Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon
30 sonuçtan 11 ile 20 arası

Konu: Baba Candır - Replikler

  1. #11
    Yardımcı Yönetmen özge_bella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.01.2010
    Yer
    Hilal&Leon
    Mesajlar
    2.761
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Standart 36. bölümden

    Haluk "Nermin teyzecim, Salih Bey amcacım sizin benimle ne alıp veremediğiniz var ya, ben size ne kötülük ettim de böyle çıkışıyorsunuz bana ya"


    Haluk "Salih amca ben ne yaptımsa Ece için yaptım adamlar beni, Damla'yı da alıp geri geleyim diye serbest bıraktıklarında Ece'yi o şerefsizlerin yanında bir dakika daha bırakmaya gönlüm razı olmadı. o anda değil para canımı isteseler çıkartır verirdim. tamam sonrasında yalan söyledim ama kendini parasıyla affettiren zengin, züppe, kendini beğenmiş bir adam olarak görünmek istemedim gözünüze. verdiğim paranın sözü bile olsun istemedim. önemli olan tek şey Ece'di zaten. tam tersi olsaydı Ece'yi kurtarmak için 'amma para harcadım ha kızınıza ne kadar para saydım sen biliyor musun' deseydim böyle hava atsaydım daha mı iyiydi? o zaman daha adi, daha rezil bir adam olmaz mıydım?"


    Haluk "ben bu ilişkiye bu aşka kendimi bu kadar adamışken her yolumu sana çevirmişken senin için türlü türlü fedakarlıklar yaparken, her nefesimi senin için alıp verirken yine senin yüzünden yok yere sevgisiz eski erkek arkadaş muamelesi görmekten bıktım usandım artık. kendime o kadar rezil oldum ki etraf umurumda bile değil bundan ötesi yok yani benim için anlayacağın."


    Haluk "ne yaparsanız yapın beni asla halt edemeyeceksiniz beni yenemezsiniz çünkü ben HALUK GÜNEY'İM, HALUK GÜNEY"


    Haluk "ya ben senin beni sevmediğin, benden nefret ettiğin bir dünyada yaşayamam"


    Haluk "bu arada Ece benim müstakbel eşim olduğu için patentini O'na verdim bu şekilde gülebilir."


    Haluk: bana ilk 'merhaba' dediğin gün hayatımın geri kalanını senle geçirmek istediğimi anlamıştım. peki sen hayatının geri kalanını benimle geçirip, benim karım olup, gelecekteki çocuklarımın annesi olup, benimle yaşlanmak ister misin?
    Ece: evet

  2. #12
    Yardımcı Yönetmen özge_bella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.01.2010
    Yer
    Hilal&Leon
    Mesajlar
    2.761
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Standart

    Haluk: günaydın ılıman bir mayıs sabahı kadar güzel nişanlım.
    Ece: günaydın bir yaz gecesi rüyası kadar güzel sevgilim.




    Salih: yavaş alırsınız siz benim kızımı benden. nerden geliyor bu rahatlık? belki ben beğenmeyeceğim, vermeyeceğim kızımı sana
    Hasan: efendim nasıl söyleyim oğlum diye söylemiyorum
    Haluk: gerçekten şahane bir insanım. yemin ederim.
    Salih: bana ne kız evi naz evidir. 40 gün düşünmeden vermem ben kızımı bir kere
    Haluk: 40 günde çokmuş ya
    Salih: işine gelirse koçum kim dedi sana kız almak kolay diye. kızım nasıl kapanıyor bu
    Ece: babacım şöyle kafanı tripli tripli sallıyorsun o zaten otamatik olarak kapanıyor.
    Salih: Aa kapandı valla, oh be!




    Ceylan: abla şu yüzüğe bakayım mı ben?
    Ece: bak tabii
    Ceylan: bir şey söyleyeceğim bu sefer ki yüzük bir öncekinden daha mı büyük sanki?
    Ece: bu tabii farklı, biraz daha farklı
    Ceylan: (parmağındaki yüzüğünü Ece'nin yüzüğüne doğru getirir) minnak bak bu senin büyük büyük büyük baban

    Ceylan: yalnız gerçekten muhteşemmiş yani yüzük bayıldım
    Ece: aman yüzük olsun da
    Ceylan: taştan olsun.

  3. #13
    Yardımcı Yönetmen özge_bella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.01.2010
    Yer
    Hilal&Leon
    Mesajlar
    2.761
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Standart

    Haluk "annem bizi terk ettiğinde ben 6,5 yaşındaydım o yaşta neyin ne olup bittiğini idrak edemiyorsun. annem, ben bir şey yaptım bana kızdı çekti gitti zannettim. o kadar çok kızdım ki kendime kahroldum. her sabah erkenden uyanıp yatağına koştum. acaba geri dönmüş müdür diye, her gece Allah'a dua ettim annem geri dönsün diye. ama dönmedi işte. sonra büyüyüp de işin gerçeğini idrak edince anneme duyduğum özlemim öfkeye dönüştü içimde. hani bir laf var Salih Bey amca 'seni öldürmeyen acı seni güçlendirir' diye o büyük bir yalan. güçlendirmek. beni koruyup kollayacak, kanatları altına melek gibi alacak bir annem olmadığı için yarım eksik büyüdüm ben. Ece biraz bahsetti sizinde eşiniz vefat etmiş. Allah rahmet eylesin. sizinde çocuklarınız annesiz büyümüş çok zor. ama dediğim gibi sizin eşiniz vefat etmiş. ben annemin yaşadığını bile bile yanımda olmayışına kahroldum. o yüzden O'ndan nefret ediyorum. eğer şimdi sizin dediğiniz gibi annem şu kapıdan çıkıp karşıma gelse O'na tek bir şey sorarım neden? sen benim bütün dünyamken, ben seni dünyalar kadar çok seviyorken sen neden beni hiç sevemedin?"

  4. #14
    Yönetmen fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    6.173
    Ettiği Teşekkür
    42
    11 mesaja 36 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    1 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Post 12.Bölüm Haluk ile Ece'nin ilk yemek sahnesi

    Hasan ve Cici Müge'nin evdeki küçük çaplı nikah davetinden sonra güzel bir gece geçiren Ece evine biraz kafası karışık ama tarifi imkansız bir mutlulukta gitmekteydi.. Haluk ile olan dansını düşünürken, evrene farkında olmadan yolladığı mesajlarla gittiği taksinin yanında Haluk'un arabasını görür ve çok şaşırır.. Haluk'un o anki davetini geri çevirememiştir ve kendini bir restaurantta bulur..

    ...

    Ece Haluk'un çorba içişini büyük bir hayranlıkla izlemektedir

    "Size çok teşekkür ederim Haluk bey.. Yani yemek davetiniz için.. Yani tabii bayağı bir şaşkınım.."

    Ece ne kadar heyecanlı ve mutluysa, Haluk da o kadar ilgisiz bir şekilde çorbasını içmektedir.. O sırada garson Ece'ye menü getirir..

    "Aa yok ben menü almayayım.. Sevgili patronum karşısında biri varken, yani birlikte yemek yemekten pek hoşlanmıyor da.."

    Haluk, Ece'yi kendini beğenmiş bir şekilde süzer..

    "Bu defa durum başka.. Birlikte yemek yiyebiliriz.."

    Ece'yi bu durum çok şaşırtmıştır..

    "Gerçekten mi?"

    Haluk kendini beğenmiş ifadesine devam eder fakat Ece'ye hiçbir şey belli etmemektedir..

    "Hı hı.."
    "Tamam o zaman, ben de aynısından alayım.."


    Ece mutlu bir şekilde yine Haluk'un çorba içişine odaklanmıştır.. Haluk ise Ece'ye bakmama konusunda ısrarlıdır.. Bu durum Ece'nin de işine gelmekte, Haluk'u dilediği kadar süzmektedir.. Garson Ece'nin çorbasını getirir..

    "Teşekkür ederim.."

    Ece çorbasından keyifle bir yudum aldıktan sonra, merakını gidermek ister..

    "Haluk bey ne oldu ki, yani siz böyle yemek yemekten hoşlanmıyordunuz. Yani bunu o kadar çok söylediniz ki yani o yüzden diyorum.. Gerçi hâlâ nedenini tam olarak bilmiyorum tabii de.."

    Ece çorbasını içmeye devam ederken, Haluk özenle ağzını temizler.. Gardını alırcasına birazdan söyleyecekleri için kendini hazırlamaktadır..

    "Annem bizi terk ettiğimde ben altı buçuk yaşındaydım. (Gerçeği bu değil ama güncellenmiş haline göre yazdım) Babamla yapayalnız kaldık.. O her sabah işe çok erken gittiği için, ben kahvaltılarımı hep tek başıma yaptım.. Aynı şekilde işten çok geç döndüğü için, öğlen yemeklerimi de ve akşam yemeklerimi de yalnız başıma yedim.. Aradan o kadar zaman geçince, bu durum benim için normal sıradan bir hâl aldı.. Sonra büyüyüp iş hayatına atıldığım zaman, başka insanlarla yemek yemek.. Cıks.. Hoşuma gitmedi.. Tuhaf, rahatsız edici.. O yüzden yemek davetlerinden hep kaçtım.."

    Haluk asıl söyleyeceklerine gelmeden önce nefes almak istercesine çorbasından bir yudum daha alır.. Ece ise birazdan olacaklardan habersiz, Haluk'un söylediklerini üzgün bir şekilde dinlemiştir..

    "Şimdi daha iyi anlıyorum sizi.."

    Haluk bu cümleden sonra daha da gerilerek, silahını doğrultmaya başlar..

    "Ama bu asla kimseyle yemek yemediğim anlamına gelmiyor tabii.. İş ortaklarımla, müşterilerimle, hayatıma giren kadınlarla yemek yedim.. Ama bu onları bir daha görmek zorunda kalmayacağım içindi. Tıpkı bu akşam burada sizinle yemek yeyip bir daha görüşmeyeceğimiz gibi.. Kovuldunuz Ece Hanım.. "

    Ece neye uğradığını şaşırmıştır.. Cümlelerin gidişatının sonu, onu beklemediği bir yerden yakalamıştır..

    "Kovuldum mu? O ne demek?"

    Haluk daha da gerilmektedir..

    "Şu demek.. Bir daha şirkete geri gelmeyeceksiniz demek! Bir daha benim asistanlığımı yapmayacaksınız demek! Yarın sabah ve bundan sonraki hiçbir sabah, şirketteki o asansörden çıktığımda; sizin o yalancı, hain,riyakar, iki yüzlü suratınızı görmeyeceğim demek!"

    Ece, Haluk'un sözleriyle serseme dönmüştür..

    "Ben sizin bu hakaretlerinizle, kovulmayı hak edecek ne yaptım Haluk bey? Daha geçen gün siz bana her şey için, teşekkür ettiğinizi söylediniz.. Ne oldu da en başa döndük.."

    Haluk'un suratında bitmek bilmeyen kendini beğenmişlik iyice vuku bulmuştur..

    "Yapmayın Allah aşkına Ece Hanım.. Siz o desteği hep benim babama verdiniz.. Siz hiç benim asistanım olmadınız ki.. Hoş olamazdınız da.. Çünkü sürekli emirleri babamdan alan, bana ihanet etmek için babamın zoruyla bu görevi kabul etmiş, ruhunu şeytana satmış casusun tekisiniz! Babamla bana son bir oyun oynadınız.. Babamın o kadınla evlenmesine müsaade etmem için, beni kandırdınız.. Bütün o yakın davranışlarınız, meğer hepsi beni kandırıp kafamı karıştırmak içinmiş.. "

    Sözlerin ağırlığı altında ezilen Ece; kendine bir çıkış yolu aramakta, Haluk'un yanlış düşünceler içinde olduğunu düşünerek atağa geçmektedir..

    "Bakın, Haluk bey.. Yani durum asla öyle de.."

    Haluk kesin bir kararla Ece'nin zayıf çıkan sesini keser..

    "Ece Hanım.. Ne olursunuz.. Ağzınızdan çıkan her şey bana yalan geliyor artık.. Size güvenip inanmam mümkün değil.."

    Haluk kırgın ve kızgın bakışlarını Ece'den esirgemeyerek ayağa kalkar.. Ece ise şaşkın,yenilmiş bir o kadar da üzgün bakışlarıyla Haluk'a karşılık vermektedir.. Haluk kibirli bir halle, cebinden yemek için parayı çıkartıp masaya atar.. Ece hâlâ olanları idrak edememektedir.. Son bir hızla ayağa kalkar, Haluk'un gitmesini engelleyerek..

    "Haluk bey, beni kovamazsınız.."

    O kalkıştan daha farklı şeyler bekleyen Haluk, Ece'ye yakıştıramamış bir şekilde alayla ona bakar..

    "Ya? Neden kovamazmışım.. Hı? Arkanızda koskoca başkan Hasan olduğu için mi? Duymadınız mı tatlım? Hasan başkan bir aylığına balayına gitti.. Onun yerine şirkete vekil olarak kim başkanlık yapıyor dersin?"
    "Benim kendimi savunabilmem için, Hasan beyin desteğine ihtiyacım yok efendim.. Ama böyle özel bir durum için, bir çalışanınızı kovmanız hiç doğru bir davranış değil.."


    Haluk, Ece'nin sözlerini beğenmemiş bir şekilde alaylı bakışlarına devam eder..

    "Özel bir neden mi? Patronunu aptal yerine koymak, ona günde elli tane yalan söylemek, sırtından bıçaklayıp Brütüs gibi ihanet edip kandırıp aldatmak özel bir durum mu?"

    Ece, gittikçe mahcup darmadağın ama o cümleleri hak etmediğini düşünen bir halle kendini savunmaya devam eder..

    "Haluk Bey.. Benim gerçekten amacım, sizi aptal yerine koyup kandırmak değildi.. "
    "Babamla ve o cici kadınla arkamdan çok mu gülüp eğlendiniz, hı? Çok mu hoşunuza gitti beni tufaya düşürüp aslanlara yem etmek.."


    Ece, ağlamaklı bir sesle kalan gücünü kullanır..

    "Ne olur böyle kötü şeyler söylemeyin benim için? Ben sandığınız gibi kötü biri değilim.."

    Haluk, yine gardının düşeceğini hissedip "Ah be.." dercesine gözlerine buğu düşürür farkında olmadan..

    "En çok neye üzüldüm biliyor musun Ece? (Sanırım onun için hanım ifadesini kaldırmak çok kolay olmadı o an) Bizi aynı yerde zannetmiştim.. Sana inanmıştım.. İlk defa hayatımda birisine güvenmiştim.. Babama, o kadına, oğluna beyaz bayrak çekerken aynı takımdayız sandım.. Meğer ne kadar büyük bir aptalmışsın Haluk.. Meğer ne tufaya düşmüş, tongaya basmışım hem de böyle çift ayaklı!"

    Sert bir şekilde iki yumruğunu da masaya vurur o sırada, Ece'yi korkutur.. Sonra gerginliğini üzerinden atarcasına hafif yumuşak bir ses tonuyla cümlelerine devam eder..

    "Benim bu hayatta herkesin çıkarları için yaşadığını ve kimseye güvenmemem gerektiğini bir kez daha hatırlattınız. Sağ olun.."

    Ece artık yenilmiştir.. Nefes alıp gözlerini kapatır..

    "Sizi üzdüysem ya da kırdıysam gerçekten özür dilerim.."

    Haluk onca söylediklerinden sonra, Ece'nin kuru özrü karşısında onun başka hamle yapacağını düşünerek; Ece'nin devam etmesine tahammül edemez..

    "Ufff..."

    Ece artık son demlerini yaşatırcasına, tek bir hamlede cümlesini devam ettirmeye çalışır.. Fakat Haluk asla izin vermez buna..

    "Ama benim gerçekten tek amacım, babanızla sizi bir araya ge.."
    "Aaahh.. Beni bir kez kandırırsan bu senin suçundur.. Ama beni ikinci kez kandırırsan, bu benim aptallığımdır.. Beni bir kez daha kandırıp, aptal durumuna düşürmene izin veremem.."


    Haluk, masaya daha sonra Ece'ye yine alaycı hoşnut olmayan bir ifadeyle bakar..

    "Afiyet olsun.."

    Haluk yıpranmış bir şekilde oradan uzaklaşır.. Ece de yenilmiş olarak ağlamaya başlar.. Fakat Haluk tam olarak oradan kendini atamamıştır, dinlenmek nefes almak için kapının ardında Ece'nin göremeyeceği bir yere siner.. Ece derin bir nefes alıp sandalyeye çöker.. Haluk bir süre daha bekler sonra bir daha dayanamayıp geri dönmemek için oradan hızla uzaklaşır.. Ece ise şiddetli bir şekilde ağlamaya başlamıştır..

    ...

    Evet.. Şimdi anladım ki ben bu sahneyi çok ama çok seviyorum Bölümden önce, tekrar izlemesem burada da replikli bir şekilde paylaşmasam olmazdı sanırım..

  5. #15
    Yardımcı Yönetmen özge_bella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.01.2010
    Yer
    Hilal&Leon
    Mesajlar
    2.761
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Standart 39. Bölüm

    Haluk: sevgilim birinci Haluk Güney geldi. hayatımın anlamı evin erkeği ekmek, yoğurt ve lokumunu kazanıp geldi. nerdesin kız? (Ece koşarak gelip sarılır) sen bugün beni baya özlemişsin ya
    Ece: evet seni çok özledim kocacım
    Haluk: eyvahlar olsun! yüzünde bir şey var ve makyaj değil. ah yine o moda geçmişsin geçmişten günümüze gönderilen karmaşık bir trip makinesi gibisin şu anda
    Ece: ben seni bu defa çok farklı özledim ya
    Haluk: bir sorun mu var?
    Ece: benim bu durumu mu anlatmaya kelimelerim yetmeyecek
    Haluk: ah havuzun arıtması bozuldu
    Ece: hayır
    Haluk: ah savunanın ahşabına bir şey oldu
    Ece: hayır
    Haluk: Türk hamamının taşlarına zeval geldi
    Ece: hayır
    Haluk: robot hizmetçi airona bozuldu. ah Çin malı almamalıydım Allah kahretsin.



    Bahar: tatillere birlikte gidiceğiz. ben böyle güneşlenirken, denizde yüzerken siz benim torunlarıma bakarsınız.
    Ece: torunlar mı? torunlar diyor annen ya bir kaç tane diyo
    Haluk: 2-3 tane yaparız artık
    Ece: nereye yapacağız ya
    Haluk: yaparız. zaten çok fazla denize girmiyorum gölgede de oturmayı seviyorum o yüzden ben bakarım çocuklara


    Ece: iyi çalışmalar kocacım
    Haluk: teşekkür ederim karıcım
    Ece: seni çok özleyeceğim
    Haluk: biliyorum bende kendimi çok özlüyorum zaten. Allah'tan ayna diye bir şey icaat ettilerde doya doya bebek yüzüme bakıyorum. (aynadan kendine bakar) mükemmel
    Ece: canım benim
    Haluk: hayatım benim



    Haluk "ya Salih Bey amca siz benim gibi damadı nerede bulacaksınız Allah aşkına ya ben zenginim, akıllıyım, usluyum, yakışıklıyım, holding sahibiyim ya hepsini geçin bebek yüzlü bir insanım. benden iyisi Şam'da iki kilo kayısı ya verin şu kızı kurtulalım artık"



    Ece: Haluk sen iyi misin?
    Haluk: iyiyim hayatım, sen iyi misin?
    Ece: iyiyim. seni ayılmış gördüm daha iyi oldum.
    Haluk: ben seni ayılmış görünce çok daha iyi oldum da biz sahi neden bayıldık?



    Bahar: tekrar merhaba oğlum nasılsın?
    Haluk: senin ne işin var burada?
    Bahar: ben bu akşam Ece'yi isteyeceğinizi duydum. senin bu özel gününde yanında olmak istedim oğlum.
    Haluk: hepinizin bundan haberi vardı yani
    Ece: annen geçen gün beni aradı senin O'nu affetmen için benden yardım istedi. bizim şirketin karşısındaki cafede buluştuk. geçen gün güvenlik kamerasında annenin beklediği kadın bendim. senin daha fazla annesiz kalmana içim el vermedi. ben annene yardım etmek istedim. Bahar ablayı aldım bizim eve getirdim.
    Salih: planın bundan sonraki kısmı da babanla bana ait
    Hasan: oğlum, Ece'i istemeye gelirken eğer annen olursa belki daha sakin olursun diye düşündük.
    Bahar: oğlum ben her şey için özür dilerim. sadece kendini düşünen bencil, kalpsiz, vicdansız bir budala olarak seni o küçücük yaşında terk ettiğim için, seni 25 sene annesiz bıraktığım için, seni çok üzdüğüm için, ağlattığım için, sana ve babana yaptığım yanlışlar için senden özür ve af diliyorum. biliyorum beni hemen affetmeyeceksin bunu beklemiyorum senden, şu anda bana ne kadar kızgın olduğunu, benden ölesiye nefret ettiğini gözlerinde görüyorum. senden sadece yeniden annen olmayı, sana kendimi affettirmek için en azından bunu denemek için bana bir şans vermeni istiyorum. bana bu şansı verirsen sana ne kadar değiştiğimi ve ömrümün sonuna kadar seni asla bırakmayacağımı gösterebilirim. n'olur
    Haluk: sen kendini ne zaman affettin de şimdi karşıma geçmiş benden af diliyorsun. bu akşam beni hepiniz çok büyük hayal kırıklığına uğrattınız. güya bu akşam benim hayatımın en mutlu, en unutulmaz günü olması gerekiyordu. ama başardınız çünkü insanın ailem dediği kişiler tarafından ihanete uğraması hayatı boyunca unutamayacağı bir şey olsa gerek. ben bu oda da daha fazla işim yok artık.
    Bahar: hayır gitme!



    Ece: Haluk, Haluk dur bekle Haluk bekle beni ne olur ya bekle, Haluk nereye gidiyorsun?
    Haluk: sen bana bunu nasıl yaparsın ya! herkesi geçtim sen bana bunu nasıl yaparsın Ece
    Ece: yemin ediyorum ben senin iyiliğin için yaptım
    Haluk: ya bırak Allah aşkına bak bakalım bi bana iyi miyim sence he?
    Ece: özür dilerim
    Haluk: özür dilemek, üzgün olmak için artık çok geç. siz beni bu gün en derin yaramdan vurdunuz. sizi artık affetmem mümkün değil, ben artık yokum Ece
    Ece: Haluk



    Haluk "Kahya ettiğin lafa bak ya senin ağzından çıkanla kulağının duyduğu bir mi? böyle bir şey olabilir mi? benim büyük büyük dedelerim vakti zamanında Osmanlı ateşesi olarak vahşi batıda geçici bir süre kovboyluk yapmışlar. O yüzden biz Güney'ler şehirden çok doğaya daha yatkınızdır. hatta ben şehirli olan son Güney'im"

  6. #16
    Yönetmen fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    6.173
    Ettiği Teşekkür
    42
    11 mesaja 36 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    1 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Standart 1. Bölüm

    Ece babasının doğum gününe yetişmek için şirket çıkışı her zamanki gibi taksi bulmakla cebelleşmektedir.. O sırada Egemen ameliyatta, Emrecan da her zamanki gibi nezarethanededir.. Kısacası çocuklar için durum fazlasıyla vahimdir..

    Konuyla alakasız olan kişi Haluk da son model arabasıyla şirketten çıkmıştır.. O sırada, Ece'nin taksi beklediğini görür.. Dayanamaz, arabasıyla Ece'nin önünde durur.. Ece, Haluk'un gelmesiyle gerilmiştir, hoşuna gitmez bu durum..

    "Çok trafik var.."

    Ece lafın nereye geleceğini bilir ve umursamaz bir şekilde aslında soru olan bu cümleye cevap verir..

    "Farkındayım.."

    Haluk, Ece'nin gerildiğini hissedercesine durumu açıklamaya koyulur..

    "Bizim plazanın otoparkından çıktım, trafikten ancak kurtulabildim.."

    Ece, Haluk'un peşinde olduğu şeyin ne olduğunu artık çok iyi bildiğinden kestirip atar..

    "Öyle mi, çok geçmiş olsun.."

    Haluk bu cümleden sonra, Ece'ye karşı daha açık olmak ister..

    "Hayır istiyorsanız, şimdi taksi bulmak zor olur.. Gideceğiniz yere kadar bırakayım.."
    "Ben almayayım.. Sağ olun Haluk bey.."

    Haluk'un beklediği cevap bu değildi... Bozulduğunu belli etmeyen bir ifade ile Ece'ye suratını ekşiterek bakar..

    "Efendim?"

    Ece "Neyini anlamıyorsun be adam.." dercesine, daha da gergin bir şekilde cevabını tekrarlar..

    "Almayayım.. Teşekkür ederim.."

    Haluk daha da bozulur.. Sanki cevabını alacakmış gibi nedenini merak eder..

    "Nedenmiş o?"
    "Prensip meselesi.."


    Haluk iyice meraklanmıştır.. Dalga geçer gibi Ece'ye bakar o an..

    "Ne prensibiymiş Ece hanım acaba bu?"

    İşte o noktada Ece kendini ifade etmek istediğinden, bu fırsatı kaçırmaz..

    "İş arkadaşlarımın özel araçlarına binmiyorum prensibi.."

    Haluk bu cümleden rahatsız olmuştur, sesini bir kademe yükselterek karşı atağa geçer..

    "Yaa.. İyi ama ben sizin iş arkadaşınız değilim zaten.."

    Ece bu durumu onaylar ama umursamaz da..

    "Evet olabilir.."

    Haluk'un yine duymak istediği cümle bu değildir.. O an bozulduğunu gerçekten belli eder.. Hayal kırıklığını yansıtmamak için "Sana iyilik de yaramıyor.." dercesine şu cümleyi akıtır Ece'ye..

    "Ne haliniz varsa görün.. İyi akşamlar.. "

    Haluk sinirle arabasıyla çeker gider.. Ece ise bunu farklı yorumlamayı tercih eder..

    "Şuna bak ya.. Bir de hava attı arabasıyla.."

    "Ya ne yapacaktı Ece hanım", der fracture o an

  7. #17
    Set Görevlisi bahri_89 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    20.10.2009
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    37
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    7. bölüm
    Haluk,işyerinde Ece'nin,babasıyla kendisi hakkında konuştuğunu duyar. Eceyle küs olduğu için kahküllü kızı telefondan arar.
    Büşra: Buyrun Haluk Bey.
    Haluk: Ece şefine söyle, bir daha benim arkamdan özellikle de sayın başkanımızla konuşurken dedikodumu yapmasın.
    Büşra: Baş üstüne efendim.
    Haluk: Ha bi şey daha, kendisi benden ayca büyük olduğu için benden daha kazık kadar birisi oluyor. Bunu da hatırlatırsınız.
    (Forumda Haluk'un yaşı konuşulmuştu galiba Ece Haluk kısımlarını izlerken denk geldim. Daha önce de Haluk Ece'ye 85 li olduğu için laf sokmuştu.)

  8. #18
    Yardımcı Yönetmen özge_bella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    01.01.2010
    Yer
    Hilal&Leon
    Mesajlar
    2.761
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Standart

    Haluk: Kartal 1 dinlemede
    Nermin: babanız çıktı sahile doğru gidiyor.
    Haluk: Kelaynak demek istedin herhalde halacım
    Ece: duyduk halacım duyduk
    Haluk: ya hanımlar bu operasyonda kod isimlerle konuşacaktık öyle değil mi? operasyonun gizliliği için yapmayın Allah aşkına
    Ece: benim kod ismim ne o zaman?
    Haluk: ben Kartal 1 sen Kartal 2 halamda Tavuskuşu 1
    Nermin: bana bak damat oraya gelirsem tava manyağı yaparım seni
    Ece: ben Kartal olmak istemiyorum.
    Haluk: ne olmak istiyorsun?
    Ece: Kuğu
    Haluk: Aa! Kuğu
    Ece: evet
    Haluk: tam bi Kuğu'sun
    Ece: ya öyle miyim?
    Haluk: evet öyle tam bi Kuğu'sun O da bir kuş
    Nermin: çocuklar bırakın zevzekliği de düşün kelaynağın aman babanızın peşine
    Haluk: Kartal 1 ve Kuğu 1 yola çıkıyor. takip başladı Tavuskuşu içeri gir, içeri gir kümesinde bekle.

  9. #19
    Set Görevlisi kadizade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    23.05.2016
    Yer
    Trabzon
    Mesajlar
    85
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    5313461

    Standart

    haluk busranın yıgenıne bakmaktadır.koltuga uzanmıstır bebek kenarda oynamaktadır.
    Bebek anıden yere duser
    haluk:aaaa cocugun kan sekerı dustu.
    yarıldım resmen

  10. #20
    Yönetmen fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    6.173
    Ettiği Teşekkür
    42
    11 mesaja 36 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    1 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Standart 55. Bölüm

    Uzun bir zaman sonra, onca bölümde o kadar replik varken neden burası.. Ne bileyim içime dokundu herhalde cümleler.. Mekan etkiledi.. Oyuncular çok güzel aktılar birbirlerine.. Belki de ondan seviyorum biraz sahneyi.. Ece konuştu, Haluk uysal uysal dinledi.. Ece'nin dediklerini pek kabullendiğini düşünmüyorum.. Gözlerinde bir pişmanlık yoktu yaptıklarına karşı.. Sadece dinleyerek saygı duymayı tercih etti.. Merak da ediyorum acaba Ece'nin cümlelerine bizim kadar inanmadı mı.. Ben inanmadım, malum.. Ece o cümlelerle Haluk'u suçluyordu.. Yersiz bir şekilde.. Yine de bu cümleleri yazmayı tercih ediyorum.. Çatışmalı sahneleri sevdiğimden dolayı..

    ...

    Ece yüzüğüne dokunur bakarak.. Hafif gözleri buğulanmıştır.. Başını kaldırır, Haluk'a bakarak konuşmaya başlar..

    "Ne enteresan biliyor musun Haluk? Şu yüzük var ya.. Şu yüzük benim parmağımdayken, ben sana eşim derken, kocam derken; senin bana bu kadar güvenmiyor olmuş olman.. Senin eski nişanlın ne olduysa bir an hortladı, bizimle ortak oldu.. Ben sana bir nebze olsun güvenimi kaybetmedim.. Bir nebze.. Tamam kıskançlık krizlerine girdim.. Zaten diyeceksin girdin diye.. Ne yaptım ama? Bağırdım, çağırdım, ağladım dövündüm ama babamın evine gittim orada yaptım bunları.. Sonra ne oldu? Geçti bütün her şey.. Anladım aptallığımı.. Yaptığım yanlışı anladım, sonra döndüm senin yanına.. Ya babam, seni balıkçıda bir kadınla gördüğünü söyledi.. Benim kendi öz babam.. Bugüne kadar ağzından tek yanlış bile çıkmamış babam, bunu söyledi bana.. Ben ne dedim? Haluk beni asla aldatmaz dedim! Benim kocam asla bana bunu yapmaz dedim! Keşke sen de bana bir nebze bu kadar güvenebilseydin.. Ben senin hiç güvenini kazanamamışım.. Beni tek üzen şey bu.. Keşke benim karım her nerede çalışırsa çalışsın, bana olan sevgisi asla azalmaz deseydin.. Keşke.."

    Hayat keşkelerle yürümüyor be Ece.. Yürümüyor..

Sayfa 2/3 İlkİlk 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •