Arama 
ÜYE OL  |  Kayıp Şifre  |  Aktivasyon   
Ana Sayfa  |  Forum  |  Haberler  |  Video  |  Diziler  |  Fotoğraf Galerisi  |  Biyografi  |  Gruplar  |  Ratingler


Geri Git   DiziFilm.com Forum > Yerli DiziFilmler > Baba Candır

Yanıtla

Baba Candır kategorisinde Baba Candır - Bölüm Yorumları konusunu görüntülemektesiniz.

 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 28-04-17, 03:41   #781
fracture
Yönetmen
 
fracture kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 24.01.2010
Konum: L'Histoire des ours Panda
Mesajlar: 4,182
fracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond repute
Varsayılan


Kaldı mı son 1..

Bölümü zamanında izleyemedim.. Az önce on beş dakika bir şöyle baktım geçerek.. İçimden de gelmiyor izlemek..

Final tarihi de 18 Mayıs imiş.. Kanalın ne düşündüğünü gerçekten bilmek isterdim.. Neyse..

Final bölümünde kim bilir belki ufak bir kamera arkası vedası da görürüz.. Kuru kuruya "Son" demek istemiyorum da.. Hadi buna da neyse..

Tayfun bey döngüyü tamamlamak için uğraşmış bölümde..

Bir doğum günü gördük mesela.. Ağustos ayında olması gereken doğum gününü erkenden gördük.. O da biliyordur doğum gününün Ağustos ayında olduğunu.. Fakat izin vermediler ki.. O da anlatmak istediğini bu şekilde vermek istedi.. Zamana takılmayalım derim ben..

Salih baba ilk defa doğum gününü dolu dolu geçirdi.. Döngü de kapandı böylece..

Bir de Hasan babanın doğum günüydü o gün.. Sahi o nerede.. İsmini de duymuyoruz sanki..

Egemen'in telaşlı hâline güldüm.. Üst üste iki kez düşmesine de.. Baba Egemen'in egolarından arınmış olması dileğimdir.. Tolga bey gerçekten iyisiniz.. Seviyorum sizi..

Emrecan'ın düşme konusundaki analizi de.. Nereden aklınıza geldi o düşüş anı Özel bir anısı mı var Emrecan için nedir.. Murat Onbul'un da en sevdiğim iki çekimi vardı.. Biri o düşüş anı.. Biri de çektiği klip idi.. Düşüş anıyla onu da hatırladık..

Sahi bu hafta ne çok şey hatırlatılmış.. Final gibi bir bölümdü zaten.. Ece'nin odasına veda ederken kıl kuyruk Levent'i hatırladım ya o kadar olur Salih baba o odadan hiç ayrılmadı ki zaten.. Yani bula bula o flashbacki mi buldunuz.. Hiç güleceğim yoktu.. Ama neyse severim o anı da.. Babası ona Levent'i işaret ederken, Ece kafasında Haluk ile savaşıyordu Hey gidi Salih baba hey..

Bir de çakma vitaminciler de döngüyü tamamlamak için geldiler.. Arada zaten görüyorduk.. Son defa de gözümüze sokuldular.. Neyse sadece onların gözümüze sokulmasıyla bitmedi olay da.. Emrecan'ın artık bir işi de var.. Yufkacılık.. Sonunda diyorum..

Haluk bu bölüm çok tatlıydı.. Fakat sadece o değil.. Uraz da iyiydi.. Son zamanlarda final havasından mıdır senaryodan mıdır nedir kendisinin performansı düşmüş, Haluk'tan uzaklaşmıştı biraz.. Bu bölüm daha çok Haluk gördüm sahnelerinde..

Rahmetli Kemal Sunal'a gönderdiği selam da çok hoştu..

Bölümden arda kalan bir sahne vardı ki.. İşte insana dokunuyordu.. Egemen, oğlunu eline aldığında, Haluk'un Ece'nin karnına eğilip bir şeyler söylediği an.. Kısa ve güzel bir an Büyük ihtimalle kuzenin Salihcan geldi demiştir güzel adam Haluk Güney.. Ve eminim ki çocuğuyla böyle daha çok konuşuyordur Halukcuğum.. Fakat biz göremedik.. Ve göremeyeceğiz de.. Dokunuyor değil mi... Hem de fazlasıyla..

Fragmana bakılırsa da Salih'i evlendirecekler sonunda.. Orjinaldeki kurguda da vardı sanırım ama ben olmaması taraftarıyım.. Aysima ile hele hiç.. İçime sinmeyen bir evlilik olacak.. Ama oldu görünüyor.. Hele bu bölüm Melek'in hayaliyle konuştuğunu gördükten sonra.. Hiç yani..

Ve tabii Halukcuğumun kızı olacak Haluk sonuna kadar direniyor ama.. Bakalım gardı nasıl düşecek.. Umarım gardının düştüğü anı görürüz.. Çünkü o mükemmel bir kız babası olacak.. İki artı iki dört..

Ve şunu da söyleyeyim.. Haluk Güney tam olarak Haluk Güney, baba olunca olacak Bunu biz göremesek de öyle..

Haluk Güney.. Özleneceksin adamım.. Bir kez daha söyleyeyim de rahatlayayım..

18 Mayıs'a daha çok var..

Ne yapalım.. Vedayı keyfi de olsa uzatıyoruz..

Hadi itiraf et kanal.. Veda etmek kolay olmadı değil mi

Neyse.. Gittim ben..

Müsait bir vakitte biraz nostalji yapacağım burada..
__________________
fracture Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-05-17, 22:05   #782
fracture
Yönetmen
 
fracture kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 24.01.2010
Konum: L'Histoire des ours Panda
Mesajlar: 4,182
fracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond repute
Varsayılan

Final bölümünün ikinci fragmanı da çıkmış.. Yani teknik olarak son fragmanımız da

Derlenen toparlanan ve kapatılan bir bölümün fragmanı gibi işte.. Öyle..

Salih Aysima ile evleniyor.. Hiç içime sinmeyen bir evlilik.. Bunu bir kez daha belirteyim..

Emrecan baba oluyor.. Onun sevinci..

Halukcuğum kız babası olma durumuna alışmış gibi görünüyor.. Senden güzel kız babası mı olur Halukcuğum.. Salih de bayağı sevinmiş kız torunu olduğuna.. E tabii üç erkek torundan sonra sevinmez mi adam..

Halukcuğum elbette ki doğumda eşinin yanında.. Tabii kendilerine has bir şekilde.. Ece o güçle Haluk'un parmaklarını sıkmaktan kırdı yüksek ihtimal Onlara yakışırdı böyle haşin sert bir doğum tabii.. Te Allahım.. Artık doğum sonunda Haluk bayılır gibime geliyor.. Ece'den daha çok zorlanacağı bir gerçek.. Bunu da eklemek gerek..

Ve son olarak göreceğimiz bahçede kurulan bir sofra.. Bu sefer torunlarla birlikte bir kuşak sonrası da mevcut.. Neyse ki hepsi bebek.. Bırakalım da büyük hâllerini yaşamayalım.. Öyle kalsın hepsi.. Orada bırakalım.. Gerisi hayallerimizde kalsın..

Büyük ihtimal sahne de orada bitecek.. Ve biz o "Son" yazısını orada göreceğiz.. Bu konuda orjinale benzemediği için mutluyum açıkçası.. Kaldıramazdım..

Ve bu arada benim finalim hangisiydi derseniz.. Demeseniz bile ben kendime soruyorum

Benim finalim, 61. bölüm idi.. Çünkü son olarak izlediğimiz özenli bir bölümdü kendisi.. Ondan sonrası yokuş aşağı oldu bölümler.. Nasıl gitti nereye gitti bölümler bilmiyorum.. Tabii bunda final haberinin de etkisi mevcut..

Ece, Haluk'a çocuk sahibi olma vakitlerinin geldiğini söyledi.. Haluk büyük bir sevinçle karşıladı bu kararı.. İnanın bu sevinci, baba olacağını öğrendiği andan bile daha güzel, yoğun ve şiddetliydi.. O yüzden orada bırakıyorum her şeyi.. Benim için final o bölümdü.. Ondan sonrasının hayalini bizlere bırakıyorum kendimce.. Benim için Baba Candır 61.bölüm sonu itibariyle bitmiştir..

Geçen gün Uraz Kaygılaroğlu Yusuf Pirhasan ile ilgili bir set anını, bir kez daha paylaşınca mutlu oldum.. O da herkes gibi özledi.. Özlemez mi.. Baba Candır'ı, Baba Candır yapan; Haluk'u da Haluk Güney yapan Yusuf Pirhasan değil miydi.. Ta kendisiydi.. O gidince Haluk Güney de yalnız kaldı sanki

Tadı damağımızda kalan bir veda edeceğiz.. Bekliyoruz..

Geleceğim yine..
fracture Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 13-05-17, 03:31   #783
fracture
Yönetmen
 
fracture kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 24.01.2010
Konum: L'Histoire des ours Panda
Mesajlar: 4,182
fracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond repute
Varsayılan


Vedaya birkaç gün kala biraz eskiler..

Haluk'un o güzel film şeridine imrendiğim için, naçizane bir film şeridiyle noktalamak istiyorum bu sayfadaki yorumlarımı.. Bilemem belki arada eski bir dosta bakar çıkarım sayfa arşive taşındığında..

Haluk'un Ece'nin soğuk ve kontrolü ele alan tavırlarına rağmen, ondan hoşlandığını belli eden bir tavırla bir iletişim dili kurmak için evine bırakmayı teklif ettiği ama başarılı olamadığı anı;
Ece'nin bu tavırlarına sinir olup babasıyla yakınlaşmasını kıskanmasını ve bunu yanlış anlamasını,
Ece'nin Hasan başkanla tuttuğu sırdan dolayı Haluk'a karşı vicdanen rahatsızlık duymasını,
Ece'nin Haluk'un asistanlık önerisini reddedip istifa ettiği anda özgürlüğüne kavuşma anını, (İlk istifası keşke son istifası olarak kalsaymış..)
Haluk'un Ece'ye babasından uzak durmak için ahlaksız bir teklifte bulunmak üzere Ece'nin evine ilk defa gelişini,
Ve geldiği gibi Ece hanım diye bağırdığından birbirlerine olan bakışlarını
Ece'nin Haluk'a ahlaksız teklifinden dolayı attığı ilk yumruğu,
Haluk'un Tava Nermin'den yediği ilk ve son tavayı,
Yediği tava sonrası gerilen ve serseme dönen Haluk'un Ece'nin elini tutup gevşediği anı,
Haluk'un Ece ile geliştirdiği iletişim dilinin bir iddia üzerine dayanmasını,
Ece'nin Haluk'un kapıyı açmasıyla düşüp bayılması üzerine Haluk'un telaşlanıp gösterdiği özeni ve Ece'nin baygınlığından dolayı onu yanlış anlamasın diye olan mahcubiyetini,
Ece ayıldığında yaşanan o sevimli kendilerini bıraktıkları anı,
Haluk'un o etkiyle Ece'ye fark etmeden "Canım" demesini,
Haluk'un Ece'ye cici Müge yüzünden herkesin ortasında bağırıp; annesinin acısını Ece'ye yüklenerek göstermesini,
Haluk'un babasını cici Müge konusunda uyarırken, annesi konusunda yaşadığı acıyı o kibirli hâlinden kaçınarak en doğal haliyle açıkladığı anı,
Haluk'un Ece'ye cici Müge yüzünden çocuk gibi küsüp kaçmasını,
Ece'nin bu yüzden Haluk'un üstüne gidip ketçabı üzerine yemesini,
Haluk'un ketçabı temizlemeye çalışırken birbirlerine dolanmalarını, dolanırken de Ece'nin saçlarını yolmasını,
O yorgun günün anından yaşananlardan sonra gecesinde gevşemelerini,
Gevşedikleri anda da yutkunmalarını,
Bir küçük kol düğmesi altında birbirlerine olan çekinmeyen ve her şeyin farkında oldukları bakışlarını
Haluk'un mutlu bir sabaha uyanıp kırmızı iç çamaşırını göstere göstere evdeki o müthiş dansının cici annesi tarafından yakalanmasını,
Haluk'un can sıkıntısıyla Ece'yi bir pazar günü şirketlerinin önüne getirip kaşlarını oynattığı o çok güldüğüm anı,
Bolu macerasında Ece ile uğraşmayı seven Haluk'un gardını düşürmesini,
İlk defa Ece taklidi yaptığı o yeri,
Ece'nin Haluk'u kıskandığı ilk kişinin navigasyondaki kadın olması,
Bir bayram sabahı mutsuz ve umutsuz olan Haluk'un Ece'yi rahatsız etmesini fakat aldığı olumsuz tepki yüzünden yine tüm acısını çıkarmak için Ece'nin evine kadar gelmesini,
Ece'nin bir istenme töreni ortasında kaldığını fark ettiği an kaçırdık kızı modunda olayın içine dalmasını,
Ece'nin bunu fırsata çevirmesini,
O gecenin yine birkaç gün önceki gece gibi hiç ummadıkları bir yerde noktalanması ve aynı gökyüzünde bakıp belki de aynı dileği diledikleri anı,
Ece'nin Haluk'un parfümüne karşı olumsuz tepkisini,
Haluk ile Ece'nin emlakçı kadına karşı oynadıkları oyunu,
Emlakçı kadını,
Ece'nin oyundan istifade Haluk'u sürekli öpmesini ve o kırçıl kırçıl saçları okşamasını,
Haluk'un Ece'ye yine kızmak için odasına çağırdığı bir anda, Ece'nin tepkisini Haluk'a göstermek için eğildiğinde Haluk'un onu kaale almayı Ece'nin gözlerine saçma bir sebeple de olsa odaklanmasını, (Bu an hem komik hem de bir o kadar da romantiktir benim için.. Hangi erkek Ece'nin gözlerinin boyutlarına odaklanmıştır ki bu hayatta.. Bir tek Haluk Eminim başka uzuvlarıyla da ilgilenmiştir)
Ece'nin Haluk'a psikolojik danışmanlık yaptığı anı ve "Patatesss" diye mikrofonu kontrol etmesini,
Haluk ile Ece'nin bu durum üzerine yine gevşemesini ve Ece'nin farketmeden ellerini Haluk'un yanağında bulmasını,
Haluk'un Ece ile ilgili şemsiyelerin fırlatıldığı bir o kadar tutkulu olan hayalini,
Haluk'un aslında Ece için kendini övmesini,
Ece'nin kıskançlığından Haluk'u ayran bıyığıyla cezalandırmasını,
Salih babanın onlara oyun kurmak için evlilik muhabbeti açtığında Haluk'un gerilip Ece'ye bunu küçümseyerek yansıtmasını ve yansıttığı anda da Ece'nin bozulup tepki vermesini,
Ece'nin, Haluk'un babasının düğününe izin vermesiyle yaşadığı mutluluğun Haluk tarafından yakalanması sonucuyla mahcubiyeti,
Haluk'un bu sevinçten hoşlanması ve Ece'ye göz kırptığı anı,
Düğüne birlikte gidebilmek için dolaylı yoldan birbirlerinin ağızlarını aramalarını,
Haluk'un o esnada kendini tutamayıp masaya vurduğu anı ve bu anı hissedip hoşuna giden Ece'yi,
Düğünde Ece'yi ilk gördüğü anda hayranlığını gizleyemeyen Haluk'u,
Babasıyla Ece'nin iletişimini ilk defa hayranlıkla ve gururla izleyen Haluk'u,
Birlikte dans etme fırsatı bulmalarını ve bunu büyük bir gururla yaşamalarını,
Haluk'un o gece öğrendiklerinden sonra olan yıkımını,
Bu yıkımı, Ece'ye gösterdiği o yemek masasında yaşananları,
Haluk'un Ece'ye karşı olan bitmek bilmeyen kırgınlığını,
Ve bu kırgınlığı göstermekten çekinmemesini,
Bu süreçte Ece'nin kendine diklenmesinden hoşlanmasını,
Haluk'un Ece'ye "Postacı kadın" dediği o anı, (Postacı kadın bile derken sanki aşkla diyordu)
Zorunlu yemeğe katıldıkları o anda abartılı rollerini,
Aslında bu rolü yaşarken gerçeği bir nebze de olsa göstermelerini,
O küçücük posta odasının aslında onlar için birlikte nefes aldıkları bir yuva olmasını,
Asansörde kaldıkları anda birbirlerine olan tutkularını çekinmeden göstermelerini,
Haluk'a "iyi geceler" demek için tekrar yanına gelen Ece'yi,
Vinççi İrfanın tacizine karşı Haluk'un bu duruma karşı olan tepkisini,
Tacizden sonra birbirlerine doğru gergin bir şekilde akmalarını,
Bu akma esnasında Ece'nin Haluk'a olan ilk itirafı,
Ece'nin istifasına karşı Haluk'un bir anda tüm örtülerinden arınmasını,
Ece arkasına bakmadan hızlı adımlarla giderken Haluk'un sana ihtiyacım var derken dayanamayıp Ece'nin gözlerini kapamasını,
Ece ile başlattıkları iddiayı kaybetmeyi göze alıp Ece'den özür dilemesini ve yalvarmasını,
Yalvarırken de Ece'nin bir önceki gün yaptığı iftiraya karşı aslında "Gitme,sana ihtiyacım var.." derken cevap vermesini,
Ece'yi ve aslında tüm kadınları sapıklardan korumaya çalışan minik amcamı,
Haluk'un Ece'nin ağzından çıkanları kalpler şeklinde görüp ilgisini yansıttığı o kısa anı,
Haluk'un onun için dayak yedim derken olan o tarif edilmez mutluluğunu,
Ece'yi eve bırakmak isteyip de bırakamadığı anda ikisinin de taksiciye bozulduğu o anı,
Ece'nin Haluk'u kıskandığı manken kardeşimizin ciddi ciddi Haluk'a yürümesini,
Haluk'un Ece'yi evinde yemeğe davet etmek için farklı bir yol denemesini,
Haluk'un "Yoğurdum geldi.." diyerek Ece'yi kastetmesini,
Ece'nin Haluk'un evinde güvenle uyuyakalmasını,
Haluk'un Ece'nin başı omzuna düştüğü an heyecandan nefes alıp verdiği o eşsiz anı,
Şamdancı ailesini,
Haluk'un Şebo ile olan imtihanını,
Ece'nin Haluk yüz vermese bile Şebo'yu ondan kıskanmasını ve bunu Haluk'a göstermesini,
Aslında farkında olmadan Ece'nin Haluk'u sahiplenmesini ve buna Haluk'un izin vermesini,
Ece'nin Haluk konusunda cici Müge yüzünden kendini küçümseyerek umutsuz bir hayal kurduğunu fark ettiği anı,
Haluk'un bunu anlamadan Ece'ye ceza olarak onu kıskandırmaya çalışmasını,
Ece'nin de bu oyunu yemesi ve gerçekten kıskanmasını,
Oyun olduğunu öğrendiği anda ise mutluluktan uçmasını,
Haluk'un Ece'ye seksenlerde doğmalıymışım ben minvalinde olan çekici dansını,
Haluk'un kendi oyununa kendinin düşüp Ece'yi kıskanmasını,
Birbirlerinden telefon beklediklerini ilk geceyi,
Haluk'un yalan makinesiyle olan imtihanını,
Hasan babanın oğluna yalnız kalma artık bir yuvan olsun dediğinde Haluk ile ilk defa gerçek bir bağ kurdukları o anı,
Bir pazar günü birbirlerine ihtiyaç duyduklarını hissedip telefonlarına birlikte sarıldıkları o eşsiz anı,
Ece'ye ev tuttukları anda aslında daha önce yaşadıkları gibi sanki birlikte ev tutuyor hissine kapılmaları,
Ece'nin sevincini belli ederken sürekli Haluk'a sarılıp durmasını,
En son sarılmada Haluk'un kendini kaybetmesini,
Kendilerini paintball macerasında bulmalarını,
Haluk'un Ece taklidi yaparken, Ece'nin arkadaşlarına onu çekiştirmesini,
Takım olmalarına rağmen ayrı fikirlerinden dolayı kavga ederek ayrılmalarını ama Haluk'un rahat durmayıp Ece'ye siper olmasını,
Birlikte vakit geçirmekten dolayı keyif almaları ve bunu paylaşırken kendilerini kaybedip sarılmalarını,
Akşamında telefonda günün raporunu verdiklerini keyif dolu anları,
Haluk'un Ece'nin teşekkürüne olan memnuniyetini kendince dile getirmesini,
Ece'nin kardeşinin düğününe gitmek için izin almak istediğinde Haluk'un Ece'nin ailesine olan ilgisini belli etmesini,
Ece'nin bu ilgiye şaşırıp Haluk'u düğüne davet etmesini,
Haluk'un düğüne Şebo ile gitmesi üzerine birbirleriyle olan kıskançlık oyunlarını,
Sonunda bunun oyun olduğunu ilan edip birbirlerine gülümsedikleri o anı,
Düğünün keyfine varmalarını,
O gece Haluk'un Salih babaya Ece için söz verdiği anı,
Haluk'un Ece'yi dolandıran adamı kendi yöntemlerince yakalatmasını ve Ece'ye olan desteğini,
Ece'nin buna karşılık olarak Haluk'a gönül rahatlığıyla verdiği öpücüğü,
Bu öpücük üzerine Haluk'un şaşkınlığını, sevincini ve bunu Felicita dansıyla taçlandırmasını,
Son İstanbul beyefendisi olan amcayı, (Gerçi daha sonra inek kostümüyle çıkmıştı ya Halukcuğumun karşısına.. Neyse..)
Ertesi sabah Ece'yi kahvaltıya götürmek için eve gelip bahaneler üretmesini,
Kahvaltı ettikleri o anı,
O anın büyüsünü bozan martıları,
Tava Nermin'in Ece konusunda baskısı üzerine, Haluk'un Ece'ye serenat yaptığını hayal etmesini,
Halası şirkette çalmaya başlayınca Ece'nin bunu istememesi üzerine, Haluk'un zaaflarını kullanarak ondan yardım istediği anı,
Haluk'un Levent'i çok daha farklı bir şekilde hayal ederek dayak yediği anı,
Aşık olduğunu kabul ettikten sonra,sabah zumbasında bitmek bilmeyen enerjisini ve orada belki de yegane dostları olan zumbacı teyzeleri,
Ece'yi tavlamak için maymunluklar yapmasını,
Bu maymunluklar karşısında Ece'den istediğini alamayınca gösterdiği kırgınlığı,
Fakat her şeye rağmen Ece'ye "Senden vazgeçmeyeceğim.." demesini,
Levent yüzünden Ece'ye olan samimiyetini yitirmesini,
Ece'nin yanlış anlaşılmalar yüzünden Haluk'un kapısına kadar geldiğinde, Haluk'un Ece'ye olan kırgınlığını bir kez daha yansıtmasını,
Ece'yi hayalinde yaşatmasını,
Ece'nin Haluk'u özlediğini anlatan o güzel telefon konuşmasını,
Haluk'un konuşma üzerine etrafındaki herkesi mutlu görmesini,
Ece'yi Levent'in evine gittiğini gördüğü an kendini teskin ederken bir anda ağlamasını,
Ece'ye olan kızgınlığını daha sert bir şekilde göstermesini,
Ece'yi Levent'in asistanı olarak yapması üzere odasının önünde yaptığı ginger şovunu,
Tek dostum düldül dediği o komik ama acı anı,
Ece'nin üzgün bir şekilde baykuşlarını kavuşturduğu anda Haluk'un da onu tüm intikamına rağmen üzülerek izlemesi,
Ece'nin hayalinde Haluk ile kavga etmesini,
Haluk'un bu hayalde tüm genç kızların hayalini süslediğini söylemesini,
O gece Ece'nin Haluk ile olan savaşının bitmemesi ve hayalinde onunla yarıştığını düşünmesi,
Ertesi gün spor salonunda her şeye rağmen birlikte vakit geçirmeye çalışmaları,
Squash oynarken seve seve birbirlerini yarışırken bir şekilde hırpalamalarını,
Haluk'un Ece'ye karşı "Satisfaction" eşliğinde intikam dolu dansını, (Haluk'un en sevdiğim dansıdır..)
Salih babanın Haluk'a karşı sert uyarısı üstüne Haluk'un Ece'yi daha fazla hırpalamamak adına Fransa'ya gitme kararı verdiği anı,
Eşyalarını toplarken giydiği o bordo dik yaka kazağını,
O eşyaların içinde Ece'nin bir zamanlar araları iyiyken, ona yılbaşı hediyesi olarak aldığı kravata karşı bakışı ve onu anılarıyla birlikte orada bırakmasını,
Veda ederken bile hayalinde kurduğu o cama dokunmasını,
Ece'ye olan az da olsa umut dolu veda mektubunu,
Ece'nin Haluk'a telefonla mesaj bırakmasını,
Umuduğunu kaybettiği anda Haluk'un gidemediğini gördüğü anda yaşadığı mutluluk,
Haluk'un mesajı dinledikten sonra şaşkınlığı üzerine Ece'den onay beklemesini,
Vuslat anını,
Vuslat anında kadrajda gözüken o çiçeklerin aslında sevmenin çoğalma şekli olduğunu göstermelerini, (Yusuf Pirhasan'ın tercihlerine bu yüzden bayılıyorum işte..)
Sevgili oldukları ilk zamanı görmesek de geldikleri noktada kahvaltı yapmak için kayık sefasını seçmelerini,
Vişne reçelini,
Tabii ilk evlenme teklifini,
Haluk'un otoparkta yanlışlıkla adam öldürdüğünü sanıp iki dakika içinde yaşattığı tüm duyguları, (En çok güldüğüm yerdir 66 bölüm boyunca.. Hâlâ aklıma geldikçe gülerim.. Sen çok yaşa e mi Haluk Güney..)
Salih babanın gözüne girmek için hayali olarak Ece'nin önünde kendini dövdüğü anı,
Ece'nin balonu Haluk olarak hayal edip dans etmesini,
Ece'nin, Haluk'u babasıyla alışverişe gönderip geç kaldıklarında merak ederek Haluk'un geldiğini görür görmez boynuna atlamasını,
Tava Nermin'e yaptıkları doğum günü sürpriziyle o masanın etrafında ilk defa yer alan Haluk'un sessizce etrafı izlemesini, (Evlendikten sonra o sofradan hiç ayrılamadı ya kuzum..)
O gece yaşadığı talihsizlikler yüzünden geceyi kötü bitirmesine rağmen iyi gecelerdilemek için bir şekil Ece'nin karşısına dikilen Haluk'u,
Şebo yüzünden kendisine tüm bölüm Ece'ye yalan söylediğinden dolayı kızmama rağmen, bölüm sonu Çelik ailesi için öldürürcesine dövülen Haluk'u,
Haluk'un baygınken yalan söylemek üzerine gördüğü uzun metrajlı rüyasını, (En sevdiğim Haluk rüyası ve açılış sahnesidir..)
Narkozlu Haluk tatlılığını,
Kafası sarılı şirkete giden Haluk'un hem şirkettekiler hem bizlere aktarmak zorunda kaldığı ama en tatlı ilk Hint dansını,
Ece'ye gönderdiği videoda Ece'nin tepkilerini hissederek davranmasını,
Salih baba Ece ağladı deyince paniğe kapılıp kendini kaybeden Haluk'u,
Ece'nin evine geldiğinde birbirlerine bahçede olan bakışlarını, (Yusuf Pirhasan'ın gözünden son sahnemizdi.. O yüzden değerlidir..)
Ece tarafından affedilmek için çabalayan Haluk'u,
Ece'yi kendine çekip öpecekmişçesine etki verip tutkulu bir şekilde sarılan Haluk'u,
Ve buna karşı koyamayan Ece'yi,
Ece'nin öfke kontrolü uyarısından sonra kendini doktor karşısında bulan Haluk'un aslında etrafındaki insanlardan ne kadar rahatsızlık duyduğunu gösteren samimi rüyasını,
Haluk'un bir kez daha Ece tarafından affedilmek için çabalamasını,
İkinci kez bu sefer şarkı söyleyerek olan evlilik teklifini,
Haluk'un tava Nermin üzerinden anne baskılı komik olmasına rağmen aslında acı olan rüyasını,
Söz akşamında annesini gördüğü an Haluk'un değişen yüz ifadesini ve dehşet bir şekilde gözlerinde beliren hayal kırıklığını,
Ece'ye tatlı bir şekilde trip atan Haluk'u,
Hasan babayı,
Cici Müge'yi,
Popçu ergen Rüzgar'ı,
Şebo'yu,
Kahkül kızı,
Evlenip de ilk yıllarını olaysız atlatamayan Haluk ile Ece'yi,
Her seferinde dışlanmasına rağmen o aileye karşı saygısını kaybetmeyen Haluk'u,
Ece ile tartıştıklarına birbirlerine yeterince açık olmalarını, gerekirse canlarını acıtmaktan geri kalmadıklarını,
Her şeye rağmen birbirlerinden kopamamalarını,
Samimi, çılgın ve tutkulu olmalarını,
Haluk'un Ece'sizlikten çıldırmalarını,
Ece'nin ise Haluk'un zaaflarını kullanarak zevk almasını,
Birbirlerine kalp yollamaktan hiç bıkmayan her seferinde gösteren Haluk ile Ece'yi
Haluk'un Ece'nin çocuk yapalım fikrine karşı olan sevincini, bunu izleyiciden saklamamasını ve doya doya yaşayıp mutluluğunu paylaşmasını,
Ve daha göremediğimiz ama tahayyül etmesi mümkün gözüken onlarca anı,

Unutmayacağım..

Özleyeceğim..

Sağ olsunlar..


Halukcuğum kusura bakma benimki biraz uzun metrajlı bir film şeridi oldu

Dip not: Veda bölümünü izlemeyeceğim.. O gece yolda olacağım zaten izlemeyi de düşünmüyorum.. Kanalın saygısızlığından dolayı final bölümünü çok daha önce ilan ettiğimi söylemiştim.. O yüzden bugün nostalji yaparak güle güle dedim Baba Candır'a..

Haluk Güney adamım.. Seni tanıdığım için memnunum.. Karakterindeki duruşu unutmayacağım.. Benim güzel dostum.. Kendine iyi bak..

İki sezon boyunca yapımda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.. Hepsinin emeğine sağlık..

Yusuf Pirhasan, Aytaç Çiçek ve ekibine, aynı zamanda çok beğendiğim özgün bulduğum kurguda emeği geçen ve müzikler konusunda özenli davranan herkese de özel bir teşekkür ediyorum..

Her ne kadar çok eleştirsek de, çoğu zaman da yolundan kaysa da bir şekilde izleyiciyi önemsemeye çalışan Tayfun Güneyer'e ayrı bir teşekkür ediyorum.. İstenileni vermese de, istediklerimizi bir şekilde kendi dilinde verdiğini düşünüyorum..

Ve tabii bir özel teşekkür de Haluk Güney'e can veren Uraz Kaygılaroğlu'na.. Bu sezon diziyi takip etme sebebimin başında kendisi yatıyor.. Haluk Güney bir marka.. Öyle de kalacak.. Her şeye rağmen profesyonel kalmayı da başardıkları için, partneri Berna Koraltürk'e de teşekkür ediyorum.. Haluk ile Ece özgün bir çifttiler.. Bu sezon çok göremesek de sahnelerini, hâlâ özgünlüklerini korudular..

Oyunculuğunu sevdiğim bu projede tanıdığım Tolga Pancaroğlu'na da ayrı bir parantez açıyorum..

Ve tabii duru oyunculuklarıyla Settar Tanrıöğen ve Tülay Bursa'yı izlemekten de büyük zevk duydum..

Özgün Karaman ve Melis Tüzüngüç'e de ilk günden beri enerjilerini kaybetmedikleri için onlara teşekkürlerimi ileterek bu parantezi burada kapatıyorum..

Baba Candır'ın güzel sadık ve tutkulu seyircilerine de selam olsun..

Sevgiler herkese..

Umarım başka platformlarda görüşürüz yine..
fracture Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-05-17, 00:38   #784
fracture
Yönetmen
 
fracture kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 24.01.2010
Konum: L'Histoire des ours Panda
Mesajlar: 4,182
fracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond repute
Varsayılan


Bitti ha?

İzlemedim bölümü ama sosyal medyada yorumları görünce içime oturdu bir şeyler.. İzleyemeyeceğim de.. Veda etmek gelmiyor içimden..

Haluk Güney'in kızına bakışını gördüm ya.. Yetti bana..

Melek ismini koymuşlar sanırım kızlarına.. Tahmin etmiştik..

Güzel güzel büyüsün şimdi kuzenleriyle.. Neydi otuz yaşına kadar korur kuzenleri.. Otuz yaşından sonra da kimseyle evlenmezmiş kızı

Ah Haluk.. Sen ağlaya ağlaya gelin edersin kızını.. Üzmezsin hiç..

Hadi bakalım..

Kendinize çok iyi bakın Güney ailesi..

Dayanamadım ben de, Haluk'un gözü yaşlı hâlini görünce.. Küçük bir yorum yapıp, gidiyorum..

Görüşmek üzere..

Sevgiler..
fracture Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-05-17, 16:33   #785
kadizade
Set Görevlisi
 
kadizade kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 23.05.2016
Konum: Trabzon
Mesajlar: 83
kadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond reputekadizade has a reputation beyond repute
Varsayılan


baba candıra fılm ceksınler gormedıgımız her seyı bıze fılmde gostersınler cok guzel olur
__________________
kadizade Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-05-17, 01:49   #786
nuro
Yönetmen
 
nuro kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 31.10.2006
Konum: Another Earth
Mesajlar: 3,712
nuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond reputenuro has a reputation beyond repute
Varsayılan

Ece'nin doğumunda öyle bi müzik verdiler ki,Haluk Salih Babanın ve diğerlerinin yanına öyle bi havada geldi ki yeminle Ece'yi öldürdüler sandım..Haluk öyle bi bakıyordu ki bebeğe,sanki Ece'den bana kalan tek şey,onun emaneti der gibiydi..
Nasıl bunu layık görürler diye de kendime senariste dahi kızmak üzereydim ki Ece'yi kahvaltı sofrasında kanlı canlı görünce anladım bi şey olmadığını..

Bu dizi bitmemeliydi,yıllarca sürse dahi izlenirdi,o kalitede bi diziydi,kendine has karakterleri,kendine has replikleri,oyuncuların başarısı özellikle de Haluk Güney'i hepsi ama hepsi harikaydı karakteri bize daha da çok sevdiren Uraz..tebrik ediyorum onu,herkes çok iyiydi.Emeği geçen herkese teşekkürler.Özlicez..
__________________
nuro Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-05-17, 01:56   #787
real madrid
Yönetmen
 
real madrid kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 26.07.2007
Konum: Madrid
Mesajlar: 7,856
real madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond reputereal madrid has a reputation beyond repute
Varsayılan


Ve sonunda bitti..

Haluk u özleyeceğiz çünkü onun gibi bir karakter daha gelmez.. Farklıydı.. Ama dozunda bitti dizi.. Uzasaydı belki de sıkıcı hale gelecekti..

Belki halukun sakarlıkları biter diyordum yanıldım bitmemiş, hala devam
__________________
real madrid Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-05-17, 18:00   #788
özge_bella
Yardımcı Yönetmen
 
özge_bella kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.01.2010
Konum: Ece&HalukGÜNEY
Mesajlar: 2,823
özge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond reputeözge_bella has a reputation beyond repute
Varsayılan


final için yetersiz bir bölümdü. keşke final bölümündeki tüm sahneleri 65. bölümde izleseydik. tamam dizinin adı Baba Candır başrol karakterde Salih onun mutlu biten hikayesini tabii ki izleyecektik buna itirazım yok. dediğim gibi 66. bölümde ki sahneler 65. bölümde gösterilseydi çok daha güzel olurmuş... final bölümünde ne izledik Salih'in zorlama aşk hayatını. Salih'in evlenmesine lafım yok sadece Aysima'nın, Salih'e duyduğu büyük aşkını neredeyse tüm bölüm gösterilmeye çalışılması beni ziyadesi ile sinir etti. çünkü ortada ne büyük aşk var ne de aşk vardı. zorlama olmuş. dediğim gibi bu sahneler 65. bölümde olsaydı hiç eleştirmezdim ama final bölümü böyle olmaması gerekiyordu. keşke 65. bölümde Salih&Aysima evlenseydi, keşke 65. bölümde Melek doğsaydı. final bölümünde de her çifti ailesi ile olan sahnelerini izlerdik. bunun için illa ki ev, hastane, şirket sahnelerine de gerek yok bir park, bir sahil kenarı, bir orman yeterliydi. bebek arabasında bebeklerini sahil kenarında gezdiren ve kızlarıyla birlikte gelecek hayallerini anlatan, ve tam o sırada Melek'in ağlaması ile konuşmaları yarım kalıp Melek'i kucağına alan Haluk, babası kucağına alır almaz ağlamayı bırakan minik Melek sahneleri izlemeyi çok isterdim. tabii tüm bölüm parkta falan geçmez elbette yine Salih'lerin evinde mailece güzel bir pazar günü geçirirlerdi. ve o gün baba evinde kalırlardı. EceHaluk uyurken Melek ağlar ve tekrardan Melek'i uyutmak için sabaha kadar uykusuz kalan EceHaluk çifti işte bu tarz sahneler izlemeyi çok isterdim...

Salih'in, Haluk gibi pırlanta bir damadı var şükredeceğine hala şikayet ediyor. bir de demez mi "bir sürü pırıl pırıl genç varken bula bula bu zırtapozu buldun geldin bana damat adayı diye" sen Haluk'a kurban ol Salih, senin pırıl pırıl dediğin gençleri toplasan bir tane Haluk etmezler... Ece "Haluk benim kocam ayrıca bebeğimin de babası" deyince Salih kalpten gidecekti. boşver be Haluk'cum kayınpederin seni sevmezse sevmesin. Ece seviyor ya yeter kızında seni çok sevecektir. Salih sevse ne olacak sevmese ne olacak seni seven bir dünya insan var... Salih'e gerçekten son bölüm hatrına bu kadar gıcık olmayı hiç istemezdim ama Salih inatla illa bana gıcık olun diyor... "Haluk gülme, Haluk şöyle yapma, böyle durma, onu yapma bunu deme" yeter be insanda da sabır bir yere kadar. Haluk yumuşak davrandıkça iyice tepesine bindiler. yazık ya Haluk'da bir insan evladı. insan sevdiğini yerden yere vururmuş derler ya belki onu anlatmaya çalıştılar bilemeyeceğim ama keşke artık Haluk'u damat sıpası olarak görmeyi bırakan, nasıl Ceylan ve Aslı'yı kızı gibi seviyorsa, Haluk'u da artık oğlu gibi gören, sevmeye başlayan Salih izleseydik ne güzel olurdu.

Ceylan'nın doğumuna giderken Salihcan'ı unutan ebeveynlerine ne desem bilemedim.

bebeklerinin cinsiyetini bari mailece öğrenmeselerdi. kız olacağı için önce hayal kırıklığı yaşayan sonra "babasının bitanesi prensesi" diyen Haluk sen harika bir baba olacaksın. keşke gereksiz sahneler ile uzatacaklarına Haluk'u kızı ile izleseydik. çok istemiştim kızını kucağında uyutan, mama yedirmeye çalışan, altını alan, ağladığında Ece'den önce uyanan Haluk'u izlemeyi.

Nesrin'in nerede olduğunu, ne yaptığını açıkladılar sonra annesinin nikahında olmayan Yiğit'in neden gelmediğini de açıkladılar ama torunun doğduğunu Hasan Başkan'a haber verilmedi. Salih'can doğduğunda Aslı en azından annesi ve babası ile konuşmuştu. Levent ve Ayşegül hariç ayrılan diğer karakterleri bir şekilde anmalarını isterdim. en çok da Hasan Başkan ve Rüzgar'ı sonra Büşra neredeydi ne zamandır yok ortalarda mesela Ece işle ilgili Büşra ile telefonda konuşsaydı. Rüzgar, fotoğraf paylaşım sitesinden ikizlerin doğduğunu görüp tebrik etmek için Emrecan'ı arayabilirdi. mesela mangal gününde Haluk telefonda annesi ile konuşup "hayatım annemin çok selamı var bebeğimiz doğduktan sonra bizi çağırıyorlar" diyerek aralarında böyle bir konuşma geçebilirdi.

kızını gören Haluk'un mutluluk göz yaşları, Salih ile sarılması, sarılırken dahi gözünü kızından ayırmaması çok duygusaldı. beni en çok duygulandıran bir diğer sahnede flashback sahnesiydi Haluk&Ece'nin çok sevdiğim dans sahnelerini gösterdiklerinde benim gözümden yaşlar akmaya başladı. sonra monitörden Ece'nin fotoğrafına bakakalan Haluk, birlikte yıldızları izleyip dilek tuttukları o güzel sahne, Ece'nin, Haluk'u öptüğü an, Aytül ve Neco çiftini kandırmaya çalışırken aslında durumdan memnun olan Haluk ile Ece, hayalinde serenat yapan Haluk, ilk evlenme teklifi, papatyaların üstüne mutluluktan kahkalar atarak uzanan güzeller güzeli Ece&Haluk, ikinci evlenme teklifinin kabul edilmesinden sonra Ece'nin başından dökülen güller, ellerinde çiceklerle Ece'yi istemeye gelen Haluk ve mutlu son... daha çok vardı EceHaluk sahnesi ama tabii hepsini gösteremezlerdi. gönül fracture'nin yazdığı gibi uzun metrajlı bir film şeridi görmeyi isterdi ama olsun... Sevgili fracture sen ne muazzam birisin yazdıklarını okurken hem o güzel anları hatırlayıp gülümsedim, hem de çok duygulandım. neredeyse tüm Ece Haluk sahnelerini yazmışsın ne desem az kalır cansın. emeğine yüreğine sağlık...

Elveda; Yufkacı Salih, Tava Nermin, Emrecan&Ceylan, Aslı&Egemen, kahkül kız Büşra, Nesrin, Aysima her ne kadar 2. sezonda olmasalarda keşke olsalardı dediğim Banu, Cici Müge, Doktor Adnan, Müjde, Rüzgar, Aytül&Neco, gelse diye beklediğim Hasan Başkan, çalışkanlığına, mücadelesine, pes etmeyişine, azmine hayran olduğum ama en çok da Haluk'a olan sevgisini çok sevdiğim Ece Güney ve alçak göünüllü, sabırlı, saygılı, kibar, süslü, romantik, sevdikleri için bir an bile düşünmeden malını da canınıda verebilen, komik, sevgi dolu, güldü mü dünyaları güldüren, fedakar, biricik eşini kendi canından daha çok seven, yakışıklı, bebek yüzlü, adam gibi adam olan Haluk Güney sizleri hiç unutmayacağım.

güldüğüm, ağladığım, yeni bölümü iple çektiğim, bir hafta olmayınca özlediğim, fragmanlarını, özeti, bölüm resimlerinin çıkmasını merakla beklediğim, Haluk ve HalukEce sahnelerini defalarca bıkmadan, sıkılmadan izlediğim, ismini duyduğum da dahi mutlu olduğum, yeri geldi eleştirdiğim, kızdığım, Güney çiftini özellikle Haluk'u yere göğe sığdıramadığım, burada ki yorumları severek keyifle okuduğum, seve seve yorumlar yaptığım canım dizim hoşçakal


başta Uraz Kaygılaroğlu olmak üzere Berna Koraltürk, Settar Tanrıöğen, Tülay Bursa, Özgün Karaman, Melis Tüzüngüç, Tolga Pancaroğlu, Dila Bayrak ve diğer oyuncularına, yönetmenlerine, senaristine, yapımcısına, set ekibine, sosyal medya adminine, emekleri geçen herkese çok teşekkürler.

ve Baba Candır'ın can izleyicileri görüşmek üzere hoşçakalın
__________________
özge_bella Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-06-17, 17:08   #789
GuliBiyaban
Asistan
 
GuliBiyaban kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 07.05.2016
Konum: ♥ ÇAĞLAR Ertuğrul
Mesajlar: 500
GuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond reputeGuliBiyaban has a reputation beyond repute
Varsayılan


Baba Candır ailesi hepinize selamlar sevgiler. Şuraya döndüm döneli uğrayayım derken sonunda geldim.
Şu an TV'de tekrarına denk geldim.Eski, o güzel bölümler...
Tam olarak diziden nerede koptum hatırlamıyorum bile kopuş o kopuş oldu.Daha da dönemedim.Final de yapmış...
Bir Haluk Güney ve can partnerler kaldı bize.
fracture her zamanki gibi o güzel nadide yorumlarını da okumadan geçemedim.Yüreğine sağlık.

Tekrar hepinize sevgiler...
__________________
GuliBiyaban Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-07-17, 02:42   #790
fracture
Yönetmen
 
fracture kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 24.01.2010
Konum: L'Histoire des ours Panda
Mesajlar: 4,182
fracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond reputefracture has a reputation beyond repute
Varsayılan

"Sevdanın rengini bulmadım, bulamıyorum.
Bahtımın karasını silmedim, silemiyorum.
Sende kaybettim ben öbür yarımı toz pembe baharı,
Ateşsiz yanıyor, canım cennetten kovulan melek misali.

Aşk adamı inletir dert adamı söyletir.
Sayende oldum dertli derdindeyim.
İnsan kendini unutur yandıkça yanar da kor olur,
Ateşsiz yaktın beni, derdindeyim.

Beni azad et vurayım kendimi, derviş misali dağlara
Aşkından ozan oldum bülbül misali susmuyor dilim.
"

Geçende düştü çalma listeme.. Tam da şu koyulttuğum yerde, Haluk da düştü zihnimin bir köşesine..

Ne güzel adamdın.. Farklıydın, hatta bazen saçmaydın belki ama güzeldin be Haluk.. Hem de çok güzeldin..

Harcadılar seni Haluk Güney.. Hem de fena harcadılar.. O kadar başkaydın ki.. Özleniyorsun hep, bilesin çocuğum..

Bugünlerde tekrarı veriliyormuş.. Haftasonu denk geldim bir ara.. En fazla on beş dakika izleyebiliyorum.. Gerisini getiremiyorum.. İçim el vermiyor.. Finalini bile izlememiş insan olarak fazla geliyor tabii..

Bir de ilk sezon, ilk bölümler falan.. Başka geliyor insana.. Sanki başka dizi gibi.. Zamanında pek böyle düşünmezdim ama işte bir süre uzaklaşınca demek ki değişenler hissediliyormuş.. Hem de fazlasıyla.. Uzaktan bir göz gibi.. Ya da yabancı olarak.. Neyse işte..

Daha fazla yazmak isterdim belki ama o da içimden gelmiyor.. Eski bir dosta merhaba demek istedim.. Hâlâ anasayfada görünce, bir de tekrarlar falan.. Selam vermeden geçemedim işte..

Tüm Baba Candır ailesine ve tabii Haluk Güney'e selamımı iletiyorum buradan.. Hâlâ seviyoruz seni adamım

Sevgiler..
fracture Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Bookmarks


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

Saat 11:51.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, vBulletin Solutions, Inc.