Düğün hazırlıkları bitmiş düğün günü gelmiş çatmıştır.Hasan beyin evinde hafif klasik müziği eşliğinde konuklar yavaş yavaş gelmektedir.Gelin ile damadın mutluluğunu paylaşmak için gelen konukların yüzü gülmekte fakat içlerinde bir delikanlının(bebek yüzlünün)yüzü gülmemektedir.Bu kişi tabii ki de Haluk'tur.İstemediği düğünün gerçekleştiğine mi yansın yoksa bu düğüne katılmak zorunda olduğuna mı bilememekte çevresine gergin gergin bakmaktadır.

Haluk böyle bir ruh halindeyken kapı tarafından babasının sesini duyar:

HASAN:Ahhh!!Ece,kızım hoşgeldin,ne de güzel olmuşsun.
ECE:Teşekkür ederim,efendim.Çok mutluyum sizin adınıza.
HASAN:Sağ ol,kızım.

Haluk bu sohbeti yakından görmek üzere arkasına döner dönmez donakalır.Zaten normalde de güzel olan ama bu akşam ayrı bir güzelliği üstünde olan Ece'yi gören Haluk'un dili tutulmuştur.O kadar donakalmıştır ki babasının sorduğu soruya zoraki cevap verir.

HASAN:Ece,kızım Haluk'un yanında kalır mısın,konukların arasında canı sıkılmasın.Haluk,Ece kızıma hoş geldin demek yok mu?der ve yanlarından ayrılır.

HALUK:HO...Hoş geldiniz Ece hanım.
ECE :Hoş bulduk ,Haluk bey.

Haluk sadece bu kadar konuşabilmiştir.Ece hanıma hala hayran hayran bakmaktadır.Ece hanım da Haluk beyin bakışlarından hem hoşlanmış hem de utanmış,yanakları hafif kızarmıştır.Haluk o kadar güzel bakıyordur ki gözlerini çekmek istese de çekememektedir.Daha fazla konuşamayacaklarını düşünürken dans şarkısına başlayan orkestra imdatlarına yetişir.Çevresindeki herkes dans etmeye başlar,Haluk ve Ece ortada,birbirlerine kaçamak bakışlar atar halde kalmışlardır.Ne yapacaklarına bir türlü karar veremeyen gençlere Hasan bey seslenir:

HASAN:"Gençler neden dans etmiyorsunuz,ne bekliyorsunuz hadi." der ve muzip muzip bakar.

Haluk da isteksiz bir şekilde(istemem yan cebime koy misali)elini Ece hanıma uzatır.Ece de aynı duygular içinde elini Haluk beye verir.Bu hareketleri yaparken gözler birbirlerine mıknatısla yapışmış gibi kilitlenmiştir.İkisi de dans mı ediyorlar yoksa başka bir şey mi ikisi de bilmez halde salınmaya başlarlar.Haluk'un içinde küçük küçük kelebekler belirmeye başlamıştır,kalbinde tomurcuklar pırtlamaya, acayip bir şekilde şimdiye kadar hissetmediği duygular hissetmeye başlamıştır.Ece'nin de ondan aşağı kalır yanı yoktur.Haluk beye her ne kadar gıcık olsa da bakışlarından kaçamamakta onun kollarındayken kendini uçuyormuş gibi hissetmemektedir.Uzun zamandır bu duyguları hissetmeyen Ece ve Haluk kendi dünyalarında dolanırken on dakikadır dans ettikleri halde bir kelime dahi konuşmadıklarını farkederler.Tamam gözleriyle bir sürü şey konuşmuşlardır ama bir türlü söze başlayamamışlardır.Sonunda yine kendini ilk toparlayan Ece olur ve

ECE:Haluk bey,kendinizi nasıl hissediyorsunuz?Yani babanız için mutlu olmanız lazım değil mi?

HALUK:Bilmiyorum Ece hanım kendimi iyi hissetmediğim aşikar ama ne yapalım babamın mutlu olması yeter.

ECE:Evet,doğru bir yaklaşım,isterseniz çok gerginseniz,nefes egzersizleri yapabiliriz.

HALUK:Aslında iyi olur,nedense bu egzersiz bana çok iyi geliyor...

NOT:Fotoğraflar çok güzel,emeği geçenlere teşekkür ederim.Sabah uykum açılsın diye internette gezerken bu fotoğrafları gördüm ve birden gözlerim fal taşı gibi oldu.Sabah sabah açıldım iyi geldi.Sekiz saat dersim ve nöbetim vardı bugün ama arada bir bu fotoğraflara bakarak yorgunluk attım.Eve gelince de ilham geldi bir şeyler yazayım dedim ama devamını getiremedim.Getirmek isteyen olursa tamamlayabilir.