Arama 
ÜYE OL  |  Kayıp Şifre  |  Aktivasyon   
Ana Sayfa  |  Forum  |  Haberler  |  Video  |  Diziler  |  Fotoğraf Galerisi  |  Biyografi  |  Gruplar  |  Ratingler


Geri Git   DiziFilm.com Forum > Sinema - Tiyatro > Sinema > Vizyona Hazırlananlar

Yanıtla

Vizyona Hazırlananlar kategorisinde Arif V 216 (05.01.2018) konusunu görüntülemektesiniz.

 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 03-09-17, 17:42   #11
kitappandasi
Asistan
 
kitappandasi kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 15.03.2016
Konum: kitapsayfaları.
Mesajlar: 605
kitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond reputekitappandasi has a reputation beyond repute
Varsayılan


Cem Yılmaz: Arif V 216 temelde bir insanlık ve arkadaşlık masalı!

İstanbul'da bir cuma akşamı. hem de tam uzun Bayram tatili öncesinde. "Müsaitseniz bu akşam 21:00'de Beykoz Kundura'da misafirimizsiniz" diyorlar. Müsaitim. Zira Cem Yılmaz'ın 13 haftadır çekimleri süren son filmi Arif V 216'nın setine davet ediliyorum. Beykoz Kundura'nın uçsuz bucaksız arazisi üzerinde iki ayrı yere plato kurmuş Fikir Sanat; bizi deniz kenarında ağırlıyorlar. Set kurulmuş ancak motor demek için havanın iyice kararmasını bekliyorlar. Suya bakan çadırda diğer davetli gazetecilerle birlikte çay içiyoruz. Altı kişiyiz. Hava biraz ısırıyor. Filmin PR ajansı ve yapım şirketinin yetkilileri tarafından tatlı tatlı ağırlanıyoruz. Kurabiyeler çok güzel, çay da öyle... "Ekip birazdan sizinle olacak" diyorlar. Az sonra Cem Yılmaz başta olmak üzere filmin hemen hemen bütün kadrosu yanımıza geliyor ve gece 01:30'a kadar sürecek keyifli sohbetimiz başlıyor.



Öncelikle Arif V 216, G.O.R.A.'da tanıştığımız iki karakter olan Arif ve Robot 216'nın öznel hikayesi; bir devam filmi değil. Daha çok yabancıların spin-off dediği türe giriyor. Bir dizi ya da filmin öne çıkan, ilgi gören karakterlerinden birine odaklanarak onun bağımsız hikayesini anlatmak gibi. Sinefiller daha doğrusunu bilir ama hatırladığım kadarıyla Arif V 216 bu anlamda da bir ilk aslında.. Cem Yılmaz’ın senaryosunu yazdığı, Kıvanç Baruönü'nün yönettiği film 5 Ocak 2018’de vizyona girecek. "Bu şehirartık dönem çekmeye elverişli değil." diyor Cem Yılmaz, 13 haftadır devam eden çekim sürecini anlatırken.



Buna rağmen Kıvanç Baruönü plato dışına çıkıp Yeniköy, Sirkeci, Çerkezköy, Büyükada gibi gerçek mekanları kullanmış, dar kadrajda eski İstanbul'u yaşatmaya çalışmışlar. Gördüğüm kadarıyla başarılı da olmuşlar. Filmde 150 kişilik bir teknik ekip ve 3 bine yakın yardımcı oyuncu görev almış. "Memlekette şu an bir dönem filmi çekmek isteseler bize gelip rica etmek zorunda kalacaklar. Bütün eski model arabalar, vintage kıyafetler ve aksesuarlar bizde" diyor Cem Yılmaz, bu konudan bahsederken. Filmin dekor tasarımı Hakan Yarkın'a, kostüm tasarımları ise Baran Uğurlu'ya ait. Benden duymuş olmayın ama yakında İzzet Çapa tarafından yeniden açılacak olan Kervansaray'ı da filmdeki gazino sahnelerine mekan olarak kullanmışlar. Nefis görünüyordu!

Filmin müziklerini İskender Paydaş yapmış. Filmde bir sahnede görünüyor da Paydaş. "Müziğin hikayenin formunu ciddiye alması lazım" diyor Cem Yılmaz. Paydaş'ın babası da anlatılan dönemde aktif müzisyen olduğu için filme katkısı paha biçilmez olmuş. Filmde kullanılan ve Cem Yılmaz'ın oğlu Kemal'in isim babası olduğu KML3000 adındaki uzay gemisi ise Pek Yakında filminde kullanılan retro bir oyuncaktan yola çıkılarak Berkay Burdanoğlu tarafından yeniden tasarlamış. Uzay gemisi konusu açılınca Cem Yılmaz, "Pek Yakında filmini çekerken bu retro oyuncakla ilgili Sunay Akın, "Ondan bir tane var, o da bende" demişti. Halbuki iki tane var biri de bizde" diyor. Gülüyoruz. Galiba misafir olduğum en neşeli set ArifV216 olacak. İroni yapmıyorum ^^



Arif V 216’da Cem Yılmaz ve Ozan Güven’in yanı sıra Can Yılmaz, Özkan Uğur, Zafer Algöz, Seda Bakan, Özge Özberk, Çağlar Çorumlu, Ahu Yağtu, Mert Fırat, Şükrü Özyıldız, Sercan Badur, Zeynep Kankonde, Özgür Emre Yıldırım, Tuncay Beyazıt, Beyti Engin, Erkan Üçüncü, Kamil Güler, Muhittin Korkmaz, Maria Anastasiava, Zeynep Sümer de rol alıyor. Aslında sadece yabancı filmlerden aşina olduğumuz bir "Special Guess Star" durumu da var. "Hiçbiri 'olsun' diye değil. Hikaye işaret ettiği için varlar. Onlar bizim için bir hediye..." diye açıklıyor bu durumu. "Bunu başkası oynayamaz gibi belli fiziksel özelliklerin dışında canlandırma arzusu da önemli bir kriter oldu. Mesela Ajda Pekkan'la iki toplantı yaptık, Farah'ın filmde giydiği kostümler hakkında bizzat fikir beyan etti hatta bazı aksesuarlarını kendi gardrobundan getirip verdi." diyerek devam ediyor anlatmaya. Yönetmen Kıvanç Baruönü, "Yeşilçam filmlerini neredeyse jenerik sayacak kadar iyi bilir Cem ama belli etmez" dese de Cem Yılmaz, 8'inci filmi olan ArifV216'da yoğun bir Yeşilçam odaklı dönem araştırması yapmış ve bu konuda da senarist Yiğit Güralp ile çalışmış. Bizim teknik detay merakımız derinleşince Cem Yılmaz, "Bir ara da filmde şu kadar ton demir kullanıldı, şu kadar metre kumaş harcandı gibi rakamsal bilgiler verme merakı vardı" diyerek şakalaşıyor. Haklı.Bu kadar teknik bilgi yeter. O zaman yediğim içtiğim benim olsun, size Arif V 216'nın sondan iki gün önceki çekim gecesinde gördüklerimi yani gördüklerimin bir kısmını anlatayım. Zira Cem Yılmaz ve ekibi bize şahane bir sürpriz yaptı ve filmden toplamda 15 dakikalık bir kısmı parçalı sahneler halinde izletti. Çağlar Çorumlu'nun Zeki Müren performansı, Farah Zeynep Abdullah'ın Ajda Pekkan yorumu keyifliydi. O sahnelerden ve Arif'in "Back to the Future" tadındaki çakallıklarından detaylıca bahsetmeyeceğim ama, vizyon tarihini heyecanla beklememi sağlayan sahneler izlediğimi söyleyebilirim.

Yeşilçam filmleriyle dalga geçen kuşaktan değilim!

Şubat 2017'de ön hazırlıkları başlayan filmin hikayesini aslında tam 10 yıldır tasarlıyormuş Cem Yılmaz ve Ozan Güven. G.O.R.A. bittiğinden beri Arif ile 216'nın hikayesinin anlatmaya değer olduğunu düşünen Yılmaz ve Güven bir ara çizgi film yapmayı dahi düşünmüşler. Yılmaz, hikayenin oluşumu aşamasında Ozan Güven'le yakın çalışmış ama senaryoyu tek başına yazmış. Ozan Güven, "Bizim filmlere yaklaşımımız genelde böyle olur. Hikayeyi sökene kadar birlikte günlerce saatlerce konuşuruz sonra Cem oturur ve senaryoyu yazar" diyor. Fırsattan istifade "Hiç müstakil bir senaryo yazmak istediniz mi" diye soruyorum Ozan Güven'e. "Bugüne kadar içine dahil olduğum her projede dizi ya da film olsun zaten elimden geldiğince karakterime ve akışa katkıda bulunurum. Ben böyle bir oyuncuyum, karaktere çok hakim oluyorum ve hikaye hakkında daima fikrim oluyor ama tek başıma bir senaryo yazmayı şimdilik düşünmüyorum" diyor.
"Bu bir arkadaşlık filmi. G.O.R.A.'da "Ulan robot dedik ama adam çıktın!" diye bir final repliği vardı tam olarak oradan yola çıktık aslında. 216'nın hafızası eski Türk filmlerinden menkûl. Hep Türk filmi izlemiş ve insan olmakla ilgili bütün birikimini o filmlerdeki hikayeler ve kahramanlar üzerinden yapmış. 216, aslında insan olmak isteyen bir robot yani bir nevi Pinokyo. Hafızasını Yeşilçam filmleri ile oluşturmuş ama dünya artık o dünya değil. Arif ise eskiye göre artık daha dürüst. " diyor Cem Yılmaz, hikayesinin yolculuğunu anlatırken ve "80'lerde Altın Çağ kapanınca eski Türk filmlerinin parodisinin yapıldığı bir dönemden geçtik. Biz gerçek ilgililer o dönemde Yeşilçam ile asla dalga geçmedik ve o dönemden bir bilgiyle sıyrıldık. Gözü açılan kör kızın filmi yapıldı. 90'larda da bunun şakası yapıldı. Biz şimdi başka bir şey yapıyoruz. Neredeyse sadece sinema sayesinde geçmişe görsel yolculuk yapılabilen bir dönemdeyiz. İyi insalar yalnız filmlerde mi olur? Bu soruyu sorduk ve cevabını aramaya çıktık. Bir komedi filmi olarak ahkam kesmekten uzak durmamız lazım. Biz bir his uyandırmaya çalışıyoruz. Neticede eğlence sineması yapıyoruz ve bunun da kaliteli yapılabileceğini iddia ediyoruz." diyerek devam ediyor.
Hemen önümüzde Ayhan Işık ve Sadri Alışık'ın rol aldığı bir sahne çekiliyor. "Kestik" sesinden sonra Mert Fırat ve Şükrü Özyıldız adeta 60'lardan fırlamış bir postürle masamıza geliyorlar. Gözlerim yaşarıyor zira her iki oyuncuyu da oldukça yakından görmek, tanımak nasib olmuştu. Filmde Mert Fırat'ın, Kerem Alışık ile de bir sahnesi de varmış. Var. İzliyoruz. Sahneyi çekerken herkesin gözü dolmuş; benim de izlerken gözlerim doluyor. Dalıp gidiyorum ikisinin yüzüne bakarken. Aklım 70'lerin başına Taşlık Maksim Gazinosu'na kayıyor. Şimdi yerinde Swissotel'in yükseldiği alanda mukim gazinoda Turist Ömer selamı vererek bisikletin üzerinde sahneye çıkan Sadri Alışık'ı hatırlıyorum.. Kadim zamanlardı. Neyse... Sette yapılan şakalardan biri de Ozan Güven'in aslında Şükrü Özyıldız'a oranla daha çok Ayhan Işık'a benzemesi iddiası. "Neden ben oynamıyorum?" diyerek şakasını yineliyor. Öğreniyoruz ki meğer Şükrü Özyıldız'ı da babası küçükken "Ayhan Işık'ım benim" diyerek severmiş. Konu kilit!
Ben dalgın dalgın denize bakarken masamıza bu sefer de Pembe Şeker geliyor. Pembe Şeker, Seda Bakan'ın canlandırdığı karakterin adı. Bakan da diğer oyuncular gibi yaptığı işten mutlu ve heyecanlı. "Rol bana teklif edildiğinde o kadar oynamak istedim ki her fırsatta "İkinizin yanına en çok ben yakışırım" diye şaka yaptım durdum." diyor ve "Pembe Şeker hayatı toz pembe gören pozifif bir kız. 69'da yaşıyor ve bir gün hayatına Arif ile 216 giriyor. Pembe Şeker'in gözleri görmüyor ve 216'nın robot olduğunu da bilmiyor. Hatta adını da Ali olarak biliyor" diye devam ediyor. Seda Bakan set yemeklerinden çok memnunmuş. Üç kilo almış. Bize yemekleri anlatırken, ne tesadüftür ki set yemek arası veriyor. Dolunay'a karşı kurulan sofraya oturuyor ve yemeklerimizi yiyoruz. Tane tane bir pilav, rosto ve şahane zeytinyağlılar var menüde.
Misafir çadırımız kamera açısı değiştikçe yer değiştiriyor. Ekip gerçekten pire gibi. Filmin görüntü yönetmenine gözüm takılıyor. Zarif bir adam. Hemen soruyorum kim diye. Jean Paul Seresin olduğunu öğreniyorum. Kıdemli Sinefiller, Jean Paul Seresin adına yabancı değildir. 1968 doğumlu İngiliz görüntü yönetmeni daha önce de BKM yapımı filmlerde ve son olarak Türkiye'nin Oscar adayı olan Ayla'da çalıştı. Jean Paul, aynı zamanda da 2000 yılında Angela's Ashes (Angela'nın Külleri )filmiyle BAFTA'ya aday olan ödüllü görüntü yönetmeni Michael Seresin'in oğlu; baba mesleğini sürdürüyor anlayacağınız.
Çadırda sohbet ve özel röportajlar sürerken ben seti gezmeye başlıyorum. Pembe Şeker'in ağabeyini oynayan Kubilay Aka, Özgür Emre Yıldırım ve Sunay Akın'ın oğlu Ali Ozan Akın ile tanışıyorum. Cem Yılmaz'ın dublörüne de rastlıyorum bir kenarda. Az sonra çekilecek aksiyon sahnesine hazırlanıyor. Az soru sorup, çok dinleyerek geçiriyorum vaktimi; her zamanki gibi. Sağı solu izliyorum. Set sessiz bir arı kovanı gibi tıkır tıkır işleyerek çekilecek sahnelere hazırlanıyor. Asistanlar arada gelip oyuncuları sete alıyor. Sahne çekip yeniden sohbete dahil oluyorlar. O gece gün ışıyana kadar çekim devam edecek. Son iki günleri kalmış. Sonra uzun bir post prodüksiyon süreci başlayacak. Yeni yılın ilk günlerinde de ArifV216 vizyona çıkıp sinemada seyircisini bekleyecek.

Bahtı açık, gişesi bereketli olsun!
Böyle işte..
R.



Kaynak: Ranini TV
kitappandasi Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Bookmarks


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

Saat 18:23.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, vBulletin Solutions, Inc.