porno porno eryaman escort
2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Arıza - Künye

  1. #1
    Durum:
    Çevrimiçi
    Burçin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    05.01.2007
    Mesajlar
    66,982
    Konular
    157
    Verdiği Beğeni
    178

    Aldığı Beğeni: 632

    Bahsedilme
    21 Mesaj

    Standart Arıza - Künye



    ALİ RIZA ALTAY (TOLGA SARITAŞ)


    Ali Rıza Altay, İstanbul’un mahalle kültürünü yitirmemiş semtinde ailesiyle yaşayan bir taksi şoförüdür. Rahmetli babasından kalma, iki katlı ahşap evlerinde kız kardeşi Nihan ve annesi Rukiye ile birlikte yaşar. Babası Mehmet Emin Bey’in erken ölümüyle birlikte, Ali Rıza, üniversite hayaline veda etmiş, ailenin geçim yükünü sırtlanmıştır. Mecbur kaldığında girdiği ufak tefek kavgalardan “façası” vardır ama hiçbir zaman beli silahlı kabadayılardan olmaya heves etmemiştir. Onun umursadığı Thametelerin şiarıdır: “Uğrunda savaşılacak iki şey vardır: Evimiz, şerefimiz”. Ali Rıza, bu şiarla, ailesine gözü gibi bakmış, şimdi de evlat gibi sevdiği kız kardeşi Nihan’ını, can dostu Ferit’le evlendirmeye hazırlanıyordur. Ama bu günlerde, Ali Rıza’nın savunmasız bir müşterisini (Halide) zorla taksisinden indirmek isteyenlere karşı koymasıyla başlayan olaylar, Ali Rıza’nın küçük ve sıradan dünyasını tuzla buz eder. Ali Rıza, sıradan bir taksi şoförlüğünden, İstanbul’un en büyük suç krallığının tahtına yükseleceği zorunlu yolculuğuna böylece çıkar. Bundan sonra da Ali Rıza değil, “ARIZA” olarak anılacaktır…



    HALİDE GÜRKAN ( AYÇA AYŞİN TURAN)


    İstanbul’un en büyük suç krallığının tahtında oturan Haşmet Gürkan’ın kızı Halide, Van’da doktor olarak çalışmakta, sade bir hayat sürmektedir. Mizaç olarak sakin ve merhametli olsa da cesaretlidir. Halide’nin hayatı üniversitesinin 1. sınıfı bitirdiği gün, annesi ve iki abisi ile kutlamadan dönerken, ciplerinin tarandığı gün kararmıştır. Katliamdan bir tek Halide sağ çıkabilmiştir. Haşmet’in arabada bulunmaması tamamen tesadüftür. Halide neden kendisinin sağ kaldığını, daha doğrusu sağ bırakıldığını yıllardır merak etmektedir. Katliam sırasında yüzü maskeli saldırgan, Halide’yi vurmadığı gibi, boynundan annesinin hediyesi sonsuzluk sembolü şeklindeki kolyesini çekerek almıştır. Halide, babasının 61. yaş günü için İstanbul’a yeniden geldiğinde, tüm sır perdeleri aralanmaya başlayacaktır… Halide, kendisine olan takıntısını fark ettiği Burak Ersoylu’dan kaçmak için Ali Rıza’nın taksisini çevirir. Yolunu kesen Burak Ersoylu’nun elinden onu Ali Rıza kurtaracak, bu Ali Rıza’nın A.Rıza olma yolculuğunu başlatırken, Halide ise ona aşık olacak, ve hayatının hiç bilmediği karanlık köşelerine bir yolculuğa çıkacaktır…



    HAŞMET GÜRKAN (AHMET MÜMTAZ TAYLAN)

    Haşmet 1959 ‘da Trabzon’un Yoroz mahallesinde doğmuş, küçük yaşta babasıyla kaçak hayatı yaşamış, düşmanlarının evlerini yakmasıyla bilenmiş, intikamını alıp hapse girmiştir. Haşmet için maphus hem okul, hem de Can Dostum dediği İshak’la tanıştığı yerdir. Afla cezaevinden çıkıp İstanbul’a gelir, İshak’la birlikte yepyeni bir hayat kurar. Ama tek bir şeyden hiç şaşmaz: Sadakat! Yeraltı dünyası, borsadan ve tefecilikten cebini doldurmakla meşgulken, Haşmet, aynı gün ayrı yerlerde yıldırım hızıyla çok kanlı bir dizi operasyon yapar. Bu operasyon sonucu İstanbul’un yeraltı dünyasının haritası tamamen değişir ve Haşmet şehrin kralı olur… Haşmet, yıllar sonra, dostu İsak’ın ve çocuklarının öldürüldüğü ve ailenin çok zor durumda kaldığı haberini alır almaz, sevgili dostu İsak’ın oğlu Fuat’ı himayesine alır. Ama Fuat, bu iyiliğe Haşmet’in ailesini katledip, kral tahtına kurularak cevap verecektir. Fuat, ihanetini Haşmet’in rakiplerine yıkmayı başarmış, sırrını yıllarca saklamıştır. Ama bu sır, Fuat’ın oğlu Burak’ın Haşmet’in kızı Halide’ye olan zaafıyla ortaya dökülmek için gün sayıyordur… Haşmet Gürkan, el etek çektiği karanlık aleme yeniden girecek, kaybettiği oğullarının yerine Ali Rıza’yı koyacak ve bu yolculukta Ali Rıza ile birlikte yürüyecektir.



    BURAK ERSOYLU (OLGUN TOKER)

    Burak Ersoylu, Suç dünyasının kralı, Fuat Ersoylu’nun ikinci oğlu ve veliahtıdır. Babası henüz bugünkü ihtişamlı Fuat Ersoylu değil, Haşmet Gürkan’ın “yanında” emir kuludur. Burak’ın kaderini babasının Haşmet Gürkan olmak hırsı belirler. Annelerinin depresyona ve sonra kansere dönüşen derdi de bu hırsın bedelidir. Burak’ta anne sütünün, sevgi ve şefkatinin eksikliği, koskocaman bir boşluk yaratmıştır. Bu boşlukla Burak, zamanla psikopat ve saplantılı bir karaktere dönüşür. Bu saplantının adı Haşmet Gürkan’ın kızı Halide’dir.

    Fuat Ersoylu, Halide’nin ailesini katlettiğinde, Burak Halide’yi sağ bırakmış, ondan ilk kez bir şey alabilmek için kolyesini koparıp almış, ve bunu sır gibi saklamıştır. Halide’ye kaşı duyduğu şeye aşk dese de Burak, aşkı tanımayacak kadar hissizdir ve çok zekidir. Zekasının ve yeteneklerinin düşmanı ise yine kendi öfkesi ve narsisizmidir. İstediği her şeye sahip olmaya alışmış, suç krallığının varisi, Burak Ersoylu, Halide’nin onu kesin olarak reddetmesiyle egosunda açılan “yarayla” büyük hatalar yapacak, kendisine A.Rıza diye bir düşman yaratacak ve o düşmanın başını ezmek için, babasının bile sonunda yarattığından korkacağı bir canavara dönüşecektir….



    FUAT ERSOYLU (LEVENT CAN)

    Fuat Ersoylu, İstanbul’un suç krallığını bir konsorsiyumda birleştirmiş ve tahtına kurulmuştur. Buraya kolay gelmemiştir. Babası, İshak Karadeniz üzerinden kaçakçılık yaparken, sefer dönüşü, öldürülür. Genç Fuat’a babasının eski dostu, zamanın kralı Haşmet Gürkan, sahip çıkar. Fuat Ersoylu’nun kralın tahtına giden yolculuğu böyle başlar. Haşmet Gürkan, ona “oğlum” dese de yerini bırakacağı kişi, öz oğludur. Ama Fuat kuru sevgi değil, tahtı istemektedir. Bundan sonra seçimi bellidir: İhanet… Fuat, günü geldiğinde, Haşmet Gürkan’ın ailesini iki oğluna katlettirip, suçu en büyük rakiplerine atar. İntikam için Haşmet’ten icazet alıp, rakipleri de temizleyip, tahta kurulur. Ama o katliam Burak’ı bir psikopata, Murat’ı ise, vicdan yükünü taşıyamayan alkolik bir adama çevirir. Fuat’ın büyük sınavı ise, veliahtı olarak gördüğü Burak Ersoylu’nun Haşmet’in kızına olan saplantılı aşkı nedeniyle tüm krallığı tehlikeye atacak olan A. Rıza’yı başlarına bela etmesi olacaktır.



    MUZAFFER CURA (MURAT DALTABAN)

    Muzaffer 50’li yaşlarının başlarında kurt bir istihbaratçıdır. Paravan olarak müze müdürlüğü görevi yürütmektedir. Onun için asıl olan devletin bekasıdır! Bu uğurda kendi canı dahil feda etmeyeceği hiçbir şey, hiç kimse yoktur. Mehmet Emin ağabeyinin oğlu Ali Rıza’yı kalpten sever. Nihan’ın ölümünden sonra Ali Rıza’nın girdiği yolu tasvip etmese de, bir müddet sonra Ali Rıza’dan faydalanabileceğini fark edecektir.
    Ali Rıza’yı zamanla değiştirecek, bir devlet adamı titizliğinde hareket etmesini sağlayacaktır Muzaffer, ancak bu kanlı suç şebekesi ile mücadele ederken Muzaffer de değişecektir.



    FÜSUN YILMAZ (DİLARA AKSÜYEK)

    Füsun, Ali Rıza’nın mahallesinde yaşayan, 25 yaşlarında, bir avukattır. Uzun zamandır Ali Rıza’ya hayrandır ve onunla evlilik hayalleri kurmaktadır. Bunu başta Ali Rıza’nın ablası Emine olmak üzere, mahallede fark etmeyen yoktur. Ali Rıza ise, pek oralı görünmemekte, Füsun’un imalarını anlamamazlıktan gelmektedir. Ali Rıza’nın başına gelen talihsiz olayla birlite, Füsun davayı üstlenir ve varını yoğunu bu davayı kazanmaya adar. Sevdiği adamın kalbinde açılan yarayı adaletle sağaltacak, o kalbe girmek için bu yolu kullanacaktır. Ancak, Burak Ersoylu’nun serbest kalmasıyla birlikte, Füsun’un Ali Rıza’ya dair umutları da suya düşmektedir. Bir yandan Halide ve Ali Rıza’nın yakınlaşmalarını kaygıyla izlemektedir. Füsun, tüm hırsıyla Ali Rıza’yı Halide’ye ve Halide’nin dünyasına kaptırmamak için elinden geleni yaparken, Burak’ın ağabeyi Murat Ersoylu ile yolları kesişecek, Ali Rıza için çıktığı bu yolda, bambaşka bir dünyanın kapısından girecek, ve hem planları hem de kendisi değişecektir.



    MURAT ERSOYLU (CAVİT ÇETİN GÜNER)

    Murat Ersoylu, Fuat’ın ilk erkek çocuğudur. Kardeşi Burak’ın aksine, annesinin halinden çocuk aklıyla kendisini suçlar. Annesini sever ama bundan da suçluluk duyar. Annesinin ölümünden kısa bir süre sonra, babasının yıllardır planını kurduğu katliamı, zorla onlara işletmesi ile, Murat’ın içindeki yara derinleşir. Murat, Burak’ın nasıl bu kadar yüzsüz ve hissiz olduğunu ve yaşanan bunca olaydan sonra nasıl hala Halide’nin peşinde olduğunu anlayamamaktadır. Ancak Halide’nin katliamı öğrenmesi, Burak’ın yeniden masum kanı dökmesi ve Ali Rıza’nın acısı, Murat’ın vicdanı uyandıracak, alkolle boğulamayacak kadar sesini açacaktır. Murat henüz vicdanının sesini dinleyecek kadar güçlü değildir henüz, bunu zamanla öğrenmesi gerekecektir…



    MİTHAT TEKİNOĞLU (ALİ RIZA KUBİLAY)

    Mithat 50’li yaşlarının ortalarında, eski bir bürokrattır. Haşmet, zamanında serserilerin elinden aldığı ve sevdiği bu delikanlıyı, eğitim hayatı boyunca yalnız bırakmamış, yoksul bir çocukluk geçiren Mithat da, Haşmet’in babacan tavrından oldukça etkilenip, genç yaşta onun etkisi altına girmiştir. Dışarıdan bakıldığında, bir mafya üyesi profilinden oldukça uzaktır Mithat. Aldığı eğitim, içerisinde yetiştiği bürokrasinin havasını taşır. Görenler onun tam bir İstanbul beyefendisi olduğunu düşünür. Melek’le evlilikleri aşk evliliği olmasa da, zamanla birbirlerine alışırlar.

    Haşmet’in ailesi katledildiğinde, Mithat elbet üzülmüştür ancak bir yandan da, artık sıranın ona geldiğini hissettiğinden, bir tarafı sevinmiştir. Ancak Haşmet, Mithat’ın bütün planlarını bozar ve yıllardır emek vererek kurduğu suç örgütünün yeni lideri olarak, Fuat’ı ilan eder. Bu gelişme, hem Mithat’ı, hem de ablasını kaybetmenin acısını, kocasının yeni lider olması ile bir nebze de olsa telafi edebileceğini düşünen Melek’i, sonsuz öfkelendirmiştir.



    MERT ALTAY (YAĞIZCAN KONYALI)

    Mert; Ali Rıza’nın küçük kardeşidir. Henüz 10 yaşındayken babasını kaybetmiş olan Mert, Ali Rıza’nın sayesinde babasızlığını hissetmemiş olsa da, hiçbir zaman Ali Rıza kadar tertipli, disiplinli ve çalışkan bir genç olmamıştır. En az ağabeyi kadar zekidir, pek üzerinde durmadan mühendislik fakültesini kazanmış kolayca mezun olmuştur. Ailesine ve ağabeyine karşı saygısını her zaman korumuş bir çocuktur; ancak Ali Rıza’nın aksine aza kanaat etmez hem ailesi hem kendisi için daha iyisini ister, bulmaya çalışır. Hayatta en değer verdiği varlık ikizi Nihan’dır. Onu gözü gibi korur. Nihan onun hem kardeşi, hem de en yakın sırdaşı ve arkadaşıdır. Mert’in hesapsız, dizginlenemez tavrı Nihan’ın ölümünden sonra artarak devam edecektir. Mert ufak çaplı bir çetenin önce parçası, sonra lideri olacaktır. Güçlendikçe daha fazlasını ister, ta ki yeterince güçlenip Nihan’ın intikamını alana kadar durmayacaktır. Mert Ali Rıza’nın zayıf karnı en büyük zaafı olarak varlığına devam edecektir, Ali Rıza Nihan’ın ölümüne mani olamamıştır ancak Mert’in savrulmasının önüne geçmek için elinden geleni yapacaktır.



    HASAN KIRBAŞ (ALİ SEÇKİNER ALICI)

    Hasan 50’li yaşlarında, eski kulağı kesiklerden, şimdi bir tövbekar ve Ali Rıza’nın çalıştığı taksi durağının kahyasıdır. Hasan henüz genç bir delikanlıyken, pavyon fedaisi olarak girdiği yerde, kısa sürede namlı ve belalı bir tetikçiye dönüşmüştür, ömrünün 16 senesini çeşitli cezaevlerinde geçirmiştir, ancak bu cezalar onu ıslah etmek yerine daha çok öfkelendirmiştir. Elim bir hadise, Hasan’ın yaşadığı hayatla acı bir şekilde yüzleşmesine sebep olmuş, Hasan herşeyi geride bırakarak bir taksi durağında kahyalığa başlamıştır.

    Hasan kısa sürede mahallenin sevilen ve saygı duyulan abisine dönüşür. Mahallenin genç delikanlılarına, kendi düştüğü yola düşmemeleri için öğütler vererek, onları kötü alemlerden koruyarak, diyetini ödemeye çalışır Hasan.

    Yağız bir delikanlı olan Ali Rıza’nın, potansiyelini fark etmiş ve onu bir nevi korumasına almak için, çalıştığı durakta işe başlatmıştır. Ali Rıza, İstanbul’un namlı mafya babalarıyla savaşa girdiğinde, ona akıl vermeye ve yol göstermeye çalışan da yine Hasan olacaktır.



    DERYA TEKİNOĞLU (HAZAL BENLİ)


    Derya, Halide’nin teyzesi Meleğin 20’li yaşlarının sonlarındaki kızıdır. Derya, ailesinin zenginliği sayesinde, refah içinde, şımarık bir çocukluk yaşamıştır. Hem annesinin, hem de babasının gözbebeğidir. Derslerinde çok başarılı olmadığı için, üniversiteyi özel okulda, işletme eğitimi alarak bitirir. Çalışmayı hiç düşünmemiştir.

    Sık sık yurt dışı gezilerine giden, alışveriş yapmayı çok seven, fiziğine ve görünümüne oldukça özen gösteren Derya, babasının Haşmet ve Fuat’la yaptığı kirli işlerin farkındadır ve bundan hiç rahatsızlık duymaz, onun için aslolan yaşam standardını korumak ve sahip olduğu zenginliği sürdürebilmektir. Halide’yi yürekten sever ve gizliden ona hayrandır. Ancak ailesinin çıkarları söz konusu olduğunda, Halide’yi dahi tehlikeye atmaya çekinmeyecektir.



    MELEK TEKİNOĞLU (YEŞİM SALKIM)

    Melek, Haşmet Gürkan’ın rahmetli eşi Hatice’nin kız kardeşidir. Mithat’la evlilikleri, bir aşk evliliği değildir ancak zamanla birbirlerine alışırlar. Yıllarca ablası ve eniştesinin evliliklerinde şahit olduğu, saygılı ve sevgili evlilik yaşantısını, kendine örnek alarak, Mithat’ın bürokratik çevresine kolayca adapte olmuştur. Melek tam bu dünyanın bütün kurallarına alıştığını ve artık korkmadığını hissettiği noktada, kader kendisine acı bir oyun oynar. Ablası ve iki yeğeni katledilir. Katliamdan sadece en küçük yeğeni Halide sağ çıkmıştır. Melek yıkılır ve Halide’ye sıkı sıkı sarılır. Ablası ve iki yeğeninin ölümünden, Haşmet’i sorumlu tutar. Mithat’ın, Ali Rıza denen taksiciyi kullanmasıyla bir şans elde ettiklerini düşünen Melek, kocasını sonuna kadar destekler. Fuat’ın yok olması ve Mithat’ın hak ettiğini alması gerektiğine tüm kalbi ile inanır.



    RUKİYE ALTAY (YEŞİM GÜL)

    Rukiye Düzce doğumlu, dört çocuk annesi dul bir kadındır. Çerkez’dir. Dimdik duran, dimdik bakan, heybetli ve vakur duruşuyla etkileyici bir görüntüsü vardır. Sağlık Meslek Lisesi mezunudur. Devlet Demir Yollarında çalışan rahmetli kocası, aslında devletin istihbarat birimlerinden birinde çalışırken, ilk karısı ve iki çocuğu öldürülmüş, bunun üzerine Mehmet Emin, kuralları çiğneyerek katilleri vurmuştur. Bu olaydan sonra istifa eden Mehmet Emin Bey, toparlanmak için ata toprağı Düzce’ye gider, 2 yıl sonra Rukiye ile evlenir ve İstanbul’a taşınırılar. Rukiye fakir fukaranın yardımına koşar, iğneci gibi para almaz ve mahallenin saygısını kazanır. Ailesine ve içlerindeki cevhere inanan Rukiye’nin en büyük yanlışı, değişime direnmesidir. Oysa hayat değişmektedir. İlk dalgayı, Nihan’ın vurulmasıyla yaşar. Kızının cenazesinde Emine’ye tutunur ama yalpalamaz. Gözyaşları akar ama bağırmaz, … Her şeye neden olan o kız, Halide, geldiğinde, onu kovmaz, ama elini vermez. Vakur, acılı ve ön yargılıdır. Rukiye, Allah’a yakarırken, “özlerini hatırlat Ya Rab” diye dua eder. İnanır ki, sudaki söğüt, bedendeki kalp çürümez”


  2. #2
    Durum:
    Çevrimiçi
    Burçin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    05.01.2007
    Mesajlar
    66,982
    Konular
    157
    Verdiği Beğeni
    178

    Aldığı Beğeni: 632

    Bahsedilme
    21 Mesaj

    Standart Cevap: Arıza - Künye





    Konu Burçin tarafından (16-11-20 Saat 15:18:29 ) değiştirilmiştir.


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.