Arama 
ÜYE OL  |  Kayıp Şifre  |  Aktivasyon   
Ana Sayfa  |  Forum  |  Haberler  |  Video  |  Diziler  |  Fotoğraf Galerisi  |  Biyografi  |  Gruplar  |  Ratingler


Geri Git   DiziFilm.com Forum > Arşiv > Diğer Eski Diziler (multimedya´li basliklar) >
L - Z
> Yalancı Yarim

Kapalı Konu

Yalancı Yarim kategorisinde Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 3) konusunu görüntülemektesiniz.

 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 27-02-09, 01:32   #491
secretworld
Asistan
 
secretworld kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.04.2008
Konum: secret world
Mesajlar: 350
secretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond repute
Varsayılan







Bulutlarda yürüyecek kadar cesur musunuz?Düşmeden…Korkmadan…Güneşi mi

bulmalısınız karşınızda yoksa sırılsıklam olmaya razı mısınız?





“Nerde kaldı bu kız ya hocam?Yarım saat dedi bak 40 dakika oldu yok hala.Off

ya birazdan açacaklar kapıları”




“Abicim sakin ol istersen.Gelmek üzeredir sanırsın kız balta girmemiş

ormanlardan buraya geliyor 2010 Kültür Başkenti burası lütfen.”




TARIK-Çağancım ben de biliyorum onu ama Nazın hastaneden geldiği

düşünülürse sence normal değil mi?”




ÇAĞAN-Abiii adı üstünde Naz bu ,yoktur bişi.Bir yıl olacak biz tanışalı bu kız

hep doktorda. “Ay başım döndü,şekerim düştü,tansiyonum salto

yaptı.”Alışamadın sende.




“Lütfen dikkat Dream Airlines YY-2906 sefer sayılı Bodrum uçuşunun yolcularının 401 nolu kapıya gitmeleri rica olunur.Attention please….”






TARIK-Yok telefonu da açmıyor.Derin siz gidersiniz ,bak bunlar da benim valiz

kuponları onları da siz alırsınız.Ben Naz’a bakmaya gidiyorum.Sonraki uçakla

geliriz biz.




DERİN-Niye o kadar uğraşıyorsun Tarık, bak şu çıkışın oralarda vardır birkaç

muhabir direkt git de böyle böyle Nazla ben…Ya sen deli misin?Açık etmemek

için çırpın dur sonra ekibi bırak tek başına Naz’ı bekle.Yarın ki manşetleri görür

gibiyim ,şöyle altında da sizin bir setten bir de buradan fotoğrafınız…




TARIK-Ya saçmalama ne olur biz sonra gelsek?Nerden bilecekler herkesin

içinde renk verecek değiliz herhalde!




DERİN-Renge gerek yok sizin gözler çakışmaya görsün…O nasıl bakmaktır öyle,

valla kelimeleri kifayetsiz bırakıyorsunuz…Yalnız bırakılamazsınız siz te o kaaa!



ÇAĞAN-Kızıl büyüm karıştırdın o replik bizden değil …


DERİN-Büyü yapabildiğime göre cadıyım demek ki bence sen sus !




Bu deli çağ yolcularının yaşı kadar tecrübesi olan diğer grup oturdukları

masadan kalkmış onlara doğru geliyorlardı.




BEYHAN-Hadi çocuklar yeter gevezeliğiniz ,gelin.


TARIK-Abla geliriz de Naz


NAZ-Ne olmuş Naz’a?


TARIK-Yok ortada ben de çatladım meraktan ,telefonu da açmıyor…Naaazzz!



NAZ-(mimiklerini Tarık’a benzetip sesini kalınlaştırarak)Nazzzz…Ya bir yandan

taksiciye para ver,yanına gelenlere laf anlat,yetmedi fotoğraf çektir…Birde

check-in yaptırabil aynı anda.E telefonu açamamam normal değil mi?

Tarık Naz’ı görünce rahatlamış gülümsemeye başlamıştı tam ona sarılmak için

hamle yapmıştı ki Nazın havaya kalkan kaşı onu durdu…Öyle ya burada olmazdı.




TARIK-Gelmesen gitmiyordum.


NAZ-Gittiğin her yerde peşindeyim kurtulmazsın benden.


TARIK-Her yerde…Antalya’ya da geliyorsun yani.


NAZ-Ne Antalyası unuttum ben onu .Gitmesen olmaz mı?


TARIK-Olur arar gelmiyorum derim de benim yerime kim çıkacak Aspendos’a

sen onu düşün.Naz okul müsameresi mi bu (Bu kez o Nazı taklit

ederek)“gitme”ymiş.Ne de sevimlisin sen öyle.



NAZ-Aman iyi boz hemen git nereye istersen.Ben de kabahat yanımdan

ayrılma diye yırtınıyorum.Derincim hadi gel kapı kalabalıklaşmadan sıraya

girelim biz…





Naz Tarık’a devirdiği gözlerden sitem dolu bir bakış atıp Derinin koluna girdi ve

kapıya yöneldi.Tarık bakakaldı arkasından.




TARIK-Abi bu şaka değil mi ?Niye bozuldu bu bana şimdi?


ÇAĞAN-Valla gayet ciddi baksana kapıya ulaştı sayılır ama sen de hata.Naz

da biliyor gitmek zorundasın.Ne vardı kızın gönlünü edip “ben de isterim Nazım

ama mecburum” falan deseydin.




TARIK-Çağan ya bişi diyeceğim yanlış anlama ama bu şekilde bile olsa “Nazım”

deme! Ters anıma gelirse mesuliyet almam.




ÇAĞAN-Oyyyyyy kıskanç korsan pıstım.Demiyorum karışmıyorum…Neyse iyi

oldu ama bu didişmeniz.



TARIK-Niyeymiş o?


ÇAĞAN-Bak kim var karşı köşede anlaşılan yolculuk aynı şehre.


TARIK-Ayşen Tülek,ayaklı gazete gözleri de tam üzerimde.Hey güzel Allahım

sen sebepsiz iş yapmazsın az kaldı kadının gözü önünde…Yürü yürü ben daha

açık vermeden gidelim.Şimdi bu arkasından gitmedim diye de bozulur…





Naz da bilmiyordu neden bu kadar bozulduğunu.Söylediğinin saçmalığına şimdi

kendisi gülüyordu ama birden sinirlenivermişti işte.Bu aralar sıklaşan bu

duygusal gel gitlerin sebebi ne olabilirdi ki?




“Aman Naz takıntılısın yok sebebi falan yaşadığın tempoya olaylara bak çok

bile normalsin sen.Bilinçaltı oyunu bu adam Antalya’ya konsere gidiyor senden

kaçmak için bahane yaratmıyor.Gül biraz çocuğa da neşesi gelsin yerine.Canım

ya bensiz gitmeyecekmiş.”










Etraflarını saran kalabalıktan ayrı düştüler,göz temasları kurabiliyorlardı

kaçamak bakışlarda.Naz artık sakinleşse ve Tarık bunu uzaktan fark etse de

oyuna devam dediler.Tarık’ın ona baktığını gördüğünde Naz burun kıvırıp diğer

tarafa bakmaya başlıyordu,sonra dayanamayıp başını çevirdiğinde Tarık’ı ona

anlamlı anlamlı bakarken buluyordu.Kaçıyor kovalıyorlardı keyifle…. Tarık’ın

uçağa binerken savrulan saçları Nazın aklına kazınmıştı çoktan…Ve Tarık

Nazın üzerindeki kumaştan yer bulup kaçan,yaz güneşinde günbegün

esmerleşen teninde hayallere dalmak üzereydi… Kovalamaca uçakta son

bulmuştu…




TARIK-Naz hanım cam kenarına geçmek ister misiniz?



Yüzüne tatlı gülüşünü yerleştirip dudağının bir köşesini hafif havaya kaldırdı.



NAZ-Teşekkürler,çok iyi olur.



Kalabalığa karışmak hep zordu,bir iki kaçıncı kez olduğu fark etmiyordu

işte.İnsanın yaşadıkları gözlerinden taşarken yok saymak,saydırmak çok zordu.




TARIK-Naz nasıl olacak bu?Başım senden tarafa kaymaya başladı bile böyle

bişey mıknatıs gibi çekiyor beni sana.



NAZ-Güzel güzel olacak Tarık,otur adabınla.Unut yok mıknatıs falan hatta sen

direkt uyu bence.Hani uykusuz kalmışsın ya kaç gecedir fırsattan istifade

dinlen.




TARIK-Bari son patavatsızlığımın özrünü dileseydim.


NAZ-İkramlar başladığında hatırlat tatlını ben alayım o zaman affederim seni.


TARIK-Onca bikini aldın da sen bu hızla gidersen …


NAZ-İki etmesin Tarık!


TARIK-Ne?


NAZ-Patavatsızlığın!




Tarık zorda olsa uykuya daldı,kollarını kavuşturup kokusunu içine çektiği

güzelin hayaliyle daldı rüyalara.Nazsa önündeki dergiyi karıştırmaya başladı

;kuşe kağıda hapsolmuş suret hayatlar.Güzel kadınlar,pahalı elbiseler,başarılı

işadamları vb.vb…Ne kadarı gerçek yoksa ustaca kurgulanmış bir müsamere mi?




“Of sıkıldım bu saçmalıklardan”



“Naz hanım isterseniz buna bir bakın.Siz biliyorsunuz gerçi bunu ama.”


Hostesin uzattığı dergiyi alınca gülümsedi çok sevdiği bir resimdi kapaktaki.








“Şey Naz hanım size rica etsem onu benim için imzalar mısınız?”



NAZ-Tabi zevkle isim neydi?




“Şevval.Biliyorum yüzsüzlük yapıyorum ama uçuş listesinde adınızı görünce

şansımı denemek istedim.Uyandığında bunu da Tarık beye…”







NAZ-Hı hıı ,tamam.Uyansın söz hemen Şevval.



“Çok çok teşekkürler”




O resim çekildiği gün med–cezir zamanlardan birindelerdi.Bir an birbirlerinin

gözlerinde kaybolup ardından öfkeyle kalplerini kanattıkları günlerden

birinde.Ama kameraların önünde iki aşık olmak lazımdı ve bu an bencillik yapıp

tadını çıkarmak için bulunmaz nimetti.Teni tenine değince,gözlerinde kendini

bulunca unutmuşlardı her şeyi.Teslim olmuşlardı kendilerine,aslolanına ama…

Naz bu düşüncelerden sıyrılıp yanı başında uyuyan adama baktı hayranlıkla

seyretti yüzünü.





(“Seni öpmemek için zor tutuyorum kendimi ,bu kadar tatlı olmak zorunda

mısın sen?”)




Gözlerini hafif aralayıp kısık bir sesle:



“Bana öyle dudaklarını büzüp bakmaya devam edersen senin aklında geçeni

ben yapacağım iyisi mi dışarıyı seyret sen Naz”







BODRUM…BODRUM…BODRUM…


















Eski bir sevgili gibi şimdilerde güzelliğini heyecanını yitirmeye başlamış bir

masal.Ya da o hep aynı ama biz ...zaaflarımız doyumsuzlaşıyor her geçen

gün.Tüketecek başka cennetler arıyoruz…Bizim payımıza pastadan geçmişin

en parlak zamanlarında şimdinin sakin sığınaklarından bir düşecekti.Clup

Dionysos*…Biraz havada biraz karada bir yolculuk ve sonrasında yaz boyu

evleri olacak odalarına yavaş yerleşme faslı…






Tarık eşyalarını bir kenara atmış yatağın üzerinde kendini dinliyordu…Bütün

yaşadıklarını,ruhunda kuruyan dalları ve yeni verdiği filizleri.Nazsa çoktan

yerleşmişti odasına.Öyle ya her şey yerli yerinde olmadan rahat

edemezdi,takıntılıydı.Ama hayat ,o çok başkaydı işte.Orda neyin yeri

neresi,dağınık mı yoksa düzenli mi?Hayat konulan kurulları dinler mi?




“Yeterince dayandım sanırım artık bana vakit ayırmanın sırası geldi”



İç hata uzanmıştı ki vazgeçti,ne kadar güvenilir olabilir ki bu minik santral?Cep

telefonu ,evet evet kesinlikle…




TARIK-Küçük cadım nasılmış?



NAZ-Elimde süpürgem kafana indireceğim anı kolluyorum.Ya Tarık cadı deme

bana.



TARIK-Küçüğe itirazın yok yani



NAZ-Küçük sevgilinmişim ya…



TARIK-O şarkıyı ben yazmalıydım senin için.




NAZ-Emin ol ben sana daha çok şarkı yazarım yazdırırım(hiiiii ups)


TARIK-Ne dedin sen ?


NAZ-Sana diyorum ilham perisi olacağım bir ömür


TARIK-Ama bu dijital olmasın mümkünse.Bak(saatine baktıktan sonra) tamı

tamına 3 saat 12 dakika oldu sana dokunamadım,sarılamadım,kokunu içime

çekemedim…Bir dakika aşkım kapatma kapı çalıyor hemen gelen kimse

sepetliyorum ve de yanına geliyorum.





Tarık bir elinde telefon odanın kapısını açtığında kendisine bakıp hınzır çocuklar

gibi gülümseyen Nazı görünce şaşırdı.Naz telefonu kapadı ve…




NAZ-E ben daha konuşmam seninle sepetliycekmiş beni,hıh,alacağın olsun

senin Tarık.



Tarık hızlıca etrafa bakındı,tehlike emaresi bir kamera ya da meraklı bir çift göz

yoktu.Nazı belinden kavradığı gibi çekti odaya ve kapıyı kapattı.Sımsıkı sarıldı

Naza.Yaptığı saçlarını okşamak ve koklamaktı sadece.Şaşırma sırası

Nazdaydı,o böylesi bir hamleden sonra tutkulu bir şeyler beklerken.Yatağın

ayak ucuna oturdular yavaşça…Tarık Nazın yüzünü ilk kez görmüş gibi

bakıyordu ona.Parmak uçlarıyla her kıvrımını okşuyor,geçen her saniye içinde

bir parça daha yerini buluyordu.Nazsa şaşkınlığını atmış Tarıka bırakmıştı

kendini.Şimdiye kadar hiç böyle hissetmemişti,zaten şimdiye kadar karşısına

böyle bir adam da çıkmamıştı…




TARIK-Yemeğe daha 2 saat var,herkes dinleniyor.


NAZ-Eeee?


TARIK-Biz ne yapacağız?


Naz ayağından çıkardı ayakkabılarını ve oturduğu yatakta daha yukarılara

doğru gitti.Uzandığında bir eliyle de Tarık’a yanını işaret ediyordu…Tarık

sabırsız yöneldiğinde Nazın işaret parmağı gözünün önünde sağa sola sallanıp

durdu onu.




“Ayakkabıların Tarık,çıkar bakim onları…Almam seni öyle yatağıma”


“Senin değil o yatak benim bir kere…”



Bunu söylerken gülerek yaz sıcağında bile sadık kaldığı botlarını çıkardı

ayağından,sonra da çoraplarını…Farkında olmadan eline alıp kokladı çoraplarını.




NAZ-Tarık yediğin ,içtiğin ,dokunduğun her şeyi kokluyorsun da bari onları

rahat bırak.



TARIK-Ya kötü kokuyorlarsa


NAZ-Iııh sen hep misler gibi kokarsın.


TARIK-Hımm haklısın sen varken niye onu koklayayım ki?


NAZ-Ama sadece koklayacaksın sonra da sarılıp mışıl mışıl uyuyacaksın söz mü?


TARIK-Söz küçük cadım o kadar masumsun ki bu halinde başka türlüsü gelmez

elimden…


Tarık yatağın diğer köşesine yerleşti,Naza omzuyla göğsü arasında bir yer

sundu ve o tatlı sarmaş dolaş uykuya daldılar aynı nefeste….




İSTANBUL

“Serap hanım buyurun,istediğiniz sonuçlar”

SERAP-Sağol Derya sen artık çıkabilirsin geç olmuş.


“Evet bakalım Naz hanım tavsiyelere ne kadar kulak asmış.Hemoglobin iyi

sayılır,insülin tamam.Ama bu lökosit artışı…Trombosit,trombosit…Hıh burada,e

bu da düşmüş.Bir de keton artışı var diyin de …Yok artık!”


Serap önündeki kağıt yığınına odaklanmışken açılan kapıdan giren Nildi.



NİL-Çıkma vakti huuu sana diyorum.


SERAP-Biraz işim var sen çık istersen,bekleme.


NİL-Yok canım beklerim bir şeyler yeriz dışarıda beraber.


Serap başını olur gibisinden salladı,telefonu alıp hemen numaraları tuşladı.


“Çocuklar yoğun musunuz?İyi güzel,sizden hemen birkaç ilave tetkik

istiyorum.Iıı numune numarası 357,Naz Özkul var mı yeterli serum?Tamam biri

gelsin alsın listeyi hemen…odamdayım”


NİL-Naz?Aklımdayken söyleyeyim kontrol ettirdim en son 9 hafta önce gelmiş

bana ve biz 4 hafta diye konuşmuştuk.Görüşünce hatırlat lütfen.


SERAP-Sen eminsin değil mi?Bu bakışlar eminsin,Nil şu sonuçlara bir bakar

mısın.


Elindeki dosyayı uzattı,sayfalar çevrildikçe bir şeyleri çözmüş olmanın havası

yansımaya başladı yüzlere.



NİL-Sen ilave test olarak ne istedin?


SERAP-Al işte bunları.


Nil şöyle hızlıca bir baktı ve masadan aldığı kalemle işaretli testlerin hepsini

sildi,biri hariç!Ve geri uzattı kağıdı Serap’a


NİL-Bana sorarsan doğru cevap burada canım!













*
Spoiler İçermektedir
__________________
secretworld Çevrimdışı  
Eski 28-02-09, 00:34   #492
''El!F''
Asistan
 
''El!F'' kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 445
''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute
Wink Onun için...Yıldız uclu kolyenin sahibine...

Ayşe yanlarından ayrılır…

Tarık, Naz’ın yanına geçer…. Naz elini, Tarık’ın yanağına yerleştirir..

‘’Bu cümleler… Bu sözcükler… Hayatımda duyduğum en güzel sözler Tarık… Kimse beni bu kadar sevmemişti.. Kimse benim için şarkı yazmamıştı.. Kimse benim için bu kadar özel olmamıştı… Ben her ilkimi seninle yaşıyorum aşkım…----Gözlerini ayırmıyordur Tarık’ın gözlerinden--- İyi ki hayatıma girdin… Seni çok seviyorum…’’

Yaklaşıp, nefessiz bir öpücüğe bırakırlar kendilerini…

Naz yavaşça çeker kendini… Alnını, Onunkine dayar…

Tarık: Bende seni çok seviyorum…

Naz gülümseyerek karşılık verir bu güzel an karşısında…

Tarık: Hadi gidiyoruz..

Naz: Nereye?

Tarık: Daha sürprizlerim bitmedi Sevgililer günü için…

Naz(içses: Eyvah! Ben bugünü tamamen unuttum!): Nereye gidiyoruz peki…

Bardan çıkıp, arabaya geçerler..

Tarık: KARTEPE’YE…

-BÖLÜM 17 SON-

HIZ TUTKUNLARI

-BÖLÜM 18-

Naz: Tarık?

Tarık: Efendim canım?

Naz: Kim bu Tolga?

Tarık: Dostumuz… Ayrıca bizim grubun bateristi. Yeni döndü yurtdışından…

Naz: Dün bana yaptığı neydi öyle? Kaza geçirecektim az kalsın!

Tarık: Doğrusu bende anlamadım niye öyle yaptığını. Neyse, Tolga’yı
konuşmanın ne yeri ne de zamanı, boş ver. Şimdi sadece ikimiz varız..

Naz’ın elini tutup dudaklarına götürür ve sıcacık öpücüğünü bırakır…

Naz: Nereye götürüyorsun beni?

Tarık: Kartepe’ye…

Naz: Onu anladık canım. Kartepe’de nereye?

Tarık: Gidince görürsün…

Naz: Söyle Tarık! Beni böyle merakta bırakmayı çok seviyorsun!

Tarık: Evet (gülümser)

Naz: Sırıtma Tarık!

Tarık: Sırıtmıyorum, sadece gülümsüyorum..

Naz: Hayır sırıtıyorsun.. Ve beni sinirlendirmek çok hoşuna gidiyor herhalde?

Tarık: Böyle bağırınca, daha tatlı olduğunu söylemiş miydim?

Naz: Tarık!

Tarık: Tamam, sustum!

Bir süre sessiz süren yolu, yine Naz’ın merakı bozar.

Naz: Hadi Tarık! Söyle…

Tarık: Ol-maaaz!

Naz sinirlenip, kollarını göğsünün altında birleştirir… Yüzünü dışarı çevirir…

‘’Söylemezsen söyleme..Hep beni böyle meraklandır!’’

‘’Kızdın mı güzelim?’’

Naz’dan cevap gelmez…

‘’Naaz?!’’

Yine cevap gelmez… Bu sefer arabayı durdurur…

‘’Madem konuşmuyorsun, bizde bir yere gitmiyoruz. Sen konuşana kadar
buradayız!’’

Naz yine çevirmez yüzünü… Tarık, Naz’a doğru yaklaşır..

‘’Çok gereksiz bir şeyden kızdığının farkında mısın sevgilim?

Naz hızla yüzünü çevirir…’’Ama sen----‘’

Yüzünü çevirdiği an, yüzüyle karşılaşır. Çok yakındırlar birbirlerine… Sevdiği
adamın gözlerinden alamıyordur gözlerini… Dudaklarına ve gözlerine kayıyordur
gözleri…

Tarık gülümserken…’’Evet ben?’’

Arada ki mesafeyi kapatır Naz, dudaklarını Onunkilerle birleştirerek… Tarık daha
çok yaklaşıp bedeniyle, ellerini saçlarına dolar…

Hiç bırakmak istemeseler de bu öpücüğü, ayrılmak zorunda kalırlar, arka
arabadan korna sesi ile…

Naz: Bence biran önce gidelim….

Bir süre sonra, 2 katlı ahşap evin önünde olurlar.

Naz: Kar yağmaya başlamış…

Gülümseyerek iner arabadan.. Ardından da Tarık..

Büyülenmiş bir şekilde bakıyordur önünde ki 2 katlı, önünde büyük balkonu
olan ahşap eve…

Naz: Tarık..Bu ev… Ne kadar güzel, kimin burası?

Yaklaşıp, kollarını dolar sevdiği kadının beline…’’İkimizin….’’

Naz heyecanla ve şaşkınlıkla Tarık’a dönüp…..’’Ne?!’’

Tarık: Evet, ikimizin. Sevgililer günün kutlu olsun bir tanem…

Naz utanıp, başını öne eğer…

Çenesinden tutup kaldırırken….’’Ne oldu şimdi? Beğenmedin mi evi yoksa?’’

Naz: Hiç olur mu öyle şey! Aksine beğendim… Ama ben bugün sevgililer günü
olduğunu tamamen unuttum ve sana…

Tarık(sözünü keserek): Ve bana hediye almadın… Sakın bir daha duymayayım
Naz! Sen bana en güzel hediyesin..Sen varken hediyeye falan gerek
yok…Senin olduğunu biliyim yanımda, o yeter bana…

Gülümseyerek karşılık verir dünyalar iyisi adama…’’Her zaman yanında olacağım
sevgilim…’’

Kar yağışı hızını artırıyordur… Soğuk vardır ama işlemiyordur Onların aşkla
yanan, ısınan bedenlerine…

Tarık: Hadi içeri geçelim, üşüyeceksin..

Naz: Ben seninleyken hiç üşümem ki aşkım…

Tarık gülümseyerek tutar elinden, eve geçerler…

Kapıdan girdikten sonra, sağda bir iki metre ileride yukarıya çıkan merdivenlere, hemen solunda bulunan hole; mutfağa, banyoya, 1-2 odaya ayrılan yerlere; merdivenin hemen yan tarafında bulunan salona göz gezdirir Naz… İlerler, basamakları inip salonun ortasına doğru yaklaşır….Şömineye kaydırır gözlerini… Koltuğun önünde bulunan masanın üstünde kırmızı şarap ve 2 kadeh vardır…

Tarık masanın üstünde duran mumları yakar ve odaya mumun ışıkları hâkim olur..Salonun iki köşesi boydan boya camla kaplı olduğu için rahatlıkla izleyebiliyorlardır arka bahçeyi, çamlıkları ve onların üstüne yağan her birini, bir meleğin taşıdığı kristal kar tanelerini…

‘’Çok..Çok güzel burası Tarık….’’





Boğaza karşı bir restoranda yer ayırttırılmış masada oturuyordur karşılıklı
birbirlerinden habersiz âşıklar…

Sadri: Çok güzel olmuşsun bugün, Ayşe.. Aslında her gün güzelsin..

Ayşe duyduğu iltifat karşısında utanarak yüzünü boğaza çevirir,
gülümseyerek….’’Teşekkürler…’’

Sadri: Utanma benden lütfen..

Ayşe: Elimde değil.. Böyle iltifat gelince utanıyorum..

Sadri: Beğendin değil mi burayı?

Ayşe: Bayıldım! Uzun zaman olmuş, boğaz kenarına gelmeyi… Denizin eşsiz
manzarasını izlemeyeli…

Sadri(içses: Tarık’ın söylediklerini düşün Sadri! İtiraf et… Bekleme artık… En
güzeli itiraf etmek dedi Tarık. Ne olursa olsun, belki karşılıklı değildir ama
olsun) Ayşe?

Ayşe: Efendim?

Sadri(yutkunur): Bir şey söyleyeceğim..

Ayşe: Evet, seni dinliyorum

Garip duygular içerisine girme vakti gelmiştir Sadri için… Hayatının en zor anıdır
sanki… Sevdiğin kişiye deliler gibi âşık olduğunu itiraf etmek… Heyecandan
bacağı titremeye, elleri terlemeye başlar…

Ayşe: İyi misin Sadri?

Sadri: Ben bir gidip elimi yüzümü yıkayayım.

Ayşe: Bir şeyin yok ya?

Sadri: Yok, sadece çok sıcak bastı. Ben hemen geliyorum.

Ayşe’nin konuşmasına fırsat vermeden kalkıp, hızla lavobaya doğru yürümeye
başlar…




Tarık koltuğa yaslanmış, Naz ise yanında… Bir kolunu sevdiğin bedenine dolamış, burnuyla Naz’ın yanağını okşuyordur…

‘’Yumuşacık tenin var….’’

‘’Gıdıklanıyorum ama Tarıık…’’

Tarık gülümseyerek….’’Şömineyi yakayım mı?’’

‘’Cııık… Ben senin sıcaklığınla ısınmak istiyorum….Senin ateşinle…’’

‘’Benim ateşim yakmasın seni?’’(gülümser)

‘’Senin ateşinde yanmaya razıyım ben…’’

Naz, şarabından bir yudum aldıktan sonra…..’’Annem bu seferde bana
ulaşamazsa, benim sonum kötü….’’’

Tarık: E sende açık tut telefonunu…

Naz: Seninle birlikteyken hiçbir şeyin bizi engellemesini istemiyorum Tarık… Bu
sefer anneme ne yalan bulacağım bilmiyorum..

Tarık: Gerçeği söyle

Naz: Gerçeği mi?

Tarık: Evet, benimle birlikte olduğunu söyle. Daha iyi olmaz mı?

Naz: Bunu söylemenin daha zamanı gelmedi ki canım…

Tarık: Benden ayrılacağını düşünüyor musun yoksa? Eğer öyle bir şey varsa
aklında, şimdiden unut derim. Beni seni asla bırakmam!

Naz: Asla..!! Ben seni hiç bırakır mıyım?En son vazgeçebileceğim hatta hiç
vazgeçemeyeceğimsin! Sadece, anneme söylemek için uygun zamanı
bekliyorum. Sen söyledin mi?

Tarık: Hayır… Ama sevgilimin sen olduğunu duyunca sevineceğine eminim… Bir
ara diyordu bana ‘’Naz ne kadar tatlı bir kız’’ diye..

Naz(gülümser): Tarık, beni gerçekten çok seviyor musun?

Tarık: Bu nasıl bir soruydu şimdi Naz? Elbette seviyorum hem de her şeyden
çok…

Naz kadehini masaya bırakır….’’Daha çok sar beni Tarık… Sımsıkı…’’

Naz’ın yanağından başlayan öpücüklerini, boynuna doğru devam ettirir Tarık..
Küçük buseler halinde…Hiç dudaklarını ayırmadan Onun teninden, elinde ki
kadehi masaya bırakır Tarık.. Ve yine hiç ayırmadan dudaklarını, Naz’ı yere
yatırır yavaşça..Üstünde ki beyaz renkte ki yeleğin fermuarını açmaya
başlar.. Nefessiz bir ana bırakırlar dudaklarını…Tenlerini..Bedenlerini…

Naz’ın dudaklarını bir süreliğine serbest bırakırken…’’Demek burası bizim
evimiz…’’

Tarık: Evet… Sadece bizim… Hatta gel sana odalarımızı, daha doğrusu odamızı
göstereyim…

Naz, tek kaşını kaldırmış, beklediği cevabın geleceğini bilerek hafif
gülümserken….’’Hangi odamızı?’’

Tarık yaklaşıp, kulağına….’’Yatak odamızı…’’

Naz, kulağına fısıltıyla…’’Sapık…’’

Tarık Naz’ın üstünden kalkar ve sonra hızla Naz’ın kucağına alıp…’’Tek
sapığın….’’

Naz: Ne yapıyorsun Tarık?

Tarık: Kucağıma alıyorum…

Naz: Onu görüyoruz… Niye alıyorsun? Ben yürüyebiliyorum…

Tarık: Sevgilimi, yatak odamıza kucağımda götürmek istiyorum..(İndirecekmiş
gibi yaparak) Ama istemiyorsanız bırakabilirim Naz Hanım…

Naz: Yok yok… Ben gayet memnunum Tarık Bey..

Dudağına hızla bir öpücük bıraktıktan sonra…..’’Memnuniyetiniz benim için
önemlidir Naz Hanım…’’

Naz: Sadece Naz, Tarık Bey (gülümser)

Üst kata çıkmak için merdivenlere doğru yönelir Tarık…



Sadri derin bir nefes alıp yerine oturur..

‘’İyisin şimdi, değil mi?

‘’Evet.. Suyu yüzüme vurunca kendime geldim…’’

‘’Sen bana bir şey söyleyecektin… ‘’

‘’Öyle mi dedim?(içses: Hadi ama Sadri. Yapabilirsin… Bu o kadar da zor bir şey
değil… Sadece ‘’seni seviyorum’’ diyeceksin, iki kelimecik..…Kandırma kendini.
Çok zor bir şey hem de çok zor… İşte o iki kelimeyi dudaklarının arasından
çıkarmak çok zor…)

Ayşe(içses: Ne söyleyeceksen söyle be aptal adam! Ben biliyorum ne
söyleyeceğini…Bende bunu bekliyorum..Bende sana aşığım. Farkında olmadan,
kalbimin hep senin için attığı fark ettim Sadri)

Sadri: Ayşe bu yemeğe çıkmayı sık sık tekrarlarız değil mi?

Ayşe büyük bir hayal kırıklığına uğrar..Fark ettirmek istemese de üzgün, bir şekilde….’’Ya tabi..Tekrarlarız…’’

Sadri(içses: Bravo Sadri! Bravo! Bu söylediğinin ardından söylemek artık
gerçekten çok zor senin için..)

Ayşe(içses: İnanmıyorum ya…! Ben ne beklerken, Onun söylediğine bak..)





Naz, arabanın önünde telaşla Tarık’ı bekliyordur…

Naz: Hadi Tarık!

Tarık: Tamam geldim, hadi geç…

Arabaya geçip yola çıkarlar…

Naz: Kar yağmaya başladı yeniden… Çok bastırmadan gitsek..

Tarık: Merak etme, 1 saat sonra ordayız..

Naz: Bak, acele edeceğim diye hız yapma Tarık!

Tarık: Ayşe, niye çabuk gelin dedi?

Naz: Annem sürekli beni arıyormuş.

Tarık: Peki sen gidince ne söyleyeceksin?

Naz: Sanırım gerçeği..

Tarık, Naz’ın söylediklerini unutup gaza daha çok basar ve hızını artırır… Kar
yağış şiddetini artırmıştır. Yerler kaygan olmuştur çoktan…. Tarık, Onlara
doğru gelen arabayı son anda görünce direksiyonu sağa kırar ve hızlı bir
şekilde ağaca çarparken arabadan Naz’ın çığlığı duyulur…. ‘’Tarıııııııık!’’ diye…

Birkaç saat sonra Naz gözlerini hastanenin beyaz odasında açar..

Cahide: Kızım?

Başında olan ağrı ve uyku sarhoşluğunun etkisiyle…’’Anne?’’

Vahi: Çok şükür kızım! Gözlerini açtın..

Naz: Neredeyim ben?

Cahide: Hastane de kızım.. Çok korkuttun bizi.. O kazadan bu şekilde iyi
çıkman bir mucize…

Naz: Hastane mi? Kaza mı?

Ümit: Trafik kazası geçirdiniz Naz..

Naz hızla göz kapaklarını kaldırırken….’’Ne! Tarık nerede?’’

Cahide: Naz…

Naz: Anne yalvarırım O’na bir şey olmadığını söyle….Yalvarırım…

Cahide: O, yoğun bakım odasında şu an kızım..

Naz: Ne?!

Elinde ki serum iğnelerini hızla çekip, çıkartır..

Vahi: Ne yapıyorsun kızım!

Naz hızla yerinden kalkarken…’’Yanına gitmem lazım… Onun bana ihtiyacı var…’’

Hızla odadan çıkar..Tabi diğerleri de peşinden…

Cahide: Dur kızım!

Hiçbir şey duymak istemiyordur. Diğer canı yatarken orada, hiçbir şey
umrunda değildir. Yoğun bakım odasını bulur sonunda…

Belgin: Naz, kızım?

Hızla odanın önüne geçer.. Elini cama koyar, Tarık’ın yattığı yere doğru…

Artık diğerleri de bir şey demek istemiyordur…

Tutamadığı gözyaşları, usulca akmaya başlar yanağından….’’Tarık… Ne işin var
senin orada? Kalk birtanem… Orada yatmak sana göre değil.. Yalvarırım kalk
Tarık, aç gözlerini… Seninle daha bir sürü güzel günler yaşayacağız… Bunu
bize yapma.. Ama eğer ki gideceğim diyorsan o zaman beni de yanına al
sevgilim..Ben sensiz yaşayamam …Bak, sakın….Tarık diyorum…Hayır..Tarııııık!’’



Terler içinde uyanır Naz….’’Tarııık!’’

Tarık sesten uyanıp, yatağın yanında gece lambasını yakar…

Tarık: Canım, iyi misin?

Ağlamaya başlar Naz….’’Tarık! Neden gidiyordun?’’

Tarık: Gidiyor muydum?

Naz: Kaza geçiriyorduk.. Sen beni bırakıp gidiyordun Tarık.. Çok korktum, çok…

Yatak başlığına yaslanırken, Naz’ı omzundan kavrayıp çeker kendine…Göğsüne
yatırır….’’Hepsi sadece bir rüyaydı, Naz….’’

Durduramıyordur gözyaşlarını bir türlü..

‘’Şşş…Ama ağlama güzelim..Bak ben buradayım, hiçbir yere gitmiyorum..’’

Naz: Rüya bile olsa çok kötüydü.. Ben sensiz ne yaparım..

Tarık: Ben seni hiçbir zaman bırakmam aşkım..Hadi şimdi kapa gözlerini..

Sevdiği adamın sözlerini dinleyip gözlerini kapatır… Saçlarını okşamaya başlar
Tarık…

Tarık: Bir şarkıya ne dersin (kulağına yaklaşıp, fısıldayarak) Sevgilim?

Naz, gülümseyerek başını sallarken…’’Hıhı…’’



ŞEBNEM FERAH- DEĞİRMENLER

''Zaman düşer ellerimden yere
Oradan tahtaboşa
Saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya,
Resimler sarı güneşsizlikten, duygular değişir

Dostlar dağılır dört bir yana, kendi yollarına
Ve sen ben, değirmenlere karşı bile bile birer yitik
Savaşçı,
Akarız dereler gibi denizlere, belki de en güzeli böyle...

Uçurma uçar sözlüğümden, geri gelmeyecek bir kuş
Yaşanmamış kırıntılar sadece bir düş
Zaman düşer ellerimden yere
Oradan tahtaboşa
Saatler çalışır izinsiz hep bir sonraya,

Ve sen ben, değirmenlere karşı bile bile birer yitik
Savaşçı,
Akarız dereler gibi denizlere, belki de en güzeli böyle...
sen ben, değirmenlere karşı bile bile birer yitik
Savaşçı,
Akarız dereler gibi denizlere, belki de en güzeli böyle..''




Sabahın güzel güneşi, yağan karlar arasında azda olsa gösteriyordur yüzünü,
aşıkların odasına süzülerek….Kadının başı sevdiği adamın göğsünde, adam elini
kadının beline dolamış… Naz tatlı uykusunda gülümser, sıcaklığı hissederek…


Ayşe için pekte güzel bir sabah değildir… Camın kenarında sabah kadar oturmuştur… karın yağışını izlemiştir.. Yavaş yavaş günün aydınlığına şahit olmuştur.. Kimi zamanda gözünde ki yaşlara engel olamamıştır… Dün gece ki yemeğin muhteşem geçeceğini düşünmüştür… Aslında muhteşem geçmiştir ama sona doğru beklediği cümle yerine başka şeyler duyunca…
Sonunda Onunda gözleri uykuya yenik düşüp, oturduğu yerde uyuya kalır…


Naz gözlerini açtığı zaman, sevdiğini yanında göremeyince telaşlanır….

‘’Tarık…!’’

Genç adam elinde tepsi, içine kahvaltılıklarla ayağıyla kapıyı iterek içeri geçer…

‘’Günaydın sevgilim…’’

Naz, yerde yatağın kenarında olan kolsuz penyesini, alıp, giyinir.

‘’Günaydın aşkım…’’

Yanına geçip, sıcacık öpücüğünü bırakır Naz’ın dudaklarına…

‘’Imm… Bunlar benim için mi?’’

‘’Hayır! Kendime hazırlamıştım…’’

‘’Ne?’’

‘’Tabi ki senin için hazırladım Nazım…Başka kimin için hazırlayabilirim..’’

Bir dilim ekmeğe, vişne reçeli sürer ve Naz’ın ağzına götürür…

‘’Bunların hepsi bitecek…’’

‘’Ben yerim Tarık, ver bana’’

‘’Hayır… hadi aç ağzını kocaman…’’

‘’Ya Tarık! Bebek miyim ben?!’’

‘’Evet! Sen benim bebeğimsin…’’

Naz(utanarak): Tarııık… Bak şımarırım sonra ama…

Tarık: Olsun..Senin o hallerin daha da tatlı

Naz daha çok utanır…

Tarık: Hala mı benden utanıyorsun?

Naz: Of, elimde değil, ne yapayım?

Bu tatlı atışmayı, Naz’ın telefonun zil sesi bozar…

Naz: Annem arıyor!

Tarık: Hadi aç!

Naz: Ne diyeceğim? Of keşke açmasaydım telefonu…

Tarık: Ver o zaman ben açayım..

Naz: Dur dur! Ben açarım…Alo annecim?

Cahide: Nihayet! Ne kadar çaldırdım

Naz: Duymamışım…

Cahide: Ne yapıyorsun kızım?

Naz: Okuldayım anne..

Cahide: Sabahın bu saatinde?

Naz: Saat 9 anne, dersim vardı. Niye aradın ki?

Cahide: Merak ettim ne yapıyorsun diye…

Naz: Öğrendin işte… Akşam Ayşe ile geleceğiz..

Cahide: İyi olur…

Naz: Anne şimdi kapatmam lazım…Bir hoca ile görüşmem var… Sonra yine
görüşürüz.

Cahide: Tamam kızım, güle güle…

Telefonlar kapandıktan sonra, Naz derin bir ‘’Ohh!’’ çeker..

Naz: Hep böyle ani aramalar yapıyor!

Bu sırada Tarık’ın telefonu çalmaya başlar….

Tarık: Annem!

Naz: Aç!

Tarık: Alo annecim?

Belgin: Nihayet! Açmayacaksın sandım!

Tarık: Duymamışım…

Belgin: Nerdesin?

Tarık: Okuldayım..

Belgin: Sabahın bu saatinde?

Tarık: Sabah dediğin 9 anne… Dersim vardı..

Tarık: Akşama gelmeyi düşünüyorum..

Belgin: İyi edersin…

Tarık: Anne şimdi kapatmam lazım… Bir hoca ile görüşmem var… Sonra yine
görüşürüz.

Belgin: Tamam oğlum, güle güle..

Telefonlar kapandıktan sonra Naz ve Tarık birbirlerine bakıp gülmeye başlarlar…



Belgin telefonu kapatıp, çayından bir yudum alır…

Cahide: Ne diyor?

Belgin: Sana söylediklerinin aynısını söyledi…

Cahide: Ah Belgin ah… Bunlar bizi kendileri gibi saf sandır herhalde…(gülümser)

Belgin: Öyle sanıyorlar.. Ama bizden bir şey kaçar mı? Kaçmaz…

Cahide: Aynı gün yok oluyorlar… Hatırlıyor musun Sadri ve Ayşe’de aynı şeyleri
söylemişti…

Belgin: Onların kulağını da çekmek lazım..

Cahide: Bu akşam yemeğe çıkıyoruz, Vahi yer ayırttı..

Belgin: Keşke bir Hulusi’ye de sorsaydık…

Cahide: İtiraz istemiyorum. Kaç zamandır birlikte olmuyoruz. Bakalım Tarık ve
Naz ne yapacaklar?

Belgin: Biz mi söyleyeceğiz? Yoksa biz mi hadi her şeyi anlatın diyeceğiz?

Cahide: Tabi ki söylemelerini bekleyeceğiz… Sakın Belgin, anladığımıza dâhil
hiçbir şeyi belli etme…

Belgin: Sen merak etme. Şimdi biz dünür olacağız?

Cahide (gülümserken): Galiba öyle..




Tarık: Birde bana ben bebek miyim diyordun!

Naz: Ne oldu ki?

Peçeteyle, dudağının kenarında ki reçeli silerken…’’Her tarafını batırıyorsun!’’

Naz: Ya olabilir Tarık! Sende bütün reçeli buraya sürmüşsün. Isırırken taşıyor…
Annem gibi davranıyorsun!

Tarık: Yani Cahide teyze nasıl sabretmiş…

Naz: Tarııık!

Yastığı alıp başına vurur…

Tarık(gülümserken): Ya tamam, kızma, sadece şakaydı…

Naz: Yapma böyle şakalar…. Biz ne zaman gideceğiz?

Tarık: Sıkıldın galiba?

Naz: Saçmalama Tarık! Sıkılmayacağımı sende biliyorsun… Şimdi annem eve
gelmeye falan kalkar…

Tarık, Naz’a yaklaşıp…’’Ben seninle hep böyle kaçamak buluşmalar mı
yapacağım? Liseli aşıklar gibi…’’

‘’Maalesef aşkım… Anneme söyleyene kadar öyle…’’

Naz’ın dudağına uzun bir öpücük bıraktıktan sonra….’’Ama ben sana
doyamıyorum. Peki o ne olacak?’’

‘’Bilemem artık… Hadi sen bunları mutfağa götür, bende üstümü giyineyim..’’

‘’Tamam sen değiş üstünü, ben sonra da götürürüm….’’

‘’Aaaaa! Sende ağır sapık çıktın Tarık!’’

‘’Gece onlar üstünde miydi? Hayır….’’

‘’Ya Tarık! O başka bu başka..’’

‘’Nesi başka Naz? Ben gece aynı Nazlaydım… Şimdide aynı Nazla…’’

‘’Hadi ama Tarık!’’

‘’Tamam pes, çıkıyorum….’’

Tepsiyi alıp ayrılır odadan….



Naz ve Tarık üstlerini değiştikten sonra yola çıkarlar….

Nazların evinin önünde olurlar…

‘’Hadi gel yukarı…Kahve içeriz..Ayşe'de evdedir..’’

‘’Yok, sınavım var canım… Okula geçeyim…’’

‘’Peki o zaman…--öptükten sonra---Sana başarılar….’’

‘’Şans öpücüğü, iyi geldi…’’

Naz(gülümserken): Seni seviyorum…

Tarık: Bende seni…

Naz arabadan iner ve Tarık okula doğru yol alır…

Naz daireye çıkıp, Ayşe’nin uyuyor olabileceğini tahmin ederek kapıyı anahtarla açar…Salona doğru gider…

‘’Aaa! Burada uyumuş! Ayşe..’’

Daha da çok yaklaşır…

‘’Ayşe diyorum!’’

Ayşe kıpırdamaz bile….

Naz, telaşlanır…’’Ayşeee!’’

-BÖLÜM 18 SON-
__________________
İmzanız kurallara uygun değildir.
İmzada aynı anda resim ve yazı kullanımı yasaktır.
DiziFilm Yönetim
''El!F'' Çevrimdışı  
Eski 28-02-09, 17:53   #493
zeyno-brşkrs
Yardımcı Yönetmen
 
zeyno-brşkrs kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 15.05.2008
Konum: hiç eksilmez mi hasret?
Mesajlar: 2,047
zeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond repute
Varsayılan


KAYBOLMAK 10.BÖLÜM


Tarık sayıklar gibi tekrarladı onun ismini:
-Naz! Allaha şükür!
Naz hala karşısında duran adamın hayal mi yoksa gerçek mi olduğuna karar veremiyordu…
Tarık mutlulukla ve sevgiyle parlayan gözlerle bakıyordu ona bir mucizeye şahitlik ediyormuş gibi hissediyordu kendini yavaşça uzattı elini Nazın vücuduna bitişik duran elini usulca tuttu:
-uyandın şükürler olsun!
Nazın yüzünde yorgun bir gülümseme belirdi kısacık bir an ve ardından yaşadığı her şeyi hatırlayınca dondu gülümsemesi halsiz bakan gözleri buz tanesine dönüştü güçlükle açtı kurumuş dudaklarını kısık ve çatlak bir ses tonuyla:
-her şey senin yüzünden!
Tarık o buz parçalarına bakarken ateşe dokunmuş gibi çekti elini onun elinden:
-şey ben…
Naz zorlukla da olsa başını diğer tarafa çevirirken bir yandan inleyerek:
-git buradan…
Tarık hüzünle baktı bir kez daha ona ve yavaşça açtı odanın kapısını aynı anda doktor Orhan girmek üzereydi içeriye:
-bende şimdi çıkmanı söyleyecektim…
Orhan ona bakarken Tarık hüzün dolu bir ifadeyle baktı ona:
-uyandı…
Orhan başını içeri doğru uzatarak:
-gerçekten mi?
Tarık hiçbir şey söylemeden çıktı ve uzaklaştı oradan… Orhan içeri girerken başını tekrar kapıya doğru çevirdi Naz ve doktorunu gördü:
-ailem nerede?!
ORHAN:-buradalar kızım merakla senin uyanmanı bekliyorlardı… hemen haber vereyim…
Orhan kapıdan çıkmak üzereyken arkasından seslendi hala zorlukla konuşuyordu:
-doktor bey lütfen biraz önce burada olan kişiden kimseye bahsetmeyin…
Orhan başını Naza doğru çevirip gülümsedi:
-merak etme!


Naz yoğun bakım odasından özel bir odaya alınmıştı annesi ve babası yanındaydı…
Cahide Nazın başının altında ki yastığı düzeltirken:
-böyle iyi mi kızım rahat mısın?
Naz biraz olsun doğrulmak isteyince kaburgalarında ki çatlaktan dolayı canı acıyarak inledi:
-ııh!
Cahide ve Vahi endişeyle baktılar ona bir zarar vermekten korktukları için rahatlıkla dokunamıyorlardı bile…
CAHİDE:-kızım iyi misin?
VAHİ:-ne oldu yavrum…
Naz zorlukla da olsa gülümsemeye çalışarak:
-iyiyim yok bir şey şu kaburgamda ki çatlaktan sanırım biraz ağrım var o kadar…
VAHİ:-ben hemen doktoru çağırayım…
NAZ:-telaşlanma baba yok bir şey! Hem kimse gelmeden sizinle konuşmam lazım…
CAHİDE:-hayrola kızım?!
Naz bir annesine bir babasına bakar:
-anne baba ben kaza yapmadan önce Atakanın…
Aynı anda odanın kapısı vurulur ve açılır Atakan elinde kocaman bir arajman kapıdadır…
Naz onu gördüğü an kanının çekildiğini hisseder…


Sadri salonda ki koltuğa oturmuş gözleri bir noktaya sabitlenmiş Tarığa bakarak:
-kanka bu halin beni korkutmaya başladı konuşsana…
Tarık usulca bakışlarını Sadriye çevirerek:
-ne söylememi bekliyorsun Sadri?!
SADRİ:-ne bileyim mesela benle şu an ki duygularını paylaşabilirsin!
Tarık acı acı gülerek:
-şu an ki duygularım öyle mi?! madem merak ettin söyleyeyim kendimden nefret ediyorum…
Sadri şaşkın bir ifadeyle bakar Tarığa:
-o niye o?!
TARIK:-niyesi var mı Sadri aradan seneler geçmesine rağmen nasıl bir hisse hala nefretle bakıyor bana evet ben tahmin ediyordum böyle olacağını ama bu kadarını da beklemiyordum doğrusu… o nefret taptazeydi…
SADRİ:-boş ver be! Ne fark eder ki bu saatten sonra…
TARIK:-o ne demek?
SADRİ:-Naz eğer kaza geçirmeseymiş bir hafta sonra evlenecekmiş Filiz sana söylemedi mi?
Tarık şok olmuştur bir an ne diyeceğini bilemez halde bakar Sadriye sonra bakışlarını yere indirerek:
-demek öyle…

Naz zorlukla biraz daha doğrulur ve nefret dolu bakışlarla Atakana bakarken kendi kendine kızıyordu Naz “demek mantık evliliği ha! Naz hanım al sana mantık o kadar mantık dolu ki adam hissedebileceklerimi bile düşünmeden arsızca karşıma dikiliyor yüzsüz!” :
-sen ne utanmaz bir adamsın! Hala burada ne işin var senin?!
Atakan göz ucuyla bir Cahideye bir Vahiye bakar onlarda şaşkınlık içinde ikisine bakmaktadır…
ATAKAN:-şey ben…
VAHİ:-kızım neler oluyor?!
Naz kısa bir anlığına bakışlarını babasına çevirerek:
-baba bizi biraz yalnız bırakır mısınız lütfen?! ben daha sonra size her şeyi açıklayacağım…
CAHİDE:-ama kızım!
Bu kez bir tarafıyla yalvarır gibi ama sert bir bakışla annesine bakar Naz:
-lütfen anne!
Vahi Cahideyi de kolundan tutup dışarıya doğru götürürken Cahidenin başı arkada hala kızıyla Atakana bakmaktadır…
Kapı kapanır kapanmaz Atakan elinde ki çiçekleri sehpaya bırakıp Nazın yanına yaklaşmak için adım attıysa da Naz gözlerini kocaman açarak:
-sakın bir adım daha yaklaşma!!
ATAKAN:-ama Naz!
NAZ:-sakın dedim sana!!
Atakan ellerini havaya kaldırarak:
-tamam! Madem öyle istiyorsun…
NAZ:-şimdi sana diğer isteğimi söyleyeyim hemen buradan gidiyorsun ve bir daha asla gözüme görünmüyorsun… seninle döşediğimiz evde ki tüm eşyalarda senin olsun çünkü seni anımsatacak hiçbir şeyi de görmek istemiyorum… yada dur bir dakika neden sana kalacakmış her parçayı alacağım ve ihtiyaç sahiplerine dağıttıracağım…
ATAKAN:- ne istersen onu yap ama beni bir dinle!
Naz ona baktıkça sürekli aynı manzara gözlerinde canlanmaktadır:
-hemen gözümün önünden kaybol seni dinlemek değil ne sesini duymak ne yüzünü görmek istiyorum…

Ümit yanında Filizle gelir Nazın odasının kapısına babası ve annesinin endişe içinde kapının dışında beklediğini görünce:
-anne baba neler oluyor yoksa!!
Vahi Ümitin omzundan tutarak:
-sakin ol Ümit! Naz iyi Atakanla yalnız konuşmak istedi de…
ÜMİT:-iyi de sizin bu suratınızın hali ne?!
CAHİDE:-aralarında bir terslik var ama ne olduğunu anlayamadık…
Tam bu sırada Ayşede gelmiştir… telaşla:
-ne tersliği?!
CAHİDE:-Nazla Atakan arasında…
AYŞE:-ben söylemiştim bu adamda bir tuhaflık olduğunu…
Ümit başıyla onaylayarak:
-doğru söylemiştin ama acaba sorun ne?!

ATAKAN:-hata yaptığımı kabul ediyorum ama ilişkimiz bir şansı hak etmiyor mu sence?
NAZ:-ilişki mi ne ilişkisi senle benim aramda ki bir sözleşme idi sadece ve sen sözleşme kurallarını ihlal ettin böylece de sözleşme fes oldu… benim için bir şey ifade eden insanlara bile yanlış yaptıklarında söz hakkı tanımadım sen kim oluyorsun?!! Çabuk defol buradan!!
Atakan hiçbir sonuç elde edemeyeceğini anlayınca başka bir şey söylemeden kapıdan çıktı… dışarıdakiler soran gözlerle ona bakıyordu…
CAHİDE:-oğlum neler oluyor?!
ATAKAN:-sanırım cevapları Nazdan almanız daha doğru… her şey için teşekkürler ve özür dilerim…
Kimse ne demek istediğine anlam veremiyordu… yalnızca Ayşe durumdan sonderece memnun gülümsedi:
-güle güle… “anlaşılan Naz senin ipini çekmiş”
Dışarıdakiler yüzlerinde koca birer soru işaretiyle girdiler Nazın yanına:
-sizlere bir açıklama borçlu olduğumun farkındayım ama şu an sorularınıza cevap veremeyecek kadar yorgunum şimdi sadece şunu söyleyeyim biz Atakanla ayrıldık…
Ayşe istem dışı ellerini çırptı sonra kendini toparlayarak sağına soluna bakıp utangaç bir tavırla:
-şey pardon!
Naz Ayşenin tepkisine gülümseyerek:
-baştan beri senin istediğin buydu zaten değil mi?
Naz o an Ümitin arkasında duran Filizi fark etti birden yüzünün ifadesi değişti…
Nazın Filize baktığını fark eden Ümit:
-Naz bu Filiz burada tanışmanızı istemezdim ama…
Naz yüzüne sahte bir gülümseme kondurarak:
-memnun oldum Filizciğim…
Filiz bütün içtenliğiyle gülümseyerek bir adım öne çıkar:
-Teşekkür ederim bende öyle… geçmiş olsun…
NAZ:-sağ ol!
Naz aynı anda Ayşeyle göz gözedir ve iki arkadaş konuşmadan çok şey anlatmaktadır birbirlerine…
Filiz ailecek konuşulması gereken bir şeyler olduğunun farkındadır Ümite dönerek alçak sesle:
-Ümit ben artık gideyim sonra gene uğrarım olmaz mı?
ÜMİT:-pekiyi canım ben seni geçireyim…
Naz dönerek:
-Filizi geçirip dışarıda ki küçük bir işimi halledip geliyorum…
Naz gözleriyle onaylayarak gülümser…
FİLİZ:-tekrar geçmiş olsun!
NAZ:-teşekkürler…
Cahide içtenlikle gülümseyerek:
-ayağına sağlık Filizciğim…


Filiz Ümitten ayrılırken:
-görüşürüz canım! Bu arada Nazın nişanlısından ayrılmasına da çok üzüldüm…
Ümit umursamaz bir tavırla:
-boş ver aslına bakarsan daha iyi oldu niyesini anlamadım ama zaten bir aşk ilişkisi değildi onların ki sadece mantık birlikteliği böylelikle belki Naz da aşkı bularak evlenir…
Filiz hayretle dudaklarını aşağı sarkıtarak:
-ne saçmalıktır aşksız bir evlilik yapmak anlaşılır gibi değil…

Naz soran gözlerle kendine bakan Cahide Vahi ve Ayşeyi süzerek:
-anlaşıldı bana anlatmadan size öğrenmeden rahat yok!
VAHİ:-kızım senin sağlığın önemli olan kendini iyi hissetmiyorsan…
NAZ:-olsun baba hepimizin rahatlaması için bu konunun konuşulup kapanması gerekiyor…
Merakla ona bakıyorlardı şimdi… Naz o gün olanları gördüğü manzaranın fazla detaylarına inmeden anlatmaya başladıkça özellikle babasının renkten renge girdiğini fark ediyordu Naz... Vahinin dudaklarından yalnızca bir tek kelime döküldü:
-şerefsiz!!
Annesi alt dudağını ısırmış dinliyordu Nazı Ayşeninse nefreti gözlerinden okunuyordu “arkadaşım sende ki şansta”
NAZ:-işte böyle o sinirle de kontrolu kaybetmişim…
Vahi sinirle:
-Allahın cezası herif birde yanımıza gelmiş hiçbir şey olmamış gibi…
NAZ:-hiç sinirlenme baba onun için asla deymez ayrıca ben hiçte üzgün değilim aksine çok rahatladım şansım varmış ki evlenmeden fark ettim ne mal olduğunu…
VAHİ:-çalıştığı şirketin sahibiyle de görüşeceğim bakalım bir daha kendine buralarda bir iş bulabiliyor mu?
NAZ:-hayır baba! Kimsenin ekmeğiyle oynamayacağız boş ver bizden uzak olsun da ne hali varsa görsün…
Cahide kızının başını okşayarak:
-hadi kızım şimdi biraz dinlen sonra konuşuruz gene…
Nazı uyuması için yalnız bırakarak dışarı çıktıklarında Ayşe Vahiyle Cahideye dönerek:
-sakın üzülmeyin bende çok net biliyorum ki Naz o pisliği sevmiyordu onun evlenme teklifini kabul ederek bir hata yapmıştı o hatayı düzeltende yaptığı yanlışla Atakan oldu eminim Naz için bundan sonra her şey daha güzel olacak…
Cahide üzgün bir tavırla:
-inşallah dediğin gibi olur Ayşe…


FİLİZ:-ben geldim!
Filiz salona girdiğinde Tarıkla Sadriyi öylece koltuklarda otururken bulur:
-hayrola millet burada neler oluyor?
Tarık ağır ağır başını çevirir:
-burada bir şey olduğu yok asıl sende neler oluyor nereden geliyorsun?
Filiz gülümseyerek:
-hastaneden geliyorum biliyor musunuz Naz uyandı?!
Tarık ilgisiz görünen bir tonlamayla:
-ya! Öyle mi?! ne güzel…
FİLİZ:-evet öyle! Herkes derin bir nefes aldı… ama bu arada olanlara da inanamazsınız… gerçi bu biraz ailevi bir şey ama sizden sır çıkmaz her halde…
Bu cümleyle Tarığın dikkati tamamen Filize yoğunlaşır:
-hayrola?!
FİLİZ:-Naz nişanlıydı ya!
TARIK:-öyleymiş bana söylememiştin Sadriden öğrendim…
SADRİ:-neyse ne! ne oldu onu söyle?!
FİLİZ:-artık söyleyip söylemememin bir önemi kalmadı çünkü Naz nişanlısından ayrıldı!
Tarık ve Sadri şakınlıkla bir birlerine bakıp Filize dönerek:
-neee!!
Filiz başını sallayıp:
-yaa!
TARIK:-neden pekiyi?
Filiz omuzlarını havaya kaldırarak:
-onu bilmiyoruz henüz... neyse ben üzerimi değiştireyim de yemeğimizi yiyelim…
Filiz merdivenlerden çıkarken iki arkadaş gene göz göze gelmişlerdir…
Sadri alçak sesle:
-kanka bu kız seni görünce bırakmış olmasın nişanlısını?!
Tarık başını hafif çevirip ağzını yamultarak:
-ne alakası var Sadri duyanda kız beni görünce sevincinden deliye döndü sanacak beni kovdu yanından nefret ediyor benden diyorum sana anlamadın galiba…
SADRİ:-iyi de niye o zaman?
Tarık elleriyle saçlarını geri atarak anlını ovuşturdu düşünceli bir şekilde:
-acaba kazayla bir ilgisi olabilir mi?
SADRİ:-kazayı adam yapmadı ki Naz yaptı adamın ne suçu var?!
TARIK:-bilmiyorum Sadri! Ama kokusu çıkar nasılsa…
Sadri gülümseyerek:
-çok üzülmüş gibi bir halin var Naz ayrıldı diye…
TARIK:-bırak şimdi! Sanki bana bir faydası var…
SADRİ:-bilmem artık en azından önün açıldı…
Tarık gözlerini bir noktaya sabitlemiş düşünüyordu “gerçekten bir şeyler olabilir mi tekrar buna imkan var mı?”
Nazın kendine nefretle bakan gözleri geldi birden gözlerinin önüne:
“ seneler sonra bile bana bu kadar nefretle bakarken mi? hiç sanmam… Allahım biliyorum sana onunla aynı şehirde nefes almak bile yeter demiştim ama sen kalbimden geçenleri zaten biliyorsun… bir şansım var mıdır acaba?”

Vahi ve Cahide kendileri için ayrılmış olan diğer oda da dinleniyorlardı Ayşe odadan çıkıp Naza bakmak için diğer odanın kapısını araladı… Naz kapalı gözlerini açıp kapıya çevirdi başını Ayşeyi görünce gülümseyerek:
-gelsene…
AYŞE:-uyandırdım mı seni?
NAZ:-hayır uyumuyordum…
Ayşe yatağın yanında ki koltuğa oturarak:
-iyi misin Naz?
Naz gülümseyerek:
-burada böylece yatarken ne kadar iyi olunursa o kadar iyiyim…
AYŞE:-çoğu bitti azı kaldı bakarsın yarın bile çıkartırlar seni… benim asıl merak ettiğim Atakan meselesinden dolayı iyi misin?
Naz yüzünü ekşiterek:
-canı cehenneme! Umurumda bile değil!
AYŞE:-ama sinirden kaza bile yaptın?!
NAZ:-kazayı ona sinirimden yapmadım asıl mazi beni bir kez daha yıktı… aynı şeylerin tekrar ediyor olması o günlere götürdü beni…
AYŞE:-üzerinden iki sene geçmiş hala seni bu kadar etkiliyor olması senin hala…
NAZ:-bunu daha önce de konuştuk sakın o cümleyi tamamlama Ayşe!
Sesinde ki tarz Ayşenin ürkmesine sebep olmuştu:
-tamam affedersin!
Naz duvara diktiği bakışları tekrar Ayşeye çevirir bir an önce ki sinirinden eser yoktur yalnız bu kez ne sesinde ne bakışlarında:
-biliyor musun o buradaydı… o yanımdayken uyandım…
Ayşe hayretten büyüyen gözlerle bakıyordu Naza:
-nee! Nasıl yani Tarık mı?
Naz başıyla onaylayarak:
-hı hı!
Ayşe endişeyle duraladı bir an:
-şey Naz yanlış anlamada acaba hayal görmüş olabilir misin?
Naz acı bir gülümsemeyle:
-doktor Orhan da benimle aynı hayali kurduysa olabilir…
Ayşe heyecanla:
-anlatsana neler oldu?
Naz olanları anlatmak için heveslenirken acılan oda kapısıyla ikisi de kalakaldılar öylece….
__________________
zeyno-brşkrs Çevrimdışı  
Eski 28-02-09, 21:10   #494
ELİF_Y.Y.
Set Görevlisi
 
Giriş Tarihi: 05.06.2008
Konum: İstanbul
Mesajlar: 21
ELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond reputeELİF_Y.Y. has a reputation beyond repute
Varsayılan Gümrük izniyle bekleyenlere...:)


Oğlan çocuğu elinde patlak bir top yüzünde üzgün bir ifadeyle:
-Najj! Ösüy dileyim fayya piyerek yabmadım

Küçük kız yüzünde somurtkan bir ifadeyle örgüsünü çekiştirerek:
-pide piyerek yabsaydın hıh gıcıııık seni anneme sölicem tayık

Tarık:
-Najj ama yabma böle ösüy diyedim isdee

Naz:
-ama o-o penim tobumduuuu

Tarık:
-geyekiyse babamın bankaşında çayışır sana o tobu alıyım

Naz:
-oymaz benn o topu istiyoyum feee şen onu pıtladdın benle bi daha konusmaaa tayıkk

Küçük kız koşarak evine girer tarıksa arkasından bakakalmıştır

*Bu olayla naz tarıkla tam 1 hafta konuşmamıştır

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *


Tenefüs zili duyulduğunda küçük kız üzerindeki önlüğü çekeleyerek biraz ilerideki sırada yamuk yumuk harfler çizmeye uğraşan çocuğun yanına gider:
-Tarık öğretmen bana derste uçlu kalem kullanıyorum diye kızdı benim kurşun kalemim dün sendeydi verir misin?

Tarık ilk defa defterden yüzünü kaldırıp naza bakar:
-ı-ıııı-ı şeeyy!!! Bennn!! O yani o kalem kırıldı

Naz:
-Nee!! Sana inanmıyorum Tarık bi daha benle konuşma

Tarık:
-ama Naaz!

Bu olaydan sonra naz tarıkla 5 gün konuşmamıştır

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *


Tarık nazı bir masaya oturttuktan sonra gürültünün üstünden bağırmaya çalışarak:
-Ne yiyeceksin naz?

Naz bezgin bir tavırla:
-burada başka ne yiyebiliriz Tarıkçım tabii ki hamburger yiyeceğim

Tarık koşarak sıraya girer.

Bir süre sıra tarığa verir Naza bakarak siparişi söyler ve kartı uzatır ardından görevliyle konuşup elleri boş bir şekilde nazın yanına döner

Naz:
-bu hamburgerciler hep böyledir işte

Tarık:
-nasıl yani

Naz:
-hep bekletirler insanı… şimdi hazırlıyoruz 10 dakika sonra gelebilirsiniz diye

Tarık:
-pekte öyle değil

Naz:
-nasıl yani hazırlamıyorlar mı?

Tarık:
-ı-ıh

Naz:
-neden çok dolular şimdi yapamayız falan mı dediler

Tarık:
-ı-ıh

Naz:
-çatlatmasana tarık insanı söyle işte

Tarık:
-ya babam bana ceza vermişti harçlığımı keserek bende yinede seni götürmek istedim onun için babamın kredi kartını almıştım ama şifresini değiştirmiş ve ben onu bilmiyorum.

Naz ayağa kalkarak:
-biliyor musun tarık

Tarık mahcup bir tavırla:
-Neyi?

Naz:
-sen hayatta adam olmazsın

Hızla dışarı çıkar

Bu olaydan sonra Naz Tarıkla 1 hafta konuşmamıştır

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Naz deniz kenarında bir bankta yarım saattir beklemektedir tam vazgeçip gidecekken Tarık gelir.

Tarık:
-çok geciktim mi?

Naz:
-neyse önemli değil

Tarık:
-yani geciktim

Naz:
-TARIIK!!

Tarık:
-tamam tamam özür dilerim

Naz:
-neymiş senin önemli meselen?

Tarık:
-ııı şeyyy (elini cebine atar)

Naz merakla onu bekler Tarık ise daha hızlı bir şekilde diğer cebini yoklar,gözleri dehşetle açılır.Üzerindeki monttaki tüm cepleri yoklar bütün cepleri bitirdiğindeyse beti benzi atmıştır


Naz:
-Tarık bir şey söylemeyecek misin beni neden çağırdın

Tarıktan ses çıkmaz

Naz:
-Tarık Tarık TARIIIIIIKKKK!!! Kendine gel

Tarık:
-naz

Naz:
-efendim

Tarık:
-Naz ben

Naz:
-söylesene tarık

Tarık:
-Ben sana evlenme tekif edecektim

Naz şok olmuştur

Tarık uzaklara bakarak aynı donuklukla cümlesini devam ettirir:
-Ama yüzüğü kaybettim

Naz:
-NEEE!!!

Hışımla banktan çantası alıp hızla uzaklaşır

Bu olaydan sonra naz tarıkla 2 hafta konuşmamıştır

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Çalan zilin sesiyle Naz elindeki kumandayı sehpaya bırakıp kapıyı açar.
Görevli:
-Naz Tekelioğlu?

Naz:
-Evet benim

Görevli:
-bu size naz hanım

Naz merakla kutuyu alıp kapıyı kapatır.

Hızla kutuyu açar içerisinde bir plastik top,bir kurşun kalem,bir hamburger ve yüzük kutusu bulur dipteki notu alıp merakla açar

“ Benimle konuşmadığın 4 hafta 5günün telafisi…

Sensiz geçen her gün bana azap affetme büyüklüğüyse hep sende benim inatçı Nazım…

Seni seviyorum…

Tarık”
__________________
ELİF_Y.Y. Çevrimdışı  
Eski 28-02-09, 23:35   #495
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,797
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan 15. bölüm


Tarık: teşekkürler yorucu bir gündü benden bu kadar yarın erken başlayacak iyi geceler”

Ada’nın yanına gider. Ada mışıl mışıl uyuyordu. Naz başında kızının saçını okşarken “meleğim benim acaba baban beni affedecek mi?” kızıyla konuşurken Tarık adanın diğer yanına yaklaştı.

İçinden söylediğin düşünerek” o gün seninle gelmeyi ne çok istemiştim aileni kıskanmıştım yanında olacaklar diye”

Naz duyduklarına inanamaz yüzüne bakar” hı efendim ne dedin”
“ben onu dışımdan mı söyledim”
“hı hı ailemi kıskandın öyle mi”?
“evet, onlar yanında olacaktı ama ben olamayacaktım”
“bende yanımda olmanı çok isterdim”
“peki, neden gelmemi istemedin”
“soyadını bile bilmediğim sırlarla dolu birini aileme nasıl tanıştıracaktım”
“biliyorsun sanıyordum”
“nasıl biliyorum sandın”
“filiz’le olanları öğrenince bilmediğini anladım”
“söyler misin neden biliyorum sandın”
“şey bunu sonra konuşsak “
Naz doğruldu. ” şimdi neden biliyorum sandın”
“Sadri seni araştırırken baban bizim bankadan kredi talebinde bulundu. Karşılaşmamızın rastlantı olup olmadığı hep şüphe olarak kaldı.”
“anlamadım sen ne dedin. Böyle nasıl düşünürsün”
“sır olan bir tek ben değildim naz hep kaçıyordun. Ne yapayım sana ne kadar yakın olmak istedimse hep erken deyip kaçtın.

Tarık: Sana bir sürprizim var
Naz: nedir hadi söyle
Tarık gülerek) söylersem sürpriz olamaz ki
Naz: hadi ama lütfen ( yalvaran gözlerle bakar bir süre birbirlerini gözlerinde takılı kalırlar )
Tarık: olmaz beni böyle kandıramazsın haydi bakalım gidiyoruz.
Naz: nereye
Tarık: arabaya sonra sürprize
Binerler ve bir evin önüne gelirler arabadan inerler.

Tarık: nasıl buldun. Burası bizim aşk yuvamız olacak eğer beğenirsen.
Naz: Tarık nasıl yani
Tarık: hadi anlaşıldı dışını beğendin. Bakalım içine ne diyeceksin.
Naz: Tarık lütfen daha kaç gün oldu seninle tanışalı çok erken değil mi?
Tarık: evet tanışalı hım (saatine bakar)tam 10 gün ve 3 saat oldu ama ne önemi var ben seni sanki yıllardır tanıyorum ve gelmeni beklemişim gibi hissediyorum. Sürenin ne önemi var.
Naz: ben şey çok teşekkür ederim ama olmaz.
Tarık: hadi ama tamam birbirimizi tanımak için konuşuruz. Ne dersin. Bence konuşmak için ileride yaşamayı düşündüğümüz yerden daha güzel bir yer olamaz.

Naz Tarık’ın onu oraya getirmesinin bir amacı olduğunu anlar ama korkar.
Naz: benim için bunlar çok erken
Tarık: tamam seni zorlamıyorum ama hadi birde içerisini gör.

İçeri girerler
Tarık: şey aldığımda möbleliydi. Birlikte hayal ettiğimiz gibi döşeriz. Ne dersin.
Naz: of ben sana ne dedim erkennnnn


Ama ne olursa olsun özel bir gece olacak dediğim gün seninle konuşup ne olursa olsun sana bir teklifim olacaktı sonrası evet olursa neler olacaktı neler”
“şimdi sen özellikle karşına çıktım sandın öyle mi”?
“o zaman evet ama şimdi öyle olmadığını biliyorum”

Tarık Ada’nın başını okşamaya başladı. Naz’ın yüzüne bakmıyordu. İkisinin de elleri Ada’nın saçında buluştu. İkisi de çekemiyordu. Naz’ın içinden ılık bir sıcaklık geçti başını kaldırdı. Tarık’ın bakışlarıyla karşılaştı. Bakışlarındaki sıcaklık sevgi naz’ın yüzüne mutlu bir gülümseme yayılmasına neden oldu bir süre ikisi de öyle kaldılar………………………

Tarık: benden gitme demiştim ama gittin”
“ben ne diyeceğimi bilemiyorum ne kadar özür dilesem yaptığımı affettirmeyecek belki ama o an ne yapacağımı bilemedim. Bana vermeni istediğim şeyi ona veriyordun”
“ona veriyordum öyle mi?
“evet, yüzüğü çıkardın açtın oda elini uzattı ondan sonrasını görmeye dayanamadım. Kaçtım eve nasıl geldiğimi bilmiyorum”
“o zaten senindi gelip bağırsaydın neler oluyor diye ya da bekleseydin sonrasını görseydin bu kadar kolay vazgeçtin bizden”
“ben bizden hiç vazgeçmedim “
“peki, yaptığın neydi” (Tarık’ın sesi yine farkında olmadan yükseldi. Naz Tarık’ın ani duygu değişimlerini anlamaya çalışıyordu. Biraz önce ki ellerin birbirine teması ile yüzünde oluşan kendinden geçmiş mutlu gülümseme içini sevinçle kaplamasına neden olan bakışlar gitmiş yerine gözlerdeki bakışlar bulutların rüzgârla dağılması gibi dağılmış yerine öfkeyle ve kırgınlıkla bakan kahveler geri gelmişti. Naz’ın içi üşüdü. Yüzündeki gülümseme dondu içi burkuldu.

Ada mızırdanmaya başladı. Ada’nın sesiyle ikisi de ona baktı ve sustular
Tarık: bunları konuşmanın yeri burası olmayacak dışarı çıksak her an karşımıza biri çıkacak dönüşte yalnız konuşacağımız çok şey var
Naz: tamam haklısın
Tarık ada’nın yanına uzandı “ iyi geceler”
“burada mı kalacaksın”
“evet, burada kızımın yanında kalacağım ve onunla uyumak istiyorum”
“peki ben”
“sen ne”
“nerde kalacağım”
“burada herkese özel kamara veremiyoruz maalesef “

Naz dışarı çıkacakken
Tarık: nereye
“dışarı”
“dışarı nereye”
“lavaboya”

Naz dışarıya çıktı. Önce güverteye çıktı. Ön kısımda birkaç kişi sohbet ediyordu. Yanlarında yerde uyku tulumları vardı. Arkaya geçti orda da uyku tulumları vardı içinde uyuyanlar vardı. Naz güvertede rahat edemeyeceğini anladı. Mecburen tekrar kamaraya geri döndü.
Naz: şey ben pijamalarımı giyecektim
“giy”
“ama”
“dışarı çıkamam döndüm arkamı giyin. İstersen banyoya git çok utandıysan” Tarık arkasını dönüp yatmaya devam etti. Yüzünde gülümseme ile
Naz banyoya gitti. Ama daracıktı. Geri döndü.
Naz giyindi ada’nın diğer tarafına geçti. Ama bir türlü uyuyamıyordu. Sürekli dönüp duruyordu.

“ ne oldu naz”
“uyuyamıyorum”
“neden “
“bilmem”
Tarık dirseğinin üzerinde doğruldu. “rahatsız oldunsa çıkayım “
“nerde kalacaksın”
“bulurum kendime bir yer merak etme”
“yok, gerek yok çok garip geldi şimdi”
“neden ilk defa mı uyuyoruz”
“yo “
“naz”
“efendim”
“neden seni kandırmış olabileceğimi, düşündün “
“sanırım hep sır doluydun”
“ben sana her şeyi anlatmıştım”
“öyle mi?
“anlatmadım mı”?
“anlattın sadece geçmişte yaşadığın bir aşk yüzünden kadınlarla olan ilişkilerini anlattın”
“sana olan sevgimi de anlattım sanıyordum”
“öyle mi neden hiçbir arkadaşınla bile tanıştırmadın “
“sanki sen tanıştırdın”
“ama arkadaşlarım yanımda değildi”
“sadece selin miydi”?
“birde tolga arkadaşlık benim için çok değerlidir az ama öz arkadaşım oldu hep neden bilemem ama çok seçiciydim peki sen”
“bilmem galiba birinin densizlik yapmasında çekindim. Daha çok fazla güvenmediğini hissediyordum. Sonucu da gördük ”

“her zaman yalnızdık. Hep bir yere gitsek hep yalnızdık sadece bizim olduğumuz ortamlar ayarlıyordun.”
“birileriyle karşılaşırsak sana eskiler gibi yeni oyuncağın mı gibi aptalca bir söz etmelerinden, senin kırılmandan ve seni kaybetmekten korktum”
“en yakın arkadaşınla bile tanıştırmadın ailenin resmini bile göstermedin”
“sormadın yanımda resimleri olsa gösterirdim “
“yanında taşımaz mısın”?
“yurt dışındayken evet ama dönünce sürekli birlikte olduğumuzdan sanırım gerek görmedim. Sende göstermedin doğum günü davet etmeni o kadar çok bekledim ki ”
“nedenini söylemiştim”
“iyi de naz biz neler yaşadık hı yani biz olduk sanıyordum ama olamamışız demek ki”
“sen olsan ne yapardın”
“ne yaptım hı arkamı dönüp gitmedim sordum ama sen…”

Sesini yine kontrol edememişti. O an canlanınca oyun olduğunu bilse bile öfkesini kontrol edemiyordu. Elini öfkeyle yumruk yaptı. Derin nefes aldı bir süre tuttu. Ve yavaşça bıraktı


Naz: ama ailenle bile tanıştırmadın””
Tarık: o akşam olacaktı. Neler hayal etmiştim. Hepsini yıktın”
“peki, benim yıkılan hayallerim”
“kim yıktı ben mi”?yoksa bırakıp giderek oyun oynayarak yoksa sen mi”?
“ çok özür dilerim tamam haklısın ama o kadar çok kıskandım ki gördüklerimi doğru değerlendiremedim. Ve hata yaptım. Geri dönüşü yok mu”?
“bilmiyorum öfkem kırgınlığım geçmek bilmiyor. Ama tek bildiğim küçüğümden ayrılmak istemediğim. Uyumaya çalış yarın erken kalkacağız”
“merak etme ben hep erken kalkarım. İyi geceler sen uykuyu çok severdin”
“hı hadi oradan sen çok severdin nasıl oldu da erken kalkabiliyorsun. Kaza geçirdiğinde biz dost ile koştuk neler yaptık döndük sen daha hala horul horul uyuyordun”

Aynı şey olmuştu bir an öfkeyle çıkan sesi bir anı hatırlayıp söylerken yüzünde yine o yumuşak bakış alıyordu. Bu kadar çabuk değişmesine anlam veremiyordu. Naz’ın yüzünde gülümse olmuştu. Naz’ın içine umut ışığı doğmuştu. ( içses ) “hala beni seviyorsun eminim öfken ve gururun izin vermiyor ama onu kıracağım “
Tarık: ne düşünüyorsun “
Naz: hiç”
“yoksa beni boğacak mısın”?
“o nerden çıktı”
“bilmem sanki böyle muzip bir gülümseme görür gibi oldum”
“muzip gülmüşüm en çok sabah hoş olmayan bir durumla karşılaşırsın”
“ne gibi”
“bilmem birden lise yıllarıma gittim kızlarla pijama partisi yapardık. Birbirimize yaptığımız şakalar geldi”
“hı umarım yüzümü rujla falan boyamazsın”
“ne o korktun mu”?
“yo nende korkayım dost buna izin vermez vermezsin değil mi oğlum”
Dost yanında başını koymuş uyuyordu
“dost mu bak o çoktan uyumuş”
“e şimdi ne olacak bak böyle bekleyecek miyiz”?
“ben beklemeyeceğim iyi geceler”

Naz biraz rahatlamış ve arkasını dönüp yatmıştı. Yüzünde mutlu bir gülümseme vardı.

Tarık da elini başının altına alarak uzandı uyumaya çalıştı. Biraz sonra uykuya daldılar. Tarık huzursuzdu. Sabah ilk uyanan Tarık oldu. Loş ışıkta Naz’ı izlemeye başladı. Naz kendini sevgiyle izleyen bir çift sürmeli gözden habersiz uyuyordu. Bir kızına bir Naz’a bakıyordu. Yüzünde gülümseme ile meleklerim diye geçirdi içinden. Ada’nın saçlarını okşamaya başladı. Eli farkında olmadan naz’ın saçlarına kaydı uyanmasından korkar gibi okşamaya başladı biraz sonra Naz’ın yüzüne gülümseme yayıldı Tarık uyandığını sanarak elini hafifi çekti. Naz düzenli nefes alıp vererek uyumaya devam ediyordu. Uyuduğunu anlayınca devam etti. Naz rüya olduğunu sandığı sıcaklığı hissedince vücuduna huzur yayılmış mutlulukla gülümsemeye başlamıştı.
“hala aynı kokuyorsun çok masum görünüyorsun saçların ipek gibi yumuşacık ne yapayım içimdeki kırgınlığı yok edemiyorum. Bir yanım affet diyor diğer yanım olmaz senden aldıklarını düşün diyor. Ada’m prensesim minik perim senin dünyaya geleceğin haberini duymayı ne çok isterdim annenin karnında yavaş yavaş büyüdüğünü görmeyi tekmeler atışını hissetmeyi dünyaya gelişini ama şimdi. Oysa ne kadar mutlu bir aile olurduk şimdi ne yapacağımı bilmiyorum miniğim ama sen yanımda olacaksın dünyanın en mutlu babasıyım sen yanımdasın hep olacaksın. Ama bu manzara asla bozulmayacak nasıl olacak bilmiyorum. Of Tarık neler düşündün “

Naz kıpırdanınca Tarık geri çekildi ve uzandı gözlerini kapadı. Naz uyandı. Yanında uyuyan canlarına baktı. Kızının alnına bir öpücük bıraktı. Gözü Tarık’a kaydı. Elini uzatıp saçlarına dokundu. “ bir gün beni affedip dokunmama izin verecek misin acaba beni aldattığını düşündüğüm anlarda bile seni sevmekten vazgeçmedim. Çok uğraştım unutmayı denedim ama olmadı.”
Yataktan kalkıp odadan çıktı.
Tarık gözlerini açtı yüzünde gülümseme ile kızına döndü “ prensesim benim sen daha uyanmadın mı “ ada’yı kolunun üzerinde yükselerek izlemeye başladı. Ada kıpırdanmaya başladı. Her hareketini izliyordu. Naz içeri girdi. Tarık’ın uyandığını görünce “ şey günaydın”
“günaydın erken kalkmışsın “ sanki uyandığını çıktığını fark etmemiş gibi
“söylemiştim. Ada uyanmadan ihtiyaçlarımı hallediyorum hareketlendiğinden beri yoksa mümkün olmuyor”
“nasıl yani”
“yalnız bırakmaya gelmiyor her an peşinde olmam gerekiyor. İşlerimi o uyurken yapıyorum”
“dersleri ne yapıyordun”
“ders saatlerini uyku saatine göre ayarlamaya başladık hep selinle paslaşıyorduk”

Ada mızırdanarak uyandı.
Tarık: hım şekerparem uyanmış mı benim günaydın güzel kızım benim “ kucağına alıp yanağından öper ada çığlık atar “ hı gıdıklanır mıymış benim güzelim yukarı kaldırıp başını karnına doğru getirip başıyla gıdıklar ada gülmeye benzer sesler çıkarır. auy auy gibi
“alayım mı ?”
“biraz daha sevseydim “
“acıkmıştır vaktini geçirdim mi yandım sürekli günü mızmızlanarak geçirir”
“neee o kadar dakik mi olmak zorundasın”
“evet, yoksa günümüz çok kötü geçiyor”
“iyi al bakalım küçük hanım ne o öyle sen çok mu mızmızsın olmadı ama” adayı naz’ a verir dışarı çıkar.
Sabah yüzmesini yapar. Tekneye çıktığında Bu arada kahvaltı hazırlamakla görevli grup kahvaltı hazırlıyordu.

Ilgın: akşam tebrik edemedim kaptan harika bir sesiniz var
Tarık: teşekkür ederim ılgın hanım.
“bu konuda eğitim aldınız mı?
“yok, benim ki doğal yetenek”
“bu alanda çalışmayı hiç düşündünüz mü”?
“istemiştim hatta ilk konservatuara gitmek istemiştim ama sonra olmadı”
“düşünün çok başarılı olursunuz”
“teşekkürler sanırım kahvaltı grubundasınız hazır mı benimle burada sohbet etiğinize göre”
“şey bitmek üzere”
“iyi kolay gelsin işimiz çok bugün”

Naz ada’yı hazırlamış dışarı çıktığında Ilgın ile konuşmalarını görünce bozulur. İçses “Kıza bak ya içine düşecek ay oda gülerek cevap vermiyor mu “?

Tarık: hazırlandınız mı?
“hazırlandık “
“karnınız doydu mu küçük hanım ne o çok keyiflisin seni bızdık fıstığım benim öperdim ama tuzluyum canım benim o nazik güzel tatlı tenin yanmasın canımın içi “
“iltifatlara pek alışıksın bakıyorum kızın içine düşüyordun”
“hı naz ne dedin”
“Yok, bir şey demedim”
“dedin dedin anlamadım kız sesimi beğenmiş tebrik etti”
“ne tebrikmiş yanından ayrılamadı”
“ne oluyor naz bu ne şimdi”
“yok bişey”
“iyi o zaman şu anda çekemeyeceğim bir şey varsa oda kıskançlık”
Kamarasına gider. Duşunu alırken şarkı söylemeye başlar. Naz’a kıskançlığı çekemem demiştir ama yüzündeki gülümsemeye engel olamıyordu

Denize açıldım sevmeye sevilmeye
Anladım sevmek gibisi yok
Yağmura soyundum yavaş yavaş, yağar diye
Damlalarda yüzmek gibisi yok
Yokluğum varlığım bir
Dünüm yok,yarınım sır
Nasıl inanırım sana
Bu yürek ağır bana
Sevgin öyle uzaklarda
Nefes alsam da
Yanımda
Nasıl inanırım sana
Bu yürek ağır bana
Sevgin öyle uzaklarda
Nefes alsam da
Yanımda
Bu aşk fazla sana
Denize açıldım sevmeye sevilmeye
Anladım sevmek gibisi yok
Yağmura soyundum yavaş yavaş, yağar diye
Damlalarda yüzmek gibisi yok
Yokluğum varlığım bir
Dünüm yok,yarınım sır
Nasıl inanırım sana
Bu yürek ağır bana
Sevgin öyle uzaklarda
Nefes alsam da
Yanımda
Nasıl inanırım sana
Bu yürek ağır bana
Sevgin öyle uzaklarda
Nefes alsam da
Yanımda
Bu aşk fazla sana
Yokluğum varlığım bir
Dünüm yok,yarınım sır
Nasıl inanırım sana
Bu yürek ağır bana
Sevgin öyle uzaklarda
Nefes alsam da
Yanımda
Nasıl inanırım sana
Bu yürek ağır bana
Sevgin öyle uzaklarda
Nefes alsam da
Yanımda
Bu aşk fazla sana
Bu aşk fazla sana


Spoiler İçermektedir


Hazırlanır çıkar.

Behzat-Aydan: ne tatlı şey
Naz: teşekkürler
Aydan: ne kadar
Naz: 9 bitti
Aydan: baksana Behzat şunun haline ne kadar mutlu bir bebek
Behzat: ne kadar evlisiniz
Naz: evli
Aydan: biz iki yıllık evliyiz ve bebek yapmaya cesaret edemedik
“ biz evli değiliz”
Aydan: büyük cesaret bebek yapmanız
Naz:…………..
Aydan: yanlış anlama pardon tabi herkesin kendi tercihi zor oluyor mu?
“birçok zorluğu var ama dünyanın en harika işi bir gülüşü bile tüm sıkıntını alıp gidiyor”
“çalışıyor musun”?
“hı hı “
“peki, zor olmuyor mu”?
“yo işlerimi ona göre ayarlıyorum birde yardım eden arkadaşlar olunca çok şanslıyım bu konuda”
“alabilir miyim”?
“tabi “ Aydan’a verir.

Kahvaltı yapılmış. Herkes güvertede toplanır

Tarık: bu ikinci günümüzde biraz sonra karaya geçip orada ormanlık alanda yürüyüş yapılacak yollar biraz dik orada söylenen her şeye uyacaksınız. Herkes kendi işiyle ilgilenecek birbirinizi destekleyecek görevlerini anlamayan var mı?
Grup: yok
“iyi çantaları bota taşımaya başlayın”
Eren: eşyaları sen mi götürüsün yoksa ben mi götüreyim
“Sen götür ben kızımla yüzmek istiyorum”
“yapma kaptan küçücük bebek nasıl olur”
“merak etme tedbirimi aldım”
“sen bilirsin”


Naz: Tarık ada ile zor olmayacak mı?
“ olmaz merak etme “
“ya bir şey olursa”
“naz neden olsun ya merak etme ben taşırım kızımı bir şeyde olmaz”
“karaya nasıl çıkacağız”
“yüzerek”
“biz botla gitseydik”
“olmaz “
“ama deniz suyuyla ada orda nasıl olacak çocuk akşama kadar”
“ben o kadar düşüncesiz mi duruyorum naz sen annesi isen bende babasıyım sabah kızıma dokunmadım bile “
“şey özür dilerim ama “
“merak etme karada tatil köyü var tesislerinde faydalanacağız her şeye neden itiraz ediyorsun bakalım kızım da babası kadar çok seviyor mu denizi görmüş olurum. Gayet iyi gidiyor var mı bir sorun”
“yok”
“o zaman “

………………………………………………………
__________________
ummu88 Çevrimdışı  
Eski 01-03-09, 16:35   #496
esince
Asistan
 
esince kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.07.2008
Konum: kayıpppp :)
Mesajlar: 482
esince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond reputeesince has a reputation beyond repute
Varsayılan

5.bölüm

Herkes odanın içinde oturmuş hazırlanmış tarık ın uyanmasını bekliyorlardır
Tarık birden sıçrayarak uyanır belgin ve naz hemen tarık ın yamacına gelirler ve aynı anda

Naz:Tarık

Belgin:oğluşum

TARIK: ohhh rüyaymış

Naz: iyimisin canım

Belgin:ne oldu oğlum o nasıl sıçramaydı öyle

Naz: evet Tarık annem haklı ne gördün ki seni bu kadar korkuttu

Tarık: tamam hanımlar bir müsaade verin daha yeni uyandım bir kendime geleyim
Ayrıca ben korkmadım ki

Belgin ve naz gözlerini devirerek : tabi tabii

Tarık : korkmadım elbette

Naz Tarıkın başını okşayarak : öyledir canım öyledir

Filiz: yani abi buradan korktuğun anlaşıldı daha ne diye inkar edersin yani inandırmaya çalıştıklarınsa biri annen diğeri karın (ardından filizin gülüşleri )

Tarık: uufff tamam tamam benim şurada bir meleğim mi oturuyormuş bakıyım

Beyza: babişim diyerek Tarık ın üzerine yatağa atlayıp ellerini babasının boynuna doladı
Hadi hazırlan gidiyoruz

Tarık(doktorun ağzından kaçırdıkları aklına gelip ) nereye kızım

Beyza: anneee sen söyle diyerek göz kırpar

Naz:şimdi canım hani sen iyileşmeye başladın ya belgin annem dedi ki
“kızım tarık ağır bir kaza atlattı tabi sizde işte ben düşündüm ki beyzayı bize bırakın bende sizi maima adasına göndereyim aşkınız yeniden depreşsin hem zaten burada kış var hiç değilse orası sıcaktır oğluşum hemen iyileşir ben cimcimle de konuştum oda oluuur dedi” dedi

Tarık gözleri pörtlemiş bir şekilde nazın anlattıklarını dinlemişti

Naz: ee sen ne diyorsun tarık??

Tarık: bi dakika bi izin ver ben senin şu anlattıklarını sindireyim canım

Naz: peki

Odadaki herkes içlerinden kıs kıs gülüyorlardı

Tarık:şimdi sen ban bunların hepsini annem mi söyledi diyorsun yani benim kulaklarım yanlış duymadı

Naz: eveeeet kulakların gayet sağlam hayatım

Tarık: hıııı o zaman ne duruyoruz bütün yollar maima ye dimi canım hazır herkes hazır bende hazır bende giyiniyim gidelim aşk tazeleyelim

Vahiyle Hulusi aynı anda : öhöm öhöm (yani öksürürler)
Gülmelerini boğazlarında tutarak

Tarık suratında o bilindik şirin sırıtmasıyla babalarına sırıtır ve ayağa kalkmaya çalışır

Naz Tarık ın göğsüne ellerini koyup gözlerini ona dikip kısmıştır

Naz: orda dur bakalım Tarık bey

Tarık: ne oldu ki??

Naz. Hiç bilmeyeceğimi sandın dimi

Tarık: neyiii

Naz: bana saf numarası oynama Tarık

Tarık: uuff iyi tamam o zaman doktorda ağzından kaçırmasaydı ben ne yapıyım hem zaten ben doktorun gözünden anladım bıkmış bizden hadi pılımızı pırtımızı toplayalım evimize gidelim

Naz: aynı doktor bana sana söylediğini söyledi eehh süprizi öğrendiğine göre süprizde kalmadı sana tüüh ne yapıcağız şimdi belgine dönerek anne ne yapsak dersin

Belginde oyunun içine katılmış sağ elini sol elinin üstüne vurarak
:vah vah ne yapsak ki

Ümit: ben buldum ???

Naz: söyle benim cin fikirli kardeşim

Ümit: hani alfonso bir ay boyunca yataktan çıkamıyıcak ya bende ona moral destek veririm espirilerimle nasıl fikir

Filiz: bende sana takviye ekip olarak gelirim canım

Naz: iyi fikir siz ne dersiniz annecim

Belgin : olur hem moralede ihtiyacı var oğlumun

Naz: Tamam o zaman

Tarık bir dakika ya bana sormuyor musunuz siz şimdi hem naz ne oluyor sen ümite katlanamazsın ki hem annem nasıl oluyor da bizi maimi adalarına oluyor yok yok biz sadece evimize geldim

En sonunda kimse gülmemsini tutamamıştır

Naz: ay Tarıkkk sende iyice benleşmeye başladın benleşme lütfen ayrıca biz bir yere gitmiyoruz sadece özlediğimiz evimize gidiyoruz hem bende ümit i eve alacak göz var mı yani mecazen hadi filiz ümitten akıllı katlanılabilir ama ümit en son beni delirtiyordu
bide Tarıkcığım hani bu san yarım saatte konuştuklarımızın hepsi vardı ya hepsi şakaydı tatlım

Tarık :ne???!!!

Belgin: hem ben seni o uzak yerlere gönderir miyim bu hasta halinle

Tarık: zaten her şey o kadar belliydi ki ee ne zaman çıkıyoruz ???

Naz: tabi canım tabi ıı işlemler yapıldı istediğin zaman çıkabiliriz

Tarık:e o zaman ben hepinizi dışarı alayım

Ümit:neden ??

Tarık: artık evime gitmek istiyorum ve bu halde de gidemiyiceğime göre

ümit elini tarık ın omzuna atarak bu arada tarık ayaktadır
ve herkes de çıkmıştır yalnız ümit filiz naz bide haliyle tarık içeridedir

Ümit: avla alfonsocum istersen böyle git kimsenin seni yardırgayacağını zannetmiyorum özelliklede hemşireler bide böyle ipek pijamaların içinde olunca ayrı bir havan oluyor yakışıklılığın yanında anlayacağın ve ümitteki o sırıtma

Naz: ümiiiiit

Ümit: bana gözlerini devirerek hiiç ümitleme nazcım hem sende bende biliyoruz hemşirelerin alfonsaya nasıl baktıklarını hatta senin herkes odada yokken yani sen öyle zannederken filizle biz odadaydık sende o arada nazcığım ağzından boşta olunup bir söz kaçırmıştın onu bile hatırlıyorum : )

Filiz(birden atılarak) : bende hatırlıyorum

Naz: (tehtitkar bir biçimde ) siz nişanlı çift eğer evlenmek ve çocuklarınızın olmasını istiyorsanız susun bence yani yaşamanız açısından (tek kaşı havada)

Tarık: benim tarafımdan güvencedesiniz anlatın siz

Ümit: tamam o zaman

Naz: emin misiniz o hasta pek fazla bir şey yapamaz bana

Ümit: asıl sen emin misin naz hiçbir şey yapamayacağı konusunda

Naz: elbette eminim

Ümit: o zaman bende Tarık a güveniyorum ve ………… az sonraaa

Naz: bak Ümiiit Tarık la Filizin olmadığı bi zamanda seni bulur cimcik manyağı yaparım

Ümit: çook korktuuuuum

Tarık: kendiden bezmiş bi halde .. artık anlatsa biriniz

Ümit. Tamam alfonsocuğum bu kadar sabırız olma şimdi sen kendini bilirsin
Yakışıklılık bağbında hıh işte hemşirelerden biri koluna iğneyi saplıyıcağı yerde kendi parmağına batırıyordu yani olayın kısası şu alfonso sen o pijamalarla bile kadınları büyüleyip nazın o kadınlara sinir olabilmesini sağlaya biliyorsun ve aynı anda naza farklı duygular hissettirebiliyorsun bunu da nazcığımızın şu sözünden anlıyoruz ”bir insan hasta yatağında bile bu kadar ihtişamlı yakışıklı çekici olabilir Allah ım aklıma mukayyet ol benim” işte olayın özü

Tarık: hımmmm iyi

Ümit: bu karda mı yani “iyi”

Naz: ee başka ne söyleyeceğin bir şey var mı ümitçim

Tarık : evet ne bekliyordun

Ümit ellerini iki yana açıp :bilmem .. yani ben sizin anormal bir çift olduğunuzu daha iyi anladım şimdi yürü hayatım bi gidelim bunların yanında daha fazla anormalleşmeyelim

Naz ellerini beline koyup giden çifte doğru sanki siz çook normalsiniz espirili anormal çiftler (Tarık a dönerek ) hayatım bende çıkıyım hazırlan sen bekliyorum seni çabuk ol

Naz tam kapıdan çıkıcakken Tarık onu elinden tutup kendine çevirir ve belinden sarılır ve

Tarık: demek ihtişamlı yakışıklı çekici

Naz utanarak başını Tarık ın göğsüne gömer

Tarık: Nerdeyse beş sene oldu ama sen hala küçük bir kız çocuğu gibisin ve biliyor musun benim içimdeki o hınzır çocukta hiç büyümedi ve bazen onun dediklerini dinlerken korkuyorum

Naz: ne diyor ki o hınzır çocuk

Tarık: çoook şey özellikle bir planlar söylüyor anlatsam inanamazsın

Naz: kimle ilgili peki

Tarık: seeen hem başka kimle ilgili olabilir ki

Naz: nasıl planlarmış bunlar bakıyım

Tarık:çok fena şeyler…. Naz ben seni çook özledim

Naz: bende seni sevdiğim ömrüüüm

Tarık: ömrüm

Ve birbirlerine daha sıkı kavrarlar naz başını gömdüğü yerden tarık ın kokusunu çeker ciğerlerine Tarıksa nazın ipek gibi saçalarını okşayıp kokusunu için çeker taaa deinden

Ve naz birden ayrılır

Naz: hadi hadi hazırlan bitanem evimiz bizi bekliyor uzun zamandır (alaycı bir şekilde göz kırpıp ) hadi evimin direği

Tarık: banada kolan muamelesi yaptın ya naz

Naz: aaa bir şey demiyorum ben sana artık hadi uyuşuk beyefendi hazırlanın akşam üstü çıkacaktık nerdeyse gece olucak

Tarık: tamam tamam

Veee hastane çıkışı

Tarık ın bir yanında ümit diğer yanında Sadri tarık adetsek olarak abraya götürüyorlar arkada naz dikkatle tarıkı izliyordur yanındaysa filizin boynuna dolanmış ayaklarını filizin belinde çaprazlama tutan ve rüyalar aleminde olan Beyza halacığının boynundaydı

İlk önce tarık ı dikkatle arabanın arka tarafına ortalayıcı bir şekilde otururtular sol yanına Beyza yı sağ yanına ise nazı istemiştir yoğun istek üzerine de naz bu sefer kocasını kıramamış beyim nederse o olur demiştir

Ve yolculuk

Ümit dikiz aynasından arkadaki müthiş aileye bakmaktadır arkaya doğru baktığını gören tarık ümit göz kırparak ümit kısık sesle

Ümit: uyumuş seninkiler

Tarık dudaklarında tatlı bir gülümsemeyle gözlerini kırparak cevap verir yolculuk çook sessizdir tarık ın içsesi hariç hiç susumuyordur

Tarık içses: evet tarık e o rüyadaki yüzü nede annenle babanın konuştuklarını unutma
Özellikle rüyadaki yüzü bir anda tekrar o kabusa tekrar döner tarık

Arabanın şöför koltuğunda oturmuş kaza sahnesini tekrar yaşıyodur ama bu sefer her şeyin bilincindeydi kabus olduğunu uyanıcağını her şeyi bir anada gözü karşıdan gelen abranın içindeki adamı görmüştü ve kim olduğu biliyordu o …

Bu sırada naz tarıkın beline daha sıkı sarılmaya çalışıyodu o koltukta uyumanın hakkını vermek istercesine ve tarık o kabustan tekrar çıkar nazının saçlarını okşayıp alnına bir öpücük kondurur ve yine uzaklara dalmaya başlar

Bu seferse belginle Hulusi nin konuşmaları gelir aklına

Belgin : benim bitanelerime neler yapmışlar böyle haksız mıyım Hulusi o beddualarda kim ne ister ki benim çocuklarımdan hı

Hulusi bilmiyorum belgin bunu en iyi bilecek kişi tarık oda daha bir şey söylemedi dur bakalım öğreniriz belki tarık hiç söylemez kendi halleder senin gibi

Belgin : oğluşuma laf etme Hulusi o her şeyin en iyisini bilir

Hulusi: tamam tamam daha fazla kavga etmeyelim de uyusun oğlan

Belgin iyi hadi çıkalım

Tarık içses: siz öyle zannedin

Tarık motorun durma sesiyle kendine gelir onunkileri de uyanmıştı

Hulusi : bu sefer ben alıyorum torunumu kucağıma bu zevki hiç kimseye yaşatmam

Vahi : ben ne olucam peki sen daha sonra taşırsın dünürüm hadi hadi daha fazla üşütmeyelim prenseside içeri girelim biz tarık ı Sadri ile damat getirir

Vahi : hadi bakalım

Belgin en önde kapıyı açmak için hızlı hızlı gider kapıyı açar içer girerler babanne ile dedeler

Dışarıdaysa sadriyle ümit tarık ı girdirdikleri abradan yavaş bir biçimde çıkartmaya çalışıyorlardır

Ümit: ne ağır adammış be ağabeycim yaa

Sadri: aynen ben bunun böyle ağır olduğunu hiç bilmiyodum dışarıdan ağır gözükmüyor tabi

Tarık: size beni taşın diyen mi oldu bide şikayet ediyorsunuz

Sadri-ümit: eveeeet

Tarık: kiim ??!!

Gözleriyle nazı işaret eder

Naz: ne yapıyım tarık bakma bana öyle

Tarık: yani naz ben seni o kadar taşıyım sen beni bu iki herife maskara et onlara diyiceğine kendin taşısana beni

Naz: Neee !!!

Tarık: Pardon bu ağır kaçtı biraz yani tamam adam tutsaydın bari bunların diline düşmektense

Naz: oldu bi kere hadi hadi hava buz gibi ben dondum içeri gidelim

Naz kolunu filize uzatarak : gel görümcem

Filiz: geldim yengem

Naz: hadi sizde sallanmayın taşıyın kocamı hıh

Ümit: emredersiniz naz komutan yok yok bu kızda alışkanlık olmuş emirden aşağı bize zor konuşuyor bazen kocası hariç gör işte ne kadar ballısın alfonso

Tarık: biliyorum biliyorum hadi çok konuşmayın da içeri taşıyın beni

Ümit: olamaz tarık a da geçmiş bu konuşma tarzı yandık ki ne yandık

Sadri tarık ümit üçlüsü son hızla merdivenlerden çıkarlar içeri germek için bir hamle atıcaklardı ki

Naz: Aaayy dikkaaat ediiin (son ses bir şekilde )

5.bölüm sonu
__________________
esince Çevrimdışı  
Eski 02-03-09, 22:35   #497
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,797
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan


31. bölüm

Sabah uyanan Naz Tarık’ ı arar

Tarık: alo canım uyandın mı?
“ uyandım ki seni arıyorum sabah neydi o telefon 6 da “
“şey uyanınca saate bakmadan aramışım canım uyandırdım”
“evet, güzellik uykumu böldün sana kötü gözükmek istemediğimden bugün seninle buluşamam”
“sen her halinle güzelsin “
“e alışveriş için buluşacağız ya ben gözleri şiş bir şekilde dışarı çıkamam”
“ama naz lütfen”
“ay hani önce ben ne istediğime karar verecektim”
“iyi tamam ama görüşeceğiz dimi”
“yo oo“
“ama neden “
“biraz önce söyledim sanıyordum”
“bende sana sen her halinle çok güzelsin dedim ya”
Naz daha fazla dayanamaz kahkahalarla gülmeye başlar
“ şaka mıydı”?
“evet, ama sabah toplantım var öğle yenmekte buluşalım sonra bakarız”
“tamam, saat kaçta geleyim”
“13.00 iyi mi”?
“tamam”

Cahide: hoş geldin belgincim
“hoş bulduk cahideciğim “
“nasıl artık sorun yok”
“yok yok aramadın bari ben geleyim dedim”
“yoğunduk biliyorsun belgincim rahatsız etmek istemedik”
“iyi napıyoruz nişan işini”
“bilmem”
“a o ne demek bizde nişanı kız tarafı yapar. Sizden ses çıkmayınca gelip konuşalım dedim”
“çocuklar her şeyi kendileri planlıyorlar istedikleri gibi olacakmış”
“ama yani bu kadar da olmaz çok uzadı”
“iyide belgincim uzamasının sebebi sen hastalandın, defile, şimdide eşya bakıyorlar bir taraftan Tarık’ın iş yeri açılışı olacakmış. Acelemizde yok günler çuvala girmedi geç olsunda güç olmasın. Naz ile konuşur haber veririm kaçtığımız yok yaparız”
“ay Cahideciğim kırdım mı”?
“yo neden kırılayım çocuklar biz istediğimiz gibi planlayacağız deyince karışmak istemedim”
“şey dün Tarık’’ çok sıkıntılı görünce gelip konuşayım istedim biz büyüklerde yardımcı olalım dedim”
“öylede çocuklar”
“çocuklar mı yoksa Naz mı biri acele ediyor diğeri yavaştan öyle olunca çatışıyorlar birde sanki naz sadece o evde kendi yaşayacak gibi davranıyor sanırım. Oluşum benin öyle sıkıntılara gelemez”
“yani belgin istiyorsa katlanacak istemiyorsa da uzatmadan son verecek”
“ama cahide ağır olmadı mı bu söz şimdi naz kızımızda çok inatçı her şey kendi istediği gibi olsun istiyor sanırım”
“konuştum belgin o konuyu merak etme”
“ay cahideciğim erkekler kapalı kutu bu konuda bilmem ama soruyorum benim gözlemim bu Tarık bir şey anlatmıyor naz anlatıyordur belki naz seninle paylaşmıştır diye sordum yanlış anlama”
“anlamam merak etme sen yanlış anlatmadığın sürece”
“tamam, oluşumu öyle üzgün kırgın görünce dayanamadım haklısın. Çocuklar nasıl olsa halleder. Böylece birbirlerini daha iyi tanımış olurlar annelik dayanamadım işte “
“tamam, belgin sorun değil bak kızımı üzmek yok “
“nasıl üzerim cahide aşk olsun naz’ın üzülmesi demek oluşumun üzülmesi demek “”
“Ha yani sadece Tarık için”
“yok, sevdiğimden de”


Yemekte
Tarık Naz’a baktı iştahla ve zevkle yemeğini yiyordu. Elini çenesinin altına aldı gülümseyerek izlemeye koyuldu. Naz’ın yaptığı her işten bu kadar zevk alarak yapmasının çok hoşuna gittiğini düşünüyordu. Naz izlendiğinden rahatsız olmuş başını kaldırdı karşısındaki adamın bakışları çok hoşuna gitti ama yinede uyarmadan duramadı buna uyarma denirse kaşlarını gülümseyerek çatmaya çalıştı “bana öyle bakma ama yiyemiyorum”
“ama çok güzel görünüyorsun”
“hım güzel görünüyorum sadece şimdi”
“ her halin başka güzel öfke bile yakışıyor sana”
“ Tarık sen yemeğini yesene “
Seni seyretmek daha zevkli”
“aç kalacaksın”
“ben seni izlerken doyuyorum”
“bak sonra alışverişte acıktım diye mızmızlanma “
“seni yerim. Hem ben mızmız falan değilim”
Naz gözlerini kocaman açmış öfkeyle“Tarıık sapıklaşma ye yemeğini”
“ bak yine yaptın”
“ne yaptım”
“kızdın aklımı başımdan aldın şöyle yanına gelip kolumu sarıp doyasıya ..”
“sus artık beni utandırmaktan vazgeç “
“ama çok yakışıyor ben ne yapayım”
“biz buraya neden geldik Tarık hı”
“yemek yemeğe “
“başka”
“alışverişe”
“ha sen konuşarak dolaşmaktan yırtarım diyorsun”
“yo öyle olsa dün konuştuğumuz gibi yapar senden haber beklerdim”
“bende şaşırdım çok sıkıldığını sanıyordum bu alış veriş aşkı nerden çıktı”
“ilkim bir şey dedi rüyamda beni terk ediyordun”
Naz ilkim adını duyunca engel olmadığı bir yumru yine karnına saplandı sesi değişmişti “ilkim öyle mi ne zaman karşılaştın”
“şey gece annemlerden dönünce”
“ne dedi”
“boş ver onun ne dediğini hadi yiyelim yemeğimizi yapalım alış verişimizi”

Yemekler yenmişti.
Tarık: kahve
“olur”
“garson bey bize iki orta şekerli kahve “
Garson: tamam efendim “

Bol köpüklü Türk kahveleri gelmiş içiyorlardı. Tarık daldı gitti elinde kahve ile
Naz: hey Tarık nereye gittin
“evimize”
“hı ne evi”
“akşam olmuş işten dönmüşüz. Yemeklerimizi yemişsiz sen böyle köpüklü kahve yapmışsın rahat kanepemize uzanmışız ben sana sarılmışım birlikte içerken hayal ettim birden
“kahveleri ben yapıyorum öyle mi”?
“sözün gelişi istersen ben yaparım ya da yapan birini buluruz”
Kahve içerken birde sarılıyorsun birde uzanıyorsun o biraz zor gibi sürekli fincan elinde”
“onu da düşümdüm arkadan hemen yanımıza uzanan sehpalar”
“yandan uzanan sehpalar var mı öyle ben hiç görmedim”
“şimdi ben uydurdum. İç koy hiç kıpırdamadan”
“her şey rahtına göre ayarlanmalı diyorsun”
“Eh yani insan dünyaya bir defa geliyor istediğince gönlünce yaşamalı”
“bence salonda öyle uzun kafalı sehpa hiç estetik durmaz”
”sen iste ona da buluruz çare”
“sen bulursun”
“bulurumda bir şu eşya, nişan düğün işini çabuklaştırmanın çaresini bulamadım”
“çözüm bulmanı gerektirecek bir durum yok zevk alarak benimle dolaşacaksın”
“seninle yapılan her şey güzel benim için ama daha zevkli şeyler varken neden alışverişle zaman harcayalım “
“batırıyorsun”
“neyi”
“gemiyi”
“ben süper kaptanım batırmam”
“ne süper ama ya senin derdin ne sürekli konuyu tek bir yere bağlıyorsun”
“yo ne zaman yaptım ben onu bende konu bol “
“tabi tabi”
“ha canım nişan için istediğin özel bir şey var mı”?
“hım çevir çevir yanmasın”
“ne yanmasın”
“soman”
“tamam, özür dilerim çok mu belli ediyorum”
“neyi”
“alışverişin beni sıktığını”
“eh “
“tamam, seninle olunca zevkli olacak eminim dün yorgunluktan öyle yaptım zevk almaya çalışacağım söz”
“iyi ne sormuştun”
“nişan diyordum”
“Kızkulesi”
“Kızkulesi mi iyi de orası beni gerer şimdi “
“İyi işte kötü olanları silmiş oluruz”
“ben orayı hepten kapatayım”
“yo gerek yok çok kalabalık olmayız”
“olsun ben işimi garantiye alayım kötü sürpriz yaşamayalım. Bende bu şans varken çıkar bir terslik”
“sen bilirsin kalkalım”

…………………

Yapılan gezilerin sonunda salon takımı beğenilmiş aksesuarlar perdeler alınmış ve eve yerleştirme için getirilmiş döşeme işi bitmişti. Kırmızı siyah ve altın sarısı tonlarında modern görünümlü geniş koltuk takımı ve perdeler aynı tonlarla olan bir salondu. Naz salona hayranlıkla izlemeye başlamış. Her bir köşeye eliyle okşar gibi dolaşmaya başlamıştı. Tarık salonun girişindeki kolana dayandı. Ellerini koltuk altında birleştirerek Naz’ın halini yüzünde hayran bir gülümseme ile izlemeye koyuldu . Gördüğü manzara onu büyülemişti. Naz’ın her eşyayı bir parçası gibi okşaması onun yüzündeki mutluluğu gördüğünde alışveriş esnasında yaşadığı tüm sıkıntılar yok olup gitti
Naz: nasıl buldun
“baş döndürücü”
“o kadar güzel”
“güzel kelimesi anlatmaya yetmez”
“yaaaaaa bende de mi güzel”
“sen neyi sormuştun”
“sen neyi güzel buldun”
“baş döndürücü olan sensin “
“ben mi ama ben eşyalarımızı sormuştum”
“eşyalar mı ama ben sen varken onları görmedim bile “
“Tarııık ciddi olur musun”?
“ben çok ciddiyim deneyelim mi”?
“neyi”
Tarık yüzünde muzip bir gülümseme ile “ kanepemizi test edelim”
Naz başını iki yana sallayarak “yok etmeyelim mağazada nasıl test ettiğini gördük”
“ben o zaman iyi test yapamadım şimdi rahat rahat test edelim”
“hiç heveslenme ( Tarık dan uzaklaşır kaçmaya başlar Tarık peşinden “hiç kaçma yakalayacağım “
“ o biraz zor “
“nedenmiş o”
“bilmem sanki biraz hantallaştın gibi”
“hep senin yüzünden”
“nedenmiş o”
Koltukların arasından sehpaların derken masayı geçip kanepenin önüne geldiklerinde Tarık naz’ı yakalar “nasılmış benden kaçamazsın demiştim demek hantallaşmamışım “ kollarıyla nazın belinde arkadan sarar. İkisi de nefes nefese kalmışlardı. Tarık boynuna küçük bir öpücük bırakır. Naz “ ıy dur yapma “
“hım sen gıdıklanıyor musun” çok güzel yeniden eğildi öperken naz kollarından kurtuldu.
“her aldığımızı böyle test edecek olursak yandım yatak odasını düşünemiyorum “ söylediğine pişman başını önüne eğdi.
Tarık: o iş için yatak odası şart değil canım ( gülümsemeye başladı)
“ sırıtma”
“sırıtmıyorum gülümsüyorum”
“ikisini de yapma “
“hadi gel nasıl rahat mıymış kanepemiz “ naz uzaklaşmaya çalışıyordu Tarık naz’ın kaçmasın diye elinden tuttu. Birlikte kanepeye doğru sendeleyerek düştüler ve aynı anda gülmeye başladılar. Tarık hafifçe zıplar “ hım çok rahatmış değil mi canım”
“hı hı “ naz’ın şaşırdığını gören Tarık
“ne oldu şaşırdın”
“yo “
Tarık yavaşça naz’a doğru eğildi Naz gözlerini kapamıştı bile. Tarık bir süre naz’ı izledi yüzünün her köşesini ezberlemek ister gibi elini yüzünün her köşesinde gezdirdi. Önce küçük bir öpücük bıraktı. Sonra tutkuyla öpmeye başladı ikisinin de nefesi kesilinceye kadar devam etti………..
Ta ki Naz’ın telefonu çalana kadar...
Tarık: of ya insan bu kadar mı kadersiz olur ya ne bu allahım neydi günahım”
“neden öyle düşündün”
“baksana telefon, polis simitçi herkes bana karşı işbirliğine girmiş sanki”


“Alo anne … ancak bitti ….tamam çıkıyoruz … biliyorum babam ben eve girmeden uyuyamıyor …. Biliyorum saat geç oldu … iyide …tamam anne bir daha olmaz …


Gri araba özkul malikânesini önünde durur
Tarık: o gün gelecek mi?
“hangi gün”
“ayrılmadığımız aynı yere girdiğimiz gün artık seni bırakıp gitmek çoook zor geliyor. Naz bilmiş ol sabrım taşıyor bir gün seni alıp kaçarsam hiç şaşırma”
Naz elini gözüne koyup pışşık hareketi yaparak “hiç heveslenme ben kaçmam insan her zaman evlenmiyor her şey çok özel olsun istiyorum eğer katlanamayacaksan demek ki beni düşündüğün kadar çok sevmiyorsun
“çok sevdiğim için artık ayrı kalmak istemiyorum olamaz mıyım? Bir evi özel yapan eşyalar değil içinde ki yaşayanlardır. Bunu sen neden anlamıyorsun. Belli şeyler olsun sonra bize özel bizden izler taşıyan çok şey katacağız
“ o çok derin oldu bu konuşma”
“sen benimle dalga mı geçiyorsun”
“yo nerden çıkardın”
“Bilmem konuşmam pek hoşuna gitmedi. Seni evimizin içindeki eşyalar mı yoksa ben mi desem”
“ne saçmalıyorsun”
“hani birden benden daha çok eve alacağın eşyalara önem veriyorsun gibi geldi”
”Tarıık nasıl düşünce bu senin olmadığın bir yerin ne önemi olabilir ki”
“bende onu diyorum ya “
“Tarııık tüm hevesimi kırdın “
“naz özür dilerim ama bir haftadır dolaşıyoruz ve sadece salon yerleşti. Daha açılış var nişan var”
“alışveriş yaparken yerleştirirken birlikteyiz ayrılmadığımız günlerde gelecek acelen ne”
“seni çok özlüyorum hep yanımda ol istiyorum seninle uyumak seninle uyanmak istiyorum”
“o günlerde gelecek biraz sende yaptığımız alışverişten zevk almaya çalışsan olmaz mı”?
“tamam, öyle olsun “
“ iyi geceler”
“iyi sana da”
“of Tarık yapma böyle”
Tarık zoraki bir gülümseme ile “ iyi geceler sabahtan geleceksin değil mi”?
“o neden “
“unuttun”
“neyi”
“açılışı”
“yarın 11.00 deydi dimi”
“eh “
“tamam, özür dilerim. Biliyorsun”
“ya öyle ev daha önemli değil mi”?
“Tarııık “

Hazırlıklar bitmiş davetliler gelmeye başlamıştı. Tarık ve Sadri davetlilerle ilgileniyor. Gelenlerin hepsini masalarına uğrayıp sohbet ediyordu. Bir tarafta naz Ayşe ve diğer grup arkadaşları sohbet ediyordu. İçeri girenleri gören naz kapıya doğru hızla koşar adım gitti. Gelen Naz’ın İtalya dan arkadaşı Eduardo Girotti idi.


Naz: ed sen hoş geldin seni burada görmek ne güzel “ birbirlerine sarılmışlar ve öpüşmüşler. Ve sarılmaları bir türlü bitmiyordu. Uzun süredir görüşemeyen arkadaşlar özlem gideriyordu. Tarık gördüğü manzara karşısında daha fazla dayanamadı. Davetlilerin arasından hızla Naz’ın yanına ulaştı ve kolunu tutup çekti. Öfkeden ne kadar sıktığının farkında değildi “ ne oluyor burada”
Naz: Tarık bırak kolumu acıtıyorsun. Bırakır mısın?
“ sana ne oluyor dedim kim bu kılkuyruk”
Eduardo: pardon sanırım bir yanlış anlama va buda

“arkadaşım eduardo ve gayet iyi Türkçe biliyor”
“Memnun oldum izninizle naz’ la konuşmam gerekiyor( biraz uzaklaştırır) hani öyle yakın olduğun arkadaşların yoktu ne bu şimdi”
“ şey atlamışım”
“ne atlama ama yapıştın bırakmadın”
“a abartma Tarık İtalya’dan geldiğimden beri görmemiştim”
“ya nasılmış naz hanım insan çok sevdiği arkadaşını uzun süre görmeyince nasıl oluyormuş”
“iyi tamam “

…Naz
Naz: a esin sende mi geldin
Esin: herhalde
“ canım nasıl özlemişim “
Esin: ha tabi çok özlediğinden bir geldin senden hiç haber alamadık
Naz: döndünüz de neden aramadınız
Esin: yeni geldik ayağımızın tozuyla davete katıldık
Tarık: hoş geldiniz ben Tarık Naz tanıştırmayacak sanırım nişanlısıyım
Naz: şey şaşırdım ondandır Tarık esin –esin Tarık ed i biraz önce tanıtmıştım
Esin: memnun oldum hayret ne zaman oldu bunlar Naz
Naz: dönüşte başladı diyelim ne yapıyorsun
Esin: burada büyük gazetelerden birinde magazin bölümünü müdürüyüm
Naz: ed sen
Ed: gelinlik üzerine çalışıyorum yeni moda evi açtım
Naz: of ya daha yeni defile yaptık moda tasarıma da çok olmadı yeni eleman aldık döneceğinizi bilsem seninle çalışmak isterdim
Tarık: bakıyorum İlkim’i çabuk sattın
Naz: Tarııık
“ efendim ne var “
“a ben senin arkadaşlarına karışıyor muyum”?
“karışmıyorsun musun”?
“yo ooo”
“ben yanlış mı anladım sen ne dedin”
“sen davetlilerinle ilgilenmeyecek misin”?

Ters bakış atar yanlarından uzaklaşır. Davet bitmişti. Geriye arkadaş grubu kaldı. Naz arkadaşını diğerleriyle tanıştırdı.
Esin: Tarık Bey harika bir gösteriydi
Tarık: teşekkürler esin resmi konuşmalardan çok hoşlanmam
Esin: iş ortamında çok uygun olmuyor
“evet, haklısınız ama yakın çevrem diyeyim naz’ın arkadaşısınız bey hanımı kaldıralım”

Ed: sizi nereden tanıyorum çok tanıdık gibi geliyorsunuz
Naz: en çok hayranı olduğun şey ne
Ed: ralli ama nasıl olur
Tarık: İtalya adına yarışınca ismimi öyle değiştirmiştim
Ed: o zaman imzalı reminizi isterim ama önce esin hayatım remimizi çek
Tarık: tamam birkaç imza için çekilmiş fotoğraf vardı imzalar bir karşılaşmamızda veririm
Ed: ama sizi başka bir yerde de gördüm gibi
“bilmem belki İtalya da bir davette ya da bir yerde karşılaşmış olabiliriz
Ed: neyse takıldım şimdi çıkaramazsam uyku girmez şimdi of ya nerden acaba
Esin: hadi canım çıkalım gazeteye dönmem gerek hı iyi günler

Naz: nasıl buldun arkadaşlarımı canım benim ilk görüşte âşık oldular ve hemen evlendiler
Tarık: hemen öyle mi peki biz neden hemen evlenemiyoruz naz hem neydi o içine soksaydın bari esin onlunca uzaktan ed olunca hem ne biçim İtalyan adı o ed
Naz: biz kısalttık eduardo
“Aman iyi bakıyorum cevap vermedin neydi dedim. Maden sen benim arkadaşlarımla çok yakın olmamı istemiyorsun aynı şeyi bende senden bekliyorum “
“ama Tarık şimdi nasıl uzak dururum”
“ben durdum ama”
“haklısın insan sevdiği arkadaşı ile yakın olabilirmiş özür dilerim “
“olmaz hepsi bana kırgın gittiler”
“onlardan da özür dilesem olmaz mı”?
“düşünmem gerek”


…………………………………………
ummu88 Çevrimdışı  
Eski 04-03-09, 00:18   #498
Aynali 11
Asistan
 
Giriş Tarihi: 19.11.2006
Konum: Erzincan
Mesajlar: 306
Aynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond reputeAynali 11 has a reputation beyond repute
Varsayılan


sevtap kapiya bakar ve yillar sonra sevtap ve naz göz göze gelirler
naz: sevtap?
sevtap: naz hosgeldin
naz: tarik ne demek oluyor bu?
tarik: naz sevtap meltemin annesi

tarik naza gülümseyerek bakarken naz bu durumu hicte hos karsilamaz

37. bölüm sonu

38. bölüm

naz: inanmiyorum sana tarik..biz simdi buraya bunun kizinimi istemeye geldik?
tarik: naz sende bir zamanlar annemin bize yaptigini mithata yapmicaksin herhalde
naz: gerekirse yaparim..(elini sevtap göstererek)..bunun en yakin arkadasina ne yaptigini unutmadin deilmi
tarik: naz bunlari sonra konussak..hadi canim iceri girelim
naz: siz istersiniz kizi tarik bey ben gidiyorum

naz arabaya binip gider tarik ise nazin arkasindan seslenir ama nafile naz coktan gitmistir…sevtap tarigin yanina gelir

sevtap: benim yüzümden araniz acildi..ben inan cok üzgünüm
tarik: senin bi sucun yok..ben naz ile konusurum..asil ben özürdilerim
sevtap: ben bunlari hak ettim tarik…hemde fazlasi ile
tarik: ben simdi eve gidip konusacam..sende cocuklara bisey caktirma…hem siz neticede sinif arkadasisiniz

tarik bi taksiye binip eve gider


bi süre sonra varir eve..tarik iceri girer nazi salonda oturmus görür
tarik: cok güzel naz..vallah bravo..sen kiz istemeden cay..sonra bin arabaya eve git..benide böyle ortada birak..bari bi hosgeldin der insan
naz: hosgeldin tarik
tarik: naz
naz: naz deme bana
tarik: pardon naz hanim
naz: hele naz hanim hic deme
tarik: askim, bi tanem, herseyim
naz: iltifatin hic sirasi deil tarik
tarik: patron nasil
naz: patronda deme
tarik: yeter ama naz sözcükteki tüm hitaplari söyledim hic bisey olmuyor ne deyim sana..kamil, ali veli delimi??..yoksa bilmedigim uzayli bi isminmi var naz
naz: hayir tarik hic bisey söyleme..hatta sende geldigin gibi git..sevtapin yanina
tarik: ya kadin bize bisey yapmadiki
naz: dogru yapmadi ama bi söz vardir..anasina bak kizini al diye…anasi nasilki kizi nasil olsun…en yakin arkadasina ne yapti bi düsün
tarik: iyide ne maglum kizin öyle oldugu
naz: ya öyleyse
tarik: bak naz…bizi düsün…hani bi söz daha varya..babasinin oglu diye..babami nasil bilirsin
naz: hulusi babam dünya iyisi bi adamcaz..ne var
tarik: öyle ama..ne biliyorsun..yada biliyordun hakkinda

naz bi kac saniye sonra cakmistir durumu
naz: ohooo sanki sen öyle deilsin
tarik: seni tanidigim günden sonrasini düsün naz
naz: ayni seymi
tarik: evet ayni sey…babam annemle o yillarda tam 25 yil evliydi ve söz vermeseydi hala devam ediyordu capkinliga..ben öyle deilim mesela naz…siz sinif arkadasisiniz naz..yillar önce annesinin yaptigi bi hatanin bedelini o kizcaz ödemeye hakki yok…hem bu arada o kiz en yakin arkadasimin kizi ayrica..ve o cok mert ve delikanli birisi..bunu sende biliyorsun naz….simdi karar ver..gidip istiyormuyuz müstakbel gelinimizi??
naz(azicik düsünür sonra karar verir): iyi tamam peki…ama unutmaki bunu sirf cocuklar icin yapiyorum..böyle yapan kadinlari hic sevmem ve sevtapta onlardan biri

tarik ve naz tekrar sevtapin evine giderler ve kiz isteme fasli baslar
tarik(naza egilir): naz hadi baslasak
naz: olmaz tarik önce sen basla..hatta baslamisken bitir
tarik: naz ben bu iste cuvallarim sen baslasan
naz: merak etme ben toparlarim gerekirse
tarik: yani naz…neyse

tarik: efendim sebebi ziyaretimiz..seydir..(elini ensesine koyar)..simdi..bu iki genc birbirlerini görmüsler ve begenmisler tipki bi zamanlar bizim gibi..yani bizim gibi derken naz ve benim gibi

naz arada siritir tarikta bunu farkeder
tarik: naz siritma
naz: siritmiyorum tarik gülüyorum
tarik: neden
naz: cok komikte ondan
tarik(naza egilir): ben sana dedim cuvallarim diye
naz: gayet iyi gidiyorsun devam
tarik: yani uzun lafin kisasi sevtap biz allahin emri peygamberin kavli ile melteme talibiz
naz(alkislayarak): bravo tarik gercekten süper..tebrikler askim

naz alkisladiktan sonra tekrar yüzünü asar
naz(icses): bu cadi kesin bi bahane ile kizi vermicek..inat iste
sevtap: vallah meltem istedikten sonra bana söyleyecek bi söz kalmadi..mutluluklar dilerim

meltem ve mithat naz, tarik ve sevtapin elini öptükten sonra oradan ayrilirlar…herkes tam cikarken sevtap nazi durdurur
sevtap: az konusabilirmiyiz naz??
naz: ne vardi??
sevtap: senden beni af etmeni beklemiyorum naz..hatta acikcasi umrumdada deil..sadece pisman oldugumu bilmeni ve kizimi gelinin olarak sevmeni istiyorum okadar..onun hic bir sucu yok
naz: hani derler ya..bazen büyüklerin günahini cocuklar ceker diye…baskasi olsa senin o daha dogmamis cocugun babasini ex askinla aldattigin icin..sirf ogullarinin mutlulugu icin o kizi gelin olarak alip sonrada hayati ona zindan ederdi…ama ben öyle deilim ben bugün buraya iki asigi evlendirmeye geldim..yani gelinimi istemeye

naz bu sözünden sonra tarigin yanina gider arabaya ve eve giderler

arabanin icinde
tarik: naz
naz: efendim
tarik: kiz isteme fasli bitti…simdi naz isteme faslina gecmeye ne dersin
naz: naz isteme fasli derken??


tarik lunaparkin önünde durur
tarik: iste naz isteme fasli hatirladinmi??

naz gecmise yolculuk yapar

gecmis
naz: tarik gel lunaparka gidelim
tarik: cok istiyorsan hadi gidelim

lunaparka girerler tarik naz icin bisey kazanmistir…daha dogrusu iki sey
tarik: askim…ayicigimi istiyorsun yoksa kirmizi gülümü?
naz: sen hangisini secersen
tarik: kirmizi gül lütfen
naz: tesekkür ederim
tarik: bak ask treni gel binelim
naz: hadi

ask trenine binerler öpüserek cikarlar ve sonunda gelin damatli bir resim cekilme yerine varirlar fakat yaninda bide kovboy resmi vardir
naz: bak tarik önce kovboy ol sonra ikimiz gelin damat

tarik kovboy olarak resim cekilir daha sonra naz gelin tarik damat olarak cekilirler


nazin gecmise yolculugu tarigin onu dürtmesi ile son bulur
tarik: naz!! naz iyimisin
naz: ha tarik ne zaman geldik
tarik: biz coktan geldik naz sen hayale dalmadan önce
naz: ne hayali
tarik: sana seslenmesem hala böyle dalmaya devam ediyordun
naz: buraya ilk geldigimiz günü hatirladim birden..en sonundada bizim gelin damat olarak cekildigimiz fotografi düsündüm sen uyandirdin beni
tarik: ilk sevgili oldugumuz gecede buraya gelmistik
naz: cok güzel bi geceydi

bu kez naz ve tarik ilk sevgili olduklari geceyi hatirlarlar

gecmis

naz: sagol tarik…bu arada melisa güzel kiz..neden ona karsi ilgin yok…seni sevdigi belli
tarik: cünkü bi baskasi var …ondan daha güzel ve daha cekici
naz: esmer birisi yani
tarik: nerden bildiniz naz hanim?
naz: esmer bayanlari daha cekici bulmuyormusun?
tarik: öyle
naz: eee kimmis bu sansli kisi?
tarik(icses): sensin tabii esmer prenses…(disses)..henüz bunu bilmiyor
naz: neden söylemiyorsun ona?
tarik: bilmem belki hic istemedigim bi cevap alabilirim diye olabilir
naz: bence sansini bi dene…eger seni redederse o zaman kendi kaybeder
tarik: varsayalimki o kiz sizsiniz..ne cevap verirdiniz?
naz: ben o kizin yerinde olsam hemen kabul ederdim..senin gibi iyi kalpli, dürüst, karizmatik ve yakışıklı birini bulmusum kacirirmiyim hic?
tarik(icses): oglum tarik ya agzindan kacirdi yada bilerek söyledi..en azindan senden hoslandigi kesin ama ya parasiz ise
naz(icses): evet tarik simdi belki sözleri duymussundur…bana karsi bir ask varsa simdi söylemenin tam zamanidir
tarik: peki ya fakirse…mesela ben soförüm..siz kizin yerinde olsaniz kabul edermisiniz
naz: para hersey demek degildir tarikcigim unutma…önemli olan sevgi

ve naz odasina dogru gider
naz(yürürken): hadi bakalim tarik simdi askini itiraf etme zamani…cok heyecanliyim
tarik: ee bu niye gitti simdi…sanirim zamani geldi…oglum tarik bu aksam herseyi hallediyorsun…daha fazla icinde saklayamazsin naza olan askini..evet evet en iyisi romantik bir aksam yemeginde herseyi aciklamak

tarik nazin pesinden nazin odasina dogru…naz odasina cikmistir bile..tarik ise nazin odasinin kapisindadir kapiyi tiklar
naz(icses): geldi…(disses)…kim o?
tarik: naz hanim benim tarik girebilirmiyim?
naz: tamam gir

tarik iceri girer
tarik: naz hanim eger yanlis anlamazsaniz ve aksam isiniz yoksa sizi cok güzel bi yere götürmek istiyorum
naz: hmm neresi mesela?
tarik: sürpriz desem?
naz: tamam olur nasil istersen
tarik: tesekkürler naz hanim

aksam olur tarik nazi kapinin önünde bekler

bi kac dakika sonra naz kirmizi elbisesi ile gelir (hatirlarsiniz 14 subatta giydigi kiyafet)
naz: nasilim tarik?
tarik: muhtesem görünüyorsun
naz: tesekkürler..sende cok yakışıklı oldun siyah takimin ile…cok yakismis
tarik: sagol..sanada kirmizi cok yakisiyor

arabaya binerler cok şık bir restoranta giderler

naz: cok romantik bi aksam yemegi…neye borcluyuz bunu?
tarik: bunu ilerleyen dakikalarda anlayacaksin

müzik calar
tarik: bu dansi bana lütfedermisin?
naz: memnuniyetle

müzik boyunca dans ederler…müzik biter ikisi yerlerine otururlar
tarik: naz sana söylemek istedigim cok önemli bisey var … bilmen gerektigini düsünüyorum
naz(icses): nihayet
tarik: naz daha tanisali asagi yukari 1.5 ay oluyor ve ben bu zaman icerisinde cok düsündüm…naz ben seni seviyorum
naz: ne?
tarik: biliyorum biraz garip geldi ama sana sabah bahsettigim kiz sensin…nedir cevabin
naz: tarik bunlar coktandir duymak istedigim sözler…evet bende seviyorum askim


simdi
tarik: seni seviyorum askim
naz: bende seni..bundan sonrasini hatirliyormusun
tarik: hatirlamazmiyim…en iyi arkadasim hastanede yatiyordu sen bi aldatma lafi cikardin gidiyordun
naz: ne yapim apar topar ciktik restorandan banada neler olup bittigini söylemedin

gecmis
birden tarigin telefonu calar
tarik: pardon..(telefonu acar)..alo.. ne?...durumu nasil simdi?...hangi hastane?...hemen geliyorum
naz: tarik dur nereye ne oldu?
tarik: naz cok ama cok kötü bisey oldu yolda anlatirim derhal hastaneye gitmem gerek
naz: tamam hadi gidelim

yolda
naz: tarik kim hastanede yaa söylesene artik…yoksa sevgilin falanmi…daha yeni beraberken aldatmayami calisiyorsun beni?
tarik(birden yüz ifadesi degisir saskinliktan): ne? ne aldatmasi bitanem
naz: yoksa neden gecenin bi yarisi hastaneye kosusturasin?
tarik: o yüzden hemen seni aldattigim düsüncesi geliyor degilmi?
naz: bilmem olur mu olur
tarik: yani ben seni aldatiyorum öylemi?
naz: ben öyle bisey demedim?
tarik: benmi yanlis duydum
naz: hayir ben sana sadece aldatiyormusun dedim yani soru sordum…aldatiyorsun demedim
tarik: ikiside ayni yola cikiyor
naz: sende beni ikna et ozaman
tarik: seni aldatacak olsam melisayla aldatirdim…yapmadigima göre seni sectim demektir
naz: beni bu kadar cokmu seviyorsun?
tarik: ugrunda ölecek kadar
naz: tamam inandim…bana söylemediginden eminim…peki biz su an kimin icin gidiyoruz hastaneye?
tarik: hayati girgira alan biri icin gidiyoruz
naz: ne?
tarik: yani her ne olursa olsun sanki hic bisey olmamis gibi sessiz sakin görevini yapan biri icin
naz: sen kimden bahsediyorsun tarik ya??
tarik: hayatta güvenebilecegim iki en iyi arkadasimdan birinden bahsediyorum
naz: yaa kimmis bakalim bunlar…kizmi yoksa
tarik: yaa kiz…naz sacmalama ne kizi
naz: az önce dedin ya kiz diye
tarik: bunu sen demedinmi ilk?
naz: sende kabul ettin…kimmis bu kiz?
tarik: sana murat desem?
naz: tarik bak yalanlar baslilyor yine murat diye kiz ismi olurmu?
tarik: lafi agzimdan aldin naz…bende sana aynisini soracaktim

simdi

tarik ve naz kahkahalarla gülerler
naz: tarik su bizim halimiz dizi veya film olsaydi reyting rekorlari kirardik kesin
tarik: özelliklede senin su ikidebir yanlis anlamalarin sayesinde yaptigimiz kavgalar ve yasadigimiz efsane ask

naz ve tarik birbirlerine hala ilk günkü gibi ask dolu bakarlar
naz: bana bu dünyada yasattigin en büyük mutluluk ve ask icin cok tesekkür ederim sana..iyiki o zamanlar babam araba kullanmami yasakladi..bu sayede seni tanidim

tarik: ve iyikide babam..nasil ögrendiyse..alfonso oldugumu ögrendi ve beni mahkemeye vererek is bulmak zorunda birakti..böylelikle hayalimdeki kadini tanidim
naz: ve simdi tekrar o gece dönüyoruz tarik..hadi..o gün yaptigimizin aynisini yapalim

naz ve tarik lunaparkta 25 yil önce yasadiklarini tekrar yasarlar ve büyük bi huzur ile eve giderler…ve bütün bunlari boranin onlari izlediginden habersizce yasarlar

bora: bu birlikte yasadiginiz son mutlu gündü iste tarik ve naz tekelioglu cifti

38. bölüm sonu
Aynali 11 Çevrimdışı  
Eski 04-03-09, 22:43   #499
YESIL8
Yardımcı Yönetmen
 
YESIL8 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.07.2007
Konum: Kırmızı
Mesajlar: 2,054
YESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond repute
Varsayılan ''Kırmızı Valiz''


Spoiler İçermektedir



’KIRMIZI VALİZ’’

2.BÖLÜM

Süheydan: Tekelioğlu malikanesi..

Naz birkaç saniye duraklar.

Süheydan: … Alo..

Naz:Alo iyi günler. Ben .. ben (boğazındaki gıcığı temizledikten sonra) Tarık Tekelioğlu’nu aramıştım..

Süheydan siyah beyaz odanın kapısını tıklarken bir yandan konuşmaya devam ediyordur..

Süheydaneki kim arıyor diyim?

Naz: Naz Mouglalis..


Süheydan üst katın merdivenlerini çoktan tırmanmış açık kahve tonlarındaki kapıya doğru yönelmişti..

Süheydan: Bir saniye lütfen… (Süheydan telefonun ağız kısmını eliyle kaparken öteki eliyle kapıyı tıklar)

Naz öylesine ağzından çıkıveren sözcük şimdiden yerini pişmanlığa bırakmıştı bile..

Naz: (iç ses 1): Bu ağız alışkanlığından da artık kurtulmalısın artık Naz.

Naz: (içses 2) : Hadi kalbini susturdun. Bilinçaltını nasıl susturacaksın çok merak ediyorum..

Naz (iç ses 3): Yeter ! birinizle baş edemiyordum. Oldunuz iki..




Süyehdan: Tarık bey… Tarık Bey..

Ses gelmeyince kapıyı yavaşça aralar.Banyodan gelen su seslerine karışmış sesler onu birkaç saniye gülümsetir. Adımları, onu buharların, buzlu camın gölgesinde belli belirsiz görünen tene giderek yaklaştırırken siyah telefondan gelen sesler Süheydan’ı birkaç saniyelik tatlı hayalinden çekip almıştı..

Naz: Aloooo…

Süheydan elinde tuttuğunu unuttuğu telefonu hızla kulağına götürürken yavaşça banyonun kapısını kapar.

Süheydan: Naz hanım, Tarık Bey şu anda pek müsait……(Süheydan’ın gözü, ağzı açık bir şekilde duran kırmızı valize takılır) de-ğil.

Süheydan adım adım uzağındaki kırmızılığa yaklaşırken..

Naz: Aslına bakarsanız bana belki siz de yardımcı olabilirsiniz. Tarık Beyle havaalanında valizlerimiz karıştı. Tarık Beyin valizi şu anda bende ve sanırım benimki de onda…Yani umarım.

Sühaydan kırmızı valizin hemen önünde durmuş o güne kadar gördüğü en güzel tondaki fuşya renkli şık gece elbisesine bakıyordu. Sol eline geçirdiği askılarından havaya kaldırıp

Sühaydan: Harika bir şey bu..


Naz: Pardon…

Sühaydan: Şey yani evet.

Naz: Oh çok şükür. Yarın gelip almam mümkün mü?

Naz yıllar sonra doğup büyüdü evi görebilme fırsatını kaçırmamak için Sühaydan’ın valizleri şoförle gönderme teklifini reddetmiş, Sühaydan ile ertesi gün öğleden sonra valizleri değiştirmek üzere anlaşmışlardı..

Belki bilinçli belki de değil özellikle siyahın en koyu olduğu uçsuz bucaksız sürmelerden uzak bir saati seçmişti Naz ile görüşmek için…


************************************************** *******

Naz sarı-turuncu puantiyeli pofuduk yatağın sağ tarafına uzanır.

Eline aldığı küçük sarı tüyü Ayşe’nin burnunda, yanaklarında gezdirirken Ayşe’nin şekilden şekle girişini izliyor gülmemek için kendini zor tutuyordu..

Birkaç saniye sonra Ayşe gözlerini hafif aralar…

Ayşe: Naaaz

Naz (dirseğini yastığa dayayıp) : Efendim küçük uykucu…

Ayşe (yorganı başına çeker): Ne olur birazcık daha uyuyayım..

Naz: Onu sizin küçük sarı canavara da dün gece söyledim ama bütün gece şakıyıp durdu bülbül gibi.. (elindeki sarı tüyü havada sallayarak) Birkaç tüyünü yoldum da rahatladım..

Ayşe hızla yorganı üzerinden fırlatıp doğrulur…

Ayşe: Limoooon…

Naz kahkahalarla gülerken..

Ayşe: Çok kötüsün..

Naz: Seni başka türlü uyandırmamın mümkün olmayacağını bilecek kadar iyi tanıyorum..Hem sen benim minicik bir hayvana zarar verebileceğimi nerden çıkardın?

Ayşe:Çok basit iki ölü bir yaralı hayvan sevgisi geçmişinden…

Naz: Yapma ama sabah sabah trafik kazası raporu mu veriyorsun..Sen de biliyorsun onların hepsi kazaydı..

Ayşe: Hııı HIII…

Ayşe yatağa kendini sırt üstü bırakırken Naz onu kolundan tutmuş çekiştiriyordu..

Naz: Hadi ama… Alışverişe geç kalıyoruz…

Ayşe çocuklar gibi dudağını büküp pembe pofuduk terliklerini giyerken

Ayşe: (bir yandan esnerken)Alışverişe geç kalındığını da ilk defa senden duyuyorum..

Naz: Aaa. Bütün güzel şeyler sabahın köründe gelir haberin yok mu? Kokana kadınlar güzellik uykusunun bilmem kaçıncı seyansındayken senin benim gibi güzel kadınlar alışverişe çıkarlar…

Ayşe: (sabahlığını üzerine giyer): İyi peki öyle olsun. Yaptığın yağcılığında farkında olduğumu unutma sakın. Ama kahvaltı etmeden parmağımı kımıldatmam haberin olsun…

Naz: İyi peki. Şimdi ondan daha büyük problemimiz var. Benim bir an önce giyecek bir şeyler bulmam lazım.

Ayşe: Abartıyorsun Naz. Kocaman valizde giyecek bir şeylerin olmalı.

Naz: Geldiğim kıyafetle iki gün boyunca gezemeyeceğime göre


Ayşe, Nazın odasındaki koltukta ağzı açık bir şekilde duran kırmızı valize yaklaşır


Naz: Valiz benim olsa o dediğin olurdu da.

************************************************** *



Ayşe, gözleri kocaman açılmış bir şekilde valizdeki eşyalara bakarken..

Ayşe: Haklısın bunlarla dolaşamazsın pek senin bedenine göre değil..36 sını bulamadın mı bunların?

Naz (kahkalarla gülerken): Hayır bulamadım.

Ayşe: (elinde tuttuğu kravatı Naz’a uzatıp): Ama zevkli erkekmiş..

Naz siyah saten kravatın kumaşında elini gezdirirken Ayşe yatak odasına doğru yönelmişti bile..

Naz kravatın arkasını çevirir. T.T harflerine bakarken

Naz: (kendi kendine) Aynı zamanda da isminin baş harflerini kravatına yazdıracak kadar megolaman …


************************************************** ***


Tarık telaşla üzerine geçirdiği siyah gömleğinin düğmelerini iliklerken, yatağın üzerinde yanıp sönen telefona eli uzanır..

Tarık: Efendim Sadri… Hı hıı anladım.. 10’daydı değil mi? … Tamam Sadri anlıyorum ama önce bir yere uğramam lazım… Tamam orada görüşürüz..

Telefonu kapar.

Üzerine mavi kod çeketini geçirirken odadan çıkar..

Tarık: Günaydın Süheydan

Süheydan: Günaydın Tarık Bey.

Tarık: Uyandı mı?

Süheydan: Hala uyuyor.

Tarık kahverengi kapıyı yavaşça aralar

Süheydan: (Tarık’a yaklaşarak fısıltıyla) Gece huzursuzdu yine sabaha kadar sayıklayıp durdu ama uyandığında sizi gördüğüne eminim çok sevinecektir.

Tarık: (iç ses) Uyandığında senin yanında olabilmek için neler vermezdim.


Tarık kapıyı yavaşça kapar..


************************************************** ********


Ayşe sürgülü dolabın aynalı kısmını iki yana itip askıdaki kıyafetlerin arasından elbise seçmeye çalışırken

Ayşe: Üzgünüm Naz bu gidişle sana göre bir şey bulamayacağız bu dolaptan…

Naz: İyi de senin kıyafetlerine ne oldu?

Ayşe: Şey ben.. (karnını gösterip) şu birkaç kiloyu aldıktan sonra onları gözlerimin göremeyeceği ücra bir yere gönderdim..En azından benim göremeyeceğim bir yere..

Naz dolabın önünde duran Ayşe’ye yaklaşır kolunu sıvazlarken..

Naz: Ay alemsin Ayşe. Ne yapalım biz de şu hamile kıyafetlerinden biri giyeriz..

Gülüşmelerin arasında Ayşe dolabın en dibinden çıkardığı elbiseyle sevince boğulur..

Ayşe: Heh .işte buldum.Bunu göndermemişim Hacer anneanneme.

Naz tek kaşını havaya kaldırıp Ayşe’nin elinde tuttuğu kankırmızısı elbiseye bakarken..

Naz: Niyeyse artık (tek kaşı havada , gülümser)

Ayşe: Çok uzatmada giy şunu yoksa birazdan bunu da bulamayacaksın ona göre.

Birkaç dakika sonra Naz üzerini giyinmiş odadan çıkmıştı..

Ayşe, Naz’ın vücudundaki tüm kıvrımları kalemle çizilmiş bir tablo gibi gösteren göğüs dekolteli, mini kırmızı elbiseyi ve tabi ki Naz’ı baştan aşağıya süzerken..

Ayşe: İyi ki de göndermemişim. Belki kısmetin bile açılır. O şapşal Jerard’dan önce birini de bulursun da bön bön arkandan bakar neleri kaçırmışım diye..

Naz’ın gülümseyen yüzü bir anda düşerken..

Ayşe’ Naz’a yaklaşır..

Ayşe: Özür dilerim.Seni üzmek istememiştim.. Ben sadece..

Naz: (sahte bir gülümsemeyle): Önemli değil.

Ayşe’nin pek ikna olmamış hüzünlü bakışları ile göz göze gelir..

Naz: (üsteleyerek): Cidden. Önemli değil..

Son kelime dudaklarından adeta fısıtltı gibi dökülür..

Naz: (iç ses): Bir gün bunu kendime de söylemeliyim..




Naz: E hadi ama.. (gülümser)


************************************************



Bayraklara bürünmüş adeta bayram havasındaki şehrin renga renk yollarında sarı araç ilerlerken Naz gülümseyerek etrafına bakınıyordu..

Derin bir nefes aldı içine gülümseyerek..

Naz: Ne çok özlemişim bu şehri..

Ayşe gülümser.. Sabahın o saatinde milim milim ilerleyen yola bakıp..

Ayşe: Emin ol bu fikrinden şu trafikte birkaç saat geçirdikten sonra vazgeçeceksin..

Naz: (gülümser): İnan bu trafiği bile özledim. İnsan kaybedince anlıyor kaybettiğinin değerini..

Naz’ın son cümlesindeki keder için sesindeki titremeyi duymak yeterliydi.. Ayşe gülümseyerek tuttu tek dostunun elini…

Ayşe: Pes edersen asıl o zaman kaybedersin … Bunu biliyorsun değil mi?


Pes etmek dedi içses.. Nelerden vazgeçebilirdi yada geçmemişti ki?


************************************************** ********

Metalik kapı aralanır…

Gri-siyah granit taşlı mermerlerin üzerinde iki arkadaş kolkola ilerleyip birkaç vitrin baktıktan sonra büyük parlak gri puntolarla yazılmış mağazadan içeri girerler..


Naz birkaç kıyafet denemiş ama istediği şekilde henüz bir şey bulamamıştır..

Mağazadan çıkıp karşı tarafta bulunan bebek eşyaları
Spoiler İçermektedir
da satan bijuteri dükkanlarında birine doğru yaklaşırlar..

Ayşe: (heyecanla): Şunlara bak ne kadar da şekerler..

Vitrine yansıyan gölgenin giderek onlara doğru yaklaştığını fark eden Naz bir anda Ayşe’den uzaklaşır…

Naz: (gözleri kocaman açılır) : İnanamıyorum..

Ayşe: Bunda inanamayacak ne var? Alt tarafı…

Naz: Onu değil şu geleni…

Ayşe arkasını döner sonra hızla vitrine bakmaya geri döner..

Ayşe: Onun burada ne işi var? Ooof..Şimdi kurtul kurtulabilirsen…

Naz hızla bijuteri mağazasına girer.

Kızıl saçlı bayan Ayşe’nin arkasından seslense de Ayşe duymamış gibi kendini mağazadan içeri atıverir…

Naz telaşla uzun sarı peruklardan birini kafasına geçirip iri siyah gözlüklerden birini takarken..

Ayşe: Eyvaaah. Gördü bizi galiba buraya doğru geliyor..

Ayşe mağazanın uzak bir köşesine doğru ilerlerken Naz aksi yöne doğru yavaş yavaş ilerler..

Nehir: Huhu Ayşecim..

Ayşe (yüzünde sahte bir gülümsemeyle yüzünü Nehir’e doğru dönerken): Ah Nehirciğim.. Nerden çıktın böyle..

Her iki yanağını yankalarına değdirip öpüyormuş gibi dudaklarını uzatır..

Nehir: Ah nasılsınsın şekerim?

Ayşe: İyiyim Nehirciğim sen?

Nehir: Üçüncü kocasından da yüklü bir nafakayla ayrılmış biri kadar özgür ve mutluyum..

Ayşe: Şaşkın Osman’dan da mı ayrıldın?

Nehir: Ayşecim bırakalım bu tatsız meseleleri. Seni iyi gördüm. Naz nasıl?

Mağazanın öbür ucuna doğru ilerleyen Naz bir anda durur..

Ayşe: Nasıl olsun bildiğin gibi işte…

Nehir: E anlatmıyorsun ki bir şey bileyim? En son bıraktığımda Vahi Bey ile araları çok kötüydü..Duyduğuma göre onu ….





Naz’ın mağazadan çıkmasına saniyeler vardı ki güneş gözlükleri düzeltip önünde dönmüştü ki..

Naz: Pardon..

Tarık yanından ona çarpıp uzaklaşan sarışın bayanın arkasından hayranlıkla karışık bir bakışla

Tarık: Önemli değil..



********************


Birkaç saniye sonra

Naz henüz dükkandan uzaklaşmıştı ki onun önünü kesen zayıfça uzun boylu güvenlik görevlisi..

Güvenlik görevlisi: Hanımefendi..

Naz: (şaşkın) : Buyurun..

Güvenlik görevlisi: Lütfen benimle gelin..

Naz: Ne münasebet..

Naz arkasına baktığında mağazadan çıkmak üzere olan Ayşe ve Nehir’i fark edip hızla önüne döner..

Naz uzaklaşma çalışınca güvenlik görevlisi ona daha da yaklaşıp kolundan tutar…

Güvenlik görevlisi: Lütfen hanımefendi.

Naz: Bırakın beni. Siz kim olduğunuzu sanıyorsunuz..

Güvenlik görevlisi: Tatsızlık çıkmadan benimle gelin .. Lütfen..


Az önce yanından çarpıp uzaklaşan sarışın bayanın güvenlik görevlisinin kollarında ilerleyişini gören Tarık sebebini bilmediği bir şekilde kendini onların ardından giderken buldu…

Avm nin yönetim katındaki küçük odalardan birinde…

Naz: Bakın size tüm olanları anlattım. Bunları çalmadım..

Güvenlik görevlisi: Ama parasını da ödemediniz ve mağazaya herhangi bir ödeme yapmadan çıktınız.Yani çaldınız.

Naz başındaki sarı peruğu çıkarır bir elinde tutuğu kenarı G ve C harfleriyle süslü gözlüğü masanın üzerine bırakır..

Naz: Allah aşkına ben bunları çalabilecek birine mi benziyorum? Hem siz benim kim olduğumu… Ben Naz…

Güvenlik görevlisi: Bakın hanım efendi halinizden belli buna ihtiyacı olan biri değilsiniz. Ama tedavi olmalısınız.. kleptomani kötü bir hastalık…

Naz: (gözleri kocaman açılır) :Kleptomani mi?

Güvenlik görevlisi: Çaldıklarınızı (Naz’ın sert bakışları ile göz göze gelir) Aldığınız ürünlerin bedelini öderseniz sorun çözülür. Mağaza yöneticisi de eminim buna bir şey demeyecektir..

Naz sinirle çantasını açıp içinden siyah cüzdanını çıkarır, altın sarısı metalik kartı uzatır..


*************************************************


Naz cüzdanındaki son kartı da uzatır …Birkaç saniye sonra

Güvenlik görevlisi: Maalesef bu da yetersiz…

Naz: (şaşkın): Ama nasıl olur?


Naz sinirle tek ayağını yere vururken

Naz (iç ses): Bunu bana yaptığına inanamıyorum..Bu kadar küçüldüğüne inanamıyorum..


Bir anda çantasını açar. Telefonuna sarılır..Tuşlarına dokunur. Sonra vazgeçer..

Naz (iç ses): Bunu yapmayacaksın Naz. Asla..

Naz (iç ses): Ayşe’yi de arayamam..Nehir öğrenirse … Off..



Güvenlik görevlisi: Evet hanımefendi.. Sizi bekliyoruz.

Naz bu kez daha yumuşak ses tonuyla..



Naz: Bakın ben…



Tarık: Naz




Naz şaşkın ayağa kalkar..





Tarık Naz’ın yanağına küçük bir öpücük kondururken..

Tarık: Naz aşkım burada ne işin var?

Naz: (şaşkın) : Aşkım??





Tarık: (Naz’ın kulağına fısıltıyla): Sakın beni tanımadığını belli etmeyin. Sizi bu durumdan kurtaracağım. Bana güvenin. Lütfen..

Güvenlik görevlisi hızla oturduğu yerden fırlar..

Güvenlik görevlisi: Hoş geldiniz Tarık Bey.. Biz yani ben şey… Naz hanımın…sizin…

Tarık, Naz’ın koluna girip onu kendine doğru çekerken..

Tarık: Önemli değil. (Naz'a iyice yanaşığ onu sıkıca tutarken) Nişanlımı tanımamanız gayet normal..

Naz- Güvenlik görevlisi: Nişanlı??

Güvenlik görevlisi: Sizden çok özür dilerim Naz hanım. Ben gerçekten bilmiyordum..

Naz genç adamın üzgün haline acır..

Naz: Ben… şey.. Önemli değil..

**********************************************

Küçük odanın basık havasından henüz çıkmıştılar ki..

Tarık: Sizi düştüğünüz zor durumdan kurtaracağımı söylemiştim. (sırıtarak )






Tarık henüz sözünü tamamlamıştı ki yüzüne inen tokatın sıcaklığıyla yüzündeki gülümseme bir anda silinir..

Naz: Bir daha sakın ama sakın bana yaklaşmayın..




2. BÖLÜM SONU

EDİT: YENİ SPONSORUM ...BİRİCİK ÇAĞRIM IN GÜZEL KATKILARI İÇİN ..



EDİT: Ayrıca BAŞAK-EYLÜL ve tabi ki ESİNİM E çalışmaları için teşekkürler..
__________________
YESIL8 Çevrimdışı  
Eski 05-03-09, 00:24   #500
secretworld
Asistan
 
secretworld kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.04.2008
Konum: secret world
Mesajlar: 350
secretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond reputesecretworld has a reputation beyond repute
Varsayılan





Bir mevsimin güzel oluşu neyle ölçülür, tartışılır.Sen yaz dersin ben kış.Sen

Bodrum dersin ben Kartepe…Peki neden?Mekan mı?Zaman Mı?Yoksa

yaşanılanlar mı?Peki ya duygular onlar da açık mı

tartışmaya,yargılamaya?Yoksa öylece yaşayıp sorgulamayı bir kenara mı

bırakmalı?







Yaz sıcağında çalışmak zor geliyordu herkese ama düşünseler insanların

böylesi bir tatil için çok daha fazlasına katlanmaya razı olduklarını.Bodrumda

olmak…Aşık olduğun kadınla ,aşkın şehrinde,aşık olduğun işi yaparak…Daha ne

olsun?İlk günün şımarıklığını atmak kolay olmadı.Ertesi sabah erkenden

uyandılar,kurulan sette yine o yalancı şöför ve şımarık kız oldular.Birbirlerini

pas geçeceklerdi aynı mekanda,yalanın türlüsü dudaklarında…Biri gün batımını

izleyecek,diğeri uyuya kalacaktı odasında.Yanlarında başka başka

yüzlerle...Ne Naz o delikanlıyla izlerken o gün batımını aklında Tarıktan başka

bir şey vardı ,ne de Tarık Bodruma hakim o manzaraya bakarken aslında Nazın

gözlerinden başka bir şey düşünüyordu…







Spoiler İçermektedir




Çekim bitip de stop denince Naz beyaz salopetinin cebinden pembe

telefonunu çıkardı ve 2 ye bastı uzunca,havuz başındaki masada çalan

telefonun sahibi imza dağıtıp resim çektirmekle meşguldü.Ağarmış saçlarının

dikkat çektiği,sakalının ayrı bir hava kattığı o yüzüyle galiba Tarıktan sonra

günün adamı bu delikanlıydı.Tabi üzerinde Tarık suretli t-shırtın de azıcık payı

vardı bunda ama azıcık.Eliyle telefon diye işaret etti Tarıka.Etrafını saran

kalabalıktan müsaade isteyip masaya geldi.






TARIK-Sağol abi ya hem haber verdiğin hem de nefes almamı sağladığın için.


SOYSAL-Ne demek efendim bu kadar ısrarlı çalınca dedim acil,e açsana

bekletme gelin kızımı.


TARIK-Açim tabi(gelin kızı mı ama…)


SOYSAL-Bakma öyle sen giderken ben dönüyordum Tarık,tabi ekrandaki

resmin katkısı da oldu hani.




Tarık görüşeceğiz gibilerden bir işaret yaptı,telefonu açtı ama masandan

uzaklaşınca.Eli ıslak saçlarını karıştırırken gözü uzakta bir noktaydı.Başkaları

için minik beyaz bir nokta gibi duran şey Tarık için çok daha fazlasıydı.






TARIK-Efendim Aşkımmmm.


NAZ-Niye açmıyorsun telefonunu bir saatir?


TARIK-Aşkım hayranlar imza falana biliyorsun işte,kızma şimdi.Niye aradın sen

bitmedi mi daha ?


NAZ-Aman çok da kıymetli hayranların var.


TARIK-Senden daha fazla değiller ama…


NAZ-Bitti çekim,Tarık ya burası çok güzel.Gelsene sen de beraber izleriz

manzarayı.


TARIK-Sen,ben ve Bodrum…İnan muhteşem olurdu da Aşkım riskli o biraz.Biz

gündoğumunu izlesek seninle.Hı ne dersin?



NAZ-Başka seçeneğim olmadığına göre,Tarık on dakikaya aşağıdayım.Bana

soğuk bir şeyler söyle.Bir de şöyle karışık bir dondurma…



TARIK-Ooo çok kızdın sen bana gelmedin diye,gene tatlıya sardığına

göre.Tamam söylerim.


NAZ-Ya Tarık vazgeçtim ben



TARIK-Benden değil dimi?


NAZ-Yok dondurma istemiyorum frambuazlı muzlu pasta istiyorum ben.


TARIK-Ooo ama ben yiyecektim onu


NAZ-Koca otelde 2 porsiyon pasta yok mu?



TARIK-Olmaz olur mu var tabi de ,ikisi ayrı ayrı var.Rica ettim sabah sağ olsun

aşçı bana özel yapmıştı da sen nerden duydun bunu?



NAZ-Duymadım canım istedi,bak merdivenleri indim köşeden dönüyorum şimdi…


TARIK-Tamam anlaşıldı Naz hanım…



**********************



SERAP-Bu kızın telefonu ya kapalı meşgul,of Naz çatlatırsın adamı.

NİL-Ne oldu ulaşamadın mı?

SERAP -Gene meşgul,hep meşgul.

NİL -Yoğunlar tabi akşam ararsın sakinleşir belki o zamana.

SERAP-Tamam ama bana hatırlat olur mu.


**********************




TARIK-Demek o kadar renk veriyorum Abi


SOYSAL-Gözlerine bakmak kafi evladım.


TARIK-Valla bir şeyler oluyor ve ben bundan çok hoşnutum ya…


SOYSAL-E o zaman ne bu üzerine çöken tatsız duruş şimdi?


TARIK-Geride hasarlı bıraktıklarımı düşününce


SOYSAL-Bak oğlum benden sana bir nasihat,biliyorum senin yüreğinin ne kadar

güzel olduğunu kimseyi kırmak istemediğini hele ki onca yıldan sonra yol

arkadaşını.Ama AŞIK olmak insanın başına gelebilecek en güzel şeyken hayatın

sana sunduğu bu hediyeyi geri çevirme.Bunca zamandır tanırım seni gözlerinde

şu ışık son zamanlarda peydah oldu.Bırak herkes kendi yarasını sarsın.

Tarık sözler kulaklarında geçmiş gözlerinin önündeyken masanın kalabalıklaştığı

artan seslerle belli etmişti kendini.Irmak gelmişti,annesiyle.Onlar da Tarıkın

yüreğinde büyüdüğü ailelerden biriydi.Bu kadar tatlı bir bebek olabilir miydi

Allahım.Tarık çocuk ruhuyla unuttu her şeyi ve Irmakla oynamaya

başladı.Kokusunu içine çektikçe daha da şirin geliyordu bu cadı gözüne,bilse

ne şanslıydı bu minik.Onun saçlarını çekiyor,kolyesine parmağını dolayıp

kocaman kocaman bakıyordu Tarık abisine gülerek.Tarık onun tombul yanağına

güzel bir öpücük kondururken:






“Ooo siz de maşallah her yaş grubundan hayranınız var Tarık Bey,yani kızlar

üzerinde nasıl bir etki mekanızmasıyla işliyorsanız.Valla sevgiliniz görse ne

derdi kim bilir?”




Beyaz şapkasının altından kıstığı gözleriyle baktı Tarıka tuzak soruydu bu!



“Bilmem ama şu güzelliğe bakınca dayanamadım ne yapayım.Hem biraz

çapkınlığın ne zararı olur ki?”



NAZ-Oyarım o gözlerini Tarık senin(afferim Naz…nasıl da tongaya düşürdü seni

çık şimdi işin içinden)Yani ben olsam oyardım,yani sevgilin,yani sen benim

sevgilim olsan…Off anladınız siz onu.





Tarık kahkalarla gülerken ne olduğunu anlamasa da Irmakta gülmeye

başladı,Soysala bakıp bakıp gülüyordu Tarık.Nazsa anlamamış olmanın siniriyle

bakıyordu Tarık’a.




NAZ-Nesi komik bunun?Bak kes gülmeyi yoksa…


TARIK-Aşkım boşa debelenme istersen


NAZ-Aşkım mı?Tarık sen iyi misin?Soysal abi güneşte çok kaldı bu,bakma sen buna.

TARIK-Valla iyiydim şimdi çok daha iyi oldum sayende.


SOYSAL-Uğraşma gelinimle…Kızım bakma ona sen,çok sevindim ben bu

habere.Aslında bugün dönecektim ama işleri biraz ertelemenin kime ne zararı

olur ki?




Naz onun hayatına dahil oldukça öyle mutlu oluyordu ki.Hayatına aldıklarını

gördükçe kendini daha da özel hissetmeye başlamıştı.Bazen bu yükü taşıyabilir

miyim diyordu kendine ,onun kadar iyi olabilir miyim? Ama ne demişti Tarık

birlikte büyüyeceklerdi,neden olmasındı o zaman.



TARIK-Naz daldın yine ama hiç boşuna plan yapma vermem sana pastamı.


NAZ-Hı ne pastası…a bitmiş bu…ya Tarık versene birazcık…azıcık..


TARIK-Öyle bedavadan olmaz ama


NAZ-Ne istiyorsun karşılığında?


TARIK-Benim için uykusuz kalmanı.


NAZ-Yuh Tarıkçığım,yani şurda büyüklerimiz var aile var ,utanmıyorsun da…


TARIK-Niye utanayım ki sabah erken kalkıp gündoğumunu izleyelim diyecektim

ya aklın başka yerde değil mi senin hep…


NAZ-Hıhıı..




Naz Tarıkın yavaşça önüne ittiği pasta tabağındaki ganimeti yavaş yavaş

tırtıklamaya başlamıştı,kucağında Irmakla birlikte.



SOYSAL-Hayret kadınları sevmez ama


TARIK-Naz bu abi,herkesi bağlar kendine güzel cadı.


NAZ-Irmakçım ne diyo senin bu serseri abin ?


TARIK-Ayıp oluyor çocuğun yanında serseri falan.


NAZ-Ben cadı oluyorum ama!



Ve o sıralarda İstanbulda Naz’a ulaşmak isteyen birileri içinde sonunda dediği

an gelmişti.Naz cebinde isyan edip duran pembe kutucuğu açmıştı .



NAZ-Efendim ablacım


SERAP-Hele şükür sana ulaşabildim Naz.Nasılsın yoğunsun anlaşılan.


NAZ-Sorma sözde tatil mekanı ama..


SERAP-Sonuçların çıktı ,onun için aradım.Her şey yolunda sayılır.


NAZ-Nasıl sayılır?Niye her şey yolunda değil de yolunda sayılır?







SERAP-Naz değerlerinde biraz değişiklik var ama bu durum için normal,yani

dördüncü hafta için oldukça iyi sayılır.Özetle hamilesin Nazcım.



NAZ-Hıı iyi ben de bir şey var sanmıştı….Ne alırsam düzelir peki,yoksa gene

spor mu diyeceksin?


SERAP-Nazzz kızım grip değilsin ilaç alınca geçsin sana hamilesin diyorum!



Çatalı ucundaki lokmayla birlikte tabağa bıraktı,yüzündeki tüm mimikler

donmuştu.


NAZ-Biraz bekler misin ,kapama telefonu…



Tarık gözlerini Naza dikmiş merakla bakıyordu.Neydi onu şaşırtan bu kadar?



TARIK-Naz ters bir şey mi var?Korkmaya başlıyorum söylesen iyi olur.


NAZ-(Benden daha çok olamaz Tarık inan)… önemli bir şey yok merak etme




Kucağındaki tatlı mucizeyi annesine uzattı.Masadan uzaklaştı, adım atmak

zorlaşmıştı sanki yer kayıp gidiyordu ayaklarının altından.




NAZ-(kısa bir sessizlik sonrası yerlerine oturunca sözler)Abla emin misin?Yok

yok olmaz öyle şey!


SERAP-Niye rahibe misin sen?


NAZ-Ya değilim ama ne yapmam gerektiğini de biliyorum.Offf hani 3 ay işe

yarıyordu o iğneler!


SERAP-Yarıyor Naz ama 3 aylık olanı yaptırdığında,yan etkiler yüzünden aylık

olana geçmişsiniz öyle dedi Nil.




Naz düşününce hatırladı…Yine acelesi vardı, kapıdan çıkarken Nil

arkasından seslenmişti:

“Gelecek ay görüşürüz”




NAZ-Eminsin değil mi?


SERAP-İki kez kontrol ettirdim.


NAZ-Peki,arayacağım seni daha müsait olduğumda.



Tarık duramadı yerinde peşinden geldi Nazın.Onu böyle durgun ,savunmasız

görünce arkasından yaklaşıp belinden sarmak istedi ama burada olmazdı ki..


TARIK-Naz lütfen söyler misin ne olduğunu,kötü bir haber mi?




Naz daha durumu kendine anlatamamışken…Ona söylese…Ya da sussa mı?



NAZ-Ben iyiyim merak etme,yolundaymış her şey.


TARIK-Ondan yüzün kireç gibi değil mi?


NAZ-Yok ben iyiyim de şey…(bir şeyler bul Naz bir şeyler bul)Anneannem,

onun da sonuçları çıkmış da.Gerçi yaşını düşünürsek bunlara alışmak lazım ama

işte ne bileyim,masaya dönelim mi ayıp olmasın misafirlerine.


TARIK-Misafirlerimize diyecektin .







Bütün gün ruh gibi dolaştı Naz otelde.Aklında onlarca soru,ne yapacağını

bilmeden.Yardıma ihtiyacı vardı ama kiminle paylaşacaktı bu sırrı.Sır mı?Evet

bu bir sırdı,Tarıkla paylaşmak içinse daha zamana ihtiyacı vardı.Belki de onun

için hep bir sır olarak kalacaktı…




NAZ-Alo canım müsait misin?

-Ben müsaitim ,zaten bu ses tonunu duyunca olmasam da oldurmuştum

çoktan,ne oldu Naz içimden bir ses iyi olmadığını söylüyor.


NAZ-Doğru söylüyor ama telefonda anlatamam gelebilir misiniz buraya?


-Bodruma mı?Biz iki güne Antalyaya gideceğiz ama sanırım o kadar sabrın yok.


NAZ-Yok,lütfen atlayın gelin ilk uçağa.Ben ayarlarım sizin odalarınızı burada.


-Korkmalı mıyım Naz?


NAZ-Bilmiyorum…Gizem ben... hamileyim…


-Aklıma onca şey geldi şu iki dakika da bu son ihtimaldi,acil durum.Kızlara

haber vereyim akşama ordayız canım.


Naz odasında yatağına uzanıp düşünmeye başladı.Bir yanı kıpır kıpır oluyordu

,içinde bir can,canın canı büyüyordu.İnanılmaz bir mucizeye ev sahipliği

yapıyordu şimdi.Ama sorumlulukları düşündükçe keyfi kaçıyordu,daha ilişkileri

rayına oturmamışken,cevaplanmamış sorular varken bu kadar ileriye dönük bir

karar…Elini karnına götürüp okşamaya başladığının farkında değildi,içgüdüleriydi

ona bunu yaptıran.Yüzündeki gülümsemenin ona ne kadar yakıştığını görse

aklının ucundan geçmezdi o tatsız fikirler…




“Bebeğim demek benimlesin bunca zamandır…Demek o gece,Su adadan önce

evde…Bilemezdim o gecenin hayatımda ne çok şeyi değiştireceğini.Bu sete

girdiğim ilk gün başka bir hayata da adım attığımı bilemezdim…"

Spoiler İçermektedir









"Ne yapacağız

biz şimdi,teyzelerini beklemek en iyisi…Offf Naz saçmalama ne kadarcık ki

onunla konuşuyorsun.Duyup anlıyormuş gibi seni sanki.İyice kontrolden

çıktın,yat uyu biraz hadi…






“Hele şükür konuştun benimle,duyuyorum seni tabi ki.İlk günden beri hem

de…Ama anne bak bozuluyorum, insan sevinir ben geliyorum diye.Ne bu

sabahtan beri bir gerildin gerildin.Yoksa beni istemiyor musun?Ama hani demin

beni kucağına aldığını hayal ettin ya ne kadar güzel olmuştu buralar o

zaman,ben de çok mutlu olmuştum tabi…Beni seveceksin değil mi?Babamı

seviyorsun çünkü biliyorum,böyle o yanımıza gelince senin kalbin o kadar

gürültülü çarpmaya başlıyor ki,damarlarında o kadar hızlı akmaya başlıyor ki

kanın .Ama ben korkmuyorum çünkü senin en çok onun yanında mutlu

olduğunu hissediyorum. Ben geldiğimde de hep birlikte olacağız değil

mi?Gelmeme izin vereceksin değil mi ?”




Tarık tüm otelde aramış durmuştu onu ,bu güzel havada odada olacağını

düşünmemişti.Kapıyı tıkladı ama anahtar kapının üzerindeydi ,çok dalgın

olmuştu bu aralar,açıp kapıyı içeri girdi.Anahtarı koltuğun üzerine atıp uyuyan

güzeline baktı.Bu kadar güzel olmak ,sanki git gide daha da güzel oluyordu bu

kız…Kokusu daha tatlı oluyordu…Bambaşka bir havası vardı sanki…Saçlarını

okşadı ve uzun uzun seyretti bu güzeli.



“Aşk mı yoksa Bodrum mu bilmiyorum bunun sebebi Naz ama sende ki bu

başkalık…Aşk biterdi hani ,ben her an daha da aşık oluyorum sana.Senden

uzak nefes alamaz oluyorum.” Alnına minik bir öpücük kondurdu,gitmek

istemese de ortadan kaybolması dikkat çekecekti.İstemeye istemeye çıktı

odadan aklını ve kalbini odada bırakarak…
secretworld Çevrimdışı  
Kapalı Konu

Bookmarks


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Yalancı Yarim-Replikler yeter be! Yalancı Yarim 348 17-12-11 17:36
Yalancı Yarim yesilcamkolik Türk Sinemasından Filmler 12 02-08-09 23:16
Yalancı Yarim Bölüm Resimleri (Arşiv 1) ayse Yalancı Yarim 1000 03-10-08 09:45
Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 2) melisa_s Yalancı Yarim 1000 29-07-08 16:05
Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 1) ayse Yalancı Yarim 2500 30-12-07 04:10

Saat 20:48.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc.