Sayfa 2/201 İlkİlk 1234561252102 ... SonSon
1001 sonuçtan 6 ile 10 arası

Konu: Aşk Oyunu - Senaryolar (2)

  1. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 4

    Bölüm 4:

    Yeni bir gün başladığında Sarp kendini iyi hissetmeye zorladı. Bu günlerde daha da güçlü olmak zorundaydı. Bir yola girmişti ve geri dönemezdi. Kendine saygısını kaybetmemek için tüm olumsuzluklara direnmek zorundaydı. Kahvaltı bile yapmadan bir zamanlar spor arabasıyla gittiği fabrikaya şimdi hiç de o zamankine benzemeyen yöntemle hem de iş aramak için gidiyordu.
    Fabrikaya vardığında personel alımından sorumlu kişiyle görüşmek için beklemeye başladı ama fazla beklemesi gerekmedi. “Buyrun Sarp Bey. İçeride konuşalım.”
    Sarp ne için geldiğini anlattıktan sonra bir cevap beklemeye başladı. “Üzgünüm ama sizin için uygun pozisyonumuz yok Sarp Bey.”
    “Lütfen, nasıl olur? Özgeçmişimde yazanlar yeterli değil mi? Aldığım eğitim ve iş tecrübem yeterli değil mi?”
    “Gerçekçi olmak gerekirse, Sarp Bey, önümdeki CV’ye baktığımda yetersiz bir CV’den çok fazlasıyla yeterli bir CV görüyorum. Bu sebepten size uygun bir pozisyon yok dedim, pozisyon yok demedim.”
    “Anlayamadım?!?...”
    “Şöyle anlatayım: Sizin durumunuz kalifiye olmamaktan çok aşırı kalifiye olmak. Bizim ‘over-qualified’ dediğimiz bir durum bu. Size teklif edebileceğim işler sizi tatmin edecek işler değil.”
    “Lütfen Aydın Bey, ben sahip olduğum her şeyi geride bırakırken bunu göze almıştım. Şu an bir işe ihitiyacım var ve ben babamın adını kullanarak iş bulmak istemiyorum. Eğer olan işi yapabileceğime inanıyorsanız o işi bana verin.”
    “İşin aslı elimde sadece servis aracı şoförlüğü işi var...”
    “Tamam, kabul ediyorum. Ehliyetim var! Sorun olmaz!” diye heyecanlı yanıtladı Sarp. Gözleri yeniden ışıldamaya başlamıştı. Hala umut olduğunu düşünürken “anlaştık o zaman” diyen sesi belli belirsiz duydu.
    .......
    Serkan uyandığında saat öğle vaktini gösteriyordu. Başının ağrısına söylendikten sonra “ne vardı o kadar içecek” diye kendi kendine hayıflandı. İki ağrıkesiciyi kahvesiyle midesine indirdikten sonra salondaki kanepeye oturdu bir süre. Kahvesinden bir-iki yudum aldıktan sonra eline cep telefonunu aldı. Aklından Yelda’yı aramak geçiyordu ama altı cevapsız çağrıyı ve bir mesajı gördü. Cevapsız çağrılar da mesaj da Yelda’dandı. Mesajı okuduğunda Yelda’nın kendisini aramasını istediğini gördü. “Kalp kalbe karşıymış” diye ortaya konuştu ve gülerek telefonun listesinden “Yeldacım” diye kayıtlı numarayı buldu ve arama tuşuna bastı.
    Yelda sabahtan beri Serkan’a ulaşmaya çalışıyordu. En başta çok kızmıştı cevap vermediği için ama sonra dayanamayıp bir de mesaj yollamıştı. Serkan’ın O’nu aramaya çekindiğini düşünüyordu ve mesajla aramaya ikna edebileceğini düşünmüştü. Düşünceler içinde elindeki dergiye bakarken telefonunun sesiyle irkildi. Arayan Serkan’dı.
    “Ne var Serkan ‘Abi’?!”
    “Lütfen Yelda, yapma böyle...”
    “Neredesin saatlerdir? Seni kaç defa aradım haberin var mı?”
    “Altı...”
    “Efendim??”
    “Altı defa aramışsın ve ister inan ister inanma, ben de seni arayacaktım. Sen beni aramamış olsan bile.”
    “Öyle mi?”
    “Dün gece bir bardaydım, kafamı dağıtmam ve düşünmem lazımdı. İçkiyi fazla kaçırmışım.”
    “Hmm... Ee, sonuç?”
    “Sonuç son dakikada benimle buluşan liseden bir arkadaşla da konuştuktan sonra başımın belada olduğunu bir kere daha anladım. Bir tarafta aşık olduğum ilk ve tek kadın, diğer tarafta en yakın dostumu kaybetme riski. Bu durum....”
    “Eski bir arkadaş? Kimmiş o liseden arkadaşın?”
    “Biliyorsun canım, Sarp’ın ilk aşkı Yasemin. Yurtdışından kesin dönüş yapmış ve tek arkadaşı Yeşim nişanlısıyla şehir dışındaymış. Bu sebepten o da Yeşim’den benim telefonumu alıp beni aramış. Hayır diyemedim. Geldi, konuştuk.”
    “Öyle miii?..”
    “Lütfen Yelda, kıskançlık yapılacak bir durum yok. Hem hiçbir zaman kankamın sevdiğine sarkmam, eskide kalmış bir aşkı bile olsa.” diye cevap verdi Serkan yılgın bir ses tonuyla ve “ancak kızkardeşine aşık olurum” diye devam etti içinden.
    “Peki öyle olsun. Sonuçta ne karara vardın?”
    “Buluşup konuşabilir miyiz?”
    “Peki!”
    ........
    Ekin Gönül ile konuşarak yemekhaneye doğru ilerliyordu. Biran Sarp’ı gördüğünü sandı ama bunun saçma olduğuna karar verdi. Ne de olsa Sarp’ın ne işi olacaktı fabrikanın yemekhanesinde? Bu düşünceler içindeyken Gönül Ekin’in kolunu dürtmeye başladı. Ekin önce Gönül’ün yüzüne sonra da Gönül’ün başıyla işaret ettiği yöne baktı ve az önce gördüğü kişinin hakikaten Sarp olduğunu anladı. Sarp’ın orada ne işi vardı? Daha da önemlisi Sarp’ın ağzının içine düşmek üzere olan o kızkurusunun Sarp’la ne işi olabilirdi? Ekin çene kaslarının biraz daha gerildiğini hissetti.
    Sarp etraftaki insanların bir kendine bir de başka bir yöne baktıklarını fark edince nereye baktıklarını merak etti ve başını çevirdiğinde Ekin’in o tarafa yaklaştığını gördü. Ekin’in yüz ifadesinden başının dertte olduğunu anladı ama bu defa ne yaptığından emin değildi. Burada iş bulduğu için çok kızmazdı, değil mi? Nedense bundan hiç emin olamıyordu. Ekin’in gözlerinden ateş saçarken bile ne kadar güzel olduğunu düşündü. Sonra O’nun güzel olmadığı bir zamanı bulmaya çalıştı ama aklına nedense öyle bir zaman gelmedi.
    “Ne işin var burada Sarp?”
    “Burada işe başladım ve bana yemek fişleri verdiler bu yemekhanede kullanmam için. Ben de yemek için buraya geldim. Niye ki?”
    “İşe mi? Burada mı? Hem madem yemeğe geldin niye yemek kuyruğunda değilsin?”
    “Evet, burada işe başladım. Servis aracı bundan sonra benim idaremde olacak.” dedi Sarp ve ekledi: “Ha bu hanımefendi benim burada yeni olduğumu anlamış işlerin nasıl döndüğünü anlatıyordu.”
    “Hmm, öyle mi? Gerek yok!”
    “Efendim?”
    “Yani ben sana yardımcı olacağım için O’nun yardımına ihtiyacın yok!”
    “Ekin’i duydunuz. Yine de yardımlarınız için teşekkür ederim.” diye seslendi Sarp kendisiyle konuşan kendi yaşlarındaki kadına ve yüzünde bir gülümsemeyle Ekin’e döndü. “Himayenizdeyim kraliçem...” Ekin’in neden gözlerinin ateş saçtığını anlamıştı.
    Ekin’in başı dertteydi, en azından Ekin öyle düşünüyordu. Sarp’ın da aynı fabrikada çalışmaya başlamasından ziyade bir anlık kıskançlığın etkisiyle yaptıkları dedikoduları iyice ateşleyecekti. Nedense bu konuya kafayı takmaktansa işleri oluruna bırakmaya karar verdi. “Aman canım, yine yemekhanede herkese ağızlarının payını veririm gerekirse. Sanki hiç yapmadığım şey!...” diye düşünürken O da Sarp gibi gülümsemeye başladı. O sırada yemek sırasında olan Gönül diğer herkes bu ikisini izliyordu. “Gözleri gören her insan evladının birbirlerine ne kadar yakıştıklarını ve ne birbirlerini ne kadar sevdiklerini görmemesi imkansız” diye düşündü ve ikisine el salladı.
    .....
    “Bu işi beraber yapmalıyız.”
    “Niyeymiş o?”
    “Çünkü içinde bulunduğumuz durum sadece sorunum değil. Sen de bunun bir parçasısın ve olacakları ilk elden ‘ikimiz’ karşılamalıyız.”
    “Sen bu sözleri bir yerden mi ezberledin?”
    “Ne demek şimdi bu, Yelda?”
    “Ne bileyim, senin edeceğin laflar değil bunlar da...”
    “Peki, dün geceki muhabbet sırasında benzer şeyler bana söylenmiş olabilir. Tam hatırlamıyorum, alkollüydüm de...” Bu söz üzerine Yelda güldü. Yine de Serkan’ı köşeye sıkıştırmadan edemedi. “Başka tam hatırlamadığın şeyler de olmuş olmasın. Ne bileyim, geceye birinizin evinde devam etmek gibi mesela...”
    “Lütfen Yelda!”
    .....
    Orhan Bey sabahtan beri kendini işe vermeye çalışıyordu ama aklı hep Sarp’a kayıyordu. Ne kadar da asi olmuştu Sarp. Ne yaptıysa, ne söylediyse dediği yola gelmiyordu. Eve döndürebilse oğlunu işlerin yoluna gireceğini biliyordu. Ah o Ekin olmasa... Sonra kafasına dank etti. Sarp aslında tam da babasının dediklerini yapıyordu. Baba parası yemekten başka işe yaramayan bir züppeden olgun, kendi ayakları üzerinde duran birine dönüyordu. Hayatı boyunca bulduğu doğru düzgün tek kız olan ve kendisine bir gömlek büyük gelen bir kızın peşinden koşuyordu. Aynen Orhan Bey’in zamanında tehdit ederek söylediği işi yapıyor, o kızı elinden kaçırmamaya çalışıyordu. Sarp babasının bu çelişkili nasihatlerinden doğru bildiğini dinliyordu. O kızı üzme demişti, oğluna gelemeyen kızın peşinden giderek üzmemeye çalışmıştı. Baba parasına güvenmemesini söylemişti, Sarp da elinin tersiyle tüm bunları itmişti. Artık Teksoy adını bile kullanmadan ayakta durmaya çalışıyordu. Orhan Bey kendisinin sahip olduklarından bir çırpıda vazgeçip geçemeyeceğini düşündü ve oğlu kadar cesur olamayacağını fark etti. Oysa kendisi yokluktan gelmişti. Sarp gibi sadece zenginlik içinde büyümemişti ama Sarp yine de korkusuzca bilmediği gerçek hayata atmıştı kendini. Eğer oğlunu biraz tanımışsa bu yaptıklarının sadece macera peşinde olan Sarp olmadığını biliyordu. İşte o an eli telefona gitti. “Bana dünürüm İsmet Bey’i bağla!”

  2. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 5

    Bölüm 5:

    “Tesadüf olmuş Orhan Bey, öğle yemeği için eve gelmiştim. Yoksa beni evde bulamayacaktınız. Hayırdır?”
    “Seninle konuşmamız gereken bir konu var dünür. Dünür dememden de anlayacağın gibi konu bizim başbelalarımız, Sarp sıpasıyla Ekin kızımız...”
    “Bu konu kapandı Orhan Bey! Konuşacak bir şey yok.”
    “İsmet, sen de gayet iyi biliyorsun ki var. Benim yaptığım hatayı sen de yapma. Ne kadar inkar edersek edelim konuşacak ‘bir şey’ var. Lütfen...”
    “Peki nerede konuşalım? Senin oraya mı geleyim?”
    “Yok, dünür, en iyisi biz akşama bir yerde hem demlenelim hem de konuşalım. Ben seni aldırırım, itiraz istemem.”
    “Peki bakalım, sen nasıl diyorsan öyle olsun...”
    ......
    “Bak Sarp, ne yapmaya çalıştığını biliyorum ama babama sert çıkmış olmam önceden konuştuklarımızı değiştirmiyor. Biz ayrıldık ve aklından geçenlerin olması şu aralar imkansız.”
    “Hı hı! Haklısın...” derken Ekin’in tüm dediklerine rağmen Ekin’den vazgeçmeye niyeti olmadığı geçiyordu Sarp’ın aklından.
    “Haklı mıyım?!?”
    “Evet, haklısın. Yine de geri dönmüyorum, Ekin. O kararı verirken ne yaptığımı biliyordum ve geri dönüşü yok. Bulduğum bu işte çalışacağım, Kurti’yle aynı evi paylaşmaya devam edeceğim. Bu defa kimse o dut ağacına çıkmamı engelleyemeyecek.”
    “Dut ağacı?”
    “Boşver, uzun hikaye. Dut ağacı sadece bir metafordu. Belki bir gün anlatırım ne anlama geldiğini...” Ekin merak etmişti ne anlama geldiğini ama “peki” demekle yetindi.
    ........
    “Ne oldu Yeşim? Niye ağlıyorsun?”
    “...”
    “Nişanı mı attın? Ne diyeyim ben sana şimdi?”
    “....”
    “Tamam tamam, akşama doğru İstanbul’a geldiğinde alışveriş yaparız ve bana herşeyi anlatırsın. Hem benim de sana anlatacaklarım var!”
    ...........
    Serkan ile Yelda anlaştıkları gibi Ortaköy’deki kahvelerden birinde buluşmuşlardı ama ikisi de nasıl başlayacaklarını bilmiyordu. Serkan Yelda’yı kızdırmaktan korktuğu için yanlış bir söz söylemek istemiyordu. Öte yandan Yelda’nın aklında ise Serkan’ı daha bir köşeye sıkıştırmanın kararsızlığı vardı. “Ee, seni dinliyorum, Serkan ‘Abi’...” diye söze başladı. Serkan “abi” diye hitap edilmenin anlamını çözeli çok olmuştu ve doğruyu söylemek gerekirse bu şekilde hitap edilmekten yorulmuştu ama biliyordu ki Sarp ile konuşmadığı sürece “abi” sözcüğünü çok duyacaktı.
    “Yelda, sen benim kouşmayı yapmam gerektiğini düşünüyorsun ama dün gece düşündükten sonra bunu ikimizin birlikte yapması gerektiğine daha bir ikna oldum.”
    “Yani Yasemin’den ‘dost’ tavsiyesi aldıktan sonra...”
    “O’nunla konuştuğum doğru ama Yasemin sadece liseden bir arkadaş ve senin de bildiğin gibi Sarp’a besteler yaptıran ilk aşkı. Her şey olabilirim ama kankamın ilk aşkıyla aramda bir şeylerin yaşanmasına izin verecek değilim. Hele ki başka birine abayı fena yakmışken...” Yelda o noktadan sonra daha fazla Serkan’ın üstüne gidemedi ve Serkan’ın kendine anlatmaya çalıştığı konu üzerinde düşünmeye daha ciddi düşünmeye başladı.
    “Haklısın Serkan, ikimiz konuşursak en doğrusu olacak. Zaten senin bu işi tek balşına yapabileceğin yok. Seni beklersem sevdiğim adamı saçlarım beyazladığında görebileceğim demektir.” Duydukları karşısında Serkan her zaman olduğu gibi yine heyecanlandı. Günlük ilişkiler konusunda uzman olan Serkan konu gerçek ilişkiye geldiğinde toy delikanlılardan farksızdı. Bir süre Sarp’la nasıl konuşacakları üzerine kafa patlattıktan sonra Serkan yasemin ile neler konuştuklarını anlatmaya başladı.
    “Demek istiyorsun ki Yasemin, abimin ilk aşkı, abimle görüşmek istiyor. Peki sen ne cevap verdin?”
    “Bir cevap vermedim. ‘Bakarız’ demekle yetindim.”
    “Ne yapacaksın peki?”
    “İşin aslı, hiç bilmiyorum Yelda... Senin yardımcı olacağını ummuştum.” Yelda bu sözden çokmemnun olmuştu. Kendi fikrine bu kadar önem verilmesi hoşuna gitmişti.
    “Emin değilim ama belki de abimin biraz Ekin dışında biriyle görüşmeye ihityacı var. Eğer Yasemin ile görüşür ve Ekin’den uzaklaşırsa Ekin için hissettiklerinin dediği kadar güçlü hisler olmadığını anlarız. Yok eğer Ekin’i hala aklından çıkartamazsa o zaman ne yapıp edip abimin Ekin’le yeniden bir araya gelmesini sağlamaya çalışırız.”
    “Tabii ki o önce bizi kankalıktan ve kardeşlikten reddetmezse...” diye cevap Serkan sıkıntılı şekilde ve ince belli bardaktaki çayından bir yudum aldı.
    ..........
    Akşam yılların eskitemediği İstanbul’un üzerine çökerken herkes gündelik dertlerini cebine koymuş evine dönmeye başlamıştı. Yanında konuşacak kimse olmayanlar kendileriyle dertleşerek karınlarını doyuracakları “evim” dedikleri mekanlara adım adım yaklaşıyorlardı.
    Ekin herkesle belirli bir samimiyet kurmuş olan Sarp’a inanmaz gözlerle bakıyordu. Kesinlikle şeytan tüyü vardı bu adamda. Zamanında babasına bile kendini sevdirdiğini hatırlayınca içi burkuldu. Sarp ise yeni hayatında yeni insanlarla tanışmanın ve beilirli bir yakınlık kurmanın mutluluğunu yaşıyordu. Sevdiği kadın dokunamasa bile yakınındaydı ve tüm zorluğuna rağmen yeni hayatına alışmaya çalışıyordu. Öğrenecek çok şeyi vardı ve caymaya niyeti yoktu.
    Orhan Bey ile İsmet Bey ise anlaştıkları yerde buluşmadan önce halletmeleri gereken son işleri bitirmekle meşgulduler. Orhan Bey’in ısrarıyla akşam yemeğini de gidecekleri meyhanede yemeye karar vermişlerdi. “Olmuşken tam olsun” demişti Orhan Bey ve İsmet Bey’e de onaylamak düşümüştü.
    Yasemin’le şıpsevdi arkadaşı Yeşim en iyi terapi olduğunu düşündükleri yöntemi uyguluyorlardı; alışveriş yapıyorlardı. Yasemin nişanı attıktan sonra Yeşim’in kendini bu kadar çabuk toparlamasını eğlenceli gözlerle seyrediyordu. Serkan ile konuştuklarını anlattığında attığı nişanı bir anda unutup hemen dikkatini O’nun söylediklerine vermesi hala biraz sürrealist geliyordu. Yeşim’in inanılmaz biri olduğunu düşündü. Zaten biraz da bu sebepten lise arkadaşlarından sadece O’nunla bağını koparmamış mıydı?
    Son zamanlarda alışkanlık haline getirdiği bir işin hayatının şokunu yaşatacağını nereden bilebilirdi Kenan? Ekin’i bir anlık bile olsa görebilmek için servis aracının yolunu gözleyen Kenan’ın görmeyi umduğu son kişi sürücü koltuğunda oturan Sarp’tı herhalde. Araç ışıklarda durmamış olsa hayal gördüğünü düşünürdü ama şüpheye yer yoktu. Kenan bir süre ne nefes alabildi ne de elle tutulur bir şeyler düşünebildi. Servis aracı gözden kaybolduğunda asıl amacına ulaşamadığını fark etti. Ekin’i görmeyi isterken göre göre Sarp denen mahlukatı görmüştü. Bunu anladığında ise Sarp’ın babasının Orhan Teksoy olmadığını ima eden bir küfür savurdu.
    Serkan ile Yelda ise Ortaköy’de olmanın tadına daha fazla varmak ve yarın yapmayı planladıkları konuşmayı bir süre akıllarının gerisine atmak için bir Kumpir alıp caminin yakınlarında boğaza bakan bir banka oturarak beraber olmanın tadını çıkardılar ve evlerinin yolunu tuttular. Söylemiyorlardı ama ikisi de Sarp’la konuşma konusunda oldukça gergindiler. Biri abisini diğeri en yakın dostunu kaybetmekten korkuyordu. Onlar dalgınca evlerinin yolunu tutarken biri için arabasını tamir eden iyiliksever yabancı, diğeri için ise gençkızlık yıllarını zehir eden berbat bir hata olan kişiye ait bir çift gözün ikisini izlediğini görmediler...
    Kurtuluş ise nasıl olup da patronu Orhan Bey’in babasının akşama eski sendika arkadaşlarıyla yemeğe çıkacağını bildiğini anlamaya çalışıyordu. Hadi biliyordu diyelim, niye Kurtuluş’tan babasının özel şoförlüğünü yapmasını ama yemeğe kalmamasını istemişti? Bazen bu eski toprakları anlamak kesinlikle imkansızdı...
    Teksoy ve Serbest ailelerinin evlerinde ise gece iyice çekmeden önce tamamlanması gerekn işleri bitirme telaşı vardı ve bu telaş yarının neler getireceği kaygısıyla birleşiyordu. Umut olmadan yaşanmayacağı için evin içindekiler yarının umutla geleceğine inanmak istiyordu. Ne de olsa yarın başka bir gündü...

  3. #8
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 6 (1. Kısım)

    Bölüm 6:
    Ekin neye daha çok kızdığını bilemiyordu. Sabah sabah Sarp’ın ağzının içine düşmeye hevesli olan o kızkurularına mı, tüm olanlardan sonra hiçbir şey olmamış gibi hınzırca kendisine gülen -tamam sadece gülümseyen- Sarp’a mı yoksa kıskançlığa esir olan kendisine mi? Hem ne diye o lüks yaşantısına dönmüyordu ki Sarp? Uzakta olsa görmeyecekti ne yaptığını ve böylece de kıskanmayacaktı. Sevmek ne kadar da zordu, yaşamayan anlayamazdı.
    Sarp çalışanları işe getirdikten sonra kendisine emanet edilen aracı park etti. Araçtan indiğinde Ekin’in kendisine doğru geldiğini gördü. Ekin O’na doğru yaklaşırken telefonu çalmaya başladı. Arayan kişinin Serkan olduğunu görünce gözlerine inanamadı. Biran için Ekin ile konuştuktan sonra O’nu aramayı düşünse de merak ağır bastı ve telefonu cevapladı:
    “Hayrola Serkan? Ne bu sabahın köründe?”
    “Yok abicim, senin sahte evlilik olayının ortaya çıkmasından ve akabinde evi terketmenden sonra Orhan Amca’nın gözüne girmeye çalışıyorum da. Neyse, konu bu değil. Seni arama sebebim ne kadar sıkı çalıştığımı anlatmak değil.”
    “Ne peki?”
    “Dur be abicim, anlatacağız!”
    “Seni dinliyorum...”
    “Geçen gün kimi gördüm, biliyor musun?” diye konuya girdi Serkan. Muhabbeti Yasemin’den açarak konuyu buluşup konuşmak istediğine getirebileceğini düşünüyordu.
    “Nereden bileceğim Serkan? Uzatmadan anlatsan, işim var. Akşama kadar seninle konuşamam.” O sırada Ekin de Sarp’ın yanına varmıştı. Sarp Ekin’e beklemesini işaret etti. Serkan anlatmaya başladı:
    “Yasemin’i gördüm abicim. Aslında beni aradı, görüştük.”
    “Ertürkler’in kızı Yasemin mi?”
    “Yok be abicim, ilk aşkın Yasemin?!?”
    “İlk aşkım Yasemin mi!?!”
    “Seninle görüşmek istiyormuş...”
    “Benimle görüşmek mi istiyormuş!?!” Ekin duyduklarına inanamıyordu. Karnına çok sıkı bir yumruk yemiş gibi hissediyordu kendini. Donup kaldı Sarp’ın karşısında.
    “Evet abicim, sen de her şeyi onaylatmasan olmuyor sanki. Sabah sabah afyonun patlamadı galiba. Anlamakta güçlük çekiyorsun söykediklerimi. Her neyse, seninle buluşalım hem bu konuyu konuşuruz hem de kouşulacak başka konuları aradan çıkarırız. Zaten Yelda da seni görmek istiyordu.”
    Kafası allak bullak olan Sarp sadece “ha ha, olur” diyebildi ve telefonu kapattı. Ekin’in kendisine donmuş şekilde baktığını görünce paniklediğini hissetti. Az önce konuştuklarını Ekin’in duymasını istemezdi ama olan olmuştu ve şimdi kesinlikle paniklemişti. “Ekin...” diyebildi ancak ve Ekin transtan çıkmışcasına kafasını iki yana salladı. Ekin’in yüzündeki hayalkırıklığını gören Sarp bir şeyler söylemek istediyse de Ekin O’nun sözünü kesti. “Biliyor musun Sarp, ne halin varsa gör! Sabah sana birazcık gülen kızlarla, şimdi de ilk aşkınla... Bir de beni sevdiğini söylüyorsun. Artık beni kandıramazsın!”
    “Ekin, açıklamama izin ver Allah aşkına!” diye umutsuzca çırpındı Sarp.
    “Hiç konuşma Sarp! Zaten buraya birlikte olmamızın imkansız olduğunu söylemeye gelmiştim...”
    “Neler söylüyorsun Ekin?...” Çaresizlik okunuyordu Sarp’ın yüzünde ve ses tonunda.
    “Ne dediğimi duydun! Benden uzak dur!” diye bağırdı ve arkasını dönüp fabrikanın girişine doğru yöneldi Ekin. Sarp hareket edemeden öylece kalakaldı. Sabahki tatlı kıskançlık oyunundan sonra başına böyle bir şeyin gelmiş olması basiretini bağlamıştı. Kendine geldiğinde Ekin girişe iyice yaklaşmıştı. Ardından koşup yetiştiğinde kapıdan içeri girmişti bile Ekin.
    “Ekin, lütfen...”
    “Bırak kolumu Sarp. Yoksa olay çıkartırım!” diye Sarp’ın sözünü kesti Ekin. Ekin de anlamıyordu niye bu kadar çok kızdığını. Belki biraz sakinleşebilse tüm herkese, hayata olan kızgınlığını Sarp’a yansıttığını ve O’na haksızlık ettiğini anlayacaktı ama durduramıyordu kendini. “Defol git Sarp!” dediğinde Sarp’ın ne kadar çok kırıldığını gördü. Sevdiği adamın gözlerine insanın canını acıtacak bir hüzün çöktü. Gözlerini yere çeviren Sarp Ekin’in kolunu yavaşça bıraktı ve arkasını dönüp fabrika kapısından dışarı çıktı. Ekin fazla ileri gittiğini anlamıştı ama görünmeyen birşeyler O’nu Sarp’ın peşinden koşmaktan alıkoydu.
    Aradan beş dakika geçtikten sonra dayanamadı ve dışarıda Sarp’ı aramaya çıktı. Servis aracının yanında Sarp’ı telefonda konuşurken gördü. Yaklaştıkça neler dediğini duymaya başladı.
    “....kırdı. İlk defa bu kadar kırıldım yaptıkları karşısında.” Ekin ağlıyordu. En kolay kırdıklarımız en sevdiklerimiz oluyor nedense. Keşke pişman olacağımız sözleri sarfetmesek ama ediyoruz. Kırmayı isteyeceği en son kişiyi kırmıştı ve Ekin ağlıyordu. Sarp’ın arkası O’na dönüktü ve sessizce döktüğü gözyaşlarını görmesi mümkün değildi.
    “Görüşmeye niyetim yoktu ama bu ruh halim için iyi gelecek teselli sözlerini belki eski bir aşk söyler. O’nunla görüşeceğimi söyle Serkan. Bir saat sonra buluşabilir miyiz? Sabah bahsettiğin gibi görüşmüş oluruz hem.” Telefonu kapatıp arkasını döndüğünde gözyaşı döken Ekin’i gördü.
    Ekin, Sarp telefonu kapattıktan sonra O’nunla göz göze geldi. Kendisine bakan o gözlerde daha önce hiç görmediği kadar büyük bir acı olduğunu gördü. Bir şey söylemesini istedi. Herhangi bir şey... Bir hakaret en azından... Hiçbir şey... Sadece bakıyordu. Sonra dönüp gitmeye başladı. Ekin’in dudaklarından “geri dön aşkım” sözü döküldü ama Ekin Sarp’ın bunu duyduğundan emin değildi.
    Sarp arkasını dönmüş gidiyordu ki Ekin’in dudaklarından çıkan o baştan çıkarıcı isteği duydu ama geri dönemezdi. Henüz...
    .....
    Orhan Bey’le İsmet Bey’in aklında benzer düşünceler vardı. Bir önceki gece konuştukları üzerine düşünüyorlardı. İsmet Bey’in ısrarla söylediklerinden sonra Orhan Bey’in yine ikisinin de kabul edeceği fikri bulması gerekmişti. İsmet Bey daha iyi anlamıştı Orhan Bey’in iş hayatındaki başarısını; adam çok iyi pazarlık yapıyordu ve ikna gücü harikuladeydi. İki baba da evlatlarının daha olgunlaşmalarını isterken bu kadar büyük bir değişim geçirmelerini istemediklerini akıllarından geçiriyordu. Çocuklarının hem büyümesini hem de hep küçük çocukları olarak kalmasını istemek çok mu çelişkiliydi?
    ......
    “Sesi çok kötüydü Yelda. Sarp için kaygılandım.”
    “Ne olmuş anlatsana Serkan!..”
    “Dedim ya Yelda, Ekin ile kavga etmişler. Daha doğrusu Ekin ‘defol git’ diye bağırmış.”
    “Bu kadar mı yani?”
    “Yelda! Söyleyiş tarzı etkilemiş Sarp’ı. Bu umutsuzluk değil, bu kırgınlık. Çok kırılmış Sarp. Önceden yaşadıkları umutsuzluktu ve kendi kendine umut edecek bir şeyler buluyordu ama şimdi Ekin kalbini kırmış.”
    “Ne yapacağız?”
    “Her zaman yaptığımızı, destek olacağız ve moralini yükseltmeye çalışacağız.”
    “O konuda değil, bizim konumuzda...” Yelda’nın sesinde kararsızlık vardı. Son yaşananlardan sonra abisiyle konuşmanın zamanı olmadığını düşünüyordu.
    Serkan derin bir nefes aldı ve sıkıntıyla nefesini verdi ve cevap verdi: “Bilmiyorum Yelda, eğer telefonda konuştuğum zamanki kadar kötüyse biraz erteleyebiliriz. Hemen, sen kızmadan, söyleyeyim; istiyorsan yine de konuşabiliriz. Artık ne olacaksa...”
    “Hele bir gelsin de...” dedi Yelda. O’nun da sesi sıkıntılıydı.
    .....
    Ekin o gün ruh gibiydi. Konuşmuyor, dinlemiyor, görmüyor sadece düşünüyordu. Yaptığı işi otomatiğe bağlamışcasına yapıyordu ama ne iş yaptığının farkında bile değildi. Gönül’ün yanına geldiğini bile fark edemedi. Gönül ise kulağına gelen dedikodudan sonra işin aslını Ekin’den öğrenmek için O’nunla konuşmaya karar vermişti ama duydukları doğruysa Ekin’e ne diyeceğini de bilmiyordu. Birkaç defa seslenmesine rağmen tepki alamayınca Ekin’in omzuna dokunup hafifçe sarstı. Ekin heyecanla “Sarp” dedi ama Gönül’ü görünce hayalkırıklığına uğradı. Aslında bu bile olanları açıklamaya yetiyordu ama Gönül daha fazlasını öğrenmek istedi.
    “Ne oldu Ekin?”
    “Hiç...”
    “Ekiiin... lütfen!”
    “Sabah O’nu kıskanmıştım, konuşmaya yanına gittim. Telefonda konuşuyordu. İlk aşkı O’nunla görüşmek istiyormuş.”
    “Ee, görüşmeyi kabul ettiğini mi duydun?”
    “Yoo, yani o zaman kabul etmemişti.”
    “Ee, ne var bunda? Kabul etmemiş işte.”
    “Ben... ben.. çok kızdım O’na. Bağırdım!..” Sesi titriyordu Ekin’in. “Peşimden geldi ama ben ‘defol git’ diye bağırınca...” Ekin’in gözlerindeki yaşlar artık süzülmeye başlamıştı. Ekin hıçkıra hıçkıra ağlamamak için tüm gücünü kullanıyordu. “...yüzü... çok kötüydü Gönül. O’nu hiç öyle görmemiştim.”
    Ekin zor da olsa olanları anlatmayı başardı. Gönül her şeyi yeniden hatırlattığına pişman olmuştu ama sormuş olmuştu bir kere. Ekin işine döndüğünde akşamı nasıl edeceğini düşünüyordu. Sabah olanlar aklından geçip duruyordu ve Sarp’ı belki de ilk defa tümden kaybetmiş olabileceğini biliyordu. Akşam iş çıkışı Sarp’ı görebilse...
    .....

  4. #9
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 6 (2. Kısım)

    “Ne yapacaksın peki Sarp?”
    “Evet, abi, ne yapacaksın?” Serkan’la Yelda kaygılanmışlardı. Sarp’ın bulunduğu durum sadece “defol” sözcüğünü duymakla açıklanamazdı. Birikmiş olan bir şeylerin ardından gelmiş bir tepkiydi anlaşılan.
    “Bilmiyorum. Bildiğim tek şey kalbimin ilk defa bu kadar kırıldığı. Sanırım en iyisini zaman gösterecek. Neyse, bunu geçelim. Sizde ne var?” Sorduğu son sorudan sonra Yelda’yla Serkan’ın birbirine bakışları Sarp’ın gözünden kaçmadı. Kararsızlık dolu bakışlar söylemek istedikleri bir şeyin olduğunu ama emin olamadıklarını gösteriyordu.
    “Şey... yani... bir şey vardı ama...” Serkan ne diyeceğini bilemiyordu.
    “Sana anlatacağımız bir konu vardı ama sonra söylesek de olur abi.” diye araya girdi Yelda.
    “Dur tahmin edeyim. İkinizin arasında bir ilişki var ve bunu bana söyleyecektiniz.” Sarp kendisine bakan iki çift gözdeki şaşkınlığı görünce tüm sıkıntılarına rağmen gülmeden edemedi.
    “Ne.. nereden anladın?”
    “Yapma Serkan, seni, sandığından çok daha iyi tanıyorum.”
    “...ama... demiştin ki...”
    “Ee, o dediğime rağmen gelip benimle konuşmak istemen de ne kadar ciddi olduğunu ve neleri göze aldığını gösteriyor.”
    “Ee, yani sen kızmadın mı şimdi abi?” diye sordu Yelda.
    “Eğer bu adamı sevdiysen ben ne yapabilirim ki? Sakın acıma bu haytaya, tamam mı canım kardeşim?”
    Serkan ve Yelda üzerilerinden bir ton yük kalkmış gibi hissediyorlardı. İkisi de olanların gerçekliğini algılamakta güçlük çekiyordu.
    “Ne zaman görüşmek istiyor Yasemin?” diye konuyu değiştirdi Sarp ve Serkan’ın Yasemin’le karşılaşması üzerine konuşmaya başladılar.
    .....
    Sarp akşam iş çıkışı o gün yaşadıklarını düşünüyordu servis aracının içinde. Ekin’in sabahki tavrı ve ardından Serkan’la Yelda’nın beklenen itirafı... Düşünceler içindeyken Kenan’ın da orada olduğunu gördü. İçinde büyüyen kıskançlık hissine engel olamadı. Kenan ise Ekin’in iş çıkışına gelerek ne kadar stratejik bir iş yaptığını düşünüyordu. Bahanesi de hazırdı, bir tek Ekin’le konuşabilse yetecekti.
    Ekin çıktığında Sarp’ı görmeyi umuyordu ama karşısında Kenan’ı gördü. Sarp da o sırada ne konuştuklarını duyabileceği umuduyla onların yakınlarına gidiyordu. Ne konuştuklarını duyabileceği mesafeye geldiğinde Kenan’ın geçen gün elini tutarak yaptığı jest için Ekin’e teşekkür ettiğini duydu. Boğazında bir yumruk düğümleniyordu. Ne demekti bu? Ekin geri dönmesini istediğinde “aşkım” da demişti ama bu ne demek oluyordu? İşin aslını öğrenmek istiyordu ama ikisini yanyana görmeye daha fazla dayanamadığı için aracının başına döndü. Normalde yanlarına giderdi ama bugün savaşacak gücü yoktu. Çok zayıf hissediyordu kendini.
    Ekin Sarp’ın kendisini Kenan’la görmesini istemiyordu ama görmemesi imkansızdı. Belki Sarp işi bırakmıştı. Belki bu akşamlık işi başkası yapacaktı. Umut etmek istiyordu Ekin. Etrafına bakınırken Sarp’ın kendilerine yaklaştığını gördü. Kenan’ın ne dediğinden çok Sarp’ın yaklaşmasına odaklanmıştı ki “...elimi tuttuğun için teşekkür ederim...” sözleri kulaklarını tırmaladı. Yo, yo bu kadar da olamazdı. Bu kabustan uyanması lazımdı. Bu yaşadıkları Türk filmlerini seyrederken eğlenceli oluyordu ama kendisi ne Türkan Şoray’dı, ne de Sarp Kadir İnanır’dı. İşte şimdi de yanlış anlamadan sonra filmin jönü arkasını dönmüş gidiyordu. Ekin ağlamak istiyordu. Daha iyisi bu kabustan uyanmak istiyordu.
    Kenan belasını başından savdıktan sonra servis aracına yaklaştığında göz göze geldiler. Konuşulmamış çok şey dudaklarına gelmesine rağmen konuşan olmadı. Sarp Ekin’in gözlerinde pişmanlığı ve çaresizliği gördü. Ekin’se Sarp’a baktığında henüz herşeyi unutmasının mümkün olmadığını... Sarp’ın zamana ihtiyacı vardı. Ekin’in beklemesi gerekecekti. Ekin biliyordu beklemesi gerektiğini. Ekin korkuyordu beklerken geçecek sürenin uzunluğundan ama çaresi yoktu. Sarp’ın gözlerine bakarak “geri dön sevgilim” diye mırıldandı. Duyması imkansızdı Sarp’ın ama dudaklarından ne dediğini okuyabilirdi.
    Servis arabasına binerken Sarp’ın telefonu çalmaya başladı. Arayan Yasemin’di. Seneler sonra konuşmak her iki taraf için de, en basit olarak, tuhaftı.
    “...Ben artık emekçiyim Yasemin. Çok lüks yerlere gidemem.” Ekin seven birinin yaşayabileceği en zor anları yaşıyordu. Sarp’ın düne kadar kendisine anlattığı kadar çok O’nu sevmiş olması için dua ediyordu. Aşklarına –kendisinin hoyratça harcamaya kalkıştığı aşklarına- güvenmekten başka çaresi yoktu. Eğer Sarp’ı hep itmeseydi şimdi söz hakkı olabilirdi. Hatta buluşmaya gitmemesini bile isteyebilirdi ama olanlardan sonra, yaptıklarından sonra Sarp’ın herşeye rağmen O’na döneceğini umut edebilirdi sadece, daha fazlasını değil.
    “Neresi? Galata Köprüsü’nde nargile mi? Güzel fikir vallahi!” Sarp’ın nereye gideceğini bile biliyordu artık. “bu akşam 8’de” lafıyla zamanını da öğrenmişti.
    Sarp ne yapacağını bilmiyordu. Yasemin’i geride bırakalı çok olmuştu ama görüşmeyi de istiyordu. Ekin kalbini kırdıktan sonra Yasemin’in kendisiyle neler konuşacağını merak ediyordu. Eğer bu geceyi atlatırsa Ekin’e olan aşkı bir testten daha geçmiş olacaktı.

  5. #10
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 7

    Bölüm 7:

    Ekin hayatında hiç dua etmediği kadar çok dua ediyordu. Saat daha 8 bile olmamıştı ama Ekin Sarp’ın geri dönmesi için dua ediyordu. Aşık olmadan önce böyle bir durumu hoş görmeyeceğini düşünürdü ama aşk insana yapmayacağı çok şey yaptırıyordu. Gururunu bile burnunu sürte sürte törpülüyordu. Kim derdi ki gurur abidesi Ekin bir erkek için bu hallere düşecekti ama düşmüştü.
    Ev ahalisi Ekin’deki tuhaflığı görüyor ama ne yapacaklarını bilmiyordu. Gönül söze başlayacak oldu ama kelimeler çıkmıyordu ağzından. Göz ucuyla kaynanasına baktığında O’nun da benzer durumda olduğunu gördü. Sanki herkes Ekin’in yaşadığı gerilimin büyüklüğünü hissediyordu. İsmey Bey ise nedense sakin görünüyordu. Gazetesinden başını kaldırıp arada evdekilere bakıyor ve için için gülümsüyordu. Ne Gülser Hanım ne de Gönül bu tuhaflığı fark edebilmişti. Ekin’inse zaten dünyayı görecek hali yoktu.
    “Ben odama çekiliyorum.” dedi Ekin ve kendini odasındaki kanepeye attı. Gözü dakika başı yola bakıyordu. Belki Sarp gelirdi ve herşeyin geçtiğini söylerdi. Uzandı ama arada bir yola bakmayı bırakamadı.
    ........
    Galata köprüsünde yürüyordu Sarp. İstanbul... her daim yaşayan şehir. Sarp’ın Ekine aşkı gibi... Yaşanan olaylardan sonra Yasemin’le görüşmeye yeşil ışık yakmıştı ama şimdi emin değildi. İhanet ediyormuş gibi geliyordu. Aslında ortada ihanet de yoktu ama içi rahat değildi Sarp’ın. Söz vermiş olduğu için geri dönemeyeceğini biliyordu ama yine de rahat değildi. Köprünün üzerinden İstanbul’a bir kere daha baktı ve derin bir nefes alıp Yasemin’le buluşmaya karar verdikleri mekana yöneldi.
    ........
    Serkan ile Yelda o akşam Kız Kulesi’nde yemeğe çıkacaklardı. İkisi de en büyük korkuları gerçek olmadı diye mutluydu. Sarp için kaygılanmaya devam etseler de romantik bir mekanda başbaşa yemek yeme fikrine ikisi de karşı koyamamıştı. Serkan Yelda’yı almak için Teksoyların kapısını çalmıştı ki telefonu çaldı. Kendisine iyilik yaptığını düşündüğü Selim’in yeni yakaladığı mutluluğu derinden sarsacağından habersiz ertesi gün için Selim’le yemekte buluşma planı yaptı.
    ......
    Feryal Hanım kocasını uzaktan seyrediyordu. Elinde rakı kadehi boşluğa bakıyordu ama kocasının aklından nelerin geçtiğini tahmin edebiliyordu. Koca bir ömür beraber geçince karşı tarafı anlamak kolaylaşıyordu. Yine de Orhan’ı hala sevmesinin nedenlerinden biriydi bu. Tüm asıp kesmesine rağmen, biliyordu ki, çocukları söz konusu olunca yumuşak kalplinin biriydi.
    “Hayırdır Orhan Bey?”
    Orhan Teksoy kafasını kaldırıp karısının gözlerine baktı. Ne cevap vereceğini bilmez gibi bir hali vardı. Önce bir düşündükten sonra “İki kadeh bir şeyler içeyim istedim Feryal.” dedi. Feryal Hanım hiçbir şey söylemeden oradan ayrıldı. Geri gedliğinde elinde iki rakı bardağı vardı. Orhan Bey soran gözlerle bakıyordu. Feryal Hanım umursamaz gözlerle bakarak “Ee, karına rakı doldurmayacak mısın?” diye sordu. Gözlerindeki pırıltıdan Orhan Bey’in ne kadar mutlu olduğu belli oluyordu. Sessizce ama gülümseyerek karısının elindeki bardakları aldı ve birine rakı, diğerine ise su doldurdu. Doldurduğu bardakları Feryal Hanım’a uzatırken “Kendine çatal bıçak almadın mı?” diye sordu.
    “Senin önündekiler ne güne duruyor?” Orhan Bey bu cevap üzerine sadece gülümsemekle yetindi.
    .......
    “Herşeyi unutalım bu akşam...”
    “Nasıl yani Yelda?”
    “Bencillik yapmak istiyorum Serkan. Unutalım herşeyi. Sadece birkaç saatliğine...”
    “Sana ne zaman hayır diyebildim ki?” derken gülümsüyordu Serkan. Yelda’da O’na gülümsedi ve elindeki beyaz şaraptan bir yudum aldı. Sevdiği adam ile dünyada eşi benzeri olmayan bir yerde güzel bir müzik eşliğinde yemek yiyordu. “Karidesli makarnayı almakla iyi seçim yapmışım, sosu harika olmuş.” diye ortaya laf attı.
    “Asıl ben seni karşıma oturtarak harika seçim yapmışım. Böyle bir manzara için değdi doğrusu.” diye basit ama yine de hoş sayılacak bir kompliman da bulundu Serkan. Yelda güldü bu söze. Dünyanın en güzel iltifatı olmaktan çok uzak bir sözdü ama sevdiği adamdan gelince hoşuna gitmişti. Hafiften yanaklarının kızardığını fark edince olana kendisi de şaşırdı.
    “Bizim ve sevdiklerimizin mutluluğuna içelim mi aşkım?”
    “Neden olmasın Serkan?...”
    “Beraber geçireceğimiz mutlu yıllara o zaman...”
    “Mutluluğumuza...” diye cevap verdi Yelda.
    ......
    Kurti cama geldiğinde Gönül’ün yüz vermeye hiç niyeti yoktu ama söz konusu Kurtuluş olunca kim karşı koyabilmişti ki kalbini bu adama vermiş olan Gönül kararının arkasında durabilsin? Kurtuluş allem etmeiş kullem etmiş ve Gönül’le camda konuşmayı başarabilmişti.
    “Evde durumlar nasıl gönlümün kraliçesi?”
    “Aman Kurti, sanki çok umurunda. Evi terkedip gittiğini bilmesem sahiden de merak ettiğini sanacağım.”
    “Öyle deme ileride yaşayacağımız malikanenin sultanı, tabii ki merak ediyorum. Hem ben ne zaman senin hayatında olanları merak etmedim kalbimin tek sahibi?”
    “Bilmiyorum, Ekin kötü görünüyor. Bugün Sarp’la fena bozuşmuşlar galiba. Sabahtan beri ağzını bıçak açmıyor.” diye anlattı Gönül.
    “Enişte dedik bağrımıza bastık ama O kızkardeşimizi kırmak için saniye sektirmemiş.”
    “Öyle deme Kurti, galiba bu sefer Ekin suçlu olan.” O sırada içeriden bir ses gelince Gönül hafif panikledi. “Ay Kurti, annem beni çağırıyor. Hadi sen de git. Görmesinler seni burada...”
    ......
    O sırada Ekin’se bütün gündür yaşadığı duygu fırtınasını başarısızca dindirmeye çalışıyordu. Umudunu iyice kaybetmeye başlamıştı. Başlarda Sarp’ın gitmekten vazgeçeceğini umut etmek istemiş ama Sarp’ın odasında yanmayan ışıktan umudunun boş olduğunu anlamıştı. Gece ilerliyordu ama Sarp’ın geldiği yoktu. Cam kenarına oturup Sarp’ın odasını seyretmeye koyuldu. Saat ilerliyordu ve Sarp’ın geri geleceğine dair umutları harını kaybeden bir ateş gibi sönüyordu. İçeriden annesinin Gönül’e seslendiğini duyduktan sonra Kurti’nin uzaklaşmakta olduğunu fark etti. Kurti bile karısını görmek için gelmişken Sarp nasıl gelmezdi? Hiç sevmiyor muydu karısını... yani eski karısını? Ekin sağlıklı düşünebilme noktasını geçeli çok olmuştu. Sarp ile yaşadıklarını düşündükçe kendi kuruntularını daha bir büyütüyor ve kabusa dönüştürüyordu. O sırada karşı evde ışık yanınca heyecanlandı ama yanan ışığın Kurti tarafından yakıldığını anlaması zaman almadı.
    .......
    Sarp yer minderlerinin bulunduğu mekana girdiğinde yüzünde gergin bir ifade vardı. Etrafına bakındığı zaman kenarlarda bulunann yer minderlerinde ayrı olarak ortada masaların olduğunu da gördü. Çok kalabalık olmasa bile göze dolu görünecek kadar çok insan vardı. Gözleri buluşmak için geldiği kadını ararken bir yer minderinde yalnız başına oturan bir kadını görünce bakınmayı bıraktı. Yaklaştıkça kadının kıskanılacak kadar güzel olduğu belli oluyordu. Ne kadar güzel bir kadın olduğunu anlamak için göz ucuyla süzen erkekleri saymak yeterliydi.
    Sarp güzel kadının yanına geldiğinde yüzündeki gerilim kaybolmuş yerini kocaman bir gülümseme almıştı. Öyle bir gülümseme ki Ekin hayatına girdiğinden beri bu kadar gülümsememişti hiç. Belliydi, Yasemin’i görünce ne sabah yaşanan olay kalmıştı ne de Ekin’in sebep olduğu diğer sorunlar...
    “Merhaba!”
    “Merhaba, tanışıyor muyuz?” diye cevapladı Yasemin.
    “Sanırım sizi daha önce bir yerde görmüştüm.” diye devam etti Sarp ve karşılık olarak tatlı bir kahkaha aldı.
    “Otursana...”
    Sarp Yasemen’in hemen yanına çöküverdi. İkisi de gülümsüyordu.
    “Uzun zaman oldu oldu Yasemin. Kendini özletmenin suyunu çıkardın, biliyorsun, değil mi?”
    “Eh, öyle de diyebilirsin.” diye gülümseyerek cevap verdi Yasemin.
    “Geçen yıllar senin için çalışmış anlaşılan. Eskisinden de güzel olmuşsun.”
    “Yok canım, sadece benim için çalışmamış yıllar gördüğüm kadarıyla. Teksoy holdingin veliahtı için de çalışmışlar anlaşılan. Bu kadarını beklemiyordum açıkçası.” diye iltifata karrşılık verdi genç kadın. Eski günlerden bahsederek bıraktıkları yerden devam etmeleri zor olmadı. Konuştukça eskiden beri var olan ortak noktalarını yeniden keşfediyorlardı. Ekin mi? O da kimdi? Yasemin’le Sarp aynı çevrenin insanıydılar. Aynı zevkleri vardı. Benzer hayalleri paylaşıyorlardı. Aynı dili konuşuyorlardı. Aynı şeylerden zevk alıyorlardı. Benzer eğlence anlayışına sahiptiler. Konuşurken göz göze geldiler. O an gelmişti işte. Kaçınılmaz an... Dünya duracak, etraftaki insanlar unutulacak ve kesişen gözler aradaki mesafeyi azaltacak ve iki çift dudak birbirine değecekti. Mesafe kapanmaya başlamıştı bile. İki eski aşık karşı konulmazı yapıyordu.

Sayfa 2/201 İlkİlk 1234561252102 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Aşk Oyunu - Senaryolar
    By **deniz92** in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 218
    Son Mesaj: 07-04-10, 12:39:18
  2. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (15)
    By BeLGiNNN in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 19-02-07, 18:06:42
  3. Aşk Oyunu - Senaryolar (1)
    By MardiGras in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 22-09-06, 18:25:54
  4. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (11)
    By iremfb86 in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 13-09-06, 12:18:06
  5. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (3)
    By asyas in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 01-06-06, 20:50:59

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

casino siteleri
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
yerli filmler
kartal escort
maltepe escort
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
deneme bonusu veren siteler
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmir escort
eryaman escort
porno izle