Arama 
ÜYE OL  |  Kayıp Şifre  |  Aktivasyon   
Ana Sayfa  |  Forum  |  Haberler  |  Video  |  Diziler  |  Fotoğraf Galerisi  |  Biyografi  |  Gruplar  |  Ratingler


Geri Git   DiziFilm.com Forum > Arşiv > Diğer Eski Diziler (multimedya´li basliklar) >
L - Z
> Yalancı Yarim

Kapalı Konu

Yalancı Yarim kategorisinde Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 3) konusunu görüntülemektesiniz.

 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 01-07-09, 01:02   #691
cagrib
Yardımcı Yönetmen
 
cagrib kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.07.2007
Konum: SeninleBirGece-wp'de
Mesajlar: 2,049
cagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond repute
Varsayılan






TEKjANS

İstanbul'da büyük bir reklam şirketi...


“günaaydıın…”

Sosyetenin gözde bekarlarından ve ülkenin en iyi reklamcılık şirketinin sahibi olan Tarık Tekelioğlu’nun ofis kapısını açıp içeri rahatlıkla giren, bu ünlü reklamcılık sirketinin, pek de ünlü olmayan, yetenekli ve alımlı kampanya sorumlusu Naz Özkul’dan başkası değildir…

TARIK (işine konsantre olmuş…kafasını masadan kaldırmadan) sana da!

NAZ: kaldır o kafanı da, yüzüme bak biraz…

Günün aydınlansın…

Bir profesyonelin elinden çıktığı belli olan simsiyah özenle toplanmış saçları vurgulayan siyah şık mini elbisenin ve yine aynı renkten yüksek topuklu stilettoların bıraktığı ciddi ve zarif iş kadını görünümüne son derece tezat durmaktadır kafasının üzerine konan böcek anteni sarı şapka…

şapkayı gösterirken şirin bir ifade vardır yüzünde….

“ Şapkam nasıl canım?”

Tarık kaşlarını kaldırır şok içerisinde…” O ne o?!!”

“kampanya için tasarladık…beğendin mi?”

“reklamda seni de oynatırsak güzel..arı maya gibi olmuşsun...”

“ iğrenç öyleyse…”

Naz umursamaz bir ifadeyle sapkayı çıkarıp fırlatır…

NAZ (Tarık’ın masasına dayanırken) gerçi kime soruyorum ki…sen ne anlarsın bu işlerden?

TARIK (önündeki kağıtlardan kafasını kaldırmadan ) arkamda duran ödüllere bak…

Naz, Tarık’ın alırken heyecanını peylaştığı ve şuan arkasındaki platformda dizili başarı göstergelerine bakar göz ucuyla…

NAZ: yılın reklamcısı…sevsinler…kazayla olmuştur o…jurinin şuursuz bir anına denk gelmiştir…

TARIK (kafasını kaldırır) 4 yılda,4kere?…

NAZ: olabilir…zaten ödüllük işler,küçük kitleyi hedefler...benim tarzım değil!

TARIK:malum...ben mütavazi bir adamım...

Tarık’dan beklediği tepkiyi alamayınca birkaç saniye sonra esas söylemek istediğini açığa vurur…

“az önce bir fikri daha çöpe attırdınız Tarık Bey, tebrikler!”

Tarık elindeki kağıtlara dönerken sırıtır…

“ben söylemesem de sen atacaktın..”

Naz, onun önündeki kağıtlara şöyle bir bakarak mırıldanır…

“N’olurdu beni bu kadar iyi tanımasan…”

“ zamanı geri alamam…”

“ boşver…herşeye rağmen,sıkışınca sığınıcak bir günah keçisi bulmak güzel..nedir onlar?”

Tarık kağıtların üzerine ellerini koyarak masada ona doğru eğilmis Naz’la göz göze gelir…

“senin tamamlaman gereken bir kampanya yok mu?”

Naz kocaman gülümserken…” canımm arkadaşımm”… Tarık gözlerini devirerek ellerini çeker…

TARIK: iyi hadi..bak ….

Naz kağıtlarda kampanya sorumlusunun ismini görünce heyecanla Tarık’a bakar…

“ BORA?”

“ nam-ı diğer bay Zampara..”

Naz gözlerini devirerek…“ Sen nesin…ev oğlanı mı?..güldürme beni..”

Tarık,siyah deri koltuğuna yaslanırken….“ ben kadınları kullanmıyorum…ve olmadığım biri gibi gözükmüyorum değil mi?”

“ Seni hiç anlamıyorum…hakkında böyle düşündüğün biriyle nasıl oluyor da hala ortaklık yapabiliyorsun?”

“ iş başka!şimdi hakkı var,adam kendini ve şirketi pazarlamayı iyi biliyor...”

Naz iç çekerek…” kendini iyi pazarladığı kesin…”

Tarık,Naz’ın Bora kelimesini her duyduğunda ya da züppe iş adamının kıymetli varlığının bulunduğu her ortamda yaptığı gibi, yine neşelenip ,adeta parlamasını içinde kabaran tuhaf duygularla izliyordur…

Parıltının yanına eklenen mutlu ses konusur…

“ Tarık,beni de bu kampanyaya vermen gerek?”

Tarık bu fikrin ortaya atılışındaki nedeni sorgularcasına kaşını kaldırırken,Naz masanın yanından dolaşıp,Tarık’ın hemen önünde,masaya dayanır…

“şöyle ki…biliyorsun tam 12 gün sonra sevgililer günü!..”

“ ee?..”

Eğilip Tarık'ın yanağını sıkar..“ Sabırlı ol...Sevgili patronum…anlatıyorum işte!”

“ Nazz kaç kere söyleyeceğim yapma diye..."

Naz umursamazca omzunu silkerken...

TARIK:ayrıca mümkünse bu defa fıtık etmeden anlat…

“ ayy tamam…susmadın ki bir anlatıyım…vır vır vır…ne diyordum ben?…”

Bezmiş bir şekilde…“ sevgililer günü!!”

“ hııı… şimdi Tarıkcım,çalışanların duygusal hayatlarında ulaşacakları mutluluk,iş performansıyla doğru orantılıdır…”

“ yani?”

“yanisi canım, her kim ki,o geceyi tavana bakmak yerine, sevgilisinin gözlerinin içine bakarak geçirir, bu PARA BABALARINA…-ki bu örnekte o,siz oluyorsunuz patroncum-… bol yaratıcılık,verimli zaman ve yüksek kar oranı olarak geri döner…ve bu sebeptendir ki-“

“Naz sen ne diyorsun allah aşkına!!..”

“ Taarık,12 gün içinde o adamı ayarlamazsam tavanlara mahkumum ben!!”

Tarık iç çekerek Naz’ı kalçasından kenara iter ve masadaki işlerine dönerken,Naz genç adamı omuzlarından geri çekerek yüzüne bakmasını sağlar…

“bana bak Tarık Efendi, kırk yılda bir ayağıma böyle bir fırsat gelmiş, gözümün önünde elimden kaçmasına izin vereceğimi sanıyorsan yanılıyorsun..”

“ Naz, tamam eski dostuz…ama ben senin patronunum ve prensiplerim var…onlardan taviz vermemi bekleme!”

NAZ : amann hiç taviz vermez...


TARIK:nee?!!

NAZ ( dudağını bükerek) kiminle çalışıyor…bari onu söyle?

TARIK:Sadriyle…

NAZ (hevesle) tamam işte…Sadri’yi benim kampanyama ver..Beyinsiz mankenlerle çalışmaya hiçbir erkek hayır demez… ben de en azından işe yaramış olurum..”

Tarık kararsızlıkla Naz’ı dinlerken…

NAZ (küçük bir kız çocuğu gibi Tarık’ın koluna asılmıştır) lütfen,lütfenn,lütfeenn…hem ben senin en iyi çalışanın değil miyim?…saçma sapan bir kampanyayla niye vakit kaybettiriyorsun bana?

Tarık alaycı bir ifadeyle…

“ onunla birlikte çalışırsan ilgisini çekebiliceğini mi düşünüyorsun?”

“en azından görünmez olmadığımı anlamış olurum, iki kelime ederiz...”

“ abartma Naz…durumun o kadar da vahim değil-“

“vahim!...”…..(dudaklarını bükerek)…” hadi kaptan, benim için...”

“ Herhalde senin için!!Bora için yapacak değilim..“

NAZ (hevesle) yani yapacak mısın?

TARIK:hayır!!

Naz yüzünü asar iyice …

“ Tarıık..ne olur sanki..O kuzenin, ben de senin-- ”

“ baş belamsın!!”

“ öyle mi?!”

“ ayrıca Bora benim kuzenim değil…babamın kuzenin oğlu!!”

“ konuyu değiştirme!!”

“ hangi konuyu?”

Gözlerini açarak…” Tarıkkk!!”

Genç adam pes ederek ellerini kaldırır…

“ teslim oluyorum…görev senindir….adam tavlama konusunda zayıf bir strateji olsa da-“

“ hıh!..o halde fikirlerinize açığım sayın Tekelioğlu… ne de olsa siz yürüyen her şeyi tavlarsınız

“ Pess ..Üniversitenin ilk yıllarında kurduğum cümleyi mi hatırlıyorsun?”

“ B1 fazlalığı…bilirsin ben herşeyi hatırlarım…”

“ yaa…bir de kız arkadaşımla olduğumu unutup iki de bir aramasan…”

“ bırak şimdi laf yetiştirmeyi de,bana adam gibi bir taktik ver…nasıl tavlayacağım ben bu adamı?”

Tarık gözlerini kısarak sırıtır…

“benim stratejilerimi sen kaldıramazsın Nazcım…cesaretin eksik kalır…”

Naz da gözlerini kısarak geri çekilir ve kollarını kavusturarak karşısındaki adama dikkatle bakar…

“ bence pek emin olma!…”


“ şaka yapıyorsun??”

“ konu Boraysa asla!”

Gözler bir süre birbirini süzdükten sonra, Tarık önüne döner...camdan şehrin gündelik minyatür karmaşasına bakarken dalgındır son derece...

NAZ: ne oldu şimdi?

“ Susarsan düşünüyorum...”

NAZ (gözlerini devirerek) pardon!

Tarık muhteşem beyin hücrelerini fazla mesaiye çağırarak kusursuz bir strateji bulmayı umarken, bir an sonra ağzından çıkanların nasıl duyulduğunu kendisi bile tahmin edemeyecektir…

“ Bora’yla hislerimiz hep karşılıklı oldu…sevemedik birbirimizi, anlaşamadık...yani işin aslı, çocukluğumuzdan beri devam ediyor bu gizli rekabet…gerçi ben artık pek önemsemiyorum ama, onun bu konuda takıntılı olduğu kesin…”

“ hımm…ne işimize yarar ki bu durum?..”

“ eğer bana olan nefretinden pay alıp Bora Bey’in ilgisini çekmek istiyorsan tek
yapacağın birlikte olduğumuzu bilmesini sağlamak…”

“ biz birlikte değiliz ?!”

“ ama olabiliriz…”

“ nasıl yani?şimdi sen-..benden sevgilin olmamı mı istiyorsun?”


Tarık bir anlık kararsızlıktan sonra…

“ ben…aslında— evet,istiyorum…sevgilim olacaksın!bundan sonra her saniyen benimle geçmeli Naz…herkes bilmeli bana ait olduğunu…”

Tarık’ ın ağzından bir çırpıda emir verircesine çıkan sahiplenici cümleler Naz’ın aklını karıştırmış, ister istemez gergin bir ifade belirmiştir yüz hatlarında…ama Tarık’ın bunu farketmesi uzun sürmemiştir…

“ yani, bir süreliğine..sadece Bora Efendi’nin ilgisini çekene kadar…”

Tek kaşını kaldırak…“ Herkesin bilmesine ne gerek var o zaman?”

“ Burası küçük bir şirket Naz, ama dedikodu kazanı büyük… “

“ O böyle şeylere kulak asacak biri değil!

“ Onu tanımıyorsun bile…basit gönül maceralarım ilgisini çekmez Naz…harekete geçmek için,benim sana aşık olduğumdan emin olmaya çalışıcaktır…”

Naz’ın düşünceli ifadesi,esrarengiz bir hal alırken,Tarık ortaya attığı fikrin saçmalığına iyiden iyiye hayıflanmaktadır…aradan geçen birkaç saniyeden sonra, zihninde az sonra göreceği tepkilere dair onlarca görüntü oluşmuştur…Ama bunlardan hiçbiri karşılaştığıyla eşleşmemiştir…

NAZ:haklısın…madem Bora bey işini sağlama alıyor (Tarık’ın koluna girer)..o zaman biz de onu ikna edebilmek için elimizden geleni yaparız Sevgilim…

TARIK:Sevgilim?

NAZ (sevinçle Tarık’ın yanağına bir öpücük kondurur) bu harika bir fikir Tarık,sen birtanesin!!!...

TARIK:birtaneyim?!


NAZ: papağan gibi söylediklerimi tekrarlamayı bırak da, birlikteliğimizin ilk gününü nasıl kutlayacağız, onu düşün sen..

Genç adam daha önce hiçbir fikrinin bu kadar şevkle karşılandığını hatırlamadığından, şaşkınlık içinde sırıtırken,karsısında kayadan altın yapmayı keşfetmiş beş parasız bir bilim adamı gibi gözleri parlayan kadına bakıyordur….

NAZ: İnanmıyorum yaa…bu plan işlerse,az kaldı demektir hedefe ulaşmama…

Naz sevincini yarıda kesip Tarık’ın omzuna vurur sitemle…

“neden daha erken aklına gelmez sanki böyle şeyler…yavaşsın Tarıkk,yavaş!!”

Tarık imalı bir tonda…“ kusura bakma,eşeklik ettim!!düşünemedim sana erkek ayarlamayı daha önce…”

NAZ: e yani?!saksı biraz geç çalışıyor…

TARIK: Nazz—

NAZ: amann neyse..geçmişe mazi..hedefe ulaşmama az kaldı ya,onu bilirim ben…

TARIK:kendimi bağışlatmak için bu akşam yemeğe çıkmayı teklif etsem?….

NAZ: hımm..fena fikir değil aslında…vakit kaybetmemek gerek!

TARIK: etmiyoruz işte!geliyor musun?

NAZ: bilmem ki…

Tarık bıkkın bir şekilde gözlerini Naz’a dikerken…

NAZ.tamam canımm,geliyorum!sanki hiç gitmediğimiz şey…

TARIK: bu defa farklı..yanımda bambaşka bir sıfatla bulunacaksın…

Naz Tarık’a döner gözlerini kısarak,manalı bir bakış atarken…” Demek şimdi hem arkadaşım, hem patronum, hem de sevgilimsiniz Tarık bey!!...

“ öyle görünüyor…”

Tarık’ın koluna girerek,başını omzuna koyar…“ne çok şeysin sen benim için…canım..bu yaptığın fedakarlığı asla unutmayacağım!!

TARIK:Naz abartma,en yakın dostumla biraz daha fazla vakit geçireceğim sadece…

NAZ:öyle deme Tarık,bu yaptığının benim için önemi çok büyük…

TARIK:sen ciddi misin?

NAZ:hangi konuda?

TARIK: bu adama bu kadar aşık mısın gerçekten?

NAZ (gözleri parlayarak) evet!!…söz konusu aşk olunca inanmak zor ama,öyleyim bu defa galiba!..(muzip bir gülüşle)… Biliyor musun, eğer şu fikri bir reklam için üretmiş olsaydın bir daha çalışmamıza gerek kalmazdı...

TARIK: ya…ama ne yazık ki, bütün güzel fikirlerimi senin uğrunda harcıyorum!

NAZ: pişmansan geri al fikrini?!çok geç olmadan…

TARIK: pişman etme!

Naz dudaklarını büzerek kafasını yana çevirir…Tarık,Naz’ın küskün hallerini izler bir süre konuşmadan…

TARIK:Nazz?

Naz kollarını kavuşturmuş, Tarık’a bakmamaktadır…

TARIK:Kızdın mı cadıcım yaa?

Naz bakışlarını çevirir,omzunu silkerek...

TARIK: Naz??

NAZ:I ıhh..kızmadım…debelenme boşuna…

Tarık yanına yaklaşarak Naz’ın yüzüne dokunur sağ eliyle…saçlarını geriye çekerken gözleri birbirindedir…

TARIK: yalancı yarim!

NAZ:nee?!

TARIK:ne ne?

NAZ: yalancı yarim mi dedin sen bana??

TARIK:hı hı…değil misin?

NAZ:Tarık?

TARIK:hı??

NAZ:sevdim ben bu sözcüğü, çok yakıştı ağzına…

TARIK: sevgilim olmaya bu kadar hevesli olduğunu bilsem daha önce söylerdim…

NAZ: senin değil şaşkın,kuzeninin!!!onun yanında da kullanmalısın bu kelimeyi mutlaka…

TARIK:nee?!

Naz durdurulamaz bir hevesle;

“ Önce projeye ismimi yazıyorsun ,sonra da bu gece için Şamdan’ da romantizmin doruklarında bir yemek ayarlıyorsun ikimiz için…ayy,herşey çok inandırıcı olmalı...millet deli gibi aşık sanmalı seni bana!...bak,o kızlara yaptığın gibi kazmalık yapıp sandelyemi falan çekmezsen,30 yıl çekeceğin var benden Tarık Efendi …”

TARIK:tamam Naz,abartma!!

NAZ:ben bilmem,denk al ayağını…(daha yumuşak bir tonda,gülümseyerek) 8.30’ da evden alırsın…anlaştık mı?

Tarık iç çekerek…“ anlaştık Naz Hanım…”

“ o zaman sevgili torpilinden erken çıkıyorum bugün!”

“ Nazz!!!”

“ güzelleşmem gerek,oyalama beni!!…”

Naz, kapıya yürürken…

“ birşey unutmadın mı?”

Naz gözlerini devirerek…“ yok artık? “

“ Herşey yerinde güzel!”

“ ama—“

“ emeğe saygı duymayı bildiğini sanıyordum!”

Naz isteksizce geri döner…Tarık’ın tam karşısında bir karış mesafede durarak…

“ pekala…ama bu seferlik sen yap! “

“ olur!”

Tarık masanın köşesinde duran böcek antenli sarı şapkayı almak için döndüğünde, Naz gözlerini kapamıştır.

Tarık garipseyerek…”napıyorsun sen?“

Gözleri hala kapalı…” bekliyorum!”

“ neyi?”

Naz gözlerini açar….“ neyi olucak şaşkın, beni öpmeni tabii ki!!”

“ o zaman çok bekleyeceksin…”

“ niye?!”

Tarık şapkayı Naz’ın kafasına yerleştirirken, Nazın şaşkın bakışları onu izlemektedir…

“ Aşksız öpüşme, antensiz arıya benzer de ondan…

Tarık kollarını kavuşturarak arkasındaki masaya yaslanırken, Naz’ın o halini süzüp daha da keyiflenir…

NAZ: çok mu yakıştı?

TARIK:çokk!

NAZ (aradaki mesafeyi kapayarak iyice yaklaşır) beğendin yani?

TARIK (gözleri birbirine odaklanmışken) hem de nasıl…

Naz kafasındaki şapkayı Tarık’ın başına oturtturur özenle…

NAZ: o zaman sende kalsın canım!

Naz Tarık’ın tek yanağını sıkıp…” çok şeker oldun!”

TARIK: Nazz!!..perdeler açık!

NAZ: evet,anla işte ne kadar düşüncesiz olduğunu!

TARIK: nasıl?!

NAZ: inanmıyorum sana Tarık!!ya Bora falan geçse odanın önünden…ya beni kafamda şununla görse?ne düşünücek hakkımda?

TARIK:görüp görebiliceği en güzel bal arısı olduğunu!...

NAZ: arı değil ,KADIN olarak görmesini tercih ederim…o yüzden de şapkayı şimdi sana bağışlayarak, kendimi Müvlüt’ ün hünerli ellerine teslim ediyorum canım…”

Tarık kollarını birbirine kavuşturmuş neredeyse mırıldanarak…” bir de o vardı değil mi?..”

NAZ: efendim??

TARIK (sırıtarak) yok bişey canım arkadaşım, oyalanmasan artık diyorum…saçını kapan ordadır şimdi?

NAZ (endişeyle) Tarık iyi misin sen?

TARIK (şapkayı çıkarırken) iyiyim Nazcım…git hadi,merak etme beni…

NAZ: tamam,akşama geç kalma olur mu?tam buçukta evde ol…

“ emredersin karıcım…”

Naz gülümseyerek…” bilirsin,bekletilmekten hiç hoşlanmam kocacım!”

Naz kapıya yürürken Tarık masaya yaslanmış arkasından bakmaktadır…

“ Naz??”

Naz cevap almayı bekleyerek arkasına döner kapıdan çıkarken…

“ Mevlüt’e söyle eli değmişken biraz da dilinden kırpsın…”

“ oldu canımm!!...(sevimli bir tavırla) bak ne diyeceğim, sen de gelsene benimle!”

“ hiç işim olmaz!?”

“ korkma yaa, ben ısmarlayacağım…”

Dalga geçerek…“ manikürü mü, pedikürü mü?”

“ I ıhh,bilemedin!!..(sağ elinin iki parmağını makas gibi kullanırken)…sünnetini!”

“ süpürgene bin ve kaybol!”

“ senin kaybın…”

“cadaloz!”

Tarık tam 8.27’ de Naz’ın kapısını vururken kendini rolüne alıstırmaya çalışıyordur….

Beyaz gömleğin yakalarını düzeltirken şuanda yüzüne kapalı çelik kapıya bakarak gülümser…

“ N’aber Naz?...”

Yüzündeki gülümseme donarken…” olmadı bu!asker arkadaşım gibi…” havaya girerek koridordaki aynaya bakar ve daha etkiliyci bir tonda devam eder …” Selam bebeğim!”

“ ıhhh yok …bu da her an yatağa atıcakmışım havası veriyor…”Ne yatağı oğlum,sapıttın sen iyice…erkek adam arkadaşına, tövbe tövbe…

Biraz ciddileşerek…”İyi akşamlar Naz Hanım!çok şıksınız…”

Naz kapıyı açar şaşkınca “Tarık?”

TARIK: Naz…

İkisi de o anda takılı kalmışlardır sanki… şimdiye dek birbirlerini özel günlerde onlarca kez görmüşlerdir ama bu akşam ikisinde de bambaşka bir hava vardır…bir bütünmüşçesine uyum içinde ve alabildiğine yakınlaştılar birbirlerine…Ne Naz’ın bütün hatlarını saran kırmızı saten elbise,ne de kumaşının parlaklığını Tarık’ın gözlerinden alan İtalyan tarzı füme takımlı tezat kırmızı saten kravattı akıllarını alan…Ruhlar bambaşka bir kapıyı aralamıştır gözlerden kalbe giden bir yolda…
Tarık Naz’ın siyah perçemlerinin üzerinden düşen o ince tutamı yerine bırakırken, yüzüne teğet geçer eli…Naz istemsizce gözlerini kapayıp bu -yabancı- kokuyu içine çeker…ve ardından derin bir iç çeker…”parfümünü değiştirmiş olmalı” …sıcak etkisi yaratan tütün, badem ve vanilya kendine çeken miskden ayırabildikleridir sadece…”kesinlikle değiştirmiş!!...”

TARIK: şimdi oldu işte!

NAZ (bir an sonra kendine gelerek) teşekkürler..

TARIK: rica ederim,zevkle!..erkek arkadaşınız çok şanslı Naz Hanım…

NAZ: şansını iyi kullansın o zaman…

Kısa bir bakışmanın ardından…

TARIK (gülümseyerek) gidelim mi?

NAZ:hı hı…

Naz kapıyı çeker...Beyaz sunî kürk etolünü omuzlarına kaydırarak,Tarık’ın kolunda asansöre ilerlerken…

NAZ: hayret,ilk defa zamanında geldin…

TARIK: sen de zamanında çıktın…

NAZ: ben hep zamanında çıkarım,uydurma...

TARIK:hııı,çıkarsın Nazcım..

Tarık sırıtırken asansörün düğmesine basar…

NAZ: sırıtma!!Off,diğeri de meşgul…bozuldu mu yine?!

TARIK: sabırlı ol,gelir şimdi...iki kişiden fazla indirdiyse ancak topluyordur kendini!

NAZ: Dalga geçme asansörümle Tarık…ben senin şeyinle—

TARIK: neyimle??

NAZ:şeyinle iste canım,şeyinle---adı her neyse,onla dalga geçiyor muyum?

TARIK: Nazz…bu konuşma nereye çeksen gider canım…uzatma istersen!

NAZ: a aaa..şuna bak...ne dedim şimdi ben,alt tarafı—pess yani Tarıkk,söyleyecek kelime bulamıyorum sana!

TARIK: e bugün İlklerin Günü Naz…doğaldır!

Tarihi apartmanın,tarih olmuş asansörünün kapısı açılırken…içerisinden çıkan tonton çift Naz’ı selamlar…Meraklı kadıncağızın zavallı kocası,evine girebilmek için Tarık ve Naz’ın asansöre binmesini,hatta kattan aşağıya intikal etmelerini beklemektedir…

AMCA: Hadi Şükriye Hanım,neye bakıyorsun artık…karnım zil çalıyor…

TEYZE:Senin karnın 40 yıldır zil çalıyor Nurettin, ama Naz’ın kalbinin zili kırk yılda bir çalıyor…

AMCA:tövbe tövbe, tövbe tövbe…

Yaşlı adam söylenerek içeri girerken

TEYZE: hoş çocukmuş ama…aferin bizim kıza

***************************


__________________

<img src=http://img545.imageshack.us/img545/2848/nazo.jpg border=0 alt= />



cagrib Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 01:18   #692
cagrib
Yardımcı Yönetmen
 
cagrib kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.07.2007
Konum: SeninleBirGece-wp'de
Mesajlar: 2,049
cagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond repute
Varsayılan

NAZ:Tarık çekilebilir misin biraz üzerimden?

TARIK:niye?!

NAZ: ne demek niye?daraldım ben burada…bir de senin kalıbının maşallahı var ya!...üstüme üstüme…(elini yelpaze gibi kullanarak) off ne ağır iniyor bu!

TARIK: ha kabul ediyorsun yani ağır olduğunu sonunda…

NAZ: senin mi?..evet ediyorum…

TARIK: asansörden bahsediyorum!…

NAZ: haa,bak hakkını yemeyeyim en az senin kadar ağır o da…

TARIK: Zevk alıyorsun dimi bana laf sokmaktan?

NAZ: çokk…ne yapıyım, üstümde koskoca bir adam, 10 kat aşağı inerken içimden akın akın bir laf sokma isteği geliyor Tarık…engel olamıyorum!

TARIK: Pardon Naz Hanım, rahatsız ettim sizi…eşeklik bendeki kapından alayım dedim…bir dahaki sefere hayatta kımıldamam yerimden…bu bana ders oldu!

Naz göz ucuyla Tarıka bakar…yüz ifadesinden son derece bozulduğu anlaşılmaktadır...kısa bir an sustuktan sonra dayanamaz…

NAZ: Tarıık… bak bakayım bana…

kapalı alan basıyor beni…valla!...seninle ilgisi yok!... ( Tarık’ın hadi ordan bakışları karşısında ) kızdın mı?...

TARIK: ne kızıcam!

Birkaç saniye sonra…

“Hayır elalemin kadınları özel alanlarına giriyim diye telli babada tel kuyruğuna giriyor …hanımefendi şurda iki dakika çekemiyor, daralıyor!sanki keyfimden!ama adaletsiz dünya işte… kimine kaşığın ucunda koklatır yere göğe koyamaz, kimine de kepçeyle verir kadir kıymetini bilemez…”

Naz kahkahalarla gülmeye başlar…

TARIK: ne?

NAZ : belli hiç kızmamışsın sen...

Tarık ters ters bakarken...

NAZ: ayy ama ilahi... düşünemiyorum senin o sosyete güllerini tellerle…hahahh... hatunlar işi gücü bırakmış türbelerde ellerini açmış dua ediyorlar...(ellerini dua eder konuma getirerek, ciddi bir şekilde) “Allahım para desen bende, pul desen bende...hepsinden geçtim, tek dileğim sende...en sevdiğim Hermes çantamı, Chanel ayakkabılarımla birlikte fakir fukaraya vereyim...bu sene tatile Maldivlere gitmek yerine Çeşme’de Serdar dinleyeyim...en çok okunan moda dergisinde üst üste 3 hafta haftanın rüküşü seçileyim...ama yeter ki sen bana ve benim gibi bekar kalmış bütün hatun kullarına birer Tarık Tekelioğlu nasip eyle, amin“...hahahhh...

TARIK: Nazz!

NAZ: ayy tamam canım kaş göz yerinde..yakışıklı sayılırsın ama, yuh yani,daha neler artık....adam kendini Johnny Depp sanıyor...

Naz bir yandan gülüp bir yandan Tarık’ın sağ omzunu çürütürken,

NAZ: alemsin Tarık!…

TARIK: Naz yeter ama...

Naz gülmeye devam eder....

TARIK:kızıyorum!

NAZ: aman çok korktum...ne olurmuş kızarsan?...

Tarık elini onun kırmızı ince bir askının süslediği çıplak omzundan kollarına indirirken Naz susar bir an...ve Tarık onun gözlerinin taa içine bakarken, Naz yutkunur...

TARIK: mesela—

NAZ: mesela ne?

Gözler birbirinde kenetlenmişken, asönsörün yere değmesiyle oluşan küçük sarsıntıyla;

NAZ: aç istersen...

Tarık öylece tepkisiz bir şekilde ona bakmaktadır...Naz elini onun gözünün önünde gezdirerek...

NAZ: huu, Tarık?...sana diyorum...

TARIK: hı?

NAZ: kapı diyorum...biraz centilmen olsan da açsan diyorum!...kime diyorum?!..

Tarık Naz’a ters ters bakar ve kapıyı açar…

TARIK: buyrun Naz Hanım!...dalmışım bir an...

NAZ: dalmayacaksın...gönül mevzuları dalgınlığa gelmez Tarıkcım...bak eğer Bora’nın yanında da böyle kabalıklar yapacaksan sen, biz en iyisi hiç başlamayalım bu oyuna...

TARIK: abartma Naz...bi kapıyı açmadım diye...

NAZ: ben bilmem...dikkat et Tarık!...inmişiz sen hala gözlerini dikmiş möl möl bakıyorsun yüzüme, olmuyor ama!...

TARIK (şaşkın bir şekilde) nee?...

Naz kırmızı elbisesinin eteklerini savura savura asansörden çıkarken...Tarık durur kapının önünde...

” oğlum Tarık....ya hayatının hatasını yapıyorsun bu oyuna başlayarak, ya da—”

Naz birkaç adım ilerledikten sonra yerinde durup yüzünü Tarık’a döner...

NAZ: ayy hadi...yavaşsın Tarık...

TARIK (sessizce) işte hangisini yapıyorsun, onu bir bilsen...

NAZ: ayrıca yanıma gel de yardım et bana... (küçük bir kız çocuğu gibi dudaklarını bükerek) yürüyemiyorum taş sokakta şu topuklarla tek başıma...

Tarık onun yanına gidip tam bir beyefendi edasıyla kolunu uzatırken, ”geldim!”... Naz gülümseyerek onun koluna girer...

NAZ: teşekkürler...

TARIK: zevkle Sevgilim!...gidelim mi artık?

NAZ: hı hı...

İkisi arabaya doğru ilerlerlemektedirler...

Tarık nazikçe kapıyı açıp Naz’ın GG plakalı, kurşun rengi Aston Martine binmesine yardımcı olurken, az sonra kendi de şöför mahaline geçer...

Yola çıktıktan kısa bir süre sonra teyibin dokunmatik ekranında birbirine değer eller...ve sonra da gözler...

Tarık ve Naz tanışmaları, ki bu yaklasık 5 sene önceye tekabül ediyordur, Tarık’ın onu gözüne kestirip tavlanması gereken çıtırlar sınıfına koymasıyla başlamıştır... İkisinin oldukça fazla ortak yönü ve ortak arkadaşının olması, Tarık’ın işini kolaylaştırırken... Naz’ı yakından tanıdıkça bunun fazlaca iyimser bir düşünce olacağına karar vermiş ve onun şimdiye kadar tanıdığı kızlardan bambaşka olduğuna kanaat getirmiştir...Naz, ”çetin ceviz”dir Tarık’ın deyimiyle... bütün kızlar üzerinde işe yarayan taktikler onun üzerinde ucuz numaralar olmaktan öteye gidemiyordur...

Oysa ilk günlerde, hırs halini almıştır bu durum Tarık için ...her istediğini almaya alışmış biri için başarısızlığın kabullenilmesi kolay olmayacaktır elbet...Naz da pes edip evet diyecektir sonunda...Her kadının inadının bir kırılma noktası vardır, Tarık da sabrı ve zekasıyla alacaktır istediğini...

Her şey, bir sahip olup olamama çabasından ibaretken ikinci sınıfa geçtikleri sonbaharda, Tarık’ın onu nihayet yemeğe çıkmaya ikna ettiği o doğumgünü akşamında, annesinin acı haberini alır Naz...Fütursuz bir kamyon şöförü almıştır kıymetlisini...geri vermemek üzere...

İşte o kara gün, bir dönüm noktası olur hayatlarında...o döneme kadar süren bütün inatlaşmaları, laf dalaşları bir yana, en büyük desteği olur Tarık Naz’ın...omzu, ağlarken sığındığı sıcak limanı olur...onca zaman saçma sapan hallere girerken, sadece kendi olması, yanında olması yetmiştir Naz’ın güvenini kazanmasına...Tarık farketmese de, Nazın doğallığı, masumiyeti, ona katıksız ve karşılıksız bir şefkat sunarken acısını hafifletiyor olmak bambaşka duygulara sürüklemiştir Tarık’ı...

İşlenmemiş kıymetli bir taştır artık Naz Tarık’ın gözünde...ve onu incitmekten ölesiye korkuyordur...belki de bundan duymazdan gelmiştir içinde zaman zaman nükseden sesleri...

NAZ: pardon...

Naz elini teyipten çekerken...

NAZ: sessiz gitmeyelim demiştim...

TARIK: ben de...

NAZ: biz de bi tuhafız yani, sen varken ne gerek var başka sese?

Tarık gülümseyip rastgele bir radyo kanalı açar...

TARIK: boşver, ben hep söylerim...bakalım ne çıkıcak şansımıza?

Şarkı, neredeyse ortasında yakalanmışken,

Naz gözlerini diker Tarık’a...

NAZ: inanmıyorum!sen mi ayarladın?

TARIK: ayarlasam olmazdı Naz!hatta bu adam hayatında hiç olmazdı!

NAZ: doğru!..

Naz dalıp gider...ve bir an sonra kafasını kaldırıp Tarık’a bakarken...

özür dilerim...saçmaladım...sen her şey olabilirsin, ama beni üzmek isteyen asla...

Tarık viteste duran elini çekip Naz’ın sol elinin üzerine koyar şefkatle...

TARIK : biliyorum bu konu hassas...ama düşünme artık...lütfen... değiştiriyim mi kanalı?

NAZ : yok kalsın !

TARIK : aslında daha ne kadar kaçabilirsin geçmişinden? adamın şarkıları her yerde Naz! Alışmaya çalışman lazım artık duymaya...

NAZ (camdan uzaklara dalar, çalan şarkının nakaratına eşlik ederek) alışmaya çalışmak diye bişi yok !alışmak zorundayım...



İncitilmişti Naz, aşka inanmıyordu artık...

Henüz ortaokuldayken, okulun en popüler çocuğuna sırılsıklam aşık olmuş ve lise yıllarının bitimine kadar türlü badireler atmıştı kendinden üç yaş büyük bu delikanlıyla...Ama bunlardan hiçbiri canını acıtmamıştı onu kardeşim dediği kişiyle, çocukluk arkadaşı Ayşe’yle dudak dudağa yakaladığı ana kadar... sağ yüzük parmağını süsleyen gümüş halka kadar saftı ona olan duyguları...tıpkı onun masum bir bebek gibi gözüken yüzü kadar...

Bundan sonraki yıllarda Naz hiç kimseyi sokmadı hayatına ciddi anlamda...öylesine hoşlanmalar, küçük flörtler dışında tabi...her kadın kadar göz çapkınıydı o da...

Tarık’ın ona ilk zamanlar duyduğu ilginin içten içe farkında olsa da...bilmezlikten geldi...

Zaten Tarık da bu yönde bir ilgi göstermiyordu artık...demek ki, üzerinde durulacak bir şey yoktu...öylesine bir hevesti ve gelip geçmişti... dostlukları bir çınar kadar sağlamdı ya, ötesinden Naz’a neydi...

Tarık ara ara gözünü yoldan ayırıp Naz’a bakar...Başına destek olarak kullandığı elini dirseğinden kapıya yaslamış dışarıya bakarken hala oldukça üzgün ve düşüncelidir...

TARIK: aslında iyi oldu seni kapından almam...

NAZ: niye?

TARIK: e sayemde asansörde daraldın ya...o çok sevgili sevgili adayın beğenir belki seni bu bir beden küçülmüş halinle…

NAZ: a a, bak...lafa bak…kilom mu var benim…kuş kadarım be…sen kendine bak!

Tarık sırıtırken

TARIK: sonunda gülümsedin...

NAZ: ne?!

TARIK (yola bakarak gülümser) boşver..

NAZ (somurtarak) ne yani, ondan mı beğenmiyor beni?

TARIK: e ne yalan söyleyeyim şimdi, kılçığı görünen balık sayılmazsın pek de…

NAZ: yaa Tarıkk!…

TARIK: ne var!mihrap yerinde Naz, maşallahın var!...

NAZ: ikinci bir emre kadar konuşma benimle!..gıcıkk


cagrib Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 01:20   #693
cagrib
Yardımcı Yönetmen
 
cagrib kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.07.2007
Konum: SeninleBirGece-wp'de
Mesajlar: 2,049
cagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond repute
Varsayılan


RESTAURANT GİRİŞİ

Tarık valeye anahtarı teslim edip kolundaki afetle kırmızı halıdan geçerken çalışanlar önlerinde sıralanmış, el pençe divan durmuştu bile... Ikisi samimi bir şekilde Şamdan restauranın kapısından içeri girerken, sosyetenin gözleri şöyle bir üzerlerine kaydı ve bu durumda dedikodu kazanının ateşi de fitillenmiş demekti...

NAZ (neredeyse ağzını açmadan konuşarak) herkes bize bakıyor...

TARIK (aynı şekilde sırıtır, lafları yuvarlayarak) çaktırma...plan işe yarıyor...yarın manşetlerdeyiz...

NAZ: sana konuşma demedim mi ben?

“ Hoş geldiniz efendim....”

Tarık, aşırı şık mekanın, aşırı ilgili şef garsonuyla muhattap olurken, Naz’ın gözleri bu gecenin sebebi olan kişiyi arıyordur...kendi kendine mırıldanarak,

” hay aksi, gelmemiş daha...”

TARIK: birşey mi dedin hayatım?

NAZ: yoo...kalabalıkmış diyorum...

TARIK: hımm...

Şef Garson: sizin yeriniz hazır Tarık Bey, her zamanki gibi en güzel köşede...

Haset dolu gözleri atlatıp masaya ulaştıklarında, Tarık aşırı ilgili garsonun hamlesine fırsat bırakmadan Naz’ın sandalyesini çeker...

Naz gülümseyerek yerine geçerken;

” Teşekkürler...Hayatım!”

” rica ederim Bebeğim!”

Az sonra garson menüyü uzatırken,

Tarık neredeyse ezbere

“Başlangıç olarak Avokado ve Mozarellalı Somon Füme Rulo, File Şamdan ve özel salatanızla devam edeyim...tatlı olarak da— sen ne istiyorsun bebeğim?”

Naz kafasını menüden kaldırıp “aynısından!...”

TARIK: peki o zaman şeftalili granita alalım tatlı olarak da... buz gibi...

Tarık çok normal birşeymişçesine Naz’ın masada duran elini tutarken,

“sen seversin soğuk şeyleri aşkım...”

NAZ: aslında tatlıya hiç ihtiyacımız yok...sen bu gece yeterince tatlısın Tarıkcım...ama allahtan soğuk değilsin...pek bi sıcak, pek bi samimi!alev alıcaksın nerdeyse!

TARIK: aa bebeğim ayıp oluyor ama, anlatma özel hayatımızı ulu orta insanların yanında!

NAZ: nee?!

Garson bıyık altından gülerken, Tarık sahte bir sırıtışla arkasına yaslanır...adama dönerken,

“ kusura bakmayın, aşık bana, çok aşık da...tutamıyor kendini...ahhh!”

NAZ: pardon aşkım!tutamadım kendimi!

Garson gülümseyerek yanlarından uzaklaşırken...” Şarap menüsünü getiriyorum efendim...”

Tarık masada öne doğru yaklaşır fısıldayarak,

TARIK: delseydin ayağımı!....

NAZ ( Tarık’a doğru eğilip) ohh olsun sana...az bile!sen ne ukala,ne şımarık,ne kendini beğenmiş bir adamsın yaa...ne biçim konuşuyorsun garsonun yanında!

TARIK: haydaa....ne dedim ben geldiğimizden beri seni pof poflayıp aşkımı ilan etmekten başka...

NAZ: he bi de o vardı dimi!...sabahtan beri sürekli arım, balım, bebeğim, kanatsız kelebeğim...haberin olsun, bir kez daha aşkımlı bir şey söylersen kalkıp gidicem Tarık!

TARIK:sakin ol bebeğim!

NAZ: Tarıkk!!

Tarık haylaz bir çocuk gibi sırıtırken... “ ne var aşkım, aşkım demedim!...”

“ ha ben dedim yani...sen demedin...”

“ ne zaman?Naz sen benden başka kime aşkım dedin?”

“ Off Tarık, off!”

Tarık gülümser en sevimli haliyle.... “kıskanırım!deme...”

Naz da dayanamayıp gülümser istemsizce, arkasına yaslanırken... “ şebek...”

“ ooo Tarık Bey, Naz Hanım...iyi akşamlar, sizi burda birlikte görmek ne hoş bir süpriz böyle...”

TARIK (bütün keyfi kaçmış bir yüz ifadesiyle, nerdeyse tıslayarak) emin ol sizi de...

NAZ: a a Bora...yani Bora bey...siz ne zaman geldiniz yoktunuz az önce?

BORA (sırıtarak) efendim?

NAZ (içses) off Naz ne saçmalıyorsun sen, toparla...

Bora’ya eşlik eden hoş ve alımlı kadın Naz’ın kırdığı pota gülmesini tutmaya çalışarak tepki verirken...Tarık öylece oturmuş bir zamanlar sevgilisi olan bu kadının yanındaki adamın mizacına ne kadar yakıştığını düşünüyordur...

NAZ (sesini kısarak) yani girerken farketmedik burda olduğunuzu da...

BORA: az önce geldik zaten Naz hanım...hem emin olun siz görmeseniz bile, ben fark ederdim sizi bu akşam...

kırmızı çok yakışmış...ajansta da kullanın bu rengi mutlaka...

Naz yüzünün boynundan kulaklarına kadar yavaş yavaş kızardığını hissederken...

NAZ: teşekkürler...

TARIK ( Naz’ın elini kavrar) benim sevgilim ay ışığı gibidir Bora...güzelliğini gerçekten görmek için gecenin en koyusunu beklemek gerekir...yani hiç şansı yok ajanstakilerin...

Bora dudaklarının sağa kıvrıldığı bir sırıtmayla cevap verirken, “ Öyle mi?..ben sizi yakın arkadaş sanıyordum sadece...”

TARIK: haklısın...uzun zamandır saklıyordum duygularımı...böylesine özel bir kadını kaybetmekten korkuyordum belki de...ama aşk işte...durmuyor sakladığın yerde...

(Naz’ a bakar derin derin...)

Taşıyor gözlerinden ona bakarken bile...

Naz duyduklarının şaşkınlığındayken, Tarık gülümseyerek Bora’ya döner...ve avucunda duran Naz’ın elini sıkarken,

TARIK: bundan sonra onsuz yapabilir miyim, bilmiyorum...Naz her şeyim benim...

BORA: desene, seni de kaybediyoruz...

TARIK: inşallah!

MELİSA:tebrik ederim Tarıkcım...tabi sizi de, doğrusu Tarık gibi tescilli bir kazanovadan bunları duymayı beklemezdim...

NAZ (hala olayın şokunda) ben de...

MELİSA: efendim?

NAZ: yani beklediğimiz günlere değdi diyorum...

BORA: Hafta sonu için planınız yoksa davetlimsiniz....kuzenimin kalbini çalan kadını yakından tanımak isterim...marinadan tekneyle açılır Boğaz turu yaparız birlikte...

NAZ:oluurr...

TARIK: olmazz!...

Herkes Tarık’a bakarken..

“ Naz bir planımız olduğunu bilmiyordu Bora...süpriz yapıcaktım...ama madem siz çağırdınız erteleriz belki de...”

BORA: belki’leri sevmem Tarık, kesinleştirip haber verirsin...tabi eski sevgilinle yeni sevgilinin aynı ortamda olmasından rahatsız oluyorsan o başka?

NAZ: nee?

TARIK: sen rahatsız olmuyorsan ben hiç olmam!

MELİSA (Bora’nın koluna girerek, şımarık bir kız çocuğu edasıyla) off medeni olun biraz...oturalım mı artık, çok acıktım aşkım...

BORA (gevrek bir gülümsemeyle) iyi akşamlar size...

TARIK (arkalarından mırıldanarak) düdük makarnası...Naz bu herif resmen midesiz...tipsiz de zaten!ne anlıyorsun şundan...peşin peşin söyliyim batırırım ben bunun yatını...

Tarık dikkatini yeniden masaya verdiğinde karşısında az önce en yakın arkadaşından işittiği sözcükleri sindirmeye çalışan bir Naz, ve sorularla bakan bir çift badem göz vardır...

TARIK: ee nerde bizim menü?

Garson Tarık’ı duymuşçasına siyah deri kapaklı şarap listesini getirir..

TARIK (iç ses) ” tam zamanında!..oğlum Tarık, ne şanslı adamsın sen...yırttın yine sorgu sualden...”

Tarık menüyü incelerken, o gözlerin hala ona baktığını hissedebiliyordur

NAZ ( gözlerini kısmış ona bakarken) ( içses ) gözlerini kaçırıyor...ne demek oluyor bu?...Tarık ancak bir suç işlediğinde böyle yapar...bir de— olabilir mi acaba?

Tarık başını kaldırıp Naz’a bakar...nazik bir gülümsemeyle...

TARIK: Chardonnay, 94 bağ bozumu...ne dersin?

NAZ: ne?!

TARIK: ne dersin derken, ne demiyceksin Naz...evet ya da hayır diyeceksin...

NAZ:off Tarık!Kaç kere dedim Ümit’leşme diye...

Tarık menüyü yüzüne kapatır gibi yapıp, siner koltuğuna...

*******************************

“Napıyorlar?”

TARIK: yemek yiyorlar...

NAZ: hadi canım!..halay çekiyorlar sandım ben...sağol yani Tarık!onu mu sordum ben?!

TARIK: ne diyim Naz...adamlar normal normal oturmuş önlerindekini yiyor işte....zaten napıcaklar restaurantın orta yerin—de o o oou obbaa...

NAZ: noluyorrr?

TARIK: fena şeyler...

NAZ: nasıl fena şeyler?

TARIK: valla şu kadarını söyliyim bunlar boşuna yan yana oturmamış masaya...yemeyi bıraktılar, birbirlerini yiyorlar...

NAZ: yuhhh!...

TARIK: kibar ol!

NAZ: sussana sen yaa...ayyy gitti Boram!daha kavuşamadan o çakma sarışın aldı ellerimden... bişey yap Tarık nolur!...

TARIK: gidip dudaklarından ayırıyım ister misin?

NAZ: eyvahlar olsun,o kadar mı yakınlar?!....çabuk söyle...ne yapıyorlar şimdi?

TARIK: o kadar merak ediyorsan dön de kendin bak arkana...

NAZ: olduu...zaten pot kırdım demin...iyice anlasınlar!offf...rezil oldum yaa rezil oldum!adam yüzüme bakmıyor...bu nasıl plan böyle? nefret ediyorum o kadından!...

Tarık kadehinden bir yudum alıp masada Naz’a doğru uzanır...elini tutup kaldırırken kucağındaki peçeteyi de masaya bırakır...

” gel benle....”

“ nereye?. yaa dur çekmesene...”

Tarık Naz’ı elinden kavramış peşi sıra piste sürükler...yeterince göz önüne geldiklerini düşündüğünde durur...

Naz pistin ortasındaki tek çift olmanın verdiği tedirginlikle etrafına bakınırken...

NAZ: niye geldik buraya?

TARIK: Halay çekicez!...hazır mısın?

NAZ: halay çekmeye mi?

TARIK: dikkat çekmeye!

NAZ (tedirgin) Tarık, düşündüğüm şeyi yapmıycaz dimi?...yani sen ve ben en son mezuniyet balosunda—onda da çok sarhoştum...

TARIK ( rahatlatan bir gülümsemeyle) o güzel aklından geçenleri bir kenara bırak ve sadece gözlerime bak Naz Özkul....

http://www.dailymotion.com/video/x36...nce_shortfilms

veya

http://www.youtube.com/watch?v=bibtqDxXv1o

Spoiler İçermektedir


Naz’ın reddetmesine fırsat kalmadan Tarık’ın ufak bir el harekatiyle müzik başlar...ve genç adam, onun sağ elini parmaklarından kavrayarak yukarı doğru kaldırırken, keskin bir ritmle birbirlerinin yüzlerine teğet açılır eller...enseden omuzlara, omuzlardan kürek kemiğinin hemen altına...Tarık sert bir şekilde belinden kavrayıp kendine yaklaştırır Naz’ı...ve Naz soluğunu tutmuş iki adım geriye çekilirken, Tarık da süzülüyordur onunla birlikte..yerinde dönüp kendini onun güvenli kollarına bırakırken...içinin titrediğini hisseder...Tarık ona dokunmaktan öte sahiplenmekte, yaşam hücrelerini keşfetmektedir sanki...genç kadın, sağ bacağını dizinden kırarak adamın kalçasına yaslarken, onun ensesindeki eli de dalgalı saçların içinde kaybolmak istiyor gibidir...ve boynuna öylece yaslanmışken duyduğu o erkeksi koku... “ ne oluyor bana?”

Bütün, başka bir keskin ritmle ikiye ayrılıp yüzler tekrar birbirine dönerken...genç adam elini kadının belinden yukarıya çıkarıyor..farkında olmasa da, adeta kendine bastırıyordur onu...ve değişen ritmle kendi etraflarında ayrılmaz bir pervane gibi pisti geçerken, basit iki notayken birlikte bir melodi oluşturmanın tadını çıkarıyorlardır...Naz yüzünü ona döner ve omuzlarından kollarına kendini onun ellerine bırakırken bir an sonra belinden midesine doğru yükselen karıncalanma duygusunu hisseder...Savrulan saçları, yakıcı bakışlarıyla birleşince, o an son nefesini verebileceğini düşünür Tarık...dudakları onun tenine bu kadar yakınken...küçük bir buse kondurur Naz’ın boynuyla omzu arasında minik bir kuytuya...

Ani bir dönüş....sonrası birbirinden sert ve kıvrak dönüşler...Kenetlenen parmaklar...neredeyse paylaşılan nefesler...uzayan adımlarla, yere paralel, göğe ulaştıran figürler...Tarık Naz’ı son kez kendi çevresinde döndürürken, Naz içinde yükselen duygularla birlikte yükselip kendini onun kucağında bulur...ve hala onun kollarında dönerken, salondan yükselen alkış sesleri uzaktan bir tını gibidir...Nazikçe kayar kucağından...birleşen ellerini açarken yürekleri kuş gibi çırpınmakta alınlarıysa birbirine değmektedir...

Naz henüz nefes nefeseyken gözlerini kapatır “Tarık”...

Tarık az önce bıraktığı elleri bileklerinden kavrayarak durur bir süre...ve sonra aniden sadece kalbinin emirlerini takip ederken Naz’ın yüzünü ipek saçlarının arasından kavrayıp dudaklarını hafifçe öper...ve ayrılırken karşısında efsunlanmış gibi öylece duran Naz'ın yüzünü okşayıp sevgiyle bakar...

TARIK: emin ol, artık o da nefret ediyor senden...
cagrib Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 16:56   #694
''El!F''
Asistan
 
''El!F'' kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 439
''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute
Varsayılan Hız Tutkunları...


Nazlar hastaneden ayrılıp, prova yapılacak yere giderler.


Ayla: Nazcım! Kıpırdama!


Naz: Sıkıldım ama!


Ayla: Sabret, az kaldı. Şu iğneleri de geçirdim mi, tamamdır!


Son iğneleri de geçirdikten sonra..’’Tamamdır!’’


Naz: Nihayet. Kaçta alalım Ayla abla?


Ayla: Yarın akşama bitmiş olur tatlım.


Naz: Teşekkürler. Biz şimdi gidelim, anneme yardımcı olalım.


Ayla: Peki. Selamlar götürün benden…


Naz: Tabii ki. Yarın görüşmek üzere.


Naz üstünü değiştikten sonra, eve geçerler.


Ve Ertesi Gün----


-BÖLÜM 25 SON-


HIZ TUTKUNLARI


-BÖLÜM 26-


Hummalı bir telaş vardır Özkul Malikanesinde…


Cahide: Alo Vahi? Hayatım akşam olduğundan da erken gelin… Ne demek niye?İstemeye gelecekler ya.... Ay tamamen aklımdan da çıkmışta ne demek?...Tamam, görüşürüz.


Telefonu kapatır Cahide..


‘’Ay bu adam beni delirtecek!’’


Ayşe(gülümseyerek): Ne oldu Cahide teyzem?


Cahide: Neymiş… Bugün isteme olacağı tamamen aklından çıkmış!


Naz: Aman anne.. Olabilir. Bu ara çok yoğun, biliyorsun.


Cahide: Bana babanı savunma. Hem siz hala burada mısınız? Nişanlığı almaya çabuk. Yarın dışarı çıkmak yok.


Naz: Kızma.. Bizde şimdi çıkıyorduk zaten. Dışarıdan bir şey istiyor musun?


Cahide: Yeter ki çabuk gelin.


Ayşe: Sen merak etme..


Naz ve Ayşe çıkarlar evden..


Naz: Çok merak ediyorum nasıl olduğunu!


Ayşe: Güzel olduğundan ve senin üstünde de kusursuz duracağından şüphem yok!


Naz: Umarım canım..


Dikim evinden alırlar hemen elbiseyi ve eve dönerler.


Cahide: Aldınız mı?


Naz: Evet!


Cahide: Hadi dene o zaman!


Naz: Boş ver anne, nasıl olsa yarın giyeceğim.


Ayşe: Saçmalama Naz, denemeden olmaz. Ya bir yerini beğenmezsen?


Naz: Ya beğenirim.


Cahide: Naz, lütfen!


Naz: Tamam, bekleyin burada.


Odasına çıkar Naz. Üstündekileri çıkarır. Elbisesini giymeden önce ‘’O’’ hayatına girdikten sonra her zaman yaptığı şeyi yapar, aynanın karşısına geçer… Kendine bakar. Karnını okşar, hayal eder onu.. Yine büyük şekilde ve yine sevdiği adam arkadan sarılmış bir şekilde. Hayallerinin, gerçeğe dönüşeceğini düşünerek bir yandan da. Gülümseyip ayrılır aynanın karşısından. Elbisesini giyer, fermuarını çeker yandan. Morlar içinde muhteşem olmuştur…


Aşağı kata iner hemen. Cahide ve Ayşe gözlerini alamadan Naz’ı izliyordur.


Cahdie: Kızım..Aynı bir peri kızı gibi olmuşsun!


Yanlarına gider Naz..Sıkıca sarılır annesine..


Naz: Teşekkürler annem!(ayrılırlar) Yakışmış mı?


Cahide: Kelimeler kifayetsiz kalır inan bana!


Ayşe: Sen nişanda bu kadar güzel olacaksan, ben seni düğününde hayal edemiyorum.


Naz, hızla sarılır Ayşe’ye..’’Teşekkür ederim canım!’’


Ayşe, Cahide’nin duyamayacağı bir sesle..’’Sizi çok seviyorum..’’


Gülümser sadece Naz..


Bütün hazırlıklar tamamlanmıştır akşam için…


Ümit: Ya anne şu kravatı çıkarsaydık bari!


Cahide: Olmaz! Asıl sen şu askılı kemeri çıkar. Adam gibi kemer taksana oğlum, beline. Ne o öyle önden arkaya doğru. Küçük çocuklar gibi.


Ümit: Hiçte bile, gayet güzeller.


Üst katta ise---


Naz: Ayşe, nasıl oldum?


Ayşe: Gayet güzelsin hayatım.


Naz: Teşekkürler.. Ayşe ben çok heyecanlıyım ama!


Ayşe: Lütfen, heyecan yok Naz. Unutma, içinde bir can daha taşıyorsun sen.


Naz elini karnına götürür…’’Evet.. Bir can daha..’’


Diğer tarafta da durum aynıdır. Heyecanla bir hazırlanma..


Tarık: Anne, nasıl oldum?


Belgin: Şu kravatını da düzelttim mi tamamdır! Heh! İşte şimdi oldu!


Filiz’e döner…’’Nasıl oldum?’’


Filiz: Çok yakışıklı!


Siyah takım elbisesi ve açık saçlarıyla dünyanın en yakışıklı adamı olmuştur Tarık..


Filiz: Naz gerçekten çok şanslı abi..


Tarık(gülümser): O zaman o şanslı kızı daha fazla bekletmeyelim.


Hulusi: Bence de… Geç kalmayalım. Çiçek ve çikolata aldın mı Tarık?


Tarık: Çoktaaan…


Özkul malikanesine gitmek üzere arabaya geçerler…


Naz: Of nerde kaldılar?


Vahi: Sakin ol kızım, gelirler birazdan.


Ümit: Ne bu acelen Naz?


Naz: Senide göreceğiz…


Kapının zili çalar o sırada..


Naz: işte geldiler!


Ayşe: Tatlım, sakin ol. İlk defa gelmiyorlar.


Hep birlikte geçerler kapıyı açmaya.. Naz heyecanla açar kapıyı, sonuna kadar.


‘’Hoş geldiniz!’’


Tarık: Hoş bulduk hayatım..


Cahide: Hoş geldiniz, buyurun içeri geçin.


İçeri geçer herkes.


Tarık, Naz’ın yanında ilerken, kulağına eğilip fısıldar…’’ Çok güzelsin Meleğim..’’


Naz(gülümseyerek): Teşekkür ederim…


Yerini alır herkes. Naz, Ayşe’nin yanına geçer. Tarık’ın karşısına. Sıcak basıyordur sürekli Naz’ı. Eliyle serinletmeye çalışıyordur kendini.


Belgin: Hayırdır Naz?


Naz: Sizce de çok sıcak değil mi?


Tarık: Yooo, bence gayet iyi.


Naz: Sanırım ben çok heyecan yaptım.


Gülüşürler hep birlikte..


Belgin: Kaç gündür görüşemiyoruz Cahide.


Cahide: Öyle oldu. Kaç gündür bugün ve yarın ki nişan için uğraşıyoruz.


Belgin: Dedim sana, yapılacak bir şey varsa bana da söyle diye.


Cahide: Sağ ol hayatım, ama hallettin her şeyi zaten. Yarın ki düzenlemeler var. Onları da yardımcılar yapacak zaten.


Cahide Naz’a dönüp, kimseye belli etmeden kaş-göz işaretiyle mutfağı işaret eder. Naz ‘’anladım’’ der gibi başını sallar.


Naz(Ayşe’ye sessizce): Hadi Ayşe, mutfağa… İzninizle..


Mutfağa geçerler. Naz hemen dolaptan su alıp, bardağa döker ve bir solukta içer.


Ayşe: Yavaş kızım!


Naz: Ne yapayım.


Ayşe: E hadi başla kahveleri yapmaya.


Naz malzemeleri koyduktan sonra cezveye, yavaşça karıştırmaya başlar.


Ayşe: Hiç kızma ama ortam çok sıkıcı Naz!


Naz: Haklısın! Ayşe ya..


Ayşe: Söyle güzelim?


Naz: Ayşe ben biraz korkuyorum.


Ayşe: Neyden?


Naz: Sanırım evlilikten…


Ayşe: Ne?!


Naz: Evet. Heyecan var, ama bir yandan da sıkıntı.


Ayşe: Saçmalama Naz. Âşık olduğun adamla bir ömür geçireceksin. Bunu neresi korkutucu?


Naz: Korkutucu olan o değil Ayşe. Evlenmek. Çok garip duygular içerisindeyim. Ya bir şeyler ters giderse diye. Ya da ne bileyim.. Ya mutlu edemezsem diye…


Ayşe: Çıkar o fikirleri aklından Naz… Bazılarının isteyip de yapamadığı şeyi yapıyorsun sen. Deliler gibi âşık olduğun adamla ömrünü birleştiriyorsun. Var mı bundan güzeli?... Mutlu edemezsem diye de bir şey yok. Mutlu edeceksin. Buna kalpten inanmalısın… Tarık’ı senden başka kimse mutlu edemez, bunu asla unutma… Şş, kahve taşacak bak.


Naz, ateşi söndürür..’Ups! … Çok teşekkürler..’’


Ayşe: Her zaman.. Hadi bekletme içerdekileri… Ayy! Dur!


Naz: Ne oldu?


Ayşe: Tarık’ın kahvesine tuz atmadık.


Naz: Ne atmadık?!


Ayşe: Ay bilmiyor musun Naz?! Damadın kahvesine tuz atılır..


Naz: Hii! Unutmuşum… Ama kıyamam ki ben Ona..


Ayşe: Hadi ama Naz.


Naz: Ya bir şey olursa?


Ayşe: Ya sadece biraz acı tat olacak, o kadar. Ve birde biraz öksürecek.


Naz: Peki..


Tarık’a vereceği kahvenin için bir tutam tuz atar Naz ve tepsiyi de alıp salona gider.


Belgin(kahvesini alırken): Teşekkürler kızım.


Naz(gülümseyerek): Afiyet olsun..


Hulusi’ye uzatır, ardından Tarık’a.


Tarık: Teşekkürler güzelim.


Naz gülümseyerek karşılık verir ve kalan kahveleri de dağıttıktan sonra yerine geçer.


Tarık kahvesinden bir yudum aldıktan sonra öksürmeye başlar.


Hulusi: İyi misin oğlum?


Naz ve Ayşe birbirine bakıp güler..


Tarık: İyiyim, merak etmeyin.


Tarık gözlerini kısıp Naz’a bakar, başını iki yana sallar, ‘’sen var ya’’ der gibisinden..


Hulusi: Ee ne diyorduk Vahicim?


Vahi: Ne diyorduk Hulusi?


Hulusi: Sebebi ziyaretimize gelecek olursak…


‘’Allah’ın emri, peygamberin kavliyle kızınız Naz’ı, oğlumuz Tarık’a istiyoruz…’’


Vahi bir Naz’a, bir de Tarık’a bakar uzunca..


Cahide: Vahi, seni bekliyorlar.


Vahi: Peki, oğlumuz ne iş yapar?


Hepsi bir ağızdan…’’Ne?!’’


Ümit: Baba!


Vahi gülmeye başlar..’’Sadece şakaydı. Tarık’ı kendi oğlum gibi severim… E Onlar birbirini sevdikten sonra bize sadece hayırlı olsun ve mutluluklar dilemek düşer…’’


Tarık: Yani?!


Vahi: E verdim gitti oğlum!


Önce Naz ve Tarık ayağa, ardından da diğerleri ayağa kalkar.


Tarık, Vahi’nin yanına gider.


Vahi: Ama bir şartla?


Tarık: Hepsi kabulüm!


Vahi: Kızımı asla ama asla üzmeyeceksin. Yoksa karşında beni bulursun!


Tarık: Siz hiç merak etmeyin Vahi amca. Ona o kadar iyi bakacağım ki, bir ömür..


Vahi: Bu arada vahi amca değil artık, baba.


Tarık: Peki baba.


Büyüklerin elleri öpülür, sıcacık sarılışlar sırasında tebrikler edilir. Yemeğin ardından büyükler salonda otururken, gençler de bahçeye çıkarlar.


Filiz: Vahi amca da var ya! (güler)


Ayşe: Valla ben bekliyordum.


Naz: Ama aldım Nazımı… Sonsuza kadar benimsin…


Naz, yanağına sıcacık öpücük bırakırken…’’ Sonsuza kadar’’


Ümit: Naz, düğünü Öss’den sonra yapıyorsunuz değil mi? Valla o stresle düğüne falan gelemem ona göre..


Tarık: Öyle mi yapalım?


Naz: Tabii ki de. Ümit şu sınavı bir atlatsın.


Ümit: Nerede olacak?


Tarık-Naz: Kumsalda…


Filiz: Vayy.. Demek konuştunuz her şeyi?


Naz: Evet.


Ayşe: Hızınıza yetişilmez. Sakın bana gelinliğimi de seçtim deme Naz!


Naz: Yok kuzum, onu birlikte seçeceğiz.


Tarık: Bir dakika bir dakika. Sakın bana gelinliği görmeyeceğimi söyleme? Senin üstünde de?


Naz: Hayır, düğüne kadar göremeyeceksin.


Tarık: O niye?


Ayşe: Sanki bilmiyorsun Tarık, görülmez düğünden önce. Uğursuzluk getirirmiş.


Tarık: İnanıyor musunuz yani!?


Naz: Ya öyleymiş Tarık. Zaten düğünde görmeyecek misin?


Tarık: Ama herkesle birlikte görmektense, önce ben tek başıma görmeyi isterim.


Naz: E beni almaya gelince ilk sen göreceksin ya sevgilim…


Ümit: Şöyle şeylere inanıyorsunuz ya.


Filiz: Ne var Ümit?! Görülmez, haklılar.


Ümit: Saçmalık…


Bu sırada Tarık, telefonuna gelen mesajı okuyordur, gülümseyerek.


Naz: Kimden gelmiş mesaj, aşkım?


Tarık: Asya’dan.


Asya ismini duyduğu an vücudu buz keser Naz’ın.


Naz: Ya, ne diyor?


Tarık: Hiç, önemli bir şey değil, boş ver. E ne diyorduk?


Naz(içses: Öyle olsun bakalım Tarık efendi!): Bilmem, ne diyorduk?


Tarık: Nazım ben nişana Gizem hocayı da çağırdım?


Naz: İyi ettin, bende Zeynep hocamı çağırdım.


Filiz: E sorun olmazsa eğer, bende Sema ve Fatoş’u, bir de Çağrı hocamı davet ettim.


Naz: Yok tatlım, sorun değil. Zaten bir de Onlar dışında aileler var.


Ayşe’nin telefonu çalmaya başlar..’’ Çocuklar kusura bakmayın, Sadri arıyor’’


Tarık: Keyfine bak, bizden de selam söyle…





Sabahın erken saatlerinde kalkmıştır Özkul ailesi. Büyük gündür Onlar için. Kahvaltıdan hemen sonra hazırlığa başlarlar. Sipariş verdikleri eşyalar geliyordur yavaş yavaş..


Cahide: Onlar havuzun kenarına evladım.


Ümit: Anne ya be ne alamaya gidecektim?


Cahide: Daha demin söyledim ya oğlum.


Ümit: Bir daha söyle. Demin aklımı sana vermemişim…


Cahide: Nerde ki senin aklın?


Ümit: Anneee, hadi.


Cahide: Bu sefer iyi dinle..





Ayşe: Alo aşkım?


Sadri: Güzelim, nasılsın?


Ayşe: İyiyim canım, sen?


Sadri: Bende iyiyim.


Ayşe: Şimdi, Tarık yanındaysa uzaklaş oradan.


Sadri: Yok, o yan odada.


Ayşe: Peki… Ayarladın mı sürprizi?


Sadri: Merak etme. O tamamdır. Ben mesaj attığım an başlayacak.


Ayşe: Süpersim aşkım!!! Hii! Naz geliyor, benim kapatmam lazım.


Sadri: Tamam canım, görüşürüz.


Ayşe hızla kapatır telefonu.


Naz: Kimle konuşuyordun bakıyım?


Ayşe: Ee, Sadriyle.


Naz: Niye kapattın peki?


Ayşe: Ee konuşma bitmişti. Ay Naz, sende sorguya çektin. Bir sürü iş bizi bekliyor.


Naz: Merak etme. Annemin şu tuttuğu yardımcılar çok yardımcı oldu….


Ayşe: Saat kaç?


Naz: 2.


Ayşe: Ooo hadi doğru kuaföre.


Naz: Bak deminden beri onu söyleyecektim.


Ayşe: Zamanında desene kızım. Konuşmaya tutulduk. Geç kalacağız.

__________________
İmzanız kurallara uygun değildir.
İmzada aynı anda resim ve yazı kullanımı yasaktır.
DiziFilm Yönetim
''El!F'' Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 16:57   #695
''El!F''
Asistan
 
''El!F'' kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 439
''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute
Angry Sığmadıı


Tatlı ve yorucu telaşlar sürmüştür akşama kadar. Ümit sürekli kendisinden istenenleri alıp gelmiştir… Cahide yardımcılarıyla hazırlamıştır havuz kenarını… Havuz kenarına, Naz’ın isteğiyle mor ve beyaz renkte, küçük balonlar şişirilmiş ve aralıklı olarak üçerli bir şekilde yerleştirilmiştir. Suyun üstüne beyaz renkte gül yaprakları dökülmüştür. Etrafta masalar vardır. Masaların ayakları beyaz kumaşla kaplanmıştır… Havuzun dört köşesini de meşale yerleştirilmiştir. Cam kabın içinden yükseliyordur alevler.. Farklı bir hava katmıştır ortama. Kusursuzdur her şey. Hazırlanma vaktidir şimdi..


Nazlar kuaförden dönmüştür. Her zaman tercih ettiği gibi saçları düzdür, yüzünde, hafif ve tatlı bir mor renkte makyaj vardır. Kendi yanaklarının al al olması, daha da tatlı ve güzel yapmıştır Onu.


Naz giyer elbisesini, aynanın karşısına geçer…


Tarık giyer elbisesini aynanın karşısına geçer…


(Ekran ikiye bölündü farz edelim)


Tarık: İşte hazırım...


Naz: İşte hazırım… Bebeğim… Sende hazır mısın?


Ayşe’ye döner Naz…’’Nasıl oldum Ayşe?’’


Spoiler İçermektedir



Ayşe öylece süzüyordur Naz’ı..


Naz: Ayşe bir şey söylesene?


Ayşe: Ne söyleyebilirim ki?! Harika olmuşsun Naz…


Naz(sarılır): Çok teşekkür ederim canım arkadaşım!


Ayşe(ayrılır): Güzelim benim…


Naz: Sende çok güzel olmuşsun... Zevkine hayranım!


Spoiler İçermektedir



Ayşe: Bende senin!


Gülüşürler..


Tarık, Sadri’ye döner…’’Nasıl oldum Sadri?’’

Spoiler İçermektedir



Sadri: Harikasın arkadaşım!


Tarık: Teşekkürler… Hadi inelim, annemler bekliyor.


Çıkarlar odadan...


15-20 dakika sonra Özkul Malikanesinde olurlar.


Filiz: Hadii!


Kapıyı çalarlar..


Cahide: Hoş geldiniz!


Belgin: Hoş bulduk hayatım…


İçeri geçerler.


Tarık: Naz nerede?


Cahide: Şimdi aşağıya iner…


Merdivenin başına giderler. Naz yavaşça merdivenlerin başında gözükür… Tarık bir anda çevirir başını Naz’a doğru ve öylece kalır. Gözlerini alamıyordur… Baktıkça daha çok bakmak istiyordur karşısında ki meleğe! Karşısında ki gerçek mi diye de düşünmeden edemiyordur.


Tarık(sessizce): Naz… Sen gerçek misin? Yoksa ben hayal mi görüyorum…


Nihayet ulaşır Tarık’ın yanına. Tarık, son basamakta tutar Naz’ın elini… Yaklaşır Tarık’a doğru… Sanki baş başalardır, etraflarında ki hiç kimseyi görmüyorlardır!


Tarık: Nazz… Mü-mükemmel olmuşsun! Gerçeksin değil mi? Ben rüya falan görmüyorum?


Naz: En güzel gerçek şu an Tarık… Rüya gibi bir gerçek…


Etraftakilerde büyük bir hayranlıkla izliyordur Onları.


Cahide: Çok güzel oldular çok!


Belgin: Gerçekten öyle… Birbirlerine çok yakışıyorlar…


Vahi: Canım kızım benim…


Hulusi: Ulan zibidi! Aferin sana!


Tarık’ın koluna girer Naz… Yavaşça ilerlemeye başlarlar, bahçeye doğru…


Bu sırada da davetliler gelmeye başlar. Diğer aile üyeleri ise Onları karşılıyordur.


Naz: Sende çok yakışıklı olmuşsun Tarık!


Tarık: Sana layığıyla…


Filiz: Hoş geldiniz kızlar!


Sema: Hoş bulduk canım!


Fatoş: Hoş bulduk!


Tarıklarda eşlik ediyordur Onlara..


Tarık: Hoş geldiniz kızlar…


Sema: Hoş bulduk. İkinizde harika olmuşsunuz!


Naz(gülümseyerek): Teşekkürler…


Ardından Zeynep ver Çağrı hoca gelir..


Naz: Hocam, hoş geldiniz!


Zeynep: Hoş bulduk Naz…(sarılır)Çok güzel olmuşsun.


Naz: Teşekkürler.(Çağrı’ya dönüp) Hoş geldiniz hocam..


Çağrı: Hoş bulduk Nazcım.


Naz’ın sinirlerini bozan insan gelmiştir. Yanlarına gider…


Tarık: Hoş geldin Asya!


Asya, Tarık’ı öper..’’Hoş bulduk!’’


Naz(içses: Bu kız beni delirtecek. Ama sakin ol Naz. Bugün senin en mutlu günün)Sadece soğukça elini sıkmakla yetinir..’’Hoş geldin’’


Asya(sinir bozucu bir şekilde): Hoş bulduk…

Bütün davetliler gelmiştir…


Cahide: Şunlara baksana Belgin, gözlerinin içi gülüyor!


Belgin: Öyle… Bugün Onların en mutlu günlerinden biri!


Cahide: Ne zaman büyüdüler de, nişanlanıyorlar.


Belgin: Zaman öyle hızla akıp geçiyor ki…


Servisler yapılır misafirlere. Bir süre konuşurlar.. Kurdeleyi kesme vakti gelmiştir.Filiz tepsiyle yanlarında bekliyordur. Tarık Naz’ın, Naz Tarık’ın yüzüğünü geçirir. *

Vahi tepsiden makası alır…’’Dilerim bir ömür boyunca mutlu olursunuz çocuklar. Bu yüzüklerle birlikte birbirinize daha çok bağlanın ve daha çok sevin birbirinizi. İkinize de mutluluk diliyorum!’’


Ve kurdeleyi keser…

Herkes alkışlamaya başlar.


Mutlu çifti tebrik eder herkes..


Ayşe: Hadi Sadri, mesaj çek.


Sadri: Çektim hayatım, merak etme.


Birkaç dakika sonra gökyüzünde havai fişek gösterisi başlar… Rengârenk…


Naz: Bu da ne?


Tarık: Çok yakında patlatılıyor.


Cahide: Tarık? Senin sürprizin mi?


Tarık: Aslında hayır.


Filiz: Kimin için ki bunlar?


Ümit: Hiçbir fikrim yok…


Bu sırada ses gelmeyen Ayşe ve Sadri’ye döner, Tarık ve Naz…


Tarık-Naz: Sizz?


Sadri ve Ayşe anda birbirlerini işaret eder…’’Bizim sürprizimizdi!’’


Naz: Ayşe.. Ne diyeceğimi bilmiyorum!


Ayşe: Beğendim de,o bana yeter.


Naz: Bayıldım diyebilirim(gidip sarılır sıkıca) Çok teşekkürler.


Tarık’ta aynı şekilde sarılıp teşekkür eder Sadri’ye…’’Abicim siz var ya!’’


Sadri: Biz var ya?


Tarık: İyi ki varsınız…


Sadri: Sizde öyle… Neyse hadi hadi, bak ağlatacaksınız beni.


Tarık(güler): Âlemsin ya!


Belgin: Harikasınız çocuklar!

Gece tüm hızıyla devam ediyordur… Âşıklar danstadır şimdi de…


Naz: Çok mutluyum Tarık. . .


Tarık: Bende sevgilim...


Naz: Tarık, Asya’yı niye çağırdın?


Tarık: Ne demek niye çağırdın? O benim arkadaşım Naz.


Naz: Biliyorsun Tarık, ben sevmedim o kızı. Hem bugün neydi öyle. Gelip öpmeler, gülücükler falan..


Tarık: Ne yapsaydım? İtsemiydim kızım?


Naz: Ben bilmem…


Tarık: Neyse, tamam. Lütfen bu konuyu konuşmayalım… Böylesine güzel günde…(yaklaşıp, Naz’ın dudağına hızla bir öpücük bırakır)


Naz: Ne yapıyorsun Tarık?!


Tarık: Seni öpüyorum..


Naz: Onu bende anladım. Ama herkesin içinde niye öpüyorsun?


Tarık: Nişanlım değil misin? Öperim…


Naz: Yani, illa beni utandıracaksın…


Tarık: Utanınca daha tatlı olduğunu söylemiş miydim?


Naz: Tarıııık….


Tarık: Efendiiim?(gülümser)


Naz: Seni çok seviyorum.


Tarık: Bende seni çok seviyorum…

Ayşe: Şunlara baksana… Ne de tatlı tartışıyorlar.


Sadri: Nerden anladın?


Ayşe: Naz’ın yüz ifadesinden…


Sadri: Yaa, demek öyle.


Ayşe: Eveet… Niye ki?


Sadri: Peki benim yüz ifademi de okuyabilir misin?


Ayşe: Imm… Bilmem… Kişiye göre değişir.


Sadri: Değişir, demek öyle.


Ayşe(gülümser): Şaka yaptım aşkım… Ben senin ne dediğini yüzünden değil, direk gözlerine bakınca anlıyorum…


Sadri: Peki şimdi ne diyorum?


Ayşe: Beni çok sevdiğini mi söylüyorsun?


Sadri: Aslında şu an, içimden tamamen ne kadar acıktığımı söylüyordum.


Ayşe: Sadri!


Sadri: Şaka yaptım güzelim… Sen doğru bildin…


Ayşe gülümseyip, başını Sadri’nin omzuna yaslar…

Birkaç gün sonra….


Naz: Ayşe ben Tarık’ın yanına gidiyorum…


Ayşe: Tamam canım.. Ben bilgisayar laboratuarında olacağım..


Naz: Tamam canım…


Naz karşılaşacağı görüntüden habersiz Tarıkların kampüsüne gider…


Gizem hocaya rastlar…’’Hocam, Tarık’ı gördünüz mü?’’


Gizem: Evet, prova yapıyorlardı, Asya ile


Naz: Teşekkürler…


Koridorda ilerlemeye başlar hızlıca… Salonun önüne gelince durur ve derin bir nefes alır. Sessizce açar kapıyı…


Asya’yı ağlarken, Tarık’a sarılmış bir şekilde görür… Ne yapacağını şaşırır… Beynine kan sıçramış gibi olur! Bütün vücudu buz keser…


Asya bakışlarını kapıya çevirince Naz’ı görür..


Asya(içses: Sen görürsün..)


Tarık’tan ayrılıp, hızla dudaklarına yapışır Asya…!


Nazın gözleri kocaman olur manzara karşısında. Gözleri dolmaya başlar yavaş yavaş… O an ne yapacağını bilemez.. Sevdiği adamın dudakları dökülüverir dudaklarından..


‘’Tarıık…’’


Tarık, hızla iter Asya’yı…’’Ne yapıyorsun!’’


Asya’nın baktığı yöne doğru bakıp..’’Yoo… Hayır… Nazzz!’’


Naz başını iki yana sallayıp, hızla oradan uzaklaşmaya başlar.


Tarık: Naz bekle!(Asya’ya dönüp…) Ne yaptığını sanıyorsun sen! Lanet olsun!


Tarık salondan ayrılıp, Naz’ın peşinden koşmaya başlar…


Ağlaya ağlaya koşuyordur..’’ Lanet olsun! Neden yaptın Tarık neden!’’


Daha da hızlı koşuyordur Tarık…’’Yalvarırım dur Naz! Benim bir suçum yok!’’


Naz nihayet kendi kampüsüne varır ve Ayşe’nin yanına gider…


Ayşe: Nazz! Bu halin ne?! Ne oldu?!


Naz: Can, arabanın anahtarlarını verebilir misin?


Can: Ne oldu Naz?


Naz: Arabanın anahtarlarını verebilir misin?!!!


Can hızla cebinden anahtarları çıkartıp Naz’a uzatır..


Ayşe: Naz ne oldu dedim!


Naz: Şu an konuşamam Ayşe!


Hızla uzaklaşır oradan… Arabayı bulur…


Tarık: Naz bekle!


Naz: Defol git Tarık!


Spor arabayı açıp, içine geçer ve çalıştırır…


Tarık: Naz, bekle!


Naz hızla geriye doğru sürer arabayı… Ani bir manevrayla dönüp, hızla çıkar okuldan…


Ayşe: Naaz! Ne oldu Tarık?


Tarık hiçbir şey demeden kaskını başına geçirir ve motoruna atlayıp peşinden gider..


Ayşe: Burada neler oluyor!? Hemen Sadri’yi aramam lazım!


Naz hızla sürüyordur arabayı… Her dakika daha çok basıyordur gaza.. O görüntü geldikçe gözünün önüne çıldıracak gibi oluyordur… Daha hızlandırıp, 140’ta gitmeye başlar…


Tarık’ta aynı şekilde sürüyordur… Ona yetişebilmek için..


Naz, elinin tersiyle silerken göz yaşlarını….’’Neden Tarık?! Neden bunu bize yaptın! Daha birkaç gün önce nişanlandık biz.. Evliliğe büyük bir adım attık… Nedenn?’’


Müzik çaları açar Naz… Yüksek sesle çalmaya başlar müzik…


Spoiler İçermektedir





Tarık(çaresizce): Yalvarırım dur Naz.. Çok hızlı gidiyorsun…


İleriden ani bir fren sesi gelir…


-BÖLÜM 26 SON-




Spoiler İçermektedir


''El!F'' Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 19:51   #696
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,782
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan

38. bölüm

Tarık ada ile aşağı iner
"günaydın millet"
Hulusi "günaydın aman dedesinin tontonu uyanmış mı âmânda prensesim gelsin " ada dedesini geldiğini göründe babasının kolunu sıkıca tutar. Birde sesini duyunca döner babasına sarılır.
Gözlerini kocaman açar. Hemen akmak için göz damlası hemen belirir gözlerinde
Tarık: baba istersen daha fazla gelme
Hulusi: nedenmiş o
"görmüyorsun halini yapıştı resmen bana
Hulusi olduğu yerde durdu adaya baktı gözlerinde yaşlar aktı akacaktı ve kendisine korkuyla bakıyordu
Hulusi: ah Münir sana sormaz mıyım ben,
Belgin: Münir’in ne suçu var adama el ense çeken sensin oh olsun sana cezanı ada veriyor kocaman adamlar oldunuz vazgeçmediniz şu işten
Hulusi: ama hayatım özlemişim
hacer: amanın yandınız Tarık kara damak bu çocuk asla unutmuyor
( Tarık hacer anneye ters bakış atar) "hacer anne kızıma ne söyledin sen,
hacer: ooo Tarık sende benim deyimleri çabuk unutmuşsun hiç bir şeyi unutmuyor dedim kinci yani yadigarla uzaktan yakından akrabalığı yok ama ona çekmiş akşam kasım kasım kasıldı kızı aldı kalkıp elimi bile öpmedi
Hulusi hacer hanıma sarılır "aman benim hacer ablam torunu gidiyor diye karalar mı bağlamış da merak etme hacer ablam bizde Ayşe’yi vermeyiz sadri’yi alırız buraya
Tarık: güzel fikir bizim odayı verirsiniz
Belgin: olmaz öyle şey siz nerde kalacaksınız
Tarık: ev bitmek üzere anne bitince geçeriz
Belgin: ay ne güzeldik böyle aceleniz ne
Tarık: geç bile kaldık
Belgin “aman şimdiden git geç kalmışmış düğün bile olmadı daha
Başını dikleştirir masaya geçer “ bırakın laklak etmeyi de oturun sofraya”
Tarık annesini ardından gider eğilir öper “ belgin sultan kırıldı mı geç kaldık derken çok önceden yerleşmemiz ve buraya ziyarete geliyor olmalıydık onu dedim hadi kızım babaanneye öpücük ver bakalım. Ada babaannesinin yanağına dudaklarını dokundurur
Belgin adanın yanağını okşar “aman benim pamuk şekerim babaannesini mi öpermiş”
Ada: baba anni
Belgin: aman da güzelim babaanne mi dermiş
Tarık: hayda kızım anni yok anne
Ada: anne
Tarık kızına öpücük kondurur “haydi bakalım sen oyun alanına biz kahvaltı yapacağız meleğim benim” ada'yı oyun alanına koymaya yönelir

Belgin: benim torunum artık büyüdü babası bizimle oturmaya başlasın
Naz merdivenlerden inmiş salona doğru gelirken belgini dediklerini duyar " günaydın herkese ama belgin annecim raht durmaz şimdi sofrada"
Tarık: valla anne naz doğru söylüyor saniyelik gözünü kaydır hemen yaramazlıkta
hacer: kime çekti acaba az çektirmedin bu işler sırayla
Tarık: yok canım ben yapmam öyle şeyler
Hulusi: tabi canım hiç yapar mısın sen öyle şeyler
Belgin: pamuk şekerim büyüdü zamanla alışır bir kaç döker sonra sıkılır merak etmeyin özel koltuğu bile var benim torunumun
Naz: iyi siz bilirsiniz
Tarık ada'yı sandalyesine oturttu. Masaya yaklaştırdı diğer yanına oturdu. Belgin de diğer boş kalan tarafa oturdu.
Filiz "günaydın millet a aman halası sofraya mı oturmuş ilk anını ölümsüzleştirelim
Filiz makineyi aldı çekmeye başladı. Ada çekildiğini fark etti. Elinde çatalı aldı masaya vurmaya sesler çıkarmaya başladı. Başını yana eğiyor etrafına gülücükler atıyordu.
Ayşe çayları getirdi. " aman bu kız şarkıcı mı olacak aman allahım resmen poz veriyor"
Filiz: e babaannede var kabiliyet babada da anne dersen adada şarkıcı olur tam olur
Hulusi: yok öyle oda ekonomi okuyacak
Tarık: yok öyle baba benim kızım ne isterse o olacak
Belgin: daha o günlere çok hadin afiyet olsun
Tarık adanın elinde çatalı aldı. Masadaki galetalardan eline verdi. Ada eline aldı şöyle baktı tekrar vurmaya başladı. Tarık bir tane de kendi aldı " bak kızım bu yenir böyle yiyeceksin" Diyerek gösterdi. Ada babasına baktı oda ağzına götürdü ısırmaya çalıştı öndeki 4lü dişleriyle
Tarık: aferin kızıma ( el çırptı yanağından öptü masaya döndü tabağına yiyecek almaya başladı.
Naz: şimdi bir yer onu çocuk Tarık
Tarık: alışır yer o
Ada bir kaç denemeden sonra başardı.
Filiz: aaa bakar mısınız ısırdı. Çok inatçı inadı çok uğraştırır gibi geliyor bana
Belgin: bakın gördünüz mü aferin pamuk şekerime hadi bakalım bir de yumurta
Naz: şey sevmeyebilir anne
"sever o Tarık bayılırdı" adanın ağzına yumurtadan bir parça uzattı ada burnunu kırıştırdı. Ardından çıkarmaya başladı. Tarık bir taraftan belgin diğer yandan peçete tuttular
Belgin: ay ne oldu buna
Naz: bende hiç sevmezdim hatta sofrada kokusunu duyayım midem bulanırdı
Tarık adayı kucağına aldı "ben elini yüzünü yıkayayım"
Ayşe: böylece ilk sofra macerası sona erdi desenize ada sultanın
Tarık: ilk değil

Tarık kızıyla yukarıya çıktı
Ayşe: daha önce nerde oturdu ki
Naz: bizde sabah Tarık geldiğinde Tarığın kucağından inmemişti. Oda sofraya birlikte oturdu. Ama o zaman Tarık ne verdiyse oyalansın diye eline masanın altına attı
Filiz: a uyanık çocuk
Hulusi: espri yapma filiz
Filiz: hayda babiş ne oldu
Hulusi: yok babiş falan
Filiz: var babiş öfkeni benden alma dün akşam düşünecektin hadi size afiyet olsun okula gidiyorum ben
Tarık: anne kahvaltıdan sonra Ada size emanet
Belgin: ne emaneti oğluşum o bizim göz bebeğimiz
Naz: nereye gidiyoruz
Tarık: canım dün konuştuk ya düğünümüzün olacağı mekâna bakacağız
Naz: ada da gelebilir hep beraber gidebiliriz
Tarık: ama sonra gelinlik bakarız
Naz: o olmadı gelinlik bakmada senin işin ne
Tarık: ben gelmeyecek miyim
hacer: ne işin var senin onlar kız kıza giderler
Tarık: kız kıza
Belgin: her halde oluşum ben cahideyi arayayım
Tarık: e ben napayım
Hulusi: bizde seninle erkek erkeğe damatlık bakarız
Tarık: damatlık
Ayşe: giymeyi düşünmüyor musun
Tarık: aklıma gelmedi
Naz: peki ben gelinlik giyerken sen ne düşünüyorsun
Tarık: ben kendimi hiç düşünmedim peki ada ne olacak
Belgin: ona da alırız bir gelinlik
Tarık: ben çıkarsam derken adaya kim bakacak
hacer: ben ne güne duruyorum
Tarık: bakabilecek misin?
hacer: bastonumu uzun süredir yemediğin nasılda belli oluyor sizi kim büyüttü
Tarık: yok hacer annem yaşlandın da ondan
"evel allah hepinizi cebinizden çıkarırım
Ayşe: çıkarırısın anneannem daha sen benim çocuğuma bakacaksın
hacer: evlendi de biri çocuk bile yaptı
Hulusi: hepsi olacak Hacer abla sen ben belgin üç çıplak kalacağız bu koca evde
Filiz: ben sizin başınıza kalacağım merak etmeyin
Hulusi: hadi ordan yakında bulursun sende bir tane zibidi
Naz- ayşe Tarık birbirine bakar sonra filiz e “ buldu bile “
Hulusi: neee ne zaman oldu ne çabuk
Filiz: yok daha bir şey baba
Belgin: e hani ümit ile konuşmuştunuz
Hulusi: aa barıştınız mı şimdi siz sende gitmişsin işte
Filiz: yok daha önce kendini bana affettirecek o yüzden şimdiden karalar bağlama babacığım
Hulusi: ne karalar bağlayacağım be okul bitmeden hayatta olmaz zaten
Filiz: tabi öyle olacak herhalde neyse size doyum olmaz ben kaçıyorum
Hulusi: dur birlikte çıkalım
Filiz: bankaya gitmiyorum baba bugün okuldayım
Naz: öğleyin gelirsin ama
Filiz: merak etme böyle bir olayı kaçırır mıyım telefonlaşır orda buluşuruz
Tarık: anne hacer anne
İkisi de “hıı “
“ diyorum ki ( adayı eliyle gösterir) hani oyalasanız da bizde ( eliyle gitsek işareti yapar)
Hacer: tamam çocum
Naz: Tarık şimdi birlikte gitsek öğleyin uyutunca çıkarız ne dersin hem şimdi hem de öğleyin bırakırsak çok huzursuzlaşa bilir. Hava almış olur
Tarık: tamam


Hep birlikte çıktılar. Dost olduğu yerden hemen ayağa fırladı
Tarık dostu okşadı “ nasılsın oğlum “ sırtında ellerini geçirdi.
Ada babasının kucağında hemen atıldı” hav hav”
Naz: o gelemez kızım bizim gittiğimiz yere

Sonunda sahildeki bulunan mekâna geldiler. Boğaza bakan kısım komple cam kaplı boğaz ayaklarının altında ve dışarıya doğru geniş bir balkonu vardı.

Naz: çok güzel
Tarık: beğendiğine göre nasıl bir düzen istiyorsun ona bakalım
Naz: bu kadar şeyi düşüne bildin burası ile ilgili bir planın vardır belki
“bak oraya gelemedik maalesef sen çok da memnun olmamış gibisin senden habersiz senin fikrini alarak yaptıklarımdan “
“bilerek seçmeyi yeğlerdim”
“tamam, canım bakarsın olmadı değiştiririz”

Filiz ders arasında arkadaş grubu ile kafeye gidiyordu.
Ümit: evet sonunda
Elinde çiçekle yanına yaklaştı “acaba güzel bayan benimle öğlen yemekte buluşur mu”
Filiz: üzgünüm gelemem işim var.
Ümit: ama ben sürpriz yapmak istemiştim
“sürprizin başka zamana kaldı “
“öyle olsun peki ne işiymiş bu”
“gelinlik bakacağız”
“tanıdığım birine mi”
“evet çok yakından tanıyorsun”
“peki gidişine üzüleceğim biri mi acaba “
“olabilir bu sana bağlı”
“sen benimle dalga mı geçiyorsun”
“yooo “


Mekânın düzenlemesi ile ilgili kataloglara bakmışlar seçimlerini yapmışlardı. Naz kataloglara bakarken Tarık ada ile dolaşmış bazen onunla dergileri karıştırmışlardı sonunda seçimler bitti. Birlikte eve geri döndüler. Yemekler yenmiş ada uyutulmuş ve kadınlar ayrı erkekler ayrı alışverişe çıktılar.

Atm önünde buluştular
Belgin: hoş geldin cahideciğim
“hoş bulduk belgin
Naz : annem
“naz hanım büyük gün belli mi”
“onu Sadri ayarlayacakmış daha bilgi gelmedi biz hazırlıkları yapalım da “
“öyle olsun bakalım”

Birlikte dolaşmaya başladılar girdikleri ilk gelinlik mağazasında filiz Ayşe’yi aradı
Ayşe “efendim filiz şu anda lemond dayız canım

Cahide: merhaba kızım
Filiz: merhaba efendim
Ayşe: o kimden bu çiçekler
Filiz: okula ümit getirmiş
Naz: ataklara başladı yani
Filiz: ve ilkinde çuvalladı
Cahide: naptı bakayım kulağını çekeyim
“gırgırına çok iyi tanıdığın birine gelinlik bakacağız dedim bana sandı “
“bu çocuk cidden kafayı yemek üzere anlaşılan her şeyi sana yorduğuna göre anla artık kızım”
Belgin: naz hadi ama şu beğendiğimizi giyde üzerinde görelim aslında modacıma gitsek iyi olurdu ama zaman yok
Naz: sorun yok

Ada uyanmıştı hacer ona çorbadan içirmeye çalışıyordu. Ada bir süre sonra içmek istemediğini belli eden hareketler yapmaya başladı. Hacer veriyor oda çıkarıyordu. “ne o küçük hanım beğenmedin mi yoksa”
Ada dil çıkardı
“yok öyle bitecek bu çorba aç ağzını bakalım kaçamazsın “
Ada elini uzattı kâseye uzattı. Hacer elini yakaladı ” yok öyle uyanıklık sen bendeki gözleri görüyor musun baban mı sandın beni kandıramazsın baban bile kandıramadı “
Ada gözlerini kocaman açmış hacere dikti gözlerini gözyaşı yine hazırdı öyle yalvarır gibi masum bir bakıştı ki başkası olsa kıyamaz çoktan vazgeçerdi
Hacer:hele öyle hiç bakma ben o bakışı çok iyi biliyorum öyle hiç kandıramazsın hadi bırak inadı yenecek bu çorba
Ada birkaç kaşık daha içti. hacerin ataklarını bu defa ağzını sıkıca kapadı açmadı. Kaşık geliyor o başını dönüyordu.
Hacer: iyi öyle olsun bakalım ben beklerim o sandalyeden inmek istiyorsan bitecek bu çorba
Ada uzun süre dik dik baktı. Sonra önündekilerle oynamaya koyuldu. Hacer sabırla onu izliyordu. Bir an dostun havlama sesi geldi “ babalar geldi sanırım “
Ada sevinçle “babacım “ ellerini çırpmaya başladı. Hacer bir an kapıya doğru baktı ada elini uzattı ve kase yere yuvarlandı.
Hacer: ah seni uyanık sonunda yaptın yapacağını babadan bir gömlek fazlasın ah ah Tarık yandın kızındaki bu inatla halin harap oğlum kızım gel temizle şuraları

Naz’ın giydiğini beğenmemişler başka bir mağazaya gidiyorlardı. Tarıklar aynı katta damatlığı alıp çıktıklarında kadınlarda diğer mağazadan çıkıyorlardı.
Tarık: bu fırsat kaçmaz beyler
Vahi: hangi fırsat oğlum
“nazlarda karşı mağazadan çıktılar bizim iş bitti isteyen gidebilir Ben nazın üzerinde görmezsem çatlarım takip ediyorum. “
Vahi: bizim başımız kel mi bende kızımı görmek istiyorum
Hulusi: demek ki hep birlikte takip ediyoruz
Ümit: fark ederse yanarsın haberin olsun Tarık filiz zaten beni sabah tongaya düşürdü
Tarık: fark etmez
Takibe başladılar tam mağazanın camından yandan sırayla bakıp çekiliyorlardı. Beğendikleri gelinlik modellerinden sırayla naz giymeye başladı. Kızlar her giydiğine bir kusur buluyordu
Ayşe: ay bunun üsttü pot durdu
Naz değiştirdi
Filiz: yok bunun etekleri çok kabarık
Naz yine değiştirdi
Belgin: bununda askıların takıldığı yer çok dik hoş durmadı
Naz oflayarak yine gitti değiştirdi.
Hepsi mağazadan çıktılar. Tarıklar çıkışa yöneldiklerini görünce hepsi diğer mağazanın kapısına yan yana dizilerek yapıştılar.
Mağaza sahibi kapıdan çıktı
“hayrola beyler ne istemiştiniz ürünlerimizi içerden daha rahat görüsünüz “
Gayri ihtiyari baktı bayanlar birde ne görsünler beyler iç çamaşırı mağazasının önünde sıra olmuşlar
Naz: hayrola Tarık napıyorsunuz burada
Kıyafet bakıyoruz”
“pardon ne zamandır bayan iş çamaşırı giyiyordun “
“bana değil canım sana “
“”bana iç çamaşırı hediye etmeyi düşünüyorsun öyle mi”

Hepsi, yere bakmaya başladılar
Belgin: ne dersin cahide kulaklarını çekelim mi
Cahide: çekilecek kadar olmuşlar
Vahi- Hulusi –ümit: hepsi Tarığın suçu gitmeyelim dedik ama dinlemedi bizde onu vazgeçirmeye çalışıyorduk
Tarık: evet benim suçum görmek istedim seni gelinlikle
Belgin Tarığın kulağına yapıştı” sana gelinlikle düğünden önce göremezsin demedik mi sabah
Tarık: anne herkes bize bakıyor çeksen elini nedenmiş
Cahide: uğursuzluk getirir derler oğlum hadi siz eve marş marş

Beyler çaresiz başlarını önlerine eğdiler ve eve geçtiler.

Hacer ada’yı banyoda temizlemiş salonda önüne almış ona masalar anlattı. Ada anlatılan masalı öyle bakarak dinledi. Beyler çaresiz kadınlara yakalandıktan sonra eve geldiler.
İçeriye girince hacerin ada ile konuşmaları duyuldu. Tarık eliyle hişt yaptı .

Hacer: ya Ada hanım bu baban var ya tıpkı senin gibiydi masal dinlemeye bayılırdı. Ama içinde mutlaka prenses prens olacak masal bitiminde hacer anne benimde
Tarık: prensesim olacak mı
Hacer: derdi ne zaman geldiniz
Ada babasını görünce ayağa katlı babasına doğru ellerini açarak “ baba atta”
Tarık: aman benim prensesim hem de iki tane birden oldu hacer annem
Hacer: öyle oldu
Kucağına aldı havaya kaldırdı yanaklarına kocaman öpücükler kondurdu. “baba atta gitti geldi bak kimleri de getirdi dayı vahi dede hadi bakalım onlara hoş geldin diyoruz
Kucağında vahi ile ümit’e hoş geldin öpücüğü verdirdi.
Hulusi: sıra bana geldi aman benim tontonum nasılmış
Ada eliyle itti “dit”

Salona geçip oturdular.
Tarık: kızım şunları yukarı odaya götürümüsün
“peki efendim”
Hulusi: sen götür onları odana as hadi kızım sen bize içecek bir şeyler getir

Tarık yukarıya odaya bırakmaya gitti. Ada oyun alanında kaldı. Arkasından “ baba dell”
Sesleri çıkarmaya başladı.
Ümit: dayısını güzeli sen sıkıldın mı orda diye aldı kucağına
Çeşitli oyunlar yaptı oyunlar oynadı


Tarık naz’ı aradı “ne yaptınız bitti mi işiniz”
“bitti siz nereye gittiniz”
“nere olacak eve geldik asıyordum sesini duyayım dedim nasıl anlatsana”
“yok anlatamam görünceye kadar sabredeceksin. Bizde yeni geldik eve “
“aaa ne zaman girdiniz eve”
“içeceklerimizi de aldık dinleniyoruz”
“ne çabuk ben yukarıya çıkarken mi girdiniz”
Telefonla konuşurken merdiven başına geldi” ee hani nerdesiniz”
“iyi bak Tarıkcım görmüyor musun tam karşında elimde soğuk enfes limonata içiyorum “
“ama ben görmüyorum”
“iyi bak belki görürsün” kahkahalarla gülmeye başlar
Tarık: sen benimle dalga geçiyorsun aşk olsun naz”
“olsun hayatım”
“iyi olsun yani burada değilsiniz”
“günaydın herhalde değiliz biz hanımlar özkul malikahesine geldik canım gelinlik burada kalacakta”
“ha doğruya yani göremeyeceğim”
“aynen”
“ne zaman gelirsiniz”
“bilmiyorum daha konuşmadık”


Belgin: dinlenelim bize geçelim birlikte yemek yeriz
Cahide: ama şimdi buradan oraya gitmek olmaz burada yeriz
Belgin: biz sabahtan bir araya geliriz diye hacer ablayla hallettik. Dinlenelim çıkalım beyler geçmiştir nasılsa şimdi ada ile oyuna dalmışlardır
Naz: çoktan geçmişler

………………………………………………………………………….
__________________
ummu88 Çevrimdışı  
Eski 04-07-09, 01:16   #697
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,782
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan


7. bölüm

Naz okulda sürekli etrafını izleyerek sınıfına gitti. Boş bulduğu ilk sandalyeye oturdu. Yanına dayanmış çelloyu bile görmedi. “acaba bugün dersi var mı yok öğrenmeden bana rahat yok ya of ya “
.. çelloyu görmediniz sanırım
Naz: hı pardon boş sandım
.. boş sandınız pardon da koca çelloyu nasıl görmediniz
Naz: görmemişim pardon isterseniz kalkayım
.. Önemli değil
Naz: önemli değil de ne söyleniyorsunuz
… önemli değildi ama lütfen kalkar mısınız
Naz: nedenmiş o
.. çünkü burası benim yerim
Naz: tapusunu gösterin
Sınıfa giren öğretim görevlisi bir süredir onları izlemektedir “pardon hanımlar ne zaman bitecek bu yer tartışmanız acaba”
Naz: bitti hocam
.. hoca camide
Naz şaşkın bakakaldı. Yanında tartıştığı kız yanında boş olan yere oturdu.

.. Derse geçebiliriz sanırım evet ben müzik formları dersine gireceğim. Dr. Ercan mert adımla ya da unvanımla hitap edilmesini isterim ikisini de söyleyemeyen öğretmenin diyecek en sinir olduğum hocam diye hitap edilmesidir.
Naz yanında biraz önce atıştığı kıza dönerek “ yandık “

Okula gelen Tarık direk tekin hocanın odasına gider
“selam hocam nasılsınız”
“gel Tarık iyiyim nasıl buldun mu”
“buldum onu konuşmak için uğradım biraz sabahtan zamanım vardı. Şimdi istediğiniz firmada yapabilirim stajımı izin çıktı babamdan önerdiğiniz bir yer olabilir gider görüşürüm”
“bulmadın mı”
“yok hocam şimdi gidip bulacağım yok babanın tanıdığıdır diye yine kabul etmeyeceksiniz nedir babamla alıp veremediğiniz anlamdım tanışıyor muşsunuz da”
“baban mı söyledi”
“yok Münir amca”
“iyi adamdır yalnız babanın yörüngesinden çıkamaz”
“ne diyorsunuz önerdiğiniz bir yer var mı”
“var “
“neresi”
“burası”
“burası derken”
“yanımda çalışacaksın asistanım olarak”
“ama hocam her gün burada olamam. Sabahtan bankadayım akşamüzeri derste sadece staj günü izinli olacağım yapmayın”
“asistanım derken bir kitap yazıyorum onu bilgisayara aktaracak üzerinde fikirlerini söyleyecek ve tartışacağız”
“yapmayın hocam ben ve yazı yazmak “
“olacak merak etme farklı bakış açın var bankada babanla nasıl başarıyorsun”
“ilgilendiğimiz alanlar farklı baştan anlaştık karışmıyor”
“hayret nasıl kabul etti. İnatçı keçi”
“anlatsanıza hocan nedir aranızda ki bu husumet”
“husumet değil de rekabet diyelim biz aslında babanla aynı evde 4 yıl kaldık “
“neeeeeee”
“ya bakma şimdi keçi küstü konuşmuyor senin staj için aradığında anladı benim olduğunu birazda ondan inat etti arada sen kaldın ya sen nasıl karşı gelmezsin babana kalıbının adamı değilsin”
“ama hocam şimdi bizim evde ne kadar şımartılsak da büyüğün sözü geçerdi öyle alıştık kırmak da istemedim”
“ama keçi kendisi bırakıp geldi babasıyla uzun süre konuşmadı bu yüzden kendine gelince oh karşı çıksın keyfine göre hareket ama sana gelince yok efendim benden sonra benim yerimi alacak diye tuttursun”
“bak sen öyle mi hiç söylemedi”
“söyler mi aynını sende yaparsın”
“ben dedemle annem yüzünde kırıldılar sanıyordum. Neyse şimdi dönelim işimize zamanım yok daha sonra yine sohbet ederiz hocam hatta bir ara yemek bile yiyebiliriz. Hatta eski dostları barıştırırız”
“dediğim gibi işine gelirse notlarımı aktaracaksın sen bulursun yolunu çok değil kısa notlar “
“deneyelim bu yıl bitmeli ama bir günde nasıl olacak”
“sen şunu iki güne çıkar pazartesi Çarşamba uygun mu”
“nasıl olsa sürekli bankadasın biraz uzaklaş ya daha okul bitmeden soktu seni cendereye “
“tamam ben kaçayım ancak yetişirim görüşürüz hocam”

Ders bitiminde kıza döndü “ders başlarken tavrımdan dolayı özür dilerim kafam bir şeye takılmıştı da ben naz”
“ben Ayşe “
“tanıştığımıza memnun oldum “
“bende istersen çıkalım sınıfta durmayı sevmem “
“sen çık ben birine bakacaktım izninle”

Naz dışarıya çıktı ekonomi bölümüne doğru yürüdü. Tarığın odanın birinde çıktığını gördü. Tarık odadan çıkmış kapıdan karşısındakine bir şeyler söylüyordu. gülümsüyor ve el kaldırıyordu. Tarık döndüğü anda saçları savruldu naz öylece onu izlemeye dalmıştı. Hızla uzaklaştığını gören naz hemen arkasından koştu “tarıııkkk “
Tarık adını duyunca döndü” selam naz nasılsın”
“iyiyim teşekkürler vaktin var mı kafam takılan bazı şeyler var “
“sor ama yetişmem gereken bir toplantı var geç bile kaldım uzun değilse”
“şey o gün program kaçta bitti. “
“dünkü gibi neden sordun”
“şey boşlukları bir türlü dolduramıyorum da “
“hala mı”?
“şey sabah 6 da gelmişiz o arada neler oldu tam olarak”
“inan senin istemediğim hiçbir şey olmadı gitmem gerek bir ara anlatırım takıldığın yerleri görüşürüz”

Naz öylece gidişine baktı ” e bu ne demek istedi. İstemediğin derken iyide ben neden hatırlayamıyorum. Of ya “

Ayşe: naz ne dikiliyorsun hadi ders başlıyor
Naz: geldim

Tarık ekibiyle birlikte sohbet ederek kahkahalar atarak okulun kafesine girer. Tarık etrafı şöyle bir gezer ilerinde masada naz’ı görür. Başıyla selam verir. Nazda gülümseyerek karşılık verir. Tarık yanındakiler döner “siz afişleri asın ben tanıdık birini gördüm
Pelin:tamam kaptan
Hakan: sen işine bak”
Pınar: tanımadığın var mı diye sormak lazım önce
Tarık: çok şu kafedekilerin en az yarısını tanımıyorum sizde beni uçurmayın
Pelin: sen uçmaya hak ediyorsun kaptan

Tarık nazların masasına doğru geliyordu.
Ceren: tanrım hanginiz tanıyorsunuz
Ayşe: kimi
Ceren: geleni Tarık Tekelioğlu okulun gözde yakışıklısı
Ayşe: daha önce hiç görmedim ben tanımıyorum
Naz: ben tanıyorum
Ceren naza biraz daha yaklaşarak “beni de tanıştırıyorsun. Ne zamandır tanışmak istiyordum ama bir türlü fırsatım olmadı
Naz: tamam masaya gelince tanışırsınız

Tarık masaya geldi “merhaba naz
“merhaba”
“ne haber”
“iyilik”
“masanıza davet etmeyecek misin”
Ceren: a buyurun etmez olur muyuz çok mutlu oluruz
Tarık sandalyeyi çeker oturur “ee napıyorsunuz”
Naz: arkadaşlarla çay içiyorduk gördüğün gibi
“hımm bana da ısmarlarsın artık bir çay”
Naz: tabi neden olmasın
Tarık: kızlar anlaşılan naz’ın bizi tanıştıracağı yok ben Tarık
Ceren: biliyorum. Ben ceren ( hemen elini uzatır) sizinle tanışmaktan çok mutluyum
Tarık gülümser “bende memnun oldum ceren”
Ayşe: bende yeni öğrendim. Bende Ayşe
Ceren: sanırım tanışma partisini afişlerini asıyordunuz
Tarık: hı evet daha önceden biliyorsunuz yeni başlamadınız sanırım
Ceren: yok geçen yıl başladım bilgisayar bölümü
Tarık: Ayşe sen
“ben çello “
“o naz ile aynı bölümdesiniz”
“öyle”
“partimize gelmenizi çok isterim”
Ayşe: bilmem ne zaman gelmek isterimde yurt kuralları
Tarık: merak etmeyin tüm yurtlarla gerekli görüşmeler yapılır ve partiye gelenler o gün giriş saati bildirilir sorun olmaz
Ceren: yine aynı şeyler mi olacak
Tarık: yaklaşık olarak format aynı biraz içerik değişiyor

Garson elinde tepside çay ve tost getirir ” hoş geldiniz Tarık bey bunlar melisa hanımdan size”
“hayrola Ahmet sen bana gönderilenleri kabul etmediğimi öğrenemedin sanırım “
“biliyorum da çok ısrar etti. Götür kabul etmezse onun kabalığıdır dedi”
“ben kaba olmaya razıyım teşekkür ettiğimi ama bu tür hediyeler kabul etmediğimi bildir kendisine “
“peki efendim”
“bana ordan her zamankinden gönder”
“bunlarda sizin istediklerinizden ama”
“olsun sen onu melisa hanıma götür yeniden hazırla gel”
Garson oflayarak uzaklaşır

Naz: neden kabul etmediniz
Tarık: bu tür şeyleri kabul edersem yandım herhalde kapıdan sığmam o zaman
Ceren: sadece ondan mı diyete hiç ihtiyacınız yok da hele sizin gibi bir sporcu için
“sadece ondan değil ceren yoksa kurtulamam “
Ceren: yine herkes otobüslerle gidecek
“evet çevreyi koruma küresel ısınmaya dikkat çekmek istiyoruz “
Ayşe: toplantını teması mı var
“evet tanışmada küresel ısınmaya doğaya saygıya yer veririz. Bahar şenliklerinde okulumuz adına ağaç dikeriz arada diğer etkinliklerde olur ama her yapılan gezi eğlencenin bir teması olur mutlaka”

Pelin: e kaptan burası bitti
Tarık: tamam pelin tanıştırayım naz Ayşe senin çömezlerinden naz aile dostumuzun kızı
Pelin: tanıştığımıza memnun oldum
Naz: bende sizden çok şey öğreneceğiz inşallah dün müzik tarihi hocası ile az daha papaz oluyordum
“a olmadı gıyabında hoca dediğini duyarsa asla mezun olamazsın çok tiptir”
“ay aynen çok gıcık”
Tarık: ne o daha ilk başta böyle gıcık der kızarsan yanarsın ben 2 yıldır tekin hocaya dosya beğendiremiyorum
Pelin: işine geliyor da ondan
ummu88 Çevrimdışı  
Eski 05-07-09, 15:55   #698
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,782
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan


İSİMSİZ OKUDUĞUM BİR ÖYKÜDEN ALINTILANARAK YAZILMIŞTIR

Verandanın tel kapısını iterken duyduğu gıcırtı ile yüzünü buruşturdu yaşlı kadın. “Yine yağlamamış kapıyı” derken yüzünde geniş bir gülümseme vardı.

Güneşin yakıcılığına aldırmadan yavaş adımlarla sahile doğru yürümeye başladı. Bir yandan yürüyor diğer yandan dalgaların huzur veren sesini dinliyordu.
Yere eğilip çok sevdiği köpeğinin kafasını okşadı “Aferin sana paspas.İşte böyle uslu olursan bende severim seni”

Köpeğin sırt üstü yatarak ayaklarını havaya dikmesiyle şen kahkahalarını tutamadı…..

“Biliyor musun sen iyice sevgi arsızı oldun”

Yaşlı adam karısının kahkahalarını duyunca bütün dikkatini verdiği oltasından kafasını kaldırdı ve hayatına anlam katan kadını gördü. Hala ilk günkü gibi kalbi onu görünce kelebekler uçuşuyordu. Oltayı bir yana bırakarak yaşına göre atik seri bir şekilde karısına doğru yürümeye başladı. Hafi beyazlaşmış saçarlı rüzgârda savruluyordu…

“Ne o beni merak mı ettin yoksa”

“Evet seni merak ettim. Ne var bunda. Biliyorsun yanımda olmamandan hoşlanmıyorum”

Yaşlı adam karısına sarılıp “Bilmez miyim sultanım. Bende senin benim yanımda olmamandan hoşlanmıyorum ama o kadar güzel uyuyordun ki kıyamadım. Dinlenebildin mi bari”

“Dinlendim sen beni merak etme de söyle bakalım akşam için yeterince balık tuttun mu yoksa çocuklar gelirken getirsinler mi?”

Şakacı bir şekilde söylemişti ama kocasının yüzünün asılmıştı

“Aşk olsun sana yani ben sizi ne zaman aç bıraktım”
Yaşlı kadın yüksek sesle güldükten sonra “Hiç değişmeyeceksin değil mi? Hala her dediğime alınıyorsun”

“Ne yapayım benim gönlümü almak için yaptıklarını çok seviyorum” Şımarık bir çocuk gibi sokuldu karısına.

Onları gören kırk yıllık evli değil de yeni flört etmeye başlayan yirmilik gençler olduğuna yemin edebilirdi.

Karısını özenle kumlara oturttuktan sonra O’da yanına oturdu ve ellerini avucunun içine aldı.Yaşlı kadın ise kafasını huzuru bulduğu tek yer olan kocasının göğsüne yaslayarak gözlerini kapadı.

“Biliyor musun iyi ki pes etmemişsin.İyi ki benim seni sevmediğime inanıp beni terk etmemişsin”

“Sence bu mümkün mü hayatım.Seninle hayat bulmuşken seni nasıl terk ederim.Sana bir şey itiraf edeyim mi “
“hım itiraf zamanı söyle bakalım neymiş o benden sakladığın bak nasılda kaçırmışım oysa benden hiçbir şey saklayamazdın”
“Senin beni sevmediğine inansaydım bile seni bırakmazdım”

Karısının şaşkınlıkla kendisine baktığını görünce uzanıp minik bir öpücük bıraktı dudaklarına

“Şaşırma öyle gerçeği söylüyorum. Ne olursa olsun seni yıllarca bir kaleye kapatmam gerekseydi bile yapardım.”

O zaman ki kararlılığı aklına gelince neşeli bir şekilde güldü “İnan bana yapardım. Seni o kadar çok seviyordum ki benden uzakta nefes almana izin veremezdim.Adına ne dersen de,ister tutku ister saplantı sana karşı hissettiklerim bana her şeyi yaptırabilirdi”

“Yaptırdı da zaten beni kaçırdığına hala inanamıyorum”

“Evet seni kaçırıp buraya getirmiştim ve sen beni sevdiğini itiraf edene kadar burada kalmıştık” .
Çapkınca güldükten sonra “Çok da uzun sürmedi hani”

Yaşlı kadının yanakları bir genç kız gibi kızardı “Hala çok edepsizsin Tarııık.Boyunca torunların var senin ettiğin laflara bak” Dudakları böyle diyordu ama kalbi hala delice çarpıyordu.
Tarık’a çektirdikleri aklına gelince hüzünle gülümsedi. Ama o zaman doğruyu yaptığına o kadar emindi ki uzun sayılacak bir süre direnmişti

Naz o güne geçmişe daldı birden…..

Kardeşi ümit filiz diye bir kız ile tanışmış ve o gün tanışmak için Tekelioğlu ailesini evine gideceklerdi.
Naz atölyesinde yine dalmış çamurlara şekil vermekle meşguldü. Sürekli hayvan figürleri yapıyordu. Ormanda dolaşırken gördüğü bir kuşun heykelini yapmakla meşguldü.

“Naz çık artık oradan hadi kızım çıkma saatimiz geldi”

“Tamam Belkıs hanım çıkıyorum”

İsteksiz bir şekilde atölyeden çıktı. Odasına gitti. Banyosunu yaptı giyindi. Ümit telaşla ortalıkta dolanıyordu.

Ümit: Belkıs anne hadi ama nasıl olmuşum şu kravatı bağlayamadım ya takmasam olmaz mı”
Belkıs: olmaz gel buraya şebek
“ama anne orda da böyle söyleme
Naz: şebeksin şimdiden öğrensin kız
“bana bak naz eğer abuk sabuk laflar edeceksen gelme
Belkıs: hişt naz kardeşin çok heyecanlı
Vahi: haydin artık hazır olmadınız mı geç kaldık
Hepsi: geldik
Belkıs: hadi babanızı daha fazla bekletmeyelim

Tekeli oğlu evine geldiklerinde kapıda karşılanışları. Tanışmaları eli eline değdiğinde birden kalbini ritmi artmıştı. Kendine bakan sürmeli ela gözler sanki içini görüyor gibiydi. Naz uzun süre bakamadı. O andan sonra o gözler sürekli onu izledi. Sonunda rahtsız oldu herkes sohbete daldığında koltuğundan kalktı dışarıya bahçeye çıktı. Havuz kenarındaki şezlonga uzandı gökyüzünü izlemeye koyuldu. Naz’a mı öyle gelmişti yoksa o gece ay daha parlak yıldızlar daha mı çoktu. Işıl ışıl parlıyorlardı. Birden bir ses duydu. Çevresine baktı önce kimseyi göremedi.

Korku dolu sesle “Kim var orada”
“Özür dilerim seni korkutmak istememiştim”

naz’ın kulağın abu ses melodi söyler gibi değişik bir tını ile gelmişti

“Şeyy korkmadım elbet ama yalnız olduğumu sanıyordum.Siz….”

“bende sıkıldım ve peri kızının peşinden dışarı çıktım bende gökyüzünü izlemeye doyamam çok güzeller değil mi ”


Paspasın deli gibi havlamasıyla daldığı anılardan uyandı Naz.

“Çocuklar geldi galiba”

Tarık ayağa kalkarken Naz’ın da elinden tutup kaldırdı. Karı koca el ele sahili geçip eve doğru yürüdüler. Yaklaştıkça çocukların neşeli sesleri birbirine karışıyordu.

“Hahh işte bizim romantik âşıklar geldi. Dedim size sahildedirler diye” Barış haklı çıktığına böbürlenerek

“Babaanne elmalı pasta yaptın değil mi”

Naz bacaklarına yapışan küçük Doğa’ya sarılarak “Elbette yaptım fıstığım.Sen gelirsin de ben yapmaz mıyım”

“Yaaa ama bende istemiştim elmalı pasta”
Naz gülerek “Sana da yaptım Toprak’çım merak etme” diyerek diğer torununa sarıldı.

İki afacan paspasa seslenerek bahçede kayboldular “Eeee abinler nerede Barış.

“Bir yere uğrayacaklarmış anne gelirler şimdi” dedi Barış’ın karısı Sema.

Uzanıp sarıldı gelinine “Çok özlettiniz bu sefer. Yaz bitti siz ancak geldiniz”

“Anne işleri biliyorsun bitmek bilmiyor” Sema bir yandan dert yanıyor diğer yandan annesi yerine koyduğu kadına sarılıyordu.

Araba sesi ile ayrıldılar birbirlerinden “Mert ağabeyimler de geldi anne”

Onlarında arabadan inmesiyle aile eksiksiz olarak bir araya geldi.

“Hadi bakalım içeriye bir sürü iş var” Naz ellerini çırparak herkesi eve soktu.

“Anne ama bize bir şey bırakmamışsın ki.Her şey hazır zaten”

“O kadar yoldan geldiniz hazır olacak elbette”

Neşe ve şamata içinde hazırlanan yemeğin ardından herkes masada ki yerini aldı.Bu ailenin en sevdiği şeydi kalabalık bir şekilde yenen yemekler.

“Annem ellerine sağlık balık muhteşem olmuş”

“Evet anne ya bende yapıyorum ama böyle olmuyor”

“Sanırım bizimde senin yaşına gelmemiz lazım senin kadar güzel yemek yapabilmek için”

“Ne varmış karımın yaşında”

Herkes kahkahaya boğulmuştu babalarının bu lafı üzerine.
“Tamam tamam karına bir şey demedik” dedi Barış sevgiyle. Annesi ve babasının aşkı efsaneydi onların gözünde.
Babası aşklarının hikayesini ilk anlattığında Mert de Barış ta birer çocuktu ama o zaman bile çok etkilenmişlerdi bu hikayeden.

“Büyük baba yeniden anlatsana büyük anneme nasıl aşık oldun”

Yemekler yenmiş içkiler içilmiş herkesin üzerine bir rehavet çökmüştü.

“Nasıl aşık olduğum anlatılmaz” dedi Tarık büyük torunu Masal’a “Bunu anlatacak kelimeler yoktur benim güzel kızım”

Sesinde ki tınılar Naz’ın içini ısıttı.

“Naz’ı ilk gördüğüm an vuruldum ben.O kadar üzgündü ki uzanıp silmek istedim o hüznü.Ama beni yaklaştırmadı yanına”

“Gerçekten baba yaa sen nasıl kaçırdın annemi ”

“Aşk oğlum insana neler yaptırıyor.Annen o kadar sinirlendirdi ki beni deli kuvveti geldi sanırım”

O günleri karmakarışık duygularla andı.Gerçektende ilk gördüğü etkilenmişti Naz dan

Ümit ve Filiz’in nişanı için uzun bir zaman sonra ilk defa bir araya gelmişlerdi ve Tarık bir an bile yalnız bırakmamıştı Naz’ı.Ama Ümit bu yakınlaşmadan çok rahatsız olmuş ve bu durumun Filiz ile ilişkisine zarar vereceğini düşünmüştü.

Onun böyle düşündüğünü anladığında Tarık çok üzülmüştü ama Naz’ın yaşadığı tam bir yıkım olmuştu. Kendi kardeşi için sorun olduğunun ilk defa o zaman tam anlamıyla anlamıştı.
“Bu benim nişanım ama herkes Naz dan bahsediyor.Nefret ediyorum bu durumdan”

Naz duymamak için kulaklarını tıkıyordu ama Ümit o kadar çok bağırıyordu ki duymamak neredeyse imkansızdı.

“Neden bu kadar aptalca davranıyor anlamıyorum. Tarık abinin kendisi ile bir gelecek düşündüğüne inanacak kadar saf değildir herhalde”

vahi: neden miş o

“of baba bu kadar sende saf olamazsın her hafta farklı bir kızla gününü gün eden biri o şimdi, de naz’a taktı “
Belkıs: ümit biraz yavaş duyacak

“Umurumda bile değil. Duyarsa duysun.Hem duyması O’nun için daha hayırlı.Belkıs anne yaa Tarık Naz’ı bırakınca olan bize olacak iki ailenin arasında hep huzursuzluk olacak”

Naz sessiz gözyaşlarını akıtarak odasına yürüdü ve günlerce dışarıya çıkmadı.Tarık’ın bütün aramalarını cevapsız bırakarak O’nu nasıl delirttiğinin farkına bile varmadı.

Tarık günlerce Naz’a ulaşmaya çalışmış ama hep duvara toslamıştı. O’nun durumu ile ilgili sadece Filiz’den haber alabiliyordu ve aldığı haberler hiç hoşuna gitmiyordu.

“Eve kapanmış abi. Kimse ile görüşmüyormuş sadece atölyesine girip saatlerce dışarıya çıkmıyormuş.”

Tarık geleceği ile ilgili bütün kararları o an almıştı.”Senden uzak durmayacağım Naz.Göreceksin herkes görecek”

Naz atölyesine atmıştı kendisini.Kaçıncısı yaptığını bile hatırlamadığı yüzün şeklini vermeye o kadar kaptırmıştı ki arkasında birinin varlığını hissettiğinde çok geç kalmıştı.

“Şşşt korkma benim”

“Tarık ne işin var senin burada” o kadar şaşkındı ki ne dediğinin farkında değildi

“Seni almaya geldim. Yürü gidiyoruz”

Kolundan tutmuş çekiştiriyordu. Naz kolunu kurtardığında “Saçmalama seninle hiçbir yere gitmiyorum ben” diye haykırdı.
“Geliyorsun Naz. Bundan sonra ben nereye istersem oraya geleceksin”

Naz korkusunu belli etmemeye çalışarak “Neden gelecekmişim seninle. Beni zorlayamazsın. Seninle gelmek istemiyorum”

Tarık’ın bir an tereddüt etti parmaklarını gevşetti. Naz doğru yolda olduğundan emin devam etti ”Seni sevmiyorum neden bunu anlamak bu kadar zor. İstemiyorum”

Tarık bir an inanacak gibi oldu O’nun sözlerine ama tezgâhın üzerinde ki kendi heykellerini görünce bütün yüzü aydınlandı.
“Öyle mi. Demek beni sevmiyorsun Naz. Peki, söyler misin bana neden benim heykellerimi yapıyorsun”

Naz şaşkınlıkla bakakaldı. İşte buna verilecek bir cevabı yoktu “Ben… şeyy…” diye kekelemeye başladığı sırada


“Ben söyleyeyim sana” fısıltıyla konuşuyordu Tarık “Sende benim gibi bana âşıksın. Çok erken olduğunu biliyorum ama öyle hissediyorum. ”
Naz uzaklaşmak istedi ama Tarık belinden tutup O’nu kendine çekti “Gitme ne olur izin ver seni de alıp gidelim buradan”

“Yapamam” diye fısıldadı

“Yapabilirsin yapabiliriz sadece inan”

Tarık hem fısıltıyla konuşuyor hem dudaklarını usulca O’nun kilere hafif öpücükler bırakıyordu. Naz ilk defa öpülmenin verdiği şaşkınlıkla sadece bekliyordu.

“İstemiyorum”

Naz diyerek itti hafice yaptıklarına söylediklerine kendi bile inanamazken

Tarık geri çekildi “Tamam. Sen kazandın gidiyorum”

Tarık omuzları düşmüş bir şekilde kapıya giderken Naz bir süre baktı sonra yaptığı heykeli bozmaya başladı Kapının kapanmasıyla olduğu yere çöktü gözlerini zorlayan yaşlara yol verdi.

Kendine yaklaşan ayak seslerini duyup kafasını kaldırdığında Tarık’ın “Biliyordum senin de beni sevdiğini biliyordum” diyen sesini duydu.

“Sen gitmedin mi”

“Gidemedim. Seni bırakıp gidemedim. Şimdi beraber gidiyoruz. Seni sürüklemem de gerekse benimle geliyorsun”

“gelemem bunu kardeşime yapamam “
“neden “
“eğer ayrılırsak ki olacağı o iki aile kırılacak korkmakta haklı”
“naz yapma senden vazgeçmeyeceğim”
“ne zamana kadar”
“sonsuza kadar”
“bunu kim bilir kaç kıza söyledin”
“sen farklısın”
“kesin”

Tarık naz’ın çığlıklarına aldırmadan O’nun kucakladığı gibi merdivenlerden inmeye başladı. Hizmetçi şaşkınlıkla kendisine bakıyordu ama aldırmadı

“Evdekilere söyle iki düğün birden olacak. Hazır olsunlar” dediğinde kızın yüzünde ki şaşkınlık görülmeye değerdi.

Kahkahalar ortalığı inletiyordu şimdi.

Barış:Anne ya sende istemem yan cebime demişsin resmen”

Naz gülerek “Sanırım biraz öyle oldu” dedi

Mert: ben dedemlerin tepkisini görmeyi çok isterdim

“Kıyamet koptu tabi.”

“Eee büyükbaba sonra nereye götürdün büyük annemi” dedi Masal

Tarık:Buraya getirdim O’nu.Bu eve,bize sıcacık yuva olan eve”

“Bırak beni pişman olacaksın bunun için.”

“asla”

“Sen var ya “ ne söyleyeceğini bilemeyerek kaldı bir müddet “Nasıl kaçırırsın beni ailelerimiz deliye dönecekler Bak yol yakınken geri dönelim işler iyice çığırından çıkmadan.Lütfen”

“Hayır.

Sen beni sevdiğini itiraf edene kadar buradayız. Ona göre hazırla kendini”

“Zorbasın sen.Zorla sevgi olur mu hiç.Nasıl yapacaksın bunu”

“Yanlış.Ben sana kendimi zorla sevdireceğim demedim.Sen beni sevdiğini itiraf edene kadar dedim.Arada fark var”

“Haklısın ne kadar da fark var aralarında”

Tarık kendisini yere indirmesiyle ondan olabildiğince uzağa kaçmak istedi önüne bakmadığından dizini masanın kenarına çarptı.

“Kahretsin” diye acıyla inlediğinde Tarık çoktan yanına gelmişti bile

“Özür dilerim tatlım çok canın yandı mı?.Ahh Naz ahh neden inat edersin anlamam ki?

“İnat eden sensin. Gerçekleri göremeyecek kadar kör olanda sensin” dedi haykırarak.”Neden benim sana uygun olmadığımı anlamak istemiyorsun.” Onun parmaklarını dudaklarında hissedince sustu..

“Devam etme lütfen. Ben hislerinden emin olmayan bir çocuk değilim Naz. İstediğim sadece yanında olmak. Bunu neden anlamıyorsun”

Naz ses çıkaramadı “acaba gerçek olabilir mi “ diye düşünüyordu. Tarık’ın dudaklarını dudaklarında hissetti. İlkinin tersine acı vererek öpüyor ve karşılığı için Naz’ı zorluyordu. Naz zorlukla itti O’nu··”Bırak beni”··”Ne hissettin Naz. Seni öperken Tanrım delirteceksin sen beni. Hissedemiyor musun seni nasıl istediğimi anlamıyor musun?

Naz yanaklarının kızarmasını engelleyemeyerek “Devam etme lütfen. Daha fazlasını duymak istemiyorum” dedi

“Hayır duyacaksın Naz. Benim neler hissettiğimi anlamak zorundasın. En başta kendi duygularından ardından benimkilerden kaçıyorsun”

O’nu öylece bırakarak uzaklaştı. “Geç oldu sana yatacağın yeri göstereyim. Bu gece düşün eğer yarın gitmek istersen seni geri götüreceğim”

Naz “Tamam” dedi mırıldanarak. Bir yanı seviniyor diğer yanı bu kadar çabuk pes ettiği için O’na kızıyordu.

Tarık Naz’ı odasına bıraktıktan sonra “Bir şey istersen seslen. Ben karşı odadayım. İyi geceler”

“Sana da “

Gece duyduğu gürültüyle yerinden sıçradı Tarık. Aklına gelen ilk şey “Nazzzzzzz ” yataktan fırladı naz’ın kaldığı odaya koştu yatakta yoktu aşağıya koştu. Naz yerde dizlerini ovuyordu
“Naz neden kalktın”

“su içmek istedim ama düğmeyi bulamadım”

”seslenseydin ya”
Yüzünü ellerinin arasına alarak ışıl ışıl parlayan gözlerine baktı.

“Naz” diye fısıldadı ardından “Seni öpmek istiyorum. Nefesim kesilene kadar seni öpmek istiyorum”

Dudakları buluştuğunda ikisinin de içinde bir volkan patladı sanki. Naz da yaşadığı olayın yoğunluğundan yüzünü tutan ellere tutundu. Tarık O’nun ellerini kendi göğsüne doğru yönlendirirken Naz’ı hafifçe yatırarak öpücüklerini derinleştirdi.

Naz’ın ürkmesinden korkarcasına yavaş başlayan öpüşme O’nun verdiği cesur karşılıklarla iyice kontrolden çıkmıştı.

“Delilik bu biliyorum ama seni istiyorum Naz.Seni aklının alamayacağı kadar çok istiyorum.Durdur beni hala vaktimiz varken durdur beni Naz”

Tarık sayıklar gibi konuşuyordu ama Naz’ı öpmeyi de bırakmıyordu.Naz kendini tamamen Tarık’a bırakırken O’nun dediklerini işitmiyordu bile.Elleri kendiliğinden O’nun sırtına ulaştığında Tarık O’nu kucakladığı gibi kaldırdı.kucağın aldı salondaki kanepeye bıraktı oda üzerine Tarık naz’ı öpmek için eğilirken bir an durakladı
“İstemiyorsan söylemen yeterli.Dururum ne kadar zor olsa da dururum”

Naz sadece kafasını salladı ve devam etmesini istercesine O’nu iyice kendisine çekti.O andan sonra yaşananlar ise yıllar sonra çocuklarının önünde kızarmalarına neden olacak kadar güzeldi……

Sabah uyandığında yalnız olduğunu anlayan Tarık panikle yataktan fırladı.Yaşadıkları eşsiz anlardan sonra Tarık Naz’ı yatak odasına getirmiş iki sevgili birbirlerinin kollarında uykuya yenik düşmüşlerdi. Ama şimdi yalnız olduğunu anlayan Tarık delirmek üzereydi.

Deli gibi odaları arıyor ama Naz’ı bulamıyordu.” Yok işte yok nereye gittin Naz lütfen bunu yapmış olma “ söylenerek kapıdan çıktığında Naz’ı iskelede oturur bulunca derin bir” oh “çekti koşarak yanına gitti“Yüreğime indirecektin Naz”

öfkeli bir sesle “Seni bulamayınca ne kadar korktuğum hakkında bir fikrin var mı senin”

naz başını eğdi dudaklarını bükerek “Özür dilerim.Korkacağın hiç aklıma gelmedi” dedi titrek bir sesle

“Gittiğini sandım” Alnını O’nun kine yaslayarak öylece durdu.

“nasıl giderim ki “ naz başını Tarık’a yasladı. Birlikte katlılar eve doğru gelirken Tarık birden durdu
.

“Neden durdun” diye sordu Naz merakla.

“Gel benimle sana bir şey anlatmak istiyorum”

“Elimde bir tane çakıl taşı var ve ben onu denize atıyorum.” Elinde ki çakıl taşını denize atarak “Çıkardığı sesi duydun mu”

“Evet duydum” dedi Naz O’nun nereye varmak istediğini anlamayarak.

“Şimdi çıkardığı dalgalara bak ” dedi fısıltıyla.

“evet ne oldu “
“işte bende seninle birlikte bu halkalr gibi büyümek genişlemek istiyorum. Çocuklarımız olsun, onların çocukları olsun ve sen hep benim yanımda ol. Evet de bana Naz bitsin bu işkence”
Naz gözlerinde yaşlarla sarıldı Tarık’a “Ahh Tarık ben ne yapacağım seninle”

Tarık’ın de gözlerinde yaşlar vardı şimdi “Seveceksin sadece çok seveceksin beni. İstediğim tek şey bu”
Tarık Naz’a sarılmadan önce elinde ki bütün çakıl taşlarını denize fırlattı. Taşlar denizde dalgalar yaymaya devam ederken iki aşık sımsıkı sarıldılar birbirlerine eve döndüler.

“Vay be ne aşk.Anne beni de böyle seven bir erkek çıkar mı karşıma”

“Orada dur bakalım küçükhanım ne o öyle hevesliler gibi” dedi Mert

“Baba yaa hevessiz aşk mı olur olursa da adı aşk olmaz.Değil mi büyük anne”

Naz sevgiyle yanında ki adama gülümserken “Öyle Masal’cım.Kesinlikle Öyle”

Her kafadan ses çıkmaya başladığını anlayan iki ihtiyar yavaşça odalarına çekildiler.

“Seni çok seviyorum aşkım”

Tarık karısının alnına küçük bir öpücük bıraktıktan sonra “Benim kadar olamaz tatlım. İnan bana olamaz”


BİTTİ
ummu88 Çevrimdışı  
Eski 06-07-09, 20:42   #699
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,782
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan


39. bölüm


Tarık: efendim Bülent .. tamam … olur çok güzel .. yok daha günü belli değil sen rezerve yap gününü sana bildiririm .. sağ ol bu iyiliğini hiç unutmayacağım .. tamam ayıp ettin

Sadri Ayşe’yi bırakmak için gelmişti.
Tarık: girsene Sadri
Hacer: ne işi var şimdi hanımlar gelecek kalabalık olacağız
Tarık: ayıp ettin şimdi hacer anne ne
“ay nende ayıp oluyormuş ne bu her gün her gün ayıbı Sadri Bey yapıyor”
Sadri: gideyim Tarık görüşürüz Ayşe’m
Ayşe: of anneanne nedenmiş giriyorsun Sadri o kadar alış artık
Sadri kapıdan adım attığı anda hacer ters bir bakış atınca yerinde kaldı.
Tarık Sadri’ni kolundan tuttuğu gibi içeriye çekti “gir oğlum konuşacaklarımız var
Ayşe gülümseyerek girdi içeriye hacer oflayarak

Tarık: ne yaptın hallettin mi?
Sadri: ağabeycim şimdi iki gün var biri 3 gün sonra diğeri 1 ay sonra hangisini alayım onu bilemedim
Tarık: eh tabiî ki 3 gün sonra olanı ne kadar çabuk olursa iyi olur
Sadri: naz’a sorsaydın bir hazır olacak mı her şey
“kalan ne kaldı yer hazır dekorasyon tamam gelinlik bugün alındı evimiz hazır balayı oda hazır sayılır sadece gün ayarı kalmıştı bir telefona bakar geriye ne kaldı”
“bilmem sonra fırça yemede”
“yemem merak etme sen “

Hanımlar gelmiş yemekler neşe ile yenmişti
Tarık: şey 3 gün sonra düğünümüz var
Hepsi birden “neeeeeeeeeeeeee”
Naz: kiminle canım
“seninle”
“pardon benim neden haberim yok”
“bende Sadri’den yeni öğrendim canım”
Belgin: ay oğlum şaşırdın mı davetiyeler nasıl olacak
Vahi: yani çok erken kayseri den gelecekler var
Tarık: bir telefon yeter vahi babacım yoksa ta 1 ay sonra gün var öyle olunca bende işte yani işte ben işte yani
Hulusi: ne o Tarık başladın takılmaya şarj edelim
“of baba ya dalga geçme şurda durumu açıklamaya çalışıyorum yardım edeceğine “
Hulusi: eh vahicim uzatmaya gerek yok gönüller bir olsun her şeye olur gider davetiyeye gerek yok çok kişi olmaz en yakınlarımız olacak nasılsa telefon ederiz olur biter
Cahide: ama yapılacak daha çok şey var evin eşyaları nerde oturacaklar
Tarık: onlar hazır cahide anne ev boya oluyor.
Cahide: e napacaksınız
Tarık: balayından sonraya hazır olur
Naz: balayı
“hı balayı”
“ne zaman gidiyoruz”
“düğünden sonra “
“pardon bunları ne zaman ayarladın söyler misin ve neden benim haberim yok”
“hani sen vahi babamlarda kaldın ya işte o zaman birkaç arkadaşı aradım öyle olunca da işte oldu”
“peki, neden bana söylemedin”
“söylüyorum ya bana da yeni haber verdiler”
“ne zaman”
“çok yeni daha saatler oldu canım günüde Sadri söyledi yakın saatlerdi yani “
“peki, nereye gidiyoruz”
“bu mevsimde tek sıcak bölge olan takımadalarına “
“ada ne olacak “
“ona göre ayarlandı her şey merak etme tekne den daha rahat edeceğiz “
Naz sinirle “çok rahatladım “
Tarık: kızdın mı”
“yooo neden kızayım canım “
“kızmadım iyi bede kızdın sandım”
“offfff Tarık evet çok kızdım ya sadece kendine göre ayarlıyorsun her şeyi benim fikrimi bile sormuyorsun zamanın var mı demek yok uzun süredir uğramıyorum selini yanına benim bir işim var “
Sadri: söylemiştim
Tarık: sus bi Sadri yangına körükle gitme ama hayatım şimdi gitmeyecek miyiz? Zaten uzun değil 1 haftacık daha gitmesen olmaz mı?
“olmaz “
“e yaptığım ayarlamalar ne olacak”
“onu ayarlamadan önce düşünecektin”
Ümit: evet yeni evlilerin ilk kavgalarına şahit olduk şu anda Tarık naz karşısında 1 -0 yenik durumda
Cahide: ümit zevzekleşme
Filiz: evet yani
Ümit: tama ya durum kötü kadınlar dayanışması kurulmuş durumda
Belgin: ay oğlum insan sormaz mı
Tarık: sürpriz olsun demiştim ben tamam canım istemezsen bizde gitmeyiz. Özür dilerim bir daha fikrini almadan hiçbir şey yapmayacağım
Naz: yapacağın günlerde olur ama birlikte karar vereceğimiz şeylerde lütfen fikrimi sor
“neleri sürpriz yapabilirim bunu bir listesini verirsen “
Hepsi kahkahalarla gülmeye başlar
Ayşe: oldu ne kolay kendin bulacaksın yok öyle
Naz: aynen
Tarık: anlaşıldı balayı durumları sürpriz yapılmayacak
Sadri: balayı dediğin bir defa olur
Tarık: olsun biz her yıl nikah tazeleyecektik değil mi canım
Ümit: yuh artık
Filiz: ümit sen susan hiç konuşmasan
Naz: yok öyle dememiştik
“ne demiştik”
“ben sana sonra hatırlatırım hadi yürü küçük hanım hacer anneyi çıldırtmadan uykuya “

Sabah kahvaltı sofrasında Hulusi gazeteyi karıştırıyordu.okuduğu bir haber karşısında birden ayağa kalktı” ben bu gazeteciyi geberteceğim”
Tarık : hayrola baba kimi gebertiyorsun
Hulusi: yok oğlum biri yine hakkımda olur olmaz şeyler yazmışta
“bakayım”
“Gerek yok”
Filiz gazeteyi almış okumaya başlamıştı bile iti puntolarla

Tarık Tekelioğlunun gayri meşru çocuğu ortaya çıktı

Altında ada Tarığın kucağında yanında naz sahildeki restoranda resimleri vardı. Altında haberin ayrıntısı yazıyordu
Hulusi filizin elinde çekti aldı.
Tarık: Allah kahretsin
Hacer: gel prensesim biz havhava bakalım

Naz aşağı inmiş “ne oldu canım”
“yok canım”
“var işte ne oldu”
Filiz: gazetede çıkmışsınız yine
Naz: ne yazmışlar
Tarık bir yandan Hulusi diğer yandan filizi çekiştirdiler ama filiz aldırmadı
Filiz: ya sonuçta öğrenmeyecek mi okuyorum canım

Restorandan çıkarken görüntü aldığımız geleceğin Tekelioğlu çifti düğün için mekan bakıyorlarmış. Apar topar evlenmelerinin nedeni ortaya çıktı. Kız naz özkul cahide tekstil a.ş nin sahibi vahi özkul’un kızı ilişkileri acaba cahide tekstilin Tekbanktan yüklüce aldığı kredi başvurusunda mı başladı. Ayrılık nedenleri neydi acaba Tarık tekelioğlu neden bodruma kaçmıştı birleşmelerine neden bebek mi neden oluyor. Daha fazlası yazı dizimizde sizlerle olacak

Haber her iki evde de şok etkisi yarattı. Özkul aileside haberi kahvaltı sofrasında okudular
Vahi: rezil oldum ben insanların yüzüne nasıl bakacağım
Cahide: vahi saçmalama bırak dövünmeyi çocuklar ne haldeler kimbilir
Ümit: ben bu gazeteciyi öldüreceğim a şuna bak ya naz’ı nasıl aşağılamış
Cahide: sakin olun


Hulusi: ben gidip şu gazeteciyi gününü göstereceğim Tekbank ile uğraşmak nasılmış görecek
Tarık: oldu daha da üstümüze gelsinler
Naz: Tanrım ben aileme daha ne kadar üzüntü yaşatacağım
Tarık: sakin ol canım beklide daha okumamışlardır. Arayalım
Naz: yok ben arayamam
Belgin: filiz ara ümit i sor bakalım okumuşlar mı
Filiz: aradım bile anne
“Alo ümit günaydın .. ne o sesin kötü geliyor .. öyle mi bizde şoktayız … burada da tamam .. görüşürüz”
Naz: okumuşlar ne diyor
“vahi amca nasıl çıkarım diye tutturtmuş ümit adamı öldüreceğim diyor
Hulusi: aferin oda benden tuttum ben bu fikri
Tarık: sakin olun hemen celallenmeyin tek gazete üstümüze gelirken hepsi üstümüze gelir gazeteciye bir şey yaparsak
Naz: babamın yüzüne nasıl bakarım
Koltuğa çöktü ağlamaya başladı. Tarık yanına gitti önünde diz çöktü ellerini tuttu “ lütfen üzülme halledeceğim ben onu”
“nasıl”
“aslında kimin parmağının altından çıkıyor bunlar tahmin ediyorum. Aynı kişini ilk görüntüleri veren gazeteci yine ve görüntüleri veren kişide belli”
“gizem hanım ne aşkmış onunki de hala terk edilmeyi hazmedememiş”
“onun ki aşk değil canım neyse söz lütfen üzülme bu gözyaşlarına dökmeni istemiyorum” naz’ın akan yaşlarını sildi.
Belgin: hadi naz kızım yapma o kız için değmez inan
“ben onun için dökmüyorum aileme yaptıklarımdan dolayı döküyorum belgin anne biliyorum ne kadar çirkin bir insan olduğunu anladım uçakta”

Hacer ada ile içeriye geri girer “ oğlum kapının önü gazeteci kaynıyor”
Tarık: tamam hacer anne bir süre dışarıya çıkmayın

“Alo Sadri hemen bir basın toplantısı ayarla “
“kapıdayım sorma gece televizyonda “
“ne televizyondan da mı yayın yapmışlar”
“evet, oldukça detaylı giriyorum konuşuruz “

Sadri: Evet, arkadaşlar Tarık Bey şu anda sizinle görüşmeyecek lütfen sizinle basın toplantısında görüşecek lütfen burayı boşaltın
Gazeteci: acaba gazeteciyi tehdit ettiği doğru mu
Sadri: dediğim gibi sorularınızı daha sonra cevap verilecektir izninizle

Tekbank toplantı salonu
Tarık: hepiniz hoş geldiniz demeyi çok isterdim . buradan özel hayatımla ilgili değil ekonomik değerlendirme ve yapılan işlerle ilgili bir toplantı olsun isterdim.
Yapılan haber çok kırıcıydı.
Gazeteci: sizin yaptığınız
Tarık:önce açıklamam dinlemeniz rica ediyorum eğer tatmin olmazsanız sorularını alacağım. Ne diyordum evet yapılan haber dürüst onurlu bir iş adamını çok küçük düşürücü imalarda bulunuyordu. Size evliliğimizle ilgili bilgi verileceği söylendi. Davet edileceğiniz söylenmesine rağmen görüntülediğiniz birkaç görüntü ile aralarına doğru düzgün almadığınız bilgilerle süsleyerek sundunuz. Öncelikle kredi meselesine açıklık getireyim eşimle kredi mevzundan tanışmadık ve bu krediden hiç bilgisi yoktu. Eşimin müzik okulu var arkadaşı ile birlikte işletiyorlar babasının işiyle hiç ilgisi yok
Gazeteci: eşim diyorsunuz ne zaman evlendiniz
“sabrederseniz ona da açıklık getireceğim. Tanıştığımız zaman bir tekne gezisine çıkmıştık o anda bulunduğumuz ortamında etkisiyle düşünmeden evlendik teknede sonra ailelere bilgi verip düğünümüz olacaktı ama benim bodrumda işim çıktı dönüşte olacaktı ve sonuçta o elim kaza oldu sonrasını biliyorsunuz. “
Gazeteci: peki nende o zaman bu açıklamayı yapmadınız
Diğer bir gazeteci: neden eşiniz ailenizle görüşmedi
Tarık: siz olsanız giden biri ve hiç haber almadığınız kişini ailesi ile görüşür durumu söyler miydiniz.
“haklısınız peki nende eşinizde şu anda burada değil”
“çok üzüldü. Sabah küçük bir baygınlık geçirdi. İyi hissetmediğinden burada değil”
Gazeteci: sorumu yeniliyorum nende daha önce anlatmadınız
Tarık: bu kimseyi ilgilendiren bir konu değil özel hayatım bana özeldir. Paylaşmam benim özel hayatımı kimsenin merak ettiğini sanmıyorum
Gazeteci: öyle demeyin reytingler öyle demiyor
Tarık: yada sizin sunuş şeklinizden olmasın o neyse söyleyeceklerim bu kadar lütfen özel hayatımdan uzak durun. Ayrıca ilginç olan bir şeyde yok ortada
Gazeteci: peki yazarsak yine önceki yaptığınızı yaparsınız değil mi
Tarık: daha önce engel mi olduk o zaman nasıl oldu a siz yayın yaptınız
“bir arkadaşımızı tehdit etmediniz mi”
“tehdit bu sorunuza cevap bile vermiyorum o kadar saçma ki böyle giderse siz bizi mafyalıkla bile suçlarsınız. En mutlu günümüze gölge düşürdünüz 3 gün sonra düğünümüz olacaktı. Şu haberin burukluğu ile olacak size söyleyecek söz bulamıyorum iyi günler toplantı bitmiştir. Umarım bir daha ki yapacağınız haberde bize de soru sorduktan sonra yaparsınız ya da doğru düzgün araştırı öyle yaparsınız insanları zan altında bırakmadan onurlu olan kendine yapılmasını istemediğin bir olayı başkasına yapmaz. Bundan sonra ki sorularınızı düğünümden sonra alacağım. Huzurlu bir düğünüm olsun istiyorum “

“Sadri o gazeteciyi bana bul “
“tamam kaptan”

“hoş geldiniz fahri Altan bey orda olay uzasın istemedim. Benimle derdin ne bilmiyorum ama sizi kimin yönlendirdiğini biliyorum”
“beni kimse yönlendiremez”
“öyle mi size gizem uysal desem ve onu nasıl tanıyorsunuz bilmiyorum ama benimle özel bir durumdan dolayı uğraşıyor ve siz de alet oluyorsunuz”
“peki siz onu tehdit etmediniz mi”
“etmedim sizin anladığınız şekilde aldığı görüntülerin yayınlanmasını dostluk engelledi çalıştığı gazetenin patronu babamım çocukluk arkadaşı zor günler yaşadık uzak dursun bir süre medya bizden dedi oda kabul etti. Gizemi iyi tanımıyorsun o sonuca ulaşmak için kedini bile satacak cinsten biri sana ne verdi benimle uğraşmam için “
“anlamadım”
“şöyle anlatayım önce şu kaseti takın bakalım kameranıza izleyin ”

……………………………..
ummu88 Çevrimdışı  
Eski 07-07-09, 00:45   #700
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,782
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan

40. bölüm

Fahri bey kaseti taktı. Görüntüde gizem vardı arkada oryantal bir müzik ve gizem yavaş yavaş kıvırtırken bir yandan da soyunuyordu. Fahri önce bir yutkundu.

“napıyorsun gizem” diye bir ses duyuldu
Gizem: sevgilimi eğlendiriyorum
“gizem bırakırmısın şunu”
“sus sadece izle” üzerindekileri çıkarmaya devam ediyordu. tek bir kıyafet kalmayıncaya kadar çıkardı sonra ekrandan kayboldu.
“gizem dur “
“durmak yok”
boğuk sesler geliyordu. Ardından gelen sesler her şeyi anlatıyordu. Bir süre sonra seler netleşti
gizem: Tarık
“hı”
“beni patronunla tanıştırsana
“neden tanışmak istiyorsun”
“merak ettim söylendiği kadar yakışıklı mı”
“gizem git”

Tarık:o geçmişin intikamını almaya çalışıyor oysa benim hiç suçum yok soyadımı söylemedim. Kendi etti kendi buldu hakkımda o kadar bilgiyi nasıl edindi sanıyorsunuz. Gördüğüm gibi sadece Tarık Tekelioğlu ile tanışmaktı bu arada kaptanını memnun ederek ona ulaşacağını sandı. Yanıldı. Lütfen uğraşmayın bizimle bizim ki sanıldığı gibi bir ilişki değil yanlış anlamaların kurbanı olan bir ilişki
Fahri: peki evliliğiniz belgesi
“ondada bir kulp bulabilirsin kendi teknemle gitmiştik yani kaptanım yaptı nikahı şu anda sana ulaştıramam çünkü evimde boya yapılıyor her şey toplu ulaşmam mümkün değil ama balayı sonrası söz size ulaştıracağım. Sizin yaptığınız belden aşağı vurmak ki ben sizi onurlu bir gazeteci bilirdim”
“ben onurluyum ve onuruma asla leke sürdürmem. Peki kredi olayı”
“bakın evet kredi olayı vardı naz’ın bundan haberi bile yoktu. Ve hiçbir sorun yok verilen teminat yeterli hale getirildi. Vahi bey böyle ima ettiğiniz gibi bir şeyi yapmaktansa ölmeyi tercih edecek biri tanımadan etmeden insanları yargılamanız karalamanız hoş değil size aynı şey yapılsa ne düşünürsünüz. Şu elinizdeki kaseti ekleyip acaba fahri Altay gizem usludan buna benzer ne kadar şov karşılığı bu haberi yaptı diye yayınlasalar ne dersiniz”
“ben böyle şov falan izlemdim böyle yaklaşsa hayata bu haberi yapmazdım”
“öyle mi ama siz düşünmeden eşimi ailesini aşağıladınız. Bende yapsam ki yaptıracak hatırlı dostlarım var eşiniz çocuğunuz ne hisseder siz ne duruma düşersiniz. Ha yanlış anlamayım yapacağımdan değil sadece beni ve ailemi anlamanızı istiyorum”
“özür dilerim ben gücünüzle bir gazeteciyi sindirmeye çalıştınız diye düşümdüm”
“öyle olunca intikam almak istediniz peki ben aynı şeyi yapsam adınızı temizleyebilir misiniz? En kötüsü olacak olan düğünümüze gölge düşürdünüz”
“söz yaptığım yanlışı düzelteceğim tekrar özür dilerim”
“memnun olurum umarım gerekli açıklamayı köşenizde ve televizyonda yapasınız”
Tarık ve gazeteci tokalaşıp ayrıldılar

Sadri: oğlum siz ne zaman evlendiniz
“karıştırma orasını küçük bir yalan sorun olmaz yalnız kaptandan bir evlilik belgesi hazırlatmalıyız”
“tamam napıyoruz”
“eve gidiyorum sen “
“benim biraz daha işim var”

Düğün
Sonunda tüm işler ve pürüzler halledilmişti. Gazetede tensip yazısı çıkmış magazin programında gazeteci Fahri Altan özür dilemiş yanlış anlaşılmayı kaldırmıştı. Sonunda düğün günü geldi.
Naz sabahtan ailesini yanına gitti. Yanında kızlarla birlikte gerekli hazırlıklar yapılıyordu. Naz ‘ın saçı yapılıyordu. Bu arada Ada uyandı. Mızırdanmaya başladı. Her zamanki gibi önce “babacık del” diye selendi ama gelen olmadı uzun süre gelen olmayınca yaygarayı bastı. Sesi duyan cahide odaya koştu. “aman benim meleğim uyanmış mı annenin çok işi var duymamıştır
Ada: baba
İki elini yan açtı
“baba da hazırlanıyor güzel kızım ah ben san bunu nasıl anlatacağım gel anneye gidelim”
Naz’ın odasına geldiler. Ada annesini görünce şaşkın bakakaldı. Annesini saçının üstünde garip şeyler vardı.
Naz: gel kızım canım benim bak her çocuğu nasip olmaz annesini düğününü görmek “
Sarıldı öptü. Sonra kucağına aldı “ gel bakalım bir daha emzirmek mümkün olmayacak bugün “adayı doyurdu. Sonra makyaj yapımına geçildi. Ada annesine yapılanları dikkatlice izliyordu
Ayşe: bakar mısın nasıl inceliyor
Filiz: hayret gerçekten gözünü bile kesmiyor
Kuaför: e kız olsun çamurdan olsun bak sonra neler yapması gerektiğini nasılda biliyor
Naz : ay giyinmeden önce gidip yapayım tuvaletimi çok sıkıştım
Kuaför: benim işim bitti size mutluluklar dilerim naz hanım
“Teşekkürler elinize sağlık “
“taksi çağırır mısınız”?
“yok, sizi kardeşim bırakacak merak etmeyim aşağıda bekliyor”
Ada uzun izlemenin sonunda oturduğu koltuktan indi. Yavaşça aynanın önüne yaklaştı
Filiz: bakar mısın
Ayşe: ne yapacak bakalım küçük hanım
Filiz: ay bir gözü ile bizi kesiyor birde

Ada aynanım önündeki koltuğa birkaç uğraşmadan sonra çıktı. Masada duran ruju aldı başladı sürmeye aynaya baktığında karşısındaki görüntüden korktu çığlığı bastı. Ayşe ile filiz kahkahalarla gülüyordu .içeriye giren naz “a ada ne oldu kızım”
Filiz: halası süslendi sonrada kendini tanıyamadı annesi
Naz: aferin size hayret bişey şimdi nasıl çıkaracağız of ya şimdi abin gelecek biz daha inmemiş olacağız sen hesap verisin
Ayşe: bekleyiversin biraz
Cahide: kızım hadi daha hazır değimlisin adayı ne z.. a ne oldu buna
Ayşe: süslendi anneannesi
“ay kızlar bir çocuğa sahip çıkamadınız mı”
Filiz: ama çok güzel yapıyordu izlemeye doyamadık napalım
“yürü filiz yıkayalım “

Sonunda Ada hazır hale geldi. Tarık kapıda yarım saattir bekliyordu.
“of ya yandım ben”
“sabır kaptan “
“ne bitmez hazırlıkmış ya”
Tarık: ya ümit git bak
Ümit: yok ben canımı sokakta bulmadım bir daha hazır değimlisiniz diye gelirsem camdan atacağını söyledi ablam hem bekleyecekmişsin bekleyemeyeceksen bırakıp gidebilirmişsin
Tarık: tamam canım beklerim yeter ki naz gelsin geleceğini bildikten sonra beklerim
“vayyyyyyy muma dönmüşüz “
“sizi de göreceğiz yakında Sadri hele sen hiç konuşma ümit şimdiden ne bu böyle”
“tamam ağabeycim ben şey ettimdi”
“ne ettiydin”
“a bak geldiler ”
Kapıda Naz babasının kolunda göründü. Cahidenin kucağında Ada babasını görünce çoktan ellerini uzatıp “babacık”
Tarık öylece baka kaldı. Gözlerini alamıyordu. Naz beyaz bir kuğu gibiydi kızı tıpkı bir meleğe benziyordu.
Sadri: oğlum yürü
Tarık: hı
Ümit: damadımız büyülendi kapsamı alanından çıktı
Cahide: cıvıklık yapma ümit gelsene oğlum
“hı geleyim dimi “

Tarık: çok güzel olmuşsunuz
Vahi: ne o bir ara dedim kaldın orda vazgeçti
“mümkün mü baba onlar benim hayatım ben büyülendim de “
Naz: e biz kızımla öyle yaparız
“ya o kadar istedim göstermedin ama çok güzel olmuşsun tıpkı peri ve yanındaki de kızı

Cahide: hadi vahi misafirleri karşılamaya gideceğiz durmanın sırası değil
Vahi: dur binsinler
Tarık ön kapıyı çar naz’ı bindirir adayı arkaya koltuğuna oturtur kemerini takar. Öne geçmesi ile ada çığlığı basıp ellerini uzatmaya başlamıştı bile

Cahide: a Tarık neden indin oğlum
“ada durmuyor arkada biriniz şoför 0lacak başka çare yok”
Ümit: seve seve olurum
Filiz: o zaman bende öne biniyorum
Naz ön koltuktan inip arkaya Adanın yanına bindi
Cahide: oğlum çok yüz veriyorsunuz
“şimdi inadını kırma sırası değil cahide anne gece yoksa rahat durmaz”

Ümit: nereye gidiyoruz şimdi
“Kabataş iskelesi”
“napacağız orda”
“tekne orda bekliyor”
Naz: ne işimiz var teknede”
“küçük bir boğaz turu atacağız hayatım sonra iskeleden gireceğiz “

Teknede küçük bir boğaz turu atılır. İskeleye yaklaşır tekne inecekleri iskele kemer şeklinde renkli tüllerle süslenmiş iskelenin devamı yol boyunca çiçekler ve yanlarından ışıklar yükselmektedir. Birlikte inerler ışıklı yoldan geçerek hazırlanmış masaya geçerler. Misafirler gelmişlerdi gelişlerini herkes ayakta alkışladılar
Hulusi: aman allahım ne görüntü vahi bakar mısın
Vahi. Ya çok güzel görünüyorlar
Belgin: allahım şunlarsın asaletine bakın
Cahide:çok yakışmışlar birbirlerine
Ümit:: ada hanım yine aralarında bakar mısın ya şebek
Filiz: hop yeğenime şebek diyemezsin prenses o
“pardon senin yeğeninde benim neyim oluyor”
Sadri: hadi birde siz kavga edin şimdi
Ümit: yok o kadar kolay değil tamam canım ikimizin de yeğeni söz bir daha söylemem ama baksana nasılda etrafına gülücükler atıyor
Cahide: e annesinin kızı
Belgin: babasından da çok şey almış pamuk şeker

Tüm dostları gelmiştir. Adayı teslim ederler sırayla tüm gelenleri selamlarlar. Ve ilk dans başlar
Anne ve babası pistte dans ederken ada masada ayağa kalkmış olduğu yerde sallanarak dans etmeye başlar. Masadakiler dalmış onun hareketlerini izlemeye alkış tutmaya başlamışlardı. Herkes adanım bu komik ama bir o kadarda güzel görüntüsüne dalmışlardı.

Naz: bakar mısın küçük hanım yine ilgiyi üzerine çekmeyi başardı
Tarık: iyi oldu hiç olmazsa bize rahat ederiz

Ümit: gel dayısı bakalım birlikte dans edelim
Kucağına aldı biraz dans ettiler ama ada sıkıldı “ıhh “diyerek yeri gösterdi
Filiz: gördüğün gibi kızımız hareketlerinin kısıtlanmasını sevmiyor bırak istersen
Ada’yı bırakan ümit filiz’in önünde referans yaprak bu dansı lütfeder misiniz?


Tarık naz’ı kendine iyice çekmiş birbirlerine dalmış danslarına devam ettiler.
Gün batımına ile aynı anda nikâhları tazelendi.
Nikâh memuru önce isimlerini sordu daha sonra siz naz hanım hastalıkta ve sağlıkta ömür boyu Tarık beyi eş olarak kabul ediyor musunuz?
Naz: evet
“siz Tarık Bey naz hanımı hastalıkta ve sağlıkta bir ömür boyu eş olarak kabul ediyor musunuz?
Tarık: bütün kalbimle evet sonsuza kadar birlikte olmaya evet
“sadece evet demeniz yeterliydi Tarık Bey bende sizi belediye başkanının bana verdiği yetkiye göre karı koca ilan ediyorum. Mutluluklar”
Alkışlar koptu ada etrafına baktı oda alkışlamaya başladı.
Danslar devam etmeye başladı. Hareketli parçalarda ada artık masada durmadı elleriyle yeri gösterdi. Aşağı indirdiler minicik boyu ile olduğu yerde tek ayağını yere vurarak dans etmeye başladı. Etrafında küçük bir halka oluşturdular dansı bırakıp alkış tutmaya başladılar ada topladığı ilgiden memnun dansına devam edip arada elerini çırparak çığlıklar atarak dansına devam etti. Poposun da kocaman bez sallandıkça etekleri sağa sola sallanıyor ve ayrı bir tatlılık katıyordu.
Tebrikler kabul edildikten sonra balayı için yola çıkıldı. Harika geçen bir haftanın sonunda dönüldü bu ara evleri hazır olmuştu. Direk evlerine geçtiler.

…………………………………………………………

Burada bitiriyorum düzenli gelmeyecek ada ile ilgili ara ara küçük bölümler gelebilir
ummu88 Çevrimdışı  
Kapalı Konu

Bookmarks


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Yalancı Yarim-Replikler yeter be! Yalancı Yarim 348 17-12-11 18:36
Yalancı Yarim yesilcamkolik Türk Sinemasından Filmler 12 03-08-09 00:16
Yalancı Yarim Bölüm Resimleri (Arşiv 1) ayse Yalancı Yarim 412 03-10-08 10:45
Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 2) melisa_s Yalancı Yarim 1000 29-07-08 17:05
Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 1) ayse Yalancı Yarim 2500 30-12-07 05:10

Saat 04:10.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2016, vBulletin Solutions, Inc.