Arama 
ÜYE OL  |  Kayıp Şifre  |  Aktivasyon   
Ana Sayfa  |  Forum  |  Haberler  |  Video  |  Diziler  |  Fotoğraf Galerisi  |  Biyografi  |  Gruplar  |  Ratingler


Geri Git   DiziFilm.com Forum > Arşiv > Yerli DiziFilm Arşivi > Aşk Yeniden

Yanıtla

Aşk Yeniden kategorisinde Aşk Yeniden - Replikler konusunu görüntülemektesiniz.

 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 26-03-15, 16:03   #11
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 5. Bölüm (Alıntı Değil)


Zeynep: Bu ağzımızdan çıkıverenler var ya, bir gün fena bi şekilde bi yerimize kaçıcak.
Fatih: Annen çok terbiyesiz, gördün mü oğlum?

***

(Sabah olur. Zeynep gülümseyerek Fatih'i izlerken aklına bir şey gelir.)
Zeynep: Anaam gelinlik! Fatih kalk! Kalk kalk! Kalk!
Fatih: 5 dakka daha
Zeynep: Ya ne 5 dakkası, hadi ne olur kalk! (Fatih kalkmaz) İlla mı sert yapmak lazım ya! (Tekme atar) Kalk!
Fatih: Yaa. Napıyorsun yine ya? Vahşi!
Zeynep: Sen de adam gibi kalk o zaman bi sabah da.
Fatih: Ya ben her gün böyle uyanmak zorunda mıyım? (Zeynep öylece durur) Ne?
Zeynep: Gelinliği n'apcaz?
Fatih: Allah Allah, hallederiz diyorum işte.
Zeynep: Ya nasıl halledicez Fatih, günübirliğine New York'a mı gidip gelicez?
Fatih: Güven bana, güven. Biraz güvenmeyi öğren.
Zeynep: Ya ne alakası var bunun güvenle? Her sabah ayrı bi saçmalığın içinde kalkıyoruz.
Fatih: Ya gidip alıcaz işte. Bi gelinlik bi damatlık, ne olmuş yani?
Zeynep: Uff ya. Bu yaştan sonra ben bi de gelinlik mi giyeceğim? Çocuğum var benim.
Fatih: Duyan da torun torba sahibi oldu sanıcak Ben sana en güzelinden gelinlik alıp giydiricem, halledicez, hadi.
Zeynep: Yok, olmaz. Ben gelinlik giyemem.
Fatih: Niye kaşınıyorsun?
Zeynep: Benim gelinlik fobim var.
Fatih: Ya gelinliğin fobisi mi olur?
Zeynep: Yok, olmaz. Olmaz. Yeter, tamam. Gidelim, herkese her şeyi anlatalım. Diyelim ki, bizim hiçbir zaman düğünümüz olmadı ki düğün fotoğrafımız olsun.
Fatih: Yaa tamam, anlatalım.
Zeynep: Valla mı?
Fatih: Valla! Bıktım ya!
Zeynep: İyi. Tamam. Öyle yapalım o zaman. Hadi.
Fatih: Dur!
Zeynep: Ne?
Fatih: Prova yapcaz önce.
Zeynep: Ne provası be?
Fatih: Prova işte yani babana nasıl söyliceksin. Ben babanım, söyle.
Zeynep: Saçmalama Fatih.
Fatih: Dur! (Saçlarını karıştırır) Şöyle yaptım mı..
Zeynep: Napıyorsun?
Fatih: Reisin çılgın saçları Söylee. Boyle boylee
Zeynep: Fatih şu an inanılmaz benziyosun babama.
Fatih: Role girdim. Konuş yoksa atarum. Derine, en derune
Zeynep: Ay stres oldum. O kadar benziyosun ki.
Fatih: En derune.
Zeynep: Tamam be, stres yapma. Eee, babacım.. Şimdi.. Biz, yani Fatih'le ben.. Eee, benle Fatih.. Biz aslında ıı şey değiliz.
Fatih: Ney değilsunuz?
Zeynep: Allah'ım. Ben stresten şu an çok sinir oldum. Bakiyim. Ayy.
Fatih: Role giriyorum.
Zeynep: Evet. Baya iyisin yalnız ha. Eee dur. Ne diycem. Toparliyim. Babacım... Ya biz, biz Fatih'le... yani sizin sandığınız gibi bi şey..
Yadigar: Uyy kalkın hadi. Kahvaltı hazır. Haydi.
Zeynep: Kahvaltı hazırmış. Hadi gidelim, çok acıktım.
Fatih: Ne oldu? Söylemicek miydin babana?
Zeynep: Ne söylicektim?
Fatih: Söylicektin işte babana. Söylemicek misin?
Zeynep: Söylemicem.
Fatih: Emin misin?
Zeynep: Eminim.
Fatih: Son kararın mı?
Zeynep: Vallaha da billaha da söylemicem. Tamam.
Fatih: Kesin yani.
Zeynep: Tamam uzatma, söylemicez dedik. Allah Allah. Hadi kahvaltıya gidelim. Çok acıktım ben.
(Zeynep odadan çıkar)
Fatih: Öyle olursun işte. Allah Allah. 5 dakka daha

***

Fatih: Reis baba. Benim bugün fabrikada işlerim var da, acaba diyorum ki tekneye... gelmesem?
Şevket Reis: Olur.
Fatih: Hala. Kızmadı bana. Hasta falan mı?
Yadigar: Sevdi uşuğum seni, sevdi

***

(Fatih'le Zeynep gelinlik almaya gider)
Satış Elemanı: Evet efendim, hoş geldiniz. Nasıl yardımcı olabilirim size?
Fatih: Şöyle, bize hemeninden acilinden gelinlik.
Satış Elemanı: Öyle aceleye getirilecek bi şey değil bu, evliliğin mihenk taşıdır beyefendi.
Zeynep: Yok bizde evlilik olmayacak. Bize direkt gelinliğin kendisi lazım.
Satış Elemanı: Acele etmeyin hanımefendi. Şöyle geçin oturun isterseniz. Ben size bi şeyler ikram edeyim, ne dersiniz?
Fatih-Zeynep: Gelinlik!
Satış Elemanı: Bana bakın, siz kaçtınız mı yoksa? Atının terkisine atıp kaçırdın mı kızı ha?
Fatih: Yok, kucağıma düştü
Satış Elemanı: Ay sen de az değilmişsin ha.
Zeynep: Pardon. Acaba bu mağazada bana uygun bi gelinlik var mı, yoksa biz başka yere mi gidelim?
Satış Elemanı: Valla her kadına göre gelinlik var bizde. 70 yaşındaki kadından tutun da 18 yaşına kadar var. Zaten 18 yaşın altına da satmıyoruz. Çocuk gelinlere karşıyız.
Fadik: Adam kamu spotu gibi
Fatih: Biz de karşıyız. Ama bizim yaşımız tutuyor. Siz bize gelinliği verin de gidelim.
Zeynep: Hadi.
Satış Elemanı: Peki peki, anladım ben. Sizin aceleniz var. Peki nasıl bi gelinlik istiyosunuz?
Zeynep: Beyaz, bir de duvak olsun
Satış Elemanı: Çok açıklayıcı oldu yani, teşekkür ederim
...

***

Kuaför: Yıldırım aşkı mı abi sizinki?
Fatih: Yok, türbülans aşkı

***

(Zeynep gelinlikle kuaförden çıkar. Fatih hayranlıkla elini uzatır)
Fatih: Memnun oldum
Zeynep: Napıyorsun Fatih?
__________________
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-03-15, 16:33   #12
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 5. Bölüm (Alıntı Değil)

(Meryem Hanım, Fatih'i zorla kendi şirketine getirtir. Zeynep de Fatih'i kurtarmak için düğün arabasıyla peşlerinden gider)

Park Görevlisi: Hanımefendi. Hanımefendi!
Zeynep: NE BEEĞ!
Park Görevlisi: Hanımefendi, bu aracı burada bırakamazsınız.
Zeynep: Bıraktım bile!

(Zeynep şirkete girer)
Zeynep: FATİİİHH! FATİİHH!
Güvenlik Görevlisi: Hanımefendi bağırmayın!
Zeynep: Ya ne demek bağırmayın? Kocamı buraya getirdiler, gördüm. Çabuk söyle, KOCAM NERDE?!
Güvenlik Görevlisi: Düğünden mi kaçtı?
(Zeynep önce duraklar, hüzünlenir. Sonra adama saldırır)
Zeynep: Öldürürüm lan seni! Öldürürüm! Çabuk söyle, kocam nerde?
Güvenlik Görevlisi: Kocanızı tanımıyorum hanımefendi, neden anlamıyorsunuz?
Zeynep: Ne demek tanımıyorsun? Şekercizade, Fatih Şekercizade. Bütün Türkiye tanıyor, nerde kocam?!
Güvenlik Görevlisi: Kendisini tanımıyorum ama neden ortadan kaybolduğu belli
Zeynep: Bana bak, şimdi seni var ya.. naparım biliyor musun!
Fatih: Zeynep! Napıyorsun, ne işin var burada?
Zeynep: Fatih!
Fatih: Çek lan ellerini karımın üstünden!
Güvenlik Görevlisi: Asıl karınız ellerini çeksin benim üzerimden
(Zeynep ayağa kalkar)
Fatih: İyi misin?
Zeynep: İyiyim. Sen iyi misin?
Fatih: Bi şey yapmadılar di mi sana?
Zeynep: Yok canım, sıkıyosa yapsınlar
Fatih: Tamam, hadi gidiyoruz.
...
Fatih: Ya sen ne bela bi şey çıktın. Vırvırvır pişman ettin adamları.
Zeynep: Ederim tabii. Dağ başı mı burası?
Fatih: Demek o kadar seviyorsun beni ha?
Zeynep: Ne alakası var? Benimki insanlık görevi Eee!
Fatih: Ne?
Zeynep: Araba nerde? Buraya bırakmıştım ben.
Fatih: Nereye bırakmıştın?
Zeynep: Buraya.
Fatih: Lan arabayı buraya mı bıraktın sen?
Zeynep: Kusura bakmayın Fatih Bey, sizi kaçırırlarken nizami bi şekilde park edemedim.
Fatih: E çekmişler arabayı, n'apcaz şimdi? Mutlu musun?
Zeynep: Çok mutluyum. Oo o kadar mutluyum ki. Bütün gün gelinlikle adam kovaladım, yetmiyormuş gibi güvenlikle kavga ettim. Şimdi burada kabak çiçeği gibi kaldım. Dünyanın en mutlu insanı benim şu anda.
Fatih: Ya tamam tamam, sus. Taksi çağırırız.
Zeynep: Allah'ım ya. Ben senin için hayatımı tehlikeye atayım, etmediğin laf kalmasın.
Fatih: Aman da aman. Karısı kocasını kurtarmaya mı gelmiş? Ne oldu? Dönemezdim diye korktun di mi?
Zeynep: Iyy hemen cıvıma Fatih, hemen cıvıma

(Zeynep taksiye biner. Fatih de binecekken Meryem Hanım arabasıyla yaklaşır ve Fatih'le konuşur, daha sonra gider)
Zeynep: Kimdi o kadın?
Fatih: İşte bu kadın getirtti beni buraya.
Zeynep: Ya söylesene vaktiyle, vereyim saçını eline
Fatih: Ya sen ne çirkef bi şey oldun

...
Fatih: O zaman üstümüze başımıza bi şey alalım diyeceğim ama cüzdan yok. Cüzdan da bil bakalım nerede? Arabada! Arabayı n'aptılar; çektiler!

***

(Fatih'in ailesi ve misafirler onlara sürpriz yapmak için ışıkları kapatır)
Zeynep: Ya çok karanlık.
Fatih: Tamam, tut elimi. Orası değil!
Zeynep: Şapşal. Elimi tut deyip bana niye poponu dönüyorsun?

(Fatih Zeynep'in gelinliğine basınca yere düşerler. Kalkmaya çalışırken ışıklar yanar. Düşe kalka başarırlar kalkmayı )
Fatih: Sü-sürpriiiiz!
Zeynep: E-evet. Sürpriiz!
(Fadik alkışlamaya başlayınca diğerleri de alkışlar)
Fatih: Şimdi siz böyle gelinlikli damatlıklı göremedik deyince bizi, biz de ne yaptık? Böyle giyindik, sürpriz yapalım dedik size.
Zeynep: Evet. Böyle bizi görünce mutlu olursunuz diye düşündük.
Yadigar: Uy Zeynebum, ne kada da güzel olmuşsun.
Gülsüm Hanım: Beni çok duygulandırdınız. Kim düşündüyse çok ince düşünmüş. Teşekkür ederim.
(Zeynep tam birlikte düşündüklerini söyleyecekken Fatih atılır)
Fatih: Ben düşündüm babaanne. Ben düşündüm
Zeynep: Bencil!
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-03-15, 18:23   #13
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 5. Bölüm (Alıntı Değil)


(Şevket Reis'in dayısı vefat ettiğinden Şevket'le Yadigar köye gider. Zeynep'le Fatih Şevket'in evine gelirler. Ev sobalı olduğu için soğuktur. Zeynep Fatih'ten sobayı yakmasını ister)

Zeynep: Koca değil misin? Madem kocasın git sobayı yak!
(Oğluyla odaya geçer, Fatih de sobayı yakmaya gider)
Fatih: Üflüyorum üflüyorum niye olmuyor ya! Zeyneeeepp! Bozuk bu soba! Hadi oğlum ya, hadi yan bi şey yap. Hayatımda soba görmedim. (Gazete parçasını yakıp atar) Hadi bak, ısıtmam gereken bir oğlum bir de karım var. Hadi. Hadi koçum. Sağa gir sağa, bak orada odun var onu tutuştur
...
Fatih: Zeynep! Zeynep, yaktım yaktım. Yanıyoruz! Zeynep! Yaktım (Yattıkları odaya gider koşarak) Zeynep. Başardım diyorum, başardım. Zey..(Odaya girince Zeynep'le Selim'in uyuduğunu görür) E ben sobayı yakmıştım. (Usulca yatağın kenarına oturur, üstlerini örter ve onları izler) Umarım bu bir rüya değildir

(Sabah olur. Selim ağlar, Fatih onun sesiyle uyanır. Alıp mutfağa indirir. Mama yedirmeye çalışır, Selim yemez. İnternetten ne yedirebileceğine bakmaya çalışır)
Fatih: "9-10 aylık bebekler ne yer?" Aa 9-10 ay dedik de, hacı senin yaş kaç? (Dişlerini sayar) Yani 10 aylık oluyo musun? (Selim kafasını iki yana sallar) Olmamış mı oluyon? Amaaan. Menemen yapıp bana bana yeseydik keşke

***

Fehmi: Son günlerde bu evde hayli garip şeyler oluyor, farkında mısınız?
Gülsüm Hanım: E bu yeni bi şey değil ki. Sen Mukaddes'le evlendiğinden beri bu evde garip şeyler oluyor oğlum
...
Gülsüm Hanım: Gulyabani kötülük yapan herkese dadanır. Hoş, Mukaddes'i şimdiye kadar fark etmemiş olmaları da enteresan ama

***

(Zeynep hastalandığı için işleri Fatih yapar. Selim'le alışverişe çıkar. Zeynep'e ilaç alır, çorba yapmak için malzeme alır. Manavdaki müşteriden tarifi öğrenir ve eve gelip yapar. Sonra Selim'le konuşmaya başlar)

Fatih: Yorulduk valla ha. Bak bunları zamanı geldiğinde anneye anlatacaksın tamam mı? Beni sevdiğini biliyorum çünkü. Vay bee! Selim, baya oldu biz senle karşılıklı içmeyeli. En son ne zaman içtiğimizi hatırlıyor musun? Du ben sana başka bi şey söyliyim; şimdi sen o gün uçakta öyle avazın çıktığı kadar ağlamasaydın ve ekonomi class yolcularını bezdirmeseydin, şu an burada olmayacaktın. Yaaa. O yüzden ben sana çok şey borçluyum. Yani annen ve sen yanıma oturmasaydınız, benim bi ailem olmayacaktı. Tamam evet, inatçı bi annen var. Dünyalar kaçığı, manyak bi deden var. Ama aramızda kalsın; annen var ya, hayallerimdekinden bile daha öte bi şey. Şimdi Selim, benimle açık konuş; hep ben konuşuyorum, biraz da sen konuş. Şimdi sen de benim gibi bi baban olmasını istemez miydin? Kim istemez ki yani, hangi evlat istemez di mi? Sen de bu yalanın gerçek olmasını istemez miydin? İsterdin tabii ki. Yani. Ben bundan başka bi şey istemiyorum. Bak ne güzel bi aile olduk işte. Ocakta pişen bi çorba, odunları çıtırdayan bi sobamız ve kakalı bezlerimiz var. Daha ne olsun işte, daha ne isteyelim ki?
(Çorba taşar)
Fatih: Lan ocakta yemeğim var, beni lafa tutuyosun
...
(Zeynep'e çorba getirir)
Fatih: Eveeet. Tavuk suyuna spesiyal çorbamız geldi. Çorbanız hazırdır efendim.
Zeynep: Ne bu, hazır çorba mı?
Fatih: Ne hazır çorbası ya? Yani bi tavukları yetiştirmediğim kaldı. Onun dışındaki her şeyi ince ince kendi ellerimle yaptım, sırf senin için. Hadi bakalım. (Selim'i fark eder) Aa dur.
Zeynep: Ne oldu? (Fatih, Selim'i alıp gelir) Napıyosun Fatih?
Fatih: Ya tepsiyle ikisini taşıyamadığım için bunu oraya koymuştum.
Zeynep: Ne demek bunu oraya koymuştum? Benim çocuğum çanta mı kapının önüne koyup unutuyorsun? Oldu olacak koltuğunun altına sıkıştırıverseydin tavla gibi.
Fatih: Ya çocuk koltuğun altına sıkıştırılır mı Allah aşkına? Ya 50 tane kolum mu var benim? Çamaşır bende, manav bende, bulaşık bende, yemek bende, çocuk bende; hangi birine yetişeceğimi şaşırdım napiyim?
Zeynep: Ayy iyi ki bi gün hasta yattım ha, hemen söylenmeye başladın.
Fatih: Tamam, bugün senle kavga etmicem. Hastasın. İç bakiyim çorbanı.
Zeynep: Zehirlenmem di mi?
Fatih: Bak kırıyosun ama.
Zeynep: Tamam tamam, zaten çok acıkmıştım.
Fatih: Dur dur dur! Şimdi sen onu içerken dökersin falan, bi de çarşaf değiştirmekle uğraşmiyim. Dur bekle sen. En iyisi ben içiriyim bunu sana. Sonra bi de başıma yok çamaşır yıka bilmem ne bi dert çıkmasın. Gel bakiyim.
(Zeynep Fatih'in mutfak önlüğünü görüp güler)
Fatih: Ne gülüyosun? (Selim de güler) Sen ne gülüyosun?
Zeynep: Allasen bi tipine bak, bi aynaya bak ya
Fatih: Ya napiyim işte halanın bu şeyi var, ben bununla havaya giriyorum. Gel bakiyim, aç ağzını, ham ham ham.
Zeynep: Iımm güzel olmuş ha. Eline sağlık.
Fatih: Yaa
Zeynep: Babam da böyle çorba içirirdi bana. Ne zaman hasta olsam o bakardı. Eliyle yedirirdi, başımın ucundan ayrılmazdı. Anne gibi.
Fatih: Merak etme, artık ben varım (Selim'e döner) Di mi?
Zeynep: Fatih, çocuğu yedirdin di mi?
Fatih: Hehe, kokoreç yedik
Zeynep: Ne?!
Fatih: Şaka canım.
Zeynep: Ne yedirdin?
Fatih: Mama yaptım ona.
Zeynep: Çocuğumu kuru ekmeğe hasret bırakmışsın Fatih
Fatih: Aç değilsin di mi? Aç mısın?
Zeynep: (Ekmek uzatır) Yicen mi annecim? (Selim uzanıp ekmeği alır) Al işte, aç çocuk.
Fatih: Valla aç değil, yedirdim ya. (Selim'e) Söylesene bi şey
Zeynep: Yani tek yapman gereken şey şu çocuğu doyurmaktı yani. Bravo ya.
Fatih: Ya yedik biz yedik.
Zeynep: Çıkar şu önlüğü Allah aşkına ya.

***

(Zeynep rüyasında Ertan'ın Selim'i aldığını görür ve korkuyla uyanır)
Fatih: Zeynep, Zeynep! Sakin ol, sakin ol!
Zeynep: Selim nerde?
Fatih: Tamam tamam, sakin ol. Halanın odasında. Hastalık bulaşmasın diye. 5 dakka onun yanındayım, 5 dakka senin. Merak etme, uyuyor. Rüya gördün. Sakin ol.
Zeynep: Ben çok kötü bi kabus gördüm.
Fatih: Ertan diyordun. Kabusun Ertan mı?
Zeynep: Fatih şu an konuşmak istemiyorum, lütfen.
Fatih: İyi misin?
Zeynep: İyiyim.
Fatih: Bak bana sırlarını anlatabilirsin. Korkmadan. Güvenebilirsin. Ben sana zarar vermem ki. İstesem de veremem.
Zeynep: Şu an sırası değil. Gerçekten.
Fatih: Zeynep, Ertan'ı duyduğun, rüyalarında gördüğün yerde allak bullak oluyorsun. Geçen gün bizim evde, şimdi burada. Kim bu Ertan?
Zeynep: Fatih. İnan hiç sırası değil.
Fatih: Anlaşıldı. Onca şey yaşadıktan sonra hala güvenmiyorum diyorsun. Tamam. İyi geceler. Mesaj alınmıştır.
Zeynep: Ben hayatımda bir kere aşık oldum. O da bana "gel" dedi. Peşinden taa Amerika'ya kadar gittim. Her şeyden vazgeçtim. Çok güzeldi. Ta ki ben hamile kalana kadar. Önce bebeğimden vazgeçti, sonra da benden. Ama ben yaptıklarımı hiçbir zaman bi hata olarak görmedim. İyi ki de gitmişim onunla. İyi ki onun lafına kanıp bebeğimden vazgeçmemişim. Ha keşkelerim yok mu; tabii ki de var. Yani, keşke Selim'e daha güzel bi hayat sunabilseydim. Amerika'da çok uğraştım ayakta kalabilmek için. Ama kucağımda yeni doğmuş bi bebekle sadece 8 ay dayanabildim. Gerisini zaten biliyorsun.
Fatih: Sperm bankası bana biraz fantastik gelmişti zaten.
Zeynep: Keşke öyle olsaydı ama biliyo musun? Keşke çocuğumun üzerinde benden başka kimsenin hiçbir hakkı olmasaydı.
Fatih: Zeynep, sen istemediğin sürece oğlunu senden kimse alamaz. Ertan bile.
Zeynep: Ertan? Oğlumu benden alacak? Ertan oğluna sahip çıkmak isteseydi daha benim karnımdayken sahip çıkardı. Benimki kuruntu işte.
Fatih: Sen bir çok kadının yapamadığı şeyi yapmışsın. Güçlüsün. Gurur duyuyorum senle.
Zeynep: Gerçekten mi?
Fatih: Gerçekten. Ben de olsam aynı şeyi yapardım. Aşkım için her şeyi göze alırdım. Aldım sayılır gerçi.
Zeynep: Bak seen
Fatih: Yani Summer, eski kız arkadaşım, Amerika'dan. Ama sonu bi facia tabii. Bi kafenin ortasında, elimde tek taş yüzük, dizlerimin üstüne çökmüş bi vaziyette bırakıp terk etti gitti beni.
Zeynep: A-aa!
Fatih: Hı?
Zeynep: O saf sen miydin?
Fatih: O ne demek?
Zeynep: Hani o "I'm desperate, I'm desperate" diye bağıran?
Fatih: Ya sen nerden biliyorsun?
(Zeynep gülmeye başlar)
Fatih: Zeynep. Niye gülüyosun?
Zeynep: Kusura bakma sinirim bozuldu. Ben o kafede çalışıyodum.
Fatih: Ne?
Zeynep: Evet, garsondum ben o kafede. Gördüm seni. Çok saçma. Sen evlilik hayallerinden kovuldun, ben de işimden kovuldum.
Fatih: E o zaman iyi ki ben terk edilmişim, sen de kovulmuşsun.
Zeynep: Tabii öyle söylemesi kolay. Büyük bi yenilgiyle baba evine dönmek zorunda olmak ne demek bi de bana sor.
Fatih: Zeynep sen yenilgiyle dönmedin. Kucağında oğlun, yanında kocanla döndün baba evine.
Zeynep: Fatih. Birbirimizi kandırmayalım. Evet insan bi yalan söylediğinde önce kendi inanmalı ama bizim inanmamamız lazım.
Fatih: Ya inanırsak?
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-03-15, 22:46   #14
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 6. Bölüm (Alıntı Değil)


5. bölüm bitiminden devam;
Zeynep: Ben bir erkeğe inanmaktan da güvenmekten de vazgeçtim. Budadım hepsini. (Fatih göz yaşını siler) Çünkü ne kadar yükseğe çıkarsan, düşüşün de o kadar sert oluyor. Ve ben bir enkaz daha kaldıramam... Neyse ben bir elimi yüzümü yıkayayım da Selim'e bakayım.

***

Yadigar: Sana orada kötü bi şey ettiler mi? De bakiyim bana.
Orhan: Yaa yok annecim, öyle önemli bi şey yok işte. Böyle günde en az 5 yakalanma tehlikesiyle beraber, en az 1 yakalanma ve 1 evden kovulma. Onun yanı sıra böyle çeşitli ölüm tehditleri vs. falan yani, sen kafana hiiiç takma.
Yadigar: Uyy sen ne diysun Orhan?
Zeynep: Aman hala bırak ya, ne bakıyorsun bunun lafına? Atıyor. Mukaddes Hanım hiç yapar mı öyle şey ya? Masum, bal gibi kadın, yazık. Ağzı var dili yok. Günaaaahh

***

Mukaddes: İnşallah Fehmi bu sefer sorunumuzu kökünden halleder.
Gülsüm Hanım: Bu konuda Fehmi'ye pek itimadım yok. Bi sorunumu 30 yıldır halledemedi.
Mukaddes: Neymiş sizin 30 yıldır hallolmayan sorununuz?
Gülsüm Hanım: Siz kaç yıldır evlisiniz? 30 değil mi?

***

(Şevket Reis hapistedir. Zeynep'la Fatih onun yanına giderken arabada konuşurlar)
...
Fatih: Tamam merak etme, ben halledicem.
Zeynep: Nasıl halledicen Fatih ya? Sen neyi hallettin ki bunu hallediceksin?
Fatih: Neyi halletmedim Zeynep? Şimdi şöyle bi dön bi düşün, neyi halletmedim?
(Zeynep düşünür)
Zeynep: Tişikkirler süpermen

***

(Fatih, Şevket Reis'in isteği üzerine Zeynep'le tatile gitmeye karar vermiştir. Odalarında çekmeceleri karıştırır)

Zeynep: Ne oldu, ne arıyorsun?
Fatih: Mayomu arıyorum.
Zeynep: Ha sen ciddisin yani.
Fatih: Evet, Zeynep. Yarın ilk uçakla gidiyoruz.
Zeynep: Fatih biz hiçbir yere gitmiyoruz. Babam hapishanedeyken, benim deniz kenarında nasıl güneşlenmemi bekliyorsun?
Fatih: Doğru yaa.
Zeynep: Yaa.
Fatih: Sen nasıl güneşlencen, bikinin var mı?
...
Fatih: Bi şey diycem bu arada. Bak. Mete gönderdi şeyleri, fotoğrafları. Gel bak.
(Zeynep fotoğraflara bakar)
Fatih: Sevdin mi?
Zeynep: Güzel. Güzel, beğendim. Ama gerçek değiller tabii.
Fatih: Zeynep. Bunlardan birisini odamıza asalım diyorum.
Zeynep: Hayır Fatih. Hiçbirini asmıyoruz hiçbir yere. Götürüp bunu babaannene veriyorsun. O kadar.
Fatih: Tamam. Ben şey yapiyim o zaman, babaannemle bi konuşiyim. O halleder, yani istediği yere asar. Bi de bilet işlerini falan halledeyim.
(Fatih giderken fotoğraflardan biri yere düşer. Zeynep gülümseyerek bakar fotoğrafa, sonra arkasına atar)
Zeynep: Kendini kaptırma Zeynep. Kaptırma kaptırma kaptırma!

***

(Fatih'le Zeynep, Şevket Reis'i ziyarete gider)

Fatih: Reis babacım, Zeynep tatili sizin istediğinize inanmıyor.
Şevket Reis: Ne tatili?
Zeynep: Hııh, ne tatili?
Fatih: Şey... Artık saklamamıza gerek yok reis babacım. Yani Zeynep diyo ki.. "babam hapishanedeyken ben tatile falan gitmem" dedi, ben de gerçeği söylemek zorunda kaldım.
Şevket Reis: Ulan. Hani bana güvenebilirsin diyordun? 24 saat geçmeden her şeyi anlattın mı kıza? Tüü senin kalıbına!
Zeynep: Bi dakka bi dakka, gerçekten sen mi istedin tatile gitmemizi?
Şevket Reis: Ula ben sana ne dedim, al kızı git dedim; her şeyi anlat mı dedim? Hamsi kafa!
Fatih: Anlatmak zorunda kaldım babacım. Özür dilerim.
(Zeynep hüzünlü bakışlarla cama yapışır)
Zeynep: Baba.. Babacım...
Şevket Reis: Napıyon kızım sen böyle?
Zeynep: Amaaaan iyi be! Bi duygusal an yaşatmıyosunuz insana burada ha
...
Fatih: Dinliyorum.
Zeynep: Ben şoktayım. Yani derlerdi hapishane insanı değiştirir diye ama bu kadarını beklemiyordum.
Fatih: Başka?
Zeynep: Yani hiç izin vermezdi ki benim tatile filan gitmeme. Kuzu gibi olmuş baksana. Kıyamam. Günaaahh
Fatih: Başka başka?
Zeynep: Ne başka başka?
Fatih: Özür dilemeyecek misin benden diyorum? Böyle yalan söyledin söyledin dedim diye böyle ayaklarıma kapanıp, yalvarıp affet beni demeyecek misin diyorum?
Zeynep: Ayy. Hani ilkokul 3 demiştim ya; baya ana sınıfı ana

***

(Antalya'ya gelirler)

Zeynep: Of of of, bu ne ya?
Fatih: Otelimiz.
Zeynep: Otelimiz derken, yani kalacağımız otel manasında mı yoksa?..
Fatih: Bizim, yani komple bizim otel işte.
Zeynep: Arkadaş siz matruşka gibi ailesiniz ha. Sahip olmadığınız bir şey var mı sizin?
Fatih: Senden önce vardı. Artık yok

(Asansörü beklerken, oradan geçen 2 kız Fatih'in kucağındaki Selim'i sevmeye başlar)
X1: Ay Tuğçe şuna bak, ne kadar tatlı.
X2: Fıstık. Sen ne tatlı şeysin öyle. Aman da aman, yerim senin ağzını burnunu.
X1: Siz babası mısınız?
Fatih: Tabii ki.
X2: Ama bu çok tatlı ya. Tıpkı size benziyor.
Fatih: Yakışıklı çocuk.
(Kızlar Fatih'e bakınca Zeynep devreye girer)
Zeynep: Ben alayım onu. Gel annecim, gel oğlum gel. Hadi bay bay yap teyzelere, "bay bay teyzeleeer"
Fatih: Vay. Resmen kıskanıldım

(Odalarına gelirler)
...
Fatih: Zeynep var ya, anneler yok, babalar yok, sorunlar yok. Bi süre her şeyden uzağız, biz bizeyiz.
Zeynep: Deme öyle ya. Kendimi bi an yalnız hissettim.
Fatih: Allah Allah. Kocan yanında.
Zeynep: Bana bak. Sen bana asılıyor musun? Böyle tatlı tatlı bi yürüyomuşsun gibi geliyor da
Fatih: Ben mi?
Zeynep: Hee.
Fatih: Öyle mi geldi?
Zeynep: Hııı.
Fatih: Sen de beni kıskanıyormuşsun gibi gibi geldi bana
Zeynep: Neee?! Been?
Fatih: Hıhı.
Zeynep: Seni kıskanıyorum?
Fatih: Hıhı.
Zeynep: Hahahahaa hahaa. Yani var ya, Selim anlasa emin ol o bile gülerdi sana şu an.
Fatih: Yani asansörün önündeki "teyze"lere uyuz olmadın, hı?
Zeynep: Bak şimdi. Böyle düşüneceğini biliyordum o lafı söylediğimde ya. Ama benim oradaki amacım, oğlumu kötü emellerine alet etmene engel olmaktı. O kızlara da teyze dedim, çünkü gencecik kızlar teyze gibi giyinmişler ya. Yani daha belki reşit bile değiller. Ve bu benim oğlum. Ben yaptım bunu. O yüzden sen onu kullanamazsın istediğin gibi öyle. Yani. Ben yaptım, benim.
Fatih: Benim de oğlum o.
Zeynep: Nasıl senin oğlun?
Fatih: Benim oğlum. Oğlum gel bakiyim. Gel bakiyim oğlum.
Zeynep: Napıyorsun ya?
Fatih: Bak nasıl da geliyor babaya
(Fatih Selim'le birlikte diğer odaya doğru ilerler)
Zeynep: Fatih. Seninle bi şey konuşuyodum ama. Gelir misin buraya? Ya Fatih her seferinde şöyle arkanı dönüp gidiyorsun ya, gerçekten o kadar sinirle- (Odanın halini görür, her yer gül yapraklarıyla doludur) Oohaaa! Bu ne?
Fatih: Balayı odası yapmışlar.
Zeynep: Ama bu resmen katliam. Yazık bu çiçeklere.
Fatih: İnanmayacaksın ama ilk kez katılıyorum sana.
Zeynep: Hayır romantik de değil ki.
Fatih: Bence de yani, hiç romantik değil yani bunları kullanarak.
Zeynep: Sen benle dalga mı geçiyorsun?
Fatih: Ya sen de bi söylediğime inan be kadın!
...
Fatih: Tamam tamam, önce bi duş alalım kendimize gelelim. Gel.
Zeynep: Pardon?
Fatih: Yok şey, beraber değil yani ayrı ayrı.
...
Fatih: Zeynep! Bunlar küvetin içine de çiçek koymuş.
Zeynep: Ne? Neyin kafası bu ya?
Fatih: Değerlendirsek mi acaba? Şaka.
Zeynep: Şakaların giderek kötüleşiyor. Hiç komik değil.

...
(Fatih yemek için masa hazırlatmaya ineceğini söyler. Selim'i de alır)
Zeynep: Fatih. Bi de şeyi söylesene, bu odayı temizlesinler gelip tamam mı? Yani de ki, teşekkür ederiz ama de benim karımın güle alerjisi varmış de. Olmuyor de. Bi de ha, bi de sen gidip masa hazırlayacaklar ya şimdi; o masayı hazırlarken mutlaka emin ol yani hiç gül mül hiçbir şeyin yaprağı olmasın tamam mı? Söyle onu lütfen.
Fatih: Sırf çene

***

Mukaddes: Fehmicim, ben diyorum ki hazır ortalık durulmuşken ben bi termal otele falan mı gitsem? Hani şöyle bi dinlenirim, gerginliğimi atarım, di mi annecim?
Gülsüm Hanım: Çok iyi düşünmüşsün. Hepimiz kafamızı dinleriz, rahatlarız.
Mukaddes: Annecim yalnız ben, yani yalnız gitmekten bahsettim de.
Gülsüm Hanım: E ben de aynı şeyi kast ediyorum. Sen git ki, biz de biraz kafamızı dinleyelim. Bizim de ihtiyacımız var
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-03-15, 00:59   #15
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 6. Bölüm (Alıntı Değil)


(Zeynep Fatih'in gönderdiği elbiseyi giyer ve lobiye iner. Fatih'in etrafı kızlarla çevrilmiştir)

Zeynep: Seni de boş bırakmaya gelmiyor ha Fatih! (Kızlar çekilince Selim'in rujlarla kaplı olduğunu görür) Napıyorsunuz siz? Çocuğum resmen kozmetik içinde kalmış. Gel annecim.
X1: Ay sen ne tatlı bi şeysin öyle, insan bunu yer yer.
Zeynep: Yavaş. Hem çok seviyorsan hemen yap kendine bence bi tane
Fatih: Zeynepcim, yani hanımlar oğlumuzu seviyorlar. Bunda kızacak bi şey yok ki.
Zeynep: Var tabii ki de. Ne demek kızcak ne var? Şu çocuğun haline bakar mısın? Bak. Yüzü gözü fondöten, ruj içinde.
X2: Siz de ne çok abarttınız ya. Alt tarafı biraz sevdik küçük beyi, ne var bunda?
Fatih: Karıma cevap vermeyin
Zeynep: Kendi çocuğun olduğunda anlarsın küçük hanım. Ben gidiyorum.
...
Fatih:Zeynep. Zeynep saçmalama, daha yemek yemedik. Zeynep!
Zeynep: Ben aç değilim Fatih, tamam mı? Gidip çocuğumu yıkıcam. Şu suratına bakar mısın? Bak bak, hale bak. Öpücükler içinde kalmış. Kırklasam çıkmaz bu!
Fatih: Ya ne olmuş? Alt tarafı yani öpmüşler yani. Çocuk gibi kıskanıyorsun.
Zeynep: Fatih. Sen onu benim külahıma anlat, tamam mı? Bi daha da Selim'i böyle pis numaraların için kullanmaya da kalkma. Vallahi çok fena yaparım seni bak söylüyorum.
Fatih: Hangi pis numaralar?
Zeynep: Ya işte kız tavlamak için.
Fatih: Ya ben niye birini tavlamaya çalışayım. Benim cazibeme dayanamayıp geliyorlar, ben napiyim yani?
Zeynep: Fatih n'apıyorsan yap; ama yanında Selim olmasın!
Fatih: Bak Zeynep, çok normal bi psikoloji bu. Kıskanma psikolojisi. Yani bütün insanlar yaşıyor bunu, kıskanıyorsun. Geleni kabul et, derin derin de nefes almaya çalış
Zeynep: Ne diyorsun sen be, ne kıskançlığı? Ben mi seni kıskanıyorum?
Fatih: Ha bu psikolojinin içinde reddetme de var. Kabul et, kabul etmeye çalış.
Zeynep: Ayy tuzlayayım da kokma, konuşmalara bak Ben niye seni kıskanayım ya, sebebi ne olabilir?
Fatih: Alışcaz.
Garson: Zeynep Hanım, Fatih Bey; masanızı burada hazırlattık efendim. Buyurun.

...
Fatih: Zeynep, şu peçeteyi uzatır mısın?
Zeynep: E var senin peçeten.
Fatih: Yok onu alıcam da kolum ağrıyor.
(Zeynep peçeteyi kaldırınca kutuyu görür)
Zeynep: Bu ne?
Fatih: Aa o neymiş ya? Hediye!
Zeynep: Yok. Bunun kutusu falan çok havalı, çok pahalı bi şey bu kesin. Ben almiyim.
Fatih: Zeynep saçmalama. Bak. (Kutuyu açar) Bak çok yakışacak sana.
Zeynep: Yok Fatih, gerçekten ben onu kabul edemem.
Fatih: Ya sen ne inatçı bi şeysin. Alt tarafı bi hediye işte. O kadar üzüldün, bi çok şeye katlandın, çok mu yani?
Zeynep: Çok. Bu benim için çok Fatih. Valla ben hiç sevmem böyle pahalı şeyleri. Sen git bununla başka kızları kandır tamam mı? Ben çünkü böyle numaralara gelmem.
Fatih: Sen hayatında bi kez olsun birine güvendin mi?
Zeynep: Evet güvendim. Ben hayatımda bir kere bi kişiye güvendim. Onunla da... (Selim'e bakar) Oy iyi ki doğurmuşum seni annecim.
Fatih: O zaman bana güvendiğin zaman takarsın.

(Müzisyen gelir)
Fatih: Bu dansı bana lütfeder misiniz?
Zeynep: Bence lütfetmeyeyim. Çünkü ben hiç beceremem dans etmeyi.
Fatih: Sen bana bırak kendini bebeğim. Uçurucam seni
Zeynep: Yok Fatih, valla ben çok açım. Karnım çok aç. Kesin dans edince başım döner, düşer bayılırım valla.
Fatih: Ya Zeynep, gel buraya. Gel.
(Dans etmeye başlarlar)
Zeynep: Ben en son böyle ortaokul mezuniyetinde dans etmiştim. Bi tane çocuk vardı hoşlandığım. Onla dans ederken böyle heyecandan böyle çocuğun ayağına buldozer gibi bi bastım. O da benle baya konuşmadı. Hayır ne var yani? Allah Allah. Ne var, basabilirim. Sonuçta insan böyle böyle öğrenmiyo mu?
Fatih: Zeynep. Sus ve bu anın tadını çıkar

(Sabah olur. Fatih, kucağında Selim, Selim'in elinde gülle yatak odasına girer)
Fatih: Şimdi ilk hedefimiz anne. (Gülle Zeynep'i uyandırmaya çalışır)
Zeynep: Noluyo ya?
Fatih: Günaydın.
Zeynep: Günaydın benim biricik erkeğim.
Fatih: Teşekkür ederim. Sen bana hep böyle diyeceksen biricik karıcım, ben hep yaparım sana.
Zeynep: Sana mı dedim be? Ben oğluma söyledim oğluma. Gel aşkım.
Fatih: İyi, al biricik erkeğini o zaman. Ben de sana sürprizimden bahsedecektim ama neyse.
Zeynep: Bu sefer ne aldın Fatih?
Fatih: Zeynep, asla tahmin edemeyeceğin bi şey. O kadar yani. Yani o kadar memnun olacaksın ki, o kadar yani.
Zeynep: Allah Allah.
Fatih: Beni yerlere göklere sığdıramayacaksın, o kadar yani.
Zeynep: O neymiş ya?
Fatih: Önce ben oğlumla kahvaltıya inicem. Sen hazırlanıp geliceksin. Kahvaltıdan sonra ne yazık ki. Gel oğlum. Bırakalım çiçeğimizi anneye.

***

(Selin Orhan'dan özür dilemek için tekneye gelir. Özür diledikten sonra giderken Orhan seslenir)
Orhan: Selin!
Selin: Efendim?
Orhan: Bize yardım etmek ister misin?
Selin: Ben mi?
Orhan: Sen. Bence gel. Gel yani, gel. Bence çok güzel olur, çok güzel yani. Tekneye falan, gezeriz. Hem değişiklik olur senin için. Balık tutarız
Selin: Tamam, geliyim.

***

Fatih: Oteli yedin Zeynep, oteli!
Zeynep: Ne var ya? Çok acıkmışım.Hem ben çocuklu kadınım, benim iyi beslenmem lazım. Böyle zayıf kızlar gibi rejimde mi olmamı istersin.

(Zeynep'in arkasından Mukaddes ve İrem'in tuttuğu adam gelir ve Zeynep'in gözlerini kapatır)
Necati: Bil bakalım ben kimim?
Zeynep: Ne oluyor ya, sen kimsin?
Necati: İşte ben de onu diyorum. Bil bakalım kimim ben?
Zeynep: Kardeşim bi şu ellerini çek gözümden. (Adama bakar) Sen kimsin?
Necati: Zeynep. Zeynebim benim. Nasılsın?
Zeynep: Bi dakka ya. Siz beni birisiyle karıştırıyorsunuz galiba, kimsiniz siz?
Necati: Şimdi böyle olduk demek. İlk aşklar unutulmaz diyen halt etmiş desene.
Zeynep: Hı?
Necati: Benim ben, Necati.
Zeynep: Hangi Necati?
Necati: Pilot Necati.
Zeynep: Beyefendi ben sizi hayatımda hiç görmedim. Muhtemelen beni biriyle karıştırıyorsunuz.
Necati: Tabii, anlıyorum seni. Evlenmişsin, çocuk yapmışsın. Eski defterleri açmak istemiyorsun.
Fatih: Arkadaşım, eşim seni tanımadığını söylüyor duymuyor musun?
Necati: Ben de tanıtmaya çalışıyorum beyefendi.
Fatih: Ben şimdi bi tanıtırım kendimi sana, sittin sene unutamazsın Lütfen efendi efendi gider misin?
Necati: Tamam peki. Ben zaten daha 3-4 gün bu otelde kalıcam. Eminim beni hatırlarsın Zeynep.
Fatih: İyi, sen kal. Ben aşkımla gidiyorum zaten.
Necati: Tamam tamam, sakin olun. Hatırlayacaksın beni Zeynep.
Fatih: Bak hala!
...
Zeynep: Fatih!
Fatih: Ne?
Zeynep: Aşkım ne?
Fatih: Ne aşkım ne? Kurtarmaya çalışıyoruz seni. Bana bak, bu senin ilk aşkın değil di mi? Şu tipe bak ya, eski Alman film aktörlerine benziyor. Das kaufen undebah!
Zeynep: Ben bu adamı hayatımda ilk kez görüyorum be, ne ilk aşkı? Ne işim olur benim böyle tiplerle? Manyağın teki işte.
Fatih: Ha tamam o zaman. Hadi hadi daha fazla yeme, gidelim.
Zeynep: Nereye?
Fatih: (Şevket gibi kaşlarını kaldırır) Derune, en derune Sürprize!
Zeynep: Tamam hadi.
Fatih: Oğlum, hadi sürprize.

(Fatih Zeynep'in gözlerini kapatır)
Fatih: Bilin bakalım ben kimim? Pilot Fatih.
Zeynep: O manyak kimdi ya?
Fatih: Dur. 3-2-1!
(Zeynep karavanı görür)
Zeynep: Sürpriz bu mu?
Fatih: Beğenmedin mi?
Zeynep: Şaka mı yapıyorsun? Bayıldım. Doğru söyle, kim söyledi sana bunu?
Fatih: Ben adamı gözünden tanırım kızım, sende tam hippi tipi var.
Zeynep: Fatih. Ben bunu hep hayal etmiştim. Ay içine bak. Çok teşekkür ederim.
Fatih: O zaman hazırlanıp hemen yola çıkalım.
Zeynep: Tamam. Ben hemen gidip eşyaları hazırliyim. Hemen 2 dakkada hazırlarım.
Fatih: Doğru yoldayız oğlum

(Karavana binerler. Necati gelip cama vurur)
Zeynep: Haydaa!
Necati: Ne oldu Zeynep? Yoksa benden mi kaçıyosun?
Zeynep: Kardeşim, sen manyak filan mısın ya? Senden kurtulamıcak mıyım ben?
Necati: Önceden öyle demiyodun ama.
Fatih: Lan dövücem şimdi seni bak!
Necati: Haa maçoyuz yani.
Fatih: Bak hala konuşuyo, pembe panter!
Zeynep: Tamam Fatih. Boşver aşkım, hadi biz gidelim.
Fatih: Sen aşkım mı dedin bana?
Zeynep: Cık. Yani ben onu durumu kurtarmak için öyle dedim.

...
Zeynep: İnanamıyorum ya. Şu an nereye istersek gidebiliriz.
Fatih: Hizmetinizdeyim efendim. Nereye isterseniz oraya!
Zeynep: Küçüklüğümden beri hayalimdi bu biliyor musun? Sadece yol ve ben.
Fatih: Selim'le ben de bu hayalin promosyonları olduk işte. Di mi oğlum?
Zeynep: Halimden hiç şikayetçi değilim. Fatih ya, sende de hiç karavancı tipi yok ha.
Fatih: Nasıl, bende?
Zeynep: Hee.
Fatih: Ben karavanım Benim hayalim bu. Tamam, daha önce hiç yola çıkmamış olabilirim karavanla ama.
Zeynep: E niye yapmadın ki daha önce? Niye bu zamana kadar bekledin? İstediğin karavanı alabilirdin.
Fatih: Problem karavanı almakta değil Zeynepcim, yolculuk yapacağın kişiyi bulmakta. Küçüklüğümden beri olduğum yere ait hissetmedim ben biliyor musun? Böyle sürekli seyahat etmek, yolculuk yapmak istiyordum ama tek yapabildiğim yolculuk kaçmak oldu. O da ailemden en uzak mesafeye.
Zeynep: Hiç mi rahat bırakmadılar seni?
Fatih: Yani sözde her istediğimi yaptılar ama onların istedikleri olduktan sonra.
Zeynep: Bence sen çok ama çok mutlu olmayı hak ediyorsun. Yani hayatta tanıdığım en iyi insan sensin diyebilirim.
Fatih: Gerçekten mi?
Zeynep: Valla, öyle. Bakma ben öyle eserim, gürlerim, yağarım filan ama sana gerçekten güveniyorum
Fatih: Ben güvenini boşa çıkarmayacağım Zeynep. Emin olabilirsin.
Zeynep: Biliyorum.
Fatih: Ya senin kafana bi şey mi düştü? Bugün iyisin yani
Zeynep: İşte bi de şu zevzeklerin olmasa var ya, o kadar iyi bi adam olucaksın ki.
Fatih: Hayır gerçekten, yani sabahtan beridir vurmak yok, bağırmak yok, tekme atmak yok.
Zeynep: E tamam o zaman kaşınma sen de.
Fatih: Tamam tamam, sustum. Sustum, yola devam.

*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 27-03-15, 01:27   #16
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 6. Bölüm (Alıntı Değil)

...
Fatih: Tatile bak tatile. Vahşi yaşamla başbaşa. ZeyFat wild
Zeynep: Fatih, sence de bu vahşi yaşam fazla vahşi olmadı mı? Hı? Bu çok gibi geldi bana
Fatih: Ya saçmalama Zeynep. Baksana ya. Derenin içindeyiz. Orman, kuşlar, böcekler.
Zeynep: Evet kuşlar, böcekler filan çok güzel de; yani bu yoldan sağ salim çıkacağımıza emin misin?
Fatih: Kim, biz? Ya şimdi senin kocan var ya, ceylan gibi seke seke götürecek.
(Karavan istop eder)
Zeynep: Evet. Çok güzel sektin Fatih. Bravo
Fatih: Noluyo ya?
Zeynep: Hadi.
Fatih: Çalışmıyor.
Zeynep: Denesene bi daha.
Fatih: Ya çalışmıyor işte.
Zeynep: Allah'ım sabır ver bana. Yani dümdüz yollar varken, senin neyine böyle aralar dereler acaba!
Fatih: Ya deli etme Zeynep. Karavancı ruhu diye bi şey var, hippi ruhu. Doğanın içinde olacaksın ki ruhun iyileşsin.
Zeynep: İyileşti mi ruhun bari, he? Doğanın içindeyiz, dibindeyiz. Doğru düzgün bi yola çıkar bizi çabuk, Selim var arabada.
Fatih: Ya tamam ya, ne zaman yarı yolda bıraktım ben seni?
Zeynep: Az önce
Fatih: Tamam, gidiyoruz. Ben bi ineyim halledeyim.
Zeynep: Hallet. Her şeyi hallettiğin gibi bunu da hallet.
(Fatih karavanın önüne bakar)
Fatih: E kaputu yok bunun!
Zeynep: Aa öyle mi? Olmaz tabii, bunun motoru arkada.
Fatih: Hah arkada, doğru.
Zeynep: Daha bunu bile bilmiyor. İyi, araba kullanabiliyor

***

(Kampta Fatih ateş yakmaya çalışır)
Fatih: Hadi be oğlum. Hadi. Hadi koçum benim.
Zeynep: Fatih.
Fatih: Hı?
Zeynep: Sana çok güzel bi haberim var.
Fatih: Ne oldu?
Zeynep: Ateş zaten icat edildi. Bir çakmak çakman yeterli.
Fatih: Ya dur. Kontrol bende, merak edilecek bi şey yok.
Zeynep: Orman yangını ihbar hattının numarasını ezbere biliyoruz di mi? Hayır çünkü galiba birazdan gerekecek.
Fatih: Haha, çok komik bir kızsın sen.
Zeynep: Ne gerek var böyle izci kampındaki gibi ateş yakmalara filan? İçerde ocak var, dolapta yemek var.
Fatih: Hippi ruhu konforu reddeder Zeynep. Her şeyi kendimiz yapmalıyız. Bizzat biz. Şunu da.. (Kibriti çakmaya çalışır, beceremez)
Zeynep: Daha kibrit çakamıyorsun. Sen hayatında kaç kere ateş yaktın?
Fatih: 3. İşte önce bi sizin sobayı yakmıştım
Zeynep: Tamam, ver ben yapayım.
Fatih: Dur dur. Tamam tamam. Dur. Yaparım.
Zeynep: Ya ver şunu, inat etme.
Fatih: Bir dakka, dur. Son bu zaten.
Zeynep: Hadi bakalım.
(Ateş alev alır. İkisi birden yere düşer)
Fatih: Ayy! Allah! Allah. (Güler) Başardık
Zeynep: Fatih, sen ne döktün bunun içine?
Fatih: (Gülerek) Mazot koydum
Zeynep: Benzin olmasın o?
Fatih: Ha ondan ondan Ya gördün mü? Yani bu arada cazibemle yakamayacağım hiçbir şey yok Zeynep Tamam sen burada oturuyorsun şimdi, ben gidip malzemeleri getiriyorum.

(Malzemeleri alıp gelir)
Fatih: Uçuyorduk havaya
Zeynep: Fatih napıyorsun?
Fatih: Yapıyorum işte.
Zeynep: Mangalda sucuk böyle mi yapılır?
Fatih: Böyle yapılıyordu bir filmde.
Zeynep: Bunu da hayatında ilk kez yapıyorsun di mi? Hah düştü. İki tane gitti şimdiden.
Fatih: Olsun canım, bir tane gitsin ne olacak.
(Fatih yüzüne gelen dumanları savurmaya çalışırken Zeynep güler)
Fatih: Dur gülme.
...
Fatih: Allah Allah. Evet.
Zeynep: Dur, şu ekmekleri de koyalım üstüne.
Fatih: Onları da mı ısıtalım?
Zeynep: Evet evet, biraz ekmeği de ısıtalım. Ay içini alalım. Seninkinin de alayım mı içini?
Fatih: Tabii tabii. Uff elim yandı.
Zeynep: Tamam yeter, ver.
Fatih: Yeter mi?
Zeynep: Yeter yeter. (Sucukları ekmeğin içine doldurur) Oo elim yandı.
...
Fatih: Valla çok yedik.
Zeynep: Evet ya, bu sucuk ekmek olayını abarttık biraz.
(Selim ağlar. Zeynep kalkacakken Fatih kalkar ve Selim'i getirir)
Zeynep: Aşkım. Ne oldu? Ver. Ne oldu annecim? Tamam yok bi şey. Hadi gel.
(Selim'i ortalarına alırlar, Fatih telefonla fotoğraf çeker )

***

(Sonraki gün üçü beraber vakit geçirirler sahil kenarında. Fotoğraf çekilirler bol bol. Gülüp eğlenirler )
Zeynep: Gel buraya, kaçma. Getir çocuğumu.
Fatih: Haydi denize.
Zeynep: Annecim bak.
Fatih: Zeynep, su çok güzel. Girsek mi acaba?
Zeynep: Ben bikinimi getirmedim ki.
Fatih: Ben de mayomu bulamamıştım zaten.
Zeynep: Ya boşver şimdi yüzmeyi de; Fatih, buradan hiç gitmesek olur mu? Heh? İş yok, güç yok, ekmek elden su gölden. Çok güzel burası, gitmeyelim.
Fatih: Olur, hep burada kalalım.
Zeynep: Annen yok, babam yok. Kavga yok, gürültü yok. Gitmeyelim ya, kalalım burada. Ben çok mutluyum yani.
Fatih: Gerçekten mutlu musun?
Zeynep: Evet. Sen?
Fatih: Hiç olmadığım kadar mutluyum.
(Gülerler birbirlerine )
Zeynep: Fatih?
Fatih: Hıh?
Zeynep: Sen...
(Telefon çalar)
Fatih: Dur dur dur! Bi şey diyodun yine, bak yine aynısı oldu.
Zeynep: Dur, Fadik arıyor. Açmam lazım. Efendim Fadik? Ne oldu? Ne?
Fatih: Ne, ne olmuş?
Zeynep: Ertan... Ertan gelmiş.

(Fatih Selim'i daha sıkı kucaklar )
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-03-15, 00:32   #17
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 7. Bölüm (Alıntı Değil)


(Ertan'ın geliş haberini alınca apar topar İstanbul'a dönerler. Sabah Fatih Zeynep'in hazırlandığını görür.)

Fatih: Zeynep. Bir yere mi gidiyorsun?
Zeynep: Ertan'la buluşcam.
Fatih: Ne? Nasıl yani, bugün, hemen şimdi mi?
Zeynep: Fatih, biz bunun için erken döndük tatilden.
Fatih: Yok, olmaz. Gidemezsin.
Zeynep: Lütfen bu işi benim için daha da zorlaştırma.
Fatih: Ya Zeynepcim, ben zorlaştırmıyorum; hatta kolaylaştırıyorum. Yani bu görüşme ona da, sana da... bana da iyi gelmeyecek.
Zeynep: Ama ben bunu yapmak zorundayım biliyorsun. Yoksa yani işler içinden daha da çıkılamayacak bi hal alacak.
Fatih: Tamam. Ben de gelicem.
Zeynep: Saçmalama, senin ne işin var orada?
Fatih: Niye ya? Senin kocan değil miyim ben?
Zeynep: Haa. Kocam beni eski sevgilimle buluşmaya götürecek öyle mi?
Fatih: Evet yani şimdi öyle söyleyince pek hoş olmuyor ama, ben de gelicem.
Zeynep: Fatihcim. Bu benim kendi başıma halletmem gereken bi mesele. Yani ben bu işin üstesinden gelebilirim, merak etme. Aklın bende kalmasın, tamam?
Fatih: Yok kalmaz zaten aklım Zeynepcim. Yani sen her şeyin üstesinden gelirsin biliyorum. Ben sana güveniyorum da çevreye güvenmiyorum. Şimdi o şerefsiz..
Zeynep: Fatih!
Fatih: Tamam, tek bi kelime bile etmiyorum. Ama bir şey diycem; ben bırakıcam seni.
Zeynep: Tuttu yine inadın ha.
(Odadan çıkarlar)
Fatih: Bi dakka bi dakka! Bir şey sorucam sana; sen bu adamdan kurtulmak istemiyor musun?
Zeynep: Öyle de, hani tek bi kelime daha etmeyecektin Fatih?
Fatih: Dur. Tamam çok rahat kurtulabiliriz yani. Gidicez, adamın karşısına çıkıcaz, biz karı kocayız diycez. Adam da evli bi kadının peşinden koşturacak kadar onursuz değil herhalde.
Zeynep: Ol-maz!
Fatih: Ya Zeynep, bi şey diycem; geleyim en azından yan masada falan otururum.
Zeynep: Saçmalama Fatih. Sen yanımdayken ben rahat edemem.
Fatih: Sen tekken de ben rahat edemem.
...

(Zeynep kafeden içeri girer, Ertan'ı görür)
Zeynep: Aaa bi şey hissetmiyorum.
Ertan: Zeynep hoş geldin. (Sarılmaya yeltenir, Zeynep çekilir) Şey pardon, ben seni birden karşımda görünce öyle.
Zeynep: Evet, dinliyorum seni.
Ertan: Aslında geleceğini düşünmüyordum. Beni kırmadığın için-
Zeynep: Ben senin için gelmedim Ertan, kendim için geldim. Benden uzak durmanı, hayatıma bir daha girmemek üzere defolup gitmeni söylemek için geldim.
Ertan: Zeynep, ben artık eski Ertan değilim. Beni bi dinle, ne olur.
Zeynep: Ben de artık eski Zeynep değilim.
Ertan: Ya Zeynep beni bir kere dinle, sonra istiyorsan yine hak verme. Ama yalvarırım bir kez olsun dinle ya lütfen.
Zeynep: İyi tamam, dinliyorum. Hadi. Yap, savun kendini.
Ertan: Kendimi savunmak için burada değilim. Senden özür dilemek için buradayım. "Bi eşeklik ettim, affet" demek, gerekirse de ayaklarına kapanmak için geldim Zeynep.
Zeynep: Bunların hepsi boş laf Ertan. Sana güvenmiyorum.
Ertan: Zeynep n'apmam lazım? Tekrardan güvenini kazanmak için, kendimi sana inandırmam için n'apmam lazım söyle. Ne istersen yapıcam ya.
Zeynep: Sen baya seni affedeceğime inanıp gelmişsin buraya. Ya sen nasıl bu kadar aptal olabiliyorsun? Ben orada bi başıma neler çektim senin haberin var mı? Bunları unutup sana geri döneceğimi mi düşünüyorsun?
Ertan: Zeynep, her yerde aradım seni. Bütün arkadaşlarına sordum, bulamadım, napiyim?
Zeynep: Gerçekten arasaydın bulurdun Ertan. Ben seni bekledim, çok bekledim; ama sen gelmedin.
Ertan: Bak geldim işte, buradayım. Karşındayım. Hem de senin için geldim. Hatta her şeyi göze aldım, gittim evinin kapısını çaldım. Daha ne yapayım senin için ya? (Zeynep'in elini tutar) Zeynep, beni affetmen için her şeyi yapacağım. Seni bir kere kaybettim, ikincisinin olmasına asla izin vermeyeceğim.
(Zeynep elini çeker)
Zeynep: Yeter artık Ertan, bırak benim peşimi! Ben seni bundan sonra hayatımda hiçbir şekilde istemiyorum tamam mı? Çünkü artık benim hayatımda-
(Fatih gelir)
Fatih: Zeynep.
Zeynep: Fatih. Sen ne arıyorsun burada?
Fatih: Şirkete gidiyordum, seni görünce geleyim dedim. Arkadaşla tanıştırmayacak mısın? Tamam, ben tanışırım. (Elini uzatır) Merhaba, ben Fatih Şekercizade. Zeynep'in kocasıyım.
Ertan: Ee ben...
Zeynep: Ertan. Benim eski bir arkadaşım.
Ertan: Şey, ben, evlendiğinizi bilmiyordum.
Zeynep: Neyse, ben de kalkıyordum zaten.

(Arabada tartışırlar)
Zeynep: Ya sen naptığını sanıyorsun Fatih?
Fatih: Ya neyi naptığını sanıyorum? Adam tutmuş elini, napiyim?
Zeynep: Sanane! "Bu benim meselem, bunu ben halledicem" demedim mi sana?
Fatih: Ya içim gıcırdadı. Kimse benim karıma dokunamaz!
Zeynep: Bak yine aynı şeyi yapıyorsun. Bak karım falan diyorsun. Unutma biz seninle-
Fatih: Evli değiliz, evli değiliz biliyorum. Hakim olamadım kendime, napiyim?
Zeynep: Ya bağırma bana!
Fatih: Sen de bana bağırma Allah Allah!
Zeynep: Hayır ya, ben net bi şekilde tavrımı koymuşum. Gelmişsin orada bir de gövde gösterisi yapıyorsun. Erkek değil misiniz hepiniz aynısınız işte, hemen bi kollama bi sahip çıkma. Bana bak Fatih, bu benim hayatım ve buna karışmaya hakkın yok anladın mı? Bunu unutma!
Fatih: Ya ben... Boşver ya boşver.

(Eve gelirler)
Zeynep: Ya sen bana hala trip mi atıyorsun?
Fatih: Ne tribi, kime trip?
Gülsüm Hanım: Erken döndünüz.
Zeynep: Biz arkadaşlarla buluşamadık da. Ben bi Selim'e bakayım.
Fatih: Ben de Selim'e bakayım.
Gülsüm Hanım: Fatih! Dur. Zeynep! Çocuğu rahatsız etmeyin. Şu saatte uyuyor. Bi sorun mu var?
Fatih: Yok babaannecim, ne sorunu olacak, di mi Zeynep?
Zeynep: Yoo evet, gayet iyiyiz. Hiçbir sorun yok.
Gülsüm Hanım: Hiç öyle görünmüyor. Bi sorun varsa söyleyin.
Fatih: Yok yok. Yok.
Zeynep: Yok, bi sorun yok.
Gülsüm Hanım: İkinizin yüzünden düşen bin parça. Gençsiniz, ufak tefek şeylerden birbirinizi kırabilirsiniz. Yapmayın.
Fatih: Babaannecim sen bizi yanlış anladın. Zeynep kendini iyi hissetmiyor da.
Zeynep: Evet. Ben kendimi iyi hissetmiyorum.
Fatih: Rahatsız. Rahatsız!
Zeynep: Evet, ben rahatsızım! Rahatsızım!
Fatih: Hıhı.
Zeynep: Hıhı Müsaadenizle.
Fatih: Müsaadenizle.

Zeynep: Gelme peşimden!
Fatih: Ne gelicem senin peşinden!
(Fatih yanlış yöne gider, sonra odasına döner)
Zeynep: Ne geldin, ha?
Fatih: Odaları karıştırmışım
Zeynep: Ne karıştırcan be, kendi evinde oda mı karıştırıyorsun?
Fatih: Sus!
...

(Odalarında)
Fatih: Yaptığını beğendin mi? Bak herkes aramızda bi sorun olduğunu düşünüyor. Senin yüzünden.
Zeynep: Fatih. Seninle tek kelime dahi konuşmak istemiyorum.
Fatih: Ya kızım deli etme beni, deli etme. Ben seni korumaya çalışıyordum. Adam tutmuş elinden-
Zeynep: Ya benim kimsenin korumasına ihtiyacım yok! Anladın mı? Beni takip ettiğin yetmiyor, gizli gizli izliyorsun, bi de üstüne vazifeymiş gibi gelip buluşmanın tam ortasında "ben kocasıyım" diyorsun! Nasıl hissettiğimi düşünüyor musun Allah aşkına?!
Fatih: Ya sen, bana bak seviyor musun bu adamı hala?
Zeynep: Ne diyorsun lan sen?!
Fatih: Asıl kızman gereken adama kızmıyorsun bana kızıyorsun, onu diyorum. Seviyor musun işte?
Fadik: Ya siz napıyorsunuz ya? Ne bu gürültü? Sesiniz ta merdivenlerden duyuluyor!
Zeynep: Fadik, senin ne işin var burada?
Fadik: Ya kızım öldüm meraktan ya. Naptınız, ne oldu? Fatih, sen de gittin mi?
Fatih: Arkadaşına sor onu arkadaşına.
Zeynep: Geldi tabii, gelmez mi! Eksik kalır mı!
Fatih: Ya sana iyilik yapan da kabahat. Ne halin varsa gör!
Zeynep: Yapma, bana iyilik yapma!
Fadik: Biri bana ne olduğunu anlatacak mı acaba?
Zeynep: Ben sana anlatayım canım; bazı arkadaşlar kendini süpermen zannedip Dünya'yı kurtarmak yerine üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokuyor.
Fatih: "Teşekkürler süpermen" diyordun ama di mi? Oh iyi ki yapmışım! Öfkenden de kudur!
Zeynep: Ay uğraşamıcam seninle!
(Odadan çıkar)
Fatih: Ne halin varsa gör ya! Ya Fadik, ben yani gittim evet. Adam böyle elinden tutuyordu; ben de kurtarmak, korumak istedim yani. Suç mu yani şimdi yaptığım? Anlamadım ki ben.
Fadik: Fatih, aslında tam olarak-
Fatih: Ya ben nedir bunun babasından çektiğim, kızından ayrı çektiğim. Ne çilem varmış arkadaş!
Fadik: Fatih.
Fatih: Nee?!
Fadik: Bi sakin ol. Hiçbir şey yapmana gerek yok. Bi dur. Otur bi otur.
Fatih: Ellerim titriyor ya.
Fadik: Fatihcim, sen Zeynep'i tanımıyorsun. Bak onu öyle hediyelerle, tatillerle tavlayamazsın. Ya nasıl desem, Zeynep böyle şeylerden pek hoşlanmaz. Sen onun takdirini kazanmak istiyor musun? Rahat bırak. Rahat bırak, gitme üstüne. Bırak bi nefes alsın kız. Bi ne yapmak istiyorsa yapsın tek başına. Bak sen öyle onu koruyayım, kollayayım derken iyice uzaklaştırıyorsun kendinden Fatih.
Fatih: Niye ya? Yani Zeynep'i sıktığımı falan mı düşünüyorsun?
Fadik: Asla öyle bir şey düşünmüyorum. Hayır, tabii ki de öyle bi şey düşünmüyorum, hayır. Ama biliyorsun işte, Zeynep özgürlüğüne çok düşkün. Kendi işine karışılmasını istemediği için çekti gitti zamanında. Yine gitsin mi istiyorsun?
Fatih: Yok canım, gitmesin. Hep benle kalsın istiyorum

***

Fadik: Yani, aslında mantıklı olarak düşününce ben Fatih'e pek kızamıyorum. Ay hiç öyle bakma Zeynep. Çocuk senin için hiç tanımadığı bir adamı karşısına aldı.
Zeynep: Hangi sıfatla alıyor?
Fadik: Kocan olarak olabilir mi? Hatta bu sıfatı da ona sen verdin, unuttun mu?
Zeynep: Fadik, Allah aşkına sen yapma bari.
Fadik: Ya keşke ağzını burnunu kırsaydı o Ertan'ın ya!
Zeynep: Ya sen ne biçim bi arkadaş çıktın. Zaten kimse beni anlamıyor, sen bari anlıyormuş gibi davransan.
Fadik: Ya kızım, ben seni çok iyi anlıyorum ya. Ama sen bu çocuğu hiç anlamıyorsun. Hiç çaba sarf etmiyorsun onu anlamak için. Ya seni ve Selim'i ne kadar önemsiyor farkında mısın? Napıyorsa, bütün çabası seni korumak için, kaybetmemek için.
Zeynep: Babam da naptıysa beni korumak için yapmadı mı Fadik? Hala daha insanlara eziyet edip duruyor. Sen biliyorsun. Ben hayatım boyunca babamın beni koruma çabasıyla uğraştım. Şimdi bi de kocam çıktı başıma.
Fadik: Kocam derken?
Zeynep: O an işte öyle, Fatih diyecektim, o... ay amaaan.
Fadik: Kocam dedin ya

***

(Selin Orhan'ı arar)
Orhan: Efendim Selin?
Selin: Napıyorsunuz?
Orhan: Napalım işte biz, aynı Cevat, aynı Kamil. Öyle duruyoruz. Balık.
Selin: Miçoluk güzeldi be. Özledim.
Orhan: O zaman gel gel, gel yani. Sonuçta benim teknem senin teknen
Selin: Valla mı?
Orhan: Valla. Neden olmasın ki?
Selin: Yani gelirim tabii, neden olmasın?
Orhan: Selin ben de seni arayacaktım aslında. Hani böyle gitsek bir yerlerde otursak, ne bileyim bi şeyler yesek yarın, he? Hem böyle laflarız falan diye düşündüm. Ama yani sen bilirsin tabii.
Selin: Orhan. Sen bana çıkma mı teklif ediyorsun?
Orhan: Yok. Yok, yok. Hayır kızım. Hayır, çıkma teklifi falan etmiyorum ben sana ya. Ya bak, bak sen yine yanlış anladın beni. Ben otururuz, laflarız falan diye söylemiştim. O zaman tamam, başka zaman ararım ben seni.
Selin: Tamam, çıkalım.
Orhan: Çıkalım mı, çıkalım mı dedin sen?
Selin: Evet. Yarın buluşuruz. Haberleşiriz yine. Benim şimdi kapatmam lazım.
Orhan: Tamam, tamam haberleşiriz.
Selin: Tamam.
(Telefonları kapatınca Selin yatakta mutluluktan uçarken, Orhan da Kamil'in sırtına atlar )

***

Fatih: Papatya çayı yaptım.
Zeynep: Teşekkür ederim.
...
Zeynep: Fatih. Ben aileme karşı, babama karşı, herkese karşı senin arkana saklandım. Hayatımın o anki gerçekleriyle yüzleşecek cesaretim de, gücüm de yoktu. Ama bu kez, bu kez kendim halledebilirdim. Hem de öyle evlilik yalanıyla falan değil. Onun yaptıklarını yüzüne vurarak, onu bi daha istemediğimi Ertan'a söyleyecektim zaten. Ama sen buna izin vermedin. Ben Amerika'ya sadece Ertan için kaçmadım Fatih. Babamın hayatımı nasıl yaşayacağıma, nasıl davranacağıma sürekli karışmasından bıkmıştım. Ama sen de bugün bana aynısını yaptın. Nerede nasıl davranmam gerektiğini söylemeye kalktın bana. Ben bunu kabul edemiyorum Fatih. İstemiyorum. Ben kendi kararlarımı kendim verebilirim. Kendim için, Selim için tek başıma mücadele edebilirim ben.
Fatih: Zeynep?
Zeynep: Ne?
Fatih: Ben senin neyinim? Kocan, arkadaşın, flörtün, sevgilin, neyinim? Bana neyin olduğumu söyle ki ben de ona göre davranayım. Ben senin neyinim Zeynep?
Zeynep: Ben biraz yalnız kalıp düşünmek istiyorum.
Fatih: O zaman sen dilediğin kadar düşün.
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-03-15, 01:14   #18
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 7. Bölüm (Alıntı Değil)


Fatih: Günaydın.
Günay: Günaydın Fatih Bey.
Fatih: O tepsi kime?
Günay: Mukaddes Hanım için.
Fatih: Tamam, ona el koyuyorum. Sen ona yenisini hazırlarsın, tamam mı?
Günay: Peki. Başka bi isteğiniz var mı?
Fatih: Var. Çiçek bulsana bana.
Günay: Hemen getiriyorum. Buna küçük bi vazo getirseydim ben.
Fatih: Yok yok, sen onu dişimin arasına koy. Bu işin kuralı bu; Don Juan Nasıl görünüyorum?
Günay: Çok romantik. Zeynep Hanım çok şanslı.
Fatih: Ben de çok şanslıyım

***

(Fatih Zeynep'in yanına gelir. Zeynep, Selim'le çıkması gerektiğini söyler)
Zeynep: Sana yalnız kalmak istediğimi söylemiştim.
Fatih: Gece kaldın yalnız
Zeynep: Ne demek istediğimi biliyorsun Fatih. Yani biraz yalnız kalıp düşünmeye ihtiyacım var.
Fatih: Tamam, bunun için gitmene gerek yok Zeynep. Yani burada düşün, ben seni yalnız bırakırım
Zeynep: Fatih, herkesten her şeyden uzaklaşıp tek başıma, salim kafa düşünmeye ihtiyacım var bir süre.
Fatih: Ne kadar bir süre?
Zeynep: Bilmiyorum.
Fatih: Tamam, ben götürürüm o zaman sizi. Tamam?
Zeynep: Tamam.
Fatih: Kahvaltı yapmak istersen kahvaltı burada.

...
Fatih: Çok kalmayacaksın di mi?
Zeynep: Bilmiyorum dedim ya.
(Fatih Selim'in yanağını okşar)
Fatih: Oğlum. Unutma beni tamam mı? Ben özlerim seni. Çabuk dön

***

Fadik: Ne kadar masumdu, gördün mü?
Zeynep: Eveet, annem benim. İyi ki doğurmuşum.
Fadik: Ay yok ben Fatih'ten bahsediyordum
Zeynep: Fadik Allah aşkına, zaten kafam çok karışık.
Fadik: Ya böyle annesiz enikler gibi bakıyordu, böyle çipil çipil bakıyordu. Gördün mü?

***

(Fatih, Mete'nin yanına gelir)

Mete: Anlat bakalım, ne olmuş senin şu arkadaşına ya?
Fatih: Haa arkadaş. Şey. Kanka, şimdi benim arkadaşımın karısı evi terk etmiş. Yani çocuğunu da alıp terk etmiş. Daha doğrusu terk ediyorum dememiş de, şey demiş yani, "biraz zamana ihtiyacım var" demiş.
Mete: Sana tekmeyi basıyorum'un kibarcası yani
Fatih: Yok ya, tövbe yarabbim, öyle değil. Yani biraz düşünmem lazım diye gitmiş.
Mete: Peki "sorun sende değil bende" de demiş mi?
Fatih: (Ağlak bir ifadeyle) Demiş.
Mete: Ya kanka sen git şimdi arkadaşına de ki; yani o muazzam bi boynuz yemek üzere. Bunu herkes bilir. Yani sorun sende değil bende demek, literatürde başka biri var demektir.
Fatih: Ağzını burnunu kırarım senin! Zeynep öyle bi şey yapmaz, ne boynuzu?
Mete: Kanka kusura bakma, ben ne bileyim Zeynep olduğunu. Ben arkadaşın diye yapıştırıyorum ya.
Fatih: Zeynep işte o Zeynep. İsmini vermedik diye hemen gömdün kızı ya.
Mete: Anlatmıyorsun mevzuyu adam gibi, ben de öyle saçma sapan konuşuyorum işte.
Fatih: Tövbe yarabbi. Yapmaz öyle bi şey. Tamam, en başından anlatıcam.
Mete: Anlat tabii bana her şeyi en başından. Anlatmıyorsun, yarım yamalak, ondan sonra saçmalıyoruz yani.
Fatih: Kanka bak sana güveniyorum. Bu ikimiz arasında bir sır olarak kalacak. 3.kişiler bilmeyecek.
Mete: Tabii canım. Zaten üçüncünün bildiği sır değil ki.
Fatih: Evet, ben de öyle biliyorum. Tamam, başlıyorum. Kucak... kucak-ladım
Mete: Kimi?
Fatih: Yok dur, biraz karışık. Daha baştan anlatayım. Şimdi Amerika'ya kaçtım ya, ailesel mevzular, İrem falan biliyorsun işte. Benim orada bi kız arkadaşım oldu, Summer, yabancı, gavur. Ondan ben tekmeyi yedim. Aynı zamanda da o tekmeyi yediğim yerde Zeynep de kafede çalışıyormuş, öyle bu şey, burayı geç. Sonra uçakta ben dönerken, sen türbülansa gir uçak, bu kucağıma düştü

***

Mete: Ah kankam ya. Sen kendi derdinde sessiz sakin bir adamdın. Sen bunu kendine niye yaptın ya?
Fatih: Ya ne bileyim kanka işte, girdik bi kere içine.
Mete: Ama yani senin bünyen bu kadar aksiyonu, psikolojik gerilimi kaldırmaz ki; ölürsün sen ya
Fatih: Oğlum tespiti bırak! Napıcam ben, napıcam, onu söyle.
Mete: Ya şimdi kanka beni biliyorsun yani, çok öyle romantik komedi falan izleyen bir adam değilim. Ama yani bu tarz filmlerin sonu genelde mutlu sonla biter.
Fatih: Mükemmel! Lan ilk kez hayatımda çıkmaza giriyorum, bu mu yani söyleyeceklerin?
Mete: Ya kanka şimdi ben yani hayatımı daha formal yaşadığım için benim bunlara çok kafam basmıyor. Ben senin yerinde olsam çıkarım kızın karşısına, derim; ya tamam biz yalan dolanla başladık ama yani bunu gerçeğe çevirmek bizim elimizde derim yani. Böyle şeyler derim. Seviyorsan git konuş bence
Fatih: Lan güvenmiyor kız bana güvenmiyor.
Mete: O da onun sorunu kanka
Fatih: Mükemmel tespit! Gidiyorum ben
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-03-15, 02:28   #19
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 7. Bölüm (Alıntı Değil)


(Selin'le Orhan restorandadır. Orhan'ın gömleğine yemek bulaşır)
Orhan: Ben bu gömleği yeni aldım be.
Selin: Benim için mi aldın?
Orhan: Yok, yok canım. Hayır kızım, ben senin için niye alayım? Kendim için aldım. Kendim için aldım evet. Gardırobuma bi parça gömlek aldım, ihtiyacım vardı.
Selin: Hiç yalan söyleyemiyorsun biliyor musun?
Orhan: Kızım ben dürüst bi adamım.
...

***

Fadik: Yalnız bana bak, pırıl pırıl olmadı mı ev? Süper oldu ya.
Zeynep: Evet, gerçekten pırıl pırıl oldu. Geliş amacımız da buydu zaten. Rahatladık neyse ki
Fadik: Ya kızım, amacımızı unutmadık. Sırayla.
(Abaküsü alır)
Zeynep: O ne be?
Fadik: Ya bu benim çocukluğumun emektarı ya.
Zeynep: Ne güzel Fadikcim, böyle çocukluk anılarınla kaynaştın filan. Çok sevindim senin için.
Fadik: Ya güzelim biz muhasebe yapmıyor muyuz? Al sana abaküs. Fatih'in artılarını, Ertan'ın artılarını hesaplıcaz işte.
Zeynep: Çok güzel. Z raporu da çıkartırız. Bakarız kârda mıyım, zararda mıyım
Fadik: Hazır mısın? Başlıyoruz.
Zeynep: Hazırım. Başlayalım.
Fadik: Şimdi. Bir; Fatih, bir kere kibar adam.
Zeynep: Evet.
Fadik: Ertan değil. Sana attığı tekmeyi hala unutmuyorum. Ben Fatih'e bir boncuk verdim. İki; Fatih, böyle baya bildiğin yakışıklı tatlım.
Zeynep: E Ertan?
Fadik: Tamam, Ertan da yakışıklı. Tamam, ikisine de birer tane. Üç; Fatih, senden gerçekten hoşlanıyor. Ertan? Ertan sana aşıkken bile korkağın tekiydi. Seni yarı yolda bıraktı kızım, bak bunları unutma. Ben kanaat notumu da, boncuğumu da Fatih'e veriyorum. Dört; ya Fatih, Selim'i gerçekten çok seviyor.
Zeynep: Evet, çok seviyor. Çok!
Fadik: Ertan? Ertan, Selim'i senin karnında bile kabul etmedi. Ben bunun için Fatih'e 2 boncuk vericem.
Zeynep: Bi dakka bi dakka, şike yapma. Bir boncuk.
Fadik: Yaa. Tamam. Kaçtayım ben?
Zeynep: 5, 5'tesin.
Fadik: Evet. Beş; Fatih, işinde başarılı, çalışkan bir adam. Ertan'ın işi bile yok. Al sana bi boncuk daha. Gelelim en önemlisine, altıya; Fatih, Şevket Reis'in bütün sınavlarından başarıyla geçebildi bugüne kadar. Ertan? Ertan direkt diskalifiye. Şevket Reis'i gördüğünde bak nasıl topukladı? Topuğu hatırla. Ve bir önemli kriter daha var canım benim. Fatih, nasıl desem, Karun kadar zengin. Ertan? Ertan meteliğe kurşun atıyor. Ben bunun için Fatih'e 2 boncuk veririm ya.
Zeynep: Saçmalama ya. Bu kriterin benim için bi önemi yok. Ben boncuğu geri alıyorum.
Fadik: A-aa. Aman neyse tamam, zaten adam baya bi farkla önde. Ben sana sonucu söyleyeyim mi?
Zeynep: Söyle.
Fadik: Fatih Şekerspor 7 - Ertan İdmanyurdu 1
Zeynep: Yani?
Fadik: Yani kazanan Fatih Şekercizade.
Zeynep: Yaa o da zaten beni bekliyordu böyle kollarını açmış, ah Zeynep nerede keşke gelse diye.
Fadik: Saçmalama. Çocuk sana hasta ya, hasta!
Zeynep: Hastaysa da iyileşmiştir bugün. Çok kırdım kalbini, çok! Geçmiş olsun.
Fadik: Doğru düzgün bir stratejiyle biz bu işi düzeltebiliriz.
Zeynep: Neymiş o strateji?

(Bi yanda Fiber'le Fatih, öte yanda Fadik'le Zeynep gösterilir)
Mete: Çek bırak yöntemi!
Fatih: Nek bırak?
Mete: Ya çek bırak! En çok işleyen yöntem bu dünyada, tamam mı? Çek-bırak! Sen kızı hep çekmişsin ama hiç bırakmamışsın ya
Fatih: Neyini çekip bırakıcam, kız gitmiş zaten
Mete: Bak Kural 1: Zeynep'ten uzak duracaksın!
Fatih: Been?
Mete: Evet, sen!
Fatih: Şart mı?
Mete: Evet, şart! Zeynep'ten uzak duracaksın! Neymiş; kural 1: Zeynep'ten uzak durucaksın!
Fatih: Kural 1: Zeynep'ten (güler) ya uzak der-
Mete: Uzak duracaksın!
Fatih: Uzak durucam lan!
Mete: Neymiş kural 1?
Fatih: Kural 1: Zeynep'ten uzak durucam!
Mete: Bravo, işte bu!

Fadik: Kural 2: Fatih'e yakın durucaksın.
Zeynep: Nasıl yakın olcam, nasıl yapcam onu?
Fadik: Yani böyle çocuğun hayatıyla ilgileniceksin bitanem. Trip atmaktan, terslemekten de vazgeçeceksin.
Zeynep: Tamam, yapabilirim. Terslemicem, hayatıyla ilgili sorular sorucam. Hatta ona böyle küçük sürprizler bile yapabilirim.
Fadik: Afferim! Kural-

Mete: 3! Artık sürpriz mürpriz yapmak, Don Juan gibi takılmak yok. Artık romantik değil, realist olucaksın.
Fatih: Ne romantik olucam zaten! Realistim ben, kuğulum lan!
Mete: Bravo! Altın kelime bu! Neymiş; cool olmak!
Fatih: Cool!
Mete: Artık öyle uzun cümleler kurmak, bıdı bıdı yapmak yok. Net, kısa cümleler kuracaksın. En önemlisi gizemini koruyacaksın.
Fatih: Gizemli olu- roman mı yazcaz, niye gizemli olu-
Mete: Ya konuşma fazla! Neymiş?
Fatih: Kuğulum lan, gizemliyim ben!
Mete: İşte bu, işte bu!
Fatih: Ne var lan, ne var lan?! Sen bana mı dedin lan bunu? Bana mı dedin bunu? Sertim ben!
Mete: Aslanım benim!
Fatih: Tersi pistir ama
Mete: Ya bırak tersini. Sert yapacaksın, o sana gelecek. Bu kadar, bu kadar! Cool olacaksın!
Fatih: Kuğulum lan! Şart mı bunları yapmam?
Mete: Yav şart!
Fatih: Şart lan! Şart tabii!

Fadik: Ve son maddeye geldik. Zeynep, bundan sonra her zaman ama her zaman Fatih'e böyle gülen gözlerle bakacaksın. Somurtmak yok.
Zeynep: Tamam. Hatta böyle 32 diş bile gülümseyebilirim
Fadik: Ya Zeynep. Ya senin hiçbir kurala ihtiyacın falan yok. Kızım sen bu çocuğa sırılsıklam aşık olmuşsun
(Selim güler)
Zeynep: Annecim. Anlıyor artık ha
Fadik: Kendini bırak gitsin şu çocuğa. Ne olacaksa olsun
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-03-15, 03:15   #20
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 7. Bölüm (Alıntı Değil)

(Sabah Zeynep Fatih'i arar)

Fatih: Zeynep.
Zeynep: Naber Fatih?
Fatih: İyiyim. Sen?
Zeynep: İyiyim ben de. Iı şey. Fatih, eğer müsaitsen, gelip Selim'le beni alabilirsin diycektim. Ama tabii müsaitsen.
Fatih: Gerçekten mi? E tabi- (Mete'nin söylediklerini hatırlar. Kural 3: Cool olmak!) Ben toplantıdayım, çalışıyorum.
Zeynep: Gelmiyorsun yani?
Fatih: Taksiye binin gidin siz.
Zeynep: Taksi mi?
Fatih: Kapatıyorum, toplantım var.

Fadik: Ee ne dedi? Geliyor mu?
Zeynep: Gelmiyor. "Taksiye bin, gel" dedi.
Fadik: Taksi mi?
Zeynep: Ben de öyle sordum, "Taksi mi?" dedim. Toplantısı varmış beyefendinin. Resmen önemsemiyor beni yani.
Fadik: E sen de hak ettin Zeynep. Ne? Daha düne kadar adamın başının etini yedin beni koruyosun beni koruyosun diye. Gör şimdi gününü.
Zeynep: Valla kendi kaybeder. Ben babamın evinde nasıl yaşadıysam bugüne kadar, bundan sonra da böyle mis gibi yaşar giderim çocuğumla.
Fadik: Hııh. Yok öyle bi şey canım benim. Sen biraz önce kovuldun, hatırlatırım

***

(Zeynep sokakta Ertan'la kavga eder. Ertan Selim'i görür)
Ertan: Bu çocuk?
Zeynep: Hangi çocuk?
Fadik: Fatih'le Zeynep'in çocuğu bu.
Ertan: Kaç aylık?
Zeynep: Orası seni hiç ilgilendirmez tamam mı? (Selim'i alır) Gel annecim. Gel oğlum gel. Baba bekliyor bizi

***

(Zeynep eve gelir)
Gülsüm Hanım: Ahh kızım!
Zeynep: Bizi özleyen biri.
(Sarılırlar )
Gülsüm Hanım: Ahh hoş geldin, hoş geldin!
...
Gülsüm Hanım: Seni çok özledik biz. Hele Fatih. Gittiğinden beri yüzü beş karış.
Zeynep: Gerçekten mi?
Gülsüm Hanım: E tabii. Çok özledi sizi.
Zeynep: Biz de onu çok özledik
Gülsüm Hanım: E özliceksin tabii. Siz artık birbirinizin yarısısınız
Zeynep: Evet, biz evlendiğimizden beri ilk kez ayrı kaldık

...
Fehmi: O manyak Şevket yüzünden paranoyaklaştım ben de. Kusura bakma kızım, ya işte o manyak ben paranoyak idare edip gidiyoruz

***

Fatih: Zeynep! Gelmişsin.
Zeynep: Evet. "Taksiye bin gel" dedin, ben de geldim.
(Fatih cool tavrını takınır )
Fatih: Ben dedim.
Zeynep: Dedin. Ben de geldim.
Fatih: İyi yaptın.
Zeynep: Yaptım tabii.
Fatih: Görüşürüz.
Zeynep: Ne-nereye?
Fatih: Aşağıya.
Zeynep: Sen benden kaçıyor musun?
Fatih: Yok canım, senden niye kaçiyim? Yalnız kalıcam falan triplerindesin ya, kal işte.
Zeynep: O başkaydı.
Fatih: Nesi başkaydı? Ya ben böyle kusura bakma senin hayatına böyle burnumu soktum falan, bu evlilik oyununa kaptırdım.
Zeynep: Yok, öyle...
Fatih: Yok yok, öyle. Öyle arkadaş, öyle artık. Kimse kimsenin hayatına burnunu sokmasın işte, bu kadar.
Zeynep: Fatih!
Fatih: Hı?
Zeynep: Hani sen bana bi kere demiştin ya başka şartlar altında karşılaşsaydık diye, hatırlıyor musun?
Fatih: Hıhı.
Zeynep: Şartları değiştirelim mi? Yani başka şartlar altında karşılaşalım mı? Bu yalancı evlilik ikimizi de ne hale getirdi baksana.
Fatih: Sen yanlış anlıyo- evliliği bitirelim mi diyos- yok yok! Ben sert duruyordum, cool olmaya çalışıyordum ki-
Zeynep: Fatih!
(Yakınlaşıp Fatih'in ellerini tutar )
Fatih: Bismillahirrahmanirrahim!
Zeynep: Benimle...
Fatih: Hıı?
Zeynep: Çıkar mısın?
Fatih: Nereye?
Zeynep: Yok. Ben az önce sana çıkma teklifi ettim
Fatih: Hah. Biz?
Zeynep: Hıhı.
Fatih: Se-sevgili?
Zeynep: Hehe.
Fatih: Hadi canım. Öldüm mü ben?
Zeynep: Ölmedin.
Fatih: Kalpten gittim di mi?
Zeynep: Ben sana çıkma teklifi ettim. Hatta bir daha edeyim. Benimle çıkar mısın?
(Birbirlerine gülümserler. Fatih Zeynep'in dudaklarına yaklaşır)
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Bookmarks


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

Saat 00:24.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, vBulletin Solutions, Inc.