Sayfa 1/3 123 SonSon
14 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: 7 Güzel Adam - Replikler

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    NATY&FACU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    01.08.2006
    Yer
    M. KEMAL ATATÜRK
    Mesajlar
    57,786
    Konular
    762
    Verdiği Beğeni
    110

    Aldığı Beğeni: 40

    Bahsedilme
    27 Mesaj

    Standart 7 Güzel Adam - Replikler

    Dizi ile ilgili replikleri bu başlıkta paylaşabilirsiniz.

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    SELVERR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    19.06.2007
    Yer
    Kütahya
    Mesajlar
    8,538
    Konular
    5
    Verdiği Beğeni
    1,538

    Aldığı Beğeni: 2,430

    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart

    Nuri Pakdil, Erdem Beyazıt ve Cevat Yalnız Ardıç Devrimci Duruşu Sahnesi (Bölüm 8)
    Nuri Pakdil Yalnız Ardıç’ın orada namaz kılmış seccadeyi toplamaktadır. O sırada Erdem Beyazıt ve Cevat ta konuşarak gelmektedir. Cevat Nuri yi görünce

    Cevat: Ya hoca bırak Allah aşkına ya. Burnu yerde sürünen adamdan devrimci mi olurmuş?
    Erdem: Şimdi sen sorarsın

    Nuri arkasını gördüğünde gelenleri görür. Seccadeyi ağaca koyup onlara doğru yaklaşır ve
    Nuri: Gerçek bir devrimci mi görmek istiyorsun?
    Cevat: Ki henüz göremedim.
    Nuri: İşte burada gerçek bir devrimci var.( Ardıç ağacını göstererek ve ağaca yaklaşarak)
    Nuri: Yalnız Ardıç.yüzyıllardır burada tek başına. Zamana ve olaylara şahitlik eder. Asla suçlamaz.Yargılamaz. Savunmaz. Ama gölgesini de kimseden ve hiçbir şeyden esirgemez. Bütün devinimi kendi içindedir. ( Kendi etrafında dönerek) Burada böyle tek başına ve dimdik durur. Eşhedü der. Ben şahidim. Yargıç değilim. Savcı değilim. Avukat değilim. İşte bu gerçek bi duruştur
    Devrimci duruşu, Müslüman duruşu, ( Cevat’a iyice yaklaşıp gözlerinin içine bakarak) . . insan duruşu.

    Nuri:Ben de gerçek bir devrimci görmek istedim (Tekrar ağaca doğru giderek ve ağaca dokunarak). Bu yalnız Ardıça geldim. Bunun bu böyle tek başına ve dimdik duruşu çok etkiledi beni. Ben gerçek bi devrimci nasıl olur ondan öğrendim. Onun gibi Eşhedü demeyi öğrendim. Eşhedü. Ben şahidim.

    Sesini daha da yükseltip ve dolaşarak
    Nuri: Herkes duysun. Yargıç değilim yargılamam. Avukat değilim savunmam. Savcı değilim suçlamam. ( ve Erdemlere arkası dönük durarak . Ellerini de iki yana açarak) Herkes ve her şey duysun. Kendime şahidim. Zamana şahidim.. sonsuzluğa şahidim. Ve herkes ve her şey de şahit olsun ki. Bu devrimci duruşumla bütün evreni selamlıyorum. Ve tıpkı bu Yalnız Ardıç gibi tek başıma, dimdik. Herkesi ve her şeyi kucaklıyorum. (Parmağını yukarı kaldırıp) Ha

    Sonra geri dönüp Cevat’ın yanına giderek.

    Nuri: Seni de. Hoş geldin bayım.

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    SELVERR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    19.06.2007
    Yer
    Kütahya
    Mesajlar
    8,538
    Konular
    5
    Verdiği Beğeni
    1,538

    Aldığı Beğeni: 2,430

    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart Bölüm 1-2-3 Karışık Replik ve Şiirler

    Bölüm 1-


    BİR KARA LİSE HİKAYESİ
    Artık mevsim kış,
    Serin bir sabahın huzuruna eğilip,
    Toprağı öpüyor yapraklar.
    Her şeyin rengi soluk bu günlerde
    Her şey kirli bir sarıya dönük.
    Tozunu yuttuğumuz zamanın kollarında uyuyor şimdilik gençliğimiz.
    Anılar eskinin rüzgarıyla ile aklımın kıyısına vurup duruyor.
    Birbirine vuruyor herkesten saklı,
    Kendi ikliminde kayıp, derin kabuklu yaralarımız...
    İçimden akıp yükselen, özlemlerine değen ,
    Derin bir kış hikayesi bu.
    Merdivenlerinde koştuğumuz,
    Sıralarında sırdaş olduğumuz,
    Bir Kara Lise Hikayesi

    Şilan AVCI

    Bölüm1 - Öğretmenler Odası:

    Kenan:Adından mıdır nedir, her gelen geri dönüyor kara liseden.
    Erdem:- Karanlığı aydınlatmak bizim işim değil mi hocam?


    Bölüm 1

    Ölüm, ince bir fısıltıyla geçiyor kulaklarımın ardından,
    Ürperiyorum.
    Şekilsiz bir fısıltı bu,
    Kara ve ıslak kamçısıyla vuruyor etlerimize;
    Üfleyip soğutuyor, üfleyip acıtıyor,
    Kendi çelişkisinde sarıyor ruhlarımızı,
    Kederin karanlık kefenine...
    Gidenler, gölgelerini elleriyle toplayıp,
    Şenlikli bir hüzünle çekip gidenler.
    Kıvrılıp kalıyorlar kalbimin en tenha yerinde
    Şehir çığlıkla söylüyor, ölümün şarkısını...
    Minarelerden yükseliyor dualarıyla güvercinler...
    Şilan Avcı

    Bölüm1- İdam Sahnesinde.
    Gözlere mermer gibi oturmuş korku
    Ayaklarda boğuk bir telaş
    Kör umursamaz bir ağırlık taşlarda
    Üç ayaklı terazi sallanıyor boşlukta
    ERDEM BAYAZIT

    Kahraman arkadaşlarının onunla konuşmadığını söyleyince;
    erdem: Dünya imtihan dünyası, hayat bazen arkadaşlıklarımızla sınar.


    Erdem Derste Cevat'a cevaben
    Seni dağladılar değil mi kalbim
    Her yanın, içi su dolu kabarcık.
    Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
    Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.


    Cahit ve Erdem Sahnesi:
    Cahit: Yazmak yaralarıma merhem oluyor.İçimin yangınlığını dindiriyor şu ateşin önünde.Yazmak başka türlü bir şey.Sıcacık karnında insan hayatı büyütüyor be Erdem. Kendini iyileştirmek gibi"


    Zehra ve Erdem Bahçe
    Zehra: Belki de sevdiğim biri çıkmıştır karşıma ama kader izin vermemiştir.
    Erdem :+ Kader izin vermediyse doğru kişi değildir belki de..
    Konuşma devamında Zehra evlenmeyeceğini söyleyince;
    erdem: Hayat planladığımız gibi gitmiyor ,her an her türlü iyi yada kötü şey gelebiliyor insanın başına ; işte sevda da onlardan biri hiç ummadığın anda yakalıyor insanın yüreğini

    Erdem evde lise fotoğrafına bakarken;
    Bazan akan bir film şeridinin .Tek kare donan bir fotoğrafı gibidir .Ölüm

    Erdemden Naciye ye Mektup
    Güzelim, güzel sıfatına en çok gidenim.
    Sana yazmak bir mum yakıp ona bakmak gibi
    Kısık ateşinde dev bir ilimle yükseliyor aklımda yüzün.
    Yeşil ve keder yüklü bir gemi olup su alıyor, öpsem de huzura kapatsam dediğim helal gözlerin.
    Naciye’m aynı yastığa baş koymaya günler kaldı sadece.
    Gözlerimi kapatınca sadece o yeşil ve pervasızca yüreğimi kucaklayan gözlerini görüyorum
    Yaralarıma değiyor gizli karasıyla . Değiyor canımdan her bir parçaya.
    Kendimi böyle böyle iyi ediyorum.
    Tutup kendine çekiyor yorgun yalnızlığımı saçların
    Yasemin kokusuyla sevaba sokuyor aklımı.
    Bir tebessümüne değip , gönlünden ‘ah’ diye geçiyor hasret.
    Bağrına basıyor yorgun başımı, içinde kendimi uyuttuğum helal yüreğin
    Naciye’m aynı mumun ışığında geceye gülümseyecek yakında yüreklerimiz
    Hiçbir yeri olmayacak evimizde zehre bulanmış dokunaklı kederin


    Cahit ve Erdem Yalnız Ardıç

    Erdem: Bu yağmur yerde taş ve bende kemik
    Dayandıkça çisil çisil yağacak
    Cahit: Bu yağmur delilik vehminden üstün
    Karanlık kovulmaz düşüncelerden
    İkisi beraber: Cinlerin beynimde yaptığı düğün
    Sulardan, seslerden ve gecelerde

    Zehra Cahitin arkasından
    GİTME
    Gecenin karanlık kucağına bırakma beni
    Taş duvar her yer
    Bütün şehir yalın ayak
    Kimsesiz güvercinler
    GİTME
    Kanatsız yaralı bir kuşum yokluğunda;
    Nereye çarpsam yüzün
    Nereye dönsem sevda yüklü bu hüzün
    GİTME
    Sarı çocuklarını döker koynundan ağaçlar
    Mevsimler küser, yıldızlar üşür, gitme.
    Yalnız bir ardıç gölgesi olur yaralı kalbim
    Güneşler söner, gölgeler büyür
    Zarif bir hüzün çöreklenir şehrin üstüne
    Gitme, yüzümden sarkar külleri şehrin
    Bir yangın yeri olur Maraşta hüznüm


    derste;
    Erdem Bayazıt: Edebiyat belki sizi hatip yapmaz. Ama en azından edepli birer insan yapar.

    Cevat derste ayağa kalkmayınca onu ayağa kaldırıp;

    Erdem Bayazıt: :Birbirimize karşı endamımızla duralım. Gövdeler bir bakışsın önce. Ondan sonra aklımızdan gönlümüzden geçeni söyleriz elbet. Hem belki böylece daha doğru kelamlar çıkar ağzımızdan.




    Bölüm 2
    Yedi dinmez kederiz, uslanmaz yedi güzel adam.
    Geçiyor, pervasızca geçiyor çıngıraklı kuyruğunu sallayıp zaman
    Artık soğuk ve kimsesiz geçtiğimiz sokaklar
    Zarif bir hüzünle çiziyor aklımda seni gece
    Boşlukta kırık bir dal yüreğim, kederiyle sallanan
    Bütün şehir uykusunda ölü bir yılan
    Bütün şehir, biz ayrıyken hayalet bir gemi
    Telaşlı bir vedayla tam kalbinden su alan
    Artık yollar uzun, yollar aramızda dert
    Yedi dinmez kederiz, uslanmaz yedi güzel adam.
    Şilan AVCI

    YALNIZ ARDIÇ
    Yalnız Ardıç Ağacı’nın gölgesinde büyürdük.
    Şahlanırdı alnımızda beş vakitli bir hüzün.
    Hürmet ederdik “aşk” denen o dinmez ibadete.
    Değeri ölçülmezdi, yürekten çıkan sözün.
    Yedi güzel adamdık, yedi Kara Lise’li
    Gittiği her şehirde, sokağın şairleri
    Kederle beslenirdi kalemimizden sevda
    Yedi güzel adamdık, yedi Kara Lise’li
    Şilan AVCI

    Erdemden Cevata
    İsyan şiirleri bilirim sonra kelimeler ki tank gibi geçer adamın yüreğinden .Harfler harp düzeni almıştır mısralarında

    Erdem ve Naciye Sahnesinde
    Yaslan göğsüme sevdiğim
    Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
    Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir
    Toprak gibidir
    ERDEM BAYAZIT


    Bölüm 3-Cevat Akşam Okulda Kalırken
    Bazen yaralı bir kuş olursunuz ummadığınız bir kapıda
    Gündüz kaçtığınız, gece sığındığınız dağınık bir yuvaya benzer.
    Bazen hayat tüm çelişkisiyle vurur yumruğunu göğsünüze
    Hayat en çok yalnızken yakalar kendi içinize olan o munis yolcuğunuzu
    Kızdığınız şeye sevda duyarsınız bazen,
    Gözlerinizde durur sevdanızın çelişkili korkusu
    Bazen baba olmak geçer aklınızdan babanıza inat
    Nede olsa bütün babalar önce çocuktu.

    Nuri Yalnız Ardıç Yanında
    Güz suları bizim şehrin önünden akar
    Kış savunması
    Bizim şehir üs öbür şehirlere
    Dakka şimdi bir doğu kamerası
    Ölümü çeken
    Nuri PAKDİL

    Yedi Güzel Adam Yalnız Ardıçta
    N: Kutsal inadı olanlar gerekli bir kalbi daha olanlar gerekli
    E: Bilincindeyim doğan ayın,eriyen karın,akan suyun ve usul usul tükenen zamanın

    Necip Fazıl Arabada
    Dağda dolaşırken yakma kandili,
    Fersiz gözlerimi dağlama gurbet!
    Ne söylemez , akan suların dili,
    Sessizlik içinde çağlama gurbet
    Necip FAZIL


    Cahittten Babasına
    Sesin eksik, ev ıssız bir sokak bu günlerde
    Titriyor hikayesi lambalarda, kaçağı bol sevgimizin..
    Nerde, hangi ağacın gölgesinde oh diyor ki şimdi yüreğim ?
    Bir erkek için baba olmakla ölçülmüyor mu hayatın yükü ?
    Sırtından atıp gittiğin ergen yüzlü, zarif oğlunun canında
    Menfi bir özleme dönüyor artık yokluğun...
    Cahit ZARİFOĞLU


    Bölüm 3- Başlangıç -Biraz Yorgunum
    Biraz yorgunum, kavgaları birikiyor insanın
    Her huzurundan ayrı ayrı taşıyor acısı zamanla
    Yaşımdan yorgun,yaşımdan telaşlıyım bugünlerde,
    Kaç yaşındayım sahi? Saymadım ,bilmiyorum
    Belki kırklarımdayım ,belki otuzlarımda
    Belki de doksan sene yuvarlandım bu dünyanın sırtında
    Hiç bilmiyorum
    Hayat taviz vermediği hızı ve kavgasıyla akıp gidiyor
    Baharın rahiyasından akıp coşan çiçeklerle hatırlıyorum lise yıllarımızı
    Kimimize kış,kimimize bahar olup canıyla değen babalarımızı
    Bu memlekette insanlar belki de en çok baba sancısıyla inliyor.
    En çok baba deyince aklımıza gelir çocukluğumuz
    Mazinin araladığı perdeden sızıyor eski günler
    Onlarla kavgalı,onlarla sevdalı olduğumuz
    En çok baba yokluğunun hüsranıyla kızıyormuş zaman,ayrılığın yarısına
    İnsan baba olunca anlıyormuş en çok babasını
    Erdem Bayazıt

    Bölüm 3 Sonu Ölüm Haberi Alınınca
    Bazen ölüm vardır ölümden önce gelir..
    Mesela bir hapishanede bir hücrede yaşanır
    Sorular hep yanıtsız kalır orada
    Sadece konuşan rüyalardır
    Yahut hayaller suskun duvarlarda
    Gözler kabul eder parmaklar kabul eder
    Ama beyin hep umuttan yanadır
    -------
    Biliyorum yaklaşıyoruz her an
    Biliyorum oruçlu doğar insan
    Ölümün iftar sofrasına
    Erdem Bayazıt

    Erdem ve Cahit Konuşma
    E:"Üzme kendini!
    C: Elimde değil ki! Gönlümde hep bir yara olarak kalacak babam!"

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    (ESRA) - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    04.01.2008
    Mesajlar
    5,080
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0
    4 beneği almış
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    7. Bölüm (1958)

    (Mezarın başında)
    Zehra: Annecim, babacım; üzerinize yağmurlar yağsın. Başucunuza koyduğum bu tastan kuşlar su içip sizlere için dua etsin. En çok da sevdiğiniz güvercinler...

    (Bu sırada Erdem gelir Zehra'nın yanına)

    Erdem: Bana kızgınsın. Yerden göğe kadar da haklısın. Ama o şiiri gazeteye ben göndermedim.
    Zehra: O şiiri sen yazmadın mı Erdem? Hem de Zehra'şk diye...
    Erdem: Ben yazdım ama ben göndermedim.
    Zehra: Ne fark eder?
    Erdem: Bilmem. Senin için hiçbir şey belki ama...
    Zehra: Sen beni hiç tanımamışsın Erdem. Ya da yanlış tanımışsın. Ve beni hiç anlamamışsın. Hem de hiç!

    (Zehra kalkıp gider. Erdem mezarlıkta tek kalır.)

    Erdem: Sen de bana kızgın mısın Adem Hoca? Neyi yanlış yaptım, neyi yanlış anladım? Zehra'yı mı kendimi mi? Bir gün bir vaazını dinlemiştim senin. ''Sevin'' diyordun. ''Çünkü hayat, sevgisizliğe yer bırakmayacak kadar kısa. Sevin de neyi severseniz sevin.'' diyordun. ''Sevgi bir kaynaktan çıkar, pınarlar gibi kollara ayrılarak gider.'' diyordun. Bana o gün sevmeyi sen sevdirdin. Şimdi bunun için beni affedebilecek misin?

    ''İçimde insan bir mahşer gibi kabarırken
    Ey her suça ortak çıkan kalbim...''


    +++

    (Rasim okul müdürünün kapısını çalar.)
    Müdür: Gel.
    Rasim: Hocam.
    Müdür: Rasim, bir şey mi var?
    Rasim: Hocam, Erdem'le ilgili.
    Müdür: Erdem'le ilgili bir şey kalmadı. Ettiğinin cezasını çekiyor o şimdi.
    Rasim: Hocam Erdem'in bir suçu yok. Şiiri gazeteye ben yolladım. Zannettim ki... Ben...
    Müdür: Attila İlhan'ın o şiirini bilir misin sen? 3. Şahsın Şiiri? Hani ''Gözlerin gözlerime değince'' diye başlayan?
    Rasim: Evet hocam, bilirim.
    Müdür: Oku bakayım.
    Rasim:

    ''Gözlerin gözlerime değince
    Felaketim olurdu, ağlardım.
    Beni sevmiyordun, bilirdim.
    Bir sevdiğin vardı, duyardım.
    Çöp gibi bir oğlan, ipince
    Hayırsızın biriydi fikrimce.
    Ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım.
    Felaketim olurdu, ağlardım.''


    Müdür: Dur. Burada üçüncü şahıs kim? Çöp oğlan mı yoksa şair mi?
    Rasim: Şair.
    Müdür: Yaa, demek neymiş? Aşk dışarıdan müdahale kabul etmezmiş Rasim efendi. Aşkta üçüncü sahıslara yer yok. Hatta aşk kendinden başka şahsiyet bile tanımaz. Hiç kimse kendi eliyle bile aşk ateşini uyandıramaz. Anladın mı beni?
    Rasim: Anladım hocam.
    Müdür: Şimdi git Erdem'e söyle, yarın okula gelsin. Uzaklaştırma cezasını kaldırdım. Sana gelince... Ceza olarak bu vicdan azabı yeter. Hadi git bakalım.
    Rasim: Sağ olun hocam. Bir daha olmayacak.

    +++

    Zehra: Cahit? Sen beni mi takip ettin?
    Cahit: Hayır, Erdem'le geldik biz. Erdem seninle konuşacak da, şu mektup meselesi. Erdem'in hiçbir suçu yok biliyor musun? Rasim aklı sıra iyilik yapmaya çalışmış. Bütün kabahat onun. Kızacaksan ona kız.
    Zehra: Biliyorum ama...
    Cahit: Ama ne?
    Zehra: Biraz yürüyelim mi?
    Cahit başıyla onaylar. Yürümeye başlarlar.)
    Zehra: Sen de şiir yazıyorsun demi? Sen hangi kıza şiir yazıyorsun?
    Cahit: Ben kızlara değil buzlara yazıyorum.
    Zehra: Nasıl yani?
    Cahit: Ben buz dağının şiirini yazıyorum.
    Zehra: Buz dağının mı?
    Cahit: Evet! Herkes buz dağının görünen kısmının şiirini yazar ya, ben görünmeyen kısmının şiirini yazmaya çalışıyorum.

    (Zehra şaşırır, üzülür. Aralarında bir süre sessizlik hüküm sürer. Sonra Cahit içinden şu şiiri okur.)

    ''Sen kim bilir rüzgarlı eteklerinde, kim bilir hangi iklimdesin.
    Ben sensiz bu sessizlikle, deliler gibiyim! ''


    (Ah o Cahit'in o bakışları, Zehra'nın o bakışları... Bambaşkasınız...)

  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    *Rose* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    13.08.2006
    Yer
    TARDIS/221B Baker Street
    Mesajlar
    5,380
    Konular
    4
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 18

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 1.Bölüm


    Geçiyor...
    Pervasızca geçiyor çıngıraklı kuyruğunu sallayıp zaman.
    Artık soğuk ve kimsesiz geçtiğimiz sokaklar.
    Zarif bir hüzünle çiziyor aklımda seni gece.
    Boşlukta kırık bir dal yüreğim, kederiyle sallanan.
    Bütün şehir uykusunda ölü bir yılan.
    Bütün şehir, biz ayrıyken hayalet bir gemi;
    Telaşlı bir vedayla tam kalbinden su alan.
    Artık yollar uzun, yollar aramızda dert.
    Yedi dinmez kederiz, uslanmaz yedi güzel adam...
    (Şilan Avcı)


    ***

    (1958)
    Rasim: Erdem gelmeyecek mi?
    Cahit: Acının kokusuna gelir şair. Buralarda bir yerdedir.
    ...
    Erdem:
    Gözlere mermer gibi oturmuş korku
    Ayaklarda boğuk bir telaş
    Kör, umursamaz bir sağırlık taşlarda
    Üç ayaklı terazi sallanıyor boşlukta
    (Erdem Bayazıt - Boşluklu Yaşamak)


    ***

    (1958)
    Erdem: Arkadaşlar. Bu alt kattaki sınıflar için bir şey yapmak lazım. Kış geldi çattı. Bari bu sene hastalanmasalar.
    Rasim: Zifte boyasak? Hem mümkünü yok soğuk da girmez içeri. Zaten en fazla da 1-2 saatimizi alır boyamak. Nasıl fikir?
    Ali: Valla iyi fikir.
    Sait: Hay yaşa!
    Erdem: Rasim, yaptın yine yapacağını. Yalnız müdireyetten izin almak lazım.
    Rasim: Onu da hallederim. Gider Yusuf hocaya çıtlatırız konuyu, zaten izin işini o halleder.
    Cahit: Rasim. Her şeyi sen hallediyorsun madem, şu zifti de sen bul o zaman.
    Rasim: Hallederim Aristo'cum, onu da hallederim. Ya zaten ben olmasam n'apacaksınız hiç bilmiyorum. :img-eat:
    Alâeddin: Ee boşuna “filozof” demiyoruz herhalde sana.
    Rasim: Yalnız tek bir sorunumuz var.
    Erdem: Ne sorunu? 2 kutu zift bulduktan sonra, bir de izni alınca el birliğiyle hep beraber boyarız.
    Rasim: Sorun şu ki; hiç sevmem ben siyah rengi ya. Şu zift dediğin şey de sadece siyah olur biliyorsun.
    Cahit: Rasim'cim, sen ona da bir çözüm bulursun kesin.
    Rasim: Yok yok, bir de rengiyle uğraşamam.
    Nuri: Tamam da... ne zaman boyuyoruz?
    Alâeddin: Biz boyarız abi. Sen başımızda ol yeter.
    Nuri: Olmaz öyle şey. Hep birlikte boyarız.
    Cahit: İzin alır almaz birkaç güne boyarız abi.
    Nuri: Okulu karaya boyuyoruz demek ha? Dedemin anlattığı Kara Maraş hikâyesini hatırladım.
    Ali: Anlatsana abi.
    Nuri: Bizim işimiz anlatmak değil ki. Biz ancak oturup yazarız.
    Rasim: 'Bir kara lise hikâyesi'

    ***

    (1974)
    Erdem:
    Seni dağladılar değil mi kalbim
    Her yanın, içi su dolu kabarcık.
    Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
    Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.
    (Necip Fazıl Kısakürek - Dayan Kalbim)

    ***

    Erdem: Bazen akan bir film şeridinin tek kare donan bir fotoğrafı gibidir ölüm.

    ***

    (1958)
    Rasim: Topçular! Hadi bi' el atın da şu okulu bi' boyayalım. Hem geçen kış olduğu gibi soğuktan titremez alt kattakiler de. E zaten derslerin yarısından da bu yüzden kaldınız biliyorum; yoksa hepiniz çok çalışkan öğrencilersiniz.
    Nuri: Tüm ganimetimiz bir ceket, bir de kitap. Aman Erdem, onları da kaybetmeyelim de.
    Erdem: Kaybetmeyiz abi.
    ...
    Rasim: Gittikçe kara, çirkin bir kıza benzedi valla. Arkadaşlar şimdiden söyleyeyim; ben bu okuldan daha çok kaçarım. :img-hyste
    Alâeddin: Tam ben diyecektim o lafı geç gelen, yine benden önce davrandın.
    Rasim: Senin yüzünden adım 'geç gelen' kaldı ya. Sen kendi haline baksana, şimdiden almışsın mendili eline. Biz okulu zifte boyuyoruz, beyefendi beyaz mendille takılıyor. :img-hyste
    Sait: Beyler! Bakın biz Cahit'le hiç kavga ediyor muyuz? Örnek alın biraz.
    Rasim: İyi de, Cahit kimseyle kavga etmez ki zaten. Kardeşliğinizle alakası yok yani.
    Cahit: Kavga benim tabiatımda yok arkadaşlar. Ama kaybedeceğim hiçbir kavgaya da girmem zaten, evde zılkıtı yiyorum ondan sonra. Adı üstünde “Baba Sait”

    ***

    (1974)

    Erdem'in Naciye'ye mektubu;
    “Güzelim. Güzel sıfatına en çok gidenim. Sana yazmak, bir mum yakıp ona bakmak gibi. Kısık ateşinde dev bir ilimle yükseliyor aklımda yüzün. Yeşil ve keder yüklü bir gemi olup su alıyor, öpsem de huzura kapatsam dediğim helâl gözlerin. Naciye'm... Aynı yastığa baş koymamıza günler kaldı sadece. Gözlerimi kapatınca, sadece o yeşil ve pervasızca yüreğimi kucaklayan gözlerini görüyorum. Yaralarıma değiyor gizli karasıyla, değiyor canımdan her bir parçaya. Kendimi böyle böyle iyi ediyorum. Tutup kendine çekiyor yorgun yalnızlığımı saçların, yasemin kokusuyla sevaba sokuyor aklımı. Bir tebessümüne değip, gönlümden 'ah' diye geçiyor hasret. Bağrına basıyor yorgun başımı, içinde kendimi uyuttuğum helâl yüreğin. Naciye'm... Aynı mumun ışığında geceye gülümseyecek yakında yüreklerimiz. Hiçbir yeri olmayacak evimizde zehre bulanmış dokunaklı kederin.”

    ***

    Zehra:
    GİTME!
    Gecenin karanlık kucağına bırakma beni!
    Taş duvar her yer,
    Bütün şehir yalın ayak,
    Kimsesiz güvercinler,
    GİTME!
    Kanatsız yaralı bir kuşum yokluğunda,
    Nereye çarpsam yüzün,
    Nereye dönsem sevda yüklü bu hüzün
    GİTME!..
    Sarı çocuklarını döker koynundan ağaçlar...
    Mevsimler küser, yıldızlar üşür...gitme...
    Yalnız bir ardıç gölgesi olur yaralı kalbim
    Güneşler söner, gölgeler büyür...
    Zarif bir hüzün çöreklenir şehrin üstüne...
    Gitme, yüzümden sarkar külleri şehrin...
    Bir yangın yeri olur maraşta hüznüm...
    (Şilan Avcı)

    ***

    (1958)
    Yalnız Ardıç'ta;
    Erdem:
    Bu yağmur, kanımı boğan bir iplik,
    Tenimde acısız yatan bir bıçak.
    Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik,
    Dayandıkça çisil çisil yağacak.

    Cahit:
    Bu yağmur, delilik vehminden üstün,
    Karanlık, kovulmaz düşüncelerden
    Erdem-Cahit:
    Cinlerin beynimde yaptığı düğün,
    Sulardan, seslerden ve gecelerden...
    (Necip Fazıl Kısakürek - Bu Yağmur)

Sayfa 1/3 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. 7 Güzel Adam - Bölüm Yorumları
    By NATY&FACU in forum 7 Güzel Adam
    Cevaplar: 633
    Son Mesaj: 18-05-15, 13:52:43
  2. 7 Güzel Adam - Bölüm Fotoğrafları
    By NATY&FACU in forum 7 Güzel Adam
    Cevaplar: 89
    Son Mesaj: 22-04-15, 21:47:08
  3. 7 Güzel Adam - Bölüm Özetleri
    By NATY&FACU in forum 7 Güzel Adam
    Cevaplar: 38
    Son Mesaj: 17-04-15, 14:00:36
  4. 7 Güzel Adam - İmza ve Avatar
    By seerose in forum 7 Güzel Adam
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 25-01-15, 22:08:13
  5. 7 Güzel Adam - İzlenme Oranları
    By NATY&FACU in forum 7 Güzel Adam
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 25-05-14, 16:42:30

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

webmaster forum
netspor
taraftarium24
yerli filmler
diziizle.blog
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

Mobil Ödeme bahis
cratosslot giriş
vdcasino
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
deneme bonusu
ilbet giriş
bursa escort
kartal escort
maltepe escort
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.