Arama 
ÜYE OL  |  Kayıp Şifre  |  Aktivasyon   
Ana Sayfa  |  Forum  |  Haberler  |  Video  |  Diziler  |  Fotoğraf Galerisi  |  Biyografi  |  Gruplar  |  Ratingler


Geri Git   DiziFilm.com Forum > Arşiv > Yerli DiziFilm Arşivi > Aşk Yeniden

Yanıtla

Aşk Yeniden kategorisinde Aşk Yeniden - Replikler konusunu görüntülemektesiniz.

 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 02-04-15, 00:40   #21
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 8. Bölüm (Alıntı Değil)


(Öpüşecekken Zeynep birinin geldiğini görüp geri çekilir)

Günay: Fatih Bey!
Fatih: Allah cezanı versin Günay! NEEEEEEĞĞ?!!
Günay: Şey, Gülsüm Hanım sizi çağırıyor da.
Fatih: Çağırırlar, hep çağırıyorlar! Çık tamam, çık dışarı. Çık çık çık! (Zeynep'e döner) Gel bebeğim!
Zeynep: Yok, babaanneni bekletmeyelim. Yaşlı kadın, çok ayıp.

(Zeynep gider, Fatih arkasından bağırır)
Fatih: Bari bi cevap verseydim. EVEEETT!
(Koşup yetişir Zeynep'e)
Fatih: Zeynep, Zeynep! Cevapladım. Cevapladım, "Evet" dedim.
Zeynep: Duydum.
Fatih: Nasıl ya? Yani sen şimdi bana ciddi ciddi çıkma- hoşlanıyorsun benden yani.
Zeynep: Evet, hoşlanıyorum. Yani yukarıda az önce sana harbi harbi, delikanlı gibi çıkma teklif ettim.
Fatih: Ettin mi?
Zeynep: Ettim.
Fatih: Ettin
Zeynep: Ettim.
Fatih: Ettin.
Zeynep: Ettim!
Fatih: Gerçi delikanlılığı benim yapmam gerekiyordu ama.
Zeynep: Olsun canım, hep erkekler mi soracak?
Fatih: Tabii canım. "Üzümü ye, bağını sorma" demişler.
(Öpüşmek için yakınlaşırlar)

Fehmi: Fatih!
(Zeynep Fatih'i iter)
Fatih: O dönemden kalma orijinalmiş bu tablo. Yani Selim dedemin zamanından
Fehmi: Pardon çocuklar.
Fatih: Efendim babacım?
Fehmi: Selin'i gördünüz mü?
Fatih: Yok, görmedik.
Fehmi: Tamam yavrum tamam, afedersiniz.

(Fehmi gider, Fatih yeniden Zeynep'e yaklaşır)
Fatih: Gel gel gel!
Zeynep: Dur dur, bekle. Babaannen bekliyor.
Fatih: Boşver babaannemi ya.
Zeynep: Sonra sonra, babaannen bekliyor.
Fatih: Birazcık

***

Fatih: Daha düne kadar günde 5 defa arayıp adam yolluyordunuz; şimdi, bugün vazgeçtiniz?
Meryem: Yani planlarımda bi takım değişiklikler oldu, o yüzden. Hem o günkü konuşmalarınızdan da etkilenmediğimi söyleyemem. Hem ailenize ait bir şirkete sahip çıkmanız beni oldukça etkiledi. Aile olmak böyle bir şey olsa gerek.

(Meryem gittikten sonra)
Zeynep: Yalnız ne tuhaf kadın ha.
Fatih: Manyak manyak. Aynı babana benziyor.
Zeynep: Harbiden ha. Böyle benzer korkunçlukları var.
Fatih: Var var.
(Fatih Zeynep'e bakar, elini tutmaya çalışır)
Zeynep: (Gülerek) Aa, Selim ağlıyor galiba
Fatih: (Gülerek) Dur dur. (Zeynep gider) Allah'ım bu bir rüyaysa, sakın beni uyandırma, ne olur

***

...
Fatih: Yaa nasıl yutturduk ama.
Zeynep: Çok iyi yutturduk. Aay heyecandan çişim geldi. Küçükken saklambaç oynarken de hep altıma yapardım.
Fatih: Sen ne tatlı bi şeysin böyle Gel gel.
Zeynep: Ne oldu?
Fatih: Bu yarım bıraktığımız bi şey vardı, bitirelim ya.
Zeynep: Olmaz Fatih, şu an kız kardeşinin odasındayız.
Fatih: Olsun, ev komple bizim
Zeynep: Çok saçma. Hadi sonra.
Fatih: Öpemedim ya.

***

(Zeynep Fatih'i gülle uyandırır )
Zeynep: Günaydın. Nasıl oluyormuş gülle uyandırılmak?
Fatih: Zeynep.
(Zeynep gülü dişlerinin arasına koyarak konuşur)
Zeynep: Hadi şimdi kalk (ne dediği anlaşılmaz)
Fatih: Ha?
Zeynep: Hadi kalk (ne dediği anlaşılmaz)
Fatih: Anlamıyorum.
(Gülü çıkarır)
Zeynep: Hadi kalk, dışarda kahvaltı yapıcaz.
Fatih: Nerede?
Zeynep: Çok güzel bi yer var bildiğim, seni oraya götürcem.
Fatih: Baş başa? İkimiz?
Zeynep: Evet. Hadi fikrimi değiştirmeden kalk.
Fatih: Gerçekten mi?
Zeynep: Evet, hadi.
Fatih: Tamam, duş alıp geliyorum.
Zeynep: Tamam. Pişşt! (Gülü kucağına atar)


***

Fatih: Ya Zeynep, harikasın sen ya! Nereden biliyorsun böyle yerleri?
Zeynep: Ben küçükken biz hep gelirdik buraya. Babamın böyle kocaman bir kamyonu vardı. Mahallece onun arkasına doluşurduk; gelirdik böyle, piknik örtülerini sererdik, sepetler mepetler, büyükler- hatta tam buraya seriyorduk galiba. Evet ya. Böyle yaşlılar, yani daha doğrusu büyükler, mangalla sofrayla falan uğraşırken biz de Fadik'le göle girerdik.
Fatih: Bu göle?
Zeynep: Evet. Yani girerdik dediğim, böyle kenarında dolaşırdık, kurbağa yakalamaya çalışırdık.
Fatih: Iyy iğrençsiniz Zeynep. Nasıl dokunuyordun o hayvana?
Zeynep: Ne var canım? Allah Allah. Fransızlar kurbağa bacağı yerken iyi. Hatta ben bi keresinde öpmüştüm bile bir kurbağayı.
Fatih: Ne?!
Zeynep: Evet. Yani kurbağa prens masalının etkisi işte.
Fatih: Ulan bi ben öpemedim, kurbağa bile öpmüş!
Zeynep: He?
Fatih: Yok bi şey. Kıyamam ya, sen şimdi kurbağa öpünce prense falan mı dönüşeceğini zannediyordun, safım benim.
Zeynep: Napiyim, küçüktüm. Sonrası hayal kırıklığı tabii. O kurbağa acaba hala buralarda bi yerde midir?
Fatih: Evet evet, seni bekliyormuş.
(Kurbağa sesi duyulur)
Fatih: Yok ya!
Zeynep: Hadi canım!
Fatih: Nasıl yani? (Zeynep ayağa kalkar) Gitme! Öpecek misin o kurbağayı?
Zeynep: Öpmicem ki. Benim artık bi prense ihtiyacım yok
Fatih: Tabii ki yok. Senin prensin benim. Prensim ben
(Otururlar)
Zeynep: Eee nasıl? Beğendin mi sana yaptığım sofrayı? Sabah erkenden kalkıp kendi ellerimle hazırladım.
Fatih: Senin o ellerini yerim ben
Zeynep: Tamam o zaman, sıradaki aktivitemize geçebiliriz.
Fatih: Bence de. Artık geçebiliriz.
Zeynep: O zaman sen Mete'yi ara tamam mı? Ben de Fadik'i arıyorum.
Fatih: He?
Zeynep: Evet, ara hadi.
Fatih: Ya Zeynep, napıcaz Mete'yle Fadik'le? Ben böyle başbaşa romantik bi gün geçircez zannediyordum.
Zeynep: Ben sana sonra romantizmi yaşatıcam, sen ara.
Fatih: Ne diycem?
Zeynep: Sen ara, ben sana söylicem ne diyeceğini.
Fatih: Mete! İşin vardı di mi bugün?



__________________
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 02-04-15, 01:43   #22
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 8. Bölüm (Alıntı Değil)

Fatih: Zeynep, şu karşıdaki, ilerdeki siperi görüyor musun?
Zeynep: Evet.
Fatih: Tamam. Şimdi sen o sipere doğru koşacaksın. Yani arkana bile bakma, kanımın son damlasına kadar koruyacağım seni
Zeynep: Fatih, sence de biraz abartmıyor muyuz?
Fatih: Hayır, askerlik psikolojisi böyle bi şey. Hadi.
Zeynep: Sen askerliğini nerede yaptın?
Fatih: Bolu. Komando tugayı.
Zeynep: Komando muydun?
Fatih: Hıhı.
Zeynep: Yaa Fatiiiih (Fatih'i yanağından öper ) Koru beni.
Fatih: Tamam. (Arkasından seslenir kısık sesle) Zeynep, yazıcıydım ama yazıcı. Bütün askerlik psikolojim bozuldu

***

(Ertan Fatih'le kavgaya tutuşur. Zeynep Ertan'a paintball silahıyla saldırır ve onu uçurur )
Fatih: Naptın lan?! İyi misin?
Zeynep: İyiyim ama o değil galiba
Fatih: Sen burada bekle, geliyorum ben.
Zeynep: Ölmüş mü?
Fatih: Ölmüş!
Zeynep: Şaka yapıyorsun?
Fatih: Şaka tabii, yaşıyor şerefsiz

***

...
Orhan: Hani bunun adı Mert'ti?
Zeynep: Yalan söylemiş işte şerefsiz.
Orhan: Siz nerden biliyorsunuz adının Ertan olduğunu?
Zeynep: Sen çok zeki takılıyorsun bu ara

***

(Mustafa, Ertan'ı yumruklar)
Fatih: Mustafa n'apıyorsun?
Mustafa: Söylesenize Fatih Bey. Böyle bölüm canavarı gibi çıkınca aklım gitti.
Zeynep: Ay bi sen eksiktin Mustafa, Fatih'in fedaisi

***

Mukaddes: Kızımın kafasına girer diye korkuyorum yani. Kötü örnek oluyor. Yoksa beni ne ilgilendirir, banane.
Gülsüm Hanım: O kızın yıllardır karşısında kötü örnek var zaten. Senden etkilenmediyse başkasından hiç etkilenmez

...
Zeynep: O zaman ben gideyim, bu mutlu aile tablosuna Fatih'i alıp geleyim.
Mukaddes: Mutlu aile tablosuymuş! O senden önceydi.
Gülsüm Hanım: Yoo yoo, 30 sene önceydi

***

Fatih: Napıyorsun? Bırak şu telefonu!
Orhan: Enişte, dayımın telefonlarını açmamak kaç metre derinlikten başlıyor sen biliyor musun?

***

(Zeynep Ertan'ın yaşayıp yaşamadığını kontrol etmek için ona doğru eğilir)
Fatih: Zeynep napıyorsun? Çık adamın ağzından

...
Selin: Evet, kuş kafese girdiğine göre anlatın bakalım.
Fatih: Neyi?
Selin: Yerde boylu boyunca yatan meseleyi.
Zeynep: Nerede?
...
Fatih: Eski bir arkadaş.
Zeynep: Fatih ya, saklamanın bi önemi yok. Anlatalım, kurtulalım. Şimdi Ertan benim-
Fatih: Ben anlatayım o zaman. Bu Ertan denen dallama Zeynep'in eski sevgilisi. Amerika'ya beraber kaçmışlar.
Orhan: Nasıl yani? Enişte, hani sen kaçırmıştın ablamı?
Fatih: Biz daha sonra tanıştık. Zeynep'i Amerika'da terk etmiş.
Selin: Ne yani, sadece bi eski sevgili mi?
Fatih: Hayır. Zeynep'i kucağında Selim'le terk etmiş.
Selin-Orhan: Neee?!
Orhan: Yani şimdi enişte, bu Selim'in baba-
Fatih: Hoop hoop, yok öyle bir babalık! Sadece biyolojiksel bir katkı. Biyolojiksel bi katkı malzemesi, o kadar!
...
Selin: Zeynep. Ne olursa olsun Selim benim yeğenim.
Zeynep: Sağol. Dahası da var ama. Şöyle; aslında Fatih'le biz-
Fatih: Yok! Dahası yok! Az önce dediğim gibi. Bu herif, Selim'in oluşumunda, dünyaya gelişinde şu kadar, hatta şu kadarcık bi katkısı var o kadar yani.
Orhan: Helal olsun be enişte! Gerçekten sana helal olsun biliyo musun! Sen adamın dibisin enişte! Sen Şekercizade soyadını mükemmel taşıyorsun, büyük bir gururla taşıyorsun! Ben seni çok seviyorum
Fatih: Teşekkür ederim. Benim yerimde olsan sen de aynısını yapardın.
(Selin'le Orhan bakışır )

***

Fatih: Allah'ım ne gündü. Zeynep, tamam sıkma canını. Her şey düzelecek.
Zeynep: Hiçbir şey düzelmiyor Fatih. Her şey daha da sarpa sarıyor ve olanların hepsi benim yüzümden.
Fatih: Ya niye senin yüzünden olsun? Hepsi o Ertan şerefsizi yüzünden.
Zeynep: Ya senin de başına olur olmadık işler açıyorum. Biri bitiyor biri başlıyor.
Fatih: Ben senden gelecek her şeye razıyım Sorun değil. Hadi git şimdi, güzelce dinlen.
Orhan: Vay be arkadaş. Aşka bak be
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-04-15, 04:33   #23
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 9. Bölüm (Alıntı Değil)


Meryem: Konuşmak istediğim mesele de tam-
Fatih: Aah! Allah!
Zeynep: Ne oldu?
Fatih: Midem çok kötü, acil gitmemiz lazım.
Zeynep: Gaz mı?
Fatih: Yok yok, yediğim bi şey dokundu galiba.
Zeynep: E bi şey yemedin ki Fatih.
Fatih: İçtiğim bi şey dokundu galiba.
Zeynep: E bi şey de içmedin.
Fatih: Evde içtim! Acil acil, hadi!
Zeynep: Bi hastaneye gidelim Fatih Bey.
Fatih: Bizim şimdi özel evde doktorumuz var, o kurcalıyor bizi
Meryem: Bunların aile doktoru meşhur valla, kimseyi elletmiyorlar.
...

Fatih: Zeynep?
Zeynep: Hı?
Fatih: Üzüldün mü sen?
Zeynep: Üzüldüm tabii. Sen böyle karşımda acı çekince, ben... kötü oldum, dayanamadım

***

Zeynep: Fatih, n'apıyorsun? Ya motoru bozdun, bulgur mu yiyeceksin?
Mukaddes: Zeynep! Ne biçim konuşmalar onlar! Rica ederim Şekercizadeler'in gelini gibi davran!
Zeynep: Ne diyecektim Mukaddes Hanım? Bırbırık mı oldu diyeyim yani? Motoru bozdu işte.
Mukaddes: Ben bu avamlığa daha fazla dayanamıcam. Siz hepiniz alışmış olabilirsiniz, ama ben alışmayacağım. Odama gidiyorum.
Gülsüm Hanım: Kayınvaliden haklı yavrum. Tabii kendi Barones olduğu için bu tip şeylere bi türlü alışamadı
...
Zeynep: Ne oldu?
Fatih: Sancı sancı!
Zeynep: Hii bak yedin işte bulguru, dedim sana Fatih ya. Fena bozdu motoru, çok! (Masadakilere bakar) Nasıl deniyor kibarca ben bilmiyorum

***

Fatih: Hı?
Zeynep: Ne hı?
Fatih: Hı?
Zeynep: Hıııı! Ne oluyor sana? Yani böyle bi telefonun çaldığı anda, kriptonite yaklaşmış Superman gibi şekillere giriyorsun. Hı, ne oluyor?
Fatih: Ona bizim gezegende kriptonit değil gaz diyorlar işte. Karnımdan dolayı. Zeynep'cim, eğer seni de rahatsız ettiysem kusura bakma.
Zeynep: Yok. Yani bana verdiğin rahatsızlığı ilerleyen günlerde göreceğiz. (Elleriyle 'gözüm üzerinde' işareti yapar) Gözüm üzerinde!
Fatih: Bak seeen! Gözün üzerimde olacaksa yani hep- aah, karnım!
Zeynep: Zevzekleşme hemen! Hadi git yat, dinlen. Ayaklarını da sıcak tut.
Fatih: Ayak mayak değil de şöyle bi iyi geceler öpücüğü alsam, nası' kendime gelirim
Zeynep: Hııı. Gel.
Fatih: Hadi canım!
Zeynep: Gel gel.
Fatih: Gerçekten mi?
Zeynep: Ya gel.
(Fatih yatağa yaklaşır)
Fatih: Geliyorum bak.
Zeynep: Gel gel, heyecan yapma.
Fatih: Dur dur dur dur! Anı açalım biraz, tadını çıkaralım
Zeynep: Çıkar.
(Fatih dudaktan beklerken, Zeynep yanaktan öper)
Zeynep: Allah rahatlık versin.
Fatih: Allah sana da rahatlık versin. Gıcık! Neyse, idare ederiz

(Fatih giderken tekrar Zeynep'e döner)
Fatih: Şişt!
Zeynep: Hı?
('Dudaklarım dudaklarında' işareti yapar )

***

Mukaddes: Bir erkek gecenin bu saatinde evinden dışarı gidiyorsa, bunun bi tek nedeni olabilir.
Fehmi: Buldum! Karısı maske sürüp hayalet gibi yatağa giriyor diye
...

...
Zeynep: Mukaddes Hanım! Ay tövbe bismillah! Ne işiniz var sizin burada? Suratınıza ne oldu?
Mukaddes: Ne olmuş?
Zeynep: Bilmem, ne olmuş?
...
Zeynep: Hep düşündüğünden yapıyor Fatih'i. Fırsatçı bakteri!

***

Fatih: Ne de olsa karı koca aynı topraktansınız. Sizden arta kalan zamanlarda da eski eşiniz tarafından kaçırılıyorum reis babacım

***

(Fatih gelip kapıyı kilitli bulunca tıklatır)

Zeynep: Kim o?
Fatih: Zeynep, benim; açsana kapıyı.
Zeynep: Açamam Fatih.
Fatih: Niye?
Zeynep: Ne demek o niye? Allah Allah. Gece nereye gittiysen onda kalsaydın. Açmıyorum, hadi başka kapıya.
Fatih: Ya Zeynep saçmalama, aç şu kapıyı! Zeynep!
Zeynep: Yok Zeynep meynep!
Fatih: Ne inatçı şeysin sen! Allah'ım yarabbim. Koskoca ev, yatacak yer mi yok bana?

***

(Sabah Zeynep Selim'in odasına gelir, Fatih'le Selim'i beşikte beraber uyurken bulur)

Zeynep: Bu nasıl bi görüntüdür ya? Tam erkeklere olan güvenimi yitirmişken bu şapşalı nereden çıkardın başıma? Şu tipe bak!
(Fotoğraflarını çeker. Hacer Hanım gelir arkadan)
Hacer: Geç mi kaldım yavrum?
Zeynep: Şişt! Uyuyorlar.
Hacer: A-aa! Fatih.
Zeynep: Evet, Fatih.
Fatih: Fısıldaşmanıza gerek yok, uyandım.
Hacer: Oğlum koskocaman adam oldun, hâlâ vazgeçemedin mi şu parmaklıklı karyoladan?
Zeynep: Hayır nasıl da sığdığını ben anlamadım yani. Ayrıca koca evde yatacak bi burayı mı buldun?
Fatih: İki yer vardı; birisi olmayınca diğerinde yatayım dedim Hem suçlu hem güçlü. Çok konuşma da yardım et bana, çıkayım.
...
(Fatih gider)
Hacer: Bu küçükken de böyleydi. Bi şeye bağlandı mı, ayırabilene aşk olsun. Şimdi hatırladım, onun yatağı da böyleydi. İçinden çıkaramazdık. Salona gider durmaz, bahçeye çıkar durmaz, misafirlikte bile durmaz. Sonunda rahmetli Selim Bey, karyolaya tekerlek takmakta buldu çareyi. Fatih nerede karyola orada. Birine kızdı mı, küstü mü girerdi içine, üstüne çekerdi örtüyü; çıkar çıkarabilirsen.
Zeynep: E baya ruh hastasıymış. İnsan böyle bi şeye bağlanır mı ya?
Hacer: Bi de Fehmi Bey'in eski arabası vardı. İlla arabada yatacak. Evet bağlandığı şeyler böyle tuhaf şeylerdi. Neyse ki değişti. Artık gözü araba falan görmüyor. Sadece Selimcik ona yetiyor da artıyor bile, ah bi de sen varsın. Sonunda bağlanacak daha değerli şeyler buldu
(Hacer gider)
Zeynep: Bağlanmak için bula bula beni mi buldun Fatih ya?

***

(Zeynep oturma odasında Selim'i yedirirken, Fatih gelir)

Zeynep: Şu ağza burna bak. Yakışıklı oğlum benim. Maşallah.
Fatih: Yakışıklı tabii, ne sandınız?
Hacer: E anası güzel, babası yakışıklı; ne bekliyordunuz ki?
Fatih: Yakışıklı olduğu kadar, babasıyla yatağını paylaşacak kadar da vicdanlıdır benim oğlum. Annesine hiç çekmemiş
Zeynep: Gece nereye gittiysen orada kalsaydın o zaman.
Hacer: Yemiyo kızım bak. Ben onu bi çıkarayım dışarı, hava alsın. Belki sonra yer.
(Hacer gider)
Fatih: Sen uyumamış mıydın ya?
Zeynep: Uyumuştum ben. Çok güzel uyuyordum, ta ki annen gelip odaya seni sorana kadar.
Fatih: Nee?
Zeynep: Yaa. Ayrı yattığımızı da gördü.
Fatih: Hadi canım. Ne dedin peki?
Zeynep: İşte ne bileyim, hastasın diye kanepede yattığını söyledim beni rahatsız etme diye.
Fatih: Hah.
Zeynep: Şu an aramızın bozuk olduğunu düşünüyor. Sevinçten zılkıtlar eşliğinde halay çekerek çıkacaktı odadan.
Fatih: Niye aramızın bozuk olduğunu düşünüyor ki?
Zeynep: Aramız iyi mi Fatih?
Fatih: İyi bence.
Zeynep: Peki. İyi, öyle olsun.
(Zeynep sırtını döner. Ayaklarını sallamaya başlar)
Fatih: Sen bana trip mi atıyorsun?
Zeynep: Yok canım, ne trip atcam sana. Ne haddime benim sana trip atmak!
Fatih: Tipe bak! Trip atıyorsun tabii, ayağın sallanıyor yine. Ya Zeynep, ben tripten anlamam, algılayamam. Diyorum sana işte, bana ne söylüyorsan direkt yüzüme söyle.
Zeynep: Dün gece neredeydin?
Fatih: Annem girmiş odaya, ne demiş?
Zeynep: Dün gece neredeydin?
Fatih: Mete. Gecenin bi yarısı aradı bu beni. Dedi ki, kardeşim önemli bi şey konuşmam gerekiyor falan, gittim ben de. Gitmek zorundaydım çünkü geçen paintballda ektik zaten. Gitmeseydim mümkünatı yok konuşmazdı benle.
Zeynep: Dudağın da büzüşmedi. Yalan söylemiyorsun. Hıh, işte büzüştü.
Fatih: Yok, sen öyle deyince şey oldu.
Zeynep: Hayır yani gerçekten, şu yaratıcılık sen de niye hiç yok ben anlamıyorum. Erkeklerin ilk başvurduğu yalana başvurdun. Sıfır orijinallik!
Fatih: Ne yani, yalan mı atıyorum şimdi ben sana? Ya sen beni sorguluyorsun yani şimdi? Yalancıyım yani ben. Yapma Zeynep ya. Resmen karısını aldatmış koca pozisyonuna düşürüyorsun beni.
Zeynep: Bak seeeen!
Fatih: Yok yani, öyleymiş gibi... öyle demedim. Yani öyle bi şey yaptırıyorsun ki bana, hissediyorum onu yani.
Zeynep: Fatih, bi şey diyeyim mi? Ben seni hiç umursamıyorum anladın mı? Nereye gidersen git, kiminle görüşürsen görüş; umurumda değilsin!
(Fatih'e mesaj gelir, Zeynep telefona doğru eğilir)
Fatih: Ne oldu? Hani umurunda değildim, merak mı ettin?
Zeynep: Ne merak etcem seni ya? Banane senin telefonuna gelen mesajdan. Dur tahmin edeyim; acil toplantın çıktı ve gitmen gerek di mi Fatih?
Fatih: Nereden bildin?
Zeynep: İşin rast gitsin.

***

(İrem'le Mukaddes otururken Zeynep gelir)
Zeynep: İrem ya, hayırdır ev sahibin seni evden mi attı?
İrem: Ne alaka ya? O villa benim. Kiracı mıyım ben?
Zeynep: Sürekli bu evdesin de, onu merak ettim. Gitsene, biraz kendi evinde takılsana kızım.
Mukaddes: Aa tatlım, Zeynep çok şakacıdır. Tatlım ben şimdi sana gelecektim yanına. Kahve içelim diye anne kız karşılıklı, ne dersin?
Zeynep: Sebep?
Mukaddes: İçelim güzelleşelim.
Zeynep: Yok, sağ olun Mukaddes Hanım. Benim Selim'i yatırmam lazım. Malum, ev kalabalıklaşınca huzursuzlanıyor.
İrem: (Selim'e) Yaa kıyamam ben sana. Pisi pisi, pisi pisi. Ah minnoş ya, uykun mu geldi senin bakiyim?
Zeynep: İrem, sakın çocuk yapma
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 10-04-15, 05:03   #24
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 9. Bölüm (Alıntı Değil)


(Meryem ve Fatih arabada konuşmaktadır)
...
Fatih: Bakın Meryem Hanım, Zeynep annesizliği kabul etmiş. Evet bir yarası var ve artık sızlamıyor. Şimdi o yarayı siz tekrardan kanatırsanız, Zeynep'in canı çok yanacak. Tabii benim de
...
Meryem: Bu dünyada Şevket'in alt edemediği, ondan korkmayan tek bi insan var. Sen onun da damadısın. Sen Derin Şevket'in olduğu kadar, Kara Meryem'in de damadısın; anlaşıldı mı?
(Meryem arabadan inip Şevket'in yanına gider)
Fatih: Lan milletin kayınbabası, kaynanası pamuk tonton; bi de benimkilere bak! Allah'ım ne talihsiz- kaç kaç, kaç Fatih, kan sıçrayacak üstüne

***

(Zeynep İrem'i kendi yatak odasında görür)

Zeynep: N'apıyorsun sen burada?
İrem: Şey, Fatih'in bazı eşyaları vardı da onu getirdim.
(Zeynep hışımla İrem'in elindeki atleti alır)
Zeynep: Dokunma Fatih'in eşyasına!
İrem: Zeynep'cim, biliyorsun ki daha önceden Fatih'in sadece atletine dokunmuyordum. Uzun zamandır beraberdik. Tabii ki bazı eşyaları hâlâ bende.
Zeynep: Bana bak, seni o bazı eşyaların içine gömerim! Anladın mı beni?! Bir daha ne Fatih'e, ne herhangi bir eşyasına dokunmayacaksın, anladın mı?! Onun su içtiği bardağa bile dokunmayacaksın!
İrem: Zeynep'cim, Fatih böyle şeylerden hiç hoşlanmaz canım. Böyle kıskançlıkları çok çağ dışı bulur o.
Zeynep: Çağ dışı? Sen daha çağ dışı ne demek görmedin güzelim! Seni bir daha Fatih'in yakınlarında görürsem, o sahte sarı saçlarını yolar eline veririm; anladın mı beni?!
İrem: Ya sen benle ne biçim konuşuyorsun be. Benim saçlarımın neresi sahte?
Zeynep: Fark ettiysen hâlâ daha konuşuyorum İrem. Hemen vaktin varken çık git buradan! Bir daha da seni Fatih'in karasularında görürsem, mayın tarlasına düşmüşten beter ederim ona göre!

***

...
Fadik: Zeynep, kafaya taktığın şeye bak ya. Yahu İrem ister evine girsin, ister odana girsin; Fatih ona dönüp bakmaz bile!
Zeynep: O kadar emin olma.
Fadik: Oha! Yok artık!
Zeynep: Ya, bu aralar nasıl desem bi tuhaf oldu, tuhaflaştı. Yani gecenin bi vakti evden çıkıp gitmeler, gizli gizli telefon konuşmaları. Var bi şey Fadik.
Fadik: Yahu Zeynep. Güzelim, bu çocuk daha senin için n'apsın? Bak ben kalıbımı basıyorum, bu işte Fatih'in hiç bi günahı olmayacak
...
Zeynep: Ne yapacağım belli, pılımı pırtımı toplayıp babamın evine gideceğim. Her şeyi anlattıktan sonra tabii.
Fadik: Afferim benim süper zeka arkadaşıma! Anlamıyorum ki, siz bu aşkı Yeşilçam melodramlarından mı öğreniyorsunuz tatlım ya Tam da onların düştüğü hataya düşüyorsun Zeynep.
Zeynep: Neymiş hatam, gururumu korumak mı?
Fadik: Dinlememek. Ya bütün bu filmlerde ne kadar kavuşamayan aşık varsa bu yüzden kavuşamadılar. Yahu sorsan söyleyecek, niye sormuyorsun?
Zeynep: Çünkü güvenmiyorum!
Fadik: Bravo! Ya Zeynep, sen bu Fatih'e hiç güvenmiyorsun, o sarı çıyanlara güveniyorsun ama öyle mi? O fesat kumkumaların kanına girmesine izin veriyorsun. Pes be kızım sana ya! Ya anlasana işte, belli; senin şüphelenmen için kumpas kurmuşlar. Uyan ya!
Zeynep: Yahu onlarla ne alakası var Fadik? Fatih'in hareketleri şüphelenmem için yeter de artar bile zaten.
Fadik: Ya Zeynep'im, şu anda tam bir esas kız aptallığı sergiliyorsun haberin olsun. Zaten siz bu esas kızların bizim gibi zeki arkadaşlarınız olmasa ne yapacaksınız çok merak ediyorum
Zeynep: Haa. Senin zekanı da gördük hobbit.
Fadik: Aaaah, seviyorsan git konuş Zeynep ya. Git konuş ve şu esas kızların şu makus kaderini tersine çevir.
Zeynep: Ne bu metaforlar, n'apıyon ya?

***

...
Zeynep: İrem, sen hâlâ mı buradasın ya? Senin yüzsüzlüğüne de inanamıyorum ha!
Mukaddes: Zeynep, sen benim misafirimi benim evimden nasıl kovarsın? İrem bu evin kızı sayılır.
Zeynep: Onu da mı siz doğurdunuz Mukaddes Hanım?
Mukaddes: Ne demek istiyorsun sen?
Zeynep: Bakın. Ben bu evin geliniyim. Dolayısıyla İrem gibi öyle arkadaşlık kisvesi altında evin kızı durumunda değilim
(Fatih'in gurur duyan bakışları ve gülüşü )

***

(Akşam Zeynep oyuncaklarla Selim'le oynarken, Fatih gelir; Zeynep uyuyor numarası yapar)

Fatih: Oğlum. Oğlum, n'apıyorsun sen burada tek başına? Bak bak bak bak! Hele hele anneye bak, anneye. Ne kadar sorumsuz bir annen var, ne kadar uykucu bir anne bu böyle. Uyumuş oralarda, seni böyle tek bırakmış. Ya düşüp kafanı gözünü kırsan, Allah korusun.
Zeynep: Ne münasebet acaba?
Fatih: A-aa!
Zeynep: İçim geçmiş bi an.
Fatih: Hele bak bi de anne, yalancı o anne yalancı. Ben Selin'le konuştum, şimdi gelmişsin.
Zeynep: Ne güzel, kız kardeşin ajanlığa mı başladı? Ayrıca bana dürüstlükle ilgili en son ders verecek kişi sensin Fatih, tamam mı?
Fatih: Oğlum ne diyor bu anne? Neyimi gördün ya? Oğlum. Oğlum ne diyor bu anne?
Zeynep: Bırak Allah aşkına. Seninle hiçbir şekilde muhatap olmak istemiyorum. Ver.
Fatih: Bırak ben oğlumu özledim.
Zeynep: Ya benim çocuğum, ben yaptım, ver!
Fatih: Zeynep neyin var senin?
Zeynep: Yok bi şey.
Fatih: Var bi şey.
Zeynep: Yok bi şey ya, iyiyim ben.
Fatih: Var var.
Zeynep: Hayır söylemeyeyim diyorum da yani; gecenin bi vakti çekip gitmeler, eski sevgilin elinde bayrak gibi senin donla atletini gezdirsin.
Fatih: N'apmış donumu?
Zeynep: Ya bırak Allah aşkına. Gizemli gizemli telefon konuşmaları. Yok bi şey yani, iyiyim gayet iyiyim, şeker gibiyim.
Fatih: Ya ben nelerle uğraşıyorum, senin dert ettiğin şeye bak Zeynep.
Zeynep: Nelerle uğraşıyorsun Fatih? Allah aşkına nelerle uğraşıyorsun sen? Ben burada, bu evde tek başıma iki cepheyle birden uğraşıyorum. Annenle İrem üstüme üstüme geliyorlar.
Fatih: Zeynep, bak düşündüğün gibi bi şey yok ama. Yani merak etme, tamam?
Zeynep: Bak Fatih, sana bi kere söylicem bunu; eğri oturalım doğru konuşalım. Ben, bakma böyle göründüğüme anlayışlı bir kadınım, gerçekten. Yani sen ola ki o sarı çiyanına geri dönmek istiyorsan, ben sana saniye engel olmam arkadaş.
Fatih: Sarı çiyan?
Zeynep: E sarışın, napiyim.
Fatih: Sen baya kıskanıyorsun beni.
Zeynep: Ne kıskanıcam be? Engel olmam diyorum ben.
Fatih: Ha kıskanmıyorsun yani?
Zeynep: Kıskanmıyorum.
Fatih: O zaman her şeyi anlatabilirim. Zeynep, madem öyle zorladın beni, tamam konuşcam yani anlatıyorum her şeyi.
Zeynep: Ne?
Fatih: Ben çok pis arada kaldım.
Zeynep: Nasıl arada kaldın?
Fatih: Yani mantığım başka bi şey diyor, kalbim başka bi şey diyo; hangisini dinleyeceğimi şaşırdım.
Zeynep: Gerçekten mi?
Fatih: Gerçekten. Kalbim diyo ki; bırak kendini, durma diyor. Ama öbür taraftan-
Zeynep: Ne diyo öbür taraftan, kim o?
Fatih: Mantığım. Diyo ki; yani bu huysuz, inatçı, hırçın kızı nereden buldun, kurtul şundan diyo ya!
(Zeynep oyuncağı fırlatır)
Zeynep: Sen benden bahsediyorsun.
Fatih: Allah Allah, senden mi bahsediyorum acaba? Korktun mu?
Zeynep: Ne korkcam be? Sen kaybedersin.
Fatih: Ver bakiyim bi yanak (Yanağından öper) Madem dudak alamıyoruz (Selim ses çıkarır Fatih'e bakarak) Kıskanma oğlum. Ver bakiyim bi alın. (Alnından öper Selim'i) Barıştık mı?
Zeynep: Şimdilik.
Fatih: Hadi gel sarılıp yatalım
Zeynep: Yok ya! Daha iki günlük sevgiliyiz, sen doğru kanepeye, hadi.
Fatih: Ne dedin sen?
Zeynep: Kanepeye.
Fatih: Yok yok, ondan önce?
Zeynep: Doğru kanepeye.
Fatih: Ondan da önce?
(Zeynep gülerek bakar Fatih'e)
Fatih: Ne inatçısın sen. Ver bakiyim, oğlumla oynıcam biraz. Gel bakiyim oğlum, gel bakiyim oğlum. Oğlumu özlemişim ben. Sevdin mi yeni oyuncaklarını?
Zeynep: Dükkânı alsaydın Fatih.
Fatih: Az bile benim oğluma.
Zeynep: Ne demek az bile ya?
(Fatih Selim'le konuşmaya başlar başka renkleri de var diyerek)
Zeynep: Ben kitaplarda okuyorum. Tane tane almak gerekiyor böyle şeyleri, bi anda aldın mı ilgisi dağılıyor çocuğun. Şımarıyor o zaman. Ya sen beni dinliyor musun?
Fatih: Oğlumla konuşuyorum, lütfen!
(Selim'i öpücüklere boğar )

***

(Fatih kahvaltı sırasında Zeynep'ten makas alır)
Zeynep: N'apıyorsun Fatih?
Fatih: Hiiç. Oğlum ve ben, seni sevesimiz geldi.
Mukaddes: Bunların araları bozuk değil miydi?
Fehmi: Sana rağmen bu evliliği sürdürüyorlar ya, valla bravo çocuklara!
Mukaddes: Valla bence de bravo

***

(Zeynep, Mustafa'dan yardım ister)
...
Zeynep: Birini takip etcez.
Mustafa: İrem Hanım'ı mı?
Zeynep: Yapamam diyorsan ben taksiyle gideyim. Çağır bana bi tane.
Mustafa: O ne demek Zeynep Hanım? Bizim safımız belli!

***
...
Orhan: Ya sen de ağlamayalım, korkmayalım; hangi filmi izlicez ya?
Fehmi: Aksiyon filmine gidin oğlum, aksiyon
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-04-15, 23:40   #25
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 10. Bölüm (Alıntı Değil)


(Zeynep, Fatih ve İrem'i beraber görünce ormanlık alana doğru koşmaya başlar)
Fatih: Zeynep! Zeynep!
(Şevket ve Meryem gelir)
Derin Şevket: Damat! Damat, ne oluyor burada?
Meryem: Ne oldu Zeynep'e?
Fatih: Hani Zeynep zarar görmeyecekti? Beğendiniz mi yaptığınızı? İrem'le bizi görünce-
Meryem: Bunun bizimle ne alakası var?
Fatih: Sakın Meryem Hanım! Bilmediğiniz işlere burnunuzu sokmayın. Siz ikiniz ne probleminiz varsa halledin, beni karıştırmayın artık!

***

(Fatih, Zeynep'in peşinden gider. Şevket Fatih'i arar)
Derin Şevket: Damat, bu Zeynep'le aranızdaki mesele nedir ha? Bu kadın kim böyle burada?
Fatih: Zeynep'le aramızda bi şey yoktu; ta ki sizin gizli oyunlarınıza alet oluncaya kadar. Reis baba, asıl şimdi beni en derine atmış oldun Zeynep, onu aldattığımı düşünüyor. Buldum Zeynep'i, kapatıyorum.
...
Fatih: Zeynep! Zeynep bi dinler misin? Zeynep, bi dinler misin?
Zeynep: Ya bırak! Neyini dinleyeceğim senin Fatih? Ne söyleyeceksin bana?
Fatih: İrem'le aramızda bi şey yok, düşündüğün gibi bi şey değil.
Zeynep: Ya ne demek aramda bi şey yok? Gözümle gördüm sizi arabanın içinde. Sen de aldattın beni, sen de kandırdın. Senden nefret ediyorum!
Fatih: Zeynep, nefret etme benden!
Zeynep: Ya bırak!
Fatih: Ya aldatmadım ben seni. İrem'le aramızda bi şey yok, hiçbir zaman da olmadı. Nişanlıyken bile olmadı. Ben seni istiyorum, onu değil!
Zeynep: Öyle mi Fatih? Bu ne o zaman? (Kolyeyi gösterir)
Fatih: Ne o?
Zeynep: Siparişini bana getirdiler Fatih.
Fatih: Ya Allah belamı versin ben böyle bi şey sipariş etmedim.
Zeynep: Ya bırak, salağa yatma bana!
Fatih: Zeynep, yemin ediyorum böyle bi şey sipariş etmedim!
Zeynep: Ben de yedim di mi? Allah aşkına sus Fatih tamam mı? Daha fazla küçülme gözümde!
(Zeynep gidecekken Fatih ona sarılır)
Fatih: Zeynep. Zeynep, Zeynep, gitme ne olur. Gel geri dönelim, oturalım konuşalım. Bi kerecik dinle beni bak, inanmazsan kendi ellerimle eve bırakacağım seni tamam mı? Evine.
Zeynep: İyi, savun bakalım kendini. Ne anlatıcan çok merak ediyorum Fatih.
(Zeynep önden gider, Fatih kendi kendine söylenir)
Fatih: Ne anlatıcam çok merak ediyorum. Aşağı tükürsen Zeynep, yukarı tükürsen Reis baba

***

...
Fatih: Seni bundan sonra ben gözümün önünden ayırmayacağım. Ne yapıyoruz, ne ediyoruz, nereye gidiyoruz, hangi insanla buluşuyoruz, hepsini bir bir rapor edeceğiz bundan sonra birbirimize; sen de dahil.
Zeynep: Bak sen! Allah Allah. Nereden geliyor bu kıskanç erkek tavırları, nereden öğrendin sen bunları he? Çok mu dizi falan izliyorsun sen?
Fatih: Diyene bak. Az önce kıskançlıktan elini kana buluyordun.
Zeynep: O başka.
Fatih: Seven insan kıskanıyor, ne yapalım
Zeynep: Sen ne dedin demin?
Fatih: Hı?
Zeynep: Ne dedin sen az önce?
Fatih: Şey dedim işte, elini kana bulayacaktın.
Zeynep: Sonra ne dedin?
Fatih: Ne yapalım, dedim.
Zeynep: Yok yok, arada bi şey söyledin sen, söyle bakiyim
(Gülerler birbirlerine)
Zeynep: Kızgın kalamıyorum bak, ona kızıyorum yani resmen
Fatih: Ben de kızgın kalamıyorum.

***

(Zeynep, Fatihler'in şirketinde üretimi yapılacak olan helvaları tadar)

Zeynep: Yalnız insan hayret ediyor, siz nasıl oldu da böyle bi şey yapabildiniz Fatih? Bunlardan birini piyasaya verseydiniz var ya, rezalet!
Fatih: Ya sen de gömüp gömüp duruyorsun, daha bi yumurta çırpmışlığını görmedik. Konuşma, hadi!

***

(Selin ve Orhan eve beraber gelir)
Selin: İyi akşamlar.
Orhan: İyi akşamlar.
Mukaddes: Senin ne işi var burada? Selin! Ne işi var bunun burada?
Orhan: Fehmi Bey, ben hemen lafa gireyim efendim. Yani şunu söylemek istiyorum; Selin'in hiçbir suçu yok, bütün suç benim. Yani bi ceza verecekseniz bana verin.
Mukaddes: Ne cezası Fehmi? Ne diyor bu çocuk?
Fehmi: Ben artık kimseye ceza falan vermiyorum.
Selin: Ne? Ceza yok mu?
Fehmi: Yok.
Selin: E ben Orhan'ı da görebilirim artık o zaman.
Mukaddes: Yok artık!
Orhan: Kızım vursana, vursana. Gerçek mi bu?
Selin: Gerçek.
Orhan: Peki efendim o zaman. Teşekkürler. Size iyi akşamlar diliyorum. Gidiyorum, tabii benim bunları bi hazmetmem gerekiyor.
Fehmi: Orhan. Gel evladım, beraber yemek yiyelim.
Mukaddes: Fehmi, sen ne saçmalıyorsun Fehmi?!
Fehmi: Kızımın arkadaşını yemeğe davet ediyorum Mukaddes. Ne var bunda?
Mukaddes: Annecim-
Gülsüm Hanım: Hoş geldin oğlum. Buyur sofraya.
Orhan: Hoş bulduk teyzecim. (Mırıldanarak) Ne oluyor lan?!
Mukaddes: Birinden kurtuluyorum, öbürü geliyor.
(Zeynep ve Fatih gelir)
Zeynep-Fatih: İyi akşamlar.
Fehmi: İyi akşamlar.
(Yediği Mukaddes'in boğazında kalır, öksürmeye başlar)
Gülsüm Hanım: Helal Mukaddes, helal.
Fehmi: Gelin çocuklar, oturun.
Zeynep: Yok, oturmadan önce sizinle bi şey konuşmak istiyoruz.
Mukaddes: Ayyy boşanıyor musunuz?
Zeynep: Hamileyim!
Fehmi-Mukaddes-Selin-Orhan: Neee?!
Fatih: Kimden?
Zeynep: Şaka şaka
Mukaddes: Oh, çok şükür.
Zeynep: Yarından sonra Selim'i sünnet ettiriyormuşuz.
Fehmi: Çok erken.
Selin: Hayatta olmaz, nasıl hazırlanıcaz?
Zeynep: Bilmiyorum. Ama babamla Fatih böyle bir sünnet düğünü organize etmişler, benden habersiz.
Fehmi: Ya ne düğün manyağı bu Şevket Reis. Orhan'la Selin'i beceremedi, şimdi toruna sardırdı. Allah Allah.
Mukaddes: Çocukluğuna inmek lazım hayatım. Kim bilir ne problemleri var.
Gülsüm Hanım: Düğünü Şevket Bey mi yapıyor?
Fatih: Evet babaannecim.
Gülsüm Hanım: Bu hiç münasip değil. O düğün burada yapılmalı.
Fatih: Yani işte, reis babam. Biliyorsun babaannecim.
Gülsüm Hanım: Reis babam ne demek? Çocuk baba evinde sünnet edilir oğlum. Sen Selim'in babası değil misin?
Fatih: Benim. Benim!
Gülsüm Hanım: Eee?
Zeynep: Ama dedesi de Derin Şevket.
Fatih: Evet.
Zeynep: E madem konuştuk konumuzu, artık yiyebiliriz di mi?
Fehmi: Gelin.
(Zeynep Orhan'ı dürter)
Zeynep: Kalk orası benim yerim, kalk! Kalk, en sona geç.
(Orhan 2. sandalyeye geçer)
Fatih: Orası da benim, kalk.
Fehmi: Gel Orhan gel. Yanıma gel.

***

Zeynep: Fadik, bütün o telefon konuşmaları, mesajlar, evden gece vakti çıkmalar; hepsi babammış. Babam anlattı, yoksa hayatta inanmazdım; o da biliyorsun yalan söyleyemez yani.
Fadik: Ben sana ne dedim, hı? Fatih seni aldatmaz, dedim! Ah canım ya! Nasıl da masum masum reis babacığının peşinden koşturuyormuş ya. Utan azıcık utan!
Zeynep: Dur bakalım, daha o kadar kolay değil. Kolye mevzusu hâlâ muallak biliyorsun.
Fadik: Zeynep! Ya kızım senin etrafında 2 tane Brezilya dizisi karakteri dolaşıyor, sen hâlâ bunun farkında değil misin ya? Kızım bunlar saf oksijeni bile entrikaya çevirme potansiyeline sahipler ya.
Zeynep: Öyle de, ben de kafamda kurup duruyorum ne yapayım.
Fadik: Kurma kurma. Bana bak, sen artık böyle şeyleri kendine dert etme, düşünme bunları. Kendine odaklan, ailene odaklan. Git bi iş bul, çalış. Bak o evde de çok durma. Valla bunlar seni entrikayla öldürürler ha, benden söylemesi.
Zeynep: Haklısın galiba. (Fatih odaya girer) Neyse Fadikcim, kapatmam lazım benim, görüşürüz sonra, bay bay.
Fatih: Kiminle konuşuyordun sen? Niye ben gelince telefonu kapattın? Ne oluyor?!
Zeynep: Fadik'le konuşuyordum Fatih. Konuştuklarımız bitti, o yüzden kapattım.
Fatih: Şaka yapıyordum canım. Sen de beni sorguluyordun ya.
Zeynep: Çok komik!
Fatih: Zeynep neyin var senin yine? Ha o kolye mevzusuysa, ben onu çözücem sana söz verdim.
Zeynep: Ne kolyesi be? Benim hayatımdaki bütün problemler seninle mi ilgili olmalı Fatih? Benim hayatım senden mi ibaret? Her şey sen misin?
Fatih: Ertan mı?
Zeynep: Ne, ne Ertan'ı?
Fatih: Ne bileyim.
Zeynep: Ağzından yel alsın. Benim derdim kendimle. Ya öylece evde oturup duruyorum, yaptığım hiçbir şey yok.
Fatih: Ya kıyamam ben sana (Ellerini tutar) Ne yapmak istiyorsun, söyle bakalım?
Zeynep: Bilmiyorum; ama evde oturdukça da saçma sapan şeylere sarıp duruyorum. Acaba diyorum Meryem Hanım'ın iş teklifini kabul etsem mi?
Fatih: Yok! Meryem yok, Meryem yok! Babaannemi duydun işte ne dedi.
Zeynep: Bu benim kararım Fatih.
Fatih: Tamam senin hayatın, senin kararın, sonucuna razısın. Ama yani, bak hem babaannem istemiyor hem de-
Zeynep: Hem de kim?
Fatih: Ben ben. Ben razı değilim. Ya Zeynep gel bizim şirkette çalış işte.
Zeynep: Ay yok. Zaten sürekli dip dibeyiz, bi de orada mıç mıç mıç; ben hiç sevmem öyle şeyleri.
Fatih: Tamam. Meryem Hanım olmaz ama.
Zeynep: Ben Gülsüm Sultan'ı ikna ederim gibi geliyor, sen merak etme.
Fatih: Zeynep.
(Zeynep banyoya girer)
Fatih: Sen Gülsüm Sultan'ı ikna edersin de, ben reis babamı nasıl ikna edicem?
(Fatih banyo kapısından seslenir)
Fatih: Zeynep!
Zeynep: He?
Fatih: Uzun mu işin?
Zeynep: E haliyle Fatih, bütün gün evin dışındaydık.
Fatih: Ha iyi iyi. O zaman uzun uzun düşünürsün bu Meryem Hanım mevzusunu, ha?
Zeynep: Fatih ya, sen böyle rahatlatıcı bi müzik açsana.
Fatih: Napiyim?
Zeynep: Müzik aç müzik, ses olsun.
Fatih: Ha sen, bu yarım kalan mevzumuz için. Tamam tamam, ben açıyorum hemen şimdi müzik. Sen o zaman düşünme Meryem Hanım'ı, çık hemen, kısa kes tamam?

***

(Fatih, Zeynep'i arar)

Zeynep: Efendim Fatih?
Fatih: Aramadın beni
Zeynep: Arayacak mıydım?
Fatih: Evet. Sürekli birbirimize rapor vericez dedik ya. Bak ben şu anda arabadayım, yalnızım, birkaç küçük işim var, onları halledip gelicem. Sıra sende.
Zeynep: Peki. Meryem Hanım'la görüştüm, iş teklifini kabul ettiğimi söyledim. Şimdi Fadik'leyim, kahve içiyoruz, buradan da gidip alışveriş yapıcaz. Tamam mı? Artık ilişki boyutumuz bu mu yani?
Fatih: Evet, öyle Zeynep'cim. Yani özgürlük bize yaramadı, bundan sonra böyle işte Ben seni 1 saat sonra tekrardan arıcam. Kendinize iyi bakın, hoşça kalın.
Zeynep: Sana da, hoşça kal.
(Telefonu kapatırlar)
Zeynep: Şapşal ya
Fadik: Siz de iyice vur deyince öldürüyorsunuz be güzelim ya.
Zeynep: Hı?
Fadik: Ayol kazık kadar insanlarsınız, iyice liseli aşıklara dönmüşsünüz siz ya.
Zeynep: (Gülerek) Ya napiyim, o aradı gördün
Fadik: A-a, tipe bak. A-a tipe bak; ağzını burnunu topla kızım, hizaya sok şunları Asıl şapşal sensin ya.
Zeynep: Ya tamam be
*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-04-15, 00:48   #26
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 10. Bölüm (Alıntı Değil)

(Fatih, Zeynep ve Fadik kuyumcudadır. Kolyeyi kimin aldığını öğrenmeye çalışırlar. Zeynep Fatih'e inandığını söyler)

Fadik: A-a, bi saniye bi saniye arkadaşlar. Kolyeyi unuttunuz.
Zeynep-Fatih: Boşveeeerr!
Fadik: A-a durun, bi dakka ne boşveri? Ayol dünyanın parası bu ya, heba mı olsun? Bozdurup bozdurup başka bi şey alalım, hı?
Fatih: E al senin olsun.
Fadik: Ne diyon la?
Fatih: Hı?
Fadik: Eniştecim sen ne diyorsun?
Fatih: Al Fadik, bozdur bozdur harca işte.
...
Zeynep: Bi dakka Fadik, sen ne yapıyorsun ya? Onu boynuna mı takacaksın? Saçmalama, üstünde "İrem" yazıyor bu kolyenin.
Fadik: Ne olmuş? Zeynep, şunun güzelliğine bak n'olur. "Sadullah" yazsa ben gene bunu takarım
Zeynep: Fadik gerçekten, bacak kadar boyun var türlü türlü huyun var. Ben anlamıyorum seni bazen.

***

Orhan: Bu senenin aşk ızdırabı sezonunu açıyorum.
Selin: Sen ne duygusuz adamsın ya. Adam aşk acısı çekiyor. Kıyamam.
Orhan: Kıyamam? Şişt! Kızım, sen gelsene bi şöyle. Ne o öyle ya kıyamam mıyamam Allah Allah.
Selin: Maço musun oğlum sen?
Orhan: Maçoyum ben, maçoyum! Sen sadece bana kıyamazsın, bana, Orhan'ına
Selin: Kalassın sen ya. Bakiyim, valla 5'e 10

***

...
Zeynep: Biz müsaadenizle gidip odamızda biraz hasret gidermek istiyoruz.
Fatih: Evet, hasret giderelim.
Zeynep: Senden bahsetmiyordum Fatih, oğlumdan bahsediyordum.
Gülsüm Hanım: Tamam, hadi çocuklar.
Fatih: Naz naz yapıyor. Utandı sizden

***

Fatih: Nasıl geçti Meryem Hanım'la görüşmen?
Zeynep: İyiydi. Nedense beni gördüğüne çok sevindi. Ne zaman istersem başlayabileceğimi de söyledi. Ama ben kararsızım.
Fatih: Ne oldu ki?
Zeynep: Ya bi hata yapmaktan korkuyorum.
Fatih: Niye hata yapasın Zeynep? Merak etme, ben güveniyorum sana.
Zeynep: Sen güveniyorsun da ben kendime güvenmiyorum pek. Yani böyle bi şey yaparsam?
Fatih: Allah Allah. Mesela?
Zeynep: Mesela şirketi zarara uğratırsam?
Fatih: Yani Zeynepcim, sen merak etme; muhasebe müdürü olmadıktan sonra, öyle çok çok çok büyük hatalar yapmadıktan sonra hiçbir şirket zarara uğramaz.
Zeynep: Peki ya çok çok büyük bi hata yaparsam?
Fatih: O zaman da arkanda ben varım, korurum seni.
Zeynep: Ooo yandık o zaman desene.
Fatih: Allah Allah. Kalk bakiyim sen oradan!
Zeynep: Ne?
Fatih: Kalk. Bu patron koltuğu, ben patronum, sen de benim çalışanımsın. Geç bakiyim, otur şöyle. (Yer değiştirirler) Hazır mısın?
Zeynep: Hazırım.
Fatih: Zeynep Hanım, nerede bu evraklar?
Zeynep: Şey ben, eee, burada yeni olduğum için tam yerlerini bulamadım. Bi-
Fatih: O evraklar benim istediğim zaman masama gelecek!
Zeynep: Ne bağırıyorsun be?!
Fatih: Napıyorsun Zeynep?
Fadik: Müdür Bey, şey daha yeniydi, getirirdi.
Zeynep: Fatih, bana bak; o koltukta, yani patron koltuğu mudur nedir, orada her kim oturursa otursun, benimle bu şekilde konuşursa ben ona haddini bildiririm!
Fatih: Afferin kız, bildir tabii Ama kovuldun!
Zeynep: Ne?
Fatih: Prova 2. Toplantı yapıyoruz. Hazır mısın?
Zeynep: Hazırım.
Fatih: Konsantre ol.
Zeynep: Konsantre.
Fatih: Evet. Markamızı daha da ileriye götürmek için yeni fikirlere açık olmalıyız Fadik Hanım, di mi?
Fadik: E-evet. Evet.
Fatih: Evet. Bu konuyla ilgili Zeynep Hanım'ın da tecrübelerini dinlemek isteriz. Buyurun Zeynep Hanım.
Zeynep: Bence de markamızı daha da ileriye götürebilmek için yeni fikirlere açık olmalıyız diye düşünüyorum.
Fatih: N'apıyorsun Zeynep?
Zeynep: Senin fikrini destekliyorum.
Fatih: Yani yenilikçi fikirlerden bahsediyoruz, sen papağan gibi beni mi destekliyorsun, ne diyorsam onu mu söylüyorsun? Biraz kendin ol, kendin!
Zeynep: Uff aman be! Ben vazgeçtim, başka bi iş bulcam kendime.
Fatih: Yok yok, eve ekmek getiremez bu
Fadik: Ay Fatih, biraz daha mı çalıştırsaydın ya? Ay tamam, gerilmeyin ya n'olur. Hadi bari bi film izleyelim, lütfen.
Fatih: Zeynep!
Zeynep: Ne?
Fatih: Yaz kızım, 40 kilo çimento

***

Fatih: Evet kızlar, mısırlar hazır, buyurun.
Fadik: Teşekkür.
Fatih: Eveeeet. Al bakalım. Bak patlamış mısırın, en sevdiğin dostun, dünyanın en tatlı görümcesi ve dünyanın en yakışıklı kocası yanında. Var mı başka bi isteğin?
Zeynep: Var.
Fatih: Ne? Hemen söyle yapayım.
Zeynep: Ay canım nasıl pasta istedi.
Fatih: Tamam, hemen şimdi arayayım, sipariş vereyim gelsin.
Fadik: A-a. Bi dakika ya, olmaz ya ne sipariş vermesi. Biz yapalım.
Fatih: Biz derken?
Selin: Hepimiz!
Fatih: Yok arkadaş yok, her şeyi ben yaptım zaten. Ben ayrıyetten pastadan mastadan anlamam, beni karıştırmayın.
Zeynep: Bi dakka, bu neyin artistliği acaba? Sanki sen yaptın her şeyi, Günay'a yaptırmışsındır.
Fatih: Ya niye Günay yapsın? Yoktu Günay bi kere, her şeyi ben kendi ellerimle yaptım.
Zeynep: Hııı.
Fatih: Pastayı da siz yapın, tabii yapabilirseniz hehe
Zeynep: A-a bize laf mı soktu bu?
Fatih: Hıı.
Fadik: Evet ya, evet evet, laf soktu bize ya.
Zeynep: Bana bak Şekercizade, helva senin işin olabilir ama pasta da bizim işimiz. Di mi Fadik?
Fadik: Tabii ya. Karşınızda diplomalı pastacı duruyor. Yani aslında öğrenci pastacı ama yani.
Zeynep: Kızlar, kalkın da şu adama pasta nasıl yapılır gösterelim.
Fadik: Evet ya, gösterelim ya.
Zeynep: Kalk kalk.
Fatih: Bitirince haber verirsiniz.
Zeynep: Tabii becerebilirsenizmiş, görürsün sen.
...
Fadik: Karşınızda pastaların efendisi, tatata taam.
Zeynep: Esmerin Bombası! Ee bi şey demeyecek misin?
Fatih: Yani, böyle bi-
Zeynep: Ya tamam evet, görüntüsü çok iç açıcı olmayabilir. Elimizdeki kısıtlı imkanlarla böyle bi şey yaptık ama, önemli olan tadı.
Fatih: E o zaman bi tadalım Zeynep'cim.
Zeynep: Bence de. Hadi.
Fatih: Hadi bakalım.
Zeynep: Hadi tat bakalım, gör bakalım.
Fatih: Ver ver.
(Zeynep pastadan bir parça alıp Fatih'in ağzına verir. Fatih bi süre bi şey demez)
Zeynep: Olmamış mı? Yaa. Hı? Yaaa, off.
Fatih: Ya harika olmuş. Zeynep versene bi tane daha.
...
Zeynep: Ben, Zeynep Şekercizade ilk günden işi bıraktı dedirtmem!
Fatih: Senin o "Şekercizade" diyen ağzını öperim
Zeynep: Yaaa Fatiiiiiiihh
Fatih: Gel.
Zeynep: Sonra sonra. A-a! Ben "Şekercizade" dedim di mi?
Fatih: Evet, öyle dedin.
Selin: Ya ne diycen?
Zeynep: Ay bi an böyle söyleyince garip geldi. Yoksa tabii canım, ne diyecektim.
Fatih: (Zeynep'in dudaklarına yaklaşır) Gel. Ne zaman? Yapmadan ölüp gideceğim
Zeynep: Ya senin de zamanlaman hep bi şeyli, hatalı ama!

***

(Sabah Zeynep, Günay'ın Mukaddes için hazırladığı kahvaltı tepsisine el koyar)

Fatih: Evi ye Zeynep, evi! Ben sana yolda alırım, çıkmamız gerekiyor.
Zeynep: Fatih, biliyorsun aç karnına arabaya bindiğim zaman midem çok bulanıyor.
Fatih: Ya Zeynep'cim, hadi çıkalım ya. Bak ilk kez ikimiz ortak oğlumuz için i şey yapıyoruz.
Zeynep: Bi dakka, şunu da yiyeyim, birazcık.
Fatih: Hem sen de takdir edersin ki yani, ilk kez bir sünnete baba olarak katılıyorum. Böyle garip bi duygu içindeyim
Zeynep: Fatiiiihh.
Fatih: Hı?
Zeynep: Sen galiba benim bu hayatta tanıdığım en iyi kalpli adamsın

*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-04-15, 01:07   #27
*Rose*
Yönetmen
 
*Rose* kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 13.08.2006
Konum: TARDIS/221B Baker Street
Mesajlar: 5,424
*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute*Rose* has a reputation beyond repute
Varsayılan 10. Bölüm (Alıntı Değil)


Mukaddes: Şimdi ben o insanlarla muhatap olup sinirimi bozamam. Resmen onları görünce damarlarım üst üste biniyor.
Gülsüm Hanım: Benim yıllardır damarlarım hep üst üste biniyor sayende. Ama hiç sinirleniyor muyum?

***

(Zeynep sünnet şapkasını Fatih'e takar, eline de asayı verir)
Fatih: Ya Zeynep n'apıyorsun?
Zeynep: Fatih, işte şimdi gerçek bi prense benzedin.
Fatih: Gerçekten mi?
Zeynep: Hayır tabii ki de, şaka yapıyorum. Tipe bak, bu tiple prens mi olur?
Fatih: Lan maskara ettin beni

***

...
Mukaddes: Ay canım hiç gelmek istemiyor.
Fatih: O nasıl söz anne? İnsan torununun sünnetine gelmek istemez mi? Tipe bak!
Fehmi: Bal gibi gelecek oğlum. Torunumuzun hatırı için gelecek.
Zeynep: Ay Fehmi Bey, ne hatırı? Küçücük çocuğun hatırı mı olur? Siz gelmeyin Mukaddes Hanım, bence de Hadi Fatih gidelim, geç kalıyoruz!

*Rose* Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-05-15, 00:46   #28
__Tv Hastası__
Oyuncu
 
__Tv Hastası__ kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 17.07.2007
Mesajlar: 1,416
__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute__Tv Hastası__ has a reputation beyond repute
Varsayılan 15. Bölüm


Fatih'den Selim'e ithafen;

"Ben Fatih Şekercizade. İstanbul'da zengin bir ailenin veliahtı olarak dünyaya geldim. Ama... hayatımın en mutlu günlerini son bir kaç ayda yaşadım. Bana bu mutluluğu yaşatan sana ve annene teşekkür ederim. Yalan bir evlilik üzerine kurduğumuz bu mutluluğumuzun bitmesini istemezdim. Özür dilerim. Yarın çok büyük bir karşılaşma yaşanacak ve ben bu karşılaşmanın nasıl sonuçlanacağını bilmiyorum. Senin dünyaya gelmeni sağlayan o adama ya da seni dünyadaki her şeyden çok seven bana ne olacağını bilmiyorum, hiçbir fikrim yok. Tek bildiğim şey; seni ve anneni bu dünyadaki her şeyden çok sevdim. Oğlum... Selim... Annene iyi bak tamam mı? O sana emanet. Ben sizi çok seviyorum.
Zeynep... Sana bir şey demeliyim. Yani ben senden bir şey gizledim. Reis babama bir söz vermiştim söylememem için. Meryem hanım senin annen. N'olur beni affet.
(tekrar Selim'e dönerek) Beni unutma tamam mı? Hep böyle hatırla."
__________________
__Tv Hastası__ Çevrimdışı   Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla

Bookmarks


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

Saat 09:54.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2017, vBulletin Solutions, Inc.