Sayfa 44/44 İlkİlk ... 344041424344
219 sonuçtan 216 ile 219 arası

Konu: Aşk Oyunu - Senaryolar

  1. #216
    Durum:
    Çevrimdışı
    axii sevde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    28.07.2007
    Yer
    şebsel&öyaz
    Mesajlar
    843
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    çok güzel bir gündü o gün...ilk defa bir erkeğin adam gibi adam olduğunu görmüştüm...(başını kaldırıp sarpa baktı gülümseyip)o gerçekten diğerlerinden farklı...bir erkek olamayacak kadar bir insan olamayacak kadar iyiydi...bazen gözümü kapamaya korkuyorum...gözümü açtığımda yanımda olmaz belki...ama herseferinde yanımda olduğunu gösteriyor...
    ALLAH'IM ONU BANA VERDİĞİN İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM...YENİ KAVUŞTUM ONA...daha yeni geldi bana...çok özlemişim onu...o gidince kanadı kırık kuş misali yaıyordum hayatı...o benim knatlarım...kuş kanatsız uçamaz..bende o olmadan yaşayamam da...

    -hayatım ne yapıyorsun orda

    -hiç bir şey hayatım

    -hadi gel buraya sen hiç özlemedin mi beni

    -deli misin sarp öldüm resmen

    -hadi gel artık

    -tamam birazdan geliyorum....

    yazmaya devam etti...sarpsa bahçede dolanmya devam etti...

    ben bu kocaman çocuğa aşığım...boyu benden çok uzun ama daha çocuk büyümemiş .... özlemiş hayatı...bahçede dolaşmayı...

    -sarp

    -efendim aşkım

    -içeri gir hava çok soğuk üşüüceksin

    -ben mutluyum böyle birtanem

    -ya üşütme gir işteee

    hayat onunla o kadar güzel ki...gidenin arkasından beklemek çok zordr...onu beklemek çok zordu...biliyordum o geri dönecekti...döneceğini bile bile onsuz o kadar ay ayrı kalmak,aynı havayı soluyamamak,onu hissedememek,her özlediğinde sarılamamak çok zordu...çok zor...

    sarp yanına geldi sarılıp alnından öptü...

    -havanın soğukluğunu daha yeni anladım

    -buz gibisin

    -hiçte bile

    -soğuğu hiç hisstmedin mi

    -hayır gttiğimde yazdı geldiğimse ie kış gelmiş ben bıraktığım gibi kalsın istediğim için fark etmedim

    ekin gülümsedi

    -eh askerlikte bitti artık sırada 2 şey kaldı

    -ne

    -birincisi düğünümüz ikincisi çocuğumuz

    -sarpppp

    -neeee kızım özledim seni ver bir öpücük bakalım

    dudağından öptüğü kadınını...ne çok özlemişti...

  2. #217
    Durum:
    Çevrimdışı
    büşra.ky - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.02.2006
    Yer
    eski nick Beyyza
    Mesajlar
    782
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    en son yazdığım 26.sayfada..



    Ekin:kızımm acıktınmı sen (: gel bakalım..
    Yelda:yinemi emzireceksin ekin
    Ekin:evet vakti geldi
    Yelda:yazık sana ya koca gün..
    Ekin:yok kız problem olmuyo
    Yelda:olmaz tabi..bu şirin kız olunca
    Ekin:e tabiki..ben yukarı çıkayım inerim birazdan
    Yelda:tamam canım


    Feryal:bu akşam hiç keyfim yok
    Yelda:hayırdır anne 1 saattir odandasın?
    Feryal:uzandım.başım ağrıyo
    Yelda:ağrı kesici içtin mi
    Feryal:yemek yiyelim ondan sonra

    Ekin:kızım bezin kalmamş hemen babayı arıyalmm

    Sarp:efendm canım?
    Ekin:ne zaman gliyosun sarp?
    Sarp:ne oldu özledin galiba =))
    Ekin:hayır şekerim kızının bezi bitmiş gelirken alırmısın diecektim
    Sarp:aşk olsun bez içinmi arandım yani
    Ekin:sevgilim benmi çıkıp alayım
    Sarp:çıkma da insan bi öylesine arar
    Ekin:noldu sana ne bu trip
    Sarp:pabucum dama atıldı diyorummm
    Ekin:hii ayıp ayıp senle ilgilendiğim kadar kimle ilgileniyorum aşk olsun
    Sarp:neyse canım gelince devam ederz yoldayım zaten
    Ekin:tmm....seni seviyorum
    Sarp:bilemicem artık
    Ekin:ya of (telefonu kapatır)
    Sarp:hey allahım...


    sarp markete girer (:

    Sarp:afedersiniz ben bebek bezi bakıcaktm da
    Görevli:ben yardımcı olayım buyrun
    Sarp:teşekkür ederm
    Görevli:hangisi olsun?
    Sarp: (duraksar)blmem ki
    Görevli:hangi markayı kullanıyosunuz?
    Sarp:bak şimdi aklıma gelmez ki benim.hanım bilir
    Görevli:ben size bunu vereyim en iyisi budur
    Sarp:hah evet en iyisi hangisiyse o olsun prensesime
    Görevli: (glümser)hangi boy
    Sarp:of...4 aylık kızım.ona göre bşi olsun işte.kusura bakmayın uğraştrdım ama
    Görevli: işimiz efendim sorun değil.bu olur kızınıza
    Sarp:saolun..

    sarp ödemeyi yapıp çıkar.

    Sarp:of ne zormuş

    Feryal:kapı..
    Yelda:ben bakayım,babam gelmiş
    Orhan:merhabaa
    Feryal:hoşgeldin orhancım
    Orhan:hoşbulduk hanım
    Feryal:sofra hazırlansın artık
    Yelda:sarp nerde baba
    Orhan:bilmem ben onu öğlen gördüm en son gelir heralde
    Yelda:hah geldi
    Sarp:ben geldim,nber
    Yelda:iyiyiz sen
    Sarp:iyiyim bende.ekin?
    Yelda:aslıyı emzirmeye gtti..senin elindeki çiçekler?
    Sarp:ekinee..
    Yelda:doğal olarak
    Sarp:neyse ben çıkayım yemeğe inmeyiz ekini ikna edeblirsem dışarı çıkarıcam
    Yelda:ooo tamam..
    Feryal:bugünün bi önemimi var?
    Sarp:yoo öylesine
    Feryal:varsa unutmayalım dedim
    Sarp:yok anne hadi görüşürz
    Orhan:görüşürz hayta

    Sarp:ekiin?
    Ekin:efendim
    Sarp:ben geldim
    Ekin:hoşgeldin
    Sarp:uyudu mu kızımız(beşiğe yaklaşır)
    Ekin:evet..
    Sarp:niye sinirlisin
    Ekin:senin yüzünden
    Sarp:aa (yanına çömelir)
    Ekin:tabii..dedikelrini unuttun galiba
    Sarp:bırak şimdi bak sana ne getrdm çiçekleri gösterir
    Ekin: kanmıcam çiçeklerine
    Sarp:kandırmak için almadm ki
    Ekin:niye aldın
    Sarp:içimden geldi
    Ekin:evet en son doğumda almştın
    Sarp:saydınmı bide
    Ekin:hayır ama öyle akılda tutmak zor değil ki
    Sarp:sevglim yapma ben sana hergün alırım
    Ekin:yok böyle arada iyi (gülümser)
    Sarp:işte böyle gül
    Ekin:tamam (yanağından öper)
    Sarp:ne bu? (ekinin çekilmek üzere olan yüzünden dudağını yakalar)
    Ekin:ımm..şımark
    Sarp:bi dk bi dk
    Ekin:nolduu?
    Sarp:en son ben sana kızmştm
    Ekin:evet ama sonrada ben kızdım
    Sarp:ama sen affettin şimdi kendini affettir
    Ekin:öylemi?
    Sarp:evet gel bakalım(yaklaşır)
    Ekin:önce yemeğe inseydik.çağırırlar birazdan
    Sarp:merak etme inmiceğimizi söyledm.önce kendini affettr snra yemeğe çıkıcaz
    Ekin:oo herşeyi düşünmüşüz bakıyorumm
    Sarp:ne sandın,hadi gel buraya
    Ekin:hşştt tamam aslı uyanırsa bütün planın yatar ona göre...
    Sarp:tamam sustum.

    ...


    :img-in_lo:icon_whis

  3. #218
    Durum:
    Çevrimdışı
    axii sevde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    28.07.2007
    Yer
    şebsel&öyaz
    Mesajlar
    843
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    -ekin

    -efendim canım

    -bugün annemlere gidelim mi?

    -sarp

    yüzü düştü ekinin

    -gitmesek

    sarp ekinin yanına geldi yere bakan yüzünü eliyle kaldırdı

    -ama hayatım

    -sarp onlar beni kabullenmiyor geçmişim yüzünden

    -herkes geçmişinde yaşamıştır bir şeler kimin geçmişi düzgün ki önemli olan bugünü yarını düzgün kılmak

    -öyle ama onlar

    -sankii onlarında geçmişi çok düzgün biz gidicez ve evleniyoruz diyecez

    -seni çok seviyorum

    -bende

    gülümsediler birbirlerine

    ne de olsa aşıklara yakışırdı gülmek..

    hakkını vermek lazımdı...

    gülmenin..


  4. #219
    Durum:
    Çevrimdışı
    Çalıkuşu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    18.08.2005
    Yer
    Dünyada...
    Mesajlar
    578
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Ne varsa eski mekanımda varmış bunu 4 gündür iyi anladım...

    Hikayenin Aşk Oyunu ile ilgisi pek yok ama mecburiyetten bu sayfaya ekliyorum(hikaye başlığı açmak 4 yıl önce serbest iken 4 yıl sonra yasaklanmış). Karakterlerin adını siz gönlünüzde değiştirin, Mesela mekanı Serkanın hapis yattığı dönem olarak düşünün, dizideki, Serkan Erdem olmuş, koğuş ağasıda herhangi biri olsun. üzgünüm... hazır gelmişken diğer hikayeleride zevkle okuyabilirsiniz. hepsi birbirinden güzeldir :img-yes:

    Bu bir hikaye,

    ***********************


    ...DEĞİŞİM...


    Türker: Yiğidim sende hiçbir şeyden anlamıyorsun, çayırdamı büyüdün?
    Duyduğu bu soru karşısında ne cevap vereceğini bilemeyen Erdem şaşkınlıkla soruyu yanıtladı...
    Erdem: Yoo en son kimya üzerine Amerikada master yapmıştım.
    Türker: Haaaa.

    Master kelimesini aklından bir daha geçiren Türker masterı çekomastır türü bir inşaat malzemesi sanmıştır, ancak cahil olduğu belli olmasın diye sesini çıkarmamış, bilmiyorsan sus alim sansınlar havasına bürünmüştür.

    Türker: Anladım ben çayırda büyümüşsün sen. Yiğidim diyorum bak Sıvasla büyük dededen kan bağım vardır o bakımdan şeyettim, senin daha yiyceğin çoook ekmek var, ancak haline acıdım, elimi üstünden çeksem anandan emdiğin sütü burnundan getirecek bu hırpolar, ben kadını ezerim zaten kadının ezileni makbul ama iş erkekliğe geldimi, toz kondurmam. Dedim ya acıdım haline diye, seni ele alıyorum, birazda Ramiz dayının etkisinde kalıyorum, ders vericem sana, hemde hayrına, öbür dünyaya götürecek bir iyliğimizde olsun. Heee ne dersin?

    Erdem: Ne dersi?
    Burda Türker sinirlenir gibi olmuştur, mimiklerin sertleştiğini gören Erdemde bilmiyorsan sus alim sansınlar düsturunu uygulamanın daha iyi olduğuna kanaat getirmiştir, kalp kalbe ne kadar karşı anlayın artık.

    Erdem: Peki dayı.
    Türker: Hoppala nerden dayın oluyorum oluum senin, al işte yüz ver, dakka bir saniye bir tepene çıksınlar.

    Erdem: Peki Türker bey, affedersiniz, Ramiz dayıyı seviyorum dediniz diye ben şeyettmiştim. Ne etmiştim? hah! hoşunuza gider sanmıştım.

    Türker: Neyse bu kısmı sonra hallederiz. Ne diyordum, tüh unuttum yav. Ooolum kafanı parlattığın ayakkabıdan kaldırda bana bak, şşiit sarı kuş sana diyorum. Çek bakıyım Türker amcana ordan bir çay, demini düzgün tut, yoksa karışmam. Abdest suyu içmem, kömür karasıylada işim olmaz, tavşan kanı. Öğren bir dahada söylemem.

    Karşı ranzada ayakkabım ne kadar parlıyor diye parlatıp parlatıp ışığa tutan sarı çocuk, hemen demliğin başına koştu,

    Türker: şşiiiit kıvırcık sende keyfim yerinde deme, benimki değil, tak bakıyım teybe Orhan babadan bi kaset, ben hayat dersi verirken fonda müzik olsun isterim.

    Sevdiğine mektup yazarken kelimeler arayan çocuk, emrin kendisine verildiğini anlayıp hemen koğuşun külüstür teybine uzandı, Orhan Gencebayın bütün müzik arşivi ordaydı, dönüp Türkere korkuyla sordu,

    Çocuk: Ağam hangisi olsun?
    Türker: Hangisimi olsun? hepsinide çocuğum gibi severim, hadi Seven Affeder olsun, tam beni ve Senihamı anlatıyor. Senihaaaam, bak gene aklıma düştün, kokusuna mefta olduğum.

    Kasetin play tuşuna basılmasıyla damardan bir girişle Orhan Gencebayın müthiş sesi koğuşu doldurdu.

    Ağlasam yaş olup düşeceksin,
    Ağlamasam canımdan edeceksin
    Ben tükenirken sende tükeneceksin
    Aşkımla biteceksiiin...
    Herşeye rağmen seven affeder biliyorum,
    Ağlatma beni seni kaybetmek istemiyorum.


    Müziğin çalmasıyla keyfi yerine gelen Türker koğuştaki diğer kader mahkumlarına şöyle bir göz gezdirdi. Herkesi kendi halide görüncede sakinleşti, önüne büyük bir ihtimamla konan çayı ışığa doğru kaldırdı, renk berraklık tamdı. Elindeki gümüş boncuklu tesbihi döndürüp kafasını aferin manasında sarı çocuğa salladı. Sarı çocuk tam keyifle eski yerine dönecektiki, Arkasından şöyle seslendi,

    Türker: Son fırtı aldımmı, beni söyletmeden aynen yenileyeceksin, çayıda taze tut, bayat çayla aram yoktur, önüme bayat çay getirirsen demliği kafana yersin.
    Sarı çocuk; pe pe peki ağam emrin olur. İstediğin çay olsun, yeterki sen kızma. dedi. Türker söze kaldığı yerden devam etti,

    Türker: Haaa ne diyordum şimdi hatırladım, erkeklik diyordum dimi? tam bu anda Erdeme bir alıcı gözle baktı, gördüğünden pek hoşnut olmadı ve söze söyle devam ettirdi:

    Türker: önce başka bir mevzuyu halledilm, oluuum ne bu halin? kırpılmayı bekleyen merinos koyunlarına dönmüşsün. Önce bu saçları bir tıraş edicen tamammı, hiç aynaya bakmıyonmu sen. Yüzünü görenin kırk yıllık nasibi geri kaçar.

    Erdemde birden irkildi, en son ne zaman saç sakal traşı olduğunu hatırlamıyordu. Kafasını olur manasına salladı, sonrada derin bir iç geçirerek.

    Erdem: Son bir yıldır ne yaşadım ne oldum bende farkında değilim, ama haklısın, unuttum bu arada berbere gitmeyi, söz ilk işim yarın saçları kestirmek.

    Tamamdır manasına kafayı sallayan Türker lafına büyük bir keyifle devam etti.
    Türker: Bak çekirge sevdim seni, sanki gelecekte kaderimiz kesişecek gibi neyse bu mevzulara fazla girmiyim, hislerim kuvvetlidir onu şeyedim dedim. Şimdi ben üç beş ay önce televizyonda izledim Ezel denen dizide Ramiz dayı diye pala bıyıklı bir emmi var, genelde ceket omuzda yumurta topuk ayakta geziyordu, bende bu racon olmaz, onun kafa kağıdı daha eski, saygı duyarım. Ama izlerken çok hoşuma gitmişti, rabbim banada nasib etti, seni ele alıyorum. Dediklerimi bir bir yapacaksın, kafamı kızdırırsan demin sarı çocuk için söylediklerim senin içinde geçerli olur, anlaştıkmı?

    Biraz korku birazda saygıyla karışık duygular barındıran Erdem, mecburiyetten kafayı EVET manasına salladı.

    Türker: Şimdi çekirge, elde ne var bi bakalım, sevdiğin sporları say bakiyim,

    Türker için bunlar: başta kadın dövmek, bol bol sövmek, hindi gibi kabaranları böğründen şişlemek, okeyde taş çalanın kafasına tahtayı indirmek, vs. olarak sıralanabilir.

    Kendisine sevdiği sporları say emri geldiğinden Erdem sıralamaya başlamıştır.

    Erdem: Üniversite eğitimini Oxfordda yapmıştım, hey gidi günler hey aradan 10 yıl geçmiş, orda polo oynamak çok popüler, Türkerin hiç birşey anlamadığını anlayan erdem açıklama gereği duymuştur. Polo diyorum, hem atlı spor oluyor, hemde bizim cirite biraz benziyor

    Türker denilenin ne olduğunu bilmesede kafa sallamıştır..

    - Burdada Heybeliada yüzme ve su sporları klübüne üyeydim, yazları bizim yazlık Büyükadada olduğundan motora atlayıp hoop heybeli yapardık gitmişkende günü orda geçirirdim. adaları yüzerek geçmişliğim çoktur. Kınalı, Burgaz, Haybeli aaah ah balıkların dili olsada konuşsa.

    Türkerin tepesinin atmak üzere olduğunu anlayan Erdem verdiği örneklerin absürdülüğünü o an kavradı. Sözü daha basit bir dille anlatmayı tercih etti. Snowboard dese anlamayacağınıda iyi bildiğinden

    - Kışın MontBlancta kayak yapmayı çok severdim dedi ve durdu.

    Erdemin saydıklarından en sonunda anladığı birşey bulan Türker gülümseyerek

    Türker: Kayakmı, haa bak onu bende severim, hey gidi çocukluğum hey, ne günlerdi beee, bizim illerde kış çok sert geçerdi, bizde çocuk çombalak kışın toplaşır yokuş aşağı kayardık. Hep ben kazanırdım tabi. Malzemelerde değişmiş, şimdiki çocuklar kalın çöp poşetleriyle kayıyorlar akıllı keratalar tabi, biz tahta sandığa talim ederdik, bende cüsse çocukkende sağlamdı, sandık kırıldımı toto üzeri hooop yolda bulurdum kendimi, suç bende değil tabi kıytırıktan yapılmış meyve sandıkları sağlam çıkmazdı, sandık dedimde kasabanın manavı az kovalamamıştır beni, tabi hiçbirinde yakalayamaştır onuda söylüüm... Demek kayak, çık o işimize yaramaz. sana ata sporları lazım. güreş diycem, ama burda yapılmaz soyunmak gerek, durduk yere elimi kana bulamak istemiyorum. Biri dayanamaz yan bakar neme lazım... sen pek cılızsın ama bende vucut alımlı tabi, güreşi eledik, boksa geçelim, yumruk talimi yapabiliriz, koğuştakilerden seç beğen al, hepsi sana kurban olsun., ama bu sarı çocuğa dokunma, onu çaycı atadım. gerisi helal...

    Erdem bir an tatlı hayallere daldı :img-in_lo kendisini daha önce karnından mıhlayan öbür koğuşun ağasını aklından geçirdi ama, kaçıp hapse tekrar geri geldikten sonra başka bir koğuşa konmuştu, sonra birden gerçeklere döndü.

    Erdem: Ne yani birisinimi yumruklayacağız burda hemde talim için, yok olmaz abii, dayı? emmi? hacım? ustam? üstat. son söylediği Türkerden onay almıştı. İşinin bu tıfıl çocukla çoook uzun olduğunu düşünen Türker kestirmeden kolay yolu bulmuştu.

    Türker: Bak ne diyorum biliyormusun çekirge, nasılsa denenmişi var, her sahneside aklımda zaten, bende kendimi fazla yormıyım, Aslan Amca Polatı, Ramiz dayı Ezeli nasıl adam ettiyse bende aynı yolu deniyim, bu ikisinden birini seç.

    Tam bu anda bu tadına doyulmaz muhabbeti heycanla dinleyen koğuş üyelerine dönüp...

    Türker: Haa kimse bana taklitçi filan demesin oyarım. dedi.

    sonra tıpkı ekranda 3-5 ay önce seyrettiği gibi eğitim çalışmalarına başladı. Bakınız; Ezel, (Ramiz dayı Ezeli eğitiyor, bölüm bilen varsa yazsın ben bilmiyorum)

    **********

    Feleğin çemberinden ve Türkerin erkeklik eğitiminden geçen Erdem, 2 aya kalmadı iyi halden salıverildi.

    Annesi tam karşı kaldırıma parketmiş son model Hummer jeepinin içinde onu bekliyordu. Derken çilehanenin ağır demirden kapısı gıcırdayarak açıldı, içerden biraz kilo almış, balkon göbek salmış, saçlar limon suyundan dolayı öküz yalamış tarzda yandan ayrılmış, enveriye bıyıklı boyu aynı Erdem gibi olan ancak tipi ona hiç benzemeyen bir adam çıktı. Ayten hanım heycanlanır gibi olduysada çıkanın oğlu olmadığını düşünüp tekrar arabasına geri döndü. Dışarı çıkan adam önce derin bir nefes çekip havayı kokladı, içerinin rutubetli havasından sonra yeni yeşillenmiş ağaç kokularının içinde dansettiği bu temiz ilbahar havasını solumak iyi gelmiştir, düşmek üzere olan omzundaki piedöpul pötükareli ceketi omuz atması tarzda ani bir refleksle yerine oturttu, eldindeki gümüş püsküllü oltu taşı tesbihi kıvrak hareketlerle döndürüyordu. Bir sağa bir sola baktı, bu gün terhis günüydü ve aileden birinin karşılamaya kesin geleceğini iyi biliyordu. Bir günlük karısı Ömürden umudu çoktan kesmiş, içerdeyken Ömür için bol bol plan yapmıştı, oldukça mor renkleri içinde barındıran planlarını uygulamak için sabırsızlanıyordu. Bir iki burnundan derin fırt çekti, ağzına gelen salyayı* tükürük ilavesiyle dahada büyüterek kaldırımın orta yerine bıraktı. Yoldan geçen kimse yoktu, herhangi birisi geçse tükürüğün adresi belliydi, hazır içerden yeni çıkmışken ilk bulduğunu pataklamak ona iyi gelecekti ama Mekan maphushane kapısı olduğu için gelen giden yoktu. Neyse sinirini daha sonra ilk bulduğu garibandan rahat rahat çıkarırdı nasılsa. Dışardaydı ve özgürdü. Derken karşı kaldırımda bekleyen jeepi farketti. Hiç eşyası yoktu, çıkarken hepsini içerdeki kader mahkumlarına hayır niyetine dağıtmıştı, (Angora kazaklar, hakiki ingiliz kumaşından ısmarlama dikilmiş pantolon ve ceketler, Birkin marka valiz verdiği garibanlarda pek şık durmuştu... ama bir daha eline alıp okumayacağını bildiği kitapları verecek kimse bulamamıştı. Kitaplar hapisanenin kitaplığına hediye verildi (Gitti caanım, Dostoyevskiler, Hemginwayler, Jack Londonlar, Rousseular ve bu ülkenin görmüş göreceği adam gibi adamı, harikalar ötesi yazarı Halikanas Balıkçısı...hikayeyi okuyana süpriz bu linkte http://www.dizifilm.com/forum/showthread.php?t=19624 )

    * tam burda özür diliyorum hikaye gereği yazmak zorundaydım...

    Camı tıklattı, otomatik cam aşağıya inerken içerde oturan Ayten hanım, karşısında gördüğü kişiyi biran yankesici veya azılı haydut sandı (kadın hayatında bunların gerçeğini görmediğinden böyle sanması doğladı), telaşla ne istendiğini anlamaya çalışırken Erdemin yüzünde değişmeyen tek şeyden oğlunu dehşetle tanıdı. Gözler.

    sonrasımı?

    Ayten hanım sağlığını kaybettiği için bir süre isviçredeki bir senatoryumda tedavi gördü. Cemiyet bunu bilmedi.
    Erdinç bey şerefsiz herif damadının yaptıklarını öğrendikten hemen sonra hakkın rahmetine kavuştuğundan oğlunun bu halini görüp tekrar ölmedi.
    Aylin her söylediği sözden dayak yediği için kardeşini ayda yılda bir gördü.
    Cesur denen namert, mapushanede eğitim görmüş bu adamla başedemiyeceğini anladığı için şehir değiştirdi, şimdi acz içindeki başka kadınlara Ömüre yaptığını yapıyor ama bunu yaparken güneş gözlüğü takıyor.
    Ömür, sapık ne demek ikinci kez tecrübe etti. Namusu kirletilerek aşağılanan Ömür ömrünü bol bol dayak yiyerek geçirdi. Çok gözyaşı dökmekten gözyaşı tümörüne yakalandı(yok böyle bişey), her yıl bir çocuk doğurdu.(doğmuş 7 tane var, yeniside karnında Erdemin performansına bağlı bu sayı artabilir)
    Tek suçu kader kurbanına acımak olan Raziyemde, bu işin içinden çıkamayacağını anladı ve şehir değiştirdi, göngürmüş bir İzmirli ailenin yanında kahyalık yapıyor, mutlu mesut yaşıyor ve yaşadıklarını unutmaya çalışıyor.

    bide Kendisi Cesurun halini gördükten sonra mert Garadenuz erkeklerine bol bol dua etti.


    bu hikayede burda bitti...

    -------------------

    Yorumlar buraya değil duvara olsun...



    ____________ Vazgeçilemez...


Sayfa 44/44 İlkİlk ... 344041424344

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Aşk Oyunu - Senaryolar (2)
    By anaxagor in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 06-04-08, 16:33:58
  2. Aşk Oyunu
    By Freddie in forum Dizi & Film Müzikleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29-01-07, 00:33:50
  3. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (14)
    By gormlaith in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 07-10-06, 12:02:41
  4. Aşk Oyunu - Senaryolar (1)
    By MardiGras in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 22-09-06, 18:25:54
  5. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (7)
    By icegirl in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 21-08-06, 16:39:04

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

casino siteleri
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
yerli filmler
kartal escort
maltepe escort
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
deneme bonusu veren siteler
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmir escort
eryaman escort
porno izle