veriyorum daha ne istiyosun.
Boran: sıla saçmalama bu bizim çocuğumuz. Ben sadece baba olacağıma değil bebeğimin annesinin sen olduğunada seviniyorum sıla ama belikli sen anne olacağına sevinmiyosun.
Sıla: bu önemli mi? İstediğiniz olucak işte bir varis gelicek aşiretinize istediğiniz gibi.
Boran: sıla istemiyomusun bu bebeği
Sıla: benim isteyip istememem duygularımın artık önemli olmadığını siz söylediniz unuttun mu?
Boran: özür dilerim sıla o gün öyle davrandığım için çok kıskanmıştım seni abayın yanına gittiğini duyunca.
Sıla: benden özür dileme boran ağasın sen ağalar karılarından özür dilemez. Açıklamada yapmazlar.

Boran sıladan duyduklarına inanamıyordu.
Boran: sıla arabaya bin gidiyoruz dedi.
Sıladan hiç bi tepki gelmedi. Geçti arabaya oturdu. Sılanın bu son yaptığı boranı iyice delirtmişti.

Arabaya bindi ve doğru hastaneye gitti.

Sıla: ne oldu boran neden buraya geldik.
İlk defa soru sorulmadan konuşmuştu sıla.
Boran: çocuğu aldırmaya geldik sıla madem sen istemiyorsun bu bebeği bende benim bebeğimin annesi onu istemezken doğmasını istemiyorum.

Sıla: iyi boran ağa senin istediğin gibi olsun.

Dedi ve arabadan aşağıya indi. Boran bu konuştuğu kişinin sıla olduğuna inanamıyordu. Nasıl bu kadar duygusuz olabilirdi bu konuda. Çocuğumuzu öldürecek diye düşündü. Ama boran geri adım atmıcaktı. Hastaneden içeriye girdiler. Hemşireler bu saatte doğum doktoru bulamıcaklarını söyledi. Boran ağaydı o isterde doktor bulunmazmıydı hiç.

Doktor yarım saat sonra geldi.

Doktor: buyrun boran bey beni çağırmışsınız.
Boran: evet doktor hanım
Sılaya baktı ve
Boran: eşim şu an hamile ama bebeği doğurmasını istemiyoruz.
Doktor: bunun bu kadarmı acelesi var boran bey. Biraz düşünün isterseniz belikli bu acele karar verilmiş bir şey.
Sılada hala bi tepki yoktu yalnızca boran ve doktoru dinliyordu. Boran sılanın bu halini gördükçe dahada çok sinirleniyordu. Dişlerini sıka sıka
Boran: hayır acele karar vermedik hem siz işinizi yapın yeter.
Doktor: peki boran bey özür dilerim. Buyrun sıla hanım önce ultrasonda bi bakalım bebeğe.


Sıla çok korkuyordu aslında bu bebeği kaybetmektende bu bebeği hayata getirmektende ondanda sessizdi aslında. Anlatmak istiyordu içinden geçenleri borana ama inadına yeniliyordu konuşamıyordu boranla.

Sılanın doktora tepki vermemesi boranı sevindirmişti vazgeçti diye düşünürken.
Sıla: tamam geliyorum dedi.

Boranın artık hiçbir ümidi kalmamıştı. Gidiyodu bebeği daha hiç tanımadığı, hiç görmediği , sesini duymadığı çocuğu bi inat uğruna ölüp gidecekti. Sılanın arkasından bakakaldı boran.


1 saat sonra sıla bitkin bir halde çıktı odadan. Boran sılanın suratına bakmadı bu sefer.
Boran: hadi gidelim
Sıla: tamam dedi.


Eve geldiler. Boran hiç konuşmadı sılayla çok kırıldı sılaya bebeğini öldürmüştü sıla en çok istediği şeyi. Konağa baktı kimbilir bu konak bu bebek haberini duysaydı nasıl olurdu dedi. Herkes yıllardır bu haberi bekliyordu. Annem babam naıl mutlu olurlardı. O zaman babamda sılayla uğraşmayı bırakırdı dedi kendi kendine. Ama her şey için çok geçti artık. Bu düşünceleri kafasından atmaya çalıştı şu son yaşadığı üç günün kabus olamsını diledi.

Kevser: oğul nerde kaldınız gecenin kaçı oldu siz yeni geliyonuz.
Boran: geldik işte anne. Ben yatıyorum.
Dedi ve üç gündür yalnız yattığı odasına gitti.


Kevser: kızım siz gene kavgamı ettiniz.
Sıla: yok anne nerden çıkarttın.
Kevser: her halinizden belli.
Sıla bi süre sessizce durduktan sonra
Sıla: anne sana bişey dicem
Kevser: söle kızım
Sıla: ama kimseye söyleme bir süre tamamı?
Kevser: kızım beni meraklandırmasana söyle ne varsa.
Sıla: hamileyim anne.
Kevser bu lafı duyunca öyle bir çığlık attıki. Herkes odalarından fırladı.

Boran annesinin sesini duymuştu annesine bişeymi olmuştu? Bu gün bişeyi daha kaldırama diye düşündü. Lütfen anneme bişey olmasın.
Koşarak indi merdivenlerden.
Herkes annesinin etrafındaydı.
Boran: ne oldu anne
Herkes boranın yüzüne gülerek bakıyordu. Bu arada yezdanın hıçkıra hıçkıra ağladığını gördü. Bunlara bir anlam veremiyordu. Noluyodu bu evde böyle.

Boran: ne oluyo burada biri banada anlatsın anne niye bağırdın öyle. Herkes niye gülüyoda yezda ağlıyo.

Sılada bi kenarda olanları izliyordu sessizce. Herkesi böyle mutlu görünce doğru şeyi yaptığına emin oldu.

Firuz: tebrik ederim oğul sonunda yüzümüzü yerden kaldırdın sevindirdin.

Boran bi anlam veremiyordur bu sözlere. Kevser hanım sarıldı oğluna.
Kevser: saol oğul sonunda bizimde yüzümüz güldü Allah analı babalı büyütsün aşiretimize ailemize hayırlı evlat olur inşallah

Boran bu duyduklarına inanamıyordu. Sıla bebeği aldırmıştı. Buna emindi. Hastanede yanındaydı. Yorgun hasta halini görmüştü. E neydi şimdi bu.

Herkes boranla sılayı tebrik etti ve odalarına gittiler. Sılayla boran avluda yalnız kalmışlardı artık.

Boran: sıla bu ne demek oluyo.
Sıla: yapamadım boran canına kıyamazdım bebeğimizin seninle benim bir parçam bu bebek. Sana çok sinirliydim sen beni hastaneye götürdüğünde sana inat aldıracaktım bu bebeği. Ama o küçücük bebeği gördüm ve kalp atışlarını duydum boran. Görsen o kadar küçükki. Kıyamadım.

Boran: arabada niye söylemedin bana.
Sıla: biraz daha acı çek diye boran. Canımı çok yaktın. Seninde canın yansın istedim.
Boran: özür dilerim sılam seni üzmek istemem hiçbir zaman ama çok kıskanmıştım seni.
Sıla: tamam boran sus bu konuyu bi daha açma
Boran: kusura bakma sılam. Biliyorum bana çok kızıcaksın gene ama söylemek zorundayım bunu sana.
Sıla: ne var boran söyle.
Boran: senin babanlara gittiğin günün akşamı baban beni aradı seninle görüşmek istiyomuş. Ama ben çok sinirli olduğum için babana sıla sizden biriyle bi daha görüşmeyecek dedim. Biliyorum buna hakkım yoktu. Hem baban ilk defa seninle konuşmak isterken hiç yoktu ama.
Sıla: bu sıralar yeterince hata yapıyorum bunuda affet diyosun yani.
Boran: evet öyle diyorum.
Dedi ve tebessümle baktı sılaya.
Boran: sıla baban niye seninle görüşmek istiyoki. O gün ne oldu orda.
Sıla olanların hepsini anlattı borana içini döktü. Bunca gündür içinde sakladığı her şeyi anlattı. Hem anlattı hem ağladı.
Boran: tekrar yaptıklarım için özür dilerim sıla. Sen bunları yaşayıp eve gelmişsin bende tuttum sana neler yaptım acılarına bi acı daha ekledim. Oysa sen o evden ne halde gelmişsin buraya.
Sıla: neyse boran sen yanımdasın ya hiç bişeyin önemi yok artık. Bebğimizde olucak şimdi bide daha mutlu olucaz.
Boran: yüreğime indiriyodun sıla bebeğimizi öldürdün sandım.
Sıla: biliyorum çok korktuğunu, çokta sinirlendin gözlerinden ateş çıkıyordu.
Dedi ve güldü

Boran: sen dalga geç böyle hanımefendi. Bunun cezasını bebeğimiz çıkartır senden nasıl olsa. Babama niye böyle yaptın diye neler yapacak sen gül şimdi böyle.
Sıla: hayır bebeğimiz annesini korur. Annesine hak verir.
Boran: sen öylesan . beni daha çok sevecek bebeğimiz.
Sıla: beni
Boran: beni
Sıla: beni. Kısa bir sessizlikten sonra.
Sıla: boran sence kızmı olur bebeğimiz erkekmi?
Boran: ne olursa olsun sıla sağlıklı olsunda
Sıla: öyle tabiide inşallah erkek olur.
Boran: sıla yapma bunu, bi önemi yok cinsiyetinin.
Sıla: ikimizde biliyoruz boran erkek olursa baş üstünde tutulacak.
Boran: kız olursada öyle olucak çünkü o boran ağa ve sılanın kızı olucak.
Sıla: tamam bunu sonra düşünürüz babası şimdi bizim canımız tatlı istiyo hadi gidip tatlı yiyelim.
Boran: bak ben şişman karım olmasını isteme çok yeme ha
Sıla: oldu boran ağa ben bizim bebeğimizi taşıcam canı ne isterse yapıcam sende beni beğenmiceksin. 9 ay boyunca ben ne yersem sende yiyeceksin, ne kadar kilo alırsam sende alıcaksın. Gerekirse sancılarıda beraber çekicez haberin olsun.
Boran: o olmaz bak her şeyi yaparım ama sancısını çekemem
Sıla: yok öyle yağma boran. Her şeyi beraber yapıcaz.
Boran: peki sılam hele o gün bi gelsinde

Sabaha kadar bebeklerini konuştular. İsmini, hangi okula gideceğini,üniversitesini , mesleğini, erkek olurda askere giderse hangi şehre gideceğini, kız olusa başka şehre okumaya gönderip göndermiceklerini,torunlarının kaç tane olucağını isimlerini bile kararlaştırdılar.

Nerdeyse her konuda tartışmaya girdiler. Bir kaçı hariç ortak çözümde buldular. Boran kız babası olarak kızının asla başka bir şehre gitmesine izin vermiceni söyledi . sılada bu konuyu tekrar açmak üzere kısa bir süreliğine kapattığını söyledi. Yani en az 17 yıl kadar.

Sabah

Sıla: boran ben daha fazla dayanamıyorum. Çok uykum geldi.
Boran: tamam sılam sen yat artık.
Sıla: ya sen napıcaksın uykusuz nasıl gideceksin işe.
Boran: sen beni merak etme sıla ben uykusuzluğa alışkınım.sen yanımda yokkende uyuyamıyodum ben.

Boran sılayı yatırdı üstünü örttü. Sıla hemen uykuya dalmıştı. Boran sılaya baktı ve bu yüzü bir daha bu kadar uzun süre görmeden nasıl dayandım diye düşündü. Hiç gitmek istemiyordu karısının bebeğinin yanında durmak istiyordu. Ama işe gitmek zorundaydı.zor bir gün boranı bekliyordu. Sevdiğine son bir kez daha baktı ve ne kadar şanslı olduğunu düşündü. Sessizce çıktı odadan.

eledrhim
02-03-07, 17:28
arkadaşlar destekleriniz için teşekkür ederim gerçekten sağolun... senaryom tüm yorum yapan arkadaşlarım için...

asia ablacım özellikle sana (bu sefer şarkı değil şiir var:img-wink: )

rockergecem ve gülbeyaz sizlerede gelsin...

keyifle okumanız dileğiyle...bye

Part 20

Sıla “benimle evlen Boran”
Boran “Sıla!”
Sıla, elini Boranın dudaklarına götürerek susturdu “Dilanın yerine benimle evlen”
Boran, Sılanın parmaklarına minik bir öpücük kondurduktan sonra “keşke bu kadar kolay olsaydı ama mümkün değil Sıla”
Sıla, öpücükten sonra elini çekmek istedi ama Boran bırakmadı, Sıla başını öne eğip “neden olmasın?”
Boran “tek yol Azadın kanından bir kızla evlenmem, ne yazık ki elimden hiçbir şey gelmiyor”
Sıla “Boran, ben Azadın ve Dilanın ablasıyım” dedi.
Boran “ne?”
Sıla başıyla onaylarken, arabadan evlatlık belgelerini çıkarıp uzattı.
Boran, kâğıtları incelerken sevinsin mi üzülsün mü bilemedi biran “Bu… Bu nasıl olabilir?”
Sıla “konuşsak iyi olacak sanırım”
Boran “tamam” anlamında başını salladı, hala şaşkınlığı üstünden atamamıştı.
Sıla “şey arabaya geçelim mi? Ben üşüdüm de”
Boran dışarı çıkmadan üzerine aldığı ceketi çıkarıp Sılanın omuzlarına yerleştirdikten sonra Sılayı sağ öne yönlendirip kapısını açtı, kendiside şoför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdı “bu gece uzun olacak anlaşılan kendimize bir yer bulsak iyi olacak hem de laf söz eden olmasın” dedi.
Sıla “peki” diye yanıtladı.

Abayın evine sürmüştü arabayı Boran, kapıyı çaldı.
Lucine “Boran abey?”
Boran “Kusura bakma Lucine bu saatte rahatsız ettik ama Abay yok mu?” derken Abay geldi.
Abay “Boran hayırdır bu saatte” derken Sılayı fark etti ve gülümseyerek “sakın biz de kaçtık demeyin, şuracıkta bayılır kalırım” dedi.
Boran “İşler karıştı Abay konuşmamız lazım” dedi ve Sılaya yol verdikten sonra içeri geçtiler.
Boran, Sılaya dönüp “Abay benim çocukluk arkadaşım, kan kardeşim” diye Abayı tanıttı. Sonra Lucineyi gösterip “buda Abayın kardeşi Lucine” ve en son Sılaya dönüp “Sıla” dedi.
Abay, tanışma faslı bitince “ee Boran anlatmayacak mısınız?” dedi.
Boran “Sıla, Azadın ablasıymış”
Abay “ne? Nasıl?”
Sıla “isterseniz ben anlatayım” dedi ve başladı anlatmaya “bundan kısa bir süre önce annemi ve babamı bir kazada kaybettim… İşte hayatımla ilgili tüm gerçekleri o günün gecesi öğrendim ve buraya gerçek ailemi bulmaya geldim.” Sonra Borana dönüp “hani peşimden geldiğin gün, ilk kez gördüm onları” dedi.
Abay “eee… Peki, şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?”
Boran, Sılaya döndü. Sıla cevabın kendisine bırakıldığını anlamıştı “yani onların ablası, evin büyük kızı olarak Boranla ben… Yani tabi Boranda kabul ederse ben formalite evliliği teklif ediyorum” diyerek Borana döndü.
Boran, duyduğu son cümleyle şaşkınlığını gizleyemezken Abaya baktı çaresizce ve Abay anladı arkadaşının aklından geçenleri ve söze girdi “bak Sıla, Boranı benden iyi tanıyanını bulamazsın… Ben onun ciğerini bilirim o da benim… Bu olaylar olduğunda Boranın önüne iki seçenek sunuldu ya birisi kendi öz kardeşi olmak üzere iki insanın canına kıyacaktı ya da kendini feda edip berdele karar verecekti. Boranda bir çocukla evlenmeyi göze alıp ki bu Boran için ölüm demektir, kendini feda etmeyi seçti, tıpkı senin yapmaya çalıştığın gibi. Şimdi sana bunları neden anlattığıma gelince; iyi düşün ve karar ver, bu evliliğin geri dönüşü yok… Hani formalite diyorsun ya buralarda her şeyi töreler belirler ve törelere göre evlilikler ancak ölümle biter…” dedi.
Sıla, gözleri dolmuş Bir Borana bir Abaya bakıyordu “her ne kadar anlayamasam da tüm bu saçmalıkları anlamaya çalışıyorum ve beni uyardığınız için teşekkür ediyorum… Ancak bu evlilik olacak” dedi, kesin bir tavırla.
Aslında Boran ve Abay son bir görev olarak uyarmak istemişlerdi ama ikisi de derin bir nefes almışlardı, Sılanın cevabıyla. Abay ve Boran biran göz göze gelip tebessüm ettiler.

Kısa sürelik bir suskunluktan sonra Sıla “şey… Gördüğüm kadarıyla size de saçma geliyor tüm bu kurallar, neden bir şey yapmıyorsunuz… Yani hep gazetelerden okuduğum töre cinayetlerine binaen soruyorum”
Boran “emin ol biz elimizden geleni yapıyoruz Sıla ama o kadar ince bir çizgiye bağlı ki her şey… İnan bu duvarları yıkmak öyle kolay değil, zaman gerekli” dedi.
Sıla “neden peki? Sen ağaları değil misin? Seni dinlemezler mi?” diye sordu çaresizce.
Boran “bu sistemde ağaların yeri töre yazmak değil Sıla, töreleri uygulamak… Hem inan ağa olmak en son isteğim şeydi ama hayat hep istediğimiz gibi şekillenmiyor değil mi?”
Abay “eee… Boran karar verildi mi düğün ne zaman yapılacak?” diye sordu.
Sıla, telaşla “düğün mü?” diye sordu sonra kendine dönen meraklı gözlere cevaben “şey yani düğün yapmasak olmaz mı? Yani sadece iki şahidin olduğu bir nikâh olsa” dedi ve gözlerini başka tarafa kaçırdı.
Boran aslında bu teklife bozulmuştu ama evleneceği kişinin Sıla olduğunu bilmek bile ona yetiyordu “peki Sıla sen nasıl istersen” dedi.
Sıla hemen çantasından nüfus cüzdanını çıkarıp Borana uzattı “ne kadar çabuk olursa benim için o kadar iyi” dedi, çünkü biliyordu Korhan ve Zeliş gelirlerse bu evliliğe izin vermezlerdi.
Boran şaşkınca Nüfus cüzdanını alırken Sıla “ne zamana olur?” diye sordu.
Boran “sen ne zaman istersen olur, istersen hemen bu sabah”
Sıla “bu mümkün mü?”
Boran telefonunu çıkarıp birini aradı. “alo, Ahmetçim kusura bakma bu saatte rahatsız ettim ama acele bir mesele vardı” dedi ve oradan kalkıp gitti.
Bu esnada Abay, şaşkınca Boranı takip eden Sılaya “belediye başkanı çok yakın arkadaşıdır… Nikâh işini sabaha olmuş bil”
Boran konuşmasını bitirip gelmişti “nikâh işi tamamdır” dedi.
Bunun üzerine Abay sıkıntıyı dağıtmak ister gibi “hadi madem sabaha kadar dinlenelim biraz, kan kardeşimin düğününe şişmiş bir suratla gitmek istemem açıkçası” dedi, gülümseyerek.
Ayaklanıp odalarına doğru ilerleyeceklerken Boran Sılaya dönüp “eğer bir isteğin, bir ihtiyacın olursa” derken kolunu tutan elleri hissedince sustu.
Sıla, hani misafirliğe gidince annesinin arkasına saklanıp bir şey isteyen çocukların yaptığı gibi iki eliyle Boranın kolunu tutmuş, kulağına doğru “Boran şey ben… Kahvaltıdan beri hiçbir şey yemedim” dedi, çekinerek.
Boran gülümsedi, Sılanın bu haline “hımm… Haklısın bak benimde karnım aç” dedikten sonra Abaya bir göz işareti yaptı ve mutfağa geçtiler.

Lucine odaları hazırlamak için onlara katılmadı. Aslında Boranı Sılayla görüp daha fazla üzülmemesi için Abay böyle istemişti. Hep birlikte yiyecek bir şeyler hazırlamak için kolları sıvadılar ki Sılanın cep telefonu çaldı. Sıla telefonu açmak için kenara çekilirken; Abay Boranın elindeki bezi sıktığını fark etti “Boran?”
Boran “o adam arıyor” dedi, dişlerini sıkarak… Boran Sıla telefonu açarken Emrenin resmini görmüştü.
Abay “sakin Boran sakin” diye teskin etmeye çalıştı.
Boran “nasıl sakin olayım Abay herifin aradığı saate bak”
Abay “Boran, dur dellenme hemen… Hem bak aralarında gizli bir şey olsa böyle rahat konuşur muydu yanında, ne dediği duyuluyor” dedi.

Sıla telefonu açmış “Emre?”
Emre sesi üzgün geliyordu “Sıla”
Sıla, telaşla “Emre hayırdır kötü bir şey mi oldu?”
Emre “evet oldu Sıla… Sen ordasın benden uzaksın daha kötü ne olabilirdi ki?”
Sıla, sinirli “Emre saatten haberin var mı senin?”
Emre “var ne olmuş, ne yani arayamaz mıyım?”
Sıla “sen içtin mi?”
Emre “evet içtim… Aşk acısı çekiyorum çünkü”
Sıla “tamam Emre sonra konuşuruz”
Emre “hayır şimdi konuşalım… Ben… Ben seni seviyorum Sıla”
Sıla “Emre inan şu an duymak istediğim en son şey bu, sana iyi geceler” dedi ve telefonu kapayıp Abay ve Boranın yanına döndü “kusura bakmayın” dedi ve masaya oturdular.
Boran dayanamadı “bir sorun mu var?” diye sordu.
Sıla “önemsiz bir konu” dedi.

Lucine “iyi geceler” dileyip yatmıştı. Karınlarını doyurduktan sonra Abay, Boran ve Sılaya odalarına kadar eşlik ettikten “hadi size iyi uykular, yarın uzun bir gün olacak o yüzden dinlenmeye bakın” dedi ve odasına çekildi.
Boran, Sılaya dönüp “eğer bir sorun olursa hemen yan odadayım sakın çekinme”
Sıla, gülümsemeye çalışarak “teşekkür ederim, iyi geceler”
Boran “iyi geceler” dedi.

Sıla, yatağa uzanıp tüm bu olanları düşündükçe içinde bulunduğu gerçeği fark etmeye başladı, korkuyordu ama en azından bir tesellisi vardı, Boran gibi biriyle evlenecekti. Bu geceki konuşmadan sonra daha çok ısınmış, biraz daha hayran olmuştu Borana. Abayıda çok sevmişti çok sıcak bir insandı. Ama Lucine soğuk gelmişti biraz hele Boranla evlenme haberini aldığında ne kadar bozuldu diye düşündü Sıla. Kafasını kurcalayan onlarca düşünce içinde son zamanlarda her gece olduğu gibi yine huzursuz uykusuna daldı.

Sıla odasına girdikten sonra Boran da gidip kendisini yatağa bıraktı. O kadar çok duyguyu bir arada yaşamıştı ki son birkaç günde… Çocuğu yaşında birisiyle evlenmek zorunda olduğunu düşünürken geleceğe dair hayaller kurduğu kızla evlenecekti… Hem de birkaç saat sonra… Sevinmeli miydi yoksa üzülmeli mi bilemedi. “Yüz yıllara bile meydan okumuş olan töre böylesine şahit oldu mu acaba” diye düşündü, töre zoruyla sevdiği kızla evleniyordu… Neden sonra “Acaba o da istiyor mu yoksa sadece kardeşi için mi” diye geçirdi içinden…

Boran, duyduğu bir kadın iniltisiyle sıyrıldı düşüncelerinden… Hemen dışarı çıktı ve tahmin ettiği gibi ses Sılanın odasından geliyordu. “Sıla” diye seslendi önce ama cevap alamadı. Kısa bir tereddüdün ardından girdi odaya.

Sıla, terlemişti. Huzursuzluğu her halinden belliydi, sayıklıyordu “anne… Anne… Hayır…”
Boran yatağın kenarına oturmuş Sılayı uyandırmaya çalışıyordu “Sıla, uyan hadi”
Sıla ani bir sıçramayla Borana sarılmıştı “anneee...”
Boran, yüzünde oluşan gülümsemeye engel olamadan “tamam… Geçti” dedi, Sılaya sarılmış, saçlarını okşuyordu.
Sıla, kendine gelip de Borana sarılmakta olduğunu fark edince, başını kaldırıp Boranın yüzüne baktı, gözünden birkaç damla yaş geldi “artık kâbus görmek istemiyorum” dedi ve daha sıkı sarıldı “yardım et bana…”

Sana yaşam diyorum
Ak artık gözlerimden yüreğime
Bak
İçimde eksikliğinden kaynaklı
Depremler oluyor
Faylar oluşuyor her bir hücremde
Dengemi
Gözlerinde
Varlığımı
Gülüşlerinde
Sağlıyorum
Uzat ellerini
Uzat
Bak
Ellerim bomboş ve soğuk
İçimde kar fırtınaları oluyor
Tipilere karşı gelemiyorum
Sarıl bana
Üşüyorum
Sımsıkı sarıl
Kopsun fırtınalar
Umurumda değil
Kollarındayken
Çıkacak fırtınaların
Kopacak kasırgaların
Çünkü sen
Limanım ve özgürlüğümsün

(Murat Tali – Yaşam)

40...roses
02-03-07, 17:46
[B]Devamini ÖM ile gönderecektim fakat kisa oldugundan ve zamanim kisitli hemencik buraya ekledim ....Yorumculara ...bize destek verenlere gelsin onlar kendini biliyor ...Degil ?

Efendim bazi duyumlar aldim ...Bagevinin kapisinin önünde elleri bögünde kalanlar olmus..:img-hyste .Sizi hinzirlar birde kapiyi vurup vurup kaciyormussunuz..Kücük Bahar gectiniz haaaaaaa..:img-hyste .
Tesadüfe bakiniz benim 10.Bölüm S ve E ´nikine denk geldi ...nasip kismet kader vs. Iste rastlantinin böylesi ....:img-hyste
/B]

Silanin ici simsicak olmustu ...ellindeki mendile oynayarak
„Bende onu cok sevdim ...sevmemek ellde degil cok tatli .“
Boran sicak bir gülümsemeyle silanin sacini gözünün önünden cekip kulaginin arkasina itirdi ...
„Tipki senin gibi ....bazen sana benzetiyorum ...dik kafali inatci ...ve her seferinde beni sasirtmayi basariyor .“
Sila gülümseyerek ona bakti ...yerinden kalkip ellini Borana uzati ...
„Hadi Bagevini iceriden görmek istiyorum ...“
Boran ona uzatilan elli tutup yerinden kalkip... ellerini birakmadan merdivenleri ciktilar yukari .....

10.Bölüm...

Bag evinden iceri girdiklerinde onlari bekleyen cilingir sofrasina Sila sevindirik bir hal almisti ...gülümseyerek Borana döndü
„Böyle bir sofra beklemiyordum dogrusu ...sagol.“
Boran yüzünde tebesümle silanin ellinden tutup yerine oturmasina yardimci olumus.... karsisina yer almisti
„Bir sey degil ...sen hep böyle mutlu ol bana yeter.“
Sila mahcup olmustu etrafina bakarken gözüne sömine carpti ...
„Acaba yaksak mi ?...icerisi biraz serin de“
Boran hinzirca gülümseyerek yayagi kalkip ...hazir bekleyen odunlari tutusturmaya calisiyordu ...
Sila oturdugu yerden muzipce gülüp Borana bakiyordu
„Agam becerebilecek misin ?...adamlarindan birini mi cagirsak ne !“
diyerek gülüyordu
Boran hic aldiris etmiyordu silanin sözlerine `bak gör basaracagim ...simarik sey sen görürsün `iciden ice kiziyordu ...odunlarin tutusmasiyla rahatlamisti ...gayet memnun bir yüzle silaya dönüp ...ellerini abartili bir sekilde bir birine sürerek ...sömineyi isaret ediyordu ...Silanin yüz ifadesinin degis mesiyle ... sömineye isaret ediyordu ..Boran sasirarak arkasina döndü ...Sömine den odaya dumanlar siziyordu ....Sila artik kahkahalarla oturmus boranin atesi söndürmesine bakiyordu ....duman iyice odayi sarmis di Sila artik elli agzinda oksürerek kapiya kosup ardina kadar acti ...Boran atesi söndürmeyi basarmisti yüzü is icinde silaya bakiyordu onu görünce sila kahkahayi patlatmisti...oldugu yere cökerek yanlarini tutuyordu ...Boran gülen Silayi kucakladigi gibi disari kuyuya getirmisti ...Sila hem gülüyor hem yumrukarini boranin kolarina vuruyor bir yandanda ayaklarini salliyordu ....Boran kuyunun icine bakip
„Özür dile yoksa.........atarim asagi „
Sila cidi olmaya calisiyor ama fazla beceremiyordu ...ellerini boranin boynuna dolayip iyice sokulup sarilmisti ..
„Bana kiya bilirmisin ?....hem yüzün is icinde kalmis cok komik görünüyordun o yüzden ...güldüm .“
Boran onun sarilmasini doymak icin cevab vermiyordu fakat silanin yüzüne bakmasiyla yere indirmek zorunda kaldi...Sila kuyuya dönerek kovayla su cekti ...Boran ellini yüzünü yikadiktan sonra cebinden Oyali bir mendil daha cikarip elini yüzünü sildi ...Sila elleri belinde borana bakiyordu
„Ehhh ne yapacagiz simdi yiyecekler iceride is icinde kaldi ?“
Boran basini salayarak silanin ellinden tutup merdivenlere dogru cekerek
„Sen Boran Agaya güvene bilirsin ...simdi yan oda var oraya aliriz siniyi ..nasi ?“
Sila gülümseyerek ellini sIktI ..
„Sen yanimda olduktan sonra ...Boran Aga her seye varim ...“
Iceri girip siniyi odanin kapisindan cikarmaya calisiyorlardi fakat...sini büyük kapi dar oldugundan olmamisti ....ikisi kahkahalar icinde tek tek yiyecekleri yan odaya götürmüslerdi yatagin üstüe bir tepsi masa olarak ortaya koymuslardi ...yemeklerini yerken sila birdaen duraklamasi Borani merak etirmisti ...Sila hayret icinde
„Boran..sencede tuhaf degil mi ?....Baca tütüyor ....Sini kapidan gecmiyor ...bu bir isaret mi ?“
Boran iyice keyiflenmis di Silanin gülmesinin intikam zamani gelmisti ...ciddi ve endiseli bir yüzle erafa bakip ..
„Sila ...Aile sirimizi ortaya cikardin ...biz aslinda yalniz degiliz-“
sözünü bitirmemisti ...Sila endiseli yüzle yanina oturmus sarilarak etrafa bakiyordu ...korkmustu...
Boran firsatan istifade iyice sarilmisti ...sacini öperek ...
„Sila saka yaptim ...saka“
Sila ani bir hareketle ayagi kalkip elleri yine bellinde
„Haha cok komikti ...intikamini aldin bravo sana „
diyerek etrafa bakiyordu ...camin önünde tavlayi gördü elline alarak Borana döndü ...
„varmisin Tavlaya ....“
Boran kendinden emmin tavirla
„tabi varim ...nesine ...yoksa oynamam !...kaybedersem bir gün boyunca istedigini yapacagim ...sen kaybedersen aynisi gecerli ...himmm“
Sila yan yan gülümseyerek icinde ´görürsün sen kim kaybedecek ` diyerek ..yatak daki tepsiyi kenara alip tavlayi acarak taslari dizmeye basladi ...


benden bu günlük bu kadar söz verdigim icin devam yazdim ...aksilikler geldimi üst üste geliyor:icon_sorr p.tesi görüsmek üzere ...iyi seyirler ve haftasonu dilegimle ....Gül :sad53:

yağmur yüreklim
02-03-07, 18:43
[/B]Sıla: böyle konuşma
Boran: neden?
Sıla: senin sevginin altında eziliyorum
Boran: sevdamın altında ezilmek mi?
Sıla evet anlamında yavaşça kafasını sallar
Boran : ben sana bunları bu yüzden söylemiyorum Sıla.. Sadece beni, sevgimi, içimi anla diye, sensiz hayatın bir anlamı olmadığını bil istiyorum maksadım seni üzmek değil.
Boran ve Sıla kızkulesine gelmişlerdir. Sahile arabayı durdurur.
Boran: hadi Sıla inip kız kulesine geçelim
Sıla: hayır Boran burada kalalım
Boran: neden canım
Sıla: buradan , uzaktan seyredelim bazen bazı şeylweri uzaktan izlemek daha doğru çünkü içine girince her şeyin farkına varıyosun. Aslında uzaktan göründüğü gibi olmadığını anlamak insana çok büyük acılar yaşatabiliyor
Boran: sen iyimisin Sıla?
Sıla: iyiyim
Boran: bana söyleyeceğin yokmu Sıla
Sıla: ne gibi
Boran: Şuan yaşadıkların gibi, düşündüklerin gibi
Sıla: hiçbirşey düşünmüyorum Boran
Boran: Sıla..ben senin kocanım. Seninle bir hayatı paylaşacağız. Bu ne demek biliyorsun değimli? Sıkıntılarımızı, hüzünlerimizi, umutlarımızı her şeyi paylaşıcaz birbirimizle. Ayrı bedenlerde yaşayan tek can gibi olacağız..
Sıla: Boran gerçekten yok bir şey ben sadece bu anın büyüsüne kapıldım konuşuyorum.
Boran: Peki Sıla..öyle diyosan
Sıla bu soğuk ortamı biraz ısıtmak ister
Sıla: Zeyşan.. Baban ve ben İstanbul’daki son gecemizde kız kulesine geldik. Yarın yaşayacağımız yere, (Boran’ın gözlerine bakarak) yaşlanacağımız yere gidiyoruz. Ama yine gelicez sen büyüyünce bu güzelliği seninde görmen için yine birlikte geleceğiz…Değimli babası
Boran: (gülümseyerek) Elbette geleceğiz. Bebeğimiz doğduktan sonra hep birlikte birçok yere gideceğiz Sıla’m.. görmek duymak istediğiniz her şeyi heryeri birlikte göreceğiz.
Sıla: Boran
Boran: söyle canım
Sıla: aslında çok korkuyorum
Boran: neden bitanem
Sıla: her şeyden. Sen korkmuyomusun??
Boran: her insanın farklı korkuları vardır Sıla
Sıla: seninkiler neler Boran. Mesela yaşayacaklarımızdan korkmuyomusun? Midyat’a dönünce olacaklardan
Boran: Bak Sıla..şimdiye kadar okadar farklı şeyler yaşadım ki. Vernek zorunda olduğum kararlar, insanların acılarına, sorunlarına çareler bulamamak, gözümün önünde ölrn insanlar ve benim hiçbirşey yapamamam…okadar zorki..bu düzenden, törelerden nefret ettim…yakıp yıkmak…yok etmek istedim..insanların canını yaktıkça bu töreler, benim canım daha çok yandı Sıla…şimdi yine aynı durum…yine töreler..ve hüküm en sevdiklerim, canlarım için verildi bu sefer. Ama Sıla bu sefer töreler canımı yakamayacak izin vermeyeceğim buna…Ben bu sevda için çok bedel ödedim ve artık ödemeye hiç niyetim yok..Seni, bebeğimizi kaybetmeyi hiç niyetim yok..
Sıla:Boran
Boran: elbette korkuyorum ama törelerden değil..Sensizlikten korkuyorum Sıla, pes etmenden korkuyorum..yanımda olmamandan korkuyorum
Sıla Boran’ın elinden tutat
Sıla: korkuların çok yersiz Boran ağa..benden kurtulacağını sanıyosan çok yanılıyosun..biran bile yanından ayrılmayacağım hiç şüphen olmasın
Boran elini tutan Sıla’nın ellerini iyice kavrayarak dudaklarına götürür.
Boran: daha ne isterim ki Sıla’m
Sıla ve Boran elele kız kulesinin yanan ışıklarını ve manzarayı seyrederler.
Sıla: manzara ne kadarda güzelmiş. Sanki ilk kez farkına varıyorum gördüğüm tüm güzelliklerin
Boran: bir şeyin nasıl göründüğü değil nasıl gördüğün önemli Sıla
Sıla: yanılıyorsun Boran ağa (gülümseyerek) bir şeye bakarken kiminle baktığın, kimin yanında olduğun önemliymiş
Boran yan gözle bakar sevdiğine gülümseyerek
Boran: sen nasıl bir insansın sevdiğim…nasıl bir hediyesin bana..
Sıla: sende öylesin Boran..seni tanımasaydım sanki hep yarım kalacaktım….bazen yaşadıklarıma iyi yönden bakmaya çalışıyorum sanki her şey seni karşıma çıkarmak için miş gibi…
Sıla: Boran
Boran: efendim
Sıla: bana böyle bakma
Boran: nasıl bakıyorum
Sıla: böyle işte
Boran: iyide nasıl?
Sıla: sevgi dolu.. gülen gözlerle..
Boran: neden bakmayayım
Sıla:işte bakma bakamıyorum gözlerinin içine
Boran: neden?
Sıla: kendimi kaybetmektren korkuyorum
Boran: benim yanımdayken istediğin gibi kendini kaybedebilirsin Sıla..hiç şikayetim olmaz…
Sıla: Boraaann.
Boran: efendim
Sıla: yok bişey.. Sarıl bana
Boran emrin olur gelin ağam.. hiç şikayet etmeden her dediğini yapabilirim yeterki böyle şeyler iste benden
Boran Sıla’ya sıkıca sarılır
Boran: iyimi böyle
Sıla daha sıkı sarıl, üşüdüm
Boran: üşüdün mü?
Sıla: evet
Boran: eve gidelim mi
Sıla: Boran .hayır.. burada kalalım. Sen sadece bana sıkıca sarıl..
Boran: küçüğüm..Seni seviyorum
Sıla: bana küçüğüm deme
Boran: küçüğümsün
Sıla: değilim
Boran: ama öylesin. Daha küçük bir kız çocuğusun
Sıla: ne yani ben küçük müyüm?
Boran: değimlisin Sıla..daha yeni girdin 18’ine
Sıla kendini Boran’dan çeker
Sıla: Bırak beni
Boran: ne oldu şimdi
Sıla:sen beni çocuk görüyorsun
Boran: hayır
Sıla: evet öyle
Boran: seni çocuk görmüyorum sadece.
Sıla: evet görüyosun bana çocuk muamelesi yapıyosun
Boran Sıla beni yanlış anladın. Seni çocuk gibi görmüyorum aksine seni nasıl gördüiğümü, ne gözle baktığımı söylememe gerek yok sanırım. Sen benim için bazen savunmasız bir çocuk gibisin..bazen hırçın bir çocuk..bazen utangaç bir çocuk…ama çoğu zaman kendinden emin ne istediğini bilen, karşısındaki insanın aklını başından alabilen bir kadınsın.. bilmem anlatabildim mi??
Sıla: Boran..sen varya
Boran: ben ne Sıla
Sıla: boşver..
Boran: Sıla söyle lütfen..
Sıla: bir insanı aynı anda hem kızdırmayı hemde mutluluktan ayaklarını yerden kesmeyi nasıl başarıyosun?
Boran: bilmem. Daha önce olan bir durum değil ki. Bende böyle şeyleri ilk kez söylüyorum bir kadına
Sıla heyecanlanarak sormaya başlar
Sıla: tek banamı söyledin yani bunları?
Boran:elbette Sıla..yoksa her önüne gelene böyle sözler sarfettiğimimi düşünüyosun
Sıla: yooo.. Boran bir şeyi merak ediyorum
Boran: neyi güzelim.
Sıla: sana saçma gelebilir. Gülme tamam mı?
Boran: neden güleyim sıla. Sor hadi
Sıla: şey..sen kaç yaşındasın ? (napayım bende çok merak ediyorum) ( sizce kaç yaşında )

Boran bu soru karşısında söz versede kendini tutamaz gülümser
Sıla: gülmeyeceğinme söz vermiştin hem çokmu komik Boran?
Boran: komik değil tabide böyle bir soru beklemediğimden sanırım
Sıla evli olabiliriz ama hakkımızda bilmediğimiz bir çok şey var değilmi Boran ağa?
Boran haklısın Sıla, afedersin
Sıla ne garip bizimkisi..hiçbirşeyi bilmiyoruz hakkımızda..bilmeden sevmek..değişik..
Boran kendisinden uzakta olan Sıla'nın elini tutarak konuşmaya başlar
Boran Bak Sıla..evliliğimiz normal koşullarda olan bir durum değildi. zorla olmuştu,,zorla evlenmiştik belki ama ben seni zorunlu olduğum için sevmedim...yüreğim ne dediyse hakkında benim için hakkındaki doğrular odur..başka hiçbirşeyin önemi yok
Sıla yüreğin ne diyorki hakkımda
Boran tertemiz kalbinin olduğunu, insanları sevmenin senin için bir erdem olduğunu, seni sevmenin benim için ayrıcalık olduğunu, gözlerimin gözlerinde kaybolduğunu..bunu sana ilk kez söylüyorum belki ama sen benim yaşama sebebimsin Sıla
Sıla gerçekten böylemi düşünüyosun Boran? ben senin hayatında bukadar önemlimiyim yani?
Boran elbette meleğim. Sen ki bana yeniden can verensin..hayat demeksin..
Sıla Boran..öyle güzel konuşuyosun ki..kendimi bulutların üzerinde sanıyorum..düşüncelerin ifade edişin..Seni bu yüzden seviyorum sanırım..önceden farkedememiştim..
Boran neyi.?
Sıla sen konuşmadığın zamanlarda..yani Midyat'ta.. hiç birşey anlatmadığında..açıklamadığında..birkaç söz etse çokmu diye kızardım içten içe..ama şimdi anlıyorum ki sen konuşmasanda gözlerin okadar yetenekli, okadar kabiliyetliki sözlerin anlatamadıklarını döküveriyor ortaya bir çırpıda..ve ben şimdi anlıyorum seni anlamamam gözlerini okuyamadığımdan kaynaklanıyormuş..
Boran peki şimdi okuyabiliyormusun?
Sıla sanırım evet
Boran ne anlatıyolar sana?
Sıla beni çok sevdiğini, bensiz yaşayamayacağını bunun gibi şeyler yani
Boran öylemi..
Sıla yanılıyomuyum?
Boran malesef
Sıla nasıl yani.. buda ne demek şimdi
Boran yan koltukta oturan Sıla'yı kendine doğru çekmek için omuzlarından tutar ve bu arada gözgöze gelirler. Boran Sıla'nın saçlarını düzeltir.
Boran gözlerim ne diyosa doğrudur Sıla..sözlerim seni yanıltmasın olurmu
Sıla Boran çok kötüsün ya.. yüreğime iniyodu
Boran gel buraya..küçüğüm benim..
Sıla Borann
Boran küçüğümsün dedim...
Sıla peki Boran ağa..görürsün sen.
Boran Sıla'm artık gidelim vakit iyice geç oldu sabah olacak nerdeyse..sabah oldukça yoğun ve zor olacak bizim için
Sıla hatırlatmasan olmaz demi..
Boran seni üzmek için demiyorum bunu Sıla'm. Bunlar gerçekler ve bunlardan kaçamayız öyle değilmi.. Hem sen hamilesin. Bebeğimizide düşünmen lazım..uyumalısın, dinlenmelisin..sonra Boran ağanın karısı kendinede bebeğinede bakamamış demesinler..
Sıla (hırsla) onlar kendilerine baksınlar. Ben kendimede bebeğimede gayet iyi bakıyorum, bakarımda..
Boran afedersin gelin ağam. Bu ne hırs böyle.. korktum valla
Sıla yapma bunu bana Boran
Boran ne yapıyorum ki meleğim?
Sıla kızdırıyosun
Boran ben mi..hiç öyle bir niyetim yoktu..neden kızdın ki..bişeymi yaptım..
Sıla Boraaann
Boran tamam sustum. Hadi gidelim artık.. seni eve bırakayım..
Sıla sen?
Boran bende eve geçerim
Sıla bize gel
Boran yok Sıla eve geçeyim
Sıla ama neden?
Boran sabah yapılacak işler var onları halletmeliyim.
Sıla seni özlerim..
Boran Sıla'm.. bu bensiz geçireceğin son gecen. Bundan sonra hep beraber olacağız..heran..
Sıla heran mı?
Boran olabildiğince..
Sıla heran yanımda olmanı istiyorum
Boran yapma bebeğim. ben çalışan biriyim unutma.. sorumluluklarım var
Sıla senin en büyük sorumluluğun ben ve bebeğimiz Boran
Boran elbette. gündüzleri çalışmam lazım ama gecelerim senindir gelinağam..
Sıla Boran çok kötüsün
Boran hadi gidelim Sıla. bunları konuşuruz şimdi gidelim ve sen uyu tamam mı
Sıla(isteksizce) tamam
Boran sabah alırım sizi
Sıla uçak kaçta Boran
Boran 11.00'de
Sıla peki

Yolda giderken ikiside konuşmaz. Sıla etrafına sanki buraları sonkez görüyormuş gibi bakarken Boran arada bir Sıla'yı kontrol ediyor sonra güneş doğunca olacakları, tepkileri düşünüyor olabileceklere karşı neler yapabileceğini, yanında oturan ve kendisine güvenen Sıla'sını nasıl koruyacağını, onu üzmeden herşeyi nasıl halledebileceğini düşünüyordur.
Sıla'nın yol boyunca hiç konuşmaması dikkatini çekmiştir Boran'ın. Sılaya döner ve
Boran 28
Sıla efendim Boran
Boran 28 diyorum
Sıla 28 olan ne?
Boran sormuştun ya..
Sıla neyi sormuştum ya
Boran bunu senin gibi birine hiç yakıştıramadım Sıla
Sıla ama hatır...hah tamam.. yaşın doğruya..yaşının sormuştum

tubaaa
03-03-07, 00:49
Sıla: iyi boran ağa senin istediğin gibi olsun.

Dedi ve arabadan aşağıya indi. Boran bu konuştuğu kişinin sıla olduğuna inanamıyordu. Nasıl bu kadar duygusuz olabilirdi bu konuda. Çocuğumuzu öldürecek diye düşündü. Ama boran geri adım atmıcaktı. Hastaneden içeriye girdiler. Hemşireler bu saatte doğum doktoru bulamıcaklarını söyledi. Boran ağaydı o isterde doktor bulunmazmıydı hiç.

Doktor yarım saat sonra geldi.

Doktor: buyrun boran bey beni çağırmışsınız.
Boran: evet doktor hanım
Sılaya baktı ve
Boran: eşim şu an hamile ama bebeği doğurmasını istemiyoruz.
Doktor: bunun bu kadarmı acelesi var boran bey. Biraz düşünün isterseniz belikli bu acele karar verilmiş bir şey.
Sılada hala bi tepki yoktu yalnızca boran ve doktoru dinliyordu. Boran sılanın bu halini gördükçe dahada çok sinirleniyordu. Dişlerini sıka sıka
Boran: hayır acele karar vermedik hem siz işinizi yapın yeter.
Doktor: peki boran bey özür dilerim. Buyrun sıla hanım önce ultrasonda bi bakalım bebeğe.


Sıla çok korkuyordu aslında bu bebeği kaybetmektende bu bebeği hayata getirmektende ondanda sessizdi aslında. Anlatmak istiyordu içinden geçenleri borana ama inadına yeniliyordu konuşamıyordu boranla.

Sılanın doktora tepki vermemesi boranı sevindirmişti vazgeçti diye düşünürken.
Sıla: tamam geliyorum dedi.

Boranın artık hiçbir ümidi kalmamıştı. Gidiyodu bebeği daha hiç tanımadığı, hiç görmediği , sesini duymadığı çocuğu bi inat uğruna ölüp gidecekti. Sılanın arkasından bakakaldı boran.


1 saat sonra sıla bitkin bir halde çıktı odadan. Boran sılanın suratına bakmadı bu sefer.
Boran: hadi gidelim
Sıla: tamam dedi.


Eve geldiler. Boran hiç konuşmadı sılayla çok kırıldı sılaya bebeğini öldürmüştü sıla en çok istediği şeyi. Konağa baktı kimbilir bu konak bu bebek haberini duysaydı nasıl olurdu dedi. Herkes yıllardır bu haberi bekliyordu. Annem babam naıl mutlu olurlardı. O zaman babamda sılayla uğraşmayı bırakırdı dedi kendi kendine. Ama her şey için çok geçti artık. Bu düşünceleri kafasından atmaya çalıştı şu son yaşadığı üç günün kabus olamsını diledi.

Kevser: oğul nerde kaldınız gecenin kaçı oldu siz yeni geliyonuz.
Boran: geldik işte anne. Ben yatıyorum.
Dedi ve üç gündür yalnız yattığı odasına gitti.


Kevser: kızım siz gene kavgamı ettiniz.
Sıla: yok anne nerden çıkarttın.
Kevser: her halinizden belli.
Sıla bi süre sessizce durduktan sonra
Sıla: anne sana bişey dicem
Kevser: söle kızım
Sıla: ama kimseye söyleme bir süre tamamı?
Kevser: kızım beni meraklandırmasana söyle ne varsa.
Sıla: hamileyim anne.
Kevser bu lafı duyunca öyle bir çığlık attıki. Herkes odalarından fırladı.

Boran annesinin sesini duymuştu annesine bişeymi olmuştu? Bu gün bişeyi daha kaldırama diye düşündü. Lütfen anneme bişey olmasın.
Koşarak indi merdivenlerden.
Herkes annesinin etrafındaydı.
Boran: ne oldu anne
Herkes boranın yüzüne gülerek bakıyordu. Bu arada yezdanın hıçkıra hıçkıra ağladığını gördü. Bunlara bir anlam veremiyordu. Noluyodu bu evde böyle.

Boran: ne oluyo burada biri banada anlatsın anne niye bağırdın öyle. Herkes niye gülüyoda yezda ağlıyo.

Sılada bi kenarda olanları izliyordu sessizce. Herkesi böyle mutlu görünce doğru şeyi yaptığına emin oldu.

Firuz: tebrik ederim oğul sonunda yüzümüzü yerden kaldırdın sevindirdin.

Boran bi anlam veremiyordur bu sözlere. Kevser hanım sarıldı oğluna.
Kevser: saol oğul sonunda bizimde yüzümüz güldü Allah analı babalı büyütsün aşiretimize ailemize hayırlı evlat olur inşallah

Boran bu duyduklarına inanamıyordu. Sıla bebeği aldırmıştı. Buna emindi. Hastanede yanındaydı. Yorgun hasta halini görmüştü. E neydi şimdi bu.

Herkes boranla sılayı tebrik etti ve odalarına gittiler. Sılayla boran avluda yalnız kalmışlardı artık.

Boran: sıla bu ne demek oluyo.
Sıla: yapamadım boran canına kıyamazdım bebeğimizin seninle benim bir parçam bu bebek. Sana çok sinirliydim sen beni hastaneye götürdüğünde sana inat aldıracaktım bu bebeği. Ama o küçücük bebeği gördüm ve kalp atışlarını duydum boran. Görsen o kadar küçükki. Kıyamadım.

Boran: arabada niye söylemedin bana.
Sıla: biraz daha acı çek diye boran. Canımı çok yaktın. Seninde canın yansın istedim.
Boran: özür dilerim sılam seni üzmek istemem hiçbir zaman ama çok kıskanmıştım seni.
Sıla: tamam boran sus bu konuyu bi daha açma
Boran: kusura bakma sılam. Biliyorum bana çok kızıcaksın gene ama söylemek zorundayım bunu sana.
Sıla: ne var boran söyle.
Boran: senin babanlara gittiğin günün akşamı baban beni aradı seninle görüşmek istiyomuş. Ama ben çok sinirli olduğum için babana sıla sizden biriyle bi daha görüşmeyecek dedim. Biliyorum buna hakkım yoktu. Hem baban ilk defa seninle konuşmak isterken hiç yoktu ama.
Sıla: bu sıralar yeterince hata yapıyorum bunuda affet diyosun yani.
Boran: evet öyle diyorum.
Dedi ve tebessümle baktı sılaya.
Boran: sıla baban niye seninle görüşmek istiyoki. O gün ne oldu orda.
Sıla olanların hepsini anlattı borana içini döktü. Bunca gündür içinde sakladığı her şeyi anlattı. Hem anlattı hem ağladı.
Boran: tekrar yaptıklarım için özür dilerim sıla. Sen bunları yaşayıp eve gelmişsin bende tuttum sana neler yaptım acılarına bi acı daha ekledim. Oysa sen o evden ne halde gelmişsin buraya.
Sıla: neyse boran sen yanımdasın ya hiç bişeyin önemi yok artık. Bebğimizde olucak şimdi bide daha mutlu olucaz.
Boran: yüreğime indiriyodun sıla bebeğimizi öldürdün sandım.
Sıla: biliyorum çok korktuğunu, çokta sinirlendin gözlerinden ateş çıkıyordu.
Dedi ve güldü

Boran: sen dalga geç böyle hanımefendi. Bunun cezasını bebeğimiz çıkartır senden nasıl olsa. Babama niye böyle yaptın diye neler yapacak sen gül şimdi böyle.
Sıla: hayır bebeğimiz annesini korur. Annesine hak verir.
Boran: sen öylesan . beni daha çok sevecek bebeğimiz.
Sıla: beni
Boran: beni
Sıla: beni. Kısa bir sessizlikten sonra.
Sıla: boran sence kızmı olur bebeğimiz erkekmi?
Boran: ne olursa olsun sıla sağlıklı olsunda
Sıla: öyle tabiide inşallah erkek olur.
Boran: sıla yapma bunu, bi önemi yok cinsiyetinin.
Sıla: ikimizde biliyoruz boran erkek olursa baş üstünde tutulacak.
Boran: kız olursada öyle olucak çünkü o boran ağa ve sılanın kızı olucak.
Sıla: tamam bunu sonra düşünürüz babası şimdi bizim canımız tatlı istiyo hadi gidip tatlı yiyelim.
Boran: bak ben şişman karım olmasını isteme çok yeme ha
Sıla: oldu boran ağa ben bizim bebeğimizi taşıcam canı ne isterse yapıcam sende beni beğenmiceksin. 9 ay boyunca ben ne yersem sende yiyeceksin, ne kadar kilo alırsam sende alıcaksın. Gerekirse sancılarıda beraber çekicez haberin olsun.
Boran: o olmaz bak her şeyi yaparım ama sancısını çekemem
Sıla: yok öyle yağma boran. Her şeyi beraber yapıcaz.
Boran: peki sılam hele o gün bi gelsinde

Sabaha kadar bebeklerini konuştular. İsmini, hangi okula gideceğini,üniversitesini , mesleğini, erkek olurda askere giderse hangi şehre gideceğini, kız olusa başka şehre okumaya gönderip göndermiceklerini,torunlarının kaç tane olucağını isimlerini bile kararlaştırdılar.

Nerdeyse her konuda tartışmaya girdiler. Bir kaçı hariç ortak çözümde buldular. Boran kız babası olarak kızının asla başka bir şehre gitmesine izin vermiceni söyledi . sılada bu konuyu tekrar açmak üzere kısa bir süreliğine kapattığını söyledi. Yani en az 17 yıl kadar.

Sabah

Sıla: boran ben daha fazla dayanamıyorum. Çok uykum geldi.
Boran: tamam sılam sen yat artık.
Sıla: ya sen napıcaksın uykusuz nasıl gideceksin işe.
Boran: sen beni merak etme sıla ben uykusuzluğa alışkınım.sen yanımda yokkende uyuyamıyodum ben.

Boran sılayı yatırdı üstünü örttü. Sıla hemen uykuya dalmıştı. Boran sılaya baktı ve bu yüzü bir daha bu kadar uzun süre görmeden nasıl dayandım diye düşündü. Hiç gitmek istemiyordu karısının bebeğinin yanında durmak istiyordu. Ama işe gitmek zorundaydı.zor bir gün boranı bekliyordu. Sevdiğine son bir kez daha baktı ve ne kadar şanslı olduğunu düşündü. Sessizce çıktı odadan.

Sıla uyandığında nerdeyse akşam olmak üzereydi. Çok acıktığını hissetti.
Sıla: tamam bebeğim acıktın biliyorum hadi mutfağa gidip bişeyler yiyelim.
Sıla güldü bu duruma. Bebeğiyle konuşmak çok garip gelmişti sılaya
.
Mutfağa girdi yezdada mutfaktaydı. Sıla yezdayı görünce çok şaşırdı bugün en son görmek isteyebileceği kişiydi yezda.

Yezda: oo gelin ağamız gelmiş. Hamile gelin ağamız nasıl bugün. Küçük ağamız iyimi?
Sıla: saol iyiyiz.
Dedi ve ayşeye kendine bişeyler hazırlamasını söyledi. Geçti mutfak masasına oturdu. Yezdada gelip yanına oturdu. Sıla çok rahatsız oluyordu yezdadan.

Yezda :ayşe sen bizi biraz yalnız bırak.
Sıla: ayşe bana yemek hazırlıcak yezda.
Yezda: seninle konuşacaklarımız var sıla.
Sıla: ne konuşacakmışız.
Yezda: gelin ağam geçen gün abin geldi buraya ayy o senin abin değildi demi . neyse abay geldi seni sordu.
Sıla: ne zaman geldi.
Yezda: aa boran sana söylemedimi abayın geldiğini. Niye söylemedi acaba.
Sıla: yezda ne söylüceksen söylesene lafını uzatmana gerek yok.ikimizde bu konuşmanın altından bişeyler çıkacağını biliyoruz. Söylede sende rahatla bende rahatlayım. Sonrada çık git rahat rahat yemeğimi yiyim.
Yezda: tabi gelin ağam ben söyleyimde siz sonra yemek yiyebilirmisiniz bilmiyorum.
Sıla: yezda neyse söyle artık.
Yezda: boranla abay abin kavga ettiler.hemde ne için biliyomusun. Abay borana sılabeni öptü dedi.
Sıla: ne diyosun sen yezda ne saçmalıyosun.
Yezda: ben duyduklarımı söylüyorum. Ama allahtan bunları sadece ben duydum yoksa başka birisi duysaydı sen şimdi ölmüş olurdun. Yazık olurdu sana. Ama borandada iyi miğde varmış. Başkasıyla öpüşmene bile göz yumdu valla helal olsun benim başka biriyle konuşmamı kendine yedirememiş ve beni hiç karısı olarak görmemişti ama senin öpüşmeni bile göz ardı etti. Valla büyük aşkmış sizinkisi gelin ağam.
Sıla: yeter artık yezda saçmalama böyle bişey tabiiki olmadı.
Yezda: ben bilmem abaya bin öyle dedi. Öpüştük sılayla dedi. Ben onun yalancısıyım.
Sıla: böyle bişeyi nasıl söyler nasıl iftira atar bana.
Yezda: iftira olduğuna eminmisin
Sıla: ne diyosun sen be doğru düzgün konuş.
Yezda : sen git adamla öpüş sonra gel bana bağır iyi valla ne güzel. İki adamı birden idare ediyosun.
Sıla çok sinirlendi yezdanın üstüne yürümeye başladı.
Sıla: ne diyosun sen be kes sesini. Öldürürüm seni yezda yemin ederim bi daha namusuma laf atma.
Yezda: bağırmaya başladı .imdattt sıla beni öldürüyo. İmdat
Sıla bir an afalladı ben napıyorum diye düşündü.
Sıla: yezda kes sesini bişey yaptığım yok.
O sırada evdeki herkes mutfağa toplanmışlardı.
Kevser: ne oluyo burada.
Sıla: yok bişey anne yezda gene saçmalıyo. Huyudur biliyosun.
Yezda: ya öylemi gelin ağam niye tartıştığımızı söylemicekmisin anneme.
Kevser: niye kavga ediyonuz söyleyin bakıyım.
Yezda: ben söyleyim anne sıla abayla öpüşmüş çok sevdiğiniz gelininiz yüzümüzü yere indirdi.
Kevser: sen ne dediğinin farkında mısın yezda bu sözünün nelere mal olacağını bilmeden mi konuşursun.
Yezda: inanmazsan inanma anne ama ben boranla abay konuşurken duydum.
Kevser: yezda saçmaladın boran bu kadar şerefsiz birimide karısının başkasıyla oynaştığını bilip ses çıkartmayacak.
Yezda: biliyo anne yemin ederim biliyo sırf sılayı öldürmemek için sesini çıkartmıyodur.
Kevser: yezda kes sesini git odana bu iftiranıda kimse duymasın. Firuz ağa duyarsa yanarız. Buradan çıkmayacak bu konu kimse bişey konuşmucak bu konuyla ilgili. Konuşanı duyarsam elimden çekeceği var bu çok kötü bi iftira ve ağzını açarsa neye mal olacağını bilsin herkes. Torunumunda geliniminde hiç yoktan yere bi iftiraya kurban gitmesine izin vermem.
Dilanla zilan kafalarını sallayıp odalarına gittiler. Ayşede çıktı mutfaktan sadece Kevser ve sıla kaldı mutfakta.

Kevser: biliyorum kızım böyle bi hata yapmamışsındır. Neler olabileceğini hepimiz biliyoruz. Ama ben genede sormak zorundayım. Yezdanın dedikleri doğrumu?
Sıla: anne yemin ederimki böyle bişey yok ya o benim abim ben hala onu abim olarak görüyorum nasıl yaparım böyle bişeyi. Hem borana ihanet ettiğimi nasıl düşünürsünüz.
Kevser: tamam kızım sen kendini üzme ben şu yezdayla bi konuşuyum çenesini kapalı tutsun. Bu iftirada olsa kimsenin kulağına gitmemesi lazım. Bu bi duyulursa… aman aman Allah korusun aklıma kötü şeyler getirmicem.

Sıla kokmuştu Kevser hanımın son sözlerinden. Çünkü emindi yezdanın bu dedikoduyu herkese dağıtacağından. Napıcaktı şimdi sıla. Öldürüceklermiydi onu ve bebeğini. Ölmek istemiyordu borandla bebeğiyle bir ömür yaşamak istiyordu.
Bişeyler yapmalıydı bunun için hemen boranı aradı.
Sıla: boran hemen eve gel nolur.
Boran hiç bişey sormadı sılanın sesi çok kötüydü.geliyorum hemen deyip telefonu kapattı.

tubaaa
03-03-07, 08:01
Boran eve geldiğinde sıla onu kapıda bekliyordu.
Boran telaşla: ne oldu sıla neyin var. Niye bu kadar acele çağırdın beni. Bebeğimize bişey mi oldu yoksa?
Sıla: gel odaya geçelim.
Odaya gittiler.
Sıla: boran abay ne zaman geldi buraya ve ne konuştunuz.
Boran: sen nerden biliyosun abayın geldiğini.
Sıla: ya sen onu boşver neler konuştunuz onu anlat bana. Ne dedi sana.
Boran: hiç seni görmek istedi bende izin vermedim.
Sıla: boran yezda bugün bana sizin konuşmalarınızı duyduğunu söyledi. Abay benim onu öptüğümü falan söylemiş doğrumu bu böylemi söyledi gerçekten.
Boran: yezdamı duymuş mu her şeyi.
Sıla: demekki böyle söyledi sana abay
Boran: sılam o nederse desin ben buna inanmadım
Sıla: tamam sen inanmadın ama yezda bugün herkese söyledi
Boran: nasıl herkese
Sıla: yani Kevser anne kızlar ve ayşe duydular.
Boran: ohh sıla yüreğime indiriyodun babam duymamış allahtan
Sıla: boran yezda babamada söyler.

Boran hemen fırladı odadan yezdanın odasının kapısını bir hışımla açtı.
Boran: çabuk kalk hazırlan gidiyosun.
Yezda: nereye gidiyorum boran
Boran: soru sorma hazırlan dedim. Hazırlan aşağıya in.

Yezda karşı gelemedi borana hazırlandı. Odasına bakındı.bu eve bir daha gelemiceğini anlamıştı. Son bir hamle yapmak istedi. Boran aşağıda yezdayı beklerken yezdada firuz ağanın bulunduğu odaya gitti.

Yezda: baba boran beni buradan götürüyo bi daha getirmicek.
Firuz: o senin erin ne yaparsa katlanacan ben ona karışamam bu konuda.
Yezda: ama beni buradan neden gönderiyo biliyomusun
Firuz: ne yaptın gene kimbilir. Huzurluksuz çıkartırsan elbet gönderir.
Yezda: bu sefer ben bişey yapmadım bitanecik gelininiz yaptı. Abayla öpüşmüş gelininiz ben size bişeyler anlatmayım diye gönderiyo beni boran.
Firuz: ne diyosun sen ağzından çıkanı kulağın işitmiyomu senin gelin.
Yezda: doğruyu söylüyorum abayın ağzından duydum borana söylüyodu.
Firuz: yeter gelin kes sesini ve bana hemen boranı çağır.
Yezda: peki baba çağırıyım.

Yezda yukarıdan avluda bekleyen borana baktı. Sen beni istemedin yıllarca şimdi bunun cezasını sevdiğinin ölümüyle çekeceksin boran ağa. Dedi sonra seslendi borana.
Yezda: boran babam seni çağırıyo.
Boran: Allah kahretsin Allah kahretsin. Diyerek merdivenleri ikişer üçer çıktı.
Odaya girmeden önce yezdaya döndü.
Boran: yezda elimden alamıcak kimse seni. Yıllarca burada rahatca yaşadın sesimi bile çıkartmadım. Bundan sonra benim elimden çekeceğin var haberin olsun.

Dedi ve babasının yanına gitti. Firuz ağa sinirli sinirli borana baktı sonra.

Firuz: doğrumu… doğrumu.. bu gelinin dedikleri namusumuzu kirletmişmi gelin
Boran: baba ne diyosun sen ya ben böyle bişeyi kabul edebilirmiyim tabiiki bu yezdanın uydurması.
Firuz: sen karını çok seviyosun beklide o yüzden saklıyosundur karının yaptıklarını.
Boran: baba bunlar yezdanın kıskançlıkla uydurdukları tabiiki böyle bişey yok.
Firuz: boran eğer böyle bişey varsa sılayıda bebeğinide düşünmeden öldürtürüm bunu bil.
Boran: baba eğer böyle bişey olsaydı sılayı ben kendi ellerimle öldürüdüm.
Firuz: iyide bu yezda başkasınada söylemişmi bu iftirayı. Bilirsin böyle bişey duyulursa eğer biz iftira olduğunu bilsekte yinede sılayı öldürmek zorunda kalırız.
Boran:ben o yüzden yezdayı buralardan gönderiyorum baba
firuz: nereye göndereceksin istanbula cihanın yanınamı?
Boran: hayır baba cihanın yanına göndrirsem sılanın ölmesi için ellerinden geleni yapar iki kardeş. Çankırıya gönderecem. Küçük bi ev ayarladım bizim buralardan kimseyle muhatap olmamasını sağlamak için küçük bi şehir ve küçük bi mahalle seçtim her şey ayarlandı bundan sonra orda yaşıcak.
Firuz: peki boran sen bilirsin. Ama ben emin olmak istiyorum sılayı çağır onunla konuşacam bide celil ağanın konağına gidip abayla konuşacam bakalım neler duyacaz.
Boran: baba ne gereği var ben ikisiylede konuştum.
Firuz: bide ben konuşacam itiraz etme boran.
Boran: peki baba ben sılayı çağırıyım.

eledrhim
03-03-07, 13:05
dünkü sinir bozucu bölüm sonu üzerine, aslında Sılaya işkence etmek isterdim ama bu senaryoma çok emek vermiş olduğum için yapamadım...

birzey, meden ve emrecan için...:img-wink:

arkası yarın gibi olduk hafta içi hergün ama bu seferlik perşembe gününün telafisi bugün oldu... biraz kısa oldu kusura bakmayın...

keyifle okumanız dileğiyle...bye

Part 21

Sıla, kendine gelip de Borana sarılmakta olduğunu fark edince, başını kaldırıp Boranın yüzüne baktı, gözünden birkaç damla yaş geldi “artık kâbus görmek istemiyorum” dedi ve daha sıkı sarıldı “yardım et bana…”

Boran “tamam Sıla bitti, korkma artık” diyebildi. Aslında o anda teselli adına söylenebilecek hiçbir şey yoktu, Sılaya güven veren Boranın varlığını belli etmesiydi, Boranda bunu yaptı…
Bir süre öylece kaldılar. Neden sonra Sıla geri çekilip yataktan kalktı. Boranda peşinden kalktı sonra biran ikisinin gözü de Sılanın üstünde ki Lucinenin vermiş olduğu ve Sılaya 3 beden büyük penye geceliğe kaydı.
Hemen sonra kısacık biran için göz göze geldiler, Sıla “sakın gülme” diye ufak bir tehdit savurdu, gözleri kocaman açılmış.
Boran, bıyık altından gülerken “yoo… Gülmüyorum, sana öyle gelmiş”
Sıla “gülüyorsun işte” dedi, omuz silkerek.
Boran artık gülmemek için kendini zor tutuyordu “gerçekten gülmüyorum, hem bu renk seni çok açmış”
Sıla, Boranın koluna bir tane vurdu “yalancı, bu karanlıkta rengini nerden gördün” dedi, kısa bir sürelik sessizlikten sonra ikisi de engel olamadıkları bir şekilde gülmeye başladılar, onca yaşanandan sonra sinirleri boşalmıştı.
Kendilerine geldiklerinde bir kez daha gözleri buluştuktan sonra kaçırdılar başka yönlere Sıla “şey… Ben bir lavaboya gitsem gelene kadar bekler misin?” dedi, başı öne eğik.
Boran “tabi” dedi, kısık bir sesle.
Sıla ayakkabısını giyerken destek almak için Boranın kolundan tuttu “hemen geliyorum”
Borana “tamam” dedikten sonra yataktaki pikeyi düzeltip yatağın sol kenarına oturdu, dirseklerini dizlerine dayayıp başını elleri arasına aldı.
Sıla kısa bir süre sonra banyodan çıkıp Boranın arka tarafından yatağa çıkıp emekleyerek Boranın olduğu kısımdaki yerine yattı “ne düşünüyorsun” dedi kendisine dönen Borana bakarak.
Borana uzanıp pikeyi sılanın üzerine örterken “hiç, dalmışım öyle”
Sıla, içinde engelleyemediği konuşma isteğine kapılıp “ya kusura bakma senin de uykundan ettim ama yine kâbus görmekten korkuyorum”
Boran, uzanıp Sılanın saçlarını okşarken “önemli değil, hem istersen sana masal da anlatırım” dedi, gülümseyerek.
Sıla duyduğu şaşkınlık ve hevesle “gerçekten mi?”
Boran “hı hı” diyerek başını salladı.
Sıla “ama benim istediğim bir masal olacak”
Boran “tamam ama bildiğim bir masalsa”
Sıla “ıııı… Ben küçükken babam anlatırdı ama adını hatırlayamıyorum… Bir prenses ve prens vardı”
Borana “hımm… Dur bir bakalım, senin söylediğin mi bilmem ama bir tane anlatayım”
Sıla “şey… Babam anlatırken saçlarımı da okşardı”
Boran “tamam, hadi yat artık”
Sıla sanki bir masal dinleme pozisyonu varmış gibi yatağın en sol kenarının en sonuna kadar geldikten sonra Boranın sol elini kendi sağ elinin içine alarak yüzünü Boranın avucunun içine dayadı. Boran elini kaçıracakmış gibi sol eliyle de Boranın bileğini tutuyordu.
Boran sol elini sılaya kaptırmış bir şekilde yine yatağın kenarına, yere ilişiverdi. Aydınlanmaya başlayan hava sayesinde artık göz gözeydiler, Sılanın saçlarını okşarken başladı anlatmaya “bir varmış bir yokmuş… Masal diyarlardan birinde bir prens yaşarmış… Günlerden bir gün bambaşka diyarlardan dünyalar güzeli bir prenses gelmiş ve prens onu görür görmez hayran olmuş… … … Evlenip sonsuza kadar mutlu yaşamışlar”
Boran masalı bitirdiğinde Sıla mışıl mışıl uyuyordu “tatlı rüyalar prenses” dedi.

Boran sabaha kadar Sılayı izledi. Eli uyuşmuş olsa da Sılayı uyandırmamak için kımıldamamaya özen gösterdi, o kadar masum ve güzel görünüyordu ki… Tıpkı savunmasız küçük bir bebek gibi… Bir süre sonra Sıla biraz hareketlenmişti ki Boran başını yatağın kenarına dayayıp uyuyormuş gibi yaptı hemen.
Sıla uyanmış, gözlerini açar açmaz da hemen yanı başında uyuyan (!) Boranı fark etmişti. Sonra eliyle yüzü arasına hapsettiği eli fark etti. Gece olanları hatırlayınca yüzünde bir gülümseme yerleşti. Başını kaldırıp Boranın yüzüne doğru yaklaştı ve incelemeye başladı. Elini uzatıp dokunmak istedi, elini iyice yaklaştırdı ama sanki ateşten bir aura varmış gibi hemen deri çekti. Ancak içinde ki dokunma isteğine daha fazla dayanamadı, parmak uçları Boranın yanağında gezinmeye başladı “sende beni bu kadar çeken ne var” diye geçirdi içinden, hayranlıkla Boranın yüz hatlarını izlerken.
Boransa bu heyecana biraz daha dayanabileceğinden emin değildi. Kalbi onu ele vermek için çaba harcar gibi atarken daha fazla işkence çekmeden kalkmaya karar verdi. Sılayı utandırmamak için ağır çekimde uyandı.
Sıla “günaydın” dedi, hiçbir şey çaktırmadan.
Boran “günaydın, kusura bakma uyuya kalmışım”
Sıla, gülümsedi “sanırım artık kalksak iyi olacak”
Boran “haklısın, herkes için uzun bir gün olacak” dedi ve ikisi de ayağa kalkıp öylece kaldılar.
Sıla “şey izin verirsen giyineceğim”
Boran “oops… Şey tabi, affedersin” deyip şaşkınca dışarı attı kendisini, bir süre başını kapıya dayadı.
Sıla Boran çıktıktan sonra Boranın o şaşkın haline gülmüştü.
Boran tam odasına yürüyecekken Abaya yakalandı “ooo. Günaydın Boran”
Boran” günaydın Abay”
Abay, gülüyordu için için “yani söylemeyim dedim ama kendimi tutamayacağım, formalite evliliği ha?”
Boran “gülme Abay…”
Abay, gülmeye devam ederken “tamam, tamam hadi git de hazırlan”
Boran “Abaaaay”

Herkes hazırlanıp kahvaltı masasında toplanmıştı.
Abay “eee… Bu halde mi gideceksiniz nikâha”
Sıla ve Boran önce göz göze geldiler sonra başlarını eğip üstlerine baktılar.
Boran “haklısın galiba, şimdi giderken hallederiz” dedi. Zaten iki beceriksiz gece mutfakta Abaya yardım ederken üstlerini batırmışlardı.

Kahvaltıdan sonra ilk iş bir mağazaya gittiler. Sıla ve Lucine, Sıla için elbise bakarken; Boranla Abay da, Boran için bir şeyler alıp acele çıktılar.
Sıla hafif dizüstü beyaz bir elbise almıştı.
Boran takım elbise almış hatta kravat bile takmıştı, her ne kadar kravattan nefret ediyor olsa da takmıştı. Boran ve Abay hazırlanmıştı ve bayanları kapıda beklemeye başladılar.
Sıla, mağazanın kapısından çıkarken Boranla göz göze geldi. Önce ikisi de baştan aşağı diğerini süzdü. İkisi de birbirini böyle ciddi bir kıyafetle görmemişti hiç… Sıla hep spor giyiniyordu, Boran da genelde gömlek pantolon…
Sıla “çok etkileyici görünüyor” diye geveledi ağzında lafları… Kalbi küt küt atıyordu, birden heyecan bastığını hissetti Sıla ama yapmalıydı… Yavaş adımlarla Borana doğru ilerlemeye başladı.
Boran ise nefesinin kesilip kalbinin sıkıştığını hissediyordu.

Eksikliğini hissettiğim bir ateş var
ve onu sadece sen alevlendiriyorsun
ama
sen de o kadar uzaklardasın ki
nedenlerini sorguluyorum
hep yaşamın...
Keşkelerle geçen zamanlarda kayboluyorum.
Düşüncem oluyorsun
düşünselliğimin bittiği yerde,
yanımda olmanı istediğim yerde hasretim oluyorsun,
yağmurum oluyorsun bedenimi sırılsıklam eden,
varmak istediğim son nokta sensin
seninle anlamlı bir cümle olmayı düşünüyorken
sen parantez içinde kalıyorsun ve ben de uzayıp giden,
uzadıkça anlamsızlaşan cümle oluyorum...
Bir şeyi biliyorum
cümle uzasa da
devrik de olsa
seni seviyorum
anlamsız kelimeler
bir araya gelmeden aşkımın ifadesizliğini
bir araya gelip cümle olunca aşkımın büyüklüğünü anlatıyor...

Ve ben tüm ifadesiz cümlelerimle seni seviyorum...

(Murat Tali – İçimde)

Hatice_MAA
03-03-07, 13:53
Selam,ben geldim..yazdim senaryomu..ama öncelikle sizleri beklettigim icin özür dilerim..bu senaryomu bana desteklerinden dolayi..Merve yani emrecan2002`ye gelsin..canim cok tesekkürler..sen evden keyif yaparken ben sinavlarla ugrasiyorum buna ne demeli?..anlarsin artik..öm`den söylemim..neyse ben lafi uzatmim baslim yazmaya..

reklamalardan sonra..

Boran doktoru görünce hemen yanina gider...telasla..
Boran:Doktor bey karim nasil?..
Doktor:gayet iyi..son günlerde yasadigi sikintilardan olsa gerek beebk biraz gerilmis..anneyi anlasilan biraz üzücek..
Boran:yani?..
Doktor(tebessüm eder):yani su önümüzdeki aylar Sila hanim icin biraz sikintili gececek..mide bulantilari..sancilari da olacaktir..Sila hanima zaten anlattim neler yapmasi gerektigini..
Boran(derin bir nefes alir):tesekkür ederim Doktor bey...der ve odaya dogru yürümeye baslar..kapiyi acar..Sila Borani görünce..sevinir..(neden dir acaba????????)..
Boran:nasilsin Sila?..
Sila:iyim Boran..ne zaman gidiyoruz?..
Boran:birazdan cikariz..
Sila:tamam..ben o zaman hazirlanim..
Boran:tamam..kisa bir sesizlik olur..
Sila:Boran..
Boran:efendim..
Sila:sey..
Boran:ney?..
Sila:sey..
Boran:Sila noldu söylesene..(anla artik Boran agam cikmani bekliyor...aaaa bu kadarda kit adam..yok yok Boran agama laf yok..o kadar..HEYYYYYTTTTT...costum ben bugpn be kardesim..cosmusumda haberim yok..hahahah=)..
Sila:Boran cikarsan hazirlanicam..
Boran(utanir):affedersin..ben cikiyorum..der ve odadan cikar..(eee Boran agam lafimi dinlemesin al bakalim)..

Bir iki dakika sonra Sila cikar..o sirada da polisler gelir..

(hic istemiyorum ama emreyi senaryoma katmak zorundayim MALESEF..)
Kenan bey ve Emre Konusmasi..
kenan(öfkeli):sana inanamiyorum emre..
emre:noldu baba?..
kenan:ne demek ne oldu?..nasil alirsin sikayettini geri?..
emre:baba almasaydim Sila asla yüzüme bakmazdi..(ha söyle yolla gel)..
kenan:ama Sila seni degil kocasini secti..(hay allahim yaaa..adam hem kocasini secti diyor hem...töbe töbe..yahu akil var mantik var degil?..narine döndüm ya neyse)..
emre:yeterki Sila mutlu olsun baba..(ahh caniiiiimm...ne fedakar avukatmis bu kardesim..beyaz perdeye döndük yani yesilcama..allahim sen bizim aklimiza mikayyet ol yarabiiiii..Amiiiiiiiiiiiinnnn)..
kena:sacmaliyorsun emre...(aaa nedenmis o?)..
emre:neden baba?..(o soruyu ben sordum)..
kenan:anlasilan iyi degilsin..biraz dinlen..(evet iyi degil..neden mi?..beni sinir ediyorda ondan)..

Sila polisleri görünce tesalanir..artik Borani da kaciramaz ne yapacaktir simdi?..polisler daha da yaklasir..
polis:Boran Genco?..
Boran:buyrun benim..
polis:Emre Türkoglu sikayettini geri aldi..(eefm aksam duydum emrenin soyadi türkoglu`ymus..yazik oldu güzelim soyada)..memur devam eder..
polis:yani artik aranmiyorsunuz..
Sila:gercekten mi?..
polis:evet..(yok Sila polis bey amca saka yapiyor)..
Boran:sagolun emur bey..Sila hadi gidelim..
Sila:tamam..

Sila,Boran ve bedar analar tam kapidan cikacakken Sila durur ve,...
Sila:Boran emreyle konusmam lazim..tesekkür icin..
Bedar:ne geregi var simdi silam sonra tesekkürünü edersin..
Sila:olmaz annecim..
Boran:peki Sila sen bilirsin..git konus ama bizi de bu sogukta fazla bekletme..
Sila:hemen gelirim..

Sila emrenin odasini önüne gider ve kapiyi vurur..iceri girer..
Sila:Emre..nasilsin?..
emre:iyim Sila..sen nasilsin?..
Sila:iyim..Kenan bey dayanamaz ve disari cikar..
emre;Sila babamin kusuruna bakma lütfen..
Sila:önemli degil..ben san atesekkür etmek icin geldim..
emre:ben hicbirsey yapmadim..sadece sikayettimi geri aldim o kadar..
Sila:yiende tesekkürler..neyse ben cikim senin dinlenmem gerek..sonra yne ugrarim...Sila tam arkasini dönecekken emre seslenir..
emre:Sila..
Sila:efendim..
Emre:hala arkadasiz degil mi?..
Sila:.....sonra görüsürüz emre...der ve odadan cikar..emre ise sadece arkasindan baka kalir..(yani aval aval)..

kapinin önünde Sila ve Kenan bey karsi karsiya gelirler..kenan bey öfke ile..
Kenan:bu yaptigini yaptiginizi yaniniza birakmayacagim..der ve emrenin odasina..Sila ise arkasindan bakar ve..
Sila:SEVMEKTE SUCSA YADA SEVILMEKTE SUCSA BEN O ZAMAN SUCLUYUM,AMA BIRGÜN GELIR SEVMESI GEREKEN KISILER SEVILIR..SEVILEN KISLERDE DAIMA SEVILIR...(sahsen benim sözümdür ilk kez burada söylüyorum)..

ve reklamlaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaarrrrrr...

not:bana bakin yorum isterim ona göre...bakin uzun yazdim ama yaaaaaaaaaaa....küstüm yazmasaniz ha..söylemesi benden..:img-polic :img-polic

Ö.z.g.ü.l.
03-03-07, 15:56
Arkadaslar yeni bir senaryo yazmaya çalistim. Senaryom bir yasak ask öyküsü olacak. Umarim begenirsiniz. Türkçem iyi degil onun için çok yanlislar olabilir, kusura bakmayin. Ilk bölüm Silanin ailesini tanitmak istedim. Azicik YD’in 91. bölümüne benziyor. 1, bölümün sonu saçma olabilir ama baska birsey uyduramadim. Devamini aksama koyarim.


Beyaz ve Sen
beyaz ve sen


bu bir yasak aşk öyküsü çokta açıklı
birazdan evleniyor yarim ondan bu acı
birde başımda dönüyorken bizim bu şarkı
mutluluk hedyem şarkımda senin olsun

ey tanrım dayanabilirmiyim buna ben
yardım et çıakrt onu al aklımdan lütfen
taşıyamıyabilirim düşerim birden
nede güzel olmuşsundur beyazlar içinde sen

sensizliği paylaşırım yalnız evimde
yokmuş böyle bir acı ne yerde ne gökte
attın imzanı kıydın ikimizede
çektim kendimi sen mutlu ol dünya evinde

şarkımızı söylüyorum sakın ağlama
kıyamamki sana benim olamasanda
hani sana o ilk canım değşşim varyaaa
çınlasın kulağımda her bu şarkı çaldığımda


rober hatemo
1.


Sila dügün gününde peri kizlari gibi güzel olmustu. Herkes Sila için mutluydu. Ama Sila hiç mutlu degildi. Sila dügün gününü hiç böyle olacagini düsünmemisti. Sevdigi adamla degil onun abisiyle evlenmek zorundaydi. Birzamanlar çok sevdigi adamla simdi mecburen evlenmeliydi. Sila ne yapacagini bilmiyor.
Ya evlenip ömür boyu mustuz olacakti ve sevidigi adami unutacakti yada sevdigi adami seçip ölecekti. Sila ne yapacak?

Sila Özdemir Nese ve Erkan Özdemir’in evlatlik alinan kizlariydi. Nese hanim ve Erkan beyin bir ogulari var, Mehmet. Mehmet Siladan 6 yas büyük. Erkan Beyin Istanbulda bir Holdingi var, Özdemir Holding. Sila 15 yasindan beri her Cuma babasiyla ve Mehmet abisi ile holdingine gider isleri ögrenmeye çalisir.. 18. yasina bastinda babasi ona Holdingde bir oda verdi. Sila artik Erkan Bey ve Mehmet’le her toplantilara katiladi ve onlarin kadar söz sahipidi.

Sila çok güzel, akkili, insanlari yardim etmeyi seven bir kizdi. Sila moda tasarimcisiydi. Sila çok güzel yillar yasamisti. Nese annesi onu çok seviyordu ve Silada Nese annesini. Anne-kiz herseyi konusuyorlardi, paylasiyorlardi, ve kizlarin en sevdigi alisverisi yapiyorlardi. Nese Hanim ve Erkan Bey onun gerçek anne ve babasi olmadigini biliyordu.

Sila Erkan babasi’yla her yaz tatilinde bir ay için Mardine öz ailesini ziyarete giderdi. Mehmet abisi çok isterdi onlara katilsin ama bu zamana kadar uygun zaman bulamadi. Mehmet Sila’yi özkardesi gibi seviyor. Sila onun herseyi. Sila’yi her zaman korumayi ve üzülmemesini çalisiyor.
Nese hanim Sila ve Erkan Bey Marinde giderken onlara katilmaz. Nese hanim o bir ayi arkadaslariyla yurtdisinda geçirir. Nese hanim dayanamaz Sila öz annesine “anne” demesini duymayi, öz annesine sarilmasini ve onu ondan daha çok sevmesini görmek. Silanin Mardinin her dünüsünde korku dolu bekler. Nese hanim çok korkuyordu onun küçük kizi Sila’yi kaybedecek diye, onun için her Mardin dönüsünden sonra Nese hanim Sila’ya hep sarilir onu herseyden çok sevdigini söyler.

Nese hanim ve Erkan Bey Sila’yi 15 yil önce Istanbulda gördüler. Sila o zamanlar 5 yasindaydi. Sila Istanbulda mendil satiyordu. Karsiya geçmek isterken Erkan Beyin söförü Sila’ya çarpti. Nese hanim ve Erkan bey korku içinde Sıla’yi hastaneye gitirmislerdi. Hastenede doktor Silanin birseyi olmadigini söylemisti. Sadece çok korkmus dedi. Polisler Nese hanim ve Erkan Beyin ifadesini aldiktan sonra Sila’yi karakola almak isterler ama Erkan bey rica eder Sila bir gün onlarda kalsin diye. Polisler en bastan izin vermediler ama Erkan bey onlari ikna etmeyi basarmisti.

O gün eve gitiklerinde Mehmetin hayatinin en mutlu oldugu gündü. Onun yillardir çok istedi küçük kardesi gelmisti. Mehmet o zamanlar 11 yasindaydi ve Nese hanim ile Erkan beyin tek çocuguydu. Mehmet arkadaslarini çok kiskanirdi. Onun arkadaslarinin hepsinin kardesleri yada abileri, ablalari vardi Mehmetin ise yoktu. Mehmet hep annesinden bir kardes istemisti, ama maalesef Nese hanimin Mehmetten baska çocugu olmadi.

Mehmet ve Sila o gün abi kardes gibi oynadilar, gülüstüler, yemek yidiler. Ayni odada, ayni yatakta uyudular. Mehmet Sila’yi çok sevmisti Sila’da Mehmeti.

Ilersi gün Silanin babasi Sila’yi almaya geldi. Sila babasini gördügü an çok korkmustu. Hemen Nese hanimin arkasina saklanmisti, ona onu babasina vermesin diye yalvarmisti. Nese hanim istemesede Sila’yi babasina verdi.

Sila ve küçük kardesleri mecburen mendil satardi, Silanin abisi ise hirsizlik yapmaliydi. Bedar ana (Silanin öz annesi) o zamanlar çok hastaydi. Bedar ana istemeyerek Istanbulla gitmisti. Celil efendi (Silanin öz babasi) Bedar anayi Mardinde kandirmisti. Onu çok sevdigini söylemisti ve onunla en kisa zamanda evlenecegini söyledi. Bedar annanin babasi, Bedari Celil efendiye vermedi. Bedar anada Celil efendiyle Istanbulla kaçmislardi. Celil efendi Istanbulda Bedar anaya gerçek yüzünü gösterdi. Bedar ana’ya çok kötü davraniyor, onu hergün dövüyordu. Bedar anayla hiç evlenmediler.

Bedar ile Celil’in 5 çocuklari vardi. Azad 13 yasindaydi, Emine 10 yasindaydi, Sila 5, Dilan 3 ve Emir 2 aylikti.

Celil efendi Sila’yi aldigi gün Mehmet çok agladi. Annesine ve babasina yalvardi küçük kardesini geri gitirsinler diye, ama Nese hanim ve Erkan beyin elinden hiç birsey gelmedi. Mehmete söz verdiler Sila’yi arada sirada görecek, onunla aksam yemekleri yiyecek diye. Erkan Bey Celil efendiye Sila’yi birdaha mendil satmamasi için uyardi. Yine satarsa onu polise verecegini söyledi. Celil efendi bunu dinlemedi ve ilersi gün Sila’yi yine mendil satsin diye yolladi. Sila evde hergün aglardi. Annesine Mehmeti, Nese hanimi ve Erkan beyi çok özledigini derdi, onu onlarin yanina gitirmesi için yalvarirdi, ama Bedar ananin elinden hiç birsey gelmiyordu.

Nese hanim alisveris yaparken Sila’yi yine mendil satarken gördü. Hemen Silanin yanina kostu. Sila Nese hanimi gördügünde çok sevinmisti ona sarilmisti ve onun yanagini öpmüstü. Nese hanim Sila’yi sarilirken Silanin boynunda morluklar gördü. Silanin elerine baktinda ordada morluklar oldunu gördü. Sila’ya kim bunu yaptini sordunda Sila “Babam yapti” dedi. Nese hanim Sila’yi hemen yanina alip karakola gitti. Yolda Erkan beyi aradi hemen karakola gelsin dedi.

Karakolda Sila komser amcasina bütün olanlari anlatti. Polisler Silanin evine gittinde diger çocuklarinida mendil sattini, hatta Celil efendi onlarida dövdügünü ögrendiler. Celil efendiyi karakola aldilar. Bir iki gün için onu hapsaneye attilar ama hapisanede Celil bir kavga sonucunda öldürüldü.

Bedar ana Nese hanim ve Erkan bey Sila’yi ne kadar çok sevdigini görmüstü. Onlara Sila’yi alsinlar, onu iyi dikkat etsin dedi. Nese hanim önce hayir dedi ama Mehmet israr edip Sila’yi evlatlik edindiler. Sila artik Nese hanim ve Erkan beyin kiziydi. Mehmetin çok istedigi kardesi artik gerçekten vardi.

Nese hanim ve Erkan bey Bedar anaya ellerinden geldi kadar yardim ettiler. Onu çocuklariyla Mardine geri gönderdiler. Bedar annanin babasi önceden Bedara çok kizmisti ama ondan sonra onu affeti. Erkan bey Bedar ananin çocuklarini okuturmustu. Hepside iyi meslek sahibi olmuslardi.

coffeesin
03-03-07, 17:31
1 Sıla

4,5 yaşında gelmişti İstanbul’a Sıla ama geldiği yeri pek de bilmiyordu.
Öz ailesi ile yaşamadığının üzüntüsünü yaşardı bazen…
Acaba derdi kendi kendine, acaba nasıl bir hayatım olurdu…
Ailesinin öldüğünü söylemişlerdi, başka da bir şey bilmiyordu…
Niçin bırakmışlardı acaba kendisini, bu soru hep kurcalayacaktı kafasını…
bu mutlu hayatına belki de sadece bu soru biraz burukluk getirecekti…
bunu iyi biliyordu çünkü Neşe ve Erkan onu prensesler gibi yetiştirmişlerdi,
en ufak bir üzüntüsü olmaması için çalışmışlardı, üzerine titriyorlardı tam anlamıyla.

Ailecek Sıla’nın yaşamına dair önemli kararlar almışlardı.
Sıla’nın önünde bir yurtdışı eğitimi duruyordu.
Bu durum bir miktar tedirgin ediyordu Sıla’yı,
dünya’daki birçok ülkeyi gezip görmüş olmasına rağmen
tam anlamıyla içine dahil olamayacağı bir ülkede başka bir yaşam…
üstelik şimdiye kadar hiç ayrılmadığı ve her konuda desteklerini gördüğü ailesinden uzak olacaktı.

Liseyi bitirdiği yazı ailecek Türkiye’de yapılacak bir tatil ile geçirmeye karar verdiler.
Tüm yaz babası yanlarında olamayacaktı ama annesiyle hiç ayrılmayacaktı Sıla.
Bodrum’da ya da başka bir tatil yöresinde deniz,
kum ve eğlenceyle kurgulanmış bir vakit istemediğine karar verdi.
Görmediği kentlere gitmeliydi.
Belki yurtdışında eğitime başladıktan sonra buna vakit ayıramayacağını hissetmesi buna neden oluyordu.

Doğduğu topraklar da ayrı bir merak konusu idi ayrıca.
Evet belki ailesi ölmüştü ama şimdiye kadar hiç bilmediği bir yerde yaşamışlardı.
Acaba nasıl bir yer ve nasıl bir yaşam?
İşte bu orta okuldan beri gündeminde idi.
Neşe hanım ve Erkan Bey’e hissettirmeden hep Mardin’i, Midyat’ı,
orada yaşayan insanların yaşamını araştırmıştı.
Bunu hep gizli gizli gerçekleştirmişti
çünkü ailesinin öğrenip kızlarının hayatında bir şeyleri eksik bıraktıkları
gibi bir düşünceye kapılıp üzülmelerini hiç istemiyordu.
Ona çok iyi ve sevgi dolu davranmışlardı ve dürüst olmuşlardı.
Sıla, Neşe ve Erkan’a çok güveniyor
gerçek kızları olsa ancak benzer şekilde davranabileceklerini biliyordu.
Onlarında ona aynı güveni duymalarını istediği için
memleketine duyduğu merakı onlardan gizlemeye karar vermişti.
Ancak bu yaz için düşündükleri farklıydı…

coffeesin
03-03-07, 17:33
2 Neşe

Ancak Sıla’nın bu yaz için düşündükleri farklıydı…
sadece bu yaz böyle bir şans yakalayabilirmiş gibi hissetti
ve annesine durumu yavaş yavaş anlatmaya karar verdi…
yaz bitmeden ayrılacak ve uzun bir süre buralardan uzakta olacaktı…
doğduğu yerde olacaktı… akşamdan verdiği bu kararı sabah paylaştı annesiyle.

Günaydın annecim, diyerek sarıldı annesine ve yanağından öptü.
Sonra şırıl şırıl akan heyacanlı bir sesle devam etti,
ne kadar da açıkmışım bugün, babam erken mi çıktı?
Aslında farkında idi saat çok da erken değildi ve babasının çıktığını da duymuştu.
Böyle yaparak konuşma için kendini hazırlıyor ve zaman kazanıyordu.

Annecim yazı birlikte geçirelim demiştik ya…
yapacağımız uzun tatili diyorum…
hani babam da fırsat buldukça geleceğini söylemişti…
ben düşündüm de…
denize gitmek beni çok cezp etmiyor,
yine kısa bir süreliğine gideriz ama asıl zamanımın büyük bir bölümünü… şey …
farklı kültürleri tanıyarak geçirmek istiyorum yani daha önce görmediğim yerlere gitsek…
olabilir mi?

Başından beri sessiz sakin kızını dinleyen neşe hanım
içten içe hissediyordu kızının kafasındakileri belki de birkaç senedir..
haklı da buluyordu aslında ama yine de içinde tarif edemediği bir sıkıntı var idi…
şimdi de Sıla daha aklındakileri söylemeden anlamıştı konuşmanın nereye gideceğini…
tepki vermek istemedi ama başını kaldırıp da bakamadı kızına…
ne karşı çıkmak içinden geliyordu, ne de onay vermek…
ama istediğini söylediğinde kararına saygı duyması gerekecekti,
o yüzden cevap vererek kızına cesaret vermek de istememişti.
Suskun kaldı Sıla’nın sorusuna…

Sıla ise bunu çok uzun zamandır planlıyordu ve öyle çabuk pes edemezdi,
annesinden ses çıkmayacağını anlayınca yutkunarak devam etti sözlerine…

Mesela doğuda pek çok uygarlığın kendinden bir şeyler bıraktığı,
farklı kültürlerden ve dinlerden insanların bir arada yaşadığı yerler var… dedi Sıla,
uzattıkça uzatıyordu ama güçlü bir bahane bulma ihtiyacı hissediyordu,
annesinin kırılmasını ya da isteğine ufak bir olumsuzlukla bile yaklaşmalarını istemiyordu…
Neşe hanımda Sıla’nın kararlı olduğunu anlamıştı
ve en az zararla çıkmak için kızını anladığını hissettirmek istedi…
daha fazla zorlamayacaktı bu işi… haklıydı Sıla…

Başını kaldırıp gülümsedi kızına,
annesinin bu gülücüğünden aldığı güç ile deva etti Sıla.
Annecim, çok seviyorum seni, babamı da… ama anlıyorsunuz değil mi?
Bana sunduğunuz hayatı, sevginizi de biliyorum.
Çok mutluyum sizinle olmaktan, bana öğrettikleriniz, benim için yaptıklarınız…
inan anne ne kadar tesekkur etsem azdır,
ne kadar iyi bir evlat olsam azdır size.
Ama, merak ediyorum gerçek ailemi, o toprakları…
biliyorum yaşamıyorlar ama nasıl yaşamışlardı görmek istiyorum…

İkisinin de gözleri dolmuştu konuşurken…
sandalyelerinden kalkıp birbirlerine yaklaştılar birlikte..
sarıldılar…
göz yaşlarını tutamıyorlardı…
Neşe hanım sanki istanbuldan mardine gittiğinde Sıla bir daha dönmek istemeycek gibi gelmişti,
Sıla için ise ailesine ve evine, kenti istanbula karşı hissettiklerini o toprakları gördükten sonra bu kadar güçlü olamayacak gibi…
bu durum ikisininde içini buruklaştırmıştı,
birbirlerinin ne hissettiğini anlamadan ama yine de birbirlerine destek olmak istediklerini hissettirmek için daha sıkı sarıldılar…

coffeesin
03-03-07, 17:35
3 Emre

Lise bitmişti artık ve bundan sonra eskisinden çok başka bir hayat bekliyordu Sıla’yı.
Günler öncesinden mezuniyet gecesinde ne giyeceğinden saçını nasıl yapacağına kadar büyük bir ihtimamla kararlar verilmişti.
Dadısının çekimserliği annesinin titizliği ve Sıla’nın zevkiyle prensesler gibi olacaktı Sıla…
ve balo günü geldi çattı…
neredeyse öğlen başlamıştı Sıla hazırlanmaya ve günler öncesinden hangi takıyı takacağına kadar vermiş olduğu kararlar şimdi içine bir kuşku düşürüyordu…

Evet evet bu abartılı oldu, ben en iyisi şunu takayım…
ama bu ruj da çok koyuymuş, vazgeçeyim ben bundan…
gözlerimde bu kalemle resmen şaşı gibi göründü…
elbisem tam oturmuyor mu, nasıl yani kilo mu verdim yarım günde…
gibi sıkıntılar…

Bugünü çok önemsiyordu Sıla ve her şeyin mükemmel olmasını istiyordu.
şimdiye kadar ailesi ile pek çok davete katılmıştı ama arkadaşlarının çoğu onu ilk kez göreceklerdi bu halde.
Üstelik bu arkadaşların pek çoğunu uzun süre tekrar göremeyecekti…
eee bir de Emre vardı tabii bugün onların aynı zamanda 1 yıl dönümleriydi…
ona da çok güzel görünmeliydi…

Emre gelmiş ve salonda beklemekteydi Sıla’yı…
hazırım geliyorum dediğinden bu yana nerdeyse yarım saat geçmişti…
pencereden denizi seyretmeye başlamıştı ki.. arkasından Sıla seslendi…

Beklemekten sıkılmadın umarım… hazırım gidebiliriz…
gülümseyerek konuştu Sıla ama Emre ona çok güzel olduğunu söylemeden hazır olmayacaktı,
tebessümle Emre’nin bir tepki vermesini bekledi…

Emre ise o sırada Sıla’nın bütün yazı başka bir yerde geçirme planını düşünüyordu,
yaz bittiğinde de zaten yurtdışına okumaya gidecekti.
Kafası oldukça karışıktı Emre’nin, Sıla ile ciddi bir şeyler yaşamayı planlıyordu,
ama Sıla hep mesafeliydi ona karşı,
bunu biraz da aralarındaki yaş farkına bağlıyordu.
Şimdi ise çok kısa bir süre sonra Sıla’dan ayrılacağı ve uzun zaman birbirlerini göremeyecek oluşları kafasını kurcalıyordu.

Yavaşça Sıla’ya doğru döndü, gülümsedi.
Çok güzel olmuşsun Sıla… bekletmenin nedeni anlaşılıyor…
Sıla ise nazlanarak, şakadan kırılmış numarası yaparak karşılık veriyordu Emre’ye.
S: Nasıl yani, çirkindim de çok uğraştım beklettim seni ancak güzeleşebildim öyle mi?
E: Her zaman güzelsin aşkım, ama şimdi büyüleyicisin, balodaki kimse gözlerini senden alamayacak.
S: iyi, gidelim o zaman…

Birlikte çıktılar dışarı, Erkan ve Neşe ile vedalaşıp bindiler arabaya…

Güzel bir akşamdı, herkes eğlenmişti,
liseyi bitirmenin heyacanını paylaşıyorlardı arkadaşlar birbirleri ile…
veda hüznü yoktu havada,
epey ilerlemişti vakit,
Emre ile Sıla biraz yorgun bir köşeye çekilmiş Pelin’in erkek arkadaşını çekiştiriyorlardı.
Resmen her hafta başka biri var yanında, hep beraberiz bir türlü takip edemiyorum sen sürekli bir yenisi ile tanışmaktan sıkılmadın mı?
Diye soruyordu Emre Sıla’ya… pelin işte biliyorsun diyordu Sıla ise…

Sonrasında Emre Sıla’yı evine bıraktı,
Tam veda öpücüğü ile ayrılıyorlardı ki Sıla’nın dadısı belirdi pencerede…
Aaa geldin mi kızım ben de seni bekliyordum…

coffeesin
03-03-07, 17:37
4 Erkan

Erkan bey tereddüt ediyordu Mardin yolculuğundan,
ama ne eşine ne de kızına karşı çıkamamıştı.
Ne diyebilirdi ki… ben bunca zaman yalan söyledim senin asıl ailen yaşıyor mu?
Koskoca kentte karşılaşma ihtimal bile değildi, isimlerini de vermeyecekti.
Bu durumu açıklamakta zorlanmış bile olsa konu kapanmıştı…
Sıla’da daha fazla üsteliyor olmamak için ısrar etmemişti,
güveniyordu babasına…
Zaten kısa bir süre Erkan Bey de katılacaktı,
sonrasında Neşe ile Sıla iki haftalık Mardin ve Midyat’ta gezisi ve dinlenmesi yaşayacaklardı.
Ve döneceklerdi tekrar İstanbul’a…
DÖNECEKLERDİ ?…
Döndükten sonra da Erkan Bey Sıla’nın aklının artık ne ailesinde ne de Mardinde kalmayacağını ümit ediyordu…
Yine de için için kendisini bir şeyler yiyordu sanki…
Aile ile karşılaşma olasılığını düşündükçe daha da tedirgin oluyordu… sonra
nasıl olsa benden başka kimseyi tanımıyorlar,
karşılaşsalar da ne Sıla’yı ne de Neşe’yi diye düşünüyordu?
Kafasındaki soruları ve kuşkuları atamadan yolculuk öncesi işlerini ayarlamaya koyuldu…

coffeesin
03-03-07, 17:38
5 Mardin’e yolculuk

Yolculuk vakti sonunda gelip çatmıştı…
Bekle bizi Mardin…
Kimse dışarıya belli etmese de herkes içinde bir küçük endişe taşıyordu…
Araba ile çıkmışlardı yola, Kapadokya’da bir uzun mola verip devam edeceklerdi Mardin’e.

Kapadokya’ya varıncaya kadar ara ara okuduğu kitaptan başını kaldırıp Emre’yi düşünüyordu Sıla.
Buruk ayrılmışlardı, hatta biraz kırgın…
Sıla’nın kendisi ile yeterince ilgilenmediğini düşünüyordu Emre.
Zaten yurtdışında eğitime gidecekti, en azından yazı birlikte geçirselerdi…
Nerden çıkmıştı şimdi Türkiye’nin öbür ucuna gitmek…
Biraz büyümesi ve olgun düşünmesi gerekiyordu Sıla’nın…
Liseli küçük bir kız gibi davranmamalı idi artık…
Sıradan arkadaşlardan farkları yoktu…
Özel bir ilişkileri olmasını istiyordu…
…. vesaire…vesaire…

Sıla ise hiç mi hiç anlamıyordu,
özellikle de Emre’nin sahiplenici davranışlarını…
daha henüz bitirdim liseyi, önümde koca bir hayat var…
eğitimim yok…
nasıl ciddi bir ilişki bekleyebilirdi ki insanlar ondan… hiç anlamıyordu.
Öyle düşünerek kendini haklı buluyordu ama
Emre’yi üzüyor olmaktan da ayrıca canı sıkılıyordu…
Evet seviyordu Emre’yi, çok iyi bir insandı ve kendisine değer veriyordu…
İyi de anlaşıyorlardı.
birlikte yapmaktan hoşlandıkları bir çok uğraşları, ortak zevkleri…
tamam, hepsi iyi – hoş ve değerliydi Sıla için…
ama o kadar… ilk önceliği Emre değildi, olmayacaktı…
biliyordu ki hissettikleri aşk değildi,
gerçek aşk var mıydı onu da bilmiyordu…
Tekrar aldı kitabını eline.

uzun molanın ardından yolculuğuna uyuyarak devam etmişti.
Onun uyuduğunu bilerek annesi ve babası onun hakkında sohbet etmeye başlamışlardı.
….
N: Erkan senin bir sıkıntın var, anlatsana.
E: yok canım ne sıkıntısı, bıraktığım işleri düşünüyorum o kadar
N: hadi canım, var işte. Tanıyorum seni. Nedir içinde tuttuğun?
E: hiçbir şey yok… merak etme Neşe.
N: Ben de Sıla’yı düşünüyorum, sence ne bekliyor, Mardin’den ne umuyor…
E: Ne kadar hassas, ilgili ve meraklıdır bilmez misin? Çocukluğundan bu yana bekliyordum ben bu istediğini…

coffeesin
03-03-07, 17:40
6 Boran

Sabah olmuştu Mardin’e vardıklarında, gerinerek uyandı Sıla.
-uff ne çok uyumuşum, her tarafımda tutulmuş…
yere düşen kitabını alırken, annesigile baktı, daha uyuyorlardı…
başını çevirip arabanın penceresinden dışarı bakarken bir atlı gördü yanlarından hızla geçen…
yandaki tarlalara doğru sürüyordu atını…
altın sarısı başaklara güneşi götürüyordu sanki…
içi ısındı… gülümsedi ardından…
işte geldin topraklarına Sıla dedi kendi kendisine.

Uygun bir yerde durabilir miyiz, su bitmiş diyerek seslendi şoföre.
Araba çeşmeye doğru yaklaşıp yavaşlarken, çeşmenin başındaki atlıyı fark etti.
Başını uzatıp görmek istedi.
Mardin’e hoş geldin diyen atlı mıydı bu?
Atından inip çeşmeye doğru yürüdü adam,
yüzünü görememişti…
atı ürkütmemek için biraz ilerde durdu araba ve Sıla inip geriye yürümeye başladı.
Çeşmeye varmadan önce geçmesi gereken bir engel vardı Sıla’nın,
Ata yaklaşıp başını okşadı…
Yanı başındaki adamı görmeden konuşmaya başlamıştı Sıla
S: ne kadar güzel bir şeysin sen, geceler kadar siyah, yağız bir küheylan…
Bir yabancının geldiğini fark edip, arkasına döndüğünde Boran, saçları rüzgara uyum sağlamış uçan, bir esmer güzeli gördü.
Çok fazla dikkat edemeden atına yaklaşıp geriye çekmek istedi.
Yabancılara karşı hep çok yabani olmuştu Yağız, kesinlikle izin vermezdi yanına yaklaşmalarına.
Hatta ev halkı, bazen kahya bile yanına yaklaşmaya çekinirdi.
Her şeyi ile Boran ilgilenirdi atının.
Oysa şimdi uyarmaya bile fırsatı olmadan bu kız atını okşuyordu.
Boran şaşkınlıkla izliyordu Sıla’yı.
Yağız kendini bir yabancıya sevdiriyordu, üstelik buralı bile olmayan birine…
Nedenini kendinin bile anlamadığı bir şekilde etkilenmişti bu kızdan,
Ondan önce de atı çekimine girmişti bu kızın.
Sessizce ve şaşkın incelemeye başladı Sıla’yı.
Bacağında rahat kısa bir kot pantolon ve askılı bir bluz…
sıradan salaş ve buralardan çok uzaklardan geldiğini gösteren bir kıyafet dedi içinden,
peki o zaman bu etrafına yaydığı ışık ne idi…
tam o sırada Sıla fark etti Boran’ı…
göz göze geldiler…
S: çok güzel ve uysal bir hayvan diyerek söze girdi Sıla,
gözlerini zoraki Boran’ın gözlerinden alarak Yağız’a çevirdi.
Sizin mi? diye sordu, her şey çok belliydi ama işte kendini kurtarmak için sormuştu,
bir de onu görünce içinden akan o ılık heyecanı bastırmak için…
Sıla’nın sesi ise şırıl şırıl bir serinlik getirmişti Boran’a,
Konuşmayı bile aklına getirememişti,
Sadece bakıyordu…
Sessizlik uzayınca Sıla, attan uzaklaşıp çeşmeye doğru gitmeye karar verdi…
Ama Boran’ın yanından geçmesi gerekiyordu.
Bu düşünce ile bile heyecanlandı…
Boran’a dönüp bakmamaya çalışarak yürüdü yanından.
Ama o görüntüyü kafasından atamıyordu.
Yakasız beyaz bir gömlek vardı üzerinde, kollarına kadar sıvalı, uzun siyah çizmeler…
Çeşmeye gidip elindeki şişeyi doldururken, gitti mi diye de anlamaya çalışıyordu çaktırmadan…
Sıla’nın yanından geçip görüşünden çıkması ile Boran toparlamıştı kendini,
atına doğru yöneldi… üzerine binerken de arabanın plakasını okumayı ihmal etmedi…
bu kadar etkilenmiş olmasına bir anlam veremeden, arkasına dönüp Sıla’ya tekrar bakıp tekrar onun çekimine girmeye cesaret edemeden yavaş yavaş uzaklaşmaya karar verdi…
Sıla ise çeşmenin yanından ayrılmış arabaya ilerlerken, bu esmer adamın çekiciliğine kapılmış olarak arkasından bakıyordu Boran’ın.

coffeesin
03-03-07, 17:42
7

Geldikleri günü Midyat manzarasında dinlenerek geçirdiler.
Bu onlar için uzun zamandır sadece kendilerini ve birbirlerini düşünerek yaptıkları ender şeylerden biriydi.
Bir aile olmanın keyfini yaşadılar…
Önceki yoğunluğun ve yorgunluğun acısını çıkardılar.
Derin bir huzur veriyordu insana bu sarı kızıl topraklar…
Akşam güneşinin yarattığı muhteşem ışık oyunları eşliğinde yemeklerini yediler…
Ellerini uzatsalar değebilecekleri yıldızların altında Midyat mutfağının ağızlarında bıraktığı tat ile sohbet ettiler…
Ne büyülü bir kent diye geçirdi içinden Sıla…
“uzun zaman sonra çocukluğu da yıldızlar kadar yakındı sanki – uzansa dokunabilecek gibi”
akşamı keyifle geçirip yatağına yattığında ise uzun zamandır bu kadar keyifli yatağa uzanmamış olduğunu hissetti…
evindeymiş gibi hissediyordu bu topraklarda…
yüzünde sımsıcacık bir gülümseme ile ne ilginç hiç bilmediğim bir yerde kendimi evimde hissediyorum dedi kendi kendine…
yastığın çocukluğundan kalma sabun kokusuna gömerken yüzünü burada sabahlar nasıl olur acaba diye düşünerek uykuya daldı…
rüyasında kendisine midyata hoşgeldin diyen adamı görerek sabaha kadar deliksiz uyudu…

bir önceki günden aklında kalan siyah gözleri düşünerek gözlerini açtığı ilk sabahı idi Sıla’nın.
Küçük bir kızın neşeli hali ile fırladı yatağından ve kahvaltı için annesigil ile buluşmak üzere hazırlanıp aşağıya indi.
Günaydın diyerek sevinçle sarıldı annesine ve babasına…
Ve günler öncesinden çalışarak hazırladığı gezi programını anlatarak bir şeyler atıştırdı heyecanla…
Neşe ve erkan ise içlerini rahatlatan bir nehrin akan sesini dinliyor gibiydiler…

Bu medeniyetler beşiği müze kenti adım adım gezdiler hiç durmadan,
pek çok hatıranın yanında el işçiliği altın ve gümüş takılar aldılar…
Sıla sadece geçirdiği bu birkaç günde Midyat’a hayran olmuştu…
Burası Dünya’nın en güzel yerlerinden biri diyordu…
Kafasında yepyeni düşünceler oluşmuştu Midyat için…
Burada daha çok kalmalıydı,
hatta hayatında burası ile ilgili bir bağ kurmaya karar vermişti…
Her anlamda zengin topraklardı… Kültürüyle, insanıyla etkiliyor ve kendi çekimine alıyordu Midyat …
Babasına midyat’a yatırım yapabileceklerini anlatmaya çalıştı…
Sıla: Mesela turizm sektörüne ağırlık verilebilir babacım,
bence tüm dünyaya anlatılmalı gösterilmeli buranın büyüsü…
Sonra toprakları da verimli, neden Gıda sektöründeki şirketlerimizden bazılarını Midyat’a yönlendirmeyelim…
Ayrıca buranın insanına da yeni iş olanakları sağlamış oluruz…

Erkan bey Sıla’nın fikirleriyle ilgilenmemezlik yapamazdı. Daha önce de hiç yapmamıştı… kızının ne yapmaya çalıştığını hissetse de hak vermeden edemedi
ve Midyat’ta kalacağı süreyi birkaç gün uzatarak,
holding müdürlerinden Selim beyden, yapılabilecek yatırımlar için bir araştırma yapılamasını istedi…

coffeesin
03-03-07, 17:43
8

Günler hızla geçiyordu…
onlarsa gördükleri her şeyi, tattıkları her yemeği, tanıştıkları her insanı sakince karşılıyor
ve oradaki hayatlarının içine dahil ediyorlardı…
çok kısa süre içinde yöre halkının sıcak kanlılığı ile tanışmışlar,
onların mahçup ama içten yaşamlarına ortak olmuşlardı…
Sıla ve Neşe hanım özellikle çocuklarla ilgileniyorlardı,
Erkan bey hep eşi ve kızıyla birlikte ama diğer insanlara mesafeliydi…
Gezip görülen yerler, ele alınan hatıralar kadar, insanları da cezp etmişti onları…
Büyülü kentin sokaklarında insanların acılarıyla da biraz biraz karşılaşmaya başlamışlardı…

bir akşamüstü yine ailecek yapılan yürüyüşte birden Erkan bey gerildi,
durdu yolun ortasında,
ilerdeki kahveden fırlayıp yola atlayan adama kilitlenmişti gözleri…
durumu Sıla ve Neşe hanım keyifli bir sohbetin ortasında fark edip yöneldiler Erkan’a…
Neşe: ne oldu Erkan. Bir şey mi var?
Sıla: babacım iyi misin noldu…
Neşe: Kim o adam Erkan, tanıyor musun?

O sırada adam tam karşılarında durmuş, üniformalı en çok 11 yaşındaki kız çocuğunun kolundan yakalamış, bağırmaya başlamıştı.
Adam: ula ben seni erkeklerle dolaş diye mi gönderiyorum okula… yürü bakim… evde gösterecem ben sana… yok bundan böyle okul felan… gitmeyeceksin…
Kız: baba yapma ne olur, ben bir şey yapmadım…
Adam: yürü diyorum…
Ve meydandan hızla ayrılıp dar sokaklardan birine girdiler…

Erkan: yok canım ne tanıması…
Ben yoruldum bugün… otele dönelim… iyi hissetmiyorum…
Hem çok uzattık bu Midyat gezisini evimize dönelim birlikte artık…
Sıla: baba, iyi misin? Ne oldu birden…
Babacım böyle planlamamıştık…

Anne kız şüpheli gözlere anlamadım… der gibi birbirlerine bakıp,
tartışmadan otele doğru ilerlediler Erkan ile…

Erkan ise işte korktuğum bu idi, nasıl düşünebildim karşılaşmayacağımızı…
belki de hiç gelmemeliydik… neyse ki beni görmedi…
ama görebilir, hemen ayrılmalıyız buralardan…
diye kendi içinde bir muhasabe yapıyor idi…
Celil’i – Sıla’nın gerçek babasını görmüş olmanın şoku içerisinde…

Celil efendi, evinin kapısından içeri kızı Dilan’ı tuttuğu gibi fırlatıp,
Bedarrr… diye haykırdı…
Dilan ağlıyordu, bir çırpıda Bedar ana kızına sarıp sarmalarken, ne oldu der gibi kocasına baktı…
Celil: Bedar… bu kız bir daha kapıdan dışarı çıkmayacak… okula da gitmeyecek… o kadar…

Sıla etkilenmişti gördüğü manzaradan…
Ne oldu acaba kızcağıza… herhalde babası… burada kız olmak çok zor olmalı diye geçiriyordu içinden Otel terasında çevreyi incelerken…
bir parçada böyle bir hayattan kurtulmuşum belki düşüncesiyle içi buruk…

manzara ile birkaç gündür aklından çıkaramadığı delikanlıyı düşündü sonra…
o çeşme başındaki adamı hatırlamak içini huzurla dolduruyordu…
yine karşılaşır mıyım acaba diye geçirdi içinden… yüzünde oluşan tebessümü gizlemeden…
sonra babasının dönelim artık düşüncesini aklına getirmesiyle içi cız etti…
babasını ikna edebileceğine kendinden emin yeniden hayallere dalmıştı ki…
telefonu çaldı. Arayan emre idi…
kafasının karışık olduğunu hissetti Sıla, geldiğinden beri konuşmamıştı Emre ile,
aslında hiç düşünmemiş olduğunu da şaşırarak fark etti…
o an bunu çözüme ulaştırmak için erken olduğunu anlayarak telefonunu sessize aldı.

coffeesin
03-03-07, 17:45
9

Ertesi sabah Erkan Bey, Selim Bey ile buluşup,
Selim Bey’in toplamış olduğu bilgileri inceliyor
ve yatırımlar konusunda neler yapılabileceğini konuşurlardır…
Selim Bey, bölgedeki yatırımlar için önemli aşiret reisleri
ve sahip oldukları şirketlerin yöneticileri ile görüş alış verişinde bulunmayı özellikle salık veriyordu.
Bunların içinde Midyat bölgesi için son dönemde
İstanbul’da da iyi bir çıkış yakalamış olan Genco Holding yer alıyordu.
Genco Aşiretinin ağası ve Holdingin yönetim Kurulu Başkanı Boran Genco,
hem eğitim görmüş hem de insanları tarafından sevilen biri idi, ve Midyat’ta yaşıyordu…
Selim Bey ile bu fırsatı değerlendirip
hazır Midyat’ta iken bu kişi ile görüşme ayarlanması konusunda görüş birliğine varan Erkan Bey,
Midyat’taki günlerini biran önce tamamlamak istiyordu.

Sıla ile Neşe hanımda Erkan’ın yokluğundan istifade çarşıya inmiş
ve el işleri satan bir dükkanda dükkan sahibiyle sohbet ediyorlardı…
Bütün Midyatı yanında götürmeye kararlı Sıla,
gördüğü her şeyi yakından inceliyor ve dükkan sahibine hikayesini soruyordu…
hemen yanlarından anlamadıkları dilde kısık sesle ama öfkeli vurgular ile konuşan bir adam,
zorla götürüldüğü belli on yedi yaşlarında genç bir kızın kolundan tutarak ilerliyordu…
Sıla, ikinci kez gördüğü benzer manzara karşısında kızgınlığını kontrol edemedi…
ama bu kadarı da yeter, her gün başka bir zor hikayesi yaşıyor buradaki kızlar diye gürleyerek
annesinin konuşmasına bile izin vermeden adamın peşine takıldı.
Biraz ilerde yedi sekiz kişiden oluşan bir kalabalığın içine girince,
adam kız ile birlikte Sıla biraz durakladı ve uzaktan ne olduğunu anlamaya çalıştı…
Sıla yavaş adımlarla yaklaşırken kalabalığa herkesten bir ses yükseliyordu…
Sonra kızı sürükleyip getirmiş olan adam uzun boylu bir adamın önüne fırlattı kızcağızı…
Yere kapaklanması ile feryat eden kızın sesiyle de herkes sustu…
duyduğu kızgınlıktan daha büyük bir hayal kırıklığı ile,
Sıla dehşet içinde bu olayı izliyordu...

Midyat’a hoş geldin diyen çeşme başında karşılaştığı,
tekrar göreyim diye ümit ettiği idi,
uzun boylu adam…

coffeesin
03-03-07, 17:51
10

kızcağızı yerden kaldırmak için müdahale bile edemeden Boran,
kendisine dehşet ile bakan gözleri hissedip başını o yöne çevirdi…
ama bu…
daha önce çekimine girmiş gibi hissedip
üzerinde bıraktığı etkisinden hareket edememiş olan Boran
şimdi bambaşka duygular yaşıyordu…
bu mesafeden göz göze geldikleri peri kızı ona gözleriyle, kızgınlığın ve kırgınlığın her rengini aktarıyordu…
yine eli kolu bağlanmış gibi kalakaldı öylece…
günlerdir bilinç altında büyüttüğü yeniden görüşme ümitleri, düşleri ilk kez kendisinin kontrolünden çıkmış ve gün yüzüne ulaşmıştı…
hem de hiç istemediği bir şekilde…
böyle bir durumda karşısında idi…

birkaç bayan yardım etmiş içeri almışlardı kızcağızı,
kendisine seslenmeleri ile Boran da içeri girdi…
arkasında büyük kuşkular, soru işaretleri bırakarak…

Neşe hanım, Sıla’nın nasıl bir olayın içine girmeye çalıştığına anlam veremeden
endişe içinde peşinden gelmişti…
Sıla, durduğu yerde donmuş, gözü önünde yaşananlardan hangisine akıttığını bilemediği göz yaşları ile annesine sarıldı…

senem_89
03-03-07, 20:05
Boran sinirle dışarı çıkar. Hastanenin duvarına bir yumruk atar.
-ah sıla ah!
Arabasına binip sinirli bir şekilde işyerine gider...

Sıla nın aklı boranda kalmıştır. Emre nin yanında kalsada boran a sölediği sözden sonra içi huzursuzdur.emreye gülümser.
Emre:teşekkürler sıla,benimle kaldığın için. Ama...istemiyorsan kalmak zorunda değilsin.
Sıla: hayır emre,ben hep senin yanında olucam. Zaten herşey benim yüzümden oldu. Seni böyle asla bırakamam.
Emre: kendini suçlamam sıla. Hem...sen yanımda olduktan sonra hiçbirşey önemli değil.
Sıla emre nin elini tutar.
Sıla:merak etme emre,seni hiç bırakmıcam.

Boran odasında koltuğuna oturmuş olanları düşünüyordur. Düşündükçe öfkeleniyordur.yumruklarını sıkar sıkıca.
-onu seçtin sıla onu seçtin!

Sıla ve emre konuşurken,kenan bey ve şule hanım içeri girer.
Şule:oğlum,canım!
Kenan:oğlum,uyandın mı?nasılsın yavrum?
Emre:evet iyiyim ben babacım.anne...
Şule hanım ağlayarak emre nin yanına gider.
Kenan:ne işin var senin burda sıla. Oğlumu rahat bırak. Sen ona yaklaştıça ona zarar veriyorsun!
Sıla ağlamaya başlar.
Emre: baba lütfen!sıla ya böyle davranma!
Sıla ağlayarak odadan çıkar. Şimdi sadece boran ın yanında olmak istiyordur. Ama...
Boran ı arar,telefonu kapalıdır.
-ah boran ah,bilmiyorsun hiçbirşeyi.

Boran yerinden kalkmış,dışarıyı seyrediyordur. Kaşlarını çatmış olanları hazmedemiyordur.arkasını döner ve gözüne masadaki sıla için aldığı hediye çarpar. Kutuyu alır ve yere doğru fırlatır.
Bembeyaz bir şey bir kadının ayak uçlarına süzülür...
Gelinlik yere,sıla nın ayağının dibine düşmüştür. Sıla yavaşça eğilir ve gelinliği alır. Gözyaşlarını tutamaz.
-boran...bu...bu benim için mi?
Gözgöze gelmişlerdir.boran ın keskin bakışları sıla nın yüreğini deler geçer adeta...
Boran:senin içindi!artık değil...
Sıla:neden kızdığını anlıyorum.ama...açıklayabilirim.
Boran:neyi açıklıcaksın.onu seçtiğini mi? Sen haketmiyorsun bu gelinliği!
Boran ın bu sözü sıla nın içine işlemiştir.kulaklarında çınlıyordur sürekli.
Sen haketmiyorsun bu gelinliği...
Boran ın kelimeler ağzında öyle dökülüvermiştir işte...öyle demek istememişti...
Sıla gözündeki yaşları,yüreğindeki sevdasını alıp gitmek ister oradan...elindeki gelinlik kayıp gider avuçlarının arasından...
Boran söylenir kendi kendine:
-kahretsin!

Abay ve gizem yemektedirler.
Abay:yemek teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim gizem.
Gizem gülümser.
Abay:ee anlat.
Gizem:ne anlatıyım sen anlat
Abay:memleketimi özledim gizem...orada insanlar konuşurken birbirlerinin yüreklerini görüyorlar.burda sanki insanların kalbi zırhla kaplı.görmek imkansız.
Gizem:insanların gözünü o kadar para hırsı,öfke bürümüşki herkes bencilleşmiş. Artık kendilerinden başka kimseyi görmez oldular.
-sen gel bizim oralara bak nasıl açılırsın.
Gizem:bende çok istiyorum oraları göremek,insanlarını tanımak.
Abay gizem in ellerini tutar.
Sen gel ben sana karış karış gezdiririm o muhteşem toprakları.hem sana da iyi gelir emin ol.
Gizem yavaşça ellerini çeker.
-şey..ben lavobaya kadar gidiyim...
abay gizeme bakar üzülerek.
-peki...

narin abisinin hapishaneden kurtulmasına çok sevindiğini söylemek için telefonu eline aldığında telefon çalar.arayan sıla dır.sıla nın sesi ağlamaklıdır.
Narin:alo,buyrun
Sıla:alo narin,benim sıla.
Narin:efendim sıla.
Sıla:ben biraz geç gelicem de haber veriyim dedim.merak etmeyin.
Narin:sıla sesin kötü geliyor.birşey oldu? Yoksa emre ye mi birşey oldu?
Sıla: narin...emre...emre birdaha yürüyemicek.sakat kaldı.
Narin:ne! Ne diosun sıla. Gerçek bu?
Sıla: evet narin,şimdi konuşamıcam sonra görüşürüz.
Narin:görüşürüz sıla...

Narin şok olur,üzülmüştür. Sonra abisini arar.
Narin:alo abi
Boran:efendim narin
Narin:nasılsın abi?kurtuldun mapustan.biliyordum abi senin yapmadığını.
Boran:iyiyim narin. Tabi ben yapmadım.
Narin: çok şükür abi allah seni çocuğuna,bizlere bağışladı. He abi biliyorsun emre sakat kalmış.bir daha yürüyemeyecekmiş.
Boran:ne! Emre...sakat mı kalmış.
Narin:he abi bilmiyordun?
Boran: bilmiyorum narin...bilmiyorum...sıla nerde biliyor musun?
Narin: şimdi aradı sesi çok kötü geliyordu. Geç gelecekmiş onu haber verdi.
Boran:peki narin sağol.
Narin:sağlıcakla kal abi...

Boran sıla yı arar.telefonu kapalıdır. İşyerini arar,orda olmadığını söylerler.
-ah sıla kimbilir nerdesin?

Aklına ev gelir. Beraber tuttukları ev...
Eve gider boran.yedek anahtarla açar kapıyı. Görünürde içeride kimse yoktur. Yukarı çıkar,yatak odasına...
Sıla ordadır. Adeta melekler gibi uyuyordur yatakta...
Sıla boran a kızıp eve gelmiş.ağlayak uyuya kalmıştır.
Boran yavaşça sıla nın yanına yatar.dudağına bir öpücük kondurur. Saçlarını okşar ve onu seyreder aşkla...


Sıla uyanır. Karşısında boran ı görünce şaşırır.
Sıla: boran...ne işin var senin burda?
Boran: burası bizim evimiz değil mi? Niye hem...memnun olmadın mı?
Sıla arkasını döner yavaşça. Boran ona sarılır ve yanağına sıkıca bir öpücük kondurur.
Boran:özür dilerim sıla,bilmiyordum emre nin sakat kaldığını. Ne yapıyım seni bensiz düşünmek beni çıldırtıyor.seni seviyorum...
Sıla boran a döner.
Sıla: ne zamandır burdasın?
Boran:bir saat oldu.
Sıla: o kadar uyudum mu?
Boran:evet,çok derin uyuyordun.
Sıla: sen ne yaptın peki?
Boran: seni seyrettim.

Sıla boran a sarılır. Boran ın kokusu üzerine sinmiştir. Ve ikisi şehvetle öpüşmeye başlarlar.
Boran:seni çok özledim
Sıla:bende...
Boran yavaşça sıla nın üzerindekileri çıkarır. Hissederler birbirlerini...sanki birbirlerine dokundukça özlemleride artıyordur...tenleri değdikçe birbirlerine alev alev yanıyorlardır...
Sıla nın elleri boran ın sırtında gezinir. Boran sıla nın boynundan öpmeye başlar...

Sıla nın üzerinde boran ın gömleği vardır.
Sıla:sana birşeyler hazırlıyım mı?
Boran: hazırla bakalım bende banyoya giriyim.
Sıla:sırtını ovayım mı?
Boran:bekliyorum...

Sıla aşağı mutfağa iner. Dolapta sadece kahvaltılık birşeyler vardır. Tost yapar ve birşeyler hazırlar. Üzerindeki boran ın gömleğine yağ damlatır yanlışlıkla.
-kahretsin!
Boran havluyla geliverir sessizce. Sıla nın arkasından sarılır. Sıla işine o kadar dalmıştır ki irkiliverir aniden.
Sıla: ay boran korkuttun beni.
Boran: niye gelmedin?
Sıla: ah ben.. unuttum,dalmışım. Neyse başka sefere artık.
Boran: oo gelin ağamızda pek hamaratmış.
Sıla: tabi ne zannettin.
Boran: ama bide gömleğimi batırmasaymış. (gülümser muzurca)
Sıla: yaa boraann


O sırada boran ın telefonu çalar.arayan cihan dır.
Boran: ne var cihan? Ne istiyorsun?
Cihan:nerdesin yine boran ağa? İşeri yani mi saldın?
Boran: sen fazla oluyorsun cihan? Benim işim sana mı kalmış.
Cihan: şu hani mardinde ki toprak alan paravan şirket varya
Boran: eee?
Cihan: işte o şirketin kim olduğunu öğrendimde onu haber veriyim dedim. Sende gelince öğrenirsin nasılsa.
Boran: kimmiş?
Cihan: özdemir holding...

Boran adeta şok geçirmiştir. Cihan telefonu kapatmıştır. Sinsice gülümser.
- benim bir şey yapmama gerek kalmadı. Karın sana ikinci kazığı attı. A ptal! Boran ağa ya bir darbe daha...

sıla: hadi boran masa hazır. Gelsene,ne oldu,kimmiş arayan?

Boran elinde telefon sılaya bakakalmıştır. Sıla birden ciddileşmiştir...


24. bölüm sonu...





---son kısmı tamamen hayal ürünüdür.malum cansu dere kuralları :) ---

terbin
03-03-07, 21:07
Boran başı ile hadi işareti yapar.
Sıla:Ben biraz daha kalıcam Boran sen git, beni bekleme
Buraya ne umutlarla ne hayallerle gelen Boran şimdi yıkılmıştı işte biliyordu bu beni beklemenin akşam bekleme demek olduğunu.Yüzünü çok acı bir ifade kapladı.Sonra Emre’ye son bir kez “Geçmiş olsun.” Dedi.Sonra Sıla’ya döndü:” Bekliycem Sıla” dedi ve hızlı adımlarla çıktı odadan.Hastahane koridorunda oturan Şule ve Kenan’a da “Geçmiş olsun.” Dedi.Büyüklük onda kalmıştı ne olursa olsun onlar acılıydılar.Boran onları çok iyi anlıyordu.Kendisi daha önce de çok acı çekmişti hatta şimdi bile çekiyordu.Hayalleri yıkılmıştı.Artık çok yavaşlamıştı.Bir umut belki Sıla pişman olu da geri döner diye ama yanıldı.Hastahaneden çıkmıştı işte ama Sıla yoktu işte, gelmemişti, vazgeçmişti.Ama bekliycem dedi bekliycem seni hep bekliycem.Sonra evlerine sürdü arabayı orada bekleyecekti.
Sıla ise Boran’ın gidişi ile gözyaşları sel gibi olmuştu.Emre görmesi onu da üzmeyeyim diye düşünerek pencerenin kenarına gitti ağladı sessiz hıçkırıklarla.Aklından hiç çıkmıyordu Boran’ın o yüzü.Önce onun yanında iken ki gülüşü, sonra ise bu hüzünlü dokunsalar ağlayacak gibi duran ifadesi.O bu düşüncelerine dalmışken Emre’nin sesini duydu
Emre:Sıla bana dön
Sıla dönmedi
Emre:Sıla bana bak lütfen dedi.Sıla gözündeki yaşları sildi.Sonra döndü.
Sıla: Efendim Emre.
Emre: Bak Sıla senin şu anda durumunu anlıyorum ve şu anda niye burada olduğunu da biliyorum.Burada sadece her şeyden kendini sorumlu gördüğün ve vicdan azabı çektiğin için buradasın.Biliyorum, Sıla.Senin onu sevdiğini, hem de kör olacak kadar.onun aşkına bugüne kadar inanmıyordum ama senin ona git dediğindeki acısı, sonra bekliycem derkenki çaresizliği.İşte şimdi anladım Sıla ne sen, onsuz ne de o sensiz mutlu olamazsınız.Lütfen Sıla şimdi onun yanına git sana ihtiyacı var senin de ona.
Sıla: Olmaz Emre seni böyle bırakamam.
Emre:Bak Sıla.Ben hayata dört elle tutunacağım.Hiç olmasa beni çok seven annem ve babam için.Zaten babam eminim ki şu an beni iyileştirmek için doktor arıyordur.Ben kendime inanıyorum Sıla, yürüyebileceğime inanıyorum.VE yürüyeceğim kendim için, annem için, babam için ve hayata yeniden tutunacağım.Ve bir dostun olarak yanında olacağım.Senin mutluluğun beni de mutlu eder.Hadi şimdi lütfen git.Onu yalnız bırakma.
Sıla:Peki ama sen de kendine iyi bak ve bana söz ver hayata sımsıkı tutunacağına ve hep dostun olarak kalacağına.
Emre:ŞEREF SÖZÜ! Dedi ve ikisi de güldü.Sinirleri boşalmıştı.Sonra Sıla Emre’ye “ Beni anladığın için sana ne kadar teşekkür etsem azdır Emre.İnan sana minnettarım.” Dedi ve hemen oradan çıktı.Boran’ı aradı telefonu kapalıydı.Sonra aklına geldi Boran’ın çıkarken dediğini “BEkliycem Sıla” “Bekle Boran geliyorum.” Dedi kendi kendine ve yeni yuvalarına doğru sürdü arabasını.Telefonunu kapamayı da ihmal etmeyerek.

devamı birazdan…

terbin
03-03-07, 21:49
Ve sonunda gelmişti yuvalarına dışarıya baktı gülümseyerek “Şükürler olsun sana Allah’ım, şükürler” dedi ve kapıyı açtı yavaşça.Boran salonda dalgın dalgın düşünüyordu.Sıla’nın arkadanona uzun süre baktığını da hissetmemişti doğal olarak.Sıla birden arkasından sarılınca şaşırdı.
Boran: Sıla sen misin?geldin değil mi?Bu bir hayal değil.
Sıla:Hep sen mi beni şaşırtacaksın şimdi de ben seni şaşırttım.
Boran:Ah Sıla bir an gelmeyeceksin diye ödüm koptu dedi Sıla’ya sımsıkı sarıldı.Sıla da ona.
ayrılınca Sıla bir etrafa baktı ki bir de ne görsün her tarafta güller ve mumlar vardı.
Sıla:Boran bunlar bunlar da ne?
Boran: Sana bir sürprizim olduğunu söylemiştim ya
Sıla: Bu mu yani sürprizin?
Boran:Hayır sadece bu değil dedi ve Sıla’yı odalarına doğru çekiştirmeye başladı.
Odanın kapısını açtı ve Sıla’ya içeri girmesini söyledi.Sıla’nın gördüğü karşısında adeta dili tutuldu.Boran’a sımsıkı sarıldı.
Sıla:Boran ben ne diyeceğimi bilmiyorum.
Boran: hiçbir şey deme Sıla.Sadece susalım.Eee hadi ama sen giyin bunu ben birazdan geliyorum dedi.Sıla gelinliğini giyinedursun biz Boran’a bakalım.

Boran aşağı indi sonra dışarı çıktı.Arabadan bir CD aldı yine yavaş yavaş, oyalana oyalana
odaya geldi.Sıla giyinmişti.Göz kamaştırıyordu beyazlar içinde.Boran onu şöyle bir süzdü.Sonra eliyle bir dakika dedi ve yatağın başındaki cdçalara cdyi taktı ve açtı.onlarıın şarkısı çalıyordu.Boran, Sıla’nın yanına gidip elini uzattı dans için o da tuttu ve dansa başladılar.Bakışları birbirlerine kenetlenmişti.Birbirlerine ve müziğe kaptırdılar kendilerini sonra Boran birden Sıla’nın dudaklarını dudaklarında hissetti…


Sabah uyandığında Sıla yanında mışıl mışıl uyuyordu huzurla.onu izledi uzun bir süre sonra aşağı indi kahvaltı için bir şeyle hazırlamaya başlar.Bağ evindeki gibi yatağa götürecektir tepsiyi yanında bir de gülle.Kahvaltı hazır olmuştu.Odaya girdi.Ağzında gül elinde tepsi ile.Sonra Sıla’yı gülle gıdıklayarak uyandırdı.Sonra gülü yastığına koydu ve tepsiyi yanlarına getirerek Sıla’nın karşısına oturdu.
Boran: Günaydın
Sıla: Günaydın
dedi.(ve benim Sema&Eylemlik damarım tuttu.) Onların sadece görüntüsünü vererek, Narin azad konuşmasını dinleriz Sıla ve Boran birbirlerine bir şeyler yedirtip gülüşüyorlardır.

Narin: Azad nedir bu sıkıntın anlat bana he derdini söylemeyen derman bulamaz daha geçen gün mutluluktan uçuyordum ne oldu Azadım de hele bana.
Azad: Narinim ben çok kötü bir halt yedim.
Narin çok korkmuştu: anlat hele bir azadım
Azad: Kendi başıma kimseye sormadan soruşturmadan boyumdan büyük bir işin altına girdim ve başarısız oldum
Narin:Sıla bir şey dedi?
Azad:Hayır bir şey demedi ama ben anladım Narinim başında kaçmayacaktık hadi kaçtık ben bu işe girmeyecektim.Bir şey bilmem etmem.Aptalım ben tam bir APTAL!
Narin:Böyle deme Azadım


Sıla ve Boran ekrana gelir giyinmişler şakalaşıp gülüyorlardır
Boran:Eyvah, şimdi yedi patronlarımız bizi! Dedi ve ikisi de güldü sonra taklite başladı. Odanın kapısından çıktı ve ceketini düzelterek geri girdi.Başını eğdi sonra yer değiştirip
Patron haliyle: Boran!Yine geç kaldın
Yine karşıya geçip boyun bükerek
Boran: özür dilerim Boran bey bir daha olmaz.
Patron haliyle: Bir daha yaparsan görürüz.
Sıla:Ay Boran öldürdün beni ya gülmekten yeter.Çok gülen çok ağlarmış dedi.(karıştırıyon kızım sen çok ağladın şimdi de çok gül)
Boran:Gül gül sen de sakın ağlama tamam mı?Aaaaa ama geç kalıcaz patron kızacak haaa

Yine gülerek evden çıkarlar şirkete gitmek üzere.

terbin
03-03-07, 22:16
İstanbulda günlerini dolu dolu mutlu mutlu geçirmişlerdi.(ah ah ben İstanbulumu çoook özledim)Ve şimdi Dönüş vakti gelmişti işte.Havaalanındaydılar.Dönüyorlardı, yaşlanacakları yere.İkisinde de hüzün vardı.Bu şehirde doyasıya yaşamışlardı aşklarını sanki ilk defa burada tanımşmış gibi.İşte şimdi veda vaktiydi.Bindiler uçağa ve geldiler Midyat’a kimsenin haberi olmadan Sıla korkmuyordu artık Boran ona İstanbulda anlatmıştı her şeyi uzun uzun.Ama çözüm yollarını da.İçi rahattı yani.Geldiler konağa kimse Sıla’nın suratına bile bakmıyordu.Sıla bu duruma çok kötü olmuştu.Ama Boran kimsenin selamını falan almadı ve bağırarak
Boran: BUNDAN SONRA EVDE BÖYLE HAREKETLER GÖRÜRSEM SİLERİM HEPİNİZİ ANLADINIZ MI?SİLERİM.NE ZAMAN İKİMİZİ BİRDEN KABULE DİP GEÇMİŞİ YOK SAYARSINIZ.İŞTE O ZAMAN HER ŞEY DÜZELİR.AĞALIK FALAN DA UMRUMDA DEĞİL.
dedi ve sarıldı Sıla’ya.odalarına gittiler.Yorulmuşlardı.Birbirlerinden destek almak istercesine sarılıp uyudular.Konak Sıla’yı uzun bir süre kabullenmemişti.Boran da onlarla konuşmuyor evde yemek bile yemiyordu.Her gün işe Sıla ile gidip Sıla ile dönüyordu geç saatlerde bazen hiç gelmiyor bağ evinde kalıyorlardı.onlar her şeye rağmen çok mutlulardı.Uzun bir süre böyle geçmişti hatta bu sürede bebeğin cinsiyeti bile belli olmuştu.Erkek olacaktı.Fakan onlar bu haberi konağa bildirmediler.Kısa bir süre sonra ailece toplanıp Sıla’yı kabullenmek zorunda kaldılar.onlar da bebeğin erkek olduğunu söylediler.Kimse ağzını açamadı.Dedikodular yayılmıştı.Boran tam sinirlenip çıkacaktı ki Firuz ağa HEYYT BE TORUNUM OLUYOR HEM DE ERKEK dedi ve hemen ziyafet verdirtti.Sıla ve Boran artık çok mutlulardı.Çocukları da doğmuştu onu berberce sevgi, ilgi ve emek ile büyüttüler.Okudu ve avukat oldu.Şirkete avukatlık yaptı hem annesi hem de babası için artık herkes çok mutluydu.

THE END

Ö.z.g.ü.l.
03-03-07, 22:35
Saat nerdeyse 9. Söz verdigim gibi senaryomun devami.

Bu bölüm Sevgili Eledrhim arkadasima ve Asnim ablama gelsin.
Asnim abla bunu okursan: ne olur en kisa zamanda yine aramizda ol! Seni çok özledim, arayi fazla açma bak. :img-wink:

Senaryomda kimleri hayal ederek yazdigimi bilmek istersiniz diye yazdim. En önce Mehmet rolünü Kenan Imirzalioglu oynasin istemistim ama son anda vazgeçtim. Mehmetim daha güzel bir rolde oynayacak. Tam ona layik bir rol hazilardim. Simdiden senaryomdaki bazi oyunculara aciyorum. Onlar yakinda çok çekecekler Kenandan.


Beyaz ve Sen
Oyuncular:

Sila: Cansu Dere
Nese hanim: Hümeyra Akbay
Erkan Bey: Cüneyt Türel
Mehmet: Sinan Tuzcu
Azad: Cemal Toktas
Emine: Özge Özberk
Dilan ve Emir: bildigimiz Dilan ve Emir, isimlerini bulamadim.

Boran: Mehmet Akif Alakurt
Firuz aga: Namik Kemal Yiğittürk
Kevser ana: Fatos Tez
Narin: Boncuk Yilmaz

Yezda: Leyla Basak
Mehves kadin: Fatos Sezer

Öykü, senaryo: Özgül

Müzik: Beyaz ve Sen / Rober Hatemo

2.

“Kizim, yavrum benim”.
“Annem, nasilda özledim seni.”
Sila Bedar annesine kosarak sarildi. Birbirlerini öpüp kokladilar. Erkan bey ile Mehmet Silanin arkasindan Bedar ananin evine girdiler. Emine (Silanin ablasi) içerden kosarak çikar.
Emine: “Sila, güzel kardesim çok özledim seni” diyerek Silaya sarildi.
Sila: “Emine yavas boguluyorum” dedi gülerek ve Emineyi yavasça iter.
Sila: “Bende seni çok özledim ablam benim. Nasilsiniz iysiniz, degil mi?”

Bedar ana Erkan beyin yanina giderek: “Hos gelmiseniz” der ve Erkan beyin ellini öpmek ister ama Erkan bey buna izin vermez.
Erkan bey: “Hosbulduk, durun Bedar hanim yapmayin böyle”diyerek elini çeker.
Mehmet: “Hosbulduk Bedar hanim” diyerek Bedar ananin elini öper.
O an kapidan güzeler güzeli bir kiz kosarak içeri girer.
Kiz: “Sila, güzel arkadasim geldin demek. Çok özletin kendini ya. Kaç gündür seni ariyorum telefonlarima cevap vermiyorsun.”
Sila: “Yezda merhaba. Kusurma bakma güzelim, size sürpriz yapmayi istedim”diyerek Yezda’ya sarilir. Yezda’yi birakti an yönünü Mehmete dogru çevirir.
Sila: “Mehmet abi, bak buda Yezda, sana bahsettim arkadasim.” dedi Mehmette göz kiparak. Mehmet Yezdayi gördü an dona kalmisti. Aman tanrim ne kadar güzel bir kiz diye geçirdi içinden. Sila hiçte abartmamis Yezdanin güzeliginden. Sila konusmasiyla kendine geldi. Mehmet hemen elini uzatip “Memnun oldum, Sila bize sizi çok anlati. En iyi arkadasiniz oldugunu, çok güzel kiz oldugunu söylemisti. Az dememis benim güzel kardesim” diyerek gülümser. Yezda o an utanir. Basini yere eger, fisildayarak “Sagolun” dedi.

Bedar ana: “Eeh hadi içeri geçelim. Hadi sende gel Yezda kizim. Emine kizim sende çaylari koy” diyerek içeri girerler.
Sila Mehmetin kulunu tuttu, kulagina fisildayarak: “ne oldu abi, küçük dilini mi yutun yoksa? Yezda güzel kiz degil mi? Ben sana demistim onu gördügün an ona asik olacagini!”
Mehmet: “Sila hakkikaten dedigin kadar varmis. Çok güzel kiz. Simdiye kadar tanidim kizlara benzemiyor.”
Sila: “Eeh sende birseyler yaparsin artik degil mi, yakisikli abim benim. Yoksa bu kizi elinden kaçirirsin bak, demedi deme. Yezda Mardinin en güzel kizlarindan biri, Yezdayi istegen çok var.” Diyerek Yezdanin yanina gitti.
Sila: “Yezda ya ben buralari çok özledim azicik gezinelim mi? Hem Mehmette burasini çok merak ediyordu. Sende bizi kirmasin degil mi?”
Yezda: “ehh. .ahh.. ya.. tabbi.. tabbi nasil istersen” diye geveledi. Yezda Mehmetten çok etkilendi. Insan nasil etkilenmeski ondan. Mehmet (siz onu Kenan Imirzalioglu oldugunu düsünün ;) ) çok yakisikli, uzun bir genç adamdi. Mehmet yüzünde büyük bir gülümsemeyle konagin kapisina gider ve “Hadi kizlar, gitmiyormuyuz?” sorar.

Sila, Mehmet ve Yezda çarsiya dogru yürüdüler. Sila ne kadar onlari yanlis birakmak istesede yapmaz, laf çikmasin diye. Ama Yezda ve Mehmeti ellinden geldi kadar yanliz birakiyor, bir iki adim arkalarindan yürüyor. Sila yürürken çok güzel bir elbise görür. Sila adimlarini hizlatir Mehmet ve Yezdanin yanina gelir.
Sila: “Yezda bak, çok güzel elbise, degil mi?” diyerek Mehmete manali manali bakti, gözlerinden “hadi alsana su elbiseyi Yezdaya” diyerek.
Yezda: “Gerçekten çok güzelmis” dedi.
Mehmet elbiseyti satan adamin yanina gitti, elbiseyi aldi, satan adamin eline bir miktar para sokusturdu.
Adam: “Allah razi olsun” diyerek içeri geçti.
Sila ve Yezda Mehmete bakiyor, Mehmete Yezdanin gözlerine bakarak “Buyurun, benden size bir hediye, sizin üstünüzde çok güzel durar” diyerek elbiseyi Yezda’ya verir.
Yezda: “yok olmaz öyle sey, ben sadece elbise güzel oldugunu dedim, ben bunu alamam”
Sila: “Aah Yezda sende ama naz yaptin ya. Al bak abim sana ne güzel hediye almis, geri çevirmek olmaz”diyerek Abisine gülümsedi.
Yezda: “..ama..”
Mehmet: “Amasi mamasi yok Yezda, bak kabul edersen beni çok sevindirirsin”dedi Yezdanin gözlerine gülümseyerek bakarken.
Yezda: “Tesekür ederim” diye basini yere egdi, Mehmet onun utangaç yüzünü görmesin diye.
Sila içinden Yezda ve Mehmete gülerken telefonu çaldi.
Sila: “Müsadenizle” derken Mehmet ve Yezdanin yanindan ayrildi. Sila içinden telefon açan annesine minetar, artik Yezda ve Mehmet az da olsa yanliz kaldilar.
Sila: “Effendim annecim”
Nese hanim: “Sila kizim, vardinizmi Mardine? Neden aramadin beni kizim, çok merak ettim seni”
Sila: “Vardik annem, özür dilerim, aramayi unuttum. Burasi çok büyelici, keske sende gelseydin.”
Nese hanim birden susar, içinden anlatilamayacak kadar aci hisseti. Silayi kaybedecek diye bir his vardi içinde.
Nese hanim: “ Biliyorsun kizim burada çok islerim var. Ne zaman dönüyorsunuz?”
Sila: “Annecim daha yeni geldik. Sende biliyorsun bir ay sonra geri dönecez. Ama babam bu hafta sonu geri dönecekmis”
Nese hanim: “neden, ters giden birsey mi oldu kizim?”
Sila: “Isyerinde bir problem olmus, Kenan amca aradi. Ama sen bizi merak etme annem, simdi kapatmak zorundayim, seni çok seviyorum”
Nese hanim: “Bende seni kizim, kendine iyi bak olur mu?”
Sila: “Olur annem”diyerek telefonunu kapati.
Sila Yezda ve Mehmete gitmek isterken onlarin gülmesini gördü.
Sila “Ooh attes bacayi çoktan sarmis” içinden diyerek Yezda ve Mehmetin yanina gitti.
Mehmet: “Arayan kimdi, Sila?”
Sila: “Annem, bizi merak etmis”
Mehmet: “Eeh nasil merak etmesin, güzel kizini.”diyerek kolunu Silanin beline sardi, onu yanagindan öptü.
Yezda gülümseyerek Mehmet ve Silaya bakti. Ne güzel geçiniyorlar, gerçek abi kardes gibi iliskileri var, onlari merak eden bir anneleri var. Keske benimde bir abim, annem, babam olsaydi diye düsündü, yüzündeki gülümse kayboldu. Sila anlamis gibi Yezdanin elini tutu ve eve dogru yürüdüler.

Ö.z.g.ü.l.
03-03-07, 22:40
Yezdayi tanitmak istedim, Yezda en önce benim senaryomda kötü kadin rollünü vermek istedim ama yapamadim. Ama Yezdayi yazdikça çok sevmeye basladim. Umarim sizde seversiniz.

Beyaz ve sen

3.

Yezda Mardinin en güzel kizlarindan biriydi. Içi disi gibi çok iyi. Yezda çok bahtsiz bir kiz. Annesini dogumda kaybeti.
Mardinin en yakisikli, en merhametli, en iyi adami, bir agayi, kendine asik etirmisti. Boran aga önceden Yezda’yi hiç fark etmemistir. Ama Yezda ne yapip etti Boran agayi kendine asik ettirmisti. Bir söz vardir ya “Ask insanin gózlerini kör eder” diye, iste ask Boranin gözlerinide kör etmisti.
Yezda aslinda hiç Boran agayi sevmezdi, sadece Mehves kadin için yapiyor. Mehves kadin Yezdanin teyzesiydi. Yezda dogudunda annesini kaybetinde, Mehves kadinda Yezdayi yanina alip onu büyütü. Ama Yezdadan onca yillar onu bakti için birseyler geri istedi. Mehves kadin bikmisti artik yoksul yasamaktan, onun için Yezdaya Boran agayi kendine asik etirmesini istiyordu. Mehves kadin biliyordu, Boran birisini severse ölümüne sevdigini. Yezda Boran agayla evlenirse Gelin aga olurdu ve Mehves kadin o zaman o yoksul hayatan kurtulurdu. Ama Sila ve Mehmet Mardine geldiginde bütün planlarini degistirdi.

Aradan bir ay geçti. Mehmet Yezdaya delicesine asik olmustu. Ask gözünü kör etmisti. Mehmet karar verdi, Yezdayla evlenmek için. Silada Mehmet abisi için çok sevindi, sevdigi abisi en iyi arkasinlan evlenecekti.
Yezda aradigi mutlulu Mehmette buldu. Mehmeti canindan çok seviyordu Yezda. Yezda Mehmete karsi çok degisik duygular his ediyordu, hiç kimseye karsi böyle duygular hisetmedi, Boran agaya bile. Yezda Mehmete asikti...

Yezdanin evinde:
Mehves kadin (Yezdanin teyzesi): “Kizim daha iyi bir kismet mi bulacaksin? Bak zengin birisi sana asik oldu, seni buralardan alacak, senin o çok istedin hayati verecek sana.”
Yezda: “Ama ana Boran ne olacak? Duydunda neler yapacagini sende iyi bilirsin. Hem o simdi askerde, böyle bir hainlik yapamam ona.” (Yezda Mehves kadina “ana” diyor çünkü Mehves kadini Yezdayi bu yasa kadar büyütü kendi kizlari kadar sevmeye çalisti. Yezda ona saygi duydugu ana diyor)
Mehves kadin: “Kizim daha iyi, hemen nikahi kiyar, Istabula gidersiniz. Burada kalmasiniz. Hem Boran seni unutur. Mehmet oguldan daha iyi bir kismet mi bulacaksin?”
Yezda: “Ana önceden Borandan daha iyi bir kismet bulamayacagimi dedin. Boran beni seviyor ben bunu ona yapamam”
Mehves kadin: “Yezda dedimi yapacaksin. Hem sen Boranla evlenecegini mi saniyorsun. Ben senin Boranla gelin aga olmak için evlendirmek istedim ama isler böyle giderse Boran asla aga olamaz, Cihani aga ederler. Hem evlendin diyelim, Boranda aga oldu, Kevser kadin seni oralarda Gelin aga gibi yastatir mi? Yezda, güzel kizim sen Mehmet ogulan evlen. Hepimiz için en hayirlisi bu olacak.”
Yezda teyzesinin dediklerini düsünür. Teyzesi hakliydi. Boranla zor evlenirdi, evlensede o konakta hiç Gelin aglini yapamayacakti. Hem Yezda Borana asik degildi. Yezda Mehmetti seviyordu. Hem Istanbulla gitse herkes için daha iyi olacakti. Sevdigi insanlarin yaninda olurdu. Yezda Mehves teyzesine saygi duyuyordu, onu o yasa kadar büyütü için ama Mehves teyzesinin baskilarina daha fazla dayanamaz.
Yezda: “Tamam ana, senin dedigin gibi olsun”.

Mehmet ne yapip edip babasini ikna etmisti Yezdayla evlensin diye. Nese hanim oglunun bir köylü kiziyla evlenmek istedigini duyunca çok kizdi, ama Sila annesine abisi çok asik oldunu, onu hiç böyle mutlu oldugunu görmemisti dediginde Nese hanim oglunun mutlulugu için izin verdi evlenmelerine.

Bir güzel Ağustos gününde Yezda ile Mehmet evlendiler. Yezda o gün gelinlikler içinde çok güzel olmustu. Sevdigi adamla evlenecegi için çok sevinmisti.

Nese hanim oglu evlenecek diye Mardine gitti. Çok israr etmisti Istanbulda evlensiler diye ama Mehmet Mardinde evlenmek istedi.
Nese hanim Sila öz annesine, Bedar anaya, anne derken içi aciyordu. Dayanamiyordu buna. Sila Bedar annesini her sabah günaydin diyerek yanagindan öperdi ve ona içten sarilirdi. Nese hanim bunu kiskaniyordu. Çok kiskaniyordu Bedar anayi. Sila ona hiç böyle sarilmamisti, öpmemisti.
Mehmeti ikna etmisti, dügünden sonra bir hafta Mardinde kalacak ama ondan sonra ailece Istanbula geri döneceklerdi. Çünkü daha fazla burda kalirlarsa küçük kizini, Silasini kaybedecekti.

Mehmet bütün arkadaslarini Mardine davet etmisti, onlara Genco hotelinde yer ayirtmisti. Arkadaslari en önce onun o köylü kiziyla evlenmemek için elinden geleni yapmislardi, ama Mehmet Yezdayla evlenmek istediginden çok kararliydi. Arkadaslari sonunda Mehmetin mutlulugu için davetiyeyi kabul ettiler ve Mardine gittiler. Mardinin güzeligi onlari büyületmisti. Oradan hiç ayrilmak istemislerdi.

Mehmetle Yezda evlenecegi gün Boran askerlikten döndü. Yezdasina kavusmak için can atiyordu. Arabada uzaklardan halay sesleri duydu
Boran: “Ooh Sivan kahya ben sana demedim mi askerden gelismi kimseye söylemeyecegini, anam babam yine eglenceler hazirlamamasi için.” Diyerek güldü.
Sivan kahya: “ehh... Agam ben hiç kimseye birseyler söylemedim. Hem bu duydugun halay dügün için” dedi.
Boran: “Kim evleniyormus ki?”
Sivan kahya: “Sey agam.. Yezda kizimiz evleniyor”
Boran aniden frene basar. Bir hisimla Sivan kahyanin bogazini sarar.
Boran: “Nee?! Kiminle? Kiminle evleniyor Yezda? Nasil olur bu? Kim izin verdi onun evlenmesine? Kim Sivan kahya?!”
Sivan kahya: “ Sey agam.. öhöhöh.. agam nefes alamiyorum”
Boran ne yaptigini farkina varinca hemen elini çekti ve kizgin Sivana bakti.
Sivan kahya: “Sey agam, Istanbuldan gelen bir oglanla evleniyor. Evlenmelerine Firuz agam izin verdi.”
Boran son duydugunda delirmisti. Babasi ona söz vermisti, Boran askerden geldikten sonra Yezdayla evlenmek için. Ama simdi babasi sevdigini, Yezdasini baska bir adama vermisti.

Boranin babasi, Firuz aga çok karsi çikiyordu Boran Yezdayla evlensin diye. Konakta sadece Firuz aga biliyordu Yezda Gelin aga olmak için Boranla evlenmek istedigini. Yezda Borana asik olmadini gözlerinden görüyordu, biliyordu Mehves Kadin Yezda’yi zorladigini. Oglunun aci çekmemesi için izin verdi Yezda Mehmetle evlensin. Ama Firuz aga bilmiyordu Boran simdi daha çok aci çekecegini, ve daha çok insanlarin canini acitiracani

Ö.z.g.ü.l.
03-03-07, 22:42
Bu bölümü okurken lütfen Rober Hatemo’nun Beyaz ve Sen sarkisini dinleyin.

Beyaz ve sen
4.

Boran dügün yerine varmis. Içerden halay sesler, gülüsmeler, konusmalar duyuluyor. Herkes dügünde çok egleniyordu. Boran içeri girdinde herkes sustu, müzikler durdu. Dügündeki bütün köylüler bir Yezdaya bir Borana bakiyordu.

Yezda oturdugu yerinden kalkip Borana gitmek istedi. Mehmet anladi o kapidaki adam Boran oldunu. Yezda Borandan bahsetmisti. Mehmet biliyordu Yezda Borani sevmedigini ama yinede Borani kiskaniyordu.

Yezda Mehmette “Ben birazdan geliyorum. Mehmettim lütfen otur” fisildadi Mehmettin kulagana.
Mehmet: “Hayir Yezda sen gidersen bende geliyorum’” dedi kizgin.
Yezda: “Mehmettim, lütfen, birazdan geliyorum, ne olur tatsizlik çikarma. Konusmam gerekiyor” deyip Mehmettin yanindan ayrildi.

Sila kötü birsey oldugunu anladi ve hemen müzigi devam etsinler diye adamlara emir verdi. Adamlar müzigi yine çalmaya basladi. Sila o kötü ortami kurtarmak için arkadaslarina bakti. Gözleri “Hadi hemen oynayalim”söyliyordu. Arkadaslari anlayip oynamaya basladilar.

Ayni zamanda Yezda dügün yerinden ayrilip Borana “Beni takip et” dedi.
Boran birsey demeden Yezdayi takip etti. Dügün yerinden uzaklasimislardi.
Yezda biran durdu ve Borana bakti.
Boran bunu fark edip oda durdu. Sonra konusmaya basladi. “ Yezda sen ne yapiyorsun? Nasil baska bir adamla evlene bilirsin?”dedi bagirarak.
Yezda birsey demeyip basini yere egidi.
Boran: “Yezda sana sordum, neden?”
Yezda: “Boran affet beni. Affet ne olursun. Ama seninle evlenemem. Bunu söylemek çok zor geliyor bana ama ben seni hiç birzaman sevmedim. Ama simdi evlenecegim adami delircesine seviyorum. Ne olur anla beni” diyerek agladi.
Boran: “Nasil anlayayim Yezda, nasil? Sen bana söz vermemismiydin, askerden döndükten sonra evlenecegimize. Söz vermemismiydin ha?”
Yezda: “Affet beni Boran, affet, ama sende beni anla. Sende biliyorsun biz hiç bir zaman evlenemeyecegiz. Hiç kimse buna izin vermez. En basta Firuz aga.”
Boran: “Yezda sen iste ben herseyi yaparim. Babamla konusmustum, o bize izin vermisti evlenmemiz için. Lütfen Yezda, evlenme o adamla. Kendinede banada bunu yapma ne olur.”
Yezda: “özür dilerim Boran ama yapamam. Ben Mehmetti çok seviyorum. Onsuz yapamam ben.” diyerek ordan ayrildi.
Boran duyduklarina inanamadi. Sevdigi kadin birazdan evleniyordu. Içi çok aciyordu. Boran bu olanlari nasil dayanacagani bilmiyordu. “allahim ne olur yardin et bana. Çikar su sevdayi içimden.”
Ne kadarda güzel olmustu sevdigi beyazlar içinde. Bölylemi olacakti Yezda, böylemi olacakti?

Yezda göz yaslarini sildi ve kendini toparladiktan sonra yine dügün yerine gitti. Hiç birsey olmamis gibi yerine oturdu ve Mehmettin elini sikti.

Beyaz ve Sen

Bu bir yasak aşk öyküsü çokta acıklı
Birazdan evleniyor yarim ondan bu acı
Birde başımda dönüyorken bizim bu şarkı
Mutluluk hediyem şarkımda senin olsun

Ey tanrım dayanabilirmiyim buna ben
Yardım et çıkar onu al aklımdan lütfen
Taşıyamayabilirim düşerim birden
Nede güzel olmuşsundur beyazlar içinde sen

Sensizliği paylaşırım yanlız evimde
Yokmuş böyle bir acı ne yerde ne gökte
Attın imzanı kıydın ikimizede
Çektim kendimi sen mutlu ol dünya evinde

Ey tanrım dayanabilirmiyim buna ben
Yardım et çıkar onu al aklımdan lütfen
Taşıyamayabilirim düşerim birden
Nede güzel olmuşsundur beyazlar içinde sen

Şarkımızı söylüyorum sakın ağlama
Kıyamamki sana benim olamasanda
Hani sana o ilk canım deyişim varya
Çınlasın kulağında her bu şarkı çaldığında

Sensizliği paylaşırım yanlız evimde
Yokmuş böyle bir acı ne yerde ne gökte
Attın imzanı kıydın ikimizede
Çektim kendimi sen mutlu ol dünya evinde

Ey tanrım dayanabilirmiyim buna ben
Yardım et çıkar onu al aklımdan lütfen
Taşıyamayabilirim düşerim birden
Nede güzel olmuşsundur beyazlar içinde sen

Rober Hatemo, Beyaz ve Sen

Ö.z.g.ü.l.
03-03-07, 22:45
Ve bu aksam için son bölüm. Zamanim olursa yarin aksam bir kaç bölüm daha eklemeyi çalisacagim. Bir çok yanlisim ola bilir, ne olur kusuruma bakma, benim türkçem bukadar.

Boranin intikam planlari gelecek bölümde yazacagim.

Kendinize iyi bakin, sevgiyle kalin

Özgül.

Beyaz ve Sen

5.
Boran delirmisti. Nasil olur ki onun Yezdasi baska bir adamla evleniyor. O adami seviyormus. “Nasil seversin sen onu Yezda, hani beni seviyordun” dedi içinden. Boran can yakmak istiyordu. Yezdanin canini yakmak istiyordu. O adamin canini yakmak istiyordu. Intikam istiyordu. Intikam!

Yezda ve Mehmet arabanin içinde hotele dogru gidiyorlardi. Boran dügüne geldikten sonra Yezdanin nesesi kaçmisti. Boran için çok üzülüyordu. “Bunu haketmedi Boran. Benim baska birisiyle evlenecegimi böyle ögrenmemeliydi. Kendi agzimdan duymaliydi baksa birisiyle evlenecegimi”diye düsündü.

Mehmet Yezdaya bakiyordu. Yezdanin elini tuttu ve sikti. Yezda Mehmete bakti, Mehmet ise Yezdaya gülümsüyordu.
Mehmet: “Geçti bebegim, hepsi geçti. Üzülme artik. Bak artik evliyiz. Senin üzülmeni istemiyorum, dayanamam” diyerek Yezdanin yanagini öptü.
Yezda Mehmetin gözlerine bakti. Hiç kimseyi böyle sevmemisti. Hiç kimseye karsi böyle duygular hisetmemisti. Mehmeti seviyordu Yezda, seviyordu iste. Gülümseyerek “Tamam Mehmettim” dedi.

Yezda ve Mehmet nihayet hotele varmislardi. Kendilerine ayirtiklari odaya gittiler. Yezda çok heyecanliydi, Mehmette öyle. Odaya vardiklarinda Yezda sesizce yataga dogru gitti ve yatagin kenarinda oturdu. Utangaçligini saklasin diye basini yere egidi. Mehmet kapiyi yavasça kapatip Yezdanin yanina gitti. Yezdanin duvagini açti. Yezdala göz göze geldiler. Mehmet Yezdayi anlindan öptü “Seni seviyorum Yezda. Hayatimda ilk defa birisini böyle seviyorum” dedi. Yezda ne diyecegini bilmiyordu. Hayatinda hiç kimse ona onu sevdigini söylememisti, Boran bille dememisti. Yezda Mehmettine sarildi. Onu birakmayi çok korkuyordu.

Bir süre sonra Yezda kendini Mehmettin kolarindan çekti. Mehmet Yezdasina bakti. Yavasça dudaklarindan öpmeye basladi. Yezda çok heyecanliydi. Kalbi nerdeyse yerinden çikacakti. Yezdada Mehmetini yavas öpmeye basladi. Mehmet dudaklarini Yezdanin dudaklarini aldi ve Yezdanin boynunu öpmeye basladi. Yavasça Yezdanin gelinligini çikardi.

Sabaleyin ilk uyanan Mehmetti. Yezdasina bakti. Yezda Mehmete sarilmisti ve basini Mehmetin kalbinin oldugu yere yaslamisdi. Mehmet hayatinda ilk defa böyle çok mutlu olarak uyanmisti. Yezdasina, melegine bakti. Yezdayi anlindan öperek yavasça yataktan çikti, sevdigi kadini uyandirmasin diye. Giysilerini giydi ve odadan çikti.

Yezda uyandinda Mehmeti yoktu. Yezda korkmaya basladi “Mehmetim nerdesin” dedi fisildayarak. Yoksa tüm gördükleri rüyamiydi. Hayir Mehmetle evlenmisti hiçbirsey rüya degildi. Ama o zaman nerdeydi Mehmet? diye düsünerek Mehmet kapiyi çaldi ve yavasça kapiyi araladi. “Günaydin prenses, sana kahvalti gitirdim” diyerek içeri girdi.

Yezdanin yüzünde kocaman bir gülümse oldu. Sarsaflara sarilarak Mehmete gitti ve öptü.
Mehmet: “Yavas Yezdam, kahvaltilari dökeceksin.”diyerek güldü.

tubaaa
04-03-07, 02:09
Boran eve geldiğinde sıla onu kapıda bekliyordu.
Boran telaşla: ne oldu sıla neyin var. Niye bu kadar acele çağırdın beni. Bebeğimize bişey mi oldu yoksa?
Sıla: gel odaya geçelim.
Odaya gittiler.
Sıla: boran abay ne zaman geldi buraya ve ne konuştunuz.
Boran: sen nerden biliyosun abayın geldiğini.
Sıla: ya sen onu boşver neler konuştunuz onu anlat bana. Ne dedi sana.
Boran: hiç seni görmek istedi bende izin vermedim.
Sıla: boran yezda bugün bana sizin konuşmalarınızı duyduğunu söyledi. Abay benim onu öptüğümü falan söylemiş doğrumu bu böylemi söyledi gerçekten.
Boran: yezdamı duymuş mu her şeyi.
Sıla: demekki böyle söyledi sana abay
Boran: sılam o nederse desin ben buna inanmadım
Sıla: tamam sen inanmadın ama yezda bugün herkese söyledi
Boran: nasıl herkese
Sıla: yani Kevser anne kızlar ve ayşe duydular.
Boran: ohh sıla yüreğime indiriyodun babam duymamış allahtan
Sıla: boran yezda babamada söyler.

Boran hemen fırladı odadan yezdanın odasının kapısını bir hışımla açtı.
Boran: çabuk kalk hazırlan gidiyosun.
Yezda: nereye gidiyorum boran
Boran: soru sorma hazırlan dedim. Hazırlan aşağıya in.

Yezda karşı gelemedi borana hazırlandı. Odasına bakındı.bu eve bir daha gelemiceğini anlamıştı. Son bir hamle yapmak istedi. Boran aşağıda yezdayı beklerken yezdada firuz ağanın bulunduğu odaya gitti.

Yezda: baba boran beni buradan götürüyo bi daha getirmicek.
Firuz: o senin erin ne yaparsa katlanacan ben ona karışamam bu konuda.
Yezda: ama beni buradan neden gönderiyo biliyomusun
Firuz: ne yaptın gene kimbilir. Huzurluksuz çıkartırsan elbet gönderir.
Yezda: bu sefer ben bişey yapmadım bitanecik gelininiz yaptı. Abayla öpüşmüş gelininiz ben size bişeyler anlatmayım diye gönderiyo beni boran.
Firuz: ne diyosun sen ağzından çıkanı kulağın işitmiyomu senin gelin.
Yezda: doğruyu söylüyorum abayın ağzından duydum borana söylüyodu.
Firuz: yeter gelin kes sesini ve bana hemen boranı çağır.
Yezda: peki baba çağırıyım.

Yezda yukarıdan avluda bekleyen borana baktı. Sen beni istemedin yıllarca şimdi bunun cezasını sevdiğinin ölümüyle çekeceksin boran ağa. Dedi sonra seslendi borana.
Yezda: boran babam seni çağırıyo.
Boran: Allah kahretsin Allah kahretsin. Diyerek merdivenleri ikişer üçer çıktı.
Odaya girmeden önce yezdaya döndü.
Boran: yezda elimden alamıcak kimse seni. Yıllarca burada rahatca yaşadın sesimi bile çıkartmadım. Bundan sonra benim elimden çekeceğin var haberin olsun.

Dedi ve babasının yanına gitti. Firuz ağa sinirli sinirli borana baktı sonra.

Firuz: doğrumu… doğrumu.. bu gelinin dedikleri namusumuzu kirletmişmi gelin
Boran: baba ne diyosun sen ya ben böyle bişeyi kabul edebilirmiyim tabiiki bu yezdanın uydurması.
Firuz: sen karını çok seviyosun beklide o yüzden saklıyosundur karının yaptıklarını.
Boran: baba bunlar yezdanın kıskançlıkla uydurdukları tabiiki böyle bişey yok.
Firuz: boran eğer böyle bişey varsa sılayıda bebeğinide düşünmeden öldürtürüm bunu bil.
Boran: baba eğer böyle bişey olsaydı sılayı ben kendi ellerimle öldürüdüm.
Firuz: iyide bu yezda başkasınada söylemişmi bu iftirayı. Bilirsin böyle bişey duyulursa eğer biz iftira olduğunu bilsekte yinede sılayı öldürmek zorunda kalırız.
Boran:ben o yüzden yezdayı buralardan gönderiyorum baba
firuz: nereye göndereceksin istanbula cihanın yanınamı?
Boran: hayır baba cihanın yanına göndrirsem sılanın ölmesi için ellerinden geleni yapar iki kardeş. Çankırıya gönderecem. Küçük bi ev ayarladım bizim buralardan kimseyle muhatap olmamasını sağlamak için küçük bi şehir ve küçük bi mahalle seçtim her şey ayarlandı bundan sonra orda yaşıcak.
Firuz: peki boran sen bilirsin. Ama ben emin olmak istiyorum sılayı çağır onunla konuşacam bide celil ağanın konağına gidip abayla konuşacam bakalım neler duyacaz.
Boran: baba ne gereği var ben ikisiylede konuştum.
Firuz: bide ben konuşacam itiraz etme boran.
Boran: peki baba ben sılayı çağırıyım.

Çıktı odadan. Kapının önündeydi yezda.yezda boranı karşısında görünce geriye doğru gitti. Boranın gözlerindeki öfkeden korkmuştu.

Boran: eğer karıma ve çocuğuma bişey olursa o zaman kork benden yezda o zaman kork.

Yezdanın ağzını bile açmasına izin vermeden. Haydarı çağırdı.

Boran: haydar hemen al yezdayı ayarladığımız yere götür. Bak o yeri bi sen bi ben biliyoruz. Başka kimse bilmicek yezdanın nerde yaşadığını.

Yezda bu sözlere karşılık.
Yezda: beni öldürtüceksin dimi boran. Karının sırrını ortaya çıkarttım diye. Ölmek istemiyorum ben.
Boran: ölmek istemiyodun madem ne diye intihar ettin. Ama dur sen intihar etmedinki o tatlı canına sen kıyabilirmisin hiç.
Yezda: ne diyosun boran hastaneye bile beraber gittik ya
Boran: yezda sus daha fazla batma biliyorum intihar etmediğini. Ayrıca seni öldürtmücem sadece çok uzaklara gidiyosun. Bebeğim bu konakta büyürken bütün kötülüklerden uzak tutucam onu o yüzdende gidiyosun buradan.
Yezda: boran nolur gönderme beni.
Boran: hadi haydar yezda hazır. Bir an önce götür.

Haydar yezdayı sürükleye sürükleye götürdü. Bağırmaması içinde ağzını kapattı. Yezda çırpınıyordu ama bi faydası yoktu. Çoktan arabaya bindirilmiş ve tanımadığı yerlere götürülüyordu.


Boran sılanın yanına gitti. Kızlar ve kevserde sılanın yanındaydı.

Sıla: boran ne oldu yezdayı nereye götürdü haydar.
Boran: artık yezda yok gitti.
Sıla: nereye gittiki?
Boran: bu önemli değil şimdi daha önemli bişey var. Babam seni çağırıyo.
Sıla: ne oldu boran niye çağırıyo yoksa yezda?
Boran: evet sıla babama söylemiş bu iftirayı yezda
Sıla bir an telaşa kapıldı.
Sıla: nasıl yani öldürcekmisiniz beni
Boran: tabiiki böyle bişey olmucak sıla
Sıla korkarak borana baktı. Boranın gözlerinden destek almak istiyordu seni öldürmücez demesini istiyordu.
Boran sılanın kulağına eğilip: sılam hiç merak etme, korkma sana hiç bişey olmucak.
Boran: hadi gidelim sıla.
Sıla artık korkmuyordu sevdiğinden desteği almıştı boran diyosa onada bebeğinede bişey olmazdı.

Firuz : gel gelin doğrumu bu denenler hiç lafı uzatma neyse söyle. Nasıl olsa ben öğrenirim ne olduğunu o yüzden yalanda söyleme. Her şeyi anlat.
Sıla: anlatılacak bişey yok baba ben böyle bişey yapmadımda yapmamda ama abay benim abim bunu unutuyosunuz. Yıllarca biz abi kardeştik birbirimize şimdi abi olarak gördüğüm biriyle adımı lekeliyolar sizde buna inanıyosunuz.
Firuz: abin olarak görebilirsin ama abin değil ona göre davranacaksın demiştik biz sana. Şimdi ben gidiyorum abayla konuşmam lazım.

Dedi ve gitti.boranda babasıyla gitmişti keşke yanımda kalsa diye düşündü. Sıla arkalarından bakakaldı. Ya abay yine öpüştüğünü söylerse diye düşündü. Boran inanmadı ama firuz ağa kesin inanırdı. Yok ya abay abim benim ölmemi istemez niye söylemez diye kendini yatıştırmaya çalıştı ama korkuyordu yinede. Ya söylerse…


Evdeki herkes salonda firuz ağanın gelmesini bekliyordu. çaktırmamaya çalışsalarda, birbirlerine destek vermeye çalışsalarda herkes çok korkuyordu. Sılayada bebeğede bişey olsun istemiyorlardı. Yıllardır bekledikleri bebek ölmemeliydi. Saatler sonra firuz ağanın arabası göründü. Arkasında da bir sürü araba.herkes avluya çıktı. Firuz ağa ve boran girdiler önden arkasından celil azat ve abay.
Kimse anlamamıştı celilerin niye geldiğini.

Firuz ağa başladı söze: sıla git hazırlan
Sıla çok şaşırdı bu söze ne demekti bu. Seni ölümemi götürcez demekti yani bu kadar kolaymıydı hani boran söz vermişti ona hani öldürmüceklerdi. Kevser hanım kızlar hepsi feryat figan ağlıyorlardı.

Borana baktı hiç bişey konuşmuyodu, bakmıyoduda sılaya
Sılaya en çok bu koymuştu nasıl yapardı boran sılaya bunu nasıl yüzüne bile bakmazdı. Öldürülmesine nasıl izin verirdi.

Sıla: peki.
Dedi ve yukarı çıktı. Beyaz bir elbise giydi üstüne beyazda bir eşarp aldı başına. Merdivenlerden inerken dimdikti sılanın başı. Yanlarına geldi.
Sıla: gidelim.

Firuz: öldürülmüceksin sıla merak etme
Herkes şaşırmıştı bu söze madem öldürülmücekti nereye götürüyolardı sılayı.
Firuz: alnından öpmüşsün abayın. Abay değil ama narin söyledi görmüş sizi. Abay tabii seni korumaya çalıştı.
Sıla abaya baktı sonra tekrar firuza döndü.

Firuz: bu durumda seni öldürmemiz gerek ama babanla anlaştık. Kimse bilmiyo abayın senin kardeşin olmadığı bu yüzden seni öldürmücez ama sen bizim namusumuzu kirlettin. Bu eve bi daha adım atamayacaksın. Tekrar babanın evine dönüyosun.
Biz seni böyle kabul edemeyiz. Bebeğide doğur gelip alıcaz. Bi daha bebeği göremiceksin. Herkesede boranla kavga ettiler ağada evine gönderdi diyecez.
Hadi git şimdi.

sıla: tamam
dedi sadece ve arabaya doğru yürüdü. Kimsenin suratına bakmamıştı. Nasıl dayanacaktı bu evden gitmeye bilmiyordu. Babasının evine tekrar dönüyordu. Yıllarca ezildiği eve geri dönüyordu hemde bi hiç uğruna. Hani boran beni korucaktı hep yanımızda olucaktı. Şimdi benim gitmeme nasıl göz yumuyo. Ya bebeğim bebeğim nolucak vermem onu kimseye.
Bunları düşünürken daha fazla dayanamadı sıla ve arabanın yanına yığıldı kaldı.

tubaaa
04-03-07, 10:00
Ayıldığında konaktaydı. Yıllarca içinde kahrolduğu konakta. Boran yoktu yanında sevdiği onu bu eve tekrar yollamıştı. O ev sılanın kurtuluşu olmuştu ama dönüp dolaşıp tekrar bu eve dönmüştü. Napıcaktı şimdi sıla kabus tekrar başladı diye düşündü ve bu sefer bitmiyecek bir kabus. Hem şimdi onca yaşanmışlık varken baba avine dönmek çok ağırdı. Karnında çocuğuyla baba evinde yaşıyacaktı. Sonrada çocuğunu elinden alacaklardı.

Sılanın başındaydı herkes babası, azat, narin, abay, Fatma annesi.

Fatma: hoş geldin sıla. Maşallah o konağıda karıştırmayı becerdin. Adamlar bu kadar dayanabildi sana tabii.
Celil: sus Fatma kızıma böyle davranma yeterince üzüldü zaten.

Sıla celilin dediklerine inanamıyordu. Son karşılaştıklarında da böyle davranmıştı.

Fatma: iyi celil ağa kızında çok değerli oldu son günlerde.
Celil: hadi çıkın hepiniz sıla biraz uyusun yarın konuşuruz.

Sıla hiç tepki vermedi bu konuşulanlara. Herkesin çıkmasını bekledi. Herkes çıkınca tutmadı kendini daha fazla haykırarak ağlamaya başladı. Bu dünyada tekrar yapayalnız kalmıştı.sabaha kadar hiç uyumadı. Ne yapacağını bilemiyodu. Bağırmak çağırmak yıkmak dökmek istiyodu ama hiç bişey yapamıyodu.

Sıla günlerce odasından çıkmadı. Kimseyide odasına sokmadı. Kimseyle konuşmadıda.
Abay daha fazla dayanamadı ve bir gün sılanın odasına girdi.

Abay: sıla konuşalımmı biraz.
Sıla: hayır.
Abay: sıla yapma böyle hadi kendine gel artık günlerdir kimseyle bişey konuşmuyosun dışarıya da hiç çıkmadın yapma böyle kendini yiyip bitirdin.
Sıla: çıkarmısın odadan.
Abay: sıla çıkmıcam ne düşünüyosun ne hissediyosun benimle konuş. Eskisi gibi dertleş benimle. Rahatlarsın, susma, konuş artık.
Sıla: abay defol git bu odadan kimseyi görmek istemiyorum diyorum anlamıyo musun?
Abay: sıla aylarca bu odadamı kalmayı düşünüyosun?
Sıla: bişey düşünmüyorum abay geleceğimle ilgili hiç bi planım yok doğal olarak benim geleceğimi siz planladınız unuttunmu yoksa.
Abay: yapma sıla ben söylemedim firuz ağaya ama çok zorlayınca narin söyledi bizi gördüğünü. Benim ne suçum var.
Sıla: abay ben hala seni abim olarak görüyorum ama sen bunu fırsat bilip borana anlatıyosun her şeyi. Ben sadece seni düşündüğüm için yapmıştım onu ama sen beni hiç düşünmedin ve bana yaşattığın şeylere bak. Her şeyi mahvettin abay herşeyi. Sevdiğim adam bile bana güvendiğini söyleyip arkamdan kuyumu kazıyo. Sen zaten ayrı bir dert. Of allahım ya bu hayatta hiç kimse bana gerçekten değer vermicek mi?
Abay: yapma sıla ben sana değer veriyorum ya. Ama sen bunu anlamıyosun ben seni seviyorum sıla.
Sıla: abay git buradan bi dahada sakın gelme bu odaya. Ben evli biriyim bunu unutma hiç bi zaman.
Abay: sıla boran sen ölme diye kabul etti buraya gelmeni. Madem bu kadar seviyosun onu bunu bilmeye hakkın var.
Sıla: umrumda bile değil abay bu o bana söz vermişti bebeğimide senide korucam yanımdan ayırmıcam sizi demişti. Ama şimdi ben bu evdeyim sözünü tutamadı. Üstüne bide bebğimi alıp beni yapayalnız bırakacak.
Abay: sen yalnız değilsin sıla babam var ben varım biz varız.
Sıla: biz ne ya abay biz ne yıllarca bana burada yaptıklarını sen biliyorsun. Bi sen vardın artık sende yoksun bu evde dahada yalnız kaldım. Artık yağız bile yok. Neyse abay bunların bi önemide yok git artık.
Abay: tamam sıla gidiyorum şimdi ama benden bu kadar çabuk kurtulamıcaksın haberin olsun . yüzünü güldürebilmek için her şeyi yapıcam.
Sıla: benden uzak dur yeter. Git şimdi

Abay bişeyler söylemek için ağzını açtı ama vazgeçti sılayı daha fazla üzmek istemedi ve çıktı odadan.

Bir gün gene sıla odada otururken. Boranın sesini duydu.
Boran: karımı çağırın onu görmek istiyorum
Diye bağırıyordu. Sıla hemen odadan çıktı baktı. Bu gerçekten borandı rüya değildi bu. Buraya geldiğinden beri hergün boranı görüyordu rüyasında ama bu seferki gerçekti . boran buradaydı. Koşup sarılmak istedi borana ama yapmadı. Yukarıdan baktı sevdiğine ne kadarda çok özlemişti bu yüzü, bu sesi. Sonra kendine geldi sıla

Sıla: ne var boran ağa niye geldin.
Boran: sıla aşağıya gel seninle konuşacaklarım var.

Sıla yavaş yavaş indi merdivenlerden. Dimdik durdu boranın karşısında.

Sıla: ne konuşcaksın?
Boran: herkesi içinde konuşacak değiliz sıla odana geçelim.
Sıla: olmaz boran ağa ne söylüceksen herkesin içinde söyle. Bebeğini soracaksan gayet iyi. Sizin elinize geçmek için hergün yavaş yavaş büyüyo.
Boran: ben seni merak ettim sıla.
Sıla: bıraktığın gibiyim boran ağa. kapıdan çıkarkenki halim gibi
Boran: sıla bi yalnız kalabilsek
Sıla: git buradan boran ağa seni bi daha görmek istemiyorum. 7 ay sonra gel bebeğini al. Başkada yüzünü görmek istemiyorum.
Boran: sılam yapma ben seni götürmeye geldim. Daha fazla dayanamıyorum sensizliğe. Gideli buradan sen ben bebeğimiz.
Sıla: olmaz boran ağa sen tercihini yaptın. Şimdi git buradan
Sıla bu sözleri nasıl söylediğini bilebilmiyordu. Oysa gidelim boran demeyi ne çok istiyordu ama bunca gündür odasında büyüttüğü kini buna engel oluyordu.

Boran bişey söylemeden sılanın kolundan tuttuğu gibi kağıdan dışarı çıkarttı ve arabaya bindirdi. Sıla bağırsada onu duymazlıktan geldi. Abay tam karşı gelcektiki vazgeçti. Sılanın yüzünün gülmesi için bu gerekliydi. Biliyodu boranın yanında mutlu olucaktı ses çıkartmadı.

Celil ağada sevinmişti buna yıllarca kendisi yüzünden acı çekmişti kızı şimdide boran yüzünden çeksin istemiyordu. Celil ağa yaptıklarının farkına varmıştı ama kızından tekrar özür dileyecek yüzü yoktu bu yüzden geldiğinden beri sılayla konuşamamış odasına girememişti. Utanıyodu kızından yaptığı şeylerden çok utanıyordu. Bu yüzden sılanın gitmesine izin verdi. Biliyordu firuz ağayla aralarında büyük bir düşmanlığı başlatıcaktı sılayı evden göndermesi. Belki tekrar başlıcaktı aralarındaki kan davası. Ama olsun dedi kızımın yüzü gülsünde onca yıl ağladı bari şimdi gülsün.

yağmur yüreklim
04-03-07, 14:36
[/B]Boran bu soru karşısında söz versede kendini tutamaz gülümser
Sıla: gülmeyeceğinme söz vermiştin hem çokmu komik Boran?
Boran: komik değil tabide böyle bir soru beklemediğimden sanırım
Sıla evli olabiliriz ama hakkımızda bilmediğimiz bir çok şey var değilmi Boran ağa?
Boran haklısın Sıla, afedersin
Sıla ne garip bizimkisi..hiçbirşeyi bilmiyoruz hakkımızda..bilmeden sevmek..değişik..
Boran kendisinden uzakta olan Sıla'nın elini tutarak konuşmaya başlar
Boran Bak Sıla..evliliğimiz normal koşullarda olan bir durum değildi. zorla olmuştu,,zorla evlenmiştik belki ama ben seni zorunlu olduğum için sevmedim...yüreğim ne dediyse hakkında benim için hakkındaki doğrular odur..başka hiçbirşeyin önemi yok
Sıla yüreğin ne diyorki hakkımda
Boran tertemiz kalbinin olduğunu, insanları sevmenin senin için bir erdem olduğunu, seni sevmenin benim için ayrıcalık olduğunu, gözlerimin gözlerinde kaybolduğunu..bunu sana ilk kez söylüyorum belki ama sen benim yaşama sebebimsin Sıla
Sıla gerçekten böylemi düşünüyosun Boran? ben senin hayatında bukadar önemlimiyim yani?
Boran elbette meleğim. Sen ki bana yeniden can verensin..hayat demeksin..
Sıla Boran..öyle güzel konuşuyosun ki..kendimi bulutların üzerinde sanıyorum..düşüncelerin ifade edişin..Seni bu yüzden seviyorum sanırım..önceden farkedememiştim..
Boran neyi.?
Sıla sen konuşmadığın zamanlarda..yani Midyat'ta.. hiç birşey anlatmadığında..açıklamadığında..birkaç söz etse çokmu diye kızardım içten içe..ama şimdi anlıyorum ki sen konuşmasanda gözlerin okadar yetenekli, okadar kabiliyetliki sözlerin anlatamadıklarını döküveriyor ortaya bir çırpıda..ve ben şimdi anlıyorum seni anlamamam gözlerini okuyamadığımdan kaynaklanıyormuş..
Boran peki şimdi okuyabiliyormusun?
Sıla sanırım evet
Boran ne anlatıyolar sana?
Sıla beni çok sevdiğini, bensiz yaşayamayacağını bunun gibi şeyler yani
Boran öylemi..
Sıla yanılıyomuyum?
Boran malesef
Sıla nasıl yani.. buda ne demek şimdi
Boran yan koltukta oturan Sıla'yı kendine doğru çekmek için omuzlarından tutar ve bu arada gözgöze gelirler. Boran Sıla'nın saçlarını düzeltir.
Boran gözlerim ne diyosa doğrudur Sıla..sözlerim seni yanıltmasın olurmu
Sıla Boran çok kötüsün ya.. yüreğime iniyodu
Boran gel buraya..küçüğüm benim..
Sıla Borann
Boran küçüğümsün dedim...
Sıla peki Boran ağa..görürsün sen.
Boran Sıla'm artık gidelim vakit iyice geç oldu sabah olacak nerdeyse..sabah oldukça yoğun ve zor olacak bizim için
Sıla hatırlatmasan olmaz demi..
Boran seni üzmek için demiyorum bunu Sıla'm. Bunlar gerçekler ve bunlardan kaçamayız öyle değilmi.. Hem sen hamilesin. Bebeğimizide düşünmen lazım..uyumalısın, dinlenmelisin..sonra Boran ağanın karısı kendinede bebeğinede bakamamış demesinler..
Sıla (hırsla) onlar kendilerine baksınlar. Ben kendimede bebeğimede gayet iyi bakıyorum, bakarımda..
Boran afedersin gelin ağam. Bu ne hırs böyle.. korktum valla
Sıla yapma bunu bana Boran
Boran ne yapıyorum ki meleğim?
Sıla kızdırıyosun
Boran ben mi..hiç öyle bir niyetim yoktu..neden kızdın ki..bişeymi yaptım..
Sıla Boraaann
Boran tamam sustum. Hadi gidelim artık.. seni eve bırakayım..
Sıla sen?
Boran bende eve geçerim
Sıla bize gel
Boran yok Sıla eve geçeyim
Sıla ama neden?
Boran sabah yapılacak işler var onları halletmeliyim.
Sıla seni özlerim..
Boran Sıla'm.. bu bensiz geçireceğin son gecen. Bundan sonra hep beraber olacağız..heran..
Sıla heran mı?
Boran olabildiğince..
Sıla heran yanımda olmanı istiyorum
Boran yapma bebeğim. ben çalışan biriyim unutma.. sorumluluklarım var
Sıla senin en büyük sorumluluğun ben ve bebeğimiz Boran
Boran elbette. gündüzleri çalışmam lazım ama gecelerim senindir gelinağam..
Sıla Boran çok kötüsün
Boran hadi gidelim Sıla. bunları konuşuruz şimdi gidelim ve sen uyu tamam mı
Sıla(isteksizce) tamam
Boran sabah alırım sizi
Sıla uçak kaçta Boran
Boran 11.00'de
Sıla peki

Yolda giderken ikiside konuşmaz. Sıla etrafına sanki buraları sonkez görüyormuş gibi bakarken Boran arada bir Sıla'yı kontrol ediyor sonra güneş doğunca olacakları, tepkileri düşünüyor olabileceklere karşı neler yapabileceğini, yanında oturan ve kendisine güvenen Sıla'sını nasıl koruyacağını, onu üzmeden herşeyi nasıl halledebileceğini düşünüyordur.
Sıla'nın yol boyunca hiç konuşmaması dikkatini çekmiştir Boran'ın. Sılaya döner ve
Boran 28
Sıla efendim Boran
Boran 28 diyorum
Sıla 28 olan ne?
Boran sormuştun ya..
Sıla neyi sormuştum ya
Boran bunu senin gibi birine hiç yakıştıramadım Sıla
Sıla ama hatır...hah tamam.. yaşın doğruya..yaşının sormuştum
Sıla demek 28 yaşındasın Boran
Boranevet..yaşlanıyorum artık
Sıla yaşlanmak mı..sen mi...
Boran evet ben..
Sıla nekadar zaman geçerse geçsin sen hep böyle yakışıklı olacaksın eminim
Boran öylemi
Sıla evet öyle..zaman seni eskitemeyecek Boran ağa..
Boran Sıla'ya bakıp gülümser..
Boran Sıla'yı eve bırakıp döner. sessizce odasına geçer saatine bakar 4'e geliyordur biraz uyuyup dinlenmek ister. Yastığa başını huzurla koyar, ilk kez yarın neler olacak diye düşünmeden uykuya dalar.
Sıla odasına girip geceliğini giydikten sonra yatağına uzanır. Gözlerinme uyku girmiyordur birtürlü.. Korkusunu yenemiyorsur. Kabus gibidir sanki Mardin'e gitmek..kendi kendine konuşuyordur sürekli Ben napıcam orda, ben nasıl alışıcam sayıkla sayıklaya uykuya teslim eder yorgun ruhunu ve bedenini.
sabah Bedar erkenden kalkmış burda hepbirlikte yapacakları son kahvaltıyı hazırlıyordur. Bedar mutfaktayken Narin eski kıyafetlerini giymiş bir vaziyette gelir yanına
Narin günaydın ana
Bedar sanada günaydın kızım..da bu ne hal?
Narin ana bende gelecem sizle
BedarNarin sen neler dersin kızım
Narin gelecem ana ben burda kalamam bende gelecem Azad'la konuştum abimler dönerken ben burda duramam ne olacaksa ne yaşanacaksa bende orda olacam ana. Abim'in bu hallara düşmesinde sanırsın ki ben suçsuzum. herşey benim bizim yüzümüzden olmuştur.
Bedar kendini suçlayarak eziyet etme yavrum
Narin yok ana yok Sıla'da abimde bizim yüzümüzden çekmedimi bunca çileyi. Bu sefer abimin yanında olacam zor zamanlarında öleceksemde onun uğrunda öleyim. Abime kaç can borcum var bilirsin değil.
Bedarpeki Narin'im. ben gidip Sıla'yı uyandırayım. gece geç geldiya kalkamadı
Narin geçmi geldi? Sıla gece biyere gitti?
Bedar he ya Narin. Boran ağam gelip aldı son gecelerini birlikte geçireceklermiş miş de..
Narin(sevinerek) ana kim derdiki abimle Sıla sevecek birbirini, zorla evlenecekler ama birbirlerini ölesine sevecekler.
Bedar kader yavrum. Demekki Sıla'mın kaderinde Boran ağam varmışki bu yaşanmışlıklar bunun için. sevdaları için.
Narin abim bidaha asla sevmez derken, hayata küstü derken Sıla onu yeniden yaşattı..inşallah mutlu mesut yaşarlar çok mutlu olurla bebeleriyle birlikte
Bedar inşallah Narin. Herşey düzelecek herkes sevdiğiyle mutlu yaşayacak buna inan. ben gidip Sıla'yı uyandırayım geç kalmayalım

Boran sabah kalkmış aceleyle çıkmıştır önce şirkete uğramış ardından da mezarlığa gitmiştir. Neşe hanım ve Erkan beyin mezarının başında önce dua okuyan Boran sonra onlarla konuşmaya başlar
Boran Keşke bu şekilde tanışmasaydık sizinle, siz beni bu şekilde yanlış tanımasaydınız...yaşadığınız talihsizlikte kendi payımın olduğunu düşünerekten vicdan azabı çekiyorum. Tüm bunlar yaşanmasaydı şuan hayatta olacaktınız. Sıla'nın yanında olup ona destek olacaktınız...Size teşekkür etmeye geldim buraya. Öyle güçlü, öyle iyi kalpli bir kız yetiştirmişsiniz ki.. Onu çok seviyorum..Onun yaşaması için herşeyi yapacağım..Gerekirse kendi canımı vereceğim ama onu yaşatacağım..Herzaman yanında olup destek olacağım ona hiç şüpheniz olmasın. Sıla hayatımdaki en değerli varlık...yaptığım bazı yanlışlar hatalar oldu ama bundan sonra Sıla'nın size layık bir evlat oalrak yaşamaya devam etmesi için, sizin emanet ettiğiniz değerlere sahip çıkması için herşeyi yapacağım..

Bedar Sıla'yı uyandırmış kahvaltı yapması için salona gelmesini söylemiştir. Sıla isteksizce kalkmıştır yataktan.Odadaki valizleri görünce yine kötü olur ne kadar kaçsada başka çaresi yoktur didecektir. Üzerini değiştirir ve çekmeceden Neşe annesiyle Erkan babasının fotoğraflarını çantasına koyarak kahvaltıya iner.
Boran mezarlıktan ayrıldıktan sonra Sıla'ları almak için eve doğru yola çıkar.Aklına Cihan gelerek telefonunu alır ve Cihan'ı arar
Cihan Alo emmioğlu
Boran beni dinle Cihan. Ben bugün mardin'e dönüyorum
Cihan hayırdır Boran. Bir sorun yok ya..
Boran sadece gideceğimi bil yeter Cihan. Buralar sana emanet. İşleri ciddiye al Cihan. Sakin bir yanlış yapayım deme gözüm üzerinde hem en kısa zamanda tekrar gelicem
Cihan Ayıp oluyor Boran. Çocukmuyum ben. Hem bende senin kadar çıkarlarımızı, itibarımızı düşünmüyorum merak etme.. belkide senden daha çok
Boran ben senin neler düşündüğünü çok iyi biliyorum Cihan. Bana laf kalabalığı yapma sadece dediklerimi unutma yeter
diyerek telefonu kapatır. Cihan sincide gülümser
Cihan git bakalım Boran ağa. Gitde gör elmi yaman beymi..Sıla'yla gidiyosun eminim.Gidince karşılaşacaklarından haberin yok senin o hallerini yıkıldığını görmek çok zevkli olacak Boran ağa....
Boran Sıla'ya gitmeden önce aklına Sıla için hazırladığı süpriz gelir. Abay der kendi kendine. Sende olmasan yardımların olmasa..Sıla çok mutlu olacak, çok şaşıracak..
Sıla ve ailesi kahvaltılarını yapmış son hazırlıklarını tamamlamışlardır. Sıla Azad ve Narin'in geleceğini duyduğunda önce tepki göstersede sonradan onlarında gelmesinin hep birarada olmalarının daha iyi olacağını düşünür.Hepsi oturmuş İstanbul'da geçirdikleri günleri konuşurken herkes tedirgindir ama kimse birbirine tedirginliklerini belli etmemeye çalışırlar. Bu sırada Boran gelir.
Ev halkı telaşla kalkarlar eşyaları arabaya götürmek için yola koyulurlar. Boran Narin'e önce kızmış gelmemeleri için ama Narin inat edincede yapacak birşey yok diye ses çıkarmamıştır.
Sıla evin içini son kez gezer gözü yaşlı. Boran Sıla nerde kaldın diyerek içeri girer gözleri yaşlı Sıla'yı görünce yanına yaklaşır
Boran Sıla, iyimisin küçüğüm
Sıla Boran..çok güzel anılarım vardı burda...çok güzel
Boran yine olacak Sıla..yine geleceksin.. birlikte geleceğiz..sen ben ve bebeğimiz yine güzel günlerimiz olacak sıla
Sıla Boran..annemler..onları çok özlüyorum
"benim küçük sevgilim sen bana neler yaptın
kırdın defalarca onlar bilmez onlar bilmez" (şuan bu çalıyo radyoda )
Boran Sıla'm. Biliyorum çok zor..ama kabullenmek zorundasın. Hem annemlerde senin bukadar üzüldüğünü istemezlerdi..Artık hiçbirşey için üzülmeni, gözyaşı dökmeni istemiyorum ( öyle çok gözyaşı döktün ki seyirci sıkıldı :) :) ) hem ben ailene söz verdim.. senin üzülmene izin vermicem
Sıla sözmü verdin..nasıl?
Boran
hadi Sıla gidelim bizi bekliyolar
Sıla peki Boran..gidelim...nereye ..neye gittiğimizi bilmeden
Boran seninle hayatımızı yaşayacağımız, mutlu olacağımız yere, yuvamıza gidiyoruz Sıla...
Boran yolda Abay'ı arayarak işlerin değiştiğini Narin ve Azad'înda geldiğini söyler. Abay'da şuan yetişmesinin imkansız olduğunu ama yarın ilk uçakla geleceğini söyler.
Boran, Sıla, Bedar, Celil, Emir, Narin ve Azad uçağa binerek yaşanacak olayalara, acılara doğru yola çıkarlar..

senem_89
04-03-07, 14:59
Boran sinirle dışarı çıkar. Hastanenin duvarına bir yumruk atar.
-ah sıla ah!
Arabasına binip sinirli bir şekilde işyerine gider...

Sıla nın aklı boranda kalmıştır. Emre nin yanında kalsada boran a sölediği sözden sonra içi huzursuzdur.emreye gülümser.
Emre:teşekkürler sıla,benimle kaldığın için. Ama...istemiyorsan kalmak zorunda değilsin.
Sıla: hayır emre,ben hep senin yanında olucam. Zaten herşey benim yüzümden oldu. Seni böyle asla bırakamam.
Emre: kendini suçlamam sıla. Hem...sen yanımda olduktan sonra hiçbirşey önemli değil.
Sıla emre nin elini tutar.
Sıla:merak etme emre,seni hiç bırakmıcam.

Boran odasında koltuğuna oturmuş olanları düşünüyordur. Düşündükçe öfkeleniyordur.yumruklarını sıkar sıkıca.
-onu seçtin sıla onu seçtin!

Sıla ve emre konuşurken,kenan bey ve şule hanım içeri girer.
Şule:oğlum,canım!
Kenan:oğlum,uyandın mı?nasılsın yavrum?
Emre:evet iyiyim ben babacım.anne...
Şule hanım ağlayarak emre nin yanına gider.
Kenan:ne işin var senin burda sıla. Oğlumu rahat bırak. Sen ona yaklaştıça ona zarar veriyorsun!
Sıla ağlamaya başlar.
Emre: baba lütfen!sıla ya böyle davranma!
Sıla ağlayarak odadan çıkar. Şimdi sadece boran ın yanında olmak istiyordur. Ama...
Boran ı arar,telefonu kapalıdır.
-ah boran ah,bilmiyorsun hiçbirşeyi.

Boran yerinden kalkmış,dışarıyı seyrediyordur. Kaşlarını çatmış olanları hazmedemiyordur.arkasını döner ve gözüne masadaki sıla için aldığı hediye çarpar. Kutuyu alır ve yere doğru fırlatır.
Bembeyaz bir şey bir kadının ayak uçlarına süzülür...
Gelinlik yere,sıla nın ayağının dibine düşmüştür. Sıla yavaşça eğilir ve gelinliği alır. Gözyaşlarını tutamaz.
-boran...bu...bu benim için mi?
Gözgöze gelmişlerdir.boran ın keskin bakışları sıla nın yüreğini deler geçer adeta...
Boran:senin içindi!artık değil...
Sıla:neden kızdığını anlıyorum.ama...açıklayabilirim.
Boran:neyi açıklıcaksın.onu seçtiğini mi? Sen haketmiyorsun bu gelinliği!
Boran ın bu sözü sıla nın içine işlemiştir.kulaklarında çınlıyordur sürekli.
Sen haketmiyorsun bu gelinliği...
Boran ın kelimeler ağzında öyle dökülüvermiştir işte...öyle demek istememişti...
Sıla gözündeki yaşları,yüreğindeki sevdasını alıp gitmek ister oradan...elindeki gelinlik kayıp gider avuçlarının arasından...
Boran söylenir kendi kendine:
-kahretsin!

Abay ve gizem yemektedirler.
Abay:yemek teklifimi kabul ettiğin için teşekkür ederim gizem.
Gizem gülümser.
Abay:ee anlat.
Gizem:ne anlatıyım sen anlat
Abay:memleketimi özledim gizem...orada insanlar konuşurken birbirlerinin yüreklerini görüyorlar.burda sanki insanların kalbi zırhla kaplı.görmek imkansız.
Gizem:insanların gözünü o kadar para hırsı,öfke bürümüşki herkes bencilleşmiş. Artık kendilerinden başka kimseyi görmez oldular.
-sen gel bizim oralara bak nasıl açılırsın.
Gizem:bende çok istiyorum oraları göremek,insanlarını tanımak.
Abay gizem in ellerini tutar.
Sen gel ben sana karış karış gezdiririm o muhteşem toprakları.hem sana da iyi gelir emin ol.
Gizem yavaşça ellerini çeker.
-şey..ben lavobaya kadar gidiyim...
abay gizeme bakar üzülerek.
-peki...

narin abisinin hapishaneden kurtulmasına çok sevindiğini söylemek için telefonu eline aldığında telefon çalar.arayan sıla dır.sıla nın sesi ağlamaklıdır.
Narin:alo,buyrun
Sıla:alo narin,benim sıla.
Narin:efendim sıla.
Sıla:ben biraz geç gelicem de haber veriyim dedim.merak etmeyin.
Narin:sıla sesin kötü geliyor.birşey oldu? Yoksa emre ye mi birşey oldu?
Sıla: narin...emre...emre birdaha yürüyemicek.sakat kaldı.
Narin:ne! Ne diosun sıla. Gerçek bu?
Sıla: evet narin,şimdi konuşamıcam sonra görüşürüz.
Narin:görüşürüz sıla...

Narin şok olur,üzülmüştür. Sonra abisini arar.
Narin:alo abi
Boran:efendim narin
Narin:nasılsın abi?kurtuldun mapustan.biliyordum abi senin yapmadığını.
Boran:iyiyim narin. Tabi ben yapmadım.
Narin: çok şükür abi allah seni çocuğuna,bizlere bağışladı. He abi biliyorsun emre sakat kalmış.bir daha yürüyemeyecekmiş.
Boran:ne! Emre...sakat mı kalmış.
Narin:he abi bilmiyordun?
Boran: bilmiyorum narin...bilmiyorum...sıla nerde biliyor musun?
Narin: şimdi aradı sesi çok kötü geliyordu. Geç gelecekmiş onu haber verdi.
Boran:peki narin sağol.
Narin:sağlıcakla kal abi...

Boran sıla yı arar.telefonu kapalıdır. İşyerini arar,orda olmadığını söylerler.
-ah sıla kimbilir nerdesin?

Aklına ev gelir. Beraber tuttukları ev...
Eve gider boran.yedek anahtarla açar kapıyı. Görünürde içeride kimse yoktur. Yukarı çıkar,yatak odasına...
Sıla ordadır. Adeta melekler gibi uyuyordur yatakta...
Sıla boran a kızıp eve gelmiş.ağlayak uyuya kalmıştır.
Boran yavaşça sıla nın yanına yatar.dudağına bir öpücük kondurur. Saçlarını okşar ve onu seyreder aşkla...


Sıla uyanır. Karşısında boran ı görünce şaşırır.
Sıla: boran...ne işin var senin burda?
Boran: burası bizim evimiz değil mi? Niye hem...memnun olmadın mı?
Sıla arkasını döner yavaşça. Boran ona sarılır ve yanağına sıkıca bir öpücük kondurur.
Boran:özür dilerim sıla,bilmiyordum emre nin sakat kaldığını. Ne yapıyım seni bensiz düşünmek beni çıldırtıyor.seni seviyorum...
Sıla boran a döner.
Sıla: ne zamandır burdasın?
Boran:bir saat oldu.
Sıla: o kadar uyudum mu?
Boran:evet,çok derin uyuyordun.
Sıla: sen ne yaptın peki?
Boran: seni seyrettim.

Sıla boran a sarılır. Boran ın kokusu üzerine sinmiştir. Ve ikisi şehvetle öpüşmeye başlarlar.
Boran:seni çok özledim
Sıla:bende...
Boran yavaşça sıla nın üzerindekileri çıkarır. Hissederler birbirlerini...sanki birbirlerine dokundukça özlemleride artıyordur...tenleri değdikçe birbirlerine alev alev yanıyorlardır...
Sıla nın elleri boran ın sırtında gezinir. Boran sıla nın boynundan öpmeye başlar...

Sıla nın üzerinde boran ın gömleği vardır.
Sıla:sana birşeyler hazırlıyım mı?
Boran: hazırla bakalım bende banyoya giriyim.
Sıla:sırtını ovayım mı?
Boran:bekliyorum...

Sıla aşağı mutfağa iner. Dolapta sadece kahvaltılık birşeyler vardır. Tost yapar ve birşeyler hazırlar. Üzerindeki boran ın gömleğine yağ damlatır yanlışlıkla.
-kahretsin!
Boran havluyla geliverir sessizce. Sıla nın arkasından sarılır. Sıla işine o kadar dalmıştır ki irkiliverir aniden.
Sıla: ay boran korkuttun beni.
Boran: niye gelmedin?
Sıla: ah ben.. unuttum,dalmışım. Neyse başka sefere artık.
Boran: oo gelin ağamızda pek hamaratmış.
Sıla: tabi ne zannettin.
Boran: ama bide gömleğimi batırmasaymış. (gülümser muzurca)
Sıla: yaa boraann


O sırada boran ın telefonu çalar.arayan cihan dır.
Boran: ne var cihan? Ne istiyorsun?
Cihan:nerdesin yine boran ağa? İşeri yani mi saldın?
Boran: sen fazla oluyorsun cihan? Benim işim sana mı kalmış.
Cihan: şu hani mardinde ki toprak alan paravan şirket varya
Boran: eee?
Cihan: işte o şirketin kim olduğunu öğrendimde onu haber veriyim dedim. Sende gelince öğrenirsin nasılsa.
Boran: kimmiş?
Cihan: özdemir holding...

Boran adeta şok geçirmiştir. Cihan telefonu kapatmıştır. Sinsice gülümser.
- benim bir şey yapmama gerek kalmadı. Karın sana ikinci kazığı attı. A ptal! Boran ağa ya bir darbe daha...

sıla: hadi boran masa hazır. Gelsene,ne oldu,kimmiş arayan?

Boran elinde telefon sılaya bakakalmıştır. Sıla birden ciddileşmiştir...


24. bölüm sonu...





---son kısmı tamamen hayal ürünüdür.malum cansu dere kuralları :) ---



Sıla: ne oldu boran?
Boran gözlerini kısarak:
Boran: gerçekten ne yapmaya çalıştığını anlayaıyorum sıla? Beni çıldırtmak mı istiyorsun?
Sıla: ne diyorsun boran? Ne yapmışım ben?
Boran: mardindeki topraklar!
Sıla anlar ve başını öne eğer.
Sıla: şey...sana sölicektim...
Boran: ne demek sana sölicektin sıla!
Sıla: uygun bir zaman kolladım!
Boran: beni batırdıktan sonra mı haber vermeyi planlıyordun!
Sıla: hayır...boran...
Boran: tam herşey yoluna girmeye başlamışken yine herşeyi berbat ettin! Aşiret bunu öğrenince neler olacağını düşünemedin mi?Sana sölemiştim sıla gün gelir beni bile çiğnerler aşirete karşı gelemem diye. Beni gerçekten sevseydin bunları düşünürdün? Bende sanmıştım...
Sıla: boran,lütfen...seni seviyorum ben!
Boran: ben bizim için bir çıkış yolu bulmak için didindikçe sen o yolu kapatmak için bir taş daha atıyorsun! Beraber elele karşı durucaz yeri geldiğinde düşünürken ben...ah sıla hep kendi kafanın dikine gidiyorsun!
Sıla: bende aşirete karşı savaşmak için yaptım zaten boran! O köhne dünyaya ezilmemek için yaptım!
Boran:evet sıla,ezilmemek için beni ezmeyi göze aldın!
Sıla: hayır boran böyle söyleme lütfen...

Boran üzerini değiştirmek için koşarak yukarı çıkar. Sıla yıkılmıştır.
Boran jızlıca iner merdivenlerden...
Sıla: dur boran,nereye?
Boran hiçbirşey söylemeden arabasına biner ve gider.
Sıla sandalyeye çöker ve ağlamaya başlar.
-ah ne yaptım ben...


boran işyerine gider. Karşısında cihan vardır.
Cihan: ooo emmoğlu nerelerdesin yine? Sende biliyordun galiba sıla nın o arazileri aldığını yoksa beraber mi planladınız he? Ee ne de olsa karın sana ihanet etmez dimi?
Boran: kes sesini cihan! Sana hesap vermek zorunda değilim.
Cihan elini masaya vurur.
Cihan: bana hesap vermek zorundasın boran ağa! Tıpkı aşirete vermen gerektiği gibi! Bakalım aşiret bu durumu öğrendiğinde ne olacak! Zaten görevini yerine getirmiyorsun! Biz yapınca da suç oluo!
Boran: benim işlerime karışma cihan! Hem aşiret öğrenmicek bunu!
Cihan manalıca bakar.
Boran: eğer öğrenirse sende birilerine hesap vermek zorunda kalırsın cihan ağa!
Cihan: niyeymiş o?
Boran: esma desem?
Cihan: ne esması? O da kim?
Boran: hadi emmoğlu beni mi kandırıcaksın!
Cihan:sen nereden biliyorsun!
Boran: nerden bildiğim seni ilgilendirmez!
Cihan huzursuz ve sinirlidir.
-elbet ortaya çıkıcak emmoğlu,elbet ortaya çıkacak...o zaman sıla yı daha ne kadar koruyacaksın çok merak ediyorum!
Der ve gider.
Boran söylenir kendi kendine:
-ah sıla beni ne hallere düşürdün!

Sıla şirkete gelmiştir.
Sıla:orhan bey sizinle acil konuşmam lazım.
Orhan: peki sıla hanım
Sıla: şu bizim mardindeki araziler
Orhan: evet
Sıla: bu alımları durdurabilir miyiz
Orhan: ne diyorsunuz sıla hanım. Oraya çok büyük yatırımlar yaptık.
Sıla: o arazileri elden çıkarmak istiyorum.
Orhan şaşırmıştır.
-ne dediğinizin farkında mısınız sıla hanım? Bu şirketin prestijine ve ekonomisine çok büyük zarar verir.
Sıla: ama...
Orhan: sıla hanım babanız buralara çok büyük sıkıntılarla geldi ve eminim şimdi yaşasaydı buna asla izin vermezdi. Şimdi lütfen bu düşünceyi aklınızdan çıkarın. Sizde bana hak vericeksiniz düşününce. İyi günler.

Sıla masasına oturur. Başını alır ellerinin arasına.
- of sıla kendi başına iş yaparsan sonu böyle olu işte!
Sıla boran ı arar.
Boran: ne var sıla?
Sıla: boran lütfen konuşmamaız lazım.
Boran: ne konuşucaz sıla.herşeyi nasıl mafettiğini mi? Senin batırdıklşarını çıkarmaktan yoruldum.beni hiç dinlemiyorsun.hep kendi dikine gidiyorsun!
Sıla: tamam boran ama bende böyle olabileceğini düşünememiştim.hem...o zaman kıskançlıktan ne yapacağımı bilemedim...
Boran: ne kıskançlığı sıla! Bu bahane mi!
Sıla: boran yüzyüze konuşmalıyız lütfen...
Boran: işim var şimdi sıla
Sıla: lütfen...
Boran: peki gelir alırım seni. Nerdesin sen?
Sıla: işyerindeyim
Boran: tamam.


Azad eşyalarını toplamıştır sarhoş kafayla.
Narin: ne yapıyorsun azad?
Azad: sende hazırlan narinim gidiyoruz buralardan.
Narin: azad sen kafayı yedin? Ne gitmesi? Sarhoşsun sen,hadi bırak şu bavulu geç otur.
Azad: bırakk! Hadi toparlan dedim sana.gidiyoruz!
Narin: azad saçmalıyorsun.nerye gidecez.aşiret bizi yaşatır sanıyorsun?
Azad: sanki yaşıyoruz burda narin?

Seslere celil ve bedar gelir.
Celil: ha ne oluyor burda? Ne bağırıyorsunuz zaten başım ağrıy!
Bedar: o kadar içersen ağrır tabi.
Celil: aman bedar kırk yılda bir içmişiz kederden ona da laf ediyorsun.
Bedar: yaa kırk yılda bir. Ne oldu kzım?
Narin: ana azad gidecez diye tutturdu.
Bedar: nereye gidecekmişsiğiz?
Azad: memleketimize ana...
Bedar: azad sen manyak mısın? Otur oturduğun yerde!
Azad: ben kararımı verdim ana gidecez!
Celil düşüncelidir.
Bedar: celil şuna birşey desene
Celil: ne diyim ki bedar çocuk haklıdır. Bende bıktım burdan.
Bedar: yok bunlar baba oğul sapıttılar. Yahu siz hiç sıla yı düşünmüyor sunuz? Kız bizi mutlu etmek için çırpınıyor sizin yaptığınıza bak. Tüh hepinize!
Narin: doğru diyon ana. Bari sıla yı düşün azad!
Azad: sıla gelsin konuşacam onunla o vakit.ben duramam artık buralarda.
Celil: olmadı...hep beraber gideriz.
Bedar: yok anam bunların hepsi kafayı sıyırmış. Hey beyler unuttunuz herhald töre ne olacak,aşiret ne olacak?
Celil: sıla gebe ona birşey yapamazlar. Yıllardır bekledikleri torularına kıyacak değiller ya. Bide bebe oğlan deriz. Hem midyat dışında bir ev yaparız gül gibi geçinip gideriz.
Bedar: he hiç bulamayacaklar ya bizi.
Celil: bedar sen burada mutlusun? Hiç özlemedin komşularını,toprağını,insanlarını?
Bedar üzgünce bakar.
bedar: özlemem mi celil özledim tabi ama...
Celil: he öyleyse burda öleceğime kendi topraklarımda ölürüm.yaşayabildiğim kadar memleketimde yaşarım.
Bedar: dur bakalım celil efendi,hele akşam bir sıla gelsin,konuşuruz. Hadi azad sende geç bakim,bırak elindekini!

senem_89
04-03-07, 16:27
Sıla: ne oldu boran?
Boran gözlerini kısarak:
Boran: gerçekten ne yapmaya çalıştığını anlayaıyorum sıla? Beni çıldırtmak mı istiyorsun?
Sıla: ne diyorsun boran? Ne yapmışım ben?
Boran: mardindeki topraklar!
Sıla anlar ve başını öne eğer.
Sıla: şey...sana sölicektim...
Boran: ne demek sana sölicektin sıla!
Sıla: uygun bir zaman kolladım!
Boran: beni batırdıktan sonra mı haber vermeyi planlıyordun!
Sıla: hayır...boran...
Boran: tam herşey yoluna girmeye başlamışken yine herşeyi berbat ettin! Aşiret bunu öğrenince neler olacağını düşünemedin mi?Sana sölemiştim sıla gün gelir beni bile çiğnerler aşirete karşı gelemem diye. Beni gerçekten sevseydin bunları düşünürdün? Bende sanmıştım...
Sıla: boran,lütfen...seni seviyorum ben!
Boran: ben bizim için bir çıkış yolu bulmak için didindikçe sen o yolu kapatmak için bir taş daha atıyorsun! Beraber elele karşı durucaz yeri geldiğinde düşünürken ben...ah sıla hep kendi kafanın dikine gidiyorsun!
Sıla: bende aşirete karşı savaşmak için yaptım zaten boran! O köhne dünyaya ezilmemek için yaptım!
Boran:evet sıla,ezilmemek için beni ezmeyi göze aldın!
Sıla: hayır boran böyle söyleme lütfen...

Boran üzerini değiştirmek için koşarak yukarı çıkar. Sıla yıkılmıştır.
Boran jızlıca iner merdivenlerden...
Sıla: dur boran,nereye?
Boran hiçbirşey söylemeden arabasına biner ve gider.
Sıla sandalyeye çöker ve ağlamaya başlar.
-ah ne yaptım ben...


boran işyerine gider. Karşısında cihan vardır.
Cihan: ooo emmoğlu nerelerdesin yine? Sende biliyordun galiba sıla nın o arazileri aldığını yoksa beraber mi planladınız he? Ee ne de olsa karın sana ihanet etmez dimi?
Boran: kes sesini cihan! Sana hesap vermek zorunda değilim.
Cihan elini masaya vurur.
Cihan: bana hesap vermek zorundasın boran ağa! Tıpkı aşirete vermen gerektiği gibi! Bakalım aşiret bu durumu öğrendiğinde ne olacak! Zaten görevini yerine getirmiyorsun! Biz yapınca da suç oluo!
Boran: benim işlerime karışma cihan! Hem aşiret öğrenmicek bunu!
Cihan manalıca bakar.
Boran: eğer öğrenirse sende birilerine hesap vermek zorunda kalırsın cihan ağa!
Cihan: niyeymiş o?
Boran: esma desem?
Cihan: ne esması? O da kim?
Boran: hadi emmoğlu beni mi kandırıcaksın!
Cihan:sen nereden biliyorsun!
Boran: nerden bildiğim seni ilgilendirmez!
Cihan huzursuz ve sinirlidir.
-elbet ortaya çıkıcak emmoğlu,elbet ortaya çıkacak...o zaman sıla yı daha ne kadar koruyacaksın çok merak ediyorum!
Der ve gider.
Boran söylenir kendi kendine:
-ah sıla beni ne hallere düşürdün!

Sıla şirkete gelmiştir.
Sıla:orhan bey sizinle acil konuşmam lazım.
Orhan: peki sıla hanım
Sıla: şu bizim mardindeki araziler
Orhan: evet
Sıla: bu alımları durdurabilir miyiz
Orhan: ne diyorsunuz sıla hanım. Oraya çok büyük yatırımlar yaptık.
Sıla: o arazileri elden çıkarmak istiyorum.
Orhan şaşırmıştır.
-ne dediğinizin farkında mısınız sıla hanım? Bu şirketin prestijine ve ekonomisine çok büyük zarar verir.
Sıla: ama...
Orhan: sıla hanım babanız buralara çok büyük sıkıntılarla geldi ve eminim şimdi yaşasaydı buna asla izin vermezdi. Şimdi lütfen bu düşünceyi aklınızdan çıkarın. Sizde bana hak vericeksiniz düşününce. İyi günler.

Sıla masasına oturur. Başını alır ellerinin arasına.
- of sıla kendi başına iş yaparsan sonu böyle olu işte!
Sıla boran ı arar.
Boran: ne var sıla?
Sıla: boran lütfen konuşmamaız lazım.
Boran: ne konuşucaz sıla.herşeyi nasıl mafettiğini mi? Senin batırdıklşarını çıkarmaktan yoruldum.beni hiç dinlemiyorsun.hep kendi dikine gidiyorsun!
Sıla: tamam boran ama bende böyle olabileceğini düşünememiştim.hem...o zaman kıskançlıktan ne yapacağımı bilemedim...
Boran: ne kıskançlığı sıla! Bu bahane mi!
Sıla: boran yüzyüze konuşmalıyız lütfen...
Boran: işim var şimdi sıla
Sıla: lütfen...
Boran: peki gelir alırım seni. Nerdesin sen?
Sıla: işyerindeyim
Boran: tamam.


Azad eşyalarını toplamıştır sarhoş kafayla.
Narin: ne yapıyorsun azad?
Azad: sende hazırlan narinim gidiyoruz buralardan.
Narin: azad sen kafayı yedin? Ne gitmesi? Sarhoşsun sen,hadi bırak şu bavulu geç otur.
Azad: bırakk! Hadi toparlan dedim sana.gidiyoruz!
Narin: azad saçmalıyorsun.nerye gidecez.aşiret bizi yaşatır sanıyorsun?
Azad: sanki yaşıyoruz burda narin?

Seslere celil ve bedar gelir.
Celil: ha ne oluyor burda? Ne bağırıyorsunuz zaten başım ağrıy!
Bedar: o kadar içersen ağrır tabi.
Celil: aman bedar kırk yılda bir içmişiz kederden ona da laf ediyorsun.
Bedar: yaa kırk yılda bir. Ne oldu kzım?
Narin: ana azad gidecez diye tutturdu.
Bedar: nereye gidecekmişsiğiz?
Azad: memleketimize ana...
Bedar: azad sen manyak mısın? Otur oturduğun yerde!
Azad: ben kararımı verdim ana gidecez!
Celil düşüncelidir.
Bedar: celil şuna birşey desene
Celil: ne diyim ki bedar çocuk haklıdır. Bende bıktım burdan.
Bedar: yok bunlar baba oğul sapıttılar. Yahu siz hiç sıla yı düşünmüyor sunuz? Kız bizi mutlu etmek için çırpınıyor sizin yaptığınıza bak. Tüh hepinize!
Narin: doğru diyon ana. Bari sıla yı düşün azad!
Azad: sıla gelsin konuşacam onunla o vakit.ben duramam artık buralarda.
Celil: olmadı...hep beraber gideriz.
Bedar: yok anam bunların hepsi kafayı sıyırmış. Hey beyler unuttunuz herhald töre ne olacak,aşiret ne olacak?
Celil: sıla gebe ona birşey yapamazlar. Yıllardır bekledikleri torularına kıyacak değiller ya. Bide bebe oğlan deriz. Hem midyat dışında bir ev yaparız gül gibi geçinip gideriz.
Bedar: he hiç bulamayacaklar ya bizi.
Celil: bedar sen burada mutlusun? Hiç özlemedin komşularını,toprağını,insanlarını?
Bedar üzgünce bakar.
bedar: özlemem mi celil özledim tabi ama...
Celil: he öyleyse burda öleceğime kendi topraklarımda ölürüm.yaşayabildiğim kadar memleketimde yaşarım.
Bedar: dur bakalım celil efendi,hele akşam bir sıla gelsin,konuşuruz. Hadi azad sende geç bakim,bırak elindekini!

Boran sılayı alır,sinirlidir.
Boran:nereye gidelim.
Sıla:evimize gidelim.
Boran hiçbirşey sölemeden arabayı sürer.
Eve varırlar.
Sıla: dur boran içeri girmeyelim.bahçede oturalım.
İkisi çok güzel,sıcacık bir çardağın altında otururlar. Sıla boran ın ellerini tutar.
Sıla: boran,özür dilerim. Gerçekten gözümü kıskançlık o kadar bürümüştü ki ne yapacağımı senden nasıl intikam alacağımı bilemedim.
Boran: bana sorabilirdin sıla!
Sıla: sana soramazdım boran! Çünkü sana soracak kadar cesaretli değilsim. Beni anla lütfen!
Boran: ne duruma düştüğümü biliyor musun sıla? Madem öyle geri çek hisselerini.
Sıla başını öne eğer.
Sıla: yapamam...
Boran: ne demek yapamam sıla! (ayağa kalkar)
Sıla:otur lütfen. ( kolundan tutar) yapamam çünkü yatırımlar çok büyük. Babama ihanet edemem. Babamın bana emanet ettiği şirkete zarar veremem. Ama...
Boran:ama ne?
Sıla: ama seninle ortak çalışabiliriz.
Boran: sıla sen aklını mı kaçırdın? Çocuk oyuncağı mı sandın? Aşiret diyorum,töre diyorum! Hala bu gerçeğin farkına varamadın mı?
Sıla: farkına varamamak mı? Bu gerçeğin o kadar farkındayım ki bunu yaptım boran! Yaşadığım acıları biliyorsun bu saçma sapan töreleriniz yüzünden! Lütfen sende biraz beni anlamaya çalış! Bak boran bu savaş bizim savaşımız.pes edemem...
Boran: pekala sıla. O zaman...o toprakları senin şirketinin aldığını aşiret öğrenmemeli. Tamam beraber çalışıcaz ama senin olduğun bilinmicek.
Sıla: nasıl olacak bu?
Boran: sen ufak çaplı bir şirket açacaksın farklı bir isimle. Özdemir holding le hiçbir bağlantısı olmayan. Başına da güvendiğin birini geçireceksin ve bende onunla çalışıcam ama aslında seninle çalışıcam.
Sıla: olabilir aslında. O zaman ben orhan beye söyliyim hemen hazırlıklara başlasın.
Boran: iyi hadi gidelim
Sıla: boran hala bana kızgın mısın? Lütfen böyle yapma...
Boran: elimde değil sıla
Sıla boran a sarılır ve dudaklarından öper.
Sıla: evimiz çok güzel ama kızımızın odası yok boran. Zeyşan sana çok kızdı.
Boran: kızımız mı? Zeyşan mı?
Sıla: evet zeyşan,rüyamda gördüm boran.
Boran gülümser.
-deli kız
sıla: heh şöle gül bakalım, zeyşan somurtkan bir baba istemiyor.
Boran sıla nın karnına dokunur.
- zeyşan kızım senin bu annen varya inatçının teki
sıla: boraan. Bakalım kime çekicek kızımız?
Boran: annesi kadar güzel olursa yandık valla.
Sıla: tabi güzel olucak benim kızım. Boran... hadi oda bakmaya gidelim.
Boran: şimdi mi?
Sıla: evet şimdi, hadi kalk! (kolundan çeker)

yağmur yüreklim
04-03-07, 17:44
Sıla demek 28 yaşındasın Boran
Boranevet..yaşlanıyorum artık
Sıla yaşlanmak mı..sen mi...
Boran evet ben..
Sıla nekadar zaman geçerse geçsin sen hep böyle yakışıklı olacaksın eminim
Boran öylemi
Sıla evet öyle..zaman seni eskitemeyecek Boran ağa..
Boran Sıla'ya bakıp gülümser..
Boran Sıla'yı eve bırakıp döner. sessizce odasına geçer saatine bakar 4'e geliyordur biraz uyuyup dinlenmek ister. Yastığa başını huzurla koyar, ilk kez yarın neler olacak diye düşünmeden uykuya dalar.
Sıla odasına girip geceliğini giydikten sonra yatağına uzanır. Gözlerinme uyku girmiyordur birtürlü.. Korkusunu yenemiyorsur. Kabus gibidir sanki Mardin'e gitmek..kendi kendine konuşuyordur sürekli Ben napıcam orda, ben nasıl alışıcam sayıkla sayıklaya uykuya teslim eder yorgun ruhunu ve bedenini.
sabah Bedar erkenden kalkmış burda hepbirlikte yapacakları son kahvaltıyı hazırlıyordur. Bedar mutfaktayken Narin eski kıyafetlerini giymiş bir vaziyette gelir yanına
Narin günaydın ana
Bedar sanada günaydın kızım..da bu ne hal?
Narin ana bende gelecem sizle
BedarNarin sen neler dersin kızım
Narin gelecem ana ben burda kalamam bende gelecem Azad'la konuştum abimler dönerken ben burda duramam ne olacaksa ne yaşanacaksa bende orda olacam ana. Abim'in bu hallara düşmesinde sanırsın ki ben suçsuzum. herşey benim bizim yüzümüzden olmuştur.
Bedar kendini suçlayarak eziyet etme yavrum
Narin yok ana yok Sıla'da abimde bizim yüzümüzden çekmedimi bunca çileyi. Bu sefer abimin yanında olacam zor zamanlarında öleceksemde onun uğrunda öleyim. Abime kaç can borcum var bilirsin değil.
Bedarpeki Narin'im. ben gidip Sıla'yı uyandırayım. gece geç geldiya kalkamadı
Narin geçmi geldi? Sıla gece biyere gitti?
Bedar he ya Narin. Boran ağam gelip aldı son gecelerini birlikte geçireceklermiş miş de..
Narin(sevinerek) ana kim derdiki abimle Sıla sevecek birbirini, zorla evlenecekler ama birbirlerini ölesine sevecekler.
Bedar kader yavrum. Demekki Sıla'mın kaderinde Boran ağam varmışki bu yaşanmışlıklar bunun için. sevdaları için.
Narin abim bidaha asla sevmez derken, hayata küstü derken Sıla onu yeniden yaşattı..inşallah mutlu mesut yaşarlar çok mutlu olurla bebeleriyle birlikte
Bedar inşallah Narin. Herşey düzelecek herkes sevdiğiyle mutlu yaşayacak buna inan. ben gidip Sıla'yı uyandırayım geç kalmayalım

Boran sabah kalkmış aceleyle çıkmıştır önce şirkete uğramış ardından da mezarlığa gitmiştir. Neşe hanım ve Erkan beyin mezarının başında önce dua okuyan Boran sonra onlarla konuşmaya başlar
Boran Keşke bu şekilde tanışmasaydık sizinle, siz beni bu şekilde yanlış tanımasaydınız...yaşadığınız talihsizlikte kendi payımın olduğunu düşünerekten vicdan azabı çekiyorum. Tüm bunlar yaşanmasaydı şuan hayatta olacaktınız. Sıla'nın yanında olup ona destek olacaktınız...Size teşekkür etmeye geldim buraya. Öyle güçlü, öyle iyi kalpli bir kız yetiştirmişsiniz ki.. Onu çok seviyorum..Onun yaşaması için herşeyi yapacağım..Gerekirse kendi canımı vereceğim ama onu yaşatacağım..Herzaman yanında olup destek olacağım ona hiç şüpheniz olmasın. Sıla hayatımdaki en değerli varlık...yaptığım bazı yanlışlar hatalar oldu ama bundan sonra Sıla'nın size layık bir evlat oalrak yaşamaya devam etmesi için, sizin emanet ettiğiniz değerlere sahip çıkması için herşeyi yapacağım..

Bedar Sıla'yı uyandırmış kahvaltı yapması için salona gelmesini söylemiştir. Sıla isteksizce kalkmıştır yataktan.Odadaki valizleri görünce yine kötü olur ne kadar kaçsada başka çaresi yoktur didecektir. Üzerini değiştirir ve çekmeceden Neşe annesiyle Erkan babasının fotoğraflarını çantasına koyarak kahvaltıya iner.
Boran mezarlıktan ayrıldıktan sonra Sıla'ları almak için eve doğru yola çıkar.Aklına Cihan gelerek telefonunu alır ve Cihan'ı arar
Cihan Alo emmioğlu
Boran beni dinle Cihan. Ben bugün mardin'e dönüyorum
Cihan hayırdır Boran. Bir sorun yok ya..
Boran sadece gideceğimi bil yeter Cihan. Buralar sana emanet. İşleri ciddiye al Cihan. Sakin bir yanlış yapayım deme gözüm üzerinde hem en kısa zamanda tekrar gelicem
Cihan Ayıp oluyor Boran. Çocukmuyum ben. Hem bende senin kadar çıkarlarımızı, itibarımızı düşünmüyorum merak etme.. belkide senden daha çok
Boran ben senin neler düşündüğünü çok iyi biliyorum Cihan. Bana laf kalabalığı yapma sadece dediklerimi unutma yeter
diyerek telefonu kapatır. Cihan sincide gülümser
Cihan git bakalım Boran ağa. Gitde gör elmi yaman beymi..Sıla'yla gidiyosun eminim.Gidince karşılaşacaklarından haberin yok senin o hallerini yıkıldığını görmek çok zevkli olacak Boran ağa....
Boran Sıla'ya gitmeden önce aklına Sıla için hazırladığı süpriz gelir. Abay der kendi kendine. Sende olmasan yardımların olmasa..Sıla çok mutlu olacak, çok şaşıracak..
Sıla ve ailesi kahvaltılarını yapmış son hazırlıklarını tamamlamışlardır. Sıla Azad ve Narin'in geleceğini duyduğunda önce tepki göstersede sonradan onlarında gelmesinin hep birarada olmalarının daha iyi olacağını düşünür.Hepsi oturmuş İstanbul'da geçirdikleri günleri konuşurken herkes tedirgindir ama kimse birbirine tedirginliklerini belli etmemeye çalışırlar. Bu sırada Boran gelir.
Ev halkı telaşla kalkarlar eşyaları arabaya götürmek için yola koyulurlar. Boran Narin'e önce kızmış gelmemeleri için ama Narin inat edincede yapacak birşey yok diye ses çıkarmamıştır.
Sıla evin içini son kez gezer gözü yaşlı. Boran Sıla nerde kaldın diyerek içeri girer gözleri yaşlı Sıla'yı görünce yanına yaklaşır
Boran Sıla, iyimisin küçüğüm
Sıla Boran..çok güzel anılarım vardı burda...çok güzel
Boran yine olacak Sıla..yine geleceksin.. birlikte geleceğiz..sen ben ve bebeğimiz yine güzel günlerimiz olacak sıla
Sıla Boran..annemler..onları çok özlüyorum
"benim küçük sevgilim sen bana neler yaptın
kırdın defalarca onlar bilmez onlar bilmez" (şuan bu çalıyo radyoda )
Boran Sıla'm. Biliyorum çok zor..ama kabullenmek zorundasın. Hem annemlerde senin bukadar üzüldüğünü istemezlerdi..Artık hiçbirşey için üzülmeni, gözyaşı dökmeni istemiyorum ( öyle çok gözyaşı döktün ki seyirci sıkıldı :) :) ) hem ben ailene söz verdim.. senin üzülmene izin vermicem
Sıla sözmü verdin..nasıl?
Boran
hadi Sıla gidelim bizi bekliyolar
Sıla peki Boran..gidelim...nereye ..neye gittiğimizi bilmeden
Boran seninle hayatımızı yaşayacağımız, mutlu olacağımız yere, yuvamıza gidiyoruz Sıla...
Boran yolda Abay'ı arayarak işlerin değiştiğini Narin ve Azad'înda geldiğini söyler. Abay'da şuan yetişmesinin imkansız olduğunu ama yarın ilk uçakla geleceğini söyler.
Boran, Sıla, Bedar, Celil, Emir, Narin ve Azad uçağa binerek yaşanacak olayalara, acılara doğru yola çıkarlar..

Sıla yolculuk boyunca Boran'ın elini sıkıca tutmuş hiç bırakmamıştır. Tedirginliği, korkusu gözlerinden belli olan sıla'yı sakinleştirmek için Boran sık sık kulağına eğilerek sakin ol küçüğüm, korkma yanındayım diye fısıldayarak yanındakilere farkettirmeden Sıla'nın saçlarına küçük öpücükler kondurmuştur.
Narin memleketine dönerken yüreğinde ne ölüm korkusu hissetmiştir nede sevdiğini kaybetme korkusu. Onun tek korkusu anasının, atasının onu yeniden evladım diye sarmayacak olmalarıdır.
Azad küçük pencereden bulutları izlerken geri dönüyor olmanın ne derece doğru bir karar olup olmadığının muhasebesini yapıyordur kafasında..ölümden..ölmekten korkuyordur..bişey yapamamaktan...
Bedar kucağında uyuyan Emir'e, karşısında yüzünü Boran'ın göğsüne gömmüş sıkıntılı görünen Sıla'sına, Narin'e sarılmış sanki korkularını birlikte paylaşan Azad'a bakar düşünceli gözlerle.. evlatları için korkuyordur.. ama izin vermeyecektir asla onlara bir zarar gelmesine..
Celil yaklaştıkça içindeki sıkıntıyı bastıramıyor aksine daha çok hiddetleniyordur kalbini sıkıştırırcasına..Evlatlarını öldürmek için çıktığı evine şimdi evlatlarıyla dönüyordur.. kimse yüzüne bakmayacak..bu işi beceremediği için onu dışlayacaklardır. el içine çıkamayacaktır.. ama biliyordurki Celil..o asla katil olamaz.. çocuklarını öldüremez..doğru olanı yapmıştır..
Sıkıntısı yüzüne yansımayan, yanında bulunanlara umut dağıtırcasına gülümsüyordur Boran.. Bilseler Boran'ın yüreğinde ne fırtınalar kopuyor...ne düşünceler dans ediyor Boran'a inat..Aldığı sorumlukların altında ezilen omzuna yaslanan Sıla'dan güç almak istiyordur, kokusunu duydukça dayanmak, ayakta kalmak istiyordur..savaşmak..ve galip gelmek istiyordur...
Uçak Mardin havaalanına inince herkes kafasındaki düşüncelerden sıyrılarak geri geri giden adımlarıyla uçaktan inerler. Sıla inmek istemezcesine yerinde durur. Boran ayağa kalkıp Sıla'nın elinden tutar
Boran hadi Sıla..inelim
Sıla Boran.
Boran ben yanındayım..lütfen..bizi bekliyor herkes. kaçmanın bir çözüm olmadığını biliyoruz değilmi.. Bunu sen bizzat yaşadın ve çok iyi öğrendin
Sıla (bozularak) evet..öğrendim..
Sıla Boran'ın elini tutmadan iner aşağı. Aklı sıra kızmıştır Boran'a. Ne kadar mutlu olursak olalım ona yaşattıklarımı unutmayacak ve hep yüzüme vuracak diye düşünür. Oysa Boran bu cümleyi kurarken Sıla'yı ikna etmek istemiştir onu kızdırmak yada hatasını yüzüne vurmak gibi bir düşüncesi yoktur...
Uçaktan inen ağalarını gören Şivan kahya ve Haydar koşar adımlarla yanlarına gelirler
Şivan kahya Boran'ın eline sarılarak
Şivan hoşgeldin ağam
Boran elini öpmeye çalışan Şivan'ı engelleyerek
Boran hoşbulduk Şivan.
Haydar ağam hoşgeldin.
Boran hoşbulduk Haydar. Şivan kahya herşey hazırmı. konuştuğumuz gibi değil mi?
Şivan hazır ağam. Ne emrettiysen hazır..
Boran güzel.. babamlar konaktalar mı?
Şivan konaktalar ağam
Boran geleceğimizi biliyolar mı?
Şivan biliyolardı ama sonradan işinizin çıktığını ve yarın geleceğinizi söyledik ağam. yarına bekliyolar sizi
Boran tamam Şivan çok iyi. Narin ve Azad'da geldiler.
Şivan onlardan haberimiz yoktu ağam
Boran ani oldu zaten. Haydar
Haydar emret ağam
Boran sen Azad ve Narin'i Abay'ın evine bırak. Bu gece orda kalsınlar. Sende güvendiğin iki kişiyi dikkat çekmeyecek şekilde oraya bırak göz kulak olsunlar
Haydar emrin olur ağam..
Boran Şivan sende Bedar anaları evine götür.
Şivan olur ağam.
Boran Narin, Azad siz şimdi gidin yarın ben sizi aldırtırım
Azad peki ağam.
Narin abim bende konağa geleyim. ne olacaksa olsun
Boran bişey olacağı yok Narin. şimdi dediği yap. bunları yarın konuşuruz tamam
Narin tamam sen nasıl istersen abi.
Boran Bedar ana sizi Şivan bırakacak eve
Bedarsağol ağam.
Boran Haydar benim arabam nerde?
Haydar ilerde ağam.
Boran hadi Sıla gidelim bizde
Sıla Boran'a yavaşça yaklaşarak annesine umutsuz gözlerle bakarak ilerler.
Boran Sıla'ya kapısını açtıktan sonra kendide binerek yol alırlar. Sıla korkular içinde dışarıyı izliyor ama hiçbirşey görmüyordur. Boran'sa arada sıla'yı kontrol ederek nasıl olduğuna bakıyordur..Sıla neden sonra farkeder
Sıla Boran..konağa gitmiyormuyuz?
Boran hayır
Sıla neden..peki nereye gidiyoruz?
Boran bu gece sadece senin ve benim sevdamızı yaşayabileceğimiz yerde olacağız Sıla
Sıla bağevine mi gidiyoruz?
Boran evet
Sıla rahatlamıştır. Bir geceliğinede olsa yaşanacakları ertelemek onun içini rahatlatır. Nefes almasını sağlar. Sıla camı açarak Midyat'ın güzel havasını içine çeker
Sıla ohhh ne kadar güzel hava..
Boran iyisin demi.
Sıla evet. daha iyiyim..
Boran ve Sıla bağevine gelirler. Arabadan inerler
Boran seç çık yukarı Sıla. Bende arabadakileri alıp geliyorum
Sıla ne varki arabada. bende yardım edeyim
Boran gerek yok ben hallederim sen al anahtarı çık yukarı
Sıla tamam
diyerek anahtarı alır ve çıkar.. Boran biraz yavaş hareket ediyordur Sıla kapıyı açsın diye.
Sıla kapıyı açıp içeri girdiğinde içerde özenle hazırlanmış bir sofra, alev alev yanan şömine, ve odanın birçok yerinde güller..
Sıla heyecanla arkasına döner Boran'la gözgöze gelir
Sıla (heyecanla)n Boran..bunlar....çok güzel
Boran senin kadar değiller Sıla..
Sıla ben çok şaşırdım. Ne ara hallettin bunları, nezaman düşünüdün?
Boran seninle ilgili herşeyi, seni mutlu edebilmek için heran düşünüyorum sıla
Sıla Boran
Boran hadi Sıla içeri girelim.
ikiside içeri girip kapıyı kapatırlar. önce özenle hazırlanmış sofrada yemeklerini yerler, sohbet ederler..bir süre sonra Boran Sıla'ya odaya gitmesini ve yatağın üzerine bıraktığını giymesini söyler
Sıla ne varki yatağın üzerinde?
Boran git ve bak lütfen Sıla
Sıla (gülümseyerek) yoksa beyaz bir gecelik mi??
Boran hadi Sıla git ve giyin lütfen
Sıla tamam gidiyorum hemen gelcem..
Boran sen giyin ben gelirim sıla
Sıla koşar adımlarla odaya ghidip paketi açmaya başlar
Sıla demek beyaz gecelik Boran ağa..seninle çok işimiz var..
Sıla kendi kendine konuşurken paketi açınca gördüğü karşısında şaşıp kalır..Boran diyebilir sadece...nekadar düşüncelisin, ben seninle ne yapıcam gözlerinden akan yaşları elinin tersiyle silerek gelinliği giymeye başlar, aynada saçlarına çeki düzen verirken kapı çalınır
Sıla bir saniye.
saçlarını düzelttikten sonra yatağa oturur
Sıla gelebilirsin
Boran yavaşça kapıyı açar. Karşısınmda beyazlar içinde Sıla'sını görünce ne diyeceğini şaşırır. Sıla'nın yanına yaklaşır. Sıla Boran'la oynamak istiyordur.Sıla hemen ayağa kalkar kafasını yere eğer
Boran Sıla, ne kadar güzelsin.. bu kadarını hayal bile edememiştim.
Sıla cevap vermiyordur.
Boran Sıla.neden konuşmuyosun?
Sıla konuşamam
Boran neden?
Sıla yüzgörümlüğü istiyorum anlasana
Boran yüz görümlüğümü?
Sıla evet. Annem söylemişti birkez böyle oluyor diye.
Boran ben bunu hiç düşünemedim..hay allah.. şuan sana layık hiçbirşey yok ki..
Boran Sıla'ya iyice yaklaşıp çenesini tutarak gözlerine bakar Sıla'nın
Boran şuan sana verebileceğim sadece kalbim ve içinde sana duyduğum ölesiye sevgim var..kabul edersen..

merveilleux
04-03-07, 18:41
SEVGİLİ DİZİ FİLM OKUYCULARI

Sevgili okuyucularimiz ilk önce kendimi size tanitiyim. Ben MERVE, bana Ajansta ÇIRAK derler cünki ben kenru’nun dergideki ciragi Merve. Dogru, TAHMİN KARİYERİMİN BAŞLANGICI OLAN bu röportaj bana verirince ilk önce kenru’yu cok kiskandim.Cünkü kendisinin bu röportaji yapamamasinin nedeni Brad Pitt’le röportaji oldugu icindir. Brad Pitt kenru arkadasimizin kendisine olan özel ilgisini ve kendisinin caliskanligini,iyi bir röportajci oldugunu duyar duymaz dergimize röportaj vericegini yanliz bu röportaji sadece kenru ile istedigini söylemis.
Bunun üzerine dergimiz böyle büyük bir röportaji kacirmamak icin kenru’nun eline hemen Amerika’ya gidis yanliz dönüsü belli olmayan ucak biletleri tutusturmuslar ve kenru’yu sepetlemisler.

Bana merve sende ünlü YAPIMCI madita ile yapicaksin röportajini dediler. Benim tabi kenru’nun amerika yolculugunda gözüm oldugu icin ilk önce üzüldüm.Ama sonrasinda benimde elime ucak bileti tutustulurunca ve biletin üzerinde Kibris yazinca ben cok sevindim.
Zaten yapimciligina hayran oldugum bir insanla ve yapimciligini yaptigi kisilerle yapicagim bir röportaj eminim kenru’nun röportajindan daha da eglenceli olucaktir dedim kendi kendime. O anda kenru’ya acidim.Dünyanin en yakisikli erkegi ile yapiyor röportajini yanliz adam dünyanin en güzel kadini ile beraber üstüne üstlük 3 cocuga sahip.Yani kenru’nun hic sansi yok.:img-dirol

Not:Bu röportaji okumaya baslamadan önce benimsemeniz gereken seyler!

1-Bu röportaj kesinlikle hayal ürünüdür.
2-Farz edin ki bu yapim/senaryo ekranlarda izleniyor. Rtük’un karismaya yetkisi olmadigi bir tv kanal’i madita’nin bu senaryosunu/yapimini gösteriyor.Yani bildigimiz dizi!:img-hyste
Yanliz madita her hafta biz diziyi izledikten sonra okumayi sevenler icin birde izledigimiz senaryo’yu dizifilm.com’a ekliyor!
3-Eger röportaji begenmediyseniz özel mesajla bana ulasabilirsiniz…
Herseye acik olan yanliz Aslan’a hayatimin sonuna kadar acik kapilar tutan Merve…

Ayrica röportajima baslamadan önce size röportajimi yaptigim kisileride tanitmak isterim.Buyrun burda sevgili ekip calisanim Abidin'in cektigi resimler!

Sevgili yapimci ve dünyalar güzeli Madita Hanim!http://www.biography.com/famous/images/episode_images/zeta-jones_catherine_320x240.jpg

Genc kizlarin hayran oldugu süper manyak erkek Aslan! http://img111.imageshack.us/img111/2479/untitledaj0.png

Aslan beyin biricik ejdarhasi,süper avukatimiz Sahra hanim! http://img207.imageshack.us/img207/1527/djkggp3.jpg

Sevgili Sila-Boran cifti! http://www.dizifilm.com/galeri/albums/userpics/10003/normal_sila_20_1.jpg

Sayin degerli doktorumuz Serhat bey! (meshur danterli boxercu)http://img100.imageshack.us/img100/6644/10yi0.gif

Ve gizli gecmisiyle ünlü güzeller güzeli Hanzademiz...http://img276.imageshack.us/img276/738/ozlemconker3ge.jpg

Kaldigim yerden devam ediyim, KIBRISTA ÜNLÜ YAPIMCI hotellerinde bulunuyorlardi. hemde 5 yildizli olan bir hotel’e.Bu arada buradan kendisine benim hesapimida ödedigi icin cok tesekkürler…
Cok heyecanliydim, KARİYERİMİN DÖNÜM NOKTASI OLCAKTI BU RÖPARTAJ...Sabah erken inmisti ucagimiz.Ben biraz odamda dinlendikten sonra cafeterya’ya indim! Kahvemi yudumlarken tüm ekip kapidan iceri girdi! Ekip arkadasim Abidinin beni dürtmesiyle kendime geldim! Ve cesaretimi toplayip yanlarina gittim!

Sonrasindan önce size TÜYOLAR!

1-MADİTANIN SENARYO YAZMAYI BIRAKMASININ ARDINDA YATAN BİLİNMEYEN GERÇEK!!
2-ÜZERİNDE TOP SECERET YAZILI ESRARENGİZ KUTU KİME GELDİ!!
3-ESRARENGİZ KUTUNUN İÇİNDEN ÇIKAN İLGİNÇ OBJE!!!
4-ESKİ KIZ ARTKADAŞIN İNTİKAM ALMA ŞEKLİ!!KİMİN ESKİ KIZ ARKADAŞI??
5-BEBEK BEKLEYEN SÜPRİZ ÇİFT !!
VE DAHASI NI ÖGRENMEK İSTEYENLER İÇİN SADECE VE SADECE
DİZİFİLM OKUYCULARUNA !!

Ekipin yanlarina yaklasirken beni ilk fark eden Madita Hanim oldu!

Merve: Merhaba Madita hanim.Ben Merve Ajanstan Kenru Hanimin yerine gönderildim. Sizin burda KIBRIS’TA oldugunuzun haberini aldik. Ve sizinle söylesi yapabilirmiyiz?

Madita: Off off gelisinizden anlamaliydim.Tabiki bulunduk birkere kurtulus yok,yapalim söylesiyi. Buyrun sorun!

Merve: Is görüsmek icin Kibris ne kadar uygun? Icinizi kipir kipir eden bir yer degil mi? Bu güzelligin büyüsüne kapilmadan is yapabilecekmisiniz? Zaten Sahra-Aslan hayranlari icin Kibris cok anlamli. Acaba Kibris’a gelme nedeni gelicek bölümlerde belki Kibris sahneleri yer alicak icin mi? (Son soru süper akilli merve’nin tüyo koparabilmesi icin sorulmus bir soruydu)

Madita: Ben ekipimle ic ice calisan biriyim bu yüzden onlarla hem is yapmayi hemde tatil yapmayi seviyorum. Kibris’i secme nedenime gelince yorum yok.Herkez istedigi gibi yorum getirsin.Yoksa tüyo müyo vermis olurum. Ama Kibris’i cok begendim.Kaldigim hotel ve cevresi beni büyüledi. Ben ayaküstü senaryoma yenilikler düsünebilen ve sonunda bunlari ekleyebilen biriyim. O yüzden her an hersey olabilir. Dönüsüm muhtesem olucak adli yeni bölümümde okuyucularimi ve seyircilerimi hersey bekliyor olabilir….

Merve: Anliyorum sizi, ama ne yazik ki sizden hic bir tüyo alamadik. Bizleri simdi daha bir heveslendirdiniz..
Peki size duydugum bir haber ile ilgili bir soru sormak istiyorum.Duyduguma göre senaryonuza ara vermenizin nedeni yeni sevgilinizin YO sahnelerini cok kiskandigindan ve size artik bu tür sahneler yazmayi yasakladigi icin oldugu söyleniyor. Hatta sizin iki ask arasinda kaldiginizi yani senaryonuzun YO sahneleri ve sevgiliniz. Bu dogru mu? Gelicek bölümlerde bizleri YO sahneleri beklemiyor mu? Bu sizce bir cok okuyucugunuzu üzebilir mi? ( haha bu arada madita okuyuculari sizleride YO sahneleri okmasini seven sapiklara benzettim/kendimide kusuruma bakmayin,yanlis anlamayin)

Madita: (Uzun bir sessizlik) Yorum getirmiyor !! Ama yüzünde müzipce gülüsünü yakaliyorum!Ciddileserek cevap veriyor. Bu duyum hem dogru hem yanlis! Daha fazlasini anlatmiyacam!Hayatim bana ait degil mi? Biliyorum bu cevap sizi tatmin etmesede, ben isimle varim!!

SEVGİLİ OKUCULAR DÜŞÜNCEMİ BELİRTEMEDEN OLMAZ DİMİ!!

Mervece: Bu demektir ki madita hanim’in cvp vermedigi bu sorumu siz istediginiz gibi yorumlayabilirsiniz…Buyrun benden size yorumlama tavsiyeleri.

1-Madita’nin gercekten bir kiskanc sevgilisi var ve is hayati ile özel hayatini maalesef karistirmis durumda.
2-Madita’nin sevgilisi yok,ama biz sevgilisi varmis zannederim diye pot kirmak istemiyor ve yorum yapmiyor.

Merve: Anliyorum.Bize ayirdiginiz vakit icin cok tesekkürler.Nisan ayini sabirsizlikla bekliyoruz… Size daima bol basarilar ve bol YO sahneleri yorumlama+muhtesem 4lüyü bulma sansi diliyoruz.

AGZIMIZMIZIN PAYINI ALDIKTAN SONRA ASLAN VE SAHRA ÇİFTİYLE KARŞILAŞIYORUZ

Merve: Merhaba ASLAN BEY!! Nasilsiniz?Iyi görünüyorsunuz! Röportajlarinizi takip ettigim kadariyla gel gitler yasiyormussunuz. Peki simdiki durumunuzdan bahsedermisiniz bizlere?

Aslan: İcim karmakarisik! Ama su anda mutlu oldugumu söyleyebilirim.

Merve: Peki KIBRISTASINIZ! Anlamini sizin icin biliyoruz burda hangi amacla bulunuyorsunuz?

Aslan: Ben Kibris’a zaten ilk gördügüm andan beli asigim ve halen etkisindeyim.
Ve bir karar aldim.Kibris beni bu kadar etkiledigi icin Kibris üzerinde derinlemesine bir calisma yapmak istiyorum.Bu calismalarimin meyvesini kanli canli göreceksiniz! Kibris bunun icin mükemmel bir ortam! 9 ay 10 gün sonra görüselim derim! :img-hyste

Merve: Hhmm.Amaciniz üretmek üstüne calismak?! Sahra hanim sizden izin cikiyor mu? Acik acik ifade etti, Aslan bey!!

Sahra: Benden izin mizin cikmiyor.:icon_twis Ben onun derinlemesine calismalarinin altindan neler cikacagini biliyorum!!!Aklinda 40 tilki var kuyruklari birbirine deymez!!
Calismalarina katkida bulunamayacigim icin Dizifilm formunun üyelerinden özür diliyorum…
Katkida bulunmam icin Aslani affetmem lazim onun beni anlasi lazim!
Ve ceza olarak verdigim JANTIYERI giymesi lazim!Ki beni anlasin,biz bir elmanin iki yarisi olalim!:img-blush

Aslan: Sen asmissin olayi kücük ejdarham benim! Rüyanda beni o halde görürsün Mahkumsun beni affetmeye birtanem! Sen kendini avut olur mu? SIkma sen o tatli canini!Ben kendimi affettiricem sana bekle ve gör!

Sahra:Sen vary a sen off off!!

Tam bu tartismalarin arasinda Sahra hanim daldi gitti ve bir anda sicradi!
Ben hemen sordum tabi Sahra hanim iyimisiniz neyiniz var diye? Kendisi galiba bu derinlemesine Kibris calismalarinin cok etkisinde kalmis.Cünkü bana sizde bebek sesleri duyuyormusunuz dedi?!!!

SONRA OLANLARI MERAK ETSEKDE BİZ KENDİSİNİ ASLAN BEYE EMANET ETMENİN DAHA UYGUN OLDUGUNU DÜŞÜNÜP ORDAN AYRILDIK !!
ABİDİN BANA YAZIK SAHRA HANIMA!!NE OLMUŞ!!DÜŞÜNCELİ DÜŞÜNCELİ YÜRÜRKEN SILA BORAN ÇİFTİYLE KARŞILAŞTIK!!


Merve: Merhaba Sila hanim ve Boran bey! Sizin ikinize ne gibi sorular sormaliyim bilemiyorum.Yapimin en atesli askini ve sorunsuz bir iliskiyi yasiyan sizsiniz?
Bunu nasil basardiniz ben hayretler icindeyim.
Sila hanim siz daha dün’e kadar kacma planlari yaparken nasil olduda bundan vazgectiniz?
Iliskinizin böyle düzelmesinde herhangi bir psikologun yardimi var mi?

Sila: Aslinda bende hayretler icerisindeyim böyle ani bir degisikligi bende hic beklemiyordum. Hic bir psikolugun yardimini almadik! Bizim ilacimiz ask oldu. Üzerine o ilaci yutabilmek icin ve doyasiya etkisinde kalabilmem icin birde hamile kaldim.:img-hyste

Boran: Evet bu ask yani bizim kurtulusumuz oldu! Dünyadaki en iyi ilac! Herkeze tavsiye ediyorum. Hatta can dostum Aslan’in kulaklari cinlasin.Onada tavsiye ediyorum bu ilactan.
Sila kacma planlarini unuttu. Kacma planlari yapan benim su aralar.

Sila bu duruma cok kizdi. Ve Boran’a ne demek bu simdi diye terslendi.
Boran bey hemen durumu düzeltti ve bizim belki Madita hanimin agzindan alamadigimiz tüyo’yu arasi sevdigi ile bozulmasin diye bize söyle ballandira ballandira söyledi !

Boran : Hayir askim yanlis anladin sen.Sana süpriz yapmak istiyordum.
Sila : Neyi benden kacisini mi ? (SINIRLI)
Boran: Hayir Sila bu nasil bir düsünce. Ben ikimiz icin bir kacis plani düsünüyordum.Hatta 4müz icin!
Sila: Inanmiyorum 4müz icin mi?
Boran: Evet yapamadigimiz balayini 4müz yapalim diye planlar var aklimda.
Asiret’den ve konaktan uzak doyasiya askimizi yasiyacagimiz bir balayi.

Bu arada bu sözlerden sonra ikisinin karsilik ask sözcüklerini ve asik bakislarini izledim durdum o yüzden röportaji kesip Hanzada-Serhat ciftine döndüm. Orda beni daha heyecanli süprizler bekliyordu…

Merve:Selam ben Merve (yanliz gina geldi hep kendimi tanitmaktan bende ünlü bir röportajci olmak istiyorum ya.Baksaniza Brad Pitt bile kenru’nun adini ezbere biliyor.Kimse beni tanimiyor!Ama eminim bu röportaj kariyerimin patlamasina neden olcak!)Sizinle söylesi gerceklestirebilirmiyiz?

Serhat-Hanzade:Olur gerceklestirelim bakalim,ortaya neler cikicak!

Merve: Kisa sürede askinizin ilgi görmesinin sebebi nedir acaba? Sirinizi aciklarmisiniz?

Hanzade: Evet biz Yapima biraz gec katildik. Cok sükür digerlerini aratmiyoruz! Bizim samimi ve elektrigimizin tutmasi! Yasadigim zor zamanlardan iliskide mesafeli olsamda mutluyum ben!

Serhat: Bende ilk olarak gördügüm ilgiden dolayi okuyucularimiza tesekkür ederim.Gercekten cok büyük ilgi gördük. Mail kutularim begeni msjlariyla dolup tasiyor. Sokakta beni gören insanlar bana hediyeler veriyor. Gecen bölüm benim köylüye yardim severligim ve ameliyata girmem onlari cok etkilemis sevindirmis…
Hanzade ile iliskimize gelince bende esimi kaybetmis biriyim yani ayni Hanzade gibi. Ama birseylere baslamayi simdiye kadar aklimin ucundan gecirmis degilim. Simdiye kadar hayatimda hep isim ve kizim benim icin önemliydi onlara yer vardi. Eger bir iliskiye basliycaksam ilk önce ölmüs karima ihanet etmedigimi kendime itiraf etmeliyim…
Kizimin anne gözüyle baktigi bir kadina neden asik olmiyim?

Tam bu sirada lobiye hotel calisani geldi ve Serhat beyin bir paketi oldugunu söyledi.
Serhat bey ilk önce yanimizda acmak istemesede ben kendilerine eminim bir hayrani tarafindan bir hediye oldugunu ve bunun röportajimiz icin cok güzel bir haber olabilecegini söyledim ve böylelikle su merak konusu süpriz paket acilmis oldu!!

PAKETİN İÇİNDEN ÜSTÜNDE TOP SECRET YAZAN BİR KUTU ÇIKTI!!BENİM MERAKIM DORUK NOKTASINA ULAŞTI!!VEE ÇIKAN OBJE MERAKIMIZI DAHADA ARTIRDI!!

Paketin icinden dantelli bir boxer short cikaran serhatin yüzünü görmeliydiniz sevgili okuyucularimiz…
Ben ve Hanzade hanim cok sasirdik normal olarak. Ve danterli box’un üzerine islenmis kocaman o not’u okuyamadan edemedik.

Not: HATIRLADIN MI ? Sana dair hicbirsey istemiyorum demistim! Al bu DANTELİ BOXERINI !!! ESKİ GÜNLERİ HATIRLARSIN!!
Senin icin baskasi ceyizinde saklasin! Bitti Serhat bitti!

Seni bir zamanlar seven Zeynep!
(senin hayatinin hatasi beni hep oynadigin senaryodaki kücük zeyneple karistirmandi!!)

Arkadaslar bu olaydan sonrada maaalesef ben kendileri ile röportaj yapamadim.Serhat bey hem cok saskin hemde cok üzgündü. Hanzade hanim saskin bu adam belki de kücük Zeynep’e askim,melegim derken hep baska Zeynep’i düsünüyordu diye trip yapti. Ve ikisinin arasinda soguk rüzgarlar esmeye basladi.
Bu yüzden röportajimi bitimirmis bulunuyorum. Umarim hosunuza gitmistir.
Gelicek röportajda sizi emin olun daha komik seyler bekliyor olucak cünkü kenru amerika’dan dönmüs olucak…

Sizi gelecek sefer neler mi bekliyor olucak? Hadi sifreyi cözün bakiyim.
REYITNAJ

senem_89
04-03-07, 18:42
Sıla ve boran alışveriş merkezinde vitrinlere bakarlar heyecanla.
Boran: biz bu kadar kız için eşya aldık ama ya erkek olursa (gülümser)
Sıla: hayır kız olucak. Eminim ya. Hem içime doğdu benim.
Boran: peki napalım öle olsun. Sor bakalım zeyşan a başka ne istiyormuş.
Sıla: kızım bak baba soruyor başka birşey istiyor musun? Evet babası yemek istiyormuş çok yorulmuş ve acıkmış.
Boran: hmm mesaj alınmıştır. Yukarıda bir restaurant vardı.
İkisi el ele giderler. Sıla nın ve boran ın mutluluk gözlerinden okunuyordur.

Sıla: of şiştim çok yedim.
Boran: ye tabi aç bırakma kızımızı.
Sıla: sen merak etme ben ona çok iyi bakıyorum.
Sıla boran a doğru yaklaşır ellerini tutar.
- o bizim meleğimiz. Aşkımızın bir parçası.
Boran sıla nın dudağına bir öpücük kondurur.
Sıla: dur boran herkes bize bakıyor.
Boran: baksınlar karımı öpemiyecek miyim?
Sıla gülümser:
-canım benim...

sıla ve boran alışveriş merkezinde gezerken sıla sinema afişini görür.
Sıla: boran biliyor musun sinemaya gitmeyeli çok uzun zaman oldu.
Boran: bende uzun zamandır gitmedim. Hangi film oynuyor acaba?
Sıla: aa gerçekten gidicez mi?
Boran: bakalım...
Sıla: ay çok güzel bir fransız aşk filmi var boran ona gidelim.
Boran: aşk filmi mi? Bak macera var.
Sıla: evet,aşk filmi! İki ye bir Boran! Biz kazandık.
Boran: ne yapalım çoğunluğun isteği (gülümser)

Boran oturunca sıla ya sarılır sıla da başını boran ın omzuna koyar ve film başlar...

Sıla güler film sırasında sessizce.
Boran: niye gülüyosun? Bak bizi dışarı atıcaklar şimdi.(sessizce)
Sıla: filme o kadar dalmışsın ki. Bak birde gelmek istemiodun.
Boran: yok...film işte...
Sıla: hadi hadi sende beğendin.
Boran gülümser ve sıla nın dudağına bir öpücük kondurur.


valla biraz saptım bölümden :) ama boşverin senaristler bize aşkı yaşatmıo bırakın bizde senaryolarda yaşayalım dimi:img-wink:

BHR
04-03-07, 19:22
İlk defa dizi harici bir senaryoya başlıyorum... Bugün içimden geldi yazmak... İlham perilerim uzaktaydı uzun zamandır... Umarım beğenirsiniz...


Güneş tüm kızıllığıyla aydınlatıyordu Mardin’i… İçinde yaşanan acılara inat daha bir parlak, daha bir umut dolu, daha bir güzel doğuyordu… Her yeni gün yeni bir umut demekti… Acıların biteceğine… Güzel günlerin geleceğine dair bir umut… Bir umut besliyordu insanlar içlerinde… Umutları sayesinde de… Her acının içinde mutlu olacak… Yaşamaya devam edecek bir taraf buluyorlardı…

Güneş hiç bu kadar güzel doğmamıştı… Hiç bu kadar parlak olmamıştı… Hiç bu kadar umut dağıtmamıştı…
O günden sonra birçok hayat değişecekti… Yeni günün Midyat’a getirdikleri birçok hayatı değiştirecekti… Sırlar açığa çıkacaktı… Sevdalar gönüllere yerleşecekti… Çiçek açacaktı kalpler… Yeni gün… Çok şey getirecekti… Çok hayatı değiştirecekti… İyi ya da kötü… Değişecekti hayatlar…

Sıla üzerinde beyaz elbisesi ve rüzgarda uçuşan saçlarıyla… Hırçın bir melek gibi Midyat sınırına sürerken arabasını… Kendi hayatı da dâhil birçok yaşam değişmeye başlamıştı… Kafasındaki bin bir düşünceyle… Aslında geri geri giden ayaklarına inat gelmişti Midyat’a… Bir çeşme başında durdurdu arabasını… Güç toplaması gerekiyordu… 22 yıllık yaşamında ilk defa çok güçsüz hissetti kendini… Güçsüz ve savunmasızdı… Karşılaşacağı şeylere hazırlıklı mıydı? Bilmiyordu…
İçindeki karabasanları dağıtmak istercesine su çırptı yüzüne… Akan su götürebilseydi keşke korkularını…
Bunca yıldır içinde biriktirdiği kini kusmalı mıydı yoksa sessiz kalıp geri mi dönmeliydi?

Çalan bir telefon sesiyle düşüncelerinden sıyrıldı…
Annesi arıyordu… Tek annesi… Tek gerçek annesi… Neşe Annesi…
Sıla ”Annecim”
Neşe “Sıla kızım… Nerdesin? Vardın mı Midyat’a?”
Sıla “Vardım sayılır Annecim… Bir çeşme başında mola verdim… Sen… Sen nasılsın?”
Neşe “İyiyim yavrum sen merak etme beni… Sıla… “
Sıla “Efendim Annecim”
Neşe “Dikkatli ol… Ve… Seni çok sevdiğimizi sakın unutma…”
Sıla “Sen de Annem… Sen de unutma… Tek gerçeğim sizsiniz benim… Ve ben sizi her şeyden çok seviyorum… ”

Sola kapattıktan sonra telefonu yine uzaklara daldı… Doğan günün güzelliğine baktı…
Uzaklardan bir atlı çekti dikkatini… 4 nala… Sanki sislerin içinden kopup gelmiş gibi… Bütün dünyaya meydan okur gibi… Fırtına gibi…
Öfkeyle… Hüzünle… İnatla… 4 nala… Bir atlı…
Kimdi… Neydi… Gerçek miydi?
Bilmiyordu Sıla… Ama gözlerini atlıdan ayıramıyordu… Gördüğü manzara bütün korkularının yitip gitmesine neden olmuştu… Ruhunu daha önce hiç hissetmediği büyüklükte bir huzur kaplamıştı… Gözlerini kilitlemişti… Ve ayırmak istemiyordu… Sanki ruhunda eksik olan bir parça tamamlanmıştı… Bir hülyaydı beklide gördüğü ama… Çok güzeldi… Büyülenmişti resmen…
Koyu kahve bir at… Yağız bir at ve üzerinde… Esmer Yağız bir adam… Beyaz gömleği… Esmer teni… Ve kusursuz yüzüyle…
Çok değişikti yüreğinde bir anda oluşanlar Sıla’nın… Daha önce böylesi olmamıştı… Atlıyı gördüğü birkaç saniye… Bir ömür gibi uzun gelmişti… Atlı geçip gitmişti ama Sıla… Belki de bir hülya olan bu atlıya bakmaya doyamamıştı…

BHR
04-03-07, 19:25
Bir anlık gördüğü hülyadan sıyrılan Sıla İstanbul’da annesiyle yaptığı son konuşmayı hatırladı…
“Öz annen çok hastaymış ve ölmeden önce seni görmek istiyor… Mardin’e gidip onu görmeni istiyor” demişti annesi… Gözyaşları içinde… Kızını yavrusunu kaybetmekten korkuyordu…
“İstemiyorum” demişti Sıla… Sarılmıştı annesine sımsıkı…
“Gitmelisin Sıla… Seni o getirdi dünyaya… Hasta bir kadının son isteği olarak düşün bunu… Seni görmek istiyor ölmeden önce…”
“Gidemem Annem… Doğuran değildir Anne… Büyütendir emek verendir… Doğurupta başkasına veren değildir… Sen bekledin gecelerce başımda… Düşüp dizim kanadığında sen kaldırdın yerden… Ateşim çıktığında gözünü kırpmadan bekledin başımda… İlk okula başladığım günde sen vardın yanımda… Son mezun olduğum günde… Sen verdin bütün emeğini bana… Sen ve babam… Ben bir başkasını kabul edemem… İlk saçımı tarayanda sendin hem… İlk kalp kırıklığımda da sen teselli etmiştin… Her günümde yanımda sen vardın Annem… Ben nasıl giderim… Nasıl yolluyorsun beni… “

Gözyaşları sel olmuştu ikisinde de… Bırakırlarsa kaybetmekten korkarcasına sarılmışlardı… Hiç kopmayacaklardı oysa… Emek vermişlerdi birbirlerine… Kopamazlardı ki…
Sevgi emek isterdi… Sevgiyi yüreğine koymakta orada büyütmekte emek demekti… Anne-kız içinde böyleydi bu… 2 sevdalı kalp içinde… Sevmek demek… Emek harcamak demekti… Öz annesi… Doğurmuştu sadece… 9 ay karnında taşımıştı… Ama annelik yapmamıştı hiç ona… Belki… Belki sebepleri vardı kendince… Bilinmez… Ama Neşe’ydi onun annesi… Değiştiremezdi hiçbir şey bunu…

“Kızım… Yavrum benim… İlk geldiğin günden beri kızımsın sen benim… Meleğimsin… Evet, doğuramadım ben seni ama… Allah’ım seni bağışladı bana… Senin gibi bir meleğe annelik yapma şansını tanıdı bana… En iyi şekilde annen olmaya çalıştım… Ama Bedar Hanım doğurdu seni… Zordur Mardin’de yaşam… Ne koşullarda seni bize verdiğini bilmiyorum… İnan hiçbir anne yavrusundan ayrılmak istemez… Ben korkuyorum yavrum… Ama yine de gitmen lazım biliyorum… İçinde bunca yıl biriktirdiklerini de biliyorum… Dök içini… Al sorularının cevaplarını… Ve… Hayat senin hayatın yavrum… Seçim senin… Ben diyemem sana… Kal gitme… Diyemem… Vicdanım el vermez buna…”

Sıla “Annem benim” diyerek daha da sıkı sarıldı Annesine… Öyle kaldılar birkaç dakika… Sonra gözlerine baktı annesinin… En derinine baktı gözlerinin de yüreğinin de…

“Annem… Gitsem de… Sensin benim tek gerçeğim… Sen ve babam… Sizsiniz… Dünyaya getirmek değildir annelik… Emek vermektir… Sen bütün emeğini… Bütün sevgini verdin bana… Ben Bedar Hanım’la ilgili bütün düşüncelerime yıllar önce nokta koydum annecim… Her yıl aynı gün… Benim buraya geldiğim günün yıldönümünde… Her yıl aradı biliyorsun… Her yıl sessiz bir telefon… Önceleri susardım… Sonra sen bana dedin ki annen o arayan… Konuşmaya başladım bende… Karşı taraf sussa da konuştum… Bisiklete binmeyi öğrendiğimi anlattım… Karnemin hepsinin pek iyi olduğunu anlattım… Kazandığım üniversiteyi anlattım… Her yıl bir şeyler anlattım… Sen demiştin bana… Bilmek ister belki diye… Merak eder… Çünkü Annedir o demiştin… Ben bir keresinde gelip göreyim seni dedim… İlk kez o zaman cevap verdi bana… Tek söz ‘GELME’ … Niye dedim cevap vermedi… Oysa ben sadece merak etmiştim… Niye beni terk ettiğini… Ama o istememişti…
O günden beri bitti benim için… Biliyorsun annem… Bitti… Merakımda bitti… Öfkem var sadece… Ve kırgınlığım… Yine de madem ölmek üzere diyorsun… Madem son kez istediği şey beni görmek… Ve Annem sen gitmemi istiyorsun… O halde giderim Midyat’a… Sadece bil ki… Sizsiniz benim tek gerçeğim… Tek sevdiklerim… Tek Ailem…”

senem_89
04-03-07, 19:26
Sıla ve boran alışveriş merkezinde vitrinlere bakarlar heyecanla.
Boran: biz bu kadar kız için eşya aldık ama ya erkek olursa (gülümser)
Sıla: hayır kız olucak. Eminim ya. Hem içime doğdu benim.
Boran: peki napalım öle olsun. Sor bakalım zeyşan a başka ne istiyormuş.
Sıla: kızım bak baba soruyor başka birşey istiyor musun? Evet babası yemek istiyormuş çok yorulmuş ve acıkmış.
Boran: hmm mesaj alınmıştır. Yukarıda bir restaurant vardı.
İkisi el ele giderler. Sıla nın ve boran ın mutluluk gözlerinden okunuyordur.

Sıla: of şiştim çok yedim.
Boran: ye tabi aç bırakma kızımızı.
Sıla: sen merak etme ben ona çok iyi bakıyorum.
Sıla boran a doğru yaklaşır ellerini tutar.
- o bizim meleğimiz. Aşkımızın bir parçası.
Boran sıla nın dudağına bir öpücük kondurur.
Sıla: dur boran herkes bize bakıyor.
Boran: baksınlar karımı öpemiyecek miyim?
Sıla gülümser:
-canım benim...

sıla ve boran alışveriş merkezinde gezerken sıla sinema afişini görür.
Sıla: boran biliyor musun sinemaya gitmeyeli çok uzun zaman oldu.
Boran: bende uzun zamandır gitmedim. Hangi film oynuyor acaba?
Sıla: aa gerçekten gidicez mi?
Boran: bakalım...
Sıla: ay çok güzel bir fransız aşk filmi var boran ona gidelim.
Boran: aşk filmi mi? Bak macera var.
Sıla: evet,aşk filmi! İki ye bir Boran! Biz kazandık.
Boran: ne yapalım çoğunluğun isteği (gülümser)

Boran oturunca sıla ya sarılır sıla da başını boran ın omzuna koyar ve film başlar...

Sıla güler film sırasında sessizce.
Boran: niye gülüyosun? Bak bizi dışarı atıcaklar şimdi.(sessizce)
Sıla: filme o kadar dalmışsın ki. Bak birde gelmek istemiodun.
Boran: yok...film işte...
Sıla: hadi hadi sende beğendin.
Boran gülümser ve sıla nın dudağına bir öpücük kondurur.


valla biraz saptım bölümden :) ama boşverin senaristler bize aşkı yaşatmıo bırakın bizde senaryolarda yaşayalım dimi:img-wink:


Sıla ve boran filmden çıkarlar. Bir gümüşçüye girerler.
Sıla: bak boran nasıl? (elindeki gümüş kolyeyi gösteriyordur)
Boran: güzel ama bu daha güzel
Sıla: aa bakıyım evet boran. Ay ne kadar zevkli kocam varmış benim.
Boran glümser ve kasaya doğru giderler. Kolyeyi alır boran sıla ya.
Sıla: teşekkür ederim boran,çok güzel.
Sıla: herşey yakışır benim karıma.
Der ve yanağına sıkıca bir öpücük kondurur.

Boran: hadi sıla çok geç oldu gidelim artık.
Sıla: off ayrılma vakti he
Boran: merak etme sıla şu işleri hallediyim beraber yaşıcaz artık.
Sıla: evet boran en yakın zamanda. Ben seninle varım...
Boran: bende sılam...bende seninle varım...


Boran: hadi seni eve bırakıyım.
Sıla: tamam boran.


Sıla eve gider. Ev halkı huzursuzdur özellikle bedar. Sanki sıla ya bir şey söylemek istiyorlardır.
Bedar: hoşgeldin kızım
Sıla: hoşbulduk anne. Birşey mi oldu?
Bedar: otur şöyle kızım seninle konuşmamız gereken bir mesele var.
Sıla: hayırdır anne
Bedar: valla hayır mı şer mi bilmiyom kızım.
Azad: bacım biz düşündük taşındık memleketimize dönmeye karar verdik.
Sıla: ne! Nasıl?
Bedar azad a bakar sinirle
-daha karar vermedik kızım.
Celil: bak yavrıum buralar bize göre değil. Bu bu toprakta yaşayamıyoruz. Olmuyor kızım.
Bedar: kızım bizim mutlu olmamız için elinden geleni yapıyorsun. Ama seninde kocan yanında. Burada güzel memleket ama bir çiçeği toprağından ayırıp başka yere diktiğin zaman çiçek tutmaz yeşermez. Bizde burada zamanla solacaz sararıp gidecez kızım.
Sıla üzülmüştür.
Sıla: peki töre?
Celil: midyat dışında bir ev yapacaz kendimize. Gül gibi geçinip gideriz vallaha. Hem varsa alın yazımızda ölüm yapacak bir şey yok. Hem burda öleceğimze memleketimizde ölürüz yavrum.
Sıla: siz nasıl isterseniz. Sizin mutluluğunuzu engelleyecek değilim. Ama herhangi bir sorunda birşey olursa hemen buraya geliceksiniz. O zaman bırakmam işte sizi.
Bedar gülümser aynı zamanda gözlerinden yaşlar gelir.sıla ya sarılır.
Bedar: ah canım yavrum benim. Sen de gel bizimle.
O an sıla nın aklına boran ın evlerinin önünde söyledği söz gelir.
-burda işimiz bitti mi çocuğumuzu memleketimizde büyütücez zaten...
sıla: bakalım anne belki bizde geliriz.
Narin: biz de diyorsun sıla? Yoksa abimle mi? (sevinir narin)
Sıla: evet narin. (gülümser)

fırtına_
04-03-07, 20:08
Onlar arabada gülerken başka bir evde
Hacer:hasan,Kenan gelin oğlum hadi
Hasan yarım konulmasıyla geliyoyuz anne
Kenan:geliyoruz anne der ve kardeşinin elini tutarak odaya gider
Hacer:hadi geçin yemeğe
Kenan:anne benim haftaya doğum günüm var…kutluyucaz mı
Hacer:tabi oğlum babanlada konuştum evde bir şeyler yaparız
Kenan:ben tam yedi yaşında oldum yapar kardeşine dönerek
Hacer:hayır oğlum altı yaşında oldun
Kenan:off iyi tamam öyle olsun
Hasan:anne bende dört yaşında oldum dimi der parmaklarıyla dört işareti yaparak
Hacer:evet canım oğlum benim tam dört yaşında oldun der ve o anda kapı çalar
Kenan koşarak kapıya gider
Hacer arkasından oğlum dur diye bağırır
Hacer:ben size kapıyı açmak yok dmedim mi
Kenan:özür dilerim anne
Hacer:dileme sakın bir daha kapıyı açmayın der ve kapıya yaklaşarak kim o diye sorar
Kadın:benim hacer ayten
Hacer kapıyı açarak haa senmiydin hoş geldin
Ayten:hoş bulduk der ve içeri geçip otururlar

Boran arabayı durdurur
Sıla:geldik mi
Boran:evet der ve arabadan inerler
Sıla:boran burası çok güzel bir yer
Boran:evet öyledir şimdi yemek yiyelim akşamda yukarı çıkar güneşin doğuşunu seyrederiz
Gizem:gerçekten çok güzel der ve yanlarına biri gelir
Adam:ağam hoş gelmişsiniz
Boran:hoş bulduk
Adam:ağam heyata geçin isterseniz
Boran:tamam…ha birde bize yemek getirin
Adam:tamam ağam
Sıla:boran heyat ne
Boran:heyat balkon gibi bir şey canım teras yani
Sıla:hımmm
Abay:hadi geçelim
Gizem:burası çok güzel dekore edilmiş der ve yastıkların üzerine oturur
Sıla:gerçekten der ve öteki yastığa oturur
Boran:yemegimizi yiyelim yürüyüşe çıkarız
Sıla:keşke fotoğraf makinası getirseydik bu kaçmaz bir manzara
Gizem:evet ya nasıl unuttuk
Boran:üzülmeyin burada vardır der ve adam yemekleri getirir
Adam:afiyet olsun ağam
Boran:sizde fotoğraf makinası var mı
Adam:benim makinem var ağam onu alırsınız
Boran:yok olmaz senin ki satmıyor musunuz
Adam:yok ağam
Boran:hımm o zaman seninkini alırız ne yapalım
Adam:tamam ağam ben getiriyim
Abay:hadi yiyelim ben çok acıktım
Gizem:benim canım hiç istemiyor
Abay:olmaz bir parça pastayla duruyorsun
Gizem:yok gerçekten der ama abay sözünü yarıda keserek olmaz dedim gel buraya
Gizem abaya daha fazla hayır diyemez hatta abayın bu ısrarı hoşuna gitmiştir…
Yemek yerken birden boranın telefonu çalar
Boran ayağa kalkıp köşeye gider ve telefonu açar
Boran:efendim
Karşıda ki ses:ağam cemal yola çıkmış
Boran:nee ne demek yola çıkmış ben gitmiyicek demedim mi
Karşıda ki ses:ağam sen gittikten sonra tekrar geldi
Fıruz ağamda tamam git namusunu temizle dedi
Boran:nasıl benim sözümü çiğnerler bu sefer çok ileri gittiler
Karşıda ki ses:ağam ne yapıcaz öldürücek haceri
Boran:bu hacer nerede
Karşıda ki ses yolu tarif eder
Boran:tamam ben hemen çıkıyorum belki ondan önce varırım sizde yola çıkın
Karşıda ki ses:tamam ağam
Sıla:boran ne oldu
Boran:cemal yola çıkmış
Sıla:ne demek yola çıkmış sen olmaz demedin mi
Boran:biz çıktıktan sonra gelmiş babamda izin vermiş
Sıla:ne Allah kahretsin ne yapıcaksın peki
Gizem:ne oluyor sıla
Sıla:töreye bir kurban daha veriliyor ne olucak
Boran:ben yola çıkıyorum belki ondan önce gider kurtarırım onları
Abay sen sılaları eve götür
Sıla:olmaz bende gelicem
Boran:olmaz sıla gelmiyiceksin
Sıla:gelicem diye bağırır
Boran tuttu gene inadın tamam hadi gidelim der ve arabaya doğru giderler
Boran:siz bizin konağa gidin abay
Abay:tamam ha boran bana da haber verin
Boran:tamam der ve arabaya biner…
Sıla:boran ya yetişemezsek
Boran:yetişicez sıla tamam sakin ol
Sıla:bu sefer olmaz boran onun iki tane çocuğu var
Boran:tamam sıla kurtarıcaz
Sıla:bu nasıl bir zihniyet ya üzerinden yedi yıl geçmiş…üstelik iki tane çocuğu var kadının ama hala bırakmıyorlar peşini
Boran:töre sıla töre böyle sen kurtuldun diye herkes kurtulucak sanma
Sıla:kurtulmalı boran hacer kurtulmalı
Boran:inşllah sıla der ve sılanın elini tutar
Sılada boranın elini sıkarak ona karşılık verir


AKŞAMA DOĞRU DEVAMINI YAZARIM BELKİİİ

Sıla ve boran arabada ilerlerken cemal çoktan hacerin evine varmıştır
Hacer:oğlum durun yapmayın
Hasan:ama anne doktorculuk oynuyucaktık
Kenan:evet anne söz vermiştin
Hacer bunalmış bir şekilde off oğlum tamam oynuyucaz ama önce yemek yapmam lazım
Kenan ve hasan somurtarak odaya dönerler
Cemal ise silahının ucuna susturucu takarak içinden sessiz olmak lazım der ve kapıyı çalar
Hacer:dur geldim dur…Allah kahretmesin çorba taşıcak der ve bir anlık dalgınlıkla kim o demeden kapıyı açar
Hacer kapıda ki kişiyi görünce küçük dilini yutmuş gibi hiç bir şey demeden durur
Cemal:sen ailemizin namusunu beş paralık ettin…senin yüzünden kaç yıldır insan içine çıkamıyoruz der ve silahı çıkartır
Hacer ise şoktan çıkmış abi der ve hızla kapıyı kapatmaya çalışır
Cemal ise kapıyı itekler ve içeri kaçmaya çalışan haceri sırtından vurur
Hacer bir an duraksar ve kapının kenarına tutunarak abisine döner ve tam bir şey söyliyicekken sırt üstü yere düşer
Vurulduğu yer belli olmıyıcak şekilde
Cemal ise hemen kaçar oradan
Kenan odada televizyon seyrederken offf ben çok acıktım
Hasan:bende der ve mutfağa gitmek için odadan çıkar
Hasan odadan çıktığında hacer yerde gözleri kapalı bir şekilde yatıyordur
Hasan sevinçle abi koş abi koş
Kenan:ne oldu
Hasan:abi bak annem doktorculuk oynamak için hasta rolü yapıyor…hidi oyuncakları getirde oynayalım
Kenan gülerek tamam der ve oyuncakları getirir
Hasan steteskopu annesinin göğsüne götürerek öksürün lütfen der bir doktor gibi
Kenan:doktor bey der kardeşine dönerek bu hasta çok inatçı açmıyor gözlerini ne yapalım
Hasan:gıdıklayalım
Kenan:evet gıdıklayalım hadi der ve hacerin cansız bedenini gıdıklamaya başlarlar
Hasan hafif korkulu abi annem kalkmıyor
Kenan korkulu bir şekilde anne kalksana ne olur
Hasan artık iyice korkmuştur ve ağlamaya başlar…ağlarkende ağzından anne ne olur kalk bir daha hiç yaramazlık yapmıyıcam sözleri dökülüyorduk
Kenanda artık dayanamaz ve ağlamaya başlar…ağlarkende anne ne olur kalk bir daha seni hiç üzmiyicem…hep derslerime çalışıcam…hiç seni kızdırmıyıcam anne ne olur kalk
Hasan:anne uyan ne olur bizi bırakma anneee

Sıla:boran hala gelmedik mi
Boran:geldik sıla der ve bir binanın önünde durur
Sıla hemen arabadan iner ve borana kaçıncı kat diye sorar
Boran:üçüncü kat hadi çıkalım
Sıla bir an durur içini bir korku kaplamıştır
Boran:hadi sıla
Sıla:boran ya yetişemediysek
Boran:yukarı çıkmadan bunu anlayamayız sıla
Sıla:tamam der ve yukarıya çıkarlar
Sıla gördüğü manzara karşısında yere çöküp hıçkırarak ağlamaya başlar
Kenan ve hasan hala annelerini başında anne uyan diye ağlıyorlardır

Cemal ise haceri vurduktan sonra cihanı arar
Cihan:alo
Cemal:alo ağam benim cemal
Cihan:ne oldu cemal haletlin mi işi
Cemal:he ya ağam hallettim
Cihan:aferin cemal
Cemal:ağam ben polise teslim olmaya gidiyom
Cihan:tamam cemal…ben ananlara veririm müjdeli haberi
Cemal:sağolasın ağam der ve telefonu kapatarak karakola girer
Polis memuru:buyurun nasıl yardımcı olabilirim
Cemal belinden silahı çıkartarak bacımı vurdum bu silahla der ve silahı masanın üstüne bırakır
Polis memuru şaşkınlıkla nasıl
Cemal:bacımı vurdum diye tekrarlar
Polis memuru hemen cemalin eline kelepçe takar ve durumu amirlerine bildirir

YORUM İSTİYORUM YORUM YOKSA SENARYODA YOKKKK

senem_89
04-03-07, 20:19
Sıla ve boran filmden çıkarlar. Bir gümüşçüye girerler.
Sıla: bak boran nasıl? (elindeki gümüş kolyeyi gösteriyordur)
Boran: güzel ama bu daha güzel
Sıla: aa bakıyım evet boran. Ay ne kadar zevkli kocam varmış benim.
Boran glümser ve kasaya doğru giderler. Kolyeyi alır boran sıla ya.
Sıla: teşekkür ederim boran,çok güzel.
Sıla: herşey yakışır benim karıma.
Der ve yanağına sıkıca bir öpücük kondurur.

Boran: hadi sıla çok geç oldu gidelim artık.
Sıla: off ayrılma vakti he
Boran: merak etme sıla şu işleri hallediyim beraber yaşıcaz artık.
Sıla: evet boran en yakın zamanda. Ben seninle varım...
Boran: bende sılam...bende seninle varım...


Boran: hadi seni eve bırakıyım.
Sıla: tamam boran.


Sıla eve gider. Ev halkı huzursuzdur özellikle bedar. Sanki sıla ya bir şey söylemek istiyorlardır.
Bedar: hoşgeldin kızım
Sıla: hoşbulduk anne. Birşey mi oldu?
Bedar: otur şöyle kızım seninle konuşmamız gereken bir mesele var.
Sıla: hayırdır anne
Bedar: valla hayır mı şer mi bilmiyom kızım.
Azad: bacım biz düşündük taşındık memleketimize dönmeye karar verdik.
Sıla: ne! Nasıl?
Bedar azad a bakar sinirle
-daha karar vermedik kızım.
Celil: bak yavrıum buralar bize göre değil. Bu bu toprakta yaşayamıyoruz. Olmuyor kızım.
Bedar: kızım bizim mutlu olmamız için elinden geleni yapıyorsun. Ama seninde kocan yanında. Burada güzel memleket ama bir çiçeği toprağından ayırıp başka yere diktiğin zaman çiçek tutmaz yeşermez. Bizde burada zamanla solacaz sararıp gidecez kızım.
Sıla üzülmüştür.
Sıla: peki töre?
Celil: midyat dışında bir ev yapacaz kendimize. Gül gibi geçinip gideriz vallaha. Hem varsa alın yazımızda ölüm yapacak bir şey yok. Hem burda öleceğimze memleketimizde ölürüz yavrum.
Sıla: siz nasıl isterseniz. Sizin mutluluğunuzu engelleyecek değilim. Ama herhangi bir sorunda birşey olursa hemen buraya geliceksiniz. O zaman bırakmam işte sizi.
Bedar gülümser aynı zamanda gözlerinden yaşlar gelir.sıla ya sarılır.
Bedar: ah canım yavrum benim. Sen de gel bizimle.
O an sıla nın aklına boran ın evlerinin önünde söyledği söz gelir.
-burda işimiz bitti mi çocuğumuzu memleketimizde büyütücez zaten...
sıla: bakalım anne belki bizde geliriz.
Narin: biz de diyorsun sıla? Yoksa abimle mi? (sevinir narin)
Sıla: evet narin. (gülümser)

Sıla odasına gider yatağına oturur. Aklına gün içinde boranla yaşadıkları gelir. Kendi kendine gülümser. Banyoya girer.

Boran eve gitmiştir ,odasındadır. Birkaç eşya toplar kendine sıla ile beraber yaşayacakalrı ev için...aklına sıla geldikçe gülümser...sonunda...sonunda beraber yaşıcaz...hergün hissedicez birbirimizi...

Sıla bornozuyla yatağına uzanır.
-ne gündü!
Telefonu alır eline ve boran a mesaj atar.
s- özledin mi beni?napıyorsun bakalım?
b- özlemez miyim. Sen? Yarın için bir kaç eşya topluyorum.
s- uzun yıllarıdr ayrıymışız gibi... bende hazırlıcam birazdan
b- zeyşan nasıl?uyuttun mu kızımızı?
s-uyudu babası ama seni istiyor babasıyla uyuyacakmış. Boran biliyor musun annemler mardine gidio?
b- mardine mi? Nasıl yani? Dur arıyorum seni.
Sıla telefonu açar. Boran ın sesini duyunca kalbi atar hızlıca.
Boran: nasılsın sılam?
Sıla: iyiyim hayatım. Sen?
Boran: hayatım? Bana ilk defa hayatım dedin sıla.
Sıla: niye sen benim hayatım değil misin? Hem...belki ben senden de bekliorum ama dimi?
Boran: hmm...tamam aşkım
Sıla gülümser.
Boran: mardine mi gidiyorlar annenler?
Sıla: evet boran. Burada yapamıyorlarmış.
Boran: haklılar sıla oranın insanları yaşayamaz buralarda. Hem nasılsa bizde gidicez.
Sıla: bana da bir sorsaydın istersen
Boran: nasılsa bizde gidicez dimi sıla? Oldu mu?
Sıla: peki aişret ne olucak? Nasıl kalıcaz konakta?
Boran: konakta kalıcağımızı kim söyledi. Hem sen merak etme ben olduğum sürece kimse sana dokunamaz.
Sıla: biliyorum boran zaten korkmuyorum artık ölümden. Sen yanımda olduktan sonra...
Boran: konağı ayarladım bile. Şivan a söyledim herşey hazır. Ama... daha işimiz var burda sıla. Hem sende işlerini yoluna koy çünkü birdaha dönüş zor olucak gibi.
Sıla: peki boran. Zaten yapılacak çok iş var.
Boran: hadi kapatıyorum zeyşan uyanmasın. Yarın görüşürüz bitanem.
Sıla nın yüzü kızarmıştır, gülümser.
Sıla: yarın gece beraber olucaz evimizde...seni seviyorum boran...
Boran: seni seviyorum sıla...

Boran yüzündeki gülümsemeyle telefonunu kapatırken herşeyden habersizdir. Dışarıda biri onu dinlemiştir. Hemde dinlememesi gereken biri...

Ö.z.g.ü.l.
04-03-07, 20:20
Arkadaslar ben oyuncular listesini degistirdim. Firtina_’nin imzasini gördükten sonra karar verdim ben Sinan Tuzcu'yu isten atiyorum ve Mehmet Günsürü ise aliyorum. Mehmet Günsür daha çok yakisiyor Leyla Basak'a ve abi rollünü çok iyi oynaya bilir. Begenmeniz dilegiyle....
Beyaz ve Sen

Oyuncular:

Sila: Cansu Dere
Nese hanim: Hümeyra Akbay
Erkan Bey: Cüneyt Türel
Mehmet: Mehmet Günsür

Bedar ana:Zeynep Eronat.
Azad: Cemal Toktas
Emine: Özge Özberk
Dilan ve Emir: bildigimiz Dilan ve Emir, isimlerini bulamadim.

Boran: Mehmet Akif Alakurt
Firuz aga: Namik Kemal Yiğittürk
Kevser ana: Fatos Tez
Narin: Boncuk Yilmaz

Yezda: Leyla Basak
Mehves kadin: Fatos Sezer

Abay: Tayanç Ayaydın

Konuk oyuncular:
Tügçe: Şebnem Özinal
Ege: Tardu Flordun

Öykü, senaryo: Özgül

Müzik: Beyaz ve Sen / Rober Hatemo

Beyaz ve Sen

6.
Boran içindeki öfkeyle Abayin evine gitti. Kapiyi sertçe çalir. Kapiyi açan Abay, Borani gördünde sevinçle “Hosgelmisin can dostum, neden haber etmedin döndügünü?”sorarak Boranla sarildilar.
Boran: “Daha yeni geldim. Keske hiç gelmeseydim.”
Abay: “Olanlari duydun demek. Hadi geç içeri konusalim.”
Boran içeri girdi. Abay Boranin önüne geçerek sandalyeye oturdu ve Borani oturmasini bekledi.

Boran, hala ayakta, “Neden sen bana haber vermedin Abay? Can dostum degil misin, en azindan sen bana söylemeliydin olanlari.”
Abay: “Hersey çok çabuk oldu Boran. Daha iki gün önce ögrendim Yezda evlenecegini. Olanlari sana nasil söyleyecemi bilmiyordum.”
Boran: “Ne zamandan beri Yezda bu adamla görüsüyor? Kimin nesi bu adam? Neden burayi geldi?”
Abay: “Görüsmeleri bir ay oluyor. Yezdanin en iyi arkadasi, Bedar ananin bir kizi varya, Istanbuldaki, Sila, hanim evlatlik verilen kiz, ha onun üvey abisi Mehmet.”

Bir iki dakika sesizlikten sonra Boran “Mehves anami zorladi Yezdayi Mehmetle evlensin?” diye sordu merakli. Içinden yinede bir umut vardi, belkim Yezdasi istemiyerek evlendi o adamla, belkim Borana yalan söyledi, belkim o adami hiç sevmiyordu Yezda.
Abay: “Sey.. ehm.. hayir. Yezda kendi isteyiyle evlendi.”
Boran duyduklarina inanamaz. Öfkesi dahada büyüdü. Yezdadan intikam almak istiyordu. Mehmettende.
Boran: “Abay su Mehmet denen herifin burayi neden gelmis, ne yapmis ne etmis arastir bakalim. Yarin sabah ofisime gel bütün herseyi anlat. Ben simdi gidiyorum. Daha babamla konusmam gerekiyor.
Babam izin vermis Yezdayla su Mehmet denen irz düsmani evlensinler. Inana biliyor musun, benim babam izin verdi!” dedi son söylediklerini bagirarak.
Abay: “Tamam... Boran babanda senin iglini düsündü, bunu sakin unutma.” dedi ve Borani yolcu etti.

Boran konagana vardinda öndeki kahyalar Boranin kapisini açip “Hosgelmisen agam”dediler. Boran hiçbirsey demeden hizlica içeri girdi. Arkasindan kapi sertçe duvara vurdu. Neler oldugunu merak eden Kevser kadin ve Firuz aga avluya baktinda biricik oglarini görürler. Kevser Kadin basamaklardan indinde Boranin yanina gider. Boran annesinin ellini öptükten sonra Kevser kadin Borana sarildi.

Kevser kadin: “Eh be ogulum, neden haber vermedin gelecegini? Bak ne güzel kutlardik senin dönüsünü. Oldu mu simdi yaptini?” der.
Boran birsey demeden babsinin yanina gider.
Firuz aga: “Hos gelmissen ogul”diyerek elini uzatir. Boran babasinin elini öptükten sonra “Pek’te hos gelmedik baba.” Diyerek babasina kötü bakti.
Firuz aga: “Ne diyorsun sen ogul?”
Boran: “Ne dedimi gayet iyi biliyorsun baba. Nasil izin verirsin Yezda baska biriylen evlensin? Nasil baba?”diye bagirdi.
Firuz aga: “Sesini yükseltme Boran! Ben senin babanim, saygida mi kalmadi artik sende?”
Boran: “Baba, soruma cevap ver. Neden izin verdin? Unuttun mu Yezdayi ne kadar çok sevdigimi? Unutun mu onun için 3 köyü birbirine katimi?”
Firuz aga: “Ogul, Yezda seni sevmiyor. Hiç bir zamanda sevmedi. Sende benim kadar biliyorsun Mehves kadin baski yapti için seninle evlenmek istedigini. Sadece gelin aga olmak için. Ne yapip edip seni kendine asik etmis. Sende ona kizacana gelmis bana kiziyorsun. Anana, atana saygi bile kalmamis!”
Boran babasinin çok fazla üzerine gitini anladi. “Özür dilerim” diyerek odasina gitti.
Kevser kadin bu duyduklarina “Sonunda kurtulduk su Yezdadan. Allahim sana sükürler olsun”diyerek avludan ayrildi.

Sabah uyandinda Boran hemen hazirlanip ofisine gitmek için avluya indi. Babasina ve annesine birsey demeyip ayrilmak isterken arkasindan birsi kostugunu duydu.
Narin: “Abii, nihayet geldin. Çok özledim seni abim”diyerek Boranin boynuna sarildi.
Boran gülümseyerek kardesine sarildi. “Bende seni özledim Narinim.”dedi.
Narin: “Ehh abi, nereye gidiyorsun, yine kahvalti etmeden mi gideceksin?” diyerek abisinin kollarindan ayrildi.
Boran: “Ben aç degilim Narin, size affiyet olsun.”
Narin: “Olur mu öyle hiç? Gel yemek yi ondan sonra gideceyin yere gidersin.”
Boran: “Nariiiinn..” dedi.
Narin: “ Tamam abi, anlasilan yine ters tarafindan kalktin. Tamam simdi git ama bilki benden kurtulamayacaksin. Bugün degilse yarin, ne kadar uzun sürerse sürsün seni bir sabah kahvalti yaptiracam”dedi ve abisinin yanagindan öperek sofraya dogru gitti ve oturdu.
Boran yüzünde bir tebesümle konaktan ayrildi.

Ö.z.g.ü.l.
04-03-07, 20:22
Beyaz ve Sen

7.
Boran sirkete vardinda hemen odasina çikti. Içeride Abay onu bekliyordu.
Abay: “Ooh Boran, geç kaldin. Kaç saatir seni bekliyorum burda, agaç
oldum nerdeyse” dedi gülerek.
Boran: “Kusuruma bakma Abay. Zor kaçtim evde, küçük cadi yine beni
zorlan sorfaya oturmaya çalisti”diyerek güldü.
Abay’da güldükten sonra, çekinerek “Sey.. Boran.. ehh.. dün dedin ya su
Mehmeti arastirayim.”
Boran: “Eeh ne oldu. Sadete gel Abay. Herseyi bilmek istiyorum.”
Abay: “Tamam Boran. Mehmet Özdemir, Nese ve Erkan beyin ogulu
hani su bir hastane vede birtane okul yaptiran adamin oglu. Mehmet 29
yasinda, en iyi okulara gitmis. Ekonomist olarak babasinin holdingde isliyor.
Bundan iki yil önce Tugçe denen bir kizla nisanliydi. Kiz onu aldati için
ayrilmislar. Sila’da onun üvey kardesi (onlar üvey kardes oluyorlar degil mi?
Kusura bakmayin bilmedim için üvey yaziyorum). Sila’da 23 yasinda. Moda
tasarimcisi. Mehmet gibi en iyi okularda okumus, yurt disinda üniversitesini
yapmis. Arastirdim ama hiç bir ciddi iliskisi olmamis. Bir zamanlar Ege denen bir
adami sevmis, ama kisa sürede ayrilmislar. Sila bundan 18 yil önce evlatlik
alinmis. Öz annesi Bedar anaymis, hani su Azad ve Emine’nin anasi. Yezdanin
en iyi arkadasiymis..Yani Sila Mehmetin üvey kardesi.. Ama duyduma göre
Mehmet Sila’yi üvey kardesi gibi görmüyor özkardesi gibi görüyor, seviyor,
hatta ondan daha fazlasi. Sila’yla çok iyi geçiniyormus. Iki yil önce Sila’ya bir
adam taciz etmek isterken Mehmet onu hastanelik etmis, adam en az 2 ay
hastanede yatmak zorunda kaldi. Yani anlayacan Sila’yi çok fena derecede
sevip, koruyor”

Boran: “Demek Sila’yi çok seviyor..”diyerek Abaya bakti.
Abay Boranin gözlerini okurken “Hayir Boran, aklindan bile geçirme onu. Bunu
yapmani izin veremem. O kizin ne suçu var?”
Boran: “Benim ne suçum vardi Abay? Yezda ben askerden döndügüm
gün baska birisiyle evleniyordu. Benim ne suçum vardi ha, söylesene ne suçum
vardi?
Abay: “Boran, hayir dedim. O kiza bunu yapamasin. Yezdanin, o
Mehmet denen herifin canini yakmak isterken o kizin caninida yakacaksin. Izin
vermem, veremem. Kiza yazik olur.”
Boran: “Ben sana diyecegimi dedim Abay. Simdi izninle benim halletmem
gereken isler var.” diyerek ordan ayrildi.
Abay: “Tabi nasil istersen” diyerek Borana bakti. Ah keko baska insanlarin canini yakacaksin, bundan sana ne hayir olacak? Sonunda seninde
canin çok fena yanacak anlamiyor musun? Ah Yezda, ne kötü isler açtin
basimiza dedi içinden.

Ö.z.g.ü.l.
04-03-07, 20:24
Beyaz ve Sen

Bu bölümde en büyük soru “Doguran mi anne, yoksa büyüten mi?”.

8.
Sila: “Günaydin güzel annem” diyerek Bedar ananin yanagini öptü.
Bedar ana: “Günaydin kizim. Gel hadi yemek ye, aç karninla gezme.” Diyerek Silayi yanina oturtu.
Emine: “Ooh bakiyorumda ana kiz çok iyi geçiniyorsunuz. Beni unutunuz.” diyerek kizgin bakmaya çalisti ama Silanin güldünü görünce oda gülmeye basladi.
Sila: “Aah olur mu öyle hiç ablam. Seni asla unutmam ben” diyerek ‘sap’ diye yanagindan öptü ablasini. Sila ve Emine gülmeye basladilar. Çocukuklarinda ki gibi sakalastilar.


Kapi çalindi, Emir kosarak kapiyi açti.
Emir: “Ooh hosgeldiniz”diyerek Nese hanimin ve Erkan beyin elini öptü. Nese hanim Emirin yanagini oksarken içerden gülüsmeleri duydu. Içeri girdinde Sila Bedar anasina sarilmisdi. Nese hanim içinden tarif edilmeyecek kadar kiskandi. Biran önce Sila’yi burdan almaliydi, yoksa kizini kaybedecekti.

Sila annesini kapida fark edip yanina giderek “Anne, baba ne güzel sürpriz bu. Ah geleceginizi neden haber etmediniz?” diyerek annesine sarildi.
Nese: “Evet sürpriz oldu.” diyerek Bedar anaya bakti.
Bedar ana: “Hosgelmiseniz, buyrun oturun. Emine kizim sende çay koy, börek gitir Nese hanim ve Erkan bey’e”. diyerek Nese hanim ve Erkan beyi oturmak için yer gösterdi. Emine mutfaga dogru gitti, annesinin dedigini yapmak için.

Nese hanim: “Zahmet etmeyin, biz Sila’yi alip gidecez.”
Bedar ana: “Ah olur mu öyle hiç. Bir aci kahvemizi içseydiniz bari.”
Erkan bey: “Bak kahveye ben asla hayir demem. Hem Sila, kizim seninle önemli konu hakkinda konusmamiz gerekiyor. Nese gel otur sende.” diyerek Nese’yi yanina oturtu, gözlerinle “Nese yapma böyle, Sila’yi üzüyorsun” dedi.

Sila: “Eeh babacim neymis bu çok onemli konu?”
Erkan bey: “Buranin agasi var ya, neydi adi.. ehh.. sey.. eeh.... Boran Genco. Bu aganin bir hoteleri var, Genco hoteli, hani Yezda ve Mehmet kaldiklari hotel. O hotelde çalisan görevliler için yeni giysiler istiyor ve sagolsun en önce aklina geleni, yani seni, o yeni giysiler tasarmani istedi. Burdaki hastanemizin görevlilere yaptigin giysileri begenmis. Bu aksam, eger sen kabul edersen tabi, bir is toplantisi yapmak istiyor.”
Sila: “Bu muhtesem bir haber baba. Tabikide isterim. Saat kaçta gidiyoruz?”
Erkan bey: “Saat yedi’de anlasmistik.”

Nese hanim kiskançlini bir araya koyup Erkan beye, sesini yükselterek “Erkan sen ne yaptini saniyorsun? Ben buradan gitmek için can atiyorum sen gelmis basimiza daha çok is açiyorsun. Sila bu isi kabul ederse daha fazla burda kalmamiz gerekecek. Ben burda benim kizimi daha fazla birakmak istemiyorum.” dedi.
Erkan bey Neseye kizgin bakarak: “Nese bu konuyu konusmustuk. Simdi lütfen burda tartismayalim. Sonra konusuruz.” diyerek karisini yatistirmaya çalisti.
Nese hanim: “Hayir efendim. Her dediginize anlayis gösterdim, ama benim sabrimda bitmeye basladi. En kisa zamanda burdan gitmek istiyorum. Kizimla birlikte!”dedi.
Bedar ana basini yere egerek “Ben bir Emineye bakayim” diyerek Sila, Nese hanim ve Erkan beyi yanliz birakti.
Erkan bey: “Yaptini beyendin mi Nese? Ben sana bunlari sonra konusuruz dedim. Bak kadincaz üzüldü dediklerine”
Nese hanim: “Umrumda bile degil, ben artik biktim. Silami bu kadinin yaninda görmeyi tahamül edemiyorum artik.”
Erkan bey: “Nese... Bedar hanim Silanin annesi, bunu yapmaya hakkin yok”
Nese hanim: “Nasil annesi oluyor ha? Kizini sokaklarda mendil sattiran o degil mi? Biz olmasaydik Silam su anda hangi halde olacagini düsüne biliyormusun? O kadin benim biricik kizimin annesi degil, Silanin annesi benim. Benim” diyerek yere yigili verdi.

Sila duyduklarina inanamadi. Annesi neler diyordu. Nese hanimin dedikleri Silanin çok agrina gidiyordu. Tamam Nese annesi onu seviyordu, korumak istiyordu ama öz annesi hakinda böyle konusmamaliydi. Dayanamiyordu annesinin dediklerine.

Nese hanim bayilmasiyla Sıla oturdugu yerden bir hisimla kalkti, annesinin yanina kostu. “Anne aç gözlerini, anne” diye agladi. Bedar ana mutfakta Sılanın çılıklarını duyup bir hısımla içeri girdi. Nese hanımı yerde gördünde hemen Emine’ye bir kolonya ve bir bardak su gitirmesini emreti. Nese hanımı Sılanın kaldıgı odaya gitirdiler ve onu Sılanın yatagına yatırdılar. Emine kolunyayı Bedar annesine verdi su bardagi odadaki masaya koyup Sıla’yı sakinlestirmeye çalıstı.

Bir süre sonra Nese hanim kendine geldi. Erkan bey, Bedar ana ve Emine’yle birlikte disari çikarlar, Sıla ve Nese’yi yanliz birakmak için. Sıla annesine “Iyimisin?” diye sorar, annesinin yüzüne bile bakmıyordu.
Nese hanım: “Kizim az önce yasanlar için senden özür diliyorum. Böyle konusmamalıydım biliyorum ama elimde degil. Dayanamiyorum sen Bedar hanıma anne deyisini, ona sarılıp koklamanı. Çok korkuyorum kızım, seni kaybedecegım için çok korkuyorum” diyerek aglamaya basladi.

Sıla dayanamayip annesine sarıldı. “Biliyorum anne, biliyorum. Ama sende beni anla, öz annemi yılda sadece birkere görüyorum. Seni ise hergün. Onu çok özlüyorum. Onu seni sevdigim kadar seviyorum. Ama aslinda ben seni Bedar annemden daha fazla seviyorum. Sen benim annemsin. Bedar annem beni dogurdu ama büyüten sensin. Ama anne lütfen kararlarıma saygı duy. Her zaman yaptıgın gibi.” dedi.

Nese hanim: “Özür dilerim birtanem, özür dilerim” diyerek sesizce agladi, kızı Sılasına daha sıkı sarılarak.

Ö.z.g.ü.l.
04-03-07, 20:26
Beyaz ve Sen

Ve yüz yilin çarpismasi:

9.
Sıla demin annesinle konustuklarini hatırladı. Belkim en dogrusu hemen burdan ayrılmak, yoksa Nese annesini daha çok üzecekti. Annesinin üzülmesini dayanamiyordu. Sıla düsünerek yürüdü, karsısındaki adami fark etmedi. Yürüyen adamda düsünerek yürüdü. Ikiside düsünceleri baska yerlerde oldugu için birbirlerine çarpti.

Sıla yere düstü ve kalkmak için caba harciyordu: “Ya ne yaptını zannediyorsun sen?
Adam: “Aniden önüme çiktin görmedim”
Sıla yerden zor kaltiktan sonra : “görmemismis” diyerek adamın yanından geçmek istedi.
Adam: “özür dilemiyecek misin?”
Sıla: “Neden özür dileyeyim, asıl sen özür dilemelisin. Sen bana çarptın” diye kizdi.
Adam: “Sen buraların yabancısısın herhalde?”
Sıla: “Neden sordun?”
Adam: Gerçekten yabancısıymısın, yoksa sen Sıla misin?”
Sıla: “Evet Silayim, ya sen?”
Adam: “Boran” diyerek Silanin yanindan ayrildi.
Sila Boran duyamayacak kadar “Boran” fisildadi. Ne kadarda güzel bir ismi var dedi. Sonra kendine gelip içinden “Kaba herif, kendini begenmis ne olacak” diyerek yoluna devam etti.

Hotele gidene kadar demin çarpti adami düsündü. “Adam çok etkileyiciydi ve çokta yakisikli”dedi içinden. Sonra kendi düsüncelerine sasarak “yine saçmaliyorum” diyerek Hotele girdi. Gördügü manzaraya çok sevindi.

“Ooh Mehmet bakıyorum beni unutmusun. Evlendin diye pabuçum damami atıldı simdi?” dedi Sila Mehmet abisini Yezdayı hotelin lobisinde öptügünü gördünde. Yezda utandigi için basini yere eger.
Mehmet: “Hiç öyle sey olurmu güzelim. Sen ve Yezda hayatimda en önemli iki kandinsiniz”diyerek küçük kardesine sarildi.
Sila: “Yezda sen abime ne yaptin böyle? Onu hiç böyle mutlu görmemistim, galibam dün gece çok güzel geçti”diye güldü.
Mehmet: “Silaaa...” dedi, sesi kızgın olmasini istedi ama basaramadi. Sila’ya gülerek “Sen daha küçüksün, böyle seyleri sorup, konusmak çok ayip” diyerek güldü.
Sila: “Ah-ah, ayıp deyene bak, ayol sen su ayıp seyi dün gece yapmadin mi” diye takildi abisine.
Mehmet: “Sıla bu konuyu biz en iyisi kapatalim, yoksa benim güzel karim beni senin yüzünden terk eder.” dedi kendini gülmemek için zor tutarak, .

Sıla hiç birsey olmamis gibi Yezdanin yanina gitti. “Eeh nasılsın gelin hanım, bizim oglan size kötü davraniyormu?”gülerek sordu Yezda’ya.

Sila, Mehmet ve Yezda bir süre sohbet ettikten sonra Sila “Eh ne zaman balayına gitmeyi düsünüyorsunuz? Roma bu mevsimde çok güzel olur. Hemde biliyorsun Mehmet, üç hafta sonra çok önemli islerimiz var. Yani sizin igliginiz için söylüyorum, hemen hasret gideresiniz diye, yoksa Mehmet zor çikariz bu islerin üstesinden” dedi Mehmete göz kiparak.
Mehmet: “Aah Sila sen çok olmaya basladin. Yarin aksam yola çikiyoruz. Sonunda senin su çeynenden kurtulacaz” diye güldü Sila’ya.
Sila: “Tamam ya, sizede birsey denmiyor. Benim simdi gitmem gerekiyor. Aksam önemli bir is yemegim var. Mehmet beyimiz evlendi diye bütün isler benim üstüme kaldi. Ben simdi gideyim su güzel asiklari yanliz birakayim. Hadi bye bye” diyerek Yezda ve Mehmeti öpüp yanlarindan ayrildi.

Mehmet Yezda’ya bakarak “Eh biz günümüzü nasil geçirelim” der Yezdaya manalı manalı bakarak. Yezda Mehmetin ne kast etigini anlayip, elini tutu ve odalarina dogru gittiler.

Ö.z.g.ü.l.
04-03-07, 20:28
Beyaz ve sen

10.

Boran ofisinden çiktinda hemen Sivan kahya’ya Erkan Özdemirin telefon numarasini bulmasini istedi. Sivan kahya Boranin dedigini hemen yapti, Borana telefon numarayi verdi.

Boran telefonda Erkan bey’e Hoteldeki görevliler için yeni giysiler almak istedini söyledi, ve Erkan beyin hastanesindeki gördü görevlilerin giysilerini görmüstü ve çok begenmisti. Erkan bey’e rica edip, kizi Sila Özdemir onun Hoteli içinde birkaç giysi tasarmasini istedi. Sila hanimla bu aksam bir is görüsmede konusmak istedini söyledi. Erkan bey kabul edip aksama saat 7’de anlastilar.
Boran düsünerek yürüdü. Biran kafasi birsey çarpti için kendine geldi ve yere düsen bir kiz gördü. Kiza baktinda içinde garip biseyler his etmeye basladi. Yere düsen kizin çok güzel yüzü vardi. “Melek gibi” fisildadi Boran.
Sonra yere düsen kiz ona kötü baktini fark etti.

Kiz, halen yerden kalkmaya çalisirken “Ya ne yaptını zannediyorsun sen?” sordu Boran’a.
Boran: “Aniden önüme çiktin görmedim”
kiz yerden zor kaltiktan sonra : “görmemismis” diyerek Boranin yanından geçmek istedi.
Boran: “özür dilemiyecek misin?”
Kiz: “Neden özür dileyeyim, asıl sen özür dilemelisin. Sen bana çarptın” diye kizdi. Boran bu kiz buralardan olmadini anladi. Burdan olsaydi, kiz onun aga oldunu bilecekti ve hemen özür dilecegini biliyordu Boran.
Boran: “Sen buraların yabancısısın herhalde?”
Kiz: “Neden sordun?”
Boran: “Gerçekten yabancısıymısın, yoksa sen Sıla misin?” sordu korkarak, içinden birsey “Lütfen bu Sila olmasin”diyordu
Sıla: “Evet Silayim, ya sen?”
Boran içinden bir “Allah kahretsin” dedikten sonra “Boran” diyerek Silanin yanindan ayrildi.

Boran kiz onun yanindan ayrildinda ters ters baktini fark etmisti.
”Umrumda bile degil” dedi kendine. Ama içinden bu kiz Sila oldugu için hem allaha sükrediyordu hemde kiziyordu. Sila’da Borani etkileyen birsey vardi. Boran biran için kendine kizdi. Bu kizin canini’da yakacakti Boran, Sila için üzülüyordu, ama ondan sonra “Neden üzüleyim, Yezdada beni çok üzdü, simdi üzülme zamani onlarda” dedi içinden ve aksamki plani uygulamak için restauranda bu aksam için masa ayirti.

Sila aksam yemegi için babasiylan evlerinden ayrildi. Erkan bey Mardine her yil gittikleri için bir ev kiralamisti. Her yil bir veya iki ay kaliyorlardi o evde. Nese hanim bu aksam yemegine katilmayacani, yorgun oldunu ve uyucani söyledi. Sila annesine sarildiktan sonra babasiyla çok güzel bir restauranta gitiler. Kendilerine ayriltan masaya giderken Sila biran dona kaldi.
Onlara ayirtilan masada o adam oturyordu. “Boran” fisildadi Sila. Ne isi vardi onun burda? “Yoksa.. hayir yok canim, olamaz, o aga olmak için daha çok genç” söyledi kendi kendine.
Sila babasinin sesiyle kendine geldi.
Erkan bey: “Bu’da benim biricik kizim Sıla. “ diyerek Boran’i Sila’ya tanistirdi. Sila Boran’la tokalistiktan sonra yerine oturdu. Gözlerini biran bile Borandan alamadi. Sila’yi etkileyen birsey vardi Boranda. Sila Borana baktini fark edince hemen basini baska yere döndürdü. “Aptal kafa, nerdeyse adamin içine düsüyorsun, kendine dikkat et” dedi Sila kizarak içinden. Ama elinde degildi, Boran onu çok etkiliyordu. Çok yakisikli biriydi. Hayatinda hiç kimse Sıla’yi böyle etkilemedi.

Yemek çok güzel geçti. Boran istemesede, inkar etsede Sıla’dan etkilenmisti. Ama kendine söz verdi, bu kiza sadece Yezdadan intikamini almak için birlikte olacagini, ona karsi hiç birsey duymayacani. Ama gelde gör, aska simdiye kadar birisi söz geçire bildimi ki Boran söz geçirsin?

Erkan bey yemekten daha erken ayrildi, çünkü karisini merak ediyordu. Sila’da gitmek istedi ama Erkan bey gözleriyle Sila’ya bakarak izin vermedi. “Sen otur kizim, ben bakip sana haber veririm, sen bu isi almaya çalis” söylüyordu Erkan beyin gözleri. Sila tamam anlaminda basini saladi.

Boran gördüne sasirmisti. Baba kiz ne güzel geçine biliyorlar, gözlerinle konusa biliyorlar. Keske o’da babasiyla bölyle güzel geçine bilse, keske onlarin aralarinda böyle büyük bir mesafe olmasaydi. Keske...

Erkan bey gittikten sonra Sıla ve Boran çok güzel sohbet ettiler. Havadan sudan konustular. Sıla saat geç oldu için Borandan izin istedi. Boran’da Sıla’yi bu saate yanliz sokakta eve gitme bahanesiyle Sıla’yi eve Boran birakcani söyledi. Arabada konusmadilar, sadece birbilerine bir kaç kaçamak bakislar atilar.

Boran: “Bu güzel aksam yemegi için çok tesekür ederim Sila hanim.” dedi yüzünde yalan bir tebesümle.
Sila: “Asil ben tesekür ederim, Boran bey. Beni buralara gitirdiniz, çok zahmet etiniz.”
Boran: “Ne demek. Artik su bey ve hanim konusmalari kaldira bilirmiyiz? Bana sen de yeter.” diyerek göz kirpti.
Sila utanarak: “Tabi” derken arabadan inmek istedi, ama elinin üstünde sicak bir el hisetti. Kafasini kaldirinca Boranin gözleriyle göz göze geldi.
Boran: “Yarin isin olmasa, yani.. benlime.. yani hoteli görmek istermisin? Sende giysi tasaracan hoteli görürsün. ”
Sila: “Çok sevinirim. O zaman yarin görüsürüz” dedi ve arabadan indi. Evin kapisini açarken arkasina döndü ve Borana el saladi.

Ö.z.g.ü.l.
04-03-07, 20:29
Beyaz ve Sen

11.

Boran Sila’yi böyle kolay tavlayacani hiç düsünmedi. Birden kendi düsüncelerine kizdi, acaba yanlis mi yapiyordu. Sonra Yezda ve Mehmeti dügün gündeki görüntüler gözüne geldi. Boranin öfeksi Borani kör ediyordu. “Hayir iyi yapiyorum, intikamim çok aci olacak.” diyerek arabasini konaga sördü.

Sila hayatinda hiç böyle birisinden etkilenmedini düsündü. “Allahim ne oluyor bana böyle? Bu adamda beni etkileyen ne? Neden bende ona karsi böyle tuhaf duygular var? Yoksa asik mi oluyorum? “diyerek içinden gülümsedi. “Sila yine uçtun, adam senin patronun sayiliyor, bu düsüncelrin hiçte hos degil, kendine gel artik” dedi kendine kizarak. Ama elinde degildi. Sila simdi asik mi oldu?
Sabah oldu Sila erkenden babasi ve annesiyle hotele gittiler. Bugün abisi ve Yezda balayi için Roma’ya gidiyorlar. Sila’larda onlari ugrlamak için hotele gidiyorlar.
Sila: “Ooh geceniz yine iyi geçmis görüyorum”dedi ve kosarak Mehmetin boynuna sarildi.
Mehmet gülerek: “Aah Sila, bak yine yapiyorsun ya. Sende hiç utanma yok mu kiz?” dedi ve Sila’ya sarildi. Sila’yi biraktinda Sılanin çok mutlu oldunu gördü.
Mehmet: “Ne oldu benim küçük kardesime böyle? Sila, yoksa sen asik mi oldun? Yok yok sen asik olmusun... ehh anlat bizim sansli damat adayimiz kim?” diyerek Sila’ya takildi, Sıla’dan intikam aliyordu dün onu Yezdanin yaninda Yezda’yi utandirdi için.
Sila: “Aman abi, ne asik olmasi.”
Mehmet: “Yok yok, ben senin gözlerinden anladim. Oohooh kizim sen abayi çoktan yakmisin!”
Yezda’da gülerek: “Sila, Mehmet hakli, senin gözlerinde çok güzel bir isik var. Çikar yakinda kokusu” diyerek Sila’ya sarildi.
Sila: “Yaa sizde benlen takilmayi çok seviyorsunuz galibam. Yaa yeterin, tamam birisi var, ama sadece ondan etkilendim. Asik degilim, olmayacamda” dedi. Mehmet Silanin kulagina fisildayarak “Sila, o kisi her kimse bir sans ver. Bütün erkekler Ege gibi degil. Bak bende Tugçe’den sonra hiç kimseyi böyle delicesine sevecegmi aklimin ucundan bile getirmedim. Lütfen güzel kardesim, mutlu olman için sans ver bu adama.” Sonra normal ses tonuyla: “eeh söyle bakalim yakisikli mi bizim damat?”
Sila utangaç: “Yaa abi ya, ben sana ondan sadece etkilendimi dedim. Baska birsey yok.”
Mehmet: “Sen öyle dersen öyledir”diyerek güldü.

Mehmet: “Eh yolculuk vakti geldi. Biz simdi güzelcene Roma’ya gidiyoruz. Üç hafta sonra görüsürüz” diyerek annesini ve babasina sarildi. Sila’ya “Dediklerimi unutma güzelim” diyerek sarildi ve öptü.
Sıla: “Sizi çok özleyecem. Su üç hafta simdi zor geçer benim için” dedi ve abisinden sonra Yezdaya sarildi. Sila : “Iyi eglenceler” diyerek Yezdanin yanagindan öptü ve abisine manali manali göz kirpti.
Yezda Silanin dediklerine utandi ve Erkan bey ve Nese hanima döndü.
Yezda Erkan beyin elini öptü. Sonra Nese hanimin elini öpmek istedi. Nese hanim elini vermedinde Yezda Nese hanima bakti ve Nese Yezda’ya sarilarak “Ogluma dikkat et, kizim.” Dedi. Herkes içinden bir “Oh” çekti.

Nese hanim gördü biricik oglu Mehmet Yezdanin yaninda çok mutluydu, ve Yezdaya bir sans vermek istedi. “Yezda’yi güzel kizim Sila gibi sevmeyi çalisacam” dedi içinden.
Nese hanim Yezda’yi biraktiktan sonra “Çocuklar birbirinize dikkat edin oldu mu? Bir aksilik oldursa bizi haber vermeyi unutmayin.”
Sila: “Yezda, sen annemden çok çekeceyin var, kaynanalini simdiden gösteriyor” diyerek güldü.

Mehmet ve Yezda arabalarina binerek havaalanina gittiler. Nese hanim ve Erkan bey kahvalti yapmak için restorana gitiler, Sila anne ve babasina hotelde Boran bey’i bekledini, onunla yapacagi is için konusacaklarini söyledi.
Boran hotele gittinde Yezda ve Mehmeti sarilarak arabaya bindiklerini gördü. Içindeki öfke büyümeye basladi. “Intikamim çok kötü olacak, Yezda, çok kötü” dedi ve hotelin lobisine girdi. Sila’yi gördünde yanina gidip “Sila” dedi.

Ö.z.g.ü.l.
04-03-07, 20:31
Beyaz ve Sen

12.

Sila Boranin sesini duyunca içindeki kelebekler daha hizli oynamaya baslar. Sila Borana dogru döndügünde Boran arkasindan bir demet lale çicekleri çikarir.
Boran: “Senin için” diyerek Sila’ya mahsum mahsum bakti.
Sila ne diyecegini sasirdi. Borandan lale’leri alinca eli Boranin eline degdi. Sila Borana bakinca göz göze gelirler. Sila utanarak hemen laleri alip “Çok güzeler, tesekür ederim. Laleleri çok seviyorum” dedi gülümseyerek.
Boran: “Senin kadar güzel degiler” dedi ve “ Gel hadi hoteli sana göstereyim” diyerek Silanin önüne geçti.

Sila hizlica çarpan kalbine elini koydurdu, onu yavaslatmak için. “Allahim neler oluyor bana böyle.” fisildadi. Boran Sıla’ya bakarak “Gelmiyormusun” dedi. Sila gülümseyerek Boranin yanina gitti.

”Bu’da bizim balayi suittimiz” dedi Boran. Sila gözlerine inanamayarak içeri bakti. Hersey ne kadarda güzeldi. Bütün oda kirmizi esyalarla doluydu. “Aman tanrim, ne kadar’da güzel” dedi Sila. Boran Sila’ya bakiyordu ve Sila ona bakirken yine göz göze geldiler. Ikiside baslarini baska yöne çevirdiler. Sila “Burdan hemen çikmam gerekiyor kendimi daha fazla rezil etirmemeliyim” dedi içinden. Sonra Borana dönrek “Tesekür ederim Boran. Bu kadar bana yeter. Ben hemen giysileri tasarmak için çizmeler yapacam. Yarin aksam size gönderirim” dedi.
Boran: “Acelesi yok Sila.” Diyerek ikiside odadan çikti. Asansöre dogru yürüdüler. Boran ordaki görevliye bakarak adam tamam diyerek basini saladi.
Sila :“Boran bey, asansörle girmezsek? Ben sey.. yani.. ben asansöre girmeyi korkuyorum”dedi utanarak.
Boran: “Ah Sila hani bey yoktu. Hem korkma, asansörler o kadarda korkunç degil” diyerek Sila’ya gülümsedi ve asansöre girdiler.
Boran asaga inmeleri için düymelere basti.
Kapilar kapaninca Silanin içi sikilmaya basladi.

Boran Sila’ya gülümseyerek bakti. Biranda asansör durdu. Sila korkmaya basladi.
Sıla: “Boran neler oluyor? ”
Boran: “Tüh ya, bizim bugün talihsiz günümüz galibam. Asansör durdu. Galibam birsey bozuldu”
Sıla: “Ne yani simdi burada sikisik mi kaldik? Ne zaman çikabiliriz ki burdan?”
Boran: “Bilmem, geçen sefer asansörü yapmayi 2 saat sürmüstü”
Sila: “Ne iki saat mi?” dedi panikle
Boran gülerek: “Saka yaptim Sıla, iki üç dakika içinde yine çalisir, korkma” diyerek Sila’ya sarildi.
Sila korku dolu içinde Borana siki siki sarildi.

Aradan 30 dakika geçti. Sila artik çildiracak.
Sila: “Boran hanim iki üç dakika içinde yine çalisacakti. Bak yarim saaten beri burdayim.”
Boran: “Ne o Sila, benimle asansörde sikisi kaldin için pek te memnun degilsin dedi gülümseyerek.
Sila: “Sey.. yani.. ben onu demek istemedim.. yani.. ben.. sey..” diyerek geveldi.

Boran basini Sila’ya dogru egerek Silanin dudaklarindan öptü...

__________________________________________________ __

Benden bu kadar güzelerim. Gelecek bölümler Cumartesi aksami ekliyorum. Tehdit etmeye çalismayin, hiç bir ise yaramiyacak çünkü.:img-hyste Eminim siz cumartesi gününe kadar meraktan çaltalyacaksiniz devami ne olacak diye. Ben size demistim Sema, Eylem ve Gül hanimdan daha kötü oldumu:img-hyste

BHR
04-03-07, 21:53
Yüreğini burkan düşüncelerden kurtuldu Sıla… Gitme vaktiydi şimdi… Yüzleşme vaktiydi… Belki de yüzleşemeyecekti… Kırmak istemiyordu ölüm döşeğinde bir kadını… Kırgındı yine de… Kırgın ve kızgın… 22 yılın hesabını sormak istiyordu… Neden bıraktın demek istiyordu… Nasıl kıyabildin yavrunu başkalarına vermeye… Nasıl terk ettin beni demek istiyordu… Şanslıydı Sıla, Neşe Annesi ve Erkan Babası vardı hayatında… Onlar canı olmuştu Sıla’nın… Sıla’da onların…

Erkan Bey sadece Sıla için çalışıyordu… Bütün hayatını biricik kızının geleceği için çalışarak geçirmişti… Akşamları eve geldiğinde biricik eşini ve kızını görmek… Onlarla beraber vakit geçirmek… Onların yüzlerinde ki gülücükleri görmek dünyaya bedeldi… Eğer ikisinden birinin yüzü düşerse bütün mal varlığını vermeye razıydı…
İki sevdiğinin yüzünde açan gülleri görmekti tek isteği…
Bazen saatlerce oturur anne kızı izlerdi… Onların birbirleriyle şakalaşmalarına… Dertleşmelerine bakardı… Öyle büyük bir huzurdu ki bu… Sevdiklerini mutlu görmek…
Beraber uzun tatillere çıkarlardı yazları… Huzurla… Mutlulukla gezerlerdi bütün dünyayı… En güzel yerlerde… En özel anıları oluşmuştu… Özel ve güzel anılar… Zaten beraber olmak bile yetiyordu bu anılara sahip olabilmek için… Huzurla yenen bir akşam yemeği bile yetiyordu… Huzur ve mutluluk hakimdi onların evlerinde…
Özdemirler mutlu bir aileydi…

Neşe Hanım içinse Sıla yaşam demekti… Kızının varlığıyla yaşıyordu Neşe… Öyle zor bir anında kavuşmuştu ki ona… Bütün dünyası… Varlığı olmuştu kızı… Doğuramadan kaybettiği 3 çocuğunun yerine koymuştu Sıla’yı… Yıllarca her hamileliğinin sonucu hüsran olmuştu… Kaybettiği 3. çocuğundan sonra bir daha ANNE olamayacağını öğrenmişti… Zaten hiç anne olamamıştı ki… Erkan Bey bunu önemsemiyor gibi gözükse de içten içe onunda çocuk sahibi olmak istediğini biliyordu Neşe Hanım… Ve sevdiği adamla bir çocukları olamadığı için çok üzülmüştü… Bu dünyada ki en güzel duyguyu tadamayacağı için çok üzülmüştü… Hangi doktora gitseler aynı cevabı alıyorlardı…
“Üzgünüm Hanımefendi ama bir daha çocuğunuz olmayacak…”Bu sözler beyninde yankılanmıştı aylarca… Yiyip bitirmişti kendini Neşe Hanım…
Tam yenilgiyi kabullendiği andaysa…
Sıla gelmişti… Özdemirlerin yalısına güneş gibi doğmuştu…
Neşe Hanım’ın yüreğine güneş gibi doğmuştu…
Bazen Sıla’yı doğuramamanın eksikliğini hissetse de…
Yavrusuydu Sıla onun…
Günlerce, gecelerce öpüp kokladı Sıla’yı…
Bir an bile ayrılmadı kızının yanından…
Öyle büyük bir sevgiyle sevdi ki onu… Öyle büyük bir özlemle sevdi ki…
Yüreğinde hissettiği en büyük sevgiydi bu…
Kızını… Yavrusunu korumak için elinden geleni… Hatta fazlasını yapmıştı…
Bütün dünyasıydı Sıla onun…
Kanından değil belki ama CANINDAN bir parçaydı…
Her alanda destek oldu kızına…
Kalbi kırıldığında da yanında oldu… Mutluluktan uçtuğunda da…
Zor bir sınav vereceklerdi şimdi…
Ama biliyordu Neşe Hanım yüreğinin derinliklerinde…
Sıla’sının onu çok sevdiğini…
Şüphesi yoktu kızının sevgisinden…
Ama korku… Kaybetme korkusu vardı içinde…
Anneydi sonuçta… Sıla’nın Annesiydi…

ÇİĞDEM_MEHMET
04-03-07, 22:11
Yaralı bir aşkın öyküsü -1-

Yepyeni bir senaryo…….. Apayrı bir Sıla-Boran……..İyi okumalar…..

Boran genco aşiretinin ağasıydı. Üniversite eğitimini Ankara da tamamlamış ve tekrar memleketi Mardin’e dönmüştü. Boranın birde kız kardeşi vardı. Adı narindi. Narin abisinin aşirete baskıları sonucunda İstanbul’a gönderilmişti. Üniversiteyi okumaya. Aslında Mardin de kızlar en fazla liseyi okurlardı. Daha sonra evlerinde oturup kısmetlerinin beklemek zorundaydılar. Ama narin bu kızlardan olmadı. Abisi sayesinde üniversitesini bitirdi. Ama annesi Kevser hanımın kızımı çok özledim dönsün artık diye süren ısrarları üzerine sadece üniversiteyi bitirmekle yetindi, mimarlık okumuştu ama hiçbir zaman mesleğini yerine getiremeyecekti. Üniversiteyi başarıyla bitirip mardin’e döndü.

Narin mardine geldiğinde ortama ayak uydurması çok zor olmuştu. Kolay değildi İstanbul da okuyup tekrar mardine dönebilmek.
Bir gün abisiyle konuşurken;
N: abi biliyosun istanbuldan yeni geldim. Daha alışamadım buralara.
B: söyle narin ne istiyosun yine bakim.
N: abi benim istanbulda bi arkadaşım var adı Sıla onunla konuştum,bi şirkette işe başlayacakmış ondan önce bir ay dinlenmek istiyorum dedi. Ben düşündüm de Sıla’yı bize davet etsem hem onun için buraları görmek iyi bir tecrübe olur hem de ben alışırım buralara onunla beraber olurmu abi çağırayım mı Sıla’yı bak sende bi tanışsan çok seversin çok cana yakın,çok iyi bi kızdır abi lütfen.
B:tamam narin ara Sıla’yı çağır.doğru söylüyorsun iyi olur ikiniz içinde. Hadi sen ara arkadaşını benim işe gitmem lazım.
N: tamam abim hayırlı işler. Dedi ve hemen sıla’yı aramak için telefonun bulunduğu odaya gitti. Sılanın numarasını çevirdi ve beklemeye başladı. Üçüncü çalışından sonra telefonu cıvıl cıvıl sesiyle bir kız açmıştı.
S:alo.
N: Sıla benim narin. Nasılsın?
S.ay narin ya çok özledim seni. İyim canım arkadaşım sen nasılsın?
N: sağol sıla napim işte biliyorsun anlatmıştım alışmaya çalışıyorum buralara.
S: anlıyorum canım.
N: sıla ben senden bişey istemek için aramıştım.
S:söyle canım yapabileceğim bişeyse ne demek.
N: ya sıla alışamıyorum ben buralara. Ben diyorum ki sen bize gelsen bir süreliğine hem senin içinde değişiklik olur hemde ben alışırım buralara seninle beraber. Ne dersin?
S: valla bilmiyorum ki canım gerçekten oraları görmeyi çok istiyorum. Biliyorsun, sanada söylemiştim. Ama önce annem ve babamla konuşmam gerek en azından bi fikirlerini almam lazım. Ben seni akşam ararım söylerim gelip gelmeyeceğimi.
N: tamam sıla. Gelirsin inşallah. Bekliyorum telefonunu. Öpüyorum. Görüşmek üzere.
S: bende öpüyorum canım. Görüşürüz. Dedi ve telefonu kapattı.
Telefonu kapatınca yanında bulunan emre nin soran gözlerle ona baktığını görmüştü.
S: tanıyorsun ya üniversiteden arkadaş Narin. Hani benim hiç ayrılmadığım vardı ya o işte.
E: tamam hatırladım. Hani beni hiç sevmeyen. Her gördüğü yerde öldürcek gibi bakan arkadaşın değil mi?
S: evet o. Aslında çok iyi kızdır ama nedense sana hiç alışamadı. Hep seni abisiyle aramıza giren biri olarak gördü.
E: evet sorma hatırlıyor musun hep abisinin resimlerini gösterirdi sana.
S: evet hatırlıyorum. Bide bana derdi. Benim yengem olsan ne güzel olur diye. Ne günlerdi o günler Emre özledim valla.
E: evet bende çok özledim üniversite günlerini. Ama sonuçta üniversite bitti. Sen iyi bir mimar bende iyi bir avukat olup çıktım.
S: hala rüya gibi geliyor bana. Bir ay sonra işe başlıyorum. Hemde Türkiye’nin en iyi şirketlerinden birinde. Ama önce şu okul stresinden bi kurtulmam lazım. Zaten narinde bu yüzden aramış. Mardin’e gel diyor. Hem o oralara alışırken zorlanmaz. Hem de benim için oraları görmek iyi bir deneyim olur diye düşünüyorum.
E: ne yani mardin’e mi gidiyorsun sen şimdi?
S: henüz gidicekmiyim bilmiyorum ama oraları görmeyi çok istiyorum bu akşam annem ve babamla konuşacağım. Bakalım ne diyecekler.
E: hani bu bir ayımızı beraber geçirecektik sıla ne oldu sana birden karar değiştirdin?
S: ben öyle bişey demedim emre sen kendin dedin bu bir ayı beraber geçirelim diye. Ama ben sana daha fikrimi söylememiştim. İşte şimdi söylüyorum kusura bakma ama ben bu bir ayımı Mardin de kalarak geçirmek istiyorum. Üzgünüm benim kalkmam gerek. Görüşmek üzere.
Devamı gelir tabi beğenilirsebye bye

BHR
04-03-07, 22:29
Midyat’ta bir yerlerde büyük… Çok büyük bir acı yaşanıyordu…
Bir genç adam ölmüştü… Bir oğul ölmüştü… Bir sevdalı yürek ölmüştü…
Gencoların büyük oğlu… Baran Ağa…
Düşmanlarının silahından çıkan bir serseri kurşunla kapatmıştı gözlerini dünyaya…
Geriye…
Acılı bir Anne… Kevser Kadın…
Yüreğini intikam ateşi kavuran bir Baba… Firuz Ağa…
Yüreği parçalanan bir kız kardeş… Narin…
Canını kaybedip… Öç almaya yemin etmiş bir kardeş… Boran Ağa…
Ve…
Sevdasını kaybetmiş bir kadın… Yezda kalmıştı…

Düğünlerine 1 hafta kala kaybetmişti Yezda sevdiğini… Gelin Ağa olmak önemli değildi onun için…
Baran’ın karısı olacaktı… Tek önemli olan buydu…
Çok acı çekilen, çok savaş verilen bir aşktı onların ki…
Sonucu mutluluk olacaktı… Düğünleri vardı… 1 haftayla mı terk etmişti mutluluk onları…
Yetmemişti çekilen acılar…
Evliliklerine izin çıkarabilmek için 2 yıl beklemişlerdi…
2 koca yıl… Ayrı geçen 2 yıl…
Yasaktı Yezidilerden kız almak…
Ama Baran dinlememişti…
Yüreğine ateş… Yezda’yı ilk gördüğü an düşmüştü…
Bir anda sevdayı öğrenmişti 2 yürekte… Büyük… Çok büyük bir sevda beslemişlerdi yüreklerinde… Uzunca bir zaman görememiş… Konuşamamışlardır birbirleriyle…
Bazen mektuplar ulaştırmışlardı… Bazen de… Dünyadan çalabildikleri kısacık anlarda… Hasankeyf’in büyülü güzelliğinin yanında buluşmuşlardı…
Birbirlerini gördükleri her an yürekleri ağızlarına gelmiş… Dünya’da yanan bütün ateşler kavurmuştu bedenlerini… Yüreklerini…
Yasaktı onlar birbirlerine… Ama direnmişlerdi…

Geldi Baran’ın ölüm haberi… Dağladı ve geçti Yezda’nın yüreğini…
Öldü duyduğu an… Benliğini kaybetmişti… Ölmüştü sevdiği… Sevdası… Varlığı…
Serseri bir kurşuna teslim olmuştu…
Yürüdü sadece Yezda…
Gözlerinden akan yaşlarla…
Kalbinde ki Baran’ın acısıyla yürüdü…
Baran ulu demekti… Direnen… Direnci kıran demekti…
Ama kıramamıştı… Sevdaları yenememişti…
Dünya zalimdi… Acımasızdı… Almıştı sevdiğini ondan…
Yürüdü Yezda… Sadece yürüdü…
Gözlerinden akan yaşlarla…
Dağlanan yüreğiyle yürüdü…
Ayakları Hasankeyf’e getirmişti onu…
Durmadı Yezda… Yürüdü… Sevdiği onu bekliyordu orda…
Kavuştu Sevdiğine Hasankeyf’in serin sularında…
İki seven kalp buluştu öteki dünya da…
Tek oldu ruhları…
Ve hiç ayrılmadı…


Bir sen vardın
Yüreğime sardığım
Canımı paylaştığım
Düşlerime hasret yağdı

BHR
04-03-07, 23:21
Güneş hiç böyle doğmamıştı Midyat’a… Çok fazla hayatı değiştirmişti…
Çok fazla acı vardı yaşanan…
Gelecek ne getirir bilinmezdi ama… Şuan ACI hakimdi Midyat’a…
Baran Ağa’nın ölümünün üstüne…
Hasankeyf’in soğuk sularında bulunan Yezda’nın bedeni…
2 sevdalı yürek ölmüştü…
Ve bütün Midyat’ı yasa boğmuştu…
Midyat ağlıyordu…
Analar… Babalar… Kardeşler ağlıyordu…
Gencoların Konağına da… Yezda’nın Konağına da acı hakimdi…
Gözyaşı hakimdi…
Yüreği dağlanan acılı kalpler ağıtlar yakıyordu…
Çok büyük bir acıydı…
Analar feryat ediyor… Babalar gözyaşlarını içlerine akıtıyordu…
İki gencecik, sevdalı yüreğinde ölümünden o serseri kurşun sorumluydu…
Vakit öç alma vaktiydi…
2 acılı baba beraber öç alacaktı…
Gencoların en büyük düşmanı… Celal Ağa’nın aşiretinden öç alınacaktı…

Yüreği sevgiden yana olan Boran bile öç peşindeydi…
Abisinin ölü bedeni gelmişti eve…
Tan yeri ağarmamıştı bu acı yüreklerine düştüğünde…
Abisine baktı Boran…
Kulakları duymuyordu hiçbir şeyi…
Ne anasının ne de bacısının feryadı vardı kulaklarında…
Abisi… Canı… Her şeyi… Ölmüştü… Kıymışlardı onun canına…
Çok büyük bir öfkeydi o an içinde büyüyen… Öldüresiye bir öfkeydi…
Baran Abi’si değil miydi her düşüşünde onu kaldıran…
Ona hayatı öğreten… Her an yanında olup… Ona sahip çıkan…
Abisi gitmişti şimdi…
Canı gitmişti…

Gözlerini kilitlemişti bir noktaya… Yavaşça eğildi…
Dokundu Abi’sinin yüzüne…
İnanmak istemiyordu onun gittiğine…
Keşke gözlerini açsa dedi…
Baktı… Baktı… Baktı…
Sonra bir hışımla Yağız’ı kaptığı gibi attı kendini dışarı…
Öfkeyle… Hüzünle… İnatla… 4 nala gittiler…
Mardin’in ovalarını geçtiler…
Tan yeri ağarmaya başlamıştı…
Ne öfkesi diniyordu Boran’ın ne de hüznü…
Rüzgarla beraber akıyordu gözyaşları… Tutamamıştı…
Daha fazla içine akıtamamıştı onları…
Akan her damlayı götürüyordu rüzgar…
“Neden” diye haykırıyordu her bir hücresi… Neden aldın Allah’ım onu… Çok erken kaybetmek için… Çok erken…
İsyan ederken dünyaya… Haykırırken yüreğinden geçenleri…
Bir melek gördü uzakta… Çeşme başında bir melek… Beyaz elbisesi ve rüzgarda uçuşan saçlarıyla bir melek…
Bir an hayal gördüğünü zannetti…
Ona bakıyordu bu melek… Gözlerinden yüreğine değiyordu sanki…
Dindirdi bütün isyanını o an…
Yüreğine değdi ve sardı onu… Sardı… Sarmaladı…
Bakışlarıyla büyüledi Boran’ı…
İçindeki hırçın adam dindi ve huzur doldu yüreği…
Acısına rağmen huzur doldu…
Bir anlığına gördüğü bir hayaldi belki de… Gördüğü melek bir hayaldi…
Ama benliğini sarmıştı onun…
İlk kez… İlk kez atmıştı yüreği böyle…
Sımsıcak olmuştu…

Bir ömür gibi geçen saniyeler sonra devam etti yoluna…
Artık göremese de yüreğinin derininde hissettiği meleğiyle 4 nala sürdü Yağız’ı…
Huzur… Öfke… Hüzün… Sevda…
Yüreğinde ve benliğinde taşıdığı bu duygularla…
4 nala sürdü Yağız’ı…
Acılarına geri döndü…
Ama yüreğinde büyük bir huzurla…

BHR
05-03-07, 00:36
Midyat’ın tüm güzelliğine hayran kalarak ilerledi Sıla…
Kalın ve yüksek duvarların içinde çok büyük acılar yaşandığını biliyordu Sıla…
Büyülenerek bakıyordu etrafına… Aynı zamanda da acıyı hissederek…
Her hane apayrı bir hayat demekti… Apayrı bir hikaye…
Her hikaye farklıydı… Acı da vardı içlerinde… Mutlulukta… Kocaman yüreklerde… Kocaman sevgiler yaşanıyordu… Sonu hüsranla bitse bile… Yürekte yeşertilebilen sevgiler…
Yitirilen evlatlar… Analar… Babalar vardı…
Töreye kurban edilen bedenler…
Biliyordu Sıla burada yaşananları… Okuyordu gazetelerden… Kitaplardan…
Acı bir töre gerçeği vardı ortada…
Anlamıyordu töreye neden körü körüne bağlı olduklarını…
Ama biliyordu… Bu insanlar töreleriyle yaşıyordu… Körü körüne bağlıydılar…
Yaşanan her acıya rağmen vazgeçmiyorlardı bağımlı oldukları bu köhnelikten…
Midyat sokakları ve Midyat gerçeğiyle geçirdiği anlara son verme vaktiydi…
Gelmişti o görkemli konağa…
Mehmet Ağa’nın konağı…
İçeri girmekle girmemek arasındaki tereddüdünden sonra…
Çaldı görkemli konağın kapısını…
22 yıllık yaşamının sırları çözülecekti… Hesaplaşması yapılacaktı belki de…
İçeri girdi… meraklı gözleri etrafını incelemeye başladı…
Çok büyük bir avlusu vardı… Güzel ve büyük bir avluydu…
2 küçük çocuk gördü… Şakalaşarak koşuşturuyorlardı…
“Ya abi ya çekme saçımı” diye bağırıyordu ufaklık… Sonra geldi Sıla’nın önünde durdu…
İnceledi bir süre Sıla’yı… Gördüğü şey çok hoşuna gitmişti… Çok güzel biri vardı karşısında…
“Merhaba küçük kız” dedi Sıla…
“Merhaba” dedi ufaklık… Eğildi öptü onu yanaklarından Sıla… Çok tatlı bir kızdı…
Çok güzel ve tatlı bir kızdı…

Mehmet Ağa merdivenlerin başında… Torunuyla Sıla'nın kucaklaşmasını izledi bir süre…
“Annesi gibi… Melek gibi” dedi içinden…
İndi sonra yavaş yavaş merdivenleri…
Sıla Mehmet Ağa’yı görünce şok oldu… İnanamadı…

Sıla “Ama siz…”
Mehmet Ağa “Hoş geldin Sıla…”
Anlayamıyordu Sıla… Mehmet Bey’di karşısındaki.. Babasının iş arkadaşı Mehmet Bey… Babası mıydı acaba? Yok olamazdı… Babası olsa… Kızına bu kadar yakın olup da nasıl uzak kalabilirdi ki… Sıla şirkete gittiğinde Erkan Babası’nın kucağına çıkardı… Küçücüktü… Mehmet Bey ona şeker falan alırdı… Evlerine gelirdi…
Hep yalnız gelmişti… Ama ortaktılar babasıyla… Beraber iş yapıyorlardı…
Anlamadı… Gördüklerine bir anlam veremedi.. Boş gözlerle baktı Mehmet Ağa’ya…
Sıla “Ben… Açıkçası anlamıyorum… Mehmet amca bunlar ne demek oluyor? Şaka mı bu olanlar… “
Mehmet ağa “Gel Sıla’cım… Anneni gör… Sanırım o sana anlatacaktır neler olduğunu… Belki de susacaktır… Bilmiyorum… Bedar seni görmek istedi… Ben de rica ettim annenle babandan… Git ve onu gör sadece… “
Mehmet Ağa’nın peşinden ilerledi Sıla…
Benliğini kaplayan bütün sorularla…
Annesine… Kırgın… Kızgın olduğu annesine gitti…
Bir süre durdu odanın kapısında…
Sonra kafasını uzattı içeri… Uyuyan bir kadın vardı içerde… Kendine çok benziyordu…
“Demek ki anneme benziyormuşum” dedi kendi kendine…
Yaklaştı yatağa doğru…
Annesini ilk defa görmenin verdiği değişik duygularla… Oturdu yatağın yanındaki sandalyeye…
İçindeki öfke dinmişti biraz… Savunmasız bir kadın vardı karşısında…
Annesinden gözlerini biran bile ayırmayarak… Doya doya baktı ona…
Gözlerinden akan bir damla yaşı sildi…
Ve devam etti bakmaya…
Sindirmek istedi içine…
22 yılın eksikliğini sindirmek istedi…
Ve annesi uyanana kadar baktı ona…
Bakmaya devam etti…

neva.naz
05-03-07, 01:03
İlk senaryo denemem umarım beğenirsiniz.

Sıla' nın söylediklerinden sonra Boran Sıla 'yı kırmamak için bir şey demeden odadan çıkacak.Abay'la hastaneden çıkacaklar.
Abay: Sıla gelmiyor mu Boran?
Boran : Biraz daha kalacakmış Abay.
Abay: Bir sorun yok değil Boran.
Boran: Yok Abay .Hadi bişeyler yiyelim ne dersin.
( Abay içi pek müsterih olmayarak bu teklifi kabul eder.)

- Sıla bir müddet daha hastanede kalır ve eve gelir. ( sönmezlerle kaldığı eve ) Amacı bohçasını toplamaktır. ( böyle demişti hatırlarsanız) Eşyalarını toplamaya başlar.Aklı Mardin 'den getirdiklerine gider. Çekmeceyi açar kitabı ve içindeki o kurumuş gülü eline alır.Yine o ilk buluşma sahnesi görünür.Boran 'ı ne kadar sevdiğini bir kez daha hisseder ve bize hissettirir.Onları mutlaka yanına almalıdır.Tabi Boranın aldığı doğum günü hediyesini de. Sonra Sıla Boran'ı arar.
Sıla: Boran neredesin?
Boran: Abay 'la beraberim Sıla . Ne oldu bitti mi işin gelip alayım mı seni hastaneden?
Sıla : Ben eve döndüm Boran. Bir kaç parça eşya almak için. Gidiyoruz değil mi evimize bu gece? Hem süprizim var demiştin merak ettim.
Boran: Tamam Sıla gelip alıyorum seni.
_ Boran Abay'la vedalaşır.Eve gelir.Elinde gelinlik kutusu ile. Kapıyı Beder ana açar.
Beder Ana : Hoş gelmişsin Ağam.
Boran: Hoş bulduk ana. Nasılsın.
Beder Ana : Sağol ağam iyiyim. Hele Sılam la seni böyle mutlu gördükçe daha da iyi oluyom. Allah'ım bozmasın.
Boran: Sağol Ana Sıla içerde mi?
Beder: He ağam Sıla odasında ben haber vereyim.
Boran: Yok sen zahmet etme ben giderim Sıla 'nın yanına.
- Boran içeri Sıla 'nın yanına gelir. Sıla Boran'ı görünce sevinçle karışık bir şaşkınlıkla :
Sıla: Boran geldin mi? Duymadım dalmışım. Bu nedir?( kutuyu kast ederek )
_Boran kutuyu yatağın üzerine bırakır ve açmasını işaret ederek
Boran: Bak bakalım beğenecek misin?
_ Sıla kutuyu açar çocukça bir heyecanla.Gelinliği görünce ne yapacağını şaşırır.Alıp üzerine tutar. Sonra sarılır Borana.
Boran : Bu gece giyer misin bunu benim için.
Sıla : Giyerim tabi. Süprizin buydu demek.
Boran başını sallar evet manasında ve gülümser.Sonra bakışırlar.
Sıla: Eee .. duracak mısın burda içeri geçte hazırlanayım.
Boran: (şaşkın) tamam ben geçiyorum der.
giderken geri dönüp bakar Sıla 'ya.
_ Boran salona geçer.Salondakiler ayaklanır.Hoş gelmişsin ağam.Narin gelir sarılır abisine.hal hatır sorarlar birbirlerine.
Celil : Ağam geçmiş olsun.
Boran: Sağol . ( lafı fazla uzatmak istemeyerek)
Emir gelir Boran'nın yanına.
Boran : Okul nasıl gidiyor bakalım. Alıştın mı der?
Emir: Yoh yaaa. Gitmiyecem okula artık. Hem biz gideceğiz istanbul dan.
Hemen büyükler susturmaya çalışırlar Emir 'i.
Emir: E ne yani siz demediniz daha dün gidelim Van 'a diye. Niye sus diyorsunuz şimdi.
Boran şaşkın celil ve beder 'e bakar.
Celil: He ağam doğru diyor.Gidelim dedik. Bize göre değil İstanbul.Biz alışkın değiliz buralara.Hem artık Sıla da... Yani diyeceğim ağam bize gerek kalmadı burada.
Boran: Kararınıza bir şey diyemem ama bana sorarsanız Sıla 'nın size ihtiyacı olacak siz onun anne babasısınız.Haksız mıyım ana?
Beder :( biraz sıkılarak) He.... Ağam.
Celil: Siz yine de bir düşünün bu gitme işini.
_ Bu arada Narin Sıla 'nın yanına gitmiştir. Sıla gelinliğini giymiş saçı ile uğraşmaktadır.Narin Sıla yı böyle görünce çok mutlu olur. Sıla ile Narin kucaklaşırlar.
Narin: Çok güzel olmuşsun Sıla. Ne kadar yakışmış gelinlik sana.
Sıla: Boran almış şimdi getirdi. Beğendin mi?
Narin: Beğenmek ne demek. Bak hep diyorum çok ince ve düşüncelidir benim abim. Yine ne güzel düşünmüş.
Sıla : ( gülümseyerek) Doğru söylüyorsun Narin. Her ne kadar bunu görebilmem için çok zaman geçmiş olsada Öyle.çok düşünceli .
Narin tekrar sarılır Sıla' ya ve
Narin:çok mutluyum Sıla sen ve abim için.Tabi bide yeğenim için.Ne kadar şanslı değil Birbirini bu kadar seven anne babası olduğu için.
Sıla: (gülümser.) sağol Narin . Saçımı yapmama yardım eder misin?
Beraber saçını yaparlar.
devamını sonra yazarım eğer beğendinizse? Yorumlarınızı bekliyorum.

BHR
05-03-07, 01:05
Bir süre sonra uyandı Bedar Kadın…
Güçsüz bedenine rağmen açtı gözlerini dünyaya… Hissetmişti… Sıla’sının… Yavrusunun geldiğini hissetmişti… Duymuştu kokusunu…
22 yıl önce sadece bir kere koklayabildiği… O kokuyu duymuştu…
Bir kere görmüştü kızını… İlk kucağına aldığında görmüştü sadece… Sadece o an dokunabilmiş… Öpebilmiş… Kokusunu içine çekebilmişti…
O ana dönmenin hayaliyle yaşamıştı bir ömür…
Biliyordu ayrılmaları gerektiğini…
Ya ayrı geçen bir yaşam… Ya da ölüm…
Ayrı da olsa yaşamı seçmişti Bedar… Kendi hasret yaşasa da… Biliyordu minik yavrusunun… Gül kokulusunun mutlu bir hayatı olacağını…
Neşe iyi bir kadındı… İyi bir anne olacaktı yavrusuna…
Bir daha göremeyecekti kızını… Ama mutlu bir hayatı olacaktı kızının…
Olmuştu da…
22 yıl sonra… Tek isteği… Ölmeden önceki tek isteği…
Bir kez daha o kokuyu içine çekebilmek… Sarılabilmek… Öpebilmekti…
Yavrusunu görmekti… 22 yıllık bir hasretle sarılabilmekti ona…

Açtı gözlerini…
Bedar “Sılam”
Sıla’sı… Sıla’sı karşısındaydı… Kendi gençliğine benziyordu bir de… Babasına…
Yutkundu Sıla önce… Kalp çırpıntılarına son vermek istercesine derin bir nefes aldı…
İstemiyordu söylemek ama… İçinden geliyordu…
Koşulsuz bir kabullenmeydi bu belki de…
İnsanın benliğinde olan bir şeydi…
Sıla “Anne” dedi…
Anne… Anne… Annem… Haykırdı içinden defalarca… Anne diye… Annem diye haykırdı…
Birbirlerinin gözlerine… Yüreklerine baktı ana kız…
Saniyeler sonra sardılar birbirlerini kollarıyla…
Ne gözyaşlarına engel olabiliyorlardı… Ne de başka bir kelime çıkıyordu dudaklarından…
Sıla “Anne… Annem” diyerek ağlıyordu… Yüreğindeki bütün öfkesi… Bütün kırgınlığı dinmişti… Değişik bir duyguydu bu… Sanki hep beraberlermiş gibi hissetti bir an…
Bedar “Kızım... Yavrum… Sılam” diyordu…
Göğsüne bastırıyordu yavrusunu…
Dakikalarca ağlaştılar… Sardılar birbirlerini böyle…

Mehmet Ağa izliyordu uzaktan onları…
Kadını ilk defa bu kadar mutluydu… 22 yıllık acısı dinmişti sonunda…
Son isteğiydi kadınının…
Kızını istemişti son kez…
Her şeye rağmen kabul etmişti Mehmet Ağa bunu…
Sonunda kabul etmişti…
Canını vermeye hazırdı Kadını için ama…
Çok zor bir kabullenmeydi Sıla’nın gelişi…
Sıla geçmiş demekti…
Dinmeyen bir acı demekti…
Sıla demek…
Mehmet Ağa’nın yüreğinde ki acı demekti…

BHR
05-03-07, 01:31
Midyat’ta yas hakimdi…
Bedar Kadın’la Sıla’nın mutluluğunun ötesinde… Bütün Midyat yasa boğulmuştu…
Ana kızın hasret giderdiği dakikalarda…
Genco Aşireti ve Midyat;’ta ki bütün Yezidiler cenazedeydi…
Dinler farklıydı belki ama acı aynıydı…
İki tarafta sevdiklerini toprağa veriyordu… İki tarafında acısı… Canlarından can koptuğu içindi…
Gözyaşları sel olmuştu… Ağıtlar yakılmıştı…
Yüreklerden acı akmıştı…
Bedenleri çok farklı yerlere gömülen iki sevdalının…
Ruhları birdi…
Acıların en büyüğü vardı iki ailede de… Evlat acısı vardı…
Bu Midyat’ın gördüğü en büyük acıydı…
Şimdiye kadar nice canlar gitmişti… Töre uğruna yok olup gitmişti evet…
Ama bu kadar büyük bir sevda ilk kez yitip gitmişti…
Hem de bir hiç uğruna…
Cenazeler bitti…
Evlere dağıldı herkes… Yas tutulma zamanıydı şimdi…
Baran’ın ve Yezda’nın yasının tutulması zamanıydı…
Antlar içti babalar… Ağıtlar yaktı analar…
Herkes gitti… Ama Boran kaldı…
Abisinin mezarı başında oturdu saatlerce…
İçinde öyle deli fırtınalar kopuyordu ki…
“Yeminim olsun sana Abi… Yeminim olsun kanın yerde kalmayacak…” dedi…
Oturdu devam etti orda oturmaya…
İçinden lanetler yağdırmaya…

BHR
05-03-07, 02:31
Arkadaşlar bugün ekleyeceğim son part bu... umarım bu yeni senaryomu beğenmişsinizdir... sizin güzel yorumlarınız bende ki yazma isteğini arttırıyor açıkçası... Yarın eğer vakit bulabilirsem devam etmeye çalışıcam... Vakit bulamazsam... haftasonuna yazıcam diğer kısımları... malumunuz ÖSS maduruyum... pek vaktim olmuyor...

Sevgiler
Bahar



Diğer bir yandan ana kız susmuştu artık… Özlemle akıttıkları gözyaşları dinmişti ikisinin de… “Neden” dedi Sıla… Sadece Neden dedi… İçinde binlerce anlam yüklüydü bu bir kelimenin…
Neden beni bıraktın…
Neden bir kere bile görmeye gelmedin…
Neden 22 yılı ayrı geçirdik
Neden her yıl aynı gün aradın ama konuşmadın
Neden gelip seni görmek istediğimde sadece ‘gelme’ dedin
Neden Mehmet Bey bizim bu kadar yakınımızda olmasına rağmen sen uzaktın
Neden…
Neden…
Neden…

Binlerce cevapsız soru… Bekliyordu Sıla… Bütün sorularına annesinin ne cevap vereceğini bekliyordu…
Bedar “Yavrum nasıl başlarım bilmiyorum… Bilirim çok şeyi merak edersin… Bilirim çok kızgınsındır bana… Ve kırgın… Son isteğimdi seni görmek… Gördüm ki biraz bensin… Biraz baban… Sana her bakışımda 22 yıl önceye gidiyorum… Öyle büyük bir özlem büyütmüşüm ki içimde sana dair sevgiye dair… Telafisi yok biliyorum ayrı geçen yılların ama ben seni mutlu olacağını bildiğim bir yuvaya bıraktım… Mutlu yaşadın sen… Mutlu büyüdün…”

Bu konuşmanın gidişatını anlayan Mehmet Ağa sessizce dinlediği yerden ayrıldı ana kızı… Duymaya katlanamazdı… Duyamazdı… Bedar’ının ağzından duyamazdı o sözleri…

Sıla “Mutluydum… Gerçekten çok mutlu ve çok büyük bir sevgiyle büyüdüm… Ama Annem sen yoktun… Annemle babam benim her şeyim ailem onlar benim… Ama sesini bile duyamadan her yıl seninle yaptığım o telefon konuşmaları içimi o kadar acıtıyordu ki… Hele beni görmek istemeyişin… Bilmiyorum nedenini… Ama sesini ilk kez duyduğum anda… Ağzından çıkan kelimenin ‘gelme’ olmamasını isterdim… “
Yine akmaya başladı Sıla’nın hırçın gözyaşları… Sildi onları annesi göğsüne yatırdı kızını ve anlatmaya başladı…

Bedar “ Sılam… Yavrum… Gelme dedim çünkü gelseydin ölürdün… Senden aşiretin haberi olsa sen de ben de ölürdük… Kendi canımdan geçtim ben tek amacım senin canını kurtarmaktı… Gelme dedim o yüzden… O yüzden terk ettim seni… İçim parçalanarak yüreğim dağlanarak terk ettim… “
Sıla “O zaman tehlikeliydi gelmem de şimdi niye değil… Ben anlamıyorum… Tehlikeyi de anlamıyorum… “
Bedar “Yavrum 22 yıl önce babanı tanıdım… Onu ilk bir çeşme başında görmüştüm… O an düştü sevda ikimizin de yüreğine… O an yandık ikimizde sevdanın ateşinde… Uzun bir süre görmekle yetindik birbirimizi… Zordur burada sevdalar ya… Zordu bizimkisi de… Nice sonraları konuşabildik… Bir insanı adını bile bilmeden sevmek zordur yavrum… İkimizde isimsiz sevdalar büyüttük önce yüreğimiz de… Sonra öğrendik isimlerimizi… İlk duyduğum an yakmıştı yüreğimi o isim… Şahin… Şahin… Yankılanmıştı benliğimde… Zor bir sevda yaşadık biz… Herkesten gizli… Gizli kalmak zorundaydı… Çünkü Şahin’le dinlerimiz farklıydı… Süryaniydi o… Ne benim ailem ne de onunki izin vermezdi sevdamıza… Anneme açmayı denedim bir kez… Anlamıştı bende ki sevdayı… ‘izin vermezler kızım’ demişti… Yasaktık ya… İzin yoktu o yüzden bize…
Bir gün sana hamile kaldım… Mide bulantılarım vardı… Annem anladı bir tek… Yüreği parçalandı o an… Biliyordu sonumuz ölümdü senle… Kaçalım dedik babanla ama olmadı… Biz kaçarken vurdular onu… Mehmet Şahin’in arkadaşıydı… Bilmezdim o zamanlar bana sevdalı olduğunu… Benim için kaçırıyordu Bedar’ı dedi… Benim canım için kendi canını ortaya koydu… Mehmet’lerin aşireti ve Genco aşireti kabul ettiler evlenmemizi… Karşılığı Berdel’dir dediler ama kabul ettiler… Firuz Ağa’ya Mehmet’in kız kardeşi Kevser’i verdiler… Bir Mehmet bildi gerçeği bir de Kevser Kadın… Evlendik Mehmet’le… İkimizin canına karşılık senden vazgeçmem gerekiyordu… Sana hamile olduğumu bildiği halde kabul etti beni Mehmet… 3 aylık hamileydim… Aşirete bir yalan uydurmanın imkanı da yoktu… Birkaç ay sonra İstanbul’a geldik biz de… Annenle babanın yanında kaldık… Seni doğurdum gizlice… Ve annene verdim… Bilirdim ki… O anne olacaktı sana… Yüreğinde ki tüm sevgisini verecekti… Verdi de… Aldım uzakta olsam sana haberlerini… Onlar aile oldular sana… İçim yana yana kabul ettim bunu… Senin canın için kabul ettim…
Nice sonraları yüreğim kendince sevdi Mehmet’i… Kocamdı o benim… Çok anlayışlı çok iyi bir insandı… Çocuklarımız oldu… Kardeşlerin…
Sessizce aradım seni yıllarca… Eğer konuşursam biliyordum dayanamayacağımı…
Dayanmak için sustum her seferinde…
Sana o gün ‘gelme’ dedim… Gelseydin o zaman bütün sırımız açığa çıkacaktı…
Mehmet’in babası yaşıyordu o zamanlar… Seni öğrenirse… Kıyardı canımıza yavrum…
Affet… Affet beni… Sensiz geçen yıllarım için… Beni affet…”

Sıla “Annem… Annem benim… Öfkeyle gelmiştim buraya… Bilemedim yaşadıklarını… Ben yıllarca beni nedensiz yere terk ettiğini düşündüm… Terk edildiğimi… İstenmediğimi düşündüm… Oysa sen ne acılar çekmişsin… Benim yaşamım ve mutluluğum için acıya gömmüşsün kendini… Annem… Annem Benim…”
Daha bir sıkı sarıldı Annesine… Bütün kırgınlığı uçup gitmişti… Çok acı çekmişti annesi… Ama şanslıydı da Mehmet Amca onun şansıydı…
Kendisi de şanslıydı… Çünkü dünyanın en iyi anne babasına sahip olmuştu… Erkan’la Neşe… Onun tek gerçeğiydi onlar… N’olursa olsun değişmeyeceklerdi de…
Bedar Annesine sıkıca sarıldı… Çok değişik duygular vardı içinde…
O andan sonra her şeyin değişeceğini hissetti… Değişecekti her şey… İyi ya da kötü…
Değişecekti…
Bedar daha da sıkıca sarıldı yavrusuna… Çekti kokusunu son kez içine…
Öptü kızını… Son kez sardı onu kollarıyla…
Son gücünü kullanmıştı…
Ve yumdu gözlerini dünyaya…
Mehmet’iyle ve diğer çocuklarıyla zaten vedalaşmıştı…
Son vedası yavrusuna oldu…
Kapattı gözlerini dünyaya ve yarım kalan sevdasına doğru bir yolculuğa çıktı…

Bütün sessizlik “Anneeeeeeeeeeeeeeeeeee” diye duyulan Sıla’nın feryadıyla inledi…
Annesi hayatına girmiş…
Ve gitmişti…
Her son bir başlangıçtı…
Sıla’nın başlangıcıydı… Bambaşka bir şeylere gebeydi hayat…
Değişecek yaşamlar vardı…

tubaaa
05-03-07, 03:39
Ayıldığında konaktaydı. Yıllarca içinde kahrolduğu konakta. Boran yoktu yanında sevdiği onu bu eve tekrar yollamıştı. O ev sılanın kurtuluşu olmuştu ama dönüp dolaşıp tekrar bu eve dönmüştü. Napıcaktı şimdi sıla kabus tekrar başladı diye düşündü ve bu sefer bitmiyecek bir kabus. Hem şimdi onca yaşanmışlık varken baba avine dönmek çok ağırdı. Karnında çocuğuyla baba evinde yaşıyacaktı. Sonrada çocuğunu elinden alacaklardı.

Sılanın başındaydı herkes babası, azat, narin, abay, Fatma annesi.

Fatma: hoş geldin sıla. Maşallah o konağıda karıştırmayı becerdin. Adamlar bu kadar dayanabildi sana tabii.
Celil: sus Fatma kızıma böyle davranma yeterince üzüldü zaten.

Sıla celilin dediklerine inanamıyordu. Son karşılaştıklarında da böyle davranmıştı.

Fatma: iyi celil ağa kızında çok değerli oldu son günlerde.
Celil: hadi çıkın hepiniz sıla biraz uyusun yarın konuşuruz.

Sıla hiç tepki vermedi bu konuşulanlara. Herkesin çıkmasını bekledi. Herkes çıkınca tutmadı kendini daha fazla haykırarak ağlamaya başladı. Bu dünyada tekrar yapayalnız kalmıştı.sabaha kadar hiç uyumadı. Ne yapacağını bilemiyodu. Bağırmak çağırmak yıkmak dökmek istiyodu ama hiç bişey yapamıyodu.

Sıla günlerce odasından çıkmadı. Kimseyide odasına sokmadı. Kimseyle konuşmadıda.
Abay daha fazla dayanamadı ve bir gün sılanın odasına girdi.

Abay: sıla konuşalımmı biraz.
Sıla: hayır.
Abay: sıla yapma böyle hadi kendine gel artık günlerdir kimseyle bişey konuşmuyosun dışarıya da hiç çıkmadın yapma böyle kendini yiyip bitirdin.
Sıla: çıkarmısın odadan.
Abay: sıla çıkmıcam ne düşünüyosun ne hissediyosun benimle konuş. Eskisi gibi dertleş benimle. Rahatlarsın, susma, konuş artık.
Sıla: abay defol git bu odadan kimseyi görmek istemiyorum diyorum anlamıyo musun?
Abay: sıla aylarca bu odadamı kalmayı düşünüyosun?
Sıla: bişey düşünmüyorum abay geleceğimle ilgili hiç bi planım yok doğal olarak benim geleceğimi siz planladınız unuttunmu yoksa.
Abay: yapma sıla ben söylemedim firuz ağaya ama çok zorlayınca narin söyledi bizi gördüğünü. Benim ne suçum var.
Sıla: abay ben hala seni abim olarak görüyorum ama sen bunu fırsat bilip borana anlatıyosun her şeyi. Ben sadece seni düşündüğüm için yapmıştım onu ama sen beni hiç düşünmedin ve bana yaşattığın şeylere bak. Her şeyi mahvettin abay herşeyi. Sevdiğim adam bile bana güvendiğini söyleyip arkamdan kuyumu kazıyo. Sen zaten ayrı bir dert. Of allahım ya bu hayatta hiç kimse bana gerçekten değer vermicek mi?
Abay: yapma sıla ben sana değer veriyorum ya. Ama sen bunu anlamıyosun ben seni seviyorum sıla.
Sıla: abay git buradan bi dahada sakın gelme bu odaya. Ben evli biriyim bunu unutma hiç bi zaman.
Abay: sıla boran sen ölme diye kabul etti buraya gelmeni. Madem bu kadar seviyosun onu bunu bilmeye hakkın var.
Sıla: umrumda bile değil abay bu o bana söz vermişti bebeğimide senide korucam yanımdan ayırmıcam sizi demişti. Ama şimdi ben bu evdeyim sözünü tutamadı. Üstüne bide bebğimi alıp beni yapayalnız bırakacak.
Abay: sen yalnız değilsin sıla babam var ben varım biz varız.
Sıla: biz ne ya abay biz ne yıllarca bana burada yaptıklarını sen biliyorsun. Bi sen vardın artık sende yoksun bu evde dahada yalnız kaldım. Artık yağız bile yok. Neyse abay bunların bi önemide yok git artık.
Abay: tamam sıla gidiyorum şimdi ama benden bu kadar çabuk kurtulamıcaksın haberin olsun . yüzünü güldürebilmek için her şeyi yapıcam.
Sıla: benden uzak dur yeter. Git şimdi

Abay bişeyler söylemek için ağzını açtı ama vazgeçti sılayı daha fazla üzmek istemedi ve çıktı odadan.

Bir gün gene sıla odada otururken. Boranın sesini duydu.
Boran: karımı çağırın onu görmek istiyorum
Diye bağırıyordu. Sıla hemen odadan çıktı baktı. Bu gerçekten borandı rüya değildi bu. Buraya geldiğinden beri hergün boranı görüyordu rüyasında ama bu seferki gerçekti . boran buradaydı. Koşup sarılmak istedi borana ama yapmadı. Yukarıdan baktı sevdiğine ne kadarda çok özlemişti bu yüzü, bu sesi. Sonra kendine geldi sıla

Sıla: ne var boran ağa niye geldin.
Boran: sıla aşağıya gel seninle konuşacaklarım var.

Sıla yavaş yavaş indi merdivenlerden. Dimdik durdu boranın karşısında.

Sıla: ne konuşcaksın?
Boran: herkesi içinde konuşacak değiliz sıla odana geçelim.
Sıla: olmaz boran ağa ne söylüceksen herkesin içinde söyle. Bebeğini soracaksan gayet iyi. Sizin elinize geçmek için hergün yavaş yavaş büyüyo.
Boran: ben seni merak ettim sıla.
Sıla: bıraktığın gibiyim boran ağa. kapıdan çıkarkenki halim gibi
Boran: sıla bi yalnız kalabilsek
Sıla: git buradan boran ağa seni bi daha görmek istemiyorum. 7 ay sonra gel bebeğini al. Başkada yüzünü görmek istemiyorum.
Boran: sılam yapma ben seni götürmeye geldim. Daha fazla dayanamıyorum sensizliğe. Gideli buradan sen ben bebeğimiz.
Sıla: olmaz boran ağa sen tercihini yaptın. Şimdi git buradan
Sıla bu sözleri nasıl söylediğini bilebilmiyordu. Oysa gidelim boran demeyi ne çok istiyordu ama bunca gündür odasında büyüttüğü kini buna engel oluyordu.

Boran bişey söylemeden sılanın kolundan tuttuğu gibi kağıdan dışarı çıkarttı ve arabaya bindirdi. Sıla bağırsada onu duymazlıktan geldi. Abay tam karşı gelcektiki vazgeçti. Sılanın yüzünün gülmesi için bu gerekliydi. Biliyodu boranın yanında mutlu olucaktı ses çıkartmadı.

Celil ağada sevinmişti buna yıllarca kendisi yüzünden acı çekmişti kızı şimdide boran yüzünden çeksin istemiyordu. Celil ağa yaptıklarının farkına varmıştı ama kızından tekrar özür dileyecek yüzü yoktu bu yüzden geldiğinden beri sılayla konuşamamış odasına girememişti. Utanıyodu kızından yaptığı şeylerden çok utanıyordu. Bu yüzden sılanın gitmesine izin verdi. Biliyordu firuz ağayla aralarında büyük bir düşmanlığı başlatıcaktı sılayı evden göndermesi. Belki tekrar başlıcaktı aralarındaki kan davası. Ama olsun dedi kızımın yüzü gülsünde onca yıl ağladı bari şimdi gülsün.

Sıla:bırak beni boran çok ciddiyim bırak.
Boran: sıla ne dersen de seni bırakmıcam.
Sıla: ben seni sevmiyorum artık boran.

Boran bu cümleyi duyduğu an firene bastı. Sıla öne doğru gitti.
Sıla: manyakmısın sen?
Boran: demin söylediğin seyi yanlış duyduğumu söyle sıla.
Sıla: hayır boran doğru duydun. Ben bana yalan söyleyen birini sevmem.

Boran: sıla be çok sinirlenmiştim sana narin senin abayı öptünü söyleyince o kadar kıskandımki seni öldürebilirdim. Bu yüzden babanın yaptığı teklif çok mantıklı geldi o an için. Çünkü senin başka birisini öptüğün düşüncesi beni delirtti ve seni görmek bile istemiyodum o zaman. Ama ayrı kaldığımız günlerde senin haklı olduğunu anladım sıla. Bende yezdayı kardeşim gibi görürdüm kardeşin gibi gördüğün bi insana asla başka şekilde dokunamazsın. Evet bunu anlamam geç oldu sıla bunu biliyorum ama özür dilerim. Şimdi bebeğimdende senden de vazgeçemem. Konağa gidip babamın karşısına geçiricem sizi. Benim karım ve bebeğimi kabul ediyosan et yoksa biz gidiyoruz diycem.

Sıla: hayır boran babana karşı gelmene gerek yok bunu ilk seferinde yapamadın şimdi bunu yapman benim umrumda bile değil. Eve götür beni.
Boran: sılam yapma ne olur. Seni seviyorum. senden ayrı geçirdiğim her saniye bana işkence gibi. Yapma bana bunu
Sıla: ben değil sen istedin bunu boran.
Boran: özür dilerim. bi hatamın bedeli senden ayrı kalmak olmamalı. Biliyorum çok büyük bi hata yaptım ama hiç bişey için geç değil. Bi ömür boyu seni görmeden yaşayamam ben. Evde her baktığım yerde sen varsın senin hayalin var. Artık eve bile gitmek istemiyorum. Hadi sılam affet beni.
Sıla: hayır boran götür artık beni eve. Seni dinlemek istemiyorum artık.

Boran sustu ve sılayı aldığı eve tekrar götürmek için gaza bastı. Her geçtikleri kilometre sılayla arasına konulan ayrılığın boyutunu dahada arttırıyodu. Artık sılasız yaşıcaktı. Bunu düşünmek bile boranın içini acıtıyodu peki bunun gerçeğine nasıl dayanıcaktı.

Boran: geldik sıla.

Sıla hiç bişey demeden indi arabadan. Arkasına bile bakmadan girdi konağa. Şimdi umutlarıda tükendi ikisinin artık gerçekten ayrılmışlardı. Nasıl katlanacaklardı buna.

eva-zk
05-03-07, 10:25
6

kaç yılım geçti iyi bir insanı mutlu etmek adına peki ben mutlu oldummu yada şu an içimde oluşan bu rahatlamada neden. o an boranın telefonu çalar

boran : efendim
karşı taraf : boran bey biran önce buraya gelmeniz gerekli
boran : bi sorunmu var
karşı taraf : genel müdürümüz erkan bey trafik kazası geçirdi
boran : durumu nasıl
karşı taraf : şu an pek iyi degil henüz kendine gelemedi doktorlar herşeye hazırlıklı olun dedi
boran : tamam ben hemen geliyorum

boran telefonu kapatıp hemen konaga gider. bavulunu hazırlar ve babasının yanına gidip hemen istanbula gitmesi gerektigini söyleyip durumu anlatır.

firuz : oğul ne kadar kalıcksın
boran : ordaki işlerin başını boş bırakmamak gerekli baba ne kadar kalırım bilmiyorum
firuz : burdaki işler nolucak
boran : burdaki işlerin başında iyi yöneticiler var gözüm arkada degil hem bi problem olsa sen burdasın baba
firuz : peki ogul sana hayırlı yolculuklar bizi habersiz koma
boran babasının elini öper odasından hazırladıgı valizini alıp havaalanına gider

sıla şirkette boranla konuşmasını üzerinden atmış kendini şlere vermiştir. aylinle şirketi dolaşmış personelle tek tek tanışmıştır. şirketin borana ait olmasına rağmen şirketteki her keze kanı kaynamış iyi anlaşıcaklarını hissetmiştir. hele bide aylinin boranın istanbula gittigini ne kadar kalıcagının belli olmadıgını söyleyince dahada rahatlamıştır ve günler böylece geçmeye başlamıştır.

kaderse yeni bir şehre alışma çabasındadır evdeki işleri yaptıktan sonra borayı alıp parka götürmekte ve bu şekilde hem kendisi hemde bora kendini daha iyi hissetmektedir. birgün yine parka giderken bora kaderin elinden kurtulup kendini yola atması ve oluşan fren sesi neticesinde yaşadıgı korkuyla kenddine gelir birden boraya bakar bora yolun ortasında elleriyel gözlerini kapatmış öylece kalakalmıştır kader panikle yanına koşar

kader : allahım sana bişey olsaydı ben ne yapardım
bora : ......
kader : ben sana eli bırakmıycaksın demedimmi
araç sahibi arabadan iner hışımla kaderlerin yanına gelir : dikkat etsenize sizin yüzünüzden az daha kaza yapıcaktım çocugunuza sahip çıkamıyosanız neden dışarı çıkarırsınızki

kader : afedersiniz der mahçup bi şekilde
bora : teyze der ve kadere sarılır
araç sahibi bi an çok sert çıkıştıgının farkına varır yanlarına yaklaşır : iyi görünmüyosunu
kader adama bakar : iyiyim ben
araç sahibi : yol ortasında kaldınız hadi kalkın sizi gidiceniz yere bırakayım
kader : saolun biz parka gelmiştik der ve ayaga kalkıp parka dogru ilerlemeye başlar araç sahibide peşinden gider sanki bir rüyanın içinde gibidir kader bi banka oturdugunda
araç sahibi : ben bi an kendime hakim olamadım o korkunun üzerine birde ben... sizi kırdıysam afedersiniz
kader : önemli degil siz haklıydınız bi anlık boşlugumdan yaralanıp yola atıldı çocuk işte
araç sahibi : buranın yabancısısınız galiba
kader : evet yeni taşındık
araç sahibi : öylemi şehrimize hoşgeldiniz o zaman ben abay
kader : memnun oldum der abayın uzatmış oldugu ele uzanır bende kader der abay kaderin elini tutmuş
abay : kader.... çok güzel bi isim yanlış anlamazsanız müsait oldugunuz bi gün size midyatın güzelliklerini göstermek isterim
kader birden elini çeker : teşekkür ederim....
abay : haklısınız tanımadıgınız birinden böyle bir teklif almak sizi tedirgin etti ama inanın kötü bir niyetim yok
kader başını öne eger : kusura bakmayın o an bora kaderi çekiştirmeye başlar
bora : teyze...teyze ben onların yanına gidip oynuycam
kader gülümser : tamam... fazla koşma ama
bora gülümser ve koşarak çocukların yanına gidip oynamaya başlar
abay : yiğeniniz çok güzel maşallah sizmi bakıyosunuz
kader : hı hı ablam çalıştıgı için gün içinde ben ilgileniyorum evde sıkılıncada parka getiriyorum ikimiz içinde biraz degişiklik oluyor
abay saatine bakar : kader hanım ben müsadenizi istiyorum katılmam gereken bi toplantı var der ve kaderden etkilenmiş bi şekilde oradan ayrılır ikiside tuhaf duygularla birbirini düşünmeye başlar. abay yarın yine görebilirmiyim yine parka gelirmi çok güzel bi bayan herkezden çok farklı diye düşüncelerle şirkete gider toplantı boyunca kaderi düşünür. kaderinde ondan farkı yoktur oda çok etkilenmiştir ama ne zaman abayı düşünse kendine kızmaktadır. ve hergün aynı saatte parkta buluşmalar başlar.

boran istanbuldaki şlerin başına geçmiş bi yandanda hastanedeki erkan beyle ilgilenmektedir bir hafta geçmesine ragmen erkan bey hala tam olarak kendine gelememiştir. birgün yine işleri halledip hastaneye gider erkan beyin odasına girdiginde erkan beyin sıla....sıla... diye sayıkladıgını duyar oldugu yerde kimi sayıklıyor acaba diye düşünürken içeriye giren neşe hanım boranın bu soru dolu bakışlarına cevap verir

neşe : sıla bizim kızımız
boran : kızınızmı.... ben kızınız oldugunu bilmiyordum
neşe : siz hiç görmediniz şu an burda degil
boran : haber verdinizmi erkan bey onu sayıklıyo burda olması iyi olur
neşe : yok.... yok haber vermedik erkan yakında iyileşir
boran : yinede...
neşe : gerek yok boran bey
boran : peki neşe hanım bi degişiklik olursa bana haber verin o arada erkan gözlerini açar
erkan : neşe sıla... sıla burdaydı biraz önce beni çok sevdigini söyledi
neşe sevinçle erkanın yanına gider yüzünü okşar : o bzim kızımız erkan tabi sevicek
erkan : onu çok özledim neşe çok...
neşe : tamam erkan kendini yorma bunları daha sonra konuşuruz hadi dinlen sen deyip boranın yanına gider
boran : neşe hanım...
neşe : buyrun boran bey dışarı çıkalım der koridora çıkar boranda peşinden gider neşe borana dönüp herşey için teşekkür ederiz
boransa aklında bir sürü soru : neşe hanım kızınız neden gelmedi
neşenin gözleri dolar : gelmemesi onun için daha iyi
boran : bence yanlış düşünüyorsunuz erkan bey allah gecinden versin ama ya kurtulamasaydı
neşe hanım : erkan bunu hak etti boran bey kızımızın en zor dönemlerinde yanında olmadık alamadım erkan buna izin vermedi verseydide ben gidemezdim kızımın yaptıgı bir hatayı erkan affedemedi borana bakar gelmemesi daha iyi boran bey bu konudan erkanın yanında söz etmeyin olurmu
boran : peki neşe hanım ben müsadenizi isteyeyim o zaman der ve işlerinin başına döner

abaysa kaderi gördügü günden beri hergün aybı saatte kendini parkta bulmaktadır kaderle çok iyi anlaşıyolardır abay ona midyetı anlatıyor okul hayatından bahsediyor ama kader sadece günlük olaylardan bahsediyodur sonunda abay kaderin gözlerinin içine bakar
abay : kader ben senin herşeyini bilmek istiyorum neden kendinden bahsetmekten çekiniyosun kaderin elinden tutar mesela aileni çok merak ediyorum
kaderin gözleri dolar : öyle çok büyük bi ailem yok abay
abay : olsun ama ben tanımak nasıl biri olduklarını bilmek istiyorum
kader başını öne egmiş bi şekilde : şey benim ailem sonra başını kaldırır ben burda ablamlarla kalıyorum
abay gülümser : tamam ablanla enişteni anlat biraz
kader : neden soruyosun bunları
abay : ailenle tanışmak istiyorum artık
kader birden kendini çeker : neden
abay : seni seviyorum kader hakkında pek bişey bilmesemde seni seviyorum ve seninle ilgili herşeyi merak ediyorum aileni tanımak istiyorum.... sen istemiyomusun
kader : ben... ben.... istiyorum tabide ama önce sana anlatıcaklarım var

ZaraBir
05-03-07, 11:16
Ask'a bir-az kala.... Arkadaslar, Nebahat Akkoc, Ka-Mer ve Zozan Ozgokce gercek kisi ve kurumlardir, ayrintili bilgi icin, http://www.kamer.org.tr/main.htm sitesine gidebilirsiniz, benim cok saygi duydugum ve gelismelerini takip ettigim bir kurulus tabii Nebahat Hanim da oyle, umarim burada isimlerini izin almadan kullandigim icin bana kizmazlar...

Yine sabahin bir koru ve yine editsiz, kusurlarim icin her zamanki gibi yuce affiniza siginiyorum...

Bolum 12 hemen bundan sonra....


Bolum11 – Tore, Anti-Tore …


Midyat, yuzyillar boyu, her turlu medeniyete besiklik ederken surekli gidilen bir yer ola gelmisti, Midyat’dan gidilirdi, ama bir gun mutlaka ama mutlaka ona geri donulurdu. Belki Midyat’dan gidisin en tatli tarafi ona birgun donulecek oldugunun bilinmesiydi. Yahya Kemal’e sormuslar, Ankara’nin en guzel tarafi nedir sizce, o da Istanbul’a geri donusu demis, onun gibi iste. Midyat’dan gidilmezdi aslinda, bu gidisin en guzel tarafi ona geri donulecek olusuydu. Boran da Sila da su yaslarina kadar hep bir sekilde Midyat’dan gitmisler ama geri doneceklerini de bilmislerdi. Iste bunun icindir ki Sila Midyat’dan uzak kaldigi 6 sene icinde hep onunla ilgiliydi, babasinin islerinden gelen raporlar bir yandan, diger yandan anti-tore icin konustugu insanlar ve tabii o malum mektuplar ona hep Midyat’dan hasret dolu ruzgarlar gibi esmisler, yuzunden ruhundan memleket kokusunu hic eksik etmemislerdi. Anti-tore icin hic aksatmadan surekli olarak konustugu, yazistigi, benzeri az bulunur sanal bir dostluk gelistirdigi bir kisi vardi ki, simdi tekrar ama bu sefer yuzyuze gorusmek icin can atiyordu. Acikcasi bu anti-tore isinde en cok, neredeyse kendisi kadar bir tek ona guveniyordu. Bu sahis, Nebahat Akkoc idi, Diyarbakir merkezli Ka-Mer derneginin kurucusu ve baskani. SIla Nebehat hanimi annesinin Diyarbakir’dan bir arkadasi araciligi ile ilk buldugu zamanlar, o Ka-Mer’I daha yeni kurmustu. Sila da uzaktan da olsa her turlu yardimi ve destegi onlardan esirgememis, Ka-Mer’in gelisimini gayet yakindan takip etmisti. Nebahat Hanim’in Sila’nin annesinin anti-tore girisiminden ve Sila’nin bunu devam ettirme isteginden haberi vardi ve Sila’yi bu konuda sonuna kadar destekliyordu. Nebehat Hanim ve Sila Ka-Mer’I ve Anti-Tore’yi kendi kafalarinda pozisyonlandirmis ve categorize etmislerdi. Ka-Mer Diyarbakir ve kuzeyi kapsamli daha cok kadinlarin gordugu zulume odakli ve o konuda faaliyet gosteren bir kurum anti-tore ise Mardin ve guneyi ile sadece kadinlara degil ama tum tore kurbanlarina yonelik bir kurum olacakti. Bu baglanmda birbirlerini tamamlayacaklar ve daha da guclendireceklerdi. Nebahat hanim, Sila’nin kurdugu ortalama her iki cumlenin mutlaka birinde kullanmak ve bahsetmek zorunlulugu hissettigi o ‘abi’den de haberdardi.

Yaklasik bir 6 ay kadar olmustu tanisali ve yazismaya baslayali, Sila o siralar 15’ini suruyor, Nebehat hanim dayanamadi bir telefon konusmasi sirasinda.

- Kim bu abi allasen Silamey diye patlayiverdi, dayanamamisti artik, mutlaka ogrenmeliydi bu mistik, olmazsa olmaz, bahsedilmezse sohbet gecmez, herseyi en iyi bilen ve en dogruyu, en dogru zamanda yapan, yunan tanrilarini kiskandiracak ozelliklere sahip ‘abi’yi….

Sila beklemedigi bu ani cikis karsisinda saskin…

- Sey dedi, biz… sey… birlikte buyuduk, yani o beni buyuttu sayilir, bir aile dostumuzun oglu, cok …. Sey… severim ben onu… ne gordum, ogrendiysem onun sayesindedir, o benim cocuklugum … dedi kekeleyerek…

- Sen suna unutamadigim cocukluk askim desene kisa yoldan Silamey diye cikisti Nebehat Hanim…

- Nebehat abla yaaa, oyle deme, o … o… o benim gercek abim gibi…

- Ama degil iste diye usteledi Nebehat Hanim, ote yandan da kucuk Sila’nin yasini goz onunde bulundurup, onu daha fazla kosede SIkisip kaldigi yerde tutmaya gonlu razi olmayarak… Neyse ne dedi, bu kadar hayran olduguna gore kendi sahsina munhasir bir kisilik olmali, ben de tanismak isterim bir gun…

- Aaaa tabii dedi Sila, ben donunce…. Durakladi bir an sonsuz zaman icinde ne kadar buyuk bir bilinmeyendi bu, geri donecegi zaman… ama bir yandan da ne kadar kesin… bir gun mutlaka, baska bir alternatifi yoktu bu duzenin, bir negatifi yoktu bu pozitifin, tek kufeli bir terazi gibiydi Midyat’a donus, Sila’nin denge formulunde, bir karsiti yoktu onu yokedicek……. …. …..mutlaka tanisacaksiniz emin ol…

Boyle, boyle, olusmustu hizla gelismekte olan Ka-Mer ve Sila’nin hayalinde buyuttugu, sekillendirdigi Anti-Tore arasindaki isbirligi… Aralarinda ‘abi’ kelimesini ortak bir sir gibi paylasarak, ne zaman SIla ondan bahsetse telefonun oteki ucundan yukselen kikirdamalari bastirmaya gerek gormeden tatli tatli, uzun yillar yuruttuler dostluklarini ve isbirliklerini….

O unutulmaz ama bir o kadar da yasakli sabahin ertesinde Sila’nin aklinda tek bir sey vardi, bir an once Nebahat ablayla gorusmek. O bilirdi, nasil baslayacagini, kimleri anti-tore icine dahil edebilecegini, kimlerin bu isi kotarmak uzere, yonetici olarak atanabilecegini… Boran’la SIla o sabahtan sonra tam 15 gun boyunca durmadan anti-tore uzerine kafa patlattilar. Boran ve Sila’nin ikisinin de sirketlerinin ve kendilerinin adlari bu kurulusta fiilen bulunamayacagi icin oncelikle bu ise destek verecek bir paravan sirket kurmaliydilar. Bu is icin Boran Istanbul’dan universiteden samimi bir arkadasini ayarladi. Ali Can Ozdemir, Ozdemir Sirketler Grubunun basindaydi. Tum universite yillari beraber gecmisti, hatta masterda da ilk 6 ay beraberdiler ama sonra Ali Can’in babasi kendinden 24 yas genc bir kadinin koynunda aniden fenalasip hakkin rahmetine kavusunca, uzgun, kirgin ve bir o kadar da kizgin Ali Can ulkeye, sirketlerin basina donmek zorunda kalmisti. Bu zorlu gunlerde iki can dost cok sey paylasmislar, Boran intiharin kiyisina gelip gelip dondugu gunlerde AliCan’i hic yanliz birakmamis, yerine gore teskin etmek icin elini tutan yerine gore kedine getirmek icin suratina yumrugu cakan olmustu… Ali Can, hemen Istanbul merkezli bir Kardelen Anonim sirketi kurdu, kendi de basina gecti, tum para Genco Holding, Yazici Sirketler Grubu ve Ozdemir Sirketler Grubu tarafindan saglansa da gorunuste, hirsli genc bir adamin tek basina kurdugu bir dis ticaret kurulusu idi Kardelen Anonim. Bu sirketten aktarilan paralarla anti-tore once bir dernek olarak kurulusunu gerceklestirdi, Nebehat ablanin onerisine kulak vererek once derneklesecekler ondan sonra uye sayisi ve geliri artinca da bir vakif kimligi alacaklardi.

Butun bunlar olurken tam bir ay gecmisti zamandan, Sila’nin donusu ile yeniden baska bir noktadan baslayarak gecmeye baslayan zamandan. Sila bir yandan hizla hem merkezde hem de dukkanlarda calisarak isleri ogrenmeye, emektar Halil amca’sinin yillarca tek basina tasidigi yuku biraz olsun azaltmaya calisiyor ve bu arada islerden kalan tum zamanini da anti-toreye veriyordu. Boran gunlerini onunla geciremese de tum gecelerini hic istisnasiz Sila ile geciriyordu, zamanlarinin cogunu anti-toreyi olgunlastirmaya calisarak, bazilarini da yapacaklari ile ilgili, sayelerinde kurtulacak ve mutlu mutlu yasayacak olan insanlarla dolu hayeller kurarak geciriyorlardi. Ya Silalardalardi ya da Boranlarda ama daha cok Silalarda… Bu ikisinin birlikteligine cok alismis ve benimsemis olan Midyat durumun uygunsuzlugunun farkinda bile degildi. Insanlar bazi cok saf ve temiz eylemler karsinda ard dusunme yetilerini kaybederler, fikrin o karanlik arka dehlizi temiz aydinliklar karsisinda islevsiz ve kilitsiz kalir cogu kez. Sila- Boran ikilisi soz konusu olunca da Midyat boyle mistik ve sansli bir dumura ugradi, gerci her halukarda hic yalniz degillerdi, Silalarda her zaman Nazo ve Ismet Kahya eee Boranlarda da tum konak ahalisi hep onlarlaydi, Fakat onlar gecenin buyuk kismi, bazen de sabaha kadar calisiyorlardi, boyle zamanlarda SIla’larda uyuyakalmaya bayiliyordu Boran ve onunla bir sabaha uyanmaya, nitekim, Sila boyle gecelerde onu hic yalniz birakmiyor, Boran bir kanepede uyuyakalmissa, o da otekine kivrilip uyuyordu, cogu zaman onu seyrederken isteksiz dalinan ama huzurlu uykulardi bunlar….

Uykusuz geceler ve geceler boyunca surekli ilerledi anti-tore, bazen kucuk, bazen dev gibi adimlarla ama hep one dogru, Sila ve Boran ancak bir ebeveynin evlatlarina gosterebilecegi ilgi, ihtimam ve titizlikle buyuttuler onu, anti-tore onlarin bebegi olmustu, ikisi de bunu dile getirmiyorlardi ama taaa iclerinde bir yerde hissediyorlardi. Ayni ortak dusunce tarzi hakimdi ikisinde de anti-tore soz konusu olunca, tipki anne ve babanin cocuk ustunde olusturdugu isbirlige benzer birseydi bu. Her ne kadar ayri goruste de olsalar, anti-torenin iyiligi ortak paydasinda bir araya geliyorlardi illaki… Verilen bunca emek, uyunmayan geceler, hic bitmeyecekmis gibi gelen tartismalar, gidilip gidilip gelinen ama sonra el ele verilip uygulanan kararlar onlari iyice birbirine yaklastirmisti. Eger aralarinda kucuk de olsa bir ayrilik gayrilik varsa idi bile su ana kadar, artik yoktu, bunu ikisi de biliyor, onu anlamaktan ziyade yasiyorlardi…

Anti-tore’ye ilk kattiklari kisi tabii ki Boran’in kan kardesi Abay’di. Abay Midyat’in onde gelen Suryani ailelerinden birinin tek cocuguydu. Eskiden beri icine kapali olagelmis yapisi onun sezilerini kuvvetlendirmis, algilamasini, baska insanlari anlayisini fazlasi ile yogunlastirmisti. Bundan bir iki yil once askerden gelir gelmez yasadigi bir kaza ise ona hem sag bacaginin dizinden asagisina hem de hayatinin askina mal olmustu. Abay ile Zilan cok sevmislerdi birbirlerini ancak biri Kurt biri Suryani idi, bu iki eleman bir fonksiyonun icinde yer aldiginda sonuc imkansizlikti ama onlar bu olmazi olmak yapmak istediler hem de cok… Kacmaya karar verdiklerinde Boran onlara gidilecek rotayi, bu rotanin nerelerinde mayin doseli oldugunu bir haritaci titizligi ile cizip vermis, bol sans dileyip yolculamisti. Ancak hesaba katilmayan tek sey, Midyat yollarinin geceleri aldigi o kor karanlik haliydi. Abay ile Zilan bir mayin tarlasinin ortasinda olduklarini anladiklarinda Abay, sag bacaginda hissiz bir sizi hissediyor, biraz otesinde Zilan’in cansiz yatan bedeninin hareketsizligini baska seylere yormaya calisiyordu delirmemek icin… Bu talihsiz olaydan sonra Abay iyice icine kapandi, tek konustugu is icin gelen insanlar ve bir de Boran, zaten cok hasas olan sezileri artik ucan kusun kanadindan anlamlar yukler olmustu kendilerine…

Abay, Sila’nin geldigini duyar duymaz onu gormeye gitmis ve Boran’la ikisini yan yana gorur gormez de aradaki elektrigin yogunlugundan etkilenmisti. Allah vere de bunlar birbirini carpmasalar diye gecirmisti icinden… o kadar yogundu ki havadaki elektrik insan bunun kendisini carpacagindan bile korkmaliydi ona gore. Ancak Abay, Boran’in Yezda ile yasadigi problemleri bildiginden ve arkadasinin zaten icinden cikilmaz olan durumunu daha da zorlastirmak istemediginden bu konuda bir sure sessiz kalmayi tercih etti, zaten anti-tore vardi, o kadar mesgulduler ki anti-toreyi ayaga kaldirmak icin kendilerini gorecek halleri yoktu…. Muydu acaba??? Bu hipotez hesabinda asil soru su idi aslinda, anti-tore mi Sila-Boran icin, Sila-Boran mi anti-tore icin??? Aman neyse ne, hersey oluruna varacak nasilsa deyip uzaklastirdi, suphe bulutlarini fikrinin gogunden Abay…

Sila kurulusundan itibaren, bir yandan anti-tore merkezinin tanitimi icin calisiyor, bir yandan da uye toplamaya calisiyordu. Ilk olarak Midyat’daki devlet memurlarindan basladi, daha sonra Boran ve Abay’in Turkiye’nin dort bir yanindaki hatta Avrupa’nin cesitli ulklelerinde ve Amerika’daki arkadaslarina haber saldilar, uyelik formu gonderdiler, uyelik icin gerekli olan cuz-I bir rakam disinda ellerinden geleni bagis olarak gondermelerini istediler. Her ne kadar Kardelen tum maddi ihtiyaclari karsiliyorsa da, daha fazla suphe uyandirmamak icin mali kaynaklarini Kardelen’den uye ve hayirseverlere yonlendirmeleri gerekiyordu.

Aradan gecen iki ay suresince Boran, Sila’nin hem durmak dinlenmek bilmez, hic tukenmezmis izlenimi veren enerjisine hem de bu konuda gosterdigi, kivrak zeka ve is bilirlige hayret etmeden gecirdigi bir gun hatirlamiyordu. Beni sasirtmaktan hic bikmayacaksin degil mi Sila diyordu sIkca kendi kendine, bu kucucuk bedene ve yasanmis su kisacik omure bu kadar kocaman bir yurek nasil sigdirilmisti… Hele 15 yasindan beri sirf bu gunlerin hayali ile Nebahat Hanimla baslatmis oldugu kader yolculugunu ogrendiginde kulaklarina inanmak istememis, demek donus bu kadar kesindi kafasinda diye gecirmisti icinden, korkulurdu bu kizdan… Asil korktugu ise kendisi ve hissettikleri idi Boran’in o anda… bir turlu adlandiramadigi hissettikleri…

Butun yorgunluklara ve zorluklara ragmen birbirleri ile gecen bu zaman Sila’ya da Boran’a da cok iyi geliyordu. Sila bir heves uyaniyordu her sabaha, Boran’a gidecegi aksama gebe oldugu icin… Boran’sa kizgin uyaniyordu her sabaha, aksama kadar yasanmasi gereken bir suru saat barindirdigi icin icinde… Ama geciriyorlardi bir sekilde gunlerini, aksaminda yasayacaklari birlikteligin hayalini sizdirip zamandan…

Boran gunduzleri Sila’ya ugramamaya calisiyordu, bunu basarabildigi ender zamanlarda ise gunler gecmek bilmiyordu, aksam da gelmek. Cogu zaman ya Sila, Nazo’nun yaptigi bir yemegi getirmek ya da isle ilgili birseyler sormak bahanesi ile ona ugruyordu. Ne de olsa, isleri ogrenme asamasindaydi ve babasi da herseyini, kendisi dahil olmak uzere ona emanet etmisti, eee Boran emanete hiyanet etmezdi SIla’nin baska kimsesi yoktu dolayisi ile her yan gun ve gunes icindeydi… Genco Holding’de herkes Sila’yi taniyor, sekreterinin Sila Hanim geldi sesini duyan herkes biran once Boran’in yanindan uzaklasmaya bakiyordu… Sila, Nebahat ablayla telefon konusmalarinin hepsini Boran’in guvenli, dinlenmedigine emin olduklari telefonundan yapiyordu, yine boyle bir gun Nebehat abla mujdeyi Verdi Sila’ya…

- Silamey dedi onun kesfi ve Sila’nin Turkce ve Ingilizce adlarinin beraberce Turkce soylenisi olan ismiyle seslenip ona… buldum, size bir yonetici adayi buldum, hemen gorusmelisiniz, buralardan gitmeyi dusunuyor, cok biktirdilar zavalliyi, elinizi cabuk tutmalisiniz…

Sila Boran’in sirtini ona donmus birseyler okumakta oldugu koltugunun yaninda durmakta oldugu yerde ziplamaya basladi…

- Sahi mi soyluyorsun Nebehat abla, yasasinnnnn… kimmis bu, erkek mi kadin mi, kac yaslarinda, tecrubesi var mi, Midyat’a gelmeyi Kabul eder mi, telefonu ne, once bi konusup anlasalim sonra mi goruselim yoksa hemen yuz yuze mi goruselim, hemen bir araba gondereyim mi Diyarbakir’a yoksa bekleyelim mi biraz daha???

Oturdugu yerden hafifce kafasini SIla’ya donup iki elini de havaya Tanri’ya dogru kaldirarak ya sabir ceken Boran’a hizlica bir kafa sallayip ‘ne var sanki, ne oluyor ya, Allah Allah’ bakisi atan Sila telefonuna geri dondu, bu arada Nebahat abla da Boran’in tepkisine yakin bir durum icindeydi.

- Bi dakka, bi dakka yavas ol bakalim, herseyin bir zamani var dedi. Once bir telefonla konusun, Zozan’I ben eskiden beri tanirim su ara Van belediye meclisinde de gorev yapiyordu ancak gecenlerde Ankara’da kadina karsi siddete son konulu bir panelde yaptigi bir konusma yuzunden meclisde buna ustu kapali ayrimcilik uygulamaya baslamislar, bu yuzden su siralar bayagi rahatsiz. Bizim dernekle iliskisi yuzunden de zaten kizgindilar ona. Dernekler ve isleyisleri konusunda son derece tectubelidir, genc yasina ragmen pek cok dernekte kurucu ve yonetici olarak calismis hala da calisiyor. Sizinle calismayi Kabul etse bile bu derneklerle ilisigini kesmeyecektir ona gore. Adi Zozan Ozgokce, telefonu ….. Bir ara, konus, ona derdini anlat tipki bana 3 sene once anlattigin gibi… simdi ‘abi’nle geldiginiz noktayi da acikla … haaa bu arada ‘o’ nasil? Diye sordu anlamli bir muziplik sesinde.

Sila, aralarinda yillarca paylasip ayakta ve hep aralarinda tuttuklari o kardes ve dost sirrin icine estirdigi bahar ruzgari ile esrik, sorulan sorunun konusuna dondu, taaaa yureginin icinden tirmanarak gelip gozlerine oturan bir sevgiyle bakti Boran’in ona donuk sirtina.

- Iyi dedi gozlerindeki gulusun isittigi sesiyle…

Boran, sirtindaki garip hissin nedenini dusunmeden elini saclarinin arasindan gecirip ensesinde boynuna doladi, orada birden olusan garip hisse elleriyle dokunmaya, anlamaya calisiyordu sanki. Bu hareketi goren SIla, Boran’a yakalanmamak icin kafasini one egdi…

- Iyi dedi, yoruluyor o da ama iyiyiz hepimiz, eee ne zaman arayabiliriz onu, tercih ettigi bir zaman var mi…

Sila’nin konusmasindan mi yoksa ensesindeki garip karincalanmadan mi oldugunu bilemeden kendisi hakkinda konusuldugunu anlayan Boran, koltugunu Sila’ya dogru cevirdi ve agziyla ‘selam soyle’ yapti… Sila kafasini hafifce sallayip Boran’a,

- Onun da sana selami var dedi ve kapatti telefonu. Sonra tum bedeni ile Boran’a donup,

- Haberler iyi, Nebehat abla bize bir yonetici bulmus, bir bayan, Van’da yasiyor su anda ama Ka-Mer yuzunden bir ayagi hep Diyarbakir’da. Nebahat abla telefonunu Verdi, ne zaman istersek arayabilirmisiz, bizi bekliyormis, haftaya da Diyarbakir’a geliyormus, istersek gorusebilirmisiz… Boran hadi ariyalim mi hemen?

- Iyi, ariyalim hadi dedi Boran, Sila’nin agiz dolusu, yurek dolusu konusmalarina coktan alismis, alismakla kalmamis onlarsiz yapamaz olmus, kabullenmis ve sahiplenmis bir ruh hali icindeydi.

Bu konusmadan sonra bir iki kez daha konustular Zozan Hanim’la, bu konusmalardan ucu de cok mutlu, tatmin olmus ve her seferinde bu ise ve Zozan’in bu is icin olduguna inanclari artarak ayrildilar. Simdi sadece yuzyuze tanisip, kontrati imzalamaya kaliyordu is. Bu is icin de Zozan’in Diyarbakir’da oldugu haftanin Cuma’sini kararlastirdilar….


Devami hemen....

ZaraBir
05-03-07, 11:17
Ask olsun be cukulatam, ask olsun ki yurusun dunyaya mutluluk....


Bolum12 – Gel gor beni ask neyledi….

- Bu adamin burda yine ne isi var dedi Boran, yuzunde alik bir gulumsemeyle Yazici Kuyumculugun kapisindan cikmakta olan Kemal’in arkasindan.

Agzindan kizgin korlarla cikan kelimelerin, sesinin sinirli tinisiyla iyice guclenip, karsisindakini yakip kavurmak ya da yanmamak icin tabana kuvvet kacirmak gibi bir amaci oldugunu anlamamak icin mecnun olmak lazimdi….

- Arada sirada ugruyor iste… diye olayi hafife alir gibi omuzlarini silkeleyip, havayi agirlastiran kizgin korlari serinletmeye calisti Sila.

Boran oyle bir bakmisti ki Sila’ya biraz once kelimelerinden cikan korlarin biraz yukari cikip bu kez gozlerinden ciktisini gorebiliyordu tezgahin arkasindan bulundugu yerden…

- Bunda ne varki Boran, arkadasi mi ne evleniyormus ne, gelin adayina bir taki almak istiyor, bir turlu guzel bisey begenemedi haftalardir, geliyor gidiyor, biseyler siparis ediyor sonra begenmiyor, gene bakiyor, sonra….

Durdu Sila, bu bakislarin altinda daha fazla konusamazdi sesi titremeden, gozleri dolmaya basladi cunku sucluyordu Boran’in bakislari, onu sucluyordu, neden, neden… beyninde bicak gibi keskin bir agri… Susuyordu Boran ama bakmaya devam ediyordu, sonunda SIla kendini toplamayi basararak…

- Anlamiyorum Boran dedi, neler oluyor….

- Yok bisey dedi Boran kizginliginin iyice keskinlestirdigi bicak sirti ses tonuyla. Aniden dondu ve baska hic birsey soylemeden cikip gitti.

Ne olmustu buna boyle, Sila uzerinden bir kamyon gecmis gibi hissediyordu, Boran onu bakislariyla ezmis, yemis bitirmis ve isi bitince de posasini bir kenara atip, oylece cekip gitmisti. Anti-toreden bahsettigi o ilk aksam disinda onu hic boyle gormemisti. O tatli, sekerpare kivamindaki Boran’I gitmis, acitan, hukmeden ve kararini verip infaz eden Gencoglu Mehmet Aga gelmisti. Bunun dun aksamki tartismayla bir ilgisi var miydi acaba? Anti-torenin yonetimi icin Zozan Hanim ile gorusmeye gidilecekti bu Cuma ama Boran’in cok onemli bir toplantida bulunmasi gerekiyordu ve bu toplanti icin baska zaman yoktu, Boran ondan Zozan ile olan bulusmayi ertelemesini istemisti o da Zozan Diyarbakir’dayken konusmalarinin daha iyi olacagini, kadincagiz Van’a donerse oraya gitmelerinin zor olacagini iknaya calisiyordu Boran’a. Ama o, nuh diyor peygamber demiyordu, seni oraya yalniz gondermem diye tutturuyordu…

- Ama Boran demisti Sila, ben 14 yasimdan beri yalniz seyahat ediyorum, hem ben Amerika’da…. Diyecek oldu ama Boran sert bir hareketle, yukari firlatip cumlelere konulan en son nokta gibi uzanan isaret parmagiyla susturmustu onu.

- Tam da benim soylemeye calistigim sey demisti Boran itiraz Kabul etmez sert bir sesle… Burasi Turkiye ve ben seni Midyat’dan Diyarbakir’a tek basina gon-der-mi-yo-rum…. Iste o kadar…. Sirtini SIla’ya donup, daha kucuk bir sesle, ayrica Amerika’da ne yaptigini da bilmek istemiyorum. Demisti.

Sesindeki suclayici anlam incecik acitti Sila’yi, bu benim neler yaptigimi zannediyor ki Amerika’da diye gecirmisti icinden, Salak, salaksin sen Boran, oysa ben seni dusunmekten, senin icin endiselenmekten ve durmadan ama hic durmadan seni sevmekten baska hic birsey ama hic birsey yapmadim senden ayriyken, sen de ayri bir salaksin ya neyse diye kizmisti sonra kendi kendine.

- Boran, bak dinle beni diye yeniden ikna turlarina baslamaya hazirlanan Sila’yi oylece kendi kendisiyle, icinde yuzlerce soru isareti, bir o kadar unlemle carpisirken birakip, Bunu yarin sabah sakin kafayla konusalim deyip, arkasinda sadece sokak kapisini degil, baska kapilari da kapatmis olduguna dair sizim sizim sizlayan bir hisle birakip gitmisti SIla’yi.

Ve simdi, sakin kafayla gidis isini konusacagimiz su sabaha bak diye dusundu Sila, ne yapacagini sasirmis olan icinden bir gulmek geliyordu bir aglamak…

Boran’sa icindeki koru sondurememenin verdigi hirsla gecirmisti tum bir gunu, kah gidip Sila’yi kollarindan tutup sarsmak ‘sen ne yaptigini zannediyorsun, nedir senin amacin beni cildirtmak mi?’ diye hesap sormak istiyor, kah, neyin hesabini soracaksin kizdan git isini Kemal’le gor deyip, Kemal’I bir kursunla mi yoksa pala ile mi oldurmenin daha hizli olacagini tartiyordu kafasinda… Neyin hirsi bu diye de dusundugu olmuyor degildi hani, arada sakinlesebildigi nadir anlarda. Boyle zamanlarda kendine kiziyordu, ‘ne yapiyorsun, kendine gel diyordu, kendine gel, nedir bu, kiskaniyor musun yoksa?’ iste tam bu noktada aliyordu kontrolu, agzindan kordan alevler sacan yesil basli canavar ve tum fikrini kapliyordu, kurtariyordu onu su kiskanclik durumunu daha fazla dusunmesine musade etmeden, iste sirf bu yuzden seviyordu kizginliginin canavarini Boran…

Iki aydan fazla bir suredir ilk kez Sila ile aksam programi yapmadan konaga gitti Boran, icindeki kizginlik SIla’nin onu aramamasi ile iyice beslenmisti. Aksam programlarina o kadar merakli olsaydi bu kez de o arardi diyordu icindeki canavar, onun kitabinda, gururu en sevdigi tarafindan incinmis bir genc kizin neler hissedebilecegine dair bir bilgi yoktu, habire sucluyor ve kendini daha cok ve tika basa besliyordu…

Eve vardiginda annesi SIla’nin gelip gelmeyecegini sordugunda hirsla;

- Sila’nin ne yapacagini bilmiyorum ana, bilmek de istemiyorum dedi, elinde olmadan yukselmis sesi ve o sesteki sabahtan kalma kor yangin Kevser hanimi da yakmadan hizli ve sert adimlarla yanindan gecip odasina cikti.

Kevser ana ise bir ya-sabir cekip, yemek hazirliklarina goz atmaya gitti. Halbuki ona soracagi onemli bir konu vardi, neyse yemege indiginde sorarim diye gecirdi icinden…

Boran, yemege indiginde biraz daha sakinlesmis, en azindan insanlarin korkudan titremeden yuzune, gozlerine bakabilecegi bir kivama gelmisti. Sessiz ve sorulamayan sorular, alinamayan cevaplarla yuklu bir yemek yediler. Sila dondugunden beri ilk defa Boran’la Sila’siz bir yemek yiyorlardi Firuz Aga ve Kevser Ana ama Boran’in varligini yine de hissedemiyorlardi, onlarla degildi sanki Boran. Kevser Ana hem bir konu acmis olmak icin hem de aklindaki soruya yanit bulabilmek icin lafa giristi.

- Memed’im dedi bugun Evliyalarin Nesibe geldi, hem Sila’nin donusune goz aydin demek istemis, hem de o koyluk ciftlikten biraz uzaklasayim demis garib.

- Iyi etmis ana, nasilmis herkes diye anasinin baslattigi bir sohbete katilmak mecburiyeti ile sordu Boran, sonra sesindeki buz kutleleri agirlasmis devam etti, gerci ben bugun gordum Kemal’I Sila’nin dukkanda…

- Aaaaa oyle miiiii dedi anlamli anlamli Kevser Ana.

- Niye, ne oldu ki???

- Yok bisey ogul, oylesine, haaaa Nesibe bisey sordu ben de bilemedim ne diyecegimi, Nesibe der ki, Sila kiz buyumustur, gelinlik cagdadir ne olsa, birisi onu istemeye kalksa Firuz agadan mi Mehmed agadan mi isteyecektir?

- -------

- Ben de tabii ki Mehmed Aga’dan dedim, Sila hem Faruk Bey’in Mehmed’ime emanetidir ve hem de artik Mehmed’im agadir. Eee hal boyle olunca da Sila’yi Mehmed Aga’dan istemek gerektir dedim. Dogru demis miyim ogul???

- -------

- Memed’im, beni duydun???

- -----

Kevser Ana, hic basini kaldirmadan onundeki tabaga bakan, ellerini masanin ustunde birer yumruk yapmis, neredeyse damarlarindan gittikce daha cok koyulasarak akan kanin gorulebilecegi sekilde SIkmis Boran’I omuzundan hafifce iteledi…

- Mehmed… ne dersin ogul, bu Sila’nin senden istenmesi isine…

Boran, hafifce kaldirdi basini, asil kalkan bas degildi de daha cok bakislardi, kap kara olmus, delirmis bakislar…

- Sila mi…. benden mi????

Sesi bir yabancinin sesiydi, kisa bir an, kim bu konusan diye sormak istedi sofradakilere…

Oglunun icinde yasadigi, birden bire hem de onun soyledigi bir sey yuzunden patlamis, kasip kavuran, yikip doken, tas ustunde tas birakmayan tayfunlardan, algilamanin kiyisina kadar gelmis karasina vurdu vuracak gemilerini toplamaya calistigindan habersiz, devam etti Kevser Ana;

- Nesibe alttan alttan, son zamanlarda Kemal’in Sila’dan baska hicbirsey konusmadigindan, durmadan bahaneler uydurup onu gormeye dukkana falan gittiginden bahsetti, ben de kizar gibi yaptim, aman Mehmed Agam duymasin cok kizar falan dedim ama o da oyle bisey olsa da Sila kizimizin yuzunu yere egmeden herseyi yoluyla yordamiyla yapacaklarini soyledi, sanirsam ki onun icin sorardi Sila’min kimden istenecegini….Eeee, zaman geciyo a ogul, kim derdi ki bir gun Sila buyucek de onu senden istemeye gelecekler….

Yeterrrrr diye bagiriyordu icindeki deli sesler, Boran birden kalkti sofradan ayaga dikildi, icinde kopan firtinalar, sabahtan beri icini yakmakta olan iyice harlamis ates, bedenini iyice kocamanlastirmis, ulu cinarlardan bile heybetli yapmisti onu, Kevser Ana da Firuz Aga da kendi ogullari bile olsa karsilarinda dikilen bu devin yaydigi yikici gucten cekinmis, oturduklari yerde daha bi kuculmuslerdi…

- Ben yatmaya gidiyorum dedi, sanki yedi duvel ordusu ile savasmaya gidiyorum der gibiydi…

Odasina girdiginde ne dusunecegini hala bilmiyordu. Duyma bolgesinden beyninin algilama bolgesine bilgi tasiyan noronlar yolda cok buyuk bir engelle karsilasmislar ve oylece kalakalmislardi, ilerliyemiyorlardi ve algilama caresizdi.

Ask boyle bir kimyaydi iste, soz konusu ask olunca insan beyni cok cesitli zamanlarda ama oldukca SIkca bu tur bloklarla karsilasirdi. Bu bazen duyma, bazen gorme, bazen algilama yollari uzerinde olurdu ve bu alanlari belirli bir sure islevsiz hale getirirdi, onun icin iste askin gozu kordu, kulagi sagir ve onun icin ask anlamakta zorlanirdi her zaman sevilen ile ilgili olani ya da yanlis anlardi cogu kez…

Beyin noronlarini tekrar isler hale getirmeye ugrasan Boran’in o an birden ozel cebi calmaya basladi, arayanin kim oldugunu biliyordu daha bakmadan. Yasamakta oldugu ikircikli umarsiz durumdan hala saskin, sesine yansitti o saskinligi;

- Sila, hayirdir bu saatte…

Sila’nin sesi neseliydi, kendi yasadigi caresizliklerden habersiz, bu yine kizdirdi Boran’i

- Buldum, bir caresini buldum ben dedi Sila’nin nesesi…

- Nedir o Sila, hadi ne soyliyeceksen soyle, dedi Boran’in kizginligi…

- Cuma gunu Zozan Hanim’la bulasmaya gitmenin yolunu dedi Sila’nin kirginligi…

- Neymis o bakalim dedi Boran’in sabrinin son siniri…

- Kemal abi ve o evlenecek olan arkadasi geline ufak tefek biseyler almak icin Cuma gunu Diyarbakir’a gidiyorlarmis, ben bugun ona boyle bir problemimiz oldugundan bahsetmistim azicik, senin beni yalniz birakmak istemediginden falan, simdi bizi arayip, beni de alabileceklerini soyledi, boylece hem yalniz olmiycam hem de Zozan Hanim’la isim bittikten sonra aksama onlarla donebilicem, ne dersin? Dedi Sila’nin son kez sansini deneyen nesesi….

- -----

- Boran ???

- Allah kahretsin dedi Boran’in sinirlarini asip, oteki uca, tehlikeli tarafa gecmis deli tutkusu…


Iyi sabahlar Turkiye,
Zara.

40...roses
05-03-07, 14:02
Efendim ben söyle keyifli bir Tavla oyunu yazacaktim ...fakat gelen yorumlardan etkilendigim icin ...bu arada öpücük bekledigimi söylemismiydim...diye 5x yazmis .:img-hyste .. dayanamadim iste ...Asena ya Tesekkür edin derim. ..
Size tutkulu bir bölüm geliyor ...tabi yas sinirlamasini göz önünde bulundurarak ...:img-polic
Yorumlarina Tesekkürler ederek Acarmuhabire ,Gülsüme ve Yagmur yüreklime ,zelisime ,Berivana ,ezgi_nl gelsin...Hadi devammm ....

[B]
[B]10.Bölüm...

Bag evinden iceri girdiklerinde onlari bekleyen cilingir sofrasina Sila sevindirik bir hal almisti ...gülümseyerek Borana döndü
„Böyle bir sofra beklemiyordum dogrusu ...sagol.“
Boran yüzünde tebesümle silanin ellinden tutup yerine oturmasina yardimci olumus.... karsisina yer almisti
„Bir sey degil ...sen hep böyle mutlu ol bana yeter.“
Sila mahcup olmustu etrafina bakarken gözüne sömine carpti ...
„Acaba yaksak mi ?...icerisi biraz serin de“
Boran hinzirca gülümseyerek yayagi kalkip ...hazir bekleyen odunlari tutusturmaya calisiyordu ...
Sila oturdugu yerden muzipce gülüp Borana bakiyordu
„Agam becerebilecek misin ?...adamlarindan birini mi cagirsak ne !“
diyerek gülüyordu
Boran hic aldiris etmiyordu silanin sözlerine `bak gör basaracagim ...simarik sey sen görürsün `iciden ice kiziyordu ...odunlarin tutusmasiyla rahatlamisti ...gayet memnun bir yüzle silaya dönüp ...ellerini abartili bir sekilde bir birine sürerek ...sömineyi isaret ediyordu ...Silanin yüz ifadesinin degis mesiyle ... sömineye isaret ediyordu ..Boran sasirarak arkasina döndü ...Sömine den odaya dumanlar siziyordu ....Sila artik kahkahalarla oturmus boranin atesi söndürmesine bakiyordu ....duman iyice odayi sarmis di Sila artik elli agzinda oksürerek kapiya kosup ardina kadar acti ...Boran atesi söndürmeyi basarmisti yüzü is icinde silaya bakiyordu onu görünce sila kahkahayi patlatmisti...oldugu yere cökerek yanlarini tutuyordu ...Boran gülen Silayi kucakladigi gibi disari kuyuya getirmisti ...Sila hem gülüyor hem yumrukarini boranin kolarina vuruyor bir yandanda ayaklarini salliyordu ....Boran kuyunun icine bakip
„Özür dile yoksa.........atarim asagi „
Sila cidi olmaya calisiyor ama fazla beceremiyordu ...ellerini boranin boynuna dolayip iyice sokulup sarilmisti ..
„Bana kiya bilirmisin ?....hem yüzün is icinde kalmis cok komik görünüyordun o yüzden ...güldüm .“
Boran onun sarilmasini doymak icin cevab vermiyordu fakat silanin yüzüne bakmasiyla yere indirmek zorunda kaldi...Sila kuyuya dönerek kovayla su cekti ...Boran ellini yüzünü yikadiktan sonra cebinden Oyali bir mendil daha cikarip elini yüzünü sildi ...Sila elleri belinde borana bakiyordu
„Ehhh ne yapacagiz simdi yiyecekler iceride is icinde kaldi ?“
Boran basini salayarak silanin ellinden tutup merdivenlere dogru cekerek
„Sen Boran Agaya güvene bilirsin ...simdi yan oda var oraya aliriz siniyi ..nasi ?“
Sila gülümseyerek ellini sIktI ..
„Sen yanimda olduktan sonra ...Boran Aga her seye varim ...“
Iceri girip siniyi odanin kapisindan cikarmaya calisiyorlardi fakat...sini büyük kapi dar oldugundan olmamisti ....ikisi kahkahalar icinde tek tek yiyecekleri yan odaya götürmüslerdi yatagin üstüe bir tepsi masa olarak ortaya koymuslardi ...yemeklerini yerken sila birdaen duraklamasi Borani merak etirmisti ...Sila hayret icinde
„Boran..sencede tuhaf degil mi ?....Baca tütüyor ....Sini kapidan gecmiyor ...bu bir isaret mi ?“
Boran iyice keyiflenmis di Silanin gülmesinin intikam zamani gelmisti ...ciddi ve endiseli bir yüzle erafa bakip ..
„Sila ...Aile sirimizi ortaya cikardin ...biz aslinda yalniz degiliz-“
sözünü bitirmemisti ...Sila endiseli yüzle yanina oturmus sarilarak etrafa bakiyordu ...korkmustu...
Boran firsatan istifade iyice sarilmisti ...sacini öperek ...
„Sila saka yaptim ...saka“
Sila ani bir hareketle ayagi kalkip elleri yine bellinde
„Haha cok komikti ...intikamini aldin bravo sana „
diyerek etrafa bakiyordu ...camin önünde tavlayi gördü elline alarak Borana döndü ...
„varmisin Tavlaya ....“
Boran kendinden emmin tavirla
„tabi varim ...nesine ...yoksa oynamam !...kaybedersem bir gün boyunca istedigini yapacagim ...sen kaybedersen aynisi gecerli ...himmm“
Sila yan yan gülümseyerek icinde ´görürsün sen kim kaybedecek ` diyerek ..yatak daki tepsiyi kenara alip tavlayi acarak taslari dizmeye basladi ...



11.Bölüm

Boran zarlari elline alip keyifli keyifli
"Eh..kim basliyor ..Lady´s first .."
Sila zarlari alip gözlerine bakarak atmisti ....
Oyun gittikce heycan kazaniyordu ...tatli kavgalar ,kahkahalar arasi bir oyun sonu gelmisti ...
Boran zarri attip alkislayarak havali sesle
"Cengüse severler güzeli genc ise ...nasil ?..hadi bakalim ."
Sila hirsli bir bakisla ...
"Oley...gördün iste ..köseye sIkIsacaksin Boran Aga"
Boran durumdan hic hosnut degildi ...caktirmadan zarri istedigi gibi atti ...
"Iste bu ...nasil prenses ..iyim mi ?“
Sila saskinlik icinde bir zara ,bir Borana bakiyordu .
„Hile yaptin !...Zar tutun !!“
dudagini dusürmüs somurtuyordu ...Boran gülerek ..ani hareketle ...Silanin basini elleriyle tutup kendine dogru cekerek ...dudagina bir öpücük kondurdu ...Sila sarsilmasina mi ...yoksa ...öpücüge mi kizmalimiydi ...sasirmisti ...Boranin birden birakmasiyla ...bacagiyla tavlayi düsürdü yere ...yenilgiyi birde Tavlanin yere düsmesine katlanamazdi ...Borana sinirli bir bakis attip disari cikti ...Bahcede hava almaliydi ...öpücük halen dudaklarinda kor gibi yaniyordu ...
Boran camdan Silanin kuyu basinda oturdugunu gördü ...pesinden asagi indi
..yüzünde yenmenin mutlulugu okunuyordu ...salana salana ...kabararak merdivenleri inmesi birde yüzündeki gülümseme ....Sila icin bardagi tasiran son damla olmustu ´sen görürsün ..hileci `diye icinden gecirdi ..etrafina bakinip ..memnun bir ifadeyle bekliyordu Boranin yaklasmasini ´Tam sana layik bir ceza ´icten ice seviniyordu ...Boran karsisina gecmis elleri cebinde.. yüzünde genis bir siritma ile dikiliyordu ...Sila yanindaki kovayi tutugu gibi Boranin yüzüne basalti ...Boran ani refleksle Silayi kolarindan kavrayip ...gögsüne haps ederek tek elliyle de kuyudan su cekiyordu ...Sila avasi cikti kadar bagriyordu ..cigliklari etrafdaki Kuslari Agaclarinda ürkütmüstü ...
„Borannn Borannn ...lütfen ...sakaydi ...BORANNNNN .“
Bir kova su basindan asagi bosaltmisti ...sirilsiklam olmustu ...Boran birakip geri cekildi ..kuru bir yeri kalmamisti ...nefes nefese kalmisti soguk suyun etkisiyle ...bir üzerine bakti bir Borana ...ellindeki kovayla dikiliyor bakiyordu ...Boran gördügükleri karsisinda ...bogazininin kurudugunu hissetti ...yutkundu .
Sila bu bakis karsisinda heycanlanmisti ...ve yavasca ona yaklasmasi ...kovayi ellinden firlatmasi ...ve duraklamasi .Silaya olacaklarin isareti di ...fakat Silanin heycani ,meraki ve hiss ettikleri karsisinda ...tatmadigi ...bilmedigi duygular icin deydi ...bu cekime karsi koyamiyordu ..denemeye degerdi ...Kalp atislari hizlanmisti Ritmi degismisti ...oldugu yerden kurtulmak istercesine atiyordu kalbi ...
Boran Silanin kisa ve nefes nefse kalmasini anlamisti ...olabilir miydi oda onun gibi mi hiss ediyordu ...Onu tekrar öpse ...ne tepki verirdi ...denemeden bilemezdi bunu ...Sila kisik bir sesle
„Borann“
diye bilmisti ...Boran kendine dogru cekince ...geri cevirmemisti ...Cilginlikti sila icin hic tatmadigi duygular icindeydi ...yanardag gibi patlamisti hissleri ard arda ....Dudaklarinin dokunmasiyla ...sarilmasiyla ....
( Yavasca agaclara zom)
Zaman ve yeri unutmuslardi ....Kuslarin sesi ...Agaclara vuran rüzgarin yapraklari hisirdatmasi duyuluyordu sadece ...(Geri zom yapalim )
Boran silaya sarilmis saclarini oksuyordu ...nefeslerinin normallesmesini ve kalb atislarini durulmasini bekliyorlardi ....Boran Silayi biraz kendinden uzak tutarak yüzüne bakti ...sasirdi .
„Agliyorsun ?“
Sila duygularini nasil ifade edecegini bilmiyordu ...Gözlerini kapatip ...sessizce
„Ilk defa böyle ...bir sey hissettim .“
Dudaklarindan cikti kendine itiraf edercesine ...Boran parmaklarini yanaginda...Gözyasinin izini sürüyordu ...öperek onlari kurutuyordu ...kendine cekip sarilmasi ...Güvende oldugunun hissi kaplamisti Silayi ..Boran onu anliyordu ...Rüzgarin esmesiyle Silanin ürpermesi ...telaslandirmisti Borani
„Hadi Sila üsüteceksin ...sirilsiklamsin ...arabada bekle ben kapiyi kilitleyim .“
Silaya anahtarlari verip hizli adimlarla Bagevine girmisti ....Sila titreyerek oturuyordu ..onun sarilmasiyla dogan sicaklik gitmisti ...
Boran Ellinde Bataniyeyle geri dönmüs ...Silanin sarmisti
„Havalar isindi fakat daha serin ...hasta olmazsin umarim .“
Sila titreme arasinda hafif gülümseyerek
„Hasta bakicim sen olduktan sonra ..neden olmasin“
Boranin bakislari sila icin cevaba degerdi ...

Yola cikmislar ...Konaga gelmislerdi .

Konak dakiler panik icinde bastan asagi islanmis Boran ve Silayi bakiyorlardi ...soru üstüne soru geliyordu fakat cevab alamayinca herkez kendince kafasinda yorum yapiyordu ...Bu durumda telaslanmayan tek kisi Bahar di....
onlari öyle görünce somurtarak sedirde oturuyordu ...Sila onu fark etmeden odasina gitmisti ...Boran kizinin yanina oturup konusmaya calisiyor ...Baharin inadi tutmustu ...Boran son care olarak gidiklamada buldu ....inadinin tek ilaci ydi .
„Babacigimmmm ...ha ha ha ..yap-ma ....hahahaa “
Kahkaha sesleri konakta yankilaniyordu ..

Sila dusunu almis saclarini kurutuyordu ...sicak su iyi gelmisti ...ellinde olmayarak akli hep boran idi ...Anlatiklarinda ...Yasadiklarinda ...ellerini yüzüne kapatarak yataga oturmusdu
„Öfff ..ne düsünecegimi sasirdim ...Allahim bana yardimci ol ...Borana kizmak istiyorum ...yüzü gözümün önüne gelince yapamiyorum ...“
Kapinin tiklamasiyla ...yerinden kalkip kapiyi acti ...Boranin karsisinda görünce yine heycanlandi ...saclari dustan nemli ve Spor giyinmisti ...hic böyle Blue Jeans icinde görmemisti üserinde siyah gömlekle cok cok cok cekici görünüyordu ...Boran bastan asaga süzülmesini bekleyerek ..yüzünde hinzirca gülümsemeyle ...
„Begendin mi ?“
Sila yüzüne bakinca yanaklari al al olmustu yakalanmisti ..kafasini salayabilmisti ´evet´ dercesine .
„Bak buna sevindim ...aksam yemeginden sonra Dogumgününe gidiyoruz ..davetliyiz ...kim oldugunu söylemem süpriz .“
Sila sasirmisti ...kimseyi tanimiyordu ..nasil davetli olabilirdi ...
„Tamam...Hediye almadim .“
Boran kapiya yaslanarak ellerini gögsüne kenetleyerek ..En ic alici bakisiyla ..Silanin aklini karistiriyordu .
„Ben ikimiz adina Hediye aldim ...sen üzerine rahat birsey giyin ...benden söylemesi .“
Siladan cevab gelmeyince hafif yüzünü oksayip arkasini dönüp Merdivenlere yöneldi .
Sila odasinda ´ne giysem´telasina düsmüstü ..sonuda Boran gibi Jeanse karar verdi üzerine Beyaz gömlek giyip asagi indi ...

Devami geliyor ...Az sonra...:img-blush geliyor

tubaaa
05-03-07, 14:30
Sılanın eve gelmesine çok şaşırmıştı herkes.
Fatma: bak gördünmü boran ağa başına tekrar dert aldığını anladı hemen geri getirdi sılayı.
Celil : Fatma sana bi daha sılaya laf sokma demiştim.
Sılaya dönüp
Celil: ne oldu kızım niye geri döndün.

İlk defa kızım demişti sılaya. sıla daha fazla dayanamadı ve babasına sarıldı. Nasıl bi tepki vereceğini bilemiyodu babasının ama buna çok ihtiyacı vardı sılanın. Celilde sımsıkı sarıldı kızına. Şimdi ikiside yılların özlemini gidermeye çalışırcasına sımsıkı sarılıyolardı. Dakikalarca öyle kaldılar. Sıla hıçkırarak ağlıyordu. Celilde kendini zor tutuyordu nede olsa o bir ağaydı ve ağlayamazdı herkes içinde. Herkes şaşkınlık içinde bakıyordu bu ikiliye.

Abay çok sevinmişti buna hem sıla borana gitmemiş geri dönmüştü. Hemde sıla ve babası barışmıştı. Artık sıla bu evde mutlu olur diye düşündü hem belki ileride beni sevmeye bile başlar. Bu evde aynı çatı altında olmak bile çok güzeldi abay için.

Sılayı odasına götürdü celil.
Celil: özür dilerim kızım yıllarca sana yaşattıklarım için özür dilerim. Ben çok üzülmüştüm anneni kaybettiğime. Hep sen olmasaydın o yaşardı diye düşündüm seni suçladım ama seninde dediğin gibi asıl suçlu bendim anneni ben öldürdüm.
Sıla ağzını açmaya kalktı ama;
Celil: sus kızım ben her şeyin farkına yeni vardım gerçekten ben suçluyum ben kendi suçumu hep sana maal etmişim. Anneni ben kurtarabilirdim ama yapmadım. Karşı gelebilirdim herkese. Özür dilerim kızım yıllarca yaşattıklarım için tekrar tekrar özür dilerim ama bi faydası yok demi. Her şey yaşandı çok kırıldın bana ve asla geri dönüşü olmayan hatalar yaptım sana karşı. Ama sıla gel onları unutalım baba kız olmaya çalışalım.
Sıla: baba kız mı ne kadar tuhaf yıllarca bu kelimeyi senin ağzından duymak için her şeyi yaptım hergün bugün belki söyler umuduyla kalkıyordum yataktan. Ümitlerimi yitirdiğim anda , artık beklemediğim çoktan vazgeçtiğim bi anda senden bu kelimeyi duyuyorum kızım kelimesini. Ama bişey ifade etmiyo artık baba ben çoktan vazgeçtim senden. Vazgeçtim borandan, bebeğimden, yaşamımdan. Artık hiç birinizi istemiyorum.
Celil: sıla sen iyi değilsin bunlar nasıl laflar. Hadi beni anlarım ama ya diğerleri onlardan vazgeçmiş olamazsın. Sen benim sana kötü davrandığım zamanlar bile hep etrafına mutluluk saçan bir kızdın bazen sana bu yüzden bile kızardım ben ona nasıl davranıyorum o hala gülmeyi başarıyo diye düşünürdüm. Ya şimdi o kız nerde her şeyle mücadele eden kız nerde her zaman dimdik ayakta duran kız. Söyle sıla neden vazgeçtin hayattan. Sen böyle davranma ben sana istediğin her şeyi yapıyım ne istiyosan. Boranı arayım tekrar gelsin alsın götürsün seni buradan bebek sen boran mutlu olun beraber yaşayın.
Sıla: her şey için çok geç dedim ya baba git artık daha fazla konuşmak istemiyorum.
Celil: peki kızım şimdi gidiyorum ama seni böyle bırakmam haberin olsun. Kendini toplamaya çalış tekrar konuşucaz.
Sıla: demekki bi daha hiç konuşamıcaz.
Celil: ne demek bu sıla.
Sıla: ben kendimi asla toparlayamam demek baba.
Celil: şimdi aklın karışık biraz dinlen konuşucaz.
Sıla: iyi konuşalım ne faydası olucaksa ama şimdi çık uyucam.
Celil tamam kızım.
Tam çıkarken sılaya tekrar baktı.
Sıla: ne oldu baba niye öyle bakıyosun.
Celil: bi kere öpebilirmiyim seni.
Sıla bu teklife nasıl karşılık vereceğini bilemedi. Tepkisiz kaldı.
Celil: peki sıla haklısın tabii dedi ve odadan çıktı.

eledrhim
05-03-07, 14:38
aktif anlamda aramıza yeni katılan arkadaşlardan rebelsoul ve cülbona gelsin...:img-wink:

bu arada senaryomun isim annesi ve sevgili arkadaşım aşk-ı memnuna değerli fikirleri ve yardımları dolayısıyla sonsuz teşekkürler...:img-yes:

keyifle okumanız dileğiyle...bye

Part 22

Nikâh belediye başkanının odasında belediye başkanı, Ahmet, tarafından kıyılacaktı. Belediye binasının önüne geldiklerinde Boran, Sılanın kapısını açıp kolunu uzattı, Sıla da Boranın koluna girdi ve ağır adımlarla binaya doğru ilerlediler.

Ahmeti Sılayla tanıştırdıktan sonra hemen işlemlere başladılar.
Ahmet “siz Sıla Özdemir, Boran Gencoyu iyi günde, kötü günde... … Bende sizleri karı koca ilan ediyorum… Evet, gelini öpebilirsiniz…” dedi ve bitirdi.
Boran cebinden çıkardığı yüzüklerden birini çıkarıp Sılanın parmağına özenle geçirdi. Sılada diğerini alıp Boranın parmağına geçirdi.
Boran ve Sıla birden göz göze geldiler, hemen ardından gözlerini yere eğdiler. Sonra çevredekilerin, Ahmet, Lucine ve Abayın, meraklı bakışları altında Boran uzanıp Sılanın alnına korkak bir buse kondurdu. Sılada ufak bir tebessümle karşılık verdi.

Zeliş ve Korhan sabah doktorla olan randevularından çıkmış kendisini yeni yeni hissettirmeye başlayan güneşin altında geziyorlardı.
Korhan, Zelişin koluna uzanıp “hadi Zeliş gidiyoruz”
Zeliş şaşkınca “hayırdır nereye?”
Korhan “eh… Dün tavla da yenildim ya, borcumu ödeyeceğim” dedi, muzipçe.
Zeliş “hadi bakalım” dedi, gülerek ve bir taksiye bindiler. Yolda Zeliş “ee… Hala ne yapacağız söylemeyecek misin?”
Korhan “az kaldı sabret” sonra şoföre dönüp “müsait bir yerde” dedi ve indiler. Sonra bir yata binip güzel bir boğaz turu attılar.
Zeliş ödülünden gayet memnun, muzırca “Sılayı arayıp sinir edelim mi, çok sever boğazda gezmeyi”
Korhan “arayalım ama fazla üzmeyelim”
Zeliş “aman hiçte kıyamaz biricik kardeşine”
Korhan “kıyamam tabi, gelinim olacak o benim” dedi ve güldüler
Zeliş “Allah Allah…”
Korhan “ne oldu”
Zeliş “kapalı telefonu”
Korhan “dur hemen meraklanma sonra ararız yine… Hem gel manzaranın tadını çıkaralım”

Boran ve Sıla için uzun bir gün olacaktı. O yüzden Ahmetin tüm ikramlarını kibarca reddedip oradan ayrıldılar…
Boran ve Sıla, Abay ve Lucineden ayrıldıktan sonra Boranın konağına doğru yola koyuldular. Arabada birbirlerine attıkları kaçamak bakışlar vardı sadece, bir süre hiç konuşmadılar. Neden sonra Sıla “nereye gidiyoruz” diye sordu, tedirgince.
Boran “evimize, önce herkese açıklamamız lazım”
Sıla “nasıl karşılayacaklar sence yani kızacaklar değil mi?”
Boran “hiçbir şey kolay olmayacak Sıla” uzanıp sılanın elini tutup sıktı “takma sen kafana zamanla hepsinin üstesinden geleceğiz” dedi.
Sıla başını öne eğmiş Boranın elini inceliyordu “ne kadar güzel elleri var” diye geçiriyordu içinden ki Boran Sılanın eline baktığını fark edince elinden rahatsız olduğunu düşünüp elini geri çekti. Kaçamak birkaç bakışın ardından konağa vardılar.

Boran arabadan indi ama Sılanın içini bir korku sarmıştı Boran kapısını açıp “hadi sıla” diyene kadar arabadan inememişti. Sıla parmaklarını streslice birbirine dolarken Borana bakıp başını geri öne eğdi, kendi kendine söylenmeye başladı “sen bu kadar korkak mıydın?” dedi ve sanki cesaret almış gibi indi.

Haydar ve Aziz yaşadıkları şaşkınlıktan çıkamadan Boran “açsanıza kapıyı” dedi.
Azizi “tabi ağam, buyur” diye yol verdi.
Boran Sılanın titrediğini hissedebiliyordu, elini Sılanın beline koyup yönlendirdi onu… Bir yerde de ona destek oluyordu bu şekilde; Sıla da biraz daha rahatlamış gibiydi bu hareket karşısında.

Firuz ve Kevser, avluda oturmuş kahvaltı üstüne kahvelerini yudumluyorlardı; Sıla ve Boran geldiğinde.
Boran “günaydın” diyince ikisi de dönüp sesin geldiği yana baktılar.
Firuz “hoş gelmişsiniz oğul” sonra sılaya dönüp “hoş gelmişsin kızım” dedi.
Kevser “misafirimiz mi var oğlum” dedi, Sılayı kastederek.
Boran “misafir değil anne… Sıla bundan sonra burada bizimle yaşayacak” dedi.
Firuz “Boran… Ne demek oluyor bu çabuk açıklayasın”
Boran “olan şu ki baba; Sıla bundan sonra benim karım, Genco Aşiretinin de Gelin Ağasıdır”
Firuz “senin ağzından çıkanı kulağın duyar mı Boran? Peki, berdel ne olacak? Nasıl kafanıza göre iş yaparsınız”
Boran “evet baba ben ne dediğimi çok iyi biliyorum… Sıla benim karımdır o kadar… Berdele gelince Sıla Azadın ablası”
Firuz “bildiğim kadarıyla Azadın bir ablası vardı; o da çocukken öldü”
Boran, elinde ki sılanın evlatlık belgelerini uzattı babasına, Firuz kâğıtları inceledikten sonra “eh peki madem” dedi ve elini uzattı öpmeleri için… Önce Boran uzanıp babasını elini öptü sonra da şaşkınca Sıla… Ardından da Kevserin elini öptüler.
Firuz “hepsine tamam da bu gizli kapaklı evlenme niye oğul, bu yüzden çok başımız ağrıyacak bilesin”
Boran “hiç kimse bir şey diyemez baba… Ağalığı kabul ederken size şartlarımı söyledim, sizde kabul ettiniz… Şimdi kimsenin karşıma geçip bana hesap sormaya hakkı yok”
Kevser “peki, oğul o kadar düğün hazırlığı ne olacak”
Boran, biran Sılaya bakıp “biz tören de düğün de istemiyoruz ana”
Kevser “olur mu hiç oğul, sen koskoca ağasın şanına yaraşır bir düğün etmek lazım”
Boran “anaaa… Ne diyorsam o” dedi ve Ayşeye seslendi “Ayşeee”
Ayşe koşarak geldi “buyur ağam”
Boran, Sılayı göstererek “gelin ağana odasını göster, biraz dinlensin” dedi.
Sıla, dolu dolu olmuş gözlerle Borana çaresizce bakarken; Boran “sen git, bende geliyorum birazdan” dedi.
Sıla da başını sallayıp Ayşeyi takip etti.
Sıla gittikten sonra Kevser Firuza dönüp “eh, bari biz de bu gece Zinarlara gidelim” dedi, imalıca göz ucuyla Borana bakarken.
Boran “offf… Tamam anne… Nasıl biliyorsan öyle yap ama evlendiğim kızın Sıla olduğunu şimdilik söylemeyin…”
Kevser, kuşkuyla “nedenmiş o?” diye sordu.
Boran “çünkü Sıla henüz gerçek ailesiyle yüzleşmedi” dedi ve oradan ayrıldı.

Boran işle ilgili birkaç telefon görüşmesinden sonra Sılanın yanına gitti. Kapıyı çalıp içeri girdiğinde Sıla odayı inceliyor gibiydi. Sanki az önce Boranın yanından ayrılırken dolmuş gözleri şimdi akmaya ayarlanmış gibi Boranı görür görmez daha fazla tutamayıp kendisini ağlamaya başladı ve Boranın yanına gidip durdu biran ve boynuna sarılıverdi birden “ben… Ben yapamayacağım… Ben buna dayanamam…”

Korku sardı dört yanı
Ne bir aşk ne de gerçek değil hayal bu
Bu oda gerçek değil dört duvar var, yok gibi üşüyorum
Saçımı okşayan bu tatlı el vadinin kokusu papatyalar
Ellerim göğe doğru gözlerim yaşla dolu ağlıyorum
Sevgiler ilaç değil derdime derman değil özlüyorum
Korku sardı dört yanı
(Deniz Arcak – Korku)

40...roses
05-03-07, 15:14
Yorumlari icin Tesekkür mayetinde devam...
esra36 -Madita-Sekersey_Bjk-Firtina (Adasim Gül )-Rockergecem -yengec 69-Baharim -Gülbeyz76-rebelsoul-Zarabir-Lal2-Silver -Özgül-Emrecan2000-Cahilperiydim(Sinemim)-Ezgisu (Hacerim) -Edaöz´e veee tabi en büyük destekcim Yukaridakiler´e gelsin ...Sizlerin yorumunu okudukca daha cok yazma hevesi doguyor ...sagolun ...umarim begenirsiniz ...hadi devammm

12.Bölüm

Yemek boyunca Baharin dikkatini üzerine cekmesi nedeniyle ,Boranin bakislarini fark etmeyen tek kisi Silaydi ...yemek bitikten sonra müsade isteyip Konaktan ayrilmislardi .

Araba bir evin önünde durmus ...Sila heycanlanmisti ...
Kapinin vurulmasiyla ...acilmasi bir olmustu ...karsilarin daki Serra dan baskasi degildi ...sevinc cigliklariyla birbirlerine sarilmislar...Serra Silayi ellerinden tutarak geri adim atti...bastan asagi süsüp
„Kizim mardin sana yaramis ...canim benim seni cok özledim .“
diyerek Silaya geri sarildi ..Borana merakli bir bakis atti ....Boran anlayarak ´hersey yolunda ´dercesine kafasini salamasiyla ..Serra kahkaha atarak
„Bende burda kapi önünde birakiyorum ...ehhh nede olsa iki gün sonra benimde evim olacak ...degil ?“
Sila bu sözler karsisinda ...Serranin durmaksizin konusmasi ve moralinin yerinde olmasina sevinmisti ...gülerek
„Hadi ...Taze gelin ..buyur et iceri“
Girdiklerinde avlunun ortasinda ...Kivilcimlar sacarak büyük bir ates yaniyordu ,etrafinda minderler dizilmis...üzerinde oturanlar ayaga kalkmislardi ...Boran tanidigindan selamlasmaya baslamisti ...Serra ise Silayi pesinden cekistirerek ...
„Silacigim ...müstakbel esim Abay ...“
Sila Abayi ilk bakista sevmisti ...ondan gelen bir huzur vardi .Serranin neden onu sectigini simdi hak veriyordu .
„memnun oldum-“
Serra konusmalarina izin vermeyerek devam cekistiriyordu ...Sila Abaya üzgün bakis atti ...Serra diger bekleyenlere yönelmisti ...
„Sonra daha cok konusursunuz ...Bu tatli cift benim is arkadaslarim ...Kenan ve Dogumgünü cocugu Zeliha ...Bu da Sila .“
Sila tokalasip ..
„memnun oldum ...Sizden cok bahsediyor Serra ..sonunda tanistik ...Zeliha dogum günün kutlu olsun ...“
„sagol sila sende hos geldin ...bizde seni cok merak ediyorduk .“
Abay tanisma faslini firsat bulmus Boranin agzindan laf almaya calisiyordu ...Yüzünde mutlu bir ifadeyle
„Özel ...anlatamam .“
diyerek Abaya bakiyordu .

Sohbet esliginde Pastalar yenmis ...bol kahkahali tartisma sonucu ..Kenan elline Gitarini alip akord calmaya baslamisti ...Gülümseyerek Zeliha ya bakarak
„Cok sevdigim bir parcayi sana armagan ediyorum ...iyiki dogdun.“
Zelihanin gözleri piril piril kenana bakiyordu .
Büyüleyici melodi sonrasi Kenanin sesi karanlikta yankilaniyordu ...

„Geceyi sana yazdim, sizimi sana
Tutundum, küsen sesine, tenine tutundum
Çaktim atesi sesime, atesi tenime
Ay aydinlik sana yandim,gülen yüzüne
Yandim, yanarim sana...“


Sarkiya Sila kendini kaptirmis di ...üsümüs halini gören Boran ceketini cikarip Silanin omuzlarina atarak
„Sirtin agridiysa ..bana yaslana bilirsin ?“
Sila bunu firsat bilip ...bacaklarinin arasina ourup ..Boranin gögsüne sirtini yasladi ...Boran arkadan sarilip kafasini Silanin omzuna koyarak ...Kenanin sarkisina eslik ediyordu ...Silaya hitap edercesine kulagina mirildaniyordu

„Sensizim,
sana kostum iklimler boyu
Uykular,
yanan liman uykular haram
Bir vapur geçer, dalgasinda savrulan ben
Dön yürek yurduma, gurbet tenime dön, yanarim sana ..

..Ay aydinlik sana yandim,gülen yüzüne
Yandim, yanarim sana...“

Silanin hosuna gitmisti ...sarki bitince gülümseyerek basini hafif cevirerek
„Cok güzel bir parca ...“
Boran yanagini öpücük kondurdu ...
„Evet tipki senin gibi ..“

Sarkilar ardi ardina söylenmisti ...Saat gec olmus ...Serra ve Abay dan vedalasip herkez evlerinin yolunu tutmustu ...

Konak sesizlik icindeydi geldiklerinde ...Boran Silayi odasina kadar eslik etmis...kapida durmuslardi ..Sila ne diyecegini bilmiyordu
„Iyi geceler Boran .“
Boran Silanin yanagina öpücük kondurup ..arkasini dönüp gitmisti ...biraz daha kalsa olacaklari düsünemiyordu ....
Sila halen kapida ardindan bakiyordu ...tarifsiz duygular icinde ...ic cekerek iceri girdi...Abacuru yakip yatagindan geceligini alacakti ...yorganin altinda siyah saclari gördü ..yavasca yorgani kaldirdi ...Bahar iki büklüm ..ellinde ilk gün gördügü pike yi yanagina yaslamis ...bas parmagi agzinda ....melekler gibi uyuyordu ...
Bu görüntü karsisinda ici sicacik olmustu ...Geceligini giyip Baharin yanina sokuldu ...parmagini agzindan cikarip ...öpücük kondurup sarildi ....Gözlerini yumustu....

Boran her gece oldugu gibi Kizina bakmadan yatmiyordu ...genelikle üzeri acik uyuyordu ...Odaya girdiginde yatagin bos oldugunu fark etti ...etrafa bakti ...hizli adimlarla kendi odasina gitti ...yoktu...Terrasda dikilmis düsünüyordu ..nerde olabilirdi ..Aklina Sila geldi ..kosarak silanin odasina geldi ..kapiyi tiklati ...ses gelmeyince ...yavasca kapiyi aralayip iceri göz atti .
Bahar Silaya sarilmis görünce rahatladi ...sesizce iceri girip egilip kizini öptü ...Silaya bakti ..egilerek onuda öpecekken ...Sila gözlerini acmisti ona bakiyordu ....ellini kaldirip Boranin yanagini oksadi ...uykulu sesle
„Iyi geceler demeyi unuttun degil mi ?“
Boran sicak bir gülümsemeyle basini cevirip ..ellini öptü
„Aklimi basimdan aliyorsun ...ne yapayim ...Iyi geceler .“
diyerek dudagina kücük masum bir buse kondurdu .
Sila bununla yetinmeyerek kolarini boynuna dolayip kendine cekti ...öpmeye basladi ...
Baharin parmagini emme sesiyle zoraki ayrildilar ...Boran iskence ceker gibi yüzünü burusturup
„Silaaa...böyle yaparsan gidemem ...Baharin yanina yatarim bak .“
Sila gülerek cilveli bir sesle ...
„Aramizda Bahar olduktan sonra ....sakincasi yok .“
Boran bunun saka oldugunu biliyordu ...Silanin gülümsemesi daha cok genisleyince ...Ayakabilarini cikarip Kizinin yanina yerlesmeye calisiyordu ...Sila Boranin yataga girecegini hic beklememisti ..yataktan dogrulup sakinlikla bakiyordu ...agzini acip bir sey diyecekti fakat boran ondan önce davranip
„Sisssst ...uyandirma ..Geceligin güzelmis ..“
atesli bakislar atiyordu ..Sila hemen yerine yatip yorganin boynuna kadar cekmisti ...odanin karanlik olmasina seviniyordu ...yüzü yaniyordu ...Boran gibi yan dönüp baharin üserinden ona bakiyordu ...uyumamak icin direniyordu ...göz kapaklari iyice agirlasiyordu ...sonunda kendini Boranli bir Rüyada bulmustu ...

Bahar her sabah oldugu gibi erken uyanmis ....Babasinin üzerinden tirmanarak yataktan kalkmis...son kez onlara bakarak ..bas parmagi agzina alarak ...pikesini arkasindan sürüyerek disari cikmis ..ardindan kapiyi sesizce kapamisti ....kendi yatagina girip tekrar uykuya daldi ....

ilk uyanan Boran olmustu ...Kollarinin arasinda Silayi tüm benligiyle hissediyordu ...eger gözlerini acarsa büyü bozulacakmis gibi gözlerini simsIkI kapiyordu ...Sila dösünde uyuyordu...elli kalbinin üzerinde...Bacagini bacaginin üstüne atmis ...sanki her zamanki uyku posisyonu gibi ...uyuyordu.
Boran dayanamayip hafifce gözlerini araladi ...Silanin kafasina bakti...ellini yavasca kaldirip saclarini oksuyordu ...Sila aniden basini kaldirip göz göze geldiler ..Bir birlerinin bakislarinda kayboldular....Hypnotize olmus gibi ...Boran basini egip ...Yarim saniye duraklayarak hafifce dudaklarini dudaklarina dokundurdu ...Sila nefesini yanaklarinda hissediyordu ve tekrar dudaklarinda ...bu sefer daha tutkuluydu öpücügü .
Silanin bir parcasi ´geri cekil yapma ´diyor ...diger parcasi daha agir basiyordu ´bir öpücük sadece ´diyordu .
Boranin birden kendini geri cekmesi ve derin nefes almasi ...Silayi kendine getirmisti ´Ne yapiyorum burda ...hemen hazir bekler gibi boynuna atladim `icin icin kendini yiyordu ...basini iyice gögsüne yaslayarak ...kizarmis yanaklarini saklamak istiyordu .
Kapinin tiklamasiyla ...kendilerini apartopar yataktan atilar ...Boran solugu Banyoda almisti ...derin nefes alarak Sila kapiyi acti...
Narin telasli telasli kapinin önünde dikiliyordu ...ellerini bir birine ovusturarak etrafa bakiniyordu ...Sila bu haline anlam verememisti merakli gözlerle
„Günaydin Narin ...“
Narin Silanin omuzunun üstünden iceri göz atip
„Günaydin ....abim...burda ?“
Silanin yanaklari al al olmus...sakin olmaya gayret ederek
„Birsey mi oldu Narin ...telaslisin ?“
„Sey Sila...Bahar....masada birseyler anlati...Abim ve sen ...“
Sila iyice kizarmis ne diyecegini bilmiyordu ...bocalamisti ...birden tutundugu kapi ardina kadar acilmis...Boran arkasinda dikildigini anlamisti...yere bakiyordu ...yakalanmis casina ...Narin abisini görünce iyice telaslanmisti ...
„Narin ..sen git biz geliyoruz simdi .“
diyerek Silayi iceri cekerek kapiyi kapadi
„Boran niye ciktin ..simdi ne düsünecekler ...öfff bir bu eksikti ...simdi ben yüzlerin nasil bakarim .“
„Sila utanacak birsey yapmadik ...hadi hazirlan beraber inelim ...ellimi yüzümü yikayim ..hadi .“
Sila basini salayarak boranin arkasindan bakarak ...acele acele üzerini giymis ...Borandan sonra Banyoya girip cikmisti ...

Derin nefes alarak boranin pesinden yürüyordu ...Merdivenleri inerken ...sanki Spotlar üzerine tutulmus gibi hisse kapildi ...Masaya ulastiklarinda ...Sessizce ´günaydin ´diyerek yerine oturmus ..önündeki tabaga pür dikkat bakiyordu...Bekliyordu ...konu ne zaman acilacak diye bekliyordu...asiret konusu acilinca ic cekerek kahvaltisini acele acele yapip ...müsade isteyerek odasina gitti...odasinda sag sola yürüyerek karar vermeye calisiyordu ..karar vermisti ...Serra geldigine göre onu bahane edip yaninda kalabilirdi ...valizine esyalarini yerlestirmis ..yataginin üzerine oturmus Borana nasil söyleyecegini düsünürken ...Boran Annesini ve Babasini endiseleriyle ugrasiyordu ...sonunda onlari ikna edip ...Silanin odasina girdi ilk gözüne carpan Valiz oldu ...sinirle Silaya bakti
„Yolculuk nereye Sila?“
„Serra geldigine göre ..orda kalacagim ...durum böyleyken kalamamartik burda .“
„Hayir kaliyorsun! ..ben gitmene izin verene kadar ...anladin mi ?“
Boran sinirli bakiyordu ´Aramizdakiler seni hic mi etkilemedi ´demeyi cok istiyordu ...Sila öfkelenmis elleri belinde
„Bana karisamazsin Boran ..neyim oluyorsun himm...Arkadasim mi ? Sevgilim mi?yada Esim mi ? ...ben gidiyorum .“
Boran Silanin kollarindan kavriyarak sinirli gözlerle bakiyordu
„Neyin mi oluyorum“
diyerek Sehvetli öperek Silayi birakti aniden ...
„simdi ...neyin oluyormusum ..sen karar ver ...Arabada bekliyorum .“
Diyerek arkasini dönüp odanin kapisini carparak cikmisti...
Sila titrek parmaklariyla dudagina dokunup ardindan baka kalmisti ...halen dudaklarinda hiss edebiliyordu ...tadi duruyordu ....


Sarki --Onur Akin --Geceyi sana yazdim

Yorumlariniz icin simdiden cok cok Tesekkür ederim ...SEvgilerimle Gül bye

cahilperiydim
05-03-07, 15:26
25------------------------

Abay – gel boran gel.. kaynanan sevecek seni..bizde yemek yiyorduk..sende katıl..
Boran – saol..kardeşim bende çok acıkmıştım..dedi.. sonra masaya yaklaştı.. sıla boranın masaya doğru attığı her adımla heyecanlanıyordu.. gözleri birbirine mühürlenmiş gibiydi..sılanın yüzüne oturan çocuksu gülüşüne karşılık boran ona özlemle bakıyordu..
Çevrelerinde olan olaylara kayıtsız kalmışlardı artık..

Abay boranla beraber masanın yanına geldiğinde sılada ayağa kalkmıştı.. kalbi bir kuş gibi çırpınıyordu.. ama çırpındığı yer kapalı karanlık bir odaydı o uçmaya çalıştıkça çarptığı duvarları görmüyor ve yaralar alıyordu.. son çırpınışlarıydı bu sılanın… kalbinin..

Abay – sizi tanıştırayım..sıla Mehmet tekinsoy ‘un kızı.. derken abayın konuşmasını boran kesti..sılaya bakıp gülümseyerek..

Boran – biz tanışıyoruz sılayla ..geçen akşam bizim konaktaki konuktular babasıyla..deyip karşısındaki sandalyeye oturdu sılanın.. abay birbirleriyle tanışmış olmalarını anlıyordu ama boranın sılaya bakışlarını farkediyor ,henüz bir anlam çıkaramıyordu.. berrak olayı anlamış ve abayı mutfağa kendisine yardım etmesi için çağırmıştı..sılanın elleri masanın üzerindeydi.. sıla gözlerini ellerindeki peçeteye dikmiş öylece bekliyordu.. boran abayla berrak mutfağa geçtikleri zaman sılanın elini tuttu bırakmak istemezmiş gibi.... sıla boranın yüzüne bakamıyordu.. boranın eli içinde kayboluyordu sanki kendi eli. Kendi benliği boranı görünce kaybolduğu gibi.. sıla boranın oluyordu sanki.. onun baktığı anlarda açan nadide bir çiçek gibi hissediyordu kendini.. yaşaması için de borana ihtiyacı vardı..

berrak bütün marifetini sergilemişti.. masanın üzerinde midyatın tüm meşhur yemeklerini görmek mümkündü..sıla babasının düşünüyordu.. birden kalkıp gitmesine bir anam vermeye çalışırken şimdi bir de boran vardı karşısında.. yemek boyunca boranın gözleri sıladaydı.. onu yaptığı her hareket , kullandığı her kelime o kadar değerliydi ki boran için.. sıla diyordu kalbi.. sadece sıla..

Boranın kendisine merakla bakan gözlerine takıldı yine sıla.. boran benim geçmişimden bir parçasın ..diyordu içinden.. babasının, söylediği sözleri düşündü. Anlatamam sana .. nasıl anlatırım boran babamı nasıl geçerim.. olmaz diyordu..Ben anlatamadığım içinde sen anlayamayacaksın beni..düşünceleri içinde kaybolmuşken..abayın sesi duyuldu mutfaktan.. çünkü abay boranla sılanın birbirlerine bakışını ve kenetlenmiş ellerini görmüş geri berrak ın yanına mutfağa dönmüştü tekrar.. ama yemekler soğuyacağı için içeri girmeleri gerektiğinden berrak la sesli olarak konuşmaya başlamışlardı.. sılayı utandırmak istemiyorlardı..

Abay – boran sana müjdeli haberi verdimi karıcığım..
Berrak meraklı gözlerle abaya bakıp..
Berrak – hayır.. söyle abay.. çok meraklandım şimdi..
Abay berrak ın alnından öptü..
Abay – boran ailelerimizle görüşmüş.. sonunda onları ikna etmeyi başarmış.. babanlar yarın akşam bize yemeğe gelecekmiş..
Berrak abayın kollarına attı kendini..boranların orada olduğu aklına gelince utanarak kendini geri çektikten sonra abaya baktı.. gözlerinden ne kadar mutlu olduğu belli oluyordu.. bu akşam mutluluk haberleri peş peşe geliyordu berrak ‘ın..

bu haberi sılayla paylaştıktan sonra boran ağasına tşk etti..
berrak - sen beni mutlu ettin ya ağam allah ta seni sevdiklerinle çok mutlu etsin dedi..
boran sılaya bakarak..
boran - amin berrak..allah dualarını kabul eder inşallah dedi..sıla berrak için çok sevinmişti.. boranın dediklerini duyduktan sonra borana baktı sıla . çok sevindim dedi borana.. berrak adına mutlu olmuştu.. o gece çok güzel geçiyordu..

yemekleri yerken boran sılaya o anda servis edilen yemeğin adını ne olduğunu anlatıyordu.. çünkü sıla çorbadan sonra servis edilen yemeğin acı olduğunu bilmediğinden birden yemiş ve acı olduğunu fark ettiğinde ise yemeği çoktan yutmuş bulunmuştu.. acı yemek sılanın resmen gözlerini yaşartmıştı.. sıla bol su içtikten sonra tattığı yemekleri boran anlatıp acısız olduğunu söyledikten sonra yemeye başlamıştı..

beraber tuza uzanıp elleri birbirine dokunduğu anda ne kadar heyecanlanmıştı sıla.. bu kadar küçük şeyler neden bana bu kadar heyecan yaşatıyor diye kendine kızdı.. o akşam boran hakkında kesin kararını verecekti.. yada vermeye çalışacaktı..

sıla daha 18 yaşında bir kızdı.. yaşadıkları ise bir insanın kaldırması zor olan şeylerdi.. kafasının karışık olması çok normaldi ama böyle devam edemezdi.. babasının dediği gibi hayatına bir yön vermeliydi..

insanlar bazen olaylar karşısında kararsız kalabilir.. ama verilmesi gereken bir karar varsa bundan kaçış yoktur.. ya kararı verip hayatınıza kaldığınız yerden devam edersiniz ya da karar vermeyerek olduğunuz zamanda kendinizi hapsedersiniz.. ne ileri ne geri gidebilirsiniz…
en kötü karar bile bazen kararsız kalmaktan iyidir.. çünkü sonuçta gideceğiniz yol için bir karar vermiş olursunuz...

aşk kendi girdabını oluşturmuş ve sılayı da oraya çekmeye başlamıştı.. boran o girdabın yabancısı değildi çünkü o sılayı gördüğü andan sonra zaten oradaydı.. sılayı bekliyordu.. beraber kaybolmak için..

sıla yemekler yendikten sonra berrak a yardım etti masayı kaldırırken.. boranla abayda bir kenara çekilmiş sohbet ediyorlardı..
abay borana sılaya olan ilgisini sordu.. boranda sılayı çok sevdiğini söyledi..

abay – boran..seviyorum diyorsun farkında mısın?*..
boran – ne sandın..kardeşim.. seviyorum..onu görmediğim her an yanıyorum..daha ne diyeyim..o küçük kız kalbimde çok büyük bir yere sahip abay..ve ben onunla bu aşkımı daha da büyüteceğim..ama

abay – ama ne boran.. yoksa onun haberi yok mu??
Boran abaya tebessüm etti.. boranın gözlerinin içi farklı gülüyordu sanki sıladan bahsederken..
Boran- tabi ki haberi var abay.. o kadar da değil..dedi..sonra ama senin bilmediğin çok şey abay ..anlatamadığım ve anlatmayacağım çok şey var dedi..içinden..

Sıla mutfakta heyecanını yatıştırmaya çalışırken bir taraftan da boranı düşünüyordu..kendisine engel olamıyordu bir türlü.. boranla olduğu , paylaştığı anlar daha özeldi.. daha güzeldi gözünde her şey .. içinden çok mutlu olmak için sonsuz bir istek duyarken birden acı gerçekler yüzüne bir tokat gibi vuruyordu annesinin kolyesine her baktığında..

Berrak ta mutfakta sılanın boran hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istiyordu..aslında sormasına gerek yoktu.. onların birbirine gözleri değdiğinde ne kadar heyecanlandıkları yüzlerinden belli oluyordu ama berrak ın sılanın tam olarak borana duygusal anlamda karşılık veremediğini fark ediyordu.. aralarında yaşananları dışardan pek kimse bilmediği için herkes kendine göre mantıklı bir açıklama getirmeye çalışıyordu.. berrak ta sılanın Mehmet beyin tek kızı olması dışında sılayla ilgili pek bilgisi yoktu ve yaşı küçük belki o yüzden boran ağaya karşı çekingen kalıyor dedi..

Mutfakta bayanların konuşmaları yarı şaka yarı ciddi devam etti.. boranın gözü mutfak kapısında kalmıştı.. abay boranın bu davranışını fark etmiş ve dostuna takılmaya başlamıştı çoktan.. boran kafasında sılaya soracağı yüzlerce soru bulunsa da orada onunla olmaktan memnundu.. berrak bulaşık makinasına bulaşıkları yerleştirdikten sonra kahvelerini yapıp boranla abayın olduğu oturma odasına geçtiler.. kapıları sonuna kadar açıktı oturma odasından geçilen balkonun.. dışarıda sıcak bir hava ve sayılamayacak kadar çok yıldız.. hafif esen rüzgar ise borana sılayla konağın terasındaki geceyi hatırlatmıştı.. sılaya içinden verdiği yemini..

Sıla iki kişilik koltuğa oturdu boranın bakışları altında... biraz utanıyordu o kadar ilgiden.... kendisini rahat ettirmek için ağzından çıkacak kelimelere bakan berraktan .. arkadaşının mutluluğunu isteyen abaya kadar hepsi sılanın mutlu olmasını istiyordu.. çünkü biliyorlardı ki sıla mutlu olursa boranda mutlu olacaktı.. boran abayın yanından kalkıp sılanın yanına oturdu.. başlarda abayların yanında boranla aralarında olanların bilinmesini istemeyen sıla sonra kendini borana bıraktı.. o mutlu olsun dedi sıla da.. ne kadar süreceğini bilmediği bir rüya daha başlamıştı aralarında..sadece kendilerinin gördüğü..

berrakla abay o gece aldıkları mutlu haberlerin etkisiyle boranla sılayı kendi hallerine bırakmışlardı.... berrak ın annesi ölmüştü ama babası ve kardeşleri yarın akşam yemeğe gelecekti.. sonra abayın ailesi.. berrak yavaş yavaş düzelecek diye mutlu oluyor abayın sıcacık bakışları karşısında mutluluğun en yoğununu yaşıyordu.. abay sonra kalkıp cd çalara Ferhat göçerin son cd sini koydu..berrak ın o şarkıcıyı çok sevdiğini fark etmiş ve hemen ilk iş olarak cd sini almıştı..
Ferhat göçer son cennet klibinde İsmail acarın yaptığı resimleri de kullanılmıştı..

İsmail Acar Kimdir? İsmail Acar 1971 Sivas Suşehri'nde doğdu. 1987 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümüne girdi. 1988 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümüne girdi. 1992 yılında aynı okulun Prof. Ergin İnan atölyesinden birincilikle mezun oldu. 1993 yılında Teknoloji ve Sanatta Postmodernizm tezini verdi. Aynı yıl M.S.Ü. Güz. San. Fak. Doktora programına başladıysa da akademik kariyerini yarıda bırakıp bireysel sergilerine başladı. 1991-1994 yılları arasında katıldığı sergilerden bazıları; Uluslar Arası M.Ü. Sempozyumu, Kimsesiz Çocuklar Yararına Devlet Güz. San. Gal., DYO Yarışmalı Sergisi Başarı Ödülü, Günümüz Sanatçıları Sergisi Devlet Resim Heykel Müzesi, Gar Sanat Galerisi, Derimod Sanat Galerisi, Gençlik Ve Sanat Sergisi, BP Sergisi, Geleneksel Form (2) Topkapı Sarayı, Q Caz Bölümü Çırağan Sarayı, Yerebatan Sarayı, Ayairini Geleneksel Form (3). 1992 ve 1995 yılları arasında birçok özel ders aldı ve projelerde çalıştı. 1993-2002 yılları arasında katıldığı uluslar arası sergi ve aktivitelerden bazıları; Ankara, İstanbul, Antalya, İzmir, Sivas, Londra, Chicago (Art İnstitute), Newyork (Stephen Gong Galery, Studio 44 Project), USA. Paris (İnstit & Français), Cannes (Galleria Eforco) France. Madrid (Fundacim Pensones) Spain. Milan (Padigliem D Arte) İtaly. Munich (Gallery Tanit) Gemany Sergileri. Sanatçı 1999 yılında 1600 yıllık tarihinde ilk kez Ayasofya Müzesinde bir resim sergisi gerçekleştirdi. Türkiye'de ilk kez bir resim sergisini 350 bin kişi gezdi.

Abayla gidip berrak ı dansa kaldırdı.. uzun zamandır bu kadar mutlu bir akşam yaşamıyorlardı evlerinde beraber.. sonra boranda sılayı elinden tutup dansa kaldırdı.. iki tane birbiri için ölecek aşık çift vardı o evde o akşam.. yıldızlar şahitti onlara..mutluluklarına.. sıla boranın ellerini belinde hissedince biraz rahatsız olmuştu başlarda.. boranla yakınlaşmaktan korkuyordu.. ne kadar yakınlaşırsam senden o kadar zor vazgeçerim diyordu.. ama bilmediği yada kendisine bile itiraf etmek ten korktuğu şey ise artık çok geç olduğuydu.. nasıl olduğunu anlamamıştı sıla ama borandan artık vazgeçemezdi..

Cennet ( Ferhat göçer)
Banane gelecekse dünyanın sonu
Bitecekse bitsin artık hayat yolu
Korkum yok içim rahat huzurla dolu
Aşkı yaşadım senle bir ömür boyu

Yüzümdeki çizgilerin bile adı sen
Aldığım her nefesin sebebi sen..

Dünyaya birdaha gelsem sevgilim,arar bulurum yine seni severim..
Cenneti değişmem saçının teline,ömrümün yettiği kadar seni severim..

Abayla berrak şarkı bittikten sonra onları bırakıp başka bir odaya geçtiler.. boranın ciddi olduğunu anlamıştı abay..ama bir bilinmezlik vardı sıla da daha çözemediği..

yağmur yüreklim
05-03-07, 15:51
Sıla yolculuk boyunca Boran'ın elini sıkıca tutmuş hiç bırakmamıştır. Tedirginliği, korkusu gözlerinden belli olan sıla'yı sakinleştirmek için Boran sık sık kulağına eğilerek sakin ol küçüğüm, korkma yanındayım diye fısıldayarak yanındakilere farkettirmeden Sıla'nın saçlarına küçük öpücükler kondurmuştur.
Narin memleketine dönerken yüreğinde ne ölüm korkusu hissetmiştir nede sevdiğini kaybetme korkusu. Onun tek korkusu anasının, atasının onu yeniden evladım diye sarmayacak olmalarıdır.
Azad küçük pencereden bulutları izlerken geri dönüyor olmanın ne derece doğru bir karar olup olmadığının muhasebesini yapıyordur kafasında..ölümden..ölmekten korkuyordur..bişey yapamamaktan...
Bedar kucağında uyuyan Emir'e, karşısında yüzünü Boran'ın göğsüne gömmüş sıkıntılı görünen Sıla'sına, Narin'e sarılmış sanki korkularını birlikte paylaşan Azad'a bakar düşünceli gözlerle.. evlatları için korkuyordur.. ama izin vermeyecektir asla onlara bir zarar gelmesine..
Celil yaklaştıkça içindeki sıkıntıyı bastıramıyor aksine daha çok hiddetleniyordur kalbini sıkıştırırcasına..Evlatlarını öldürmek için çıktığı evine şimdi evlatlarıyla dönüyordur.. kimse yüzüne bakmayacak..bu işi beceremediği için onu dışlayacaklardır. el içine çıkamayacaktır.. ama biliyordurki Celil..o asla katil olamaz.. çocuklarını öldüremez..doğru olanı yapmıştır..
Sıkıntısı yüzüne yansımayan, yanında bulunanlara umut dağıtırcasına gülümsüyordur Boran.. Bilseler Boran'ın yüreğinde ne fırtınalar kopuyor...ne düşünceler dans ediyor Boran'a inat..Aldığı sorumlukların altında ezilen omzuna yaslanan Sıla'dan güç almak istiyordur, kokusunu duydukça dayanmak, ayakta kalmak istiyordur..savaşmak..ve galip gelmek istiyordur...
Uçak Mardin havaalanına inince herkes kafasındaki düşüncelerden sıyrılarak geri geri giden adımlarıyla uçaktan inerler. Sıla inmek istemezcesine yerinde durur. Boran ayağa kalkıp Sıla'nın elinden tutar
Boran hadi Sıla..inelim
Sıla Boran.
Boran ben yanındayım..lütfen..bizi bekliyor herkes. kaçmanın bir çözüm olmadığını biliyoruz değilmi.. Bunu sen bizzat yaşadın ve çok iyi öğrendin
Sıla (bozularak) evet..öğrendim..
Sıla Boran'ın elini tutmadan iner aşağı. Aklı sıra kızmıştır Boran'a. Ne kadar mutlu olursak olalım ona yaşattıklarımı unutmayacak ve hep yüzüme vuracak diye düşünür. Oysa Boran bu cümleyi kurarken Sıla'yı ikna etmek istemiştir onu kızdırmak yada hatasını yüzüne vurmak gibi bir düşüncesi yoktur...
Uçaktan inen ağalarını gören Şivan kahya ve Haydar koşar adımlarla yanlarına gelirler
Şivan kahya Boran'ın eline sarılarak
Şivan hoşgeldin ağam
Boran elini öpmeye çalışan Şivan'ı engelleyerek
Boran hoşbulduk Şivan.
Haydar ağam hoşgeldin.
Boran hoşbulduk Haydar. Şivan kahya herşey hazırmı. konuştuğumuz gibi değil mi?
Şivan hazır ağam. Ne emrettiysen hazır..
Boran güzel.. babamlar konaktalar mı?
Şivan konaktalar ağam
Boran geleceğimizi biliyolar mı?
Şivan biliyolardı ama sonradan işinizin çıktığını ve yarın geleceğinizi söyledik ağam. yarına bekliyolar sizi
Boran tamam Şivan çok iyi. Narin ve Azad'da geldiler.
Şivan onlardan haberimiz yoktu ağam
Boran ani oldu zaten. Haydar
Haydar emret ağam
Boran sen Azad ve Narin'i Abay'ın evine bırak. Bu gece orda kalsınlar. Sende güvendiğin iki kişiyi dikkat çekmeyecek şekilde oraya bırak göz kulak olsunlar
Haydar emrin olur ağam..
Boran Şivan sende Bedar anaları evine götür.
Şivan olur ağam.
Boran Narin, Azad siz şimdi gidin yarın ben sizi aldırtırım
Azad peki ağam.
Narin abim bende konağa geleyim. ne olacaksa olsun
Boran bişey olacağı yok Narin. şimdi dediği yap. bunları yarın konuşuruz tamam
Narin tamam sen nasıl istersen abi.
Boran Bedar ana sizi Şivan bırakacak eve
Bedarsağol ağam.
Boran Haydar benim arabam nerde?
Haydar ilerde ağam.
Boran hadi Sıla gidelim bizde
Sıla Boran'a yavaşça yaklaşarak annesine umutsuz gözlerle bakarak ilerler.
Boran Sıla'ya kapısını açtıktan sonra kendide binerek yol alırlar. Sıla korkular içinde dışarıyı izliyor ama hiçbirşey görmüyordur. Boran'sa arada sıla'yı kontrol ederek nasıl olduğuna bakıyordur..Sıla neden sonra farkeder
Sıla Boran..konağa gitmiyormuyuz?
Boran hayır
Sıla neden..peki nereye gidiyoruz?
Boran bu gece sadece senin ve benim sevdamızı yaşayabileceğimiz yerde olacağız Sıla
Sıla bağevine mi gidiyoruz?
Boran evet
Sıla rahatlamıştır. Bir geceliğinede olsa yaşanacakları ertelemek onun içini rahatlatır. Nefes almasını sağlar. Sıla camı açarak Midyat'ın güzel havasını içine çeker
Sıla ohhh ne kadar güzel hava..
Boran iyisin demi.
Sıla evet. daha iyiyim..
Boran ve Sıla bağevine gelirler. Arabadan inerler
Boran seç çık yukarı Sıla. Bende arabadakileri alıp geliyorum
Sıla ne varki arabada. bende yardım edeyim
Boran gerek yok ben hallederim sen al anahtarı çık yukarı
Sıla tamam
diyerek anahtarı alır ve çıkar.. Boran biraz yavaş hareket ediyordur Sıla kapıyı açsın diye.
Sıla kapıyı açıp içeri girdiğinde içerde özenle hazırlanmış bir sofra, alev alev yanan şömine, ve odanın birçok yerinde güller..
Sıla heyecanla arkasına döner Boran'la gözgöze gelir
Sıla (heyecanla)n Boran..bunlar....çok güzel
Boran senin kadar değiller Sıla..
Sıla ben çok şaşırdım. Ne ara hallettin bunları, nezaman düşünüdün?
Boran seninle ilgili herşeyi, seni mutlu edebilmek için heran düşünüyorum sıla
Sıla Boran
Boran hadi Sıla içeri girelim.
ikiside içeri girip kapıyı kapatırlar. önce özenle hazırlanmış sofrada yemeklerini yerler, sohbet ederler..bir süre sonra Boran Sıla'ya odaya gitmesini ve yatağın üzerine bıraktığını giymesini söyler
Sıla ne varki yatağın üzerinde?
Boran git ve bak lütfen Sıla
Sıla (gülümseyerek) yoksa beyaz bir gecelik mi??
Boran hadi Sıla git ve giyin lütfen
Sıla tamam gidiyorum hemen gelcem..
Boran sen giyin ben gelirim sıla
Sıla koşar adımlarla odaya ghidip paketi açmaya başlar
Sıla demek beyaz gecelik Boran ağa..seninle çok işimiz var..
Sıla kendi kendine konuşurken paketi açınca gördüğü karşısında şaşıp kalır..Boran diyebilir sadece...nekadar düşüncelisin, ben seninle ne yapıcam gözlerinden akan yaşları elinin tersiyle silerek gelinliği giymeye başlar, aynada saçlarına çeki düzen verirken kapı çalınır
Sıla bir saniye.
saçlarını düzelttikten sonra yatağa oturur
Sıla gelebilirsin
Boran yavaşça kapıyı açar. Karşısınmda beyazlar içinde Sıla'sını görünce ne diyeceğini şaşırır. Sıla'nın yanına yaklaşır. Sıla Boran'la oynamak istiyordur.Sıla hemen ayağa kalkar kafasını yere eğer
Boran Sıla, ne kadar güzelsin.. bu kadarını hayal bile edememiştim.
Sıla cevap vermiyordur.
Boran Sıla.neden konuşmuyosun?
Sıla konuşamam
Boran neden?
Sıla yüzgörümlüğü istiyorum anlasana
Boran yüz görümlüğümü?
Sıla evet. Annem söylemişti birkez böyle oluyor diye.
Boran ben bunu hiç düşünemedim..hay allah.. şuan sana layık hiçbirşey yok ki..
Boran Sıla'ya iyice yaklaşıp çenesini tutarak gözlerine bakar Sıla'nın
Boran şuan sana verebileceğim sadece kalbim ve içinde sana duyduğum ölesiye sevgim var..kabul edersen..

Sıla: öyle güzel bir hediyeki bu bundan daha değerli bir şey olamaz
Boran Sıla’nın duvağını açarak alnına bir öpücük koyar “ kadınım” diye yavaşça fısıldayarak
Boran alnına öpücük koyarken Sıla gözlerini kapatıp bu anın büyüsünü bozmak istermezcesine hayal aleminde gibi hisseder kendini
Boran cebinden bir kutu çıkarır gözlerini Sıla’dan ayuırmadan
Sıla: o ne boran
Boran kutuyu yavaşça açar. İçinde iki tane alyans.
Sıla: Boran. Bunlar da ne ?
Boran: evlilik yüzüğümüz Sıla
Sıla: Ama zaten..
Boran: onları zorla takmıştık ve ikimizde başka başka nedenlerden dolayı çıkardık. Ama bunu asla çıkarmayacağız Sıla. Biz var oldukça, yaşadıkça parmaklarımızda olacak.
Sıla çok duygulanır ve zoraki bir gülümsemeyle gözlerine inmeye hazırlanan yaşı engellemeye çalışır. Boran Sıla’nın sol elini tutarak yüzüğü Sıla’nın parmağına takarken
Boran: Bu yüzük yaşadığın sürece parmağında olsun küçüğüm. Sana olan sevgimin bir simgesi olarak kabul et. Ve sonsuza dek karım ol, her şeye ve herkese rağmen hep ellerimi tutuyor ol..
Boran yüzüğü taktıktan sonra Sıla diğer yüzüğü alarak Boran’a takar
Sıla: sende bu yüzüğü sana olan sevgimin, aşkımın simgesi olarak kabul et. Yaşadığım sürece seninim.. her ne olursa olsun ellerini tutuyor olacağım Boran. Sende beni sakın bırakma..sevginden mahrum bırakma beni..
Sonra birbirlerine sıkıca sarılırlar. Sonsuza kadar böyle kalabilirlerken hiç şikayet etmeden..boran yavaşça kendini çeker.
Masanın üzerinde duran CD çalar’a gider ve müzik açar Çalan şarkı
“ beni sev, sevde anlama”
Boran ilk dansımızı edelim mi?
Sıla: ilk ?
Boran: evet ilk, evliliğimizin ilk gecesinde bana bu dansı lütfedermisin Sıla’m
Sıla: elbette
Sıla Boran’ın kollarına bırakır kendini. Sıla’nın elleri Boran’ın sırtında gezinirken Boran Sıla’yı sıkıca sarmış kulağına sürekli güzel sözler söyleyip Sıla’yı mest ediyordur “ seni seviyorum Sıla, kadınım, çok güzelsin, sensiz yaşayamam..”
Sıla: şarkının sözleri bize ne kadarda uyuyor değil mi?
Boran: evet oldukça
Sıla: beni sev, sevde anlama…işte tam biz..anlamadık birbirimizi ama sevdik..
Boran: bundan sonra aramızda ne anlaşmamazlık olacak nede bir sorun küçüğüm.
Sıla: sen bana küçüğüm demeye devam edersen biz hiç anlaşamayacağız boran ağa
Boran: üzgünüm.. bundan vazgeçemem
Sıla: neden miş o?
Boran: vazgeçemem işte.

Boran kollarındaki Sıla’yı kucağına alarak yatağa götürür.
Boran: evet Sıla hanım. Kocanla geçireceğin ilk geceye hazırmısın
Sıla Boran’ın tuttuğu gibi kendine çeker..

****burası tamamen hayal gücünüze kalmıştır..hayalgücü sınır tanımaz****
Sıla Boran’ın gögsüne yaslanmış elini tutan Boran’ın parmaklarıyla oynuyordur. Boran’sa kollarındaki Sıla’nın saçlarını okşayop öpüyordur. Yatağın kenarındaki telefonuna uzanmak ister saate bakmak için. Boran’dan önce Sıla alır telefonu eline
Boran: saate bakıcam
Sıla: neden
Boran merek ettim
Sıla Sıkıldın mı yoksa benden?
Boran: o nasıl söz öyle Sıla. Senden asla bıkmayacağımı biliyorsun
Sıla: hayır bilmiyorum
Boran :daha önce söylemiş olmam lazım
Sıla: söylemedin ki hiç
Boran eminmisin küçüğüm
Sıla: eminim..
Boran: senden asla bıkmama Sıla’m. Sen benim yaşama hevesim, mutluluk kaynağımsın..anladın mı
Sıla: anlamadım
Boran tekrar anlatayım mı?
Sıla: nasıl?
Boran: anlatmayla anlamıyosun sen o yüzden göstermem lazım
Sıla ve Boran küçük çaplı bir boğuşmadan sonra Sıla kendini Boran’dan kurtarım yatağın en düp köşesine çeker kendini
Sıla: ya Boran bırak beni şu telefonuna bakacam
Boran: neyine bakacaksın telefonumun?
Sıla: kimler varmış bakıcam
Boran: bak bakalım.. ne bulmayı umut ediyosan
Sıla: hımm. Sıla kim Boran
Boran: Sıla benim karım
Sıla: öylemi.
Boran: evet
Sıla: burada öyle bişey yazmıyo
Boran demek yazmıyo ozaman ver bakalım düzeltelim
Boran telefonu Sıla’nın elinden alıp kaydı değiştirir.
Boran: al bakalım değiştirdim.
Sıla telefonu eline alıp bakar “küçüğüm” yazıyordur
Sıla: ama bu..Boran ya bana böyle deme
Boran: ama benim çok hoşuma gidiyor
Sıla: benim gitmiyo
Boran: neden. Sen benim küçüğümsün..Hem ben senin kocanım üstelik ağanım bana karşımı geleceksin
Sıla: gelemezmiyim?
Boran: gelemezsin..gelmemelisin
Sıla: ama bende gelinağayım
Boran: olsun.. ben ne diyorsam o. Küçüğümsün işte.
Sıla: peki Boran ağa
Boran Sıla’yı iyice sarar ve ikiside huzur dolu bir uykuya terslim olurlar.

Sabah olmuş Midyat’ı saran güneş olacakların aksine insanın içini ısıtmaya inat edercesine yakıyorsdur heryeri.
Boran yavaşça kalkıp giyinir. Kahvaltıyı hazırladıktan sonra Sıla’yı uyandırır. Sıla önce uyanmak istemesede Midyat’ta olduğunun farkına varınca korkuyla ve endişeyle kalkıp hazırlanır. Boran’ın zorlaması üzerine birkaç lokma bir şey yiyebilir. Sıla düngece rüya gibi geçen geceden sonra gerçeklerle yüzleşmek için kendini hazırlamaya çalışsada bunu başaramıyordur.
Sıla: hadi Boran gidelim ve ne olacaksa olsun
Boran: tamam Sıla. Gidelim. Ama bir şey olmayacak merak etme. Sen kendini hiçbirşey için üzmeyeceksin anlaştık mı. Unutma sen hamilesin..karnında benim bebeğimi taşıyosun Sıla…ne sana nede ona kimse cesaret edemez..korkma…
Sıla: ya ederlerse
Boran: edemezler..ederlerse ozaman bilirlerki hiç olmadığım kadar öfkeli ve can alıcı olurum. Burada beni herkes tanır Sıla. Sevince nasıl sevdiğimi, öfkelendiğimde nasıl yakıp yıkacağımı..
Sıla: ben bu yönünü hiç görmedim
Boran: görmede zaten… hadi gidelim
Sıla: tamam

Sıla ve Boran arabaya binip konağa doğru yola çıkarlar.
Konakta Kevser ve Firuz ağa balkonda kahvaltı ediyorlardır. Boran konağın önünde durur Sıla’ya döner
Boran: şimdi bana şans öpücüğü ver
Sıla: şansa ihtiyacımız var değil mi?
Boran: şansa değil küçüğüm senin öpücüğüne ihtiyacım var
Sıla Boran’ı öpüp arabadan korkak adımlarla iner
Boran sıla’nın elini tutarak konağa girerler
Kapının açılmasıyla Firuz ağa ve Kevser kadın o yöne bakarlar. Sıla ve Boran’ı gören Firuz ağa ayağa kalkar
Firuz ağa: Boraaaannn.. sana bu soysuzu getirme demedim mi ben…
Sıla korku dolu gözlerle Boran’a döner
Sıla: Boran

senem_89
05-03-07, 18:20
Sıla odasına gider yatağına oturur. Aklına gün içinde boranla yaşadıkları gelir. Kendi kendine gülümser. Banyoya girer.

Boran eve gitmiştir ,odasındadır. Birkaç eşya toplar kendine sıla ile beraber yaşayacakalrı ev için...aklına sıla geldikçe gülümser...sonunda...sonunda beraber yaşıcaz...hergün hissedicez birbirimizi...

Sıla bornozuyla yatağına uzanır.
-ne gündü!
Telefonu alır eline ve boran a mesaj atar.
s- özledin mi beni?napıyorsun bakalım?
b- özlemez miyim. Sen? Yarın için bir kaç eşya topluyorum.
s- uzun yıllarıdr ayrıymışız gibi... bende hazırlıcam birazdan
b- zeyşan nasıl?uyuttun mu kızımızı?
s-uyudu babası ama seni istiyor babasıyla uyuyacakmış. Boran biliyor musun annemler mardine gidio?
b- mardine mi? Nasıl yani? Dur arıyorum seni.
Sıla telefonu açar. Boran ın sesini duyunca kalbi atar hızlıca.
Boran: nasılsın sılam?
Sıla: iyiyim hayatım. Sen?
Boran: hayatım? Bana ilk defa hayatım dedin sıla.
Sıla: niye sen benim hayatım değil misin? Hem...belki ben senden de bekliorum ama dimi?
Boran: hmm...tamam aşkım
Sıla gülümser.
Boran: mardine mi gidiyorlar annenler?
Sıla: evet boran. Burada yapamıyorlarmış.
Boran: haklılar sıla oranın insanları yaşayamaz buralarda. Hem nasılsa bizde gidicez.
Sıla: bana da bir sorsaydın istersen
Boran: nasılsa bizde gidicez dimi sıla? Oldu mu?
Sıla: peki aişret ne olucak? Nasıl kalıcaz konakta?
Boran: konakta kalıcağımızı kim söyledi. Hem sen merak etme ben olduğum sürece kimse sana dokunamaz.
Sıla: biliyorum boran zaten korkmuyorum artık ölümden. Sen yanımda olduktan sonra...
Boran: konağı ayarladım bile. Şivan a söyledim herşey hazır. Ama... daha işimiz var burda sıla. Hem sende işlerini yoluna koy çünkü birdaha dönüş zor olucak gibi.
Sıla: peki boran. Zaten yapılacak çok iş var.
Boran: hadi kapatıyorum zeyşan uyanmasın. Yarın görüşürüz bitanem.
Sıla nın yüzü kızarmıştır, gülümser.
Sıla: yarın gece beraber olucaz evimizde...seni seviyorum boran...
Boran: seni seviyorum sıla...

Boran yüzündeki gülümsemeyle telefonunu kapatırken herşeyden habersizdir. Dışarıda biri onu dinlemiştir. Hemde dinlememesi gereken biri...

Cihan söyler sessizce,sinsice gülümseyerek:
-vay vay boran ağa hazırlamış bile herşeyi. Sıla hanım ı mardine götürücek he? İntikamım acı olucak demiştim emmoğlu...
cihan odasına gider kardeşini arar.
-nasıl oralar?
-iyidir abi. Babam nasıl?
- iyiyim diyor doktora götürdüm onu ama inanmadım pek yarın gidip doktorla kendim konuşucam.
-peki abi.
-bak şimdi sana bir şey sölicem. Şu şivan var ya
- evet abi
-işte onun ağzından laf al bakalım. Boran sılayı mardine götürücekmiş. Şivan ayarlamış yeni konağı.
-nasıl abi? Boran sıla yı mardine mi getirecekmiş?
-he ya. Kendi ayağıyla geliyor.
-tamam abi ben araştırırım.
-tamam bana haber ver. Şu konağa onlardan önce biz bir gidelim bakalım nasılmış? (gülümser)


ertesi sabah sıla ve boran olaylardan habersiz işlerine giderler. İkiside eşyalarını almış çıkışta evlerine gideceklerdir.
Sıla evden çıkarken;
Sıla: ne zaman gitmeyi düşünüyorsunuz anne?
Bedar: en kısa zamanda yavrum. Ben seni ararım sen kocanla rahat ol emi?
Sıla: aklım sizde kalıcak ama
Bedar: sen bizi merak etme kızım biz başımızın çaresine bakarız.
Sıla: peki anne görüşürüz
Bedar:görüşürüz kızım

Boran çalışırken masasında abay gelir.
Abay: oo bizim aşığın yüzü gülüyo hayırdır.
Boran: geç otur abay.
Abay: ee anlat bakalım
Boran: ne anlatıyım abay sılayla çok iyi gidiyor.
Abay: aman iyi iyi allah bozmasın
Boran: amin abay,amin. Senin gizemle aran nasıl?
Abayın yüzü asılır.
Abay: olmuyor be boran. Bir açtıramadım yüreğini, bir çıkarsa anlatsa acılarını bana derman olacam belki ama...
Boran: sabret abay, yaşadıkları kolay değil. Elbet pes edecektir.
Abay: inşallah boran söylediğin gibi olur.
O sırada cihan gelir.
Cihan: ne kaynatıyorsunuz bakalım?
Boran: sana ne cihan. Hem sen niye geldin buraya.
Cihan: mardini özledim be emmoğlu. Sen de özledin mi? Şu işini hallette alnımızın akıyla salınalım mardin sokaklarında. (manalıca)
Boran: cihan defol git burdan.
Cihan kalkar ve gider odadan.
Abay: şimdi ne diye böyle birşey söledi bu?
Boran: bilmiyorum abay,kimbilir ne tilkiler dönüyordur kafasında...neyse abay biliyorsun sılayla ev aldık. Bugün taşınıoruz.
Abay: gerçek boran? Çok sevindim. İkinizde çoktan haketmiştiniz bu mutluluğu.





Abay ve boran konuşurken boran ın telefonu çalar. Arayan sıla dır.
Sıla: alo boran...
Boran: sıla...
Abay eliyle ben gidiyorum hareketi yapar.boran da kafasını sallar.
Sıla: nasılsın?
Boran: sesini duydum daha iyi oldum.
Sıla gülümser telefonda
Sıla: bende...beni kaçta alıcaksın?
Boran: 6 da alırım. Hazır mısın bakalım benimle yaşamaya?
Sıla: hazırım tabi her zaman...
Boran: ne yaptın şirket işini hallettin mi?
Sıla: evet,orhan beyle konuştum. Pek memnun olmadı ama şirketin başına onun geçeceğini söyleyince...
Boran: o kadar güvenebilir misin?
Sıla: yıllardır babamla çalışmış. Güvenilir biri.hem... sanırım güvenmekten başka çarem yok.
Boran: pekala...
Sıla: şey...boran ben hastaneye uğrıcam emre nin yanına beni ordan alabilir misin?
Boran: tamam 6 da hastaneden alırım seni...


Cihan kardeşiyle konuşur:
-hallettin mi kardeşim konak işini?
-yok abi daha halledemedim. Zaten şivan kahya konuşmuyor. Ama en kısa zamanda öğrenicem merak etme.
-ben zaten ilk uçakla geliyorum mardine.
-tamam abi. Abi?
- efendim kardeşim?
-öğrenince ne yapacan?
Cihan güler kurnazca
-ne yapacağımı göreceksin kardeşim...


sıla hastaneye emre nin yanına gider. Emre uyuyordur,içeride kenan bey ve şule hanım vardır.
Şule: hoşgeldin kızım
kenan bey başını çevirir. Sıla emre nin yanına gider
Sıla: hoşbulduk şule teyze. Emre nasıl bir gelişme var mı?
Şule: yok kızım ama yarın gidiyoruz.
Sıla: nereye?
Şule: amerikada bu koularda uzman çok başarılı bir doktor önerdiler.
Sıla: oldu bende gelicem.
Kenan: senin gelmene gerek yok!
Sıla: ama kenan amca...
Emre uyanır.
Emre: sıla...
Sıla: nasılsın emre?
Emre: gördüğün gibi
Sıla: iyileşeceksin emre
Emre: yarın amerikaya uçuyoruz sıla
Sıla: biliyorum emre bende geliyorum sizinle (kenan bey e bakarak söyler)
Emre: senin gelmene gerek yok sıla
Sıla: olur mu öyle şey emre? Hem ben bundan sonra hep senin yanında olucam bunu böyle bil.
Emre gülümser isteksizce
Emre: biliyorum sıla ama gerçekten sen beni böyle gördükçe bana daha fazla koyuyor bu hayat. Hem belki buraya yürüyerek dönerim.
Sıla: tabi yürüyerek döneceksin emre. Daha seninle yapacak çok işimiz var. Bak işler kaldı sensiz.
Emre: o zaman gelme sıla
Sıla: peki emre sen nasıl istersen. Aklım ve kalbim hep sende bunu bil.

Sıla nın telefonu çalar o esnada arayan boran dır. Sıla üzgündür.
Boran: sıla aşağıdayım
Sıla: geliyorum boran...


Sıla arabaya oturur yıkılmış bir şekilde. Ağlamaya başlar...
Sıla: benim yüzümden...hepsi benim yüzümden
Boran sıla nın yanağını okşar.
Boran: kendini suçlama sıla . sende böyle olmasını istemezdin. Bir suç varsa kaderin suçu...
Sıla: boran iyi ki varsın. Sende olmasaydın?
Boran: şşş sıla ben hep senin yanında olucam. Ta ki bedenim toprak olana dek...ama ruhum asla senden ayrılmayacak...
Sıla sarılır boran a sıkıca
Sıla: iyi ki varrsın boran... iyi ki varsın...


Ev halkı eşyalarını toplarlar.
Celil: sıla dedi ben size uçak hazırlatırım.
Bedar: istemem ben uçak falan celil efendi! Otobüsle gidecez.
Celil: yahu bedar ne güzel gidecez işte özel uçakla az vakitte. Çıkarma şimdi otobüs falan
Bedar: sen git uçağınla celil ben otobüsle gelecem
Celil: ah bedar! Sıla nın inatçılığının kime çektiği belli! Aynı anası!
Bedar: bana çekecek elbet! Kızım benim! Yok sana çekecekti.
Celil: tamam bedar tamam yeter


Sıla ve boran yolda giderler;
Boran: evimize biraz yiyecek birşeyler alalım
Sıla: evet şu köşede büyük bir market var

Sıla ve boran markete girerler.
Sıla şarap reyonunu gösterir.
Boran: hayır sıla hamilesin sen !
Sıla: of tamam... romantik olur diye düşünmüştüm.
Boran: illede şarap lazım değil (göz kırpar)
Sebze reyonundalardır
Sıla: patlıcan alalım.sen seversin
Boran gülümser.
Boran: alalım...

Boran poşetleri arabaya taşır. Sıla çikolata yiyordur. Canı çekmiştir içeride.
Sıla: dur ver biraz bana
Boran: hayır sıla saçmalama. Sen ye bakim çikolatanı.
Sıla : iyi sen bilirsin

Arabaya otururlar:
Boran: yarın ilk iş bir yardımcı bulayım
Sıla: gerek yok ben yaparım
Boran: emin misin?
Sıla: evet!

Cihan uçağa binmeden önce babasını götürdüğü doktora gider.
Cihan: merhaba doktor. Ben o gün babamı getirmiştim.
Doktor: evet hatırladım
Cihan: babamın tam olarak nesi var?
Doktor: babanız size söylemedi mi? Kalbinde çok önemli bir sorun var. Hemen ameliyat olması gerekiyor.
Cihan: ne! Nasıl?
Doktor: kalbe giden damarları tıkalı. Stand takarak bunu halledebiliriz ma geç kalınmaması lazım. Her an bir kalp krizine sebep olabilir.
Cihan: ah baba ah...peki doktor sağol


Sıla ve boran evlerine varırlar.
Boran: ben şu bavulları yerleştiriyim.
Sıla: tamam bende poşetleri boşaltıcam zaten


Sıla saolndaki masayı hazırlar. Mumları yakar. Loş bir ortam... güzel ve özel bir parça koyar...tarkan...beni anlama...
Boran iner merdivenlerden.
Boran: oo harikalar yaratmışsınız gelin ağam
Sıla gülümser.
Sıla: beğendin mi?
Boran: beğendim

Sıla ve boran masaya otururlar karşılıklı...
Sıla: bu şarkıyı hatırladın mı?
Boran: unutmam mümkün mü? Hayatım en güzel anlarından birinde çalan şarkı...
Boran yerinden kalkar. Sıla ya elini uzatır.
Boran: benimle dans eder misiniz gelin ağam?
Sıla: tabi ki boran ağam...

Sıla ve boran sarılarak dans ederler. Sıla yaslanır boran ın omzuna...boran koklar sılasının saçlarını...çeker içine derin derin kokusunu...sıla kapatır gözlerini...açmak istemez...açarsa bu rüyadan uyanacakmış gibidir...ama bu rüya değil sıla...gerçek...hem de dokunduğunda içinin ürpermesi kadar gerçek...

Sıla ve boran masaya otururlar. Sıla heyecanla boran ın tabağına yaptığı yemekten koyar.
Sıla: nasıl?
Boran hiç bozuntuya vermez.
Boran: çok güzel. Eline sağlık...
Sıla mutlulukla oturur sandalyesine. Kendine bir parça alır yaptığı yemekten... yüzünü ekşitir bir çatal almasıyla...
Sıla: boran...
Boran: efendim
Sıla: yemek zorunda değilsin
Boran: yok yok güzel...
Sıla: gerçekten çok kötü. Haklısın galiba bir yardımcı lazım
Boran ve sıla gülerler kahkahayla. Tokuştururlar su dolu kadehlerini...

Sıla: bunlar yenmiyecek galiba. Ben tost yapıyım (kalkar ayağa)
Boran: (gülerek) yine mi tost!
Sıla: boraaan
Boran kolundan tutar sılayı kucağına oturtur.
Boran: boşver tostu tatlı yok mu tatlı?
Sıla: tatlı en son boran. Sabırlı ol
Sıla eline masadaki peynirden bir parça alır.
Sıla: peynir ister misin?
Boran: ver bakalım
Sıla peyniri ağzına alır. Boran ın dudaklarına yaklaşır. Boran peyniri alır sılanın ağzından...öper ateşle dudaklarından...

Boran sılayı kucağına alır ve çıkar merdivenler yukarı...yatak odasının kapısındadırlar...
Boran: şimdi sıla tatlıda...

Sabah ilk sıla uyanır boran ın kollarında...rüyadadırlar sanki...kalkar sessizce boran ın kollarından...
Boran uyanır. Sıla yanında yoktur. Bağırır:
-sılaa
sıla merdivenlerden çıkıyordur.
-geliyorum
sıla görünür kapıdan elinde tepsi...
sıla: bağ evinde sen bana getirmiştin şimdi sıra bende!
Boran gülümser derinden
- gel bakalım sen buraya...bugün sana bir sürprizim var...

eva-zk
05-03-07, 19:05
kader : ben... ben.... istiyorum tabide ama önce sana anlatıcaklarım var

7

abay : seni dinliyorum kader
kader : benim ismim neden kader biliyomusun...
abay soran gözlerle kadere bakar
kader :çünki benim ailem yok daha dogrusu beni bebekken terkeden bi aileyi ben yok sayıyorum
abay : kader... afedersin seni üzdüm
kader : yok ben alıştım bu gerçege artık üzülmüyorum... ismimi beni bulan polis memurları koymuş kader demişler kaderime üzülüp sonrada bi yetiştirme yurduna vermişler.
abay : peki ya ablam dedigin kişi
kader : ablam diyorum çünki zor zamanlarımda yanımda hep o vardı her türlü zorlugu beraber yaşayarak geldik bu günlere. onunla karşılaştıgımda o hamileydi çok zor günler yaşadık ama yaşamaktan hiç vazgeçmedik gülümser aslımda ben vazgeçmiştim benim hayata dönmeme ablam sebeb oldu o olmasaydı bu günleri göremezdim.
abay : peki ya enişten
kader : o... o öldü bu konudan pek bahsetmeyiz biz sende sorma olurmu çünki seni tanıştırabilicem tek kişinin kırılmasını istemiyorum
abay : peki ne zaman tanıştırıcaksın
kader : bilmiyorum önce ablamla konuşmalıyım
abay : tamam kader ben senden haber bekliycem
kader : bizim gitmemiz lazım eve geç kaldık
abay : sizi bırakmamı istermisin
kader : gerek yok abay
abay : olurmu hiç
kader : abay lütfen bizi zor durumda bırakma çevrenin ilgisini çekmek istemem
abay başını öne eger : haklısın... yarın yine gelicekmisin
kader : hı hı... bora hadi eve gidiyoruz diye seslenir
bora koşarak gelir : biraz daha kalalım teyze
kader egilip onu öper : eve gitmeliyiz artık annen gelir birazdan
bora boynunu büküp ilerlemeye başlar kaderde arkasından gider dönüp abaya bakar : yarın görüşürüz der ve hızlı adınlarla bora'nın elinden tutup giderler.
kaderle abay her gün görüşüyolardır ama kader bir türlü sılaya abaydan bahsedemez

sonunda erkan bey iyileşmiş şirketin başına geçmiştir ve boran midyata geri döner. konakta herkes avludadır kapıdan içeri girer

firuz : hoşgeldin ogul
boran hoşbulduk baba
firuz : boran şu kadın yönetici işinin ehliymiş ogul pekte hanım maşallah
boran babasına tuhaf tuhaf bakıp : kızın işine engel olmadınız inşallah
firuz aga : yok aslında olmadıkda anan sıla kızımızı merak etti biraz kızın başına olmadık işler çıkardı
boran : nesini merak ettiki sıradan bir insan işte
kevser : sıradanmı.... oğlum burda onun gibi kızlara pek sıradan gözüyle bakılmaz koskoca şirketin başında bi eksik etek ağalarla beylerle nasıl iş görür diye merak ettim
boran : naptınız kıza
kevser : bişey yaptıgım yok ogul maşallah her konuda becerikli gittigimde benimle pek bi ilgilendi görüşmelerini benim yanımda yaptı erkek gibi maşallah önündeki erkekleri dize getirdi agzım açık kaldı hiç korkusu yok bu kızın gerçi benim davetime minnet edip gelmedi ya neyse
boran : ana baba benim arkamdan işleri kontrol etmenize gerek yok.... ben eşyalarımı bırakıp çıkıyorum
firuz : nereye ogul akşam oldu
boran : abaya gidiyom baba benimle konuşması gereken önemli bi mevzu varmış
der ve valizini odasına bırakıp konaktan çıkar arabaya binip abayın evine gider
abayla kucaklaşırlar boran abayı süzer

boran : abay hayırdır seni hiç böyle görmemiştim gözlerinin içi gülüyor
abay : sendende bişey kaçmıyo hadi içeri geç oturalım öyle anlatayım ayak üstü konuşulacak bi mevzu degil

içeri geçer otururlar abay kendi kendine gülümser boransa onun bu mutlu ifadesine bakıp gülümser

boran : abay anlatmıycanmı

abay : ben aşık oldum boran
boran : kim bu şanslı kız...
abay borana bakar : sen tanımazsın buraya izmirden yeni taşınmışlar sen istanbula gittikten iki gün sonra tanıştık... görsen çok güzel hele gözleri o bakışları insanı kendine çeken bi hüzün var

boran abayın anlattıklarını duydukca içine bir sıkıntı düşer : sen bu kızı çok sevmişsin anlaşılan bi gün tanıştırırsan bende görürüm

abay : tabi tanıştırırım sen yeterki iste zaten istemeye beraber gidicez şimdiden haberin olsun

boran bu kızın sıla olmasından çok korkmaktadır : istemeyemi bu kadar ilerledimi

abay seviçle : bana kalsa şimdiye evlenmiştik bile ama o ablasına bi türlü açılamadı hala ondan haber bekliyom

boran : ablasımı
abay : evet ablası ben daha tanışmadım ama harika bir oğlu var görsen sende seversin

boran : hadi hayırlısı abay inşallah her şey istedigin gibi olur
abay borana bakar : boran senin bi sıkıntınmı var
boran : yok ne sıkıntım olucak yol yorgunlugum var sadece
abay : bu yorgunlugunu almak lazım üzerinden hadi bi kaç kadeh bişeyler içelim
boran : yok ben almıyım mezuniyet gecesinden sonra ki gün yaşadıgım baş ağrısı hala aklımdan çıkmıyo kendime gelmem iki günümü almıştı
abay : mezuniyet gecesi demişken o gün seni okulun en güzel kızıyla tanıştırmıştım ama bana sonrasından hiç bahsetmedin unuttugumu sanma
boran abaya bakar : abay o gece o kadar çok içmişimki seni bile hatırlamıyorum
abay : öyle olsun bana pek sarhoşmuş gibi görünmemiştin seni en son gördügümde kızı almış gidiyodun
boran ayaga kalkar : abay kusura bakmazsan ben gideyim çok yorgunum
abay gülümser : peki boran sen bilirsin
boran abaya döner : iyi geceler abay der ve konaga geri döner

abay boranın arkasından gülümser sen hatırlamasanda ben birçok şeyi hatırlıyorum boran sen söylemesende seni uyandırmaya geldigimde yatagın hali herşeyi anlatıyordu der ve kapıyı kapatım yatak odasına gider yatagın üzerine yatım kaderli gelecek günlerin hayaline dalıp uyuya kalır

boransa eve gelmiş yatagında abayın anlattıgı kızın sıla olmaması için dua ediyordur sonrada ben ne yapıyorum ikikere gördügün bir kız için düştügün bu sıkıntılı durum niye yüregin neden acıyor... belkide o degildir... ama şu son günlerde onlardan başka kim geldiki midyata. sıla... abaya ismini neden sormadımki ya oysa.... sıladan uzak durmalıyım ona daha fazla kapılmadan unutmam lazım der ve kenidini zorlayarak uyur

kaderse hala sılaya abaydan bahsetmenin yollarını aramaktadır ama evlenirse sılayı yanlız bırakmakta istememektedir sıkıntıyla ortalrda dolanmaktadır

sıla : kader...
kader : efendim sıla
sıla : neyin var
kader : bişeyim yok
sıla : kader birbirimizi iyi tanıyoruz bana bu sıkıntılı hali ne zaman söylüyceksin
kader sıkılarak sılanın karşısına oturur : şey sıla ben biriyle tanıştım ve ailemle tanışmak istedigini söyledi
sıla : sen ne dedin
kader : ailemin olmadıgını ablamla yaşadıgımı söyledim
sıla gülümser : hayatından bahsettigine göre bu kişiyle baya ciddi düşünüyorsun anlaşılan evlenme teklifi ettimi
kader : yok daha etmedi seninle tanışmak istiyo ama
sıla : tamam bu hafta sonu tanışırız zaten ne kaldıki yarın cuma
kader sılaya sarılır : sıla seni çok seviyorum seni hiç bırakmıycam
sıla gülümser : kader sen beni bırakmazsan nasıl evlenicen
kader : abay çok iyi biri eminim beraber yaşamayı kabul eder
sıla : abaymı.... ismi abaymı
kader : evet
sıla : senin adına çok sevindim kader inşallah herşey diledigin gibi olur ama beni biraz daha tutarsan sabaha uyanamıycam ben yatıyorum der ve hemen odasına gider yataga uzanır abay ... abay burdamı ya beni gördügünde tanırsa... sıla sıkıntıyla uykunun kollarına bırakır kendini

cahilperiydim
05-03-07, 19:40
26-------------------------

Abayla berrak şarkı bittikten sonra onları bırakıp başka bir odaya geçtiler.. boranın ciddi olduğunu anlamıştı abay..ama bir bilinmezlik vardı sıla da daha çözemediği..

sılanın telefonu çaldığını farketti abay berrak’la olduğu odadan.. ama iki aşık telefonun sesini duymuyorlardı balkondan..abay sılanın telefonu alıp sılayla boranın yanına geldi çekinerek..

abay - sıla telefonun çalıyor.. dedi

sıla boranın kollarında o kadar uzaktı ki olanlara.. yıldızların altındaydılar yine sadece ikisi.. sıla boranın kendisi arkadan belinden saran ellerini tutmuş sırtını borana yaslayarak bir birlerinin varlığını hissediyorlardı..boran kollarındaki sılasını incitilmesinden korkarcasına onu korumak istiyordu.. kondurduğu öpücüklere karşı sıla içinde tarif edemediği heyecanlarla savaşırken boranda sılanın hep yanında kalması gerektiğine daha da kendini inandırıp - sıla ben sensiz yaşayamam diye fısıldıyordu kulağına....

boranla dans ederken nasıl da sormuştu..
sıla - boran.. ne olur çok uzaklara gidelim..sadece sen ve ben..demişti..sonra merakla boranın gözlerine bakarak devam etmişti konuşmaya ..- gitmeye karar versem benimle gelir misin.. o kadar ciddiydi ki o soruyu sorarken.. orada mutlu olma imkanı tanımayacaklardı.. çok uzaklara gitmeliydiler..

sıla konakta misafir oldukları akşam boranın ailesini, insan olarak sevmeye çalışmıştı ama..olmazdı sıla o konakta onlarla yaşayamazdı.. annesinin ölümünü onaylayan boran değildi ama sıla ister istemez hep o konuda buluyordu kendini . boranın ailesi onay vermese de berivanın ailesi o kararı verecekti.. berivanın tek suçu ol bölgede doğmak mıydı??

boran kabul etseydi..giderdim sıla..sen nereyi istersen giderim deseydi sıla ona her şeyi hatta annesini bile anlatacaktı ama boran hiç beklemediği bir cevap verdi..

boran - sıla ben Midyat’ tan başka bir yerde olamam.. yaşayamam
sılanın bütün ümitlerini yıkmıştı bir anda.. ne demekti Midyat tan başka bir yerde yaşayamam..gidemem.. birde peşinden dedikleri..

boran - sıla benim sorumluluklarım var..aşiretimi ve insanlarımı bırakamam.
sıla o anda boranın kollarından elini çekip uzaklaştırmıştı kendini..hava ne kadar sıcaktı ama sıla üşüyordu.. bütün bedeni. Boran olmadığı anlarda ki gibi belirsizdi yine... boranın kendisine ne kadar uzak görüyordu.farklı hayallerle mi avutuyoruz kendimizi diye düşündü... aşiretim demişti boran..sılam dediği gibi.. beni onlarla bir tutma dedi içinden..

sıla - yapamam ..ben Midyat ta yapamam..bu kelimeler sılanın ağzından sesli çıkmıştı..
boran sılanın kolunu tutup sılayı kendine çekti bir anda.
boran- ben nerede olursam sende yanımda olacaksın sıla.. bugün senden telefon bekledim ama neden hiç aramadın.. o kadar yakın duruyorlardı ki birbirine sılanın heyecanlandığını boran anlayabiliyordu.. bu akşam karşılaşmasaydık görüşmeyecek miydin benimle... diye sordu.. sılanın hep kaçmak istediği zaman geliyordu.. aslında boranı sılanın kendisiyle görüşmek istememesi korkutuyordu..

sıla boranın gözlerine baktı.. boranın eli sılanın kolunda ..bir süre öyle kaldılar..

sıla - boran ..dedi nerdeyse ağlamak üzereydi.. hayatı o kadar uçlarda mutluluklar vermişti ki sılaya.. sıla ne yapacaktı şimdi..

boranla o geceyi hatırlamak kendisini boranın karşısında çok aciz hissettiriyordu.. boranın kendisinden cevaplar beklediğini biliyordu ama.. babası vardı bir uçta .. annesinin hatırası vardı.. belki de kendi hayatı vardı..

borana karşı tam ne hissettiğini anlamasına da fırsat verilmemişti ki.. boranla Midyat ta dün akşam karşılaşmıştı.. o gece boranla yaşadıklarından sonra bu hissettikleri doğrumuydu... sılanın gözlerinde hüzün vardı..

abay tekrar sılaya seslendi odadan.. o zaman kendilerine geldiler..
sıla içeri , odaya gidip telefona baktı arayan babasıydı.. borana baktı sonra.. babası geliyor muydu yoksa.. boranı orada görürse ne derdi.. kendisi çağırdı zannederse nasıl açıklardı .??.

ama telefonu açmamazlık edemezdi.. ve
sıla - efendim babacığım..
mehmet bey - sıla .. dedi sesi kalabalık bir ortamdan geliyordu babasının..arkada konuşmalar duyuluyordu.. adamların..anlayamadık abi..bilmiyoruz..olabilir..cihan ağa gibi karışık şeyler konuşup bir şeyleri tartıştığını duyuyordu sıla..

mehmet bey - sıla duyuyor musun?*
sıla - evet babacığım duyuyorum dedi ve borandan uzaklaştı odadan balkona çıktı..
mehmet bey - ben gelemiyorum..işlerim uzadı..dedi bir dakika bekle deyip telefonu kapatmadan ...yanına gelen hamdi amcaydı..

hamdi amca - mehmet.. gel bu konuyu boran ağaya söyleyelim..bize yardımcı olur.. hem bilirsin o sana her konuda yardım etmeye çalışmıştı.. sende onun iyi birisi olduğunu bilirsin..

mehmet bey - asla.. bu olayı kendimiz halledeceğiz.. olmazsa olacak olanlara katlanırız.. bana bir daha boran ağa deme hamdi amca kalbini kırarım.. bu konu kapanmıştır dedi.. sonra telefonu kulağına götürdü ve sılayla konuşmaya devam etti..hamdi amcada yanından çaresizce ayrılmış ali yi aramıştı..sılayı gidip abaylardan alması için.. Mehmet beyle konuşmuştu..sıla hamdi amcaların konağında kalacaktı..

mehmet bey - sıla seni almaya aliş gelecek,onların konağında beni bekle.. ben gelmeden bir yere gitme .. tamam mı kızım.. bir ara sustu.. boranla ilgili söylediklerini sılanın duyduğu aklına geldi.. o da üzülmüştü ama.. olamaz dedi.. sıla boranla olamazdı..

sıla babasının tüm konuşmalarını duymuştu.. hamdi amcaya bile kızdığına göre çok ciddi bir olay vardı ve babası borandan yardım istemiyordu.. sıla çok çaresiz kalmıştı. borana döndü yönünü..

sıla - tamam babacığım..bekliyorum dedi..
mehmet bey- sıla..kızım ..seni çok seviyorum.. bunu bil..dedi ve telefonu kapattı.. sonra cihanın başına ördüğü belayı nasıl uzaklaştıracağını düşünmeye başladı...

boran sılanın yanına gitti telefonla görüşmesi bittikten sonra.. sılanın gözünden tek bir damla göz yaşı süzüldü ,boranın içi acıdı..boran sılanın gözyaşının aktığı yanağından öptü sonra..

boran - sıla bir problem mi var… deyip meraklı gözlerle ona bakmaya başladı.. sılaya bakmaya doyamıyordu..

sıla - bilmiyorum boran dedi.. neden her şeye tam kavuştuğunu düşünürken yine uzak kalması gerektiğini hatırlıyordu.. yada hatırlatılıyordu..
boran – yapabileceğim bir şey olursa ne olur söyle.. baban geliyor mu?? Boran Mehmet beyin kendisi hakkındaki düşüncelerin farkında değildi daha..

Sıla – hayır.. hamdi amcanın torunu ali beni almaya gelecekmiş.. onların konağında babam beklememi istedi..
Boran aliyi tanıyordu.. öğretmenlik mesleğini şerefiyle yaptığını düşünüyordu.. ali hiç evlenmemişti.. mesleğiyle evli gibiydi sanki.. boran sılanın onunla gidecek olmasına biraz bozuldu ama belli etmek istemedi.. sılayı ali den mi kıskanmıştı..boranla aynı yaşlarda sayılırlardı.. ali’nin iyi birisi olduğunu biliyordu ama..

Boran sılanın yüzüne baktı.. sılanın bir şeyler anlatmasını bekliyordu oluşan sessizlikte..
Boran – sıla konuşalım mı..?? bana anlatacakların olmalı..
Sıla – boran .. ben sana hiçbir şey anlatmasam da sen beni yine sever misin?? Diye sordu..

Boran sılanın kendisinden neden hep bir şeyler sakladığı hissini içinden atamıyordu..

Boran – sıla.. her şeyi bana anlatabilirsin.. ben seni hep seveceğim..ama aklımda binerce soru var sana ait olan, beynimi kemiren bu belirsizlikten kurtulmalıyım... Mehmet bey nasıl senin baban oluyor mesela.?

Sıla – anladım boran dedi..sözünü kesip..
Boran – sılaaa… neden anlamıyorsun.. merak ediyorum.. bebeğimizi nasıl kaybettiğini.. şimdiye kadar nerde olduğunu.. sana dair her şeyi merak ediyorum..

Sıla boranın elini tuttu ve beraber içerdeki az önce oturduğu koltuğa geçtiler..
Sıla boranın kendi açısından haklı olduğunu biliyordu.. sıla tam boranın sorularını cavaplamak için konuşmaya başlayacaktı ki abayla berrak içeri girdi..

Sıla o anda konuşamayacaklarını anladı.. boran da sılanın o ortamda konuşamayacağını biliyordu..zaten ali’de gelmek üzere olmalıydı.. boran sılayı yine bırakmak zorundaydı..ama hiç ayrılmak istemiyordu onlar birbirinden…

Abay borana babasının evine sığınan kezbanı sordu.. ne olacak durumu boran… diye..sıla konuşulanları dikkatlice dinlemeye başladı..

Kezban hamileydi ve kocası karısının kendisini aldattığını söyleyerek baba evine geri göndermişti..

Abay – boran bu mahallede böyle olaylar olması çok acı.. karar çıktı mı .. ne olacak kezbanın sonu..

Boranını mutlu olduğu son noktada açılmasını isteyeceği son konuydu bu…
Ama kaçamayacağı bir konuydu da..

Boran – töreler neyi uygun görürse o olacak dedi..aslında karar çoktan çıkmıştı ama boran sılanın ve oradakilerin canını sıkmak istemiyordu..
Sıla-ne demek boran töre.. o kadın hamile anlayamıyorum.... dedi.. boran sılanın ne demek istediğini anladı.. bebeklere karşı sıla çok duyarlıydı..

Sılanın elini tuttu kendi avucunun içine aldı..olanlar fazlasıyla canını yakıyordu ..

Boran – elimden fazla şey gelmiyor sıla.. yapabileceklerim sınırlı..ben bundan ne kadar rahatsız olsam da…
Sıla borana kezbanı kastederek… bir anlamda da kendi geleceğini sordu...

Sıla – peki boran o kadın doğum yapsa.. çocuğu doğsa onun için aynı karar mı geçerli.. törelerinizin annesi için verdiği karar karnındaki masum bebeği de mi bağlıyor…hiç suçu olmadığı halde…

Boran – evet sıla..aynı karar bebek için de geçerli..
Sıla boranın elinden kendi elini çekti yavaşça.. ananesinin dediği doğruymuş demek.. onun yaşadığını bilseler.. yarım kalmış olan işlerini tamamlayacaklar mıydı..

Bir süre sonra kapı zili çalmaya başladı.. gelen ali’ydi.. abay ali’yi içeri çağırdı ama acilen dönmeleri gerektiğini söyleyince sıla boranın ellerini bırakıp son defa gözlerine baktıktan sonra merdivenlerden inip kendisini bekleyen ali ile birlikte abaylar dan ayrıldı..

Ali sılayı mezarlığa gittiği gün daha kapalı kıyafetlerle görmüştü ama bu akşam.. boran sıla yanından gittikten sonra balkona çıktı.. alinin sılaya bakışını gördü.. neden öyle bakıyorsun dedi.. sılaya bakan her bakış onu bu kadar rahatsız ederken sılanın o konakta kalmasına nasıl dayanacaktı..

Ali sılayla beraber yürüyerek konağa doğru gitmeye başladılar.. ali sılanın dalgın hali gözünden kaçmadı.. sıla hakkında fazla bir şey bilmiyordu..

Ali sılayla kendi konaklarının olduğu mahallenin başındayken bir silah sesi duydular…ali sılayı hemen kolundan tutup koruma amaçlı yanına çekti.. çevresine bakmaya başladı.. önünde oldukları evin kapısı açıldı.. içerden kaçarcasına çıkan çocuk girdiği şokun etkisiyle anam…anam.. diyordu…

Sıla ali'ye meraklı gözlerle bakmaya başladı..çok geçmeden de evin içinden zılgıt sesleri ile ağıt sesleri bir birine karışmaya .kezbanın hakkında aşiretin verdiği kararı gerçekleşmişti.. karnında çocuğuyla…

ÇİĞDEM_MEHMET
05-03-07, 20:46
Yaralı bir aşkın öyküsü-2-

Sıla Emre’nin yanından eve gitmişti. Annesi Neşe hanım evdeydi.
S: annecim babam işte mi daha?
N: evet kızım daha gelmedi. Hayırdır sen sormazdın babanı ne oldu bakalım ne istiyorsun yine.
S: babam gelince söylerim annecim ben odamdayım.
N: tamam kızım.
Sıla odasına girince yatağına yatmıştı. Farkında olmasa da hep narinin abisini düşünüyordu. Nasıl bir şeydi acaba resimlerinde hiçte fena değildi hatta yakışıklı bile sayılabilirdi. Birden ne önemi var ki diye düşündü nasıl olsa o kendisine bakmazdı kimbilir hangi ağa kızıyla sözlü yada nişanlıydı. Sıla bu düşünceler içinde boğuşurken bayağı zaman geçmişti ve sılanın babası erkan bey gelmişti. Babasının geldiğini duyan Sıla koşar adım aşağıya indi.
S: babacım sana bişey sorcam.
E: babacım dediğine göre önemli bi konu. Söyle bakalım kızım neymiş mesele.
S: annecim sende dinle.
N: tamam kızım hadi ama merak ettim bak şimdi.
S: hani benim bi arkadaşım vardı ya adı Narin.
E: evet tanıyorum hani şu senin en samimi arkadaşın. Mardinliydi değil mi?
S: evet babacım zaten konuda mardinle ilgili. Bu gün narin aradı beni mardine davet ediyor. Ve bende gitmek istiyorum ama yinede size de sormak istedim. Gidebilirmiyim?
N: ama kızım ben hiç senden ayrı durmadım ki hem sen ne yaparsın mardinde hiç gitmediğin bir yer hiç tanımadığın bir ortam.
S: anneciğim zaten bende bu yüzden gitmek istiyorum. Çok merak ediyorum oraları hem zaten mesleğim için de iyi bir deneyim olur o yapıları çok merak ediyordum ne zamandır annecim lütfennn. Hem çok değil iki hafta kalırım sadece.
E: tamam kızım gidebilirsin hem senin içinde değişiklik olur
N: ama…
S: teşekür ederim babacım dedi ve babasını öptü. Annesini de öptükten sonra;
S: annecim ben odama çıkıyorum narini aramam lazım dedi ve koşar adım odasına gitti.
Hemen narinin numarasını çevirdi. Telefonun iki kere çalmasından sonra tanımadığı bir erkek sesi kulağına geldi. Bu Borandı ama Sılanın bundan haberi yoktu.
B: efendim
S:şey özür dilerim ben narini aramıştım. Narinin arkadaşıyım. Adım Sıla.
B: evet şimdi hatırladım. Bu gün narin bahsetmişti sizden. Gerçi her geldiği tatilde sizi anlata anlata bitiremezdi. O yüzden tanıyor gibiyiz. Bu arada ben kendimi tanıtmadım. Narinin abisiyim. Adım boran.
İkiside tuhaf bir şekilde birbirleriyle konuşma isteği duyuyorlardı.
Sıla yıllardır resimlerini gördüğü ve gizliden gizliye tanışmayı istediği kişiyle konuştuğunu anlayınca birden panikledi.
S: evet aslında bende sizi tanıyor gibiyim. Narin yıllardır dilinden düşürmedi sizi. İnanın çok merak ediyorum.
B: gerçekten bende sizi çok merak ediyorum. Geleceksiniz umarım mardine?
S: evet bende o yüzden aramıştım zaten. Eğer sizin içinde uygunsa yarın akşam orda olmak istiyorum.
B: öyle mi? Çok seviniriz. Neyse sizin narinle konuşacaklarınız vardır. Ben ona vereyim telefonu görüşmek üzere.
S: görüşürüz diyebildi zorla. Ama sesinin titremesine engel olamıyordu. Allah’ım o nasıl bi ses öyle diye düşündü.
Boran telefonu narine vermişti ama aklı hala sıladaydı. Sesi insanın içine işliyordu kimbilir kendisi nasıldır. Nasıl olsa yarın akşam burada olacak tanışalım bakalım bu güzel sesin sahibi sıla hanımla diye düşündü.
Sıla boranla konuştuktan sonra Narine ertesi gün 19.00 uçağına bineceğini ve saat 22.00 gibi Mardin de olacağını söylemişti.
N: abi sıla yarın akşam 22.00 gibi burada olacağını söyledi alırız değimli onu havaalanından?
B: tabiî ki alırız narin nasıl söz o. Hadi şimdi git yat. Bak geç oldu. Yarın çok işimiz var değlmi? Hadi Allah rahatlık versin.
N: tamam abi sanada Allah rahatlık versin iyi geceler, dedi ve ikiside odalarına gittiler. Ama boran bir türlü uyuyamıyordu. Nedense sılanın sesinden çok etkilenmişti. İçinde şu ana kadar hissetmediği bişeyler hissetti.
Ama boranın bilmediği bir şey vardı. O gece etkilendiği sesten dolayı uyuyamayan tek kişi o değildi. Sıla da hala duyduğu o sesin etkisindeydi. İkiside kendilerini neyin beklediğini bilmeden uykusuz bir gece geçirdi.
Sıla ertesi gününü bavul hazırlayarak geçirdi. Oradaki ortamı göz önüne alarak kapalı kıyafetler koymaya çalışıyordu. Buda epey zamanını almıştı. Uçağa tam vaktinde yetişmişti. Uçakta geçireceği üç saat için yanına birde kitap almıştı.“ AŞK NEYİN KISALTMASIDIR?”
Aslında aşkı anlamak için almıştı bu kitabı ama farkında değildi yıllardır aradığı aşka doğru gitmekte olduğunun………
Sıla uçağa bindiği sırada boranda eve gelmişti. Neden böyle heyecanlandığını kendiside bilmiyordu. Sürekli saate bakarken yakalıyordu kendisini.
Saat 21.30 gibi evden çıktılar. Havaalanına geldiklerinde İstanbul uçağı inmek üzereydi. Biraz bekledikten sonra uçaktaki yolcularda inmeye başladı. Boran narinden daha heyecanlaydı. Artık yolcularda bekleme salonuna gelmeye başlamışlardı.o sırada narin “sılaaa” diye seslendi.
S: narin.. dedi ve koşmaya başladı. İki arkadaş koşarak birbirlerine sarıldılar. O sırada sıla kendisinin merak ve hayranlıkla izleyen boranın farkında değildi. Narinle ayrıldıktan sonra;
S: canım ne kadarda özlemişim seni.
N: bende canım ya bak senide sürükledim buralara kadar. Ayy akıl mı kaldı bende bak seni o meşhur abimle tanıştırayım dedi ve sılayı kolundan tutarak boranın yanına götürdü o sırada boran sılanın tahmininden daha da güzel olduğunu düşünüyordu.
N: abi bak arkadaşım sıla.
B: zaten tanışıyor sayılırız ama ben boran dedi ve sılaya elini uzattı.
S: evet aslında doğru tanışıyor gibiyiz bende sıla memnun oldum dedi ve boranın elini sıktı.
O sırada sıla içinden resimlerinden daha yakışıklıymış diye geçirdi.
Üçü de arabaya binmişti. Narin ve sıla arkada oturuyordu. Birbirlerinde ayrı geçirdikleri günlerin acısını çıkarırcasına bir sohbete dalmışlardı. Boranda arada dikiz aynasından sılaya bakıyordu. İçine tarif edilmez bir huzur doluyordu ona her bakışında.
Yarım saat süren yoldan sonra konağa geldiler. Kevser hanım ve firuz ağa girişteki sedirde oturuyordu. Sıla gidip ikisinin de elini öptü. Bu ikisinin de çok hoşuna gitmişti. O sırada Kevser hanım bir sılaya bir borana bakıyordu. Sılayı tepeden tırnağa alıcı gözüyle inceledi. Tamda boranıma layık inşallah boranımda farkındadır bunun diyordu kendi kendine.
Hep beraber geçip oturdular. Bir süre sonra sılanın gözündeki yorgunluğu narinde fark etmişti.
N:sıla sen yorgunsundur. Hadi sana odanı göstereyim dinlen.
S: evet narin dün gece hiç uyuyamadım dedi ve borana baktı. O sırada boran içinden “oda uyuyamamış” diye geçirdi.
Kevser- firuz: Allah rahatlık versin kızım.
S: sağolun sizede Allah rahatlık versin efendim dedi ve narinle birlikte yukarı çıktılar. Sılanın odasının kapısına geldiklerinde sıla karşıki odayı göstererek;
S: narin bu oda senin mi?
N: hayır sıla benim odam bu değil. Bu oda boran abimin dedi muzip muzip gülerek.
S:hıııııı……. Öylemi. Tamam canım sordum sadece. Hadi iyi geceler dedi ve odaya girdi.

DEWAMI YORUMLARA BAĞLI :icon_whis :icon_whis

ÇİĞDEM_MEHMET
05-03-07, 22:59
Yaralı bir aşkın öyküsü-3-

Sıla bavulundan çıkardığı geceliğini giydi ve yatağa yattı. Ama uyuyamıyordu. Kendi kendine ne oluyor bana diye düşünürken göz kapaklarının kapanmasına engel olamadı ve içindeki garip bir huzurla kendini uykunun kollarına bıraktı.
Sıla odasına gittiğinden beri boran da sılayı düşünüyordu. Neden bu kız bu kadar etkiledi beni diye düşünürken annesinin sesiyle kendine geldi.
K: oğul biz yatıyoruz. Hadi Allah rahatlık versin.
B: sizede ana. Bende yatıcam zaten dedi ve odasına çıktı.
Odasının kapısına geldiğinde karşıdaki kapı gözüne ilişti. İçinde onu son kez görmek için büyük bir istek doğmuştu. Yavaşça sılanın bulunduğu odanın önüne geldi. Derin bir nefes alıp kapıyı araladı. Kendisini suç işleyen çocuklar gibi hissediyordu.
Sılayı görmüştü. Mışıl mışıl uyuyordu. Melekler gibi gözüktüğünü düşündü boran. Tam içeri girmek için adım atmıştı ki sıla öbür tarafına döndü. Boranda sılanın uyanıp kendisini göreceğini ve daha aralarında uzun bir konuşma bile geçmeden rezil olup bir daha yüzüne bakamayacağını düşünerek odadan çıktı.
Çıktığında ter içinde kalmıştı. “ allahım yardım et bana” dedi ve kendi odasına girdi. Üstünü değiştirip yatağa yattı. Ama uyumasının mümkünü yoktu. “ dün gece oda uyuyamamış acaba oda mı beni düşündü. Yok ya aklından bile geçmemişimdir. Kimbilir neden uyuyamadı. Ama bir gerçek varki şu anda tam karşımdaki odada melekler gibi uyuyor.” diye düşündü.
Sabah olmuştı. Boran kendine her zamankinden daha çok özen gösterdi. Duşunu aldıktan sonra üstünü giyindi ve odadan çıktı. Elinde olmadan gözleri karşı kapıya gidiyordu. Keşke şimdi odadan çıksa diye düşünürken içeriden sılanın sesi geldi. Telefonla konuşuyordu.
S: hayır emre ben sana hiç ümit vermedim. Anlıyor musun sevemedim ben seni.
Boran bunları duyunca sevinsin mi üzülsün mü bilemedi. Ama orada durup konuşmayı dinlemeye devam etti.
S: evet emre arkadaşımdın sen hep benim ama sen anlamak istemedin.
Bir süre sessizlik oldu. Boran karşı tarafı dinliyordu.
S: evet emre neden beni aradın ve neden bunları telefonda konuşuyoruz bilmiyorum ama seni arkadaştan ileri göremem. Bunu sana defalarca anlatmaya çalıştım. Eğer sende beni arkadaşın olarak göremeyeceksen görüşmeyelim bir daha.
Sıla tekrar susmuştu. Boran onun ermeyi dinlediğini anladı. Daha sonra tekrar konuşmaya başladı.
S: ben gerçek bir aşk arıyorum emre. İlk görüşte etkilendiğim birini sevmek. O kişi tarafından sevilmek istiyorum. Seninle dört yıl boyunca aynı ortamdaydık. Defalarca söyledin bana bunu bende seni kırmamak adına defalarca denemeye çalıştım ama olmadı emre olmayacakta bundan sonra. Sadece arkadaşımsın sen benim. Kusura bakma şimdi kapatmam lazım. Kahvaltıya bekliyorlar. Görüşürüz dedi ve telefonu kapattı. Son defa aynada kendisine baktı ve kapıyı açtı. Karşısında boranı görünce hem şaşırdı hemde sevindi. Boran sanki daha yeni odadan çıkıyormuş gibi davranmıştı ama aklı hala sılanın emreyle konuşmasındaydı. Kendini toparlayarak;
B: günaydın sıla nasılsın?
S: iyim boran sen?
S: sağol bende iyim. Bütün gece deliksiz uyudum. Buralarda insana huzur veren bişeyler var. Sanki burası apayrı bir dünya. Keşke daha önce görmüş olsaydım buraları.
Boranda o sırada keşke bende seni daha önce tanısaydım diye düşünüyordu. Sıla birden boranın hiç konuşmadan kendisine baktığını fark ederek sustu. Çokmu konuştum acaba diye düşünerek boranın gözlerine baktı. O anda konakta sadece ikisi kalmış gibi hissetmişlerdi. İkiside alamıyordu gözlerini birbirinden. Sıla hayatımda bu kadar güzel bakan göz görmedim diye düşünürken. Boranda gözleri de en az kendisi gibi güzel yakından başka, uzaktan başka güzel, uyurken başka, gülerken başka güzel diye düşünüyordu. Sonunda sesizliği boran bozdu.
B: kahvaltıya inelim mi beklerler bizi?
S: tamam inelim sanırım buraların havsından çok acıktım, dedi
Beraber kahvaltıya indiler. Herkes masada toplanmış ikisini bekliyordu. Sıla o sırada narinle gözgöze geldi neler görmedi ki narinin gözlerinde. Merak, gurur, heyecan, şaşkınlık…. Gözleriyle soru yağmuruna tutar gibiydi sılayı. Bak hiçte fena değilmiş değilmi abim diyordu sanki. Sıla bu gün narinle baş başa kaldıkları ilk anda onu sıkıştıracağını gözleriyle sorduklarını bir bir kendisine ileteceğini anladı ve masaya oturdu.
Kahvaltıda sıla başını her kaldırdığından boranla gözgöze geliyordu. Tesadüftür herhalde diyordu ve pek üstüne durmuyordu ama nedense her seferinde sılanın kızarmasına yol açıyordu bu bakışmalar.
Kahvaltıdan ilk kalkan boran oldu. Herkese iyi günler dileyip işe gitti.
Sılayla narinde kahvaltılarını bitirdiler. Konağın en üst katına çıktılar. Buranın manzarası çok güzeldi.
S: ay narin bayıldım ben buralara.
N: sen boşver buraları. Söyle bakalım abimi nasıl buldun?
S: hiç vazgeçmeyeceksin değilmi narin?
N: hayır tabiî ki vazgeçmicem siz bu sabah merdivenlerden inerken farkına vardımda çok yakışırsınız birbirinize.
S: ay narin ne yakışması. Biz sadece kapıda karşılaştık beraber aşağı indik. Hem sen beni sıkıştırmak için mi çağırdın buralara kadar söyle bakalım gezdirmeyecekmisin beni?
N: aaaaa tabiî ki gezdircem ama aramızda kalsın. Hem gel bi abimi gör diye çağırıdm seni.
S: narin inanmıyorum sana ama ben asla abine böyle bir gözle bakmadım. Ne diyeyim Allah sahibine bağışlasın
N: iyi iyi seninde ağzından laf alınmıyor bu gün hadi bak bu günün planı şöyle. Önce bütün gün ben sana mardini gezdircem. Hem alışverişte yaparız. Sonra akşama doğru abim gelcek bizi alcak ve yemeğe gitcez. Nasıl plan?
S: harika tamam o zaman hemen ben giyineyim gelirim. Hadi sen giyinmeyecek misin?
N: tamam hadi giyinelim bakalım dedi ve ikiside odalarına gittiler.

BİRAZ ACELE OLDU AFFINIZA SIĞINIYORUM ARTIK DEWAMI YARIN AKŞAMA İNŞALLAH AMA YORUMSUZ BIRAKMAYIN BENİ OLDU MU İNSAN MOTİVE OLUYOR OKUDUKÇA bye bye

neva.naz
06-03-07, 00:12
Bu seneryo öncekinden çok farklı değil yalnız bazı eklemeler ve ufak değişiklikler yaptım.umarım beğenirsiniz.

Sıla' nın söylediklerinden sonra Boran Sıla 'yı kırmamak için bir şey demeden odadan çıkacak.Abay'la hastaneden çıkacaklar.
Abay: Sıla gelmiyor mu Boran?
Boran : Biraz daha kalacakmış Abay.
Abay: Bir sorun yok değil Boran.
Boran: Yok Abay .Hadi bişeyler yiyelim ne dersin.
( Abay içi pek müsterih olmayarak bu teklifi kabul eder.)
- Abay ve Boran arabaya binerler. Boranı 'nın sinirli olduğu bellidir.Ya da Abay anlamıştır bir şeylerin ters gittiğini.
Abay: Bir şey olmadığına eminsin değil Boran.
Boran : Bir şey yok dedim ya Abay.
Abay: Sen benimi kandırıyorsun.Ne oldu niye gelmedi Sıla.Tartıştınız mı yoksa.
Boran:Tamam Abay yemekte konuşalım.
Yemek yiyecekleri yere varırlar.Sipariş verirler.Boran başlar Bu kez söze.
Boran : Anlamıyorum Abay artık hiç bir şey anlamıyorum. Sıla ne yapmak istiyor.
Abay: Her şeyi baştan anlatsana Boran neyi anlamıyorsun.?
Boran hastanede konuşulanları anlatır.
Abay: Ve Sıla gelmeyeceğim deyip Emre ile kalınca kıskançlık krizine girdin Öyle. Va hu ben diyorum sen sağ duyunu kaybettin İstanbul'a geldikten beri.
Hiç haklı bir tarafı yok mu yani Sıla 'nın düşündün hiç Emre neden vuruldu.Yoksa sence haketti mi vurulmayı?
Boran sessiz ,cevap vermeden dinler Abay'ı. Abay devam eder. Bu arada garson gelir, servis yapar.
Abay : Anlamıyorsun değil mi? Sıla nasıl bir vicdan azabı içersinde. Diyorum kıskançlık senin gözlerini kör etmiş yoksa sen böyle çiğ bir adam değilsin.Özüne dön Boran , Kendin ol. Ben o eski Boran 'ı özledim.
Sıla daha ne yapsın sana seni sevdiğini kanıtlamak için.Görmedin seni kurtarmak için nasıl çırpındı. O zaman Emre 'nin yanında değil senin yanındaydı.
Bak sana hep söylüyorum Sıla seni seviyor.Sen de onu. Hemde nasıl değil mi?
Sen de ona güven. Göreceksin herşey yoluna girecek.
Abay konuşmasını bitirmemişti ki Boran'nın telefonu çaldı. Arayan Sıla'ydı.

- Sıla bir müddet daha hastanede kalır ve eve gelir. ( sönmezlerle kaldığı eve ) Amacı bohçasını toplamaktır. ( böyle demişti hatırlarsanız) Eşyalarını toplamaya başlar.Aklı Mardin 'den getirdiklerine gider. Çekmeceyi açar kitabı ve içindeki o kurumuş gülü eline alır.Yine o ilk buluşma sahnesi görünür.Boran 'ı ne kadar sevdiğini bir kez daha hisseder ve bize hissettirir.Onları mutlaka yanına almalıdır.Tabi Boranın aldığı doğum günü hediyesini de. Sonra Sıla Boran'ı arar.
Sıla: Boran neredesin?
Boran: Abay 'la beraberim Sıla . Ne oldu bitti mi işin gelip alayım mı seni hastaneden?( Bunları Abay 'ın gözlerinin içine bakarak söylemiştir Boran.Abay 'da başıyla onaylar Boran'ı)
Sıla : Ben eve döndüm Boran. Bir kaç parça eşya almak için. Gidiyoruz değil mi evimize bu gece? Hem süprizim var demiştin merak ettim.
Boran: Tamam Sıla gelip alıyorum seni.
_ Boran Abay'la vedalaşır.Eve gelir.Elinde gelinlik kutusu ile. Kapıyı Beder ana açar.
Beder Ana : Hoş gelmişsin Ağam.
Boran: Hoş bulduk ana. Nasılsın.
Beder Ana : Sağol ağam iyiyim. Hele Sılam la seni böyle mutlu gördükçe daha da iyi oluyom. Allah'ım bozmasın.
Boran: Sağol Ana Sıla içerde mi?
Beder: He ağam Sıla odasında ben haber vereyim.
Boran: Yok sen zahmet etme ben giderim Sıla 'nın yanına.
- Boran içeri Sıla 'nın yanına gelir. Sıla Boran'ı görünce sevinçle karışık bir şaşkınlıkla :
Sıla: Boran geldin mi? Duymadım dalmışım. Bu nedir?( kutuyu kast ederek )
_Boran kutuyu yatağın üzerine bırakır ve açmasını işaret ederek
Boran: Bak bakalım beğenecek misin?
_ Sıla kutuyu açar çocukça bir heyecanla.Gelinliği görünce ne yapacağını şaşırır.Alıp üzerine tutar. Sonra sarılır Borana.
Boran : Bu gece giyer misin bunu benim için.
Sıla : Giyerim tabi. Süprizin buydu demek.
Boran başını sallar evet manasında ve gülümser.Sonra bakışırlar.
Sıla: Eee .. duracak mısın burda içeri geçte hazırlanayım.
Boran: (şaşkın) tamam ben geçiyorum der.
giderken geri dönüp bakar Sıla 'ya.
_ Boran salona geçer.Salondakiler ayaklanır.Hoş gelmişsin ağam.Narin gelir sarılır abisine.hal hatır sorarlar birbirlerine.
Celil : Ağam geçmiş olsun.
Boran: Sağol . ( lafı fazla uzatmak istemeyerek)
Emir gelir Boran'nın yanına.
Boran : Okul nasıl gidiyor bakalım. Alıştın mı der?
Emir: Yoh yaaa. Gitmiyecem okula artık. Hem biz gideceğiz istanbul dan.
Hemen büyükler susturmaya çalışırlar Emir 'i.
Emir: E ne yani siz demediniz daha dün gidelim Van 'a diye. Niye sus diyorsunuz şimdi.
Boran şaşkın celil ve beder 'e bakar.
Celil: He ağam doğru diyor.Gidelim dedik. Bize göre değil İstanbul.Biz alışkın değiliz buralara.Hem artık Sıla da... Yani diyeceğim ağam bize gerek kalmadı burada.
Boran: Kararınıza bir şey diyemem ama bana sorarsanız Sıla 'nın size ihtiyacı olacak siz onun anne babasısınız.Haksız mıyım ana?
Beder :( biraz sıkılarak) He.... Ağam.
Celil: Siz yine de bir düşünün bu gitme işini.
_ Bu arada Narin Sıla 'nın yanına gitmiştir. Sıla gelinliğini giymiş saçı ile uğraşmaktadır.Narin Sıla yı böyle görünce çok mutlu olur. Sıla ile Narin kucaklaşırlar.
Narin: Çok güzel olmuşsun Sıla. Ne kadar yakışmış gelinlik sana.
Sıla: Boran almış şimdi getirdi. Beğendin mi?
Narin: Beğenmek ne demek. Bak hep diyorum çok ince ve düşüncelidir benim abim. Yine ne güzel düşünmüş.
Sıla : ( gülümseyerek) Doğru söylüyorsun Narin. Her ne kadar bunu görebilmem için çok zaman geçmiş olsada Öyle.çok düşünceli .
Narin tekrar sarılır Sıla' ya ve
Narin:çok mutluyum Sıla sen ve abim için.Tabi bide yeğenim için.Ne kadar şanslı değil Birbirini bu kadar seven anne babası olduğu için.
Sıla: (gülümser.) sağol Narin . Saçımı yapmama yardım eder misin?
Beraber saçını yaparlar.sonra salona gelirler.Herkes şaşkın ve hayran Sıla 'ya bakar. Beder ağlamaklı ;
Beder : Yavrum Sılam nası güzel olmuşsun.
Celil bile çok şaşkın ve duygulanmıştır.
Boran ve Sıla için ise salon da birbirlerinden başka kimse yoktur.Gözleri birbirlerine kenetlenmiş bakakalırlar.neden sonra Sıla kendine gelir, annesine sarılır.
Sıla: Sağol annem.
Beder: Ben de üzülüyordum yavrum gelinlik giymeden gelin oldu diye.
Sıla : O da oldu bak annecim.
beder Borana döner Ağam ne kadar iyi düşünmüşsün.
Celil : Sıla kızım şimdi sen gelin oluyorsun öle.
Sıla babasına bakar ve gülümser. Celil ağlamaklı olur. Sıla babasına daha önce hiç olmadığı kadar candan sarılır. Narin artık göz yaşlarını tutamamaktadır. Abisine yanaşır, mutluluğunu paylaşmak için. Abiside ona karşılık verir.Beder çoktan ağlıyordur zaten. Anlayacağınız tam bir gelin uğurlaması yaşanıyordur evde.Sıla sonra Azad 'a yönelir.
Sıla:konuştuklarımı düşün Azad beni yalnız bırakma onca işle.( kucaklaşırlar )
Azad : Tamam bacım . ( o bile ağlamaklı olmuştur.)
Sıra Emir 'e gelmiştir.Sıla diz çöker yere.Emir'e:
Sıla: Sende beni yalnız bırakma olur mu Emir.Ama önce çok çalışmalısın.
Emir: He oldu bak göreceksin okuyup büyük adam olacağım sonra senin yanında çalışacam.
Sıla ayağa kalkar. Boran' a bakar.
Boran: Çıkalım istersen artık Sıla. Tabi izin verirseniz. ( celil 'e ve Beder'e bakarak)
Celil : Estağfurullah ağam .( halen ağlamaklı)
kapıya doğru yönelirler. Boran Sıla nın önce çıkması için kapıyı açar.Sıla çıkar.Arabaya yönelirler.Sılanın aklına eşyaları gelir. Azad bavulu getirir arabaya koyar. Sıla tekrar kucaklaşır herkesle en son Narin 'le.
Narin : Sıla abime ve yeğenime iyi bak olur ?
Sıla : Hiç merak etma sen Narin.
Arabaya biner ve evlerine doğru yola koyulurlar.


Herkesi biraz fazla ağlattım kusura bakmayın. Yorumlarınızı bekliyorum.[/QUOTE]

eczaci
06-03-07, 00:55
Çok uzun bir zamandan sonra ilk kez böyle bir senaryo yazacağım.Bu tip senaryoyu Kırık Kanatlar'dan başka bir yerde yazamam diyordum.Ama sanırım büyük konuşmamak lazımmış.Bir ruh portresi çizeceğim.Ama dediğim gibi uzun zamnadan beri yazmıyorum.O yüzden kusurlarımı hoşgörün.

Bu ruh portresi Boran'ın olsun.Geçen bölümde nezarette beklerken ki zaman zarfında yaşadıklarını anlatmaya çalışıyım.Bir de olaylara benim penceremden bakın.Bakalım neler gösterebileceğim.

Boran çok zor bir süreçten geçiyordu.Demir parmaklıklar değildi yüreğini hapseden.Yine onu karanlıklara sevk eden tek nedendi duygularını kedere boğan.SILA....Neden böyleydi hep.Niçindi bu inat canı pahasına.Hem kendi canını düşünmese bile bebeği de mi aklına gelmiyordu.Ya ardında bıraktıkları.Hiç uslanmayacaktı.Bunu biliyordu ama kabullenemiyordu.İçini bir kurt kemiriyordu.Bedeni orda olsa dahi aklı,ruhu,yüreği sıla'sıyla beraberdi.Tam da bahar gelmişken bir anda hazana dönen mevsim canını fena halde yakıyordu.Güçlü olmaya çalışsada o güçlü bedenin ardında çocuk kadar dayanıksız biri vardı.Boran bu düşüncelerin ağırlığından ayakta duramaz olmuştu.Dizleri ihanet ediyordu.Bedeni bile sözlerini hiçe sayıyordu sanki.Boran o halet-i ruhiye içinde gözleri dalıp gitmişti.sanki sonsuz bir girdaba kapılmıştı.Boyuna kendine çekiyordu boşluk.direnemiyordu bile.Öylece bırakıvermişti kendisini.Sitemkardı ve yeisliydi bakışları.Bir kayıp mıydı yoksa bir hiçe sayılış mıydı onu üzen halen bilmiyordu.Tek bildiği sevdiği ateş altındayken ona siper olamıyordu.Ona siper olmayan bir vücudu ne yapmalıydıki.Ona hayatın anlamını yeniden öğreten.Kara kışlarına yazı getiren kadındı söz konusu olan.Bebeği geldi sonra aklına.Onca yıl hasretiyle yanıp tutuştuğu şimdi ise belki de kaybedeceği bebeği...Ne yapsa kar etmeyecekti.Sıla'ya güvenmeye çalışıyordu.ama kendinden bile iyi bildiği bir kişi hakkında yapacağı davranışın aksini düşünüp teselli bulmak herhalde dünyanın en zor işiydi.Sabahı acaba nasıl edecekti.Bu dipsiz kuyu kendini yutmadan görebilecek miydi gün ışığını.Umutları yeniden yeşerecek miydi.Yada en kötüsü mü olacaktı.Bilemiyordu.İyi düşünmekten başka da çaresi yoktu.Gözlerini bilinmez diyarlara doğru uzun bir seyre daldırmıştı.Gelecek vaad ediyordu her adımı.Bilinmeze attığı her adım sanki karanlığa yaktığı bir ışıktı.Ömründen belkide on yıl geçmişti kısacak denilen o gecede.Bilmediği kapılar açmıştı.Görmediği limanlarda dinlenmişti yüreği ve hiç doğmayacağını sandığı güneşin gülümsemesiydi tek muradı.

tubaaa
06-03-07, 08:50
Sılanın eve gelmesine çok şaşırmıştı herkes.
Fatma: bak gördünmü boran ağa başına tekrar dert aldığını anladı hemen geri getirdi sılayı.
Celil : Fatma sana bi daha sılaya laf sokma demiştim.
Sılaya dönüp
Celil: ne oldu kızım niye geri döndün.

İlk defa kızım demişti sılaya. sıla daha fazla dayanamadı ve babasına sarıldı. Nasıl bi tepki vereceğini bilemiyodu babasının ama buna çok ihtiyacı vardı sılanın. Celilde sımsıkı sarıldı kızına. Şimdi ikiside yılların özlemini gidermeye çalışırcasına sımsıkı sarılıyolardı. Dakikalarca öyle kaldılar. Sıla hıçkırarak ağlıyordu. Celilde kendini zor tutuyordu nede olsa o bir ağaydı ve ağlayamazdı herkes içinde. Herkes şaşkınlık içinde bakıyordu bu ikiliye.

Abay çok sevinmişti buna hem sıla borana gitmemiş geri dönmüştü. Hemde sıla ve babası barışmıştı. Artık sıla bu evde mutlu olur diye düşündü hem belki ileride beni sevmeye bile başlar. Bu evde aynı çatı altında olmak bile çok güzeldi abay için.

Sılayı odasına götürdü celil.
Celil: özür dilerim kızım yıllarca sana yaşattıklarım için özür dilerim. Ben çok üzülmüştüm anneni kaybettiğime. Hep sen olmasaydın o yaşardı diye düşündüm seni suçladım ama seninde dediğin gibi asıl suçlu bendim anneni ben öldürdüm.
Sıla ağzını açmaya kalktı ama;
Celil: sus kızım ben her şeyin farkına yeni vardım gerçekten ben suçluyum ben kendi suçumu hep sana maal etmişim. Anneni ben kurtarabilirdim ama yapmadım. Karşı gelebilirdim herkese. Özür dilerim kızım yıllarca yaşattıklarım için tekrar tekrar özür dilerim ama bi faydası yok demi. Her şey yaşandı çok kırıldın bana ve asla geri dönüşü olmayan hatalar yaptım sana karşı. Ama sıla gel onları unutalım baba kız olmaya çalışalım.
Sıla: baba kız mı ne kadar tuhaf yıllarca bu kelimeyi senin ağzından duymak için her şeyi yaptım hergün bugün belki söyler umuduyla kalkıyordum yataktan. Ümitlerimi yitirdiğim anda , artık beklemediğim çoktan vazgeçtiğim bi anda senden bu kelimeyi duyuyorum kızım kelimesini. Ama bişey ifade etmiyo artık baba ben çoktan vazgeçtim senden. Vazgeçtim borandan, bebeğimden, yaşamımdan. Artık hiç birinizi istemiyorum.
Celil: sıla sen iyi değilsin bunlar nasıl laflar. Hadi beni anlarım ama ya diğerleri onlardan vazgeçmiş olamazsın. Sen benim sana kötü davrandığım zamanlar bile hep etrafına mutluluk saçan bir kızdın bazen sana bu yüzden bile kızardım ben ona nasıl davranıyorum o hala gülmeyi başarıyo diye düşünürdüm. Ya şimdi o kız nerde her şeyle mücadele eden kız nerde her zaman dimdik ayakta duran kız. Söyle sıla neden vazgeçtin hayattan. Sen böyle davranma ben sana istediğin her şeyi yapıyım ne istiyosan. Boranı arayım tekrar gelsin alsın götürsün seni buradan bebek sen boran mutlu olun beraber yaşayın.
Sıla: her şey için çok geç dedim ya baba git artık daha fazla konuşmak istemiyorum.
Celil: peki kızım şimdi gidiyorum ama seni böyle bırakmam haberin olsun. Kendini toplamaya çalış tekrar konuşucaz.
Sıla: demekki bi daha hiç konuşamıcaz.
Celil: ne demek bu sıla.
Sıla: ben kendimi asla toparlayamam demek baba.
Celil: şimdi aklın karışık biraz dinlen konuşucaz.
Sıla: iyi konuşalım ne faydası olucaksa ama şimdi çık uyucam.
Celil tamam kızım.
Tam çıkarken sılaya tekrar baktı.
Sıla: ne oldu baba niye öyle bakıyosun.
Celil: bi kere öpebilirmiyim seni.
Sıla bu teklife nasıl karşılık vereceğini bilemedi. Tepkisiz kaldı.
Celil: peki sıla haklısın tabii dedi ve odadan çıktı.
Gece sılanın odasına abay girdi. İçkiliydi ve kendini kaybetmiş bir durumdaydı.
Abay: sıla kalk.
Sıla: abay senin ne işin var burada çık şu odadan
Abay: sıla benim için geri döndüğünü söyle.
Sıla: abay ne saçmalıyosun sen git şurdan.
Sılaya gittikçe dahada çok yaklaşıyordu abay sıla korkmaya başladı. Yataktan kalkmaya çalışırken abay kolundan tuttu.
Abay: sıla nereye gidiyosun önceden çok severdin senin yanında yatmamı.
Sıla: o seni abim sandığım zamanlardı abay. Çık bu odadan. Abay korkutuyosun beni çıksana odadan.
Abay: hayır sıla çıkmıcam. Beni sevdiğini söyle.
Sıla: abay çık şu odadan birisi görürse seni burada açıklayamayız
Abay: kimseye açıklıcamız bişey yok biz birbirimizi seviyoruz.
Sıla: abay ben seni sevmiyorum bunu biliyosun.
Abay: seviyosun beni sıla seviyosun bunun farkında değilsin ama sen beni seviyosun boranı değil.
Kolunu daha fazla sıkmaya başladı sılanın. Sıla kolunu çekmeye çalışsada abaya gücü yetmiyordu.
Sıla: abay canımı çok acıtıyosun bırak şu kolumu ne olur.

Sesizce konuşuyordu sıla bir rezilliğe daha katlanamazdı. Kimsenin görmemesi duymaması gerekiyodu abayın bu odada olduğunu sıla bunun duyulduğunu düşünemiyordu bile. Ağlamaya başladı. Yalvarıyordu abaya ama abayın sılayı duyduğu yoktu. Sürekli aynı şeyleri tekrarlıyordu” sen beni seviyosun boranı değil”. Sıla bu sözleri duydukça dahada kötü hissediyodu kendini. Keşke bugün boranla gitseydim. İnatlaşmasaydım ben onu gerçekten seviyorum diye düşünüyordu. Abay bu cümleyi tekrarladıkça sıla yaptığından dahada çok pişman oluyodu. Boranı dahada fazla özlüyordu.


Abay sılaya dahada çok yaklaştı şimdi ikiside yataktaydı ve yüzyüze bakıyorlardı.
Sıla: abay ne yaptığını sanıyosun defol şu odadan.
Birileri duyacak diye kendini savunamıyodu. Bağıramıyodu, hareket bile edemiyodu sıla. Yalnızca sessizce yalvarabiliyodu. Elinden tek gelen buydu.

Abay sılayı öpmeye başladı sıla sesini çıkartmadan direnmeye çalışsada abaya gücü yetmiyordu.abay sılanın boynunu öpmeye başladı.
Sıla ağlayarak: abi nolur yapma yalvarırım.
Abay hiç duymadı sılayı öpmeye devam etti. Sıla elleriyle abayı itiyodu ama abay durmuyodu.

Sıla: abi….

ZaraBir
06-03-07, 10:12
Tum guzel yorumlar icin ne kadar tesekkur etsem az size...
Harflerin bu kayip noktalari beni deli ediyor yazarken, kimbilir sizi nasil rahatsiz ediyordur okurken... Yine editsiz, kusurlarini bagislayiniz...


Bolum13 – Terketmese sevdan beni…

Gunler gecmisti, her birinin sadece 24 saat olduguna birturlu inanamadigi gunler… Sayiyordu, sayiyordu, sadece 3 gun olmustu, inanilmazdi… halbuki Sila, yemin edebilirdi 3 koca ayi agir agir cektigine icinden zamanin… Ne aramisti, ne sormustu, ne kadar daha devam edebilirdi umarsiz nefes almaya onun sesini bile duymadan bilemiyordu… Iste, hep korktugu gelmisti basina, onu kizdirmisti, kendine kusturmus, uzaklastirmisti… beri yandan, savasci ozguveni, ben birsey yapmadim bunu hakedicek diyordu, bana bir aciklamada bulunmazsa nereden bilebilirim ne yaptigimi, nasil duzeltebilirim hatami eger hatam varsa… Sonra icindeki koca yurekli o kucucuk kiz, askinin hacmi icinde yok oluyor, fazlasi gozlerinden yol bulup akiyordu, soruyordu habire kendine neden, neden ???

Belki arar diye telefonun basinda uyuyakaldigi gecelere sarip gururunu o da aramadi, benim bir sucum yok, ben birsey yapmadim diyip duruyordu, kendi kendine, aciklama bekleyen benim, onun aramasi lazim… Ama aramamisti iste, ne de sordurmustu onu nasil diye, hic merak da mi etmiyordu, basina bir is gelmis olabilir, hastalanmis olabilirdi…

3 koca gun ve daha fazla gece gecirdi o gunlere sigisan ama bitmek tukenmek bilmeyen, en son gunun sabaha duran gecesinde artik, uykudan cok yorgunluktan dolayi gecirilen bayginliga benzeyen bir sisin icine birakti tatminsiz bedenini… Bu kendinden gecisten tam iki saat sonra da sanki gunlerdir uyuyormus da, uykudan musmulaya donmus gibi bir bedende ama ayni yorgunluktaki ruha uyandi, hazirlanmaliydi, gunlerden Cuma’ydi ve Zozan ile randevusuna yetismek istiyorsa, bir saat icinde yola cikmis olmaliydi. Sabahin kor bir vakti demedi, kalkti Kevser Ana’yi tusladi isteksiz parmaklari telefonda, haber vermeliydi aksama kadar burada olmayacagini, bu ikinci anasina duydugu saygidandi yoksa birilerine dolayli olarak ne yaptiginin haberini vermek degil. Telefonu Kevser Ana acsin diye dualar ederken icinden, telefona uzandigindan beri karninda yuvarlanarak buyuyen kelebek yumagi, oralarda bir yere carpti, darmadagin oldu, icindeki kelebekler karninin dort bir yanina dagildi, gunlerdir, duyabilmek icin karabasanlar gecirdigi ses;

- Alo, dedi.

- ---

- Sila ??? dedi ses, bu kez daha bir tok ve duyarsiz…

- Anamla konusabilir miyim? Diyen sesini nasil duyurabildigine sasti Sila, kendisine bile zar zor geliyordu sesi, o kadar uzakti.

- Annem simdi mesgul, ne soyluyeceksen bana soyle Sila dedi ses, bu kez sanki bir oktav daha yumusak cikmisti ama bu, Sila’nin ac ve arzulu kulaklarinin istegi uzerine beyninin ona aciyip, oynadigi bir oyun da olabilirdi pekala…

Bir anda cok ama cok kizdi kendine, zayifligina, Boran’in adaletsizligine, bir hic ugruna ondan bu kadar hizli ve kesin vazgecebilmesine, ne vazgecmesi, vazgecmek icin sahip olmak lazim, o beni hic sahiplenmedi ki, istemediki diyen kor olmayan gozune, sonra, bagirdi avaz avaz icinden, bu bir avazin verdigi gucle daha bir sertlesen ve gurlesen sesinin

- Seninle konusacak birseyim yok Gencoglu Mehmet Aga, dedigini duydu, soyle merak ederse beni cebimden arasin Anam, yok etmezse cani sagolsun… sonra, sonra hirsla yerine kapatilan telefon aizesinden cikan catirdi sesini duydu Boran, ve arkasindaki sessizligi, kendi kizginligindan bile daha kor sessizligi…

Agzi soylenemeyen sozcuklerle dolu, acik kaldi bir sure, elindeki telefonu, gozlerinin onune tutup, kor mavi ekranina bakti, biraz daha dikkatli bakarsa orada Sila’yi gorebilirmis, gorurse oradan cekip alabilirmis, onu zorla karsina oturup konusabilirmis gibi bakti… Sila yine almisti intikamini iste tam 3 uzun, isiksiz, renksiz, ruyasiz gun once Boran’in kapattigi telefona karsilik simdi de Sila tapatmisti Boran’in yuzune ve esitlemisti gene maci, eskiden beri bu boyleydi. Sila hep bir karsi gol atmak zorundaydi Boran’in maci kaybetmek uzere oldugunu anlamasi icin, ancak ondan sonra Boran ataga kalkar ve maci alirdi, ama bu kez bu maci almak isteyip istemediginden emin degildi, yorulmustu artik surekli Sila’ya karsi kazanmak zorunda olmaktan, Sila’ya yenilmek istiyordu, teslim olmak, niye zorluyorum ki bu kadar… derken yakaladi kendini, tuttu cikardi o icine dusulesi kor kuyulardan… Aci ile ironi ile kaydi agzi yana, kivrildi dudaklari hafifce yukari dogru ve gozlerinde yaz firtinalarinda, Midyat goklerine birakilan yildirimlardan bir isik cakti, aniden aklina birsey gelmis gibi, kalkti, firlatti atti kendini once odadan sonra da konaktan disari…

….

- Hadi Nazo, cikmamiz lazim, 100 km ama yol yer yer bozuk biliyorsun rahat iki saatimizi alir Diyarbakir’a varmak, anca gideriz diye iceriye sesleniyordu, arabasinin yaninda, sofor tarafinda ayakta durdugu yerden.

Eteklerini tuta tuta kosturarak gelen Nazo’yu gorunce, iyi ki boyle yaptim dedi, hem yalniz olmiycam tum yol boyu hem de Kemal abilerle gidip, elalemin torba agzina malzeme vermemis olucam…

Boran’in bir agiz dolusu kufredip telefonu yuzune kapamasindan sonra bir sure ne yapacagini sasirmisti Sila hem Boran’in bu yaptigina bir anlam vermeye calisiyor hem de kiziyordu elinde olmadan ama kisa surmustu dusunme suresi, neredeyse icguduye yakin bir sezi ile ne yapmasi gerektigini bilmisti. Hemen geri Kemal’leri aramis, onlarla gelmesine gerek kalmadigini Cuma sabahi erkenden Nazo ile yola cikacagini soylemisti Kemal abiye, biryandan da Gencoglu Mehmet Aga’nin eger cok kizarsa, kizgin horozlar gibi dama cikabilecegini gecirmisti icinden… Kemal’in tum israrlarina, bir hal caresi arama cirpinislarina cevapsiz kalmis, ona yine de tesekkurlerini iletip telefondan ve Kemal’den gitmisti. Sonra o 3x24 saat surecek olan iskenceyi baslatmisti kafasinda, beyninin hucrelerini tam kapasite zorluyordu cikmaz haline bir cikar yol bulabilmek icin, bu caresiz sevdasina bir cikis yaratip yol verebilmek icin onu kendinden gonderebilmek icin, ama olmuyordu iste, uykusuz kalabiliyor, ekmeksiz-as’siz kalabiliyor ama sevdasi olmadan yapamiyordu, o sevdanin icine doldurdugu bazen bir bakis, bazen kucuk bir dokunus, bazen de bir seslenisten cikip gelen aninda tum benligini sariveren umuddan besleniyordu artik. Bu umud, onun yasama sebebi bile degil, daha otesi, yasamanin kendisiydi, hayatti, bir derin nefesti, cigerlerini dolduran, her ne kadar umarsiz, caresiz olursa olsun, o umud olmadan yasayamayacagini hissetmekten cok anladi Sila. Anlayinca onu Kabul etti, Kabul edince onu koruma karari aldi, her ne olursa olsun icindeki bu umudu koruyacak ve bekleyecekti, anne karni sessizligi icinde bekleyecekti, bebek dogacakti, dogmayacakti, belki sakat, belki de olu dogacakti ama o bebegi, sevdasinin umudu bebegini icinde besleyecek, tasiyacakti, Sila… son ana kadar. Caresizdi… boyle olmak zorundaydi, bu da o alternatifsiz durumlardan biriydi, hani ne kadar baska bir cikar yol bulmaya calisirsaniz calisin, doner dolasir yine sorunun kendisine gelirsiniz ya onlardan iste, kisir cember misali, doner durursunuz, ne icinde ne de disindasinizdir cemberin tam ustunde habire gidersiniz, donmeye odakli… Tabii ki Boran hala ona yasakli kalacakti, zaten bu Sila’nin hep tek kisilik, kendi kendine yasadigi bir sevda olmamis miydi, bu durum degismeyecekti, sadece ona karsi savasmayacak, onu yokmus varsaymayacakti Sila… Tevekkul getirmisti Sila o 3 uzun gun ve gece boyunca, kabullenis… Bu kabulleniste, ayni havayi soluyup, ayni goge bakarken, yarin sesini bile duyamamanin verdigi acinin etkisi buyuktu tabii… Artik, ondan ne gelirse raziyim diye dusunmustu Sila, o ne verirse onu alacagim, ne eksik, ne fazla, ne isteyecegim, ne de reddedecegim, icgudulerin, Kabul gormus gercekligin uzerini cizip, kaderinizi belirledigi askin o son asamasindaydi Sila, teslim olus asamasinda…

Agir, agir sancilar icinde zamandan suzulerek gecen, gecerken uzayda degdigi her yere SIla’dan ve sevdasindan kalici izler birakan su son 3 gun bittiginde Sila’da kendini savastan yeni cikmis ama yenilmemis bir kumandan gibi hissediyordu… Onun verdigi savasin ne galibi ne maglubu olurdu zaten o savas savasilmak icindi, kazanmak icin degil…

Farkinda olmadan o 3 gunun hizli ve ozet bir muhasebesini yapivermisti SIla ayak ustu, Nazo’yu beklerken, o kadar dalmistiki, kocaman bir toz bulutu icinde son surat ona dogru gelmekte olan siyah Range Rover’I taa oraya kadar gelip arabasinin onunde duruncaya kadar farketmedi. Gelenin kim oldugunu bilmekten once hissetti Sila, o geldigi zaman, parmak uclarindan baslayip, sol yanina tirmanan karincalanmaya alismisti artik. Irmagin uzun bir yoldan caglayarak gelip, okyanusa ulasmasi gibi, ulu bir dagin, yorucu kisin ardindan kar suyuna yol vermesi gibi, su ustune dusen gun isigi gibi, yuzyillar boyu sessizce ozlenmis bir sevgilinin donusu gibi gelmisti Boran.

Boran arabanin icinden, Sila disaridan ama ayni noktadan baktilar birbirlerine, sozun bittigi, anlayisin basladigi, ozlemin bittigi kavusmanin yasanacagi yerden baktilar birbirlerine. Sila hic bir sey soylemeden yurudu, Boran’in yanina bindi, arkadalarindan biseyler soylemeye calisan Nazo’yu duymadilar bile, yola koyuldular beraber, pembe guller dustu, anlayisin yorgun ve unutkan agacindan ustlerine.

Yol boyunca hic konusmadilar, Sila o kaciramayacagin toplantina ne oldu diye sormadi, Boran, Kemal ile yapilan anlasmaya ne oldu demedi, Sila madem gelecektin niye beni 3 koca asir sensiz biraktin, sessiz biraktin diye hesap sormadi, Boran ne hissettigini anlatmadi SIla’ya uzun uzun, son 3 gun icinde cikmaya karar verdigi ic yolculugundan bahsetmedi, boslukta bir yerde, havaya yazili yollarin hepsini deneyeceginden, yollarin hepsinin ona cikacagini hissetse de denemeden karar vermeyeceginden bahsetmedi. Sila Boran’a teslim olusun ne huzur verici bisey oldugunu soylemedi. Arada sirada birbirlerine sanki ilk defa goruyorlarmis da ayrildiklarinda unutmak istemiyorlarmis gibi, gozlerinden girip, hic cikmamak uzere orada kalmak istiyorlarmis gibi bakiyor, tum bunlari soylemeden aktariyorlardi birbirlerine….

Diyarbakir’a geldiklerinde dogruca Nebahat ablanin yaninda aldilar solugu, Zozan Hanim gelmis onlari bekliyordu, hatta hafiften sabirsizlanmaya bile baslamisti, gorusmeler basladi ve ondan sonra da, hic birbirlerine kalmadilar taa ki donus vakti gelene kadar.

Ikisi de Zozan Hanim’dan ve yaptiklarindan cok memnun kalmislar, ne yapip edip onu Anti-Tore Merkezinin basinda, icinde, isinde gormek istediklerini anlatmislar ve ikna etmislerdi. Zozan Hanim da her gittikleri yere beraberlerinde garip, gozle gorulmez ancak yogunlugundan dolayi farkedilebilen bir enerji bulutu goturen bu ciftin hemen ilk goruste etkisi altinda kalmisti. Surekli konusan, yerinde duramayan Silamey Hanim, sadece Mehmet Bey’in bir bakisi ile sakinlesebiliyor eger o yoksa ortalikta, kabindan bosalmis bir sel gibi surekli akiyordu… Bunlar Ying ve Yeng gibi diye gecirmisti kafasindan Zozan Hanim, birbirlerini tamamliyorlar ancak, ayri kaldiklarinda tehlikeli olabilirler, bunlari hep bir arada tutmak lazim deyip kendisi icin, sonradan, gerektiginde kullanilmak uzere akil defterine ufak bir not dustu. Gunun sonuna dogru, Zozan Hanim, Anti-Tore ile calisma kontratini imzalamis, su anda ellerinde bulunan 3 vakka hakkindaki dosyayi kolunun altina almis, bir hafta icinde Midyat’a gelip ev bakmak uzere sozlesmis ve Van’a dogru yola cikmisti. Ufak tefek, genc, guzel yuzlu bir hanimdi Zozan Hanim, o kadar ufak tefekti ki, Boran ve Sila ile yanyana gelince cok tuhaf ve komik bir tezat olusturuyordi, hele onun elini sIkmak icin Boran ve Sila’nin egilmekten bayagi bi iki buklum olmus halleri gormeye degerdi…

Guzel bir is basarmis olmanin huzuru, planlanmis ve yapilmasi gerekli bir isin bitirilmis olmasinin verdigi tamlik duygusu, Boran’in da Sila’nin da yuzune gul kokulu bir pembelik vermis, onlari iclerinde bir lamba yakilmis gibi aydinlatmisti.

- Eeee ne yapalim simdi SIla dedi Boran, tum gun ve hatta son 4 gundur ilk defa Sila’ya sadece Sila’ya donup, ona konusarak, onunla konusarak…

Ic lambasinin aydinlattigi yuzu ile Sila’nin masal perileri kadar mi, yoksa Yunan tanricalari kadar mi guzel oldugu konusunda bir an karar veremeden durakladi Boran, bu durgunluk yuzune oyle saskin bir ifade vermisti ki, Sila gulmesini zor tutarak…

- Valla, seni bilmem ama benim karnim ac, ya hemen yola cikalim ve bir an once eve gidip yiyelim ya da bana bir seyler yedir Boran aga, yoksa senin icin kotu olur dedi.

- Yaaa, ne yaparsin bakalim, diye kafa tuttu Boran.

- Daha dusunmedim ama mecbur kalirsam hizlica birseyler dusunur sana zulmetmenin bir yolunu bulurum bilirsin diye blofu gordu SIla, bir yandan da icinden ya da seni yerim diye gecirdi hinzirca ama yuzunun kizarmasina engel olamadan…

- Bilirim dedi Boran, gozlerini havaya dikip, bilmez miyim….Ben elimize biraz sandvic ve kola alip yola cikmayi eve gidince de Kevser kadindan bir ziyafet istemeyi oneriyorum ne dersin, bence bir ziyafeti hakkettik ha?

Kolunu Sila’nin omzuna atip, sert sayilabilecek bir sekilde onu kendine cekti, Sila’nin kafasini kendi gogsune sIkica bastirip, yanlara dokulmus, dort bir yana dagilmis saclari bir eliyle topladi, Sila’nin enseninde tuttu onlari. Sila’nin kafasinin tam tepesine dayadi agzini sonra. Bu siradan bir opus degildi, zaten cok uzun surdu, bu Boran’in Sila’ya ozuru idi, olan olmustu, Boran uzgundu, yol boyunca ondan sessiz affini dilemis, gun boyunca bunun icin calismis, simdi affedildigini gormenin mutlulugu ve ozrunun Kabul edilisi serefine kendine kutlama duzenlemisti.

Ici sicacik oldu Sila’nin, bulundugu yerden dunyanin tum zulum ve kotuluklerine meydan okuyabilirmis gibi hissetti… bir yandan da keyfi yerinde diye dusundu, Boran annesini de hep Kevser Kadin diye cagirirdi cok keyifli oldugu zamanlarda. Nasil da bagimliyim ona diye dusuncelerine yol Verdi Sila, o mutlu olunca mutlu oluyorum, yuzu golgelenince kaygulaniyorum, onun gozleri nemlenince benimkilerde deli yagmurlar… Sen bitmissin kizim Sila dedi sonra kendi kendini elestiren ic sesi, sana artik ne bu dunyada ne de otekinde Boran’siz olmak haram… hem dusunduklerine hem de Boran’in keyifli mesut haline gulumseyip,

- Iyi oyleyse, hadi bakalim, yolcu yolunda gerek, dedi…

eva-zk
06-03-07, 10:33
8

sabah olmuş sıla uyanmıştır aklında hala abay vardır aklından tanıdıgı abay oldugunu uzaklaştıramk ister dünyadaki tek abay benim tanıdıgım abay olmaz der ve kalkıp hazırlanır kahvaltı her zamanki gibi hazırdır

kader : günaydın... sıla... çok dalgınsın hayırdır
sıla gülümser : hı... günaydın kader... şey kahvaltıyı görünce sen evlenince bi daha böyle gözel bir kahvaltı göremiycem diye düşündümde
kader başını öne eger : sıla... sen istemezsen...
sıla kader bakar : kader... abayla avlanirseniz eger bizimle yaşamayı kabul edermi
kader sılanın boynuna sarılır : abay o kadar iyiki eminim kabul eder
sıla : tamam ozaman gönül rahatlıgıyla kahvaltımı yapayım bu gün çok işim var der ve acele acele kahvaltısını yapar ve işe gider. kader her zamanki gibi ortalı toparlar temizler boraya kahvaltısını hazırlayıp onu uyandırır kahvaltısını yaptırır

bora : teyze doydum
kader gülümser : eminmisin
bora karnını gösterip : bak kocaman oldu
kader boraya sarılıp onu öper : bu gün ne yapmak istersin
bora sevinçle : parka gidicez
kader : biraz beklersen gideriz ben işlerimi yapayım sende bu arada annenin sana aldıgı boyama kitabındaki resimleri boya olurmu der ve boraya kitap ve kalemleri verir kendiside mutfaga gidip akşam için yemekleri hazırlar odaya geldiginde bora hala boyama yapıyodur

kader : bora parka gitmiycezmi
bora elindeki kalemleri bırakıp ayaga kalkar : gidiyoz..
kader : hadi o zaman der ve parka giderler bora her zamanki gibi çocuklarla oynamaya başlamıştır ve bi an kaderin yanında abayı fark eder abay kaderin elinden tutmuş gözgöze bişeyler konuşuyodur koşarak yanlarına gidip aralarına oturur

bora : abay abi teyzemin elini neden tutuyon bıraksana
kaderle abay birbirlerine bakar kader elini çeker

abay kader bakar sonrada bora'na dönüp : teyzeni seviyorum onunla evlenicem müsade edersen
bora birden kaşlarını çatar : teyzemi kimseye vermem kader sarılır beni bırakmıycaksın dimi teyze
kader bora'nı öper : olurmu öyle şey ben seni bırakabilirmiyim hiç der abaya bakarak ve devam eder abay ablamlarla beraber yaşıycaz dimi onları bırakamam eger bunu kabul etmezsen der başını öne eger
abay kaderin çenesinden tutup başını kaldırır gözlerine bakmasını sağlar : sen nerde istersen orda yaşarız kader
bora bi abaya bi kadere bakar : teyze beni bırakmıycan dimi
abay gülümser : kocaman bi aile olucaz biz sonra sen abi olucaksın der kadere bakarak
bora sevinçle : ben abi olucam diyerek diger çocukların yanına oynamaya gider

abay : ablan nasıl biri yarın geldigimde ona göre davranayım
kader gülümse : sen rahat ol yeter oldugun gibi davran olurmu
abay : tamam... kader bide yanımda bi arkadaşım olucak gelmişligi sözüde takalım istiyorum
kader gülümser biraz kızarır : tamam....
abay : ben gitmeliyim artık yarın akşam görüşürüz der kaderi yanagından öpüp gider kader abayın arkasından bakıp mutlu oluca günleri düşünürken bora'nın ağlamaklı sesiyle kendine gelir hemen bora'na sarılır

kader : bora noldu neden ağlıyosun
bora : anneme gitmek istiyom
kader : annenin çok işi var akşam görürsün
bora bagıra bagıra ağlamaya başlar : anneme gitmek istiyommm
kader bora kucanda ne yapıcanı bilemez hemen sılanın yanına gider ama sıla bi tıplantı için dışarıya çıkmıştır bora hala ağlıyodur arkadan gelen ayak sesine dönüp bakarlar aylin hemen ayaklanır

aylin : hoşgeldiniz boran bey
boran : hoşbulduk sıla hanım yerindemi
aylin : birazdan gelir bi toplantı için dışarıya çıkmıştı
boran : tamam gelince bana ugrasın der o an bora'nın ağlamasını fark eder başını okşar o an içi ürperir bu yakışıklının nesi var der öper
aylin : sıla hanımı bekliyolar...
boran kadere bakar sonrada bora'na dönüp hadi gel sana odamda oyuncak var onu vereyim
bora hiç tereddüt etmeden boranın kucana bırakır kendini ve sıkıca sarılır o an boranın içinde büyük bir volkan akışmaya başlar içi ısınmıştır oda sarılır bora'nı öper sıla ise kapıdan girdigi anda gördügü bu mazara karşısında oldugu yere kalakalmıştır gözleri dolu dolu olur bian bora'nı tek başına sarıp hertürlü durumda yanında oldugunu hatırlar ve ona sarılmayı hak etmiyo deyip hızlı adımlarla boranların yanına gelir hemen boranın kucandan bora'nı almak için hamle yapr

sıla : hadi annecim beyfendiyi meşgul etme gel der ve boranın kucandan oğlunu alıp sarılır sonrada kadere bakıp hadi benim odama geçelim der

boran o an kendini kutuplarda buz gibi hisseder kolarının arasındayken yüregini ıstan küçücük çocuga bakar bora'ya baktıkca kendini hiç hissetmedigi kadar mutlu hisseder sonra odasına gider ama duramaz masasının ardında duran şirketlerinin maket tırını alıp sılanın odasına gider bora'nla biraz daha vakit geçirmek için kapıyı açtıgında sılanın gözlerinin dolu dolu oldugunu görür ama onlar boranın geldiginin farkında bile degildir bora annesine sarılmış

bora : anne benim neden babam yok beni hiç sevmiyomu
sıla oğluna sarılır gözünden yaşlar iner ama hiç bişey diyemez
bora : herkez parka anne babasıyla geli ama benim babam beni sevmiyo beni bi kere bile görmeye gelmedi
sıla : bora ağlama ama tamam söz yarın parka birlikte gidicez kadere bakar o an kapıda duran boranı fark eder

eledrhim
06-03-07, 12:53
yağmur yüreklime, Zelişime veee hacere... hacercim hadi senaryonun devamını yaz artık...:sad53:

valla gül senin için ilk öpücüğü yazacağım... o zamana kadar sana ithaf etmek yok...
intikaaaaaammmm:img-hyste

keyifle okumanız dileğiyle...bye

Part 23

Boran da Sılaya sarılmış saçlarını okşayıp sakinleştirmeye çalışırken “hişşşşt… Tamam, hadi ama sakin ol…” diye telkin etmeye çalışıyordu.
Sıla “burada hayat hep böyle zor mudur?”
Boran “Hiçbir şey kolay olmayacak Sıla… Ama böyle baştan en ufak bir sorunda vazgeçemezsin… Hem iki gün önce gelip evimi basan o cesur kıza ne oldu… Ben o kızın bu kadar kolay pes edeceğine inanmıyorum” dedi.
Sıla, Boranın omzuna dayamış olduğu başını kaldırıp Boranın gözlerinin taa içine baktı “teşekkür ederim” dedi, burnunu çekerken.
Boran, Sılanın yüzündeki yaşları silerken, şaşırmış bir ifadeyle “neden?” diye sordu.
Sıla “beni yanıltmadığın için”
Boran “yanıltmadım mı, hangi konuda” dedi, merakla.
Sıla “şey nasıl anlatsam… Seni ilk gördüğümde iyi bir insan olduğunu anlamıştım… Sana güvenebileceğimi biliyordum… Zaten öyle olmasaydı seninle o ata asla binmezdim…” sonra başını yere eğdi “bir ara yanıldığımı sandım ama asıl o zaman yanılmışım” dedi sonra Sılanın kurduğu bu saçma cümleye güldüler.
Sıla “Boran… Bedar hanımlara ne zaman gideriz?”
Boran “sen ne zaman kendini hazır hissedersen”
Sıla “gidelim mi o zaman”
Boran “hadi” dedi ve çıktılar.

Sıla yol boyunca konuşmamıştı… Boran içten içe endişelenmeye başladı, Sılanın bu kadar baskıyı kaldıramayacağından korkuyordu.
Boran arabayı park edip indi arabadan… Biliyordu ki bu evdekilerle yüzleşmek Sıla için çok daha zordu… Ama bu sefer daha cesurdu arabadan inerken… Ancak ayakları karşı koyuyordu bu defa… Bir ileri bir geri hareket ediyorlardı.
Sıla kararsızlık içinde korkuyla evin kapısına bakarken elinde bir sıcaklık hissetti, avucundan başlayıp tüm vücuduna yayılan bir ateş parçası…
Boran, Sılanın içinde bulunduğu ikilemi fark edip yanında olduğunu belli etmek amaçlı uzanıp elini tutmuştu “buradayım, yanındayım” diyordu.
Sıla avucundaki ateş parçasının onu daha çok yakacağını bile bile sıkmıştı… Sanki bedeninde barınan tüm güç elindeki ateş parçasından geliyormuş gibi dimdik girdi dış kapıdan avluya… Boranın elini biran bile bırakmadan…

O esnada Celil, iki kızını ağaya gelin, oğlunu da ağaya damat vermiş olmanın keyfiyle avluda oturmuş kahvesinden yudumluyordu. İçeri giren Boranı görünce “ooo… Agam hoş gelmişseen…” deyip oturduğu yerden fırlayıp Boranın önüne gelmişti.
Boran “hoş bulduk Celil Efendi”
Celil “geç buyur ağam, geç otur şöyle” derken Sılayı, daha doğrusu Boranın sıkı sıkı tutmuş olduğu Sılanın elini fark etti ve zoraki “sende hoş gelmişsen gızım” dedi, bozulmuş bir tavırla, tüm keyfini kaçırmıştı gördüğü bu detay.
Sıla, hoş bulduk anlamında salladı başını.
Boran “seninle konuşacaklarım var Celil” dedi.
Celil “tabi ağam emret” dedi ve geçip oturdular. Sıla hemen Boranın yanına oturdu.
Celil “ağam ne içersiniz… Dilaan yaw Dilan”
Boran “gerek yok Celil çok kalmayacağız”
Dilan “buyur baba” diye girdi içeri ve babasının işaretiyle geri gitti. Ağlamaklı annesinin yanına, Boranın kendisini almaya geldiğini sanarak…
Boran “lafı uzatmayacağım Celil Efendi” dedi, biran Sılaya bakıp devam etti “bundan yıllar önce Azadan büyük bir kızın varmış, adı Sıla” dedi.
Celil “he ağam… Da ne olmuş ki”
Boran “olan şu Celil, berdel sonucu Narinin karşılığında sizden Sılayı aldım… Bundan böyle Sıla benim karım, Gencolarında gelin ağasıdır” dedi, Sılayı göstererek.
Celil şaşkınlığını gizleyemeden gülse mi ağlasa mı karar veremeden “a… ama ağam olamaz… Benim kızim öldiii… Belli ki bu kız gelin ağa olabilmek için yalan söylemiş sana”
Sıla “sen ne dediğinin farkında mısın?” dedi ama Boranın işaretiyle sustu.
Boran “Celiiiil” dedi, sıktığı dişlerinin arasından.
Celil “ama ağam Sıla öldiii…” derken arkadan tüm konuşmalara kulak vermiş olan Bedar “ağam haklıdır Celil… Sılam ölmedi” diye lafa girdi. Sanki bir kabahat işlemiş gibi başını önüne eğmiş iki enini önünde birleştirmiş bekliyordu.
Sıla ve Boran göz göze geldiler o an, Boran “biliyorum Bedar ana”
Bedar o cesaretle Sılaya yaklaşıp dikkatle yüzüne baktı… Gözleri dolmuştu, neredeyse ağlayacakmış gibi bir ifadeyle “ben anlamıştım” dedi. Elini Sılanın saçlarına uzattı ama dokunmaya cesaret edemedi “o gün… Kına gecesinin olduğu gün… Anlamıştım… (kalbini göstererek) ta şuramda öyle bir acı hissettim ki…” dedi ve başını öne eğip “Sılam benim” diye ağlamaya başladı.
Sılanın da gözleri dolmuştu Bedarı görünce, Borana dönüp “gidelim Boran” dedi, gözyaşlarını tutamamıştı daha fazla.
Bedar “kuzuum… Güzel kızım dinle beni…”
Sıla, telaşlanmıştı… Ayağa kalkmış Boranı çekiştirirken “Boran götür beni buradan” diye haykırıyordu.
Boran ayağa kalktı “tamam Sıla gidelim” dedi ve birden Bedar önlerine çöküp “ağam yalvarırım götürme kuzumu…” diye yakarırken Sılaya dönüp “kızım affet beni… Affet mecburdum seni bırakmaya” diye ağlıyordu.

Derken Bedar kendinden geçti, hemen Celilin şaşkınca olanları izlediği koltuğa yatırdılar Bedarı. Sıla çantasında aradığı kolonyayı bulamadığı için tüm çantasını kanepenin üstüne boşaltıverdi. Kolonyayı alıp Borana verdi. Sıla, Bedarın başucunda yerde dizlerinin üstüne oturmuş olanları izliyordu.
Bedar ayıldığında başında ki kalabalıktan ilk gözüne çarpan Sıla olmuştu “kızım” dedi, yine akmaya başlamıştı gözyaşları.
O sırada eve gelen Emir “anaaa… Ne oldu sana” diye geldi hemen.
Bedar “iyiyim güzel oğlum benim… Hadi geç otur şuraya” dedi. Emir de geçip oturdu arkadaki kanepeye.

Bedar biraz daha kendine gelince başladı anlatmaya “Sılayı doğurduktan sonra bir daha hamile kalamadım… Erkek çocuk diye üstüme kuma getirdiler yine ses etmedim… Sineye çektim oturdum” dedi, dönüp Celile ters bir bakış attıktan sonra “ama o kadının kızımı öldüresiye dövmesi bardağı taşıran son damla olmuştu… İşte o gün senden ayrılmaya karar verdim” dedi Sılaya dönüp, “O zamanlar hastalığımla ilgili bana yardımcı olan bir doktorla öğretmen eşi vardı… Erkan Beyle Neşe Hanım” dedi. Sılanın gözlerinden bir damla yaş gelmişti annesiyle babasının adını duyunca sonra Bedar devam etti “çok iyi insanlardı, çok iyiliklerini görmüştüm… Çocukları olmuyordu Sılama benden iyi bakarlardı… Okuturlardı Sılamı… Hiç değilse sonu bana benzemez diye düşündüm ve götürün Sılamı dedim... Onlarda kabul ettiler… Sonra son bir kez öptüm Sılamı, kokusunu içime çektim, kokladım (Bedar sanki o anı tekrar yaşıyormuş gibi anlatıyordu) ve arkama bakmadan çıktım oradan… Çünkü biliyordum ki dönersem bırakamam Sılamı sonra Erkan Bey gitmeden önce birkaç belge için parmak bastırdı bana… Arayıp haber verdiler hep Sılamdan bana… Onun iyi olduğunu bilmekle yetindim bunca sene… birdeee…” dedi ve bluzunun içinden bir patik çıkarıp kokladı tekrar “birde bu” dedi “Sılamdan bana kalan tek şey… Ne zaman özlesem konusunu bununla hasret giderdim” dedi ve Sılaya baktı göz ucuyla.
Sıla ayağa kalkıp Borana döndü “artık gidelim mi?” diye sordu.
Bedar “kızııım” diyecek oldu ama Boran eliyle susmasını işaret edince başını öne eğip sustu. Boran Sılaya dönüp “hadi sen arabaya git bende geliyorum hemen” dedi.
Sıla “tamam” deyip biraz ilerledi ve dönüp Borana seslendi “Boran… Çantamı da alır mısın?” dedi ve çıktı dışarı.
Borana başıyla onayladıktan sonra Bedara “Bedar ana onun içinde çok zor bir durum… Zamana ihtiyacı var… Bak gör seni anlayacak” dedi, elini Bedarın omzuna koymuş, onu teskin ediyordu.
Bedar “sağolasın ağam” dedi.
Boran gülümseyerek başını salladı ve Sılanın kanepeye yayılmış çantasını toparlayıp çıktı.

cahilperiydim
06-03-07, 14:43
27---------------------------

Ali sılayla kendi konaklarının olduğu mahallenin başındayken bir silah sesi duydular…ali sılayı hemen kolundan tutup koruma amaçlı yanına çekti.. çevresine bakmaya başladı.. önünde oldukları evin kapısı açıldı.. içerden kaçarcasına çıkan çocuk girdiği şokun etkisiyle anam…anam.. diyordu…

Sıla ali'ye meraklı gözlerle bakmaya başladı..çok geçmeden de evin içinden zılgıt sesleri ile ağıt sesleri bir birine karışmaya .kezbanın hakkında aşiretin verdiği kararı gerçekleşmişti.. karnında çocuğuyla…

Kezban’ ın da bildik bir hikayesi vardı.. Midyat ‘ın o kendi insanına hayatını dar eden ,insanlığından gittikçe kendini soğutan aşiretlerine bağlı bir ailede dünyaya gelmişti.. kezban ‘ ın da hayalleri yoktu.. artık yabancı gelmiyor hayalleri olmaması.. onun hayali çocuklarıyla doğmuştu içinde.. ailesinin kararıyla daha küçük yaşında evlenmiş kadın olmuştu..

Yaşadığı hayat onun yüzünü evliliğiyle güldürmedi.. kocasından beklediği ilgi yerine gördüğü şiddet içinde kapanmaz yaralar açmıştı evliliğinin başlarında.. ilk çocuğunu da kucağına almasına fırsat verilmeden daha hamileyken kaybetmişti.. bir zaman sonra alışmaya mı başlamıştı yoksa kocasından gördüğü şiddete.. çevresinde olan insanlar… kocan.. karı , koca arasına girilmez.. kır dizini otur nereye gideceksin gibi laflarla onu tahammül edilemez hayatına daha da hapsettiler..

Yıllar üzerine düşeni yaptı ve geçti kezban 4 çocuk annesi olmuştu.. çocuklarını gözünden sakınırken onlara hiç bir şeyi hissettirmemeye çalışırken artık olanları gizlemeye gücü yetmemeye başladı.. kocasından ve kocasının ailesinden gördüğü aşağılamalar ve dayaklar dayanamayacağı boyutlara ulaştı… kendisinden vazgeçmişti ama çocuklarının da o olaylara şahit olması onu kahrediyordu…
Komşusu çok acıyordu çocuklara.. kocasının onları bir gece yarısı soğukta kapıya atması, onlara insana yakışmayacak şekilde davranması …

Yine bir gün artık sebepsiz olağan dayağını yemişti kezban.. hayat o kadar anlamsız dı ki gözünde.. sonra kendisini sokağa atıp karakola sığındığını hatırlıyor canını kurtarmak için.. oradan da yönlendirmeyle sığınma evine..orada bir hafta kaldı ama yüreği çocukları için çarpan bir anne ne kadar dayanabilir ki bu ayrılığa.. çocukları yanında olsa o eve geri dönmezdi ama.. o dayanamadı ve döndü.. kocasına göre o evden çıkıp gittiği için namusu kirlenmişti.. peşinden bir de kezban hamile olduğunu söyleyince sonun başlangıcı gelmişti onun için…

Kocası kezbanı tanıyordu ama çevresinin ağzını kapamayı başarıp karısına sahip çıkamadı.. dolduruşa gelip karısını babasının evine gönderdi.. çocuklarını kezbandan kopardılar.. baba evinde kezban sonunu bekliyordu.. kararda çıkmıştı zaten.. herkesin gözünde kezban kocasını aldatan kadın durumuna düşmüştü..

Kezban ne düşündü acaba..zaten yaşadığını hiç anlamadığı bu dünyadan sadece zevk aldığı anları çocuklarıyla geçirdiği mutlu zamanlarımı.. eli karnında camın kenarında otururken babasının yanından kaçıp gelen büyük oğlunun sesini duyduğunda inanamadı önce .. o gelmelerini istememişti.. kararın ne zaman uygulanacağı belli değildi artık.. kimin yapacağını ailesi belirleyecekti.. her evde bir acıya şahitlik etmeli miydi o tarihi topraklar..

İnsanların birbirine yaptıklarını hiç yerde hiçbir şekilde açıklayamıyorum.. mesela hep merak etmişimdir çok alakasız olacak ama Amerika , Japonya ya Hiroşima ve nagazaki şehirlerine savaş halinde bulundukları zaman hangi mantıkla o kimyasal bombaları atabilmişler ve hala orada bulunan insanları sakat doğmasına neden olabilmişlerdi..
Bu yaptıklarının ağırlığını hissetmişler miydi ?* yada hala kendilerini haklımı görürlerdi sorsaydık o kararları alırken..
..
İnsanların hayatları üzerinde söz sahibi olan insanları yakından tanımak isterdim. Nasıl yaşıyorlar ve hayata hangi gözle bakıyorlar.. en basiti aslında bir kalplari olup olmadığını merak ediyorum..

Belki Japonya örneği biraz aşırıydı.. çünkü orada 300 bin kişi ölmüştü yaklaşık.. ve savaş mantığı ile savaş psikolojisi vardı belki aldıkları kararda....ama yine de sormak isterdim değdi mi..o savaşın anlatan belgeseli son karesine kadar hatırlıyorum hala o kentin bombalar düştükten sonra ki ilk hali gözlerimin önünde.. o bombadan kurtulanlar konuşmuştu.. beni etkileyen ise.. bombalar atılmış ve her yer yerle bir olduktan sonra bardaktan boşalırcasına bir yağmur yağmış .. o yağmur simsiyahmış biliyor musunuz.. simsiyah.. insanlık tarihimiz gibi..

Yaşam çok kolay değil..ama bu kadar da zor olmamalı.. bir yerlerde bir yanlış var ve ben artık bu yanlışın insanlar tarafından doğru olarak algılanmasına dayanamıyorum..

Japonya ya kadar uzağa gitme ihtiyacı duymuyorum aslında.. bulunduğumuz ülkeme bakıyorum.. komşumuz olan ülkelerde yaşananlara bakıyorum.. özgürlük getireceğiz size denilerek girilmiş bir ülkenin son halini anlatacak kelime bulamıyorum.. orada yaşayan çocukların gözlerini görmek istiyorum tv de izlerken.. göremiyorum..

Kezban oğlunu sevdi .. öptü.. ama babasına geri dönmeye ikna edemedi.. onlar konuşurken içeri kezbanın küçük kardeşi girdi.. yeğenini zorla dışarı çıkardı ve ……üzerine düşeni yaptı.. namusları şimdi temizdi.. insanların önünde başları eğik değildi artık….

Sonra ablasının yanından odadan çıkıp bahçe tarafından karanlığa karışarak gitti kezbanın kardeşi.. sonra küçük oğlu odaya girdi, anasını öyle görmek…..
artık saçlarını okşayacak bir annesi olmayacaktı.. babası çok geçmeden yine evlenirdi yine gelecek hayalleri olmayan bir kız daha kurban edilirdi.. sessiz çığlığını atarak çıkardı kız babasının evinden kendi söz hakkı olmayacak olan geleceğine başlarken....

Kezban gitmişti..ama bu kez kendi kendisini vurduğu söylenecekti ailesi.. ne kadar gerçekci tartışılır ama.. öyle oldu.. kezban kendini vurdu olarak kaldı olay.. dayanamadı vurdu.. o evde olan herkes şahitti olanlara ama..anaların dilleri yine suskun.. gözleri yine kör edilmişti. Sanki…

Orada olan ölümler çoğu zaman bildirilmezdi.. kızların kimlikleri olmadığı için resmi olarak yaşamıyorlardı..

Kız çıkmadığı için öldürülen kızlara daha sonra otopsi yapılınca kız çıktıklarını biliyor musunuz..

Türkiye genelinde bugün toplam 16 tane sığınma evi bulunmaktadır. Bunlardan biri de, İstanbul’da bulunan tanınmış bir kadın dayanışma merkezi olan Mor Çatı’dır. Bu merkez geçtiğimiz on altı yıldır, barınma, psikolojik ve hukuki destek imkanı sağlayarak aile içi şiddetten kaçan kadınlara yardım etmektedir.

En yakın “kadın sığınma evi” adresini polis karakollarından öğrenilebilir. Kadın sığınma evlerinin adresleri, şiddet kullanan eşlerin ve babaların öğrenmemesi için, gizlidir.

Görevleri sebebiyle isimleri açıklanamayan sığınma evi yetkililerine göre, şiddete maruz kaldıkları gerekçesiyle kendilerine başvuran kadınlar genellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden geliyor. Büyük çoğunluğunun eğitim düzeyi, gelir seviyesi ve evlilik yaşı oldukça düşük. Sığınma evi yetkilileri kadınların eskiden, "Annem yaşıyor, ablam veya kızkardeşim yaşıyor ve katlanıyor ben de katlanmalıyım" derken, dış dünyaya açıldıkça, "Ben de insanım ve bunu hak etmiyorum" diye düşünmeye başladıklarını söylüyor. Şiddetsiz bir hayatın var olabileceğini gören ve dayak yemenin bir zorunluluk olmadığını fark eden kadın, şiddete baş eğmemeye başlıyor.

Kurtarıcı telefonlar Kadın danışma merkezleri ve sığınmaevleri telefonları:
İstanbul

Küçükçekmece Belediyesi Kadın Sığınmaevi (0212) 624 31 15
Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı (0212) 292 52 31
Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü (0212) 522 36 97
İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı (0212) 635 11 79
İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi (0212) 292 77 39
İstanbul Barosu Kadın Hakları Hukuki Danışmanlık (0216 414 68 53)
SHÇEK ALO ÇOCUK (Sokakta kalan ve gidecek yeri olmayan çocuklar için)
(0212) 534 86 72
Cinsel Suçlar Birimi (0212) 522 08 80

Ankara
Kadın Dayanışma Vakfı (0312) 435 00 70-430 40 05/06
Ankara Barosu Kadın Dayanışma Merkezi (0312) 311 51 15
Ankara Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü (Sığınak) (0312) 418 66 62

İzmİr
Karşıyaka Kent Meclisi Kadın Dayanışma Merkezi (0232) 330 58 18
İzmir Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi (0232) 463 27 88
İzmir Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü (0232) 445 71 83

Dİyarbakır
KAMER (Kadın Danışma Merkezi) (0412) 224 23 19
SELİS Kadın Danışmanlık Merkezi (0412) 224 77 28 224 68 99
Diyarbakır Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi (0412) 228 56 84

Antalya
Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Merkezi (0242) 248 07 66
Antalya Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü (0242) 243 44 75

DİĞer İller
Mersin Bağımsız Kadın Derneği (0324) 336 50 92
Adana Kadın Sığınmaevi ve Koruma Derneği (322) 351 51 12
Eskişehir Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü (Sığınak) (0222) 217 46 05-06
Bursa Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü (Sığınak) (0224) 327 76 45
Samsun Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü (Sığınak) (0362) 435 59 45
Denizli Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü (Sığınak) (0258) 262 27 17
Çanakkale Kadın El Emeğini Değerlendirme Derneği Kadın Danışma Merkezi (0286) 217 06 03

Hak arama süreci

En yakın karakola şikâyet edin. Şikâyetinizin tutanağa geçirilmesinde ısrarcı olun, yazılanları okuduktan sonra imzalayın. Tutanaktan bir örnek de siz alın ya da tarih ve numarasını edinin.

Karakol sizi hekime gönderir. Hekimden şiddeti belgeleyen raporu alın.

Bu raporla koca aleyhine dava açılması, şikâyetinize bağlıdır. Şiddet nedeniyle kalıcı iz kalmış veya günlük işinizi yapamayacak durumdaysanız savcı kamu davası açar. (TCK 456)

Cinsel davranışlara şiddet kullanılarak zorlanmışsanız, boşanma davası açabilirsiniz. Şiddeti ispatlarsanız, manevi tazminat da isteyebilirsiniz.

Şiddete uğruyorsanız, kocanızı evden uzaklaştırmak için 'koruma emri' talep edebilirsiniz. Aynı evde yaşadığınız herhangi bir aile bireyinin şiddetine uğrarsanız karakol, jandarma, savcılık veya Sulh Hâkimliği'ne başvurarak koruma kararı aldırabilirsiniz. Bunu komşunuz, akrabalarınız da yapabilir.
Dava açmak için imkânlarınız yeterli değilse, muhtarlıktan alacağınız 'yoksulluk kâğıdı'yla barolardan ücretsiz avukat talep edebilirsiniz
(25.11.2002 Radıkal Gazetesinden alınmıştır)

eva-zk
06-03-07, 15:37
9

sıla boranla gözgöze gelir ve kiltlenir o an gözünden yaşlar sicim gibi akmaya başlar nasıl söylerim ya sen oğlunu kabulenmezsen buna katlanamam onun bir damla göz yaşına katlanazken birde bununla baş edemem boran sana nasıl ihtiyacım var görüyomusun hep senin yoklugunu yaşadık biz bunu oğluma hissettirmemek için ne kadar çabalarsam çabalıyım yerini dolduramadım hep yarım kaldık hep bir yanımız eksik sensiz olmak çok zor boran çok

boransa duydugu sözlerden sonra sılanın bakışlarının etkisinde kalmış yüregine anlam veremedigi bir acı çöreklenmiştir insan seni nasıl bırakır ya bu dünya tatlısı oğlunu nasıl bırakır ben olsam asla yanınızdan ayrılmazdım siz olmadan yaşayamazdım bu düşünceler içinde sılaya dogru yürür elindekini masaya bırakıp bora'nın saçlarını okşar

boran : istersen beraber oynayalım yada parka gidelim olurmu.. allahım ben ne diyorum neden kendime engel olamıyorum anne oğul arasındaki bu mevzu neden beni bu kadar etkiledi.. sonra sılaya bakıp afedersiniz istemeden oğlunuzun sözlerini duyunca kendime engel olamadım

bora başını kaldırmış gülümsemeye başlamıştır biraz önce ağlayan çocuk sanki o degildir : sahibi parka gidermiyiz

sıla gözleri dolu dolu bi oğluna bi borana bakar ben söylemesemde onlar birbirine karşı koyamıyolar baba ogul olduklarını bilmeselerde hissediyolar oğlum nasılda ona bakarken mutlu görünüyo gözlerinin içi gülüyo buna engel olamam olmamalıyım oğlumun eksik tarafını tamamlamalıyım

boran sılanın gözlerindeki anlama takılı kalmıştır : izin verirmisiniz sıla hanım oğlunuzla ilgilenmeme onada iyi gelir

sıla gülümser : size zahmet vermek istemem
boran gülümser : böyle bir zahmete can kurban banada iyi gelicek oğlunuzla vakit geçirmek
bora bir annesine bakıp bi borana bakar sonra boranın boynuna sarılır onu öper bu öpücükle boranın içi ürperir sanki derin bir uykudan uyanmış gibi içi huzur dolar
boran borayı kucagına alıp sıla bakar : biz parka gidiyoruz annesi.... der bikaç adım atıp geri döner ben sizin evli oldugunuzu bilmiyordum

sıla onların o halini mutlulukla izlemektedir yıllardan sonra ilk defa gözlerinin içi gülüyordur o mutlulukla hiç düşünmeden yanıt verir herkeze söyledigi eşim öldü yalanının yerine : ben evli degilim

kader olanları öylece izlemiş sılanın bakışlarındaki anlama kendince cevaplar bulmuştur bu bu adam kesin o diye düşünürken sılanın verdigi cevapla kendine gelir

kader : abla... sessizce ne dediginin farkındamısın
sıla kadere gülümser : ne dedimki
kader : evli olmadıgını söyledin
sıla birden borana bakar ve göz göze gelirler boran sılaya gülümser sılanın yüzü ise al al olur : ben...

boran : eşinizle ayrıldınızmı
sıla : bu konuyu sonra konuşsak bora'nın etkilenmesini istemiyorum
boran çocugun işmini duydugunda yüzünde şaşkınlık ve gülümseme bir anda oluşur : ismi boran mı
sıla : bora
boran sılaya bakarak borayı öper : adı gibi kendide çok güzel gülümser bora... boran gibi der ve kapıdan çıkar parka giderler

kaderse şaşkınlık içinde sılaya bakmaktadır : sıla bora'nı nasıl emanet edebildin tanımadıgımız birine sonra gülümser ya bora o nasıl hiç tanımadıgı birinin kucagına gitti üstüne bide öptü

sıla gülümser : onlar birbirlerini hiç görmeselerde tanıyorlar kader hani bana hep duvardaki resmin kim oldugunu soruyordun ya

kader : şu arkası dönük kara kalem çalışman inanmıyorum sıla ama... ama seni nasıl olur bu bilmiyor gibiydi

sıla : bilmiyor zaten benide tanımıyor onunla aramızda neler geçti hatırlamıyor o beni burda tanıdı

kader : bu çok zor bi durum bunun altından nasıl kalkıcaksın
sıla : bilmiyorum kader zaman gösterecek... kim derdiki birgün oğlumun babasıyla yeniden karşılaşıcam ve karşı konulmaz bir çekim onları bir araya getiricek

kader : bunu ona söylüycekmisin
sıla : bilmiyorum kader
o arada aylin telaşla içeriye girer : sıla hanım boran beyi hastaneden aradılar ama cebinide burda unutmuş nereye gitigini siz biliyormusunuz heman kendine ulaşmalıyım
sıla : noldu bi sorunmu var
aylin : eşi fenalaşmış boran beyin hemen hastaneye gitmesi gerekiyomuş
sıla duydugu söz karşısında şok olur : eşimi
kader sılanın ne hissettigini anlamışcasına hemen söze girer : ben gidip kendine hemen haber vereyim der ve parka gider
aylin sılaya bakar : boran beyin eşi ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yatıyor yıllardır çocukları olsun diye çok ugraştılar ama her hamileligin sonunda düşük yaptı yezda hanım ve doktorun son sözünden sonra ruhi dengesini yitirdi kendine ve çevresine zarar vermeye başlayınca hastaneye yatırdılar
sıla gözleri dolu dolu aylini dinledi : çok üzüldüm
aylin :boran bey çok zor günler yaşadı üstelik sevmedigi birisiyle annesinin istegi üzerine sırf güzel oldugu için evlendi ama yezda hanım o kadar iyiydiki ona karşı koymak mümkün degildi çocukları olsaydı çok mutlu olurlardı ama olmadı
sıla : boran karısını sevmedimi
aylin : ilk başlarda sevmemişti ama zamanla yezda hanıma alıştı.... ama boran beyi hiç bu günki gibi görmemiştim oğlunuzu kucakladıgında gözlerinin içi gülüyordu.... ben çok konuştum galiba başınızı ağrıttım sıla hanım yerime geçeyim
sıla ayline gülümser aylin yerine geçer

boran parka gitmiş borayla oyun oynuyodur onunlayken çocuklar gibi huzurlu ve mutludur bora ise sanki etraftaki çocuklara bakın benimde babam var der gibi neşeyle oynamaktadır taki kader geline kadar

kader : boran bey eşiniz feanlaşmış hastaneye gitmeniz gerekliymiş
boranın yüzündeki gülümseme kaybolur kadere bakar : kim söyledi
kader : aylin hanım gelip ablama sizi sorunca....
boran ayaga kalkıp başını öne eger : eski eşim rahatsız iyileşme olasılıgı yok müsadenizle benim gitmem gerekiyo sonra dönüp bora'na bakar bora benim gitmem lazım başka bi gün yine geliriz olurmu der ve ordan hızlı adımlarla uzaklaşır

yağmur yüreklim
06-03-07, 17:51
Sıla: öyle güzel bir hediyeki bu bundan daha değerli bir şey olamaz
Boran Sıla’nın duvağını açarak alnına bir öpücük koyar “ kadınım” diye yavaşça fısıldayarak
Boran alnına öpücük koyarken Sıla gözlerini kapatıp bu anın büyüsünü bozmak istermezcesine hayal aleminde gibi hisseder kendini
Boran cebinden bir kutu çıkarır gözlerini Sıla’dan ayuırmadan
Sıla: o ne boran
Boran kutuyu yavaşça açar. İçinde iki tane alyans.
Sıla: Boran. Bunlar da ne ?
Boran: evlilik yüzüğümüz Sıla
Sıla: Ama zaten..
Boran: onları zorla takmıştık ve ikimizde başka başka nedenlerden dolayı çıkardık. Ama bunu asla çıkarmayacağız Sıla. Biz var oldukça, yaşadıkça parmaklarımızda olacak.
Sıla çok duygulanır ve zoraki bir gülümsemeyle gözlerine inmeye hazırlanan yaşı engellemeye çalışır. Boran Sıla’nın sol elini tutarak yüzüğü Sıla’nın parmağına takarken
Boran: Bu yüzük yaşadığın sürece parmağında olsun küçüğüm. Sana olan sevgimin bir simgesi olarak kabul et. Ve sonsuza dek karım ol, her şeye ve herkese rağmen hep ellerimi tutuyor ol..
Boran yüzüğü taktıktan sonra Sıla diğer yüzüğü alarak Boran’a takar
Sıla: sende bu yüzüğü sana olan sevgimin, aşkımın simgesi olarak kabul et. Yaşadığım sürece seninim.. her ne olursa olsun ellerini tutuyor olacağım Boran. Sende beni sakın bırakma..sevginden mahrum bırakma beni..
Sonra birbirlerine sıkıca sarılırlar. Sonsuza kadar böyle kalabilirlerken hiç şikayet etmeden..boran yavaşça kendini çeker.
Masanın üzerinde duran CD çalar’a gider ve müzik açar Çalan şarkı
“ beni sev, sevde anlama”
Boran ilk dansımızı edelim mi?
Sıla: ilk ?
Boran: evet ilk, evliliğimizin ilk gecesinde bana bu dansı lütfedermisin Sıla’m
Sıla: elbette
Sıla Boran’ın kollarına bırakır kendini. Sıla’nın elleri Boran’ın sırtında gezinirken Boran Sıla’yı sıkıca sarmış kulağına sürekli güzel sözler söyleyip Sıla’yı mest ediyordur “ seni seviyorum Sıla, kadınım, çok güzelsin, sensiz yaşayamam..”
Sıla: şarkının sözleri bize ne kadarda uyuyor değil mi?
Boran: evet oldukça
Sıla: beni sev, sevde anlama…işte tam biz..anlamadık birbirimizi ama sevdik..
Boran: bundan sonra aramızda ne anlaşmamazlık olacak nede bir sorun küçüğüm.
Sıla: sen bana küçüğüm demeye devam edersen biz hiç anlaşamayacağız boran ağa
Boran: üzgünüm.. bundan vazgeçemem
Sıla: neden miş o?
Boran: vazgeçemem işte.

Boran kollarındaki Sıla’yı kucağına alarak yatağa götürür.
Boran: evet Sıla hanım. Kocanla geçireceğin ilk geceye hazırmısın
Sıla Boran’ın tuttuğu gibi kendine çeker..

****burası tamamen hayal gücünüze kalmıştır..hayalgücü sınır tanımaz****
Sıla Boran’ın gögsüne yaslanmış elini tutan Boran’ın parmaklarıyla oynuyordur. Boran’sa kollarındaki Sıla’nın saçlarını okşayop öpüyordur. Yatağın kenarındaki telefonuna uzanmak ister saate bakmak için. Boran’dan önce Sıla alır telefonu eline
Boran: saate bakıcam
Sıla: neden
Boran merek ettim
Sıla Sıkıldın mı yoksa benden?
Boran: o nasıl söz öyle Sıla. Senden asla bıkmayacağımı biliyorsun
Sıla: hayır bilmiyorum
Boran :daha önce söylemiş olmam lazım
Sıla: söylemedin ki hiç
Boran eminmisin küçüğüm
Sıla: eminim..
Boran: senden asla bıkmama Sıla’m. Sen benim yaşama hevesim, mutluluk kaynağımsın..anladın mı
Sıla: anlamadım
Boran tekrar anlatayım mı?
Sıla: nasıl?
Boran: anlatmayla anlamıyosun sen o yüzden göstermem lazım
Sıla ve Boran küçük çaplı bir boğuşmadan sonra Sıla kendini Boran’dan kurtarım yatağın en düp köşesine çeker kendini
Sıla: ya Boran bırak beni şu telefonuna bakacam
Boran: neyine bakacaksın telefonumun?
Sıla: kimler varmış bakıcam
Boran: bak bakalım.. ne bulmayı umut ediyosan
Sıla: hımm. Sıla kim Boran
Boran: Sıla benim karım
Sıla: öylemi.
Boran: evet
Sıla: burada öyle bişey yazmıyo
Boran demek yazmıyo ozaman ver bakalım düzeltelim
Boran telefonu Sıla’nın elinden alıp kaydı değiştirir.
Boran: al bakalım değiştirdim.
Sıla telefonu eline alıp bakar “küçüğüm” yazıyordur
Sıla: ama bu..Boran ya bana böyle deme
Boran: ama benim çok hoşuma gidiyor
Sıla: benim gitmiyo
Boran: neden. Sen benim küçüğümsün..Hem ben senin kocanım üstelik ağanım bana karşımı geleceksin
Sıla: gelemezmiyim?
Boran: gelemezsin..gelmemelisin
Sıla: ama bende gelinağayım
Boran: olsun.. ben ne diyorsam o. Küçüğümsün işte.
Sıla: peki Boran ağa
Boran Sıla’yı iyice sarar ve ikiside huzur dolu bir uykuya terslim olurlar.

Sabah olmuş Midyat’ı saran güneş olacakların aksine insanın içini ısıtmaya inat edercesine yakıyorsdur heryeri.
Boran yavaşça kalkıp giyinir. Kahvaltıyı hazırladıktan sonra Sıla’yı uyandırır. Sıla önce uyanmak istemesede Midyat’ta olduğunun farkına varınca korkuyla ve endişeyle kalkıp hazırlanır. Boran’ın zorlaması üzerine birkaç lokma bir şey yiyebilir. Sıla düngece rüya gibi geçen geceden sonra gerçeklerle yüzleşmek için kendini hazırlamaya çalışsada bunu başaramıyordur.
Sıla: hadi Boran gidelim ve ne olacaksa olsun
Boran: tamam Sıla. Gidelim. Ama bir şey olmayacak merak etme. Sen kendini hiçbirşey için üzmeyeceksin anlaştık mı. Unutma sen hamilesin..karnında benim bebeğimi taşıyosun Sıla…ne sana nede ona kimse cesaret edemez..korkma…
Sıla: ya ederlerse
Boran: edemezler..ederlerse ozaman bilirlerki hiç olmadığım kadar öfkeli ve can alıcı olurum. Burada beni herkes tanır Sıla. Sevince nasıl sevdiğimi, öfkelendiğimde nasıl yakıp yıkacağımı..
Sıla: ben bu yönünü hiç görmedim
Boran: görmede zaten… hadi gidelim
Sıla: tamam

Sıla ve Boran arabaya binip konağa doğru yola çıkarlar.
Konakta Kevser ve Firuz ağa balkonda kahvaltı ediyorlardır. Boran konağın önünde durur Sıla’ya döner
Boran: şimdi bana şans öpücüğü ver
Sıla: şansa ihtiyacımız var değil mi?
Boran: şansa değil küçüğüm senin öpücüğüne ihtiyacım var
Sıla Boran’ı öpüp arabadan korkak adımlarla iner
Boran sıla’nın elini tutarak konağa girerler
Kapının açılmasıyla Firuz ağa ve Kevser kadın o yöne bakarlar. Sıla ve Boran’ı gören Firuz ağa ayağa kalkar
Firuz ağa: Boraaaannn.. sana bu soysuzu getirme demedim mi ben…
Sıla korku dolu gözlerle Boran’a döner
Sıla: Boran

senaryomla ilgili ö.m atan acarmuhabir'e ve Sıla- Boran replikleri Eledrhim'e gelsin..

Sıla korkulanın başına geldiğini daha konağa adım atar atmaz Firuz ağanın sözüyle anlamış olmanın verdiği sarsılmayla Boran'ın arkasına doğru gizlenir yavaşça. Boran'sa babasının sözleri karşısında gözlerinden öfke fışkırarak Sıla'yı kolundan tutarak kendinden uzaklaştırır.Sonra iki eliyle Sıla'nın kollarından tutar ve ağlayan Sıla'yı hırpalayarak kendine getirir
Boran Ağlamayı kes Sıla. Sana güç olacaksın demiştim.
Sıla Boran götür beni burdan yalvarırım
Boran Bu kadar korkakmısın sen ha..bu kadar çabukmu pes ediyosun. Beni yalnızmı bırakıyosun söylesene..sen değilsin Sıla. kendine gel
Sıla (ağlayarak) Boran götür beni ne olur..lütfen Boran
Boran hayır Sıla. Şimdi yukarıya çıkıyoruz ve yüzleşiyoruz. Sen kötü birşeymi yaptın Sıla..ha söyle bana
Sıla hayır yapmadım
Boran ozaman neden korkuyosun Sıla..sen kaçtıkça onlar seni suçlu sanacaklar. şimdi yürü yukarı çıkıyoruz
Sıla ama Boran..
Boran Sıla'nın cümlesini tamamlamasını beklemeden kolundan tuttuğu gibi yukarıya doğru ilerler.
Sıla Boran'ın bu zorlaması karşısında ayakları sürüklenerek yukarıya doğru çıkmak zorunda kalır. Kevser kadın telaşlı bir şekilde ayağa kalkmış Firuz ağa ile oğlu arasında yaşanacak tatsızlıktan korkarcasına kısık gözlerle bakıyordur. Biliyordur ki Firuz ağa ne kadar katı ve kuralcıysa Boran'da okadar inatçıdır.
Firuz ağa ayağa kalkmış büyüklüğünü yüceliğini göstermek istercesine dimdik duruyordur Sıla ve Boran'ın karşısında.
Boran anne ve babasının karşısına dikilmiş korkudan titreyen Sıla'nın yanına iyice yaklaşmış ama elini tutmadan yanında durmuştur.
Boran Sıla..babamın elini öp
Sıla korkuyla gözlerini yerden kaldırarak Boran'a bakar
Boran babamın elini öp Sıla
Sıla bunu yapmak istemesede Boran'ın gözlerindekini gördükten sonra yavaş adımlarla Firuz ağaya yaklaşmaya çalışır.
Firuz sakın ha..senin gibi bir soysuza verecek elim yok benim
Sıla bu sözlerin üzerine bir adım geri atmışken
Boran Sıla benim karım..seninde gelinin baba. Sıla senin elini öpecek
Firuz sen nasıl böyle dersin Boran. hangi yüzle bu kadını alıpta ocağımıza getirirsin ha
Boran Sıla'nın da yuvası bura baba. Bunu anlasan vede kabullensen iyi olur.
Firuz sen nasıl bukadar kör olursun oğul. Bunun yaptıklarını bilmezmiş gibi konuşursun. Bu kadarmı kör etti de sevdan alıp karşıma getirirsin utanmadan
Boran Bak baba..atamsın, canımsın, bana can verensin. Sıla hata yapmış olabilir ama kötü birşey yapmadı. Bana, namusumuza laf getirtecek hiçbirşey yapmadı
Firuz bu kadın seni bırakıp yavuklusuna kaçtı.buda yetmezmiş gibi birde çocuk peydahladı
Sıla bu söz karşısında beyninden vurulmuşa döner..Neler söylüyorlardır bunlar böyle..kendini bırak daha doğmamış çocuğunu kirletiyordur bu sözler
Boran baba bunu sana daha öncede söyledim. Sıla benim karım ve karnındakide benim...
Sıla Boran'ın cümlesini tamamlamasına izin vermeden konuşmaya katılır. Sıla yine eski hırçın, doğrularını savunan Sıladır
Sıla benim hakkımda ne düşünüyor olduğunuz umrumda bile değil ama daha doğmamış bebeğim hakkında böyle konuşmazsınız..karnımdaki bebek Boran'ın..söylediklerinizle onu kirletmenize asla izin vermeyeceğim
Firuz bu kadın benimle nasıl böyle konuşur. Senden yüz bulmasa ne buraya gelebilir nede karşıma geçip bunları konuşabilir. aklına mukayyet ol Boran..sorumluluklarını yerine getir yoksa..
Boran ben sorumluluklarımın bilincindeyim. bu yüzdende burdayım. eğer ciddiye almıyor olsaydım şimdi çok başka yerlerde karımla ve çocuğumla yeni bir hayata başlamıştım bile. ama ben kaçmadım.
Firuz sen o velete nasıl çocuğum dersin
Boran baba düşünmeden konuşuyosun ve sözlerinin nasıl yaraladığını bilmiyorsun
Sıla bu yaşanılanlara daha fazla dayanamayarak olduğu yere yığılırken yavaşça " Boran" diyebilir. Sıla'nın sendelediğini gören Boran hızlı bir hareketle Sıla düşerken onu yakalar.
Boran (telaşlanarak) Sıla..Sıla iyimisin. Aç gözlerini Sıla.. Ayşeeeç çabuk kolanya getir.. Sıla Sıla
Kevser'de Sıla'nın bayılmasından etkilenip telaşa kapılmıştır. Sıla inat diye çok hazetmesede Sıla'dan biliyordurki oğlunun gönlüne düşmüştür bu kız. Hem hamiledirde Kevser çarşafı gördüğünde nasıl sevindi ise çocuk haberini duyduğundada sevinmiş ve Sıla'ya inanmıştır. Hiç şüphe etmemiştir bebeğin başkasından olduğuna dair. Ama yaşadıkları yerdeki kurallar ve Sıla'nın düşünmeden yaptıkları yüzünden ne Sıla'nın yanında durup oğluna destek olabiliyordur nede erine karşı gelebiliyordur.
Ayşe koşar adımlarla kolanya yetiştirmeye çalışırken Boran Sıla'yı kucakladığı gibi odaya götürüp yatağa yatırır. Ayşenin getirdiği kolonyayı Sıla'nın burnuna tutarak Sıla'yı kendine getirmeye çalışıyordur
Sıla yavaş yavaş gözlerini açar. Karşısında kendisine telaşla bakan Boran'ı görünce gülümsemeye çalışır
Sıla Boran..
Boran iyimisin Sıla. korkuttun bizi..iyisin değilmi şimdi.
Sıla (kısık sesle) iyiyim Boran telaşlanma. biran başım döndü gözümün önü karardı
Ayşe çekinerek yaklaşır Sıla'nın yanına
ayşe gelinağamm..nasılsın?
Sıla iyiyim ayşe sağol..seni gördüğüme sevindim
Ayşe bende sevindim gelinağam. iyiki geldin..bebenizde hayırlı uğurlu olsun. bu konağa neşe getirir inşallah
Sıla (derin bir ah çekerek) inşallah ayşe..ayşecim bize biraz izin verirmisin Boran'la konuşmak istiyorum
Ayşe tabi gelin ağam. düşünemedim ben kusuruma bakma. çıkıyom hemen
ayşe telaşla odayı terkederken Boran telaşlı gözlerini Sıla'ya çevirir. Boran içinden " yine gitmek isteyecek pes edecek " diye tekrar ederken Sıla yavaşça doğrulur yataktan ve Boran'a döner.

cicek20
06-03-07, 20:09
S: Ben biraz daha kalicagim. Beni bekleme…

Boran neye ugradigini sasirir. Silaya baka kalir. Sonra Emreye. Emre Silanin cevabiyla oldukca sevinmis görünüyordur. Borana sanki zafer kazanmis gibi gülümser. Boran ise Silaya Emrenin yaninda böyle birsey söyledigi icin cok sinirlenir. Niye böyle yapiyorsun? Seni sevdigini bildigi halde, ona niye ümit veriyorsun? Boran Silanin yanina gelip, kolundan tutar.

B: Sila bir dakika disari gelirmisin?

Sila Emreye bakar. Emre “acilarin cocugu” bakisiyla ona bakar. Sanki gitme diye yalvariyordur. Ondan sonra Borana bakar. Sila ayaga kallkar ve Boranla beraber odadan cikar. Kapinin önünde konusmaya baslarlar.

B: Bu ne demek oluyor Sila? Ne demek, beni bekleme.
S: Boran, Emre artik bir daha yürüyemicek. Onu simdi bu halde birakamam. Hepsi benim yüzümden oldu. Yaninda kalip ona destek olmaliyim.
B: Tamam Sila seni anliyorum. Vicdan azabi cekiyorsun. Ama yeterince kaldin onun yaninda. Hem aileside var. ona istemiyerek ümit veriyorsun. Farkindamisin?
S: O benim dostum. Onu öyle gördügümü oda biliyor. Birakta dostuma destek olayim.
B: Hayir Sila. Ona bu sevinci yasatmicagim. Simdi benimle geliceksin. Sonra yine gelirsin, yani geliriz. Sen benden ne beklediginin farkindamisin? Karimi eski….(boran cok zorlanir, „eski sevgili“ diyemez bir türlü; yine kiskancligi tutmustur)…Bunu benden asla isteme. Bunu kaldiramam.
S: Boran lütfen. Ben sonra gelirim.
B: Sila secimini yap. Ya simdi benimle gelirsin, planladigimiz gibi yasariz, ya da bir daha asla sana bakmam. Senin benden istediklerini, yada görmemezlikten gelmeme istedigin seyler benim kisiligime ters. Benim yerimde baskasi olsa, o istanbulluya coktan hadini gösterirdi…
S: Boran lütfen yapma böyle. Onu yüz üstü birakamam. Ne halde oldugunu sende gördün. Simdi kendimizi düsünme zamani degil.
B: Biz ne zaman kendimizi düsünebildik ki? Her zaman baskalari bizden önce geldi. Simdi hersey düzeldi, artik kendi hayatimizi yasabilecegiz diye mutlu olurken, sen bana yok Emreye destek vermem lazim, yok onu yanliz birakamam. Kararini ver.

Sila aglamaya baslar. Ne yapicagini, Borana ne söylicegini bilmez.
S. Ben ….bilmiyorum. Burda kalmam lazim. O benim icin neler feda etdi. Sonunda benim yüzümden sakat oldu.
B: Ya ben. Ben senin icin neleri göze aldim. Senin icin yalan söyledim. Kactigin halde, asiretin hükümünü hice sayip, seninle birlikteyim. Bu ölüm fermanim olsa bile. Ama ben kalbimi dinliyorum. O bana dogru yolu gösteriyor. Sen maalesef bunu yapamiyorsun.
Ama benimde sabrimin bir sonu var. artik yoruldum. Ne yaparsan yap.

Boran Silaya dogru elini uzatir ve “Evin anahtarini verirmisin?” der.

Sila saskin bir halde Borana bakar. Ne Boranin söylediklerini beklemistir, nede anahtari istiyecegini.
S: Boran beni yanlis anliyorsun. Lütfen sakin bir kafayla dinle beni.
B: Artik dinlicek birsey yok. Secimini yaptin. Ben daha fazla konusmak istemiyorum. Anahtari ver!!!

Sila Boranla konusamicagini anlar. Sonra konusur, gönlünü alirim diye düsünür ve istemesede anahtari Borana verir. Boran ise belki Sila vazgecer diye ümit ederken, anahtari elinde hissedince Silaya kizgin bir halde bakar. Arkani dönmeden hemen Abayin yanindan gecerek hastaneyi terk eder. Abay ne oldugunu anlamaz. Hemen Boranin arkasindan kosar.

A: Keko dursana. Ne oldu simdi?
Boran düsüncelere dalmis, Abayi duymaz bir haldedir. Arabasina biner. Abay ona yetisip, arabayi calistirmadan kendini arabaya atabilir.

A: Boran ne oldu? Öfken neden?
B: Öfke benim hissetdiklerimin yaninda hic kalir. Hersey yoluna girdi sandim. Gelecek adina ümitlendim. Ama o ne yapti. O istanbulluyu tercih etdi. Benimle gelmedi. Artik bitdi. Benden bu kadar. Sevgim adina cok seyi signeye cektim, ama bu kadari fazla.

A: Sakin ol Boran. Tamam haklisin, ama öfkene yenik düsme.
B: Nasil sakin olabilirim. Benim yerimde baskasi olsa, neler yapardi. Ama ben herseye ragmen cicek alip o herife gecmis olsuna geldim. Bu ne demek oldugunu Sila anliyamamis. O herifin yaninda beni kücük düsürdü. Ben bunu asla affedemem…

Boran arabayi calistirir ve hastaneden ayrilir.

O sirada Sila Emrenin kapisinin önünde aglamaktadir.

S: Ben simdi ne yapicagim? Boran niye beni anlak istemiyorsun? Onu bu halde birakamam. Ama senden vazgecmedim. Sadece biraz daha yaninda kalmak istedim. Ne var bunda?

Sila biraz daha agladiktan sonra kendini toparlayip Emrenin odasina girer. Emre ise merakla Silayi bekliyordur.

E: Sila ben senin gitdigini sandim. Gitmedigine sevindim.
S:Seni böyle birakicagimimi sandim.
E: Bilmem. Belki onunla gidersin sandim.
S: Yok Borana biraz daha kalmak istedigimi söyledim. Onunda isleri oldugu icin gitmek zorunda kaldi. Sonra beni almaya gelicek.

Sila bunlari söylerken Emrenin yüzüne bakmaz. Yalan söylediginin ortaya cikmasini istemez. Emre Silanin son söylediklerinden sonra yüzü birden asilir. Oysa o neler düsünmüstü. Belki Sila yine yanimda olur, beni terk etmez. Beni o aga bozuntusuna tercih eder. Ama yine yanilmisti. Aslinda artik hic bir sansi olmadigini biliyordu. Cünkü Silanin gözündeki o isiltigi görmüstü. Borana nasil baktigini görmüstü. Onu sevdigini bildigim halde, hala niye ümit ediyorum. Neden? O hicbir zaman benim eski tanidigim Sila olmicak.

Bunlari düsünürken Emre Silaya bakar. Ne kadar üzgün oldugunu görür. Disarida birsey olmus olmali.benim yüzümden tartistilar. Bir yandan sevinsede, bir yandan Silanin aci cekmesini hic istemez.

Ikiside düsüncelere dalmisken, birden kapi acilir ve Emrenin anne babasi girer. Kenan bey Silanin hala oglunun yaninda olmasi oldukca rahatsiz eder. Ama oglu icin birsey söylemez. Emre icin Sila ne ifade etdigini cok iyi biliyordur. Bu haldeyken birde bu yüzden oglunu kirmak istemez.

Sila ise Kenan amcasinin gelisiyle yine o öfkeli bakan bakislarini mahruz kalar. Daha fazla bu duruma dayanamaz. Hem gidip Boranla konusmasi gerektiginin farkindadir.

S: Emre ben simdi gitmem lazim. Ama sonra yine gelirim. Moralini bozma. Iyilesiceksin. Buna eminim. Bana güven.
E: Sila biraz daha kalsaydin. Sana ihtiyacim var.
S: Kusura bakma. Cok önemli bir isim var. aksama ugramaya calisicagim. Görüsürüz.

Sila Kenan beye ve karisina “Iyi günler” diledikten sonra odayi terk eder. Hastanenin koridorunda hemen Borani arar. Ama Boran telefonunu bir türlü kaldirmaz.
Sila hemen arabaya gider. Arabada Abayi arar. Belki Boranin nerde oldugunu biliyordur diye düsünür.

O sirada Boran ve Abay Boranin tutdugu eve gelmislerdir. Boran bir hisimla arabadan iner ve gelinliginin oldugu paketi alip evin terasina gider. Abay Boran icin meraklansada, onu durdurmak istemez. Kizinliginin gecmesini bekler. Ama yinede ne olur ne olmaz diye, Boranin arkasindan kosar.

Boran paketi yere atar ve mutfaga gider. Dolaplardan birsey arar. Abay saskin saskin ne yaptigina bakar. Sonunda Boran ne aradigini bulmustur ve hemen Abayin yanina gelir. Elinde kiprit kutusu vardir. Bir kibrit yakar ve gelinligin üzerine atar. Sonra bir tane ve bir tane daha. Abay saskin bir halde Borana bakar. Sonunda el koymaliyim diye düsünür. Hemen mutfaga gidip su getir. Gelinligin üzerine döker.

Boran orda durmus gelinlige bakar. Oysa o neler düsünmüstü. Neler hayal etmisti. Simdi elinde hic birsey yoktur.

Abay Boranin yanina gider.

A: Keko sakinles. Güzelim gelinlige yazik oldu. Hadi gel, iceri girelim.

Abay Borani kolundan tutup salona götürür. Boran koltuga oturur. Yanina Abay.

B: Boran tamam cok sinirlisin. Belkide haklisin. Ama biraz sakinles. Istemedigin seyler yapma sakin. Sila sana ne söyledigini, yada senin ne gördügünü bilmiyorum. Ama onunla konusmadan hüküm verme.
B: Abay sen orda degildin. Ben Silaya acik acik sordum. Ya simdi benimle gelirsin, ya da beni unutursun diye söyledim. Ama o benimle gelmedi. O herifin yaninda kalmayi tercih etdi. Sen benim yerimde olsan ne yapardin? Söylesene..
A: Tamam senin icin cok zor bir durum olabilir. Ama eminim Sila böyle demek istememistir. Seni ne kadar sevdigini biliyorum. Tutuklu oldugunda senin icin cirpindigini gördüm. Nasil agladigini gördüm…
B: Beni sevseydi, simdi yanimda olurdu. Bundan sonra gelse bile cok gec olucak…abay kusura bakma kafam cok kütü agriyor. Ben yukara gecip yaticagim biraz.
A: Tamam Boran sen git yat. Merak etme, ben basimin caresine bakarim.

Boran yukari cikip yataga uzanip uykuya dalir. Abay ise asagida Sila arayip aramamak arasinda gidip gelir. Sonunda telefonunu eline alir. Tam Silaya aramak isterken, birden telefonu calar. Arayan Siladir.

A: Alo Sila.
S: Abay merhaba. Ben Borana ulasmaya calisiyorum. Ama telefonunu kaldirmiyor. Nerde oldugunu biliyormusun?
A: Merak etme Sila. Ben onunlayim. Biz yeni evdeyiz.
S: Tamam ben hemen oraya geliyorum.
A: Sila bence gelmen iyi fikir degil. Boran cok üzgün, cok sinirli. Simdi gelirsen istemediginiz seyler söylersiniz birbirinize. Daha da cok kirarsiniz birbirinizi…
S: Asil gelmesem, aramizdaki yanlis anlasilma büyer. Ben yarim saate kalmaz ordayim. Sen merak etme. Ben Boranin gönlünü alirim.
A: Insallah Sila. Tamam görüsürüz.

Abay telefonu kapatir. “Sila bu sandigin kadar kolay olmicak” der…

cicek20
06-03-07, 20:10
Sila hemen söföre evin yolunu tarif eder. Yarim saat sonra eve varirlar. Sila söföre gitmesini emredir. Adam ne kadar istemesede sonunda kabul edip ordan ayrilir. Sila eve girmeden önce annesini arayip onu merak etmemesini, Boranla beraber olduklarini söyler.

Sila eve dogru yürümeye baslar. Kapiya varir ve eli zile gidecektirki, birden terasa bakar ve yerdeki beyaz kumas gözüne takilir. Elini indirir ve terasa gider. Dizleri üzerine cöküp yerdeki kumasi eline alir. Ne oldugunu sonunda fark eder? Gelinlik. Aman allahim ben ne yaptim? Boran bana sürpriz yapmak isterken, ben ona Emrenin yaninda kalmak istedigimi söyledim. Herseyi maf etdim. Ben simdi onun gönlünü nasil alicagim. Ama nerden bilebilirdim ki?

Sila gelinligi bakar. Ne kadarda güzelmis. Ama simdi yanik izleri vardir. Gözyaslarini daha fazla tutamaz.

Abay ise Silayi coktan görmüstür. Terasin kapisini acip hemen yanina gider. Sila hala gelinlige bakar. Abayin geldigini fark etmez. Abay koluna dokununca, Abayi görür.

S: Yine herseyi maf etdim degil mi Abay?
A: Sakin ol Sila. Birden sinirlenip yakiverdi gelinligi. Cok yikildi. Birseyler anlatdi ama...
S: Abay benim kötü bir niyetim yoktu. Emre benim yüzümden sakat kaldi. Onun yaninda kalmak istedim.ama temeli degil. Bunu Borana anlatamadim. Beni dinlemedi bile…

A: Yenge bu durum Boran icin hicde kolay degil. Onun yerine kendini koymaya calis. Karisi kalkmis eski sevgilimin yaninda kalicagim diyor. Senin icin belki kayde alinmicak birsey olabilir. Ama seven bir insan bunu kabul edemez. Bu durumda ben Borana hak veriyorum. Bende olsam gururuma yediremem. Sen olsan. Boran sana bunu dese. Eski sevgilimin bana ihtiyaci var ben onu yanliz birakamam dese, eminim ki cildirirsin. O herseye ragmen Emreyi hastanede ziyaret etdi. Bütün olanlari unutdu. Hem anladigim kadariyla Emre hala seni seviyor. Yani böyle yaparak ona umut verdiginin farkinda bile degilsin.

S: Galiba haklisin Abay. Ama ben Emre karsi sadece dostane duygular besliyorum. Kendimi cok suclu hissediyorum. O durumdayken Boranla gidemezdim. Icim el vermezdi. Borana anlatmaya calistim, ama benim niyetimi anlamadi. Emreyi tercih etdigimi sandi.

A: Tamam Sila. Olan oldu artik. Simdi Boranin gönlünü nasil alicagini düsün. O neler düsünmüstü. Simdi baska seyler yasiyor olurdunuz. Senden ricam. Artik lütfen ikinizi düsün. Ikinizin mutlulugu senin icin herseyden önce gelsin. Emreye yakin olarak, ona yardimci olamazsin. Hem böylece Borani üzmüs olursun.

S: Tamam Abay. Söylesene Boran nerde?
A: Kafasi agriyordu. Yukarda yatiyor…
S: Ben Borana bakmaya gideyim.
A: Tamam bende sizi yanliz birakiyorum. Umarim birbirinizi yemezsiniz. Hadi size iyi günler.
S:Sagol Abay. Hersey icin. Senin gibi bir dostumuz oldugu icin, ben ve Boran cok sansliyiz. Sen olmasan ne yapardik.
A: Yakinda bensizde sorunlarinizi cözüceginiz olucaktir. Eminim. Birbirinizi iyi tanidiktan sonra hersey cok daha güzel olucak. Güven bana.
S: Tamam Abay…

Abay evden ayrilir. Sila yukari cikar. Tek tek odalarin kapilarini acar. Sonunda korudorun sonundaki odada Borani yataga uzanmis görür. Hemen yatagin yanina gider. Bir süre Boranin uyumasini izler. Sonunda dayanamaz oda Boranin yanina uzanir. Kafasini boranin gögsünü koyar ve koluyla Borani sarar. Kokusunu icine ceker ve uykuya teslim olur.

Aradan saatler gecmis, hava kararmaya baslamistir. Ilk olarak Boran uyanir. Yavas yavas gözlerini acarken gögsünde bir agirlik hisseder. Gözlerini tamamen actiginda Silanin ona sarilip yatdigini fark eder. Kendini yavas yavas Siladan kurtarip yataktan kalkar. Hala cok kizgindir. Silanin üzerine battaniye koyduktan sonra odadan cikar. Merdivenleri inip salona gecer. Bir süre salonda oturduktan sonra disari cikar. Gelinlik hala yerdedir. Boran aci bir ifadeyle gelinlige bakar. Oysa sabah neler hayal etmisti. Simdi yine basa dönmüslerdi. Bir gün mutlu olabilecekmiyiz? Bunu gercekten basara bilecekmiyiz?diye düsünür…
Terasda bulunan koltuga oturur ve temiz havayi icine ceker. Bu evi almakla ne kadar dogru bir karar verdigini düsünür. Ne kadar güzel ve sakin diye aklindan gecer.

Sila o sirada uyanmisdir. Borani yaninda hissetmeyince birden kendine gelir. Aslinda cok uykusu vardir. Yataktan kalkip Borani aramaya baslar. Hicbir yerde bulamaz. Sonunda terasda birisinin oturdugunu fark eder. Yaklasinca Boran oldugu icin rahatlar. Bir an beni yanliz birakti diye endiselenmisti.

Boran hala Silanin arkasinda oldugunu fark etmemisti. Uzaklara dalmis, düsünüyordur. Kendi durumunu, Silayi, ailesini, asiretini vs.

Sila cesaretini toplayip Borana arkadan sarili verir. Kollarini Boranin boynuna dolar. Boran neye ugradigina sasirir.

S: Sonunda seni buldum. Beni yanliz biraktin diye korkmaya baslamistim.

Boran Silanin sarilmasina ve söyledigini bir tepki vermez. Sila bunun üzerine kendini geri ceker ve Boranin yanindaki koltuga oturur. Boranin yüzüne baktikca ne kadar cok kirildiginin ve kizginligi gecmedigini anlar. Boran Silanin yüzüne bakmaz. Sanki orda degilmis gibi davranir. Bir süre konusmadan otururlar. Etrafa bakarlar. Ara sira kacamak bakislarla birbirilerine baksalarda, ikiside sessizligi bozmazlar.

Sonunda Silanin sabri kalmamistir. Konusmaya baslar.

S: Sen beni bugün yanlis anladin.
B: Ben seni cok iyi anladim. Sen secimini yaptin. O adamin yaninda kalarak beni hic saydin.
S: Ben sana sonra gelirim dedim. Ama sen beni dinlemek istemedin.
B: Benim icin o an gelmen önemlidi. O adam benimle gitmeyince ne kadar sevinmistir.
S: Emre bu durumdayken pek sevinecek hali olucagini sanmiyorum. Hayati bir günde alt üst oldu. Belki hayati boyunca tekerli sandalyeye mahkum olucak. Bunun ne demek oldugunu ikimizde bilemeyiz.
B: Sila sen ona nasil yardimci olabilirsin ki? Onun ailesi var. ailesi onunla ilgilensin. Ben bu durumu kabul edemem. Onu hastanede ziyaret ederek kendimi kücük düsürdüm zaten. Geldim diye ne kadar tepkiliydi, kendin gördün. Her gördügümde senin ve onun gecmisi aklima geliyor. Elimde degil kiskaniyorum. Sen onu dostun olarak görebilirsin, ama o seni kesinlikle öyle görmüyor. Bunu sende biliyorsun aslinda.

S: Boran Emre benim hayatimda hep olucak. Bunu kabul etmeni bekliyorum. O benim tek dostum. Onu cocuklugumdan beri taniyorum. Aslinda iyi bir insandir. Yakindan tanisan, sende seversin.

B: Sila senin dediklerin kulagin duyuyormu? Ben senin durumunda olsam. Eski kiz arkadasimla dost olsam, bu senin cok mu hosuna gider.
S: Ya Boran. Bitmis birsey icin niye kiziyim ki. Hem Emreyle ben hic bir zaman dogru dürüst flört etmedik ki. Mardine gelmeden bir-iki hafta önce baslamisti.
Hem senin eski kiz arkadasin yok ki.

cicek20
06-03-07, 20:11
Sila Borana bakar. Boranin kacamak bakislarini yakalar ve " Yani yok degil mi?" der...

Boran Silaya bakar. Silanin yüzündeki endiseyi görür. Tabiiki kiz arkadasi yoktu. Ilk ciddi anlamda Yezdayi sevmisti. Ondan önce kimseyi sevememisti. Üniversite olsun Midyatda cok kiz kur yapmisti ona, ama o kendine uygun kimseyi bulmamisti. Simdi Silaya ne desem diye düsünür. Biraz kizidirayim ve onun duygularini göreyim der icin icin..

B: Sila hakkimizda ne kadarda az biliyoruz. Tabiiki kiz arkadaslarim oldu. Sen ne sandin ki?

Sila Boranin cevabiyla birden neye ugradigina sasirir. Bunu hic beklemiyordu. O sanmisti ki Yezdadan haric baskasi olmamis Boranin hayatinda.

S: Ben bilmem. Yani Yezdanin ilk oldugunu….

Sila kücük bir kiz gibi bozulmustur. Ne söylicegini, nasil davranicagini artik bilmez.

B: Ohhh...ohhh…Sila Yezdadan önce sanki haytim yokmus gibi. Bende her normal insan gibi asik olurdum.

S: Demek o kadar kolay senin icin asik olmak. Peki kac kiz arkadasin olmustu?

B: Dur bi sayayim. Ilk Burcuydu. Ondan ayrildiktan sonra Elif olmustu. Ondan sonra Duygu olmustu. Yani hatirladiklarim bunlar. Baskalari oldugunu bilmiyorum artik.

S: Bakiyorumda hala hepsinin adini da biliyorsun. Istanbuldami yasiyorlar?

B: Evet.
S: Yani görüsme imkanin oldu?
B: Evet. Hatda gecen hafta Duyguyu tesadüfen gördüm. Oturduk, konustuk.

Silanin yavas yavas kiskancligi basina vurur. Borani ve kizi gözü önünde canlandirir. Kalbi acimaya baslar. Nefesi kesilir. Artik dayanamaz. Ayaga kalkip Boranin üzerine yürür.

S: Sen nasil olurda eski kiz arkadaslarinla konusursun? Bana Emre icin neler söylüyorsun, ama kendin aynisini yapiyorsun. Erkek oldugun icin mi bu rahatlik? Ben bunu kaldiramam. Bir daha asla ama asla o dedigin kizlarla konusmicaksin. Hic bir sekilde. Yoksa…

S: Yoksa ne Sila? Senin Emreyle oldugun gibi bende onlarla sadece dostum. Bana emir vermeyi birak lütfen.

Boran koltuktan kalkar ve salona gecer. Sila durdugu yerden kipirdayamaz. Sinirleri alt üst olmus, kizkancliktan kudurmak üzeredir. Hemen Boranin arkasindan salona gecer. Borani kolundan yakalar.

S: Dursana. O kadar kolay degil. Bunlari söyleyip, kacamazsin.
B: Sila sen az önce Emreyle dostum demedin mi? Bunda ne var demedin mi? Benden hosgörülü olmami isterken, senin bu tepkini anliyamiyorum. Bende onlarla dostum sadece.

Sila sinirli bir sekilde Boranin üzerine yürür. Boran Sila ona yaklastikca geri adim atar ve sonunda Sila onu duvara yapisdiri vermistir. Sila sag elini kaldirir bas parmagiyla tehtitkar bir sekilde Borana karsi gösterir.

S: Bana bak Boran aga. Ben bunlari yutmam. Onlarla dost olamazsin. Seni baskasiyla görürsem cok fena olur. Ben seni baskalariyla paylasicak degilim. Sen benim kocamsin. Hem sen Emreyle olanlar senin yasadiklarinla ayni kefeye koyamazsin. Ben sana Emreyle dogru dürüst flört etmiyorduk diyorum. Sen bana kalkmis kac kizin adini sayiyorsun. Bu yaptigin haksizlik.

Boran Silanin kiskanc halini sevmistir. Aslinda sadece bir test olarak baslayan oyun hosuna gider. Ama daha fazla Silayi üzmek istemez.

B: Peki o zaman. Ben o kizlarla görüsmem, sende Emreyle. O zaman hic bir problem kalmaz aramizda.
S: Boran benim Emreyle konusmamam imkansiz. O simdi bu haldeyken onu nasil yanliz birakmami istersin benden.
B: O zaman her görüstügünde bende senin yaninda olucagim. Bensiz onunla asla bulusmicaksin.
S: Tamam Boran aga. Yine inadin tutdu. Söz, sensiz Emreyle görüsmicegim. Sende sözünde durucaksin. O kizlari bir daha görmiceksin. Telefonla bile.
B: Sila hangi kizlardan bahsediyorsun ki?
S: Demin saydigin kizlar. Eski sevgilerin.
B: Ben böyle birsey demedim. Sen beni yine yanlis anladin.
S: Ne demek yanlis anladim. Sen degilmisin bana onlarin adlarini sayan. Simdi kalkmis herseyi inkar ediyorsun. Sen benimle oyun mu oynuyorsun?
B: Sila sakinles biraz. Ben…
S: Ne demek sakinles. Daha fazla konusmak istemiyorum.

Sila hemen paltosunu ve cantasini alip kapiya yönelir. Boran son anda onun kapidan cikmasini engeller.

B: Sila dur biraz. Ben o kizlari uydurdum. Bir an kendini benim yerime koymani istedim. Emreyle olan olayin ne kadar zor oldugunun. Benim kiskandigim gibi kiskanmani istedim. Eski sevgiliden dost olmiyacagina anlatmak istedim.
S: Yani o kizlar yalanmiydi? Öyle kizlar hic hayatina girmedi mi?
B: Tabiiki Sila. Sen beni ne sandin ki? Her ay kendime yeni bir sevgili buldugumu. Senden öncesini biliyorsun zaten. Sen benim tek ve son askimsin.

Sila aglamaya baslar. Ne kadar sakada olsa, son yarim saatde olanlar onun sinirlerini baya bozuvermisti. Hem hamilelik hormonlarininda etkisi vardir.

B: Sila niye agliyorsun? Ben seni üzmek istemedim.
S: Yok Boran senin sucun degil. Hamilelikde oluyormus böyle seyler. Ben….aslinda bir an sana baska kadinlarinin dokundugunu düsününce birden cildirmak üzereydim. Seni baskalariyla paylasamam. Benim hep yanimda olmani istiyorum.

Boran Silanin aglamakli haline daha fazla kayitsiz kalamaz. Silayi simsiki sarmaya baslar. Silada ona karsilik verir. Bir müddet sarilmis kalirlar. Sila artik sakinlesmistir.

Boran kendini ceker ve Silanin yüzüne bakar. Bir yandanda eliyle Silanin yanagini oksar. Silada Borana büyülenmis gibi bakar. Gözlerinini Boranin gözlerinden alamaz. Boranda ayni haldedir. Sonunda Boran yavas yavas Silaya yakinlasir. Artik bir nefeslik bir mesafe vardir aralarinda. Boran Silanin dudagina hafif bir buse koyar. Sila ise gözlerini kapatmis, sanki o buseyi hissetmek istercesine gözlerini simsiki kapatir. Boran buseden sonra kendini geri ceker. Sila Boranin sicakligini, dudaklarini hissetmeyi bekliyordur. Birsey olmayinca gözlerini acar ve Borana bakar. Kendini niye geri cektigini anlamaya calisir. Gecmiste olanlar yüzünden tedirgin oldugunu anlar.

Sila aniden Borana yaklasip onu öyle atesli bir sekilde öpmeye baslarki, Boran cok sasirir. Bunu beklemiyordu. Belki Sila kendine geri ceker düsünürken, simdi ikiside dudak dudagadir. Boran karsilik vermeden durmaz. Sonunda Silasina kavusmustur. Onun sicakligini, onun nefesini hissediyordur. Ikiside sanki bulutlarinin üzerindemisler gibi hissediyordur. Sanki baska bir alemde. Bütün dertleri, bütün yanlis anlasilmalari bir an unuturlar. Sadece ikisi vardir. Sadece ikisi önemlidir.

Boran ve Sila hala öpüsyorlardir. Ayni anda ikiside koltuga dogru yürürler ve sonunda koltugun yanina gelirler. Ilk Boran oturur. Sonra Sila. Sila Boranin gömlegini acmaya baslamistir ki……

cicek20
06-03-07, 20:12
Evet birden telefon calmaya baslar. Boranin telefonudur. Sila ve Boran telefonu ilk basta duymazlar. Öyle kendinlerinden gecmislerdirki, etrafdaki hic birseyi duyucak halde degildirler. Ama ariyan israrla aramaya devam eder. Sonunda Sila telefonu duyar ve kendini geriye ceker.

S: Boran telefonun caliyor.
B: Bosver. Sonra ararim.

Boran Silayi kendine ceker ve onu öpmeye devam eder. Ama telefon bir türlü durmuyordur.
Sila bir yandan Borana karsilik veriyor bir yandanda “Boran önemli olabilir. Istersen kaldir. Belki birsey olmustur.” der

Boran sonunda pes etmis bir halde “Üff….kim bu arayan ya?” der

Sonunda masada olan telefonunu elini alip, kimin aradigina bakmadan, cevaplar…

Boran (sinirli bir halde): Alo….

Arayan sizce kimdir?

Tabiiki Cihandan baskasi degildir…

C: Alo emmioglu. Nasilsin bakalim?
B: Sen hangi yüzle beni ariyorsun?

Sila ne oldugunu anlamaz. Boranin niye sinirlendigini, kiminle konustugunu bir türlü algilayamaz. Merakla Borana bakar…

C: Sakin ol Boran aga. Sana bir haber vermek icin aradim. Aslinda yüz yüze vermek isterdim. Senin haberi duydugundaki yüz ifadeni merak ediyorum ya. Ama sana bir türlü ulasamayinca artik telefonla nasip oldu.
B: Cihan ne söylemek istiyorsun söyle. Sabrimi tasirma. Yine ne oldu?
C: olan su Boran aga. Senin o güvendigin daglara yine kar yagdi. Bu dünyada kimseye güvenmicegini ne zaman ögrenicegini merak ediyorum. Midyatda arazi alan kisinin adini ögrendim. Simdiye kadar o kadar arazi alinmiski, bizim asiretimizin sahib oldugu yarisi kadar. Ve bu kisi….senin karindan baskasi degil. Senin arkandan is ceviriyor, sen hala uyuyorsun. Böyle devam et.

Boran cihanin dedikleriyle birden sok olmustur. Bunu hic beklemiyordu. Silaya sinirli baka kalir. Sila Boranin aniden gözlerinde olusan öfkeyi görünce birden üsümeye baslar. Ne oldugunu bilmediginden, bu ani degisikliyi anliyamaz. Soran gözlerle Borana bakar. Boran ise hala telefoni kulaginda tutuyordur. Cihan telefonu coktan kapatmis olsada. Oldugu yerde donup kalmistir.

Sila Boran icin endiselenmeye baslar. Boran öylece durmus, hic bir hareket etmiyordur. Sila Boranin koluna dokunur.

S: Boran iyimisin? Kötü birsey mi oldu? Söylesene…

Boran aniden ayaga kalkar. Bir sag bir sola yürümeye baslar. Cihanin söyledikleri hala kulaklarinda cinliyordur. Demek Silaymis. Ama neden? Artik kafasi allak bullaktir. Sinirlerine hakkim olamaz. Elindeki telefonu “Allah kahretsin” diyerek duvara firlatir. Sila kendini geri ceker. Borandan korkmaya baslar.
Boran Silanin yanina gider.

B: Bunu niye yaptin? Hersey düzelmisken bunu neden yaptin?
S: Boran ne oldu ki? Hic birsey anlamiyorum. Cihan sana ne söyledi?
B: ne mi söyledi? Senin benim arkamdan is cevirdigini.
S: Cihana nasil inanirsin? O sana yine yalan söylüyor.
B: Buna artik cesaret edemez. Ona ne yapicagimi bildigi icin buna kalkismaz. Söyle, neden Midyatdan arazi aliyorsun. Hemde paravan bir sirketle. Bu benim arkamdan is cevirmek degilde, ne?

Sila birden neye ugradigina sasirir. Arsa alma girisimini tamamen unutu vermisti. Aslinda durdurmak, hatda Boranla konusmak istemisti. Simdi ise cok gecti. Boran hersey ögrenmis. Ona nasil izah edicegim simdi. Niyetimin ne oldugunu anliyacakmidir…

S: Boran benim niyetim ailemin ordaki itibarini biraz daha yükseltmek. Onlar icin aldim.
B: Buna inanmami beklemiyorsun degil mi? Senin tek istedigin benim asiretime karsi güclü olmak. Yoksa niye istedigimiz her arsayi sen almaya kalkistin. Dürüstce bana karsi planlar kurdugunu söylesene.

S: Evet dogrudur. Ama bunu asiretin hükmünden sonra yapmaya basladim. Ben senin beni öldürmen icin geldigini sanmistim. Beni sevmedigini…baristiktan sonra unutu verdim. Yoksa sana söylerdim.

B: Ben sana Midyatda olacaklari söylemistim. Bildigin halde kactin. Sonuclarinada katlanman gerekirdi.
S: Niye kactigimi biliyorsun? Törelerden ve burdaki sorumluluklarim icin kacmam gerekiyordu. Seninle konusmaya calistim, ama sen bana bu konuda yardim etmek istemedin. Baska carem kalmamisti.

B: Beni bekleseydin o zaman o kactigin günün ertesi beraber istanbula gelmis olurduk. Sana sürpriz yapmak icin hazirlik yapmistim. Bag evinden sonra seni anlamaya sana hak vermeye baslamistim. Seninle beraber istanbula gelip isleri hal edicektim. Ama sen o herife benden cok inandin. Benim arkamdan günlerce is cevirdiniz. Bunlari bilmedigimi sanma…Benimle kalsaydin beraber törelere karsi savasabilirdik.

S: Ben Midyatda oldugumda hic birseye karismami diyen sen degilmidin. Beni kac kere azarladin bu yüzden. Hem biletlerden haberim yoktu. Sen hic birsey demedin. Nerden bilebilirdim ki. Boran tamam hakli olabilirsin. Ama bende kendimce hakliyim. Benim yerimde olan herkes düsmana karsi kuvvetlenmeye calisirdi. Bu cok dogal. Sen her an ölebilecegine bilsen, cok mu hosuna gider. Öylece rahat yasiyabilirmisin?

B: Sila senin düsman olarak gördügün benim aga oldugum asiret. Yani benide düsman olarak görüyorsun. Hersey icin bizi sorumlu göremezsin. Yanlis olan cok sey var. Bu törelerin cogu yanlis. Ama ben aga olarak insanlari bu yanlislardan caydirmak icin elimden geleni yapiyorum. Senin unutdugun bir sey var. Ben ve asiretim seni yalan söyliyerek Midyata getirmedik. Onu unutdun diyelim. Ama senin abin bana gelip deseydi, ben senin kiz kardesini seviyorum onunla evlenmek istiyorum deseydi, o zaman berdel olmazdi. Ama o korkakca gidip kardesimi kacirdi. Yaptigi hareketin sonuclarini bile bile. Sonrada kendi kiz kardesini kendi emelleri icin gelin verdi. Sen olmazsan, simdi zavalli Dilan kurban edilmisti. Yani her yanlisin sorumlusu ben ve asiretim degil. Ben aga olarak ya kardesim ve abininin ölüm yada berdel kararini vermek zorunda kaldim. Senin gibi bende kurban oldum. Benim ne hissetdigim kimsenin umrunda degildi. Kendimi kardesime feda etdim. Pismanmiyim. Kesinlikle hayir. Böylece kann akmasini önledim, seninle tanistim. Kötü kosullarda tanismis olsakta, ben pisman degilim. Kadere inanirim. Ama tabiiki seninle baska kosullar altinda tanismak isterdim. Herseye ragmen ikimiz birbirimizi sevdik. Öyle degil mi?

S: Evet birbirimizi sevdik. Ama bu kolay olmadi. Sende beni anlamaya calis. Hic bir kötülük düsünmeyen bir genc kiz. Yillar sonra gercek ailesini buldugunu sanip, büyük umutlarla dogdugu yere gelen bir kiz. Sonra herseyin yalan oldugunu ögrenir. Üstelik haberi olmadan evlendirilmek istenir. Silah zoruyla evlenir. Töreymis, asiretmis… böyle seyleri önceden hic duymamistim. Hayatim bir anda elimden kayip gitdi. Oysa ne hayallerim vardi. Okumak, dünyayi dolasmak istedim. Olan olmustu. Sonra bu durumdan nasil kurtulucagimi düsündüm. Kacmayi denedim. Ama olmadi. Sonra anladim ki kacmak istedigim töre degilde, kalbimde sana karsi büyüyen duygulardan kacisimmis meger. Ama artik cok gecti. Sana kapilmistim. Seni bende hissetmeye baslamistim. Herseyi kabul edip seninle yasamaya alismistim. Yeter ki sen benim yanimda ol istedim. Ama olmadi. Hayatimda yasabilecegim en kötü durumu bana sen yasatdin. Bana zorla sahip oldun. Ondan sonra yinede seni sevmeye devam etdim. Herseye ragmen. Sonunda anladim ki, sende beni seviyorsun. Dile getirmistin. Ama önceden yasananlardan dolayi kendimi sana veremedim. Elimde degildi. Bag evinde seninle konusmaya calistim. Sana durumumu anlatmaya calistim. Ama sen kestirip atdin. Eve geldigimizde kacmak icin hersey hazirdi. Herkes istiyordu. Ben vazgectim, ama artik cok gecti. Hersey benim disimda gerceklesti. Istanbula gelince artik anladim. Sensiz bir hayat geciremicegimi. Ama artik cok gecti. Olan olmustu. Seninle konusmak, sana herseyi izah etmek istedim. Ama cesaret edemedim. Sonra senin buraya geldigini ögrendim. Beni öldürmek icin. O zaman icime tarif edilemez bir aci saplandi. Senin beni sevdigini sanmistim. Oysa gözünü kirpmadan benim arkamdan beni öldürmeye gelmistin. Bende Yezda icin kac köyü birbirine katan Boranin benim icin savasicagini sanmistim. Ama sen gelir gelmez, gelis sebebini bile unutdun. Gizem denen kadinin pesine takildin. Onunla vakit gecirdin. Beni unutdun. Bu nedenlerden dolayi sana ve senin asiretine karsi savas actim. Ama kendi emellerim icin degil. Bir taraftan benim ailem icin öte yandan orda yasiyan insanlar icin. Belki onlar icin birsey yaparim sandim. Ayni senin gibi kizgindim, hirsima yenik düstüm.

Boran ve Sila birbirilerine bakip dururlar. Evet barismisdilar. Ama ilk kez bu kadar acik konusuyorlardi. Ilk kez birbirilerinin ne düsündügünü duyuyorlardi. Aslinda ikisede olan bitenler icin suclu degildi. Hayatlari ellerinden alinmisti. Ama olan olmustu.

Boran ve Sila bir süre sessiz kalirlar. Nasil davranicaklarini bilmez bir durumdalardir. Oysa telefon görüsmesinden önce güzel dakikalar yasamislardi. Hersey güzel gidiyordu. Yeni bir yanlis anlasilmayi aralarinda hal etdikten sonra yenisiyle karsi karsiyadilar. Niye hep böyle olmaliydi? Aralarinda hep yanlis anlasilmalar yüzünden tartismalar cikiyordu. Artik ikiside bu durumdan bikmislardi, yorulmuslardi. Ama hayat bir türlü onlarin mutlulugunu engellemesini biliyordu. Ikiside merak ediyordu. Ne zaman mutlulugu ve huzuru yakalicagiz.

Bir süre daha düsüncelerine dalmis bir vasiyetde otururlar. Daha fazla konusmanin anlami olmadigini biliyorlardi. Gereken hersey söylenmisti. Ama simdi nasil devam ediceklerdi? Dert bir degildi ki. O kadar savasmalari konu vardiki. Bu son olan önemini aslinda konusunca kaybetmisti. Ama yinede Boran arsa meselesi yüzünden Silaya karsi asiretde olusucak tepkilerden endiseliydi. Cihan kim bilir coktan asiretdekilere haber vermisti. Bu durumu dahada zorlastirdi diye düsünürken, birden Silanin ayaga kalktigini görür. Sila mantosunu almis sessizce kapidan cikiyordur.

B: Sila nereye gidiyorsun?
S: Burda kalmamim anlami yok. Ikimizinde düsünmeye ihtiyac var. simdi burda kalirsam, yine ayni seylere tartisip dururuz. Sencede öyle degil mi?

Sila aslinda Boranla kalmak ister. Nasil davranicagini bilmez. Belki gitsem iyi olur diye düsünür. Ama Borana bakar. O kal dese, hic gitmemek üzere onun yaninda kalmaya hazirdi. Kücük yaramaz bir kiz cocugu gibi Borana bakar. Ama boran birsey demez. O da son saatlerde olanlardan hala cok saskindir.

S: Boran birsey söylesene.

Boran düsündükten sonra….

B: Hakli olabilirsin. Gitmen en dogrusu olur galiba.

tubaaa
06-03-07, 21:19
Gece sılanın odasına abay girdi. İçkiliydi ve kendini kaybetmiş bir durumdaydı.
Abay: sıla kalk.
Sıla: abay senin ne işin var burada çık şu odadan
Abay: sıla benim için geri döndüğünü söyle.
Sıla: abay ne saçmalıyosun sen git şurdan.
Sılaya gittikçe dahada çok yaklaşıyordu abay sıla korkmaya başladı. Yataktan kalkmaya çalışırken abay kolundan tuttu.
Abay: sıla nereye gidiyosun önceden çok severdin senin yanında yatmamı.
Sıla: o seni abim sandığım zamanlardı abay. Çık bu odadan. Abay korkutuyosun beni çıksana odadan.
Abay: hayır sıla çıkmıcam. Beni sevdiğini söyle.
Sıla: abay çık şu odadan birisi görürse seni burada açıklayamayız
Abay: kimseye açıklıcamız bişey yok biz birbirimizi seviyoruz.
Sıla: abay ben seni sevmiyorum bunu biliyosun.
Abay: seviyosun beni sıla seviyosun bunun farkında değilsin ama sen beni seviyosun boranı değil.
Kolunu daha fazla sıkmaya başladı sılanın. Sıla kolunu çekmeye çalışsada abaya gücü yetmiyordu.
Sıla: abay canımı çok acıtıyosun bırak şu kolumu ne olur.

Sesizce konuşuyordu sıla bir rezilliğe daha katlanamazdı. Kimsenin görmemesi duymaması gerekiyodu abayın bu odada olduğunu sıla bunun duyulduğunu düşünemiyordu bile. Ağlamaya başladı. Yalvarıyordu abaya ama abayın sılayı duyduğu yoktu. Sürekli aynı şeyleri tekrarlıyordu” sen beni seviyosun boranı değil”. Sıla bu sözleri duydukça dahada kötü hissediyodu kendini. Keşke bugün boranla gitseydim. İnatlaşmasaydım ben onu gerçekten seviyorum diye düşünüyordu. Abay bu cümleyi tekrarladıkça sıla yaptığından dahada çok pişman oluyodu. Boranı dahada fazla özlüyordu.


Abay sılaya dahada çok yaklaştı şimdi ikiside yataktaydı ve yüzyüze bakıyorlardı.
Sıla: abay ne yaptığını sanıyosun defol şu odadan.
Birileri duyacak diye kendini savunamıyodu. Bağıramıyodu, hareket bile edemiyodu sıla. Yalnızca sessizce yalvarabiliyodu. Elinden tek gelen buydu.

Abay sılayı öpmeye başladı sıla sesini çıkartmadan direnmeye çalışsada abaya gücü yetmiyordu.abay sılanın boynunu öpmeye başladı.
Sıla ağlayarak: abi nolur yapma yalvarırım.
Abay hiç duymadı sılayı öpmeye devam etti. Sıla elleriyle abayı itiyodu ama abay durmuyodu.

Sıla: abi….
Her şey bitmişti artık sıla için. Sessizce kalktı abayın sızdığı yataktan. Banyoya gitti. Bebeği içi, boran için bunu yapmalıydı. Dün yemesi için getirdikleri meyvenin yanındaki bıçağı aldı sıla. Celil bilseydi hiç gönderirmiydi o meyveyi kızım yesin diye.
Bitmeliydi sılanın hayatı. Öldürmeliydi kendini. Hiç terettüt etmeden koluna batırdı bıçağı. Derinleştirmek için sürekli oynatıyodu derisinin içinde bıçağı kanlar akmaya başlamıştı bile. Sıla her bir kan damlasında bebeğinden özür diliyordu. Aklında sadece boran ve bebeği vardı. Özür dilerim ikinizdende dedi sessizce. Gözleri iyice ağırlaşmıştı. Karnını tuttu elleriyle son bir kez daha özür dilerim bebeğim dedi ve..


Abay kalktığında hiç bişey hatırlamıyodu. Kendine gelmeye başladığında sılanın odasında olduğunu fark etti. Hemen ayağa kalktı çok şaşırmıştı benim burada ne işim var sıla nerde diye düşündü. biraz sonra ne yaptığının farkına vardı hiç bişey hatırlamıyodu ama. Allah kahretsin ben ne yaptım böyle. Etrafına bakındı sıla nerede olabilirdi. Banyonun kapısını tıkladı.
Abay: sıla ordamısın. Sıla ses ver nolur ordamısın.
Abay kapının koluna dokundu açıp açmamak için terettüt etti.
Abay: sıla bak açıyorum kapıyı.
Ve açtı kapıyı. Sılayı yerde kanlar içinde görünce kendinden geçti abay şimdi yaptığı hatanın ne kadar büyük olduğunu anlamıştı. Hemen sılanın yanına eğildi.
Abay: sıla yalvarırım kalk nolur sılam nolur özür dilerim biliyorum yaptığım çok büyük hata ama bunun cezasını böyle verme bana nolur. Duy beni sıla duy nolur.
Abay hıçkırıklara boğuldu. Ne yapıcağını bilmiyodu. Acaba ölmüşmüydü. Hemen nabzını konturol etti. Yaşıyodu. Tam yardım istemek için bağıracaktıki aklına odanın dağınıklığı geldi. Abay etrafı aceleyle topladı. Üstüne çeki düzen verdi. Sonra
Abay: baba koşun sıla canına kıymış. Hemen arabayı hazırlayın hemen.
Bütün gücüyle bağırıyodu abay. Sevdiğini kaybetmek istemiyodu. Hemde kendi suçuydu bu.


Hemen hastaneye götürdüler sılayı. Yoğun bakımın önünde kalakalmışlardı. Abay sürekli ağlıyordu.
Abay: benim yüzümden hep benim yüzümden.
Celil: dün bıraktığımda çok kötüydü benden ümidi kesin gibi şeyler söylemişti korkmuştum kendine bişey yapar diye. Benim yüzümden onu yalnız bırakmamalıydım. Abay: boranı aramalıyız sılanın yanında olmalı belki o gelirse, sıla onun sesini duyarsa yaşamak için çaba harcar sıla.

Celil eline telefonu aldı boranı aradı ne söylese bilemiyordu.

Celil: boran biz hastanedeyiz hastaneye gel.
Boran: niye hastanedesiniz sılaya bişeymi oldu.
Celil :gel işte sıla biraz rahatsızlandı.
Boran: hemen geliyorum.
Boran bu telefon konuşmasından hiç hoşlanmadı. Celilin sesi çok kötüydü. Sılasına nolmuştu. Ölüm aklına bile gelmiyordu boranın yakıştıramazdı sılasına ölmeyi. Kötü bişey var ama bu ölüm değil benim sılam ölmüş olamaz. Hemen hastaneye gitmek için arabasına bindi.


Doktor1: Ahmet bu kadına tecavüz etmişler belikli sonrada ya kendi dayanamayıp intihar etti yada intihar süsü veriliyo. Üstelik 4 aylıkta hamile.
Doktor2: intihar süsü verilmiyo Mehmet ben burada neler neler gördüm. Eğer içerdeki ailesi bişeylerden şüpelenselerdi şu anda kapıda kızlarını bekliyo olmazlardı. Gidip evlerinde keyif kahvesi içerlerdi.
Doktor1: ee Ahmet napıcaz söylücezmi tecavüze uğradığını.
Doktor2: hayır Mehmet bir kadının daha böyle saçma şeylerden ölmesine dayanamam. Kurtarabildiklerimizi kurtarıcaz. Bu kadınıda kurtarabiliriz. Söylemicez tecavüze uğradığını ne babasına ne kocasına.
Doktor1: ama kadın bunu bir kere denemiş bi daha dener. Tabii uyanabilirse.
Doktor2: bunu yapmaması için elimden geleni yapıcam. Onu kurtarabiliriz Mehmet.
Doktor1: tamam şimdi kimseye bişey söylemiyorum. Umarım yaşar. Bebekte oda.
Doktor2: umarım umarım…


Boran hastaneden içeriye girdi. Koridorda celil ağayı gördü.
Boran: söyle bana sılanın nesi var
Celil: boran sıla intihar etmiş.
Boran: ne nasıl olur. O böyle bişey yapmaz. Celili ağa kızını tanımıyomusun sıla asla canına kıymaz hemde karnında bebeğimiz varken.
Celil: biliyorum inanması çok güç ama dün senden sonra evde çok kötüydü garip garip konuşuyodu. Sonrada sabah abay sılayı odasında kolları kesik bişekilde yerde yatarken bulmuş.
O sırada doktor geldi yanlarına.
Boran: doktor karım nasıl.
Doktor1: karınız çok kan kaybetmiş. Üstelik hamile. Elimizden geleni yapıyoruz ama bebeğin kurtulma şansı yok diyebileceğimiz kadar az çünkü sıla hanıma bazı ilaçlar vermek zorundayız doğal olarakta bebek bundan kötü etkilenecek.
Boran: siz sılanın hayatını kurtarın yeter ne gerekiyosa yapın.

Celil yıllar önceye dönmüştü. Sılanın anneside aynı durumda yatarken celil ailesinin kararıyla sılayı seçmek zorunda kalmıştı. Şimdi borana bakıyodu bebeğini ağzına bile almadı sılayı kurtarın yeter diyodu. Ne kadar cesaretli diye düşündü ayni cesareti ben gösterememiştim. Şimdi gerçekten inanmıştı sıla boran aşkına.

Boran kahrolmuştu benim suçum sılamı yapayalnız bıraktım. Dayanamıcağını düşünmemiştim. O hep ayakta durmaya çalışırdı ne olursa olsun. Bebeğimizede kıyamazdı nasıl olmuştu bu demekki çok üzmüştü dün onu başka şansı kalmadığını düşündü. ne yapacağını bilemiyodu boran sılasını kurtarmak için elinden bişey gelmiyordu. Daha fazla hastanede durmaya dayanamadı. Yalnız kalabileceği bir yere gitti. Ve hayatında ilk defa ağladı boran ağa sevdiğini kaybetme korkusu onu kahretmişti. Şimdi hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Sevdiğini almasın diye allaha yalvarıyordu.

ÇİĞDEM_MEHMET
06-03-07, 22:40
Yaralı bir aşkın öyküsü-4-
( arkadaşlar bişeyi açıklamak zorunda hissettim kendimi. Senaryoma başlarken bu başlığı koymuştum. Aklımda canlandırdığım senaryoya uyuyordu. Ama sonradan senaryom beklenmedik bir hale geldi. Başlıkla alakası olmayan bişey olacak yakında. Ama başlığıda değiştirmek istemiyorum çünkü çok hoşuma giden bir söz. O yüzden senaryoyu okurken başlığı dikkate almayın. İyi okumalar….)

Narin üzerini giyindikten sonra haber vermek için abisini aradı.
N: alo abi.
B: efendim narin. Ne oldu? Kötü bişey yok ya?
N: yok abi kötü bişey. Biz sılayla çarşıya çıkmak istiyoruz da haber vermek için aradım.
B: narin. İkiniz gidemezsiniz. Benimde işlerim var. Olmaz.
N: abi nasıl olmaz ya? Kızı İstanbullardan buraya konağa tıkmak için mi çağırdım?
B: narin tek başınıza çarşıya çıkmanız hoş karşılanmaz.
N: abi sen sılayı tanımıyorsun. O kafasına koyduğunu yapar. Şimdi giyiniyor. Senin gerekçeni ona söylesem inadına çıkar gezer çarşıda.
B: iyi tamam sizle başa çıkılmaz. Gidin. Ama dikkat edin oldu mu? Biliyorsun buraların insanlarını.
N: Tamam abim merak etme. Sen eve gelmeden biz evde oluruz.akşam yemeği iptal olmadı değil mi?
B: hayır narin iptal olmadı. Akşama görüşürüz. Sılaya dikkat et.
Narin gülerek tamam abi dedi.
Boran telefonu kapattığında gerçi sana kim dikkat edecekse diye düşündü.
Sıla mardine gelirken özenle seçtiği kıyafetlerini bavulundan çıkardı. Üzerine yakası biraz açık beyaz bir t-şhirt altına ise yeşil tonlarında çizgili bir şalvar giydi. Hafif bir makyaj yaptı ve saçlarını açık bıraktı.
Narin sılayı gördüğünde gözlerine inanamadı. Sıla çok güzel olmuştu.
N: sıla çok güzel olmuşsun ama bu güzellikte bir şey eksik dedi ve sılanın başına beyaz, üzerinde işlemeleri bulunan ve kenarlarından yeşil boncukların sarktığı bir şal bağladı. Şal sılaya o kadar çok yakışmıştı ki narin abisinin sılayı böyle görse kesinlikle çarşıya göndermeyeceğini düşündü..
Narinle sıla çarşıya geldiklerinde herkes bu iki güzel kıza bakıyordu. Ama sıla önemsemiyordu bu bakışları. O mardinin güzelliğiyle ilgileniyordu. Bayılmıştı mardinin çarşısına ve eski yapıtlarına.
Narin ve sıla merakla etrafı gezerken cihana rastladılar. Cihan narinle boranın amcasının oğluydu ve boranı hiç sevmemekteydi ( bildiğimiz cihan işte:img-yes: )
C: oooo narin ne yapıyorsunuz burada?
N: bizde iyiyiz sağol cihan.
Cihan biraz bozulur ama belli etmez.
C: kim bu güzel kız der ve sılayı süzer o iğrenç bakışlarıyla.
N: neyse cihan sana iyi günler der ve sılayıda alarak oradan uzaklaşır.
N: hadi sıla eve gidelim bak hem yemeğe gidicez geç oldu hazırlanırız. Güzel gözükmemiz lazım değil mi ama. Gerçi seni her halinle beğendiği belli olan biri var ama neyse.
S: kimmiş bakalım bu kişi?
N: ay sıla anlamamış gibi yapma lütfen. Abimden bahsediyorum tabiî ki de. Sana nasıl baktığını gördüm bu sabah kahvaltıda.
S: ay narin hiç değişmeyeceksin değil mi? bak giderim he istanbula.
N: tamam tamam sustum. Sana belli olmaz gidersin sen. Ama söylüyorum. Şu iki hafta içinde çok büyük değişiklikler olacak. Sende de abimde de.
S: narin zaten yorgunum uğraşamicam senle. Hadi eve gidelim daha hazırlanacağız.
N: iyi peki gidelim bakalım.
Sıla ve narin eve geldiler ama sıla yolda sürekli narinin dediklerini düşünüp durdu. Gerçekten de boran beğenirmiydi onu her haliyle. Gerçektende değişiklik olacakmıydı hayatında şu iki hafta içinde. Hiçbir sorusuna cevap bulamıyordu. Zaten bu soruların tek bir cevabı vardı onu da zaman gösterecekti.
Eve gelmişlerdi. İçeri girdiler. Neredeyse akşam olmak üzereydi. Ama sıla çok yorulmuştu. Giyinmeden biraz dinlenmenin iyi olacağını düşündü.
S: narin ben çok yoruldum. Beş dakika oturayım şurda sen çık giyin bende giyinirim şimdi dedi ve oradaki sedire oturdu. Dinlenirken etrafı inceliyordu. Böyle bir yerde yaşamak nasıl bişey acaba diye düşündü. İnsan kendisini tarih kitabının içindeymiş gibi hissediyordu. Tam bu düşüncelerle boğuşurken bir ses duydu.
B: geldiniz mi bakalım? Nasıl buldun mardini?
Bu borandı sesi çok içten geliyordu. Tıpkı iki gece önce telefonda duyduğu ses gibiydi. Sıla bu sesi duyunca heyecanına engel olamadı. Ama paniklediğini belli etmemesi gerekiyordu.
S: valla çok beğendim. Nasıl desem insan masallarda gibi hissediyor kendisini.
B: evet öyledir bizim buralar. Bambaşkadır. İnsanları, yapıtları, masalları, destanları, AŞKLARI… dedi sılanın gözlerine bakarak. Sıla bu gün apayrı güzel gözükmüştü gözüne.çok yakışmıştı giydikleri. Hele saçına taktığı şal peri kızı gibi yapmıştı onu.
Sıla boranın son sözüne hiçbir cevap veremedi. Yavaşça;
S: ben hazırlansam iyi olur narinde gelir şimdi dedi ve odasına gitti. Boranda odasına gitmişti hazırlanmak için.
Sıla hazırlandı ve aynanın karşısına geçti. Yine çok güzel olmuştu. Hava sıcak olduğu için ince askılı diz üstünde mor bir elbise giymişti. Elbisedeki tek detay dekolte bölümünde ve etek uçlarında olan yine mor renkli simli işlemelerdi. sade ama şık bir kıyafetti. Bu kıyafeti giymeden önce narine sormuştu bir sorun çıkarmı böyle bir kıyafet giymemde diye ama narin abim yanımızdayken kimse bişey diyemez diye cevaplamıştı onu.
Narinin kapıyı tıklatıp hazırmısın sıla demesiyle kendisine son bir defa daha baktı. Yine mor renkte olan şalını omuzlarına alarak odasından çıktı. Narin kapıda onu bekliyordu.
N: sıla harika gözüküyorsun
S: sağol canım sende öyle.
N: aaaaaaa boşver beni. Bakalım bu akşam neler olacak hadi hayırlısı dedi yine muzip muzip gülerek.
S: narinnnn.
N: tamam bak gel bakalım abim nasıl olmuş. Dedi ve sılayı kolundan tutup merdivenlere sürükledi. Boran aşağıda onları bekliyordu. Sılayı görünce olduğu yerde kaldı. Çok güzel olmuştu. Uyurken gördüğü kadar masum, ama bir o kadarda baş döndürücüydü. Sılada borandan alamamıştı gözlerini. Ne kadarda yakışıklı diye düşündü.
Birbirlerine bakarak merdivenden indiler.
N: abi biz hazırız.
B: tamam narin çıkalım o zaman dedi ama gözleri hala sıladaydı.
Arabaya bindiler ve hep beraber restorana gittiler.

ŞİMDİLİK BU KADAR DEWAMI YORUMLARA BAĞLI bye bye

fırtına_
06-03-07, 23:06
Sıla ve boran arabada ilerlerken cemal çoktan hacerin evine varmıştır
Hacer:oğlum durun yapmayın
Hasan:ama anne doktorculuk oynuyucaktık
Kenan:evet anne söz vermiştin
Hacer bunalmış bir şekilde off oğlum tamam oynuyucaz ama önce yemek yapmam lazım
Kenan ve hasan somurtarak odaya dönerler
Cemal ise silahının ucuna susturucu takarak içinden sessiz olmak lazım der ve kapıyı çalar
Hacer:dur geldim dur…Allah kahretmesin çorba taşıcak der ve bir anlık dalgınlıkla kim o demeden kapıyı açar
Hacer kapıda ki kişiyi görünce küçük dilini yutmuş gibi hiç bir şey demeden durur
Cemal:sen ailemizin namusunu beş paralık ettin…senin yüzünden kaç yıldır insan içine çıkamıyoruz der ve silahı çıkartır
Hacer ise şoktan çıkmış abi der ve hızla kapıyı kapatmaya çalışır
Cemal ise kapıyı itekler ve içeri kaçmaya çalışan haceri sırtından vurur
Hacer bir an duraksar ve kapının kenarına tutunarak abisine döner ve tam bir şey söyliyicekken sırt üstü yere düşer
Vurulduğu yer belli olmıyıcak şekilde
Cemal ise hemen kaçar oradan
Kenan odada televizyon seyrederken offf ben çok acıktım
Hasan:bende der ve mutfağa gitmek için odadan çıkar
Hasan odadan çıktığında hacer yerde gözleri kapalı bir şekilde yatıyordur
Hasan sevinçle abi koş abi koş
Kenan:ne oldu
Hasan:abi bak annem doktorculuk oynamak için hasta rolü yapıyor…hidi oyuncakları getirde oynayalım
Kenan gülerek tamam der ve oyuncakları getirir
Hasan steteskopu annesinin göğsüne götürerek öksürün lütfen der bir doktor gibi
Kenan:doktor bey der kardeşine dönerek bu hasta çok inatçı açmıyor gözlerini ne yapalım
Hasan:gıdıklayalım
Kenan:evet gıdıklayalım hadi der ve hacerin cansız bedenini gıdıklamaya başlarlar
Hasan hafif korkulu abi annem kalkmıyor
Kenan korkulu bir şekilde anne kalksana ne olur
Hasan artık iyice korkmuştur ve ağlamaya başlar…ağlarkende ağzından anne ne olur kalk bir daha hiç yaramazlık yapmıyıcam sözleri dökülüyorduk
Kenanda artık dayanamaz ve ağlamaya başlar…ağlarkende anne ne olur kalk bir daha seni hiç üzmiyicem…hep derslerime çalışıcam…hiç seni kızdırmıyıcam anne ne olur kalk
Hasan:anne uyan ne olur bizi bırakma anneee

Sıla:boran hala gelmedik mi
Boran:geldik sıla der ve bir binanın önünde durur
Sıla hemen arabadan iner ve borana kaçıncı kat diye sorar
Boran:üçüncü kat hadi çıkalım
Sıla bir an durur içini bir korku kaplamıştır
Boran:hadi sıla
Sıla:boran ya yetişemediysek
Boran:yukarı çıkmadan bunu anlayamayız sıla
Sıla:tamam der ve yukarıya çıkarlar
Sıla gördüğü manzara karşısında yere çöküp hıçkırarak ağlamaya başlar
Kenan ve hasan hala annelerini başında anne uyan diye ağlıyorlardır

Cemal ise haceri vurduktan sonra cihanı arar
Cihan:alo
Cemal:alo ağam benim cemal
Cihan:ne oldu cemal haletlin mi işi
Cemal:he ya ağam hallettim
Cihan:aferin cemal
Cemal:ağam ben polise teslim olmaya gidiyom
Cihan:tamam cemal…ben ananlara veririm müjdeli haberi
Cemal:sağolasın ağam der ve telefonu kapatarak karakola girer
Polis memuru:buyurun nasıl yardımcı olabilirim
Cemal belinden silahı çıkartarak bacımı vurdum bu silahla der ve silahı masanın üstüne bırakır
Polis memuru şaşkınlıkla nasıl
Cemal:bacımı vurdum diye tekrarlar
Polis memuru hemen cemalin eline kelepçe takar ve durumu amirlerine bildirir

YORUM İSTİYORUM YORUM YOKSA SENARYODA YOKKKK

ARKADAŞLAR RİCA EDİYORUM YA YORUM YAZIP BEĞENDİĞİNİZİ BELLİ EDİN
YADA ELEŞTİRİ YAZIP BEĞENMEDİĞİNİZİ BELLİ EDİN
Kİ BENDE SENARYOMA DEVAM EDİP ETMİYİCEĞİME KARAR VERİYİM


Sıla yere çökmüş ağlarken omzuna değen bir elle kafasını çevirir
Karşısında hasan kanlı elini sılanın omzuna koymuş ağlayarak duruyordur
Hasan:ablaaa anneme ne oldu niye uyanmıyor
Sıla hasanın bu sözleriyle içinden bir şeyler koptuğunu hisseder ve hasanı kendine çekerek sıkı sıkı sarılır ve daha şiddetli ağlamaya başlar
Boran ise şaşkınlıktan ne yapıcağını şaşırmıştır
İlk önce çocukları götürmemiz lazım der ve kenanı kucaklayıp evin dışına çıkarır
Boran:sen beni burada bekle tamam mı
Kenan ağlayarak tamam der
Boran tekrar eve dönerek sılanın omzuna dokunur
Boran:sıla kalk hadi
Sıla:yetişemedik boran diye inler
Boran:bizim bir suçumuz yok sıla hadi kalk artık
Çocuklar bu olaya daha fazla tanık olmasın
Sıla:tamam der ve kucağında ki hasanla evin dışına çıkar
Boran:sıla sana su alıyım mı
sıla:istemiyorum gidelim buradan boran
boran:gidemeyiz sıla birazdan polis gelicek ifade vermemiz lazım

Dört saat sonra arabada sıla boran adamın hali çok kötüydü
Nasıl ağladı karısının arkasından der ağlayarak
Boran:yeter artık sıla ağlama çok harap ettin kendini
Sıla:nasıl ağla mıyım boran hiç suçu olmayan insanlar ölüyor
Ayrıca o küçücük çocuklar annesiz ne yaparlar nasıl yaşarlar der ve daha kötü ağlamaya başlar
Boran:sıla en azından babaları var onlara sahip çıkıcak…hem arada sende gider bakarsın
Ayrıca ağlama artık bak sen hamilesin böyle ağlaman bebeğe de çok zararlı
Sıla:tamam der burnunu çekerek
Ve eve gelirler
boran kapıya vurur hızlıca
ayşe kapıyı açar hoş gelmişsiniz ağam diyerek
Boran:babam nerde ayşe der sinirli bir sesle
Firuz ağa:ben buradayım…asıl siz nerdesiniz
Boran:baba sen ne yaptın
Firuz ağa:ne yapmışım boran
Boran:sen nasıl benim sözümü çiğnersin baba
Firuz ağa:ben senin babanım boran benimle doğru konuş
Ben sadece töreyi uyguladım senin yapman gerekeni ben yaptım
Boran:üstünde kaç yıl geçmiş baba ne töresi artık
Firuz ağa:hükmün üstünden kaç yıl geçerse geçsin genede uygulanır boran
Bunu bilmez misin ayrıca o namussuz bunu hak etmişti
Sıla kendini tutamayarak bağırmaya başlar ne namussuzu yaa ne namussuzu
Ne yapmış o kadın haa sevmekten sevdiğiyle evlenmekten başka ne yapmış
Firuz ağa:sıla senin aklın ermez bu işlere karışma
Sıla:benim aklım her işe erer
Ben hepinizden daha akıllıyım…sizin birer katil olduğunuzu anlıyıcak kadar aklıyım
Hiç mi vicdan yok sizde o kadının iki tane çocuğu var
Hadi kadına acımadınız çocuklara da mı acımadınız
Firuz ağa:bizim vicdanımızı sorgulamak sana düşmez devril git karşımdan
Boran:baba
Sıla:Allah sizinde törelerinizin de belasını versin zerre kadar insanlık yok sizde
Der ve birden karnını tutar
Boran:sıla iyi misin
Sıla:ahh boran der acıyla ve karnını tutarak bayılır


arkadaşlar yukarıda belli ettiğim gibi lütfen birşey yazın tarafsız kalmayın

GÜL....

tubaaa
06-03-07, 23:10
Boran hastaneye geldiğinde gece yarısıydı. Her saniye sılanın haberini alıyordu nasıl olduğunu arayıp soruyordu. Şimdide gözüyle görebilmek için kendini topladı ve hastaneye geldi. Sevdiğinin burada yatması ve boranın bişey yapamaması borana çok zor geliyordu.
Sılayı görmek istiyordu. Bunun için doktorunun odasına gitti. Boran iki doktorun konuşmalarını duydu.

Doktor1: şu tecavüze uğrayan kadının bebeğini alıcaz mı? Yani hiçmi yaşama şansı yok.
Doktor2: almamız lazım annenin yaşaması için almalıyız. Zaten bebekte dayanamaz onca ilaca.
Doktor1: ne kötü bişey hem tecavüze uğra, sonra intihar et, ama ölme, ayıldığındada bebeğinin alındığını öğren. Hem bu kadın kocasından nasıl saklıcak bunu.
Doktor2: bilmiyorum ne yapar biz kadını kurtaralımda bi.
Doktor1: acaba bişey yapmasakmı zaten kadını ailesi öldürecek.
Doktor2: saçmalama biz doktoruz bişey yapmamakta ne demek.

Boran yazık kadına diye düşündü kimbilir ne zor durumda kalmıştı intihar etti diye düşündü. sonra bi anda sılanında intihar ettiği aklına geldi. Aklına gelenleri silmeye çalıştı ama ya sıladan bahsediyolarsa diye düşünmeden edemedi. Biraz daha dinlemeye karar verdi boran onun kim olduğunu öğrenmeliydi. Sıla olmamalıydı bu kişi olmamalıydı.

Doktor1: kocasıda kayboldu adamın kadının başında bile beklemiyo. Buradakiler böyle zaten eminim bu kadının hiçbir değeri yoktur. Ölürse ölsün diye düşünüyodur. Buralarda kadınlar yaşamışmı ölmüşmü hiç önemli değil hemen başka biriyle evleniverir.
Doktor2: öyle maalesef adam zaten ağaymış bu kadının hiç şansı yok yani.

Boran bu son duyduğuna inanamıyordu. Bütün konuşmalar boyunca sıladan bahsetmemeleri için dua etmişti ama hayır bu sılaydı. Kim yapmış olabilirdi bunu sılaya karısına. Hemen hastanenin çıkışına gitti. Sılayı görmekten vazgeçmişti. Tam arabaya binerken. Ben bu hatayı ikinci kez yapamam sıla benim yüzümden o halde. O gün babamı dinlemeyip sılayı göndermeseydim bu olmucaktı. Benim yüzümden. Sılayı iklinci defa terk edemem. Ne olursa olsun o benim karım dedi ve tekrar hastaneye döndü. Bunu yapan abaydı buna emindi. Adamlarına haber verdi. Abayı hastanenin önünden aldılar ve ıssız bir yere götürdüler boran gelene kadar abay orda kalıcaktı.
Şimdi mantıklı düşünmeliydi boran. Bu boran için çok ağır bişey olsada bu sefer sılayı bırakmıcaktı. Dayanmaya çalışsada düşünmekten kendini alamıyordu. Şimdi sılaya nasıl bakıcaktı nasıl dokunacaktı. Sonra düşündü saçmalama boran şimdi bunumu düşünüyosun karın orda can çekişiyo hayat savaşı veriyo senin düşündüklerine bak diyordu. Ama aklındanda çıkaramıyordu.

Sılanın odasına girdi. Kocası olduğu için izin vermişlerdi yoğun bakıma girmesine. Sılası orda hiç hareketsiz yatıyodu. Kimbilir ne zorluklar yaşamıştı yoksa sıla böyle şeyler yapmazdı bebeğininde kendi hayatınında sonunun gelmesini istemezdi. Hep benim şuçum onu asla yalnız bırakmamlıydım. Nasıl yaptım bu hatayı ben nasıl kendi ellerimle abayın yanına gönderdim karımı.
Yanaştı sılaya bembeyaz olmuştu sıla sanki ölmüş gibi yatıyordu. Benim güzel karım ne hale gelmiş böyle diye geçirdi içinden.
Ellerini uzattı sılanın eline değebilmek için ama dokunamadı sılaya abayla aralarında olanlar geliyordu aklına. Geri çekti elini. Napıcam ben şimdi dokunabilmek için can attığım karımın ellerine dokunmak şimdi içimi acıtıyo.
Tekrar denedi boran ellerine dokunmayı gene başaramadı yapamıyordu dokunamıyordu sılasına. Bir hışımla çıktı odadan. Abayın olduğu eve doğru yola koyuldu boran. Hiç bişey düşünemiyodu yalnızca abayı öldürmeyi düşünüyordu. Sevdiğini kirleten adamı öldürecekti boran. Buna karar verdi. Evin önüne geldi. İndi arabadan ve içeriye geçti. Adamlarına çıkmalarını söyledi. Şimdi yalnız kalmışlardı.
Boran daha fazla dayanamadı elleri kolları bağlı olan abaya ölesiye vurmaya başladı. Her tarafı kanlar içinde kalınca durdu boran. Eline aldı silahı ve sürgüsünü çekti.

Abay: dur boran
Boran ne yapıyorum ben nasıl adam öldürürüm. Abayın sesiyle kendine gelmişti.çıktı evden adamlarına talimatlarını verdi abay ömür boyu burada yaşıyacaktı onun cezası burada hapsolmaktı.

Ama boranın içi hala rahatlamamıştı napıcaktı şimdi nereye gidecekti. Sılanın yanında olmalıydı ama nasıl durucaktı onun yanında bilmiyordu. Kendini zorladı karısının yanına gitmeliydi. Hastaneye kadar geldi. Ama giremedi kapıdan içeriye arabada bekledi sabaha kadar.

Doktor1: sılanın bebeğini alalım artık ilaçların dozunu yükseltmemiz lazım. Yoksa hem bebeği hem anneyi kaybedicez.
Doktor2: haklısın almalıyız kendine gelirde bebeği almak zorunda kalmayız diye beklemek istedim ama gerçekten daha fazla beklemeyelim alalım bebeği.
Hemşire: doktor bey sıla hanım gözünü açtı.
Birbirlerine bakıp güldüler doktorlar bebekte annede kurtulmuştu. Ama bundan sonra daha zordu herkesin işi. Doktorlarında, sılanında , ailesininde

asnim
07-03-07, 02:25
Boran Sılanın saçlarına gömdü yüzünü.Şu birkaç dakika da yaşadığı düşündüğü şeyler ömründen ömür götürmüştü.Ama işte yanındaydı kollarındaydı Sıla.İyiydi...Ağladı Boran bütün göz yaşlarını içine akıtarak.Sıla bunu anlamışçasana daha da sıkı sarıldı...Boran biraz kendini toplayınca hafifçe geri çekildi.Sılanın yüzünü avuçladı.Sıla da ağlamıştı.Boranın akıtamadığı göz yaşlarını Boran için Sıla akıtmıştı...Öylece konuşmadan baktılar birbirlerine,her şey ordaydı işte,kelimelere sözcüklere artık ihtiyaçları yoktu.Gözleri artık sevdalarıyla birlikte birbirlerini anlatabiliodu ikisine... Boranın yüzü aydınladı.Gözleri eskisi gibi parladı... Sılanın son damla göz yaşını silip,dudaklarını dudaklarına birleştirdi...


Sıla Boranın elini tutup ona daha fazla güç vermek istermişçesine sıktı.Diğer eliyle de sevdiğinin yüzünü okşadı...Sıcacık gülümsemesiyle rahatlamasını sağladı.Şu birkaç dakika içinde olan o kadar olay güçlendirmişti sanki sevgilerini.İkisi de hissetmişti bunu...Farklı bir büyü içinde geçmişti gözleriyle yaşadıkları aşk...Sonsuzluk...Hissettikleri buydu...

Sıla yavaşça kendine gelip,
Sıla: Kahvaltı hazırlıodum sana,ama sakarlığım tuttu.(Yeri gösterip) 2 kaybımız var.
Boran: (yavaşça yüzüne yansıyan gülümsemeyle) Bu sefer hafif hasarla kurtardık gelin ağam.
(ikisi de her şeye karşı kahkahalarla gülmeye başlamışlardı)(Boran Sılanın elini tutup onu masaya doğru çekiştirip oturmasını sağladı)
Boran:Sıla ne olursa olsun senin dinlenmen lazım.Daha tam iyileşmedin.Doktor 2 hafta için her şeyi yasakladı.O yüzden gelin ağam,şu önümüzdeki günlerde ben emrinizdeydim..dedi ve hemen çabuk hareketlerle yerden kırık parçaları topladı,tepsidekileri masaya dizdi.Çayları da doldurup Sılanın karşısına oturdu.

Sıla:Seni bilemicem ama ben daha doğrusu biz acıkmışız...dedi gülerek ve kahvaltılarını yapmaya başladılar.
Boran ha bire Sılanın tabağına bişeyler koyup,hepsinin biteceğini söylüyordu.Sılaysa sonun da patlama noktasına gelip...
Sıla:Böyle giderse birkaç ay sonra artık beni beğenmemeye başlıcaksın Boran Ağa..dedi sırıtarak
Boran: (şaşırarak)Neden Sılam?Niye beyenmicekmişim seni?.
Sıla:Sen eğer beni bu kadar yemeye zorlarsan.Birkaç ay içinde 100 kiloyu geçerim ben..Zaten garip garip sevmediğim şeyleri canım çekiyor...
Boran uzanıp Sılanın elini tuttu...Yüzünde hafif düşünceli bir gülümsemeyle....
Boran: Sanıyorum ki seni o halinle de beğenirim ben Sılam.Hani gözümün önüne canlandırdım da biraz şöyle karnı büyümüş hareket etmekte zorlanan şişman karımı...Bilmem herhalde o halini de sevebilirim....
Sıla: Ya Boran...diye bağırıp eline ilk geçen şeyi Borana fırlattı.Neyse ki bu çay kaşığıydı.Boran üzerine gelen metal parçasından kendini koruyup tekrar Sılaya baktığında Sılanın gözlerinin dolmuş nerdeyse ağlıcak halini görünce hemen kalkıp yanına gitti.Sılayı kucağına alıp Sandalyeye tekrar oturdu.
Boran:Sılam ne oldu...Ben sadece şaka yaptım..Ne olur üzülme..
Sıla: (küçücük bir çocuk gibi) Ben de o halimi gözümün önüne getirdim..Beğenmiceksin beni sevmiceksin... dedi sessizce iç çekişle
Boran: (Sılaya daha da sarılarak) Ben seni her halinle sevdim,severim Sıla...Seni ilk gördüğüm çeşme başında duruluğunla,ikinci karşılaşmamızda kızgınlığında,üçüncü dördüncü...sayamadığım her görüşümde bana farklı bir güzelliğini gösterdin Sılam...Seni en son göreceğim an dahi bana hiç görmediğim bir güzelliğini göstereceksin.(Sıla bu sözün üstüne korkulu gözlerle Borana baktı...Boran onun yüzüyle oynamaya başlayıp devam etti)Merak etme Sılam o son ana daha çok var.Sen hiç merak etme...Ama senin en çok seveceğim güzelliğin kalbin olucak Sıla.(Bu sırada elini Sılanın kalbinin üstüne koyup)Bu delice atan kalbini sevicem...dedi...Sıla yüzünü iyice Boranın göğsüne yaslayıp
Sıla: Ve bu kalpte attığı sürece bir tek seni sevicek Boran...dedi.

tubaaa
07-03-07, 08:01
Boran hastaneye geldiğinde gece yarısıydı. Her saniye sılanın haberini alıyordu nasıl olduğunu arayıp soruyordu. Şimdide gözüyle görebilmek için kendini topladı ve hastaneye geldi. Sevdiğinin burada yatması ve boranın bişey yapamaması borana çok zor geliyordu.
Sılayı görmek istiyordu. Bunun için doktorunun odasına gitti. Boran iki doktorun konuşmalarını duydu.

Doktor1: şu tecavüze uğrayan kadının bebeğini alıcaz mı? Yani hiçmi yaşama şansı yok.
Doktor2: almamız lazım annenin yaşaması için almalıyız. Zaten bebekte dayanamaz onca ilaca.
Doktor1: ne kötü bişey hem tecavüze uğra, sonra intihar et, ama ölme, ayıldığındada bebeğinin alındığını öğren. Hem bu kadın kocasından nasıl saklıcak bunu.
Doktor2: bilmiyorum ne yapar biz kadını kurtaralımda bi.
Doktor1: acaba bişey yapmasakmı zaten kadını ailesi öldürecek.
Doktor2: saçmalama biz doktoruz bişey yapmamakta ne demek.

Boran yazık kadına diye düşündü kimbilir ne zor durumda kalmıştı intihar etti diye düşündü. sonra bi anda sılanında intihar ettiği aklına geldi. Aklına gelenleri silmeye çalıştı ama ya sıladan bahsediyolarsa diye düşünmeden edemedi. Biraz daha dinlemeye karar verdi boran onun kim olduğunu öğrenmeliydi. Sıla olmamalıydı bu kişi olmamalıydı.

Doktor1: kocasıda kayboldu adamın kadının başında bile beklemiyo. Buradakiler böyle zaten eminim bu kadının hiçbir değeri yoktur. Ölürse ölsün diye düşünüyodur. Buralarda kadınlar yaşamışmı ölmüşmü hiç önemli değil hemen başka biriyle evleniverir.
Doktor2: öyle maalesef adam zaten ağaymış bu kadının hiç şansı yok yani.

Boran bu son duyduğuna inanamıyordu. Bütün konuşmalar boyunca sıladan bahsetmemeleri için dua etmişti ama hayır bu sılaydı. Kim yapmış olabilirdi bunu sılaya karısına. Hemen hastanenin çıkışına gitti. Sılayı görmekten vazgeçmişti. Tam arabaya binerken. Ben bu hatayı ikinci kez yapamam sıla benim yüzümden o halde. O gün babamı dinlemeyip sılayı göndermeseydim bu olmucaktı. Benim yüzümden. Sılayı iklinci defa terk edemem. Ne olursa olsun o benim karım dedi ve tekrar hastaneye döndü. Bunu yapan abaydı buna emindi. Adamlarına haber verdi. Abayı hastanenin önünden aldılar ve ıssız bir yere götürdüler boran gelene kadar abay orda kalıcaktı.
Şimdi mantıklı düşünmeliydi boran. Bu boran için çok ağır bişey olsada bu sefer sılayı bırakmıcaktı. Dayanmaya çalışsada düşünmekten kendini alamıyordu. Şimdi sılaya nasıl bakıcaktı nasıl dokunacaktı. Sonra düşündü saçmalama boran şimdi bunumu düşünüyosun karın orda can çekişiyo hayat savaşı veriyo senin düşündüklerine bak diyordu. Ama aklındanda çıkaramıyordu.

Sılanın odasına girdi. Kocası olduğu için izin vermişlerdi yoğun bakıma girmesine. Sılası orda hiç hareketsiz yatıyodu. Kimbilir ne zorluklar yaşamıştı yoksa sıla böyle şeyler yapmazdı bebeğininde kendi hayatınında sonunun gelmesini istemezdi. Hep benim şuçum onu asla yalnız bırakmamlıydım. Nasıl yaptım bu hatayı ben nasıl kendi ellerimle abayın yanına gönderdim karımı.
Yanaştı sılaya bembeyaz olmuştu sıla sanki ölmüş gibi yatıyordu. Benim güzel karım ne hale gelmiş böyle diye geçirdi içinden.
Ellerini uzattı sılanın eline değebilmek için ama dokunamadı sılaya abayla aralarında olanlar geliyordu aklına. Geri çekti elini. Napıcam ben şimdi dokunabilmek için can attığım karımın ellerine dokunmak şimdi içimi acıtıyo.
Tekrar denedi boran ellerine dokunmayı gene başaramadı yapamıyordu dokunamıyordu sılasına. Bir hışımla çıktı odadan. Abayın olduğu eve doğru yola koyuldu boran. Hiç bişey düşünemiyodu yalnızca abayı öldürmeyi düşünüyordu. Sevdiğini kirleten adamı öldürecekti boran. Buna karar verdi. Evin önüne geldi. İndi arabadan ve içeriye geçti. Adamlarına çıkmalarını söyledi. Şimdi yalnız kalmışlardı.
Boran daha fazla dayanamadı elleri kolları bağlı olan abaya ölesiye vurmaya başladı. Her tarafı kanlar içinde kalınca durdu boran. Eline aldı silahı ve sürgüsünü çekti.

Abay: dur boran
Boran ne yapıyorum ben nasıl adam öldürürüm. Abayın sesiyle kendine gelmişti.çıktı evden adamlarına talimatlarını verdi abay ömür boyu burada yaşıyacaktı onun cezası burada hapsolmaktı.

Ama boranın içi hala rahatlamamıştı napıcaktı şimdi nereye gidecekti. Sılanın yanında olmalıydı ama nasıl durucaktı onun yanında bilmiyordu. Kendini zorladı karısının yanına gitmeliydi. Hastaneye kadar geldi. Ama giremedi kapıdan içeriye arabada bekledi sabaha kadar.

Doktor1: sılanın bebeğini alalım artık ilaçların dozunu yükseltmemiz lazım. Yoksa hem bebeği hem anneyi kaybedicez.
Doktor2: haklısın almalıyız kendine gelirde bebeği almak zorunda kalmayız diye beklemek istedim ama gerçekten daha fazla beklemeyelim alalım bebeği.
Hemşire: doktor bey sıla hanım gözünü açtı.
Birbirlerine bakıp güldüler doktorlar bebekte annede kurtulmuştu. Ama bundan sonra daha zordu herkesin işi. Doktorlarında, sılanında , ailesininde
Boran sılanın uyandığını duyunca çok sevindi. Hala hastanenin kapısında bekliyordu. Ayıldığını öğrenince ne yapacağını bilemedi. Yanına gitmeliydi. Ama ne konuşacaktı sılayla. Kendisiyle savaşa girdi. Girmeliyim, girmicem ikisi arasında gidip geliyordu. En sonunda kararını verdi. Girmeliydi sılanın yanına daha fazla üzmemeliydi sılayı.

Odanın kapısından girdi baktı sılaya uyanıktı gerçekten. Günlerdir bekliyodu gözlerini açmasını. Celil ağa biz çıkalım dedi ve çıktılar sılayla yalnız kalmışlardı. Ne diyeceğini bilmiyordu. Sılada hiç konuşmuyordu suratınada bakmıyodu boranın. Kafasını çevirmişti borana.
Boran yanaştı sılaya. şimdi kendi düşünceleri değil sıla önemliydi sılayı mutlu etmeli artık onu hiç üzmemeliydi.kendi duygularını ikinci plana itti. Daha doğrusu duygularını ön plana çıkartıp aklını mantığını ikinci plana itiyordu.

Boran: sıla yüzüme bakarmısın.
Sıladan ses çıkmadı. Sessizce ağlamaya başladı. Boran onun ağladığını anlayınca içi dahada çok parçalandı.
Boran: sıla bana bak.
Dedi ve yüzünü eliyle tutup kendine çevirdi.
Sıla: boran çık buradan
Boran: sıla bu sefer senin dediklerini yapmıcam sıla. Sen bi iyileş o zaman seni hiç dinlemicem sıla bebeğimizde senin gibi inatçı olursa yandık valla.
Sıla: yaşıyomu bebek
Boran: tabiiki yaşıyo bebeğimiz. Annesi gibi sağlıklı oda
Sıla: boran sana bişey söylemem lazım
Boran: sus sıla konuşma.
Sıla: dinlemn lazım beni
Boran: sus dedim sıla
Sıla: boran saçmalama dinle beni bebeğide benide öldürmen lazım.
Boran: sıla sus dedim ben her şeyi biliyorum. Sanada bebeğimizede bişey olmucak sen tam iyileş evimize geri dönücez seni yanımdan hiç ayırmıcam artık her yaşadığım sürece hep yanımda olucaksın. Sakın ağzından bişey kaçırma sende sadece sen ve ben biliyoruz. Bide o şerefsiz ama o artık konuşabilecek durumda değil zaten. Bi dahada aramızda bu konu konuşulmucak sıla sakın şimdi sus. Sadece sevgimizi düşün bebeğimizi düşün ve iyileşmek için elinden gelen her şeyi yap.

Sıla sustu artık inatlaşmıcaktı boranla. Boranı şimdi dahada çok seviyordu ama nasıl olucaktı beni böyle nasıl kabul edecekti.

eva-zk
07-03-07, 10:40
senaryoma yorum yapan herkeze gelsin ışıl seni üzmek istemezdim afedersin

10

boran hemen hasteneye gider duydukları karşısında ne sevinebilir nede üzülebilir yezda sonunda çektigi acılardan kurtulmuştur ama boranın yüregi agrımaktadır yaşadıgı sürece ona hakettigi hayatıverebildimmi diye düşünmekten içi sıkılır konaktakilere haber verip cenaze işlemlerine başlamalarını söyler sonrada son kez yezdayı görür. yezda çok isteyip bir türlü sahip olmadıgı çocugunun yanına gitmiştir ona yaklaşıp sonkez dokunmak ister ama yapamaz boynundaki kesige ragmen yüzünde bir tebessüm vardır sanki acılardan kurtulmuşta mutluluga erişmiş gibi hemen uzaklaşır ordan doktora yarın gelip cenazeyi alıcaklarını söyleyip konaga döner hiç kimseyle konuşmaz direk odasına gider odasında herşey üzerine üzerine gelmektedir her baktıgı yerde yezdayı hatırlar onu ilk gördügü günü annesinin sitemlerinden kurtulmak her gün başka bir kızın karşısına çıkarılmasından bıkmış bir vaziyette sırf güzel oldugu için peki dedigini hatırlar sonra gözlerinden yaşlar süzülür. benim yüzümden keşke karşı dursaydım ne sen mutlu olsun nede ben sen tüm benliginle benim olurken ben hiç bir zaman sana ait olamadım bunu istesemde olmadı affet beni. yatakta kıvrılır gözlerini kapattıgında yezdayı çoktan unutmuştur karşısında sanki yıllardır bekledigi özlem duydugu o kara gözler vardır cıvılcıvıl haliyle boranın gülümsemesine neden olur. boran gözlerini açar insanı bir çocugun bu kadar mutlu edebilicegi hiç aklıma gelmemişti ama bora beni neden bu kadar etkiliyo onu diger çocuklardan ayıran ne neden onunla olmaktan bu kadar keyif aldım. yoksa babasının olmamasımı beni etkiledi yok.. yok bu merhamet degil onu kucagıma aldıgımda hissettigim şey acıma degildi huzur verici bi şeydi peki ya ne bu neden onu düşünmek beni bu kadar mutlu ediyor. peki ya sıla onun bakışlarındaki mutluluk neydi benim oğlunu sevmiş olmam neden onu bu kadar etkiledi bize bakarkenki o gözlerinden akan yaşlar neden hüzünlü degildi derken uykuya dalar

sıla ise işten gelmiş yemeklerini yedikten sonra herzamanki yerini almış yüzünde bir tebessümle resmi izlemektedir. oğlunun kucagına gelip ona sarılmasıyla kendine gelir

bora : anne bu günki amcayı çok sevdim ben
sılanın gözleri dolar : çokmu sevdin
bora başını önüne eger : hı hı
sıla oğlunun başını okşar bağrına bastırıp öper : oda seni sevdimi
bora cıvılcıvıl olur : sevdi.... benle oynadı sonra kucagına alıp bisürü öptü beni...anne...
sıla : söyle bitanem
bora : o benim babam olsun istedim
sılanın gözünden yaşlar süzülür sonra bora'na sımsıkı sarılıp ayaga kalkar : uyku vakti geldi hadi yatalım
bora : anne o.. o.. benim babam olurmu
sıla oğlunu öper yatagına gelmişlerdir onu yatırır üzerini örter yanagına bi öpücük kondurup : allah babadan çok istersen belki olur hadi uyu şimdi der ve ışıgı kapatıp odadan çıkar. salona döndügünde kader işleri bitirmiş yorgunluktan kendini koltugun üzerine atmıştır

sıla gülümseyerek : kader yarına bi iş bırakmadın galiba
kader utanır : şey aslında
sıla yanına oturur : herşey mükemmel olsun istiyosun onun karşısında mahçup düşmek istemiyosun degilmi
kader başını kaldırıp sılanın gözlerine bakar : abla bana kırılmıyosun degilmi
sıla ona sarılır : gel buraya san nasıl kırılabilirim ben hem nasıl söz bunlar bak yarın abaya vazgeçtik derim kahkaha atar diyemem senin mutlu olman bizide mutlu eder kader
kader sılaya daha sıkı sarılır : ablam benim seni çok seviyorum iyiki hayatına benide dahil ettin deyip ağlamaya başlar
sıla kaderin gözlerine bakar gözyaşlarını siler : kader yarın senin en mutlu günün olucak neden ağlıyosun şimdi yoksa bida ağlıyamamktanmı korkuyon hadi bırak ağlamayı yarın gözlerin şişerse çok çirkin görünürsün abay seni almaktan vazgeçer sende evde kalırsın
kader daha çok ağlamayabaşlar : ben... ben sizden ayrılmak istemiyorum
sıla : kader bunları konuştuk senle onuttunmu seni vermiycektik abayı bu eve alıcaktık... bizimle yaşamasını istiycektin... söyleyemedin degilmi
kader : söyleyemedim abla onun hayalleri o kadar güzeldiki bunu söylemeye cesaret edemedim
sıla : tamam kader üzme kendini yarın ben uygun bir dille söylerim... hem istemesede anlayışla karşılamak lazım abay seninle evlenmek istiyo bizide almak zorunda degil
kader : ama abla
sıla : kader konu kapanmıştır üzülmek yok hadi yatıyoruz yarına bir sürü iş... işte bırakmadınki bari kuaföre filan gidelim seni biraz daha güzelleştirelim olurmu hadi kalk artık yatalım uykusuz kalma der ve odasına gidip yatar

kadere moral vermek için iyi görünsede beyninde dolaşan sorular hala yerliyerindedir aylinden duydukları ona yeterli gelmemiştir. demek evlisin boran... ne bekliyodumki beni hatırlamıyan birinin beni beklemesinimi... baba oğul birbirlerine nasılda sarılıyordu görmeselerde birbirlerini bu derece hissetmeleri mümkünmü... senelerdir çocuk hasreti çekiyormuş tıpkı oğlumun baba hasreti çektigi gibi o günden bana oğlumun hediye kalıcagını bilseydim sabahın olmasını bekler beni bırakmamanı isterdim ama bazı şeyler bilinmiyor işte bende bilemedim sonrada seni bulmak istesemde buna cesaret edemedim şimdi bile karşına çıkıp bora senin olğlun demeye cesaretim yok belki çok mutlu olup kabul edersin ama ya elimden alırsan oğlumun başa birine anne demesi bunu kabullenemem oğlumdan ayrılamam bu belki bencillik ama yıllardır ben oğlumun varlıgıyla yaşama tutundum bunu yapamam of allahım bana bi yol göster senden bi mucize istemiyorum sadece..... uykuya dalar yüzünde boranla olmak istemenin hayaliyle

sabah oldugununda herkezde ayrı bir telaş vardır kimileri hayatına yeni bir başlangıç tertemiz bir sayfa açmak istemenin mutluluguyla kimileride geçmişini topraga vermenin acı telaşyla güne başlamıştır

boran cenaze işlemlerini halletmiş içinde bir boşlukla mezarlıkta öylece kalakalmıştır yanına şivan kahyanın gelmesiyle kendine gelir

şivan kahya : agam iyimisin
boran : iyiyim şivan... şivan unutma yezdanın nasıl öldügünü kimse bilmiycek
şivan : peki agam... gidelimmi
boran : sen git şivan benim bir kaç yere ugramam gerekli
şivan : peki agam deyip ayrılır
boran son kez kara toprak altına bıraktıgı yezdaya bakar topragı avuçlar affet beni yezda sana istedigin hayatı veremedim ama beni anladıgını hep bildim olmadı kendimi başkasına ait hissederken sana ait olamadıgımı sen hep anladın deyip oradan uzaklaşır nereye gittiginin farkında olmadan kendini parkta bulur etrafına bakar sonra bir banka oturur ne bedeni ne ruhu başka biryere gitmek istemez beklemeye başlar ona ençok huzur vereni

sılalar kahvaltılarını yapmış bora'nın sılaya olan ısrarı neticesinde parka doğru yol alırlar sıla oğluna baktıgında yüzündeki tebessümü ve onun o heyecanlı halini anlamaya çabalar ama bi anlam veremez parka gitmek seni bu kadar mutlumu ediyor diye düşünür ve bora'nın elinden kurtulup koşmasıyla karşısında gördüğü manzaraya şaşkınlıkla baka kalır boranla oğlu birbirlerine sarılmışlar boran oğlunu öpüp koklıyodur. kendini sakinleştirmeye çalışarak yanlarına yaklaşır

sıla : boran bey siz...
boran sılaya bakar : burdan geçiyodum çocuk seslerini duyunca... ben bilmiyorum kendimi burda buldum
sıla gülümser banka oturur : eşiniz nasıl oldu... dün aylin çok telaşlıydı
boran sılaya döner : o... o... biraz önce topraga verdik
sıla donup kalır ne diyceni bilemez : ben... başınız saolsun der başını öne egerek
boran : saol... herkes için bi kurtuluş oldu ne o nede benim daha fazla acı çekmeye gücümüz kalmamıştı
bora bi annesine bakar bi borana : anne ben lunaparka gitmek istiyom
sıla oğluna bakar : tamam gideriz
bora : ben şimdi gitmek istiyom
sıla borana bakar : burda lunapark vermı tarif edebilirmisiniz
boran parkın yerini tarif eder sıla boranın kucandan borayı alıp yere indirir elinden tutar : hadi lunaparka gidiyoruz
bora sevinçle annesine bakar sonrada borana dönüp elini uzatır : sende gelsene
boran sılanın gözlerine bakar sılaysa hafif gülümseyerek onay verir boran kalkıp yanlarına gelir yürümeye başlarlar boran birden elindeki küçücük parmakları hisseder dönüp boraya bakar ve elini sıkıca tutar sonrada sılaya bakr ve onun bakışlarıyla karşılaşır gözlerindeki hüzünlü mutluluk yüregine işler onu bambaşka bir dünyaya götürür ve hep beraber luna parka giderler bora ne yaparsa yapsın hep beraber olsun ister ve sılada oğlunun mutlulugunu bozmamak için kabul eder ama bu durumdan en az oğlu kadar kendide mutlu olmuştur ve sonunda eve dönme vakti gelmiştir boran onları aldıgı yere geri bırakır boran ne kadar ısrat etmiş olsada sıla eve bırakmasını kabul etmez ve parkın orda inerler eve gidip akşam için hazırlanımaya başlarlar sıla kaderi kuaföre gönderip saçlarını yaptırmasını söyler ve akşam olmuştur heyecanlı beklleyiş ininde evde misafirlerinin geldigini haber veren kapı ziline odaklanmışlardır. sıla sofrada rahat etmek adına bora'nın karnını doyururyodur kapı sesiyle bora yerinden fırlar ve masadaki meyva suyu oldugu gibi sılanın üzerine dökülür sıla hemen ortalıgı silip üzerini degiştirmek için odasına gider

bora çoktan kapıya gitmiş kaderin kapıyı açmasıyla abayın kucagına atlamıştır sonra arkadan geleni görünce heyecanla abay abi beni indir der ve hemen boranın kucana atlar ve kader onları içeriye davet edip oturucakları yeri gösterir boran koltuga oturdugu an karşısında duran resme bakakalır sanki bişeyler onu resmin içine çekmektedir sonra bora'nın onu öpmesiyle kendine gelir

abay : boran siz tanışıyomususnuz
boran : dün tanıştık annesi nakliye şirketindendeki yeni yöneticimiz
abay kader döner : ablan yokmu
kader etrafına bakar : burda birazdan gelir
abay gülümser : boran ben sizi tanıştırmadım kader evlenmek istedigim kız. kader buda benim en iyi dostum
kaderle boran tokalaşıp : memnum oldum derler o arada sıla salona girer bir yandan konuşurken bir yandanda gömleginin kollarını düzelterek

sıla : kusura bakmayın son anda bi aksilik oldu sizi bekletmek başını kaldırdıgı anda abay ve boranı karşısında görünse kalakalır abay sılayı gördügü an gülümseyip ayaga kalkar ve hemen yanıana gidip ona sarılır

abay : sıla...
sıla : abay...
abay : sıla sen... seni gördügüme inanamıyorum
sıla renkten renge girer o an : abay... sonra kader döner sanki kader soru sormuş gibi sırf abay üniversiteden bahsetmesin diye kader biz abayla geçen yıl fuarda tanışmıştık sonra abaya yer gösterip otururlar

sıla : nasılsın
abay sılanın ne yapmaya çalıştıgını anlayamaz ve bir borana bir sılaya bakar : iyiyim sıla sen nasılsın görmeyeli
sıla : iyiyim abay
abay : kader söyledi eşin çok üzüldüm
boran duyduguna inanamaz sıla hiç evlenmedim demişti peki ya abay neden bahsediyo sılaya bakar : siz dün hiç evlenmediginizi sonra susar abaysa bir sılaya bir borana bakar sonrada boranın kucandaki bora'ya ve tekrar sılaya döner : kader bana...

birzey
07-03-07, 11:54
boran: ne tuhaf şimdi yanımdasın sana sarılabiliyorum..kokunu içime çekebiliyorum...ama sıla .....en iyisi baştan anlatmak....kaçtığın gün senin için süprizler hazırlamıştım...çok sevineceğini düşünüyordum...
sıla: biliyorum...tay çok güzeldi....birz duraksar ve benim için yezdanın odasını boşaltmışsın...
boran bir an şaşırır demek yezdanın odasını boşalttığımı biliyorsun....daha ne biliyorsun ogünle ilgili...
sıla: alınan kararı biliyorum..
boran: başka..
sıla: bunlar yeterli değil mi boran daha ne bilmem gerekiyor?
boran: sözümü kesmeden dinle o zaman...istanbula gitmemiz için iki bilet almıştım...bir demet gül ve bu paket...sana o gün haksızlık yaptığımı anlamıştım sıla..istanbulda işim vardı ve seninde benimle gelmeni istemiştim...ama ne yazıkki olamdı sen çoktan istanbula varmıştın...
biran o geceyi hatırlar sılayı biraz daha sıkı sarar...sıla yüzünü kaldırıp boranın yüzüne bakar boranın o günü hatırladığını anlar...biraz doğrulur ve yanağını öper...tam bişeyler diyecekkken boran izin vermez...
boran: ben daha sözümü bitirmedim ki sıla...hani sözümü kesmeden dinleyecektin...
sıla tamam dercesine kafasını sallar...
boran: o gün neler hissttiğimi anlatamam sıla...sırtıma bir değil iki hançer birlikte yemiştim...hiç birşey artık umrumda değildi...herşeyi yakıp yıkmak istiyordum...beni en çokta o adamla kaçmış olman yıkmıştı sıla...beni hiç sevmediğini düşündüm...herşeyi mahvettiğini düşünüyordum...o kadar çok hayaller kurmuştum ki....hepsi bir anda yıkılmıştı...neyse artık herşey geride kaldı artık sen yanımdasın....bu pakete gelince....bu paket gelirken yanıma aldığım tek şeydi...bu evi kimse bilmiyordu....ilk geldiğim yer burasıydı...bu paketi alma sebebim aklıma gelince kendimi çok aptal hissettim bunları düşünebildiğim için.... sen istemediğin sürece sana dokunmayacağımı sölemiştim biliyorsun...bu paketteki şeyi gerçekten istediğinde giymeni isteyecektim...bölelikle bende bunu anlamış olacaktım...işete böle
sıla: sözün bitiimi boran...
boran: evet bitti
sıla: o zaman sende beni dinle olur mu? ama sen de benim sözümü kesmeden dinleyecekin...
boran: tamam gelinağam sen nasıl istersen..
sıla: söze nasıl başlayacağımı bilmiyorum.... bende o gün kaçmak istemedim ama bana başka çare bırakmamıştın boran...o gün bağevinde bana sölediklerin başka çare olmadığını gösteriyordu bana...burada birlikte yaşlanacağız...bu belki o kadar önemli değildi seninle nerde olursa olsun birlikte yaşlanabilirdim ama babandan kalan servet umrumda değil dediğinde yapacak başka şey olmadığını göstermişti bana...istanbula geldiğimde seni aramak istedim hatta aradım açtın ...
o an boranın aklına gelen telefon gelir demek o sendin der içinden ama sesini çıkarmaz....
sıla:ama sana ne diyeceğimi bilemedim...gördünmü boran ağa sana rağmen kaçtım mı diyecektim....çok pişmanım boran inan çok pişmanım sana bunları yaşattığım için çok pişmanım...
boran: biliyorum sıla....artık herşey geçmişte kaldı...artık birlikteyiz...
birbirlerine bakarlar dudaklarına küçük bir öpücük kondururlar..sılanın o an paket aklına gelir...
sıla: boran burası biraz serinleşti biraz daha odun getirirmisin...
boran: ben yetmiyorum anlaşılan sana demiştim serin olur diye...tamam şimdi getiriyorum...
sıla hemen kalkar paketi açar içinden muhteşem beyaz bir gecelik çıkar...sılanın aklına beyaz gecelikli olduğu gece aklına gelir ve gülümser...biliyordum benden fazklaca etlindiğini der...hemen geceliği giyer ve yatağa girer sanki hiçbirşey yapmamış gibi...
boran gelir demek o kadar çok üşüdün...şömineye getirdiği odunları atar ...o ana aklına hınzırlık gelir...(zeliş ve asena için)
boran: sıla yatağın üzerind böcek var...
sıla ayağa fırlar...
sıla: hani nerde?
boran sesini çıkaramaz...çok şaşırmıştır sılayı o halde görünce...ama hınzırlık ya bak ayaklarının altında....sıla bağırarak borana doğru koşar ve sarılır...boransa gülmekten kendini alamaz..gerçeği anlayan sıla boranın göğsüne ufak bir yumruk atar....
sıla: çok kötüsün boran...ödüm koptu...
boran: ama bak bana sarılmanı sağladı...
gözlerini birbirlerine kenetlerler...sözler biter duygular kalır boran sılanın onu gerçekten istediğini artık biliyordur...sılanın alnından başlayarak ufak ufak öpücükler kondurur....alnına,burnuna, yüzüne,dudaklarına...artık sıla boranındır...boran sılayı kuçağına alarak yatağa götürür onu yatağa bırakır....sılanın elleri boranı kendne doğru çeker...( zelişin isteği üzerine biraz daha devam) boran sılayı öperken sılada kendini tamamen borana bırakır ...borann gömleğinin düğmelerini yavaşca çözmeye başalr...ve gömleği çıkarır....boranın teninin sıcaklığını teninde hissetmek sılayı heyecanlandırırken...birden sılanın aklına o gece gelir...duraksar...boranda tedbirli davrandığı için sılanın bu halini farketmekte geçikmez...kendini geriye çeker sılaya bakar....sıla istemiyorsan sorun değil...birlikte olabileceğimiz daha çok ginimiz olacak ...kendini zorlamanı istemiyorum der...sıla artık kararlıdır...bu gecede vazgeçersem bunu bir daha asla yapamam der içinden....
sıla: hayır boran...istiyorum...hemde çok...seni çok seviyorum ve senin olmak istiyorum...
boranı kendine çeker...boran sılayı boynun öpmeye başlar ve aşağılara doğru iner...sılanın geceliğinin askılarını indirir...artık ikisinin arasında hiçbirşey kalmamıştır ve bütün gece onlarındır...( kolay gelsin:img-blush )

kötüyüm ben kötüyüm kötüyüm...sılayı sinirden hasta ederim ben...cuma gününün intikamını alıyorum arkadaşlar...bu arada senaryomuda katlediyorum ama olsun...benim gibi sinirini yenemeyenler varsa keyifle okumanızı dilerim...

boranla sıla birbirleriyle sarmaş dolaş huzurlu bir uykunun içindeyken zilin sesiyle uyanırlar...
sıla: buda nesi boran burayı kim biliyorki? kim gelmiş olabilir?
boran: bunu anlamanın tek yolu kapıyı açmak sıla...ben kapıyı açayım sende uykuna devam et...
boran giyinir ve hemen kapıyı açmaya gider...
boranın karşısında çok şık ve zarif bir bayan vardır…
bayan: boran bey ? ben leyla sizinle bir iş konusunda konuşmamız gerekiyor…
boran buna anlam veremez Leyla hanımı içeri davet eder…bu esnada sıla merdivenlerden aşağıya aner ve gelen bayana dikkatlice bakar ve bir anlam vermeye çalışır…Leyla hanım koltuğa oturur…boran sılayı görür…
boran: sıla uyandın mı?
Sıla: evet uyandım…misafirimiz kim boran?
Boran tam söyleyecekken…Leyla lafa atlar…
Leyla: ben Leyla…boranın sevgilisi…
Boranla sıla şaşkın bir şekilde bakarlar …boran Leyla hanımın dediğine anlam veremezken….sılanın şaşkınlığı öfkeye dönüşmeye başlar….
Sıla: nasıl yani?
Leyla: boran sizden bahsetmişti…evlenmek zorunda kaldığı, hiç sevemeyeceğini söylediği kız siz olmalısınız…
Boran: siz ne saçmalıyorsunuz…
Sıla: sus boran… devamını merak ediyorum acaba benim için başka ne söyledin…gerçek duyguların nelermiş…
Boran: saçmalama sıla bu kadın ne dediğini bilmiyor…
Leyla: boran yapma lütfen…üstelik sana buraya bir müjde vermek için geldim…
Boran olanlara anlam veremez şaşkınlıkla bakmaya devam eder…sıla ise sinirinden ne yapacağını bilemiyordur…
Leyla: boran hayatta en çok istediğin şeye sahip oluyorsun çok yakında…ben hamileyim...
Sıla: boran….bu kadın ne diyor…sen nasıl bir adamsın ha …sölesene….senden nefret ediyorum boran anladınmı? Senden nefret ediyorum…beni nasıl kandırırsın ha…beni nasıl aldatırsın…
Boran: sıla bu kadını tanımıyorum bile…inan bunların hiçbiri doğru değil…leylaya döner…bu arada siz kimsiniz ve bu yalanları neden söylüyorsunuz…
Sıla: kadın doğruları söylüyor işte…daha ne söylesin…sen nasıl bir adamsın…
Boran: sıla sana bu kadını tanımadığımı söyledim…neden bana inanmıyorsun…bana güvenmiyorsun sıla…sen bilirsin der…yukarı çıkacakken…arkasına döner…Leyla hanıma ….sizinle işim daha bitmedi bu yalanların nedenini mutlaka öğreneceğim…
Sıla boranın odaya çıkmasıyla biraz kendini toparlar ve Leyla hanıma dönerek tam bir şeyler diyecekken leylanın telefonu çalar...leyla telefonunu çıkartırken…sıla leylanın kolunu tutar telefon yere düşer sıla ayaklarının önüne düşen telefona bakar arayan isim….

Yapacağınız yorumlar sılayla boranın arasının nasıl olacağını belirleyecek…sılayla boranın arası düzelsin diyenler lütfen yorumuna eklesin…yok sıla biraz daha çeksin diyenlerde belirtirse sevinirim…lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin…

40...roses
07-03-07, 13:47
[B]12.Bölüm

Yemek boyunca Baharin dikkatini üzerine cekmesi nedeniyle ,Boranin bakislarini fark etmeyen tek kisi Silaydi ...yemek bitikten sonra müsade isteyip Konaktan ayrilmislardi .

Araba bir evin önünde durmus ...Sila heycanlanmisti ...
Kapinin vurulmasiyla ...acilmasi bir olmustu ...karsilarin daki Serra dan baskasi degildi ...sevinc cigliklariyla birbirlerine sarilmislar...Serra Silayi ellerinden tutarak geri adim atti...bastan asagi süsüp
„Kizim mardin sana yaramis ...canim benim seni cok özledim .“
diyerek Silaya geri sarildi ..Borana merakli bir bakis atti ....Boran anlayarak ´hersey yolunda ´dercesine kafasini salamasiyla ..Serra kahkaha atarak
„Bende burda kapi önünde birakiyorum ...ehhh nede olsa iki gün sonra benimde evim olacak ...degil ?“
Sila bu sözler karsisinda ...Serranin durmaksizin konusmasi ve moralinin yerinde olmasina sevinmisti ...gülerek
„Hadi ...Taze gelin ..buyur et iceri“
Girdiklerinde avlunun ortasinda ...Kivilcimlar sacarak büyük bir ates yaniyordu ,etrafinda minderler dizilmis...üzerinde oturanlar ayaga kalkmislardi ...Boran tanidigindan selamlasmaya baslamisti ...Serra ise Silayi pesinden cekistirerek ...
„Silacigim ...müstakbel esim Abay ...“
Sila Abayi ilk bakista sevmisti ...ondan gelen bir huzur vardi .Serranin neden onu sectigini simdi hak veriyordu .
„memnun oldum-“
Serra konusmalarina izin vermeyerek devam cekistiriyordu ...Sila Abaya üzgün bakis atti ...Serra diger bekleyenlere yönelmisti ...
„Sonra daha cok konusursunuz ...Bu tatli cift benim is arkadaslarim ...Kenan ve Dogumgünü cocugu Zeliha ...Bu da Sila .“
Sila tokalasip ..
„memnun oldum ...Sizden cok bahsediyor Serra ..sonunda tanistik ...Zeliha dogum günün kutlu olsun ...“
„sagol sila sende hos geldin ...bizde seni cok merak ediyorduk .“
Abay tanisma faslini firsat bulmus Boranin agzindan laf almaya calisiyordu ...Yüzünde mutlu bir ifadeyle
„Özel ...anlatamam .“
diyerek Abaya bakiyordu .

Sohbet esliginde Pastalar yenmis ...bol kahkahali tartisma sonucu ..Kenan elline Gitarini alip akord calmaya baslamisti ...Gülümseyerek Zeliha ya bakarak
„Cok sevdigim bir parcayi sana armagan ediyorum ...iyiki dogdun.“
Zelihanin gözleri piril piril kenana bakiyordu .
Büyüleyici melodi sonrasi Kenanin sesi karanlikta yankilaniyordu ...

„Geceyi sana yazdim, sizimi sana
Tutundum, küsen sesine, tenine tutundum
Çaktim atesi sesime, atesi tenime
Ay aydinlik sana yandim,gülen yüzüne
Yandim, yanarim sana...“


Sarkiya Sila kendini kaptirmis di ...üsümüs halini gören Boran ceketini cikarip Silanin omuzlarina atarak
„Sirtin agridiysa ..bana yaslana bilirsin ?“
Sila bunu firsat bilip ...bacaklarinin arasina ourup ..Boranin gögsüne sirtini yasladi ...Boran arkadan sarilip kafasini Silanin omzuna koyarak ...Kenanin sarkisina eslik ediyordu ...Silaya hitap edercesine kulagina mirildaniyordu

„Sensizim,
sana kostum iklimler boyu
Uykular,
yanan liman uykular haram
Bir vapur geçer, dalgasinda savrulan ben
Dön yürek yurduma, gurbet tenime dön, yanarim sana ..

..Ay aydinlik sana yandim,gülen yüzüne
Yandim, yanarim sana...“

Silanin hosuna gitmisti ...sarki bitince gülümseyerek basini hafif cevirerek
„Cok güzel bir parca ...“
Boran yanagini öpücük kondurdu ...
„Evet tipki senin gibi ..“

Sarkilar ardi ardina söylenmisti ...Saat gec olmus ...Serra ve Abay dan vedalasip herkez evlerinin yolunu tutmustu ...

Konak sesizlik icindeydi geldiklerinde ...Boran Silayi odasina kadar eslik etmis...kapida durmuslardi ..Sila ne diyecegini bilmiyordu
„Iyi geceler Boran .“
Boran Silanin yanagina öpücük kondurup ..arkasini dönüp gitmisti ...biraz daha kalsa olacaklari düsünemiyordu ....
Sila halen kapida ardindan bakiyordu ...tarifsiz duygular icinde ...ic cekerek iceri girdi...Abacuru yakip yatagindan geceligini alacakti ...yorganin altinda siyah saclari gördü ..yavasca yorgani kaldirdi ...Bahar iki büklüm ..ellinde ilk gün gördügü pike yi yanagina yaslamis ...bas parmagi agzinda ....melekler gibi uyuyordu ...
Bu görüntü karsisinda ici sicacik olmustu ...Geceligini giyip Baharin yanina sokuldu ...parmagini agzindan cikarip ...öpücük kondurup sarildi ....Gözlerini yumustu....

Boran her gece oldugu gibi Kizina bakmadan yatmiyordu ...genelikle üzeri acik uyuyordu ...Odaya girdiginde yatagin bos oldugunu fark etti ...etrafa bakti ...hizli adimlarla kendi odasina gitti ...yoktu...Terrasda dikilmis düsünüyordu ..nerde olabilirdi ..Aklina Sila geldi ..kosarak silanin odasina geldi ..kapiyi tiklati ...ses gelmeyince ...yavasca kapiyi aralayip iceri göz atti .
Bahar Silaya sarilmis görünce rahatladi ...sesizce iceri girip egilip kizini öptü ...Silaya bakti ..egilerek onuda öpecekken ...Sila gözlerini acmisti ona bakiyordu ....ellini kaldirip Boranin yanagini oksadi ...uykulu sesle
„Iyi geceler demeyi unuttun degil mi ?“
Boran sicak bir gülümsemeyle basini cevirip ..ellini öptü
„Aklimi basimdan aliyorsun ...ne yapayim ...Iyi geceler .“
diyerek dudagina kücük masum bir buse kondurdu .
Sila bununla yetinmeyerek kolarini boynuna dolayip kendine cekti ...öpmeye basladi ...
Baharin parmagini emme sesiyle zoraki ayrildilar ...Boran iskence ceker gibi yüzünü burusturup
„Silaaa...böyle yaparsan gidemem ...Baharin yanina yatarim bak .“
Sila gülerek cilveli bir sesle ...
„Aramizda Bahar olduktan sonra ....sakincasi yok .“
Boran bunun saka oldugunu biliyordu ...Silanin gülümsemesi daha cok genisleyince ...Ayakabilarini cikarip Kizinin yanina yerlesmeye calisiyordu ...Sila Boranin yataga girecegini hic beklememisti ..yataktan dogrulup sakinlikla bakiyordu ...agzini acip bir sey diyecekti fakat boran ondan önce davranip
„Sisssst ...uyandirma ..Geceligin güzelmis ..“
atesli bakislar atiyordu ..Sila hemen yerine yatip yorganin boynuna kadar cekmisti ...odanin karanlik olmasina seviniyordu ...yüzü yaniyordu ...Boran gibi yan dönüp baharin üserinden ona bakiyordu ...uyumamak icin direniyordu ...göz kapaklari iyice agirlasiyordu ...sonunda kendini Boranli bir Rüyada bulmustu ...

Bahar her sabah oldugu gibi erken uyanmis ....Babasinin üzerinden tirmanarak yataktan kalkmis...son kez onlara bakarak ..bas parmagi agzina alarak ...pikesini arkasindan sürüyerek disari cikmis ..ardindan kapiyi sesizce kapamisti ....kendi yatagina girip tekrar uykuya daldi ....

ilk uyanan Boran olmustu ...Kollarinin arasinda Silayi tüm benligiyle hissediyordu ...eger gözlerini acarsa büyü bozulacakmis gibi gözlerini simsIkI kapiyordu ...Sila dösünde uyuyordu...elli kalbinin üzerinde...Bacagini bacaginin üstüne atmis ...sanki her zamanki uyku posisyonu gibi ...uyuyordu.
Boran dayanamayip hafifce gözlerini araladi ...Silanin kafasina bakti...ellini yavasca kaldirip saclarini oksuyordu ...Sila aniden basini kaldirip göz göze geldiler ..Bir birlerinin bakislarinda kayboldular....Hypnotize olmus gibi ...Boran basini egip ...Yarim saniye duraklayarak hafifce dudaklarini dudaklarina dokundurdu ...Sila nefesini yanaklarinda hissediyordu ve tekrar dudaklarinda ...bu sefer daha tutkuluydu öpücügü .
Silanin bir parcasi ´geri cekil yapma ´diyor ...diger parcasi daha agir basiyordu ´bir öpücük sadece ´diyordu .
Boranin birden kendini geri cekmesi ve derin nefes almasi ...Silayi kendine getirmisti ´Ne yapiyorum burda ...hemen hazir bekler gibi boynuna atladim `icin icin kendini yiyordu ...basini iyice gögsüne yaslayarak ...kizarmis yanaklarini saklamak istiyordu .
Kapinin tiklamasiyla ...kendilerini apartopar yataktan atilar ...Boran solugu Banyoda almisti ...derin nefes alarak Sila kapiyi acti...
Narin telasli telasli kapinin önünde dikiliyordu ...ellerini bir birine ovusturarak etrafa bakiniyordu ...Sila bu haline anlam verememisti merakli gözlerle
„Günaydin Narin ...“
Narin Silanin omuzunun üstünden iceri göz atip
„Günaydin ....abim...burda ?“
Silanin yanaklari al al olmus...sakin olmaya gayret ederek
„Birsey mi oldu Narin ...telaslisin ?“
„Sey Sila...Bahar....masada birseyler anlati...Abim ve sen ...“
Sila iyice kizarmis ne diyecegini bilmiyordu ...bocalamisti ...birden tutundugu kapi ardina kadar acilmis...Boran arkasinda dikildigini anlamisti...yere bakiyordu ...yakalanmis casina ...Narin abisini görünce iyice telaslanmisti ...
„Narin ..sen git biz geliyoruz simdi .“
diyerek Silayi iceri cekerek kapiyi kapadi
„Boran niye ciktin ..simdi ne düsünecekler ...öfff bir bu eksikti ...simdi ben yüzlerin nasil bakarim .“
„Sila utanacak birsey yapmadik ...hadi hazirlan beraber inelim ...ellimi yüzümü yikayim ..hadi .“
Sila basini salayarak boranin arkasindan bakarak ...acele acele üzerini giymis ...Borandan sonra Banyoya girip cikmisti ...

Derin nefes alarak boranin pesinden yürüyordu ...Merdivenleri inerken ...sanki Spotlar üzerine tutulmus gibi hisse kapildi ...Masaya ulastiklarinda ...Sessizce ´günaydin ´diyerek yerine oturmus ..önündeki tabaga pür dikkat bakiyordu...Bekliyordu ...konu ne zaman acilacak diye bekliyordu...asiret konusu acilinca ic cekerek kahvaltisini acele acele yapip ...müsade isteyerek odasina gitti...odasinda sag sola yürüyerek karar vermeye calisiyordu ..karar vermisti ...Serra geldigine göre onu bahane edip yaninda kalabilirdi ...valizine esyalarini yerlestirmis ..yataginin üzerine oturmus Borana nasil söyleyecegini düsünürken ...Boran Annesini ve Babasini endiseleriyle ugrasiyordu ...sonunda onlari ikna edip ...Silanin odasina girdi ilk gözüne carpan Valiz oldu ...sinirle Silaya bakti
„Yolculuk nereye Sila?“
„Serra geldigine göre ..orda kalacagim ...durum böyleyken kalamamartik burda .“
„Hayir kaliyorsun! ..ben gitmene izin verene kadar ...anladin mi ?“
Boran sinirli bakiyordu ´Aramizdakiler seni hic mi etkilemedi ´demeyi cok istiyordu ...Sila öfkelenmis elleri belinde
„Bana karisamazsin Boran ..neyim oluyorsun himm...Arkadasim mi ? Sevgilim mi?yada Esim mi ? ...ben gidiyorum .“
Boran Silanin kollarindan kavriyarak sinirli gözlerle bakiyordu
„Neyin mi oluyorum“
diyerek Sehvetli öperek Silayi birakti aniden ...
„simdi ...neyin oluyormusum ..sen karar ver ...Arabada bekliyorum .“
Diyerek arkasini dönüp odanin kapisini carparak cikmisti...
Sila titrek parmaklariyla dudagina dokunup ardindan baka kalmisti ...halen dudaklarinda hiss edebiliyordu ...tadi duruyordu ....


Sarki --Onur Akin --Geceyi sana yazdim



Ve devam benim Santajcilarima gelsin ve tüm ÖM ´den sansürsüz okuyanlara onlar kendini biliyor ...Degil ?

13. Özel Bölüm

Sila ellinde valizle arabaya ulastiginda Boran arabaya yaslanmis telefonla konusuyordu ..göz ucuyla Silaya ve valizine bakip halen konusmasini sürdürerek Silanin kapisini acmis di ...
Sila arabanin icerisinde ne diyecegini bilemiyordu Boranin soguk tavri ve bakisi onu coooook incitmisti ...Boran telefon görüsmesini bitirip direksona gecmis hic bir söz söylemeden ...yolla cikmislardi sila gözlerini kapamis olanlari düsünüyordu ...

Genco asiretinin Hoteline gelmislerdi ...
Boran Lobide valizi görevliye verip Silanin elline anahtarlari tutusturup tek kelime etmeden cekip gitmisti ....Sila ardindan baka kalmisti ...kalbi tarifsiz duygular icerisinde ..sanki birisi zorla yerinden sökmeye calisiyordu ...derin bir nefes alip onu bekleyen görevliye yöneldi.

Boranin ayirtigi ,önceki kaldigi odaya nazaran ,daha büyük ve lüksdü ...Hotele yerlesmesi Silayi biraz olsun rahatlatmisti ...Bir yandan da üzülmüstü bahara veda etmeden ciktigina fakat kücük Kizin sorularindan korkuyordu ...Sila fazla kalmayi düsünmedigi icin Mardinde ...valizini bosaltmamisti ...Serra ya haber vermek ,dügün telasi arasinda moralini bozamak istemiyordu ...

Dusa girip biraz olsun rahatlamis...oda servisini arayip öglen yemegi siparis etmisti ...fakat tipki istanbulda oldugu gibi istahi yoktu ...halbuki konakta daha cok yiyordu ...Televizyonu acip izlemeden oturuyordu ...akli yine Borandaydi ...tek Soru vardi kafasinda `Boran benim Neyim oluyor ?`...Arkadas diye düsündü ..o kavrama sadece Emre sigiyordu ...Sevgili ve Es kaliyordu ...Esi olma ihtimalini geldigi gibi yok etti `sen istanbulda ...Boran burda olmaz onun ayit oldugu yer burasi ...ya ben ...ben nereye aitim ?´..tek arda kalan sevgiliydi fakat bu nasil olacakti araya yine mesafe giriyordu ...
Kapinin tiklamasiyla irkildi düsüncelerinden... Bornozunu daha SIKI baglayip kapiyi acti ....

(SU ANDA SIZE HEYCAN MÜZIGI CALMAYI COOOOOK ISTERDIMMMM ..SIZ LOVE STORY DÜSÜNÜN BAKIMMM .. Asena müzigi begenmedi beyazla yazdim belki begenen olur:/)

Borani kapida görünce kalbi yerinden firlamak istercesine pir pir atiyordu ...Davetini beklemeden Boran iceri girip ...kapiyi kapadi...ve Silaya özlem dolu sarildi ..öpüyördü hasret dolu öpüyordu ...Boran basini kaldirip silaya bakti
„Yapamiyacagim „
Sila nefes nefese kalmis fisildayarak
„Neyi? „
diye bilmisti Boran tekrar öpüp bu sefer daha sakince ...gözlerine bakti
„Seni rahat birakmayi ..“
Silanin alnina öpücük kondurarak devam etti
„Aramizda acikliga kavusmasi gereken cok sey varken .“
Sila sözlerine konsantre olmak icin büyük caba sarf ediyordu ..fakat Boran yanaklarindan boynuna dogru öpücükler konduruyordu ...izi kor gibi yaniyordu teninde ...Boran tekrar öptügünde ..icindedeki karmasik duygularla onun cazibesine dayanamiyordu ...icinden bir ses ´olanlari gidisine birak ´diyordu ...
Sila büyük bir arzuyla Ceketini cikartmis ...dudaklari halen bir birine kenetlenmis ...titrek parmaklarla Gömleginin dügmelerini acmaya calisiyordu ...sonunda dayanamayip iki yandan tutup tüm gücüyle yirti ...kopan dügmeler etrafa düsmüstü ...(Sansürrrrrr ).....................dokunuyordu artik ...omuzlarindan gömlegi siyirip ...elleriyle kaslarina dokunuyordu ...oksuyordu
Boran Silanin gügmelerle mücadelesinden cesaret alarak ...silanin bornozunu yavasca bir yandan da boyun kismina atesli öpücükler kondurarak cikartmisti ..Bornoz gömlegin ve ceketin yaninda yer almisti ...(Sansürrrr).......................
Sialyi kucagina alip sagvanli büyük yataga dogru tasiyordu ...
Sila yanan yüzünü gögsüne dayamis ...yataga giden yolun bu kadar uzun sürmesine kiziyordu icten ice (Sansürrrr).......................................
(ehhh buda sansürrr olsun)...........Sila (Sansürrr)..... ..hayran kalmisti muhtesem vücudunu görünce (Dermisim )...Sabirzizlikla bekliyordu (sansürcükkk)...Boranin yataga uzanmasiyla sila kendine dogru cekip ...tutkulu bir öpücükle öpmeye baslamisti ...Oksamalar ve dokunmalar sonucunda ..(Büyük sansürrrr )...kollari arasinda yatiyorlardi ...oda yavas yavas sekil aliyordu ...(Sansürrrrr)......

"Sila....Silaaaaa "
Sila birden irkilip etrafina bakti ....sasirmisti gündüz gözüne hayallere dalmisti ...ama ne hayaller ...yüzünün kizardigini kor gibi yandigini hissetti..titrek ellerini yanan yanaklarina kapati ..saklarcasina ..Arabada Boranin yaninda oturuyordu ...Boran Araci Abayin kapisinin önüne park etmis Silaya bakiyordu ...hali hic hosuna gitmemisti ...

(Nasilim ? ÖM ciler sasirdiniz mi ohhhh :img-hyste )

eledrhim
07-03-07, 14:23
yağmur yüreklime ve özgüle... Özgülcüm yine getiremedim korhanı...:icon_sorr

senaryomun isim annesi aşk-ı memnundan Boran ve Sıla için onlşara özel birer isim bulmasını istemiştim... sağolsun beni kırmadı... ilerleyen bölümlerde kullanacağım ama sizinlede paylaşmak istedim...
Borandan Sılaya: maralım ve gülüşü yaralım...
Sıladan Borana henüz bir tabir gelmedi, bende merakla beklemedeyim...:img-yes:

sonlara doğru güvercinlikte Boran ve Sıla konuşması esnasında, Boranın ağzından kaba sayılabilecek bir kelime kullandım... şimdiden hepinizden özür diliyorum bu söz için... keyifle okumanız dileğiyle...bye


Part 24

Sıla, Boranı beklerken içinde bulunduğu karmaşık duygularla yeni bir gözyaşı dalgasının içinde bulmuştu kendisini. Boranın geldiğini fark edince hemen elinin tersiyle gözlerini kurulayıp toparlamaya çalıştı ancak Boran anlamıştı durumu.
Boran “iyi misin?”
Sıla başını evet anlamında salladı, başı öne eğik elleriyle oynuyordu.
Boran “ne düşünüyorsun peki?”
Sıla “ben bu kadar zorlanacağımı düşünmemiştim”
Boran “kendine zaman tanımalısın Sıla… Tabi ailene de”
Sıla, Boranın ailen lafıyla ani bir refleksle Borana çevirdi yüzünü “onlar benim ailem değil… Hem sende duydun bana resmen fırsatçı muamelesi yaptı… Gelin ağa olmak için yalan söylemişim… Sanki çok meraklıydım ben evlenmeye…”
Boran “hiçbir şeyi elde etmek kolay değil Sıla… Bu sevgi içinde böyle… Hem Bedar anayı tanırım, eğer çocuğunu bırakacak kadar gözü kararmışsa, bir bildiği vardır demektir... Bu kadar peşin hükümlü olma Sıla… İnsanlara bir şans ver… Ver ki seni sevebileceklerini de onlara güvenebileceğini de görebilesin…”
Sıla, Boranın bozulduğunu anlayıp toparlamaya çalıştı “şey… Lütfen beni yanlış anlama sözüm sana değildi… Belki de bu kadar kötü olay içinde başıma gelen en güzel şey sensin…” dedikten sonra kendiside en az Boran kadar şaşırarak bu itirafa “ne saçmalıyorum ben” dedi kendi kendine ve yüzünü diğer tarafa çevirdi.

Eve geldiklerinde neredeyse akşam olmak üzereydi. Kevser ve Firuz avluda oturmuş onların gelmesini bekliyorlardı.
Kevser “hah geldiniz mi oğul, bizde sizi bekliyorduk”
Boran “geldik anne hayırdır bir şey mi oldu?”
Kevser “yok oğul bir sorun yok…” dedikten sonra göz ucuyla Sılaya bakarak “biz bu gece Firuz amcanlarda kalacağız da onu haber verelim dedik”
Boran “peki siz bilirsiniz” dedi.
Sıla, Borana dönüp “ben odadayım… Biraz dinleneceğim” dedi.
Boran başıyla onayıp “tamam” derken Kevser lafa girdi “dinlen tabi gızım ne de olsa gece…” diyordu ki lafını bitiremeden Borana “anaaaa…” diye uyardı.
Kevser “aman iyi be ne haliniz varsa görün… Ama unutma tüm aşiret senin bebenin haberini bekler…”
Boran tam konuşacakken Firuz lafa girdi “Kevser kadın yeter… Boran işini bilir… Hadi biz gidelim artık”
Kevser, tersçe “iyi… Fikrimizi de mi söylemeyelim artık”
Firuz, derin bir nefes alarak “hadi oğul sağlıcakla kalın”
Kevser “Ayşe burada eğer bir şeye ihtiyacınız olursa seslenin”
Boran “tamam” dedi.

Boran annesi ve babası gittikten sonra Sılanın yanına gidip gitmemekte tereddüt etti. Ama Sılanın konuşulanlar hakkında ne düşündüğünü merak etti “umarım yanlış anlamamıştır” diyerek gitmeye karar verdi.

Sıla yatağın kenarına öylece oturmuş düşünüyordu Kevserin sözlerini, sözlerinden çok imalarını düşünüyordu. Tam “acaba Boran ne düşünüyor” diye aklından geçirirken kapı çaldı. Sıla “buyurun” dedi.
Boran kapıyı açıp başını uzattı biraz çekingen bir tavırla “girebilir miyim?”
Sıla, biraz da korkularının verdiği heyecan ve telaşla dili dolanarak “şey… Tabi gel lütfen” dedi, Boranın yüzüne bakmaya korkuyordu.
Boran yavaşça Sılaya yaklaşıp önünde çömeldi “sakın benden korkma Sıla” dedi ve o anda Sıla başını kaldırıp Borana baktı, göz göze gelişin ardından tekrar eğdi başını. Boran Sılanın kucağında heyecanla birbirine vurduğu ellerini kendi ellerinin arasına alıp hapsetti “başkalarının ne düşündüğü ya da ne istediği önemli değil… Bu bizim evliliğimiz ve evlilik demek ille de aynı yatağı paylaşmak anlamına gelmez Sıla” dedikten sonra uzanıp Sılanın yüzündeki saçları geriye itip avucunu Sılanın yanağında tuttu ve kendisine bakmasını sağladı “bu yüzden korkmana gerek yok… Bu evlilikte senin istemediğin bir şey olmayacak… Başkaları bizi karıkoca olarak bilsin yeter” dedi.
Sılanın gözlerinden birer damla yaş süzüldü ve Sıla tekrar başını aşağı eğdi.
Boran ayağa kalkıp “hadi dinlen biraz yeterince yoruldun” dedi ve odadan çıktı.

Sıla bir süre öylece oturduktan sonra kendini toparlayıp dışarı çıktı ve etrafa bakındı ama Boranı göremedi. Sonra aşağılarda Boranı ararken mutfakta Ayşeye rastladı “Ayşe”
Ayşe “buyur gelin ağam bir emrin mi vardır?”
Sıla “yok Ayşecim teşekkür ederim; ben sadece Boranı gördün mü diye soracaktım”
Ayşe “görmedim gelin ağam ama tahminimce güvercinliktedir”
Sıla “güvercinlik mi?”
Ayşe “he ya… Ağam yalnızken ya ahıra gider ya da güvercinliğe çıkar”
Sıla “peki nerde bu güvercinlik”
Ayşe “en üst katta gelin ağam”
Sıla “teşekkürler Ayşe” derken, cümlesi bitmeden mutfaktan çıkmıştı bile…

Boran odadan ayrıldıktan sonra kısa bir süre avluda gezinip kendisini güvercinliğe atmıştı.
Sıla geldiğinde Boran güvercinlerinden biriyle konuşuyordu “sen neden keyifsizsin bakalım” diyor ve güvercinini büyük bir sevgiyle okşuyordu.

Sıla, kapıya başını yaslayıp bir süre Boranı izledikten sonra “nasıl oluyor da her seferinde beni şaşırtmayı başarabiliyorsun?” diye sordu.
Boran “ben sadece içimden geçenleri söylüyorum… Bunda şaşıracak bir şey yok… İnsanlara karşı önyargılısın, bu yüzden sen kendi kendini şaşırtıyorsun…”
Sıla, hiddetlenmişti biraz “ben kimseye karşı önyargılı davranmıyorum”
Boran sakin elindeki kuşla ilgilenirken “yapma Sıla… İnsanları küçümsediğini söyleyemem ama onları dış görünümlerine göre bir kalıba yerleştiriyorsun ve hükmünü ona göre veriyorsun”
Sıla, gözleri dolu “ne yani benim böyle biri mi olduğumu düşünüyorsun?”
Boran “böyle biri mi derken”
Sıla “şekilci biri miyim yani ben?”
Boran “değil misin?”
Sıla “değilim tabiî ki”
Boran “peki o zaman, konağı bastığın gün, neden dinlemeden suçladın beni… Sayende kendimi sapık gibi daha doğrusu sübyancı gibi hissettim” dedi, hala Sılaya arkası dönüktü ve güverciniyle ilgileniyordu bir yandan.
Sıla, başını öne eğerek “özür dilerim seni kırmak istememiştim”
Boran “sorun değil”
Sıla, yavaşça Boranın yanına yanaştı… Güvercinler uçuştukça ürken Sıla, Borana yanaşıverdi.

cahilperiydim
07-03-07, 15:00
28----------------------------

Kezban gitmişti..ama bu kez kendi kendisini vurduğu söylenecekti ailesi.. ne kadar gerçekci tartışılır ama.. öyle oldu.. kezban kendini vurdu olarak kaldı olay.. dayanamadı vurdu.. o evde olan herkes şahitti olanlara ama..anaların dilleri yine suskun.. gözleri yine kör edilmişti. Sanki...

Boran sıla gözden kaybolana kadar balkonda onların peşinden baktı..ali’nin yerinde kendisi olmak için her şeyi verirdi o anda.. sılasıyla o yolu el ele yürümek isterdi ağır adımlarla..
Ağalığını unutmak , kimsenin hayatının kendisine bağlı olmamasını istedi..

o gün boran işin çok yoğun bir gün geçirmişti.. sabah erkenden sibelin olduğu otele gidip gelen misafirleri de alıp Midyat ‘ ı gezmişlerdi öğlene kadar.. sonra iş adamlarıyla şirkete geçip toplantı yapmışlardı..

yaptıkları anlaşmalar çok önemliydi.. yoğunluğunun arasında nefes almaya bile fırsatı yokken hep telefonun yokluyor sıla aramış mı diye bir umut bakarken buluyordu kendini..

Boran abayla berrak’ın aileleriyle daha önceden konuşmuş onları ikna etmişti.. ama abayların evine gitmeden son kez yine uğrayıp fikirleri değiştirmediğinden emin olduktan sonra müjdeyi vermek için haber vermeden gitmişti abaylara..

o gün sıla aklının bir köşesindeydi hep..acaba ne yapıyor..kiminle.. soruları onu daha da sılaya karşı meraklı yapıyordu..onu abayların evinde gördüğünde ise .. aklım bana oyun oynuyor diye düşünmüş ta ki sılanın ellerini elinde hissedene kadar.. o zaman karşısında oturduğuna inanamamıştı sılanın..

boran sılayı kendisine yakın istiyordu.. o güldüğünde sanki zaman duruyormuş gibi hissediyordu.. aslında ne kadar çok istemişti sılanın sorusuna evet demeyi.. evet sıla seninle giderim demeyi.. aslında kendiside hep bunu düşünüyordu ama yapamazdı.. elini kolunu bağlayan sorumlulukları vardı.. sılanın oralara alışabileceğini düşünmek onu biraz yatıştırıyordu ama ya sıla giderse.. o zaman ne yaparım dedi.. hayır izin vermemeliyim..

boranda kezbanı düşündü.. ne kadar çok karşı çıkmaya çalışsa da kararı değiştirememişti.. canı sıkılıyordu midyat’a bakarken.. o hiç istememişti.. hayatı hep Midyat ‘tan uzakta geçmişti bir anlamda.. ömer amcasını düşündü.. Midyat ‘ta olan töre cinayetlerini duydukları zaman sevda halasıyla nasıl üzülüyorlardı..

bir insan başka bir insana bunu nasıl yapar diye karşılıklı tartışıyorlar ve sevda halası oranın törelerini bildiği için kocasına oradaki insanların neden öyle düşündüğünü anlatmaya çalışıyordu.. ama başarılı olamıyordu.... çünkü sevda halası da çok üzülüyordu böyle durumlara.. boranın ağa olması düşüncesini hiç akıllarına getirmiyorlardı yaşarken.. o ağır sorumluluğu haydar kaldırmak zorunda kalacaktı onlara göre..ama hayat onların düşündüğü gibi olmadığını yaşasaydılar onlara gösterecekti..

hani derler ya duvara yaslanma çöker..
insana güvenme ölür gibiydi galiba o söz.. yani haydar yaşasaydı bu konudaki alınan kararların ağırlığı altında kendisi kalacaktı ama o öldüğü için borandaydı sıra….

Boran abaylarla bir süre daha konuştuktan sonra yanlarından ayrıldı.. çok güzel bir gece geçirmişti sılasıyla.. o da beni seviyor dedi.. gözlerinden belli.. ama daha anlatmadıkları.. sılanın anlatacağı hayat hikayesi boranın sılaya olan duygularını değiştirir miydi ki..??
Hayır dedi.. ne olursa olsun sıla benim olacak..karım olacak.. yine farkında olmadan tebessüm etmeye başlamıştı.. sıla aklına gelince onu bulmadığı zamanlar hep kötü şeyler aklına gelirdi ama son birkaç gündür hep sılayı düşündükçe mutlu oluyordu..

Boran telefonun sesiyle sılalı hayallerinden sıyrıldı.. arayan ablasının kocasıydı.. borana kezbanın vurulduğu haberi geldiğini söyledi..boranın konuşacak hali yoktu.. kezbanı kurtarmayı planlıyordu aslında boran ama hemen ailesinin bu kararı uygulayacağını düşünememişti..

arabasını sılanın kalacağı ali’lerin konağına doğru sürmeye başlamıştı ki kezbanın babasının evinin önünde sılayı ali ile sarılmış halde görünce çok sinirlendi ve konağa geri döndü.. ama düşünmedi sıla neden ali’nin kollarında diye.. içi içini yiyordu.. koca konak boran ağaya dar gelmeye başlamıştı.. off sıla dedi.. hala kulağında o akşamki şarkı yankılanırken, elinde sılanın sıcaklığı dururken.. daha fazla dayanamadı ve merdivenlerden indi yine sıla ile ali’nin
yanına gidecekti..

sana bilmediğin bir şey söyleyemem

Suyun derinliği aynıydı
Ama senin beline benimse omuzlarıma geliyordu
Bütün yapraklar sararıp düşecekti
Ama ilk ben düştüm kalanlar arkamdan korkuyla baktı
Bütün aşklar çok büyük olacaktı
Ama en büyük bizimkisi diyecektik
Her bir insan eşsiz olacaktı
Ama hep kendimizi en değerli zannedecektik

Çamur mu sürmek istiyorsun başkasının duygularına
Önce senin ellerin kirlenecek
Suyla mı gidiyorsun bir başkasının yanan yüreğine
O yürekte hep yerin olacak

Sana bilmediğin bir şey söyleyemem
Ben de hiçbir şey bilmiyorum
Ne kadar iyilik varsa hepimiz için
Hepsini dileyip gerisine direniyorum
Çok sonraları fark edecektik

İyilik temizlik bile göreceli olacaktı
O kadar hızlı kirlenecektik ki
Masumiyet fotoğraflarda eskiyip solacaktı
Korkuyor musun senden farklı olan her şeyden
Korktuğun şey kendi içinde büyüyecek
Ortak mı oluyorsun bir başkasının yalnızlığına
Yüreğin yalnızlık nedir bilmeyecek

(şebnem ferah)

yağmur yüreklim
07-03-07, 15:04
Sıla korkulanın başına geldiğini daha konağa adım atar atmaz Firuz ağanın sözüyle anlamış olmanın verdiği sarsılmayla Boran'ın arkasına doğru gizlenir yavaşça. Boran'sa babasının sözleri karşısında gözlerinden öfke fışkırarak Sıla'yı kolundan tutarak kendinden uzaklaştırır.Sonra iki eliyle Sıla'nın kollarından tutar ve ağlayan Sıla'yı hırpalayarak kendine getirir
Boran Ağlamayı kes Sıla. Sana güç olacaksın demiştim.
Sıla Boran götür beni burdan yalvarırım
Boran Bu kadar korkakmısın sen ha..bu kadar çabukmu pes ediyosun. Beni yalnızmı bırakıyosun söylesene..sen değilsin Sıla. kendine gel
Sıla (ağlayarak) Boran götür beni ne olur..lütfen Boran
Boran hayır Sıla. Şimdi yukarıya çıkıyoruz ve yüzleşiyoruz. Sen kötü birşeymi yaptın Sıla..ha söyle bana
Sıla hayır yapmadım
Boran ozaman neden korkuyosun Sıla..sen kaçtıkça onlar seni suçlu sanacaklar. şimdi yürü yukarı çıkıyoruz
Sıla ama Boran..
Boran Sıla'nın cümlesini tamamlamasını beklemeden kolundan tuttuğu gibi yukarıya doğru ilerler.
Sıla Boran'ın bu zorlaması karşısında ayakları sürüklenerek yukarıya doğru çıkmak zorunda kalır. Kevser kadın telaşlı bir şekilde ayağa kalkmış Firuz ağa ile oğlu arasında yaşanacak tatsızlıktan korkarcasına kısık gözlerle bakıyordur. Biliyordur ki Firuz ağa ne kadar katı ve kuralcıysa Boran'da okadar inatçıdır.
Firuz ağa ayağa kalkmış büyüklüğünü yüceliğini göstermek istercesine dimdik duruyordur Sıla ve Boran'ın karşısında.
Boran anne ve babasının karşısına dikilmiş korkudan titreyen Sıla'nın yanına iyice yaklaşmış ama elini tutmadan yanında durmuştur.
Boran Sıla..babamın elini öp
Sıla korkuyla gözlerini yerden kaldırarak Boran'a bakar
Boran babamın elini öp Sıla
Sıla bunu yapmak istemesede Boran'ın gözlerindekini gördükten sonra yavaş adımlarla Firuz ağaya yaklaşmaya çalışır.
Firuz sakın ha..senin gibi bir soysuza verecek elim yok benim
Sıla bu sözlerin üzerine bir adım geri atmışken
Boran Sıla benim karım..seninde gelinin baba. Sıla senin elini öpecek
Firuz sen nasıl böyle dersin Boran. hangi yüzle bu kadını alıpta ocağımıza getirirsin ha
Boran Sıla'nın da yuvası bura baba. Bunu anlasan vede kabullensen iyi olur.
Firuz sen nasıl bukadar kör olursun oğul. Bunun yaptıklarını bilmezmiş gibi konuşursun. Bu kadarmı kör etti de sevdan alıp karşıma getirirsin utanmadan
Boran Bak baba..atamsın, canımsın, bana can verensin. Sıla hata yapmış olabilir ama kötü birşey yapmadı. Bana, namusumuza laf getirtecek hiçbirşey yapmadı
Firuz bu kadın seni bırakıp yavuklusuna kaçtı.buda yetmezmiş gibi birde çocuk peydahladı
Sıla bu söz karşısında beyninden vurulmuşa döner..Neler söylüyorlardır bunlar böyle..kendini bırak daha doğmamış çocuğunu kirletiyordur bu sözler
Boran baba bunu sana daha öncede söyledim. Sıla benim karım ve karnındakide benim...
Sıla Boran'ın cümlesini tamamlamasına izin vermeden konuşmaya katılır. Sıla yine eski hırçın, doğrularını savunan Sıladır
Sıla benim hakkımda ne düşünüyor olduğunuz umrumda bile değil ama daha doğmamış bebeğim hakkında böyle konuşmazsınız..karnımdaki bebek Boran'ın..söylediklerinizle onu kirletmenize asla izin vermeyeceğim
Firuz bu kadın benimle nasıl böyle konuşur. Senden yüz bulmasa ne buraya gelebilir nede karşıma geçip bunları konuşabilir. aklına mukayyet ol Boran..sorumluluklarını yerine getir yoksa..
Boran ben sorumluluklarımın bilincindeyim. bu yüzdende burdayım. eğer ciddiye almıyor olsaydım şimdi çok başka yerlerde karımla ve çocuğumla yeni bir hayata başlamıştım bile. ama ben kaçmadım.
Firuz sen o velete nasıl çocuğum dersin
Boran baba düşünmeden konuşuyosun ve sözlerinin nasıl yaraladığını bilmiyorsun
Sıla bu yaşanılanlara daha fazla dayanamayarak olduğu yere yığılırken yavaşça " Boran" diyebilir. Sıla'nın sendelediğini gören Boran hızlı bir hareketle Sıla düşerken onu yakalar.
Boran (telaşlanarak) Sıla..Sıla iyimisin. Aç gözlerini Sıla.. Ayşeeeç çabuk kolanya getir.. Sıla Sıla
Kevser'de Sıla'nın bayılmasından etkilenip telaşa kapılmıştır. Sıla inat diye çok hazetmesede Sıla'dan biliyordurki oğlunun gönlüne düşmüştür bu kız. Hem hamiledirde Kevser çarşafı gördüğünde nasıl sevindi ise çocuk haberini duyduğundada sevinmiş ve Sıla'ya inanmıştır. Hiç şüphe etmemiştir bebeğin başkasından olduğuna dair. Ama yaşadıkları yerdeki kurallar ve Sıla'nın düşünmeden yaptıkları yüzünden ne Sıla'nın yanında durup oğluna destek olabiliyordur nede erine karşı gelebiliyordur.
Ayşe koşar adımlarla kolanya yetiştirmeye çalışırken Boran Sıla'yı kucakladığı gibi odaya götürüp yatağa yatırır. Ayşenin getirdiği kolonyayı Sıla'nın burnuna tutarak Sıla'yı kendine getirmeye çalışıyordur
Sıla yavaş yavaş gözlerini açar. Karşısında kendisine telaşla bakan Boran'ı görünce gülümsemeye çalışır
Sıla Boran..
Boran iyimisin Sıla. korkuttun bizi..iyisin değilmi şimdi.
Sıla (kısık sesle) iyiyim Boran telaşlanma. biran başım döndü gözümün önü karardı
Ayşe çekinerek yaklaşır Sıla'nın yanına
[B]ayşe gelinağamm..nasılsın?
Sıla iyiyim ayşe sağol..seni gördüğüme sevindim
Ayşe bende sevindim gelinağam. iyiki geldin..bebenizde hayırlı uğurlu olsun. bu konağa neşe getirir inşallah
Sıla (derin bir ah çekerek) inşallah ayşe..ayşecim bize biraz izin verirmisin Boran'la konuşmak istiyorum
Ayşe tabi gelin ağam. düşünemedim ben kusuruma bakma. çıkıyom hemen
ayşe telaşla odayı terkederken Boran telaşlı gözlerini Sıla'ya çevirir. Boran içinden " yine gitmek isteyecek pes edecek " diye tekrar ederken Sıla yavaşça doğrulur yataktan ve Boran'a döner.

senaryolarıma yorum yapmadan sıkılmayan sevgili Ö.Z.G.Ü.L.'e ve Gül'üme gelsin..


Sıla kendisine teraddütle bakan Boran’ın elini tutar
Sıla: gel Boran otur konuşalım
Boran: konuşalım Sıla..bak yaşadıkların, duydukların hoş şeyler değil ama Sıla
Sıla: Boran..sakin ol..gitmekten bahsetmicem..haklıydın sen. Kaçmanın bir anlamı yok..hem kaçsamda buradaki insanların düşüncelerini değiştiremeyecektim böyle yaparak onlar yine gördüklerine inanacaklardı. Boran nasıl böyle bir şey düşünebilirler. Bebeğin senden olmadığını nasıl düşünebilirler.
Boran bu soruya ne diyeceğini bilemez. Anlatmaya çalışsa nasıl anlatırki..Böyle bişey olmadığı halde insanların çıkardığı dedikodu yüzünden sevdiceği üzülüyordur. Gözlerinden yaşlar akıyordur.
Boran: Sıla sakın ağlama..Ben neyin ne olduğunu biliyorum..gerisinin bir önemi yok..şuan kızgınlar ikimizede. Ama geçecek, onlarda doğruyu bulacaklardır.
Boran bu konuyu Sıla’yla daha fazla konuşmak istemiyordur. Cevaplarını bilmediği soruları Sıla’ya nasıl açıklayabilirki..Sıla’ya bakarken gözlerinden sevgi akan Boran yataktan kalkarak kapıya yönelir hiçbirşey demeden
Sıla: Boran nereye
Boran: sen dinlen Sıla benim halletmem gereken işler var
Sıla: beni yalnızmı bırakacaksın burada?
Boran: yalnız değilsin Sıla annemler var ayşe var
Sıla: ama onlar..
Boran: sen biraz dinlen ben hemen gelicem
Sıla çaresizce peki deyip yatağa uzanır. Sakin olmamaya çalışsada içindeki korku, duydukları…yüreği daralır..sessiz odada sessizce konuşmaya başlar
Sıla: Boran.. bilmeden, farkında olmadan nasılda üzmüşüm seni, nekadar zor durumda bırakmışım. Ailenin gözünde ne hallere düştün. Kendi çocuğuna bile inanmıyorlar…her şey benim yüzümden..ben şimdi ne yapacağım..
Boran odadan çıkmış dışarıda oturan babasının yanına gşderek hırsla dikilir karşısına. Firuz ağa kafasını kaldırıp oğlunun gözleriyle karşılaşınca onlardaki öfkeyi, hazmedememeyi görür.
Boran: baba yarım kalan konuşmamızı bitirelim..
Firuz: konuşacak heç bişeyim yok Boran. Sen yolundan dönerek bana, aşirete karşı gelerek diyeceğini dedin.
Boran: ben nezaman bu yoldaydım ki baba. Ne zaman isteyerek uyguladım töreleri söylesene. Hep karşı çıkıp engellemeye çalıştım ölümleri, katliamları…zaten ağalığıda hiç istemedim. Ama sen hep zorladın beni baba.kabullenmem, onaylamam için…sen ne yaptın peki.. hiçbirzaman benim düşüncelerimi umursamadın oğlun olarak..varsa yoksa töreler..hiç sorguladın mı baba, doğrumu yanlışmı diye..hiç düşündün mü..yokolan hayatları…yanan yürekleri
Firuz: sen bunları töre senin karına dokununca mı aklına geldi bunlar
Boran: nasıl böyle düşünürsün. Babamsın, yıllarca aynı yerde yaşadık ama maalesef sen beni tanıyamamışsın…töre bana vız gelir. Sıla’nın ve bebeğimin kılına zarar gelirse.. burada taş üstünde taş bırakmam..aşiretle savaşmak zorunda kalacağım derken ailem, canlarım bana karşı geleceklermiş..çok yazık
Boran merdivenleri hızla iner koşar adımlarla birkaç merdiven birden atlayarak. Biran önce kendini dışarı atıp nefes almak istiyordur.
Boran yanından ayrılınca Firuz ağa fazla ileri gittiğinin bilincine varır. Aslında Firuz ağanında yapabileceği bişey yoktur. O yıllarda bu törelerle yaşamış, zor kararlar vermiş ve bu kararlar altında ezilmemek için hep güçlü olmaya çalışmış ve buyüzdende hep törelere sarılmıştır.. Şimdi töreler yüzünden canıyla, oğluyla karşı karşıya gelmişti. Bir yol ayrımındadır. Düşünüp karar vermesi gerekiyordur. Ya oğluna karşı gelecek törenin uygulanması için bu yola baş koyacaktır. Yada Boran’a destek olup Midyat’a, doğuya, aşirete yeni bir düzen getireceklerdir..
Boran atı Yağız’a atladığı gibi bilinmezliğe doğru yolalır….içindeki öfke ve yaralanmışlığın üzüntüsüyle..”nasıl yaparsın bunu bana baba.Nasıl yerden yere vurursun beni” sürekli babasının sözleri aklına geliyordur, geldikçe sinirleniyor, sinirlendikçe atını daha hızlı sürüyordur.
Sıla Boran ve babasının tartışmasını duynmuş ama dışarıya çıkamamıştır. Boran’ın gittiğini duyunca kapıyı kilitleyip yatağa uzanıp uyumaya çalışmıştır. Uyumayı birtürlü başaramayıncada kalkıp yavaşça kapıyı açmış, etrafa bakıp sakin olduğunu gördükten sonrada sessiz adımlarla yukarı terasa çıkmıştır. Boğulduğunu sandığı konakta nefes alabileceği, Mardin’in eşsiz güzelliğini seyredebileceği terasa doğru çıkar. Birden aklına kuşlar gelir..Boran’ın çok önemsediği, sevdiği, bizzat kendisinin ilgilendiği kuşları..Boran’ı konuşmadan anlayan dostları.. Sıla içeri bir hevesle girer ama gördüğü karşısında şok olur. “buda ne demek oluyor” diye fısıldar. “ nasıl olur bu” hızlıca merdivenleri iner terasta Kevser hanımla karşılaşsada önce bir duraksar sonra “Ayşeee” diye seslenerek mutfağa iner
Sıla: Ayşeee, Ayşeee
Ayşe: buyur gelin ağam
Sıla: Ayşe..kuşlar, kuşlar nerde?
Ayşe: gelinağam bi nefes al hele ne oldu
Sıla: Ayşe kuşlara bakmaya çıktım ama orası boştu bu nasıl olur o kuşlar Boran için çok önemliydi nasıl giderler.
Ayşe: şey gelinağam
Sıla: ne oldu Ayşe söylesene..

cahilperiydim
07-03-07, 15:36
29-----------------------------

arabasını sılanın kalacağı ali’lerin konağına doğru sürmeye başlamıştı ki kezbanın babasının evinin önünde sılayı ali ile sarılmış halde görünce çok sinirlendi ve konağa geri döndü.. ama düşünmedi sıla neden ali’nin kollarında diye.. içi içini yiyordu.. koca konak boran ağaya dar gelmeye başlamıştı.. off sıla dedi.. hala kulağında o akşamki şarkı yankılanırken, elinde sılanın sıcaklığı dururken.. daha fazla dayanamadı ve merdivenlerden indi yine sıla ile ali’nin
yanına gidecekti..

Sıla aliyle giderken silah sesiyle durmuşlardı.. ali nin kendisini kolundan tutup kendisine çekmesine o anda bir şey demedi çünkü onu korumak için yaptığını anlamıştı.. sıla ali ye emanetti ..bir şey olursa Mehmet beye nasıl açıklama yapardı. ali sılanın kolunu hala tuttuğunu fark ..sonra sılayla göz göze geldiler..ali etkilenmeye başlamıştı sıladan..sonra elini sılanın kolundan çekti yavaşça..

Ali – özür dilerim sıla.. canını yakmadım değil mi??
Sıla – hayır.. dedi etrafa bakında .. neler oluyor anlayamıyorum.. nerden geldi su silah sesi diye ali’nin gözlerine bakmaya başladı tekrar..

Ali kezbanın durumunu haber almış ama o da o kadar çabuk karar çıkıp vurulmasını beklemiyordu .. Mehmet beyin işleri çıkmış olmasaydı belki de kezbanı kurtarabileceklerdi ama…

Sıla kapıdan kaçarcasına çıkan çocuğu ali ile durdurdular.. ali onları alıp karşıdaki komşuya götürdü..avluya girip sıla ile sedire oturdular.. ali’yi herkes tanıyordu orada. O göz bebekleriydi..ne çok şey yapmıştı öğretmen olarak....zaten silah sesini duyanlar ne olduğunu anlamıştı .. kaçınılmaz son olarak gördükleri şey gerçekleşmişti..

Çocuğun ellerinde ..o küçük ellerinde annesinin kanı vardı daha.. gözleri ise korkuyla bakıyordu etrafa.. dayım..dayım yaptı deyip sılaya sarıldı sıkıca..

Sıla çocuğun sarılmasıyla bir anda bir şaşkınlık yaşasa da üzerinden hemen o şaşkınlığı atıp çocuğu daha bir sardı kollarıyla..Ali sılanın çocukla yakından ilgilenmesinden istifade kezbanların evine doğru gitmek için sılanın yanından ayrıldı.. her kafadan bir ses çıkıyordu evin içinde..bağrışlar.. feryatlar.. kezbanın anası olanları dışardan izliyormuş gibi yüzünde olanlara kayıtsız kalmış bir ifade ile kızının başında bekliyordu ayakta..

kezbanın küçük kardeşi seyid yoktu ortalıkta o anda.. kimse de nerede olduğunu bilmiyordu.. o ablasının yanından ayrılıp , evden çıktıktan sonra bahçe tarafından buğday tarlalarına dalmış yoruluncaya kadar yürümek istemişti..gözlerini kapattı yürürken parmaklarıyla başakları hissediyordu.. onlara dokunarak yol aldı karanlıkta.. normalde karanlıktan korkardı daha kaç yaşındaydı ki.. ablasını düşünmek ne acı yarabbim..ne acı..

sıla ali gittikten sonra çevresinde kendisine merakla bakan insanlara aldırmadan kezbanın oğluyla ilgileniyordu..
Sıla – adın ne senin dedi..
Çocuk sılanın belinden ellerini çekip gözlerine baktı.. eyüp dedi
Sıla -tamam eyüp .. gel elini yüzünü yıkayalım dedi.. beraber kapının kenarındaki çeşmeye götürdü eyübü.. karanlıkta ellerindeki kanı görmeden yıkatayım diye düşündü…
Eyüp sılaya dönüp..
Eyüp – benim anam kötü değildi.. dayıma ne ettik biz ..dedi..sesi titriyordu..

Sıla eyüp ‘e baktı.. yüzünü ellerinin arasına alıp..
Sıla- bu annenin suçu değil di.ne annenin ne de senin...eyüp böyle düşünme senin yapabileceğin bir şey yoktu..
Ali kezbanın evine girdiğinde onu odaya sokmak istemediler.. ama yine de ali girmeyi başardı kezbanın yanına.. etrafa baktı.. ali çok mert ve sağlam bir yüreğe sahipti ama o oda da gördükleri onu bile insanlığından utandırmıştı…

Sıla eyüp ün ellerini ve yüzünü yıkadıktan sonra ayakkabılarını çıkartıp iç balkona geçtiler.. bulundukları evdeki insanlar kezbanın akrabalarıydı.. orada ki insanlarda üzülüyorlar ama katlanıyorlardı.. başka çıkışları olmadığı düşüncesi hakimdi.. elimizden ne gelir ki, biz böyle gördük deyip kaderlerine razı oluyorlardı.. aşiretin kendilerine çizdi kaderlerine..

Sıla Eyüp’le konuşuyor bir taraftan da ali’nin gelmesini bekliyordu..
Eyüp – kardeşlerime ben nasıl bakarım…dedi bir anda..
Sıla eyüp ün ne dediğini anlayamamıştı..
Sıla- anlayamadım eyüp.. bir şey mi dedin..
Eyüp – anam dediydi.... dayım gittikten sonra yanına girdiğimde..
Sıla eyüp’ün yüzünü kendine çevirdi..

Sıla- annen yaşıyor muydu..dedi. sıla çok şaşırmıştı.. hemen ayağa kalktı.. eyüp ‘e baktı.. sonra yanlarına gelen evin kadınına eyüple ilgilenmesini söyledikten sonra ayakkabılarını giymeyi unutup hemen kezbanların evine doğru koşmaya başladı..

Ölmemiş.. belki yaşar diye bir ümitle evin kapısına geldi.. kezbanların bahçe kapısı ve ev kapısı sonuna kadar açıktı. Sıla insanların arasında ali’yi aramaya başladı.. kezbanın hala yaşadığını söyleyip, hastaneye yetiştirmeye çalışacaktı..

Evin içi ananesinin evine benziyordu.. boranların konağıyla buranın arasındaki uçurum dikkatini çekti sılanın..aceleyle odaları dolaşmaya başladı ama bulamıyordu kezbanı, gözlerinde kurumaya başlayan gözyaşları içinde.. birden bir odada ayakta dikilen kadını gördü.. kezbanın anasıydı..zavallı kadın şoka girmişti.. hala inanamıyordu kızının başında beklerken.. ablasını en çok seven seyid nasıl vurmuştu.. ne ara dedi.. akşam yemeğini hazırlıyordu en son.. sonrasını hatırlayamadı.. kızının en sevdiği yemekleri yapmıştı ama..

Seyid aslında ablasının yüzüne bakamamıştı vururken.. yeğenini odadan dışarı zorla çıkardıktan sonra ablasıyla kesişmişti gözleri bir anlığına.. sanki o ana yaşadıkları tüm anıları sıkıştırdılar sessizce.. sonra karşısında ablasının gözünü kapattığını gördü..yaklaşıp ablasına baktı son kez.. sonra kafasını çevirdi arkasına bakmaya başladı .. gözlerinden yaşlar boncuk boncuk dökülüyordu.. silahı doğrultup ateş ettikten sonra bir daha ablasına dönüp bakamadı.. o ablasını hep o gözleri kapalı haliyle hatırlamak istedi..

Buğday başakları arasında gezerken gözlerinden akan yaşları sanki özür dilemek için sunuyordu ablasına…kezban kaç kez yalvarmıştı babasına ben ayrılacam..ne olur bana sahip çıkın diye.. ama çok geçti artık.. kimsenin kezbana sahip çıkmasına gerek kalmamıştı..küçük kardeşi babasının eline tutuşturduğu o soğuk silahı ile kaybolmuş gibiydi... etrafına baktı, ay ışığı altındaydı görebildiği her yer.. bir daha dönüşü olmayan yolun devamını getirmek için kafasını yukarı çevirdi.. bir yıldız kayıyordu.. bir dilek tuttu içinden tüm kalbiyle.. sonra kezbanın küçük kardeşi seyid de kapattı gözlerini bu dünyaya..önce eline hiç yakışmayan silah düştü, sonrada kendisi… yere düşerken dileğinin gerçekleştiğini hissetti.. ablası karşısındaydı.. hadi gel diyordu.. hadi..gidelim..bizi üzmeyecekleri yerler de var merak etme..

BEN SEN O
O, yalnız ağaran tanyerini görüyor
ben, geceyi de
Sen, yalnız geceyi görüyorsun,
ben ağaran tanyerinide.
(nazım hikmet)

coffeesin
07-03-07, 17:28
keyfi sıla boran hikayesine devam edeceğim ama bunu da paylaşmak istedim :)

üç yürek, zaman zaman yaklaşsa da biri diğerine aslında birbirlerine göründüğü kadar tanıdık olmayan hatta kimi zaman yabancı üç yürek… başka başka yönlerde atan…

biri
sen hayatımıza girmemiş olsaydın ne sevdiğimi kaybedecektim, ne sağlığımı… diye düşünüyordu.
kinli idi yüreği…
ama en çok da birkaç saniye önce yüreğinde yeniden açmış olan umudu varlığı ile öldüreceğinden korktuğu için kinli…

ne demişti onun için ölüme gidebileceğini bildiği sılası… hatta gidip döndüğü… elini hiç bırakmayacağım… yanından ayrılmayacağım…

şimdi ben bu halde iken onu alıp götürmene dayanamam senin… söyle sıla… ona gitmesini söyle… bu acıların tek sorumlusunun onun olduğunu söyle… gitsin… seni ve beni bıraksın gitsin...

biri
her şeyin sorumlusu kendisi biliyordu…
terk etmişti onu en çok seveni, sevdiğini… hem de kendisini seveni tehlikeye atarak…
ama olmuşa çare yoktu… düzelecekti her şey… gelecek onlarındı…
tam ışığı görmüş ona doğru koşarken bu sefer de önünde yükselen duvarlara çarpmıştı…
o duvar yaşama sebebini aşkını elinden alıp demir parmaklıklara mahkum ederken, geçmişinden kalan tek dostunun da hayatını tehdit ediyordu…
iyi şeylerin olması bir mucize gibiydi ve mucizesi onu bulmuştu… yeniden…
hiç ayrılmayacaklardı artık…
artık…
anlık değişiyordu her şey… duyguları da…
cennetten düşüyordu cehenneme… cehennemde hissederken cennette buluyordu kendini…
yüreği daralıyor içi acıyordu…
hepsi benim yüzümden… hepsi benim…
bu gelgitlerle geçiyordu tüm zaman… bazen ona bir ömür bazen bir saniye gelen gelgitlerdi bunlar.
bırakmayacağım seni güven bana hep yanında olacağım… derken aynen öyle hissediyordu.
benim yüzümden artık üzülmeyeceksin, iyileşecek açtığım tüm yaralar derken Emre’ye, ondan çok kendini ikna ettiğini bilerek tutuyordu ellerini…
yine de bu kadar çabuk olmasını istememişti gerçekle yüzleşmenin. Artık aklı devre dışı idi… ve kalbinin her yanı acıyarak ama bir tarafı diğerine galip gelmek istercesine sıkıştırmıştı işte…
çaresizdi…
şimdi ilaç olmalıydı…
kendi yaralarına merhem arayamazdı…
ışığını yine kaybedecekti…
daha yeni kapanmaya başlayan yaraların kabuklarını kaldıracağından korkarak…
ben biraz daha kalacağım sen beni bekleme… demek ne zor…
üzgün bir anlayışla ama sevdalı bakan o gözlere burada kalacağım demek ne zordu… ama söylenmişti çoktan… anla beni yalvarırım diye haykıran gözlerle söylenmişti…
burada emre ile kalacaktı bedeni ama aklı onla… yüreği onla… gözlerindeki ışık onla gidecekti… bilinmeyene.

biri
ne umutlarla yol almıştı, içinde ne süprizler taşıyordu o yürek…
buruk ve hüzünlü girdi hastane odasına…
emre’nin kendine geldiğini bilmiyordu yinede yüz yüze geldiklerinde iyi niyeti ile çözümleyecekti sorunları…
birbirlerinden hoşlanmasalar da bir ortak noktaları vardı… sıla’ya verdikleri değer…
hem törelerin yanlış anlaşılmasından dolayı kimsenin zarar görmesini istemiyordu…
emre’de bir an önce iyileşmeli idi…
sonrası iyilik güzellikti zaten, sevdiği ile el ele karşı koyamayacağı dert tasa yoktu…
bekliyordu söylenenleri ama sıla’nın onunla olacağını da biliyordu…
gerginliği uzatmanın yeri ve zamanı değildi…
sıla diye seslendi, üzgün olduğunu biliyorum ama gitsek iyi olacak der gibi bakıyordu…
ikilemi gördü o an sevdasının gözlerinde…
kabardı yüreği…
yani sılası bir seçim mi yapmaya çalışıyordu…
sılanın ağzından çıkan sözlerle kabaran yüreği mengenelerle sıkıştırıldı…
kuşkular birikti aklına, yüreğine düşsünler istemedi…
anlamıyorum diye baktı gözleri kızgınca…
ayakları altına düşerek kırılan gururunun buzdan sesi duyulsun istemedi… buzdan parçaları göstermeden çıktı odadan…

coffeesin
07-03-07, 17:30
BELKİ BİRGÜN… BUGÜN?

Kafası karmakarışık ilerliyordu Boran, ne yapmaya çalışıyorsun Sıla diye soruyordu sürekli aklıda yüreğide…

Abay arkasından seslendi…
Abay: dur keko, nereye böyle beni hastanede bırakıp, gelmiyor mu Sıla?
Boran’ın gözleri ile karşılaşınca birden duraksadı Abay, ne olmuştu yine…
Acı, gurur, aşk hepsini görmüştü orda…
Abay: Dur bakalım biraz konuşalım, ne oldu?
En çok ihtiyacı olan limana ulaşmıştı Boran yine. Aklıyla Abay’ın kuşkularından kurtulmak, kırılan gururunun gereksiz olduğuna ikna edilmek istiyordu. içinde ötelere attığı kıskançlık unutulduğu yerden yeni filizler vermeden kurutulmalı idi…
Olanları dinledikten sonra yüksek algılayışı ile Sıla’nın nasıl zor bir durumda kaldığını, içinde yaşadığı hüznü, pişmanlığı ve sorumluluğu anlatmaya çalıştı can dostuna… zaten ikna olmak uğraşı içinde dinliyordu boran onu… farkında idi… ama yine de kırılmasına kalbinin engel olamıyordu… yüreği acımıştı işte…
Boran: Sürpriz için bugün erkenmiş Abay, belki birgün yine… deneriz di mi? Sağol… deyip ayrıldı boran…
Yalnız kalıp düşünecekti… içinde bulunduğu karanlığı, Sıla’sının kendisini içinde hissettiği karanlığını… yeşermiş, tomurcuklar açmış ümitlerini soldurmak istemiyordu…

sana bu pembe bulutları göstermek istiyorum gecede.
ama görmüyorsun. gece olmuş – insan neyi görebilir ki?

artık senin gözlerinle görmekten öte bir seçeneğim yok, diyor,
demek ki yalnız değilim, yalnız değilsin. gerçekten de
bir şey yok sana gösterdiğim yerde.

sadece gecede bir araya gelmiş yıldızlar, yorgun,
bir kır eğlencesinden kamyonla dönen insanlar gibi,
hayal kırıklığına uğramış, aç, hiçbiri türkü söylemeyen,
terli avuçlarında ezik yaban çiçekleri.

ama ben direteceğim, diyor, görmekte ve sana göstermekte,
çünkü sen görmezsen, sanki ben de görmemiş olacağım –
hiç değilse senin gözlerinle görmekte direteceğim –
ve belki bir gün buluşacağız başka yönlerden gelip.

…..

acele ile hastaneden çıktı sıla… yine yarım bırakmıştı sevdiğini de, kendini de… ona koşmak istedi… umarım kırmadım canım, sana geliyorum… Abay’ı aradı, Boran’ın yerini ondan öğrenip yüz yüze konuşmak istemişti sevdiği ile…

telefonda Abay: Boranla ayrıldık Sıla, şimdi nerde bilmiyorum, sen iyi misin?
Sıla: iyiyim ben Abay. Boran’ı görmem gerek, konuşmalıyız…
Abay: Sıla, tuttuğunuz eve gelsene akşam 7 de ben de Boran’ı bulup getireyim, orda konuşun… olur mu?
Sıla: tamam abay, sağol.

Yine de içi sıkılıyordu Sıla’nın, ama bugünden sonra seni hiç bırakmayacağım boran, hiç ayrılmayacağız… diyerek kendini rahatlatmaya çalıştı…

….

Abay ise başka bir yerde yüzünde tebessümle işe koyulmuştu bile, Boran’ın planladığı ve kendisine aktardığı her şeyi Boran’dan habersiz o hazırlayacaktı…

…..

saat tam yedide evin önünde idi Sıla, Abay kendisine doğru yaklaştı.
Sıla: boran yok mu abay, yoksa bana kızgın da gelmedi mi?
Elinde tuttuğu en değerli şeyi düşürmüş de kırılmış gibi hissetmişti Sıla. Endişe ve korku ile sormuştu… bir süre daha onsuz kalmaya dayanamazdı…
Abay: Sakin ol Sıla, hiç olur mu, Boran’ın biraz işi var gelir birazdan ama önce sen belki hazırlanmak istersin dedi muzip bir şekilde…
Soru soran gözlerle bakan sıla’nın omzundan tutup eve doğru döndürürken
Abay: boran’ın sana bir süprizi var, içerde bak istersen…
Sıla gülümseyerek ayrılıp neredeyse koşar adımlar ile eve yöneldi…
Odaya çıkıp yatağın üzerine serilmiş olan gelinliği gördüğünde göz yaşlarını tutamamıştı…
Bütün sözcükler anlamsız kalmıştı duyguları için sadece yüreği borannn diye çarpıyordu heyecanlı…
Kendini toparlaması uzun zaman aldı, hayallere dalmıştı, daha önce aklına getirmediği düşler gerçek olacaktı sevdiği ile…
Hazırlanmaya başladı…
Sade mütevazı ama şık gelinlikle ayna karşısında salınıyordu… kuğu gibi zarif ve güzel derler ya işte ondan… saçındaki duvak değil ama beyaz çiçeklerle pelerinsiz bir peri gibiydi Sıla.
Bu işlemeli sadece beyaz bir bez parçasının kendisine yaşattığı tarif edilemez duygular içinde dışarıda olan biten telaş ve koşturmacadan habersiz odada Boran’ı beklemeye karar verdi…
Böyle görünce sevdiği ne yapacaktı… ya da o boran’ı görür görmez kendisine bakma fırsatı vermeden boynuna atlamamak için kendini nasıl tutacaktı… bilmiyordu.

Sıla’nın ailesi bedar ana, celil efendi, azad, narin, emir, abay’ın kuzenleri, gizem ve azad’ın son anda şirketten çağıralım dediği iki arkadaş kendilerini neyin beklediğinden habersiz, Boran ve Sıla’nın evlerine taşınmalarına dair düzenlenen küçük bir yemek kutlaması heves ve sevinci ile ev sahiplerini arayan gözlerle birbirleri ile sohbet ediyorlardı… küçük bir müzik gurubu da enstrümantal yavaş parçalar çalarak ortamdaki meraklı bekleme halini gidermeye çalışıyordu…

Aşağıdan gelen müzik sesine anlam verememişti Sıla, ne ile karşılacağını bilmediğinden de bu halde inmek istemiyordu… boran nerdesin diyordu sürekli kendi kendine… sabırsızlanmıştı…

Bu sırada ise Abay, Boran’ı belki Sıla’yı görürsün bak yakışıklı olman gerek en iyisi şu sürpriz için hazırladığın takımı giy sen, ısrarcı tavırları ile ikna etmiş, ve diğer evden almış getirmiştir. Kendisine hiç bir şey anlatmadan kolundan tutup çekiştiren çocuklar gibidir Abay, sen sadece güven bana diyordur… kimseyi görmeden kimseye görünmeden müzik eşliğinde üst kata çıkarmıştır boran’ı. Odanın önünde durup, can dostuna, bir sorun var mı gibi, son kez baktıktan sonra Abay, odayı göstererek,
Abay: aşağıda bekliyoruz sizi… Abay sizi ve bekliyoruz’un uz’unu vurgulu söylemiştir. Arkadaşının şaşkın bakışları altında aşağı inerken dönüp hadi 10 dakika vereyim size, diyerek tebessüm etmiştir birde…

….

Boran, biraz tereddütlü ama özlemle açtı yatak odasının kapısını… kapının açıldığını fark edip fırladı ayağa Sıla. İşte karşı karşıyaydılar şimdi… aşkla… göz gözeydiler…. tutkuyla …
Hep böyle kalalım istedi Boran… hep böyle baksın istedi Sıla… sanki büyüyü bozacağından korkarak ama heyecanla yavaş bir adım atıp sevdasına, elini uzattı Boran Sıla’ya…
Uzatılan eli tuttu Sıla, öyle derin öyle güzel bakıyordu ki gözleri… elleri ellerini gözleri yüreklerini ısıtıvermişti… yavaş bir adım da Sıla attı sevdasına doğru, dayanamadı ayrı durmaya başını gömüp göğsüne Boran’ın sarıldı… Sarıldılar…bitmişti her şey… kötü hiçbir şey kalmamıştı geriye… beraberlerdi ya artık, mutluydular ya… gerisi önemsizdi…

….

El ele indiler merdivenlerden, herkesi hayran bırakan bir asaletle… sevinci de hüznü de gözyaşları ile karşılayanlar bu mutlu tablo karşısında yine duramadılar… bunca acının üstüne doğan güneş ile hepsi ısındılar… gözlerdeki ve dudaklardaki tebessümlere eşlik edercesine sımsıcacık melodiler yükseliyordu… istemeyerek katıldıkları kendi düğünlerindeki ilk dansları Boran ve Sıla efsanesinin büyülü bir parçası reyhani değil ama yine göz göze, hem bu sefer el ele ve yürek yüreğe dans dans ediyorlardı boran ve sıla…
cihana, acıya, ihanete, aşirete ve törelere rağmen…

gitme sakın bir tanem hayatım benim
yitirir renklerini gözyüzü sensiz
tarlalar ıssızdır bahçeler çiçeksiz
sakın gitme

gitme sakın yelin gittiği yere
bütün kuşlar sensiz uçup gider
ve çılgındır bütün geceler
sakın gitme

gitme sakın suyun gittiği yere
hor görüp mutluluğunu bardakların
ve evrenini yemyeşil ağaçların
sakın gitme

gitme sakın o kan gibi öyle
tıpkı beni vuran ele sıçrayan
hem gücüm hem güçsüzlüğüm benim
sakın gitme

gitme sakın ateşin kaçtığı yere
yitirince saman gücünü biraz
küllenince gitsin diye alıp başını
sakın gitme

gime sakın bulutların içine
fırtınalar dostu canım kartalım benim
ölebilirim ölebilirim cesaretinle
sakın gitme

eva-zk
07-03-07, 17:51
boran duyduguna inanamaz sıla hiç evlenmedim demişti peki ya abay neden bahsediyo sılaya bakar : siz dün hiç evlenmediginizi sonra susar abaysa bir sılaya bir borana bakar sonrada boranın kucandaki bora'ya ve tekrar sılaya döner : kader bana...

sıla birden yerinden kalkar boranlara yaklaşıp : bora senin uyku vaktin geldi gel seni yatırayım

bora borana sarılır : yatmak istemiyorum
sıla : bora....
bora borana bakar sonra annesine : tamam anne... sonra borana bakar anne bei sen yatırma boran yatırsın

sılayla boran birbirine bakar abaysa sılayı takip etmektedir neden böyle davrandıgına bi anlam veremez ama sılanın açıklama yapmasını beklemektedir

sıla : bora... peki kader boran baye odayı gösterirmisin der boran kucagında boranla odaya dogru kaderin arkasından giderken bakar ve odaya girdikleri anda abaya döner

abay meraklı gözlerle sılaya bakar : sıla neler oluyo bu fuarda nerden çıktı
sılanın gözleri dolar abaya bakar : kendimi ona zorla hatırlatmak istemiyorum nolur anla beni
abay : peki ya kaderin söyledigi o eşinin öldügünü söyledi ama sen borana hiç evlenmedigini söylemişsin

sıla : ben hiç evlenmedim abay
abay : peki ya bora... sonra gülümser ben bunu nasıl farkedemedim bora boranın oğlu degilmi
sıla gözünde yaşlarla abaya bakar : bunu kimse bilmiyo abay sende bildigini unut
abay : bunu nasıl gizlersin sıla heö oğluna hem borana bunu yapamazsın
sıla : başka şansım yok abay benim için kolay oldugunumu sanıyorsun babasız bir çocukla hayata meydan okumak ayakta durmaya çalışmak hiç kolay degildi abay. bora hastalandıgında kaç gece uykusuz sabahladım ve onu o halde işe gittim biliyormusun yada çevredeki insanların söyledigi agıza alınmıycak sözler karşısında nasıl dimdik durabilidigimi anlayabilirmisin. bunlardan vaz geçtim benim herşeyimi verdigim aşkım için çocugunu herşeyi göze alarak aldıgım adamın beni hatırlamaması nasıl bir şey bilebilirmisin der ve artk dayanacak gücü kalmamıştır gözyaşları içinde baynyoya gider.

boransa borayı yatagına yatırmış ona masal anlatıp uyutmuştur ama odadan bir tüelü çıkamıyodur onun yanına uzanıp saçlarını okşamaya başlar ve kapını açılmasıyla bakakalır sıla elini yüzünü yıkadıktan sonra oğluna bakmak için odaya girdiginde boranı oğlunun yanına uzanmış saçlarını okşarken bulur ikiside göz göze gelirler o an sıla kendini toparlayıp

sıla : boran bey içeriye geçelim artık sizi bekliyoruz der

boran kalkar sıla önde boran arkada salona girerler

abay borana dogru egilip sessizce : boran nerdesin sen daha ne kadar bekliycez buraya neden geldigini unutmadın degilmi

boran abaya gülümser : unutmadım sonra sılaya bakar sıla hanım geliş nedenimizi biliyorsunuzdur

sıla : evet... sizi dinliyorum
boran : bu işleride pek beceremem ama allahın emri peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz

sıla kadere bakıp gülümser : kızımız uygun gördüyse bizim içinde uygundur

kader utanıp başını öne eger sonra abaya bakar : ablamlarda bizimle yaşıycaksa olur

abay gülümser sonra borana dönüp sarılır : boran evleniyorum... evleniyorum
sıla gülümseyerek : e hadi sofraya geçelim
herkez sofraya geçip yemek yemeye başlar ama boran her lokmada sılaya bakar gözlerini ondan alamaz sofradaki herkez bunu fark eder

abay : kader anlaşılan çifte dügün yapıcaz

herkez birbirine bakar kalır

Ö.z.g.ü.l.
07-03-07, 19:12
Ve benim Brezilya senaryomun devami :img-hyste . Gelecek hafta az ev ödevlerim ve Sali ve çarsamba okulum olmadi için hemen birsürü senaryo yazacam, çünkü artik dayanamiyorum hemen Kenanimi’da (Imirzalioglu) senaryoma sokmayi istiyorum.

Not1: Birde Abay’in böyle konustundan hemen altindan baska birseyler aramayin lütfen. Sadece dost olarak söylüyor, çünkü benim güzel kepçe kulaklim (:img-hyste ) can dostunun gelecekte üzülecegini çok iyi biliyor.

Not2: Bazi yorumcular ben Yezda'yi Leyla Basak hanim rolünü oynatim diye kizdilar bana. Eger siz daha iyi bir oyuncu bilerseniz, lütfen söyleyin onu oynatayim, herkes yine sevinsin:img-hyste

Beyaz ve Sen

13.
Sila: “Boran hani iki üç dakika içinde yine çalisacakti. Bak yarim saaten beri burdayiz.”
Boran: “Ne o Sila, benimle asansörde sikisi kaldin için pek te memnun degilsin” dedi gülümseyerek.
Sila: “Sey.. yani.. ben onu demek istemedim.. yani.. ben.. sey..” diyerek geveldi.

Boran basini Sila’ya dogru egerek Sila’yi dudaklarindan öptü...
Sıla’nin içindeki kelebekler çogalmaya basladilar, içinde hizli hizli uçmaya basladilar. Sila kendinden geçmis gözlerini kapatir.

Boran dudaklarini Silanin dudaklarindan aldiktan sonra Sila’ya bakti. Silanin gözleri kapaliydi. Sila gözlerini açtinda asansör yapilmis, asa iniyordu.
Kapi açildiktan sonra Sila Boran’a kizarak “Sen ne yaptini zanediyorsun ha? Ne hakla beni öpe bilirsin?!” diyerek Boran’a bir tokat atti ve ordan hemen kosarak ayrildi.

Boran neye ugradini sasirarak elini, Silanin vurdu yanagina koydu. Boran ordaki bütün görevlileri umursamayip Sılanin arkasindan kostu.
Sila arabasinin önünde çatasini karistirarak anahtarlarini arar.
Sila: “Allah kahretsin, nerde bu anahtarlar simdi” dedi sinirlice.

Boran Sila’yi gördünde hemen yanina gitti. Sila anahtarlarini bulmus kapisini açmaya çalisiyordu.
Boran: “Sila, dur, bekle Sıla!” diyerek Sila’nin kolunu tuttu.
Sila Boran’a bir kötü bakis atarak arabasina binmek istedi ama Boran izin vermedi.

Boran: “Sıla.. sey.. ben.. ben demin için özür dilerim.. ben seni öyle gördümde biran ne yaptimi unutum”
Sila: “Sen benim korkumu istifade ederek öptün, nasil yapabilirsin bunu? Sen beni o ucuz kadinlardan mi sandin” diyerek bir hisimla arabasina biner ve oradan uzaklasir.

Sila arabanin içinde sinirlenmis “Nasil öpe bilir beni ya? Kendini ne zanediyor bu adam? Kendini bilmis, ukala bir herif ne olacak” diyerek daha hizli sürmeye basladi, hemen eve gitmek istiyordu. Ama içinden, kendine itraf etmesede, o küçük öpücük onu çok etkilemisti. Sila o öpücügü düsünürken yanaklari kipkirmizi oldu. Simdiye kadar hiç kimse onu böyle heyecanlatmamisti, Ege bile..
”Kahretsin Ege, hersey senin yüzünden, hersey” dedi öfkeli içinden.

Belki.. belki Ege Sila’ya o kötü oyunu oynamasaydi Sila böyle davranmasdi Boran’a. Belki Sila’da Boran’i .... “Allahim ben neler düsünüyorum böyle? Of abi sende balayina çikacak zamani buldun, sana simdi ne kadar çok ihtiyicam var bir bilsen.” dedi Sıla içinden.

Sila eve vardinda, odasina gidip hemen Genco hoteldeki görevlilere giysiler tasarmak için çizmeye basladi. Bu çizimleri yapmak Sila’nin bütün gününü aldi. Sila çizmek ile aldi zevki bugün alamiyor. Daha bu sabah yasadi olaylar onu bir yandan çok kizdiriyor, bir yandanda çok sevindiriyor.
Sila’nin daha güzel çizimleri olmustu, ama içinden güzel giysiler çizme gelmedi. Bu Silanin en güzel çizimlerinden olmasa bile çizdikleri güzeldi.

Abay o gün sinirlice Boran’in konagina gider. Kapidaki adamlara Boran’i çarmasini emreder. Adamlardan biri Abay’a garip bir bakis atiktan sonra Boran’i çarar. Boran sasirmis disari çikar.
Boran: “Abay neden içeri girmiyorsun? Ne o, ters birsey mi oldu yoksa?”
Abay Boran’a kizgin bakarak onu takip etmesini söyler

Abay uygun biryerde durar ve Boran’a konusamayi balsar.
Abay: “Boran ben sana o kizdan uzak duracaksin demedim mi? Intikam hiç birseye degmez demedim mi? Sen neden beni bir kerecikte dinlemiyorsun? Sila hanima bunlari yapmana izin vermiyorum!”
Boran sasirmis Abay’a bakir. “Abay sen ne diyorsun böyle?” sordu Boran.
Abay kizgin: “Otel görevliler aralarinda konusurken sen Sila hanimi öptünü duydum. Bunu o kiza neden yapiyorsun? Intikamini alacaksan git Yezdadan al, o kizi bu ise sokma. O kizin kalbini kiracaksin. Degmez Boran, degmez. Hem o kizin hemde kendi canini yakacaksin!” diyerek oradan ayrilir.

Boran Abay’in gitikten sonra konaga geri dönerken içinden “Belkide Abay dogru söylüyor, intikam alarak o kizin’da canini yakacam onun hiç bir suçu olmadan.” ddedi.

cahilperiydim
07-03-07, 19:38
30------------------------------

başakların arasında gezerken gözlerinden akan yaşları sanki özür dilemek için sunuyordu ablasına…kezban kaç kez yalvarmıştı babasına ben ayrılacam..ne olur bana sahip çıkın diye.. ama çok geçti artık.. kimsenin kezbana sahip çıkmasına gerek kalmamıştı..küçük kardeşi babasının eline tutuşturduğu o soğuk silahı ile kaybolmuş gibiydi... etrafına baktı, ay ışığı altındaydı görebildiği her yer.. bir daha dönüşü olmayan yolun devamını getirmek için kafasını yukarı çevirdi.. bir yıldız kayıyordu gökyüzünde iz bırakarak.. bir dilek tuttu içinden tüm kalbiyle.. sonra kezbanın küçük kardeşi seyid de kapattı gözlerini bu acımasız dünyaya..önce eline hiç yakışmayan silah düştü, sonrada kendisi… yere düşerken dileğinin gerçekleştiğini hissetti.. ablası karşısındaydı.. hadi gel diyordu.. hadi..gidelim..bizi üzmeyecekleri yerler de var merak etme..

Sıla kezbanın olduğu odaya yaklaştı yavaşça içeri girip kezbanı görmek istiyor ama cesaret de edemiyordu.. yaşananlar farklı olsa da yaşanılanlar sılaya annesini hatırlattı bir anlamda.. insanlar ne kadar da gözü kör olabiliyordu.. yanlış olduğunu bile bile nasıl kıyıyorlardı canlara..

ali’de kezbanın hala yaşadığını anlayınca yerden ,yanından kalkıp evdekilere onu hastaneye yetiştireceğini söylemişti. Ama kimse ona izin vermedi ona.. sıla eyüp ile beraberken ali de kezbanın biraz daha dayanmasını umut ediyordu başında beklerken.. kimse izin vermese de ali kezbanı hastaneye götürecekti..kendi konaklarını aradı ve hemen bir araba ile acilen onu almaya gelmelerini söyledi.. son kez yine kezbanın nabzına baktı.. artık hissedemiyordu.. çok da kan kaybetmeye başlamıştı.. çok çaresiz hissediyordu kendini ali..

Ali kezbanın yanından kalktı ve başında dikilen anasını alıp dışarı çıkardı.. kadın hala olanları anlayamamıştı.. sonra kapıda duran sılayı fark etti.. Ali sılanın içeri girmesini istemiyordu…
Sıla– yaşıyormuş değil mi dedi..
Ali – sıla az önce evet ama hissedemiyorum nabzını dedi..
Sıla – görmek istiyorum..içeri girebilir miyim
Ali sılanın kızarmış olan gözlerine baktı.. hayır anlamında başını salladı.. sılanın o manzara karşısında dayanamayacağını çok iyi biliyordu..

Sıla – görmek istiyorum dedi.. sonra ali sılanın önünden mecburen çekildi.. sıla gördüğü manzara karşısında ne diyeceğini bilemedi.. vahşet bu dedi.. ali’ ye bakarak.. vahşet..kelimeler ne kadar anlamzıdı..

Sonra daha fazla dayanamadı ve kendini dışarı attı, kapıya ali’de sılanın peşinden gitti.. arabanın gelip gelmediğine bakacaktı..fazla zamanları yoktu..

Sıla eyüp ün yanına gidemiyordu.. o çocuk annesini öylemi gördü dedi.. aman yarabbim.. aman yarabbim.. ben nasıl giderim eyüp ün yanına diyordu.. bir taraftan ağlıyor bir taraftan da durup eyüp ü düşünüyordu..

Ali sılanın kezbanın babasının eviyle karşı komşunun evi arasında kalan yolda bir o tarafa bir öbür tarafa gidip gelişini izledi bir süre.. sıla sonra ali’yi fark etti ve alinin yanına gidip karşısında durdu..
Sıla- nasıl olur bu. Nasıl.. dedi..

Ali sıla için üzülmüştü.. keşke engel olsaydım.. diye kendine kızdı..
Ali – sıla ne olur üzülme.. araba gelsin onu hastaneye yetiştireceğiz.. aslında hastaneye yetiştiremeyeceklerini biliyordu ama sılanın daha çok üzülmesini de istemiyordu..

Sıla ali’nin yanına daha da yaklaştı..karşılıklı duruyorlardı.. sıla kafasını kaldırıp ali’ye baktı tekrar..
Sıla- bu gördüklerim .. çok acı, sen bunlara nasıl dayanıyorsun diye sordu..artık konuşamıyordu.. ayakta duracak gücü de kalmamıştı..

Ali sılanın dökülen gözyaşlarını silmek istedi önce.. sonra vazgeçti ve sılaya sarıldı.. sıla da ali’ye .. ama sadece o anlık ali’den bir destek görmek için.. artık dayanamayacaktı yoksa..

Onlar birbirine sarılmış haldeyken boran yanlarından arabayla geçiyordu.. ali’nin sılaya bakışını kıskanan boran sılayı ali’nin kollarında görünce çıldırmıştı…. hiç beklemediği bir anda görmüştü sılayı başka kollarda.. abaylardan çıkıp arabaya binerken sılaya özlemi vardı ama şimdi kızgınlığığı ve kıskançlığıda eklenmişti..

Konakta da rahat edemeyeceğini anlayan boran sılaların yanına gitmeye karar verdi ve yola çıktı.. bir açıklaması olmalıydı gördüklerinin.. çok geçmeden boran kezbanların evinin önüne gelmişti.. sıla ile ali kezbanı alıp konaktan gelen bekledikleri arabayla hastaneye götürmek istiyorlardı ama ailesi izin vermiyordu kezbanın.. ali arabayı kapıda bekletiyordu bir ümit..

Boran arabadan inip sılaların yanına geldi.. sıla oradaki insanlara bağırıyordu..
Sıla – nasıl insanlarsınız siz böyle.. utanmıyorsunuz hiç.. bu yaptığınız hiç doğru değil anlasanıza diyordu.. ali boranın kendilerine doğru geldiğini gördü.. boranı tanıyordu, ama pek bir samimiyetleri yoktu..boranı orada görmekten dolayı şaşkındı ama belki yardımı olur dedi..

Boran ali’den neler olduğunu öğrendi.. sıla boranla alinin kenarda konuştuklarını görünce gözlerine inanamadı..hemen onların yanına gitti. Boran ali’nin kezban için acele etmeliyiz sözünü hatırladı..

Sıla borana sarılmamak için kendini zor tutuyordu .. sıcaklığına o kadar ihtiyacım var ki dedi.. olduğu ortamda boran olduğu zamanlar sıla kendini daha güçlü hissediyordu..Boranda sıladan farksızdı o da sılasını kollarıyla sarmak istiyordu ama orada olmazdı… sılaya yaklaştı.. birbirlerine dokunmasalar da artık hissedebiliyorlardı..kalpleri aynı anda atıyordu artık.

Sıla- boran..izin vermiyorlar.. ne olur onu hastaneye yetiştirelim .. ne olur diye yalvarıyordu..
Sıla o alınan kararda boranın etkisi olduğunu onun ağa olduğunu düşünmek istemiyordu .. sadece bir an önce hastaneye götürmelerini istiyordu kezbanı..

Boran sılanın elini tuttu cesaret almak ister gibi.. sonra evin içine girdi.. gördükleri karşısında ne düşüneceğini şaşırdı.. meraklı bakışlar altında yerden kezbanı kucağına aldı ve çıkardı .. sonra arabasının arkasına oturmuş olan sılanın kucağına kezbanı bıraktılar ..

insanlar ağalarına karşı çıkamazlardı.. boran onların gözlerinde ağalarıydı.. ve dediği kelimenin üzerine kelime söyleyecek kimseyi göremiyorlardı.. o zihniyette yaşayan insanların dünyasıydı.. törelerini kaybedince kendilerini de kaybetmiş sayan zihniyetin..

Boran istememişti sılayı yanlarında ama sıla tüm inatçılığıyla gitmek istemişti hastaneye kadar... ön tarafa boranın yanına ali oturdu ve hep beraber hastaneye doğru yol almaya başladılar.. arabada sessizlik hakimdi..

Sıla camdan kendilerine bakan eyüp ü gördü.. kendisini de suçlu hissediyordu eyüp e bakarken.. o olanların farkındaydı.. peki diğer kardeşleri..hatırlayacaklar mıydı annelerini..

İlerleyen zamanda nasıl olacak biliyor musunuz.. babaları evlenecek, kezbanın hayatını kararttıkları yetmeyecek ve masum başka bir insanı kendilerine kurban seçecekler.. sonra çocuklar zamanla olanlara alışacak.. yada öyle görünecekler.. küçük kardeşleri annelerinin ismi geçtikçe konuşmalarda dikkat kesilecekler duydukları olaylara.. ama anneleri için iyi konuşulmayacağı için onlara doğruyu eyüp anlatacak hatırladığı kadarıyla.. annelerini rüyalarında görmek için dua edecekler.. en içten dileklerini bunun için tutacaklar.. üvey anneleri iyi çıkarsa biraz şanslı olacaklar.. ama baba tarafından baştan şanssız olarak kalacaklar sonuna kadar…

Hep annelerini gözlerinde yüceleştirecekler.. hafızalarını sonuna kadar zorlayacaklar ama hatırlayamayacak kadar küçük olanlarda kendilerinden büyüklerinden yardım alacaklar.. annemiz nasıldı, beni sever miydi.. yada bu gül kokusu yabancı değil..yoksa abi annemiz böyle mi kokuyordu diye soracaklar….
en büyük acı da herkes payını alacak ama kimse için bu olay son olmayacak..

sıla yolda giderken kezbanın yüzüne gelen saçlarını çekti.. ellerine dokundu.. soğumaya başlamıştı.. yüzüne de yayılan soğukluk sılayı korkuttu..

sıla – boran ne olur daha çabuk ol diyordu.. olanlar karşısında ali ne düşüneceğini şaşırmıştı.. boranın bu yaptığından dolayı tepki göreceğini biliyordu ama.. sılanın borana bakışları.. boranın sılaya.. ne anlamı vardı dedi.. kafası olması gerekenden fazla karışıktı..

Mehmet amcasını düşünüyordu.. sadece kendisine aliş diye o sesleniyordu .mahmut amcası şehit olmadan aliş diyen sadece oydu ama şimdi sadece Mehmet amca kalmıştı.... hamdi amca nasıl büyütmüştü ali’yi kendisi gibi cesur..mert.. sözünün eri.... ailesini ali’ye emanet edecekti..hamdi amca ismini taşıyacak ali'yi görüyor , ali bir de evlense o zaman gözüm arkada kalmaz diyordu.. hamdi amca ali’nin annesi doğumda ölünce babasından onu almış ve büyütmüştü.. çünkü babası ali’ye bakamazdı.. ve kendiside artık karısı ölüp oğlunuda hamdi amcalara verdikten sonra Suriye ye gitti ve orada kendine bir hayat kurdu..torununu kendi çocuğu gibi sevdi hamdi amca.. ali her şeyi biliyor, babasıyla görüşüyordu.. kardeşleri de vardı 3 tane ama.. aynı evde büyüdüğü amcasının çocuklarını daha çok kardeş gibi hissediyordu..

Mehmet beyin cihanın nakliye tırlarına gizlediği uyuşturucunun peşinde olduğunu biliyordu..tırların bir kaçıda kayıptı..
Acaba ne yapmışlardı.. şimdi bir de sılayı düşünüyordu.. arabada giderken arkasını dönüp sılaya baktı.
Sıla – ali öldü değil mi dedi..
Ali – bilmiyorum sıla..

Sıla kezbanın karnını görünce o anda çok kötü oldu.. kezban öldü belki ama içinde yaşayan bebeği canlı olabilirdi.. o anda sıla dayanamadı..
Sıla – boran arabayı durdur..boran ne olur..
Boran hemen arabayı kenara çekti.. sıla kezbanın başını onu incitmeden dizlerinden alıp arabanın koltuğunun üzerine bıraktı ve arabadan indi.. sılanın peşinden hemen boranda arabadan indi peşinden gitti..
Ali de gitmek istemiş ama yapamamıştı..

Sıla arabadan uzaklaştı ve dizleri üzerine yere oturdu.. boranın geldiğini görünce gelme dedi sadece ..
Boran sılayı birkaç dakika bekledi.. sıla biraz soluklandı.. az önce kendisini boğulacak gibi hissediyordu.. bu kadarı fazla diye düşünüyordu.. sonra borana bir şey demeden kendisine merakla bakan bakışları altında arabaya bindi ve yola devam ettiler.. çok geçmeden hastaneye gelmişlerdi.. herkes bir koşturmaca ile kezbanı acile aldılar..

Kezban hayata tutunmak istemiyordu artık..yanlarına gelen doktor çok kan kaybetmiş olduğunu söyledi önce.. sonrada öldüğünü..

Sıla sandalyeye çökmüş halde oturru, kezbanın haberini bekliyordu.. ali sılayı alıp götürmek istiyordu bir an önce, çok kötü bir akşam geçirmişti . boran sılanın yanında oturan ali’yi görünce yanlarına gitti.. sıla o akşam o konakta kalacaktı biliyordu ama.. kalma diyemezdi.

Ali borana ne diyecekti şimdi..yardım ettiğin için saol mu.. yoksa bu kadının ölümünden sen sorumlu musun.. hayat yine çelişkili durumlarını yaratmıştı.. çıkmak ise o kadar zordu ki bu durumdan..

sıla duymaktan korktuğu kezbanın son durumunu öğrendi..
sıla-bebeği dedi.. boranın gözlerine merakla bakarak..
boran - bebeği küçük olduğu için alamamışlardı doktorlar...
kezbanı hastaneden kimse almaya gelmedi ve gelmeyecekti de.. boran adamlarına ilgilenmelerini söylemiş ve kezban daha sonra hastaneden alınıp gömülmüştü..

sıla ali’lerin konağına gittiğinde çok yorgundu.. elbisesi kan içindeydi.. ali yanlarına gelen merve’den hemen sılaya giymesi için bir şeyler vermesini söyledi.. merve de sıla gibi güzel bir kızdı ve sılaya en sevdiği ama hiç giymediği pembe elbisesini verdi..

sıla çok dolmuştu ve ağlamamak için kendisini zorluyordu.. merve ona odasını gösterdi .. sılalar gelmeden konaktakilerin haberi olduğu için odası hazırlanmıştı.. banyoya geçip duşunu aldı.. suyla beraber gözyaşlarını da karıştırıp akıttı.. ali'de odasında duşunu alıp üzerini değiştirdi..

sılanın ne yaptığını merak ediyordu.. hastaneden çıkarken sıla hiç boranla konuşmamıştı.. aralarında ne var acaba dedi.. sonra Mehmet beyin telefonuyla kendine geldi..
Mehmet bey- hayırlı akşamlar aliş
Ali – saol Mehmet amca.. geliyor musunuz??

Mehmet bey – yok ..aliş gelemiyoruz.. hamdi amcayı ben rehin aldım yanımda ama.. şu an midyatta değiliz zaten.. şu benim kayıp tırlar var ya.. onları bulacağız ..sonra bir süre sustu..Biz bu işin içinden nasıl çıkacağız bakalım..deyip.. sonra sılayı sordu.. olanları bilmediğinden sıla için endişelenmiyordu.. sılayı en son abaylarda bırakmıştı ve alide oradan alacaktı o kadar basitti.. ama planlamadıkları o kadar olay gerçekleşmişti ki..

hayatlarımızın planlara göre ilerlemediğini gösterdi yine.. olan olaylar o kadar can acıtıydı ki.. duyarlı olunsaydı.. insanlar yok etmeye bu kadar niye açtı.. asıl güzelliğin korumakla.. sevgi vermekle olduğunun neden farkına varamıyorları ki..

Ali – iyi Mehmet amca.. odasında olmalı dedi..
Mehmet bey – kızım sana emanet .. bana bir şey olursa sıla konusunda sadece güveneceğim kişi sensin dedi..

Ali Mehmet beyin ne demek istediğini anlayamadı.. konuyu da fazla uzatmadan kapattılar.. sıla birkaç gün onların konağında misafir olacaktı..

Sağım yalan
Saçlarıma rüzgar değdi
Elin gibi elin gibi
Ben o rüzgarı tanırım
Gül kokulu tenin gibi
Sağım yalan solum yalan
Giden yalan dönen yalan
Döndüm baktım dünya yalan
Senin gibi senin gibi

Geldin öldüm güldün öldüm
Elattın uykumu böldün
Ben bülbüldüm sen de güldün
Bakma bana bir el gibi

Bu yol gidip dönülmezmiş
Bu iz tarif edilmezmiş
Varmı yokmu bilinmezmiş
Sezilmezmiş sezilmezmiş
Benim gibi benim gibi

Söz : Zülfü Beyhan
Müzik : Zülfü Beyhan

ÇİĞDEM_MEHMET
07-03-07, 21:11
Yaralı bir aşkın öyküsü-5-

Boranın seçtiği restoran mardin tarihine göre dekore edilmişti. Restoran terasla birlikte üç katlıydı. Boran bu akşam yemeği için terası seçmişti.
Sıla yerdeki işlemeli minderleri, kilimleri ve yer sofrasında ki yöresel yemekleri görünce dondu kaldı. Bu mekan çok hoşuna gitmişti.
S: boran burası çok güzelmiş.
B:beğendiğine sevindim.
S: beğenmek ne kelime bayıldım.
B: hadi oturalım o zaman dedi
Bu konuşma üzerine sılayla narin gözgöze geldiler. Narinin gözleri hadi bakalım başlıyoruz der gibiydi.
Narin yerine oturdu. Beyaz bir kumaş pantolon giymişti. Bu yüzden hiç zorlanmamıştı. Ama sıla şimdiden nasıl oturacağını ve bu geceyi nasıl sonlandıracağını düşünüyordu. Boranda yerine oturdu. Şimdi ikiside sılaya bakıyordu. Boran anlamıştı sılanın neden oturamadığını. Yerinden kalktı ve ceketini çıkarttı.
B: sanırım bununla daha rahat edersin dedi ve gülümsedi.
S: teşekür ederim dedi ve ceketi aldı. Boran tekrar yerine oturdu.sılada oturdu yerine. Bacaklarına boranın ceketini örttü. Ceketi eline aldığı andan itibaren boranın parfümünün kokusunu duyuyordu. Başını döndürmüştü o koku. O sırada siparişleri almak için bir garson geldi yanlarına . hepsi siparişlerini verdi. Sıra içeceklere gelmişti.
G: ne içersiniz ağam?
B: ben rakı alacağım.
N:ben kırmızı şarap içmek istiyorum.
S: evet bende. Duymuştum buraların şaraplarının ününü.
B: aaaa olmaz kızlar çarpar ikinizide buranın şarapları. Sonra nasıl toparlarım ben sizi?
N: abi ya oyun bozanlık yapma.
B: narin hatırlamıyor musun geçen sefer nasıl çarpıldığını?
N: Abi o zaman çok içmiştim. Bu sefer çok içmem. Hem sıla gelmiş buralara kadar. Şarabımızı içmeden mi geri dönecek?
S: evet ya çok merak ediyorum şaraplarınızı. Hem biz narinle alışığız.
B: nasıl alışıksınız?
N: istanbulda canımızı sıkılınca içerdik, hemde seni çekiştirirdik dedi sılaya bakarak.
Sıla hemen toparlamaya çalıştı.
N: yani narin anlatır ben dinlerdim.
B: hııı öyle mi dedi ve garsona döndü.
B: bana rakı bayanlarada kırmızı şarap getir.
G: emrin olur ağam dedi ve oradan ayrıldı.
N: abim senlede hiç baş başa kalıp konuşamadık. Ben yokken neler oldu bakalım mardinde?
B: her şey bıraktığın gibi narin. Töre cinayetleri, kan davaları, aşiret kavgaları…
Önüne geçmeye çalışıyorum işte.
N: onları biliyorum abim sen kendinden bahset.
Sıla ise narinin bu sorusundan sonra borana bakar cevabı çok merak ediyordur çünkü.
Narin boranın konuşmadığını görünce devam eder.
N: yezdayla neden bitti ki abi. Hiç konuşmadık, aradın ve nişanı attım dedin o kadar. Nedeninin merak ediyorum abi anlat.
B: biliyorsun narin. Yezdayı hiç sevmedim. Babamın hatırı için nişanlandım. Ama alışamadım bu duruma. Düşünsene hiç sevmediğin biriyle bir ömür. O yüzden babamla ve yezdayla konuştum bu iş uzamadan bitti. Gerçi yezda çok üzüldü.
N: bilmezmiyim küçüklüğünden beri aşıktı sana.
Bu sırada sılanın içinden bir kıskançlık dalgası aktı geçti.
Boran narini duymamış gibi devam etti.
B: gerçi aşiret kararıma karşı çıktı. Ama babam en başından beri ben zorladım onu bu işe değince aşiretinde sesi kesildi.
N: hayırlısı abim. Zaten sen hiç yezdayı benden ayrı görmedin. Kardeşin gibi görürdün onu da. Ama en iyisini yaptın abi. Şimdi sana daha çok hak veriyorum.
Tüm bu konuşmaları sessizce dinlemişti sıla. Şimdi daha çok merak ediyordu yezdayı. Nasıl bir kızdı acaba? Güzelmiydi? Sıla bunları düşünürken narin devam etti.
N: ama abim yinede yaşın geçiyor. Ben artık bir yengemin olmasını istiyorum.
Narin “ yengemin olmasını istiyorum” sözünü öyle iğneleyici şekilde söylemişti ki sıla narinin üniversitedeyken “ sen benim yengem olsan ne güzel olur” sözünü hatırladı birden.
Bu sırada narinde sılaya bakıyordu. Onunda o sözü hatırladığı belliydi.
B: oda olur inşallah narin dedi sılaya bakarak.
Akşam yemeği çok güzel geçiyordu ama zaman geçtikçe narin sarhoş oluyordu. Sıla temkinli davranmış ve çok az içmişti. Bu yüzden o sarhoş olmadı.
Boranla sıla narinin sarhoş haline bakıp bakıp gülüyorlardı. Ama narin iyice zıvanadan çıkmıştı.
B: sıla baksana narin yine sarhoş oldu. Hadi kalkalım artık.
S: evet kalksak iyi olur dedi. Boran çoktan ayağa kalkmıştı. Sılada tam kalkacaktı ki boran elini uzattı. Sıla boranın elini tuttu ve ayağa kalktı.
S: teşekür ederim dedi ve ceketi borana uzattı.
B: önemli değil hadi narini toparlayalım.
Boran gitti narini kaldırdı. Belinden tuttu ve yürümeye başladılar.
Boranla sıla merdivenlerden inerken sürekli gözgöze geliyordu. ama ikiside yakalanmışcasına hemen kafasını eğiyordu.bu sırada narin kendi kendine konuşur gibi;
N: bak bak hala saklamaya çalışıyorlar.
B: duyamadım narin ne dedin?
N: sizi diyorum sizi. Dedi parmaklarıyla sıla ve boranı işaret ederek.
N: anladık seviyorsunuz birbirinizi saklamayın artık dedi ve elini dudaklarına götürdü.
N: şşşşşştttttt. Korkmayın benden sır çıkmaz. Söylemem kimseye dedi ve kendi kendine gülmeye başladı.
S: narin saçmalıyorsun dedi ve borana döndü.
S: sarhoş işte. Baksana saçmaladı iyice. En başından izin vermemeliydik.
B: evet ya kesinlikle içirmemeliydik. Baksana neler saçmalıyor. Boşverelim biz onu.
N: kandırın bakalım kendinizi. Ama ben biliyorum seviyosunuz…. Seviyosunuz dedi yine parmağını sallayarak.
Bu söz üzerine ikiside hiçbirşey demeden birbirine baktı.
Ama ikiside içinden demek benden etkilenmemiş, en azından birazcık hoşlansa bu kadar inkar etmezdi narinin dediklerini. Madem bana karşı bişey hissetmiyor. Benimde duygularımı belli etmemem gerek diye geçiriyordu.
Yol boyunca hiç konuşmadan eve geldiler. Narini odasına çıkardılar ve beraber odalarının kapısına kadar geldiler. Hala konuşmuyorlardı.
S: yemek için teşekürler. Çok güzeldi.
B: önemli değil benim içinde değişiklik oldu.
S: iyi geceler.
B: sanada iyi geceler dedi ama seslerinde bir soğukluk vardı. İkiside aynı anda odalarına girdi.

tubaaa
07-03-07, 23:27
Boran sılanın uyandığını duyunca çok sevindi. Hala hastanenin kapısında bekliyordu. Ayıldığını öğrenince ne yapacağını bilemedi. Yanına gitmeliydi. Ama ne konuşacaktı sılayla. Kendisiyle savaşa girdi. Girmeliyim, girmicem ikisi arasında gidip geliyordu. En sonunda kararını verdi. Girmeliydi sılanın yanına daha fazla üzmemeliydi sılayı.

Odanın kapısından girdi baktı sılaya uyanıktı gerçekten. Günlerdir bekliyodu gözlerini açmasını. Celil ağa biz çıkalım dedi ve çıktılar sılayla yalnız kalmışlardı. Ne diyeceğini bilmiyordu. Sılada hiç konuşmuyordu suratınada bakmıyodu boranın. Kafasını çevirmişti borana.
Boran yanaştı sılaya. şimdi kendi düşünceleri değil sıla önemliydi sılayı mutlu etmeli artık onu hiç üzmemeliydi.kendi duygularını ikinci plana itti. Daha doğrusu duygularını ön plana çıkartıp aklını mantığını ikinci plana itiyordu.

Boran: sıla yüzüme bakarmısın.
Sıladan ses çıkmadı. Sessizce ağlamaya başladı. Boran onun ağladığını anlayınca içi dahada çok parçalandı.
Boran: sıla bana bak.
Dedi ve yüzünü eliyle tutup kendine çevirdi.
Sıla: boran çık buradan
Boran: sıla bu sefer senin dediklerini yapmıcam sıla. Sen bi iyileş o zaman seni hiç dinlemicem sıla bebeğimizde senin gibi inatçı olursa yandık valla.
Sıla: yaşıyomu bebek
Boran: tabiiki yaşıyo bebeğimiz. Annesi gibi sağlıklı oda
Sıla: boran sana bişey söylemem lazım
Boran: sus sıla konuşma.
Sıla: dinlemn lazım beni
Boran: sus dedim sıla
Sıla: boran saçmalama dinle beni bebeğide benide öldürmen lazım.
Boran: sıla sus dedim ben her şeyi biliyorum. Sanada bebeğimizede bişey olmucak sen tam iyileş evimize geri dönücez seni yanımdan hiç ayırmıcam artık her yaşadığım sürece hep yanımda olucaksın. Sakın ağzından bişey kaçırma sende sadece sen ve ben biliyoruz. Bide o şerefsiz ama o artık konuşabilecek durumda değil zaten. Bi dahada aramızda bu konu konuşulmucak sıla sakın şimdi sus. Sadece sevgimizi düşün bebeğimizi düşün ve iyileşmek için elinden gelen her şeyi yap.

Sıla sustu artık inatlaşmıcaktı boranla. Boranı şimdi dahada çok seviyordu ama nasıl olucaktı beni böyle nasıl kabul edecekti.

3 gün daha kaldılar hastanede. Boran sadece akşamları geliyordu sılanın yanına çokda duramıyordu sılanın yanında. Hep bir bahaneyle ayrılıyordu hastaneden. Geceleri sıla uyuduktan sonra gelip yüzünü izliyordu sıla uyanmadanda gidiyordu. Ağır geliyodu sılayla konuşmak hep yaşanmış şeyler aklına geliyordu. Ama uyurken onu izlemesi boranın içini rahatlatıyordu. Uyanık olduğunda ağzından bişeyler çıkarda dayanamam diye korkuyordu. Kendini tutamayıp sılayı kırmaktan çok korkuyordu.

Hastaneden sılayı almaya geldi. Bindiler arabaya ve konağın yolunu tuttular ne olacaktı şimdi. Firuz ağa onu kabul etmicekti bir sürü sorun çıkacaktı. Boranda suratına bakamıyodu zaten farkındaydı bunun. Napıcaktı şimdi hiç bilmiyordu. Ama boranın yanında kalmak istiyordu. Boran onun için her şeye katlanıcaksa bende firuz ağaya karşı, hayata karşı savaşcam dedi.

Konaktan içeriye girdiler. Kızlar Kevser hanım herkes çok sıcak karşıladılar, birbirlerini çok özlemişlerdi. Bi firuz ağa soğuktu sılaya karşı. Belikli boran herkese sılanın tekrar eve döneceğini söylemişti. Boran sılayı odalarına bıraktı ve işe gidiyorum deyip çıktı evden. Sılada kızlarla hasret giderdi. Konuştular gülüştüler. Sıla onları ne kadar çok özlediğini şimdi anlıyordu. Kevser hanım bütün gün boyunca sılanın ağzına bişeyler tıkmakla uğraştı. Kızlar sürekli bişey istiyomusun, üzerini örtelimmi ,arkana yastık getirelimmi, soruları ardı ardına sıralıyolardı.

Akşam oldu herkes odalarına dağılmıştı. Sılada odada yatıyordu. Ama uyuyamadı boran hala yoktu ortalarda. Sıla çok üzüldü buna bir daha odaya gelmicek, bana bi daha dokunmucak diye düşünüyordu. O sırada boran odaya girdi. Sılayla göz göze geldiler. Belikli boran sılanın uyuduğunu düşündüğü için odaya girmişti sılayı uyanık görünce suratı asıldı. Sıla bunu fark etti ve hemen yorganı suratına çekti. Ve için için ağlamaya başladı. Boran yanaştı sılaya.üzerindeki yorganı kaldırmaya çalıştı.

Sıla: boran git bu odadan
Boran: çocukluk yapma sıla aç hadi şu yorganı
Sıla: benim yüzüme bakamadığının farkındayım boran git buradan
Boran: saçmalama sıla böyle bişey yok
Sıla: boran yalan söyleme benden kaçmaya çalıştığını gözlerime bakamadığını anlamadığımımı sanıyosun.

Boran yorganı kaldırdı sılanın başından ve sılanın gözlerinin içine baktı.

boran: seni üzmek istemiyorum sıla. Yanlış anlama nolur. Biraz zaman ver bana sıla biliyorum bana en çok ihtiyacın olduğu zamanda senden bunu istemem haksızlık ama biraz zaman istiyorum.
Sıla: boran beni buraya getirdiğine pişman mısın?
Boran: saçmalama sıla ben hala sana deli gibi aşığım ve seni asla yanımdan ayırmıcam. Sadece bu olanları hazmetmeye çalışıyorum.
Sıla: boran

dedi ve borana sarıldı. Ama boran karşılık vermedi veremedi.
Sıla geri çekildi. Boranın yüzüne tebessüm etti ama içinde fırtınalar kopuyordu.

Boranda sılanın suratına tebessümle baktı ama içiyanıyordu. Sevdiğinin başkalasının olmasına dayanamıyordu. Artık sıla sadece boranın değildi. Buna nasıl katlanıcaktı boran. Sılayla konşmayınca daha rahat hissediyordu kendini boran ama sılayla konuşmaya başlayınca aklından çıkartamıyordu olanları.

Sıla: bu odada kalmana gerek yok boran başka odaya geçebilirsin.
Boran: yok sıla gerek yok

Dedi ama bunu çok istiyordu. Odaya her gelişinde sılayı uyanık bulacağını biliyordu.

Kıyafetleriyle sılanın yanına uzandı. Sılaya dokunmamak için yatağın en köşesine çekildi. Boranın bu yaptıkları ikisininde zoruna gidiyordu. Boran sevdiğinden böyle uzak kalmak istemiyordu. Bi zamanlar dokunmak için zamanları saydığı sevdiğine şimdi dokunamıyordu. Sılaysa bir zamanlar şefkatle sevgiyle sarılan sevgilisine bakıp artık her şeyin değiştiğini eskisi gibi olamıyacağını anlıyordu.

Sabaha kadar ikiside uyuyamadılar. Hiç kıpırdamadan yattılar. İkiside rahatsızlardı bu durumdan. Zorla konuştular birbirleriyle.

Boran: günaydın sıla
Sıla: (küçük bir tebessümle) günaydın
Boran: hadi kahvaltıya inelim.
Sıla: babamın bundan pek hoşlanıcanı sanmam. Ben burada yesem daha iyi olur.
Boran: hayır sıla geliceksin. Hem sen babamı falan düşünme. Güzel bir kahvaltı yapalım bebeğimize iyi bakmamız lazım.

Boranın böyle davranması hoşuna gidiyodu onca olan şeye rağmen hemde.

Sıla: tamam

Tam boranın önünde üstünü değiştirecektiki aklına vücudundaki morluklar geldi. Napıcaktı şimdi sıla nasıl giyinecekti. Boran anlıcaktı onun yanında giyinmeyince bu morlukları boranın görmemesi lazım eğer görürse o zaman boranın suratına bir daha asla bakamam oda bu mutluluk oyununu bitirir zaten diye düşündü. napıcaktı şimdi nasıl giyincekti sıla.
Boran sılaya baktı sanki içini okumuş gibi

Boran: ben çıkıyım sıla sen rahat giyin.

Sıla ağlamaya başladı. Çok ağrına gitti bu.
Boran: ne oldu sıla niye ağlıyosun. Ne olur yapma ben artık senin ağlamanı istemiyorum.
Sıla: boran çık burada ne olur çok utanıyorum senden.
Boran: sıla yapma ağlama utanmada. Hadi kendini topla
Sıla: boran ben gelmicem bi dahada senin suratını görmek istemiyorum girme bu odaya.
Boran: sıla ne diyosun sen.
Sıla: gelme boran gelme utanıyorum.
Boran: hayır gelicem sen benim karımsın seninle ve bebeğimle beraber yaşıcam artık ayrılmıcaz demiştim hatırlamıyomusun.
Sıla: boran ben senin yanında giyinemiyorum bile nasıl karılık yapıcam sana.
Boran : sılam hadi kalk giyin yüzünü yıka iniyoruz aşağıya.
Sıla: olmaz senin yanında giyinmem sen git ben gelirim.
Boran: hayır
Dedi ve sılanın pijamasının üstünü çıkarttı. Sadece sılaya yardımcı olmak istiyordu ama morlukları görünce daha fazla dayanamadı ve hiç sesini çıkartmadan çıktı odadan.

Sıla odanın içinde yere çöktü ve ağlamaya başladı.boranda yalnız kalıp hıncını çıkartabileceği ,bağırabileceği yerler bulmak için atını dört nala sürdü.

coffeesin
08-03-07, 00:34
11

Otele dönmek de iyi gelmemişti Sıla’ya
içindeki sıkıntıyı geçiremiyordu…
mardine girerken gördüğü adam ile bu sabah karşılaştığı adam arasında gidip geliyordu fikirleri…
o başak tarlalarına güneşi götüren at sürüşü…
sonra göz göze geldiklerindeki içine daldığını hissettiği huzur denizleri…
Midyat gecelerinde uykuya dalmadan önce gözleri tavanda dinlediği masaldı o adam…
Kaç sabah düşünde onu görmüş olmanın verdiği tebessümle uyanmıştı…
Tekrar görüşeceğinin ümidi ile de bu kadar merakla bakıyordu etrafına…
Ama… bu sabah gördüğü…
Yok olamaz dese de kalbi, aklı bir nefreti büyütmeye karar almıştı çoktan.
Ne yapıyorlar burada, nasıl davranıyorlar kızlara diye hiddetle yürüdü terastaki korkuluklara,
Onlara yaslanarak herkese meydan okur bir kararlılıkla bu sefer endişe ile baktı hayranlıkla incelediği topraklara…
Topraklarına…
Ve evlat edinilmemiş olsa idi nasıl olabileceğini düşündü…
Hissettikleri özlem değildi bu kez…
Sonra ailesini düşündü…
Neşe ve Erkan nasılda ona prensesler gibi davranmışlardı, en ufak bir üzüntüsü olmaması için çalışmışlardı, üzerine titremişler bir dediğini iki etmemişlerdi…
Ama burası… dedi kırgın.

Yok içi yatışmayacaktı, saatler geçmişti ama hala içi sıkılıyordu, aklından çıkaramıyordu nasıl bir hayattı buradaki…
Boran’ın yarattığı hayal kırıklığı olduğundan bilinçsizce buranın bu katı toprakların erkeklerine hiddet beslemeye başladı için için…

İstanbul’da ehliyeti almasının hemen ardından biraz içi sıkıldığında edindiği bir alışkanlığı vardı artık…
Annesine sıkıldığını ve babası gelinceye kadar dolaşmak istediğini söyledi…
Sonra şoförden arabanın anahtarlarını alıp yalnız gideceğini belirtti…
hava kararmadan, babası gelmeden dönecekti…

Kafasında binlerce düşünce sürdü arabayı…
Midyattan çıktı,
su için durdukları çeşmeye uğradı,
çevredeki tarlaları inceledi, döndü,
ara sokaklara girdi araba ile…
zamanın nasıl geçtiğini fark etmemişti…
güneşin etkisini azaltması ile dönme vaktinin geldiğini düşündü artık.
Bir an nasıl döneceğini bilemedi, etrafına bakındı, dalgın sürmüştü arabayı, yolu takip etmişti ama nasıl bir güzergahtı geçtiği hiç bilemiyordu…
Genç çocuklar gördü ilerde… yanlarına yaklaşıp sordu kibarca…
Sıla: Merhaba… yabancıyım da… midyatta kalıyorum, Genco otelinde, nasıl gideceğim biliyor musunuz?
Çocuklar bu yolda bu araba diye yanlarında duran arabayı mı incelesinler, kullananın bir kadın olmasına mı şaşsınlar bilemeden öylece baktılar…
Sıla: Cevap vermeyecek misiniz?
Çocuklar birbirlerine bakıp gülüşerek yollarına devam ettiler…
Çocuklar bilmiyorlar herhalde ilerde başkalarına sorarım diye düşünerek ilerledi…
Akşam olmaya başlamış ufukta turuncumsu bir kızıllık kendisini göstermeye çalışıyordu…
Bu akşam bu manzara ile ilgilenemeyeceğim şimdi yolumu bulmam gerek diye içinden geçirdi Sıla…
Ama etrafta bir allahın kulu yoktu(?)
Sıla: hadi bakalım ya iyice kaybolacağız ya da kendimiz bulacağız yolumuzu…
Midyata geldiğinden beri dışarı çıkarken gereksiz konuşmalar yapmamak için cep telefonunu almadığına ilk kez hayıflandı…
Sıla: annemlerde merak etmişlerdir şimdi… aa şurda iki kişi var onlara sorayım…
Sıla: merhabalar, yolumu kaybettim sanırım yardımcı olur musunuz…
Yüksek sesle söyledikleri ile hoşnutsuz kendisine bakan iki adamı görünce yanlış bir şey yaptığını hissetti bir anda Sıla.
Önemli bir tartışmayı bölmüştü galiba…
hiç de dost canlısı bakmıyorlardı…
kim bu kadın, nerden çıktı şimdi bakışlarını da anlamlandırınca kafasında tedirgin oradan da ayrılmaya karar verdi…
Havanın kararmaya başlamasıyla iyice gerilen Sıla,
yok burada galiba insanlar Türkçe bilmiyor…
diyerek kendi kendine dalga geçerken aklından yolda kızı sürükleyen adamın ne söylediğini anlamadığını hatırladı…

coffeesin
08-03-07, 00:35
12

Boran bir parçacık huzur bulmak için yine atı yağıza sarılmış vurmuştu kendini yollara…
Ancak düşünmesi ve çözmesi gereken bir sürü problem vardı…
Aşiretin ileri gelenleriyle yaptığı tartışma…
cihanın İstanbul’dan karıştırdığı işlerin pis kokuları…
infazını bir gecelik ertelediği bir körpe beden…
yıllar sonra kalbinde hissettiği o kıvılcım ve gözündeki ışıltı…
Boran: yok yağız boşuna hatırlatma, şimdi düşünülecek en son şey bu sonuncusu…
Ooohfff … İçi sıkılıyordu…


Sıla sürmeye devam ediyordu, havada kararmaya…
Sıla: kendi başına bulacaksın… kimseden hayır yok…
En çok da annesigilin endişelenmesi kafasını bulandırıyordu…
Bulunduğundan daha dar bir yola girmeye karar verdi, kestirme olduğu düşüncesiyle
ama bir anda kendini yolda değil, zemini yumuşak bir tarlada buldu…
işte bu bittiğim andır demesine kalmadı korktuğu başındaydı artık…
Saplanmıştı…
Altındaki de dört çekiçli bir cip olmadığına göre kalmıştı orada…
Arabadan inip duruma bakmak istedi…
arabanın çevresindeki bir tur ile neredeyse dizlerine kadar çamur olmuştu…
uzun süredir yatıştırmaya çalıştığı sinirleri, gerginliği ve uzaklaştıramadığı hiddeti üst safhadaydı artık…
Sıla: Allah kahretsiiin, kahretsin ne yapacağım şimdi…
yüksek sesle bağrıyordu…
seslense yardım edecek kimse var mıydı acaba?
Ederler miydi?
Anlaşabilir miydi acaba?
Sıla: Nasıl yani burada mı kaldım?
Sıla: kimse yok mu? Yardım edinnn…

Uzaktan duyduğu sesin ne olduğunu anlamak için o tarafa yöneldi Boran…
Yaklaştıkça ne olduğunu anlamadan heyecanlanıyordu…
Fark ettiğindeyse arabası çamura saplanmış bayanı yüreği daha da hızlı çarpmaya başlamıştı…
Talih yine ona oyun oynuyordu…

Hiddetinden kendine yaklaşan atlıyı fark etmedi kadın…

Çaresizce çırpınan, öfke ile arabasının tavanına yumruklar indiren, görmediği bir şeylere tekme atmaya çalışan kadını şaşkınlıkla izledi Boran…
Delirmiş gibi idi ama bu durumda bile sevimli bulmuştu işte…
Sıla: ne bakıyorsun be… yardım etsene…
bağrış ile kendine gelip atından inmeyi akıl etti sonunda Boran…
adamı geç fark etmiş olmanın ve yakalandığı durumun yarattığı gurur kırılmasının etkisiyle öfkesi katlanmıştı…
sonra sabahki kızcağızın acınası hali aklına gelip daha da katlandı o öfke…
içinde bulunduğu durumun tek sorumlusu ile karşı karşıyaydı sanki ve tüm hırsını ondan almaya kararlıydı Sıla.
Aklında ne varsa ağzına ne gelirse tartmadan söylüyordu…
Ne kabalığı kalmıştı Boran’ın, ne saygısızlığı…
Sorduğu kimse de yol göstermemişti zaten kendisine…
Burada kadınlara nasıl davranılıyordu…
Siz ne sanıyordunuz kendinizi… vs… vs…

Duyduklarının şaşkınlığı ile daha da sarsılmıştı Boran,
bu düşünce fırtınasını yakalayamıyordu.
Birbirinden kopuk havada uçuşan kelimelerden ibaret bir kabustu yaşadığı…

Sıla: Konuşsana be adam… diye son kez bağırdı Sıla.
Sonra yalvaran, ağlamaklı bir ses tonuyla gökyüzüne doğru konuşmaya devam etti:
Çok güzel, hava karardı, nerdeyim bilmiyorum, telefonum bile yok ve benim ne dediğimi bile anlamayan bir adamdan yardım bekliyorum…

coffeesin
08-03-07, 00:36
13

boran sakinleşmesi için zaman vermek istedi Sıla’ya…
kendisi de ne yapacağını bilmiyordu aslında…
şaşırmıştı, beklemiyordu böyle bir karşılaşma…
hiç ummadığı anlarda karşısına çıkan bu kızın yarattığı içindeki bu heyecan…
bugün kendisini gördüğü durumu düşündü gerilmekte haklı belki dedi…
düşünceleri ile boğuşurken kendisinin de toparlanmak ve başka bir yanlışa ya da gerilime neden olmayacak şekilde davranması gerekiyordu…
hızlıca arabanın çevresinden dolaşıp durumu anlamaya çalıştı,
yapılacak bir şey yok gibiydi o an için, yardım için midyattan araç çağrılacaktı…
bu arada sıla da kendisine gelmiş sessizce Boran’ı izliyordu, utanmıştı…
resmen rezalet çıkardım… diye düşünüyordu…
belki anlamamıştır diye bile düşündü bir ümit…
toparlandığını fark ederek Boran sordu: iyi misiniz?
Yanına yaklaşmamıştı, olabildiğince nazik olmaya çalışıyordu ama mesafeli idi…
Sıla’dan ses gelmeyince utandığını fark edip üstünde durmadı.
Boran: yapabileceğimiz bir şey yok şu an, kötü saplanmış… midyattan araç çağırırız ama uzaktayız biraz ve atla çıktığımda ben de telefonumu almıyorum…
Sıla hala ses çıkarmıyordu… yaramazlık yapmış da cezasını bekliyormuşcasına duruyordu karşısında…
Boran yaklaştı bu sefer, endişe etmeye de başlamıştı…
Boran: iyi misin?... Yardım etmek isterim izin verirsen… ben… benim adım Boran…
Kendisine uzatılan eli isteksizce sıktı Sıla…
Sıla: teşekkür ederim. Adım Sıla. … hımm… nasıl araç çağıracağız… ne kadar uzaktayız?
Boran: atla 20 - 25 dakika sürer… sizi kaldığınız yere bırakırım isterseniz araba ile de ben ilgilenirim…
Sıla bu durumdan çok hoşlanmasa da yeterince geç kaldığı düşüncesiyle kabul etmeye mecburdu aslında....
Ne kadar içi ısınsa da bu adama kalbi güven dese de, aklı ile ikircikte kalmıştı…
Çaresiz tamam deyip arabanın kapısını kapattı ve yağıza doğru yöneldi…
Boran da hissettirmeden bir oh çekti… o da tedirgindi bu durumdan yanlış bir şey yapmak istemiyordu… nerde kalıyorsunuz diye sordu Sıla’ya…
Sıla: Genco Oteli, biliyor musunuz?
Sessizce başını salladı Boran ve o da geldi atın yanına…
Boran: yardım edeyim..
Sıla: gerek yok siz binin..
Boran bindikten sonra Yağızın sırtına elini uzatıp bekledi Sıla’yı… tutup çekti sonra arkasına bindirdi…
İkisi de diğerine dokunmamak için çaba sarf ediyorlar idi ama ateş yanmaya başlamıştı yüreklerinde…
Sıla’yı ürkütmemek için çok hızlanmayacaktı Boran, yinede tedirgindi, arkasına dönüp belimden tut istersen dedi…
çekinerek söyleneni yaptı Sıla hareket ettiler…
ilerledikçe ve hızlandıkça Sıla biraz daha yaklaşıyordu borana daha sıkı tutunuyordu…
boransa iyi olup olmadığını anlamak için sık sık başını çevirip kontrol etme ihtiyacı duyuyordu…
bu anların sıklığının nedeni bir süre sonra arkalarından esen rüzgarın, dağılan Sılanın saçlarının kokusunu boran’a ulaştırması oldu…
bitsin istemedikleri yolculuk tamamlanmalıydı artık, Midyat sokaklarında da böyle ilerleyemezlerdi…
durup indi boran attan, sıla’da anlamıştı durumu, düşünceli davranışı için bir kez daha müteşekkirdi şimdi…
bir süre atla birlikte yürüdüler, otelin yanına vardıklarında,
Boran: arabayı düşünmeyin sabah burada olacak ben ilgileneceğim, karanlıkta başka araç sokmayalım oraya, uygunsa?...
İkisi de ayrılmayı istemiyorlardı o an, hatta sıla konuşmayı uzatmak için bir şeyler bile düşündü, kim olduklarını bile bilmiyorlardı daha…
Kısa bir sessiz bekleyişten sonra Sıla teşekkür etti, mahcup bakıyordu gözleri…
Boran da içten bir gülümse ile ayrıldı yanından…
Aklı kalmıştı bu kızda… kimdi…
İstese öğrenmesi işten değildi, kendi otelinde kalıyordu…
Bir taraftan da içi sızlıyordu… yezda’ya ihanetmiş gibi… kalbi kırıktı… uğraşası yoktu…
Karanlık sokakta sırtında Sıla’nın gözlerini hissederek, atının alnını okşadı…
Çok güzeldi değil mi yağız….

tubaaa
08-03-07, 02:15
3 gün daha kaldılar hastanede. Boran sadece akşamları geliyordu sılanın yanına çokda duramıyordu sılanın yanında. Hep bir bahaneyle ayrılıyordu hastaneden. Geceleri sıla uyuduktan sonra gelip yüzünü izliyordu sıla uyanmadanda gidiyordu. Ağır geliyodu sılayla konuşmak hep yaşanmış şeyler aklına geliyordu. Ama uyurken onu izlemesi boranın içini rahatlatıyordu. Uyanık olduğunda ağzından bişeyler çıkarda dayanamam diye korkuyordu. Kendini tutamayıp sılayı kırmaktan çok korkuyordu.

Hastaneden sılayı almaya geldi. Bindiler arabaya ve konağın yolunu tuttular ne olacaktı şimdi. Firuz ağa onu kabul etmicekti bir sürü sorun çıkacaktı. Boranda suratına bakamıyodu zaten farkındaydı bunun. Napıcaktı şimdi hiç bilmiyordu. Ama boranın yanında kalmak istiyordu. Boran onun için her şeye katlanıcaksa bende firuz ağaya karşı, hayata karşı savaşcam dedi.

Konaktan içeriye girdiler. Kızlar Kevser hanım herkes çok sıcak karşıladılar, birbirlerini çok özlemişlerdi. Bi firuz ağa soğuktu sılaya karşı. Belikli boran herkese sılanın tekrar eve döneceğini söylemişti. Boran sılayı odalarına bıraktı ve işe gidiyorum deyip çıktı evden. Sılada kızlarla hasret giderdi. Konuştular gülüştüler. Sıla onları ne kadar çok özlediğini şimdi anlıyordu. Kevser hanım bütün gün boyunca sılanın ağzına bişeyler tıkmakla uğraştı. Kızlar sürekli bişey istiyomusun, üzerini örtelimmi ,arkana yastık getirelimmi, soruları ardı ardına sıralıyolardı.

Akşam oldu herkes odalarına dağılmıştı. Sılada odada yatıyordu. Ama uyuyamadı boran hala yoktu ortalarda. Sıla çok üzüldü buna bir daha odaya gelmicek, bana bi daha dokunmucak diye düşünüyordu. O sırada boran odaya girdi. Sılayla göz göze geldiler. Belikli boran sılanın uyuduğunu düşündüğü için odaya girmişti sılayı uyanık görünce suratı asıldı. Sıla bunu fark etti ve hemen yorganı suratına çekti. Ve için için ağlamaya başladı. Boran yanaştı sılaya.üzerindeki yorganı kaldırmaya çalıştı.

Sıla: boran git bu odadan
Boran: çocukluk yapma sıla aç hadi şu yorganı
Sıla: benim yüzüme bakamadığının farkındayım boran git buradan
Boran: saçmalama sıla böyle bişey yok
Sıla: boran yalan söyleme benden kaçmaya çalıştığını gözlerime bakamadığını anlamadığımımı sanıyosun.

Boran yorganı kaldırdı sılanın başından ve sılanın gözlerinin içine baktı.

boran: seni üzmek istemiyorum sıla. Yanlış anlama nolur. Biraz zaman ver bana sıla biliyorum bana en çok ihtiyacın olduğu zamanda senden bunu istemem haksızlık ama biraz zaman istiyorum.
Sıla: boran beni buraya getirdiğine pişman mısın?
Boran: saçmalama sıla ben hala sana deli gibi aşığım ve seni asla yanımdan ayırmıcam. Sadece bu olanları hazmetmeye çalışıyorum.
Sıla: boran

dedi ve borana sarıldı. Ama boran karşılık vermedi veremedi.
Sıla geri çekildi. Boranın yüzüne tebessüm etti ama içinde fırtınalar kopuyordu.

Boranda sılanın suratına tebessümle baktı ama içiyanıyordu. Sevdiğinin başkalasının olmasına dayanamıyordu. Artık sıla sadece boranın değildi. Buna nasıl katlanıcaktı boran. Sılayla konşmayınca daha rahat hissediyordu kendini boran ama sılayla konuşmaya başlayınca aklından çıkartamıyordu olanları.

Sıla: bu odada kalmana gerek yok boran başka odaya geçebilirsin.
Boran: yok sıla gerek yok

Dedi ama bunu çok istiyordu. Odaya her gelişinde sılayı uyanık bulacağını biliyordu.

Kıyafetleriyle sılanın yanına uzandı. Sılaya dokunmamak için yatağın en köşesine çekildi. Boranın bu yaptıkları ikisininde zoruna gidiyordu. Boran sevdiğinden böyle uzak kalmak istemiyordu. Bi zamanlar dokunmak için zamanları saydığı sevdiğine şimdi dokunamıyordu. Sılaysa bir zamanlar şefkatle sevgiyle sarılan sevgilisine bakıp artık her şeyin değiştiğini eskisi gibi olamıyacağını anlıyordu.

Sabaha kadar ikiside uyuyamadılar. Hiç kıpırdamadan yattılar. İkiside rahatsızlardı bu durumdan. Zorla konuştular birbirleriyle.

Boran: günaydın sıla
Sıla: (küçük bir tebessümle) günaydın
Boran: hadi kahvaltıya inelim.
Sıla: babamın bundan pek hoşlanıcanı sanmam. Ben burada yesem daha iyi olur.
Boran: hayır sıla geliceksin. Hem sen babamı falan düşünme. Güzel bir kahvaltı yapalım bebeğimize iyi bakmamız lazım.

Boranın böyle davranması hoşuna gidiyodu onca olan şeye rağmen hemde.

Sıla: tamam

Tam boranın önünde üstünü değiştirecektiki aklına vücudundaki morluklar geldi. Napıcaktı şimdi sıla nasıl giyinecekti. Boran anlıcaktı onun yanında giyinmeyince bu morlukları boranın görmemesi lazım eğer görürse o zaman boranın suratına bir daha asla bakamam oda bu mutluluk oyununu bitirir zaten diye düşündü. napıcaktı şimdi nasıl giyincekti sıla.
Boran sılaya baktı sanki içini okumuş gibi

Boran: ben çıkıyım sıla sen rahat giyin.

Sıla ağlamaya başladı. Çok ağrına gitti bu.
Boran: ne oldu sıla niye ağlıyosun. Ne olur yapma ben artık senin ağlamanı istemiyorum.
Sıla: boran çık burada ne olur çok utanıyorum senden.
Boran: sıla yapma ağlama utanmada. Hadi kendini topla
Sıla: boran ben gelmicem bi dahada senin suratını görmek istemiyorum girme bu odaya.
Boran: sıla ne diyosun sen.
Sıla: gelme boran gelme utanıyorum.
Boran: hayır gelicem sen benim karımsın seninle ve bebeğimle beraber yaşıcam artık ayrılmıcaz demiştim hatırlamıyomusun.
Sıla: boran ben senin yanında giyinemiyorum bile nasıl karılık yapıcam sana.
Boran : sılam hadi kalk giyin yüzünü yıka iniyoruz aşağıya.
Sıla: olmaz senin yanında giyinmem sen git ben gelirim.
Boran: hayır
Dedi ve sılanın pijamasının üstünü çıkarttı. Sadece sılaya yardımcı olmak istiyordu ama morlukları görünce daha fazla dayanamadı ve hiç sesini çıkartmadan çıktı odadan.

Sıla odanın içinde yere çöktü ve ağlamaya başladı.boranda yalnız kalıp hıncını çıkartabileceği ,bağırabileceği yerler bulmak için atını dört nala sürdü.

Boran deli gibi koşturuyodu atını bir oraya bir buraya. Bağırıyordu çığlıklar atıyordu boran. Yaşadıkları şeye lanet ediyordu. Yorulmuştu boran bağırmaktan bi ağacın altına geçti oturdu. Hayatını düşündü. sıla yokken hayatının ne kadar boş olduğunu. Aklına narinle azatı öldürmek için almaya gittikleri gün geldi. Sılanın benimle evlen demesi geldi. Bi tebessüm oluştu boranın suratında. Deli kız dedi kendi kendine. Sonra yaşadıkları güzel günler zorluklar beraber aştıkları bütün sorunlar. Teker teker her şeyi hatırlıyordu boran. Hiçbir şeyi unutmamıştı sılayla ilgili bu güne kadar yaşadıkları ne varsa hepsini hatırlıyordu. Konuştukları cümleleri bile unutmamıştı. Sonra sılayı ne kadar sevdiğini düşündü. sıla onun hayatındaki kişi değil hayatının bir parçasıydı aslında. Ve günlerdir sılaya yaptıkları geldi. Yaşam sebebiydi sıla boranın.

Boran: ben napıyorum ya. Sevdiğim kadını bi hiç uğruna üzüyorum. Sevdiğimin üzülmesinden dahamı önemli senin gururun.

Dedi ve sılanın yanına koşarcasına gitti. Odaya girdi. Sıla hala yerde oturmuş ağlıyordu.

Boran: sıla hadi kalk gidiyoruz.

Sıla içinden işte dedi gidiyorum dayanamadı tabii benim buraya gelmem hataydı zaten hatta yaşamam hata benim.

Hiç bişey demdi borana çıktı odadan. Arabaya bindiler ve yola koyuldular. Boran yeniden doğmuş gibiydi kaç gündür yaşadığı sıkıntıdan eser kalmamıştı. Borana at gezintisi çok iyi gelmişti artık her şeyi daha sağlıklı görebiliyordu. Arabada hiç konuşmadılar. Sadece boran arasıra sılasına bakıp tebessüm ediyordu. Onun şu an ne kadar korktuğunu göremicek kadarda mutluydu.

Takmıcaktı artık o olayı kafasına sevdiğinide kendinide üzmücekti. Bebekleriyle bir ömür mutlu yaşıcaklardı. Önemli değildi sılanın vücudunda olanlar onun için önemli olan içiydi. Günlerdir sılayı üzmemek için uğraşsada ne kadar üzdüğünün şimdi farkına varıyordu.


Bağ evine geldiklerinde sıla şaşkınlıkla bakıyordu etrafa.

Sıla: boran beni niye buraya getirdinki.
Boran: burası bizim en sevdiğimiz yer. Bi kaç gün burada kalalım sonra tekrar döneriz konağa.diye düşündüm iyi yapmamışmıyım?
Sıla: nasıl yani sen beni babamlara yada ölüme götürmek için geri dönmedinmi odaya. Bu yüzden gidiyoruz demedinmi?
Boran: sılam. Bunuda nerden çıkarttın ben hiç sana kıyarmıyım.
Sıla: boran.

Dedi gözlerinin içi güldü sılanın. Boran sarıldı sılasına sımsıkı sarıldı. Günlerdir dokunamamanın acısını çıkarır gibi sarıldı sılasına. Sılada karşılık verdi borana ne odluda bu adam bu kadar değişti diye sorgulamadan sarıldı.


Sabaha kadar konuştular boranla sıla. Ayrıyken içlerinde kalan her şeyi konuştular. O olaydan hiç bahsetmeden dertleştiler. Sımsıkı sarılarak birbirlerini hissederek uykuya daldılar sonra.

Sıla uyandığında etraf çok sessizdi. Her yere baktı boranı göremedi. Tek ihtimal kalmıştı oda mutfak.

Mutfağa girdiğinde boran mutfak masasında oturuyordu.

Boran: günaydın gelin ağam sonunda uyanabildin. Seni bekliyorum bende tek başımıza yemek yapamıyoruz ya uyanırsında beraber yaparız diye düşündüm ama nerde senin uyanmanı beklerken açlıktan ölücektim. Biraz bişeyler atıştırdım ama çok değil. Seninle yemek yapmak zevki için tam doyurmadım karnımı.

Sıla şaşkın şaşkın bakıyodu kocasına. Çok sevimli gözüküyodu boran.

Sıla: ay bide önlük falan takmış.
Boran: ne yapıyım üstümüzü batırmamamız lazım. Başka kıyafetimiz yok.
Sıla: iyi bende diğerini takıyım o zaman.
Boran: ben yardımcı oluyum.

Dedi ve sılaya mutfak önlüğünü taktı.

Boran: evet ne yicez ne yapalım.
Sıla: ne yaparsak yapalım bişeye benzemicek nasıl olsa.
Boran: ya niye öyle diyosun geçen sefer çok güzel omlet yemiştik. Biraz kabukluydu ama omletinde kabuksuz zevki çıkmaz. Dimi ama?

İkiside kahkahalarla gülmeye başladılar. Çok mutlulardı şimdi. İkiside anladıki mutlu olmak için bazı şeyleri unutmak lazımmış. Ve öyle yaptılar mutlu olmak için unuttular. Sımsıkı sarıldılar hayatada birbirlerinede. Artık onlar için yeni bir hayat başlıyordu. Bebekleriyle mutluluk dolu bir hayat.

madita
08-03-07, 02:27
PART 113

Yarim saat sonra, Serhat bir daha Hanzade’nin tarafina bakmadan, konagin kapisina varirlar! Uyuyan Zeynep’i odasina tasiyacakti. Ama Hanzade’yi, birden icinde dogan, yataga tasima istegini bastirarak, yatak odasina…. « Kendi yatagima ! » …tasiyamazdi herhalde ! Bu seytani düsünceler, Serhat’i gitgide rahatsiz etmeye baslamisti.
Kendinden tiksinmeye baslar “Evli bir kadina!” takiliyorum diye! Ama birden duraksar….eger Hanzade evli ise, niye hep Zeynep’le beraber uyuyorduki…kocasi nerdeydi…cocuklari nerdeydi….yoksa Hanzade hala bekar, evde kalmis bir kizmiydi…? Inanamiyordu buna, bu imkansizdi….böyle güzel bir kadin, ebedi evde kalmis olamazdi…ama Hanzade’nin cocuk hasreti bunu ispatlamiyormuydu? Kendi kizina bu kadar baglanmasi, sevmesinin sebebi bu degilmiydi, diye gecirir Serhat birden icinden!
“Aman banane diye!” birden kendine kizarak, öne egilip „Uyandir su kadini, kizimi…neyse nedir!“ kendine diyerek ve sertce “Hanzade Hanim, konaga vardik!” seslenir!
Hanzade kipirdamaz!
Serhat sasarak, tekrar “Hanzade Hanim, uyanin artik!”
Serhat’in bu sesli cikislari ile Zeynepcik uyanir, Hanzade ise bitkin „Birakin beni!“ diye uykusunda mirildanir!
Serhat ne yapacagini sasirir ve Hanzade’ye daha cok yaklasarak, omuzundan silkelemek isterken, Hanzade basini uykusunda Serhat’a dogru cevirir!
Ayni anda, Zeynep yerinden firlayip „Hanzade Anneeeee, uyaaan, konaga geri geldiiiik!“ diye bagirmasiyla, Hanzade birden uyanip, dogrulmak ister ve Serhat’la yüz yüze gelir… aralarindaki bir karis nefes mesafesiyle!
Ikiside dona kalmisti, birbilerinin gözüne bakarak, nefesleri birbirlerine karsiyordu!
Ikisininde yürekleri sanki yerinde firlayacakmiscasina delice atiyordu!
Zeynep:“Babaaaa, Hanzade Anneye’de bir günaydin öpücügüüüü verseneeeee!“ diye heyecanla Babasini ve yeni Annesini izler….büyük bir beklenti icerisinde!
Hanzade Zeynep’in bu mahsum sözleri ile sok icerisinde kendine gelir ve hemen basini cama dogru cevirip, kapiyi acip arabadan inmek ister! Yanaklari alev alev yaniyordu!
„Allahim!“ diye mirildanarak, birsey kendisini haps ettigini hisseder….Emniyet kemeri diye aklindan gecer, o takti herhalde, panik icerisinden düsünerek, emniyet kemerini acamaya calisir, ama acamaz bir türlü, panik icerisinde basini kaldirip Serhat’a baktiginda, elinin üstünde simsicacik, kuvvetli, erkeksi parmaklar hisseder, emniyet kemeri cözülür!
Serhat sakin sakin gözlerle, mahcubiyetten kip kirmizi olmus Hanzade’nin yüzüne, o güzel kara gözlerine bakar! Ne kadar güzel diye icinden gecse bile, mahcubiyeti ile dahada güzel oldugunu hisseder…O agirbasli, durgunluk yok olmustu birden,…kipir kipir mahcup, al yanakli, heyecanli bir kadin cikmisti karsina, hayat dolu….Serhat mest olmustu….bayilmisti mahcup Hanzade’ye ! Bu düsünceleri, gözlerinde Hanzade’nin tarif edemedigi bakis ile Hanzade kendisini arabadan disari atar ve kosa kosa konagin kapisindan iceri girer!
Serhat icin icin güler!
Birden kendini liseli günlerine, ilk ask heyecani yasayan günlerine dönmüs gibi hisseder, sonra basini sallayarak icinden „Bu kadinlar ne kadarda güzel mahcup oluyorlar!“ diye düsünürken….Zeynep arka koltuktan: „Babaaa, noldu Hanzade Anneme, niiiiyeee kactiii?“
Serhat gülerek :“Cok sıkıştığı icin!“
Zeynep: „Haaaaa! Baba benimde tuvalete gitmem lazim, bendeee sıkıştııııımm!“
Serhat gülerek: „Seninki baska canim, hemde cok baska inan bana kücük askim!“ diyerek arabadan iner ve Zeynep’in kapisini acarak, ikisinin doktor cantalarini alip, konaga kosan Zeynep’in arkasindan kendiside konaga girer!
Artik bu gün bütün gün Resul Aga’dan izin isteyip, derin bir uyku cekecekti! Nasilsa Zeynepcigi emin ellerde, diye düsünerek! Cok yorgun ve bitkindi, coooookl!


- SOOOON -


Sevgili arkadaslar....söz verdigim gibi :



Herkesin 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutlarım

Tüm hemcinslerime hediyem olsun…


Iyi okumlar.....Sevgilerimle Maditaniz


PS: Yorum esirgemezseniz sevinirim!
Her sey gönlünüzce olsun

DEVAMI :

madita
08-03-07, 02:31
PART 114


Serhat ve Hanzade - Konağa dönüş….

Hanzade konagin kapisindan kosarak iceri girmesini gören Resul Aga, cok sasirmisti, ilk göz nuru evladini son kez böylesine kosarken görmesinin üstünden, 15 yildan fazla gecmisti!
Hanzade kosarak avludan gecerken, babasini görünce, bir an duraksar! Basini kaldirip, cevirip, babasinin gözlerine bakamaz bir türlü, yanaklarinin al al yandigini hissediyordu…
Hanzade ancak tedirgin bir “Günaydin Baba!” diye mirildanabilir…. bir an önce, kendi odasina kacabilmek icin can atiyordu, ….arkasindan avluya girecek olan Serhatin gözlerinden ırak olabilmek icin… birden Hanzade tekrardan kosmayaya baslar ve eteklerini kaptigi gibi de, nefes nefese son sürat merdivenlerden yukari cikar!
Saskin bir sekilde kizinin pesinden bakan Resul Aga’nin gözlerinden ise kacmamisti, kizinin al al olmus yanaklari ve tedirginligi! Tam kizinin arkasindan bagirmak, kizini geriye cagirmak isterken, birden kücük Zeynep de, Hanzade gibi kosa kosa avluya girmisti ”Günaaaydiiin Resul dedeeee!…Bendeeeee cooook sıkıştım!” bagirarak, simsek gibi Resul Aga’nin yanindan gecerek…ve Resul Aga dedesinin yüzüne bakmadan!
Resul Aga, ilk kosma versiyonun ardından ikincisinin benzerliginin verdigi saskinligini da hemen üstünden atar. “Demek ikiside fena sıkışmışmış, ama nedense ikiside cok farkli sıkışmış!” diye, sesli düsünerek icinden gecirir, kurnazca ve şüpheyle gözünun önünden kaybolan iki dişi varligin pesinden bakarken!
Elindeki tespihi,sabirsizca cevirirken, “Serhat Ogulun isidir bu, Hanzadeyi mahcup eden!” hesabini yapar….icindeki kabaran öfkenin ve kizginliginin, ayni anda icinde büyüyen hayranliga ve sevince nasil yenik düstügünü hissederek…tam bu zit duygulari irdelerken, kizinin namusunu tehlikeye sokma sucu ile itham ettigi adam, konagin kapisindan iceriye adimini atar!
Resul Aga, hesap sormak ister Serhat’a ….ama birden bu kararindan vazgecer!
Suskun Serhat’in her hareketini pür dikkat izlemeye baslar ve süzer!
Avlunun ortasinda duran ve kenidisini ifadesiz ama dikkatle süzen Resul Aga’yi gören Serhat , bu sefer kibarca bir “Günaydin Resul Bey!” demeyi esirgemez! Ama Serhat birazda tedirgin olur, acaba Resul Aga birseylerin farkina varmismiydi, kosan Hanzadeyi görmüsmüydü, acaba bu yüzdenmi beni böyle süzüyor, ama Serhat bu düsünceden hemen vazgecer,”Olan birşey yokki” icinden gecirerek... bu yüzden Resul Aga’nin keskin bakışlarina önem vermez.…..!

Kendisine “Aga!” olarak hitap edilmesine alisik olan Resul Aga ise, Serhat’in kendisine “Resul Bey!” diye hitap etmesiyle, artik tamamen gafil avlanmisti.
Ömrünce hic alisamadigi bu “AGA!” kelimesinin yerine cok özendigi, “normal” insanlar icin kullanilan “Bey!” kelimesiyle, birkac saniye önceki düsündükleri, Resul Aga’nin beyninde birden buhar olup ucmustu!
Kendisi Agaliktan kurtulmak icin, büyük ogluna, Aslan’a yüklememismiydi erkenden Agaligini!
Kücük oglu Sahin ise, tipki kendisi gibi oldugundan, Agaligi hic benimsememisti ve seve seve bu görevi abisi Aslan’in üstlenmesine razi gelmisti, Aslan abisinin’de pek Agaliga meraki olmadigini cok iyi bildigi halde!
Zaten Serife Hanim olmasaydi, Resul Aga coktan baska bir asirete devretmeyi düsünmüstü Agaligini, ama kendiside Aslan’daki liderlik ruhunu görünce, sorumluluk anlayisini ve adilligini hissedince, Agaligi yine kendi ailesi icerisinde tutmaya karar vermisti Resul Aga, cünkü asiretine, insanlari icin, Aslan oglundan daha iyisini, hayirlisini göremiyordu etrafinda!
Resul Aga, zaten bu agalik sistemin iki üc nesil sonra yavas yavas cürüyüp yok olacagindan cok emindi! Ama su anki kosullarda kendiside, aileside mecburdu kendi örf ve adetlerine, törelere göre yasamaya!
Yinede insani davranmaya özen gösteriyorlardi, töreleri asgari bir sekilde uygulayarak, bunu kimselere belli etmeden!
Merhametli Aga diye biliniyordu asiretler arasinda! Ama maddi gücü cok yüksek oldugu icin, ve cok zeki bir is adami oldugu icin, kimse bu merhametini sömürgemeye cesaret edemiyordu! Etmeye kalkanlar ise Resul Aga’nin ikinci yüzü ile tanisiyordu…sert ve geri adim atmayan, bilek büken Resul Aga!

Töreye bu merhametli yaklasimi, Alagül’e karsi gösterdigi merhameti gibiydi!
Resul Aga , Hassan emmi’den baska kimse bilmiyorduki Alagül’ün Aslan’i aldattigini!
baska bir erkekle görüstügünü asiret duysaydi, Alagül’ün ancak cenazesi cikacakti bu konaktan ve buda Aslan’in elinden olacaktı!
Aslan’in elini, hele Alagül gibi bir insan icin, kana bulamasini gönlü razi gelmeyen Resul Aga, kendisi Alagül’e bu konagi terk etmesi icin zorlamisti, bas basa görüserek!
Aslan’dan bosanmayi kabulu icin!
Santaj yoluyla!
Evet, gözü makam hirsi ile bürümüs Alagül’ü böyle ikna edebilmişti ancak.
Yoksa, zaten bu yörede bosanmak bile büyük bir istisna, hatta ilkti!
İlk defa bir Aga esinden bosanip, evine geriye yollamisti, elini kana bulamadan!
Ama yinede ecel, Alagül’ü bulmustu “Hakkiyla!” diye gecirir Resul Aga her seferki gibi icinden, ne zaman, bastan beri hic sevemedigi Alagül’ü hatirlasa!

madita
08-03-07, 02:34
Part 115


Serhat düsüncelere dalmis Resul Aga’nin yanina gelince, Resul Aga Serhat’i fark ederek basini kaldirir ve yine Hanzade’nin al al yanakli halini hatirlar. Kizi liseli bir genc kiz gibi, mahcup olmustu! Bunlar ne yaptiki, diye gecirir icinden, hemde bücürün yaninda? Resul Aga, süpheyle Serhat’i süzerken, Serhat yine birseylerin ters gittigini hisseder, susar, bekler!

Resul Aga temkinli, imali:”Hayirli sabahlar! Gec gelmissiniz!”
Serhat:” Zor bir dogumdu!”
Resul Aga:”Hemen mi döndünüz?”
Serhat: “Evet! Bir yere mi ugramamiz gerekiyordu ?”
Resul Aga: “Hayir!”
Serhat:”Niye sordunuz ?”
Resul Aga susar!
Serhat, bu ihtiyar adamin neyi kast ettigini cok iyi biliyordu ama pas vermeye hic niyeti yoktu! Bu konagi terk etsem, daha iyi olur diye gecirir icinden ve bunu söylemek ister ama birden ici buna el vermez…..”Eger gidersem, belki Hanzdade’yi bir daha göremem!” diye yüregi panikler! Bunu düsündügüne sasirir Serhat “Allahim neler oluyor bana!” diye gecirir icinden! “Yok ben bu konagi alelacele terk etsem iyi olur! Benim bu Güneydogu güzeli ile ne isim var, yarabbim. Iki ayri dünyalarin insaniyiz! Birbirimize uygun bile degiliz!” diye düsünerek, artik Resul Aga’ya toparlanip otele gecme vakti geldigini söylemeye karar verir, en azindan Zeynep’te daha cabuk unuturdu Hanzadeyi, onu annesi yerine koymaktanda vazgecerdi en kisa zamanda!
Zaten Istanbul’a döner dönmez bir aile psikologuna bu konuda basvurmaya kararliydi! Zeynep’in Hanzade’yi ilk bakista annesi gibi benimsemesi kendisini endiselendiriyordu….. ama inkar’da edemiyordu, dogru bulmadigi halde bile, bundan hoslaniyordu!
Ve bu son düsüncesiyle Serhat yine Konagi terk etmelerini gerektigini hatirlar… kizi ve kendi ruh sagligi icin! Hanzade’den uzaklasmalari gerektigini, hepsi icin en iyisi bu olacagini karar kildigi icin.
Tam Serhat bunu, kendisini hala süzen Resul Aga’ya söylemek isterken,
Resul Aga: “Hadi Ogul, kahvaltiya! zaten Sizi bekliyorduk Serife Hanim ile!” der.
Serhat cevap vermek isterken, Zeynep kosa kosa merdivenlerden iniyordu yine “Reesuuul dedeeeee! Been kocamaaaan aciktim!” diye avazı çıktığı kadar bagirarak ve Resul Aga bücür Zeynep’in bu nese dolu, hayat dolu cagirmasiyla, Serhat’a sirtini cevirmisti bile ve kollarini acarak kucagina atlayan minik Zeynep’i kucaklayarak “Hadi o zaman kahvaltiya minik melegim, su minnacik karnini kocaman bir kahvaltiyla doyurmaya gidelim!” der.
Zeynep’te ictenlikle Resul dedesinin boynuna sarilarak, Resul Aga’nin yanagina bir öpücük kondurur ve hemen olanlari heyecanla anlatmaya baslar…..!
Arkalarinda ise kendilerini saskin saskin izleyen Serhat’i bırakarak !!!!
Serhat inanamiyordu gördüklerine ve ”Ben Anne sendromundan korkarken, simdide dede sendromu’mu cikti Allahim!” diye, icinden hem endiseyle hem de alayla gecirir! Caresizce ne yapacagini düsünürken, Serhat birden yine o üstüne cöken acaip yorgunlugunu hisseder.
Artik tüm bedeni ve beyni yatak ve uyku diye haykiriyordu! Ama simdi bu halden otel’e gitse, Zeynep’i kime emanet edecekti, kendisi uyurken!
Derin bir ic cekerek “Yine pes etmek düsüyor bana!”, diye icinden gecirir.
Burada, konakta kalirsa en azindan Resul Aga ve Serife Hanim göz kulak olurdu, uykusunu almis Zeynep’e, cünkü biliyorduki, Hanzade de cok yorgun düsmüstü, alisik degildi kendisi gibi hergün uykusuz kalmaya!
Ama bu son iki gün artik Serhati’da cok yormustu! Hastanede arasira kestiriyordu, aksamlari evde yattigininda sabaha kadar uykusu bölünmüyordu! Ama bu hafta hastanedeki nöbeti, bekleyerek degil, acil ameliyatlarla gecmisti, hic arada kestirememisti, sabah mesaiside eklenince hafta sonunu dört gözle bekler olmustu. Ama Zeynep’in kacisi, herseyi alt üst etmisti! Ac degildi, köylüler yeterince hizmet etmisti, cömert misafir perverliklerini göstermislerdi kendisine. Serhat’in artik tek ihtiyaci bir dus ve yatakti ve bunlara karar vererek, kendisini hazir bekleyen misafir yatak odasina yöneldi! Uykusuzluktan, Resul Aga’ya kahvaltiya katilmayacagini söylemeyi unutarak!
Serhat odasina girdiginde, mis gibi kokan yeni carsaflarla hazirlanmis yatagina hasret dolu bir bakis atar!
Odaya girer girmez yataga atmak istemisti kendisini, ama temiz carsaflari görünce, yine dusunu almaya karar verir ve elindeki iki doktor cantasini yere birakarak oldugu yerde, uyku sersemligi ile üstünü cikartir, cikarttiklarini banyo yolunda iz birakir gibi, teker teker yere atarak!
Serhat dusunu aldiktan sonra, artik kaslarini gevseten sicak suyun etkisiyle tamaman uyku sersemi bir hal ile, kendini yorganin altina atarak, derin bir uykuya dalar “Allahim uykumu alana kadar, bana kiyma!” dileyerek. Ama gizli sakli esas dilegi, keske arabadaki gibi misil misil uyuyan Hanzadeyi, kollarindan hissederek huzur dolu uyumakti!

madita
08-03-07, 02:35
Part 116

Bir üst katta ise, kendinden gecmis, baska bir dünyaya dalmis Hanzade, üstünden asaga akan sicak sularin farkinda bile degildi, elindeki sabunu köpükleri cikana ovusturarak!
Kalbi hala delicesine carpiyordu, arabada Serhat Bey’le yakinlasmayi hatirladikca….ve kücük Zeynep’in sözleri….Serhat’in kendisini öpmesini beklemisti!
Bunu hatirladikca, Hanzade her seferinde elindeki sabunu daha kuvvetli ovuyordu!
Artik Serhat Bey bile demek gelmiyordu icinen, sadece Serhat! Bu isimi telafuz etmeye, dudaklarindan gecirmeye ise korkuyordu, cekiniyordu, eger kendi diliyle söylerse, sanki arkasinda ne oldugunu bilmedigi bir kapiyi acar gibi olacakti!
Hanzade banyo kapisinin acilmasiyla irkilir!
Zeynep:“Hanzade Anneee! Yaaa seni bekliyorum iki saattir napiyon sen?“
Hanzade Zeynep’e kizamaz bir türlü, sormadan banyo kapisini acmasina.
Hem hakliydi kücük melegi, dalmis gitmisti akan sicak suyun altinda....“Nedenki, ne sacma düsüncelere kapilmisim Allahim! Bunlari ben kendi kendime uyduruyorum! Bu adam bu eve geldiginden beri, kendimde degilim! Toparlan Hanzade, toparlan!“ diye kendi kendine söylenerek banyosunu alel acele bitirmeye karar verir, nasilsa kapida lüle lüle sacli, minnacik bir melek bekliyordu kendisini ve sevincle „Geliyorum birtanem, geliyorum!“ diye Zeynep’e bagirir, suyun siriltisini bastirarak!
Zeynep ise banyoya girmisti bile ve „Hanzade Anne, sirtini ovalayimmi?“ diye sorar.
Hanzade bu minnacik kizin bu samimiyetine icten bir kahkaha atarak dus kabinin kapisini hafif aralayarak disar bakar ve gülümseyerek “Yok canimin ici, ben yikandim bitti bile!” der ve havluya sarilip banyodan cikar! Kendisine hayran hayran bakan kücük Zeynep, sanki sessizligi bozmak istercesine eline aldigi Hanzade’nin taragi ile oynayarak “Biliyormusun, babam hep benim sirtimi ovalar, saclarimi yikar, sonra tarar!”
Kücük Zeynep o kadar kendini ve babasini anlatma ihtiyacini hissederki, Hanzade Annesine kendisini ve babasini begenmeme korkusunu yenmek icin, o minnacik yüregiyle, aklina ne geliyorsa anlatmak istiyordu ve en cok Hanzade’nin babasini begenmesini istiyordu! Babasinin tüm iyi taraflarini artik saymaya baslamisti Zeynepcik, Hanzade ise pür dikkat onu dinliyordu…..!
Zeynep:”Babam hep temiz giyinmemi istiyo, sonra hep erken yatmami istiyo, sonra bana hep yemek yapiyo…babaannem ama daha iyi yemek yapiyo, halamda, …sonra babam cok akilli, bütün ev ödevlerimin cevaplarini biliyo, sonra babam cok kuvvetli, herseyi kaldirip, acabiliyo, sonra herkes babamdan korkuyo, babam süper askerdi… isterse herkesi döve biliyo, sonra babam cok temiz, babaannem diyo…seni alan kadin yandi titizliginden…sonra babam diyo bana kadin lazim degil…sonra babaannemle kavga ediyoooo, baba annem bagriyo, diyooo o hemsireyle evlenirsen evlatliktan kovucam diyo, sonra babam diyo, ben saglikli bir erkegim, gönül eglendiyom…Neeee demek gönül eglendiyoom Hanzade Anne, babaanneme, babama sordum, ikiside kizdi bana yaaaa!....sonra babam hasta oldummu her istedigimi yapiyo…ama kiziyo yemek yemedimmi, diyoki acliktan ölürsem o da ölürmüs üzüntüden ve numarada agliyo…yaa ben bebek miyim yaaa…sonra sonra kötü rüya gördümmü beni kendi yatagina aliyo…bende cok kötü rüya görmek istiyom…ama görmüyom o kadar cok!...Sonra …sonra….babam süper iste yaaaa!” diye nerdeyse nefessiz kalmis, umut dolu büyük büyük gözlerle Hanzade’ye bakarak “Süper babam dimi Hanzade Anne?” diye sorar, heyecanla Hanzade Annesinden umdugu cevaplari bekleyerek!
Hanzade Zeynep’in bu haline icin icin gülümseyerek, bu kizcagiz resmen cöpcatanlikmi yapiyor Allahim diye icinden gecirerek “Evet canimin ici, gercekten süper bir baban varmis! Ne kadar sansli bir kizmissin! Benim kendi babam bile bu kadar süper degil!” cevap verir, kendisini umut dolu büyük gözlerle bakan Zeynep’e!
Bu cevapla Zeynep’in yüzünde günesler ve gülücükler acar birden!
Hanzade bu manzara karsisinda gülmemek icin kendini zor tutar! Cok tatliydi bu mahsun afacan melek, “Hemde cok!” diye, icinden gecirerek!
Zeynep’in keyfi ise cok yerindeydi!
Hanzade Annesi demekki babasini begenmisti ve Zeynep sevincinden ziplayarak banyodan cikar ve kendisini Hanzade’nin yatagin üstüne atar!
Sirt üstü yatar, minnacik ellerini basinin altinda kavusturur!
Hayal etmeye baslar!
Kendisini, babasini ve Hanzade Annesini kendi evlerinde sabah kahvaltisi yaparken hayal eder, ayni Pelinlerde gibi…ayni Pelinin annesi ve babasi her sabah, onlarda kaldigi aksamlarda, sabahlari birbirlerine birer öpücük vererek kahvalti masasina oturmalari gibi…..!
Hazirlanirken, ara sira kapi araliginda Zeynep’i yoklayan Hanzade, banyodaki isini bitirdikten sonra, odasina döner! Artik Zeynepte bir kipirdama omamisti uzun bir süre ve Hanzade, Zeynep’in sabah kahvaltisindan sonra uyku bastigini anlar!
Zeynep’i misil misil, kendi yataginin üstünde uyuyordu, ayisina sarilmadan!
Hanzade’de gecenin verdigi yorgunluk ile yataga uzanir ve Zeynep’i simsiki koynuna ceker ve kendi üstlerini pike ile örter!
Bir iki saat kestirip, yine günlük islerine kosacakti Hanzade!
Daha iki haneye, bebek ziyaretine gitmesi gerekiyordu ögle vakti…Yüzde yüz minnacik kizi Zeynep’i pesine takarak…bu güzel düsünceyle Hanzade, kendisine kedi yavrusu gibi sokulan kollarindaki kiziyla uykuya dalar!
Bu üclü sabahin erken saatlerinde, gece kacirdiklari uykuyu telafi etmek icin, yataklarinda misil misil uyurken…….

madita
08-03-07, 02:41
Part 117

Ayni saat’te Cemal Aga’nin kongainda – Sahra ve Sıla sabah kahvaltısı….

…..200 km mesafedeki Cemal Aga’nin konaginda ise, iki genc kiz, hosnutsuzca bir sabah kahvaltisi geciriyordu….yedikleri yemeklerin bile tadi yoktu, kocalari yanlarinda olmadiklarindan!
Bu iki genc kizdan birtanesi, kendine esini cok özledigini itiraf ediyordu, kahvaltiyi sevdiginle geciremedigi icin…
Ama öteki genç kiz, sürekli icinde yükselen bu özlem duygusunu bastirmakta, inkar etmekte israr ediyordu. Hele bir saat önce banyoda yasadiklarindan sonra….!
Hala ici tir tir tiriyordu, alak bulak olmustu yasadiklariyla! Ilk defa gercek ihtirasin ne oldugunu bir damlacik, bir an icin hissetmisti….tatli korkunç bir teslimiyetin esigine varmisti, hayatinda bir erkekten hic bu kadar ihtirasli bir yakinlasma, yakici ve manali sözler duymamisti ve hatirladikca….elindeki cayi bile yudumlayamiyordu, migdesine dügümler baglanip, delicesine kelebekler ucusuyordu, kalbi de bir kelebegin kanat cirpintilari gibi delicesine atiyordu!
Sial: “Neyin var Sahra? Bir bembeyaz sonra al al oluyorsun?...Insallah kötü birsey olmadi…?”
Sahra ürkerek basini kaldirip Sila’ya bakar ve endiseyle etrafini kollayarak “Asiye Hanim kalktimi?”
Sila:”Sahraaa….Öyle dalmis gitmissinki…Asiye Anne’nin masadan kalkali on dakika oldu bile! Ikimizde halinin farkindaydik yani!...Anlatmak istermisin ?”
Sahra birden öfkelenerek . “Yaaaa Silaaa, bu adam var yaaa..bu ..bu…bu herifte resmen seytan tüyü var…Ben ben artik daha fazla karsi koyamiyacagim yaaa…cok korkuyorum…bittim ben…alak bulak oldum…ne düsünecegimi, ne hissedecegimi sasirdim…Ben ben…Sila…!”
Sila gülmemek icin kendini zor tutarak, hatta gülümsemesini bastirarak sonra birden biraz da aciyarak Sahraya bakar!
Sila yumusak bir sesle “Sahra….biliyormusun….kizma…ama birbirinize o kadar cok yakisiyorsunuz ki….sanki masallardan cikmis gibisiniz! ikinizi seyretmeye, yan yana görmeye doyamiyorum ben acikcasi, icimde hep bir ümit var…ikinizinde ayni Boran ve benim gibi mutlulugu yasamaniz icin…Nolursun Sahraaaa, daha fazla kalbine, yüreginin sesine direnme,…asik olmayi kabul et artik…birak su mantigini…siz birbiriniz icin yaratildiniz….Sev artik Sahra, sev!”
Sahra Sila’nin sözlerini saskinlikla dinlemisti…o kadar güzel sözlerdiki…duymak ama hala kabullenmek istemedikleri…Aslan’in sevmekmi, ona asik olmakmi? Bunu nasil yapabilirdi…korkuyordu, nedense kontrolü kaybetmekten cok korkuyordu… Aslan icin bir maceradan farkli bir sey olmamaktan korkuyordu…tüm benligi ile sevip, Aslan’i karsiliksiz sevmekten korkuyordu….!
“Ya o beni sevmiyorsa, benden bir kac gün sonra bikip, bir kenara atip cekip giderse…Ben herseyi onun icin biraktiktan sonra, yalniz ortada kalirsam…hatta bir cocukla… Sıla bu sacma monologunu ortadan keserek “Sen ne sacmaliyorsun böyle Sahraaaa !” diye haykirir!
Sahra birden, tüm korkularini ve endiselerini sesli dile getirdigini anlar ve cok mahcup olmus, gözleri dolarak, inançla, hiddetle “Sacmalamiyorum!” cevap verir!
Bu sefer Sila öfkelenerek, kaslarini catarak “ Resmen sacmaliyorsun! Boran bana Aslan’in sana ne kadar taptigini, hatta asik oldugunu anlatti….Seni asla birakmiyacagini, birakamiyacagini anlatti….Töreler buna müsade etmedigini!”
Sahra, hiddetle:”Ben benimle sirf töreleri emrettigi icin, benimle mecburiyetten evli olan bir es, bir koca istemiyorum…Törelerini alip baslarina calsinlar, ben mal miyim yaaa…!
Sila, kizarak, buz gibi bir sesle:”Yani ben mal mi oldum simdi ????”
Sahra sok ve pismanlik scinde :”Yok Sila, sen beni yanlis anladin…Yaa ben ne dedigimin farkinda bile degilim….beynim durdu…bana bu sabah banyoda yaptigini bir bilsen….hala aklim yerine gelmedi!”
Sila birden gülerek…”Halinden belli…aklinin gittigi...simdi anladim niye yanaklarina sürekli ates bastigini…Ohhh olsun sana…sen hala inkar et kendini!”
Sahra küserek:” Benden taraf olacagina…yaaa ben kime ne anlatiyorumki!”
Sila sirirtarak :”Yaaa Ablam benim, yasin basin gecmek üzere…bana takilacagina…sen beni teyze yapsana…esas senin vaktin geldi, gecti bile! Ay kiziniz’da senin gibi tatli olsun yaaaa! Norlursun Allahim….söyle pembis, kirmizi, kurdeli elbiseler, kirmizi pabuclar…Anneee diye eteginin dibinden ayrilmayan, Aslan babasinin kucaginda inmeyen minnacik bir melek….Ne dersin Sahraaaa!”
Sahra birden acaip olmustu…Sila kendi icindeki, kalbinin derinliklerinde sakladigi hayallerini birden gün isiginina cikartip, göz önüne seri vermişti…Sahra’nin birden gözleri dolarak “Ayyy ne kadar güzel olurdu degilmi Sila!” diye fisildar, bu sözleri icinde tutamayarak!
Silanin’da gözleri birden dolmustu, Sahra’nin birden ne kadar icten duygulandigini görünce ve elinin uzatip, Sahra’nin elini kavrar “Sahraaaa, hemde ne kadar güzel olur, anlatamam sana…Bende bir teyze olarak seni elimden geldigi kadar destekler, yegenime en güzel cicileri alirim…senden görüp, yavas yavas anne olmayi ögrenirim, biricik yegenimi doya doya severim….(gülerek) Aslan’la kacamak yapmak istedinmi, seve seve bakarim!”
Sahra bu son sözlere hem kizarak, hem gülerek :”Bakiyorumki, sen herseyi en ayrintisina kadar planlamissin!”
Sila Sahra’nin bu sözlerine gülerken, Asiye Hanim yanlarina döner “Hadi kizlarim benim! Hazir misiniz? Haydin carsiya iniyoruz!”
Sila ve Sahra, her seferinde büyük bir hayranlikla Asiye Hanimin gülen masmavi gözlerine bakarak, usul cocuklar gibi ikiside ayni agizdan “Haziriz!” diyerek, yerlerinden kalkarlar!
Asiye Hanim, sevincten gülerek “E haydi kizlar, ne duruyoruz o zaman!”
Sahra birden:”Ama paraaa?”
Asiye Hanim, birden teessüf ederek “Bu ne söz böyle kizim! Sen hic kocani tanimadinmi? Ne alirsan ödenecektir….Sonra sen misafirsin kizim, parayi ne düsünüyorsun sen?”
Sahra itiraz etmek ister “Ama..!”
Asiye Hanim sertce cikisir Sahra’ya “Kizim, sen kocani rezilmi etmek istiyorsun, kendi kredi kartlarinla öderken, kocana zararmi vermek istiyorsun, kizlik soyadini kullanarak!”
Sahra’nin bu sözler üzerine morali cok fena bozulur “Ben koca parasi yiyen bir kadin olarak yetistirilmedim!”
Asiye Hanim “Senin dedigini kulaklarin duyuyormu kizim! Bugün biraz alak bulak oldugun belli, yoksa hakaret olarak sayardim bu söylediklerini…Belli Aslan ogul hala kafani cok karisitiriyor…Sen hala Aslan oglani kabullenemedin….Ama sizin alin yaziniz artik ömür boyu beraberlik…buna gereksiz yere direnecegine… kabullensen… kacirdigin mutlu günlerine yanip durursun kizim, artik!”
Sila “Degilmi Asiye Annr, bende aynisini söyledim kendisine biraz önce! Aslan ve Sahra birbirleri icin yaratilmis! Bunu herkes görüyor, apacik ortada bu!”
Asiye Hanim gülerek “ Evet kizim, aynen senin ve Boran ogulun birbiriniz icin yaratilmis oldugunuz gibi, altin yürekli kizim benim!”
Sila tatmin ve mahcup olmus olsa bile, Sahraya imali bir bakisla “Baaaaak! Ben sana demiyormuyum!” diye söylenir!
Asiye hanim Sahra’yi kolundan tuttugu gibi pesinden sürükler ve “Hadi, hadi bosa zaman kaybetmiyelim, arabalar bizi bekliyor asagida!” diye kizar!
Sila kikirdayarak peslerinde gider “Asiye Anneee, sen Sahrayi el isleri satan bir dükkana götür, bak para hesabimi yapiyormuymus, benim tatli arkadasim! Aslan’i iflas ettirmek icin, elinden gelenin en iyisini yapar!”
Asiye Hanim gülerek “Tamamdir o zaman, ben sizi öyle bir dükkana götürecegimki, dükkanin icini bosaltacagindan eminim!”
Ve bu son sözlerle Sahra’nin sabahtan beri kayip olan keyfi, biraz geri dönmüstür!
Ücü arabaya binip tarihi carsiya inerler!

madita
08-03-07, 02:42
Part 118



Sahra ve Sila, Asiye Ana’nin sayesinde cok güzel mekanlar gezip, kücük kapali carsida, tarihi arka sokaklarda dükkan dükkan dolasiyorlardi!
Sila ve Sahra eski dar, buram buram tarih kokan tas sokaklara, eski dükkanlara, piyasalrdan kaybolmak üzere olan eski tüccarlara, sanatlara bayilmislardi!
Sahra yine herzamanki gibi, yörenin has ve güzel elislerine dayanamayip, bol bol örtüler, yazmalar, elisi takimlari aliyordu….!
Sila: „Sahraaa, bu kadar el islerini ne yapacaksin, hatta ne yapiyorsun!“
Sahra : „Hic sorma, yaaa...Ama dayanamiyorum iste...sunun güzelligine bak, su nakisa baksana yaaa, hem saf ipek isleme, motifler ise...Istanbulda imkansiz bulamazsin...tahminen bu motif, degismemis, Selcuklulardan kalma....Muhakkak almam gerekiyor!“
Sila gülerek :“En azindan 10 tane islemeli örtü aldin...hepsini ne yapacaksinki... Kimbilir evinde kactane var?“
Sahra: „Yaaa hiiiiic sorma, bazilarini kullaniyorum, sandiklar tika basa dolu benim evde...koca bir konagi düzer yaaaa....(gülerek) Annem takiliyor bana zaten, benim gibi ceyizi olan baska bir kiz yok daha diye...on defa kocaya gitmeye yeter diye!“
Sila gülerek :“ Ehhh konagi düzer dedin, koskoca bir konagin gelini oldun artik, dizer dösersin su saheserlerini, kullanirsin artik!“
Sahra kizarak:“Silaaaa, ya baslama yine!“
Ama Sila zevkle Sahra’ya takilmaya devam eder!
Asiye hanim ise sessizce kücük dükkanin bir kenarinda yorulan ayaklarini dinlendirmek icin oturmus, sakin sakin o iki hayat dolu genc kizin tatli muhabettini büyük bir zevkle dinler ve izler. Edindigi kanat ise, ilk andan beri edindigi intibanın dogru olduguydu.
Boran oğul ile Sıla gelinin birbirlerine duydugu asktan hic şüphesi yoktu!
Ama Aslan oğul ve Sahra gelin, işte o konuda biraz tereddütü vardı Asiye Ana’nin.
Sahra gelinin icinde aniden parlayan aşkını, bunu bir türlü kabullenemeyen halleri, Asiye Anayı biraz tedirgin ediyordu…Aslan’in Sahra gelinden asla vezgecmeyecegi o kadar apacik ortadaydiki, iş artık Sahra gelinin bu askin kabullenmesine bagliydi ve bu konuda ise yine iş Aslan oğula düşüyor, diye icinden gecirir Asiye Ana, bir kulagi kizlarin sohbetinde.
Sila Asiye Anaya dönerek :“Asiye Annecigim, Aslanlarin konagi cok büyükmüs degilmi? Kactane odasi var? Boranlarin konaginda daha büyüktür, degilmi? (abartaak) vardir en azindan yirmi odasi....(ve Sahraya dönerek) Yok, yok, daha fazladir, tüm odalara yayarsin eserlerini....hem baksana konak bile tam sana göre, sahibi gibi!“ der ve kikirdar!
Asiye Ana „Büyüktür, büyük!“ diye cevap verir, icin icin gülerek.
Sabahtan beri iki gelinin tatli ve sevgi dolu atismalarini dinlerken, memleketindeki gencligini hatirliyordur Asiye Ana ve yine derin bir ic cekerek.....cok özledigi kizkardesleri gelir gözü önüne....ne cok gülerlerdi o zamanlar, ....“Ahhh ahhhh!“ bir derin ic daha ceker Asiye Ana, hatiralarina dalmis!
Tam o sirada Asiye Ana’nin cebi calar !
Asiye Ana :”Efendim Agam!”
Cemal Aga: “Hanim! Biz isleri bitirdik sayilir….derimki Oglanlar gelinleri merak ediyor…veletler sirilsiklam asik Hanim….5 saatlik hasret bunlari verem edecek neredeyse….kiyamam Hanim…beraberce bir öglegen yemegi yesek bizim Selale basinda!”
Asiye Hanim gülerek:”Ah Agam, gencligimiz geldi bugün sabahtan beri hep gözüm önüme….Kiyarmiyim ben bu cocuklara….Hadi sen gel al bizi…biz Emiroglunun dükkanindayiz!”
Cemal Aga: “Tamam Hanimim, oglanlara bir haber vereyim. Gelirik hemenden!”
Sila ve Sahra merakla dinlemislerdi Asiye Anayi, “Gel al bizi!” duyunca!
Ikisininde ici kipir kipir olmustu birden, gözleri yildizlar gibi parliyordu heyecan ve meraktan Asiye Ana’nin kendilerine ne söylececegini bekliyordular…..eslerini görme umudu öyle yansiyorduki hallerine, ikiside nefesini tutumus Asiye Anaya sorar gibi bakioyrdu!
Asiye Ana cok duygulanir birden, bu iki genc kizin ask ve hasret dolu hallerini görünce! Yüregi tatli bir aciyla sizlar…ve birden gülerek, iki elini dizine vurarak agri agir yerinden kalkar!
Asiye Ana: “Cemal Aganiz cok acikti!. Hep beraber, oglanlarla yemek yiyelim istiyor, cok güzel, özel bir yerde!....Birazdan burda olucak, hadi Sahra kizim al bakayim alacaklarini!”
Sila ve Sahra birbirine gülümseyerek, hemen yasli ve sirin tezgahtara dönüp, cetin pazarliklarina devam ederler!
Tezgahtar dede fiyati ilk bastan beri cok yüksek tutmustu, hem adetten sonrasi inadina, bu iki güzel Gelinaga’ya olan hayranliginin tadini, cok ilerlemis yasina ragmen, birazicik daha cikarmak icin!
Ama simdi anlayisli Asiye Hanimaga’nin kendisine gözleriyle verdigi ihtarla, esas fiyata cabukcak düsmüstüki, dünyalar tatlisi Aslan Aga’nin Sahra gelinagasi, alisverisini cabuk bitirebilsin diye….ve cok mutluydu tezgahtar dede….cünkü en güzel, en degerli eserleri, cok iyi ellere gidiyordu, bu el islerin degerini cok iyi bilen bir insana!

madita
08-03-07, 02:43
Part 119


Tam ödemelerin ve paketlemelerin bitmesiyle, Cemal Aga girmisiti kücücük dükkana!
Kizlar bir agizdan gülümseyerek “Merhaba Cemal Aga amca!” diye söylerler!
Cemal Aga cok sevinir bu ilginc ve cok güzel karsilamya, en cok “Amcaya“ bayilimistir! Tatli bir siritma, gülümseme yüzünde belirirler (Sener Sen bu)
Su ana kadar hic kimse “Cemal Aga Amca!” diye hitap etmemisti kendisine, kendi öz yegenleri bile.
”Bu Istanbullu kizlarin, töre ve adetlerden yoksun bilgileri ne ic acici ve hos!” diye gecirir icinden ve Asiye hanim ile göz göze gelince, ikiside büyük bir zevkle gülümser!
Cemal Aga, yasli Emiroglu dedeyi selamladiktan sonra “Hadi toparlanin bakalim, hep beraberce yemek yemege gidiyoruz!” derken, Boran ve Aslan, dükkanin kücük kapisindan, boyunlarini egerek iceriye girince, kücük dükkan bir anda dahada kücülür, daralir!
Hepsi birbirleriyle selamlastiktan sonra, Boran ve Aslan eslerinin yanina gecer.
Sila ve Boran mutlu mutlu birbirine gülümseyerek günün nasil gecti diye, sohbet ederken, Aslan ve Sahra ise kücücük dükkanda yan yana gelmislerdi, daracik ortam aralarinda bir karis el mesafe birakmisti. Sahra Aslan’in kokusuyla, bedeninin sactigi sicakligi hemen hissetmisti. Icindeki ezici bir icgüdüyle birden Aslan’in gövdesine gömülmek ve sarilmak istemisti basini kaldirip, boynunu geri atarak Aslan’in gözlerine bakinca. Ama kendisine, basini egmis bakan Aslan’dan hemen gözlerini kacirir. Yine mahcup etmisti Aslan kendisini, o kor gibi yanan bakislari ile, banyodaki olayi hatirlatmasiyla!
Sahra hemen sirtini Aslan’a döner, ceyran carpilmis gibiydi, yine kalbi delicesine atiyordu ve Aslanin varligini bedenin her hücresiyle hissediyordu, hissetmemek imkansiz diye gecirir icinden Sahra! Kücücük dükkanda Aslan’in ne kadar uzun boylu, erkeksi ve kuvvetli bir vücut yapısina sahip oldugu dahada belli oluyor, diye düsünür Sahra.
Hafif basi döner birden, hersey kendisine cok agir gelir birden. Delicesine carpan yüregi, Aslan’in mest edici kokusu, bedeninin sactigi yakici sicakligi, varligi, her hareketi ve sabahki, ezici bir mahcubiyet yasatan, banyodaki mahrem sahneyi hatirladikca!
Sahra sendelemesiyle, tezgahtara dayanir, gözlerini kapayarak!
Aslan endiselense bile, adi gibi biliyordu Sahra’nin neden dengesini kaybettigini ve hafif gülümser, sefkatlle „Sahraaa…hadi disari cikalim, temiz hava sana iyi gelir!“ der ve Sahrayi omuzundan tutup dükkandan disari cikartir!
Sahra titrek bir sesle „Birden cok kötü basim döndü!“
Aslan mahsumca: „Neden?“
Sahra :“Bilmiyo….ehhh, öylesine iste…gecti!“
Aslan icin icin gülerek, „Yalan söylemesini bile beceremiyor minik ejderham!“ diye icinden gecirir ve Sahra’nin kulagina egilip „Ama ben biliyorum, pamuk prensesim!“ diye fisildar. Sahra bu imali sözler üzerine hafif bir ciglik atarak, birde al al olmus yanaklariyla, Aslan’i var olan kuvvetiyle gögsünden iter…. ama bir milim bile yerinden kipirdamayan Aslan, birden gögsüne dayayan Sahra’nin elini kaparak, kalbinin üstüne ceker ve sikica Sahra’nin elini atan kalbinin üstüne bastir!
Sahra Aslan’in bu hamlesiyle hafif bir sok yasayarak, duraksar ve kipirdamadan, saskin saskin eline bakar, Aslan’in kuvvetli kalp atislarini hisseder, elini kaplayan, Aslanin güzel, esmer ellerinin sicakligini hisseder!
Aslan:“Sahraaa….artik bir konussak!“
Sahra bu sözlerle kendine gelir ve hemen elini cekmek ister! Aslan bir iki saniye sonra Sahra’nin elini serbest birakir!
Sahra:“Benim, benim seninle konusacaklarim yokkkkk!“ der ve Aslan’dan hemen uzaklasip, Asiye Ana’ya sokulur!
Aslan biraz bozulsada bunu belli etmez, Sahra’nin ne kadar inatci bir keci oldugunu bilmiyormuydu sanki!
Ikisini sahin gözlerle gibi takip eden, dinleyen Asiye Ana, gülümseyerek Aslan’a bakar ve göz kirpar „Olur, olur, sen merak etme diye!“
Aslan sevinerek gülümser, demek Asiye Ana yardim edecekti kendisine!
Sila ve Boran’da takip etmisti olanlari, ikiside birbirlerinin gözüne bakarak karar vermislerdi, Sahra ve Aslan’in bir basbasa kalip, konusmalari gerektigini!
Sila fisildayarak :“Boran, bu ikili varya, daha hic dogru dürüst sorunlarini konusmadilar!“
Boran:“Sen nerden biliyorsun Ceylanim?“
Sila:“Ehhh, ….biliyorum iste!“
Boran gülerek: „Zaten ikinizin basbasa kaldiginizda, saatlerce neler konusuyorsunuz cok merak ediyorum! Aranizda sir kalmamis belli!“ ve Sila’nin kulagina egilerek „Bizim sırları da anlatiyormusun, Birtanem?“ diye imali imali sorar!
Sila gülerek: „Aaaaa Boran Aga, olurmu hic!“ der ve Boran’in omuzuna sakadan bir yumruk atar! Ikiside güler!
Boran: „Cemal Aga bizi cok güzel bir yere yemege götürecek, orada basbasa kalirla, bizde bahane olarak basbasa bir yürüyüse cikariz, Asiye Ana’da ayarlar birseyler, böylece ikisi uzun süre basbasa kalir, eeee yatak odasinda olmadiklarina göre, artik konusurlar!“
Sila gülerek „Aaaa inanamiyorum, sen Aslan’la neler konusuyorsun? Siz erkekler böyle seyleri konusurmuydunuz?“
Boran kahkaha atarak „Inan bana konusmayiz, ama anlariz can dostu kardesimizin halinden!“
Sila:“Demek öyle! O zaman Aslan senin halinden haberdarmis?“ sorar kizarmis yanaklariya
Bora siritarak :“Sen Allah’a sükretki, benim gibi onun eline düsmedin diye…!“
Sila saskin saskin Boran’a bakar…Boran gülümseyerek susmayi yegerler!

Artik hepsi arabalara varmislardi ve yine birbirlerinden ayrilarak kendi arabalarina binerek, Selaleye dogru yola cikarlar!

madita
08-03-07, 02:43
Part 120

Erkeklerin arabasinda yolculuk sessiz gecer ama kadinlarin arabasinda sohbet boldur!
Sila: „Sahraaa, Aslan seninle konusmak istiyor….biliyorum hic konusmadiniz su ilginc evliliginiz hakkinda…tersleme onu nolursun, hadi bir konuşun, degilmi Asiye Anne…Ben sizi o kadar yakistiriyorumki birbirinize, nolursun ayrilmayin…hem siz birbirinize asiksiniz, degilmi Asiye Anne!“
Sahra: „Silaaa, Asiye Anneyi karistirmasana bu ise, beni niye mahcup duruma düsürüyorsunki?“
Asiye Ana gülümseyerek:“Sahra kizim, konus ‚Aslan oglumlan! Bak kizim, Aslan ogul Aga, üstelik güclü bir asiretin Agasi…Seni birakmaz, birakamaz…Ha, sen simdi dersinki…bu evlilik ask evligi degil ve zorlan kiyilan bir nikah, böyle bir evlilik olmaz diye …ama bunlari hic düsünme güzel kizim…Belki nikahiniz silah zoruyla kiyildi…ama bilki, gökyüzündeki var olan günes ve ay gibi, Aslan oglum sana cok gönüllüdür, kendi caninin üstünde, senin canini tutuyor! Bunu hepimiz biliyoruz, apacik ortada! Seninde gönlün kayitsiz degildir, inkar etme yavrum, bu yasli gözler anlar!“
Sahra duyduklarina inanmak istiyordu, bu sözlerle yüregi tatli tatli sizliyordu, ama yine inadina „Olmaz! Bu evlilik ….biz iki farkli dünyalarin insaniyiz…ve o cok farkli bir erkek….bu evlilik iptal olacak“ der, söyledigi bu sözlere üzülerek, kendi yüregini acitarak. Ama en dogrusu buydu!
Aslan’i kaldiracak kapasitede kendini hissetmiyordu!
O cok güclü birisiydi, asiri erkeksi bir tipti ki, Arda gibi degildi!
Arda gecer aklindan, Arda cok sakin, olumlu bir insandi….Aslan’i görse yüregine inerdi herhalde…Sahra birden bir kahkaha atar…Arda ve Aslan yan yana, bunu düsündükce!
Sila :”Hayrola komik olan ne simdi, sen bizi bu sözlerinle üzerken?”
Sahra siritarak basini sallar ve “Yok bir sey canim, yok!” söylemesiyle, yarim saatlik bir yolculugun ardindan, araç kücük bir ormanin icinde eski yapılı, bir han kapısından geçer ve geniş bir avluya girisinde durur.
Sila ve Sahra etrafı büyük bir meraklı süzerler, hiçte yemek yenecek bir yere benzemiyordu geldikleri yer! Avlunun sadece iki tarafinda iki geniş merdivenler vardi, üst katlara cikan!
Bir sürü odalari bulunan bir yapıydı. Lokantadan çok bir han, bir konağı andırıyordu bu yer!
Sila ve Sahra arabadan inerek, kare şeklindeki bombos avlunun içinde kendi etraflarinda dönerek hayranlikla eski yapiyi seyrediyorlardi. Uzaktan bir su siriltisi geliyordu kulaklarina!
Sila Asiye Ana’ya dönerek “Selanenin sesimi bu? Selale nerde?” diye sorar!

Asiye ana kızların merakla bu yapıyı incelemesine içinden kıs kıs güler!
Cemal Ağanın öglen yemegi icin özellikle niye burayı seçtiğini çok iyi biliyordu….zira bu konakta Ağa oğullarının kimsenin gözünün önünde bulunmadan, sevdikleriyle baş başa yemek yiyebilecekleri, aşklarını gösterebilecekleri küçük odalardan oluşan bir yerdi burasi!
Tabi kendiside uzun süredir tek aşkı Cemal Ağayla baş başa kalmayalı çok olmuştu, diye gecirir Asiye Ana memnuniyetle icinden!

Sila’nin sorusu üzerine, Boran gelmisti yanlarina.
Sılanın gözleri tıpkı son günlerde olduğu gibi zevkle parlamaya başlar, Boran’in gözlerine bakinca, tıpkı yüzünden eksik olmayan gülümsemesi gibi! Boran gözleri ise yaklaştigi kadinlarin içinde sadece Sılasını görüyordu… Sılasının yanına gelip durdugunda, hiç birine bakmadan Silasina uzatır elini… gözlerinde büyük bir aşkla…
Cemal Ağa ve Asiye Ana, Boran oğullarının Silasini alip gitmesiyle, ikiside kendi yollarına devam ederler.
Sahra birden kendini yapayalniz bulur kocaman avlunun ortasinda, uzakta duran kendisini izleyen Aslan’la basbasaydi. Korumalar, söförler birden kaybolmustu.
Sahra neler oluyor burda diye düsünmesiyle, biraz sonra Aslan ile baş başa yemek yiyeceklerini anlar ve birden dehşete kapılır, eli ayagi birbirine dolanir ve kalbi yine hizli atmaya baslar!
Sahra bu elinde olmayan duygu firtinasina kizar ve “Allahim bu böyle devam ederse, yakinda kalpten gidicegim!” diye mirildanir, kalbini dizginlemeye calisarak!

Artik Aslan’la yatak odasindan haric bas basa kalacaklari bir mekan, diye düsünür Sahra ve şu son zamanlarda hep etrafta birileri varken konuştuklarini fark eder!!!
Sadece yatak odalarında, yalnız kaldıklarında ise, genellikle konuşmak yerine atışmamıslarmıydı, gerci ilk basta hep kendisi konusmustu, Aslan susmustu.
Ve sonrasi iğnelemeler..... ve tabi hep Aslan’ın kendisini alak bulak eden imalari, bedenini sahiplenme savaslari ile dolu geçiyordu… şimdi ise ne yapacaktı ki, koskoca bir saat boyunca?
Aslan’ la nasil medeni bir şekilde konuşacaktı ki?
Sahra’nin akli cok karisikti ve farkina varmadan Asiye Ana’nin pesine dogru yürümeye baslamisti birden.
Aslan’la konusmakmi? diyordu Sahra icinden. “Kendimi ve onu biraz tanıyorsam, ....bu mümkün değil!” diye düsünür.
Sahra’nin aklı, kendisine seslenildiğini bile duymayacak kadar çok karışmistıki......yürüken Sahra birden sert bir şeye çarpmasiyla, neredeyse dengesini kaybedip yere düsecektiki, aniden iki kuvvetli el kendisini omuzlarindan kapip, destekleyip tutmasaydi.
Sahra saskilikla başını kaldırdığında, Aslan ile burun buruna geldigini görür!
O an, ne Aslan’la atışmaları, ne onunla yalnız kalma korkusu, hepsi uçup gitmişti Sahra’nin aklından. Sadece Asla’nın gözlerine takılıp kalmıştı… ne kadar zaman geçtiğini anlamadan.
Ikiside öylece kala kaldılar koskoca avluda, taki Aslan kendinden gecmis Sahra’yi elinden tutup, arkasindan cekip yürümeye basladigina kadar.
Sahra hic bir sey söylemeden, usulca Aslan’i takip eder.
Ilk defa Aslan’la el ele tutusuyordular ve Sahra’nin icine simsicacik bir mutluluk duygusu düsmüstüki, midesinde kelebekler yine ucusmaya baslamisti ve kalbi kipir kipir atiyordu...ama ayni anda bu duygulardan rahatsiz oluyordu Sahra, istemiyordu Aslan icin böyle duygulara kapilmaya...korkuyordu!

madita
08-03-07, 02:45
Part 121


Aslan, bir odanin kapisina vardiginda, durur ve suskun, Sahra’nin gözlerinin icine bakarak, yavasca kapiyi acar!
Sahra gözlerini Aslan’in gözlerinden kacirma firsatini sükürle kabul ederek, odaninin icine dikkatlice bakarken, Aslan onu elinden tutup içeriye cekmeye baslamisti bile. Sahra mecburiyetle, teredütle Aslan’i takip eder, Aslan’in elini bir türlü birakip, elini geriye cekemedigi icin.
Aslan’in elini tutmak, o kadar güzel ve huzur dolu, güven veren bir duyguyduki Sahra icin, korkularini bile eziyordu bu tatli duygu!
Aslan'in arkalarindan kapiyi kapatmasiyla, Aslan Sahra’nin elini birakir.
Sahra birden elini bombos ve üsüdügünü hisseder. Iki elini birbirine kavusturur, birden üsüyen ve yalniz elini isitmak icin, odanin etrafina bakinarak!
Aslan ise yine sessizce Sahra’yi izler, tepkisini bekler.

Odaya bir yer sofrası kurulmuştu ve etrafina büyük rahat minderler serilmisti!
Sahra yer sofrasini görmesiyle, bu küçük ve aydınlık odada kendisine gelir.
Aslan’la artik basbasa kalmisti!
Sahra birden yine bu adamin kendisini bu kadar etkilemesine, kendinden gecmesine sebep olmasina, kendisine, bugüne kadar tüm duygularını baskı altında tutmuş birisine, böyle şeyler düşündürdüğü ve duygular yasattigi için, Aslan’ a öfkelenir… hele bu sabah banyoda yaptıklarını düşününce, Sahra’nin öfkesi dahada artar ve birden Aslan’a “Sen ne yaptığını sanıyorsun? Asiye Ana ile Celal Ağa amcaya ayıp oldu!” diye cikisir!
Aslan icin icin gülerek, ama Sahra’ya karsi ciddi ciddi “Merak etme Birtanem. Sen Cemal Ağa’nin bizi neden buraya yemeğe getirdiğini sanıyorsun? Etrafına bak Sahra! ....Kimse yok, baş başayız...Beklide ilk defa! (ve bir ic cekerek) Haydi gel, otur yemek yiyelim ve konuşalım!” der ve “Konuşacak çok şeyimiz var Sahra!” diyerek, Aslan yer minderlerinden birine çöker!
Oturmasiyla Aslan eliyle, hemen yanındaki minderin üstüne vurarak Sahrayı davet eder. Sahra’nin içi giden bu cazip teklife, inadina başını çevirip, bilerek Aslan’ın tam karşısına, Aslan’dan mümkün olduğunca uzağa, kendini bir mindere birakip, oturur… yüzüne yerleştirdiği kızgın ifadesiyle!
Ikiside suskun oturur, Aslan kolunu, yukari cektigi dizinin üstüne koymus bekler. Sahra ise hanim hanimcik iki elini kucaginda baglayip bekler ve Aslan’la göz göze gelmemek icin itina gösterir, ama arasira Aslan’a kacamak bakmadan’da edemez, yine ardindan hemen gözlerini baska yere dikmek üzere!

Böylece aradan geçen sessiz dakikaların ise, haddi hesabı yoktu…
Sahra Aslan’ın bir şeyler söylemesini, ilk söze başlayanın onun olmasını istiyordu ki, üstünlük kendisinde olup, sonra Aslan’ın canına okuyabilmek icin. Ama Aslan inadına onunla konuşmuyordu, sadece gözlerini kendisine dikmiş bakıyordu!
Sahra icinden “Ben konusmayacagim, konusmayacagim! “ diye sürekli tekrarliyordu!
Böylece beklerken, odanin kapisi acilip, suskun garsonlar tarafindan servis yapilir.
Belliydi, reservasyon ve siparisler önceden verilmisti!
Sahra servisi izlerken, Aslan bir an bile gözlerini inatci güzel karisinin üstünden ayirmiyordu!
Aslan, Sahra’nın içinde kopan fırtınaları az buçuk tahmin ettiği için, son 15 dakikadır susuyordu, sadece Sahrasına doya doya bakabiliyordu, Sahra’nın o konuşmadıkça, ağzını açmayacağını bilmenin verdiği güvenle… !


Böylece sessizce beklerken, Aslan Sahra ile ilk karşılaştıkları günü düşünür, hatirlar!

Nasılda o küçücük boyuyla Servana kafa tutmustu.
Servan’dan korkusunu belli etmemisti, üstelik kendisine doğrultulmuş bir silah olmasına rağmen. Gözleri ise çakmak çakmak ve ağzından neredeyse alevler çıkıyordu…üstündeki o kırmızı elbisesiyle, minik bir ejdarhayı çağrıştırmıştı Sahra kendisine o an!
Bu korkusuz tavriyla, Servan’in bir kuklasi diye sanmisti Sahra’yi Aslan ve ilk basta nefretle bakmisti Sahrasina, belkide Servan’in gözünden düsmüs sevgilisiydi diye! Ama ilerleyen zamanla ve olaylar bunun tam tersi oldugunu göstermisti kendisine. Sahrasi ne yapip etmisti, Servan’in kendisinden sonra, bir numarali düsmani olmaya basarmisti!
Ama esas kendisini Sahra’da etkileyen, onun güzel görüntüsünden, Servan’a kafa tutmasından çok, Sahra’nin merhametiydi!
Servan o sarhoş ve esrarla uyusmus kafasi ile, iki düşmanını evlendirerek intikam alacağıni, elindeki silahında Sahrayı ikna edeceğini sanıyorken....Servan Sahra’ya bir türlü o imzayı attırmayı başaramamıştı…taki Servan elindeki silahı kendisine çevirdiğinde ve eli kolu bagli halde kendisini acimasizca yumruklamaya baslayana kadar. Ilk kez kendisini fark eden Sahra’nın yüzündeki ifadeyi görünceye kadar… Servan’in, eger Sahra imzayi atmazsa, damat adayını öldüreceği söylediği ana kadar, birden nasılda korkmuştu Sahra… sonra pes etmis bir halde tamam diyerek, atmıştı imzayı. Böylece Sahrasi hiç tanımadığı bir adamin ve kendisinin hayatını kurtarmıştı! Ve sonrasi... Kendi adamlarinin gelmesiyle ve Servan’in kacmasiyla, Sahra bir fırsatını bulup kendsinden kaçmaya kalkmisti....Ve Aslan’da adına yakışır bir şekilde Sahra’yi kovaladi, resmen bir av gibi, sorularina cevaplar alabilmek icin, nikahli yabanci, esrarengiz karsini yakalamak icin!
Ve Sahra kosmustu, Aslan itiraf etmisti kendisine, Sahra cok iyi bir kosucuydu, ama yinede Sahrayi bir köseye sıkıştırmışlardı, Aslan kendi adamlari ile, ve Sahra peşlerindeki adamlara rağmen, o meshur inadi ile, kayalardan kendini asaga dogru birakip Fıratın sularına atlamisti. Aslan’da Sahrayi yakalamak ve bogulmaktan kurtarmak icin pesinden!… Aslan böylece Sahra’nin o inatçılığına ve pes etmeme kararliligina hayran kalmıştı!
Sonra Aslan, kankardeşi Boran’ın evine sığındında ve ardindan tüm olanları düşününce, .....Sahra’nın üzerine çok gittiğini biliyordu Aslan!
Hele bu sabah banyoda olanlar…!
Dışarıdan nasıl görünürse görünsün, Aslan Sahra’nın aslında çok mutahasıp ve çok utangaç bir kiz olduğunu biliyordu.
Daha önce şu dantel Ardayı saymazsak, hayatında hiç erkek olmadığın itirafını almamışmıydı o sarhoş olduğu gece Sahra’dan.
Aslında Sahra’nın şimdide sarhoş olmasını ne çok isterdi. Böylelikle üzerinde baskı kalkar, içinden geçenleri yalansız dolansız söylerdi.
Gerci Sahra’nin yalan söylemesini zaten hic beceremedigini bilerek....!
Aslan tüm bunları düşünürken, Sahraya olan aşkını itiraf etme yolları arıyordu…!

Sahra’ da Aslan kendisini süzdügünü biliyordu ve beklerken, buna benzer düşünceler geçer aklından… !
Aslanla ilk karşılaştığında, Servan Aga’nın iki adamı onu zorla tutarken, Aslan’in yakışıklılığından, öfkesinden, korkusuzlugundan nasıl etkilendiğini düşünür. Servan Aga’nin kendisini tehdit etmesi onu etkilememişti, ama silahıni birden Aslan’a doğrultup ve haince, müdafasiz Aslan’in yumruklamaya kalkinca, ilk kez gercekten korkmuştu…nasılsa avukatım, sonra bu evliliği halletmenin bir yolunu bulurum diye atmıştı imzayı…ve ilk firsatta kaçmaya kalkmisti Aslan’dan, esrarengiz kocasindan....ama Aslan acimazisca pesine düsmüstü, sanki esas düsmani kendisiymis gibi, avcidan kacan bir ceylan gibi hissetmisti kendisini, Aslan’dan korkmustu cünkü, Servan Aga’ya olan korkunc kinini görünce, kendisinede zarar verebilir diye, o acimasiz gözleri görünce...ama sonraları gördüki, onu sürekli korumaya çalışmisti Aslan!
Ama neden Türkçe bildiğini baştan söylememişti sanki, Servan Aga’nin Aslan’la hic konusmamasi buna sebep olmustu, o sirf Aslan’a agir sözler söylemisti, ama Aslan yedigi yumruklara bile ses cikarmamisti, hep susmustu… niye saklamıştıki…ve niye sonra kendisiyle Türkce konusmamisti....neler neler saymisti Sahra Aslan’a....hatirladikca....Sahra yine öfkeleniyor ve mahcup oluyordu....hatirliyordu bir iki defa “Yakisikli eskiya!” diye söylenmisti birseyler....sonra birden tüm beraber gecirdikleri anlari, yatak odalarinda yasadiklari aklina gelir ve en son bu sabah banyodaki olanlar.....!

madita
08-03-07, 02:46
Part 122


Bunu hatirlamasiyla, Sahra birden yerinden firlayarak, kapiyi acip odadan disari kosar, arkasindan Aslan’in “Sahraaa, dur!” bagarmasiyla!

Sahra uzun koridordan merdivenlere dogru kosar, avluya iner ve Cemal Aga ile Asiye Ana’nin gittigi yöne dogru kosar!
Aslan icinden “Allah kahretmesin!” diye söylenerek yerinden firlayip, Sahra’nin pesinden kosar ve yine sasar “Bu kiz gercekten acaip iyi bir kosucu!” diye düsünerek, Sahra’nin o topuklu ayakabilari ile süratine hayran kalarak!

Sahra ise nereye vardigini sasirmisti. Kendini birden bir terasta bulmustu, alti hafif bir ucurum, gür akan bir dere ve az yukarisinda o meshur selale.
Sahra ic güdüyle selaleye yönelir, terastan merdivenlerle, dere boyunca dizili altli üstlü, agaclar arasinda teraslara iniliyordu.
Sahra kosarak merdivenlerden iner, arkasindan Aslan’in “Sahraaaa!” bagirmasini duymasiyla!
Sahra nedense birden durur! Etrafina bakinir, yapayalnizdilar!
Sahra bilmiyorduki bu lokanta aksama dogru actigini, simdi ise kendileri icin bir istisna yapildigini...
Sahra: “Birak beni Aslan!” diye bagirir ve tekrar Aslan’a sirtini dönüp selaleye dogru yürür, yalniz kalmak, düsünmek istiyordu.
Ama Aslan icinden inleyerek “Birakamam senin, asla birakamam!” diye gecirir ve aralarinda bir mesafe birakarak, Sahra’yi sakince takip eder!

Sahra’nin odada birden yanaklari kizarip, alal olup, sonra aniden yerinden firlayip kacmasinin sebebini cok iyi anlamisti Aslan
Birden icin icin gülmeden edemez Aslan ve “Ahhhh ahhh, demek kaciyor benden minik ejderham!” diye hayiflanir, biliyordu bu sabah banyoda gercekten biraz fazla ileriye gittigini!
Banyoda olanlari hatirladikca, Aslan artik Sahra’ya karsi dayanma gücünün, gün gectikce azaldigini hissediyordu.
Sahra’ya karsi hissetigi arzusunu daha ne kadar dizginleyebilecegini bilmiyordu. Sahra aklindan artik bir türlü cikmiyordu.
Zaten bu sabah, kendisi uyur numarasi yaparken, Sahranin kendisine sarilip, öpmesi...sonra banyo’daki, o alev gibi tüm bedenini kavuran o an...Aslan’in bugün mantikli düsünmesine, kendisini işe vermesini engellemisti.
Eger Cemal Aga ve Boran olmasaydi ve arasira ikisi kendisini uyarmasaydi, Aslan hayatinda ilk defa, zararina bir is baglayacakti, o kadar etkilenmisti Sahrasindan bu sabah.
Aslan bu düsüncelerle, bir ic cekerek “Sahram!” diye mirildanir ve o an sanki Sahra kendi ismini duymus gibi, basini cevirip Aslan’a bakar.
Ama Sahra hemen yine basini cevirir.
Aslan’in bakisi icini yakiyordu, yüreginin tekrar delicesine atmasina sebep oluyordu... Aslan’in bu sabahki banyodaki olanari düsündügü öyle apacik ortadaydiki, Sahra bu düsünceyle yürürken, etrafini algilamasini engelleniyordu ve Sahra’nin nereye adim attigini, bastigini farkinda degildi artik....Ayagi birden, vardigi yumusak patika yolda, topraktan cikmis agac köküne takilir....ve Sahra dengesini kaybetmesiyle, acı bir ciglikla uzunlamasina yere, kalcasinin üstüne düser.

Sahra’nin bir ciglikla yere düsmesini gören Aslan, bir ok gibi firlayarak, inanilmaz bir süratle Sahra’nin yanina gelmisti. O an ayaga kalkip, toparlanmaya calisan, mahcup Sahra ise, birden basinda Aslan’i görünce, korkudan bir ciglik daha atarak, bir adim geriye atar ve tekrar dengesini kaybeder. Aslan endiseyle Sahra’yi kolunda kaparak “Sahra neler oluyor sana !” diye sorar.
Sahra mahcup olmustu: ”Yaaaaa, su topuklu ayakabilarla yürülmüyor su patikada, yaaa!” der ve Aslan’dan uzaklasabilmek icin, bir adim daha geriye atarken bu sefer topugu gercekten yumusak topraga batar ve Sahra tekrar dengesini kabeder, kaybetmesiyle Sahra aniden Aslan’in koluna sarilir, tekrar uzunlamasina yere düsmemek icin!
Aslan ise icinden “Kadinlar!” diye gecirir ve basini sallayarak,“Illaki şu boylarini uzatmak icin, cambazlar gibi su ince topuklu seylerle yürümeye calismazsalar olmaz!” icin icin söylenirken, Sahra’yi bir hisimla kapip, kollarina kaldirir ve Sahra’yi daha saglam bir zemine tasir.
Bu ani hamleyle saskina ugrayan Sahra, korkudan kollarini simsiki Aslan’in boynuna dolar, tutunur Aslana.
Sahra saskinligini üstünden atip, ilk basta tepinmek istesede, girdigi batakliktan sag saglim cikabilmek, kurtulabilmek icin sevinir ve susmayi, uslu durmayi yegerler.

Ama sevinci uzun sürmez, tedirginlige dönüsür....”Beni nereye götürüyorsun?”
Aslan, selalenin etrafina kurulan manzara teraslarindan, en arkada biraz gizli, agaclar arasinda, hafif bir yamac arkasinda kalaninkine dogru yönelmisti, kus gibi hafif Sahra’yi kollarinda tasiyarak.
Gözlerden irak, hem selalenin gür sesinden uzak bir yer secmisti Aslan!
Sahra artik Aslan’in saglam bir zeminde, tas dösemeli bir patikada yürüdügünü görünce “Hemen indir beni!” der
Aslan: “Hayir!”
Sahra: “Gören olacak bizi yaaa, ayiptir! Indir beni!”
Aslan: “Umurumda degil!” diye cevap verir.
Ama birkac adim sonra, istedigi yere vardigi icin, Sahrayi yavasca ve dikkatle yere indirir!

madita
08-03-07, 02:46
Part 123


Sahra hemen Aslan’dan birkac adim uzaklasakarak kizginlikla Aslan’a döner.
Sahra: “Evet belli, senin hic birsey umurunda degil!”
Aslan susar....Sahra’nin icini dökmesini bekler!
Sahra: “Bana dokunamazsın artik!”
Aslan alayla bir gülümser bu sözler üzerine!
Sahra mahcup ve öfkeyle “Ne yaniiii?”
Aslan manali: “Bu imkansiz!”
Sahra kipkirmizi kesilerek, sinirle: “Nedenmis?” cikisir
Aslan: “Karimsin!”
Sahra :”.....!” agzi acik kalir, ne diyecegini sasirir.
Aslan derin bir ic cekerek: “Pamuk prensesim, itiraf ediyorum, tanışma seklimiz pek hoş degildi.....ama ...ben senden cok etkilendim, Sahram!”
Sahra bu itirafi nasil kabullenecegini bilemez, bir an icin afallanmis gibi kalakalır öyle güzelde “Sahram” demistiki kendisine.
Aslan icin icin güler, Sahra’nin bu tepkisiz haline ve konusmaya devam eder.
Aslan:”Yarin bizim konaga yola cikiyoruz! Seni dört gözle bekleyen insanlar var Sahra!”
Sahra saskin ve tedirgin: “Nasil yani....beni biliyorlarmi?”
Aslan bir gülümsemeyle:”Ilk günden beri, Birtanem!”
Sahra :”Bana lütfen Birtanem deme.....Sen...sen mi söyledin?”
Aslan:”Hayir, Servan Aga’nin marifeti...yaydi hemen etrafa , bir günde duymamis olan kalmadi, tabiki bizimkilerde!”
Sahra bu soku üstünden atar ve inatla: “Olsun, bosanacagiz...Benimkiler duymamali!”
Aslan sabirla: “Sahram, birakmam, birakamam seni!” diyerek, Sahra’ya yaklasir!
Sahra bu tatli sözleri duymak istemez ve:”Konusma benimle böyle!” diye Aslan’a cikisir.
Aslan gülümseyerek:”Neden Sahra?” fisildar
Sahra inatla: “Öyle iste!”
Aslan sefkatle:”Ama bizim evliligimiz tatli sözlerle gecsin, Sahram!”
Sahra:”.....Sen....niye israr ediyorsunki bu kadar... bu evlilikte!...Bu evlilik yalnis temeller üzerinde kurulu...hem biz...biz birbirimize uygun degilizki...dünyalarimiz cok ayri, cok farkli!”
Aslan bir adim daha yaklasarak: “Bence biz birbirimize haddinden fazla uygunuz ve şu bahsettigin temellerin ne kadar saglam oldugunu sana göstermeme izin ver Sahram!”
Sahra:”Yaaaa senin tek amacin, amacin.....!” sözün devamini getiremez
Aslan Sahra’ya dahada yaklasmis:”Seni mutlu etmek, sabah aksam sevmek!” diye fisildar, bastan cikartici bir sesle.
Sahra caresizce, icini titreten bu sözerden bir kacis yolu arar ve saldiriya gecmede son careyi bularak:”Yaaaa sen....sen neden beni günlerce kandirdin...Türkçe bilmedigini bana yutturdun, sustun...Bana yalan söyledin!”
Aslan siritarak :”Dedigin gibi....ben hic bir sey söylemedim...sen kendi varsayimlarinla bu fikre vardin!”
Sahra:”Hahhhh, susmakla yalan söyledin iste!”
Aslan gülerek:”Susmasaydim, beni yakisikli buldugunu, keske baska sartlar altinda tanismamizi istedigini, nasil ögrenirdim!”
Sahra’nin yanaklari yine kizarir, ama Aslan’in taktigini sökmüstü artik Sahra.
Taktigi kendisini mahcup ederek, susturup ve sonra dedigini yaptirmakti, ama buna müsade etmek istemiyordu Sahra, duymamis gibi yapar!
Sahra:”Eger benimle bastan beri konussaydin, ayni tarafta oldugumuzu hemen anlardin!”
Aslan:”Senin bana yalan söylemediğinde, Servan’la bana karsi olan baska bir baglanti olmadigindan, emin olmak istedim. Hem senin cadiligin cok hos ve eglenceliydi!”
Sahra:”Ne demek hos ve eglenceli, sen benimle dalgami geciyorsun, gönül mü eglendiriyorsun?”
Aslan: “Sen niye beni yanlis anlamakta israr ediyorsun Birtanem?”
Sahra:”Sen beni yanlis anlamakta israr ediyorsun....Ben seni istemedigim halde, beni seninle ilk geceden itibaren.....her gece bir yatakta yatmaya zorluyorsun, sariliyorsun, zorlan öpüyorsun.....ve veee banyo’da....!” Sahra söylemek istediklerin devamini getiremez, son sözleriyle bir hisimla Aslan’a sirtini dönerek gür gür akan dereye bakar!
Aslan artik tamamen yaklasmisti kendisine.
Bir el karis mesafeyle Sahra’nin arkasinda duruyordu Aslan!
Aslan kendisine sirti donük olan Sahra’nin hafif ve rüzgarin savurdugu güzel gül kokusunu icine cekmesiyle, birden Sahra’ya sarilir ve sımsıkı gövdesine ceker!
Sahra bir an karsi cikmak ister, ama nedense karsi gelemez ve delicesine atan yüregiyle kipirdamadan bekler, sirtinda Aslan'in kuvvetli, simsicaci, sert gövdesini hissederk!
Aslan, Sahra’nin saclarini öperek “Sahra, sana simdi söyleceklerim seni nolursun ürkütmesin....söylediklerimi dinlerken birseyi unutmamani diliyorum senden.....ben senin asla ama asla canini yakmiyacagim, yakamamda....
Ama artik sunu bilki, ben senden ayrilamam, ayrilmak istemiyorum...buna töreler sebep oldugu icin degil....senden cok ama cok hoslandigim icin, seni nedense esim olarak benimsedigim icin,.... seni cok cekici ve bastan cikartici buldugum icin,... seninle bir aile kurup coluk cocuga karismak istedigim icin,... sana taptigim, hayran kaldigim, arzudan delirip seni ölesiye sevdigim icin.....hayatimin mucizesi oldugun icin!”.... bu sözleri Sahra’nin kulagina fisildar...ve hayatinda ilk defa yüregi korkuyla acir...Sahra’nin tepkisini beklerken.
Sahra ise nefesini tutmus, duyduklarini inanamaz, gözlerinden yaslar süzülür...yüregi tatli tatli, hem tarif edemedigi bir aciyla, hem inanilmaz bir sevgiyle sizlar ve gövdesini saran Aslan’in kollarina, simsiki tutunur.
Aslan kendisine asik oldugunu mu itiraf etmisti...kendisine....?
Bu bir rüyamiydi....hayatinda gördügü en güzeli?
Sahra titrek bir sesle: “Aslan.....?”
Aslan, Sahrayi kollarinin arasinda kendisine dogru cevirir.
Ama Sahra, Aslan’in gözlerine bakmaya cesaret edemedigi icin, basini Aslan’in gögsüne gömer ve birden icinden kopan hickirigi bogamadan, kollarini Aslan’in gövdesine dolayip, simsiki sarilir Aslan’a.
Aslan Sahra’nin bu tepkisine sevincle derin bir “Ohhhh!” ceker ve basini ensesine atarak, derin bir nefes alarak, Allah’a binbir sükürler yagdirir!
Sonra Aslan, kollarinda göz yaslarina bogulan, hickiriklarla sarsilan Sahra’nin basini, iki avucunun icine alip, itiraz eden Sahra’nin basini kaldirir.
Aslan basparmaklari ile sefkatle Sahra’nin göz yaslarini silerken “Ben sana dünyami ayaklarinin altina seriyorum, sen ise babani öldürmüsüm gibi agliyorsun pamuk prensesim...O kadarmi nefret ediyorsun benden!” diye sorar.
Sahra Aslan’in bu sözlerine gözyaslari icinde gülümseden edemez ve Aslan’in avuclarinin icindeki basini hayir diye sallar, kücük bir cocuk gibi burnunu cekerek! Aslan ise daha fazla dayanamaz ve Sahra’nin bu sirin haline gülümseyerek, yavasca basi eger!
Aslan Sahrasinin gözlerine sefkatle ve hasret dolu bakarken, Sahra’nin titreyen dudaklarina inanilmaz sefkatli bir buse kondurur!
Sahra bu duygu firtinasindan sonra artik bu tatli öpücüge karsi koyamaz, koymak istmez, tüm benligi, ruhu kalbi Aslan diye haykirirken....ve Sahra, Aslan’in öpücügüne ilk defa kendi istegiyle, bilincle karsilik verirken....Sahra Aslan’a karsilik vermesiyle...Aslan’a hayatinin ilk tatli, mest edici sokunu yasatir.

Aslan ve Sahra’nin öpücügü yavas yavas o kadar derinlesmistiki, ikiside tamanen kendilerinden gecmisti ve Aslan Sahraya o kadar simsiki sarilmistiki öperken, farkinda varmadan Sahrayi kendi bedenine bastirip kaldirimisti, Sahranin ayaklarini yerden kesmisti.
Sahra ise kollarini Aslan’in boynuna simsiki sarmisti, ayaklarinin yerden kesildigini bile farkinda degildi bile....o kadar kendinden gecip, kendisini Aslan’in dudaklarina teslim etmesiyle!
Yaniyordu Sahra, damarlarindaki akan kan tatli tatli alevlerle sizliyordu....daha cok istiyordu....nefessiz kalip icinden Aslan diye inliyordu!
Aslan ise Sahra’dan farksizdi.....hayatinda hic böyle öpmemisti bir kadini, hic böyle öpülmemisti bir kadin tarafindan....Kendisini her gecen saniye ile daha cok Sahra’nin icine gömmek, bir olmak istiyordu...ona tamamen sahip olmak, teslim olmak istiyordu....ve Aslan atesli öpücügünü daha da alevlendirip, derinlestiriyordu... Sahra’nin, dudaklarina tecrübesizce ama o denli tatli karsilik vermesinin kanina kattigi sarhosluk ile.

madita
08-03-07, 02:47
Part 124


Onlari böylesine sarmas dolas, gündüz güzüyle yakisik almamayan bu mahrem öpüsmeyle yakalayan ise konagin genc bir garsonu idi!
Genc, 16 yaslarindaki garson cocuk, gördügü bu manzara, iki asik ciftin karsisinda, ne yapacagini sasirmisti, karar vermekte zorlaniyordu....Cemal Aga’si sormustu bu ikili yemeklerini bitirdilermi diye....odadan yemeklere dokunmadan ciktiklarini söyleyince, Cemal Aga git sor nerde yemek istiyorlarsa orda kur sofralarini demisti....ama simdi bu iki asigi görünce, ne yapacagini bilmiyordu....ve elinden olmadan o iki asigi seyrediyordu, .....16 yasiyla Aslan Aga’ya tapiyordu, ayni Boran Aga’ya gibi....yörenin gencleri arasinda bu iki Aga birer kahramandi....hepsi onlarin hikayelerini ezbere biliyordu....ve dün geceki dügünden gelen söylentilere göre....Aslan Aga ve yeni Gelin Aga birbirlerine sırılsıklam aşıktı....şuan gördükleri bu söylentilerin ispatiydi....simdi aralarina girse olurmu diye düsünürken, gitmeye karar verir, ama dalgin haliyle yani basinda duran sandalyelere carpar ve bir gürültüyle kendiside carptigi sandelyelerle yere devrilir!
Aslan ve Sahra birden bu cirkin sesle irkilir ve aniden ikiside mahcup olmus birbirlerinden ayrilirlar....!
Aslan kollarinda sımsıkı sarilip kaldirdigi Sahrayi hemen yere indirir ve gelen sese dogru dönerken Aslan mahcup olma duygusuna senelerdir liseli cagindan beri kapilmadigini hatirlar ve birden Sahra’ya son günlerdir neler yaptigini, yasattigini daha iyi anlar, hisseder. Gülümser....”Alma mazlumun Ahini...cikar aheste aheste!” diye icinden gecirir, alayla!
Genc garson ise hemen toparlarnip, ayaga kalkarak, mahcup ve korkuyla, devirdigi sandalyeleri yine yerine dizerken: “Agam, affet, kusuruma bakma, Agam...Cemal Agam sordu ve yolladi...belki disarda yemek istersiniz diye...git sor dedi...Agam affet bilmiyordum...Agam....!”
Aslan hem biraz mahcup hem zavalli garson gencin haline, hem utancidan elini tutarak arkasina sığınarak gizlenen Sahra’ya gülerek “Tamam, hemen geliyoruz, siz yemekleri tazeleyin.....ve Cocuk...sen bir sey görmedin tamammi...yoksa fena olur aramiz!” der,... son sözlerini tehditli bir bakisla altini cizerek!
Genc garson “Olurmu hic Agam, serefim üzerime yemin ederim hic birsey söylemem!” der ve kosa kosa lokantaya geri döner!
Aslan siritarak, elini simsiki tutan Sahra’yi pesinden ceker “Haydi Bir tanem, biraz birseyler yiyelim, aksam yemegine kadar ben zor dayanirim acliktan!” diyerek!
Sahra ise mahcup bir gülümsemeyle, hayran hayran Aslan’in arkasinda, ikisinin birbirlerine kenetlenmis ellerine bakarak, “Olur!” diye fisildar ve usulca mutluluktan gülümseyen Aslan’in pesinden yürür.....cok mutluydu Sahra su an....Aslani gibi!

Ikiside konusmadan, birbirlerinini gözüne bakmadan yemek odalarina varip, ama bu sefer yan yana oturup yemege baslarlar!
Sahra mahcubiyetini gizlemek icin, kendini yemege adar....Aslan ise zevkle mahcup Sahrasini yemek yerken izler.....böylece sessizlik icinde zaman gecer!
Aslan birden: “Bizim konakta seni bir süpriz bekliyor pamuk prensesim!”
Sahra basini kaldirip, saskin saskin Aslan’in gözlerine bakar. Nihayet diye düsünür Aslan!
Sahra merakla: “Söylesene!”
Aslan gülümseyerek:”Olmaz, süprizi mi kalir!”
Sahra nazlanarak :”Ozaman hic süpriz yaptim diye, söylemiyecektin!”
Aslan nazli Sahra’sina bayilarak “Hmmmm, kücük bir tüyo vereyim bari....cok sirin, minnacik, yürek isitan birseymis seni bekleyen!”
Sahra düsünür yemek yerken:”Hmmm, ne olabilir....tavsan yavrusuna benzettim simdi!”
Aslan hafif bir kahkaha atar:”Onun gibi bir sey!”
Sahra: “Hmmm demek onun gibi bir sey....Ne olabilirki?...Canli yani?”
Aslan:”Evet!”
Sahra:”Eeee? Baska ipucu yokmu?”
Aslan:”Hayir!”
Sahra:”Neden?”
Aslan:”Öyle iste...benim icinde bir süpriz olacak!”
Sahra:”Anlamadim?”
Aslan:”Belki bir gün bizde böyle güzel bir seye sahip oluruz?”
Sahra:”Tavsan yavrusunami?”
Aslan derin bir kahkaha atar, Sahra’nin bu gür, tok ve güzel gülüsle ici titrer birden, yine al yanakli olup, gözlerini Aslan’dan kacirir hemen!
Kacirdigi icin’de, Aslan’in birazdan söyleyecek ve anlam veremedigi sözlerini’de, imali bakisini göremedigi icin’de anlayamayacakti.
Aslan fisildayarak:”Tavsan yavrusu degil!” der.

Sahra bulmaca cözmesine devam etmek isterken, kapi calinir!
Aslan: “Buyrun!”
Iceri Boran ve Sila girer!
Sila imali bir bakis Sahra’ya atar, sorarcasina!
Boran’da Aslan’a.
Ama hepsi susar. Tam o sirada Cemal Aga ve Asiye Ana gelir. Ikiside soru isaretleriyle bir Aslan ve bir Sahra’ya bakarlar....!
Sahra artik durumu sezer ve cok mahcup olur....Aslan bunu hisseder birden Sahra’yi bu ezici durumdan kurtarmak icin, yerinden kalkip elini Sahra’ya uzatarak, elini sükürle kavrayan Sahra’ya kalkmasina yardim eder!
Aslan: “Daha iki tane is görüsmemiz var, gec kalmayalim artik! Su Memisogullari ile yapacagim is baglantisi önemli benim icin, haydi gidelim!” der
Boran:”Aklin yerine geldimi bari?”
Aslan bu imali sözlere yerinde bir cevap vermek ister, ama Cemal Aga ve Asiye Ana’dan cekindigi icin, sadece bir “Geldi!” diye cevap verir, Boran’a hem kizgin, hem afacanca manali bir bakis atarak...”Gösteririm sana ben!” der gibi!
Boran Aslan’in tepkisine sirf siritarak ve alayla kasini kaldirarak cevap verir.
Cemal Aga Boran’in ne demek istedigini cok iyi anlamisti ve icin icin gülerek hepsine seslenerek: “Haydi gidelim...Asiye Ana’nizin carsida bir iki isi kaldi, onlari carsiya dönsün, bizde Memisogullarinla bulusmaya gidelim!” der.
Herkes onaylar ve beraberce, o güzel, Aslan ve Sahra icin artik özel bir anlam tasiyan mekani geride birakip, sehire dönerler...iki asik cift aksama tez zamanda kavusma ümidiyle!

madita
08-03-07, 02:47
Part 125


Bayanlar tekrar carsiya varmislardi!
Arabada suskunca disarisini seyredip, Aslan’la bir iki saat önce yasadiklarini, hem mahcup ama o kadar fazlada mutlulukla düsünen Sahra, kendini yine carsinin büyüsüne kapilir!
Bu yerler kendisine bir masal diyari gibi geliyordu....Aslan’dan dolayimi diye icinden gecirir birden....ama bunlari simdi Aslan’a baglamak istemiyordu!
Sahra içinden, buralara geldiğinden beri sadece Servan Ağanın davasıyla uğraştığı için, doğunun o muhteşem ürünlerinin satıldığı dükkanları hiç gezemedigini gecirir!
Sonra Aslan’ın onu kaçırması ve tabi Midyata götürerek kendisini Boran’in konaginda tutmasiyla, doğru düzgün bir yer görmediği için bugün gördüğü her şey çok fazla ilgisini çekiyordu!
Burada, sabahtan beri girdikleri her dükkanda, bulunan neredeyse bütün ürünleri tek tek inceleyip bakmisti Sahra!
Esnaf ise hem Asiye Hanımağalarını, hemde iki güzel Gelinağayı memnun edebilmek için neredeyse birbirleriyle yarışıyordu… Üstelik kızların içten sohbetleri, yüzlerinden eksik olmayan gülüşleri sayesinde herkes onları çabuk benimsemisti
Esnafin dilinde sabahtan beri, Sahra Gelinin ne Alagül gibi kendisini beğenmiş, karşısındakini küçümseyen onun gibi aşşağalıyan birisi olmadigini...Nede Sıla Gelinin, Yezda gibi kendini herkesten soyutlayup, sadece konakta yaşayan bir süs eşyası gibi, tam tersine iyi ve temiz kalpli, yardimsever ve cana yakin bir kiz oldugunu birbirlerine anlatiyordu!
Bu yüzden herkes yeni Gelinağalarıni çok sevmişlerdi ve dügünden sonrada artık herkesin yeni Gelinağaları hakkında konuşacak bir çok şeye sahipti
Üstelik tüm esnaf şimdiden herkese anlatip, ne kadar güzel, ne kadar cana yakın ve ne kadar neşeli olduklarını, kendi aralarında tartışmaya başlamışlardı bile…!

Sahranın öglen yemegenden sonra birden bitmek bilmez enerjisiyle bir dükkandan çıkıp diğerine girmesi artık Sıla’yi yormaya başlar.
Hatta son girdikleri gümüş işlemelerinin satıldığı bir dükkanda, Sahra tüm modelleri tek tek incelerken, Sıla bir sandalyeye adeta çöker gibi oturur!
Asiye Ana endiseyle Sila’yi süzerken, Sahra elindekilerden iki tanesi arasında kararsız kalınca, fikir almak için Sılanın olduğu tarafa döner
Ama birden Sila’nin yüzü ne kadar solgun olduğunu görünce , elindekileri birakip hemen Sila’nin yanin kosar ve telasla “Silaaa...Neyin var Sıla? Iyimisin” diye sorar.
Ama solgun ve bitkin olan Sıla, yanıt vermek için ağzını açtığında, birden hiç sesi çıkmadan kendinden geçip sandalyede bayilmasi, Sahra’ya panik icerisinde
“Asiye Anneeeee! Cabuk ....Silaaaa...yardim et!” bagirmasiyla, Sahra Sila’yi yere düsmeden önce son anda kapar, destekler kollarina ceker!
Sahra’nin bagirmasiyla dükkanda bulunanlar çok telaşlanır!
Asiye Ana korumalara dönerek “Ogul hemen aracı kapıya getir!” diye emir verir.
Sahra ise, panik icerisinde, dükkan sahibinin verdiği kolonya ile Sıla’yı ayıltmaya çalışır ve bir yandan da “ Hadi Silaaa, hadi güzelim aç gözlerini! Nolursun! Bak beni korkutuyorsun…Ayrıca boran karıma iyi bakmadınız diye, bize çok kızacak sonra” diyerek Sıla’nın kendisine gelmesine çabalar, ama bir türlü başarılı olamayıncada Sahra iyice korkmaya başlar....Silayi yere yatirmaya karar verir....tam o sirada araç kapının önüne gelir ve söförün yardimiyla baygin Sila’yi arabaya yatirip, telasla apar topar Sıla’yı hastaneye yetistiriler
Tüm yol boyunca Sila ayilmaz, Asiye Ana artik senelerin verdigi tecrube ve sogukkanlilik ile birde panik icersisinde olan Sahra’yi yatistirmaya calisir, Sahra ne kadar sogukkanli davransa bile!
Hastaneye, acil servis’e vardiklarinda hala baygin Sila’yi doktorlara emanet etmeleriyle Sahra biraz olsun rahatlar!
Sahra:”Asiye Anneeee....nesi var yaaa....ya kötü birseyse?” diye telasla bir saga bir sola yürür!
Asiye Ana: “Kizim ne diyeyim...doktorlar hemen haber verir...Allah’a dua edelimki kötü bir sey cikmasin!” der ve üzüntü icerisinde sandelyelerin birisine cöker!
Sahra birden aglamaya baslar ve dua eder “Allahim nolursun kötü birseyi olmasin!” ve Asiye Ana’nin yanina sandelyeye cöker!
Asiye Ana ve Sahra panik icerisinde beklemeye koyulurlar....gözlerini umutla her yanindan gecen doktora ve hemsireye dikerek!
Zaman gecer, ama o 20 dakika Sahra ve Asiye Anaya saatler gecmis gibi gelir!
Sonunda Sıla özel bir odaya alınır ve tahlil sonuçları beklerken…Asiye Ana birden, Sila’nin bayilma haberi esnaf tarafindan Boran oğul’u haberdar edip, cok telaşlandıracağını düşünerek, Boran’a haber vermesi gerektiğini hatırlar!
Sıla gelini yatakta uzanmış uyuyordu…Sahra gelin ise başucunda bitkin bekliyordu!
Asiye Ana sessizce onları odada yalniz bırakarak, disari cikar ve Boran oğul’a haber vermek için cep telefonunu cikartir!

Asiye Ana, Boran’ı telaşlandırmadan, Sila’nin hastandede yattigini nasıl söyleyeceğini düşünür
En iyisi hemen hastaneye gelmesini söyleyeyim, aciklamam yapmadan, diye karar verir!
Boran gelene kadar tahlil sonuçları da çıkar ve doktorun açıklamasini Boran’da dinlerdi!
Ve Asiye Ana Boran’i arar!

madita
08-03-07, 02:49
Part 126

Boran, kendisini telefonla arayanın Asiye Ana olduğunu ekranda görünce, birden birseylerin ters gittigini, hisseder… içinden bir his Sılasının acı çektiğini söyler ona, kalbine buz gibi bir el sarildigini hisseder ve actigi telefona telaşla “Asiye Ana...Sılaya bir şey mi oldu?” diye sorar!
Bu sözleri duyan Aslan, telasla Boran’in yüzünü inceler… Boran’in sözlerini dinler!
Asiye Ana, Boran’in bu icgüdüyle sordugu sorusuna önce ne cevap vereceğini bilemez ve “Yok Oğul!” der
Boran:”Asiye Ana...Ne oldu Sila’ya!” panikle israr eder!
Asiye Ana Boran’i geçiştiremeyecegini, bunun işe yaramayacağını anlar ve
Asiye Ana fazlada telaşlandırmadan Boran’a “ Oğul, merak etme Sıla kizim iyi, küçük bir baygınlık geçirdi, o kadar! Telaşa gerek yok şuan hastanedeyiz…” Boran: “Hangi hastane” diye, Asiye Ana’nın sözünü keser....ve hastanenin adresi aldıktan sonra, kendisine telaşla bakan Aslan’a Sıla ve Sahra’nın hastanede olduğunu söyler!
Aslan önce Sıla ile birlikte Sahra’yada bir şey olduğunu sanıp küçük çaplı bir sok geçirir. Ikiside arabaya kosarken.....
Aslan:”Sahra nasil?”
Boran:”Sahra iyi....yok birseyi...Sila bayilmis!”
Aslan bu Boran’ın açıklamasıyla Sahra’sına, minik ejderhasına bir şeyi olmadığını anlayınca, çok sevinir ama kankardeşinin Sılası için en az onun kadar endişenir…!

Yol boyunca Boran kendini kaybetmiş gibi sürekli olarak “Benim suçum! Benim suçum” diye tekrarlar…
Aslan hiç bir şey söylemeden, kankandeşinin kendini neden suçladığını anlamıştır.. O gece yüzünden, Sıla’nın hamile olma ihtimali her ikisinin de düşüncelerinden çıkmıyordur.. !
Aslan, Boran ve Sılanın yeni yeni başlayan aşkına gölge düşüreceğini düşündüğünden, her ikisi içinde endişelenirken, Boran ise Sılanın bu hamileliği nasıl karşılayacağını, o gece olanları sürekli kendisine hatırlatacak minik bir bebeği nasıl karşılayacağını bir türlü kestiremiyordu…
Acaba Sila o geceden olan bu günahsız miniği istermiydi… ?
Yoksa ondan nefret mi ederdi?
Son sürat yolda giderken, Boran, kendisinin uzun süredir hasretini çektiği, Yezda ile sahip olabilmek için çok uğraştıkları, aşındırmadık doktor kapısı bırakmadıkları, ama bir türlü sahip olamadıkları bebeğini çok seveceginden emindi. Ama yinede kararı Sıla’ya bırakacaktı.
Sila isterse, kendiside bu bebeği isteyecek, Sila istemezse, içi kan ağlasa da bebeğinden vazgeçecektir.

Bu arada hastane odasinda kendine gelmeye başlayan Sıla, neler olduğunu hatırlamaya çalışır.
Bu hastane odasına benzeyen yerde ne aradığını anlamaya çalışır.. birden pencerenin önünde dalgin dalgin disariya bakan Sahrayı görür
Sila:”Sahraaa? Neredeyim ben?” diye cılız bir ses ile sorar..
Sahra Sıla’nın sesini duyduğunda, bu sabah Aslan’ı uyurken nasıl olupta öptüğünü, sonra banyodaki olaylari ardindan bugün selalae basindaki öpüsmelerini düsünüyordu ve hala kendi kendine sorguluyordu.
Sonunda arkadaşının uyandığını anlayıp, Sahra Sila’nin yanına gider ve yatagin kenarina oturur!
Sahra: “Carşıda o dükkan senin, bu dükkan benim diye dolaşıp gezerken, sen yorgunluktan hafif bir baygınlık geçirdin ve seni Asiye Anneyle beraber buraya getirdik! Biraz kan aldılar Sila, tahlil yapmak için! Birazdan sonuçları getirirler… Silaaaa...iyimisin sen? Beni çok korkuttun!”
Sila hafif bir gülümsemeyle: “Evet, şimdi iyiyim! Ama kendimi çok bitkin hissediyorum…zaten birkaç gündür midemde çok kötüydü! Bende anlamadım!”
Sahra tedirginligini belli etmeden: “Endişelenme emin ellerdesin!”
Sila: “Sahraaa... Boranın haberi varmıdır, yani burada olduğumdan?”
Sahra yüzünde koca bir tebessümle “Hayırdır Gelinağam? Kocam endişelenir, üzülür diyemi düşünüyorsun? Bakalim Agamiz yüzünde nasıl bir telaş ifadesiyle gelecek buraya, seni ne kadar sevdiğini de anlamış oluruz böylelikle. Ne dersin?” diye Sila’ya takılır.
Ama bir yandanda tahlillerden kötü bir şey çıkmasından korkar…!
Sahra Allah’a sessizce dualar eder icinden, tahlillerin temiz çıkmaması icin…!

Tam bu sırada kapı açılır ve tekerlekli sandalye ile, hastane üniforması giymiş iki hastabakıcı içeri girer… !
Doktorlar başka tahliller yapmak için kendilerini yolladiklarini, Sıla hanımı almaya geldiklerini söylerler.
Sahra endise ile “Doktor başka tahlil yok demişti! Bu nereden çıktı simdi” diye sorar
Hastabakıcı: “Emin olmak için, son bir film çekilmesi gerekiyormus. Siz merak etmeyin. Biz işimiz hemen biter hastamızı geri getiririz” diyerek ortamı yumuşatmaya çalışır ve saskin Sıla’yı tekerlekli sandalyeye oturtup tam kapıdan çıkacakken…
Sıla Sahra’ya dönerek kendisi ile gelmesi için yalvarır… sanki ters bir şey olacak mıs gibi, Sahra’dan güç almak ister.
Adamlar buna gerek olmadığını söylemelerine rağmen, Sahra Sıla’nın yalvaran bakışlarına dayanamayıp “Tamam geliyorum!” der.
Dördü beraber odadan çıkıp asanrsöre binip en alt kata röntgen çektirmek için inerler.

madita
08-03-07, 02:49
Part 127


Aklındaki bu düşüncelerle hastaneye vardıklarında, Boran kapının önünde kendisini bekleyen Asiye Anayı görür…
Boran biran önce Sılasını görüp, iyi olup olmadığını anlamak isterken, Asiye Ana, Boran’in yolunu keserek olanları Boran’a anlatır ve “ Doktorlar tahlil yaptı Oğul.....Birazdan sonuçlar çıkar! Sen endişe etme Ogul, Sıla gelin iyi önemli bir şeyi yoktur inşallah!” der.
Boran:”Insallah!” der ve icinden artik Sila’nin hamile kalmasina bile raziydi, sirf baska kötü bir haber almamak icin!
Hep beraber hastaneden içeri girdiklerinde, kendilerine dogru gelmekte olan doktorun elinde gördükleri kağıtların, tahlil sonuçları olduğunu düşünen Boran, sanki tüm hayatının o kayıtlarda yazılana bağlı olduğunu ve geri kalan ömrünün nasıl olacağını belirleyecek olan o kağıtlardan, gözünü alamıyordu..

Asiye Ana: “ Söyle doktor! Gelin kızımızın nesi var?”
Doktor kendisine endişe ile bakan üç yüze dönerek “Endişelenecek bir şey yok…Sila hanim biraz yorulmuş, anlaşılan. Eh az bir şeyde kansızlık var!” Boran birden rahatladığını hisseder. Sılasının bir şeyi yokmuş… !
Boran tam derin bir oh çekecekken....
Doktor: “yani merak etmeyin Sila hanim ve bebegi’de iyi” der!
Boran öylece kala kalır.....!
Asiye Ana sevincle haykirir: “Oğul duydun mu!... Bebek dedi, bebek! Oğul Genco aşiretinin varisi” ve sevinç çığlıkları atmaya başlar..
Ama Boran yolda gelirken, zaten tahmin ettiği tüm düşüncelerinin gerçek olduğunu, birde doktordan duyunca ne yapacağını şaşırır… !
Bu yüzüne de yansımış olacakki.....
Asiye Ana “Oğul sevinmedinmi?…Baba oluyorsun!” diye tekrarlar.
Arkadaşının neler hissettiğini bilen Aslan, durumu idare etmek için “Saşkınlıktan Asiye Ana” der ve Boran’in omuzun sevecen bir yumruk atar
Aslan:” Bunca yıl uğraşıp bekledikten sonra, kolaymı birden baba olduğunu kaldırmak” diyerek Boran’a takilir
Boran minnetle Aslan’a bakar. Suan ne düşüneceğini, ne hissedeceğini bilmiyordur!
Sıla ile konuşmadan, bu habere sevinmek bile istemiyordu.. Sonra kaybetmek daha çok acı verecekti… !
Gerçi su son birkaç gündür Sıla ile aralarındaki tüm sorunlar çözümlenmiş gibiydi. Artık İstanbula gitmek istediğinden bile bahsetmiyordu Sila.
Emrenin ise adı bile geçmiyordu. Ama yinede, o gece yüzünden Boran emin olamıyordu.
Aslan’ın “Asiye Ana, Sahra ile Sıla nerede” diye sormasıyla, Boran kendine gelir. Evet bir an önce, Sıla ile konuşması gerekiyordu!
Hep beraber kızların odasına doğru yürümeye başlarlar.

Boran hasta odasina varıp kapıyı açtığında, yüzüne sahte bir tebessüm yerleştirerek içeri girer.
Ama girmesiyle birlikte odanın boş olduğunu görünce, içine bir korku düşer! Sılası neredeydi acaba? Hamile oldugunu ögrenip kacmismiydi yoksa…?
Arkasından gelen Aslan’da aynı korkuları yaşıyordu birden, Sahra’yı göremeyince. Sahra’ya askini itiraf etimisti, Sahra olumlu tepki vermisti...ama ya fikrini degistirdiyse....korkup gitdiyse!
Kızların çantaları ve eşyaları odadaydı, ama kendilerinden eser yoktu!
Asiye Ana her ikisinin de suratında gördüğü korku dolu ifadeyi yatıştırmak istercesine “Belki tuvalete gitmişlerdir ikiside! Endişelenmeyin, buradadırlar! Nereye gideceklerki. Buluruz, endişe etmeyin” dese de. Boran ve Aslan’in içine bir korku çoktan düşmüştü bir kere…!

Aslan, Sıla’nın kaçmaktan vazgeçtiğini, son birkaç günkü davranışlarını gözlemleyerek anlamıştı.
Ama ya Sahra sürekli bu evliliği iptal ettirmekten ve Istanbula gitmekten vazgeçmiyordu o henüz ümidini kesmemişti… bunu öglendeki o öpücük ve itirafın degistirdiginden emin degildi Aslan!
Ya Sahra şimdi etrafta kimse yokken, onu gözetleyen korumalar yokken, kaçtıysa…?
Aslan bunun düşüncesine bile katlanamiyordu… !
Ne yapar eder, Sahra’yı geri getirirdi O istesede, istemessede, Aslan Sahra’yi dizinin dibinden ayırmayacakti.....Ama sonra Aslan, yine bu sabah Sahra’nın kendisini uyuduğunu sanıp öpmesini hatırlar.
Üstelik aşık olmaktan bahsetmisti Sahra...ve bir kac saat önce öpüsmeleri… şimdi birden bire çekip gidebilirmiydi Sahra?
Aslan, şu birkaç günde tanıdığı kadarıyla Sahra, böyle karakterde biri değildi…!
Evet, Aslan Sahra’nin yinede gitmek istedigini biliyordu. Ama böyle hırsız gibi değil…
Aslan’in aklı çok karışmıştı… mantığı BELKİ derken, kalbi hala bu sabahki ve öglendeki öpücüğün etkisiyle HAYIR diyordu…!

Sonunda tüm korumalarla birlikte hastane didik didik aranmasına rağmen, her ikisinden de hiçbir iz bulunamadı…!

madita
08-03-07, 02:51
Part 128


Artık Boran’da, Aslan’da iyice endişelenip tüm aşirete haber salmayı düşünüyorlardı ki, Aslan’ın cebi acı acı çalmaya başlar
Herkes birden duraksar ve sessizce, sanki kötü bir haber verecekmiş gibi, tedirgin bir bekleyis icinde bakarlar Aslan’a.
Aslan, korka korka telefonunu açıp “Evet” diye cevap vermesiyle, karşıdan atılan kahkahadan, Aslan Servan alçağı olduğunu anlamasıyla, Aslan bunun kızların kaybolmasıyla ilgisi olduğunu sezer!
Aslan sogukkanlilikla: “Ne istiyorsun Servan? Seninle uğraşamam!”
Servan’in “Hayırdır Aslan Ağa.... bir şey mi kaybettin? Yok kaybettiğin iki minik güvercinmi” demesiyle, Aslan’ın adına layik kükremesi, tüm hastane koridorlarinda yankilar!
Aslan: “Eğer onların kılına zarar verirsen, seni adi pislik, bu dünyada saklanacak yerin yok! Dikkat et, ölüm bile seni benim elimden alamaz Servan, haberin ola”
Servan: “Sakin ol Aslan Ağa, sakin ol ! Bak güvercinleri ürküteceksin…zaten çok korkmuşlardır. Simdi birde üstüne sen..sakinleş ve kulakları dört açıp beni iyi dinle! Sen ve Boran ağa iyi dinleyin”
Aslan: “Söyle! Ne istiyorsun!”
Servan: “Öncelikle hakkım olan o arazileri, hani minik karının benden mahkemede almaya çalıştığı arazileri! Sonra birkaç küçük isteğim daha olacak, ama onlar için seni ayrıca arayacağım… Sen bütün bunları sorunsuz yaparsan, bende o güzelim Güvercilerin kanatlarını kırmadan, size doğru uçmasını sağlarım!” diyerek telefonu Aslan’in suratina kapatır.
Aslan, gözlerinde bu güne kadar hic kimsenin görmediği bir öfke ile, elindeki telefona baka kalır… !
Sonra Aslan Boran’a dönerek, tam bir şey söylemek üzereyken, arkadaşının yüz ifadesinden anlayan Boran’in “Servan alçağı ne istiyor? Niye kaçırmış ikisinide?” sorusuna…
Aslan: “Sahra’nın mahkeme yoluyla, elinden aldığı toprakları geri istiyor! Sonra bildirmek şartıyla, başka istekleri de olduğunu aksi takdirde kızları bırakmayacağını söyledi…Alçak” der.

Asiye Ana kapıdan giren Cemal Ağaya her şeyi anlatır ve kızların kendi yüzünden, bugün onları çarşıya gezmeye götürdüğü için, kaçırıldığını söyleyip ağlamaya başlar.
Cemal Ağa, karısının bu kadar üzgün olmasına içi parçalanır, ama daha çok kendi evinde konuk olan iki kişinin, kendi aşiretinin hüküm sürdüğü bu topraklardan, bu kadar kolay kaçırılmasını hazmedemez.
Servan alçağını gerekirse, Aslan ve Boran oğullarına bırakmadan cezasını verecektir.
Ama şimdi tüm aşirete, gerekirse Genco ve Cevahiroğlu aşiretlerine de haber verip, heryerde Servan’ın kaçırttığı kızları bulmak gerekiyordu… !
Bu yüzden kahyasını yanına çağırıp, gerekenleri yapmasını söyler.
Servan’in bu adiligi belkide iki gelinin canlarindan olmasina sebep olabilirdi!
Töre böyle yaziyordu.....kizlari gece bitmeden bulmalari gerekiyordu!
Cemal Aga elinden geldigince bu masum iki Istanbullu kiza bunu yasamalarina izin vermiyecekti!


Cemal Aga, Boran ve Aslan’ın yanına giderek tüm aşireti seferber ettiğini söyler ve çok yakında kizlari bulacaklarını ve arama çalışmalarina bile başladiklarini söyler!
Boran ve Aslan sonsuz bir caresizlik ve öfke icerisinde ne yapacaklarini konusmaya baslarlar!

Aslan:”Üzgünüm Boran! Sahra’dan sebep, Sila’da kacirildi...Ne kadar üzgün oldugumu anlatamam sana!”
Boran: “Bu iste baska bir sey var Aslan! Eger sirf Sahra’yi kacirmak isteselerdi, niye Sila’yi da alip gitsinlerki....Sila’yi tekerlekli sandalyeye oturup....bu isin icinde baska bir is var...Ya Sila’yi kacirmak isterken, Sahra’yi da alip gitdiyseler...Anlamiyorum.....bu Servan neyin pesinde!”
Aslan bunlari pek düsünememisti hic ama her zamanki gibi mantıklı düşünen Boran kardesine hak verir!
Bu isin icinden baska olaylarin cikacagindan adi gibi emindi!
Aslan’da Boran gibi telefona sarilir.....belki birseyler ögrenip, birseyler yapabilirledi.....!

Hep beraber hastaneden ayrılırken, göz yaslari ile harap olmus Asiye Ana birden araması gereken iki kişi daha olduğunu hatırlar!
Kevser Anayı arayıp, hem torun müjdesi vermek, hemde Sıla’nın başına gelenleri nasil anlatmalıyım diye düşünür!
Üstelik, daha sonrada, sabah düğünde olanları anlatmak için aradığı Serife Anayi, tekrar arayıp, bu kötü haberi nasil vermeliyim, aman nasıl söylerim ben bunları diye, Asiye Ana kendini için içini yemektedir!




Buraya kadar - Insallah begenmissimizdir!


Sevgilerimle Maditaniz bye bye

PS: Süper arkadasim, sen olmasaydin, nerdeeee 15 Part eklemek!

ZaraBir
08-03-07, 10:37
KADINLAR GUNUNUZ KUTLU OLSUN....

Bugun bir siirle basliyim, yine tum tesekkurlerim ve gokten dusen elmalarim, hic usenmeden bu oykuyu okuyanlara ve hic usenmeden yorum yazanlara; asagidaki siir de bu bolumun adinin niye oyle oldugunu aciklayabilir miyim bilmem... ama budur sebeb, bu siir...

Bedeninin bir noktasından dalıp
Yüreğini bulabilirim
Geceyse, başlar yastığa düşerse
Ve yorgunsa yüzün
Yıldızları soluğumla bir bir ateşleyip
Kandiller gibi başucuna koyabilirim..
Ey bütün tufanların ardında
Bulduğum dinginlik!
Göçmen çiçeği dünyanın
Kökleri ardısıra sürükleyen çılgınlık!
Madem ki yaşam bu
Madem ki taşın taş olmaktan öte
bir umarı yok
Bir türkü söyle kadınım
Yürüsün dünyaya mutluluk...

Bolum14 – Gocmen cicegi dunyanin…

Icinden yol gecen zamanlar yasamayi severdi Sila, ehliyetini alip da tek basina araba kullanmaya basladiktan sonra Amerika’nin o sonsuz gibi gelen insanin onunde uzayip giden yollarina vurdugu cok olmustu kendini, sadece yol gitmekti onemli olan, her hangi bir yere varmak degil. Isin garibi, boyle yolculuklarin sonunda da uzun ayriliklardan sonra varilan yerin huzuru, bir vuslat hissi olurdu icinde, yol boyunca kendine dogru gitmekten, onu dinleyip degerlendirmekten ve iyi ya da kotu bir sonuca varip oyle donmekten kaynaklanan bir ic huzur… Yolculuklar ona hep bir problemle, bir sIkintiyla degil oylesine bir sevincle ya da tamamen rastlantisal da geliverirlerdi, ceketini, anahtarini kaptigi gibi atardi kendini disari, vururdu yollara yollara…bi keresinde biryerlede benzini bitivermis, yanina para da almamis oldugu icin korka korka otostop yayip eve geri donebilmisti, arkadaslari boyle zamanlarda ‘asik misin, nesin’ diye dalga gecerlerdi, bilmezlerdi ki asik olmak onun icin icine girilip cikilan bir durum degil, onu Sila yapan yapitaslarindan biriydi, asik olmadigi bir donem hatirlamiyordu ki kisacik hayatinda, asik olmayan bir SIla hic yasamamisti….

Hizlica geciyordu bunlar kafasindan Sila’nin, biryandan Boran’a oradan buradan, abuk ya da subuk bir suru birseyler anlatirken. Ilk defa yolda olup, onun farkinda degilim diye dusundu, yolda olmaktan daha guzelmis bu… Boran’la yolda olmak. Surekli konusuyordu, cunku boyle oldugu icin kendini ona dogru dondurup profiline bakmasi gerekiyordu, iste bu da onun tam olmak istedigi pozisyondu, hem kendini saklamak zorunda olmadan istedigi gibi onu seyredebiliyor hem de arada sirada Boran kafasini dondurdugunde sevincle gozlerini karsilayabiliyordu…

Yavas yavas anliyordu ki, tum o yollar, yolculuklar biraz da Boran yuzundendi, farkinda olmadan yapiyordu belki ama icinde yollara vurma isteginin en cok oldugu zamanlar, en cok ozledigi zamanlardi, boyle zamanlardi gozunde o hep yagmurdan onceki sisle, burnunun direginde o acimasiz siziyla dolastigi…. En sonunda da patlardi iste, yagdirmamak icin gozlerinin yagmurunu, dusurmemek icin evde icine dusmek icin hazir bekleyen canlarini endise cukuruna, cikar giderdi, giderdi yuvanin mahmur, ilik, islak koruyuculugundan, aci cekmek isterdi, yollarda kaybolmak, belki kaza gecirip kendinden de gitmek isterdi bilmeden, oyle yogun olurdu ki ozlem, nefesi cikamaz, gogsunde tutsakli kalirdi yol boyunca…. Ama yolun sonunda hep o rahatlik, vuslat huzuru, icinden boylesi ozlem gecen bir yolu tamamlama huzuru…

Hic askindan olen insan olur muydu, eger bu yolculuklardan birinde bir sekilde olseydi Sila, insanlar kaza deyip gececeklerdi belki ama o bilecekti ki, aslinda askindan olmustur, o gogsundeki tutsak hep tutuklu kalmaya karar vermisdir askindan, ondan… o zaman kaza bir bahane olacakti, asil neden degil… Tum bunlari simdi o teslim olunan yerden baktiginda anlayabiliyor, bir yapbozun parcalarini yerli yerine koyar gibi cozuyordu kendini, aciyordu simdi ilmek ilmek yillardir dugum dugumledigini ….…

Teslim olma durumu hosuna gitmisti Sila’nin, belki bu yuzden daha da cok aci hissedecekti ilerde ama su icinde bulundugu algilama acikligi ve dusunce berrakligi cok hostu. Simdi kendine ve dunyaya daha net bakiyordu sanki, renkler daha parlak, karanliklar bile daha bi aydinlikti, aslinda hic karanlik yoktu, baska bir boyut kesfetmis ve ona gecivermisti tum boyutlarin 3’le sinirli oldugu fanilerin dunyasindan. O artik asik ve bu durumunu kabullenmis bir kadindi, iste buydu Sila’nin dorduncu boyutu, tum digerlerini varliginda eritip gecersiz kilan… Guzel dedi icinden bunu tek basima yasamak zorunda olsam bile guzel, asik olmaktan hic bir zaman pisman olmiycam ve vazgecmiycem askimdan Boran aga… muzip muzip gulumsedi soyle yandan carkli… bunu gormektan cok hisseden Boran…

- Yine neler geciyor kafandan diye saka yollu azarlar gibi sordu.

- Yaaa senin yanlarda da mi var gozlerin, hic bir sey kacirmazsin degil mi?

- Kacirmam dedi Boran, biseyler kacirmaya mi calisiyorsun benden, birden ciddilesmisti, Sila’nin ondan birseyler sakliyor olmasi canini yakti, zaten su gecen 3 gun icinde neler oldugunu bilmemek yeterince yakici olmustu, simdi de….

- Seninle yola gitmenin cok keyifli bisey oldugunu farkettim de dedi Sila, ilk soruya cevaben…

- Tabiiiii, gecenin korunde Diyarbakir’dan Midyat’a direksiyonda oturan ben olunca, benimle gidilen yolun tadina doyulmaz… dedi Sila’nin cevabiyla rahatlayan Boran, sesindeki sakaci sitem kendini ele Vermek icin can atiyordu.

- Aaaaa yoruldun mu dedi icerde bir yerde EL hazir bekleyen endise SIla’nin, istersen ben kullanabilirim…. ama cikmamak icin Boran’in dudaklarinin kenarina tutunmaya calisan gulusu gorunce

- ve de Cooommee Onnn, it is September, daha gunes bile yeni batti, topu topu da iki saatlik yol ha… koskoca Boran aga, cik, cik, cik, sana hic yakistiramadim, hep sikayet, hep sikayet, ne bu canim…

- Tamam tamam bisey demedim laf ebesi, yeterki acma sen o mubarek ceneni, ben fizana kadar kullanirim bu arabayi…

Gulustuler, mutluluk zamandan sizim sizim akiyor, iclerine girip ikisini de sirilsiklam birakiyordu…

Konaga geldiklerinde, degil yorgun hissetmek, acaba simdi ne yapsak diye etraflarina bakindilar saskin bir sure… Ama dur, daha cekilecek ziyafet, edilecek masa basi sohbetleri vardi, amma da ozlemisim dedi Boran icinden, kim derdi ki, 6 sene uzak kal sonra 3 gun gorme de ..… kafasini salladi iki yana, durumun saskinlik verici imkansizligini kendine de normalmis gibi gostermek icin…neyse neyse simdi de bitmesinden korkarak her gun kucucuk bir kasik yedigim cukulatali pudding gibi azar azar almaliyim Sila’dan… guldu icinden yaptigi benzetmeye… SIla’yi ‘icinden cukulata akan brownie’ yer gibi yemeli… sacmaliyorsun yine dedi kendi kendine, yorgunluktan olacak bir de 3 gunluk yokluktan sonra tam bir gun araliksiz ve yogun Sila, asiri dozaj etkisi yapti bende, bu kizin fazlasi bana iyi gelmiyor, boyle sacmalamaya basliyorum…

- Ogul hosgelmissen diye segirtti onlara dogru, kapidan girdiklerini farkeden Kevser Ana…. Aaaaa Sila’m sen de hosgelmissin, sen gel bakiiim bana hesap vereceksin, nerelerdeydin kac gundur…..

Sila tam agizini acmis, oraya ne iletilirse beyninden soylemeye hazirlaniyordu ki, bunlarin hepsi degilse cogunun kendini annesine sikayet seklinde olacagini icgudusel hisseden Boran, gozleri cakmakli, kucucuk ama gulle agirligindaki bir sesle ve iyice egilip, saclarinin arasindan kulagina;

- Sakin dedi Sila’ya aklindan bile gecirme…

Sesin gucunden cok, saclarini yalayip gectikten sonra kulagindan girip nefes borusunu tikayan sicak nefesinin etkisiyle, beyin fonksiyonlarini yitirmis SIla, gayet fabrikasyon, onceden ezberlenmis ve yeri geldiginde kullanilmak uzere programimiza yazilmis olan cumlelerden birini soyledi;

- Is guc be Ana, biliyorsun ogreniyorum ya, hic kolay olmuyor walla….Haa, bu arada iki koca ac kurt var karsinda ona gore, eger yoksa bisey gidip icerde Ayse’yi yiyebilirim yani, sorun yok dedi sesindeki gulucukler dort bir yana dagildi…

- Hih, hic olmaz olur mu benim guzel gizim deyip, elini bir anne sefkati ile SIla’nin yuzunden gecirdi Kevser, siz gecin outrun, dinlenin, ben hemen hazirlatirim sofrayi… Sonra Boran’a dondu.

- Memed’im sen nasilsin, telefonu yiktilar bugun sirketten, Cihan kizginliktan konusamiyordu bile dogru duzgun, cok onemli bir toplantiyi iptal etmek zorunda mi kalmis ne, ama haftaya Carsamba’ya ayarlamislar ayni toplantiyi….

- Yaaa dedi Boran, afferin Cihan’a kedi olali bi fare tuttu, iyi iyi dedi sonra kendi kendine, biyik altindan guluyordu, nesesini caktirmadan…

Ama ana gozunden kacmazdi, ne olmus bu oglana boyle diye dusunuyordu Kevser Ana, giderken nasildi simdi nasil, hele son 3 gun Boran’dan cektiklerini hatirladikca, Allah, Allah diye kafa salladi, hayirdir insallah… Cani, ciger paresi, bitanesi Mehmet’I 3 gundur esmis, esmis, kor firtinalarda kendini bir o yana bir bu yana savurmustu, bilmez miydi Kevser, onun icinde neler yasadigini, o ne kadar hissettirmemeye calissa da…Boran’in icindeki firtina orda eser ama Kevser’de hasar birakirdi, boyle biseydi analik, dua ederdi Allahina boyle zamanlarda, onun icinin derdini bana ver, ben cekerim, yeterki o dinsin, durulsun, mutlu olsun diye ama ana evladina taht yapabilirmis de baht yapamazmis, oyle derlerdi… herkes payina dusen aciyi, uzuntuyu kendi kendine yasayip bitirmek zorundaydi…

Gorunen oydu ki, Boran da firtinalarinda delice cirpinmaktan yipranmis, yorgun gemilerini baglayacak sakin bir liman bulmustu su yolculukta… nerdeydi ya da kimdeydi ki acaba bu sakin liman, yoksa, yoksa…. Basini hafifce omzunun ustunden arkaya dogru cevirip o ikisine bakti Kevser gizli gizli…Boran, bir eli basinin ustunde digeri belinde ayakta duruyor, basini yukari dogru kaldirmis, gozleri kapali, Sila tam dibinde, onun belindeki elini bileginden kavramis, oteki eli, ruzgarda savrulan beyaz bir yelken, ha bire biseyler anlatmaya calisiyordu, Sila boyle bir sure ottukten sonra cirpinan bir kus gibi, gok tanrisinin yalvarislarini duyup da Sila’yi susturmayacagina hukmeden Boran, elini basindan indirdi, otekini de Sila’nin elinden kurtarip onu kollarinin ust kismindan, omuzlarina yakin bir yerden tuttu, once hareketine engel oldu, sonra sekerpare gozlerini, en tatliya ayarlayip Sila’nin taaa icine bakti,

- Hadi Sila once guzel bi yemek yiyelim sonra guzel ve uzun bir uyku cekelim, bunlari ondan sonra konusalim ha, ne olur? Dedi….

Kevser, simdi tum vucudunu o tarafa dondurmus, agzi bir karis acik, artik saklanmaya gerek duymadan bu ipeksi, tulden, insanin tenine dokunan, hatta orada kalmayip icine sizan ruh alisverisini seyrediyordu… Sila’nin sadece Mehmet’le iken ve Mehmet’e karsi edindigi o uysal kedi miriltisiyla,

- Peki, nasil istersen dedigini duyunca kendine geldi Kevser, yok artik, daha neler dedi kendi kendine, kafasindan gecenlere kendini de sasirtmak istemis, hem de cok sasirtmak istemis ve basarmisti sonunda, hic olacak sey mi, sasirmissin sen Kevser dedi ve bu gecici, ucucu dusunceleri usunun derinliklerine bir yerlere bir daha hic cikip gelmeyeceklerini umud ederek SIKI SIKI kilitledi…

Yemek cok guzeldi, ilik ve yildizli Eylul gecesi cok guzeldi, bir aile icinde olup, onlarla ayni Masaya oturabilmek guzeldi, 3 gun boyunca birbirini hic group konusmadiktan sonra barismak cok ama cok guzeldi o kadar guzeldi ki, SIla acaba bunun icin 3 gun kus kalmaya deger mi diye dusunup guldu kendi kendine hemen sonra da, aman ben ne diyorum, Allah yazdiysa bozsun deyip duzeltmeye calisti aklindan gecirdigini, yanlislikla bir dilek sayilir da Kabul ediliverir diye korkuyla…

Tam hersey boyle guzel guzel giderken Boran’in telefonu calmaya basladi, aslinda telefon her zamanki gibi caliyordu ama SIla’ya nedense farkli geldi, Boran telefonu acti, arayani gorunce kaslari one dogru hamle yapip tam ortada birlestiler, masadan ozur dileyip kalkti ve birileriyle SIla’nin en sevmedigi ses tonuyla konusmaya basladi. Bu aslinda ilk duyusta sert ve kendinden eminmis gibi gelse de icinde biraz kaygi, biraz da caresizlik barindiran bir sesti… Sila nefesini tutup beklemeye basladi, soyle bir goz atinca Kevser Ana ile Firuz Aga’nin da ayni durumda oldugunu gordu, onlar da duyuyorlar Boran’in tinisindan benim duyduklarimi diye gecirdi icinden, eee ne olsa ana ve babaydi onlar, bir an, cok kisa bir an Boran’a bu kadar yakin olamadigindan kiskandi Anayi ve babayi, ask boyle birseydi iste, paylasamazdi sevgiliyi, ne ana, ne baba disina cikabilirdi bu kuralin…

Herkese cok ama cok uzuuunn gelen bir zaman sonra, Boran sofraya dondu, o ana kadar tutulmus olan nefesler birakildi, gecici ve yalanci bir rahatlik oldu….

- Avukatti arayan dedi Boran.

Sila once anlayamadi

- Ne avukati Boran, yoksa basin dertte mi?

Ahhh yine o tatli, tanidik endise sesinde diye dusunup, kisa bir an gozlerini kapadi Boran, sindirdi icine suzdurup Sila’nin sesinden, o yumusacik, bebek kokulu tiniyi…

- Evet Sila dedi Boran, nasil unutabildigine sasip Sila’nin… basim karimla dertte…

- ….

Boran Sila’ya oldugu kadar, anne ve babasina da hitaben;

- Asagi bagi istiyorlar bosanmaya karsilik evi ile birlikte dedi sesinideki kizginligi elinden geldigince gizlemeye calisarak…

Firuz Aga bunu duyar duymaz, ayaga firladi;

- Neeeeee dedi, orasinin ne kadar degerli oldugunu biliyor mu bu Yezid oglu Yezidiler dedi Yezda’nin yedi ceddini kasdederek…

- Tabii biliyorlar baba dedi Boran, amac da bu zaten, bize zarar vermek.

- Oglum dedi Firuz Aga, o araziyi bugun satmaya kalk, 5 milyon dolardan az verene satmam, kaldi ki manevi degeri daha buyuk, orasi dedenle yani babamla, nenenin en guzel yillarini gecirdikleri, cocuklarini buyuttukleri yerdir, bugunku Genco Holding orada ilk filizini vermistir, dedenin vasiyetidir orasi bana, benden sana, senden de ogluna gececektir, bunu asla yapamayiz, aklinda bile gecirme.

Noktayi koyup, gitti Firuz Aga odasina, hem ici aciyor, oglunun mutsuzluguna on ayak oldugu icin hem de caresizligini hatirliyordu, neyse, soylenecek soylenmis, nokta konmus, cumle bitmisti…….

Boran basini iki eli arasina almis, onune egmis, hic birsey soylemeden oturuyordu… Sila ne yapacagini bilemez bir durumda yardim edebilmek icin cirpinip duruyordu…

- Aman canim ne olucak sen de ederinin iki kati para teklif edersin olur biter, bunlarin derdi para…uzme kendini bu kadar…
- Avukat zaten oyle bir teklif yapmis, beni aramadan once, biraz once de redd cevabi gelmis, Sila, Yezda bunu ayrilmamak icin yapiyor….

Bilemedigi bir sebepten Sila’nin yuzune bakamiyordu…

- Peki baska cok degerli bir arsa oner sen de Boran, sizde arsa mi yok allasen, bunlardan bir iki tanesini gozden cikar ne olacak?

Caresizdi Sila, ne yababilirdi… Bir an kendini cok garip hissetti, sanki yuva yikiyormus gibi, son zamanlarda biraz zayiflamis olsa da bu kadina asikti bir zamanlar Boran degil mi, belki o da ayrilmak istemiyor diye deli bir fikir dustu aklina, yakti kavurdu onu, dusunme yetenegini aldi elinden bir sure… Yezda’yi Boran’dan ayirmaya calisan dusuncelerin icin hemen duzeltmek, cok mahcup dustugu kendi benligine affettirmek istiyordu, hatalarini…

- Ama aslinda ayrilmak zorunda da degilsiniz ki zaten? dedi yureginden sizip agzina gelen kanlar agzinda eksi bir tat birakti.

Boran hic sesini cikarmadi, buna karsilik Sila’nin atamadigi cigliklar icinde kaldi, orada buyudu, buyudu, disina tasip, onu kendi icine aldi, Sila tamamen bir cigliga donustugunu hissetti….

Niye hala susuyordu, niye deli gibi firlayip, sen ne diyorsun Sila, oyle sey olur mu, diye bas bas bagirarak onu yattigi gaflet uykusundan uyandirmak ister gibi sarsalamiyordu…

Iste bu kadar dedi Sila icinden, buraya kadar, goz pinarlarina kadar cikip orada sahibinden gelecek bir hickirigi bekleyen yaslari gerisin geri gonderdi icine hapsetti. Yalanimin sonu dedi Sila icinden, cok guzel bir yalan soyledim kendi kendime, son 2-3 ay ama her yalanda oldugu gibi bunda da sahici kurt biryerlerden cikip geliyor ve yalani bozuyor, digerleri gerceklere donup onlarla yasamaya mahkum ediliyorlar… Sonra aaa, yeter ama diye kizdi kendine, sen degil miydin, ondan gelecek herseye razi olacak olan, simdi bu geliyor, kendini karisi ile veriyor sana, ne yapacaksin, cekip gidecek misin???

Goz pinarlarindan asla vazgecmeyen ve azicik bile olsun gerilemeyen yagmurlar kendi kendilerine yol verip suzulduler yanaklarindan… Panik halinde gitmek mi dedi Sila, simdi yeni donmusken ayni yere, ayni noktadan ve ona karsi bakmisken nasil doldururum yalniz bosluklarimi onun yokluguyla, yapamam, dedi ben raziyim, onun yaninda olmak yeter bana…

- Boran ???

Yine ses yok, ne bir ses, ne bir nefes, ne de bir ciglik, en kotusu de buydu iste, biliyordu Sila bu halleri, kararsizdi Boran, bu demekti ki geri alabilirdi Yezda’yi, kapatabilirdi tum kapilari Sila’ya, hem kendine kiziyor hem de alamiyordu kendini boyle dusunmekten, ici bosalmis, geriye bir tek zar zor cikarabildigi sesi kalmisti, iste o sesinde en son zerrelerini kullanip…

- Hadi ama bu kadar uzme kendini, her derdin bir caresi bulunur, sabah ola hayr ola, yatalim simdi, uyuyalim, sabaha ne yeni fikirler, ne guzel cikis yollari gelecek aklimiza, hem atla deve degil ya canim, ayrilmazsiniz iste olur biter, yeniden seversin Yezda’yi canlandirirsin askini, biliyorum ben ses yapabilirsin…

Artik tukenmisti, gozlerinden kontrolu disinda akan yaslari Boran gorecek diye korkuyla yuzune bile bakamadan, aldatan bir neseyle soylemisti butun bunlari… YIne yok ses, tamam dedi icinin en gercekci tonlari, bu beklenen sondur, simdi sana pilini pirtini toplayip gitmek duser…

GIT dedi kendine gerceginin sesine kulak verip, GIT buradan, GIT Boran’dan, GIT kendinden….


Iyi sabahlar Turkiye,
Zara.

yağmur yüreklim
08-03-07, 12:10
senaryolarıma yorum yapmadan sıkılmayan sevgili Ö.Z.G.Ü.L.'e ve Gül'üme gelsin..


Sıla kendisine teraddütle bakan Boran’ın elini tutar
Sıla: gel Boran otur konuşalım
Boran: konuşalım Sıla..bak yaşadıkların, duydukların hoş şeyler değil ama Sıla
Sıla: Boran..sakin ol..gitmekten bahsetmicem..haklıydın sen. Kaçmanın bir anlamı yok..hem kaçsamda buradaki insanların düşüncelerini değiştiremeyecektim böyle yaparak onlar yine gördüklerine inanacaklardı. Boran nasıl böyle bir şey düşünebilirler. Bebeğin senden olmadığını nasıl düşünebilirler.
Boran bu soruya ne diyeceğini bilemez. Anlatmaya çalışsa nasıl anlatırki..Böyle bişey olmadığı halde insanların çıkardığı dedikodu yüzünden sevdiceği üzülüyordur. Gözlerinden yaşlar akıyordur.
Boran: Sıla sakın ağlama..Ben neyin ne olduğunu biliyorum..gerisinin bir önemi yok..şuan kızgınlar ikimizede. Ama geçecek, onlarda doğruyu bulacaklardır.
Boran bu konuyu Sıla’yla daha fazla konuşmak istemiyordur. Cevaplarını bilmediği soruları Sıla’ya nasıl açıklayabilirki..Sıla’ya bakarken gözlerinden sevgi akan Boran yataktan kalkarak kapıya yönelir hiçbirşey demeden
Sıla: Boran nereye
Boran: sen dinlen Sıla benim halletmem gereken işler var
Sıla: beni yalnızmı bırakacaksın burada?
Boran: yalnız değilsin Sıla annemler var ayşe var
Sıla: ama onlar..
Boran: sen biraz dinlen ben hemen gelicem
Sıla çaresizce peki deyip yatağa uzanır. Sakin olmamaya çalışsada içindeki korku, duydukları…yüreği daralır..sessiz odada sessizce konuşmaya başlar
Sıla: Boran.. bilmeden, farkında olmadan nasılda üzmüşüm seni, nekadar zor durumda bırakmışım. Ailenin gözünde ne hallere düştün. Kendi çocuğuna bile inanmıyorlar…her şey benim yüzümden..ben şimdi ne yapacağım..
Boran odadan çıkmış dışarıda oturan babasının yanına gşderek hırsla dikilir karşısına. Firuz ağa kafasını kaldırıp oğlunun gözleriyle karşılaşınca onlardaki öfkeyi, hazmedememeyi görür.
Boran: baba yarım kalan konuşmamızı bitirelim..
Firuz: konuşacak heç bişeyim yok Boran. Sen yolundan dönerek bana, aşirete karşı gelerek diyeceğini dedin.
Boran: ben nezaman bu yoldaydım ki baba. Ne zaman isteyerek uyguladım töreleri söylesene. Hep karşı çıkıp engellemeye çalıştım ölümleri, katliamları…zaten ağalığıda hiç istemedim. Ama sen hep zorladın beni baba.kabullenmem, onaylamam için…sen ne yaptın peki.. hiçbirzaman benim düşüncelerimi umursamadın oğlun olarak..varsa yoksa töreler..hiç sorguladın mı baba, doğrumu yanlışmı diye..hiç düşündün mü..yokolan hayatları…yanan yürekleri
Firuz: sen bunları töre senin karına dokununca mı aklına geldi bunlar
Boran: nasıl böyle düşünürsün. Babamsın, yıllarca aynı yerde yaşadık ama maalesef sen beni tanıyamamışsın…töre bana vız gelir. Sıla’nın ve bebeğimin kılına zarar gelirse.. burada taş üstünde taş bırakmam..aşiretle savaşmak zorunda kalacağım derken ailem, canlarım bana karşı geleceklermiş..çok yazık
Boran merdivenleri hızla iner koşar adımlarla birkaç merdiven birden atlayarak. Biran önce kendini dışarı atıp nefes almak istiyordur.
Boran yanından ayrılınca Firuz ağa fazla ileri gittiğinin bilincine varır. Aslında Firuz ağanında yapabileceği bişey yoktur. O yıllarda bu törelerle yaşamış, zor kararlar vermiş ve bu kararlar altında ezilmemek için hep güçlü olmaya çalışmış ve buyüzdende hep törelere sarılmıştır.. Şimdi töreler yüzünden canıyla, oğluyla karşı karşıya gelmişti. Bir yol ayrımındadır. Düşünüp karar vermesi gerekiyordur. Ya oğluna karşı gelecek törenin uygulanması için bu yola baş koyacaktır. Yada Boran’a destek olup Midyat’a, doğuya, aşirete yeni bir düzen getireceklerdir..
Boran atı Yağız’a atladığı gibi bilinmezliğe doğru yolalır….içindeki öfke ve yaralanmışlığın üzüntüsüyle..”nasıl yaparsın bunu bana baba.Nasıl yerden yere vurursun beni” sürekli babasının sözleri aklına geliyordur, geldikçe sinirleniyor, sinirlendikçe atını daha hızlı sürüyordur.
Sıla Boran ve babasının tartışmasını duynmuş ama dışarıya çıkamamıştır. Boran’ın gittiğini duyunca kapıyı kilitleyip yatağa uzanıp uyumaya çalışmıştır. Uyumayı birtürlü başaramayıncada kalkıp yavaşça kapıyı açmış, etrafa bakıp sakin olduğunu gördükten sonrada sessiz adımlarla yukarı terasa çıkmıştır. Boğulduğunu sandığı konakta nefes alabileceği, Mardin’in eşsiz güzelliğini seyredebileceği terasa doğru çıkar. Birden aklına kuşlar gelir..Boran’ın çok önemsediği, sevdiği, bizzat kendisinin ilgilendiği kuşları..Boran’ı konuşmadan anlayan dostları.. Sıla içeri bir hevesle girer ama gördüğü karşısında şok olur. “buda ne demek oluyor” diye fısıldar. “ nasıl olur bu” hızlıca merdivenleri iner terasta Kevser hanımla karşılaşsada önce bir duraksar sonra “Ayşeee” diye seslenerek mutfağa iner
Sıla: Ayşeee, Ayşeee
Ayşe: buyur gelin ağam
Sıla: Ayşe..kuşlar, kuşlar nerde?
Ayşe: gelinağam bi nefes al hele ne oldu
Sıla: Ayşe kuşlara bakmaya çıktım ama orası boştu bu nasıl olur o kuşlar Boran için çok önemliydi nasıl giderler.
Ayşe: şey gelinağam
Sıla: ne oldu Ayşe söylesene..

bu bölümde BERİVAN ve EMRECAN'a gelsin


Sıla:Ayşe.
Ayşe: gelinağam….yemek koyacaktım ben.
Sıla: Ayşe
Ayşe:peki gelinağam. Geç otur şöyle ben sana bir kahve yapayım
Sıla: kahve falan istemiyorum Ayşe otur ve neler olduğunu anlat
Ayşe: gelinağam sen gidince aşiret gittiğini öğreninice yani, alelacele toplandılar, senin, Narin ablanın, Azad ağabeydinin..ölüm kararını çıkarttılar. Boran ağama “ bu senin namusundur istersen karınıda, bacınıda sen öldür” ded,iler
Sıla: bu nasıl insanlık böyle, nasıl bir cehalet allahınm anlamıyorum
Ayşe: burada biz hep böyle yaşadık gelinağam..kaçanın, bir erkekle konuşanın, ailesine karşı gelenin sonu hep aynıydı..ölüm..
Sıla: Boran ne yaptı peki?
Ayşene yapabilirki Boran ağam. Onca yük sırtındayken ,onca bakış üzerindeyken “ tamam “ demekten başka ne edebilir.
Sıla: karşı çıkabilir
Ayşe: iyi diyorsunda gelinağam nasıl yapar bunu..Ağam bu aşirete karşı sorumludur. Geçmişten taa bugüne değin gelmiş töreleri nasıl geğiştirir.
Sıla: değiştirmeli, çabalamalı,,İsterse Boran başarır..
Ayşe: biz istemek mi Boran ağam istemezmi gelinağam. Hem o istermiydi karısına, sevdiğine sihal çeksin, can almak için yollara düşsün.
Sıla: Ayşe
Ayşe: döyle gelin ağam
Sıla Boran nasıld..yani..gittiğimi..yani..kaçtığımı duyunca?
Ayşe ağam o gün pek bir keyifliydi heyecanlıydı sen gelmeden odayı boşaltmaya uğraşıyordu. Sıla’ya süprizz olsun diyodu..eşyaları doldurdu götürdü, kilit vurmayın kapıya dedi..Sen ağamınm yüreğinin kapısını açtın gelinağam..yüreğini gizlediği yerden çıkarttın. Gözlerinin içini güldürdün
Sıla: (umutlanarak) öylemi diyosun Ayşe?
Ayşe: benim dememe nehacet gelinağam belli olmuyomu zaten.
Sıla: peki kuşlar nerde Ayşe?
Ayşe: sen gidince ağam nasıl perişan oldu birbilsen. Haberini alınca yıkrı, dağıttı..odanıza girdiğimde heryer biryerdeydi görsen.Çiçekler, eşyalar, yatak hepsi yerdeydi ayna kırılmış, cam kırılmış, cam kırıkları yerlere savrulmuştu.
Sıla: çiçeklermi dedin
Ayşe: heya gelinağam. Akşam gelirken eli dolu çiçeklerle geldiydi…senin gidişinle tüm eşyalar gibi ağamın yüreğide yerle bir oldu. Aşiretten karar çıkınca Firuz ağam “ başımızı yere eğdiröe oğul” deyince çaresiz kabullendi ağam. Güvercinleride salıverdi.
Sıla: neden yollarki onları…onlardan asla vazgeçmez sanırdırm.
Ayşe: vazgeçmezdi emme artık ne düşündüyse gelinağam. Onlardan vazgeçebilecek kadar ne düşündüyse..
Sıla: anladım Ayşe. Ben gidip biraz uzanayım
Ayşe: bir emrin varmı gelinağam
Sıla: sağol Ayşe. Boran gelirse ben odamda..odamızdayım
Sıla Ayşe’nin yanından ayrılıp odasına çıkarken Firuz ağayla karşılaşır. Firuz ağa yüzüne bile bakmazken Sıla adımlarını hızlandırarakodasına g,iderken
Firuz: utanmadan nasıl gelmişse..
Sıla bunu duyunca tekrardan Firuz ağaya doğru yönelir.
Sıla: bakın..Sizler neler düşünüyorsunuz ,neyi doğru biliyorsunuz bilmiyorum ama ben yanlış bir şey yapmadım
Firuz: daha ne yapacaksın ha. Kocanı, erini bıtrakıp kaçmadın mı? Bizde bu namussuzluğun cezası ölümdür. Lakin senin kocan beceriksiz çıktı o ayrı. Sanmaki yaptıkların cezasız kalacak, sanmaki yaşayacaksın..Sende, karnındaki o…
Sıla: bana ne dediğiniz umrumda değil.Anlayamıyorum Nasıl olurda oğlunuz hakkında böyle konuşursunuz. Boran beni öldürmedi çünkü ona yanlış bir şey yapmadım.Ondan kaçmadım ben. Tutsak ettiğiniz bu hapishaneden,zorla yaşatmaya çalıuştığınız hayattan kaçtım anlıyomusunuz.ama nerden anlayacaksınız..nasıl anlayacaksınız.Siz sadece hüküm verip uygulamayı, gencecik insanları ya mezara yada ellerini kana bulayarak hapse göndermeyi bilirsiniz.allah’ın verdiği canı nasıl almaya kalkarsınmız. Nasıl kıyarsınız bu canlara..beni geçelim..kendi öz kızınıza nasıl kıyabilirsiniz, onun ölmesine nasıl göz yumarsınız, oğlunuzun katil olmasını nasıl desteklersiniz..aklım almıyor..töre diye ardına saklandığınız lanet olası kararlarınızın altında öylesine ezilmişsinizki size acıyorum

Firuz: Yeterrr.haddini bilerek konış.Ben Boran’a benzemem
Sıla: ne yaparsınız vururmusunuz? Öldürürmüsünüz?.buraya geldim, burada yaşamayı kabul ettiysem eğer bu Boran’ı sevdiğim için, karnında onun çocuğunu taşıdığım içindir. Siz ne derseniz deyin bu çocuk Boran’ın..veben onun yaşaması için her şeyi yapacağım..Nasıl bu kadar duygusuz olabilirsiniz. Sizlerki Yezda’nın çocuğu olmuyor diye baskı yapıp onun ölmesine neden olmuş kişilersiniz..nasıl vicdanınız rahat, nasıl uyuyorsunuz geceleri..
Firuz: Kevseerrrr
Kevser kadın olanları uzaktan gözyaşlarıyla izliyordur. Sıla’nın söyledikleri, törelere karşı duruşu Kevser’in içinde bir şeylerin kopmasına neden olmuştur.Hiçbirzaman ağzını açıpta bir kelime bile edemezxkeno, küçücül kız gerçekleri nasılda çarpıyordur insanların yüzüne..
Firuzağanın bağırmasıyla koşarak gelir.
Kevser: buyur ağam
Firuz: al şunu başımdan..gözüm görmesin..
Kevser: Sinirlenme ağam. Haydi gelin odana sende
Sıla Kevser’le küçük bir göz temasından sonra odasına gitmiştir. İçeri girip kapıyı hızlıca çarpar. “ Allah kahretsin.olmayacak Boran..İnsanların düşüncelerini yokedemeyeceğiz..kör olmuş gözleriyle gerçekleri nasıl görecekler..” Sıla yaşadıklarınınm verdiği rahatsızlıkla ayaklarının titrediği hisseder kendini yatağa zor atar. Gözlerini kapatıp her şeyi unutmak ,istiyordur.Açmaya korkuyordur.gerçekler korkutuyordur onu..Kulaklarında çınlayanlar kulaklarını sağır etmek istercesine tekrarlanıyordur bıkmadan, usanmadan.. sıla yine cehenneme düşmüş gibi hissediyordur kendini..yalnız..çaresiz…” nerdesin Boran ..nerdesin”
Boran kendi bilmezliğinden sıyrılması gerektiğinin farkına vardıktan sonra Narinleri arayıp bilgi vermiş bir ihtiyaçları olup olmadığını sorduktan sonra eve gitmeye karar vermiş ama yine babasıyla karşılaşıp gerilmek istemediğinden sürekli vazgeçmiştir.Geç vakit olmasına rağmen Sıla’nın onu beklediğini tahmin etmesine rağmen yinede gidemez.. Ne yapacaktır..nasıl yapacaktır..eli kolu bağlanmıştır sanki..
Ayşe akşam yemeğini hazırlamış Firuz ağa ve Kevser kadın salonda yemeklerini yemişlerdir. Ayşe tepsiyle Sıla’ya yemek götürmüş. Sıla uykudan uyanır uyanmaz önce Boran’ı sormuş, gelmediğini duyunca bir şey yemek istemiyorum deyip Ayşe’yi kibarca reddetmiştir. Birkaç kez Boran’ı aramış ama telefonu kapalı olunca iyice öfkelernmiş hırsla yine uyumaya çalışmıştır. Bir süre sonra kapı çalar.. Boran sanıp telaşla “ gel” diyen Sıla karşısında Kevser hanımı görünce gözleri kocaman açılırç
Sıla: Buyrun Kevser hanım
Kevser: (çekingen bir tavırla) yemeni yememişsen
Sıla: canım istemiyor
Kevser: sen iki canlısan.Canım istemiyoda ne demekmiş. Bebeni beslemen gerek
Sıla: gerçekten canım istemiyor.. Kevser hanım
Kevser: ehh
Sıla: sizinle biraz konuşabilirmiyiz?
Kevser: ne konuşacaz
Sıla: siz..sizdemi inanmıyorsunuz çocuğun Boran’dan olduğuna?
Kevser: ben bu çocuğun oğlumun olduğunu biliyom…Boran’ımın bir parçası o.. yavrumun yavrusu..
Sıla: teşekkür ederim. Böyle düşündüğünüzü bilmek güzel..şunu bilmenizi istiyorum Boran’ı aldatmadım ben..onu çok seviyorum
Kevser: hırçınsın, dik başlısın, dediğim dedik diyon emme oğlumun gönlüne düşmüşsün bir kere , yaralı gönlü sevmiş ya,,sevmese şimdiye çoktan kıyardı canına, alıp buralara getirmezdi herhal..Boran’ımın yüzünü güldürdünya sen bundan böyle gelibnimsin benim
Sıla: sağolun .Ama aşiret..sizin kızınız için, Narin içinde karar almışlar .. Siz annesisiniz onun. Nasıl kabul edersiniz
Kevser: ben anayım, benimde içim yanar lakin elimden ne gelir. Güzel gözlümü, kuzumu öldürsün diye öteki yavrumu ateşe attılar emme ben ne edebilirim
Sıla: isterseniz her şeyi yapabilirsiniz Kevser hanım. O çocuklar sizin..siz doğurdunuz onları, en çok söz sahibi sizin. Düşünün kaç insan öldü töreler yüzünden kaç ana yüreği yandı kimbilir. Bunlara artık son verilmeli.
Kevser: eyi dersinde..
Sıla: Boran bunu başarabilir. Desteğiniz, desteğimiz olursa başarabilir. Yeterki yanında olduğumuzu bilsin. Onun size ihtiyacı var, kendine inanan insanlara ihtiyacı var..
Kevser Sıla’nın söyledikleri karşısında gözyaşlarını tutamaz. Kim derdiki ikisi karşılıklı oturup aynı safhada aynı amaç için elele verecek.
Kevser kadın Sıla’ya Narin’i sorar.Onlarında geldiğini öğrenince önce sevinir sonra korkmaya başlar. Sıla onların güvende olduğunu merak etmemesini söyler. Kevser rahatladıktan sonra sıla’nın odasından çıkarken kapının yanında arkasına dönüp
Kevser: yavrunuz evimize, ocağımıza güzellikler getirecek inşallah.. Allah analı, babalı büyütecek inşallah “ gelinim”
Sıla: teşekkür ederim.
Kevser kadın çıktıktan sonra Sıla içinde bir ümitle , şaşkınlıkla uzanır yatağa. Saat çok geç olmuştur ama Boran hala gelmemiştir. Meraklanmıştır..Kızmıştırda biryandan bu konaktaki ilk akşamında Sıla’yı yalnız bırakmıştır Boran. “ hani hep yanımda olacaktın..nerdesin peki…nerdesin?”
Boran atını ahıra bağladıktan sonra odalarına yönelir. :Gecenin bu vaktinde herkes uyumuş ortalık çok sessizdir. Yukarı çıkınca kafasını kaldırıp gökyüzüne bakar. Ay öylesine parlaktırki ..ve öylesine ısıtmıştır ki yüreğini..kapıyı yavaşça açar.. Sıla melekler gibi uyuyordur. Penceren yansıyan loş ışık Sıla’nın yüzüne öyle güzel düşüyordurki..Boran yavaşça Sıla’ya yaklaşır. Sıla eli karnında derin bir uykudadır. Boran yatağın kenarına ilişip Sıla’nın karnındaki elini öper. Yavaşça elinin Sıla’nın elinin üzerine koyarak
Boran: bebeğim..anneyi üzmedin değimli ben yokken..ikinizide çok özledim..
Sonra tekrar öper Sıla’nın elini. Kafasını yavaşça kaldırarak Sıla’ya iyice yaklaşır. Onu uyandırmadan yanağına bir öpücük kondurmak ister. Sonra kaç öpücük olduğunu bilemeden Sıla’nın yüzünü, burnunu, gözlerini, öperken Sıla uyanır. Sıla uyanınca Boran kendini çekip doğrulur. Sıla’da yatakta oturur vaziyete gelir.
Sıla( kızgın bir ifadeyle) Boran..nerdeydin bu saate kadar? Hani hep yanımda olacaktın?
Boran Sıla’ya cevap vermiyor gözlerini kırpmadan Sılaya bakıyordur.
Sıla: sana söylüyorum Boran..nerdeydin?
Boran: çok güzelsin
Sıla: Boran
Boran: okadar güzelsin ki Sıla, gözlerimi alamıyorum senden..kendimide
Sıla: Boran..bugün çok bekledim seni ama sen..
Boran Sıla’nın yüzüne dökülen saçlarını arkaya atıp iyice yaklaşır yanağıyla kulağının arasına bir öpücük kondurarak kulağına “ bunları sonra konuşsak” der
Sıla: hayır..şimdi konuşucaz.
Boran bir öpücük daha kondurarak fısıldar” sonra konuşalım dedim”

NOT: İsteyene devamı Özel Mesajla

birzey
08-03-07, 14:58
kötüyüm ben kötüyüm kötüyüm...sılayı sinirden hasta ederim ben...cuma gününün intikamını alıyorum arkadaşlar...bu arada senaryomuda katlediyorum ama olsun...benim gibi sinirini yenemeyenler varsa keyifle okumanızı dilerim...

boranla sıla birbirleriyle sarmaş dolaş huzurlu bir uykunun içindeyken zilin sesiyle uyanırlar...
sıla: buda nesi boran burayı kim biliyorki? kim gelmiş olabilir?
boran: bunu anlamanın tek yolu kapıyı açmak sıla...ben kapıyı açayım sende uykuna devam et...
boran giyinir ve hemen kapıyı açmaya gider...
boranın karşısında çok şık ve zarif bir bayan vardır…
bayan: boran bey ? ben leyla sizinle bir iş konusunda konuşmamız gerekiyor…
boran buna anlam veremez Leyla hanımı içeri davet eder…bu esnada sıla merdivenlerden aşağıya aner ve gelen bayana dikkatlice bakar ve bir anlam vermeye çalışır…Leyla hanım koltuğa oturur…boran sılayı görür…
boran: sıla uyandın mı?
Sıla: evet uyandım…misafirimiz kim boran?
Boran tam söyleyecekken…Leyla lafa atlar…
Leyla: ben Leyla…boranın sevgilisi…
Boranla sıla şaşkın bir şekilde bakarlar …boran Leyla hanımın dediğine anlam veremezken….sılanın şaşkınlığı öfkeye dönüşmeye başlar….
Sıla: nasıl yani?
Leyla: boran sizden bahsetmişti…evlenmek zorunda kaldığı, hiç sevemeyeceğini söylediği kız siz olmalısınız…
Boran: siz ne saçmalıyorsunuz…
Sıla: sus boran… devamını merak ediyorum acaba benim için başka ne söyledin…gerçek duyguların nelermiş…
Boran: saçmalama sıla bu kadın ne dediğini bilmiyor…
Leyla: boran yapma lütfen…üstelik sana buraya bir müjde vermek için geldim…
Boran olanlara anlam veremez şaşkınlıkla bakmaya devam eder…sıla ise sinirinden ne yapacağını bilemiyordur…
Leyla: boran hayatta en çok istediğin şeye sahip oluyorsun çok yakında…ben hamileyim...
Sıla: boran….bu kadın ne diyor…sen nasıl bir adamsın ha …sölesene….senden nefret ediyorum boran anladınmı? Senden nefret ediyorum…beni nasıl kandırırsın ha…beni nasıl aldatırsın…
Boran: sıla bu kadını tanımıyorum bile…inan bunların hiçbiri doğru değil…leylaya döner…bu arada siz kimsiniz ve bu yalanları neden söylüyorsunuz…
Sıla: kadın doğruları söylüyor işte…daha ne söylesin…sen nasıl bir adamsın…
Boran: sıla sana bu kadını tanımadığımı söyledim…neden bana inanmıyorsun…bana güvenmiyorsun sıla…sen bilirsin der…yukarı çıkacakken…arkasına döner…Leyla hanıma ….sizinle işim daha bitmedi bu yalanların nedenini mutlaka öğreneceğim…
Sıla boranın odaya çıkmasıyla biraz kendini toparlar ve Leyla hanıma dönerek tam bir şeyler diyecekken leylanın telefonu çalar...leyla telefonunu çıkartırken…sıla leylanın kolunu tutar telefon yere düşer sıla ayaklarının önüne düşen telefona bakar arayan isim….

Yapacağınız yorumlar sılayla boranın arasının nasıl olacağını belirleyecek…sılayla boranın arası düzelsin diyenler lütfen yorumuna eklesin…yok sıla biraz daha çeksin diyenlerde belirtirse sevinirim…lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin…

telefonda cihan yazıyordur...sılanın kafasında şimşekler çakar...
sıla: nasıl bu kadar saf olabildiğime şaşırıyorum...leylanın saçlarından tutar seni cihan tuttu değil mi? leylanın yüzüne adam alkıllı bir tokatı yapıştırıverir...kibar leyla tam elini kaldırmışken sıla gelinağalığını konuşturur...sakın o elini kırarım...git cihana söle bu numaraları bize sökmez...:img-hyste
boran bu arada sinirle odada dolaşıp durmuştur sonunda sinirle kendini yatağa bırakmıştır...
boran: nasıl inanmazsın bana sıla bana hiç mi güvenmiyorsun...derken sıla odanın kapısını açar ...oldukca mahcup bir şekilde özür dilerim boran...
boran bir anlam veremez...sılanın sözünün devamını dinler...sıla olanları anlatır...
boran: bana karşı hep böylesin sıla...bana hiç güvenmiyorsun...hep bana yargısız infaz yapıyorsun ama artık ben bundan sıkıldım sıla anlıyormusun bana güvenmemenden sıkıldım...
sıla: ben...ben sana güveniyorum boran...
boran: bana güveniyorsun öle mi sıla...bu nasıl güven sıla en ufak birşeyde karşıma çıkıp hesap soruyorsun beni dinlemiyorsun bile....
sıla: ama ben....
boran sılanın pişmanlığının farkındadır...onu affettiğini söylemeyi çok istemektedir ama biraz daha çekmesini onu anlamasını istiyordur...
aklına birden gelen şeyi yapar....tam dışarı çıkacakken...
boran: az önce oralarda bir böcek görmüştüm...dikkat et...der ve odadan çıkar....
sıla bağrış çığrış odadan çıkıp boranın arkasından yakalar nolur boran onu bul der...
boran: sen bana güvenmiyorsun unuttun mu sıla...ben seni kandırırım...
sıla boranın yaptığını anlar biraz sinirlenerek demek canın oyun oynamak istiyor sen görürsün der ve bahçeye çıkar...boran onu pencereden izler...sıla bahçede dolaşırken at kişnemesi duyar...burada at var galiba der ve ahıra doğru yol alır...siz ne güzelsiniz böyle derken boranın pencereden onu izlediğini görür...sen şimdi görürsün boran ağa....bakalım beni ne kadar seviyorsun...oynadığın oyuna devam edebilecekmisin...
sıla atlardan birini dışarı çıkarır...boran biraz şaşkınlıkla bu deli kız yine ne yapmaya çalışıyor derken sıla ata biner ve atı koştururken bir çığlık atar imdddaaaattttt....
boran: çıldırdı yine....madem ata binmeyi bilmiyorsun ne diye binersin....koşar adımlarla diğer atı aldığı gibi sılanın peşine düşer....
sıla bağırmaya devam ediyordur...
sıla: booooraaannnn ne olur yardım et durduramıyorum...
boran sılaya yaklaştığında sıla güler ve atı daha hızlı sürer...boran olanları anlamıştır...demek canın yarış istiyor...atları son hız koştururlar...boran sılayı geçer ama bir müddet sonra vazgeçip yavaşlar...sıla onu geçtiğinde boran attan düşer...sıla arkasına döner...
sıla: boraaannn....

birzey
08-03-07, 16:52
Boran yerde öylece yatıyordur…sıla atından atladığı gibi boranın yanına koşar…boranın başından kan geliyordur…boran ne olur aç gözlerini ne olur…allahım benim yüzümden…boran ne olur…sensiz ben yaşayamam ne olur aç gözlerini…boran sızlanarak açar gözlerini…konuşmakta zorluk çeker…
Boran: sıla tamam bişeyim yok ne olur ağlama artık…
Sıla. Nasıl yok boran başından kanlar geliyor…
Boran başını tutar evet başından kanlar geliyordur…ama sılayı daha fazla korkutmak istemediği için kalkmaya çalışır…ama kalkmak sandığı kadar kolay değildir…
Sıla ne yapacağını şaşırır…atlar yanı başlarında bekliyordur…
Sıla: boran…ben eve gidip gelicem tamamı…sen kendine dikkat et ne olur kendini bırakma..
Boran: tamam sıla…ama çabuk olsan iyi olur….gülümsemeye çalışarak…sensiz kalamıyorum gelinağam der…
Sıla…ata bindiği gibi eve gider….hemen doktoru arar…doktor gelinceye kadar ne yapması gerektiğini öğrenir ve aceleyle gerekli malzemeleri yanına alarak boranın yanına gider…
Sıla: boran…ben geldim…iyiysin demi…
Boran yine kendinden geçmiştir…getirdikleriyle ilk yardımı yapar ve boranın başını kucağına alır…ne olur aç gözlerini boran ne olur…boran onu duymuyordur…boranın nabzına bakar oldukca düşmüştür…sılanın içini bir korku kaplar….bu korku onun nefes almasını engelliyordurki birden uyanır…boran yanında yoktur…sonra kapının çaldığını hatırlar…aşağıya iner…boran mutfakta bieşyler hazırlamaya çalışıyordur…sıla gider borana arkadan sımsıkı sarılır…öyle sıkı sarılırki boran elindekileri bırakmak zorunda kalır…
Boran: hayırdır gelinağam…beni çok mu özledin…
Boran sılaya doğru döner…sıla boranın boynuna sarılır…
Boran hayırdır inşallah der içinden…
Sıla. Boran ben seni çok seviyorum…sen benim tercihim değilsin boran yaşama sebebimsin…sen olmazsan ben …ben yaşayamam boran…beni hiç bırakma olur mu?
Boran: sıla seni hiç bırakmayacağım…bende …bende seni çok seviyorum…ama ne oldu bana naltırmısın…beni rüyanda mı gördün…
Sıla: zoraki gülümser…evet rüyamda gördüm…
Boran: demek rüyalarına da girmeye başladım anlat bakalım ne gördün…
Sıla rüyasını anlatır…
Boran: aslında biliyormusun bir kısmı doğru….
Sıla: nasıl yani neresi doğru…sonra kapının gerçekten çaldığı aklına gelir…yoksa…
Boran: evet …Leyla hanım geldi…
Sıla: borannnn…
Boran gülmeye başlar….şaka sıla sadece şaka …sakin ol biraz….bu ev için bir hanım tutacağız değil mi? Tutmazsak aç kalırız…işci kurumundan biri ellerindeki elemanların öz geçmişlerini getirmiş…bende göz gezdirdim…Leyla adında birinin öz geçmişi bana uygun gelmişti o kadar…beraber bakarız bir kahvaltı yapalımda…
Sıla şaşkın şaşkın borana bakar…
Sıla. Hayatımda Leyla diye birini istemiyorum boran…hatta Leyla adını duymak bile istemiyorum….

eva-zk
08-03-07, 16:56
hehehe patronum dışarıya çıktı fırsattan istifade etmek lazım

12

abay : kader anlaşılan çifte dügün yapıcaz

herkez birbirine bakar kalır

sıla hemen gözlerini kaçırıp yemekle ilgilenir sonrada bir bahane bulup masana kalkar

sıla : tuz.. tuzu unutmuşuz
kader eline tuzlugu alıp göstermeye kalmadan sıla çoktan mutfaga gitmiştir
boran : abay.... deyip sılanın peşinden gider istemeden sılanın göz yaşlarına şahit olur ve sılanın nasıl söylerim dedigini duyar boran sılaya yaklaşıp omzuna dokunur

boran : afedersin sıla.... seni zor durumda bırakmak istemezdim... abay işte tanıdıkca onun konuşmalarına alışırsın
sıla borana dogru döner gözlerindeki yaşlar ona inat akıyodur boran sılanın göz yaşlarını siler gözgöze gelmişlerdir sılanın gözlerinde borana olan özlemi, boranın gözlerindeyse yeni bir sevdaya yelken açmanın ışıltıları vardır öylece bakakalırlar birbirlerine ikiside acılarını unutmuş birbirinin olma hayaline dalmışlardır

kaderse ne oldugunu anlyamamış masadan kalkar : ben sılaya baksam iyi olucak
abay kaderin elinden tutup gülümser : yanlız kalkalar daha iyi olur konuşacak çok şeyleri var

kader soran gözlerle abaya bakar : sen... sen...

abay : ben aralarında ne oldugunu biliyorum hatta duvardaki resmi gösterir bu resimdeki kişinin ve bora'nın babasının boran oldugunu biliyorum

kader panikler : sen.. sen nerden biliyosun... nerden çıkardın bunu

abay : kader sakinleş lütfen sılayla da boranlada ünüversiteden tanışıyorum ben ve sılayı borana götüren benim

kader yerine oturur başını öne eger : sıla... sıla bu yüzden çok acılar çekti abay en başta ailesinden oldu sonra... babasız bi çocuk büyütmek çok zor

abay kaderin sözünü keser : biliyorum kader sıla herşeyi anlattı ama kader onları herşeye ragmen bir araya getirdi çektikleri acılarını unutum bir araya gelmeliler... birbirlerine nasıl baktıklarını gördün

kader : bilmiyorum abay sıla unutabilirmi bilimiyorum başını kaldırıp abaya bakar sen bu resmin boran oldugunu nerden anladın

abay gülümser : dikkatli bakarsan boranın gözlerini sende görebilirsin

kader : sılanın o resim karşısında neden saatlerce oturdugunu şimdi anlıyorum

mutfakta ise boran sılayı teselli etmek için ona sarılmış ve o sarılmayla yıllardır hasret kaldıga sıcaklıgı kavuşmuş gibi içi huzurla dolar sıla ise bu sarılmayla kendinden geçmiş yıllardır özlem duydugu kollara kendini bırakmış boranın kokusunu sonuna kadar içine çekmektedir ağlamayı unutmuş gözlerine mutlulugun hareleri yerleşmiştir boran sılanın saçlarını koklayıp başından öper
o an sıla kendini geriye çaker : bu çok yanlış boran benim bi oğlum var git lütfen
boran şakın bir şekilde sılaya bakar : sıla... afedersin ben bi an kendime engel olamadım.... sıla....

sıla kapıya dogru ilerler : boran bişey söyleme git lütfen

boran başını öne egip yürümeye başlar sılanın yanından geçerken : sıla... gözlerinde gördüklerim.. sanki seni yıllardır tanıyorum ve herşeyde seni aramışım gibi bi iz bırakıyo yüregime der ve abayın yanına gider sılaysa boranın ardından bakakalmıştır.

abay : boran hayırdır bembeyaz olmuşsun
boran : yok bişey iyiyim ben... cebinden yüzükleri çıkarır takalımda gidelim artık
abay kapıda duran sılaya bakr sonrada borana : boran ne oldugunu anlatmıycakmısın

boran : abay ... çok yorgunum biran önce gidip dinlenmem lazım yüzükleri takalım artık

abay : peki

sıla yavaş yavaş yanlarına gelir : kader hadi şöyle geçin abay hadi sende

abayla kader yanyana dikilirler ikiside gülümseyerek birbirlerine bakıyolardır boran yüzükleri hayırlı olsun allah tamamına erdirsin diye takar sılaysa onların o mutlu haline gözü yaşlı bir şekilde bakar ve boran tebrik edip yanlarından ayrılınca kadere sarılır sonrada abaya

sıla : e abay bu günün şerefine kızımızı mardinin nezih bir yerine gezmeye götürürsün artık

abay gülümser : emrin olur ama hep beraber gidicez sıla

sıla gülümser : ben gelemem abay başka zaman

abay : hadi sıla sen beni kırmazdın hiç

sıla : abay benim bi oğlum var onu bırakıp gidemem siz gidin

abay : tamam ama bi dahakine mazeret kabul etmiyorum hep beraber... boran sen geliyosun ama yorgun oldugunu kabul etmiyorum

boran : abay bu gün ikiniz gidin ben tek başıma... sılaya bakar başınızı ağrıtmıyım

abay : siz bilirsiniz çok şey kaybediyosunuz haberiniz olsun sılayla borana bakıp geçen zamanı telafi etmek zor olur imkanınız marken bu gününüzün kıymetini bilin

sıla borana bakar sonra abaya döner : abay.. senin yine çenen düştü üniversitedeykende böyley..... allahın ben ne dedim bunu nasıl söyledin boran duymamış olsun nolur

boran duyduklarıyla sılaya döner : siz birbirinizi tanıyordunuz... abaya döner abay bana anlatıcak bişeylerin olmalı

abay : ha evet sıla ayşenin en yakın arkadaşıydı hani şu benim... kadere bakar kız arkadaşım vardıya tanırsın. kaderin elini sımsıkı tutup hadi biz gidelim bunların gelice yok deyip aşagıya inmeye başlar boransa sılaya bakar birşeyler anlatması için

sıla : iyi akşamlar boran... bey deyip boranın yüzüne kapıyı kapatır ve oğlunun yanına gidip uzanır boranın uzandıgında bıraktıgı kokusunu duyabilmek için ve oracıkta uyuya kalır

abayla kader ise beraber eglenirler uzun uzun dans ederler ve gittikleri yerden ayrılıp eve dogru yol alırlarken

abay : kader sılayla boranı bir araya getirmeliyiz
kader : bu çok zor sıla buna yanaşırmı bilmiyorum en zor durumunda bile bir kere bile onu bulmalıyım demedi her sorunla kendi savaştı

abay : bi yolunu bulmalıyız

kader : abay durumu zorlaştırmayalım zaman herşeyin ilacı belki birbirlerine aşık olurlar hoş sıla borana hep aşıktı ama boranın onu sevdigine inanmalı

abay : haklısın

eve gelmişlerdir kader arabadan inip eve çıkar ve mutlu bir şekilde yatagına gidip yatar

eledrhim
08-03-07, 17:19
kadınlar gününe özel senaryo yazıp bizi ihya eden senaryoların bir numaralı markası Maditaya gelsin...:img-wink:

henüz Korhanı getiremedim ama işlerin arasından bu kadar yazabildim... affınıza sığınıyorum...:img-yes:
(özellikle özgül ve emrecan)

keyifle okumanız dileğiyle...

Part 25

Boran ve Sıla biran göz göze donakaldılar…
Boran “korkma Sıla sana zarar vermezler” dedi, aklı koluna dolanmış Sılanın ellerinde.
Sıla “şey… Yok, korkmadım sadece öyle birden uçuşunca” dedi ve Boranın elinde duran kuşa uzandı, önce tedirgin oldu dokunmaya korktu ama Boran uzatıp eline verip Sılanın elleriyle kuşu kendi avuçlarının içine alınca gülümseyerek “sen mi bakıyorsun bunlara”
Boran “evet”
Sıla “zor olmuyor mu?”
Boran “yoo severek yapıyorum” dedi ve elindeki kuşu saldı Sıla. Sonra Borana dönüp bakmaya başladı.
Boran “yine ne oldu?”
Sıla “hiiç… Şey diyecektim”
Boran “seni dinliyorum” dedi, güvercinlikten çıkarlarken…
Sıla “madem bu evliliği yürütmeye kararlıyız… Yani sevdiklerimiz için…”
Boran, bozularak “evet sevdiklerimiz için” diye tekrarladı, korkuluklara varmışlardı.
Sıla “yani demem o ki uzlaşalım, arkadaş olmakla başlayabiliriz mesela… Hem birbirimizi de tanıma şansı buluruz”
Boran, gülümseyerek “kulağa çok hoş geliyor bu fikir” dedi ve avludan aşağıya bakarken “madem öyle, gece uzun malum, konağı gezerek başlamaya ne dersin”
Sıla “tamam” dedi ve merdivenlere doğru yöneldiler.
Boran “bu kat annemle babama ait, sanırım çok ilgini çekmez”
Sıla gülümsedi “haklısın galiba”
Boran “bizim kata geçelim istersen”
Sıla “olur… Zaten bende oradaki bir odayı merak etmiştim”
Boran “hangi odaymış bakalım” dedi.
Sıla “şurası işte, neresi orası, kimin, neden öyle kapısı penceresi sıkıca kapatılmış?”
Boran “hep böyle meraklı ve sabırsız mısın?”
Sıla “peki sen hep sorulara soruyla mı yanıt verirsin?”
Boran “peki ya sen sorulardan hep soru sorarak mı kaçarsın?” dedi ve göz göze gelip güldüler, bu hallerine…
Boran ellerini arkasında birleştirmiş ilerlerken Sıla birden önüne geçip “hala cevabını bekliyorum”
Boran “cevap vermeme hakkımı kullansam çok mu ayıp olur?”
Sıla “ooo… Oyunbozanlık yapma Boran ağa”
Boran “oyunbozanlık değil de neyse uzun hikâye orası abimin odası”
Sıla “senin bir abin mi var? Ben bir tek Narin var sanıyordum”
Boran “evet ama bu konuyu konuşmasak… O uzun zamandır burada yaşamıyordu oda o yüzden kapalıydı… Zaten yakında tanışırsınız; o artık burada”
Sıla “peki, inatçıyız biraz anlaşılan” dedi, göz ucuyla Borana bakarak sonra yürümeye devam ettiler. Yeni bir kapıya gelince “peki burası” dedi Sıla.
Boran “orası benim çalışma odam… ııı… Aslında dinlenme odam desek daha doğru olur…”
Sıla “hımm… Görebilir miyim yoksa buraya da mı bakmak yasak?” dedi, imalı.
Boran “görebilirsin tabi benden başkası gelmez zaten buraya”
Sıla “bak merak ettim şimdi”
Boran kapıyı açtı ve içeri girdiler. İçerde oldukça zengin bir kitaplık ve hatırı sayılır bir CD arşivi vardı, müzik seti ve TV de…
Sıla şaşkınlıkla göz gezdirirken odaya “wow… Çok etkileyici bir arşivin varmış… İtiraf etmeliyim ki çok zevkliymişsin”
Boran “teşekkür ederim… Bu arada söylememe gerek var mı bilmiyorum ama istediğin zaman kullanabilirsin bu odayı”
Sıla birden zıplayarak el çırpmaya başladı “sen ciddi misin? Gerçekten kullanabilir miyim?” diyordu mutlulukla…
Boran şaşkınca “evet tabiî ki”
Sıla “çok teşekkür ederim” dedi ve Boranın boynuna atılıverdi birden; neden sonra toparlanıp “şey sanırım bugünlük yeter… Teşekkür ederim” dedi ve hızla oradan çıkıp odasına gitti.
Boransa hala sarılmanın şaşkınlığını üstünden atamamış halde yatacağı yer yatağını alıp odaya geçti.

Boran kapıyı çalıp içeri girdiğinde Sıla çantasını yatağın üstüne dökmüş bir şeyler arıyor diğer yandan da söyleniyordu “Allah Allah nereye gider bu…” dedi ve aklına çantayı Boranın topladığı geldi “Yoksa… Yok, canım daha neler”
Borana “hayırdır ne arıyorsun?”
Sıla “cep telefonum kayıp”
Boran “iyi ama ben çantanı toplarken telefon koyduğumu hatırlamıyorum”
Sıla “orada kaldı herhalde”
Boran “tamam ben yarın birini gönderir aldırırım”
Sıla “teşekkür ederim”

Sıla çantasını toplarken Boranda yatağını yaptı. Sonra Sıla etrafa bakınmaya başladı çekinerek.
Boran “bir şey mi oldu Sıla?”
Sıla “yatarken giyebileceğim bir şeyler nereden bulabilirim?”
Boran çekmecelere doğru ilerlerken “bende bilmiyorum ama çekmecelere bakalım, eminim annem koymuştur” dedi, başını sağa sola sallayarak ve çekmeceleri aramaya başladılar.
Boran açtığı çekmecelerden birinde bir gecelik buldu ve Sılaya uzattı “bu olur mu?” diye sordu, masumca.
Sıla uzanıp aldı “oluuur” dedi ve katlı haldeki geceliği açıp baktı “olur da sence de biraz küçük değil mi bu?” dedi geceliği üstüne tutup bakarken.
Boran “ben pek anlamam ama sanırım…” dedi ve sustu “sanırım Dilana göre almışlar” diye düşündü ama söylemedi “neyse boş ver, bu gecelik idare et sonra bir çaresine bakarız” dedi.
Sıla “tamam” diyerek banyoya geçti. Sıla geceliği giymişti ama gereğinden fazla açıktı. Banyo kapısını açıp Borana baktı. Boranın arkası dönük eşofmanının altını giymiş gömleğini yeni çıkartıyordu; Boran gömleğini çıkardığında nefesinin kesildiğini hissetti Sıla, iç çektikten sonra “Allahım sen nasıl bir şeysin böyle” diye fısıldadı kendine engel olamayıp; Boran sesi duyup arkasına dönünce Sıla hemen kapıyı kapatıp sırtını kapıya yasladı, derin bir nefes aldı… Gözlerini kapatıp gülümsedi.
Boranın yüzünde bir gülümseme oluşmuştu. Sıla seslendi “Boran… Giyindin mi?”
Boran “evet gelebilirsin”
Sıla “Boran şey… Arkanı döner misin?”
Boran “şey tabi” dedikten sonra Sıla hızla yatağa geçip pikeyi sıkıca üstüne çekti ve “dönebilirsin” dedi; Boranın kendisini aynadan gördüğünü fark etmeden. Boran derin bir nefes alıp deli gibi çarpan kalbini kendine getirmeye çalıştıktan sonra dönüp “ışığı kapatayım mı?” diye sordu.
Sıla “henüz uykum gelmedi”

Silakolik
08-03-07, 18:21
Iste bizim Hikayemiz

Sila: Ben biraz daha kalacagim beni bekleme demisti boran ne yapcagini sasirmis silaya bakiyordu gözlerinden okunuyordu yine kizmisti ama hic birsey demeden odadan cikti kendine kendine Bunada Peki Sila dedi..
Hizli adimlarla hastenenin cikisina dogru yöneldi Abaya dogru
Abay: ne oldu Boran ne bu öfken sakin ol hele
Boran : Abay gidelim
Abay: Boran ne oldu de hele?Neye kizdin hele
Boran ise Abaya sadece bakar abay susmustu anlamisti yine Boranin kizdigini kiskandigini

Emre : saol Sila beni birakmadigin icin ama benim yanimda kalmana gerek ben biliyorum bana acidigini
Sila : Emre ben seni asla birakmiycagim herzaman yaninda olacagim sen iylesene kadar
Emre : Silaa sende biliyorsun ben asla iylesmiyecegim
O sirada Silanin telefonu calar,telefona bakar tanimadigi bir numara

Sila : Alo buyrun
Karisindaki ise: Sila Hanimlami görüsüyorum
Sila : Evet buyrun kimsiniz?
Karsi taraf : Ben Gizem Sila Hanim boran Beyin yaninda calisiyorum
Sila : Tanidim Gizem Hanim buyrun
Gizem : Rahatsiz etmek istemezdim Sila Hanim
Sila : Gizem Hanim Boran Bey burda degil
Gizem : Sey ben Boran Bey icin aramamistim sizin acilen görüsmem lazim cok acil
Sila : Sasirmisti evet sizi dinliyorum
Gizem : telefonda olmaz bir yerde otursak
Sila iyce meraklanmisti ne olmustuki Gizem onu aramisti

Sila : Peki Gizem Hanim Sahil kiyisindaki .... Kafeye gelin yarim saat sonra orda olacagim
Gizem : Peki görüsmek dilegi ile

Sila : Emre acilen cikmam lazim cok önemliymis
Emre : Birseymi oldu Sila?
Sila : Bilmiyorum Emre.. sen merak etme aksama yine yanindayim der gulumsiyerek
Emre : Tamam sila bekliycem

Sila emreden vedalasir disari cikar hemen söföre sahil kiyisindaki Kaffeye gitmesini söyler

Kaffede :

Gizem : Kahvesini yumdumlarken Sila gelir yanina
Sila : Merhaba Gizem Hanim
Gizem : Merhaba efendim kusura bakmayin acil olmasa aramazdim
Sila : Buyrun sizi dinliyorum der kendine bir bardak meyve suyu ismarlar
Gizem : Sey sila hanim esinizle sorun yasadiginizi biliyorum boran beyle konusmadan önce sizinle konusmamin daha uygun olacagini dusundum der
ve duraklar
Sila iyce merak etmisti boran ne anlatmis olabilirdiki Gizeme?Dikkatlice Gizemi suzer guzel kizdir kiskanilacak kadar guezldir
Gizem : Mardinde Paravan bir sirket var orda 65 bin dönum Toprak almis boran bey arastirmami istemisti kime ait olduguna dahil bende bana verilen emre uyup arastirdim ve ardinda sizin Holdinginizin oldugunu ögrendim ve ilk sizinle konusmaya karar verdim.

Sila : Sey.... hmmm ... ben onu unutmustum der
Gizem : Aranizda sorun oldugu icin sizin söylemeniz daha dogru olur diye dusundugum icin sizi aramak istedim ilk boran beyi aramadan
Sila : Tesekkurler gizem hanim cok iyi ettiniz ben bunu bir sekilde halledecegim . Ama önce borana ulasmam lazim
Gizem : Boran beyin size süprizi vardi
Sila onu unutmustu yeni aklina geldi telefonda konusmalari
Sila : Peki ne oldugunu biliyormusunuz?
Gizem : Sey efendim bunu söylemem dogru olmaz
Sila : Gizem hanim lütfen kucuk bir yanlis anlama oldu aramizda bunu duzeltmem yardim edin
Gizem : Boran bey sizin icin gelinlik almisti der
Sila : Aglamaya baslar hepsi benim yuzumden yine mahfettim herseyi der
Gizem silayi sakinlestirir sila hanim isterseniz size yardim ederim der ve aklindakileri anlatmaya baslar

Sila : Gizem Hanim sizi yanlis tanimisim cok özur dilerim bana okadar yardiminiz dokunduki size karci mahcup oldum der
Gizem : Ne demek efendim ben sizin askinizi ogun gözlerinizde gördum der
Sila : Sizinle baska turlu tanismak isterdim der
Gizem : önemli degil birgun telafi ederiz der ve ekler ama simdik kalkmazsak planimizi uygulayamayiz der ve gulerler iki yeni arkadas

Sila tlf alir eline ve talimatlar verir ( biz duymayiz burasini )

Hemen boranin aldigi eve dogru yola cikar hazirlik yapmasi lazimdir.Gizem hanimda hemen sirkete gitmis boranin aldigi gelinligi söförle yeni eve yollamistir ..Boran beyi arar ama tlf kapalidir oh iyi diye bir icini ceker.. Ardindan silayi arayip sila burda hersey ayarlagimiz gibi gidiyor der sila gizme tsk edip islerine devam eder.Önce sömineyi yakar ardindan mutfaga gidip bakar ama evde yiyecek birsey yokturn hemen bir yemek servisini arayip siparislerde bulunur yarim saat elinde olmasini gerektigini söyler ve yavas yavas dekorasyona gecer heryeri kirmizi gul yapraklariyla susler cd hazirlar aksam sadece play tusuna dokunmasi gerekecektir sonra kurye gelir paketleri getirmistir sila hemen alir yukariya cikarir sonra bir kere daha zil calar yemekler gelmistir ..

Sila hemen mutfaga gecip herseyi hazirlar bugun ozel kilacak herseye titizlikle hazirlar sofraya en son mumlari koyar ve artik hazirlanmaya gelmistir ama önce gizemi aramasi gerekir.

Sila : Gizem ben sila sey burdada hersey hazir acaba borani ariyabilirmisin ama lutfen birsey belli etme
Gizem : tabikii sila hanim hemen hallediyorum sizi caldirip kapattigim an bilinki hersey yolunda
Sila : Tamam der ve bekler bu bekleyis silaya cok uzun sure gibi gelir sonradan aklina gelir kucuk birsey unutmustur
asagiya iner ve kucuk kagitlar keser kalp seklinde uzerine yazar " burdan , Burdan , Burdan " ve yerlerine yerlestirir sonra odaya gider boran icin aldigina dikkatlice bakar acaba olurmu diye dusunur sonra neden olmasinki tam ona göre der ve cikar
Gizem : alo boran bey?
Boran : Gizem hanim birseymi var
Gizem : evet efendim sila hanim aradi cok sancilanmis kötu durumdaymis sizin yeni aldiginiz bir yer gibi birsey dedi tam anliyamadim yeri bilmedigim icinde dr yolluyamadim hemen sizi aradim
Boran : tskler gizem hanim ben yoldayim hemen gidiyorum der adres su siz dr haber verin der
Gizem : muzipce gulerek peki efendim der ve kapatir tlf iste bu kadar der hemen silayi arayip kapatir ardindanda abayi arar bilirki boran bey abaya haber edecektir
gizem olanlari tam olmasada abaya anlatir abay cok sevinmisti silanin borana süpriz hazirlamasina

Boran hizlica arabasini kullaniyordur eve varmasina az kalmistir sila ise kepenekleri indirir butun mumlari yakar ve yukari cikip borani bekler
boran ise eve varmistir ama evde isik yoktur icini yer hemen kosar adimlarla eve yönelir ve kapiyi acar ( yedek anahtarla )
ama eve girer girmez evdeki sicakligi hisseder sasirir ne oluyordur burda anliyamaz hemen isiklari yakar ve sasisra kalir oldugu yerde sonra kucuk kagitlari görür

Evine hos geldin askim burdan devam eder burdan burdan burdan derken merduvenlri cikar yuzunde kucuk bir gulumseme ile bir odaya varir orda yatagin ustundeki ni görünce gözlerine inanamaz ahh sila ahh ne yapcam ben seninle der ve alip bakar ustundeki notu okur lütfen bunu giy ve yarim saat sonra asagida ol der boran ise zaman kayip etmeden ustunu degistirir asagiya iner

sila boranin merduvenlerden indigini duyup tamam der simdik sira sende sila

duvagini kapatip derin bir nefes alip asagiya inmeden teyibin play tusuna basar arkada calan muzikle boran iyce sasar

iste bu bizim hikayemiz oyle saf öyle temiz

boran ise merduvenlerden inen silaya baka kalmistir bir gelinlik birine bu kadarmi yakisir bu kadarmi guzel olur sila ise boranin gözlerine bakar son iki basamak kalasi boran silanin yanina gider elinden tutar ve

Kucugum cok guzel olmussun kadinim benim der ve sarilir duagini acip alnina kucuk bir buse kondurur ardindinda bu dansi bana lutuf edermisiniz der sila basini hayir seklinde sallar boran sasirmistir yine ne oldu sila der sila tlf alir boranin ve kapatir simdik edebilirim der boran sasirmistir ve cok mutludur bir kac saat önce ne kadar kizginligi varsa bir anda unutu vermistir

Ve dans etmeye baslarla muzik bitmistir ama bizimkiler hala dans eder sessizlik devam eder yarim saat kadar daha...

Silakolik
08-03-07, 18:23
sila sessizligi bozar boran aga biz aciktik der ve guler
Boran: Kiyamam ben size der ve masaya yönelirler
boran silanin oturmasina yardim eder ve sonra kendi oturur. Bibirlerine bakarlar ne kadar bir guzel aksam der boran sila sen oldugun icin der gulumserler
yemeklerine yerler
boran : sila yemekleri senmi yaptin?
Sila : Hayir servisten der ve guler
Boran : cok guzeller patlicani cok severim der
Sila : Biliyorum der ve bende cok severim
Birbirlerinin gözlerine bakarlar .... yemeklerini yerler ... aradan ne kadar sure gecer ikiside anlayamaz sila artik yorulmustur gözleri kapanacak gibi olur boran anlar annemiz yoruldumu der?
Sila : Biraz der
Boran tamam ozaman dinlenemmi der ve silaya bakar ?
Sila sadece basiyla onaylar seklinde evet der
Boran aga ama bizi tasiyacaksiniz der :))
Boran : emriniz basim ustune gelin agamiz der ve silayi kucagina alir merduvenlerden yavas yavas yukari cikar silasina bakmaktan gözlerini alamiyordur silada borana sarilmis allahim bugun hic bitmesin diye dua eder
Yukari gelmislerdir boran yavas odanin kapisini acar ayagiyla ve silayi yatagin ustune otutturur ve arkaasini döner odadan cikmak icin.. O sirada sila duagini yeniden kapatmistir

Sila : Ya sen?
Boran : silaya bakar duagi kapalidir anliyamaz bir sonra kendine gelir ben yan odada kalirim sen istemedigin surece sana dokunmam kadinim der
Sila : Ben burda kalmani istiyorum hem biz korkariz yanliz der
Boran : Emrin basim ustune gelin agam der ve silanin yanina yaklasir tam duagini acacakken sila kendini geriye ceker
Boran : Yine ne oldu sila der??
Sila : Sey konusmuyacam der ama madem bilmiyorsun hani benim yuzgörümlügüm der
Boran : Sey ben bunu unutmusum der 1 dk silam geliyorum der ve odadan cikar
Sila : ufff boran aga bu kadar zor olmak zorundamisin der kendi kendine
Boran : geldim silam der ve silanin önunde diz cöker cebinden kucuk bir kutu cikarir
Sila : Ne zaman aldin?
Boran : cok oldu ama kismet buguneymis der
Sila : gulumser
Boran : Bu yuzukler sana olan sevgimi ifade ediyorlar bunlari cikardigin an bilirimki beni hayatindan cikardin silam iste ozaman yasiyamam der ve silanin parmagina yuzugunu takar
Sila : digerini alir
Sila : bu yuzuk beni sana bagladi sen benim icin bir secim degilsin sen benim yasam sebebimsin der ve borana yuzugunu takar
Sonra boran aga silanin duagini acar ve alindan öper kadinim seni seviyorum der
Sila : bizde seni seviyoruz boran aga :))
tenleri okdar birbirine yakindirki bir an ne yapacaklarini bilmezler boran aga ilk hamleyi siladan bekler sila ise borandan sonra boranin dedigi aklina gelir sen istemedikce sana elimi surmem silam benden korkma deyisleri simdik anlar boranin neden sadece baktigini ayaga kalkar boranin elinden tutar
Sonra sIkIca sarilir seni seviyorum boran aga der ve öpmeye baslar basta karsilik vermez boran ama sonra dayanamaz oda karisini kadinini öpmeye baslar bende sizi der ve daha atesli öpmeye baslar bir kac dk sonra iksiide kendinden gecmis bir sekilde sila boranin ustundeki damatligi cikarmaya baslar boran agada silanin gelinligini ( bundan sonrasi rturk girdi araya size birakiyorum )
kendilerinden gecmis bir sekilde yatakta yatiyorlardi ikiside cok mutlu gözlerinden okunuyordur sila basini boranin gögsune yaslamis öyle bakiyordur allahim sana sukurler olsun onu bana bagisladin beni seviyor der boran ise sila ne dusunuyorsun der
Sila : Hic allahima dua ediyorum seni bize bagisladigi icin der
Boran silasina sikica sarilir sila bir an nefes alamaz migdesi bulanir hemen kendini borandan cözup lavobaya kosar boran ne oldugunu anliyamaz hemen ardindan kosar silam iyimisin?
Sila : evet arada sirada oluyor der utangac bir sekilde
Boran : yarin dr gitcez
Sila : gerek yok normal dedi dr
Boran : olsun birkere daha gidelim
Sila : tamam boran aga yine inatciliginiz ustunuzde der ver yataga oturur sonra dusunur
Boran : sila ne oldu iyimisin?
Sila : Boran sana birsey demem lazim ama sözumu bitirmeme izin ve sözmu der
Boran : bu konuya bagli der
Sila : senden bir kerecik susmani ve beni dinlemeni istiyorum der
Boran : tamam silam dinliycem söz der
SIla : nerden basliyacagimi bilmiyorum ben basta midyyattan kacmak istiyordum senden kacmak istiyordum der ama zamanla sana asik oldugumu anladim ve buna engel olamiyordum sana gunden gune baglaniyordum ama sen bana biz hep burda yasiyacagiz burda yaslanacaz diyince korktum boran ben alisik degilim töre berdel evlilik bana agir geldi ne yapcagimi bilemedim ogun kacarken aslinda töreden kacmadigimi anladim ben senden kaciyormusum ist geldimde sensiz yasamayacagimi anladim benim esaretim tutkum senmissin töreler degilmis der ve susar
Boran : silaam
Sila : daha bitmedi beni dinliyecektir der
Boran : basini sallar evet dercesine
Sila : ben yanlis yaptim yanlislarima devam ettim bunu benden duymani istedim benden bilmeni istedim yanlisimin duzeltmem icin bana yardim et boran der ve borana bakar boran ne oldugunu anlamamis endiseli gözlerle silasina bakar ... Sey mardinde ben bir sirket kurdum paravan bir sirket ordan topraklar aldim ama sebebini acikliya bilirim der ve borana bakar
Boran : kizmistir gözlerine bakar
Sila : simdik kizginsin ama aciklamam izin ver der ben orda topraklari alirken benim yasadiklarim aklima geldi ordaki kizlara annelere yardim etmek amacli almistim yeni isyerleri kurup insanlari asiretten cikarmak istedim tipki senin yardim etmek istedigin gibi sonra seninle barisinca durdurmak istedim ama edip bey bu bizi buyuk bir zarar dedi elimden gelen birsey yoktu is isten cikmisti annemi babami uzmek istemedim bana biraktiklarina zarar veremezdim devam ettim oyuzden der sonra dolabin gözunden birsey alir
Sila : bunlar senin ve benim der
Boran: istemiyorum sila ben senin paranla ilgilenmedim halen anliyamadinmi der
Sila : biliyorum ama alip bakmani istiyorum der
Boran : istemiyerek eline alir ve okur
Sila : bunlar tapular der
Boran : halen bakmaktadir uzerinde tapularin

Sila Genco - Boran Genco

yaziyordur ben senin esinim ve herseyi senin paylasmak istiyorum der bu hayati sevgisi aski herseyi anliyormusun der
Boran : burda sila genco yaziyor der
Sila : ne o boran aga yoksa sila özdemirmi yazdirmaliydim der?ß
Boran : ah silam bunu asiret duyarsa nasil cikacam isin icinder
Sila : onlara acikla benim olan hersey senin hem cihanla savasirken bunlar isimize yariyacak der
Boran dusuncelidir kucugu bir an buyumus görür cok ciddidir silam kadinim ben seninle ne yapcam der yine icinden
Boran : tamam silam bir sekilde bulacaz caresini der ve yatagi gösterir gel hadi bugun cok yoruldun der gözlerin sismis yorgunluktan
Sila : tamam der utangac bir sekilde
boranin yanina uzanir sikica sarilir beni birakma ben sensiz yasayamam der
Boran : seni asla birakmam sen benim herseyimsin der ve uykuya dalarlar

Sabah olmustur ilk uyanin borandir dusa girer ustunu giyer guzel bir kahvalti hazirlayip kadinin yanina gider silasi halen uyuyordur tipki melekler gibi...

Silakolik
08-03-07, 18:24
boran silanin yanina varir saclarni koklar ne guzel kokuyorlardir sila yavas yavas kendine gelir
Sila : Borann
Boran : efendim silam
Sila : senmisin bir an korktum
Boran : artik korkma silam ben senin yanindayim der ve kucugunu alnindan öper
Sila : Bu ne?
Boran : Senin icin der ve gulumser
Sila : Simariyorum bak hep isterim der
Boran : herzaman sen yeterki iste gelin agam der
Sila yataga oturur beraber kahvaltinlarini yapmaya baslarlar silanin gözunu bir an komidinin ustundeki gul erisir
Sila : bu kime der muzipce gulerek
Boran : bilmem cok sevdigim kucuk sevgilim icin kopardim der
Sila : Ooo bakiyorumda bizden cabuk biktin kimmis senin sevgilin der
Boran : söyleyemem
Sila : iyi bende seni benim askimla tanistirmayi dusunuyordum bugun der muzipce
Boran : silaaa sen benim sabrimimi deniyorsun yine
Sila : guler o an ne o boran aga siz sevgilinize gul almissiniz ama der
Boran : o kucuk sevgilim benim bebegimiz der
Sila : bir utanarak seyy der ve basini yere eger
Boran : gulerek oh olsun der
Sila: migdesi bulanir yine yataktan kosarcasina cikar
Boran : silam iyimisin bu böyle olmayacak hadi hazirlan dr gidiyoruz der
Sila : tamam der ve yola cikarlar
Boran : silam iyimisin der?
Sila : biraz yavas kullansan migdem kaldirmiyor
Boran :özur dilerim der ve yavaslar
Aradan yarim saat sonra hastaneye varmislardir sila dr konusurken dr tamam sila hanim sizi kontrolle alalim der sila borana bakar sende gelmek istermisin dercesine boran sadece gözleri ile tabikii der
Ikiside odaya dogru yönelirler sila uzanir karnini acar dr sivi maddeyi döker soguk oldugu icin sila bir an ürperir
Dr: hmmm hersey normal gözukuyor sila hanim yanliz biraz gelismede yavaslama var der
Boran : önemli birseymi dr bey der
Sila : bebegim nasil iyimi der
Dr: seyy sila hanim bebeginizmi der?
Sila : evet dr hanim lütfen söyleyin bebegim iyi degilmi der borana bakar gözlerinden yaslar geliyordur silanin boran ise o an caresizce silasini teselli eder
Boran : korkma silam iyi bebegimiz degilmi dr hanim der
Dr : sey beni yanlis anladiniz sizin bir bebeginiz yok
sila : inanamiyorum onudami kayip ettim der aglar
hersey benim yuzumden bebegime bakamadim der borana sarilir
Boran : silam ben senin yanindayim lutfen sakin ol hadi der
Dr : sila hanim konusmami yapmama izin vermiyorsunuz uzulmenize gerek yok bebekleriniz gayet saglikli sadece yavas gelisiyorlar buda normal cok genc yasta anne olmususunuz birde yasadiklariniz bilmiyorum ama kendinize dikkat etmeniz lazim der
Boran : ne oldugunu anliyamamistir sadece beyninde su sesler yankilanir bebekleriniz
Sila : anliyamadim bebeklerimimmi?
Dr hanim : evet sila hanim bilmiyormuydunuz der ?
Sila : hayir bundan önceki dr sadece bir bebegim oldugunu söyledi gayet normal demisti gelisimi icinde
Dr hanim : meslektasim bir seyi atlamis sila hanim sizin iki bebeginiz var ikizlere hamilesiniz der
Sila : gözlerinden yaslar akiyordur ne yapcagini ne diyceni bilemez borana bakar
Boran : onundan gözleri dolmustur silasina bakar alnindan öper silam der
Dr Hanim : size bir kac hap yazcam bunlar cocuklarin gelisimi icin vitaminsiz kalmissiniz bundan sonra saglikli beslenmelisiniz ve ayda bir kontrole gelmelisiniz cok genc anne oldugunuz icin kontrolleri sIklastirmamiz lazim der
Sila : basini sallar sadece
Boran : peki dr hanim tsk ederiz
Dr hanim : rica ederim görevim der ve ben musadenizi isteyim der odadan cikar
Boran : silam kadinim beni okadar mutlu ettinki ne diyecegimi bilmiyorum dr dedigini duydun bundan sonra kendine dikkat edeceksin artik inatlasmak yok tamami der?
Sila : tamam boran aga der ve odadan cikarlar
Sila : simdik ne yapcaz ?
Boran : tabikii bedar anaya haber edecez onlari bu süprizden mahrum edemeyiz der ama önce abay der :)
Boran tlf eline alir abayi arar
Abay: alo boran
Boran : abay
Abay: ne oldu birseymi var keko söylesene iyisin degilmi
Boran : iyiyim abay
Abay : sila yani yengem nasil iyimi
Boran : oda iyi der hersey yolunda ben sana sey diyecektim
Abay: boran sana acil demem birsey var firuz aga aradi topraklari duymus cihandan senin aramani bekliyor
Boran : tamam abay ararim ama beni dinle
Abay: boran bak korkutuyorsun beni yigenime birsey oldu?
Boran : sey abay yigenlerim dersen daha iyi olacak
Abay : inanamiyorum boran yani simdik ben iki keremi amca olacam ?
Boran : evet
Abay: bu simdiye kadar aldigim en guzel haber keko allah anali babali buyutmek nasip etsin der yengem ordami?
Boran : evet burda veriyim der
Sila : alo abay
Abay: yenge cok sevindim allah anali babali buyutmek nasip etsin
Sila : saol abay seni batircaz amaca olmak kolay degil hemide iki kere birden der
Abay: canin sagolsun yenge der
Sila : gulumser borana bakarak
Sila : abay simdik kapatmam lazim annemlere gidecez der
Abay: tamam yenge kendinize iyi bakin borana iyi bak yenge
Sila : tamam abay der ve kapatir
Sila : Borannn sey buraya gelmisken emreyi ziyaret edebilirmiyiz der
Boran : istemese tamam der artik silanin uzulmesini istemez dr dedikleri aklina gelir.. sen gir sila ben bekliycem seni der
Sila tamam der ve emreye dogru yururler
Sila : odaya girer ben geldim der neseli bir sekilde ama yatak bostur
Sila odadan cikar boran emre yok gitmis der ariyabilirmiyim der emreyi arar
Sila : alo emre nerdesin hastanede yoktu
Emre : biraz gec kalmadinmi sila der
Sila : emre bilmedigin cok sey var nerdesin der?
Emre : sila ben gidiyorum yurtdisina orda hayatima devam etcem sende hayatina devam et unutma seni herzaman sevecegim
Sila : evdemisin emre hemen geliyorum der
Emre : sila birazdan yola cikacaz yetisemezsin kendine iyi bak der kapatir
sonra emre hickiriklara bogulur " Insanin sevdigi yaninda olmadan sever sila ben seni hep sevecem der "

Hastane :
Sila : boran emre yurtdisina gidiyormus beni görmek istemedi der
Boran : sila senin sucun degil lütfen sakin ol der hadi gidelim der
Sila : tamam der ve arabaya dogru yol alirlar
Boran : canim benim islerim var sen gir ben sonra geliyim
Sila : beni yanliz birakma sana ihtiyacim varken der
Boran : tamam geliyorum kucugum der ve eve girerler

Bedar : silamm kuzumm hosgelmissen
Celil : kizim nerdesin meraktan öldüm
Sila : demistim size biz boranla beraberdik evimizde der sizi uzdugum icin özur dilerim der
Boran : hadi sila yoruldun der iceri girerler
Bedar : Agam birseymi oldu
Boran : ana bekle diyecez der silasina bakar
Narin : abimmm hosgelmissen nasilsin iyisen?? Sila sen nasilsin der ?
Sila saol narin iyiyim
Sila azad yokmu?
Narin burda cagiram?
Sila : lütfen
Bedar : kuzum birsey yok degilmi niye hepimizi topluyon korkuyorum bak der
Sila : yok anne size birsey diyecez sadece der
Azad : Bacim iyisen birsey yok degilmi der?
Azad : agam sende hosgelmissen
Boral : saol azad der
Sila : seyy ... sizi buraya toplamamizin sebebi.. hmmm... bugun dr gittik boranla orda birsey ögrendik... bizim iki tane bebegimiz olacak ikizlere hamileymisim der
Bedar : aglar
Celil : agam hayirli ugurli olsun allah anali babali buyutsun der
Narin : silaa yani ben iki keremi hala olcam
Azad : agam hayirli ugurli olsun
Sila : annem aglama niye agliyorsun der
Bedar : silam okadam mutluyumki ondan der
Boran : saolun der
Boran : Ana silanin cok iyi dinlenmesi lazim, dr bol vitamin alsin dedi sila iki hafta burda kalacak ona iyi bakin tamami der
Sila : bora ya sen sen kalmiyormusun der?
Boran : olurmu bende burdayim der ama simdik acil bir görsmem var diyip kapiya yönelir aksama görüsürüz silam der alnindan öper kendini yorma dikkat et der
Boran : Ana birsey olursa ararsiniz der
Bedar : tamam oglum der
Boran kapidan cikar ve arabasina biner sirkete gider odasina girer tlf eline alir

Boran : Alo baba
Firuz :.................

Silakolik
08-03-07, 18:25
Boran : Alo baba
Firuz: Boran sen ne edersin oralarda ben sana basim dik olmak icin gönderdim sen ise karin olacak o kadini koruyorsun karin ne yapmis bilmiyorsun
Boran : Baba karim birsey yapmadi
Firuz : Senin o karin olacak kadin burda sirket kurup toprak almis cihan aradi herseyi dedi
Boran : O topraklar benim baba sila bana almis
Firuz : Sen ne dedigini biliyormusun?
Boran : Evet Baba biliyorum sana anlatacaklarim var asireti topla iki hafta sonra ordayim
Firuz : Asiret seni aga olarak istemiyor artik
Boran : Suan ben isem aga benim dedigim olacak asireti topla baba iki haftaya kalmaz ordayim
Firuz : Tamam ogul bunuda yapcam sonkez ama sirf senin icin der tlf kapatir
Boran ise dusuncelere dalar bunu silaya nasil diyecektir silayi nasil mardinde koruyacaktir kafasi karismistir bebekleri icin karisi icin azad icin narin icin endiseleniyordur kac saat dusunmustur ama cikis yolu bulamamistir hemen abayi arar.

Boran : Alo abay
Abay: ne oldu boran kötu birsey var?
Boran : Abay nerdesin
Abay : Gizemle yemege cikacam
Boran : Abay iptal et acil konusmamiz lazim
Abay : Tamam keko sirkete geliyorum
Boran : Bekliyorum

Bu sirada silasi ariyordur Borani

Sila : Boran
Boran : efendim silam
Sila : Sey aksama kacta gelirsin?
Boran : Gec kalmam sila hem seninle konusmam gereken bir konu var
Sila : Boran birseymi oldu yinemi biri gelmis asiretten
Boran : Hayir sila bu baska bir konu simdik cikmaliyim bugun halimin mahkemesi var
Sila : Tamam askim kendine dikkat et benide haberdar et
Boran : Ne dedin sen?
Sila : Birsey demedim
Boran : Askim dedin?
Sila : Yoo demedim
Boran : Gülümser silaaa askim dedin bir daha dermisin?
Sila : Peki boran aga der muzipce gulerek
Boran : Silaaa
Sila : efendim askim
Boran : sizi seviyorum askim
Sila : Bizde seni der ve tlf kapatir sila cok utanmistir borana askim demek ne guzel seymis der icinden osirada narin kapiya vurur

Narin : Sila geleyim?
Sila : Gel Narin
Narin : Hayirdir neye guluyorsun?
Sila : Hic boranla konustum
Narim : hmmm ben sana dememismiydim abimm sevdimi ölesiye sever
Sila : Biliyorum narin

Sahne döner Borana

Abay: keko ne oldu yine?
Boran : Babamla konustum asireti toplamasini söyledim iki hafta suremiz var ondan sonra mardinde olmamiz lazim keko
Abay: Silanin haberi var?
Boran : Hayir dercesine kafasini sallar
Abay: Nezaman diyeceksin?
Boran : Aksama ama önce silanin guvenligini saglamaliyim cihan yine karistirmis ortaligi asiret topraklari duymus
Abay: Bu cihan nezaman pes edecek bu ne kadar öfek kin boran
Boran : Bilmiyorum abay simdik cikmamiz lazim Halimin mahkemesi bitmek uzeredir
Abay: Tamam boran der ve odadan cikarlar boran arabada pek dusuncelidir hic birsey konusmaz abayda olanlari anlamaya calisir bir cözum yolu arar biryandanda gizemi dusunur ne yapsa ne etse onun kalbine giden yolun kapisini halen acamamistir gizem kanadi kirik bir guvercin gibidir urkek abay birden kendine gelir boranin arabasini durdurmasiyla

Boran ben halimle konusayim abay..
Abay : Tamam ben seni bekliyorum der
Kenan beyde halimin yanina varmis onunla konusuyordur kim yaptirdi bunu sana söylemiyecekmisin nicin susuyorsun bir gencin hayatina mal oldun hicmi vicdanin sizlamiyor sen baba degilmisin?
Ama halimden tepki gelmez sadece Kenan beye Bakar sinirlenen Kenan Bey odadan cikar tam gidecekken boran ile karsilasir

Kenan Bey : Boran bey bakarmisiniz?
Boran : Buyrun sizi dinliyorum
Kenan : Bunun pesini birakmiycam oglumun hayatini söndurdunuz
Boran : Uzgunum böyle olmasini istemezdim
Kenan : Halim denen adam konusmuyor bana birsey demedi
Boran : Bunun icinde birsey yapamam Kenan Bey
Kenan : Boran aga bu isi cözmek sana dustu seref senin serefindir der cekip gider
Boran ise dusunur kenan bey ne demek istemistir seref benim serefimdir benim serefim kariminki silanin der sonra kendini toparlayip halimin yanina varir

Boran : gecmis olsun Halim
Halim : saol agam der ayaga kalkar borana yönelip elini öpmek ister
Boran : gerek yok halim simdik kulaklarini ac beni iyi dinle
Halim : Peki agam
Boran : Bunu yapmani kim söyledi benim sözumun ustune sözmu varki beni dinlemeyip bunu yaptin der
Halim : estagfurullah agam ... sey bana böyle oldugunu demedi cihan agam
Boran : cihanmi?
Halim : hee agam beni aradi bu isi bana verdigini söyledi bende yaptim agam bilseydim böyle olmadigi yaparmiydim agam senin sözunu cignermiydim?
Boran : tamam halim der odadan cikar
Boran ahhh cihan aklindan gecenleri bir bilsem der yumrugunu sikip duvara vurur bunun hesabini vereceksin cihan der ve tekrar abayin yanina varir

Abay: ne oldu boran
Boran : cihan
Abay: bunun altindanda onun cikacagi belliydi boran sakin ol hele öfkene yenilme
Boran : Ne yapmami bekliyorsun abay.. Emre vuruldu halim durduk yerden iceri girdi isler iyce sarpa sariyor
Abay: Buda gececek Boran zamana birak
Boran : Zamanmi kaldi abay iki hafta icinde mardinde olmamiz lazim der ve yola koyulur ilk istikamet eve gitmektir yolda iki kankardes konusmaz yol boyunca susarlar
eve varinca boran arabadan inip kosar adimlarla eve gidip cihani arar ama bulamaz onun yerine amcasi ile karsilasir

Boran : Amca cihan nerde
Zinhar : Bilmiyorum yegen gene ne oldu be bu öfken
Boran : Amca sana saygim buyuk bilirsen ama cihan cok oluyor
Zinhar : gene ne yapmis yegen
Boran : Halimi getirtiren cihanmis cihan vermis emri Mahmutla oglunu getirttirende oydu babamla konustum babamin bu isle alakasi yok canimi yakacak bu kadar yakin babamdan baska kim var amca sen ve cihan senin yapmadigini biliyorum geriye cihan kaldi ama onu hemen bana bul
Zinhar : Yegen dur hele dellenme eger cihan yaptiysa önce bunu ispatla ispatlaki onun cezasini kendi elimle vereyim der
Boran : diyecek birsey bulamaz amcasinin ustunede daha fazla gitmek istemez ve evden cikar ... Zinhar ise yine kalbini tutar uzuntuden yine sIkIstirmistir kalbi onu ahh cihan ben ne ettimde sen bana bunlari yapiyorsun?Benim ölümüm senin elinden olacak der ve bir koltuga kendini birakir zayif kalbi artik olanlari kaldiramaz

Cihan : Dr bey ben Cihan Genco
Dr : Buyrun nasil yardimci olabilirim
Cihan : Dun babamla gelmistisik Zinhar Genco
Dr: Evet bir sorun mu var?
Cihan : Babam iyi degil dr bey ama olanlari demiyor bana babamin nesi var?
Dr : Babanizin acil ameliyat olmasi lazim bu gidisle fazla dayanamaz her an bir kalpkrizi gecire bilir der
Cihan : tskler dr ve odadan cikar ahh baba neden böyle yapiyorsun der eve dogru yol alir artik sirkete girmesi bile yasaklandigi icin babasini evde olmasini diler yol boyunca borana dahada öfkesi artmistir bunun hesabini bana vereceksin boran aga der
Eve vardiginda ise babasi cok yorgun bir sekilde koltukta bulur baba iymisin ?
Zinhar aga ayaga kalkar ve cihana bir tokat daha atar benim ölümüm senin elinden olacak cihan der
Cihan : gene ne yapmisim baba ki gunah kecisi yaptin?
Zinhar : halim boranla konusmus herseyi demis
Cihan : bir resberin lafinami inanirsin baba?
Zinhar : Cihan seni bilmezmiyim kac tilki dolaniyor allah bilir o kafanda der ve kalbini tutar yine sIkIsmistir
Cihan : Baba kalk hastaneye gidiyoruz der o sirada zinhar aga bayilir
Cihan hemen babasini kucagina alip hastaneye gider deli gibi kullaniyordur arabaya boran bununda hesabini vereceksin hemen dilaveri arar

Cihan : Alo dilaver horozun basi kesilme zamani gelmistir erken öttu der ve tlf kapatir
Dilaver butun adamlarini arar agasinin dedigini der ve bu is bugun bitecek der halimin ölüm fermanini verir


bugunluk bu kadar :icon_whis

cicek20
08-03-07, 19:45
Sila mantosunu almis sessizce kapidan cikiyordur.

B: Sila nereye gidiyorsun?
S: Burda kalmamim anlami yok. Ikimizinde düsünmeye ihtiyac var. simdi burda kalirsam, yine ayni seylere tartisip dururuz. Sencede öyle degil mi?

Sila aslinda Boranla kalmak ister. Nasil davranicagini bilmez. Belki gitsem iyi olur diye düsünür. Ama Borana bakar. O kal dese, hic gitmemek üzere onun yaninda kalmaya hazirdi. Kücük yaramaz bir kiz cocugu gibi Borana bakar. Ama boran birsey demez. O da son saatlerde olanlardan hala cok saskindir.

S: Boran birsey söylesene.

Boran düsündükten sonra….

B: Hakli olabilirsin. Gitmen en dogrusu olur galiba.

Sila Boranin cevabiyla neye ugradigina sasirir. Benim gitmemi istiyor. Bu kadar cabuk mu benden vazgectin Boran. Bu kadar demek senin sevgin. Ama haklisin belki. Unutma bende kendimce hakli olabilirim. Allahim bana yardim et. Ben simdi ne yapicagim diye düsünür Sila… Ayni sirada Borana bakiyordur. Bir damla gözyasi akar gözünden. Engel olamaz. Boran birsey söylemedigi icin, Sila evden ayrilmaktan baska caresi kalmamistir. Borana arkasini dönüp kapidan cikar. Ayni zamanda Boran pisman olmustur. Kapiya kadar gider, acip Silayi geri getirmek ister. Ama eli bir türlü kapiya gitmez. Sanki onu bir güc tutuyordur, engelliyordur.

Sila ise kapinin dis tarafinda durmus hickiriklara bogulmustur. Zor ayakta duruyordur. Olanlara hala inanamiyordu. Niye hep bölye olmali. Biz ne zaman mutlu olucagiz. Ne zaman huzur bulucagiz diye düsünür. En cok Boranin artik vazgecmesi onu üzer. Benden vazgecti. Benden vazgecti diye kafasindan gecer. Görmedigi gökte onunla agladi. Cok kötü bir yagmur baslamistir. Ama Silanin dünyada olan biteni görücek hali yoktur. Hic birsey algilayamaz bir haldedir. Kücük adimlarla yürümeye baslar. O sirada Boran merakla onu camdan izliyordur. Bu kör olasi gururu yok mudur. Onu Silanin yanina gitmekte engelleyen gururu. Yoksa coktan Silasina kosmus ona sarilmis evi getirmisti. Ama artik pes etmisti. Gücü kalmamisti. Savasmaya, Silayi ve olanlari anlamaya. Derin düsüncelere kapilmis Boran bilincsizce camdan bakiyordur.

Birden bir sesle Boran düsüncelerinden siyrilir. Birisi kapiya vuruyordur. Ama o kadar siddetliki, Boran sasirir. Bu de kim ya? Dercesine kapiyi acar. Gözlerine inanamaz. Nasil olur?

Gelen Siladir. Üstü basi islak. Yine ayni hircin bakan gözleriyle Borana bakiyordur. Meydan okucasini. Mardindeki Sila gibi. Boran kendini o gözlerden alamaz. Nasil olur da yine geldi diye düsünür…

S: Bu kadar kolay degil Boran aga. Benden bu kadar cabuk vazgecemezsin. Yine ayni hatayi yapmicagim. seni terk etmicegim. Bu senin hosuna gitsin, gitmesin. Umrumda degil. Ama ben burda kalicagim. Cünkü sen benim kocamsin. Sorunlarimizi hal etmeden hic bir yere gitmicegiz. Olanlar bizi ayiramicak.

Boran Silaya bakar. Bu halini ne kadar özlemisti oysa. Icin icin gülümser. Sevinir Silanin bu mücadeleci tavrina. Onun gibi vazgecmedigi icin.

Boran hafif bir gülümseyle Silaya bakar.

B: kapida daha fazla durma, hasta olucaksin. Iceri gel…

Boran Silaya gecmesi icin yol acar. Sila hemen iceri girip salondaki koltuga kendini atar. Cok üsümüstür. Titremeye baslamistir. Boran hemen sömineye odun atar. Silaya bakar. Titredigini fark eder.

B: Sila hemen o islak elbiselerinden cikman lazim. Gel yukari önce bir dus yaparsin. Benim bir kac esyam var burda. Onlardan girersin artik. Hadi gel..

S: Tamam Boran.

Boran ve Sila yukari cikarlar. Aslinda yatak odalari olucak odaya girerler. Oda cok güzel olmustur. Ilk geldiginde gibi degildir. Mobilyalar degismis. Etrafta cicek ve mumlar vardir. Borana bakar. Demek bana sürpriz hazirliyordur. Kendini dahada cok suclu hissetmeye baslar. Her seferinde Boran onu mutlu etmek icin neler hazirlamis, ama ben her seferinde bozmayi biliyorum. Allahim ne yapicagim simdi. Olan herseyi nasil telafi edicegim…

Boran Silaya havlu ve kendisinin piyamalarini getirir. Silanin etrafi süzen bakisini görer. Odanin cicek ve mumlarla donandigini unutu vermisti. Abaya rica etmisti. Hersey cok güzel olmasi icin nasilda titislenmisti. Ama hersey bosuna gitmisti. Yine olan sürprize olmustu…

B: Sila hadi oyalanma. Hemen dus yapip elbiselerini degistir. Yoksa cok kötü hasta olucaksin.

Sila birsey demez. Sucluluk hisi o kadar agir basiyordurki, daha fazla ne demesi gerektigini bilmez. Ama herseyi telafi etmek icin kendi kendine söz verir. Bu sefer ben Borana sürpriz yapicagim. Herseyi düzelticegim diye düsünür.

Boran odayi terk eder. Sila hemen dusun altina girer. Sonra üzerini degistirir. Banyodan ciktiginda hemen telefonunu arar. Sürpriz icin hazirlik yapmak zorundadir. Saatin gec oldugunu bildigi halde, yinede bugün yapmalidir diye düsünür. Ama cantasi asagida salondadir. Hemen asagi iner. Borana bakinip durur ama onu göremez. Sonunda cantasini kapinin önünde bulur. Hemen cep telefonunu cikarir. Boran ise mutfakta cay yapmaktadir. Silanin gizli gizli cantasinidan birsey cikardigini görür, merak eder yine Silanin aklindan neler gectigini bilmek ister. Ama daha fazla irdelemez. Cayin yanina kahvaltilik birseyler hazirlar. Sila o sirada yatak odaya girip telefon konusmasini yapar. Korumasini arar ona tek tek ne yapmasi gerektigini söyler. Adam yarina yetismesi imkansiz dese bile, Silanin inadi bir kere tutmusdur. Illa yarin olucak diye bagrir adama. Adamda caresiz elimden geleni yapmaya calisicagim deyip sonunda pes eder.

Sila tam telefonu kapicagi sirada Boran odaya giriverir.

B: Kiminle konusuyorsun?

Sila Borani gördügü icin saskindir. Simdi ona ne söylesem diye düsünür…

S: Sey …ben annemle konustum. Merak etmemesi icin haber verdim. Seninle birlikte oldugumu söyledim.

Boran Silanin tedirginligini anlar. Yine ne isler ceviriyor diye aklindan gecirir.

B: Sila artik birbirimizi iyi tanidigimizi düsünüyorum. Yani senin dogru söylemedigini anlamak zor degil. Gercekten kiminle konustugunu söylermisin?

S: Boran kusura bakma. Bunu söyliyemem. Ama gercekten kötü birsey degil. Bekle ve gör. Lütfen bana güven. Yarini bekle…

B: Tamam Sila. Umarim yine kötü birsey olmaz. Hadi gel cay hazirladim. Yanindada yiyecek birseyler.

S: Boran cok aciktim aslinda. Bu gidisle, Zeysan hanimin sayesinde obez olucagim.

Boran gülümser. Silanin obez halini gözü önünde canlandirir. Ona buda yakisir der. Kac kiloda olsa, yinede güzeligi eksik olmaz diye düsünür.

B: Peki o zaman Zeysan hanimin karnini doyuralim.

Boran ve Sila acaga inerler. Boran yine müthis bir sofra hazirlamistir. Hersey nefis görünüyordur. Sila hemen yemege baslar. Boran Silaya bakmakla yetinir. Pek istahi yoktur. Sonunda Sila Boranin yemedigini görür.

S. Ama böyle olmazki. Bizi doyurayim derken sende acliktan bayilicaksin. Bebegimizin bir babaya da ihtiyaci var. Hadi onun hatrina bir lokma ye.

B: Sila canim hic istemiyor. Sen ye.
S: Anlasilan iki cocukla ugrasmak zorunda kalicagim. Hadi agzini ac bakalim.

Sila Boranin agzina cilek sürülmüs ekmek parcasi koyar. Boran zorlada olsa agzini acip, lokmayi yutar.Silanin kendisiyle ilgilenmesi hosuna gider.

Sonunda yemekler yenmis, Sila kendisi ve Boran icin kahve yapmistir (pek inanasim gelmiyor Sila kahve yapabilecegeni, ama senaryoda biraz uydurabilirim)….


Bütün gece ikisi konusmazlar. Silanin geri geldigindendir ondan önce yasanan olaylari konusmamislardi. Ikiside bir türlü nerden baslicaklarini bilmezler. Artik saat baya gec olmustur. Uyku zamanidir. Ilk olarak Boran ayaklanir.

B: Sila, cok gec oldu. Uyuyalim mi?
S: Evet. Benimde cok uykum geldi. Artik daha fazla dayanamicagim.
B: Tamam. Sen yukarida yat. Bende burda kanepede yatarim.

Sila birden üzülür. O sanmistiki, Boran onunla beraber yatar. hem zaten yanliz yatmayi korkuyordu. Bu evdeki ilk geceleriydi. Simdi yanliz mi yaticagim diye icinden gecirir. Caresizce yukara cikan Borani takip eder. Boran odadan kendine yastik ve battane alir. Son kez Silaya bakar. Sila kücük kiz cocugu gibi boynunu bükmüs. Üzüldügü her halinden bellidir. Boran aslinda onu rahatsiz etmemek icin demisti. Tabiiki oda Silaya ayni yatakta yatmak istiyordu. Ama bu sefer ilk adimi o atmicakti. Sila istiyorsa, bunu dile getirmesini beklicegim diye gecirir icinden.

Boran “iyi geceler” deyip odadan cikar. Sila artik tek basina kalmistir. Odanin ne kadar büyük oldugunu yeni fark ediyordu. Disarida hala yagmur yagiyordu. Sila caresiz yatmaya calisir. Simsiki battaniyeye sarilir. Yanliz kalmanin korkusunu bastirmaya calisir. Ama nafile bunu bir türlü basaramaz. Asaga gidip Borana benim yanimda yat desem mi. Yok o istemiyorsa, ben hic istemiyorum. Inadina gitmicegim.

Korkuya ragmen Sila sonunda uyuyabilir. Gece boyunca yagmur yagiyor, sonunda simsekler cakmaya baslar. Sila aniden uykusundan kalkar. Simsekten cok korkuyordu. Cocuklugundan beri. Her simsekte kafasini yorganin altina saklar. Sonunda daha fazla dayanamaz. Hemen Boranin yanina gitmem lazim. Yanliz cok korkuyorum…

Yataktan cikip yavas adimlarla salona dogru ilerler. Boran kanepenin üzerinde yatmis bir vasiyetdedir. Borana daha fazla yaklasir. Simdi onu nasil kaldiricagim, niye uyuyamadigim diyecegim diye düsünür. Simseklerden korktugumu desem benimle dalga gecer simdi.

Bunlari düsünürken yine bir simsek cakar. Ama bu öncekilerinden daha siddetlidir. Sila o an o kadar korkarki hemen uyuyan Borani sariliverir. Boran aniden uykusundan kalkar. Silayi kendisini sarilmis görünce, birsey oldu diye cok endiselir.

B: Sila ne oldu canim? Sen iyimisin?

Sila ise korkudan titriyordur. Hala simsiki Borana sarilmis bir vasiyetdedir.

S: Boran…ben cok korkuyorum. Simsek…beni yanliz birakma.

Boran bir an kötü birsey oldu diye cok endiselenmisti. Icinden bir oh.. ceker. Icin icin gülmesine engel olamaz. Kimseden korkmayan Silasi simsekten korkuyor demek. Silanin sarilmasina karsin Boranda bu andan istifade edercesini, Silayi simsiki sarilir.

B: Tamam Sila korkma ben senin yanindayim.
S: Demesi kolay. Ne demek yanimda? Ben yukarda yanliz basima yatiyorum. Bana birsey olsa senin ruhun duymaz. Bagirsam bile duymazsin beni.
B: Abartma Sila. Bagirsan duyarim seni. Sen hic merak etme…
S: Boran lütfen beni yanliz birakma. Ben cok korkuyorum. Cocukluktan beri simseklerden cok korkarim. Sen…yanimda yatamazmisin?


Ah Sila bunun olmasini ne kadar istedigimi bilemezsin. Tek seni rahatsiz ederim diye, kendimi geri cektim. Ama simdi kendin istedigine göre, problem yok diye düsünür.

B: Tamam korkak güzel. Yaninda yatarim.
S: Benimle dalga gecme. Ben korkak degilim…
B: korktugunu inkar mi ediyorsun? Az önce korkudan sarilan kimdi o zaman?
S: Peki korkuyorum. Itiraf ediyorum. Yatabilirmiyiz? Benim cok uykum var..


Boran ve Sila yatak odalarina giderler. Sila yatagin sol tarafina, Boran sag tarafina yatar. Sila Borana, Boranda Silaya bakar. Aslinda Sila Borana sarilip yatmak ister. Ama boranin tepkisinden süphelidir. Nasil desem diye düsündügü anda, yeni bir simsek cakar. Sila o an herseyi unutup Borani öyle bir sarilir ki, boran bir an nefes alamicagini düsünür. Silasi tir tir titriyordur. Boranda silaya sarilir, bir yandanda sacini oksayip ona teselli vermeye calisir. Bu durum ikisininde hosuna gider.

B: Tamam Sila. Korkma artik. Ben senin yanindayim. Sana birsey olmicak.
S: beni birakmicagina söz ver!
B: Söz.
S: Tamam o zaman. Artik güzel bir uykuyu ikimizde hak etdik galiba.
B: Bencede. Iyi geceler.
S: Iyi geceler.

Sila Borani yanagindan öpüp hemen ona sikici sokulur. Boran Silanin ani öpücügü yüzünden bir an sasirir. Öpücüge karsilik Boranda onu saclarindan öper.

Sonunda ikiside birbirine sarilmis bir vasiyete uykuya dalarlar. Sabah olur. Ilk uyanan Siladir. Geceden düsündügü sürprizi gerceklestirmek zamanidir. Borana son kez baktiktan sonra hemen telefonunu alip odadan cikar.

Korumasini arar. Herseyin yolunda olduguna emin olmak ister. Adam yarim saat sonra orda olucagini haber verir.

Sila hala Boranin piyamalari icindedir. Adama gelince bir kac elbise getirmesini demisti. O gelene kadar, bu vasiyetde kalicagim artik. Fayda yok.

Yukara gidip Borani yoklar. Hala uyudugu icin ici rahatlar. Sürprizi olana kadar kalkmamasini diler.


Sonunda adam gelmis. Silanin istedigi seyi getirmis. Yanindada Silanin elbiseleri. Adam gitdikten sonra, Sila hemen üzerini degistirir. Sonra mutfaga gecip kahvalti hazirlar. Hazirladigi seyleri tepsiye koyup yukari Boranin yanina tasir. Sonra Borana egilip öper. Boran uyanmak icin o opücügü beklemis gibi hemen uyaniverir.

S: Günaydin canim.
B: Günaydin. Erkencisin.
S: Evet. Bugün biraz erken uyanmak zorunda kaldim. Bak kahvalti hazirladim.
B: Oh.. bugün özel bir gün mü? Kacirdigim birsey mi var?
S: Illa bir nedeni mi olmali? Icimden geldi yaptim. Hadi hemen yüzünü yika. Yemek yiyip cikmamiz gerek.
B: Ne oldu Sila? Niye cikmaliyiz ki?
S: Yemegi yiyelim. Sonrasi sürpriz.
B: Demek sürpriz. Peki o zaman.

Boran hemen banyoya girer. Yüzünü yikadiktan sonra beraber kahvalti yerler.

S: Boran istersen rahat seyler giy. Yani takim elbise olmasin.
B: Sila bu oyuna bir son versek.
S: Lütfen oyun bozanlik yapma. Sürpiz söylenmez. Biraz daha sabir.
B: Bunada tamam.

Boran üstüne rahat birseyler giydikten sonra Silayla asaga inerler. Kapiyi acicaktirki, Sila onu durdurur.

S: Dur Boran. Nereye böyle? Gözlerini kapat bakalim. Sonrada elimden tutunup benimle disari cikicaksin. Ben demeden gözlerini acmak yok. Oldu mu?
B: Sila bu kadar yeter ya. Sürprizin neyse, hemen söyle.
S: biraz daha sabir. Aciklicagim…


Sonunda Sila ve Boran evden cikip bahceye gecerler. Boran gözlerini kapatmis, silanin elini tutmasiyla yürür.

Sonunda Sila durur.

S: Evet. Simdi yavas yavas gözünü ac bakalim.
B: Hele sükür bitdi. Bakalim sürpriz neymis.

Boran gözlerini acar. Karsisinda beyaz bir at vardir (fragmandan caldim. ne yapiyim baska birsey aklima gelmedi). Cok sasirir.

B: Sila bu ati nerden buldun ki? Hem ne zaman bunu buraya getirdin?
S: Tesekkür beklerken ,sen kalkmis bunlari soruyorsun. Birse degil canim.
B: Tabiiki tesekkür ederim. Ama cok sasirdim. Hic beklemiyordum.
S: Adi üstünde sürpriz. Nasil geldigi fark eder mi? simdi burda. Ve bu at senin artik. Atlari sevdigini bildigimden sana bir hediye almak istedim. Belki atini özlemissindir diye düsündüm. Begendin mi?
B: Evet cok begendim.
S: Peki o zaman. Beraber ata binip gezelim mi?
B: Olur tabii. Dur sana yardim ediyim.

Boranin yardimiyla Sila atini üzerine biner. Arkasindan Boran. Bütün gün atla gezeler. Hic olmadiklari kadar güzel bir gün gecirirler.


SON

birzey
08-03-07, 21:57
Boran: orasını bilemem…resimdede pek güzel gözüküyor…iyi bir kız olsa gerek …onu alalım işe işte…
Sıla arkadan borana cimdik atar…
Boran: tamam gelinğam sen kızma şaka….yada biz hiç birini tutmayalım en iyisi sen yemek yapmayı öğren ne dersin…
Sıla: bu harika bir fikir…en iyisi bu olur…
Boran: bak yine bana güvenmiyorsun gördünmü?
Sıla: ben sana güveniyorum ama onlara güvenmiyorum…hemde cihana…bana o dediği laftan dolayı ondan her şeyi beklerim ben….
Boranın kafasında şimşekler çakar…aklından tam çıkmışken sıla tekrar hatırlatmıştı…ben onun sevdiğinimi aldım…ne yani….ne yani….cihan yezdayı seviyormuydu….kafasında birden yanan ışıklara engel olmadı…hayır bu olamaz diye mırıldandı…
Sıla: ne olamaz boran?
Boran: sıla birbirimizden hiçbirşeyi saklamamaya karar verdik diye sana anlatacağım ama sözümün bitmesini bekle ve yine çıldırma tamamı?
Sıla: yine ne oldu boran?
Boran: sıla cihan sana boran benim sevdiğimi aldı bende onun sevdiklerini alacağım dedi değil mi? Sence cihanın sevip de benim aldığım kim olabilir….
Sıla: yoooo…olamaz demi? Yoksa yezda mı?
Boran: evet sanırım yezda…cihana bunun hesabını soramam…yezdayı tabi evlenmeden önce sevmiş olabilir…ama ya beni tercih edip evlendikten sonra hala sevmesi ve bana kin büyütmesi bunu affedemem sıla….bak sıla…sen beni hayata döndürensin, yaşama sebebim hayatımın anlamısın….beni yanlış anlama ne olur? Seni yezda kadar sevmediğim için değil hesap soruşum…kardeş bildiğim kişinin bunu bana yapması…sılam…sen benim kadınım, karımsın…bunu itiraf etmek benim için çok zor oldu ama seni tanımadan önce ben yaşamıyordum…seni kimseyi sevmediğim kadar çok seviyorum sıla…beni anlıyorsun değil mi?
Sıla: ….
Boran: sıla ne olur susma…
Sıla: anlamak istiyorum boran inan anlamak istiyorum ama cihana ne yapacaksın boran…öldürecekmisin…sen kimseyi öldüremezsin boran….gidip tartışacak kavga edeceksin…bu onun öfkesini dahada alevlendirecek…boran sadece ben olsaydım inan seni anlar ve hiç durma git ve hesabını gör derdim…ama bizim bir bebeğimiz olacak boran…onun daha huzurlu bir ortama gelmesini istiyorum…bırak bilmiyormuş gibi davran…
Boran:…..bilmiyormuş gibimi davranayım….
Sıla: ne bilim boran en azından senin karşına çıkıp söleme cesareti gösterene kadar bekle…ne olur boran…yeterince sorunumuz yokmu….
Boran istemesede sılayı daha fazla üzemek istemediği için tamam dercesine kafasını sallar…
Sıla. Anlaştıkmı yani?
Boran: isteksizce anlaştık gelinağam…
Sıla: iyi o zaman biz çok acıktık…hadi karnımızı doyuralım…
Beraberce yemek yedikten sonra sıla biraz çekinerek….
Sıla: boran….şey….ben bugün ermeyi görmeye gidebilirim değil mi?
Boran yandan bir bakış fırlatır….
Boran: sıla…gitme desem gitmeyecek misin?
Sıla: istemiyorsan gitmem…
Boran: duyduğunun karşısında şaşırarak birazda oyun oynamak istercesine…iyi ya o zaman gitme…
Sıla: ne yani izin vermeyecek misin?
Boran: şimdi sen demedin mi? İstemiyorsan gitmem diye…istemiyorum işte gitme…
Sıla: şey…ben senin izin vereceğini düşündüğüm için demiştim…
Boran: biliyorum…tabiî ki gidebilirsin…ama sen benim karımsın ve ona göre davran olur mu sıla…daha fazla yanlış anlaşılma olmasın…üstelik seni yalnız da göndermem…beraber gideriz olur mu?
Sıla: sen göndersende ben gitmem zaten…ikinci isteğim seninde gelmen olacaktı…
Boran: isteğinde bitmiyor gelin ağam…
Hazırlanırlar….yola çıkarlar…hastanenin kapısında dururlar…

Silakolik
08-03-07, 22:08
Aksam olmak uzereydi boranin ayaklari sanki geri gidiyordu kalbi kucuk kadinin yanina ayaklari beyni mantigi yapma gitme yine kiracaksin onu diyordu ama nafile silaya söylemisti onunla aksam konusacagini simdik kucugunu yanliz birakamazdi..karman karisik duygularla evin önune varmisti..Camda silasini gördü yuzune guzel bir tebessum gelmisti demek beni beklemis diyordu kendi kendi

Sila : Hosgeldin askim
Boran : Benimi bekledin?
Sila : Kizgin birsekilde Ne oldu rahatsizmi oldun Boran aga
Boran : Hayir askim sadece dr bol dinlenmeni söylemisti oyuzden endise ediyorum senin dinlenmeye ihtiyacin var
Sila : Sen olmayinca yanimda dinlenemiyorum boran dedi utanmisti yanaklari al al olmustu... Sevdigi adamda bunun farkindaydi silanin yuzunu ellerinin icine aldi
Boran : Seni beklettigim icin özur dilerim kucugum dedi
Sila : Seni özledik
Boran : Bende sizi özledim ama iceri gecmessek usutup hasta olacaksin dedi silasinin elinden tutup iceri gecti ...Butun aile oturma odasinda idi
Bedar,Celil, Azad ve narin sanki sözlesmissine her bir agizdan hosgeldin dediler
Boran ise sadece basi ile onaylayip hosbuldum dedi sila askini dusunduren birsey oldugunu farkina vardi birden aklina öglen yaptigi konusma geldi acaba neydi ne olabilirdi.Sila dusuncelere dalmisti annesinin ona seslendigini duymamisti

Bedar: Sila kuzum eyimisen?
Sila: ....
Boran : Silaaaa neyin var dedi?
Sila : hic dalmisim bir an dedi ve gözunden bir yas damladi hic kimse anlamamisti silanin neden agladigini sila musade isteyip odasina gitmisti boranda arkadasindan gitmisti ilk defa silanin odasina giriyordu tereddut etti bir an kapiyi vurupta girmeliydi yoksa normalmismi iceri girmeliydi?Mantiginin sesini dinledi ve kapiya tik tik tik tikladi
Sila : gell
Boran : neyin var kucugum?
Sila : Bilmiyorum sanirim bu gece uzun olacak icimden bir ses yine birsey olacak diyor dedi aglamasi hizlanmisti artik hickiriklara bogulmustu tabiii hamileligin verdi hormonlarinda etkisi coktu silanin uzerind yasadigi onca olay hersey cok yormustu silayi
Boran : Hersey yolunda birtanem ben senin yanindayim demisti ve silasinin yanina varip onu kucagini almisti sanki kucuk bir bebek gibi ona simsIkI sarilmisti oylece ne kadar kaldi ikiside bilmiyordu..

Birden kapinin calmasiyla kendilerine geldiler

Bedar: sey agam rahatsiz ettim özur dilerim dedi onlari öyle gelince
Sila : olurmu anne buyur gel birseymi oldu dedi?
Bedar : yok kizim yemek hazir onu haber etmek istedim dedi
Sila : Annecigim hic halim yok asagiya inmek icin nurana desen yemegi yukari getirsin dedi boran bakti sende yermisin diye soruyordu?
Boran : Tabikii dedi
Bedar : tamam kizim dedi musade isteyip odadan cikti
Sila biraz sakinlesmisti kendini geriye cekmisti sey özur dilerim birden duygulandim senide uzdum askim dedi sila
Boran : sen beni asla uzemezsin sen benim melegimsin dedi
Sila : utanmisti ne diyecegini bilemedi musadenle dedi yataktan kalkti ustumu degistiriyim rahat birseyler giyiyim dedi banyoya yöneldi boran ise yerinden kivislamaya niyeti yoktu neden olsunki o artik onun karisiydi kadiniydi dunku gece aklina geldi ...
Sila : borannn dolaptan geceligimi almayi unutmusum sana zahmet olmazsa uzatirmisin dedi muzipce aslinda bilerek birakmisti
Boran : tamam gelin agam dedi
Sila : kapiyi acmisti sessizce ve borani izlemeye basladi boran ise dolabi acmis icine bakiyordu ama aradigini bulamamisti o beyaz gecelige benzer birsey yoktu yuzu biraz kizmisti neden yokki dercesine
Sila : daha fazla dayanamayip gulme kirizine girmisti bir turlu kendine gelemiyordu boran ise suc islemis cocuk gibi mahcup olmustu sonradan fark etti silasinin ustunde beyaz bir gecelik vardi mardindekinden daha guzel duruyordu kadini kisa beyaz bir gecelik ustunde beyaz sabahligi
Boran : Kizgin bir sekilde silasina dogru yuruyordu
Sila : boran gelmee bak karismam gelme diyordu ama kendinide gulmekten geri alamiyordu
Boran : Ani bir hamle yaparak silasini belinden tutup kendine cekmis öpüyordu
Sila : ellerini boranin boynuna sarmis kendinden gecmi sekilde karsilik veriyordu allahim bu nasil ask bu nasil sevgi diyordu icinden
Yine kapidan ses gelmisti bu sefer nurandi
Nuran : Sila hanim yemeginizi getirdim
Sila : tamam nuran kapinin önune birak ben alirim demisti
Boran : tekrar silasini kendine cekti öpmek icin ama sila kendini kurtarmisti boranin kollarindan
Sila : Ben cok aciktim yemegimizi yiyelimmi dedi? Boran farkina varmisti silanin yanaklari yine al al olmustu
Boran : ben getiririm gelin agam sen uzan dedi
Sila : emriniz basim ustune boran aga dedi ve yatagina oturdu yemeginin gelmesini bekliyordu boran kapidan yemek tepsisini almis kucugunun yanina emin adimlarla ilerliyordu yataga oturmus silasina
Boran : musade edermisin gelin agam yemeginizi yedirmeme diyordu gözlerinin ici guluyordu bunu derken
Sila : bir sartla boran aga bende sana yedirecegim
Boran tamam dedi ve yemeklerini yemeye basladilar ...
Sila : Ben doydum askim
Boran : Silaaa daha hepsini yemedim
Tamam sila yemek istemiyorsan yeme ama bol vitamin almalisin ilaclarin nerde
Sila: offf boran annemi gectin
Boran : silaaaaa
Sila tamam surda cekmecenin icinde der ve dedigine bin pisman olur
Boran : silaa bunlar ney?
Sila : Sey ben senden uzaktayken sensiz nefes alamiyorumdum oyuzden seni takip ettirdim
Boran : Bu resmi nerden buldun?
Sila : Sey mardinden ayrilirken yanima almistim sen yokken resminle konusuyordum sana seni sevdigimi söyluyordum
Sila utanmisti ama boranin hosuna gitmisti bu oyunu biraz daha uzatmak istedi
Boran : Peki nerden yapboz seklini aldi bu resim?
Sila : Ogun seni gizem le görünce cok kiskandim beni unuttugunu artik beni istemedigini sandim oyuzden yirttim sonra sensiz olmaya dayanamayip tekrar yapistirdim der
Boran : Aahh silam ben ne yapcam seninle?
Sila : istedigini der muzipce

ÇİĞDEM_MEHMET
08-03-07, 22:41
Yaralı bir aşkın öyküsü-6-

Sabah olmuştu. Boran kahvaltı yapmadan işe gitti. Narin ve sıla hala uyuyordu. Kevser hanım ve firuz ağa kahvaltılarını yapmıştı. Ayşe masayı toplarken sıla uyandı. Canı yataktan çıkmak istemiyordu. Uyanır uyanmaz aklına boran geldi. Dün gece çok güzeldi dedi kendi kendine. Ama keşke narinin dediklerinden bende o kadar emin olsam. Aman canım içmişti kız. Saçmaladı işte dedi ve kalkıp üstünü giyindi. Aşağıya indiğinde narinde oradaydı. Dün akşam fazla içtiği için bu gün baş ağrısı çekiyordu.
S: ooo narin hanım ne oldu. Hani çarpılmazdınız? Zor taşıdık valla boranla seni.
N: sorma sıla ya bende anlamadım uffff başım nasıl ağrıyor bir bilsen.
S: oyun bozanlık istemiyorum bu günde gezdireceksin beni.
N: valla sıla kahvaltıdan sonra yatmayı düşünüyorum. Bu günlük izinliyim. Sende eve tıkılacaksın doğal olarak.
S: ama narin ya ben gezmek istiyorum. Bak hava da ne güzel.
N: ben seni gezdiremem ama gezdirecek birini tanıyorum.
S: kimmiş bakalım?
O sırada narin ayağa fırladı ve merdivenlere doğru koştu. Bir yandan da abim abim diye bağırıyordu.
Narin telefonun bulunduğu odaya geldi ve abisini aradı.
B: alo.
N: abi benim.
B: oooo sarhoş olmayan kızımız gelmiş kendine. Nasıldı bakalım dün gece. Ben hatırlamıyorum. Bayağı bir sarhoş olmuşumda.
N: abi dalga geçme ya. Tamam fazla kaçırmışım. Napalım? Zaten senide bu yüzden aradım.
B: söyle bakalım neymiş derdin?
N: bu gün çok işin varmı abim?
B: hayır narin yok. Zaten bu gün erken gelcem eve.
N: heh iyi o zaman senden bişey isteyebilirmiyim. Canım abim.
N: oooo canım abim dediğine göre bayağı büyük bişey isteyeceksin.
N. yok değil yani aslında öyle gibi.
B: hadi söyle söyle.
N: abi hani ben dün gece çok içtim ya.
B: eeeeeeee
N: hani insan çok içince ertesi gün başı ağrır ya.
B: eeeeeeeee
N: hani sıla da bizde misafir ya.
B: eeeeeeeeee
N: şimdi benim başım ağrıdığı için dışarı çıkıp sılayı gezdiremem ya.
B: eeeeee ne olmuş yani?
N:şimdi senin işin de erken biticekmiş ya. Öğleden sonra sılayı sen gezdirebilirmisin diyecektim.
B: ııııııı dur bakalım. Bir düşüneyim. Sıla kabul edermi bakalım bunu?
N: neden etmesin abi. Ya senle gezecek. Yada bütün gün benle beraber evde pinekleyecek.
B: peki haberi varmı sılanın?
N: tam olarak değil. Sadece senin gezdirebileceğini söyledim.
B: tamam o zaman.söyle sılaya hazır olsun. İki saat sonra evde olurum.
N: abi nereye götüreceksin?
B: bilmem nereyi görmek istiyor?
N: bir kere konuşurken hasankeyf’i çok merak ettiğini söylemişti.
B: tamam o zaman gideceğimiz yerde belli oldu. Görüşürüz narin. Sende git yat dinlen iyice.
N: tamam abi. Sen geldiğinde ben yatıyor olurum. O yüzden şimdiden size iyi eğlenceler dedi ve telefonu kapattı. Narin koşa koşa aşağı indi. Sıla kahvaltısını yapıyordu.
N: hemen kahvaltını yap ve hazırlan.
S: neden ya?
N: iki saat sonra abim burada olacak ve seni gezmeye götürecek.
S: ciddi misin?
N: evet. Bakma bana öyle hadi bitir çabuk kahvaltını.
S: tamam zaten bitmişti dedi ve masadan kalktı.
S: ya ben ne giyeceğim.
N: eeeee tabi süslenmen lazım.:img-hyste
S: narinnnnnnn hani senin başın ağrıyordu. Gidip yatsana.
N: tamam tamam. Hadi sende giyin. Sonra gel bana gözük. Hee bu arada fazla açık bişey giyme abim kıskanmasın seni dedi muzip muzip gülerek.
S: başın ağrırken bile hala benle uğraşıyorsun narin.git yat hadi.
N: evet ya şimdi daha çok ağrıyor. Kahvaltı bile edemeyeceğim. Ben odamdayım dedi ve yukarı çıktı.
Narinin arkasından sıla da odasına gitmişti. Kıyafet denerken de “ bakalım açık giyinince tepkin en olacak boran ağa. Gerçekten kıskanacak mısın beni? Yoksa önemsemeyecek misin. Bu gün göreceğiz” dedi.
Bir saat sonra hazırdı. Son kez aynanın karşısına geçti. Dar bir kot pantolon, üzerine siyah, işlemeli bir ip askılı giymişti. Ayağında siyah converse’ ler vardı. Eline de spor bir çanta almıştı.saçları salıktı ve hafif bir makyaj yapmıştı. Tam odadan çıkacakken narinin abim seni kıskanır lafı tekrar aklına geldi ve yanına birde hırka aldı. Hem belki gezerken üşürüm diye düşündü. Biran tereddüt etti. “ acaba almasam boran yine ceketini verirmi “ dedi. Sonra bu düşüncesinden vaz geçti. “ olmaz o zamanda o üşür" diye geçirdi içinden. hırkasını alıp çantasının üzerine geçirdi. Artık hazırdı. Şimdi narine görünmesi gerekti. Yavaşça gidip narinin kapısını açtı. Narin yatıyordu ama henüz uyumamıştı.
S: narin ben geldim.
Narin başını kaldırıp sılaya doğru baktı. Anında büyülenmiş gibi gözlerini açtı.
N: kızım ben sana ne dedim.ay inanmıyorum. Sıla çok güzel olmuşsun. Abim bayılacak sana. Ama biraz açık değilmi giydiğin kıyafet. En azından buralara göre.
S biliyorum narin. Ama bak hırkamda yanımda
N: hıı tamam o zaman.
S: canım hadi sen yat. Boranda gelir az sonra. Akşama iyileşmiş ol dedi ve odadan çıktı. Boran neredeyse konakta olurdu. En iyisi odamda bekleyeyim dedi ve odasına gitti. Yatağına oturup düşünmeye başladı. Borandan çok etkileniyordu. Sanırım aradığım aşkı buldum. Allahım aşık mı oluyorum ben ona? Nasıl olur? Onun bana ne hissettiğini bilmiyorum ki. Ya sadece narinin arkadaşıysam onun gözünde. Ya daha çok bağlanırsam ona bu iki haftada. Ya dönemezsem istanbula. Ne yaparım öyle olursa? Ya o iki hafta sonunda benden burada kalmamı isterse.O zaman ne yaparım? Ne derim o zaman ona?
Sıla bunları düşünürken boranda konağa geldi. Sılayı ortalıkta göremeyince odasındadır diye düşündü. Tam sılanın odasına girecekti ki önce üstümü giyineyim dedi kendi kendine. Odasına girdiğinde acaba sıla nasıl giyinmiştir diye düşündü. Kesin spor bişeyler giymiştir deyip oda spor giyinmeye karar verdi.
Kot pantolon, siyah t-shirt ve hasankeyfin rüzgarını göz önüne alarak siyah bir swit aldı omuzlarına. Ayağına da siyah spor ayakkabılarını geçirdi. Artık hazırdı. Son kez aynaya baktı bekletmeyelim sıla hanımı dedi ve odadan çıktı.
Sılanın kapısının önüne gelip yavaşça kapıyı tıklattı. Sıla gelenin boran olduğunu biliyordu.
Sıla gel dedi ve kapı yavaşça açıldı. Boran içeri girmemişti. Kapının önünde duruyordu.
İkisi de bir süre konuşmadan birbirine baktı. Boran sılanın yine çok güzel olduğunu düşünüyordu. Ama sılanın üzerindeki askılı kıyafet oldukça canını sıkmıştı. Şimdi ona herkes hayranlıkla bakar bende dayanamam dedi. Ama sonrada