PDA

Tüm Versiyonu Göster : Dudaktan Kalbe-Senaryolar


^nymph^
11-11-08, 11:51
Bu gün dk günü:happy0064
Kenan'ın Lamia'ya yaptığı itiraf sahnesini heyecanla bekliyorum:img-in_lo
Ama biliyorum ki inatçı Lamia inanmayacak:img-cray:
Cemil'le evlenirse Kenan'ımız çıldırır yaw:img-cray:
Lamia bu itiraftan sonra eğer Cemil'le evlenirse sırf inat uğruna evlenir:img-beee:
Oysaki şöyle olmasını nasıl isterdim...

Ben Cemil beyle evleniyorum Kenan Bey...
Kenan:Buna asla izin vermem Lamia,asla...
Lamia:Siz bana karışamazsınız Kenan bey,hem size ne oluyor?
Kenan:Kızımın annesisin Lamia....
Lamia:Tüm mesele bu değil mi Kenan bey,Melek'i düşündüğünüz için...
Kenan:Hayır Lamia hayır tek neden o değil...
Lamia şaşkın şaşkın bakarken
Kenan:Seni seviyorum Lamia,seni çok seviyorum...
Lamia rüyada olduğunu sanır tabi...''Yalan söylüyorsunuz,bana engel olmak için''
Kenan:İster inan ister inanma,sevgim gerçek,Cemil'le evlenmene izin vermem Lamia,sende Melek'te benimsiniz:img-in_lo
Kenan'ın aşkından emin olan Lamia,bende seni çok seviyorum Kenan,çok:img-in_lo:img-in_lo
Kenan: Cemil denilen düzenbazda,Cavidan denilen cadıda bizi ayıramaz artık,hadi Melek'ide al,kaçıyoruz burdan,kızımız sen ve ben çok mutlu olacaz:img-in_lo:img-in_lo
Ve bizim mutlu çift bir adaya yerleşir:img-hyste

BeLieF
20-11-08, 18:33
Melek büyür… annesi ile konuşmaya ve sorular sormaya başlar… bilirsiniz çocukların en çok sevdiği şeylerden biridir soru sormak… melekin IQsu küçüktür(!) ama tıpkı babası ve annesi gibi kalbi büyüktür…

-Anne!! Sen babamdan bu kadar çok mu nefret ediyorsun anne?…

-hayır kızım bunuda nerden çıkardın…

-peki o zaman neden babamdan bu kadar çok nefret eden biriyle evlendin anne?…:icon_whis

-Anne bu cemil bey amca niye babamdan bu kadar nefret ediyor, bu kinin sebebi ne?… yoksa babam cemil bey amcanın tavuğunu mu çalmış??

-bilmiyorum kızım belki çalmıştır… genetik yoldan geçebilir… sen sakın bişey çalma emi meleğim… çalarsan çalarsan keman çal…

-anne paşa dede babamın dayısı dimi?

-evet meleğim…

-o zaman iyi ki benim dayım yokmuş anne…:icon_sorr

-annecim yalan söylemek kötü bişey dimi?… sen hep bana sakın yalan söyleme dersin ya…

-evet kızım çok kötü…

-peki o zaman sen neden babama benim hakkımda bir sürü yalan söyledin? Halam diyorki o kadar sevgilin var demişsin ki babamın gözünde hafif kadın durumuna düşmüşsün… hafif kadın ne demek anne?...

-eee şey kızım…:icon_whis

-nimet teyze gibimi demek anne?… elbiseleri o kadar hafifki sanki düşücekler anne…:img-hyste

-anne??

-yine ne var melek?

-hiiiçç… sadece seninle beraber sinemaya gidelim mi diyecektim…

-bilmem kızım sorarız…

-kime sorucaz anne… cemil bey amcaya mı?… neden biz seninle baş başa bir yere gidemiyoruz anne… neden ben babamı haftada sadece bir kere görebiliyorum… babamı çok özlüyorum anne… o da beni özlüyor… bana öyle sarılıyor ki kemiklerimi kıracak diye korkuyorum…

-Lamia: ????:icon_whis

-anne o yüzündeki morluk ne anne… yoksa yine kapıya mı vurdun:icon_whis…

-yok kızım bu sefer merdivenden düştüm…:img-hyste

-Melek:Hııı???:img-fear2

-anne neden geceleri gizli gizli ağlıyorsun?...

-onlar sevinç göz yaşları kızım…:icon_whis

melek:-hadi canım… çocuk mu kandırıyorsun?...:img-hyste:img-hyste

-anne geçen gün babamda ne gördüm biliyor musun? Hani şu senin bana bile vermeye kıyamadığın, kaybedersin dediğin, ara ara bakıp bakıp ağladığın yeşil toka varya anne… işte onun gibi bi toka gördüm… babam da ona bakıp ağladı… benden gizledi ama ben anladım…

-Lamia: hadi canım çocuk mu kandırıyorsun?…

-Melek: hıı???

-o senin baban var ya baban kesin o tokaya acıdığından ağlıyodur… görev icabı, vazife olarak görüyordur…

-melek:ha??:img-fear2

Sıla_Aslı97
22-11-08, 19:34
L:Ne işiniz var burda?
K:Lamia seninle ve Melek'le birlikte gitmeye karar verdim!
L:Ben Cemil Beyle evleniyorum ama.
K:Hayır Lamia.Benimle evlen,mutlu olalım...
L:Hayır olmaz..Kenan Bey beni kimse sizin kadar aşağılamadı!
K:Peki madem o zaman bu üzümlü tokanın bende bir anlamı kalmadı(tokayı lamiaya verir)
L:O tokaya nasıl ulaşabildiniz?
K:SEVGİNİN ULAŞAMAYACAĞI YER YOKTUR LAMİA YOKTUR!!!!!!!
K:Biliyorum seni istediğin gibi sevemedim...Ama bana bir şans daha vermeni bekledim her zaman bir şans daha!
L:Bu olanlardan sonra mı?
K:Lamia ne olursa olsun sanaolan sevgim değişmeyecek,ne olursa olsun..
K:Eğer sende bir damlacıkta olsa değerim varsa benimle gel Lamia,benimle..
L:Hayır bunu yapamam Kenan bey.
Nikah memuru artık başlayalım mı der.
Lamia evet der
Ve imzalarını atarlar..
Kenan çılgına döner...Evi terkeder ve gider
K:Aptalım ben aptalım,Afife haklı o kız için değmez..
Kenan hemen eve gider.Aklına Lamiayla olan eski anıları gelir.
K:Hepsi benim suçum aslında,Lamia bana değer veriyordu beni seviyordu ama ben ne yaptım?Onun sevgisine sahip çıkamadım..Ona laik olmadım,olamadım.
:img-cray:

forever_bim
07-12-08, 18:17
SENARYO DENEMESİ :)

Cavidan’ın intahar teşebbüsünün ardından yaklaşık bir ay geçmiştir. Cavidan’ın psikolojisi iyiden bozulduğundan Kenan boşanma işlemini geçici bir süre için de olsa askıya almıştır. Cavidan yaşadığı zor günlerin ardından depresyona girdiği için Londra’da özel bir klinikte tedavi altına alınmıştır. Afife ve Kenan onun tedavisiyle ilgilenmektedirler.

Lamia yeni düzenine giderek alışmış, Cemil’le ve Saip Paşa’yla çeşitli açılışlara katılıp organizasyonlara ev sahipliği yapmışlardır. Makbule intikam için onlara diş bilemektedir. Hastaneden kaçmak yerine uslu durmuş doktorları iyileştiğine inandırmıştır. Hastaneden böylelikle taburcu olur.

Lamia ve Cemil’in anlaşmalı evlilikleri devam etmektedir. Halen daha ayrı odalarda uyumakta olmalarına rağmen Lamia eskisi kadar mesafeli değildir Cemil’e karşı. Bir Cuma akşamı da ailece yemek yedikten sonra, Lamia Melek’i uyutur, Saip Paşa da ilaçlarını alıp odasına çekilir. Suzan Hanım da Melek’in giysilerini ütülemek için üst kattaki ütü odasına çıkar. Lamia, Cemil’in birlikte film izleme önerisine karşı çıkmaz bu sefer. Birlikte filmi izledikten sonra uyumak için odalarına giderler. Cemil gecenin üçünde çok susadığını fark edip uyanır. Mutfağa girmeden önce Lamia’nın odasına çıkar. Önce Melek’e sonra Lamia’ya bakar. İkisinin de üzerini örter. İkisi de mışıl mışıl uyumaktadırlar. Cemil su içmek için mutfağa iner. Tam bardağa suyu doldururken mutfak kapısı arkasından hızlıca kapanır. Cemil dönüp baktığında karşısında elinde silahla ona bakan Makbule’yi görür.

Makbule silahı doğrultur.

Makbule: Son duanı et Cemil Paşazade! Buraya kadarmış.
Cemil: Makbule saçmalama, sakın yapma. Hayatını mahvedersin.
Makbule: Ne diyorsun sen be? Ne mahvetmesi? Mahvolacak bir hayatım mı kaldı?
Cemil: Makbule dur, yapma. Yapma Makbule.

Makbule silahını bir el ateşler. Silah sesiyle Lamia, Saip Paşa, Suzan ve Melek uyanırlar. Melek ağlamaya başlar. Cemil kanlar içinde yere yığılır. Lamia hemen aşağıya mutfağa doğru koşmaya başlar. Makbule’yi mutfak kapısından elinde silahla çıkıp kaçarken görür, korkudan gözleri faltaşı gibi açılmıştır. Makbule Lamia’ya silahı doğrultur, sakın sesini çıkarma, çıkarırsan seni de vururum diyerek gider. Lamia mutfağa indiğinde gördüğü manzara tüyler ürperticidir. Saip Paşa mutfağa gelirken, Suzan ağlayan Melek’i yatıştırır. Lamia kanlar içinde kalan Cemil’i görünce bir an duraksar. Saip Paşa daha sakindir hemen ambulansı çağırır. Çok geçmeden Cemil’i ambulansa bindirirler. Bir polis ekibi olay yerine gelir. Lamia da ambulansa binip giderken, Suzan Hanım’a evin güvenli olmayacağını, Melek’i de alarak emniyete sığınmasını söyler. Kısa sürede ambulans hastaneye varır.

Hastanede
Doktor: Cemil Bey’in yakınları siz misiniz?
Lamia: Evet ben eşiyim.
Saip Paşa: Ben de babasıyım, oğlum iyileşecek değil mi doktor bey?
Doktor: Hastamızı ameliyata hazırlıyoruz. Birkaç ünite yedek A Rh + kan gerekli.
Lamia: Benim kanımla uyuyor. Ben verebilirim doktor bey.
Doktor: Hemşire Hanım’la gidin siz o zaman.

Haberi televizyondan duyan Afife de hastaneye gelir. Kenan Cavidan’ın tedavisi ile ilgilenmek için onunla birlikte Londra’dadır.

Afife: Geçmiş olsun dayıcım (Dayısına sarılır). Üzülmemeye çalış. Cemil’in bize her zamankinden fazla ihtiyacı var şimdi.
Saip Paşa’nın ağladığını görünce de…
Afife: Dayıcım Cemil güçlüdür, bunu da atlatır. Onun için biz de güçlü olmalıyız sen de güçlü olmalısın.
Saip Paşa: Annesi onu doğururken ölmüştü. Doğumdan birkaç gün önce de beni yanına çağırmış bana bir şey olursa yavrum sana emanet demişti. Ben onun emanetine hiç sahip çıkamadım kızım. Eksik sevildi Cemil. Sevgisizlik onu hırçınlaştırdı. O çok iyi bir çocuk aslında…
Afife: Biliyorum dayıcım biliyorum. İyileşecek Cemil. Bırakma sen de kendini. Hem tansiyonun yükselmesin. Sana ihtiyacımız var şimdi. Cemil’in sana ihtiyacı var her zamankinden de fazla.

Lamia içerde kan vermektedir. Bir yandan da sessizce dua etmektedir Cemil için. İlk defa Cemil’i her şeyden fazla düşündüğünü fark eder. İyileşsin ayağa kalksın ona eskisinden daha sıcak davranacağım şeklinde kendi kendine söz verir.
Afife de Lamia’nın kan verdikten sonra halsiz düşeceğini tahmin ettiğinden gidip karşıdaki marketten birkaç parça yiyecek alıp getirir. Bu sırada Lamia hastanedeki odasından hemşire yardımıyla çıkıp Saip Paşa’nın ve Afife’nin yanına gelir. Afife ona bir şeyler yemesini önerir. Lamia güçlükle bir iki parça yiyeceği ağzına götürür. Birkaç saat sonra ameliyathaneden doktor çıkar. Lamia, Saip Paşa ve Afife onun yanına giderler.

Saip Paşa: Oğlum nasıl doktor bey? İyileşecek değil mi?
Doktor: Çok zorlu bir ameliyattı. Ama başarılı geçti. Kurşunu çıkardık. Cemil Bey’in durumu iyi. Ama bir süre daha yoğun bakımda kalması gerekecek.
Lamia: Peki onu görebilir miyiz doktor bey?
Doktor: Cemil Bey halen daha narkozun etkisinde. Yoğun bakım ünitesinin dışından ona bakabilirsiniz. Kendine gelince de birkaç dakikalığına girip onu görebilirsiniz.

Bu arada Cemil ameliyathaneden çıkarılıp yoğun bakım ünitesine yerleştirilir. Lamia, Saip Paşa ve Afife bir süre dışarıdan ona bakarlar. Bu arada bir polis ekibi Lamia’nın ve Saip Paşa’nın ifadesini almak için gelirler. Lamia yeni kan verdiği için yorgun olduğunu eğer mümkünse hastanede ifade vermek istediğini belirtir. Lamia ifadesinde Cemil’i vuranın Makbule olduğunu söyler. Bir an bile tereddüt etmez bunu söylerken. Makbule’ye olan kızgınlığı bu son olayla tavan yapmıştır. Polisler ekipler halinde Makbule’yi aramaya başlarlar. Makbule kayıplara karışmıştır. Lamia, Saip Paşa’nın cep telefonundan emniyete sığınmış Suzan’ı arar. Melek’i sorduktan sonra Cemil’in ameliyattan çıktığını söyler. Suzan Melek’i daha fazla perişan etmemek adına eve dönmeye karar verir. Bir polis ekibi de onunla birlikte yalıya gider. Etrafta muazzam bir güvenlik duvarı oluşturulur.

Hastanede öğlene doğru yoğun bakımdaki Cemil kendine gelir. Oksijen maskesi yüzünden çıkarılır. Artık daha iyidir. Doktor Lamia, Afife ve Saip Paşa’nın yanına gelir.

Doktor: Hastamız kendine geldi. İçinizden biri gidip onu görebilir.
Lamia fark etmeden bir adım öne çıkar.
Saip Paşa: Gelinim görsün doktor bey.
Doktor: Ama yalnızca iki dakika. O da hastamızı yormamak kaydıyla.
Lamia: Tamam.

Lamia yeşil önlüğü giyip yoğun bakım ünitesine girer. Cemil onu görür. Elini uzatır. Lamia tutar.

Lamia: Bizi çok korkuttun.
Cemil: (Güçlükle konuşarak) İyiyim. Bak acı patlıcanı kırağı çalmaz diye boşuna dememişler.
Lamia: (Ağlamaya başlar) Bir an öleceksin diye çok korktum.
Cemil: Ağlama. Ölmeyeceğim. Seni, Meleğimi ve babamı bırakıp bir yere gitmeye hiç niyetim yok.
Lamia: Bizi çok sevdiğini biliyorum. Tamam, yorma kendini daha fazla. Dinlen. Ben nasılsa buradayım.

Cemil zümrüt gözlerini kırpıştırır. Lamia gülümser. Cemil yeniden uyumaya başlar narkozun etkisiyle.
Aynı günün akşamı Cemil yoğun bakımdan özel odasına sevkedilir. Doktor Cemil’in artık normal bir şeyler yiyebileceğini söyler. Hemşire elinde bir kap çorbayla gelir. Lamia gene Cemil’in yanındadır.

Cemil: Hemşire hanım, çorbamı eşimin elinden içmek istiyorum…

Lamia gülümser. Eliyle çorba içirmeye başlar Cemil’e. Cemil gülen gözlerle Lamia’ya bakarken, Lamia bakışlarını kaçırmaktadır. Yemekten sonra Cemil yine bitap düşer ve uyumaya başlar. Lamia tüm gün boyunca beklemekten bitap düşen Afife ve Saip Paşa’ya eve gitmelerini evde dinlenmelerini söyler. Afife önce evine gidip kendi çocuklarını alır, sonra dayısıyla birlikte yalıya geçerler. Lamia gece refakatçi olarak kalır. Cemil içerde uyurken koridora çıkarak Suzan’ı arar. Meleğini sorar. Suzan’a yapması gerekenleri öğütledikten sonra yine Cemil’in yanına gider. Cemil çok masum bir uykudadır. Lamia bundan cesaret alıp Cemil’in elini tutar. Kendi avuçları içerisine alır. Lamia Cemil’in reaksiyon vermediğini görünce bundan daha fazla cesaret alıp konuşmaya başlar.

“Dün akşam… dün akşam seni kanlar içinde mutfakta yığılmış görünce nasıl korktum, bilemezsin. Bir an için dedim ya ölürse? Ya beni ve kızımı bırakıp giderse? Boğazım düğümlendi. Sana ne kadar ihtiyacım varmış onu anladım bir kez daha. Beni bırakma. Sana ihtiyacım var.(bu cümleyi fısıltı halinde söyler) Seni seviyorum…”

Böyle diyerek Cemil’in yanağına ufacık bir buse kondurur. Lamia odadan çıkarken Cemil gözlerini açar. Çok mutludur bunları Lamia’dan duyduğu için.
Ertesi sabah Lamia kahvaltısını yedirmektedir Cemil’e. Cemil gayet iyi görünmektedir.
Lamia son lokmaları da Cemil’e yedirdikten sonra kalkmak için doğrulur, Cemil onu elinden yakalayarak gitmesine mani olur. Lamia birden titremeye başlar.

Cemil: Gitme, biraz daha seni seyretmek istiyorum.
Lamia: Cemil… (Devamını getiremez)
Cemil: Lamia, dün gece bana dediklerini duydum. (Lamia’nın gözleri yuvasından uğrar) Utanma. Sevgiden utanılmaz Lamia. Sen de utanma. Sevmek yasak ya da günah değildir. İnsanın kendi elinde olan bir şey de değildir. Ben, seni sevmekten hiç vazgeçmedim Lamia. Kendimden en nefret ettiğim zamanlarda bile… sığındığım tek şey sana olan sevgimdi.
Lamia gülümser.
Cemil: Senden bir şey isteyeceğim Lamia.
Lamia: Dinliyorum.
Cemil: Ben iyileşip bu yataktan kalktığımda birlikte adaya gideceğiz. Sen ben ve kızımız. Üçümüz baş başa. Kolumda sen, kucağımızda kızımızla birlikte adadaki çam ağaçlarının altında dolaşmak istiyorum Lamia. Tabii sen de kabul edersen… Gider miyiz?
Lamia: Gideriz. Ama sen önce iyileşmeye bak. Kuvvet toplaman lazım. Bugün Suzan Abla’ya söyleyim de gelirken Melek’i de getirsin.
Cemil: Getirsin. Çok özledim kızımı. Lamia sana bir şey itiraf edeyim mi? Bu hastane yemekleri tatsız, tuzsuz ama sırf senin elinden yemek için katlanıyorum.
Lamia yine gülümser.

forever_bim
15-12-08, 21:16
SENARYO DENEMESİ 2

Sonunda Cemil'in hastaneden taburcu olacağı gün gelip çatmıştır. Cemil, nihayet bu sıkıcı ortamdan kurtulduğu için sevinirken Lamia ile adaya gidecekleri için de heyecanlıdır. Cemil'in taburcu olacağı günün sabahı Lamia erkenden uyanır. Cemil ağrı kesicilerin de etkisiyle çok derin bir uykudadır. Lamia Suzan'ı arayarak hastaneye gelmesini rica eder. Melek'le de bu süre zarfında Saip Bey ilgilenecektir. Saip Bey, Melek'le oynamaya başlarken Suzan da hastanenin yolunu tutar.

Suzan: Lamia hayırdır kızım, herşey yolunda mı?
Lamia: Yolunda abla. Senden rica etsem bir iki saat kadar Cemil'le kalır mısın? Gerçi uyuyor henüz ama, uyanınca bir şeyler isterse bir zahmet ilgilenir misin?
Suzan: Tabii ilgilenirim de, senin acil gitmen mi lazım?
Lamia: Lazım abla.
Suzan: İyi sen git o zaman.

Lamia önce bir giyim mağazasına uğrar. Hastaneye son gelişinde gördüğü güzel dik boğazlı siyah kazağı Cemil'e hediye olarak alır sonra da eve gelir, Meleğinin karnını doyurur. Sonra Macide'yle birlikte yiyecek sepeti hazırlamaya başlarlar.

Lamia: Abla geceden börek yapmanı rica etmiştim, yapabildin mi?
Macide: Yaptım kızım. Sabah erkenden kalkıp size misler gibi börek pişirdim. Cemil Bey pek sever benim böreğimi.
Lamia: Nasıl özlemiştir kimbilir, hastane yemekleri tatsız tuzsuz.
O sırada Gülay mutfağa gelir.
Gülay: Hayrola ne hazırlığı bu?
Macide: Lamia Cemil Bey'le tatile gidecek iki günlüğüne adaya, onun için yiyecek birşeyler hazırlıyoruz.
Gülay: Gecikmiş balayına çıkıyorsun demek.
Lamia: Evet, öyle de diyebiliriz tabii.

Lamia, hazırlanmış sepeti alır götürüp arabanın bagajına yerleştirir. Çok geçmeden Afife de köşke gelir, Lamia ile merhabalaşırlar. Saip Bey kucağında Melek'le gitmek için hazırdır artık. Lamia Saip Paşa'nın kucağından Melek'i alır kendi arabasındaki bebek koltuğuna yerleştirir. Saip Bey kalabalık olduklarını farkedip kendi arabasını da hazırlatır. Çok geçmeden iki araçlık konvoy halinde hastaneye varırlar. Cemil çoktan uyanmış Suzan'la sohbet etmektedir. Cemil karşısında Lamia'yı, Melek'i, Saip Bey ve Afife'yi görünce çok sevinir.

Cemil: Nihayet kurtuluyorum bu sıkıcı yerden.
Saip Bey: E hadi oğlum giyin artık, böyle eşofmanlarla gidecek değilsin ya.
Cemil: Lamia bana dolaptan pantolon ve kazak verir misin hayatım?
Lamia: Pantolon veririm, ama (kazağı poşetten çıkarır) üzerine bunu giymeni istiyorum.
Cemil: Bana yeni ciciler mi aldın?
Lamia: Aldım umarım beğenirsin.
Cemil: E giymeme yardım et o zaman :)

Diğerleri odadan çıkar, Lamia Cemil'in giyinmesine yardımcı olur.

Lamia: Çok yakışmış, beğendin mi sen de?
Cemil: Beğendim, teşekkür ederim hayatım (Lamia'yı öper)

Saip Bey, Suzan ve Afife odaya geri gelirler.

Saip Bey: Biz çıkış işlemlerini yaptık oğlum. Hadi sizi kahvaltıya götüreyim. Sen şimdi nasılsa çıkıyorum diye yememişsindir bir şey. Öğlen de hep beraber evde oluruz, Macide çok güzel yemekler yaptı.
Cemil: Baba biz gelmiyoruz.
Saip Bey: Nasıl yani?
Cemil: Karım ve kızımla birlikte adaya gidiyoruz, iki günlüğüne.
Afife: Doktorla konuştunuz mu? İzin verdi mi? Adada acil bir şey olursa?
Lamia: Konuştuk, gitmemizde bir sakınca olmadığını söyledi. Cemil ağır kaldırmayacak sadece.
Cemil: Karım bana çok iyi bakar zaten siz dert etmeyin.

Hastane çıkışında vedalaşırlar. Cemil Lamia'nın yanındaki koltuğa kurulur.

Lamia Melek'i yeniden arabaya yerleştirir.

Cemil: Hadi bakalım şoför hanım gösterin marifetlerinizi.

Yola çıkarlar. Çok geçmeden limana varırlar.

Lamia: Paltonu da alalım, ada çok soğuktur şimdi.

Lamia Cemil'in paltoyu giymesine yardımcı olur. Melek'i ve yiyecek sepetini alır Cemil de arabayı kilitler ve feribota doğru ilerler.

Cemil: Bari Melek'i ben alsaydım, çok yorulacaksın.
Lamia: İki adımlık yer canım. Sen daha taşıyamazsın yük falan. Dikişlerini aldırmadık daha.

Önce birlikte feribota, adada indikten sonra da kiraladıkları faytona binerler.
Faytonda ilerlerken, Lamia Cemil'in soğuktan ellerinin morardığını görür.

Cemil: İyice örtelim battaniyeyle meleğimizi, üşümesin.
Lamia: Sen üşüdün mü?
Cemil: Biraz.

Lamia Melek'in battaniyesinin altından elini uzatıp Cemil'in ellerini tutar.

Lamia: Şimdi daha iyi mi?
Cemil: Sıcacıksın Lamia. Her zamanki gibi.

Lamia gülümser. Fayton eve varır. Vakit öğle olmuştur. Lamia eve gelir gelmez yolda yorulan Melek'i yatırır.

Cemil: Kurt gibi acıktım valla.
Lamia: Yemekleri ısıtayım da yiyelim.

Birlikte sofraya otururlar.

Cemil: Bir bardak şarap ne güzel giderdi bu yemekle değil mi?
Lamia: Sen yasaklısın. Meyve suyuyla yetinmen lazım.
Cemil: Yetinirim hayatım.

Öğleden sonra Melek uyanır. Hava daha ılık olduğu için üçü beraber bahçeye çıkarlar.

Cemil: Yarın hava daha güzel olursa mangalı yakalım. Ama herşeyi ben hazırlayacağım ona göre.
Lamia: Tamam, bakalım nasıl bir aşçısın :)
Cemil: Valla çok iddialıyım Lamia. Mangal konusunda.

Gece olur, Melek yine uyur. Lamia ve Cemil kanepede ama bu sefer birbirlerine sarılmış olarak güzel bir aşk filmi izlerler. Film bittikten sonra da bir zamanlar Cemil'in Leyla ile uyuduğu odaya çıkarlar. Odada şimdi bir çek yat ve bebek beşiği de vardır. Melek mışıl mışıl uyumaktadır.

Cemil: Vayy hazırlıklar tastamam yapılmış.
Lamia: Evet dün akşam arayıp rica ettim, buraya bir çek yat koymuşlar. Üçümüz birlikte uyuyalım diye. Su alıp geleyim aşağıdan sen de rahat birşeyler giy üzerine.
Cemil: Tamam.

Lamia bir sürahi su ve iki bardak alır, gece vakti Cemil susarsa soğukta o kadar kat merdiven inmesin diye. Lamia, lavaboda giysilerini değiştirir, rahat bir eşofman giyer. Geri geldiğinde Cemil çoktan giyinmiş yatağa girmiştir bile.

Cemil: Lamia gel otur yanıma.
Lamia sürahiyi ve bardakları komodinin üzerine bırakıp kapıyı kilitler. Cemil'in ona baktığını görünce,
Lamia: Belki yersiz bir korku ama o daha yakalanmadı. Bize zarar verir diye korkuyorum.
Cemil: Korkma hiç bir şey yapamaz. Gel yanıma. (Lamia'nın elini tutar). Biz ne zaman birlikte uyuyacağız Lamia?
Lamia: Bilmem. Ama bu akşam olmayacağı kesin. Sen yatakta rahat rahat uyu, aniden dikişlerin patlamasın, kanama falan başlamasın. İstanbul'da da değiliz nasılsa.
Cemil: Hazır olmanı bekleyeceğim Lamia. Bu kadar zaman bekledim, biraz daha beklerim. (Uzanıp Lamia'yı yanağından öper, sonra ona sıkıca sarılır, Lamia da ona sarılır) Seni çok seviyorum bitanem.
Lamia: Ben de.
Cemil: İyi geceler. (Yatağa geri uzanır, Lamia üzerini örter iyice)
Lamia: Sana da. Bir şeye ihtiyacın olursa seslen.

Lamia böyle diyerek çekyat üzerinde yorgun, huzurlu ve mutlu bir uykuya dalar. Bu sefer sevdiği adam yıldızların ötesinde falan değildir üstelik. Uzansa ona dokunacak kadar yakındır.

s.eren
16-12-08, 14:47
kimsesizdim kimse değildim küçük yalnız ismi bile olmayan biriydim ve bu küçük kızın yüreği bir keman sesiyle büyüdü ve hiç olan ben kendimi o sesin büyüsünde kaybettim uzun süre
yanılmışım
aşkı dudaktan kalbe indirmeden bi yerlerde saklarken ben sen başka baharlara fırtına olurken en zor en çaresiz günlerimde yanımda oldun
şaşırdım
bu küçük kızın adı bile olmayan bu küçük kızın rüyalarını besleyen büyüten ve gerçekleşmesini her şekilde imkansız hale getiren koca bir hiçmiş aşık olduğum öyle zannettiğim
anladım
şimdi bu dinginlikte yüreğinde ve sıcaklığında kaybolmak istiyorum
yanılma,şaşırma.anla.......

Lastzany
16-12-08, 16:22
Lamiadan Cemile mektup;

Pek saygıdeğer Cemil Paşazade kocacığım......

Seni kullanmış gibi oldum evlenerek senle ama napayım menfaatim bunu gerektiriyodu ama sende kendini kullandırmak istemeseydin evlenmezdin benimle ikimizinde çıkarları buluştu şimdi bunda tek ben mi kabahatliyim...

Ayrıca sizle baştan anlaşma yaptık, odanıza gelmeyeceğimi söyledim, şimdi niye beni sıkıştırıp duruyosunuz bu konuda anlayabilmiş değilim...

Üstelik ben sizi sevmeye bile çalışmıyorum, Leyla ablam çok çalışmış sizi sevmek için ama olmamış, lütfen şu saçma çocukça mektuplarınıza son verin yani nasıl sevebilirim ki sizi... hayatım boyunca bana etmediğiniz zarar kalmadı..lütfen biraz yalnız bırakın gidin koltuğunuzda hep yaptığınız gibi vakit geçirin..

Nimet hanımla yada diğer bayan arkadaşlarınızla istediğinizi yapabilirsiniz, ama lütfen benim onurumu zedelemeyin, böyle konuşmamıştık sizinle yoksa bende verdiğim sözlerden cayabilirim ona göre ayağınızı denk alın.

Muhterem zevceniz Lamia Paşazede....

Billush
22-12-08, 21:13
SENARYO DENEMESİ - 1 (Senaryodan çok hikayelendirme oldu ama olsun :D )

Yüzüne vurmakta olan buz gibi rüzgara inat sahilde ağır ağır yürüyordu.Kafası bir sürü soruyla doluydu ve biliyordu ki yanıt buldukça bir bu kadar soru daha doğuracaktı yanıtları…Bu yürüyüşe kendiyle baş başa kalmak için çıkmıştı ama şimdi kendiyle baş başa kalmak istediğine emin değildi.En azından çalışırken kafası başka şeylerle meşgul oluyordu.Şimdi beyninde bir yerlere gizlenmiş soruların hepsi aniden ortaya çıkıvermişlerdi.Bu duruma son vermek ister gibi durdu ve denize baktı.O müthiş manzaraya…Dünya’nın en güzel manzarasıydı belki de.Karşı taraf pek net görünmese de,deniz güneşli günlerde olduğu gibi masmavi olmasa da,gökyüzü gri bulutlarla kaplı olsa da yine de gördüğü ve belki de görebileceği en güzel manzaraydı bu.Üstelik bu hava karamsar ruh haliyle o kadar benzeşiyordu ki…Sessizce başını öne eğdi.Düşünmeye son vermeye çalışıyordu ama bu pek mümkün görünmüyordu.Arkasında duran boş banka baktı.Aniden oturmaya karar vermişti.Güneşli bir günde boş olma ihtimali yoktu bu bankın ama bugün sahil neredeyse ıssızdı.Sadece arkadan hızla geçmekte ve yoldaki suyu kaldırıma sıçratmakta olan arabalar ve sesleri vardı…Banka doğru yürüdü ve ıslak olmasına aldırmadan oturuverdi.
Düşünmemeye çabalamaktan yorgun düşmüştü.”Lamia…” dedi sessizce ve yüzünü hafif bir tebessüm kaplayıverdi.Sihirli bir kelime gibiydi ismi.Sanki tüm üzüntüler,sıkıntıları yok edebilecek,bu yalanlarla dolu dünyayı daha güzel bir yer yapabilecek bir sihirli sözcük…İsminin getirdiği o ufak tebessüm birkaç saniye içinde yerini yine ardı arkası gelmeyen sorulara bırakmıştı.Hayat neden bu kadar sahteydi?Neden bu kadar zor?Neden bu kadar adaletsiz?Hayat kendisine istediği hiçbir şeyi vermemişti.Önce bir anne sevgisinden mahrum bırakmıştı kendisini ardından gerçek bir aşktan…Sevginin gerçek yüzünü göreceği bir anı hayal etmeye çalıştı.Bir şeyi hayal etmek bu kadar zor olabilir miydi?Gerçek bir mutluluk anı…Çok zordu.İnsan daha önce yaşamadığı bir şeyi hayal edebilir miydi?Etse bile ne kadar gerçekçi olurdu ki?Gerçek mutluk diye bir şey yoktu belki de gerçekte.İnsanlar diğer konularda da yaptıkları gibi mutluluk konusunda da rol yapıyordu belki de….
Bunlara inanmak istemez bir tavırla kafasındaki soruları geçiştirmeye çalıştı.Geçmişini düşünmeye başladı.Sadece fotoğraflardan gördüğü annesinin yüzünü zihninde canlandırmaya çabaladı.Anne sevgisinin sıcaklığını düşündü.Annesinin yanında büyüseydi hayatın nasıl olacağını hayal etmeye çalıştı.O zaman gerçek mutluluğu tadabilmiş bir insan olabilirdi belki.Belki Leyla’yla hiç evlenmezdi.Belki de Lamia’ya hiç aşık olmamış olurdu…Bu ihtimal soğuk havanın tesir etmediği vücudunda bir titreme etkisi yarattı.Lamiasız bir hayat?Bunu istediğine emin değildi...”Hayır,hayır!” diye düşündü.İstemiyordu.Onun hayatında olmama ihtimalini düşünmek bile istemiyordu.Hiç olmamasındansa bu evcilik oyununu sürdürmeye razıydı.Lamia’nın da annesinin şu an yaşamadığını düşündü...Kenan’ı hep kıskanmıştı.Çünkü onun her zaman yanında olan,kendisine destek çıkan ve her şeyden önce onu seven bir annesi vardı.Oysa kendisi annesinin ölümüne sebep olmuş bir çocuktu.Belki de annesi onu hiç affetmemişti.Affetmiş miydi acaba?Acaba yukarıdan yaptıklarını izliyor muydu?İzliyor ve oğlundan utanç mı duyuyordu acaba?
Şimdiye kadar pek gurur verici işlerin içinde yer almamıştı.Aslında doğru dürüst bir işinde bile yer almamıştı.Tek amacı en başta bir annesi olduğu için ardından Leyla’nın sevgisine sahip olduğu için en son olarak da Lamia’nın sevgisine sahip olduğu için kıskandığı Kenan’ı alt etmekti.En azından bir zamanlar…Lamia’dan sonra böyle bir amacı kalmamıştı.Tek ve nihai amacı sade ve sadece Lamia’ydı.Bir gün onun da kendisini seveceğine inanarak ayakta durabiliyordu.Onu mutlu etmeye çabalıyordu.Birilerini onu üzmesine engel olmaya…Onu hayata bağlayan Lamia’dan başka ne vardı ki?”Bir gün olacak…” diye mırıldandı kendi kendine.Bir gün olacaktı.Lamia da kendisini sevecekti.O günü sabır ve ümitle bekleyecekti.Ömrünün sonuna kadar…
Peki ya sebep olduğu ölümler?Halasını düşündü…Melek Halasını.O,kıskançlıktan delirdiği günü hatırladı.Leyla’nın Kenan’la kaçtığını düşündüğü günü…
Lamia’yı kurtarmak için Rasih’i bıçaklayışını…Belki de pişman olmadığı tek şeydi bu koskoca hayatında...O an orada olduğu ve o adamın Lamia’ya zarar vermesine engel olduğu için öylesine mutluydu ki.İşe yaramaz herifin biriydi belki Rasih ama bu tabi bir insanı öldürmeyi haklı kılmıyordu…Onun kafasında bu ölümü haklı kılan tek şey Lamia’ya bir zarar vermesine engel olmaktı.O an orada olmasa Rasih’in Lamia’ya neler yapabileceğini düşünmek bile istemedi.Düşünmesi bile Cemil için öyle bir işkenceydi ki…
Leyla’nın merdivenlerden düşüşü…O an Leyla’yı kollarından kavrayıp kurtarabilmiş olmak istedi.İçinde Leyla’ya karşı zerre kadar sevgi kalmamış olsa dahi o bir insandı.Yıllardır aynı yatağı paylaştığı karısı ve karnında bebeğini taşımış olan ilk aşkı.Bebeği…Ölen bebeğini düşündü.Belki de onu gerçekten insanlaştırabilecek tek varlığı..Minicik,elleri yumuk yumuk bir bebek.Belki de sadece kendine ait olan tek ve en değerli varlık olacaktı o.Ama olmamıştı…Belki de böyle bir adama bir mutluluk yaşatmak istememişti Allah.Eğer öyleyse neden Lamia’yı çıkartmıştı ki karşısına?Onu sevmiş olmak bile onun için çok büyük bir mutluluk sebebiydi…
Sonra kendisiyle Nimet’i aynı yatakta basıp intihar eden Veysel’i düşündü.”Ne zayıflık…” diye iç geçirdi.İntihar ederek Nimet’e bir ceza değil ödül vermişti Veysel.Tüm servetini ve saygınlığını ona bırakıp sessizce çekip gitmişti…
Kemal Bey…Lamia’ya yardım etmek için onu formaliteden eşi olarak kabul etmiş adam…Adı gibi emindi ki o da Lamia’ya karşı bir şeyler hissetmişti.O eve her gidişinde Kemal Bey’in Lamia’ya bakışlarından duyduğu rahatsızlığı anımsadı.Lamia her ne kadar farkında bile olmasa bu Kemal Bey’in ona olan hislerini değiştirmemişti.Belki de kendisiyle aynı kaderi paylaşmıştı adam.Lamia’yı sevmiş,ona yardım etmek istemiş ve beklediği karşılığı bulamamıştı.Acaba sonu da onun gibi mi olacaktı?Lamia’nın sevgisinden mahrum bir şekilde ölmek mi?Bu düşünceyi kafasından silip atıverdi.Lamia mektuplarını saklıyordu ya bu kendisi için minnacık bir umut ışığı demekti ve o ışıktan vazgeçemeye hiç niyeti yoktu.
Keşke o günlere geri dönüp her şeyi düzeltmek mümkün olsa diye geçirdi aklından.Tüm hatalarını telafi etmek ve Lamia’yı gerçekten hak edebilecek bir adam olabilmek isterdi.Ama maalesef bu mümkün değildi.Yapabileceği tek şey bundan sonraki için ona layık bir adam olmaya çalışmaktı…
Makbule’yi düşündü.Hiç bir zaman gerçekten masum olmamış o kızı…Lamia’ya yakın olmak,onu özlememek için kullandığı kızı.Belki bu hayatında yaptığı en utanç verici şeydi ama bu umurunda bile değildi.Bir parça olsun pişmanlık duymuyordu bundan.Lamia’yı seviyordu o zaman da, şimdi de…Ona hasret kalmaktansa bu günahları işlemeyi tercih etmişti.Kendi isteği ve arzusuyla…Üstelik Makbule bu durumda razı gibiydi.Tek istediği bir Paşazade olabilmekti.Kendisini bir an olsun gerçekten sevmemiş ve düşünmemişti belki de…
O sırada çalan telefonuyla irkildi.Düşüncelerinden sıyrılıp cebindeki telefonu çıkartıp ekrandaki “Lamia” yazısını gördü ve hafifçe tebessüm etti yine.
“Efendim Lamia?” diyerek açtı telefonu.
“Neredesin Cemil?Saat 7 oldu.Seni bekliyoruz.” Dedi.Sesinde hafif bir endişe var gibiydi.Buna inanmak istedi Cemil.
“Tamam,hemen geliyorum.”
“Görüşürüz o zaman.”
“Görüşürüz…” diye kapadı Cemil telefonu.Yüzünde hafif bir gülümsemeyle oturduğu banktan kalktı ve ilerlerde bir yerlere bıraktığı arabasına doğru hızlı adımlarla yürümeye başladı…

magicalrose
23-12-08, 14:46
hayalimdeki sahneler................1


Bir ufak aşk sahnesi de ben yazayım....
Lamia artık Cemil'e aşıktır ama bunu bir türlü Cemil'e söyleyemez... Lamia'nın kendisini sevmediğini düşünen Cemil en sonunda bir karar verir...

Şehir soğuk ve karanlıktı. İnce bir yağmur pşazade yalısının bahçesini ıslatıyordu. Hemen kenardaki sokak lambasının soluk ışığı bahçede verdiği kararın ağırlı ile ezilen genç adamın yüzüne vuruyordu...
Yalının karanlık odalarından birinde bir perde aralardı ve bahçede dolaşıp duran adamı gözledi bir süre... içinde sakladıklarını ve artık iyileşitiğini Cemil'e söylemek istiyordu Lamia... ama hep buna bir engel çıkmıştı. En sonunda herkes uyumuşken sevdiği adama her şeyi itiraf edebileceğini düşündü....

"İyi misin?" dedi titrek bir ses
Cemil aniden arkasını döndü ve karşısında lamia 'yı gördü.
"Konuşmamış gereken şeyler var........" dedi Lamia ama Cemil onun sözünü keski.
"hayır yok Lamia" dedi genç adam.... üzgün ama karalı bir tonda yankılandı ses Lamia'nın kulkalarında.
"Cemil......."
"Konuşma artık Lamia" dedi Cemil .
Genç kız konuşmak için açtığı dudaklarını kapatmak zorunda kaldı. Oysa ne çok şey vardı söylemek istediği ama karşısandaki adamın tedirgin ve üzgün halini merak etti.
Cemil derin bir nefes aldı. Nemli gözelrini kaçırarark.
"Sen daha fazla zorlayamam" dedi
"Anladım ki sevmek sevilmek için yetmiyor. Ben bir kez daha kaybettim."dedi Cemil. Lafın nereye varacağını anlayan Lamia telaşla atıldı
"Lütfer konuşmalıyız!" dedi ama Cemil onu dinlemedi...
"artık sevmediğin, hatta nefret ettiğin bu adamdan kurtuluyorsun." dedi Cemil . Gözleri doldu ama ağlamadı.
Lamia bunu duyunca boğazına kadar birikmiş olan tüm kelmeleri bir anda yutuverdi..
"Senden ayrılmaya karar verdim. Benim varlığım seni üzüyor. Bense senin üzülmeni hiç istemiyorum... Bir süre daha evli kalırız sonra..." dedi Cemil son kelimeyi söylemek zor gelmişti.
Lamia ise şimdi yapacağı bir aşk itirafının inandırıcı olmadığını biliyor, geç kaldığı için kendisine kızıyordu.
"sonra da... boşanırız"dedi Cemil başını yere eğerek.
Farkında değildi ama karşısındaki kadın bunu duyduğu için ağlamak üzereydi.
"Artık özgün sayalırsın. istediğini yapabilirsin. "dedi Cemil ve bakışların önce Lamia'ya sonra da yalıya dikti.
"Artık bu evde iki yabancı gibi olacağız. Senden entrafımızdakilere durumu açıaklamak ve kendimizi hazırlamak için bir süre daha benimle evli kalmaya katlanmanı istiyorum"dedi Cemil.

Lamia onu ne kadar üzdüğünü ve umudunu kırdığını anladıkça kahroluyor ama konuşamıyordu.
Sonra Cemil aniden Lamia'ya birkaç adım yaklaştı.
Arlarında neredeyse hiç mesefe yoktu. Cemil birazcık eğilse lamia'yı öpebilirdi.
"Bundan sonra bir daha asla bu kadar yakın olmayacağız." dedi.
Lamia'nın soğuktan mı yoksa üzüntüden mi bilemidği bir his içine doldu ve onu ince ince titretti....
"söz veriyorum" dedi Cemil en sonunda ve Lamia'yı geçip bahçe kapısına doğru yürümeye başladı.
Lamia o kadar korkmuş ve telaşlanmştı ki tututğu göz yaşlarını bıraktı.
Cemil'in gidişini izlerken birden arkasından seslendi
"Hastalığım geçti!" dedi.
Cemli bunu duyunca bir an durakladı. Arkasını dönse Lamia ile gözgöze gelecek ve biraz önce verdiği kararların hepsinden vazgeçecekti. Biliyordu .....
o yüzden bir an durduktan sonra tekrar yürümeye başladı
"Seni seviyorum" dedi bir ses arkasından.
Cemil duyduğunun doğru olup olmadığından şüphe etti bir an.
Ve onları izleyen bir çift göz öfkeyle parladı.
Sonra aynı ince ve samimi ses yankılandı etrafta
"Seni seviyorum.... uzun zamadır bunu söylemek isityordum. Nolur bana inan" dedi Lamia
Cemil aylardır duymayı hayal ettiği sözleri duymuş ve kararsız kalmıştı. Lamia gerçeği mi söylüyordu. Bu mücize gerçek olabilir miydi?... Cemil o an gerçekleri analmak için Lamia'nın yüzüne bakaması gerektiğini anladı va yavaşça arkasını döndüğünde yağmur altında küçük bir kuş gibi titreyen karısını gördü. Ağlamış ve burnu kızarmıştı. İçinden ona sarılıp ısıtma arzusu duydu. Cemil gülümsedi çünkü biliyordu ku karısı onu seviyordu.
Onun gülümsemesi Lamia'yı da rahatlatmıştı. Tuttuğu nefesini hemen verdi. Cemil kendisine doğru yürürken ikisi de gülümsüyordu.
İşte bu en güzel andı ikisi için ta ka kulakları sağır eden bir ses duyulana kadar.
Lamia duylduğu bu patlama sesiyle ne olduğunu anlayamamış çığlık atıp bağırmıştı. Yere eğdiği kafasını kaldırınca karşısında elinde silahıyla makbule'yi gördü. Makbule deli gibi gülüyordu
"öldürdüm onu... öldürdüm onu........" diyordu.
Lamia korkuyla başını hemen ileri uzattı ve Cemil'i kanlar içinde yerde yatarken gördü........

(tabii Cemil ölmedi :) )

Billush
24-12-08, 01:20
SENARYO DENEMESİ - 2

Sanki ilk defa görüyormuşcasına uyuyan kızının yüzünü inceliyordu.Uyurken bir melek gibiydi…Normalde de zaten yaramaz bir çocuk değildi Melek.Sessiz ve sakindi.Sadece bir şeylere ihtiyacı olduğunda yani acıktığında,susadığında ağlardı.Şimdi ise huzur içinde uyuyordu.Annesinin yaşadıklarından,ona yaşatılanlardan habersiz…
Kızının yatağından ağır adımlarla uzaklaşıp pencereye doğru yaklaştı.Perdenin arkasından,gizlice Cemil’i seyrettiği o akşamı anımsayarak bomboş bahçeye baktı.Hava çok soğuk,gökyüzü griydi.Ağaçlar yapraklarını dökeli çok olmuştu.Sonbahar geçip gideli çok olmuştu…
Zaman öyle hızlı akıyordu ki.Neler neler yaşamıştı son 2 sene içinde.En önemlisi Melek girmişti hayatına.Sonra ona yıldızlardan da uzak gelen,o hayranlık duyduğu,şarkılarını dinlerken kendini bulduğu,acılarını unutup kendi hayal dünyası içinde kaybolmasını sağlayan adam,Hüseyin Kenan…Nasıl olmuştu da onun dikkatini çekmişti bilmiyordu.Asla ulaşamayacağını düşündüğü hatta belki de hayranlıktan daha öteye gitmeyecek bir sevgiydi başta kendisininki.Adaya geldiği günü,ona bakarken yaklaştığı faytona dikkat etmeyişini ve çarpmasını,odasına gizlice girip tokasını düşürüşünü,onu gördüğünde dilinin tutuluşunu düşündü…Ne kadar saf ve masum hayallerdi o zaman kurdukları.Ne masum bir kızdı...
Yanda duran aynadaki yansımasına baktı.Güzel kıyafetler içindeydi.Güzel ve pahalı…Geleceğini hiç böyle hayal etmemişti.Sade ve mutlu bir yuva,kendisini seven bir eş ve minik çocukları…Her şey o kadar sıradan,o kadar basitti ki.Şimdiki hayatını düşününce bir o kadar da uzak...Ama şimdi emin olamıyordu hangisini tercih edeceğine.Melek’ten vazgeçemezdi zaten ama tek vazgeçemeyeceği şey Melek miydi bu hayatında?
Kafası o kadar karışıktı ki…Ne Kenan’a ne de Cemil’e karşı ne hissettiğini biliyordu.Kenan’a duyduğu hastalıklı aşk içinde yavaş yavaş sönüyordu sanki ve Lamia buna inanamıyordu.O hala değerliydi kendisi için.Zamanında hayran olduğu sanatçı ve kızının babası olarak.Ama aşık mıydı yani hala onu seviyor muydu bilmiyordu.”Belki de alıştım onu sevmeye.Hayatımın bir parçası oldu da o kadar derinden hissedemiyorum artık bu duyguyu.” Diye mırıldandı kendi kendine ama dediği şeye kendini de tam anlamıyla inanamıyordu. Ne istediğinden emin olamıyordu. Özellikle de son zamanlarda…
Cemil’le evlendiğinden beri her şey o kadar farklıydı ki. Öncelikle zengin ve güç sahibi bir kadındı artık. İnsanlar ona saygı duyuyor, girmeyi dahi hayal etmediği yerlere giriyordu.Güzel restoranlarda yemek yiyorlar,gittikleri mekanda saygıyla karşılanıyorlardı.Düşünce ve istekleri önemliydi artık.Çünkü soyadı Paşazade’ydi…Ama bunların hiçbiri umurunda değildi.Ne önemi vardı ki bu gereksiz şeylerin?Hayatı kolaylaştıracağına zorlaştıran bu şeylerden hiçbirini kendisi istememişti.Hayat dolambaçlı yollardan onu buraya çıkartmıştı.Adalet mi sağlamaya çalışıyordu hayat?Annesini ve babasını kaybettikten sonra öksüz kalan,amcasının yanına sığınan ama besleme olarak yer bulabilen, saygı duyulmayan ve hep ezilen bu kıza hayat artık hak ettiklerini mi vermeye çalışıyordu?Hayat ne zaman adil olmuş ki onun için olacaktı.”Hayat adil olsa hiçbirimiz bu noktada olmazdık belki de…” diye düşündü.Cemil belki kendisine aşık ve kendisinin de çok sevdiği,mutlu bir yuva kurabileceği bir kadınla evli olurdu.Bir an Cemil’i bambaşka bir kadınla,kucağında bir çocukla hayal etmeye çalıştı.Cemil ve kucağındaki çocuk çok netti.Cemil’in gülen yüzü canlandı gözlerinde.Bahçede kızını havalara fırlatıp yakalayışı…Cemil’in kızı…Hayır,bu Cemil’in kızı değildi!O kucağındaki Melek’ti.Kendi kızı…Cemil’in kucağında gördüğü tek çocuk.Belki de Cemil’in sevebildiğii tek çocuk…Peki ya kadın?Kadını gözünde canlandıramıyordu.Nasıl bir kadın olacağını,nasıl giyineceğini toparlayamıyordu.Leyla Hanım’ı koymaya çalıştı tabloya ama başarılı olamadı.Bu sefer Cemil’in kucağındaki kızı tabloda ekarte oluyordu.O zaman kendisi miydi bu tabloda Cemil’e eşlik eden kadın?Neden kendisinden başka birini koyamamıştı peki o tabloya?Cemil’in kendisini sevdiğini bildiğinden mi yoksa bambaşka bir sebepten mi?O bambaşka sebep ne olabilirdi ki?Düşündü,düşündü ama bulamadı…Bulduğu cevaplar da saçma geldi zaten.Kafasından silip attı.
Peki ya Kenan? Hayat ona da hiç adil davranmamıştı. Babası o küçük yaştayken hapse girmiş, Saib Paşa’nın yanına sığınmak zorunda kalmışlardı.”Bir baba…” diye düşündü.Kim bilir ne büyük bir eksiklik,ne büyük bir acı olmuştu onun için.Üstelik o kadar küçükken bir babanın günahı yüklenmişti sırtına.Ne zor…Ne kadar acı…
Ya Makbule? O mutlu bir aşkı hak etmemiş miydi? Hayat neden ona karşı adil olmamıştı?Önce sevgilisi onu aldatmıştı ardından Cemil tarafından kandırılmıştı.Kendisi yüzünden…”Bunu ondan ben istemedim ki…” diye düşündü kendi kendine.Cemil’den kendisi için Makbule’yi kullanmasını hiçbir zaman istememişti.Aksine buna mani olmaya çalışmıştı ama kendisini çok sevdiğini söyleyen o adam bu konuda sözünü dinlememişti.”Neden?Neden?” Diye düşündü.Ne yapmıştı da Cemil’in kendisini sevmesine neden olmuştu acaba.Ne ona bir umut vermiş ne de onun aklına girmek için çabalamıştı.Sonra kendini düşündü.Kenan da kendisine bunların hiçbirini yapmamıştı ama bu Lamia’nın o hastalıklı aşka düşmesine engel olamamıştı.Sebepsiz miydi yani aşk?Bunca acı,bunca keder hepsi sebepsiz miydi?Sokaktan geçen bir adama da aniden tutulup bu acıları çekebilir miydik yani?”Saçma…” diye düşündü.Herkese hissedilemezdi bu duygular.Duygular…Duygular…
Hapse girişini anımsadı… Ama hapis deyince aklına ilk gelenin ikinci hapse girişlerinde Cemil’in kendisine yazdığı mektuplar olduğunu fark etti.Her gün üşenmeden,bıkmadan kendisine yazılıp durulmuş o mektuplar…Şimdi bir kutu içinde odanın bir köşesinde saklı duran o mektuplar.Hiç açılmamış o mektuplar…
Pencereye arkasını dönüp atağın altında duran kutuyu çıkarttı. Kendisi de geceleri geçirdiği yatağın üstüne oturdu. Göz ucuyla Melek’e baktı. Hala mışıl mışıl uyuyordu… Öylesine huzurlu ve öylesine mutlu… Kutuyu masanın üstüne koydu.Yavaşça kutunun kapağını kaldırdı ve içinde duran açılmamış zarflara baktı.Kim bilir neler yazıyordu içinde…Ne duygular,ne düşünceler…Neden o zaman okumamıştı bu mektupları bilmiyordu.Hazır mı değildi yoksa görmemezlikten gelmek mi istemişti o sırada?Üzerinde isminin yazdığı,en üstteki zarfa baktı.Köşesinde “Cemil Paşazade” yazıyordu.Şimdi kocası olan o adamın adı…Resmen kocası olan ama aslında acı verdiği o adamı düşündü.Ona acıdan başka ne veriyordu ki?Sahte evlilikleriyle ona bir umut vermiyor muydu aslında?Belki de Nimet’le ya da başka bir kadınla mutlu olma şansını çalıyordu elinden.Ama söylemişti ona…Boşanırım istersen demişti.Cemil istememişti.Cemil ne zaman kendisi için iyi olanı istemişti ki zaten?Nimet’i düşündü…Aklında Nimet ve Cemil konusunda bir sürü soru vardı.Özellikle ne derece yakın olduklarını bir türlü kestiremiyordu.Ama bir yandan da bunu merak etmeye hakkı olmadığını düşünüyordu.Çünkü ne kendisi gerçek anlamıyla onun karısıydı,ne de Cemil onun kocası.Hakkı yoktu bunu merak etmeye,sorgulamaya.Cemil de bir erkekti sonuçta.Kendisinden sonsuz sadakat de beklemezdi.Onun cümleleriyle karısında bulamadığını başka kollarda arıyordu işte…Ama yine de onu Nimet’le bir karede canlandıramıyordu gözünde.Hatta rahatsızlık duyuyordu bundan.”Neden?” diye düşündü.Gerçek bir evlilik değildi sonuçta onlarınki neden ondan sadakat bekliyordu ki?
Sonra gözleri tekrar mektuba kaydı .En üsttekini eline alıp ön ve arkasına baktı.Açıp açmamak konusunda kararsız kalmıştı.Tam o sırada kapı çalındı ve içeri Gülay girdi.
“Saib Bey Cemil’in ne zaman geleceğini bilip bilmediğinizi soruyor…” dedi biraz ukala bir ses tonuyla.
“Cemil daha gelmedi mi?” diye sordu merakla.
“Hayır…”
“Tamam sen gidebilirsin.Ben Saib Paşa’yla konuşurum.” Dedi Lamia Gülay’ı atlatmak ister gibi.
“Tamam o zaman.” Diyerek kapattı kapıyı.
Lamia elindeki mektubu kutunun içine bırakıp ayağa kalktı. Konsolun üstündeki telefonunu alıp Cemil’i aradı…
“Efendim Lamia?” diyerek açtı Cemil telefonu.
“Neredesin Cemil? Saat 7 oldu. Seni bekliyoruz.” deyiverdi birden. Kocasını merak etmiş kadınların ses tonuyla. Kendine inanamadı bir an…
“Tamam, hemen geliyorum.” Diyerek kısa bir cevap verdi Cemil. Ses tonu çok ilginçti. Lamia üzerinde karar kılamadı…
“Görüşürüz o zaman.” Diyebildi sadece. Diyebileceği başka ne vardı ki?
“Görüşürüz…” dediğini duydu Cemil’in. Ardından kapanan telefon sesini…
Telefonu yerine bırakıp, masanın üstünde duran kutuya baktı. Masaya yanaşıp kendine yakın bir zamanda mektupları okumak üzere söz vererek kutuyu kapattı ve kutuyu aldığı yere geri koydu .Evli olduğu adamı tanıyacaktı.Mektupları okuyarak,bilmediği geçmişini, onu bu hayata sürükleyen şeyleri öğrenecek ve onu tanıyacaktı.Bunu inanılmaz derecede fazla istediğini fark edip kendine şaşırdı ama üzerinde fazla durmadı.Sıradan bir meraktı işte…İnsan meraklı bir varlıktı sonuçta. Gerekli, gereksiz , önemli, önemsiz birçok şeyi merak ederdi.Aldırış etmedi bu merakına…Saib Paşa’ya Cemil’in yolda olduğunu söylemek üzere odadan çıktı ve merdivenlerden ağır ağır inmeye başladı…

magicalrose
29-12-08, 11:10
Hayalimdeki sahneler....................2

Lamia gece gittikleri bir davette kalabalığın içinde yanlışlıkla Cemil’e “Bey” demiştir. Herkesin içinde bu lafı ağzından kaçırınca Cemil çok sinirlenmiştir. Gece geç vakit eve gelirler. Herkes uyumuştur. Salonda konuşmaya başlarlar...

Cemil sinirle Lamia’nın kolunu tutar.
Cemil: bunu nasıl yaparsın...
Lamia ilk önce anlamaz.
Lamia: Neyi?, diye merakla sorar.
Cemil: Neyi mi? Yapıyorsun ve farkında değilsin
Lamia: Ne diyorsun anlamıyorum?
Cemil iyice Lamia’yı kendine doğru çeker
Cemil: Bana herkesin için nasıl “Siz” diye hitap edersin....
Lamia yaptığı hatayı ancak fark eder. Telaşla özür dilemeye çalışır.
Lamia: Ben inan istemeden.....
Cemil: Eminim öyledir....diye onun lafını keser.
Cemil: bunu bana neden yapıyorsun. Canımı acıtmak için mi?
Bu sırada Lamia’nın kolunu biraz daha sıkar
Lamia: Asıl sen benin canımı acıtıyordun. Bırak!...diye çıkışır.
Cemil bu uyarının üzerine Lamia’nın kolunu bırakır.
Öfkesine yanılmamak için Lamia’dan uzaklaşır.
Cemil: Beni cezalandırıyorsun. Senden ayrılmadığım için....... seni sevdiğim için........
Cemil bunları söylerken nerdeyse ağlamaklıdır. Lamia da çok üzgündür.
Lamia: Hayır.... sadece öylesine söyledim. Fark etmedim bile. Özür dilerim.
Cemil: özrünü kabul etmiyorum... der anlayışsızca.
Lamia şaşırır. Cemil’in ona sanki bilerek yapmış gibi davranmasına katlanamaz ve hırçınlaşır.
Lamia: yeter artık ne yapmamı istiyorsun... özür diledim ya!... diye çıkışır...
Cemil: Dikkat etmeni istiyorum. Yaptıktan sonra özür dilemenin ne anlamı var.
Lamia: offf ne yapabilirim ki...
Cemil.: Sen ..sen bencilsin Lamia. Sadece kendini düşünüyorsun..!........... der ve salondan çıkmak için arkasını döner.
Bunu duyunca Lamia çok öfkelenir...
Lamia: Ne?! Ben mi bencilim.. asıl bencil olan sizsiniz Cemil Bey..........der inatla.

Cemil “Bey” lafını duyunca çok öfkelenir ve aniden dönüp Lamia’yı kendine doğru çeker ve uzun uzun öper. Lamia çok şaşırır ve telaşlanır. İçinden Cemil’e karşı koymak gelmez. Ama o an beliren duygularını unutmak için öpüşmenin bitmesini bekler. Cemil onu öptükten sonra Lamia’nın gözlerine kararlılıkla bakar.
Cemil: Bundan sonra bana nerde “Cemil bey” dersen orada seni öpeceğim. Böylece bana nasıl hitap etmen gerektiğini hiç unutmazsın....Der ve Lamia’yı karmakarışık olmuş vaziyette salonda bırakıp odasına gider.



..................................................


Halimdeki sahneler.................3


Lamia ve Cemil artık birbirlerinden duygularını saklamazlar. Artık ikisi de sevgili olmuşlar.
İkisi de Cemil’in Lamia’ya verdiği cezayı bir oyun gibi kullanırlar. Lamia Cemil’le her öpüşmek istediğinde bilerek Cemil’e “Bey” diye seslenir.

Yatak odasında: Cemil işten yorgun gelmiştir. Odaya girer. Ceketini çıkarır. Koltuğa yorgun bir şekilde çöker. Yüzünü avuçlarının içine alır sonra ellerini yüzünden çektikten sonra biraz ilerde Lamia’yı görür. Yatmamış ve onu beklemiştir.

“Uymadın mı? sen” der Cemil onu gördüğü için çok memnun olmuştur.
Lamia hayır der gibi hafif bir gülümseme ile başını sallar. Uzun dalgalı saçları omuzlarından aşağı akmaktadır. Üzerindeki saten gecelik ona çok yakışmıştır. Odadaki loş ışık yüzünde gölgeler oluşturur.
“Uyumadım Cemil Bey” der Lamia gülerek.
Onu duyan Cemil yavaşça koltuktan kalkar. Yeşil güzel gözlerini ona doğru diker. Sonra Yavaşça Lamia’ya yaklaşmaya başlar. Lamia’da gülerek geri geri adım atar.
“Lütfen yaklaşmayın Cemil bey” der.
Cemil gittikçe yaklaşır.
“Lütfen durun “ der Lamia yine gülümseyerek.
Cemil’de karısının oyununa ayak uydurur. Lamia’nın kaçacak yeri kalmaz ve Cemil ona dokunur. İkisi de gülmeyi bırakır. Seslerinde eğlence değil aşk tonu vardır artık
“Lütfen dokunmayın Cemil bey” der Lamia sesi titreyerek.
Cemil ona iyice sokulur ve elini Lamia’nın beline koyar ve ona sıkıcı sarılır.
“Lütfen bana sarılmayın Cemil bey” der Lamia. Sesi nerdeyse duyulamayacak kadar fısıltı halini almıştır.
Cemil bir eliyle onun saçlarını avuçlar ve kokusunu içine çeker. Sonra eğilir. Kendisini öpeceğini anlayan Lamia.
“Lütfen beni öpmeyin Cemil bey” der.
“Bana kaç kere ‘bey’ dedin” diye sorar
Lamia gülümseyerek “Sanırım dört yada beş defa” der.
Cemil onun dudaklarına bakarak şöyle der: “O zaman cezanız çok ağır olacak Lamia Paşazade”
“Cezam neyse razıyım” der Lamia ve heyecanla Cemil’in onu öpmesini bekler ve Cemil de eğilip onu dudaklarından uzun uzun öper........

.................................................. .......

*epifora*
29-12-08, 15:39
yılbaşı partisinde lamia hüseyin kenanında yalıya gelmesiyle cemili biraz ihmal etmiştir.
cemil de bu durumdan sıkılmış ve hava almak yukarı çıkmıştır.cemilin ortalıkta olmadıgını farkeden lamia paşazedenin gözleri nimetide odada göremeyince olan olur.
lamia hızlı adımlarla yukarı çıkar tam cemil diyeceği sırada ce der ve karşısında nimetle cemili görünce şaşkına döner.
nimet ve cemil lamianın orda olduğundan habersizdirler.
nimet cemile benimsin sen benim olacaksın der cemilse nimeti yanından uzaklaştırarak hayal aleminde yaşama nimet benim hayatıma bundan böyle lamiadan başka bi kadın girmeyecek der ve nimete arkasını döner .
nimet hafif sinsi bi gülümseme atar.
ancak cemilin ona yüz vermeye hiç niyeti yoktur.
nimet cemilden yüz bulamadığını anlayıp aşağı inecegi sırada karşısında lamiayı görünce :img-tomat neye uğardıgını şaşırır. lamia der.
cemil nimete arkası dönük evet lamia der o artık benim sevmekten vazgeçmiycegim tek kadın anladınmı nimet der ve oda kafasını çevirir. lamiayı karşısında görünce bi an duraksar ve ne diyecegini bilemez lamia kendini toplayıp şey ben der yani yıla girmeye dakikalar kaldı seni göremeyince ...cemil daha fazla o gergin ortamda olmak istemez ve lamianın yanına gelip hadi hayatım aşağıya inelim der.
tabii nimet sinirinden onlara eşlik etmez.
bu arada hüseyin kenan yeni yıla kızıyla girmek için meleğin odasından gitmiştşir.
cemil ve lamia aşağı inerken lamia sen in ben bi meleğe bakıp geliyorum der o sırada kenanın odada olduğunu görünce şaşırır. şey ben meleğe bakmıştım uyuyomu diye ...
kenan meleği kuçagına alır saat tam o sırada 12 yi göstermektedir. ve meleğin agzından baba kelimesi çıkar.
lamida kenanda şaşkındırlar. o sırada cemil lamiaya bakmak için yukarı çıkar ikisini odada görünce lamiaya bakar seni bekledim aşağıya gelmeyince meleğe bişey oldu sandım der ve lamiaya omzundan sarılıp onu anlından öper yeni yılın kutlu olsun sevgilim der lamiada cemile gözleriyle cevap verir.

*epifora*
29-12-08, 15:40
yeni yıl eglencesi bitmiş misafirler uğurlanmış herkes odasına çekilmek üzeredir. o sırada cemil laminın mutfaga indiğini görür ve arkasından gider.
lamia meleğin mamasını hazırlamak için inmiştim der cemili görünce cemilde dur sana yardım ediyim bu akşam senin için yorucu bi gündü der.
lamia ikimiz içinde yorucuydu der.
cemil ve lamia göz göze bakarlar bir süre. lamia gözlerini kaçırıp şey cemil bey afedersiniz ...
yani cemil hazırmı meleğin maması diycektim. cemil rüyada gibidir lamianın gözlerindeki derinlikte kaybolmuştur. onun cemil bey dediğinin farkında bile değildir. cemil lamiaya yaklaşır lamia bir an tedirğin olmuştur ama hiç birşey yapmaz sanki görünmez bi güç mıknatıs gibi onu cemile yaklaştırıyordur.
cemil : lamia bu akşam olanlar yani nimetle beni gördüğün zamanki durum yani göründüğü gibi degil der.
lamia : zaten gördüğüm şey sana bu kez güvenmeme yetti cemil. yani nimetle olan konuşmalrınızı duydum. o yüzden rahat olabilirsin der.
cemil meleğin mamasını hazırlamıştır.
cemil : ben vermek istiyorum meleğe mamasını der. lamiada peki der. ikiside meleğin odasına çıkmıştır. cemil meleği kucagına almış kokusunu içine çekmektedir.
lamiayı yine o görünmez güç cemili izlemeye itmiştir. napıyorum noluyo bana dercesine hayranlıkla cemil ve meleğe bakmaktadır.
melek cemilin kucagında uykuya dalmış yine lamia onu alıp beşiğine yatırdıktan sonra cemil ve lamia odadan çıkarlar.
lamia tam cemilin yanından gidecekken cemil lamianın kolundan tutar ve lamiaya seni çok seviyorum lamia der. lamia cemilin gözlerinin içine bakmak istemez.
cemil lamianın yanaklarını düşmüş saçlarını tutup yüzünü iki avcunun arasına almıştır lamianın. ben seni seviyorum lamia sadece seni sakın aksini düşünme der.
lamia duygularına anlam verememezlik içinde öylece kala kalır cemil lamianın ona karşı koymamasına şaşırır. çünkü lamianın bu durumda ona cemil bey lütfen demesi gerekiyordur ama lamianın agzından hiç birşey çıkmaz bi serçe gibi cemilin ellerinin arasındadır sadece yüzü.

*epifora*
29-12-08, 15:42
cemilde bu duruma bi anlam veremez şaşkındır ama bu küçüçük an bile cemili o an dünyanın en mutlu adamı yapmaya yetmiştir sadece saniyelerle sınırlı olsa bile laminın ona karşı koymaması cemilin içindeki hiç bitmeyen yeşeren o ümidi filizlendirir.
lamia tüm gücünü toplayıp iyi geceler deyip o anı bitirmek istemiştir.
cemil de iyi geceler deyip öylece kalmıştır.
lamia odasına doğru ilerlerken yüzünde kendisininde anlam veremediği duygularının ifadesi vardır.
lamia odasına girmiş aynanın karşısında durmaktadır. aynada gördüğü suret ise onu kendine getirmeye yetmiştir aynada gördüğü cemilin suretidir daha bir kaç dakika önceki halleri aynada görünür lamianın gözlerine..
cemil ise yatağına yatmış şaşkın duygular içinde lamianın yüzü ellerinin arasındayken ki hallerini hayal etmiştir. ve yüzündeki o tatlı sıcak sevgi dolu gülümsemeyle uykuya dalmıştır.
lamia ise içinde cemile karşı ateşlenen duygunun endişesi içinde yatağına yatmış aklında sadece neden cemilden başka bişey olmadığını irdelemeye çalışıyordur.

Neverland
29-12-08, 19:54
57. bölüm.. cemil nimet balkondadır.

nimet: hiçboşa direnme, sen benimsin.. (öpmeye yeltenir)
cemil: nimet lütfen bırakır mısın?
nimet: ahh eski günler. o zaman beni böyle reddetmiyordun. sen benimsin. hayatıma giren hiçbir erkek senin gibi değildi cemil. en azından bir veda öpücüğü.. (alaycı bir gülümsemeyle) ha? fena mı olur? (tekrar yeltenir)
cemil: o zaman bırakacak mısın yakamı?
nimet: sen beni ne sandın. bırakıca tabi ki..
cemil: iyi o zaman sonsuza kadar elveda.. (nimete soğuk bir öpücük kondurur)

bu sırada lamia şaşkınlıkla onları izlemektedir. ama uzakta olduğu için konuşulanları duymaz. cemil nimeti öptükten sonra sıkılmış bir iafdeyle başını yana çevirince lamiayı görür (hadi yine kıyamadım cemil'e ve cemilcilere.. cemil istemeye istemeye öptü nimeti:))

lamia sinirli bir ifadeyle salona doğru gider, cemil peşinden koşar..

cemil: lamia dur yanlış anladın. hep peşimdeydi son bir.....

lamia: cemil bey lütfen. ne yaparsanız yapın bakın gerçekten umrumda değil. kıskanmadım bozulmadım sadece kızgınım. biz bir anlaşma yaptık. evliliğimizin formalite olduğunu sadece ikimizin arasında kalacaktı bunu benden çok siz istediniz. ama nimet hanımla her an gizli kapaklı köşelerdesiniz. kiminle nerede ne yaptığınız beni hiç ilgilendirmez. ben size verdiğim sözü size saygımdan dolayı tuttum. aynı saygıyı da sizden bekliyorum. gururum beni sevdiğim insandan ve mutluluktan uzağa sürükledi. şimdi şimdi elimde olan en büyük erdemi, gururumu sizin ayaklarınızın altına almanıza izin veremem. eğer bir hayat yaşamak istiyorsanız buyrun ayrılalım ama böyle devam edeceksek lütfen biraz daha dikkatli olun. sizin yüzünüzden bu zamana kadar yeterince acı çektim. bir de insanların alaycı bakışlarına mağruz kalmak istemiyorum. kimi sevdiğimi, sizi sevemeyeceğimi defalarca söyledim. eğer hala kabullenemiyorsanız ben şu anda evi terk etmeye hazırım..

cemil: gitmeni istemiyorum. sevmesende yanımda kal..

lamia: peki. o zaman lütfen daha dikkatli olun.

Sıla_Aslı97
29-12-08, 21:43
SENARYO
Lamia Melek’le beraber evde kalmayı tercih etmiştir.Köşk yine her zamanki gibi sessiz ve soğuktur.Bir an için Kenan’ı düşünür,onu ne kadar çok özlediğini…En son yılbaşında karşılaştıkları aklına gelir ve meleğin ilk baba deyişini hatırlar…Sonra birden kapı çalar Lamia hemen cemil gelmiştir der.Fakat kapı açılır açılmaz,hiç unutamadığı parfüm kokusu gelir..Ve beraberinde Kenan..Lamia hemen hatırlar, bugün meleği Kenan alacaktır.Kenan hemen Macideye Melek nerede?diye sorar.Macide: yukarıda,Lamia’yla birikte odadalar der
Kenan koşar adımlarla yukarıya çıkar.Ve odanın kapısını açar.Lamia odada oturuyordur.Melekte kucağındadır.Kenan Melek’i görüce kucağına almak ister lamia vakit yaratmak için;Meleğin altının değişmesi gerek.der.Kenan’da peki tamam ama lütfen biraz çabuk ol.Kızımı çok özledim der.Lamia’da peki der.Lamia Melek’in altını değiştirirken Kenan;kocanız beyefendi evde yok mu?
Lamia;hayır daha gelmedi,şirkette cevabını verir.Kenan başıyla onaylar.
Lamia Melek’in altını değiştirmiş,kıyafet arıyordur,kıyafet dolabına eğilir ve güzel bir pantolon çıkartır.Sonra meleğe giydirirken Kenan;ee sen nasılsın?
Lamia;nasıl olayım?
Kenan;e nasıl olacaksın işte hayatından gayet mutlu görünüyorsun.Paran var mutlu bir evliliğin var,ve bir çocuğun var.
Lamia;Neyi ima etmeye çalıştığınızı anlamıyorum.
Kenan;Sen neyi ima etmeye çalıştığımı anladın.Cemil’le mutlu musun bari?
Lamia;Evet gayet mutluyum.
Kenan;İyi, sevindim.
Lamia;Tamam o zaman saat 8:00’da getirirsiniz dimi?
Kenan:Evet.getiririm.Daha doğrusu Afife getirir.
Lamia:Tamam.Neyse benim yapmam gereken işler var.
Kenan:Tamam. Eşinize de benden selam söyleyin.
Lamia:Söylerim
Tam merdivenlerden inerken
Kenan;Lamia gerçekten mutlu musun?
Lamia:Evet dedimya neden soruyorsunuz ki? Bu sorular neyi değiştirecek?
Kenan:Çok şeyi Lamia.Eğer mutlu değilsen birlikte mutlu olabiliriz.Sana bunu defalarca söyledim.
Lamia:Saçmalamayın,böyle bir şeyin olamayacağını sizde biliyorsunuz.
Kenan:Neden olmasın Lamia?Söyler misin neden?Melek bizim kızımız değil mi?
Neden cemile katlanıyorsun?ha söylesene
Lamia:Çünkü der…
Kenan:Nedeni yok işte değil mi?yok….Hiçbir zamanda bu sorunun cevabı olmayacak.
Lamia:Bu hiçbir şeyi değiştirmez.O yüzden boşu boşuna yorulmayın:
Kenan:Sana evlenelim demiştim…
Lamia:Hah!Biliyorum o evlilik tekliflerinizi…
Hepsi sizin gibi yalanlar üstüne kurulu tekliflerdi.
Kenan:Lamia ne diyorsun???
Lamia:Bir şey demiyorum hiçbir şey.
Kenan:Cemil’le ilişkilerini sen resmileştirdin ben değil!
Lamia:Bunu yapmaya beni siz zorladınız.
Kenan:Ben mi?
Lamia:Evet siz zorladınız.Ayrıca siz nasıl bana hesap sorarsınız?
Kenan:Doğru ben senin neyinim ki?dimi
Lamia:Zamanında bana yaptıklarınızı unutmayın Kenan bey!Ben sizi severken gidip Cavidan hanımla nişanlandığınızı unutmayın.O gün ne kadar üzüldüğüm aklınıza bile geldi mi?
Ne kadar ağladığım..Umutsuzca başımı yastıklara kapatıp hıçkırdığım….Hiç aklınıza geldi mi ha?
Kenan:Sen beni daha tanımadın Lamia.Ne hissettiğimi anlayamazsın.
Lamia:Doğru ne hissettiğinizi anlayamam ama ne düşündüğünüzü anlayabilirim.Önceleri
Uzak bir keman sesiydiniz bana.Sadece dinliyordum sizin müziğinizi.Ama daha sonra size çaresizce aşık oldum.Küçüktüm işte ne olduğunu bile bilmiyordum.Daha çocuktum Kenan bey çocuk.Ama siz de benim elimden tuttunuz.Beni alıp götürdünüz.
Daha nişanlı olduğunuzu bile bilmiyordum..Hiçbir şeyden haberim yoktu.Sonraki sabah kahvaltı masasında öğrendim her şeyi meğer siz nişanlıymışsınız.O günü asla unutamam Kenan bey asla….Bir umutla beklemiştim sizin bana beni sevdiğinizi söyleyeceğiniz günü.Bir umutla..Ama siz defalarca kazıdınız kafama..Bu sadece bir yaz eğlencesiydi….Sizin için..
Ama ben size aşık olmuştum Kenan bey aşık!!Siz aşk nedir bilir misiniz??
Kenan:Senin yaşadığın duyguları bende yaşıyorum Lamia..bende kalbimde yaşıyorum
Sana aşığım Lamia aşığım..Sırf gururumuzdan böyle oldu bütün bunlar…Gururumuz her şeyi altüst etti.Gel Lamia bu sefer geç olmadan benimle gel!!

magicalrose
08-01-09, 12:34
Hayalimdeki sahneler.......................4

Gecenin karanlığında yalının yan sokağına bir araba yanaşır.
Arabadan genç bir adam iner. Hafif çakırkeyif olduğu bellidir. Koşardım arabanın diğer tarafına geçerek arabadan sarhoş genç bir kadına inmesi için yardım eder.
Yalıda kimse yoktur .Saib Ankara’da Gülay ve ailesi Nazım’ın ailesiyle yemeğe gitmiştir. Suzan Makbuş’ta, Melek de babasındadır.

Yalının kapısı ağır aksak açılır. İçeri giren çift yalpalayarak yürürler.

Cemil: Ne vardı bu kadar içecek. Sarhoş oldun bak...
Camil Lamia düşmesin diye onu tutmaktadır. Lamia elini sağa sola sallayarak
Lamia: Ben sarhoş değilim..., der.
Zar zor birkaç adım daha atarlar. En sonunda Lamia Cemil’i kendinden uzaklaştırır. Ayakta durmaya çalışır. Dengesini sağlayınca
Lamia: bak duruyorum işte. Düz çizgi getir yürüycem!!!....,der ve o anda dengesi bozulur Cemil onu tekrar tutar ve birlikte merdivenleri çıkmaya başlarlar.
Lamia: burda içki var mı? içsek ya...
Cemil: yok artık. Zaten kötüsün. Hedefimiz senin odan....
Lamia: olur mu ya Atatürk ne demiş: Ordular hedefiniz Akdeniz’dir İleri!!! ...der gülerek ve Cemil’in kolunda bir sağa bir sola sallanır.
Lamia: biraz yürümeye gayret etsen de şu merdivenleri çıksak... bu gidişle merdivenlerde geçireceğiz bütün geceyi.
Birkaç basamak daha çıkarlar.
Lamia: dünya mı dönüyor yoksa ben mi...?...der gülüp arda kahkaha atarak...
Cemil: offf o sana bardağı içmeyecektim işte....
Nihayet merdivenlerin ilk kısmını çıkarlar.
Lamia: Hepsi senin yüzünden...der cemil’e ağlamaklı bir sesle söylenmeye başlar
Cemil: benim yüzümden mi?
Lamia: evet evet senin yüzünden ...der çocuk azarlar gibi bir parmağını Cemil’in yüzüne doğru sallar
Cemil: Ne yapmışım ki ben. Bu kadar çok içme dedim ama beni dinlemedin.
Lamia kendisini zorla yürütmeye çalışan Cemil’in kollarından kurtulmaya çalışarak
Lamia: bırak beni balkona doğru koşucam.....!!!
Cemil: Ne!?
Tam bu sırada salonun yan tarafından başlayan merdivenlere ilk adımlarında düşerler.
Cemil: bu böyle olmayacak ...der ve Lamia’yı tutup kendi odasına doğru yöneltir.
Lamia: ya bırak beni balkona gidicem....diye tutturur.
Cemil: hadi yürü hadi...der
Lamia: ama balkon......
Cemil: ne balkonu Lamia odama gidiyoruz...
Lamia: offf başım ağrıyor
Odaya gireler.
Cemil: kaç tabii. Kaç bardak içtin sayamadım.
Lamia: niye saymayı bilmiyor musun yoksa. Aaaa ne ayıp koskoca Cemil Paşazade sayı aymayı bilmiyor...der gülerek Lamia...
Cemil Lamia’yı yatağın kenarına oturtur.
Cemil: ne vardı sanki bu kadar içecek.
Cemil Lamia’nın ayakkabılarını çıkarmaya başlar.
Cemil: Sarhoş halin çok fenaymış ama…
Lamia: ben sarhoş değilim ki... seni eğlendirmek için yapıyorum......der gülerek. Cemil’de onun bu sevimli gülüşüne aynı şekilde karşılık verir.
Sonra Lamia Cemil’e bakıp kaşlarını çatar ve yavaşça başını eğer
Lamia: Cemil.....Sen niye yamuk duruyorsun. Sarhoş musun yoksa ...der
Tama bu sırada Lamia’nın midesi bulanır ve koş aradım banyoya gider. İçkinin bir kısmını çıkarır ve suyu açıp yüzünü yıkar en son ellerini yıkamaya başlar.
Cemil dayanamaz banyoya girer. Lamia onu görünce gayet ciddi bir şekilde
Lamia: bu sabun devamlı elimden kayıyor ya...der.
Bunun üzerine Cemil yanına gelir. Lamia’nın ellerini avucuna alır ve bir parça sabunla köpürtür. Lamia ile birbirlerine bakarlar. Yıkama işi bitince Cemil Lamia’nın ellerini kurular.
Cemil ayakta durmakta zorlanan Lamia’yı kucağına alır ve yatağa yatırır. Lamia başucunda ayakta duran Cemil’e bakar.
Cemil: iyi geceler...der tam odadan çıkmak üzereyken Lamia seslenir
Lamia: gitme ...der bunun üzerine Cemil geri döner ve onun yanına oturur.
Lamia:. Ben hep unutmak istedim. Sarhoş olup unutmak kafamın içindekilerden kurtulmak için çabaladım. Olmuyor .Bu da işe yaramadı...der
Bir süre sonra kıkırdamaya başlar.
Lamia: bana bişi olmazdı içince yaa. noldu bu akşam hiç anlamadım!
Cemil: sen içmezdin...der Cemil gülümseyerek.
Lamia: Evet içmezdim ..der Lamia. Bir anda yüzü düşer.
Cemil: noldu...?
Lamia: İçiyorsam senin yüzünden...der Lamia..
Cemil: neden?...diye sorar merakla.
Lamia’nın gözleri yaşlarla dolar. Cemil’le bakışırlar.
Lamia Cemil’i Nimet’ten kıskandığını söylemek ister ama yine de söyleyemez.
Lamia: Ondan nefret ediyorum
Cemil: Kimden?
Lamia: Yürüyüşünden, sesinden....
Lamia’nın gözleri iyice yaşlarla dolar ama çok uykusu gelmiştir.
(Nimet’in Cemil’e dokunmalarını hatırlar)
Lamia: Dokunuşlarından nefret ediyorum.
Cemil Lamia’nın kimden bahsettiğini anlayamaz.
Cemil: Kimden nefret ediyorsun Lamia...
Lamia’nın uykuya dalmadan söyleyebildiği tek şey; ondan nefret ediyorum...olur.

zihnefended
08-01-09, 23:26
Lamia Melek'in çamaşır suyu içtiğini öğrenince o heyececanla sokağa fırlar ve bir araba ona çarpar:img-cray:
Kenan Lamia'yı kucağında arabaya taşır ve Melek'in yattığı hastaneye götürür.Lamia ameliyata alınır.Hem Melek'in hemde Lamia'nın acısı Suzan'ı yıkar.:img-cray:
Kenan kapının önünde beklerken Cemil gelir.Lamia'nın kaza geçirdiğinden habersiz :Melek'in nasıl olduğunu sorar.
Suzan:(ağlayarak)Melek iyi,doktorlar on güne iyileşeceğini söylediler.Ama Lamia kötü.
Cemil:Ne olmuş Lamia'ya biriniz birşey söylesin.
Kenan:(sesinde hüzünlü bir ton vardır)Lamia'ya araba çarptı.
Cemil:Nee,peki şimdi durumu nasıl?
(Bu sırada doktor ameliyattan çıkar)
Doktor:Hastamızın acil iki ünite 0Rh- kana ihtiyacı var.
Cemil:Ben verebilirim kanlarımız uyuşuyor.
Doktor:O zaman benimle gelin,der ve Cemil'i kan alma odasına götürür.(Kenan'da bekler durur:img-hyste)
Aradan bir süre geçer,Lamia narkozun etkisinden kurtulur ve gözlerini açar.
Hemşire:Hastamızı yormamak kaydıyla 5 dakikalığına yakınlarından biri görebilir.
Cemil:Ben girebilir miyim?Eşiyim.
Hemşire:Peki.Ama önce bunları giymeniz lazım,der ve cemile yeşil önlük ve bone verir(düşünüyorumda yiğit özşener o haliyle bile karizma olurdu:img-yes:)
Lamia:Teşekkür ederim,bana kan vermişsin.
Cemil:Şimdi bunların sırası değil Lamia.İyi misin?Belki kızına olan hasretini tam olarak dindirmeyecek ama şimdilik sana Melek'in fotoraflarını getirdim.
Lamia:Teşekkür ederim,der ve derin bir uykuya dalar.
Cemil Lamia'ya uzun uzun bakar ve ''Senden hiç vazgeçmeyeceğim Lamia''der.(Ahhh ahh...Benide seven böyle bir adam olacaktı:img-blush.)
Aradan bir hafta geçer ve Lamia ayağa kalkabilmek için fizik tedavi görmeye başlar.En büyük yardımcısı da Cemil'dir.Sonra tamamen iyileşir.Yalıya geri dönerler.Bir gece....
Cemil:Sen daha uyumadın mı?
Lamia:Uyku tutmadı.Konuşmamız gereken birşey var.
Cemil:Neymiş?
Lamia:Keşke eski günlerime geri dönebilseydim.Eski saf hallerime.Eğer ben hayatına girmeseydim böyle olmayacaktı.Kaderime razı gelip Kenan Bey'le birlikte olmasaydım,sonra sizin yalınıza besleme olarak gelmezdim Rasih yüzünden hapse girmezdim.Kenan Bey'in mutlu bir evliliği olurdu.Sen hala Leyla Hanım'la birlikte olurdun.Makbule bu hale gelmezdi.
Cemil:ŞŞŞtttt...Sus bakalım.Bunların hiçbiri senin yüzünden olmadı.Kenan'ın evliliğinin sürmemesinin tek sebebi onun kendi acizliği.Ayrıca Leyla ile o gün Kenan yüzünden tartışıyorduk.
Lamia:Ama sana şuanda acı çektiriyorum.
Cemil:Hayır Lamia eğer sen şuan Kenan'la birlikte olsaydın ben intihar bile etmiş olabilirdim.Sen yanımdasın ya,gitmeyeceğini biliyorum ya bu bile bana yeter.Senin beni seveceğin güne kadar beklerim Lamia.:img-in_lo
Lamia:Aslında beklemene gerek yok
Cemil:Nedenmiş o?
Lamia:O gün Kenan Bey'e Kemanı verdiğimde ona karşı içimde ne nefret nede sevgi olmadığını farkettim.Yolda gördüğüm biriyle eşdeğerdi.Galiba o sadece benim çocuğumun babası...........Cemil
Cemil:Efendim Lamia.
Lamia:Seni seviyorum.(Bu arada Cemil'in gözünden bir damla yaş akar,Lamia'nında:img-in_lo)
Cemil:Ben de seni......:img-in_lo
(Sonunda birbirleriyle öpüşürlerken içeri Gülay girer:img-hyste.)
Gülay:Afedersini ışığı açık sandım.(ve gider)
Cemil:Nerde kalmıştık.
Lamia:Burda.........(sonunda uzun uzun öpüşürler:love05:)



Başlarında Kenan'dan bahsettiğime bakmayın o sadece işin formalitesiydi FOREVER C&L

Lastzany
09-01-09, 06:25
K: Lamia benimle gel...
L: nereye gidiyoruz nereye....
K: aman ne biliyim..buluruz gidecek yer..sen yeterki gel..
L: saçmalamayın Kenan bey..Cavidanı unuttunuz bakıyorum..
K: sende en alakasız yerlerde cavidan diyip durmasan olmuyor sanki..
L: lütfen Kenan bey..zırt pırt araya sokan sizsiniz...
K: tamam da ben sokabilirim..sen niye sokuyorsun..
L: napayım burda öyle yazıyor..
K: neyse baştan başlayalım..
L: baştan maştan başlayamam..bitti bu iş..
K: lamia ne diyorsun..ben repliğe baştan başlayalım diyorum
L: ha.. pardon ben....))))))
K: sana diyorum iyice tuhaflaştın Lamia
L: yok canım...şu Cemil canımı sıkıyor sadece ondan..
K: yine naptı...
L: hiçç..
K: naptı Lamia..delirtme adamı..
L: yok bişey...
K: Lamia..bak yalan söylüyorsun..yüzüme bak öyle konuş..
L: evet..yaptı...
K: ne yaptı..konuş Lamia
L: ay sende üstüme gelme..repliği unuttum..
K: ben ne diyecektim son cümlede bende onu unuttum...adamda kafamı bıraktın..
L: takıntılı..
K: efendim..
L: takıntılı diyorum ..takıntılı diyecektiniz..
K: kime...
L: Cemile tabiki..Kenan bey..yapmayın allahaşkına..yine daldınız..Cavidanı mı düşünüyorsunuz
K: hayır tabiki değil..ama...
L: aması falan yazmıyo burda..şunu doğru okuyun kuzum kenan bey..ben nerde gireceğim şaşırıyorum..
K: Lamia..
L: efendim Kenan bey..
K: hay beyler götüresice ..
L: nereye..
K: sana demedim..kendi kendime diyorum..
L: sizi hiç anlamıyorum Kenan bey..nece konuşuyorsunuz..
K: Lamia asıl sen nece konuşuyorsun..
L: bilmem bana aynı dili konuşuyormuşuz gibi gelmişti..
K: burda öyle yazmıyo..nerden buluyosun bu cümleleri..vahiy mi iniyor..
L: hayır Kenan bey..sizin yerinizede düşünüyorum..ondandır..
K: teşekkürler Lamia..aca ba diyorum..
L: çok geç Kenan bey ..çok geç..
K: niye lamia..saat geç değil ki..
L: neye anlamadım..
K: öğle yemeğine tabiki..sen ne anladın..
L: Kenan bey..
K: evet Lamia..
L: aca ba birleşecekmiyiz biz bu dizinin sonunda
K: bana ne soruyosun git senaristlere sor..
L: gelseler soracağımda..gelmiyorlar..
K: Lamia..
L: efendim kenan bey..
K: ben şimdi seni seviyorum ya..
L: evet kenan bey..
K: sende beni seviyormusun hala diyecektim..hani biliyimde ona göre..
L: valla sonu yazmamışlar ki Kenan bey..ne biliyim..
K: aman sende bişey bil Lamia..söyliyeyim sana daha çok replik koysunlar..böyle olmuyo..hep ben konuşuyorum..aptal gibi oldum valla..aptala çevirdin beni..
L: rica ederim Kenan bey..o sizin kendi aptallığınız..
K: küstüm bak şimdi..niye böyle diyorsun..
L: aptalsın da onun için ..ne diyim..
K: orda aptal Kenan mı yazıyo..ki
L: yooo..
K: eee..niye aptal diyorsun..
L: çünkü hala alıp beni götürmedin..ondan diyorum...
K: zavallı Kınalı yapıncağım benim..dur bekle..atımı alıp geliyorum..
L: Kenan bey...kenan bey...
K: ne var Lamia..
L. sizin atınız yok ki
K: hay allah nasılda unuttum..o zaman bekle arabamı alayım geleyim..
L: arabanızda yok..
K: aa sende kara haberci gibisin ne yazıyo orda ona göre geleyim bari..
L: devamı yarına...yazıyor...

Lastzany
10-01-09, 03:17
K: Lamia..
L: efendim Kenan bey..
K: çok mutsuzum...anlamıyormusun????
L: anlayamıyorum....
K: yalan söyleme..anlıyorsun işine gelmiyor...
L: Kenan bey olmayan cümleler kurmayın lütfen...
K: ama yalan söylüyorsun...
L: hayır Kenan bey..yalan söylemiyorum...burda öyle yazıyor..
K: orda pek çok şey yazıyor..hem nerde senin sevgililerin bakayım...
L: rica ederim Kenan bey..benim sizden başka sevgilim mi oldu...
K: gördünmü bak..yine yalan söylüyorsun..
L: aslında olmuş diyorlar..ama ben olmadığına yüzdeyüz eminim..
K: bende eminim Lamia..
L: o halde neden sorup duruyorsunuz...
K: napıyoruz biz birbirimize..
L: birbirimize birşey yapmıyoruz ki Kenan bey..
K: o halde ortada birşeyler dönüyor..farkında değilmisin..
L: farkında olmamam gerekiyor...
K: sen yinede gözünü dört aç..bu Cemile hiç güvenmiyorum..
L: iyide kenan bey ben Cemilin bir kötülüğünü görmedim..esas ben cavidana hiç güvenmiyorum..
K: lütfen Lamia..Cavidanın hiç bir kötülüğü olmadı...
L: lütfen Kenan bey..Cemilinde bana hiç bir kötülüğü olmadı..sadece fazla ısrarcı..o kadar..
K: sen yinede dikkatli ol..o beni hiç sevmez..hatta nefret eder..
L: sizde dikkatli olun Kenan bey..üzülmenizi istemem...
K: evet hep üzülüyorum nedense..anlamadım gitti...
L: bende hep üzülüyorum...aslında..nedeni belli..
K: sana gel evlenelim dedim..
L: o teklifi hangi duygularla yaptığınız belli..
K: sende buluttan nem kapıyorsun..ne dedim şimdi ben..
L: evlenelim dediniz...
K: istersen dizlerimin üstüne çökeyimde bu pantolon dar..yırtılır diye korkuyorum..
L: işte yine bahane..
K: Lamia..
L: efendim Kenan bey..
K: pantalon dar çünkü benim değil..benimki gelmemiş..aciliyetten giymek zorunda kaldım..
L: anlıyorum..
K: bahane uydurduğumu sanıyorsun..
L: hayır Kenan bey lütfen inanıyorum...
K: hiçde inanır gibi değilsin..valla bu repliklerde bi tuhaflık var..sanada öyle gelmiyormu..
L: neden kenan bey..
K: inanıyorum diyorsun ama benimle gel diyorum cevap vermiyorsun...
L: Kenan bey..şu anda ne diyeceğimi bilmiyorum...
K: neden Lamia..
L: senaryonun gerisi gelmemiş daha..ondan yani..bekliyorum..

magicalrose
12-01-09, 12:39
hayalimdeki sahneler.............................5

Gazetedeki fotografları gren Cemil sinirli bir şekilde odasına gider. Lamia endişeyle arasından odaya girer.
“açıklamam izin ver Cemil”...
Cemil sakin olmaya çalışarak
“bana açıklama yapmak zorunda değilsin” der.
Lamia onun kendisini yanlış anlamasından endişe ediyordur. Cemil’in bu sözlerine rağmen kendini tutamaz
“ Lütfen ... beni yanlış anlamanı istemiyorum..”
Cemil elindeki gazeteyi gösterir..
“Ben anlayacağımı anladım” der öfkeyle.
Lamia Cemil’in öfkeli olmasına aldırış etmez,
“Beni dinlemelisin... Suzan abla hastaydı ve Melek’i ben götürdüm. Sonra Melek çok huysuzluk etti. Benden ayrılmak istemedi . Onu bırakamadım” der.
“Evet eminim öyledir. Üstelik böyle kuytu köşelere de gidelim, demiştir” diye atılır Cemil ama öfkesine yenilmez. Sakince nefes alır...
“Boş ver Lamia gerçekten, yorma kendini”
“Niye bana inanmıyorsun” der Lamia
Cemil yatağın ucuna oturur. Lamia’ya bakar
“Ya telefonun. Seni defalarca aradım...”
Lamia Cemil’in söyleyeceği şeye inanmasından korkarak
“Şarjı bitmişti”
Cemil bunu duyunca hafifçe gülümser. İnanmadığını belli eder.
“Doğru söylüyorum. Bren yanlış bir şey yapmadım” de Lamia öfkeyle.
Bunun üzerine cemil yataktan kalkar ve Lamia’nın tam önünde durur.
“Seninle bir anlaşma yaptık. Buna uyman gerekir. Ne kadar zor durumda kaldığımı biliyor musun?” der öfkeyle
“Özür dilerim” der Lamia
“Bu kadar basit mi. aldatılan koca oldum. Küçük düştüm...”
“ama Melek....”
Cemil Lamia’nın sözünü keser
“Kenan’la olmak için hep bir mazeretin var”
Kenan’ı reddettikten sonra Cemil’den bunları duymak Lamia’yı da öfkelendirir.
“Hiçbir şey anlamıyorsun değil mi? Benim söylediklerim mazeret değil, gerçek!”
“En ufak bir fırsatı bile kaçırmıyorsun” der Cemil
Lamia gittikçe sinirlenir
“Yeter artık! Benimle böyle konuşmaya hakkın yok...Sen sanki çok mu masumsun!!?”
Cemil Lamia’nın son cümlesine bir anlam veremez.
“Ne demek bu şimdi? Ben sen üzülme mutlu ol diye ne kadar çırpınıyorum.
Görmüyor musun?”
“Evet görüyoru tabi tabi....Sen de Nimet denen o kadınla birlikte olmak için eline geçen her fırsatı kullanıyorsun!” :img-hyste
“Saçmalıyorsun. Nimet benim arkadaşım ve iş ortağım. O kadar” der duyduklarına şaşıran cemil
“Bana pek öyle gelmedi ama “ der Lamia öfkesini hala yenememiştri.
“İstemiyorum o kadı ne bu evde ne de senin!...yani bizim etrafımızda is-te-mi-yoirum!!!” der
Bu laflardan sonra bunları nasıl söylediğine şaşırarak bakışlarını Cemil’den kaçırır.
Cemil de olanı biteni anlamaya çalışır. En sonunda Lamia’ya
“Yok sen ....” der,
“Yoksa , ne?” diye sorar Lamia.
Duygularının Cemil tarafından fark edilmesinden dolayı çok ama çok telaşlanır. Belli etmemeye çalışır
sorusunun cevabını beklemeden hareketlenir
“Benim Melek’in yanına gitmem gerek” der telaşla.
Cemil onu kolunda yavaşça tutar. Lamia’yı tam karşısına gelecek şekilde çekiştirir.
Cemil gülümsemektedir
“Yoksa sen beni kıskanıyor musun?” der
lamia kendisini ele vermiş olmanın sinirliliğiyle
“Kıskanmak mı... !Hayır tabii ki.” der
Cemil’den gözlerini kaçırır ama Cemil ısrarla onunla göz göze gelir.
Lamia tekrar konuşma ihtiyacı hisseder
“Ben... şey ben sadece sizin gibi aldatılan kadın olarak anılmak istemiyorum” der hemen. Yine Cemil’e siz diye hitap etmiştir. Bulunduğu zor durumdan kurtulmak için en son bunu dener.
“Bu kadar yani başka bir sebebi yok” der Cemil soran gözlerle.
Lamia onun onaylar gibi bakınca Cemil Lamia’yı daha çok kendine çeker. Bunun üzerine genç kadın birden heyecanlanır. Ona bu kadar yakın olmaktan hem korkmuş hem de heyecanlanmıştır.
Çaresizce ne diyeceğini bilmez. Cemil’in kolunu tutan eline dokunur
“Lütfen bırakın beni cemil bey... lütfen....” der neredeyse fısıltıya dönüşen sesiyle.
Cemil onun halinden tavrından, telaşından her şeyi anlamıştır. Lamia’nın kendisiyle ilgilenmesine çok sevinmiştir.
“Cemil bey Lamia hanımı hiç bırakmayacak.”der.
Lamia birazdan olacak olayı fark etmiştir ama içinden olmasını istediğini anlayınca daha çok telaşlanır.
Kalbi Lamia’ya ihanet etmektedir.
Cemil onu belinden kavrar..
“Bırak beni!” der duygularından korkan Lamia.
Ama Cemil onu daha sıkı bir şekilde sarar . Lamia tekrar
“Bırak diyorum!” diye haykırdı. Çırpındı ama nafile. Cemil o kadar güçlüydü ki kurtulmak imkansızdı. Direnmeyi bıraktı.
“Tavrınız yada beni küçümseyen sözlerinizin hiç önemi yok”dedi Cemil sertçe.
Lamia biraz utanmış biraz da ürkmüştü. Ne yapacağını bilemiyordu. Tekrar kurtulmaya çalıştı ama başaramadı. Kalbi hızlı hızlı çarpıyordu.
“Yeter artık!” dedi tekrar sertçe Lamia.
“Bir süredir takip ediyorum seni küçük hanım! Kıskanıyorsun” dedi cemil yeşil gözlerini onun gözlerine dikerek.
“Hayır dedim ya asla! “ dedi Lamia haykırarak. Böyle bir şeyi asla kabul edemezdi.
Cemil’ın kollarından kurulmak için çaresize kıpırdandı.
“Ve korkuyorsun” dedi Cemil.
“Ben ne sizden ne de başka birinden korkmuyorum. Bırakın beni!” dedi sinirle Lamia.
“Kendinden korkuyorsun” dedi Cemil
”Hayır bırakın artık Cemil bey!”
ama tüm bu gel gitlere rağmen Lamia kalbine söz geçiremiyordu.
“Cemil bey seni birazdan öpecek Lamia hanım... ister kaçar gidersiniz ister razı olursunuz” der.
Lamia’nın güzel gözleri cemil’in gözlerine kilitlenir ve Lamia ile Cemil ilk kez öpüşürler..


(o kadar istedim böyle bir sahne bir senaryo yazmasam olmazdı ;) )

magicalrose
12-01-09, 12:41
hayalimdeki sahneler...................................6



o masum plandan önce

Lamia’nın kendisiyle ilgilendiği onun deli gibi kıskandığını anlayan Cemil bir anda gazetede gördüğü fotoğraflar yüzünden her şeyin başa döndüğünü düşünmeye başlar.
Aslında Lamia’nın bir suçu olmadığını farkındadır. Çünkü Lamiş’in bakışları her şeyi anlatmaktadır.
Hatta Cemil’den sakladığı duyguları bile açıkça ele vermektedir o bakışlar. Cemil artık Lamia’nın duygularını farkındadır ama asıl önemli olan Lamia’nın da bunun farkında varmasıdır.
Bir gün malumunuz havalar bu ara çok soğudu, Cemil hastalanmıştır. Lamia onun odasına girer . İlacını içip içmediği kontrol etmek ve onu görmek istemektedir. Odaya girince Cemil’i yatakta uzanmış bulur. Ona yaklaşır.
“Nasılsın?” der.
Cemil yorgun bir şekilde iyi olduğunu söyler.
Bu anda Lamia gazetedeki fotolar için Cemil’den özür dilemeye karar verir ve Cemil’in yanı başına oturur... Cemil hasta olduğu için doğru düzgün bu konuyu konuşamamışlardır
“Şey ben senden özür dilemeliyim aslında” der Lamia birden
Cemil biraz şaşırır.
“Neden?”
“şu gazetedeki haberler için....” der Lamia.
Aslında Cemil onun özür dilemesini hiç beklemiyordur. Çünkü onun masum olduğuna inanıyordur.
“Gerek yoktu”
“Bence var... suçum yok ama yine de dikkatli olmalıydım” der Lamia. Üzgün gözlerle Cemil’e bakar.
Cemil onun çok güzel göründüğünü düşünür.
“Kendimi nasıl affettirsem bilemiyorum” der Lamia
Cemil bir anda
“Bana bir iyilik yapmak istiyorsan.........” der ve duraksar. Lamia merakla ona bakar.,
“Beni öp” der birden Cemil
Lamia bunu kulaklarına inanamaz.
“Ne!”
“Duydun işte” der Cemil...
Bunu nasıl söylersin, böyle bir haber yüzünden senin kollarına atlayacağımı mı sandın! “ dedi alçak sesle ama öfkeyle.
Ama Lamia Cemil’ın bakışlarındaki ısrarı görünce telaşlandı. Birden içinde beliren telaşın ortaya çıkardığı öfkesine engel olmaya gayret etti ama başarmadı..
“Asla! “dedi kesin bir ifade ile Cemil’e bakarak
Cemil’in istediği olmuştu. Lamia’nın aklı karışmıştı. Cemil onu daha da
karıştırmak ve öfkelendirmek istiyordu. Çünkü Lamia’nın duyguları ancak bu şekilde su yüzüne çıkabiliyordu.
Cemil birden gülmeye başladı.
Şaka mı yapıyordu yoksa ciddi miydi bir türlü anlayamadı Lamia
“Bunu yapacaksın. Artık bu evcilik oyunundan sıkıldım.!” dedi Cemil onu öfkelendirmek için
Lamia’nın dili tutulmuştu. Ne yapacağını ne söyleyeceğini şaşırmıştı.
“Hayır bu kadar zalim olamazsın. Yani biliyordum bu kadar zalim olduğunu ama yine de Nimet ile ilgili yanıldığımı anlayınca içimde sana karşı bir ümit vardı.” dedi Lamia
“Senin korkularını yenmeni sağlıyorum Lamia. Bir gün bana teşekkür edeceksin” dedi Cemil sakince.
“Hem Ayrıca Nimet mı?” diye ekledi.
Öfkelenen Lamia hiç lafı dolandırmadan bir çırpıda
“Onunla birlikte olduğunu sanmıştım” dedi utanarak
Cemil hayretle karışık güldü.
“Bunu nasıl başardın Lamia” dedi sitem dolu bir bakış atarak.
“Biliyorum.... aptalcaydı ama öyle sanmıştım.Ama Gülay, Nimet ve Enise’yi konuşurken duymuş. Macide ablaya söylemiş. Yani aranızda bir şey olmamış. Onunla ilişkinizin nasıl bir şekilde sürdüğünü bana hiç anlatmadın ki” dedi Lamia daha da utanarak...
“Biz pek fazla şey paylaşmadık ” dedi Cemil yatağın içinde iyice oturarak. “Etrafında kocaman duvarlar vardı. Ama artık bu duvarlar kalkacak.” diye ekledi ve sonra bir süre sustu.
“Bu dediğinizi yapmam mümkün değil” dedi Lamia kararlı ama hassas kulakların duyabileceği bir tedirginlikle.
Ağlamak üzereydi.
“Yapacaksın!”dedi Cemil sesini yükselterek bağırmamıştı ama kararlıydı..
“Yapacaksın Lamia. Artık sabrım kalmadı. Bu odaya her geldiğimde sana dokunamamak bana ne kadar büyük bir acı veriyor biliyor musun? “diye ekledi.
“Yine kendini düşünüyorsun. Sadece kendini. Ben sana dokunursam büyük bir acı duyacağımı söylemeliyim. Bu bir hata olur. “dedi Lamia söylediklerine kendi de inanmıyordu.
Kalbiyle mantığı arasında sıkışmış kalmıştı.
Aslında o acı; içinde biriken bir inanma arzusuydu. Lamia deli gibi ona inanmak istiyordu.
“Yapacaksın. Acı çeksen de yapacaksın. Bu bana bir daha tekrarlatma. İstediğimde beni öpeceksin. Sana aynı yatağı aylaşmayı önermiyorum. Sadece beni her istediğim de öpeceksin anladın mı?. Bu tartışma burada bitmiştir” dedi Cemil kararlı bir ses tonuyla
Lamia duyduklarına inanamayarak bir süre öylece kaldı. Korkuyordu. Bu sefer geçekten korkuyordu.
Kafasının içi o kadar doluydu ki tam her şey iyiye gidecek derken Cemil’le ilgili yanılmak istemiyordu. Derin düşüncelerin içindeydi

“Benimle ilgili günlüklerine bir şeyler yazdın mı?” diye sordu Cemil aniden konuşarak.
Lamia ağlamaklı sesini bastırmaya çalışarak.
“Hayır” dedi yalan söyleyerek.
Cemil yattığı yerden başını kaldırdı. Tam istediği gibi onunla göz göze geldi.
“Tahmin etmiştim” dedi
Bu sırada Lamia’ya hiçbir zaman istemediği bir şeyi yaptırmayacaktı. Ama onu bir kez olsun öpmemiş olmaya katlanamıyordu.
Birden biraz önceki ısrarından vazgeçecek oldu ama Lamia’nın gözlerindeki bakışı görünce vazgeçti. O bakışlarda kararlılık değil kararsızlık vardı.
Bu bile Cemil için umut demekti.
”Bunu nasıl tahmin ettiniz Cemil bey” dedi Lamia
“Ben seni sandığınızdan da iyi tanıyorum. “dedi Cemil ve yeniden yatağa uzandı.
“Ayrıca. Cemil“ diye ekledi.
“Anlamadım” dedi Lamia.
“Bana bundan sonra sadece Cemil diyeceksin. Bana bunu da bir daha tekrarlatma...” dedi yavaşça genç adam.


Sonra Lamia’yı büyük bir heyecanın ortasında bırakıp uykuya daldı.

masum bir plan............................

Salonda gece geç vakit herkes yatmış sadece Lamia ile Cemil kalmıştır. Aslında Cemil eskisi kadar hasta değildir ama Lamia’nın kendisiyle ilgilenmesinden hoşlandığı için bunu pek belli etmez.

Lamia ile son yaptıkları konuşmadan sonra Lamia ile yaptıkları kaçma kovalamaca ise Cemil’in canını sıkmaktadır. Lamia o malum konuşmadan sonra günlerce Cemil’den kaçmaya onunla yalnız kalmamaya çalışır.

En sonunda Cemil küçük bir plan yapar. Günlerdir düşündüğü bu planı uygulama koymaya karar verir.

İkisi birlikte salonda otururlar. Lamia saate bakar, vakit geç olmuştur.
“Ben yatmaya gidiyorum.” Der ayağa kalkar.
Cemil hemen atılır
“ben de yatsam iyi olur” der
ama oda ne Cemil’in bir anda başı döner ve tekrar koltuğa oturur.
Genç kadın telaşla onun yanına gider.
“İyi misin? Noldu! “dedi
Cemil başını tutuyordu.
“Başım dönüyor. Yorgunum “dedi.
Lamia hemen onun koluna girip yatak odasına gitmesine yardım etti.
Odaya girdiler ama oda ne Cemil aniden odanın kapısını kilitledi.

Bunu gören Lamia şaşkın kalakaldı ama hemen Cemil’in numara yaptığını anladı.
“Yalancı, numaracı! “dedi haykırdı.
“Benden daha ne kadar kaçabilirsin ki” dedi Cemil gülerek ve pencereyi açtı. Elindeki anahtarı Lamia’ya gösterip penceren aşağı attı.
“Hayır!” dedi Lamia hayretle ve telaşla elini uzatsa da anahtarları yakalayamadı.
Yüzündeki şaşkın ifadenin yerini korkuyla karışık bir öfke aldı. Cemil’den bir kaç adım geriye doğru gitti.

Düelloya tutuşmuş iki düşman gibi karşılıklı adımlar atıyorlardı. Lamia buradan kurtulmak için planlar yapmaya başladı ama bir çıkar yol bulamadı.
Tek aklına geleni yaptı; çaresizce kapıya doğru koşarken Cemil onu hemen belinden yakaladı. Genç kadın çırpınsa da kaçamadı.
Cemil onu sıkıca tuttu. Gözlerini gözleriyle yakaladı. Cemil’in kendisine sarılması Lamia’yı birden çok heyecanlandırdı.
Onu gözlerine bakmak istemiyordu ama yapamadı... Cemil’in bakışları önce Lamia’nın gözlerine sonrada parlayan güzel dudaklarına kaydı. Cemil dudaklarını iyice yaklaştırdı ve Lamia’nın dudaklarıyla birleştirdi.Ve onu öpmeye başladı.
Genç kız çırpınarak adamın kollarından kurtulmaya çalıştı ama kurtulmaya çalıştıkça Cemil onu daha da çok kendine çekiyordu.
Kocası onu soluksuz öpüyor Lamia’nın teslim olması için ısrar ediyordu. Sonra bir ara Cemil dudaklarını çekince Lamia haykırdı.
“Bırak beni. Git Nimet gibi kadınlarla yat!! İstediğin kadınla öpüşebilirsin. Umurumda değil!!!! ” diye haykırdı..
Cemil’in kolları yine onu sıkmaya başladı. Lamia onun gözlerinde korkutan bir bakış gördü. Suçlanmanın öfkesiydi bu.
Sonra Cemil tekrar öptü kızı.
Lamia yine çırpındı ama adamın istekli dudakları, bedenine dokunan bedeni tuhaf bir duygu yaydı kalbine..
Aşk böylece dudaklardan kalbe inmeye başladı. Lamia buna engel olamıyordu. Cemil’in öpücüğü karşı koyulması imkansız bir hale geliyordu. Çersizce elleriyle onu göğsünden itmeye başladı ama Cemil o kadar güçlüydü ki etkilenmedi bile. Lamia’nın asıl istediği Cemil’den kurtulmak değildi. Onun kalbine bıraktığı sıcaklıktan kurtulmak istiyordu. Ama elini koyduğu yerde Cemil’in kalbini hissetti. Onun da kalbi Lamia’nın kalbi gibi göğüs kafesini zorluyordu. O dakikadan sonra Cemil’in kalbi Lamia’nın avuçlarında yol bulup karısının nabzıyla birlikte atmaya başlamıştı. Bu andan sonra Lamia için bu tatlı ana karşı koymak imkansızlaştı.
En sonunda bilerek ve isteyerek onu öpmeye başladı.
Lamia çaresizlik içinde hayatta asla karşı koyamayacağı duygular olduğunu bu gece öğreniyordu.

( Bu sahneler benim kendi yazdığım ve siteye eklemede devam ettiğim –güneşe hasret- hikayemden uyarlanmıştır.. Umarım beğenirsiniz)

magicalrose
12-01-09, 15:58
zaten işin tuhafı da cemil in lamia nın onu kıskandığından hebri olmadığı gibi birde böyle bi ihtimali hiç düşünmüyor olması ve bu olduğunda ahh kaç köşe olur acaba
ama tabii önce bi aşık atışması yapsınlar

lamia dan cemil e

nimet ile antalya ya gitmez olaydın
sabah seni uğurlarken bagajda kalaydım
sen nimetle narenciye içerken
ben nimet inkine zehir kataydım


Allah iyiliğini versin senin yaw :img-hyste:img-hyste
Canım Cemil'in böyle bir ihtimal inanması onu kıskandığını anlaması demekski o zaman işler zatn daha kolay olurdu ikisi için

ahhh ahhh ne sahneler hayal ediyorum. ekledim zaten aten.:img-yes:.. istiyorum ki Cemil anlasın Lamia'nın onu deli gibim kıskandığını. Xonun anladığını Lamia'da anlasın... köşe kapmaca oynasınlar yalı'nın içinde...

sonra soğuk havalardan dolayı
Cemil hasta olsun ()... işte salonda otarsun bunlar herkes yatmışdır tabii. Cemil tam aya kalkınca numaradan
Cemil: “Başım dönüyor. Yorgunum “desin mesela
Lamia hemen onun koluna girip yatak odasına gitmesine yardım etsin. odaya girer girmez Cemil kapıyı kilitlesin...:img-yes::img-hyste
Bunu gören Lamia şaşkın kalakalsın garibim... ama hemen Cemil’in numara yaptığını anlasın
Lamia: Yalancı, numaracı! “dedi haykırsın cemil'e ama kurtulmak ne mümkün.
Cemil: Benden daha ne kadar kaçabilirsin ki....
diyen Cemil gülerek pencereyi açsın ve hoooppppp elindeki anahtarı Lamia’ya gösterip penceren aşağı göndersin.. :img-hyste

eee sonrası artık senaryomda bana burda da cemil ve lamiş'e kalmış :love05::love05:

s.eren
12-01-09, 15:59
Canım biliyorsun tartışma akabinde ve detayında öpüşme mevzuu konsunda en çok ısrarcı olan benim...
Şöyle sıkı bir kavga etsinler... senaryomda da yazmıştım Cemil anlasın Lamia'nın onu kıskandığını,tutsun Lamia'nın kolundan
Lamia: Hayır bırakın artık beni Cemil bey!
Cemil: Bırakamam
Lamia: Lütfen cemil Bey :img-yes:
Cemil: Cemil bey seni birazdan öpecek Lamia hanım... ister kaçar gidersiniz ister razı olursunuz... desin.. ve :love05:.
Lamia ile Cemil böylece ilk kez öpüşsünler..

işallah bu dileklerimiz tutar.
Yazdığın sahne çok romantik ya Aslında kar olsaydı harika olurdu ama buldukda bulanmayalım değil :img-hyste

resimleri gören cemil adeta çılgına döner ama lamia yı da ürkütmek istemez

-o gün neler olduğunu bana ne zaman anlatacaktın

-bişey olmadı ki

-lamia bütün gün sana ulaşamadım ve geldiğimde senin bütün günü o.. o.. kenan la geçirdiğini öğreniyorum sakin olmamı nasıl beklersin ve ya anlamamı

-ama siz de nimet hanımlaydınız bütün gün

-aynı şey mi

-evet aynı şey o gece gördüm sizi çok yakındınız

-lamia benim tek yakın olduğum kişi sensin ama bana o kadar uzaksın ki bunu göremiyorsun

-cemil....lütfen cemil bey

-(cemil içses yedirtme cemil beyini)sana bir saniye bile olsa yakın olmama izin ver lamia lütfen

-hayır

ama bazen hayır demek aslında kabullenmektir cemil yaklaşırken lamia olduğu yerde donakalır karşılık vermez ama daha sonraki günlerde bu öpücüğün elektriğini hep dudaklarında hisseder çünkü o öpücük dudaklarından kalbine inmiştir...

s.eren
15-01-09, 18:11
düşündüm düşündüm düşündüm

çok orjinal değil ama faydalı olduğu 1550 kere görülmüştür boşanma kararı üzerine cemil lamia yı alıp dağ evine gtisin orda yarı çıplak odun kırsın (cemil i öyle görmek isteyenler için ):img-hyste
lamia mutfak camından cemil in kaslarından süzülen terlere bakarak yutkunsun :img-hyste
cemil kırdığı odunları şömineye atsın çıtır çıtır sesler içinde bi yemek yesinler sonra cemil
-vallaha içimden geldi sana gidip dağ gülü bulup getirecem
deyip evden çıksın
arkadan bir kar fırtına tipi başlasın
eve gelmeyen cemil i lama aramaya çıksın
sonra cemil i kapı önünde elinde dağ gülü ile baygın vaziyette bulsun
içeri soksun sonra viçuduna şok yapmak için bi kova kar getirip viçudunu ovsun ama tamanmen tedavi amaçlı ama yutkunsunn yutkunsun yutkunsun
beterrr olsunnnnnnnnnn
:img-hyste:img-hyste:img-hyste:img-hyste:img-hyste

bunların dağ evi vardır deemiii???

pinkzone
15-01-09, 18:15
düşündüm düşündüm düşündüm

çok orjinal değil ama faydalı olduğu 1550 kere görülmüştür boşanma kararı üzerine cemil lamia yı alıp dağ evine gtisin orda yarı çıplak odun kırsın (cemil i öyle görmek isteyenler için )
lamia mutfak camından cemil in kaslarından süzülen terlere bakarak yutkunsun :img-hyste
cemil kırdığı odunları şömineye atsın çıtır çıtır sesler içinde bi yemek yesinler sonra cemil
-vallaha içimden geldi sana gidip dağ gülü bulup getirecem
deyip evden çıksın
arkadan bir kar fırtına tipi başlasın
eve gelmeyen cemil i lama aramaya çıksın
sonra cemil i kapı önünde elinde dağ gülü ile baygın vaziyette bulsun
içeri soksun sonra viçuduna şok yapmak için bi kova kar getirip viçudunu ovsun ama tamanmen tedavi amaçlı ama yutkunsunn yutkunsun yutkunsun
beterrr olsunnnnnnnnnn
:img-hyste:img-hyste:img-hyste:img-hyste:img-hyste

Hasretttt !!!!! :img-hyste:img-hyste:img-hyste

Bu kadar da olmasın yahu..

Yutkusun ha.. :img-hyste Koptum.

Ben daha masumane bekliyorum. En azından ya banyo çıkışı ıslak ıslak görsün. Yada gömlek değiştirirken gömlek önden verilen hava ile acaip uçsun gömleği sırtırna geçirinceye kadar süperman edasyıla güzelce şekil alsın yani.. :img-hyste Ve tabiki yutkunsun yutkunsun.. :img-hyste

s.eren
15-01-09, 18:19
Hasretttt !!!!! :img-hyste:img-hyste:img-hyste

Bu kadar da olmasın yahu..

Yutkusun ha.. :img-hyste Koptum.

Ben daha masumane bekliyorum. En azından ya banyo çıkışı ıslak ıslak görsün. Yada gömlek değiştirirken gömlek önden verilen hava ile acaip uçsun gömleği sırtırna geçirinceye kadar süperman edasyıla güzelce şekil alsın yani.. :img-hyste Ve tabiki yutkunsun yutkunsun.. :img-hyste

şimdi bebeğim
tabi ki gönül ister ki yalıda cereyan etsin bu işler ama yalı oldukçe kalabalık ve keman bey için orası yol geçen hanı
ben istiyorum ki bunlar yolda kalsınlar karda fırtınada yani ikisinin bir arada olabileceği bi yer olsun ne nimet ne keman ne saib ne suzi bi başbaşa kalsınlar
o zaman yutkunsun yutkunma manyakı olsunn :img-hyste:img-hyste
yutkunsun yutkunsun yutkunsun....:img-hyste

s.eren
15-01-09, 18:29
Fentezi kuruyoruz bir anlamda. Ancak bu şekilde bu bölümün o saçmasapan fragmanını unutuyorum desem. :icon_sorr

Herhalde Lamia'nın fanteziside bu. Kendisine hakaret edilmesinden haz duyuyor. Bazılarının fantezileri de böyle olabiliyor.

L: Bana aptal de bana gerizakalı de. Ağlarınla ör beni Cemil. :img-hyste
C: Nee bu nasıl bir sapkın fantezidir yahu. :img-hyste

:img-hyste:img-hyste:img-hyste

havuçlu ve bıyıklı lamia :img-hyste:img-hyste

cemil beni sarsana beni aldatsana beni elinin dersiylen itsene yiğidim erim beyim kıskançsal olarak vurulduğum bi denem hırpala benii
bayıra karşı yatır beni
tırmala beni kaşı beni
:img-hyste:img-hyste

ayy ölcem gülmekten kayışım koptu yine boşa dönüyo:img-hyste:img-hyste

Lastzany
15-01-09, 21:30
Cemil antalyadan hırsla dönsün...
Lamiayı yakalayıp tozutsun..
elini falan kaldırabilir..
öyle korkunç suratıyla hesap sorsun
Lamianın kafa tası atsın..
Cemili bi güzel kelimeleri ile dövsün...
sonra soluğu Kenanın yanında alsın
kenan ona gel benimle desin..
oda seviyorum bekle bavulumu alıp meleğide alıp geliyorum desin..
akşam Cemile bak cemil efendi senden boşanıyorum desin
bunu duyan Cemil cinnet geçirsin..
nayır nolamaz beni boşayamazsın gidersen kenanı mahvederim desin
bunu duyan Lamia ertesi gün meleği alıp evden kaçsın
doğru kenana gitsin...
boşanma davası açsın Kenanda Cavidana açsın..
bunlar fizana kaçsın
yok kaçmasın
kenan ve Lamia bunlara karşı savaşsın..
Cemil Kenanı iş yüzünden zor durumlara soksun..
bizimkiler yılmasın..
kötülüğe savaş....
ve birsürü cebelleşmeden sonra herkes cezasını çeksin..
Kenan Lamia ve Melek mutlu mesut yaşasın....

zihnefended
24-01-09, 17:49
Makbule Lamiayı telefonla aramıştır:

Makbule:Eğer kocanı ve kızını sağlıklı olarak görmek istiyorsan Cemil'den ayrıl..
Lamia:Makbule saçmalama.Ne demek istiyorsun sen.
Makbule:Dediğimi duydun.O ikisini sağlıklı görmek istiyorsan Cemil'den ayrılacaksın.
Lamia:Allah kahretsin sen.............

Makbule telefonu kapamıştır Lamia'nın suratına.Lamia'da cümlesini tamamlayamamıştır(aslında devamına yazacak birşey bulamadım)

Lamia bütün gece Cemil'e ve Melek'e zarar vermeden bu işi nasıl halledeceğini düşünmüştü.Sonunda başka çaresi olmadığını düşündü ve Cemil'den ayrılmaya karar verdi.Fakat bu işin olması çok zordu.Cemil zaten canı yansa bile bu evliliği sürdüreceğini belitmişti.Ancak Cemil'in sınırlarını aşacak birşey yaparsa boşanmayı kabul edeceğini akıl etti.Lamia'nın aklına birden Kenan Bey geldi.Akşam Cemil'e Melek'i Kenan Bey'e götüreceğini söyledi.

ertesi gün.........

Kenan:Lamia,bugün sende bi haller var.N'oldu?
Lamia:Kenan Bey dün Makbule beni Cemil ve Melek'e zarar vermekle tehdit etti.
Kenan:Neeeeee.........
Lamia:Boşanmamı istiyor.Ben boşanmak istemiyorum,ama onlara zarar vermesinden çok korkuyorum.Zaten ben istesem bile Cemil benden boşanmaz.
Kenan:Peki ne yapacaksın?
Lamia:Senden bir iyilik isteyeceğim.
Kenan::Neymiş o?
Lamia:Boşanmayı kabul etmesi için Cemil'in benim tarafımdan çok tahrik edilmesi gerekiyor.Yani benim onu aldattığımı düşünmesi gerekiyor.
Kenan:Benim buradaki rolüm ne peki.
Lamia:Şimdi bütün günü biryerlerde gezinerek geçirelim.Sonrada bir Kadına fotoraflarımızı çektirelim.Gazeteye falan vermek için.
Kenan:Peki kabul..

Cemil ve Lamia kavga ederler.........

Lamia(Pat diye odaya dalan Cemil’i görünce) - A a!
Cemil - Ne o? Beklemiyordun di mi?
Lamia -(içses:aslında bekliyordum) Niye kapıyı vurmuyorsun? Böyle dalamazsın içeri.
Cemil - İstediğim gibi girerim. Sen bana hesap sormayacaksın. Hesap vereceksin. (Lamia dönüp gitmeye kalkınca kolundan tutar) Yüzüme bak.
Lamia- Noluyo ya? Napıyosun sen?
Cemil - Bütün gün onunla naptınız söyle.
Lamia - Söyledim ya telefonda.
Cemil - Yokluğumu fırsat bildiniz di mi? Hemen birbirinizin kollarına atıldınız ..
Lamia - Saçmalama. (Yine döner ve yürür)
Cemil (Yine kolundan tutar) - Söyle naptınız? Nerdeydiniz söyle!
Lamia - Bırak beni! Çık dışarı!
Cemil- Çok ileri gittin Lamia. Sen benim karımsın! Karım! Biz söz verdin bana. Tutmaya mecbursun.
Lamia- Sen bana verdiğin sözü tuttun mu? Ben senin karın gibi davranıyorum. Sen koca gibi davranıyor musun? Ben seni utandıracak bir şey yapmadım.Ama sen beni küçük düşürdün. Arsız arsız kırıştırıyorsunuz Nimet’le. Benim gururumla oynuyorsunuz.
Cemil - İnanmıyorum beni kıskanıyosun.
Lamia - Umrumda bile değilsin. Sadece onurumu düşünüyorum. Bana hesap soracağına kendine bak önce.
Cemil - Onunla bi gün beraber oldun diye ümide mi kapıldın ha? Onun için mi çıkıyo sesin?
Lamia- Yeter artık! Rahat bırak beni!
Cemil- O senin hayatını mahvetti! Nasıl unutursun yaptıklarını? Hala nasıl değer verirsin o aşağılık adama?
Lamia - Ya senin yaptıkların Cemil? Sen neler yaptın bana? Hayatımdan çaldın! Siper oldum sana. Kalkan oldum, yetmedi. Silah olarak kullandın, acizliğimden faydalandın!
Cemil- Bağırma. Kes sesini.
Lamia- Kenan’dan hırsını alabilmek için beni kullandın. Aptal gibi kabul ettim ben de.
Cemil- Sus, bağırma Lamia.
Lamia - Susmıycam işte. Dayanamıyorum artık! Kendimi sana mecbur zannetmiştim. Değildim hiç bir zaman. Çok pişmanım Cemil. Bu yüzden kendimi hiç affetmiycem. Hiç.
Cemil (Omzunu tutar) - Lamia.
Lamia(Hırçın bir şekilde) - Dokunma bana! Dokunma! (Cemil çıkar)

Lamia Cemil'in çıkmasıyla hıçkırıklara boğulur.Cemil'de Lamia'dan farksız bir durumdadır.Odasına geçtiğinde o da ağlamaya başlar.

Kenan Bey Lamia'yı telefonundan aramıştır
Kenan:Ne oldu Lamia niye ağlıyorsun.
Lamia:Kavga ettik.
Kenan:Lamia ağlama bu kaçınılmazdı.
Lamia:Biliyorum.Tamam.
Kenan:Lamia birşey sorucam?
Lamia:Efendim.
Kenan:Sen Cemil'den boşandıktan sonra ne yapacaksın?
Lamia:Yunanistana gidicem.Orada yeni bi düzen kurucam.Melek'le birlikte.
Kenan:Cemil'in orada olduğundan haberi olmayacak değil mi?
Lamia:Evet

Telefon konuşması bittikten sonra Lamia gözlerindeki yaşı silip kendine çeki düzen verdi ve aşağı indi.

Lamia- Suzan Abla rica etsem Meleği odasına çıkarır mıydın?
Suzan Hanım- Tabi canım.
Cemil- Noluyo Lamia? Neler oluyo sana?
Lamia- Konuşmak istiyorum. Oturalım mı?
Saip Paşa- Yalnız konuşmak isterseniz ben...
Lamia- Lütfen kalın. Ben yapamıyorum Cemil. Böyle devam edemycem. Boşanmak istiyorum. Birbirimize destek olmak için bir araya geldik. Siz bana yardımcı oldunuz. Ben de verdiğim sözleri tuttum.
Cemil- Baba lütfen bizi yalnız bırakır mısın?
Saip Paşa- Hıhı. Tabi. Lamia sakın fevri kararlar verme kızım. Yapma.
Cemil- Baba lütfen bizi yalnız bırakır mısın? (Paşa çıkar) Bana bunu yapamazsın.
Lamia- Lütfen Cemil böyle söyleme. Bu evlilik böyle sürmez sen de biliyosun.
Cemil- Ben şikayetçi değilim.
Lamia- Ama ben? Başında da Kenan’ı sevmekten vazgeçmeyeceğimi söylemiştim.
Cemil- Biliyorum.
Lamia- Daha fazla dayanamıycam Cemil. Lütfen anlamaya çalış.Ben gidiyorum. Lütfen bana engel olma. Böylesi senin için de daha iyi olucak. Emin ol.

Lamia odasına çıktığında tekrar kendine hakim olamayıp ağlamaya başlar.Cemil'de aynı şekilde odasına kaçıp ağlar.Lamia valizlerini hallederken ağlamaya devam eder.

O sabah.........

Lamia- Cemil! Lütfen aç kapıyı. Cemil lütfen. Böyle olmaz. Beni ömür boyu kapalı kapılar ardında mı tutucaksın?
Cemil- Beni bırakmıycaksın Lamia. Gitmene izin vermiycem.
Lamia- Suzan Abla! Suzan Abla! (Telefonuna yönelir ama o sırada telefonun dışardan çaldığını duyar, Kenan aramaktadır) Cemil! Ver lütfen telefonu. Cemil çocukluk yapıyosun.

***

Lamia-Lütfen Cemil. Lütfen. Bu benim son şansım. (Melek ağlar) Ağlama kızım. Şışşşş. Eğer gerçekten beni benim Kenan’ı sevdiğim gibi sevseydin anlardın. Kenan bana gitmek için yalvarsaydı ben ona engel olmazdım. Beni bırak lütfen.
Cemil (Kapıyı açar) - Git hadi.

Lamia arabaya binerken gözlerinden birkaç damla yaş akar.Cemil'e tekrar bakacak yüzü olmadığı için arkasına bile dönemez.Arabası havalimanına doğru hareket eder.Tam o sırada Kenan'da yalıya girer.

Kenan:Cemil...
Cemil:Senin burada ne işin var aşşağılık herif.
Kenan:Cemil dur beni dinle lütfen.
Cemil:Dinleyecek bişey yok.Defol git buradan.
Kenan:Lamia benim için ayrılmadı bu evden.
Cemil:Ne.Ne için gitti peki?
Kenan:Makbule tehdit etmiş Lamia'yı,sana ve Melek'e zarar vermekle.Anlasana artık o seni çok seviyo.
Cemil:(telaşla)Peki nerede şimdi?
Kenan:Havalimanında.Uçağının kalkmasına bir saat var daha.Normalde ben buraya gelmicektim ama Lamia'yı geri getirmezsen Melek'le birlikte Yunanistan'a gidecek.
Cemil:Tamam oyalama beni.

Cemil son sürat arabasıyla giderken yüzü gülmektedir.artık Lamianın kendisini sevdiğini ve korumak istediğini,ayrıcada Nimet'ten de kıskandığını bilmektedir.Hava limanına yetişmiştir.Tam o sırada Yunanistan uçağının kalkacağı anonsu verilmiştir.Lamia'da valizleri ve Melek'le birlikte uçağa doğru ilerlerken Cemil arkadsından koşarak bağırır.

Cemil:Lamia....
Lamia:Cemil....
Cemil(nefes nefese)Benden habersiz nereye gidiyorsun.
Lamia:Ben şey sadece....
Cemil:Herşeyi biliyorum Lamia.O bize zarar veremez.Yoldayken polisi aradım şimdi onu yakalamışlardır.
Lamia:Peki şimdi ne olacak.
Cemil:Evimize gidicez.

Cemil karısını alıp evine götürür.

Aynı akşam.............

Herkes uyumuştur.Sadece Cemil ve Lamia ayaktadır.

Cemil:Lamia.
Lamia:Efendim Cemil.
Cemil:Bugün Kenan geldi.
Lamia:eeeeeeeee..
Cemil:Bana senin beni sevdiğini söyledi.
Lamia:Doğru söylemiş.

İkiside gülümser.Öpüşürler.O gece Cemil ilk defa Lamia'ya dokunur.Balayına çıkarlar.Melek'ten sonra iki tane çocukları olur.

mutlu son

magicalrose
26-01-09, 15:31
Hayalımdeki sahneler..........................7


Form kapalı bende bir senaryo yazayım dedim....

Bir Sonbahar Günü

Cemil akşama kalma halde sabah yatağından kakar. Başı çok ağrıyordur ama zorda olsa yatağın içinde doğrulur. Lamia gittiğinden beri günlerdir gece geç saatlere kadar oturup içiyordur. Onun kendisine yaptığı hakaretleri ve haksızlığı sindirmek, onun Kemancı ili birlikte olduğuna inanmak bunu kabullenmek için kendisini avutuyor çabalıyordu.

Duş alıp içeri kahvaltı masasına gelir. Saib bey suratı beş karış onu beklemektedir.. Moralinin çok bozuk olduğu hemen anlaşılır. O sırda masaya servis yapan Macide de Cemil'i görünce telaşla salondan çıkıp alt kata iner...
Masaya oturan Cemil ortamdaki gerginliği hemen fark eder . Babasına döner, Merakla ona bakıp
Cemil: noldu baba?
Saib cevap vermek istemez . Lafı geçiştirmeye çalışsa da başaramaz.
Cemil: baba…. Ne var?
Saib en sonunda masanın üzerinde duran gazeteyi uzatır Cemil’e.
Cemil önce gazeteye sonrada babasına bakar.
Saib :Üzülmene değmez …inan ki değmez..
Cemil biraz çekingen bir şekilde gazeteyi eline alır.
İkinci sayfada şöyle bir başlık vardır.

“LAMİA PAŞAZADE VE H. KENAN GÜN’ÜN AŞK KAÇAMAĞI”

Bunu okuyan Cemil bir kez daha yıkılır. Lamia’nın o gün için sadece yemek gedik deyişinin hatırlar. Haberin birkaç satırını daha okuduktan sonra gazeteyi yavaşça masanın üstüne koyar. Saib oğlunun üzüntüsünü görünce konuşmaya başlar
Saib: baştan hataydı bu kızı evimize sokmak. Hem kendini hem bizi rezil etti. Partideki itibarımda ayaklar altında…
Cemil bir bardak çay içtikten sonra masadan sessizce kalkar.
Odasına çekilir ve dolabından çıkardığı mantosunu giyer. Arkasından gelen babası
Saib: nereye?
Cemil: Dolaşacağım biraz…
Saib : Günlerdir şirkete gitmiyorsun. Biraz çalış kafam dağılır.
Cemil: İşle güçle uğraşamam. Belki yarın giderim… bilmiyorum.

Cemil mantosunu giyip Yalı’dan dışarı çıkar. O sırada üst kattaki odalardan birini temizleyen Macide pencereden Cemil’in sahile doğru gittiğini görür.

******** ********

Sabah erkenden kalkan Lamia gazete haberlerini okumuştur. Cemil’e o gün için sadece geziyorduk, gerçeğinin şimdi herkes tarafından özelliklede Cemil tarafından yanlış anlaşılacak olması onu rahatsız etmeye başlamıştı. Cemil’in aldatılan eş kendisinin de aldatan olarak gösterilmesi Lamia’yı ağlatmıştı.
Masa başında önünde gazeteye bakakalıp dalmıştı. Bu sırada Kenan’ın uyandığını görür.
Lamia: Günaydın.
Kenan: Günaydın . Nyeni var?
Kenan onun moralinin bozuk oludğunu analımıştı hemen.
Kenan: Ağladın mı sen?
Lamia cevap vermez. Çünkü konuşsa ağlayacak kadar doludur. Bu haber Cemil’le yaptığı kavgayı da aklına getirmiş ilk kez haksız olabileceğini düşünmeye başlamıştır. Kenan onun moral bozukluğunu yanlış anlar.

Kenan: Bak Lamia biliyorsun ben bir sanatçıyım. Biliyorum bu aralar çok yoğunum ve seninle ilgilenemiyorum. Melek’e ve sana fazla vakit ayıramıyorum. Ama bana birza nalayışlı olsun…

Lamia ve Kenan ilk günler çok mutlu olmuşlar romantik dakikalar geçirmişlerdir. Ama zamanla Kenan’ın yeniden eski günlerine dönmesiyle ararlında büyük bir boyluk açılmıştır. Kenan uzun saatler hayattan kendini soyutluyor beste ve müzik çalışmalarına kendini veriyor diğer zamanlarda isi konserden konsere koşuyordu. Lamia ve Melek’e ise neredeyse hiç zamana ayıramıyordu. Cemil’e boşanma davası açmasına rağmen Kenan’ın hala Cavidan’dan boşanmaması da ayrı bir sorundu.,

Kenan konuşurken Lamia gazeteyi ona uzattı. Kenan gazetdeki haberi okuyunca telaşla yerinden fırladı.
Kenan: bu nasıl olur! İnanamıyorum….
Lamia: herkes ne düşünecek…
Kenan: Bu yazılanlar çok saçma… o gün sadece gezip dolaşmıştık. Bu fotoğraflar…
Lamia: Cemil’e de öyle söylemişsim. O gün sadece yemek yeyip Melek’i dolaştırdığımızı. Aldatan kadın oldum. Üstelik cemil zor durumda kaldı. Boşanmadan birlikte burada yaşadığımız ortaya çıkarsa….
Kenan o kadar öfkelidir ki Lamia’nın sözlerini duymaz.
Kenan: Cavidan’a bunu nasıl açıklarım!!! Daha dikkatli olmalıydık.
Lamia Kenan’ın sadece Cavidan’a ne düşünür diye endişelenmesine şaşırmıştır.

Kenan Lamişin şaşkın bakışları arasında birkaç dakika içinde evden çıkıp açıklama yapmak üzere Cavidan’a gider.

********** ********

Evin üst kattaki odasını temizleyen Macide mutfakta öğle yemeği için hazırlık yapmaktadır.

Bu sırada Yalı’nın kapısında kararsız bir el zile doğru uzanır. Zili çalmaktan endişe edip geri çekilir. Sonra aynı el tekrar uzanır ve tam o anda çöpü dışarı çıkaran Macide kapıyı açar ve karşısında Lamia’yı görür. Şaşırır.
Macide: Lamia senin ne işin var burada.
Lamia: Macide abla
M: Saib bir içerde görmesin seni…
L: ben Cemil’i görmeye gelmiştim
M: ah kızım Cemil perişan oldu. Hele bu sabahki gazeteleri gördükten sonra yıkılmıştır.
L: bende o konuyu konuşmak için…
M: artık arayıp sormasan. Seni görmezse belki unutur Lamia
L: Macide abla . onunla mutlaka konuşmalıyım. Evde mi?
M: hayır yok…
Lamia inanmaz.
L: lütfen geldiğimi haber ver
Macide tedirgin bir şekilde arkasına bakar.
M: Saib bey görecek kızım seni .. çok öfkelenir şimdi. Hem gerçekten Cemil beşy evde yok.
L: Lütfen Macide abla… çağır . çok kalmayacağım
Macide dayanamaz.
Bir iki saat önce çıktı. En son sahile doğru gidiyordu. Dolaşıp kafasını dağıtacak herhalde. Sahil boyu yürür rastlarsın
L: Sağ ol Macide abla….

*********** *******

İstanbul’un en güzel hali nedir? Diye soracak olursanız benim cevabım sonbaharda bir akyam üstü… tıpkı bir kadın gibi hüzünlü ve güzel.

İşte öyle bir sonbahar günü sahilde kalbi kırık bir adam dolaşmaktaydı.
Cemil soğuktan üşüyen ellerini montunun cebine sokmuş saatlerdir düşünüp durmaktaydı. Dolaşmaya çıkmasının asıl sebebi düşünmemek, unutmak olsa da bunu başaramamıştı. Aklından çıkıp gitmeyen o kahrolası günden sonra (Lamiş’in ev terk ettiği) üstüne bu gazete haberinin çıkması onu darma dağınık etmişti. Ama kendi kendine bu kadar dağıtmanın, kahrolmanın neyi ne kadar çözdüğünü düşünüp duruyordu.

En sonunda tam Kız kulesi’ni gören bir banka oturdu. Genç ama yorgun bedenini banka bıraktı ve düşüncelerin içinde kaybolmaya devam etti. Tam o sırada ince gölge beliriverdi gözlerin önünde. Başını yavaşça çevirdiğinde karşısında Lamia’yı görmüştü. İkisi de şaşkın ve nemli gözlerle birbirine bakıyordu. Aralarında büyük bir elektrik akıp gitti sanki. Lamia’nın ayakta duracak hali kalamamıştı bir anda. Yeşil gözleriyle ona sorgular gibi bakan Cemil’den gözlerini kaçırdı en sonunda ve çekingen bir sesle

Lamia: oturabilir miyim? …. dedi.
Cemil cevap vermedi ve bakışlarını ondan ayrılıp Kız Kulesi’ne çevirdi.
Lamia bir cesaret banka onun yanına oturdu. İkisi bir süre sessizce öyle kaldılar.
Cemil: neden geldin?
Dedi ifadesiz bir ses tonuyla. Bakışları hala denize doğruydu.
Lamia yine çekingen bir sesle.
Lamia: Cemil ben… konuşmalıyız…
Cemil: benim konuşacak bir şeyim yok.
Lamia iyice cesaretlenip
Lamia: sabah gazeteleri görmüştür sün?...
dedi tepkisini ölçmek için Cemil’e baktı. Ama Cemil öyle duruyordu. Lamia Konuşmaya devam etti.
Lamia: Sana söylediklerim doğruydu o gün sadece Melek’i gezdirmiştik…
Cemil yeni cevap vermedi.
Lamia: Fotoğraflar nasıl çekildi bilmiyorum. Gazetede görünce şaşırdım Dikkatli olmam gerekirdi.
Cemil: neye yarar... neyi değiştirir? … dedi.
Lamia susmak zorunda kaldı.
Cemil: o gün ne amaçla onunlaydın bilmiyorum. Önemli olan bugün nerdesin? Bu haberi doğrulayan bir yerdesin….
Diye ona baktı Cemil.Gözlerinde ne öfke nede ilk karşılaştıkları andaki sorgulayıcı bakış vardı. Lamia ondaki hayal kırıklığını ilk kez bu kadar çıplak bir şekilde görüyordu.
Cemil: Biliyor musun… ne aldatılan koca olmak, ne de senin beni bırakıp gitmen hiç biri bana inanmaman kadar üzmedi beni. O günü hatırlıyor musun? Söylediklerini…
Lamia bakışların ondan kaçırdı.

Cemil: seni kullandığımı söyledin. Nimet’le ilişkim olduğunu.. sonra beni yargısız infazla sensizliğe mahkum ettin. Kendimi savunma hakkı bile vermedin. Şimdi bende senin yaptığın gibi “onunla aramızda hiç bir şey yaşanmadı “ desem nere yarar ki?.... Sonradan aklıma geldi büyük ihtimalle yılbaşı gecesi balkona da geldin ve bizi kim bilir nasıl gördün….(Cemil sonradan gördüğü eteklerin Lamiş’e ait olabileceğini düşünmüştü.)

Lamia bunu duyunca şaşırdı . onun şaşkınlığı Cemil’in doğru tespitte bulunduğunu anlamasını sağladı…

Cemil: Doğru tahmin etmişim. Hiç bir şey göründüğü gibi değildi. Sadece bir kaç saniye daha kalmalıydın…. Ben sana hep sadık kaldım Lamia.

Lamia ve cemil bir süre sustular. Etrafa bir karanlık çökmüştü sanki. Gökyüzünde biriken bulutlar yavaşça yağmur bırakmaya başlamıştı. Lamia bir an acaba Cemil doğru söylüyor olabilir mi diye düşündü. İçinde tereddüt yaşamaya başladı.

Cemil: artık bunları konuşmanın hiç kimseye bir faydası yok…. Dedi
Lamia susmayı seçti.
Cemil: mutlu musun?..dedi
Lamia bu soruyu duylunca telaşlandı ama cevap vermedi
Cemil: eminim değilsindir…ama biliyor musun her şeye rağmen seni seviyorum …
Lamia onunla hala kendisini böyle sevebilmesine çok şaşırmıştı. Sonra
Cemil ona bakıp: Ama unutacağım…….
Diye ekledi .

Lamia bu keilmeyi ve onun sesindeki kararlılığı duyunca birden telaşlandı.

Cemil son kez onun gözlerine baktı. Birkaç saniye süren bu bakıştan sonra tekrar
“unutacağım” dedi ve

banktan kalkıp arkasına bakmadan sahil boyu yürümeye başladı. Lamia’dan her

bir adım uzaklaştıkça geri dönüp ona sarılmak istiyordu ama yapmadi, yapamadı.

Lamia’da karışık duygularla onun arkasında nemli gözlerle bakakaldı….


…………………. ……………..

BERNA
28-01-09, 19:44
İşte beklenen senaryo geldi :img-hyste Benim ne eksiğim var ben de halktanım benim çiftimin nesi eksik :icon_whis
İç sesler parantez içinde verilmiştir.

Lamia'nın evden ayrılışı Paşazadeler'in konağında bomba etkisi yaratmıştır. Cemil sinirli, üzgün ve perişan; Saip Paşa olayların hızı karşısında şaşkın, Suzan Hanım ise Lamia'nın gidişinden sonra eşyalarını toparlamaya başlamıştır.

Macide: Suzan Hanım nereye gideceksiniz?
Suzan: Aslında evim var ancak olaylar çok hızlı olunca, kiracımı çıkaramadım. Makbule de bayağı sakinlemiş, belki biraz ona destek olursam daha da iyileşebilir diye düşünüyorum.
Macide: Tabi siz bilirsiniz.

Mutfakta
Gülay: Ooh Lamia'dan kurtulduk şimdi sıra sevimsiz, ukalaya geldi. Gıcık oluyorum şu kadına gıcık...
Nazım: Hakikaten o ne havalar öyle, sanki bizden üstün.
Gülay: Yaa eninde sonunda Melek'in bakıcısı.
Saip: Gülay, Macideee. Nerede benim ilacım? Burada aile faciası yaşıyoruz, siz hala çene yarıştırıyorsunuz diyerek mutfaya girer. Kimmiş bakayım Melek'in bakıcısı Suzan Hanım mı? İşiniz gücünüz yok bir de kadının dedikodusunu mu yapıyorsunuz? Çok ayıp çook, bir daha duymayayım.
Gülay: Peki Saip Bey.
Arkasından- Yaa anlamıyorum Lamia'yı da o kadını da tepemize çıkardılar, sinir oluyorum
Nazım: Boşver sen onu bunu yalnız kaldık ya sen ona bak..
Gülay: Doğru valla
(Öpüşmeye başlarlar)

Suzan Hanım valizini hazırlamış ve de Saip Bey'e veda etmek için salona girmiştir.

Saip: Demek siz de gidiyorsunuz, evimizin tadı tuzu kaçtı zaten. Siz de gidince iyice sessiz kalacak evimiz.
(Ya aslında iyi oluyordu insanın yaşına yakın biriyle dertleşmesi, kötü olacak şimdi. Kalacağım yine tek başıma)
Suzan: Üzmemeye çalışın kendinizi, çok zor biliyorum ama Lamia'nın seçimi. Benim şimdi burada kalmama da gerek yok.
(Yazık ya adama aslında üzülüyorum ben bu adama da Cemil'e de çok. Üstelik sohbeti de iyiydi)
Saip: Bari gideceğiniz yeri ayarlayana kadar kalsaydınız.
(Sana ne ya giderse gider ne oluyor sana adam?)
Suzan: Yok sizin yeteri kadar iyiliğinizi gördüm zaten, gerek yok. Ben zaten Makbule'yle kalacağım bir süre.
(Valla çok iyi adam bu Saip Bey)
Saip: Ne işiniz var o evde çıldırdınız mı siz, gözü döner mazallah!!
Suzan: Ben bayağı düzelmiş gördüm, öyle demeyin
(İyi adam olmasına iyi de çok korkak ya, ne bu böyle tabansız!)
Saip: Bence pek akıllıca bir karar değil ama siz bilirsiniz. Kendinize dikkat edin, bir de bize karşı bir planı olursa haber verir misiniz lütfen Suzan Hanım?
(Barış planının işe yarayıp yaramadığını haber verebilir aslında. Bu arada kibarlıktan kırılacaksın kendine gel, paşasın sen!)
Suzan: Tabi tabi dikkat ederim. Siz de Cemil'e mukayyet olun bir delilik yapmaya kalkmasın, sonra kendisi daha çok üzülecek.
(Adamın derdi başından aşkın beni düşünüyor, iyi insan aslında)
Saip: Elimden geleni yapacağım artık.

Bu sırada kapı çalar ve de Şahika içeri girer ve Saip Beyciğim diyerek kendini Saip'i koluna girip salona götürmeye kalkar.

Şahika: Cavidan'ın başına neler geldi bir bilseniz ah neler geldi..
Suzan (Geldi sevimsiz kadın, resmen asılıyor Saip Bey'e de, bir de şu geh geh gerinmesi yok mu)

Saip: Şahika Hanım siz salona buyrun ben Suzan Hanım'ı yolcu edip geleyim.
Şahika: Bekliyorum efendim.
Suzan: (Efendiler götürsün seni)
Saip: Suzan Hanım bizi merakta bırakmayın, ara ara mutlaka uğrayın. Makbule'de bir değişiklik olursa da arayın.
Suzan. Gelirim Saip Bey, ararım da.
Şahika: Saip Beyciğim gelmiyor musunuz?
Suzan: Siz konuğunuzu bekletmeyin der asık suratla ve de evden çıkar.
Saip: Bari biz taksi çağırsaydım... Gitti... Neyse, arayınca ben gönlünü alırım.

Birkaç gün geçer. Gazeteler Kenan ve Lamia'nın yurtdışı turnesine beraber gitmesi haber ile çalkalanmaktadır, Lamia'nın Kenan'ın evine taşındığı da rivayetler arasındadır gazetelere göre. Sabah gazeteleri henüz yalıda okunmamıştır. Saip salonda tek başınadır.

Saip: Barış ne yapıyor acaba? Suzan Hanım'ı arasam mı, hem gönlünü alırım.

Eli gazetelere gider, haberi görür. Saip Paşazade'nin gelini yazmaktadır haberde. Saip çok sinirlenir ancak yine de Suzan Hanım'ı arar doğruluğunu öğrenmek için.

Suzan: Efendim
Saip: Ben Saip Paşazade
Suzan: Tanıdım buyrun Saip Bey
Saip: Gazetelerde okuduğum doğru mu?
Suzan: Lamia ile ilgili olan mı? Evet doğru.
Saip: Cemil mahvolacak. Nasıl engel olacağım ben ona bilemiyorum.
Suzan: Anlıyorum sizi.
(Bazen kızıyorum ama aslında iyi adam bak oğlunu da düşünüyor)
Saip: Zaten adımız gazetelerde beş paralık olmuş, bir de Saip Paşazade'nin oğlu olay çıkarırsa yandık, seçimleri kaybettik demektir. Lamia için de kötü bir şöhret aslında acaba siz konuşsanız vazgeçirebilir misiniz?
Suzan: Saip Bey ben artık Lamia'ya karışmıyorum. Artık kendi istediklerini yaşamak istiyormuş.
(Salaksın sen Suzan oğlunu düşünüyormuş, adam seçimle bozmuş, oğlunu bile düşündüğü yok. İyi adammış!)
Saip: Biz yine de biraraya gelsek ve de hem bu konuyu, cemil konusunu, hem de Makbule'nin durumunu konuşsak
(Gerçekten de konuşmaya ihtiyacım var birisi ile, hem hoş da vakit geçiririm belli mi olur?)
Suzan: Bilmem ki...
Makbule: Abla kiminle konuşuyorsun iki saattir, Barış'la dondurma yediğimiz günü anlatıyordum ne güzel.
Saip: Aman kapatın Suzan Hanım, o delinin ne yapacağı belli olmaz. Yarın saat ikide Bebek Parkı'nın oradaki pastanede buluşalım.
Telefonu kapatır.
Suzan: Ya adam cevap vermeme bile izin vermedi, ne korkak adam!! Ne yapalım mecburi gideceğiz artık...

Gelecek bölüm:
Suzan ve Saip'in ilk randevusu gerçekleşecek mi?
Suzan Hanım'ın istemem yan cebime koy tavrı devam edecek mi?
Barış planı ortaya çıkacak mı?
Makbule de ajan veya telekulak olacak mı?
Cemil babasının Suzan Hanım'la olan samimiyetini anlayacak durumda olacak mı?

Bunun dışında istediğiniz sahne varsa senaryonun uygun bir yerine eklerim, siparişlere açık bir senaryo yazımı tekniği deniyorum :img-hyste Her an herşey olabilir senaryoda. İlk bölümde ister istemez son olayları kullandım ama bu sadece bu bölüme özgüydü ;)

Not: SASU yazın 1505'e gönderin Yılın Çifti kampanyasına siz de katılın :img-hyste

BERNA
30-01-09, 19:10
Yılın Çifti-2

Senaryonun ikinci bölümü geldi çattı. Sipariş üstüne ilerleyecek dediğim gibi. İsteklerinizi önemsiyorum, hepsini uygun zamanda kullanacağım da. Bu bölüm forumda çok bahsi geçen konulardan birkaçını kullanabildim sadece.

Saip Bey ve Suzan Hanım'ın ilk randevusunun olduğu gün gelmiştir.

Paşazadelerin Konağı

Saip Bey bir gün önce büyük bir öfke nöbeti ve sinir buhranı geçiren oğlunu evde yalnız bırakacağı için biraz endişelidir ancak Suzan Hanım hem Lamia, hem Makbule ve her ne kadar kabul etmek istemese de kendisi için önemli bir noktada olduğu için randevuya gitmek de istemektedir.

Çalışma odasında kahvesini içtikten sonra salona iner ve uyumadığı için gözlerinin altı çökmüş ancak daha sakin bir Cemil gördüğüne sevinir.

Saip: Nasılsın oğlum? Biraz sakinleştin mi bari?
Cemil: Sanki üstümden araba geçmiş gibi, hala öfkeliyim ama çok yorgunum.
Saip: Biraz dinlemeye çalışsan.
Cemil: Zor olacak ama başka çarem yok. İşe gitsem kemancının turnesiyle ilgili detaylar çıkacak karşıma. o yüzden gitmiyorum. Nimet desen ayrı bir dert. Evde kalıp uyuyacağım dün gece de gözümü kırpmadım desem yeridir!
Saip: Benim kalmama gerek var mı oğlum? İki saatlik işim var da.
Cemil: Git baba akşama ancak uyanırım. Sen benden gizli bir işler mi çeviriyorsun? Arada bir yokoluyorsun da?
Saip: Yok canım parti işleri, kısa sürede bitirip geleceğim.
(Ya bu çocukta radar mı var hala çözemedim)
Cemil: Tamam şaka yaptım baba.
Saip: Nedense moralin kötü de olsa şakaların hiç değişmiyor, zevzek der ve güler.

Makbule'nin evi

Suzan Hanım da giyinmiştir ancak Makbule sürekli konuştuğundan bir türlü çıkamıyordur evden dışarı.
Makbule: Sonra Barış'la vapura bindik. Martılara ekmek attık. Bana sarıldı abla, o zaman içim içime sığmadı. Sence onu affetmeli miyim?
Suzan: Bilmiyorum kızım, ben artık bu tip işlere karışmıyorum biliyorsun. Hem dedim ya kaç kere, nasıl istersen onu yap diye.
Saatine bakar.
(Ay daha ne kadar konuşacak bu kız?)
Makbule: Hayrola abla bir randevun mu var yoksa?
Suzan: Yok canım biliyorsun faturalarımı yatıracağım da gişe kapanmasın diye...
(Çok mu süslendim acaba?)
Makbule: Ay abla şaka yaptım. Hah haha haha. (Makbule'nin delimsrek gülüşlerinden birisini hayal edin artık) Bu yaştan sonra ne randevusu
Suzan: (Haklı aslında acaba gitmesem mi?)

Parkın karşısındaki kafe

Suzan saatine bakarak masada oturmaktadır.

Suzan: Tüh ya hevesliler gibi erken gelmişim.

Bu sırada siyah takım elbiseli, siyah gözlüklü ve siyah şapkalı bir adam kafeye girer.

Suzan: Allahım ne acaip tipler var, bu masaya da yaklaşıyor ama...
Saip: Oturabilir miyim?
Suzan: Saip Bey?
Saip: Benim Suzan Hanım benim.
Suzan: Niye böyle giyindiniz?
Saip: Makbule sizi takip etmişse benimle buluştuğunuzu anlayamasın diye. Sonra sizin başınız belaya girmesin. Belli mi olur ne yapacağı delinin
(Tabi kendimi de koruyorum ama o kadarını söylemeyeyim bari, paşalık bizde kalsın!)
Suzan: Makbule evde eski sandığı açmış oturuyor, lütfen çıkarın kendimi kötü hissediyorum kara gözlüklerle konuşurken.
(Resmen bahane benimle görünmekten utanıyor, gerizekalı Suzan sen süslendiğinle kal)

Bu sırada sabah koşusuna çıkmış olan Enise ve Nimet geçerken Suzan Hanım ve kara gözlüklü bir kişiyi kafede otururken görürler.

Enise: Ay Lamia'nın sürekli yanında olan asık suratlı kadın değil mi?
Nimet: Evet ya, kadına bak sen. Ne yere bakan yürek yakanmış görüyor musun?
Enise: Lamia onun yanında staj yaptı herhalde. Baksana çıkan son skandala...
Nimet: Hayret birşey ya kadın kafelerde randevulaşsın. Biz hala kös kös koşalım böyle.
Enise: Aman bize ne canım, sen Nazım'ı çağırsana gelsin. Yeterince koştuk, gidelim birşeyler atıştıralım.
Nimet: Enise biz boşuna mı koşuyoruz deminden beri.
Enise: Boşuna olur mu canım, daha çok yiyebilmek için. Gülmeye başlar.
Nimet: Alem kadınsın valla, o da gülmeye başlar.

Kafede Saip Bey artık gözlükleri çıkarmıştır.

Saip: Makbule niye eski sandığı açmış?
Suzan: Eski nişanlısından bahsetmiştim ya Barış'tan. O tekrar barışmak istemiş.
Saip: Gerçekten mi? Pek akıllı değilmiş desene! Peki Makbule ne diyor bu işe?
(Senden iyi tiyatro sanatçısı olur Saip. Köksal Engür bile eline su dökemez)
Suzan: Valla etkilenmiş gibi ama bana pek inandırıcı gelmiyor bu durum.
Saip: Aman barışsın barışsın iyidir. Bizden uzak dursun da.
Suzan: Ya evet.. (Suratı asılır)
(Adamın derdi imanı Makbule korkusu galiba. Baksana ben de onunla yaşıyorum)
Saip: Siz de hata ettiniz oraya gitmekle bence ama sizin seçiminiz tabi.
Suzan: Makbule gerçekten eskisi gibi değil. (Ufak bir gülümseme yerleşir yüzüne)
(Beni az da olsa düşünmesi güzel aslında)
Saip: Bir inanabilsem düzeldiğine...

Nazım gelir, Nimet ve Enise'yi alır parktan.

Nimet: Ya ben hala Suzan Hanım'da kaldım. Kadına bak benim sevgilim yok o ise bu yaşında gizli buluşmalarda. Ummadık taş baş yarar derler ya doğruymuş.
Enise: Şekerim sen de sen hep olmayacak adamların peşinde gidiyorsun. Vardır mutlaka başka takıntısı olmayan adamlar da.
Nimet: Bilmem ki var mıdır acaba.. .

Kafede konuşma devam etmektedir.

Suzan: Saip Bey Cemil nasıl?
Saip: Dün çok kötüydü, biraz daha sakinledi. Sanırım atlatacak.
Suzan: Umarım atlatır. Herkes için çok zor günler oldu.
Saip: En kötüsü de gazetelere düşmemiz oldu. Lamia biraz daha akıllıca davransaydı bütün bunlar olmayacaktı.
Suzan: Aklına koymuş bir defa, aşk akıl dinlemiyor.
(Niye böyle yanlış anlaşılacak laflar ediyorsun e kadın?)
Saip: O da doğru ya. Fakat politik kariyerim açısından çok kötü oldu bu son skandal. Gazetelere düştük resmen
Suzan: Zor bir durum.
(Adamın imalı lafı farkedecek durumu bile yok, varsa yoksa politik kariyeri!)
Saip: Cemil'le neredeyse aram bozuluyordu bu konu yüzünden, beni yanlış anladı. Zannediyor ki o politik kariyerim kadar önemli değil. Oysa ben ikimizi birden....
Suzan: Ee pek de haksız sayılmaz yani!!
Saip: Suzan Hanım???
(Niye kızdı yine bir anlasam!!)
Suzan: Yani kusura bakmayın ama siz de her lafa parti diye başlıyorsunuz canım.
Saip: Öyle mi yapıyorum gerçekten?
(İçine işlemiş senin politikacılık ne yapsan sökemiyorsun)
Suzan: Bazen diyelim.
Saip: Ne güzel siz gerçekleri yüzüme söylüyorsunuz. Oysa politikada biliyorsunuz kimin gerçek olduğu belli değil.
(İşlemiş ama bak ne güzel kıvırdın lafı :))
Suzan: Ben de haddimi aştıysam özür dilerim.
(Kolay mı tabi doğru)
Saip: Ne münasabet! Ben sizinle sohbetten zevk alıyorum.
Her ikisi de gülümser mahçup mahçup.

Nazım bulduğu ilk boş vakitte köşke koşar.

Gülay: Hoşgeldin hayatım. (Kimse olmadığı için hemen gider; bir fasıl öpüşürler)
Nazım: Köşkte durumlar nasıl?
Gülay: Dün çok kötüydü, herkes barut gibiydi. Fırtına öncesi sessizlik herhalde.
Nazım: Bugün Nimet Hanım da işe gitmedi ne olur ne olmaz diye. Dün Cemil Bey az daha boğuyordu ya onu.
GülaY. Bugün Cemil Bey sakin.
Nazım: Valla ben ona hak veriyorum. Sen böyle birşey yapsan katil olurdum.
Gülay: Öyle mi haşin erkeğim benim.
(Bir daha öpüşürler)

O sırada İlyas kapıdan maydanozlarla girer. Çift hemen toparlanır.

İlyas: Cemil Bey maydanozlu salata sever ona yaparız diye topladım. Yesin afiyetle. Morali de bozuk yazık çocuğun.
Gülay: Tamam baba hemen kıyıyorum maydanozları.
Nazım: Biliyor musun Gülay? Bugün Suzan Hanım'la bir adamı başbaşa görmüşler.
Gülay: Gerçekten mi, yok artık?
İlyas: Çocuklar başka işiniz gücünüz yok mu sizin?

Cemil yeni uyanmış ve yemek yemek için aşağıya inmiştir.

Cemil: Babam daha gelmedi mi?
Macide: Yoldaymış şimdi aradı.
Cemil: İyi bakalım, onu bekleyeyim bari.
Gülay: Buyrun efendim maydanozlu salatanız.
Cemil: Oo çok güzel ya, ellerine sağlık.
Macide: Gülay yaptı.

İkisi de kapıya yönelirler, bu sırada Cemil de gelen babasını görmüş, arkalarından kapıya doğru yönelmiştir

Gülay: Anne biliyor musun kimin sevgilisi varmış?
Macide: Ay ne bileyim ben? Artık kafa mı kaldı, kiminse kimin.
Gülay: Suzan Hanım'ın
Macide: Hadi ya!!

Cemil konuşmayı duymuş arkalarından gülmüştür. Saip Bey eve gelir. Cemil'in güldüğünü görür.

Cemil: Nerdesin ya baba açlıktan öldüm. Paşasız boğazımdan geçmez biliyorsun.
Saip: Hayrola ne güzel neşelisin.
cemil: Senin de parti işleri fena gitmedi herhalde.
Saip: Eh işte
(Fena değildi hakikaten iyi vakit geçirdim:img-yes:)
Saip: Ee söyle bakalım neye gülüyordun ben gelirken?
Cemil: Bu hizmetçiler çok alem ya, bu halimle bile beni güldürdüler. Dedikoduda sınır yok onlarda.

Her ikisi de yemeği yemeye başlarlar bu arada.

Saip: Ne olmuş ki?
Cemil: Suzan Hanım'ın sevgilisi varmış.

Saip: Öhü öhö öhööö
Cemil: Baba ne oldu, boğazına maydanoz mu kaçtı?

Bir sonraki bölüm

*İlyas maydanozları ile bir faciaya yol açacak mı?
*Saip Bey Suzan Hanım'ın sevgilisi diye bahsi geçenin kendisi olduğunu anlayacak mı?
*Lamia yurtdışından dönecek mi?
*Cemil babasının gizli işlerinden şüphelenecek mi?
*Nimet hayatının erkeğini bulabilecek mi?
*Nazım ve Gülay öpüşmeden bir bölüm geçirebilecekler mi?

LamiAslı
31-01-09, 22:46
60. BÖLÜM
Kenan ve Lamia hayal ettikleri gibi Kenan’ın ayarladığı bir eve giderler,Kenan kapıyı açar ve içeri girerler…
Kenan(Lamiaya): Bu ev bizim yuvamız olsun istiyorum,Bizim evimiz bizim bahçemiz,bizim çocuklarımız burada oynasınlar istiyorum…
Lamia: (Gülümseyerek) Bende
Bu arada Meleğin uykusu gelmiştir,Lamia Kenan’a sorar
Lamia: Aaa Melek uyumuş,nereye yatırabiliriz?
Kenan: Şu karşı odaya gidelim
Lamia gördüklerine inanamaz çünkü bu oda tam bir bebek odasıdır Kenan’a sorar
Lamia: Sen bu odayı ne zaman böyle düzenledin?
Kenan: Çok oldu hep hayalimdi Meleğimizin bu odada kalması…
Lamia: İnanmıyorum.Gerçekten de çok güzel… (Kenan’ın yanağına bir öpücük kondurur)
Kenan: Hadi fazla ses yapmayalım uyusun Meleğimiz…
Artık akşam olmuştur.Lamia kanepenin üzerinde uyuya kalmıştır.O sırada Kenan o akşam geçirecekleri sofrayı hazırlamıştır.Lamia çok şaşırır ve gözlerinde belirli bir parıltı görülmektedir.
Lamia(Kenan’a seslenir):Kenan…Kenan!
Kenan: Burdayım aşkım..
Lamia: Bu sofrayı…(daha Lamia cümlesini bitirmeden Kenan hemen lafa atılır)
Kenan: Evet ben hazırladım.İkimiz için.
Lamianın gözlerinde Kenan’a karşı duyduğu aşk açıkça Kenan tarafından fark edilmektedir.Kenan ve Lamia sofraya otuturlar.Kenan şarabı koyar.
Lamia: Şu anda burada seninle birlikte olmama inananmıyorum…
Kenan: Artık inanmalısın güzel günler bizi bekliyor Lamia
Lamia: Neden biz bu güzel günleri bu kadar geciktirdik ki? Anlayamıyorum hala ikimizde hata yaptık,Sen Cavidanla evlendin bende Kemal bey ve Cemille biz bu hataları nasıl yaptık!
Kenan: Hepsi oldu bitti.Ben seni sevdiğimi çok önceden anladım.Hem de çok önceden ama mecburdum Cavidanla evlenmeye bir yandan da…Ben kendi kendime verdiğim sözleri hiçbir zaman tutamadım.Ben ne Leylayı ne de Cavidan’ı bir seni sevdim Lamia bir seni…Hala da seviyorum…
Lamia: Bende…Sen bana yıldızlar kadar uzaktın hep biran benimlesin sandım hayallerim gerçek oldu sandım…Ama bize gülemedi hayat hep keşkelerle yaşadık.Ben hapishanedeyken senin evlendiğini öğrendiğimde kendimde değildim sanki…Ondan sonra da fenalaştım zaten revire götürdüklerinde ‘’Hamilesin’’dediler..Bir yandan çok sevindim bir yandan da hep buruktu içim…
Kenan: Neden bana bebeğimizin benden olduğunu söylemedin Lamia?
Lamia: Bunu sana anlatmıştım,söyleyemezdim.Cavidan Hanım’ı sevdiğine emindim bir yandan da…Yapamazdım biran mutluluğuna mesleğine kariyerine bir tehlikeye atarım diye düşündüm..
Kenan: Bunları yaşadığımıza hala inanamıyorum biliyormusun?...Ben hep seni hayal ettim hayallerimde hep sen vardın peki tamam ama neden Kemal beyle evlendin?
Lamia: Zorundaydım bir yandan da bebeğimi sahipleneceğini söyledi…Hem de Kemal beye borcum varmış gibi hissediyordum kendimi…Hem artık o saatten sonra senin bana aşık olacağını düşünmüyordum bile hem de bebeğim büyüyünce babasız demesinler,onu hor görmesinler diye evlendim Kemal beyle…
Kenan: 1 gün daha bekleseydin her şey farklı olacaktı.Belki de biz şu masada evlilik yıl dönümümüzü kutluyor olacaktık…
Lamia: Nerden bilebilirdim.Zaten bana evlenme teklif ettiğinde her şey çok geçti.Arabada da sana yalan söylemek zorundaydım…Cavidan hanımla mutlu olduğunu düşünüyordum…Hem ona bu kötülüğü yapamazdık…Kalbim ne kadar ‘’evet gelirdim’’ dese de gururum ‘’hayır gelemezdim’’ dedi.Bebeğimin Kemal beyden olduğunu söyledim sana onu söylerken bile yüreğimdeki acıyı bilemezsin!.’’O bebek senin seni çok seviyorum Kenan!’’ demeyi ne kadar çok istediğimi bilemezsin…!
Kenan: Peki ya Pansiyonda niçin bana öyle davrandın?
Lamia: Pansiyonda hep seninle Cavidan’ın mutluluk haberlerini okudum.Günlüğüme de ‘’Senin baban öldü.Öyle bil’’yazdım.Beni öptüğünde sana sarılmayı çok isterdim.Ama yapamazdım en azından o mutluluk haberlerini gördükten sonra yapamazdım!.Seninle geldim,Cemille gelmezdim zaten buralara…Çünkü Melek için en güvenli yer babası diye düşündüm ama sonra hayallerim git gide sönmeye başladı.
Kenan: Neden hapishanede yattın o zaman neden bunu yaptın Cemil’i seviyorsun diye düşündüm biran biliyor musun? Ne kadar acı çektiğimi anlatamıyorum bile…
Lamia: Gülay’ın eski kocası eskiden bana tecavüz edecekti.Cemil ile Leyla Hanım geldiler kurtarmaya Cemil bey bıçağı Gülay’ın kocasının karnına sapladı,öldürdü…
O sırada Saib bey geldi.Elime bıçağı verdi onlara borçlu olduğumu,ve bununla ödeyebileceğimi söyledi.Herşeyden korkuyordum artık! Mecburen girdim hapishaneye…Sonra Makbule Cemil’e bir ceza vermek istemiş polise gitmiş ama beni de yaktı adaleti yanıltmaktan hapishaneye girdim…Yoksa Cemil için değil…Günlüklerimin bir kısmı orda kaldı zaten…
Kenan: O günlüklerde neler yazıyordu Lamia…Cavidan neler söyledi o günlükler hakkında ama ben sana inanmak istedim.Suzan Hanım yalan olduğunu söyledi ama ben sana inanmak istedim…Sadece bir kısmını okuyabildim.Gördüğümde Cavidan günlükleri boş bir arazide yakıyordu…
Lamia: Gerçekten bilmeyi istiyor musun?
Kenan: Evet özellikle de senin bana neler söylediğini…
Lamia: Seninle geçirdiğim ilk günlerden beri yazıyorum bu günlüğü…Hep seni Meleğimize yazdım…Ama hepsi hayallerimdi…İlk gecemizi yazdım,sana aşık olduğumu,Meleğin babasının sen olduğunu,seni hep seveceğimi,seninle olan geçirdiğimiz günlerin hepsini yazdım neredeyse…Umutlarımı seninle olan hayallerimi…
Kenan: Bende her daim seni görüyordum rüyalarımda…
Kenan: Peki neden Cemil’le evlendin neden bunu yaptın bize?
Lamia: Cemil beyle evlenmek hiçbir zaman planlarımda olmayan bir şeydi…Ama sen beni çok kırıyordun…Özellikle de Meleğin velayetini alma hususunda çok kırılmıştım…Bende senin benim gibi yüreğin yansın istiyordum.Sana Cemille evleniyorum dedim…Çünkü tek çarem buydu Meleğimden ayrılamazdım,Meleğimi kazanabilmem için Cemil’le evlenmek zorundaydım…
Kenan: Sana Seni Seviyorum dedim…Neden bana karşı çıktın hiç mi hissetmedin?
Lamia: Çünkü o kadar hakaret işitmiştim.Nasıl inanabilirdim ki? Gözlerine baktım doğruyu söylüyordu ama gururum olmaz dedi her daim…Senin Meleği alabilmen için bir yalan olduğunu düşünüyordum.Zaten günlüğüme de yazdım ‘’Oysa gerçekten beni sevseydi’’ diye…
Kenan: Peki ya nikah günü? Neden evet dedin o adama neden Lamia neden?
Lamia: Senin beni sevmediğine inanıyordum çünkü…Hep acaba dedim…Cemil’le evlenmek benim için bir zorunluluktu,Meleğimi almak için zorunlu tuttum kendime…Ama hiçbir zaman onun karısı olmadım.Ne Kemal beyin Ne de Cemil’in hiçbir zaman karısı olmadım ben…
Kenan: İnanamıyorum biz hep keşkelerle acabalarla yaşamışız bunca yılı…Oysa kalbimizi dinlesek bambaşka olurmuş her şey..
Lamia: Bundan sonra hayatımızda keşkeler olmasın…
Kenan: Asla olmayacak,Senin boşanma davanı açtırıyorum avukatlar da benimkini imzalayacaklar..
Lamia: Sonra ne yapacağız…
Kenan: Sonra evleneceğiz…Hayallerimizi gerçekleştireceğiz.Ben işlemlere boşanır boşanmaz başlatırım.Bir süre buradan bir yere gitmeyiz.Bu semtte bizi bulamazlar…Evlenince de İstanbul dışına yerleşiriz…
Lamia: Şu anda bunları konuştuğumuza inanamıyorum…
Kenan: İnansan iyi olur aşkım güzel günler bizi bekliyor…Seni çok seviyorum Lamia…
Kenan bunu dedikten sonra Lamia ve Kenan hiç unutamayacakları gecede beraber olurlar…Lamia ve Kenan hayallerine kavuşmuşlardır.Geriye sadece resmiyete dökmek kalmıştır…Onlar için sadece evlenmek kalmıştır… Artık Kenan ve Lamia aşkları için mücadele edeceklerdir…

pinkzone
02-02-09, 16:26
Miss Paşazade Seçmelerinde yaşanan elem kaza.. :img-hyste

Kısacık bir öykü.. O güne dair..

Seçmeler tam gaz devam ediyordur.
Cemil: Adınız soyadınız ?
Aday: Sevgi Pıtırcık..

Bu esnada içerideki odalardan birinde ufak çaplı bir yangın çıkar. Herkesi ufak çaplı bir telaş kaplar korkarlar. Macide ve Gülay yangın tüpleriyle müdahale ederler ve söndürürler. Cemil Paşazade hemen hasar ve ziyana bakmaya gider. Tabi adaylarımızda hemen arkasından.. :) Birkaç eşya dışında tamamen önemsiz şeylerin yandığını görür. Seçimler olduğundan bu olayın üstünde durmaz ve sanırım sigara izmaritinden olacağını düşünür olayı üstelemez. Ve seçimlere kaldığı yerden devam etmek için salona geçer. Sıradaki kızlarda hemen arkasından. Elemeleri geçen kızlarda salondan ayrılıp holde bekliyorlardı.
Bir kaç kız bu olay üzerine konuşmaya başladılar. Aralarında nedensiz bir gülümseme ve sevinç vardı. Tabi yarışmanın birinci etabını geçmişlerdi ama bu sevinç içeriye girince tamamen şekil değiştiriyordu.
Kızlar yangının çıkış sebebini konuşuyorlardı.

pinkzone: Nasıldım ama.. Hiç kimse farketmedi.
Moonbeam: Valla süperdin. Sen içerdeyken bende kapıyı gözledim gelen giden var mı diye..
aysem: Nee bu iş planlı mı idi ?
pinkzone: evet kzıım ne sandın. Bizim plansız organizasyonumuz olmaz..
moonbeam: Öyle.. Organize çalışırız biz.
aysem: eee bu yangını yaratmanızın sebei neydi ? neredeyse yalıyı yakıyordunuz ?
pinkzone: Yok be abartma.. İşin tedbirini almıştık biz.
aysem: nasıl yani..
moonbeam: şöyle.. pinkzone içeriye gitti yangını çıkarttı. bende gözcülük yaptım sonrada yanıma geldi o. Bende 25 sn sonra yangın var diye macidelere koştum :) Gerisini biliyorsun zaten :D
aysem: Yaaaa eee bu kadar gözünüzü döndüren şey ne ? Ne yaktınız..
pinkzone - moonbeam: Bornoz.. :D
aysem: Neeeeee aman yarabbim.
pinkzone: Kızım yarışma işin kılıfı.. Tabi hepimizin istediği Cemil ama.. O diri fit vücudu görebilmemiz içni bornozu yakmamız şarttı. :D Yalıya girmemizin tek yolu buydu. Yoksa nasıl buraya girecektik.
moonbeam: Öyle valla.. Biliyorsun miss paşazadeden önce bornoz yakma timi kurmuştuk biz..
aysem: öylede ben çok şaştım. Neden bana söylemediniz ?
pinkzone: Hahha iki kişinin bildiği sır değildir. hahaha yok daha neler. Suç ortağımla beraber planladık ve harekete geçtik. Herkese havadisle bildrecek halimiz yoktu. Ne kadar çok adam o kadar fazla risk demektir. İşin raconu bu.

Moonbeam: Öyle.. Valla iyi yaktık ama..
aysem: bende buruk bir sevinç var. Keşke banada söyleseydiniz.
pinkzone: abartma. İşi amacına ulaştırdıkmı ona bak sen.. Öyle ayışığım.. :D Çok güzel di dimi.. Ben bir kaç fotosunu da çektim. Daha sonra bunu slayt gösterisi altında alt fona müzik koyarak şekillendireceğim.
moonbeam: Süpersin. Sonrada Bizim timde bizim bu faaliyetimizi gösterir koktely ve konken partisi veririz.. Hani biz kokoşuz ya.. :D
pinkzone: Tamam.. Şimdi herkese seçmelerden sonra bizim dernekte bekliyoruz. :D Git bunu da sen söyle aysem..
aysem: Sağol ya.. :D En azından ucundan yararlandım..

Ve kızlar kah kah gülerek.. Geh geh gerinerek :D Birerde orda aniden şampanya patalatarak aralarında kutlarlar.. :img-hyste

pinkzone
03-02-09, 15:39
EGT için olağan bir gündür.. :img-hyste

Tim artık faaliyetlerine başlamıştır. Pinkzone hemen yapılan faaliyetin görüntü ve fotolarına özel dosya hazırlamış, ani bir baskına karşın yedekleri almış başka güvenli yere saklamıştır.
Tim’in organizasyon şemasıda oluşturulmuştur. Bazı işlemler için gerekli kişi ve zatların özel telefon numaraları alınmıştı. Ama ana kuruluşta 3 kişi vardı. Görevler eşitti. Herkes bir amaç için tek yürek olmuşlardı.. Kuruluş amacı açık seçik yazılmıştı. Bu tim oluşturulmuş ve bunun adına verilen görevlerden kaçılmayacak ve her türlü fedakârlıklar yapılacaktı.
Tim ilk faaliyeti son derece başarıyla yapmışlardı. Artık yeni planlarına odaklanıyorlardı. Ama ilk önce kendileri için tim için yapmaları gereken bir şey vardı. Yemin töreni. Evet, tim kurulmuştu ama bunun birde yemin töreni olmalıydı. :img-hyste Bu fikir pinkzone’nun aklına gelmişti. Ve kokoş kankalarına çaktırmadan her türlü alet edevat ve tedarik etmişti. Her türlü malzeme..

EGT’nin Gizli adıyla En Güzel Tuanalar Timinin.. Bir yemin metni oluşturulmuştu. Yanında da bu yemini geçerli ve gerçekçi kılacak her türlü alet edevat vardı.

Bu alet edevatlar şunlardan oluşmaktaydı:

- Bir adet Yemin Metni
- Bir adet En karizmatik Siyah Takımlar içindeki gülen Cemil Resmi
- Bir adet kırmızı büyük çarpılarla işaretlenmiş Keman-Lamia resimi.
- Bir adet yakılmış ucu yanık aşk mektubu
- Bir adet Arı Maya CD’si ve posteri
- Bir adet’te yakılmış bornoz

P: Evet arkadaşlar size bir sürprizim var. Hazırlıkları tamamlamadan size söylemek istemedim size..
M: Neymiş o kuzum merak ettim bak şimdi.
A: yine ne tür muzurluklar peşindesin.. Öt bakalım.
P: aman be sizde.. Valla dün gece üşenmedim bir yemin metni hazırladım.
M: hadi be..
A: eee bekliyordum senden böyle bir adım.
P: Hehehe.. Eee Egt kuruldu ama bir yemin metnimiz yok. Olması şarttı olabilmeliydi bacılar.
M-A: Doğru …

Kızlar masanın üzerinde ve kenarında duran şeylere baktılar.. Şaşırdılar.. Anlam veremediler..

A: Peki bunlar da ne ?
M: Hakkakten bilmeden korsan cd’ye mi başladın. Ama bak söyleyeyim Arı Maya batırır seni bu piyasada..:)
P: Hehehe yok be.. Bunlar Yemini daha gerçekçi kılmak için gerekli alet ve edevatlar. Bunlara elimizi koyarak yemin edeceğiz..
M: Yok daha neler..
A: Çok komik ya..
P: Ben ciddiyim.. :icon_whis Gülmeyin bakalım.. Evet eller masaya.. Ve benimle beraber yemin metnini tekrarlıyorsunuz..
M-A: Tamam.

EGT Yemin Metni :happy0064 :happy0064 :happy0064

1- O’na uzanan elleri kıracağımıza…
2- O’nu üzenleri üzeceğimize
3- Onun’la arı vız vız siz bizi yaşayıp yaşatacağımıza
4- Onun uğruna kemanımın yaylarını kopartıp ona ayakkabı bağı yada diş ipi yapacağımıza
5- Ona Yar kucağı olacak ve onu teselli seline boğacağımıza
6- Ona yalan söylemeyeceğimize
7- Onun mektuplarına bundan sonra ilham kaynağı olacağımıza
8- Onu fentezi denizinde yüzdürüp sonra can simidi atıp kurtaracağımıza
9- Onunla bir gökkuşağı sentezi oluşturacağımıza..
10- Ona katıksız ve yüce bir aşk sevgi sadakat sunacağımıza
11- Onun hayatından gelip geçen kadınların sillesini unutturacağımıza
12- Onun’la aramıza kim girerse girsin onları ezip geçeceğimize
13- Onu uçan kuştan, dağdan taştan ve taş kalpli geyşavari hatunlardan koruyacağımıza
14- Onun uğruna aramızdan birine bir şey olurda bu yol uğruna şehit olursa yola devam diyip yola devam edeceğimize
15- Onun için hepimiz birimiz için tekimiz onun için var olacağımıza

Yemin ediyoruz..

P: Hayırlı uğurlu olsun bacılar
M: İyi oldu bu.. Sağol. Artık tamamen resmileştik.
A: Hay aklınla bin yaşa sen..
P: Sağolun.. Ama daha bitmedi..
M: Neee bu seferki sürprizin ne bacım..
P: Bekleyinde görün..
A: Bunda da sürpriz bitmiyor.. Ha..

Pinkzone masanın altından bir adet şarap ve birkaç doküman daha çıkarır.. Şarap Çok yıllanmış ve kalite bir şaraptır. Fransız Bulborne şarabıdır. Ve dokümanlarda Bornoz suikastından sonra olacaklara yada olmayacaklara dair bir yazı. Yani yeni plandı.
:img-hyste
Pinkzone Şarapı zevkle ve çığlıklar içinde patlatır. Kızlar hem gülüyorlar hem kötü kahkalarla Nihahaha eşliğinde geh geh planın sinsiliğini görünce daha bir aşka geliyorlardı.. Bu üçlü ofiste aynı çatı altındaydı.. Kamera zoom eşliğinde yüzlere odaklanıp o hain ama muzip gülüşlere sinsi bakışlara odaklanıp 4-5 kere zoom manyağı yaparak ofisin camından ayrılır.. Kızların gelecek bölüme hain planını öğrenememeden bölümün en heyecanlı bölümünde 59. bölümün sonu gelmiştir.. :img-hyste :img-hyste

x-dilan-x
04-02-09, 03:56
Suzan: gidiyorum...
Pasa: dur gitme
Suzan: gitmem lazim askim
pasa: nereye gidiyorsun
Suzan: makbulenin yanina
pasa: nee o delinin yanina mi
Suzan: korkcak birsey yok pasam birsey yapmaz o bana merak etme her gece gelirim yanina
pasa: peki seni cok ozlicem
Gulay: nee diyo buuu
Macide: kizim sen karisma seni ilgilendirmez
Gulay: ama anne
Macide: ne anne
Gulay: ben pasaya asik oldum sanirim
Macide: kizim delimisin sen
Gulay: yoo
Macide: Nazim hele bi duyarsa kirar bacaklarini
Gulay: yok be o hic birsey yapamaz pasam beni korur :img-hyste:img-hyste:img-hyste:img-hyste:img-hyste:good:

LamiAslı
05-02-09, 15:16
Hayalimdeki Replik.........................
Lamia Cemil'den boşanmaya kararlıdır.Nimet ise kendinin kötü hissedince doktora gitmiştir ve artık Nimet'in hayatında yeni biri daha olacaktır.Bebeğinin Cemil'den olmasına sevinen Nimet bu sefer Lamia'ya herşeyi söyleyecektir.

Nimet-Makbule-Suzan Konuşması
Nimet,doktordan öğrendiği haberden sonra Lamia'yı bulmak için Makbuleye ziyarete gider.En azından Suzan Hanım'dan Lamia'nın telefonunu alıp bütün gerçeği söyleyecektir.
Nimet kapıyı çalar
Suzan: Allah allah kim olabilir ki?
Makbule: Barış'ın çiçekleridir abla ben bakarım.
Makbule gördüğüne çok şaşırır.
Nimet:Makbule
Makbule:Neden geldiniz buraya?
Nimet: Suzan Hanım'la konuşmam lazım.Lütfen Suzan Hanım'ı çağır
Makbule: Bizim sizin gibilerle konuşacak konumuz yok.
O Sırada Suzan Hanım kim geldi diye merakla bakmaya gider.
Suzan:Makbule kim gelmiş kızım(derken Nimet'i görür)
Suzan:Nimet Hanım
Nimet:Suzan Hanım,sizinle birşey konuşmak için geldim.Konuşabilir miyiz? Lütfen.
Suzan,Nimet'in girebilmesi için Mabuleye bakar.
Makbule:Tamam buyrun içeri.
Nimet içeriye girer
Suzan:Şöyle buyrun
Nimet:Lamia'nın telefonunu acilen almam lazım çok önemli.
Suzan: Cemil bey için istiyorsunuz belli lütfen artık onalara karışmayın.
Nimet:Bu sefer CemilLamia taraftarı değilim kendim için istiyorum.
Makbule:Neden istiyorsunuz hala anlamış değiliz.
Nimet:Hamileyim..Çocuğumun babasını istiyorum.Onu kazanmak için Lamiayla konuşmam lazım.
Suzan Hanım ve Makbule çok şaşırırlar.Özellikle de Makbule'nin gözleri dolmuştur.
Makbule:Bebeğin Cemil'den demek,boşuna aldanma seni de kandırır o aldır çocuğunu sende Lamia gibi Paşazadelere yem olma.
Suzan:Makbule sen karışma.
Nimet: Lamia'nın boşanmasında ona yardımcı olabilirim.Herşey bir teste bakar eğer o da isterse birlik olabiliriz.
Suzan:Ben arayacağım,siz konuşun tamam mı?
Nimet: Peki.
Suzan Hanım Lamia'yı arar telefonu Kenan açar.
Suzan: Lamia kızım
Kenan: Buyrun Suzan Hanım
Suzan: Kenan bey Lamia nerede?
Kenan: Meleğe mama hazırlıyordu.Durun çağırayım
Kenan:Lamia...Lamia
Lamia:Efendim
Kenan:Suzan Hanım çağırıyor önemli birşeymiş.
Lamia telefonu alır
Lamia:Suzan abla ne oldu?
Suzan: Nimet Hanım önemli bir konuda seninle konuşmak istiyormuş.
Lamia: Numaramı ona vermedin değil mi?
Suzan(Nimet'e duyurmadan):Yok kızım verir miyim? hiç.
Lamia:Tamam ver
Kenan: Ne oluyor Lamia.
Lamia:Nimet Hanım beni istemiş kim bilir neler diyecek.
Nimet: Lamia
Lamia:Neden beni arıyorsunuz?
Nimet: Sana boşanmanda yardım etmemi istiyor musun?
Lamia şaşırır,çünkü Nimet'ten hiç böyle birşey beklememektedir.
Nimet: Sen gittikten sonra Cemil'le ben beraber olduk.Doktora gittim bugün.''Hamilesin'' dediler.
Lamia şaşkındır dili düğümlenmiştir sanki.
Lamia:eee bu konuyla benim ne alakam var?
Nimet: İstersen mahkemede sana tanıklık edebilirim.
İçeride Melek ağlamaktadır.Kenan Lamiaya seslenmektedir.
Lamia: Kusura bakmayın şimdi kapatmam lazım.Bu konuyu sonra konuşalım hoşçakalın
Lamia telefonu kapatır.Nimet'in gözleri dolmuştur ilk defa bu kadar acizdir,çaresizdir.Çocuğunu ve babasını kaybetmemeye kararlıdır.

Birdahaki replikte....................
Lamia Nimet'in bu teklifini kabul edecek mi?
Makbulenin Paşazadelere karşı bir planı olacak mı?
Nimet Lamiadan umudu kesip bebeğini aldıracak mı?
Cemil Nimetten olan bebeğini öğrenebilecek mi?

Lastzany
05-02-09, 23:36
L: Kenan bey..
K: aşkım hani Kenan bey demeyecektin..
L: özür dilerim ..alışkanlık çıkıveriyo işte
K: evet söyle aşkım..
L: seni seviyorum
K: bende seni..
L: Kenan..bizi bir daha ayırırlarmı..dersin
K: eğer bir daha ayırırlarsa o senaristleri ben tepeleyeceğim bu sefer..
L: yok öyle yapma ..kızmasınlar bize..neme lazım..
K: yok kızmazlar ..severler onlar bizi..
L: nedenki..
K: aşkım baksana ne kadar para kazandırıyoruz onlara...
L: Kenan..
K: söyle aşkım..
L: biz ne zaman..yanii..diyorum ki..
K: ah işte en can alıcı konu..bazen çok kızıyorum kendime..niye öyle bir söz verdim ki..
L: evet ..niyeki..hiç anlamadım..
K: bende anlamadım..aşkım..ağzımdan çıktı işte bir saçmalık..oysaki ben seni ne kadar ..
L: dur..söyleme..ayıp oluyo ama..
K: o zaman bizde yorgan altına girelim..hem hava soğuk..
L: evet yorgan altı hem sıcak olur..hem de..karanlık..
K: hadi odamıza gidelim..aşkım..junior Kenan çalışmaları yapmamız lazım..
L: anca yetişir...
K: neye..anlamadım..
L: gel ben sana anlatırım..
K: nereye..
L: yorganın altına.....

BERNA
06-02-09, 03:21
Yılın Çifti-3

Biraz gecikti kusura bakmayın ancak diziden aldığım yeni bir motivasyonla yeni bölüm karşınızda :) Doğal olarak ben yeni bölümde değişen bazı olaylara göre değil, kendi senaryomdaki akışa göre gidiyorum :)


Cemil: Suzan Hanım'ın sevgilisi varmış.
Saib: Öhöö öhüü öhöööö
cemil: Baba ne oldu boğazına birşey mi kaçtı?
Saib: Öh öh öhö galiba öhöö maydanoz kaçtı. Kim yapmış bu salatayı böyle ince ince kıymış!!
Cemil: Ben seviyorum diye yapmışlar baba.
Saib: Canım olur mu böyle şey burada can veriyorduk neredeyse!!
Cemil: Baba??

Ertesi gün Paşa çalışma odasında tek başına düşünmektedir:

Yaşına başına bakmadan böyle heveslere girersen olacağı budur Saib. Hiç araştırmadın, etmeden kendi kendine gelin güvey oluyorsun bir de. Bir kere kadın senden hayli genç, bu halinle sana mı bakacaktı yani! Göbeğin de çıktı bu aralar zaten. Kesin çok daha genç bir erkek arkadaşı vardır. İşte senin de hevesin buraya kadarmış.

Kapı çalar ve de Şahika bütün haşmeti ile içeri girer.
Şahika: Merhabalar, Saip Beyciğim evde misiniz?
Saib (seslenir): Geliyorum Şahika Hanım.
(Ay bir bu kadın eksikti, kimbilir hangi kötü haberi getirmiştir yine)
Saib: Buyrunuz der salonu gösterir.
Şahika: Saib Beyciğim biliyorsunuz iki ailede çok kötü günler geçirdi, o yüzden sizi bir hayır derneğinin yemeğine davet etmek istiyorum. Şu aralar Cavidan ve Cemil yüzünden dengemiz alt üst oldu canım.
Saib: Olabilir aslında, benim de canım çok sıkkın. Hem parti çalışmalarımı tanıtmak için de güzel bir vesile olur.
(Biraz kafam dağılır iyi olur, acaba Suzan Hanım'ın sevgilisi kaç yaşındadır?)

Cemil içeri girer.

Cemil: Hoşgeldiniz.
Şahika: Hoşbulduk evladım daha iyi misin bari?
Cemil: Eh işte. Bugün geri döndükleri için gerginim biraz.
Şahika: Cavidan da söyledi, o boşanmayı düşünüyor. Sen izin verecek misin buna?
Cemil: Hazmedemiyorum bazı şeyleri, kolaylaştırmak istemiyorum onların işini. Kararsızım.
Saib: Ben boşansın diyorum, uğraşmaya değmez diyorum ama dinleyen kim?
Cemil: Baba lütfen...
Şahika: Sen de haklısın aslında oğlum. Neyse, Saib Beyciğim yarın akşam yemeğe gidiyoruz değil mi?
Saib: Olur, görüşürüz.
(Gitmese miydim acaba, hiç de canım istemiyor)

Şahika yalıdan ayrılır.

Cemil: Baba yine kız arkadaşınla gizli bir randevu mu yoksa ;)
Saib: Ne ilgisi var ya, şaka yapılacak konu değil bu tip şeyler! Milletin aşk hayatını diline dolamışsınız gidiyor!
Cemil: Kızma tamam, gerçekten ne yemeği bu?
Saib: Bir yardım derneğinin yemeği imiş. Sen de gelsene.
Cemil: Yok baba, hiç tadım yok. Lamia da geliyor zaten bugün, iyice sinirlerim bozuk.
Saib: Daha iyi ya açılırsın.
Cemil: Sanmıyorum. Yarın işe başlayacağım yeniden belki o daha iyi gelir.


Ertesi gün Makbule'nin Evi

Makbule: Barış Barış (el sallar pencereden)
Suzan: Kızım ne yapıyorsun, dur Allahaşkına.
Makbule: Dalga geçiyorum abla ne olsun...
Suzan: Bak böyle yaparsan gerçekten niyeti varsa da dönmez sana.
Makbule: Tamam tamam

Kapı çalar.

Makbule: İşte en sonunda dayanamadı kapıya dayandı aşkından!!
Koşarak kapıyı açmaya gider.
Suzan: Dur düşeceksin...
Makbule: Lamia kardeşim!!
Lamia: Merhaba Makbule.
Makbule: İyi ki geldin. Çok mutluyum çok. Cemil'i de terketmişsin Kenan için. Barış da bana yeniden dönmek istiyor. Bu birkaç gün benim günüm okldu resmen...
Suzan: Dur bir nefes alsın kız. Hoşgeldin kızım.
Lamia: Hoşbulduk abla.
Suzan: Nasıl geçti turne?
Lamia: Rüya gibiydi, mest oldum Kenan'ın kemanından... O çok büyük bir sanatçı abla.
Makbule: Cemil'e temelli ne zaman basıyorsun tekmeyi?
Suzan: Kızım söylemeyeyim söylemeyeyim diyorum ama çok ayıp olmadı mı cemil'e Paşa'ya? Resimler çıktı her yerde. Şart mıydı onunla turneye gitmen??
(Paşadan da iki gündür ses seda yok, ne oldu acaba hasta falan mı?)
Lamia: Ama onun keman çalışının tek bir saniyesini bile kaçırmak istemiyordum. Artık kendi istediğimi yaşamak istiyorum.
Makbule: Ben de öyle istiyorum ama Suzan Abla izin vermiyor. Barış'ın beni sevdiğine inanmıyor.
Suzan: İnanıyorum inanıyorum.
(Allahım sen bana sabır ver)
Lamia: Ablacığım Melek keman sesiyle uyandı düşünebiliyor musun? Artık çok huzurluyum.
Suzan: O zaman biran önce Paşazadelerle ilişkini kesmelisin, onlara da yazık.
Makbule: Tabi ya Cemil sürünsün iyice.
Lamia: Zorluk çıkarabilir ama ben de istiyorum bunu. Onlar da zor durumda kaldılar ama hiçbirşeyin aramıza girmesine izin veremezdim.
Suzan: Sen aç da davayı gerisini sonra düşünürsün.
(Bu da ayrı bir vaka olmuş!)
Lamia: Abla gece bir yardım yemeği var, oraya çağırmışlardı çok önceden; davetiye iki kişilik. Gelirim diye söz de vermiştim. Şimdi Kenan'la gitmem olmaz, benimle gelir misin?
Suzan: Kızım ben sıkılırım öyle yerlerde biliyorsun.
Lamia: Abla lütfen hem bak garibanlar içinmiş.
Makbule: Git abla git. Beni nasıl olsa Barış korur.
suzan: Ee peki tamam.
(En azından biraz başımı dinlerim)

Akşamüstü saatlerinde Paşayı merak eden Suzan Hanım Macide'yi arar.

Suzan (paşayı arayamam öyle hevesliler gibi) Alo Macide sen misin?
Macide: Evet benim.
Suzan: Nasılsın Macide, ben Suzan. Kızın nasıl, İlyas Bey nasıl?
Macide: Ne olsun hep aynı koşturmaca ancak sağlığımız yerinde çok şükür.
Suzan: Köşkte herşey yolunda mı? Cemil Bey daha sakin mi, Paşa nasıl?
Macide: Cemil Bey üzgün ama sakin. Paşa bayağı iyi bu gece dışarı çıkıyor. Dün canı sıkkın gibiydi ama şimdi yine şık elbiselerini ütülettirdi bana.
Suzan: İyi sevindim çok daha iyi olduklarına.
Macide: Sen nasılsın canım?
Suzan: Ne olsun işte, Makbule daha iyi gibi ancak yine de hiç belli olmuyor ki.
Macide: Onun dışında da keyfin yerinde diye duyduk da...
Suzan: Evet evime yeni bir kiracı buldum. Çok iyi bir insan evime de çok temiz bakıyor.
Macide: Çok sevindim. Gene ara.
(Herhalde bu adam olsa gerek, baksana ne keyifle anlatıyor)
Suzan: Ararım
(Ya bunlar kiracıyı nereden öğrendi ki, gitmeden önce bahsettim herhalde. Paşa da iyiymiş sevindim)

Makbule: Abla hazırlanmıyor musun?
Suzan: Aman ne hazırlanacağım. süreceğim bir allık, bir de ruj.
Makbule: Abla lütfen ama biraz şık giyin.
Suzan: İyi bakarız...


Yalıda
Cemil: Baba hazır mısın?
Saib: Hazırım oğlum.
(üff canım da hiç gitmek istemiyor)
Cemil: Kılık kıyafet yerinde de surat sirke satıyor. Ne oldu yoksa sevgilinle mi bozuştun?
Saib: Cemil çok fena bozuşacağız seninle... Sen gelmemeye kararlı mısın?
Cemil: Canım çok sıkkın aslında espri yaptığıma bakma. Kemancı ile Lamia geri döndü, şimdi Kenan'ın evindeler. Düşündükçe sinir oluyorum.
Saib: Ben de...
(Kesin adam benden genç)
Saib:Ama ne olur bir delilik yapma.
Cemil: Yapmayacağım, Lamia'ya kızgınım çok ama canını yakmam; hala seviyorum onu. Kemancı konusunda garanti veremiyorum ama kendimi tutmaya çalışacağım.
Saib: Aman lütfen oğlum...
Cemil: Seçim arifesinde bir tatsızlık çıkmasın değil mi?
Saib: Senin için fesat, ben öyle mi dedim şimdi?
Cemil: Babama takılmayacağım da kime takılacağım. Ne yakışıklı olmuşsun sen böyle bu arada!
Saib: Git başımdan Cemil. Yemeğe gitmekten vazgeçeceğim şimdi!

Şahika: Saib Beyciğim...
Saib: Geliyorum Şahika Hanım.
Şahika: Araba biraz uzakta, yürümenimizin sakıncası var mı?
Saib: Yok efendim niye olsun ki!

O sırada karşı tarafta öpüşen bir çift görürler.

Şahika: Amerika'da alışkındık ama bu kadar aleni sokak ortasında öpüşmeler yoktu bizim zamanımızda değil mi Saib Beyciğim?
Saip: Yoktu tabi. Bana kız biraz tanıdık geldi ama gözlüğüm yok ki seçemiyorum.
(Gözlerin bile görmüyor ne yapsın tabi seni kadın!)
Şahika: Valla benim de öyle. Yaşlandık Saip Bey yaşlandık hah ha ha
Saib: Orası kesin zaten...
Şahika: Efendim?
Saib: Efendim sizinle ilgili değil elbette, benimle ilgili.

Yapmacık bir gülümseme belirir yüzünde Paşanın.


Bir sonraki bölümde:

1. Yardım yemeği çoğu kişi için bir kabus gecesine dönüşecek mi? Aynı gecede çok eğlenenler de olacak mı?
2. Paşa partisinin icraatlarinı anlatabilme şansı bulacak mı?
3. Suzan Hanım Paşa'nın soğukluğunu neye yoracak?
4. Gülay ve Nazım sizce evlendirilse öpüşmeleri azalır mı?
5. Boşanma konusunda kararsız olan Cemil Lamia ile biraraya gelecek mi?

Lastzany
07-02-09, 00:55
K: aşkım..Cavidan beni boşadı...
L: ay inanmıyorum..neden..
K: ne neden..
L: yani niye boşadı..hiçde boşayacak gibi durmuyordu..
K: sanırım teknik bir arıza oldu..olsun olan bize oldu..))
L: ya Cemil aşkım..onu napacaz..
K: sorma..eninde sonunda onunla yumruk dansı yapacaz ..o olacak..
L: olmaz aşkım..olmaz..
K: neden..
L: şimdiki işimin patronu Cemil..
K: sana gitme o işe dedim..dimi..bak ben beste manyağı oldum..kuluçka makinesi gibi beste üretiyorum..mutluluktan..ne gerek vardı..ki
L: altta kalmayayım dedim..sana karşı..
K: saçmalama Lamia..ben ne yapıyorsam sizin için yapıyorum..sen ve Melek için..evde beni beklemen en güzeli..hem altta kalma dedinde..
L. olmaz..
K: neden olmaz ki..
L. sen şimdi alışıksın Cavidandan ..bende iş kadını olup bir şeyler yapmak..takdirini kazanmak istiyorum..
K: sen benim zaten takdirimi kazanıyorsun aşkım..
L: ya bir müddet sonra sıkılırsan benden..
K. senin hayal gücünede bayılıyorum..ben senden asla sıkılmam..
L: ya sıkılırsan diyorum..hem seni az görmeye başladım..
K: ama aşkım..ben ne yapıyorsam
L: tamam anladım..anladım..ama..ya ben sıkılırsam..
K: ben ikimizinde sıkılmayacağı bir şey biliyorum
L: nedir o..
K: gel benle göstereyim..
L: Kenan bey.......çok utanmazsın..
K. konu sen olunca napayım..öyle oluyorum..hem sana dokununca..kendime engel olamıyorum....
L: Kenan...
K: Lamia...
L: senaryoyu boş ver gidelim...
K: bencede at çöpe hadi gel gidelim....

BERNA
08-02-09, 01:21
Yılın Çifti-4

Yardım Gecesi Otel Balo Salonu

Enise: Üff Şükrü o kadar acele ettirdin bak daha kimseler gelmemiş. Burada sap gibi kaldık.
Şükrü: İyi ettim iyi. Senin elbise kararını bekleseydik daha evden çıkmayacaktık.
Enise: Ne güzel işte girerdik işte assolist gibi. Aaa Cavidan geldi, kendini bayağı toparlamış gibi.
Şükrü: Evet öyle gözüküyor
(Şu Nimet biran önce gelse de dinleyip cevap vermek zorunda kalmasam)

Cavidan: Merhabalar. Daha hiç kimse gelmemiş bakıyorum.
Enise: Aşkolsun, bizi adamdan saymıyorsunuz galiba. Merhabalar Namık.
Namık: Merhaba.
Cavidan: Halam ve Saib Bey geldiler. Müsaadenizle.
Cavidan ve Namık uzaklaşırlar.
Enise: Aman koş koş
Şükrü: Enise duyacaklar.
Enise: Duysunlar diye söyledim zaten!! Nimet geldi. Nimet Nimet!!
Şükrü: Çok şükür.

Salonun başka bir köşesi

Cavidan: Nasılsınız Saib Bey?
Saib: Asıl sizi sormalı. Duyduğumuza göre boşanıyormuşsunuz. En iyisi en iyisi Cemil'e de söyledim.
Namık: Bence de en iyisi sinirleri bozmadan bu işi biran önce bitirmek.
Cavidan: Aman yeter artık bıktım bu konulardan. Dans edelim mi Namık?
Namık: Memnuniyetle!
Şahika: Biz de dans etsek mi acaba?
Saib: Hiç havamda değilim Şahika Hanım.
Şahika: Aa biz buraya eğlenmeye geldik Saib Beyciğim lütfen.
Saip: Belki sonra
(Ay şimdiden sıkıldım, acaba yalıya istediğim paket geldi mi?)

Yalıda

Nazım: Nimet Hanım üç saat yemekte olacakmış, yer de yakın olunca ben de hemen geldim.
Macide: İyi ettin oğlum. Ben Cemil Bey'e bir sorayım istediği var mı diye sonra geliyorum.
Nazım: Lütfen siz işinize bakın, ben yabancı mıyım?
Macide: Tamam o zaman.
Gülay: Mavi takım elbisen yeni mi?
Nazım: Yeni aldım beğendin mi*
Gülay: Dur biraz daha yakından bakayım
Yakına gelince elbette öpüşmeye başlarlar...

Cemil'in odası

Macide: Cemil Bey istediğiniz birşey var mı?
Cemil Lamia'nın resimlerine bakmaktadır.
Macide: Cemil Bey?
Cemil: Efendim?
Macide: İstediğiniz birşey var mı, ben kendimize kahve yapacaktım da siz de ister misiniz?
Cemil: Olabilir.

Macide mutfağa geri döner fakat kızını bildiği için ses çıkartarak döner ve de Gülay ve Nazım toparlanacak zamanı bulurlar.

Macide: Şu Cemil Bey tam ota döndü. Ah Lamia ah ben sana ne diyeyim bilmem ki?
Gülay: Ne var şu Lamia'da bir bilsem? Gerçi sen bilirsin Nazım?
Nazım: Gülay lütfen!

O sırada kapı çalar.

Macide: Hayırdır inşallah bu kim bu saatte? Kim o?
Kurye: Kurye, büyük bir paket var da kapıları açabilir misiniz? Saib Bey'e getirdik.

İçeriye kocaman bir paket taşırlar.

Gülay: Bu ne ya??
Nazım: Partiyle ilgili birşey mi acaba? Erzak yardımı mı yapacak acaba Saip Bey?
Gülay kıkırdar.
Macide: Münasabetsizler. Cemil Bey'e gidip sorayım bari.
Macide uzaklaşır
Gülay: Nerede kalmıştık?
(Öpüşmeye devam ederler)

Balo Salonu'nun alt katında

Lamia: Abla geç kaldık.
Suzan: Ben hazırdım, geç kalan sendin.
Lamia: Ne yapayım Kenan keman çaldı kaçıramazdım biliyorsun.
Suzan: Neyse, şimdi acele et de.

Balo Salonu

Nimet: Geldik buraya ama hiç de boşta erkek yok. Baksana Saip Bey'i bile Şahika Hanım kapmış.
Enise: Bence umudunu yitirme, daha gelenler olur belki. Bence gözünü kapıdan ayırma.
Nimet: Yapalım bakalım.

Kapıdan içeri önce Suzan Hanım girer.

Nimet: Gele gele Suzan geldi. Bir dakika onun ne işi var ki burada? Lamia da geldi aaa aa.
Enise: Hayret vallahi ne pişkinlik ama en azından birisini bulamasan da eğleneceğimiz kesin. Ay ben çok sevindim bu gelenlere.

Lamia: Bayağı kalabalıkmış salon. Abla neden durdun girsene içeriye?

Lamia içeriye bakar ve önce dansederken durmuş Cavidan ve Namık ile gözgöze gelir. Oradan gözlerini kaçırdığında Suzan Hanım'ın baktığı yönde Saib ve Şahika ile gözgöze gelir. Öbür yöne bakınca da gülmemek için kendini zor tutan Enise ve de Nimet'le gözgöze gelir.

Suzan: Bence girmeyelim.
(Yine o kadın yanında!)
Lamia: Abla şimdi gitmemiz çok acaip kaçacak biraz durur kaçarız. Konuşmalar yapılınca kaçarız.
Suzan: Bence iyi bir fikir değil ama hadi bakalım.

Enise yanlarına yaklaşır.

Enise: Nasılsın şekerim, Kenan'ın başarılarını duyduk her açıdan.
Lamia: İyiyim.
Enise: Aman iyi olun iyi.

Cavidan: Ben bu kadar da yüzsüzlük görmedim hayatımda
Namık: Sakin olmaya çalış.
Şahika: Önemli olan neşemizin bozulmadığını ispatlamak değil mi Paşam? Aaa bakın sizin de suratınız asıldı, olmuyor ama, diyerek koluna girer.
Saib: Hadi geldiniz yanlışlıkla niye hala duruyorsunuz karşımızda onu anlamıyorum ki! Lamia'yı tanıyamıyorum artık. Böyle bir kız değildi.
(Valla yeni ilişkisi yaramış çok havalı olmuş Suzan Hanım. Ne yapsın tabi senin gibi pinpon adamı?)
Cavidan: o hep böyleydi bence siz onu farklı gördünüz hep.
Saib: Belki de bilmiyorum.
(Kırmızı bluz da saçlarına gitmiş aman bana ne)

Lamia: Nimet de burada. Hiç hoşlanmıyorum ondan. Cemil'le arkamdan iş çevirdiler resmen.
Suzan: Benim hiç öyle birşeyden haberim yok. Bana Cemil'in günahını aldın gibi geliyor.
(Asıl çapkın olan baba bence!)
Lamia: Aman bana ne zaten? Umurumda değil hatta gidip boşanma konusunu Saib Bey'e sorayım.
Suzan: Kızım şimdi sırası mı? Bir olay çıkacak şimdi, kime diyorum. Bu da iyice kafasına koyduğunu yapar kesildi başımıza.

Yalıda

Cemil: Paket bu yani?
Gülay: Evet Cemil Bey.
Cemil: Bu böyle mutfağın ortasında durmaz ki, babamın adına gelen paketi de açmak olmaz. Ne yapsak arasak mı acaba?
Macide: Valla bu ortalıktayken ben hiçbir iş yapamam.

Baloda

Lamia: Saib Bey
Saib: Lamia, Suzan Hanım.
Suzan: Saib Bey
(Adamın siniri bozuldu tabi haklı olarak)
Saib: Ne istiyorsunuz?
Lamia: Cemil boşanma işini halledecek değil mi?
Suzan: Nasıl Cemil Bey?
Saib: İyi, gayet iyi (Tabi canım beni soracak değil ya). Boşanma konusunda kararsız biraz, siz ikiniz konuşsanız beni karıştırmasanız.
Lamia: Evet en iyisi Cemil'le konuşmak galiba. Biran önce istediklerimi yaşamak istiyorum.
Suzan: Ne olur kusuruna bakmayın,
Saib: Ne bakacağım canım, herkes yaşasın istediğini. Bize ne? Hadi dans edelim Şahika Hanım.
Suzan: Ah Lamia ah (adam benden de soğudu doğal olarak)
Lamia: Yalan mı abla?
Suzan: Ay bir sus!

Enise: Ay bu kadar komik bir sahne görmedim. Hapishane kaçkınları bile birbirine düştü.
Nimet: Ay Enise. Ben sıkıldım artık gidiyorum, lütfen paltomu getirir misin? Vestiyer fişini vereyim.
Görevli: Tabi efendim.

Yalıda

Macide: Hala telefon cevap vermiyor mu?
Cemil: Herhalde duymuyor, en kötü ihtimal gelince hallederiz. Ya da beş dakika sonra tekrar arayayım.

Baloda

Namık: Telefon çalıyor baksak mı acaba?
Cavidan: Cemil arıyor boşver şimdi. Sinirliyim zaten Cemil'in de moralini bozmayalım.

Nimet: Hah paltom geldi. Aaa cebinde birşey var.
Enise: Ay çok merak ettim, hemen oku hemen
Nimet: Dörtlük gibi birşey yok yok şarkı sözü
Enise (güler): Nimet gizli bir hayranın var herhalde. Ay ne eğlenceli gece bu böyle ...
Nimet: Hani ıssız bir yoldan geçerken... Hani bir korku duyarda insan.. Hani bir şarkı söyler içinden... İşte öyle birşey...


Lamia: Abla niye kızıyorsun ki bana.
Suzan: Kızım sen nasıl bu kadar anlayışsız oldun anlamıyorum ki? Seni tanıyamıyorum. Adamın oğlunu terkettin, kaçtın aşığınla. Bir de karşına geçmişsin hala konuşuyorsun. Bak senden kaçmak için dansa gitti.
(Şahika ile arasından birşey var mıdır acaba?)
Lamia: Aman Şahika Hanım ne kadar zamandır asılıyordu ona, Cemil söylemişti. En sonunda amacına ulaşmıştır.
Suzan: Yaa
(Tabi canım bir kere yemeğe çıktık onda da James Bond gibi geldi. Seninle görünmek bile istemiyor, senin gibi çulsuzu ne yapsın zaten?)
Lamia: Ama Cemil'le konuşmak konusunda haklı Saib Bey. Onun suçu yok değil mi abla? Abla?

Saib: Şahika Hanım artık gidelim mi, malum eskisi kadar genç değilim artık (maalesef!)
(Bize mi bakıyor, yok canım kadın Lamia'nın densizliğine üzüldü sadece)
Telefon çalar...
Saib: Efendim?
Cemil: Baba. Gecenin bir vakti bir paket geldi.

Lamia yaklaşır.
Lamia: Cemil mi arıyor? Onunla konuşmam lazım...
Saip: Kızım deli misin bu saati mi buldun konuşmak için?
Suzan: Lamia gel buraya!
Cemil: Lamia???

Gelecek Bölüm

1. Cemil ve Lamia boşanma işini konuşabilecekler mi?
2. Saib Bey'e gelen pakette ne olabilir ?
3. Saib ve Suzan yanlış anlaşmaları çözülebilecek mi?
4. Nimet'in gizli hayranı ortaya çıkacak mı? Yoksa o Nimet'in aradığı erkek mi?
5. Lamia59 modeli saçmalama kapasitesini aşacak mı?
6. Gülay ve Nazım acaba kaç kere öpüşecekler?

s.eren
09-02-09, 14:56
bir güneş tutulması akabinde cemil birden kendini aynada başka biri olarak görmeye başlar biz onu cemil olarak görürüz ama o kendini vedat olarak görür
entersan bi biçimde doktor gibi davranmaktadır yalı da ki herkesin sırtını dinlemekte tansiyonunu ölçmekte hatta bunlada yetinmeyip başka doğa üstü güçlerde edinmiştir
zihin okumakta
zamanda gezmekte
hoplamakta zıplamakta ve hatta uçmaktadır
X-ray ışınıyla nimet in hamile olduğunu anlayıp yine zihin gücüyle hamileliğine son vermiştir
öyle yetenekler kazanmıştır ki sadece keman değil darbuka zil piano aklınız gelebilecek her türlü müzik aletini çalabilmektedir
hatta besteler yapmış ve besteleri bestseller olmuştur
tabi müziğe ve besteye düşkünlüğüyle tanınan kızımız lamia kral tv de dönen cemil bestelerini dinleyerek cemile aşık olmuştur kenan dan da cemil e kaçmıştır
cemil onu kucakladığı gibi hawai ye uçmuşlardır
hala orda yaşamaktadırlar
2 oğulları bir kızları ve yüzlerce besteleri olmuştur
:img-hyste:img-hyste:img-hyste

kenan mı??
o da cavidan a dönmüştür 1 çocukları olmuştur adını da kelek koymuşlardır
:img-hyste:img-hyste

s.eren
09-02-09, 15:08
Hay Allah tependen baksın. İçtiğim kahveyi boğazıma dizdin. :img-hyste

**********************************************

:)

bitmedi....

o gün kenan odun kırıyordu fekat ölçüsüz bir hareket neticesinde balta eline geldi o vakit lamia gördükleri karşısında şokk oldu bu sahne yönetmen tarafından 1200 sefer zoomlandı
lamia kenan nın aslında gelecekten gelmiş olan 888 model bir terminatör olduğunu gördü
ama bozuntuya vermedi yanına gidip
-canım cicim büyük aşkım
gibi gereksiz muahbbetler yaptı
sonra boş bir anda cemil i aradı
-konuşmamız lazım
-hay hay
hızla hazırlandı meleği alıp çıktı
cemil le buluştuğunda herşeyi bi nefeste anlattı
-biliyordum biliyordum o donuk bakışlar o hissiz tekdüze ses biliyordum
-evet ne yapacağız
-ona elektirik şoku verip önce kafasındaki çipi yok edeceğiz
-sonra
-sonra düğün yapacağız
-ayy cemill beyyy
-cemil bey diyen dillerini yirin ben senin
-eee kenan robotsa melek kimden
-lamia melek benden
-nasıl
-boşver
-evet bu kadar saçmalık içinde bu da olmuş olsun
-kabloları getirdim
-ben de kenan nı çağırayım
kenan gelir
veeee
cozzzzuurrttttt
happy end
:img-hyste:img-hyste:img-hyste

s.eren
09-02-09, 15:17
bitmedi......
kenan nın aslında ölülere dokunarak onları diriltmek gibi bir kabiliyeti vardır ...
lamia ile aşk yuvalarında oynaşırken fazla güç sarfetmiş olacak (ayı yavrusunu severken öldürürmüş)
lamia nın başı sehpanın kenarına çarparak ani ve kesin bi şekilde ölür kenan ne yapacağını bilmez vaziyette dolanırken çocukluğu aklına glir flashback (vazgeçilmez tebi ki)şemsi dedeyi de bu şekilde öldürdüğünü hatırlar ve onu nasıl dirilttiğini ama bunun birde öte tarafı vardır birini 1 dkk dan uzun süre canlı tatrsa başkası ölüyordur
neyse bir iki zoomdan sonra lamia ya dokunur o esna da en yakınlarında onları izleyen makbule ölür
lamia kalkınca kenan lamia ya herşeyi anlatır böyleyken böyle
lamia-ooooo bu kadar bekledim şimdi dokunmuyacak mıyım sana
der
kenan-evet
der
lamia pılısını pırtısını(bknz üstü başı zaten bu şekildedir pılı ve pırtı )
toplayarak cemile kaçar
lamia-dokun bana cemil
cemil-hönkkkk
the end happy end
:img-hyste:img-hyste:img-hyste

LamiAslı
09-02-09, 22:12
Kenan marketten eve doğru gelirken karşısında Cemil’i görür.Çok şaşkındır Cemil ona doğru yaklaşır…
Cemil: Burada olacağınızı tahmin etmiştim.Nerde Lamia ne yaptınız söyle söyle çabuk ne yaptın ona…
Kenan: Sana bunu neden söyleyim? Anla artık Cemil Lamia beni seviyor anla artık.Bu sefer de sen engel olma.
Cemil(umursamayan bir tavırla): Öyle mi? Pardon özür dilerim ya..Sen ne diyorsun karımı çaldın,hayatımı çaldın,bebeğimi çaldın!
Kenan:Birincisi Lamia senin sadece kağıt üzerinde karın,ikincisi Melek benim kızım,üçüncüsü de hayatını çaldığım falan yok benim.
Cemil: O nerde şimdi Melek nerde?
Kenan hemen Cemil’in yanından uzaklaşır.Ama bir şeyi unutmaktadır Cemil Lamia ve Kenan’ı takip etmiştir evi de öğrenmiştir.
Lamia Kenan’a:Geldin mi?
Kenan: Evet geldim.Melek nerde?
Lamia: Oynamaktan yoruldu uyuyor biraz önce uyandı karnını doyurdum.
Kenan(bir iç çekerek):İyi 
Lamia bir şeyler olduğunu hemen anlamıştır.Kenan’a sorar
Lamia: Ne oldu Kenan?
Kenan(gözlerini kaçırarak):Hiçbir şey olmadı ben şömineyi yakayım.
Lamia: Söyle hadi.
Kenan: Cemil…Cemil’i gördüm
Lamia çok şaşrır gözlerini büyük bir korku kaplamıştır.
Lamia: Ne? Nerde gördün?
Kenan: Yolda
Lamia: Olamaz.Ne yapacağız şimdi?
Kenan: Evin burada olduğunu bilmiyor.
Lamia gene de tedirgindir.Bahçeye astığı çamaşırları almak için bahçeye gider.Ve tam çamaşırları alırken Cemil’i görür.Cemil de Lamia’ya bakar..


Acaba Cemil ve Lamia bu karşılaşmada ne yapacaklar??
Devamı Yarın…

nimoç
09-02-09, 23:28
61. bölüm
Lamia&kenan yeni evde ilk kavgalarını yaparlar.ve lamia odaya gider kenan kızgındır kenan lamiaya kızgındır.aslında ikiside bu kavganın gereksiz olduğunu biliyordur.sonunda dayanamazlar lamia kenandan özür dilemek için salona kenanda lamiadan özür dilemek için giderken karşılaşırlar:

Kenan:sana bağırdığım için affet özür dilerim.

Lamia:Asıl ben senden özür dileRİM sen haklıydın cemilin işin içinde olduğunu bile bile teklifi kabul etmem çok saçmaydı.

kenan:Lamia

Lamia:efendim

kenan:seni çok seviyorum :img-in_lo :img-blush

Lamia:bende seni çok seviyorum. :img-in_lo :img-blush

VE kenan ve lamia ilk kez öpüşürler. :love05: :img-in_lo :love05: :img-blush

::Lové's::
10-02-09, 00:31
Can sıkıntısından bende birkaç birşeyler yazmak istedim..

"Cemil ve Lamia tüm bu olaylardan sonra ilk kez karşılaşırlar."

Cemil:Merhaba Lamia..
Lamia:(Mahçup bir şekilde) Merhaba..
Cemil:Nasılsın ?
Lamia:İyiyim..
"Biraz durduktan sonra"
-sen ?
Cemil:(alaycı gülümseme ile) sence ?
"Lamia,başını eğer."
Cemil:Reklam çekimi için konuşmayamı geldin ?
Lamia:Evet..
Cemil:Anladım..
"O sırada Mesut gelir."
Mesut:Lamia,hoş geldin..
Lamia:Hoş bulduk.
Mesut:Ayakta kalma,buyur geç içeri.
Lamia:Teşekkür ederim.
Cemil:Mesut bey ben gidiyorum,size kolay gelsin.
Mesut:Nereye ? karını yanlızmı bırakıcaksın.
"Mesut'un olaylardan haberi yoktur"
(Cemil,Lamia'nın gözlerine bakarak ve birazda gönderme yaparak)
Cemil:Onun bana ihtiyacı yok..yani kendide gelebilir..Neyse benim acelem var gitmem lazım..
Mesut:İyi tamam ozaman hadi görüşürüz.
Cemil:Görüşürüz Lamia..iyi çalışmalar.
"Lamia,Cemil'e şaşkın şaşkın bakar.."
Lamia:Teşekkür ederim.
"Son kez göz göze gelirler ve Cemil arkasına bile bakmadan gider.."
"Lamia,Cemil'in neden hemen gittiğini düşünür.Eskiden olsa muhakkak konuşmak için her fırsatı kollayan Cemil,ilk kez bu fırsatı kullanmamıştır." (Bilerek ve isteyerek)Lamia bu duruma çok şaşırır ve birazda içinde burukluk olur.
"Mesut Lamia'da birşeyler olduğunu farkeder."
Mesut:İyimisin Lamia ?
Lamia:(sirkelenerek) eııı..iyiyim.
Mesut:Biran sanki daldın..
Lamia:Yoo..önemli birşey değil.
Mesut:Peki..Bu arada yarın saat 14:30'da çekimler olucak,Cemil ve ben bir nevi yönetmenlik yapıcaz.
Lamia:Cemil'demi olucak ?
Mesut:Evet..çekimlerin ardından bir yemek daveti vericez.
Lamia:Yaa..peki ozaman.
Mesut:Özel araba ile aldırırım ben seni veya eşinle birlikte gelirsin sen.
Lamia:Eşim..?
Mesut: (Şaşırarak)Evet,Cemil..
Lamia:Pardon biran algılayamadım,yorgunluktan olsa gerek..Tamam ozaman ben Cemil'le birlikte gelirim,arabaya gerek yok.
Mesut:Tamam ozaman anlaştık..
Lamia:Bana musade.
Mesut:Kalkıyormusun?
Lamia:Evet..
Mesut:Peki sen bilirsin.
"El sıkışırlar..Lamia tam giderken.."
Lamia:Mesut bey..
Mesut:Efendim Lamia ?
Lamia:Cemil nereye gitti biliyormusunuz ? bana söylemedide..
Mesut:Valla bilmiyorumki,bende o an senin yanındaydım,banada birşey demedi biliyorsun.
Lamia:Peki iyi günler..
"Mesut son anda arkasına dönerek bağırır."
Mesut:Ha belki Nimet'e gitmiş olabilir..
"Lamia,biran duraksar ve Mesut'a dönerek.."
Lamia:Anlamadım ?
Mesut:Yani bir ara Nimet,Cemil'i aramıştı işyerinden,sanırım ona gitmişdir diye tahmin ediyorum.Bir oraya bak istersen..
"Lamia,bozulur ama bozuntuya vermez"
Lamia:Gerek yok ! Teşekkür ederim iyi günler.
Mesut:Görüşürüz..

Eğer beğenirsiniz devamını yarın yazıcam.;)Kenan'da olucak...(:

KınalıYapıncak
10-02-09, 01:00
bu da benden arkadaşlar ben yeniyim ama umarım beğenirsiniz:happy0064

Kenanla aynı çatı altında olmanın vardiği huzurla Lamia,Meleğine yazmak için yine günlüğüne sarılır...öyle dalmıştır ki Kenan'ın ona yaklaştığını duymamıştır...Kenan arkadan yavaşça gelir ve yanağına bi öpücük kondurur...
LAMİA: (utangaç gülümsemesiyle)ne zaman geldin duymadım...
KENAN: O kadar güzel görünüyordun ki kıyamadım...seni seyrettim bi süre...
LAMİA: (utangaç şekilde gülümser)
KENAN: (günlüğe şöyle bi bakar)meleğe mi?
LAMİA: evet...ilk defa bu kadar huzur dolu cümleler yazıyorum ona...hep hayal ettiklerimin gerçekleştiğini yazabiliyorum artık...mutluluğumu anlatıyorum hüzünlerimden çok...
KENAN: (gülümser)neymiş hayal ettiklerin?
LAMİA: sen...(gülümser)
KENAN: lamia...(saçlarını okşar)inan bana ben de hayal ettiklerimi yaşıyorum şuan...seni yaşıyorum...'biz'i yaşıyorum...sevdiğim kadın yanımda...kadınım yanımda...kınalı yapıncağım...kızım...bu benim en büyük hayalim...
LAMİA: (ağlamaya başlar)
KENAN: (yaşlarını siler)neden ağlıyosun?
LAMİA:....
KENAN: ağlama...ağlama aşkım...kıyamam gözyaşlarına...
LAMİA: rüyada gibiyim...
KENAN: rüya değil...yaşamak için çok geç kalınmış bir masal bu...ama sonunda bu masal bizim,bu 'aşk' bizim...kimse bu aşkı yaşamamız engel olamicak...ömür boyu sürecek bi masal olcak bu...
LAMİA: (gözyaşlarını siler)bigün bitecek diye çok korkuyorum Kenan...çok korkuyorum...ya bigün biterse diye düşündükçe...seni tekrar kaybedersem buna dayanamam
KENAN: (lamianın önünde diz çöker ve ellerini avuçlarına alır öper)bitmeyecek aşkım...korkma...ben hep yanında olcam bundan sonra..kimse bizden bu aşkı alamicak...söylemeye cesaret edememiş olsam da ben sadece seni sevdim Lamia...ve ömrümün yettiğince seni sevicem...hatalar yapmış olabilirim pişmanlıklarım olabilir...ama seni sevmekten hiç vazgeçmedim ben...seninle hiç 'keşke' demedim lamia...hep 'iyi ki' olcak hayatımızda bundan sonra...(ellerini öper tekrar tekrar)
LAMİA: (gözlerine dalıp gider yüzünü okşar yavaşça)ben seni sevmekten hiç vazgeçmedim kenan...senin tarafından incitilmek beni yaralasa da ben senden hiç vazgeçmedim..hep seni sevdim...bi fısıltı gibi...nefessiz kaldığım her an nefesim oldun benim...
KENAN: lamia....kınalı yapıncağım...(sıkıca sarılır)sen ben istedikten sonra kim engel olabilir bize?kim engel olabilir bu aşkı yaşamamıza?seni hiç bırakmicam meleğim...canım...aşkım...
LAMİA: (gözyaşlarını tutamaz)(sıkı sıkı sarılırlar)kenan....
KENAN: seni seviyorum meleğim...çok seviyorum...çok...
LAMİA: (kenanın gözlerinin içine bakar)ben de....ben de seni çok seviyorum
tekrar sarılırlar...uzun bi süre öylece kalırlar...


gönlümden geçenleri yazdım umarım beğenirsinz :img-blush

s.eren
10-02-09, 15:58
bir varmış bir yokmuşşş
evvel zaman içinde kalbur saman içinde çok uzak bir adanın çok uzak bir yerinde üvey amcası ve haliyle üvey yengesiyle yaşayan lamia diye bir kız varmış
üvey yengesi lamia ya her türlü işi yaptırırmış fasulye ayıklamaktan klozete tuz ruhu dökmeye kadar...
kendisi de uzak bir krallıktan akrabası prenses nimet le akşama kadar o bunu dedi şu şunu yaptı şeklinde dedikodu gıybet iftira artık aklınıza ne gelirse yaparmış
tabi kırmızı başlıklı kız lamia nın işleri bunlarla sınırlıda değilmiş hergün adanın taaa tepesinde oturan daha doğrusu oturamayan yaşlı üvey babaannesine yemek götürürmüş kırmızı başlıklı lamia cık
yine bir sabah kalkıp işlerini bitirdikten sonra hazırladığı yiyecek sepetine koyduğu patlıcan musakka pirinç pilavı ve sarmısaklı cacığı koyduktan sonra yola çıkmış
öğlen ezanına kadar yetişemyi düşünürken birden uzun zaman dır onu gözetleyen kurt yolunu kesmiş
lamia önce korkmuş ama belli etmemek adına pek de renk vermemiş ama kurt bu kızım borumu aldı üzerindeki mis gibi adrenalin kokusunu durur mu
kurt-günaydın kırmızı başlıklı kız
kbl-ne gğnaydını be öğlen olcak
kurt-olsun seni gördüm ya günüm aydınlandı
kbl-bayramın olsun
kurt-hergün üşenmeden burdan geçiyor ve yemek götürüyorsun senin yaşındaki kızlar erkek arkadaşlarıyla dağda bayırda flört ediyorla ama sen
kbl-ben senin bildiğin kızlardan değilim
kurt-ben de senin bildiğin kurtlardan değilim sepetinde mis gibi kokuyo sarımsaklı cacık mı o üstünde de mis gibi dereotu hıyarları rendelemedin değil mi küp küp kestin
kbl-!!????
bu esna da kurt iyice yaklaşmıştı lamia ya lamia bu kurt sa neden böyle davranıyor o kurtsa ben neyim şeklinde beyin fırtınası yapadursun kurt lamia nın pelerinini altından görünen göğüs dekoltesine bakıyordu
kurt-çok tehlikelisin
kbl-kurt bey...
kurt-çok çekicisin
kbl-ama kurt bey lütfen
kurt-şimdi üvey babaannene giderken patikadan git orda çok güzel çiçekler vardır onlardan topla sevinsin garip
kbl-peki tşk ederim
dedi ve lamia uzaklaştı hızla ama içi bi tuhaf olmuştu
kurtsa kendinden emin kırmızı başlıklı kızın aklını başından aldığından da bi o kadar üvey babaannenin evine doğru yola çıkmıştı.....

devam edecek..

s.eren
10-02-09, 16:46
kbl-ayşş oyşşş off anam bittim burda ev yapılır mı yaww

diye söylene söylene çıkmıştı o koca yokuşu ama bu sefer küçük bir farkla patika dan gelmişti ve üvey babaannesine çiçek toplamıştı gerçi bu mevsimde devedikeninden başka da çiçek yoktu ama işte toplamıştı neticesinde

kurtsa kırmızı başlıklı lamia yolu uzattığı için bi koşu gelip üvey babaanneyi bi lokmada yutmuş onun uzun donunu giymiş uzun kollu basma geceliğini de üstüne geçirip başına iğne oyası yemenisini ve gözlüklerini takıp beklemeye başlamıştı lamia yı beklerken tv seyretmişdi ve ekranda gördüğü esra ceyhan ı lamia yı da yedikten sonra yeme kararı almıştı evet esra ceyhan ı da yemeliydi

derken kapı çalmıştı

tak tak tak

kurt-kim o
kbl-benim üveybabaanne
kurt-hah gel gızım gel
kbl-geldim nasılsın bugün
kurt-vallahhaa dııkkaanddıımm bir iki kez
kbl-tansiyonunu ölçeyim istersen
kurt-yok kızım kurt gibi açım (:img-hyste)
üveybabaanne görünümlü kurt un kurt deyişi lamia yı ürpertmişti aklına kurt gelmişti
kbl-aaa üveybabaanne senin burnun ne kadar da büyükmüş
kurt-valahi bravo kızım iyi ki üvey yengen geçen sene lazer operasyonla gözünü çizdirdi bak daha iyi görüyorsun burnum büyük çünkü seni daha iyi koklayabilmek için
kbl-aa babaanne senin gözlerinde ne kadar tuhaf
kurt-seni daha iyi görebilmek için
tam bunu bekliyordu kurt şimdi senin ağzın neden bu kadar büyük diye sorduğunda seni daha rahat yiyebilmek için diyecekti ki...
kbl-babaanne??
kurt-he gızım
kbl-aşk nedir?
kurt-ne bileyim kızım hastalık galiba
kbl-yok yok yani birine aşık olduğunu nasıl anlarsın
kurt-kızım ben menapozumu geçireli 40 yıl oldu sorduğun soruıya bak
kbl-peki insanın aşık olması için ikisinin de insan mı olması gerekir
kurt-haaa???
kbl-aşk herşeyi affeder mi??
kurt-!!??////
kbl-dersin zamanla geçer mi
kurt-peki aşık olduğundan beri kulağına çalınan bir keman sesi var mı
kbl-evet çok tuhaf ama ismi de sanki gecenin ufuneti
kurt-peki kızım dinle
kurt da bunu ha öyle yemişin ha böyle diyerek anlatmaya başladı onunda içinde bişeyler kımıldanmıştı ama ama o o nişanlıydı kurt nişanlıydı çelik çomak prensesi cavidan la nişanlıydı yorganın altından yüzüğünü sakladı ve içinden kendi kendine
''bi kereden hiç bişey olmaz dedi''

bi kereden neler olacağını bilemeden.....

devam edecek

LamiAslı
10-02-09, 18:51
Sabah olmuştur Lamia çok korkuyordur.Lamia kafeye ulaşır daha Cemil gelmemiştir.Kenan da Meleği alıp Lamia’yı arabada gözlemektedir.
Lamia tam dalmışken Cemil gelir.
Cemil: Beklettim herhalde özür dilerim.Bende seninkileri bana sayarım olur biter değil mi?
Lamia: Ne konuşacağız?
Cemil: Ooo Lamia Hanım’ın acelesi var herhalde.
Lamia: Ne konuşmak istiyorsun.Söyle hadi
Cemil(alayıcı bir ses tonuyla):Acaba nereden başlasam?? Benim onurumu,namusumu,haysiyetimi,aşkımı bir çırpıda attığından mı başlasam acaba??
Lamia:Lütfen Cemil bu söylediklerin çok kırıcı.
Cemil: Sen o adama giderken sanki beni hiç kırmamışsın
Lamia(umursamaz):Boşanma davasını açtım
Cemil şaşkın şaşkın Lamia’ya bakar
Cemil: Ooo açtın demek peki boşanacağımı kim söyledi?
Lamia: Cemil bizim evliliğimiz hiçbir zaman gerçek değil ve olmayıp bitecek.Sana en başından dedim “Kenan’ı seviyorum “ diye sende beni böyle kabul ettin her zaman.İkimizde biliyorduk bu evliliğin gerçek olmayacağını,benim Melek için bu evliliği istediğimi başından söyledim sana.Neden anlamak istemiyorsun ki Cemil.
Lamia ağlamaya başlar.
Lamia: Hep mecburiyetle yaşadım bunca zaman.Kemal bey’le Melek’le soyadını versin diye evlendim.Seninle zaten neden evlendiğimi biliyorsun.Böyle yapma! Kendine zarar veriyorsun.Seni seven elbet bir kadın çıkar o kadınla evlenip aşkı seninde tatman lazım.Bir çocuğun olur mutlu mesut yaşarsın işte…Bu sefer bana bunu yapma Cemil.Eğer beni seviyorsan sevdiğin insanın mutlu olmasını istiyorsan,benimle boşanırsın.
Cemli(ağlamaklı):Neden beni sevemedin Lamia? Neden? O adam sana ne yaptı böyle? Çocuğunu almaya çalıştı senden. Bu muydu benim mükafatım? Beni yokluğunla cezalandırma Lamia.
Lamia: İlk defa istediğim mutluluğu yaşıyorum.Bu benim hakkım değil mi? Melek’in hakkı değil mi babasıyla olmak? Onu babasından ve kendimi Kenan’dan mahrum bırakamam.Herşeyden önce onu çok seviyorum.Sana da dedim başkasını sevemeyeceğimi.Beni sevdiğini hissedebiliyorum.Ama içimde sana karşı hiçbir şey yok Cemil.Ne sevgi ne de nefret…Eğer boşanırsan,Bazen geliriz Melek’le gezeriz.Sen benim dostum olursun ama sadece dostum.
Cemil(ağlamaklı bir ses tonuyla iç çektikten sonra):Tamam.Ama bu sözünü tutmanı bekliyorum senden.Ara sıra Melek’le geleceksiniz tamam mı?
Lamia dostane bir şekilde Cemil’in elini tutar
Lamia: Sana söz veriyorum Cemil.Göreceksin Melek’le beni.Bundan sonra sen benim dostumsun.
Cemil biraz olsun bir umut beklemekteydi.Ama o umudu bir gün içerisinde sönüp onu terk edeceğini biliyordu.En azından boşanmasa Lamia’yı ve Melek’i hiç göremeyecekti.O zaman da yaşayamayacağını düşününce Lamia’nın bu teklifini kabul etti.

::Lové's::
10-02-09, 21:08
2.Bölüm

(Kenan ve Lamia'nın evi)

Kenan:Nasıl geçti günün ?
Lamia:İyi..
Kenan:Ya reklam fliminde oynaman şartmı?
Lamia:Kenan biliyorsun,bir sözleşme imzaladım,ayrıca çokta iyi bir miktar veriyorlar geri çeviremezdim.
Kenan:Anladım..senden hayır yok ben bari birşeyler yapayım diyorsun yani.
Lamia:Saçmalama..öyle birşey demek istemedim biliyorsun.
Kenan:İyi madem..
Lamia:Çekimden sonra yemek daveti olucakmış.
Kenan:Aaa..iyi gideriz ozaman.
Lamia: (Tedirgin bir şekilde) Saçmalama Kenan..herkes bizi birlikte görsünmü istiyorsun?Daha boşanmadım biliyorsun..
Kenan:Ama...
"Lamia,sözünü keser)"
Lamia:Kenan lütfen ısrar etme,bu benim için çok önemli.
Kenan:Peki tamam sen gidersin.Mesut bey'lemi gidiceksin ?
"Lamia,Cemil ile birlikte gidiceğini Kenan'a söyleyemez."
Lamia:eeıı tabi..onunla gidicem.
Kenan:Peki canım,ben yatıyorum birşeyler diyormusun ?
Lamia:İyi geceler..

"Sabah olmuştur.Kenan dışarı çıkmıştır,Lamia'da Cemil'i telefonla aramaktadır.

Cemil: (Heyecanla) Lamia arıyor..
-Alo
Lamia:Alo Cemil..
Cemil:Efendim Lamia.
Lamia:Mesut bey size söyledimi bilmiyorum ama , bugün yemek davetine beraber gidicekmişiz.
Cemil:Haa evet haberim var.
Lamia:Beni nereden alıcaksın peki ?
Cemil:Şuan yaşadığın evden !
Lamia:Olurmu öyle şey Kenan bilmiyor Cemil,seninle gidiceğimi..
Cemil:Niye ?
Lamia:Ortalığı bulundırmak istemedim boşu boşuna o yüzden.
Cemil:İyi peki..biraz evin mesafesinden alırım seni.
Lamia:Bilmemki..bir gören olurmu acaba ?
Cemil:Lamia...sen benim hala karımsın ! gören olsa ne diyecek Allah aşkına ?
Lamia:Haklısın,pardon..
Cemil:Neyse hadi kapat işlerim var benim.
Lamia: (Bozulur) Bukadar önemli işin ne acaba çok merak ediyorum.
Cemil:Sanane desem kaba olurmu ?
Lamia:İyi günler,Akşam görüşürüz !!
"Lamia,Telefonu yüzüne kapatır"

Akşam olmuştur,Lamia çok şık ama bir okadarda sade bir elbise giyinmiştir.Aynı şıklıkta Cemil'de tepeden tırnağa siyaha bürünmüştür.
"Lamia,parkta Cemil'i görür görmez koşar adımlarla hemen arabasına biner.."

Lamia: (derin bir nefes alarak) Merhaba..
"Cemil,Lamia'dan gözlerini alamaz ama gün boyunca ona güzel bir ders vermek istiyordur."
Cemil:Sanada merhaba..
Lamia:Nasıl olmuşum ? Yani davet için uygunmu?
"Cemil,Lamia'ya bakarak"
Cemil:Normal bildiğin bir elbise işte..idare eder yani.
"Lamia bu cevabı beklememiştir.Şaşırır ve davete gidene kadar yol boyunca hiç konuşmaz.Cemil bu durumu farketmiştir,ama oyunun bozmak istememiştir."
Cemil:Geldik..
Lamia:Ne kadar kalabalıkmış böyle..
Cemil:Evet..Hadi içeri girelim.
"İçeri girerler..Mesut görür bunları."
Mesut:OoOo hoş geldiniz..Lamia bu ne şıklık ?
Lamia: (Cemil'e kaçamak bakarak ve gönderme yaparak) Normal bir elbise işte,ne şıklığı..
Mesut:Olurmu öyle şey ? Zarefetin,güzelliğin tüm heryeri kapsadı baksana.Herkes sana bakıyor..
Lamia:Teşekkür ederim..keşke herkes sizin gibi düşünse..
"Cemil,Lamia'nın göndermelerini farketmiştir ama cevap vermez."
Cemil:Ya ne kadar kalabalıkmış burası..
Mesut:Eee kalabalık olucak tabi.
Cemil:Tüm bayanlar ışıl ışıl parlıyorlar..Hepsi birbirinden güzel valla, Mesut napıcaz biz bukadar güzel bayanlar içinde.
"Mesut ve Cemil güler,Lamia'nın ise suratı asılır."
Mesut:Valla bilmiyorum Cemil,ben bekarım ama seni bilemem ..(:
Cemil:Haklısın..ben evliyim dimi ? napalım bakmamaya çalışırım artık.
Mesut: (gülerek) İlahi Cemil..Lamia bak bu elinden uçar haberin olsun.
"Lamia,zorlada olsa tebessüm eder."
Lamia:hıhı evet..
"Cemil,Lamia'ya bakar Lamia'da Cemil'e..
Mesut:Neyse çocuklar siz takılın,ben bir şu tarafa doğru gideyim.
Lamia ve Cemil:Olur..
Cemil:Eee Lamia,birşeyler içermisin ? Meyvesuyu , viski veya kırmızı şarap ?
Lamia:Yok teşekkür ederim ben almıyayım.
Cemil:Sen bilirsin..
"Yanlarından çok şık mini etek giyen bir bayan geçer.Cemil bilerek bayanın arkasından bakar."
Cemil:Vay be ! ne güzel bayanlar var.
"Lamia,tik tik Cemil'e bakar.Cemil durumu farkeder."
Cemil:Kötü birşeymi dedim ?
Lamia:Hayır ama biraz rahat dururmusun lütfen..!
Cemil:Niye ?
Lamia:Çünkü sinirlerimi bozuyorsun..
Cemil:Neden ?
Lamia:Cemil...
Cemil:Ne var bunda ? Tabiki bakıcam..kötü birşey yapmıyorum ya.
Lamia:Benim yanımda bakma ozaman rahatsız oluyorum.
Cemil:Bende bunu soruyorum işte , niye rahatsız oluyorsun?
"Cemil laflarıyla,Lamia'yı sıkıştırmak istemiştir."
Lamia:Herhangi bir nedeni yok..bir gören olur diye korkuyorum,bu yüzden dikkat et lütfen.
Cemil:İyi tamam,dikkatli olmaya çalışırım sayın Lamia GÜN !..
"Lamia'nın sinirleri bozulmuştur ve suratı mahkeme duvarı gibi olmuştur."
Lamia:Ben lavaboya gidiyorum..
Cemil:Tamam..
"Lamia,makyajını tazeler ve o sırada yanına 2 tane bayan gelir.Başlarlar konuşmaya.."
-Yaa gördünmü nekadar karizmatik olmuştu ?
-Evet ya..hele o gülüşü yokmu ? Allahım..
-Varya elime bir fırsat geçsin hemen konuşcam onunla..
-Konuş tabi..birazda cilve yap,bakarsın dayanamaz felan.
"İki bayanda kahkaha atarlar,Lamia'da makyajını tazelerken tebessüm eder."
-Hadi gidelim kız,adam hazır tekken ben yanaşayım şuna..
-Tamam tamam geliyorum..
"Der ve çıkarlar.Lamia anlamaz ama bahsettikleri kişi Cemil Paşazade'dir."
Bayan:Merhaba..
Cemil:Merhaba,Buyrun ?
Bayan:Ya ben sizi hep gazetelerde vs.görüyordum çok tatlısınız.
Cemil: (Gülümseyerek) Teşekkür ederim.
"Kadın içkisini Cemil'e çarparak,dekoltesine döker.Cemil'de kendisi yüzünden döküldüğünü zanneder.
Cemil:Çok çok pardon..
Bayan:Yaa..hay aksi..
"Cemil panik yapar ve hemen alır eline peçete'yi silmeye başlar."
Cemil:Gerçekten çok afederiniz,hay Allah ya ne sakarım..
"Kadın,Cemil'e yaklaşır."
Bayan:İsterseniz,silme işini evde devam edelim ?
"Cemil,şaşırır."
Cemil:Ne diyorsunuz,saçmalamayın lütfen..
Bayan:Lütfen kırmayın beni..çok eğlenicez bak görüceksin.
"Lamia o sırada lavoba'dan çıkar ve kadının Cemil'e asıldığını farkeder.."
Cemil:Hayır istemiyorum,ben evli bir adamım.Rahat bırakın beni !
"Lamia yanlarına yaklaşır."
Lamia:Neler oluyor burada ?
Bayan:Eee neyse ben gideyim..
"Kadın hemen uzaklaşır."
Lamia:Noluyor dedim ?
Cemil:Ya bayanın üstüne yanlışıkla içkiyi döktüm sonra kadın asıl...Bir dakka ya,ben sana niye açıklama yapıyorumki ?
Lamia:Doğru neden yapıcaksınki..!
"Cemil,Lamia'nın gözlerine bakar.Lamia'da Cemil'in.."Lamia bu olayı pek üstelemez çünkü kadının planını daha önce duymuştur.
İkiside bir süre bakıştıktan sonra..
Cemil,cesaretini toplayarak Lamia'ya yaklaşır."
Cemil:Biz niye bu hale geldik Lamia ? niye gittin..niye terkettin beni ?
"Lamia,dolu dolu gözlerle Cemil'e bakar."
Lamia:Lütfen Cemil..bunları konuşmayalım.
Cemil:Lamia seni seviyorum..kahretsinki tüm olanlara rağmen seni hala çok seviyorum.
Lamia:Cemil..
Cemil:Sen o herife aşık değilsin Lamia..sadece yaşayamadığın hayallere kapıldın gidiyorsun.
Lamia:Bunları konuşmanın sırası değil,lütfen..
"Cemil,Lamia'ya biraz daha yaklaşır ve birazdaha."
Lamia,heyecanlanmaya başlar,elleri titret.
Cemil: (kısık sesle)Seni seviyorum..çok seviyorum.
Lamia: (kısık sesle) Yapma lütfen..
"Lamia,Cemil'in dudaklarını yanaklarında hissetmeye başlar.."
Cemil:Lamia..sevgilim..
Lamia: (kısık sesle)Yapma,lütfen yapma...

"Ne kadar karşı koymak istemeye çalışsada,Lamia..karşı koyamaz ve ikisinin Dudakları birleşmeye başlar.."

Devamı daha sonra,Tabi hemen ikisini birlikte yapmıyacam önce Lamia'nın bazı şeyleri anlaması azım.(:

s.eren
11-02-09, 15:24
bu esnada ormanın derinliklerinde gezinmekte olan daha sonra adının cemil olduğunu tarafımdan öğrendiğiniz edeleli mahsun dinamik ve bir o kadar da yeşil gözlü bir genç dolaşıyordu
bu genç çok genç yaşta kaybettiği çayda çıra prensesi karısını unutmaya çalışıyor akşama kadar o orman senin bu koru benim alinde oku mızrağı dolanıp duruyordu
babasının onu seni everelim tekliflerine ise şiddetle karşı çıkıyordu babası kasabanın şerifiydi
sonra yol getire getire onu kırmızı başlıklı lamia nın üvey babaannesinin evine kadar getirmişti aslında çok da susamıştı tam kapıyı çalmak için elini uzatmıştı ki içerdeki babaanne görünümlü kurt ve kırmızı başlıklı lamia yı gördü
ama bu yaşlı kadında bi problem vardı genç kıza yiyecek gibi bakıyordu bu

c-bakışlar bu bakışlar naman allahım bu kurt biricik karımı yiyen kurt

dedi ve o hazin hikayeyi hatırladı bu hain ve iştahlı kurt un ilk yeyişi değildi long long time önce biricik karısı leyla yı tenhada kıstırıp yemişti

c- evet intikam vakti geliyor ama 1 dkk bu kız bu kız çok güzel naman allahım bu güzel kız bana bakar mı beni sever mi hemen saldırmayayım bekleyeyim eğer kıza bişey yaparsa girerim
dedi ve beklemeye başladı


kırmızı başlıklı kız ve kurt ise bütün bunlardan habersiz konuşuyorlardı
kbl-lütfenn lütfenn anlattt
kurt-neyse kızım sen şimdi git yarın bunları konuşuruz
dedi ve kırmızı başlıklı kız çıkana kadar bekledi
ne yapmalıydı ne yapmalıydı düşünedursun avcı cemil ise usuldan usuldan kbl yi takip ediyordu kbl ise acab ben kurt a aşık mı oldum bu nasıl olur ya ben bu kurt için bir yaz eğlencesi olursam diye kös kös düşüne düşüne eve vardı
eve vardığında üvey amcasının karısı üvey yengesi enise o nu bekliyordu
e -nerde kaldın seni bekliyorduk bak bu nişanlın
kbl-nişanlım mı
e- evet düşündük taşındık seni nişanladık
kbl-ama ben
e-nişanlı buldun birde beğenmiyor musun hahahahahayyyyytttt
kbl-ama
e-kes hemen akşam yemeği hazırlıklarına başla yarın kına ertesi gün de düğün yapacağız aa sana mı bakıcam ömrüm boyunca
kbl-amca üvey amca
üa-ben bilmem yengen bilir

avcı cemil bütün bunları dinliyor dalıyor dalıyor dalıyordu
kurt ise müshil içmiş babaanneyi çıkarmış ve bi çare düşünüyordu kbl yi yiyecekti ama önce yiyecekti ne yapmalı ne yapmalı derken aklına büyücü macide geldi koşa koşa o na gitti
m-ne oldu ne istiyorsun
kurt-beni bir süreliğine insan yap
m-yine mi


devam edecek

::Lové's::
11-02-09, 17:34
3.Bölüm

"Lamia hemen kendini çeker.."

Lamia:Cemil,napıyorsun..
Cemil:Seni seviyorum Lamia..
"Öpmek için tekrar yaklaşır ama Lamia bukez geri çekilir."
Lamia:Saçmalık bu yaptığımız..ben Kenan'ı seviyorum,ona bunu yapamam !
Cemil:Öylemi..peki bana yaptığın ne Lamia ? !! Beni terkedip giderken hiç düşündünmü ? Cemil'e ne yaptım ben dedinmi !! İnsanlar Cemil'i nasıl görürler diye hiç düşündünmü ?? Hadi kendimden vazgeçtim,sen kendini hiç düşündünmü Lamia? Onurunu , gururunu , namusunu !!
"Sesler yükselir."
Lamia:Amacın ne Cemil..hatalarımı yüzüme vurmanmı !!
Cemil:Bak..hata yaptığını kabul ediyorsun !
Lamia:Ben hiçbirşey kabul etmiyorum tamammı ! kimin ne dediği beni ilgilendirmiyor..Herkes istediğini düşünsün , herkes istediğini söylesin !ben kendimi bildikten sonra..
Cemil:Tabi..senin için kolay Lamia Gün !! Senin bu olaylardan utanman gerekirken,senin yerine ben utanıyorum anladınmı, ben !!
Lamia:Seni utandırıcak hiçbirşey yapmadım ben !!
Cemil:Yapmadınmı ?Yazık..çok yazık..Hayallerine okadar çok kapılmışınki hem kendine hemde bana yaptığın haksızlıkları bile göremiyorsun !
Lamia:Lütfen Cemil..daha fazla tartışmayalım bu konuyu !
Cemil:Doğru haklısın..artık umrumda değilsin tamammı ! İstediğini yapabilirsin..Onurunmuş,Gururunmuş,Namusunmuş hiç umrumda değil artık tamammı ! Ben niye düşünüyorumki senin düşünmediğin şeyleri..
"Lamia,dolu dolu gözlerle Cemil'e bakar.Gerçekler Lamia'nın yüzüne tokat gibi çarpar.Haksız olduğunu anladığını için Cemil'e cevap veremez."
"O sırada Mesut gelir.."
Mesut:Evet..nerede kalmıştık ?
Lamia:Ben gidiyorum..
Mesut:Nereye ?
"Lamia'nın hem sinirleri bozulmuştur hemde ağlamaklı olmuştur."
Lamia:Eve gidiyorum,siz devam edersiniz.
Mesut:Lütfen kal Lamia..daha reklam şirketleriyle tanıştırıcaktım seni..
"Lamia,Cemil'e bakar."
Lamia:Daha sonra tanışırız lütfen ısrar etmeyin.
Mesut:Ama....
"Cemil söze girer"
Cemil:Ya bırak gitsin !! Ne uğraşıyorsunki sen ?
Mesut:Ne diyorsun Cemil saçmalama..kavgamı ettiniz siz ?
"Lamia'dan gözyaşları gelir ve hemen koşar adımlarla çeker gider.Cemil çok üzülmüştür ama böyle davranmak zorundadır."
Mesut:Ya oğlum sen manyakmısın ? Niye ağlattın kızı şimdi durup dururken.
Cemil:Olması gerektiği gibi davrandım ben boşversene..
Mesut:Ya saçmalama git şunun peşinden,birşeyler yapar kendisine felan,Allah korusun..
Cemil:Hiçbirşey yapamaz merak etme..Onu, dışarıda bekleyen Kemancısı vardır !!
Mesut:Nasıl ?
Cemil:Offf..neyse bende gidiyorum ya daraldım,iyi bak kendine görüşürüz.
Mesut:Dur Cemil nereye ??
"Cemil hemen ortamdan uzaklaşır."
"Lamia ise kapıda ağlıyordur.Cemil kapıdan çıkar çıkmaz göz göze gelirler ve hemen Lamia oradan uzaklaşmak ister.Cemil koşar adımlarla Lamia'nın kolundan tutup yakalar.Ne kadar kızgın olsada Cemil,yinede dayanamaz."
Cemil:Bana bak bakim sen..
Lamia:Bırakın beni Cemil bey !!
Cemil:Yine Cemil bey olduğuma göre baya kızdırmışım seni..
Lamia:Aslında haklısınız..ben namussuz olduğum için bunların hepsini hakediyorum !!
Cemil: (şaşırarak) Saçmalama..! ben sana öyle demek istememiştim bunu gayet iyi biliyorsun.
"Lamia ağlayarak sözlerine devam eder."
Lamia:Ben nedemek istediğini çok iyi anladım..Kenan'a giderek onursuz,gurursuz,namussuz oldum dimi !! ama ben sana en başından beri söylemiştim Kenan'ı sevdiğimi..bu evlilikte formaliteydi,Niye suçlu olan ben oluyorum ?
Cemil:Senin suçun , haklıyken haksız duruma düşmekti Lamia..Biz belki olayları farklı yaşıyoruz ama dışarıdan bu daha farklı görünüyordu.Doğal olarak hem sen hemde ben,herkesin gözünde farklı bir şekilde anılıyoruz..
Lamia:Ben Kenan'la aynı evde yaşıyorum evet doğru..ama onunla aynı yatağı paylaşmıyorum.Seni utandırıcak hiçbirşey yapmıyorum ben..
Cemil:Bi dakka bi dakka..Sen Kenan'la aynı yatağı paylaşmıyorum'mu dedin ?
Lamia:Evet..gerçek olmasada biz seninle hala evliyiz.
"Cemil bu duruma sevinir ve tebessüm eder."
Cemil:Ben ne diyeceğimi bilemiyorum..
Lamia:Birşey demene gerek yok..Nasıl olsa ben hem senin hemde halkın gözünde aşığı ile kaçıp aynı yatağı paylaşan basit bir kadınım !!
Cemil:Lamia...sen ve ben nekadar bunun böyle olmadığını bilsekte,evet malesef öyle konuma düşüyorsun.
"Lamia,ağlamaya devam eder."
Cemil:Ağlama yeter..ağlarken çok çirkin olduğunu daha önce söylemiştim sana.
"Lamia,tebessüm eder."
Cemil:Hem bak makyajında akıyor,öcü gibi oluyorsun..
Lamia:Ya Cemil..
"İkiside gülerler ve göz göze gelirler.
Tam o sırada karşıdan Kenan gelir..Cemil,Kenan'ı görür ve hemen gülen yüzü asık surat olur.Lamia'nın ise gülen yüzü şok ifadesini alır.
Kenan:Lamia ?
"Lamia,telaşlanır"
Lamia:Kenan..
Kenan:Yazıklar olsun Lamia..Bana yalan söyledin ! Mesut bey'le gidicem dedin..Nasıl yaptın bunu bana he nasıl ?? Yemek felan bahane ! Senin amacın Cemil ile birlikte olmakmış !!
Cemil:Ne diyorsun sen be saçmalama !
Kenan:Sen karışma !! İnanamıyorum sana Lamia , nasıl bunu yapabildin ?
"Lamia ne diyeceğini bilemez..Cemil,Lamia'nın zor durumda kalmasını istemediği için olaya yalanda olsa açıklır getirir."
Cemil:Kemancı !! saçmalıyorsun..Lamia zaten buraya Mesut bey ile geldi..Lamia'nın içeride sinirleri bozulmuş ağlamak için kapının önüne çıkmış.Bende ne olduğunu sormak için yanına geldim.Bunda yanlış olan birşey yok.Hee ama dersenki senin ne işin var burada diye..Bende Mesut'u reklamı için tebrik etmeye gelmiştim..
Kenan: (alaycı gülümseyerek) Sana inanıcağımımı zannettin ?
Cemil:Bana inamaman demek,Lamia'ya inanmaman demek oluyor..
"Kenan sinirli sinirli Cemil'e bakar,aynı şekilde de Cemil..Lamia olay fazla büyümesin diye Cemil'in dediklerini onaylar.
Lamia:Cemil doğru söylüyor Kenan..içerisi çok kalabalıktı,bende biraz strese girdim.Sonrasını Cemil anlattı zaten..
Kenan:İyi tamam gidelim ozaman,malum burada durmamız biraz tehlikeli !
Cemil:Asıl tehlikeli olan sensin !!
Kenan:(alaycı gülerek) Tabi canım..
"Cemil sinirlenir."
Cemil:Ben sıramı bekliyorum Kemancı !! sen merak etme..Senin laik olamadığın şeylere ben laikim.
Kenan:Ne diyorsun sen be !
Cemil:Elbet gerçek yüzünü birgün göstericeksin diyorum ! Keman'ın yayı bile sana dayanamadı bak işlerini görmüyor artık.
"Kenan,Cemil'in üstüne yürür."
Kenan:Bana bak..ben Hüseyin Kenan'ım tamammı Hüseyin Kenan !!
Cemil: (alay ederek) Evet..ne zaman unutsak arada sırada sen, anırırken anlayabiliyoruz Hüseyin Kenan olduğunu.
"Kenan çok sinirlenir,Cemil'in yüzünde ise alaycı gülümseme vardır.Kenan ,Cemil'e vurmak için yaklaşırken Lamia engel olur."
Lamia:Kenan yapma lütfen ! İkinizde kesin artık şunu !! çocuk gibisiniz..
Kenan:Dua et Lamia engel oldu..Yoksa o sırıtan yüzünü morartmasını iyi bilirdim ben..
Cemil:Hiçbirşey yapamazsın Kenan..sen ancak kendine zarar verirsin.. aptal !!
Kenan:Bak hala konuşuyor..
Lamia:Kenan ! Cemil lütfen..
Cemil:Birgün gerçekleri anlıcaksın Lamia..Elbet birgün rüyalarından uyanıcaksın.Ama şunu bilmeni istiyorumki,asla yanlız olmuyacaksın.Ozamanda ben senin yanında olucam..
"Lamia,hüzünlü bir şekilde Cemil' bakar."
Kenan:Hadi Lamia bırak şunu ! gidelim..
Lamia:hıhı..

Lamia giderken,son kez arkasına dönerek Cemil'e bakar ve göz göze gelirler..Ardından Cemil arkasına dönerek gider..Lamia'nın içinde ise bir hüzün vardır.

BERNA
11-02-09, 23:42
Yılın Çifti-5

Balo salonunda yemekte Lamia telefondakinin Cemil olduğunu anlamış ve de telefonla görüşmek için hamle yapmıştır :)

Cemil: Lamia??
Saib: Kızım sonra konuşursunuz, telefonla konuşulacak konular değil bunlar.
Suzan: Lamia Saib Bey haklı yapma kızım.
Cemil: Lamia benimle konuşmak mı istiyor?
Saib: Oğlum konuşacak mısın?
Cemil: İsterim baba
Lamia: Cemil ben artık istediğimi yaşamak istiyorum. Boşanma konusunda lütfen zorluk çıkarma.
Cemil: Lamia ben kararsızım ama yüzyüze konuşsak bu konuları daha iyi olur.
Lamia: O zaman yarın buluşalım Kenan yarın keman çalmayacak'
Cemil: Mümkünse konuşmada kemancıdan bahsetmezsen daha çok sevinirim
Lamia: Ben artık istediğimi yaşamak, istediğimi söylemek istiyorum Cemil.
Saib: Hadi kızım bitir artık konuşmayı
Suzan: Bak işte yarın konuşacakmışsınız.
Lamia: Niye öyle diyorsunuz artık engeller olmadan konuşmak istiyorum.
Saib: Tamam işte yarın konuşursun! der ve telefonu Güle güle Cemil diyerek kapatır.

Şahika yanlarına yanaşır ve de Saib Bey'in yine koluna girer.
Şahika: Ay sizin moraliniz bozuldu Saib Bey şöföre haber verdim, yalıya gidelim.
Saib: İyi olur bir de paket gelecekti onu açmak istiyorum. İyi geceler!
(Suzan Hanım'ın da işi zor valla bu kızla, Makbule ne yapıyor acaba? Ama sonra telefonla da arayıp da soramam ki ya sevgilisinden bahsederse)
Suzan: İyi geceler!
(Bu kadınla kesin arasında birşeyler var!)

Yalıda

Macide: İyi misiniz Cemil Bey?
Cemil: Yarın Lamia ile görüşeceğim, biraz tedirginim doğal olarak.
Macide: Keşke onu unutabilseniz Cemil Bey.
Cemil: Unutup unutmak istediğimden bile emin değilim Macide Abla.
Macide: Saib Bey gelince paketi açacak muıymış?
Cemil: Bilmiyorum konuşamadık ki o konuda.
Macide: Neyse döner herhalde biraz sonra, biraz daha bekleyelim ben merak etim şimdi ne olduğunu.
Cemil: Ben biraz terasa çıkacağım içim sıkıldı.
Macide: Nasıl isterseniz Cemil Bey...

Cemil terasa çıkar ve de kapının önünde öpüşen Nazım ve Gülay'ı görür. Güler sadece.

Nazım: Nimet Hanım'ı bırakır bırakmaz bir veda öpücüğü için yalıya geldim.
Gülay: Nimet Hanım benzin parasının hesabını sorarsa görürsünç
Nazım: Bu gece bir tuhaftı, durup durup kendi kendine gülüyordu. Bence farketmez bu kadarcık farkı. Kız sen piajamayla da ayrı bir çekici oluyormuşsun.

Tabi ki öpüşürler. Tam o sırada bir öksürük duyarlar. Kendilerine bakan Saib ve Şahika'yı görürler.

Saib: Müsadenizle eve girebilir miyiz?
Gülay toparlanır
Gülay: Tabi ki paşam

Saib: Macide paket nerde?
Şahika: Merak ettim şimdi ben de ne olduğunu, kalsam olur mu?
Saib: Nasıl isterseniz...
(Ay bayılacağım kadın gitmek bilmiyor)

Mutfakta paket büyük bir merasimle açılır. İçinden kalp monitörü olan, tansiyonu da sürekli ölçen bir koşu bandı çıkar.

Saib: Artık kendime yeni bir yaşam tarzı edinmeye karar verdim çocuklar.
Macide: Aaa
Cemil (gülmemeye çalışarak): Baba hayrola?
Şahika: Bence çok iyi etmişsiniz Saib Bey, spor her yaşta yapılmalı...
Saib: Değil mi ya efendim?
Cemil: Tabi tabi...
Gülay: Avrasya Maratonu'na da katılacak mısınız?
Macide: Gülay!!
Saib: Onlar istediğini söylesin. Bundan sonra eve üç beyaz sokulmayacak Macide.
Macide: Başüstüne paşam.
Şahika. Bravo bravo...
Cemil: Hep beraber diyete giriyoruz desenize.


Makbule'nin evinde...

Kenan: Sonra dedim ki 'Ben Hüseyin Kenan'ım'
Makbule: Ne iyi etmişsiniz, sizin kim olduğunuzu unutmasınlar tabi. Ona göre davransınlar. Lamia ve Suzan Abla da nerede kaldı? Size Barış'ı anlatmış mıydım?
Kenan: Evet demin girerken gördüm, tabure koymuş oturuyordu kapının karşısında. Niye içeri almıyorsun?
Makbule: Ona kızgınım da...
Kenan: Aşkta gurur olmaz.
Makbule: Değil mi ya??? Siz boşu boşuna Hüseyin Kenan olmamışsınız.

Suzan ve Lamia kapıdan içeri girerler.

Makbule: Nerede kaldınız merak ettim abla. Kenan Bey de bana stüdyo maceralarını anlatıyord, çok oldu o da geleli.
Suzan: Aman sorma yardım yemeğine gittik dayak mı yedik belli değil.
Lamia: Niye öyle söylüyorsun abla? ne güzel anlattım işte artık istediğimi yaşamanın hakkım olduğunu.
Suzan: Benim başım tuttu ben yatıyorum.
Lamia: Ben yokken Kenan keman çalmadı değil mi?
Makbule: Yok olur mu öyle şey?

Suzan odasına çekilir. Hem yaşadığı acaip geceyi, hem de Saib-Şahika'yı düşünür.

Boşu boşuna heveslendin Suzan. Olmayacak bir hayalin peşinde kendine kendine gelin güvey oldun. Saip Bey senin gibi birisini ne yapsın? Senin bilgin ne görgün ne? Şahika öyle mi, her tarafından dişilik akıyor, gıcık kadın!!

Yalıda ilerleyen saatlerde.

Saib: Ya Cemil geçen gün okudum ki bu tip bir beslenme ve hareketsiz hayat bizi yaşlandırıyor. Takviye vitaminler de alacağım artık.
Cemil: Babacığım çok güzel kararlar bunlar da ne oldu birdenbire ben anlayamadım. Nedir bu gençlik hevesi? Şahika Hanım'la ilgili desem hiç öyle gözükmüyor, ondan hazediyor gibi değilsin?
Saib: Aman bırak o yapışkan kadını Allahaşkına.
Cemil: Sağlığınla ilgili bilmediğim bir durum yok değil mi?
Saib: Hayır sadece bugünlerde kendimi çok yaşlı hissediyorum da. Lamia ile konuşacaksın değil mi yarın?
Cemil: Evet
Saib: Nerede konuşacaksın?
Cemil: Yalıya gelecek gibi anladım ben.
Saib: Ben de orada olayım da, Lamia biraz tuhaflaşmış gibi geldi, belki sana yardımım dokunur.
Cemil: Nasıl istersen baba.

Ertesi sabah...

Saip Bey eşofmanlarını giymiş koşu bandında ilk denemesini yapmaktadır. Aynı zamanda taze sıkılmış portakal suyunu da içmektedir. Kapı çalınır ve Nimet içeri girer.

Nimet: Ooo paşam, bu ne enerji, kıskandım valla.
Saib: Senin de yüzün gülüyor.
Nimet: Çok tuhaf birşey oldu ama tam belli değil hiçbirşey. Yalnız bu kararınızı çok takdir ettim.
Saib: Sence gençleşir miyim?
(Sevgilisinden ayrılırsa belki şansım olur)
Nimet: Gençleşmez olur musunuz hiç? Yalnız perhiz de şart. Biz de Enise ile geçen gün koştuk koştuk sonra pastaları yedik hiç olmadı.
Saib: Ben Macide'ye söyledim zaten bu konuyu.
Nimet: Hatta koşarken kimi gördük inanamazsınız.
Saib: Kimi?
Nimet: Suzan Hanım ve bir adamı, biz de şaştık kaldık.
Saib (suratı asılır): Genç miydi adam?
Nimet: Bilmiyorum tam göremedik ki.
Saib: Niye?
(Ne kadar yakınlardı acaba?)
Nimet: Adamda siyah bir takım elbise, bir de kara gözlüler vardı. Kafasına da bir şapka geçirmiş. Ajan gibi birşeydi. Acaba Suzan Hanım gizli teşkilata mı katıldı bizim haberimiz yok!!
Saib (gülmeye başlar): Hay Allah Nimet beni de gülmekten öldüreceksin sen!!
(Oh ya o kişi benmişim, ne aptalım)
Nimet: Değil mi Paşam hah ha ha...

Cemil içeri girer.

Cemil: Allah neşenizi arttırsın.
Saib: Cemil oğlum, bu ne yakışıklılık der ve gider yanaklarından öper oğlunu.
Cemil Nimet'e 'ne oluyor' der gibi bakar, Nimet'ten de 'bilmem' tarzı bir hareket gelir.
Saib: Spor yapmak bana çok iyi geldi der ve içten bir gülümseyişle bakar ikisine.
Cemil: Belli oluyor o zaten!

Telefon çalar

Saib: Ben bakarım. Alo?
Kenan: Ben Hüseyin Kenan Gün...
Saib: Tanıdım tabi ki. niye arıyorsun?
Kenan: Lamia sizin eve gelecek de, ben bir terslik çıksın istemiyorum dayı. Cemil'i ikna etmeye çalış. Unutmasın ki ben Hüseyin Kenan'ım.
Saib: O da Cemil Paşazade, bunun ne ilgisi var anlayamadım ama. Ben de Cemil üzülsün istemiyorum.
Kenan: Lamia'yı veriyorum.
Lamia: Ben Suzan Ablalardayım şimdi; onunla gelsem olur mu? Cemil'le yalnız kalmak istemiyorum.
Saib: Ne demek buyursun gelsin Suzan Hanım'a her zaman kapımız açık.Belki ben de olurum ama kesin belli değil, yine de için rahat edecekse Suzan Hanım gelsin.
(Hem de sonuna kadar açık kapımız!!)


Makbule'nin evinde

Telefonu kapatır Lamia
Suzan: Kızım ben gelmesem olmaz mı?
Lamia: Olmaz Suzan Abla, belki Paşa evde olmayacakmış. Cemil ile yalnız kalmak istemiyorum.
Kenan: Lütfen gidin yoksa benim Hüseyin Kenan Gün olarak için rahat etmeyecek. Ben de Barış meselesi ile ilgilenmeye karar verdim. Engeller kalksın ortadan...
Lamia: Değil mi ya?
Suzan: Tamam tamam
(Belki Paşa evde olmaz)

Yalıda
Saib: Macide bu ne evin hali? Bu ne dağınıklık?
MAcide: Ama paşam bu sizin koşu bandınız.
Saib: Olsun efendim bitti sporum. Bunu ben kaldıracak değilim ya, hem daha duşa gireceğim. İlyas Efendi bir de nasıl olsa Nazım aşağıdadır, ikisi taşısınlar.
(Ne giysem acaba?)
Macide: Peki Paşam. İlyaaas, Nazıım!

Nazım Gülay'la öpüşmeden kafasını kaldırır ve seslenir

Nazım: Efendim anneciğim!!


Gelecek Bölüm
1. Saib Paşa'nın ani ilgisi ve kibarlığı Suzan'ı şaşırtacak mı?
2. Lamia Cemil'i boşanmaya ikna edecek mi?
3. Kenan Hüseyin Kenan Gün olarak Barış'la Makbule'yi biraraya getirecek mi? Yoksa Paşa'nın planı ortaya çıkacak mı?
4. Nimet'e gelen mektupların arkası gelecek mi?
5. Gülay ve Nazım'ın öpüşmesine başka kimler tanık olacak?

magicalrose
12-02-09, 15:11
hayalimdeki sahneler ........................................8


Yağmurlu bir İstanbul sabahıydı. Soğuk; yalının salonda açık kalmış penceresinden içeri doluyordu.
Cemil odasındaki yatakta, uyanmış gözlerini tavana dikmiş düşünüyordu. Kafasının içini dolduran umutsuzluktan kurtulmaktı derdi. Leyla’yı ve onunla yaşadığı hayal kırıklığını düşündü. Kolları arasındayken kim bilir kaç kere aklından başka bir adam geçmişti. Düşündükçe üzülüyordu. Kendini tutmasa kahrolup ağlayacaktı ama dayandı.
Yatağın içinde huzursuzca kıpırdanıp döndü. Bu sefer hiç aklından ve kalbinden çıkmayan kadının görüntüsü belirdi zihninde.
Kendisini terk edip gitmeden önceki tartışmaları hatırladı. Söylenen sözlerin en ağırıydı kafasının içinde uçuşan; Lamia onun sevgisine inanmıyordu.
Cemil’in gözleri doldu ama yine ağlamadı. Biliyordu ki ağlamanın faydası yoktu….
Daha dün gece Lamia’yı görmüştü. Saib Melek’i özlemiş ve görmek istemişti. Uzun süre Ankara’da kalacaktı ve sabah erkenden Ankara’ya gitmişti. Uzun bir aradan sora ilk kez karşılaşmışlardı. İkisi de sarsılmıştı ama Cemil’i karşılaşmaları kadar sarsan olay Lamia’nın yüzündeki mutsuzluk olmuştu.
Oysa Lamia değil miydi koşar adım yalıdan kaçıp giden. Rüyalarımı yaşamak istiyorum diyen… Şimdi neden bu kadar mutsuzdu. Sormak istemiş ama yapamamıştı. Tekrar umuda kapılıp yıkılmak istemiyordu ama akşamdan beri içini kemiren bir duygu vardı.
Dün gece dakikalarca bakışmışlardı. Cemil bir türlü Lamia’nın bakışlarını çözememişti. Pişmanlık mıydı? Aşk mıydı?
Cemil bu düşüncelerle kıvranırken en sonunda yatağından kalktı ve çabucak hazırlanıp yalıdan çıktı. Arabasına atlayıp Suzan’ı aradı. Yarım saat içinde buluştular.
Cemil: Benden sakladığınız bir şey var…
Suzan: Ne olabilir ki?
Cemil: Öğrenmek istiyorum, dedi kararlılıkla.
Suzan: inanın sizden herhangi bir şey sak-la-mı….
Cemil: dün gece Lamia’yı gördüm… neler oluyor?
Suzan Cemil’den kurtulamayacağını anlayıp gerçeği söyledi.
Suzan: Lamia… Kenan’dan ayrıldı…
Cemil bunu duyunca şok olmuştu. İnanmayan gözlerle Suzan’a bakıyordu.
Suzan: Doğru söylüyorum.
Cemil: Gerçekten mi? Ne-Neden?
Suzan başını salladı: olmadı. Yürütemediler. Hem bu arlar Lamia’nın aklında…
Cemil: evet…. dedi merakla
Suzan: şey siz varsınız?
Cemil mutlu bir telaşla atıldı hemen
Cemil : onu nerde bulurum. Kenan’la kaldıkları bir ev vardı. Şimdi orda yalnız. Adresini vereyim size.
Cemil aceleyle Suzan’ın yanından ayrılıp arabasına atladı.

Lamia dağ evden ayrılmak üzere bavullarını toplamıştı. Nereye gideceğini tam olarak bilemiyordu. Çalışırken biriktirdiği bir miktar parayla eşyalı bir ev tutabilirdi. Tüm hazırlıklarını tamamlamıştı. Artık odasında huzur içinde uyuyan Melek’in uyanmasını bekliyordu. Şöminenin önündeki koltuğa oturdu ve düşüncelere daldı. İçinde bir çok konuda pişmanlık vardı. Kenan’la başarısız bir birliktelikleri olmuştu. Ayrıca tüm bu süre içinde Cemil’i de düşünmeden edemiyordu. Şimdi Kenan gittiğinden beri ise Aklı sürekli Cemil’deydi. Dün akşam onu görünce kendini günlerdir hissetmediği kadar mutlu ve iyi hissetmiş aynı zamanda içini büyük bir pişmanlık kaplamıştı. Cemil’den defalarca gözlerini kaçırmış ama buna rağmen duygularını saklamayı becerememişti. Lamia bunları düşünürken bir araba sesi duydu. Koltuktan doğrulup dışarı bakınca Cemil’in arabasını gördü. Gözlerine inanamıyordu. Belki de hayal görüyorum, diye düşündü ama gördüğü gerçekti. Arabadan Cemil indi ve Lamia’nın şaşkın bakışlarının takibinde evin kapısına kadar geldi. Lamia birden heyecanlandı . Oradan kaçmak istedi ve bu sırada kapı vuruldu.
Lamia başka çaresi olmadığını anlayarak kapıya doğru gitti ve yavaşça kapıyı açtı. Cemil ve Lamia’nın yavaşça açılan kapının sonunda gözleri buluştu.
Cemil hemen içeri girdi.
Lamia kapıyı kapatıp içeri girdi.
Lamia: Cemil sen…
Cemil Ortalıkta duran bavulları görünce gülümsedi.
Cemil: Çok güzel, buradan ayrılmak için fazla beklememize gerek kalmadı
Lamia şaşkın Cemil’e baktı.
Lamia: nasıl anlamdım?
Cemil ona doğru döndü.
Cemil: şimdi buradan hemen ayrılıyoruz. İkimiz.
Lamia içinde sevinçle karışık bir mahcubiyet hissetti . Koşar adım kaçtığı yalıya mı dönecekti. Bunu yapamazdı.
Lamia: Şey evet ben buradan gidicem ama yalıya değil…
Cemil: saçmalama sen benim karımsın ve yalıya döneceksin
Lamia: dönemem… anla lütfen olmaz.
Oysa dönmek istiyordu çünkü onu sabırla bekleyen Cemil’i aşık olmuştu : )
Cemil: neden Lamia? artık neyi erteliyoruz?…….. dedi ve yavaşça Lamia’ya yaklaştı.
Lamia farkına bile varmadan bir anda yanında buluverdi cemil’i
Cemil: Suzan hanımla konuştum
Lamia şaşkın ve biraz da öfkeli baktı Cemil’e.
Cemil: ona kızma. Doğru olanı yaptı.
Lamia: Cemil ben…
Cemil onun çenesini parmakların arasına aldı ve yavaşça yüzünü kaldırıp göz göze geldiler.
Lamia. Artık kimseyi ve hiç bir şeyi düşünmeyelim. Sen bu evde ne yaşamış olursan ol ben hep seni bekledim… dedi.
Lamia Cemil’in gözlerindeki acıyı gördü. Kenan’la hiç birilikte olmadığını söyledi ona.
Cemil hiç cevap vermedi .
Lamia: olmadı başaramadım. Her şeyi elime –yüzüme bulaştırdım … dedi gözleri doldu.
Cemil: Herkes hata yapar. Bu hikayede herkes hatalı.
Lamia bunun üzerine gülümsedi.
Cemil’de gülümsedi.
Sonra o gülümseme yerini tutkulu bir öpüşmeye bıraktı….

s.eren
12-02-09, 15:23
kurt-evet bu defa son ekmek musaf çarpsın
macide-karşılığında ne vericeksin
kurt-genç ve güzel bir kızın kalbini eee artık botox yaptırmana gerek kalmaz daha 200 sene böyle genç kalabilirsin
macide-çok kurtsun kurt peki kabul ediyorum daha önce ki çayda çıra prensesi leyla nın kalbi bitmez üzere zaten
kurt-hadi başla
macide bi kaç manasız sözden sonra kurt u bir kaç el hareketiyle insan haline getirdi off off yani insan evladı insan evladı olalı böyle bişey görülmemiştir diyorum o kadar yani

kbl ise mutfakta küllerin içinde ağlıyordu üvey yengesi onu istemediği biriyle evlendirecekti ne yapmalıydı ne yapmalıydı diye düşünürken birden kulağına bir müzik çalındı

kbl-allahım bu ses ne kadar içli bir müzik kim çalıyor acaba

diye düşünürken sesin onu götürdüğü yere doğru yürümeye başladı kendinden geçmişti üstü başı kırmızı pelerini küllü bir vaziyette yürüye yürüye bir şato nun önüne geldi bu ses onu büyülemişti
kapıyı çaldı kapıyı dudağının sağ üstünde ben olan daha sonra adının afife olduğunu öğrendiğimiz bir kadın açtı
a-buyrun
kbl-bu çalan keman mı
a- evet
kbl-kim çalıyor
a-kurt.. şey pardon ağğğğbbiimmm
kbl- imzalı bir cd sini alabilir miyim
a-1 dkk ağğğbiiiiii
kurtkenan-evet afife ne oldu oğlanlar bu soğukta havuza mı girdiler sana demiştim değil mi çocukları su da doğurma diye
kbl-sizz????
ülenn bu kurt çok kurttu haaaa
kurt-siz???
kbl-çalar mısınız bir daha
kurtkenan-tabi de aşşağıya inerken akordum bozulmuş olabilir
kbl-mühim değil çalın çalın zira ben o çalarken sizin yatak odanıza doğru gideceğim
kurtkenan-hmm peki
ve kurt biz heybelide her gece mehtaba çıkardık ı çalmaya başladı kbl ise merdvenleri üçer beşer çıkıyordu kurt un yatak odasına girmişti pelerini çıkarmış üzerindeki yeşil elbisenin açılmış yakası ve kısalmış(!)etekleriyle çok davetkar bir biçimde duruyordu
kurtkenan-çok güzelsin
kbl-mırr mırr
kurt-çok çekicisin
kbl-çalın lütfen
kurt-çok tehlikelisin der ve önce dekoltesine sonra bacaklarına bakar (forever-bim)

bu arada afife çelik çomak pernsesi cavidan ı arar
a-cavidan çok büyük bir problemimiz var
c-nedir yine kimi yedi ağğbinn
a-yine birini yiyor ama sindirim şeklinde değil
c-?????
a-hemen bi plan yapmalıyız
c-libidosu batasıca yedi bitirdi bizi 2 çocuk düşürdüm onun yüzünden


devam edecek ......

LamiAslı
12-02-09, 22:47
Arkadaşlar bundan sonra sadece KenanLamia mutluluk senaryosu değil CemilLamia mutluluk senaryosu da hazırlayacağım.Cemil’ciler için…
Şimdiden bir senaryom var buyrun okuyun,

Lamia Kenan’dan hayal kırıklığına uğramıştır.Artık Cemil’den boşanmaktan vazgeçmiş,Onu sevmeye çalışacağını ve ona bir zaman vermesi gerektiğini Cemil’e söyleyecektir.Lamia Melek’i de alıp yalının önüne gelirler.Kapıyı Macide açar…
Lamia: Macide abla
Macide: Lamia,ne işin var senin burada
Lamia: Cemil’e döndüm
O sırada Cemil meraklanıp kapıda kimin olduğunu sormak için telaşlanır Paşayla arasında diyalog geçer
Cemil: Kim bu kaç saat oldu içeriye de gelmedi.
Paşa: Muhtemelen Gülay’ın nişanlısıdır
Cemil: Gülay’ın nişanlısı olsa Nimet de gelirdi.Ben kapıya bakıyorum.
Cemil aşağıya iner ve gözlerine inanamaz
Cemil: Lamia
Cemil’in gözlerinden onun gelişinin sevinci görülmektedir.
Lamia: Cemil seninle konuşabilir miyim?
Cemil: Geç geç…
Cemil eve döndüğüne umutlanmaktadır çünkü Lamia’nın yanındaki bavulu görmüştür.
Cemil: Nerede konuşalım?
Lamia: Salona geçelim Saib bey de orada değil mi?
Cemil: Evet
Lamia ve Cemil salona girerler Paşa gözlerine inanamaz
Paşa: Lamia
Lamia: Saib bey konuşabilir miyiz?
Paşa Melek’i görür onun yanına gider. Paşa Melek’e
Paşa: Hoş geldin Melek! Sen de hoş geldin Lamia
Cemil: Lamia otursana ayakta kalma.
Lamia oturur Cemil onun ‘’eve döndüm” demesini beklemektedir.
Lamia: Size çok büyük haksızlık ettim.Eğer izin verirseniz bundan sonra burada yaşayacağım.Cemil’e çok büyük bir haksızlık yaptığımı biliyorum.Lütfen beni affedin.
Paşa: Kızım senin başımın üzerinde yerin var elbet.Sen benim gelinimsin.
Cemil neredeyse havalara uçacaktır.
Cemil: Hadi Lamia odana gidelim eşyalarını yerleştir.
Lamia ve Cemil odaya çıkarlar.Lamia eşyalarını yerleştirir Cemil tam kapıdan çıkacakken,
Lania: Cemil
Cemil: Efendim
Lamia: Seni çok üzdüm biliyorum.Beni affet artık beni sevdiğini anladım.Seni sevmek için uğraşacağım.Bende seni sevmeyi çok istiyorum.
Cemil gözlerine inanamaz.
Cemil: Bir gün bana döneceğini biliyordum.Beni seveceğini de biliyorum Lamia.O günü iple çekiyorum.
Lamia: Sana söz veriyorum elimden geleni yapacağım…
Lamia ve Cemil aşağıya inerler Melek odasında uyumuştur.Cemil,Lamia ve Paşa mutlu bir şekilde yemeklerini yerler..

Lastzany
14-02-09, 23:53
L: senden nefret ettirecekler bana Kenan..
K: haklısın yaparlar bunlar, şu repliklere baksana böğürüyorum sürekli..
L: Kenan..
K: söyle Lamiam
L: seni süründürdükleri yetmedi..bide bana para kazandırıyorlar..sen şimdi gurur falan yapacaksın..biliyorum..
K: maalesef..hayır yani bestemi niye beğenmiyorlar ki..anlamadım..bu kaçıncı sürünüşüm..hiç ayağa kalkamaz oldum..
L: Seni çok kötü yaptılar çok...
K: sorma bende kendimi tanıyamaz oldum..artık..
L: Sana tuzak kurdular hep..
K: biliyorum ben Cemilin işi bunlar..o Şahikayada hiç güvenmiyordum zaten..ne hallere soktular beni..
L: üzülme aşkım...bunlar bizi kavuşturmayacaklar..sanırım..
K: banada öyle gibi geliyor..ama üzülme..
L: nasıl üzülmem Kenan..ya Cemile verirlerse beni...
K: işte onu yapamazlar..aşkım..merak etme Cemil belasını bulacak.. seni benim yapmadılar ama Cemilinde yapmayacaklar...
L: eminmisin Kenan..ben senden başkasını istemiyorum..asla..
K:biliyorum..Kınalı Yapıncağım..biliyorum..bende senden başkasını istemedim asla..
K: üzülme aşkım..sen ben olmasamda dimdik ayakta duracak ve Meleğimizi büyüteceksin..Cemil en büyük cezayı alacak..onunla öbür tarafta hesaplaşırım artık..orda kimse karışamaz..
L: seni çok özleyeceğim Kenanım..aşkım...
K: üzülme..son gülen iyi gülecek...
L: seni seviyorum Kenan..hep sevdim...hep seveceğim..
K: bende seni seviyorum Lamia..hep sevdim...hep seveceğim..

BERNA
15-02-09, 23:03
Yılın Çifti 6

Suzan Hanım ve de Lamia yalıya giderken takside konuşmaktadırlar.

Lamia: Cemil'e isteklerimi anlatacağım; artık hiç engel kalsın istemiyorum diyeceğim, artık istediğimi yaşamak istiyorum diyeceğim, bir de ömür boyu keman dinlemek istiyorum diyeceğim.
Suzan: Sen bilirsin kızım ama bence bu tarz konuşmasan daha iyi olur.
Lamia: Kararlıyım abla, söyleyeceğim.
Suzan: iyi ben karışmıyorum o zaman!
(Saib Bey olmasa bari onu ve Şahika maceralarını çekemeyeceğim şimdi)

Yalının önünde

Kemal Kılıçdaroğlu: İşte görüyorsunuz millet işsizlikten kendini sokağa dökmüş, yapacak iş güç kalmadı kriz yüzünden. Biz belediye olarak imkan yaratacağız. Ya bunlar öpüşüyorlar mı??
Nazım: Ya kardeşim gitsene işimize bakalım.
Kemal K: İşte görüyorsunuz millet kriz yüzünden kendini sokak ortasında öpüşmeye verdi.
Gülay: Bir politikacı da burada çıktı başımıza...

Taksi yalıya yaklaşır.

Lamia: Hemen iniyorum.
Suzan: Kızım dursana bir dakika. Kime söylüyorum.
Kemal K: Merhabalar, sizin gündeminizi, halkın esas gündemini öğrenmeye geldim.
Lamia: Engeller ortadan kalksın beyefendi. Bir de keman konseri verilebilecek bir salona ihtiyacım var kendi evimde.
Kemal K: Efendim?
Lamia. Ben artık istediğimi yaşamak istiyorum Kemal Bey. lAyrıca ben sizinle gerçekten karı koca da olmadım..
Kemal K: Efendim görüyorsunuz millet kriz yüzünden aklını yitirmiş!!

Makbule'nin Evinin Önü

Kenan: Merhaba, ben Hüseyin Kenan Gün.
Barış: Sizin resminizi görmüştüm gazetede, merhaba ben de Barış.
Kenan: Niçin kapıda duruyorsun, bak Hüseyin Kenan Gün seni içeri davet ediyor?
Barış: Peki ya Makbule?
Kenan: Makbule de ben de engeller ortadan kalksın diyoruz, sevenleri kavuşturacağım Hüseyin Kenan Gün olarak.
Barış:??

Yalının kapısı çalar ve de Lamia ile Suzan'ı kapıda Saib Bey karşılar.

Saib: Ooo buyursunlar efendim.
Lamia: Cemil'le konuşmam lazım.
Saib: Cemil içeride o da seninle konuşmak istiyor zaten.
Lamia: Abla benim hemen konuya girmem lazım; istediğimi yaşamam lazım.
Saib: Nasılsınız Suzan Hanım, afiyettesinizdir inşallah?
(Lamia'nın önden gitmesi çok iyi oldu)
Suzan: İyiyim Saib Bey, siz?
(Hani bu adam olmayacaktı!)
Suzan: Siz belki evde olmazsınız diye gelmiştim ben de. Yalnız kalmak istemedi Lamia da.
(Hevesliler gibi gelmediğimi anlasın)
Saib: Son anda işim iptal oldu.
(Geleceğini garantilemek için iş bahanesi iyi oldu, herkes de öyle sansın daha)
Saib: Fakat şimdi çocuklar yalnız konuşmak isteyebilir, biz de benim çalışma odasına mı geçsek? Oradan seslenirlerse duyarız.
(Umarım Cemil lafı uzatır)
Suzan: Aslında haklısınız ama ben rahatsızlık vermeyeyim.
Saib: Rahatsızlık ne demek, lütfen alınıyorum ama ?
Suzan: Peki o zaman
(Ya dün suratıma bakmadı adam yoksa iki kadını birden mi idare ediyor ne yapıyor anlamadım ki!)

Salonda

Lamia: Cemil ben mecbur olduğumu değil istediğimi yaşamak istiyorum.
Cemil: Onu anladım Lamia, bu üçüncü söyleyişin. Ancak ben senin Kenan'la mutlu olacağını düşünmüyorum, seni seviyorum ayrılma konusunda kararsızım. Bir de seni hiç iyi görmedim, bir tuhaflık var sanki.
Lamia: Burada Kenan'ın CD'si var mı? Çok özledim kemanının sesini onun.
Cemil: Lamia sen iyi misin?

Çalışma odasında

Saib: Suzan Hanım artık kendime daha iyi bakmaya karar verdim. O yüzden kondisyon bisikleti aldım. Ancak tek başına koş koş, zaten bir yere gittiğim de yok bu aletle değil mi efendim, hah hah. Havalar biraz daha iyileşsin sahilde yürümeyi düşünüyorum. Yaşıma göre kendimi çok iyi hissetmek istiyorum.
Suzan: Çok isabetli bir karar vermişsiniz Saib Bey!
(Kesin Şahika ile arasında birşeyler var, bu ne bu böyle birdenbire sağlıklı yaşama ilgi)
Saib: Siz de spor yapmayı sever misiniz Suzan Hanım?
(Hadi evet de ne olur)
Suzan: Ben de havalar güzel olunca hızlı yürüyüşe çıkıyorum arada.
(İyice havadan sudan konuşur olduk ama maşallah pek mutluyuz herhalde aşk yaradı adama. Ah Suzan ah iyice heveslendin sonun hüsran)
Saib: Oh ne güzel. Ne diyorum biliyor musunuz? Bu hafta havalar mevsim normallerinin üstünde olacakmış. Bence sabahları beraber yürüyüş yapalım ne dersiniz?

Makbule'nin Evi
Kenan: Evet Barış söyle bakalım Makbule'yi gerçekten seviyor musun?
Barış: Evet çok pişmanım yaptıklarımdan dolayı
Makbule: Ama ben de onu öldürmek istemiştim.
Kenan: Siz bence geçmişi hiç konuşmayın engelleri kaldırın ortadan geleceğe bakın. Sevenler kavuşsun. Hem belki ileride nikah şahidiniz de Hüseyin Kenan Gün olur ne güzel.
Barış: Nikah mı? Ama bunu hiç düşünmemiştik.
Makbule: Aşkolsun Barış biz nişanlanmadık mı?
Barış: Evet evet. Kusura bakmayın tuvalete girebilir miyim?
Kenan: Biraz ayıp oldu bunu Hüseyin Kenan Gün'ün yanında söylemek ama gir bakalım.
Makbule: Çok mutluyum Kenan Bey.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün Bey demen daha doğru olurdu ama mutluluğuna veriyorum. Sevenler hep kavuşsun.

Tuvaletten Barış Saib Bey'i arar.

Yalıda, çalışma odasında
Suzan: Size eşlik etmek için başkalarını da bulabilirdiniz, Makbule'nin evi çok yakın değil ki.
(İki kişiyi birden idare etmeye utanmıyor)
Saib: Yoksa beni çok mu yaşlı buldunuz da kibarca reddediyorsunuz?
(Suratı fena halde asılır)
Suzan: Yok hiç öyle şey olur mu?
(Gerçekten bozuldu, acaba Lamia yanlış mı anladı? Ay heyecanlandım şimdi)

Telefon çalar

Saib: Efendim
Barış: Ben Barış
Saib: Niye arıyorsun paranı yatırdım ya hesabına.
Barış: Yok ondan aramıyorum yeğeniniz burada da hesabımızda evlenme bahsi yoktu, zorla evlendirmeye kalkıyor beni. Ben evlenmek istemiyorum, anlaşmamızda bu yoktu (sesini yükseltir).
Saib (Kısık sesle) Yeğenimin ne işi var ki orada? Tamam tamam bağırma halledeceğim konuyu. Ben seni sonra ararım.

Bu sırada Kenan mutfaktan su almaktadır ve konuşmanın sonunu duyar.
Kenan: Ne anlaşması ki bu böyle?

Suzan: Canınız sıkıldı sanki Saib Bey?
Saib: Önemli birşey değil, bir iş anlaşması var da alakasız kişiler araya girmiş, onu halledeceğim inşallah. Siz beni yaşlı buluyorsunuz ama ben hazırım spora.
Suzan: Ben öyle birşey demedim, bence gayet formdasınız. Hem yeni yaşam stiliniz de daha dinç yapacak sizi sanırım.
(Duyan da bir ayağı çukurda dedim sanacak. Bence hiç de öyle değil, gayet neşeli birisi. Yine de şu Şahika meselesi canımı sıktı)
Saib: O zaman kabul ederseniz ben sizi alırım arabayla, sonra beraber yürüyüş yaparız sahilde.
(Tamam en sonunda direncini kırdım galiba)
Suzan: Peki o zaman havalar iyiyken fırsatı değerlendirelim.
(Bakalım neler olacak, hem Şahika'yı da öğrenirim. Ama güzel bakıyor adam bana hoşuma gitti)

Salonda

Lamia: Engeller ortadan kalksın Cemil.
Cemil: Hay engeller götürsün seni. Lamia seninle boşanırım ancak senin iyi olduğuna inanırsam kabul ederim. Şu anda öyle bir inancım yok. Çok garip davranıyorsun.
Lamia: Niye ki istediğimi yaşıyorum işte.
Cemil: İstediğin böyle üç cümleyle yaşamak mı?
Lamia: İstediğim Kenan, keman ve engelsiz yaşam üçlüsü Cemil. Lütfen daha fazla ısrar etme.
Cemil: Ağzından çıkanları kulağın da duymuyor herhalde. Bana ruh sağlığının iyi olduğunu kanıtla doktor görüşü ile söz boşanacağım senden.
Lamia: Hemen gidelim bir an önce istediğimi yaşamak istiyorum. Abla!! Abla!!

Çalışma Odasında

Saib: Koşudan sonra da birer kahve içeriz değil mi sahilde? Hem bu sefer gözlüksüz geleceğim.
(Başıma ne iş geldiyse o gözlükler yüzünden geldi zaten)
Suzan: Evet iyi olur, o gözlüklerle çok tuhaf duruyordunuz, ben öyle gözlerini saklayanları da sevmem zaten.
Saib: Gözlükler ebediyen gitmiştir o zaman (Gülümser)
Suzan: (Gülümser) Lamia mı sesleniyor?
Lamia kapıyı çalmadan içer dalar
Lamia: Abla doktora gidiyoruz, engeller ortadan kalksın.
Saib:Hayırdır inşallah
Suzan: Bence de!!

Nimet'in evinde kapı çalınır. Nimet kapıyı açar ve bir adet çiçek bulur. Çiçeğin yanına bir de not iliştirilmiştir.

Nimet: Ay çok heyecanlı. Ne yazmış acaba?
Hani yıldızlar yanıp sönerken
Hani bir yıldız düşerde insan
Hani bir telaş duyarda birden
İşte öyle birşey

Nimet: Şarkı da bitmek üzere, bitince ortaya çıkacak mı acaba?

Makbule'nin evinde Barış gitmiştir.
Kenan: Makbule çaktırma bu Barış bir işler karıştırıyor. Hüseyin Kenan Gün olarak onu takip etmeye karar verdim. Ne engel varsa kalksın ortadan.
Makbule: Demek öyle, ne olduğunu anlayayım bittin sen Barış bittin!!

Gelecek Bölüm

1. Lamia'nın niye böyle olduğu ortaya çıkacak mı, yoksa bu büyük derin bir sır olarak mı kalacak?
2. Suzan Hanım ve Saib Bey'in arasındaki engeller kalkacak mı? :img-hyste Yılın Çifti aşklarını ne zaman itiraf edecekler?
3. Hüseyin Kenan Gün Barış'ın çevirdiği planları Makbule ile beraber çözebilecek mi?
4. Nimet'in şarkısı bitecek ve beklenen adam gelecek mi?
5. Lamia'nın ruh sağlığından sonra Gülay ve Nazım'ın libido sorununa da Cemil el atacak mı?

LamiAslı
16-02-09, 00:11
Genel olarak yazdım

Lamia Kenan’ın geceyi başka bir kadınla geçirdiğini öğrenmiştir.Aynı zamanda onun bir tuzak olduğunu da öğrenmiştir.Ama Kenan’a çok kırgındır
Kenan:Lamia
Lamia suskundur.Kenan kolundan hafifçe tutar
Kenan:Lamia neden konuşmuyorsun benimle?
Lamia:Bekleyemedin değil mi?
Kenan: Neyi?
Lamia: Boşanmamı bekleyemedin
Kenan: Sende hemen koşmuşsun kocanın kollarına
Lamia: Saçmalama,Ben Cemil’i sevmiyorum ama senin böyle bir şey yapman hiç hoşuma gitmedi.Neden yaptın bunu ben bunu hak ediyor muydum?
Kenan:Onu bilerek yapmadığımı biliyorsun
Lamia:Boşandıktan sonra hemen başka kadınların kollarına gittin değil mi?
Kenan: Yeter!
Kenan ile Lamia bu kızgınlıktan sonra öpüşürler…Lamia mutfağa gider.Kenan da peşinden gelir.Kenan geceyi anlatır.
Kenan: Sen bestelerime çok güzel dedin.Stüdyoya gittim beğenilmedi.Hayranlarım bana sırtını dönmüş vaziyette,Hem sana o resimleri getirmeye geldiğimde Cemil’in çıktığını gördüm.Ardından da…
Lamia:Gerisini biliyorum…Bu kadar zayıf olmamalıydın.Neden böyle yapıyorsun ki kendini.
Kenan(ağlamaklı bir ses tonuyla):Bilmiyorum.
Lamia:Üzülme! Üzülmene dayanamam
Lamia ve Kenan sarılır tam o sırada telefon çalar…
Telefonda acaba kim vardır?
Bu telefon görüşmesi iki sevdalının hayatını etkileyecek mi?

KınalıYapıncak
16-02-09, 01:00
72.BÖLÜM SAHNE-1

lamia televizyon şzlemektedir...
HABER SPİKERİ:gün geçmiyorki hüseyin kenan yeni bi olaya bulaşmasın..
LAMİA:hay allah...naaptı yine bu...
H.S:hüseyin kenan artık bizleri şaşırtmıyor sayın izleyenler...bu sabah 10 sularında nigrosda(reklama girmesin) görüntülenen hüseyin kenan gün çocuk bezleri reyonundan bez öalarken görüntülendi..
LAMİA:ah kenan ahh!!
H.S:bir de utanmadan en pahalı markayı çalan hüseyin kenan gün iddaları reddetti..
LAMİA:iyi bari...bak kızım baban brima(reklam) çalmış...aman ödünÇalmış...
H.S:kenan bey ne diyosunuz bez çalarken görüntülenmişsiniz...
KENAN:ne bezi be?ne diosun sen?lamia..inanma onlara...sakın...çok geç olmadan...gel benimle...ben hüseyin kenanım!hüseyin kenan!bi bebek bezi alamicakmıyım!!ne çalması!hepinizi dava edicem!!nasıl bi oyunun içindeyim ben??
LAMİA:yine kafası karıştı...
:)

KınalıYapıncak
16-02-09, 01:02
72.BÖLÜM SAHNE-2

KENAN:lamia lamia!!(ellerinde poşetlerle gelir)
LAMİA:nie bağırıyosun ya melek uyuyo!
KENAN:hmm pardon...gel gel al şunları...
LAMİA:ne bunlar?
KENAN:beeezzz?!!
LAMİA:kenan napcaksın bunları?ne kadar çok almışsın......
KENAN:...............
LAMİA:yine çaldın dimi?
KENAN:napiim lamia kıçımıza don alamıyoruz bi de beze para mı vercez??
LAMİA:sen de haklısın...ama vazgeç artık!keman çalmayı bıraktın bezlere verdin kendini!ne bu brima aşkı?!
KENAN:ona dokunduğum da kendime engel olamıyorum lamia....
LAMİA:!?!?!?!
KENAN:çok güzel...çok tehlikeli....ama bi o kadar da masum ve yumuşacık...
LAMİA:kenan kendine gel(tokat atar)
KENAN:napıyosun sen?meleğin annesi olduğun için unutmuş olabilirsin ama ben hüseyin kenanım!bana vuramazsın!!
LAMİA:brimaya benden daha çok değer veriyosun artık...beni unuttun meleği de unuttun...yıldızlar kaar uzaksın bize...kim olduğunuzu unuttunuz kenan bey...hüseyin kenan olduğunuzu unuttunuz...hayatınız brima oldu!siz umutsuz kalplere ışıktınız oysa...kalplerin sesiydiniz...
KENAN:yine başladın bey li siz li konuşmaya lamia heee!

KınalıYapıncak
16-02-09, 01:25
72.BÖLÜM SAHNE-3

cemil lamialara gelir...
CEMİL:kenan yok mu?
LAMİA:yok...markete gitti...bezlerde ucuzluk varmış..
CEMİL:iyi de o çalıyo neden ucuzluğu bekliyoki??
LAMİA:kalabalık olur rahat rahat işimi görürüm dedi...
CEMİL:lamia sen mutlu değilsin...
LAMİA:cemil...lütfen...
CEMİL:seni seviyorum lamia...bana dönceğin günü aşkla bekliyorum...
LAMİA:lütfen...
CEMİL:seni seviyorum lamia...bana dönceğin günü aşkla bekliyorum...
LAMİA:lütfen...
CEMİL:seni seviyorum lamia...bana dönceğin günü aşkla bekliyorum...
LAMİA:lütfen...
CEMİL:seni seviyorum lamia...bana dönceğin günü aşkla bekliyorum...
LAMİA:lütfen...
kenan eve gelir..
KENAN:ooo yine takılmışsınız...
LAMİA:kenan!!!!
CEMİL:stoklamışsın yine bezleri kenan..
KENAN:lamiayı rahat bırak!bizi rahat bırak!!
CEMİL:sen onu hiç haketmiyosun...
KENAN:huh!!defol!
CEMİL:sen onu hiç haketmiyosun...
KENAN:huh!!defol!
CEMİL:sen onu hiç haketmiyosun...
KENAN:huh!!defol!


72.BÖLÜM SAHNE-4
KENAN:lamia!!napıyosun öyle?!?!
LAMİA:hoptek oynuyorum!
KENAN:?!=!!!?!
LAMİA:meleği yediriyorum görmüyomusun?
KENAN:görüyorum da neler yediriyosun sen ona öyle?tam cırcır lık besinler bunlar!
LAMİA:o ne demek şimdi ya?
KENAN:sen meleğe bunları yediriyosun sonra meleğin icraatı hiç durmuyo biliyosun!
LAMİA:ne alaka kenan ya?
KENAN:o bezler bedava değil lamia...
LAMİA:iyi de nasıl olsa çalıyosun bez masrafımız olmuyoki?
KENAN:o devir bitti lamia artık markete almıyolar beni!bez çalmaya mı geldiniz diolar!
LAMİA:bişi olmaz yukarki sokakta pim(reklam:))açıldı ona gidersin sen de
KENAN:orda brima yok ama...
LAMİA:e başka bişialırsın sen de..
KENAN:olmaz...brima farklı...diğerlerine benzemiyo...onun yeri ayrı...apayrı...aşk dudaktan kalbe onunla indi lamia...
LAMİA:?!?!'?=!^)
KENAN:onun bariyerlerinde yıldızlar var biliyomusun...pırıl pırıl...
LAMİA:.........
KENAN:seviyorum.....
LAMİA:?!?!?!!
KENAN:evet...brimayı seviyorum!!
LAMİA:kenan?!?!!
:):)

KınalıYapıncak
16-02-09, 01:48
72.BÖLÜM SAHNE-5

LAMİA:suzan abla kenana bişeyler oldu...
SUZAN:ne gibi?
LAMİA:sürekli bişeyler çalıyo...özellikle de bezler..brima ya takmış durumda...benim sevdiğim adam bu mu?hüseyin kenan bu mu?hala anlamadığım bişi var ama..
SUZAN:??
LAMİA:bu kadar bez çalıyo ama brima dava açmıyo...nasıl oluyo bu?
AFİFE:abim ünlü biri lamia...bi bez içn dava açmazlar ona...o halka mal olmuş bi sanatçı...
LAMİA:artık değil ama hayranları ona sırt çevirdi...

kenan alt kata iner...
KENAN:bakıyorum 2 günlük şöhretin başını döndürdü lamia...ben hüseyin kenanım unutulmam!
LAMİA:hııııı...evt evt...
KENAN:bişey mi söledin?
LAMİA:hiç...
KENAN:afife turne işi noldu?
AFİFE:abi...kimse kabul etmiyo..aslında bi teklif var ama....
KENAN:hemen kabul edelim...
AFİFE:ama abi...
KENAN:ne diosam onu yap afife..hemen kabul et...
AFİFE:peki abi....

afife telefonda konuştuktan sonra...
KENAN:ewt...ne dediler?
AFİFE:2 saat sonra çekime belkliolar...
KENAN:?!=!? ne çekimi?
AFİFE:abi..seni brimanın yeni reklam yüzü yapmak istediler...müziklerini de sen yapcaksın...
KENAN:biliyodum...onun da beni sevdiğini biliyodum...
AFİFE:efendim???!!
KENAN:yok bişey..
AFİFE:bir de slogan var...ona uygun bi müzik istiolar..
KENAN:neymiş?
AFİFE:'brima ile bebeğiniz gülsün hüseyin kenan sürünsün'....

lamia yaklaşır..
LAMİA:neler oluyo?
KENAN:bi reklam teklifi aldım lamia...
LAMİA:öylemi?çok sevindim...
KENAN:birlikte bile oynayabiliriz...sen ben melek..
LAMİA:ne reklamı?
KENAN:beeezzz...brima...
LAMİA:dejavu!
:):)

BERNA
19-02-09, 02:11
Yılın Çifti- 7

Lamia'nın bütün 'engeller biran önce kalksın' ısrarlarına rağmen psikologdan hemen randevu alınamamış ve randevu ertesi gün akşamüstüne alınabilmiştir.

Bunun üzerine Saib Paşazade günlük programını hazırlamıştır. Önce çok erken vakit Barış'la buluşacak sonra da Suzan Hanım ile Makbule'nin evinin yakınlarında buluşacaktır. Sabah çok mutlu ve neşeli kalkmıştır.

Saib: Günaydııın
Cemil: Hayrola baba bu ne neşe böyle?
Saib: Ne yapayım oğlum hep kasvet hep kasvet içime fenalık geldi. Biraz pozitif düşünmeye karar verdim artık.
Cemil: Bu değişiklikler bana şüpheli geliyor ama neyse. Baba ben dün Lamia'yı hiç iyi görmedim. Sürekli üç-dört cümleyi tekrarladı durdu.
Saib: Evet oğlum, ben de Suzan Hanım'la görüştüm. O da Lamia'yı çok iyi görmediğini söyledi. Hep böyleymiş yani.
Cemil: O da farketmiş demek.
Saib: Evet
(Farketmez mi hem hassas hem de güzel bir kadın)
Cemil: Baba hayrola eşofmanları çekmişsin.
Saib: Sahilde biraz yürüyeyim dedim hazır hava güzelken
(Şu Barış işi olmasaydı da biran önce gitseydim spora)

Makbule'nin Evinde

Lamia: Kenan keman çalmadan nereye gidiyorsun?
Kenan: Hüseyin Kenan Gün olarak çözmem gereken bir konu var Lamia. Amacım sevenleri kavuşturmak ancak sanırım bir engel var Makbule-Barış ilişkisinde.
Lamia: Engeller varsa tabi ki kalkması gerekir. Git o zaman Kenan zor olacak keman dinlememek ama.
Kenan: Bırakırım merak etme.
Makbule: Ben hazırım Kenan Bey, pardon Hüseyin Kenan Gün Bey.
Kenan: Sen bu operasyonda asistanım olduğun için Kenan Bey diyebilirsin.

Yalıda

Saib: Ben çıkıyorum Gülay. Macide nerede?
Gülay: Annem babamla beraber erzak alışverişine gittiler.
Cemil (koşarak aşağı iner): Dur baba giderken seni de bırakayım.
Saib: Yok istemem ben yürüyeceğim biraz dediğim gibi.

İkisi aynı anda evden çıkarlar.

Gülay (telefonu çıkarır): Nazım ev boş gelebilirsin..


Saib Bey Barış'la buluşur ancak tahmin edildiği gibi gözlükleri takmıştır ve de kafasına bir de kasket geçirmiştir.

Barış: Saib Bey, nedir sizin bu yeğeninizin bahsettiği evlilik konusu?
Saib: Valla Kenan'ın benim planımdan haberi yok ki. Nereden çıktı anlamadım.
Barış: Tutturmuş nikah şahidiniz Hüseyin Kenan Gün olmalı diye bir de.
Saib: Oğlum paranı bankaya düzenli yatırıyoruz ama benim isteğim oyalaman. Bari bu ayın sonuna kadar oyala, paran yattı çünkü.
(Aslında oyundan vazgeçmek en iyisi zaten Suzan Hanım da orada)

Makbule'nin evinde

Suzan: Hoşgeldiniz kızım Kenan Bey yok mu?
Lamia:Kenan'ın sabah işi olunca beraber geldik, sonra ben randevuya gideceğim.
Suzan. Hadi hayırlısı, umarım herşey istediğin gibi olur kızım.
Lamia: Ben inanıyorum engeller kalkacak, doktor engelini de aşacağız. Aa Suzan Abla spor giyinmişsin. Yürüyüşe çıkıyorsan ben de geleyim mi? Hem Melek'i gezdiririm.
Suzan: Yok kızım ben tempolu yürüyüş yapacağım
(Haydaa nereden çıktı bu şimdi)
Lamia: Abla ya çok bunaldım, keman çalan da yok. Ne olur sanki yavaş yürüsen bugünlük.
Suzan: Kızım bak kendini yorma, aa Kenan Bey'in CD'sini buldum onu dinlersin, hem de akşamüstü randevuya daha sakin gidersin.
(Ay iyi ki buldum şu CD'yi)
Lamia: Ay abla ben de kara kara düşünüyordum keman olmadan olur mu diye. Çok yaşa emi :)
Suzan: Hadi ben çıkıyorum
(Ay neyse kurtulduk)

Saib-Barış buluşmasının karşı sokağında iki adet kara gözlüklü kişi belirmiştir.

Makbule: Ya bu adam bana tanıdık geliyor ancak çıkaramadım.
Kenan: Aslını sorarsan bana da ama bilemedim şimdi. Mesafeyi biraz uzak seçmişiz galiba
Makbule: Ah Barış ah, ben de salak gibi sana inandım ya ne diyeyim kendime...
Kenan: Hüseyin Kenan Gün olarak ben bile inandım, bence kendine haksızlık etme.
Makbule: Çok iyisiniz Kenan Bey.
Kenan: Tabi ki öyleyim çünkü ben Hüseyin Kenan Gün'üm...
Makbule: Aa ayrıldılar, bence adamı takip edelim.

Yalıda

Cemil (kapıdan içeri girer): Telefonumu unuttum ya salak gibi, Lamia'yı düşünürken böyle oldu. Nerede bu telefon acaba? Gülaaay!
Çok derinden bir ses gelir
Gülay: Efendim Cemil Bey. Yatağı topluyordum da hemen gelemedim.
Cemil: Pardon ya yatak odasında mıydın? Oradan çıkınca bir salona gelir misin?
Nazım (yatak örtüsünün altından çıkar): Sence anlamış mıdır?
Gülay: Beni biraz daha oyalarsan anlayacak bence.

Salona doğru gider
Gülay: Efendim Cemil Bey?
Cemil: Gülay telefonumu gördün mü?
Gülay: Bir bakayım efendim. Hah buldum
Cemil: Teşekkür ederim. Bu arada benden sana bir tavsiye bir daha acele giyinirken bluzunun düğmelerini yanlış ilikleme. Nazım'la bence evlenin de böyle kaçamaklara gerek kalmasın!
Gülay: Cemil Bey ben...
Cemil: Tamam tamam babama birşey söylemem ama dikkatli olun bundan sonra.

Saib Bey yine gözlükler ve kep şeklindeki şapkası ile Suzan Hanımla buluşma noktasına gider. Suzan Hanım daha gelemediği için saatine bakarak beklemeye başlar.

Hemen iki blok geride

Kenan: Keşke ben de şapka taksaymışım, şimdi herkes benim Hüseyin Kenan Gün olduğumu anlayacak, yol da geniş mutlaka bir tanıyan olur şimdi.
Makbule: Sizi şapka taksanız da tanıyan çıkabilir bence, koskoca Hüseyin Kenan Gün'den bahsediyoruz kolay mı :) Barış'ın ortağı kim çok merak ediyorum, keşke onun da şapkası olmasaydı.
Kenan: Arkadan çok tanıdık birine benziyor ama... Yanına bir kadın geliyor şimdi de.
Makbule: Belki şapkayı çıkarır onun yanında.
Kenan: Ya bu kadını da tanıyor gibiyim ben.
Makbule: Suzan Abla değil mi bu?
Kenan: Oyunda Suzan Hanım da mı var?
Makbule: Sırtımdan bıçaklanıyormuşum da haberim yok. Ah abla ben seni öz ablam yerine koymuştum. Artık bir tek size güvenebilirim Kenan Bey.

Saib-Suzan buluşma noktasında

Saib: Hoşgeldiniz Suzan Hanım
(Çok yakışmış eşofmanlar)
Suzan: Merhabalar Saib Bey
(Yine gözlük var ne acaip adam bu ya)
Saib: Aaa gözlük gözümde kalmış, çok özür dilerim. Sizin rahatsız olduğunuzu unutmuştum. (Gözlüğü çıkarır)
Suzan: Ee oluyorum valla, bir de kask geçirseymişiniz başınıza!
Saib: Şapka da gidiyor, yeter ki siz isteyin. (Şapkayı da çıkarır)
Saib ve Suzan ikilisi birbirine gülümserler...

Aynı anda

Makbule: Bakın bakın gözlükleri çıkarıyor. Ama şapka kapatıyor tam seçemedim kim olduğunu.
Kenan: Ben de gözlerini göremiyorum. Keşke şu şapkadan ben de alsaydım... Kimse tanımıyor ne güzel.
Makbule: Suzan Abla kiminle iş yapıyorsun bir bilsem. Şapka da çıkıyor şimdi, Saib Paşazade!!!
Kenan: Dayı???

Gelecek Bölüm

1. Makbule-Kenan ikilisi Saib-Suzan ilişkisini nasıl yorumlayacaklar?
2. Yılın Çifti'nin flörtlerinde sorun yaşanacak mı?
3. Lamia ve Cemil'in psikolog randevusundan ne sonuç çıkacak? Engeller ortadan kalkacak mı :img-hyste Yoksa yeni engeller mı çıkacak :img-hyste
4. Nimet'in mektubu nerede kaldı?
5. Gülay ve Nazım enerjilerini başka aktivitelere kanalize edebilecekler mi?

s.eren
20-02-09, 10:56
kbl keman sesiyle kendinden geçmişti ne zaman opelerini çıkardı ne zaman elbisesi çıktı hatırlamıyordu
kendine geldiğinde kurt kenan yatakta onu ziliyordu
kbl-siz de çok tanıdık bişey var
kk-alla alla
kbl-sanki daha önce karşılaştık
kk yusuf yusuf olmuştu
kk-yok canım nerden çıkardın yok böle bişey
kbl-bu bakışlar bu ses
kk-yanılıyorsun
kbl-sizin gözleriniz niye bu kadar büyük
kk-yok canım çekirdek kadar
kbl-sizin burnunuz niye bu kadar büyük ve kemerli
kk-alla alla öyle mi ??
kbl-sizin ağzınız niye bu kadar büyük
derken kbl işe uyanmıştı
kbl-siz .. siz.. kurtsunuz
kk-ne kurdu
kbl-ne bileyim bağırsak kurdu da olabilir ama bir kurtluk var siz de
kk-ama bana hala siz diyorsun
kbl-nayır nolamaz benbir kurtla
kk-oldu bile ama sana bişey söyleyeceğim bu bir yaz eğlencesiydi
kbl-ama daha kıştayız
kk- o zaman kış eğlencesiydi
kbl-anladım
kk-sevindim
kbl-niye
kk-anlamana
kbl-haa ok
kk-şimdi dinle beni aşk dudaklardan biyerlere indi tamam oldu bi kere ama kalbe inmesin sakın
kbl-ama indiği yere inerken geçtiği yol üstünde kalp var bakın
kk-allahım kapat üstünü başını
kk-neyse inmesin işte
kbl-niye niçün ne hakla
kk-ben hem kurtum hem nişanlıyım
kbl-kimle
kk-çelik çomak prensesiyle zaten 2 saate kadar kurt olcam seni yedim yiceğim kadar şimdi git
kbl-allah belanı versin
kk-selamuün kavlen
kbl-versin versin (işalah hamile filan kalmam içses)
kk-hadi şimdi git
kbl eve koşarak gitti evde onu bekleyen nişanlısı amcası üvey yengesi soran gözlerle bakıyolardı şimdi o na kim keman çalacaktı çelloya bile razıydı ...
kbl hiçbişey demedi
kurt ise yediği nananin şimdi farkına varmıştı hemen ıphone nundan cavidan nın numarasını çevirdi
cavidan-buyur kurtcum
kk-evlenelim heman tizzz çabuk

devam edecek ...

Lastzany
20-02-09, 19:51
L: Kenan şu İpek ..
K: ne güzel keman çalıyor dimi..
L: sadece keman mı?
K: ne demek istiyorsun Lamia..başka ne çalacak..
L: ne biliyim..ona çok yakın gördüm seni..
K: evet plan yapıyorum ..ondan
L: !!!!!
K: aşkım..şimdi ben bu İpeğe biraz yakın olayım..belki Cemil ona sarar..nasıl ama planım..
L: bu nasıl plan..
K: nesi var planımın..beğenmedinmi yoksa
L: hayır..beğenmedim..Cemil beni öyle kolay kolay bırakmaz hem..
K: haklısın..başka bir plan düşünmeliyim..
L: ben düşündüm..
K: aman sen düşünme Lamia..sen düşünüp uygulayınca bak başımıza neler geliyo..
L: senin başına geliyo Kenan..senin...üzülende ben oluyorum..
K: haksızlık etme..sen başlatıyorsun..hep olayları..
L: gördünmü bak ..yine beni üzüyorsun..
K: tamam tamam kapatalım bu konuyu..neyse anlat planını..
L: hani dayınla Şahika hanım evleniyorya..
K: sorma bide başımıza bu çıktı..Cavidanla akraba olacağız..ben bu Cavidandan nasıl kurtulacağım.. Lamia..
L: o kadın deli..o kadın..hasta..o kadın..
K: biliyorum..biliyorum..
L: neyse..şimdi Şahikanın bir kzı var hani..
K: ee..nolmuş ona..
L: diyorum ki çok çıtıpıtı..çok iyi bir kız..
K: evet öyleydi sanıyorum..
L: Cemil onu beğenirmi dersin..belki aşık olur..belki evlenir..bizde ondan kurtuluruz böylece..hepimiz mutlu mesut yaşarız..
K: iyide Cemili ve kızı nasıl aşık edeceğiz..
L: bilmem..onuda senaristler düşünsün..
K: Cavidanıda Namık alsa bari..
L: ya..onun içinde ne iyi olur..böylece akraba akraba yaşarız..
K: iyide Lamia ben nolacağım..ben..
L: nedemek ne olacağım Kenan..
K: onlar mutlu mesut yaşarken..beni öldürürse bu senaristler..
L: ah ..hatırlatma..hep onlara yalvarıyorum..öldürmeyin sakın Kenanı diye..
K: ben senden ve Melekten nasıl ayrılırım Lamia..üstelik daha yatağa bile giremedik..gözüm açık gideceğim..bu gidişle..
L: Kenan sen başka birşey düşünmezmisin..
K: artık bir şey düşünemez oldum..neyse az kaldı Cemilden boşanmana..o gece kimse tutamaz beni..
L: Kenan !!!!
K: yani mutluluktan diyorum aşkım..mutluluktan..hem ben seni beyaz gelinlikler içinde hayal ediyorum hep..
L: o kadar evlendim..bi gelinlik giyemedim...ama gelinliğimi senin için giyeceğim..Kenan..
K: sabırsızlıkla bekleyeceğim..Lamia..
L: Kenan..
K: seni hep sevdim..hep seveceğim..biliyorsun dimi..
L: evet..Kenan..biliyorum..

LamiAslı
20-02-09, 20:10
Kenan yardımcısı İpekle çok çalışıp eski ününü ve yepyeni besteleriyle hayranlarını yeniden kazanmıştır.
Ama Kenan yeni bir beste yüzünden İpek’le çok çalıştığı için Lamia huzursuz olur.Kenan eve gelir.

Kenan: Lamia
Lamia: Hoş geldin
Kenan: Hoş bulduk Melek nerede?
Lamia: Seni bekledi oyun oynarsın diye ama gelmedin.
Kenan bu sözleriyle Lamia’nın onu kıskandığını anlamıştır.
Kenan: Ne demek istiyorsun Lamia?
Lamia: Farkında mısın bilmem ama şu İpek’le çok çalışıyorsunuz.O kızın neyi seni çekiyor anlamış değilim.Hem çok soğuk görünüyor.
Kenan: Onun beni çektiği falan yok.O benim yardımcım sadece o kadar ben bir seni seviyorum.
Lamia: Öyle mi?
Kenan: Evet bundan şüphen mi var yoksa?
Kenan,Lamia’nın yanına yaklaşır
Kenan: Beni özlüyor musun?
Lamia: Özlemediğim bir gün yok ki.Yanımdayken özlüyorum seni.
Kenan’ın gözlerinin içi güler.
Lamia: Neyse ben odama çıkıyorum.Sana iyi geceler…
Kenan biraz mutsuz olur
Kenan: Sana da.
Lamia odasına gider.Kenan’ı düşünmektedir.Kenan da aklına o partide veremediği hediye gelmiştir.Odasına çıkar alır ve Lamia’nın odasına gider.
Kenan: Girebilir miyim?
Lamia: Gel
Kenan: Bunu sana o gün verecektim.Ama bugün vermek nasip oldu.
Lamia: Bu nedir?
Kenan: Senin kadar değerli değil ama bunu sana almıştım.
Lamia: Çok güzel
Kenan kolyeyi takarken Lamia ve Kenan çok önceden hissettikleri bir şeyi yeniden hatırlamışlardır.
Kenan ve Lamia öpüşmüşlerdir.
Kenan: Özür dilerim.Sözümü tutmam gerekiyordu.
Lamia: Artık o sözü unutalım Kenan.O sözü sen hiç vermedin bana.Şu anda sadece senin kollarında olmak istiyorum.
Lamia ve Kenan beraber olurlar…

Bitti.. :)

Edit: Aslında kıskançlıkla olmadı birazcık ama olsun gene de.

::Lové's::
22-02-09, 23:12
Komik senaryo (1)

Kenan:Şöhretin bilmem kaç metre başını döndürmüş olabilir ama ben Hüseyin Kenan Gün'üm Lamia !! anladınmı ? Hüseyin Kenan gün !!
Lamia:Sen hep farklı yönden bakıyorsun Kenan!! alakası yok birkere..
Kenan:Kenan değil ! Hüseyin Kenan GÜn diceksin bana !!Farklı yönden bakıyorum öylemi ? bana "sapık" demek istiyorsun sen yani !!
Lamia:Ne alakası var..
Kenan:BAna acıma Lamia !! benimle alay etme ! Gururumla göbek atma !!
Cemil:Yav ne bağırıyrsunuz ? sabahtan beri kafamı şişirdiniz yaa..Bir rahat uyuyamadım.
Kenan:Sen nereden çıktın be ?
Cemil:Sen doğarken nereden çıktıysan,bende oradan çıktım işte..
Kenan:?!?!
Lamia:Cemil,hoş geldin hırrr yerim seni..
Cemil:Ayıp oluyor ama Lamia,Kenan'ın yanında..
Lamia:Napim..seni görünce içimdeki dişi çıkıyor ortaya.:D
Cemil:İçindeki dişiyi sonra yukarda çıkarırsın hayatım..
Kenan:Ne diyorsunuz siz bee !!
Cemil:Kemancı !!!!!
Kenan:?!?
Cemil:Başımın tacı...(Muck)
Kenan:İçinizdeki kıpırtılar unutturmuş olabilir,ama ben Hüseyin Kenan Gün'üm anladınızmı ? Hüseyin Kenan Gün !!
Cemil:M.Ö ki,şöhretin unutturmuş olabilir ama bende Cemil Paşazadeyim !!
Kenan:Ben...Hüseyin Kenan Gü..(Zortttttttttttttttt)
Lamia:Kenan.. !!
Cemil:Yuh be kardeşim ! Hüseyin Kenan Gün'sün diyede bunu yapman gerekmiyordu..
Kenan:Biran sesimi zorlayınca,şey ettirdim napim..
Lamia:Avazın çıktığı kadar bağırırsan böyle olur tabiki.
Cemil:İğrençsin Kenan,İğrenççç !! Iyyyy bögg kusucam yani..
Kenan:İğrenç olan sensin !!
Lamia:Çek git bebeğim uzaklara çek giiiiiiiiittttttt.
Cemil:Lamia'yıda kaybettik..
Lamia:Çek git bebeğim uzaklara çek giiiiiiiiittttttt.
Cemil:Bak Kenan sana söylüyor bunları.
Lamia:Çek git bebeğim uzaklara çek giiiiiiiiittttttt.
Cemil:Tamam Lamia,,gider şimdi o , gel biz odamıza çıkalım.
Lamia:Geliyorum erkekimmmm..Hırrrrrrrrrrrr..
Cemil:Sapıttı bu yine :S
Kenan:Ne haliniz varsa görün ya ! Ben çıkıyorum bu saçma senaryodan..
CemiLamia:Çek git bebeğim uzaklara çek giiiiiiiiittttttt...(:

(Çok saçma oldu biliyorum..Can sıkıntısı işte.:S)

BERNA
23-02-09, 13:38
Yılın Çifti-8

Saib Bey ve Suzan Hanım izlendiklerinden habersiz bir taraftan yürüyüş yaparken bir taraftan da sözle flört etmeye devam ederler.

Saib: Suzan Hanımcığım ne iyi ettik de nu güzel havaları değerlendirdik. Aldığım alet evet sağlık açısından güvenli ancak sizin tatlı sohbetinizden mahrum kalacaktım evde yürüseydim bant üstünde.
Suzan: İltifat ediyorsunuz Saib Bey, ben öyle aklıma geleni söylerim bilmiyor musunuz?
(Ay bu adam ne kadar zarifmiş böyle)
Saib: Aslında keşke hep çevremde hep sizin gibiler olsa, hem dobra hem de insana enerji veren!
(Biraz fazla mı ileri gittim acaba? Aman neyse, o da pek tatlı gülüyor canım...)
Suzan: Çok kibarsınız Saib Bey gerçekten utandırdınız beni şimdi
(Lamia anlatırdı Cemil'in söylediklerini, kime çektiğini şimdi anladım. Ay bu adam ne kadar güzel konuşuyor böyle)

Bir blok gerideki ikili hala takiptedir

Makbule: Ah Suzan Abla ah, herkesten beklerdim ama senden düşmanla işbirliği beklemezdim.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün dayısına bence de yakışmadı.
Makbule: Her ne kadar sizin dayınız da olsa o adam herşeyi hakediyor; tabi Suzan Abla da.
Kenan: Bu kadar tanınmış bir kişilik olarak ben artık takibe devam etmek istemiyorum. Sen de evde konuşursun Makbule.
Makbule: Merak etmeyin Kenan Bey, bir plan hazırladım bile...


Nimet'in ofisi

Nimet: Ya işte böyle Enise, kaç gündür bekliyorum. Şarkı da bitti. Acaba birisi benimle dalga mı geçti?
Enise: Senin hiç bu kadar umutlanacağını rüyamda görsem inanmazdım Nimet? Ne oldu sana böyle?
Nimet: Ne bileyim çok hoşuma gitti, şarkı sözü de olsa böyle güzel sözler duymak.
Enise: Biraz bekle yine de bence. Zaten hayatında da kimse yok, kaybedeceğin ne olur ki :)


Üç saat geçer ve de Saib Bey eve döndüğünde erkenden hazırlanmış olan Cemil'i görür salonda.

Saib: Merhabalar benim yakışıklı oğlum!!
Cemil: Babacığım bu ne neşe?
Saib: Çok yakında sana güzel haberlerim olacak inşallah ancak şimdi kafanı karıştırmak istemiyorum. Bakıyorum erkenden hazırlanmışsın.
cemil: Heyecanlıyım baba, ya psikolog Lamia'da birşey yok derse. o zaman boşanma sözü de verdim, tutacağım tabi ama Kenan'la mutlu olamayacak ki.
Saib: Lamia'da birşey olduğu bence kesin ama oğlum lütfen bu kadar çaresiz gözükme; Lamia senin her zaman elinin altında olduğunu biliyor. Biraz da ondan böyle davranıyor. Sevgiyi çok iyi bilirim ama hiçbirşey senden kıymetli değil.
(Hele bu aralar daha iyi anlıyorum aslında seni oğlum)
Cemil: Bir de bu sözleri gönlüme anlatabilsen baba; yine de sağol. O vakit gelmiş ben psikologa gidiyorum.
Saib: Orada mı buluşacaksınız?
(Suzan Hanım'ı ararım ben de fırsattan istifade)

Lamia: Ablacığım ben psikologun ofisine gidiyorum direkt. Kenan da stüdyoya gitmiş direkt; Makbule öyle söyledi. Burada keman çalamadı ama. artık yanımda CD ile gidiyorum; belki orada dinleme şansı bulurum.
Suzan: Ya ya evet, iyi edersin kızım. Makbule ne yapmış Kenan Bey'le?
(keşke eve gitseydi ben de giderdim ne güzel yanında)
Lamia: Bilmiyorum ki geldiğinde allak bullaktı. Anlatırım sonra dedi, yattı.
Suzan: Çok ilginç gerçekten de.

Merdiven başında konuşmayı dinleyen Makbule kısık sesle: Biliyorum korkuyorsun, merak ediyorsun ancak çok yakında öğreneceksin neler bildiğimi!!

Psikolog'un yerinde
Cemil: Biraz sonra gelir karım. Bence hiç iyi değil, bir de sizin görüşünüzü almak istedik.
Psikolog Ayşe Hanım: Tabi elimden gelen yardımı yapacağım.
Lamia (içeri girer): Bir sürü engel çıktı gelirken sinir oldum. Trafik sıkştı, taksici parayı bozduramadı. Biran önce engeller kalksın diyorum. Karşıma yeni yeni engeller çıkıyor!
Ayşe: Buyrun hanımefendi. Sizinle biraz yalnız konuşalım önce.
Lamia: Yanıma bir CD alabilir miyim?

Yalıda

Gülay: Ya işte Saib Bey, biz artık evlenmek istiyoruz. Canımıza tak etti.
Saib: Ben size de dedim benim rızam var, elimden geleni yaparım.
Gülay: Ben kurtlarımı dökmek enerjimi harcamak istiyorum, bir enerji fazlalığı var bugünlerde bende. O yüzden düğün yapabilir miyiz diye sormak istedim.
Macide: Kızım bu ne biçim laf o öyle?
Saib: Kızım sayılır Gülay, samimiyetime dayanarak konuşuyor. Bugün çok neşeliyim, onu mazur görüyorum. Heyecanlı kız kolay mı sevdiğine kavuşmak... Yaparız kızım düğün de yaparız.
(Ah ah, ben daha doğru dürüst açılamadım bile)

Gülay ve Macide mutfağa doğru inerken
Gülay: Anne ne olmuş bu adama böyle? Melek gibi birşey olmuş.
Macide: Saib Bey her zaman iyi adamdır zaten, çok şeyler yaşadı. Ondan sinirlidir. Bugünlerde evet iyiliği üzerinde ama benim de dikkatimi çekti.

Saib: Oh sonunda gittiler. Artık telefon edebilirim.


Ayşe Hanım'ın odasında
Ayşe: Evet Lamia. Nasıl hissediyorsun kendini?
Lamia: Engeller kalkarsa çok daha mutlu olacağım.
Ayşe: Ne engeli bunlar?
Lamia: Herşey, herkes engel istediğimi yaşamama. Cemil engel, Caivdan engel, Şahika Hanım engel, Kenan'ın stüdyo çalışmaları engel, burada CD çalar olmaması engel...
Ayşe: Biraz açar mısın ne demek istediğini?
Lamia: Ben istediğimi yaşamak istiyorum. Sevenler kavuşsun istiyorum.
Ayşe: Sorumu anlayabildin mi Lamia? Tekrarlamamı ister misin?
Lamia: Üff sıkıldım. Ceeemil Ceeemil bana bir CD player alır mısın?
Ayşe: Nasıl yani?? Cemil Bey biraz gelir misiniz?
Cemil içeri girer
Cemil: Buyrun Ayşe Hanım?
Ayşe: Lamia Hanım'la iletişim kuramıyoruz, sanırım iyi bir kontrolden geçmesi lazım bunun mümkün olabilmesi için. bir nörolojik test isteyeceğim. Yakın bir arkadaşım var, ona gidebiirsiniz adresi burada.
Lamia: Cemil geçerken CD çalar da alalım, orada yoksa...

Yalıda

Saib: Alo Suzan Hanım
Suzan: Efendim Saib Bey
Saib: Uygun musunuz?
Suzan: Sayılırım, Makbule uykuda. Lamia da biliyorsunuz Cemil Bey'le.
Saib: Makbule ile kalmanız beni endişelendiriyor.
Suzan: Siz Makbule'yi düşünmeyin, eskisi gibi değil zaten.
Makbule: (yukarıdan) Düşünmeyin demek, beni iyice salak yerine koydunuz.
Saib: Bugün çok güze vakit geçirdim de onu söylemek için aradım.
Suzan: Ben de öyle.
Saib: İki günde bir tekrarlayalım bunu bence.
(Her gün demek ayıp kaçacak şimdi)
Suzan: Katılıyorum, iki günde bir iyi olur.
(Her gün de olsa daha iyi olur aslında)

Makbule: Demek Barış'ı artık iki günde bir yollayacaklar rol yapsın diye... Alacağın olsun abla ama vereceğim cezanı senin de ortağının da!

Cemil ve Lamia bir tıp merkezinin kapısından içeri girerler ve de Ayşe Hanım'ın istediği testler için danışmaya giderler.

Hemşire: Bu testleri üçüncü katta yapıyoruz.
Lamia: Yeni bir test, yeni bir engel.
Cemil: Lamia senin için çok endişeleniyorum. Lütfen kabul et bu testi. Hem bak engel olmayacağım iyi çıkarsa
(Biraz zor ama, ne oldu bu kadına böyle!!)
Lamia: Engeller kalkacaksa olur o zaman.

Suzan Hanım tek başına oturmakta ve kendi kendine gülmektedir. Makbule gelir.

Makbule: Ablacığım ne kadar neşelisin böyle?
Suzan: Evet güzel bir gün geçirdim, herşey çok iyi gitti.
Makbule: Ne güzel benim de işlerim iyi gitti. Kenan Bey'le çok şey öğrendik. Barış'a kimin para verdiğini öğrendik.
Suzan: Öyle mi neler öğrendiniz?
Makbule: Bilmiyor musun abla?
Suzan: Kızım ne biçim konuşuyorsun öyle? Ben nereden bileyim kimin para verdiğini?
Makbule: Bilirsin sen abla, bilirsin...

Nimet'in ofisine kargo elemanı gelir.Kargonun içinden bir zarf çıkar. Üzerinde 'Çariçeme' yazmaktadır.
Nimet: Çariçe ha... Çok hoşuma gitti bu sözcük. Hemen açayım neler yazmış :)

Poliklinikte

Cemil: Hadi Lamia testlerin sonuçlarını alınca görüşeceğimiz doktora gidelim de randevu alalım, hem de tanışmış oluruz.
Lamia: CD çaları de deneriz belki orada.
Cemil: Deneriz evet.
(Lamia ne oldu sana sevgilim?)
Doktor: Merhabalar ben Doktor Vedat Hekimzade...
Cemil: Çok ilginç bir isminiz var...


Yalıda telefon çalar

Gülay: Nazım bugün hiç gelmedi, aacaba o mu arıyor? Alo?
Makbule (sesini değiştirerek): Alo, Saib Paşazade ile görüşebilir miyim?
Gülay: Durun ben haber vereyim içeriden açsın. Saib Bey sizi arıyorlar.
Saib: Efendim.
Makbule (ses hala değişiktir): Alo Saib Bey, ortağınız elimde. Ona birşey olmasını istemiyorsanız sahildeki parkta buluşalım.
Saib: Ortağım mı?

Not: Bu bölüm sevgili forum arkadaşım smbdy'e adanmıştır.


Gelecek Bölümde

1. Doktor Vedat Hekimzade beklenen Vedat mı?
2. Saib Bey ortağının kim olduğunu anlayabilecek mi? Suzan Hanım'ın başına daha neler gelecek?
3. Lamia'nın testlerin sonucu ne olacak? Cemil boşanmayı kabul edecek mi?
4. Nimet'in mektubunda neler yazıyor?
5. Nazım nerelerde?

Lastzany
26-02-09, 00:42
C: olay çıkarma Kenan..olay çıkarma..
K: defol git Cemil..alacam ayağımın altına o olacak..
C: yemezler hiç bir yere gitmiyorum..
K: sen başa belamısın.kırıcam ağzını burnunu o olacak..
C: gelde kır..gelde kır..
L: napıyorsunuz siz..napıyorsunuz..
C=K: hiiiiççç...
L: bıktım sizden..bıktım...
C=K: bizde senden bıktık Lamia..
L: terbiyesizler...bunca emek..bunca çaba..ne içinmiş..
K: haksızlık ediyorsun Lamia..
C: aynen banada...
L: ikinizdende nefret ediyorum..nefret..
K: bu benim repliğimdi..olmuyo ama Lamia..
C: aynen..olmuyo ama..
K: sen kes sesini..herşeye karışma bak fena olacak..
L: yeter ..kesin..kesin...
K: Lamia aşkım...
C: Lamia sevgilim...
L: rahat bırakın beni..dolaşmayın peşimde..dolaşmayın..
K: ikinizdende nefret ediyorum...
C: ikinizdende nefret ediyorum
L: ikinizdende nefret ediyorum..
K: Lamia..
C: Lamia..
L. ben gidiyorum..gelmeyin peşimden..gelmeyin..
K=C: nereye..
L: cehennemin dibine..
K: Lamia yine karıştırdın..bu benim repliğim..
C: aynen...
K: sus Cemil..sus..bak fena olacak...
L: ne haliniz varsa görün..
K=C: Lamia nereye gidiyorsun..
L: Vedat geliyormuş..Suzan ablaaaaa..Vedat...ben gidiyorum...gittim...
K: kime gidiyorum dedi bu şimdi..
C: Vedat kim..hı..
K: kapa çeneni...
C: Vedat kim...söylesene..Vedat kim...
K: kim olacak Reşat Nuri nin adamı..
C: eee...nolmuş
K: elinin körü olmuş Cemil..şimdi git paşa paşa koltuğuna dön..bende yerime gideyim..bari öf..öf..öbür tarafta hesaplaşırız Cemil Paşazade..
C: haha çok komik..ne hesaplaşacağız Hüseyin Kenan Gün
K: geldiğinde söylerim..hadi bana eyvallah......
C: dur..benide al..koltuğum gitmiş..benide al..
K: :img-wink:

s.eren
26-02-09, 16:39
Koptum Seboş'um yav. :img-hyste Çok iyi geldi ama.
Valla beter olsun deyip destekleyecek hale geldim, o derece yani.
Bajım o Allah'ın emri. Böyle bir şey olmayacak olsa Nimet'in hamileliği kimseyi etkilemez ki..
:img-hyste Valla onu tercih derdim. Bajım Cemil'in en güzel rüyası olabilecek hayalinin kabusa dönmesi karşısında :img-cray:

Bence de yapması gereken budur.

Valla yav. :icon_sorr

bir ihtimal daha var ben ve EGT nin olaya el atıp nimet

-ben hamileyim dediği anda

moon-hayır ben
ayşem_-ben
ceyla-ben
pinkzone-ben de
hasret-çekilin ben daha önce 3 defa hamile kaldım tabi ki ben deyip

nimet i şaşkınlık denizin de boğmamızdır
ehh tabi cemil kimi seçerse o biz bilmeyiz cemil bilir:img-hyste:img-hyste

magicalrose
26-02-09, 16:49
bir ihtimal daha var ben ve EGT nin olaya el atıp nimet

-ben hamileyim dediği anda

moon-hayır ben
ayşem_-ben
ceyla-ben
pinkzone-ben de
hasret-çekilin ben daha önce 3 defa hamile kaldım tabi ki ben deyip

nimet i şaşkınlık denizin de boğmamızdır
ehh tabi cemil kimi seçerse o biz bilmeyiz cemil bilir:img-hyste:img-hyste

olbülür valla

aysem_ yemek masasında oturularken: Cemil sana birşey söylemem gerek?
Cemil'in telefonu çalar
pinkzone telefonda: sana birşey söylemem gerek
bu sırada garson bir not bırakır cemile
aysem_ : cemil beni dinliyor musun ben ham....:img-wink:
Cemil kağıdı açmaya başlar
pink telde: cemil bu çoık önemli hani geçen akşam benim elimi tuttun ya:img-yes:
aysem_: geçen hafta öpüştük ya (ban öptüm ben :img-hyste)
cemil ikisini de dinlemeye çzalışırken notu açar
not Hasrettttten: sevgili cemil sana çok önemli bir şeye söylemeliyim
aysem_: cemil ben hamile....dinliyor musun beni
pink: elimi tutmayacaktın:img-hyste
cemil notu okur
hasretttt: koluma dokunmuştun ya:img-hyste
pink telde: tumuyacaktınelimi ben hami.......
notta hasretttt: ben ...leyim
aysem_: hamileyim!
Cemil : ????????????? noluyorz lan....Dağılın !!!!!!!!!!!!!!!!!!

s.eren
26-02-09, 16:59
olbülür valla

aysem_ yemek masasında oturularken: Cemil sana birşey söylemem gerek?
Cemil'in telefonu çalar
pinkzone telefonda: sana birşey söylemem gerek
bu sırada garson bir not bırakır cemile
aysem_ : cemil beni dinliyor musun ben ham....:img-wink:
Cemil kağıdı açmaya başlar
pink telde: cemil bu çoık önemli hani geçen akşam benim elimi tuttun ya:img-yes:
aysem_: geçen hafta öpüştük ya (ban öptüm ben :img-hyste)
cemil ikisini de dinlemeye çzalışırken notu açar
not Hasrettttten: sevgili cemil sana çok önemli bir şeye söylemeliyim
aysem_: cemil ben hamile....dinliyor musun beni
pink: elimi tutmayacaktın:img-hyste
cemil notu okur
hasretttt: koluma dokunmuştun ya:img-hyste
pink telde: tumuyacaktınelimi ben hami.......
notta hasretttt: ben ...leyim
aysem_: hamileyim!
Cemil : ????????????? noluyorz lan....Dağılın !!!!!!!!!!!!!!!!!!

:img-hyste:img-hyste
cemil-dağılın bi hasret kalsın
nimet-ama ben
cemil-bakıyorum bakıyorum
nimet-eee
cemil-benim olsa olsa tipik türk kadını hasret ten çocuğum olabilir genetik bi durum bizim ki aşı tutmaz
hasret-yiğidim
cemil-buyrun benim
hasret- haydi sevda tepesine gidip ağaçtan ağaca koşup birbirimize cee diyelim
cemil- bana uyar
nimet-ben
cemil-allah kurtarsın
:img-hyste:img-hyste

magicalrose
26-02-09, 17:10
:img-hyste:img-hyste
cemil-dağılın bi hasret kalsın
nimet-ama ben
cemil-bakıyorum bakıyorum
nimet-eee
cemil-benim olsa olsa tipik türk kadını hasret ten çocuğum olabilir genetik bi durum bizim ki aşı tutmaz
hasret-yiğidim
cemil-buyrun benim
hasret- haydi sevda tepesine gidip ağaçtan ağaca koşup birbirimize cee diyelim
cemil- bana uyar
nimet-ben
cemil-allah kurtarsın
:img-hyste:img-hyste


monbbeam: bir dakika ya ben de hamileyim
aysem_: hadi kızım başka kapıya
Nimet: noluyoruz ya benim aıl hamila olan
hasretttt: bırakın boşuna tartışmayın ben varım
pinkzone : ya kızlar benim hamile olan
Cemil şoktadır...
ASGY, Ceyla, GİZO olaya dahil olur
ASGY: bir dakika itirazım var ben noluyorum!!!!
GiZO: çekilin bakim.!!!..
Aysem_: hamilayim cemil beni öptü
pink: benim de elimi tuttu tamam mı!!!!
Cemil en sonanda yağa kalkar kızları saymaya başlar
Cemil: 1,2,3,4,5,6...
Garson merakla: napıyorsun abi?
Cemil: Paşazade Futbol Klubü'nün temellerini atıyorum. Başka çarem kalmadı.... :img-hyste

BERNA
07-03-09, 12:08
Yılın Çifti-9

Saib-Makbule telefon konuşması

Saib: Söylesene benim ortağım kim?
Makbule (sesi hala değişik): Saib Paşazade, sana diyecek söz bulamıyorum. Bu kadar alçalacağını düşünmemiştim.
Saib: Kimsiniz, adınızı söyleyiniz.
Makbule: Parka gel dedim, o zaman öğreneceksin.
Telefonu kapatır
Makbule: Evet Suzan Abla şimdi sıra sende...

Doktor Vedat-Cemil-Lamia

Lamia: Sizde CD player var mı?
Vedat: Aslını sorarsanız var, ne için lazımdı? Tamam koyalım CD'yi. Lamia Hanım sizsiniz sanırım?
Lamia: Evet adım Lamia. CD'yi koyarsanız gerçekten çok memnun olurum doktor bey.
Vedat: Cemil Bey siz benim adımı ilginç buldunuz ancak asıl Lamia Hanım benim büyük ninenim adı, zaten benim adım da büyük dedemden gelmekte. Bir de büyükhalam vardı Melek Halam, melek gibi kadındı.
Cemil: Ne tesadüf benim de halamın adı Melek'ti. Annem yerine koymuştum onu. Sizin soyadınız da bizim soyadımıza benziyor. Yakında akraba da çıkarsak şaşırmayalım.
Vedat: Efendim bizde nesiller boyu mutlaka bir erkek evlat doktor olmuştur. Atalarımın mesleği doktorluk.
Cemil: Ben aynı şeyi paşalık için söyleyemeyeceğim (güler).
Vedat: Neyse, karınızın rahatsızlığı nedir?
Lamia: Benim bir rahatsızlığım yok, önüme engeller konunca sinirleniyorum doğal olarak.
Vedat: Nasıl yani?
Lamia: İstediğimi yaşamak istiyorum doktor bey, haksız mıyım?
Vedat: Cemil Bey ben karınızın ne demek istediğini anlamadım.
Cemil: Sormayın doktor bey, ayrı yaşamaya başladığımızdan beri böyle. Bir de sürekli keman dinlemek istiyor, siz de gördünüz ya. Eskiden de severdi keman sesini ancak hiç böyle değildi. Söylediklerinde bir anlam bütünlüğü vardı.
vedat: Beyin sinirlerinde bir zedelenme olmuş olabilir, yarın mutlaka sonuçları alınca bana gelin. Ya bu arada bizim ailede de keman sesi pek sevilir ama...
Cemil: Ben pek sevmem.

Akşam olmuş ve de Saib Bey hala kara kara düşünmektedir ortağının kim olduğunu. Politikayla uğraştığından bir ortağı yoktu, Cemil'in ortağı Nimet'le de konuşmuş ve de iyi olduğunu öğrenmişti. Telefon konuşmasını hala kafasında yaşıyordu. Bu sırada Cemil içeri girer.

Cemil: Merhaba baba
Saib: Merhaba oğlum, nasıl gitti psikolog randevusu.
Cemil: Sorma baba, Lamia'nın beyin sinirlerinde zedelenme olmuş olabilirmiş. Çok üzgünüm, ya geri dönüşü olmayan birşeyse.
Saib: Deme ya, ben de üzüldüm. Çok kızdım ona ama yine de çok yazık ya. Makbule ile kala kala ona benzedi sonunda, Suzan Hanım da yanlarında. Bari ona birşey olmasa.
Cemil: Daha önce Makbule ile kaldığında böyle olmamıştı, Kenan'la ilgili gibi geliyor bana ama ne olabilir ki? Suzan Hanım'la mı görüşsek acaba ona iyice göz kulak olmak için Lamia ile mı kalsa?
Saib: Ben yarın ararım, görüşürüm onunla.
cemil: suzan Hanım'la aran iyi galiba baba
Saib (Gülümser): Suzan Hanım iyi bir arkadaş.
Cemil: Ben bu gülümsemeyi biliyorum. Baba?
Saib: Daha ortada birşey yok, hemen sonuç çıkarma. Zaten kafamı kurcalayan bir konu var, onu da konuşmak istiyorum senle.
Olanları anlatmaya başlar...

Makbule'nin evinde, Makbule elleri kolları bağlı, odada kilitli olan Suzan'ın yanına gider

Makbule: Suzan Abla söyle bakalım Saib Bey'den ne kadar para aldın?
Suzan: Ne parası kızım, ben sadece onunla karşılaştım yolda bugün, yürüdük kaç kere söyleyeceğim. Bak canım ne olur çöz beni.
Makbule: Uyduyorsun, gördüm onu. Casus gibiydiniz, fısır fısır konuşuyordunuz. Kenan Bey de gördü zaten. Artık bir tek ona güveniyorum.
(O gözlüklerin başımıza iş açacağı belliydi)
Suzan: Peki o bu yaptığını biliyor mu?
Makbule: biliyor biliyor ama asıl dayısının yaptıklarını biliyor. Tabi senin de...
Suzan: Kızım ne yaptım ben? Saib Bey ne yapmış?
Makbule: Barış'a para verdiniz ya beraber, bu tuzağı beraber kurdunuz ya.
Suzan: Kızım benim böyle birşeyden haberim yok. Saib Bey'le benim bir ilgim yok o konuda.
Makbule: Demek onu başka planlarına yardım ediyordun?
Suzan: Arada bir sohbet ediyoruz plan falan yok.
Makbule: Sana güvenmiyorum, bir tek Kenan Bey'e güveniyorum artık.

Kapı çalar, Makbule Lamia'yı içeri alır ancak Suzan Hanım'ı odaya kilitlemeyi unutmaz. Ağzını da bağlar.

Makbule: Lamia nasılsın? Nasıl geçti?
Lamia: Koşuşturduk psikologdu, psikaristti derken. Yarın belli olacakmış. Engeller kalkacak ve de Kenan'a kavuşacağım.
Makbule: Kenan Bey çok iyi birisi, benimle çok ilgilendi. Dertlerimle ilgilendi.
Lamia: Kenan öyledir, çok da yetenekli biliyorsun. Muhteşem keman çalıyor. Suzan Abla yattı mı?
Makbule: Evet yattı.

Kapı bir daha çalınır.
Lamia: Kenan geldi. Nasılsın canım, bugün yeni besteler yaptın mı?
Makbule: Hoşgeldiniz Kenan Bey.
Kenan: Merhaba kızlar, Makbule bugünkü iş ne oldu? konuştun halletin mi?
Makbule: Evet hallettim, sorun kalmayacak yarın. Ben bir tek size güveniyorum artık.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün olarak insanlara güven vermem çok doğal ama yine de sağol. Lamia ne oldu Cemil'le? sözünü tuttu mu? Biliyorsun ben de ona göre davranıyorum. Cemil sözünü tutarsa ben de tutuyorum.
Lamia: Tututuyor aslını sorarsan. Bugün gittiğim her yerde senin CD'ni dinledim. Bir de doktora gittik. Yarın testler çıkacakmış.
Kenan: Artık istediğini yaşayacaksın, Hüseyin Kenan Gün'le yaşamayı kim istemez ki ?
Lamia: Ve de tabi ki güzel bestelerle...
Makbule: Evet siz çok iyi bir insansınız.

Ertesi sabah

Doktor Vedat'ın kliniği

Cemil: Test sonuçlarını getirdim Vedat Bey.
Lamia: Engeller kalkacak mı?
vedat: Lamia Hanım neden bahsettiğinizi inanın bilmiyorum ama maalesef bazı sorunlar görüyorum test sonuçlarında. Herhangi bir bağımlılığınız yok değil mi?
Cemil: Karım sigara bile içmez, alkolle çok az arası vardır.
Vedat: Anlayamadım bağımlılık belirtileri var beyinde. Uyuşturucu desem tam o da değil, çözemedim bir türlü.
Lamia: Burada CD player vardı değil mi? Kemanın sesini dinlemek istiyorum da.
Cemil: Kemanla alakalı birşey olabilir mi?
Vedat: Hiç duymadım ama belki CD'yi dinlerken başka bir test yaparsak ortaya çıkabilir.
Cemil: Peki bu bağımlılık her ne ise kurtulma şansı var mı?
Vedat: Uyuşturucu gibi değil derken kalıcı olmamasından bahsetmiştim zaten. Bir süre zorluk çeker ama sanırım tamamen kurtulabilir bu durumdan.
Lamia: Bakın ne güzel çalıyor değil mi kemanı?
Vedat: Bence hiç vakit kaybetmeyelim. Hemen testi yapalım.

Yalıda

Gülay: Nazım kaç gündür nerelerdesin sen?
Nazım: Ne yapayım Gülaycığım, işlerim vardı, uğrayamadım.
Gülay: Yalancı seni Nimet Hanım bile ara ara ulaşamadı, buradan sordu seni? Ne diyeceğimi şaşırdım kadına! Ne haltlar karıştırıyorsun sen?
Nazım: Düzgün konuş Gülay benimle. Bir halt karıştırdığım yok.
Gülay: Başka bir kadınla beni aldatıyorsun değil mi ? Daha evlenmedik, gözün doysun ne diyeyim sana. Tüüüüh!
Nazım: Gülay, bildiğin gibi değil.
Gülay: Nasıl o zaman?


Makbule'nin Evi

Suzan: Nereye götürüyorsun beni? O bıçak neyin nesi elindeki?
Makbule: Ortağınla yüzleştirmeye
Suzan. Kaç kere söyledim o benim ortağım falan değil.
Makbule: Sana inanmıyorum. Hadi yürü çıkıyoruz.

Parkta

Saib: Sayın komiserim kim olduğunu anlayamadım ama masum birisinin hayatı tehlikede olabilir. Tabi benim hayatım da tehlikede, politik kariyerim de söz konusu. Lütfen çok dikkatli olun.
Komiser: Elbette, siz bize haber vermekle en doğrusunu yaptınız.
Saib: Acaba kim gelecek?
Komiser: Biz her türlü duruma hazırlıklıyız.

Yolda

Makbule (telefonda): Kenan Bey dayınızla görüşmeye gidiyorum. Siz de gelirseniz sevinirim, bir tek size güveniyorum. Siz çok iyi bir insansınız.
Kenan: Tamam Makbule ben Hüseyin Kenan Gün'sem bu işi halledebilirim. Dayımla konuşuruz niye böyle davrandığını anlarız.
Makbule: Çok teşekkür ederim. Ne zaman gelebilirsiniz parka?
Kenan: Onbeş dakika sonra orada olurum. Yakınlardayım.

Yalıda

Gülay: Söyle bakalım Nazım Bey, nerelerdesin başka bir kadınla değilsen?
Nazım: Nasıl söylesem ki, söylemek çok zor.
Gülay: Asıl söylemezsen daha zor duruma düşeceksin.
Nazım: Son zamanlarda aşırı bir yorgunluk hissediyordum. Biraz tedavi görmem gerekti, güçten düşümüşüm. Ara ara takviye alıyordum. bu süre içinde de çok yorulmamam gerekiyordu.
Gülay: Gerçekten mi?
Nazım: Böyle birşeyi söylemek kolay değil ama şimdi bomba gibiyim.
Gülay: Nasıl bir bombaymış görelim.
Öpüşmeye başlarlar...

Parkta Saib saatine bakarak beklemektedir

Kenan: Merhaba dayı.
Saib: Kenan? Sen mi benimle buluşacaksın? Ne işler peşindesin?
Kenan: Asıl siz Hüseyin Kenan Gün'ün dayısı olarak böyle işlere girmeye utanmıyor musunuz?
Saib: Nasıl işler? Açık konuş.
Makbule yanında Suzan'la çıkagelir
Makbule: Barış'a ortağınla beraber para yedirdiğin yalan mı?
Kenan: Makbule o bıçak ne oluyor?
Saib: Ortağım mı? Suzan Hanım iyi misiniz?
Suzan: iyiyim Saib Bey. Ona kaç kere sizin ortağınız olmadığımı söyledim ama inandıramadım.
Saib: Suzan Hanım'ı bırak Makbule. Barış'a verilen para ile onun bir ilgisi yok.
Kenan: Evet Makbule şiddet çözüm değil. Ben Hüseyin Kenan Gün olarak...
Makbule: Kenan Bey bir tek size güveniyorum ve de bıçağı bırakıyorum.

Komiser: Kıpırdamayın polis, bu kadınla bu adamı hemen karakola götürün.
Kenan: Bu adam dediğiniz kişi Hüseyin Kenan Gün'dür; lütfen doğru konuşunuz. Ben Hüseyin Kenan Gün'üm.
Saib: Suzan Hanım iyi misiniz?
Suzan: Hiç iyi değilim Saib Bey der ve de kollarında bayılır Saib'in...


Gelecek Bölüm
1. Suzan Hanım ve Saib Bey'in ilgileri ayyuka çıkacak mı?
2. Hüseyin Kenan Gün suçsuz olduğunu kanıtlayabilecek mi?
3. Lamia'nın kemana karşı tepkisi ne olacak?
4. Doktor Vedat Lamia'ya karşı bir çekim hissedecek mi?
5. Makbule'nin durumu yeni bir boyut mu kazanacak?
6. Nimet niye mektuptan bahsetmiyor hiç? Mektupta neler yazıyor?
7. Nazım'ın tedavisi beklenen sonucu verecek mi?

trueblue
13-03-09, 15:34
59’uncu bölümden sonra, ben olsaydım 58’inci bölümden sonrasını nasıl yazardım diye düşündüm. Cemil’ci olduğumu hepiniz biliyorsunuz zaten. Ben de senaristler gibi Kenan Lamia olmayacağını biliyorum. O nedenle konuyu senaristlerden daha yumuşak ama onların senaryosuna benzer bir senaryo düşünmüştüm. Daha önce yazmaya vaktim olmadı. Şimdi yazıyorum. Ama benim ki diyalog tarzında değil, öykü tarzında. Hata varsa Af Ola. Ben senarist değilim ne de olsa. Sadece 1,5 aylık bir senaryo yazım kursuna gittim. Umarım beğenirsiniz. Lütfen çok domates atmayın. :img-hyste

Nimet’in Cemil’in peşinde dolaşmasına ve Cemil’in ona yüz verdiğine inanan, Kenan’ın Cemil’i bıraksan bir beraberlik kurabiliriz teklifi üzerine Lamia evi terk eder. Suzan’ın evine yerleşir ve boşanma davası açar, Cemil boşanmaya karşıdır, bu nedenle boşanma uzun zaman alacaktır. Bu arada, Lamia Kenan’a boşanma olmadan ve evlenmeden aralarında bir ilişki olamayacağını söyler. Bu Kenan’ın hiç hoşuna gitmez ama kabul eder. Cavidan Kenan’dan boşanmasından sonra pişman olmuştur, Cemil’e yaklaşarak Kenan’dan intikam almaya kalkışır. Ama Cavidan’ın Cemil tarafından ret edilir. Cavidan, Cemil’in Lamia’yı ne kadar sevdiğini anlar. Lamia boşanma aşamasında iken ona birçok reklam, dizi teklifleri gelir. Mali olarak Cemil’e bağlı olmak istemeyen Lamia bu işleri kabul eder. Cemil Lamia’yı geri döndürmeye için Suzan Hanımdan yardım ister. Ama çabaları sonuçsuz kalır. Suzan hanım “Cemil Bey bırakın kız Hayallerini yaşasın “ der. Cemil’de “Lamia’nın en büyük hayalinin en büyük kabusu olmasından korkuyorum.”der.

Bu arada Cavidan’ın çok samimi eski bir arkadaşı Hülya Amerika’dan Türkiye’ye döner. Hülya ve Cavidan sohbet ederken Cavidan’ın biten evliliğine, Lamia’ya oradan Cemil ile evliliğine, Cemil’in Lamia’ya olan aşkını anlatır. Kenan Lamia’nın giderek artan ünü Kenan’ı rahatsız eder ve bir sürü tartışmaya yol açar. Lamia ile beraberliği olmayan Kenan’ın huzursuzluğu giderek artmaktadır. Lamia Kenan’ın kendisini davranışlarından hiç memnun değildir. Ama boşanıp Kenan ile evlenince sorunların biteceğine inanmaktadır.

Kenan, Nimet tarafından hazırlanan konser dizilerine devam etmekte ve maddi sorunları ile boğuşmaktadır. Ancak Lamia’nın yardım çabaları daha büyük kavgalara yol açmaktadır. Nimet ise yalnız kalan Cemil’e yaklaşma çabaları içindedir. Paşa ise seçim hazırlıkları ile uğraşmaktadır. Kenan Lamia’nın çevirdiği dizi ve filmlerde erkek oyuncularla olan öpüşme, yatak sahnelerine kısıtlama koyar. Cavidan’ın arkadaşı Hülya Cemil’i yani bir kadını bu kadar çok seven erkek nasıl olur diye merak etmektedir. Cavidan ile Hülya’nın yemek yedikleri yere Cemil ve Nimet iş yemeğine gelince, Hülya Cemil ile tanışır. Kenan Lamia’yı dizideki partnerinden kıskanır ve sete giderek kavga çıkarır. Lamia rezil olmuştur. Bu arada Cavidan boş durmamakta bağlantıları sayesinde hem Kenan hem Lamia için işler ayarlamakta ikisini mümkün oldukça uzak tutmaktadır. Makbule ise hala paşazadeler ile uğraşmaktadır. Hülya Cemil’in iş yerine gider ve onun konuşur. Cemil’e bir kadını bu kadar çok seven erkek nasıl olur diye merak ettiğini anlatır. Cemil “Benim hikayem sizi niye bu kadar ilgilendirdi.” deyince Hülya “Yemeğe gitmeleri halinde sebebini anlatacağını” söyler. Yemekte Hülya Cemil’e çok severek evlendiği kocasının ihaneti ve terk etmesi nedeniyle, nasıl boşandığını ve perişan olduğunu anlatır. Cemil “Sende terk edilen aşıklar kulübündensin öyleyse.” der. Aradan geçen altı aydan sonra Kenan asistanı olan genç bir kadın ile ilişkiye girer. Lamia ile bir araya sadece Melek için gelmektedirler.

Lamia Kenan’dan kuşkulanmaktadır. Ama beraber yaşamadıkları için tam emin olamamaktadır. Kenan’ın kendinden uzaklaştığını hisseden Lamia boşanmakta kararlığını göstermek için Cemil ile konuşmaya gittiğinde korkunç bir kavga ederler. Lamia “Kenan ile mutluluğunu bozduğunu, ortalığı karıştırdığını, mutluluğunu istemediğini…” söyler. Cemil’in artık hiç ümidi kalmaz Lamia ile ilgili. Lamia heyecanla beraber yaşayacakları Kenan ile yuvalarını kuracaklarına inandığı bir ev alır. Ev alınması ise Kenan ile yeni kavgalara vesile olur. Yıkılmış halde ki Cemil’i Hülya devamlı aramakta ve destek olmaktadır. Cemil Lamia’nın sadece Kenan’ı istediğini kabul eder ve boşanma kararı alır. Nimet Lamia’nın gidişinden meydan kendisine kaldı diye düşünürken Amarika’dan gelen bu kadından hiç hoşnut değildir. Nimet Hülya’yı kötülemek için bütün çabaları boşa çıkar. Hülya ile ilgili tüm ortaya çıkan Cavidan kadar zengin, hayatta ailesinden kimsesi kalmamış, boşanmış bir kadın olduğudur. Hülya bütün sevgisini Cemil’e vermiş, tabir caizse onu sevgiye boğmaktadır. Ama Kenan’ın asistanının davranışlarından kuşkulanan Lamia onları beraber görür. Lamia Kenan’dan ayrılır.

Lamia Kenan’dan ayrılmıştır, Nimet’ten Cemil’i beş dakika yalnız bırakmayan Hülya’nın haberlerini almaktadır. Suzan Hanım “Cemil’e dön kızım, boşanmaktan vazgeç.” Deyince, Lamia “Abla ben bütün köprülerimi yaktım, Hangi yüzle Cemil’e döneceğim.” der. Böylece Cemil Lamia ile boşanırlar. Hülya Cemil’in seni sevmiyorum ısrarlarına bakmaksızın onunla evlenmek istemektedir. Hülya’nın ısrarı üzerine Cemil onunla evlenir. Lamia Cemil ile bir birliktelik için çok geç olduğunu, büyük bir fırsatı kaçırdığını düşünerek kahrolur; Özellikle, Cemil ile kavgalarında Kenan için Cemil’e sayıp döktükleri nedeniyle. Lamia’nın bırakması üzerine çok üzülen Kenan yeni besteler yapar ve şöhretini tekrar kazanır.

Aradan 2 yıl geçer.

Lamia artık bir medya yıldızıdır, selam verdiği erkek ile bile hakkında aşk dedikoduları olmaktadır. Kenan ile yaşadığı hayal kırıklığı, Cemil’in aşkını kendi eli ile itmesi üzerine yalnızlığı seçmiştir. Suzan Hanım Lamia ile yaşamaktadır. Melek 4 yaşını geçmiş ve kreşe gitmektedir. Kenan zengin ve ünlü yaşamına devem etmekte, kızını zaman zaman almak, karşılaştıklarında Lamia’yı iğnele mektedir. Lamia, Cemil ile fazla karşılaşmasa bile Meleği Paşaya götürmek nedeniyle Paşazade ailesi ile görüşmektedir. Garip bir durum olmasına rağmen Lamia Hülya’yı gerçekten sevmektedir. Suzan Ablasına “Cemil’in sonunda onu çok seven bir kadınla beraber olmasına sevindiğini ” söyler. Hülya ile Cemil ilk bebeklerini beklemektedirler. Bebek erkektir ve Hülya adını Cem koymuştur. Lamia’da bebek için çok heyecanlıdır. Bebek hazırlıkları son hızla sürmektedir. Doğuma 4 hafta kala bir gece bir törenden dönmekte olan Cemil ve Hülya’nın bindiği arabayı freni patlayan bir kamyon ezer. Haberlerde olayı duyan Lamia hastaneye koşar. Cemil’in bacağının birkaç yeri kırılmıştır ama arabada Hülya’nın ezildiğini çok fena yaralandığını söyleyen Cemil yattığı yerde çırpınmakta ve krizler geçirmektedir. Lamia’ya Hülya ile haber getirmesi için yalvarır. Lamia doktor ile görüşmeye gittiğinde, Hülya’nın doğuma alındığını bebeğin doğduğunu öğrenir. Doğum doktoru travma doktorunun bir saate kadar bilgi vereceğini söyler. Cemil’e moral olması için yeşil hastane bezine sarılı bebeği alır ve Cemil’e götürür. Cemil bebeğin doğumuna çok sevinse de Hülya’yı çok merak etmektedir. Bebeği yeni doğan ünitesine bırakan Lamia, Hülya’dan bilgi almaya gittiğinde Hülya’nın öldüğünü öğrenir. Cemil’e Hülya’nın ölüm haberini verdiğinde Cemil yıkılır, “Beni hayatta ben olarak seven tek kadını da kaybettim.” der. Cemil’in Hülya’nın kaybı dışında en çok üzüldüğü ise oğlunun da kendisi gibi anne sevgisi olmadan büyüyeceğidir, “Kendi kaderini oğlunun da paylaşacağını söyleyerek ağlar.” Lamia, Cemil’e oğlunun anne sevgisiz büyümeyeceğini Cem’i öz oğlu gibi büyüteceğini, buna söz verir. Cemil ve Cem eve taburcu olurlar. Lamia, Melek ve Suzan Hanım Yalıya geri gelirler. Lamia Cem’i koynunda yatırmaktadır. Lamia Cemil ile de ilgilenmektedir. Cemil’in kırıkları için olduğu sıkıntı içindedir. Kenan, Lamia ile Cemil’in beraber yaşadıkları kızına kötü örnek oldukları gerekçesiyle velayet davası açar. Lamia Cem’i alıp evine götürmek ister. Cemil “Çocuğunun gözü önünde büyümesini istediğini ve Meleğin ve Cemin Lamia ile büyümesi için tek çarenin nikah yapmaları olduğunu söyler.” Lamia ile evlenirler. Evlendikleri gece Cemil Lamia’ya ondan karısı olmasını beklemediğini ama aynı yatağı paylaşmak zorunda olduklarını söyler. Böylece Lamia, Cem cemil aynı yatakta yatmaya başlarlar. Lamia Hülya’nın ölümüne üzülen Cemil ile baş başadır. Cemil’e giderek aşık olmakta ama Cemil’den karşılık görmemektedir. Şimdi aşktan yanan ve aşkına karşılık bulamayan Lamia’dır.

Aradan bir yıl geçer

Cemil sağlığına kavuşmuştur. Cem ise mavi gözlü, sarışın, cingöz ve afacan tavırlı çok tatlı bir bebek olmuştur. Lamia ise tek Cemil ile beraber olmak için bu hayatı kabul etmiştir.

Devamı haftaya..............

BERNA
14-03-09, 22:48
Dizideki gelişmelere inat SASU senaryom yeni kısmı ile karşınızda :)

Doktor Vedat'ın Muayahanesi'nde

Vedat: Lamia Hanım'ın keman dinlerken sinirlerinin verdiği tepkileri ölçüyoruz Cemil Bey.
Cemil: Umarım kalıcı birşey değildir Doktor Bey. Siz bağlılık belirtileri aldım dediğiniz için soruyorum yoksa size güvenmediğimden değil.
Vedat: Endişenizi anlıyorum Cemil Bey. Uyuşturucunun etkilerini biliyoruz sonuçta ama inanın bu böyle birşey değil
Cemil: Buna çok sevindim. Kemandan bir süre uzak kalırsa düzelir diyorsunuz yani. Daha sağlıklı düşünmeye başlar.
(Buna gerçekten sevindim :))
Vedat: Muhtemelen öyle olacak. Özel bir soru olacak belki ama karınızla ayrılmanızın sebebi de bu sağlıklı düşünememe mi oldu?
Cemil: Önemli değil Vedat Bey; zaten size anlatmam da gerekiyor durumu tedavi için. Bilmiyordum ama öyleymiş meğer...

Cemil'in telefonu çalar

Cemil: Efendim?
Saib: Cemil oğlum sorma başımıza gelenleri.
Cemil: Ne oldu baba?
Saib: Biran önce Sarıyer karakoluna gelir misin? İşler çok karıştı burada, sağlıklı düşünemez oldum.
Cemil: İyisin değil mi baba?
Saib: İyiyim oğlum sen biran önce gel. Lamia uygunsa o da gelsin.
Cemil: Niye?
Saib: Kenan, Suzan Hanım ve de Makbule de burada da o yüzden.
Cemil: Nasıl yani?


Karakolda

Kenan: Bana niçin inanmıyorsunuz, ben Hüseyin Kenan Gün'üm. Bakın ehliyetim de burada. Bırakın beni gideyim.
Polis: Kenan Bey, sizin kimliğinizi zaten biliyoruz. Biz olayla ilginizi bulmaya çalışıyoruz.
Kenan: Tek amacım sevenlerin kavuşmasıydı benim. Engeller kalksın istedim.
Makbule: Siz çok iyi bir insansınız gerçekten de Kenan Bey.

Komiser: Susun lütfen teker teker konuşalım. Buyrun Saib Bey.
Saib: Dün evime tehdit telefonu geldi memur bey. Bu kız sesini değiştirerek beni aramış ve ortağımın yanında olduğunu söyledi. Oysa Suzan Hanım benim ortağım değil, sadece arkadaşımdır. Kadını da kaçırmış. Bu kız raporlu delidir, en sonunda ablası dediği insanı bıçaklamaya kalktı. Götürün bu kızı memur bey buradan, hastaneye tıkın rica ederim.
Komiser: Lütfen önce ifadesini alacağız. Niye rehin aldın bu kadını?
Makbule: Saib Bey'le beraber benim duygularımla oynadılar, artık hiç kimseye güvenemez oldum memur bey, bir tek Kenan Bey'e güveniyorum. Ağlamaya başlar.
Komiser: Niye sana güveniyor bu kız?
Kenan: Elbette güvenir ben Hüseyin Kenan Gün'üm.
Komiser: Onu anladık zaten, hep aynı şeyi söylüyorsun. Ne yapmışlar kıza?
Kenan: Eski nişanlısına para vermişler onunla ilgilensinler diye. Ama rehin alma olayından haberim yok. Benim Hüseyin Kenan Gün olarak silahlara karşıyım.
Komiser: Sana güvendiğini söylüyor?
Kenan: Benim nasıl böyle işlerle ilgim olabilir ki Hüseyin Kenan Gün olarak.

Komiser: Neyse, Suzan Hanım daha iyi misiniz?
Suzan: İyiyim memur bey.
Komiser: Öncelikle son konuyu aydınlığa kavuşturalım. Rehin alma olayında Kenan Bey'in ilgisi var mı?
Suzan: Sanmam, Kenan Bey'i hiç görmedim rehin alındıktan sonra.
Komiser: Öncesinde?
Suzan: Bizim evde misafirler, o yüzden dün sabah gördüm. Zaten biz Makbule'yle de aynı evde kalıyoruz. Kenan Bey ve Lamia bizim misafirimiz.
Komiser: Lamia kim?
Saib: Benim gelinim.
Komiser: ???

Doktor Vedat'ın Muayahanesi'nde

Lamia: Ne kadar güzel bir tetkikti bu, hep keman çaldılar Cemil.
Cemil: Lamia hemen çıkmamız gerekiyor, Vedat Bey siz inceleyip bize haber verir misiniz? Çok acil bir durum var da.
Lamia: Ne oldu ki ben eve gideceğim keman dinleyecektim canlı.
Cemil: Evde kimse yok herkes karakoldaymış babamla birlikte.
Lamia: Melek??
cemil: Gerçekten Melek kimde, herkes karakoldaysa ?


Enise'lerin evi

Enise: Nimet mektubu açtın demek. Sonra ne oldu?
Nimet: İçinden bir şarkı sözü daha çıktı. Ama bu sefer Sezen Aksu değildi.
Enise: Aaa tarz mı değiştirmiş?
Nimet: Evet ama sözleri çok manidar.

gizli aşk bu söyleyemem
derdimi hiç kimseye
gizli aşk bu söyleyemem
derdimi hiç kimseye

Enise: Zeki Müren demek?
Nimet: Dur dahası da var. Benimle buluşmak istiyor, bugün buluşacağız. Nazım gelsin istemedim. Ona izin verdim.
Enise: Yine Gülay'a gitmiştir. Hay Allah şu Şükrü'nün ne tuhaf akrabaları var.
Nimet: Aman boşver genç onlar tadını çıkarsınlar.
Enise: Alem kadınsın Nimet. Neşen yerinde hadi bakalım kim çıkacak acaba gizli aşkın :)


Karakolda

Saib: Suzan Hanım inanın ben bu ay bu işi bitirmiştim. Evet hatalıyım lütfen beni affedin.
Suzan: Kafam çok karışık, ama üzüntünüzü görebiliyorum. Ama neden bana anlatmadınız.
Saib: Nasıl olsa bitti diye üstünde durmadım. Nereden bilebilirdim sizi zarar gelebileceğini yoksa o evde kalmanıza hiç gönlüm razı olur mu?
Birbirlerine gülümserler
Saib: Bu arada Melek nerede?
Suzan: Makbule komşuya bırakmıştı biz çıkarken yanılmıyorsam. İyi insanlardır.

Komiser: Ya bu nedir kamera şakası falan mı? Sizi bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Siz ikiniz ne fısıldaşıyorsunuz, gülüyorsunuz; yoksa gerçekten ortaksınız da ifadenizi mi doğruluyorsunuz?
Saib: Nereden çıkarıyorsunuz bunu? Ben şikayetçi tarafım, hanımefendi de mağdur durumda.
Makbule: Ben de ikisinden şikayetçiyim.
Komiser: Bak o sizden şikayetçi.
Saib: Bir delinin sözüne mi güveneceksiniz?
Kenan: Ben de sanatçıya saygısızlıktan dolayı sizden şikayetçiyim. Hüseyin Kenan Gün'ler kolay yetişmiyor.
Komiser: Benim kafam karıştı iyice. Hepsini ayrı ayrı köşelere götürün, tek tek ifade alacağım.
Kenan: Büyük saygısızlık büyük saygısızlık...
Makbule: Ben bir tek Kenan Bey'e güveniyorum, onunla kalabilir miyim?
Komiser: Götürün hepsini karşımdan çabuk şunların.


Yalıda

Gülay: Nazım tedavin çok başarılı sonuç vermiş. Keşke daha çok kalabilseydin.
Nazım: Öyle mi diyorsun kız?
Gülay: Elbette :)

Öpüşmeye devam ederlerken Macide koşarak aşağıya iner.

Macide: Yandık yandık. Paşa karakoldaymış, baban şimdi yanına gidecek onun.
Çift toparlanır.
Gülay: ne olmuş anne?
Macide: Bilmiyorum Cemil Bey aradı, gecikmeden gitsin dedi. O da oraya gidiyormuş yoldaymış. Galiba Paşayı sorguya almışlar. Nazım oğlum sen götürür müsün?
Nazım: Tabi ki götürürüm. Hem ne olduğunu da etraflıca öğrenirim, sizi haberdar ederim.
Gülay: Lütfen hemen ara, böyle haber kaçmaz.
Macide: Münasebetsiz!

Karakolda Saib Bey sorgudadır, diğerleri de polis başlarında beklemektedir.

Cemil: Memur bey, babam buradaymış.
Lamia: Kenan?
Kenan: Lamia koskoca Hüseyin Kenan Gün'ü düşürdükleri duruma bak, inanamıyorum.
Lamia: Keman da çalamıyorsundur şimdi...
Cemil: Sizin ne işiniz var burada ne oldu? Babam niye içeride?
Makbule: Babanın ortağına sor, söylesene Suzan Abla?
Lamia: Saib Bey'in ortağı mı?
Suzan: Kafasından uyduruyor Cemil Bey.
Makbule: Gözlerimle gördüm, Kenan Bey de gördü. O çok güvenilir bir insan.

o sırada Komiser Saib'le dışarı çıkar.

Komiser: Bu gelenler kim?
Saib: Oğlumla gelinim.
Komiser: Hani şu Kenan Bey'le yaşayan, şimdi kocası ile beraber mi geziyor!! Alllahım aklıma mukayyet ol.
Lamia: Keman dinletilen bir tedavi merkezi var, çok beğendim ben orayı. Oraya gidebilirsiniz.
Cemil: Kusura bakmayın komiser bey, karım kendinde değil, keman etkisindeymiş. Doktor söyledi de...
Lamia: Kenan ne yaptıysa engeller kalksın diye yapmıştır.
Kenan: Keman etkisi mi, o ne demek? Benim hiçbirşeyim yok Hüseyin Kenan Gün olarak??
Cemil: Emin misin?
Komiser: Doktorun adı neydi? Sanırım ihtiyacım gerçekten olacak.
Cemil: Adı Vedat Hekimzade.


Doktor Vedat'ın Muayahanesi'nde

Vedat (kendi kendine): Lamia Hanım'ın sonuçları tam düşündüğüm gibi, bir süre kemandan uzak kalması gerekiyor. Cemil Bey buna sevinecek. Zaten Cemil Bey ile aramı iyi tutmak iyi bir fikir olacak. Zorlu bir işe kalkıştık bakalım; Cemil Bey'in de desteği iyi gelecek.

Vedat (yüksek sesle): Hemşire Hanım ben çıkıyorum.
Telefonu çalar.
Vedat: Merhaba Kemal Dayıcığım, şimdi gidiyorum bakalım nasıl geçecek buluşma?


Bir Sonraki Bölüm

1.Suzan paşanın özürünü kabul edecek mi? Yılın çifti buluşmalarını nasıl açıklayacaklar?
2.Makbule'nin Kenan Bey'e olan güveni sürecek mi?
3.Vedat'ın buluşmasının altında yatan gerçekler ne?
4.Komiser Doktor Vedat'a gerek kalmadan konuyu anlayabilecek mi?
5.Lamia kemansız Kenan hakkında ne düşünecek?
6.Gülay ve Nazım'ın düğünü nelere gebe?

LamiAslı
14-03-09, 23:54
Dudaktan Kalbe

Lamia apar topar Meleği bırakıp Cemil’in kaldırıldığı hastaneye gider.

Lamia: Cemil Paşazade hangi odada kalıyor acaba?
Görevli: 116 efendim.
Lamia: Tamam teşekkür ederim.

Lamia hemen merdivenleri çıkar ve Cemil’in odasına gider Cemil yalnızdır.

Lamia: Cemil iyi misin? Cemil ne olur konuş benimle? Doktor! Doktor yok mu? Lütfen biri baksın.
Doktor: hoş geldiniz Lamia hanım buyrun.
Lamia: Doktor bey, neden Cemil konuşamıyor kötü bir şey mi var yoksa ne olur söyleyin.
Doktor: Buraya getirdiklerinde fena hırpalanmış.Biz gerekli komplikasyonları yaptık ama Cemil bey’in uyanmasını bekleyeceğiz.
Lamia ağlar Doktor,
Doktor:Size bir sakinleştirici verelim.
Lamia: Hayır gerek yok gerçekten iyiyim.
Doktor odadan çıkar Lamia Cemil’in ellerini tutarak,
Lamia: Sana neden bunu yaptılar? Seni bırakmayacağım Cemil lütfen uyan ne olur!

Paşa’nın Konağı

Saib bey,Cemil’in hastanede olduğunu öğrenmiştir.Tam çıkarken Afife hatırını sormak için Saib bey’i arar.Saib bey telefonu açar.

Afife:Dayıcım nasılsın?
Saib: Afife konuşamayacağım.Cemil hastaneye kaldırılmış.Acil gitmem lazım hoşça kal.
Afife: Aaa geçmiş olsun hangi hastane?
Saib:…………………………..
Afife:Tamam çok geçmiş olsun.
Kenan Afife’ye konser gecesi için soru sormaya odasına gelmiştir.Afife’yi telaşlı görünce sorar,
Kenan:Afife ne oldu?
Afife:Abi Cemil hastanedeymiş
Kenan şaşırır,
Kenan:Gene hangi işlere bulaştı acaba?
Afife:Lamia da yanındaymış.
Kenan çok şaşırmıştır.
Kenan: Tamam bu geceki konseri iptal ediyorum.Lamia’yı o adamla yalnız bırakamam.Yarın geceki konsere gelirim.
Kenan bunun üzerine kimseyi dinlemeden İstanbul’a gider.Mesaj çekerek Afifeden yerini öğrenir.

Hastane

Lamia hala ağlar
Lamia: Hep benim yüzümden.Çok acı çekiyorum sana bunu ben yaptırdım sanki.Cemil lütfen uyan.Ben yanındayım lütfen…

Kenan hastaneye gelmiştir.
Kenan: Cemil Paşazade
Görevli: 116 Numara
Kenan koşarak odanın olduğu yere gelir tam girecekken Lamia’nın konuşmasını dinler.
Lamia: Benim yüzümden oldu.Seni çok yalnız bıraktım.Kim yaptı sana bunu? Lütfen uyan Cemil.Beni sevdiğini biliyorum.Senin gücüne ihtiyacım var lütfen uyan.
Kenan tam girecekken Lamia’nın Cemil’in elini tuttuğunu görür.Lamia arkasına bakar Kenan’ı görür şaşkın şaşkın birbirlerine bakarlar.


Devamı yarın…
Biliyorum Cemil’cilere has bir senaryo oldu ama bakalım yarınki replikte neler olacak?

bengisu_18
15-03-09, 00:33
bir sahne daha var kafamda:D

cemil ve lamia yeni evlerindeler..bu yeni hayatlarının birlikte geçirecekleri ilk gecesi..karşılıklı oturuyorlar..cemilin hem bakmaya bile kıyamayan bir hali var lamiaya hem de gözlerini alamamamakta genç kadından..lamia biraz huzursuz bir şey söylemek istiyor ama çekiniyor gibi..en son cesaretini topluyor ve: cemiiil..biz.. biz kenanla..biz hiç birlikte...'' cemil elini lamianın dudaklarına götürüyor ve :''hişşş'' die susturuyor genç kadını.. ve başlıyor konuşmaya..:

''bu anı o kadar çok hayal ettimki..haala gerçek olduğuna inanmakta güçlük çekiyorum..lamiaa geçmiş umurumda bile değil..sen yanımdasın şu an.. biz....'' son söylediği sözcüğü düşünüyor bir an ve tebessüm edip devam ediyor..''biz birlikteyiz..hiç olmadığım kadar yakınım şu an sana..aramızda ne siz biz var ne de....ne de gözlerinde o çok alışık olduğum korku.. başka bakıyorsun bana artık:img-in_lo ve ben..öyle mutluyumkii..meleğimiz..kızımız yan odada uyuyor..'''gülüyor ve: ''bazen o gece o dayağı ii ki yemişim diyorum''.. lamia kızıyor cemil zevkten dört köşe:D lamia seviyor bu adamı..mutlu onun yanında..güvende hissediyor kendini..bu admın yanında kadınlığını fark ediyor..çok daha güçlü, çok daha dik duruyor hayat karşısında..kendini ispatlama çabasında değil..buna hiç gerek yok çünkü..bu adam ona hayran..her şeyiyle, her haliyle tapıyor kendisine.. o da seviyor cemili..kıskanıyor deli gibi yanından geçen her dişiden..nimete bu kadar sinir olmasının nedeni yeni yeni kavrıyor..kendine bile itiraf edemediği o heyecean yüzünden..cemile olan aşkı yüzünden...

bu da benden ööyle bir seneryocuk:D

teşekkürler saygılar efenimm..

forever_bim
15-03-09, 19:35
Olasılıklar dahilinde bir senaryo denemesi :)

Cemil iş çıkışında Nimet'le konuşmak için onun odasına gider ancak Nimet çoktan çıkmıştır. Nimet öğleden sonra doktora uğrar ve kesin sonucu öğrenir. Hamiledir. Eve gelir. Cemil telefonla arar.

Nimet: Buyrun Cemil Bey.
Cemil: Nerdesin?
Nimet: Evdeyim. Ne istiyorsun?
Cemil: Seninle konuşmak. Bir yere ayrılma sana geliyorum.
Nimet: İyi tamam gel bakalım.

Cemil bir yarım saat sonra Nimet'in evine varır.

Nimet: Hoşgeldin. Girsene.
Cemil: Fazla kalmayacağım. Hemen konuya giriyorum. Neyin peşindesin Nimet?
Nimet: Nasıl neyin peşindeyim?
Cemil: Çok zeki biri olduğun halde böyle anlamıyormuş gibi davranıyorsun ya büsbütün soğuyorum senden Nimet.
Nimet: Hamileyim karnımda senin çocuğunu taşıyorum. Sen de zaten karından boşanıyorsun benimle evlenip çocuğumuza babalık yapacaksın Cemil.
Cemil: Seni sevmediğimi biliyorsun. Seninle mutlu olamayacağımızı da.
Nimet: Bu kadar peşin yargılı olma. Hem bana borçlusun. Beni kullandın.
Cemil: Ben mi seni kullandım. Hatırlatmak hiç hoşuma gitmiyor ama Lamia'yla evliliğimiz boyunca peşimde pervane olan sendin. Hatta seninle aramızda hiç bir şey yokken bile Lamia onu seninle aldattığımı sanıyordu senin dengesiz hareketlerin yüzünden.
Nimet: (Duygu sömürüsüne başlar) Senin çocuğunu taşıyorum. Hiç mi değerim yok gözünde? (Geçip kanepeye oturur) Bugün doktora gittim. (Çantasına uzanır) 7 haftalıkmış daha. (Cemil'i kolundan kavrayıp yanına oturtur, ultrason kağıdını uzatır) Bu minicik şey ikimizin. Benim kadar senin de çocuğun Cemil. Kalp atışlarını dinlettiler bana. (numaradan ağlamaya başlar) Ben ondan vazgeçmek istemiyorum. Evlenelim. Lamia'nın mutlu edemeyeceği kadar mutlu ederim seni.

(Cemil ultrason kağıdına bir süre bakar. Aklına Leyla'nın ölümü ile yitirdiği bebeği gelir gözleri dolmaya başlar. Nimet bunu farkeder.Cemil kısa bir süre düşündükten sonra)

Cemil: Doğurmakta kararlısın madem seni vazgeçirmek için daha fazla uğraşmayacağım. Çocuğuma soyadımı veririm. Babalık görevimi eksiksiz yaparım. Ama seninle evlenemem Nimet. Çünkü seni sevmiyorum ben. Evliliğimiz cehennem gibi olur. İkimiz de hatta doğacak çocuğumuz da mutsuz olur. Ona karşı tüm sorumluluklarımı yerine getiririm ama seninle evlenemem. Üçümüze de haksızlık olur bu.

(Cemil kapıya yönelir.)

Nimet: (İyiden zırlamaya başlar) Beni yarı yolda bırakamazsın. Gel buraya. (diye bağırır ama takan yoktur)

CEMİL YOLDA LAMİA'YI ARAR.

Lamia: Alo.
Cemil: İyi akşamlar Lamia. Müsait misin?
Lamia: Pek değil aslında. Melek yeni uyudu. Ne istiyorsun?
Cemil: Seninle konuşmak istiyorum. Nerdesin? Gelip seni alayım.
Lamia: Afife'nin evindeyim. Melek uyudu. Yarın mahkemeden sonra bir yerde oturup konuşsak?
Cemil: Bu akşam seninle konuşmak istiyorum buna çok ihtiyacım var Lamia. Sana ihtiyacım var.

Cemil'in ağzından cümle bitmeden yanından vınlayarak son hızda bir motosiklet geçer. Derken bir tane daha. Bir tane daha. Lamia motorsikletleri duyar.

Lamia: Cemil nerdesin sen?
Cemil: (Şaşkındır) Yoldayım.
Lamia: (Motorlular Cemil'i geçmeye devam eder) Bu sesler ne?
Cemil: Bir çok motorlu geçiyor yanımdan sürekli?
Lamia: Nerdesin sen onlar kim?
(Motorlular arabanın yolunu kesip Cemil'in etrafında dönmeye başlarlar)
Cemil: Lamia polise haber ver. (Cümle bitmeden açık camdan gelen ilk yumrukla Cemil'in elinden telefon fırlar)
Lamia: Cemil!
Cemil: Ahhh (İkinci yumruğun etkisiyle)
Lamia: Cemil!

(Arabanın kapısı açılır. Motorlulardan biri Cemil'i dışarı çeker. Bir diğeri sırtına zincirle vurur Cemil acıyla bağırarak yere yapışır. Karnına, göğsüne, başına tekme atmaya, sopa ve zincirlerle ona vurmaya başlarlar. Çok geçmeden ağzından kan gelir. Yüzü gözü morarmış, kırılan kemiklerinin verdiği acıyla yerde kıvranmaktadır. Sonunda motosiklete atlayıp gitmeye karar verirler. Sonuncusu yerde cansız yatan Cemil'in karnının üzerinden geçer. Cemil'in ağzından bu sefer oluk oluk kan gelir. Yerde kıpırtısız yatmaktadır.)

(Lamia telefonu kapattığı gibi polisi arar. Panik halindedir ama şuurunu yitirmemiştir Cemil'in cep telefonunu ister polis. Sinyal tarayıcılar sayesinde ona ulaşacaklarını söylerler. Lamia Melek'i Suzan Hanım'a emanet edip evden fırlar. Takside giderken karakolu bir kez daha arayıp Cemil'i bulurlarsa onu da haberdar etmelerini rica eder.)

(Çok geçmeden Lamia'nın cep telefonu çalar. Lamia taksiye gidecekleri yeni yeri söyler. Ambulansla birlikte nerdeyse aynı zamanda Cemil'in yanına varırlar. Lamia Cemil'i kanlar içinde görür korkudan ağlamaya başlar. O sırada bir grup hastabakıcı/doktor/hemşire Cemil'i bir sedyeye sabitleyip ambulansa yerleştirirler. Lamia koşarak ambulansın yanına gelir. O da ambulansa binmek için yalvarmaya başlar.)

Şimdi gülme zamanı.

Hastabakıcı forever_bim Lamia'yı durdurur. Ambulansa binemeyeceğini söyler. Lamia ağlayıp yalvarmalara başlayınca yufka yürekli forever_bim Lamia'yı ambulansa bindirir. Cemil'e ilk serumu takan hemşire moonbeam öldürücü bakışlar atmaktadır forever_bim'e. Lamia onları görmez bile. Cemil'in eline sıkıca yapışır.

forever_bim
15-03-09, 20:14
Lamia yol boyunca ambulansın içinde sessizce dua eder. Ambulans yolu yararak ilerler ve hastaneye varır. Doktorlar iç kanama şüphesiyle hemen Cemil'i ameliyata alırlar. Lamia Saip Bey'i arar. Saip Bey Şahika'sına kur yapmaktadır (kart horoz ne olacak:img-tomat:img-tomat)

Saip Bey: Kim bu münasebetsiz.
Şahika: Konuşun canım ben rahatsız olmam.
Saip Bey: Alo.
Lamia: Saip Bey?
Saip Bey: Ne vardı Lamia?
Lamia: Cemil, Cemil hastaneye kaldırıldı çok acil gelmeniz lazım.
Saip Bey: Ne? Ne olmuş Cemil'e, kaza mı geçirmiş?
Lamia: Saldırıya uğradı. Ameliyatta şu anda çabuk gelin çok korkuyorum. (Yeniden ağlamaya başlar)

Saip ve Şahika gelirler. Şahika'dan haberi alan Cavidan tesadüfen Lamia'yı arayıp olayı öğrenen yılın annesi (!!!) Nimet de gelirler hastaneye.

Saatler süren sessiz bir bekleyiş başlar. Hemen herkesin sinirleri gergindir. Saip Bey sürekli ağlamaktadır. Şahika onu teselli eder.

Gece yarısı başlayan ameliyat sabah sekizde son bulur. İçi içine sığmayan gece gözünü kırpmayan emektar İlyas ve Macide de hastaneye gelirler.

Doktorlardan biri yorgun argın ameliyattan çıkar. Hepsi üzerine çullanır.

Lamia: Durumu nasıl?
Doktor: Hastamız çok ağır bir ameliyat geçirdi. Çok feci dövülmüş. Vücudunda sayısız kırık var. Motorsikletlerden biri karnın üzerinden geçmiş. İç kanama geçirmiş.
(Bunu duyan Lamia'nın rengi gider, düşüp bayılır. Macide Şahika onu kaldırmak için binbir çaba sarfederler. Doktor ve hemşirelerin yardımıyla odaya taşınır. Lamia gözlerini açtığında bir hastane odasında yataktadır.)

Macide: Lamia iyi misin kızım.
Lamia: (Kalkmak için kendini zorlar) Ben iyiyim Cemil nasıl.
Macide: Yoğun bakıma almışlar.
Lamia: Onu görmek istiyorum.
Macide: Sen dinlen kızım doktorlar ilgileniyor.
Lamia: Lütfen Macide Abla.

Macide Lamia'nın koluna girer. Camın önüne gelir. Nimet, Cavidan, Saip Bey, Şahika, İlyas hepsi sessizce camın önünde beklemektedir.

Lamia elini bir çocuk gibi cama yapıştırır yaşlı gözlerle bakmaktadır.

Cavidan: Büyük şans Lamia. Hastaneye beş dakika daha gecikse ölebilirdi doktor öyle dedi.
Lamia: İyi ki aramış beni. İyi ki benimle konuşmak istemiş.
Nimet: Seninle mi konuşuyordu?
Lamia: Evet konuşmak istedi. Beni aradıktan hemen sonra da saldırıya uğradı.
Cavidan: İyileşecek Lamia. Korkma.

O sırada Kenan otelde kalmaktadır. Turneden döndüğü halde Lamia'yla araları gergindir. Haberi Suzan'dan alan Kenan hastaneye gelir Afife'yle birlikte. Afife dayısına sarılır teselli eder. Saip Bey'in ağlamaktan gözleri kırmızıya kesmiştir.

Lamia Kenan'la yüz yüze gelir.

Kenan: Biraz konuşabilir miyiz?
Lamia: Şimdi olmaz. (Cavidan ve Nimet onları dinlemektedir)
Kenan: Sadece beş dakika.

Lamia isteksiz isteksiz az ilerler.

Kenan: Durumu nasıl?
Lamia: Çok zor bir ameliyat geçirdi. Çok kritik. Önce öldüresiye dövmüşler sonra motorla üzerinden geçmişler. İç kanama geçirmiş. Biraz daha geç kalsak ölecekti.
Kenan: Mahkeme bugün hatırlıyorsun değil mi?
Lamia: (İnanamayan gözlerle bakıp) Bugünse bugün.
Kenan: Cemil'in zamanlaması gene müthiş.
Lamia: Onu bu haldeyken bırakamam. Avukatı aradım. Mahkemeyi askıya aldık. O ölüm döşeğindeyken bunu ona yapamam.
Kenan: Tabii o ölmeden boşanırsan mirasından pay alamazsın değil mi?
Lamia: Ne dedin sen? (Çottt diye bir ses duyulur) :img-hyste Defol Kenan defol. (Lamia bağırarak Kenan'ı hastaneden kovar. Cavidan müstehzi bir şekilde gülümsemektedir)

Kenan gittikten sonra Lamia camın önüne geri döner. O sırada bir şeyler ters gitmekte kalp ritm cihazındaki çizgi düzleşmektedir. Lamia bağırarak hemşire ve doktorları çağırır. Herkesi geriye çeken bir doktor ekibi yoğun bakım ünitesine dalış yapar.

OoDudaktanoO
15-03-09, 22:33
Final böyle olsun şöyle olsun diye yazılmış
birde bende yazıyım canım ...
Koyu Kenancığım ...
Nede olsa Resat Nuri Güntekin son olarak Kenandan söz ediyor ...

Lamiaya ve Kenan birbirlerinden günden güne gittikçe uzaklaşırlar ...
Hastanede Cemil ve Lamianın yakınlığı Kenanı çileden çıkarır ..
Kenan kıskançlığından ne yapdığını bilemez ve Lamiaya sürekli acı Sözlerle kırar
Bu böyle devam edemez ...ve bir arayı gelirler .. Son olarak ayrılmaya
karar verirler ...ama içindeki Aşkları hala daha devam eder..birbirlerinede kırgın olsalarda...
Lamia Dizisine devam eder .. Aylar sonra Cemilde komadan kalkar ama malesef
yüremez hale gelir ...ve Lamiayla ona acıda verse ve istemesede konuşur ve son olarak ayrılmayı karar verir...Lamia çok üzülür bu duruma ...
Ama yapıcak birşey yok...
Lamia bundan sonra hür bir Kadındır ...herkeslerden uzaklaşır .
Ve kimsenin bilmediye yere Suzan Hanımla ve Melekle gider ...Ağvada tanıştıgı
Mesut beyden Iş ister ve bu iş onu ayakta kalmayı sağlar...

şimdilik bu kadar ..gerisi yakında gelir ...:kahve:kahve:kahve

Cemili yürümez hale gelir dedim ...ama orasını daha acık bıraktım ..

::Lové's::
16-03-09, 11:17
Benden de son sahneden olası bir senaryo.

Cemil,Lamia'ya çok ihtiyaç duyduğu için geçte olsa aramak ister ve arar.

"Lamia,Cemil'in aradığını görünce şaşırır."

Lamia:Efendim
Cemil:Lamia nasılsın ?
Lamia:İyiyim.Birşeymi oldu ?
Cemil:Hayır..sesini duymak istedim sadece.Melek nasıl ?
Lamia:İyi..Şimdi yatırdım onu.
Cemil:Benim yerime öpermisin Meleği ? çok özledim onu.
Lamia:Peki..Cemil sen iyimisin ?
Cemil:Evet neden ?
Lamia:Bilmem..sanki birkaç gündür bir tuhaflık var sende.
Cemil:Aslında benim seninle konuşmaya çok ihtiyacım var.Bu yüzden aradım.Eğer müsaitsen...
"O sırada arkadan motorlar hızlıca Cemil'in önünden geçerler.Sesleri çok yüksektir.
Lamia:Alo Cemil ? Duyamıyorum seni...Alo !?!
Cemil:Lamia..Şimdi geliyormu sesim ?
Lamia:Evet duyuyorum.Neler oluyor orada ?
Cemil: (kısık sesle) Napıyorlar bunlar böyle..
Lamia:Alo Cemil..Oradamısın ?
Cemil:Lamia önümü kestiler..Birsürü motosiklet'li adamlar var.
Lamia:Kim onlar? Nerdesin !?!
Cemil cevap vermez..
Lamia:Cemil..!?!
Cemil:Bilmiyorum..Ormanlık alanındayım,Bir saniye.
"Cemil,telefonu koltuğa koyar ve arabanın camını açar."
Cemil:Kimsiniz ? Naptığınızı sanıyor..(sözünü bitiremez.Motorsiklet'teki adam yumruk atar)
Cemil:Ahhhh...
"Lamia birşeyler olduğu anlar.Çok korkar ve endişeli ve şekilde bağırır."
Lamia:Cemilll..!?!
"Cemil telefonda Lamia'nın endişeli sesini duyar ve Telefonu eline alır cevap vermeye çalışır.
Cemil:(kısık sesle) La-mi-a...(Adamlar Cemil'i tutar ve arabadan indirirler.Cemil'in elindeki telefon onunla birlikte şiddetli bir şekilde yere düşer.Adamlar Cemil'i dövmeye başlarlar.Cemil'in çırpınışları telefondan duyulur.)
Lamia: (Dolu dolu gözlerle ve sesi titreyerek)Cemilll...

65.Bölüm Sonu :)

KınalıYapıncak
17-03-09, 21:36
66.BÖLÜM SAHNE-1

Lamia: (koşarak hasteneye girer)cemil paşazade?
Hemşire:104 numaralı oda..ama...
Lamia: (hemşireyi dinlemeden koşar adımlarla odaya ilerler)
Hemşire:hanımefendi hastayı göremezsiniz çok yorgun şuan...
Lamia: (gözleri dolar)lütfen sadece 5 dk...onu görmem lazım..
Hemşire: (sert bir tavırla)mümkün değil hanımefendi göremezsiniz...
Lamia: (sert bir bakış atar)eğer sizin eşiniz bu durumda olsaydı onu görmek için engel dinlermiydiniz?!!
Hemşire:peki peki...ama sadece 15 dakika...
Lamia:teşekkür ederim!
(kapıyı yavaşça açarak içeri girer)
Lamia: (gözyaşları içinde kısılan sesiyle fısıldar)cemil.....
(yavaşça yaklaşır)
Lamia:kim yaptı bunu sana...(hıçkırıklar içinde)nasıl kıydılar....
(cemil kendini konuşmak için zorlar..)
Cemil:Lamia....sen misin??
Lamia: (cemilin yanına oturur elini tutar)cemil...evet....evet benim...(gülümser)
Cemil:öldüm ben dimi?biliyodum...
Lamia:o nasıl söz?!hayır...burdasın...
Cemil:ama sen yanımdasın...bu ancak öldüysem olur...benim meleğimi baş ucuma vermişler demek ki...(öksürür)
Lamia: (gülümser)yorma kendini...
Cemil: (lamianın tuttuğu eline bakar)elimi mi tutuyosun sen??
Lamia: (elini çeker utanır)cemil...daha fazla yorma kendini konuşma...
Cemil:bırakma lamia...elimi tut...
Lamia: (elini tekrar tutar)
Cemil:bunun için ne kadar bekledim bir bilsen...
Lamia:hşşş...artık burdayım...yanındayım...bunları düşünme...
Cemil:bırakmicaksın beni dimi lamia?bu bir hayal değil dimi?
Lamia: (elini avuçlarına alır)hayal değil...senin yanındayım...bundan sonra da böyle olacak...yeter ki sen iyi ol...
Cemil:Lamia...(uykuya dalar)
(lamia uzun süre cemili izler ve dans ettikleri geceyi hayal eder...)
*******************
(cemil uyanır)

Cemil:hala burdasın...inanmıyorum...az öncekiler tatlı bi rüyaydı sanki...
Lamia:rüya değil gerçek(gülümser)
Cemil:melek de burda mı?
Lamia:hayır...buraya bile nasıl geldiğimi bilmiyorum...suzan ablaya bıraktım...
Cemil: (güler)demek ki tüm bunlar için güzel bi dayak yemem gerekiyomuş..
Lamia:cemiill...(utanarak)böyle konuşma...
Cemil: (uzun uzun lamiaya bakar)
Lamia:Noldu?
Cemil:seni çok özlemişim...
Lamia: (gülümser elini tutar)artık özlemiceksin cemil...hep yanında olcam bundan sonra...
Cemil: (meşhur küstah gülümsemesiyle)kenan ne der bu işe?...
Lamia: (sinirlenir)lütfen...ondan bahsetmeyelim...ben hastalığımı yendim cemil...hastalıkmış bu...aşk değil sevgi değil...hastalık...aşk olsa bile kenan benim sevgimi hiç haketmiyomuş...çok geç....ama anladım...kenan için kırdığım o kadar kalp var ki...başta senin ki...parça parça ettiğim herşeyi yeniden biraraya getireceğim cemil...
Cemil:sevindim...:img-wink:
Lamia: (gülümser)bana yardım eder misin?
Cemil:hangi konuda??
Lamia:yeniden başlamama yardım eder misin?
Cemil:seve seve...(yatakta biraz doğrulur lamianın saçını okşar)lamia...ben hep seninleydim...yanında değilken bile sendeydim...merak etme beraber aşacağız herşeyi...sana o kenan ın yaptıklarını birer birer unutturacağım...birlikte unutucaz...birlikte yeniden başlicaz...yeter ki sen benim yanımda ol...
Lamia: (ağlamaya başlar)cemil...ne kadar geç kalmışım ben sana...
Cemil: (yaşlarını siler)hayır hayır...bizim hayatımızda 'çok geç' diye birşey olmayacak..'keşke'ler olmayacak lamia...hep 'iyiki' lerle başlicaz yeni yaşantımıza...sen,ben...
Lamia&Cemil:melek...(gülümserler)
Lamia:meleğim...
Cemil:meleğimiz...
Lamia:evet...meleğimiz...
Cemil:artık geriye dönüp bakmak yok...sadece gelecek...geleceğimiz...yaşayacağımız güzel günlerimiz...
Lamia: (gözlerini siler)peki...sen yanımda olduktan sonra ben unutmaya hazırım...hastalığımı yendim ama seninle yaralarımı saracağım cemil...
Cemil:işte benim karım bu(yüzünü avuçlarına alır)gül bakiim...sana ağlamak hiç yakışmıyo...(sinsi sinsi güler)gözlerin şişince çok çirkin oluyosun...
Lamia: (eline vurur)cemiilll...
Cemil:şaka şaka...ben seni her halinle seviyorum...dünyanın en güzel kadını benim eşim...karım...herşeyim...
Lamia: (cemilin gözlerine dalıp gider)
Cemil:meleğim...aşkım...
(yakınlaşırlar...)(tam öpüşcekken cemil kendini geri çeker)
Lamia: (şaşkın bi şekilde bakar)
Cemil:bunu yapmak istediğine emin misin...
*****************
Lamia hiçbir şey söylemez...cemile yakınlaşır vee dudaklar buluşur:happy0064:love05::love05::img-in_lo

sedefim_pınar
19-03-09, 22:08
(cemil yoğun bakımdayken lamia cemilin odasına girer...)
(cemil uyuduğu için sadece lamia konuşur....)

lamia: cemil... (gözleri dolar) şimdi sana çok ihtiyacım var . söylediklerinde haklıydın.. kenanının gerçek yüzünü gördüm... kimse onun kadar aşağılamadı beni... senin yanındayken daha mutluydumm... gözyaşlarım yok olmuş acılarım biraz dinmişti... senin yanındayken daha mutluydum... şimdi çok üzgünüm pişmanım... şimdi en çok sana ihtiyacım var... yanımda olmanı ,elimi tutmanı istiyorum ... beni neşelendirmeni istiyorum.. bunları istemeye hakkım var mI? bilmiyorum ... yeniden uyan benim yüzümü güldür istiyorum....


(the end ) (offff ya inşallah böyle sahne olur 66. bölümde)

bengisu_18
20-03-09, 00:24
cemil hastaneye kaldırılalı bir ayı geçmiştir..doktorlar durumunda hiç bir gelişme görememekte ve cemilimizi sürekli uyutmaktadırlar..lamia bu süreç içerisinde cemilin yanından bir an olsun ayrılmamış hastanede yatar olmuştur(ohh ona:D)..o hafta doktorlar verdikleri ilaçları keserler ve cemilin uyanmasını beklerler..ama cemil bir türlü uyanmamaktadır:img-cray:
veee bir gün..(cemil hastaneye geleli 2aya yakın bir süre olmuş:img-cray:)
lamia cemilin kaldığı odada.. bir şeyler karalıyor defterine..
paşamız yavaş yavaş gözlerini açıyor:img-blush lamia görmüyor ama..
cemil: ....lamia..
lamia cemilin sesini duyunca şok oluyor ne diyeceğini bilemiyor sadece ağlıyor bir an sarılmak istiyor ama yapamıyor sadece hüngür hüngür ağlıyor bunlar sevinç göz yaşları..
cemil güçlükle yavaş yavaş devam ediyor..:
''lamia..sen benim..sen benim başımda mı bekledin?iyi ki yemişim o dayağı yaf'' gülmek istiyor cemil ama yaraları müsade etmiyor buna..
lamia kızıyor: ''cemiilll..!''
cemil: ''ama öyle..artık muntazam aralıklarla dayak yiyeceğim..''
lamia tutamıyor kendini tebessüm ediyor..
cemil:''bak formumdan hiç bir şey kaybetmemişim şu halde bile güldürebiliyorum seni..''
lamia elini cemilin dudaklarına götürüyor: ''yorma kendini ben doktorlara haber vereyim.''
cemil lamianın elini tutuyor güçlükle konuşmaya devam ediyor:''hayır dur gitme..lamia sen döndürdün beni..hayatımın anlamı beni hayata döndürdü..''
lamia anlam veremiyor eli haala cemilin avucunun içinde:img-in_lo
cemil devam ediyor..:''gidiyordum ben..yaralarım çok ağırdı..çok yorgundum..dayanacak gücüm kalmamıştı..gidiyordum işte..hani hep olur ya filmlerde ışığı görürler giderken..ben o ışığı ters tarafta gördüm lamia..kocaman bir parlaklık arkamda her yer ışıl ışıl..arkama döndüm gözlerim kamaştı bakamadım.o ışık senin ışığındı lamia..sen saçıyordun o parlaklığı etrafına..elini uzattın:'gitme' dedin..tüm ihtişamınla..böylesi bir teklife nasıl hayır diyebilirdimki..atlattım azraili(gülüyor) .. sana koştum..elini tuttum ve burdayım işte..''
lamia şaşkındır gözleri dolar..bir kaç damla yaş boşanır gözlerinden..
cemil:''yoo.. yoo..hayır şu halimle üzme beni..ağlama sakın..''
lamia:''ağlamayacağım cemil..söz..hiç bir zaman..hiç bir şekilde..kimse ağlatamaz artık beni..''

öylece bakıyorlar birbirlerine..kelimeler yok gözler konuşuyor..öyle şeyler söylüyor ki o gözler...o sırada kenan giriyor odaya(illa limon sıkacak ya:img-hyste)..vee bilmemkaçıncı bölümün sonu yazıyor altta...
umarım beğenirsiniz..biraz aceleye geldi ama..
neyse teşekkürler saygılar efenimm..:img-wink:

misspotter
29-03-09, 12:25
Mehtaplı bir yaz gecesinde Kenan geceyi Cavidan la geçirmektedir.Birlikte dalış şekillerini çalışırlar; balıklama, kurbağalama...Kenan halinden memnundur ama; bi kanadı eksiktir sanki; aklına takılan şeyler vardır. Lamia mı diyeceksiniz?Hayır! Kenan geçen gün bakkala kazara verdiği fazla parayı düşünmektedir:img-yes:
Kenan eve gelir, Lamia bavul toplamaktadır:
Lamia:Geldin mi??
Kenan :Yok hala dışardayım çaktırmıyorum.
Lamia:Hep böyle aşağılıyorsun benii!! Daha fazla tahammül edemiyciğim gidiyorum!!
Kenan:Nereye??
Lamia:Pışııık sana söyler miyim:hıhAnla artık Kenan bitti!
Kenan:Ne demek bitti?
Lamia:Basbayağı bitti işte.
Kenan:Nasıl yani bitti mi şimdi??
Lamia: Ayy evett b-i-t-t-i.
Kenan:Anlamıyorum bitti mi şimdi?
Lamia:(sinir krizleri geçirerek)Ayy daha nasıl anlatayım bitti, finish, son, the end, finitooo...
Kenan: Bitti diyorsun:(
Lamia:Ay nasıl da anladın:good:
Kenan:Huyum kurusun:hıh...Nayır nolamaz bitemez lamiaaaa!!! Hani hayallerimiz vardı; hani Hansel ve Gratel olucaktık; hani dağda bayırda çiçek toplayacaktık, hani birbirmize doğru ağır çekimde koşacaktık, sonracıma pembe panjurlu bir evimiz olucaktı??
Lamia:Görüyorsun Kenan hiçbişi düşlediğimiz gibi değil; bu ev pembe değil beyaz panjurlu:img-cray:
Kenan:Boyatırdık Lamia...eğer sen isteseydin...
Lamia:Yeter Kenan daha fazla ısrar etme dayanamiyciğim gidiyorum ben!!
Kenan:(Lamia nın yolunu keser)Gidemezsinnn!! Ya bnm olursun ya da kara toprağınnn!!
Lamia:(düşünür, düşünür ve düşünür)C şıkkı "hiçbiri" pohahahaha:)
Kenan:Ama seçeneklerde c şıkkı yoktu Lamia diskalifiye oldun bak:(Ben kime diyorummmm??? Gel uleynnn burayaaaa!!
Lamia gider ve perde iner; yani kenan perdeleri çeker...

Lastzany
30-03-09, 03:39
C: alo Kenan..
K: efendim Cavidan
C: nasılsın.
K: hiç iyi değilim
C: konuşmak istermisin
K: konuşmak istemiyorum
C: lütfen Kenan buluşalım..bir yerde bişeyler içelim..bana derdini anlat
K: ısrar etme cavidan..konuşmak istemiyorum
C: aaa sen gelmezsen ben geleceğim ..nerdesin
K: ... deyım
C: geliyorum..bekle beni..

----

K: bırak beni Cavidan eve dönmem lazım
C: kenan aptallaşma lastik patladı dağ başında kaldık..şurda bi motel var oraya gidelim
K: yemezler Cavidan senle şurdan şuraya gitmem
C. o zaman bende seni uyuturum...

-----

C: aa Kenan gazetelere bak bizden bahsediyor
K: ne!!!! sen verdin dimi gazetelere
C: dün gece böyle demiyordun
K: nolduki dün gece..
C: hamileyim..
K: kahrol Cavidan..seninle bişey yaşamadık..kandırdın..uyuttun beni..ben Lamiayı seviyorum
C: biliyorum..biliyorum..evet seninle yatamadım ama kim inanır..
K: herhalde Kadir İnanır..
C: Lamia inanmasında..
K: hahaha o bana inanır
C: 2. baskı..olacak..sanmam inansın
K. aaa sen nasıl bir kadınmışsın..
C: o biçim kadın..
K: tü..rezil..gidiyorum ben..sen kal burda..bi dahada semtime uğrama
C: daha bitmedi Kenan..bitmedi..

KınalıYapıncak
02-04-09, 00:54
KENAN:efendim?
CAVİDAN:kenan....
KENAN:efendim cavidan?
CAVİDAN:seni çok özledim...
KENAN:ne çabuk!daha dün gece lamiayla kırılan bardak yüzünden kavga edip sana geldim...rahatlamam şarttı...daha 6 saat bile olmadı cavidan...
CAVİDAN:neyse...lamiadan bi darbe daha almışsın...
KENAN:sorma...
CAVİDAN:benim elim mi daha ağır dı onun ki mi?
KENAN:ne?!!
CAVİDAN:yaaa...lütfen söyleeee...hangimizin eli daha ağırdıııı???
KENAN:cavidan kendine gel!ne diyorsun sen?
CAVİDAN:küserim amaaa....kenan hadi yaa!
KENAN:kenan deme bana!hüseyin kenan gün üm ben!anladın mı!hüseyin kenan gün!
CAVİDAN:afedersin...lamia paşazade ağır vurmuş anlaşılan!
KENAN:ona lamia paşazade deme!o....o kınalı yapıncak...besleme o...benim beslemem...o paşazade olamaz!o mevkilere yükselemez!
CAVİDAN:anlıyorum...
KENAN:hayır!anlamıyosun!kimse beni anlamıyo!ben egosuna yenilen,ne istediğini bilmeyen alçak adamın tekiyim!!
CAVİDAN:tamam da nie bağırıyosun ki?
KENAN:ay...bi an lamia zannettim de seni...
CAVİDAN:hmm...seni kaçırmaya geliim mi?o kadın seni parmağında oynatıyo kenan!farkında diilmisin?hepinizi oynatıo!
KENAN:cavidan?neyin peşindesin?
CAVİDAN:hiçbi kötü nietim yok kenan...yani seni sarhoş edip,ordan bana götürüp yatağa atmaya çalışmak gibi bi nietim yok inanki...
KENAN:tamam...gel kaçır beni...
CAVİDAN:tamam ama ben ısmarlicam şimdi orda da gurur yapıp ben ödicem ben hüseyin kenan gün üm kadına hesap ödetmem demek yok tamam mı?
KENAN:tamam...
CAVİDAN:iyi...benim arabamla gidelim sen arabanı alma böylece dönüşte bana gitmek için bi bahane olur...bi de sarhoşsan ooofff kebap...
KENAN:efendim?
CAVİDAN:yok bişey sevgilim...sana omlet yapiim mi?
KENAN: ??!?!?!!
CAVİDAN:ama evde havluyla dolaşmak yok tamam mı...ehiehi...ayıp olur soraaa öle gezmeee...üzerini giyin tamam mı bebişim....aman da aman hüseyin kenanmıymış o?
KENAN:gün ü de var cavidan!kaç kere dicem!hüseyin kenan gün!
CAVİDAN:aman da amaann!!!agu bugu sana!yerler senii!hüseyin kenan gün müsün sen?çok mu ünlüymüşsün sen?bitanedir hüseyin kenan..
KENAN:gün!
****************
tamamen can sıkıntısı:img-hyste:img-hyste:img-hyste:img-hyste

KınalıYapıncak
04-04-09, 00:48
cemil&lamia paşazade çifti,dizinin başarısını kutlamak için düzenlenen kokteyle davetlidir...kader ağlarını örmüştür...aynı kokteyle cavidan ve kenan da davetlidir
CEMİL:ben sana söylüyorum lamia...bu adam bizi takip ediyo!
LAMİA:asıl cavidan a söyle sen onu...her yerden çıkıyo bu kadın!
CEMİL:neyse...bu tarafa mı geliyo onlar?
LAMİA:hııı.......
CAVİDAN:merhaba....
CEMİL:aaa cavidan bu ne süpriz!
CAVİDAN:a kuzum yapma allah aşkına...
KENAN:merhaba..
LAMİA:oo hüseyin kenan gün..nasılsınız?
KENAN:iyiyim...siz lamia paşazade?ya lamia benimleyken bi öğrenememiştin hüseyin kenan gün demeyi...
LAMİA:napiim kenan...çok uzun üşeniodum sölemeye...
CAVİDAN:aferin kınalı yapıncak...sen kazandın!
LAMİA:bana kınalı yapıncak deme!kınalı yapıncak değilim ben artık...
CEMİL:evet diilsin...
KENAN:bu benim repliğimdi yahu!
CEMİL:a pardon...cavidan!kendine gel!
CAVİDAN:bu kadın sizi parmağında oynatıo!görmüosunuz!ikinizde!
CEMİL:eşim hakkında düzgün konuş!
KENAN:huh!eşiymiş...
LAMİA:beğenemedin mi?lamia paşazadeyim ben...PA_ŞA_ZA_DE!hecele bakiim..
KENAN:huh!
CAVİDAN:kenan bi huh lamayı bırakırmısın!
KENAN:pardon cavidan...
CEMİL:ee...evlilik nasıl gidiyor?duyduğuma göre dayanamamışsınız evlenmişsiniz yine...gerçi evlenmesenizde kanan senden çıkmazdı cavidan..malum her aralıkta sana koşuyo ya:img-hyste
CAVİDAN: harika!sizin?
LAMİA:mükemmel!kenanda bulamadıklarımı buldum cemilde...
KENAN:neymiş bende eksik olan?
CEMİL:hayatım...burda sayma istersen...:img-blush:img-hyste
LAMİA:peki canım...
CEMİL:aşkım...dans edelim mi?:img-in_lo
LAMİA:zevkle!:love05:
KENAN:nasılsın cavidan?
CAVİDAN:iyiyim...sen?
KENAN:teşekkür ederim...dans edelim mi?
CAVİDAN:neden?
KENAN:cemille lamia da dans edio baksana!!
CAVİDAN:ee?
KENAN:ya cavidan yaa!anlamıomusun!bizim onlardan geri kalmamamız lazım!hadi yaa lütfen dans edelim..
CAVİDAN:olmaz kenan...
KENAN:ya ama...ama sen hep böle yapıosn yaa!
CAVİDAN:kenan!
KENAN:kenan değilim ben!hüseyin kenan gün!anladın mı!!çelik prensesi olduğun için unutmuş olabilirsin ama!!
CAVİDAN:dejavu!
LAMİA:kenan hiç değişmicek!bana ne yaptıysa aynısını cavidan a yapıo şimdi..
CEMİL:kemancı işte...gıygıygıy...
LAMİA:cemiiilll...çok tatlısın....:img-in_lo
CEMİL:huyum kurusun öyleyim...engel olamıorum lamia napiim..:img-blush
LAMİA:bana dokunduğunda kendini kaybediomusun peki?
CEMİL:evet...:img-in_lo
LAMİA:sende kemancı potansiyeli görüorum hayatım!:)
CEMİL:yapma sevgilim...nerden çıkardın bunu?
LAMİA:boşver...
KENAN:lamia!
LAMİA:ne var yine?
KENAN:cavidan benimle dans etmio yaa!
LAMİA:napabilirm kenan?
KENAN:ya lamia az önce ne güzel hüseyin kenan gün diodun!ne oldu yine?
LAMİA:kenan bi git...Allah aşkına bak Allah adı verdim!
KENAN:paşazade oldun diye mi bu havalar hı??önceden altın yumurtluyodun şimdi de pırlanta yumurtluyosun tabi..
LAMİA:Alah'ım yaratıosun bide takip etsen...:img-hyste
KENAN:lamia paşazade...huh!ne çabuk paşazade yapıolar artık insanları...
LAMİA:?!i,!^'^&)/(&(+^+!'
***************************
bu da tamamen can sıkıntısı:img-hystekimse gücenmesin lütfen:img-yes:

KınalıYapıncak
04-04-09, 01:53
cemil tedaviye cevap vermiş ve tekrar yürümeye başlamıştır...cemil&lamia yaşanan tüm olaylardan sonra rahat bi nefes almışlardır...ancak yeni başladıkları hayatlarında ilk kez kavga etmişlerdir...
Lamia manzaraya dalıp gitmiştir...geçen vapurları,balıkçı teknelerini hayranlıkla seyretmektedir..Cemil’e haksızlık ettiğini düşündü bi an…ne vardı Kenan’ın telefonuna cevap verecek?tamamen çıkartmalıydı onu hayatından…’keşke cevap vermeseydim!’ diye geçirdi aklından…ama cemile de kızgındı…tepkisi çok sert olmuştu…’beni bu kadar kırmaya hakkı yok’ diye düşündü bi an..yeşil gözlerinden süzülen damlalar,cama vuran nefesini kesiyordu zaman zaman…

(şirkette)

NİMET:bu ne surat?
CEMİL:yok bişey…
NİMET:lamiayla kavga mı ettiniz yoksa?
CEMİL:yok bişey dedim nimet!
NİMET:ne yaptın kıza cemil?
CEMİL:bişey yapmadım…yine o kemancı yüzünden oldu tüm olanlar!
NİMET:Kenan mı?
CEMİL:hıhı…
NİMET:canım o da ne kadar yüzsüzmüş…tüm olanlardan sonra hala hayatınızda mı dolaşıyor?noldu peki?
CEMİL:dün gece lamiayı aramış..sarhoşmuş..seviyorum falan demiş..
NİMET:e yok artık!sonra?
CEMİL:sonrası lamiaya kızdım ben de…neden cevap verdiğini sordum..bağırdım çağırdım…
NİMET:pişman oldun tabi…
CEMİL:nimet onu paylaşamıorum…hele Kenanla…asla!
NİMET:cemil…bence bu kadar kuruntu yapma!lamia seni sevmese yanında olmaz..o istediği için senin yanında…sen ya da bi başkası istediği için değil…
CEMİL:ama…
NİMET:hadiii…asma yüzünü…ara özürdile..sen onu bu kadar çok severken…yapma Allah aşkına…Kenan a yenilmeyin artık!çıkarın o adamı hayatınızdan!
CEMİL:haklısın…evet…Lamia…ev…eve gidiyorum ben…
NİMET:nereye?toplantı?
CEMİL:ertele nimet iptal et bişey yap…duramam…çok kırdım onu çok!
NİMET:tamam peki…dikkatli kullan!

Cemil koşar adımlarla çıkar şirketten…Lamia için Cemili affetmek hiçte zor olmicaktır…

(yalıda)

MACİDE:öhm...
LAMİA: (gözyaşlarını siler,macideye döner)
MACİDE:Lamia hanım...akşam yemeğinde istediğiniz bi yemek var mı?
LAMİA:Macide abla…önce bu hanım lafını kaldıralım olur mu?
MACİDE:peki…
LAMİA:yemek konusunuda sana bırakıyorum…benim için fark etmez…belki saib bey in istediği bişey vardır…
MACİDE:tamam..ben saib beye soriim o zaman..

macide arkasını döner tam gidecekken...

LAMİA:Macide abla!
MACİDE:buyrun..
LAMİA:biraz uyicam ben…Suzan abla da yok…meleğe göz kulak olurmusun?
MACİDE:tabi sen merak etme…
LAMİA:teşekkür ederim…

cemil yalıya ulaşır…

CEMİL:Macide!
MACİDE:hoş geldiniz cemil bay…noldu erkencisiniz?
CEMİL:Lamia evde mi?
MACİDE:evet…dinleniyor…
CEMİL:tamam sağol…
MACİDE:aç mısınz?bişeyler hazırlayayım mı size?
CEMİL:yok sağol…
MACİDE:peki…

cemil koşar adımlarla çıkar yalının merdivenlerini...odasının olduğu kata geldiğinde durur...derin bir nefes alır...cemil kapıyı aralar..lamia uzanmıştır…uyuyup uyumadığını anlayamaz çünkü arkası dönüktür…cemil yavaşça kapatır kapıyı...

CEMİL:Lamia?

Lamia ses vermez...’uyuyor heralde’ diye düşünür cemil..ama söylemek istedikleri vardır.. yavaşça yaklaşır yatağa...lamianın arkasına uzanır..cemil yavaşça kollarıyla sarar lamianın belini...lamianın narin bedenini kendi bedenine yaslar..saçlarını omuzlarından alır ve kulağına sıcacık nefesiyle fısıldar:

CEMİL:aşkım....özürdilerim...sana haksızlık ettim...

cemilin dudakları lamianın kulağına değdikçe lamia kendine gelir…cemilin yanı başında olduğunu anlar…

CEMİL:canım...çok kızgınsın bana biliyorum...ama seni onunla düşündükçe deli oluorum!seni paylaşamıyorum Lamia...

lamianın gözlerinden akan damlaları farkeder cemil..

CEMİL:sana dokunmaya bile kıyamıyorum aşkım...nasıl bağırabildim sana?nasıl yaptım bunu?!aptalım ben...
LAMİA:öyle söyleme..

cemil gülümser.lamia da artık karşı koyamaz ve gözyaşlarını silerek cemil e döner...karşılıklı uzanmışlardır artık...gözgöze uzun dakikalar kovalar birbirini...
Lamia cemilin yüz hatlarında dolaştırı parmaklarını...

LAMİA:öyle seviyorum ki seni...:img-in_lo

cemil de lamianın yüz hatlarına dokunmaktadır parmaklarıyla...

CEMİL:sen onu bir de bana sor(gülümser)özürdilerim....:img-in_lo
LAMİA:özürdilerim...o telefona cevap vermemeliydim…
CEMİL:bunu düşünme artık…ona yenilmicez Lamia…bizim sevgimiz böyle olaylara yenilmicek sevgilim…
LAMİA:yenilmemeli de…

yavaşça yaklaşırlar...tutkulu ama bir o kadar da masum öpüşmeye başlarlar...nefesleri birbirine karışır.sona erdiğinde öylece bakakalırlar birbirlerine...gözleri gözlerine değdikçe alev alev yanar kalpleri...cemil lamiayı göğsüne alır...:img-in_lo:love05:

CEMİL:gel bakalım buraya...

lamia küçük bi çocuk gibi sevinerek yatar cemilin göğsüne...cemil kokusunu içine çekerek sıkıca sarılır lamiaya...saçlarından öper..

LAMİA::böylece sabaha kadar kalabilirim...:img-in_lo
CEMİL:ya ben??seninle yaşlanıcam Lamia…bundan büyük hediye var mı?:img-in_lo
LAMİA: (gülümser)yaşlanınca da sevcekmisin beni?
CEMİL:o nasıl soru?ben ömrümün yettiği sürece sevicem seni…seninle yaşlanıp,seninle ölcem…son nefesimde de sen olcaksın…:img-in_lo

LAMİA:bu an hiç bitmesin cemil...nolur…:img-in_lo
CEMİL:sen istedikten sonra bizim ‘bu an’ larımız hiç bitmez sevgilim…:img-in_lo

Lamia cemilin gözlerine bakar:

LAMİA:seni seviyorum....:img-in_lo
CEMİL:seni seviyorum...seni çok seviyorum...:img-in_lo

sıkıca sarılır lamiaya....iki sevgili ‘o an’ a kadar kaybettikleri zamanı telafi etmek ister gibi öylece kalırlar saatlerce…birbirlerine neden bu kadar geç kaldıklarını sorgulamadan sevgilerini paylaşacaklardır artık…:love05:

KınalıYapıncak
04-04-09, 04:00
LAMİA&CEMİL:love05:

lamia yatakta dönüp durmaktadır bir türlü uyuyamaktadır..cemil gelir aklına...'acaba uyuyomudur' diye düşünür...içinde kıpırdayan tutkuya engel olmak ister..direnir...adnan a bakar..yavaşça doğrulur yatağından...saten geceliği sıyrılıp akar yataktan aşağıya...yavaşça ilerler odada...meleğe bakar…tıpkı melekler gibi uyuyodur..odadan çıkar sessizce... ağır ağır iner merdivenlerden..cemilin odasının kapısına geldiğinde derin bir nefes alır...narin elleri kapının koluna değdiğinde heyecanı büsbütün kaplar içini..kapıyı açar...içeri doğru yavaşça süzülür..cemil uyumaktadır..sanki yorucu bi günün ardından tüm yükü omuzlarından atmışçasına derinidir uykusu...ya da lamia öyle zannetmektedir...lamia içinde anlayamadığı garip bi buruklukla çıkmak ister odadan tam kapıya yönelecekken...

CEMİL:baba?
LAMİA: (gülümser)benim...
CEMİL: (birden yattığı yerden doğrulur)lamia??!!
LAMİA:evet...
CEMİL:noldu?bi sorun mu var?meleğe bişey mi oldu yoksa?
LAMİA: (yavaşça yatağa yaklaşır)hayır...uyuyamadım...
CEMİL: (afallamış halde lamiaya bakar)

lamianın dalgalı saçları öylesine serpilmişti ki omuzlarına cemil gözlerini alamıyordu...dudaklarındaki burukluk cemili başka diyarlara götürüyordu..lamia yavaşça yatağın ucuna oturdu..

LAMİA:seni düşündüm...sana çok mu haksızlık ediyorum cemil?
CEMİL:bu da nerden çıktı lamia?
LAMİA:evliyiz…ama ben senden çok uzağım…kaçıyorum hep…yoruldum artık…
CEMİL:lamia..
LAMİA:en basiti hala ayrı odalardayız…seninle hayatı paylaşıyoruz ama..
CEMİL:böyle olmasını sen istedin lamia..ben de saygı gösterdim..
LAMİA:biliyorum…biliyorum ama artık olmasın…

Cemil afallar..

CEMİL:nasıl yani?
LAMİA:senden kaçmak istemiyorum artık cemil..yanında olmak istiyorum..bana kendimi güvende hissettir…lütfen…
CEMİL:kaçma o zaman…(fısıldar)kaçma…

Cemil lamiaya yaklaşır..o kadar yakındır ki nefeslerini birbirlerinin yüzlerinde hissederler…

CEMİL:sevgilim…

Lamia zarif bir hareketle sol omzuna düşen saçlarını geriye attı...cemil ılık esintiyle gelen lamianın kokusuna daha fazla karşı koyabilir miydi?

LAMİA:cemil….

cemil beklide hep beklediği bu anı doya doya yaşamak istiyordu…içinden gelen duygularına engel olamıyordu…cemil lamianın saçlarını avuçladı ve kokusunu derin derin içine çekti...

CEMİL:seni çok özledim...yanımda olsan da bana hep uzaktın…
LAMİA:biliyorum…biliyorum..şimdi bunları konuşmayalım..

Cemil alnını lamianın alnına dayar…nefesi kesilmiştir..bi süre öylece kalırlar…

CEMİL:kalbim…dayanmicak galiba…
LAMİA: (gülümser)

Cemil dudaklarını lamianın alnına koyar..öper…sonra burnunda dolanır sıcak nefesiyle…dudaklarına sıra geldiğinde lamianın gözlerine bakar…

CEMİL:hep bu anı bekledim…
LAMİA:özel olsun istiyorum…


cemil lamianın dudaklarına küçük bir öpücük kondurur...lamia gözleri kapalı bi süre bekler…cemil lamianın yüz hatlarına bakar hayranlıkla..lamia gözlerini açar..cemile yaklaşır..

LAMİA:cemil…sev beni…(bu sözlerin arasında küçük öpücükler birbiri ardına gelir)

Masumiyet dolu bu küçük öpücükler o andan itibaren tutkunun esiri olmuştur…cemil sabırla beklediği lamiasına kavuşmak istemektedir artık…dudaklarda hayat bulan şehvetli öpücükler lamianın ince boynuna kayar…nefes nefese devam eden tutkuların içinde fısıltıyla bütünleşen kelimeler dökülür cemilin dudaklarından..

CEMİL:sen...sen benimsin…lamia…sevgilim…

lamianın narin dudaklarına en tutkulu öpücüğünü bırakır cemil...lamia tutkuyla karşılık verir..cemilin parmakları omuzlarında,sırtında,saçlarında gezindikçe lamiayı bambaşka duygular sarar... lamianın bedeninde dolaşan eller lamiayı daha da tutkulu yapıyordu..cemil lamianın bedenini kendine çekiyor,zarif bedenini hissetmek istiyordu...aşıklar öylesine kitlenmişlerdi ki birbirlerine…cemil,lamianın ipek teninde daha fazla direnemeyen saten geceliğin askılarını indirir yavaşça...her adımda öpücüklerini esirgemez o narin omuzlardan...cemilin nefesini her adımda hisseder lamia...tutku dolu fısıltılar çınlar kulaklarda…lamiaysa cemilin güçlü omuzlarında, kollarında gezdirir narin ellerini...çünkü bilir ki o kollarda güvendedir..ve bilir ki aşkı bulduğu erkeğin kollarındadır...
tutkulu öpücüklerle başlayan bu gece lamianın kendini cemile teslim etmesiyle son bulur...bu geceden sonra aşıklar için yepyeni hayatları başlayacaktr...lamia cemilin olmuştur... :img-in_lo

KınalıYapıncak
04-04-09, 20:13
cavidanın çelik krallığı çökmüş,kenan kariyerini kaybetmiş,cemil&lamia nihayet güzel bi aile olmuşlardır...havaların ısınmasıyla birlikte adaya dönülür...
LAMİA:ne iyi oldu dimi sevgilim...iyi ki geldik..
CEMİL:evet cnm...herşey öyle güzelki..aslında o kadar çok değişti ki herşey...
LAMİA:cemil...keman çalmayı öğrensene..
CEMİL:ne?nasıl yani?
LAMİA:bak şimdi sen merasim köşküne git tamam mı bide keman al eline olmadı playback yap ben de burdan dinliim sana aşık oliim hı?
CEMİL: ?!?!?!?!
KENAN: (o sırada kenan kemanla içeri girer)merhaba...
LAMİA:merhaba..aa keman...
KENAN:hadi lamia...bak çlıorum beni takip et...merasim köşküne gidioruz..
LAMİA:hııhhıııııı....
CEMİL:lamia kendine gel...yapma kanma ona lamia keman sesinden başka bişi değil o!
KENAN:huh!sen ne anlarsın!keman çalmayı bilmedikten sonra lamiayı elde edebilceğini mi sandın!
CEMİL:gıygıy cı sen git yeni kınalı yapıncağımızı ayart o keman sesinle!
LAMİA:hadi kenan banan keman çal...
CEMİL:lamia!
KENAN:kim o yeni kınalı yapıncak?
CEMİL:adı cavidan...
KENAN: (kamera zoom)
CEMİL: (kamera zoom)
KENAN:cavidan mı?
CAVİDAN: (içeri girer)beni mi çağırdınız cemil bey?
KENAN:cavidan??
CAVİDAN: (büyülenmiş gibi bakar)hüseyin kenan gün!
KENAN:aferin bak...adımı unutmamışsın..
CAVİDAN:ben sizin çok büyük hayranınızım kenan bey!
KENAN:ah çocuk...senin yüzünde çiller yok ama?!?!
CAVİDAN: (örülü saçlarına ellerini götürür)ama saçlarım örgülü baaakk...
KENAN:kınalı çelik prensesi...masum,savunmasız...
CAVİDAN:bırakın beni hüseyin kenan gün bey..bırakın beni gidiyim..
KENAN:çok geç kınalı çelik prensesi...çok geç...
CEMİL:öhöömm..
KENAN:pardon...hadi kınalı çelik prensesi...merasim köşküne gidiyoruz...(kenan keman çalmaya başlar)
CAVİDAN:gelemem...
KENAN:gel diorum çok önemli!
CAVİDAN:olmaz gidin burdan!
KENAN:beklicem...gel...konuşmamız lazım..
LAMİA:cavidan inanma ona..hep bişi konuşmamız lazım der gidersin nolduğunu anlamadan....
CEMİL:öhöööhö..
LAMİA:tamam tamam..gitme yani ben uyariim...
CAVİDAN:peki lamia hanım...
LAMİA:bidaha söyle....
CAVİDAN:lamia hanım...
LAMİA:bidahaaa...
CAVİDAN:lamia hanım...
CEMİL:ben de seniiii sevgiliiimmm!!
LAMİA:cemiiillll....
CEMİL:hadi kemancı...sen köşke git işin vardır senin...
KENAN:bu aralar evine besleme alan oldu mu?
LAMİA:köşedeki köşke geldi bitane...merasim köşküne biraz uzak balkonda çal kemanı...duymayabilir..
KENAN:tamam sağol...neyse sen şimdi gelmiomusun lamia?
LAMİA:ne alaka kenan ya?ben seni terkettim unuttun mu?
KENAN:doğru ya...ehh yeter!sana mı kaldım ben!tek kınalı yapıncak sen misin bu hayatta!
CEMİL:işte sen böle bi adamsın!ağzını burnunu dağıtcam şimdi!
CAVİDAN:kenan bey..
KENAN:söyle çocuk...
CAVİDAN:ben çocuk değilim...
KENAN:çocuk değilsin ama bi hüseyin kenan gün demeyi bilmiosun!kaç bölüm oldu kaç kere dicem ben bunu!
CAVİDAN:hüseyin kenan gün bey..
KENAN:kınalı çelik prensesi?
CAVİDAN:beni zorla namıkla evlendirmek istiolar...
KENAN:yazık sana...
CAVİDAN:haksızmıyım?
LAMİA:tamam başladı...hadi merasim köşküne burda olmaz çocuk var..
KENAN:evet evet...hadi merasim köşküne kınalı çelik prensesi..
CAVİDAN:olmaz...ya görürlerse...
LAMİA:öööff çok nazlandın ben bile bu kadar naz yapmadım yahu!
CEMİL:biz de odamıza gidelim mi?
LAMİA:cemiiilll....yaramaz seniiii....

*********************
can sıkıntısı-3:img-hyste:img-hyste:img-hyste

pinkzone
04-04-09, 22:42
Cemil kendinden soğutmaya Lamia’yı uzak tutmaya çabalasa da başarılı olamamıştır. Onun kendisine acıyan gözlerle bakmasına tahammül edemiyordu. Beklide o öyle sanıyordu. Lamia geçen zaman içinde hastaneye sık sık gelmişti. Ama bu Cemilin canını acıtmaktaydı ve Lamia’ya daha da bağlanırım yeniden Sukut-i Hayale kapılırım endişesi vardı. Çünkü artık hayata dair hiçbir umudu kalmamışken yeniden umuda kapılmak istemiyordu. Bu umudunda yakında tekrar söneceğine emindi. Lamia’yı yanından uzaklaştırmak için soğuk davranıyordu. Ama aksine Lamia hergün hiç sektirmeden aynı saatte hastanede idi. Artık kapı gözler olduğunun farkına varmıştı Cemil. Yine yine aynı duruma düştüğüne inanamıyordu. :(

Cemil: Yine mi geldin ?
Lamia: Evet.
Cemil: Lamia. Lütfen artık beni yalnız bırak. Gelme artık.
Lamia: Hayır. Sen iyi olana kadar yanındayım.
Cemil: Hıh. Moral konuşmaları mı bunlar ? Bana acıyan gözlerle bakma. Bittim ben. Yenildim.
Lamia: Sen ilk önce kendinden vazgeçmişsin.
Cemil: Neden bana bunu yapıyorsun.. Neden kendini alıştırıyorsun. Görmüyor musun acı çekiyorum. Sen bunu daha katlanılmaz hale getiriyorsun. Git buradan git.. Beni kendimle bırak. Defolup gittim hayatından daha ne istiyorsun. Git artık. Gitt

Lamia ağlamaklı ama kırılgan şekilde odadan çıkar. Cemil Lamia’ya bağırdığı için üzgündür ama.. Onun için en iyisini yaptım diye düşünür. Onun kendisine bakma yükümlülüğü yoktur. Daha önceki durum neyse bundan sonra da değişmeyecektir. Etrafında ona acıyan merhamet duyan gözlere ihtiyacı yoktur.

Saib Bey oğlu için çok üzülüyordu. Cemil bütün tedavileri reddetmiş hayata küsmüştü. Oysa kurtulma şansı vardı neden denemiyordu diyordu. Cemili kendine getirmeyi bir türlü beceremiyordu. O yüzden Lamia’ya rica etmiş sık sık hastaneye gelmesini istemişti. Ama Cemil onu da reddediyordu. Yine de komadayken Cemil’i kendine getiren Lamia olduğu için ona inancı tamdı. Lamia ısrar etse Cemil tedaviye başlar düşüncesi vardı. Hastaneden çıkma günü gelmişti. Sonunda Cemil hastaneden çıkacaktı. Ama tekerlekli sandalyeyle. Saib Bey oğlunun rahatını düşündüğünden hem de Cemilin baba benim odam çok eşyalı ve dar. Rahat edemem diyişinden kendi odasını oğlunun odasıyla değiştirmişti. Çünkü oğlunun rahat etmesini istiyordu. Oysa Cemilin aklında tamamen başka fikirler bulunmaktaydı.

Odaya yerleşen Cemil hemen her rahatı düşünülmüştü odada. Yalnız kaldığında ilk işi babasının bellik silahına bakmak oldu. Odanın pek tenha köşesine çekmesine saklanmış bir tabanca. Tabancayı buldu ama kararsızdı. Çünkü hala bir şeyleri bekler gibiydi içnide.. Sonra derin bir nefes alarak pencere kenarına gitti.. Artık kocaman boşluğa bakarcasına çevresine duyarsızca umarsızca ve yorgunluk bitkinlik içerisinde bakar ve iç geçirir. Olanlarını yaşadıklarını düşünüyordu.. Niçin Neden soruları kalıp hallerinde dolaşıyor isyan şeklinde başını oynatıyordu. Bir daha eskisi gibi olamam korkusu artık içini yiyip bitiriyordu. Başkalarına idame yaşamak ona acındığını bilmek yada böyle davranılması onu kahrediyordu. Çünkü onu seven insanlardan en son isteyeceği şey merhametti. Çevresindekilerinin ona acımaktan çok destek olmak için yanında olduklarını anlayamıyordu. Çünkü sağlığında bile bu kadar ilgilenmeyenler kötürüm kalınca mı ? Değerimi anladılar diye düşünüyordu. Hayata acılarına lanet okuyordu. Hep bir darbe alıyordu ama hayata karşı hep bir kalkanı hep bir amacı vardı. Elbet bir gün Lamia’da onu sevecekti mutlu olacaklardı buna inancı tamdı. Zamanla buna inancı kalmamışsa da son başına gelen felaketten önce içinde umut kırıntıları vardı.
Tam kafası bunlarla meşgulken içeriye babası ve Lamia girer. Paşa Cemil’e seslenir.

Saib : Oğlum bak kim gelmiş Lamia.
Lamia: Merhaba Cemil.
Cemil önünü döner Lamia’ya..

Cemil: Baba bizi yalnız bırak. Lamia ile konuşacaklarım var.
Saib: Tabi oğlum konuşun anlaşın.

Cemil arkasını döner. Ve konuşmaya başlar.
Cemil: Neden geldin. Sana demedim mi gelme diye.. Seni görmek istemiyorum anlasana..
Lamia: Sen istesende istemesende geleceğim.
Cemil: Niçin Neden ? Benim gibi bir kötürümden ne beklentin var ? Ha.. Niçin ısrar ediyorsun.. Ben kaybettim işte.. Boşa çabalıyorsun..
Lamia: Cemil. Ben..
Cemil: Yeter kes artık. Git. Merhametini başkasına göster. Benim ihtiyacım yok.. Senin için ben acınmaktan başka bir şeye değmem dimi Lamia !!!
Lamia: Yeter artık. Ya kendine gelirsin yada bir daha yüzümü göremezsin.

Cemil şaşkın şekilde bakar. Lamia bu lafın üzerine sinirle odadan çıkar.

Cemil uzun süre kendine gelemez. Lamia hışımla odadan çıkar Saib Beyin yanına gider.

Lamia: Ben söyledim sözümü bundan sonra düzleteceğine inanıyorum Saib Bey
Saib Bey: Aman kızım inş. Hep senin sayende olacak bunlar. Teşekkür ederim kızım.

Cemil artık bu lafın üzerine iyice umutsuzluğa kapılır.Çünkü her şeye rağmen Lamia’yı görmek ona iyi geliyor ne kadar istemediğini söylesede.. Ve bu görme umudunun ardının kesilme olasılığı bile içine derin bir korku vermiştir. Düzeleceğine inanamıyor bu depresif modan çıkamayacağını biliyordu. Hep kaybedendi bundada kaybettiğini varsayarak silaha doğru yol almıştı.

Bu esnada İlyas Efendi bahçeden topladığı maydanozlarla Cemil Bey’e bir umut içireceği şifa vereceğine inandığı maydanoz suyunu götürmek için merdivenlere yönelmiştir. Cemil Beyin odasının kapısını çalar ama ses çıkmaz. Bir daha çalar ses çıkmaz. Endişelenmeye başlayan İlyas odanın kapısını sonunda açar. İlyas kapıyı açtığında odada Cemil kafasına silahı dayamıştır. İlyas Efendi feryat figan bağırır..

İlyas: Paşam… Paşama.. Yetişşş Cemil Bey yapmayın.. Paşam

Lamia ve Saib Paşa bir alt kattan koşa koşa yetişirler.. Kapıya girdiklerine vahim tablo ile karşılaşırlar. Cemil silah başında tetiği çekmek üzeredir.

Arkadan sesler yükselir.

Saib: Oğlummmmm ( Yüzünde endişe korku ve eli kalbine doğru gider) Yapma…
Lamia: Cemillll

Cemil: Yaklaşmayın.. Durun orda.. Artık hayatta yaşamanın bir manası yok. Bitki gibi yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.
Saib: Oğlum..
Lamia: Cemil yapma konuşalım..
Cemil: Konuşacak bir şey yok. Elveda.. Lamia seni hep çok sevdim.. Baba sana yaşattığım ve yaşatacağım acı için üzgünüm.. Hoşçakalın..

Cemil gözlerini sımsıkı kapar ve tetiği çeker.. Tabi ki.. Silah patlamaz çünkü silah tutukluk yapar. Herkes şaşkınlıkla kalır. Lamia yüzüne zoom yapılır bölüm senaryom biter..

************************************************** **********
Not: D.K için ilk senaryo yazışım.. Fentezi tarzdan çıktım.. Kusura bakmayın. Depresif bölüme depresif takılayım dedim. Lamia eve yerleşsin Fentezilerime başlayacağım.. Ama bu bölümden sonra.. :img-hyste Bana ilham kaynağı veren Kınalı Yapıncak ve Senaryolarındaki Yazma dilinden çok etkilendiğim Bernama teşekkürü borç bilriim.. Surçi Lisan ettiysek Affola.. Küçüklerin gözlerinden büyüklerin yanaklarından mıncırırım. :img-hyste Gelecek bölüme Lamia ve duyguları ve Narvia günlüğünden kesitler sunacağım.. :good:

KınalıYapıncak
04-04-09, 22:50
adada hava o kadar güzeldir ki cemil lamiayla başbaşa yürüyüş yapmak ister..
CEMİL:aşkım...yürüyüşe çıkalım mı?
LAMİA:olur..
CEMİL:ne kadar güzel bi hava var dimi...

o sırada kenanın kemanı duyulur..çalan kınalı yapıncaktır..

LAMİA:keman sessiiii....
CEMİL:kendine gel sevgilim...
LAMİA:kemaaannnn...gııyygıııyyggıııyyy...
CEMİL:lamia tamam geçti tamam...sakin ol canım...duyma..

o sırada merasim köşkünün önü örgülü saçlı kızlarla dolup taşmıştır..:img-hyste

CEMİL:noluyo ya?
LAMİA:nolcak kınalı yapıncaklar toplanmış..
CEMİL:hmmm..nieki?
LAMİA:e keman sesi..
CEMİL:ha şu mesele..
KENAN:haha!bak cemil bi sürü kınalı yapıncağım oldu!
CEMİL:gördüm gördüm..hayırlı olsun!hangisin seçceksin?
KENAN:bilmiorum..bakıcaz...nese hadi kızlar uyaaann sonsuuuzz...
LAMİA:yazık ya bunları da kandırcak...
CEMİL:boşversene..şu kenan ın keman sesinden başka bişi olmadığını anladıklarında onlara da bi cemil lazım..
LAMİA:cemiiill...çok hoşsun...
CEMİL:şanslısın lamia...cemil kaşına çıkmayabilirdi..
LAMİA:yaa..yapma ama...utanıorum...seni senii...
CEMİL:tamam tamam...ee kenan karar verdin mi?
KENAN:önce dokunmam lazım..hangisine dokunduğumda kendimi kaybedersem tamamdır!
LAMİA:kenan dikkat et çil olcak yüzünde...bi de başı hep önde olcak sesi çıkmicak tamam mı?sana hayran olcak kenaaan kenaaann diye ayılıp bayılcak ona göre..
KENAN:biliorum lamia!kenaaann kennaaann die diil!hüseyin kenan gün die ayılıp bayılcak!hala öğrenemedin mi?!!siz nereye böle?
CEMİL:paşazadeler olarak yürüyüş yapmaya gidioruz..
LAMİA:evet...PAŞAZADE eşimle gezmeye gidioruz..
KENAN:huh!lamia paşazade!ne kadar değiştin...büyüdün,olgunlaştın..şimdi bakıyorum da kınalı yapıncağımı mı daha çok seviyorum yoksa kızımın..
CEMİL:o replik geride kaldı kemancı...
LAMİA:ee seçmeler nasıl gidio?
KENAN:ilk aday geldi...soru 1:kaç yaşındasın?
KIZ:21
KENAN:olmaz...18 olcak...sen olgunsun başın diktir..geç...sıradaki aday!
KIZ:ben 18 yaşındayım..
KENAN:güzel...çiller de tamam..soru 2:ben sana yıldızlar kadar uzak mıyım?
KIZ:evet...
LAMİA:yıldızlardan da uzaksınız de..
KENAN:lamia kopya verme!soru 3:bana kenan bey mi dersin kenan mı?
KIZ:hüseyin kenan gün bey derim!
KENAN:bravo..şaşırtmacaydı..uyanıksın!soru 4:şimdi sana çok güzelsin,tehlikelisin dersem ne yaparsın?
KIZ:bırakın beni hüseyin kenan gün bey derim.
LAMİA:iyi çalışmış..aferin..
KENAN:güzel..soru 5:seni bırakmazsam ne yaparsın?
KIZ:wala ordan sonrası malum..
KENAN:öhö...evet..tamam..son soru..şimdi biz malum olaydan sonra konuşsak sana desem ki...
KIZ:sakın beni sevdiğinizi sölemeyin hüseyin kenan gün bey!bu bi yaz eğlencesiydi!
LAMİA:wow!kenanın işi zor..
CEMİL:senin gibi safını daha bulamaz heralde:)
LAMİA:cemil...aşkolsun ama...
CEMİL:tamam kızma aşkım..
CEMİL:eve gidip kınalı yapıncakçılık oynayalım mı?:)
KENAN:lamia!gitme onunla!bu sefer çok geç oldu ama olsun!daha da çok geç olmadan benimle gel..
LAMİA:çok geç hüseyin kenan gün çok geç!gidelim paşazademmmmm...

******************
can sıkıntısı-4:img-hyste:img-hyste

KınalıYapıncak
05-04-09, 03:09
C&L:love05:

Lamia huzurla bakıyodu meleğine..belki de ilk defa bu kadar huzurlu hissediyodu kendini..içinde bilemediği bi hafiflik vardı..bu hissi daha önce de yaşamıştı..mutluydu..cemilin yanında huzurluydu…giderek alışıyordu cemile..alışmaktan öte içten içe seviyodu belki de..ama itiraf edememişti henüz..ne cemile ne de kendisine..kenandan sonra yaralarını cemille birlikte sarmak için tutunuyordu ona..cemilin de dediği gibi ‘beraber unutucaz’…
Yavaşça indi yalının merdivenlerini..cemil yağmurlu İstanbul manzarasına dalmıştı..yeşil gözlerinde uçan martıların kanatları çırpıyordu..lamianın geldiğini hissetti bi an..yine oluyordu..midesi büzülüyor,elleri uyuşuyor bedeni buz kesiyordu…Havanın soğuk olması iki aşık için evde geçirecekleri zamanın bahanesi olmuştu..

CEMİL:ee ne yapalım bugün?
LAMİA:bilmem…evde zaman geçirelim ne dersin?
CEMİL:olur..bak ne dicem..film izleyelim hı?
LAMİA: (gülümser)süper..

Cemil dvdleri almak için odasına yönelir..lamia bu sırada cemilin arkasından bakar..cemil birden döner..

CEMİL: (gülümser)beni mi izliosun?
LAMİA:evet..yani hayır..şey..filmi nerde izlicez?
CEMİL:bilmem..odamda izleyebiliriz…
LAMİA:tamam..

Cemil içinde kıpırdayan heyecanı bastırmak istercesine dayanır kapının koluna..’herşey mükemmel olmalı’ diye geçirir içinden..cemilin hemen arkasından lamia girer odaya..
Cemil ilk defa lamiaya bu kadar yakındır..belki de lamia da istediği için kapanmıştı aralarındaki mesafe..düşündükçe içinden ‘seni seviyorum’ diye bağırmak,lamiaya sarılmak geliyodu..tüm bunlara rağmen aralarında hala bi mesafe vardı..ama bu mesafenin kapanması için adım atılacağını nerden bilebilirlerdi..
Lamia koltuğa oturdu..odada dört dönen cemili izliyordu sessizce…

CEMİL:hay Allah!nereye koydum ben bunu!
LAMİA:ne arıyosun?
CEMİL:dvd nin kumandasını..
LAMİA: (televizyonun yanını işaret eder)orda işte..
CEMİL: (güler)görmedim..aklım başka yerde tabi..
LAMİA: (gülümser)nerdeymiş aklın?
CEMİL: (kaşlarını kaldırır)bilmem…:img-blush

Lamia cemile öyle güzel gülümser ki..cemilin lamianın bişiler sezdiğini anlaması hiçte zor değildi…cemil bi an etrafına bakındı…

CEMİL:her şey tamam..ah bi saniye..
LAMİA:noldu?

Cemil elinde polar battaniyeyle gelir odaya..lamianın yanına oturur battaniyeyi açar..

CEMİL:gel bakalım..

Lamia yavaşça yaklaşır cemile..artık kolu koluna değiyodur..cemil battaniyeyi tamamen açmamak için elinden geleni yapıodur..lamia cemile bu kadar yakın olmasından hiçte şikayetçi değildir..cemil küçük hareketlerle lamiaya yaklaşır…artık bedeni bedenine değmektedir..lamia içindeki heyecanı bastıramamaktadır..artık duygularını serbest bırakmaktan başka yapabileceği bişey yoktur..lamia cemile bakar..

LAMİA:sana sarılabilir miyim?:img-in_lo

Cemil anlamsız bi şekilde bakar lamiaya..afallamıştır..

CEMİL:ta…tabi..eğer istiyo…

Cemil cümlesini tamamlamadan lamia cemile sarılır..huzur bulduğuna inandığı göğsüne yaslar başını..gözlerini kapar..bi süre öylece bekler..cemil lamiaya sarılıp sarılmamak konusunda kararsızdır..’ya onu incitirsem’ die düşünür..ama hep hayal ettiği şey o an olmuştur..lamia onun göğsünde yatıyordu..cemil nefesini kesen bu duyguya engel olamıyordu..yavaşça elini lamianın koluna indirdi..parmaklarıyla kavradı zarif kolunu..lamia tepki vermedi..gülümsedi…

CEMİL: (fısıldadı)lamia..
LAMİA:hhşşşş…bu anı bozmayalım..

Cemil gülümser..işte o an hayatının en mutlu anlarından biridir artık..lamiayla mesafesi kalkmıştır ortadan..lamia bir elini cemilin kalbinin tam üstüne koyar..cemil de diğer eliyle lamianın elini kavrar..

CEMİL:hep bu anı hayal ettim biliomusun…:img-in_lo
LAMİA:cemil..
CEMİL:inanamıyorum..rüya gibi..
LAMİA:sana ne kadar geç kalmışım ben…şimdi daha iyi anlıorum..:img-in_lo

Cemil lamianın başını kaldırır yüzüne bakar..

CEMİL:hiç birşey için geç değil lamia..seninle yeniden başladım ben hayata..sıfırdan..yaşanmışlıklar olmadan dahil ettim seni hayatıma…:img-in_lo
LAMİA:bense çok geç kaldım sana…bize..
CEMİL:hşşş..daha yeni başlıyo her şey lamia..inan bana birlikte öğrenicez..yeniden keşfedicez hayatı..’biz’ i yeniden keşfedicez…

Lamianın gözlerinden süzülen damlalar cemilin göğsüne düşer..

CEMİL:neden ağlıyosun?
LAMİA:hiç…bu sefer mutluluktan galiba…bu duyguyu hissetmeyeli uzun zaman oldu..
CEMİL:gözyaşların çok değerli lamia…ben bunun değerini biliorum ve inan bana tek damlası bile sarfedilmicek bundan sonra…(gülümser)kahve?
LAMİA: (gülümser)harika olur..
CEMİL:hemen geliyo..

Cemil koltuktan kalkar..

LAMİA:gülaya söleseydin…
CEMİL:hayır ben yapmak istiyorum… (ev yiğidi):img-in_lo
LAMİA:peki..sen bilirsin..

Cemil mutfağa iner..bi süre sonra nescafelerle geri gelir..

CEMİL:al bakalım..
LAMİA:teşekkür ederim..

Tekrar girerler battaniyenin altına…lamia iyice yanaşır cemile..sırtını cemilin göğsüne yaslar..keyifli bi film eşliğinde kahvelerini yudumlarlar..lamia tekrar yatar cemilin göğsüne..cemil de lamianın kollarıyla oynamaya başlar..parmaklarını usulca gezdirir lamianın pürüzsüz teninde..saçlarını öper,okşar…:img-in_lo

CEMİL:filmi beğendin mi?
LAMİA:hıhı…

Lamia pür dikkat filmi izlerken cemil lamiayı izlemektedir filmden çok..her ayrıntısında masumiyeti,saflığı,doğallığı büyüler cemili..beyaz teni kusursuzdur..cemil bu düşüncelere daldığı sırada filmde öpüşme sahnesi gelir çatar..lamia o anda bedeninin buz kesildiğini hisseder..cemil hala lamiayı izlemektedir..lamia cemile bakar..:img-in_lo

CEMİL: (gülümser)noldu?

Lamia artık kendine engel olmak istemez..sevginin gerçek anlamını öğrendiği bu adama karşı neden duygularını saklamak istesin ki?cemil ona huzur verdiği kadar heyecenlandırmaktadır da..:img-in_lo
Cemil ne olduğunu anlayamaz lamianın büyüleyen yeşil gözlerine bakar..lamia yavaşça cemile yaklaşır..cemil olduğu yere çivilenmiştir sanki..hareket edemez..lamia daha da yaklaşır..artık cemilin nefesini hissedebiliyodur..cemil hızlı ve kesik kesik nefes almaya başlar..lamia cemilin dudaklarına küçük bi öpücük bırakır ve geri çekilir..cemile gülümser..:img-in_lo

CEMİL:la…lamia…

Cemil öylece kalakalır..lamiaya bakar..artık heyecanlarına engel olmayan iki aşıktırlar..cemil lamiaya yaklaşır..önce üst dudağından öper daha sonra alt dudağından..lamia da karşılık verir..iki sevgilinin tutku dolu öpücükleri dakikalarca sürecektir.. lamianın cemile olan mesafesi bu günden sonra açılmamak üzere kapanacaktı..:img-in_lo

KınalıYapıncak
05-04-09, 22:26
CEMİL&LAMİA:img-in_lo

Yağmurlu bir İstanbul akşamında Lamia koşar adımlarla girer yalıya..dizi çekimlerinden çok yorulmuştur..sette yönetmenin ukala tavırları,her gün tekrarlanan sahneler yetmezmiş gibi bir de Umut’un umursamaz tavırları Lamia’yı yeteri kadar yıpratmıştır..bi an önce yukarı çıkıp cemil’de dinlenmek istemektedir.. yalıya girdiğinde etrafın karanlık olduğunu görür..’herkes nerde?’ diye geçirir içinden..seslenir:

LAMİA:Suzan abla??....macide abla???....cemil???...

Ancak kimseden cevap alamamıştır...

LAMİA:saib bey??

Hala ses yoktur..o anda birinin merdivenin başında durduğunu fark eder…

LAMİA:cemil??
CEMİL:hoşgeldin hayatım…
LAMİA:hoşbulduk canım…herkes nerde?neden karanlık her yer?

Cemil yavaş adımlarla iner merdivenlerden..lamia cemili belirli belirsiz seçer loş ortamda..siyah takım elbisesinin içinde ne kadar çekici olduğunu fark eder..yeşil gözleri loş ortamda parlamaktadır..cemil lamianın elini kavrar ve öper..

CEMİL:bu akşam baş başayız sevgilim..

Lamia mutluluk ve şaşkınlığın verdiği yüz ifadesiyle bakar cemile..

LAMİA:ta…tamam…ben de hazırlaniim o zaman..

Lamia mutluluk sarhoşu olmuştur artık..aşk dolu gözlerle bakar cemile..cemil lamianın paltosunu alır usulca omuzlarından..boynuna bi öpücük kondurur..kulağına fısıldar..

CEMİL:sen bu halinle de çok güzelsin aşkım..

Cemil lamianın elini tutar zarif bir hareketle merdivenlere yönelirler..lamia defalarca çıktığı bu merdivenleri ilk defa böyle duygularla kat etmektedir..heyecan,tutku,aşk,mutluluk…hepsi hepsi lamianın kalbinden dolup taşmaktadır o an..cemil’in ona verdiği değeri bu kadar geç anlamasına bi kez daha kızar kendi kendine..
Salona geldiklerinde lamia gözlerine inanamaz..şık bir masa kurulmuştur..her şey eksiksizdir..cemil kaşlarını kaldırarak bakar lamiaya..

LAMİA:sen mi hazırladın bunları?
CEMİL:hıhı…becerebilmişmiyim(gülümser)(ev yiğidi-2 :img-in_lo)
LAMİA: (cemile sarılır)sen…sen nasıl bi adamsın ya…cemil…aşkım…
CEMİL:böyle bi adamım ben işte:)
LAMİA:seni seviyorum…
CEMİL:seni çok seviyorum..

Lamia gözyaşlarını silerken cemil lamianın yüzünü avuçlarının içine alır gözlerine bakar..

CEMİL:hşş..yapma ama üzme beni..(lamianın alnına bi öpücük bırakır)hadi git hazırlan..bekliorum..

Lamia ‘tamam’ anlamında başını sallar..hızlı adımlarla odalarına yönelir..ne giyceğini çok iyi bilmektedir..cemilin doğum gününde aldığı sırt dekolteli,omuzlarını açıkta bırakan siyah elbisesini giyecekti..saçlarını topladı…küçük bi çocuk gibi heyecanlanarak odadan çıktı ve salona yöneldi ağır adımlarla..cemil o sırada İstanbul’da ‘gece’ yi izliyordu..lamianın geldiğini fark etti…arkasını döndü ve öylece kalakaldı..

LAMİA:nasıl?

Cemil bu sözleri duymadı bile..lamianın zarif omuzlarına,elbisesinin bedeninin kıvrımlarına uyumuna takılmıştı gözleri..’sen benim misin’ diye geçirdi içinden..büyülenmişti adeta…
LAMİA:cemil??
CEMİL: (lamiaya yaklaşır)büyülendim…
LAMİA: (başını öne eğer)gerçekten mi?
CEMİL: (elini öper)kusursuzsun..

Lamia cemilin gözlerine kilitlenir bi an..aşkla bakıyodur sevdiği adama..cemil lamiayı masaya doğru yönlendirdi..sandalyesini çekti..lamia oturdu ve cemil omzuna bi öpücük kondurdu..lamia cemile dönerek gülümsedi…iki sevgili karşı karşıyaydı artık..

CEMİL:günün nasıl geçti canım?çok yordular mı seni?
LAMİA:sorma..sürekli tekrar aldık…çok yoruldum..
CEMİL:hım..yönetmenine kızmaya başlicam ama artık..(göz kırpar)
LAMİA: (gülümser)umut çok yardımcı oluyo ama bu aralar pek konsantre olamıyo gibi..ne oldu bugün biliomusun…

Lamianın anlattıklarını dinlememektedir cemil..aksine anlatırken kullandığı mimiklerini,gözlerindeki ışıltıyı,el hareketlerini incelemektedir..küçük bi çocuk gibi heyecanlanmasını seyretmektedir keyifle..bileklerindeki kıvrım hareketlerini,gözlerinin etrafındaki küçük çizgileri,dudaklarının bükülüşünü izlemektedir şuursuzca..yüzünde kocaman bi tebessümle dinler lamiayı…

LAMİA:noldu?
CEMİL: (hala gülümsemektedir)hiçbişey..
LAMİA:beni dinlemiosun dimi?!
CEMİL:hayır…(hala gülümsemektedir)
LAMİA:cemil…(gülümser)
CEMİL:napiim..senden alamıyorum gözlerimi..
LAMİA: (gülümsemenin yerini hüzünlü bakışları alır) sana uzaktım cemil…belki de çok yakın…kendimi kandırdım belki kimbilir..ama şimdi..kendime bile itiraf etmeye çekindiğim duyguları yaşıyorum seninle..daha çok büyüyorum..seninle öğreniyorum,seninle huzur buluyorum..bu anlatılamaz…’sen’i yaşıyorum artık cemil..’sen’i..bizi..:img-in_lo
CEMİL: bu gözlere doya doya bakmak için ne kadar bekledim…çok sevdim…aşık oldum…keşke nin anlamını öğrendim..pişmanlığın,sevginin,tutkunun…seni yalansız seviyorum ben lamia..bekledim..hergün inatla bana dönmeni bekledim..’sana değer’ dedim…ve değdi..şimdi yanımdasın..benim karımsın..:img-in_lo
LAMİA: (kadehini kaldırır)’biz’e..
CEMİL:’biz’e…

Karşılıklı itiraflar döküldü aşıkların dilinden…bundan sonra ayrı geçen her dakikaya inat yaşanacaktı her şey..
Yemekten sonra cemil yerinden kalkar ve müzik setine doğru yönelir..fonda tango müziğinin tutku dolu ritmi duyulur..lamia gülümser…cemil lamiaya yaklaşır..

CEMİL:aşkım…:img-in_lo
Lamia gülümseyerek cemilin elini kavrar..yerinden kalktığı an cemil lamianın bedenini kendine çeker..diğer eliyle de lamianın narin vücudunu sarar…o kadar yakınlardır ki birbirlerine…gözler birbirine kenetlenir..

CEMİL:ilk dansımızı hatırlıyo musun?
LAMİA:unutabilirmiyim…:img-blush

Tutku dolu bir tango başlar iki sevgili arasında..cemil lamianın belini sarar sıkıca yüzünü yüzüne değdirir..kulağına fısıldar:

CEMİL:sen benim misin…
LAMİA: (nefes nefese cevap verir)tüm varlığımla..

Cemil şehvet dolu her harekette bir kez daha aşık olur lamiaya…lamianın cezbeden kokusu gelir saçları her savrulduğunda.. cemil ani bir hareketle lamiayı yatırır ve gözlerine bakar…gözler artık öylesine kenetlenmiştir ki..lamia yavaşça yaklaşır cemilin dudaklarına..cemil ağır hareketlerle kaldırır lamiayı..’tutkunun dansı’ yerini tutku dolu öpücüklere bırakır..cemil lamianın pürüzsüz sırtında gezdirir parmaklarını…her dokunuşta ona sahip olmanın verdiği huzuru hisseder kalbinde.. lamia cemilin güçlü omuzlarında gezdirir ellerini…cemil onu her sardığında tutkusu ellerini kırar lamianın..tırnaklarını geçirir cemilin sırtına..heyecanını hissettirmek istercesine…
Gerçek aşkın anlamını cemilde öğrenen lamia için bu geceden sonra bambaşka olacaktı her şey..o an tek düşündüğü şey sevdiği adamın kollarında güvendeydi…
:img-in_lo:img-in_lo:img-in_lo

KınalıYapıncak
06-04-09, 00:47
kenan kafasında bin türlü soruyla cavidanın yanına gider..melek acaba kimin kızıdır?!?!?

CAVİDAN:kenan..hoşgeldin..
KENAN:hoş mu geldim?
CAVİDAN: !!?!?
KENAN:ben anlayamıorum cavidan ya yardımcı ol hoş mu geldim?
CAVİDAN:evet cnm hoş geldin ve hoş buldun..
KENAN:tamam..hoşbuldum..
CAVİDAN:noldu?öğrenebildin mi?
KENAN:yok..cemilin deyip duruyo..
CAVİDAN:hah!hiç şaşırmam..
KENAN:ya cemilinse??
CAVİDAN:bence dna test yaptır..
KENAN:diyosun..
CAVİDAN:a tabi..kızın kaç sevgilisi vardı ben unuttum..
KENAN:tamam..dna tesi isteyelim..sen öle diosan..
CAVİDAN:evet!ben öle diorum!yaptırcaksn tabi..
KENAN:peki..

o sırada cemil içeri girer..

CEMİL:ooo nasılsınız bay ve bayan gurur?
KENAN:huh!sen nasılsın meleğin babası?
CEMİL:iyi ya noolsun be kenan..iş-lamia-melek arasında dolanıp duruorum işte..
CAVİDAN:kenan sinirlenme..
KENAN:peki cavidan..
CAVİDAN:otur kenan..
KENAN:tamam..
CEMİL:aranjörünle aran bozukmuş kenan?
KENAN:sanane!ben hüseyin kenan gün üm!hüseyin kenan gün ler ölmez!onlara bişi olmaz!gerekirse tüm hüseyin kenan gün ler toplanırız merasim köşklerinde kınalı yapıncaklarla çoğalırız!!:img-hyste
CEMİL:tamam cnm bağırma bişi demedim..
KENAN:diyemezsin zaten!seni ezerim ben be!cavidanın banka hesaplarıyla ezerim seni!
CAVİDAN:kenan...tamam...
KENAN:peki cavidan...
CEMİL:lamia arıyo..efendim lamia?
KENAN:neden seni arıyo o?hı?nerde benim kemanım!ilham geldi acı çekiorum beste yapmam lazım keman bulun bana!!!cavidan saçlarını ör çabuk!
LAMİA:kenan mı orda?versene telefona..
CEMİL:kemancı..seni istiyo..
KENAN:lamia!
LAMİA:bağırma kenan!!
KENAN:kınalı yapıncak...konuşmamız lazım şirkete gel..
LAMİA:yaa ben de yedim!oldu canım!
KENAN:lamia..sen bana karşı koyamazsın!bi keman sesine bakar bana gelmen!sen sadece beni seviyosun başkasını da sevemezsin biliorum!
LAMİA:nie?sen müneccim misin?
KENAN:ne alakası var!ne biçim konuşuyosun sen!meleğin annesi olduğun için unutmuşsun anlaşılan!ben cavidanın kocasıyım!!
LAMİA:ee?
KENAN:ee si..şeyy...ne diim cavidan?
CAVİDAN:param var de zenginim de..
KENAN:tamam..param var,zenginim ben..
LAMİA:kenan bey..lütfen..
KENAN:yine başladın bey li konuşmaya!
LAMİA:sana da ne desek suç!kenan mı diim kenan bey mi hüseyin kenan gün mü?!çok fazla adın var birinde anlaşalım!
KENAN:hüseyin kenan gün de sen..o daha bi havalı..
LAMİA:iyi..cemili verirmisin artık!
KENAN:olmaz..bana sölemediğin bişi var mı lamia?
LAMİA:yoo..
KENAN:eminmisin?
LAMİA:evet...
KENAN:ne hissediosun?büyük mü küçük mü?
LAMİA: ??!?!?!
KENAN:yeni beste yaptım lamia..akşam köşke gel...adı 'küçük kız küçük kız söyle bana nerdeydin akşam oldu gelmedin'..
LAMİA: ?!?!??!
KENAN:lamia cavidan dan ayrılsam beş parasız kalsam,artık ünlü olmasam yine ben sever misin??
LAMİA:bu son görüşmemizdi kenan bey..
KENAN:ya bırak!hep öle diosun!konuyu değiştirme!sevmezsin dimi!!biliodum!!!sen bunları hesap edicek kadar küçük beyinli bi kadınsın!!melek tabi cemilin kızı dersin!mirastan pay almanın peşine düştün dimi?!?!
LAMİA::bilmim
**********************
can sıkıntısı-5:img-hyste

KınalıYapıncak
06-04-09, 23:08
CEMİL&LAMİA

tutkuların yorduğu iki sevgili bırakırlar koltuğa kendilerini..lamia cemilin göğsüne yatar..elleri bi an olsun ayrılmamaktadır..lamia esnemeye başlar..

CEMİL: (gülümser)hayatım?
LAMİA:çok uykum geldi…
CEMİL:benim de…
LAMİA:yatalım öyleyse…
CEMİL:hmmm..(lamiaya imalı bi şekilde bakar)tamam yatalım:)
LAMİA:cemiiilll:img-blush
CEMİL:ben bişi sölemedim sen öyle anladın:)
LAMİA: (cemilin karnına yumruk atar)ya...ya çok kötüsün:img-blush
CEMİL:kıyamam ben aşkımaaa..utanırmış hemen..

cemil olduğu yerden kalkar lamiaya bakar..hızlı bir hareketle lamiayı omzuna alır..


LAMİA:ce...cemil napıosun?
CEMİL:hadi bakalım küçük hanım yatma vakti geldi:)

lamia ayaklarını sallar bir yandan da cemilin sırtına vurur.

LAMİA:cemil bıraksana…
CEMİL: (lamianın poposuna bi şaplak atar)mızmızlanma yatma vakti dedim:)

lamia daha fazla karşı koyamicanı anlar kocasının bu minik oyunları lamiayı adeta ateşe sürüklemektedir...cemili her zamankinden daha çok istemektedir..cemil omuzunda lamiayla birlikte odalarına yönelir...bu arada lamianın ‘offf yaa,bıraaakk’ gibi sözleri yankılanır yalının duvarlarında…odalarına geldiklerinde ikisi de gülmeye başlar..

LAMİA:cemil sen gerçekten delisin:)
CEMİL:evet. deliyim..sen delirttin beni:img-in_lo

lamia odalarına doğru bakar…’evet’ anlamında kafasını sallar ve gülümser..cemil yavaş adımlarla odalarına girer..lamiayı yatağın üstüne bırakır usulca..lamia narin bedenini serer sevdiği adamın yatağına…cemilse lamiayı izlemektedir..lamia gözlerini kapatır bir süre bekledikten sonra aralar yeşil gözlerini..cemile bakar..

LAMİA: (gülümser)ne?
CEMİL:öyle güzelsin ki…bakmaya doyamıorum...

lamia gülümser…saçlarıyla oynamaya başlar..cemil için bu ‘gel’ anlamında bir işaretti belki de…lamia ise hiç tereddüt etmeden tüm şehvetiyle çağırıyordu cemili..dayanamadı daha fazla bu harika kadına bakmaya…yavaşça yaklaştı yatağa..lamianın yüzüne doğru uzandı iki yanına koydu ellerini…yavaşça öptü dudaklarından…lamia da ellerini doladı cemilin boynuna…sonra alnını,burnunu,yanaklarını öptü cemil…öptü öptü öptü....kokusunu çekti içine…lamianın elbisesini aşağıdan yukarı sıyırmaya başladı yavaşça…parmakları lamianın pürüzsüz tenine değiyordu şimdi…lamia nefes nefese kendine çekti cemili..

LAMİA:sev beni cemil..
CEMİL: (lamianın güzel yüzüne baktı ve fısıldadı)seni seviyorum...kadınım...

lamia bu sözlerle ateşe uzattı ellerini..yavaşça doğruldu yatakta cemilin ceketini çıkardı...artık onun kokusunu daha iyi hissedebiliyordu..cemilse lamianın omuzlarını açıkta bırakan elbisesinin fermuarına uzandı..usulca indirdi...lamia teker teker açmaya başladı cemilin düğmelerini..her adımda himalayalar baştan çıkartıyordu lamiayı..parmaklarıyla dokundu..karşı koyamadı..gömleği sıyırıp attı...şimdi cemil lamianın omuzlarından indiriyordu elbisesini..cemil boynunu kokladı lamianın..gözlerini kapadı lamia o anı doya doya yaşamak ister gibi...lamia cemilin güçlü bedenine bakıyordu..kalbinin tam üstüne bi öpücük kondurdu..

LAMİA:burası benim...(gülümsedi)

lamianın küçük öpücükleri cemilin bedeninin her ayrıntısında hayat buldu..lamianın saçlarına uzandı cemil..ani bi hareketle açtı..pervasızca dağıttı elleriyle..lamianın dalgalı saçları çıplak sırtına uzandı boylu boyunca..cemil parmaklarıyla dokundu lamianın biçimli sırtına,saçlarını topladı elleriyle...her ayrıntısına dokunarak keşfe çıkmıştı cemil bu biçimli sırtta..keşfettiği her ayrıntısından da dudaklarını esirgemiyordu...lamia cemilin güçlü kollarına dokunuyordu o an..dokunduğu her ayrıntıyı gözleriyle takip ediyordu...başını yasladı bu güçlü kollara..bedenini cemilin bedenine yasladı..cemil lamianın saçlarını okşuyor,omuzlarını öpmeden dudaklarını değdiriyordu sadece...belinin kıvrımlarındaydı şimdi cemilin elleri..her kıvrım cemilin lamiayı yeniden tanımasına,yeniden aşık olmasına itiyordu...lamia usulca uzandı cemilin dudaklarına...birbirlerini incitmekten korkuyorlarmış gibi hassas öpücükler izliyordu birbirini..lamia cemilin saçlarında gezdiriyordu ellerini..bedenleri birbirlerine kenetlenmişti artık..cemilin,lamianın bedenini keşfederken bıraktığı her öpücük lamiayı şehvetli,arzulu bir kadın yapıyordu...tek vücut oldukları bu gece onlara minik bir armağan sunacaktı:img-in_lo

**********************
bu da kapalı yazdığım bi senaryo yine özenle seçmeye çalıştım kelimeleri:img-hystehimalayalar :happy0064kısa ama etkili sanırım:img-wink:

BERNA
07-04-09, 02:13
Yılın Çifti- Episode 11

Makbule'nin Suzan'ı kaçırmasının üstünden üç hafta geçmiştir.

Doktor Vedat'ın Muayahanesi'nde

Vedat: Ayşeciğim bana Lamia Paşazade'nin dosyasını getirir misin?
Ayşe: Tabi Vedat Bey.
Vedat: Dayım ararsa bağlarsın yoksa biraz işim var; o yüzden rahatsız edilmek istemiyorum.
Ayşe: Peki Vedat Bey.

Doktor Vedat bilgisayarına yazmaya başlar:

To: [email protected]
From: [email protected]
Konu: Lamia Hanım'ın durumu


Sevgili Cemil Bey,

Nasılsınız, umarım iyisinizdir.

Benden Lamia Hanım'ın durumu hakkında bilgi istemiştiniz; ben de onun onayı olmadan size bilgi veremeyeceğimi yeni gelişen dostluğumuza rağmen veremeyeceğimi söylemiştim. Ancak Lamia Hanım bugünkü görüşmemizde size genel bilgi vermem konusunda onay verdi.

Bildiğiniz gibi Lamia Hanım artık keman dinlemeye bir son verdi. Üç haftadır hem norolojik testleri düzenli olarak yaptırıyoruz, hem de benimle görüşüyor. Büyük ilerleme var durumunda, daha önce sürekli engellerden ve kemanlardan bahseden bir iki cümle ile iletişim hiç kuramazken artık güven problemleri üzerine konuşmaya başladık. Fazla detaya giremiyorum çünkü hastamın güvenini boşa çıkarmak istemiyorum. Eğer arzu ederse o size bahseder zaten. Artık eskisi gibi gerçekle bağlantı kopukluğu kesinlikle yok; kendisi de bu durumdan çok memnun gözüküyor. Yalnız bir süre daha ortağınız Nimet Hanım'la görüşmezse iyi olabilir. Gururdan bahsediyor, sonra öfkeleniyor. Onunla bağlantı kuramadığım tek konu budur. Eğer çok özel değilse bana yardımcı olursanız sevinirim. O zaman Lamia Hanım'ın iyileşmesinde daha büyük katkı sağlayabiliriz bu konuda.

Onun dışında babanızın sağlık durumu nasıl? Kılpayı gelen seçim yenilgisi yüzünden adada inzivaya çekildiğini duydum. Umarım sağlığı yerindedir. Profesyonelliğin yanısıra ayrıca bir dost olarak her zaman yardıma hazır olduğumu bilmenizi isterim.

Saygılar
Dr. Vedat Hekimzade

Ayşe: Dayınız hatta efendim.
Vedat: Kemal dayı nasılsın? Ben iyiyim, bütün planlarım tıkır tıkır işledi, çok da mutluyum.


Yalıda

Macide: Paşanın adaya gitmesi hem iyi oldu, hem de kötü oldu İlyas. Sağolsun hiçbir masraftan kaçınmayın dedi ancak düğün için ona sormadan parasını harcamak içime sinmiyor nir türlü.
İlyas: Ne yapalım, Saib Bey'in morale ihtiyacı vardı. Cemil Bey her gün arıyor ancak gelmek istemiyor.
Gülay: Bence sadece seçim yenilgisi değil onun moralini bozan, kızıl saçlı, uzun boyluyla bozuştu ya ondan bence...
Macide: Sen ne kadar dedikoducu oldun böyle. Hem gelinlik provan yok mu senin?
Gülay: Nazım şimdi Enise Hanım'la gelecek. Anne gelinliğim çok güzel oldu değil mi? Çatlasınlar en güzel gelin ben olacağım.
İlyas: Kızım önemli olan bahtın güzel olsun.
Gülay: Gelin ata binmiş ya nasip demiş olmasın o?
Macide: Edepsiz!


Doktor Vedat'ın Muayahanesi'nde

Ayşe: Doktor Nesrin Hanım hatta.
Vedat: Alo Nesrin nasılsın?
Nesrin: Vedatçığım biraz sıkıntılıyım. Lamia Paşazade senin hastandı değil mi?
Vedat: Evet, ne oldu ki?
Nesrin: Bizim hastanede bir hasta var, sürekli olarak Lamia Hanım'ın resmine bakıp 'engeller kalksın' diyor. Ona birşey yapmasından korkuyorum, sen uyarır mısın onu?
Vedat: Allah allah Lamia Hanım da bu sözü kullanırdı. Kimmiş ki bu kişi?
Nesrin: Makbule Sönmez. Lamia Hanım'ın ilk kocasının kızı.
Vedat: Niye Lamia'ya takmış ki? Neyse, ben uygun bir şekilde uyarırım onu.


Hastanede

Hastabakıcı: Makbule Sönmez ziyaretçin var.
Makbule: Aaa acaba Kenan Bey mi geldi? Bir tek ona güveniyorum bu dünyada sana söylemiş miydim?
Hastabakıcı: Valla bir adamla bir kadın geldi ama.
Lamia: Merhaba Makbule.
Makbule (asık suratla): Merhaba Lamia. (gülerek) Hoşgeldiniz Kenan Bey.
Kenan: Nasılsın Makbule?
Makbule: İyiyim Kenan Bey, sorduğunuz için teşekkürler. Melek nasıl?
Lamia: Melek iyi, sen daha sakin misin şimdi?
Makbule: Niye olmayayım ki, en çok güvendiğim kişi yanımda: Hüseyin Kenan Gün beni ziyarete gelmiş!!
Kenan: Bana her zaman güvenebilirsin Makbule Hüseyin Kenan Gün olarak.
Lamia: Tabi tabi Hüseyin Kenan Gün olarak!
Kenan: Niye her lafıma takılır oldun Lamia?
Lamia: Her seferinde soyadını tekrarlaman komik gelmeye başladı da ondan.
Kenan: Tabi sen Paşazade soyadını seversin!
Lamia: Kenan lütfen...
Makbule (sevinir): Kenan Bey bir tek size güveniyorum. O yüzden sizinle özel konuşabilir miyim?
Kenan: Olabilir tabi, bana hala güvenen birilerinin olması güzel.
Lamia: O zaman ben gecikmeden eve döneyim, Melek'e bakayım.

Yalıda

Cemil: Macide Abla
İlyas: Gelinlik son provasına gittiler Cemil Bey. Birşey istediyseniz ben getireyim.
Cemil: Zahmet olmazsa bir kahve getirir misin? E-maillerime bakacağım da...
İlyas: Ne zahmeti Cemil bey.

Cemil bilgisayarı açar ve Doktor Vedat'tan gelen e-maili okur ufak bir gülümseme ile. Yazmaya başlar.

To:[email protected]
From:[email protected]
Konu: Teşekkürler

Sevgili Vedat Bey,

Öncelikle beni haberdar ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
Lamia'nın daha iyi olmasına çok sevindim, bir daha hiç düzelmeyecek diye çok endişeleniyordum, siz de biliyorsunuz zaten. Doktor-hasta ilişkisindeki sorumluluklarını anlıyorum, o yüzden neler anlattığını yazmamanız önemli değil. Bana sağlık durumunun iyiye gitmesi yeter.

Lamia'nın ortağım Nimet Hanım'a hala kızgın olması beni çok şaşırttı. Sizi yeni de olsa iyi bir dost gibi görüyorum, o yüzden sakınca görmüyorum yazmakta. Lamia evi terketmeden önce beni haksız yere Nimet'le beraber olmakla suçlamıştı. Beni kıskandığını düşünmüştüm ancak o onurundan bahsetmişti. Sanırım size de bu konudan bahsettti ama inanın ne dediğini ben de anlamadım o anda. Sonrasında da bu konuyu hiç konuşmadık Lamia ile. Benim Nimet'le Lamia ile evlendikten sonra herhangi bir ilişkim olmadı. Şu anda Nimet'in de bir ilişkisi var. Sizinle yüzyüze dertleşmeyi de isterim bir dost olarak ancak Lamia'nın tedavisi bittikten sonra olabilecek sanırım bu.

Babam çok daha iyi, bayağı toparlamıştı dün konuştuğumda. Yarın yanımızda çalışan bir elemanın düğününe gelecek, sonra da kalır diye ısrar edeceğim. sizin dostluğumuza güvenerek bu teklifi yaptığınızı biliyorum zaten.

Sevgilerimle
Cemil Paşazade


Gelinlik provasından sonra yalının önünde

Gülay: Anne biraz Nazımla dolaşabilir miyiz?
Macide: Kızım yapılacak bir sürü iş var.
Gülay: Anne sen halledersin nasıl olsa ne olur...
Macide: Sadece yarım saat.
Nazım: Tamam anne merak etme gecikmeyiz.

Macide arabadan iner.

Gülay ve Nazım biraz ötedeki parka çekerler arabayı ve de parkta öpüşmeye başlarlar... O sırada parkta Melek'te oturan Suzan'ı görürler ancak hiç bozuntuya vermezler.

Suzan: Acaba Saib Bey'e çok sert mi çıkıştım.

(Flashback-siyah-beyaz)

Saib: Suzan Hanım inanın ben o işe son vermek için vermiştim o gün parayı.
Suzan: Bana söyleyebilirdiniz. Size artık hiç inanmıyorum Saib Bey.
Saib: Niçin böyle söylüyorsunuz Suzan Hanım?
Suzan: Aklınızda hep politika hep politika, yaşlı bir budala oldunuz çıktınız. Yazık çok yazık...
Saib: Aklımda politikadan başka şeyler de var, ama siz görmek istemediniz Suzan Hanım. Bence de yazık...

Parka geri döner kamera

Suzan: Aa bunlar Gülay'la Nazım değil mi? Gençlik başka şey tabi... (İç çeker)



Hastanede

Kenan: Evet Makbule seni dinliyorum.
Makbule: Size Lamia ile ilgili bilmediğiniz gerçekleri anlatacağım Kenan Bey.
Kenan: Ne gerçeği?
Makbule: Lamia benim nişanlımken Cemil'i ayarttı biliyor musunuz? üstelik de sizin çocuğunuza hamileyken. Cemil'i de o baştan çıkarttı zaten.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün kuzenine bunu da yaptı demek ki... Zaten hep şüpheleniyordum.
Makbule: Bir tek size güvenebildiğim için bir tek size söyleyebildim Kenan Bey
(pis pis gülümser)
Kenan ise çok öfkelenmiştir.
Kenan: Onu cezalandırmam gerekli Makbule.
Makbule: Bana güvenebilirsiniz Kenan Bey.

Yalıda

Cemil telefon etmektedir.

Saib: Efendim...
Cemil: Baba uygun musun? Lamia'dan haberler aldım da.
Saib: Elbette uygunum, yapacak işim gücüm mü var, yaşlı bir budalanın tekiyim nasıl olsa.
Cemil: Baba yine yaşlılık nereden çıktı şimdi?
Saib: Hiç oğlum hiç, anlat bakalım Lamia nasılmış?
Cemil: İyiymiş baba normale dönmüş doktor Vedat haber verdi. Lamia ile konuşmayı çok istiyorum ancak tedaviyi kabul ettiği için üstüne gitmek istemiyorum. Şimdi kemandan kurtulduğu için gerçek duyguları nedir öğrenmeyi çok istiyorum. Tabi bir de tutmak zorunda olduğum boşanma sözü var. Kafam çıok karışık baba...
Saib: Lamia hala Kenanla oraya da gidemezsin tabi.
Cemil: Suzan Hanım'ı mı arasam acaba? Gerçi sen küssün ama.
Saib: Beni bulaştırma da ne yaparsan yap.
Cemil: Seni çok kırdı değil mi?
Saib: Unuttum bile.
Cemil: Bana pek öyle gelmedi ama neyse gelince konuşuruz. Bu arada baba söylemeyi unuttum. Lamia Nimet'ten bahsedince hala kızıyormuş.
Saib: Aman oğlum kıskandıracağım diye düşünme aman uzak dur o kadından.
Cemil: Söylemene bile gerek yok. Ancak biliyor musun istesem de yaklaşamam. Kadın sırılsıklam aşık.
Saib: Kime aşıkmış ki?
Cemil: Sürpriz sürpriz deyip duruyor. Yarın düğüne onunla gelecekmiş.
Saib: Ben de merak ettim şimdi.

Ertesi Gün

Düğün Salonu...

Gülay: Anne çok heyecanlıyım.
Enise: Aman sanki daha önce evlenmedi
Şükrü: Allah aşkına kısık sesle konuş Enise.
Enise: Aman evlenseler de kurtulsak daha geçen gün komşularımızdan üçü aradı. Orada burada opüşüp duruyorlarmış. Bu akrabaların bizi rezil etti Şükrü.
Şükrü: Yine mi benim akrabalarım?
Enise: Lamia'yı da gördük.
şükrü: Aman Cemil duymasın.
Enise: O da toz kondurmasın Lamia'sına , bu ne genişlik canım...

Cemil: Baba en sonunda yetiştin.
Saib: Ne yapayım oğlum, anca oldu işte.
Cemil: Baba seninki geliyor gözünaydın.
Saib: Lamia'nın yanında mı gelmiş. Üff...
Cemil: Hani unutmuştun? Şahika Hanım geliyor bak.
Saib: Ben de ondan bahsetmiştim zaten.
Cemil: Tabi tabi.

Saib ve Şahika salonun başka bir köşesine giderler.

Cemil: Babamın aşk hayatı benden daha hareketli...


Salonun Önü

Lamia: Kenan niye eve geç geldi acaba?
Suzan: Bilmiyorum ki kızım, birşey de söylemedi. Melek'e ben bakarım dedi sadece.
Lamia: Belki de iyi oldu, bak sen de geldin abla. Macide Abla seni özellikle davet etmişti.
Suzan: Onun hatırına geldim zaten.
Lamia: Saib Bey'le bu küslük uzamadı mı abla?

(içeri girerler)

Cemil. Hoşgeldin Lamia. Yine çok güzelsin.
Macide: Hoşgeldin Lamia, Suzan Hanım.
İlyas: Hoşgeldiniz.

Nimet (koşarak girer): Lamia canım geç kalmadık değil mi? Naber Cemil tatlım? (yanağından makas alır)
Lamia'nın gözleri büyür...
Nimet: Bugün çok neşeliyim.
Cemil: Eee büyük aşkın nerede?
Nimet: Az sonra geliyormuş.
Lamia: Yeni bir erkek arkadaşın mı var?
Nimet: Tek hızlı olan sen değilsin şekerim...
Lamia bu sefer gözlerini kısarak bakar Nimet'e. Cemil ise hafifçe gülümser.

Saib: Hoşgeldin Lamia, Nimet. Hoşgeldiniz Suzan Hanım. Kusura bakmayın gözlerim iyi seçmiyor da yaşlılıktan tanıyamadım önce.

Orkestra düğün marşını çalmaya başlar.

Nimet: Ay valla benim de gelin olasım geldi.

Lamia iki evliliğinde de giymediği gelinliğe bakar. Cemil Lamia'ya bakar.

Nimet: Sevgilim tam vaktinde geldin...

Gelecek Bölüm

1. Suzan ve Saib anlaşmazlıklarını, kırgınlıklarını aşabilecekler mi?
2. Cemil Lamia ile neler yaşadığı hakkında konuşabilecek mi?
3. Makbule'nin önündeki engeller kalkacak mı?
4. Nimet'in yeni aşkı Lamia'nın 'kadınca öfkesini' engelleyebilecek mi?
5. Kenan'ın yeni cezalandırma taktiği işe yarayacak mı?
6. Doktor Vedat'ın planları ne amaçlıdır?
6. Nazım'ın balayı sürprizi nedir?

pinkzone
09-04-09, 12:47
Pinkzone ile Fentezi Diyarı

Dikkat: Bu fantezi Lamia’nın yalıya yerleşmesi olasılığıyla yazılmıştır. Fenteziyi okurken bunu göz önünde bulundurunuz.



Yalnız Bırakmama Fentezisi



Cemilin intihar teşebbüsünden sonra diken üstündeydi ev halkı. Doktorun bir daha deneyebilir onu yalnız bırakmayın uyarısı üzerine Saib Bey Lamia ve ev ahalisi hemen her dakika Cemil’i kontrol ediyorlardı. Tabi Cemil bu durumdan rahatsızdı.
Cemil bu süre zarfında Lamia’dan boşanmak için boşanma davasını öne almıştı. Duruşma gününe kadar bu işin biteceğine kesin gözüyle bakan Cemil Lamia’nın boşanmak istemediğini öğrenince şok olmuştur. Ona göre Lamia ona acıdığı için boşamamıştır. Oysa Lamia çok başka duygular içerisine hızla viraj almıştır. Lamia’nın bu durumda onu boşamaması Cemil’i aksi bir ihtiyardan farksız yapmıştır. Çünkü artık Lamia’ya daha da bağlanma korkusu yine terk edileceğim korkusu içini sarmıştı. Lamia yine eskisi gibi üst odada kızıyla beraber kalıyordu. Cemil’i de sık sık çat kapı odaya dalarak girip kontrol ediyordu.
Yine günlerden bir gün. Cemil Fizyoterapi’den yorulmuş bu yorgunluğunu bir banyo ile atmış odasında dinleniyordu. (Tabi No Bornoz Yes Havlu) Tedavisinde epey bir aşama kaydetmişti.
Lamia gece geç vakit geldiğinden yoğun iş temposundan hem kızını göremiyordu hem de Cemil’e gerekli ilgiyi gösteremiyordu. Yalıya taşınmasının amacı buysa da.. Altında başka sebepler olsa da Cemil’i devamlı göz önünde tutmam lazım gibi bir hisse kapılmıştı. Her an ona bir şey olur korkusu içini kaplamıştı. Bu düşüncelerle odanın kapısına kadar geldi. Oda ışığı yanıyordu demek ki uyumamıştı. Beni beklemiş dedi içinden. Sonra Kapı çalmadan içeri sevinçle girerek

L: Cemil !!!

Cemil çok şaşırdı. Çünkü o sıra üstü yarı çıplaktı ve kurulanıyordu. Himalayalar Lamia’ya Lamia Himalayalara bakıyordu.. Lamia birden put kesilmiş gibi kaldı.. Cemil ilk şoku atlatınca aksi ihtiyar kıvamına geri döndü..

C: Kapı çalmadan ne giriyorsun.. Dingonun ahırımı burası..
L: Özür dilerim.
C: Dileme.. Şurdan bana geceliğimi ver. Uzanamıyorum Allah Kahretsin.
L: Tamam sinirlenme.. Veriyorum.. Siyah mı Beyaz mı ?
C: Siyah..

Cemil söylene söylene siyah geceliğini giyerken Lamia’da ona bakıyordu.. Tabi nereye baktığı malum. Lamia kendisinin gözlerinin oraya kaymasına inanamıyordu. Bir taraftan kendini ayıplarken bir taraftan da bakmadan edemiyordu. Sanki Bir dağa yağmur çiselemiş gibi, yada yağmur yağdıktan sonra gökkuşağının himalayalarda şekil alması gibi parlıyordu o gögüs.. Lamia bu düşünceler esnasında dalmışken Cemilin sözleriyle kendine gelir.


C: Hayırdır sütümü vermeye mi geldin ? Merak etme sütümü içtim masal anlatmanı bekliyorum..
L: Nee
C: Yani diyorum merasim yapmana gerek yok. Ben kendimde yatarım.
L: Sana bakayım dedim. Nasıl geçti Fizyoterapi
C: Ehh iyi Doktor gelişme var dedi.
L: Çok iyi..

Bu konuşma esnasında Cemil banyodan yeni çıktığı için saçını havluyla çitiliyordu. Oldukça seksapel görüntü oluşturmaktaydı bu kareler..

C: Evet çok iyi. Sende bir an önce gidersin hayatına.
L: Hı..
C: Neyse dizin nasıldı.. ?
L: Çok yorucuydu.
C: Ohh ohh iyi.. Aman bu kadar dert etme. Bak artıları da var. Şöhretsin sokakta adım atamıyorsun daha ne olsun.. :)
L: Dalga geçme
C: Yoo ciddiyim ben. Neyse ben yatıcam. Hadi sana iyi akşamlar.. Çıkarken kapıyı sıkıca kapatmayı unutma.

Lamia üzgün bir şekilde..
L: Tamam iyi geceler.
C: Haa bu arada bir daha bu kapıyı çalmadan içeri girme. Hadi güle güle.


Lamia kapıyı kapatır. Cemil üzgündür ama Lamia’ya alışmamak için daha da yakınında tutmamak için böyle davranıyordur.
Lamia ise ne umdum ne buldum diyerekten odasına kızının yanına gider.. Ve günlüğüne şunları yazar.

Günlük.

Anladım. Çok geç anladım. Ama sanırım her şeye geç kaldığım gibi sana da geç kaldım. Ben ne kadar salakmışım. Bugün gördüğüm manzara karşısında ise nutkum tutuldu. Boğazım kurudu yutkundum. Elimin altındakini resmen ellerimle itmişim ben. Ki o Himalayalara gökkuşağı gibi parlaması beni ne kaybettiğime idrak ettirdi. Bundan sonraki amacım Cemilin gönlünü almak olacak ama o nasıl olacak. Daha ben içimdeki fentezileri durduramazken bunu nasıl yapıp nasıl harekete geçeceğim hiç bilmiyorum. Yardım edin ey senaristler..

Lamia günlüğü kapatır..Cemilin Arı Vız sahneleri flashback olarak gelir. Bir Ahh çeker. Bir fentezide burada biter.



Not: Bu kapı olayı 59.Bölümde Cemilin kendi evinde Lamia’nın kapısı çalmadan girdiği ve yediği zılgıta itafen yazılmıştır. Cemil’i aksi ihtiyar yapmam tamamen bu sebepten ötürüdür.

BERNA
11-04-09, 02:41
Yılın Çifti- Bölüm 12

Düğün marşı çalarken bir kapıdan ağzı kulaklarında olan gelin ve damat çıkarken, giriş kapısında ise uzun boylu, koyu saçlı ve kahverengi gözlü bir adam belirir.

Nimet: Sevgilim en sonunda gelebildin der ve adamın koluna girer.

Cemil: Vedat Bey?
Lamia: Doktor Bey?
Nimet: Nasıl sürprizimiz ama? Vedat'ın fikriydi saklı tutmak...
Cemil: Gerçekten büyük bir sürpriz oldu, değil mi Lamia?
Lamia: Ağzım açık kaldı valla.

Alkışlarla çift masaya oturur. Şahitler Saib Bey ve de Şükrü de masaya otururlar. Nikah olaysız bir şekilde kıyıldıktan sonra Nazım ve Gülay uzuuuunca bir süre öpüşürler. Davetliler şaşkındır.

Macide: Ay ben bu kıza ne desem boş. Neyse ki evlendi.
Enise: Ay hala öpüşüyorlar. Şükrü birşeyler yap. (masada şaşkınlık içinde donmuş kalan Şükrü'ye seslenir) Rezil olduk.
Şükrü:Ne yapayım Enise, aralarına mı gireyim.
Enise: Benimle dalge geçme Şükrü. Ay neyse ki bitti öpüşme.

Saib masadan daha önce kalkmıştır zaten. Suzan yanına gelir.
Suzan: Çok ilginç bir nikah oldu değil mi?
Saib: Yaşlı olduğum için artık herşey bana çok değişik gelir oldu Suzan Hanım.
Suzan: İlle de o sözü hatırlatacaksınız yani. Ben özür dilemeye çalışıyorum.
Saib: Beni çok incitti sözleriniz.
Suzan: Çok kızmıştım, kızınca dilimin kemiği olmuyor. Özür dilerim. Ne olur beni affedin Saib Bey.
Saib: Bilemiyorum ben böyle gelgitlere alışabilir miyim bilmiyorum.


Nimet ve Lamia bir köşede, Cemil ve Vedat ise diğer bir köşede sohbet etmektedirler.

Nimet: Şekerim bir süredir isimsiz mektuplar alıyordum, çok da merak ediyordum kimden diye.
Lamia: Evet mektuplar bazen çok etkileyici olabiliyor (Vedat'la konuşmakta olan Cemil'e bakar)
Nimet: Bir de öyle güzel bir zamanda başladı ki, fırtınalı, karışık ilişkilerden sıkılmıştım. Düşün Cemil'in sana olan aşkını bile denemeye kalktım, sonuç hüsran. Ne salakmışım! Kızmıyorsun değil mi bu kadar açık konuşmama?
Lamia: Yok canım (gözleri iyice kısılmıştır Lamia'nın)


Vedat: Ben aslında Nimet'in karşı sokağında oturuyorum. Eve taşınır taşınmaz onu gördüm ve de vuruldum. Sonrasında bir filmde gördüğüm bir şekilde dikkatini çektim. Ona aşk ve hayranlık notları yazdım. İşe de yaradı...
Cemil: Peki niye bize sürpriz olmasını istedin? Nimet'i de e-mailinde bana ondan mı sordun yoksa? Lamia bahsetmedi mi yoksa hiç (yüzünde hayal kırıklığı ifadesi belirir)?
Vedat: Herşey tamamen tesadüf eseri gelişti. Farkedince de sürpriz olsun istedim. Lamia Hanım ile anlattığım tüm şeyler doğru ancak Nimet ve seni evet kendim için sordum. Pek etik davranmadım biliyorum. Eğer rahatsız olursa Lamia Hanım'ı başka bir doktora yönlendirebilirim.
Cemil: Bunu bana değil Lamia'ya sormanız gerekiyor. Artık büyük ölçüde kendisine geldi zaten değil mi? (derin bir iç çeker)

Lamia ile Nimet'in yanına giderler.

Vedat: Lamia Hanım eğer arzu ederseniz sizi başka bir doktora yönlendirebilirim. Sonuçta sizlere kendimle ilgili önemli bir detayı sakladım.
Nimet: Aşkolsun Vedat, detay mı oluyorum yani?
Vedat: Ama aynı zamanda önemlisin Nimet.
Lamia: Nimet bana benimle ilgili hiçbirşey anlatmadığınızı söyledi. O yüzden benim için sakıncası yok tedaviye devam etmenin.
Nimet: O zaman bunu dansla kutlayalım, gel sevgilim.

Gülüşen ve çok eğlenen çifte Cemil ve Lamia gıptayla bakarlar.


Kenan ve Lamia'nın evi
Kenan: Evet şimdi listeme tekrar bakayım.

Lamia'yı cezalandırma listesi
1) Eve geç ve sarhoş gelmek
2) Sadece Melek'e ilgili gösterip ona ilgi göstermemek
3) Cavidan ile kıskandırmak
4) Cemil ile birlikte olmasını menfaat icabı olduğunu söylemek

Kenan: Ya bu listede orijinal hiçbir fikir yok ki hepsi denendi. Acaba Makbule'den fikir mi alsam, onda çok orijinal fikirler olabilir. Gerçi ben Hüseyin Kenan Gün olarak nasıl fikir bulamadım ona şaşıyorum.

Düğünde Gülay değme oryantallere taş çıkaracak figürler yaparken, çevresinde de eğlenen bir kalabalık vardır. Nimet ve Vedat da bu grubun içine katılmıştır. Saib-Suzan ve Lamia-Cemil ikilileri ise konuşmaya dalmışlardır.

Saib: Suzan Hanım özürünüzü elbette kabul ediyorum. Artık size eskisi kadar kızgın da değilim ancak ben arkadaşlığımıza bu kadar değer verirken sizin bu şekilde buruşturup atmanızı bir türlü kabullenemiyorum.
Suzan: Ben de aynı değeri verdiğimden sizin benden böyle önemli bir konuyu saklamanıza çok kırılmıştım. Ancak çok ileri gitti kızgınlığım biliyorum. Siz yokken deniz kenarı yürüyüşlerinden hiç zevk alamadım.
Saib: Gerçekten mi (gülümser)

Cemil: Lamia nasılsın? Gerçi Doktor Bey'den haberlerini almama izin vermişsin ama seninle de yüzyüze konuşmayı çok istiyordum.
Lamia: Haklıymışsın Cemil, gerçekten de bir bulut üzerinde yaşıyor gibiymişsim, aynı cümleler, aynı hareketler. Şimdi çok daha iyiyim, iyi ki beni zorla götürmüşsün oraya.
Cemil: Tam zorla da değildi, biliyorsun boşanma sözü alınca hemen gidiverdin oraya. Sözümü tutacağım Lamia, endişen olmasın.
Lamia: Biliyordum sözünü tutacağını zaten, endişe de etmedim.
Cemil: İyileşmen beni ner kadar memnun ettiyse de boşanmak da o kadar zor geliyor biliyor musun? Seni hala çok seviyorum. Keşke kemancı yerine beni sevebilseydin. Onunla pek sorunun yok bildiğim kadarıyla, bu beni şaşırttı ama sen mutluysan benim yapabileceğim birşey yok.
Lamia: Mutluyum (yüzünden bir gölge geçer)

Kenan ve Lamia'nın evi

Kenan: Düşünüyorum düşünüyorum aklıma denemediğim bir cezalandırma türü gelmiyor. En iyisi aldığım filmi izlemek... The Punisher (Cezalandırıcı) adı; 2004 yapımı, belki oradan bir fikir kaparım...


Düğün sonrasında Paşazadeler'in Yalısı

Saib: Oğlum Lamia ile konuştuğunu gördüm, ne konuştunuz?
Cemil: Medeni bir şekilde boşanmayı konuştuk ama içim kan ağladı biliyor musun baba? Ama asıl havadisler sende. Suzan Hanım'la dans mı ettin sen?
Saib: Aman canım iki üç dakikalık bir danstı sadece.
Cemil: Kısa geldi değil mi baba?
Saib: Cemiiil!
Cemil: Seviniyorum senin adına çok, o yüzden takılıyorum. Evet bu düğün bitti, öbür düğün ne zaman?
Saib: Sen kesin dayak istiyorsun, koskoca adam oldun utanmıyor musun dalga geçmeye.
Cemil: Suzan Hanım yalıda da yaşadı, evi de iyi idare eder. Tamam tamam çıkıyorum üstüme yürüme...

Saib (kendi kendine): Evlilikmiş,sen dalganı geç bakalım. Tam olarak açılamadım bile bana neden bahsediyor. Ama güzel olurdu da!!

Kenan ve Lamia'nın evinde.

Lamia ve suzan içeri girerler. Lamia düşüncelidir. Kenan DVD izlerken uyuyakalmıştır. Kabus görmektedir ve de sayıklamaktadır.

Kenan: Hüseyin Kenan Gün'üm ben, Cemil sözünü tutarsa ben haydi haydi tutarım, ben Hüseyin Kenan Gün'üm....

Lamia: Bir de şu adını daha az söylesen ne iyi olacak... Niye bana eskisi kadar çekici gelmiyorsun Kenan?

Bir iç çeker; Suzan Ablasının yanına gider.

Lamia: Saib Bey'le barıştığınıza çok sevindim. Ne olursa olsun o Meleğin dedesi olarak kalacak. Küs kalmanızı istemezdim.
Suzan: Evet bence de iyi oldu, kızgınlıkla ona söylenmeyecek şeyler söylemiştim, çok pişmandım.
Lamia: Sadece özür dilediğine mi sevindin Suzan Abla, daha fazlası olduğunu sen de ben de biliyoruz.
Suzan: Daha ortada sözü edilmiş birşey yok, boşu boşuna umutlanmak istemiyorum.
Lamia: Sen de haklısın. Cemil'le Nimet arasında birşey yokmuş evlilik sırasında biliyor muydun?
Suzan: Bana da varmış gibi gelmemişti ama sen çok emin konuşunca inanmıştım. Aman zaten boşanıyorsunuz ne farkeder ki, değil mi ama?
Lamia: O da doğru ama sevindim buna yine de.
Suzan: Cemil Bey çok değişti aslında,
Lamia: Sözlerini de tuttu, baksana hiçbir itiraz etmeden boşanıyor.
Suzan: Artık Kenan Bey'le özgür olacaksın.
Lamia: Engeller kalkıyor... (Derin bir iç çeker)

Saib Bey'in hediyesi olan balayı suitinde

Gülay: Kocacığım ne güzel bir düğündü değil mi?
Nazım: Evet karıcığım, şimdi de önümüzde birbirinden güzel üç gün var.
Gülay: Sadece yemekler için aşağıya inelim kocacığım.
Nazım: Sana bir sürprizim var, afrodizyak bitkiler ansiklopedisi. Artık yemeklerimize mutlaka bunlardan koyalım.
Gülay: Sen yok musun sen... (öpüşmeye başlarlar)


Dr. Vedat'ın evinde.

Nimet: Cemil'e ne büyük sürpriz oldu değil mi?
Vedat: Gerçekten çok şaşırdı ama anlayışlıydı çok. Cemil Bey'i tanıdıkça giderek beni daha çok şaşırtıyor.
Nimet: Cemil beni de çok şaşırtıyor bazen.
Vedat: Eskiden böyle değildi demiştin değil mi?
Nimet: Lamia'nın kaçış felaketini bile öyle büyük bir olgunlukla karşıladı ki inanamazsın.
Vedat: Aramızda kalsın ama Lamia Kenan'ı gerçekten seviyor mu yoksa hayran mı emin değilim ama bunu tabi ki söylemiyorum Lamia'ya.
Nimet: Aman Vedat öyleyse de kendisi farketsin Lamia'nın, sen ima bile etme.
Vedat: Canım elbette öyle yapacağım, söylemene bile gerek yok.


Telefon çalar

Vedat: Dayıcığım bir dakika; Nimet bir aile meselesini konuşacağız da alınmazsın değil mi? Öbür odaya geçiyorum da.
Kemal Dayı: Yalnız mısın artık?
Vedat: Evet dayıcığım, plan istediğim gibi ilerliyor ancak hiçbirşey uzaktan göründüğü gibi değil.
Kemal Dayı: Bu planı uzun zamandır tasarlamıyor muydun?
Vedat: Öyle ama herkesi tanıdıkça kafam karışıyor. Sadece Kenan'la tanışmadım, müziğini Lamia sayesinde ezbere biliyorum ama.
Kemal Dayı: Lamia'nın yakında tedaviye ihtiyacı kalmayacak diyorsun, ne karar vereceksen de elini çabuk tut.
Vedat: Bir Kenan'la da tanışayım da kesin kararımı vereceğim ne yapacağım konusunda.


Gelecek Bölüm
1. Saib Bey Suzan Hanım'a açılabilecek mi?
2. Vedat'ın planı nedir? Asıl hedefi kimdir?
3. Hüseyin Kenan Gün bir cezalandırma yönteminde karar kılacak mı?
4. Lamia artık istediğini yaşamaya iyice yaklaşmışken neler hissedecek?
5. Makbule bir tek ona güvendiği Kenan'ın güvenini kazanmak için ne yapacak?
6. Afrodizyak bitkiler kimleri etkileyecek?

pinkzone
12-04-09, 17:36
Dikkat: Bu Fentezi’de Cemilin yurt dışına gitmediğini ve Lamia’nın eve yerleştiğini düşünün.. Çünkü bu fentezi tamamen Cemil üzerine kurulmuştur.

Edittiir Büttürü: Lütfen bu fenteziyi gece niyetine okuyunuz.. Diğer gececi arkadaşlar senaryoyu gece okumasın.. Rüyalara girer.



2’Sİ BİR ARADA


Masöz – Yanık Himalaya


Yine yalıda olağan günlerden biriydi. Cemil yaşadıklarından sonra hala kendine gelememişti. Tabi her şeye rağmen tedavi devam ediyordu. Ama iştahı eskisi gibi değildi. Yemeden içmeden kesilir olmuştu. Gelen yemekleri geri gönderiyordu. Ancak bir bardak süt içiyordu. Oda tamamen bayılmamak adına. Ama tedavisin aksatmıyordu. Hep fizyoterapistler eşliğinde yürüme çalışmasını aksatmadan yapıyordu. Hem de bacakları için bir masöz tutmuştu. Bu masözü pek gözü tutmasa da işinde iyiydi.

Macide kapıyı çalar

C: Gelll
M: Çorbanızı getirdim Cemil Bey.
C: İçmeyeceğimi biliyorsun niye getiriyorsun. Süt getirsen kafi..
M: Ama..
C: Tamam Macide çıkabilirsin. Git bana süt getir.

Bu esnada Yalıya Masöz gelir. Oldukça cazibeli işinde ehli birisidir. Merdivenleri kaykına kaykına çıkar. Cemilin odasının kapısını çalar.

C: Gell

Kadın içeri girer.

M: Günaydın. Bugün nasılsınız..
C: Ehh nasıl olsun paralize.
M: Şimdi ben sizin bütün elektriğinizi alırım. Şöyle uzanın.

Cemil uzanır masaj tahtasına.. Ve hemen geçen seferkine nazaran uyarısını yapar.

C: Yalnız bu sefer her tarafımı yapmayın. Sadece bacaklarıma yapın olmaz mı ?
M: Aaa neden ? Memnun kalmadınız mı yoksa ?
C: Yookk beğendim de.. Bu sefer sadece bacaklarıma istiyorum. ( Cemil kadının niyetini sezdiği için tırs tırs )

Kadın bozum olmuşsa da “Müşteri her zaman haklıdır” felsefesine uyar peki der.

Bu esnada Lamia çekimlerin erken bitmesiyle yalıya gelir. Yavaş ve yorgun bir şekilde merdivenlerden çıkar. Cemilin odasına gelince duraklar.. Yine azarlar diye basıp geçmek isterken içerden “Ahh Uhh” sesleri gelir. Endişelenir ve yine kapıyı çalmadan girer..

Lamia gördüğü manzara karşısında dona kalır.

C: Ya yalnız biraz yavaş yapın.. Bacaklarım hissetmeye başladı ama sizin eliniz sert geliyor. Biraz yavaş.
M: Tamam.

Bu esnada içeriye Lamia’nın girdiğini sonradan fark eden Cemil çark eder. Ve masözü kovalamaya çalışır.

C: Hoş geldin Lamia. Tamam, bugünlük yeter. Canım çok yandı daha da üstüne gitmeyelim.
M: Ama daha yeni başlamıştık.
C: Bu kadar kafi dedim.. Güle güle..
M: Peki.

Kadın baya üzgün eşyalarını toplar ve odadan çıkar. Cemil’de hemen kendine çeki düzen verip sandalyesine yerleşir.

Lamia’da kadının sırnaştığını fark etmişti ve kızmıştı.. Hırsını Cemil’den almak istercesine laf sokamaya başladı.

L: Niye yolladın ki ? Bak hem ilerleme kaydetmişsinde.. (Dişlerini sıka sıka..)
C: Ederdim de sen geldin. Rahatım bozuldu bir kere boş ver..

Lamia bu laf üzerine daha da sinirlenir.. Tam ağzını açıp laf söyleyecekken.. Odanın kapısı çalar ve Macide içeriye bir bardak sıcacık sütle içeriye girer.

M: Sütünüzü getirdim Cemil Bey
C: Sağol.. Şuraya bırak..

Macide sütü bırakır.. Ve odadan çıkar..

Cemil süte doğru yönelirken Lamia konuşmasına devam eder..

L: Hem nerden çıktı bu süt aşkın.. Doğru düzgün yemek yesene..
C: Canım istemiyor Lamia. Hem bakma bu sütü de içmem ama efor kaybetmek istemiyorum çalışma yaparken..
L: Çok saçma..
C: Saçma maçma.. Karışmasana bana.. Bir buna takmadığın kalmıştı dadıcığım.

Lamia Dadıcığım lafına sinirlenip lafı söylemek üzere iken.. Cemil elindeki süt bardağını bırakır..

C: Al bak iştahımı da kestin..
L. Kim ben mi ?
C: Evet içesim vardı şimdi sayende içermiyorum.. Seni görünce iştahım kesildi.. :)

Cemil Sütün olduğu masadan uzaklaşır. Lamia iyice hırslanır.. Hışımla süt bardağını eline alır.. Ve Cemilin ağzına dayar..

L: İçeceksin..
C: Ne yapıyorsun Lamia.. İçmeyeceğim.. Israr etme..
L: İç şunu diyorum..
C: Hayırrrrrr..
Aralarındaki bu çekişmeden sonra süt bir o yana bir bu yana giderken (tabi hala sıcacık..) Cemilin o canım bakmaya kıymadığımız Himalayalara foşurtt diye dökülür.. Cemil’den acı şekilde feryat gelir..

C: Ahhhh yandım.. Yanıyorum….
L. Ay… ( Lamia yediği haltı fark eder ve dudaklarını ısırır)

Cemil o hararetle gömleğini çıkartır..Himalayalar hem süt kokuyordur.. Hem de kıpkırmızı olmuştur.. Cemil Himalaya’ları üfleme derdine düşmüştür.. Boyuna üflüyordur.. Bunu gören Lamia’da üflemeye başlamıştır.. :) Cemil acısının bu şekilde dinmeyeceğini anlayınca.. Lamia’ya kızgın şekilde ;

C: Off yanıyorum.. Üflemek fayda etmiyor.. Çabuk şurdaki sürahiyi getir..

Lamia masanın üzerindeki sürahiyi getir.. Cemil’e bakar ne yapacağım der gözlerle..

L: Ne yapcam bunla..
C: Neee…Suda doğum yapcam onun için istedim.. Töbe töbe.. Ver şunu.. Senin bir şey yapacağın yok..

Cemil sürahiyi üzerine döker.. Cossssss Cemilden derin bir ohhh sesi gelir.. Rahatlamıştır.. Ama hala harareti geçmemiştir.. Hemen masanın üzerinde telefona uzanır.. Ve macideyi arar.

C: Aloo Macide abla.. Çabuk bana buz tornasını getir acil..

Lamia bu esnada yaptığı haltın farkındadır ama oh iyi yaptım dercesine güler.. Bunu gören Cemil..
C: Ne o hoşuna mı gitti.. Şimdi sen intikamımı da aldım diyorsundur..
L. Yoo ne alaka..

Macide koşa koşa elinde buz torbası ile içeri girer.. Ve ayy çeker.. Cemil buz torbasını alır almaz gögsüne bastırır.. Rahatlamıştır artık.. Macide ise lafa başlar..

M: Nasıl oldu bu ? Lamia..
L: Ya üzerine süt döküldü..
M: Hıım.. Ama şimdi bu baya acıtır. Yanık kremi de sürmek lazım..Ben hemen getireyim..
L: Tamam..

Macide koşa koşa yanık kremini Lamia’ya verir.. Cemil ısrarla yanık kremini kendi sürmek istese de Lamia kendini affettirmek için ben sürerim der.. Lamia yavaş yavaş sürmeye başlar..

C: Yavaş.. Elinde amma ağırmış..
L: Yoo oldukça yavaş ve kavisli sürüyorum oysa..
C: Hıh yavaş buysa.. Aslında senin elin hep ağırdı.. Attığın tokatlardan idrak etmem lazımdı.
L: Aman Cemil.. Konuşmada süreyim.. Dikkatimi dağıtıyorsun..

Cemil şaşar bakar kalır.. Lamia’da Dikkat dağıtma lafına takılmıştır.. Dilini ısırır.. Sonra çaktırmadan kavisle yine sürmeye devam eder.. Cemilin elin Lamia’nın eline gider.. Cemil Lamia’yı durdurur.. Bir an bakışırlar..

C: Tamam kafi.. İyice bulamaç ettin.. Yoğurt adam oldum..
L: Ama daha yayacaktım..
C: Ben yayarım.. Hadi sen git.. Bende birazdan yatacağım..
L: Tamam.. Çok özür dilerim.. Kusura bakma..
C: Tamam önemli değil.. İyi geceler. Melek kızımı benim için öp.
L. Tamam.. İyi geceler.

Lamia odadan çıkar.. Ve derin bir yutkunma ile sütlü himalayaları göz önüne getirir.. Kavisleri.. Gözleri.. Sonra bir besmele çeker ve yukarıya kızının odasına çıkar.. :img-hyste

magicalrose
13-04-09, 12:51
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?

Masmavi gökyüzünü iki gündür kaplayan gri bulutlar sabahın erken saatlerinde dağılıp gitmişti.... Yani o sabah gökyüzünde beliren güneş tüm yakıcılığı ile herkesi terletmeye yetebilecek kadar kendini göstermişti... İncecik tahtalardan yapılmış eski kullanılmayan iskele ıssız koydan denizin mavi sularına doğru uzanıyordu.

Genç kadın iskeleden biraz uzaktan etrafı izledi.... Üzerine giydiği süt beyaz elbisesinin etekleri bu sıcakta nerden çıktığı belli olmayan hain bir rüzgar tarafından hafifçe uçuruldu. Kadın umursamadı... Etrafına bakınmaya devam etti.İskele eski olmasına rağmen bu saatlerde etraf kalabalık olurdu ama o gün ortalıkta kimsecikler yoktu. Lamia bunun sebebini merak etti...
Sonra iri mavi gözlerini kapattı. Deniz ve havayı dinledi. En ufak bir yaşam belirtisi yoktu. Ne bir kuş sesi ne de deniz dalgası.
Güneş yakıyordu. Sol kolunu yavaş ama zarif bir hareketle kaldırıp başında duran açık yeşil yazlık şapkaya dokundu. Şapka yanıyordu sanki... Her yer sıcaktı... Güneş yakıyordu..Denizden dalga dalga bir sıcak geliyordu yüzüne....
ama hayır Lamia bir an üşüdüğünü hissetti... Aslında sıcaktı ama o hiç hissetmiyordu. Gözlerini yeniden açtığında titrediğini anladı. Nerdeyse dişlerini birbirine çarpacaktı.
Sonra bakışlarını yeniden iskeleye çevirdi. İskelenin tam ucunda siluet halinde bir gölge vardı. Gölge iskelenin ucunda yan tarafa oturmuş bacakları denize değecek şekilde sallanır vaziyette oturuyordu..
Lamia üşüyordu. Hastandım diye düşündü.. Eve gitmeliyim diye diretti ama bacakları içinde beliren duyguya uyarak iskeleye doğru harekete geçirdi onu.

Lamia eski iskelenin yer yer çürümüş tahtalarına basarak yürümeye başladı. Her geçtiği metrenin sonunda heyecanlanmaya başlamıştı. Çünkü ilk önce tanıdık gelemeyen gölge bir den anlam kazanmıştı. Lamia genç adamın yanına vardığında gölgesi adamın hemen yanında beliriverdi. Adam onun geldiğini anlamış mıydı? Lamaia bilmiyordu... birkaç adım atıp Cemilin diğer tarafına geçti ve tıpkı onun gibi bacaklarını iskeleden aşağı sarkıttı Lamia titreyen gözlerle dikkatle Cemile bakıyordu. Cemil ise tüm dikkatini başka bir yöne vermş karşıya doğru bakmaktaydı. Lamia onun ifadesiz güneş yanığı yüzüne bakıyor konuşmasını bekliyordu. Ama Cemil konuşmadı. Lamia üşüyerek titrerken Cemilin beyaz pantolonunu ve mavi t-shirt’nü inceledi. Yakışmış, diye düşündü. Sonra birden cemil’e seslendi. Ama cemil ona bakmadı.
“Cemil” dedi titreyerek Lamia.
Sesi etrafta yankılanmadı bile. Kaybolup gitti sanki. Lamia’nın gözleri ağlamaklı doldu.
“Çok üşüyorum” dedi.
Cemil yine tepkisiz kalacak diye beklerken Cemil başını gövdesini hiç oynatmadan Lamia’ya çevirdi. Yüzünde garip ama sıcak bir gülümseme beliriverdi.
Lamia’da farklında olmadan ona gülümsedi.
Cemilin yeşil gözlerinde bir karmaşa belirdi . Bulutların mavisi mi yoksa denizin yeşili mi? diye düşündü bir an Lamia.
Sonra fak etti ki gök yüzündeki güneş Cemil’in tam yüzüne geliyor ama Cemil bundan hiç rahatsız olmuyordu.
“Seni burda görmeyi beklemiyordum.” Dedi Lamia merakla.
Onu görmüş olduğu için ne kadar sevindiğini bastırmaya çalıştığı titremesini yenemediği için yeni yeni fark ediyordu.
Cemil onunla yine konuşmadı. Lamia onun suskunluğuna anlam veremiyordu. .Çok ama çok üşüyordu.
“Çok üşüyorum” dedi Lamia çaresizce cemilin gözlerine baktı.
Sonra Cemilin gözlerinde küçük bir kıpırtı hissetti. Biraz önce boş ve anlamsız bakan güzel gözler birden hayatla doldu sanki. Güneşin yakıcılığı enerjisi dolmuştu sanki. Cemil birkaç dakika önce olduğundan daha gerçek ve hayat dolu bir şekilde karşısında duruyordu.
“Yaz günü üşüyorum şaşılacak şey.”Dedi Lamia yarı gülümseyerek. Bakışlarını Cemil’in gözlerinden alamıyordu.
“Hastayım galiba” dedi çaresizce Lamia.
Sonra Cemilin gülümsediğini gördü. Yada öyle sandı.
“Lamia” dedi Cemil. Onun şefkatli sesi etrafta yankılandı. Lamia’nın sesi gibi kaybolup gitmedi. Cemili duymak Lamia’ya çok iyi gelmişti bir an.
Bir an kısa bir an Cemil ve Lamia’nın gözleri tüm arzularını ortaya çıkarır bir ifade aldı ve Cemil eğilip Lamia’nın dudaklarını öptü. Önce küçük bir öpücüktü bu. Belki de Lamia’nın teksini ölçmek içindi. Ama Lamia’nın itiraz edecek hali yoktu. Bu küçük öpücük bir göğüs kafesini hızlandırmaya yetmişti.
“Bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçebilir misin?”diye sordu Cemil fısıldayarak...Lamia’nın cevap verecek hali yoktu.
Cemil Lamia’nın heyecanını anlayınca bir kez daha onu öptü ama bu sefer daha uzun ve istekliydi. Lamia Cemil onu öptükçe içine yayılan sıcaklıkla hayat buldu sanki. Cemilin öpücüğü onu hayta döndürüyordu sanki. Artık üşümüyordu ve Cemilin dudaklarıyla kendi dudakları birleşmişken doğanın sesini duymaya başlamıştı...Cemil güneş gibi ana hayat aşılıyordu sanki.

“Lamia” dedi bir ses
“Lamia beni duyuyor musun?”
Lamia yavaşça gözlerini açtı ve kendisine endişeli bir yüzle bakan Cemili gördü.. etraf katanlıktı. Önce nerde olduğunu anlayamadı.
“İyi misin” dedi Cemil
Lamia solgun ve güçten düşmüş vaziyette Ada’da satın aldığı evin üst katındaki odada yatıyordu.
“Noldu?”diye sordu.
“Dün akşam hastalanmışsın..Birkaç saattir uyuyordun. Ateşin yükselmiş. Doktor çağırdık. Bir saat önce ilaç verdi.. Neyse ki uyandın” ” dedi Suzan.
Lamia Cemile baktı.
“Sen hastalanınca suzan hanım beni çağırdı” dedi Cemil.
“İyi misin? Tekrar doktor çağıralım mı?” dedi Cemil tekarra konuşarak
Lamia Cemile bakıyor birkaç dakika önce gördüğü rüyayı düşünüyordu.
“İyi misin “ dedi Suzan
Lamia bakışlarını Cemil’den kaçırmadan hafifçe gülümseyerek “evet” dedi...

**************** *****************

magicalrose
14-04-09, 11:55
Sevgili köpeğim Napolyon....

Zil sesi duyuldu…
“ah Suzan hanım , günaydın”
“Günaydın Cemli bey… ne zaman geldiniz?”
“Bu sabah….”
“Lamia’da yukarda iner şimdi…” dedi Suzan.

Cemil Ada’da artık Lamıa’nın olan evin içine girdi ağır adımlarla..
içerde tüm sevimliliği ile duran Melek’i kucağına alıp sevmeye başladı…Bu sırada Lamia aşağı indi… Cemli görünce yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi.. Cemli ‘de onu gördüğüne memnun olmuştu.
Hoş geldin2 dedi Lamia . iki gündür onun gelmesini sabırsızlıkla bekliyordu
“Cemil gülümseyerek cevap verdi. Sonra ikisi bir süre gülümseyerek öylece bakıştılar..
Durumu anlayan Suzan Melek’i alıp onları yalnız bıraktı…

“Dün gece sizin yalının ışığı yanmıyordu” bunu söyler söylemez onu beklediğini ele vermiş olduğunu anladı ama sanki önemsizl bir konudan söz ediyormuş gibi devam etti..
“Bugün akşama gelirsin sanıyordum… “diye ekledi.
Cemil yavaşça elini uzatıp Lamia’nın bileğini tuttu.
Lamia merakla ona baktı.
“Noldu?” dedi..
“Sana bir hediyem var…”

İki el ele yalının bahçesine çıktılar.
Lamia gördüğü manzara karşısında sevinç dol bir kahkaha attı.
“Çok güzel çok tatlı!!!” dedi ve eğilip tüy içindeki kocaman ve sevimli köpeği sevmeye başladı…
Cemlide eğilip ona gülümsedi.
“Artık senin”

********** **************
Cemil Sabah Kalkıp üstünü giyip eveden çıktı. Yan tarafa; köşke gitti. Suzan Lamıa’nın bahçede olduğunu söyledi. Cemil hemen tedirgin bir telaşla bahçeye indi. Lamia Cemil tarafında hediye dilen kocaman tüylü köpek Napolyon’u da almış bahçe kapısından çıkmak üzereydi.

Cemil Koşarak ona yetişti. Napolyon’un yanına çöktü. Onu sevmeye başladı.
“ Oğlum nereye bakim böyle sabah sabah.... sor bakim Lamia’ya” dedi Lamia’ya yan gözle bakarak.
Cemil Lamia’nın elindeki kapta mis gibi börekleri gördü.
“Ooo mis gibi koktu valla” dedi tam elini uzatırken Lamia eline yavaşça vurdu.
“Ya ne var bir tane alsam “ dedi Lamia’ya bakıp sonra bakışlarını muzurca Napolyon’a çevirdi. En sonunda kaptan bir dilim börek alıp yemeğe koyuldu.
“Sahibinin de eli pek ağırmış… kime bu börekler bir sor bakalım?”” dedi Napolyon’a.
“Söyle ona Napolyon kimseyi ilgilendirmez “dedi Lamia konuşarak.
“Napolyon söyle sahibene , çok merak ediyorum” dedi Cemil gülerek.
“Napolyon söyle şu şımarık adama merak etmesin” dedi Lamia ve yaramaz bir kız gibi arakasını dönüp yürümeye koyuldu..
Genç adam bunun üzerine neşeyle.
“Söyle Napolyon..... peşindeyim!” dedi gülerek ve Napolyon’u da alarak Ada’nın taştan örülmüş yolunda Lamia’nın peşinden yürümeye başladılar Cemilin bu aydınlık, neşeli hali Lamia’nın çok hoşuna gitmişti. Arkasını döndüğünde gülümsemeden edemedi.

Önde Lamia arkada Cemil uzun bir yürüyüş yaptılar. Yol boyu hiç konuşmasalar da keyifli bir yürüyüş olmuştu. Hızlı adımlarla yürürlerken
“Var ya Napolyon “ dedi Cemil yan gözle Lamia’ya bakarak
“Kadınları anlayamıyorum” dedi.
“Onları çözmek karmaşık matematik problemlerini çözmekten daha zor” diye ekledi.
Napolyon Cemil’in bacaklarına sürtündü.
“Beni anlayacağını biliyordum oğlum” dedi Cemil gayet büyük ama sevimli ciddiyetle.
Cemilin Napolyon’la neşeli sohbetine Lamia kıkırdamadan edemedi.

Kısa bir yürüyüşten sonra park alanı gibi yeşil bir alana geldiler. Cemil merakla etrafa bakındı ama kimseyi göremedi.
“Niye buraya geldik...” dedi meraklı gözlerini Lamia’ya dikerek...Lamia ışıl ışıl parlamayı huy edinen o gözlere bakıp Cemille güzel yüzüne büyük bir gülümseme yaydı...
“Piknik yapacağız” dedi.
Cemil bunu duyunca hem şaşırmış hem de çok sevinmişti. Yol boyu Napolyon’a ve Lamia’nın ağzından çıkacak sözlere öyle çok odaklanmıştı ki Lamia’nın diğer elinde taşıdığı torbayı fak etmemişti.

Bir süre sonra ikisi birlikte çimlere serdikleri ince bir bezin üstünde sıcak börekleri yemişler ve Ada güneşinden etkilenmemek için bol bol suyu içmişlerdi...
Cemil yüzüstü çimlere yatmış büyük bir neşe ile Lamia ve Napolyon’u izliyordu. Lamia küçük çocuklar gibi Napolyon’un peşinden koşuyor bazen de onun tüylü gövdesinden kaçıyordu. Tüm bunları yaparken havayı dolduran kahkahalar atıyordu. Onun saf neşesi tüm doğayı esir alıyordu adeta. Cemil yeşil elbise içinde saçları dalga dalga güneşte parlayan Lamia’yı büyük bir keyifle izlemeye devam ediyordu. Bu durum hemen hemen bir yarım saat kadar sürdü. Sonra aniden Lamia çimde kayarak yere kapaklandı. Cemil hemen yerinden fırladı..
“İyi misin? “ dedi Lamiaya bakıp.
Lamia kısa bir an ayak bileğini ovuşturdu. Cemil bunu görünce telaşla
“Acıyor mu noldu” dedi ve eğilip Lamia’nın ayak bileğine dokunuverdi. Lamia o an tüm acısnı unuttu . Cemil bir doktor edasıyla onun ayak bileğini tutarken Lamia Cemilin parmaklarından tün vücuduna yayılan sıcaklıkla savaşmaya çalışıyordu. Öyle ki bu tehlikeli derecede tatlı sıcaklıktan bir an önce kurtulmak için bileğinin artık acımadığını bile söyledi.

Gerçi Cemilinde ondan farkı yoktu. Eğildiği an gözleri Lamia’nın nefes nefese inip kalkan göğüs kafesine ıslanmış dudaklarına takılmıştı. O görüntüyle daha fazla meşgul olamamak için hemen Lamia’nın acıyan ayak bileğine çevirmişti kafasını...

“İyisin yani “ dedi Cemil kararsızca.
Lamia’nın yüzü kıpkırmızı olmuştu. Lamia utangaç bir çocuk gibi gözlerini Cemil’den kaçırdı ve evet der gibi başını salladı. Cemil onun ayağa kalkmasına yardım etti.
İkisi de bu yakınlıktan kurtulmak için ne kadar çaba sarf etse de Lamia ayağa kalktığı an ikisi nefes nefese gelmişlerdi. Gözlerinde tutkulu bir bakış belirdi. Cemil de Lamia da o an birbirlerinin ne istediğini çok iyi anlamışlardı. Lamia heyecanına engel olamıyordu. Cemil onun derin nefes alış verişlerini duyuyor etkisine kapılmamak için büyük çaba sarf ediyordu ama başaramamıştı...
Çünkü hiç beklemediği bir anda Lamia ince zarif parmaklarını Cemilin omzuna dokundurdu ve gözlerini kapattı. Birkaç gece önce rüyasında gördüğü o tatlı anı hayal etti. Sonra dudakların üstünde bir odkunuş hissetti. Cemil’de sanki bir rüyadan uyanmaktan korkarcasına gözlerini kapmıştı
Lamia’yı öpmeye başladı. Dudakları ilk birleştiği an Lamia tüm dünyanın etrafında döndüğünü hissetti. Bu ilk defa oluyordu. Lamia için o dakikada başka hiçbir şeyin önemi kalmamıştı. Dünyada sadece cemil ve kendisi vardı sanki.

Cemilin dudakları dudaklarından ayrıldığında Lamia nefes almadığını fark etti ve derin bir nefes alıp verdi…
Öyle utanmıştı ki; Aylardır “hayır” dediği adamla öpüşmüştü. Cemile dolu ve özlem dolu gözlerle bakarak kendi dudaklarını hata yapan ilkokul öğrencisi gibi utangaç bir tavırla ısırdı ... Kızaran yüzünü iyece eğdi...Sonra koşar adım ordan uzaklaştı. Cemil arkasından sevimli bir gülümsemeyle onu izledi. Napolyon ise ortalıkta kuyruğunu sallayıp kararsızca koşardım uzaklaşmakta olan Lamia’ya bakıyordu. En sonunda cemilin yanında kalmaya karar verdi.


Lamia koşarken “Vallahi çılgınlık bu” diyor bir yandan da kalbinin sesini bastırmaya çalışıyordu.

magicalrose
14-04-09, 13:20
devam..........
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(2)

Yağmurlu bir sabah…..

Bardaktan boşanırcasına bir yağmur tutmuş… sabahtan beri aralıksız bir yağmur almıştı Ada’yı… öyle ki Cemli bir ara gökyüzün delindiğini ve yağmurun hiç durmayacağını düşünüyordu…

Nihayet yağmur duralı yarım saat kadar olmuştu… Köşkten çıkıp yürümeye başladı. Çok geçmeden Lamia’nın evinin kapısına yanaştı.. Cesaret edip giremedi bir türlü çünkü piknik gününden beri Laima köşe bucak ondan kaçıyordu. Cemil o sıcacık öpüşmenin Lamia’yı kendisinden bu kadar uzaklaştıracağını bilseydi asla öpmeyeceğine kendi kendine yeminler ediyordu.
İki aydır Ada’da lardı ve Lamia’nın onu sevdiğine inanmıştı. Şimdi tüm bu inançlarının boşa çıkma ihtimali onu iyice tedirgin ediyordu.
Bahçe kapısına şöyle bir dokundu ama içeri girmeye cesaret edemedi. Sonra biraz yürümeye havanın soğukluğuna rağmen gezip kagasını dağıtmaya karar verdi.


“ İçeri girmedi” dedi Suzan.
Yalının üst katında Lamia’nın odasının penceresinden perdeleri hafifçe aralıyarak cemili izliyordu.
“Gitti” dedi ve hemen Lamia’nın yanında oturdu.
“Noldu Lamia iki gündür yataktan dışarı çıkmıyorsun..” dedi yine yatağın içen gömülmüş Lamia’ya bakıp…
Lamia cevap vermedin kollarını göğsünde kavuşturdu ve tırnağını sıkıntıyla kemirmiye başladı.
“Aarınız iyiydi.” Dedi Suzan merakla.
Sonra Laimanın gözlerinde birikine yaşları gördü. Bir cesaret yüzünü iyice Lamiaya döndü.
“Lamia…. “ dedi tereddütle
Lamia’da aynı tereddütle ona baktı.
“sen Cemil’i … yani diyorum ki Sen Cemil’i sev………” derken Lamia Suzan’ı şaşkına çevirerek aniden onun boynuna sarıldı.
“Sus Suzan abla sus nolur!” diye ağlamaya başladı Lamia.
Hıçkırarak ağlıyor tüm gövdesi sarsılıyordu.
“Sakın söyleme … nasıl olur… nasıl! “diye ağlamaya devam ediyor bunca zaman asla sevmeyeceğine, yeminler ettiği Cemil için kapıldığı duyguları unutmak istiyordu.
“anladım Lamia ama böyle yapma…”dedi Suzan.
“Eğer onu seviyor……..”
“Susan abla nolur sus!” dedi Lamia acı bir çığlık atar gibi ağlıyor, sarsılıyor hıçkırıyordu.


Lamia Cemli sevdiğini anlamanın şaşkınlığını yaşıyor bunu Cemile nasıl söyleyeceğini bilemiyordu… Çünkü Lamia’ya göre o Cemili sevme hakkı olamayan biriydi. Onu defalarca reddetmiş onu aşkını karşılıksız bırakmıştı. Şimdi nasıl olurda Cemil’in karşısına geçip “seni seviyorum” diyebilirdi ki….

x-dilan-x
15-04-09, 02:06
KENANCILAR ICIN DUDAKTAN KALBE'NIN SONU

Kenan: Merhaba Lamia..
Lamia: Merhaba, nasilsin
Kenan: iyiyim sen nasilsin
Lamia: Bende iyiyim
Kenan: melek nasil?
Lamia: iyi uyuyor
Kenan: Lamia..?
Lamia: efendim Kenan
Kenan: Ben seni çok Sevdim Lamia
Lamia: Kenan.. ne olur yine başlama ben seni hiç sevmedim hep cemili sevdim sana bir turlu itiraf edemedim
Kenan: Hayir Lamia, yalan soyluyorsun bunlari, beni kendinden uzak tutman için söyluyorsun, biliyorum.
Lamia: Kenan ben gercekten Cemili Seviyorum
Kenan: (yikilir) .........
Lamia: Kenan Ordamisin?
Kenan: burdayim.ama çok uzaklara gidicem(Telefonu Kapattir)
(Afife Kenanin Yanina Gelir)
Afife: Abi ne oldu Lamia'yla Konuşabildin mi?
Kenan: Evet Afife Konuştum Lamia Baştan Beri Cemili seviyordu
Afife: dememişmiydin sana ben
Kenan: Hakliymişsin hemde çok Hakliymişsin, Afife Ben Bir kaç günlügüne Adaya gidicem
Afife: Tamam Abi de neden?
Kenan: Bir işim var.
(Merasim Koşkünde)
(Lamianin Sozlerini Hatirlar)
"Ben Gercekten Cemili Seviyorum.."
(Sonra Lamia'yla ilk opüştügu sahneyi hayal eder)
Kenan: çok guzelsin çok tehlikelisin
Lamia: birakin beni Kenan bey birak beni gidiyim
Kenan: çok geç Kinali Yapincak çok geç
(Kenan Aglamaya başlar sonra babasinin Silahini Alip Kafasina Dayar)
Kenan(haykirir): SENI SEVIYORUM LAMIA!...:img-cray::img-cray:
(PATT!!)
(Afife Kenana ulasamayinca ilk Vapurla adaya gelir)
Merasim Koskune gider ve Kenani Yerde Görür
Afife: Abiii!!!
Afife Hemen bir Ambulans çagirir
Huseyin Kenan Inthar Etti Diye Haberler çikar Lamia bunu duyunca hemen hastaneye koşar
Kenan Yogun Bakimda, Afife Hastanede Lamia'yi gorunce Kenanin ona ve Melege herseyi itiraf ettigi video'yu verir..
Afife: Al Lamia bunu Merasim Koskünde Buldum Lamia için yaziyor
Lamia: Kimden Peki
Afife: Sanirim abim senin icin birakti.
Lamia Video'yu Izlerken Aglamaya Baslar Kenan Lamia ve melek icin yeni bir beste yapmiş
"Gönlumun Melekleri" Lamia besteyi dinlerken o sirada Cavidan Lamia'yla Konusmak icin Gelir.
Cavidan: Merhaba Lamia
Lamia: Merhaba Cavidan Hanim
Cavidan: Lamia Kenan senin onu haketmediğini düşünmüştüm hep sadece kenan için bir eğlence olduğunu düşünmüştüm ama öyle değilmiş herşeyi için üzgünüm.
Lamia Hemen Yogun Bakimagidip camdan Kenana Bakiyor sonra BirdenKenaninKalbi Duruyor Doktorlar felan Geliyor Lamia Odaya Koşup Kenanin Ellerini Tutuyor kalbin ritmini gösteren cihazdan dııııt diye ses geliyor.
Lamia: Seni cok seviyorum Kenan sana çok ihtiyacım var ne olur beni yanliz birakma askim..
Kenan Yogun Bakimdayken Ruyasi (Lamia Beyazlar içinde Melekte kuçaginda)
Lamia (Elini Kenanin Omuzuna Koyarak: Kenan Ne olur bizi Birakma sana çok ihtiyacımiz var.
Melek: Baba..
Kenan (Melek Ve Lamia'ya dögru döner): Kizim, Melegim, Kinali Yapincagim Ben Sizi Hiç Birakabilirmiyim.
Kenan(Lamia'yi Operek): Ben sensiz yapabilirmiyim hiç
2 ay Sonra(yurtdişinda)
Lamia: Gunaydin Suzan abla
Suzan: Gunaydin canim
Lamia: Kenan nerde?
Suzan: Sizin cafeye gitti, kahvalti yapmak için seni bekliyor
Lamia: aa öylemi ozaman ben hazirlaniyim
Suzan: Hazirlan sen kizim
(Cafede)
Kenan: Gunaydin
Lamia: Gunaydin Kenan, beni neden buraya cagirdin evde yapsaydik kahvaltiyi
Kenan: Sana birşey soylemem lazim (yüzügü cebinden çikarir) Lamia benimle evlenirmisin?
Lamia: evet evet, evet!
(öpüsürler etrafindaki herkes onlara bakip aglar)

SON!!:)

BERNA
15-04-09, 02:07
Yılın Çifti- Bölüm 13

Yalıda telefon çalar.

Cemil: Efendim.
Dr. Vedat: Merhabalar Cemil bey. Nasılsınız, babanız nasıllar daha iyi mi?
Cemil: Babamın keyfi yerinde merak etmeyin. Yine de endişeniz için teşekkürler. Ben de fena sayılmam, iş güç uğraşıyoruz ancak tabi ki Nimet'ten biliyorsunuzdur.
Vedat: Sizden birşey rica edeceğim, artık sizi bizi beyi bıraksak. Ben çok iyi dost olacağımıza inanıyorum çünkü.
Cemil: Peki Vedat. Ben de sizi yeni ama çok sevdiğim bir arkadaşım olarak görüyorum.
Vedat: Aynen, zaten yakında sadece arkadaş kalacağız. Yarın Lamia Hanım'ın tedavisinin son seansına gireceğim. Ancak seni ve de Kenan Bey'i görmek de istiyorum ayrı ayrı. Lamia Hanım'ın sağlığı çok iyi ama böyle kalması için bazı önerilerim olacak her ikinize de.
Cemil: Aslında ben çok da fazla hayatında olmayacağım ne yazık ki. Yine de gelirim elbette, Lamia'yı ne kadar sevdiğimi sen de biliyorsun zaten.
Vedat: Biliyorum.
Cemil: O zaman yarın görüşeceğiz. Ayrı ayrı görüşeceğiz değil mi?
Vedat: Tabi ki. O zaman yarın görüşürüz.

Saib: Cemil kiminle konuşuyordun? Lamia ile mi? Melek bugün gelecek değil mi bize?
Cemil: Senin derdin Melek mi yoksa onu getiren mi babacığım?
Saib: Senin zevzevliklerini çekemem, zaten heyecanlıyım.
Cemil: Yoksa büyük gün bugün mü? Gerçekten gizli aşkını açıklayacak mısın Suzan Hanım'a.
Saib: Sorma ya, genç delikanlılar gibi heyecanlıyım.
Cemil: Babacığım senin ruhun genç bir kere!
Saib: Bak hala dalga geçiyor.
Cemil: Babacığım ben Melek'le biraz oynarım bahçede, o sırada siz de yalnız kalırsınız. Konuşursunuz. Bak bu kıyağımı da unutma...
Saib: Aslında yalnız kalmam daha iyi olur.


Makbule'nin odasında

Makbule: Bana güvenebilirsiniz Kenan Bey. Ben de bir tek size güveniyorum zaten.
Kenan: Ya işte Makbule. Lamia'yı cezalandırmak istiyorum ancak değişik birşey yapıp onu şoke etmek istiyorum. Bak liste yaptım, burada olmayan birşey bulabilirsin diye geldim. Ancak Melek'e zarar gelmesin sakın.
Makbule: Aşkolsun Kenan Bey. O benim kardeşim, hiç böyle birşey yapar mıyım? Hem o koskoca Hüseyin Kenan Gün'ün kızı. Bana güvenebilirsiniz.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün kızını da sevmen çok doğal aslında ancak samimiyetine ben inanıyorum Makbule.
Makbule: Ben biraz düşüneyim bakalım, aklıma birşey gelecek mi?

Kenan-Lamia evi

Lamia: Kenan özellikle mi benden kaçıyor abla? Baksana şimdi de erkenden çıkmış evden. İyice kabak tadı verdi valla kaprisleri.
Suzan: Sanmıyorum kapris yaptığını ama belli de olmaz. Melek'i Saib Bey'lere ben götüreceğim değil mi?
Lamia: Benim Doktor Vedat'ın önerisini Kenan'la konuşmam lazım. Zaten sen gitmeyi istemediğini söyleyemezsin değil mi?
Suzan: İçimde sanki ters birşey olacakmış gibi bir duygu var. Umarım yanılırım.
Lamia: Ben de tam aksini düşünüyorum, herşey çok güzel olacak abla senin için.
Suzan: Sen kendinle ilgili umutlu konuşmaz oldun, ne oldu ki?
Lamia: Bilmiyorum Kenan yanımda ama sanki birşeyler eksik. Sadece kemanı sandım önceleri ama değil. Gerçi eskisi gibi hırçın değil ama birşeyler eksik.
Suzan: Belki zamanla düzelir herşey. Boşanamama stresi olmasın.
Lamia: Boşanmayı da dört gözle beklerken şimdi gözüm korkar oldu sonrasından. Ama sakın Kenan duyması, sonra çok kırılır. (derin bir iç çeker)
Suzan: Bak bu konuyu detaylı konuşacağız ama Melek'i götürmem lazım.
Lamia: Aman Saib Bey çok beklemesin..
Suzan ters ters bakar
Lamia: Melek'i. Melek'i beklemesin (Lamia gülümser)


Makbule'nin odasında

Makbule: Ben bu konuyu biraz düşünsem mi acaba? Liste çok kabarık o yüzden biraz düşünmem lazım.
Kenan: Ben de düşüneceğim Makbule. Aklına birşey gelirse arayabilirsin beni.
Makbule: Ben zaten bir tek sizin numaranızı verdim aranacak numaralar için. Bir tek size güvenebileceğimi biliyordum Kenan Bey.
Kenan: Biliyorum Hüseyin Kenan Gün olarak böyle güven veren bir yapım var.
Makbule: Evet öyle (iç çeker)


Yalının kapısı çalar.

Saib: Ben açarım Macide. Sen çayı, meşhur böreğini, bir de Melek'in sevdiği muhallebiyi hazırla.
Macide: Peki Saib Bey. Siz nasıl isterseniz.
Saib kapıyı açar.

Saib: Hoşgeldiniz sefalar getirdiniz. Melek güzelim deden seni çok özledi.
Suzan: Bakın Melek de sizi özlemiş, ne güzel gülüyor öyle. (gülümser)
Saib: Gerçekten de çok güzel gülüyor (Suzan'a bakar)
Suzan: Melek Saib Dedesini çok sever (utanır gözlerini kaçırır)


Kenan hastaneden çıktığında telefonu çalar.

Kenan: Hüseyin Kenan Gün.
Vedat: Merhabalar Kenan Bey. Ben Lamia'nın doktoru Dr. Vedat.
Kenan: Evet ben Hüseyin Kenan Gün.
Vedat: Onu anladım zaten. Telefonunuz iyi çekmiyor mu? Bir tekrar oldu da sanki.
Kenan: Yoo sizi gayet iyi duyuyorum. Ne istemiştiniz doktor bey?
Vedat: Kenan Bey, yarın Lamia'nın tedavisinin son günü. Sizinle de konuşmak isterim bundan sonra dikkat edilmesi gerekenler için. Yalnız Cemil Bey'i de aradım, onunla da görüşeceğim. Sizden gizli bir durum yok yani.
Kenan: Ee tabi Cemil gelmezse olmazdı.Lamia Paşazade değil mi? Ben ise Hüseyin Kenan Gün'üm.
Vedat: Ona hiç şüphe yok zaten. Bu konuyu da konuşalım isterseniz yarın.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün her zaman konuşacak bir konusu vardır.
Vedat: Anlıyorum. Yarın gecikmezsiniz değil mi?
Kenan: Hüseyin Kenan Gün asla gecikmez.
Vedat: Sevindim, yarın görüşmek üzere.

Telefonu kapatır.

Vedat (kendi kendine): Yarın bu konuyu kesinlikle konuşmamız lazım belli oldu. Yoksa Lamia'nın ruh sağlığı tümden gidecek.

Yalı mutfak

Macide: Gülay Gülay neredesin kızım? Bu suyu sen mi kaynattın? Kullanıyorum bitki çayı için.

Gülay ve Nazım odalarındadırlar.

Gülay: Ne dedin anne?
Nazım: Boşver hayatım, sen ha hı de geç...
Gülay: (Bağırır) Tamam anne, biraz sonra geliyorum.

Salonda

Cemil: Melekciğim nasılsın kızım? Bak sana ne aldım, bir oyuncak tavşan çıkarır.
Saib: Cemil bak bizi unutmamış. Tapşin tapşin tamama...

Macide elinde tepsiyle içeri girer.

Macide: Buyrun Suzan Hanm, sizin için bitki çayı yaptım. Pek çay sevmezsiniz diye. Saib Bey size de çarpıntı yapıyor diye bu sefer limonata koydum.
Suzan: Çok teşekkür ederim Macideciğim. Biraz Saib Bey'le oturayım, seninle de sohbete geleceğim.
Cemil: Melek, gel biz muhallabemizi dışarıda yiyelim. Olur mu canım?
Suzan: Aman hırkasını giydirmeyi unutmayın Cemil Bey.
Cemil: Merak etmeyin siz. Hadi Melek, saib dedene el salla, baş baş...

Kenan eve gelir.
Lamia: Hoşgeldin Kenan.
Kenan: Merhaba Melek nerede?
Lamia: Saib Bey'e görmesi için yolladım.
Kenan: Bakıyorum kocanın ailesiyle arandan su sızmıyor.
Lamia: Ne biçim konuşuyorsun Kenan? O senin de dayın, yine de dedesi sayılır Melek'in. Ayrıca Saib Bey'in bana çok iyiliği dokundu hep.
Kenan: Paşazade soyadına da eskiden beri hayranlığın varmış desene...
Lamia: Kenan, sen neye sinirlendin?
Kenan: Doktor Bey'e söylerim, malum bundan sonra her yaptığımız için onun iznini alıyoruz ya! Kendi evimizde bile keman çalamaz olduk muhteşem Vedat Beyimiz sayesinde!!
Lamia: Hastalığım için de mi suçlu oldum? Kenan bence daha fazla uzatmadan odalarımıza çekilelim.
Kenan: Odalarımıza çekilelim! Hüseyin Kenan Gün'ün ne yapacağına mı karışır oldunuz çok sevgili Lamia Paşazade...
Lamia: Hüseyin Kenan Gün'le konuşmak istemiyorum.
(Odadan çıkar, kapıyı çarpar)
Kenan: Makbule biran önce bir ceza bulsa çok iyi olacak. Kabahati birken ikiye çıktı. Kızımı o adamlara bıraktı. Yazayım bunu da Lamia'nın kabahatlari listesine...

Cemil ve Melek bahçededir.

Cemil: Melek, bak uçak geliyor. Pilot Cemil Melek'in ağzının içine giriyor...

Saib ve Suzan salondadır.

Suzan: Saib Bey bu kapıyı kapatsak mı acaba?
Saib: Ben de tam bunu söyleyecektim. (kendi kendine) Konuşmanın tam sırası.
Suzan: Saib Bey yaptığınız spor işe yaramış, daha bir dik mi durur oldunuz?
Saib: Bilmem ki (iyice dik durmaya çalışır)
Suzan: Maşallah, maşallah formunuz yerinde (iç çeker)
Saib: Valla fena değilim (şöyle tepeden tırnağa bir kendine bakar)
Suzan: Bakayım hangi parfümü sürmüşsünüz (iyice Saib'e yanaşır). Çok haşin kokuyorsunuz Saib...
Saib: Suzan Hanım??

Vedat'ın evi

Vedat çekmecesinden bir resim çıkarır ve de ona bakarak konuşmaya başlar.

Vedat: Çok yakında, çok yakında senin intikamını alacağım. Seni üzen kişi aynı şekilde üzülecek.... Dayan çok az kaldı, ruhunu huzura kavuşturacağım.

O sırada Nimet içeri girer; Vedat hemen resmi saklar.

Nimet: Sevgilim, neyi saklıyorsun. Yoksa doğumgünü hediyemi erken mi almaya karar verdin?
Vedat: Şey, ama sürprizi bozamam ki.
Nimet: Aman atmasın hemen benzin, şaka yapıyorum sevgilim.

Yalıda salonda

Saib: Suzan Hanım lütfen üstüme gelmeyin. (koltukta iyice köşeye doğru çekilir)
Suzan: Ne yapayım sizin cazibenize dayanmak mümkün mü??
Saib: Suzan Hanım biraz fazla hızlı gitmiyor musunuz?
Suzan: Geç bile kaldık Saib Bey, geç bile kaldık. Ben kaç aydır bekliyorum siz biliyor musunuz?
Saib: Ama ben bu kadar heyecana hazırlıklı değildim.
Suzan: Ben seni hazırlarım, hiç merak etme Saib.

Saib Bey'in kafasını Suzan Hanım okşarken Cemil Melek'le içeri girer.
Cemil: Meleki herhalde deden artık konuşabildiyse konuşmuştur nasıl olsa, yoksa da zaten konuşamaz.
Baba, Suzan Hanım?? Melek sen bakma kızım!!


Bir Sonraki Bölüm

1. Suzan Hanım Saib Bey'e karşı mahçubiyetinin altından kalkabilecek mi?
2. Makbule yeni bir yöntem bulabilecek mi?
3. Kenan ve Lamia'nın kavgalarının dozajı artacak mı?
4. Vedat Cemil ve Kenan'la ne konuşacak?
5. Vedat geçmişteki hangi olayın intikamı peşinde?
6. Lamia 'eksik olan şeyin' ne olduğunu bulabilecek mi?
7. Gülay ve Nazım'ın yeni problemi nedir?

magicalrose
16-04-09, 12:08
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(3)

DAVETSİZ MİSAFİR;AŞK

İki gündür arlıklarla yağan yaz yağmuru nihayet durmuştu. Sabah uyandığında pencereden içeri güneş ışıkları giriyordu.
O kocaman eski varaklarla süslü pencere pervazının hemen önünde duran çiçeklerin gölgesi yerdeki halıya vuruyordu.
Lamia yatağının içinde, saçlarını beyaz yastığının tamamını kaplayacak şekilde yaymış yatıyor yarım saattir tavana bakıp düşünüyordu.

Bir kaç gün önce Cemil onu piknik alanında öptüğünde hissettiklerini düşünüyordu. İri mavi (yeşil?) gözlerini yavaşça kapadı o anı hatırladı. Başının nasıl döndüğünü nefesinin nasılda kesildiğini hatırladı.
O anı hatırlarken yine nefes almayı unutmuştu . Gözlerini açınca tuttuğu nefesini kuvvetlice verdi. Sonra eliyle saçlarından bir tutum alıp oynamaya başladı...
Dakikalardır içinden tekrarladığı sözler artık ağzından dökülüyordu .
Kendi kendine söylenmeye başladı “böyle kaçarak olmayacak. İlla ki karşılaşacağım” diyor yatağın içinde oflayıp puflayarak dönüyordu.
Biraz önce beyaz yastığı örten saçlar dolaşık bir hal aldı.

Lamia gözlerini kapatıp tekrar uyumak istedi ama yapamadı.
En sonunda yataktan kalkıp üstünü giymeye koyuldu.


“hah Lamia ‘da geldi” dedi Suzan hanım
“Kim?” dedi Lamia merakla Suzan’ın kendisine uzattığı telefonu alarak.
“Kenan” dedi Suzan.
Lamia telefonu eline alıp karasız bir şekilde konuşmaya başladı
“Alo” dedi
“Lamia... nasılsın?” dedi Kenan...
Afife’nin evindeydi. Evin her bir yeri nota kağıtlarıyla doluydu... Saatlerdir yeni bir beste üzerinde çalışıyordu.. biraz ara vermişti...
“İyiyim. Sen?” dedi Lamia.
“Ben de iyiyim...çalışıyordum da ara verdim” dedi..
Kısa bir sessizlik oldu. Lamia merakla onun konuşmasını bekliyordu.
“Yeni bir beste mi yapıyorsun?”dedi Lamia merakla.
“Evet” dedi Kenan .
Onun ilgisinden memnun bir ses tonuyla konuşmaya başladı
“İlk sana dinletirim...” dedi.
Lamia kısa bir an tereddüt etti
“Olabilir” dedi
Nede olsa Kenan’ın müziğini her zaman beğenmişti. Kızının babasına biraz destek olmanın bir sakıncası olmaz diye düşündü.
“Lamia ..Melek’i çok özledim” dedi en sonunda Kenan..
“Daha geçen hafta gelip görmüştün” dedi Lamia..
Kenan biraz sinirlendi.
“O benim kızım. Ondan bir saat bile ayrı kalmak öyle zor geliyor ki, kaldı ki neredeyse on gün oldu. Birkaç gün bende kalsın ...” dedi Kenan..
“Bilemiyorum. “
“Afife burda biliyorsun” dedi Kenan
Lamia biraz düşündü.
“Tamam.Yoğunum ama en azından onu görmeye geleceğim” dedi Kenan..
“Sen gelme boşuna. Benim İstanbul’da işim var. Melek’i sana bırakır Ada’ya dönerim” dedi Lamia..
“Tamam. Sağol” dedi Kenan
“Öğlene doğru orda olurum”
Bu sırada Suzan kucağında Melek’le içeri girdi.
“Melek’i çok özlemiştim.. tabii seni de” dedi Kenan
Lamia bunu duyunca rahatsız bir talaşla telefonu kapmaya çalıştı..
“Şey öğlene görüşürüz” dedi ve telefonu kapattı....
“İstanbul’a mı?” dedi Suzan
“Evet yapım şirketine uğramam lazım... Melek’i de Kenan’a bırakacağım.” dedi Lamia.
Bu sırada mutfağa geçip çayı aldı ve birlikte masaya oturdular.
“Aslında bende gelsem Lamia ne iyi olur. Birkaç gün Makbule’de kalırım. İki gündür telefonları sıklaştı yine. Biliyorsun huyunu. Dönüşte de Melek’i alır gelirim” dedi Suzan çayına şeker atıp karıştırırken.
“Olur” dedi Lamia.....

********* *************

Cemil akşamüstü çıkmış biraz koşmuştu.
Ter attıktan sonra eve doğru yürümeye başlamıştı. Önündeki köşeyi döndüğünde karşısında Lamia’yı gördü. Lamia ondan habersiz arkası dönük hızla yürüyordu.
Cemil onu görünce kararsızca durakladı. Sonra aynı temposunda yürümeye devam etti.
Lamia’nın evine yaklaştıklarında adımlarını daha da hızlandırdı.
Lamia bahçe kapısının önünde durmuş küçük çantasının içinde anahtarları arıyordu. Saçları omuzlarında aşağı dökülmüş yüzünün yarısını kapatmıştı.

“Seni seviyorum”
Lamia bu tanıdık sesi duyunca irkildi ve saçlarını savurarak arkasını döndü. Karşısında alnı terlemiş, dağınık saçları ve yemyeşil gözleriyle Cemil duruyordu. Üzerinde gri-beyaz bir eşofman altı ve ütünde siyah bir sweetshirt içinde gözleriyle aynı renkte bir t-shırt vardı.
Lamia onu görünce hem şaşırmış hem de telaşlanmıştı.
Göz göze geldiklerinde ikisinin akılan hemen o öpüşme anı gelmişti. Öyle ki Lamia Cemilin gözlerinden gözlerini çekmek için büyük çaba sarf ediyordu.
En sonunda ilk konuşan Cemil oldu
“Senaryonun yeni bölümleri mi?” dedi merakla .
Lamia elindeki senaryoya baktı. Üstünde kocaman harflerle Seni Seviyorum yazıyordu. Demek bu yazıyı okudu, dedi içinden...
“Evet” dedi Lamia .
Hala anahtar aramaya devam ediyordu.
Cemil ellerini arkasında kavuşturup hafifçe gülümsedi. Lamia’nın üzerinde yazlık beyaz askılı bir elbise vardı.
“Siz kadınlara hayret ediyorum.”dedi Cemil bilmiş bir tavır takınarak
sonra devam etti
“Bu küçücük çantaların içinde o kadar makyaj malzemesini, anahtarlıklarınızı ve de cüzdanlarını nasıl sığdırıyorsunuz?” dedi gülümseyerek.
Lamia ona baktı sonra hemen bakışlarını kaçırdı.
“yine o harika gülüş” dedi içinden...
Lamia en sonunda aradığı anahtarlarını buldu.
“Meslek sırrı” dedi gülümseyerek.
Cemil başını hafifçe eğdi ve bahçeye doğru baktı.
“Melek ve Suzan hanım yok mu?” dedi
“Melek babasında Suzan hanımda birkaç gün Makbule’de kalacak. Suzan hanım gelirken Melek’i de alacak”dedi Lamia..

Karşılaşmalarının ilk dakikalarında yaşadıkları tedirginliği unutmuşlardı, ayaküstü koyu bir sohbete dalmışlardı. Öyle ki Lamia yer yer kahkahayla karşılık gülüyor Cemilin şakalarını dikkatle dinliyordu.


*********
Uzun zamandır Ada’ya gelmeyen genç kadın yanında sevilisi evlerin olduğu yere doğru ilerledi..
“İnşallah rahatsız etmeyiz” dedi genç adam
“Yok canım biri Lamia biri Cemil . Topu topu iki gün kalacağız. Misafir ederler bizi. O kadar hatırımız olsun değil mi?” diye konuştu kadın her zamanki kendinden emin tutumuyla..birkaç dakika sonra evlerin olduğu sokağa girdiler.
“Vay şunlara bak hele” dedi uzaktan onlara doğru elinde çantasıyla yürüyen kadın ....
“Ne olmuş bunlara” dedi adam güzel bir şaşkınlık belirtisi vardı gözlerinde
“Ne olacak Umutcuğum aşk olmuş aşk!!!!” dedi Nimet

********* ***********

Lamia ve Cemil bir tanıdık bir sesin yankısıyla irkildiler. Güneş iyice çekilmiş etraf iyice kararmıştı. Yolun ucundan kendilerine doğru gelenleri sadece seslerinden tanıyabildiler.

“Nimet mi o ?” dedi cemil şaşkın bir vaziyette Lamia’ya baktı.
Lamia omzunu silkti. İkisi de merakla iki gölgenin iyice kendilerine yaklaşmasını beklediler.
“Aaaaa inanmıyorum!” dedi lamia.
Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle koşup Nimet’e sarıldı.
“Dur deli kız!” dedi Nimet neşeyle.
“Davetsiz misafir kabul edersiniz umarım” dedi Umut Cemile bakıp.
Sonra toklaştılar.
“Tabii ki..” dedi Cemil memnuniyetle.
Cemil Nimet’in elindeki çantayı aldı.
Nimet hemen tüm sıcak kanlılığı ile Cemili yanaklarından öptü
“Cemil terlemişsin” dedi
“Spor yapmıştım da” dedi Cemil
“Formunu koruyorsun yani” dedi Umut
“Hem onun için hem de fizik tedaviden sonra faydası oluyor” dedi Cemil
“Ay çok yoruldum.. “dedi Nimet bıkkın bir şekilde.
Cemil çantayı alıp birkaç adım atmıştı ki Nimet
“Dur Paşam nereye?” dedi haykırır gibi bir neşeyle
Cemil sakin ama şaşkın
“Eve”dedi
“Hayır biz bu gece Lamia’dayız. Artık sende gelir bize eşlik edersin” dedi Nimet . Saçlarını savurarak.
“Evet gelirsin ya “ dedi hemen Lamia heyecanla.
Nimet ve Umut Lamia’nın heyecanlı çıkışına gülümsediler.
Hep birlikte bahçeden içeri girdiler.
“eee Nasıl gidiyor hayat” dedi Umut samimi bir şekilde Cemil’e bakarak.
Cemil cevap verdi ve ikili arasında ayaküstü koyu bir sohbet başladı.
Lamia evin kapısını ince bir gıcırtıyla açtı. Eski tahta kapı isyan eder gibi birkaç saniye inledi.
“ayyy kulaklarım” dedi Nimet
“Kusura bakmayın ama ben bu sesi seviyorum” dedi Lamia.
Işıkları yaktılar...
“ay sende nerde fena bir ses var onu seversin” dedi Nimet Kenan’ı kastederek.
Cemil ve Umut gülmemek için kendilerini zor tuttular.
Lamia anlamazlıktan geldi.
“Off yorulmuşum.”dedi Nimet ve kendini salonun ortasına, yeni alınmış koyu yeşil rahat koltuğa atıverdi.
“O topuklularla iyi bile dayanmışsın” dedi Cemil gülerek.
“sorma bir spor ayakkabı giy dedim dinlemedi.” dedi araya giren Umut.
Üzerindeki beyaz t-shırt ve kot pantolonla sade ama hoş bir görüntüsü vardı. Hiç oturmadan merakla evi incelemeye başladı.
“Bittim ya. ay Lamia bu akşam bahçede yemek yiyelim. Az dinleneyim el birliği ile hazırlarız.” Dedi nimet hevesli bir bakışla
“Tamam uzun zamandır bahçe keyfi yapmıyorduk” dedi Lamia
“Benim eve geçip bir duş almam lazım” dedi Cemil nimete bakarak
“Olsun canım biz Lamia ile hallederiz... de mi?” dedi Lamia’ya bakarak.
“Tabii” dedi Lamia başını sallayarak
“Biz çantaları çıkaralım” dedi sonra
“Evin çok güzelmiş” dedi Umut Lamia’ya seslenerek
Lamia eline Nimet’in çantasını Cemil’de daha ağır olan Umut’un çantasını alıp üst katta ki misafir odasına çıkıyorlardı.
“Sağol beğenmene sevindim” dedi Lamia üst kattan seslenerek...

Misafir odasının eski ahşaptan yapılmış kapısını yavaşça açtılar. Lamia ve Cemil çantaları yatağın ayakucuna bıraktılar
“Ağırmış” dedi Lamia
“Nimet’i bilmez misin süslenmek için ne gerekiyorsa almıştır. Süsüne düşkündür” dedi Cemil.
Lamia’nın yüzünden küçük bir kıskançlık gölgesi geçtii.
“Allah’tan geçenlerde Suzan abla ile odaları temizlemiştik akşama çarşafları değiştirsem yeter” dedi Lamia.
Tam odadan çıkacaklardı ki Lamia birden durdu. Sonra yüzünde bir utangaçlık hali belirdi. Cemil hemen fark etti.
Merakla baktı
“Şey ya... Nimet ve Umut” dedi Lamia
Cemil onun yere bakan gözlerini görmek için çabaladı
“Acaba ayrı oda mı hazırlasaydık” dedi en sonunda Lamia.
Cemil hafif bir kahkaha attı.
“Ne gülüyorsun” dedi Lamia sinirle ama oda bu durumu biraz garip bulup gülümsedi.
“Nimet’i bilmez misin diyeceğim ama...” dedi Cemil yan yan bakarak
biraz önceki kıskançlığı anladığını ima etti.
“off ne var ?” dedi Lamia saf bir telaşla...
Cemil daha fazla uzatmadan
“Hadi aşağı inelim” dedi ...
********** ********
Yalının bahçesine mükellef bir sofra kurmuşlardı. Etten tatlılara kadar bir dolu şey vardı. Yiyecek ve içeceklerin bir kısmını Nimet ve Umut gelirken almıştı bir kısmını da evde Lamia ile birlikte hazırlamışlardı.

Bahçenin ışıklarını yakıp karşılarındaki ışıklı Ada manzarasını izliyor neşe ile sohbet ediyorlardı. Yarım saat kadar sonra Cemil bahçe kapısında içeri girdi. Üzerinde beyaz yazlık bir gömlek ve krem rengi bir pantolonla girdi..

Nimet ve Umut’la koyu bir sohbete dalan Lamia arada bir baktığı bahçe kapısında Cemili görünce aniden “Hah geldi nihayet” dedi.

Cemil hemen yanlarına geldi.
“Oooo bu ne güzel bir masa . bir tek kuş sütü eksik” dedi
“Geldin nihayet” dedi nimet Lamia’ya bakarak.
Lamia hiç oralı olmamaya özen gösterdi...
ben çok acıktım Seni zor bekledim valla “ dedi Umut.
“ee hani salata” dedi Cemil
“Ne bilim...” dedi Nimet ve her zaman bir omzunu kaldırır gibi yaptığı hareketi yaptı ve ağzına bir üzüm tanesi attı.
“Aklımıza gelmemiş “ diye ekledi.
“Ben bir salata yapayım siz başlayın” dedi Cemil ve hemen içeri girdi.

Bende yardım edeyim” dedi Lamia ve Cemilin arkasından içeri girdi.
Nimet masadan kalkıp dün fönlü saçlarını savura savura yürüdü. Genelde olduğu gibi üzerinde etek boyu iddialı gri tonlarda bir elbise vardı. Sırtında da deniz havası çarpmasın diye giydi ince kırmızı renk yazlık bir hırka.
Nimet masanın diğer ucundaki küçük pille çalışan eski model müzik setini açtı. Güzel dinlendirici bir müzik yayıldı etrafa.

“ya şu kesme tahtası nerde bulamıyorum” dedi Cemil.
Lamia ve Cemil aynı anda çekmeceye uzandılar. Ellerini birbirlerine değince bakıştılar. Sonra ikisi de elini çekti.
Lamia tekrar uzandı ve kesme tahtasını çekmecenin içinden çekip çıkardı.
Lamia saçalarını topuz yapmıştı. Uzun gür saçları tek bir toka ile tutturulmuştu. Üzerinde sarı renkli bir elbise vardı. İnce bedenini nazikçe örten hafif bir kumaştan olduğu belliydi. Cemil onun çok güzel göründüğünü düşündü....
Mutfakta ikisi yan yana gelmişti. Kolları birbirlerine dokunuyordu. Cemil kesme tahtasının üstünde salatalıkları doğruyor Lamia’da eski usül limon sıkıyordu.
Bir an bakıp gülümsediler.
Lamia ona bu kadar yakın olunca çok güzel koktuğunu fark etti.
“Hangi şampuan bu” dedi Lamia merakla.,cemil merakla baktı
“güzel bir koku geliyor da “dedi Lamia.
“Hani sen duş alırım deyince...” diye kıvranmaya başladı Lamia.
“Ben şampuan kullanmıyorum. Sabun kullanıyorum” dedi Cemil gülerek
“Yaaa “ dedi lamia küçük bir çocuk gibi mız mızlandı
“Gerçekten. şampuanım bitmiş. Yarın alacağım artık.. bende saçlarını eski usul yıkadım ..”deyip Lamia’nın sıktığı limon suyunun kabına dokundu.
“Otantik bir havam olsun diye. Hacı Şakir sabunu kullandım hem de gül esanslı” dedi Cemil sırıtarak.

Salatanın son malzemesini de doğramıştı.
“Sana da bir şey sorulmuyor hemen alay ediyorsun” dedi Lamia bozularak.
Cemil onun üzülmesine dayanamadı.
Liman suyunu alıp mutfaktan çıkmaya hazırlanan Lamia’yı bileğinden yakaladı.

Lamia hemen durdu. Cemilin sıcacık avuçlarında parmakları kayboldu. Cemil arkadan ona yaklaştı ve yavaşça kulağına boynuna doğru eğildi.
“Doğruyu söylüyorum” diye fısıldadı.
Lamia o an ne yapacağını bilemedi....
Cemilin ensesinden boynuna vuran tatlı nefesini hissetti. Kısa bir an dizlerinin bağı çözülür gibi oldu.

Yürüyüp gitse limon suyu dökülebilirdi. Çünkü Cemil elini oldukça sıkı tutuyordu.. Lamia;Gitmeliyim ama gidemem... kalsam daha fena, diye düşündü.
En sonunda Cemil onu serbest bırakınca Lamia çabucak ordan uzaklaşıp bahçeye çıktı. Cemilde salata tabağını alıp onlara katıldı.


DEVAM EDECEK........:img-wink:

BERNA
17-04-09, 14:53
Yılın Çifti-14

Lamia ve Kenan'ın evinde

Lamia: Abla hiç kimse yok ki, neden hala kara gözlüklerle oturuyorsun.
Suzan: Kızım kimsenin yüzüne bakacak halim yok bilmiyor musun?
Lamia: Bu arada bu gözlükler sana biraz büyük değil mi?
Suzan: Benim değil zaten Saib Bey'in
Lamia: Peki o nasıl eline geçti?
Suzan: Valla tam olarak hatırlamıyorum ama gözlüğü cebimde buldum.
Lamia: Tamam anlatmak zorunda değilsin. (gülmeye başlar)
Suzan: Lamia bari sen yapma kızım
Lamia: Ne yapayım abla kendimi tutamıyorum.
Suzan: Cemil Bey de bir çenesini tutamamış.
Lamia: Ay beni çok güldürdü dün gece telefonda...

Yalıda
Cemil Dr. Vedat'la olan randevusuna hazırlanırken, Saib Bey elinde bir ağrıkesici ile içeri girer.

Cemil: Ooo hızlı çapkın geldi. Babacığım bu kadar hızlı olduğunuzu bilmezdim.
Saib: Uğraşamayacağım şimdi seninle...
Cemil: Yanlış anlama enerjini çok takdir ettim. Umarım gelecekte sana benzerim ben de.
Saib: Başım ağrıyor çok, zaten Suzan Hanım da kendine gelince çok utandı biliyorsun.
Cemil: Hoşuna gitti ama değil mi itiraf et!!
Saib: Sen randevuna geç kalmadın mı?

Dr. Vedat-Lamia son seans

Lamia: En sonunda aklımın başına gelmesine çok sevindim. Çok sevdiğim kemanın bana böyle bir etki yapması çok şaşırtıcı ama teşhisiniz doğruymuş.
Vedat: Hala keman dinlemek istiyor musunuz?
Lamia: Sadece sanatsal bir merakla.
Vedat: Şu anda hayatınız hakkında ne düşünüyorsunuz?
Lamia: Melek'le çok mutluyum, Kenan'ı da seviyorum ancak sanki birşeyler eksik. İstediğim yaşam buydu ama neyin eksik olduğunu bir türlü bulamıyorum. Sizin bir fikriniz var mı doktor bey?

Vedat bir süre duraksar (bir gölge geçer yüzünden) ama çabuk toparlar.

Vedat: Ben bunu bilemem Lamia Hanım, bu artık siz ve psikolog Pınar Hanımın beraber çözeceği birşey. Yine de keman olmasından endişe duyuyorum, tedavimiz boşa gitmesin.
Lamia: Hayır keman sesi değil, dediğim gibi makul ölçülerde dinleyebiliyorum da artık. Sanki başka birşey acaba iş mu bulsam?
Vedat (oh çeker Lamia bakmazken): İş hayatı sizin güven probleminize de iyi gelecek bir çözüm ancak sevdiğiniz bir iş olmasında fayda var.
Lamia: Kenan ve Cemil'le ne konuşacağınızı çok merak ediyorum aslında.
Vedat: Sizin iyiliğiniz için bazı tavsiyelerde bulunacağım. Uyup uymamak onlara kalmış.

Cemil bekleme odasına yeni gelmiş ve de duvardaki resimlere bakmaktadır. O sırada Kenan içeri girer.

Cemil: Ben yanlış mı anladım, yoksa önce senin mi randevun vardı?
Kenan: Doktora Hüseyin Kenan Gün geç kalmaz dedim, geç kalmamak için erken geldim. Biliyorsun Hüseyin Kena Gün her zaman sözünü tutar, hele sen tuttuysan ben haydi haydi tutarım.
Cemil: Bir de sözlerinle nereye varmak istediğini anlasam. Aman neyse, daha benim randevum bile başlamadı, beklemeye razıysan sen bilirsin.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün beklemekten gocunmaz. Ama gerekirse ceza vermekten de gocunmaz Hüseyin Kenan Gün.
Cemil: Kesin bende bir algı sorunu var, hala dünkü şoku atlatamadım. Söylediklerini hiç anlamıyorum.
Kenan: Zamanı gelince anlayacaksın merak etme.

Her ikisi de birbirini bir taraftan kolaçan ederek resimlere bakarlar.

Kenan: Cemil bu resimdeki Fransız kasabasına gitmiştik liseyi bitirdiğimiz tatilde, hatırlıyor musun?
Cemil: Ben de deminden beri bakıyorum nereden hatırlıyorum diye.
Kenan: Orada iyi vakit geçirmiştin, çok net hatırlıyorum.
Cemil: Söyleyene bak, sen de hayatından gayet memnundun hatırladığım kadarıyla.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün memnun olmasa ble memnun gözükür unutma.
Cemil: Yine başladık. Neyse ki iki dakika kaldı benim randevuma.

Yalıda

Gülay: Nazım bu bitki çayı meselesi ortaya çıkarsa kovulacağız diye korkuyorum.
Nazım: Sorma ya, bir ilaç etkisi olduğunu çıkardılar ama neyse ki üstünde çok durmadılar.
Gülay: Ya araştırırlarsa daha fazla. Ya evden atarlarsa, amcanlarda kalamam valla.
Nazım: Sorma ben de istemem hiç. Ancak bu korku da ayrı bir heyecan yaratıyor kız.
Gülay: Haklısın kocacığım benim.
Öpüşmeye başlarlar

Dr. Vedat-Cemil Seansı

Cemil: Açıkcası benimle ne konuşacağını çok merak ediyorum Vedat.
Vedat: Aslında bunu sonradan da görüşeceğimiz için o zaman söyleyebilirdim ancak Lamia Hanım'ın tedavisi sürecine etki edecek şeyi dostluğumuzla karıştırmak istemedim.
Cemil: Hayırdır?
Vedat: Hiç istemesem de istemediğini bildiğin bir konuda konuşacağım. Lamia Hanım'ın güven sorunu olduğunu söylemiştim, senden de boşanma sözü almış. Sana güvendiğini söylüyor ama boşanma lafı açılınca yüzü asıldı, size karşı güven sorunu hala çekiyor olabilir Nimet olayı yüzünden.
Cemil: Nimet'le evlendikten sonra ilişkim olmadığını bilyorsun değil mi?
Vedat: Biliyorum Nimet de söyledi. Zaten konu Nimet ile ben değil.
Cemil: Vedat ben seni anladım. Ben boşanma sözünü tutacağım. Lamia'yı seviyorum ama onun güvenine ihanet edemem. Lamia hakkında elimdeki tek şey bu maalesef, bana güvenmesi sevgime karşılık vermesinden daha önemli artık benim için. Bugün davayı açıyorum, elimden geldiğince de öne alacağım.
Vedat: Bu katıksız sevgin beni çok etkiliyor, ezberimi bozdun Cemil.
Cemil: Ben de eskiden böyle değildim; Lamia'yla tanışmak beni çok değiştirdi.
Vedat: Nimet de bahsetmişti. Geçmişi dostça ziyaretlerimizde konuşmayı çok isterim. Ben de eskisi gibi değilim aslını sorarsan.
Cemil: İyi bir dostluk bizi bekliyor desenize.


Makbule'nin Hastanedeki Odası

Makbule: Niye geldin Lamia? Melek'i getirseydin ya... Kenan Bey nerede?
Lamia: Neden öyle diyorsun Makbule. Senin nasıl olduğunu merak ediyorum. Melek'i de hastaneye getiremezdim, bak yeni resimleri getirdim.
Makbule: Canım, nasıl da Kenan Bey gibi güven veren bir ifadesi var onun da.
Lamia: Kenan'la iyi anlaşman güzel ama neden bana değil de ona güvendiğini anlayamadım.
Makbule: Bir kere Barış konusunda bana çok destek oldu. Ayrıca o koskoca Hüseyin Kenan Gün!
Lamia: İyi de canım Barış olayında plan yüzünden sorunların tekrar ortaya çıkmadı mı?
Makbule: Kenan Bey'in bütün plandan haberi yoktu. Ayrıca Hüseyin Kenan Gün'ün sana güvenmesinin ne demek olduğunu biliyor musun?
Lamia: Ay evde Hüseyin Kenan Gün, burada da aynı. Neden sadece Kenan olamıyor?
Makbule: Hüseyin Kenan Gün'e nasıl böyle söylersin? Sana inanamıyorum Lamia. Çok yorgunum Melek'in resimleri için teşekkürler.

Lamia (çıkarken): Hüseyin Kenan Gün'den kurtuluş yok. Kenan'a bir türlü ulaşamayacağım galiba.
Makbule (kendi kendine): Bu aptal kadın kesinlikle Kenan Bey'i haketmiyor. Ama bana cezalandırma yöntemi ile ilgili çok güzel ipuçları verdi aslında (gülümser)


Lamia ve Kenan'ın evinde telefon çalar

Suzan: Efendim...
Saib: Suzan Hanım, ben Saib Bey.
Suzan (gözlükleri takar): Saib Bey, o kadar utanıyorum ki söyleyecek söz bile bulamıyorum. Tekrar tekrar özür dilerim.
Saib: Sizin normalde böyle birisi olmadığınızı biliyorum zaten. Ancak itiraf etmeliyim ki ilk baştaki iltifatlarınız çok hoşuma gitmişti. Sizden böyle sözleri duymak için ilaç etkisinde olmanız ne garip.
Suzan: Kibarlık ediyorsunuz yine. Daha çok mahçup oluyorum.
Saib: Çok samimiyim inanın. Acaba ben de sizinle rahat konuşabilmek için ilaç mı almam gerekecek diye düşünür oldum.
Suzan: Saib Bey... Yoksa ben hala ilaç etkisindeyim diye mi düşünmeye başladım. Bana darılmadınız mı?
Saib: Bilakis efendim, benim de utangaçlığımı kırdınız. Sizinle arkadaşlığımı ilerletmeyi ben de çok isterim. Ama biraz daha yavaş gitme taraftarıyım elbette.
Suzan (gözlükleri çıkarır-gözlerinin içi gülerek): Elbette
Saib: O zaman yarın ilk resmi randevumuza çıkıyoruz, uygunsunuz değil mi?
Suzan: Uygunum Saib Bey, uygunum....

Kenan-Vedat konuşması

Kenan: Size Hüseyin Kenan Gün olarak geç kalmam demiştim.
Vedat: Evet duydum çok erken gelmişsiniz, teşekkür ederim.
Kenan: Birşey değil doktor bey. Hüseyin Kenan Gün'den ne istiyorsunuz? Yoksa özel koleksiyon CD'mi mi istiyorsunuz?
Vedat: Ben sizi Lamia Hanım ile ilgili konuşmaya çağırdım.
Kenan: Lamia Paşazade Hanımefendi hakkında yine ne buyuracaksınız, yoksa kemanı eve hiç getirmememi isteyeceksiniz? Niye ilişkimize bu kadar karışıyorsunuz?
Vedat: Benim öyle bir niyetim yok, sadece keman çalma süreniz biraz kısıtlandı evde. Sizin ilişkiniz sadece kemana mı bağlı?
Kenan: Hüseyin Kenan Gün ve kemanı ayrılmaz bir ikilidir.
Vedat: Neyse, konuya girelim Hüseyin Kenan Bey. Lamia Hanım'ın ciddi bir güven sorunu var ve de bunu sizin ilişkinize rağmen kendisine de ait bir hayat kurmakla sağlayabileceğini düşünüyorum.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'le hayat neyine yetmiyormuş acaba?
Vedat: Öyle demeyin o da hayata katkı sağlayabilecek genç bir hanım. Lamia Hanım sevebileceği bir iş bulmalı diye düşünüyorum. Sizin desteğiniz çok önemli. Ancak siz çok taraftar değilsiniz galiba.
Kenan: Ancak Hüseyin Kenan Gün'ün onaylayabileceği bir işte çalışabilir Lamia.
Vedat: Peki benim yanımda çalışmasına ne dersiniz? Sekreterim doğum iznine çıkacak yakında. Sizden saklı yapmıyorum bakın teklifimi.
Kenan: Bence yanılmışsınız çünkü çoğu kadın gibi Lamia da Hüseyin Kenan Gün'den başka bir hayat istemez gibi geliyor. Ama dürüstlüğünüz hoşuma gitti. Hüseyin Kenan Gün açık insanları sever. Bir konuşayım Lamia ile.
Vedat: Bence çok faydası olacak Lamia Hanım'ın mutluluğuna, benimle çalışması şart değil. İş konusu genel olarak önemli. Arzu ederseniz sizinle kontakt kurarız beni daha iyi tanırsınız.

Kenan biraz ikna olmuş gibi çıkar ofisten.

Vedat: Bu nasıl dangalak bir tip böyle! Aslında vaka olarak da incelemem lazım ama. Neyse...

Telefonla bir arama yapar.

Kemal Dayı: Efendim.
Vedat: Dayıcığım ben Vedat. Planımı en son konuştuğumuz gibi değiştirdim. Yalnız her geçen gün kafam karışıyor kişileri tanıyınca. Nimet'e her geçen gün kanım ısınıyor, ondan gerçekten hoşlanmaya başladım. Kenan düşündüğümden farklı, Cemil düşündüğümden farklı, Lamia kafası karışık zavallı bir kadın. En azından onun tedavisinde planım yüzünden yanlış bir adım atmadım, gerçi atmazdım da. Meslek etiğine önem veriyorum.
Kemal Dayı: Bak bu yola bilerek ve isteyerek girdin. Tıpkı biz masumken nasıl acı çektiysek yine acı çekenler olacak. Ablanın seneler önce anlam veremediğimiz ölümünü düşün, yeni elimize geçen mektubunu düşün, buna sebep olan adamı düşün.
Vedat: O mektubu her kafam karıştığında okumasaydım zaten bu kadar ilerleyemezdim. Yine de umarım Nimet'i üzmek zorunda kalmam.

Vedat çekmecesinden ablasının resmini ve de bir mektup çıkarır. Okumaya başlar...


Vedat,

Güzel kardeşim, en kıymetlim... Bu mektubu yazmak benim için o kadar zor ki, size veda etmeye hazırlandığım bu günlerde bu mebus hastalığa çok büyük bir üzüntü yol açmış olabilir demişlerdi. Ne olduğunu anlamama rağmen; sana bunu yüzyüze söyleyecek cesareti hiç bulamadım. Çok utanıyorum, sizi hayal kırıklığına uğratacak bir sevdaya düştüm, hala da seviyorum onu.

Herşey iki sene önce önce Fransa'ya yaz tatili için gittiğim zaman başladı. Oradaki evimizin resmi hala sende duruyor bildiğim kadarıyla. Ne çok eğlenirdin orada, ilk delikanlılık zamanında kendini spora vermiştin ve de kendinden büyüklerle bile mücadele ederdin; yensen de yenilsen de çok eğlenirdin.

Sen kendini spora vermişken ben de bol bol yürüyüşe çıkardım. Onu ilk defa bir kır yürüyüşünde gördüm.
..
...
.....



Gelecek Bölüm

1. Vedat'ın ablasını üzüntüden hasta eden aşkının diğer kahramanı kimdi?
2. Saib ve Suzan'ın ilk randevusunda yeni itiraflar gelecek mi?
3. Kenan ve Lamia iş konusunda anlaşabilecekler mi?
4. Makbule'nin bulduğu cezalandırma yöntemi nedir?
5. Nimet'e giderek aşık olan Vedat'ın kafası daha karışacak mı?
6. Gülay ve Nazım'ı bekleyen sürpriz nedir?

magicalrose
17-04-09, 18:12
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(4)

BİR KÜÇÜK KAVGA DANSI

Gece çok eğlenceli gidiyordu. Cemil pek samimi olmadığı Umut’la iyi anlaşmıştı. Onula ara ara keyifli bir sohbete dalarken Lamia ve Nimet’te yakında çekimleri başlayacak dizinin yeni bölümlerinden konuşuyorlardı.

“ee Lamia iyi dinlendin mi? yakında çekimler başlayacak?” dedi Umut.
“Evet. Tatil harika geçti” dedi Lamia gülümseyerek
“Nasıl geçmesin tüm sevdiklerin yanı başında.” Dedi Nimet yan gözle cemile bakarak.
Bu imalı bakışı Lamia de anladı ama bozuntuya vermedi.
“Yeni bölümler gerçekten harika. Yine raiting rekorları kıracak bu dizi eminim” dedi Nimet. Sonra şarabından bir yudum aldı.
“Yeni oyuncular da gelecek” diye ekledi Umut Lamia’ya bakarak
“Evet öyleymiş” dedi Lamia...
“Melek ne zaman gelecek? Ya bizdeki de ne şans... onu göremeden Ada’dan ayrılacağız galiba” dedi Nimet Lamia’ya bakarak
“İki gün sonra “dedi Lamia.
“Biraz daha şarap?” diye sordu Cemil Nimet’e
“Sağol almayayım şimdiden çok içtim” dedi...

Birkaç saat önce tıka basa dolu olan masa yarı yarıya boşalmıştı. Saat gece yarısına yaklaşmıştı.
“Ay çok yedim” dedi Nimet şikayet ederek.
“Bende valla” dedi Umut sandalyede geriye doğru yaslanarak.
Tam o anda Nimet’ten kocaman bir neşe çığlığı yükseldi
“Ay bu da ne!!!” dedi
Umut masanın köşesinde eğilip baktı.
“Ah çok tatlı” dedi
“Evet “dedi Lamia Napolyon’un yanına eğilerek onu sevip okşadı.
“Gel bakalım oğlum”dedi
Onu iyice kendine çekip başını tekrar okşadı.
Köpek yabancı yüzler gördüğü için biraz tedirgin olsa da sessizce onlara bakıyor kuyruğunu sallıyordu.
“Napolyon bunlar bizim misafirimiz. Bu güzel bayan da Nimet hanım” dedi Lamia gülerek. Nimet dayanamayarak yerinden kalktı ve Napolyon’u sevdi.
“Çok tatlı harika bir şey bu” dedi.
“Cemil’in hediyesi” dedi Lamia.
“Öyle mi….”dedi Nimet merakla saçlarını savurarak.
“Masada bizi rahatsız etmesin götüreyim onu. Arka tarafta bir kulübe var şimdilik orada kalıyor. Kapıyı sürgülemeyi unutmuşum” dedi Lamia.
“Ben götürürüm onu” dedi Cemil ve Napolyon’u kulübesine götürüp kısa bir süre sonra masaya döndü.
Bu sırada Cemil huzursuzca kıpırdandı. Durumu hemen fark eden Nimet
“Ne oldu?” dedi
Cemil gülümseyerek
“Önemli bir şey değil. Arada böyle anlıkta olsa sırtım ağrıyor. Doktor zamanla bu ağrının da tamamen yok olacağını söyledi” dedi
Lamia’nın hemen yüzü düştü.
“Olmaz mı... Nasıl ciddi bir hastalıktan ayağa kalktın” dedi Umut
Lamia yüzünü yere dökmüş gözleri dolmuştu.
Nimet hemen anladı
“aaa Yapma . İyi işte. Bak sapasağlam ayakta” dedi
Lamia başını kaldırdı ve Cemil’e baktı .
Birkaç saniyelik bu bakışma Umut ve Nimet’i meraka gark etmişti.
“Niye söylemedin?” dedi Lamia .
Ses tonu biraz sinirli çıkmıştı.
“Önemli bir şey değil” dedi Cemil masanın diğer ucunda tam karşısında oturan Lamia’ya dikkatle bakarak.
Gerçekten de önemli bir ağrı sayılmazdı. Hemen geçivermişti.
“Bilmem gerekirdi” dedi Lamia öfkeden parlayan gözlerini Cemil’den kaçırarak
“Ne sıfatla ?” diye atıldı Cemil.
“Bu ne demek şimdi?” dedi Lamia.
“Her önüme gelen insana sırlarımı söyleyemem ki” dedi Cemil zafer kazanmış bur komutan edasıyla sandalyesine yaslandı. Bir kolunu arkaya doğru rahat bıraktı.
“Sen de sadece arkadaşım olduğuna göre. Ne gerek var söylemeye...........”
dedi Cemil sonra duraksadı.
“Öyle mi sadece arkadaş....? aman soran da kabahat” dedi Lamia hırçınlaşarak
“Evet biz arkadaş değil miyiz?” dedi Cemil terslenerek
Lamia cevap vermeden bir bardak şarabı başına dikip içti
“Yavaş Lamia çarpmasın” dedi Nimet
Umut yavaşça Nimet’in kulağına eğildi
“Çarpılmış bile” dedi gülümseyerek.
“Çok tatlılar ama” dedi Nimet aynı fısıltıyla.
Ortama hakim olan gerginlik bir anda Cemil ve Lamia’yı kavganın eşiğine getirdi.
“aaa yapmayın ama hiç yoktan tartışacak mısınız?” dedi hemen

“Hadi Umut hadi” dedi Nimet.
Nimet ayağa kalkıp Umut’un önünde durdu ve onu çekiştirdi
Umut ona baktı..
“Noluyor?” dedi
Nimet sesini alçaltarak
“Yüksek gerilim sevgilim... hadi dans edelim ortam yumuşasın” dedi ..

Sonra ikisi müzik setinden yayılan güzel bir şarkı eşliğinde neşeyle dans etmeye başladılar. Konuşup gülüyorlardı....onlar dans ederken masanın iki ucunda oturan Lamia ve Cemil birbirlerine bakıyorlardı.
İki düşman gibi bakışlarıyla öfke dolu oklar fırlatıyorlardı sanki . Uzaktan onları gören biri ikisinin nefretle birbirine baktığını düşünebilirdi ama o bakışlarda nefret yoktu.

Cemil öpüştükten sonra ortalarda olmadığı için hala ona öfkeliydi aslında…. ama masanın diğer ucunda oturan Lamia’ya yine aynı dikkatle bakıyordu. Şu an şu dakika Ada’ki tüm ışıklar sönse, evler boşalsa, herkes gitse ve ben Lamia ile burda yalnız kalsam ...diye düşünüyordu Cemil.
Lamia ise onun “arkadaş” lafına takılmıştı. Onun için dünyadaki en özel insan olmak isterken sadece “arkadaş” olarak nitelendirilmek hiç hoşuna gitmemişti.

Nimet’in işaretiyle Umut Lamia’nın yanında bitiverdi hemen. “Dans edelim mi?” dedi Lamia tamam der başını salladı. Nimet’te Cemilin başına üşüştü.. Cemil dans etmeyeceğini söylese de Nimet onu zorla dansa kaldırdı.

Umut ve Nimet işaretleştikten sonra ikisi de o klasik ama her zaman işe yarayan numarayı yaptılar, eş değiştirdiler.
Cemil ve Lamia birden yüz yüze gelmişlerdi. Cemil, Nimet’e kızgınlıkla baktı ama Nimet hiç oralı değildi. Umut’la yeniden dans etmeye başlamıştı.

Lamia ve Cemil çaresizce birbirlerine baktılar. Bahçe ışığının soluk aydınlığına Cemil çok yakışıklı görünüyordu. Lamia’nın utangaç tavrı onu çoktan yumuşatmıştı. Lamia’nın ‘ne yapacağını bilemeyen’ halini görünce gülümsedi.
En sonunda “Dans edelim mi?” dedi..Lama kısa bir an yere eğdiği başını, yavaşça kaldırdı. Göz bebeklerinde ışıklar oynaşıyordu. Evet, der gibi salladı.

Cemil tam Lamia’nın beline sarılacaktı ki elini havaya kaldırdı.
Lamia ne olduğunu anlamadan tek harekette Lamia’nın tokasını çıkardı. Onun gür dalgalı saçlarını serbest bıraktı. Sonra o saçları okşar gibi büyük bir dikkatle avuçlarına alıp Lamia’nın omuzlarına dağıttı.
“Böylesi daha güzel” dedi.
Lamia bir adım daha yaklaştı Cemil’e… Sonra ikisi aynı anda ellerini kaldırdılar. Öyle ki bir anda hiç dans etmemişler gibi her şey karıştı. Lamia’nın eli havaya kalkarken Cemil onun beline sarılacaktı. Bu küçük karışıklık ikisini de güldürdü.
Sonra gözleri buluştu. Gölgelerin altında beliren gülümsemeleri kayboluverdi.
Cemil iki elini de yavaş ama çok hafif bir hareketle Lamia’nın ince beline doladı ve onu biraz da ısrarla kendine bir adım daha yaklaşmaya zorladı.

Lamia o an içinde büyük bir kaçıp gitme istediğinin doğduğunu anladı. Sebebini bilmiyordu ama o dakika Cemil’in kollarından kaçıp gitmeliydi. Çünkü bu dans ne yılbaşı günü ne de tanıtım gecesi yaptıkları dans gibiydi.
Daha yakıcı daha sıcaktı.
Lamia kısa bir an sonra o yakıcılığın Cemil’in ellerinden bedenine yayıldığını anladı. Öylece duruyor kendi kendine telaşını gizlemeye çalışıyordu.
“Dans edecek miyiz?” dedi Cemil öylece kararsız bir yüzle karşısında duran Lamia’ya.
Seninde ısrar yoktu. Lamia istese hayır diyebilirdi ama demedi.
Ellerini ağır ama kararlılıkla Cemil’in omuzuna götürdü. Artık aralarında ancak sıcak Ada rüzgarının delip geçebileceği kadar bir mesafe kalmıştı.

Bahçeyi dolduran müzik ikisinin de kulaklarında yankılanırken Nimet ve Umut onlara haber vermeden içeri girmiş ve odalarına çekilmişlerdi bile.
Cemil ve Lamia sadece kendilerinin fark edebileceği kadar yavaş hareket ediyorlardı. Uzaktan biri onları görse sarılarak birbirlerine baktıklarını düşünebilirdi.
Lamia biraz önce bedenine yayılan o sıcaklığın yerini güven duygusuna bıraktığını anladı. Uzun bir süre öylece dans ettiler.
Gecenin ilerleyen saatlerinde batıran koyu karanlık ve arada bir dikkatli gözlerin fark edeceği şekilde başlarının üstünden geçip giden kelebekler hariç kimsecikler yoktu.
Lamia Cemilin parfümünün ince kokusunu duyuyor, içinden ona çok güzel koktuğunu söylemek istiyordu. Bunu söylemek istemesinin iki nedeni vardı; gerçekten de güzel kokması ve Nimet gibi cesur olabilme isteğiydi ama yapamadı .
Cemil’in gülümseyen bakışları Lamia’nın ağlamasına sebep olacaktı neredeyse. Bilmediği bir duygu doldu içine. Korkuyla karışıktı. Doğru dürüstte nefes alamıyordu. En sonunda çareyi konuşmakta buldu.
“Nimet ve Umut’un gelmesi güzel bir sürpriz oldu” dedi çabucak.
Cemil hiç istifini bozmadı. Aynı bakışları takınıp evet, der gibi başını salladı.
“Birbirlerine yakışıyorlar değil mi?” dedi Lamia yine bir sohbet başlatma çabasıyla.
Cemil cevap vermedi.
“Umut sette herkesle çok iyi anlaşıyor. Tüm oyuncularla çok iyi arkadaş” dedi Lamia ve biraz önce Cemil’den kaçırdığı gözlerini yeniden ona çevirdi.
“Bizim gibi” dedi Lamia hüzünle.
Cemil bunu duyunca dans etmeyi durdurdu.
Sonra Lamia’yı iyice kendine doğru çekti. Lamia daha sıkı bir şekilde Cemil’in omuzuna tutundu. Artık dans etmiyorlardı. Genç bir adamın kollarında genç ve güzel bir kadın vardı.
Cemil yüzünü Lamia’ya yaklaştırdı ve yavaşça alnını Lamia’nın alnına koydu. Lamia gözlerini kapadı. Cemil sıcak avucuyla Lamia’nın omzunu tutan elini alıp kalbinin üstüne koydu.
“Arkadaşlar birbirleriyle öpüşmezler Lamia” dedi. Sonra alnını Lamia’nın alnından çekti ve onu serbest bıraktı. İkisinin de üstündeki kıyafet biraz önceki uzun temas yüzünden hafifçe kırışık kalmıştı...

Lamia bu lafı duyar durmaz yavaşça tebessüm etti. Gülmemek için kendini zor tutuyordu.
Gözlerini açtığında Cemilinde kıkırdadığını gördü. Sevimli yüzüne Lamia’nın çok hoşuna giden bir neşe yayılmıştı.
Lamia da artık kendine engel olamayacağını biliyordu.
Omuzları sarsıla sarsıla gülmeye başladı. Gözleri ışıl ışıl parlıyor neşeyle gülüyordu. Konuşmak istiyor ama yapamıyordu.
Cemil’de onun saf neşesine kapılmış aynı şekilde gülüyordu.


to (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=to)be (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=be)continued (http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=continued) :img-yes::img-yes::img-yes:

******************************

( düzeltme yaparken silindi yanlışlıkla yeniden ekliyorumm) bunlarda kendime :img-tomat:img-tomat

BERNA
18-04-09, 22:48
Yılın Çifti-15

İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir ama Onu Yemeyi de Arzu Etmek Gerekir


Nimet'in Evi

Nimet: Hafta sonu da geldi biraz dolaşsak mı acaba?
Vedat: -----
Nimet: Vedatcığım beni duymadın mı? Birkaç gündür çok düşünceli gözüküyorsun, ne oldu canım benim?
Vedat: Nimet, aşkım... Ne olursun moral bozucu şeylerden konuşmayalım.
Nimet: Hiç olur mu Vedat? Sen kötü olacaksın ve de ben sana destek olmayacağım. Ne biçim bir ilişki bu böyle. Yoksa benden birşey mi saklıyorsun, aşkolsun. Ben sana herşeyimi anlattım.
Vedat: Her sene bu zamanlarda günleri farketmeden geçirmek istiyorum ama mutlaka her günün tarihi aklımdan çıkmıyor. Bugün ablamın 10. ölüm yıldönümü Nimet.
Nimet: Bir ablan olduğunu bana hiç söylememiştin. Çok üzücü bir gün olmalı bugün senin için. Adı neydi?
Vedat: Nadide... Melun bir hastalık sonucunda onu kaybettik.
Nimet: Çok üzüldüm, onu çok seviyordun değil mi?
Vedat: Evet, iki sene öncesine kadar neyin kahrından öldüğünü bilmiyorduk bile. Eşyalarına o kadar zaman bakmaya cesaret edememiştim. İki sene önce kendimi ancak hazır hissettim. İçinden bir mektup çıktı herşeyi anlatan.
Nimet (Vedat'a sarılır): Vedatcığım sen neler çekmişsin öyle. Çok özel değilse ne yazdığını anlatır mısın?

Yalıda

Nazım: Gülay sana bomba gibi bir sürprizim var.
Gülay: Lütfen bu sefer de ilaç aldığını söyleme. Yanlışlıkla Saib Bey içer sonra...
Nazım: Yok canım, biliyorsun bu aralar formdayım. Öyle birşey değil bu sefer.
Gülay: Neymiş ki çok merak ettim şimdi... Ne olur ne olur söyle, hadi Nazım.
Nazım: Sürpriz dedim kız, niye ısrar ediyorsun. Ben seni susturmasını bilirim
(Tabi ki öpüşürler)

Kenan ve Lamia'nın Evi

Lamia: Kenan beni Dr. vedat Bey aradı. Yarım gün bir sekreterlik işiyle ilgilenip ilgilenmediğimi sordu. Ben çalışmak istiyorum. Hem yarın gün olursa Melek'le de ilgilenmiş olurum.
Kenan: Peki ya Hüseyin Kenan Gün'le ilgilenmeyecek misin?
Lamia: Kendini Melek'le bir mi tutuyorsun Kenan? Çalışırken de seninle ilgilenebilirim.
Kenan: Valla bu Vedat denen herif benimle de konuştu. Kendisinden hoşlanmadım hiç ama sen hala Lamia Paşazadesin, ben de Hüseyin Kenan Gün'üm. Ben ne karışırım ki?
Lamia: Bana sürekli imalı sözler etme Kenan, sadece fikrini sordum. Diğer konuya gelirsek Cemil de dava açmış, avukatım aradı beni bugün.
Kenan: Hayret çok şaşırdım ama ne de olsa Hüseyin Kenan Gün'ün kuzeni. Sözünü tutmasına o açıdan şaşırmamam da lazımdı.
Lamia: Cemil bana hiç yalan söylemedi zaten.
Kenan: Kocanı da korumadan edemezsin sevgili Paşazade Hanım!
Lamia: Ama siz de kabak tadı verdiniz sevgili Gün Bey!
Kenan: Benimle dalga mı geçiyorsun Lamia. Sen Hüseyin Kenan Gün'le dalga geçecek cesareti nereden buluyorsun? Bu sözünle çalışma hakkını kaybettin.
Lamia: Benim velim değilsin, sadece sevgilimsin. Ben istesen de istemesen de çalışacağım Hüseyin Kenan Gün!
Kenan: Bak hala dalga geçiyor.

Cebinden liste çıkarır ve Lamia'nın kabahatları maddelerine yeni bir madde daha ekler

59. Hüseyin Kenan Gün'le dalga geçmek...


Yalıda

Cemil: Babacığım bu ne şıklık böyle.
Saib: Suzan Hanım'la buluşacağım.
Cemil: Telefonda hislerinden bahsetmişsin, bence o kadar da heyecanlanmana gerek yok.
Saib: En zor kısmı atlattım galiba. Şimdi yine zorlu bir aşama beni bekliyor ama heyecanım biraz daha az sanki.
Cemil: Sizin için çok seviniyorum babacığım. Suzan Hanım seni canlandırdı, bir gençlik verdi sanki.
Saib: Daha önce pinpon bir ihtiyardın diyorsun yani!
Cemil (şaşırır): Baba hiç öyle birşey demek istemedim.
Saib: Hep sen mi şaka yapacaksın oğlum, bu sefer de ben şaka yapmak istedim.
Cemil: Çok üstüne gittim son günlerde hakettim değil mi!


Nimet'in Evi

Vedat: Ablam bu kişiyle ölümünden iki sene önce yurtdışında bir yaz tatilinde tanışmış. O sıralar ben yeni yetişiyordum, hiçbir şeyin farkında değildim. Zaten kişiyi hatırlamıyorum bile, o kadar güzel saklamışlar ki kendilerini. Her neyse, bu delikanlı ile ablam bir ilişkiye girmişler, sonra Türkiye'de farklı şehirlerdeki evimize döndüklerinde delikanlı ondan ayrılmış. Galiba bir de mektubu varmış ama ablam hiddetle onu yakmış kendi anlattığına göre. Ablamı asıl yıkan olay ise hamileliğini farketmesi ve sonra doğurmaya karar verdiği bebeği kaybetmesi olmuş.

Nimet: Ne kadar acıklı bir hikaye bu böyle Vedat (gözleri dolar)

Vedat: Ben bu sıralar yatılı okuldaydım, ablamın bir rahatsızlığı olduğunu söylemişlerdi ama uzak olunca bilemedim tabi. Zaten onlardan da saklamış iki buçuk aylıkken kaybedince bebeği; bir arkadaşı vardı o zamanlar çok yakın. Hala onu arıyorum hatta detayları daha net öğrenebilmek için. İki sene sonra ben tıpta ilk sınıftayken ablamın o lanet hastalığı ortaya çıktı. Doktor stresten dedi ancak ablam bize stresinin nedenini söylemedi hiç. Mektupta yazdığına göre büyük aşkına veda etmek için İstanbul'daki tanıdıklarımızla haber yollamış. O sırada evlilik hazırlığında olan adam utanmadan bir de onu iki sene öncesinden hatırlayamadığını ancak hastalığı için çok üzüldüğünü söylemiş. Ablam iyice kahrolmuş ve de iki ay içinde vefat etmiş. Ben bütün bunları sonradan mektuptan öğrendim.

Nimet (gözlerinden yaşlar süzülerek): Vedat sevgilim, sen bütün bunları neden içinde biriktirdin canım. Peki ablan kim olduğunu da yazmış mı?
Vedat (gözlerini kaçırarak): Hayır... Kim olduğunu öğrenirsem intikam almam gerekir mi sence?
Nimet: Niye içinde kin biriktiriyorsun ki, bırak Allahından bulsun o hayırsız! Ben içeriye mendil almaya gidiyorum, çok dokundu bu hikaye bana...

Vedat (kendi kendine): Nimet sevgilim, özür dilerim ama öfkemi yenemiyorum bir türlü. Bütün bunları yapanın iki ay önce tanıştığım ve normalde çok iyi dostum olabilecek Cemil Paşazade olabilmesini aklım almıyor. Ama kendisi de dedi çok değiştim diye; ablam açık ve net isim yazmış zaten. Off bir taraftan Nimet var. Ne yapacağım ben?
(Ellerini başının arasına alır ve de düşünmeye çalışır)
Nimet: Ah sevgilim benim, kendini üzme..
Vedat: Çok çaresizim aşkım...


Yalıda

Nazım: Saib Bey eğer izniniz olursa yalıya Gülay için sürpriz bir misafir çağırmak istiyorum akşamüstü çayı için.
Saib: Abuk sabuk birisi mi yoksa? Şifacı falan olmasın da!
Nazım: Siz... Siz biliyor muydunuz?
Saib: Tabi ki anladım ama bunun bir ihmalkarlıktan öte birşey olmadığını düşündüm. Sizi mahçup etmek istemedim ama bir daha dikkatli olun oğlum
(Niye kızayım, açılmama yardımcı oldu)
Nazım: Peki Saib Bey. Ama bu gelen kişi çok büyük bir sanatçı, çekilişle onunla tanışma hakkı kazandım. Gülay da çok büyük hayranı kendisinin.
Saib: Allah Allah merak ettim ama ben biraz sonra çıkacağım. Cemil karşılasın bari ne diyeyim. Akşam yemeğine de misafir edelim, zaten benim de misafirim olacak; ben de ağırlamış olurum.
Nazım: Çok teşekkür ederim Saib Bey. İnanın çok büyük sürpriz olacak hepinize.

Kenan evindedir

Cep telefonu çalar

Makbule: Kenan Bey...
Kenan: Evet ben Hüseyin Kenan Gün...
Makbule: Kenan Bey ben Makbule.
Kenan: Makbule ben de senin aramanı bekliyordum. Lamia'nın kabahatları giderek artıyor ancak hala değişik bir cezalandırma yöntemi bulamadım.
Makbule: Dün Lamia beni ziyaret etti, o zaman aklıma birşey geldi.
Kenan: Bak makul ve orijinal birşey olsun. İsmime zarar gelmesini istemem. Hüseyin Kenan Gün taklitçi değildir.
Makbule: Bana her zaman güvenebilirsiniz Kenan Bey, tıpkı benim bir tek size güvendiğim gibi. Bu yöntemi zaten bir tek siz uygulayabilirsiniz.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün çok sabırlıdır ancak sınırları zorlayamalım istersen Makbule.
Makbule: Özür dilerim Kenan Bey, lütfen bana kızmayın. Sizin güveninizi kaybetmek istemem.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün kolay kolay kızmaz. Anlat Lamia.
Makbule: Kenan Bey Lamia sizin sürekli üçüncü tekil şahısla konuşmanızdan hoşlanmıyor. Onu cezalandırmak için bol bol kendinizden Hüseyin Kenan Gün diye bahsedin, iyice sinirleri bozulsun.
Kenan: Bundan hangi kadın rahatsız olur ki?
Makbule: Valla kusura bakmayın Kenan Bey ama Lamia biraz salak. Yoksa bence de hangi kadın hoşlanmaz ki? Belki cezalandırırsanız aklı başına gelir.
Kenan: Fena fikir değil gibi geldi bana da. Teşekkür ederim Makbule.
Makbule: Bana her zaman güvenebilirsiniz Kenan Bey.

Makbule: (Telefonu kapar, ellerini ovuşturur) Yakında Hüseyin Kenan Gün sadece bana kalacak!


Bir Kafede

Saib: Suzan Hanım bu ne güzellik böyle...
Suzan (kafa eğik): Lütfen Saib Bey, beni utandırmayın daha fazla. Zaten gözlükleri takıp gelecektim Lamia beni aksine ikna etti. Buyrun bu arada gözlüğünüz bende kalmış. (hiç bakmadan masaya koyar gözlüğü)
Saib: Lütfen utanmanıza gerek yok.
Suzan (hala kafa eğik): Olanları unuttum diyin, yoksa ben sizin yüzünüze bakamayacağım.
Saib: Unuttum diyemem...
Suzan kafasını iyice aşağıya indirir sadece yere bakar.
Saib: Ama tabi bunu evlendikten sonra yaşamamızı tercih ederdim. Bir hazırlık olurdu en azından. Kalbimi güçlendirirdim.
Suzan (başını biraz kaldırır): Lütfen benimle dalga geçmeyin.
Saib: Suzan Hanım sizinle dalga geçmiyorum, ben sizden çok hoşlanıyorum. Karım olmanızı da çok arzu ederim.
Suzan (gözleri Saib'e kilitlenir): Siz ciddisiniz.
Saib: Elbette ciddiyim. Niye olmayayım ki, sizi ben biliyorum, siz de beni biliyorsunuz. Ee yaşımız da malum niye bekleyeyim ki? Siz bunu aylardır bekledim demiştiniz, ben beklemedim mi sanıyorsunuz?
Suzan: Ne diyeceğimi şaşırdım, inanın nutkum tutuldu.
Saib (yüzük çıkarır): Benimle evlenir misiniz Suzan Hanım?


Yalıda

Kapı çalar

Cemil: Nazım senin misafir geldi herhalde. Neyse ben açayım kapıyı. Lamia!??
Lamia: Merhaba Cemil. Nasılsın?
Cemil: İyiyim, hayırdır bir terslik mi var? Niye geldin?
Lamia: Seninle iş konusu görüşmeye geldim. Dr. Vedat bana yarım gün iş teklif etti. Kabul etmeyi düşünüyorum ama onu sadece doktorum olarak biliyorum. Hiç tanımıyorum. Seninle dost olduğunu biliyorum, sen onun hakkında neler biliyorsun? Öfkeyle acele bir karar almak istemiyorum.
Cemil: Nasıl yani öfkeyle?
Lamia: Boşver...
Cemil: Kenan karşı mı çıktı yoksa? Hani mutluydun onunla Lamia?
Lamia: Ufak bir anlaşmazlık Cemil.
Cemil: Neyse, ben karışmayacağım artık; söz verdim kendime.
Lamia'nın suratı asılır
Cemil: Vedat iyi birine benziyor. Ama şimdi düşünüyorum da kendisi hakkında Nimet'e karşı olan duyguları dışında birşey anlatmadı bana. Yarın uzun uzun sohbet etmek üzere buluşacağız. İş konusunda da ağzını aramaya çalışırım. Niye yalıya geldin bu arada, bunları telefonda da konuşabilirdik.
Lamia: Melek yalının bahçesinde oynamayı seviyor diye getirdim.
Cemil: Melek her zaman Saib Dedesinin bahçesinde oynayabilir. Gerçi ben Cemil Baba'dan Cemil Abi'ye düştüm ama olsun.
Lamia derin bir iç çeker.


Kapı tekrar çalınır

Nazım: Ben açarıım. Buyrunuz efendim, sefalar getirdiniz.
B.E: Şerefyan oldum efendim. O sizin teveccühünüz.
Gülay: İnanmıyorum Bülent Ersoy. (içeri seslenir) Anne Bülent Ersoy misafir olarak geldi. Nazım'ın sürprizi buymuş. Lütfen buyrun buyrun Bülent Hanım.

Cemil- Lamia (birbirlerine bakarlar): Bülent Ersoy mu?
Bülent E: Eviniz fevkaladenin fevkinde, bayıldım bayıldım. Çok mutahhasır oldum.
Cemil: Buyrun efendim ben evin sahibinin oğlu Cemil Paşazade. Kendisinin önemli bir işi vardı sizi karşılayamadı ama yemekte bize katılacak.
Bülent E: Ayol sen ne tatlı birşeysin böyle. Ablaaan kurbaaaan olsun sanaaaa... Maaaaşallah, maşallah.

Lamia gözlerini kısarak Bülent Ersoy'a bakar...


Gelecek Bölüm

1. Bülent Ersoy'un Cemil hakkındaki iltifatlarına Lamia kayıtsız kalabilecek mi?
2. Bülent Ersoy rüzgarı başka kimleri rahatsız edecek?
3. Vedat'ın Cemil Paşazade'ye karşı intikam planının detayları nedir? Cemil'e olan sempatisi ve Nimet'e olan aşkı kinini unutturabilecek mi?
4. Saib-Suzan'ın evlilik kararına tepkiler nasıl olacak?
5. Lamia iş teklifini kabul edecek mi?
6. Kenan'ın kendine özgü-orijinal cezalandırma yöntemi işe yarayacak mı?

KınalıYapıncak
18-04-09, 23:48
aradan yıllar geçmiş,melek büyümüş bir de kardeşi saib dünyaya gelmiştir..adadaki köşkün bahçesinde melek ve saib top oynamaktadır..lamia ve cemil ise onları huzurlu bi şekilde izlemektedir..
MELEK:ya saib ya!!çok dışarı ya sen oynamayı bilmiosun!!
SAİB:ama melekciğim yapma böyle...
LAMİA:meleekkk!!bağırma kardeşine çok ayıp!alahalaa kimden aldı bu bağırma huyunu bilmem ki!
CEMİL (lamiaya bakar)sence?:icon_whis
SAİB:melekciğim bana da atar mısın topu kardeşceğizim?
MELEK:ya saib bırak şu kibar ayaklarını...hem kaç kere dedim sana bana Melek Paşazade de diye!
CEMİL:al işte...
LAMİA:hay allah...ben korkmaya başladım cemil..
CEMİL:ben sana o adamın yanında büyümesin dediğimde 'cemil bey lütfen' demiştin hatırlatırım..

o sırada köşkün önünden hüseyin kenan gün geçmektedir..kenan değil hüseyin kenan gün..lamianın sesini duyar..

LAMİA:melek!kızım öyle konuşma lütfen!
KENAN:merhaba...
LAMİA&CEMİL:merhaba...
KENAN:nasılsınız?
CEMİL:gördüğün gibi gayet mutlu,huzurlu,kompleksiz yaşayıp gidiyoruz...sen nasılsın kemancı?
LAMİA: (lamia korkarak dudaklarını ısırır)cemil...öle söle.......

demeye kalmadan kenan birden bağırmaya başlar..

KENAN:ya kaç yıl geçti hala öğrenemediniz şunu!yeter ya yeter!nasıl bi oyunun içindeyim ben?
MELEK:amca niye bağırıyosun?
KENAN:anneni görünce hep bağırasım gelir saçlarımı yolasım gelir!
MELEK:amca sorma ya bu benim annem durmadan ağlar böle günlük mü ne yazmış bana okutmuyo neymiş içindekileri yaşım tutmuyomuş..
LAMİA:melek!!!alıcam ayağımın altına ha!
MELEK:amca...
KENAN:efendim yavrucuğum..
MELEK:amca acaba size baba diyebilir miyim?
KENAN:hayır..
MELEK:neden?
KENAN:ben hüseyin kenan gün üm...öle diceksen ne ala anlaşırız..
MELEK:diosun...sen kendini ne zannediyosun ya?ben melek paşazadeyim be heheytt unutmuş olabilirsin hatırlatiim dedim!
KENAN:bak küçüksün diye bişi demiyorum sen git annen gelsin tamam mı!
MELEK:heheeyyt kemancıya bak sen pabucumun kemancısı!
CEMİL:yürü be melek!
KENAN:lamia!
LAMİA:ne?yine ne yaptım!!
KENAN:ne biliim öle esti birden..
SAİB:acaba bu tartışmanıza bir son verirmisiniz?rica etsem..
CEMİL:uyma sen oğlum onlara..
LAMİA:saib al kardeşini eve gel bakiim.
KENAN:huh!pırlanta yumurtlayan tavuk lamia bi de junior cemil yumurtlamış!
MELEK:yumurtlamış mı?anne sen tavukmusun?
KENAN:önceden altın yumurtluyodu...
MELEK:ben yumurtadan mı çıktım yani?
SAİB:ah melekciğim saçmalama lütfen bir paşazadeye yakışır şekilde davranmanı rica ediyorum..
CEMİL:babasının oğlu:)

bi anda arkadan minik şahika gelir..

ŞAHİKA:baba!baba!
KENAN:ne var şahika!
ŞAHİKA:annem diyoki süren dolmuş eve gelcekmişsin..
KENAN:tamam geliyorum...
CEMİL::img-hystehayırdır kenan cavidan yine süreli mi salıveriyo seni?
LAMİA::img-hysteneler değişti bunca yılda bi siz aynı kaldınız..
ŞAHİKA:huh!ben prensesin kızıyım sizinle muhtab olamiciim..
LAMİA&CEMİL::img-hyste:img-hyste
KENAN:tamam gidelim annen kızmasın sora..
ŞAHİKA:bi de dediki....
KENAN:tamam şahika!gidelim daha fazla kızdırmadan!
************************************
can sıkıntısı-6:img-hyste

KınalıYapıncak
19-04-09, 02:24
LAMİA&CEMİL:love05:

sıcacık bir nisan gecesinde boğazın parlak ışıklarına takıldı Lamia'nın gözleri..gece kulüplerinin renkli ışıkları,evlerden sızan loş ışıklar,kıyıda dinlenen kayıklar,bitmek bilmeyen trafik,araba sesleri..kısacası İstanbul'u İstanbul yapan herşey gecenin içindeydi..geceyi sevdiğini farketti lamia..çünkü her türlü kötülüğü örterdi gecenin karanlığı..sadece yıldızlar vardı..parlak,uzak yıldızlar..kenan geldi aklına..alaycı bi gülümseme yayıldı yüzüne..dudaklarını burkuldu..'ne kadar hata yaptım' diye geçirdi içinden..yaşananlardan pişmanlık duymak istemiyordu ama olmuyordu işte..neler hayal etmişti ama neler bulmuştu..neler yaşamıştı..ne hayal kırıklıkları,ne parçalanmalar..ve ne pişmanlıklar..cemile yaptıkları,cemile tercih ettikleri..herşey ama herşey boğazına düğümlendi o an..yanaklarından süzülen iki damla yaşı sildi parmaklarıyla..'cemil' diye fısıldadı...saatine baktı..00:23..

(o sırada şirkette)

büyük bir ihaleyi almanın keyfiyle çıktı cemil odadan..sıcaklık yetmezmiş gibi bir de toplantıdaki gergin hava cemili boncuk boncuk terletmişti..ceketi sırtına yapışmış gibiydi..ceketini çıkardı..kocaman bi tebessümle yöneldi odasına..
nimet diğer rakip firmaların yöneticilerini uğurlamakla meşguldu..hepsinin elini teker teker sıkmaktan yorgun düşmüştü..nihayet sona erdiğinde cemilin odasına yöneldi..elleri havada girdi cemilin yanına..

NİMET:bu iş bu kadar!
CEMİL:daha yeni başlıyoruz..
NİMET:aman cemil...tadını çıkarmaya bak!
CEMİL:üüff..çok yoruldum..ama değdi..
NİMET:çok hızlı büyüyoruz cemil..şimdiden pek çok şirketi geride bıraktık!
CEMİL:bu güzel haber..

cemilin gözü masasında duran lamia ve meleğin fotoğraflarına takıldı..adadaki köşkün bahçesinde çekilmişlerdi..lamia meleği yanağından öperken bir yandan da objektife bakıyordu..cemil gülümsedi..gözü hemen yanındaki saate kaydı..00:23..birden kalktı masasından..

CEMİL:hemen gitmem lazım..
NİMET:aa nereye?kutlamicak mıyız?
CEMİL:nimet saatin kaç olduğunun farkında mısın?
NİMET:aa cemil gece daha yeni başlıyo..hadi mızmızlanma kutlayalım bunu..
CEMİL:olmaz..lamia bekliyodur beni..
NİMET:e onu da alalım evden..
CEMİL:ısrar etme nimet!başka zaman..
NİMET:olmaz!hadi otur ben konuşurum lamiayla..
CEMİL:ni....

cemil daha ağzını açmadan nimet eline almıştı telefonu...cemile bi yandan 'sus sus' işareti yaparak lamiayı aradı..

NİMET:lamia?
LAMİA:efendim...
NİMET:hadi hazırlan seni almaya geliyoruz..
LAMİA:ne?nereye?
NİMET:bugün çok önemli bi ihaleyi kazandık..kutlamaya gidicez..
LAMİA:cemil?
NİMET:lamia alemsin yani..cemil de gelecek tabi..
LAMİA:hayr..onun için sölemedm..cemil orda mı?
NİMET:hıhı burda yanımda..(telefonu cemile uzatır)seni istiyo..
CEMİL: (nimete ters bi bakış atar)hayatım?
LAMİA:cemil noluyo?
CEMİL:hayatm nimetin inadı tuttu yine..

nimet alaycı şekilde gülümser..

LAMİA:hmmm...melek uyudu..ben de seni bekliyodum...
CEMİL: (gülümser)tamam...tamam ben hemen geliyorum..
NİMET:cemil!!!
LAMİA: (güler)peki bekliyorum..
CEMİL:ta...tamam...tamam...
NİMET:noldu?
CEMİL:gidiyorum!iyi geceleeerrr...
NİMET:ama ce....

cemil çoktan odayı terketmişti bile..parlak ışıkların aydınlattığı uzun koridorda yürürken cemil kalp atışlarını hissedebiliyordu..lamia yine yapmıştı..cemili heycanlandırmıştı..sabırsız çocuklar gibi koşar adımlarla gidiyordu arabasına..kravatını gevşetti..lamiayı görmek için sabırsızlanıyordu..

lamia uçuk pembe geceliğini giymişti..sırtından çapraz çizgiler şeklinde inen askılar biçimli sırtını daha da çekici kılmıştı..köşkün kapısının açıldığını duydu..hemen kendine çeki düzen verdi saçlarını düzeltti..sonra geceliğinin sırtındaki dekolte geldi aklına..muzur bi gülümsemeyle saçlarını sol omzunda topladı..
cemil başta teker teker katettiği merdivenleri artık üçer beşer çıkıyordu..salondan süzülen loş ışığı farketti ve salona yöneldi..

CEMİL:sevgilim??

cemil tamamen salona girdiğinde o büyüleyici kadını gördü karşısında..loş ışığın saçlarına vurduğunu,güzel yüzünün bir kısmını aydınlattığını,gözlerinin paha biçilemez bir pırlanta gibi parladığını gördü..

LAMİA:hoşgeldin...

lamia cemile yaklaştı elini kavrayıp çantasını aldı..sonra ceketini..biraz daha yakınlaştı..

LAMİA:yoruldun mu?
CEMİL:e..e..evet evet..çok..

cemil şuursuzca başını sallıyordu gözlerini lamiadan alamıyordu..lamia cemile sırtını döndüğünde olan olmuştu..cemilin yeşil gözleri çapraz askıları takip ederek lamianın sırtını keşfediyordu..lamia bunu hissetmiş olacaktı ki yine o muzur gülümsemesi yayıldı yüzüne..

LAMİA:neden gitmedi kutlamaya?
CEMİL:hı?...hı??
LAMİA: (gülümsedi)dedim ki..(birden arkasını döndü)

saçlarının savrulmasıyla o eşsiz kokusu gitti cemilin burnuna..ılık bir yaz rüzgarı gibi keyif veren tatlı bir esintiydi..

LAMİA:neden kutlama yapmadınız?
CEMİL:hıı..ee geç olmuştu...
LAMİA:hıhı....

bu sözleri söylerken geri geri gidiyordu lamia..cilveli hareketlerle cemili kendine çekiyordu..cemil yaklaşmaya başladı..

LAMİA:yani benim seni bekliyo olmam bişey ifade etmiyo öle mi?
CEMİL:evet...yani hayır..aklım sendeydi zaten..gitmezdim..
LAMİA:hmm..aklın bendeydi demek..

gözlerini cemilin gözlerine kenetlemişti..cemil öylece kalakaldı..bakıştılar..lamia yaramaz bir çocuk edasıyla gülümsedi cemile..cemil buna daha fazla karşı koyamazdı..ani bi hareketle lamiayı kollarından tutup kendine çekti..kısa kısa ama tutkulu öpücükler izledi birbirini..lamia cemilin boynuna doladı kollarını..cemil belini tuttu lamianın..sonra parmaklarıyla açıkta kalan sırtına dokundurdu parmaklarını..bi süre öpücüklere ara verdiler..lamianın parmakları cemilin gömleğinin düğmesinde gitmişti ki o sırada cemilin telefonu çaldı...mesaj gelmişti..

LAMİA:bakmicak mısın?

cemil 'hayır' anlamında başını salladı..ama dakikada bir uyarıyordu mesaj tonu...

LAMİA:hayatım..
CEMİL:bakalım neymiş..

cemil istemeye istemeye telefonuna doğru yöneldi..'1 yeni mesaj' cemil mesajı açtı..'kimden:nimet'

CEMİL:alahala..
LAMİA:kimden?
CEMİL:nimet...herhalde bişey sölemeyi unuttu..

cemil mesajı açtı..o anda tüm kanı çekildi sanki..parmakları uyuştu..

'KİMDEN:Nimet
hayatım bana da zaman ayır özlüyorum seni..bu gece mutlaka uğra;)öpüyorum...'

nimet yine yapmıştı yapacağını..umuta atması gereken mesajı cemile göndermişti..en son mesaj gönderdiği numaranın umut olduğunu zannedip gelişigüzel hareketlerle basmıştı telefonun tuşlarına yine..
lamia cemildeki garipliği farkedip yanına yaklaştı..

LAMİA:noldu?kötü bişey mi?

cemil bi yanlışlık olduğunu biliyordu ama burda nimetten bahsediyolardı...lamiaya nasıl açıklicaktı bunu..cemil telefonu hızlıca ceketinin cebine geri koydu..

CEMİL:yok...yok bişey..
LAMİA:canım rengin attı birden..kötü haber mi?
CEMİL:yo..hayır..boşver hayatım..nerde kalmıştık?
LAMİA: (cemile baktı)cemil...ne yazmış nimet?
CEMİL:hayatım lütfen..bişey yok..
LAMİA:o zaman söyle!
CEMİL:yanlışlıkla atmış..
LAMİA:ne yazmış?
CEMİL:lamia tamam...
LAMİA:görmek istiyorum..
CEMİL:aşkım lütfen..yanlışlık olmuş işte..

lamia ani bir hareketle cemilin ceketinden telefonu aldı..mesajı okudu..bi anda bedenini kıskançlık kapladı..sinirden titriyordu..hiçbişey sölemeden telefonu yerine bıraktı..yanlışlık olduğunu o da biliyordu ama küçük bi oyunun kimseye zararı olmazdı..
cemil başını ellerinin arasına almış kopacak fırtınayı bekliyordu..ama lamia sessiz kalmıştı..

CEMİL:hayatım bak...

lamia 'sus' anlamında elini kaldırdı..o anda gözleri salonda bişiler aramaya başladı..sahpaya doğru yöneldi..cam küllük dikkatini çekti..yavaş hareketlerle eline aldı küllüğü..cemil lamiayı takip etti..başına gelecekleri biliyordu..

CEMİL:lamia...yapma..

lamia fevri bi hareketle küllüğü cemilin bulunduğu taraftaki duvara fırlattı..cemil eğildi..

LAMİA:sana kaç kere dedim!uzak dur o kadından dedim!
CEMİL:ama hayatım...

bu sefer sehpanın üzerindeki viski şişesi hedefteydi..lamia eliyle kavradı cemil 'hayır hayır' gibilerinden parmaklarıyla işaretler yapmaya başladı ama lamia eline geçeni duvara fırlatıyordu..

LAMİA:nimetin sana zaafı var!bunu biliyosun ama hala.....
CEMİL:aşkım..yapma sakin ol..

lamia viski şişesini fırlattı cemil yne eğildi.lamia işlemeli vazoyu kestirdi gözüne..eline aldı..

LAMİA:yok...bu olmaz...çok pahalı..hem emek var üzerinde..

lamia vazoyu yerine bıraktı..cemil salondan kaçmaya çalışıyordu..nihayet kapının arkasına saklandı..kafasını uzattı..

CEMİL:aşkım..

lamia bir bardak fırlattı.cemil kapının arkasına geri çekildi..

LAMİA:aşkım demem bana!

cemil tekrar uzattı başını..

CEMİL:peki..hayatım?

lamia bir bardak daha fırlattı..cemil yine saklandı kapının ardına..

LAMİA:hayatım da deme!

cemil son cümlesini söyledi..

CEMİL:seni seviyorum...

bardağı tam fırlatacaktı ki eli havada kaldı..cemilin kapının arkasındaki o hali gülümsetti lamiayı..cemil kapının arkasından çıktı 2-3 adım atarak salona girdi..lamia sevdiği adama baktı..ani bir hareketle bir kenara attı elindeki bardağı..cemile koştu ve cemil kucağına aldı lamiayı..sıkıca sarıldılar birbirlerine..lamia cemili öpüyor öpüyor öpüyordu..

LAMİA:seni seviyorum...çok...çok çok seviyorum!!
CEMİL:aşkım..seni çok seviyorum..

cemil lamiayı indirmedi kucağından..öpücükler eşliğinde odalarına çekildiler..bu tatlı&sert oyun,iki sevgilinin aşklarını daha da kuvvetlendirdi..artık daha iyi anlıyorlardı...birbirlerine sırılsıklam aşıklardı..:img-in_lo

Billush
19-04-09, 19:37
Cemil - Lamia denemesi - 1

Derin bir “of” çekerek girdi odaya Cemil. Çok yorgundu ama rahatlamıştı. Üstünden bir yük kalkmış gibi hissediyordu. Masanın üzerindeki saatte baktığında 12’yi geçmekte olduğunu gördü. Hemen ceketini ve evrak çantasını alarak hızla kendini şirketten dışarı attı. Hızını kesmeden arabasına bindi ve yol almaya başladı.

Başı ağrıyor ve kendini yorgun hissediyordu. Tek istediği bir an önce evine varmak ve huzur bulmaktı. Huzur bulmak… Buna öyle ihtiyacı vardı ki…

Sahil yolunda ilerlerken arada göz ucuyla akmakta olan yola bakıyordu. Sahile… Denize… Akşamın karanlığı çökeli çok olmuştu ama kıyıdaki rengarenk binlerce ışık denizle öyle güzel bir kompozisyon oluşturuyordu ki kendisini bakmaktan alamıyordu. Arabasının penceresini yarıya kadar açtı ve arabanın hızıyla vurmakta olan havanın içeri dolmasına izin verdi. Ardından derin bir nefes aldı ve gülümsedi. Hayatın tadına varmaktan daha güzel ne olabilirdi?

Eve vardığında tekrar saatine baktı. Yirmi dakika kadar geçmişti en son saate bakışının üzerinden. 00: 25… Cebinden anahtarı çıkarttı ve deliğe soktu. Kapıyı olabildiğince sessiz açmak için elinden gelen tüm çabayı sarfetti. Dışarıdan bakınca evdeki tüm ışıkların sönük olduğunu görmüştü. Herkes yatmış olmalıydı. O da kimseyi uyandırmak istemiyordu. Sessiz adımlarla içeri girdi ve aynı dikkatlilikle kapıyı sessiz bir biçimde kapattı. Merdivenlerden de olanca dikkatini kullanarak çıktı. Odasının olduğu kata çıktığında biraz daha rahatlamıştı. Yavaşça odasının kapısını açtı. İçeride hafif bir ışık vardı. Merakla başını içeri uzattığında yatakta oturmuş kitap okumakta olan Lamia’yı gördü. Yatağın başucundaki gece lambasının yanında dikkatle kitabını okuyordu. Uçuk pembe askılı geceliğini giymişti ve saçlarını sol omzunda toplamıştı. Bu manzara karşısında Cemil hafifçe gülümsedi. Öyle güzel bir manzaraydı ki ömrünün sonuna kadar bu manzarayı izleyebilirdi…

“Neden uyumadın?” diye sordu Cemil. Sesindeki şefkat dalgası odaya yayıldı.
Lamia şaşkınlıkla başını kaldırdı.
“Sen ne zaman geldin?” diye sordu hayretle.
Cemil tekrar gülümsedi.
“Uyuduğunu düşünmüştüm. Eve sessizce girdim. Kimseyi uyandırmaya gerek yok değil mi?” dedi.
Lamia da gülümsedi. Ardından gülümsemesi soldu.
“Çok geç kaldın bu gece.” Dedi hafif sitemle.
“Biliyorum, seni ihmal ediyorum ama elimde değil biliyorsun. Biraz daha dişini sık. Şu iş bitsin, birkaç günü bize ayıracağım, söz.” dedi sesinde özür diler gibi bir ton vardı.
“Onun için dememiştim.” dedi Lamia sesinde hafif bir suçluluk duygusuyla. “Keyfinden geç kalmadığını da biliyorum. Ama kendini fazla yormuyor musun sence de? Kaç gecedir geç geliyorsun eve. Sabahları da erkenden kalkıp gidiyorsun. Sağlığın bozulacak…”
Cemil yüzünde kocaman bir tebessümle Lamia’nın yanına yaklaştı. Gülümsemesini daha da büyüterek Lamia’nın yüzünü ellerinin arasına aldı.
“Haklısın karıcım. Hem de çok haklısın ama az kaldı. Yakında tüm bu işler bitecek.” dedi ve Lamia’nın yanağına bir öpücük kondurdu. Lamia da hafifçe gülümsedi ama hiçbir şey demedi. Ardından Cemil kalktı. Ceketini, kravatını sandalyenin üzerine bıraktı.
“Ben bir duş alıp rahatlayayım. Sen de uyu hadi. Yeterince geç oldu zaten. Beni bekleme bu saatlere kadar tamam mı? Aklım sende kalsın istemiyorum.”
Cemil bunları dese de aslında geceleri geldiğinde Lamia’nın onu bekliyor olması öylesine hoşuna gidiyordu ki… Onu merak etmesi, uyarması hatta azarlaması… Biliyordu ki hepsini iyiliği için yapıyordu. Ona bir şey olmasın diye, hastalanmasın ya da üzülmesin diye. Bu fazlasıyla gururunu okşuyor ve onu mutlu ediyordu.
“Tamam.” demekle yetindi Lamia ama biliyordu ki ertesi gece de Cemil geç kaldığında ve kendisi yatağa girdiğinde uyku tutmayacaktı. Sıkıntıyla aylardır okuduğu ama aslında okumadığı kitaba sarılacak, okumak için çabalayacak ama aklı her seferinde Cemil’e kaydığından kitabın bir tek kelimesini bile anlamayacaktı. Ama endişeleriyle Cemil’i tedirgin etmek istemiyordu. Yeterince meşgul ve yorgundu zaten. O yüzden sadece “tamam” demekle yetindi. Aynı şeyleri ertesi gece de yaşayacağını bilerek…

Cemil rahatlatıcı bir duşun ardından banyodan çıktı. Cemil’in banyo kapısını açmasıyla yatak odasını şampuan kokusunun sarması bir olmuştu. Cemil elinden geldiğince sessizce çekmeceleri açtı ve alacaklarını aldı. Olabildiğince sessiz bir biçimde üstünü giyindi. Ardından Lamia’yı uyandırmamak için özel bir çaba harcayarak yatağa girdi. Başuçlarında hala yanmakta olan gece lambasını kapattı ardından gözlerini kapatıp dinlenmeye çalıştı fakat o sırada beline sarılan bir çift eli hissetti.
“Uyuduğunu sanıyordum.” diye mırıldandı Cemil.
“Denedim.” dedi Lamia. Başarısız olduğu açıkça görülüyordu zaten…
Cemil Lamia’nın kolları içinde Lamia’ya doğru döndü. Şimdi yüz yüzeydiler.
Lamia bezgince “Sen yokken uyuyamıyorum.” dedi biraz utanarak. Cemil yine gülümsedi. Lamia hayatına girdiğinden beri o kadar çok gülümsüyordu ki çevresindekiler bile buna şaşırıyordu.
“Buradayım, hadi kapat gözlerini.” dedi yumuşacık bir sesle.
Lamia Cemil’in dediği gibi gözlerini kapattı ve kendini hafifçe aşağı kaydırarak başını Cemil’in göğsüne yasladı. Ardından hafifçe kıkırdadı.
“Komik olan ne?” diye sordu Cemil merakla.
“Çok güzel koktuğunun farkında mısın?” dedi Lamia. Ses tonundan gülümsediği anlaşılıyordu.
“Teşekkür ederim hanımefendi.” dedi Cemil. O da gülümsüyordu.
“Aklıma Nimet geldi…” dedi Lamia birden.
Cemil’in gülümsemesi dondu.
“Nimet mi?” dedi şaşkınlıkla. “Nereden aklına geldi?”
“Geçen seneki Melek’in doğum gününü hatırlıyor musun?” diye sordu Lamia.
Cemil Lamia’nın ne demek istediğini anlayamayarak “Evet” diye yanıtladı.
“Nimet sana asılıyordu hani…”
Cemil hafifçe gülümsedi.
“Evet?” dedi merakla.
“Gelir gelmez sana ne kadar güzel koktuğunu söylemişti…”
“Ee?”
“Eesi bu kadar.” dedi Lamia. Devamını getirmek istemiyordu. Kıskançlık hala yeni bir duyguydu onun için.
“Bu muydu yani aklına gelen? Nimet’in bana güzel koktuğumu söylemesi? İlginç bir noktaymış gerçekten.” dedi hafif bir alayla Cemil.
“Neden söylediğimi, o zaman olanları bal gibi iyi biliyorsun. Söylememe gerek var mı?” diye sordu Lamia olduğu yerden başını hafifçe kaldırıp Cemil’e bakarak.
“Ne olduğuna dair en ufak bir fikrim bile yok aslına bakarsan.” dedi Cemil yüzündeki muzur ifadeyleç
“İlla söyleteceksin yani?” dedi Lamia tek kaşını hafifçe kaldırarak.
“Sanırım.” dedi Cemil neşeyle.
“Seni çok kıskanmıştım. O ara senle o kadar ilgiliydi ki aklımdan geçenleri tahmin bile edemezsin.”
“Seninle evli olduğum sürece daha doğrusu o evlilik oyununu sürdüğümüz süreçte seni aldatmadığımı biliyorsun değil mi? Seni ne kadar sevdiğimi... Nimet ne yaparsa yapsın da aldatmazdım. Sana her şeyi anlattım, hatırlıyorsun değil mi? İlgisini, o yılbaşı gecesi olanları, ardından sen Kenan’a gittikten sonra yaşananları…”
Lamia sıkıntıyla yüzünü buruşturdu.
“Keşke bu konuyu hiç açmasaydım.” dedi pişmanlıkla.
“Neden?”
“Sana güveniyorum, anlattıklarına da inanıyorum ki zaten anlattıkların gayet açıktı. Nimet’in hamileliğine kadar anlattın ki anlatmaya da bilirdin. Senin yerinde bir başkası olsa anlatmazdı...”
Cemil Lamia’nın sözünü kesti.
“Seninle ilişkimizde oluşabilecek en ufak şüpheye bile tahammülüm yok, biliyorsun.”
“Biliyorum. Kenan konusunun açılmasını istemediğimden keşke bu konuyu açmasaydım dedim.”
“Bu konuyu aştık artık Lamia. O benim kuzenim seninse çocuğunun babası ve ilk ilişkin. Hayatından bir parça. Ben kabullendim bunu, biliyorsun. Benle hiçbir şeyi konuşmaktan çekinme.” dedi Cemil samimiyetle.
"Çekinmiyorum. Sadece Kenan'ın hayatıma hiç girmemiş olmasını tercih ederdim..."
"Elbette bunu ben de isterdim daha doğrusu istedim ama o hayatına girmiş olmasaydı Melek olmayacaktı... Sen belki hala adada o evde, Enise'yle Şükrü'nün yanında bir sığıntı olarak yaşıyor ya da o Nazım denen herifle zorla evlendirilmiş olacaktın... Düşünmesi bile korkunç ama belki birbirimizin farkına hiç varmamış olacaktık. Seni ne kadar üzmüş olsa da, ben onu ne kadar sevmesem de ona bir şeyler borçluyuz Lamia..."
“Seni seviyorum.” diye mırıldandı Lamia
“Ben de seni seviyorum.” dedi Cemil de. Ardından Lamia başını hafifçe uzatarak Cemil’i dudaklarından öptü. Ufak ama tutkulu bir öpücüktü bu. Lamia geri çekildi ve tekrar Cemil’in göğsüne sokuldu. Derin bir nefes alıp Cemil’in kokusunu tekrar içine çektikten sonra “İyi geceler.” dedi şefkatli bir sesle. Cemil de “İyi geceler.” dedi Lamia’nın saçlarına gömdüğü yüzünü hafifçe kaldırarak. “İyi geceler sevgilim.”

Lilya
19-04-09, 21:09
ADA YOLLARINDA

Bu yıl İlkbahar Ada'ya çok geç gelmişti. Kışın o kasvetli günlerinden sonra şimdi baharla birlikte Ada cıvıl cıvıldı. Bahçelerden yükselen hanımeli kokuları tüm Ada'yı sarmıştı.Lamia, bir kaç haftadır Ada'da kalıyordu. Tüm yazı kızı ve Suzan hanımla birlikte Ada'da geçirmeye karar vermişti. Burada hayatının en kötü ve güzel günleri geçmişti. İskeleye doğru hızlı adımlarla yürüdü. İstanbul'dan gelen son vapurun düdüğü duyuluyordu. İstanbul'dan verdiği siparişleri bu vapurla gelecekti. İskeleye geldiğinde vapur çoktan yanaşmıştı. İnsamlar hızlı adımlarla vapurdan iniyor ve Ada'nın ara sokaklarında gözden kayboluyorlardı. Sonunda bir görevli siparişlerini getirip verdi. Güneş yavaş yavaş batıyordu. akşam serinliği iyice kendini göstermeye başlamıştı. Lamia, faytona binmektense yürümeyi tercih etti. Bir süre sonra ayakları onu Cemil'in evinin olduğu sokağa getirdi. Sokağın başına geldiğinde evi çok uzaktan da olsa görebiliyordu. Birden üzerine bir üşüme geldi. Omuzlarındaki şala daha sıkı sarıldı. Gözleri doldu. Ağır adımlarla sokakta ilerlemeye başladı. Evin önüne geldiğinde nefesi kesilmişti. Cemil'le son konuşmaları ve Cemil'in veda mektubunda yazdıkları aklına geldi. Havaalanına bir umut koşmuştu Lamia ama uçağın çoktan kalktığını anladığında içindekileri söylemek için çok geçti. Hava artık iyice kararmıştı. Başını kaldırıp, eve doğru baktı nemli gözlerle. Evin caddeye bakan pencereleri açıktı ve ışıkları yanıyordu. Ada'ya geldiğinden beri onlarca kez bu sokaktan geçmişti ve evde yaşam belirtisi olmadığına emindi. Hem olsaydı mutlaka duyardı. Sonuçta burası küçük bir yerdi. Karşı kaldırıma geçti. Kocaman çınar ağacını kendine siper alarak eve doğru bakmaya başladı. Kalbi yerinden çıkacak kadar hızlı atıyordu. Birden balkonun ışığı yandı. o anda balkonda oturan Cemil'i farketti Lamia. Elleri terlemişti, titriyordu. Yer ayağının altından kayıyordu, gözlerinin karardığını hissetti. Önce omuzlarındaki şal yere düştü sonra kendisi. Bayılmıştı...
Cemil, karşı kaldırımda yere düşen birini farkettiğinde hemen İlyas'a seslendi.
C: İlyas koş. karşı kaldırımda biri yere düştü. kendiside yerinden fırladı.koşarak merdivenleri indi ve karşı kaldırımdaki ağacın altında yatmakta olan kadının yanına yaklaştı. Kadının saçları tüm yüzünü örtmüştü.
C: Hanımefendi. Cevap verin iyi misiniz? diye sorarken kadının saçlarını yüzünden nazik bir hareketle aldı.
C: Lamiaaa. Lamia aç gözlerini, Lamia lütfen, Lamia beni duyuyor musun? Lamia, bir an gözlerini açtı, "Cemil" dedi ve tekrar kapadı. Cemil, Lamia'yı kucağına aldı. Hızlı adımlarla ve endişeli bir ifade ile eve girdi. Hemen odaya yatağa yatırdı. Herkes toplanmıştı.
C: Su getirin, doktor çağırın diye bağırıyordu etraftakilere. Biraz sonra Lamia gözlerini açtı. Nemli gözlerle Cemil'e bakıyordu. Cemil elini tutmuştu.
C: iyi misin? Lamia kafasını sallamakla yetindi. Konuşursa ağlamaya başlayacağını biliyordu.
C: Doktor çağıralım mı? Ne işin vardı orada? Su ister misin?
Lamia artık gözünden akan yaşlara hakim olamıyordu.
C: Lamia beni korkutuyorsun ne oldu? Cevap ver lütfen.
L: Ben iyiyim doktora gerek yok. dedi bastırmaya çalıştığı hıçkırıklarının arasında.
Cemil, hıçkırıklarıyla sarsılan Lamia'ya bakıyordu. bu kadını unutmak için dünyanın öbür ucuna gitmişti ama işe yaramamıştı. Hala hıçkırıklarla sarsılan Lamia'nın saçlarını okşamaya başladı.
C: Lamia. Ne oldu? Niye ağlıyorsun? Söyle lütfen bana.
Lamia dik dik ona baktı. Sonra
L: Neden geldiğini bana haber vermedin? dedi. Cemil afallamıştı.
C: Bunun için mi ağlıyorsun?
L: Hayır.
C: Peki neden?
Lamia cevap vermedi. bir süre birbirlerine baktılar öylece. Lamia'nın gözlerinde öfke pırıltıları uçuşuyordu.Cemil'in iyileşip döndüğünü kendine haber vermemesine kızgındı. Ayrıca İsviçreden bir kere olsun bile aramamıştı. Tedavinin iyi gittiğine dair haberleri Nimet'ten almıştı. Çok defalar iletişim kurmaya çalışmıştı ama hiç bir telefonuna Cemil çıkmamıştı. Aklından bunlar geçerken eve gitmesi gerektiğini hatırladı.
L: eve gitmeliyim. Suzan abla beni merak eder. Yerinden doğrulmaya çalışarak.
C: dur bir dakika nereye gidiyorsun küçük hanım az önce bir baygınlık geçirdin. Yatmalısın.dedi Omuzlarından onu tekrar yatmaya zoralayarak.
L: Gerek yok. Eve gidicem.
Cemil, Lamia'nın ne kadar kararlı olduğunu farkedince
C:peki öyleyse seni eve bırakmama izin ver.dedi.Lamia başını sallamakla yetindi. birlikte Ada'nın taş sokaklarında yürümeye başladılar.İkiside susuyordu.Sonunda Cemil,
C: Melek Nasıl? dedi
L: İyi. Yine uzun bir süre sustular.
Lamia birden yolun ortasında durarak, hesap sorar bir şekilde:
L: Geldiğini neden haber vermedin? dedi.
Cemil, Lamia'nın bu sorusuna çok şaşırmıştı. En son mahkemede boşandıkları gün aklına geldi. Ne çok acı çekmişti. Unutmak için ne kadar çaba sarfetmişti.
C: Senin için önemli olduğunu sanmıyordum. dedi buruk bir şekilde..İkisi de tekrar sustular.
Eve varmışlardı. Bahçe kapısını açtılar. Suzan endişeli bir şekilde bahçede oturuyordu. Onları görünce ayağa fırladı ve;
S: Kızım nerde kaldın? Öldüm meraktan. Aaa Cemil bey hoşgeldiniz. Geçmiş olsun. İyileşmişsiniz allaha şükür.
C: Teşekkür ederim Suzan Hanım. Hoşbuldum. Nasılsınız?
S: İyiyim sağolun. Sizi özledik. dedi manalı bir şekilde Lamia'ya bakarak.
Bir anda herkes susmuştu. Sessizliği sadece uzaklardan gelen martı sesleri bozuyordu.
S: Lamia sen ağladın mı?
L: hayır ağlamadım. dedi Suzan bir gariplik olduğunu sezmişti.
S:Neyse ben içerdeyim Size iyi geceler.
Lamia bahçedeki koltukların birine yorgun bir şekilde çökmüştü. Omzundaki şalın püskülleri ile oynuyordu. Cemil de yanına oturdu.
C: iyi misin Lamia?
L: bana iyi misin diye sorup durma. diye çıkıştı Cemil'e Cemil şaşırmıştı. Lamia büyük bir öfke ile konuşmaya devam etti.
L: Çekip, gittin. Beni bırakıp gittin. Aylarca senden haber almayı bekledim. Nerede olduğunu bile bilmiyordum. Tedavinin nasıl gittiğini merak ettim. Seni merak ettim. Senin için endişelendim. Şimdi hiç haber vermeden geri dönüyorsun ve
Cemil şaşırmıştı.Yeşil gözleri bahçe ışıkları altında parlıyordu.
C: ve ne Lamia?
L: Hiç... uzun süre sustular.Sonunda Cemil ağır ağır konuşmaya başladı.
C: Seni burada görmeyi beklemiyordum. İsviçreden bu gün geldik. Doğruca Ada'ya gelmek istedim. İstanbul bana seni hatırlatıyordu. O ev bana seni hatırlatıyordu. Seni unutmak için ta dünyanın öbür ucuna gittim ama olmadı Lamia. unutamadım. Çok istedim unutmayı, çok denedim. Bir gün bile aklımdan çıkmadın. Ama senin mutlu olduğunu bilmek bana yetiyordu.
Lamia duydukları karşısında gözlerini kısarak, Cemil'e döndü:
L: Mutlu olmak mı?
C: Evet. Kenan'la mutlu olduğunu bilmek....
Lamia, sesini kontrol edemeyerek;
L: Ne saçmalıyorsun sen? Biz Kenan'la sen gittikten sonra doğru dürüst görüşmedik bile. Sadece Melek'i almaya geldiğinde gördüm okadar. diye cevap verdi.
C: Ama ben. seni, sanmıştım ki.
Lamia birden çok sinirlenmişti.
L: Mutlu olduğumu mu sanıyorsun? Sen gittiğinden beri mutlu mu olduğumu sanıyorsun aptal... Bırakıp beni giderken mutlu olacağımı mı sandın? Hep yanımda olacağına söz vermiştin ama sen kaçtın. Bırakıp beni giderken arkanda ne bıraktığına bile bakmadın. Sen körsün biliyor musun?
C: Lamia seni anlamıyorum neler söylüyorsun?
Lamia birden kendine gelmişti neler söylüyordu. Cemil ise duydukları karşıısnda oldukça şaşkındı. Cemil, Lamianın yere bakan yüzünü ellerinin arasına aldı. Parmakları ile göz yaşlarını sildi. Sonra dudaklarına yaklaştı. Nefesleri birbirine karşıyordu. "seni çok özledim" diye fısıldadı. İkisinin de kalbi deli gibi atıyordu. Lamia bu anı o kadar çok hayal etmişti ki şimdi hayal mi gerçek mi ayırd edemiyordu. Dudakları iyice yaklaştı ve öpüşmeye başladılar. İkiside birbirini özlemle öpüyordu. Cemil, Lamia'nın kendisine karşılık vermesine çok şaşırmıştı. Birden sıkıca sarıldılar. Lamia tekrar ağlamaya başladı.
C: Ne oldu? Niye ağlıyorsun? Lamia canım bişey mi oldu? Ağlamana dayanamam lütfen ağlama.
L: Bir daha beni sakın bırakma. Sakın...
Cemil duydukları karşısında aptala dönmüştü. Kulaklarına inanamıyordu. Yüzünde kocaman bir gülümseme ile tekrar Lamia'ya sıkıca sarıldı.
C: Bırakmıycam. Seni bir daha asla bırakmam.Söz veriyorum....
******************************************
İlk denemedir. İlk deneme olduğunu düşünerek okuyun lütfen:)

BERNA
20-04-09, 13:10
Yılın Çifti-16

Fevkadalenin Fevkinde Bir Gün

Bülent E: Ayol sen ne tatlı birşeysin böyle. Ablaaan kurbaaaan olsun sanaaaa... Maaaaşallah, maşallah.

Lamia gözlerini kısarak Bülent Ersoy'a bakar...

Bülent E: Allah özene bezene yaratmış vallahi efendim sizi.
Cemil: İltifat ediyorsunuz.
Bülent E: Bak bak nasıl da mahçup oldu. Omuzlar da omuz değil Himalaya Dağları mübarek. Hah hah ha
Lamia Cemil'e alıcı bir gözle bakar, sonra utanır mahçup olur.
Cemil: Delikanlılığımda spora çok düşkündüm, sonra da formumu korudum.
Bülent Ersoy: Utanma çocuğum utanma tabir-i caizse bu sözlerimin müsebbibi sizin güzel sıfatınızdır.
Gülay: Nazım ne güzel konuşuyor değil mi? Gerçi ben hiç anlamıyorum ama sözlerini.
Nazım: Şiir gibi şiir.
Bülent E: Efendim ben bütün hissiyatımı dökmeye çalışıyorum, ilticaen konuşuyorum. Yoksa anlaşılmak fevkaladenin fevkinde bir duygu.
Macide: Elbette öyle efendim, biz de müşerref olduk.
Cemil: Babam sizin yemeğe kalmanız için ısrar etti Bülent Hanım. Kendisinin çok önemli bir işi vardı da.
Bülent E: Efendim, pek tabi, bi tabi. Zaataliniz ister de bendeniz kalmaz mıyım dünya güzeliii.
Lamia (biraz bozuk bir ifadeyle): Ben gitsem Cemil.
Bülent Ersoy: Burada bir hanım kızımızı utandırdık galiba. Siz kimsiniz evladım, güzel hanım kızımız kimlerden efendim?
Lamia: Ben Cemil'in eşiyim efendim.
Cemil: Yakında eski eşim olacak.
Lamia Cemil'e kötü kötü bakar.
Bülent E: Kızım sen aklını peynir ekmekle mi yedin, böyle güzel adam, böyle geniş omuzlar bırakılır mı efendim. Ablan kurban olsun sanaaa.... Tü tü tü maşaaaallah.... Maşaaallah...

Vedat evine ziyarete gittiği Kemal Dayısı ile konuşmaktadır.

Kemal Dayı: Evladım şimdi plandan vazgeçemezsin. Nerden çıktı şimdi bu?
Vedat: Dayıcığım baştan planımız aynı acıyı Cemil Paşazade'ye de yaşatmak değil miydi?
Kemal Dayı: Evet biliyorum zaten Nimet'le sevgili olup Cemil'e yanaşmaya çalışmanın sebebi de buydu. Karısını ondan uzaklaştıracaktın.
Vedat: Dayıcığım zaten kaderin büyük bir tesadüfü ile Lamia'nın hastalığında bana geldiler. Ama benim Nimet işi bu arada ilerlemeye devam etti. Zaten Lamia da Cemil'den ayrılıyordu böylece benim herhangi bir plan yapmama gerek kalmadı, Nimet'ten hoşlanıyorum zaten. Cemil de Allahından bulacaktı. Gerçi Cemil beni çok sevdi ve de ben de Lamia'dan uzak tutmak için onunla arkadaşlğa devam ettim.
Kemal Dayı: Ama o sırada Kenan'la tanıştın.
Vedat: Maalesef! Lamia da Kenan'ın kemanından kurtulunca onun Kenan'ı değil de sanatçı kişiliğini sevdiğini anladım. Kenan'a taktik vereyim dedim ama adam egosu tavan yapmış ne dediği anlaşılamayan bir tip. Beni de hiç sevmedi Cemil'in aksine. Er ya da geç bu ilişkinin sonu gelecek dayı.


Kenan Lamia'yı arar.

Kenan: Nerdesin sen? Eve geldim kapı duvar, Hüseyin Kenan Gün'e karşı bu saygısızlık yapılır mı?
Lamia: Dayının evindeyim, Bülent Ersoy ona misafirmiş de zorla beni de yemeğe alıkoymak istiyor.
Kenan: o zaman Hüseyin Kenan Gün'ü de mutlaka görmek ister. Ben de geliyorum, Hüseyin Kenan Gün'ü kim görmek istemez ki? (Telefonu kapatır)
Lamia (kendi kendine): Ben Hüseyin Kenan Gün'ü değil sadece Kenan'ı görmek istiyorum ama öyle birisi var mı şüpheye düşmeye başladım.

Bülent Ersoy'un salondan sesi gelmektedir. Gülay ve Nazım da tempo tutmaktadır.
Bülent E: Her gün başka bir alemde, her gün başka bir gönülde günümü gün ediyorum sefam olsun oh oh...
Cemil kalkmaya çalışır
Bülent E: Ayol güzel çocuğum nereye gidiyorsun, oturuver yamacıma bakayım.
Melek ağlamaya başlar, Bülent Ersoy'a korkulu gözlerle bakmaktadır.
Bülent E: Cemilciğim bu refikanız da aynı zevcenize benzemiş, onun gibi asık suratlı baksanıza. Güzel bir bebek ama hiç sizin güleç yüzünüz onda yok.
Cemil: Benim üvey kızım zaten ama normalde güler yüzlüdür. Yüksek sese alışkın değil de ondan.

Lamia sinir içinde gelir. Melek'i susturmaya çalışır

Bülent E: Fevkalade söylediniz beyzadem. Kız sen de yoksa eski kocanı benden mi kıskandın da surat asıyorsun. Ablasıyım ayol ben onun, ablası kurbaaaan olsun ona. Hah hah ha...
Cemil: Lamia beni kolay kolay kıskanmaz Bülent Hanım.
Bülent E: Allah Allah vallahi gerizekalı bu kız, iyi ki defetmişsin bunu Cemil.

Gülay gülmeye başlar, Lamia ona da kötü kötü bakar.


Kemal Dayının evinde

Kemal Dayı: Kenan umutsuz vaka diyorsun yani.
Vedat: Evet dayı, Lamia şimdiden Cemil'in eksikliğini hissediyor bile. Bunu farkettiğim zaman Cemil'e dönmemesini sağlamam lazım diye iş teklif ettim. Gerekirse Lamia'nın kafasını da karıştırırım dedim ama ben Nimet'e aşığım dayı. Lamia'ya kur yapmayacağım; istemiyorum. Birine aşık olduğum ve de diğerine saygı duyduğum iki kadının hayatını mahvedemem dayı.
Kemal Dayı: Planın sadece bu kısmından mı vazgeçtin yani?
Vedat: Cemil'e hem büyük bir öfke hem de sempati duyuyorum ama onu sevdiği kadınla birleşmemesi için elimden geleni yapacağım. O nasıl ablama acımadı ben de ona acımayacağım, en çok da vedaya bile gelmemesi bahsedilince tanımazlıktan gelmesi kanıma dokundu biliyor musun? Tam yumuşadığım anda o olayı hatırlıyorum.
Kemal Dayı: Peki ya Lamia Cemil'e aşık olursa ne yapacaksın? Eksikliğini hissediyor diyorsun.
Vedat: Lamia'ya yeni uğraşlar bulacağım, gerekirse yeni ortamlara sokacağım. Cemil'i de mümkün olduğunca ondan uzak tutacağım gerekirse Cemil'le kanka olarak.


Yalıda

Saib-Suzan ikilisi eve gelirler.

Saib: Allah Allah hiç karşılayan eden yok, nerede bunlar?
Suzan: Misafir gelecek demiştiniz ya, belki onunla meşguldürler.
Saib: Belki de.

Salona girerler. Suzan donar kalır.
Saib: Bülent Ersoy bizim yalımızda, ne büyük bir şeref. Efendim ben Saib Paşazade. Bu da müstakbel eşim Suzan Hanım. Müşerref oldum efendim.
Cemil: Baba demek teklifini yaptın. Tebrik ederim seni.
Lamia: Abla çok sevindim, tebrik ederim.
Bülent E: Ne kadar haberdar-ı muhteşem-idir bu böyle. Ne mutlu bana böyle hissiyatı yüksek bir günde sizin evinize icap etmiş durumdayım. Tadınız hiç kaçmasın mazallaaaah...
Suzan: Çok teşekkür ederim Bülent Hanım.
Bülent E: Kız bravo, bana göre biraz yaşlı ama kapmışsın kibar adamı, efendi adamı. Helaaal olsun...
Suzan (şoke bir ifadeyle): Teşekkür ederim.
Bülent E: Şimdi içimden geldi size bir şarkı armağan edeceğim. Baharı Bekleyeeeen Kumrular Gibiiii. Sizi gidi çifte kumrular sizi. Hah hah ha...

Melek tekrar ağlamaya başlar.
Bülent E: Sus annesi kılıklı... Ay içime fenalık bastı. Kızım yelpazemi orada mı bıraktım ben....


Vedat'ın Evi

Nimet: Nasılsın sevgilim moralin biraz düzeldi mi? Eğer düzelmediyse sana bir sürprizim var.
Vedat: Kafamda biraz daha net herşey. Nedir sürprizin sevgilim?
Nimet: Nadide Ablanın izini bulmaya çalıştığın arkadaşı var ya, ben tanıdıklara sordum biraz. Meğersem ikinci kez evlenmiş soyadı değişmiş ondan bulamamışsın.
Vedat: Şahende Abla'yı buldun mu gerçekten?
Nimet: Evet sevgilim, ne kadar üzüldüğünü görünce herşey açıklığa kavuşsun istedim. Yarın akşam yemeğe davetli olacak sonra ben sizi konuşmanız için bir süre yalnız bırakacağım iş bahanesi ile kendi evime gideceğim.
Vedat: Sen bir tanesin Nimet.
Nimet: Bak bunu sakın unutma tamam mı? (Vedat'ı öper)


Yalıda

Kapı bir kez daha çalınır. Kapıyı gürültüden dolayı sadece yakında olan Cemil duyar ve de açar.
Cemil: Hah bir sen eksik kalmıştın, buyur geç içerideki şenliğe. Geç geç.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün asla izin almaz geçmek için.
Cemil: Bilmez miyim, komşu kapısı yapmıştın daha önce de evimizi.

Kenan (elini uzatır): Hüseyin Kenan Gün.
Bülent Ersoy: Şerefyan oldum efendim. Maşaallah siz de boylu poslu bir zatı muhteremsiniz. Tü tü tü...
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'e kimse tüküremez.
Bülent E: Evladım ben onu kötü bir niyetle yapmadım ki. Methini duymuştum zaten, musikiyi icra ediş şekliniz hissi yönden çok istibdadlı efendim.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün sanatı esastır.
Bülent E: Mutlaka efendim mutlaka. (Yelpazesini daha da hızla sallamaya başlar)
Saib: Kenan sana güzel bir haberim var. Biz Suzan Hanım'la evlenmeye karar verdik.
Kenan: Ne güzel. Hüseyin Kenan Gün'ün dayısı olarak evlilik müessesine duyduğun saygı çok hoşuma gitti.
Bülent E (Cemil'e) (yavaş sesle): Kuzeniniz ama biraz aklı yönden zayıf galiba.
Cemil: O kendine has biridir efendim. Biz artık müdahale edemez olduk.
Kenan: Ben de boşanır boşanmaz Lamia ile evleneceğim. Cemil sözünü tuttu, Hüseyin Kenan Gün'ün kuzeni olduğu için. Hüseyin Kenan Gün olarak ben de sözümü haydi haydi tutarım.
Bülent E: Ay içime afakanlar bastı evladım. Ne biçim sözler, ne kadar malayan ifadeler bunlar?

Gülay ve Nazım fısır fısır konuşurlar.

Gülay: Meleyen mi dedi? Ay ben çok eğleniyorum Nazım.
Nazım: Ben de ben de. Sürprimizi beğendin değil mi?
Gülay: Bayıldım bayıldım benim de sana yatak odasında sürprizim olabilir kocacığım.
Nazım: Heyecanla bekleyeceğim karıcığım.

Bülent E: Hüseyin Kenan Gün, Hüseyin Kenan Gün. Allah Allah diye bağırasım geldi. Kızım seni de tebrik ederim, çok isabetli bir tercih yapmışsın doğrusu! Allaaah Allaaah!!!

Melek yine ağlamaya başlar...

Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün kalbini kırdınız ve de Hüseyin Kenan Gün'ün kızını ağlattınız. Size teessüf ederim.
Bülent E: Ay dayanamayacağım, şimdi düşüp bayılacağım. Ben gidiyorum.
Size sıhhat afiyet ve de mutluluklar dilerim Saib Bey-Suzan Hanım. Cemil Ablan Kurbaan olsun sana beyzadem. Kızım senin zaten başına gelen gelmiş, yine de acıdım sana. Aklını başına topla derim. Yazık günah sana... Hem böyle munis adam, bu Himalayalar içerideki yarım akıllı adam için bırakılır mı?

Lamia (ağlamaklı): Aslında hep böyle değildi Kenan. Güle güle yine de efendim, çok memnun oldum tanıştığımıza.

Bülent Ersoy kapıdan çıktığında

Suzan: Bu neydi böyle, şaştım kaldım valla. Dobra kadın ama başım şişti yahu.
Saib: Biz de kutlama yaparız diye umuyordum ama dostlarımıza bir yemek verelim diyorum ben.
Suzan: Siz nasıl isterseniz Saib Bey. Bana herşey uyar.
Saib: Ben size tabiyim pek kıymetli hanımefendi hazretleri. Hissiyatım bu yöndedir.
Suzan: Saib Bey... Çok nüktedansınız.
İkisi de gülmeye başlarlar.


Cemil: İlk defa Kenan bir işe yaradı uzun zamandan beri, Melek ağlaya ağlaya bir hal oldu, kadın hala yüksek sesle şarkı söylüyor.
Lamia: Bilmiyorum sana iltifatlar yağarken pek memnundun ama.
Cemil: Seni sevmedi diye bozuldun değil mi? Kıskandın mı yoksa?
Lamia (sert bir şekilde): Saçmalama!!
Cemil: Şaka yaptım canım (gülümser yine de)


İçeride Kenan (kendi kendine): İşte benim şöhretimin ağırlığı altında ezildi dayanamadı gitti. Bu yöntem işe yarayacak belli ki cezalandırma için.


Ertesi gün...

Cemil'in ofisinde

Cemil: Ya işte Vedatcığım böyle absürd bir gece geçirdik ama Lamia beni kıskandı gibi geldi. Hoşuma gitti.
Vedat: Kaçırmışız desene eğlenceyi, Nimet herhalde bayılırdı. Yalnız bence Lamia sadece Bülent Ersoy'un Kenan ve kendisi ile ilgili tespitlerine bozulmuş da olabilir.
Cemil: Çok haklısın Vedat, hemen havaya girmemem lazım. Ne iyi yapıyorsun böyle gerçekçi konuşmakla.
Vedat: Sonra sen üzülme diye söylüyorum zaten. Yoksa biliyorum ne kadar çok Lamia'yı sevdiğini. İş konusunda da endişelenme, onu çok yormayacağım. İşe başlamayı çok istiyordu, en azından benim yanımda güvende olur.
Cemil: Sen de Nimet'e bayağı vurgunsun değil mi bu arada?
Vedat: Evet daha önce hiç böyle olmamıştım.
Cemil: Ben de Lamia'yı hiç kimseyi sevmediğim kadar çok seviyorum. Kenan'ın gölgesine rağmen sevdim onu. Leyla'yı da çok sevmiştim ama değişmek istemem Lamia ile oldu. O bana son birkaç aya kadar hep dürüsttü çünkü.
Vedat: Değişimden önce nasıl biriydin ki?
Cemil: Kenan olduğu zaman adeta çileden çıkıyordum; acımasız oluveriyordum. Hayatımın her devresinde o bir şekilde hep varoldu. Şimdi de kurtulmak istiyorum ama olmuyor işte dün geceki gibi. Üstelik iyice ego manyağı oldu sen de biliyorsun ya.
Vedat: Biliyorum biliyorum. Çok farklı iki karaktersiniz ama hep birbirinizi etkilemişsiniz.
Cemil: Hayrola mesleki analizlere mi girdin Vedat?
Vedat: Alışkanlık işte. Hadi son bir soru daha. Onu hiç kafana takmadığın, başka şeylerle ilgilendiğin zamanlar hiç olmadı mı?
Cemil: Aslında oldu, liseyi bitirdiğimiz yazdı. Kenan'la beraber babam bizi Fransa'ya yollamıştı, hatta senin klinikte oranın resmi vardı.
Vedat (gözleri parlar): Anlatsana biraz.
Cemil: Ancak biz yine büyük bir kavga ettik üçüncü günde. Sonrasında sadece sırt çantamı aldım ve de komşu kasabadaki bir spor klübüne adımı yazdırdım. O yaz Kenan'ı hiç görmedim desem yeridir. Çok başarılı oldum sporda, çok mutluydum o dönemde. Neden bilmiyorum Kenan bu kaçamaktan babama hiç bahsetmedi. O yüzden babam bile bilmez o kasabada iki günden fazla kalmadığımı. Doğal olarak o gün Kenan çok daha net tanıdı resmi görünce; ben ise o gelene kadar çıkaramamıştım. Neyse ya geçmiş gün...
Vedat (gözleri hayretle açılır): O kasabada uzun süre kalmadın yani? Kabasayı hiç mi bilmiyorsun?
Cemil: Hayır niye sordun ki?
Vedat: Resmi bizde olunca merak ettim de...


Gelecek Bölüm

1. Saib ve Suzan'ın nişanlandıktan sonra ilk kavgası ne hakkında olacak?
2. Vedat'ın planının izleyeceği yeni yol nedir? Yeni yeni detaylar daha da fazla kafasını karıştıracak mı?
3. Lamia işe başlayacak ama hissettiği eksiklik doldurulacak mı?
4. Bu senaryodaki isimler daha da garipleşecek mi? Yoksa Bülent Ersoy'un etkisi yazarı da mı etkiledi?
5. HÜseyin Kenan Gün yei yöntemini daha başka kimler üzerinde deneyecek?
6. Gülay ve Nazım'ın hafta sonu planları nedir?


Not: Bu arada senaryoma Bülent Ersoy'a has terimlerini bulmamda katkısı olanları saymadan edemem. Videolarını izlediğim Ata Demirer ve de Yavuz Seçkin, ve tabi ki Diva Bülent Ersoy olmasaydı bu bölümü yazamazdım :)

Billush
21-04-09, 01:17
Senaryo denemesi - 2

Gecenin geç saatleriydi. Cemil yine geç kaldı diye düşündü Lamia. Kendini fazlasıyla huzursuz hissediyordu. Ayağa kalktı, bir iki tur atıp tekrar oturdu. Rahat edemeyip ayağa kalktı ve camın kenarına gitti. Perdeyi aralayıp yola baktı. Bu saatte bu kadar işlek olan yoldan bile sadece bir – iki tane araba geçiyordu fakat bunlardan hiçbiri Cemil’inki değildi. Bir of çekip yatağına geri döndü. Başucunda duran kitaba göz ucuyla baktı. “Seni Beklerken…” diye mırıldandı. Başka zaman olsa su gibi akıp gideceğine emindi sayfaların ama şimdi okuyamıyordu. Gün içinde okuduğu birkaç sayfadan anladığı kadarıyla bir aşk romanıydı bu. Zengin bir dük ve bir yanlış anlaşılma yüzünden evlenmek zorunda kalacağı Alexandra adında bir kız… Çapkın,kadınları umursamayan bir adamla hayattan habersiz, yaşadığı yerden hiç çıkmamış 17 yaşında bir kız. Bir anda istemsizce gülümsedi. Özdeşim kurması pek zor olmazdı bu romanı okurken ama şimdi okuyamıyordu işte
Tekrar ayağa kalkıp dolaplardan birini açtı. Dolabın aşağı kuytularından bir kutu çıkarttı. Büyükçe bir kutuydu bu. Eski günlüklerinin olduğu kutu… Artık günlük yazmayı bırakmıştı çünkü kelimeleri tüketmişti. Doldurduğu günlüklerden birini eline rastgele alıp sayfaları karıştırdı. İçinden hiç okumak gelmiyordu. Bu günlükleri yazdığı günleri düşündükçe kendini aptal gibi hissediyordu. Böylesine kör olmasına şaşırıyordu. Bu günlükleri saklamak bile çok anlamlı değildi onun için ama Cemil atmamasını istemişti. “Orada yazanların hepsi senin yaşadıkların Lamia. Hayatından bir parça. Defterlerden kurtularak geçmişinden de kurtulamazsın. Bırak geçmiş geride kalsın, biz senle kendimize yeni bir gelecek kurmadık mı? Bir gün o gelecek de geçmiş olduğunda bu defterlere bakıp gülümseyecek ve geçip gideceksin. Sana söz veriyorum…” demişti. O da Cemil’in isteğine uymuş ve defterleri bir araya getirip saklamıştı. Elinde kalanları yani… Çünkü Cemil’e güveniyordu. Bugüne dek ona verdiği sözlerin hepsini tutmuştu. Boşanmak dahil… Bu geçmişine de bir gün gülüp geçebileceğine öylesine emindi ki…
Rastgele sayfaları değiştirmeye devam etti. Amacı okumak değil sadece zaman geçirmekti. Defterin son sayfasına geldiğinde pembe zarf gözüne ilişti. Pembe zarf! Birden bu zarfın ne olduğunu anımsadı ve duraksadı. Cemil’in, ona hapisten çıktıktan sonra yazdığı mektuptu bu. Zarfın içinden mektubu çıkarttı. Nedense kendini çok garip hissetmişti. Okumakla okumamak arasında kararsız kaldı ama sonra okumaya karar verdi.

“Lamia…
Seni güneşten, denizden,nefesten çok özledim. Duygularım senin duvarlarına çarptıkça hırçınlaşan dalgalar gibi yorulmuyor, durulmuyor.
Her geçen gün biraz daha büyüyorsun gözümde. Hayat karşısındaki dimdik duruşun büyülüyor insanı.
Ne çok şey öğrendim senden. Ne dersler verdin. Sevginle kendimi keşfettim. Acılarımın hüzünlerimin farkına vardım. Başka bir Cemil’le tanıştım ve çok sevdim onu. Sen de tanı sen de sev istiyorum. Ben de çok yorgunmuşum anladım. Birlikte dinlenelim istiyorum…”

Lamia’nın gözünden bir damla yaş mektuba düştü. Ardından bir damla daha… O sırada odanın kapısının açıldığını duydu ve başını kapıya doğru çevirdi. Yorgunluğu yüzünden okunan Cemil, ceketi elinde içeri girmişti. Gece lambasından odaya yayılan loş ışıkla Cemil Lamia’nın gözlerinin dolu olduğunu fark etti. Şaşkınlıkla;
“Bir şey mi oldu?” diye sordu ve cekete bakmadan kenardaki koltuğa fırlatıp Lamia’nın yanına gitti.
“Hayır, hayır bir şeyim yok.” diyebildi Lamia sadece.
Cemil Lamia’nın önünde diz çöküp “O zaman neden ağlıyorsun?” diye sordu. Lamia’nın elindeki mektubun farkında bile değildi.
“Duygulandım…” dedi Lamia boğazına oturmuş yumrudan kurtulmak için hızla yutkunarak.
Cemil o an Lamia’nın elindeki mektubu fark etti.
“Mektup?” dedi anlamayarak.
“Mektup.” diye tekrar etti Lamia hafif bir tebessümle. “Senin mektubun…”
“Benim mi?” diye sordu Cemil şaşkınlıkla. “Hangi mektubum?”
“Hapishaneden çıktığımızda, Melek’in odasının kapısının altından attığın mektup…”
Cemil bir an düşündükten sonra;
“Ne çok şey öğrendim senden. Ne dersler verdin... Sevginle kendimi keşfettim. Acılarımın hüzünlerimin farkına vardım. Başka bir Cemil’le tanıştım ve çok sevdim onu. Sen de tanı sen de sev istiyorum. Ben de çok yorgunmuşum anladım. Birlikte dinlenelim istiyorum?” dedi ezberden.
Lamia ağlamaklı bir şekilde tebessüm etti. Ardından önünde diz çökmüş vaziyette olan Cemil’in yüzünü ellerinin arasına aldı.
“Tanıdım ve çok sevdim.” dedi.
Cemil de hafifçe gülümsedi. Lamia’nın gözleri dolu doluydu.
“Ne aptalmışım… ” dedi Lamia kendi kendine.
“Lütfen Lamia… Bunu daha önce de konuşmuştuk. Kendini boş yere suçlamaktan vazgeçer misin? O an inanmıyordun duygularımın gerçekliğine, evet. Ama o ‘yeni Cemil’i’ tanımamıştın daha. Kenan’dan intikam almak için sana yaklaştığımı sanıyordun. Kızamam ki sana. Kim olsa öyle düşünürdü. Önemli olan şu an inanıyor ve yanımda duruyor olman.” dedi. Lamia’nın ellerini alıp dudaklarına götürdü. Ardından Lamia’yı neşelendirmek için başka bir anıdan konu açtı.
“Asıl sen benim sarhoş oluşumu hatırlıyor musun bakayım? Nasıl demiştim? Hmm… Siz biz arılar vız vız vız mıydı?” dedi gülerek.
“Ben sana Cemil Bey deyince alınmıştın. Bir dokunuşunun benim hemen gardımı almama sebep olduğunu düşünüyordun ki hakkın vardı. Gardımı alıyordum çünkü yeni bir duyguya kendimi kaptırmaktan ölesiye korkuyordum. Kenan’la yaşadıklarımdan sonra yeni hiçbir şeye cesaretim yoktu. Üstelik sevginin büyüklüğü altında ezilmekten de ürkmüyor değildim.” Gülümsedi.
“Ama korkuyordun da…” diye ekledi Cemil. “Sana bir şey yapmamdan korkuyordun.”
“Kenan’la birlikteliğimizin nasıl olduğunu biliyorsun…”
“Benden bunu bekledin mi gerçekten?” diye sordu Cemil.
“Sarhoştun… Seni daha önce hiç sarhoş görmemiştim. Ne yapacağını bilemezdim…”
“Sarhoştum doğru ama sana hala aşıktım. Sana zarar verebileceğimi düşünmen bile öyle can yakıcı ki… İster sarhoş ister başka bir şey ne durumda olursa olsun senin istemediğin bir şeyi yapamayacağımı biliyorsun. Sen üzüldükçe benim de üzüleceğimi…”
“Ne kadar aptalmışım dediğimde kızıyorsun ama öyleymişim gerçekten. Bu söylediklerinin hepsini biliyorum. Şu an biliyorum. Ama o an göremeyecek kadar kördüm…”
Cemil hafifçe gülümsedi.
“Hadi giyin. Yorgunsundur…” dedi Lamia.
“Evet, itiraf etmeliyim ki çok yorgunum… Ama müjde ki bu sondu. Bitti…”
“Bitti mi? Oh!”
Cemil güldü. “Benden çok sevindin bakıyorum.” dedi.
“Özledim seni…” dedi Lamia. “Yüzünü göremez olmuştum artık. Nasıl sevinmem?”
“Ben de seni özledim birtanem.” dedi Cemil içtenlikle. Lamia’nın yanaklarına öpücük kondurduktan sonra üzerini değiştirdi ve yatağa girdi. Lamia’ya sıkıca sarıldıktan sonra “O zaman iyi geceler Lamia Hanım.” dedi az önce konuştuklarına gönderme yaparak.
“Size de iyi geceler Cemil Bey.” dedi Lamia neşeyle.
“Ah, hayır!”
“Ne oldu? ”
“Bana Cemil Bey demene hala katlanamıyorum.” dedi gülerek.
Lamia Cemil’e doğru döndü ve yanağına bir öpücük kondurdu. “Cemil Bey.” dedi. Dudağının kenarına bir öpücük kondurdu ve “Cemil Bey.” dedi. Ardından Cemil’i dudaklarından uzunca öptü. İkisinin de nefesi kesilene kadar süren bir öpücüktü bu. Lamia kendini geri çektiğinde nefes nefese “Cemil Bey” dedi. Cemil hafifçe gülümsedi.
“Böyle söyleyince daha iyi oluyor sanırım. Bir daha denemeye ne dersin?” dedi muzurca.
“Neden olmasın Cemil Bey?” dedi Lamia gülümseyerek ve yeniden Cemil’i öptü...

magicalrose
21-04-09, 13:21
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(5)

Gece nihayet bitmişti. Lamia Cemille birlikte masada açıkta kalan yiyecekleri eve taşıdı. Ama vakit çok geç olduğu için masayı öylece bıraktılar. Cemil gittikten sonra Lamia odasına çekildi. Günlüğünü eline aldı . Bir şeyler yazmak için çabaladı ama yapamadı.
Bir süre ne yazacağını düşündü ama kafası çok karışıktı. Yazmaktan vazgeçip pencereye doğru ilerledi. Saat gece 02:00 sularıydı ve uykusu yoktu. Odanın loş ışığını biraz daha kıstı. Şimdi içerisi neredeyse karanlıktı. Ellerini göğsünün altında bağladı ve pencereye yaslanıp Ada’da Cemil’le ilk karşılaştıkları anı hatırladı:

Ada’ya yaz güneşi doğmuş sabahın erken saatlerinde huzurlu bir sıcaklık çökmüştü. Lamia odasındaki tahta pencereyi dışarı doğru açmış Ada’nın etrafını saran masmavi suları izliyordu. Bir süre sonra pencereye dayanıp elini çenesinin altına koydu ve gözlerini kapattı. Denizden esen küçük bir esinti yüzüne vurdu ... Lamia gögğüs kafesini dalgalandıran derin bir nefes aldı…
Sonra duşa girip çıktı.
Melek’in odasına girdi. Küçük Melek geniş sarı renk beşiğinde huzur içinde uyuyordu.
Laima kafasını yana doğru çevirince yatakta derin uykudaki Suzan’ı gördü.
Onları uyandırmamaya özen gösterip yarı ıslak saçlarını açık bırakarak sessizce evden dışarı çıktı..
Bahçe kapısının sürgüsünü yavaşça açıp uzun yokuş yoldan aşağı hızlı adımlarla yürümeye koyuldu… Liseli kızların büyük çantalarına benzeyen koyu yeşil çantasını omuzdan va kolunun arasından geçirmiş huzur içinde ilerliyordu… A
macı iki cadde aşağıda poğaçalarıyla meşhur pastaneye gitmekti..

Yolda yürürken birkaç tanıdığa selam verdi. Üzerene giydiği koyu kırmızı elbisenin sırtı saçlarından aman damlalarla hafifçe ıslanmıştı ama Lamia yaz sıcağında bunu önemsemedi…
Nihayet bir alt caddeye giden sokağa girmişti. Yapması gereken köşeyi dönüp caddeye çıkmaktı..



Genç adam kolunun altına sıkıştırdığı günlük gazete ile cadde boyu yürüyordu. Dün gece geç saatlerde Ada'ya gelebilmişti.

Son vapurla Ada’ya gelmiş gece geç saatlere kadar bir tanıdığının evinde kalmıştı. Sonra da Yalıya geçmiş, erkenden de gazete almaya çıkmıştı..
Üzerine giydiği açık mavi yazlık gömleği ve krem rengi pantolonuyla çok şık görünüyordu.
Ellerini cebine sokmuş etrafı inceleyerek yürüyordu. Öyle ki Ada’nın tarihi ve mistik dokusuna uygun güzel binaları izliyor zaman zamana önüne bakmayı da ihmal ediyordu.

Lamia ıslaklığı iyice geçen dalgalı saçlarını savurarak caddeye dönündü ve bir anda sert bir gövdeye çarptı. Cemil telaşla karşısındaki kadından özür dilemeye çalışırken kadının hareketsiz hali dikkatini çekti. Güz yanığı yüzünü ve güneşin altında parlayan yeşil gözleriyle kadına baktı.
Lamia telaşlı şaşkın birşekilde Cemilie bakıyor iri mavi gözlerini hiç ayırmıyorudu... en sonuda da lk konşun o olmuştu..
"Cemil...sen..." diyebilmişti.
Kalbi küt küt atıyor kelmiler bağozında düğümleniyordu. Havalanda koşup yetişemediği mektuplarını aylarca sakladığı Cemil şimddi kaderin bir oylunu gibi karşısına çıkmış etiyle kemiğiyle karşısanda duruyordu.
Cemilinde onlan farkı yoktu. Yüzünde ilk anın şaşkınlığından sonra büyşük bir gülümseme belirmişti. Yüzün özlemle hayallerinde yaşattığı Lamia'yı bir anda karşısında buluvermişti.
"Lamia,... " dedi Cemil...
Lamian onun seisni ne kadar özlediğini anladı o an. Cemlin bir tek kelimesi kulaklarında neşeli bir melodu gibi yankılandı Lamianın
"bsen Ada'dasın" diye sözünü bitirdi Cemil..
Lamia yüzündeki şşakınlıktan kurtulup hafifi bir gülümsemeyle Cemile baktı.
"Evet... "dedi.
Ağır şaşakınlıkla
"Burda evim var Eniselerin... ya ben tatildeyim" diyebildi.
"Bende biraz kafa dinlemeye geldim" dedi Cemil.

Sonra Lamia bir anda Cemili'in ayakta durduğunu gördü.
Yüzünde biraz öncekinden daha şaşkın bir ifade belirdi. Lamia Cemili daha iyi görebilmek için bir kaç adım geriledi ve sesinde beliren sevinçle haykırdı.
"Sen... inanmıyorum! yürüyorsun!!!" dedi..
Öyle sevinmişti ki Cemil bile bu kadarını beklmeiyordu.
"Yürüyorsun... Cemil.. iyileşmişsin...Çok şükür Allah'ım!" dedi Lamia ve içinden gelen isteğe gem vurmadan Cemil'in boynuna sarıldı.




İki genç büyük bir şaşkınlıkla birbirine bakıyor olan bitenin gerçek olup olmadığını anlamaya çalışıyorlardı…..

İşte Lamia ve cemil aylar sonra Ada’da böyle karşılaşmışlardı…..



***********
Hasta olduğum için pek uzun yazamadım ;)
devam edecek elbet...

::Lové's::
21-04-09, 21:12
Can sıkıntısından bende birşeyler yazmak istedim.

CemiLamia (1)

Cemil'e yetişemeyen Lamia'dan,yaşlar süzülür...O sırada durumu çaktırmadan merak eden Suzan hanım arar.Lamia üzüntüden çok bitkinkindir..."

Lamia:Efendim abla ?
Suzan:Alo kızım ne oldu yetişebildinmi Cemil'e ?
Lamia:Hayır...
Suzan:Sen iyimisin kızım ? sesin kötü geliyor.
Lamia: (ağlayarak) Değilim...
Suzan:Aman kızım sakin ol.Lamia lütfen...
Lamia: (Gözyaşlarını silerek) Tamam abla,sen beni merak etme iyiyim ben.
Suzan:İyi olduğuna inanmıyorum ya neyse...Hadi çabuk gel Kenan burada.
Lamia:Niye gelmiş ?
Suzan:Bilmem...Şuan lavaboya kadar gitti,iner şimdi.
"O sırada Kenan gelir."
Suzan:Ha geldi.
Kenan:Lamia'mı ?
Lamia:Hayır de Suzan abla lütfen.Konuşacak halim yok...
Suzan:Iııııı evet...
Lamia:Abla !!!
Suzan: (kısık sesle) Ne yapayım kızım.Ne diyeceğimi şaşırdım biran.
Lamia:Offff....
Kenan:Konuşabilirmiyim Lamia ile ?
Suzan:Eee tabi buyrun.Hadi öptüm kızım.Çabuk gel...
"Kenan telefonu eline alır."
Kenan:Alo Lamia.
Lamia: (isteksiz bir şekilde) Efendim Kenan ?
Kenan:Nerdesin?
Lamia:Yoldayım geliyorum...
Kenan:Tamam gel bekliyorum.
Lamia,derin bir nefes alır ve verir.Daha fazla konuşamıyacağını anlar ve telefonu birşey demeden direk kapatır.
"Kenan'ın yüzü düşer."
Suzan:Noldu ?
Kenan:Bilmem...kapattı birden.
Suzan:Yoldaysa ondandır.
Kenan:Olabilir...Lamia neredeydi Suzan hanım ?
Suzan: (Telaşlanır) Eeıı Ne bilim oğlum.Makbuleye uğradı heralde...Iıı Neyse kahve yapayımmı sana ?
Kenan:Olur.
"Lamia takside ağlamaya devam eder ve mektubu çıkarır tekrar okur.Mektup'taki her söz Lamia'nın kalbine hançer gibi saplanır.Eve varana kadar mektubu tekrar,tekrar okur.Nihayet eve gelmiştir..."
"Kapıyı Suzan açar."
Suzan:Hele şükür geldin.Meraktan öldüm...Nasıl oldu ? Niye sana haber vermemişler.?
Lamia:Abla sonra konuşalım ne olur...Ayakta duracak halim yok.Kenan hala burdamı ?
Suzan:Hıı...İçerde seni bekliyor.
Lamia:Bi bu eksikti.Birkerede rahat nefes alamıyacakmıym ben.!!
Suzan:Aman kızım sakin ol...Duyacak şimdi.
Lamia:Duyarsa duysun banane...!!
Suzan:Hadi hadi geç.Bırak şimdi mızmızlanmayı...
"Lamia içeri girer.Kenan kahvesini bırakır,ayağa kalkar."
Kenan:Hoş geldin...
Lamia:Hoş bulduk.
Kenan:Bitkin görünüyorsun...
Lamia:Yorgunum ondan...
Kenan:Bende Meleği alır gezdiririz diye düşünmüştüm.
"Lamia cevap vermez.Gözleri dalmıştır,boşluğa bakar."
Kenan:Lamia ???
Lamia:Hı ? Birşeymi dedin ?
"Kenan sinirlenir."
Kenan:Evet !! Nerdeydin sen ?
Lamia:Allah aşkına başlamı yine.Çok yorgunum,dinlenmek istiyorum.
Kenan:Her nereye gittiysen,yormuşlar seni belli...
"Lamia,Kenan'a sinirli bir şekilde bakar."
Kenan: (alaycı bir şekilde)Seni bukadar çok yoran şey ne ? çok merak ettim doğrusu...
Lamia:Seni hiç çekemiycem Kenan ! Eğer saçmalıkların bittiyse gidebilirsin.
Kenan:Eskiden böyle değildin.Çok değiştin...
"Lamia derin bir nefes alır,verir."
Lamia: (alaycı bir şekilde) Evet değiştim.Çünkü artık büyüdüm,olgun kadın oldum.Neyin yanlış neyin doğru olduğunu daha iyi görebiliyorum.Elimdekileri nasıl kaybettiğimi,nekadar çok hatalar yaptığımı...Hepsini görebilcek olgunluktayım.Ama değişen veya aslında hiç değişmeyen biri varsa oda sensin.
Kenan:Ne saçmalıyorsun sen ? Ne ima ediyorsun ??...
Lamia:Neyse tamam uzatmayalım.
Kenan:Sen belliki birşeye kızmış veya üzülmüşsün.Sinirini bende çıkarıyorsun !!
Lamia:Onu genellikle sen yaparsın Kenan.Ben değil...Neyse başka söyliyecek birşeyin yoksa gidebilirsin.Dinlenmek istiyorum...
"Kenan,Lamia'ya öfkeyle bakar ve kapıyı hızla çarparak evden ayrılır.
Suzan:Allah Allah...noldu ?
Lamia:Aman boşver...
Suzan:Cemil'e ne oldu peki ? Niye sana haber vermeden gitmiş.
Lamia:Bende en çok buna kızdım ya...Haber vermedi bana.Beni görmek istemedi çünkü.Haklı aslında...Ona acıdan başka hiçbirşey vermiyorum.
"Lamia'nın gözleri dolar."
Suzan:Yapma kızım böyle...Hem böylesi senin içinde,onun içinde daha iyi.
"Lamia'dan yaşlar süzülür."
Lamia:Onu son birkez bile göremedim Suzan abla...(ağlayarak başını Suzan hanımın gögsüne yaslar.) Bana veda etmeden gitti...Birbirimize veda edemedik.Belkide birdaha onu hiç göremicem.En çokta bu koyuyor bana...Son kez görebilseydim.Son kez yüzüne baksaydım.(ağlamaya devam eder) Neden bilmiyorum ama o olmayınca sanki birşeyler eksikmiş gibi geliyor.Buradayken hiç değilse nerede olduğunu biliyordum.Ama şimdi.....
Suzan:Ya bak şimdi.Ağlama....zaten gelicek elinde sonunda...
"Lamia başını kaldırır.Gözyaşlarını siler.Hafif bir tebessümle"
Lamia:Evet...Gelicek.
Suzan:He bak işte böyle...Boşuna üzüyorsun kendini.Gel gel kıyamam ben sana...(Lamia'ya sarılır)Ben sende bazı şeyler seziyorum kızım.Belki sende farkındasın ama bu böyle olmaz.Biran önce kararını vermelisin.Cemil geldiğinde ne olucak peki ? yine eskisi gibimi davranıcasın ona ? hiç sanmıyorum...O yüzden kalbinin sesini dinle.Hiç korkma...Etrafdakiler şunu der bunu der diyede düşünme.Sen gerçekten ne istiyorsan onu yap...Kenan,çocuğunun babası diye illa onunla olmak zorunda değilsin kızım.Gönlün ne istiyorsa,kimi istiyorsa ona koş...Ne olursa olsun ben seni hep desteklerim,bunu biliyorsun değilmi?
Lamia:Ablam...okadar iyi geldiki bu söylediklerin.Haklısın hatta çok haklısın.En başından beri hata yaptım ben...Hep yanlış kararlar aldım,hep kafamın dikine gittim.Ama artık sağlıklı ve doğru adımlar izliycem...Bu sefer gerçekten mutlu olucam.Mutluyken bile kendimi bilerek mutsuz etmiycem.Beni gerçekten seven,benimde onu gerçekten sevebilceğim kişiyi seçicem.
Suzan:Cemil'i yani ?
Lamia: (Gülümseyerek) Evet...
Suzan:Aferin benim kızıma.Aferin...Bak işte ne güzel artık ne istediğini biliyorsun.
Lamia:Evet...Neyse ben bir Meleğe bakayım.Sonrada duş alıcam.Sonrada...
Suzan:Evet ?
Lamia:Cemil'in mektuplarını okuyacağım.
Suzan:Daha önce okumamışmıydın ?
Lamia: (heyecanla) Olsun...birdaha okuyacam.
Suzan: (güler) Deli kız...E bende yemek hazırlayım bari...şöyle güzel bir akşam yemeği yiyelim seninle he..Ne dersin ?
Lamia:Olur.Abla....
Suzan:Hı ?
Lamia:İyiki varsın...
Suzan:Bak sen şuna...Sende iyiki varsın güzelim benim.Birdaha üzme kendini böyle tamammı ?
Lamia: (gülerek) Tamam...Söz.
Ve birbirlerine sarılırlar."

Şimdilik CemiLamia sahnesi koymadım.Lamia'nın neler düşündüğünü göstermek için.Eğer beğenilirse,devamında onların sahnelerini yazıcam.:)

BERNA
22-04-09, 16:00
Yılın Çifti-17
Geçmişin Ayak Sesleri

Yalıda

Saib ve Suzan çifti nişan yemeği için davetli listesini hazırlamaktadırlar.

Saib: Samimi bir yemek olmasını istemekle iyi ettiniz Suzan Hanım.
Suzan: Ben şaşalı şeylerden hoşlanmıyorum biliyorsunuz Saib Bey.
Saib: Ben akrabaları ve yakın dostları çağırmayı düşünüyorum zaten, öyle fazla teferruatlı birşey olmayacak.
Suzan: Benim fazla akrabam yok; bir Lamia bir de Melek. Bir iki tane de kadim dostum komşu gelecek izniniz olursa.
Saib: Lütfen böyle konuşmayın siz benim eşim olacaksınız, izin ne demek?

Dr. Vedat'ın muayenehanesinde

Lamia: Vedat Bey, çok heyecanlıyım; acaba becerebilir miyim dersiniz?
Vedat: İş aslında kolay bir iş Lamia Hanım. Sekreterim düzenini açıklayan notlar yazdı. O düzene göre randevuları vereceksin. Telefonlarda da kimin aradığını saatiyle not edeceksin ama takıldığın birşey olursa da çekinmeden sor lütfen. Yarından itibaren işe başlayabilirsin. Ben 12:30-6:00 arası çalışıyorum burada, sabahları hastanedeyim. Sen de yarım saat önce gelsen yeter.
Lamia: Peki Vedat Bey. Yarın görüşmek üzere.
Telefon çalar.
Vedat: Anlaşılan bugünden başlıyorsun işe. Hadi aç bakalım.
Lamia: Dr. Vedat Hekimzade'nin muayenehanesi, buyrun efendim.
Kenan: Lamia eve geldim yine yoksun. Bak bu çok fazla olmaya başladı. İyice saygısızsın artık Hüseyin Kenan Gün'e karşı...
Lamia telefonu kapatır.
Lamia: Yanlış numarayı aramış.
Vedat: Neyse, benim de yemeğe misafirim var, Nimet'e yardım edeceğime söz verdim. Çıkalım beraber.
Lamia: Nimet'e selamlar.
Vedat: Başüstüne...

Kapıyı çekerler. Az sonra tekrar telefon çalar ama açan yoktur.

Kenan Lamia'nın kabahatları listesine bir yeni madde ekler.

65. Hüseyin Kenan Gün'ün suratına telefonu kapamak.


Yalıda

Saib: Liste hazır; Kenan, Lamia, Afife, onların çocukları, Nimet, Dr. Vedat, Enise, Şükrü, Cavidan, Namık ve Şahika Hanım, sayın parti başkanı ve iki yardımcısı, eşleri, sizin komşularınız Ayşe ve Nurcan Hanımlar ve de eşleri... Küçük ama samimi bir topluluk oldu ne dersiniz?
Suzan: Şahika Hanım'ı çağırmasak olur mu?
Saib: Yapmayın Suzan Hanım, o benim dostum. Hem yeğenini çağıracağız onu da çağırmadan olur mu hiç?
Suzan: Sizin dostlarınızın çoğu beni sevmiyor zaten.
Saib: Sizi seven sevmiş zaten, lütfen beni kırmayın.
Suzan: Eh iyi madem (suratı asılır biraz)

Mutfakta

Nazım: Gülaycığım hafta sonu için plan yapma.
Gülay: Hayrola ne oldu?
Nazım: Nimet Hanım'a promosyon spa tatili geldi ama Vedat Bey'in işi olduğu için gitmekten vazgeçti. Biletleri de bana verdi.
Gülay: Bu spa her açıdan insanı rahatlatıyor mu?
Nazım: Artık bilemiyorum göreceğiz. Ah Nimet Hanım acil çağırmasa idi.

Kısa bir öpücük verir sonrasında da arabaya koşar.

Gülay: Allah Allah beni hiç bu kadar kısa öpmezdi ama... Olsun en azından işine düşkün birisi.

Arabada Nazım telefonunu açar

Nazım: Merhabalar Buket Hanım, hemen geliyorum randevuya.

Vedat'ın Evi

Nimet: Sevgilim hoşgeldin.
Vedat: Sana çok mahcubum herşeyi sen hazırlamışsın, bir de sözde gelip yardım edecektim.
Nimet: Olsun canım, sen sofrayı kurarsın. Lamia işe başladı mı bu arada? Cemil bana telefon etti sordu. Lamia'yı sıkboğaz etmemek için sizin orayı da aramamış.
Vedat: Cemil'in aşkı gerçekten de çok etkileyici Lamia'ya karşı. Boşanmaları onu çok üzecek değil mi?
Nimet: Evet ne yaparsın ki Lamia Kenan'ı seviyor hala.
Vedat: Fazla bilgi vermek istemiyorum ama Lamia'nın bence kafası karmakarışık bu konuda. Cemil konusunda da Kenan konusunda da.
(Benim kadar karışık olamaz herhalde, şu Şahende Abla gelse de gerçeği tam olarak çözebilsem. Cemil yalan söylemiyor gibi ama ablam da niye yalan söylesin?)
Nimet: Daldın gittin, yine ablanı düşünüyorsun değil mi? Bak gerçeği öğreneceksin işte.


Enise ve Şükrü alışveriş merkezinde

Enise: Şükrücüğüm, çok teşekkür ederim aldıkların için.
Şükrü (elinde paketlerle): Ben bir iki şey alırız demiştim ama...
Enise: Aman Şükrü, iki alana bir bedavaydı kaçırsamıydım yani.
Şükrü: Bir tane neyine yetmedi de üç tane aldık aynı elbiseden onu hiç anlamadım.
Enise: Aynı olur mu farklı renklerdeydi. Aaa Nazım değil mi o?
Şükrü: Paketlerden göremiyorum ki!
Enise: Dur birkaçını ben alayım. Gördün mü bak yanında bir de genç kadın var.
Şükrü: Belki de iş konuşuyorlardır.
Enise: Allahaşkına Şükrü, karşısındaki kadının benzin istasyonunda çalışıyor gibi bir hali mi var?
Şükrü: Bak beraber çıktılar şimdi de.
Enise (pencereden): Şimdi de beraber arabaya biniyorlar. Sizin sülanenin kanında çapkınlık var Şükrü.
Şükrü: Sürekli hatırlatacaksın yani...
Enise: bir de elbiselere uygun ayakkabılar alırsak belki unutabilirim.
Şükrü: Eniseee!
Enise: Bir şansımı deneyim dedim.
Şükrü: Sence Gülay'a söylesek mi?
Enise: Bence sen onun ağzını ara Şükrü.


Yalıda

Cemil: Baba, Suzan Abla yardım ister misiniz?
Saib: Oturma planı yapıyoruz oğlum.
Cemil: Aman beni Kenan'ın yanına oturtma da, yine yok sözünü tuttun, ben de tutarım saçma sapan konuşacak.
Saib: Aslını sorarsan daha başlamamıştık ama ben de sizi yan yana oturtacak kadar tecrübesiz değilim.
Suzan: Bir yanına Lamia'yı alalım. Öbür yanına da Afife'yi alırız.
Saib: Fena fikir değil aslında. Ne pratik kadınsınız Suzan Hanım. Ne güzel anlaşıyoruz işte.
Cemil: Aman Allah bozmasın (gülümser)


Kenan ve Lamia'nın evinde

Kenan: Ben bu çalışma saatlerini hiç beğenmedim Lamia. Niye sabah çalışmıyormuş ki bu Vedat denen adam? Herşeyimizi maşallah ona göre ayarlar olduk. Hüseyin Kenan Gün kendi tercihlerini kendi yapar.
Lamia: Onunla sen çalışmıyorsun ki ben çalışıyorum. Ayrıca söyledim ya sabahları hastanede çalışıyor.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün isterse öğleden sonra hastaneye gidebilir.
Lamia: Ben karışmıyorum ama kabul edeceğini sanmıyorum. Söyle istersen yine de. Buyur telefon.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün canı ne zaman isterse o zaman arar, sen karışamazsın. ben senin işine karışıyor muyum bak.
Lamia: Karışmamış halin bu mu Kenan? Senin yüzünden yakında kovulursam hiç şaşırmayacağım.
Kenan: Bunun için de Hüseyin Kenan Gün'ü suçla bakalım.
Lamia: Öfff artık kavga etmek istemiyorum Kenan. (mutfağa girer)

Kenan (kendi kendine): Gerçekten de işe yaradı, tartışmayı kesti. Gerçekten de bu yöntem işe yaradı. Makbule haklıymış ona güvenebileceğim konusunda.


Vedat'ın Evi yemek sonrası

Şahende: Nimet Hanım çok hoş bir genç bayan Vedat; üstelik de çok düşünceli. Çok şanslısın.
Vedat: Ben de öyle hissediyorum Şahende Abla.
Şahende: Ne güzel, en azından senin kaderin güzel olsun çok isterim. Bilirsin seni kardeşim gibi severdim rahmetli Nadide yaşarken. Sonrasında uzun seneler yurtdışında kaldım, ülkemden çok uzak kaldım iki evliliğim boyunca da.
Vedat: Biliyorum ablacığım. Sizinle konuşmak istediğim konu şu, Fransa'daki aşk macerasından haberim var. Ablam bana mektup yazmış herşeyi anlatmış ama detayları sizden duymayı çok isterim. Bir de Cemil Paşazade ile tanıştım ama biraz araştırınca onun o yaz orada kalmadığını söyledi. Üstelik benim kim olduğumdan da habersiz.
Şahende: Olur mu öyle şey yalan söylüyor mutlaka. Ben şahidiyim ilişkilerinin.
Vedat: Off Şahende Abla, kafam çok karışık. Cemil Paşazade de hiç düşündüğüm gibi birisi değil, o yüzden ben de inanmıştım ona.
Şahende: Bir resim var mı, gerçi değişmiştir ama tanıyabilirim sanırım.
Vedat: İyice salaklaştım artık, tabi göstereyim resmi.

Cemil'in Lamia ve Melek ile birlikte dergiden kesilmiş bir resmini gösterir.

Şahende: Cemil Paşazade bu mu?
Vedat: Evet ben de tanıştım zaten. Yoksa o değil mi?
Şahende: Hayır değil.
Vedat: Buna ne kadar sevindiğime inanamazsın ablacığım. Kendisi son derece iyi anlaşabileceğim bir dost adayıydı, artık dostum olacak.
Şahende: Peki o zaman kim kendini Cemil Paşazade olarak tanıtır ki?
Vedat: Benim bir tahminim var ama sen biraz daha anlatsana ablacığım neler oldu bitti.

Yalıda

Saib: Evet sonunda oturma planımız bitti. Nasıl buldunuz Suzan Hanım?
Suzan: Bilmem ki...
Saib: Bir şikayetiniz varsa söyleyin Suzan Hanım. Kaş göz işareti yapmayın rica ederim.
Suzan: Bence Şahika Hanım'ın yerini değiştirelim, sizin yanınızda oturması şart mı?
Saib: Suzan Hanım, ben evsahibi olarak en uçta oturuyorum, siz de benim hemen öbür yanımdasınız zaten.
Şahika: Onu anladım da bu kadın şeref konuğu mu da, benim karşımda masanın başında oturuyor? Bakıyorum ona o kadar değer veriyorsunuz ki yanınızdan ayıramıyorsunuz.
Saib (sinirlenir): Tamam Suzan Hanım anladım ben sizi. Onu cemil'in yanına alıyorum, ta masanın öbür ucuna.
Suzan: Ee yine baş köşede oluyor. Ne değerli Şahika Hanımmış.
Saib: Beğenmiyorsanız siz yapın planı efendim!!
Suzan: Niye kızdınız hiç anlamadım, hem niçin bağırıyorsunuz?
Saib: Siz de hiçbirşeyden memnun olmuyorsunuz canım! Hanım dostlarımla da görüşmeyeyim isterseniz.
Suzan: Bir de dost tutun bari
Saib: Çarpıtmayın efendim lütfen!

Cemil (odaya girer): Bağırmalarınızı ta öbür odadan duydum. Ne oldu demin gayet güzel anlaşıyordunuz?

Saib: Cemil oğlum bence oturma planını sen yap, ben ne yapsam yaranamıyorum çünkü.
Suzan: Ben eve gidiyorum, Saib Bey sakinleşince bir daha konuşuruz.
Saib: Evet sakinleşmek en iyisi

İkisi de odadan çıkarlar

Cemil (kendi kendine): Oturma planını niye ben yapıyorum ki? Hiçbirşey anlamadım.

Vedat'ın Evi

Şahende: Kendini Cemil diye tanıtan gençle Nadide Ablanın bir aylıık bir ilişkisi oldu. İlk başta sadece konuşuyorlar, fikirlerini paylaşıyorlardı, sanattan konuşuyorlardı. Genelde ben de oluyordum yanlarında. Sonrasında ben olmadan yürüyüşlere çıkmaya başladılar. Nadide çok aşıktı ancak Cemil'in, pardon delikanlının, bir başka sevdiğinin olduğunu umutsuz bir aşk olduğunu söylüyordu. Sonra birden durum değişti ve de beraber olup, sevgili oldular. İşte o zaman Nadide havalarda uçuyor gibiydi. Ancak yaz tatillerinin bitmesine iki gün kala bir mektup aldı Nadide ve de yıkıldı.

Vedat: O mektubu da beraber çekilen resimleri de yaktı diye biliyorum ablam.

Şahende: Evet ben görmedim hiç mektubu ancak biraz bahsetmişti. 'Yaz eğlencesi' diye tanımlamıştı olayı ve de çok sevdiği, kalbinin asıl sahibi Leyla ile evleneceğini söylemiş mektupta. Bir dakika ya Cemil Paşazade Leyla ile evlenmedi mi? Benim iyice kafam karıştı şimdi.

Vedat: Benim ise ilk defa kafamda herşey bu kadar net. (gülümser) Çok teşekkür ederim ablacığım, şimdi sana bir resim göstereceğim, sanırım senin bildiğin Cemil Paşazade'yi bu sefer tanıyacaksın.

Başka bir dergiden çekilmiş bir resmi gösterir.

Şahende: Evet buydu benim bildiğim Cemil Paşazade...


Gelecek Bölüm

1.Saib ve Suzan arasındaki oturma planı krizini kim çözecek?
2.Vedat'ın yeni planı ne olacak?
3.Lamia Hüseyin Kenan Gün dışındaki hayatı nasıl bulacak? Yeni boşluk doldurma yöntemi ne olacak?
4.Efsanevi afrodizyak bitki çayı başka kimleri nasıl etkileyecek?
5.Nazım'ın gizli randevusunun içeriği nedir?

magicalrose
23-04-09, 12:26
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(6)

devam...

BİR YAZ GÜNÜ

Uzun dar apartman dairesinde ince nahif bir keman sesi duyuluyordu. Bu hoş melodi ara ara kesiliyor sonra yeniden aynı ateşli tınılarla etrafta yankılanıyordu. Duyan her hassas kulağın kemanın inlediğini hatta yalvardığını anlayabileceği bir andı bu...

Evin sade ve loş odalarından birinde Afife omuzları sarsılarak ağlıyordu. Yanı başında duran küçük Melek ve odalarındaki çocuklar derin bir uykunun içindeydi ama Afife uyumamıştı.

Hem abisinin çırpınışlarına hem de müziğin ağır ama yaralayıcı notalarına kapılmıştı. İki elini göğsünde birleştirmiş yatağında yarı oturur vaziyetteydi. Elindeki kağıt mendille yanaklarından tomurcuk şeklinde akan gözyaşlarını siliyor bir yandan da “yapma abi, bunu kendine yapma” diye içten içe söyleniyordu.

Bir süre sonra müzik sesi durdu. İçeri salonda saat gece yarısını çoktan geçmiş saatlerdir çalışmaktan bitkin düşmüş bir Kenan vardı. Köşedeki koltuğa yığılmış elindeki notalara bakıyor hafifçe tebessüm ediyordu.

“En güzeli bu olacak: Bir Yaz Günü” diyordu kendi kendine. Notalara bakıp Kınalı Yapıncak’ını düşünüyor gözlerini kapatmış onunla yeniden bir araya gelmenin hayalini kuruyordu.
Onu bir yaz günü Nimet’in yanında saçları örgülü bir şekilde gördüğü anı hatırladı. Üzerindeki beyaz elbisenin içinde küçük bir kadın gibiydi ama aynı zamanda çocuktu da...Lamia’nın masum çocuksu yüzünü, utangaç bakışlarını kaçırışını hatırladı.
Sonra Lamia’nın Cemil’i terk edip onunla dağ evine geldiği günü.
Ne kadarda masum ve bizbizeydik....diye düşündü. Tekrar o güne dönmenin hayalini kurdu.

En sonunda kapattığı gözlerini açtı. Lamia için yapmaya çalıştığı besteyi yeniden çalmaya başladı. Müziği duyan Afife yine ağlamaya başladı.

.............. ......................


DENİZ, RÜZGAR VE BİZ


“Evet nihayet güzel bir Ada sabahı” dedi Nimet akşamdan kalma masaya kahvaltılıkları taşırken.
“Biraz rüzgar mı var?” dedi Cemil havadan emin olmamıştı.
“Yooo hava iyi” dedi Lamia elindeki reçel tabağını masaya bırakırken.
“Bence de ... küçük bir tekne ve Ada’nın muhteşem denizi” dedi Umut önünde duran tabaktan bir parça peynir alıp ağzına attı.
“Noldu yoksa gelmek istemiyor musun?” dedi Nimet
Aniden çıkan rüzgar saçlarını savurdu. Sonra hemen Umut’un yanındaki sandalyeye oturdu.
Lamia o olmadan gitmek istemiyordu. Bakışıyla bunu Cemil’e anlattı.
“Tabii ki istiyorum ama havadan emin olmadım” dedi Cemil.
Hep birlikte oturup güzel bir kahvaltı ettiler. Nimet ve Lamia masayı kaldırırken Umutla Cemil Napolyon’la oynuyorlardı.

“Evet biz hazırız beyler” dedi Nimet elindeki sepeti göstererek.
Umut ona yanaşıp kolunu omuzuna attı. O çapkın gülümsemesiyle
“Şarapta alırız “dedi.
Hep birlikte evden çıktılar.

Teknenin yanına geldiklerinde teknenin beklediklerinde daha küçük olduğunu gördüler. Neredeyse bir balıkçı teknesi kadardı. Zaten amaçları mütevazı bir tekne ile Ada sularında gezinmekti ama bu kadar mütevazı bir tekne de beklemiyorlardı.

“Maalesef. Tim tekneler kiralanmış. Bundan bir boy büyük bir tekne ancak akşama doğru gelecekmiş” dedi Cemil.
“Neyse canım bununla idare ederiz” dedi Nimet
“Tabi tabi. Nede olsa ben kullanmayı biliyorum” dedi Umut.
Sonra hep birlikte tekneye bindiler.
İlk iki saat mükemmel geçmişti.

Hep birlikte sohbet etmişler sonra Umut ve Nimet bir köşede Cemil ve Lamia bir köşede samimi bir sohbete dalmışlardı.
Lamia ve Cemil akıllarına gelen her şeyden konuşuyorlar gülüp eğleniyorlardı. Her birinin elinde birer kadeh şampanya vardı.
Cemilin üstünde beyaz bir body ve ince yazlık bir kapri(?) pantolon vardı. Lamia askılı toz pembe bir body ve kısa yazlık bir etek giymişti.
Cemil yine onun çok güzel göründüğünü düşünüyordu.

Bu sırada tekne ile epeyce Ada’dan uzaklaşmışlardı.
Cemil bir ara başını havaya kaldırınca telaşla ayağa kalktı.
“Umut!” diye seslendi.
“Bence geri dönelim. Ada’dan çok uzaklaştık zaten.” dedi aceleyle. Sesindeki telaş hemen fark ediliyordu.
Teknenin diğer ucundaki Umut ve Nimet ona doğru baktı.
“Bir sorun mu var?” diye sordu Umut.
“Rüzgar ... ve bulutlar” dedi Cemil.

Umut ve diğerleri başlarını havaya kaldırıp gökyüzüne baktılar, masmavi gökyüzünü yavaş yavaş gri ve beyaz bulutlar kaplamaya başlamıştı.
Umut hemen tekneyi Ada’ya doğru çevirdi.
Yarım saat içinde gökyüzü iyice kararmıştı. Neredeyse yağmur yağacaktı. Kimse belli etmese de telaşlanmışlardı. Özellikle Lamia ve Nimet artık yan yana oturuyorlar Cemil ve Umut’a hiç karışmıyorlardı.
Bir süre sonra nihayet Ada göründü.

Ada’yı görünce kızlar rahat bir nefes aldılar. O sıra rüzgar iyice artmış tekneyi yürüyenin dengesini bozacak şekilde sallanmaya başlamış denizdeki dalgayı da arttırmıştı. Ama bu havada çok tekne kullanmış olan Umut durumun normal olduğunu söyleyip herkesi biraz olsun rahatlatmıştı.
Artık Ada’ya da iyice yaklaşmışlardı. Hatta iskele bile görünüyordu.

Tam her şey yoluna girdi derken teknenin öbür ucundaki Umut’un sesi duyuldu
“Kahretsin!”
“Sorun ne?” dedi kızların yanında ki Cemil merakla.
“Dümen takıldı”
“Ne!”dedi Lamia birden bir telaşa kapıldı
“Ay dur sakin ol canım. Denize düşerseniz ben ilk- yardım biliyorum” dedi Nimet ortamı yumuşatmak için tebessüm etmeye de çalıştı.

Aslında o da korkmuştu ama Ada’ya artık oldukça yakın oldukları için bir nebze olsun korkusunu bastırmayı başarmıştı.
“Yardıma ihtiyacın var mı?” dedi Cemil merakla
Umut dümeni sağa sola çevirmeye çalışıyordu. Dişlerini sıkıp dümene asılarak
“Eğer şunu hareket ettirebilirsem ihtiyacım olmayacak!” dedi.
Rüzgar yüzünden sallanan teknenin dümenine bir kuvvet asıldı. Sağa sola çevirmeye çalıştı ama olmadı.
Cemil, Lamia ve Nimet merakla ona bakıyorlardı.
“Hadi!" dedi Umut dümeni tekrar sağa çekmeye çalışırken...
Cemil Lamia’ya dönüp
“Ben yardım edeyim “ dedi ve ayağa kalkıp yürümeye başladı.

Lamia bunu duyunca neredeyse “Hayır gitme!”diye haykıracaktı ama Cemil atik davranmıştı.
Teknenin kıyısından tutunarak Umut’a ulaşmaya çabalıyordu. Bir ara tekne sallanmayı bıraktı. Hatta rüzgar bile durmuştu.

O sırada iyice kenara yaklaştı Cemil. Böylece çabucak Umut’a ulaşabilirdi.
Umut Cemilin kendisine ulaşmaya çalıştığını görememişti....
Tam o anda Umutun sağa çekmeye çalıştığı dümen aniden çalıştı. Tekne sert ve ani bir hareketle sola yattı.
Umut'un yüzünde zafer kazanmış bir komutan gibi ince kendinden emin bir gülümseme belirdi.

Ama etrafta kulakları sağır eden acı bir çığlık duyuldu.
“Cemil!!!”


Cemil tekne aniden hareket edince dengesini kaybetmişti. Teknenin ıslak zemininden kaydı.
Bu sırada onu gören Lamia korkup bir çığlık atmıştı.

Cemil kendisini devirmeye niyetli olan tekneye baktı ama tekne, dümen aniden çalışınca o kadar kuvvetli sallanmıştı ki Cemil o an düşeceğini anlamıştı. Dengede durmaya çalıştı ama başaramadı. Ve bir anda küçük tekneden denizin mavi-gri sularına düştü.
Umut omzundan geriye baktığında Cemilin suya düştüğünü gördü. Ve o anda Lamia ile Nimet yerlerinde fırlamış denize doğru bakıyorlardı ...

Cemil suyun içinde yukarı doğru yüzdü. Su kesinlikle çok soğuk, diye düşündü. Teknenin hemen kenarından denizin yüzeyine çıktı ama hala sallanmakta olan tekne başına sertçe çarpınca olanı biteni gören Lamia tekrar “Cemil!!” diye haykırdı korkuyla.

Denizin üstündeki Cemil’den herhangi bir kıpırdanma olmadı. Lamia korkudan ölmek üzereydi.
Ağlayarak bir kez daha
“Cemil!” diye bağırdı.
Nimet donup kalmıştı.
Cemil’in kafasından sızan bir parça kan denizin yüzeyine yayılıp dağıldı....

Tam bu anda gölün yüzeyinde bir hareketlilik oldu , bir süreliğine yok olan dev dalgalardan biri yeniden ortaya çıkmıştı,
Yükselip Cemil’i suyun dibine doğru çekti.
Teknenin dengesini sağlayan Umut kızların yanına geldi.

“Başını çarptı” dedi Lamia ağlayarak... daha fazla konuşmadı.
Hıçkırıyor Cemilin adını bağırıyordu.
Umut hiç beklemeden denize atladı.
“Cemil!” diye haykırdı Lamia. Korkudan ne yapacağını bilemiyordu. Kalbinin atışını duyabiliyordu.
Şu an tüm dünya durmuştu sanki. Lamia’nın tek istediği Cemil’i'ı sağ sağlim görebilmekti

Ama Lamia daha fazla bekleyemedi. Denizdeki dalgaya baktı ; yüzebilirim , diye düşündü ve Nimet’in uyarılarına aldırmadan teknenin arka tarafından derin bir nefes alıp dibe daldı. Bir kaç dakika sonra yüzeye çıktı. Etrafına bakındı. Yapabildiği kadar kuvvetlice bağırdı.
“Cemil.. Cemil.....!!!! “ dedi. Bu sırdaa gelen küçük bir dalgadan yüzerek kurtuldu.
Bir süre bekledi ama ses gelmedi. Tekrar daldı. Bu sefer daha uzun kaldı ama Cemil’i” bulamadı.
Diğer tarafta da Umut Cemil’i arıyordu.
Nimet’te gözyaşlarına boğulmuştu.
Lamia hem Cemili arıyor hem de endişeyle ve yıkılmış halde
“Benin yüzümden, ısrar ettim” diyordu.


Lamia bu sefer akıntının yönüne doğru bir süre daha yüzdü ve derin bir nefes alıp tekrar daldığında Cemil’i gördü.
Ona doğru yüzdü ve denizin yüzeyinden bir metre kadar aşağıda hareketsiz duruyordu.
Lamia hızla ona doğru yüzdü. Dalgalar Cemil'in suyun yüzeyine çıkmasını engelliyordu.
Şu birkaç dakika Lamia’ya bir ömür gibi gelmişti.
Cemil’e iyice yaklaştı ve hemen eliyle onun bileğini yakaladı. Cemil’in ağırlığını yukarı çekmek o kadar zor olmuştu ki bir ara kendi kolunun yerinden kopacağını düşündü.
Yüzeye çıktıklarında koluyla Cemil’ın başını sabitledi. O sıra Umut’ta’ da yetişti ve ikisi birlikte Cemil’i tekneye yanaştırdılar ve üçü birlikte Cemil’i tekneye doğru çektiler.
Lamia dizleri korkudan titreyen bir halde hemen sordu. Neredeyse bayılacaktı.
“Nefes alıyor mu?” dedi .
Nefes nefese bitkin bir halde Cemil’in yanı başına çaresizce çöktü.
Cemil’in yüzü bembeyazdı. Hareketsiz bir heykeli andırıyordu ve kafasından hala kan sızıyordu. Giydiği beyaz kıyafet kandan pembe-kırmızı bir hal almıştı,
Nimet ve Umut ilk yardım uyguluyorlardı. Nimet hemen sunii teneffüs yapmaya nihayetlendi ama Lamia onu yavaşça ittirdi. Ağlıyordu.
Elleriyle Cemil’in göğsünü defalarca sertçe bastırdı ve dudaklarında ona nefes verdi. Bir kaç kez daha aynı şeyleri denedi.
Herkes endişeli gözlerle olanları izliyordu.
Lamia umutsuzluğa kapılmadan devam etti.
“Hadi.... hadi!!!!” diye haykırdı ve tam o anda Cemil öksürerek yuttuğu suların bir kısmını çıkardı. Herkes bu hayat belirtisine çok sevinmişti ama nefes almasına rağmen Cemil hala derin bir uykudaydı.
Yarım saat kadar sonra kıyıya çıktıklarında çoktan ambülans beklenmeye başlanmış etrafta meraklı küçük bir kalabalık toplanmıştı. Cemil tekneden sarsılmadan indirildi ve tahta iskeleye yatırıldı.
Lamia ağlamaklı gözlerle hemen yanına diz çöktü. İkinci kez onu böyle hayattan kopmuş görüyordu. Kendini tutmasa kalabalığa aldırış etmeden haykırarak ağlayacaktı.
Bu sırada Cemil başını yavaşça yana çevirdi. Acı bir ilacı yutar gibi yüzünü buruşturdu. Lamia, Nimet ve Umut çok heyecanlandılar . Lamia hemen Cemil’in elini sıkıca tuttu.
“Cemil......beni duyuyor musun?” dedi ağlamaklı bir sesle. Cemil’den herhangi bir tepki gelmedi.
“Beni duyuyorsan elimi sık!.... “ dedi ama yine bir tepki gelmedi. Bu sırada ambulansın sirenleri duyuldu...


........


devam edecek elbette ;)

KınalıYapıncak
23-04-09, 17:09
melek artık adaya iyiden iyiye ısınmış,kardeşi saib le birlikte yeni yerler keşfetmeye karar vermiştirler..melek annesinden izin almak ister ve köşkte onu aramaya başlar..

MELEK:anneee!!!!!!

o sırada lamia ve cemil odalarında 'kınalı yapıncakçılık' oynamaktadırlar:)melek merdivenlerden çıkarken bağırmaya devam eder.

MELEK:anneeeeeeeee!!!
LAMİA:hihihi..hayatım melek görcek şimdi...bırakta gidiyim..
CEMİL:çok geç!gidemezsin:)
LAMİA:cemiiilll...

o anda melek içeri girer..

MELEK:anne!duymuyo musun?!
LAMİA:eee...duydum kzım duydum...noldu?
MELEK: (annesine uzun uzun bakar)napıyosunuz siz?
LAMİA:hiiiççç..
CEMİL:oyun oynuoduk..
MELEK:hmmm...anne senin saçların nie dağılmış böle?
CEMİL:oyunun kuralı bu melekcim..dağınık olcaksın..
LAMİA:öhömm..melek noldu?
MELEK:biz saible adada yürüyüşe çıkıyoruz...
LAMİA:olmaz..evden ayrılmayın..
CEMİL:olur olur..gidin bol bol gezin mümkünse akşam gelin..
MELEK:anne lütfen yaa!
LAMİA:tamam melek!bağırma!şu huyundan vazgeç!
MELEK:napim anne seni görünce kendime engel olamıyorum!
CEMİL:eyvaahh...
MELEK:neyse gidiyoruz biz..
LAMİA:tamam..ama fazla uzaklaşmayın..
MELEK:tamam...kenan amcalara da uğrarız belki..
CEMİL:kapıyı çalın ama ya da seslenin..kenan amcanız meşguldur belki..malum bu aralar çok fazla çilli ve örgü saçlı kızlar var etrafta:icon_whis
MELEK:tamam baba..
LAMİA:dikkatli olun!
MELEK:tamaaamm...
CEMİL:nerde kalmıştık?
LAMİA:burda paşazadeeemmmm burda!!:img-hyste:img-blush

melek saibin elinden tutarak sokağa fırlar..

MELEK:ilk önce nereye gidelim saib?
SAİB:bilmem ki melekciğim...sen nereye gitmek istersen..
MELEK:tamam..önce kenan amcalara uğrayalım..
SAİB:peki...
MELEK:ama seslencez önce..
SAİB:neden ki?
MELEK:babam öle dedi..çil mil bişiler dedi ama anlamadım..
SAİB:hımm...şu mesele..ben anladım..keman çalmıyosa yaklaşmayalım bile işi vardır kesin:icon_whis
MELEK:biz de şahikayı çağırırız..
SAİB:peki melekciğim..
MELEK:hı bak anlaştığımız gibi tamam mı şahikanın yanında bana melek paşazade diceksin!
SAİB:peki melekciğim..

kenanın merasim köşküne varmışlardır..

MELEK:kenan amcaaa!!!
SAİB:melek!!naaptın...
KENAN: anlatamıyorum galiba!!hüsyin kenan gün amca!!kaç kere sölicem melek!!
MELEK:ya tamam ya!amma uzattın!
KENAN:huh!
MELEK:sana huh!huh lamaya başladı yine bitmez bu...
SAİB:hüseyin kenan amcacığım acaba şahika gün bizimle oynamaya gelebilir mi?

saib nefes nefes kalmıştır..

MELEK:noldu?
SAİB:çok uzundu yoruldum!
KENAN:huh!babasının oğlu!ben bilmem karım bilir!cavidan gün teyzenize sorun..

o sırada cavidan gün balkona çıkar..dikkat edelim cavidan değil..

CAVİDAN:oo melek paşazade...
MELEK:hehe evet ben!cavidan gün teyze ne güzel konuşuyosun sen öle..gururum okşandı wala!
CAVİDAN:saib paşazade de burdaymış..
SAİB:nasılsınız cavidan gün teyzciğim?
CAVİDAN:iyiyim..gayet iyiyim ben çelik prensesiyim..neden iyi olmiim..
MELEK:diyoduk ki şahika bizimle oynamaya gelebilir mi?
CAVİDAN:tabi..kenan senin hala ne işin var burda?içerde temizliği yarım bıraktın!
KENAN:tamam karıcım hemen gidiyorum..
CAVİDAN:bana da bi su getir...
KENAN:tabi karıcım..
CAVİDAN:mutfakta yerlere basma ama yeni sildin daha!
KENAN:ama nasıl getircem o zman suyunu?
CAVİDAN:ben bilmem!basma dediysem basmicaksın!alahalaa!!
KENAN:tabi karıcım haklısın cnm..
CAVİDAN:sen hüseyin kenan gün sün unutma!istesen uçarsın bile!
KENAN:dimi..öleyin dimi ben..oh be!melek annene anlat bunları!
MELEK:annem meşgul..
KENAN:nasıl yani?
MELEK:babamla oyun oynuyolar..
KENAN: kamera zoom)kınalı yapıncakçılık mı?
SAİB:evet...hihihi...
MELEK:o ne ki?
KENAN:huh!nasıl dünyaya geldiğini zannediyosun!ben annenle...
CAVİDAN:kenan!bu küçük kız seni parmağında oynatıyo anlamıyomusun!cevap verme!
KENAN:peki...
MELEK:ee şahika geliyo mu?
CAVİDAN:melek paşazade...siz şahikayla mutlu olamicaksınız...birbirinizden çok farklısınız...
MELEK:evet biliorum ben paşazadeyim o ise gün..bilmem farkı anlatmaya gerek var mı?:icon_whis
CAVİDAN:tamam...sen kazandın minik kınalı yapıncak...sen kazandın...
SAİB: ????^=+/'=%/'
MELEK:bence gidelim..cavidan teyze yine bi noktaya odaklandı kaldı..dalıp dalıp gidiyo bu iyiye işaret değil..

************************************************** **
can sıkıntısı-7:img-hyste

LamiAslı
24-04-09, 14:44
Can sıkıntısından yazdım.Beğenmezsiniz belki ama öylesine yazdım işte :)

Bunu birazdan son nefesini verecek bir kemancı yazıyor farzet,

Bir gönül eğlencesinin bu kadar acı vereceğini bilmezdim hiçbir zaman.Bir aşkın bu kadar yaralayacağını,sonunda ölüm olacağının da bilmezdim..
Sen benim için gökteki yıldızlardan kopan tanelerdin adeta.Hani hep derdin ya "Yıldızlar kadar uzaksınız." diye,şimdi gözlerindeki o yıldız tanelerine dokunmak için canımı veriyorum...
Gözlerinin içinde kaybolmak ve ebediyete gitmek istiyorum.İçin bana karşı ya öfkeli,ya da bomboş bilmiyorum.Ama şunu bilmeni isterim ki ben seni hep sevdim Lamia hep sevdim...
Belki birkaç saat sonra seninle aynı havayı soluyamayacağım.Ama inan,sensiz olupta ölmek daha da üzüyor beni...
Bir gönül eğlencesi diye başladığımız bu yolcuğulun,aşkla ödüllendirilmesini çok isterdim.Ama şimdi ben bu aşkı kalbimin derinliklerine gömüp ölümle cezalandıracağım...

Hoşçakal Lamia...

magicalrose
24-04-09, 15:37
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(7)


BİR GARİP UYKUSUZLUK

******* *******

Gece yarısı olmak üzereydi. Öğlen saatlerinde yaşadıkları korku yerini doktordan gelen güzel haberle sevince bırakmıştı. Cemil iyiydi ve yarın akşama kadar müşaade altında tutulup hastaneden çıkacaktı.
Artık Cemil’in tek yapması gerek uyanmaktı. Nimet ve Umut Lamia için en yakın butikten kıyafet almışlar sonrada onun ısrarıyla üzgün bir şekilde Ada’da ki eve dönmüşlerdi. Böylece Lamia hastanede tek kalmıştı. kalmıştı. Saib’e haber verip vermeme kararını Cemil’e bırakmıştı.

Cemil’i gölün içinden çekerken kendisini öyle zorlamıştı ki sağ omuzu ağrıyordu. Ama onun için bu ağrının hiç önemi yoktu . Önemli olan Cemil’in hayatta ve sağlıklı olmasıydı.Yavaşça oturduğu koltuktan doğrulup pencereden dışarı baktı.

Bir süre camdan etrafı izledikten sonra Cemil’in yanı başına oturdu. Aylar önce onun telefondaki haykırışını duyduğu anı hatırladı. Korkmuş ve telaşlanmıştı. Hastane de uyanması için dualar etmişti. Şimdi yine Cemil için hastanedeydi.
Neyse ki bu sefer durum ciddi değil, diye düşündü.
Lamia uyumakta olan Cemil’e baktı. Otun alnına gelen saçını ince parmaklarıyla geriye doğru itti. Gülümseyip baktı.
Tam o anda Cemil huzursuzca kıpırdandı ve yavaşça gözlerini açtı. Etrafı önce puslu bir camın ardından görür gibi oldu. Zamanla her şey netleşti. Başında çok büyük bir ağrı vardı.Lamia’nın sesini duydu.
“İyi misin ” dedi heyecanla Lamia.
Cemil baş ağrısından gözlerini açmakta zorlanıyordu.
“Ne oldu bana “dedi yavaşça ve çatallaşmış bir sesle.
“Denize düşüp kafanı tekneye vurdun. Şükür ki iyisin. “dedi Lamia dolu gözlerle Cemil’e bakarak.

Cemil tekrar uykuya daldığı sırada odaya hastanenin doktoru, girdi.
Lamia ona sevinçle Cemil’in gözlerini açtığını söyledi.


.............................. .........................


ON GÜN SONRA

“Eee artık bize de İstanbul yolu göründü desene” dedi Suzan Melek’i yedirmeye çalışırken.
“Evet” dedi Lamia tepkisizce..
Suzan durumu anlayıp konuştu hemen
“Cemil bey ne zaman dönüyormuş İstanbul’a” dedi merakla
“Bilmiyorum” dedi.
Suzan iyice meraklanıp
“Lamia noluyor? Ne bu surat?” dedi
Lamia cevap vermedi önce ellerini göğsünde kavuşturup etrafa küsmüş gibi suratını astı.
“Bak illa çatlatırsın.. Kızım söylesene?” dedi Suzan ısrarla.
“Şu üst taraftaki yalıya taşınanlar varya...”
“Ahhh Evet. Çok şekler insanlar .Çok sevdim ben. Geçen gün ana -kız bizim evin önünden geçtiler. Kadınemekli öğrentmenmiş. Kocası iş adamı... neyse kızı da daha üniversite de okuyormuş...Pek hanım hanımcık bir kız...” dedi Suzan.
Lamia ona ters ters baktı
“Yaaa tek seven sen değilsin belli ki” dedi ağlamaklı bir vaziyette..Üzerindeki gri eşofmanın boyu büyük gelen kollarını geri kıvırmaya başladı
“Bak doğru düzgün anlatıyor mu? noldu Lamia?”
“Ya hani kızları var ya...”
“evet sarışın genç bir kız” dedi merakla Suzan
Cemille nasıl iyi arkadaş olmuşlar bir görsen. Lamia bunu söylerken boşluğa bakıyordu.
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Suzan kıkırdamaya başladı
“Ya Suzan abla...” dedi Lamia
“Sen Cemili kıskandın yani...” dedi Suzan gülmeye devam ederek
“Ne kıskanması ya?!” dedi Lamia hemen savunmaya geçerek...
Tabi tabi...” dedi Suzan
"Ya yalan mı abla. Ne bu samimiyet hemen üç günde” dedi Lamia öfkeye.
Suzan tekrar gülmemek için kendini zor tutuyordu.
“Valla bir daha bir şey anlatmayacağım sana “dedi Lamia ayağa kalkarak
“Ya tamam. Hem ne var bunda kıskanırsan.. Niye inkar ediyorsun ki” dedi Suzan.
Ben yatmaya gidiyorum iyi geceler Suzan abla” dedi Lamia hiç adeti olmadığı üzere erkenden odasına çıktı.

Lamia odasına çıkıp sertçe kapısını kapattı. Gece lambasını yakıp kendini bir çuval gibi yatağına doru attı. Gözleri öfkeden parlıyordu adeta.
En sonunda pencere yanaşıp Cemil’in kaldığı eve baktı. Sonra gözlerine inanamadı. Balkonda Cemil ve o sarışın kız. Lamia dehşet içinde öfkeyle balkondaki ikiliye bakıyordu.

Sinirle üst kattan aşağı indi. Evin içinde dolaşan Napolyon’u görmedi bile. Ayakkabılarını giydi.
“Nereye?” dedi merakla yanına gelen suzan. Lamia cevap vermedi.
“Söylesene bir şey mi oldu?” dedi suzan tekrar
“Birazdan dönerim” dedi Lamia öfkeyle evin tahta kapısını çarpıp çıktı.
Lamia sokak lamsının aydınlattığı yolda kısa bir yürüyüş yaptı. Öfkesi gözlerinde taşıyordu adeta. Cemilin yalısının bahçe kapısına kadar gelmişti. Kapının önünde durdu. İçeri girip girmemek konusunda tereddüt etti.
Ayağını küçük bir kız çocuğunun mızmızlanması gibi yere vurdu ve oflayıp pufladı... Bahçe kapısında bir süre durduktan sonra ışık yayılan pencereye ve balkonuna baktı. Görünürde kimse yoktu. “Değmez hem ne diyeceğim ki” diye düşündü ve tekrar aynı öfkeyle eve geri döndü.

Gecenin geri kalan kısmını da uykusuz geçirdi.

********* **********

gelecekte bir gün gelecek :img-hyste

Lilya
25-04-09, 01:08
SENİ SEVMEK KADERİMMİŞ MEĞER
1.
Lamia bir göl kenarındaydı. Her yer yemyeşildi. Üzerinde etekleri rüzgarda uçuşan bembeyaz bir gelinlik vardı. Yeşilliğin içinde yürümeye başladı. Etrafta kimse yoktu. Birden "Lamia" diye bir ses duydu. sesin geldiği tarafa yöneldi. Tekerlikli sandelyesinde Cemil öylece duruyordu. Yüzünde kocaman bir gülümseme ile Cemil'e doğru yürümeye başladı. O anda Cemil sandelyeden kalktı ve o da Lamia'ya doğru yürümeye başladı. Elinde kırmızı bir gül vardı. Karşı karşıya geldiklerinde Cemil elindeki gülü uzatıp, "Dünyanın en güzel gelinine, benim gelinime" diyerek gülü uzattı. Sonra birden Lamia'yı kucağına alarak döndürmeye başladı. Lamia'nın şen kahkahaları etrafta çınlıyordu.

Lamia ter içinde birden yatağından fırladı. Yatağından kalktı. Mutfağa gidip koca bir bardak su aldı. Sonra tekrar odasına geçti. Yatağın kenarına oturdu. Hala gördüğü rüyanın etkisi altındaydı. Yerinden kalktı ve yatağın tam karşısındaki dolabı açtı. Dolabın içinden kırmızı bir kutu çıkardı. Yavaşça kapağını açtı. İçinden en üstte duran kağıtları eline aldı. Cemil'in giderken bıraktığı, binlerce kez okuduğu mektubu bir kez daha okumaya başladı. Okuduğu her satır kalbine bir acı veriyordu. Gözyaşlarını sildi. Mektubu kenara bıraktı. Bu defa kutudan Cemil'le evliyken çekilmiş olan fotoğrafları aldı eline. Bir bir bakmaya başladı. Baktığı her fotoğrafta Cemil'in gözlerinin kendinde olduğunu farketti. Daha önce hiç farketmediğini hayratle anladı. Nikahta çekilmiş, Cemil'in Lamia'ya doğru baktığı kendisinin ise kameraya doğru baktığı bir fotoğrafta takılı kaldı. Parmaklarını Cemil'in yüzünde gezdirdi, fotoğrafın çekilme anını hatırlamıştı. Gözlerinden tekrar yaşlar süzülmeye başladı.Eli komidinin üzerinde duran telefona uzandı. bir süre süşündükten sonra telefonun tuşlarına bastı. Ama telefon kapalıydı. Elinde fotoğraflarla yatağa uzandı. Gözlerinden yaşlar akarken uyuyakaldı....

Suzan Lamia'ya sesleniyordu.
S: Lamia, kızım hadi kahvaltı hazır. Melek de uyandı.
L: Geldim abla. Mutfağa geldi. Önce Melek'i öptü.
L:Günaydın güzel kızım. Günaydın abla. dedi.
S:Günaydın. Kızım ne oldu sana? Rengin bembeyaz olmuş. Hasta mısın?
L: Gece pek iyi uyayamadım, ondandır. dedi. Sesizce kahvaltılarını yaptılar. Suzan endişeli gözlerle Lamia'yı izliyordu. Bu kızda bir haller var diye düşünüyordu.

Günler aynı hızla akıp gidiyordu... Lamia setle ev arasında gidip geliyordu. Ama çok mutsuzdu. Cemil gideli aylar olmuştu ama ondan hiç bir haber alamıyordu. Kaç defa konuşmak için telefon etmiş, ulaşamamıştı. Kenan ise artık onun için bir işkenceydi. Söylediği her söz okadar anlamsız geliyordu ki...Melek'i almaya geldiğinde çoğu kez yanına bile çıkmıyordu.
Lamia yorgun bir halde setten çıktı, eve gitmeden önce sahile doğru yürümeye başladı. Biraz nefes almak istiyordu. Birden arkasında biri olduğunu farketti. Arkasına dönmeye bile fırsat bulamadan burnuna tutulan beyaz bir bez parçasıyla birlikte gözleri kapandı ve...
*****

KınalıYapıncak
26-04-09, 20:32
CEMİL&LAMİA:love05:

Sabahın ilk ışıkları süzülüyordu odanın içine..çok güzel bir mayıs sabahıydı..boğazdan geçen vapurların iniltileri uyandırmıştı Lamia’yı..aslında hala uyuyordu..gözlerini açamıyordu..açmak istemiyordu..ara sıra dalıyor kesik kesik rüyalar görüyor sonra yine uyanıyordu..güneşin yükselmesiyle birlikte oda daha da aydınlandı..Lamia’nın gözlerine vuruyordu güneşin sıcacık ışınları..yüzünü kaplayan ılıklığın keyfini sürüyordu içten içe..bir yandan da içinden söyleniyordu ‘yine açık bırakmış perdeleri’ diye..hafifçe araladı gözlerini aniden kapattı tekrar..güneş gözlerini yakmıştı..ani bir hareketle güneşe sırtını döndü..

LAMİA:of cemiiiillll…

Cemil hemen yanındaydı..başını genç adamın göğsüne gömdü..gözlerini açmıyordu hala..teninin sıcaklığı vuruyordu yüzüne..teni kokuyordu..ılık bir yaz günü gibiydi..mevsim meyvelerinin kokusu sinmişti üzerine sanki..çilek,kavun,muz..kokusunu alabiliyordu..derin derin çekti içine bu kokuyu..
Güneş artık Lamia’nın açıkta kalan bacaklarını ısıtıyordu..Lamia bunu sevmişti..hatta üzerindeki şilteyi biraz daha açtı..güneş sıcacıktı..tıpkı Cemil gibi..içinde güneş damlalarını hissediyordu o an..şilteye sıkıca sarıldı..uyumak isteyen çocuklar gibi kaşlarını çatmış,dudaklarını bükmüştü..
cemil uyanır gibi oldu..ama o da gözlerini açamıyordu..göğsünde ılık bi nefes hissetti..kesik kesik geliyordu bu esinti..eliyle yokladı..Lamia’nın yüzüydü..hafif bir tebessüm yayıldı yüzüne..gözlerini açmadan Lamia’nın başını göğsünün üstüne aldı..sol kolunu Lamia’nın başının altından omuzlarına uzattı ve omuzlarını sardı sıkıca..Lamia sol elini hemen başının yanına aldı..ve bir kedi gibi mırıldanarak başını cemilin göğsüne sürdü bir iki defa..iki sevgili gözlerini açamamıştı hala..Lamia mırıldandı:

LAMİA:perdeler..
CEMİL:hı?
LAMİA:perdeleri unutmuşsun yine..

Lamianın sesi küçük bi kediyi andırıyordu..uykunun verdiği sersemlikle ne dediğini bilmiyor gibi konuşuyordu..

CEMİL:hıhı…

Cemil bu konuşmalar arasında daha da sıkı sarıyordu eşini..lamia ise uykusunun arasında öpücükler bırakıyordu cemilin göğsüne..cemilse saçlarını öpüyordu Lamia’nın..ancak hala kapalıydı gözleri:)

LAMİA:aşkım..(öpücük)hadi kalk..(öpücük)kapat(öpücük)perdeleri(öpücük)

Cemil o kadar üşeniyordu ki kalkmaya..ama karısının öpücükleri ona bambaşka bi enerji veriyordu sanki..ılık nefesini göğsünde hissettikçe,dudakları tenine dokundukça cemili bambaşka bir huzur sarıyordu..
lamia bi an sustu..yine uykuya dalmıştı..cemil usulca araladı gözlerini..güneş ışınları onun da gözlerini yaktı o an..

CEMİL:of cemil of! :)

Lamianın alnından öptü..

CEMİL:tamam bitanem kapatıyorum..

Cemil usulca doğruldu yerinden..lamiayı uyandırmamak için elinden geleni yapıyordu..başını ellerini arasına aldı yavaşça kendi yastığının üzerine bıraktı..kollarını hemen yüzünün yanında birleştirdi..cemilse koyu gri eşofman altını çekmekle uğraşıyordu..düşük bel olan her şeyi oldu olası sevmemişti zaten..saçları darmadağınıktı..o sırada baş ucunda duran kitabına çarptı kolu..kitap mat bir sesle yere düştü..cemil dişlerini sıktı lamiaya baktı..uyanmasını istemiyordu..bu sesle lamia üzerindeki şilteye daha da sıkı sarıldı..mırıltılarının arasında belirli belirsiz sözler döküldü dudaklarından..

LAMİA:seni seviyorum…

Cemil tatlı tatlı gülümsedi..saçlarını okşadı lamianın..öyle güzel uyuyordu ki..gözlerini alamıyordu..’melekler gibi’ diye geçirdi içinden..saçlarını okşarken şakağına bir öpücük bıraktı..

CEMİL:ben de..

Cemil yatağın etrafını dolaşarak pencereye yöneldi..sağ elini kaldırarak cama dayadı..sol eli cebindeydi..sahildeki balıkçılara takıldı gözleri..oradan oraya konan martılar,spor yapan genç bay ve bayanlar,bankta simit-çay keyfi yapan iki sevgili,bebeğini pusetle dolaştıran bir anne,okulu kıran 3 kız arkadaş,oltasına hakim olmaya çalışan yaşlı bir adam,el ele göz göze dolaşan sevgililer..İstanbul öyle huzurluydu ki o sabah..öyle renkli,öyle mükemmeldi ki..cemil de bi o kadar huzurluydu..sevdiği kadın yanındaydı..kadını yanındaydı..o kadar şeye göğüs germişti ki onun için..öyle çok sevmişti ki..hiç beklemediği bi anda onun sevgisini kazanmıştı..lamia onu sevmişti..gerçekten sevmişti..hayallerine kavuşmuştu nihayet..sevdiği kadına kavuşmuştu..onu kaybetmeyi hiç göze alamamıştı zaten..yenilgiyi hiç kabul etmemişti..çünkü o yenilmeyi hak etmiyordu..
Bu düşünceler arasında tekrar baktı lamiaya..savunmasızdı sanki..öyle masum uzanıyordu ki yatakta..şilteye öyle sarılmıştı ki..sanki kendini korumak istiyordu..yaşadıkları çok incitmişti onu..ama büyümüştü,tecrübeleriyle olgunlaşmıştı..bu düşünceler arasında gezinirken lamianın sesini duydu..

LAMİA:hayatım…kapatmicak mısın?
CEMİL: (irkildi)tamam..tamam kapattım..

Ve perdeleri kapattı..oda loş bir karanlığa gömüldü..lamia yavaş hareketlerle cemilin olduğu tarafa döndü..gözlerini hafifçe araladı..karanlığın içinde seçebiliyordu cemili..gülümsedi..

LAMİA:beni mi izliyosun?

Cemil pencerenin kenarına yaslandı,kollarını birleştirdi..

CEMİL:hıhı…

Lamia hafifçe kıkırdadı..sonra tamamen açtı gözlerini..cemile bakıyordu..

CEMİL:sen de beni izliyosun..
LAMİA:hıhı..sen ne kadar çekici görünüyosun öyle..
CEMİL: (kaşların kaldırdı)öyle mi?hiç farkında değilim..

Bunu söylerken aslında ne kadar çekici olduğunun farkındaydı..
Lamia cemilin dağınık saçlarına baktı..yavaşça gözlerine indi..loş ortamda cam gibi parlıyordu yeşil gözleri..sonra çıplak tenine baktı..’ne kadar da güçlü’ dedi kendi kendine..sonra eşofmanına baktı..düşük bel oluşu cemilin biçimli vücudunu gözler önüne seriyordu…

LAMİA:gerçekten…yani…

Lamia olduğu yerden doğruldu..yastığını arkasına aldı ve yaslandı..saçlarıyla oynamaya başladı..

LAMİA:yani..
CEMİL:yani???

Cemil küçük adımlarla yatağa yaklaşıyordu..lamia ise gözleriyle süzüyordu cemili..o an o kadar arzuluyordu ki onu..cemili çağırıyordu..ikisi de yaklaşan her adımda kelime oyunlarına başlamıştı..

LAMİA:çok….
CEMİL:çok????

Sadece iki adım kalmıştı lamiaya..lamia derin bi nefes aldı..nefesi kesilmişti sanki..günahkar bi edayla ısırdı dudaklarını..

LAMİA:çok……

Nefes alamadığını hissetti bir anda..cemil sadece iki adım uzağındaydı..cemil lamiaya daha fazla direnemezdi..cemil ani bir hareketle lamiaya yaklaştı ve gıdıklamaya başladı..lamia çığlıklar atıyor,kahkahaları çığlıklarını boğuyordu..

CEMİL:söyle bakalım küçük hanım…çok ne?
LAMİA: (kelimeler kahkahalarının arasından güçlükle dökülüyordu)cemil!cemil yapma!
CEMİL:çok ne?söyle yoksa ısırırım..
LAMİA:ısııırr…söylemem ki…
CEMİL: (gıdıklamanın dozunu biraz daha arttırır)çok???
LAMİA: (gülmekten katılmıştır artık cemilin kollarına vurmaya başlar)tamam tamam sölicem..sölicem..dur..

Cemil oyuna ara verir..

CEMİL:evet??
LAMİA: (gözlerini cemilin gözlerine diker en cazibeli bakışını atar)çok….

Cemile yaklaşır..bedeni cemilin çıplak tenine değiyordur..kulağına yaklaşır ve fısıldar..sıcacık nefesi cemilin kulaklarında hayat bulur..

LAMİA:baştan çıkarıcı…

Yüzünü cemilin yüzüne değdirerek uzaklaşır cemilden..cemil lamiaya bakakalır..gözler kenetlenmiştir birbirlerine..ani bir hareketle lamianın dudaklarına yapışır cemil..belinden tutarak kucağına alır lamiayı..küçük ama sürekli öpücükler yerini tutkulu bir öpüşmeye bırakır..lamia her seferinde daha da yaklaşır cemilin bedenine..sanki heyecanını bastırıyormuşçasına bedenine değdirir bedenini..cemilin dağınık saçlarında gezdirir ellerini..sanki tüm şehvetini bırakıyordur cemilin bedenine..cemil lamianın belini tutmaktadır hala..o zarif kıvrımlar cemilin hayallerini,pişmanlıklarını,sevgilerini,sadakatini barındırıyordu sanki..cemil bu zarafetten güç alıyordu…iki sevgili birbirini tamamlıyordu….
:love05:

Lilya
26-04-09, 23:39
Lamia yorgun bir halde setten çıktı, eve gitmeden önce sahile doğru yürümeye başladı. Biraz nefes almak istiyordu. Birden arkasında biri olduğunu farketti. Arkasına dönmeye bile fırsat bulamadan burnuna tutulan beyaz bir bez parçasıyla birlikte gözleri kapandı ve...
*************
2.
Suzan kucağında Melek olduğu halde pencereden bakıyor ve "nerde kaldın be kızım? Niye bu telefonu kapatırsın bilmem ki." diye söyleniyordu. Lamia hiç bu kadar geç kalmazdı. Seti aramıştı ama çoktan çıktığını söylemişlerdi. Uykusu gelen Melek'i yatağına yatırdı. Çocuk bir süre sonra mışıl mışıl bir uykuya teslim oldu. Saat hızla ilerliyor ama Lamia'dan hiç ses çıkmıyordu. Salonda elinde telefon gezinen Suzan kapıda bir ses duydu. Hemen kapıya fırladı açtı. Asansör kapısında Nimet ve Umut vardı. İkisi de Suzan Hanıma baktılar.
S. Siz miydiniz? Lamia sandım. dedi.
U: Lamia daha gelmedi mi? Çoktan çıkmıştı.
S: Hayır gelmedi. Çok merak etmeye başladım. Telefonu da kapalı. Hiç böyle yapmazdı. Başına bir şey gelmiş olmasından korkuyorum.
N: Aaa durun Suzan Hanım. Panik yapmayın. Belki Kenanladır.
S: Hayır değil. Az önce Kenan Bey aradı. Melek'i sordu. Yanında olsa söylerdi.
N: Bak şimdi ben de endişelendim.
Hep birlikte eve girdiler.Kimse belli etmek istemese de herkes çok endişeliydi...
U: Polise haber verelim.
Suzan ağlamaya başlamıştı. Nimet, Suzan'ı sakinleştirmeye çalışıyordu.
U:Alo... Polis merkezi mi? Ben Umut Altuğ...

Lamia, gözlerini açtığında karanlık bir odada buldu kendini. Başı ağrıyordu. Etrafına bakındı. Kimseler yoktu. Ayağa kalkmaya çalıştı.O anda ayaklarının bağlı olduğunu anladı.
L: İmdat! Yardım edin... Kimse yok mu? diye bağırdı ama hiç ses yoktu.
İçerdeki odada ise biri erkek biri kadın iki kişi konuşuyorlardı.
E: hıh uyandı işte. Ne yapacağız şimdi?
M: Sus be kadın. Düşünmeme izin ver vır vır konuşma da bi sus.
E. sen farkında değilsin ama başımız belaya girecek. Ben sadece ona ders verelim dedim. Sen tuttun onu buraya getirdin. Salak herif.
M: Ya ne yapsaydım? Sen demedin mi O karıdan intikam almak istiyorum diye.
E: Dedim. Dedim de ben vuralım kafasına, çizelim o güzel suratını, ömür boyu benim izimi taşısın yüzünde dedim.
M: Yazık değil mi o güzel surata?
E. Bak herif seni öldürürüm. Ne o çok mu beğendin Lamia paçozunu?
M. Boşver sen onu bunu da. Ne yapıcaz onu konuşalım.

Lamia, bırakın beni diye yalvarıyordu ama sesini sadece kendisi duyuyordu. Birden kapı açıldı. Lamia ağlamaktan ve bağırmaktan kısılmış sesiyle "Kimsiniz? Ne istiyorsunuz benden?" Bir erkek sesi:
M. Sus. bağırma be. dedi. Elindeki bez parçasını Lamia'nın ağzına bağladı. Sonra omzundan yatağa ittirdi ve odadan çıkıp, gitti.

Aradan iki gün geçmişti. Ama Lamia'dan ses yoktu. Polis her yerde arıyor ama bulamıyordu. Tüm tv kanallarının haberlerinde, magazin programlarında Lamia'nın ortadan kaybolduğuna dair haberler çıkıyordu. Evde ise bekleyiş devam ediyordu. Suzan hanımı teselli etmek artık çok zorlaşmıştı. Nimet sürekli Melek ve Suzanla ilgileniyordu.
Kapının zili uzun uzun çaldı. Suzan koşarak kapıyı açtı. Gelen Kenan'dı.
S: Buyurun Kenan Bey. Hoşgeldiniz.
K: Hoşbuldum. Duyduklarım doğru mu? Lamia mı kayıp?
S: Evet doğru. Polis 2 gündür her yerde arıyor ama hiç bir haber yok.
Kenan biraz durakladıktan sonra "Belki Cemil'in yanına gitmiştir." dedi. Suzan tiksinir bir ifade ile Kenan'a baktı.
S: Pes doğrusu Kenan Bey. Bunca zamandır kıza yapmadığınızı bırakmadınız. sesimi çıkarmadım. Ama bu söylediğiniz ayıp artık. Lamia'yı hiç mi tanımadınız? Yazık. Vallahi yazık.
K: Ben sadece belki dedim.
S: Gidin lütfen Kenan bey.Burda olmanızın kimseye bir faydası yok. Kenan çok bozulmuştu. Yerinden kalktı ve hızlı adımlarla evden çıktı.
Melek'in odasından konuşmalara kulak misafiri olan Nimet, çantasından telefonunu çıkardı.
N: Alo. Nasılsın?
C. İyyim sen nasılsın?
N: İyiyim.
C. Ne o ağlıyor musun?
N. Cemil. Sana bir şey söylemem lazım.
C: Ne oldu Nimet. Yoksa Lamia'ya bir şey mi oldu?
N: Şey... Bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.
C: Çatlatma da söyle Nimet. Ne oldu Lamia'ya?
N: Bilmek isteyeceğini düşündüm. Lamia kayıp.
C: Ne? Nasıl kayıp?
N. Kayıp işte. 2 gün önce işten eve gelmek üzere çıkmış ve yok. 2 gündür polis her yerde onu arıyor ama bulamıyor.
C. Allah kahretsin nasıl bulamazlar?
*********

BERNA
27-04-09, 23:57
Yılın Çifti-18
Eksik Birşey Mi Var Hayatımda??

Vedat'ın gerçekleri öğrenmesinin üstünden iki gün geçmiştir.

Yalıda

Gülay: Anne çok heyecanlıyım yarın Nazım beni spa merkezine götürecekmiş.
Macide: Bakalım daha neler duyacağız, hadi hayırlısı. İlk başta pek gözüm tutmamıştı ama en azından sana iyi bakıyor Nazım.

İlyas bahçeden içeri girer.

Macide: İlyas bak Nazım kızımızı spa'ya götürüyormuş.
İlyas: Ne sıpası ya, yaylaya mı çıkacaklar?
Gülay: Aman baba sen de hiç birşey bilmezsin. Çok cahilsin. Spa sağlık merkezi demek, suyla tedavi ediyorlar.
İlyas: Maydanoz nelerine yetmiyor ki? Her türlü derde deva...


Salonda

Saib: Cemil şu oturma planı işi iyice sarpa sardı oğlum. Suzan Hanım çok kıskanç çıktı. Bir türlü beğenemedi yaptığım bütün düzenleri...
Cemil: Baba yandın sen bence, hazır geç kalmadan vaz mı geçsen acaba?
Saib: Sanki sen Lamia kıskanç olsa vazgeçerdin ondan!
Cemil: Ah baba tam bir hafta sonra boşanacağıma inanamıyorum.
Saib: Seni üzmek için söylememiştim oğlum.
Cemil: Biliyorum baba, kızmadım zaten sana. Ne yapayım kabullendim artık. Umarım Lamia mutlu olur.
Saib: Cemil oğlum oturma planını sen yapar mısın? Ben ne yaparsam yapayım sorun çıkacak bundan sonra.
Cemil: Ben Vedat ile buluşacaktım ama geri döndüğümde Nimet'le başbaşa verir yaparız. Sonuçta işimiz bu değil mi?
Saib: İyi arkadaş oldunuz, Vedat iyi birisine benziyor. Ben çok memnunum en sonunda iyi bir arkadaşın olduğuna.


Dr. Vedat'ın muayenehanesinde

Vedat: Lamia bu yanındaki koca torba nedir? Yardım edeyim mi taşımana?
Lamia: Teşekkür ederim Vedat Bey. Gelirken yüncüye uğradım da...
Vedat: Hayrola atrık örgüye mi başladın.
Lamia: Zaten biliyordum örgü örmeyi ama son günlerde bir eksiklik hissettim ve de elime şişleri aldım. O günden beri örüyorum sürekli. Melek'e üç kazak, Suzan Abla'ya dört şal, kendime bir bolero örüverdim bir anda.
Vedat: Rahmetli ablam da becerikliydi ama bu kadar hızlı örgü örülebiliyor muydu?
Lamia: Anlayamadım ben de sürekli örgü örmek istiyorum belki eksiklik azalır diye.
Vedat: Azaldı mı bari?
Lamia: Bilmiyorum ki Kenan'a da bir süveter öreyim dedim. Bana 'Hüseyin Kenan Gün sadece angora kazak giyer, başka şey yakışmaz' diye cevap verdi; yine kızdı bana. Artık çok aldırmıyorum kızmasına ama eksikliği daha çok hissettim o zaman.

Torbadan bir atkı çıkarır.

Lamia: Bu arada bakın size de bir atkı ördüm, lacivert yün kalmıştı. Ama Nimet kıskanmaz değil mi?
Vedat: Kıskanmaz kıskanmaz, zaten kendisi pek becerikli değil bu konularda, alınmaz o yüzden.
Lamia: Sevindim, hem belki ona da birşeyler örerim beğenirse...
Vedat: Olabilir aslında.

Odaya girer.

Vedat (kendi kendine): Benim bu kadına eksikliğin kimle ilgili olduğunu hatırlatmam şart oldu. İyi ki Cemil'i çağırmışım öğle yemeği için.

Şükrü'nün bürosunda

Nazım: Şükrü Amca niye çağırdın beni?
Şükrü: Geçen gün seni alışveriş merkezinden güzel bir kadınla çıkarken ve arabaya binerken gördük Enise'yle. Sen birşeyler karıştırmıyorsun değil mi?
Nazım: Sen Buket Hanım'ı diyorsun herhalde. İşin aslı şu amcacığım...

Dr. Vedat'ın muayenehanesinde

Lamia cep telefonda konuşmaktadır.

Lamia: Makbule nasılsın canım?
Makbule: İyiyim, sen nasılsın? Kenan Bey'le herşey yolunda mı?
Lamia: Bilmiyorum Makbule, Hüseyin Kenan Gün'ün arkasındaki Kenan'la görüşebilsem daha net birşey söyleyebilirim.
Makbule (gülümser): Bence şımarıklık ediyorsun. Neyse, konuyu değiştirelim. Suzan Abla nasıl, Saib Bey'le nişanlanmış diye duydum. Tam bulmuşlar birbirlerini!
Lamia: Evet ya, çok komik bir şekilde açıldılar birbirlerine.
Makbule: Anlat belki Suzan Abla'ya karşı içim soğur biraz.
Lamia: Aslında seviyorlarmış zaten birbirlerini, senin olayın yüzünden Saib Bey'le iki ay küstü zaten Suzan Abla kaldıramadı gizli yapılan işi. Ona boşu boşuna kızdın yani....


Yalıda

Suzan Hanım yalıya gelmiştir.

Saib: Suzan Hanım bizim nişan yemeği iki gün sonra olacak, kimin nereye oturacağına Cemil karar verecek. Sizin için uygun olur mu? Yine bir rahatsızlığınız olacak mı?
Suzan: Sanki ben çok kaprisliymişim gibi konuşuyorsunuz, alınıyorum ama.
Saib: Aşkolsun Suzan Hanım, hiç öyle olur mu?
Suzan: Sanki bir ima sezdim ama kabul ediyorum biraz kıskandım sizi.
Saib: Biraz mı??
Suzan: Çok... (karşılıklı gülümserler birbirlerine)
Saib: Sanki siz yanımdayken başka birini görürmüşüm gibi!
Suzan: Ben yokken başka kadınları görecek misiniz yani??
Saib: Macideeee portakal suları nerede kaldı?
Macide: Getiriyorum Saib Bey.


Vedat'ın muayenehanesinde

Kapı çalınır. Lamia kapıyı açar.

Cemil: Merhaba Lamia. Nasılsın, işinden memnun musun?
Lamia: Çok memnunum Cemil. Vedat Bey bana çok iyi davranıyor.
Cemil: Hele bir davranmasın çekerim kulağını.
Lamia (gülümser): Aaa beni işimden mi edeceksin?
Cemil: Melek nasıl? Gerçi Suzan Hanım'dan haberlerini alıyorum ama.
Lamia: İyi iyi, yakında Suzan Abla'ya söylerim yalıya tekrar getirir. Ama korkuyorum bir kıskançlık kavgasının ortasında kalmasında (güler).
Cemil: Ay sorma ortada arabuluculara döndüm. Bir de önemli bir görevim var, nişan yemeğinin oturma planını hazırlamak.
Lamia: Ben de sana yardım edeyim mi? Yapacak iş arıyorum, bir eksiklik hissediyorum yapacak başka iş arıyorum kendime.
Cemil: Kenan kızmasın sonra.
Lamia: Aman o herşeye kızıyor zaten, bir eksik bir fazla farketmez.
Cemil şaşkın bir şekilde bakar ona.
Vedat: Ya ben de deminden beri Cemil'in sesini duyuyorum diyorum. Sohbet koyu bakıyorum?
Lamia (yanakları kızarır): Ben de size şimdi haber verecektim.
Cemil hala şaşkın şaşkın etrafına bakınmaktadır.
Vedat: Cemil yemeğe çıkmıyor muyuz?
(gülmemek için kendini zor tutar)
Cemil: Tabi tabi, oturma planına yardımcı olmak istersen, iş çıkışı buluşabiliriz Lamia.
Lamia: Dur bir dakika Cemil.
Vedat: Lamia sen de yemeğe gelmek ister misin?
Lamia bir süre düşünür.
Lamia: Yok yok, ben zaten Melek'in yeleğini bitireceğim yemekten sonraki zamanında.
Torbadan bir kazak, bir atkı ve bir süveter çıkarır.
Vedat (kendi kendine): Şimdi torbanın niye bu kadar büyük olduğunu anladım, maşallah sihirli gibi. Ben uğraşmasam bile bu iş olacak ama hızlandırayım bari.
Lamia: Ne dediniz Vedat Bey, Bak Cemil bunları sana ördüm
Torbadan bir adet süveter daha çıkarır.
Lamia: Bu da Saib Bey'in...
Cemil (hala şaşkın): Zahmet etmişsin Lamia, ne kadar güzel olmuş bunlar böyle. Hemen süveteri üstüne geçirir.
Vedat: Evet çok yakıştı. (hala gülmemek için kendini zor tutmaktadır)
Lamia: Ben de onu düşünüp bu rengi seçmiştim (gülümser).

Makbule'nin hastane odasında

Kenan: Beni çok önemli birşey için çağırdığını söylemiştin Makbule. Yoksa Hüseyin Kenan Gün için yeni bir cezalandırma yöntemi mi buldun? Öbür yöntem ilk başta işe yaradı, Hüseyin Kenan Gün'le tartışacak cüreti bulamadı şimdi ise ben yokmuşum gibi davranmaya başladı. Hafta sonunda turnem var otele gideceğim diye sevinmiş gibi geldi bana. Düşün Hüseyin Kenan Gün gidiyor diye sevindi.
Makbule: Olur mu öyle şey Kenan Bey, ben telefonla konuştum. Aslında çok pişman ama bir türlü size itiraf edemiyor. Bilirsiniz inatçıdır Kenan Bey. Bana güvenebilirsiniz bilirsiniz siz de.
Kenan: Zaten bunu da tahmin etmiştim, böyle bir cezaya kayıtsız kalması saçmaydı ama Hüseyin Kenan ilk defa şüpheye düştü düşün Makbule.
Makbule: Bu konuda asla şüpheye düşmeyin Kenan Bey. Biraz çay içer misiniz?


Cemil ve Vedat öğle yemeğinde

Cemil: Şaşkınlıktan ne diyeceğimi şaşırdım Vedat. Sen şimdi fazla umutlanma diyeceksin ama elimde değil. Bana bu kadar çok şey örmesi çok hoşuma gitti.
Vedat: Yoo tam aksine umutlanmakta haklısın. Çok da sevindim biliyor musun? Keşke boşanmasaydınız bir süre daha.
Cemil: Söz verdim Vedat. Boşanmam lazım ama bu kadar ilgi görmemiştim evdeyken.
Vedat: Yakında Lamia Kenan'ın gerçek yüzünü iyice anlayacak.
Cemil: Daha önceden karamsardın, nasıl bu kadar iyimser oldun birdenbire.
Vedat: Lamia'nın yanında bol bol ol bu hafta. İtiraz edeceğini sanmıyorum.
Cemil: Senin bir bildiğin var anladım ben, meslek etiği yüzünden söyleyemiyor musun yoksa?
Vedat: Onun gibi birşey diyelim.


Şükrü'nün bürosu

Şükrü: Nazımcığım şu Buket Hanım'la bir de ben görüşeyim ne dersin?
Nazım: Ben sana telefonunu vereyim amcacığım.


Makbule'nin odasında

Makbule: Bana güvenebilirsiniz Kenan Bey. Ben de birtek size güveniyorum. Bana nasıl hissetiğinizi anlatabilirsiniz.
Kenan: Bir enerji var Makbule. Bana Hüseyin Kenan Gün Bey diyeceksin tamam mı?
Makbule (çapkınca gülümser): Tabi Hüseyin Kenan Gün Bey...
Kenan: Bunu bil de öyle konuş bundan sonra...


Gelecek Bölüm

1. Lamia hayatındaki eksikliği doldurabilmek için başka neler deneyecek?
2. Bitki çayının Hüseyin Kenan Gün'deki etkisi nasıl olacak?
3. Nişan yemeğindeki oturma planından Suzan memnun olacak mı?
4. Yoksa Vedat'ın planının değişmediği bir bölüm mü yaşanacak?
5. Buket Hanım'ın herkesi bu kadar cezbeden özelliği nedir?

magicalrose
28-04-09, 14:29
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(8)

devem...

GÖREVİMİZ: HAFİYELİK...

Sabah kapalı bir hava ile uyanmıştı Lamia. Gecenin uykusuzluğu hala üstündeydi. Aşağı inip Suzan’a yardım etti ve öğlene kadar Melek’le vakit geçirdi ama onunla daha çok vakit geçirmek için dışarı çıkarmış bir saat kadar gezmişlerdi.
Ortalıkta öylesine dolaşırken alt caddeye indi.
Alt caddeden geçerken Cemil’i görmüştü. Yine yanında o sarışın kız vardı. Lamia içindeki öfkeye hakim olamamaktan korkup onlara sadece uzaktan bakmıştı. Ne yapıyorlar diye uzun uzun izledi.
Yoldan geçen herhangi biri dikkatlice Lamia’ya baksa onun gizli bir işler çevirdiğini sanıp hafiyelik yaptığına kanaat getirebilirdi.
Lamia üzerinde yazlık keten beyaz-mavi renklerde bir ceket doksanları andıran kareli kısa bir etek giymiş saçlarını düz taramıştı. Önünü de Melek’in bebek arabası ile Cemil’in pişenden dört dönüyordu.

Öyle ki Lamia Cemil ve Sedef’e görünmemek içir sokak içlerine kaçıyor sonra da hafifçe başını eğip yola bakıyordu.
En son Cemli bir şeyleri sezmiş gibi arkasına bakacak oldu anda Lamia hemen yan taraftaki bir küçük markete daldı. Market sahibi tanıdığı Lamia’ya güler yüzüyle ne istediğini sordu.
Lamia hemen oradan çıkmak istiyordu. Cemli arkasını döndüyse bakmıştır sonrada yoluna devam ediyordur, diye düşünüp onları gözden kaçırma korkusuyla market sahibine hiçbir şey söylemeden adamı şaşkınlıkla bırakıp tekrar caddeye çıktı. Melek’in arabasını acele ve hoyratça ittiriyordu. Etrafa bakındı ama Cemil ve Sedef’i göremedi.

“Nerde bunlar!” diye söylenmeye başladı kendi kendine. Kırk elli metre kadar gitmişti ki oları yeniden gördü. Lamia hemen ilk sokak girişinde pusuya yatıp onları tekarar mera ve heyecanla izlemeye koyuldu.

Cemil ve sarışın kız yani Sedef bir kuyumcunun önünde durmuşlar, vitrindeki pahalı takılara bakıyorlardı..
Lamia bir anlam verememişti bu duruma.
Bir süre sonra Cemil ve Sedef kuyumcudan içeri girdiler. Lamia daha fazla dayanamayarak merakına yenildi. Pusuda beklediği sokaktan çıkıp hızlı ama gururlu adımlarla kuyumcunun camına yanaştı. İçeri baktı. Görünmemek için ekstra bir çaba harcıyordu. Cemil ve o sarışın kız ne yapıyorlardı, ne işleri vardı burda?

Lamia vitrine bakma bahanesiyle iyice cama yapıştı ve gördüğü manzara karşısında şok olmuştu. Sedef parmağına geçirdi bir tek taş yüzüğü Cemil’e gösteriyor ikisi birbirine gülümseyerek bakıyordu.

Lamia bu manzarayı büyük bir hayal kırklığı ile izlemişti. Daha kaç gün oldu da bunlar ne yüzüğü bakıyor? diye öfkeyle söylendi kendi kendine . Sonra tüm öfke ve hayal kırıklığı ile oradan koşaradım uzaklaştı.

........................... .......................

MUHTAÇLIK

“Bitti nihayet” dedi Kenan Afife’ye..
Afife gülümsedi
“Çok sevindim abi” dedi.
“Bu en iyisi oldu Afife. Herkes buna bayılacak.” dedi Kenan elindeki nota kağıtlarını göstererek.
“Bence de abi.. Mükemmel oldu” dedi Afife yemek masasına oturmuş sevinçle ortalıkta dönüp duran Kenan’a bakıyordu.
Afife “Gerçektende Bir Yaz Günü en güzeli oldu “ dedi.
Afife bunu tüm samimiyetiyle söylüyordu.
Ama içi cız etmeden de duramıyordu.
Çünkü Cavidan yüzünden yapımcıyla Kenan’ın arası açılmıştı.
Artık ortalıkta İpek vardı üstelik. Elinde kemanıyla her işe, her konsere o koşuyordu. Hüseyin Kenan Gün artık unutulmuş bir sanatçıydı.
Aslında çok değil bir yıl önce olsa bu besteyi kapmak için onlarca yapım şirketi kuyruğa girer ama şimdi bir tane bile bulursak şanslıyız, diye düşündü Afife.
Sonra bunları abisine söylemekten vazgeçip onun canını şimdilik sıkmak istemiyordu.

“Lamia!da bayılacak” dedi Kenan
Afife Lamia’nın adını duyunca huzursuzca kıpırdandı.
“Abi Lamia’ya biraz daha zaman ver” dedi Afife.
Abisinin Lamia tarafında reddedilmesinden ve böylece iyice yıkılmasında çok korkuyordu.
“Yapma Afife. Daha ne kadar bekleyeceğim ki . kaç ay oldu? Yeter bu kadar beklediğim. Artık Lamia’nın karşısına tekrar çıkacağım” dedi Kenan.
Koltuğa oturmuş kararlı bakışlarını Afife’ye dikmişti.
“Üzülmeni istemiyorum” dedi Afife sandalyeden kalkıp Kenan’ın karşısına oturdu.
Kenan sırıtarak gülümsedi
“Üzülmek mi? Afife Lamia ve biz birbirimize aidiz... Ayrı olsakta aşkımız çok güçlü” dedi Kenan
Sonra nota kağıtlarını havaya kaldırdı.
“Bunlar bana Lamia’yı geri getirecek Afife “ dedi Kenan.
“Abi Lamia artık o saf Kınalı yapıncak değil” dedi Afife.
Kenan onun bu sözünden rahatsız oldu ve bir anda Lamia’nın bu evde bu koltukta “ben artık Kınalı Yapıncak!” değilim diye haykırışını hatırladı.
Sonra Afife’ye bakıp kendinden emin tavrını yeniden takınıp “o sadece beni seviyor “ dedi
“Madem öyle neden hala seninle evlenmedi?” diye sordu Afife.
Kenan’ın bakışları içindeki öfkenin birazdan patlayacağını haber verdi Afife’ye.
“Tamam abi. Sen bilirsin . Karışmıyorum ben” dedi Afife ve kalkıp mutfağa gitti.
Bir süre sonra üzerindeki siyah eşofmanla mutfaktan içeri giren Afife elindeki kahve fincanlarından birini koltuğa oturup nota kağıtlarına bakan Kenan’a uzattı.
“Sağol” dedi Kenan.
Afife tam onun karşısına oturdu. Sıkıntılı hali Kenan’ın dikkatini çekti.
“neyin var?” dedi Kenan merakla.
Elindeki fincanı orta sehpaya koydu ve . Mavi gözlerinde beliren meraklı bakışlarını Afife’ye dikti.
“Bir şey yok abi” dedi Afife . her zamanki aslında bir şey ama nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum halini takındı.

“Uzatmada söyle” dedi Kenan
“Aslında o kadar önemli bir şey değil” dedi Afife kahvesinden bir yudum alarak.
Bunun üzerine Kenan meraklı bakışlarını ısrarla Afife’ye dikti.
Afife derin ber nefes alıp verdi ve o da elindeki fincanı sehpaya koydu
“Cavidan…” dedi..
Kenan bu ismi duyduğundan pek memnunu olamamış gibi koltuğuna yaslandı.
“Cavidan bu hafta sonu Namık’la evleniyormuş” dedi bir çırpıda Afife.
“Bugün dayımla konuştum. O’da Şahika Hanım’dan öğrenmiş” dedi gözlerini kaçırarak.
Kenan bunu duyunca birkaç saniye önce içende bileren boşluk dağılıp yerine garip bir hüzne bıraktığını anladı. Aylardır görüşmediği o güzel kadının görüntüsü belirdi bir an. Ona Ada’da ettiği iltifatları hatırladı.O zamanlar ne kadar sevilmeye muhtaçtı..diye düşündü.
Cavidan , dedi içinden… o muhteşem kadın… Çelik Prensesi … artık Namık’ı seviyor..Belki de doğrusu bu….. dedi.
Afife abisinin derin düşüncelere dalmış haline hiç dokunmadı. Günün geri kalanında da pek konuşmadılar.

.............................. ...............................

BİR İNSANI TANIMAK

“Ay bugün hava ne kadar güzel. Dün hava kapalıydı.” dedi Suzan bahçede bir yanların da Napolyon’la gezerken…
“Evet dün pek iyi bir gün değildi…” dedi Lamia Cemil ve Sedef’i hatırlayarak.
“Artık sonbahar iyice bastırdı. Ada’nın havası belli olmuyor” dedi Suzan.
Saçlarını her zamanki gibi toplamış vazgeçemediği mor renkten bir gömlek giymişti.
“öyle.. yakında İstanbul’a döneriz. Nimet yine bazı tekliflerin geldiğin söyledi..” dedi Lamia.
Sırtına aldığı ince hırkayı toparlayıp ellerin göğsünde kavuşturdu.
Bir süre daha bahçede gezindiler.

“Merhaba” dedi ince ama rahat bir ses.
Suzan ve Lamia meramla sesin geldiği yöne doğru baktılar. Bahçe kapısının dışında kot pantolonlu çok şık bir gömlek giymiş, sarı uzun saçlarını omuzlarında dökmüş ışıl ışıl parlayan bir kız duruyordu.
“Ah Sedef! gelsene durma öyle” dedi Suzan sevinçle.
Lamia ona niye çağırıyorsun, der gibi baktı ama Suzan oralı olmadı.
Sedef hemen bahçeden içeri girdi.
“Bir kaç gündür görünmüyordun” dedi Suzan merakla.
Hep birlikte bahçedeki masaya oturdular
“Evet bazı hazırlıklar yapıyordum da “ dedi Sedef ince dudaklarında bir tebessüm belirdi.
“öyle mi..” dedi Suzan.
Kucağındaki Melek’i arabasına koydu.
Sedef eğilip bir süre Melek’i sevdi.
“Ada’ya alışabildiniz mi?” dedi Suzan
“evet, komşularımız mükemmel” dedi Sedef Lamaya bakıp. Lamia zoraki olarak gülümsedi.
“Evet Ada’da samimi bir hava var. Binimde bu sene ilk gelişim” dedi Suzan.
“Ya siz? “dedi Sedef Lamia’ya bakıp
Lamia huzursuzca kıpırdandı.
Cemil ve Sedef’i gizlice takip ettiği için arada bir utanç duysa da gördüklerinden sonra morali çok bozulmuştu. Şimdi Cemilin etrafında dolanan bu kızla sahte bir samimiyetle konuşmak zorundaydı…
Lamia Ada’ya ilk gelişi olmadığını söyleyip ara ara duraksayan bir sohbete girdi.
Sedef çok güzel bir genç kızdı. Laima bu yaşlarda k bazı kızların kendinden büyük adamlardan hoşlandığını düşündü. O yüzden Cemil’le ilgilenmesini anlayışla karşılamaya çalıştı ama içten içe kızdan nefret etmeye başlamıştı. Üstelik bu nefrete hakkım yok, alt tarafı küçük bir öpücükle Cemilin hayatına hükmedemem diye de düşünmeye başlamıştı. Ayrıca cemiL yaşça Sedef ‘ten büyük olsa da çok genç, hoş ve başarılı biriydi. Ayrıca O’nun herkesi etkileyen neşeli ve zeki bir genç adam oluşu da vardı..

Lamia misafiriyle sohbet ettikçe Sedef’in çok akıllı bir kız olduğunu düşünmeye başladı. Anlattıklarından, tavırlarından ve mesafesinden iyi yetiştirilmiş, düzgün, çok da güzel bir genç kız olduğu ortaya çıkıyordu. Üstelik eğitimliydi de.
Yarım saat kadar süren bu misafirlik Sedef’in ikram edilen meyve suyunu içip oradan ayrılmasıyla son buldu.
“Ay ne kadar düzgün bir kız. Bayıldım valla.. Üstelik konuşmaları da pek aklı başında “ dedi Suzan Melek’i kucağına alırken
“Neyse ben Melek’i uyutayım. Öğle uykusuna geç bile kaldık” dedi Suzan.
Bahçede yalnız kalan Lamia Sedef hakkındaki düşüncelerini sıralamaya çalıştı. Hatta onun mükemmel biri olmadığını kendini inandırmak için sohbet sırasında söylediği her kelime başka başka anlamlar yükleyip aslında onun çok da kusursuz olmadığını düşünmeye zorladı kendi ama başaramadı.

Lamia öğle güneşinin ısıttığı bahçesinde Napolyon’la birlikte gezinmeye başladı. Bu sırada gayri ihtiyari bakışları bahçe kapısına dikildi ve kapının önünden hızlı adımlarla Cemil’in geçtiğini ördü.
Nereye gidiyor acaba? diye düşündü.
Ayrıca Cemil ilk defa ona selam vermeden, bahçe kapısının önünde durup bakmadan geçip gitmişti. Lamia’nın iyice morali iyice bozulmuştu. Öfkeli ve endişeli bakışlarını bahçe kapısının ardında boş kalan sokağa dikti.

* ************

devamı var elbet...

::Lové's::
28-04-09, 21:55
CemiLamia (2)

"Aradan uzun bir zaman geçmiştir.Kenan Lamia'ya evlenme teklifi etmiş,Lamia ise kabul etmemiştir.Cemil'in tedavisi hızla devam ediyordur.Kenan'ın en ufak hareketi artık Lamia'ya batıyor ve ondan uzaklaşmak için ada'ya yerleşmiştir.Kenan ise,turneler için uzun bir süre yurtdışında kafasını ve kariyerini toparlamaya çalışıyordur.Cemil nihayet sağlığına kavuşmuş,eskisi gibi yürüyordur."

Cemil:Baba artık iyiyim ben.Biran önce dönelim Türkiye'ye...
Saip:Bu saatten sonra gidemeyiz evladım.Hayırlısıyla sabah olsun,ozaman yola çıkarız.
"Cemil heyecanlanır."
Cemil:Tamam.Bukadar bekledim biraz daha bekleyebilirim.
Saip:Hayırdır oğlum.?Ne bu heyecan.
Cemil:Hiç...özlemişim ülkemi.
Saip:Başka birşey özlemedin yani.?
"Cemil kaçamak gözlerle,lafı biran önce geçiştirmek ister."
Cemil:Iııı...Macide ablayı,İlyas'ı,Gülay'ı özledim işte...
Saip:Sadece bukadarmı ?
"Cemil,babasına lafı unutturmak için Şahika hanımıda katar."
Cemil:Ha birde Şahika hanımı. (kıkırdamaya başlar)
Saip:Hadi ordan be zevzek...
"Cemil kıkırdamaya devam eder."
Cemil:Niye öyle söylüyorsun.Sen özlemedinmi Şahika hanımı.?
Saip:Bak hala dalga geçiyor.Hadi git giyin gözüm görmesin seni...
"Cemil,Saip Paşa'nın yanağından makas alır."
Cemil:Tamam paşam.Hemen giyiniyorum...

Lamia&Suzan

Lamia:Bugün ayın kaçı abla ?
Suzan:1'i...
Lamia:Öylemi ?tamam...
Suzan:Ne o yoksa günmü sayıyordun.
"Suzan gülmeye başlar."
Lamia:Aman abla...Ne alakası var.
Suzan:Tabi tabi...
"Suzan gülmeye devam eder.Lamia kızarır."
Lamia:Ya abla gülme...
Suzan:Tamam tamam sustum.Saip bey'ler ne zaman geliyor.?
Lamia:Ayın üçünde geliyorlar.İki gün sonra yani.
Suzan:Hımmm...hadi gözün aydın.O yüzden bana hergün bugün ayı kaçı diye sorup duruyorsun.
Lamia:Yok canım,ben öylesine soruyordum sana.
"Suzan tekrar kıkırdar."
Lamia:Of abla ya...Sanada hiçbirşey söylenmiyor.
Suzan:Ama ne yapayım kızım.Hiç aklıma gelmezdi Cemil'in yolunu gözleyeceğin.
"Lamia of çeker."
Suzan:Ay tamam tamam sustum.

Cemil&Saip

Cemil:Baba ben hazırım.
Saip:Hadi çıkalım ozaman.
Cemil:Eee nereye gidicez peki ?
Saip:Yemeğe...
"Şık bir Restaurant'a gelirler."
Saip:Seninle sonkez burada akşam yemeği yemek istedim.
"Cemil,herzamanki neşesiyle..."
Cemil:Sonkezmi.Neden ? Yoksa Şahika hanımla evlendikten sonra,beni başındanmı atmayı planlıyorsun.
Saip:Oğlum sen hiç rahat durmuyacakmısın ? Bu ülkede sonkez seninle yemek yiyiyoruz demek istemiştim.
"Cemil,Saip bey'in yanaklarına sıkar."
Cemil:Tamam tamam kızma.Ama ne yapayım hoşuma gidiyor sana takılmak.
Saip:Ben seni beş kardeşle tanıştırayım bakim ozamanda hoşuna gidicekmi.
"Cemil masum bir çocuk gibi dudağını büzer."
Saip:Yapma oğlum.Koskoca adamsın biri görücek şimdi rezil olucağız.
Cemil:Banane...Kızmadığını söyle,birdaha yapmam.
Saip:Hay başımın belası...Tamam tamam kızmadım yemeğini ye hadi.
"Cemil,bu seferde kıkırdamaya başlar."
Saip:Yine ne oldu ?
Cemil:Düşündümde,siz Şahika hanımla çok iyi bir çift olursunuz.
Saip:Hay Allahım.Hay Allahım !!
"Cemil kıkırdamaya devam eder."
Saip:Sen benimle dalga geçiceğine,kendine bak önce.Hala bekarsın...
"Cemil'in gülen yüzüne birden hüzün kaplar.Saip bey çuvalladığını anlar.
Saip:Kusura bakma oğlum.Lamia'yı hatırlatmak istememiştim.
Cemil:Önemli değil baba.Hadi gidelim.
Saip:Ya bak şimdi.Tamam bak dalga geçmene izin veriyorum.Yeterki yüzün asılmasın oğlum.
Cemil:Yoo iyiyim ben gerçekten.Hadi kalkalım.
Saip:Daha tabağın'dakileri bitirmedin.
Cemil:Bukadarı kafi.Hadi kalkalım...
Saip:Peki...

"Restaurant'tan çıkarlar.Geçici olarak tuttukları daire'ye giderler.Cemil ceketini odasında bulunan sandalye'ye bırakır ve yorgun halde yatağına uzanır.Gözünü kapatır,Lamia'yı düşünür...Biran önce onu görmek için güneşin doğmasını bekler.Tam olarak neyle karşılaşacağını bilmese bile, onu uzaktan bile olsa görmenin nekadar iyi geliceğine biliyordu.

Nihayet sabah olmuş.Cemil ve Saip paşa yola çıkmış,ada'ya varmışlardı bile...

Suzan:Lamia !!! kızım hadi gel kahvaltı hazır.
Lamia:Geldim geldim.
Suzan:Nihayet...Bu arada seninki yarın geliyor değilmi ?
Lamia:Seninki derken.?
Suzan:Cemil yani...
Lamia:Abla ya...
Suzan:Ay hemen ne kızarıyorsun.Lafın gelişine dedim yani.
Lamia:Evet yarın geliyorlar,Allah'ın izniyle.
Suzan:Peki sen nerden biliyorsun ? Cemil'lemi konuştun ?
Lamia:Cemil hiç telefonlarıma çıkmıyorki.Nimet'ten alıyordum haberlerini...Doğal olarak Nimet söylemişti.
Suzan:Hımm...Anladım.
Lamia:Ee abla ekmek yok ?
Suzan:Hay Allah ! bak görüyormusun ekmek almayı unutmuşum.Dur hemen gidip alayım.
"Lamia,Suzan'ın kolundan tutar."
Lamia:Olurmu hiç öyle şey ? Allah aşkına otur.Ben gider alarım şimdi...
Suzan:Ne farkeder kızım.Bende gider alırım.
Lamia:Olmaz sen otur.
Suzan:İyi madem çabuk gel.
Lamia:Tamam...

"Lamia evden çıkar.Bakkala biran önce varmak için hızlı adımlar atmaya başlar.Arka yoldan Cemil ve Saip Paşa konuşarak yürümektedirler."

Saip:Ne iyi oldu yürümemiz.Özlemişim ada'nın kokusunu.
Cemil:Birde itiraz ediyordun,ben yürüyemem faytona binelim diye.
Saip:Eee artık yaşlandık oğlum.Ne yapalım.
"Cemil gülmeye başlar.Ve birden duraksar."
Saip:Ne oldu oğlum.Niye durdun ?
"Cemil'in nefes alıp,verişi hızlanmaya başlar.Saip bey endişelenir."
Saip:Oğlum iyimisin.Ne oldu ?
Cemil:Lalalamii...
Saip:Cemil korkutma beni oğlum.Ne oldu söylesene.
Cemil:Lamia...
Saip:Ne olmuş Lamia'ya ?
Cemil:Orada baba.Bakkala girdi...
"Cemil'in kalbi yerinden çıkıcakmış gibi atıyordur."
Saip:Ciddimisin ?
Cemil:Evet baba gördüm onu.
Saip:O olduğuna eminmisin ?
"Cemil,babasına bakar."
Saip:Tamam tamam sorumu geri aldım.Senden iyi kim tanıyacak Lamia'yı.

"Lamia eline ekmeğini almış,bakkala hesabını ödemek üzerededir..."

Cemil:Baba çıkıyor...
Saip:Dur oğlum panik yapma.
Cemil:Görürmü bizi acaba ? Yada görmesin.Yada yok yok görsün...Görmesin yada boşver.Hadi baba çabuk gidelim,uzaklaşalım şu yoldan.
Saip:Hayda...dur oğlum görürse görsün ne yapalım yani.Hem sen değilmiydin biran önce görmek isteyen.
Cemil:Gördüm işte.Ama o beni görmesin...
Saip:Niye evladım.?
Cemil:Ya şimdi çok heyecanlanırım,ne diyeceğimi bilemem.Zor durumda kalmak istemiyorum...
Saip:Heyecanını görebiliyorum.Azer bülbül gibi titriyorsun.
Cemil:Baba !!
Saip:Hep senmi takılcaksın.Birazda ben takılayım.
Cemil:Şuradan uzaklaşalımda ne yaparsan yap.
"Cemil,Saip paşa'nın kolundan tutar ve hızlı adımlarla bakkalında yanından geçmeye çalışırlar."
Saip:Dur oğlum çekiştirme aaa...Çocukmusun sen heyecan yapıyorsun.
Cemil:Hadi baba lütf....

Tam o sırada Lamia,bakkaldan çıkar ve Cemil ile göz göze gelirler...
-------------------------------------------------------------------

KınalıYapıncak
28-04-09, 22:13
PAŞAZADE HAVAYOLLARI:img-hyste

BERNA:pilot
forever_bim:yardımcı pilot
aysem:hostes
Kınalı Yapıncak:Lamia’dan sorumlu bakan
Neverland:Kenan’dan sorumlu bakan
LamiAslı:Melek’ten sorumlu bakan
mirage*:Cavidan’dan sorumlu bakan
Pinkzone:Himalayalardan sorumlu bakan
Love’s:Yeşil gözlerden sorumlu bakan
Misscullen:havlulardan sorumlu bakan

Çok güzel bir mayıs sabahıydı..cemilin tedavi süreci çok güzel geçmiş,nihayet ayağa kalkmıştı..İsviçre’den Türkiye’ye dönmek için bir an önce hazırlıklara başlamıştı..hemen bakanlarını topladı..dönüş yolunda yapılacaklar,Türkiye’ye inince kim nereye gidecek,hava koşulları nasıl..tüm bunlar konuşulmak üzere acil toplanıldı..uzun bir görüşme olacaktı..

CEMİL:saygıdeğer bakanlarım öncelikle hoş geldiniz..beni tedavi sürecimde yalnız bırakmadığınız için sizlere minnettarım..öncelikle teknik konular..berna uçakta herhangi bir problem var mı?
BERNA:hayır cemil bey..her şey olması gerektiği gibi..hava koşullarını göz önünde bulundurursak 2,5 saat içinde Türkiye’de olacağız..
FOREVER_BİM:ayrıca bu kadar erken varabilmemizin en önemli nedeni Paşazade Havayollarının da bir diğer ayrıcalığı..
CEMİL:teşekkür ederim forever_bim..ya sana bir isim bulsak..çok uzun oluyo böyle..
NEVERLAND:lütfen..Hüseyin Kenan Gün bey in yanında bence kısa bile..ki o Hüseyin Kenan Gün bey..kimsenin ismi onunkinden uzun olamaz..bu kabul edilemez!
CEMİL:tamam kafi..beni yordun burda..peki şimdi en önemli kısma geliyoruz..yolcularımız hazır mı?
KINALI YAPINCAK:lamia paşazade hazır cemil bey..her markadan kağıt peçete stokladım..şimdilik yanıma 3 kutu alıyorum..diğerleri bavulda..onun dışında bir keman senfonisi cd si,Cavidan döver,Hüseyin Kenan Gün savar,Kenan beyin keman sesine karşın 2 adet kulak tıkacı ve 2 adet günlük..her biri 120 yaprak..hı bir de gözlüğü..sizinkine uygun olanı..yeterli sanırım?
CEMİL:çok güzel..ilginize minnettarım..Kemancı?
NEVERLAND:lütfen cemil paşazade bey..Hüseyin Kenan Gün diiniz rija edicem..her neyse bizim de maun,çam ve gürgen yapımı 3 kemanımız,Lamia 404 uhu,porselen mini kınalı yapıncak bebeklerimiz,meleğin DNA testinin sonucu,’Envay Çeşit Hakaretler El Kitabı’,’Kadın Aşağılama Sanatı’,hikaye kitabımız ‘Altın Yumurtlayan Tavuk’ ve ‘EGO’s saç jölemiz…jetonla çalışan ‘Pohpohla Beni’ makinemizi almadık Cavidan hanım var diye..
MİRAGE*:öhöm…biz hazır değiliz..hazır olmak zorunda da değiliz..biz çelik prensesiyiz..siz bize uycaksınız..neyse yine asilliğimizi gösterdik bikaç hazırlık yaptık..’Gurursuzluğun Kitabı by Cavidon’,entrika planlarımızın krokileri,lamia hanımın tokadına karşılık uyuşturucu ıslak mendiller..yine lamia hanıma karşı oluşacak bir kıskançlık krizinde sakinleştiriciler,Makbule hanımın velayeti,meleğin DNA testinin sonucu,Kenan 404x404 uhu,yine lamia hanımın güzelliğine karşı maximum çelik prensesi yapımı aynalar,4-5 çanta makyaj malzemesi..şimdilik bu kadar..
CEMİL:evet..allahtan bikaç hazırlık olmuş..neyse…peki Melek?
LAMİASLI:meleğimizde hazır..en büyük boyundan bir nazar boncuğu,biberonu ve emziği…zaten lamia hanım da bizimler beraber..
CEMİL:ona iyi bak…Pinkzone?
PİNKZONE:her türlü parlamaya,göz alıcılığa karşı pudralar hazır..peelingler,egzotik orman meyveli masaj kremleri,deniz mineralleri içeren nemlendiriciler..
LOVE’S:gözlükler tamam..lamia hanımın gözlük rengine uygun olan uçakta takacağınız gözlüğünüz..toz kaçmasına,sulanmasına karşı da damlalarımız hazır..
MİSSCULLEN:cemil bey ‘Bornoz Yakma Timi’ ne karşı yanıma hiç bornoz almadım..havlu var bol bol..anavatanı bursa..işlemeli..paşazade serisi..ayrıca yanık teninize uyumlu olsun diye mat renkleri tercih etmedim..genelde beyaz ve bej ağırlıklı..
CEMİL:çok güzel..her şey hazır gördüğüm kadarıyla..o zaman bir an önce yola koyulalım..

Toplantı salonundan çıktıktan sonra Cemil Paşazade ve bakanlar özel uçağa doğru yola koyuldular..Cemil Paşazade bu yolculukta yalnız olmayacaktı…
Uçağa binmeye hazırlanırken rutin kontrolden geçtiler..ancak Hüseyin Kenan Gün bir türlü geçemiyordu..X-RAY cihazı sadece onda ötüyordu..

KENAN:nasıl bi oyunun içindeyim ben?gitmiyim diye mi yapıyorsunuz tüm bunları?
AYSEM:Hüseyin Kenan Gün bey lütfen zorluk çıkarmayın..uçağımıza güvenli bir şekilde binmenin tek yolu bu..

Kenan sabrının sınırlarını zorlayarak tekrar geçer cihazdan..ancak yine öter..

KENAN:eehh!yeter!ben Hüseyin Kenan gün üm!ötse de geçerim ötmese de!
AYSEM:zaten ötmezse geçersiniz..sorun orda..

KENAN:sen o nohut kadar beyninle bana cevap verme!
AYSEM:hey hey bana bak ben lamia paşazadeye benzemem alırım ayağımın altına!
KENAN:tamam be ne bağırıyon!buldun el kadar çocuu azarla bakalım!
AYSEM:heh şöyle yola gel..şimdi kemerini çıkartıp tekrar geç!benim canımı sıkma!
KENAN:cavidana sormam lazım..
AYSEM:bak benim sınırlarımı zorlama Kenan mısın nesin!pabucumun kemancısı!hadi!hadi!seni bekleyemeyiz!
KENAN:tamam..peki…kızma…

Kenan kemerini çıkartıp tekrar geçer ancak cihaz yine öter..

CEMİL:bırakın Allah aşkına!bunun içine çelik kaçmıştır ondan ötüyo bu!böyle gelsin bırakın..

Cemilin bu sözleri Cavidan ve bakanı hariç herkesi güldürmüştü..Paşazade Havayolları na bineceği için Kenan da sesini çıkaramamıştı bu sözler karşısında…Kenan giyinirken cemil ve bakanları uçağa doğru yol aldılar..

(UÇAKTA)

AYSEM:cemil bey oturma planımız nasıl olsun?
CEMİL:lamiayı kenandan en uzak noktaya oturtun da diğerlerini kafanıza göre ayarlayın işte..
AYSEM:peki..kınalı yapıncak sen lamia hanımı da al cemil beyin koltuğunun hemen arkasına gel..
KINALI YAPINCAK:tamam..hadi lamia hanım cemil beyin arkasında oturcaz…
LAMİA:oluurr..paşazadeemmm ben geliyorummm!!
CEMİL:gel aşkımmm!!
AYSEM:öhö..neyse Cavidan hanım sizi mecburen Kenan bey in yanına oturtucaz o sizsiz siz onsuz yapamıyosunuz çünkü..
CAVİDAN:sen beni oturtamazsın!ben çelik prensesiyim ben otururum siz bana uyarsınız!
AYSEM:tamam Cavidan hanım siz oturun öyleyse biz de ona göre yerleşim yapalım..bu arada LamiAslı cım sen de meleği al lamia hanımın arkasında geç..
LAMİASLI:peki..gel melekcim..
AYSEM:pinkzone,love’s sizde cemil beyin yakınına oturun..her ihtimale karşı..cavidan hanım oturdunuz mu tamam mı?
CAVİDAN:evet..
AYSEM:yalnız bakanınızı yanınıza oturtmak zorundayız..karşı koltuğunuza Kenan bey i alıcaz..
CAVİDAN:tamam dizimin dibinde olsun da..
AYSEM:aksini hiç düşünmedik zaten..

O sırada Kenan uçağa girer..

KENAN:ne?bu ne böyle?bu uçakla mı gidicez Türkiye’ye?
AYSEM:Kenan bey…
KENAN:sakın!!!
AYSEM:Hüseyin Kenan gün bey cemil beyin özel uçağı bu..Paşazade Havayollarının en lüks uçağı bu..
KENAN:huh!neyse idare edicez artık!
CAVİDAN:Kenan!yanıma gel çabuk..
KENAN:peki Cavidan..

Kenanın gözleri lamiayı aramaktadır..

CAVİDAN:çabuk dedim Kenan!atrafına bakınma!ne arıyosun?!
KENAN:lamiayı…

Kenan cemille cilveleşen lamiayı görür..lamia kenanla göz göze gelir.(bu esnada ‘çok geç’ melodisi devreye girer)

CEMİL:ya yine mi ya!bernaa!!!
BERNA:afedersiniz cemil bey..kapat kapat!

Müzik kesilir..kenan ağlamaklı gözlerle bakar lamiaya..

KENAN:kınalı yapıncak..masum,savunmasız,küçük köylü kızı..
LAMİA:Kenan Allah aşkına artık bi paşazadeyim şu dünya çapında ünlü kemancı ayaklarını bıraksan,bana ezik muamelesi yapmasan diyorum?!
CAVİDAN:besleme lamia!hüseyin Kenan gün ün metresi!
LAMİA:Cavidan yine kaşınıyosun bakıyorum..ilk sefer bunları söylediğinde neler olmuştu hatırlatırım…
KINALI YAPINCAK:’cavidan döver’ hazır…
MİRAGE*:uyuşturucu mendil…hazırım Cavidan hanım!
LAMİA:gerek yok kınalı yapıncakcım..onun kadar alçalmicam bu sefer..prenses değilim ama görüyorum ki bi prensesten daha soyluyum!
CEMİL:Cavidan prensesse lamia kraliçe!
LAMİA:aa cemiiiill..seni seni…
KENAN:huh!
CAVİDAN:Kenan hala niye dikiliyosun?!
CEMİL:evet kemancı otur da artık kalkış için hazırlanalım..
KENAN:sen bana emredemezsin ben Hüseyin Kenan…
CAVİDAN:Kenan otur!
KENAN:tamam..

Kenan hemen cavidanın karşı koltuğuna yerleşir..yan yan cemil ve lamiayı kesmektedir..o sırada pilotun sesi yankılanır..

BERNA:sayın yolcularımız Paşazade Havayolları’na hoş geldiniz..for continue english press 9..
FOREVER_BİM:Berna alemsin…
BERNA:ben kaptan pilotunuz Berna
FOREVER_BİM:ben yardımcı pilotunuz forever_bim..
BERNA&FOREVER_BİM:hepinize keyifli yolculuklar dileriz..
FOREVER_BİM:sevgili hostesimiz aysem sizlere acil durumlarda yapmanız gerekenleri anlatacak…cemil bey sizi seviyoruz..
CEMİL:ben de sizi canlarım benim..
BERNA:ben de seviyorum..
CEMİL:bende…
AYSEM:öhöm…bıraksanız da anlatsam artık..
FOREVER_BİM:tamam tamam..evet aysem söz sende..
AYSEM:teşekkürler..şimdi öncelikle uçağımızda acil çıkışlar için 6 kapı bulunmaktadır bu da Paşazade olmanın bi ayrıcalığı tabi..
KENAN:huh!
AYSEM:herhangi bir türbülans anında ya da yükselme durumunda oksijen azalması sonucu başınızın üstündeki oksijen maskeleri açılır..
KENAN:huh!bunu sölicenize türbülansa girmeseniz?
AYSEM: (sabrı zorlanmaktadır)Kenan bey susarsanız eğer anlatıcam..
KENAN:huh!
AYSEM:eğer düşersekte naapcağınızı biliosunuz lamia hanım siz cemil beye sarılın meleği de aranıza alın tabi..kenan bey siz istediğinizi yapabilirsiniz..
KENAN:huh!ben Hüseyin Kenan gün üm bana bişi olmaz!
CAVİDAN:evet..ben de çelik prensesiyim düşmeyin..emrediyorum..

Aysem sabrın sınırlarında pilot kabinine yönelir..

AYSEM:benden bu kadar Berna!daha fazla katlanamicam!
BERNA:tamam sen dinlen artık..gerisini bakanlar halledecek zaten..
AYSEM:güzel..
FOREVER_BİM:hüf hüf..sayın yolcularımız istediğiniz bir parça varsa hemen koyalım..cemil bey sizin önceliğiniz var tabi..
CEMİL:lamiam ne isterse o olsun..
LAMİA:hmmm…içinde keman olsun da nolursa olsun..
CEMİL:olmaz hayatım madem öyle kendi cd ni dinle.
KINALI YAPINCAK:lamia hanım evet yanımızda cd miz var onu takalım siz ordan dinleyin..
LAMİA:tamam..keman çalın bana..keman olsun..kemanım geldi..
CEMİL:kınalı yapıncak burada iş sana düşüyor..
KINALI YAPINCAK:merak etmeyin..hüseyin Kenan gün süz bir keman cd miz var hemen onu takalım..hadi lamia hanım sakinleşin..
CEMİL:kafanıza göre takılın..toygar ışıklı olabilir..
FOREVER_BİM:tamam..o zaman toygar ışıklı dan ‘kalbimdeki sancı’ geliyor..

Müzik devreye girer..gayet sakin geçmektedir yolculuk..bir ara Kenan yerinden kalkar ve cavidana yaklaşır..

KENAN:Cavidan nbr?
CAVİDAN:iim Kenan noldu?
KENAN:hiç..lamia yüz vermiyo yine..sana geldim..
CAVİDAN:hmm..sen Hüseyin Kenan gün sün bi beslemeye mi kaldın Kenancım?
KENAN:öyleyim dimi?
CAVİDAN:a tabi cnm..sen ki dünyaca ünlü bir virtüözsün..lamiaya mı kaldın?
KENAN:evet..evet öyleyim ben..ünlüyüm..harikasın Cavidan!
CAVİDAN:hem o kız seni hiç hak etmedi..sen bi kere egosu yüksek bi insansın lamia sana ne verebilir?
NEVERLAND:hıııh tamam..maun kemanı hazırlıyorum bestesi gelir şimdi..
KENAN:evet…evet..beste..bestem geldi..
CEMİL:neverland..hazırla maun kemanı..
NEVERLAND:hazır efendim..
KINALI YAPINCAK:lamia hanım neden dinlemiyosunuz cd yi?
LAMİA:sıkıldım..ağlatmadı beni..ağlatmalı..ağlamalıyım hıçkıra hıçkıra duygusu yok bu kemanın..kendimi ezik hissedemiyorum..
KINALI YAPINCAK:hıı diyosun..allah akıl versin..neyse şimdi bu kulak tıkıçlarını takmamız gerekiyo Kenan bey beste yapcakmış..
LAMİA:olmaz dinlemek istiyorum!ağlamak istiyorum!kendimi ezik hissettir bana Kenan!
NEVERLAND:’kadın aşağılama sanatı’ hazır Hüseyin Kenan gün bey..
KINALI YAPINCAK:neverland!lamia hanım hadi tıkayalım kulaklarınızı..zorluk çıkarmayın..
KENAN:sen ne aşağılık bi kadınsın lamia!nohut beyinlisin!nohut bile fazla!mercimek!

Lamia ağlamaklı olur..

LAMİA:devam et..az kaldı..
KENAN:sen…sen cemilin parasını seviyosundur!ölse de mirası bana kalsın diye uğraşıyosundur!sana bişi söliim mi melek benim kızım mı ona bile inanmıyorum ben!
NEVERLAND:DNA testinin sonucu burada..buyrun!
LAMİA: (ağlamaya başlar)saol Kenan..
KINALI YAPINCAK:hadi lamia hanım şimdi kulaklarımızı tıkıyoruz…
CAVİDAN:ne vıcık ilişkiler bunlar ne seviyesiz tartışmalar!
MİRAGE*:sakinleştirici..tamam Cavidan hanım kıskanmayın..alın için bunları geçicek..
CEMİL:Allahım sen büyüksün!
LAMİASLI:cemil bey melek ağlamaya başladı napiim?
CEMİL:ver bakim bana şimdi bi gülerim geçer onun ağlaması..aman da aman meleğim benim…

Melekle oynarken birden gömleğinin bir düğmesi açılır ve himalayalar ortaya çıkar..

BERNA:bu ışık…bu ışıkta ne?
FOREVER_BİM:himalayalaaaarrrrr!!!!
BERNA:kule!kule görüş alanımız daraldı!bir ışık bulutunun içine girdik şuan!kule!kule!beni duyuyor musunuz?
FOREVER_BİM:aman allahım!göremiyorum!gözlüklerim!gözlüklerim nerde?!ibreler sapıyor!!
LAMİA:aman tanrım!ben bu ışığı tanıyorum!cemilimmmmmm!!!
KINALI YAPINCAK:lamia hanım sakin olun!gözlükler!kemerinizi bağlayın!
KENAN:huh!kahrolası himalayalar!bende yok bunlardan!!!!
CAVİDAN:çelikten daha parlak!!aman tanrım yeni bir cevher!
PİNKZONE:panik yok!4 numaralı pudra!aşırı parlamayı önler..cemil bey meleği yavaşça bırakın kucağınızdan..
CEMİL:acele et pinkzone..
BERNA:irtifa kaybediyoruz…
PİNKZONE:cikissss….tamam…sakinleştik…şöyle hafif hafif sürelim..tamam az kaldı..
BERNA:görüş alanımız açılıyor..
FOREVER_BİM:ibreler normal..
PİNKZONE:tamam..oldu işte..herkes iyi mi?
KINALI YAPINCAK:lamia hanım sakinleşti..yalnız parlamanın şehvetine dayanamadı bayıldı..birazdan ayılır..
MİRAGE*:yeni bir cevher keşfettik..not aldım..himalayalar..himalaya krallığı kurcam!
NEVERLAND:Hüseyin Kenan gün bey ‘onda var ama bende yok ben hüseyin Kenan gün üm’ diyor..
CEMİL:güzel..herkes normal anladığım kadarıyla..
PİNKZONE:not alıyorum…saat 13.47 himalayalara 4 nolu pudra uygulandı..

O sırada Kenan lamiaya yaklaşır..

KENAN:lamia..

Kınalı yapıncak ‘kenan savar’ı çıkarır çantasından..

KINALI YAPINCAK:Hüseyin Kenan gün bey!uzak durun yoksa kötü olur!
KENAN:lamia..benimle gel..
KINALI YAPINCAK: (spreyi sıkar)pıııssssttt pısssssttttt!!!
KENAN:öhöh öhö bu ne?!!!!!

Kenan koşar adımlarla uzaklaşır..

KINALI YAPINCAK:eheheh..cemil beyin parfümü…
LAMİA:ooohh mis gibi koktu!miss miss!!cemilll…
CEMİL:efendim aşkımmmm!!!
LAMİA:elim sende oynayalım mı?
CEMİL:arka bölüme geçelim o zaman..
LAMİA:ehi ehi..yaramaz seni…dur…bi saniye…
CEMİL:noldu?
KINALI YAPINCAK:günlüğü geldi..günlük..hazır..
LAMİA:’meleğim..şimdi cemil babanla arka bölüme geçip elim sende oynicaz..annen..’tamam gidelim paşazademmmm…

Lamia cemili kolundan tuttuğu gibi arka bölüme geçer…

CAVİDAN:Kenan…seni özledim..
KENAN:ya Cavidan dur bi ya!onlardan gördün sen de mi istiyosun elim sende oynamak?!
CAVİDAN:neden olmasın?
KENAN:sen bi kere lamia kadar taze dilsin..kartlamışsın afedersin!alınma ama!neyse belki ruh güzelliğin iyidir dicem o da yok!fesadın tekisin!kısacası yavaş yerler yaşşş!!
CAVİDAN:ben seni yenmek istiyorum Kenan!
KENAN:nerde?güreşte mi?
NEVERLAND:huh!yerinizde olsam iddiaya girmezdim..en azından lamia hanım bilir güreşte yenilemiceni..
LAMİASLI:bknz melek Cavidan hanım…
CAVİDAN:mirage sen kimden yanasın?!sen benim bakanımsın!
MİRAGE*:ben mi istedim senin bakanın olmayı??!!alahalaa sana gıcık oluyorum zaten!kınalı yapıncak böle yazmış senaryoyu napiim!!
CAVİDAN:ne yani sen şimdi..
MİRAGE*:evet!aman yeter ya!ben niye senin bakanın oluyomuşum!!ben cemil beyi seviyorum!hıh!senden de hiç haz etmiyorum!!oh bee!!
CAVİDAN:ama…namığı çağırın bana!namık!!namık!!yine reddedildim!!namık!!!

O anda cemil gözünü tutarak içeri girer..üstü çıplaktır..himalayalar gün gibi ortadadır..

KENAN:hayıııırrr!!!ben de yoookkkkk!!!
LOVE’S:cemil bey!noldu?
CEMİL:gözüm…toz kaçtı..
LOVE’S:tamam…tamam sakin olun…
BERNA:kurtar onu love’s..o gözler olmadan naparız biz!
KINALI YAPINCAK:onlar parlamadan naaparız..himalayalaarr…kapatın şunları..
PİNKZONE:yeşil yeşil bakmadan…himalayalarım…
MİRAGE*:zümrüt gibi değerli onlar..him..hima..himalay…
FOREVER_BİM:paşamız ağlayınca…ah o gözleri…kurtar lütfen…aha himalayalar…
LAMİASLI:melek o gözlere bakmadan büyümemeli…
LOVE’S:tamam..cemil bey gelin damlatalım..tamamm..oldu işte..geçti mi?
CEMİL:geçti..
LOVE’S:kendime not:saat 14.13 zümrüt gözlere damla damlatıldı..11dk 23sn sonra tekrarla..
CEMİL:teşekkür ederim..duşa girmeliyim..
MİSSCULLEN:ben hazırım cemil bey..
CEMİL:tamam saol..bornoz yok dimi?
MİSSCULLEN:hayır cemil bey!no bornoz yes havlu!!
MİRAGE*:evet..havlu istiyoruz!!
LAMİASLI:evet...meleğe bakmaktan göremedim ben o himalayaların pudrasız halini!havlu olsun!
KINALI YAPINCAK:eeheh ben çok gördüm..malum lamia hanımın bakanıyım..
LAMİA:öhö ehe..
BERNA:ben kaptan pilot olarak havlu diyorum..
FOREVER_BİM:hüf hüf..deneme…havlu..havlu…
CEMİL:madem herkes havlu diyo..eh hadi bakalım..bekleyin..dönüşüm muhteşem olcak..

Ve cemil duşa girer..herkes kabinin önünde sıra olmuştur..himalayaları görmek isteyen herkes..tabi havlu bakanı misscullen en öndeydi..bizlerden daha şanslıydı..ve beklenen an geldi..cemil paşazade ıslak himalayalarla karşımızdaydı..hemen havluyu beline sardı..büyülenmiş gibiydik..

KINALI YAPINCAK:aman alahım…bu seferki diğerlerinden daha farklı..
PİNKZONE:eueh..evet kremi değiştirdik..
MİRAGE*:lütfen..lütfen bunlara masajı ben yapmak istiyorum..
MİSSCULLEN:ıslak…ıslak…damlalar…
BERNA:ya forever_bim biraz da sen kullan görmek istiyorum!!!
FOREVER_BİM:hıhhııı……him..hum..hım…ham..hem..him.. himalayalar….
LOVE’S:dokunabilir miyim???
LAMİASLI:beni de melek gibi kucağınıza alır mısınız cemil bey…
NEVERLAND:Hüseyin Kenan gün bey de bunlardan yok….
CEMİL:tamam..tamam herkese sıra gelecek..
PİNKZONE:egzotik orman meyveli nemlendirici..şöyle buyurun cemil bey..masaj yapılacak..
CEMİL:kavga etmeyin ama herkes sırayla yapabilir..

Öncelik pinkzone undu tabi..egzotik orman meyveli kremi parmaklarına döktüğünde uçağın içini kaplayan koku hepimizi baştan çıkarmıştı..ağızlarımızdan akan sular gölcük oluşturmuştu yerde..pinkzone yavaşça yaklaştı himalayalara..parmaklarını koydu üzerlerine..bekledi..

PİNKZONE:aman tanrım..ne kadar sert..
CEMİL: (kaşlarını kaldırdı)öyledir..
LAMİA:her gece öpmeden uyumam…
PİNKZONE:ben olsam ben de öperim..öhö..nese..

Pinkzone yavaşça masaja başladı..krem öyle bir yayılıyordu ki esmer himalayalarda..bitter çikolataya sütlü çikolatanın karışması gibi tatlıydı o görüntü..sıra kınalı yapıncaktaydı..

KINALI YAPINCAK:önceden görmüştüm ama ilk defa dokunucam…bana şans dileyin..

‘iyi şanslar’ dilekleri arasında başlamıştı kınalı yapıncak masajına..ince parmakları himalayalarda gezindikçe lamia hanıma ihanet ettiğini düşünüyordu..

KINALI YAPINCAK:kim takar lamiayı ya..sen sabahlara kadar bu hazinenin üzerinde uyu yine de cemil beyin değerini bilme he!yuh be yuh!
LOVE’S:sorma cnm ya!ben olcam varya…ahhh ahhh!gözleri ayrı güzel ama himalayaları bambaşka..bitter çikolata gibi..sert ve tatlı..ahh ahh…lamia olmak varmış..
LAMİASLI:hadi aa meleğe büyüdüğünde bu himalayaların sertlik oranını anlatmam lazım!
MİSSCULLEN:ben de hep görüyorum nasıl olsa..ama dokunmak bi ayrıcalık tabi..

Tam o anda Hüseyin Kenan gün gelir..

KENAN:noluyo burada?
NEVERLAND:huh!cemil beyin himalayalarına masaj sırası!
CEMİL:sende olmayanı bende buldular Kenan…
KENAN:huh!
BERNA:Kenan bey lütfen gölge etmeyin..
FOREVER_BİM:Berna?uçağı kim kontrol ediyo?
BERNA:otomatik pilota bıraktım..bu anı kaçırır mıyım hiç!
KENAN:huh!bende olmayıpta cemilde olan tek şey bu!
LAMİA:hıııııı…sen öle zannet!!
KENAN:bak lamia sen hiç konuşma!zaten paşazade oldun havalara girdin!
NEVERLAND:Kenan bey alın hikayenizi okuyun..yine başlicaksınız anlaşıldı..
KENAN:’altın yumurtlayan tavuk’ hıh güzel tamam..
FOREVER_BİM:hadi neverland kenanı da al git!
NEVERLAND:hadi Kenan bey siz ön tarafa geçin..ben gelcem..bu fırsatı kaçıramam!
MİRAGE*:Kenan beyin bakanı bile buna karşı koyamıyosa…

Tüm bakanlar himalayalara sırayla masaj yapıyorlardı…

CEMİL:hadi ama biraz çabuk..herkese yeticek kadar var..…bu senaryonun akşama yetişmesi lazım..hande minik bi sürpriz yapmak istiyor arkadaşlarına..şimdilik burda bitirelim de akşama yetişsin..herkes okuyabilsin…
KINALI YAPINCAK:tüm arkadaşlarımın isimlerinin olabildiğince geçmesini sağlamaya çalıştım umarım beğenirsiniz:img-wink:kocaman sevgiler hepinize:love05:

magicalrose
30-04-09, 15:30
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(9)

KÜÇÜK BİR TEKLİF

Bir kaç gür sonra hava tertemiz ve güneşliydi.
Lamia koşarak çalan telefonu açtı
“Nelerdensin kaçak?” dedi Nimet’in neşeli sesi,
“Valla biliyorsun işte” dedi Lamia.
“Napıyorsunuz bakım.?”dedi Nimet işyerindeki koltuğuna yayılıp saçlarını savurarak.
“Ada’dayız işte. Keyfinin çıkarıyoruz” dedi Lamia merakla.
“Çıkarın çıkarında sen de Cemli de hiç beni düşün müyorsunuz?” dedi Nimet sitem ederek
“Allahtan Saib bey burda da işleri idare ediyoruz amann neyse…. Lamia sana harika bir haberim var?” dedi Nimet.
“Ya neymiş o?”
Nimet kendinden emin bir tavırla oturduğu koltuktan kalkıp camın önüne geçti.
“Sana harika bir reklam teklifi var” dedi.
“Hani şu ‘içinizdeki dişiyi çıkarır’ reklam kampanyası vardı ya…işte firma bu senede seninle çalışmak istior. Üstelik Umut’a teklif götürmüşler” dedi Nimet.
Üzerdeki sari mini etek elbiseyi çekiştirip dolandı ofisin içinde.
“Umut var demek?” dedi Lamia şaşkın.
“Ne dersin? Bence olur aslında. Hem ücret geçen seferkinden yüzde otuz daha fazla. Firmayı da biliyorsun. Çok profesyoneller. Reklam çekildikten sonra iki bir tane de talk show’a katılacaksın. Umut’ta olacak” dedi Nimet
“Ay bilmem ki?” dedi Lamia kararsızca.
“Lamiacım böyle fırsatları değerlendirmek gerek biliyorsun?” dedi Nimet
Bu sırada Lamının yanına gelen Suzan merakla Lamia’ya ne olduğunu sordu.
“Nem Melek’in geleceği için çok güzel yatırımlar bunlar. Ayrıca çekimlere bir ay var” dedi Nimet.
Lamia’nın Melek konusundaki hassasiyetini iyi biliyordu.
“Düşünmem lazım” dedi Lamia .
“Tatam düşün ama fazla uzatma tamam mı?” dedi Nimet
“peki.. görüşürüz” dedi Lamia ve telefonu kapattı
Suzan ve Lamia birlikte oturma odasına geçtiler
“Nolmuş kızım. Anlatsana?” dedi Suzan merakla
“Yeni bir reklam teklifi gelmiş. Geçen sene çalıştığımız firma bu senede benimle çalışmak istiyormuş” dedi Lamia.
“Kabul edecek misin?” dedi Suzan
“Bilmem. Ücret çok iyi. Firma da güvenilir… Umut’ta olacakmış” dediLamia
Bir süre düşünüp
“Sanırım kabul edeceğim de İstanbul’a gitmek var işin ucunda” dedi Lamia kararsızca.
“E zaten gitme zamanımız da geliyor” dedi Suzan.
Lamia’ya karasızca baktıs derdi Cemilin burada kalacak olmasıydı.
Lamia istanbul’a Cemili burada bırakıp gitmek istemiyordu.
“Çekimiler ne zaman başlayacakmış”
“bir ay sonra”
“ooo kızım o zaman burada ne Cemli kalır ne biz” dedi Suzan onun derdini anlayarak.
Lamia sıkıntıyla yerinden kalaktı.
“Detayları konuşup kabul edeceğim galiba” dedi…


*********** ******************

BİR DEMET SICAKLIK

Akşamüstü güneş bahçenin içini loş bir avuntuyla doldurmuştu. Hüzünlü genç kadın gün boyu hiçbir iş yapmamasına rağmen kendin bitkin ve yorgun hissediyordu.
Bahçedeki sedir bahçe koltuğuna oturmuş üzerine aldığı beyaz şala sarılmıştı. Aslında hava soğuk değildi ama üşüdüğünü hissediyordu. İri gözlerini batan güneşe doğru çevirdi. Güneş ışığı solgundu. . O yüzden Lamia dakikalarca güneşe baktı. İçinden tekrar bir ürperti geçti.

Bu günler önce yatağında ateşler içinde kıvranırken gördüğü rüyayı düşündürdü: Sakin ve insanı rahatsız edecek boyuttaki o sessizlik…
Durgun masmavi denizin içine doğru uzan eski , yıpranmış iskele…

Lamia gözlerini kapattı… Rüyasını hatırlamaya çalıştı. İskelenin üstünde yürüyordu. Sonra Cemilin yanına oturmuştu.
Cemil hayatında gördüğü en güzel gözlerle ona bakıyordu.
Eğilip onu öpmüştü.
Öyle gerçekti ki; Sanki gerçekten öpmüş gibiydi, dedi içinden Lamia.
Bu düşüncelerin içinde gezinmekten yorgun düştüğünü anlamıştı..
Oturduğu sedir bahçe sandalyesinden bir hışımla kalktığında tam karşısında Cemil’i buldu.
Öyle şaşırdı ki ne yapacağını bilemedi..

“Geldiğini duymadım” dedi
Cemil üzerinde rahat kıyafetlerle karşısında duruyor ellerini arkasında gizliyordu.
“Huzurlu görünüyordun. Ve çok güzel” dedi Cemil gülümseyerek
Lamia hemen utanıverdı.
Cemil onun kızaran yüzünden anladı bunu.

Sonra Lamia yüzüne ısrarla bakan o yeşil gözler yüzünden heyecanlanıverdi birden. Çoğunlukla yaptığı gibi içinde duran o çekingen çocuğa yenik düştü. Saçları omuzlarından aşağı döküldü. Onları düzeltmeye çalışırken elleriyle yüzünü kapatmaya çalışıyor Cemilin ısrarlı bakışlarından kurtulmaya çabalıyordu.

“Bunlar sana” dedi Cemil.
Lamia tekrar ona bakınca karşısında kocaman bir demet çiçek buluverdi. Beyaz kır çiçekleriydi bunlar.
Lamia çiçekleri görür görmez sevimli bir gülümseme yaydı yüzüne.
Çiçekler yarı yarıya gölge karanlığına bürünmüş Bahçede duru beyazlıklarıyla parlıyorlardı adeta.

Lamia elini uzatıp çiçekleri almaya yeltendi ama tam o anda Cemil neredeyse aylardır yapmadığı şeyi yaptı.

Lamia’nın elini sıcacık yanık tenli ellerinin arasına alıverdi. Lamia hiç beklemediği bu hareket karşısında ne yapacağını bilemedi.

Birden telaşla elini kaçırmak oradan koşarak uzaklaşmak istedi.
İçindeki bu his, piknik günü Cemil onu öptüğünde hissettiklerine benzer bir duygu geçişiydi.

Cemil Lamia’nın elini sıkıca kavramıştı.
Onun avuçlarındaki sıcaklık dalga dalga Lamia’yı sarıverdi.
Bu anlamlı ve iddialı sıcaklığa teslim olmak korkuttu Lamia’yı. Öyle ki içten içe eriyip gitmek isterken bir yandan da elini çekmek istiyordu. Ama Cemil elini çoktan avuçlarından daha çok yanan dudaklarına götürmüştü bile. O dakikadan sonra Lamia artık nefes alamadığını hissetmeye başlamıştı.

Oysa uzaktan onu gören biri heyecandan inip kalkan gövdesini görebilirdi. Lamia tıpkı rüyasındaki gibi hiçbir şeyi duymuyordu. Duyduğu tek şey kabinin atışıydı.
Gözlerini kapattı ve bu tatlı işkencenin bitmesini bekledi.

Cemli en sonunda onun elini bıraktığında Lamia’nın yüzü allak bullak olmuştu. Cemil bunu fark edemedi çünkü tam o anda bahçe kapısından içeri Sedef giriverdi.

“Merhaba" dedi ikisine de
Cemil Sedef’i görünce gülümsedi.

Lamia biraz önce elini tutup öpen bu adamın şimdi başka bir kadına gülümsemesine bir anlam veremedi.
Çok bozuldu. Öyle ki yüzüne yayılan öfkeyi çiçek demetinin arkasında sakladı.
“Nasılsın Lamia ?” dedi Sedef.
Lamia kızın yüzüne hiç bakmadan ama bozulduğunu da belli etmeden
“İyiyim “ dedi ve elindeki çiçekleri masanın üzerine bırakıp bir sandalyeye attı kendini.

Cemil Sedef’in koluna dokundu hafifçe
Lamia deli gibi kıskandı ama bunu fark ettirmemek için elinden gelini yapıyordu.
Cemilin eli hala Sedef’in kolundaydı.
Biraz önce beni alev alev yakan o el nasıl olur da başkasına dokunur, dedi içinden Lamia; sarı yanık bir öfkeyle…

Elini uzatsa dokunabilecekti ikisine.
Birden kendi buz gibi olmuş elini kaldırıp Cemilin elini Sedef’in kolundan çekmek ihtiyacı hissetti ama yapamadı.
Kendine hakım olmayı başardı.

“Ne dersin Laima?” dedi Cemil.
Lamia birden onların bir konu hakkında konuştuğunu anladı.
Ama az önceki küçük kıskançlık krizi yüzünden hiç bir şey duymamıştı.

“Bir hafta sonra… şu aşağıdaki büyük restoran var ya... orada doğum günüm var. İstanbul’dan arkadaşlarım gelecek. Bu sene burada kutluyorum doğum günümü. Sende gel lütfen... “ dedi Sedef.

“Öyle mi? Şey tabii gelirim. Doğum günün demek... ” dedi Lamia.
“Evet. Aaa Biliyor musun o gün annemin de doğum günü. İkimiz aynı gün doğmuşuz. Gerçi annem babamla evde kutlayacak ben arkadaşlarımla olacağım….Neyse geçen gün ona bir hediye aldım. Cemil’de bana yardım etti” dedi Sedef.

Lamia bunu duyunca gözlerini sarışın soluk benizli ama güzel yüzlü kıza merakla karışık bir sevinçle dikti.

Cemilin ve Sedef’in neden kuyumcuya birlikte girdiğini anlamıştı. Biraz önceki tüm nefreti yok oldu ve Cemili de Sedef’i de şaşırtan bir hareket yapıp aniden sevinçle Sedef’e sarıldı.

“Ay çok mutlu oldum!” dedi Lamia ve Sedef’e uzun uzun sarıldı.:img-hyste
Sedef ve cemil durumu anlamadıkları için şaşkın bir şekilde bakıştılar. Lamia Sedef’i bıraktıktan sonra büyük bir neşeyle
“Gelsene Sedef hadi otur bir kahve içelim” dedi ve kızı çekiştirerek masaya oturttu.
“Tamam “dedi Sedef bu ilgiye şaşırarak
“Benim işim var gitmem lazım...” dedi Cemil
“Tamam görüşürüz..” dedi Lamia .
Cemil hızlı adımlarla yanlarından ayrılırken ikiside ona baktılar.

Lamia'nın yüzündeki neşe ve mutluluk iyice yüzüne yayılmıştı. Neredeyse kahkaha atar gibi kıkırdıyordu.
“Suzan abla! Bahçenin ışığını açar mısın!” diye seslendi Lamia…

Lamia Sedef’le gecenin ilerleyin saatlerine kadar sürecek ve hayatını değiştirecek bir sohbete daldığını bilmeden keyifli konuşmaya başladı….



******* ****************

devamı olsun mu? ;)

Billush
30-04-09, 22:45
Senaryo denemesi - 3

Yüzünde bezgin bir ifadeyle Cemil’e döndü.
“Ya bu?” diye sordu.
Cemil kendini tutamayarak gülmeye başladı.
“O kadar mı kötü?” diye sordu şaşkınlıkla.
Cemil gülmesine ara vermeye çalışarak;
“Hayır.” Ağır adımlarla Lamia’ya yaklaştı. Elindeki askıyı alıp yatağa attı.
“Neden anlamak istemiyorsun? Hepsi de gayet güzel duruyor.”
“Sen öyle görüyorsun. Çuval giysem ‘şahane olmuş’ diyeceksin.”
“Evet, muhtemelen derim.” Dedi gülümseyerek.
“Macide ablaya filan mı sorsam?”
“Neden bu kadar abartıyorsun? Alt tarafı evde yenecek bir yemek. Kot pantolon giyip gitsen bile olur.”
“Kesinlikle olmaz.”
“Neden?”
“Nimet kim bilir nasıl giyinmiş olacak şimdi. Bilmiyorsun sanki…”
Cemil içtenlikle gülümsedi. Ardından açık olan dolaba dönüp hoş bir bluzla bir kot pantolon aldı. Ardından onlara uygun bir topuklu ayakkabı seçti. Hepsini yatağın üzerine koyduktan sonra aynaya doğru ilerledi ve aynanın önünde duran takı kutusunu açtı. “Hımm…” diye mırıldandı. Yatağın üzerine koyduğu giysilere bir de daha göz attıktan sonra bir çift küpe ve kolyeyle geldi.
“Bunlara ne dersin?” diye sordu.
Lamia Cemil’in tüm seçimlerine göz attıktan sonra Cemil’e döndü.
“Bu kadar zevkli bir kocam olduğunu bilmiyordum.” dedi hafif bir tebessümle.
“Teveccüğünüz hanımefendi.”
Birkaç saniye duraksadılar. Lamia Cemil’den bir şey ister gibi suratına bakıyordu. Cemil bu bakışı anlamdıramayarak;
“Efendim? ” dedi.
“E çık.”
“Efendim? ”
“Giyineceğim Cemil.”
Cemil yine gülmeye başladı.
“Bu sefer komik olan ne? ” diye sordu Lamia. Bir espriyi kaçırmış da buna bozulmuş gibiydi.
“Dışarı çıkmamı mı istiyorsun? ”
“Evet? ”
“Sence bu komik bir istek değil yani?”
“Hayır.”
Cemil’in sesindeki neşeli ton gitti.
“Ciddi misin sen?” diye sordu şaşırmış bir şekilde.
Lamia cevap vermeden odanın kapısını açtı ve eliyle çıkmasını işaret etti.
“Ama…”
“Hadi canım. Bak kaç oldu saat geç kalıyoruz.”
“Lami…”
“Ama çabuk ol.”
Cemil bu olanları pek de anlamlandıramayarak Lamia’nın dediğini yaptı ve odadan çıktı. Çıkarken de “Kırk saattir elbise seçemeyen benim sanki.” Diye mırıldandı. Lamia Cemil’in bu sözlerine gülmemek için kendisini zor tuttu ve cevap vermedi. Cemil odadan çıkar çıkmaz kapıyı ardından kapattı ve gülmeye başladı.


Lamia ikinci kez zile elini götürmek üzereyken kapı açılıverdi.
“Hoş geldiniz. Nerede kaldınız ya?” dedi Nimet sitemle.
Cemil Lamia’ya ufak bir bakış attı, Lamia da hafifçe gülümsedi.
“Hoş bulduk Nimetcim. İstanbul trafiği işte, sen de biliyorsun…” dedi Cemil.
“Ah bilmez miyim? Ömrümü yedi valla… E hadi geçin içeri. Kaldınız kapıda.”
Hep birlikte içeri girdiler. Umut onların geldiğini görünce ayağı kalktı.
“Hoş geldiniz.” dedi içtenlikle.
“Hoş bulduk. Nasılsın?” diye sordu Cemil.
“Nasıl olayım işte? Tatil bitiyor. Çekimler başlıyor yine…”
“İki hafta kaldı değil mi?” diye sordu Cemil Lamia’ya bakarak.
“Evet canım. Bitse artık şu dizi…”dedi Lamia sıkıntıyla.
“O kadar mı bıktın bizden?”
Lamia Umut’un ona takıldığının farkına varmadan;
“Tabi ki hayır. Olur mu öyle şey? Sadece o kadar yorucu ki…”
“Sözleşmen var Lamia.” diye atıldı mutfaktan Nimet.
“Biliyorum canım. Allah’tan az kaldı bitmesine dizinin…”
“Artık yeni projelerde görüşürüz Lamia.” dedi Umut gülümseyerek.
Lamia da gülümsedi. Nimet tekrar mutfaktan seslendi.
“Yemek hazır, hadi buyurun.”

Cemil, Lamia, Umut ve Nimet çok keyifli geçen bir yemek yediler. İşlerden, hayatlarından, havadan sudan bahsettiler… Lamia ve Nimet birlikte bulaşıkları mutfağa kaldırdılar. Geri döndüklerinde Cemil ve Umut’u sohbet ederken buldular.
“Ne kaynatıyorsunuz bakiyim?” diye soruverdi Nimet.
“Umut Lamia’yla nasıl tanıştığımızı merak etmiş de… Ben de öyle romantik bir tanışmamız yok bizim diyordum.” dedi Cemil.
Lamia gülümseyerek Cemil’in yanına oturdu. Cemil devam etti.
“Sanırım Lamia’yla tanışmam daha doğrusu onu fark etmem konusunda Kenan’a borçluyum. Şükrü’yle Enise’yi tanıyorsundur. Nimet’in arkadaşı hani…”
“Evet, tanıştırmıştı Nimet.”
“Lamia,Şükrü’nün uzaktan akrabası olur. O zamanlar adada evleri vardı onların. Şükrü Bey’i iflas edince haciz geldi ona da… Neyse, Lamia onların yanında kalıyordu. Ailesini kaybetmişti ve tek yakını onlardı. Onlar da her işlerine Lamia’yı koştururlardı. Ne de olsa onlara muhtaçtı ya, ne deseler yapmaya mahkumdu…” Cemil’in son sözleri tıslar gibi çıkmıştı dudaklarından. Ardından Lamia konuşmayı sürdürdü.
“O dönemde de Cemil Leyla Hanım’la evliydi. Leyla Hanım hep saygı duyduğum ve sevdiğim bir insan olmuştur çünkü beni her zaman korur kollardı.” Bir an duraksadı. Cemil’e söylesem mi der gibi bir bakış attı, Cemil Lamia’nın hangi konuda tereddüt ettiğini anladı ve gülümseyerek onu onayladı.
“Cemil’le Kenan’ın ilk sorunudur Leyla Hanım. Kenan gençken Leyla Hanım’a aşıkmış, tabi Leyla Hanım da ona. Ama Kenan Cemil’lerin yanında kalan, parasız pulsuz bir tip olarak görmüş kendini ve ayrılmışlar. Ardından Cemil’le evlenmiş o da. Leyla Hanım’a kızdığım tek konudur bu.” dedi ve sustu. Cemil sözü ele aldı.
“Leyla benim ilk aşkımdı. Çok değer verdim ona. Beni sevmediğini biliyordum ama beni seveceği günü bekliyordum. Leyla çok çabaladı, biliyorum. Beni sevmek için çabaladı ama ben de pek iyi bir koca değildim. Şimdi olduğumdan çok farklı bir adamdım o zamanlar. Yürümüyordu, Leyla da boşanmak istiyordu fakat direniyordum. Son zamanlara doğru hamile de kalınca benden ayrılamayacağını anladı ve iyice hırçınlaştı.”
Lamia o günleri anımsadı bir an için. O günlerden en net anısı bir bıçak gibi keskin ve net hatlarıyla gözünün önüne geldi. Hafifçe irkildi. Cemil bunu hissetti ve Lamia’nın koluna dokundu.
“Anlatmak zorunda değiliz biliyorsun.” dedi.
“Sadece bir an ürperdim. Problem değil. Ben devam etmek istiyorum.” dedi. Cemil de başıyla onayladı.
“Kenan’la ilişkimiz o döneme dayanır. Saib Bey’in yanına gelmişti adaya. Ben de o zaman büyük bir hayranıydım onun. Onu ne zaman görsem elim ayağıma dolanıyor, saçmalıyordum. O da bunun farkındaydı ve şimdi açıkça söyleyebilirim ki hoşuna gidiyordu bu durum.”
Umut hafifçe gülümsedi.
“Katie Holmes gibi sen de hayran olduğun adama aşık oldun yani…” dedi.
Nimet melodik bir kahkaha attı.
“Aman Umut, yaptığın benzetmeye bak. Gören de Kenan’ı Tom Cruise gibi bir adam sanacak.” dedi.
Bu sözlere ikisi de güldüler ama Cemil’le Lamia tepki vermediler. Lamia devam etti…
“Daha 18 yaşındaydım. Çok bilgisiz, çok saf ve çok tecrübesizdim. Katıksız bir hayranlıkla bağlıydım Kenan’a. O yüzden benle birlikte olmakla ilgili adımı attığımda ona ‘yapma’ desem de bunu içten içe istemediğimi söyleyemem. Melek’i o hataya borçlu olduğumu düşünürsem pişman da olamam.”
“Kenan’a o zamanlar da nefret duyuyordum.” Diye lafı ele aldı Cemil. “Lamia’ya olan ilgisinin de farkındaydım. Kenan gizlemeye çalışsa da fazlasıyla ilgiliydi Lamia’ya karşı. Ama bu onun Cavidan’la evlenmesine engel olamadı. Cavidan’la evlendikleri gün akrabalık sebebiyle biz de oradaydık. Leyla’nın hamile olduğu dönemlerdi. Leyla kendini rahatsız hissedince herkesten erken ayrıldık düğünden. Adadaki eve döndüğümüzde Lamia’nın yardım isteyen sesini duyduk Leyla’yla… O dönem yalıda çalışan Rasih isimli bir ayyaş vardı. Bekçilik vs. yapardı. Şimdi Nazım’la evli olan Gülay’ın kocası… Lamia zamanında Gülay’ın açığını kapatmak için saflıkla Gülay’ın sevgilisini kendisininki gibi üstüne aldığından beri Lamia’ya takıktı bu herif. Bizim düğüne gittiğimiz günü fırsat bilmiş Lamia’ya saldırmak için.”
Lamia sıkıntıyla gözlerini kapadı.
“O dönem Lamia bizim yanımızda kalıyordu. Enise’yle Şükrü Lamia’nın bir ilişkisi olduğundan şüphelenmiş önce dövmüş sonra evden atmışlardı. Macide Abla da Lamia’yı o halde görünce babamdan bizim yanımızda kalmasını rica etmişti… Her neyse, biz Leyla’yla Lamia’nın sesinin duyunca mutfağa koştuk. Nasıl bir durumsa artık kendimi kaybettim bir an için ve Lamia’yı kurtaracağım derken Rasih’i yaraladım. Öldü… Babam adımıza leke gelsin istemedi. Lamia suçu üstlenip hapse girdi…” Cemil utançla başını öne eğdi.
“Kendimi onlara borçlu hissediyordum. Bu da borcumu ödemek için bir yol olmuştu bana.” Diye ekledi Lamia.
“Şimdi düşününce öyle utanç verici geliyor ki anlatamam.” Dedi Cemil. “Hangi düşünceyle Lamia’nın üstlenmesine müsaade ettim, nasıl kendimi kandırdım bilmiyorum. O dönem Leyla da bana çok yüklenmişti bu konuda ama dinlemedim. Dediğim gibi bambaşka bir adamdım…”
“Beni sık sık ziyarete geldiler. Makbule ve Suzan Abla’yla orada tanıştım. Suzan Abla koğuş ağasıydı. Ne kadar savunmasız olduğumun farkındaydılar, ona tembihlemişler beni kollamasını. Neyse, söz verdikleri gibi kısa bir zamanda çıkarttılar beni hapisten ve hemen yanlarına aldılar. Eskisinden daha değer verir, sakınır oldular.”
“Ondan önce Leyla’nın ölümü var tabi… Benden ayrılamayınca hırçınlaşmaya başlamıştı demiştim ya, yine öyle bir kavgamızdı. Merdivenlerden düştü.. Tutmak için çok çaba sarf ettim ama başaramadım. Hemen hastaneye kaldırdık. Önce bebeğimizin düştüğü haberi geldi, sonra sedyeyle Leyla’yı çıkarttılar. Öyle korkuyordum ki o an anlatamam. O hayatımı renklendiren tek şeydi. Ama o beni görmedi bile. Son anlarında Kenan’a aşkını ilan etti, onu bırakmamasını istedi. Bence asıl en büyük hatası bu oldu. Çünkü zaten var olan Kenan nefretimi körükledi. Kenan bana ait her şeyi yakıp kül etmişken, bende de ona ait olanları yakma isteği oluştu. Bu öyle bir nefret öyle bir istekti ki nereye saldıracağımı bilemedim. Kenan’ın Lamia ilgisi malumdu. Ben de Lamia’ya yöneldim…”
“Bu arada ben de hapishanedeyken hamile olduğumu öğrenmiştim… Kimden olduğumu malumdu ve benim bunu ondan gizlemem lazımdı. Çünkü evliydi, çünkü bir düzeni vardı ve ben onu hiçbir şekilde bozmak istemiyordum. Saib Paşa’ların evinde de fazla kalamazdım. Bi gün mektup bırakıp gidiverdim. Makbule’lerin yanına… Kucak açtılar bana. Babası da kendisi de çok iyi insanlardı…”
“Bende Lamia’nın peşine düştüm tabi. Önce kaldığı yeri buldum sonra sık sık ziyaret ettim. Ancak bu arkadaş canlısı sık ziyaretler bir yerden sonra şüphe uyandırmaya başladı tabi.”
“Bizi Kenan konserine götürüşünü atladın.” Diye araya girdi Lamia.
“Atlamadım… Bana kalsın istedim belki.” Dedi gülümseyerek Cemil. Lamia da ona gülümseyerek karşılık verdi.
Umut Nimet’e soru dolu bakışlarla baktı, Nimet de başıyla “dinlemeye devam et” diye işaret etti.
“Kısaca özetlersem…” dedi Cemil. “Makbule ve Lamia’yı Kenan’ın konserine götürdüm. Ama o akşam Lamia o kadar güzeldi ki… gözlerimi alamadım. Onun Kenan’ı seviyor, ona değer veriyor olması ilk defa içimi acıttı. Bu duyguya ben de anlam veremedim ama sorgulamadım da. Kendimi rolüme kaptırdığımı düşündüm belki de… Ardından konser başlamadan, kokteyl bitiminde çıktık. Sahil kenarında götürdüm onu hava alması için. O ara öyle bir çekim oldu ki, kendimi ona yaklaşırken buldum. Ama tabi o beni itti. Çünkü kalbinde hala Kenan vardı ve benim ne yaptığıma anlam veremiyordu…”
“Bu sırada benim de hamileliğim de ilerliyordu. Saklayamayacak duruma gelmek üzereydim. Makbule’nin babası Kemal Bey de bana formalite bir evlilik teklifinde bulundu. O sıralar bu durumu gizlemek için bulunmaz fırsattı…”
“Lamia’yı vazgeçirmek için çok çabaladım ama ikna olmadı. Bu işi kendi kendine halletmek istiyor, benim ona olan duygularımdan da rahatsızlık duyuyordu. Kemal Bey’le evlenişine o salonda bulunarak şahit oldum. İlk defa bu kadar derinden bir acı hissettim hayatımda. Ellerimin arasından kayıp gitmiş gibiydi ama ben vazgeçmedim.”
“Ve biz Kemal Bey’le evlendikten bir gün sonra Kenan çıkageldi. Bana birlikte yeni bir hayat kurma teklifinde bulundu ama ben çoktan yeni bir hayat kurmuştum zaten. Bir gün diye düşünüyordum o zamanlar… Sadece bir gün…”
“Ben bundan bihaberdim tabi. Ziyaretlerim devam etti fakat artık dikkat çekici bir hal almaya başlamıştı. Makbule’nin bana ilgili olduğunun farkındaydım ve Lamia’ya yakınlığımı sürdürmek için bunu kullanmak zorundaydım. Kullandım da ama Makbule benim beklediğim gibi bir kız değildi. Bunu ancak ilerleyen zamanlarda anlayacaktım…”
Nimet bu cümleye büyük bir kahkahayla karşılık verdi.
“Sana o zamanlar Makbule’yle ne işin olduğunu sorduğumda ne cevap verdiğini hatırlıyor musun? Diye sordu Nimet. Cemil cevap vermeyince, Umut’a dönüp:
“Onu sevdiğini söylemişti. Gerçekten fazlasıyla gerçek dışıydı. Ben başka bir şeyler döndüğünü anlamıştım ama Lamia’ya aşık olma ihtimalin aklımın ucundan bile geçmemişti o sıralar.”
“Evet, ben de tam kabullenebilmiş değildim zaten.”
“Makbule’den uzak durmasını istedim Cemil’den ama beni dinlemedi. Benden uzak olmama fikrine o kadar kapılmıştı ve ben bunun o kadar farkında değildim ki…”
“Beni ikna etmek için otele gelmişti. Çıkarken Kenan’ın kardeşi görmüş Lamia’yı ve aramızda bir ilişki olduğu fikrine kapılmış. Ben de git gide Lamia’ya daha çok bağlanmaya başlamıştım. O dik duruşu, özgüveni, cesareti beni fazlasıyla etkiliyordu. İş Kenan’dan intikam almaktan çıkıp Lamia’nın gönlünü kazanmak oluvermişti… Neyse, Afife Kenan’a Lamia’yı otelde gördüğünü söylemiş, Kenan da bebeğin yani Melek’in benden olduğu fikrine kapılmış. Hep düşünmüşümdür nasıl bu kadar salak olabildi diye. Bebeğin kaç haftalık olduğuna dair yürüteceği ufacık bir tahmin bile onu gerçeğe götürebilirdi oysa ki… Gelip benimle konuştu ben de fırsatı kullandım ve bebek benden dedim. Hiç sorgulamadan inandı. Bu kadar garipti ki… Lamia’ya, sevdiği kadına bunu yakıştıramamasını beklerken sorgusuz sualsiz kabullenmesi beni gerçekten şaşırttı…”
“Bu arada benim bebeğimin kimden olduğu Kemal Bey için büyük bir merak konusu olmaya başlamıştı. Makbule gerçeği biliyordu ve kimseye söylemezdi ama Kemal Bey’e bu gerçeği söyleyemezdim… O dönemde Suzan Abla da cezasını tamamlayıp hapisten çıktı. Ah… O olmasa ne yapardım bilemiyorum. Öyle destek oldu ki…”
“ Ben de Makbule’nin ilgisiyle bunalmaya başlamıştım ama idare etmek için elimden geleni yapıyordum. “
“Ben de Kenan’a gerçeği söyleyip söylememek arasında gidip geliyordum. Elbette ki söyleyemedim… Çünkü o sırada Cavidan Hanım’ın hamile olduğu haberi geldi. Hayatının düzenini bozmak istemedim. Ama Suzan Abla bir mektup yazıp Kenan’ın bu işin peşine düşmesini istedi. Bu merakından ancak Saib Paşa kendi ağzıyla Kenan’a bebek Cemil’den deyince vazgeçti. Bu dönem Cemil’e yakınlığım(!) yüzünden Makbule’yle aram bozuldu. Evde zaten pek olmayan huzurum iyice kaçmaya başlamıştı. O arada doğum yaptım…”
“Bana doğumun haberini veren Kenan oldu. O sırada hastanedeymiş. Trafik kazası geçirmişti o dönem, keman çalabilmek için terapi yapıyordu. Bebeğimin doğumunda bulunmalıymışım. Kendi bebeği olduğunu bilmeden orada olması o kadar ironikti ki kan verirken bir an tüm gerçeği söyleyiverecektim ama sustum…”
“Cemil de Saib Bey de Melek’le çok ilgilendiler. Onların bu ilgisi Makbule’yi iyice sinir etmeye başlamıştı ama benim özel bi çabam yoktu bu ilgi için. Ona bunu anlatamıyordum… “
“O arada Makbule, Rasih’i benim öldürdüğüm bilgisini bana karşı kullanmaya karar verdi. Lamia’yı da zehirlemeye çalıştı ama son anda vazgeçip kendisi yedi zehirli tatlıyı… Ben artık Lamia’nın Kemal Bey’den boşanması gerektiğini düşünüyordum. Güzel bir evlilik hayaline kendimi öyle kaptırmıştım ki Lamia’nın beni sevmediğini fark edemiyordum. Kemal Bey’in olmadığı bir akşam onu ziyarete gittim. O sırada çat kapı Kemal Bey geldi. Bizi öyle görünce şüphelendi ben de boş bulunup Lamia’ya aşkımı dillendirince kalp krizi geçirdi ve öldü… Lamia bu ölüm için beni suçladı ve benden uzaklaştı…”
“Bu olaydan tamamıyla Cemil’i sorumlu tuttum ve hatta ondan nefret ettim. Kemal Bey bana iyilik yapmış bir adamdan başkası değildi belki ama bu nefretimin büyüklüğünü değiştirmiyordu.”
“Kenan da Cavidan’dan boşanmıştı. Öyle korktum ki… Lamia’yı kaybediyordum ve durdurmak için tek yolum Lamia’yı tehdit etmekti. Düşünebiliyor musun Umut? Tek yolum sevdiğim kadını tehdit etmekti. Üstelik ‘sevmek’ten öylesine bihaberdim ki bunu garipsemedim bile o sıralar… Lamia’nın önünde iki seçim vardı; Kenan ya da ben. Ve o ikimizi de seçmeden kendini kayıplara karıştırdı…”
“Kendime tekrar ‘yeni’ bir hayat kurmalıydım. İkisinden de uzakta. Çünkü ikisiyle de olmuyordu… Huzurlu günlerim uzun sürmedi. Kenan da Cemil de beni çeşitli yollardan bulup aynı anda karşıma çıkıverdiler. Kenan Melek’in kendisinden olduğunu öğrendi. Bunu da diğer her şey gibi hemen benimsedi. Fakat ben tekrar bi seçime sürüklenmek istemiyordum ve tekrar kaçmayı denedim. Ancak yakalandım… Kenan beni buldu ve ikna etti. Cemil’in tüm söylediklerine rağmen umutlandım ve ikna oldum. İstanbul’da bir otele yerleştik. Kenan Cavidan’la boşanmayı feshetmiş ben ortalarda yokken Cavidan’a geri dönmüştü.”
“Bense yaşayan bir bitki gibiydim. Hiçbir şeyden zevk almıyor, sadece Lamia’yı düşünüyor, onu merak ediyordum.”
“Otelde televizyonda Cavidan’ın babasının öldüğü haberini gördüm. Cavidan’dan hemen ayrılamazdı… Cavidan da Melek’in Kenan’ın kızı olduğunu öğrendi ve benden DNA testi istediler. O kadar yıkıcı oldu ki benim için anlatamam... Ömrümün sonuna kadar unutmayacağım bir hakaret oldu.”
“O sırada Makbule artık Lamia’yı sevdiğimi bildiğinden durmadı ve Rasih konusunda şikayette bulundu. Ama planı ters tepki. Sadece ben değil, adaleti kandırmaktan Lamia da içeri alındı. Lamia’nın günlükleri delil olarak ortaya çıktı.”
“Oysa ben o günlükleri sadece kızıma yaşadıklarımı anlatmak için yazmıştım. Bambaşka amaçlarla kullanıldılar…”
“Cavidan Melek’in velayetini almayı kafasına koymuştu.Kenan’la resmen evcilik oynuyorlardı… Melek bir süre onlarla kaldı, ardından Lamia yanına aldırdı. Bu da Kenan’ı çok sinirlendirdi. Lamia’ya velayet davası açtı… Ben de her gün bıkmadan usanmadan Lamia’ya mektup yazmaya başlamıştım. Okumasını umuyor, her yeni günü yeni bir mektup yazmak için bekliyordum. Öyle içime işlemişti ki onun sevgisini kazanmak için çabalayıp duruyordum.”
“Her gün Cemil’den mektup geliyordu. Bazı günler okuyor, bu mektupları yazanın Kenan olmamasına sinirleniyor ve yırtıyor, bazen hiç okumadan kenara kaldırıyordum. O kaldırdıklarımı hala saklıyorum…”
Cemil Lamia’ya hafifçe gülümsedi. Mektuplarını saklaması öylesine gurur okşayıcıydı ki…
“Vay vay romantik prens Cemil ha?” dedi Nimet. “Güzel yazıyor muydu peki Lamia?” diye sordu merakla.
“Hem de çok güzel…” dedi Lamia içtenlikle. Nimet de sadece “hımm.” Demekle yetindi.
“En sonunda hapisten çıktık.” Diye araya girdi Cemil. Bu mektup konusunun kapanmasını istiyordu. “Nimet’in diline düşmektense…” diye düşündü…
“Ben kazandığımızı düşünüyordum oysa Lamia velayet davasını kaybetmekten korkuyordu. O an ona evlenme teklif ediverdim. Hapishanede… Ama beni ciddiye almadı.”
“Ta ki Kenan magazinde çıkmış saçma sapan haberlerle beni itham edip, bana hakaretler edene kadar. O an öyle sinirlendim ki Cemil’le evleneceğimizi söyleyiverdim.”
“Çok şaşırdı, çok kızdı. Lamia’ya o an ilan-ı aşk etti ama Lamia inanmadı. Kızını almak için bir numara olarak gördü ve umursamadı. Benle evlenmeyi kabul etti ama bu gerçek bir evlilik olmayacaktı. Tıpkı Kemal Bey’le yaptığı evlilik gibi olacaktı…”
“Sen de hiç gerçek evlilik yapamamışsın be Lamia.” Dedi Umut.
“Sonunda yaptım gördüğün gibi.” Dedi Lamia gülerek.
“Açıkçası ben o durumu fark etmiştim. O dönem dikkat ettiysen Cemil’e yaklaşmaya çalışıyordum. Tek sebebi bunun gerçek bir evlilik olmadığını bilmemdi.”
Umut şaşkınlıkla Nimet’e baktı ama Nimet umursamadı. Bunlar onunla tanışmasından önceydi ne de olsa.
“Sonuç olarak Kenan’ın son anda nikaha gelmesine rağmen evlendik. Çok düzgün bir formalite evlilik oldu. Cemil verdiği tüm sözleri tuttu. Hiçbir talepte bulunmadı. Melek’in velayetini de almayı başardım ve az önce Nimet’in bahsettiği o yakınlaşmalardan rahatsızlık duymaya bile başlamıştım. Onurumla oynandığını düşünüyordum ama şimdi fark ediyorum ki bana bunca zamandır aşık o adamın ilgisini kaybetmesinden korkuyor, bu yüzden kıskanıyordum.”
“Çok acı ve çok güzel zamanlardı. Lamia’yla aynı çatı altındaydım ama ona uzaktım. Gerçekten karım değildi… Üstelik defalarca reddettiği reklam teklifini Kenan’a haciz geldiğinde kabul etmiş, onun kemanını satın almış ve ona yollamış bana da hiçbir şey söylememişti. O kötü hissettim ama sustum…”
“O susuşu öyle canımı yaktı ki… Bağırsa, kızsa o kadar acımazdı ama o hiçbir şey demedi. Nimet’i iyice kıskanır olmuştum. Bir gün Antalya’ya bir iş için gittikleri gün ben de Melek’i Kenan’a götürecektim. Kenan’ın teklifiyle ben de onlara katıldım. Telefonumun şarjı bitmişti. Cemil aramış aramış ama ulaşamamış, çok sinirlenmiş. Bense çok güzel bir gün geçiriyordum. Hayallerimdeki ana kavuşmuştum. Akşam Kenan aşk itirafında bulununca, Cemil de sert çıkışınca evden ayrılıp Kenan’a gittim. O kısımları zaten biliyorsun… Cemil’le boşandığımızda, Kenan’ın aşk itirafları artık tesir etmemeye başladığında ve Cemil tedavi için Zürih’e gittiğinde Cemil’e karşı hislerimin farkına varmaya başladım. Onu arıyordum ama bana cevap vermiyordu. Mesajlarım işe yaramıyordu. Kenan o dönem bana tekrar evlenme teklif etti. Tam o sırada telefon çaldı… Neden bilmiyorum arayanın Cemil olduğunu düşündüm… O an Kenan’ın teklifine ‘evlenirim’ diyemeyeceğimi anladım ama Kenan ben ‘Cemil?’ deyince evden çıkıverdi ben de cevap verme işini erteledim. Uzun uzun düşündüm… Kenan’la evliliğin nasıl olacağını, Cemil’i… Kabul edemedim. Aylar sonra Cemil’in döndüğü haberini öyle sevinçle karşıladım ki ben bile şaşırdım. Onu gerçekten çok özlemiştim. Yine ufak yanlış anlamalar, kıskançlıklar ve gururdan sonra , Cemil’in beni hala sevdiğini anladığımda bu sefer ona ‘evet’ demekte bir saniye bile tereddüt etmedim…”
“Vaov…” dedi Umut. “Bu gerçekten beklediğimden farklı bir hikayeydi. Roman gibiydi… “
“Evet, hani Reşat Nuri romanlarında bazı aşkı bir ‘hastalık’ gibi tanımlar ya benim Kenan’a hislerim aynen öyleydi. Bir kemana bağlanış, bir sanatçıya hayranlık, hayali bir aşk ve hayal kırıklığı… Tek getirisi Melek olan, fazla uzun süren bir yaz eğlencesi. O en başta haklıydı bu bir yaz eğlencesinden fazlası olamazdı…”

magicalrose
02-05-09, 16:40
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(10)

YENİ UMUTLAR

“Bakın bu yaptığınız büyük haksızlık. Bu albüme abim çok emek verdi” dedi Afife.
“Olabilir ama satışlar beklentimizin altında kaldı” diye ayak diretti yapımcı.
Koltuğuna yaslanıp bir sigara yaktı.
“Bu haksızlık. Her türlü hukuki hakkımızı arayacağız” dedi Afife öfkeyle.
“Siz bilirsiniz. Sözleşmedeki maddeler çok açık” dedi yapımcı.

Afife sinirle ayağa kalktı.
“Görüşürüz. Hüseyin Kenan’a da sevgiler” dedi pişkin pişkin,
“Görüşeceğiz” dedi Afife ve bir hışımla odadan çıktı.
Tam o anda ipekle karışlaştı. Öfkeli bakışlarını İpek’in yüzüne doğru dikti.
Bir süre sonra hiçbir şey söylemeden oradan uzaklaştı

“Alo abi. Nerdesin?” dedi Afife .
Sesi sinirden titriyordu.
“Şimdi geldim eve . Noldu” dedi Kenan elindeki alış-veriş poşetlerini mutfak tezgahının üstüne koyarken.
“Nolcak yapım şirketinden çıktım şimdi”
“Boşuna oraya kadar gitme demiştim sana” dedi Kenan
“Öyle ama o kadar emek verdin sonuçta” dedi Afife..
Kenan mutfaktan ağır adımlarla yatak odasına doğru yürümeye başladı.
“Evet ama sözleşmedeki şartlar belli. Satışlar beklen düzeyde olmazsa para alamıyorum” dedi Kenan.
Odasındaki giysi dolabını açıp bordo bir kıyafet çıkardı.
“Temam satışlar çok iyi olmayabilir ama yine belli bir miktar almalıydık!” dedi Afife hala öfkeliydi.
Yapım şirketinin binasından dışarı çıktı ve caddede yürümeye başladı.
“Afife artık o şirketle çalışmayacağım. Bu albümden sonra anlaşmam bitti biliyorsun. O adama güvenim kalmadı. Yani bestelerle yeni bir yapımcıyla çalışacağım. Birkaç görüşme bile yaptım” dedi Kenan gülümseyerek.
Yatağın kenarına oturdu.
Afife bunu duyunca hem şaşırmış hem de çok sevinmişti. Yolun ortasında aniden durup
“Ahh abi inanamıyorum gerçekten mi ?”dedi sevinçle
“evet . Hatta şu Mustafa bey’in yapım şirketi varya onunla anlaşmak üzereyim. En son bestemi çok beğendiler.” dedi Kenan
“Abi inanamıyorum! Yeni bir kapı açıldı demek…Aşk olsun Neden bana söylemedin?” dedi Afife.
“Anlaşma kesinleşince sana sürpriz yapacaktım “ dedi Kenan
“Çok sevindim abi “ dedi Afife
“Bende…. Yarın akşam Mustafa beyle yemek yiyeceğim. Ayrıntıları konuşacağız” dedi Kenan…
“Tamam abi.. Birazdan evdeyim” dedi Afife ve telefonu kapatıp bir taksiye bindi…

******** **************

GÖZLERDEKİ HÜZÜN

“Ah Sağol Suzan abla “ dedi Lamia tepsideki iki fincan kahveyi bir kabak keki masaya koyarken.
“Kusara bakmazsanız ben gidip biraz dinleneceğim. Hazır Melek’te uyumuşken …”
“Tabi tabi git dinlen Suzan abla” dedi Lamia.
“Hıı Laima mutfakta bir tabak kek ayırdım. Sonra Cemil beye verirsin”

“Kaç şeker” dedi Lama kahvesini önüne koyduğu Sedef’e bakarken.
“İki” dedi Sedef . Soluk hasla görünene yüzünden ince bir gülümseme belirdi.
Lamia kristal şeker kasesinden iki küp şeker alıp kahve fincanının yanına iliştirdi. Sonra Sedef’in tam karşınsa gelecek şekilde oturdu.
Bir süre havadan sudan konuştular.
“Kardeşin yok mu?” diye sordu Lamia merakla.
Sedef kahvesinden bir yudum aldı ve yüzünde Lamia’nın da fark ettiği ince bir acı belirdi yüzünde.
“Hayır yok” dedi Sedef.
Lamia’nın ona merakla baktığını görünce gülümsedi.
“Benden başka çocukları olsun istememişler” dedi Sedef.
“Benimde kardeşim yok” dedi Lamia.
“Hangi bölümde okuyordun sen?”
“Mimarlık. İkinci senem” dedi Sedef.
İkisi de aynı anda kahvelerini yudumladılar. Kısa bir an sessizlik oldu.
“Uzun zamandır mı İstanbul’dasın?” diye sordu tekrar Lamia
“Ben doğduğumdan beri İstanbul’dayım. Annem babam aslen İzmirli” diye cevap verdi Sedef .
Sonra sanki ona bir sır verecekmiş gibi sandalyesinde yarı yarıya doğruldu.
“Laima..”dedi tereddütle..
Lamia güneşin iyice kaybolup gittiği bahçede otururken büyük bir dikkatle karışsındaki genç kızı inceliyordu. Masum yüzü ve neşesiz gözleri vardı. Bu gençliğe rağmen sanki hayata küsmüş gibiydi. Elindeki kaşığı fincanın kenarına bıraktı.
“Laima ben..” dedi Sedef..
Söylemeye cesaret edemediği şey neydi…Lamia daha büyük bir merakla ona baktı.
“Şey diyecektim ki Cemil…”
“evet” dedi merakı bin kat daha artan Lamia.
“Sen onu uzun zamandır mı tanıyorsun?” diye soru Sedef.
Uzun sarı saçlarını huzursuzca omuzlarından geri itti.
“Evet.. uzun zaman oldu” dedi Lamia.
Sedef’in konuyu birden Cemile getirmesine şaşırmıştı. Hatta oldukça da telaşlanmıştı.
“O çok … nasıl desem…o çok farklı biri” dedi Sedef.
Lamia’nın kendisine merakla baktığını görence gülümsedi.
“Sende farkındasın herhalde. Çok baya bir şey var Cemil’de…” dedi birazda utanarak.
Lamia Sedef’e belli etmemeye çalıştığı telaşından bir an kurtulmaya çalıştı ama ne kadar çabalarsa çabalasın lafın nere gittiğini iyi biliyordu.
“Çok hüzünlü. Derin” dedi Sedef . yüzünde utangaç bir gülümseme belirdi.
Lamia sessiz bir merakla onu dinliyordu. Sedef bir çok kadının gördüğü o derinliği, hüznü görmüştü. Lamia’nın o an aklına Nimet’in aylar önce hastanede söyledikleri geldi:
‘Hayata kırgın bir kere. Gözlerinde hep hüzün var. Ne kadar serserilik yapsa da. Ne kadar gülse. Kahkaha atsa.. Hep hüzünlü aslında.’
“Öyledir. Cemil….” dedi Lamia. Duraksadı.
“Özel biridir” dedi en sonunda

“Onu tanıyalı bir ay bile olmadı ama …”dedi ve yeniden konuşmaya başladı Sedef.
Sonra yüzünü eğdi. Utangaç , hatta kabahatli bir çocuk gibiydi.
Bir eliyle kahve fincanını oynatmaya başladı.
“…Ama çok etkilendim” dedi en sonunda.
Lamia bunu duyunca kaskatı kesildi. Çok şaşırmış sayılmazdı aslında. Cemil’e olun ilgisini fark etmişti de bunu bu kadar erken Sedef’ten duymayı beklemiyordu.
“Bakışları büyülüyor” deyince Lamia’nın içinden öfkeyle karışık bir duygu geçti… Sonra Sedef deri bir enfes alıp Lamia’ya dikti gözlerini. Soluk mavi gözler bahçe ışığında parlıyordu.
“Şaşırdın tabii. Bu konuştuklarımız aramızda kalsın lütfen” dedi ve sonra konuşmaya devam etti…

“Sana bir şey sormam gerek” dedi Sedef şaşkın bir şekilde yüzüne bakan Lamia’ya
“Cemilin sevgilisi var mı?”


************** **************

BİR TABAK KEK

“Geliyorum!” diye seslendi Cemil.
Kapıya öjyle bir vuruyorlardı kı neredeyse kırılacaktı. Cemil gömleğini üstüne geçirip alt kat indi. Kapı hala aceleyle yumruklanıylordu.

“Geldim! Tamam” dedi Cemil ve kapıyı açtı.
Cemil karışında öfkeden parlayan bir çift göz bulmuştu. Lamia ise aceleyle üsten geçin-rdiği gömleğini ilikleyemeyen bir cemil. Laima tüm o öfkesinin içne Cemilin açık yakasından görünen boynuna baktı. Bakışlarını yavaşça kaydırıp iman tahtasına ve biraz daha aşağı indirdi ama daha aşağıya bakmaya cesaret edemedi. O sırda cemli gömleğin düğmelerini iliklemeye devam ediyordu.

“Noldu ?” dedi merakla Lamia’ya bakıp.
Lamia b soruyla birkaç seniyeliğine unuttuğu öfkesini ve kıskançlığını hatıladı. Cemili ittirerek içeri daldı.

Cemil onun arkasından şaşkın bir yekilde bakıyordu. Sonra kapıyı kapatıp içeri girdi. Lamia ve cemil karış karşıya gelmişlerdi.
“Noldu?” dedi tekrar Cemil.
Lamia elindeki kek tabağını gösterip
“Bunlar sana” dedi ve tabağı sertçe sehpanın üzerine koydu.
Cemil bir tabağa birde Lamia’ya baktı.
“Kekeler senin için bu akadr değerliyse… sende kalabilir…” dedi sırıtarak.
Lamia yüzünü iyice ekşitti ..
Birkaç adım Cemile yaklaştı. Arlarında hiç mesafe kalmamıştı.
“Hiç komik değil” dedi Lamia .
Cemli bunun üzerine sırıtmayı bıraktı.
Lamia tam arasına dönmüş gidecekken Cemil onu kolundan tuttu .
Lamia hemen kolunu çekmeye çalıştı. Cemlide elini onun kolundan çekip teslim olan bir esir gibi ellerini havaya kaldırdı.
“Ne olduğunu söyleyecek misin?” dedi merakla. Lamia tekrar Cemile döndü.
Öylece ona baktı.
Sonra umursamaz bir tavırla ellerini göğsünün üstünde birleştirdi.
“Ne varmış acaba senin gözlerinde insan bu kadar etkileniyor anamıyorum.” dedi
Cemil anlamsızca ona baktı.
“Gözlerindeki o derin hüznü görmeyen kadın kalmadı .. Yani bir tek ben miyim (evet) senin bu halini anlamayın öyle mi?” dedi Öfkeyle.
“Sen neyden bahsediyorsun?” dedi Cemil ona yaklaşarak.
“Gözlerin diyorum, Ne gözlermiş öyle . Herkes pek bir etkiliyor. Nasıl bakıyorsan artık” dedi Lamia.
Cemil onun sözlerine bir anlam verememişti.
“Bak tam olarak neden söz ettiğini bilmiyorum ama açıkçası gözlerimle bu kadar ilgilenmene çok sevindim” dedi Cemil onu yumuşatmaya çalışarak ki işe da yaramıştı.
Lamia yüzünü Cemil’den kaçırıp gülümsedi. O görmesin diye hemen arkasını döndü Cemile.
“Doğrusu gözlerimle ilgilenecek tek kadın sen ol, istiyorum ben… biliyorsun” dedi Cemil.
“Biliyor musun öfkeliyken çok daha güzel oluyorsun” dedi tekrar konuşarak ve birkaç adım Lamia’ya yaklaştı. Aralarında bir adımlık bile mesafe kalmıştı.
Lamia Cemilin kendisine doğru yaklaştığını hissediyor saniyeler geçtikce heyecanlanıyordu.
“ve evimde olmana, benimle aynı havayı solumana bayılıyorum” dedi Cemil.
Lamia’nın omuzlarına dokundu. O an Lamia ürkek bir kedi gibi kaçıverdi Cemilin ellerinden.
Az önceki öfkeli kadın gitmiş yerine utangaç ve telaşlı bir genç kız gelivermişti.
Lamia “şey ben….kek yani… senin için .. aslında onu bırakmak için uğradım” dedi Lamia.
Cemil hafifçe gülümsedi.. Keklere baktı.
“Teşekkür ederim” dedi. Lamia’nın tam önünde durdu. Lamia geri doğru gidip yalının ahşap duvarına yapıştı.
Cemil ona yaklaşınca hala birkaç düğmesi açık olan gömleğinin yakasıyla burun buruna geldi genç kadın.
Biraz önce eve girerken karışlaştığı manzarayı hatırlayıp telaşa kapıldı.
“Biraz daha kal” dedi Cemli
Lamia onun ses tonunun güzelliğini fark etti. Öyle davetkar ve baştan çıkarıcıydı ki (öyle ama), buradan hemen gitmem lazım diye düşündü ve bir mazeret bulmaya çalıştı.

“Aaa şey kalamam çünkü Melek .. evet….evet Suzan abla erkenden yatınca…yani Melek’le ilgilenme işi bana düştü” dedi Lamia ve Cemille duvarın arasından sıyrılarak koşar adım kapıya doğru yöneldi.
“Görüşürüz “deyip hızla evden çıktı.

Cemil bir keklere bir de Lamia’nın arkasından açık kalan kapıya bakıp olanlara bir anlam vermeye çalıştı…


***************

devam edecek....

BERNA
03-05-09, 11:17
Yılın Çifti-19
Bana Hüseyin Kenan Gün De...

Makbule'nin Odasında

Kenan: Bana Hüseyin Kenan Gün de Makbule...
Makbule: Bana bu konuda da güvenebilirsiniz Hüseyin Kenan Gün Bey.
Kenan: Ay böyle dedikçe içim bir tuhaf oluyor Makbule.
Makbule: Nasıl yani?
Kenan: Bir enerji hissediyorum bedenimde. Acaba Hüseyin Kenan Gün'ün adından gelen bir enerji mi? Bunun bir gün olacağını biliyordum aslında.

Vedat muayanehanesine geri döner.

Lamia: Hoşgeldiniz Vedat Bey.
Vedat: Hoşdulduk Lamia. Arayan soran var mı?
Lamia: Yok Vedat Bey. Bundan sonraki hastanız da yarım saat sonra zaten.
Vedat: O zaman seninle karşılıklı bir kahve içelim Lamia.
(Meslek etiğini bozmadan Cemil'e karşı olan hislerini kendisinin anlamasını sağlayayım bari)
Lamia: Hemen suyu ısıtayım o zaman.
Vedat: Hayrola şişleri elinden bırakmışsın.
Lamia: Bu sabah içimdeki eksiklik büroya gelince kayboldu diye bıraktım örgü örmeyi. Şimdi oturma planı üzerinde taslak yapıyorum Suzan Abla için.
Vedat: O zaman işe gelmediğin zamanlar mı hissediyorsun eksikliği?
(Cemil'le bağlantı kurmasını sağlamam lazım, Suzan Abla diye kendini kandırıyor)
Lamia: Yoo dün işte de vardı aynı eksiklik.
Vedat: Dünden farklı birşeyler bugün oldu desene.
(Cemil geldi anlasana artık Lamia!)
Lamia: Bilmem ki, acaba havalar ısındı da ondan mı?

Lamia'nın telefonu çalar, ona bakmaya gider

Vedat (kendi kendine): Lamia'nın gözünü açmak düşündüğüm kadar kolay olmayacak galiba.

Lamia: Efendim?
Kenan: Bundan sonra bana Hüseyin Kenan Gün Bey diye hitap edeceksin Lamia.
Lamia: Ben de değişik birşey söyleyeceksin sandım. Kenan söyleyecek önemli birşeyin varsa konuşalım. Bu arada eve geç geleceğim haberin olsun.
Kenan: Benim de öyle olur herhalde.
Lamia: Neredesin ki sen?

Kenan telefonu kapatır.
Makbule: İçinizdeki enerji daha da arttı mı Hüseyin Kenan Gün Bey?
Kenan: Bana hep böyle hitap et Makbule, çok hoşuma gidiyor. Sen de ne hoş bir kızmışsın böyle. Gel bakayım yanıma.
Makbule (çapkın bir sırıtma ile Kenan'a yanaşır): Birkaç kişiyi daha arayalım, enerjiniz iyice artsın Hüseyin Kenan Gün Bey.
Kenan: Dur bir de Cavidan'ı arayayım.

Cavidan: Efendim Kenan.
Kenan: Bana Hüseyin Kenan Gün Bey de Cavidan.
Cavidan: Hayrola sen birşey mi içtin? O zaman sen de bana çelik prensesi diye hitap et.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün birşey içse de ona birşey olmaz. Bana Hüseyin Kenan Gün de Cavidan.
Cavidan: Ay uğraşamayacağım seninle Kenan, çelik prensesi olarak önemli toplantılarım var. Hüseyin Kenan Gün'sün sen. Dedim işte, ne olacak ki?
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'e enerji geliyor Cavidan, daha ne olsun?
Makbule (telefonu kapatır): Yeteri kadar enerji topladın mı Hüseyin Kenan Gün Bey?

Kenan'a iyice yaklaşır ve öper. Kenan 'Hüseyin Kenan Gün' de diye sayıklayarak öpücüğe karşılık verir.
Makbule: Sen Hüseyin Kenan Gün'sün, sana da böyle bir öpücük yakışırdı.
Kenan: Bana Hüseyin Kenan Gün de Makbule...
Makbule: Hüseyin Kenan Gün... Siz bir tanesiniz...

Yalıda

Nazım: Eşyalarını hazırladın mı Gülay?
Gülay: Çok heyecanlıyım Nazım bu tatil için.
Nazım: Sana bir sürprizim var orada.
Gülay: Gerçekten mi? Sürprizlerle dolusun Nazım. İyi ki evlenmişim seninle.

Kısa bir süre için öpüşürler, sonra telefon çalar.

Nazım: Dur ben bakarım. Efendim. Size Hüseyin Kenan Gün mü diyeyim??? Hüseyin Kenan Gün. Alo? Kenan Bey??
Gülay: Ne oldu Nazım.
Nazım: Anlamadım valla, Kenan Bey aradı. Bana Hüseyin Kenan Gün de dedi, sonra da kapattı telefonu ben öyle deyince!
Gülay: Bunların hepsi toptan deli. Vedat Bey ailenin kadrolu doktoru olmalı bence. Amaaan neyse...

Öpüşmeye devam ederler.


Dr. Vedat'ın muayanehanesi

Vedat telefonla konuşmaktadır.

Vedat: Dayıcığım en sonunda değiştirmeyeceğim bir intikam planı buldum Kenan için.
Kemal Dayı: Ben artık senden ümidi kesmiştim oğlum. Değiştire değiştire plan kaldı mı ki?
Vedat: Aslında işim kolaylaştı dayı, vicdanım da rahatladı. Lamia Kenan'dan fena halde sıkılmış durumda ancak onu terkedecek kadar cesaretli durmuyor. Eksiklik deyip deyip duruyor ama büyük bir olasılıkla eksiklik Cemil'le ilgili. Sık sık Cemil'le biraraya getireceğim Lamia'yı. Konuşarak da gerçekleri görmesini sağlayacağım. Hatta erken izin verdim bugün Cemil'le buluşsun diye. Lamia Kenan'ı terkedince büyük yıkım olacak onun için, daha doğrusu egosu için. Böylece sevdiğinden ayırarak ondan ablamın intikamımızı almış olacağız.
Kemal Dayı: Yalnız niye Kenan Cemil'in ismini verdi Nadide'ye onu hiç anlamadım.
Vedat: Valla ismine bu kadar düşkün birisi için bence de şaşırtıcı. Bir dakika dayı SMS geldi, önemli birşey olabilir bakıyorum.
Kemal Dayı: Tabi oğlum bak.
Vedat: Kenan'dan gelmiş, 'Bana Hüseyin Kenan Gün de...' diyor. Bu ne demek ki şimdi? Acaba intikam planına eklenecek birşey mi?
Kemal Dayı: Aman oğlum yine değiştirme planı gözünü seveyim. Kafamı daha fazla karıştırma.


Cemil-Lamia oturma planı hazırlamaktadırlar.

Lamia: Cemil ben bir taslak hazırladım, bir bak istersen.
Cemil biraz inceler.
Cemil: Çok güzel olmuş Lamia. Şahika Hanım masanın ortasında Namık ve Cavidan'ın yanında. Yalnız boşanma adayı bir çift olarak bu kadar yakın oturmamız tuhaf kaçmaz mı? Kenan bile senden daha uzakta kalmış.
Lamia: Kenan'ı yanıma alayım dedim ama o zaman sürekli 'Hüseyin Kenan Gün de' diyerek seni rahatsız ederdi.
Cemil: Aklıma getirdin bu arada, Kenan bana MMS atmış. 'Bana Hüseyin Kenan Gün de' diyen video görüntüsünü yollamış. Bu aralar ateşli bir hastalık falan mı geçiriyor?
Lamia: Her zamanki hali, hiç takmıyorum. Yakında düzelir herhalde.
Cemil: Gerçekten mi? Ne oldu büyük aşkınıza?
Lamia: Bir eksiklik var ama ne olduğunu bir türlü bulamıyorum. Ama bu oturma planı işi iyi geldi herhalde, artık hissetmiyorum. Sana uygun mu plan Cemil?
Cemil (şaşkınlık içinde): Suzan Hanım'ın beğenmesi önemli olan.
Lamia: Öyle deme, sen de ev sahibisin (elini tutar) senin düşüncen her zaman önemli.
Cemil şoktadır, gülümser şaşkın bir ifade ile.


Makbule'nin hastanesinin yöneticisinin odası

Afife: Merhağğaba Doktor Bey.
Doktor: Buyrun.
Afife: Ağğğbiim beni aradı, kendinde değil gibi konuşuyordu, zar zor burada olduğunu çıkardım sonra.
Doktor: Pardon ama sizin abiniz kim?
Afife: Hüseyin Kenan Gün. Beni aradı 'efendim ağbbi' dedim. 'Bana ağğğğbi deme Hüseyin Kenan Gün de' dedi.Onun için çok endişeleniyorum Doktor Bey.
Doktor: Kimin yanına gelmişti?
Afife: Makbule Sönmez, arkadan onun sesi geliyordu zaten oradan çıkardım burada olduğunu.
Doktor: Hemen gidip bakalım, Makbule Sönmez zararsızdır ama yine de bir kontrol edelim.
Afife: Ağğğbiiii, ağğğbiiii...


Yalıda

Saib: Cemil oğlum en sonunda yaptın mı planı?
Cemil: Lamia yaptı baba. Suzan Hanım beğendiniz mi?
Suzan: Evet güzel olmuş, sadece...
Saib (bayılmak üzere bir ifade ile): Sadece ne???
Suzan: Can dostum komşularımın yerini birbiri ile değiştirelim mi?
Saib: Yine ne oldu ki?
Suzan: Bir tanesi dul da, sizden daha uzak otursun istiyorum.
Cemil: Baba üvey annem sana göz açtırmayacak haberin olsun. Çok kıskançsınız Suzan Hanım.
Suzan: Aman Cemil, abartma.
Cemil: Baba bu kadar sevgiyi kıskanıyorum ama.
Saib: Zevzeklik ediyorsun yine.
Hep birlikte gülerler
Cemil: Suzan Hanım Lamia bugünlerde iyi mi?
Suzan: Sanırım yapacak işi olmadığından sıkılıyor evde. Sürekli bir yenilik peşinde.
Cemil: Vedat'ın yanında işi yok mu zaten?
Suzan: Zaten evde sıkılıyor genelde.
Cemil düşüncelere dalar.


Makbule'nin Odası

Afife: Ağğğğbi bu ne hal?
Makbule (düğmeleri açılmış bluzunu iliklemeye çalışarak): Ya bir özel hayatımız da olmayacak burada?
Kenan (sayıklar): Bana Hüseyin Kenan Gün de Afife.
Kendine gelir.
Kenan: Makbule?? Ne oldu bana böyle?? Niye üstümde gömleğim yok?
Makbule: Bana güvenebilirsiniz Kenan Bey. Lamia'yı cezalandırma planımız bu.
Afife: Ağğğbii, bu nasıl bir skandal böyle? Buralara kadar mı düştün? Hep o uğursuz Lamia'nın yüzünden.
Kenan: Bir çay içtim. Birden bir Hüseyin Kenan Gün enerjisi hissettim, gerisini hatırlamıyorum ki. Hüseyin Kenan Gün'ün hafızası bu kadar zayıf mı olacaktı?
Makbule: Size Hüseyin Kenan Gün dememi istediniz.
Afife: O kadarla kalmamış belli ki. Çayın içinde birşey mi vardı yoksa ağğğbiii.
Kenan: Olabilir. Hüseyin Kenan Gün olarak bu durum bana hiç yakışmadı. Artık sana hiç güvenmiyorum Makbule. Sen de Hüseyin Kenan Gün'e güvenme.
Makbule (ağlayarak): Ama ben bir tek size güveniyordum Kenan Bey.
Doktor Makbule'yi uzaklaştırmaya çalışır.
Afife: Bu olay aramızda kalacak değil mi Doktor Bey?
Doktor: Bu benim de işime gelir. Hala çayı nasıl soktuğunu anlayamadım Makbule'nin.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün kimseyi utandırmamalıydı.


Şükrü'nün Ofisi

Şükrü: Ya Namıkcığım kadın bir becerikli ki anlatamam sana.
Namık: Neydi numarası şu Buket Hanım'ı ben de arayayım.


Nimet'in Ofisi

Vedat: Yemek için hazır mısın hayatım?
Nimet: Geiyorum canım, son olarak şu maillerime bakayım. Bütün gün toplantıdaydım. Cemil de erken çıktı zaten. Bu arada çöpçatanlık yapıyorum dedin. Nasıl yapacaksın?
Vedat: Ne yapayım Nimet. Dayanamadım Lamia'nın şaşkın halini görünce, Cemil'e olan duygularını anlamasını sağlamamam lazım ama düşündüğümden zor olacak galiba.
Nimet: Kenan'dan e-mail gelmiş. Konu olarak da 'Bana Hüseyin Kenan Gün de' yazıyor...


Lamia-Kenan'ın Evi

Suzan: Lamia canım sana kargodan bir paket gelmiş, komşu da bana getirdi.
Lamia: Sağol ablacığım, eksiklik bu sefer kalkacak inşallah.
Suzan: İnşallah kızım inşallah...

Kenan: Merhaba Suzan Hanım, Lamia. Ben de biraz başım ağrıyordu uzanayım dedim.
Lamia: Gözlüklerle mi yattın Kenan?
Suzan: Aaaa bu Saib Bey'in güneş gözlüğü değil mi?


Gelecek Bölüm

1. Lamia'nın hayatındaki eksikliği doldurmak için bulduğu yeni hobisi nedir?
2. Vedat Lamia'ya arayışının aslında ne olduğunu anlatabilecek mi?
3. Makbule'nin Hüseyin Kenan Gün'ü ilgilendiren yeni planı ne?
4. Kutlama yemeğinde ne gibi olaylar bizi bekliyor?
5. Buket Hanım furyasına daha kimler tutulacak?

::Lové's::
03-05-09, 21:50
CemiLamia (3)

"Tam o sırada Lamia,bakkaldan çıkar ve Cemil ile göz göze gelirler..."
---------------------------------------------------------------------
"Lamia'nın heyecandan eline aldığı ekmekle beraber elleri titrer.Cemil ise olduğu yerde öylece kalır.İkiside heyecandan konuşamaz ve durumu anlayan Saip bey,sessizliği bozar."

Saip:Lamia kızım...Nasılsın ?
"Lamia birden irkilir ve gözlerini Saip Bey'e çevirir."
Lamia:İyi,iyiyim...
"Kısa bir sessizlik daha kaplar etrafı.Cemil buz gibi olmuştur.Yerinden hiç kıpırdıyamaz...Gözlerini biran bile olsun Lamia'dan ayıramaz.Aynı şekilde Lamia'da...Saip bey sessizliği bozmak için devam eder."
Saip:Seni burada görüceğimizi hiç düşünmemiştik.Süpriz oldu bize...
Lamia:Evet.Bende hiç düşünmemiştim.Banada süpriz oldu...
"Lamia,utangaç bir şekilde Cemil'e bakar.Saip,Cemil'in omzuna vurur hafifçe."
Saip: (kısık bir sesle) Oğlum konuşsana...
"Cemil,birden hareketlenmeye başlar."
Cemil:Eeııı Merhaba Lamia...
Saip:Hele şükür.Biran hiç konuşmuyacaksın sandım.
Cemil:Baba...
"Lamia,olduğu yerde kızarır."
Lamia:Merhaba...
Cemil:Seni burada görmeyi beklemiyorduk.Biran görünce çok şaşırdım...
Lamia:Bende...Sizi bukadar erken beklemiyordum.
Cemil:Evet biraz ani oldu dönmemiz.Ben biran önce dönmek istedim çünkü...Buraları çok özlemişim.
Lamia:Ya...
Cemil:Evet...
"Tekrar göz göze gelirler.Lamia,çok utanır ve başını eğer."
Saip:Eee...Biz seni tutmayalım kızım.Sanırım kahvaltı yapıcaktınız.
Lamia:Hay Allah.İyiki hatırlattınız...Suzan abla beni bekliyordu.
Saip:Öylemi ? koş hadi bekletme Suzan hanımı.Nasıl olsa artık buradayız.Sık sık görüşürüz...
Cemil:E evet...
"Lamia,çekinerek..."
Lamia:İsterseniz sizde gelin kahvaltıya.Hep beraber edelim.
"Cemil hemen lafa atlar."
Cemil:Tabi tabi geliriz.Bende çok acıkmıştım zaten.
"Lamia ve Cemil birbirlerine tebessüm ederler."
Saip:Oğlum saçmalama.Belki Suzan hanım müsait değildir.Başka zaman, inşallah kızım...
Cemil:Doğru...Şimdi boşuna rahatsız etmeyelim Suzan hanımı.
Lamia:Olurmu hiç öyle şey ? Müsaitiz biz zaten...
Cemil: (tebessüm ederek)Tamam ozaman...
Saip:Ozaman siz gidin.Benim biraz başım ağrıyor,dinleneyim ben.Zaten aç değildim.Bir ara uğrarım ama.
Lamia:İyimisiniz ?
Cemil:Eğer çok ağrıyorsa,bende gitmeyim baba.
Saip:Yok yok öyle önemli birşey değil.Gidin siz hadi...Hıı bu arada Suzan hanımada selam söyleyin.En kısa zamanda hepbirlikte toplanırız.
Cemil:Tamam...Hadi Lamia gidelim.
Lamia: (gülerek) Tamam...

"Cemil ve Lamia uzun bir süre sessizce yürürler."

Lamia:Özledinmi buraları ?
Cemil:Evet...Sen ne zaman geldin ada'ya ?
Lamia:Birkaç ay oluyor.
Cemil:Neden geldin peki ?
Lamia:Bilmem...
Cemil:Kenan nerede ?
"Lamia'nın birden suratı asılır."
Lamia:Yurt dışında o...
Cemil:Yaa...oda sonradan gelicek yani buraya.
Lamia:Bilmem...Olabilir.
"Cemil şaşırır."
Cemil:Nasıl bilmem ?
"Lamia birden duraksar."
Cemil:Neden durdun ? Geldikmi yoksa...
Lamia:Biz Kenan'la ayrıldık Cemil...
"Cemil,birden afallar."
Cemil:Na Nasıl yani...Siz birlikte değilmisiniz şimdi ?
Lamia:Hayır tabiki...
"Cemil birden heyecanlanır."
Cemil:Yani tamamen mi bitti ?
"Lamia,tebessüm eder."
Lama:Evet...Onu sevmediğimi anladım ve bitirdim.
Cemil:Çok şaşırdım...Yani ben sizi birlikte sanıyordum hala...
"Lamia,gülümser."
Lamia:Hayat işte...Ne zaman ne olucağı belli olmuyor.
Cemil:Evet...Gerçektende belli olmuyor.
"Cemil,Lamia'ya yaklaşır....Lamia,birden heyecanlanmaya başlar.Cemil ile göz göze gelmemek için elinden gelin yapar."
Lamia:Iıı hadi yürüyelim.Suzan abla bizi bekliyor.
"Lamia tam yürürken,Cemil onu kolundan tutar...Hafifçe kulağına fısıldar."
Cemil:Lamia...Seni çok özledim.
"Cemil'in tatlı nefesi,Lamia'nın tüm vücudunu okşar..."
Lamia: (tatlı bir telaşla) Gidelim hadi ne olur.
"Cemil bu sefer nefesini Lamia'nın boynunda gezdirir."
Cemil:Sen özlemedinmi yoksa.?
"Lamia'nın boynunu öpmeye başlar."
Lamia'nın tüm vücudu karıncalanır.Gögüs kafesi hızlıca iner,kalkar.Bu Cemil'i daha çok tahrik eder ve Lamia'nın dudaklarına yaklaşır.Lamia ne yapıcağını bilemez...Her nekadar delice özlediği adama karşılık vermek istesede,nefsine hakim olur ve birden geri çekilir.
"Cemil,şaşkınlıkla Lamia'ya bakar."
Lamia'nın, heyecandan nefes alış-verişi hızlanır.
Lamia:Lütfen Cemil...Bu yaptğın doğru değil.
"Cemil,birden hayal kırıklığına uğrar..."
Cemil:Afedersin...Haklısın.Biran için kendimi,seninde beni sevdiğine kaptırmıştım.Ama yanılmışım...Özür dilerim.
Lamia,ne diyeceğini bilemez hale gelir.Gerçektende onu seviyor ve istiyordu.Ama belliki hazır değildi...Gözlerini Cemil'den kaçırdı.
Cemil:Hadi gidelim...
"Cemil önden hızlıca yürümeye başlar."
Lamia'nın gözleri dolmuştu.Ağlamamak için kendini zor tutuyordu.Yol boyunca,"Keşke karşılık verseydimde,yanlış anlamasaydı" diye düşündü.Nihayet eve varmışlardı.
Cemil:Burasımı ?
Lamia,ağlamamak için kendini okadar çok kasmıştıki.Boğazı düğümlenerek konuşuyordu.
Lamia: (hafif bir sesle) Evet...
Cemil:Sen ağlıyormusun,yada ağlıcakmısın ?
Lamia:Yoo sana öyle gelmiş...Hadi girelim.
Cemil,Lamia'nın kolundan tutar.Ve gözlerine bakarak...
Cemil:Az önce birşey olmadı Lamia...Lütfen huzursuz olma.Bukadar çok üzülceğini bilseydim,inan herhangi bir adım bile atmazdım.
"Lamia,Cemil'in farklı algıladığını duyunca daha çok düğümlendi boğazı.Cemil'in öpmesine kızdığı için değil,yanlış anlaşıldığı için ağlamak istiyordu.Ama yinede birşey söyleyemedi...Cemil,Lamia'ya bakmaya devam ediyor,ondan bir cevap bekliyordu."

O sırada Lamia'nın sesini duyan Suzan hanım,kapıyı hemen açıverdi.

Suzan:Kızım nerde kaldı sen ? Meraktan öldüm.Aaa Cemil bey...
Cemil:Merhaba Suzan hanım.
Suzan:Merhaba.Seni hiç beklemiyordum,görünce birden şaşırdım.Hoş geldiniz...
Cemil:Hoşbulduk.Erken dönüş yaptık ondan...
Suzan:Öylemi ? Çok sevindim.E buyrun girin içeri...
Cemil:Teşekkürler.
"Lamia'daki farklılığı Suzan'da farkeder."
Suzan:Lamia,ne oldu sana ? Ağladınmı sen ?
Cemil Lamia'ya bakar.
Lamia:Yok abla iyiym ben.Size öyle gelmiş.
Suzan:Size derken ?
Lamia:Az önce Cemil'de aynısını dedi de.O yüzden...
Suzan:Hımmm...Neyse hadi geçin içeri,açlıktan öldüm.
Cemil ve Lamia göz göze gelirler.Ve içeri birlikte girerler...

Suzan&Cemil&Lamia kahvaltıda.

Suzan:Saip bey nasıl ?
Cemil:İyi...Oda gelicekti ama başı ağrıyordu,gelmek istemedi.Ama selam söyledi size.
Suzan:Yaa...geçmiş olsun.Sizde selam söyleyin ona.
Cemil:Tabi...söylerim.
Lamia:Ekmek isteyen ?
Cemil:Ben alabilirmiyim ?
Lamia:Elbette...
"Lamia'nın eli,Cemil'in eline değer.İkiside birbirine bakarlar."
Suzan:Bu arada sizede çok geçmiş olsun.
Cemil,birden Suzan hanıma döner.
Cemil:Sağolun.
Suzan:İyisiniz değilmi ?
Cemil:Evet...Artık bitki gibi yatmıcam.
Hepsi tebessüm eder...
Cemil:Melek nerede ?
Suzan:Uyuyordu.Ben bir bakayım...
Lamia:Otur otur ben bakarım.
Cemil: (gülümseyerek) Bence siz oturun ben bakarım.
Lamia,Cemil'e gülümser.
Lamia:Asıl sen otur bence.Ben şimdi getiririm onu.
Cemil:Hayır ben getiricem.
Lamia:Hayır ben...
Cemil:Tamam ozaman.İlk kim yetişirse o getirsin.
"Cemil, birden fırlar.Lamia,arkasından Cemil'e gülerek oda koşmaya başlar."
Suzan arkalarından seslenerek.
Suzan:Yaa gelin şuraya.Çocukmusunuz siz ? Kime diyorum Lamia...Hay Allah.Neyse bende sofrayı kaldırayım bari...

İlk önce Cemil girmiştir odaya.Ardından Lamia...
Lamia:Yaa çok kötüsün.
Cemil:Kusura bakmayın hanfendi kaybettiniz.
Lamia: (gülerek) Off Cemil ya...Haksızlık yaptın ama.Hemen koştun beklemedin beni.
Cemil: (tatlı bir ifadeyle) Banane...Birde bekliyecekmiydim.?
Lamia:Şuraya bak çocuk gibiyiz.
İkiside gülmeye başlar.Cemil,Melek'i kucağına alır.
Cemil:Melek...Bebeğim.Birtanem...Özledinmi beni ? Hıı ? Özledinmi sen Cemil amcanı ?
Lamia,iç çekerek onları izler.
Cemil:Ben seni çok özledim.(Lamia'ya dönerek) Annenide...
Lamia, birden utanıp,kızarmaya başlar.Cemil,lafına devam eder..."
Cemil:Bu annen niye hep böyle kızarıyor Melek ? Yoksa utandırdım mı onu ? (Melek küçücük dudaklarıyla güler.) Bak...Melek bile utandığını anladı.
"Lamia,başını eğerek."
Lamia:Yaa...Hiçte bile.
"Cemil,Lamia'yı süzmeye başlar.Lamia,durumu farkeder."
Lamia:Bakmaya devammı ediceksin ?
Cemil: (tebessüm ederek) Senden gözlerini alamıyorumki...
Kucağındaki Melek'i yatağına yatırır.Lamia'ya yaklaşır...Lamia,Cemil'in bakışından ne olucağını tahmin eder.Ama bu sefer "karşılık vericem" diye söylenir içinden.Cemil,Lamia'ya yaklaştıkça,Lamia'nın gögüs kafesi hızlanmaya başlar.Cemil bu sefer onu öpmek için hamle yapmaz."
Cemil:Hadi inelim aşşağıya...
"Lamia,Cemil'den bu sözü duyunca çok şaşırır.Onun öpüceğini düşünmüştü ve kendiside hazır hissettiği için karışılık vericekti.Ama bu sefer geri çekilen Cemil olmuştu...Hayal kırıklığıda Lamia'ya kalmıştı."

Son.=)

::Lové's::
04-05-09, 17:10
CemiLamia(4)

Suzan:Ha geldinizmi.Bende sofrayı kaldırmıştım...
Lamia:Niye hemen kaldırdın abla ? Belki Cemil yemek isterdi.
Suzan:Ay doğru ya.Hay Allah...
Cemil:Yok canım doydum ben...İyi yapmışsınız.
Suzan:Kahve yapayım mı ? içermisiniz ?
Lamia:İçeriz.
Cemil:Yok...ben kalkayım artık.Babamı merak ettim.
"Lamia'nın yüzü düşer."
Lamia:Gidecekmisin ?
Cemil:Evet...
Suzan:Bence gitmeyin.Lamia etrafı gezdirdin size.Buralar çok güzel...
Cemil:Lamia'nın işleri vardır.Boşuna benimle zaman harcamasın.
"Cemil,Lamia'ya imalı bir şekilde bakar."
Lamia: (bozuk suratıyla) Benim için hiçbir sakıncası yok.Eğer istersen gezdirebilirim.
Cemil:İyi peki...Ozaman arayım ben babamı.Hem nasıl olduğunu öğrenmiş olurum.
Lamia:Tamam.

Lamia:Meleğe bakarsın dimi abla ?
Suzan:Tabi tabi...aklın burada kalmasın.
Lamia:Sağol abla ya.Sende olmasaydın...
Suzan:Aaa lafımı olur.Fazla geç kalmayın ama.
Lamia:Yok yok kalmayız...
Suzan:Nereye gideceksiniz peki ?
Lamia:Biryer var hani,Issız bir yer.Orman gibi...Oraya götürmeye düşünüyorum.
Suzan:Saçmalama kızım.Tekin yerler değil orası boşver...
Lamia:Gündüz vakit kimse birşey yapamaz abla.Hem orası çok hoşuma gidiyor...Pek insan yok orada.Etrafta sessiz...
Suzan:İyi madem gidin ozaman.Nasıl olsa Cemil bey var yanında.Tek olsaydın asla izin vermezdim ama.
"Lamia,tebessüm eder."
Lamia:Zaten bende tek başıma gitmezdim...
"O sırada Cemil gelir."
Cemil:E hadi gidelim Lamia.
Lamia:Saip bey nasılmış ? İyimiymiş.
Cemil:Evet evet.Dinleniyormuş...Ağrı kesici almış,iyi gelmiş.Merak edilcek birşeyi yok yani.
Suzan:Oh oh iyi ozaman.
Lamia:Madem öyle gidelim hadi.
Cemil:Önden bayanlar...
"Cemil,narin elleriyle kapıyı gösterir.Lamia,tebessüm eder."
Lamia:Teşekkür ederim çok naziksiniz.
Cemil:Rica ederim.
"Suzan arkalarından seslenir."
Suzan:Fazla geç kalmayın.
Lamia: (bağırır)Tamam...
------------------------------------------------------
Cemil:Eee nereye gidiyoruz ?
Lamia:Seni çok güzel biryere götürcem.Issız ve sakin bir yer...
Cemil:Issızmı ? Niye oraya gidiyoruzki.?
Lamia: (hafif sırıtarak) Korkuyormusun yoksa ?
Cemil:Evet...ama yanımda sen olduğun için.Sonuçta bana emanetsin.Allah korusun başına birşey gelirse.....
"Lamia,Cemil'e meraklı gözlerle bakıyordur."
Lamia:Evet...?
Cemil:Ne evet ?
Lamia:Başına birşey gelirse dedin.
Cemil:Hıı evet...Yani başına birşey gelirse,seni hiç koruyamam direk kaçarım diyecektim.
"Lamia,kısık gözlerle Cemil'e bakar.Cemil durumu farkeder ama bozuntuya vermez."
Lamia: (sesini hafif yükseterek) Söyliyeceğin şey bumuydu yani ?
Cemil:Evet...sen ne bekliyordun ki ?
Lamia:Ne bilim.Korumazmısın yani beni ?
Cemil:Bilmem.Duruma bağlı...Hem kendi canım daha önemli.Sen benim artık karım değilsin.Neden seni düşüneyimki ?
"Lamia'nın suratı iyice düşmüştür."
Lamia:İlla düşünmen için karınmı olmam gerekir ?
Cemil:Tabiki hayır ama ne bilim.Kendi canım daha tatlıdır benim...
"Cemil,gülmemek için kendisini zor tutar.Lamia,iyice sinir olur."
Lamia:Neyse tamam uzatmayalım...Ben kendimi korurum zaten.
Cemil: (sırıtarak) Tabi tabi...

Nihayet gelmişlerdir.

Cemil:Burasımı ?
"Lamia cevap vermez.Yol boyunca asılan suratı hala yerindedir.Cemil'e de çok kızmıştır..."
Cemil:Lamia ??
Lamia:Körmüsün ? Burası tabiki..
"Cemil,Lamia'ya birkaç adım yaklaşır."
Cemil:Sen,az önce dediğim şeyleremi bozuldun yoksa ?
Lamia:Yoo ne alakası var.
Cemil:Suratın mahkeme duvarı gibide.
"Lamia,ekşiyen suratını düzeltmeye başlar."
Lamia:Sana öyle gelmiş...
"Cemil,tekrar yaklaşır Lamia'ya ve iki koluda Lamia'nın omuzlarından tutar."
Cemil:Az önce söylediklerim şakaydı.Sen benim canımdan da önemlisin.Senin için canımı vermem gerekirse,veririm...
"Lamia,dolu dolu gözlerle Cemil'e bakar.İstediği sözcükleri duymuştu sonunda.Cemil'in onu öpmesini ve sımsıkı sarılmasını ister içinden.Ve hiç bırakmamasını...İkiside birbirinin gözlerine kilitlenmiş,duygusal havayı Cemil'in sözleri bozmuştur..."
Cemil:Ben sana hiç kıyarmıyım ? Okadar hıyarmıyım ? (:
"Havadaki tüm romantizm gitmiş,yerine kahkahalar kaplamıştır."
Cemil:Seni gülerken görmek çok güzel.
Lamia:Senide...
"Cemil'in yüzü,Lamia'nın yüzüne yaklaşır.Lamia'da yavaşça yüzünü yakınlaştırmaya çalışır.O sırada Cemil yine kendini çeker ve derin bir nefes alır."
Lamia:Noldu ?
Cemil:Seni öpmek istiyordum ama,seni tekrar üzmek istemedim...
Lamia,içten içe Cemil'e söyleniyordu."Bende öpmeni istemiştim" diye. Ama dudakları birtürlü bu cümleyi çıkartamıyordu."
Lamia:Eee hadi oturalım.
Cemil:Peki...

Tüm heryer yeşilliklerle doluydu.Etrafta kimse yok sadece öten kuşların sesleri vardı.Cemil ve Lamia,sırtlarını bir ağaca yaslamışlardı.İkiside uzun bir düşüncelere daldılar...

Cemil:Hiç tahmin etmiyordum biliyormusun ?
"Lamia,meraklı gözlerle Cemil'e bakar."
Lamia:Neyi ?
Cemil: (derin bir nefes alır) Sen ve Kenan'ın ayrılcağını...
"Lamia,hafif bir şekilde tebessüm eder."
Lamia:Ama ayrıldık.
Cemil:Ayrılmanızın sebebi neydi Lamia ?
Lamia: (içses,Tabiki sendin.) Daha önce söylediğim gibi.Onu sevmediğimi anladım.
Cemil:Sadece bukadar mı ? Başka sebebi yok yani...
"Lamia,derin bir nefes alır."
Lamia:Şİmdi bunlarımı konuşcaz.?
Cemil:Afedersin...Haklısın.
"Lamia,etrafa bakınır."
Lamia:Ne güzel heryer sessiz.Kimsede yok...
Cemil:Evet.Sadece sen ve ben varız...Birde kuşlar.
"Lamia,Cemil'e bakar."
Lamia:Evet...
"Lamia,titriyordur.Ama üşüdüğü için değil,mutlu ve huzurlu olduğu için."
Cemil:Üşüdünmü ?
Lamia:Galiba...
"Cemil hemen,üzerindeki hırkayı çıkarır ve Lamia'nın sırtına koyuverir.Kendiside sadece siyah bir t-shirt'le kalır."
Lamia:Sen üşüceksin ama.
Cemil:Yok ben üşümem...
"Lamia,hırkayı Cemil'e vermek ister."
Cemil:Aaa yapma ama.Ben üşümüyorum...
"Lamia,küçücük çocuklar gibi."
Lamia:Olmaz öyle şey.Sonra hasta olur üşütürsün.Bende üşümüyorum zaten...Al şunu lütfen.
"Cemil,engellemeye çalışır."
Cemil:Aaa bak kızıyorum ama...Sen daha önemlisin.
"Lamia,başını eğer."
Cemil:Yapma böyle Lamia...Üşürsem alırım hırkamı söz.
Lamia:Söz dedin bak...
Cemil: (gülerek) Tamam...
"İkiside birbirine bakarak tebessüm ederler."
Cemil,kollarını Lamia'nın omzuna atar.Lamia'nın kalbi hızlı bir şekilde atmaya başlar.
Cemil:Sana böyle sarılırsam hiç üşümem.
"Lamia,esnemeye başlar."
Cemil:uykunmu geldi ?
Lamia:Şeyy...Bugün erken kalmıştımda.Ondan olsa gerek...
Cemil:Bana yaslanabilirsin.
Lamia,Cemil'e bakar.
Cemil:Eğer senin için bir sakıncası yoksa tabi.
"Lamia hemen başını,Cemil'in gögsüne yaslar.İlk defa sevdiği adama bukadar yakındır.Bedeni karıncalanır...Aynı şekilde Cemil'inde heyecandan kalbi hızlıca atmaya başlar."
Lamia:Kalbini dinliyorum...
Cemil: (hafif sırıtarak) Ne söylüyor ?
Lamia:Bilmem...Çok hızlı atıyor.
Cemil:Senin dinlediğini bildiği içindir.
"Lamia,kafasını kaldırarak Cemil'e bakar.Cemil söze devam eder..."
Cemil:Sahibi'nin ona yaslanması çok hoşuna gitmiş demekki.Sahibinin onu bulduğuna sevinmiş...Seni çok özlemiş Lamia...
"Lamia'nın yüzü,Cemil'e çok yakındır.Cemil'in nefesi hızlanmaya başlar.Ses tonu gittikçe hafifler...Lamia,gözlerini ayırmadan ellerini Cemil'n kalbine götürür.Heyecandan Lamia'nında ses tonu gittikçe hafifler."
Lamia:Sahibi şuan ona dokunuyor öyle değilmi ?
Cemil: (şaşkın ve heyecanlı bir sesle) E Evet...
Lamia:Ve sahibi,onun hiç durmadığı için Allah'a şükrediyor.
"Cemil,elini Lamia'nın ellerinin üstüne koyar.İkisininde gögüs kafesi hızlanmaya başlar.Cemil,Lamia'nın dudaklarına yaklaşarak..."
Cemil:Sen varsın diye atıyor zaten...

Ve dudakları,ateşli bir şekilde birleşir.Lamia ellerini Cemil'in yanaklarında gezdiriyor,Cemil ise kollarıyla Lamia'yı daha çok kendisine çekiyordu...

Son...

Lilya
04-05-09, 23:02
N: Şey... Bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum.
C: Çatlatma da söyle Nimet. Ne oldu Lamia'ya?
N: Bilmek isteyeceğini düşündüm. Lamia kayıp.
C: Ne? Nasıl kayıp?
N. Kayıp işte. 2 gün önce işten eve gelmek üzere çıkmış ve yok. 2 gündür polis her yerde onu arıyor ama bulamıyor.
C. Allah kahretsin nasıl bulamazlar?

**************

3.
Lamia iki gündür bu odanın içinde kapalıydı. ara sıra tanımadığı bir adam odaya giriyor. Bir bardak su, biraz yiyecek bir şeyler bırakıp, "Ye" diye emrediyordu. artık Lamia zaman kavramını kaybetmişti. Ağlamaktan bitap düşmüştü. Bir daha Melek'i hiç göremeyeceğini sanıyordu...


Aylar önce bedeni ve yüreğindeki yaraları tamir etmek için giden adam şimdi daha büyük bir acı ile geri dönüyordu. Uçak alana indiğinde hiç vakit kaybetmeden çıkış kapısına yöneldi. İlk bulduğu taksiye atlayarak, Lamia'nın evine doğru yol almaya başladı. İçi acıyordu. Kalbi sıkışıyordu. Onsuz nefes alamadığını düşünürken meğer uzaklarda bir yerde yaşadığını bilmenin kendisine yettiğini hayretle farkediyordu. onu sonsuza kadar kaybetme korkusu, şimdiye kadar duyduğu korkuların hiç birine benzemiyordu. Bu düşünceler içinde eve vardı.kapının önünde bir grup gazeteci vardı. Cemil'i görünce;
G: Cemil bey lütfen bir açıklama yapar mısınız? Eski karınızın kaybolması hakkında ne söyleyeceksiniz? Cemil gazetecilerin arasından geçerek kapıya vardığında derin bir nefes alarak zile bastı. Kapıyı Nimet açtı. Nimet Cemil'i karşısında görünce çok şaşırmıştı.

N: Cemil. Hoşgeldin. dedi ağlayarak. İkiside karışık duygular içinde birbirlerine sarıldılar.
N:Geç içeri. dedi. Üzüntüden artık ayakta duracak hali kalmamış Suzan Hanım Cemil'i görünce ayağa kalktı ve hıçkırıklarla sarsılarak Cemil'e sarıldı.
S: Bulun onu Cemil Bey. Bulun kızımı bana.
C: Sakin olun Suzan Hanım. Size söz veriyorum. Bulacağım Lamia'yı.
Cemil, hiç kendini bu kadar çaresiz hissetmemişti. Hemen telefona sarıldı.
C. Alo. İyi günler. Sedat Bey. Ben Cemil Paşazade.
S. İyi günler Cemil Bey.
C. Sedat bey, duymuşsunuzdur. Karım Lamia Paşazade kayıp.
S. Evet duydum. Çok üzgünüm.
C: Ne pahasına olursa olsun karımı bulmanızı istiyorum. Her taşın altına bakın lütfen.
S: Cemil bey elimden geleni yapacağıma emin olabilirsiniz. Ama hiç bir ip ucu yok. Fidye için kaçırıldığını düşünmüştük önce ama şimdiye kadar fidye için arayan da olmadı. Mobese kameralarını arkadaşlar inceliyorlar. Bir şey çıkırsa size haber vereceğim.
C. Sedat bey elinden geleni değil, ne gerekirse yapmanı istiyorum.
Cemil telefonu kapadığında gözlerinden ateş fışkırıyordu. Ağır adımlarla Melek'in odasına gitti. Melek yatağında uyuyordu. Melek'in elini tuttu ve öptü. "Sana söz veriyorum anneni bulacağım Meleğim" dedi.

Ali Kırca: Sayın seyirciler, bir süre önce ortadan kaybolan dizi oyuncusu Lamia Paşazade'den hala haber yok. Polis ellerindeki tüm delilleri değerlendirdiklerini ancak henüz bir ize rastlayamadıklarını söylüyor. Muhabirlerimiz Lamia Hanımın evinde nöbet tutarken, iş adamı Cemil Paşazade'ye sorularını yönelttiler ancak kendisi sorularımızı cevaplamadı.
O sırada görüntüler tv den akmaktaydı.
M. Bunlar boşanmamış mıydı?
E. Boşandılar. Bak Mustafa başımız iyice belaya girecek. Bir karar vermemiz lazım artık.
M: Öldürüp, ormana atalım ne dersin?
E. Sen manyak mısın be adam. Polis her yerde arıyor. Yakında izimizi bulurlar. Ben hapse yeniden girmek istemiyorum. Bir daha o dört duvara katlanamam.
M.eee ne yapıcaz?
E. Bilmiyorum.
M: Eeee onu bilmiyorsun, bunu bilmiyorsun. Ne bilirsin sen be kadın. Madem kocası o kadar zenginmiş. Alalım hayatımızı kurtaracak kadar para, sonra da öldürelim gitsin...
E. Ben katil olamam.
*********

BERNA
05-05-09, 21:22
Yılın Çifti-20
Çok Acıklıydı Çoook...


Aynı zamanda spa merkezi olan otelde

Gülay: Nazım ne kadar güzel bir yer burası iyi ki Vedat Bey'in işi varmış.
Nazım: Beğendin mi karıcığım
Gülay: Hiç beğenmez olur muyum kocacığım. Hadi odamıza çıkalım.
(Öpüşürler)
Nazım: Yalnız unutma buradaki imkanlardan da faydalanacağız. Hem sana sürprizim de var biliyorsun.
Gülay: Biz bir odamıza yerleşelim de düşünürüz.
Nazım: Gülaaay...
Gülay: Kenan Bey!
Nazım: Kenan Bey mi? Yine mi fantazi yapacağız?
Gülay: Evet hem de Afife Hanımla beraber.


Otelin başka bir köşesinde...

Afife: O uğursuz kadın seni gerdiği için bütün bunlar başına geldi ağğbiiii. O yüzden oteli değiştirdim burayı ayarladım. Sen niye hala gözlükle duruyorsun otelde?
Kenan: Hüseyin Kenan Gün olarak aynaya bakınca kendi suratımı görmek istemiyorum da ondan. Hiç yakıştıramıyorum bu hareketi Hüseyin Kenan Gün'e.
Afife: Ağğğbii o kadının şartları seni bu hale getirdi bence. Bir de ilaçlı çay içirmiş o deli sana. Bak bu otelde rahatlayacaksın.
Kenan: İnşallah öyle olur ama Hüseyin Kenan Gün kolay kolay rahatlayamaz da.
Afife: Hiç bilmez miyim ağğbiii. Ay lütfen şu gözlüğü çıkar, aynı kör kemancılara benzedin (güler)
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün kızkardeşi olman onunla dalga geçme ayrıcalığını sana vermez.
Afife: Hah işte şöyle kendine güven biraz ağğğbiiii.


Lamia-Kenan-Suzan evinde

Suzan: Kızım şu paketi aç da görelim ne istedin?
Lamia: Hayatımdaki eksikliğin sanat olabileceğine karar verdim abla. Keman sesi dokunuyor biliyorsun. O yüzden film seti aldım.
Suzan: Aaa ne güzel. Şöyle aşklı meşkli filmler mi? Ben de seyrederim hem.
Lamia: Komedi filmleri serisi aldım. Biliyorsun adım ağlak Lamia'ya çıktı.
Suzan: O da güzel biraz eğleniriz.


Vedat'ın Evi

Pınar: Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum Nimet Hanım.
Nimet: Ben de öyle Pınar Hanım. Vedat'ın eski arkadaşı mısınız?
Pınar: Evet biz uzun yıllardır tanırız birbirimizi. Gerçi onun branşı farklı ama aynı hastanede ilk görevlerimizi yapmıştık.
Nimet (hoşnutsuz bir bakışla): Öyle mii?
Pınar: Evet eşimle de orada tanıştık zaten; üçümüz ayrılmazdık. Kendisi vedat'ın iyi arkadaşıdır, yurtdışında işi olduğundan gelemedi.
Nimet: Demek evlisiniz? Ay ne kadar güzel.
Vedat: Hayatım sen beni mi kıskandın?
Nimet: Ay ne münasebet? Aşkolsun Vedat, seni evli bir kadından kıskanacak değilim ya... Neyse, canım siz konunuza geri dönün.

İçeri kahve getirmeye gider.

Pınar: Dediğim gibi Vedat. Bilmiyorum ki Vedat, Lamia Hanım ne der. Doktor tedavisine ihtiyacı yok, sen de bu yüzden bana devrettin onu.
Vedat: Sadece iki seansa beraber girelim diyorum. İnan herşey senin kontrolünde olacak. Elbette ilaçla tedavi de etmeyeceğim. Ben Lamia'nın hissettiği eksiklik konusunda yardımcı olabilirim gibi geliyor. Söz işiyle ilgili bir konuşma olursa da dışarı çıkacağım. Dostluk kisvesi altında mesleğimi uygulamaktan daha etik gibi geliyor bu bana.
Pınar: Bu açıdan bakınca haklısın da. Aslında Lamia'nın anlatmadığı başka şeyler bence de var, işe de yarayabilir ancak ona danışmam lazım.

Otelde

Gülay: Daha önce hiç masaj yaptırmamıştım çok heyecanlıyım. Aslında dönüşte hemen nişan kutlaması var çok da iyi gelecek biraz gerginliğimi atmam.
Nazım: Sürprizimi beğendiğine çok sevindim. Sana İstanbul'un en yetenekli masözünü tuttum.
Gülay: Nereden biliyorsun yetenekli olduğunu, yoksa benden habersiz tecrübe mi ettin?
Nazım (gözlerini kaçırır): Hayır canım ben de seninle deneyeceğim. Masözümüzün randevusu 10 dakika sonra bitiyormuş.

Yan kabinde

Buket: Çok gerginsiniz Kenan Bey. Ayrıca niye gözlükle oturuyorsunuz?
Kenan: Hüseyin Kenan Gün bu kadar gergin olmazdı normalde ama çok kötü iki gün geçirdim. Başım da ağrıyor.
Buket: Ben sizin gerginliğini azaltmaya çalışıyorum zaten Kenan Bey. Çay ikramı varmış, alır mısınız?
Kenan: Hayır kesinlikle istemem. Hüseyin Kenan Gün olarak bir süre çay içmeyi düşünmüyorum.
Buket: Siz bilirsiniz.
Kenan: Siz gerçekten çok yeteneklisiniz, tanıdıklarıma sizi tavsiye edeceğim. Hüseyin Kenan Gün'ün tavsiyesine kim uymaz ki?
Buket: Teşekkürler Kenan Bey.
Kenan: Yan kabinden sesler geliyor siz de duyuyor musunuz?
Buket: Ay sakın kalp krizi falan geçiren olmasın sıcaktan?

Yan kabine doğru giderler ve de Gülay ve Nazım'ı masaj yatağında yakalarlar.

Buket: Nazım Bey, sizinle olan randevumu iptal ettireceğim. Ben böyle birisi ile çalışamam. Güvenlik!!
Nazım: Lütfen bu hanım benim karım.
Kenan: İyi ki ikram edilen çayı içmemişim.
Gülay: Kenan Bey lütfen birşeyler yapın. Size güveniyoruz.
Kenan: Ben artık bana kimsenin güvenmesini istemiyorum. (yüksek sesle) Bundan sonra Hüseyin Kenan Gün'e kimse güvenmesin lütfen. Duydunuz mu beyefendi?
Güvenlik görevlisi: Huzursuzluk çıkaran bey bu mu?
Buket: Hayır efendim, o da benim müşterim.
Güvenlik görevlisi: Gerçekten de özel müşterileriniz çok farklı buradaki profilden...

Lamia-Kenan-Suzan Evi

Lamia ve Suzan film izlemektedirler. Suzan kahkahalar atarken Lamia sessizdir. Telefon çalar.

Suzan: Efendim? Buyrun?
Pınar: Merhabalar ben psikolog Pınar Sarı. Lamia Paşazade ile görüşmek istemiştim.
Suzan: Tabi veriyorum kendisini.
Lamia (burnunu çekerek): Pınar Hanım, buyrun?
Pınar: Ne oldu Lamia kötü birşey mi oldu?
Nimet: Ay ne olmuş?
Lamia: Yok birşey film seyrediyorduk da. (içini çeker)
Pınar: Çok mu acıklı bir film?
Lamia: Sormayın, feci. Filmde birbirini seven iki genç var.
Pınar: Kavuşamıyorlar değil mi? o filmler bana da dokunur.
Lamia: Yok hayır kavuşuyorlar ama kızın daha önceden nişanlandığı adamın hali çok dokundu bana (tekrar ağlamaya başlar)
Pınar: İstersen moralini bozacak filmler seyretme. Neyse, Vedat Bey bizimle iki seansta beraber olmak istiyormuş, senin durumunu daha net takip etmek istiyormuş. Patronun olması yüzünden tereddütü var, ne dersin?
Lamia: Benim için bir sakıncası yok (bir daha iç çeker)
Pınar: O zaman anlaştık Lamia.

Telefonu kapatırlar

Vedat'ın Evi

Pınar: Kesin çok acıklı bir film seyrediyorlar.
Nimet: Kaç zamandır şöyle güzelce ağlayamamıştım. Acaba hangi filmdi? Öğrenseydin bari.

Lamia-Kenan-Suzan Evi

Suzan: Kızım niye ağlıyorsun anlamadım ki? Film son derece komik.
Lamia: Adamın hali çok içime dokundu abla ne yapayım.
Suzan: Filmdeki adam bu kadar çok üzülmedi bu duruma.
Lamia: Öyle duruyor ama içinde kopanları ben anladım. İçimdeki eksiklik de daha çok arttı üstelik.
Ağlayarak odasına gider

Suzan (kendi kendine): Film seyretmek de işe yaramadı desene. Ne olacak bu kızın hali böyle. Film de çok komik ya . En iyisi ben devam edeyim seyretmeye... Acab bu filmi Saib Bey ile mi izlesek? Yok yok gelinin annesi hoş hanım olmaz.


Yalıda
İki gün geçmiş ve nişan partisinin gecesi gelip çatmıştır.

Saib: Neyse ki en sonunda bu geceye gelebildik Suzan Hanım.
Suzan: Siz de ne kadar abarttınız canım, hazırlandık işte kolayca.

Komşularını karşılamaya gider.

Saib: Siz de bir de onu bana sorun. Gerginlikten mahvoldum. Kenan o benim gözlüğüm değil mi? Ben de arıyordum nerede diye.
Kenan: Bir süre ihtiyacım vardı artık gerek kalmadı, size getirdim. Size Hüseyin Kenan Gün'ün dayısı olarak İstanbul'un en maharetli masözünü tavsiye ederim. Size birara telefon numarasını veririm.
Saib: Aman Suzan Hanım duymasın, sorma Kenan felaket kıskanç.
Kenan: Seven insan kıskanır.

Şahika Hanım, Cavidan ve Namık içeri girer.

Suzan (hoşnutsuz bir ifadeyle): Hoşgeldiniz efendim.
Şahika (aynı hoşnutsuz ifadeyle): Hoşbulduk efendim.
Namık: Tebrikler.
Cavidan: Bizi çok şaşırttınız, Saib Bey'le arkadaşlığınızdan haberimiz yoktu Suzan Hanım. İlginç bir eşleşme doğrusu.
Suzan: Efendim hayat işte neyin ne olacağı belli olmuyor, siz Kenan Bey'le uyumluydunuz da yürüdü mü?
Cavidan (bozum olur): Doğru ya.

Saib yaklaşır.

Saib: Efendim, hoşgeldiniz sefalar getirdiniz.
Suzan ters bir bakış fırlatır.
Saib: Namıkcığım, nasılsın Cavidan?
Cavidan: Ne olsun şaşkınlığımızı yenmeye çalışıyoruz.

Saib boynunu tutmaya başlar.

Şahika: Çok gergin görünüyorsunuz Saib Bey.
Saib: Galiba gerginlikten boynum tutuldu Şahika Hanım.
(Bu geceyi sağ salim atlatabilirsek iyi valla. Kenan kırk yılda bir düzgün bir tavsiye verdi galiba)

Mutfakta

Macide: Hala neden otelden erken döndüğünüzü anlamadım ama iyi ki geldiniz ve de hazırlıklara yardımcı oldunuz.
Nazım: Bütün işi size yıkmaya gönlümüz razı olmadı anneciğim.
Gülay: Bak işte gör damadının kıymetini.

Macide yukarı gider.

Nazım: Otelden atılmamızı nasıl da kendi lehine çevirdin, hayranım sana.
Gülay: Ben de sana...
(öpüşmeye başlarlar)


Salonda

Lamia: Nimet bana neler oluyor hiç bilmiyorum. Geçenlerde bir film izledim ağlamaktan bir hal oldum.
Nimet: Duydum canım Pınar Hanım bizim misafirimizdi o gece.
Lamia: Çok acıklıydı çok...

Cemil ve Vedat yaklaşırlar.

Cemil: Neymiş acıklı olan?
Lamia: Bir film seyrettim de. Neyse Cemil anlatıp senin moralini de bozmayayım.
Vedat: Adı neydi, biz de çok merak ettik de Nimet'le.
Lamia: Zor Baba. Robert De Niro oynuyor. Çok duygusal bir film.

Kenan (seslenir): Lamiaa. Hüseyin Kenan Gün'ün adını bulamıyoru oturma planında.
Lamia: Geliyorum, Kenan diye yazmıştım ama... Niye bulamadın ki?

Lamia gider.

Cemil: Ya o film komedi filmi değil miydi? Ben seyredeli çok oldu ama
Nimet: Ben yeni seyrettim. Orada eski nişanlı var mıydı ki?
Vedat: Vardı ama o kadar azdı ki rolü.
Cemil: Eski nişanlı ile ne ilgisi var filmin?
Nimet: Lamia o karakter için ağlamış da.
Cemil: Lamia iyi değil mi bugünlerde Vedat? Onun için endişelenmeye başladım.
Vedat: Önemli birşeyi yok Cemil, sadece bazı şeylerin farkına varması gerek. Ne zaman boşanıyorsunuz?
Cemil: İki gün sonra. Niye sordun ki?
Vedat: Merak ettim de.

Cemil gelen yeni misafirleri karşılamaya gider.

Nimet: Bu kız daha önce hiç aşık olmamış mı ki anlayamıyor? Cemil desen hala kendine konduramıyor haklı olarak.
Vedat: Bu iş sandığımdan da zor olacak belli ki Nimet. Lamia daha önce hiç hissetmediği şekilde aşık Cemil'e. Kenan'a olan hisleri daha farklıydı. O yüzden gözünü açmamız gerek. Ben deneyeceğim bakalım sen de Cemil üzerinde çalış bu arada.
Nimet: Boşanmalarına engel olamayacağız ama.
Vedat: Öyle gözüküyor. Vaktimiz çok az.

Lamia ve Kenan masaya doğru yaklaşırlar.

Kenan: Hah tamam buldum. Hüseyin Kenan Gün.
Lamia: Ben sadece Kenan yazmıştım ama...

Kenan kağıdı eline alır ve de bir gazeteden harflerin kesildiği bir not çıkar.
ENİNDE SONUNDA BENİM OLACAKSIN HÜSEYİN KENAN GÜN...

Lamia: Ne yazıyor o notta Kenan?
Kenan (gözlüğü takar): Hayran mektubu gelmiş buraya, önemli birşey değil. (zoraki sırıtır) Hüseyin Kenan Gün bu tip hayranlıklara alışkındır.


Gelecek Bölüm

1. Yemek daha ne gibi gerginliklere yol açacak?
2. Makbule'nin notları devam edecek mi?
3. Vedat ve Pınar'ın ilk seansı nasıl geçecek?
4. Lamia'nın yeni hobisi ne olacak?
5. Cemil Lamia'daki garipliğin kendisi ile olan bağlantısını kurabilecek mi?

magicalrose
07-05-09, 16:19
Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(11)


BİR NİKAH BİR AŞK

“Günaydın” dedi Cemil elinde tabakla bahçeden içeri girerken. Lamia ve Suzan hanım yazdan kalma bir sabah kahvaltı masası hazırlamışlardı.
“Günaydın” dedi Suzan gülümseyerek.
Cemil yanlarına vardığında elindeki tabağı boş tabağı uzattı.
“Aslında boş getirmek olmaz ama sizi zehirlemekten korktum” dedi.
Bunun üzerine Suzan hanım kahkaha ile karışık gülmeye başladı. Masanın üzerine bardakları koyan Lamia’da keyifle gülümsedi. Sonra kısa bir an çok şık giyindiğini fark ettiği Cemil’i süzdü.
“Bir yere mi gidiyorsun?” diye sordu.
Cemil Suzan’a odaklanan bakışlarını Lamia’ya çevirdi. Güneş sağ tarafından yüzüne vuruyordu.
Lamia her zamanki gibi gür ve dalgalı saçlarını açıp omuzlarından aşağı bırakmıştı.
Üzerinde yazlık keten toz pembe bir pantolon ve beyaz renk bir gömlek vardı.
“Ah Melek ağlıyor” dedi Suzan ve ikisi yalnız bırakmak için alelacele içeri girdi.
Cemil kendisine merakla bakan Lamia’ya doğru yürüdü. Lamia onun geldiğini görünce tedirgin bir şekilde birkaç adım geriledi ama sonra durdu.
“Demek nereye gittiğimi merak diyorsun?” dedi Cemil.
Yüzü ifadesizdi.
Lamia hemen savunmaya geçen küçük bir kız çocuğu gibi dudak büktü.
“Meraktan değil...Öylesine sordum” dedi
Cemil’de ondan aşağı kalmayacak bir muzurlukla dudaklarını büktü.
“Tabi tabi...” dedi .
Lamia bunun üzerine ona tres ters bakmaya başladı. Aslında Cemilin böyle şık bir şekilde nereye gittiğini merak diyordu.
“Bir nikaha davetliyim” dedi en sonunda Cemil. Masada duran bir bardak suyu eline alıp yarısına kadar içti.
“Yaa ben tanıyor muyum evlenen çifti.” Dedi Lamia.
“Evet tanırsın “dedi Cemil ve masadaki sandalyelerden birine serkeş bir şekilde yayıldı.
Ceketinin düğmeleri açık oldu için tüm fiziki güzelliği davetkar bir şekilde ortadaydı. Öyle ki manzaraya dalan Lamia onun gerçekten hoş bir adam olduğunu düşündü.
“Sende davetlisin” dedi Cemil.
“Gençler ailesinin oğlunun nikahı. Adamın marketine girmişsin geçen gün. İki kelam etmeden çıkmışsın. Yoksa davet edilecektin “ dedi Cemil.
Lamia Cemil ve Sedef’i bir hafiye gibi takip ettiği gün alelacele girip çıktığı marketi hatırladı.
“Evet . Biraz acelem vardı da” dedi.
Kopya çekerken yakalanmış bir öğrencinin sıkıntısı yansıdı Lamia’nın yüzünde.
“Senin evin telefon numarasını bilmedikleri için bana söylediler. Malum komşuyuz “ dedi Cemil ve rahat bir şekilde yayıldığı sandalyeden toparlanıp ayağa kalktı.
Lamia onun ayaklanmasına hem üzülmüş hem sevinmişti. Zira Cemil’i otururken saatlerce izleyebilirdi ama fark ettirmeden ona bakmak çok zordu.
“Banda dün gece haber verdiler. O saatte rahatsız etmek istemdim seni” dedi Cemil. Bardaktaki suyun geri kalanını bir dikişte içiverdi.

“Ee ne diyorsun? Geliyor musun?” dedi Cemil Lamaya bakarak.
“Ne zaman saat 12: 00’de. Belediyedeki nikah salonunda” dedi Cemil.
Lamia masanın üzerinde duran cep telefonuna baktı. Saat 10:15’ti.
“Tamam olur” dedi Lamia Cemil’e gülümseyerek.
Gözleri masmavi parladı.
“Tamam. Görüşürüz o zaman” dedi Cemil ve bahçe kapısına doğru yürümeye başladı.
“Nikah salonunda görüşürüz” diye seslendi arkasından Lamia. Cemilin birlikte gitmeyi açıkça söylemesini bekleyen bir ses tonu ile söylemişti bunu .
Cemil tam bahçeden çıkarken durdu.
Yüzünde çapkın bir gülümsemeyle
“Bir saat sonra seni alırım” dedi ve oradan uzaklaştı...

“Geç kalmadık İnşallah” dedi Lamia aceleyle adım atıyordu.
Cemil saatine baktı .
“Daha on dakika var” dedi. Nihayet nikahın kıyılacağı salona geldiler.
Salon nerdeyse hıca hınç doluydu. Birbirinden şık kadınlar ve erkekler vardı. Arada bir çocukların koşturduğu oluyordu.

Salona hakim olan uğultu Lamia Cemil’in gelmesiyle yerine kademe kademe azattan bir sessizliğe bıraktı.
Cemil’de Lamia’da dikkat çektiklerini farkındaydılar.
Lamia Sönmez ve Cemil Paşazade birlikte bir nikaha gelmişlerdi. Oldukça dikkat çekici bir durumdu.
İkisi birlikte arkalardan boş bir yere yan yana oturdular. Lamia’nın yanında oturan yaşlı bir kadın onu öven bir iki şey söyledi. Sonra nikah törenine geçildi.
Gelin ve damat alkışlarla nikah masasına oturdular.
Nikah memuru kısa bir açılış konuşması yaptı.
Cemil hafifçe Lamia’nın kulağına eğildi.
“Kıyım işlemi başlıyor” dedi
Lamia gülmemek için zor tuttu kendini.
Cemil bir süre sonra tekrar Lamia’ya doğru eğildi.
“Ben bu filmi bir kez yaşamıştım” dedi
Lamia tepkisizce ona baktı. Birden Cemil ve kendisinin nikah törenlerini hatırladı. O gün hiç mutlu değildi. Çünkü sanki bir görevi yerine getiriyor gibi hissetmişti kendini. Ayrıca Kenan’ın gelmesi her şeyi daha da zorlaştırmıştı.
Lamia düşüncelerden sıyrılıp Cemil’in yüzünden ne hissettiğini anlamaya çalıştı.
“Sana bu ispatlayacağım” dedi Cemil gülerek.
O gülünce Lamia’da güldü.
Cemil iyice Lamia’ya doğru yanaştı
Cemil! “İyi günde kötü günde...”
Nikah memuru “İyi günde kötü günde...”
Cemil ”Siz bayanX hanım bayx beyi kocalığa kabul ediyor musunuz?”
Lamia sırıtarak ona baktı. Cemil sadece damadın babasını tanıdığı için çiftin adını bilmiyordu. Lamia ona bakınca Cemil bilmiyorum, der gibi omuz silkti.
Nikah memuru “Aynur hanım Sedat beyi kocalığa kabul ediyor musunuz?”
Cemil “Sanrım evet diyecek”
Gelinin cevabıyla herkes alkışlamaya başladı.
Cemli tekrar Lamia’nın kulağına doğru eğilince onun son derce cüretkar bir dekoltesi olduğunu fark etti. Bir süre baktığı yerden gözlerini zorlukla ayırdı ve onunla şakalaşmaktan vazgeçti.
Yaklaşık bir saat süren tören boyunca Lamia, Cemil sayesinde hem sıkılmamış hem de her ünlü gibi etraftaki meraklıların ilgisine mahzar olsa da kolayca sıyrılmıştı.

Nikah salonun çıkışına doğru ilerlediler. Tam o anda tanıdık genç bir ses duydular
“Lamia!”….
Lamia ve Cemil sesin geldiği yöne baktılar. Kalabalığın arasından Sedef onlara doğru yaklaşıyordu.
Lamia onu gördüğü için o kadar rahatsız olmuştu ki. O an cemli Sedef’e değil Lamia’ya baksa durumu anlayabilirdi.
Sedef yanlarına geldiğinde onlarla merhabalaştı.
Sedef’in üzerinde gece mavisi şık bir elbise vardı. Sarı saçları dalgalı ve açıktı. Sadece gözlerinde çok hafif ama fark edilir bir makyaj vardı. Lamia onun çok yorgun görünmesine rağmen dikkat çekici bir şekilde güzel göründüğünü düşündü.
Kendi kendine daha özenli giyinseydim keşke, diye geçirdi içinden.
Oysa Lamia’da üzerindeki beyaz pantolon - ceket takımla çok şıktı. İçine giydiği kırmızı derin dekolteli kıyafetse son derece kaliteli ve güzeldi.
Lamia Sedefe yönelttiği bakışlarını bir anda Cemil’e çevirdi. Cemil’in Sedef için ne düşündüğünü çözmeye çalıştı. Görünüşe göre beğenmiş , diye düşündü.
Cemli ve Sedef bir anda karşılıklı sohbete dalmışlardı. Sedef gelinin arkadaşlı olduğunu anlatıyordu.
Lamia susmuş onları dinlerken Cemil birden saatine…
“Gitmemiz gerek Sedef. Acil bir telefon bekliyorum. Bir saat kadar sonra babam arayacaktı. Cep telefonumu evde bırakmışım “ dedi .
“Peki” dedi Sedef.
Cemil ve Lamia ondan uzaklaşırken Sedef arkalarından seslendi.
“Doğum günümü unutmayın.” Dedi
Cemil ve Lamia ona gülümseyerek batılar ve ordan ayrıldılar.
Yol boyu ikisi de hava güzel olduğu için yürümeyi tercih ettiler.
“ay sonunda İstanbul’a gideceğim” dedi Cemil.
Ceketini çıkarmış omzuna atmıştı.
“Benimde gitmem gerek. Yani bir iş teklifi var” dedi Laima..
“İyi iş. Kabul etmelisin” dedi Cemil.
“Biliyorsun” dedi Lamia.
“Nimet söyledi” dedi Cemil.
“Ay sonunda İstanbul’da olmalıyım. Senaryo, provalar derken en az on –on beş gün sıkı bir çalışma yapılacak.” Dedi.
“Ah bir de tv programı var” dedi Lamia heyecanla.
Cemil evet, ter gibi başını salladı.
“Ahhh doğru biliyorsun” dedi.
“ama programa daha çok var…” dedi Lamia.
Sonra Cemli birden uzanıp Lamia’nın elini tuttu. Lamia birden içinden yakıcı bir ateşin gelip geçtiğini hissetti. Banı kaldırıp Cemile baktı. Cemil gülümsüyordu. El ele tutuştular ve eve kadar tam kır beş dakika boyunca el ele yürümüşlerdi.


………………….. …………………..


“Kızım kızım iyi misin?” dedi Ayşe hanım içire dalarken.
Sedef yatağının içinde terlemiş ve ağlamıştı.
Kadın kızının başucuna geldi telaşla. Yatağın kenarına ilişip kızına baktı dikkatle.
Sedef’in ağladığına emindi. Elini kızının başına koydu. Ateşi yoktu ama Ayşe hanım telaşla yataktan kalktı,,,
“Hasta mısın neyin var?…. Hadi kalk doktora gidiyoruz” dedi kadın telaşla.
Sedef yatağın içinde telaşla annesine bakıyor göz yaşlarına engel olamıyordu.
Ayşe hanım Sedef’in giysi dolabını açıp içinde birkaç parça giysiyi çıkardı ve yatağın başucuna koydu.
“Babanı uyandırayım hemen” dedi ve telaşla odanın kapısına doru yöneldi.
Sedef bir an derin bir nefes aldı ve solgun yüzüyle annesine seslendi.
“anne, dur” dedi.
Annesi kapının önünde durup kızına baktı.
“Hasta felan değilim. Telaşlanma” dedi Sedef ve yatağında yarı oturur gibi doğruldu.
Annesi hemen yanına gelip yatağın kıyısına oturdu tekrar.
“Çok korktum kızım. Halin hal değil… “dedi Ayşe hanım.
Sedef terden ıslanan alnını eliyle sildi ve annesine baktı.
Gözleri yine dol dolu olmuştu.
“Anne” dedi titreyen sesi odada yankısızca duyuldu.
“Anne…” dedi tekrar ama bu sefer ağlamak üzereydi.
“Kızım noldu . Bir derdin mi var. Söylesene” dedi Ayşe hanım telaşla, Bakışlarını kızına dikmiş onun ağzından çıkacak kelimeleri bekliyordu.
Sedef son bir kez derin bir nefes aldı karışmış saçları düzeltti . Tekrar ağlamaya başladı.
“Yok sen eksin hastasın” dedi ve tam yataktan kalkacaktı Sedef onu kolundan tuttu.
“Seviyorum anne” dedi en sonunda Sedef.
Ayşe hanım bunu duyduğuna hiç şaşırmamıştı. Son günlerde Sedef’in ağzından tek isim çıkıyordu; Cemil
“Çok seviyorum ”dedi Sedef ve annesine sarıldı.
Ayşe hanımda ağlamaklı olmuştu.
“O da beni seviyor mudur? Anne… beni sever mi?” dedi Sedef. Bir yanda ağlıyor bir yandan konuşuyordu.
“Ben onu çok seviyorum, o da beni sevsin” dedi Sedef
“Sever niye sevmesin” dedi Ayşe hanım umutsuzca.
“Niye sevmesin..” dedi gözlerinden yaşlar süzülerek



DEVEMI VAR ELBET...

Lastzany
08-05-09, 18:01
böyle diziye böyle son............

Cemil iyileşir ayağa kalkar..
Lamia Cemilin evlilik teklifine evet der..neden ?? çünkü çok sevildiğini sanmakta..sevmenin acı geldiğini sevilmenin güzel olduğunu düşünmektedir..
Lamia evlilik teklifini kabul eder ama..asla Cemile seni seviyorum dememiştir..demezde..

Cemil gerçek bir evlilik yapma başarısı kazanmıştır..artık Lamia onun olacaktır..zaferinin tadını çıkarmak en çok istediği beklediği andır..

Cemil Kenanla son kez hesaplaşır..

C: seni yendim Kenan..artık senin olan herşey benim..benim..
K: ne diyorsun sen..
C: senin yerlerde süründüğünü görmek için çok bekledim..Lamia karım olacak..ve sen yıllarca bize bakıp kahrolacaksın..seni yendim..zafer benim..
K: hastasın sen.. hasta..Lamiayı sevmiyorsun dimi..hiç sevmedin. Leylayıda..kimseyi sevmedin sen..herşeyi beni mahvetmek için yaptın..dimi söyle allahın cezası..söyle..
C: Leylamı tabiki sevmedim onu..sen sevdin elinden aldım..o benim koynuma girdi..benim çocuğumu taşıdı..Lamiada benim karım olacak..benim koynuma girecek..benim çocuklarımı taşıyacak..kızında benim olacak Kenan..sadece benim..
K: numara yaptın..oyun oynadın..herkesi kandırdın..hep beni kıskandın..ben olmaya çalıştın..olamadın elimdekileri almaya kalktın..aldında..ama Lamiayı ve Meleği alamayacaksın..izin vermeyeceğim buna asla..duyuyormusun asla..
C: kendini kandırma Kenan..hiç bir şey yapamazsın..sana artık kimse inanmaz..duyuyormusun hiç kimse ..nefret ettiğim dürüstlüğün.. başarın..hepsini parça parça ettim..sen artık bir hiçsin..bir hiç...
K: Lamia ile konuşacağım..senin ne tehlikeli biri olduğunu anlatacağım..kızımı alamayacaksın benden..Lamiayı da Leyla gibi mahvetmene izin vermeyeceğim..duyuyormusun beni..adi herif..
C: Lamia sana asla inanmaz..hiç inanmadı..bu konuda işimi çok kolaylaştırdın aslında..sen ve senin aptal gururun ve aptal dürüstlüğün işimi çok kolaylaştırdı..artık herkes Lamiayı ne çok sevdiğime inanıyor.. Lamiada..sana kimse inanmaz Kenan..kimse..
K: niye yapıyorsun bunları Cemil..niçin..
C: senden nefret ediyorum..hep ettim...sen hep iyi olandın.. sevilendin.. yakışıklıydın..başarılı ünlüydün..herkes senin peşindeydi..herkes seni alkışlıyordu..tanrım ne çok nefret ediyordum..senin canın yansın istiyordum..Leylayla bu yüzden evlendim..her anından nefret ederek geçirdim evliliğimin..ama senin kahrolduğunu bilmek bana tek zevk veren tahammül etmemi sağlayan gerçekti..ama Leyla istediğimi bana hiçbir zaman veremedi..ondan nasıl nefret ettim bir bilsen..ona yaşattığım acılardan ne zevk aldım..kollarımda öldü..merdivenden yuvarlandığında nasıl rahatladım bilsen..artık işime yaramıyordu zaten..bana ayakbağı oluyordu..üstelik tehdit etmeye başlamıştı beni..Lamiayı hapise gönderdim diye gerçekleri anlatmakla tehdit edip duruyordu..boşanmak için bunu kullanacaktı..izin veremezdim tabi..sonra sen kendine başka birini bulmuştun..artık sana acı veremiyordum..bu duygudanda nasıl nefret ettim..
K: belkide Makbule doğru söylüyordu..belki Leylayı bile sen öldürdün dimi..cevap ver bana pislik herif..sen mi öldürdün..
C: Makbule ..o kızdanda ne tiksindim..ama hakkını vermem lazım..bazı gerçekleri gören ikinci kişiydi..Leyladan sonra tabii..istesem tutardım Leylayı ama ellerimden kayıp gitmesine izin verdim..böyle olması gerekiyordu..zavallı Kenan..ne kadar aptal olduğundan haberin bile yok..arkandan neler döndüğünü hiç bilmedin..çok saygı duyduğun Cavidanın benimle kaç kere işbirliği yaptığından bile haberin olmadı hiç..herşeyi seni mahvetmek için yaptım herkesde bana yardımcı oldu bilmeden..Lamia bile..:img-hystebittin sen Kenan bittin..
K: nasıl bir insansın sen..bunları sırf ben olamadığın için yaptın dimi..seni şuracıkta gebertsem hiç gam yemem..

Kenan Cemilin üstüne atlarken..bir ses duyulur..

L: Kenan!!! dur..yapma..

Cemil ve Kenan şaşkınlıkla dönüp bakarlar..Cemil hemen atılır..
sevgilim..yok birşey Kenan herzamanki gibi acısını başkalarından çıkarıyor..önemli değil aşkım..

L: söylediğin her kelimeyi duydum Cemil..herşeyi..

yüzüğü çıkarır Cemilin önüne atar..
L: al bu senin..
C: ne demek istiyorsun sen..benimle evleneceksin..beni seviyorsun.. duyuyormusun beni..
L: seni sevmiyorum Cemil hiç sevmedim..sadece bu evliliği doğru olacağını sandım..yanılmışım..sen çok kötüsün.. beni kandırdın..hepimizi kandırdın.. alay ettin oynadın..
C: yalan söylüyorsun..beni seviyorsun..Kenanı sevmiyorsun..benimle evleneceksin..ikinizide mahvederim anlıyormusun beni.öldürürüm ikinizide..öldürürümmmmmm...

gürültülere gelenler herşeyi duyar..Cemil Lamiayı çekelemeye çabalar..Kenan Cemile yumruk patlatır..Cemil hala bağırmakta yaptıklarını yapacaklarını sövmektedir..İlyas Cemili kollarından tutar..Cemil kendinden geçmiş hala deli gibi bağırmaktadır..

Kenan Cemil akıl hastanesine kapatıldığı o günden sonra Lamiayı asla görmez..Lamiada onu arayamaz..

yıllar geçer..geçen yıllarla birlikte Kenan kızına keman öğretmeye başlamış onu yetiştirmiştir.. Melek artık kocaman bir kız olmuştur..babasını hep annesi ile barıştırmaya uğraşmış ama kalbi çok kırılan ve Lamianın Cemille evleneceği gerçeğini birtürlü kabul edemeyen Kenan asla buna yanaşmamıştır.. geçen yıllarla birlikte gerçekleri tüm çıplaklığı ile öğrenen Lamia sessizce Kenandan bir ışık.. bir umut alabilmek için affedilmeyi beklemekte umudu gittikçe tükenmektedir..

bir gün bir gecede karşılaşırlar..Lamia Kenanın hala kendini sevdiğini anlar..tam umudunun bittiğini sandığı anda yeniden umutlanır..

gün geçer Meleğin resitali gelir..Meleğe gelen çiçek içinde annesinin resmi vardır..Melek babasınınkinide alır aynadan.. ikisini yanyana koyar..ve Keman çalarken bu hüzünlü ama mutlu biten aşk için ağlar..resmi Kenan göndermiştir..verdiği mesaj açıktır..

anneni affettim....

Billush
09-05-09, 15:45
Hastalık - 1

Gecenin geç saatleriydi. Lamia Cemil’in kollarında sağdan sola doğru döndü ve istem dışı ona biraz daha yaklaştı. Derin bir nefes aldı. Cemil de hafifçe kıpırdandı ama dönmedi. Bulunduğu halden fazlasıyla memnun gibiydi. Sonra birden tiz bir ağlama sesi duyulmaya başlandı. Lamia önce sadece sesten rahatsız olmuş gibi kıpırdandı, ardından ağlayanın Melek olma ihtimaliyle gözleri birden açılıverdi. Cemil’in kollarından hızlı ama onu uyandırmamak için çabalayarak sıyrıldı. Hızlı adımlarla Melek’in odasına ilerlerken Cemil çoktan uyanmıştı…

Gerçekten de ağlayan Melek’ti. Yatağının içinde yatar vaziyette ağlıyordu. Lamia önce ne olduğuna anlam veremedi. Melek’in huyu değildi gecenin geç saatlerinde uyanıp ağlamak. Sonra ateşi var mı diye bakmak için elini kızının altına götürdüğünde onu rahatsız edenin ne olduğunu anladı. Ateş gibiydi alnı! Birden telaşlandı. Melek’in odasındaki saate baktığında sabah 4’e gelmekte olduğunu gördü. Gün bile ağarmamıştı daha… Mutfağa inip sirkeli su yapmayı düşündü ama önce ateşi kaç derece ölçmeliydi. Telaşla derin derin nefes almaya başladı. Melek bunca zaman hiç ateşli hastalık geçirmemişti. Ne olduğunu, ne yapması gerektiğini bilmiyordu. O sırada Melek’in odasının kapısı açıldı.
“Lamia?” dedi Cemil. Daha tam uyanmadığı sesinden belli oluyordu. Ardından Lamia’nın yüzündeki telaşı görünce kendine geldi.
“Melek’in bir şeyi mi var?” dedi merak ve telaşla.
“Ateşi var. Cemil çekmecede derece var. Sen Melek’in ateşini ölç ben de sirkeli su yapayım, tamam mı?”
“Tamam hayatım.” der demez harekete geçti Cemil. Konsolun gözlerini karıştırmaya başladı. O sırada Lamia çoktan mutfağa inmişti.

Aynı telaşla dolaplardan birini açtı ve uygun bir kap çıkarttıktan sonra sirkeli suyu hazırladı. Elinde kaseyle salona çıktığında bir de beze ihtiyacı olduğunu düşünüyordu. Hızlı adımlarla Melek’in odasına çıktı. Cemil Melek’in başında duruyordu. Bir eli Melek’in alnında, diğeri Melek’in koltuk altına koyduğu derecedeydi.
“Bez bulmam lazım.”
“Konsolda var. Bak bi…” dedi Cemil. Lamia’nın yüzündeki telaşı çok rahat bir biçimde okuyabiliyordu. Lamia kadar olmasa da o da telaşlıydı. Hiç baba olmamıştı, babalık yaptığı tek çocuk Melek’ti ve o da bunca zaman hep uslu ve sağlıklı bir çocuk olmuştu. Şimdi ne yapacağını bilmeyen tek kişi Lamia değildi…
Lamia konsolun ilk gözünü açtı ve bezi çıkarttı.
“Bu işe yarar, evet.” dedi.
“Derecenin bu kadar kalması yeterli mi sence?” diye sordu Cemil kararsızca.
“Sanırım evet. Bakalım bi.” dedi ve hızla Cemil’in yanın geldi.
“38 derece…” dedi hayretle Cemil.
“Ne oldu da ateşlendi anlamıyorum ki…” dedi Lamia sesi titreyerek.
Cemil elindeki dereceyi Melek’in yatağının başındaki konsola bıraktı ve Lamia’nın omuzlarını tuttu.
“Sakin olur musun lütfen? Bebek bu elbette ateşlenecek. Hem ateşlenmesi vücudunun mikroba reaksiyon gösterdiği anlamına geliyor bu da iyi bir şey elbette ki. Önemli olan ateşini kontrol altında tutmak. Sen şimdi sirkeli suyu Melek’in alnına, diğer ateşlenmiş bölgelerine koy, bende inip Macide’ye sorayım başka ne yapılabilir diye.”
“Tamam.” dedi Lamia sadece. Başka diyebilecek hiçbir şeyi yoktu. Korkuyordu, ne yapacağını bilmiyordu ve bu durumda onu idare eden Cemil oluyordu. Derin bir nefes aldı. Ardından da kaseyi eline aldı. O sırada Cemil çoktan odadan çıkmıştı.

Cemil hızla merdivenlerden inip Macide’lerin kaldığı kata ulaştı. Olabildiğince makul ölçüde kapıyı çaldı. Onları telaşlandırmak istemiyordu ancak uyanmalarına yetecek şekilde çalması lazımdı kapıyı.
Macide açtı kapıyı.
“Cemil Bey?”
“Macide, Melek ateşlendi. Ne yapmak lazım pek bilemiyoruz, yardımın lazım.” dedi Cemil.
“Tamam, tamam. Ben üzerime bir şeyler giyeyim, hemen geliyorum. Sirkeli su filan hazırladınız mı?”
“Evet, Lamia hazırladı. Onu uyguluyor şimdi.”
“Tamam, hemen geliyorum.” dedi. Kapıyı Cemil’in yüzüne kapattı ve kapının ardından İlyas’ın “Ne oluyor yahu?” diyen sesi duyuldu…

Macide’yle Cemil odadan içeri girdiğinde Lamia’yı Melek’in başında buldular. Cemil’in bıraktığı kadar telaşlıydı hala.
“Macide Abla…” dedi umutla.
“Sakin ol Lamia. Çocuk bu, ateşlenir. Şimdi yaparız bir şeyler, yarına bir şeyi kalmaz. Sirkeli su değil mi o?” diye sordu.
“Evet, tek bildiğim bu.” diyerek kendi kendine hayıflandı.

“Bak şimdi, önce üstünü çıkartalım Melek’in. Terlemiştir çocukcağız, üzerinde kurumasın.”
“Haklısın…”
“Sonra ılık bir duşun altına sokarız, ateşini alır. Baktık geçmiyor o zaman ilaca başvururuz.”
“Tamam, ben çıkartayım şimdi üstünü o zaman.”
“Ben de duşu hazırlayayım…”

Macide’yle Lamia önce Melek’e ılık bir duş yaptırdılar. Lamia kucağında havluya sarılı Melek’le içeri girdiğinde Cemil dolabın önünde eğilmiş giydi arıyordu.
“Ne yapıyorsun Cemil?” diye sordu Lamia.
“Macide ateşli çocuğa kalın şeyler giydirilmez, ince bir şeyler bulmak lazım dedi de ince bir şeyler arıyorum.” dedi.
Lamia hafifçe gülümsedi. Melek’in eski yatağına uzattı ve bezini bağladı. Ardından Cemil Lamia’ya ince bir-iki kıyafet uzattı. Lamia da giysileri uygun bulunca Melek’e giydirdiler. Ardından yine dereceyi alıp ateşini ölçtüler. Bu sefer ateşi 37,4 dereceye düşmüştü.
“Oh, düşüyor.” dedi Lamia rahatlayarak.
“Düşecek tabi.” dedi Cemil gülümseyerek.
“Macide Abla nerede?” diye sordu Lamia.
“Çıktı. Odanın sıcaklığını sabit tutun, ateşi düşmezse de yine çağırırsınız beni dedi gitti. Sanırım artık bizim kendi başımıza halledebileceğimizi düşünüyor.”
Karşılıklı gülümsediler. Lamia eski yatağında Melek’in yanına uzandı. Kızına sıkıca sarıldı.
“Çok korkuttun bizi meleğim.” diye fısıldadı kulağında Cemil’e bakarak.
Cemil o sırada yine çekmecelerden birini karıştırıyordu. Üçüncü gözden ince bir battaniye çıkarttı ve ikisinin üzerine örttü. Lamia teşekkür eder gibi bakıyordu Cemil’in gözlerine. Cemil tam onları baş başa bırakmak için kapıya yöneliyordu ki Lamia elinden tuttu.
“Nereye gidiyorsun?”
“Anneyle kızı baş başa bırakıyorum.” dedi gülümseyerek.
“Kal.” dedi Lamia. Ardından Cemil’in cevap vermesine izin vermeden arkasında yer açtı Cemil’e. Cemil itiraz etmeden Lamia’nın arkasına geçti. Şimdi Cemil Lamia’ya, Lamia da Melek’e sarılıyordu. İkisinin de yüzünde huzurlu bir gülümseme vardı.
“İyi geceler karıcım, iyi geceler meleğim…” diye fısıldadı Cemil.
“Sana da…”
Birbirlerine iyice sokuldular ve öylece uyuyakaldılar. Sabah Macide onları bu şekilde bulduğunda “Artık gerçekten bir aile oldular.” diyecekti kendine kendine…

KınalıYapıncak
09-05-09, 22:21
ADA'DA YENİ BİR YAŞAM-1
CEMİL&LAMİA:love05:

Çimenlerin o eşsiz kokuları arasında şezlonga uzanmış güneşin içine işlemesinin keyfini çıkarıyordu.Güneşin damlaları teninde süzülüyor,gözleri türlü figürler algılıyordu…iliklerine kadar işleyen güneşin sıcaklığı bedenini adeta yakıyordu…dudakları kuruyor,uzun süre susuz kalmış bir bitki gibi…kurak dudaklarını diliyle ıslatıyordu arasıra…adanın havasını seviyordu…huzurunu,sessizliğini,acısını,tatlısını… her anısını seviyordu…çünkü onu ‘cemil’ yapan geçmişiydi..hatalarının ondan alıp götürdükleri,mutluluklarının ona kattıkları,sevgisine yüklediği anlam…tüm bunlar onundu…sadece ona aitti…ve yaşadıklarından hiç pişman değildi…bazen düşünüyordu ‘geçmişi tekrar yaşama şansım olsa neleri değiştirirdim?’ diye…hiçbir şeyi…her şey yerli yerindeydi çünkü…bir tanesini oynatmaya kalksa,bir tanesinden pişmanlık duysa her şey yerle bir olurdu..leylayı sevmesi,onunla evlenmesi,kenanın hep ikisinin arasında olması,leylanın ölümü,babasının eleştirileri,annesiz büyümesi,lamianın hayatına girmesi…lamia…belki de sadece bunun için pişmandı…’keşke daha önce tanısaydım seni’ diye geçirdi içinden..ama biliyordu her şey için vakit vardı..her şey en güzel haliyle yaşanacaktı..
Düşüncelerinin oluşturduğu sis bulutunu bahçeye yayılan nefis omlet kokusu dağıttı..ılık bir esinti taşımıştı bu kokuyu cemile..cemil en derin nefesiyle içine çekti,hiç istifini bozmadan keyfini çıkardı bu kokunun:

CEMİL:ohhh…Macide yine döktürmüşsün!
MACİDE:adadaki ilk kahvaltımız cemil bey…en iyisi olsun istedim..
CEMİL:ellerine sağlık!ona ne şüphe!sevgili karım uyanmadı mı?
MACİDE: (gülümsedi)uyandı uyandı…melek huysuzlandı biraz onunla ilgileniyodu..

O sırada lamia mutfak kapısında göründü:

LAMİA:günaydın…

Yine oluyordu…cemilin midesi büzülüyor,eleri terliyor,bedeni karıncalanıyordu..bunca zamandan sonra hala ilk günkü heyecanı vardı içinde cemilin…gözlerini açtı birden açtığı gibi de kapattı…güneş yakmıştı zümrüt yeşili gözlerini…güneşi tamamen unutmuştu..zaten lamianın yanında kendini bile unutuyordu….
Hızlı hareketlerle doğruldu yerinden..kısık gözlerle lamiaya baktı..beyaz askılı kısa elbisesi bir melek kadar güzel gösteriyordu lamiayı…saçlarını toplamıştı..toz pembe bir makyajla gözlerini ortaya çıkarmıştı…harika görünüyordu…

MACİDE:günaydın …çok güzelsiniz bu sabah…
LAMİA: (gülümsedi)teşekkür ederim Macide abla…
CEMİL: (lamiayı aşkla süzdü)her zaman öyle değil mi…günaydın…
Lamia utangaç bir bakış eşliğinde küçük adımlarla cemile yaklaştı..çimenler sandaletlerinin ulaşabildiği kısımdan lamianın ayaklarına ulaşıyor,tatlı bir gıdıklanma hissi yaratıyordu..yavaşça eğildi ve cemilin yanağına bir öpücük kondurdu:

LAMİA:günaydın…

Öyle güzel gülümsemişti ki lamia…güneşi bile gölgede bıraktığını fark etti cemil..

CEMİL:melek mi huysuzlandı?
LAMİA:hıhı…gece güzel uyumuştu ama şimdi yerini yadırgıyo…
CEMİL:alışır zamanla..kolay değil kaç ev değiştirdi küçük hanım…

Cemil gülümseyerek baktı lamiaya…lamia burukta olsa tebessümle karşılık verdi…cemil anlamıştı kırıldığını…

CEMİL:harika görünüyorsun bu arada…

Lamia küçük bir kız edasıyla etrafında döndü…etekleri uçuşuyor,kokusu ılık bir esintiyle cemile ulaşıyor,cemili mest ediyordu..

LAMİA:beğendin mi gerçekten?
CEMİL: (gözlerine bakarak)büyülendim…

Lamia çok utanmıştı…kırmızı yanaklarını saklamak ister gibi ellerini yanaklarına götürdü..

LAMİA:güneş banyosu mu yapıyosun?
CEMİL: (gözlerini ayırmamıştı hala)hıhı…
LAMİA:ben de katılabilir miyim?
MACİDE:cemil bey hazır…buyurun…
CEMİL:tamam Macide…bu anı bozma…:)

Bunu söylerken de gözleri inatla lamianın gözlerine değiyordu…lamia seri bir şekilde cemilin yanına oturdu:

LAMİA:ee kaysana sıkıştım!
CEMİL:ikimiz için dar burası küçük hanım…
LAMİA:hiçte değil…

Lamia şezlonga uzandı ve ani bir hareketle cemili de çekti yanına..bedenini cemilin bedenine yasladı başını göğsüne koydu,gözlerini kapattı…cemil de gözlerini kapayarak sımsıkı sardı lamiayı..

LAMİA:ne kadar huzur dolu…
CEMİL:hem de nasıl…
LAMİA:ama sıcak..
CEMİL: (gülerek cevapladı)evet…
LAMİA:gerçekten sıcak...
CEMİL:farkettim:)

İki sevgilinin tatlı sohbetinin arasında saib paşa bahçede göründü:

SAİB:ooo çifte kumrular günaydın!
C&L:günaydın baba…
SAİB:acıkmadınız mı yahu?macidenin süper omleti soğumadan gelin..
CEMİL: (o anın bozulmamasını ister gibi cevap verir)hıhı…
SAİB:ee?gelin o zaman…şöyle oğlum ve kızımla doya doya bir kahvaltı edeyim yahu!

O anda cemilin karnı guruldar..lamia kıkırdayarak cemilin göbeğine koyar elini…

LAMİA:bence bi an önce kalkman gerektiğini düşünüyo:)
CEMİL:katılıyorum!

Lamia ve cemil oldukları yerden doğrulurlar cemil ayağa kalkarken lamiayı şezlonga iter lamia tökezleyerek şezlonga serilir:

LAMİA:ya cemil ya!
CEMİL:aman aman kıyamam ben bitanecik sevgilime!
LAMİA:şezlonga sererken öyle demiyosun ama!

Lamia homurdanarak baktı cemile..yer yer kendine engel olamadı tebessümleri cemilin gözünden kaçmadı…bunun bir oyun olduğunu biliyordu..gönlünü almak hiç zor olmicaktı..ani bir hareketle lamiayı kucağına alarak masaya doğru yürümeye başladı..lamia kollarını cemilin boynuna doladı..küçük bir çocuk kadar mutluydu..

CEMİL:çok hoşuna gitti bakıyorum..
LAMİA:evet..senin kollarındayım ötesi var mı?

Cemil bu sözler karşısında biraz şaşırarak,biraz da gururlanarak bir tepki verdi..lamianın dudaklarına küçük bir öpücük kondurdu..

CEMİL:sen de benim karımsın…(göz kırptı)bundan ötesi var mı?
SAİB:ilahi çocuklar…sizi böyle gördükçe çok mutlu oluyorum…

Cemil lamiayı yere bıraktı..masaya oturmak için hazırlanıyorlardı..cemil lamianın sandalyesini çekerek lamiayı oturttu..

CEMİL:aa babacım şahika annem duymasın..yoksa ‘onların yanında daha mutlusun’ deyip sana küsebilir..
SAİB:zevzek…görüyosun dimi lamia neler söylüyo bana?eskiden beri böyle bu..kime çekti bilmem ki!
LAMİA: (cemile göz kırparak yanıt verdi)haklı ama şahika anne duymasın…
SAİB:bak şimdi…
CEMİL:ee babacım üzüm üzüme baka baka biliosun..
LAMİA: (lamia gözlerini büyüterek bakar cemile)cemiiilll…
SAİB:eee…Macide!macide!
CEMİL:yine stres yaptı:)
LAMİA:aşk olsun cemil..
CEMİL:olsun:)

Lamia şımarık bi tavırla dudaklarını büktü..saib beyi işaret ederek gözlerini devirdi cemile..

CEMİL:babacım beni bilmiyo musun…şaka yapıyoruz işte..

Gergin bir suratla lamia ve cemile baktı..lamia kaşlarını kaldırdı ‘beni de affedin’ der gibi…saib beyin yüzünde belirli belirsiz tebessümler belirdi..en sonunda dayanamadı gülmeye başladı..lamia ve cemil de ona eşlik ettiler..köşkün bahçesinden mutlu ve huzuru bir ailenin kahkahaları yükseliyordu..

CEMİL:hah şöyle!hadi otur da kahvaltımıza başlayalım artık…
SAİB:senin yüzünden omlette soğudu..
CEMİL:bişey olmaz..hava sıcak zaten..
SAİB:zevzeklik etme..

Lamia tatlı atışmaları büyük bir keyifle izliyordu..o kadar huzurluydu ki her şey…buna ihtiyacı vardı..hissediyordu..uzun bir aradan sonra ilk defa bu kadar keyifliydi..

SAİB:bugün için bi planınız var mı?
LAMİA: (cemile baktı)bilmem…
CEMİL: (saib beye imalı bir şekilde sorsu)senin bi planın var heralde?
SAİB: (biraz telaşlanarak yanıt verdi)yoo..öylesine sordum..hani bi planınız varsa..

Bu sözlerin üzerine portakal suyundan yudumladı..bir şeyler çeviriyorsa hep böyle yapardı..lamia gizli gizli gülümsedi..cemile baktı bir ima içerecek şekilde gözlerini kaçırdı..

CEMİL:bizim bi planımız yok…sen söyle biz de sana uyalım..

Saib bey yerinde kıpırdanarak cevap verdi..

SAİB:hımm…ben…yani biz…şahika hanım gelecekti de…

Cemil ve lamia gülmemek için kendilerine zor engel olurlar..

SAİB:gülmeyin!
CEMİL:yok babacım…gelsin tabi..ne güzel..biz de sahile ineriz..yani sizi baş başa bırakalım dimi ama?
LAMİA: (evet anlamında başını salladı)tabi tabi..denize gideriz biz de değişiklik olur..
SAİB:madem öyle diyosunuz…

Cemil ve lamia başlarını öne eğerek gülmeye başlarlar..

SAİB:eh ben hazırlaniim o zaman…
CEMİL:tabi tabi…benim parfümümden de kullan..gio..
SAİB: (saib beyin hoşuna gitmiştir belirsiz bi gülümsemeyle karşılık verir)tamam…

Cemil iki yana sallar başını..yüzünde tatlı bi tebessüm vardır..lamia masanın üzerindn cemilin eline uzanır..cemil lamiaya döner ve gülümser:

CEMİL:onu hiç böyle görmemiştim…
LAMİA:ne kadar güzel işte..ikinci baharını yaşıyo gibi..çok mutlu..aşk güzel bi duygu cemil..sevmek,sevilmek..
CEMİL: (lamianın elini öper)bilmez miyim…
LAMİA:hadi biz de hazırlanalım..
CEMİL:olmaz..önce kahvaltı biticek..
LAMİA: (gülümser)peki..

cemil peynirden küçük bi dilim alarak lamianın ağzına uzatır..

CEMİL:aç bakalım….

Lamia cemilin kendi elleriyle verdiği peyniri büyük bir iştahla yer..iki aşık birbirlerini elleriyle beslemektedirler..o sırada nimet köşkün önünden geçerken ikisini fark eder:

NİMET:günaydın!

Lamia ve cemil arkalarını dönerler lamia el sallar:

LAMİA:günaydın..
CEMİL:günaydın…nereye böyle?
NİMET:denize gidiyorum..evde bunaldım…siz de gelsenize..
LAMİA:umut yok mu?

Tam o anda umut gelir ve arkadan nimete sarılır..nimetin kıkırdayışları eşliğinde paşazade ailesine selam verir:

UMUT:günaydın!
C&L:günaydın…
UMUT:afiyet olsun..geç kalmışsınız bugün?
CEMİL:babamla uğraştık biraz bu sabah…
UMUT:hayırdır?hasta mı?
CEMİL:yok yok içi yanıyo...!!
UMUT:hımmm şu mesele…
LAMİA:içeri gelsenize..
NİMET:ay yok şekerim bi an önce denize girmek istiyorum…
UMUT:denize inmiyo musunuz?
LAMİA:birazdan..
NİMET:e bekleyelim o zaman birlikte geçeriz..
UMUT:hay hay..
LAMİA:olur...ben hazırlanmaya gidiyorum..

Nimet ve umut köşke yönelirler merdivenleri çıkarken lamia da hazırlanmak için çoktan odasına çıkmıştır..

CEMİL:ben de hazırlaniim..kusura bakmazsınız dimi?
NİMET:canım ne kusuru!bak sen işine…

Cemil de koşar adımlarla odasına yönelir..kapıyı açtığında lamianın çoktan giyinmiş olduğunu görür..siyah bikinisi o kadar yakışmıştır ki cemil gözlerini alamamaktadır..belindeki gamzelere takılmıştı gözleri..öyle belirgindi ki..’bacakları ne kadar da düzgün’ diye geçirdi içinden..ilk defa bu kadar çıplak görüyordu lamiayı..biçimli vücudu cemilin hafızasına kazınıyordu her nefesinde…cemilin solukları hızlanmıştı..heyecanlanmıştı..birden odadan çıkmak geldi aklına..lamianın yanlış anlamasından korkmuştu belki de..kızmasından..evlenmişlerdi,birbirlerini seviyorlardı belki ama cemil lamiayı incitmemek adına onunla birlikte olmayı hiç teklif etmemişti..lamiayı bekliyordu yine…sabırla..
Bu dalgınlığının arasında lamianın sesini duydu:

LAMİA:hayatım?ne zaman geldin sen?
CEMİL: (irkildi)hı?şey…şimdi…
LAMİA:giyinmeyi düşünmüyo musun peki?fazla bekletmeyelim…
CEMİL:evet…evet tabi…

Cemil biraz şaşkındı..lamianın utanıp sıkılmasını,belki de kızmasını bekliyordu..ama olmamıştı..aksine çok rahattı lamia..

LAMİA:çıkiim istersen?
CEMİL: (dudaklarını büktü)bilmem..
LAMİA: (gülümsedi)aşağıdayım ben…
CEMİL:hıhı…

Lamia tam çıkacakken cemil seslendi:

CEMİL:lamia…
LAMİA:efendim?
CEMİL:seni seviyorum…

Lamianın yüzünde kocaman bi tebessüm belirdi:

LAMİA:ben de seni seviyorum…

Lamia geri adımlarla cemile doğru yöneldi..küçük bir öpücük armağan ederek nimetlerin yanına inmek için merdivenlere yöneldi…
Bahçeye indiğinde nimet ve umutun gizli bişeyler konuştuğunu fark etti..lamiayı görünce konuyu kapatmışlardı zaten…nimet sahte bi gülücükle lamiaya baktı:

NİMET:hazır mısın canım?
LAMİA:hıhı…cemil de iner birazdan..
NİMET:biz de ada ne kadar değişmiş diye konuşuyoduk…
LAMİA:umut daha önce gelmişmiydi buraya?
UMUT:hayır..ilk defa geliyorum..

Bu sözlerin ardından nimet umutu dürttü..

LAMİA:neler oluyo nimet?
NİMET:hiç şekerim nolcak?
LAMİA:bilmem…ben de sana soruyorum..
UMUT:hayatım bence söylemelisin…
NİMET:sen karışma…
LAMİA:evet??
UMUT:hayatım lamiayı ilgilendirmez artık biliyosun…
NİMET:tamam tamam..şeyy Kenanla Cavidan adaya gelmiş bugün…sanırım ev arıyolarmış…
LAMİA:aman nimet..bunun için mi kıvranıyodun?
UMUT:ben de öyle söyledim ama…
NİMET:ne biliyim şekerim…eskiden kalma bi tedirginlik var işte..
LAMİA:bak…sen de söylüyosun..’eski’..neyse konuşmaya bile gerek yok bence…
UMUT:bence de…söyledim sana…
NİMET:tamam aşkım…gelme üstüme…

Bu tartışmaların arasında cemil belirdi bahçede..siyah deniz şortu,beyaz balıkçı yaka tişörtüyle enfes görünüyordu..

CEMİL: (iki kolunu da yana açarak)ben hazırım!
NİMET:harika!gidelim öyleyse…
LAMİA:babama haber vermedik…
CEMİL:Macide söyler…Macide!
MACİDE:buyurun cemil bey?
CEMİL:sahile iniyoruz biz babama söylersin..hı bi de yine takım elbise giydiyse uyar,spor bişiler öner:)
MACİDE:ilahi cemil bey…(güler)peki…
LAMİA:Macide abla melek durmazsa beni ara olur mu?
MACİDE:merak etme sen..gezmeye çıkarırım ben onu..siz eğlenmenize bakın..
LAMİA:sağol Macide abla…görüşürüz…
NİMET:hoşçakalın!
MACİDE:güle güle…

Cemil merdivenlerden inerken lamianın elini tuttu..lamia ise elini sımsıkı sararak karşılık verdi..
sıkı dostlar ilk defa birlikte bir şeyler yapacaklardı..onları bekleyen süprizlerin farkında olmadan….
Yol boyunca tatlı bir sohbet sarmıştı onları..her şeyden konuştular..enise hanımların iflasından,umut ve nimetin nikahına kadar her şeyden bahsetmişlerdi..

NİMET:ben diyorum ki hazır yaz mevsimindeyiz..adadayız…nikahı burada yapalım…hatta düğün ve nikah ikisi de aradan çıksın…
LAMİA:neden olmasın?harika olur bence…kır düğünü yaparız..
NİMET:dimi şekerim?ayy çok güzel olurdu…
CEMİL:umut!kızım sana söylüyorum gelinim sen dinle…
UMUT:aynen!tamam hayatım sen nasıl istersen…
LAMİA: (cemili cimcikler)neden öyle diyosun?
CEMİL:ahhh…hayatım şaka yaptım…
LAMİA:biz de kır düğünü yapıcaz…tekrar….
CEMİL:tekrar?
LAMİA:evet…İstanbul’daki düğün de çok güzeldi ama ben hep kır düğünü hayal etmiştim..
NİMET: (kahkaha atar)ayy ne güzel olur iki düğün bir arada!
LAMİA:dimi ama...
CEMİL:tamam hayatım…sen yeter ki iste…yapalım tabi..
UMUT:evet evet..iyi fikir..unutamayacağımız bi anımız olur..
CEMİL:bize de böylesi yakışır umutcum…
NİMET:ayy çok tatlısınız…görüyosun dimi lamia?
LAMİA: (cemilin yanağına bi öpücük kondurur)bitanedir benim kocam…
UMUT:çok şanslısınız hanımlar…
NİMET:aa asıl bize rastladığınız için siz çok şanslısınız!
CEMİL:doğru söze ne denir!!

Gülüşmelerle ilerleyen sohbet arasında sahile vardıklarını fark ederler…yosunların kokusu vurur yüzlerine..

NİMET:ohh…nasıl özlemişim…
LAMİA:özlenmeyecek gibi değil…
UMUT:ee hanımlar nasıl geçelim?
LAMİA:şurası güzel bence..zaten bu kalabalıkta yer beğenmek gibi bi lüksümüz yok sanırım…
CEMİL:gerçekten çok kalabalık…
UMUT:önceden de böylemiydi?
NİMET:yok canım…toplasan 10 kişi ancak olurdu…hatırlıyo musun lamia?
LAMİA:nasıl unuturum…kokusunu,insanlarını,havasını bir bir işlemiştim aklıma…
NİMET:lamianın çocukluğu burada geçti..
UMUT:öyle mi?ne kadar güzel..keşke benim de böyle bir yerde büyümek gibi bi şansım olsaydı..
CEMİL:evet…burası başkadır…biz de yazları gelirdik hep..
LAMİA:zaten kışın fazla kalan olmuyo burada..yerlileri hariç..
NİMET:hadi geçelim yoksa orası da olmicak birazdan…
LAMİA: (irkilir)haklısın…

Hızlı adımlarla son kalan şezlonglara yönelirler..
lamia çantasından havlusunu çıkararak şezlonga serer sonra üzerindeki elbisesini de çıkarır katlayarak çantaya yerleştirir..sırtüstü şezlonga uzanır..

LAMİA:aa cemille umut nerde?
NİMET: (iskeleyi işaret ederek)ordalar...hangimiz daha iyi atlarız yarışı yapıyolar heralde...
LAMİA: (güler)deli bunlar…
NİMET: (gözlerini devirir)aşıklar hayatım aşık!

Nimette üzerini çıkarır havlusunu serer ve şezlonga uzanır…

NİMET:ee kremleri kim sürcek?
LAMİA: (güler)bilmem..gel ben sürerim..
NİMET:olmaz şekerim..(cemil ve umutu işaret eder)onlar ne güne duruyo?

Lamia bu fikirden hoşlanmıştır..’tabi ya’ anlamında başını sallar..aynı anda nimet umut diye,lamia da cemil diye bağırmaya başlar..sesler birbirine karışır..birbirlerine bakarak gülmeye başlarlar…cemil ve umut iskeleden koşar adımlarla yanlarında gelirler:

CEMİL:noldu hayatım?
LAMİA:şunu sırtıma sürer misin?
CEMİL:ama sırtüstü güneşleniyorsun?
LAMİA:cemilll!!!!
CEMİL:tamam tamam:)
NİMET:umut sen de bana canım…
UMUT:zevkle…

Cemil parmaklarına döktü kremi..yoğundu..ve çok güzel kokuyordu..yavaş hareketlerle lamianın omuzlarına sürmeye başladı..heyecanlıydı..lamiaya dokunuyordu..o kadar hassas yapıyordu ki bunu…sanki kırılgan bir şeyle oynuyormuş gibiydi..kremi yaydıkça kokusu daha da belirgin gelmeye başlamıştı..cemil usulca lamianın omuzlarına doğru uzandı…kokusunu içine çekti..başı dönüyordu..
Lamia ise cemilin tenini hissetmekten hiçte şikayetçi değildi..aksine içinde kıpırdanan her neyse küçük bir çocuktan farksız olmasını sağlıyordu..küçük hareketlerle kımıldıyor,gözlerini kapatarak cemili hissediyordu..
Cemil lamianın kulağına eğildi:

CEMİL:kalbim dayanmicak daha fazla…

Cemilin nefesi lamianın kulağına değmişti..lamia gülümsedi..

LAMİA:tamam canım..yeterli..şimdilik..
CEMİL:şimdilik mi?devamı da mı var?:img-blush


Dönüp cemile göz kırptı..ve tekrar uzandı şezlonga…cemil lamiaya baktı..ne kadar da güzeldi..gözleri kapalıydı..sağ bacağı hafif yukardaydı..elleri iki yanına uzanmıştı..ince ve uzun parmakları tatlı bir müziğe eşlik ediyor gibi kıpırdıyordu..siyah bikinisi vücudunu daha da şekilli gösteriyordu sanki..güneş tenini yakıyordu..muhteşem bir görüntüydü..
Kendiyle konuşurken umutun sensini duydu:

UMUT:hayatım olmaz ama..kapat lütfen..
NİMET:umut!sen böyle bi adam mısın?bu ne demek şimdi?

Cemil göz ucuyla umut ve nimete baktı..umut elindeki havluyla nimetin üzerini örtmeye çalışıyordu..

UMUT:ben gelince birlikte güneşleniriz..şimdi olmaz..herkes sana bakıyo!
NİMET:olamaz ya..umut saçmalama!

Cemil o anda irkildi ve etrafına baktı..gerçekten herkes nimet ve lamiayı süzüyordu..tanınmış olmalarının da verdiği bir dezavantajdı bu..

CEMİL:harika fikir umut!bravo!
NİMET:cemil sen de mi?
CEMİL:umut haklı…herkes size bakıyo…
LAMİA:noldu?

Cemil hemen havlusunu eline geçirdiği gibi lamianın üzerine örter..

LAMİA:cemil napıyosun?
CEMİL:yok bişey hayatım…
LAMİA:hayatım çek şunu üstümden!nimet???
NİMET:herkes bize bakıyomuş!
CEMİL:aşkım bi saniye..şurayı da örtiim tamam!
LAMİA: (gülmeye başlar)şaka yapıyosun dimi?
CEMİL:yoo gayet ciddiyim..bakmasınlar sana istemiyorum…
UMUT:dimi ya dimi ya!

Lamia sessizce nimete şunları söyler:

LAMİA:kıskanıyolar..

Nimet de ‘evet’ anlamında başını sallar..
Artık lamia ve nimetin üzeri tamamen örtülmüştür..

CEMİL:hıh!tamam işte..
UMUT:bak ne kadar güzel görünüyosunuz..
NİMET: (üzerindeki havluyu açar)saçmalamayın Allah aşkına!
LAMİA: (cemile bakar)gelip açmanı bekliyorum cemil..
CEMİL:olmaz..
LAMİA:hayatım….hadi ama…
CEMİL:peki…

Cemil lamianın üzerindeki havluyu açarken umuta gözleriyle işaret etmiştir..nimet bunu fark eder ve lamiaya döner:

NİMET:bişey yapcaklar…
LAMİA:ne….

Lamia sözlerini tamamlayamadan kendini cemilin omuzlarında bulur...cemil seri hareketlerle lamiayı omzuna almıştır..umutta aynı şeyi nimete yapmıştır..kahkahalar arasında tatlı sözler belirir aşıkların dilinde:

LAMİA:hayatım yapma…
CEMİL:bu kadar güneş yeter pişik olcaksın..biraz serinleyelim..
NİMET:ya ama yeni süründük daha!
UMUT:farketmez yine süreriz:)
CEMİL:3 deyince…1,2….

Lamia ve nimetin çığlıkları arasında serin sulara bırakırlar kendilerini…suyun yüzeyine çıktıklarında lamia cemile doğru yaklaşır güçlü kollarını yumruklamaya başlar:

LAMİA:ne kadar kötüsün yaa!!
CEMİL:öyle miyim?
LAMİA: (küçük bir tebessümle)hayır…değilsin…

Lamia alnını cemilin alnına dayar..ıslak saçları alnına yapışmıştır..cemil saçlarını geirye doğru atar…birbirlerinin gözlerine bakarlar..bazen kapatırlar gözlerini ‘an’ı yaşamak ister gibi..lamia suyun altında bacaklarını cemile dolar,kollarını da boynuna..cemil lamianın beline sarar kollarını..bazen de bacaklarında dolaştırır ellerini..lamia daha fazla karşı koyamaz bu hallerine…küçük öpücüklerle cemili öpmeye başlar..ıslak bedenleri belki de ilk defa bu kadar kenetlenmiştir..cemil tutkunun yorduğu duygularıyla lamiayı en ateşli şekilde öpmeye başlar..lamiaya duyduğu özlem daha da körükler bu ateşi..
Nimet ve umut bu iki aşığı huzurlu bi tebessümle izlemektedirler..umut nimetin alnından öper..
Tutkunun yorduğu iki aşık birbirlerinden zorla da olsa ayrılırlar..

LAMİA: (nefes nefese kalmıştı)bu neydi şimdi?
CEMİL:sana olan sevgimin göstergesi belki de…

NİMET:deli aşıklar artık çıksak diyorum?
CEMİL: (nimete bakar)buruşucaz yoksa…
LAMİA: (gülmeye başlar)deli…
CEMİL: (kaşlarını kaldırır)çok ayıp kocaya deli denmez…
LAMİA:deli…
CEMİL: (gülümser)söyle aşkım…
LAMİA:seni…

Lamianın dudaklarından dökülecek iki kelimeyi tanıdık bir kadın sesi böler..bu ses beraberinde geçmişi de getirmiştir…

Devamı var tabi:img-wink:

BERNA
11-05-09, 16:21
Yılın Çifti-21
Gergin Günler


Yalıda

Yemek başlamış herkes yerine oturmuştur.

Saib: Efendim, hepiniz hoşgeldiniz. Mutluluğumuzu bizimle paylaştığınız için sizlere çok teşekkür ederim.
Suzan: Hoşgeldiniz bizi çok mutlu ettiniz.

Masadan hoşbulduk, mutluluklar sesleri duyulur.

Masanın bir köşesinde

Nimet: Lamia Vedat nasıl bir patron söyle bakalım. Sana karşı bir huysuzluğu varsa söyle, kulaklarını çekeyim.
Lamia: Hiç olur mu öyle şey? Kendisi çok iyi bir patron, bana istediğim heran izin verebiliyor.
Vedat: İş olmazsa orada oturmanın bir anlamı yok ki. Hem unutma aynı zamanda doktorunum ve sana bol bol gezme öneriyorum. O gün Cemil'le çıkıp bak ne güzel bir oturma planı yapmışsınız.
Cemil: Aman neyse ki hiç itiraz eden olmadı.

Masanın orta kısmında

Şahika: Ne biçim bir yer burası, sıkıştım kaldım sanki.
Cavidan: Halacığım bizden şikayetçi misin yoksa?
Namık: Aşkolsun Şahika Hanım.
Şahika (kısık sesle): İyi de ben sizi her gün görüyorum, yanımda da hiç tanımadığım bu iki hanım yerleşmiş. Ben en iyisi tatlı kısmında sandalyemi Saib Bey'in yanına taşıyayım da biraz sohbet edelim.
Cavidan: Ben artık sana karışmaktan vazgeçtim hala, Kenan niye bu kadar sessizsin. Hem bu gözlük niye masada?
Kenan: Yorgunum biraz Cavidan ondan.
(Olur da bir camdan kendi görüntümü görürsem diye, bunu Hüseyin Kenan Gün yapmamalıydı..)
Cavidan: Bu masa düzenini Lamia'nın yapması ilginç, aranızda bir kişi var. Oysa kendisi Cemil'in karşısında. Açıkcası şaşırdım kızmamana.
Kenan: O da belki bir tuzağa düşmüştür.
Namık: Nasıl yani?
Kenan: İnsanlar bilinçsizce işler yapabiliyor, isimleri Hüseyin Kenan Gün bile olsa.
Cavidan: Kenan, sen iyi misin? Ya geçen gün bir enerjiden falan bahsettin, o neydi öyle? Bu aralar çok mu çalışıyorsun?
Kenan tekrar gözlüğü takar.

Masanın öbür köşesinde

Suzan (kısık sesle): Saib Bey rica ederim hep aynı tarafa bakıp durmayın. O tarafta Şahika Hanım var diye değil mi? Vazgeçemiyorsunuz onun dostluğundan.
Saib (yine kısık sesle): Suzan Hanım size kaç kere söyleyeceğim, gerginlikten boynum tutuldu. Siz böyle ısrar ettikçe de daha da kötü oluyor boynum.
Suzan: Ben gergin bir insan değilim ki, niye gereyim sizi. Alınıyorum ama. En iyisi yer değiştirelim.
Saib: Suzan Hanım hiç olur mu öyle şey, şimdi iyi ya da kötü bir yere bakıyorum masada. Sizinle yer değiştirirsem masaya tamamen ters tarafa bakıyor olacağım.
Suzan: Bana mazeret gibi geldi ama neyse.
Saib: Aaah...
Şahika Hanım: Ne oldu Saib Bey?
Saib: Boynuma bir ağrı saplandı.
Şahika: Ay Saib Bey kıyamam size. Masaj yapayım mı?
Saib: ....
Suzan: Aaa lütfen siz zahmet etmeyin, misafirimize masaj mı yaptıracağız. Ben yaparım.
Saib (korkarak bakar): Siz masaj yapmaktan anlar mısınız Suzan Hanım?
Suzan (sinirli gülümser): Aaa anlamaz mıyım Saib Bey??

Vedat-Lamia-Nimet-Cemil

Lamia: Cemil babanın boynu mu tutuldu? Suzan Abla ne zaman masaj öğrendi ki?
Cemil: Bilmem ki, öğrenmiş herhalde. Ama ben bakışlarını hiç beğenmedim onun.
Karşılıklı gülümserler birbirlerine.
Nimet (kısık sesle): Vedat ay dayanamıyorum canım. Biran önce harekete geçelim.
Vedat: Yarın direkt giremem ki konuya. Pınar'ın kontrolünde olacak herşey.
Nimet: O zaman ben Cemil'in kafasına sokayım fikri.
Vedat: Bence senin işin daha kolay.

Suzan-Saib

Suzan: Nasıl iyi geliyor mu Saib Bey?
(Boynunu mu çevirsem acaba o tarafa bakamasın)
Saib (acı içinde): Çok iyi geldi Suzan Hanım. Artık bıraksanız,teşekkür ederim.
(Resmen işkence görüyorum, bu kadının kıskançlığı ile nasıl başedeceğim ben)
Suzan: Lütfen Saib Bey, daha da iyi olun istiyorum
(Beter ol inşallah)

Cavidan-Namık-Şahika-Kenan

Cavidan: Ay ne yapıyor bu kadın? Adam acı içinde kıvranıyor.
Şahika: Bakamayacağım galiba
(elleri ile gözlerini kapatır)
Namık: Kenan Suzan Hanım hep böyle kıskanç mıdır?
Kenan: Ne oldu ki? Ben tam göremedim.
Namık: Gözlükleri çıkarırsan daha net görürsün Kenan.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'e kimse miyop diyemez!
Namık: Ben öyle birşey demedim ki! Gözlük karanlık gösteriyordur diye söyledim.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün kuru sıkı tehditlere papuç bırakmaz!
(Ben de iyice saçmaladım, hastahaneden ömür boyu çıkamaz Makbule. Namık gıcığı beni kendime getirdi)
Kenan (Lamia'ya seslenir): Hüseyin Kenan Gün'üm ben.
Cemil: Hah efsane geri döndü. Ben de bekliyordum ne zaman bunu söyleyecek diye. Evet Hüseyin Kenan Gün'sün canım kuzenim!
Lamia gülmemek için kendini zor tutar.

Nimet: Koşun Saib Bey bayıldı galiba...

Bir kaos ortamı yaşanır.


Ertesi Gün

Yalıda

Saib kanepede boyunlukla yatmaktadır.

Cemil: Babacığım emin misin iyi olacağına. İstersen işe gitmeyebilirim, istersen Suzan Hanım'ı çağırayım sana bir masaj yapsın.
Saib: Sakın ha, dün gece aradı özür diledi. Onu affettim insan sevince kızamıyor da. Evlenince güvensizliği azalır diye umuyorum.
Cemil: Suzan Hanım dün gece kendinden çok emin duruyordu oysa. Şaka bir tarafa, Kenan'ın verdiği ismi arayayım mı? Bence kesinlikle gerginlğini atmaya ihtiyacın var.
Saib: Olabilir, Oğlum sen işine git bence. Macide burada nasıl olsa.

Cemil odadan çıkar.

Saib (kendi kendine): Buket Hanım işinin ehliymiş Kenan'ın dediğine göre. O kolay kolay kimseyi beğenmez vardır bir bildiği. Suzan Hanım'a duyurmadan arasam mı acaba?


Pınar Hanım'ın odasında

Lamia: Evde çok sıkılıyorum Pınar Hanım. Sürekli olarak birşeyler eksik gibi geliyor bana.
Pınar: Bu yüzden mi sürekli yeni hobiler buluyorsun kendine?
Lamia: Evet ama eksiklik duygusu bir türlü geçmiyor.
Vedat: Eksiklik duygusunu hissetmediğin zamanlar oldu mu?
Lamia: Oldu aslında. İşe geldiğim zaman eksiklik duygusu oldukça azalıyor ama tam bitmiyor. Cemil'le oturma planı hazırlarken, bir de dün gece yemek sırasında eksikliği unuttum.
Pınar: Peki eksikliğin geçtiğini nasıl anladın?
Lamia: İçimdeki sıkıntı kaybolmuştu.
Vedat: Peki bu zamanların ortak özelliğini düşündün mü?
Lamia: Düşündüm.
Vedat (sevinir): Gerçekten mi?
Pınar: Peki ne kanıya vardın?
Lamia: Benim mutlaka çalışmam lazım. Birşeylerle meşgul olmam lazım. Melek daha büyüyünce kendime full time bir iş bulacağım.
Pınar: Bu konudan bahsederken gözlerin ışıldadı. Bu çok büyük bir gelişme Lamia.
Vedat (biraz hayal kırıklığına uğramış şekilde); İşinde mutlu olduğuna çok sevindim ama bence şu anda part time iş senin için daha uygun. Değil mi Pınar Hanım?
Pınar: Tabi herşey adım adım. Evde neden sıkılıyorsun biraz anlatsana Lamia.


Nimet'in Ofisinde

Cemil: Gerçekten yorucu bir toplantıydı. Bana bir kahve ısmarlarsın herhalde.
Nimet: AA ne demek elbette canım. Hem sohbet de ederiz biraz. Boşanmaya iki gün kaldı, nasılsın?
Cemil: Lamia'ya söz verdim boşanacağım. Lamia'nın Kenan'la mutlu olduğuna ikna olsam içim de rahat olacak ama değil.
Nimet: Son zamanlarda Lamia sana daha mı iyi davranıyor? Kazaklar filan...


Lamia'nın terapisi devam etmektedir.

Lamia: Zaten beni en çok şaşırtan da o. Kenan'la yaşamak çok zor. Sürekli birşeylere kızıp duruyor, neye kızdığını da anlamıyorum.
Vedat (bari bu konuda aşama kaydedelim): İletişim sorunu mu yaşıyorsunuz?
Lamia: İletişim bile kuramıyorum. Kenan yerine sürekli Hüseyin Kenan Gün ile konuşuyorum sanki.
Pınar: İkisi arasında bir fark var diyorsun yani?
Lamia: Ben Kenan'la beraber olmak istiyorum, Hüseyin Kenan Gün imajı ile değil. Oysa ben Kenan'la henüz tanışamadım bile. (bir süre düşünür) Belki de tanıştım.
Vedat: Neden böyle hissediyorsun?
(Nadide Ablacığım intikamını Lamia alacak yakında, biraz daha bekle!)
Lamia: Bazen Kenan'ın en çok kendisini ve ismini en çok sevdiğini düşünüyorum. Galiba eksiklik de buradan geliyor. Kendimi önemli hissetmem lazım, Kenan bunu bana hissetmiyor.
Pınar: Bence sen bu konunun üstüne gitmelisin Lamia. Bir sonraki seansımızda bunu konuşalım.
Lamia: Düşüneceğim.


Nimet'in Ofisinde

Cemil: Lamia bence kendini suçlu hissediyor. Bana iyi davranmasının nedeni bu.
Nimet: Emin misin? Dün gece sana çok anlamlı bakıyordu gibi geldi bana. Bütün söylediklerine de güldü.
Cemil (sevinir): Öyle mi diyorsun?
Nimet: Valla Vedat da öyle hissetmiş, bilmiyorum yani.
Cemil (düşüncelere kapılır): Vedat da sen de beni seviyorsunuz, öyle görmek istiyorsunuz. Lamia'nın beni arkadaş olarak sevdiğini biliyorum zaten ama bana aşık değil. Lamia bence hala kemancıya aşık ama o ego düşkünü adam onu mutlu edemiyor. Lütfen aklıma boş umutlar sokma Nimet.
Nimet: Peki ısrar etmiyorum ama ben biraz daha gözünü aç derim. Hem boşansan bile bu işler hiç belli olmaz.
Cemil (ümitsiz bir ifade ile): Benim bildiğim Lamia ve Kenan hemen evlenir.

Ofisinde telefon çalar Cemil içeri gider

Nimet (Kendi kendine): Vedat umarım sen daha başarılı olmuşsundur. Cemil artık ancak Lamia bir atak yaparsa inanacak gibi duruyor.


Kenan'ın Stüdyosu

Görevli: Güzel bir prova oldu Kenan Bey. Sizin çalış stilinize hayranım zaten.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün çalış stili zaten he zaman hayranlık uyandırıcıdır.
Görevli: İyi günler Kenan Bey.
Kenan: İyi günler.

Kenan çıkar.

Görevli: Hay Allah ya gelen zarfı vermeyi unuttum Kenan Bey'e. Kenan Beey. Hay Allah gitmiş. Zaten hayran mektubudur büyük bir ihtimalle. AA açıkmış, valla açık bırakanda kabahat. Dayanamayacağım.

Notta gazete harfleri ile şu yazmaktadır.

Yakında tekrar görüşeceğiz Hüseyin Kenan Gün; az kaldı...


Lamia-Kenan-Suzan Evi

Suzan: Hoşgeldin kızım.
Lamia: Hoşbulduk Abla, ben Saib Bey'in yanında olursun sanmıştım. Duyduğuma göre boyunlukla yatıyormuş.
Suzan: Dün ne oldu bilmiyorum, birden gözüm döndü kıskançlıktan. Özür diledim kabul etti ancak yarın ona ehli birisi ile sürpriz yapacağım. Boynunun düzelmesi için fizyoterapist ayarladım. Cemil'i de aradım; konuştum. Henüz başka bir fizyoterapist ayarlanmamış.
Lamia (heyecanlanır): Ne dedi Cemil?
Suzan: Ne diyecek kızım bunları anlattı işte.
Lamia: Beni sormadı mı?
Suzan: Seni ve Melek'i şöyle bir sordu ama canı sıkkın gibiydi. İşlerle ilgili birşey herhalde.
Lamia (yüzü düşer): Yaaa canı sıkkın mıydı? Arasam mı acaba ben de?
Suzan: Önemli birşey olsa Saib Bey söylerdi bana. Neyse, kızım bakıyorum elinde bir DVD var yine. Film izlemekten vazgeçtin sanıyordum.
Lamia: Abla bu sefer kesin eksiklik hissi azalacak. Bir arkadaşımla konuştum kendisini çok değerli hissediyormuş bu yöntemle.
Suzan: Kızım öyle ruhani işlere girmeyeceksin değil mi? Ben korkarım biliyorsun bu tip güçlerden.
Lamia: Hayır abla, pilates yapacağım. Ebru Şallı ile spor yapanlar kendilerini çok iyi, çok zinde hissediyorlarmış; kendilerini çok seviyorlarmış.
Suzan: Hadi bakalım umarım bu sefer işe yarar, geçer huzursuzluğun.
Lamia: Bu sefer işe yarayacak abla, ben inanıyorum.


Yalıda

Mutfakta
Cemil: Gülay bak yarın öğleden sonra Suzan Abla sürpriz yapacak, o yüzden fizyoterapist arka kapıdan girecek. Haberin olsun.
Gülay: Tabi Cemil Bey. Ben böyle tehlikeli işleri severim.
Cemil: Bilirim Gülay bilirim.

Üst katta
Saib: Demek sen de tanıyorsun bu hanımı.İşinin ehli diyorsun.
Nazım: Evet ama benim adımı vermezseniz iyi olur. Son seferde tatsız bir olay oldu ama öncesinde çok gittim bu hanıma.
Saib: Tamam vermem adını. Ne dersin iki kişilik randevu alıp Cemil'e de bir sürpriz yapayım mı? İyi gelir aslında.
Nazım: Valla bu hanım çok başarılı. Cemil Bey ne de olsa gerildi.
Saib (telefonu çevirir): Alo ben Saib Paşazade. Buket Hanım siz misiniz? Sizden iki adet masaj randevusu alacağım. Yarın öğleden sonra. Müsaitiz müsaitiz beklerim efendim...


Gelecek Bölüm

1. Çakışan randevular neler getirecek? Gergin günler sona erecek mi?
2. Ebru Şallı'nın Lamia'nın hayatına etkisi ne olacak?
3. Hüseyin Kenan Gün'ün beceremediği şey nedir?
4. Cemil Nimet'in sözlerini dikkate alacak mı?
5. Makbule notlarını nasıl bu kadar rahat gönderebiliyor?
6. Gülay ve Nazım'ın arası yoksa açılıyor mu?

magicalrose
11-05-09, 17:00
küçük bir düzelteme ;)

Tek bir Güneş için tüm yıldızlardan vazgeçe bilir misiniz?(12)

DÜNYA DÖNÜYOR DÖNÜYOR....

“Ah tabi tabii” dedi Cemil gülerek.
Akşamüstü sokak ortasında neşeyle konuşuyordu. Elinde telefon vardı. Bahçe kapısından çıkan Lamia bir an bu tanıdık sesin geldiği yöne baktı. Cemil’in neşeli hali ilgisini çekmişti.
Öylece durup onu izledi. Araya Napolyon’un bahçedeki havlama sesi de karışıyordu.

Bir süre sonra Cemil onu gördü. Onun bakışlarını fark eden Lamia koşaradım sokaktan aşağı doğru yürümeye başladı.
Cemil telefondaki konuşmasını aceleyle bitirip koşaradım Lamia’ya yetişti. Lamia’nın üzerinde askısın bir elbise ve ince bir hırca vardı. İkisi de pembe renkti.
Cemil koşaradım Lamia’nın yanına vardığında elini arkasında birleştirip onunla birlikte yürümeye başladı.

“Noluyor? “ dedi Lamia’nın yanında onunla birlikte yürümeye başlayan Cemil’e.
Cemil ona bakıp

“Hiç yürüyorum” dedi.
Lamia cevap vermedi.
Bir süre birlikte yürüdüler
“Nereye böyle?” diye sordu cemil
“Alış-verişe” dedi Lamia
Göz ucuyla Cemil’e baktı. Cemil’in buz mavisi bir kıyafeti ve kot pantolonu vardı üstünde. Çok güzel bir koku sürmüştü (Aqua Gio : ) )
“Kiminle konuşuyordun?” dedi en sonunda dayanamayan Lamia.
“Aaa bir şey değil canım Sedef’le” dedi.
Lamia bu ismi duyar duymaz çok bozuldu ama belli etmedi.
“Yaa ne konuşuyordunuz? “ dedi
“Doğum günüyle ilgili birkaç fikir verdim de” dedi Cemil
Lamia dayanamayarak
“Ne partiymiş ya...Artık nasıl fikirlerse verdiklerin, Sedefin hoşuna gitmiş anlaşılan” dedi
Cemil soran gözlerle ona bakınca
“Konuşmanız neşe geçiyordu da. Hoş kız..” dedi Lamia kararsız bir ifade ile.
“Evet. Geçekten çok tatlı bir kız. Çok neşeli. Akıllı...ayrıca zeki...bir de..”
“Tamam tamam neyse” dedi Lamia burnundan soluyarak.
Bu arada caddeye çıkmışlardı bile.
Sessizce bir süre yürüdüler.
Bir cafe-barın önünden geçerlerken Lamia aniden durdu. Yarı öfkeyle kafeye baktı.
“Noldu?” dedi Cemil merakla. Lamia’nın başı yana dönmüştü. Cemil onun yüzündeki öfkeli kıskançlığı göremiyordu.
Lamia hiçbir şey söylemeden bardan içeri daldı, Cemil de peşinden.
*** ***

“Yeter Lamia! Bu kaçıncı?” dedi Cemil uyararak ama Lamia’nın onu dinlemeye hiç niyeti yoktu.
“Offf bırak şunu “ dedi Lamia Cemil’in elindeki bardağı kapıp içindekini bir dikişte içti.
Artık tamamen sarhoştu.
“Yavaş...” dedi Cemil ama Lamia bir bardak içki daha ısmarlamıştı.
“İçicem karışma!” dedi Lamia sallanarak.
Sözcükleri seçerken zorlanıyor yüzünü ekşitip Cemil’e öfkeyle bakıyordu.
“Sen....” dedi elini zorlukla Cemil’e doğru uzatarak
“Sen... bana karışamazsssıın” dedi
Oturduğu tabureden düşecek gibi sallanıyordu yine.
Cemil bir yandan Lamia’yı tutmaya çalışırken bir yandan da içmesine engel olmaya çabalıyordu.
Barmen bir içki daha getirdi.
En sonunda Cemil barmene yanaştı.
“Kardeşim kızın halini görmüyor musun? Getirme artık” dedi
“İyi de önüne içki koymazsan delirir bu. Bilirim böylesini ; kafaya bir şey takmış belli” dedi genç tıknaz barmen.
Lamia bu sırada yeni gelen içkiyi içiyordu.
Cemil saatine baktı . Vakit gece yarısına yaklaşıyordu.
“Lamia. Hadi gidelim artık. Suzan hanım uyumadan eve gir bari” dedi Cemil.
Akşam Suzan’ı arayıp Lamia’nın kendisiyle olduğunu, onu merak etmemesini söylemişti.
Lamia bir an barın üstüne koyduğu bardağa baktı.
Son derece büyük bir ciddiyetle bardağa baktı.
“Ne? “ diye sordu Cemil
“Bu bardak... bu bardak...” dedi Lamia konuşamıyordu ama kendini zorladı
Cemil meraklı bir gülümsemeyle ona bakıyordu
Lamia işaret parmağıyla bardağı gösterdi
“Dönüyor...” dedi.
Cemil bunu duyunca gülüp gülmemek arasında bir tereddüt yaşadı.
Sonra Lamia öfkeden çakmak çakmak parlayan altı kızarmış gözleriyle Cemil’e baktı.
“Ondan nefret ediyorum!” dedi ve bardaktan bir yudum içki içti.
“Kimden?” dedi Cemil
“Çok derin bakıyormuşsun.. ya daha kaç gün oldu be nerden anladı mı anladı offf nasıl yani ya yuh!” dedi Lamia Sedef’e sinirlenerek..
Öfkeyle harfleri iyice birbirine karıştırmıştı.
“Hadi gidiyoruz” dedi Cemil kararlılıkla ve Lamia’yı çekiştirir gibi tutup bardan çıktılar.
Lamia Cemil’in desteğiyle yürüyebiliyordu.
Barın önündeki taksilerden birine bindiler.
Yol boyu Lamia hiç konuşmadılar. Hatta Lamia’nın bu kadar içtiğini bilmese Cemil onun sarhoş olmadığına bile inanacaktı.
Birkaç dakika sonra eve geldiklerinde Cemil Suzan hanımın uyumuş olduğunu gördü. Evin tüm ışıkları sünüktü.
Etrafta sadece sokak lambasının ışığı vardı.
“Anahtarın var mı?” dedi Cemil Lamia’ya.
Lamia hala sallanıyor ve Cemil’den destek alıp ayakta durabiliyordu.
“Yok... anahtarım... yoook... evet !”dedi Lamia ellerini iki yana açıp gülerek..
“Suzan abla!” diye bağırdı birden.
“Dur sessiz ol. Tüm mahalleyi ayağa kaldıracaksın” dedi Cemil
Saatine baktı gece bire geliyordu. Bu saatte Lamia’yı sarhoş bir şekilde Suzan’ın karşısına çıkarmaktan vazgeçti.

Onun koluna girip kendi evine kadar yürümeye başladılar. Yol boyu Lamia’nın çenesi hiç durmadı.
“Sen varya... sen” diyordu Lamia
“Çok sinir bozucusun”
arada aksıyor durup durup öfkeyle söyleniyordu.
“Ay eskiden az mı portakal suyu içerdim. Bu daha iyiymiş. İçki istiyorum ya!” diye Cemil’in anlamadığı şeyler söylüyordu.
Arada bir sallanıyor topuklu ayakkabıyla yürümek işkenceye dönüyordu.
“Offf ayaklarım” dedi Lamia.
Cemil bir anda onun önünde eğildi ve ayakkabılarını çıkarıp eline aldı.
“Böylesi daha iyi” dedi Lamia kıkırdayarak.
Kelimeleri yine yutarak konuşuyordu.
“Nerye-nereye gidiyoruz?” diye soruverdi Cemil’e
“Benim eve” dedi Cemil
Lamia bir anda gülmeye başladı
“Evet gidelim! Nolur. Hadi...” dedi.
Bu sırada küçük bir kız çocuğu gibi omuz silkiyordu. Bir anda dengesini kaybetti. Tam düşecekken Cemil iyice onun beline sarıldı.
Bu korunma, Lamia’nın hoşuna gitmişti.
Lamia içkinin verdiği rahatlıktan da cesaret alıp Cemil’in önünde durdu. Onun yüzünü iki avucunun içine aldı. Karanlık sokakta gözlerini seçemiyordu ama onun sıcak nefesini hissediyordu.
Sonra uzanıp Cemil’i öpmeye kalktı ama Cemil buna izin vermedi.
Hafifçe geri çekildi. Yüzünde sade bir bakış vardı. Lamia biraz utansa da durumu umursamadı.
Cemil onu tekrar tutup yürümeye başladılar. Tekrar onun koluna girip yürümeye devam ettiler.
“Evet gideceğiz ve duş alıp yatıcağız” dedi.
“Duş mu alacağız? Paramız yeter mi almaya!” dedi Lamia gülerek.
Cemil de hafifçe tebessüm etti.
Nihayet eve geldiklerinde paldır küldür kapıdan içeri girdiler. Ay ışığı kapının aralığından içeri sızıyordu.
Cemil zorlukla uzanıp ışığı yaktı. Ayakkabıları yere bıraktı ve koluna girdiği Lamia’yı üst kata çıkardı. Merdivenleri zorlukla çıktılar.
“Burası neresi?”dedi Lamia merakla.
“Benim evim” diye tekrarladı Cemil sakince.
Uzanıp misafir yatak odasının kapısını açtı. Işığı yaktı.
Lamia odaya girer girmez Cemil’in kollarından kurtardı kendini. Sonra sallana sallana yatağa yanaştı. Sırt üstü yattı.
Derin bir nefes alıp verdi.
“Başım dönüyor” dedi huzursuzca.
Cemil onun kolundan tutup
“Hadi bu halde uyuma... kalk” dedi ve Lamia’nın omzunda asılı duran küçük askılı çantasını alıp hemen yandaki sandalyeye koydu.

Lamia Cemil’in eli elindeyken yine o sıcaklığı duydu. Sanki Cemil eliyle değil kalbiyle dokunuyordu ona. İşte öyle tatlı öyle güzeldi.
Lamia mahkeme gününü hatırladı. O gün boşanmak istemiyordu ama bunu bir türlü ne kendine ne de etrafına itiraf edebilmişti. Şaşırtıcı bir şekilde onun üzüntüsünü tek anlayan kişi Kenan olmuştu.
O mahkeme günü Cemil teslim olmuş bakışlarla ona bakmış sonra Lamia’nın elini avucuna alıp öpmüştü.
Lamia o anı hatırlıyor sarhoşluğun içinde, şu anda eline yayılan sıcaklığa teslim olmak istiyordu.
En sonunda Cemil’in elini sıkıca tutup onu kendine doğru çekti . Dengesini yitiren Cemil yatağın kenarına kadar geldi ve hemen Lamia’nın yanına biraz da mecbur kalıp oturdu.

Lamia Cemil’in yüzüne garip bir bakış attı.
“Kesinlikle çok derin..... anlamlı” dedi duraksayarak.
Cemil biraz şaşkın bir şekilde Lamia’ya bakıyordu.
Lamia ise hala Cemilin gözlerine bakıyor adeta içinde kayboluyordu.
“Hep hüzünlü, hep biraz kırgın” dedi fısıldar gibi.
Nimet’in sözlerini hatırlıyordu. Gözleri doldu. Neredeyse ağlayacaktı. Aklına Cemil’in saldırıya uğradığı an gelmişti. Bir de Cemil’in telefondaki bağrışı ve hastanede sedyede onu kanlar içinde gördüğü o an..
Lamia’nın gözleri dolu dolu olmuştu.
“Korkmuştum” dedi Lamia sesi hemen hemen o anki korkuya yakın bir tonda çıkıverdi..
Hala dikkatle Cemil’in gözlerine bakıyordu.
Sonra bakışları Cemilin gözlerinden dudaklarına ordan boynuna kaydı. İçinde gerçekten var olan duyguyu keşfediyor Cemil’i arzuluyordu. Biraz önce sokak ortasında yapmaya çalıştığı şeyi yine yaptı . Uzanıp Cemil’i öptü. Dudaklarını onu sıcak dudaklarına dokundu. Elini Cemil’in ensesine götürüp onu iyice kendine çekti. Sonra burnuna Cemil’in kokusu geldi. Sanki bir daha hiç bu kadar yakın olamayacaklar gibi bir yandan Cemil’i öpüyor bir yandan da bu kokuyu içine çekmeye çalışıyordu.
Derin açlıkla uzun uzun öptü onu. Öyle ki durumdan faydalanmış olmak istemeyen Cemil onu öpmüyordu ama Lamia’nın bu isteği ve ısrarına karşı koymakta da zorlanıyordu.

Lamia onun dudaklarının her kıvrımı keşfediyordu sanki. En sonunda durup derin bir nefes aldı.
Cemil hemen yataktan kalkıp onu banyoya götürdü. Yüzünü yıkamasına yardım etti.
Soğuk su iyi gelmişti Lamia’ya .
Odaya döndüklerince Cemil Lamia’yı yatağa yatırıp üzerine yorganı çekti.
“İyi geceler” dedi .
Tam yanından ayrılacaktı ki Lamia onun elini tuttu.
“Sana söylemem gereken bir şey var “ dedi .
Hala sarhoştu tabii
Cemil merakla ona baktı.
“Nedenini buldum” dedi Lamia.
“Ne?” dedi Cemil.
“Bardak...” dedi Lamia uykulu bir sesle.
Cemil tebessüm etti
“Dünya döndüğü için dönüyor” dedi Lamia.
Cemil bunu duyunca kahkaha ile karışık güldü ve yatağın kıyısına oturdu.
“Gerçekten. Bu neden benim aklıma gelmedi ki?” dedi gülerek.
“Evet. Çok basit işte” dedi Lamia.
“Dünya döndüğüne göre her şey döner” dedi ciddiyetle.
O kadar ki onu gören biri önemli bir matematik formülünü çözdüğünü sanabilirdi.

Cemil Lamia uykuya dalana kadar onun başından ayrılmadı. Biraz önce kendisini tutkuyla öpen Lamia’yı uyduktan sonra uzun uzun izledi.


**************** *******

NO BORNOZ YES HAVLU


Pencerenin aralık perdesinden içeri güneş dolmuştu. Lamia yabancı bir evde uyandığını anlamıştı.
Gözleri güneşe alışsın diye yavaşça açtı. Güneş ışığı onun güzel yüzüne ve tam gözlerine vuruyordu. Tam olarak gözlerini açtığında yattığı yataktan nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Kısık gözlerle etrafa baktı ve dün gece olanı biteni hatırlamaya çalıştı.
Barda içmeye başladığını biliyordu. Cemil’le eve kadar gelmişti. Bir de buraya giriş anını hatırlıyordu. Başka bir görüntü yoktu hafızasında.
Yatağın içinden dağınık saçlarla doğruldu ama bir anda başının zonkladığı hissetti. Yüzünü buruşturup elini başına götürdü.
“Başım “ diye söylendi.
Bir süre sonra başının zonklaması hafifledi. Yataktan kalkıp hemen üstünde kıyafet olup olmadığına baktı. Kalbi bir tedirginlikle çarpıverdi ama kıyafetlerini üstünde görünce rahatladı.
Yavaş yavaş odadaki banyoya yöneldi.
Banyoda soğuk suyu yüzünü çarptı. İyice ayılmıştı. Akşamdan kalma olduğu için feci halde baş ağrısı vardı ama bunu hak ettim, diye düşüyordu.

Yavaşça odanın kapısına doğru ilerledi. Yavaşça kapıyı açtı. Odadan çıkıp merdivenlere doğru biraz yalpalayarak da olsa ilerledi ama Cemil’in olduğunu bildiği odanın önünde durdu. Kapı aralık şekilde açıktı.
Lamia suç işleyecek küçük bir çocuk gibi dudaklarını ısırdı ve hafifçe kafayı kapıdan içeri, odaya uzattı. Etraf derli toplu görünüyordu. Konsolun üstünde bir kol saati vardı.

Cemilin, dedi içinden saati tanıyarak.
Odada bir süre daha göz gezdirdi. Yatağa baktı; dağınıktı. Yorganın yarısı yerdeydi.
Savaş mı çıktı, diye düşündü sinirle gülümseyerek.
Sonra birden bir gürültü duydu. İrkildi ve Cemil odanın banyosundan çıktı aniden. Lamia ne yapacağını bilemeden olduğu yerde çakılıp kaldı. Cemil üzerinde sıcak suyun bıraktığı buhar ve damlalarla odaya girivermişti. Üzerinde bornoz yoktu. Sadece bir parça havlu vardı. Lamia pagan bir merakla onu izliyordu.
Cemil’in omuzlarından akan damlalar sırtından kayıp beline doğru yol alıyordu. Perdesi aralık bir penceren tam sırtına kare bir güneş düşüyordu.
Lamia bu görüntü karşısında heyecanlanmış birden kadınca bir merakın koynunda bulmuştu kendini.
Aslında Cemil biraz sol tarafa dönse kapı aralığından kendisine biraz şaşkın biraz da merakla bakan Lamia’yı görebilirdi. Ama Cemil onun orda olduğunu farkında değildi.
Bu yakalanma korkusu olayı Lamia için daha çekici kılmıştı.
Cemil yatağa doğru yönelip orda duran diğer bir havluyu boynuna attı. Lamia onun dönüşü ile ıslak göğsünü ve karnını gördü.
Kendi yüzüne bir sıcaklığın yayıldığı hissetti. Nefes alışı zorlaşıyordu. Cemil biraz daha dönünce tüm bedeni Lamia’nın karşısında duruvermişti.
Lamia daha fazla bakmaya cesaret edemeyeceğini anlayıp oradan uzaklaştı. Hemen koşar adımlarla merdivenlere yöneldi. Kalbi küt küt atıyordu. Yakalanmaktan korkan o muzur çocuk merdivenleri aceleyle inip kapının kenarında duran ayakkabılarını giydi ve yalıdan dışarı çıktı.. Koşaradım evine doğru yöneldi.

............. ..................

HÜSEYİN KENAN...

“Ah işte geldi “dedi Suzan gülümseyerek.
Bahçedeki masan telaşla kalkıp Lamia’nın yanına koşturdu.
“Senin gece Cemil’le birlikte olduğunu bilmiyor.” dedi muzur bir şekilde güldü.
"Ay abla sandığın gib odeğil. anlatırım sonra..." dedi Lamia dudak bükerek.
“Hem Kim bilmiyor?” dedi Lamia meraklı bir fısıltıyla.
Birkaç adım daha attığında bahçede kucağında Melek’le birlikte oturan Kenan’ı gördü.
Kenan kucağındaki Melek’le oynuyor onu arda bir havaya kaldırıp seviyordu. Küçük Melek babasının bu şakacı haline neşeli kahkahalarla karşılık veriyordu. Laima ikisinin halina görünce keyifle gülümsedi.
“Yarım saat oldu geleli.” dedi Suzan .

Lamia Kenan ve Melek’in yanına vardığında masanın üstünde üç-dört tane hediye paketi olduğunu gördü.
Kenan hemen ayağa kalktı.
Lamia’yı çok özlediğini daha iyi anlamıştı.

Kınalı Yapıncak’ın yüzünde yorgun bir ifade vardı. Gözleri solgundu ama onu görünce yüzüne yerleştirdiği gülümseme Kenan’ı rahatlatmıştı.
Lamia onu görmenin şaşkınlığı ile büyük bir tedirginlik yaşamaya başlamıştı. Ya şimdi cemil Kenan’ı görse ne düşünürdü. Sonra bu düşünceyi hemen kafasından kovuverdi. Cemil Kenan’ın Melek’i görmeye geldiğini anlayacaktır, diye düşündü.
Kucağındaki Melek’e sıkıca sarılıyor Lamia’ya bakıyordu. Üzerinde son derce şık bir takım elbise vardı. Mavi gözleriyle uyumlu bir kravat takmıştı.
“Hoş geldin” dedi Lamia.
Kenan onun sesini bile özlediğini fark etti.
“Hoş bulduk” dedi . İkisi de masaya oturdular.
“Lamia kahvaltıyı buraya mı hazırlayalım” dedi Suzan.
“Hava çok güzel. Bahçede yiyelim” dedi.
“Peki. Şey ben bir çaya bakayım” dedi Suzan ve ikisini yalnız bırakıp orda ayrıldı.
Lamia masanın üzerinde duran paketlere baktı
“Bu kadar şeye ne gerek vardı” dedi.
“Melek’e aldım. Birkaç hediye” dedi Kenan.
“Geleceğini beklemiyordum” dedi Lamia merakla.
Bu sırada Melek önünde duran mama tabağına arada bir kaşığını batırıyor türlü şirinlikler yapıyordu. Bir kaşık mamayı masanın üzerine doğru döktü.
“Yapma kızım” dedi Lamia ve bir peçete alıp masanın üzerini sildi.
“Keyfi yerinde “ dedi Kenan eğilip kızını saçlarından öptü.
“Evet seni görmek keyfini yerine getirdi ” dedi Lamia, Kenan’a bakıp tebessüm etti.
Kenan bir süre bakışlarını Lamia’dan hiç ayırmadı. Elini uzatsa dokunabilecek kadar Kınalı Yapıncak’ına yakındı. Kenan’ın yüzünden ve gözlerinden büyük bir özlem dalgası geçiverdi.
“Habersiz geldim kusura bakma. Akşam aradım aslında ama telefonunu açmadın” dedi
Lamia akşam telefonu duymasının zor olduğunu düşündü kendi kendine...
“Melek’i çok özlemiştim” dedi.
Melek babasının kucağında haklinden memnunundu.
“Tabii seni de özledim” dedi Kenan.
Lamia başını eğip tebessüm etti.
“Afife ve çocuklar nasıl?” diye sordu Lamia. Amacı konuyu geçiştirmekti.
“İyiler. Afife konser organizasyonlarıyla ilgileniyor”. Küçük bir Ege turnesi hazırlığındayız” dedi Kenan.
İşler yolunda olduğu için mutluydu.
“Ne güzel” dedi Lamia memnun bir ifade ile.
“Yeni bir şirketle anlaştık. Yakında yeni bir albüm çıkarıyorum. Yepyeni bestelerim olacak” dedi .
“Çok sevindim” dedi Lamia heyecanla.
Her şeye rağmen Kenan’ın müziğini dinlemekten keyif alıyordu.
“Bu sefer hepsi harika olacak. Sende bayılacaksın. Eskisi gibi..” dedi Kenan.
“Akşama İstanbul’a dönmeme gerek. Yarın sabah önemli bir toplantım var. “ dedi Kenan üzgün bir ifade ile.
“Gerçi kızımdan ve senden ayrılmak istemiyorum ama işlerim çok yoğun” diye ekledi.
İkisi bi süre daha konuştular.

“Ben Suzan ablaya bir bakayım” dedi Lamia ve eve girdi..
Birkaç dakika sonra Suzan ve Lamia ellerinde, kahvaltı masası için çeşitli yiyeceklerle döndüler.
Bu sırada Kenan Melek’le oynuyor onunla neşe içinde şakalaşıyordu.
Her şey hazırdı artık. Suzan çayı getirmek için eve girdi.
“Melek!i ben alayım” dedi Lamia.
O sırada Kenan ayaktaydı ve kucağındaki Melek’le oynuyordu.

“Tamam “dedi Kenan Lamia’ya hayranlıkla bakıp gülümsedi.
Lamia Melek’i alırken Kenan Lamia’nın elini tuttu.
“Lamia ....” dedi .
Lamia şaşkın tedirginlikle ona baktı.
“Sevgilim...”dedi.
Lamia Kenan’dan elini çekmek istiyor ama onun yalvaran bakışlarına hayır deme vicdansızlığını gösteremiyordu. Ürkek bakışlarını ondan kaçırdı.
“Lütfen Kenan...” dedi Lamia yüzünde rahatsız bir ifade vardı. Saçları omuzlarından dökülmüştü. Bir tek Kenan onun yüzünü görebiliyordu.
“Gerçekten çok özledim” dedi Kenan.
Sesi hemen hemen ağlamaklı çıkmıştı.
Hala ısrarla Lamia’nın elini tutuyordu. Ona doğru birkaç adım attı. Aralarında Melek olmasa nereyse bedenleri arasındaki mesafe tamamen kapanmış olacaktı.

Uzaktan onlara bakan biri, bir karı kocanın aralarına çocuklarını alıp samimi ve güzel bir sohbette olduğunu sanabilirdi. Hatta ikisinin ısrarla ayrılmayan ellerini gören ve bahçe kapısının orda elinde Lamia’nın kol çantasıyla onlara bakan Cemil gibi.



********* **************

İNANMAK

“Kınalı yapıncağım ....hala saçları aynı, dalgalı ve hoyrat. Yüzü, duruşu bakışları...
Hiç değişmedi. Ellerini ellerimden koparırcasına çekerken bile ürkek ve utangaç. Yıllar önce kollarımda nasılsa titriyor duru bir su gibi bana teslim oluyordu. Bu hallerinin eskiyle hiç farkı yok. Mesafeler aramızda yaşananları silememiş. Artık daha da umutluyum. Onu görmek bana iyi geldi.
Hem aşkı bitmiş olsa böyle ürkek olur muydu hiç. Nasıl inanırım beni istemediğine. Lamiam...” Kenan akşam vapuru ile İstanbul’a dönerken yol boyu Ada’da bıraktığı Kınalı Yapıncağını düşündü durdu.


devam edecek...

Billush
11-05-09, 19:21
Hastalık - 2

Cemil yatakta huzursuzca kıpırdandı. Zihni uyanmıştı ama gözlerini açamıyordu. Sanki göz kapaklarının üzerinde bir ağırlık var gibiydi. Ardından bıçak gibi saplanan baş ağrısını hissetti ve yüzünü buruşturdu. Hafifçe gözlerini aralayarak etrafa göz gezdirdi. Lamia yanında değildi. Biraz daha kendine geldiğinde banyodan gelen su sesini duydu. Lamia duşa girmiş olmalıydı. Başını zorlanarak kaldırdı. Melek’in hala yanında yattığını fark etti. Huzur içinde bir uykunun kollarındaydı. “Gece yoruldu tabi.” diye düşündü. Lamia’nın geceki telaşı gözünün önüne geldi. Fakat o an başını daha fazla tutamayacakmış gibi hissedip tekrar yastığa bıraktı. Kendini çok halsiz hissediyordu. Gözlerini kapattı. O sırada açılan banyo kapısının sesini duydu. Tekrar gözlerini açtı.
“Uyandırdım mı?” dedi Lamia şefkatle.
“Hayır, uyanmıştım zaten.” Cemil sesinin çatlaklığını fark ederek şaşırdı.
“Sesin bir garip, farkında mısın?” diye sordu Lamia.
Cemil gülümsedi.
“Fark edilmeyecek gibi değil ki. Çatlak çatlak çıkıyor baksana.”
Lamia da gülümsedi. Cemil tekrar yüzünü buruşturdu.
“İyi değilsin sen…” dedi Lamia hafif bir telaşla.
“Halsizim ve başım ağrıyor sadece. Yok bir şeyim Lamia.” dedi onu telaşlandırmak istemeyerek. Kendisi de ciddi bir şey olduğunu düşünmüyordu zaten.
Lamia hızlı adımlarla Cemil’in yanına yaklaştı. Melek’i kucaklayıp kendi yatağına yatırdıktan sonra Cemil’in yanına geri döndü.
“İyiyim ben Lamia.” dedi Lamia’yı ikna etmeye çalışarak.
Lamia Cemil’i dinlemeden elini onun alnına götürdü.
“Ateşin var senin.” dedi hayretle.
“Ne ateşi ya?” çocuk gibi kendi kendine mırıldandı.
Lamia hemen konsolun üstündeki dereceyi aldı ve Cemil’in yanına geldi.
“Koy bakayım şunu koltuk altına.” dedi Lamia annevari bir tavırla.
“Ne gerek var ki? En fazla 37 olmuştur.”
Lamia bakışlarıyla “haydi ama” mesajı verdi Cemil’e, Cemil de ikiletmeden koydu koltuk altına dereceyi. Lamia hemen Cemil’in yatağının kenarına oturdu ve beklemeye başladı.
“Olmuştur herhalde. Çıkart.” Lamia hafif emir verir bir üslupla konuşuyor, Cemil de uyuyordu.
“En fazla 37 olmuştur diyordun değil mi? 38.5!” 38,5u o kadar ilginç bir ses tonuyla söylemişti ki Cemil şaşırdı.
“Dünya’nın sonu değil ya canım. Kalkar bir duş alır, üzerimi değiştiririm bir şeyim kalmaz.”
“Kalkabilecek misin? “
“Yataklık hasta değilim Lamia. Ateşim var sadece.” dedi ve kalkmayı denedi. Önce yatakta oturdu ardından ayağa kalkmaya çalıştı ancak kendini pek iyi hissetmiyordu.
“Yok, yok sakın kalkma sen. Ben sana ince bir şeyler getiririm. Sen uzan, ben geliyorum.” dedi ve Cemil’in cevabını beklemeden odadan fırladı. Hemen odalarına girdi ve çekmeceden ince bir eşofmanla, ince uzun kollu bir body çıkarttı. Aynı hızla Melek’in odasına geri döndü.
“Bunlar olur değil mi?” diye sordu elindekileri göstererek. Cemil fark etmez dercesine omuzlarını silkti.
“Doğrulabilir misin biraz?”
Cemil abartıyorsun der gibi baktı bu sefer Lamia’nın yüzüne. Lamia Cemil bir şey demeden cevap verdi.
“Abarttığım filan yok. Hadi doğrulmaya çalış ama kendini zorlama.”
Cemil cevap vermeden doğruldu. Lamia Cemil’e fırsat tanımadan üzerindeki pijamanın üstünü çıkartmak için kollarını uzattı.
“Ben değiştiririm Lamia. O kadar da değil.” dedi Cemil sitemkar bir tonda.
“Az önce de kalkıyordun, yataklık hasta değildin. Hatırlatırım. Şimdi lütfen kollarını kaldırır mısın?”
“Sana laf yetiştiremeyecek kadar halsizim.” dedi Cemil gülümsemeye çalışarak. Ardından kollarını yukarı kaldırdı. Böylece Lamia pijamasını çıkartıp üstünü giydirdi. Ardından eşofmanı da giydirdi.
“Keşke akşam bizimle kalmanı istemeseydim…” dedi Lamia suçluluk duygusuyla.
“Saçmalama Lamia. Ne demek o?”
“Eğer bizle yatmasaydın şimdi hasta olmayacaktın belki de…”
“Ne o bana bakmaya mı üşeniyorsun yoksa?” diyerek Lamia’ya takıldı Cemil. Fakat Lamia ciddiye alarak cevapladı.
“Üşenmek mi? Asıl sen saçmalama.” dedi.
“Sadece takılmak istemiştim canım. Bu kadar ciddiye alacağını bilseydim söylemezdim.” dedi Cemil yine aynı güleç tavırla.
“Sen nasıl hissediyorsun peki?” diye sordu Lamia’ya merakla.
“Gayet iyiyim ben. Hiçbir şeyim yok.”
“Benimkinden sağlam bir bünyen varmış demek ki.” Cemil tekrar gülümsedi.
“Bakteriyel bir şey filan mı bu anlamadım ki…” Lamia kendi kendine konuşuyordu.
“Belki de…”
“Sen şimdi dinlen, ben de sana kahvaltılık bir şeyler getireyim, acıkmışsındır.”
“Hiç aç hissetmiyorum…”
Cemil bunu söylerken Lamia çoktan odadan çıkmıştı bile. Cemil arkasından gülümsemekle yetindi.

Lamia hızlı adımlarla merdivenlerden aşağı, mutfağa indi. Macide ve Gülay oradaydı.
“Günaydın. Bana büyük bir tepsi lazım.” dedi hızla.
“Günaydın Lamia. Ne oldu? Melek mi ateşlendi yine?” diye sordu Lamia’nın telaşına bakarak.
“Yok, hayır. Melek gayet iyi de Cemil’in ateşi çıktı şimdi de. Ben de ona kahvaltılık bir şeyler götüreceğim de. Var mı kahvaltılıkları alacak büyük bir tepsi?”
“Var, var. Ben çıkartayım. Hay Allah!”
“Ben de portakal suyu sıkayım.” Lamia da bir şeyler hazırlamaya başladı.

**

Lamia dizini tepki için altlık olarak kullanarak kapıyı açtı. Cemil bıraktığı gibi duruyordu. Kapının açılmasıyla Cemil de başını o yana çevirdi. Lamia tepsidekileri devirmemeye çalışarak Cemil’e doğru yürüdü.
“Bunların hepsini ben mi yiyeceğim?” diye sordu Cemil şaşkınca.
“Evet, ne var?”
“Lamia farkında mısın bilmiyorum ama bu tepsiyle maşallah bir ordu doyar.”
“Abartma lütfen! Kendine gelmek için bir şeyler yemen lazım.”
“Benim bunları bitirmeme imkan yok.” dedi Cemil tepsiye tekrar bakarak.
“Tamam o zaman, beraber yeriz.”
Cemil tek kaşını kaldırarak Lamia’ya baktı. Lamia çocuk kandırırmış gibi ekmekten bir parça aldı ve omletten bir çatal yedi.
“Karşında Melek varmış gibi davrandığının farkında mısın?” diye sordu Cemil gülümseyerek.
“Öff Cemil. Ye diye bi takla atmadığım kaldı. Yer misin artık lütfen!”
“Canım istemiyor ama hayatım, ne yapabilirim?”
“Biricik karıcığının hatrına yemeye çalışabilirsin mesela…”
“Yeter ki biricik karıcığım istesin o zaman.” Cemil omletten bir çatal aldı ve ağzına götürdü. Ardından görevini yerine getirmiş öğrenci edasıyla Lamia’ya gülümsedi. Lamia Cemil’in bu gülüşüne daldı bir an. Öylesine çekici, öylesine gerçekçi, öylesine hoştu ki…
“Sıra sende.”
“Efendim?” Lamia gerçek dünyaya dönmenin hayal kırıklığını yaşar gibi söylemişti bunu.
“Sıra diyorum hayatım, sende. Hani birlikte yiyorduk ya.”
Lamia sesli bir kahkaha attı.
“Hani çocuk kandırmıyordum?”
“İçimdeki çocuk ölmemiş demek ki.”
Karşılıklı gülümsediler ve aynı yöntemle kahvaltıyı bitirdiler. Kahvaltı bittikten sonra Lamia tepsiyi alıp mutfağa götürdü. Yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.
“Cemil Bey iyi galiba…” dedi Macide.
“Durumunda pek bir değişiklik yok aslında ama hastayken bile neşeli.” dedi Lamia gülümseyerek.
“Senin ilgin neşelendiriyordur onu. Yoksa eskiden hasta olduğunda pek bi huysuz olurdu.”
Lamia hafif bi gülümsemeyle karşılık verdi. O sırada bir yandan aklından çorba yapmayı geçiriyordu.
“Macide Abla evde mercimek çorbası yapmak için yeterli malzemeler var mı?”
“Var sanırım, ne oldu ki?”
“Bir çorba yapmak istiyorum da… İyi gelir.”
“Ben yaparım canım, ne olacak?”
“Yok Macide Abla. Müsadenle ben yapmak istiyorum.”
“Pekala. Nasıl istersen.”
Lamia çorbayı yapmaya koyuldu. Uzun zamandır yemek yapmadığını fark etti o sırada. Cemil’le evlendiklerinden beri hiç yemek yapmamıştı. Elini sıcak sudan soğuk suya sokmama denen olay bu herhalde diye düşündü. Sonra Macide’nin kurduğu cümlelerden birine takıldı kafası.
“Eskiden hastayken hiç çekilmezdi Cemil demiştin ya Macide Abla…”
“Evet kızım.”
“Bana Cemil’in çocukluğunu anlatsana biraz.”
“Ne anlatayım ki kızım?”
“Ne bileyim işte. Nasıl bir çocuktu Cemil?”
“Annesi onun doğumundan kısa bir süre sonra ölmüştü, biliyorsun. Çok severdik hanımımızı. O gittikten sonra çok şey değişti bu evde. Her neyse… Saib Bey evlenmeyi düşünmedi o sıralarda hiç. Kaybettiği eşini çok seviyordu. Cemil Bey de ona kalmıştı. Ne yapacağını bilemiyordu pek. O yüzden Cemil Bey elimde büyüdü. Biraz şımarık bir çocuktu. Anne sevgisinden yoksun büyümüştü zaten ama babasının sevgisinden de mahrumdu biraz. Çok çalışırdı Saib Bey. Doğum günlerine bile geç kalırdı. Kendini affettirmek için de ne istese yapardı. O yüzden istediğini almaya alıştı Cemil Bey de. Ardından Melek Hanım’lar taşındılar. Kenan ve Afife’yi çok kıskandı tabi. Bir anneleri vardı. Melek Hanım ilgili ve sevgi dolu bir kadındı. Kocasının yokluğunu hissettirmemek için çocuklarının üzerine titrerdi. Cemil Bey’in Kenan Bey’le rekabeti o zaman başladı. Gerçi Melek Hanım Cemil Bey’i çok severdi. Onu da yeri geldiğinde sever okşardı ama anne sevgisinin yerini tutar mı hiç? Belki de o yüzdendir bilmem Cemil Bey halasını çok severdi. O zamanlar farklı bir adamdı tabi, sevgisini belli etmezdi.”
Lamia o an Cemil’le ilgili geçmiş anılarını düşünmeye başladı. İlk zamanlar kendisine sevgisini göstermek konusunda ne kadar farklı olduğunu düşündü. Sonra Cemil’in yazdığı mektupları anımsadı ve hafifçe gülümsedi. Macide anlatmaya devam ediyordu.
“Sonra Leyla Hanım girdi hayatına işte. Kenan Bey evden ayrılmıştı, onun için mutlu ve huzurlu günlerdi. Ancak sen de az çok biliyorsun Leyla Hanım’la evliliğinde huzur bulamadı. Ne zaman hayatına sen girdin, o zaman bambaşka bir adam oldu Cemil Bey. Eskiden de neşeliydi ancak genelde neşesini bir şeyleri kamufle etmek için kullanırdı. Şimdi yüzünde gerçek gülücükler var artık.”
“O da benim hayatımı fazlasıyla değiştirdi.” demekle yetindi Lamia. Sonra yaşadığı değişimleri düşündü. Kenan’a aşık ufak bir kızken, sevilmeyi öğrenmiş genç bir kadına dönüşmüştü Cemil’le. Cemil sevgisiyle bağlamıştı kendisini ona.

O sırada Cemil Melek’in odasında, yatakta oturuyordu. Can sıkıntısıyla etrafına bakındı. Onu oyalayabilecek hiçbir şey yoktu. Melek de uyuyordu… En sonunda daha fazla dayanamadı ve yataktan kalktı. Lamia’nın nerede kaldığını düşünerek merdivenlerden aşağı indi. Ev boş gibi görünüyordu. Babası muhtemelen evde değildi. O da mutfağa inmeye karar verdi. Son katın merdivenlerinden inerken Lamia’nın sesini duydu ve gülümsedi. Mutfaktan içerini adım atar atmaz sordu.
“Beni mi çeliştiriyorsunuz siz bakayım?” diye.
Lamia şaşkınlıkla Cemil’e doğru döndü.
“Sen neden ayaktasın Cemil? Dinlenmen lazım!”
“Çok sıkıldım yukarıda, ne yapayım? Sen de dönmeyince merak ettim…”
“Sana çorba yapıyordum.”
“Çorba mı? Ne çorbası?”
“Mercimek… Seviyorsundur umarım.”
“Sen yaptığın için sevebilirim sanırım.” dedi Cemil gülümseyerek.
“Hadi çık yukarı, ayakta kalmaman lazım senin.” diye diretti Lamia.
“İyi, tamam o zaman. Ben bizim odamızdayım. En azından televizyon filan izlerim orada.”
“Ben de geliyorum. Macide Abla bakarsın değil mi çorbaya?”
“Bakarım tabi kızım.”
“Alt tarafı ateşim var Lamia. Ölmüyorum. Kendi kendime çıkabilirim.” dedi Cemil Lamia ona destek olmaya çalışırken.
“Belki ben sadece sana yakın olmaya çalışıyorumdur.” dedi Lamia. Bu sözlerin Cemil’i ikna edeceği bilerek.
“Bak buna bir itirazım olmaz işte.” dedi Cemil büyük bir gülümsemeyle.
İkisi merdivenlerden çıkarken Macide arkalarından gülümseyerek baktı.

Akşam olmak üzereydi. Cemil Lamia’nın zoruyla bütün gün yatakta kalmış, daha önce adını bile duymadığı saçma sapan dizi ve programlar arasında zap yapıp durmuştu. Yabancı dizi kanallarından birini açıp daha önce izlemediği diziye konsantre olmaya çalıştı. O sırada Lamia odadan içeri girdi. Elindeki dvd’yi sallayarak;
“Canının sıkıldığını düşünüp bir film izlemek iyi gelir diye düşündüm.” dedi.
“Bence de fena fikir değil. Çok sıkıldım gerçekten. Gündüzleri ne uyuz programlar var öyle televizyonda.”
“Kadın programlarını mı izledin yoksa?” diye sordu Lamia kahkahalarla.
“Canım sıkıldı ne var diye bakayım dedim…Saçma sapan şeylerle dolu maşallah. Yok kaynı birine atlamış da yok kayınvalidesinden eziyet çekiyormuş da. Bu programlar olmadan önce ne yapıyordu bu insanlar acaba?”
Lamia gülmeye devam etti.
“Hepsi uydurmaca işte, boş ver.”
“Hangi film o?” diye sordu merakla Cemil.
“Aşağıdaki filmlere göz gezdirirken buldum. Aşk ve Gurur adı. Merak ediyordum bu filmi hep.”
“Ben de izlememiştim. Klasik bir roman değil miydi Aşk ve Gurur?”
“Evet..”
Lamia filmi dvd oynatıcıya taktı ve hemen Cemil’in yanına, yatağa gitti. Birbirlerine sarılarak izlediler filmi. Başlarda pek anlamlandıramadıkları film ikisini de duygulandırmıştı. Film bittiğinde Lamia kendini buruk hissediyordu.
“Güzel filmmiş…” dedi Cemil.
“Konusu gerçekten çok güzeldi ya. Kafamı işgal etti konusu şu an. Ne acı bir durumdu Darcy için. Sevdiği kadın onu yanlış tanıyor, dolayısıyla gerçek Darcy’i tanımak istemiyor… Önyargı kötü şey gerçekten.”
“Filminin orijinal adının Gurur ve Önyargı olduğunu biliyor muydun?” diye sordu Cemil.
“Gerçekten mi? Neden Aşk ve Gurur diye çevirmişler ki o zaman? “
“Bilemiyorum. Bakın içinde aşk da var demek istemişler herhalde.” dedi gülümseyerek.
“Darcy’nin aşk itirafları çok dokunaklıydı.” dedi Lamia o itirafları düşünürken.
“Görüyorsun işte aşk insanı nasıl değiştiriyor. Darcy önceden Elizabeth için ‘Beni cezp edecek kadar güzel değil.’ derken nasıl bir aşık oluverdi.” dedi hafifçe kendi geçmişlerine vurgu yaparak.
“Sen de beni eskiden küçük bir kız çocuğu olarak görürdün. Kenan’a hayran, şapşal bir kız çocuğu…”
“Sen de beni kibirli ve işe yaramaz bir adam olarak görüyordun ama.” dedi gülümseyerek.
“Önyargı kötüdür, tamam.” dedi gülümseyerek.
“Seni seviyorum…” dedi Cemil Lamia’nın dudaklarına bir öpücük kondurarak.
Lamia gülümsedi.
“İyileştin bakıyorum…”
“Hemşirem çok ilgiliydi…” Cemil de gülümsedi.
“Hemşireniz de sizi çok seviyor o zaman.” dedi kocaman bir gülümsemeyle.
“Ben karımı seviyorum, kusura bakmasın.” derken Cemil gülmemek için kendisini zor tutuyordu.
“Çok adisin!” dedi Lamia yarı ciddi. Ardından hafif bir yumruk vurdu Cemil’in vücuduna.
“Ah!”
“Ayy! Çok özür dilerim Cemil!” dedi telaşla Lamia. Cemil’in hasta olduğunu bir an için unutmuştu. “Çok acıttım mı?”
Cemil yeniden gülmeye başladı.
“Adisin dedin ya, seni yalancı çıkartmayayım dedim.” dedi kocaman bir gülümsemeyle. Karşılıklı gülmeye başladılar. Attıkları kahkahalar alt katta çalışmakta olan Macide ve Gülay’a tarafından bile duyulmuştu…

Lilya
11-05-09, 22:44
Silinmiş ne yazık ki yeniden toplu halde ekliyorum...
SENİ SEVMEK KADERİMMİŞ MEĞER

M: Eeee onu bilmiyorsun, bunu bilmiyorsun. Ne bilirsin sen be kadın. Madem kocası o kadar zenginmiş. Alalım hayatımızı kurtaracak kadar para, sonra da öldürelim gitsin...
E. Ben katil olamam.
*********

4.
Lamia kaybolalı dört gün olmuştu. Umutlar gitgide tükeniyordu. Polis fidye için arayan olmadığı için Lamia'nın öldürülmüş olabileceğini düşünmeye başlamıştı. Herkes bitkin haldeydi.
C: Gitmemeliydim. Onu burada bırakıp, gitmemeliydim. Hep yanında olacağıma söz vermiştim oysa. Ona bir şey olursa yaşayamam.
N: ştttt Kendine bunu yapma Cemil. Lamia bulunacak ben inanıyorum.
Kapının zili çalmaya başladığında herkes birbirine baktı. Artık çalan telefonlar ve kapı herkesi yerinden zıplatıyordu. Nimet kalktı kapıyı açtı.
N: Hoşgeldin Kenan
K: Hoşbulduk.
N:Geç içeri.
Kenan, içeri geçti. Birden Cemil'i görünce suratı asıldı. "Merhaba" dedi. Cemil'e dönerek;
K: Geldiğini bilmiyordum. İyileşmişsin, sevindim. dedi. Cemil hiç cevap vermedi.
K: Lamia'dan haber var mı? diye sordu.
N: Henüz bir haber yok bekliyoruz. dedi.
K: Ben Melek'e bakayım. diyerek kalktı ve Melek'in odasına gitti. Yatağında masum bir halde uyumakta olan kızını seyrediyordu.
C: Ne kadar da masum değil mi?
K: Evet öyle. dedi asık bir yüz ifadesi ile.
Cemil kısık bir sesle:
C: Sana ona iyi bak demiştim. Ona sahip çıkacağını sanmıştım. Ne kadar da aptalmışım. Senin kendinden başkasını düşünemeyeceğini unutmuşum.
K. Sen aramıza girmeseydin şimdi Lamia ile çok mutlu olabilirdik. Herşey senin yüzünden.
C: Yanılıyorsun Kenan. Ben sizin hiç aranızda olmadım. Olamadım...Lamia'nın gözlerinde hep sen vardın. Onu mutlu edemeyeceğini bildiğim halde onun gözlerinden bir türlü söküp atamadım seni. Çok istedim. Çok denedim. Zehirlenmişti bir kere senin keman nağmelerin ile. Senin kendinden başka kimseyi sevemeyeceğini anlayamadı ne yazık ki...
Cemil odadan çıktı. Arkasından Kenan'da allak bullak bir surat ifadesi ile çıktı. O sırada Cemil'in telefonu çaldı.
C: Alo.
S. Cemil bey. Karakola kadar gelmeniz gerekiyor.
C: Hayrola bir haber mi var? Buldunuz mu Lamia'yı.
S. Hayır bulamadık maalesef. Buraya geldiğinizde daha ayrıntılı konuşuruz.
C: Peki geliyorum. dedi ve telefonu kapadı. Kenan Cemil'le birlikte kapıdan çıkmak için hamle yaptığında Cemil, Kenan'a kötü bir bakış fırlattı ve Kenan olduğu yerde kalakaldı...
Umut "bende seninle geliyorum" dedi ve birlikte evden çıktılar.
Polis merkezine vardıklarında doğruca komiser Sedat'ın odasına gittiler. Komiser Sedat ayağa kalktı elini uzattı ve ikisi ile de tokalaştı.
C: Bir haber mi var?
S. Cemil bey, size iyi haberler vermek isterdim ama maalesef...Bu sabah denizden genç bir kadın cesedi çıkarmış balıkçılar. Tarifler Lamia Hanıma uyuyor. Teşhis için adli morga gitmeniz gerekiyor.
Cemil olduğu yerde dondu kaldı. Kalbine tarif edilemez bir acı saplanmıştı. Umut yanına geldi.
U: Cemil iyi misin?
C: hayır değilim. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Morg kapısının önüne geldiler. Cemil derin bir nefes alarak içeri girdi. Sedyede üzerine beyaz bir örtü örtülmüş, koyu kumral, dalgalı saçları sedyenin dışına taşmış bir kadın bedeni uzanıyordu. Cemil yumruklarını sıktı. Sedyeye doğru yaklaştı. Görevli "Hazır olduğunuzda haber verin" dedi.Cemil kafasını sallamakla yetindi. Derin bir nefes aldı. Ömrünün en zor işini yapmaktaydı şuan. Orada yatan kadın Lamia ise buna nasıl katlanacağını düşündü. İmkanı yok katlanamazdı. Görevliye "tamam" der gibi baktı. Görevli örtüyü yavaşça kaldırdı. Cemil gözlerini sıkıca kapatmıştı. Yavaş yavaş açtı. Kadına baktı.
********
5.
Biraz sonra kalbini tutarak ve nefes almaya çalışarak kapıdan çıktı. Umut endişeli bir ifade ile kapının önünde onu bekliyordu. Umut "ne oldu" der gibi baktı Cemil'e. Cemil, Umut'un koluna sıkıca tutundu.
C: O değil. dedi. Ağlamakla gülmek arası bir ifade ile.
C. Çıkar beni buradan. dedi Umut'a. Birlikte bahçeye çıktılar. İlk buldukları banka kendilerini bıraktılar.Cemil derin bir nefes aldı.
C: Eğer orada yatan kadın Lamia olsaydı ne yapardım bilmiyorum.
U: Değildi ama sakin ol. Bulunacak Lamia.
C. Şu an onu bulmak için neyim var neyim yoksa vermeye razıyım. Nerdesin Lamia Nerdesin?

Lamia bu karanlık odada dördüncü gününü tamamlıyordu. Neden burada olduğu hakkında hiç bir fikri yoktu.
Cemil bitmiş bir halde eve geldi. Lamia'nın yatak odasına geçti. Yatağın kenarına oturdu. Lamia'nın yastığını alarak kokladı. Sonra tıpkı Lamia'ya sarılır gibi yastığa sarılarak, yatağa uzandı. Bir süre sonra gözleri kapandı.

Cemil; karanlık, ıslak, dehliz gibi bir yerdeydi. Ne tarafa doğru gitse bir duvara çarpıyordu. İlerde cılız bir ışık gördü. Işığa doğru yürümeye başladı. Bir takım fısıltılar duyuyordu. Ama bu fısıltıları bir türlü anlayamıyordu. Işığa doğru yaklaştıkça fısıltıları da anlamaya başlamıştı. "Cemil kurtar beni" bu Lamia'nın sesiydi. "Lamia" diye bağırdı. Sese doğru ilerlemeye başladı. Sonunda bir uçurum kenarına geldi. Lamia tam uçurumun kenarında duruyordu. Elini Cemil'e doğru uzattı. "Kurtar beni Cemil" dedi. Cemil elini uzattı ve tam Lamia'nın elini tutacaktı ki nerden çıktığı belli olmayan bir fırtına koptu. Her yan bir anda karardı. Lamia, Cemil'in ellerinden kayarak uçurumdan aşağıya yuvarlandı. Cemil " Lamiaaaa" diye bağırdı. O anda gözlerinde yaşlarla uyandı. Başını iki elinin arasına alarak hıçkırarak ağlamaya başladı. "Nerdesin Lamia..."

Lamia ise kapalı kaldığı bu odada artık tüm gücünü tüketmek üzereydi. Kapının açıldığını duydu. Aynı anda içerisini kuvvetli bir ışık aydınlattı. Günlerce karanlıkta olan Lamia ışıktan dolayı gözlerini açamıyordu. Gözlerini kısarak, kapıda dikilmekte olan kadına baktı.
L: Sen.
E: Evet. Ben ya. Tanıdın mı beni Lamia Paşazade. Hani işinden attırdığın eski hapisane arkadaşın.
L: Ben seni işinden attırmadım. Sadece benim daireme gelmesin dedim.
E: Çocuk mu kandırıyorsun sen? Hayat herkese adil davranmıyor güzelim. İkimizde aynı hapisteydik ama bak sen herkesin alkışladığı,ünlü birisin, zenginsin. ben ise ekmek parası için dileniyorum.
L: Ne yapacaksınız bana?
E: Herkes seni arıyor biliyor musun? Eski kocan senden haber verene para vaad etti. Meğer ne önemliymişsin sen kız. Bilememişiz değerini.
L: Cemil. dedi.
L: Bak Elmas eninde sonunda beni bulacaklar. Tekrar hapse mi girmek istiyorsun? Çocuklarını düşün.
E: Sus... Çocukların deme bana. Sen düşündün mü beni işte kovdururken çocuklarımı.
L: Ne olur beni bırak. Sana yardım ederim. Şikayetçi de olmam. Ne olur? Bana acımıyorsan, kızıma acı lütfen. Ağlamaya başlamıştı.
E: Sen onu benim külahıma anlat. Şimdi seni burada bırakıp gidiyoruz. Burada öleceksin. Bağıra bağıra öleceksin. Anladın mı? Sandelyeden kalktı ve kapıyı kapatıp odadan çıktı.
L:Elmas. Lütfen bırak beni. diye bağırdı Lamia ama hiç ses gelmedi. Biraz sonra bir kapının hızlıca kapandığını duydu.
***********
6.
Lamia bir süre daha bağırdı. Yardım dilendi ama kimse ona cevap vermedi. Artık sesi kısılmıştı. Ellerindeki bağı gevşetmek için uğraşmaya başladı. İpin kestiği bilekleri acıyor ve kanıyordu. Sonunda ipi gevşetmeyi başarmıştı. Ellerini ipten kurtarınca, ayak bileklerini de çözdü. Karanlık odada el yordamı ile kalktı. Yürümekte zorlanıyordu. Ayağa kalktığı anda başı dönmeye başladı. Hemen bu evden çıkmalıydı. Dış kapıya geldiğinde kapının kilitli olduğunu anladı. Pencerelere yöneldi. Pencerenin kolu sıkışmıştı ve açılmıyordu. Masanın üzerinde gördüğü vazoyu alıp cama vurdu. Cam büyük bir gürültü ile aşağıya indi. Pencereden dışarıya çıkmaya çalışırken kolu, cam kırıklarına takılıp kesildi. Derin bir acı hissetti elbisesinin kesilen yerinden kan sızıyordu. Aldırış etmedi. Bir patika yoldan aşağıya doğru inmeye başladı. Nerede olduğu hakkında hiç bir fikri yoktu. Ne tarafa doğru gideceğine dair hiç bir fikri yoktu. Durup etrafına baktı. Bir yerlerden araba sesleri geliyordu. Demek ki yola yakındı. Yürümeye devam etti. Ama yürümeye hiç hali kalmamıştı. Oldukça fazla kan kaybetmişti. Yokuş aşağıya inmeye başladı bazen tökezliyor, düşüyor, yeniden kalkıp, yürümeye devam ediyordu. Biraz sonra bir yol kenarına çıkmıştı. Yoldan geçen arabaların farları gözlerini alıyordu. Durmaları için kollarını sallasa da arabalar yanından hızlıca geçip, gecenin karanlığında kayboluyorlardı. Artık adım atacak hali kalmamıştı. Yolun ortasına kadar geldi iki kolunu da havaya kaldırdı, karşıdan bir otomobil geliyordu. Ancak tüm gücünü kaybettiği için yolun ortasına düşüverdi. O sırada ani bir fren sesi duyuldu.
Kadın,"ölmüş mü?" diye sordu kocasına. Adam "hayır nefes alıyor" dedi. Kadın, "polise haber verelim, ambulansı arayalım."

Evde ise gergin bekleyiş sürüyordu. Herkesin sinirleri harap olmuştu. Suzan Hanım sakinleştiricilerle ayakta duruyor. Cemil hiç konuşmuyor. Nimet sürekli ağlıyor ve Melek'le ilgileniyordu. Artık 5. gündü ve Lamia'dan ümidi kesmişlerdi. Bir tek Cemil bulunacağına dair inancını koruyordu. Cemil yerinden kalktı. Balkona çıktı. Uzaklarda parıldayan ışıklara bakıyordu. Lamia ile yaşadıklarını düşünüyordu. Hayatının son iki yılında çok şey yaşamıştı. Pişman mıyım diye sordu kendine. Hayır pişman değildi. Evlendikleri gün aklına geldi. Bir aile oldukları için ne kadar da sevinmişti Cemil. Kazadan sonra gidişi, tedavi süresince yaşadıkları. Tedavi boyunca hergün Lamia'yı aramak istemiş, eli telefona her gidişinde vazgeçmiş, boşuna umutlanmak istememişti. İyi olduğunu bilmek ona yetiyordu. Varsın onu sevmesindi, mutlu olması yeterdi onun için. Şimdi ise nerede ne durumda olduğunu bilmiyordu. Yaşayıp, yaşamadığını bile bilmiyordu. "Hayalin nefesimdi" dediği kadın... Nefessiz yaşanabilir miydi? Lamia olmadan yaşayabilir miydi?
Gözlerinden yaşlar sessizce süzülürken, Nimet geldi.

N:İyi misin? içeri gir üşüyeceksin.
C. değilim Nimet.
C:Ne zaman sevdim onu tam olarak bilmiyorum. Düşünüyorum ne zamandı. Hatırlayamıyorum. Bir baktım hep yanında, yakınında olmak istiyorum. Beni sevmeyeceğini bildiğim halde sevdim onu. Canımı acıtsa da yanımda olması yetiyordu bana. Bir gün beni seveceğini umut etmek yetiyordu.
N: Cemil artık kabullenmen lazım. Kaç gün oldu. Lamia bulunamadı. Belki de hiç bulunamayacak. Polise gelen ihbarların hepsi asılsız çıktı. Bence..
C: Sus Nimet. O yaşıyor biliyorum. Eğer ona bir şey olsaydı hissederdim.
N:Bunu kendine yapma. O yok artık.
C: Hayır o yaşıyor biliyorum. Onu bulduğum zaman hiç bırakmayacağım. Bir daha incinmesine asla izin vermeyeceğim. O beni yanında istemese de ben hep yanında olacağım. Yaşadıklarını unutması için her şeyi yapıcam... Yaşıyor biliyorum. Şu gökyüzünün altında bir yerde ve yaşıyor biliyorum..
Nimet, ne söylerse söylesin Cemil'i ikna edemeyeceğini anlamıştı. Tam o sırada Cemil'in telefonu çaldı. Arayan Komiser Sedattı.

S:Alo. Cemil bey iyi geceler.
C: İyi geceler Sedat bey. Bir haber mi var?
S: Evet size iyi haberlerim var. Lamia hanım bulundu. Şuan Anadolu Hastanesinde.
Cemil kulaklarına inanamıyordu.
C: Çok teşekkür ederim. dedi içeri girdi.
C: Bulunmuş, bulunmuş. Hastanedeymiş. Biliyordum. Yaşadığını biliyordum.

Tarif edilemez bir sevinç yayılmıştı yüzüne Cemil'in. Sanki yıllardır omuzlarında taşıdığı tonlarca yük bir anda kalkıvermişti omuzlarından. Herkes birbirine sarılıyordu. Sevinç çığlıkları odanın içini kaplamıştı...
İşte yine hastanedeydiler. Bundan aylarca önce kendisi yoğun bakımda yatarken Lamia'ya olan aşkı onu hayata döndürmüştü. Şimdi canından çok sevdiği kadın bitkin bir halde yatmaktaydı. Doktorlar Lamia'nın başındaydı. Cemil odanın kapısının önünde bekliyordu.

C: Doktor bey Lamia nasıl?
Doktor: Size çok iyi şeyler söyleyemeyeceğim. Maalesef Lamia hanım çok fazla kan kaybetmiş. Kolunda derin bir kesik var. Vücudu susuz kalmış. Buraya getirildiğinde baygın haldeydi. Kendisine gelmesini bekliyoruz. Gerekli tetkikleri yaptık. Sonucu alınca size haber veririm.
C: Ne olur karımı iyileştirin doktor bey.
D: Elimizden geleni yapıyoruz Cemil bey. Geçmiş olsun.

Cemil, odaya girdi. Lamia öylece yatıyordu. Bilekleri mosmordu. Kolu kocaman bir sargı bezi ile sarılıydı. Gözlerinin altında morluklar oluşmuştu. Yüzü bembeyazdı. Cemil yatağın yanına yaklaştı. Elini tuttu.

C: Lamia. Ne olur aç gözlerini.
Lamia hiç tepki vermedi. Elini avuçlarının içine aldı öptü, kokladı. Onları kapıdaki küçük camdan izleyen bir çift göz vardı. Birden aylar önce Cemil hastanedeyken onu aynı bu şekilde bekleyen Lamia'yı hatırladı.Kapıyı açtı ve içeri girdi Kenan. Cemil onu görünce yerinden kalktı ve dışarı çıktı. Az önce Cemil'in oturduğu sandalyeye Kenan oturdu. Öylece Lamia'ya bakıyordu. Adada faytonun önüne bisikletiyle atlayan örgülü saçlı kız aklına geliverdi. Neler yaşamışlardı. Şimdi kendinden geçik bir vaziyette yatan kadın, onun adada tanıdığı "Kınalı Yapıncak mıydı?" Avucundaki yeşil üzümlü tokanın tekini Lamia'nın avucuna bıraktı ve odadan çıktı...
Sabahın ilk ışıkları odaya vurduğunda Cemil hala Lamia'nın eli, elinde oturuyordu. "Cemil" diye belli belirsiz bir ses duydu. başını kaldırıp, Lamia'ya baktığında gözlerini açtığını gördü. Yüzüne büyük bir sevinç ve rahatlama dalgası yayılmıştı.

C:Lamia. Sonunda açtın gözlerini.
L:Nerdeyim ben?
C: Hastanedesin canım.
L: Melek nasıl?
N:Çok iyi. Annesini çok özledi. Lamia gülümsedi.
L:Rüyadayım ben değil mi?
C:Hayır rüya değil.
Lamia'nın gözleri yeniden kapanırken "seni özledim" dedi belli belirsiz. Cemil duyduklarına inanamıyordu.
C:Lamia ne dedin?
Ama Lamia yeniden derin bir uykuya dalmıştı.

Neverland
12-05-09, 00:52
senaryo falan değil, o sahneyi izlerken kafamdan aynen bunlar geçti, yazmak istedim:)

lamia kenan'a telefon açar..

lamia: kenan ne oldu? neden apar topar gittin?

kenan:cemil hep hayatımızda mı olacak? sana bir soru sordum lamia, cevap bekliyorum.. bunu bir daha sormayacağım..

telefonu kapatır.. lamia'nın yüzü düşer..

lamia: duydun mu abla? duydun mu ne dedi?

suzan: sakin ol kızım, sinir anında söylemiştir..

lamia: nasıl der suzan abla? bana bunu nasıl der?

suzan: sakin ol kızım..

lamia: ne demek bir daha sormayacağım, ne demek ha? nasıl olur da yalvarmaz, nasıl olur da kabul edeyim diye gözümün içine bakmaz, nasıl?? yoo ben buna dayanamam artık.. kimse lamia paşazade'ye böyle davranamaz, hiç kimse..

suzan: kızım sen ayrıldın cemilden, paşazade falan değilsin artık..

lamia: cemil'den vazgeçerim soyadından geçmem.. artık çok geç abla çok geç.. kenan ve benim için çok geç.. bana bu soruyu bir kez soran, kapımda köpek olmayan adamla işim olmaz.. kararım kesin, duygularımdan eminim... (senin duygunu sevsinler:img-hyste)

::Lové's::
12-05-09, 16:44
CemiLamia(5)

Ve dudakları,ateşli bir şekilde birleşir.Lamia ellerini Cemil'in yanaklarında gezdiriyor,Cemil ise kollarıyla Lamia'yı daha çok kendisine çekiyordu...
-------------------------------------------------------------------
Sımsıcacık bir yaz günü,havalarda uçuşan kuşlar,insanın içine işleyen martı sesleri,İnsana huzur veren ağustos böceğin'in sesi adete ortamı dahada huzur dolu,romantik yapmıştır.Cemil ve Lamia hala öpüşmektedir.Doğanın güzellikleri onları dahada mutlu kılıyordur.
"Sonunda dudakları ayrılır.Cemil,Lamia'ya şaşkın bir ifadeyle bakar.Bir okadarda mutludur..."
Cemil:Biz az önce ne yaptık ?
Lamia: (gülümser) Bilmem,ne yaptık ?
Cemil: (gözleri ışıl ışıl parlıyordur.) Öpüştük...Sen ve ben öpüştük.
Lamia:Evet de bunda bukadar çok şaşırılcak ne var ? (gülmemek için kendisini zor tutar.)
Cemil:Ben yani...Sen ve ben şimdi sevgilimi olduk ?
"Lamia,kahkaha atar."
Lamia:Asıl benim sana bunları söylemem gerekirdi.Galiba evet.
Cemil: (Cemil ayağa kalkar) Sen benim şimdi gerçekten sevgilim misin ?
Lamia: (ayağa kalkar ve gülerek) Evet dedim ya şapşal...
Cemil:Allahhhh....(Cemil,Lamia'yı kucağında döndürmeye başlar)
Lamia:Dur dur napıyorsun.İndir beni..
Cemil:Hayatta bırakmam...
Lamia:Başım döndü aşkım lütfen...
"Cemil,Lamia'yı bırakır"
Cemil:Birdaha söylesene.
Lamia: (şaşırır) Neyi ?
Cemil:Aşkım kelimesini...
Lamia: (Cemil'in gözlerine bakarak) Aşkım...
Cemil:Birdaha söyle.
Lamia:Aşkımm...
Cemil:Birdaha...
Lamia:Yaa Cemil...
Cemil güler.
Cemil:Şaka yapıyorum (kelimeyi vurgulayarak) Aşkım...
"Lamia tebessüm eder."
Cemil:Hep sana bu sözü söylemek isterdim,vede senden bu sözleri duymayı.Vede.....
Lamia:Evet ?
Cemil:Gel benimle...
"Cemil,Lamia'yı elinden tutarak uçurum olan bir yere götürür."
Lamia: (gülerek) Beni itmeyi düşünmüyorsun değilmi ?
Cemil: (tebessüm eder) Bilmem...düşünmem lazım.
"Lamia,Cemil'in omzuna yumruk atar."
Lamia:Çok kötüsün...
Cemil:Sende çok güzelsin...(der ve dudağıda kısa bir öpücük kondurur.)
Lamia:Sahi...Niye geldik buraya ?
Cemil:Şimdi izle beni.
"Cemil,biraz uçuruma yaklaşır."
Lamia:Cemil ! dur ne yapıyorsun...
Cemil:Merak etme Lamia,birşey olmaz.
"Lamia'nın gözleri olduğu gibi açılır.Çok korkar..."
Lamia:Lütfen Cemil,gel buraya...
Cemil:Ya korkma...Sende gel hatta.
"Lamia,Cemil'e yaklaşır."
Cemil:Ne oldu ? korkuyordun az önce hani...Bak nasıl geldin.
Lamia:Eğer sen düşersen,birlikte düşelim diye geldim.
"Cemil gülümser.Lamia'nın bu sözü çok hoşuna gitmiştir."
Cemil:Beni ölümüne seviyorsun yani.
Lamia:Ne sandın ?herşeyden çok seviyorum...
"Cemil,çok gururlanmıştı bu sözler karşısında ve iki kolunu açar,avazı çıktığı kadar bağırır."
Cemil:Lamia'yı seviyorumm...Oda beni seviyoorrr...
"Lamia kahkaha atar."
Lamia:Napıyorsun deli...Herkes duyacak şimdi.
Cemil:Duysunlar diye bağırıyorum zaten.Herkes duysun...(tekrar bağırmaya başlar) "Seni seviyorum Lamia......."
"Lamia'da bağırmaya başlar."
Lamia:"Bende seni seviyorum......"
Cemil:"Herşeyden çok seviyorum....."
Lamia:"Bende...."
Oradan geçen bir vatandaş.
X:Delimi bunlar ?
Xbayan:Yok bey...Aşık bunlar,aşık...
Cemil ve Lamia birbirlerine bakarak gülmeye başlarlar.
Lamia:Bak gördünmü,rezil olduk senin yüzünden...
Cemil: (Lamia'nın belinden tutar) Seninle rezil olmak bile güzel...
Kısa bir öpücükten sonra,ikiside birbirlerine sarılırlar.İkiside çok mutlu,çok huzurludurlar.
"Lamia hafif ses tonuyla."
Lamia:Seni gerçekten çok seviyorum.
Cemil:Ya ben ? (der ve öpüşürler)

"Güneş batmak üzeridir.Aşıklar bir müddet etrafı gezdikten sonra,eve gitmek için yola çıkarlar...Ve nihayet eve gelmişlerdir.
Cemil:Herşey için çok teşekkür ederim.
Lamia: (tebessüm eder) Asıl ben teşekkür ederim.Bugün'ün hiç bitmemesini isterdim.
Cemil:Merak etme,önümüzde daha çok birlikte geçireceğimiz yıllar var..
"Lamia,utanır ve başını öne eğer.Cemil,Lamia'nın yüzünü kaldırır."
Cemil: (kısık sesle) Bana bugün dünyaları verdin.Bugün ilk defa yaşadığımı hissettirdin sen bana...Tüm renklerin etrafımı sardı.Hayatım rengarenk oldu,tıpkı senin gibi...Sana sahip olduğum için çok şanslıyım.İyiki varsın... (Lamia'nın alnından öper)
"İkisinin gözleride akşam karanlığında ışıl ışıl parlıyordur."
Lamia:Sende bana çok şey öğrettin.Kadın olduğumu,Mutlu,huzurlu,değerli olduğumu,sevmeyi,sevilmeyi kısaca herşeyi....Bende seninle dünya'yı keşfetmeye başladım.Senin renklerinde benim etrafımı sardı.İçimdeki tüm renkleri senin sayende keşfettim.O renkler senin sayende çoğaldı,ışıl ışıl parladı...
Cemil:Seni seviyorum...
Lamia:Bende...
"İkiside birbirlerine aşk dolu bakarlar ve dudakları birleşir."
Cemil:Hadi gir artık sen,üşüyeceksin.
Lamia:Peki.Görüşürüz...
Cemil:Görüşürüz...
"Lamia,kapıyı açarken Cemil'de yürümeye başlarken,son kez birbirlerine bakarlar.İkiside tebessüm eder ve Lamia içeri girer."
Suzan ışığı yakar.
Suzan:Kızım nerde kaldın sen.
"Lamia,birden karşısında Suzan'ı görünce irkilir."
Lamia:Ay abla korkuttun beni...
Suzan:Asıl sen beni korkuttun.Saatten haberin varmı senin ?
Lamia:Hayır,kaç ki ?
Suzan:23:35...Bu saate kadar ıssız yerdemi kaldınız yoksa?
Lamia:Tabikide hayır.Hiç bu saate kadar kalınırmı orada?Güneş batmadan önce yola çıktık,sonrada biraz ada'da gezdik felan.
Suzan:He iyi ozaman.Eee anlat,neler yaptınız ?
"Lamia hemen üstündekileri koltuğa fırlatır ve Suzan'ın karşısına oturur.Yüzünde gülücükler saçıyordur..."
Lamia:Çok güzel vakit geçirdik.Eğlendik,gezdik...
Suzan: (imalı bir şekilde) Eeeee...
Lamia: (utanır) Sonra işte.... (başını eğer)
Suzan:Kızım ne oldu anlatsana.Yoksaa..... (Suzan elini ağzına götürür.)
Lamia: (heyecanla)Evet öpüştük...
"Suzan gülümser ve heyecanla Lamia'ya yaklaşır."
Suzan:Eee sonra ne oldu ?
Lamia:Öpüştük okadar işte...Başka ne olucaktı ki ?
Suzan:Yani ne bilim...başka birşey olmadımı ?
Lamia,Suzan'ın ne demek istediğini anlar.
Lamia: (biraz ciddileşir) Saçmalama Suzan abla,olurmu hiç öyle şey ?Düşündüğün şeye bak...
Suzan:Ya ne bilim kızım.Öpüştük diyince...
Lamia: (biraz sesiniz yükseltir) Öpüştük diye illa o dediğin şeymi olması lazım ?
Suzan: (şaşırır) Tamam tamam birşey demedim.Sinirlenme hemen...
Lamia:Sinirlenip,sinirlenmemekle alakası yok.Beni tanımıyormusun ? (aklına evlenmeden önce birlikte olduğu Kenan'la geçirdiği o geceyi hatırlar)Tamam belki Kenan'da salaklık ettim.Belki değil ettimde...Çocuktum ozaman,saftım,çaresizdim,savunmasızdım...Ozamanlar doğruyu-yanlışı ayırt edemiyordum.Ama şimdi olgun bir kadınım.Neyin doğru neyin yanlış olduğunu çok iyi biliyorum...
Suzan:Bak şimdi...Konuyu nereden nereye getirdin.Tamam özür dilerim.
"Lamia birşey demez.Suzan Lamia'nın gözlerine bakar."
Suzan:Gerçekten özür dilerim...
Lamia:Yok asıl ben özür dilerim.Çok abarttım galiba...Aslında keşke bunların hiçbiri olmasaydı diye düşünüyorum bazen.Keşke Kenan'ı tanımasaydım,keşke onunla birlikte olmasaydım,keşke kendimi gerçekten sevdiğim kişiye saklasaydım diye düşünüyorum.Kısaca keşkeler çok...Ama öte yandan da iyiki olmuş diyorum.Hem dünyalar güzeli bir kızım var.Hemde bana dünyaları veren bir adam...Eğer Kenan'la bunları yaşamasaydım Cemil'i tanıyamazdım.Bunları düşününce de pişmanlığım gidiyor.
"Suzan tebessüm eder."
Suzan:Sen gerçekten seviyorsun Cemil'i...
Lamia:Evet.Hemde çok...

Sabah olmuştur.Lamia huzur dolu,etrafına gülücükler saçarak başlamıştır yeni güne...Kahvaltıyı şarkı söylerek bahçeye hazırlıyordur.O sırada Cemil bu muhteşem sese doğru yönelir.Bahçenin kapısını açar ve Lamia'yı görünce içi huzur dolu olur.Bügün her ikisi içinde farklı ve özel bir gün'dür...Çünkü ikiside artık birbirine aittir...Cemil,sessizce yürümeye başlar.Lamia'nın neşeli sesi onu çok mutlu ediyordur.Lamia'yı hep böyle görmek için dünyaları vermeye hazırdır.Cemil iyice yaklaşır,yaklaşır ve......

Devamı daha sonra.=)

Lastzany
13-05-09, 02:40
S: Lamia ..iyimisin canım..
L: evet abla iyiyim..
S: bana söyleme bari..herkesi inandırabilirsin ama beni asla..
L: Cemil yürümeyebaşladı abla..artık sakat değil..bu güzel değilmi sence..
S: güzel tabii..** ya senin hayatın ha Lamia..senin hayatın noldu..
L: bunu Cemile yapamazdım abla..o bu haldeyken olmazdı..ona borçluyum..biliyorsun..o bana hayattaki en değerli varlığımı verdi..bende ona en değerli şeyini veremesemde..istediği mucizeyi verdim..
S: ya Kenan..nolacak..Melek nolacak..
L: Kenanın sevgisi hep dudaklardaydı abla..hiç kalbe inmedi..asla..
S: sanmam o da seni sevdi..belki gösteremedi ama..
L: boş ver abla..ben tercihimi yaptım..bunu yapmak zorundaydım..eğer Kenanın teklifini kabul etseydim..Cemil bir daha asla toparlanamazdı..ömür billah vicdan azabıyla zaten mutlu olamazdım ben..onun ayağa kalkması için mucizeye ihtiyacı vardı..bende ona bu mucizeyi verdim..bu güçle ayağa kalktı..
S: Cemile vefa borcun için Kenanı bitirdin..
L. mecburdum abla..herkes böyle bilmeliydi..Cavidanada bu yüzden gittim..hemen Cemile yetiştireceğini biliyordum..onun söylemesi herkesden daha etkili olurdu..bunu Cemile borçluydum..
S: ah be kızım..Kenan da senin bu davranışını asla anlayamayacak..o kendisini artık sevmediğini düşünecek..
L: asla birdaha teklif etmeyecek..kendide dedi bunu..bitti abla..bitti..
S: o seni sevmeye devam edecek bence..
L: kenan asla bir daha teklifini tekrar etmeyecektir..yoruldum abla..çok yoruldum artık..
S: onu seviyorsun dimi..
L. evet onu sevdim..hep seveceğim....Melek büyüdüğünde beni affedecekmi acaba..yaptıklarımın nedenlerini anlayabilecekmi ..
S: anlayacaktır..üzülme..sen kendince doğru olanı yaptın..zaten Cemilin bu durumunda mutlu olamazdın sen..o iyileşti..senin verdiğin umut sayesinde yürüdü..şimdide sana bir umut gerek..
L: evet banada bir umut gerek..ama o kadar uzakki..........

BERNA
13-05-09, 09:40
Yılın Çifti-22
Bütün Negatifleri Atıyoruz...


Yalıda

Gülay: Anne sanırım Nazım benden habersiz bir işler çeviriyor.
Macide: Nereden çıkardın kızım?
Gülay: Kredi kartı ekstresi geldi. Bana Nimet Hanım'ın kullanmadıkları diye ayarladığı sürprizlerin parasını hep o ödemiş.
Macide: Belki de seni daha iyi yaşatmak için ek işe girmiştir.
Gülay: Bilmiyorum anne, belki de bir ilişkisi var, vicdan azabını bana yaptığı sürprizlerle azaltıyor. Kesin bu kadın para yediriyordur ona.
Macide: Kızım bilmeden günahını alma. Belki amcası borç para vermiştir.
Gülay: Bilmiyorum artık anne, yanlış bir hareketi varsa parçalarım onu. Suzan Hanım ne zaman gelecekti bu arada?
Macide: Daha var bir saat sonra, fizyoterapistle beraber geliyor biliyorsun.


Dr. Vedat'ın Evi

Nimet: Ya işte böyle sevgilim. Cemil o kadar inandırmış ki kendini, ne desem işe yaramadı. Sonunda onu daha fazla kızdırmamak için de üstelemedim.
Vedat: Ben Cemil açısından değil ama Kenan'a bakışı açısından Lamia'da büyük bir ilerleme gördüm.
Nimet: Kenan'ı sevmiyorsun değil mi?
Vedat: En iyi ifadeyle hiç hoşlanmıyorum desem...
Nimet: Biraz itici, kendini beğenmiş biri ama senin bu nefretinin sebebini bir anlayabilsem.
Vedat: Lamia'yı üzüyor ya ondan.
(Nimet aşkım sana nasl söylerim sana intikam için yaklaştığımı)

Lamia-Kenan-Suzan Evi

Suzan: Kızım ben fizyoterapist Mehmet Bey'e gidiyorum. Oradan yalıya geçerim.
Lamia: Tamam abla, ben de spor yapacağım zaten; hazır hafta sonu iken başlayayım dedim. Bak pilates topu aldım.
Suzan: İyi bari bundan da vazgeçersen en azından Melek oynar.
Lamia: Aşkolsun abla, ben çok ümitliyim bu sefer sorunu bulacağım.
Suzan: Hadi inşallah.
Lamia: Saib Bey'le aranızın düzelmesi için bol şans...


Yalıda

Kapı çalar. Buket Hanım içeri girer.

Macide: Buyrun kimi istemiştiniz?
Buket: Saib Paşazade ile randevum vardı da.
Saib: Macide hanım kızımızı içeri al. Hoşgeldiniz hoşgeldiniz.
Buket: Hoşbulduk, geçmiş olsun bu arada.
Saib: Ufak bir zedelenme, sizin katkılarınızla daha çabuk geçecek inşallah.
Buket: Önce sizden mi başlayacağım, yoksa oğlunuz ile mi?
Saib: Oğluma sürpriz yapacağım ama önce benden başlayın. Kendisi odasında çalışıyor, bugün de evde zaten.
Buket: O zaman ben hazırlığımı yapayım. Siz de üstünüzü çıkarırsanız iyi olur.


Lamia-Kenan-Suzan Evi

Ebru Şallı (ekrandan): Önce doğru nefesle başlıyoruz. Burundan derin nefes alıyoruz, sonra ağızdan veriyoruz. Püfff....
Lamia: Püfff....
Kenan: Lamia kahveyi bulamıyorum. Biliyorsun Hüseyin Kenan Gün kahvesiz program yapamaz.
Lamia: soldaki dolapta püfff.....
Kenan: Sen Hüseyin Kenan Gün'e püffledin mi? Kimse Hüseyin Kenan Gün'e püfflemeyez kendine gel Lamia. Seni tekrar cezalandırmak istemiyorum.
Lamia: Kaburgalar kapalı, püffff....
Kenan: İnadına mı yapıyorsun? Kimse Hüseyin Kenan Gün'e inat yapamaz.
Lamia (sinirli bir sesle): Kenan sana inat yapmıyorum sadece spor yapıyorum, püffff... (daha kuvvetli verir nefesi Kenan'ın suratına doğru)


Dr. Vedat'ın Evi

Vedat yine dayısı ile telefonda konuşmaktadır.

Kemal Dayı: Nasıl gidiyor intikam planımız oğlum?
Vedat: Lamia'nın Kenan'la ilgili şüpheleri var dayı. Kenan Lamia'yı tuhaf bir şekilde de olsa seviyor. O yüzden Nadide Ablamın hissettiğine yakın bir acı hissedecektir.
Kemal Dayı: Tam aynısı olmaz diyorsun yani.
Vedat: Olmaz dayı, anlam gibi sevenler var ama Kenan onlardan değil. Ben daha fazlasını yapabilirim sandım ama yapamayacağımı anladım. Sadece Lamia'nın gözünü açmaya çalışacağım.
Kemal Dayı: Cemil'le ilgili de mi? Onunla da iyi dost oldun, malum sevmediğiniz kişi ortak.


Yalıda

Cemil'in odası

Cemil (kendi kendine düşünmektedir): Nimet ya niye aklıma bu düşünceleri soktun ki! Lamia yemek planı yaparken gerçekten de bana anlamlı anlamlı bakıyordu galiba. Bir de sürekli benim fikrimin önemli olduğunu söyledi durdu. Ama yok canım suçluluk duyuyor, arkadaşını üzdüğünün farkında. Keman sesinden kurtulunca vicdanı yerine geldi ondan böyle... En sonunda kendi kendime de konuşur oldum. Eh yani alacağın olsun Nimet...

Yalıda bir gürültü kopar, önce kırılan bir eşya sesi ardından da kadın çığlıkları duyulur.

Cemil: Ne oluyor ki? (babasının odasına girer)
Saib: Suzan Hanım rica ederim o vazo çok kıymetlidir.
Buket: Hanımefendi ben burada ciddi bir işle uğraşıyorum.
Suzan: Belli canım çok ciddi olduğun. Benimle dik dik konuşma vallahi saçını başını yolarım şimdi.
Saib: Suzan Hanım rica ederim yapmayın.
Suzan: Siz de benim özellikle damarıma basmayın efendim. Bu ne böyle yarı çıplak vaziyette.
Mehmet: Ayrıca bu tip işler eğitimini görmüş birine bırakılmalı.
Buket: Siz benim eğitim almadığımı nereden çıkartınız, benim de belgem var.
Cemil (kendi kendine): Bunlar kim, neler oluyor burada? O kadar uzun süredir mi odada düşünüyorum?


Nazım otomobilini park etmiş, telefonda konuşmaktadır.

Nazım: Tamam anladım, yeni görevimi çok net olarak.
Makbule: Bu yazdığın notların karşılığını cömertçe ödüyorum biliyorsun, bitki çayının da karşılığını aldın. Buradan bu notları kesinlikle yollayamazdım.
Nazım: Ben aldığım paraya bakarım biliyorsun.
Makbule: Aslında dışarıda olacaktım da senin gibi fırsatçının eline düşmeyecektim. Ama neyse ki az kaldı.
Nazım. Notta 'Hüseyin Kenan Gün sen benim kaderimsin' yazacak değil mi? Sonra bir anlaşmazlık olmasın parada sorun çıkmasın.
Makbule: Çakal seni.


Kenan-Lamia-Suzan Evi

Lamia (biraz yüksek sesle): Kenan rica ederim gider misin? Burada spor yapmaya çalışıyorum.
Kenan: Sen Hüseyin Kenan Gün'ü kovamazsın, Hüseyin Kenan Gün mekanlardan kendi isteğiyle ayrılır.
Lamia: Şu anda gitmek istemiyorsun yani.
Kenan: Evet belki bana da iyi gelir pilates.
Lamia: İyi seyret bakalım.
Ebru Şallı (TV'den): Şimdi topa çıkma sanatına geldi sıra. Eren Hoca size gösterecek nasıl olduğunu. Önce topa ağrılığımızı veriyoruz sonra bebek gibi emekliyoruz üstünde.
Lamia: AA ne güzel ilk seferde yaptım oldu galiba.
Kenan: Ben de denemek istiyorum. Hüseyin Kenan Gün'ün yapamayacağı şey yoktur.
Lamia: İyi de benim tempomu bozuyorsun (iyice kızgındır) Ayrıca o top senin boyun için uygun boyutta değil.

Kenan zorla topu alır.

Kenan: Hüseyin Kenan Gün'ün yapamayacağı.... (yana doğru düşer)
Lamia: Ben sana demiştim demeyi istemezdim ama.
Kenan: Sana uygun bir ceza bulmaya gidiyorum şimdi bak. Hüseyin Kenan Gün'e ukalalık yapmak ne demek...
Lamia: Aman eksik kalma, hemen bul bir yöntem.


Vedat'ın Evi

Dr. Vedat konuşmaya devam etmektedir.
Vedat: Sen git Cemil Paşazade ile ilgili plan yap, Nimet'le bile bu plan yüzünden ilişki kur, sonra düşmanın Kenan çıksın. Olacak şey değil.
Nimet (gözleri dolu dolu): İntikam planı mı? Beni Cemil'e yaklaşmak için mi kullandın Vedat? İnanamıyorum sana.

Kapıyı çıkar ve de çeker gider.

Vedat: Ama ben sana aşık olacağımı bilemezdim ki... Nimet, Nimet...


Yalıda

Buket: Cemil Bey siz misiniz? Bundan sonraki randevum sizle ancak ben bu şartlar altında çalışamam.
Suzan: Tüüü kendi rezilliğiniz yetmedi bir de oğlunuzu da mı baştan çıkarttınız? Unutmayın yarın boşanacak da olsalar o hala evli. Tüüü sana da Cemil.
cemil: Ne oluyor ya, ben hiçbirşey anlamıyorum.
Saib: Rica ederim beni zinada yakalamış gibi davranmayın Suzan Hanım.
Suzan: En biraz daha geç gelsem neredeyse o da olacakmış.
Buket: Ben artık bu kadar hakarete dayanamayacağım. Cemil Bey randevunuzu iptal ettim. Bir daha da beni aramayın, Saib Bey sizi de bu kadını da bir daha görmek istemiyorum.
Cemil: Ben mi sizi aramışım?
Saib: Çok çok özür dilerim, biraz kıskançtır nişanlım.
Suzan: Hayır efendim, sizin niyetiniz kötü. Niyeti iyi olan benim gibi işinin eğitimini almış bir tıp uzmanı tutardı bu durum için. Sizin uzmanınız maşallah mini etekli.
Saib: Yeter artık Suzan Hanım, sizin bana hiç güveniniz yok galiba.
Suzan: Dün haksızlık ettiğime kanaat getirmiştim bir de saf saf. Artık size güvenim kalmadı Saib Bey.

Kapıyı çarparak çıkar.

Cemil: Baba ne oldu biraz önce burada.
Saib: Sorma oğlum, kötü bir niyetim yoktu. İşin komiği ne biliyormusun, yaptığı masaj işe yaradı, bunca kavgaya rağmen boynum düne kıyasla daha iyi. (sinirden de olsa gülmeye başlar) Sana da sürpriz yapmak istedim. Ondan söylemedim sana.
Cemil (o da güler): Gerçekten büyük bir sürpriz oldu.


Lamia-Kenan-Suzan Evi

Ebru Şallı: Rahatlamak için esnemeleri shell strech ile başlatıyoruz. Nefes al, nefes ver, iyice uzan, uzat kollarını...
Lamia: hıhhh, püffff!!
Ebru Şallı: İçindeki bütün negatifleri atmanı istiyorum. Negatifi at, pozitifi çek içine. Bütün olumsuz düşüncelerden kurtul, uzak dursun bizden negatifler.
Lamia: Hııhhh, püfff!! Çok doğru ya...

Kenan'ın odasına gider

Kenan: Gelme Lamia, sana hala kızgınım. Hüseyin Kenan Gün seni cezalandırma yöntemi bulmaktan vazgeçti ama.
Lamia: Kenan biz seninle. Birbirimize sürekli negatif enerji veriyoruz. Kızımın böyle bir ortamda büyümesini istemiyorum. Senden ayrılmak istiyorum.
Kenan: Hüseyin Kenan Gün'den ayrılmak mı istiyorsun gerçekten? Anlamakta zorluk çekiyorum seni.
Lamia: Ona ne şüphe...


Ertesi Gün

Lamia-Kenan-Suzan Evi

Suzan: Eşyalarımı sonra alırım deyip çıktı demek dün gece.
Lamia: Bana tam olarak ikna olmadı gibi geldi ancak o da bir süre ayrı kalmamızın daha iyi olacağına karar verdi. Stüdyoda kalacakmıl bir süre. Bana Hüseyin Kenan Gün'den ayrılmak istediğine göre biraz kafanı toparlamaya ihtiyacın var dedi. bu işin olacağı yok abla. Ben ne diyorum o ne diyor baksana
Suzan: Boşanma gününde Kenan'dan ayrılman çok büyük bir tesadüf oldu gerçekten de.
Lamia: Belki de tesadüf değildir. Cemil duyunca çok şaşıracak bunu. (gülümser)
Suzan: Aman bırak onu da Allahaşkına. Baba oğul neler yaptı bir bilsen dün o yüzden sana uğramadan odama gittim yattım.
Lamia: Ne oldu abla, niye anlatmadın bana daha önce?
Suzan: Aman ne olacak, eve gittim bir de ne göreyim. Saib Bey mini etekli bir masöz kızın ellerine bırakmış kendini.
Lamia: Ablacığım belki kötü bir niyeti yoktur.
Suzan: Kendi yetmedi bir de senin kocan da masaj sırasındaydı.
Lamia (birdenbire gözleri kısılır): Nasıl yani?? Aman iyi ki boşuyorum, ne hali varsa görsün.

Stüdyoda

Kenan içeri ufak bir bavulla girer. Üstünde ismi olan iki zarf görür; açır okur ve de dehşet içinde gözleri açılır.

Yakında tekrar görüşeceğiz Hüseyin Kenan Gün; az kaldı...

Hüseyin Kenan Gün sen benim kaderimsin!


Gelecek Bölüm

1.Lamia ve Cemil'in boşanma davasında neler olacak?
2.Kenan Makbule için bir plan yapacak mı?
3.Saib ve Suzan barışacaklar mı?
4.Vedat amacının değiştiği konusunda Nimet'i inandırabilecek mi? Bunun için kimin yardımını isteyecek?
5.Gülay değirmenin suyunun nereden geldiğini anlayacak mı?

KınalıYapıncak
13-05-09, 21:16
ADADA YENİ BİR YAŞAM-2
CEMİLAMİA:love05:

ses o kadar tanıdıktı ki inanmak istemedi lamia..çünkü eğer ‘o’ysa ‘o’nu da yanında getirirdi…hiç duymak istemediği sözcükler döküldü umutun dudaklarından:

UMUT:şu sizin prenses değil mi?
NİMET:hiç hoşlanmam!

Nimet lamianın tepki vermediğini görünce hafiften dürttü umutu..birlikte kıyıya doğru yüzmeye başladılar..cemil gözlerini bir an olsun lamianın gözlerinden ayırmadan ona bakıyordu..ellerini tuttu:

CEMİL:sakin ol canım…ben yanındayım…

Lamia sıkı sıkı kavradı cemilin ellerini:

LAMİA:evet…(gülümsedi)yanımdasın…

Cemil zorla da olsa sevdiği kadının iyi ve güvende hissetmesi için elinden geleni yapıyordu..

CEMİL:ben de meraklı değilim onların yüzlerini görmeye ama yaşanmışlıklar var..bir merhaba demeden olmaz..
LAMİA: (başını salladı)hıhı…
CEMİL:ne derlerse desinler sen hanımefendiliğini bozma(göz kırpar)bu onları daha fazla kudurtur..

Lamia zoraki de olsa gülümsedi..yine eski defterler açılacak yine canları sıkılacaktı…cemille kavga etmekten korkuyordu..geçmişin gölgesini üzerinde taşımaktan yorulmuştu artık..
Cemil lamiayı kıyıya doğru yöneltti ağır adımlarla sahile doğru yürüdüler..demir merdivenlere geldiklerinde cemil önce lamiaya yol verdi..lamia teker teker tırmandı basamakları…3…2…sadece 1 adım kalmıştı…lamiaya güç vermek ister gibi belinden tutuyordu cemil..lamia öfkeli gözlerle baktı cavidana..cemil hemen havlulara yöneldi..önce lamianın havlusunu sardı omzuna bi öpücük kondurarak kendi havlusunu da beline sardı..lamiayı iki omzundan hafifçe kavrayarak kendine yasladı..şimdi lamia güvendeydi..kendini hiç olmadığı kadar güvende hissediyordu..cemil minik gülücüklerle bakıyordu cavidana..yavaşça lamianın kulağına eğildi:

CEMİL:korkma…ben buradayım…

Lamia onaylarcasına cemilin elini tuttu omzunun üzerinden..başı dik bir şekilde duruyordu cavidanın karşısında..artık hakkını savunabilen,kendini ezdirmeyen,kendine son derece güvenen bir lamia vardı karşılarında…
Cavidan soğuk bir edayla cemile döndü:

CAVİDAN:cemil..sizi burada görmek büyük sürpriz doğrusu..
CEMİL:ya…evet…
CAVİDAN: (tokalaşmak için elini uzattı)umut bey..nasılsınız?
UMUT: (zorla karşılık verdi)teşekkür ederim..

Nimet yine başı dik bir şekilde duruyordu karşısında..yaşanan onca olaya rağmen hiçbir şekilde alt edememişti nimeti..umutla mutlu bir beraberliği vardı..evlilik planları bile yapılıyordu şimdiden..gelin görün ki tutunamayan tek kişi cavidandı..umut gerginliği fark etmiş olacaktı ki nimete sarılarak onu alnından öptü..nimet gülücüklerle karşılık verdi bu samimi tavra..
Cavidan lamianın yüzüne bile bakamıyordu..ancak lamia bir an olsun gözlerini ayırmıyordu cavidandan..bu kadar yüzsüz olabilmesine şaşırmıyordu tabi..neler yaşanmıştı önceleri..son konuşmaları pek iyi geçmemişti..cavidan açısından tabi..lamia içindekileri bir bir ortaya dökmüş,rahatlamıştı..şimdi cavidanın tek bir göz temasını bekliyordu..
Gerginliğin devam ettiği bu anlarda Kenan göründü..lamia bekledi..kalp atışında bi anormallik yoktu..elleri terlemiyor,bedeni karıncalanmıyor,midesi büzülmüyordu..rahatlamıştı..cemili gördüğünde olanlar kenanı gördüğünde olmuyordu artık..önceleri hissettiği duyguları yitirmişti..cemil yine muzip bir tavırla lamianın kulağına eğildi:

CEMİL:mor kemancı göründü!

Lamia alttan alttan gülmeye başladı..cavidan bunu fark ettiğinde sert bir edayla ona döndü,,lamia hiç istifini bozmadı..şimdi cavidanın gözlerinin içine baka baka gülüyordu..cavidan gözlerini kaçırdı,kenana yöneldi:

CAVİDAN: (öperek)nerde kaldın canım?
KENAN:geldim işte…

Cavidan kenanın koluna girerken lamiaya dikmişti gözlerini..lamia ise cemile biraz daha sokulmuştu…Cavidan kıskanmadan edemiyordu..istediği her şeyi elde etmişti lamia hayattan..bir bebeği,kariyeri,güzelliği vardı..şimdi de hem yakışıklı bir o kadar karizmatik,zengin ve romantik bi eşi vardı..’haksızlık’ diye geçirdi içinden..kenan genel olarak selam verdi:

KENAN:merhaba..

Cemil hafifçe başını eğmekle yetindi..nimet gergin havayı dağıtmak ister gibiydi:

NİMET:hoş geldin Kenan..hangi rüzgar attı seni buraya?

Cavidan soru ona sorulmuş gibi cevap verdi:

CAVİDAN:yaz için ev bakıyoruz..
CEMİL:öyle mi?ne güzel..
CAVİDAN:hıhı..devamlı olmasa da ara sıra geldiğimizde kalmak için gerekli..
CEMİL:hayatım bak yeni komşularımız olcak..ne kadar hoş!

Lamia yarı bi gülümsemeyle karşılık verdi..cavidanın bunlar üzerinden prim yapmasına aklı sıra ermiyordu..

CEMİL:şimdi nerde kalıyosunuz peki?
CAVİDAN:ortağımın yazlığı var burada..2 günlüğüne gelmiştik ama bu akşam dönmek zorunda kalıcaz sanırım..
LAMİA:a bakın ne diyorum bu akşam bize yemeğe gelin..

Lamianın beklenmeyen sözlerine en büyük destek nimetten gelmişti..lamiaya şaşkın gözlerle bakarak dudaklarını oynattı…‘aferin’

CEMİL:tabi ya..çok memnun oluruz..
CAVİDAN: (gergin bi ifadeyle)sanmıyorum…ama yine de teşekkürler..
LAMİA:hem Kenan meleği görmüş olur..
CAVİDAN: (kenana baktı)bilmem ki…

Lamia gözlerini kaçırarak baktı kenana..kenansa sadece lamiaya bakıyordu..

KENAN:kalalım Cavidan!

Kenan kısık gözlerle lamiayı süzüyordu bu sözleri söylerken..aslında kimse bu tepkiyi beklemiyodu kenandan..lamia haricinde tabiî ki..kenanı tanıyordu..asla hayır diyemezdi..madem Cavidan prim yapmaya devam edecekti ona bu fırsatı vermemeye kararlıydı lamia..

CAVİDAN:peki…
CEMİL:akşam 7 gibi bekliyoruz o zaman…

Cavidan ‘tamam’ anlamında başını salladı..aslında o da şaşkındı..lamiadan bu teklifi beklemiyordu..şezlonguna doğru yol alırken Kenan arkada kalmıştı..

CEMİL:ben macideye haber veriyim akşama bişeyler hazırlasınlar…
LAMİA:hıhı..
CEMİL:alo İlyas efendi Macide yok mu?

Cemil teflon görüşmesini yapmak için uzaklaştığında umut ve nimette şezlongtaki yerlerini almışlardı..kenan o an sadece lamiaya odaklandı..sadece onun zümrüt gözlerin bakıyordu..lamiaysa havlusuyla uğraşıyordu..saçlarının nemini silmek için havlusunun küçük bir kısmını kullanmaya çalışıyordu..briden kenaın ona baktığını fark etti..başını kaldırdı:

KENAN:nasılsın lamia?
LAMİA: (başıyla cemili işaret ederek)gördüğün gibi..çok iyiyim…sen?
KENAN: (bu cevaba öfkelenerek)ben de iyiyim…
LAMİA:hıhımm…
KENAN:cavidanla tekrar evlendik..
LAMİA:evet..gazetelerden okuduk haberlerinizi..umarım bu sefer mutlu olursunuz…
KENAN:bunu gerçekten istiyo musun lamia?
LAMİA:neyi?

O sırada cemil konuşmasını bitirmişti..lamiaya doğru döndü…

KENAN:lamia…
LAMİA:efendim Kenan?

Kenanın dili bağlanmış gibiydi..söylemek istediklerini söyleyemiyor,dudakları kuruyordu..o sırada lamia kenanın sözlerini unutup cemil doğru yöneldi koşar minik adımlarla cemile doğru gitti..kenan öylece kalakalmıştı..öfkelendi..

KENAN:yok bişey!

Kenan hayal kırıklığının yanında öfkeyle cavidanın yanına doğru yol aldı..
O sırada umut ve cemil tavla oynuyorlardı..lamia ve nimet sevgililerine destek vermek için sarılıyorlardı..umutun şansı yaver gidiyordu..

UMUT:düşeş!
CEMİL:ohoo zar tutuyosun sen!
UMUT:bu oyun böle oynanır paşazade!
LAMİA:yüklenmeyin benim kocama!
UMUT:sahi nesine oynuyoduk??

Lamia küçük bir çocuk edasıyla cemilin omzuna koydu başını:

LAMİA:dondurma tabiî ki de!
UMUT:ohoo lamia naaptın ya?baktın kocan yeniliyo ucuza kapatmaya çalışıyosun:)
CEMİL: (lamianın elini öper)benim sevgilim ne istiyosa ona oynicaz!
UMUT:benim sevgilimin istekleri nolcak peki?
NİMET:ben de dondurma istiyorum!

Nimet lamiaya göz kırptı..kahkahalar arasında cemilin tatlı sesinden şu kelimeler duyuldu:

CEMİL:korkulur bunlardan azizim!

Bu mutlu ortama şahit olan birileri daha vardı..cavidan okuduğu romanından başını kaldırıp onları seyre dalmıştı..

CAVİDAN:ne kadar keyifliler…

Kenan cevap vermedi..sadece o yöne bakıp küstah bi gülümsemeyle geçiştirdi..

CAVİDAN:huh!cemil lamiayı el üstünde tutuyo anlaşılan..
KENAN:kaç yıl oldu hala lamiayla uğraşmaktan vazgeçmedşn Cavidan!yeter!bırak artık!
CAVİDAN:uğraşmak değil benimkisi..onları böyle mutlu görünce..ne bilim…tuhaf…
KENAN:huh!lamia mutlu değil!oynuyor!
CAVİDAN: (alaylı bi ses tonuyla)nerden anladın bunu?
KENAN:anladım işte..
CAVİDAN:günlüklerine yazdıklarını okuduğumda ‘bi insan bi insanı bu kadar sevebilir mi?’ diye sormuştum kendi kendime..ama görüyorum ki daha fazlasını da verebiliyomuş lamia…cemilde bunu hissedebiliyorum..
KENAN:huh!utanmıyosun dimi Cavidan!o günlükleri yaktığında sana ne kadar öfkelendiğimi unutmuş gibi bi de utanmadan bana açıklama yapıyosun!

Cavidan yumuşak ses tonunu biraz sertleştirdi:

CAVİDAN:senin öfken yine bana değil ki!lamiaya!onun mutlu olmasını kıskanıyosun şimdi de!cemille evlenmesini,ona bu kadar değer vermesini sindiremiyosun şimdi de!yine sana ait olmayanları istiyosun hayattan Kenan!
KENAN:yeter Cavidan!
CAVİDAN:hem sanane!seninle 2.kez evlendim Kenan!bu da lamia yüzünden sona ererse…canını yakarım!
KENAN:huh!ne bu?tehdit mi?
CAVİDAN:uyarı…lamiayla birlikte olmandan bahsetmiyorum bu sefer..sen ümit bağlama diye sölüyorum..yine onun peşinden sürüklenme!lamianın sana dönmeyeceğine ben bile inandım artık!
KENAN:şimdi de lamiayı mı savunuyosun?
CAVİDAN:savunmuyorum..gördüklerimi sölüorum..onların sevgisinin en yakın şahidi benim belki de..onu gördüm Kenan!cemili gördüm!lamiadan nasıl güç aldığını gördüm!evlenme teklifine red cevabını aldığını öğrendiğinde cemilin nasıl ayaklandığını gördüm!gözlerindeki umudu gördüm!sen cemil kadar sevemedin lamiayı!sadece öyle sandın!
KENAN:kes Cavidan!yeter!
CAVİDAN:bunları duymak acı..farkındayım..ama gerçek bu!

Cavidan acıyarak baktı kenana..sonra hiçbişey söylemeden romanını okumaya döndü..kenan bunların gerçek olduğunu biliyor ama inanmak istemiyordu..kendine yediremiyordu bunu..sindiremiyordu..
Öfkeyle yerinden kalkarken cemillere baktı tekrar:

KENAN:ben denize giriyorum!

Cavidan kenanın baktığı yöne çevirdi başını..gözlerini ayırmadan bakıyordu Cavidan..bu sırada nimet bunu fark etti..cavidan ani bi hareketle romanına döndğ tekrar..

NİMET:inanmıyorum!
LAMİA:noldu?
NİMET:prenses manzara yerine bizi seyrediyo..
LAMİA:aman nimet..boşver Allah aşkına..bakma..
NİMET:bakmamak elde değil şekerim…(gözlerini kocaman açarak)bööööyyle dikmiş gözlerini bizi izliyo..

Nimetin kahkahalarına lamia da eşlik etti..onun gibi kahkaha atmayı beceremese de küçük gülüşlerle katılıyordu..

UMUT:bu oyun da burada biteeerr!!
CEMİL:oldu olcak tavlayı kolumun altına ver bari!
UMUT:gücenmek yok paşam..
CEMİL: (parmağını umuta sallayarak)bunun rövanşı da var..
UMUT:ne zaman istersen!

Karşılıklı gülüşmelerin arasında cemil dondurmaları almak için markete yöneliyordu:

LAMİA:ben de seninle geleyim..
CEMİL:olur..

Lamia cemilin elini tuttu ve markete kadar böylece gittiler..lamiada bi gariplik olduğunu sezdi cemil..biraz tedirgindi..

CEMİL:hayatım?iyi misin?
LAMİA:hıhı…
CEMİL:emin misin?
LAMİA:aslında değilim..sence kenanları yemeğe çağırmak doğru bi kararmıydı?
CEMİL:kesinlikle!
LAMİA:Cavidan yine tatsızlık çıkarcak diye tedirginim..
CEMİL:ona ne şühe!halledicez merak etme sen..rahat ol…

Lamia cemil yanında olduğu sürece kendini yeteri kadar güvende hissediyordu zaten…dondurmaları aldıktan sonra yine el ele sahile dönüyorlardı…lamia birden irkildi:

LAMİA:hayatım yarın ayın kaçı?
CEMİL:21’i..yarın..
LAMİA:Leyla hanımın ölüm yıldönümü…
CEMİL:unutmamışsın…
LAMİA:nasıl unuturum..öğrendiğimde yıkılmıştım…

Lamia dolu dolu gözlerle hapishanede öğrendiği günü hatırladı..gözlerinden süzülen damlalara engel olamıştı..cemil lamiaya dönerek ona sarıldı:

CEMİL:lamia…
LAMİA:sence ona ihanet ediyo muyum?

Gözyaşları kesilmek bilmiyor,aksine daha da artıyordu…cemil lamianın yüzünü avuçlarına aldı gözlerine baktı:

CEMİL:lamia..bu ne demek şimdi?leyla benim için hep farklı bi yerde..ilk ona sığındım ben..sevgisizliğimin ilacını onda aradım..hayata olan öfkemi bastırmak istedim onunla..olmadı..hep bi gölge vardı aramızda..hep Kenan vardı..bir dal leylakla girdi hayatımıza..leyla benden bunaldığı zamanlarda onunla konuşur,ona sarılırdı..bilmiyorum zannederdi hep..leylanın gözlerine ne zman baksam kenanı görürdüm..
LAMİA:hep hüzünlü bakardı…
CEMİL:ben annesiz büyüdüm lamia..babamın sevgisi annemin yerini hiçbir zaman dolduramadı..leyla beni sever sandım..şefkatiyle beni sarar,yaralarıma üfler..ama öyle olmadı..hayatı boyunca bana ait olmadığı gibi ölümünde de bana ait değildi…

Cemil leylanı hastanedeki ölüm anını anımsadı..

CEMİL:ihanetin en büyüğünü bana Leyla yaptı aslında..bana ihanet etmiş olsa da leylaya öfkeli değilim..önceden dindiremediğim bi öfkem vardı ona karşı..başkalarının canını yakarak öfkemi dindiririm sandım..ama her seferinde daha da yandı canım…sora sen çıktın karşıma..beni evirdin çevirdin kim olduğumu hatırlattın..hayattan ne istediğimi..öfkemi dindirdin..sevgimi tekrar hatırlattın..sevmeyi bilen bi adam olduğumu hatırladım..tüm bunları yaşamamız gerekiyomuş demek ki..bizi birbirimize bağlayacak her şey bunlarmış demek ki..seni bulmam için bu yol açılmış demek ki..leyla her ne kadar beni sevememiş olsa da hep mutlu olmamı dilerdi..öyle de oldu..

Lamia zor da olsa gülümsemeyi başarmıştı..gözyaşlarını sildi ve kendini toparladı:

LAMİA:cemil..yarın birlikte gidelim Leyla hanımın mezarına..
CEMİL:olur..
LAMİA:senin gerçekten mutlu olduğunu,bizim bunu başardığımızı bilsin istiyorum..ancak o zaman kendimi rahatlamış hissedicem..
CEMİL:cesaretin yine büyülüyo beni..

Cemil lamiayı kendine çekerek alnından öptü..lamia gözlerini kapadı ve gülümsedi:

CEMİL:ağlamakta bi kadına yakışır mı?yakışıyo işte…
LAMİA: (gülümsedi)dondurmalar erimeden gidebilsek…
CEMİL:umuta tarihi geçmiş olanından mı alsaydık ya?
LAMİA:deli…

Cemil en güzel gülüşüyle karşılık verdi lamiaya..lamia bu gülüşü seviyordu..yeşil gözleri parlıyor,dudak kenarlarında oluşan çizgiler ona ne kadar yakışıyordu..ılık bi yaz yağmuru gibiydi bu his..sevdiği adamın elini tutarak sahile koşar adımlarla ulaştılar..cemil teker teker dağıttı dondurmaları:

UMUT:bedava dondurmanın tadı da bi başka!
NİMET:aman umut!
LAMİA:afiyet olsun… (umuta göz kırptı cemili göstererek)bu gidişle biz daha çok dondurma yeriz..
CEMİL:yok canım!

Dondurmayı lamianın burnuna sürerek:

CEMİL:büyük konuşma!:)
LAMİA:ya aşkım ya!

Lamia burnuna bulaşan dondurmayı neşe içinde silerken Kenan onları izliyordu..cavidan yine fark etmişti..cemillerin tarafına baktı:

CAVİDAN:lamia ne kadar değişmiş dimi?cemilden önce cemilden sonra…
KENAN:bakalım gerçekten mutlu musun lamia…
CAVİDAN:efendim?
KENAN:yok bişey..

Cavidan acı bi gülümsemeyle kitabına döndü tekrar..kenanın akşam için başka panları da vardı..yemek haricinde…

KınalıYapıncak
13-05-09, 21:24
ADADA YENİ BİR YAŞAM-3
CEMİLAMİA:love05:

güneşin tam tepe olduğu saatlerde gölgeler bile yakıyordu..tenindeki hassasiyet güneşi baştan yasaklıyordu zaten..bembeyaz vücudu siyah bikinisiyle daha da belirginleşmiş,sabah saatlerinde teninin yandığı kadarı ona yetmişti..güneşin damlaları içinde süzülürken gözlerini hafifçe araladı..cemil öylece oturmuş ona bakıyordu..hafifçe gülümseyerek gözlerini tekrar kapattı:

LAMİA:noldu?
CEMİL:çok güzelsin…
LAMİA:ama yanıyorum..birazdan kapkara olcam öyle de sevcek misin beni?
CEMİL:aşkım gölgedesin ama:)
LAMİA:yine de çok sıcak..

Lamia sağ eliyle saçlarını yüzünden çekti..yerinde doğrularak şezlonga oturdu..saçlarını dağınık bi şekilde topladı elleriyle yüzünün terini sildi:

LAMİA:bi kere daha girelim sonra gidelim yavaş yavaş..
CEMİL:tamam…
NİMET:ay şekerim ericem vallahi bu ne sıcak!
UMUT:gerçekten çok sıcak!aşkım bu adayı dolaşma işini başka bi zamana mı bıraksak?
NİMET: (elleriyle yüzünü yellendirdi)evet…başka zaman gezeriz..bi dalıp çıkalım bari gitmeden…
UMUT:iyi fikir…

Cemil lamiaya yavaş yavaş yaklaşırken lamia cemilin niyetini anlamıştı..hızlı bi hareketle şezlongtan kalktı:

LAMİA:hayır cemil..

Ellerini sallayarak ona uzak durmasını sölüyordu:

LAMİA:yaklaşma…

Lamia gülmekten güçlükle konuşuyordu..cemilin bu tür oyunları hoşuna gidiyordu aslında..ama karşı koyarak daha zevkli hale getiriyordu..şezlongun etrafında dört dönüyor,kahkahalar arasında günün tadını çıkarıyorlardı:

CEMİL:kaçamazsın benden küçük ceylanım:)
LAMİA:öf cemil hayret bişisin ya:)
UMUT:lamia!

Lamia birden umuta baktı..bu boş anından yararlanan cemil lamiayı tek hareketle kucağına aldı..lamia kaderine razı bi şekilde hiç kıpırdamadan olacakları bekliyordu..umutsa gülücüklerle bakıyordu onlara:

NİMET: (umutu cimcikledi)çok adisin!
UMUT:huyum kurusun:)

Lamia umuta döndü kısık gözlerle ona bakıyordu:

LAMİA:bittin sen!

Umut kaşlarını kaldırarak karşılık verdi..nimet umuta sarılarak baktı cemiLamiaya…

NİMET:kim derdi ki cemil ve lamia…
UMUT:neden?önceden beri tanışmıyolarmıydı?
NİMET:öyle de..çok uzaktılar birbirlerine..
UMUT:sahi sen ne zamandır tanıyosun cemil ve lamiayı?

Nimet bu sorudan çok rahatsız olmuştu aslında..devamının gelmesinden korkuyordu…

NİMET:uzun zamandır..
UMUT:o zaman nasıl tanıştıklarını da biliyosundur..
NİMET:hıhı…e hadi biz de girelim..

O sırada cemil lamiayla birlikte suya atlamıştı..umut nimetin rahatsızlığının farkına varmamıştı belki ama soruyu yarım bıraktığını fark etmişti..merak ettiğinden değildi ama nimetin neden yarım bıraktığını merak ediyordu..nimet denize atlamaya hazırlanırken umut kolundan tuttu nimet büyük bir endişeyle baktı umuta:

UMUT:nasıl tanıştıklarını merak ediyorum…
NİMET:tamam…(koluna baktı)anlatırım bir ara…

Umut ‘peki’anlamında başını salladı..

NİMET:hem..onlara sor en iyi onlar anlatır..
UMUT:çok karışık bi hikayeymiş…
NİMET: (nimet gülmekle ağlamak arasında kalmıştı)umut nerden çıktı bu şimdi?
UMUT:merak…
NİMET:bu kadar merak iyi değil!

Nimet kolunu çekti umutun ellerinden..içindeki buruklukla birlikte kendini serin sulara bıraktı..kafasındaki tek soru şuydu:’ya umut vazgeçmezse?’

Akşam saatlerinde köşkte hummalı bi çalışma başlamıştı..kenanın yemeğe geleceğini öğrenen saib paşa bu durumdan pek memnun olmamıştı..bahçede cemille bunu tartışıyorlardı:

SAİB:ne demek Kenan yemeğe gelecek?aklınızı mı kaçırdınız siz?
CEMİL:baba…abartma…lamiayı istemeye geliyo demedim!küçük bi akşam yemeği..
SAİB:onların olduğu masada kavga eksik olmaz biliyosun dimi?!
CEMİL:baba her şeyin farkındayız..rahatla biraz!
SAİB:bi de Cavidan var tabi..nasıl bi kabustur bu bi türlü uyanamadık!tam her şey yoluna girdi derken..
CEMİL:baba abartıyosun gerçekten…sadece bi yemek!geçmişi masaya yatırmicaz yani yemek yicez…
SAİB:zevzek…bak…bak yine tansiyonum çıktı…Macide!macide!
CEMİL:ben bi lamiaya bakiim…
SAİB:git tabi..akşam bi olay çıksın o zaman sorcam ben sana!
MACİDE:buyurun saib bey?
SAİB:ilacımı getir Macide…tık tık tık atıyo yine!

Macide cemile baktı..cemil kaşlarını kaldırdı iki kolunu yanına açarak acı bi şekilde gülümsedi:

CEMİL:aşk adamı böyle inletir işte!

Macide gülmemek için kendini zor tuttu..saib bey cemile sert bi şekilde bakarak:

SAİB:git!git başımdan!sinirlendirme beni!

Cemil gülerek koşar adımlarla odasına çıkmaya başladı..her bir basamakta.her bir adımda kalbi daha hızlı çarpıyor,midesi büzülüyor,elleri terliyordu..kapıya geldiğinde yavaşça camı tıklattı:

CEMİL:hayatım?

Ses gelmiyordu..tekrar tıklattı:

CEMİL:lamia?

Yine ses gelmiyordu..

CEMİL:giriyorum bak…

Bir eli kapının tokmağındaydı..kapıyı açtı:

CEMİL:girdim…

Odaya şöyle bir göz gezdirdi..kimse yoktu..içeriye girdi..yatağın üzerinde siyah mini bir elbise vardı..straplez kesimdi..göğüs hizasının altında sklamen rengi orta kalınlıkta bir şerit vardı…kumaşı ne parlak ne de mattı..belden aşağı kısmı hafif bol kesimdi..çok güzeldi..’bunu giycek heralde’ diye geçirdi içinden..kendine kıyafet seçmek için dolaba yöneldiğinde banyodan gelen su seslerini duydu..lamianın hafifçe mırıldandığı şarkı geliyordu kulağına..ensesindeki ayva tüyleri diken diken oldu..yavaşça yaklaştı banyoya..yarı saydam duş kabininden lamianın hatlarını seçebiliyordu..beline kadar uzanan saçlarını..zarif kıvrımlarını…parmak uçlarıyla biraz daha araladı kapıyı..lamianın mırıldandığı şarkıyı daha iyi duyabiliyordu şimdi..’aşk öyle bir büyü ki öyle bir büyü ki anlayamazsın…’bu şarkıyı seviyordu..mırıldanarak eşlik etti o da..’göze alsan olmaz aşka gönül doymaz…’ ses tonunu biraz daha artırdı:’seven kalbi istesen de susturamazsın…’ bunu bilerek yapmıştı..lamiayı gizli gizli gözetlemek istemiyordu..herşeyden önce ona karşı bi saygısızlıktı bu..kendine de yakıştıramıyordu…
Lamia birden arkasını döndü:

LAMİA:cemil?
CEMİL:benim…bakmıyorum merak etme:)
LAMİA:hıhım….
CEMİL:çok güzel söylüyodun..eşlik etmek istedim..
LAMİA:bad sesimle:)
CEMİL:yoo bence çok güzeldi..neyse ben içerdeyim giyecek bişeyler seçmem lazım..

Cemil tam çıkıyordu ki..

LAMİA:cemil!
CEMİL:efendim?
LAMİA:gitmeden bana havluyu uzatır mısın?

Cemilin nabzı hızlanmıştı..o an zaman durmuştu sanki..hem şaşırmıştı hem de bunu yapmayı lamiadan daha çok istiyordu..

CEMİL:ta…tabi..

Cemil küçük adımlarla banyo dolabını açtı..özenle katlanmış renkli havlulardan bir tanesini aldı ve duşa kabine doğru yürüdü..lamia kabini hafifçe araladı..cemil lamianın ıslak omuzlarını görebiliyordu..saçları omuzlarına yapışmış,bedeninden çıkan sıcak buhar cemilin ürpermesine neden oluyordu..lamia havluyu almak için sağ kolunu dışarı uzattı..üzerindeki damlalar birer birer yere serpiliyordu..cemilden havluyu alırken eli cemilin eline değdi..sıcak ve ıslak bi duyguydu cemili saran..gözlerini kırpıştırdı..aniden çekti elini..

LAMİA:teşekkür ederim..

Cemil hala başka alemlerdeydi..

CEMİL:hıhı…

Lamia anlamadı ve yüzünü buruşturdu..cemil ‘uçarak’ odaya yöneldi..yatağa oturdu..lamianın elbisesine takıldı gözleri..sonra omuzları geldi aklına..elbiseye dokundu..’çok yakışacak’ diye geçirdi içinden..boş boş bakarken lamianın banyo kapısından ona baktığını fark etti..birden irkildi lamiaya baktı..

LAMİA:sen kıyafet seçmicek miydin?

Cemil bir kez daha kısa çaplı şok yaşıyordu…lamia kırmızı havluyu sarmış,ısalk saçlarını da başka bi havluyla kuruluyordu..omuzları hala ıslaktı..damlalar yol bulabildiği kadarıyla laminın kollarından süzülüyor,ince bileklerinden yere serpiliyordu..

LAMİA:hayatım?

Cemil şoku atlatarak lamiaya baktı:

CEMİL:hı?
LAMİA:diyorum ki hani kıyafet seçecektin?
CEMİL:hı..evet..karar veremedim..
LAMİA:hallederiz şimdi..

Lamia dolaba döndü ve cemile kıyafet aramaya başladı..cemilse şimdi lamianın sırtına bakıyordu..kolları hareket ettikçe sırtında oluşan şekiller cemil için bambaşka masallar anlatıyordu..kemiklerinin belirginleşip kaybolması ayrı ayrı birer şaheserdi onun için..bu gözlemlerin arasında tamamen istemsiz şekilde çıktı iki dudağının arasından:

CEMİL:seni istiyorum…:img-in_lo

Lamia bi an donup kaldı..tepki veremedi..gözleriyle neler olduğunu anlamaya çalışıyor gibi bakınıyordu..içini bi ılıklık kaplamıştı..sanki kalbi içinde yer değiştiriyordu..kanının bi an için donduğunu hissetti..bu sözleri duymak istiyormuş gibi de heyecanlandı..bu sözleri bekliyordu..duymak istiyordu..ve duymuştu…
Elindeki kıyafeti dolaba asarak cemile döndü usulca..cemil anlamsız gibi gözüken ama binerce mana yüklenebilecek bir bakışla bakıyordu lamiaya..lamia ise anlamsız..tamamen boş bakıyordu..çünkü şoktaydı..istediği şey nihayet dökülmüştü cemilin dudaklarından..
Lamia yavaş hareketlerle önce elindeki havluyu yere bıraktı..cemilse olduğu yerden tökezleyerek kalktı ve lamiaya yaklaştı..lamia elini kırmızı havlunun düğüm noktasına götürdü..tek bir hareketle açabilir,havlu kendini yere bırakabilirdi..cemil birden lamianın eline uzandı..havlusunu açmasını istemiyordu..alnını lamianın alnına dayadı..gözlerini kapattılar..lamia nefes nefeseydi..cemil fısıldadı:

CEMİL:beni öldürmek mi istiyosun?

Bu sözler üzerine lamianın yüzüne bir tebessüm yayıldı..nefesinin yettiği kadarıyla kelimeler döküldü dudaklarından:

CEMİL:şimdi olmaz..(gülümsedi)macideye söliim evde yangın çıktı desin cavidanlara…

Lamia cemilin elini tuttu..kendi kalbinin tam üstüne koydu..cemil lamianın ılık tenine değiyordu..onu gerçekten istiyordu..

LAMİA:bizim yangınımız burada…

Cemil gözlerini açtı..lamiaya baktı..buna daha fazla dayanabilir miydi bilmiyordu..lamiaya karşı koyabilir miydi?onu yeşil gözlerinde kaybolurken dudakları yakınlaşmaya başladı..lamia gözlerini kapattı..cemil de..tam o anda:

SAİB:cemil!oğlum nerdesiniz?gelirler birazdan!

Bu büyülü anın bozulmasıyla cemil dişlerini sıktı saib paşaya bağırarak cevap verdi:

CEMİL:senin yüzünden bi yerde değiliz maalesef!
SAİB:anlamadım?
CEMİL:geliyoruz tamam!

Lamia cemile baktı..iki aşık bu kadarını bile birbirlerine itiraf edebilmenin mutluluğuyla gülmeye başladılar…

LAMİA:hadi sen kıyafetini seçerken ben de hazırlaniim..
CEMİL:hıhı…

Lamia yatağa yöneldi..kıyafetini alarak giymeye hazırlanıyordu ki:

CEMİL:lamia…
LAMİA:efendim?
CEMİL:seni seviyorum..seni çok seviyorum…
LAMİA: (gülümsedi)ben de..ben de seni çok seviyorum…

Lamia giyinmeye hazırlanırken cemil hiç istifini bozmadan onu seyrediyordu..

LAMİA:e hadi!
CEMİL:noldu?
LAMİA:arkanı dön!
CEMİL:tamam!

Ellerini havaya kaldırarak arkasını döndü cemil..lamia muzip bi şekilde gülümsedi..

LAMİA:sen giyinirken ben seni izlicem ama:)
CEMİL:oldu canım nerde kaldı senin adaletin?
LAMİA:tamam ya..

Küçük bi kız gibi somurttu lamia..nihayet üzerine giymişti elbisesini..saçları hala ıslaktı..

LAMİA:nasıl oldu?

Cemil etrafında dönerek lamiaya baktı..çok güzel görünüyordu..

CEMİL:bu kadar güzel olmaya hakkınız yok küçük hanım!
LAMİA: (dil çıkardı)sizin de bu kadar yakışıklı olmaya hakkınız yok beyefendi!
CEMİL:huh!sen bi de beni giyinince gör!
LAMİA:alahalaaa..hadi bakalım!

Cemil yine o muzip tavırlarıyla mest etmişti lamiayı..o kadar mutluydu ki..
Cemil dolaptan beyaz bir gömlek,siyah bir pantolon ve siyah armalı bi ceket seçmişti giymek için..cemil hazırlanırken lamia da saçlarına şekil veriyordu..dalgalı saçlarını sağ omzunun üzerinde topladı..galadaki gecesi geldi aklına birden..tatlı bi gülümsemeyle cemile baktı..onu seviyordu..
Yarım saat içinde bahçeye indiler..lamia cemilin koluna girmişti..

CEMİL:keşke bi şal alsaydın üstüne yeni banyo yaptın..
LAMİA:üşürsem alırım bitanem..şimdilik iyiyim..
CEMİL:peki..

Güzel yaz akşamının ilk saatlerinde nimet ve umut kapıda göründü..nimet bej rengi,parlak şeritli,uzun elbisesiyle göz kamaştırıyordu..umut tişörtünün üzerine giydiği şık bir ceketle hem çok şık olmuştu hem de sportif görünüyordu..ama cemili gölgeleyememişti..lamia muzip bi tavırla cemilin kulağına eğildi:

LAMİA:sen daha şıksın…

Cemil gülümseyerek karşılık verdi..hemen arkalarından Kenan ve Cavidan gelmişti..cavidan lacivert,askılı,payetlerle süslü bir elbise giymişti..kenansa simsiyahtı o gece…yas tutuyor gibiydi sanki..
Lamia cemilin kolundan çıkmadı misafirlerini birlikte karşıladılar:

C&L:hoş geldiniz…
NİMET:hoş bulduk şekerim(lamiayı öper)bu ne güzellik böyle!
LAMİA:sana ne demeli peki?harikasın!umut…
UMUT: (lamianın elini öper)çok şıksın gerçekten…
LAMİA:teşekkür ederim..sen de öyle..
NİMET:cemilcim her zamanki gibi..
CEMİL: (nimetin elini öper)saol nimet çok güzel görünüyorsunuz gerçekten de..

Bu samimi ortamı cavidanın soğuk selamı bulutlara bürüdü:

CAVİDAN:iyi akşamlar…
CEMİL:iyi akşamlar..
LAMİA:hoş geldiniz..
KENAN:hoş bulduk…

Gerginliği dağıtmak yine nimete kalmıştı:

NİMET:ee şekerim saib paşa nerde?

Cemil lamianın kulağına eğildi:

CEMİL:sahi babam nerde?
LAMİA:bilmem…

O sırada saib paşa köşkün merdivenlerinden göründü..geldiklerine pek memnun olmadığını belirten bi surat ifadesiyle karşıladı onları:

SAİB:hoş geldiniz..
NİMET:a paşam nerelerdesiniz?

Umut saib paşanın gerginliğini fark etmiş gibiydi..onun bu gerginliği umuta da yansıdı..cemil çaktırmadan umuta yaklaştı sessizce:

CEMİL:babamın tavrı size değil..

Bakışlarıyla Kenan ve cavidanı gösterdi..

UMUT:hıhı..anladım zaten…

Paşazadeleri gergin bir gece bekliyordu…kenanın kafasında tasarladığı planlar gecenin gidişatını etkileyecekti..lamiayı büyük bir sınav bekliyordu…

Billush
14-05-09, 17:16
Sarhoş Lamia :icon_whis:img-wink::)

Cemil zorlanarak evin kapısını açtı. Lamia’nın kendisine yaslanmış vücudu hareket etmesini zorlaştırdığından kapıyı açamıyordu. Lamia derin bir nefes aldı.
“Hıh, derin bakışlar…” dedi.
Cemil zorlanarak kapıyı açtı. Lamia’ya sarılıp onu içeri çekmek istedi ancak Lamia kendini geri çekti.
“Kendi kendime girebilirim! Yardımına ihtiyacım yok! Sarhoş filan değilim ben!”
Cemil hafifçe gülümsedi Lamia’ya iyice baktı. Sarhoştu, ayakta duracak hali yoktu ama inatla yol boyunca sarhoş olmadığını iddia edip durmuştu.
“Tamam, sarhoşsun demedim ki zaten. Sana yakın olmaya çalışıyorum sadece.” diyerek onun huyuna gitmeye çalıştı.
“Sen bana neden yakın olmak isteyesin ki? Bütün akşam Serap Hanım’a baya yakındın zaten.” dedi ve hıçkırdı.
Cemil gülmemek için kendisini zor tutuyordu. Lamia kapıya dayadığı elini çekip merdivenlere doğru birkaç adım attı ancak dengesini uzun süre sağlayamayıp sendeledi. Cemil hızlı bir şekilde atılıp onu düşmekten kurtardı.
“İyiyim ben!” dedi Lamia bağırarak. Cemil ellerini Lamia’nın vücudundan çekti. Lamia trabzanlara yaslanarak merdivenlerden çıkmayı denedi ancak iki üç basamaktan sonra tekrar dengesini kaybetti. Cemil artık dayanamadı ve Lamia’yı kucakladığı gibi merdivenlerden çıkmaya başladı.
“Ne yapıyorsun? İndirir misin beni? Ben kendim çıkabilirim!” Lamia öyle yüksek sesle bağırıyordu ki Cemil hafifçe yüzünü buruşturdu.
“Saat gece yarısını çoktan geçti hayatım. Babam evde yok evet ama Macide’ler evde. Bağırma istersen. Rezil oluyoruz.” dedi.
Bunları derken çoktan yatak odalarının olduğu kata çıkmışlardı. Lamia hızla Cemil’in kucağından indi ve parmağını ona doğru sallayarak;
“Bana hayatım deme!” dedi yine yüksek sesle.
“Ama neden?”
“Başkalarına hitap etme ihtimalin olan cümleleri duymak istemiyorum senden.” dedi. Bu sefer daha kısık sesle konuşmuştu çünkü gözleri dolmuştu… Cemil bunu fark etti.
“Neden ağlıyorsun şimdi? Hey Allah’ım ya!”
Lamia içini çeke çeke ve sendeleyerek açık kapıdan geçti ve odalarına girdi. Cemil de onu takip etti.
“Gelme!” diye bağırdı Lamia.
“Burası benim de odam…” dedi Cemil sakin bir sesle.
Lamia ağır adımlarla dolaba yaklaştı ve bir battaniyeyi zorlanarak dolaptan çıkarttı. Önce battaniyeyi ardından yastıklardan birini Cemil’e fırlattı.
“Seninle aynı yatakta yatmak istemiyorum!” dedi öylesine yüksek çıkmıştı ki Macide’ler bile çok net duymuşlardı.
“Saçmaladığının farkında mısın Lamia? Serap Hanım sadece şirketin müşterilerinden biri. Neden bu adar rahatsız olduğunu anlamıyorum.”
“Müşteri mi? İçine düşüyordu farkında değilmişsin gibi yapma.” dedi sinirle.
“Fark ettim tabi ama kadını tersleyemeyeceğimi biliyor olmalısın.” dedi hafifçe gülümseyerek. Lamia’nın neden bütün gece somurttuğunu şimdi daha net anlıyordu.
Lamia’nın gözleri tekrar doldu ve zorlanarak yataktan kalktı.
“Umurumda bile değil!” dedi. Yatağın kenarındaki saati Cemil’e doğru fırlattı.
“Sana odadan çık demiştim!” dedi. Cemil son anda kafasını eğdi ve saat onu ıskalayıp yere düştü.
“Saçmalıyorsun artık ama. Lamia lütfen kendine gelir misin?”
Lamia hiçbir şey söylemeden bu sefer kül tablasını aldı ve hızla ona doğru fırlattı. Cemil bu sefer neredeyse kül tablasını kafasına yiyecekti ki reflekslerinin kuvvetli olmasıyla kurtuldu.
“Seni sevdiğimi bile bile bu saçma kıskançlığın anlamı ne?”
Lamia yine cevap vermedi bu sefer Cemil’in parfüm şişesini eline aldı.
“Yoo, yoo o olmaz!” diye bağırdı Cemil.
“Nedenmiş?” diye sordu Lamia. “Ah tabi müşterilerine güzel kokamazsın değil mi?” dedi.
Ardından parfüm şişesinin kapağını açtı. Parfümün hoş kokusu odaya yayıldı. Lamia’nın tekrar gözleri doldu. Elinde parfüm şişesiyle yatağa attı kendini. Cemil de bunu fırsat bilip ona yaklaştı.
“Güzel kokulu, derin bakışlı…”
Yine başladıkları yere dönmüşlerdi. Lamia gecenin başında söylediği şeyleri söylemeye başlamıştı.
“Neden bahsediyorsun?” dedi olabildiğince normal.
“Serap Hanım ve Nimet’in söyledikleri bunlar…” dedi ve bir süre sustu. “Ne derin bakışların varmış… Herkes etkileniyor.”Cemil hafifçe gülümsedi.
“Nimet’in sana yaklaşmaya çalıştığı gün söylediği şeydi bu. ‘Ne güzel kokuyorsun sen…’, sonra sen hastaneyken söyledikleri var tabi… Serap Hanım bugün resmen onun söylediklerinin aynısını söyledi. ‘Çok şanslısın canım. Çok yakışıklı bir kocan var. Derin bakışları insanı öyle derinden etkiliyor ki. Hüzün var sanki o bakışlarda. Geçmişin izleri… Senin yerinde olsam yanından bir dakika ayrılmazdım.’ dedi bana.”
“Sen ne dedin?” diye sordu fırsattan istifade Cemil.
“Onun beni ne kadar sevdiğini bildiğimi ve ona güvendiğimi.” dedi sanki başka birinden bahsediyormuş gibi. Cemil tekrar gülümsedi.
“Neden bu kadar içtin peki?”
“Bilmem… Canımı sıktı sanırım kadının sözleri.” deyip kestirip attı. Sonra tekrar Cemil’e döndü.
“Geçen gün gazetelerde senin yükselişine dair bir haber vardı ya.” Cemil evet anlamında başını salladı. “Gülay haberin üzerine mutfakta Macide Abla’ya ‘Lamia Cemil Bey’in iplerini sıkı tutsa iyi olur yoksa elinden uçup gitmesine az kaldı.’ dedi.” dedi sinirle.
“Saçmalamış… Seni ne çok sevdiğimden habersiz oldukları nasıl belli.”
“Bu yaz adadaki kadınlar da sana bir farklı bakıyorlardı. Yürümeye başlamandan sonra sana nasıl baktıklarını fark ettin mi?”
“Nasıl bakıyorlarmış?”
“Bir kahramana bakar gibi… Cemil Paşazade’nin azim öyküsü!” dedi sesini onlara benzeterek.
“Kimin için ayağa kalkığımı bilmiyorlar çünkü…” dedi.
“Kimin için kalktın?”
Cemil Lamia’nın yüzüne şefkatle baktı.
“Elbette senin için. Sana dönebilmek için…” dedi. Lamia bu sefer kolunu Cemil’in boyuna doladı ve ağlamaya başladı.
“Özür dilerim…” dedi. Bir süre öyle kaldılar. Cemil Lamia’nın gözyaşlarını hissedebiliyordu. Lamia ise şimdi kendini huzurlu hissediyordu. Cemil kendini biraz geriye çekti ve Lamia’nın yanağını okşayarak;
“Hadi kalk.” dedi.
“Nereye?”
“Soğuk bir duş alıp kendine gelmen lazım…”
“Ben seninle duşa filan girmem!” dedi Lamia’nın sesi yine yükselmişti. Cemil kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu. Lamia’nın bu gel-gitleri o kadar keskindi ki… İçmek ona gerçekten yaramıyordu.
“Benimle girmeyeceksin canım. Kafanı eğeceksin bende soğuk su tutacağım.”
Lamia o anda midesinin bulandığını hissetti. Hafifçe yüzünü buruşturdu.
“Mide bulantısına iyi gelir mi bu soğuk duş?” diye sordu çocuksu bir sesle.
“Gelir…” dedi Cemil şefkatle gülümseyerek. Birlikte ayağa kalkıp banyoya doğru ilerlediler. Lamia Cemil’in dediklerini yapıp küvete doğru başını eğdi.
“Ayy! Bu su buz gibi!” diye çığlık atarken Lamia yarı yarıya kendine gelmişti.
“Soğuk duş.” dedi Cemil gülümseyerek.
“Bana bu kadar soğuk olacağını söylememiştin!” diye sitem etti Lamia.
Cemil duşu Lamia’nın başından çeker çekmez bir havluyla saçlarını sarmasına yardım etti. Birlikte banyodan çıktılar.
“Hadi biraz uyu…” dedi Cemil.
“Uyumak istemiyorum” dedi Lamia çocuk gibi mızmızlanarak.
“Kendine gelmek için uyuman lazım. Hadi diretme, gir yatağa.” Bir babanın otoriter tonu vardı bu sefer Cemil’in sesinde. Lamia direnemedi ve oflayarak kendini yatağa attıktan biraz sonra çoktan uykuya dalmıştı. Cemil de hafifçe gülümseyerek onun yanına uzandı ve kendisini deli gibi kıskanan karısının çocuksu yüzünü incelemeye başladı…

KınalıYapıncak
14-05-09, 21:13
ADADA YENİ BİR YAŞAM-4
CEMİLAMİA:love05:


Saib bey merdivenleri öfkeli bakışlarla inerken Kenan ve Cavidan bu tavrın onlar için olduğunun farkındaydılar..lamia ise bu gerginlikten kendini sorumlu tutuyordu..cemilin kolunu tutarak hafifçe kendisine çekti:

LAMİA:onları davet etmemeliydim..
CEMİL: (elini elinin üzerine koyarak)gülümse!zor bi gece olacak..

Saib bey Cavidanlara yönelmeden önce nimet ve umutla tokalaştı..nimet her zamanki gibi sıcak bir tavırla sarıldı saib beye:

NİMET:paşam özledik sizi vallahi..
SAİB: (gülümser)ben de öyle..isviçredeyken havasına,suyuna hasret kaldım buraların..tabi sizlere de!
UMUT:nasılsınız saib bey?(samimi bir şekilde elini uzattı)
SAİB:teşekkür ederim umut..sizi projelerinizden tanıyorum..çok iyi işler çıkarıyorsunuz..
UMUT:teşekkür ederim..ben de namınızı siyasetten biliyorum..zorlu bir rakipsiniz..
SAİB:ehehe..yok canım siyaset bana çok uzak artık..bi süre kendimi kabuğuma çekiyorum..

Saib bey umutla bu tatlı sohbetin ardından Cavidan ve kenana döndü:

SAİB:sizi beklemiyordum..süpriz oldu..
CAVİDAN:evet..bize de sürpriz oldu..
KENAN:dayı…(başıyla selam verdi)
SAİB:hoş geldin Kenan…

Saib bey tokalaşmak için elini dahi uzatmadı..kenan da beklemiyordu zaten..

CEMİL:şahika hanım neden gelmedi?
CAVİDAN:bir arkadaşına sözü vardı..size selamlarını iletti…saib beyle güzel bir gün geçirmişler..

Tüm bakışlar saib beye çevrilmişti o an..herkesin yüzünde belli belirsiz bi gülümseme vardı..saib bey şaşkın şekilde etrafına bakındı:

SAİB:Macide!hazır değil mi hala?
MACİDE:hazır efendim buyurun..
LAMİA:yemeğe geçmeden önce bişeyler içmek ister misiniz?
NİMET:aman şekerim sonra da içeriz..çok acıktım..

Lamiaya göz kırparak masaya doğru yöneldi..umutta hemen arkasından giderek nimetin sandalyesini çekti..cemil lamianın elini zarifçe kavrayarak masaya doğru yöneldi…Cavidan masaya oturmak için kenandan gerekli hareketi bekliyordu ama olmadı..çünkü Kenan sadece cemil ve lamianın hareketlerine odaklanmış onları izliyordu..cemil usulca lamianın sandalyesini çekti ve onu oturttu..seri hareketlerle lamianın karşısına oturdu..umutsa lamianın yanına oturdu..cavidan da umutun yanına oturmak için kenanı bekliyordu..çiftler masada karşılıklı oturacaktı..saib beyse baş köşeye..ancak Kenan ısrarla gözlerini cemilamiadan ayıramıyordu..cavidan dayanamadı:

CAVİDAN:hayatım!

Kenan birden irkildi..cavidan kenana sandalyesini işaret ederek gelip çekmesini ima etti bakışlarıyla..kenan hızlıca cavidanın tarafına geçerek sandalyesini çekti:

CAVİDAN:teşekkür ederim..

Kenan yerini aldığında yemeğe başlamaya hazırlardı..cemil kadehini eline alarak ayağa kalktı:

CEMİL:babacım(saib beye kadeh kaldırır)sevgili eşim(lamiaya kadeh kaldırır) ve misafirlerim(nimet,umut,Kenan ve cavidana kadeh kaldırır)öncelikle evime hoş geldiniz..uzun bi tedavi döneminden sonra yine sizlerle birlikteyim..yeniden doğmuş gibi..biricik eşim,meleğimiz ve babamla birlikte yepyeni bi hayata başladık..anıların en derin olduğu bu yerde..adada..şimdi uzun uzun protokol konuşması yapmak isterdim ama görüyprum ki benim gibi herkes çok acıkmış..

Bu sözler gülüşmelere neden olmuştu..

CEMİL:o yüzden..yani kısacası herkese afiyet olsun:)

Herkes kadehini bir kere de cemil için kaldırmıştı..Kenan bu sözlere öfkelenmişti ama yine içine atmayı yeğlemişti..yemeğe başlandı..nefis kokular eşliğinde cırcır böceklerinin sesleri,mis gibi çiçek kokuları,faytonların tıkırtıları onlara eşlik ediyordu..
SAİB:ee umut yeni projeler var mı?
UMUT:şimdilik yok..teklifler var ama pek içime sinen işler değil..
NİMET:diziden sonra herkes lamiayla birlikte görmek istiyor..
SAİB:lamia?kızım?sen düşünür müsün böyle bişey?
LAMİA:şimdi çok erken..eğer ikimizin de içine sinen bi iş olursa neden olmasın?

Kenan bu sözlere küstah bi gülümsemeyle karşılık verdi..lamia bunu fark ettiğinde kenana sert bi şekilde baktı..kenan hala geniş geniş gülümsemeye devam ediyordu..lamia içkisinden bi yudum aldı..sinirden deliye dönmüştü..’ne cüretle’ diye düşündü..o an cemil lamianın gerginliğinin farkına vardı..masanın üzerinden lamianın elini tuttu:

CEMİL:ben karımı her şekilde desteklerim..yeter ki istediği şeyleri yapabilsin..kendine yakıştırması önemli..

Lamia cemile dokunduğu anda tüm sinirlerini aldırmış gibiydi..sıcacık gülümsedi eşine..gözlerinin içi gülüyordu..kenan bu manzaraya pek alışık değildi..ne de olsa lamianın yaptığı her şeyden rahatsızlık duymuştu..onunla hiç gurur duyduğunu hatırlamıyordu..cemilin dudaklaından dökülen sözlerle bir kez daha yıkıldı:

CEMİL:seninle gurur duyuyorum sevgilim..

Cavidan bu sözler üzerine kenana baktı..kıpkırmızıydı..içkisinden aldığı her yudumda bir asabiyet,pişmanlık,hayal kırıklığı ve kin vardı..cavidan bu duruma daha fazla seyirci kalamadı:

CAVİDAN:kenanın albümleri yurt dışında satılmaya başlandı..
CEMİL:öyle mi?(alaycı bi sesle)
CAVİDAN:yazdan sonra program çok yoğun..turneler başlicak..şehir şehir gezecek..
CEMİL:ne güzel..kemandan anlayanlar akın eder artık..gıy gıy gıy..
KENAN:senin anlamaman ne büyük bi kayıp!
CEMİL:hayatım biraz daha şarap?

Cemil kenanı duymamıştı bile..duymak istememişti..kendi kendine konuşması onu daha da öfkelendirmişti..

UMUT:bugün nimete de sordum..siz nasıl tanıştınız cemil?
CEMİL:kim?kenanla ben mi? (dedi gülerek)
UMUT:hayır..sen ve lamia..

Lamia gergin bi ifadeyle önce cemile sonra da kenana baktı..kenan alaylı bi gülümsemeyle cavidana bakıyordu..cavidan da oldukça gergindi..

NİMET:hayatım nerden çıktı bu?
UMUT:sana da söyledim..merak ediyorum..
CEMİL:lamia bizimle birlikte yaşıyordu..o zaman daha 18 yaşındaydı..
LAMİA:Macide ablalara yardım ediyordum..
UMUT:nasıl yani?bi nevi yardımcıydın yani?
LAMİA:hıhı..yengemlerin yanında kalıyordum aslında..sonra bi gün..

Gözlerini kenana çevirdi..kenan utangaç bi tavırla bakıyordu lamiaya..lamianın gözleri doldu:

LAMİA:hayatımı değiştirecek bi karar aldım..yengemler beni zorla evlendirmek istiyordu..evden kaçtım..ama gidecek hiç bi yerim yoktu..saib beylerin merasim köşküne sığındım..

Cemil lamianın her detayını anlatacağından endişeliydi:

LAMİA: (gözlerini kenandan kaçırdı)sonra sabah cemil ve saib bey beni uyurken buldular orda..sonra da yanlarına aldılar..
CEMİL:şimdi de biricik karım gördüğün gibi..
NİMET:öğrendin işte daha fazla kurcalama istersen..

Umut ‘peki’ anlamında başını salladı..kenansa hikayede yer bulamadığı için üzülmüştü..ama umut zaten bu kısmını biliyordu..detaylı olmasa da meleği,Kenan ve lamianın yaşadıklarını az çok biliyordu..sadece cemille nasıl tanıştıklarını merak etmişti..kah gergin kah keyifli geçen yemeğin ardından Kenan meleği görmek için yukarı çıkmıştı..nimet ve umutsa bahçede keyifli bir sohbetin ardından yarı uyur halde oturuyorlardı:

NİMET:aşkım benim çok uykum geldi..
UMUT:yavaş yavaş kalkalım o zaman..
LAMİA:aa nereye burada kalın bu akşam..
NİMET:yok rahatsız etmeyelim..hem bizim ufak tefek işlerimiz var..

Lamia cemile baktı..ikisi de utanmıştı ama birbirlerine alaylı bir şekilde gülümsüyorlardı..

CEMİL:eh başka zaman o halde..
UMUT:bize müsaade..her şey için teşekkürler..
NİMET:çok güzeldi hayatım..(lamiayı öper)
LAMİA:rica ederim..yine gelin..
CEMİL:aman arayı fazla açmayın özleriz sonra:)
NİMET:ilahi cemil…yarın akşam da siz bize gelin..
CEMİL:ben bilmem karım bilir:)
LAMİA:cemiiill…geliriz canım..
NİMET:oldu o zaman..yarın görüşürüz..
UMUT:aşkım şu adayı dolaşma işini yarın yapsak nasıl olur?
NİMET:a evet..yarın gezelim mi ne dersiniz?
LAMİA:oluurr..
CEMİL: (esner)oluu oluuu…

Lamia cemili koluyla dürter..cemil lamianın kulağına eğilir:

CEMİL:heyecandan uykum geldi napiim:)

Lamia odalarındaki havlu manzarasını hatırlar,kızarır:

NİMET:neyse şekerim iyi geceler!
C&L:iyi geceler!

Umut ve nimet el ele köşkten ayrılırken Cavidan saib beyle koyu bi sohbete dalmıştı:

SAİB:şahika hanıma da söyledim buradan bi ev almak gerçekten güzel bi fikir..
CAVİDAN:biz de kenanla bakıyoruz..tabi halam da ne zaman isterse bizimle kalabilir..ama kendine ait bi ev almak istediğinden hiç bahsetmemişti..
SAİB:bu ara fiyatlar çok makul..malum ekonomik kriz..bence kaçırmamalı..
CAVİDAN:bakalım..eğer öyle bi düşüncesi varsa birlikte gezeriz evleri yarın..
SAİB:ben de eşlik ederim size..civardaki evleri az çok biliyorum..
CAVİDAN:çok iyi olur..
CEMİL:ne kaynatıyosunuz?
SAİB:şahika hanım da ev almak istiyormuş da adadan..
CEMİL:yarın birlikte bakarsınız o zaman..
SAİB:ben de onu diyorum..az çok bilgim var civardaki evlerden..yardımcı olurum..
CEMİL: (imalı biçimde)hıhı…

Cemil ve Cavidan gülmemek için zor tuttular kendilerini..

CAVİDAN:neyse..biz de kalkalım artık..
CEMİL:nereye?burda kalın bu akşam..
CAVİDAN:yok..halam da yalnız kalmasın zaten..
SAİB:onu da çağırırız..
CEMİL: (saib beye bakar)evet evet..odalar boş..macideye söliim de size hazırlasınlar birini..
CAVİDAN:cemil hiç gerek yok gerçekten..
LAMİA:noldu?
CEMİL:Cavidanlar kalkıyomuş..(lamiaya kaşlarını kaldırarak baktı)
LAMİA:neden kalmıyorsunuz?
CAVİDAN: ………
LAMİA:çekindiğiniz bişey mi var yoksa?

Cavidan lamianın neyi ima ettiğini anlıyordu..cemilse lamiaya şaşkınlıkla bakıyordu..bu kadar cesur olmasını o bile beklemiyordu..

CAVİDAN:bişey mi ima etmeye çalışıyosun?
LAMİA:ben böyle bişi sölemedim..siz söylüyosunuz..

O sırada Kenan bahçede belirir:

CAVİDAN:hadi Kenan..

Kenan aklından geçenleri uygulamak istiyordu..erteleyemezdi..

KENAN:kalalım Cavidan..melekle uyumak istiyorum bu gece..
CAVİDAN:meleği alıp bize götürelim..kalmamız şart değil..(lamiaya baktı)tabi annesi izin verirse..
LAMİA:tabi..
KENAN:kalalım dedim…

Cavidan kenanın konuşma tarzını hiç beğenmemişti..çok ısrarcıydı..aklından geçenleri okumak için nelerini vermezdi o an için..

CAVİDAN:peki..sen bilirsin..
CEMİL:macideye söliim de ikinci kattaki odayı hazırlasınlar..macide!
MACİDE:buyurun cemil bey?
CEMİL:ikinci kattaki odayı hazırlayın..Cavidan ve Kenan için..
MACİDE: (biraz şaşkındı)pe..peki efendim..

Cemil ışıltılı gözlerle lamiaya baktı..lamianın neler yapmak istediğini biliyordu..kenana neyi ispat etmek istediğini…böylelikle lamia kenana meleğin babasından başka bişey olmadığını ispatlayabilirdi..yapacaktı da..

Köşkteki sessizlik herkesin odasına çekildiğinin bi ispatıydı sanki..duvardaki saatin tıkırtısından başka ses yoktu koridorlarda..odalarda..cemil yorgundu..üzerindekileri çıkartıp altına bi şort çekip uzanmıştı yatağına..üzeri çıplaktı..şilteyi yarısına kadar çekmiş,üst kısmını açıkta bırakmıştı..sağ elini başının altına almış,yüksek yastığında düşüncelere dalmıştı..lamia ise yüzündeki makyajı temizliyordu..bir ara cemilin durgunluğunu fark etti,ona dönmeden konuşmaya başladı:

LAMİA:yoruldun mu?
CEMİL:hem de nasıl..yordular beni..sorularıyla,tavırlarıyla..
LAMİA:tahmin ettiğimden daha durgun geçti..
CEMİL:evet..nasıl olduysa Cavidan çenesini tutabildi..
LAMİA:kalmaları için neden o kadar ısrar ettin?
CEMİL:bilmiyorum..o anlık bişeydi..
LAMİA:fazla ısrarcıydın..
CEMİL:oldu bi kere napalım..

Lamia puftan kalktı..üzerindeki beyaz sabahlığı çıkardı yavaşça..şimdi sadece geceliği vardı üzerinde..satendi..sırt dekoltesi oldukça derindi..cemilin gözlerini alamadığı biçimli sırtı yine açıktaydı..yatağa gidere cemilin yanına kıvrıldı..göğsüne yattı,parmaklarıyla bedeniyle oynamaya başladı..cemil de hafifçe sarıldı karısına..çok güzel bi tabloydu..

LAMİA: (derin bi nefes aldı)işte benim ilacım burası..
CEMİL: (lamianın saçlarından öptü)umutun bu kadar meraklı olduğunu bilmiyodum..
LAMİA:sorma..
CEMİL:nimet bi ara gitti geldi ama:)
LAMİA:umutun her şeyi öğrenmesinden korkuyo..

Bi an ikisi de öylece kaldı..birbirlerine baktılar..ne kadar çok şey yaşanmıştı..paylaşılan ne kadar çok şey vardı..cemile kızmıyordu..kızamıyordu..çünkü kendi de hatalar yapmıştı..bunu da biliyordu..ne yaşanırsa yaşansın mutluluğuna gölge düşürmesini istemiyordu..
Lamia cemilden gözlerini kaçırdı..yattığı yerden doğruldu,yataktan çıktı,sabahlığını giydi:

CEMİL:nereye?
LAMİA:susadım..
CEMİL: (gülümseyerek)geç kalma ama:)

Lamia cemile yaklaştı..eğildi..göğüs dekoltesi cemilin gözünü alıyordu..cemilin dudaklarına küçük bi öpücük kondurdu:

LAMİA:hemen geliyorum..

Lamia odadan çıkarken cemilin mutluluğu kocaman bi tebessümle yüzüne yayılmıştı..
Lamia köşkün merdivenlerini teker teker inerken küçük gıcırtılar kulaklarını tırmalıyordu..kenan henüz uyumamıştı..belki de lamianın bi şekilde aşağı inmesini bekliyordu zaten inmezse kendi çağıracaktı..ama o anda merdivenden gelen gıcırtıları duydu..yastığından kaldırdı başını..kapıya doğru çevirdi kulağını..ani bir hareketle yatağından kalktı..cavidan bunu hissetmişti:

CAVİDAN:Kenan?
KENAN:efendim?
CAVİDAN:noldu?
KENAN:su içmeye gidiyorum..

Kenan meleğin başına küçük bi öpücük bıraktı..saçlarını okşadı..ne de güzel uyuyordu..melekler gibi..
Kenan odanın kapısını biraz araladı..inenin lamia olduğundan emin olmak istiyordu..karanlıkta beklemeye başladı..nefesini duyabiliyordu..önce beyaz sabahlığın etekerini gördü..sonra biçimli bir bel..sonrada saçlarını..lamiaydı bu..kenan nefesinin hızlandığını hissedebiliyordu..kalbinin ritmi hızlanmıştı..lamia 2.merdivenlere geldiğinde Kenan sessizce kapattı kapıyı..sesleri dinledi..indiğine emin olduğunda da tekrar kapıyı açarak odadan dışarı çıktı..önce yukarıya bir göz attı..kimse yoktu..cemilin uyanık olma ihtimalini göz önüne alarak hızlı hareket etmeliydi..koşar ama sessiz adımlarla merdivenlerden aşağıya indi..lamiaya baktı..mutfağa iniyordu..biraz bekledi..lamia gözden kaybolduğunda da hızlı adımlarla dar antreden geçerek mutfağa yöneldi..
Lamia buz dolabının kapağını açmış,öylece bakıyordu..ışığı açmamıştı..bahçe aydınlatmasının ışığı mutfağa vuruyordu zaten..sürahiyi aldı dolaptan..kapağı kapattı..kenansa gizli bir şekilde lamiayı izliyordu..lamia bir sandalye çekti..oturdu..suyu bardağa boşalttı..yudumlarken içinden akan serinliği hissedebiliyordu..kenansa kapının kirişine dayanmış onu izliyordu..lamia karanlıkta birini fark etti:

LAMİA:cemil?

Ses vermedi Kenan..

LAMİA: (güldü)bekleyemedin dimi?
KENAN:benim..

Lamia birden irkildi..dudaklarının arasından çıkan küçük tiz çığlığa engel olamadı..kenan parmağıyla dudaklarını kapatarak:

KENAN:şşş…korkma!

Lamia hızla kalktı sandalyesinden..

LAMİA:senmiydin..
KENAN:korkutmak istemedim..
LAMİA:ben..cemil zannettim de..
KENAN: ……..
LAMİA:noldu?melek mi huysuzlandı yoksa?
KENAN:hayır..çok güzel uyuyo..şey..ben su içmek için indim de..
LAMİA:hımm..

Lamia sürahiyi işaret ederek kapıya yöneldi..tam mutfaktan çıkmak üzereydi ki Kenan lamiayı bileğinden yakaladı:

KENAN:lamia…
LAMİA:bırak beni Kenan..
KENAN:konuşmamız lazım..lütfen…
LAMİA:lütfen Kenan..konuşcak bişey kalmadı..söylenecek her şeyi söyledik biz birbirimize..

Kenan lamiayı kendine biraz daha çekti..lamia kenanın nefesini hissedebiliyordu:

KENAN:benim kadar sevebildin mi cemili?
LAMİA:bırak…

Lamia ellerini çekiyor,kenandan kurtulmaya çalışıyordu..ama kenana gücü yetecek kadar yeterli hissetmiyordu kendini..

KENAN:onu da öpebildin mi dudaklarından?bana hissettiklerini hissedebildin mi lamia?!
LAMİA: …….
KENAN:lütfen söyle..
LAMİA:Kenan bırak beni..bu konuşmayı yapmanın bi anlamı yok!
KENAN:hayır var!sen mutlu değilsin lamia!cemille mutlu değilsin!oynuyosun!
LAMİA: (kenanın gözlerine bakarak)sen hastasın!
KENAN:mutlu olduğuna inanmıyorum!benim kadar sevmiş olamazsın onu!
LAMİA:aksine senden daha çok sevdim onu!ve hala çok seviyorum!
KENAN:yalan!
LAMİA:ne yaptığını sanıyosun sen!bu ne cüret!ben artık cemili seviyorum!sen kim oluyosun da..

Lamianın cümlelerini bitirmesine izin vermeden lamianın dudaklarını öpmeye yeltendi..lamia ise ani bi hareketle başını çevirdi..var gücüyle kenanı itti..öfkeyle kenana baktı:

LAMİA:sakın!!sakın!!
KENAN:sen hala beni seviyosun!
LAMİA:hastasın sen Kenan!gerçekten…

Kenan kendini toparladı ve tekrar lamiaya yaklaştı..lamianın elini kendi kalbinin tam üstüne koydu:

KENAN:bak..dinle..hisset..şimdi söyle beni sevmediğini!
LAMİA: (elini çeker)keşke cemil gibi sevebilmeyi öğrenseydin..hayatta bi kere olsun gerçekten sevmek neymiş sevilmek ne demekmiş bi kez olsun tadabilseydin..bunları yaşayamicak olmana gerçekten üzülüyorum!

Lamia acıyan gözlerle bakıyordu kenana..

LAMİA:kendinden başkasını düşünmeyen,etrafındaki herkesin duygularını hiçe sayan bi adamsın sen!bi kalbin olduğundan bile şüpheliyim Kenan!işte bu yüzden az önce hissedemedim…kalbinin sesini dinleyemedim..çünkü senin bi kalbin yok!

Lamia sadece öfkeyle bakıyordu kenana..hızlıca arkasını döndü ve mutfağı terk etti..merdivenlerden çıkarken cemile olan sevgisinin bi kez daha farkına varmıştı..ona ne kadar aşkla bağlandığını bu gece tekrar fark etmişti..belki de bunun için kenana teşekkür borçluydu..odasına geldiğinde yüzünde gururlu bi tebessüm vardı..kenana yenilmediğini,gerçekten sevip sevilebildiğini yüzüne vurmuştu pervasızca..şimdi eskisinden daha fazla sarılacaktı cemile..onun sevgisine..
Lamia odaya girdiğinde cemilin bıraktığı gibi yatağa uzanmış olduğunu gördü..kapıyı yaslanarak kapattı..cemil ona bakıyordu..biraz olduğu yerden doğruldu..lamia derin bi nefes aldı yatağa yaklaştı:

CEMİL:özledim…:img-in_lo
LAMİA:ben de..:img-in_lo

devam edecek:img-wink:

Billush
16-05-09, 19:46
Cemil ve Lamia büyük salondan içeri girdiler. Bu bir veda yemeğiydi. Lamia’nın Kenan’a gittikten sonra başladığı ve uzun zamandır sürmekte olan dizisi bitmişti… Lamia derin bir nefes aldı. Cemil hafifçe başını Lamia’ya doğru çevirip onun koluna girmiş olan koluna dokundu. Güven vermek istercesine hafifçe gülümsedi. Lamia da ona içten bir gülümsemeyle karşılık verdi. Birazdan etrafını gazeteciler saracaktı. Medyada Lamia’nın hamile olduğuna dair haberler dolanmaya başlamıştı. Hafifçe gülümsedi. Bu düşünce onu mutlu ediyordu. Bir an için geriye döndü;

Lamia elindeki testle odanın içinde dolaşmaya başladı. Derin derin nefes alıyordu. Bu fazlasıyla hazırlıksız olduğu bir durumdu. Elindeki testi dayanamayıp odadaki konsolun üzerine bıraktı. Saate baktı. 8i geçiyordu. Cemil birazdan gelir diye düşündü… Tedirgindi, telaşlıydı,sonucu merak ediyordu, yeni bir çocuk düşüncesini sindirmeye çalışıyordu… Sehpadaki sürahiye uzandı ve bardağı ağzına kadar suyla doldurdu. Ardından tüm bardağı bir dikişte içti. Sıcak suyun midesine inişini hissetti. Derin bir nefes aldı. Tekrar saate baktı.Konsolun üzerindeki teste uzaktan baktı. Gerçek tam oradaydı şimdi. Yeniden anne olabilir ve Cemil’i de çocuk sahibi yapabilirdi ya da sadece kuruntu etmişti… Bu karmaşaya daha fazla dayanamıyordu ki kapının açıldığını duydu.
“Hayatım?”
Lamia tedirgin ifadesini yüzünden silemeden Cemil’e döndü. O an beyninde bir fırtına kopmuş gibi hissetti. Ya Cemil çocuk sahibi olmayı istemezse? Bunun canını ne kadar acıtacağını fark ettiğinde yeniden hamile kalmak istediğini fark etti…
“Neyin var canım?” diye sordu Cemil merakla.
Lamia cevap vermeden yatağın kenarına oturdu. Göz ucuyla teste baktı yeniden. Cemil o anda konsolun üzerinde duran hamilelik testini fark etti. Ufak çaplı bir şok yaşayıp birkaç saniye bir şey söyleyemedi. Ardından yatağın kenarında bomboş bir yüz ifadesiyle oturan karısının yanına yaklaştı ve diz çöktü.
“Gerçekten böyle bir ihtimal var mı?” dedi. Sesinden şaşkınlığı açıkça belli oluyordu.
Lamia başını sallamakla yetindi. Cemil konsoldaki teste baktı.
“Ne kadar var daha sonucun çıkmasına?” diye sordu. Bu sefer merak ve heyecan doluydu sesi.
Lamia başını kaldırıp Cemil’e baktı.
“Az sonra sonuç belirir… Bir şey sormak istiyorum Cemil. Bunu şimdi bilmeye ihtiyacım var. Testin sonucunu görmeden önce.”
Cemil merak dolu bakışlarını Lamia’nın gözlerine dikti. Lamia devam etti.
“Eğer hamileysem… yani gerçekten hamile kalmışsam…” cümleyi tamamlayamıyordu bir türlü. Sonra olduğu gibi söylemeye çalıştı.
“Testi konsolda gördüğünde ne hissettin?” diye sordu.
“Ne mi hissettim?” bir an duraksadı. “Sanırım telaş, merak ve heyecan.” diye sıraladı. “Ya sen şu an ne hissediyorsun?”
“Sanırım aynısını…” Cemil’in cevabı içine su serpmişti ama istediği cevap tam olarak bu değildi.
“Eğer hamileysem ne olacak Cemil?” diye sordu.
Cemil şaşırarak Lamia’ya baktı.
“Nasıl ne olacak?”
“Bu bebeği istiyor musun?”
Cemil hayrete düşmüş bir halde, “Bu nasıl bir soru?” diyebildi.
“Elbette ki onu istiyorum Lamia. Aksini nasıl düşünürsün? O ikimizin bebeği… Üstelik ben çok istememe rağmen baba olma şansını iki kere kaçırmış bir adamım. Onu nasıl istemem? İkimizin çocuğu o…” Son cümleyi o kadar şefkat dolu bir tonla söylemişti ki Lamia asıl cevabı Cemil’in ses tonundan aldı.
“Zaman doldu.” dedi telaşlı bir şekilde. Derin bir nefes aldı.
Cemil Lamia’nın eline uzandı ve zarif bir şekilde öptü. Yanındayım demek ister gibiydi. Ayağa kalkıp Lamia’nın yanına oturdu. İkisinin de kalbi deli gibi çarpıyordu. Gerçek… gerçek birazdan onların karşısında olacaktı. Lamia teste uzandı. Kalbinin atışı git gide hızlanıyordu. Teste baktı, hafifçe yutkundu.
“Lamia?” Cemil merak dolu gözlerle bir Lamia’ya bir elindeki teste bakıyordu.
“Allah aşkına bir şey söyle. Yoksa az sonra kocanı kalp krizinden kaybedebilirsin!” dedi neşeli davranmaya çalışarak.
Lamia başını kaldırdı. Hafifçe gülümsüyordu.
“Hamilesin?” dedi Cemil.
Lamia evet anlamında başını salladığında Cemil içinde tarifi mümkün olmayan bir sevinç hissetti. Baba oluyordu! Annesinin Lamia olacağı bir çocukları olacaktı. Mutluluk dalga dalga vücuduna yayıldı ve hemen Lamia’ya sarıldı. Lamia da kollarını Cemil’in boyuna dolayıp ağlamaya başladı. Öyle sessiz ağlıyordu ki Cemil onun ağladığını ancak gömleğini ıslatan göz yaşlarını hissettiğinde fark edebilmişti. Hafifçe geri çekildi.
“Neden ağlıyorsun?” diye sordu merakla.
“Sevinç, hüzün, geçmiş…” diye özetledi Lamia.
Cemil cevap vermeden tekrar sarıldı Lamia’ya. Ne demek istediğini çok net anlamıştı…
Lamia Cemil’den ayrıldığında sarılmalarının üzerinden dakikalar geçmişti. Lamia’nın tek söylediği;
“Çok mutluyum çünkü bebeğimizi taşıyorum. Çok hüzünlüyüm çünkü Melek’e hamile kaldığımı haber aldığımda hapishane koşuğundaydım ve doğru dürüst sevinememiştim bile…”

Şimdi artık hissettiği hüzün çoktan kaybolmuştu. Sadece neşe hissediyordu. Daha sadece dört haftalık hamileydi ve haber medyaya çoktan sızmıştı. Cemil Lamia’nın tedirginliğinin sebebini biliyor ve sonu sakinleştirmeye çalışıyordu.
Başrol oyuncularının, yönetmenin ve yapımcının yer aldığı masada kendilerine ayrılmış sandalyelere doğru yöneldiler. Umut onları gülümseyerek karşıladı.
“Hoş geldiniz. Nerede kaldınız?” diye sordu.
“Bayanları bilmiyorsun sanki Umut.” diye karşılık verdi Cemil Nimet’e bakarak. Karşılıklı gülümsediler.
“E dizi bitti Lamia. Ne yapmayı planlıyorsun?” diye sordu Nimet.
Lamia Cemil’e ufak bir bakış attı. Bu konu hakkında konuşmuş ve bir karara çoktan varmışlardı.
“Bu konuda bir karar verdim aslına bakarsan.” dedi.
“Meraktan çatlatmasana Lamia. Ne kadar verdin? Bir yığın teklif var biliyorsun. Dizinin bitmesiyle yapımcı firmalar yarışa başladılar bile.”
“Kararımı basının içeri alındığında onlara açıklayacağım. Eminim ki herkes için yeterli bir cevap olacak.” dedi ve sustu. Nimet de üstelemedi.
Sakin ve neşeli bir yemek yediler. Ekip bunca zaman sonra ayrılacağı için üzgün ama sonunda dinlenme fırsatı yakalayacağı için mutluydu ama Lamia ve Cemil salondaki en mutlu insanlar olduklarına emindiler.
Yemek bittikten yarım saat sonra basın içeri alındı. Lamia kendini ne kadar hazırlamış olsa da yine de içini bir heyecan kapladı. Basın hemen onun, Cemil’in ve Umut’un oturduğu masaya yöneldi. İlk soru Umut’a geldi.
“Hakkınızda çıkan evlenecek söylentileri doğru mu Umut Bey?”
Umut gülümseyerek yanındaki Nimet’e baktı. Ardından onun elini tutarak; “Kesinlikle doğru.” diye yanıtladı. Ardından onlarla ilgili birkaç soru daha geldi. O sırada başka bir gazeteci Lamia’ya yöneldi.
“Lamia Hanım hamile olduğunuza dair haberler var. Bu konuda ne diyeceksiniz?”
Nimet, Umut ve masadaki herkes bu soru karşısında Lamia’nın yanıtını beklemeye başladılar. Cemil zaten yanıtını bildiği bu sorunun karşısında gülümsemekle yetindi.
“Ben de bunu sormanızı bekliyordum.” diye başladı Lamia. Gazeteciler arasında ufak bir uğultu oldu ve anında kesildi.
“Bu haber medyaya nasıl sızdı, sizler nasıl ulaştınız bilmiyorum ama haber doğru arkadaşlar. Ben ve Cemil bebek bekliyoruz.”
Gazeteciler arasında bir uğultu başladı tekrar. Nimet ve Umut da şaşkınlıkla Lamia ve Cemil’e bakıyorlardı.
“Bebek kaç aylık?” sorusu uğultu içinde kendini belli etti.
“Daha sadece 4 haftalık. Açıkçasını söylemek gerekirse bunu bu kadar erken açıklamak niyetinde değildim ama bu haber çıktıktan sonra yalanlamak da olmazdı.”
“Diziniz bitti. Sizi yeni projelerde görebilecek miyiz?”
“Şu aralar sanmıyorum… Cemil ve ben hamilelik dönemim ve doğumdan sonra belli bir süre boyunca çalışmamamın daha doğru olacağı konusunda hem fikiriz. Dolayısıyla beni ancak eşimle birlikte görebileceksiniz.”
“Oyunculuk kariyerinizin son bulduğu anlamına mı geliyor bu?”
“Bu konuda bir karara varmadım. Oyunculuk zevkli ama çok yorucu bir iş. Ben de malum oyunculuk eğitimi almış biri değilim. Doğumu takip eden aylarda çok iyi bir proje çıkmadıkça oyunculuğa geri dönmeyi düşünmüyorum. Çocuklarım ve eşime zaman ayırmak, dinlenebilmek istiyorum.”
Sorular birbirini kovaladı. Lamia soruları yanıtlarken yarın gazetelerde çıkacak haber başlıklarını hayal edebiliyordu.
“Paşazade çifti bebek bekliyor!”
“Lamia Paşazade bebek için oyunculuğa ara verdi.”
Sonra sorular başlayacaktı. Cemil’in çalışmasını istemediği düşünülecekti. Bu konu üzerine Cemil’le uzun uzun konuşmuşlar, tüm ihtimalleri düşünmüşlerdi…
Gazeteciler salondan çıkartıldığında Nimet merak dolu bakışlarla Lamia’ya yaklaştı.
“Aşk olsun Lamia. Hamilesin ve ben bu haberi gazetecilerle birlikte öğreniyorum. Oysa o haberleri birer dedikodudan ibaret sanmıştım.”
“Biz de daha yeni öğrendik canım. Basın nasıl haberdar oldu anlayamadık ki. Üstelik karmaşık duygular içerisindeydik. Önce kendimize gelmek istedik.”
Nimet gülümsedi.
“İkinci defa anne oluyorsun demek…”
“Öyle…”
“E hayırlı olsun ne diyeyim.” Sonra birkaç adım ileride Umut’la konuşan Cemil’e döndü.
“Baba oluyorsun ha Cemil?” derkenki sesindeki hafif titreme Cemil’le Lamia’nın dikkatinden kaçmadı.
“Ya. Öyle.” demekle yetindi Cemil.
Akşam salonda bu yeni haberin yankılarıyla son buldu. Lamia ve Cemil eve vardıklarında saat gece yarısını geçiyordu. Cemil anahtarı, anahtar deliğine sokup yavaşça çevirdi.
“İnsanın kendi evine bu şekilde girmesi de garip oluyor.” dedi kısık sesle ve gülümseyerek. Lamia da gülümsedi. O an ikisinin aklından da aynı şey geçiyordu…
Lamia merdivenlerden sessiz ve ağır adımlarla çıkmaya başladı. Haberi açıkladığından beri zihnindeki düşünce aynıydı. Yeni bir çocuk… Daha ufacıktı, içindeydi…
Odasına yöneldiğinde düşünceli hali Cemil tarafından fark edildi.
“Düşüncelisin…” dedi.
“Evet. Yeni bir bebek düşüncesi… Onun şu an içimde büyüdüğü düşüncesi… Öyle hoş ki.”
Cemil içtenlikle gülümsedi. Lamia yatağın üzerine oturduğunda Cemil Lamia’nın karnına dokundu.
“Şuracıkta ikimize ait bir şey var.” dedi. Sesi şefkat doluydu.
Lamia uzanıp yatağın başındaki gece lambasını yaktı. Gece lambasından yayılan loş ışık Cemil’in suratına vurduğunda yüzündeki o gülümseme artık daha belirgin bir şekilde görünüyordu.
“Evet. İkimize ait!” dedi gülümseyerek.
“Umarım gözlerini senden alır.” diye ekledi.
“Senin gözlerinde ne varmış?” diye muhalefete geçti Cemil.
“Bir şey yok. Problem de o. Derin bakışlı bir çocuk olsun istiyorum.” Bir an duraksadı.
“Derin bakışlar doğuştan gelen bir şey değil Lamia. Yaşananların kazandırdığı bir şey. Umarım kaderi güzel olur.” Sesinden geçmişe ait şeylerin zihnine üşüştüğünü hissetti Lamia.
“Senin de benim de kaderim pek iyi değildi evet. Ben yetim kaldım, sen annesiz büyüdün. Ben bir sığıntı gibi yaşadım, sen zengindin fakat mutsuzdun. Sen mutsuz bir ilk evlilik yaşadın benim ilk iki evliliğim formalitedendi.” Son cümleyi söylerken gözleri kesişti.
“Ama birbirimizi bulup bu talihsiz kadere bir son verdik işte.” dedi. “O annesi ve babasıyla birlikte, mutlu bir evde büyüyecek. Kaderi de inşallah bizim gibi gerçek sevgiyi bulacak kadar güzel olacak.” Bunları söylerken hafifçe karnını okşuyordu. Cemil de elini Lamia’nın elinin üzerine getirdi. Lamia’nın elini alıp dudaklarına götürdü.
“İnşallah canım.” dedi.
Bir süre öyle kaldıktan sonra ikisi de üzerlerini değiştirdiler. Yatağa uzandıklarında artık o yatakta iki kişi olmadıklarının farkına o gece vardılar. Artık üç kişiydiler… Melek ve yeni bebekleriyle kocaman bir aile olmak üzereydiler…

::Lové's::
21-05-09, 17:55
Komik Senaryo (1)

Cemil tarafından,tüm Miss Paşazadeler evine davet edilmiştir. M.P (Miss Paşazade'nin kısaltılışıdır.)

Cemil:Hoş geldiniz kızlar...
M.P:Hoş bulduk...
Cemil:E Buyrun geçin.
GİZO:Önden ben...
ayşem:Hayır ben...
Lilya:Hop hop ne oluyor...
KınalıYapıncak:Ya durun ben geçicem.
Berna:Kızlar akıllı olun,aklınızı alırım...
pinkzone:Sana ne oluyor be ?
Berna:Öncelik benim,kusura bakmayın...
Loves:Yok ya...Önce ben giricem.
Cemil:Kızlar durun ! çekiştirmeyin birbirinizi...
M.P:Peki Paşam...

Hep birlikte içeri gireriz.

Cemil:Size salata yapayım mı ?
Billur:Ay ne güzel olur,çok severim...
Loves:Sadece sana sormadı canım.
KınalıYapıncak:Kendi kendine gelin güvey oluyor.
GİZO:Evet niye atlıyorsun hemen...
Billur:Aman iyi be tamam.
Berna:Şşttt...sakin olun yoksa banlarım sizi...
pinkzone:Burası forum değil güzelim...
Berna:Ay hemende cevap hazır.Çekimiyorsun değilmi beni ? hep kıskanıyorsun sen beni...:D
pinkzone: Haha...Ayol senin nereni kıskanıcam.Ben koskoca mavi renk pinkzone...Ya sen kimsin ? nesin ?
Berna:Ben kırmızı berna gün...Asıl sen kimsin ?
Cemil:Yine ne oldu ?
Lilya:Boşverin paşam.Uzun hikaye...
Loves:Forum hikayesi...
ayşem:Bunlar Hüseyin Kenan Gün gibi olmuşlar.(kıkırdamaya başlar)
Berna:Kes !!
Cemil:Bir sorunmu var ?
Berna:Yok paşam,çok özür dileriz...
Cemil:Lütfen tartışmayın.Neyse,salata'ya zeytin koyayım mı ?
GİZO:Yok yiğidim ben sevmem koyma...
KınalıYapıncak:Ay sadece sanamı sordu sanki...Sen sevmiyorsan sevme.Biz seviyoruz...Koy Cemilim koy..:D
Cemil:Karar verin ?
ayşem:Koy anam koy...
Cemil: ??
Loves:Koy paşam koy...
Lilya:Koy yiğidim koy...
pinkzone:Banada koy...
Cemil:Haa ??
M.P:"öhü öhü"
pinkzone:Şey yani benim salatamada zeytin koy.:D
Cemil:Peki...
------------------------------------------------------------
Cemil:Evett...Salatalar hazır.
ayşem:Oy kurban olurum ben sana.Ne güzel salatalar bunlar böyle...
Lilya:Maşallah maşallah...
Berna:Pek bir hamaratız.
Gizo:Tü tü tü...Allah nazarlardan saklasın.
pinkzone:Allah,himalayalarını başımızdan eksik etmesin.
KınalıYapıncak:Amin amin...
Cemil:Sağolun,utandırıyorsunuz beni.E hadi afiyet olsun...
M.P:Sağolun...

ayşem:Ay çatalım düştü...
Cemil:Dur ben alırım.
ayşem:Yok siz zahmet etmeyin ben alırım.
Cemil:Olurmu hiç öyle şey ?

Cemil eğilir.Açık yakasından tüm Himalayaları görünür.

KınalıYapıncak:Of anam...!
Lilya:Kızlar,benim gördüğümü sizde görüyormusunuz ?
Loves:Hemde nasıl...
pinkzone:Bayılmak üzereyim...
Berna:Bende...
Gizo:Bende...
Billur:Dokunsak mı acaba ?
Loves:Olmaz,ayıp...

"O sırada ayşem,Cemil'in Himalayalarına zeytin atar.Cemil irkilir..."
ayşem:Ne oldu paşam ?
Cemil:İçime birşey girdi sanki...
"Hepimiz telaş yaparız.Ayşem kıkırdar..."
Berna:Aman Allahım !! Soyunun hemen...
KınalıYapıncak:Evet evet..ciddi birşey olabilir.
Loves:Kesinlikle...
Cemil:Yok canım abartmayın okadar.Bana öyle geldi heralde...
Billur:Yok yok kesin vardır birşeyler...
Lilya:Evet böcek olabilir.
Gizo:Akrep'te olabilir.
Cemil:E yok artık...
ayşem:Durun ben soyunmanıza yardımcı olayım.
pinkzone:Yok yok ben yardımcı olurum.
Berna:Şştt Aloo..Ben varken size iş düşmez...
Gizo:Asıl ben varken size iş düşmez...Yiğit benimdir,hep benim kalıcaktır.
KınalıYapıncak:Hadi ordan be !!
Cemil:Arkadaşlar yine başlamayın.Ben kendi kendime çıkartırım.

"Hepimizin gözleri,Cemil'in himalayalarına takılmıştır."
Cemil: (gülmeye başlar) Bu ne ya...
Loves:Aaa zeytin...
ayşem:Kim koydu onu oraya ? Nekadar ayıp ya...
pinkzone:Terbiyesizler...
Billur:Oha felan oldum yani...
Berna:Budamı gelicekti başımıza...
Cemil:Hayır yani zeytin ne alaka onu anlamadım ben.Neden biri üstüme zeytin atsın ki ?
"Ayşem kıkırdamaya başlar.Tüm M.P ekibi ayşem'e bakarız."
KınalıYapıncak:Sen yaptın !!
ayşem:Ne diyorsun be...
pinkzone:Evet evet...o zeytini oraya sen attın !
ayşem:aaa üstüme iyilik sağlık.
Gizo:Sırf paşamızın Himalayalarını görmek için...
Berna:Bunudamı yapıcaktın bize.
Cemil:Tüm bunlar himalayalarımı görmek içinmiydi ?
ayşem:Tamam ya itiraf ediyorum.Evet ben yaptım...
"Tüm M.P şaşırır."
ayşem:Ama sadece kendim için yapmadım ! tüm arkadaşlarım için yaptım...Sizin için bu riske girdim,ama siz bana demediğinizi bırakmadınız...Söyleyin bakalım hangisiniz memnun kalmadınız şuanki durumdan ?Sırf siz mutlu olun diye,Paşamızın himalayalarına zeytini ben attım.Bumu suç ? Eğer suçum buysa,cezam neyse çekerim.(:
"Tüm M.P ekibin gözleri dolmuştur." :)
M.P:Ahh canım benim...
Herkes ayşem'e sarılır.
Cemil:Bende çok duygulandım hakikaten...Bukadar çok görmek istediğinizi bilmiyordum.
pinkzone:Ahh ahh...Kim görmek istemezdi ki ?
Cemil:Bu cesaretinden dolayı seni kutluyorum ayşem.
ayşem:Nedemek paşam...Herşey senin himalayaların için.
Cemil:Madem öyle hepinizi ödüllendireceğim.
Tüm herkesin gözü yerinden fırlamıştır.
Cemil:Şimdi sizinle küçük bir oyun oynuyacağız.Hepiniz teker teker odama geliceksiniz...
M.P:Allllahhhh !!!
Cemil:İlk kimin gireceğini ben söylüyeceğim.Yoksa kavga çıkar biliyorsunuz...O yüzden bu ilk ödülü hakeden ayşem arkadaşımızla başlayacağım.
ayşem:Kızlar nefes alamıyorum..!!
Billur:Dur ya sakin ol.Yoksa ödülünü göremessin...
Lilya:Bencede.Gördükten sonra öteki dünya'ya gidersin.
ayşem:Değil mi ? tamam...
Cemil:Evet ayşem,hazırmısın ?
ayşem:Hemde nasıl...
Cemil:Peki ozaman başlıyoruz.Eline çikolata sosunu al,gel odama...
ayşem:hıı ?
Cemil:Dediğimi yap...
ayşem:Tamam siz önden gidin,ben hemen geliyorum.../ Kızlar ne yapıcak bununla ?
pinkzone:Valla benim aklıma birşey geliyor ama....(kıkırdamaya başlar)
Gizo:Benimde...
Berna:Eğer hepimiz aynı şeyi düşünüyorsak,güzel birşey bizi bekliyor demektir.
ayşem:Ya söyleyin,çatlatmayın insanı...
Loves:Bence onu himalayalarına sürmeni isteyecek...
Berna:Sonrada....
ayşem:Eeee...?
Billur:Kızım git kendin gör.
Cemil:Ayşemmmmm !!!
ayşem:Geliyorum paşam...Kızlar bana şans dileyin.
pinkzone:Hadi iyi şanslar sana...

Aradan 15 dakika geçer...Ayşem odadan çıkar.

Cemil:Sıradaki gelsin !!!
Loves:Sıradaki gelsin diyor.Kim gidicek ?
ayşem:Selam kızlar...
pinkzone:Ooo yüzünde güller açıyor...
ayşem:Evet...çok güzeldi.
Lilya:Ne yaptın ?
ayşem:söylemem...
Berna:Çatlatma insanıda söyle...
KınalıYapıncak:Evet ya...
ayşem:Ya nasıl olsa sizde yaşıyacaksınız.
Cemil:Sıradaki dedim !!!
Gizo:Sıradaki kim ?
ayşem:Ay unutmuşum,bana söylemişti.Sıradaki pinkzone...
pinkzone:Kızım niye önceden söylemiyorsun ? Beklettim paşamı...
ayşem:Ne bilim lafa tuttunuz beni...Hı birde vanilya al yanına.
pinkzone:Ne vanilyası ?
ayşem:Ya sen al.Görürsün ne vanilyası olduğunu.:D
pinkzone:İyi peki hadi by...

Yine 15 dakika geçmiştir.Tüm herkesin sırası gelmiş,hepsi girip çıkmıştır...
Cemil:Evet kızlar,beğendinizmi oyunumu ?
Loves:Harikaydı...
Berna:Enfesti...
KınalıYapıncak:Tadı damağımda kaldı.
Gizo:Sürmeside ayrı bir zevkti...
Lilya:Evet...
Cemil:Beğenmenize çok sevindim.İnşallah ağzınız hastalık kapmaz...:D
Billur:Yok canım,senin himalayaların tertemizdi.
ayşem:Pırıl pırıldı...
pinkzone:Kusursuz,bir okadar da pürüzsüzdü...
Cemil: (güler) Bakın işte buna sevindim...Neyse ayrılık zamanı geldi.
M.P:Ya...:icon_sorr
Cemil:Üzgünüm...Yine davet edicem ama sizi.
M.PHarika !!!
Cemil:Hadi hoşçakalın.Birdahaki sefere,daha farklı şeyler yaparız himalayalarımda :D
M.P:Heyecanla bekliyor olucağız...İyi günler.
Cemil:Sizede...
--------------------------------------------------------------
Biranda aklıma esti,yazdım öylesine...İnşallah beğenirsiniz.:)

BERNA
22-05-09, 13:44
Yılın Çifti-23

Kaderden Kaçamayanlar...


Yalıda

Saib: Oğlum bak istiyorsan boşanma davasına ben de gelebilirim seninle.
Cemil: Babacığım gerçekten de gerek yok gelmene. Ayrıca bence sen arayı soğutmadan Suzan Hanım'la barışma planını uygula derim.
Saib: Eminsin değil mi?
Cemil: Böyle içim daha rahat edecek, gerçekten...


Lamia-Suzan Evi

Suzan: Saib Bey aradı demin, biraz konuşmak istiyormuş. Melek'e bakacağım için buraya çağırdım, senin için bir sakıncası var mı?
Lamia: Ablacığım elbette gelebilir Saib Bey.
Suzan: Bu masaj işi hiç hoşuma gitmedi ancak yine de bir dinleyeyim dedim.
Lamia: Saib Bey'in boynu da tutuktu ablacığım, sonuçta sen de fizyoterapist getirmiştin. Asıl acaip olan Cemil'in durumu, niye eve geliyor ki kadın?
Suzan: Bakalım dinleyeceğiz Saib Bey'i.


Kenan'ın stüdyosu

Kenan telefonda konuşmaktadır.

Kenan: Afife sence Makbule'yi karakola şikayet mi etsem? Hüseyin Kenan Gün'ün adı böyle bir dosyada geçmemeliydi ama.
Afife: Bence önce hastaneye git abi, onu tedavisinin uzatacağın konusunda tehdit et gerekirse. Ben diyorum hep o uğursuz kadın yüzünden ağğğğbiiii. Sonuçta onu da Lamia sayesinde tanıdın. İyi ki ayrıldın ondan.
Kenan: Lamia şu anda bir bunalım geçiriyor, yoksa kim Hüseyin Kenan Gün'den ayrılmak ister ki? Biraz kendi haline bıraktım onu. Nasıl olsa Hüseyin Kenan Gün'e geri dönecek.
Afife: Boşanma davasına gidecek misin ağğbiiii?
Kenan: Akşam uğrayacağım Lamia'ya. Zaten eşyalarımı aldıracaktım, kendim almış olurum. Belki de barışırız engeller kalkınca.


Yalıda

Saib: Gülay ben çıkıyorum. Arayan olursa bana cepten ulaşabilir.
Gülay: Peki Saib Bey.

Macide: Kızım kocanın özel eşyalarını karıştırmamalısın bence.
Gülay: Anne beni aldatması söz konusu, sen neden bahsediyorsun. Nerede bu hesap özeti?? Anne kapıda dursana gelen olursa haber verirsin.
Macide: Ah kızım beni de bu işlere alet ettin ya...


Adliyede

Bekleme koridorunda

Cemil: Merhaba Lamia. Nasılsın?
Lamia (kızgın bir ifade ile): Nasıl olacağım, gayet mesudum.
Cemil (üzülür): En sonunda beklediğin gün geldi, normal tabi ki. Artık Kenan'la evlenirsin kısa sürede.
Lamia: Sen de artık daha rahat gününü gün edersin.
Cemil (şaşkın): Nasıl yani?
Lamia: Aman neyse en sonunda benden kurtuluyorsun.
Cemil: Lamia bana niye kızgınsın hiç anlamadım. Boşanmayı isteyen sen değil miydin?
Lamia: Davayı açan sen gözüküyorsun ama.
Cemil: Neyse, tartışmanın anlamı yok bu saatten sonra.
Lamia: Bence de!


Lamia-Suzan Evi

Saib: Suzan Hanım benim günahımı alıyorsunuz. Ben sizi seviyorum, masöz hanım çok hünerli olduğu için çağırdım. İsterseniz Kenan'a sorabilirsiniz de buradaysa. Kendisi çok prensipli bir hanımmış. Numarayı da kendisinden aldım zaten.
Suzan: Kenan Bey evden ayrıldı.
Saib: Gerçekten mi? Ne oldu kavga mı ettiler?
Suzan: Lamia'nın kararı ben çok karışmak istemiyorum, ama olacağı yoktu bu işin. Kafası karışmasın diye söylemedim. Siz konuyu değiştirmeye mi çalışıyorsunuz? Ben yine de o kadının niye eve geldiğini bir türlü anlamıyorum.
Saib: Suzan Hanım biraz düşünün lütfen, kötü bir niyetim olsa eve çağırır mıydım? Hem boynum da tutuk mini eteği olduğunu bile siz söyleyince farkettim. Bakın size bunu kanıtlayacağım. Bunu bir takar mısınız lütfen?
Suzan: Boyunluk mu getirdiniz Saib Bey?


Adliyede

Dava Salonu

Mübaşir: Hakim Hulusi Kent. Lütfen ayağa kalkın.

Babacan tavırlı, beyaz saçlı ve de beyaz pos bıyıklı hakim bey salona girer.

Hakim: Oturun oturun. Cemil Paşazade eşinizden boşanmak için başvurmuşsunuz. Sebebiniz nedir acaba?
Cemil: Kendisi benimle evli kalmak istemiyor, aramızda fikir uyuşmazlığı var.
Lamia (kısık sesle): Senin de çok işine geliyor bakıyorum.
Hakim: Ne dedin kızım?
Lamia: Davayı açan kendisi değil mi? İstemezse boşanmazdı. Aman neyse, siz bizi boşayın bence de.
Cemil: Lamia seninle anlaşmadık mı, davayı sen aç demedin mi?
Lamia: Sen de hiç itiraz etmedin değil mi?
Hakim: Ben birşey anlamadım. En iyisi şahitleri çağırmak, öyle karar vermek daha iyi olacak.
Mübaşir: Vedat Hekimzade, lütfen içeri girin.


Yalıda

Gülay: Buldum işte, biliyordum Nimet Hanım dışında başka bir yerden para aldığını. Anne beni aldatıyor Nazım

Ağlamaya başlar

Macide: Kızım hemen kendi kendine sonuçlar çıkarma. Kime aitmiş bu hesap?
Gülay: Yazmıyor anne, işte beni kesin aldatıyor (burnunu çekerek ağlamaya devam eder); hem de zengin bir kadınla para karşılığı ile beraber. Ben ne talihsiz kadınım kocadan yana yüzüm hiç gülmedi.