Sayfa 198/201 İlkİlk ... 98148188194195196197198199200201 SonSon
1001 sonuçtan 986 ile 990 arası

Konu: Ateş Böceği - Bölüm Yorumları (2)

  1. #986
    Durum:
    Çevrimdışı
    ssselintime - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    11.04.2015
    Yer
    Çağrı&Hazal
    Mesajlar
    221
    Konular
    4
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Selamlaarr:love01:

    Buralara gelmeyeli uzun zaman olmuş, dizi daha yayına çıkmadan önce yazardım bu başlığa sonrasında bırak başlığı, siteyi unuttum valla:img-hyste

    Üstte biri dizinin iki ay içinde final yapacağını söylemiş ama benim birinci ağızdan duyumumla söyleyeyim eğer reytinglerde çok abartı bir düşüş olmazsa Ocak ayına kadar yayında kalmayı garantiledi Ateşböceği, Ocak sonrası da aynı şekilde reytinglerine bağlı. Yüksek bütçeli bir iş değil bu yüzden çok büyük bir düşüş yaşamadıkça Star tv'nin bizi gözden çıkaracağını sanmıyorum, yapımcımız da malum twitterda da instagramda da herhangi bir finalin sözkonusu olmadığını belirtiyor.

    Beni sadece 13.haftada gerçekleşecek gün değişikliği tedirgin ediyor. Kanalın Çarşamba dışında her günü dolu. Çarşamba da karşımızda Diriliş, 309 ve Meryem gibi güçlü ve kemik kitlesi çoktan fazlaca oluşmuş rakipler olacak. Umarım bilir kişiler bunları da düşünerek daha uygun bir güne geçeriz.


    Bu arada Hakan ve İlayda'yı aşşırı yakıştırdığımı da söylemeden edemeyeceğim, Hakan imajını değiştirmeden önce pek bir küçük duruyordu yanında ama şimdi tam oldular bence, tencere kapak misali:img-hyste
    Bir de fragmanlar çok güzel iyi hoş da ben en azından fragmanlara biraz daha fazla TeoGül serpiştirilmesi taraftarıyım, onların hikayesini de en az AsBar kadar merak ediyorum.:icon_whis

  2. #987
    Durum:
    Çevrimdışı
    Tunagihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    30.01.2006
    Yer
    HP
    Mesajlar
    142
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Merhabalar,
    Tüm yazdıklarınızı okuyup yazamamak ne zormuş gerçekten yaş itibariyle telefondan forumu sadece okuyup yazmayı beceremeyen biri olarak bilgisayarıma kavuştum sonunda:cheer:

    Öncelikle geçen bölüme yorum yapamayan forumdaşlardanım ben de... didik didik edip her sahnesini yorumlamışsınız keyifle takip ettim klavyelerinize sağlık... Benim gibi fragmanlar özet önizleme üçlüsünün bütünlüğüne takık bir izleyici olarak üç fragman bir özet bir önizleme tam anlamıyla kapak oldu bana diyebilirim:) devamını bekliyorum.

    Barış'ın "ne olur gel" iç sesinden ziyadesiyle etkilendiğimi belirtmeden geçemeyeceğim ve önizleme başrolü Hakan... yani ayarlarımla oynuyor bu senarist diyorum başka da bir şey demiyorum. 12-19 yaşın bayılacağı bir değişim... muhteşem Hakan Şeker...Hakan karikatürize saflığından kurtuldu şimdi özündeki yakışıklı adamı açığa çıkardı İlayda'yı etkiledi... tüm bunlar yaptığı kazayı, sorumsuzluğunu hafifletmek adına mı yapılıyor acaba seyirci gözünde ...

    Cahide ah Cahide... onu da kontrollü sanırdım ama olay çıkacak ya... ona da en son söylenecek sözü ilk önce söyletiverdiler...

    Sonra koltuk...kolçak...Emrah...
    :icon_sorr

    Gelelim yeni bölüme... ajanlığa sarmış hem de nişanlı ajanlığa sarmış Aslı, kıskançlık krizi miydi o tepinmeler...hiiiiç olmamış...:icon_whis fragmanda çok eğreti duruyor belki bölümün içinde olayların akışında toparlanır... Aslı kızım,akıllı kızım okul,şöförlük, mahalle derken şu kazayı bir çözsen artık diyorum. Yoksa ya Barış ya Emrah söyleyecek...olmayacak o da hiç olmayacak...

  3. #988
    Durum:
    Çevrimdışı
    qsawe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    31.12.2006
    Yer
    Milas köylüsü
    Mesajlar
    14,067
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    80

    Aldığı Beğeni: 102

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Günaydınnnnn

    Keyifli bir çarşamba olsun...

    Aşağıdaki yazıyı bana yazılmış diye okumadan geçenler olabilir... olmasın, okusun... Her ne kadar Okyanus ben başka düşünüyorum demişse de aslında farklı değil düşündüklerimiz. O daha detaylı açıklamış sadece... :img-wink:

    Ozenc-can'ın felsefe hocasının dediği cümle de tam bu işte...

    "insan açıklanamaz, onu sadece anlayabiliriz"

    Alıntı okyanuuss Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Benim yaklaşımım farklı o yüzden hemencecik dile getirmek istiyorum :)

    Olay dizi-filmlerdeki, kitaplardaki karakterleri kendimiz gibi görmeyi istemek, bizim gibi davranmalarını istemek değil..

    Hepimizin kendimize ait bir hayat görüşü var. Kiminki doğrudur, kiminki yanlıştır, kiminki kusurludur, kiminki manyakçadır tartışılır. Ben kendi hayat görüşümü çok beğeniyor olabilirim ve hayat görüşümden gayet memnun olabilirim ama birçok kişiye göre de hayatla ilgili düşüncelerim, değer yargılarım gereksiz ve saçma olabilir, doğru gelmeyebilir. Ama sonuç itibariyle hepimizin iyi-kötü bir hayat görüşü var. Kendisi hayata dair düşünmeyip başkalarını direkt kopyalayanların bile.. Onların da hayat görüşü bu minvalde şekillenmiş..

    Konuya dönecek olursam.. Dizileri-filmleri izliyoruz.. Hikayeyi ve karakterleri yorumluyoruz.. Bir karakteri ele alalım.. Ben onun profilini çıkarıyorum ortaya.. Bunu yaparken kendi beklentime göre çıkarmıyorum.. O karakteri analiz ediyorum.. Analiz ediyorum ve sonucunda da diyorum ki mesela, senaristin oluşturduğu şu karakter yalancı, hırslı, ikiyüzlü, akıllı biri.. Veya diyorum ki iyi niyetli, aptal, yeteneksiz biri.. Veya diyorum ki akıllı, becerikli, karakteri düzgün biri.. Daha sonra bu kişiyi kendi değer yargılarımla karşılaştırıyorum.. Benim beklentime uymuyorsa, değer yargılarıma zıtsa, hayat felsefeme aykırıysa sevmiyorum. Sevmek zorunda da değilim zaten.. Ama onu sevmiyor olmam, onun benim beklentilerime uymaması, benim görüşlerime aykırı olması onu doğru yorumlamadığım anlamına gelmez.. Yalancı yalancıdır, aptal aptaldır, beceriksiz beceriksizdir. Sevip sevmemek ise bana kalır. Ha bazen nedir hayat felsefeme çok aykırı bir karakter çıkıyor ve onu seviyorum. Bir şekilde karakter beni etkiliyor, karizmatik oluyor, akıllı oluyor.. Veya senarist tarafından çok sağlam ve etkileyici yazılıyor.

    Diyelim ki sevdiğim karakter bayılsam ölüp bitsem bile değer yargılarıma uymayan bir şey yaptı. Hiç hoşlanmadığım bir davranıştan örnek vereyim yalan söyledi diyelim.. Onunla ilgili yalan söyledi, insanları kandırdı, yanlış yaptı diye eleştiri yorumu getiririm. Veya aptallıktan hiç hoşlanmam gerzek gerzek davranışlar yaptı ne bu aptallık diye eleştiririm.. Ha o karakteri hala sevmeye devam edebilirim veya soğurum, sevgim yavaş yavaş azala da bilir.

    Ben bir robot değilim.. Dizi-film izleyeyim veya kitap okuyayım sonuçta izleyen-okuyan benim.. Tabii ki kendi duygu-düşüncelerime göre eseri yorumlayacağım, hikayeyi ve karakterleri seveceğim veya sevmeyeceğim.. Olay izleyip okurken ben yapmazdım, ben şöyle yapardım demek değil, bu kadar basit değil.. Sevdiklerime baktığım zaman bazen kendimden bir şeyler bulmuşumdur evet, bezen tam da benim kafama uygun karakter ve hikayeler vardır evet, bazen kalbime kitap etmişlerdir, bazen aklıma, bazen de benle hiiiiiç alakası yoktur ama yine de sevmişimdir. Hannibal'ı sevmişimdir mesela manyak bir abimizdir kendisi :) Yaptıklarının büyük bir çoğunluğunu yapma ihtimalim sıfır :) Lakin baştan sona her bir şeyi doğru yapmıştır da demem, eleştirmem gerekirse eleştiririm ama severim de orası ayrı..

    Bu diziye dönecek olursam Barış'ı da Aslı'yı da severim.. Ama şu an için seviyorum, ilerde belki iki karakterden de nefret edeceğim.. Ama şunu biliyorum ki sevsem dahi benim kafama uygun şeyler yapmamışlarsa ben bu tavırlarından hoşlanmadım, yanlış buldum derim eleştiririm de..



    Ama işte bir önceki düşünceye sahip olan kişi bu düşüncede olmamalı :)

    Senarist yazmış aptal, beceriksiz, bağımlı bir kadın karakter.. Kadın karakter baştan beri de böyle.. Eee o zaman hiç eleştirmeyeceğiz, hasret de kalmayacağız :) Bu bizim hikayemiz değil senaristin ve o kadın karakterin hikayesi :) O zaman eleştirmek yok.. Yakınmak yok :)

    Ama ben yakınırım :) Çünkü ben aklı başında kadınlar, yetenekli kadınlar, güçlü kadınlar, etkileyici kadınlar, başarılı kadınlar izlemek istiyorum. İzlediğim karakterlerde bu özellikleri görmeyince eleştiriyorum.. İzlediğim dizi benim hikayem olmayabilir. Ama eser bana sunuluyor. Benim beğenime sunuluyor. Ve ben vasıfsız, bağımlı, saftorik kadın karakterler izlemekten; hödük, hükmedici, hadsiz, şımarık erkek karakterler izlemekten sıkıldım. Hele aptal karakterlerden nefret ediyorum. O yüzden naçizane kendi beklentilerime uygun karakterler izlemek istiyorum :) Bu dizinin senaristi de umarım benim beklentilerime yakın karakterler ve hikayelerle yola devam eder :) Hikaye onun hikayesi ama rica edeceğim ondan beni de memnun etsin :)

    Tek sorun var aslında... Misal ben 50 yaşındayım... (bu siteyi seviyorum, 49 diyor :love01: ) Yani ben 20-25 yaş arasındaki gençleri anlamaya çabalıyorum. O yaşlarıma geri dönmeye çabalıyorum. Kolay değil, ömrümün yarısını geri dönmem lazım. O zamanlara gitsem bile hiçbir şey aynı değil... işte o zaman da bugünle o günü kıyaslamaya, çevremdekilerden, gözlemlerden, anlatılanlardan destek almaya çabalıyorum.

    Dün bir arkadaşım bu neslin en büyük sorunu aşırı öz güvenleri dedi...

    Aslı'ya şak diye oturdu.

    Veli'nin evine gitmek, senetleri yalan dolanla alacağına inanmak, iki adam karşısına dikilince Barış desteğine sırt çevirmeye çalışmak... Tamam sen ayakların üstünde durmaya çabalıyorsun ama bir yandan da yapamayacaklarının farkında olmalısın. Bu aşırı öz güven başa bela olacak... (Nuri miydi şu dinleme cihazını masaya bıraktıkları adam? o uyanık olsa, o cümleden hemen işgillenir, o kızı da ölse dışarı bırakmazdı. O yüzden böyle sahnelere çok kızıyorum. Oluru varmış gibi yapılmamalı, yok çünkü.)


    Hepimiz 'beğendiğimiz' sürece bir şeylere vakit ayırıyoruz. Mesela ben Dolunay dizisini bıraktım. Kısa videolardan Can'ı izleyeyim diyorum, Özge sağ olsun onu da bir aşağı çekiyor ki izlenesi bir tipi kalıyor. Eh tipse Fashion Tv de manken dolu, onları izlerim. Yani çok haklısın, beğenmediğimiz takdirde bize vereceği hiçbir şey kalmıyor izlediklerimizin.

    Zaten amaç keyif almak. Keyif alacağımız yöntemler işe yaramıyorsa çözüm o vakti başka şeylere ayırmak. Başladığım dizi, berbat oldu ama ben yine de son bölüme kadar izlerim, asla bırakmam diyecek kimse yoktur. Hele de dediğin gibi aptal, şımarık, pasif...... insanlara, özellikle esas kadınsa, benim hiç tahammülüm kalmıyor.

    Eleştirmekle karalamak arasında büyük fark vardır derim ya, tam da bunlar için diyorum işte... Bizler eleştiriyoruz. Ama olay, tü kaka, berbat, hiç hoş değil kelimelerinden başka bir şey taşımayan yorumlara gelince bu biz keyif alanlara da hakarete dönüyor. Niye izliyorsun diye düşünüyor insan okurken.

    İyiyi-kötüyü yazabilmek, beklentileri sıralamak lazım. Senin-benim-onun istediği, beğeneceği karaktere evrilmeyeceği ne malum? Yaz, iste, vermeyen senaristin yüzü kararsın... :img-wink: (şuraya ekleyeyim, insanların değişimi zaman içinde olur, acele etmeyin, diye... sonra demeyin karakter değişmez hemen dedin niye şimdi böyle diyorsun falan... hepimiz değişiriz de iki ayda pek değişmeyiz... :icon_whis )

  4. #989
    Durum:
    Çevrimdışı
    Diotima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    30.07.2017
    Mesajlar
    11
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Alıntı qsawe Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Günaydınnnnnn :love01:

    Salınız sallanmasın, işler güçler hızlı hızlı yapılsın bitsin, keyifler yerinde olsunnnnnn


    Aranızda çok kitap okuyan vardır... Çok insanla karşılaşılan işlerde çalışan vardır... çok film izleyen vardır...

    İnsan karakterleri hakkında hepimizin az-çok bilgisi birikimi de vardır.

    Eğer kitapta, filmde, iş ortamında 'sizin gibi' davranmasını isteyerek, bekleyerek yaklaşırsanız insanlara, onları doğru yorumlayamazsınız. Görüşmeye, okumaya, izlemeye devam eder ama her an bir kusur bulursunuz.

    Ben 35 tane hikaye yazdım. 9 u roman boyutunda. Kalan kısalardan en az 4-5 öykü kitabı basılır.

    Her seferinde bir karakter yarattım ve hikayenin sonuna kadar o karakterin özelliklerini bozmadım. Mesela korkusunu hep işledim... Mesela saçını atış şeklini hep işledim... Yani hepimizde olan 'kolay değişmeyen' şeyleri değiştirmedim.

    Aslı ya da Barış ya da Teo ya da Gül... bunların başından beri karakterlerinde oynama yok. Olaylar karşısında yaptıklarını 'ben yapmazdım, ben şöyle yapardım' diye izlemeye başladığınız an o diziden koparsınız... bunlar bizim değil, onların hikayeleri... :img-wink:

    Aslı o... taksi şoförlüğü yapıyor üç yıldır. Bir mahallede yaşıyor. Kapının önünde oturup çekirdek yiyor, halı yıkıyor... yeri geliyor levyeyi kapıp adam dövmeye iniyor... Bu karakterden, balık hangi çatal ve bıçakla yenir bilmesini, ses tonunu her durumda ayarlamasını, tavırlarını iki ayda düzeltmesini beklersek....... olmaz... olursa ilk kızacağım insan Ebru hanım olur. Nasıl bozdun karakteri derim...

    Bakın, Barış iki kaba hareket yaptı, Teo 'patron bu aşk seni bozdu' lafını çarptı. işte böyle göze batar değişimler. Oysa hepimiz zamanla büyür, olgunlaşır, ağırlaşır, karakterimizi oturtmaya başlarız.

    Hazır yeri gelmişken... kaçınızın sevgilisi Teo gibi davrandı? Ama adama cuk oturdu. Çünkü en başından beri beni abine söyle dedi durdu. Gül haksız değil, çünkü tipik Türk abisi her haltta kızı kısıtlayacak, biliyor.

    Teo Amerikandan gelmedi. Elbette biliyor Barbonun ne yapacağını. Yine de saklamıyor. Çünkü Teo geçmişindeki olayları bile bir çırpıda söyledi Gül'e. İşte bu karakter de değişmedi başından beri. Bazen fevri, bazen oyuncu, bazen kaba-saba ama hep aynı...

    Ezcümle... diziyi izleyip keyif almanın onlarca yolu var... keyfini çıkartmaya bakın, niye kendinizi yoruyor, üzüyorsunuz?
    Sevgili qsawe (Asu), ne kadar iyi niyetli, geniş bir pencereden yaklasiyorsun.
    Belki hikaye yazdığın için olaylarda bütüne bakıp,her şeyi zamana yazıyorsun.
    Ben sabırsız bir izleyiciyim. Hani kitabı çevrilen filmi izlemediğini, cevrileni okumadığını söylüyorsun. Cok akillica:good: Ama ben acayip merakliyim. Her seye atlarim. Hep ayni tadi alacagimi sanarak... Dizilerde de boyle..Her bolum beklentimi yüksek tutar hayal kırıklığına uğramaya çok musaitim.
    Avukat kuzenimde aynı senin gibi düşünüyor. 'Biz ne türk filmleri izledik.senin gibi değil, onlar gibi bak' diye susturuyor beni. Avukat ya çenesiyle baş edemiyorum:img-hyste
    Aslında değişimlerini göreceğimizi zaten söylüyorsun ama Asli daha güçlü durabilir,kendi için birşeyler yapabilir. Diklenerek değil, güçlü durarak ezdirmesin kendini. Sonucta sofra adabini hemen öğrenmesini beklemiyorum ogrenmese de sorun degil ama is hayatında, toplumda ses tonunu ayarlamayan mi var?24 yaşında gayret aklı başında olması gerekir. Fazla fütursuzca... Baris Buka her hareketini, ne yapacagini o kadar iyi biliyorki dag aslaninin, sasirtsin istiyorum artık. Sabirsizim ışte..

    Gelelim keyif almanın onlarca yoluna; listenin başı kesinlikle Baris Buka:img-hyste
    Sevdiğini gözlerinin içine bakarak bıkmadan dinliyor. Onunla her şekilde konuşmaya çalışıyor.Asli'nin dik başlıligini bile sabırla torpulemeye çalışıyor ama bizim kızımız her şekilde kafa tutmaya calisiyor.
    Ama farkli sekilde yaklassaķta ortak birlestigimiz dizimizi izlenilebilir kilan cok sey var.
    Sen ve diger arkadaslarimizin derinlemesine, cok olasilikli yorumlarina bayiliyorum. Hatta burada okudugum zaman dizide gozume batan şeylere farklı yorum getirmeye bile başladım.
    Dizimizde, burası da eğlenceli ve keyifli..

  5. #990
    Durum:
    Çevrimdışı
    Zuzinha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    14.11.2013
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    6,014
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    714

    Aldığı Beğeni: 1,581

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart

    Alıntı okyanuuss Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Benim yaklaşımım farklı o yüzden hemencecik dile getirmek istiyorum :)

    Olay dizi-filmlerdeki, kitaplardaki karakterleri kendimiz gibi görmeyi istemek, bizim gibi davranmalarını istemek değil..

    Hepimizin kendimize ait bir hayat görüşü var. Kiminki doğrudur, kiminki yanlıştır, kiminki kusurludur, kiminki manyakçadır tartışılır. Ben kendi hayat görüşümü çok beğeniyor olabilirim ve hayat görüşümden gayet memnun olabilirim ama birçok kişiye göre de hayatla ilgili düşüncelerim, değer yargılarım gereksiz ve saçma olabilir, doğru gelmeyebilir. Ama sonuç itibariyle hepimizin iyi-kötü bir hayat görüşü var. Kendisi hayata dair düşünmeyip başkalarını direkt kopyalayanların bile.. Onların da hayat görüşü bu minvalde şekillenmiş..

    Konuya dönecek olursam.. Dizileri-filmleri izliyoruz.. Hikayeyi ve karakterleri yorumluyoruz.. Bir karakteri ele alalım.. Ben onun profilini çıkarıyorum ortaya.. Bunu yaparken kendi beklentime göre çıkarmıyorum.. O karakteri analiz ediyorum.. Analiz ediyorum ve sonucunda da diyorum ki mesela, senaristin oluşturduğu şu karakter yalancı, hırslı, ikiyüzlü, akıllı biri.. Veya diyorum ki iyi niyetli, aptal, yeteneksiz biri.. Veya diyorum ki akıllı, becerikli, karakteri düzgün biri.. Daha sonra bu kişiyi kendi değer yargılarımla karşılaştırıyorum.. Benim beklentime uymuyorsa, değer yargılarıma zıtsa, hayat felsefeme aykırıysa sevmiyorum. Sevmek zorunda da değilim zaten.. Ama onu sevmiyor olmam, onun benim beklentilerime uymaması, benim görüşlerime aykırı olması onu doğru yorumlamadığım anlamına gelmez.. Yalancı yalancıdır, aptal aptaldır, beceriksiz beceriksizdir. Sevip sevmemek ise bana kalır. Ha bazen nedir hayat felsefeme çok aykırı bir karakter çıkıyor ve onu seviyorum. Bir şekilde karakter beni etkiliyor, karizmatik oluyor, akıllı oluyor.. Veya senarist tarafından çok sağlam ve etkileyici yazılıyor.

    Diyelim ki sevdiğim karakter bayılsam ölüp bitsem bile değer yargılarıma uymayan bir şey yaptı. Hiç hoşlanmadığım bir davranıştan örnek vereyim yalan söyledi diyelim.. Onunla ilgili yalan söyledi, insanları kandırdı, yanlış yaptı diye eleştiri yorumu getiririm. Veya aptallıktan hiç hoşlanmam gerzek gerzek davranışlar yaptı ne bu aptallık diye eleştiririm.. Ha o karakteri hala sevmeye devam edebilirim veya soğurum, sevgim yavaş yavaş azala da bilir.

    Ben bir robot değilim.. Dizi-film izleyeyim veya kitap okuyayım sonuçta izleyen-okuyan benim.. Tabii ki kendi duygu-düşüncelerime göre eseri yorumlayacağım, hikayeyi ve karakterleri seveceğim veya sevmeyeceğim.. Olay izleyip okurken ben yapmazdım, ben şöyle yapardım demek değil, bu kadar basit değil.. Sevdiklerime baktığım zaman bazen kendimden bir şeyler bulmuşumdur evet, bezen tam da benim kafama uygun karakter ve hikayeler vardır evet, bazen kalbime kitap etmişlerdir, bazen aklıma, bazen de benle hiiiiiç alakası yoktur ama yine de sevmişimdir. Hannibal'ı sevmişimdir mesela manyak bir abimizdir kendisi :) Yaptıklarının büyük bir çoğunluğunu yapma ihtimalim sıfır :) Lakin baştan sona her bir şeyi doğru yapmıştır da demem, eleştirmem gerekirse eleştiririm ama severim de orası ayrı..

    Bu diziye dönecek olursam Barış'ı da Aslı'yı da severim.. Ama şu an için seviyorum, ilerde belki iki karakterden de nefret edeceğim.. Ama şunu biliyorum ki sevsem dahi benim kafama uygun şeyler yapmamışlarsa ben bu tavırlarından hoşlanmadım, yanlış buldum derim eleştiririm de..



    Ama işte bir önceki düşünceye sahip olan kişi bu düşüncede olmamalı :)

    Senarist yazmış aptal, beceriksiz, bağımlı bir kadın karakter.. Kadın karakter baştan beri de böyle.. Eee o zaman hiç eleştirmeyeceğiz, hasret de kalmayacağız :) Bu bizim hikayemiz değil senaristin ve o kadın karakterin hikayesi :) O zaman eleştirmek yok.. Yakınmak yok :)

    Ama ben yakınırım :) Çünkü ben aklı başında kadınlar, yetenekli kadınlar, güçlü kadınlar, etkileyici kadınlar, başarılı kadınlar izlemek istiyorum. İzlediğim karakterlerde bu özellikleri görmeyince eleştiriyorum.. İzlediğim dizi benim hikayem olmayabilir. Ama eser bana sunuluyor. Benim beğenime sunuluyor. Ve ben vasıfsız, bağımlı, saftorik kadın karakterler izlemekten; hödük, hükmedici, hadsiz, şımarık erkek karakterler izlemekten sıkıldım. Hele aptal karakterlerden nefret ediyorum. O yüzden naçizane kendi beklentilerime uygun karakterler izlemek istiyorum :) Bu dizinin senaristi de umarım benim beklentilerime yakın karakterler ve hikayelerle yola devam eder :) Hikaye onun hikayesi ama rica edeceğim ondan beni de memnun etsin :)
    Ya Allah senden razı olsun Okyanuss'um:img-hyste Beğenmiyorsam izlemem (ya da istersem izlerim kime ne:) ama izliyorsam da beğenmediklerimi söylerim. Sevilen karakterlere kusur bulmayı doğru okumamak olarak nitelendirirsek düzeltmeye, değiştirmeye çalışıyoruz. Bir kurgu karaktere yapılan eleştiriyi kişiselleştirerek alınganlık gösteriyoruz. Vay benim beğendiğim kıza neler dedi. Oysa ne ilgisi var? Tabi burada bir özeleştiri de yapmak istiyorum. Hedef kitle üzerinden bir Aslı tespiti yaparak hata yaptım. O noktada Aslı'yı sevenler bu kitledir gibi bir algı yaratacağımı öngöremedim. Aslında Aslı ve diğer esas kızların bu hedef kitleye/yeni nesle benzediğini söylemeye çalışmıştım (ki Aslı diğerleri gibi de değil). Onda eski Yeşilçam değerleri de var. Beni bağlayan da budur belki:) Neyse kısacası bu söylemimden dolayı özür diliyorum. Alınan olsun olmasın, yanlış bir ifade şekli olmuş.

    Karakterleri analiz etme konusunda şahane yazmışsın. Karakterlerden kendimiz gibi olmalarını beklemiyoruz. O zaten çok sıkıcı olur. Ama insanız ve kurgu ya da gerçek her karakteri kendi algımız üzerinden okuyoruz. Okuduğumuz şeyi de kendi değerlerimiz üzerinden yargılıyoruz. İzleyiciyiz biz:) Bir karakterin hikayesine ilgi duymak için onu her anlamda beğenmek de şart değil. Ben Aslı'nın Barış'la aşkını sevdiğim için, ikisinin hikayesinde bir güzellik gördüğüm için izliyorum. Aslı'nın hayalimdeki kadın olmasına gerek yok:) Barış zaten hayalimdeki erkek:img-hyste

    Bir yönetmenden alıntı yapmak istiyorum ama sözü tam hatırlamıyorum:) Bir filmin izleyicisi sayısı kadar senaryosu vardır gibi bir şey. İnsanlar aynı geçmişe bakıp farklı şeyler hatırlıyorlar. Aynı diyaloğun içerisinde birbirlerinden çok farklı şeyler duyuyorlar. Algı her şeydir. Aynı ekrana bakıp aynı şeyi izlemediğimizi kabul etmek lazım belki her şeyden önce:img-wink:

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Ateş Böceği - Bölüm Yorumları
    By NATY&FACU in forum Ateş Böceği
    Cevaplar: 630
    Son Mesaj: 14-02-20, 23:41
  2. Ateş Böceği - Bölüm Yorumları (3)
    By NATY&FACU in forum Ateş Böceği
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 24-10-17, 22:01
  3. Ateş Böceği - Bölüm Yorumları (1)
    By Esire in forum Ateş Böceği
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 10-08-17, 17:03
  4. Kül ve Ateş - Bölüm Yorumları (1)
    By mxrxt in forum Kül ve Ateş
    Cevaplar: 993
    Son Mesaj: 11-09-09, 18:50
  5. Ateş Böceği
    By tolgahan-hande in forum Türk Sinemasından Film Tanıtımları
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 11-01-09, 18:57

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.