Arama 
ÜYE OL  |  Kayıp Şifre  |  Aktivasyon   
Ana Sayfa  |  Forum  |  Haberler  |  Video  |  Diziler  |  Fotoğraf Galerisi  |  Biyografi  |  Gruplar  |  Ratingler


Geri Git   DiziFilm.com Forum > Arşiv > Diğer Eski Diziler (multimedya´li basliklar) >
L - Z
> Yalancı Yarim

Kapalı Konu

Yalancı Yarim kategorisinde Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 3) konusunu görüntülemektesiniz.

 
Konu Araçları Mod Seç
Eski 29-06-09, 02:21   #691
YESIL8
Yardımcı Yönetmen
 
YESIL8 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.07.2007
Konum: Kırmızı
Mesajlar: 2,054
YESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond repute
Varsayılan Devamı


Aralık kalmış olan kapıdan onları izleyen bir çift mavi gözden habersizlerdir.

Tarık: Aslında ben buraya sizden dün gece söylediklerim için özür dilemeye gelmiştim.

Naz: Koskoca Tekbank’ın varisi Tarık Tekelioğlu yanında 700 TL ye çalıştırdığı üstelik alkolik ve ahlaksız birinden özür mü diliyor.

Tarık: Görüyorum ki sizin de dün geceden yarım bıraktıklarınız varmış.

Naz: Bunların tümü sizin sözleriniz.

Tarık: Tamam bir hata yaptığımın ve hatta fazlasıyla ileri gittiğimin farkındayım.Konu Berk olunca gözlerim görmüyor. Lütfen sizden defalarca özür dilerim. Ve eğer özrümü kabul edip gitmekten vazgeçerseniz size söz veriyorum bir daha asla böyle bir şey tekrarlanmayacak.

Tarık Naz’a iyice yaklaşıp gözlerinin içine bakar.

Her iki kolunu tutup

Tarık: Lütfen. Bir şans daha. Berk için..

Açık duran kapıdan odaya giren Berk’e bakar..

Berk elinde güçlükle tuttuğu bir bardak sütü Naz’a uzatarak gülümser..

Berk: Ama şen uyanmışşın. L Ben bunu daha çabuk iyileşmen için Süsüyle sana yapmıştım.

Naz Berk’in yanına çöküp zaten avuçlarının içinde güçlükle tutabildiği bardağı eline alır.
Sütü yudumlayıp.

Naz (gülümser): Hımm. Çok güzel olmuş.

Berk gülümser.


Naz: Hastalandığımda hep bundan yap olur mu?

Berk: (kaşlarını havaya kaldırıp): Iı Şen haştalanma bi daha..

Naz’ın boynuna her iki koluyla sarmalayıp başını omzuna dayar..

Naz Berk’in saçını eliyle okşar. Gözleri dolar.

Bir yanıyla aksinde kendini gördüğü Berk ile kaderleri aslında ne kadar da ortaktı. Belki de kendine bu denli yakın bulmasının sebebi tıpkı onun gibi anne eksikliği ile büyümüş olmasıydı. Bırakıp da gitmek belki bu yüzden onu daha çok incitiyordu.
Onu ardında bıraktığında o eksik yanı daha da eksilecekmiş hissini silip atamıyordu içinden..

Naz (burnunu çekti) Berk’i kucaklayıp.

Naz: Hadi gidelim Fındığa bakalım o da uyanmış mı?


Naz arkasını dönüp Tarık’a bakar.

Tarık: Teşekkürler.

Naz gözlerini kapar ve gülümser.

Berk: Baba şen de gel.

Tarık: Siz inin benim oğlum ben birazdan size katılırım.

Merdivenlere vardıklarında

Berk başını hafifçe sallayıp hızla kaldırdı başını Naz’ın yanağına ıslak bir öpücük kondurup..

Naz: Bu ne içindi?

Berk gülümseyerek, iki kolunu açar..

**************************************************


Naz’ın kolları Tarık’ın boynunu sarmalar

Naz: (Naz başını Tarık’ın omzuna koyup gülümser): Teşekkürler Tarık

Tarık onu saram bedenin hiç tanımadığı ama bir o kadar tanıdık kokusunu içine çekti.
O kokunun onda yaratacağı sarsıcı etkiyi bilse çeker miydi ciğerlerine Mecnun..


Genç adam bir elinde tuttuğu siyah bond çantası diğer eli Naz’ın sırtının bitimindeki ince kıvrımda duran eli onu sıkıca kendine çeksin istedi.
Aklından geçen düşünceler onu korkutmuştu sanki.

Diğer eliyle sıkıca tuttuğu siyah bond çanta hangi ara elinden gevşeyip düşmüştü.

Siyah çanta çıkardığı sesle birlikte yere dikine düşerken Naz kollarını gevşetip bedenini geriye doğru çeker.

Bu geri çekilme öyle ağır ve bir o kadar çabuktur ki..


Düşen çantanın çıkardığı sese yöneldi.
Naz gözlerinde onun gözleri hafifçe geriye attı bedenini. İçinde öyle garip bir duygu vardı ki. Bir yanı gitmemesini istiyordu sanki.
Gözleri gözlerinde dolandı bir anı yanıt bekler gibi. Ben de gitmek istemiyorum der gibi bir yanıt..Ama olmadı..

Naz: Affedersin
Naz yerde dikine duran çantaya uzandığında bu kez tenleri birbirine dokundu..

Tarık (iç ses): Gitmemeyi ne kadar çok istediğimi bilsen.

Tarık başına taktığı güneş gözlüklerini gözlerine takıp oradan uzaklaşırken

Uzaklarda ıssız bir köşede bu özel saniyelerin her anını fotoğraf karesine hapseden adam gülümser.

…..: Leyla hanım..

Leyla: Hallettiniz mi?

…..: Evet hem de çok kolay oldu. Tam tahmin ettiğiniz gibi.. Sonucu gördüğünüzde memnun kalacağınıza eminim. Birkaç dakika içinde yanınızdayım.

Leyla hızla fotoğraflara bakar.

Leyla: Senin hiç değişmemiş olman beni niye bu kadar üzüyor. Eli Tarık’ın dudaklarında gezinir.

…. Hayatım..

Leyla hızla laptopun ekranını kapar..Ayağa kalkar.


Orta yaşın hayli üzerindeki adam içeri girer. Elinde bir buket güllü genç kadına uzattıktan sonra dudaklarına kısa bir öpücük kondurur..



__________________
YESIL8 Çevrimdışı  
Eski 29-06-09, 02:23   #692
YESIL8
Yardımcı Yönetmen
 
YESIL8 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.07.2007
Konum: Kırmızı
Mesajlar: 2,054
YESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond reputeYESIL8 has a reputation beyond repute
Varsayılan Devamı

Yardım balosunun yapıldığı gün



Tarık: Naz hanım size söylemeyi unuttum.Bu gece şirketin sponsor olduğu yardım balosu var. Saat yediye kadar hazırlanmanız gerekiyor.

Naz: Yedi mi? Ama saat altı zaten.

Tarık: Bir saat yetmez mi hazırlanmanız için?

Naz:Yo yo. Tabi ki yeter.

Tarık: Berk’in giyeceği smokini şimdiye kadar Süheydan hanıma bırakmış olmaları lazım. Giymemek için inat edebilir. Siz de yardım ederseniz..

Naz: Tabi ki. Onu giymemek için inat edeceği kesin.

Tarık: (gülümser): Bir saat sonra görüşmek üzere..

Naz telefonu kapatır kapatmaz

Naz: Keşke daha önce haberin olsaydı. Bir saate nasıl hazırlanacağım ben..Off..


Hızla Berk’in odasına gider..

Berk önde Süheydan ardında beyaz gömlekle koştururken..

Berk: Iıı giymem ben onu. Çok komik..

Süheydan: Berk yapma ama bunu giymezsen seni içeri almazlar..

Berk: Bana ne yaa bana ne…

Berk: Naaş kuytay beni…

Naz: Tamam giyme

Berk gülümser

Naz: Hatta gelme de.Ben de kendime tüm gece dans edecek başka birini bulurum..

Berk ayaklarını vura vura Süheydan’ın elinden gömleği alır.

Süheydan’ın şaşkın bakışları altında Berk gömleğini giymeye çalışır.

Naz gülümseyerek onun düğmelerini ilikler..

Berk: Ama biy tek benle ..

Naz: Tamam söz..


Naz açık duran dolabın içinden çıkardığı birbirinden zevkli seçimlerin eseri birbirinden farklı renkte gece elbiselerini bir bir üzerine tutup bir aynadan kendine bakıyor bir dönüp Berk’e

Naz: Bu nasıl? (Yeşil tüllerden oluşmuş, cömert göğüs dekolteli , ince ip askılı, bileklerine kadar uzun elbiseyi üzerine tutar)

Berk: Çok güjel

Naz: Peki ya bu (bu kez üzeri fayetlerle süslü büstiyer şeklindeki mor bir elbiseyi tutup)

Berk. O daha da güjel..

Naz: Doğrusu seninde pek yardımcı olduğun söylenemez.off..

Naz yatağın üzerine tıpkı Berk gibi o da iki elini çenesinin altında birleştirip açıkta duran dolabın içinde kalan birkaç kıyafete ve yatağın üzerine serili duran diğer elbiselere bakar.

Naz: Off. Bunların hiç biri olmaz ki.

Berk bir anda yataktan fırlar. Birkaç dakika sonra elinde büyükçe bir kutu ile güçlükle kapıdan girer. Naz hızla oturduğu yerden kalkar Berk’in elindeki kutuyu alır.

Naz: Dur düşeceksin şimdi..

Naz yatağın üzerine bıraktığı kutunun açıkta duran kapağını açar. İnce askılarından tuttuğu zarif elbiseyi yavaşça kaldırır.

Naz: Bu çok güzel.

Berk: Biliyoydum beyeneceyini..

Naz: Kimin bu?

Berk ellerini iki yana açar.

Berk: Çatı katında oynayken buydum. Güjel dimi.

Naz aynanın önünde bedenine tuttuğu elbiseyle kendine bakarken Süheydan kapıyı tıklatıp içeri girer.

Süheydan: Hazır mısın Berk.

Süheydan bir anda Naz’ın elinde tuttuğu elbiseyi fark eder. Şok olur.

Naz: Güzel değil mi?

Süheydan: Harika.

Naz: Berk üst katta bulmuş. Biraz eski ama hiç kullanılmamış etiketi bile üstünde duruyor. Ama kimin olduğunu bilmediğim şeyi izin almadan giyemem.

Süheydan: Saçmalamayın lütfen. Bakın ne kadar da yakıştı. Filiz hanımın giymeyip tavan arasında kaldırdığı kıyafetlerden bir olmalı bu. Hem onca kıyafetin arasında bir kıyafetin yokluğu hissedilmez bile. Giyip geri yerine koyacağınıza göre kimsenin ruhu bile duymaz.

Naz üzerine tutup aynadan bir kez daha bakar.

Naz: Öyle mi dersin?

Süheydan: Tabi ki de. İnanın bu gece unutulmaz bir gece olacak. (gülümser)

Süheydan Naz’ı hazırlanırken odada bırakıp çıkar

Süheydan: İşte şimdi işin bitti. Naz Hanım (üzerine bastırarak)

Naz bir eliyle eteğinin basamaklara değmemesi için hafifçe kaldırırken diğer eliyle sıkıca tuttuğu Berk ile merdivenlerden ağır ağır inerler.

Tarık boynunu sıkan papyonu ve gömleğin yakasını hafifçe parmağıyla eliyle gevşetir.

Berk: Biz geydik..

Tarık arkasını dönmesiyle kristal su bardağını elinden kayıp yerin sert zeminine hızla çarpar.
Evlilik yıl dönümlerinde Leyla için özel olarak diktirdiği ama geçirdikleri o fırtınalı gecenin ardından veremediği o elbiseye bakıyordur şimdi. Oysa en kutu yere saklamıştı çıkıp gelmesin diye geçmişi.
Tarık bir eliyle koltuğun sarı yaldızlı taç kısmını sinirle sıkarken.

Tarık: Süheydan hanım siz Berk’i arabaya kadar götürebilir misiniz? Yeteri kadar geç kaldım zaten. Ben de birazdan geliyorum.

Naz arkalarından gidecek gibi olur.

Tarık: Siz kalın lütfen.

Naz: Bir terslik mi var yoksa?

Tarık: Niye bu elbiseyi giydiniz?

Naz: Beğenmediniz mi? Yoksa bu geceye uygun değil mi? Gidip hemen değiştireyim.

Tarık: Onu sormuyorum size neden hazırlandığınızı soruyorum.

Naz: Ama siz telefonda bana hazırlanmanız gerekiyor deyince.

Tarık: Ben aslında Berk’i kastetmiştim..

Naz: Şey affedersiniz. Ben yanlış anlamışım. Gidip üzerimi değiştireyim ben.

Naz (iç ses) Ah Naz ah..Kendini rezil etmekte üstüne yok.

Naz arkasını dönüp birkaç adım atmışken

Tarık: Durun lütfen. Düşündüm de aslında orada olmanız Berk için de iyi olur.

Naz gülümseyerek arkasını döner aynı gülümsemeyle karşılık bulur..

Tarık sağ kolunu uzatıp

Tarık: Gidelim mi?

Naz kendine uzanan kola girip gülümser.


*************************************

Gri araç Esma Sultan yalısına yavaşça yanaşır.


Muhabir: (Biraz önce gri araçtan inen ve Tarık’ın koluna giren Naz’ı ve hemen ardından gelen Berk’i gösterip kameramanı dirseğiyle dürtüp) Gelenlere bak..Çek çek.. Bunu kaçırmayalım.

Muhabir: Tarık Bey.. Bu gece için neler söyleyeceksiniz.

Tarık: Bu gece şirketimiz ve bizim için çok özel bir gece. Bu gece burada ev sahipliği yapmak bizim için büyük bir onurdur. Lösev Vakfı adına toplanacak yardımın hedeflenenin üzerinde olmasını ümit ediyorum. Hepinize burada bulunduğunuz için teşekkürler.

Tam arkalarını dönmüş gidecekken muhabir son bir soru diyerek Tarık’ı geri çağırır.


Muhabir: Tarık Bey şirketinizin yönetim kurulu başkanı aynı zamanda babanız Hulusi Beyi bu gecede göremedik. Babanızla aranızın kötü olduğu ve uzun süredir görüşmediğiniz doğru mu?

Tarık: Babam bir iş gezisinde olduğu için burada bulunamıyor maalesef. Kendisi bu gece burada olamasa da verdiği destekle hep yanımızda oldu. Yakında Türkiye’ye dönüyor zaten. Bu gece bu türlü asparagas haberlerden bahsetmeyelim lütfen. Bu gece bunlardan bahsetmeyecek kadar özel ve güzel bir gece.

Muhabir: Tarım Bey son bir soru. Güzel ve özel bir gece olduğunu söylediniz. Yanınızdaki zarif bayan için de geçerli mi?


Tarık yalının giriş kapısından Berk’in elini tutan Naz’ı baştan aşağı süzer.

Tarık: (gülümser): Teşekkürler. Sanırım bu gecelik bu kadar soru yeterli.



********************************************
Balo salonu


Balo salonun en uç köşesine kurulmuş olan içki servis bölümünden içi vişne suyu doldurulmuş şarap kadehinden bir tane alır.

Salonun diğer köşesinde kucağında Berk ve etrafını saran birbirinden hoş bayanla gülümseyerek sohbet eden Tarık’a bakar..

Naz: Off sıkıntıdan patlamak üzereyim.( vişne suyundan bir yudum alır)

Gerard: (etkileyici o ses tonuyla) Mon sonore ANGEL ( Melek seslim..)

Naz aniden kulağının ardında beliren tanıdık sesle irkilir

Naz: Hiii.

Gerard: Yoksa kokuttum mu seni?

Naz: Burada ne arıyorsun? Yoksa beni takip etmeye mi başladın sen?

Naz bir an Tarık’a yakalanırım korkusuyla etrafa bakınır. Neyse ki Tarık etrafını saran genç kadınlardan kızıl saçlı bir bayanla ilgilenmektedir.

Gerard: Ne o birinin bizi görmesinden mi korkuyorsun? Özellikle de şu salona kolunda girdiğin burnu büyük aşığın mesela.

Naz: Ne ?

Kızıl saçlı bayan şuh bir kahkaha atıp hafif yan döndüğünde Naz gözlerine inanamaz

Naz: (mırıldanarak) Ama bu Nehir.


Tarık etrafını sarmış genç kızlarla sohbet ederken gözü salonun öbür ucunda Naz’ı arıyordu.


Tarık’ın ilgisinin dağılıp onları görmesinden endişelenen Naz bir anda Gerard’ın elini tutup onu bahçeye doğru çeker..

Naz: Gel buraya.

Son anda gördüğü manzara karşısında Tarık’ın yüzü bir anda düşer.

Tam bu sırada çalan telefonla bayanların arasından usulca süzülür.

Tarık: Affedersiniz.

DEVAMI VAR...
AMA BU GECELİK KIRMIZI DAN BU KADAR...

EDİT:ÖDÜNÇ ALDIĞIM İMZA ÇALIŞMASI İÇİN BAŞAK-EYLÜL'E TEŞEKKÜRLER..
YESIL8 Çevrimdışı  
Eski 30-06-09, 00:57   #693
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,797
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan iyi ki doğdum meleğim


6. bölüm

Naz odasına doğru gidiyordu. Koridorda ümit koşarak yetişti
Ümit: naz sen ne yapıyorsun ya”
“odama gidiyorum ne yapıyora benziyorum”
“onu demiyorum biraz önce kovmaktan beter ettin ya “
“iyi geceler dedim çıktım napacaktım ümit”
“ne güzel içeriye davet etmiştim salonda devam edecektik “
“şaşırdın sen gecenin bu saatinde “
“ne varmış saatte”
Naz kolundaki saate bakar” gecenin 2si kardeşim”
“bu fırsatı bir daha elime geçiremeyebilirdim sayende uçtu gitti
“hı ne fırsatıymış o”
“filiz ile yakınlaşma fırsatıydı çok güzel kız ama değil mi”
“hı sen onu diyorsun ondan ağabeyle yakınlaşma manevraları yaptın”
“evet kızım ya bir daha ne zaman göreceğim kim bilir”
“merak etme bulursun yolunu iyi geceler”

Vahi sese odasından çıkar” geldiniz mi”
Ümit: yok kolanlandık şu anda gördüklerin hayallerimiz biz daha gece kulübündeyiz
Vahi: hıı
Naz: of Ümit geldik babacım uyandırdık mı seni özür dileriz
Vahi: uyumuyordum kitap okumaya dalmışım siz gelmeden uyuyabilir miyim ben benim güzel kızım ( vahi kızına sarıldı öptü)
Naz: tamam babacım geç kaldık ama ancak bitti iyi geceler
Vahi: yok kızım olsun sana da iyi geceler
Ümit: iyi geceler baba
“sana da oğlum “

Naz odasına geçtiğinde öğrendiklerini yeniden canlandırmaya çalıştı ama hatırladığı sahneye çıkıp dans sahnesine kadar olanları hatırlıyor ama daha fazlasını canlandıramadı sadece bilgi olarak kaldı “of Ceyda karşıma çıkma çıkarsan naparım bende bilmiyorum ama önce o saçlarını yolacağım kesin “

Naz mor renkli üzerinde kelebek desenleri olan geceliğini giydi yatağına uzandı. Üzerine saten yeşil pikesini çekti ayaklarını salarken “e garson başkası olsa derken ne demek istedi. “ birden yatağında doğruldu .
“E beni sabah 6 da teslim etmiş suna hanıma program 1de bitti hadi kahve içirdi sahneden indirmeye çalıştı sahilde dolaştırdı. Taş çatlasın 1 saat bilemedin 2 saat olsun oldu saat 3 e geri kalan 3 saat ne oldu en önemlisi nerdeydik ne yaptık yoksa olabilir mi bir an gözünde Tarığın kendisini bir yere götürmüş ve birlikte olmuş olabileceklerini gözünde canlanır sonra başını iki yana sallar “saçmalama naz olmamıştır. Öyle bir şey olsa adam seni ilk gördüğünde hatırlardı. hatırlanmadığına göre olmamıştır hem öyle birine benzemiyor yat uyu naz düşünme kafayı yemeden yat uyu “
Yatağına uzandı yastığına sarıldı. Biraz sonra bu düşüncelerle uykuya daldı.

……………………

Tarık ile birlikte sahilde yürüyorlardı. Naz Tarığa yaslanmıştı. Yıldızlar parlıyordu gökyüzünde ay o akşam başka parlıyordu. Naz’ın telefonu çalar. Naz çantasına baakr öyle kolundaki
Tarık: açmayacak mısın
Naz: neyi
“telefonunu”
“o ne”
“hani açında ses gelir. Konuşursun ya böyle (elindeki telefonu gösterir)
“o mu ama o kutuya benziyor”
Telefon ısrarla çalmaya devam ediyordu
Tarık: açmayınca meraklandılar anlaşılan aç
“açmam bana açmıyorum işte merak etsinler “
Tarık Naz’ın elinden alır karıştırır. Bavul gibi kocaman çantanın içinde bulmakta biraz zorlanır. Telefon hala susmamıştır
Naz: aaa sustur şunu kafam şişti
“bulsam susturacağım ama “
Sonunda Tarık bulur “ efendim … tama yanımda … açılsın getireceğim

Naz: kim
“bilmem bir kadındı”
“kim o kadın sen beni aldatıyor musun”
Tarık şaşkın bakar “o senin telefonundu seni merak etmişler”
“etmesinler”
“tamam etmesinler”
“karşımda neden sallanıyorsun raht dur başım döndü”
“oturalım”
Birlikte yan yana kumlara otururlar. Naz başını Tarığın omzuna koyar başını birbirlerine bakarlar aynı anda naz kendine ışıltıyla bakan sürmeli ela gözlerde kaybolur ona doğru çekildiğini hisseder. Birbirlerine yaklaşmışlar nefesleri birbirini yüzlerine değiyordu naz daha fazla dayanamaz ve uzanır Tarığı öpmeye başlar. Yumuşacıktır dudakları tadına doyamıyordur. Birlikte kumlara uzanırlar.
Naz “ay “ yataktan fırlar. Yatağındadır ve yastığına sıkıca sarılmış durumdadır. Bir an ne olduğunu anlayamaz “hı bu neydi şimdi kâbus kâbus iyide ben şimdi olmuş bir şeyin kâbusunu mu gördüm yoksa olma ihtimali olan bir şeyi m, yoksa olmasını istediğim şeyi mi gördüm naz kendine genle olmasını istemek saçmalama tanımadığın bir adam o nasıl biri olduğunu tanımıyorsun garsonun söylediklerinin ne kadarı doğru beklide o söyletti iyi de neden söyletsin ki tabi seni etkilemek için iyide seni neden etkilemek istesin ki kendini beğenmiş ukalanın biri gündüz öyle olabilir ama gece hiçte öyle değildi çok anlayışlıydı of ya naz uyu düşünme yoksa kafayı yiyeceksin yat uyu uyu diyorum sana “
Yastığına koyar başını ama nafile ne kadar uğraşırsa olmuyordu. Gözlerini yumunca hemen kumlardaki halleri geliyordu. Uyuyamayacağını anlayınca naz çellosunu aldı pufuna oturdu. Rahatlamak düşünmemek için çalmaya başladı ama bir türlü doğru notalara basamıyordu kendini veremiyordu. Öfke ile elindeki apreyi fırlattı.” Sıkıntılarımı unutamayacaksam ne işe yarıyorsun”
Sese uyanan vahi kapıyı açınca apre kapıya çarpıp ayaklarının önüne düştü. Vahi eline aldı apreyi” kızım ne oldu “
“yok bişey baba”
“iyide gecenin bu saatinde neden çalıyorsun sen genelde üzgün olduğunda çalarsın ne oldu söyle benim güzel kızım”
“yok baba üzgün değilim keyfimden çalıyordum”
“ondan mı attın bunu”
“elimden kaydı baba “
“naz canını sıkan ne”
“yok baba özür dilerim uyandırdığım için bir parça vardı da çalamadım ona takıldım”
“üzme tatlı canını kızım olmadı ders alırsın daha ne oldu başlayalı zamanla olur hadi yat uyu”
“uyuyabilsem”
“masal anlatayım mı ister misin”
“büyüdüm artık baba küçük bir kızı değilim”
“sen benim hala küçük prensesimsin iyi uykular ( kızına sarılır öper. Yatağa yatırı pikesini öper. Odadan çıkar)

Naz yatağında sürekli bir yandan bir yana döner durur” bu işi fazla uzatmadan o sürede neler oldu mutlaka öğrenmelisin yoksa sana uyku haram olur naz ona göre yarın ilk iş tamam mı e nerden bulacağım yarın okula gelir. “ biraz daha dolandıktan sonra rahtsız bir uykuya dalar.


…………………………..

Bardan sarhoş çıkmış sallanarak yolda yürüyordu naz sesiz bir sokakta kendine taksi ararken sesiz bir sokağa girmiştir arkadan onu takiğ eden ayak seslerini duyar panikle koşmaya başlar. Arkadan biri kolunu yakalr dönüp baktığında “” bora”
“evet canım benim “ sarılıp öpmeye başlar. Naz onu itekler “ne oluyor ya sen ne yaptığını sanıyorsun”
“sahnede benim için dans etmedin mi bende çok etkilendim şimdi karşılığını veriyorum”
“ben san etmedim ben sadece dans ettim”
“bana nedense sadece dans gibi gelmedi. Sanki beni etkilemek istedin”
Bora tekrar saldırmıştı naz ne yaptıysa onu üzerinden geri itemiyordu.
Arkadan “bırak kızı” diye bir ses duyulur ve aynı anda boranın üzerinden gittiğini anlar.
Naz: tarıııkk
Bora yediği yumrukla yere serilmiş burnundan kanlar akıyordu
Tarık: adı mı nerden biliyorsun
“barda tempo tutuyorlardı ondan
“ben olduğumu nerden anladın
“bilmem”
Konuşurlarken yerden bora kalktı bu ara yanına iki adam daha geldi. Adamlar arkadan tarığa yaklaşıyorlardı naz arkadan gelenleri gördü “Tarıııkk dikkat ar .… “
naz sözünü bitirmeden adamlar Tarığının omzuna dokundular Tarık pozisyonunu bile bozmadan arkaya doğru yumruklarını savurdu adamlar yere yuvarlandı. Tarık döndü boraya ”anlaşılan ders almıyorsun “diyerek ikinci yumruğu indirdi üç adamda yere serildiler.naz sevinçle Tarığın boynuna sarıldı “harikasın”

Naz yataktan fırladı. “of ya yine mi yok bugün san uyku yok naz “

………………………………………………..

__________________
ummu88 Çevrimdışı  
Eski 30-06-09, 18:20   #694
zeyno-brşkrs
Yardımcı Yönetmen
 
zeyno-brşkrs kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 15.05.2008
Konum: hiç eksilmez mi hasret?
Mesajlar: 2,047
zeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond reputezeyno-brşkrs has a reputation beyond repute
Varsayılan


GÖZLERİN 61.BÖLÜM


Ayşe uykuya dalmak üzereyken çalan telefonla irkildi… Sadri bir an uyanacak gibi olduysa da ardından tekrar horlamaya devam ediyordu ki Ayşe yatağında doğrulup arayanın Filiz olduğunu görünce:
-hayrola Filiz?
FİLİZ:-umarım uyandırmadım…
AYŞE:-yok henüz uyumamıştım…
FİLİZ:-iyi sevindim… seninle bir şey konuşmam gerekiyor ama Sadrinin bilmemesi gerek…
Ayşe göz ucuyla yanında yatan adama bakarak: “gelin görümce ne oluyor bunlara bu gece”
-yok Sadri uyuyor zaten sen anlat!
Filiz duyduğu horlama sesine gülerek:
-belli oluyor horlama sesi buraya kadar geldi…
Ayşe yataktan kalkıp salona doğru giderken:
-bırak şimdi Sadriyi neler oluyor?
FİLİZ:-Naz!
Ayşe heyecanla:
-Naza ne oldu?
FİLİZ:-olanlar oldu da onun haberi yok…
AYŞE:-nasıl yani?
FİLİZ:-Nazı oyuna getiriyorlar…
AYŞE:-nee! Kim?
Filiz Ayşenin zaten bildiğini sandığı hikayenin asıl halini anlatır:
-işte bu yüzden Naza ulaşmam gerek gidemiyorum abim görür mutlaka telefon numarasını bulmalıyız ama nasıl?
AYŞE:-bende var!
Filiz heyecanla:
-inanmıyorum o zaman niye oyalıyorsun beni hemen onu arayalım!
AYŞE:-ben ne bileyim! bugün aradı zavallım Tarığın Merveye tavırlarını tahlil etmeye çalışıyordu akıl danıştı bana, meğer Tarık bey zaten onun Naz olduğunu biliyormuş!
FİLİZ:-bırak şimdi hayıflanmayı ver şu numarayı hemen arayıp haber vermem lazım!
AYŞE:-geç olmadı mı? korkutmayalım şimdi kızı hem uykudan uyandırıp söylersek maazallah uyku sersemi gider boğar Tarığı ona göre…
FİLİZ:-boğarsa boğsun o kadar sinirlendim ki abimle Ümite isabet olur yani… ver sen telefonu ver!
AYŞE:-ay ben merak ederim şimdi! Gerçekten gitse miydik?!
FİLİZ:-hadi ben gittim! sen Sadriye ne deyip gideceksin? Hem bırak şimdi konuşmayı iyice geç olmadan arayayım Nazı…


Nazın sinirleri hala yatışmamıştı kulağı Tarığın odasından gelebilecek her hangi bir ses için tetikteydi ama hiç ses yoktu:
-uyudun mu acaba? Tabi senin keyfin yerinde Merve hanımla gününü gün ediyorsun… bense böyle deliye dönüyorum!
Çalan telefon başka alemlere dalmış olan Nazı kendine getirdi… telefonda yazan numaraya bakarak:
-bu numara kimindi? Aa! Ayşenin her halde… of! Ya! Hafizadan aramaktan bizde numara hafızası diye bir şey yok ki!... efendim!
FİLİZ:-Naz!
Naz hayretle:
-Filiiiz! Sen nereden buldun bu numarayı? Dur bir dakika Ümit daha fazla çenesini tutamadı değil mi?
FİLİZ:-Ümit mi? ne Ümiti o verir mi hiç Ayşeden aldım numaranı…
NAZ:-alacağı olsun ağzında bakla ıslanmadı desene…
FİLİZ:-Naaaz! Bir dakika susup beni dinler misin? Duyduklarından sonra sanırım Ayşeye ve bana minnet duyacaksın…
Filizin anlattıkları her seferinde biraz daha yükselen tonlarda Nazın “nee” leriyle kesilir…
NAZ:-demek öyle! Kusura bakma Filiz abini her an boğabilirim!
FİLİZ:-boğ yengecim boğ! Arkandayım ama rica edeyim arada Ümiti de unutma!
NAZ:-onu nasıl unuturum ona boğmakta yetmez!
FİLİZ:-benden bu kadar artık gerisi sana kalmış… orada olup olacakları görmeyi çok isterdim ama…
NAZ:-neyse ben sana anlatırım sonra sen merak etme! Şimdi izninle Filiz sevgili Tarık Tekelioğluyla görülmesi gereken bir hesabımız var!
Filiz gülerek:
-müsaade sizin efendim!
Naz hırsla oda kapısını açıp Tarığın yanına gitmek için çıkmak üzereyken telefonu bir kez daha çalar:
-ne oldu Filiz ne söylemeyi unuttun?
Meşgul çalan telefon sesinden çıldırmak üzere olan Ayşe Nazın sesini duyunca:
-hele şükür! Filiz değil Ayşe!
NAZ:-Ayşeee! Duydun değil mi olanları? şimdi Tarığa haddini bildirmeye gidiyorum!
Ayşe bağırarak:
-dur! Sakın bende seni onun için aradım iyi düşün Naz! Böyle bir şey yapmaktansa…..


Naz aynanın karşısına geçmiş yüzünde yaptığı planların keyfi kendine yabancı kendi aksine gülümseyerek:
-gece iyi ki beni durdurdun Ayşe… böylesi daha zevkli olacak şimdi sen görürsün Tarık!
Saçlarını elinin tersiyle geriye doğru atıp başını dikleştirerek gülümsedi:
-intikam soğuk yenen bir yemektir!

Tarık her şeyden habersiz kahvaltıya gitmek için hazırlanıyordu:
-oğlum Tarık bakalım bu oyunu daha ne kadar sürdürebileceksin? Vazgeçip Naza her şeyi söylesem mi ki artık? Onun üzülmesini kaldıramayacağım daha fazla!
Nazın kapısının açıldığını duyan Tarık aceleyle dışarı çıkar… önceki akşam kötü olduğunu söyleyen Nazı nasıl bir halde bulacağının endişesiyle adeta onun kapısının önüne atar kendini…
Naz yüzünde kocaman bir gülümseme kendinden emin bir edayla:
-günaydın!
Tarık şaşırarak bakar dünkü keyifsiz mutsuz sinirli Nazdan eser yoktur:
-sana da günaydın!
Naz başka bir şey söylemesine izin vermeden:
-izninle!
O arkasına dönüp giderken bir an durur Tarık sonrasında arkasından seslenerek:
-Merve bekleseydin kahvaltıyı beraber yapsaydık!
Naz saçlarını savurarak arkasına döner:
-ben bu sabah kahvaltı etmeyeceğim kumsala gidip güneşlenmek istiyorum…
Naz bunları söyleyip yoluna devam ederken Tarık koşarak ona yetişir ve kolundan tutarak durdurur:
-dün güneş çarptı sanırım diyordun şimdi gene güneşe çıkıyorsun…
Naz önce Tarığın kolunu tutan eline ardından yüzüne bakar:
-sabah güneşinden zarar gelmez… hem sen benim kocam yada babam değilsin açıkçası bana bu kadar müdahale etmen hoşuma gitmiyor… karına da böyle yaptıysan belki de onun için kaçmıştır kadıncağız!
Tarık sinirlenmiştir biraz daha kolunu sıkar:
-hiç öyle bir şey olduğunu sanmam!
NAZ:-kolumu acıtıyorsun!
Tarık kolunu bırakır:
-pardon!
Naz yürüyüp yoluna devam ederken:
-bu kız ya benim onun kim olduğunu bildiğimi öğrendi yada korktuğum başıma geldi dün yaptıklarımdan dolayı bana iyiden iyiye sinirlendiği için böyle yapıyor!
Tarık bunları düşünürken Naz gözden kaybolmuştu bile… telaşla telefonunu çıkardı:
-alo Ümit!
ÜMİT:-hayırdır Tarık sabah sabah?!
TARIK:-bana doğruyu söyle ablana onun kim olduğunu bildiğimi mi söyledin?!
Ümit hayretle:
-nee! Sen delirdin mi? böyle bir şeyi ona söylediğim an benim sonum olur aklın alıyor mu böyle bir şeyi?!
Tarık mutsuz bir tavırla:
-o zaman durum daha vahim!
ÜMİT:-ne oldu ki?!
TARIK:-şimdi seninle konuşamayacağım Ümit Nazı bulmam gerek…

Naz önceki gün Tarığın aklını başından alan beyaz bikinisiyle şezlonglardan birine uzanmış yan şezlongda ki genç adamla sohbet ediyordu… Tarığın oraya geldiğini gördüğü an sadece başı adama dönük olan Naz tamamen yan dönerek cüretkar bir pozla konuşmasına devam etmeye başladı… “Tarığı deli edeceğim diye umarım bu adamı başıma bela etmem ama yapacak bir şey yok”

Tarık o manzarayı görünce beyninden kurşun yemişe döner “hale bak zaten üzerindeki bikini var mı yok mu belli değil birde duruşuna bak şunun!!”
Tarık yanlarına vardığında:
-kolay gelsin!
Naz sinsi bir gülümsemeyle bakışlarını ona çevirerek:
-teşekkürlerde sanırım o kelime bu eyleme pek uymadı!
TARIK:-yoo! Aksine bence cuk oturdu hatta!
Naz tek kaşı havada:
-yapmayın ya!
Diğer şezlongda ki adam Tarığın kim olduğunu anlayınca hızla ayağa kalkıp elini uzattı:
-ooo! Tarık bey ne güzel sizde buradasın demek ben sizin sıkı bir hayranınızım!
Tarık yan gözle Naza bakıp adama suni bir gülümsemeyle elini uzattı:
-öyle mi?! teşekkür ederim!
Adam:-arkadaşlar burada olduğunuzu duyunca çıldıracak… konser falan mı vereceksiniz yoksa?!
Tarık huzursuz bir ifadeyle:
-yoo! Hatta ben burada bile kalmıyorum…
Nazı göstererek:
-sadece arkadaşımı görmeye gelmiştim birazdan gidiyorum…
Adam:-öyle mi? o zaman ben sizi yalnız bırakayım…
TARIK:-teşekkür ederim…
Adamın kalktığı şezlonga oturur… o oturunca Naz tekrar sırt üstü yatar umursamaz bir tavırla…
Tarık Nazın vücudunu baştan ayağa süzerek… tıslarcasına bir ses tonuyla:
-bikininiz sizce de çok cüretkar değil mi?
Naz doğrulur üzerine şifon plaj elbisesini giyerken:
-size ne?!
Naz kalkıp hızla oradan uzaklaşırken Tarık ellerini saçlarının arasına sokup çekeler:
-yok! Ben daha fazla dayanamayacağım!
Kafasını kaldırıp baktığındaysa Naz gözden kaybolmuştur…

Tarık odasına gitmiş olabileceğini düşünerek oraya gider ama yoktur ardından bütün tatil köyünü aramaya başlar… bu arada Naz kendine kuytu bir köşe bulmuş telefonla konuşmaktadır:
-deliye döndü Ayşe görmeliydin!
AYŞE:-bence fazla da üzerine gitme dayanamayıp birde orda bir şey yapar tekrar manşet olursunuz ona göre…
NAZ:-ne olursa olsun bunun hesabını verecek! sen ne yapıyorsun?
Ayşe hayretle elinde ki plastik ince uzun alete bakakalmıştır…
NAZ:-sana diyorum beni duymuyor musun?!
Ayşe sayıklar gibi:
-Naz ben hamileymişim!
NAZ:-nee!
AYŞE:-biraz önce test yapmıştım şimdi baktım ve çift çizgi!
Nazın gözlerinden yaşlar süzülmektedir bir yandan da gülerek:
-bu harika bir haber! Çok sevindim Ayşe!
AYŞE:-affedersin Naz!
NAZ:-delirdin mi neden özür diliyorsun!
Ayşe üzgün bir tavırla:
-sen daha yeni…
NAZ:-ne alakası var Ayşe! Nasıl sevindiğimi anlatamam ama lütfen kendine dikkat et ve benim yaptığım hataları yapma!
AYŞE:-tamam canım! Ama şimdi ben bir arkadaş istiyorum bebeğime ona göre!
Naz gülümseyerek:
-onun için önce yanımda olan bir kocaya ihtiyacım var!
AYŞE:-hadi o zaman göreyim seni önce canına oku sonrada yanına al!
NAZ:-anlaştık inan sırf senin için yapacağım bunu…
AYŞE:-eminim öyledir! Neyse artık bu haberi Sadri yede versem iyi olacak!
Telefonu kapattığında derin bir nefes aldı Naz Ayşe için gerçekten çok sevinmişti ama kendi kaybettiği bebeği için üzülmeden de edemedi:
-kaybetmeseydim gerçekten arkadaş olacaklardı…

Tarıksa hala deliler gibi tatil köyünün içinde Nazı aramaktaydı:
-nereye kayboldun Naz!
O dolanıp dururken olduğu yerden Tarığı gören Naz sinsi bir gülümsemeyle:
-daha çok dolaştıracağım seni böyle! Demek beni oyuna getirmeye kalkarsın ha! Oyuna nasıl getirilir göreceksin sen!
Telefon rehberinden listesini kontrol ederken:
-umarım diğer hattan kopyalama yaparken o numarayı da kopyalamışımdır… iyi ki dün gece Filizin numarasını tanıyamayınca kopyaladım numaraları… hah! İşte buradaymış!


NAZ:-Utku merhaba ben Naz…
UTKU:-Naz! inanamıyorum sen ha! Sen beni arar mıydın hayırsız?!
NAZ:-nasılsın kaç sene oldu görüşmeyeli değil mi?
UTKU:-mezun olduktan sonra bir kere İstanbul’a geldiğimde görüştük ondan sonrası yok! Bir Bodruma geleyim arkadaşımı göreyim demedin evlendiğini de gazetelerden televizyondan öğrendik aşk olsun!
NAZ:-haklısın ama inan öyle karışık bir hikaye ki duyunca bana hak vereceksin…
UTKU:-anlat dinliyorum…
NAZ:-bence yüz yüze konuşsak daha iyi…
UTKU:-yüz yüze mi? yoksa Bodrum da mısın?
NAZ:-hı hı! Ve yardımına ihtiyacım var… başka fakültelerdeyken onun sayesinde tanıştığımız şey bugün bana lazım…
UTKU:-nasıl yani? Tiyatro mu lazım sana? Yazın bütün tiyatrolar kapalı Naz Bodruma tiyatro seyretmeye gelmekte ancak sana yakışırdı?
Naz ta işinden gelen bir kahkahayla:
-Utku hiç değişmemişsin hala aynı şamatacı çocuk! Bu halimle de beni güldürdün ya!
UTKU:-artık pek çocukluğumuz kalmadı ama... hem dur bakalım senin neyin var?
NAZ:-çok önemli bir şey değil…
UTKU:-neyse anlaşılan birine bir oyun yapılacak! Dur tahmin edeyim yoksa meşhur kocan Tarık Tekelioğluna mı?
NAZ:-bingo! Aynı zamanda da çok zeki olduğunu söylememe gerek yok sanırım…
UTKU:-bana hemen yerini söyle! İş iyice renkli olmaya başladı!


UTKU:-sen var ya!
NAZ:-hak etti ama! Yalnız umarım sana karşı bir ters hareketi olmaz!
Utku gülerek:
-sorun değil biliyorsun yakın dövüş sanatlarında da iyiyimdir bence öyle bir şey olursa sen sevgili eşin için kork!
NAZ:-eti senin kemiği benim!
UTKU:-iyi anlaştık o zaman!
Naz tatil köyünün cafesinde etrafa göz gezdirir huzursuzca:
-umarım şimdi bir yerlerden çıkıverir!
Utku ayağa kalkarak ona elini uzattı:
-o bizim ayağımıza gelmezse biz onun ayağına gideriz! Odalarımız yan yana demedin mi? illaki oraya gelecektir…
Naz korkarak baktı Utkunun eline:
-şey o kadar abartmasak! Bizi oda da beraber görürse iş çığrından çıkabilir!
Utku kahkahalarla gülmeye başlayıp ısrarla elini ona uzatmaya devam ederek:
-saçmalama Naz! Dışarıda küçük bir veranda falan yok mu? Orada otururuz ne içeri girmesi adama cürmümeşhut yaptıracak halimiz yok!
Naz gülerek ayağa kalktı ona uzatılan eli tutarken…
Tarık Nazı bulmaktan umudu kesip cafe de soğuk bir şeyler içmeye karar vermişti ki…
Naz içeri gireni görünce birden gülüşü yüzünde dondu…
Onda ki ani değişimi fark eden Utku başını çevirip arkasına baktı ve ani bir hareketle tekrar Naza doğru dönerek bu kez kolunu beline dolayıp alçak sesle:
-aranan kan bulundu… hadi bakalım perde açıldı göster bütün hünerini…
Tarığın sürmeli bakışları Nazı delip geçecek gibiydi adeta:
-vaz mı geçseydik ne?
UTKU:-saçmalama Naz!
Naz kendini toplayarak:
-haklısın saçmalamayayım! Yada aslında şimdi saçmalıyorum ama bir kere girdik bu işe!
Utku hafif kolunu gevşetti:
-sen bilirsin istersen vazgeçelim…
Naz onun kolunu gevşetip kendinden uzaklaştığından daha fazla ona sokularak:
-hayır!
Naz ve Utku kolları birbirlerinin beline dolanmış bir şekilde Tarığa yaklaşırlarken Utku eğilip Nazın çenesine sanki boynunu öpüyormuş gibi bir öpücük kondurdu… Nazsa bu duruma suni bir gülümsemeyle karşılık verdi…
Tarık gördüğü manzara karşısında kontrolünü kaybetmemek için yumruklarını sıkmış gözlerini kısmış sinirden sıktığı dişleri adeta birbirine mıhlanacak hale gelmişti… rüzgarın uçuşturduğu saçları yüzünü yarı yarıya örterken o gözlerini ayırmadan onlara bakıyordu…
Naz tam onun yanından geçerken kısa bir an gözgöze geldiler ve yürüyüp gittiler yanından…
NAZ:-öylece kaldı olduğu yerde gördün mü?
UTKU:-görmez olur muyum?! Ama sakın dönüp arkana bakma!
NAZ:-bak desende bakacak cesaretim yok ki!

Tarık ani bir hareketle arkasına döndü ve koşar adımlarla onlara yaklaşarak Nazın koluna yapışarak kükrer gibi bir sesle:
-artık bu kadar yeter!
UTKU:-hey! Dur bakalım!
Tarık avına atlamaya hazır bir kaplan gibi bakıyordu… ona parmağını uzatarak:
-sen sakın karışma!
Nazı çekerek Utkudan ayırdı ve ona dönerek:
-hadi arkadaşım sen yoluna belanı benden bulma!
Utku onlara doğru bir adım atıp:
-dağ başımı burası sen ne yaptığını sanıyorsun!
Naz etraftakilerin dikkatlerini çekmekten korkarak:
-Utku tamam! Ben hallederim…
UTKU:-emin misin?!
Tarık ona doğru diklenerek:
-bak hala konuşuyor!
Naz daha fazla yaklaşmamasını işaret etmek için kolunu ona doğru uzatıp:
-eminim! Sonra konuşuruz tamam mı?
Utku omzunu silkerek olduğu yerde kaldı…
Tarık bir yandan Nazı sürüklercesine peşi sıra yürütürken:
-sonra konuşurmuş! Görürsem söylerim!
NAZ:-sana ne! Sen kim oluyorsun da bana karışıyorsun?!
Tarık ardı sıra sürüklediği Nazın yüzüne bile bakmadan:
-ben göstereceğim şimdi sana kim olduğumu ve senin kim olduğunu?!!
__________________
zeyno-brşkrs Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 01:02   #695
cagrib
Yardımcı Yönetmen
 
cagrib kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.07.2007
Konum: SeninleBirGece-wp'de
Mesajlar: 2,317
cagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond repute
Varsayılan






TEKjANS

İstanbul'da büyük bir reklam şirketi...


“günaaydıın…”

Sosyetenin gözde bekarlarından ve ülkenin en iyi reklamcılık şirketinin sahibi olan Tarık Tekelioğlu’nun ofis kapısını açıp içeri rahatlıkla giren, bu ünlü reklamcılık sirketinin, pek de ünlü olmayan, yetenekli ve alımlı kampanya sorumlusu Naz Özkul’dan başkası değildir…

TARIK (işine konsantre olmuş…kafasını masadan kaldırmadan) sana da!

NAZ: kaldır o kafanı da, yüzüme bak biraz…

Günün aydınlansın…

Bir profesyonelin elinden çıktığı belli olan simsiyah özenle toplanmış saçları vurgulayan siyah şık mini elbisenin ve yine aynı renkten yüksek topuklu stilettoların bıraktığı ciddi ve zarif iş kadını görünümüne son derece tezat durmaktadır kafasının üzerine konan böcek anteni sarı şapka…

şapkayı gösterirken şirin bir ifade vardır yüzünde….

“ Şapkam nasıl canım?”

Tarık kaşlarını kaldırır şok içerisinde…” O ne o?!!”

“kampanya için tasarladık…beğendin mi?”

“reklamda seni de oynatırsak güzel..arı maya gibi olmuşsun...”

“ iğrenç öyleyse…”

Naz umursamaz bir ifadeyle sapkayı çıkarıp fırlatır…

NAZ (Tarık’ın masasına dayanırken) gerçi kime soruyorum ki…sen ne anlarsın bu işlerden?

TARIK (önündeki kağıtlardan kafasını kaldırmadan ) arkamda duran ödüllere bak…

Naz, Tarık’ın alırken heyecanını peylaştığı ve şuan arkasındaki platformda dizili başarı göstergelerine bakar göz ucuyla…

NAZ: yılın reklamcısı…sevsinler…kazayla olmuştur o…jurinin şuursuz bir anına denk gelmiştir…

TARIK (kafasını kaldırır) 4 yılda,4kere?…

NAZ: olabilir…zaten ödüllük işler,küçük kitleyi hedefler...benim tarzım değil!

TARIK:malum...ben mütavazi bir adamım...

Tarık’dan beklediği tepkiyi alamayınca birkaç saniye sonra esas söylemek istediğini açığa vurur…

“az önce bir fikri daha çöpe attırdınız Tarık Bey, tebrikler!”

Tarık elindeki kağıtlara dönerken sırıtır…

“ben söylemesem de sen atacaktın..”

Naz, onun önündeki kağıtlara şöyle bir bakarak mırıldanır…

“N’olurdu beni bu kadar iyi tanımasan…”

“ zamanı geri alamam…”

“ boşver…herşeye rağmen,sıkışınca sığınıcak bir günah keçisi bulmak güzel..nedir onlar?”

Tarık kağıtların üzerine ellerini koyarak masada ona doğru eğilmis Naz’la göz göze gelir…

“senin tamamlaman gereken bir kampanya yok mu?”

Naz kocaman gülümserken…” canımm arkadaşımm”… Tarık gözlerini devirerek ellerini çeker…

TARIK: iyi hadi..bak ….

Naz kağıtlarda kampanya sorumlusunun ismini görünce heyecanla Tarık’a bakar…

“ BORA?”

“ nam-ı diğer bay Zampara..”

Naz gözlerini devirerek…“ Sen nesin…ev oğlanı mı?..güldürme beni..”

Tarık,siyah deri koltuğuna yaslanırken….“ ben kadınları kullanmıyorum…ve olmadığım biri gibi gözükmüyorum değil mi?”

“ Seni hiç anlamıyorum…hakkında böyle düşündüğün biriyle nasıl oluyor da hala ortaklık yapabiliyorsun?”

“ iş başka!şimdi hakkı var,adam kendini ve şirketi pazarlamayı iyi biliyor...”

Naz iç çekerek…” kendini iyi pazarladığı kesin…”

Tarık,Naz’ın Bora kelimesini her duyduğunda ya da züppe iş adamının kıymetli varlığının bulunduğu her ortamda yaptığı gibi, yine neşelenip ,adeta parlamasını içinde kabaran tuhaf duygularla izliyordur…

Parıltının yanına eklenen mutlu ses konusur…

“ Tarık,beni de bu kampanyaya vermen gerek?”

Tarık bu fikrin ortaya atılışındaki nedeni sorgularcasına kaşını kaldırırken,Naz masanın yanından dolaşıp,Tarık’ın hemen önünde,masaya dayanır…

“şöyle ki…biliyorsun tam 12 gün sonra sevgililer günü!..”

“ ee?..”

Eğilip Tarık'ın yanağını sıkar..“ Sabırlı ol...Sevgili patronum…anlatıyorum işte!”

“ Nazz kaç kere söyleyeceğim yapma diye..."

Naz umursamazca omzunu silkerken...

TARIK:ayrıca mümkünse bu defa fıtık etmeden anlat…

“ ayy tamam…susmadın ki bir anlatıyım…vır vır vır…ne diyordum ben?…”

Bezmiş bir şekilde…“ sevgililer günü!!”

“ hııı… şimdi Tarıkcım,çalışanların duygusal hayatlarında ulaşacakları mutluluk,iş performansıyla doğru orantılıdır…”

“ yani?”

“yanisi canım, her kim ki,o geceyi tavana bakmak yerine, sevgilisinin gözlerinin içine bakarak geçirir, bu PARA BABALARINA…-ki bu örnekte o,siz oluyorsunuz patroncum-… bol yaratıcılık,verimli zaman ve yüksek kar oranı olarak geri döner…ve bu sebeptendir ki-“

“Naz sen ne diyorsun allah aşkına!!..”

“ Taarık,12 gün içinde o adamı ayarlamazsam tavanlara mahkumum ben!!”

Tarık iç çekerek Naz’ı kalçasından kenara iter ve masadaki işlerine dönerken,Naz genç adamı omuzlarından geri çekerek yüzüne bakmasını sağlar…

“bana bak Tarık Efendi, kırk yılda bir ayağıma böyle bir fırsat gelmiş, gözümün önünde elimden kaçmasına izin vereceğimi sanıyorsan yanılıyorsun..”

“ Naz, tamam eski dostuz…ama ben senin patronunum ve prensiplerim var…onlardan taviz vermemi bekleme!”

NAZ : amann hiç taviz vermez...


TARIK:nee?!!

NAZ ( dudağını bükerek) kiminle çalışıyor…bari onu söyle?

TARIK:Sadriyle…

NAZ (hevesle) tamam işte…Sadri’yi benim kampanyama ver..Beyinsiz mankenlerle çalışmaya hiçbir erkek hayır demez… ben de en azından işe yaramış olurum..”

Tarık kararsızlıkla Naz’ı dinlerken…

NAZ (küçük bir kız çocuğu gibi Tarık’ın koluna asılmıştır) lütfen,lütfenn,lütfeenn…hem ben senin en iyi çalışanın değil miyim?…saçma sapan bir kampanyayla niye vakit kaybettiriyorsun bana?

Tarık alaycı bir ifadeyle…

“ onunla birlikte çalışırsan ilgisini çekebiliceğini mi düşünüyorsun?”

“en azından görünmez olmadığımı anlamış olurum, iki kelime ederiz...”

“ abartma Naz…durumun o kadar da vahim değil-“

“vahim!...”…..(dudaklarını bükerek)…” hadi kaptan, benim için...”

“ Herhalde senin için!!Bora için yapacak değilim..“

NAZ (hevesle) yani yapacak mısın?

TARIK:hayır!!

Naz yüzünü asar iyice …

“ Tarıık..ne olur sanki..O kuzenin, ben de senin-- ”

“ baş belamsın!!”

“ öyle mi?!”

“ ayrıca Bora benim kuzenim değil…babamın kuzenin oğlu!!”

“ konuyu değiştirme!!”

“ hangi konuyu?”

Gözlerini açarak…” Tarıkkk!!”

Genç adam pes ederek ellerini kaldırır…

“ teslim oluyorum…görev senindir….adam tavlama konusunda zayıf bir strateji olsa da-“

“ hıh!..o halde fikirlerinize açığım sayın Tekelioğlu… ne de olsa siz yürüyen her şeyi tavlarsınız

“ Pess ..Üniversitenin ilk yıllarında kurduğum cümleyi mi hatırlıyorsun?”

“ B1 fazlalığı…bilirsin ben herşeyi hatırlarım…”

“ yaa…bir de kız arkadaşımla olduğumu unutup iki de bir aramasan…”

“ bırak şimdi laf yetiştirmeyi de,bana adam gibi bir taktik ver…nasıl tavlayacağım ben bu adamı?”

Tarık gözlerini kısarak sırıtır…

“benim stratejilerimi sen kaldıramazsın Nazcım…cesaretin eksik kalır…”

Naz da gözlerini kısarak geri çekilir ve kollarını kavusturarak karşısındaki adama dikkatle bakar…

“ bence pek emin olma!…”


“ şaka yapıyorsun??”

“ konu Boraysa asla!”

Gözler bir süre birbirini süzdükten sonra, Tarık önüne döner...camdan şehrin gündelik minyatür karmaşasına bakarken dalgındır son derece...

NAZ: ne oldu şimdi?

“ Susarsan düşünüyorum...”

NAZ (gözlerini devirerek) pardon!

Tarık muhteşem beyin hücrelerini fazla mesaiye çağırarak kusursuz bir strateji bulmayı umarken, bir an sonra ağzından çıkanların nasıl duyulduğunu kendisi bile tahmin edemeyecektir…

“ Bora’yla hislerimiz hep karşılıklı oldu…sevemedik birbirimizi, anlaşamadık...yani işin aslı, çocukluğumuzdan beri devam ediyor bu gizli rekabet…gerçi ben artık pek önemsemiyorum ama, onun bu konuda takıntılı olduğu kesin…”

“ hımm…ne işimize yarar ki bu durum?..”

“ eğer bana olan nefretinden pay alıp Bora Bey’in ilgisini çekmek istiyorsan tek
yapacağın birlikte olduğumuzu bilmesini sağlamak…”

“ biz birlikte değiliz ?!”

“ ama olabiliriz…”

“ nasıl yani?şimdi sen-..benden sevgilin olmamı mı istiyorsun?”


Tarık bir anlık kararsızlıktan sonra…

“ ben…aslında— evet,istiyorum…sevgilim olacaksın!bundan sonra her saniyen benimle geçmeli Naz…herkes bilmeli bana ait olduğunu…”

Tarık’ ın ağzından bir çırpıda emir verircesine çıkan sahiplenici cümleler Naz’ın aklını karıştırmış, ister istemez gergin bir ifade belirmiştir yüz hatlarında…ama Tarık’ın bunu farketmesi uzun sürmemiştir…

“ yani, bir süreliğine..sadece Bora Efendi’nin ilgisini çekene kadar…”

Tek kaşını kaldırak…“ Herkesin bilmesine ne gerek var o zaman?”

“ Burası küçük bir şirket Naz, ama dedikodu kazanı büyük… “

“ O böyle şeylere kulak asacak biri değil!

“ Onu tanımıyorsun bile…basit gönül maceralarım ilgisini çekmez Naz…harekete geçmek için,benim sana aşık olduğumdan emin olmaya çalışıcaktır…”

Naz’ın düşünceli ifadesi,esrarengiz bir hal alırken,Tarık ortaya attığı fikrin saçmalığına iyiden iyiye hayıflanmaktadır…aradan geçen birkaç saniyeden sonra, zihninde az sonra göreceği tepkilere dair onlarca görüntü oluşmuştur…Ama bunlardan hiçbiri karşılaştığıyla eşleşmemiştir…

NAZ:haklısın…madem Bora bey işini sağlama alıyor (Tarık’ın koluna girer)..o zaman biz de onu ikna edebilmek için elimizden geleni yaparız Sevgilim…

TARIK:Sevgilim?

NAZ (sevinçle Tarık’ın yanağına bir öpücük kondurur) bu harika bir fikir Tarık,sen birtanesin!!!...

TARIK:birtaneyim?!


NAZ: papağan gibi söylediklerimi tekrarlamayı bırak da, birlikteliğimizin ilk gününü nasıl kutlayacağız, onu düşün sen..

Genç adam daha önce hiçbir fikrinin bu kadar şevkle karşılandığını hatırlamadığından, şaşkınlık içinde sırıtırken,karsısında kayadan altın yapmayı keşfetmiş beş parasız bir bilim adamı gibi gözleri parlayan kadına bakıyordur….

NAZ: İnanmıyorum yaa…bu plan işlerse,az kaldı demektir hedefe ulaşmama…

Naz sevincini yarıda kesip Tarık’ın omzuna vurur sitemle…

“neden daha erken aklına gelmez sanki böyle şeyler…yavaşsın Tarıkk,yavaş!!”

Tarık imalı bir tonda…“ kusura bakma,eşeklik ettim!!düşünemedim sana erkek ayarlamayı daha önce…”

NAZ: e yani?!saksı biraz geç çalışıyor…

TARIK: Nazz—

NAZ: amann neyse..geçmişe mazi..hedefe ulaşmama az kaldı ya,onu bilirim ben…

TARIK:kendimi bağışlatmak için bu akşam yemeğe çıkmayı teklif etsem?….

NAZ: hımm..fena fikir değil aslında…vakit kaybetmemek gerek!

TARIK: etmiyoruz işte!geliyor musun?

NAZ: bilmem ki…

Tarık bıkkın bir şekilde gözlerini Naz’a dikerken…

NAZ.tamam canımm,geliyorum!sanki hiç gitmediğimiz şey…

TARIK: bu defa farklı..yanımda bambaşka bir sıfatla bulunacaksın…

Naz Tarık’a döner gözlerini kısarak,manalı bir bakış atarken…” Demek şimdi hem arkadaşım, hem patronum, hem de sevgilimsiniz Tarık bey!!...

“ öyle görünüyor…”

Tarık’ın koluna girerek,başını omzuna koyar…“ne çok şeysin sen benim için…canım..bu yaptığın fedakarlığı asla unutmayacağım!!

TARIK:Naz abartma,en yakın dostumla biraz daha fazla vakit geçireceğim sadece…

NAZ:öyle deme Tarık,bu yaptığının benim için önemi çok büyük…

TARIK:sen ciddi misin?

NAZ:hangi konuda?

TARIK: bu adama bu kadar aşık mısın gerçekten?

NAZ (gözleri parlayarak) evet!!…söz konusu aşk olunca inanmak zor ama,öyleyim bu defa galiba!..(muzip bir gülüşle)… Biliyor musun, eğer şu fikri bir reklam için üretmiş olsaydın bir daha çalışmamıza gerek kalmazdı...

TARIK: ya…ama ne yazık ki, bütün güzel fikirlerimi senin uğrunda harcıyorum!

NAZ: pişmansan geri al fikrini?!çok geç olmadan…

TARIK: pişman etme!

Naz dudaklarını büzerek kafasını yana çevirir…Tarık,Naz’ın küskün hallerini izler bir süre konuşmadan…

TARIK:Nazz?

Naz kollarını kavuşturmuş, Tarık’a bakmamaktadır…

TARIK:Kızdın mı cadıcım yaa?

Naz bakışlarını çevirir,omzunu silkerek...

TARIK: Naz??

NAZ:I ıhh..kızmadım…debelenme boşuna…

Tarık yanına yaklaşarak Naz’ın yüzüne dokunur sağ eliyle…saçlarını geriye çekerken gözleri birbirindedir…

TARIK: yalancı yarim!

NAZ:nee?!

TARIK:ne ne?

NAZ: yalancı yarim mi dedin sen bana??

TARIK:hı hı…değil misin?

NAZ:Tarık?

TARIK:hı??

NAZ:sevdim ben bu sözcüğü, çok yakıştı ağzına…

TARIK: sevgilim olmaya bu kadar hevesli olduğunu bilsem daha önce söylerdim…

NAZ: senin değil şaşkın,kuzeninin!!!onun yanında da kullanmalısın bu kelimeyi mutlaka…

TARIK:nee?!

Naz durdurulamaz bir hevesle;

“ Önce projeye ismimi yazıyorsun ,sonra da bu gece için Şamdan’ da romantizmin doruklarında bir yemek ayarlıyorsun ikimiz için…ayy,herşey çok inandırıcı olmalı...millet deli gibi aşık sanmalı seni bana!...bak,o kızlara yaptığın gibi kazmalık yapıp sandelyemi falan çekmezsen,30 yıl çekeceğin var benden Tarık Efendi …”

TARIK:tamam Naz,abartma!!

NAZ:ben bilmem,denk al ayağını…(daha yumuşak bir tonda,gülümseyerek) 8.30’ da evden alırsın…anlaştık mı?

Tarık iç çekerek…“ anlaştık Naz Hanım…”

“ o zaman sevgili torpilinden erken çıkıyorum bugün!”

“ Nazz!!!”

“ güzelleşmem gerek,oyalama beni!!…”

Naz, kapıya yürürken…

“ birşey unutmadın mı?”

Naz gözlerini devirerek…“ yok artık? “

“ Herşey yerinde güzel!”

“ ama—“

“ emeğe saygı duymayı bildiğini sanıyordum!”

Naz isteksizce geri döner…Tarık’ın tam karşısında bir karış mesafede durarak…

“ pekala…ama bu seferlik sen yap! “

“ olur!”

Tarık masanın köşesinde duran böcek antenli sarı şapkayı almak için döndüğünde, Naz gözlerini kapamıştır.

Tarık garipseyerek…”napıyorsun sen?“

Gözleri hala kapalı…” bekliyorum!”

“ neyi?”

Naz gözlerini açar….“ neyi olucak şaşkın, beni öpmeni tabii ki!!”

“ o zaman çok bekleyeceksin…”

“ niye?!”

Tarık şapkayı Naz’ın kafasına yerleştirirken, Nazın şaşkın bakışları onu izlemektedir…

“ Aşksız öpüşme, antensiz arıya benzer de ondan…

Tarık kollarını kavuşturarak arkasındaki masaya yaslanırken, Naz’ın o halini süzüp daha da keyiflenir…

NAZ: çok mu yakıştı?

TARIK:çokk!

NAZ (aradaki mesafeyi kapayarak iyice yaklaşır) beğendin yani?

TARIK (gözleri birbirine odaklanmışken) hem de nasıl…

Naz kafasındaki şapkayı Tarık’ın başına oturtturur özenle…

NAZ: o zaman sende kalsın canım!

Naz Tarık’ın tek yanağını sıkıp…” çok şeker oldun!”

TARIK: Nazz!!..perdeler açık!

NAZ: evet,anla işte ne kadar düşüncesiz olduğunu!

TARIK: nasıl?!

NAZ: inanmıyorum sana Tarık!!ya Bora falan geçse odanın önünden…ya beni kafamda şununla görse?ne düşünücek hakkımda?

TARIK:görüp görebiliceği en güzel bal arısı olduğunu!...

NAZ: arı değil ,KADIN olarak görmesini tercih ederim…o yüzden de şapkayı şimdi sana bağışlayarak, kendimi Müvlüt’ ün hünerli ellerine teslim ediyorum canım…”

Tarık kollarını birbirine kavuşturmuş neredeyse mırıldanarak…” bir de o vardı değil mi?..”

NAZ: efendim??

TARIK (sırıtarak) yok bişey canım arkadaşım, oyalanmasan artık diyorum…saçını kapan ordadır şimdi?

NAZ (endişeyle) Tarık iyi misin sen?

TARIK (şapkayı çıkarırken) iyiyim Nazcım…git hadi,merak etme beni…

NAZ: tamam,akşama geç kalma olur mu?tam buçukta evde ol…

“ emredersin karıcım…”

Naz gülümseyerek…” bilirsin,bekletilmekten hiç hoşlanmam kocacım!”

Naz kapıya yürürken Tarık masaya yaslanmış arkasından bakmaktadır…

“ Naz??”

Naz cevap almayı bekleyerek arkasına döner kapıdan çıkarken…

“ Mevlüt’e söyle eli değmişken biraz da dilinden kırpsın…”

“ oldu canımm!!...(sevimli bir tavırla) bak ne diyeceğim, sen de gelsene benimle!”

“ hiç işim olmaz!?”

“ korkma yaa, ben ısmarlayacağım…”

Dalga geçerek…“ manikürü mü, pedikürü mü?”

“ I ıhh,bilemedin!!..(sağ elinin iki parmağını makas gibi kullanırken)…sünnetini!”

“ süpürgene bin ve kaybol!”

“ senin kaybın…”

“cadaloz!”

Tarık tam 8.27’ de Naz’ın kapısını vururken kendini rolüne alıstırmaya çalışıyordur….

Beyaz gömleğin yakalarını düzeltirken şuanda yüzüne kapalı çelik kapıya bakarak gülümser…

“ N’aber Naz?...”

Yüzündeki gülümseme donarken…” olmadı bu!asker arkadaşım gibi…” havaya girerek koridordaki aynaya bakar ve daha etkiliyci bir tonda devam eder …” Selam bebeğim!”

“ ıhhh yok …bu da her an yatağa atıcakmışım havası veriyor…”Ne yatağı oğlum,sapıttın sen iyice…erkek adam arkadaşına, tövbe tövbe…

Biraz ciddileşerek…”İyi akşamlar Naz Hanım!çok şıksınız…”

Naz kapıyı açar şaşkınca “Tarık?”

TARIK: Naz…

İkisi de o anda takılı kalmışlardır sanki… şimdiye dek birbirlerini özel günlerde onlarca kez görmüşlerdir ama bu akşam ikisinde de bambaşka bir hava vardır…bir bütünmüşçesine uyum içinde ve alabildiğine yakınlaştılar birbirlerine…Ne Naz’ın bütün hatlarını saran kırmızı saten elbise,ne de kumaşının parlaklığını Tarık’ın gözlerinden alan İtalyan tarzı füme takımlı tezat kırmızı saten kravattı akıllarını alan…Ruhlar bambaşka bir kapıyı aralamıştır gözlerden kalbe giden bir yolda…
Tarık Naz’ın siyah perçemlerinin üzerinden düşen o ince tutamı yerine bırakırken, yüzüne teğet geçer eli…Naz istemsizce gözlerini kapayıp bu -yabancı- kokuyu içine çeker…ve ardından derin bir iç çeker…”parfümünü değiştirmiş olmalı” …sıcak etkisi yaratan tütün, badem ve vanilya kendine çeken miskden ayırabildikleridir sadece…”kesinlikle değiştirmiş!!...”

TARIK: şimdi oldu işte!

NAZ (bir an sonra kendine gelerek) teşekkürler..

TARIK: rica ederim,zevkle!..erkek arkadaşınız çok şanslı Naz Hanım…

NAZ: şansını iyi kullansın o zaman…

Kısa bir bakışmanın ardından…

TARIK (gülümseyerek) gidelim mi?

NAZ:hı hı…

Naz kapıyı çeker...Beyaz sunî kürk etolünü omuzlarına kaydırarak,Tarık’ın kolunda asansöre ilerlerken…

NAZ: hayret,ilk defa zamanında geldin…

TARIK: sen de zamanında çıktın…

NAZ: ben hep zamanında çıkarım,uydurma...

TARIK:hııı,çıkarsın Nazcım..

Tarık sırıtırken asansörün düğmesine basar…

NAZ: sırıtma!!Off,diğeri de meşgul…bozuldu mu yine?!

TARIK: sabırlı ol,gelir şimdi...iki kişiden fazla indirdiyse ancak topluyordur kendini!

NAZ: Dalga geçme asansörümle Tarık…ben senin şeyinle—

TARIK: neyimle??

NAZ:şeyinle iste canım,şeyinle---adı her neyse,onla dalga geçiyor muyum?

TARIK: Nazz…bu konuşma nereye çeksen gider canım…uzatma istersen!

NAZ: a aaa..şuna bak...ne dedim şimdi ben,alt tarafı—pess yani Tarıkk,söyleyecek kelime bulamıyorum sana!

TARIK: e bugün İlklerin Günü Naz…doğaldır!

Tarihi apartmanın,tarih olmuş asansörünün kapısı açılırken…içerisinden çıkan tonton çift Naz’ı selamlar…Meraklı kadıncağızın zavallı kocası,evine girebilmek için Tarık ve Naz’ın asansöre binmesini,hatta kattan aşağıya intikal etmelerini beklemektedir…

AMCA: Hadi Şükriye Hanım,neye bakıyorsun artık…karnım zil çalıyor…

TEYZE:Senin karnın 40 yıldır zil çalıyor Nurettin, ama Naz’ın kalbinin zili kırk yılda bir çalıyor…

AMCA:tövbe tövbe, tövbe tövbe…

Yaşlı adam söylenerek içeri girerken

TEYZE: hoş çocukmuş ama…aferin bizim kıza

***************************


__________________

<img src=http://img545.imageshack.us/img545/2848/nazo.jpg border=0 alt= />



cagrib Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 01:18   #696
cagrib
Yardımcı Yönetmen
 
cagrib kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.07.2007
Konum: SeninleBirGece-wp'de
Mesajlar: 2,317
cagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond repute
Varsayılan

NAZ:Tarık çekilebilir misin biraz üzerimden?

TARIK:niye?!

NAZ: ne demek niye?daraldım ben burada…bir de senin kalıbının maşallahı var ya!...üstüme üstüme…(elini yelpaze gibi kullanarak) off ne ağır iniyor bu!

TARIK: ha kabul ediyorsun yani ağır olduğunu sonunda…

NAZ: senin mi?..evet ediyorum…

TARIK: asansörden bahsediyorum!…

NAZ: haa,bak hakkını yemeyeyim en az senin kadar ağır o da…

TARIK: Zevk alıyorsun dimi bana laf sokmaktan?

NAZ: çokk…ne yapıyım, üstümde koskoca bir adam, 10 kat aşağı inerken içimden akın akın bir laf sokma isteği geliyor Tarık…engel olamıyorum!

TARIK: Pardon Naz Hanım, rahatsız ettim sizi…eşeklik bendeki kapından alayım dedim…bir dahaki sefere hayatta kımıldamam yerimden…bu bana ders oldu!

Naz göz ucuyla Tarıka bakar…yüz ifadesinden son derece bozulduğu anlaşılmaktadır...kısa bir an sustuktan sonra dayanamaz…

NAZ: Tarıık… bak bakayım bana…

kapalı alan basıyor beni…valla!...seninle ilgisi yok!... ( Tarık’ın hadi ordan bakışları karşısında ) kızdın mı?...

TARIK: ne kızıcam!

Birkaç saniye sonra…

“Hayır elalemin kadınları özel alanlarına giriyim diye telli babada tel kuyruğuna giriyor …hanımefendi şurda iki dakika çekemiyor, daralıyor!sanki keyfimden!ama adaletsiz dünya işte… kimine kaşığın ucunda koklatır yere göğe koyamaz, kimine de kepçeyle verir kadir kıymetini bilemez…”

Naz kahkahalarla gülmeye başlar…

TARIK: ne?

NAZ : belli hiç kızmamışsın sen...

Tarık ters ters bakarken...

NAZ: ayy ama ilahi... düşünemiyorum senin o sosyete güllerini tellerle…hahahh... hatunlar işi gücü bırakmış türbelerde ellerini açmış dua ediyorlar...(ellerini dua eder konuma getirerek, ciddi bir şekilde) “Allahım para desen bende, pul desen bende...hepsinden geçtim, tek dileğim sende...en sevdiğim Hermes çantamı, Chanel ayakkabılarımla birlikte fakir fukaraya vereyim...bu sene tatile Maldivlere gitmek yerine Çeşme’de Serdar dinleyeyim...en çok okunan moda dergisinde üst üste 3 hafta haftanın rüküşü seçileyim...ama yeter ki sen bana ve benim gibi bekar kalmış bütün hatun kullarına birer Tarık Tekelioğlu nasip eyle, amin“...hahahhh...

TARIK: Nazz!

NAZ: ayy tamam canım kaş göz yerinde..yakışıklı sayılırsın ama, yuh yani,daha neler artık....adam kendini Johnny Depp sanıyor...

Naz bir yandan gülüp bir yandan Tarık’ın sağ omzunu çürütürken,

NAZ: alemsin Tarık!…

TARIK: Naz yeter ama...

Naz gülmeye devam eder....

TARIK:kızıyorum!

NAZ: aman çok korktum...ne olurmuş kızarsan?...

Tarık elini onun kırmızı ince bir askının süslediği çıplak omzundan kollarına indirirken Naz susar bir an...ve Tarık onun gözlerinin taa içine bakarken, Naz yutkunur...

TARIK: mesela—

NAZ: mesela ne?

Gözler birbirinde kenetlenmişken, asönsörün yere değmesiyle oluşan küçük sarsıntıyla;

NAZ: aç istersen...

Tarık öylece tepkisiz bir şekilde ona bakmaktadır...Naz elini onun gözünün önünde gezdirerek...

NAZ: huu, Tarık?...sana diyorum...

TARIK: hı?

NAZ: kapı diyorum...biraz centilmen olsan da açsan diyorum!...kime diyorum?!..

Tarık Naz’a ters ters bakar ve kapıyı açar…

TARIK: buyrun Naz Hanım!...dalmışım bir an...

NAZ: dalmayacaksın...gönül mevzuları dalgınlığa gelmez Tarıkcım...bak eğer Bora’nın yanında da böyle kabalıklar yapacaksan sen, biz en iyisi hiç başlamayalım bu oyuna...

TARIK: abartma Naz...bi kapıyı açmadım diye...

NAZ: ben bilmem...dikkat et Tarık!...inmişiz sen hala gözlerini dikmiş möl möl bakıyorsun yüzüme, olmuyor ama!...

TARIK (şaşkın bir şekilde) nee?...

Naz kırmızı elbisesinin eteklerini savura savura asansörden çıkarken...Tarık durur kapının önünde...

” oğlum Tarık....ya hayatının hatasını yapıyorsun bu oyuna başlayarak, ya da—”

Naz birkaç adım ilerledikten sonra yerinde durup yüzünü Tarık’a döner...

NAZ: ayy hadi...yavaşsın Tarık...

TARIK (sessizce) işte hangisini yapıyorsun, onu bir bilsen...

NAZ: ayrıca yanıma gel de yardım et bana... (küçük bir kız çocuğu gibi dudaklarını bükerek) yürüyemiyorum taş sokakta şu topuklarla tek başıma...

Tarık onun yanına gidip tam bir beyefendi edasıyla kolunu uzatırken, ”geldim!”... Naz gülümseyerek onun koluna girer...

NAZ: teşekkürler...

TARIK: zevkle Sevgilim!...gidelim mi artık?

NAZ: hı hı...

İkisi arabaya doğru ilerlerlemektedirler...

Tarık nazikçe kapıyı açıp Naz’ın GG plakalı, kurşun rengi Aston Martine binmesine yardımcı olurken, az sonra kendi de şöför mahaline geçer...

Yola çıktıktan kısa bir süre sonra teyibin dokunmatik ekranında birbirine değer eller...ve sonra da gözler...

Tarık ve Naz tanışmaları, ki bu yaklasık 5 sene önceye tekabül ediyordur, Tarık’ın onu gözüne kestirip tavlanması gereken çıtırlar sınıfına koymasıyla başlamıştır... İkisinin oldukça fazla ortak yönü ve ortak arkadaşının olması, Tarık’ın işini kolaylaştırırken... Naz’ı yakından tanıdıkça bunun fazlaca iyimser bir düşünce olacağına karar vermiş ve onun şimdiye kadar tanıdığı kızlardan bambaşka olduğuna kanaat getirmiştir...Naz, ”çetin ceviz”dir Tarık’ın deyimiyle... bütün kızlar üzerinde işe yarayan taktikler onun üzerinde ucuz numaralar olmaktan öteye gidemiyordur...

Oysa ilk günlerde, hırs halini almıştır bu durum Tarık için ...her istediğini almaya alışmış biri için başarısızlığın kabullenilmesi kolay olmayacaktır elbet...Naz da pes edip evet diyecektir sonunda...Her kadının inadının bir kırılma noktası vardır, Tarık da sabrı ve zekasıyla alacaktır istediğini...

Her şey, bir sahip olup olamama çabasından ibaretken ikinci sınıfa geçtikleri sonbaharda, Tarık’ın onu nihayet yemeğe çıkmaya ikna ettiği o doğumgünü akşamında, annesinin acı haberini alır Naz...Fütursuz bir kamyon şöförü almıştır kıymetlisini...geri vermemek üzere...

İşte o kara gün, bir dönüm noktası olur hayatlarında...o döneme kadar süren bütün inatlaşmaları, laf dalaşları bir yana, en büyük desteği olur Tarık Naz’ın...omzu, ağlarken sığındığı sıcak limanı olur...onca zaman saçma sapan hallere girerken, sadece kendi olması, yanında olması yetmiştir Naz’ın güvenini kazanmasına...Tarık farketmese de, Nazın doğallığı, masumiyeti, ona katıksız ve karşılıksız bir şefkat sunarken acısını hafifletiyor olmak bambaşka duygulara sürüklemiştir Tarık’ı...

İşlenmemiş kıymetli bir taştır artık Naz Tarık’ın gözünde...ve onu incitmekten ölesiye korkuyordur...belki de bundan duymazdan gelmiştir içinde zaman zaman nükseden sesleri...

NAZ: pardon...

Naz elini teyipten çekerken...

NAZ: sessiz gitmeyelim demiştim...

TARIK: ben de...

NAZ: biz de bi tuhafız yani, sen varken ne gerek var başka sese?

Tarık gülümseyip rastgele bir radyo kanalı açar...

TARIK: boşver, ben hep söylerim...bakalım ne çıkıcak şansımıza?

Şarkı, neredeyse ortasında yakalanmışken,

Naz gözlerini diker Tarık’a...

NAZ: inanmıyorum!sen mi ayarladın?

TARIK: ayarlasam olmazdı Naz!hatta bu adam hayatında hiç olmazdı!

NAZ: doğru!..

Naz dalıp gider...ve bir an sonra kafasını kaldırıp Tarık’a bakarken...

özür dilerim...saçmaladım...sen her şey olabilirsin, ama beni üzmek isteyen asla...

Tarık viteste duran elini çekip Naz’ın sol elinin üzerine koyar şefkatle...

TARIK : biliyorum bu konu hassas...ama düşünme artık...lütfen... değiştiriyim mi kanalı?

NAZ : yok kalsın !

TARIK : aslında daha ne kadar kaçabilirsin geçmişinden? adamın şarkıları her yerde Naz! Alışmaya çalışman lazım artık duymaya...

NAZ (camdan uzaklara dalar, çalan şarkının nakaratına eşlik ederek) alışmaya çalışmak diye bişi yok !alışmak zorundayım...



İncitilmişti Naz, aşka inanmıyordu artık...

Henüz ortaokuldayken, okulun en popüler çocuğuna sırılsıklam aşık olmuş ve lise yıllarının bitimine kadar türlü badireler atmıştı kendinden üç yaş büyük bu delikanlıyla...Ama bunlardan hiçbiri canını acıtmamıştı onu kardeşim dediği kişiyle, çocukluk arkadaşı Ayşe’yle dudak dudağa yakaladığı ana kadar... sağ yüzük parmağını süsleyen gümüş halka kadar saftı ona olan duyguları...tıpkı onun masum bir bebek gibi gözüken yüzü kadar...

Bundan sonraki yıllarda Naz hiç kimseyi sokmadı hayatına ciddi anlamda...öylesine hoşlanmalar, küçük flörtler dışında tabi...her kadın kadar göz çapkınıydı o da...

Tarık’ın ona ilk zamanlar duyduğu ilginin içten içe farkında olsa da...bilmezlikten geldi...

Zaten Tarık da bu yönde bir ilgi göstermiyordu artık...demek ki, üzerinde durulacak bir şey yoktu...öylesine bir hevesti ve gelip geçmişti... dostlukları bir çınar kadar sağlamdı ya, ötesinden Naz’a neydi...

Tarık ara ara gözünü yoldan ayırıp Naz’a bakar...Başına destek olarak kullandığı elini dirseğinden kapıya yaslamış dışarıya bakarken hala oldukça üzgün ve düşüncelidir...

TARIK: aslında iyi oldu seni kapından almam...

NAZ: niye?

TARIK: e sayemde asansörde daraldın ya...o çok sevgili sevgili adayın beğenir belki seni bu bir beden küçülmüş halinle…

NAZ: a a, bak...lafa bak…kilom mu var benim…kuş kadarım be…sen kendine bak!

Tarık sırıtırken

TARIK: sonunda gülümsedin...

NAZ: ne?!

TARIK (yola bakarak gülümser) boşver..

NAZ (somurtarak) ne yani, ondan mı beğenmiyor beni?

TARIK: e ne yalan söyleyeyim şimdi, kılçığı görünen balık sayılmazsın pek de…

NAZ: yaa Tarıkk!…

TARIK: ne var!mihrap yerinde Naz, maşallahın var!...

NAZ: ikinci bir emre kadar konuşma benimle!..gıcıkk


cagrib Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 01:20   #697
cagrib
Yardımcı Yönetmen
 
cagrib kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 11.07.2007
Konum: SeninleBirGece-wp'de
Mesajlar: 2,317
cagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond reputecagrib has a reputation beyond repute
Varsayılan


RESTAURANT GİRİŞİ

Tarık valeye anahtarı teslim edip kolundaki afetle kırmızı halıdan geçerken çalışanlar önlerinde sıralanmış, el pençe divan durmuştu bile... Ikisi samimi bir şekilde Şamdan restauranın kapısından içeri girerken, sosyetenin gözleri şöyle bir üzerlerine kaydı ve bu durumda dedikodu kazanının ateşi de fitillenmiş demekti...

NAZ (neredeyse ağzını açmadan konuşarak) herkes bize bakıyor...

TARIK (aynı şekilde sırıtır, lafları yuvarlayarak) çaktırma...plan işe yarıyor...yarın manşetlerdeyiz...

NAZ: sana konuşma demedim mi ben?

“ Hoş geldiniz efendim....”

Tarık, aşırı şık mekanın, aşırı ilgili şef garsonuyla muhattap olurken, Naz’ın gözleri bu gecenin sebebi olan kişiyi arıyordur...kendi kendine mırıldanarak,

” hay aksi, gelmemiş daha...”

TARIK: birşey mi dedin hayatım?

NAZ: yoo...kalabalıkmış diyorum...

TARIK: hımm...

Şef Garson: sizin yeriniz hazır Tarık Bey, her zamanki gibi en güzel köşede...

Haset dolu gözleri atlatıp masaya ulaştıklarında, Tarık aşırı ilgili garsonun hamlesine fırsat bırakmadan Naz’ın sandalyesini çeker...

Naz gülümseyerek yerine geçerken;

” Teşekkürler...Hayatım!”

” rica ederim Bebeğim!”

Az sonra garson menüyü uzatırken,

Tarık neredeyse ezbere

“Başlangıç olarak Avokado ve Mozarellalı Somon Füme Rulo, File Şamdan ve özel salatanızla devam edeyim...tatlı olarak da— sen ne istiyorsun bebeğim?”

Naz kafasını menüden kaldırıp “aynısından!...”

TARIK: peki o zaman şeftalili granita alalım tatlı olarak da... buz gibi...

Tarık çok normal birşeymişçesine Naz’ın masada duran elini tutarken,

“sen seversin soğuk şeyleri aşkım...”

NAZ: aslında tatlıya hiç ihtiyacımız yok...sen bu gece yeterince tatlısın Tarıkcım...ama allahtan soğuk değilsin...pek bi sıcak, pek bi samimi!alev alıcaksın nerdeyse!

TARIK: aa bebeğim ayıp oluyor ama, anlatma özel hayatımızı ulu orta insanların yanında!

NAZ: nee?!

Garson bıyık altından gülerken, Tarık sahte bir sırıtışla arkasına yaslanır...adama dönerken,

“ kusura bakmayın, aşık bana, çok aşık da...tutamıyor kendini...ahhh!”

NAZ: pardon aşkım!tutamadım kendimi!

Garson gülümseyerek yanlarından uzaklaşırken...” Şarap menüsünü getiriyorum efendim...”

Tarık masada öne doğru yaklaşır fısıldayarak,

TARIK: delseydin ayağımı!....

NAZ ( Tarık’a doğru eğilip) ohh olsun sana...az bile!sen ne ukala,ne şımarık,ne kendini beğenmiş bir adamsın yaa...ne biçim konuşuyorsun garsonun yanında!

TARIK: haydaa....ne dedim ben geldiğimizden beri seni pof poflayıp aşkımı ilan etmekten başka...

NAZ: he bi de o vardı dimi!...sabahtan beri sürekli arım, balım, bebeğim, kanatsız kelebeğim...haberin olsun, bir kez daha aşkımlı bir şey söylersen kalkıp gidicem Tarık!

TARIK:sakin ol bebeğim!

NAZ: Tarıkk!!

Tarık haylaz bir çocuk gibi sırıtırken... “ ne var aşkım, aşkım demedim!...”

“ ha ben dedim yani...sen demedin...”

“ ne zaman?Naz sen benden başka kime aşkım dedin?”

“ Off Tarık, off!”

Tarık gülümser en sevimli haliyle.... “kıskanırım!deme...”

Naz da dayanamayıp gülümser istemsizce, arkasına yaslanırken... “ şebek...”

“ ooo Tarık Bey, Naz Hanım...iyi akşamlar, sizi burda birlikte görmek ne hoş bir süpriz böyle...”

TARIK (bütün keyfi kaçmış bir yüz ifadesiyle, nerdeyse tıslayarak) emin ol sizi de...

NAZ: a a Bora...yani Bora bey...siz ne zaman geldiniz yoktunuz az önce?

BORA (sırıtarak) efendim?

NAZ (içses) off Naz ne saçmalıyorsun sen, toparla...

Bora’ya eşlik eden hoş ve alımlı kadın Naz’ın kırdığı pota gülmesini tutmaya çalışarak tepki verirken...Tarık öylece oturmuş bir zamanlar sevgilisi olan bu kadının yanındaki adamın mizacına ne kadar yakıştığını düşünüyordur...

NAZ (sesini kısarak) yani girerken farketmedik burda olduğunuzu da...

BORA: az önce geldik zaten Naz hanım...hem emin olun siz görmeseniz bile, ben fark ederdim sizi bu akşam...

kırmızı çok yakışmış...ajansta da kullanın bu rengi mutlaka...

Naz yüzünün boynundan kulaklarına kadar yavaş yavaş kızardığını hissederken...

NAZ: teşekkürler...

TARIK ( Naz’ın elini kavrar) benim sevgilim ay ışığı gibidir Bora...güzelliğini gerçekten görmek için gecenin en koyusunu beklemek gerekir...yani hiç şansı yok ajanstakilerin...

Bora dudaklarının sağa kıvrıldığı bir sırıtmayla cevap verirken, “ Öyle mi?..ben sizi yakın arkadaş sanıyordum sadece...”

TARIK: haklısın...uzun zamandır saklıyordum duygularımı...böylesine özel bir kadını kaybetmekten korkuyordum belki de...ama aşk işte...durmuyor sakladığın yerde...

(Naz’ a bakar derin derin...)

Taşıyor gözlerinden ona bakarken bile...

Naz duyduklarının şaşkınlığındayken, Tarık gülümseyerek Bora’ya döner...ve avucunda duran Naz’ın elini sıkarken,

TARIK: bundan sonra onsuz yapabilir miyim, bilmiyorum...Naz her şeyim benim...

BORA: desene, seni de kaybediyoruz...

TARIK: inşallah!

MELİSA:tebrik ederim Tarıkcım...tabi sizi de, doğrusu Tarık gibi tescilli bir kazanovadan bunları duymayı beklemezdim...

NAZ (hala olayın şokunda) ben de...

MELİSA: efendim?

NAZ: yani beklediğimiz günlere değdi diyorum...

BORA: Hafta sonu için planınız yoksa davetlimsiniz....kuzenimin kalbini çalan kadını yakından tanımak isterim...marinadan tekneyle açılır Boğaz turu yaparız birlikte...

NAZ:oluurr...

TARIK: olmazz!...

Herkes Tarık’a bakarken..

“ Naz bir planımız olduğunu bilmiyordu Bora...süpriz yapıcaktım...ama madem siz çağırdınız erteleriz belki de...”

BORA: belki’leri sevmem Tarık, kesinleştirip haber verirsin...tabi eski sevgilinle yeni sevgilinin aynı ortamda olmasından rahatsız oluyorsan o başka?

NAZ: nee?

TARIK: sen rahatsız olmuyorsan ben hiç olmam!

MELİSA (Bora’nın koluna girerek, şımarık bir kız çocuğu edasıyla) off medeni olun biraz...oturalım mı artık, çok acıktım aşkım...

BORA (gevrek bir gülümsemeyle) iyi akşamlar size...

TARIK (arkalarından mırıldanarak) düdük makarnası...Naz bu herif resmen midesiz...tipsiz de zaten!ne anlıyorsun şundan...peşin peşin söyliyim batırırım ben bunun yatını...

Tarık dikkatini yeniden masaya verdiğinde karşısında az önce en yakın arkadaşından işittiği sözcükleri sindirmeye çalışan bir Naz, ve sorularla bakan bir çift badem göz vardır...

TARIK: ee nerde bizim menü?

Garson Tarık’ı duymuşçasına siyah deri kapaklı şarap listesini getirir..

TARIK (iç ses) ” tam zamanında!..oğlum Tarık, ne şanslı adamsın sen...yırttın yine sorgu sualden...”

Tarık menüyü incelerken, o gözlerin hala ona baktığını hissedebiliyordur

NAZ ( gözlerini kısmış ona bakarken) ( içses ) gözlerini kaçırıyor...ne demek oluyor bu?...Tarık ancak bir suç işlediğinde böyle yapar...bir de— olabilir mi acaba?

Tarık başını kaldırıp Naz’a bakar...nazik bir gülümsemeyle...

TARIK: Chardonnay, 94 bağ bozumu...ne dersin?

NAZ: ne?!

TARIK: ne dersin derken, ne demiyceksin Naz...evet ya da hayır diyeceksin...

NAZ:off Tarık!Kaç kere dedim Ümit’leşme diye...

Tarık menüyü yüzüne kapatır gibi yapıp, siner koltuğuna...

*******************************

“Napıyorlar?”

TARIK: yemek yiyorlar...

NAZ: hadi canım!..halay çekiyorlar sandım ben...sağol yani Tarık!onu mu sordum ben?!

TARIK: ne diyim Naz...adamlar normal normal oturmuş önlerindekini yiyor işte....zaten napıcaklar restaurantın orta yerin—de o o oou obbaa...

NAZ: noluyorrr?

TARIK: fena şeyler...

NAZ: nasıl fena şeyler?

TARIK: valla şu kadarını söyliyim bunlar boşuna yan yana oturmamış masaya...yemeyi bıraktılar, birbirlerini yiyorlar...

NAZ: yuhhh!...

TARIK: kibar ol!

NAZ: sussana sen yaa...ayyy gitti Boram!daha kavuşamadan o çakma sarışın aldı ellerimden... bişey yap Tarık nolur!...

TARIK: gidip dudaklarından ayırıyım ister misin?

NAZ: eyvahlar olsun,o kadar mı yakınlar?!....çabuk söyle...ne yapıyorlar şimdi?

TARIK: o kadar merak ediyorsan dön de kendin bak arkana...

NAZ: olduu...zaten pot kırdım demin...iyice anlasınlar!offf...rezil oldum yaa rezil oldum!adam yüzüme bakmıyor...bu nasıl plan böyle? nefret ediyorum o kadından!...

Tarık kadehinden bir yudum alıp masada Naz’a doğru uzanır...elini tutup kaldırırken kucağındaki peçeteyi de masaya bırakır...

” gel benle....”

“ nereye?. yaa dur çekmesene...”

Tarık Naz’ı elinden kavramış peşi sıra piste sürükler...yeterince göz önüne geldiklerini düşündüğünde durur...

Naz pistin ortasındaki tek çift olmanın verdiği tedirginlikle etrafına bakınırken...

NAZ: niye geldik buraya?

TARIK: Halay çekicez!...hazır mısın?

NAZ: halay çekmeye mi?

TARIK: dikkat çekmeye!

NAZ (tedirgin) Tarık, düşündüğüm şeyi yapmıycaz dimi?...yani sen ve ben en son mezuniyet balosunda—onda da çok sarhoştum...

TARIK ( rahatlatan bir gülümsemeyle) o güzel aklından geçenleri bir kenara bırak ve sadece gözlerime bak Naz Özkul....

http://www.dailymotion.com/video/x36...nce_shortfilms

veya

http://www.youtube.com/watch?v=bibtqDxXv1o

Spoiler İçermektedir


Naz’ın reddetmesine fırsat kalmadan Tarık’ın ufak bir el harekatiyle müzik başlar...ve genç adam, onun sağ elini parmaklarından kavrayarak yukarı doğru kaldırırken, keskin bir ritmle birbirlerinin yüzlerine teğet açılır eller...enseden omuzlara, omuzlardan kürek kemiğinin hemen altına...Tarık sert bir şekilde belinden kavrayıp kendine yaklaştırır Naz’ı...ve Naz soluğunu tutmuş iki adım geriye çekilirken, Tarık da süzülüyordur onunla birlikte..yerinde dönüp kendini onun güvenli kollarına bırakırken...içinin titrediğini hisseder...Tarık ona dokunmaktan öte sahiplenmekte, yaşam hücrelerini keşfetmektedir sanki...genç kadın, sağ bacağını dizinden kırarak adamın kalçasına yaslarken, onun ensesindeki eli de dalgalı saçların içinde kaybolmak istiyor gibidir...ve boynuna öylece yaslanmışken duyduğu o erkeksi koku... “ ne oluyor bana?”

Bütün, başka bir keskin ritmle ikiye ayrılıp yüzler tekrar birbirine dönerken...genç adam elini kadının belinden yukarıya çıkarıyor..farkında olmasa da, adeta kendine bastırıyordur onu...ve değişen ritmle kendi etraflarında ayrılmaz bir pervane gibi pisti geçerken, basit iki notayken birlikte bir melodi oluşturmanın tadını çıkarıyorlardır...Naz yüzünü ona döner ve omuzlarından kollarına kendini onun ellerine bırakırken bir an sonra belinden midesine doğru yükselen karıncalanma duygusunu hisseder...Savrulan saçları, yakıcı bakışlarıyla birleşince, o an son nefesini verebileceğini düşünür Tarık...dudakları onun tenine bu kadar yakınken...küçük bir buse kondurur Naz’ın boynuyla omzu arasında minik bir kuytuya...

Ani bir dönüş....sonrası birbirinden sert ve kıvrak dönüşler...Kenetlenen parmaklar...neredeyse paylaşılan nefesler...uzayan adımlarla, yere paralel, göğe ulaştıran figürler...Tarık Naz’ı son kez kendi çevresinde döndürürken, Naz içinde yükselen duygularla birlikte yükselip kendini onun kucağında bulur...ve hala onun kollarında dönerken, salondan yükselen alkış sesleri uzaktan bir tını gibidir...Nazikçe kayar kucağından...birleşen ellerini açarken yürekleri kuş gibi çırpınmakta alınlarıysa birbirine değmektedir...

Naz henüz nefes nefeseyken gözlerini kapatır “Tarık”...

Tarık az önce bıraktığı elleri bileklerinden kavrayarak durur bir süre...ve sonra aniden sadece kalbinin emirlerini takip ederken Naz’ın yüzünü ipek saçlarının arasından kavrayıp dudaklarını hafifçe öper...ve ayrılırken karşısında efsunlanmış gibi öylece duran Naz'ın yüzünü okşayıp sevgiyle bakar...

TARIK: emin ol, artık o da nefret ediyor senden...
cagrib Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 16:56   #698
''El!F''
Asistan
 
''El!F'' kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 445
''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute
Varsayılan Hız Tutkunları...


Nazlar hastaneden ayrılıp, prova yapılacak yere giderler.


Ayla: Nazcım! Kıpırdama!


Naz: Sıkıldım ama!


Ayla: Sabret, az kaldı. Şu iğneleri de geçirdim mi, tamamdır!


Son iğneleri de geçirdikten sonra..’’Tamamdır!’’


Naz: Nihayet. Kaçta alalım Ayla abla?


Ayla: Yarın akşama bitmiş olur tatlım.


Naz: Teşekkürler. Biz şimdi gidelim, anneme yardımcı olalım.


Ayla: Peki. Selamlar götürün benden…


Naz: Tabii ki. Yarın görüşmek üzere.


Naz üstünü değiştikten sonra, eve geçerler.


Ve Ertesi Gün----


-BÖLÜM 25 SON-


HIZ TUTKUNLARI


-BÖLÜM 26-


Hummalı bir telaş vardır Özkul Malikanesinde…


Cahide: Alo Vahi? Hayatım akşam olduğundan da erken gelin… Ne demek niye?İstemeye gelecekler ya.... Ay tamamen aklımdan da çıkmışta ne demek?...Tamam, görüşürüz.


Telefonu kapatır Cahide..


‘’Ay bu adam beni delirtecek!’’


Ayşe(gülümseyerek): Ne oldu Cahide teyzem?


Cahide: Neymiş… Bugün isteme olacağı tamamen aklından çıkmış!


Naz: Aman anne.. Olabilir. Bu ara çok yoğun, biliyorsun.


Cahide: Bana babanı savunma. Hem siz hala burada mısınız? Nişanlığı almaya çabuk. Yarın dışarı çıkmak yok.


Naz: Kızma.. Bizde şimdi çıkıyorduk zaten. Dışarıdan bir şey istiyor musun?


Cahide: Yeter ki çabuk gelin.


Ayşe: Sen merak etme..


Naz ve Ayşe çıkarlar evden..


Naz: Çok merak ediyorum nasıl olduğunu!


Ayşe: Güzel olduğundan ve senin üstünde de kusursuz duracağından şüphem yok!


Naz: Umarım canım..


Dikim evinden alırlar hemen elbiseyi ve eve dönerler.


Cahide: Aldınız mı?


Naz: Evet!


Cahide: Hadi dene o zaman!


Naz: Boş ver anne, nasıl olsa yarın giyeceğim.


Ayşe: Saçmalama Naz, denemeden olmaz. Ya bir yerini beğenmezsen?


Naz: Ya beğenirim.


Cahide: Naz, lütfen!


Naz: Tamam, bekleyin burada.


Odasına çıkar Naz. Üstündekileri çıkarır. Elbisesini giymeden önce ‘’O’’ hayatına girdikten sonra her zaman yaptığı şeyi yapar, aynanın karşısına geçer… Kendine bakar. Karnını okşar, hayal eder onu.. Yine büyük şekilde ve yine sevdiği adam arkadan sarılmış bir şekilde. Hayallerinin, gerçeğe dönüşeceğini düşünerek bir yandan da. Gülümseyip ayrılır aynanın karşısından. Elbisesini giyer, fermuarını çeker yandan. Morlar içinde muhteşem olmuştur…


Aşağı kata iner hemen. Cahide ve Ayşe gözlerini alamadan Naz’ı izliyordur.


Cahdie: Kızım..Aynı bir peri kızı gibi olmuşsun!


Yanlarına gider Naz..Sıkıca sarılır annesine..


Naz: Teşekkürler annem!(ayrılırlar) Yakışmış mı?


Cahide: Kelimeler kifayetsiz kalır inan bana!


Ayşe: Sen nişanda bu kadar güzel olacaksan, ben seni düğününde hayal edemiyorum.


Naz, hızla sarılır Ayşe’ye..’’Teşekkür ederim canım!’’


Ayşe, Cahide’nin duyamayacağı bir sesle..’’Sizi çok seviyorum..’’


Gülümser sadece Naz..


Bütün hazırlıklar tamamlanmıştır akşam için…


Ümit: Ya anne şu kravatı çıkarsaydık bari!


Cahide: Olmaz! Asıl sen şu askılı kemeri çıkar. Adam gibi kemer taksana oğlum, beline. Ne o öyle önden arkaya doğru. Küçük çocuklar gibi.


Ümit: Hiçte bile, gayet güzeller.


Üst katta ise---


Naz: Ayşe, nasıl oldum?


Ayşe: Gayet güzelsin hayatım.


Naz: Teşekkürler.. Ayşe ben çok heyecanlıyım ama!


Ayşe: Lütfen, heyecan yok Naz. Unutma, içinde bir can daha taşıyorsun sen.


Naz elini karnına götürür…’’Evet.. Bir can daha..’’


Diğer tarafta da durum aynıdır. Heyecanla bir hazırlanma..


Tarık: Anne, nasıl oldum?


Belgin: Şu kravatını da düzelttim mi tamamdır! Heh! İşte şimdi oldu!


Filiz’e döner…’’Nasıl oldum?’’


Filiz: Çok yakışıklı!


Siyah takım elbisesi ve açık saçlarıyla dünyanın en yakışıklı adamı olmuştur Tarık..


Filiz: Naz gerçekten çok şanslı abi..


Tarık(gülümser): O zaman o şanslı kızı daha fazla bekletmeyelim.


Hulusi: Bence de… Geç kalmayalım. Çiçek ve çikolata aldın mı Tarık?


Tarık: Çoktaaan…


Özkul malikanesine gitmek üzere arabaya geçerler…


Naz: Of nerde kaldılar?


Vahi: Sakin ol kızım, gelirler birazdan.


Ümit: Ne bu acelen Naz?


Naz: Senide göreceğiz…


Kapının zili çalar o sırada..


Naz: işte geldiler!


Ayşe: Tatlım, sakin ol. İlk defa gelmiyorlar.


Hep birlikte geçerler kapıyı açmaya.. Naz heyecanla açar kapıyı, sonuna kadar.


‘’Hoş geldiniz!’’


Tarık: Hoş bulduk hayatım..


Cahide: Hoş geldiniz, buyurun içeri geçin.


İçeri geçer herkes.


Tarık, Naz’ın yanında ilerken, kulağına eğilip fısıldar…’’ Çok güzelsin Meleğim..’’


Naz(gülümseyerek): Teşekkür ederim…


Yerini alır herkes. Naz, Ayşe’nin yanına geçer. Tarık’ın karşısına. Sıcak basıyordur sürekli Naz’ı. Eliyle serinletmeye çalışıyordur kendini.


Belgin: Hayırdır Naz?


Naz: Sizce de çok sıcak değil mi?


Tarık: Yooo, bence gayet iyi.


Naz: Sanırım ben çok heyecan yaptım.


Gülüşürler hep birlikte..


Belgin: Kaç gündür görüşemiyoruz Cahide.


Cahide: Öyle oldu. Kaç gündür bugün ve yarın ki nişan için uğraşıyoruz.


Belgin: Dedim sana, yapılacak bir şey varsa bana da söyle diye.


Cahide: Sağ ol hayatım, ama hallettin her şeyi zaten. Yarın ki düzenlemeler var. Onları da yardımcılar yapacak zaten.


Cahide Naz’a dönüp, kimseye belli etmeden kaş-göz işaretiyle mutfağı işaret eder. Naz ‘’anladım’’ der gibi başını sallar.


Naz(Ayşe’ye sessizce): Hadi Ayşe, mutfağa… İzninizle..


Mutfağa geçerler. Naz hemen dolaptan su alıp, bardağa döker ve bir solukta içer.


Ayşe: Yavaş kızım!


Naz: Ne yapayım.


Ayşe: E hadi başla kahveleri yapmaya.


Naz malzemeleri koyduktan sonra cezveye, yavaşça karıştırmaya başlar.


Ayşe: Hiç kızma ama ortam çok sıkıcı Naz!


Naz: Haklısın! Ayşe ya..


Ayşe: Söyle güzelim?


Naz: Ayşe ben biraz korkuyorum.


Ayşe: Neyden?


Naz: Sanırım evlilikten…


Ayşe: Ne?!


Naz: Evet. Heyecan var, ama bir yandan da sıkıntı.


Ayşe: Saçmalama Naz. Âşık olduğun adamla bir ömür geçireceksin. Bunu neresi korkutucu?


Naz: Korkutucu olan o değil Ayşe. Evlenmek. Çok garip duygular içerisindeyim. Ya bir şeyler ters giderse diye. Ya da ne bileyim.. Ya mutlu edemezsem diye…


Ayşe: Çıkar o fikirleri aklından Naz… Bazılarının isteyip de yapamadığı şeyi yapıyorsun sen. Deliler gibi âşık olduğun adamla ömrünü birleştiriyorsun. Var mı bundan güzeli?... Mutlu edemezsem diye de bir şey yok. Mutlu edeceksin. Buna kalpten inanmalısın… Tarık’ı senden başka kimse mutlu edemez, bunu asla unutma… Şş, kahve taşacak bak.


Naz, ateşi söndürür..’Ups! … Çok teşekkürler..’’


Ayşe: Her zaman.. Hadi bekletme içerdekileri… Ayy! Dur!


Naz: Ne oldu?


Ayşe: Tarık’ın kahvesine tuz atmadık.


Naz: Ne atmadık?!


Ayşe: Ay bilmiyor musun Naz?! Damadın kahvesine tuz atılır..


Naz: Hii! Unutmuşum… Ama kıyamam ki ben Ona..


Ayşe: Hadi ama Naz.


Naz: Ya bir şey olursa?


Ayşe: Ya sadece biraz acı tat olacak, o kadar. Ve birde biraz öksürecek.


Naz: Peki..


Tarık’a vereceği kahvenin için bir tutam tuz atar Naz ve tepsiyi de alıp salona gider.


Belgin(kahvesini alırken): Teşekkürler kızım.


Naz(gülümseyerek): Afiyet olsun..


Hulusi’ye uzatır, ardından Tarık’a.


Tarık: Teşekkürler güzelim.


Naz gülümseyerek karşılık verir ve kalan kahveleri de dağıttıktan sonra yerine geçer.


Tarık kahvesinden bir yudum aldıktan sonra öksürmeye başlar.


Hulusi: İyi misin oğlum?


Naz ve Ayşe birbirine bakıp güler..


Tarık: İyiyim, merak etmeyin.


Tarık gözlerini kısıp Naz’a bakar, başını iki yana sallar, ‘’sen var ya’’ der gibisinden..


Hulusi: Ee ne diyorduk Vahicim?


Vahi: Ne diyorduk Hulusi?


Hulusi: Sebebi ziyaretimize gelecek olursak…


‘’Allah’ın emri, peygamberin kavliyle kızınız Naz’ı, oğlumuz Tarık’a istiyoruz…’’


Vahi bir Naz’a, bir de Tarık’a bakar uzunca..


Cahide: Vahi, seni bekliyorlar.


Vahi: Peki, oğlumuz ne iş yapar?


Hepsi bir ağızdan…’’Ne?!’’


Ümit: Baba!


Vahi gülmeye başlar..’’Sadece şakaydı. Tarık’ı kendi oğlum gibi severim… E Onlar birbirini sevdikten sonra bize sadece hayırlı olsun ve mutluluklar dilemek düşer…’’


Tarık: Yani?!


Vahi: E verdim gitti oğlum!


Önce Naz ve Tarık ayağa, ardından da diğerleri ayağa kalkar.


Tarık, Vahi’nin yanına gider.


Vahi: Ama bir şartla?


Tarık: Hepsi kabulüm!


Vahi: Kızımı asla ama asla üzmeyeceksin. Yoksa karşında beni bulursun!


Tarık: Siz hiç merak etmeyin Vahi amca. Ona o kadar iyi bakacağım ki, bir ömür..


Vahi: Bu arada vahi amca değil artık, baba.


Tarık: Peki baba.


Büyüklerin elleri öpülür, sıcacık sarılışlar sırasında tebrikler edilir. Yemeğin ardından büyükler salonda otururken, gençler de bahçeye çıkarlar.


Filiz: Vahi amca da var ya! (güler)


Ayşe: Valla ben bekliyordum.


Naz: Ama aldım Nazımı… Sonsuza kadar benimsin…


Naz, yanağına sıcacık öpücük bırakırken…’’ Sonsuza kadar’’


Ümit: Naz, düğünü Öss’den sonra yapıyorsunuz değil mi? Valla o stresle düğüne falan gelemem ona göre..


Tarık: Öyle mi yapalım?


Naz: Tabii ki de. Ümit şu sınavı bir atlatsın.


Ümit: Nerede olacak?


Tarık-Naz: Kumsalda…


Filiz: Vayy.. Demek konuştunuz her şeyi?


Naz: Evet.


Ayşe: Hızınıza yetişilmez. Sakın bana gelinliğimi de seçtim deme Naz!


Naz: Yok kuzum, onu birlikte seçeceğiz.


Tarık: Bir dakika bir dakika. Sakın bana gelinliği görmeyeceğimi söyleme? Senin üstünde de?


Naz: Hayır, düğüne kadar göremeyeceksin.


Tarık: O niye?


Ayşe: Sanki bilmiyorsun Tarık, görülmez düğünden önce. Uğursuzluk getirirmiş.


Tarık: İnanıyor musunuz yani!?


Naz: Ya öyleymiş Tarık. Zaten düğünde görmeyecek misin?


Tarık: Ama herkesle birlikte görmektense, önce ben tek başıma görmeyi isterim.


Naz: E beni almaya gelince ilk sen göreceksin ya sevgilim…


Ümit: Şöyle şeylere inanıyorsunuz ya.


Filiz: Ne var Ümit?! Görülmez, haklılar.


Ümit: Saçmalık…


Bu sırada Tarık, telefonuna gelen mesajı okuyordur, gülümseyerek.


Naz: Kimden gelmiş mesaj, aşkım?


Tarık: Asya’dan.


Asya ismini duyduğu an vücudu buz keser Naz’ın.


Naz: Ya, ne diyor?


Tarık: Hiç, önemli bir şey değil, boş ver. E ne diyorduk?


Naz(içses: Öyle olsun bakalım Tarık efendi!): Bilmem, ne diyorduk?


Tarık: Nazım ben nişana Gizem hocayı da çağırdım?


Naz: İyi ettin, bende Zeynep hocamı çağırdım.


Filiz: E sorun olmazsa eğer, bende Sema ve Fatoş’u, bir de Çağrı hocamı davet ettim.


Naz: Yok tatlım, sorun değil. Zaten bir de Onlar dışında aileler var.


Ayşe’nin telefonu çalmaya başlar..’’ Çocuklar kusura bakmayın, Sadri arıyor’’


Tarık: Keyfine bak, bizden de selam söyle…





Sabahın erken saatlerinde kalkmıştır Özkul ailesi. Büyük gündür Onlar için. Kahvaltıdan hemen sonra hazırlığa başlarlar. Sipariş verdikleri eşyalar geliyordur yavaş yavaş..


Cahide: Onlar havuzun kenarına evladım.


Ümit: Anne ya be ne alamaya gidecektim?


Cahide: Daha demin söyledim ya oğlum.


Ümit: Bir daha söyle. Demin aklımı sana vermemişim…


Cahide: Nerde ki senin aklın?


Ümit: Anneee, hadi.


Cahide: Bu sefer iyi dinle..





Ayşe: Alo aşkım?


Sadri: Güzelim, nasılsın?


Ayşe: İyiyim canım, sen?


Sadri: Bende iyiyim.


Ayşe: Şimdi, Tarık yanındaysa uzaklaş oradan.


Sadri: Yok, o yan odada.


Ayşe: Peki… Ayarladın mı sürprizi?


Sadri: Merak etme. O tamamdır. Ben mesaj attığım an başlayacak.


Ayşe: Süpersim aşkım!!! Hii! Naz geliyor, benim kapatmam lazım.


Sadri: Tamam canım, görüşürüz.


Ayşe hızla kapatır telefonu.


Naz: Kimle konuşuyordun bakıyım?


Ayşe: Ee, Sadriyle.


Naz: Niye kapattın peki?


Ayşe: Ee konuşma bitmişti. Ay Naz, sende sorguya çektin. Bir sürü iş bizi bekliyor.


Naz: Merak etme. Annemin şu tuttuğu yardımcılar çok yardımcı oldu….


Ayşe: Saat kaç?


Naz: 2.


Ayşe: Ooo hadi doğru kuaföre.


Naz: Bak deminden beri onu söyleyecektim.


Ayşe: Zamanında desene kızım. Konuşmaya tutulduk. Geç kalacağız.

__________________
İmzanız kurallara uygun değildir.
İmzada aynı anda resim ve yazı kullanımı yasaktır.
DiziFilm Yönetim
''El!F'' Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 16:57   #699
''El!F''
Asistan
 
''El!F'' kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 01.07.2007
Mesajlar: 445
''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute''El!F'' has a reputation beyond repute
Angry Sığmadıı


Tatlı ve yorucu telaşlar sürmüştür akşama kadar. Ümit sürekli kendisinden istenenleri alıp gelmiştir… Cahide yardımcılarıyla hazırlamıştır havuz kenarını… Havuz kenarına, Naz’ın isteğiyle mor ve beyaz renkte, küçük balonlar şişirilmiş ve aralıklı olarak üçerli bir şekilde yerleştirilmiştir. Suyun üstüne beyaz renkte gül yaprakları dökülmüştür. Etrafta masalar vardır. Masaların ayakları beyaz kumaşla kaplanmıştır… Havuzun dört köşesini de meşale yerleştirilmiştir. Cam kabın içinden yükseliyordur alevler.. Farklı bir hava katmıştır ortama. Kusursuzdur her şey. Hazırlanma vaktidir şimdi..


Nazlar kuaförden dönmüştür. Her zaman tercih ettiği gibi saçları düzdür, yüzünde, hafif ve tatlı bir mor renkte makyaj vardır. Kendi yanaklarının al al olması, daha da tatlı ve güzel yapmıştır Onu.


Naz giyer elbisesini, aynanın karşısına geçer…


Tarık giyer elbisesini aynanın karşısına geçer…


(Ekran ikiye bölündü farz edelim)


Tarık: İşte hazırım...


Naz: İşte hazırım… Bebeğim… Sende hazır mısın?


Ayşe’ye döner Naz…’’Nasıl oldum Ayşe?’’


Spoiler İçermektedir



Ayşe öylece süzüyordur Naz’ı..


Naz: Ayşe bir şey söylesene?


Ayşe: Ne söyleyebilirim ki?! Harika olmuşsun Naz…


Naz(sarılır): Çok teşekkür ederim canım arkadaşım!


Ayşe(ayrılır): Güzelim benim…


Naz: Sende çok güzel olmuşsun... Zevkine hayranım!


Spoiler İçermektedir



Ayşe: Bende senin!


Gülüşürler..


Tarık, Sadri’ye döner…’’Nasıl oldum Sadri?’’

Spoiler İçermektedir



Sadri: Harikasın arkadaşım!


Tarık: Teşekkürler… Hadi inelim, annemler bekliyor.


Çıkarlar odadan...


15-20 dakika sonra Özkul Malikanesinde olurlar.


Filiz: Hadii!


Kapıyı çalarlar..


Cahide: Hoş geldiniz!


Belgin: Hoş bulduk hayatım…


İçeri geçerler.


Tarık: Naz nerede?


Cahide: Şimdi aşağıya iner…


Merdivenin başına giderler. Naz yavaşça merdivenlerin başında gözükür… Tarık bir anda çevirir başını Naz’a doğru ve öylece kalır. Gözlerini alamıyordur… Baktıkça daha çok bakmak istiyordur karşısında ki meleğe! Karşısında ki gerçek mi diye de düşünmeden edemiyordur.


Tarık(sessizce): Naz… Sen gerçek misin? Yoksa ben hayal mi görüyorum…


Nihayet ulaşır Tarık’ın yanına. Tarık, son basamakta tutar Naz’ın elini… Yaklaşır Tarık’a doğru… Sanki baş başalardır, etraflarında ki hiç kimseyi görmüyorlardır!


Tarık: Nazz… Mü-mükemmel olmuşsun! Gerçeksin değil mi? Ben rüya falan görmüyorum?


Naz: En güzel gerçek şu an Tarık… Rüya gibi bir gerçek…


Etraftakilerde büyük bir hayranlıkla izliyordur Onları.


Cahide: Çok güzel oldular çok!


Belgin: Gerçekten öyle… Birbirlerine çok yakışıyorlar…


Vahi: Canım kızım benim…


Hulusi: Ulan zibidi! Aferin sana!


Tarık’ın koluna girer Naz… Yavaşça ilerlemeye başlarlar, bahçeye doğru…


Bu sırada da davetliler gelmeye başlar. Diğer aile üyeleri ise Onları karşılıyordur.


Naz: Sende çok yakışıklı olmuşsun Tarık!


Tarık: Sana layığıyla…


Filiz: Hoş geldiniz kızlar!


Sema: Hoş bulduk canım!


Fatoş: Hoş bulduk!


Tarıklarda eşlik ediyordur Onlara..


Tarık: Hoş geldiniz kızlar…


Sema: Hoş bulduk. İkinizde harika olmuşsunuz!


Naz(gülümseyerek): Teşekkürler…


Ardından Zeynep ver Çağrı hoca gelir..


Naz: Hocam, hoş geldiniz!


Zeynep: Hoş bulduk Naz…(sarılır)Çok güzel olmuşsun.


Naz: Teşekkürler.(Çağrı’ya dönüp) Hoş geldiniz hocam..


Çağrı: Hoş bulduk Nazcım.


Naz’ın sinirlerini bozan insan gelmiştir. Yanlarına gider…


Tarık: Hoş geldin Asya!


Asya, Tarık’ı öper..’’Hoş bulduk!’’


Naz(içses: Bu kız beni delirtecek. Ama sakin ol Naz. Bugün senin en mutlu günün)Sadece soğukça elini sıkmakla yetinir..’’Hoş geldin’’


Asya(sinir bozucu bir şekilde): Hoş bulduk…

Bütün davetliler gelmiştir…


Cahide: Şunlara baksana Belgin, gözlerinin içi gülüyor!


Belgin: Öyle… Bugün Onların en mutlu günlerinden biri!


Cahide: Ne zaman büyüdüler de, nişanlanıyorlar.


Belgin: Zaman öyle hızla akıp geçiyor ki…


Servisler yapılır misafirlere. Bir süre konuşurlar.. Kurdeleyi kesme vakti gelmiştir.Filiz tepsiyle yanlarında bekliyordur. Tarık Naz’ın, Naz Tarık’ın yüzüğünü geçirir. *

Vahi tepsiden makası alır…’’Dilerim bir ömür boyunca mutlu olursunuz çocuklar. Bu yüzüklerle birlikte birbirinize daha çok bağlanın ve daha çok sevin birbirinizi. İkinize de mutluluk diliyorum!’’


Ve kurdeleyi keser…

Herkes alkışlamaya başlar.


Mutlu çifti tebrik eder herkes..


Ayşe: Hadi Sadri, mesaj çek.


Sadri: Çektim hayatım, merak etme.


Birkaç dakika sonra gökyüzünde havai fişek gösterisi başlar… Rengârenk…


Naz: Bu da ne?


Tarık: Çok yakında patlatılıyor.


Cahide: Tarık? Senin sürprizin mi?


Tarık: Aslında hayır.


Filiz: Kimin için ki bunlar?


Ümit: Hiçbir fikrim yok…


Bu sırada ses gelmeyen Ayşe ve Sadri’ye döner, Tarık ve Naz…


Tarık-Naz: Sizz?


Sadri ve Ayşe anda birbirlerini işaret eder…’’Bizim sürprizimizdi!’’


Naz: Ayşe.. Ne diyeceğimi bilmiyorum!


Ayşe: Beğendim de,o bana yeter.


Naz: Bayıldım diyebilirim(gidip sarılır sıkıca) Çok teşekkürler.


Tarık’ta aynı şekilde sarılıp teşekkür eder Sadri’ye…’’Abicim siz var ya!’’


Sadri: Biz var ya?


Tarık: İyi ki varsınız…


Sadri: Sizde öyle… Neyse hadi hadi, bak ağlatacaksınız beni.


Tarık(güler): Âlemsin ya!


Belgin: Harikasınız çocuklar!

Gece tüm hızıyla devam ediyordur… Âşıklar danstadır şimdi de…


Naz: Çok mutluyum Tarık. . .


Tarık: Bende sevgilim...


Naz: Tarık, Asya’yı niye çağırdın?


Tarık: Ne demek niye çağırdın? O benim arkadaşım Naz.


Naz: Biliyorsun Tarık, ben sevmedim o kızı. Hem bugün neydi öyle. Gelip öpmeler, gülücükler falan..


Tarık: Ne yapsaydım? İtsemiydim kızım?


Naz: Ben bilmem…


Tarık: Neyse, tamam. Lütfen bu konuyu konuşmayalım… Böylesine güzel günde…(yaklaşıp, Naz’ın dudağına hızla bir öpücük bırakır)


Naz: Ne yapıyorsun Tarık?!


Tarık: Seni öpüyorum..


Naz: Onu bende anladım. Ama herkesin içinde niye öpüyorsun?


Tarık: Nişanlım değil misin? Öperim…


Naz: Yani, illa beni utandıracaksın…


Tarık: Utanınca daha tatlı olduğunu söylemiş miydim?


Naz: Tarıııık….


Tarık: Efendiiim?(gülümser)


Naz: Seni çok seviyorum.


Tarık: Bende seni çok seviyorum…

Ayşe: Şunlara baksana… Ne de tatlı tartışıyorlar.


Sadri: Nerden anladın?


Ayşe: Naz’ın yüz ifadesinden…


Sadri: Yaa, demek öyle.


Ayşe: Eveet… Niye ki?


Sadri: Peki benim yüz ifademi de okuyabilir misin?


Ayşe: Imm… Bilmem… Kişiye göre değişir.


Sadri: Değişir, demek öyle.


Ayşe(gülümser): Şaka yaptım aşkım… Ben senin ne dediğini yüzünden değil, direk gözlerine bakınca anlıyorum…


Sadri: Peki şimdi ne diyorum?


Ayşe: Beni çok sevdiğini mi söylüyorsun?


Sadri: Aslında şu an, içimden tamamen ne kadar acıktığımı söylüyordum.


Ayşe: Sadri!


Sadri: Şaka yaptım güzelim… Sen doğru bildin…


Ayşe gülümseyip, başını Sadri’nin omzuna yaslar…

Birkaç gün sonra….


Naz: Ayşe ben Tarık’ın yanına gidiyorum…


Ayşe: Tamam canım.. Ben bilgisayar laboratuarında olacağım..


Naz: Tamam canım…


Naz karşılaşacağı görüntüden habersiz Tarıkların kampüsüne gider…


Gizem hocaya rastlar…’’Hocam, Tarık’ı gördünüz mü?’’


Gizem: Evet, prova yapıyorlardı, Asya ile


Naz: Teşekkürler…


Koridorda ilerlemeye başlar hızlıca… Salonun önüne gelince durur ve derin bir nefes alır. Sessizce açar kapıyı…


Asya’yı ağlarken, Tarık’a sarılmış bir şekilde görür… Ne yapacağını şaşırır… Beynine kan sıçramış gibi olur! Bütün vücudu buz keser…


Asya bakışlarını kapıya çevirince Naz’ı görür..


Asya(içses: Sen görürsün..)


Tarık’tan ayrılıp, hızla dudaklarına yapışır Asya…!


Nazın gözleri kocaman olur manzara karşısında. Gözleri dolmaya başlar yavaş yavaş… O an ne yapacağını bilemez.. Sevdiği adamın dudakları dökülüverir dudaklarından..


‘’Tarıık…’’


Tarık, hızla iter Asya’yı…’’Ne yapıyorsun!’’


Asya’nın baktığı yöne doğru bakıp..’’Yoo… Hayır… Nazzz!’’


Naz başını iki yana sallayıp, hızla oradan uzaklaşmaya başlar.


Tarık: Naz bekle!(Asya’ya dönüp…) Ne yaptığını sanıyorsun sen! Lanet olsun!


Tarık salondan ayrılıp, Naz’ın peşinden koşmaya başlar…


Ağlaya ağlaya koşuyordur..’’ Lanet olsun! Neden yaptın Tarık neden!’’


Daha da hızlı koşuyordur Tarık…’’Yalvarırım dur Naz! Benim bir suçum yok!’’


Naz nihayet kendi kampüsüne varır ve Ayşe’nin yanına gider…


Ayşe: Nazz! Bu halin ne?! Ne oldu?!


Naz: Can, arabanın anahtarlarını verebilir misin?


Can: Ne oldu Naz?


Naz: Arabanın anahtarlarını verebilir misin?!!!


Can hızla cebinden anahtarları çıkartıp Naz’a uzatır..


Ayşe: Naz ne oldu dedim!


Naz: Şu an konuşamam Ayşe!


Hızla uzaklaşır oradan… Arabayı bulur…


Tarık: Naz bekle!


Naz: Defol git Tarık!


Spor arabayı açıp, içine geçer ve çalıştırır…


Tarık: Naz, bekle!


Naz hızla geriye doğru sürer arabayı… Ani bir manevrayla dönüp, hızla çıkar okuldan…


Ayşe: Naaz! Ne oldu Tarık?


Tarık hiçbir şey demeden kaskını başına geçirir ve motoruna atlayıp peşinden gider..


Ayşe: Burada neler oluyor!? Hemen Sadri’yi aramam lazım!


Naz hızla sürüyordur arabayı… Her dakika daha çok basıyordur gaza.. O görüntü geldikçe gözünün önüne çıldıracak gibi oluyordur… Daha hızlandırıp, 140’ta gitmeye başlar…


Tarık’ta aynı şekilde sürüyordur… Ona yetişebilmek için..


Naz, elinin tersiyle silerken göz yaşlarını….’’Neden Tarık?! Neden bunu bize yaptın! Daha birkaç gün önce nişanlandık biz.. Evliliğe büyük bir adım attık… Nedenn?’’


Müzik çaları açar Naz… Yüksek sesle çalmaya başlar müzik…


Spoiler İçermektedir





Tarık(çaresizce): Yalvarırım dur Naz.. Çok hızlı gidiyorsun…


İleriden ani bir fren sesi gelir…


-BÖLÜM 26 SON-




Spoiler İçermektedir


''El!F'' Çevrimdışı  
Eski 01-07-09, 19:51   #700
ummu88
Oyuncu
 
ummu88 kullanıcısının avatarı
 
Giriş Tarihi: 22.08.2008
Konum: İzmir
Mesajlar: 1,797
ummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond reputeummu88 has a reputation beyond repute
Varsayılan

38. bölüm

Tarık ada ile aşağı iner
"günaydın millet"
Hulusi "günaydın aman dedesinin tontonu uyanmış mı âmânda prensesim gelsin " ada dedesini geldiğini göründe babasının kolunu sıkıca tutar. Birde sesini duyunca döner babasına sarılır.
Gözlerini kocaman açar. Hemen akmak için göz damlası hemen belirir gözlerinde
Tarık: baba istersen daha fazla gelme
Hulusi: nedenmiş o
"görmüyorsun halini yapıştı resmen bana
Hulusi olduğu yerde durdu adaya baktı gözlerinde yaşlar aktı akacaktı ve kendisine korkuyla bakıyordu
Hulusi: ah Münir sana sormaz mıyım ben,
Belgin: Münir’in ne suçu var adama el ense çeken sensin oh olsun sana cezanı ada veriyor kocaman adamlar oldunuz vazgeçmediniz şu işten
Hulusi: ama hayatım özlemişim
hacer: amanın yandınız Tarık kara damak bu çocuk asla unutmuyor
( Tarık hacer anneye ters bakış atar) "hacer anne kızıma ne söyledin sen,
hacer: ooo Tarık sende benim deyimleri çabuk unutmuşsun hiç bir şeyi unutmuyor dedim kinci yani yadigarla uzaktan yakından akrabalığı yok ama ona çekmiş akşam kasım kasım kasıldı kızı aldı kalkıp elimi bile öpmedi
Hulusi hacer hanıma sarılır "aman benim hacer ablam torunu gidiyor diye karalar mı bağlamış da merak etme hacer ablam bizde Ayşe’yi vermeyiz sadri’yi alırız buraya
Tarık: güzel fikir bizim odayı verirsiniz
Belgin: olmaz öyle şey siz nerde kalacaksınız
Tarık: ev bitmek üzere anne bitince geçeriz
Belgin: ay ne güzeldik böyle aceleniz ne
Tarık: geç bile kaldık
Belgin “aman şimdiden git geç kalmışmış düğün bile olmadı daha
Başını dikleştirir masaya geçer “ bırakın laklak etmeyi de oturun sofraya”
Tarık annesini ardından gider eğilir öper “ belgin sultan kırıldı mı geç kaldık derken çok önceden yerleşmemiz ve buraya ziyarete geliyor olmalıydık onu dedim hadi kızım babaanneye öpücük ver bakalım. Ada babaannesinin yanağına dudaklarını dokundurur
Belgin adanın yanağını okşar “aman benim pamuk şekerim babaannesini mi öpermiş”
Ada: baba anni
Belgin: aman da güzelim babaanne mi dermiş
Tarık: hayda kızım anni yok anne
Ada: anne
Tarık kızına öpücük kondurur “haydi bakalım sen oyun alanına biz kahvaltı yapacağız meleğim benim” ada'yı oyun alanına koymaya yönelir

Belgin: benim torunum artık büyüdü babası bizimle oturmaya başlasın
Naz merdivenlerden inmiş salona doğru gelirken belgini dediklerini duyar " günaydın herkese ama belgin annecim raht durmaz şimdi sofrada"
Tarık: valla anne naz doğru söylüyor saniyelik gözünü kaydır hemen yaramazlıkta
hacer: kime çekti acaba az çektirmedin bu işler sırayla
Tarık: yok canım ben yapmam öyle şeyler
Hulusi: tabi canım hiç yapar mısın sen öyle şeyler
Belgin: pamuk şekerim büyüdü zamanla alışır bir kaç döker sonra sıkılır merak etmeyin özel koltuğu bile var benim torunumun
Naz: iyi siz bilirsiniz
Tarık ada'yı sandalyesine oturttu. Masaya yaklaştırdı diğer yanına oturdu. Belgin de diğer boş kalan tarafa oturdu.
Filiz "günaydın millet a aman halası sofraya mı oturmuş ilk anını ölümsüzleştirelim
Filiz makineyi aldı çekmeye başladı. Ada çekildiğini fark etti. Elinde çatalı aldı masaya vurmaya sesler çıkarmaya başladı. Başını yana eğiyor etrafına gülücükler atıyordu.
Ayşe çayları getirdi. " aman bu kız şarkıcı mı olacak aman allahım resmen poz veriyor"
Filiz: e babaannede var kabiliyet babada da anne dersen adada şarkıcı olur tam olur
Hulusi: yok öyle oda ekonomi okuyacak
Tarık: yok öyle baba benim kızım ne isterse o olacak
Belgin: daha o günlere çok hadin afiyet olsun
Tarık adanın elinde çatalı aldı. Masadaki galetalardan eline verdi. Ada eline aldı şöyle baktı tekrar vurmaya başladı. Tarık bir tane de kendi aldı " bak kızım bu yenir böyle yiyeceksin" Diyerek gösterdi. Ada babasına baktı oda ağzına götürdü ısırmaya çalıştı öndeki 4lü dişleriyle
Tarık: aferin kızıma ( el çırptı yanağından öptü masaya döndü tabağına yiyecek almaya başladı.
Naz: şimdi bir yer onu çocuk Tarık
Tarık: alışır yer o
Ada bir kaç denemeden sonra başardı.
Filiz: aaa bakar mısınız ısırdı. Çok inatçı inadı çok uğraştırır gibi geliyor bana
Belgin: bakın gördünüz mü aferin pamuk şekerime hadi bakalım bir de yumurta
Naz: şey sevmeyebilir anne
"sever o Tarık bayılırdı" adanın ağzına yumurtadan bir parça uzattı ada burnunu kırıştırdı. Ardından çıkarmaya başladı. Tarık bir taraftan belgin diğer yandan peçete tuttular
Belgin: ay ne oldu buna
Naz: bende hiç sevmezdim hatta sofrada kokusunu duyayım midem bulanırdı
Tarık adayı kucağına aldı "ben elini yüzünü yıkayayım"
Ayşe: böylece ilk sofra macerası sona erdi desenize ada sultanın
Tarık: ilk değil

Tarık kızıyla yukarıya çıktı
Ayşe: daha önce nerde oturdu ki
Naz: bizde sabah Tarık geldiğinde Tarığın kucağından inmemişti. Oda sofraya birlikte oturdu. Ama o zaman Tarık ne verdiyse oyalansın diye eline masanın altına attı
Filiz: a uyanık çocuk
Hulusi: espri yapma filiz
Filiz: hayda babiş ne oldu
Hulusi: yok babiş falan
Filiz: var babiş öfkeni benden alma dün akşam düşünecektin hadi size afiyet olsun okula gidiyorum ben
Tarık: anne kahvaltıdan sonra Ada size emanet
Belgin: ne emaneti oğluşum o bizim göz bebeğimiz
Naz: nereye gidiyoruz
Tarık: canım dün konuştuk ya düğünümüzün olacağı mekâna bakacağız
Naz: ada da gelebilir hep beraber gidebiliriz
Tarık: ama sonra gelinlik bakarız
Naz: o olmadı gelinlik bakmada senin işin ne
Tarık: ben gelmeyecek miyim
hacer: ne işin var senin onlar kız kıza giderler
Tarık: kız kıza
Belgin: her halde oluşum ben cahideyi arayayım
Tarık: e ben napayım
Hulusi: bizde seninle erkek erkeğe damatlık bakarız
Tarık: damatlık
Ayşe: giymeyi düşünmüyor musun
Tarık: aklıma gelmedi
Naz: peki ben gelinlik giyerken sen ne düşünüyorsun
Tarık: ben kendimi hiç düşünmedim peki ada ne olacak
Belgin: ona da alırız bir gelinlik
Tarık: ben çıkarsam derken adaya kim bakacak
hacer: ben ne güne duruyorum
Tarık: bakabilecek misin?
hacer: bastonumu uzun süredir yemediğin nasılda belli oluyor sizi kim büyüttü
Tarık: yok hacer annem yaşlandın da ondan
"evel allah hepinizi cebinizden çıkarırım
Ayşe: çıkarırısın anneannem daha sen benim çocuğuma bakacaksın
hacer: evlendi de biri çocuk bile yaptı
Hulusi: hepsi olacak Hacer abla sen ben belgin üç çıplak kalacağız bu koca evde
Filiz: ben sizin başınıza kalacağım merak etmeyin
Hulusi: hadi ordan yakında bulursun sende bir tane zibidi
Naz- ayşe Tarık birbirine bakar sonra filiz e “ buldu bile “
Hulusi: neee ne zaman oldu ne çabuk
Filiz: yok daha bir şey baba
Belgin: e hani ümit ile konuşmuştunuz
Hulusi: aa barıştınız mı şimdi siz sende gitmişsin işte
Filiz: yok daha önce kendini bana affettirecek o yüzden şimdiden karalar bağlama babacığım
Hulusi: ne karalar bağlayacağım be okul bitmeden hayatta olmaz zaten
Filiz: tabi öyle olacak herhalde neyse size doyum olmaz ben kaçıyorum
Hulusi: dur birlikte çıkalım
Filiz: bankaya gitmiyorum baba bugün okuldayım
Naz: öğleyin gelirsin ama
Filiz: merak etme böyle bir olayı kaçırır mıyım telefonlaşır orda buluşuruz
Tarık: anne hacer anne
İkisi de “hıı “
“ diyorum ki ( adayı eliyle gösterir) hani oyalasanız da bizde ( eliyle gitsek işareti yapar)
Hacer: tamam çocum
Naz: Tarık şimdi birlikte gitsek öğleyin uyutunca çıkarız ne dersin hem şimdi hem de öğleyin bırakırsak çok huzursuzlaşa bilir. Hava almış olur
Tarık: tamam


Hep birlikte çıktılar. Dost olduğu yerden hemen ayağa fırladı
Tarık dostu okşadı “ nasılsın oğlum “ sırtında ellerini geçirdi.
Ada babasının kucağında hemen atıldı” hav hav”
Naz: o gelemez kızım bizim gittiğimiz yere

Sonunda sahildeki bulunan mekâna geldiler. Boğaza bakan kısım komple cam kaplı boğaz ayaklarının altında ve dışarıya doğru geniş bir balkonu vardı.

Naz: çok güzel
Tarık: beğendiğine göre nasıl bir düzen istiyorsun ona bakalım
Naz: bu kadar şeyi düşüne bildin burası ile ilgili bir planın vardır belki
“bak oraya gelemedik maalesef sen çok da memnun olmamış gibisin senden habersiz senin fikrini alarak yaptıklarımdan “
“bilerek seçmeyi yeğlerdim”
“tamam, canım bakarsın olmadı değiştiririz”

Filiz ders arasında arkadaş grubu ile kafeye gidiyordu.
Ümit: evet sonunda
Elinde çiçekle yanına yaklaştı “acaba güzel bayan benimle öğlen yemekte buluşur mu”
Filiz: üzgünüm gelemem işim var.
Ümit: ama ben sürpriz yapmak istemiştim
“sürprizin başka zamana kaldı “
“öyle olsun peki ne işiymiş bu”
“gelinlik bakacağız”
“tanıdığım birine mi”
“evet çok yakından tanıyorsun”
“peki gidişine üzüleceğim biri mi acaba “
“olabilir bu sana bağlı”
“sen benimle dalga mı geçiyorsun”
“yooo “


Mekânın düzenlemesi ile ilgili kataloglara bakmışlar seçimlerini yapmışlardı. Naz kataloglara bakarken Tarık ada ile dolaşmış bazen onunla dergileri karıştırmışlardı sonunda seçimler bitti. Birlikte eve geri döndüler. Yemekler yenmiş ada uyutulmuş ve kadınlar ayrı erkekler ayrı alışverişe çıktılar.

Atm önünde buluştular
Belgin: hoş geldin cahideciğim
“hoş bulduk belgin
Naz : annem
“naz hanım büyük gün belli mi”
“onu Sadri ayarlayacakmış daha bilgi gelmedi biz hazırlıkları yapalım da “
“öyle olsun bakalım”

Birlikte dolaşmaya başladılar girdikleri ilk gelinlik mağazasında filiz Ayşe’yi aradı
Ayşe “efendim filiz şu anda lemond dayız canım

Cahide: merhaba kızım
Filiz: merhaba efendim
Ayşe: o kimden bu çiçekler
Filiz: okula ümit getirmiş
Naz: ataklara başladı yani
Filiz: ve ilkinde çuvalladı
Cahide: naptı bakayım kulağını çekeyim
“gırgırına çok iyi tanıdığın birine gelinlik bakacağız dedim bana sandı “
“bu çocuk cidden kafayı yemek üzere anlaşılan her şeyi sana yorduğuna göre anla artık kızım”
Belgin: naz hadi ama şu beğendiğimizi giyde üzerinde görelim aslında modacıma gitsek iyi olurdu ama zaman yok
Naz: sorun yok

Ada uyanmıştı hacer ona çorbadan içirmeye çalışıyordu. Ada bir süre sonra içmek istemediğini belli eden hareketler yapmaya başladı. Hacer veriyor oda çıkarıyordu. “ne o küçük hanım beğenmedin mi yoksa”
Ada dil çıkardı
“yok öyle bitecek bu çorba aç ağzını bakalım kaçamazsın “
Ada elini uzattı kâseye uzattı. Hacer elini yakaladı ” yok öyle uyanıklık sen bendeki gözleri görüyor musun baban mı sandın beni kandıramazsın baban bile kandıramadı “
Ada gözlerini kocaman açmış hacere dikti gözlerini gözyaşı yine hazırdı öyle yalvarır gibi masum bir bakıştı ki başkası olsa kıyamaz çoktan vazgeçerdi
Hacer:hele öyle hiç bakma ben o bakışı çok iyi biliyorum öyle hiç kandıramazsın hadi bırak inadı yenecek bu çorba
Ada birkaç kaşık daha içti. hacerin ataklarını bu defa ağzını sıkıca kapadı açmadı. Kaşık geliyor o başını dönüyordu.
Hacer: iyi öyle olsun bakalım ben beklerim o sandalyeden inmek istiyorsan bitecek bu çorba
Ada uzun süre dik dik baktı. Sonra önündekilerle oynamaya koyuldu. Hacer sabırla onu izliyordu. Bir an dostun havlama sesi geldi “ babalar geldi sanırım “
Ada sevinçle “babacım “ ellerini çırpmaya başladı. Hacer bir an kapıya doğru baktı ada elini uzattı ve kase yere yuvarlandı.
Hacer: ah seni uyanık sonunda yaptın yapacağını babadan bir gömlek fazlasın ah ah Tarık yandın kızındaki bu inatla halin harap oğlum kızım gel temizle şuraları

Naz’ın giydiğini beğenmemişler başka bir mağazaya gidiyorlardı. Tarıklar aynı katta damatlığı alıp çıktıklarında kadınlarda diğer mağazadan çıkıyorlardı.
Tarık: bu fırsat kaçmaz beyler
Vahi: hangi fırsat oğlum
“nazlarda karşı mağazadan çıktılar bizim iş bitti isteyen gidebilir Ben nazın üzerinde görmezsem çatlarım takip ediyorum. “
Vahi: bizim başımız kel mi bende kızımı görmek istiyorum
Hulusi: demek ki hep birlikte takip ediyoruz
Ümit: fark ederse yanarsın haberin olsun Tarık filiz zaten beni sabah tongaya düşürdü
Tarık: fark etmez
Takibe başladılar tam mağazanın camından yandan sırayla bakıp çekiliyorlardı. Beğendikleri gelinlik modellerinden sırayla naz giymeye başladı. Kızlar her giydiğine bir kusur buluyordu
Ayşe: ay bunun üsttü pot durdu
Naz değiştirdi
Filiz: yok bunun etekleri çok kabarık
Naz yine değiştirdi
Belgin: bununda askıların takıldığı yer çok dik hoş durmadı
Naz oflayarak yine gitti değiştirdi.
Hepsi mağazadan çıktılar. Tarıklar çıkışa yöneldiklerini görünce hepsi diğer mağazanın kapısına yan yana dizilerek yapıştılar.
Mağaza sahibi kapıdan çıktı
“hayrola beyler ne istemiştiniz ürünlerimizi içerden daha rahat görüsünüz “
Gayri ihtiyari baktı bayanlar birde ne görsünler beyler iç çamaşırı mağazasının önünde sıra olmuşlar
Naz: hayrola Tarık napıyorsunuz burada
Kıyafet bakıyoruz”
“pardon ne zamandır bayan iş çamaşırı giyiyordun “
“bana değil canım sana “
“”bana iç çamaşırı hediye etmeyi düşünüyorsun öyle mi”

Hepsi, yere bakmaya başladılar
Belgin: ne dersin cahide kulaklarını çekelim mi
Cahide: çekilecek kadar olmuşlar
Vahi- Hulusi –ümit: hepsi Tarığın suçu gitmeyelim dedik ama dinlemedi bizde onu vazgeçirmeye çalışıyorduk
Tarık: evet benim suçum görmek istedim seni gelinlikle
Belgin Tarığın kulağına yapıştı” sana gelinlikle düğünden önce göremezsin demedik mi sabah
Tarık: anne herkes bize bakıyor çeksen elini nedenmiş
Cahide: uğursuzluk getirir derler oğlum hadi siz eve marş marş

Beyler çaresiz başlarını önlerine eğdiler ve eve geçtiler.

Hacer ada’yı banyoda temizlemiş salonda önüne almış ona masalar anlattı. Ada anlatılan masalı öyle bakarak dinledi. Beyler çaresiz kadınlara yakalandıktan sonra eve geldiler.
İçeriye girince hacerin ada ile konuşmaları duyuldu. Tarık eliyle hişt yaptı .

Hacer: ya Ada hanım bu baban var ya tıpkı senin gibiydi masal dinlemeye bayılırdı. Ama içinde mutlaka prenses prens olacak masal bitiminde hacer anne benimde
Tarık: prensesim olacak mı
Hacer: derdi ne zaman geldiniz
Ada babasını görünce ayağa katlı babasına doğru ellerini açarak “ baba atta”
Tarık: aman benim prensesim hem de iki tane birden oldu hacer annem
Hacer: öyle oldu
Kucağına aldı havaya kaldırdı yanaklarına kocaman öpücükler kondurdu. “baba atta gitti geldi bak kimleri de getirdi dayı vahi dede hadi bakalım onlara hoş geldin diyoruz
Kucağında vahi ile ümit’e hoş geldin öpücüğü verdirdi.
Hulusi: sıra bana geldi aman benim tontonum nasılmış
Ada eliyle itti “dit”

Salona geçip oturdular.
Tarık: kızım şunları yukarı odaya götürümüsün
“peki efendim”
Hulusi: sen götür onları odana as hadi kızım sen bize içecek bir şeyler getir

Tarık yukarıya odaya bırakmaya gitti. Ada oyun alanında kaldı. Arkasından “ baba dell”
Sesleri çıkarmaya başladı.
Ümit: dayısını güzeli sen sıkıldın mı orda diye aldı kucağına
Çeşitli oyunlar yaptı oyunlar oynadı


Tarık naz’ı aradı “ne yaptınız bitti mi işiniz”
“bitti siz nereye gittiniz”
“nere olacak eve geldik asıyordum sesini duyayım dedim nasıl anlatsana”
“yok anlatamam görünceye kadar sabredeceksin. Bizde yeni geldik eve “
“aaa ne zaman girdiniz eve”
“içeceklerimizi de aldık dinleniyoruz”
“ne çabuk ben yukarıya çıkarken mi girdiniz”
Telefonla konuşurken merdiven başına geldi” ee hani nerdesiniz”
“iyi bak Tarıkcım görmüyor musun tam karşında elimde soğuk enfes limonata içiyorum “
“ama ben görmüyorum”
“iyi bak belki görürsün” kahkahalarla gülmeye başlar
Tarık: sen benimle dalga geçiyorsun aşk olsun naz”
“olsun hayatım”
“iyi olsun yani burada değilsiniz”
“günaydın herhalde değiliz biz hanımlar özkul malikahesine geldik canım gelinlik burada kalacakta”
“ha doğruya yani göremeyeceğim”
“aynen”
“ne zaman gelirsiniz”
“bilmiyorum daha konuşmadık”


Belgin: dinlenelim bize geçelim birlikte yemek yeriz
Cahide: ama şimdi buradan oraya gitmek olmaz burada yeriz
Belgin: biz sabahtan bir araya geliriz diye hacer ablayla hallettik. Dinlenelim çıkalım beyler geçmiştir nasılsa şimdi ada ile oyuna dalmışlardır
Naz: çoktan geçmişler

………………………………………………………………………….
ummu88 Çevrimdışı  
Kapalı Konu

Bookmarks


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Mesajlara cevap yazamazsınız
Mesajınıza eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı

Hızlı Geçiş

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıtlar Son Mesaj
Yalancı Yarim-Replikler yeter be! Yalancı Yarim 348 17-12-11 18:36
Yalancı Yarim yesilcamkolik Türk Sinemasından Filmler 12 03-08-09 00:16
Yalancı Yarim Bölüm Resimleri (Arşiv 1) ayse Yalancı Yarim 1000 03-10-08 10:45
Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 2) melisa_s Yalancı Yarim 1000 29-07-08 17:05
Yalancı Yarim Senaryolar (Arşiv 1) ayse Yalancı Yarim 2500 30-12-07 05:10

Saat 16:08.


Powered by vBulletin® Version 3.8.7
Copyright ©2000 - 2014, vBulletin Solutions, Inc.