Sayfa 4/201 İlkİlk 123456781454104 ... SonSon
1001 sonuçtan 16 ile 20 arası

Konu: Aşk Oyunu - Senaryolar (2)

  1. #16
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 12 (1. Kısım)

    Bölüm 12:

    Kenan günlerdir sinirliydi. Aklına her geldiğinde çıldıracak gibi oluyordu. O kadar da yaklaşmıştı hak ettiğini almaya ama o emek sömürücüsü zengin züppe hak ettiğini elinden almak üzereydi. Bir şeyler yapmalıydı ama ne? Şeytan diyordu ki yakala kuytu bir yerde ve göster o zengin züppeye dünyanın kaç bucak olduğunu...
    .........
    Tüm herşeyin iyiye gideceğini umarken bir anda herşey nasıl da altüst olmuştu. Yelda’nın içi rahat değildi. Aklı Selim’in tehdit ettiği andaydı. Korkuyordu ve ne yapacağını bilemiyordu. Selim’den zarar gelmeyeceğine kendini ikna etmeye çalışıyordu ama ikna edici olduğu söylenemezdi. Kendini kandırabilmeyi çok isterdi ama olmuyordu işte. Belki... belki Serkan’dan uzaklaşırsa... belki O’nu bir daha görmezse...
    Düşündükçe Serkan’ı hayatından uzaklaştırmak en doğru karar gibi gelmeye başlıyordu. Hem Serkan da şu aralar Yelda’yı seviyor gibi görünmüyordu. Aralarındaki soğukluğu göz önünde bulunudurduğunda Serkan’ın da ayrılık fikrine soğuk bakmayacağı kesindi.
    İnsan duygusal kargaşanın içindeyken en doğru kararı veremiyordu. Yelda da aldığı kararın yanlışlığını fark edebilecek durumda değildi. Korkuyordu, sevdiği adama zarar gelmesini istemiyordu ve yaşanan o olayın etkisiyle Serkan’ın ayrılık fikrine sıcak bakacağını düşünüyordu. Kim demişti ki sevmek demek sevdiğimiz için en doğru kararları vereceğimiz anlamına geliyordu.
    Aldığı kararı hayata geçirmek için eli telefona gitti. Yüz yüze konuşmaya cesaret edemiyordu. Yaptığı korkaklıktı, biliyordu ama telefon etmenin en doğru yöntem olduğuna inanıyordu.
    Serkan ise aralarına soğukluk girdiğinden beri rahat değildi. Neyin en çok dokunduğunu düşündüğünde Yelda’nın başkasını sevmiş olmasının değil de bunu kendisinden saklamış olmasını hazmedemediğini anlıyordu. Ya kendisi? Sanki kendisi bir evliya gibi yaşamıştı hayatını... Biliyordu ki çok hata yapmıştı. Çok defa gerçekleri çarpıtmıştı. Hem de sevdiklerine karşı yapmıştı bunları. Kendisi değil miydi en yakın dostundan sevdiği kişiyi saklayan? Kendince sebepleri vardı ama Yelda’nın da vardı. Belki ihtiyaçları olan karşılıklı konuşmaktı. O günden beri o konuyu hiç konuşmamışlardı. Belki konuşmaları en doğru hareket olacaktı. Bunları düşünürken Yelda’nın telefonu geldi.
    “Serkan, sana söylemek istediğim bir şey var...”
    “Benim de sana...”
    “Önce ben söyleyeyim.” derken Yelda’nın aklından Serkan’ın da ayrılmalarını söylemek istediği düşüncesi geçiyordu. O’nu zahmetten kurtarmak için kendisi bu işi bitirmeliydi. “Ben düşündüm ve aramızdaki ilişkinin yürümediğini fark ettim. Biliyorum ki sen de aynı şeyleri düşünüyorsun.” Serkan afallamıştı. Refleksle konuşmaya başladı:
    “Hayır, yanılıyorsun...” Yelda sözünü tamamlamasına izin vermeden araya girdi.
    “Yapma Serkan! Senin bana nasıl baktığını gördüm. Bir şeyler kayboldu. Belki de hiç yoktu. Ne sen beni ne de ben seni sevmişim. Bu işi daha fazla uzatmanın alemi yok. Seni bir daha görmeyeceğim. Sen de beni görme... Hoşçakal!” dedi ve konuşmayı bitirdi. Serkan bir süre kapanan telefona baktı ve sonra Yelda’yı geri aradı ama Yelda’nın telefonu kapalıydı. Sorunu çözeceğini düşünürken sevdiği kadını kaybetmişti. İçinin daha önce hiç acımadığı kadar çok acıdığını fark etti. Hele ki gözlerindeki iki damla yaşı fark ettiğinde kendine iyice şaştı. Üzüleceğini biliyordu ama bu kadarını da beklemiyordu.
    .........
    Sarp ve Ekin Kenan’ın yanına geldiklerinde Kenan tamirhanede içmekteydi. Elindeki kadehe dalmış bir şeyler düşünüyordu. Sarp hışımla ileri atıldığında Ekin Sarp’ın kolundan tutup O’nu durdurdu.
    “Sarp, bu işi bana bırak. Sen karışma lütfen...” Sarp itiraz edecek oldu ama Ekin’in bakışlarının görünce karşı çıkmamanın en doğru tavır olacağına karar verdi.
    Kenan gelen ikiliyi görünce gözlerine inanamadı ama sonra alaycı bir ses tonuyla konuşmaya başladı:
    “Vaay, gelenlere bakın hele. Günümüzün Cinderalla masalının fakir güzel kızıyla zengin prensi!... Bu onuru neye borçluyum?”
    “Gazeteye o haberi veren sen miydin?” diye uzatmadan lafa girdi Ekin. Sarp aşık olduğu bu güçlü kadına hayran gözlerle baktı. En zor durumlarda bile çok güçlü olmayı başarıyordu. Ekin’i hak edecek ne yaptığını düşündü. Bazen Ekin’i hak etmediğini düşünüyordu.
    Kenan ise sorulan soruyu duyunca şaşırmıştı. “Neden bahsediyorsun sen Allah aşkına?” diye sordu ama bu sefer ses tonunda alaycılıktan eser yoktu. Aslında neden bahsettiklerini anlamıştı ama bu şekilde hareket etmesi işine geliyordu. İnkar etmek en iyi çözümdü.
    “Az önce gazetecinin biri bize bir soru sordu. Sarp evliliğimiz sırasında yeniden başka bir kadına aşık olursa yine aşık olduğu kadınla aralarını yapıp yapmayacağımı sordu.”
    “Ee, bundan bana ne? Bu senin bileceğin iş!” diye karşılık verdi Kenan. Sesinde agresif bir ton vardı. Sarp olduğu yerde iyice gerilmişti. Kendini zor tutuyordu ama Ekin’e verdiği söz yüzünden bir şey yapmıyordu.
    “Kenan! Beni aptal yerine koyma! Böyle bir şey yaptığımı bilen bir tek sensin! Ya bunu gazeteciye anlatan sensin ya da başkasına anlattın, o kişi de gitti o gazeteciyle konuştu. Aslında hangisi olursa olsun fark etmiyor. Sen benim güvenime ihanet ettin. Sana sırrımı biriyle paylaş diye vermedim.”
    “Seni bir yanlıştan döndürmek için yaptım Ekin! Şu adamın ne mal olduğunu görmen için yaptım.” Sarp iyice sinirlenmişti. Yerinde kıpırdanınca Ekin yine kolundan hafifçe tuttu. Ekin istiyor bile olsa bir şey yapmamak Sarp’a çok zor geliyordu.
    “Ne yanlışı? Sen ne hakla benim sevdiğim adam hakkında bu şekilde konuşuyorsun?”
    “Ne o? Şimdi de O’nun koruyuculuğunu sen mi yapıyorsun? Hanım evladı kendini savunamıyor mu?” Sarp daha ne kadar dayanabileceğini, bu sataşmalara ne kadar kayıtsız kalabileceğini bilmiyordu.
    “Sus Kenan! Yazık ki seni arkadaşım bildim. Yazık ki sana güvenip en büyük sırrımı seninle paylaştım. Aynı Ekin olduğumu göstermek için yalan olarak başlayan evliliğimi anlattım... Yazık!....”
    “Güldürme beni Ekin! Sen mi bana ahlak dersi vereceksin. Üç kuruş paraya tav olup bir züppenin peşinden giden Ekin mi bana ahlak dersi verecek?”
    “Daha fazla herşeyi kötüleştirmeden sus Kenan! Sarhoşluğuna verebileceğim noktada sus.” Ekin elinden geleni yapıyordu. Kenan eskiden arkadaşıydı. Bu olanlardan sonra geçmişte kalmış bir arkadaş olarak kalmasını istiyordu. Nefret ettiği biri değil...
    “Üç kuruş para için bir erkeğin koynuna girene ne derler biliyorsun, değil mi?” diye konuşan Kenan’ı duyan Sarp artık Ekin istese bile duramazdı. Yumruğu zaten en baştan beri sıkılı duruyordu. Sevdiği kadına bu şekilde hakaret edilmesine izin veremezdi. Ani bir hamleyle yumruğunu savurduğunda alkolün etkisinde olan Kenan’ın yere düşmesi zor olmadı.
    “Eğer bir daha senin Ekin hakkında ileri geri konuştuğunu duyarsam sadece bir yumrukla kurtulamazsın! Anandan emdiğin sütün gerçekten de burnundan gelebileceğini öğretirim sana!” Sarp o kadar sinirliydi ki sesinin ne kadar ürkütücü olduğunun farkında değildi. Ekin Sarp’ın o halinden korkmuştu bir an. Anlıyordu ki Sarp gibi biri bile bazı durumlarda saldırgan olabiliyordu.
    Dışarı çıktıklarında ikisi de sessizdi. Bir süre yürüdükten sonra Sarp sessizliği bozdu. “Özür dilerim...”
    “Ne için?”
    “Olanlar için... Değer verdiğin birininin ihanetini gördüğün için, sana söz verdiğim halde karıştığım için...”
    “Senin hatan değil bu olanlar. Benim saflığımın sonucu, asıl ben özür dilerim.”
    “Asla! Asla özür dileme Ekin! Sen yanlış bir şey yapmadın.” Sarp Ekin’i durdurmuştu bu sözleri söylerken. Ekin’in iyi anlamasını istiyordu. “Bu arada, gazetecinin dediği doğru değildi.”
    “Anlamadım?!?”
    “Yani ben seninle evliyken başka birine aşık olmadım. Sana aşık olduğumda Kenan’laydın ve ben de başka birine aşık olduğum yalanını uydurdum.”
    “Yani?...”
    “Evet... sadece sendin...” Ekin elinde olmadan nişanlısının koluna girip başını omzuna yasladı.
    .........

  2. #17
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 12 (2. Kısım)

    Ekin ve Sarp olaylı geçen akşamdan sonra ayrılmışlardı ki telefonları çaldı. Sarp’ı arayan Serkan, Ekin’i arayansa Yelda’ydı. İkisi de dertleşmek istiyorlardı. İkisi de birbirinden habersiz dertli dostlarını yanlarına çağırdılar. Yelda’nın Ekinler’e, Serkan’ın da Sarplar’a varması uzun sürmedi.
    Serkan geldiğinde berbat görünüyordu. Sarp arkadaşı için endişelenmişti açıkçası.
    “Ne bu halin kanka?” Serkan bu soru üzerine Sarp’a bakmakla yetindi. Serkan’ın konuşmadığını görünce Sarp daha da kaygılandı. Ortamı yumuşatmak için “enişte mi deseydim yoksa” diye şaka yaptı ama Serkan’ın halini görünce çuvalladığını anladı. Anlaşılan Serkan-Yelda cephesinde işler iyi gitmiyordu.
    Yelda Ekin’i niye aradığını bilmiyordu ama aramıştı işte. Yengesi değil de yakın bir arkadaşıydı Ekin ve Yelda’nın tam da yakın bir arkadaşa ihtiyaca vardı. Yargılamayacak, sadece dinleyecek... Arabasından indiğinde Ekin camda O’nu bekliyordu. Kapıyı açmak için kaybolduğunda Yelda da kapıya doğru yönelmişti. Belki daha dikkatli olsa bu hale gelmesine sebep olan adamın kendisini takip ettiğini fark edebilirdi ama çok dalgındı.
    Yelda Ekin’le konuştukça açılıyor, açıldıkça anlatıyordu. Ekin duyduklarına üzülmüştü. O akşam yaşadıkları bile aklından çıkmıştı. Yelda’nın derdi kendi derdini unutturmuştu.
    “İstersen abinin yanına gidelim. O’na anlatmak istemezsen anlatma ama Sarp’ın yanında olmak kafanı dağıtmana yardımcı olabilir.”
    “Bilmem ki Ekin...”
    “O senin abin Yelda, O’nun da yanında olacağına eminim.”
    “Peki, gidelim ama O’na anlatmazsam bana kızma...”
    “Saçmalama, niye kızayım?...”
    Ekin babasına Yeda’yla Sarplar’a gittiklerini söyledi. Rahatça bunu söyleyebilmek hoşuna gidiyordu. O kadar kabustan sonra hala biraz inanılmaz geliyordu istediği zaman Sarp’la görüşebilmesi.
    İki genç kadın Sarp’ın kapısına vardıklarında Sarp Serkan’ın ağzından ayrıntıları almaya çalışıyordu. Çalan kapıyı açtığında Ekin’i ve Yalda’yı gördü. Şaşkınlıkla “Ekin? Yelda? Ne işiniz var burada?” diye sordu. Serkan Yelda’nın adını duyduğunda oturduğu yerden kalktı ve kapıya gitti. Yelda Serkan’ı görünce çok şaşırdı ve Serkan’ın orada olabileceğini niye düşünemedi diye kendine kızdı. Serkan’la yüzleşmek en son istediği şeydi. Uzaklaşmaya yeltendiğinde Ekin peşinden koştu, Serkan’la Sarp da Ekin’i takip etti. Bahçede iki kalbi kırık aşık yüz yüze geldiklerinde konuşmuyorlardı. İkisi de böyle durumlarda nasıl davranılacağını kestiremiyordu. Belki söylenecek çok şey vardı ama ikisinin de ağzını bıçak açmıyordu. Serkan Yelda’ya bakarken karanlığın içinden bir adamın fırladığını gördü. O adamın kim olduğunu anladığında koruma içgüdüsüyle Yelda’yı kendine doğru çekti. Selim Yelda’ya hamle yapmıştı ama Serkan O’ndan önce davranmıştı. Boşa giden atağından sonra geri dönüş olmayacağı için Yelda’ya en yakın mesafede duran Ekin’i yakaladı. Ekin ve Sarp Selim’i tanımadıkları için ne olduğunu anlayamamışlardı. Olaylar o kadar hızlı gelişiyordu ki bir anda Ekin’in boğazına dayanmış bıçağı gördüklerinde herkesin kanı dondu. Sarp hamle yapmaya yeltendiyse de Selim’in tehdidiyle olduğu yere çakıldı.
    “Hah şöyle! Bu hanımın boğazındaki bıçağın ne kadar keskin olduğunu göstermemi istemiyorsanız herkes olduğu yerde kalsın.”
    “Bırak O’nu, lütfen...” diye çaresizce konuştu Sarp. “Ne istersen vermeye razıyım.”
    “Kardeşini bile mi?” diye sordu Selim.
    “Bırak O’nu, ben seninle gelirim.” diye ileri atıldı Yelda ama Serkan O’nu kenara çekti.
    “Bak Selim, bu yaptığın sana bir şey kazandırmaz. Bırak Ekin’i, ikimiz gidelim konuşalım.” diye teklifte bulundu Serkan.
    Ekin ise boğazındaki bıçağın soğukluğunu hissetmiş korkulu gözlerle bir Sarp’a bir Yelda’yla Serkan’a bakıyordu. Selim Ekin’in boğazındaki bıçağı biraz daha bastırıp “O kadar kolay mı sandınız bu işi?” diye sordu. “Siz beni aptal....” diye devam ediyordu ki sert bir cismin çarpma sesi duyuldu.

  3. #18
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 13


    Hacıanne kırılan bastonunun elinde kalan parçasına bakarken “evet, seni aptal zannediyorduk” diye konuştu. O korkulu dakikalar içinde hiçkimse Hacıanne’nin yaklaştığını fark edememişti. Oysa yaşlı kadın sesleri duyunca dışarı çıkmış ve olanları görmüştü. O haydut kılıklı herifin Ekin’in boğazına bıçağı dayadığını görünce sessizce arkasına yaklaşıp kendisinden beklenmeyecek bir çeviklikle haydutun başına bastonunu vargücüyle geçirivermişti. Şimdi ise o adam yerde baygın yatıyordu.
    Gecenin nasıl geçtiğini kimse anlayamamıştı. Ne zaman polis gelmişti, ne zaman kafasında baston kırıldığı için Selim’e ambulans gelmişti, ne zaman ailelerin haberi olmuştu, nasıl ifadeleri alınmıştı; dördünün de anlayacak hali yoktu. Dördü de şoktaydı. Herkes sevdiğini kaybetmeye çok yaklaşmıştı ve ölümle burun buruna gelmek hepsi için unutamayacakları bir tecrübe olmuştu. En çok Ekin korkmuştu ama kimse O’nu bu kadar çok korktuğu için suçlayamazdı. Kim boğazına dayanan soğuk ve keskin metalin dokunuşlarını hissedince korkmazdı ki? Sarp’ın da Ekin’den geri kalır yanı yoktu. Selim polis eşliğinde ambulansla hastaneye götürüldüğünde en sevdiği varlığın zarar görmemiş olmasına seviniyordu. Sevmek başka bir şeydi, sevdiğinin kıymetini bilmek başka... Sarp o akşam yeni bir şey daha öğrenmişti ve Ekin’le geçirdiği her an için minnettar olacaktı bundan sonra. Aslında yaşanan şoktan sonra diğerleri de aynı şeyi düşünüyorlardı.
    Serkan Yelda’ya sarılmış “geçti artık” diye durmadan telkinlerde bulunuyordu. Aslında bu telkin Yelda için gibi görünse de kendini de telkin etmesi gerekiyordu. Yelda’nın titremeleri azaldığında aşkının yüzüne baktı ve “lütfen benden kaçma, aramızdaki sorun neyse beraber çözelim” dedi.
    Ekin Sarp’ın elini sıkı sıkı tutmuş donuk bir şekilde etrafına bakıyordu. Korkuyu ve rahatlamayı aynı anda yaşamaya devam ediyordu. Saçlarının arasında dolaşan eli hissedince kendine geldi. Sarp hayatında gördüğü en değerli şeymişcesine kendisine bakıyordu. Düşünmeden Sarp’a sarıldı. Sarp da çölde su bulmuşcasına Ekin’in sarılmasına karşılık verdi. “Tanrıya şükürler olsun ki yanımdasın aşkım. Seni bu kadar zor bulmuşken kaybetseydim ben de yaşayamazdım. Beni sakın bırakma Ekin...” Ekin’in gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Niye ağladığını bilmiyordu. Sevinçten miydi? Belki de o kadar korkudan sonra sinirleri boşalmıştı.
    İsmet Bey, Orhan Bey ve Kurtuluş polisle konuşuyorlardı. Selim’in aslında başka bayağı suçlardan da arandığını öğrenmişlerdi. Görünen o ki cinayete teşebbüsten başka suçlar için de yargılanacaktı. İlk sabıkası olmadığı için de uzun süre hapis yatmasını beklemek hayalcilik değildi. En azından Orhan Bey’in avukatları öyle düşünüyordu.
    Feryal Hanım olayın ayrıntılarını öğrendikten sonra kendini kötü hissettiği için Gülser Hanım ve Gönül ile birlikte Kurtuluş ile Sarp’ın evine gitmiş, içeride kendine gelmeye çalışıyordu. En büyük kabusu az daha gerçek oluyor ve belki de iki çocuğunu da genç yaşlarında kaybediyordu.
    Geceyarısını geçeli çok olmuştu. Herkes yavaş yavaş Serbest ailesinin evine doğru gidiyordu. Kimse konuşmadan eve vardıklarında Sarp Ekin’e sarılıp geçmiş olsun dileğinde bulundu. Sonra sırasıyla Orhan Bey ve Feryal Hanım Ekin’e geçmiş olsun dileklerini sundu. Serbest ailesine de geçmiş olsun denildikten sonra evlerine gitmek üzere ayrıldılar. Orhan Bey Sarp’a eve gelmesini teklif etti ama Sarp Ekin’e yakın olmak istediğini söyleyip teklifi geri çevirdi. Serkan ise Yelda’yı yalnız bırakmak istemiyordu. Kendisini nasıl davet ettireceğini düşünürken O’nun bu halini fark eden Feryal Hanım olmuştu. Yelda ve Serkan’ın beden dilinden aralarında basit arkadaşlıktan daha fazlasının olduğunu anlamıştı. Kızının gönlünü Serkan’a kaptırmasına sevinmişti. Serkan tanıdıkları, bildikleri biriydi. Serkan’ı daha fazla kıvrandırmamak için o gece onlarda kalmasını teklif etti. Böylece Sarp’ı ve Kurtuluş’u evlerine bırakıp ayrıldılar.
    Sarp herkes gidince Ekin’i aramaktan kendini alıkoyamadı. Yatmak üzerine olduğunu öğrenince uyuyana kadar telefonunu açık tutmasını istedi. Ekin şaşırmıştı:
    “Telefonumu açık mı tutayım?”
    “Evet Ekin. Senin uyuduğunu duymak istiyorum. Konuşman gerekmiyor, telefonunu baş ucuna koy ve uykuya dal. Senin uyduğunu duyduğumda ben telefonumu kapatırım.”
    “Delisin sen...”
    “Deli miyim, bilmiyorum ama seni çok sevdiğimi biliyorum. Eğer sakince uyuduğunu bilirsem ben de rahat uyuyacağım. Az daha bu gece seni kaybediyordum. Lütfen bunu bana çok görme.”
    “Peki...” diye cevap verdi Ekin ve hafifçe güldü.
    “Güldüğünü duymak o kadar güzel ki...” Ekin yüzünün hafifçe kızardığını hissetti. Sarp o kadar içten söylemişti ki liseli aşıklar gibi utanmıştı biraz.
    “İyi geceler Sarp...”
    “İyi geceler aşkım. Seni seviyorum.”
    “Ben de seni sevgilim, ben de seni...”
    ...
    Sarp ile Ekin’in basın toplantıları kendi çapında olay olmuştu. Birkaç gün boyunca gazetelerde yer almışlardı. Bazı gazeteler hala şüpheciydiler ve hoş olmayan yorumlar getirmişlerdi. Neyse ki yapılan açıklamalara olumlu bakan gazeteler de vardı. Hatta bir televizyon programı yapımcısı ikisiyle bir röportaj yapmayı bile istiyordu. Hikayelerini birinci ağızdan anlatmalarını istiyordu. Daha da önemlisi düğünlerini yayınlamayı bile teklif etmişti. Sonunda düğünden bir gün önce bir röportaj yapmaya ve düğünden de görüntü almaya karar kılındı. O gazete haberinden ağzı yanan Sarp ve Ekin yayınlanacakları görüp onaylama şartı koştular.
    ...
    Serkan ve Yelda cephesinde de işler yolunda gitmeye başlamıştı. Orhan Bey o gecenin şokunu atlattıktan sonra her zamanki gibi biraz olay çıkarmış olsa da sonrasında sakinleşmişti. Olan Feryal Hanım’a olmuş, yine sevgili kocasının gazabına uğramıştı ama doğru yaptığının inancıyla Selim meselesini saklamasının arkasında durmuştu. Orhan Bey’in silahıyla Orhan Bey’e meydan okumuş ve işlerin yoluna girmesini sağlamıştı. Nasıl ki zamanında Orhan Bey masaya yumruğunu koymuş ve Ekin’le Sarp’ın ilk evliliğinin olmasını sağlamışsa Feryal Hanım da şimdi Selim mevzusunun kapanmasını ve Serkan’ın damat adayı olmasını kabul ettirmişti. Onca yıllık evlilikten sonra ikisi de ne zaman konuşacaklarını, ne zaman susacaklarını öğrenmişlerdi. Orhan Bey de ne kadar kükrerse kükresin bu tartışmayı kazanamayacağını anlamış ve olanları kabullenmişti. İşin gerçeği O da kızının beladan uzak kalmış olmasına ve sonunda kendisinin de bildiği birine gönlünü kaptırmış olmasına minnettardı.
    ...
    Düğün günü yaklaşıyordu. Sadece Sarp’la Ekin’in düğünü değildi yaklaşan. Yelda ve Serkan’ın da nişanı olacaktı. İki çift de yaklaşan günün heyecanı içindeydi. O gün bir araya gelmelerinin bir sebebi de Sarp’ın Teksoy Holding’e geri dönmesi meselesini konuşmaktı. Gerçi Ekin ve Sarp bu buluşmanın düğün ve nişanın ayrıntılarını konuşmak olduğunu sanıyordu ama Yelda ve Serkan Orhan Bey’den gelen rica üzerine, ki bu pek olan bir şey değildi çünkü genelde Orhan Bey emrederdi, Sarp’ı ikna etmek üzere bir araya gelmeyi teklif etmişlerdi.
    Sarp Ekin’in elini tutup şakacı bir ses tonuyla konuşmaya başladı:
    “Ya kusura bakmayın ama o gece sizin nişanınınız bu hanımefendi yüzünden gölgede kalacak. Tecrübeyle sabit, kendisi gelinlik ile o kadar güzel görünüyor ki konukların başka bir şeye dikkat etmeleri mümkün olmuyor.”
    “O senin fikrin kanka, ben o gecenin yıldızının Yelda olacağını biliyorum. Gerçi bu acı gerçeği söylemek istemiyordum ama sen beni mecbur ettin.” diye cevap verdi Serkan. İki güzel kadın lafa karıştı aynı anda:
    “Saçmalayı kesin ikinizde.” diye konuşan Yelda’ya “Eğer bu şekilde konuşmaya devam ederseniz iddialaşacak bir konunuz kalmayacak o gece ve ikiniz de avucunuzu yalayacaksınız.” diyerek destek oldu Ekin. Bu tehdit iki kafadarı susturmaya yetmişti.
    Yelda sözü Sarp’a getirmek istiyordu ama abisini kızdırmaktan korkuyordu. “Elçiye zeval olmaz abi. O yüzden bize kızma ama sizi buraya çağırmamızın sebebi başka.”
    Ekin de Sarp gibi şaşırmıştı bu sözleri duyunca. Soran gözlerle bakmaya başladılar. Serkan sözü aldı:
    “Bak kanka, kestirip atmadan bizi dinle... Orhan Amca senin yeniden holdinge geri dönmeni istiyor. Eğer konu patronun oğlu olarak dönmemekse normal bir çalışan gibi dönmeni istiyor. Şartların neyse kabul etmeye razıymış.”
    Sarp şaşırmıştı. Amacı kendi ayakları üzerinde durmaktı ama Ekin’e rahat bir hayat da sunmak istiyordu. Ekin Sarp’ın yüzündeki kararsız ifadeyi görünce konuşma gereği hissetti.
    “Bak Sarp, babanın yanına dönmek istemiyorsan dönmeyiz. Biz ikimiz ayakta durmayı başarırız. Fikrimi soracak olursan gönlünden geçeni yap. Eğer gönlünden geri dönmek geçiyorsa geri dön. Bak baban şartlarını kabul edecekmiş. Patronun oğlu olarak değil de şirketin herhangi bir yöneticisi olarak dön ve patronun oğlu muamelesi görmek istemediğini açık olarak söyle. Kararın ne olursa olsun ben seninleyim.”
    “Hadi abi...”
    “Evet be kanka. Beraber çalıştığımız günleri özledim. Gerekirse yine biraz sermaye biriktiririz ve bir zamanlar açmayı hayal ettiğimiz o mekanı çalışarak zor yoldan açarız.”
    “Haklısınız galiba. Eski işimi ben de özledim. Bu defa adam gibi çalışacağım. Sen de Serkan... Damat oluyorsun diye işi gevşetmek yok ha...”
    Sarp’ın bu dediklerinde sonra herkes güldü ve yaklaşan mutlu gün hakkında konuşmaya başladılar.
    ...
    Uzun zamandır beklenen gün gelmişti. Herkes bir heyecan ve koşuşturma içindeydi. Ekin’in mahallesindekiler bir defa daha zengin düğününe gitmenin hazırlığı içindeydiler. Artık bu konularda tecrübe sahibi olmuşlardı. Ekin’le Sarp’ın ilk düğününe bir şekilde gidememiş olan mahallelilere gitmiş olanlar nasıl davranmaları gerektiğinin dersini veriyorlardı. Öyle oralara gidip kendini rezil etmenin alemi yoktu.
    Tüm bu heyecana rağmen mahalleliye katılmayan biri vardı. Ekin’le yüzleştikleri ve Sarp’tan yumruğu yediği o geceden beri intikam almayı arzulayan Kenan’ın kendince yapacakları vardı. Madem Ekin doğruları göremeyecek kadar yanlışa gömülmüştü, o zaman geriye yapılacak tek bir şey kalıyordu. Kenan da rakısının kalanını tek dikişte bitirirken tam da o kalan tek şeyi yapacağının yeminini ediyordu.

  4. #19
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 14 (1. Kısım)

    Bölüm 14:

    Kurtuluş o gece çok mutluydu ve mutluluğu yüzünden okunuyordu. O’nu tanımayan birisi bunun sebebini tamamen kardeşinin mürüvvetine bağlayabilirdi ama O’nu tanıyanların mutluluğunda başka sebepler olabileceğini düşünmeleri şaşırtıcı olmazdı. Aslında sevincinin sebeplerinden biri tabii ki kızkardeşinin evleniyor olmasıydı ama tek sebep bu değildi. Aklında dolaşan kırk tilkinin kuyrukları birbirine değmezken etrafına bakınmayı sürdüren Kurtuluş uzaktan Kenan’ın gelmekte olduğunu gördü. Geliş tarzına bakınca ve Sarp’ın gazete haberiyle ilgili gerçeği anlatmış olmasıyla bu gelişin hayra alamet olmadığını anlaması güç olmadı.
    Düğün önceki gibi Teksoylar’ın bahçesinde başladığında Kenan’ın içeri girmesi zor olmamıştı. Kararlı adımlarla kalabılığın arasına yürümeye çalışırken Kurti yanına geldi.
    “Kenan? Ne işin var burada?”
    “Mahalleli düğüne davetli değil mi? Ben de düğüne geldim işte...”
    “Mahalleli davetli ama senin davet edildiğini hatırlamıyorum.”
    “Ne yani, beni dışarı mı çıkaracaksın?”
    “Aslında çıkarmazdım ama olanları öğrendikten sonra bu düğünde yerinin olduğunu sanmıyorum.” Kurtuluş’un sabrı taşmaya başlamıştı. Kenan’ın gelip işleri karıştırması O’nun planlarını da bozabilirdi. Ortam gerilirse Kurti’nin kafalamayı düşündüğü girişimcilerin iş kurma hevesleri de kaçabilirdi. Oysa Kenan’ın gitmeye pek niyeti yoktu. İşler ağız dalaşına kayıyordu ki İsmet Bey yanlarına geldi.
    “Ne oluyor burada?”
    “Kurtuluş davetli olmadığım için beni dışarı çıkarmaya çalışıyor İsmet Amca!”
    “Ne? Ne demek bu şimdi Kurti?”
    “Bir şey demek değil baba. Kenan’ın burada yeri yok, o kadar!”
    “Ne demek yeri yok? Çocukluğundan beri tanıdığım, ikinci oğlum sayılan Kenan nasıl davetli olmazmış?”
    “Baba! Ekin’le Sarp davet etmek istemediler ve istememekte haklılar da...”
    “Ne demek haklılar? Böyle saçmalık mı olur?”
    “Bak baba, bunu benden duymaman lazım ama yine de söyleyeceğim. Gazeteye o haberi veren Kenan’mış.” İsmet Bey duyduklarına inanmakta güçlük çekiyordu.
    “Doğru mu bu Kenan?”
    “Ekin’in gerçekleri görmesi için yaptım İsmet Amca!”
    “Çık dışarı Kenan!”
    “Ama İsmet Amca, sen de anlmayacaksan...”
    “Çık dışarı Kenan!!...” İsmet Bey’in sesi sinirli çıkıyordu. Kenan işi abartmaya başlamıştı ki Kurtuluş araya girdi ve sürükleyerek de olsa Kenan’ı kapıya kadar çıkardı ve güvenlik görevlilerine Kenan’ı içeri almamalarını söyledi.
    Olası bir aksilik ucuz atlatılmıştı. Evlenmeye ve nişanlanmaya hazırlanan çiftin ve davetlilerin bundan haberi bile olmamıştı. Kurtuluş babasına baktığında hayal kırıklığını rahatlıkla görüyordu. Kenan O’nun gözünde ikinci oğluydu ve ikinci oğlu da O’nu hayal kırıklığına uğratmıştı. Bir şeyler söylemek istedi ama ne diyeceğini bilemedi.
    .........
    Evin içinde heyecanlı iki çift bekleşiyordu. Kendi aralarında konuşuyorlardı hepsinin heyecanı çok belli oluyordu. Sarp Ekin’e döndü gülümseyerek “Seni gelinlik içinde tekrar görmek için bu işi her sene yapmayı isteyebilirim. O kadar güzel görünüyorsun ki...” dedi. Ekin’in yüzü hafiften kızarmıştı ki Serkan lafa karıştı. “Kanka seni her konuda destekledim ama bu konuda senden farklı düşünüyorum. Ekin güzel olabilir o gelinlik içinde ama ben biliyorum ki Yelda daha güzel bir gelin olacak.”
    İki güzel kadın gülümsemeye başladı. Sevdikleri erkeklerin bu şekilde atışmaları hoşlarına gidiyordu. İkisi de sevdiklerinin gözünde en güzel olmaktan mutluluk duyuyorlardı.
    Feryal Hanım’ın seslenmesiyle dışarı çıkma zamanının geldiğini anladılar. Sarp Ekin’e “hazır mısın” diye sorduğunda “değilim” cevabını aldı.
    “Ben de değilim... O halde gidebiliriz.”
    .........
    Önce Yelda’yla Serkan’ın nişanı olacaktı. Orhan Bey mikrofonu eline alıp konuşmaya başladı:
    “Sevgili dostlar, bilirsiniz önce nişan, sonra nikah gelir. Biz de işi usulünce yapalım. Bu gece burada toplanmamızın bir sebebi de kızım Yelda ile oğlum sayılan Serkan’ın nişanı. Bu yüzüklerle onları birbirine bağlıyorum. İkisine de beraber mutlu bir ömür diliyorum.”
    Yüzükler takılıp kurdelesi kesildi ve sonra nikah merasimine geçildi. Evetler söylenildikten sonra gelinle damat misafirlerin karşısında mikrofonu ellerine aldılar. Önce Sarp konuşmaya başladı:
    “Seni seyrederdim sen bahçedeki çiçeklerle uğraşırken. Uzaktan sana bakardım. Bir melek gibi narin ve güzel... Tanıdığım en güzel kadın doğanın güzellikleriyle uğraşırken O’na bakmak mutluluktu. Seni o şekilde hiç bıkmadan sonsuza kadar seyredebilirdim. Farkında bile değildin ne kadar huzurlu göründüğünün ve senin o huzurlu halini yeniden görebilmek için, Ekin, herşeyi yaparım. Hoşuna giden bir şey yaptığımda bana o kadar güzel gülümsüyorsun ki senin öyle gülümsediğini tekrar tekrar görebilmek için hoşuna gidecek her şeyi yapmaya razıyım. Beni bambaşka bir insan yaptın ve ben, senin sayende, bu yeni Sarp’ı çok sevdim. Yanlış bir şey yaptığımda seni hak edemediğim için kendimden nefret ediyorum. Sen hayatımdayken ben hep daha iyi olmayı arzuluyorum. Bu hislerle senin için besteler yapıyorum. Senin için bestelediğim o parçaların sakın senin güzelliğini anlattığını düşünme. O besteler ancak anlatmaya teşebbüs edişlerim, daha ötesi değil. Biliyorum ki her çabam başarısız. Sen içinle, dışınla anlatılamayacak kadar güzelsin ve ben senin sevgini kazanabildiğim için dünyanın şanslı erkeğiyim, Ekin. O kadar güzelsin ki sana bir buket çiçek aldığımda senin güzelliğine hakaret olacak diye korkuyorum. Seni çok seviyorum aşkım ve daima da seveceğim...”
    Ardından Ekin devam etti:
    “Seni tanımadan önce ben nasıl biriydim, hatırlamıyorum. Sanki yaşamıyordum. Kitaplarda okurdum o büyük aşkları ve asla gerçekleşmeyeceğini düşünürdüm. Şimdi biliyorum ki o büyük aşkları anlatanlar aşkın ne olduğunu anlatamamışlar. Eğer aşkın nasıl bir şey olduğunu öğrenmek isterlerse seni bulsunlar. Ben dünyanın en şanslı kadınıyım çünkü sen beni buldun ve bana aşkın ne kadar büyük bir duygu olduğunu öğrettin. Bana kalbinde yer açtın. Ne kadar kaçmaya çalışırsam çalışayım sana aşık olmaktan kendimi alıkoyamadım. Sen ne yaptın ettin etrafıma ördüğüm o duygusal kalenin duvarlarını aşmayı başardın ve kalbime ulaştın. İşte tüm bunlar için sana tüm kalbimi veriyorum aşkım. Sen benim ilk ve son defa aşık olduğumsun. En büyük korkum aşkına layık olamamak ama bil ki seni tüm kalbimle seviyorum ve ruhum yaşamaya devam ettikçe de seveceğim.”
    Bu sözleri duyan herkesin gözlerinde yaşlar vardı. Çiftin yüzlerinden mutluluk okunuyordu. Oyunlar, kaçışlar, kovalamacalar bitmişti. Gece ilerledikçe aşkla çarpan iki kalp başbaşa kalma isteğiyle yanıp tutuşuyordu. Çok beklemişlerdi ama bu son dakikalar geçmek bilmiyordu. Düğündeki son halay çekildiğinde uçar adımlarla gelin arabasına atlayıp başbaşa kalacakları balayı suitine gittiler.
    .........

  5. #20
    Durum:
    Çevrimdışı
    anaxagor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    15.11.2004
    Yer
    Chicago
    Mesajlar
    158
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bölüm 14 (2. Kısım)

    Dejavu! Ekin’in yaşadığı şaşkınlığın adı dejavuydu. Girdikleri oda ilk geldikleri balayı suitinin aynısıydı. Çok şaşırmıştı ama daha da önemlisi neden odanın bir öncekinin bir kopyası olduğunu merak etmişti.
    “Sarp? Bu oda... tıpkı ilk seferki gibi görünüyor.”
    Hem evet, hem hayır aşkım.”
    “???”
    Görünüş olarak aynı ama bir fark var. Şimdi yanımdaki geline karşı hissettiklerimin karşılığı var. Nasıl başladı bilmiyorum. Belki kına gecesinde karşılıklı oynadığımızda başladı, belki babaevinin kapısında gelinliğinle çıktığında çarpıldım sana. O zamanlar anlamamıştım ama daha sonra fark ettim ki ilk balayımızda, yalancı balayımızda, Serkan’ın yanından gelip de seni uyurken gördüğümde o kadar güzel uyuyordun ki işte o an sana aşık oldum. Bilemedim, anlayamadım o zaman ama şimdi biliyorum ki ben sana daha önce aşık olmamışsam o gece seni uyurken gördüğümde aşık oldum. İşte bu sebepten bu odanın ilk balayındakiyle aynı olmasını istedim.”
    “Sarp...” derken Ekin’in sesinde şefkat vardı, hayranlık vardı.
    “Aynı anı tekrar yaşamak istedim...” derken küçük çocuk gibi suçlu bakıyordu ama Ekin O’nun suçlanılacak bir şey yapmadığını biliyordu. Hem bu defa yalandan bir evlilik yoktu. İkisi de suite girdiklerinde heyecanlıydılar ama Ekin’in bu duyduklarından sonra heyecanı daha da artmıştı. Aklından birçok şey geçiyordu. Hele ki Sarp’ın bu kadar uğraşmış olmasından sonra Ekin’den neler beklediğini tahmin edebiliyordu. Sarp’ın bunu anlaması zor olmamıştı.
    “Aşkım, heyecanlı olmanı anlıyorum ama hazır olmadığın bir şey yapmak zorunda değiliz. Sakın kendini mecbur hissetme. Ancak şunu aklından çıkarma, yapacağımız işin adı “sevmek”ten geliyor. Yapacağımız şey birbirini seven iki insanın yapacağı bir şey. Bu kadar bekledim, daha da bekleyebilirim. İnan bana tüm o bekleyişlere değersin.”
    Ekin bu sözlerden sonra biraz rahatlamıştı. Sarp’ın büyük beklentiler içinde olduğunu sanıyordu. Sonuçta o bir erkekti ve bu işe yabancı olmayan bir erkekti. O’nu zorlamayacağını bilmek rahatlatıcıydı.
    İlk balayı suiti maceralarında gergin olduğunu sanıyordu ama şu an yaşadığı gerginliğin yanında o geceki hiç kalıyordu. Sarp Ekin’in bu düşünceli ve gergin haline baktı ve yanıan biraz daha yaklaşıp “En azından bir şey yapabiliriz. Senin rahat olacağın bir şey. Birbirimize sarılabiliriz.” dedi ve karşılık beklemeden kollarını açtı. Sarp daha sonra Ekin’i alnından ve yanağından öpmeye başladı. Bu dokunuşlar Ekin’i etkilemeye başlamıştı. Sarp O’nu öptükçe O da karşılık vermek istemeye başlamıştı. Farkında bile olmadan Sarp’ın öpücükleri ikisinin masum öpüşmesine dönmüştü. Ekin bu duyguyu hatırlıyordu. O gece hissettiklerini hatırlayınca içinde bir şeylerin yanmaya başladığını hissetti çünkü içerisi bir anda ısınmıştı. Gelinlik sanki fazla geliyordu. Sanki Sarp bunu sezmiş gibi üzerlerine rahat bir şey giymelerini tavsiye etti. Ekin başını sallamakla yetindi. Konuşamıyordu. Konuşsa utancında ölecekmiş gibi geliyordu. Evet, en iyisi susmak, konuşmadan cevap vermekti.
    Rahat bir şeyler giymeyi kabul etmişti ama acaba Sarp O’ndan önünde üzerindekileri değiştirmesini mi bekliyordu. Aklından bunlar geçerken Sarp’ın “sen istersen banyoda üstünü değiştir, ben burada ipek pijamalarımı giyerim” dediğini duydu. Ekin bir an Sarp’ın aklını okuduğunu düşündü.
    Ekin banyoya girip üzerine geceliğini giydiğinde aynadaki görüntüsüne inanamadı. Bu geceliğin amacı yatakta rahat uyumak dışında herşeydi. Sarp O’nu bu şekilde görürse hiçbir şey yapmadan durması zor olacaktı. Derin bir nefes alıp banyodan çıktı.
    Sarp üzerini değiştirmiş Ekin’in gelmesini bekliyordu. Garip bir şekilde çok heyecanlıydı. İlk defa bir kadınla aynı yatakta olmayacaktı ama bu defa farklı olan ilk defa sevdiği, aşık olduğu kadınla aynı yatakta olacaktı. Önceden yaşadıklarıyla bu gece olacaklar -tamam, olabilecekler- aynı kefede değildi. Bunları düşünürken Ekin banyoda çıktı ve o an Sarp nefes almayı unuttu. Karşısındaki kadının nefes kesici olduğunu biliyordu ama bunun kelimenin tam anlamıyla doğru olduğunu şimdi daha iyi anlıyordu. Eğer Ekin hazır olmadığı için o işi bu gece yapmayacaklarsa Sarp’ın işi o gece çoooook zor olacaktı. Ekin yanına gelip omzuna dokununca nefes alması gerektiğini hatırladı.
    .........
    Birbirlerine sarılmışlardı. En başta yaptıklarını tekrar ediyorlardı ve şaşırtıcı bir şekilde Ekin giydiği incecik geceliğinde fazla olduğunu hissetmeye başlamıştı. Odanın ısıtma sisteminde bir problem olmalıydı çünkü içerisi nedense çok sıcak geliyordu. Öpüşmeye devam ediyorlardı ki Sarp’ın boynuna doğru kaydığını hissetti. Sarp’ın nefes alışını duydukça içindeki tarifi zor duygunun daha güçlendiğini hissetti. Galiba asla hazır olmayacağını düşündüğü şeye hazırdı. Keşke hazır olduğunu nasıl anlatacağını bilseydi...
    Sarp Ekin’le öpüştükçe başının tatlı bir şekilde döndüğünü hissediyordu. Eğer sadece öpüşmek bunun olmasını sağlıyorsa ötesini hayal bile edmiyordu. O heyecan içinde biraz da istemdışı Ekin’in boynuna doğru kaydı. Bunu yaptığını fark ettiğinde Ekin’i hazır olmadığı bir şeye zorlamış olabileceğinden çekindi ama Ekin’den gelen tatlı bir inleme fazla ileri gitmediğini söylüyordu. Bu noktada durmak çok zor olacaktı. Keşke Ekin sonuna kadar gitmeye istekli olsaydı. Ekin’in boynunu öpmeye kesip göz göze geldiklerinde Ekin’in yüzündeki arzuyu gördü. Kulağına eğilip baştan çıkarıcı şekilde “bu heyecanı sonuna kadar yaşamaya hazır mısın” diye sordu.
    Ekin kulağına fısıldanan o sözlerin çağrıştırdığı şeyi düşününce içindeki arzunun daha da artmasına şaşırdı. Hazır olmak mı? Tabii ki hazırdı. Tekrar göz göze geldiklerinde Sarp’ın bakışlarında önceden görmediği bir şeyler gördü. Sarp arzu doluydu. Sarp Ekin’i arzuluyordu ve Ekin bunu düşündükçe daha da heyecanlanıyordu. Sarp’ın sorusuna yine başını sallayarak cevap verdiğinde Sarp’ın eli üzerinde düşmeye can atan geceliğe gitmişti bile.
    .........
    Sabah olduğunda Ekin yataktan çıkmadan bütün günü geçirme düşüncesinin çekiciliğini düşünüyordu. Yemek yemeden durabilirlerdi sonuçta. Gece yaşadıklarının güzelliğini daha iyi anlaması hakkı değil miydi? Bunları düşünürken Sarp’ın uyandığını gördü. Gözleri Ekin’e kenetlenince yine dün geceki arzulu bakışları üzerinde hissetti Ekin.
    “Biliyor musun ne yapalım? Ben şimdi oda servisini arayayım ve odamıza kahvaltı isteyelim. Sen o yataktan mecbur kalmadıkça çıkmıyorsun. Kahvaltımızı yatakta yaptıktan sonra başbaşa yatakta neler yapabiliceğimizi konuşuyoruz. Tamam mı?” Ekin sadece kıkırdamakla yetindi. Bir dakika! Ekin ne zamandan beri kıkırdayan biri olmuştu? Hepsi Sarp’ın suçuydu. Aklına bile gelmeyen şeyleri yapıyordu ve bunların hepsi Sarp’ın suçuydu. Gerçi şikayetçi değildi ama yine de bu, olanların Sarp’ın suçu olması gerçeğini değiştirmiyordu. Gerçek evlilik ilk gün itibariyle çok iyi gidiyordu. Galiba Yelda’ya mutlu evliliklerin olabileceğini söylemesi gerekecekti.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Aşk Oyunu - Senaryolar
    By **deniz92** in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 218
    Son Mesaj: 07-04-10, 12:39:18
  2. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (15)
    By BeLGiNNN in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 19-02-07, 18:06:42
  3. Aşk Oyunu - Senaryolar (1)
    By MardiGras in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 22-09-06, 18:25:54
  4. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (11)
    By iremfb86 in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 13-09-06, 12:18:06
  5. Aşk Oyunu - Bölüm Yorumları (3)
    By asyas in forum Aşk Oyunu
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 01-06-06, 20:50:59

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

casino siteleri
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
yerli filmler
kartal escort
maltepe escort
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
deneme bonusu veren siteler
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
grandpashabet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmit escort
izmir escort
eryaman escort
porno izle