Sayfa 100/100 İlkİlk ... 509096979899100
998 sonuçtan 991 ile 998 arası

Konu: Vatanım Sensin - Bölüm Yorumları

  1. #991
    Yardımcı Yönetmen itouch - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    31.07.2007
    Yer
    Karşıyaka
    Mesajlar
    2.879
    Ettiği Teşekkür
    4
    3 mesaja 4 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949683

    Standart

    Yunan ordusunu finanse etmeye gelince bu tarihi kaynaklar tarafından açıklıkla yazılmıştır Yunanlıları kışkırtan da onları finanse eden de hep ihtilaf devletleri olmuştur, Yunanlılar esasen pek çalışmayı sevmezler onlar hep ready made isteklisidirler tamirat bile topluma zor gelir hele hele siesta AB ye girdiklerinde bile en fazla savundukları olay olmuştur, sonuna kadar siesta toplum olarak hep tükettiklerinden bütçe açıkları büyük olduğunda kemer sıkmalar hep olaylı olmuştur AB versin onlar yesin modeli hala geçerli bir ekonomik olaydır onlarda,
    Keepintouch

  2. #992
    Set Görevlisi Kugelschreiber - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09.04.2015
    Mesajlar
    13
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Ilk sezon bu kadar tutarsizlik var miydi?

    Senaristler o kadar yeni karekter eklemis ama hepsinde bi oturmamislik var ve en cokta bas karekterlerde.

    Sanirim izleyici umursamaz kafasindalar ama kurgu bu sezon asiri derecede kötü. Karekterlerin dedikleri ve yaptiklari uymuyor birbirine. Sahneler bi tuhaf, zamani doldurmak amacli yazilmis gibi.

    Mesela Cevdet. Adam kizlarinin basi belaya girmesin diye evlendiriyor ama evlendirdigi kisi ajan. Yakup u da sadece biyigini kesti diye tanimiyorlar. Cok basit degil mi? Süpheleniyorlar evet ama Cevet damadim yeni geldi Izmire diyince tamam o zaman degildir diyorlar. Inanan adam general. Yillarca askerinin icerisinde. Ne bileyim biraz zeka falan beklerdim acikcasi. Kaldi ki Cevdete neden bu kadar güveniyor bunlar?

    Filipos güya Vasiliden daha atesli daha kötü. Adam o kadar olayin icinde en cok baklava ve yapilan yemeklere sinirlendi. Yunan generalinin en cok alindigi sey bu mu tarihde? Dört gözle raki ve ouzo kavgasini bekliyorum.

    Dagistanli karekteride heybetli falan degil sadece ikiniyor. Ici bos efelik yapiyor gibi duruyor. Birde o kadar karmasa icinde Seherimiz var. Dizinin en gereksiz karekteri ve hikayeside bu olsa gerek. Ne alaka simdi Dagistanliyi Azizeden kiskanan Seher. Tecavüze ugradi zaten Azize daha ne dram yaratacaksiniz üzerinden? Oyuncuda olmamis zaten. Sinirli bi ses var ama yüzünde hep ayni mimik.


    Ayni sekilde su cocuklarin ne isi var Cevdetlerin evinde? Kirgin cicekleri gectik. Hilali vicdanli, kahraman yazacagiz diye salak ettiler. Yunan senin evinden cikmiyor, evinde yiyecek birsey yok. Hilal bunu düsünemeyecek durumda mi eyy senaristler?
    Zaten Hilalin hormonlariyla fazla oynamislar bu sezon. Hilal babasina köpek yunan diyor sonra kalkip babasinin aldiklariyla karnini, cocuklarin karnini doyuruyor. Bu ailede suan kuvvaci olan tek kisi Hilal degil mi? Düsündürün su kizi mesela? Ne bileyim kafasini kullanan bi Hilal özlü söz kullanan bi Hilalden daha cekici olur.

    Birde benim anlamadigim sey neden Yildizi degistirmeye calisiyor izleyici? Bu dizide zaten bi Hilal var ikincisini neden izlemek istiyor millet? Yakup düzeltsin Yildizi. Niye? Bi diziyi monoton ayni karekterler izlemek cok sikici degil mi ya? Bence suan gri karekterli Yildiz daha cekici. Kaldi ki her ne kadar millet dengesiz, tutarsiz dese bile bu dizide en tutarli karekter Yildiz. Iyi demiyorum bak yanlis anlasilmasin. Bugüne kadar düsündügünü yapan tek karekter bu. Düsündügü sey iyide olsa kötüde olsa yapiyor. Ben Aleksi ve Yildiz olayini begendim. Bu diziye birde kötülük yapan bir cift lazimdi.


    Dizide o kadar karekter var ki ondan ona atliyorlar ama dogru düzgün anlatiklari birsey yok. Sorunda bu. Bu dizinin bas karekterleri Cevdetin ailesi eger özel hayatlarini anlatcaksaniz bunlarinkini anlatin. Bize ne dagistanlinin asik olmasindan yada Seherin triplerinden? Bu karekterlerin misyonu baska. Mesela suan gelen karekterlerden en güzel yazilani Spiros. Ne düsünüyor, durusu ne belli. Özel hayati yansitilmiyor ama izlerken asiri etkiliyor.

  3. #993
    Oyuncu iklil1972 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07.02.2013
    Yer
    karadayı
    Mesajlar
    1.031
    Ettiği Teşekkür
    3
    1 mesaja 2 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949678

    Standart

    Geçen bölümün özetinde Dağıstan'lının Azize'yi canıyla sınayacağı yazıyordu ben nedense o sahneden az biraz umutlanmıştım dedim Azize ordan gitmek zorunda kalır ve Cevdet'le karşılaşma ihtimali artar diye düşünmüştüm tabi öylede olsa Hamilton belası var o yine engel olurdu hiç güvenmiyorum ona zaten bakalım yakında çıkar kokusu

    Şu sosyal medyadaki kanal ve yapımın paylaşımlarıyla ilgili bir iki satır bende yazmak istiyorum, bizim tepkimiz hileon paylaşılıyor diye değil neden Azize ve Cevdet paylaşılmıyor üzerine eşit olsun bazı şeyler galiba kanal başka dizileriyle karıştırdı bu diziyi genel olarak hep bir aşk teması vurguluyor hadi onu diğer dizileri üzerinden yapabilir o paylaşımlarında başrolleri koyuyor da burda başrolleri koymuyor şaşırdığı o var kimse kusura bakmasın bu dizinin ana çifti AzCev'dir ilk onları aşklarını gördük hileon sonradan geldi Azize ve Cevdet'ten ziyade Bergüzar ve Halit'i görmezden gelemezler birçok insan diziye onlar var diye başladı ki sevenleride çok sadece fanları değil herkes çok seviyor bu çifti fakat böyle şeyler yapınca kanal haksızlık yapmış oluyor en son ki bölüm etiketi neden sadece hileon fotosu üzerinden veriliyor bu dizide sevgiyi yasayan tek bu çiftmi var bu etikete AzCev de dahil olmalı ama olmuyor malesef en çok fedakarlık gerektiren aşk azcev savaş ve vatan uğruna birbirlerine uzaklar hasretler hileon gibi sinemaya gitme lüksleri yok bu yüzdenmi paylaşım gelmiyor onlardan, ama biz susmayacağız tepkimizi göstereceğiz kanal ve yapıma bu sade tweet atmakla sınırlı kalmayacak burayı okuyorlarsa bunuda okusunlar... Dizide en zor sahneleri çeken ve rollerinin altından başarıyla kalkan iki başrol oyuncusundan paylaşım yapmamak onları emeklerini hiçe saymaktan başka birşek değil rt sayısına değil emeğe değer verilsin

  4. #994
    Yönetmen serebra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    25.03.2009
    Yer
    Uzaklar diye bir yer
    Mesajlar
    6.001
    Ettiği Teşekkür
    16
    8 mesaja 14 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949681

    Standart

    Sinema. Bir an için her şeyi unutup film izleyen HiLeon çok güzeldi evet. Ama görev için postane görevlisi kadının omzunu, kolunu okşayan Leon için aynı şeyi söyleyemeyeceğim(Çıplak omzuna attığı bakışlar da görev icabı mıydı? )
    Sonra çok sert bir şekilde Hilal'i kolundan çekiştiren Leon, ''Ben yokum'' diyerek Hilal'i öylece bırakıp giden Leon'u hiç sevmedim. Leon bu değil. Günümüz dizilerindeki gibi ''Hilal benim benim!'' diyen bir Leon yazmadıklarına şükür diyeyim bari.

  5. #995
    Yönetmen MissCullen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    21.01.2009
    Yer
    Ankara
    Mesajlar
    3.732
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949682

    Standart

    Sezon başından beri inanılmaz keyif alarak yorum yapıyorum. Geçen sezon yirmili bölümlerin sonunda şevkimi de isteğimi de kaybetmiştim, sırf bir şeyler yazmış olmak için yazıyordum; ancak bu sezonun başından itibaren eski yorum yapma isteğime kavuştum. Her zamanki gibi Hilal ve Leon’a ağırlık vererek bir bölüm yorumu yapmak istiyorum.

    Milli Mücadele sahneleriyle ilgili birkaç şey söyleyerek başlamak istiyorum. Öncelikle dizinin bu ayağının geri plana alındığına ilişkin eleştiriler var, ben katılmıyorum. Milli Mücadele sahneleri için mutlaka düşmanın planını bozmak ya da cepheye gitmek mi gerekiyor? Efelerin sahneleri tam da dizinin bu ayağına hizmet etmiyor mu? Ben o sahnelerden de büyük keyif aldım ve Milli Mücadele ayağındaki karakterlerin artırılmasından çok memnun oldum. Eskiden yalnızca Cevdet ve Yakup’u izleyebilirdik, şimdi pek çok karakterimiz var. Benim bu cephede rahatsız olduğum iki şey var, onlar da Dağıstanlı ve Seher karakterleri. Aslında merak uyandırıcı olabilecek iki karakterin oyunculuklar yüzünden ilgi çekiciliğini kaybettiğini düşünüyorum. Rollerine uyum sağlayamadılar desem, üç bölüm geçti. Bu durum beni çok üzüyor ve neden bu oyuncular diye soruyorum. Nasıl olacak bilemiyorum, o sebeple çok fazla yazmak istemiyorum.

    Bu olumsuzluğu bir kenara koyarsak bölümün favori sahneleri pek çok kişi için Leon ve Spiros sahnesi ile Azize’nin kuzuyu alıp sevdiği sahne oldu sanırım. Leon ve Spiros sahnesi bu dizinin alelade bir dizi olmadığının bir göstergesi gibiydi adeta. Yorumlamaya gerek var mı? İzlemek yetmez mi? Bence yeter. Azize’nin o kuzu ile sahnesi de Türk televizyonlarının uzun zamandır gördüğü en dramatik sahneydi belki de. Yani en azından benim için öyle. Bağırıp çağırmadan, kanatmadan, içleri baymadan dram yapılabileceğinin de göstergesiydi. Bergüzar Korel, bu sezon çok çok iyi. Çok ağır sahneler çekiyor; ancak o kadar temiz, o kadar duru oynuyor ki hayran olmamak elde değil. Bu sahne için de kendisini tebrik etmek şart.

    Bununla birlikte bu sene dizi her ne kadar dram açısından daha yoğun olsa da nefes aldıracak, gülümsetecek sahneleri de içeriyor. Bu açından bakıldığında Leon’un ve Yakup’un sahneleri bu bölüm izleyiciye o kadar acının arasında tatlı bir nefes aldırdı. Leon’a sonra geleceğim; ancak öncelikle Yıldız ve Yakup’tan başlamam lazım. Geçen sezondan beri Yıldız’ın sahnelerinde başıma bir ağrı saplanırdı, kanalı değiştirmek isterdim. Yıldız ve Ali Kemal sahnelerinde genellikle telefonumla uğraşırdım; ancak bu sezon Yıldız sahnelerini de merakla izliyorum. Yıldız pek çok açıdan aynı Yıldız; ama “hayır ya, bir şeyler farklı” da dedirtiyor. Örneğin Hilal ile sahnelerinde ben artık çok daha fazla “abla-kardeş” hissini alabiliyorum. Yine didişip duruyorlar, Yıldız yine sinirlendiriyor insanı; ancak bize “onlar yeri geldiğinde birbirlerini korur, kollarlar” mesajı da veriliyor. Bu da benim çok hoşuma gidiyor. Her neyse, lafı uzatmayayım, Yıldız ve Yakup’a kısaca değineyim.

    Geçen sezon Yakup, Cevdet’in arkasını toplamak ve ona yardımcı olmak dışında hiçbir vasfı olmayan bir karakterdi bildiğiniz üzere. Ailesi, sevdiği var mıydı, ne düşünürdü bilmezdik. Bunu anlatmak için upuzun sahnelere gerek yoktu aslında. Cevdet ve Yakup’un bu bölümdeki konuşması bize Yakup’un da bir insan olduğunu çok net bir şekilde gösterdi. Fatih Artman çok iyi bir oyuncu ve sonunda Yakup’un derinliğine inmemiz oldukça mutlu edici. Yakup’un hikâyesinin Yıldız’a bağlanması da oldukça akıllı bir hamle olmuş kanımca. Daha ilk karşılıklı sahneden izleyiciyi kendilerine bağlayıverdiler bile! Yıldız’ın ikinci defa istemediği biriyle evlendirilmiş olması elbette üzücü; ancak elimizdeki potansiyele baktığımızda başarılı bir senaryo hamlesi olduğu aşikâr. İkisi de o kadar zıt iki karakter ki… “Biraz da Yunan yönetsin canıııım” diyen, para ve iktidar haricinde hiçbir şeyi umursamayan Yıldız’a karşı ateşli Kuvvacı, vatanı için her şeyi yapabilecek Yakup! Yazarken bile heyecanlanıyor insan. Sadece bu da değil. Yakup, Yıldız’ın tatlı sözlerle, güzelliği ile baştan çıkaramayacağı bir erkek. Yakup’un bunu Yıldız’ın yüzüne vurduğu sahne bu bölümde inanılmaz keyif aldığım sahnelerden biriydi. Hiçbir şeyin değiştiremediği Yıldız’ı Yakup değiştirebilir mi? Bilemiyoruz. İlişkileri nasıl ilerleyecek onu da bilemiyoruz, Aleksi bu ilişkinin neresinde yer edinecek tahmin edemiyorum; ama çok merak ediyorum.

    Aleksi demişken… İkinci bölümde beni oldukça eğlendiren Aleksi bu bölümde beni inanılmaz itti ve korkuttu. Fazla manyak, fazla ürkütücü… Yıldız’a takacağı belli oldu. Yıldız da başta gerek Cevdet’ten gerek Yakup’tan gerek Ali Kemal’den intikam alma uğruna yüz vermeye kalkabilir; ancak itiraf edeyim ben Yıldız için de çok korkuyorum. Bununla birlikte Aleksi’nin Yıldız ve Yakup’un birleşmesine hizmet edeceğini de düşünüyorum. Bakalım bu cepheden neler izleyeceğiz.

    Hilal, Leon, HiLeon… Hem çok tatlı hem çok can yakıcı sahneler izledik. Öncelikle Leon’un üniformayı yeniden giymesini mantıklı bir zemine oturtan senaristleri kutlamak isterim. Çok iyi ve Leon’a yakışan bir çözüm olmuş. Bulunan çözüm sadece üniformaya açıklama getirmekle de kalmamış Leon’a sonunda bir misyon yüklenmiş. Hilal’in sevgilisi olmak dışında bir emeli, bir vazifesi var artık. Sonunda aşk adamı olmak dışında bir rolü var. Sonunda onun da Hilal gibi bir davası var. Bunun için senaristlere ne kadar teşekkür etsek az. Ayrıca bunu Hilal’den saklamadıkları ve Leon’a hemen açıklattıkları için de teşekkür etmek gerek. Zira önceki senaryo ekibi bu durum sündürür de sündürür, o sinema salonundan Hilal’i Leon’u dinlemeden çıkartırlardı.
    Fragmandan beri “bunlar o devirde nasıl sinemaya giderler” diye eleştiriliyordu senaryo ekibi; ama bunu da mantıklı ve keyif verici bir zemine oturtmuşlar. Elbette hepimiz başta “NE OLUYOR YAHUUU” diye bir miktar kudurduk ekran başında; ancak Leon’un Hilal’e yakalanmasından itibaren çoğumuz büyük bir keyifle izledi sahneyi. Ben bu sahnede Hilal’in olgunluğuna gerçekten hayran kaldım. Kendimi düşünüyorum, ne yapardım bilemiyorum. Hilal'in bu olgunluğunun en büyük sebebi, Hilal’in Leon’u çok iyi anlaması ve ona güvenmesi galiba. Hilal bir davaya inanmanın, onun uğruna çalışmanın anlamını çok iyi biliyor. Kuvvacı Hilal, o nedenle Leon’un davası uğruna yapabileceklerini anlayabiliyor; ama işte bir de âşık Hilal var. O âşık Hilal, Leon’un vazife icabı da olsa bir başka kadınla herhangi bir samimiyet kurmasına dayanamıyor. Kıskanıyor. Eh, Leon da bundan büyük keyif alıyor tabii ki (maşallah latifeler havada uçuştu ). Aynı sahnede direnişçi Hilal ile âşık genç kız Hilal’i izlemek büyük bir zevkti. Hilal de Leon da hayattan çaldıkları kısa anlarla, hayallerle hayata tutunabiliyorlar. Savaşın olmadığı bir İzmir’de bir gece evlerinden çıkıp bir film izlemeye gittiklerine dair bir hayal, bunun yaşanacağına dair sahip oldukları umut Hilal’i de Leon’u da ayakta tutuyor. Bu bir gün yaşanacak. Hilal ve Leon, akşam hazırlanıp el ele sinemaya gidecek, Hilal etrafını incelemeden, kimseden çekinmeden başını Leon’un omzuna yaslayıp filmi izleyecek ve yine el ele evlerine dönecekler. Buna inancım tam.

    Gelelim esas tartışmalı yerlere, Mehmet ile evlenme meselesine… Çok tartışıldı, iki tarafa kızan da oldu, onlara hak veren de oldu. Ben iki tarafa da hak verenlerdenim. Hatasızlar demiyorum; ama Hilal’i de Leon’u da anlıyorum. En başından başlayalım. Öncelikle elimizde artık sevmediği biriyle evlendirilmeye karşı çıkan bir Hilal var. Geçen sezonda da annesinin ablasını başkasıyla evlendirmeye çalışmasına ablasının babasına (!) haber vermesi için evden kaçmasına yardımcı olarak bir miktar yardımcı olmuştu; ama sonunda “iyi bir adam abla” demek durumunda kalmıştı; fakat bu sefer öyle olmadı. Kaderine boyun eğen Yıldız’a karşı direnmeye kararlı bir Hilal vardı. Bu bazılarınca absürt bulunmuş, neden anlayamıyorum. Bu kız direnişçi, babasına nasıl direnmedi diye şikâyet edilmişti geçen sezon; ancak o dönemdeki evliliklere baktığımızda ve çoğunun böyle gerçekleştiğini düşündüğümüzde Hilal de ablasının kaderine razı gelmeyi tercih etmişti. Sosyal hayata ilişkin kalıplarını yıkacak, yıkmasına yardımcı olacak birisi yoktu o zamanlar; fakat artık biri vardı: Leon. Hilal sevmediği biriyle evlenmenin ne demek olduğunu anlayabilecek bir durumdaydı artık. Bu sebeple bu sefer tepki göstermesi çok normaldi. Bununla birlikte ne yapacağını Hilal de bilemedi. Önce Leon’a koştu. Şayet onu konakta yakalayabilseydi anlatacaktı belki; ancak yaşananlardan ve Leon’un itirafından sonra kuvvetle muhtemel “adamın zaten derdi başından aşkın, bir de beni düşünmek durumunda kalmasın” diyerek susmayı tercih etti. İşler ciddileşince, ablası evlendirilince ise konuyu Leon’a açmak durumunda kaldı. Bu sahne, çok acı bir sahneydi. İkisinin de bir çaresinin olmadığını gösteren bir sahneydi. Belki eski Leon olsa “hadi kaçalım” derdi; ama yapamadı; çünkü onun da artık inandığı bir dava vardı ve buna arkasını dönüp gidemezdi. Hilal de bunun bilincindeydi. Zaten Leon’dan da böyle bir beklentisi yoktu, olamazdı. Kendisi de bir yere gidemezdi. Belki bambaşka kimliklerle Leon’la ülkenin başka bir yerine gidebilse yazılarını yazmaya, direnmeye devam edebilirdi; ama babaannesi vardı, eve getirdiği yedi tane çocuk vardı, tanımadığı bir adamla evlenen bir ablası vardı. O sebeple yine diyebilecekleri tek şey “savaş bitince, Kordon’da” idi. “Onlar… Evlenebilseydi…” zaten sorun kalmayacaktı; ama yapamazlardı. Bir kere ortada bir din faktörü vardı, bunu geçen sene tartışmıştık. Ayrıca Leon işgalci bir Yunan askeriyken Hilal isyancı bir Türk kızıydı. Yani evlenemezlerdi; ama şimdilik…

    Hilal’in babası, ablasını bir gece ansızın hiç tanımadıkları bir adamla evlendirivermişti. O gece yanında tanımadığı bir adam, bir imam ve iki şahit ile eve gelmeyeceğinin garantisi yoktu. Hilal ne yapabilirdi? İstemiyorum dese, bağırsa çağırsa bir şey değişir miydi? Bir yere kaçabilir miydi? Yapayalnız bir Türk kadını olarak o devirde nereye kaçabilirdi? Ne yapabilirdi? Babasına yalvarsa yakarsa bir şey değişir miydi? O baba birkaç gün önce kıyamadığı kızına tokat atan, ablası araya girmese daha fazlasını yapabilecek olan, annesinin acısıyla gözü dönmüş olan babası Cevdet değil miydi? Bir yerden sonra boyun eğmek durumunda kalırsa ne yapacaktı Hilal? İşte muhtemelen bu düşüncelerin içinde boğulurken Mehmet bir öneri sundu. Göstermelik evlilik yapacaklardı. Hiç tanımadığı bir adamla evlenmektense nispeten huyunu suyunu bildiği, tanıdığı, güvendiği bir adamla evlenecekti. Hem Mehmet ile bunun göstermelik bir evlilik olacağı konusunda anlaşmışlardı. Neden güvenmeyecekti ki ona? Belki safçaydı, belki çok kötü bir plandı; ama kendisini tanımadığı bir adamla aynı yatağı paylaşmaya zorlanırken bulmaktan iyiydi. O an başka çözümü yoktu ve Leon’a bu planını anlatmaya gitti; fakat bu konuda fazlasıyla hevesli olan Mehmet, Hilal’den önce davranıp Cevdet’le konuşmaya gitmişti. Leon haklı olarak buna tepki gösterdi. Haklı olarak sinirlendi. Hilal’in de bunu bildiğini öğrendiği an başından aşağıya kaynar sular indi.

    Aslında sahneler eğlendirici, özellikle Leon’un Mehmet’in Hilal’e talip olduğunu duyduğu andaki tepkisi tam bir efsane. Gülmekten ölmek deyimini yaşattı tam olarak. Bununla birlikte sahnenin Hilal’in Mehmet’i gönderdikten sonraki kısmı benim için iç parçalayan cinsten. İşte burada Leon, bazılarının kendisine kızmasına sebep olan bir şey yaptı, Mehmet ile evlilik durumunda “ben yokum” dedi. Çok ağırdı bu bazılarına göre, bazıları ise “tepki göstermeyip ne yapsaydı” dedi. Ben Leon’un bir tepki göstermesini haklı bulanlardanım. Yani elbette “hadi üçümüz oturup bu evliliğin detaylarını konuşalım” diyecek değillerdi. Geçen sezon hiçbir şeye sesini çıkarmayan Leon’dan da bana gına gelmişti, o sebeple ben ara sıra dozunda çıkışlarda bulunan bir Leon izlemekten memnunum. İşte bu da o çıkışlardandı. Peki, dozunda mıydı? Ben “ben yokum” tehdidinde zerrece gerçeklik payı göremediğim için çok da kızmadım Leon’a. Bununla birlikte Hilal’in o anki bakışları iç parçalayıcıydı. Onda hepimiz hemfikirizdir umarım. Yukarıda da anlattım. Hilal’in başka çaresi yoktu, o an için en iyi çözüm Mehmet ile göstermelik bir evlilik yapmak gibi görünüyordu. Leon kendisine bir çözüm sunamamıştı (bunu da beklememişti zaten), kendisi de işin içinden çıkamamıştı. Tanımadığı bir adamın karısı olmaktansa Mehmet’in karısı olmayı tercih ederdi. Nedenlerini dediğim gibi yukarıda da açıkladım. Yine de Leon’un bunu kabul etmesi mümkün değildi. Hilal’in bir başkasıyla evlenmesi düşüncesi bizi bile çıldırtıyorsa Leon’un ne hissettiğini düşünmek dahi istemiyorum. O noktada Leon, Hilal’i vazgeçirmek için yapabileceği tek şeyi yaptı: Hilal’i kendisi ile tehdit etti. Hilal’in karşı çıkamayacağı tek şey Leon’du ve Leon bunu çok iyi biliyordu. Keza bu tahmininin doğruluğuna da izlemedik mi? Abisi kendilerini bırakıp gitmişti, annesi ölmüştü, babası çoktan terk etmişti onları ve bu şartlar altında Hilal hapishaneye girmişti. İki ay boyunca Hilal’e “düşmanca” muamele etmişlerdi. Hilal, hayata Leon ile tutunmuştu. Ezberinde olan Leon’un mektuplarını düşünerek umut etmişti, nefes almıştı. Şimdi Leon gelmiş “ben yokum” diyerek Hilal’in umutlarını yok ediyor, nefesini kesiyor, onu soluksuz bırakıyordu. O sebeple vazgeçti Mehmet ile yaptıkları plandan. Belki de o gece tanımadığı bir adamın yatağına girmek zorunda kalacaktı; ama yine de Mehmet olmazsa Leon kendisinden yüz çevirmezdi.

    Bu açıdan bakıldığında Hilal’in durumu ne kadar kötü, değil mi? Peki, ya Leon? Leon çok mu farklıydı? O da bilmiyor muydu bir çaresi olmadığını? Zaten olsa çözmezler miydi bu problemi? Aşmazlar mıydı? O an Leon kendisi ile tehdit etti, Mehmet ile evliliği bu şekilde engelleyeceğini düşündü; ama başkasıyla evliliği nasıl engellerdi? İşte içkisini içip usul usul ağlarken Leon bence tam da bunun çaresizliğini yaşıyordu. Hilal’e kızgındı, evet; ama ne Hilal’in kendisini sevmediğini düşünüyordu ne de Hilal’in Mehmet ile güle oynaya evleneceğini. Savaşın sonunu beklemekten başka ne vadedebiliyorlardı birbirlerine? Savaş ne zaman biterdi? Bitse kim kazanırdı? Nasıl bir ülke kalırdı geriye? İkisi de bu ne zaman biteceği belli olmayan savaşta hayatta kalabilecek miydi? İşte o içki masasında bence Leon tüm bunlarla yüzleşti. Hayattan çaldıkları kısacık anlar onlara yetmiyordu; ama yapabilecekleri bir şey yoktu. Leon, Hilalsiz yaşayabilir miydi? Mehmet ile ya da bir başkasıyla evlendiğinde ondan ayrı kalabilir miydi? O an, o lafları söylerken sadece en yakın tehlikeyi bertaraf etmek istedi. Elbette ciddi değildi. O Hilal’in nefesiydi de Hilal onun soluğu değil miydi sanki? Spiros’ya umut dolu sözler söyleyen Leon’u işte bu sebeplerle, kafasındaki bu sorulardan ötürü göremedik o içki masasında. Bu sebeplerle acı dolu bir Leon izledik.

    Ben ne Hilal’e ne Leon’a kızıp kıyabiliyorum. İkisi de genç bir kere. Bizler devamlı hatalar yapmıyor muyuz? Hatta yeri geliyor aynı hataları defalarca kez yapmıyor muyuz? Niye iki dizi karakterinden daima mantıklı kararlar almalarını ve kusursuz davranmalarını bekliyoruz ki? Hilal kaçırıldı. Ben eminim ki Leon, Hilal kaçırılmasa bile, kendisine gelmese bile Hilal’i asla bırakmazdı. Hilal ise zaten Mehmet ile evlilikten vazgeçti. Yeniden kavuşabildiklerinde bunları düşünmeyecekler bile. Önemli olan ikisinin de hayatta olması… Bunun bilinciyle birbirlerine sıkıca sarılacaklarından eminim.

    Peki, kaçırılma olayı nasıl son bulur ve bu olay neye hizmet eder? Fragmandan gördüğümüz kadarıyla Hilal’in durumu çok kötü. Bu kızın başına gelmeyen kalmadı. Annesi öldü, iki ay hapiste kaldı, şimdi bir de kaçırılıp kötü muameleye uğruyor. Bunlar çok travmatik şeyler. Ben Hilal’in hapishane sürecini nasıl bu kadar kolay atlattığını anlayamıyorum. Umarım bu olay ile bu sürece dair bir şeyler görürüz. Hilal’in bu olaydan kurtulduktan sonra kendisine ilgi gösterilmesine ihtiyacı var. Bu kadar şeyi tek başına nasıl kaldırıyor bu kızcağız? Hele bir de kendisi yüzünden Türklerin öldürüldüğünü öğrenirse iyice perişan olacak. Umarım bu detaylar atlanmaz. Bu sezon detayları çok iyi şekilde işliyorlar; ama hapishaneyi nasıl atladılar bilmiyorum. Umarım bunu da atlamazlar.

    Ayrıca bu evlilik meselesi nasıl sonlanacak? Bu konu ya tamamen rafa kalkacak ya da Hilal’in Leon ile evlenmesiyle son bulacak diye düşünüyorum. Hilal ve Leon nasıl evlenecek hiç bilemiyorum, o konuyu düşünmeyi senaristlere bırakıyorum. Mehmet defterini de artık kapatacağımıza inanıyorum. Bir de söylemeden geçmeyeyim, ben Mehmet’e de çok üzüldüm. Tamam, fırsatları değerlendirdi, doğru, ben de kızdım; ama işte… O giyinip süslenmiş, heyecanlı hali içimde bir yerleri kırdı. Umarım ona da mutlu bir son yazılır.

    Hilal ve Azize karşılaşacak mı bunu da çok merak ediyorum. Aslında artık yavaş yavaş Azize’nin aileden birilerine görünmesinin vakti geldi. Onu daha ne kadar uzak tutacaklar bilemiyorum; ancak çok uzamaması lazım diye düşünüyorum. Bu sebeple gönlüm Hilal ile görüşmelerinden yana; ama içimden bir ses görüşemeyecekler diyor. Bakalım… Bu sezon dizi gibi dizi izlediğimizi hissediyorum. Kopukluk yok, sahneler yazılmış olmak için yazılmıyor, tüm olaylar üç beş karakter üzerinden işlenmiyor. Karakterlerin derinine iniyoruz, bir devamlılık var. Keşke diyorum keşke geçen seneden itibaren bu senaryo ekibi hikâyeyi devralsaymış.

  6. #996
    Asistan primumnonocere - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    27.03.2017
    Mesajlar
    180
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949673

    Standart

    Hilal neden hemşirelik yapmıyor,bu henüz açıklanmadı veya ben gözden kaçırdım bilmiyorum ,bilen varsa aydınlatsın beni...Yıldızın evlenmek hariç yapabilecek bir şeyi yoktu,bir amacı bir hedefi yoktu,bu en baştan beri böyleydi ama Hilal öyle değil....Hilalin bir mücadelesi var bir savaşı var ,birilerine faydalı olabilir...Hemşirelige devam etmeli,madem matbaa kapalı en azından bunu yaptırmalılar Hilal'e....


    Hilali kurtaran Leon olmamalı öncelikle bunu söyleyeyim çok klişe olur,Hilalin kaçırılma olayı neye hizmet edebilir aklımda bir kaç fikir var bununla ilgili ,paylaşayım sizlerle....

    1)Anlaşılan Flipos çok sevdiği generalinin kızının kaçırılmış olmasından ötürü epey rahatsız oluyor ve ipleri eline alıyor,kurtarma sonrası yiğeni Leon'u generalinin kiziyla evlendirmek ,güvenini sağlamak isteyebilir mi ? Neticede Hilal'in kuvvaci olduğunu ,antiyunanist olduğunu bilmiyor,Yunan generalinin kızı bir Yunan subayla neden evlenmesin diye düşünebilir mi ? Düşünebilir...

    2)Cevdet her şeyin farkında,Leonu zaten biliyor,sevdası için kendi canından ordusundan geçmiş bir insan var karşısında ve bu olayın karşılıklı olduğunu da biliyordur bence çünkü Vasili öyle ima etmişti....Bu durumda biricik kuvvacı serçesinin sıradan bir Tegmeni,üzerindeki üniformayla kabul etmediğini de tahmin ediyordur,bu Leon bir şeyler karıştırıyor diyordur bence Cevdet,en azından ordusundaki diğer askerlere benzemediğinin farkında,bu kaçırılma olayıyla bu aşka daha çok tanık olabilir,her şeyin devam ettiğini hatta gün geçtikçe güçlendiğini fark edebilir hatta arttiriyorum belki de bir kavuşma sahnesine tanık olabilir Cevdet ve bu durumda Leon'u güvenli bölge seçebilir ,ben aksi bir yol izleyeceğini düşünmüyorum Cevdet'in...Bir Yunan Subay Türk kızıyla evlenmeyebilir ama Yunan Generalinin kızıyla evlenebilir,Leonun ordudaki görevi daha çok pekisir,Cevdet rütbesiyle Leonun faaliyetlerini pekistirebilir,belki rütbesi yükselir ve daha kolay sızabilir,evlilikler yoluyla bir takım bağların daha da güçlendiği tarihten beri süregelen bir olay...
    Evlilikler yoluyla topraklar alınıp verilmiş,ünvanlar alınmış,böyle bir şey olabilir bence...Nasilki Yakup artık daha kolay dolasabilecek Izmirde,Leon da bu yolla Cevdet'in nüfuzunu kullanabilir...

    Ve bana öyle geliyor ki,Hilal Cevdetin bir hain olmadığını ilk Leondan öğrenecek gibi,çünkü Leon Spirosa general Cevdet seni yanına aldı diyor,az akıl yürütse Cevdet neden Spirosu ipten alıp yanına katsin,neden Spiros neden başka düşüncedeki bir asker değil ,bu nasıl Yunan General....Bence az kaldı Leon cozecek Cevdeti....

    3)Hilal Azize kavuşması olabilir ama nedense ben buna pek inanmıyorum,aynı ciftlikte olup birbirlerini görmeyecekleri bir klişeye göz kirpiyor olabilirler...

    4)Cevdet-Azize kavuşması olabilir,öyle veya böyle bu duruma hizmet edebilir mi ? Bu olayı da uzatacaklar sanırım bir süre daha...

    5)Hilalin babasının gerçek kimliğini öğrenmesini sağlayabilir bu olay...Cevdet Dagistanlinin yanına gidiyor fragmanda,ona notları yazanin o olduğunu söyleyebilir ve bu sırada Hilal bunları duyabilir...

  7. #997
    Set Görevlisi Kugelschreiber - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    09.04.2015
    Mesajlar
    13
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Alıntı hileonidas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu sezonun son sezon olduğu Celile Hanım tarafından teyit edilmiş (HaberTürk).

    3 sezon diye kurgulanan iş 2 sezonda bitiriliyor, peki 60 bölüm mü çekilecek ki o kadar olay nereye sığdırılacak bir de üçgen beşgen ve saçma yeni karakterlerle?

    Afişlerden bu sezonun İzmir yangını ile biteceğini düşünmüştüm ve o zaman da nasıl sığdıracaklar ne kadar zaman atlaması olacak diye aklıma takılmıştı.

    Daha önce Cumhuriyet'in ilanını da göreceğimizi söylemişlerdi.

    Bir yandan kaliteyi düşürmeden bitirsinler istiyorum bir yandan da üzülüyorum açıkçası, canım çok sıkıldı.

    2.sezonu sona getirirlerse iyi. Reytingler dönem dizisi icin az gibi ve kadro asiri derecede kalabalik. Birde kamera arkasini düsün kaldi ki bu yapimin daha iki pahali projesi daha var.
    Bundan sonra sanmiyorumda pat diye reytinglerin cikacagini. Daha önce dedigim gibi savasin sonunu son 10 dakikada verecekler.

  8. #998
    Set Görevlisi Blue dreams - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    07.06.2017
    Mesajlar
    56
    Ettiği Teşekkür
    0
    0 mesaja 0 teşekkür aldı
    Bahsedilme
    0 Mesaj
    Tecrübe Puanı
    42949673

    Standart

    Geçen sezon Hilal ve Leonu arada mutlu ya da gündelik hayattan konuşan sahneler olmadan izlettiler. Yeni senaristlerin kalemini net hissettiğim sahneler bu bölümdeki sahneleriydi.Ne oluyoruz oldum bir an, garipsedim açıkçası ki bu çocukları hiç böyle izlememiştik. Ama artık tam bir çift olduklarını hissettirdiler. Hilal'in hesap soran bakışı, Leon'un o endişesi, Hilal'in üniforma için hesap vermesini vurgulanması, sonrasında gelen açıklamayla birbirlerine sıkı sıkı tutunduklarını gördük.

    Hilalin sakin bir şekilde, salon kadını çizgisini bozmadan ' hanımefendiyi' soruşunda ki olgunluğunu hayretle takdir ettim. Konuyu uzatmıyor, zira o kadının omuzuna niye elini attı, bunun izahını istemedi, görevini öğrenince gurur duyarcasına Leon'a bakıyor birde. Bu kız çok tatlı ya, Leon çok haklı, çok şanslı. On numara kız, biraz atarı var, onu da latifelerle hallediyor zaten... Ayrıca birde Leon'un İzmir'de evimizden çıkıp sinemaya gelmişiz hayalleri, Hilal'e bakışları, mutlu oluşları bir parça hüzünlendirdi beni. Bu çocuklar geçen sezon ne çekmişti, bu sezon biraz mutluluk onların da hakkı. O yüzden bu sinema sahnesi çok hoştu. Hilal ve Leonun aşkını bu senaristler daha çok benimsemişler, daha çok özeniyorlar. Ya da en baştan beri böyle özenilmeliydi. Ve en önemlisi bu karakterler aşkları 5 dk imiş gibi iki sahnede bir araya gelip sonrasında hayatlarına normal devam etmiyorlar. Ana hikayeye dahil ediliyorlar. Ve ayrıyken dahi onların bazı anlarında birbirlerinden izler görebiliyoruz.


    Gelelim kaotik evlilik fikrine. Hilal ya da Leon'un haklılığından ziyade ben bu olaya senarist kalemi üzerinden değinmek istiyorum yine.

    " Eğer evlenebilseydik...
    Sen bir yunan subayısın, bir Türk kızı ile mi? Bak birşey değişmedi, hala tek diyebildiğimiz, savaş bitince kordonda..."

    Bu repliklerden anladığım senaristin amacı üçgenden ziyade şu an için evliliklerinin imkansızlığına değinip bu durumla nasıl başa çıkacaklarını ve birbirini nasıl sahipleneceklerini yazmaktı.Araya da birkaç kıskançlık serpilmiş. Yoksa bu sahnelerin olası bir evliliğe hizmet etmesi zor.


    Bu imkansızlığa vurgu için ise bu sahne, Mehmet gibi vatansever bir karakter sokulmasına ne gerek vardı? Kaçırılma ile kapanabilirdi Hilali evlendirme işi. Ki Mehmet artık vatansever bir gençten ziyade farklı sıfatlarla anılıyor, bir de fırsat kollayan bir karakter damgası var artık. Karakter geçen sezondan zaten vukuatlı idi. Olup biteceği belliydi. Bunlar bu kadar severken hiç bir engel tanımaz iken Mehmet daha fazla niye harcandı ki? İlla biri olacak ise Kerim gibi geçici bir karakter olsaydı. Ki ona bile gerek yok.
    Dizide böyle üçgenin içine girmeyen karakter sayısı bir elin parmaklarını geçmezken Mehmet vatan adamı olarak kalsaydı sadece. Sayın senaristler neden bu çocuğu Leon'u kıskandırmak amacıyla araya kattınız? Ayrıca karaktere de üzüldüm. Süslenip Hilali bekleyen Mehmet yazmışlar birde. Ayy yahu en nihayetinde o da genç, neden duygularıyla oynadınız. Onun da kalbi var, o da insan. Senaristler lütfen Mehmet'i bir daha bu aşka dahil etmeyin, gelin anlaşalım.

    Hilal, ablası için imama, bu nikahı fesh edin, dedi de kızı kimse takmadı ya. Valla takdir ettim,ablasını savunuşunu, işte benim tanıdığım Hilal bu, ateş parçası. Kendi evlilik meselesine gelince Hilal başkalarının arkasından oyun yapacak kız değil. Bizim kız, tabiri caizse kartları açık oynar, geçer karşılarına,dimdik durup tavrını koyar. Öyle Mehmet'le olan evliliğinde babasının arkasından çevirmeli dolaplar senaryosu Hilal'e ters zaten. Artık matbaada ki kankalarının lafıyla hareket etmiş belli. Öyle entrikalı oyunlardan anlamaz ki zaten, anlasa geçen sezon Yıldız'ın dolaplarını anlardı. Yani Hilal genelde ölümü çiğnemeniz lazım tarzı bir replikle dik durur. Cesur, asi,direnişçi kızımız Hilal buna boyun eğecek kız mı?

    Leon çaresiz kaldı bu bölüm, tramvayda ki telaşından belli idi. Cevdet'in karşısına çıkmaktan ya da savaşın bitişini beklemekten başka çaresi yok. Çaresizliği somut bir hal aldı ki zaten orada ki öfkesinin çoğu sebebi de bundan. Ama Leon ki ne durumlarda vazgeçmemiş bu kızdan, 'ben yokum' nedir sayın senaristler? Leon ki her daim umut vadeden aynı kıyıya varmanın hayali ile her türlü zorlukta Hilal diyen adam ben yokum der mi? Bizim Hilal için ölümü göze alan, kızın babasına beni vuran sevda oldu deyip anasına da aşkını itiraf eden Leondan bahsediyoruz. Gerekirse, yürek yer Cevdet'in karşısına kurşun yemek pahasına çıkar. Sonuçta bu çocuğa kurşun işlemiyor, az vurulmadı geçen sezon.


    Ayrıca bu sahnelerden anladığım kadarıyla hep gizli gizli buluşturmak yerine biraz araya gerilim,aksiyon,dram sokalım demişler senaristler sanırım. Karakterler açısından kıskanıp birbirlerini kaybetme korkularını görmek farklılık oldu, güzel oldu. Ama ben karakteri özünden uzaklaştıracak senaryolara temkinli yaklaşıp minimum seviyede tutulmasını tercih ederim. Zira diğer türlü Hilal bunu yapmazdı ya, Leon böyle bir adam mı diye tutulma yaşıyoruz.

    Mesela sonrasında gelen Leon kıza akşam bekleyeceğim deyip gündüz vakti neden bekler... Tabi birde Hilal kaçırıldı, çocuk karalara bağladı, yanlış anladı vs. Gerek var mıydı böyle bir sahneye. Leon, ağaca yaslanıp sağına baktığı an, Hilal geldi sanmıştım. Hatta bölüm tagını da o sahneye bağlarlar diye düşünmüştüm. Fragmanda da bu mevzu çok uzamıyor anladığım kadarıyla sinir bozucu bir boyuta ulaşmadan. Tabi bu olaylar, birşeye mi hizmet edecek ya da bahsettiğim gibi sırf bölümlük mü yazılmış, bu bölüm çıkar kokusu artık.

Sayfa 100/100 İlkİlk ... 509096979899100

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •