Sayfa 20/20 İlkİlk ... 101617181920
99 sonuçtan 96 ile 99 arası

Konu: Böyle mi Olacaktı? - Bölüm Yorumları

  1. #96
    Durum:
    Çevrimdışı
    aycn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    14.08.2008
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2,268
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    1303. Bölüm

    Ertesi Gün

    Ece evde kahvaltıyı hazırlamıştır. Narin giyinmiştir. Çantasını alıp çıkıyordur.
    ECE: Kızım nereye?
    NARİN: Hastaneye anne.
    ECE: Kızım bir iki lokma bir şeyler ye. Beraber gidelim.
    NARİN: Haayır anne. Bütün gece gözüme uyku girmedi zaten. Niye eve getirdin ki beni. Sırf Mümtaz abi’nin hışmından korumak için değil mi?
    ECE: Kızım bir sakin ol. Mümtaz ne kadar gergindi görmedin mi?
    NARİN: Biliyorum. Gördüm, ama orada yatan benim erkek arkadaşım anne. Mümtaz abi beni görmek istemiyorsa da yapacak bir şey yok. Ben gidiyorum.
    ECE: Bekle Narin. Kızım beraber gidelim.
    Narin çoktan çıkmıştır.

    Beste ve Özgür evde kahvaltı ediyorlardır.
    ÖZGÜR: İyi misin canım?
    BESTE: Bütün gece uyuyamadım.
    ÖZGÜR: Biliyorum. Ben de.
    BESTE: Hilal nasıl böyle bir şey düşünebilir? Nasıl? Kendi öz çocuğunu bize vermeyi nasıl aklından geçirebilir. Hadi onu geçtim. Ya abim? Ona ne demeli. Delirmiş bunlar Özgür.
    ÖZGÜR: Tamam canım. Sakin ol.
    BESTE: Ben nasıl yeğenimi öz evladım gibi büyütebilirim Özgür? Böyle bir şey olabilir mi?
    ÖZGÜR: Tamam Beste. Ben de seninle aynı fikirdeyim. Bugün Hilal’i arayıp uygun bir dille istemediğini söylerim. Onlar da bir çaresine baksınlar daha da vakit geçmeden.
    BESTE: Off. Neyse. Derin’den bir haber var mı?
    ÖZGÜR: Armağan’la konuştum sabah. Durumu iyi değilmiş. Doktor hala hayati tehlikesi olduğunu söylüyormuş.
    BESTE: Canım ya.
    O sırada kapı çalar. Özgür gidip açar. Gelen Ahmet ve Ada’dır. İçeri girerler.
    AHMET. Ohooo ama siz bildiğiniz Pazar kahvaltısı yapıyorsunuz.Bu ne keyif ya?
    BESTE: Hoş geldiniz. Otursanıza.
    ADA: Şey… Biz sizi almaya geldik. Yani malum akşam nişnımız vra ya. Bir an evvel yola çıksak diyoruz.
    BESTE: Hiii. Ben onu tamamen unuttum. Gündem o kadar dolu ki. Ne yapacağız. Hazırlanmadım bile.
    ÖZGÜR: Sakin ol canım. Nişan akşam.
    AHMET: Evet, ama İzmir de. Abimle yengem de bizi bekliyor. Onlarıda alacağız daha.
    ÖZGÜR: Ne?
    BESTE: Off. Kıyafetim bile hazır değil.
    ADA: O zaman ben sana yardım edeyim.
    AHMET: Bence de aşkım. Biz de buraları toplayalım. Hadi.

    Mümtaz ile Armağan hastanededirler.
    MÜMTAZ: Sen de gitseydin keşke Armağan.
    ARMAĞAN: Seni yalnız mı bıraksaydım abi.
    O sırada Narin gelir. Mümtaz Onugörünce sinirle aayağa kalkar.
    MÜMTAZ: Sen yine mi geldin Narin?
    ARMAĞAN: Mümtaz abi.
    NARİN: Evet geldim. Hatta hiç gitmemeliydim. Sırf sen daha da delirme diye götürdüler beni eve.
    MÜMTAZ: Benimle düzgün konuş.
    NARİN: Mümtaz abi bak amacım seni kırmak değil ama görmüyor musun halimi? Nasıl üzgün nasıl pişman olduğumu görmüyor musun? Ben ister miydim böyle olmasını?
    MÜMTAZ: Ama oldu. Derin senin yüzünden ölümle pençeleşiyor.
    NARİN: Evet. Maalesef ki öyle. Peki ne yapmamı istiyorsun? Gidip kendimi bir yerden atayım mı? Öldüreyim mi kendimi? O zaman geçecek mi öfken?
    MÜMTAZ: Gözüm seni görmesin yeter.
    NARİN: Üzgünüm. Bunu yapamayacağım. Derin burada olduğu sürece ben de onunla burada bekleyeceğim.
    ARMAĞAN: Narin…
    NARİN: Karışma abi.
    Narin yürür ve camekandan Derin’e bakarak ağlıyordur. Mümtaz sinirle uzaklaşır. Armağan çaresizdir.

    Oflaz bir evdedir. Karşısında yaşlı bir kadın vardır.
    KADIN: İşte böyle. Bildiğim her şeyi anlattım sana.
    Oflaz şaşkındır. O sırada telefonu çalar. Açar.
    OFLAZ: Efendim?
    EZGİ: Şey.. Merhaba ben Ezgi.
    OFLAZ: A merhaba.
    EZGİ: Rahatsız etmiyorum dğeil mi?
    OFLAZ: Yo çok sevindim aramanıza. Buyurun.
    EZGİ: Bu akşam sizi yemeğe davet etmek istiyorum. Bir teşekkür mahiyetinde. Gelirseniz çok memnun olurum.
    OFLAZ: Taabi gelirim. Çokta sevinirim.
    EZGİ: Öyleyse akşam 7 de bekliyorum. Adresi konum olarak atarım.
    OFLAZ: Peki. Görüşürüz.
    Ezgi telefonu kapatır ve sinsi sinsi gülmeye başlar.
    EZGİ Beni böyle hayatınızın dışında tutabileceğinizi snadınız ama başaramayacaksınız. Yeniden burnunun dibinde görmeye hazır ol Masal hanm. Yakında aynı iş yerini paylaşacağız.
    Ezgi sırıtır.

    Narin hastanededir. Camekandan Derin’i izliyordur. Zeynep ve Eylül gelri.
    ZEYNEP: Narin?
    EYLÜL: Abim nasıl?
    NARİN: Aynı. Bir değişiklik yok.
    EYLÜL: Canım abim.
    NARİN: Sen de beni suçluyorsun değil mi Eylül?
    EYLÜL: Hayır ama…
    NARİN: Biliyorum ben. Gözlerinizin ardında ne sakladığınızı farkedebiliyorum. Skaalmayın. Mümtaz abi gibi kusun içinizdekini.
    ZEYNEP: Narin ne diyorsun sen?
    NARİN: Yok bir şey. Benim içeri girmem gerek.
    ZEYNEP: Cnaım buna izin vermezler.
    NARİN: Gireceğim. Derin’in elini tutmam gerek. Konuşmam gerek onunla.
    Narin hızla içeri girer.
    EYLÜL: Doktor….
    ZEYNEP: Bırak Eylül. Bırak. Onu hiç birimiz durduramayız. Bırak konuşsun.
    Eylül ağlıyordur. Zeynep ona sarılır.

    Defne ve Masal Defne’nin evinde kahve içiyorlardır.
    DEFNE: Ne iyi ettin de geldin? Armağan da hastanede bir bşaıma oturuyordum.
    MASAL: Biliyorum. Konuştum sabah. Kuzey de lokantaya gidince ben de sana geleyim dedim.
    DEFNE: Keşke Beste’yi de çağırsaydık.
    MASAL: Aradım. İzmir’e gidiyorlarmış. Ada ile Ahmet’in nişanı varmış.
    DEFNE: Aa doğru.
    MASAL: Sen nasılsın? Dha iyi görünüyorsun.
    DEFNE: İyiyim. Daha iyiyim artık. Kendimi toparlıyorum.
    MASAL: Biliyordum. Güçlüdür benim arkadaşım. Bununda üstesinden gelir diyordum.
    DEFNE: Nelerin üstesinden gelmedik ki?
    MASAL: Doğru diyorsun.
    DEFNE: Sennasılsın? Oflaz hala canınızı sıkıyor mu? Armağan pek bahsetmiyor bana.
    MASAL: E haliyle sıkıyor tabi, ama yapacak bir şey. Maalesef ki elimden bir şey gelmiyor. O pislile çalışmak zorundayız.
    DEFNE: Sıkma canını. Biraz hevesini alsın. Aklınca intikam alamya çalışıyor.
    MASAL: Şirkete yani otele daha büyük zararlar vermesinden korkuyorum Defne.
    DEFNE: Merak etme. Hiçbir şey yapamaz. Siz Armağan’la orada olduktan sonra. Muhteşem Kuzenler. Ona geçit verir misiniz hiç?
    Masal gülümser.

    Narin Derin’in yanındadır. Elinden tutmuş ağlayarak konuşuyordur.
    NARİN: Lütfen gitme…. Böyle bırakma beni… Bu vicdan azabıyla yaşayamam ben…. Sen gidersen ben de giderim…. Ben de kıyarım canıma. Yalvrırım gitme Derin. Daha yapacak çok şeyimiz var. Görecek çok hgüzel günlerimiz var. Şimdi olmaz. Şimdi değil. Ne olur kalk. Aç gözlerini lütfen. Sana öyle çok ihtiyacım var ki. Ne olur aşkım. Ne olur bırakma beni. Diren… Tut elimi. Sıkıca tut ve hayata dön.
    O sırada Derin gözlerini açar. Narin şok olur. Dışarıdan onlrı izleyen Eylül ve Zeynep’te şaşkındır. Mümtaz gelir.
    MÜMTAZ: Ne oluyor orda?
    ZEYNEP: İnanmıyorum uyandı.
    MÜMTAZ: Ne? Narin mi o? İçeri mi girdi?
    ZEYNEP: Evet. İçeri girdi. Sevgilisinin elini tuttu ve Derin onu hissetti. Gözlerini açtı.
    EYLÜL: Abim uyandı. Abim uyandı.
    ZEYNEP: İyi bak Mümtaz. Onlara iyi bak. Onların arasındaki şeyi gör. Ben gidip doktora haber vereyim.
    Zeynep gider. Mümtaz mahcuptur. Eylül gülümsüyordur.

    Akşam

    Oflaz Ezgi’ye gelmiştir. Ezgi gayet şık giyinmiştir. Kapıyı açar.
    EZGİ: Hoş geldin.
    OFLAZ: Hoşbuldum.
    EZGİ: Şarap mı aldın?
    OFLAZ: Evet. İçmez misin?
    EZGİ: İçerim tabi ki. Girsene.
    Oflaz sofrayı görür.
    OFLAZ: Sofra hrika görünüyor. Hepsini sen mi yaptın?
    EZGİ: Evet. Mutfakta iyiyimdir.
    OFLAZ: Güzel bir gece olacak anlaşılan.
    EZGİ: Otursana.
    Oflaz oturur. Ezgi yemek servisine başlar.
    EZGİ: Davetime icabet ettiğin için çok teşekkür ederim. Çok mutlu oldum.
    OFLAZ: Asıl ben teşekkür ederim. Yani böyle çabul bir davet beklemiyordum.
    EZGİ: O gün bana yardım ettin. Son dönemde etrafımda iyi insanlrın sayısı o kadar az ki. Sanırım bundan etkilendim.
    OFLAZ: Oldukça kötü günler geçirmişsin anlaşılan.
    EZGİ: Hem de çok.
    OFLAZ: O zaman gelecek güzel günlere kaldıralım kadehimizi.
    Oflaz şarapları koyar. Ezgi de oturur ve birlikte kadeh kaldırırlar. Ezgi gülümsüyordur.

    İzmir de nişandan sonra Ahmet, Ada, Beste, Özgür, Hilal ve Çınar eğlenmeye gitmişlerdir.
    ÇINAR: Tekrar hayırlı olsun çocuklar. Kadehimi size kaldırıyorum.
    ÖZGÜR: Mutluluklar tekrar.
    HİLAL: Kızları Helin ablalara bıraktık ama. Ayıp mı ettik?
    ADA: Yok canım. Onların keyfi yerindedir. Sen merak etme.
    O sırada dans müziği başlar.
    ÖZGÜR: Ahmet. Hadi müstakbel gelinimizi dansa kaldırsana.
    AHMET: Haklısın Özgür abi.
    Ahmet Ada’yı dansa kaldırır.
    BESTE: Çok mu düşünüyorsun çocuklarını?
    HİLAL: O ne demek şimdi?
    ÖZGÜR: Beste yeri mi şimdi?
    BESTE: Bence yeri.
    HİLAL: Anladım. Özgür sana teklfimizden bahsetti değil mi?
    BESTE: Teklif mi? Buna teklif mi diyorsun Hilal? Çocuğundan bahsediyoruz farkında mısın?
    ÖZGÜR: Beste…
    BESTE: Bırak Özgür. Müdahale etme.
    HİLAL: Canım haklısın. Biliyorum yani, kolay kabbul edilecek bir şey değil ama biz…. Biz sizi düşünüyoruz Beste. Bu bebeğe bakamayacağız.
    BESTE: Bırak lütfen. Bu bahane olamaz. O bir can Hilal. Sizin canınız. Ne şartlarda olursanız olun ki durumunuzun bu kadar vahim olduğunu düşünmüyorum. O bebeği başkasına vermeni aklım almıyor. Hele de bize.
    ÇINAR: Beste… Bak canım…
    BESTE. Tek kelime daha etmeyin abi. Lütfen. Daha fazla çirkinleşmeyelim. Bizim kararımız net. Ben yeğenimi çocuğum gibi büyütmek istemiyorum. Eğer hala o bebeği dünyaya getirmemekte karrlıysanız kendinize başka bir çözüm yolu bulun bence. Bu mevzuyu da bir daha açılmamak üzere kapatalım.
    HİLAL: Ben bir elimi yüzümü yıkasam iyi olacak.
    ÇINAR: Peki canım.
    Hilal kalkar. Beste hala sinirlidir. Özgür elini tutar.

    Mümtaz, Zeynep ve Eylül eve gelmişlerdir.
    EYLÜL: Keşke bizde kalsaydık abimin yanında.
    ZEYNEP: Canım benim. Abin gayet iyi. Gözlerinle gördün. Hem doktor da hayati tehlikeyi atlattığını söyledi. Üstelik hiçbir sorunu da yokmuş.
    EYLÜL: Çok şükür.
    ZEYNEP: Hem Narin yanında. Onun şu an en çok ihtiyacı olan insan o.
    EYLÜL: Haklısın. Neyse, ben yatıyorum o zaman.
    ZEYNEP: Tamam canım iyi geceler.
    Eylül gider.
    ZEYNEP: Ne düşünüyorsun Mümtaz?
    MÜMTAZ: Hiç.
    ZEYNEP: Narin’e haksızlık ettiğini düşünüyorsun. Biliyorum. Pişmansın.
    MÜMTAZ: Yoo.
    ZEYNEP: Bırak Mümtaz. Seni tanıyorum. Senden iyi tanıyorum. Çok ileri gittin. Kızı çok kırdın, ama gerçek Mümtaz o değildi biliyor musun? Gerçek Mümtaz bu. Şu an düşünceli düşünceli karşımda oturan adam. İyi yürekli, herkesi sahiplenen. Herkesin yardımına koşan. Merhametli adam.
    MÜMTAZ: Sanırım benim Narin’e bir özür borcum var.
    ZEYNEP: E biraz.
    Mümtaz bir den kalkar.
    ZEYNEP: Aa? Nereye? Mütmaz? Mümtaz.
    Mümtaz evden çıkar. Zeynep arkasından gülümser.

    Ezgi ve Oflaz yemeğe devam ediyorlardır. Ezgi başından geçen her şeyi anlatıyordur.
    OFLAZ: Biraz daha şarap?
    EZGİ: Olur.
    OFLAZ: Çarpmasın sonra. Çok içtin.
    EZGİ: Amaaan ne olacak ki?
    OFLAZ: Şey… Kızın nerde?
    EZGİ: Babasna gnderdim bugün. Onda kalacak. Normalde böyle bir şey yapmazdım ama seninle rahat rahat vakit geçirelim istedim. İyi yapmışım demi.
    Ezgi kahkaha atra.
    OFLAZ: Kuzey’i hala seviyor musun?
    EZGİ: Ne?
    OFLAZ: Onu hala seviyor musun?
    EZGİ: Şey… Yok öyle bir şey. Bitirdim ben o mevzuyu. O sadece kızımın babası.
    OFLAZ: Öyleyse Masal neden hala sana kötü davranıyor? Niye bu mevzuyu aşamamış gibi duruyorsunuz? Belli ki onların evliliğinde huzursuzluk yaratıyorsun.
    EZGİ: Çünkü Masal bir manyak. Komplekski.
    OFLAZ: Masal mı?
    EZGİ: Evet. Kuzey’le kızımdan dolayı görüşmek zorudnayım. Yani hyatlarında olmak zorundayım. O bunu kaldıramıyor. Kocasına mı güvenmiyor ne? Aman canım neyse ikisinin de canı cehenneme.
    Ezgi şarabını bir yudumda bitirir.
    EZGİ: Bir tane daha koysana.
    Oflaz tekrar doldurur.
    EZGİ: Ben aslında Kuzey’i elimde tutmak için çok uğraştım. Yani öyle kolay bitmedi. Neler yapatım neler. Aklın durur bilsen. Gerçi herkese anlatmam bunları. Ama sana anlatacağım. Sonuçta Masal’dan ikimizde hoşlanmıyoruz. Yani aynı taraftayız. O yüzden Masal’ın geçmişinde yaşadıklarından da haberdar olman işine yarayabilir.
    OFLAZ: Doğru diyorsun. Neler yaptın mesela? Bahsetmek istersen zevkle dinlerim.
    EZGİ: Neler yapmadım ki. Beni çok hafife alıyorlar biliyor musun? Hem Masal hem Kuzey, hem de Masal’ın o bilmiş arkadaşları. Hepsi küçümsüyor beni. Aslında neler yaptığımı bilseler önümde saygıyla eğilirler. Şeytana bile pabucunu ters giydiririm ben. O kadar.
    OFLAZ: Vay canına. İyice merak ettim.

    Ada ve Ahmet oturur.
    ÇINAR: Kalkalım mı artık?
    ÖZGÜR: Olur.
    ADA: Ben bir lavaboya gideyim.
    ÇINAR: Hilal’e de bakar mısın bi Ada. Hala gelmedi.
    ADA: Tabi.

    Ada tuvalete gider. Hilal aynanın karşısındadır. Dalgındır.
    ADA: Hilal abla. İyi misin?
    HİLAL: Ha? İyiyim canım.
    ADA: Alkolde almadın ama. Durgun gibisin.
    HİLAL: Yok canım benim. İyiyim.
    ADA: Bizimkiler kalalım dediler.
    HİLAL: Olur.
    ADA: Ama uyumak yok. Evde devam ederiz eğlencemize.
    HİLAL: Peki.
    Hilal Ada’nın sırtını sıvazlar. O sırada birden karnına saplanan bir acıyla inler.
    HİLAL: Aaaaaah!
    ADA: Hilal abla? İyi misin?
    HİLAL: Değilim. Aaaaaaaaahhh. Kranım ….. Aaaaa çok ağrım var.
    ADA: Hii. Tamam sakin ol. Gel otur şöyle.
    HİLAL: Aaaaaah.
    ADA: Hay Allah. Gel çıkalım hadi. Hemen bir hastaneye gidelim. Ya da sen dur ben haber vereyim içerdekilere.
    Ada tuvaletten çıkar. Hilal’in kanaması başlamıştır.

    Narin Derin’in yanındadır.
    NARİN: iyisin değil mi?
    DERİN: İyiyim aşkım. Sen yanmdasın ya. Çok iyiyim.
    NARİN: Çok korktum Deirn. Sana bir şey olacak diye çok korktum.
    DERİN: Öyle kolay bırakır mıyım ben seni?
    Narin Derin’e sarılır. O sırada kapı açılır. Mümtaz girer.
    MÜMTAZ: Selam. Rahtsız etmiyorum değil mi?
    DERİN: Yok Mümtaz abi. Gel buyur.
    MÜMTAZ: Şey… Çok kalmaycağım zaten. Narin bi gelir misin? Sen dinlen Derin.
    NARİN: Gelirim tabi. Ben hemen dönüyorum kım.
    Narin kalkar.

    Ezgi kanepede uyumuştur. Oflaz üzerini örter. Ceketini alır ve evden çıkar.

    Mütmaz ve Narin hastanenin bahçesindedirler.
    MÜMTAZ: Ben çok üzgünüm. Çok kırdım seni. Özür dilerim Narin.
    NARİN: Sorun değil. Haklıydın.
    MÜMTAZ: Yo hayır. Haklı falan değildim. Öfkeyle saçmaladım. Derin’e bir şey olur diye korktum Narin. Çünkü o bana Ozan’ın, İrem’in emaneti. Biliyorsun benim bir çocuğum olmadı. Yıllarca hep yeğenlerimi, arkadaşlarımın çocuklarını kendi çocuklarım yerine koydum. Doğmamış ve hiçbir zaman doğmayacak çocuklarım yerine. Üzerlerine titredim hepsinin. Başlarına bir şey gelince en az anneleri, babaları kadar kahroldum. Derin de öyle benim için. Kendi oğlum gibi, ama unuttuğum bir şey vardı. Senin de ondan farkın olmadığı. Sen de benim kuzenimsin. Kardeşimsin. İnan Sen de Derin de benim için çok değerlisiniz. Bu yüzden öyle saçmaldım. Affet beni Narin. Affet.
    Narin Mümtaz’a sarılır. Mümtaz’ın gözleri dolmuştur.
    NARİN: Sen de bizim için çok değerlisin Mümtaz abi. Abimsin benim, babmsın… Sen ne yaparsan ne dersen de ben sana küsmem ki. Çünkü senin kalbini biliyorum. İçini biliyorum. Sen bu dünyada gördüğüm en temiz kalpli adamsın.

    Hilal hastaneye kaldırılmıştır. Beste de içeri girmiştir. Özgür, Çınar, Ada ve Ahmet yoğun bakımın önündedirler. Beste çıkar.
    ÇINAR: Beste… Nasıl durumu?
    BESTE: Biraz fazla kan kaybetmiş. O yüzden kan veriyorlar ama durumu iyi. Bitkin biraz.
    ÇINAR: Çok şükür.
    ÖZGÜR: Peki bebek?
    BESTE: Maalesef. Bebeği düşürdü. Doktor gereken açıklamayı yapacktır.
    Çınar üzgün bir şekilde çöker.

    Ertesi Gün

    Armağan ve Masal oteldedirler.
    MASAL: Derin’in iyi olmasıan çok sevindim. Neyse ki aatlattı.
    ARMAĞN: Evet. Birkaç gün hastanede kalcak. Ama iyi çok şükür.
    Kapı açılır Kuzey ve Defne girer.
    MASAL: Aa? Sizin ne işiniz var burda?
    ARMAĞAN: Aşkım bir sorun mu var.
    KUZEY: Otelden aradılar. Acil gelmemiz gerektiğini söylediler.
    DEFNE: Ban da.
    MASAL: Nsıl ya?
    Oflaz girer.
    OFLAZ. Ben çağırdım.
    ARMAĞAN: Ne oluyor Oflaz? Neyin peşindesin?
    OFLAZ: Sizleri yeni sevgilimle tanıştıracğım.
    DEFNE: Ne? Bizi bu yüzden mi çağaırttın yani?
    KUZEY: Bu ne saçamalıktır böyle?
    OFLAZ: Bence hepinizin tanışmak isteyeceği biri. Aslında tanışıyorsunuz ama…
    MASAL: Ne diyorsun sen Oflaz?
    OFLAZ: Toplantı salonuna geçelim. Orada sizi bekliyor.
    KUZEY: Ben daha fazla kalamayacğım. Kusura bakma Oflaz.
    DEFNE: Ben de. Senin saçmalıklarından daha önemli işlerim var.
    OFLAZ: Bence kalın. Çünkü bu hepinizi ilgilendiren bir mevzu. Buyurun. Geçelim.

    Hep birlikte toplantı salonuna geçerler. Ezgi içerdedir.
    OFLAZ: İşte kız arkadşım. Ezgi.
    Herkes şok olmuştur.

    Çınar Hilal’in yanındadır.
    ÇINAR: İyi misin canım?
    HİLAL: İyiyim… Ama bebeğimiz…
    ÇINRA: Şşştt tamam. Üzülme artık.
    O sırada Beste ve Özgür ellerinde çiçeklerle gelirler.
    BESTE: Selam.
    ÇINAR: Aa girsenize.
    ÖZGÜR: Geçmiş olsun Hilal.
    HİLAL: Sağ olun.
    BESTE: İyisin demi?
    HİLAL: Sayılır.
    ÖZGÜR: Doktor birkaç saat içinde taburcu olacğını söyledi.
    HİLAL: Ben çok üzgünüm.
    Hilal ağlıyordur.
    HİLAL: Biz hata yaptık Çınar. Tanrı bizi böyle cezalndırdı.
    ÇINAR: Düşünme böyle. Suçlama kendini.
    BESTE: Uçak yolculuğu senin için riskliymiş. Doktorun bunu seninle paylaşmış ama…
    HİLAL: Ben ciddiye almamıştım.
    BESTE: O yüzden kaybetmişsin bebeğini. Kendini suçlama.
    HİLAL: Sana ve Özgür’e karşı da çok mahcup hissediyorum kendimi.
    BESTE: Tamam artık. Geçti. Unutalım bunları. Sen de toparlan.
    ÖZGÜR: Hem kızlar da seni böyle görmesin.
    HİLAL: Onlar nerde?
    ÖZGÜR: Ada ile Ahmet onları sinemaya götürdü.
    BESTE: Bizde gelmeden önce uçak biletlerimizi aldık. Akşam İstanbul’a dönüyoruz. Eğer isterseniz siz birkaç gün daha kalın. Helin abla dinlenmen için böyle bir teklifte bulundu.
    HİLAL: Yok… İyiyim ben. Gidelim. Bir an önce gidelim. Bu kötü hatırayı burada bırakıp dönelim.
    Çınar Hilal’in elini tutar.

  2. #97
    Durum:
    Çevrimdışı
    aycn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    14.08.2008
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2,268
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    MASAL: Bu ne demek oluyor ya? Ne demek oluyor bu?
    DEFNE: Bu da ayeni oyununuz mu? Maşallah. Yüzyılın çifti olmuşsunuz. Bravo.
    KUZEY: Bizi bunun için çağırdın demek. Ulan şimdi…
    Kuzey Oflaz’ın üzerine yürür. Armağan ve Masal tutar.
    EZGİ: Aa sakin ol Kuzey. Tamam kıskanmış olabilirsin ama medeni davranmak zorundasın.Sonuçta bende genç ve güzel bir baynım. Elbette hayatıma birini alacağım.
    KUZEY: Ne kıskanması ya? Ne diyorsun sen Ezgi? Bu herif seni kullanıyor görmüyor musun? Masal’a olan kininden hırsından dolayı seni kullanıyor. Amacı sadece onu huzursuz etmek.
    MASAL: Beni böyle küçük şeylerle huzursuz edemezsiniz. Sizi zerre kadr umursamıyorum çünkü. Ne haliniz varsa görün.
    Oflaz birden telefonunu çıkarır ve ses kaydını başlatır. Herkes durur. Telefondan Ezgi’nin sesi geliyordur.
    EZGİ: Aylarca hamileyim diye kandırdım Kuzey’i. Tabi sadece onu değil herkesi. Gerçi bebeğim düşmeseydi böyle bir yol seçmek zorunda kalmayacktım. Düşünsene bunu kim yapabilir?
    Herkes şok olmuştur. Ezgi de.
    EZGİ: Amacım onu elimde tutmaktı ama olmadı. Defne yellozu yüzünden. Çünkü bebeğimi onun yüzünden düşürdüm. Ama ona da bunu ödettim.
    OFLAZ: Nasıl ödettin?
    EZGİ: Bebeğini çalarak. Kızını aldım ondna. Şşştt. Bu bir sır. Hahahahahaha. Şimal benim kızım değil. Dolayısıyla Kuzey’in kızı da değil. Defne’nin kızı. Aylarca hepsini kandırdım. Hala da kandırıyorum. Onlar beni hala hafife alsınlar. Hayatlarını mahfettim haberleri yok. Hahahahahahaha.
    DEFNE: Ne ne diyo bu be?
    EZGİ: Oflaz bu ne demek şimdi?
    OFLAZ: Ezgi’nin itirafları. Yanlış duymadınız. Ezgi Kuzey’i elinde tutabilmek için hepinizi kandırmış kayıtlarda yok ama Kuzey’in koynuna ona ilaç vererek girdiğini bile anlattı. Üstüne üstlük senin kızını çalmış.
    Masal:Bir dakika ilaç vererek mi yani Kuzey Ezgi’yle hiç….
    Kuzey:Ben ona dokunmadım mı yani her şey yalan mıydı?
    Oflaz:Hayır dokunmamışsın yanıltıcı ilaç vermiş halüsünasyon görmene neden olacak etkili ilaçlardan yani onu gerçekten Masal gibi görmüşsün gerçekten bilincib yerinde değilmiş. Odaya gittiğinizde de baygın düşmüşsün ona elini bile sürmemişsin…Aldatmamışsın Masal’ı..
    Defne bayılacak gibi olur. Armağan onu tutar. Ezgi hiçbir şey diyemez.
    KZUEY: Doğru mu bu? Cevap ver Ezgi. Sen bütün bu pislikleri yaptın mı gerçekten ha aylarca Masal’ı aldattım sandım ayrı düştük beni affetmedi…Bunlar yetmezmiş gibi Defne’nin bebeğini mi çaldın sen cevap ver
    Kuzey Ezgi’yi sarsıyordur….
    Ezgi:Evet yaptım çünkü seni küçüklüğümden beri umutsuz koşulsuz bir aşkla sevdim ben anlıyor musun sen benim olmalıydın sadece benim Masal’ın o yangında ölmesiyle yıllardır beklediğim fırsat ayağıma gelmişti sen bana kalmıştın teselli arıyordun beni sevmen için hiçbir engel kalmamıştı artık bende bu fırsatı değerlendirdim ama Masal dokuz canlı çıkıp dönünce hamile kalmaktan başka çarem yoktu bunun içinde doktor bir tanıdığımdan yardım istedim aşılamayla hamile kaldım..Ama Defne gene her şeyi mahvetti.. Bebeğimi seninle beni sonsuza dek birleştirecek şeyi yok etti benimde onun bebeğini çalmaktan başka çarem kalmadı hem ondan intikam alacaktım hem de seni elimde tutacaktım…..
    -Masal kendine hakim olamaz ve Ezgi’ye tokat atar..
    Masal:Allah senin belanı versin hepimizin hayatını mahvettin!!!!
    - Defne birden Ezgi’nin boğazına yapışır.
    DEFNE: Öldürücem seni. Seni öldürücem…. Sen benim bebeğimi çaldın…. Öldüreceğim seni. Sen böyle bir şeyi nasıl yaprsın ha? Nasıl? Pisliiik!
    Defne Ezgi’yi tekme tokat dövmeye başlar. Diğerleri ayırır. Ezgi’nin ağzı yüzü kan içindedir.

    1 saat sonra Ezgi elleri kelepçeli bir şekilde otelden çıkıyordur. Hepsi Çok kötüdür. Defne bir sandalyede oturmuş elleri titreyerek su içiyordur. Masl başındadır. Kuzey ve Armağan şaşkın bir şekilde ayktadırlar.
    OFLAZ: Sanırım bu mevzu da böylece kapanmış oldu.
    MASAL: Niye yaptın bunu? Niye sattın Ezgi’yi? Siz sevgili değil misiniz?
    OFLAZ: Hayır. Yalan değil. Ezgi’den etkilenmiştim. Onun seninle olan problemleri birlikte ittifak oluşturabileceğimizi de düşündürmüştü bana ama ta ki düne kadar. Dün bir telefon aldım. Annemin kız kardeşi olduğunu söyleyen bir kadın beni aradı. Görmek istediğini söyledi. Ona gittim ve yıllarca yanlış bildiğim her şeyi anlattı bana. Annemin hamileliğini babmdn sakladığını babmın benden haberdar bile olmadığını. Olsa beni mahrum etmeyeceğini. Onun ne kadar iyi bir adm olduğunu falan. Sonra düşündüm eğer öyleyse benim san düşman olmamı gerektirecek hiçbir şey yok dedim kendi kendime. Haksızlık ettiğimi düşündüm. Sonra Ezgi Aradı beni yemeğe çağırdı. Yemek gayet romantik başlamıştı, ama Ezgi içkiyi kaçırdıkça ağzından bir sürü zehirli itiraf döküldü. Sana yaptıklarını öğrenince kanım çekildi adeta. En sonunda Defne’nin bebğiyle ilgili şeyleri söylerkende dayanmdım ve sesini kaydettim. Onu etkilemeyi düşünüyordum yalan değil ama bu kadar kolay ve çabuk olacağını düşünmemiştim. İnanın sizin kadar bende şaşkınım ve inan Masal ben senin hakkında düşündüklerim ve sana söylediklerim için çok pişmanım. En azından kendimi bir nebze olsun affettirebildiysem ne mutlu bana. Ha bu arada bizim iyi bir kuzen ilişkimizin olmasının imkanı yok. Biliyorum bu yüzden bu olanlardan sonra otelden ayrılmaya karar verdim. Burada zaten yerim yoktu. Burası senin Masal. Senin Armağan’ın. Buranın her yerinde sizin emeğiniz var. Sizi daha fazla rahatsız etmemin anlamı yok. Hoşça kalın.
    Oflaz da gider. Defne ayağa kalkar.
    DEFNE: Masal… Şimal nerde?
    MASAL: Şey… Evde. Sevda ile birlikte.
    Defne koşark otelden çıkar. Diğerleri de peşinden gider.

    Beste , Özgür, Hilal ve Çınar hastaneden çıkıyorlardır. Beste’nin telefonu çalar.
    BESTE: Efendim? Evet benim…. Kim? Nasıl yani? İnanmıyorum… Tamam teşekkürler.
    ÖZGÜR: Ne oldu canım?
    BESTE: Beni rahatsız eden herifi yakalmışlar. Her şeyi itiraf etmiş.
    HİLAL: Seni rahatız eden biri mi vardı?
    BESTE: Evet.
    ÖZGÜR: Kimmiş peki? Ne istiyormuş senden?
    BESTE: Aylar önce ameliyatta kaybettiğim bir çocuk hastamın babasıymış. İnanmıyorum.
    ÖZGÜR: Tamam canım. Geçti… Bak yakalamışlar işte.
    Beste’nin başı döner.
    ÖZGÜR: Beste. İyi misin? Kendine gel.
    BESTE: İyiyim iyiyim.
    ÇINAR: Ben bir su alayım.
    BESTE: İstanbul’a gidince ifade vermek için çağırıyorlar.
    ÖZGÜR: Tamam canım. Birlikte gideriz. Korkma artık. Geçti.

    Sevda evde Şimal’le oyun oynuyordur. Kapı çalar. Gidip açar. Defne içeri girer.
    SEVDA: Defne abla. Hoş geldin.
    Defne Şimal’i koltukta görür. Ağlayarak ona yaklaşır. Ardından Defne, Armağan ve Kuzey içeri girer. Defne kızını kucaklar.
    DEFNE: Kızım…. Canım benim… Canım kızım.

    1 ay sonra

    Umut Tuna malikanesinin bahçesinde bir sürü masa hazırlatmıştır. Hilal ve Çınar’la birlikte kapıda gelenleri karşılıyorlardır. Özgür ve Beste gelir.
    UMUT: Hoş geldiniz çocuklar.
    ÖZGÜR: Hoş bulduk dayıcım.
    HİLAL: Defne’ler Masal’lar geldi bile. Bakın karşıdalar.
    Beste kızlara el sallar. Yanlarına giderler. Defne kucağında Şimal yanında Mevsim ile oturuyordur. Armağan ve Masalda yanındadır.
    MEVSİM: Kardeşim çok tatlı değil mi anne?
    DEFNE: Evet canım. Çokta uslu.
    ARMAĞAN: Tıpkı ablasına çekmiş.
    Armağan Mevsim’i kucağına alır. Beste ve Özgür yanlarına gelirler.
    BESTE: Selam.
    MASAL: Hoş geldiniz canım.
    BESTE: Hoş bulduk.
    Kuzey omuzunda Demir ile gelir.
    KUZEY: Hoş geldiniz.
    ÖZGÜR: Hoş bulduk.
    KUZEY: Nerde kaldınız?
    Özgür ve Beste birbirlerine bakarlar. Gülümserler.
    BESTE: Söyleyelim mi?
    ÖZGÜR: Sen bilirsin.
    DEFNE: Ay ne oluyor? Ne bu sır?
    ÖZGÜR: Biz doktordan geliyoruz.
    ARMAĞAN: Ne doktoru?
    BESTE: Ben… Hamileyim.
    Hepsi şaşırır.
    ÖZGÜR: Bizim bir bebeğimiz olacak.
    Kızlar sevinçle Beste’ye sarılır.

    Umut, Hilal ve Çınar Ece’yi karşılar.
    UMUT: Hoş geldin Ece.
    ECE: Hoş bulduk. Ooo herkes gelmiş bile. Valla ne güzel düşündün bu barbekü partisini Umut. Herkesi bir araya topladın.
    ÇINAR: Ee koskoca Tuna Holding’in kuruluşunun 80. Yıl dönümüne de böyle bir organizasyon yakışırdı.
    HİLAL: Daha sürprizlerimiz de var teyze.
    UMUT: Narin gelmedi mi?
    ECE: Hah geliyorlar.
    Narin ve Derin elele gelirler. Onların arkasından Ada ve Ahmet gelir. Hepsi selamlaşıp içeri girerler. Mümtaz ve Zeynep gelir.
    MÜMTAZ: Selam. Yakıyorsun yine ortalığı enişte. Bu ne şıklık.
    UMUT: Zevzek.
    MÜMTAZ: Yok ya valla çok ykaışıklı olmuşsun. Hepimize taş çıkarıyorsun valla.
    HİLAL: Hadi geçin geçin.
    MÜMTAZ: Ooo barbeküler de kurulmuş. Şuna bak Zeynep herkes gelmiş bile. Geç kaldık senin yüzünden Kuzey’i görüyor musun başlamış bile yemeğe.
    ZEYNEP: Aman korkma sana da kalır elbet.
    MÜMTAZ: Kalır tabi canım. Koksoca Tuna Holding yani. Gülerek içeri girerler.

    Gençler bir masadadırlar.
    KUZEY: Sevda nerde?
    MASAL: Bilmem.
    Sevda söylenerek gelir. Peşinden de Nevzat gelir.
    SEVDA: Kuzey abi şu Nevzat’a söyler misin peşimde dolaşıp durmaktan vazgeçsin.
    NEVZAT. Oha. Ayıp ama.
    KUZEY: Sen benim kuzenimi rahatsız mı ediyorsun Nevzat?
    NEVZAT: Yok abi. Yok öyle bir şey.
    MASAL: Bence ediyo.
    NEVZAT: Yenge. Ne istiyorsunuz siz? Olay mı çıksın şimdi yani burda? Kuzey abi beni dövsün ortalı dağılsın falan mı?
    MASAL: Yok canım ben kötü niyetle söylemedim. Yani ayrıca Sevda da bu durumdan memnun gibi duruyor. Yalan mı Sevda? Hoşuna gidiyor bence.
    SEVDA: Üstüme iyilik sağlık. Yok öyle bir şey. Ben Demir’i salıncağa bindirecektim. Gel ablacım hadi salıncaklara gidelim.
    Sevda Demir’le gider.
    NEVZAT: Ben de gideyim. Güzel sallayamaz şimdi o ondan.
    Nevzat’ta gider. Kuzey ve Masal gülüyordur.

    Mümtaz ile Zeynep bir masada oturuyorlardır. Ece de yanlarındadır.
    MÜMTAZ: Şuraya bak bizim jenerasyondan kimse yok. Solumda gençler. Sağımda yaşlılar.
    ECE: Ayıp oluyor ama Mümtaz. Bana mı diyorsun?
    MÜMTAZ: Yok halacım. Estağfurullah. Ama yani görüyorsun. Arada kalmış bir nesiliz şu an karımla birlikte. E tbi bütün arkadaşlarımız yurdun ve dünyanın dört bir tarafına dağıldığı için. Öf daraldım valla Zeynep.
    ZEYNEP: Aman Mümtaz. AA ablamla Suat geliyor çocuklarıyla
    MÜMTAZ: Aa arkalarındaki de Tamay mı ?
    ZEYNEP: Aa sahiden o.

    O sırada kapıda Tamay ve çocukları görünür. Hilal Tamay’a sarılır. Çocuklar Umut’a.
    UMUT: Tamay. Hoş geldin kızım. Nil Suat siz de hoş geldiniz
    TAMAY: Hoşbuldum baba.
    Nil:Hoş bulduk
    Suat:Her şey çok güzel gözüküyor.
    Umut:Yaptık işte bir şeyler..Buyurun geçin
    HİLAL: Canım ya nasıl özlemişim. Hani gelmiyordun.
    TAMAY: Sürpriz yapayım dedim.
    -Nil ve Tamay’da kucaklaşır.
    Nil:Gerçekten çok özlemişiz….İlaç gibi geldin…
    -Suat karısına sarılır…
    Suat:Galiba bütün jenerasyon burada bugün….Hoşgeldin Tamay
    Tamay:Hoşbuldum bende sizleri dostlarımı çok özlemişim..İyiki geldim diyorum..
    ÇINAR: Çok iyi yaptın. Çok iyi görünüyorsun.
    TAMAY: Siz de öyle. Aa unutmadan Elif halamın hepinize çok selamı var. Fizik tedavisi çok iyi gidiyor. Hızla iyileşyor. Gelmek istedi ama uçak yolculuğu için hala çok hazır değil. O yüzden size çok çok selam gönderdi.
    UMUT: Canım benim.
    HİLAL: E sonra görüntülü bağlanırız ona da.
    TAMAY: Süper olur.
    Nil Suat ve Tamay içeri girer. Zeynep ve Mümtaz’la sarılır. Ardından Ece’yle kucaklaşır. O sırada Irmak ve Barış gelir. Arda da yanlarındadır.
    UMUT: Hoş geldiniz çocuklar.
    IRMAK: Hoş bulduk dayı.
    BARIŞ: Maşallah çok iyi görünüyorsun.
    UMUT: Siz de öyle.
    HİLAL: Tamy abla da geldi.
    IRMAK: Sahi mi? Ay çok özledim onu da.
    HİLAL: Bakın orda. Mümtaz abilerin yanında. Hadi geçin de bir aile selfiesi çekilelim.
    Beril gelir.
    BERİL: Hoop hooop. Sen ben olmadan ne aile selfisi çekiyormuşsun bakalım. Kırarım o selfi çubuğunu.
    Hepsi gülerek Beril’le sarılırlar.
    UMUT: Hoş geldin Beril.
    BERİL: Hoşbulduk dayıcım. Beyim de gelecekti ama toplantılarından başını kaldıramıyor maalesef. O yüzden çok selam söyledi.
    UMUT: Sağ olsun.
    BERİL: Kız Irmak bu ne zayıflık bi deri bi kemik kalmışsın kız. Barış efendi bakmıyor musun sen benim kardeşime ha?
    BARIŞ: Ben onu böyle seviyorum Beril.
    BERİL: Aman iyi lafta söyletmez karısına. Arda sen kocaman delikanlı olmuşsun ya. Şu yakışıklılığa bak. Babana da benzemiyorsun hiç. E bu gün Beril teyzenin kavalyesi olursun artık ha?
    Beril Arda’nın koluna girer. Arda ve Beril önde Irmak ve Barış gülerek arkalarında yürürler.
    O sırada Saygın ve Helin gelir.
    UMUT: Ooo kimleri görüyorum.
    ÇINAR: Hoş geldiniz.
    SAYGIN: Hoş bulduk.
    HELİN: Nasılsın Umut abi.
    UMUT: Sizleri gördüm daha iyi oldum. Hadi geçin geçin.
    SAYGIN: Ada ile Ahmet geldi mi ki?
    HELİN: Aa bak ordalar. Gelmişler.
    Helin ve Saygın da kalabalığa karışır. O sırada Sumru bir erkeğin kolunda gelir.
    ÇINAR: Aa Sumru değil mi o?
    HİLAL: Evet.
    ÇINAR: Yanındaki kim?
    HİLAL: Bilmiyorum ki.
    SUMRU: Selam.
    UMUT: Hoş geldin Sumru.
    SUMRU: Hoşbulduk Umut bey. Tanıştırayım. Erkek arkadaşım Sercan.
    SERCAN: Memnun oldum efendim.
    UMUT: Ben de.
    HİLAL: Erkek arkadşın mı?
    SUMRU: Evet.
    UMUT: E hadi geçin geçin.
    Sumru ve Sercan içeri girer.
    ÇINAR: Gördün mü bak? Kızın erkek arkadaşı varmış. Aylarca babanla ilgileniyor diye günahını aldın kan kusturdun kıza.
    HİLAL: Ay tamam Çınar.
    UMUT: E hadi biz de girelim öyleyse. Artık gelen giden olmaz.
    Hepsi içeriye girer.

    Umut ortadadır. Herkes gülüp eğlenerek yemek yiyiyordur.
    PIRIL: Ee dede konuşma yapmayacak mısın?
    UMUT: Ne konuşması kızım.
    ECE: Aa Umut çocuk haklı. Konuşma yapmadan olur mu hiç? Bugün senin için Tuna Holding için buradayız. Hadi ama.
    TAMAY: Evet baba.
    UMUT: Peki madem.
    Umut ayağa kalkar.
    UMUT: Öncelikle hepiniz hoş geldiniz. Bunca zamandan sonra sizleri böyle bir arad görmek o kadar güzel ki. Tıpkı eski günlerdeki gibi. Evet, bugün Tuna Holding’in 80. Yılı nedeniyle buradayız ** bu bir bahane sadece. Maksat tüm çocuklarımı, yeğenlerimi, dostlarımı torunlarımı yanımda görmek istemem. Eksiğiz oldukça. Aramızdan ayrılanlar var. Başka şehirlere, ülkelere hatta başka bir dünyaya göç edenler var. Şu an hepsi bizi duyuyorlar. Hissediyorlar. Bizleri böyle bir arada gördükleri için hepsi çok mutlulardır eminim. Bir çok şey yaşdık. Acı tatlı bir sürü hatıra. Yaşamaya da devam ediyoruz. Hayat böyle işte. Kayıplarımızla kazançlarımızla günahlarımızla sevaplarımızla yürüyoruz. Düşüyoruz bazen. Yara alıyoruz. Ama kalkıyoruz. Bir el kaldırıyor bizi. Kimi zaman dostumuz oluyor o el. Kimi zamn sevdiğimiz kadın, ya da adam. Kimi zaman kardeşimiz, annemiz, babamız. Düşeceğiz. Yine düşeceğiz ** hep kalkacağız. Hep yola devam edeceğiz. Hep bir el uzanacak en çaresiz olduğumuz anlarda bile. Çünkü yalnız değiliz. Çünkü biz kocaman bir aileyiz. Birbirinizin kıymetini bilin çocuklar. Sevin birbirinizi ve hiç kopmayın.
    Hepsi alkışlıyordur. Umut’un gözleri dolmuştur. Herkes birbirine sarılır.
    HİLAL: Aa selfi.
    ÇINAR: Selfiye bu kadar insanın sığması mümkün mü aşkım?
    NEVZAT: Tamam tamam ben çekerim. Toplanın hadi. Herkes toplansın. Yanaşın şöyle. Evet. Çekiyorum. Çek – tim.
    Herkes gülümseyerek poz verir.

    -SON

  3. #98
    Durum:
    Çevrimdışı
    feelingg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    25.08.2012
    Yer
    Ş.Urfa
    Mesajlar
    2,340
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Yaaaa duygulandım :icon_sorr
    Final bölümü mükemmel olmuş çok çok çok beğendim.
    Özlemişim aynı zamanda bu senaryoyu okumayı.Kaç yıl sürdü ya.Neler yaşandı kaç kuşan acılar mutluluklar Sevinç'ler başarılar yenilgiler yaşadı.
    Kaç karaktere kızdık neler neler yaptık bazılarıyla dalgalar mı geçmedik bazılarıyla evlenmek mi istemedik :img-wink: Bazılarına ne çok kızdık bazılarını Ne çok sevdik.Bazıları çok büyük hatalar yaptılar bazıları da hata yapsa bile ders alıp daha çok sevilen karakter olarak hayatına devam etti.
    Çok güzel bölümler okuduk.Öncelikle biricik gonzaleslwrim sevgili Süleyman ve Aycan'a çok çok teşekkür ediyorum iyi ki varsınız:img-in_lo
    Tabi benim kırmızı halılarımda çok güzeldi onlarda özlenebilir bence :icon_whis

    Finalde özellikle Ezgi'nin foyasının ortaya çıkmasına çok sevindim ama oflazın böyle bişey yapabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti.Oflaz ile Ezgi işbirliği yapar diye düşündüm.Tabi final olduğu için son anda değişimler yapılmış olabilir :)
    Ama sonunda oflazın gerçekleri açığa çıkarması masal ile aralarını düzeltmiş olmaları çok güzeldi en güzeli de defne ile şimalin kavuşması.
    Halil'in bebeğinin düşmesine de sevindim Zaten istemiyorlardı bebeği güzel oldu o da :)
    Bestenin hamile olmasına da aşırı sevindim.Maşallah tedaviyle çocuk sahibi olabildi beste ama mümtazım senaristler kıskandımı onu Ne yaptılarsa herkesin çocuğu oldu bi mümtazımın olmadı:img-beee:

    Vaaay Tuna holdingin 80. Yılı Demek ki onca yıldır zamparalık yapan Yusuf Tuna'nın şirketi batmadan 80. Yılını kutlayabiliyor valla helal olsun :)

    Sonunda herkesin tıpkı dizideki gibi bir partimizle mutlu mesut şekilde olması fotoğraf çektirmeleri falan çok hoşuma gitti yA bu dizinin mutlu sonla bitmesine çok sevindim.Herşey Harika olmuş finalde :img-wink:

    Ellerinize sağlık canlar bir başka senaryoda görüşmek dileğiyle.Ellerinize emeğinize sağlık en büyük alkışı hakediyorsunuz :img-in_lo

  4. #99
    Durum:
    Çevrimdışı
    aycn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    14.08.2008
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2,268
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Barışma sahnelerinden derleme yapalım dedik

    Gülcan ayılmış yanında Gül ve Timur vardır.
    Timur:İyi misin
    Gülcan:iyiyim merak etme
    Timur:Ne demek merak etme ya gene hastalığınsa
    Gülcan:Yok bir şey Timur endişelenme
    -Doktor gelir ve artık haberi Timur’da duyacaktır.
    Timur:Eşimin nesi var doktor bey hastalığı mı nüksetti gene
    Doktor:Hayır genel durumunuz gayet iyi biraz yorulmuşsunuz ama korkacak bir şey yok bebekte siz de gayet iyisiniz
    -Timur şaşırır.Gülcan bir şey diyemez.
    Timur:Bebek mi??
    Gül oktor bey biz biraz çıkalım mı
    Doktor:Tabi nasıl isterseniz
    -Gül ve doktor çıkarlar.
    Timur:Gülcan bu ne demek oluyor
    Gülcan:Ne duyduysan o işte Timur
    Timur:Ne demek ne duyduysam o hamilesin ve bunu bana bunca zamandır söylemedin mi ne zaman söyleyecektin peki bebek doğunca mı
    Gülcan:Timur benden ayrılmak istiyorsun bu durumda nasıl söyleyebilirdim
    Timur:Bak bakayım bana sen bir çocuğumuz daha oluyor öyle mi
    Gülcan:İstiyor musun
    Timur eli misin
    Gülcan eki ya İzmir
    Timur:Ne İzmir’i
    Gülcan:Hani gidiyordun öyle söylemiştin
    Timur: Kal demedin ki tamam ben istedim ayrılmayı ama bir kere söyleyince de kararımdan dönemedim
    Gülcan:Sen kararını verdikten sonra isteklisin diye düşündüm demek istedim ama yapamadım
    Timur: Bak bana aramızda ne olursa olsun ben seni hala çok seviyorum sana deli gibi aşığım ve sensiz daha doğrusu sizsiz bir dünyayı düşünemiyorum
    Gülcan:Ben de seni seviyorum ben de sana deli gibi aşığım
    -Timur Gülcan’a gülümseyerek sarılır ve öpüşürler

    Koray Elif’i görünce şaşırır.
    ELİF: Koray… Sen… Senin ne işin var burada?
    KORAY: Ben…. Kafa dinlemek için geldim. Ya sen?
    ELİF: Ben de.
    Elif Koray’ın yanına kayalıklara oturur.
    KORAY: Sevgilin seni çok sıkıyor anlaşılan? Kaçıp geldiğine göre.
    ELİF: Biz Bulut’la ayrıldık.
    KORAY: Öyle mi? Dikkat yine kendini öldürmeye kalkmasın.
    ELİF: Koray laf sokmayı bırakır mısın? Bulut onu sevmediğimi anladı. Kendi ayrıldı benden.
    KORAY: Vay be.
    Koray oltanın uvuna yem takıp denize atar.
    ELİF: Bir şey söylemeyecek misin?
    KORAY: Ne söyleyeyim Elif? Ben sana söylemem gereken her şeyi söyledim. Özür diledim, yalvardım, ikinci bir şans istedim, ama her defasında istemekle yetindim. Şimdi ne söylememi istersin?
    ELİF: Anlaşılan bu sefer, bir şans isteme sırası bende.
    KORAY: Ne?
    Elif Koray’ın elini tutar. Koray şaşırır.
    ELİF: Koray. Ben yapamıyorum. Sana ne kadar kızsamda, kırılsam da sensiz olamıyorum.
    KORAY: Neden? Bulut’la gayet mutlu gözüküyordunuz?
    ELİF: Mutlu falan değildim. Sadece seni unutabilmek için çıktım onunla. Olmadı. Beceremedim. Seni kabimden de aklımdan da bir türlü silemedim.
    KORAY: Neden bu kadar uzattın öyleyse Elif? Bunca zaman ne kadar acı çektiğimi biliyor musun ha? Ne kadar göz yaşı döktüm biliyor musun?
    ELİF:Biliyorum. Çünkü bir o kadar gözyaşı da ben döktüm. Belki inanmayacaksın ama, her gece fotoğrafına bakıp uyudum.
    KORAY: Anlamıyorum neden affetmedin öyleyse? Tamam bir hata yaptım. Allah kahretsin ki o Nazlı denen yılanı hayatıma aldım, ama pişman olduğumu söyledim, yalvardım, ama sen buz gibiydin. Bana merhamet göstermeyen kalbin Bulut’a acıdı.
    ELİF: Koray lütfen yeter. Evet çok inat ettim farkındayım, ama bak bizi kader buluşturdu. Bence… Bence her şeye kaldığımız yerden devam edebiliriz.
    KORAY: Bunu gerçekten istiyor musun?
    ELİF: Hem de her şeyden çok. Benim sana ihtiyacım var Koray.
    Koray sıkıca Elif’e sarılır.
    KORAY: Benim de sana Elif. Hem de uzun zamandır.

    272.Bölüm

    Duygu ve Metin avukatlarının nezaretinde ofiste buluşmuşlardır. Avukatlar odadan çıkar.
    DUYGU: Anlaşmaktan başka çaremiz yok Metin. Yoksa bu böyle aylarca sürecek.
    METİN: Madem öyle, Nil’in velayetini bana ver. Zorlama işte.
    DUYGU: Asla! Kızım benim yanımda büyümeli.
    METİN: Öyle mi? Oradan oraya koşan, ne olduğu belli olmayan bir adamla aynı evde yaşayan bir kadınla mı yaşayacak kızım?
    DUYGU: Düzgün konuş benimle. Senin de benden farkın yok. Buket hala senin evinde.
    METİN: Senden boşanır boşanmaz evleneceğiz onunla. Göreceksin. Kızını ve kocasını sahne hayatına değişen bir kadına kimse kızını vermez. Anlaşmaya varmak senin çıkarına.
    DUYGU: Eeh yeter. Ben kimseden sahne için, şöhret için vazgeçmedim.
    METİN: Öyle mi? Neden beni be kızını bırakıp o adama koştun peki? Hadi anladım onu seviyorsun, ama ondan daha çok şöhreti sevdin sen.
    DUYGU: Saçmalamayı kes. Ben Altan’ın yanına döndüm, çünkü….. Çünkü ölüyordum.
    METİN. Ne?
    DUYGU: Seni affettikten ksıa bir süre sonra, hastalandığımı öğrendim. Öleceğimi söylediler. Sizin yanınızda kalsaydım, aynı acıyı ikinci kez yaşatacaktım size. Sana ve kızıma kıyamadım anladın mı? Bu yüzden gittim. Altan’ın yanına döndüm. Ölmeden önce yapabilecğeim tek şey ona verdiğim sözü tutmaktı. Bu yüzden sahnelere çıktım. Onu hiçbir zaman sevmedim Metin. Ne onu, ne bana verdiği şöhreti?
    METİN: İnanmıyorum…. Yani sen hasta mısın Duygu?
    DUYGU: Değilim. Gerçekleri öğrendiğimde sana geldim. Sana bunları analtacaktım, ama beni dinlemedin. Beni kırdın Metin. Ben de söyleyemedim.
    METİN Allah kahretsin. Ne yaptım ben? Duygu… Ben ben çok üzgünüm.
    DUYGU: Benim hayatımda senden başka kimse olmadı Metin. Yemin ederim. Altan’la aramda hiçbir şey olmadı. Onu hiç sevmedim. Şarkıcılık defteri de kapandı artık.
    METİN: Duygu. Aşkım…
    Metin Duygu’ya sarılır. Öpüşmeye başlarlar.
    METİN: Seni bir daha hiç bırakamyacağım Duygu.
    DUYGU: Ben de aşkım….
    METİN: Dön artık. Ne olur dön. Bitsin bu ayrılık. Buket’i göndereyim. Birlikte yaşayalım.
    DUYGU: Onu tekrar eve alman hataydı Metin. Nasıl yaptın bunu?
    METİN: Canını yakmak istedim aşkım. Ne olur affet beni.
    DUYGU: Affettim. Affetim Metin.
    METİN: Bitti artık. Bundan sonra mutlu olacağız. Kaybettiğimiz zamanları yaşayacağız.

    376.bölüm

    Cesur Ece’ye bakar ancak Ece direk eve girer ve odasına çıkar.Cesur’da peşine gider ve odasına girer.
    Ece:Hey sen ne yaptığını sanıyorsun çık çabuk odamdan
    Cesur:Yeter artık Ece bırak bu oyunu ikimiz de hala birbirimizi seviyoruz
    Ece:Sana dışarı çık dedim Cesur bu saçmalıkları duymak istemiyorum
    -Cesur Ece’yi tutup duvara sıkıştırır.
    Cesur:Hayır ben artık dayanamıyorum bu oyunlara da bu ayrılığa da dayanamıyorum seni hala seviyorum
    Ece:Senin karın var unuttun galiba hani sabah öpmüştün masada ne oldu şimdi
    Cesur:Sen beni kıskandırmaya çalıştın ben de aynısını sana yaptım bunun böyle olduğunu ikimizde biliyoruz
    Ece:Cesur bırak beni sen başkasını tercih ettin ben seni evlilik umuduyla beklerken gazetelerden başkasıyla evlendiğini gördüm
    Cesur:Eğer evlenmeseydim kendini öldürecekti takıntı yapmıştı beni Ece, çaresiz kaldım sadece bir anlaşmaydı Haldun ile yaptığımız ama siz haberleir görünce her şey arapsaçına döndü
    Ece:Başkasını yaşatacağım diye beni öldürdün sen masum bebeğimizi öldürdün şimdi uzak dur benden çık odamdan
    Cesur:Hayır çıkmayacağım sen de hala beni seviyorsun benim aklımda hep sen vardın ne bu insanlara ne de bu hayata alışamadım ben o kaza neden oldu sanıyorsun hem de senin evlendiğin gece intihar kazasıydı da ondan ben ölmek istedim
    -Ece kötü olur kafasını çevirir.
    Cesur:Bana bana yüzüme bak ve beni hala sevdiğini söyle
    Ece:Seni sevmiyorum
    Cesur:Seviyorsun
    -Ece ağlamaya başlar.
    Ece:Sevmiyorum
    Cesur:Seviyorsun
    -Cesur Ece’yi öpmeye başlar öpüşürler

    509.bölüm

    Akasya:Merhaba girebilir miyim
    Ömer:Tabiki de burası senin evin
    -Bir süre bakışırlar.
    Akasya:Buraya neden geldiğimi bilmiyorum içimden bir ses gelmemi söyledi ben de çıktım geldim işte
    Ömer:Akasya bak...
    Akasya:Bir şey söylemene gerek yok evet beni çok kırdın çok kötü günler yaşattın ama geri kazanmak için de çok çaba sarf ettin ve şimdi de geri çekildin öyle değil mi
    Ömer:Hayır geri çekilmedim çekilmem de Akasya ben seni her şeyden çok seviyorum bak sana gene söylüyorum beni affetmen için yapamayacağım şey yok ama o kadar kayıtsız davrandın ki ben de ne yapacağımı bilemedim
    Akasya:Ben seni çok özledim Ömer hiçbir zaman unutmadım beni ne kadar incitsen de hep tek aşkım olarak kaldın
    -İkisininde gözlerinden yaşlar akmaya başlar birbirlerine yaklaşırlar.
    Ömer:Akasya aşkım ben de seni çok özledim ne olursun bitsin artık bu ayrılık mutlu olalım sana söz veriyorum bir daha seni üzmeyeceğim
    Akasya:Günlerdir aklımdan çıkmıyorsun hiçbir zaman da çıkmadın aslında sadece gururumun önüne geçemedim ama artık dayanamıyorum ve seni çok seviyorum
    Ömer:Akasya aşkım ben de ben de seni çok seviyorum
    -Birbirlerine sıkıca sarılırlar bir taraftan da ağlıyorlardır.Sonrasında öpüşmeye başlarlar.
    Ömer:Artık her şey çok güzel olacak sana söz veriyorum

    330.Bölüm

    Timur Gülcan’a gelmiştir. Gülcan kapıyı açar.
    GÜLCAN: Timur.
    Timur fotoğrafları Gülcan’a atar.
    TİMUR: Bunlar ne Gülcan?
    Gülcan şok olmuştur.
    GÜLCAN: Aman Allah’ım.
    TİMUR: Cevapm ver bana!
    GÜLCAN: Timur ben. Çok utanıyorum.
    TİMUR: Kim çekti bunları? Söyle kim?
    GÜLCAN: Timur söyleyemem.
    TİMUR: Söyleyeceksin? Kim çekti?
    GÜLCAN: Söylersem onu yaşatmazsın.
    TİMUR: Yavuz mu? Yoksa sana saldıran herif mi? Kim cevap ver.
    GÜLCAN: Yavuz.
    TİMUR: Ne? Allah’ın belası herif.
    GÜLCAN: Timur ne olur sakin ol. Baştan beri söyleyecektim, ama ona zarar vermenden korktum. Hapse girmenden, elini kana bulamandan korktum.
    TİMUR: Söylemeliydin Gülcan. Bu herif seni orada bu fotoğraflar kaşılığında çalıştırdı değil mi? Şantaj yaptı değil mi?
    GÜLCAN: Evet. Bu yüzden gitmek zorundaydım oraya.
    TİMUR: Allah kahretsin! Bir de o herife kan verdim ben. Neden Gülcan? Neden izin verdin buna?
    GÜLCAN: Çünkü o Erol denen pislikten de beni o kurtardı.
    TİMUR: Allah’ım inanamıyorum. Neler yaşıyoruz böyle. Keşke en başından anlatsaydın Gülcan? Bunların hiç birini yaşamazdık.
    GÜLCAN: Söyleyemedim işte. Korktum Timur, ama bitti. Yemin ederim bitti. Yavuz bu resimleri bana kendi elleriyle verdi. Bütün hepsini sildi.
    TİMUR: Onu geberteceğim.
    Timur tam evden çıkarken Gülcan koluna yapışır.
    GÜLCAN: Yapma. Ne olur yapma Timur. Yalvarırım. Bu Erol’un işi. O yollamış olmalı. Yavuz denen pislik beni yeterince üzdü. Hayatımı mahfetti. Ne olur bir delilik yapma. Seni kaybetmeye dayanamam.
    TİMUR: O adama bunun hesabını sormalıyım.
    GÜLCAN: Yapma lütfen. Bırak Allah’ından bulsun. Çıktı zaten hayatımızdan. Lütfen yapma Timur. Ne olur bırak artık.
    Gülcan ağlamaya başlar. Tümur ona sarılır.
    TİMUR: Tamam aşkım. Geçti tamam.
    GÜLCAN: Bitsin artık Timur. Ne olur bitsin.
    TİMUR: Bitti aşkım. Ağlama tamam. Buradayım.

    325.Bölüm

    -Deniz Umut’un evine gelir.
    Umut:AA Deniz hayırdır bu saatte
    Deniz:Girebilir miyim
    Umut:O nasıl söz öyle burası hala senin evin tabiki de gir lütfen
    Deniz:Abimden geliyorum
    Umut:Biliyorum nasıldı Ömer abi
    Deniz:İyiydi neyse ben seninle konuşmaya geldim Umut
    Umut:Seni dinliyorum
    Deniz:Umut bak bunu nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum ama ben seni hala seviyorum ve sen olmayınca mutlu değilim biliyorum çok saçma davranışlar sergiledim seni çok üzdüm ama pişmanım
    Umut eniz inanamıyorum bunları gerçekten sen mi söylüyorsun
    Deniz:Evet ben söylüyorum şaşkınlığını anlıyorum ama çok acı çekmiştik ve ben öyle güçlü görünürsem kimse bizi üzemez diye düşündüm ama yanlış yaptım şu son yaşadığımız ölüm olayları da bunu anlamama yardımcı oldu
    -Umut Deniz’in elini tutar.
    Umut eniz ben de hatalıyım seni anlamaya çalışmadım gitmene izin verdim vermemeliydim ben de seni kırdım Berke olayında
    Deniz:Sen elinden geleni yaptın Umut ben anlayamadım
    Umut eniz ben de seni hala çok seviyorum ben de sensiz olamıyorum
    -Birbirlerine sarılırlar ve öpüşmeye başlarlar.
    Umut:Bir daha ayrılık yok tamam mı
    Deniz:Tamam seni çok seviyorum.

    578.bölüm

    Deniz ve Umut denizin ortasındadırlar.
    DENİZ: Ne yapmaya çalışıyorsun sen?
    UMUT: Sana kendimi affetirmeye çalışıyorum.
    DENİZ: Bunu böyle yaparak başracağını mı sanıyorsun?
    UMUT: En azından beni dinleyebileceğin bir ortamdasın. Bana başka çare bırakmadın Deniz.
    DENİZ: Seni dinlemek istemiyorum ki. Ne söyleyeceksin ha? Beni, çocuklarını nasıl bıraktığını mı?
    UMUT. Deniz… İnsan bazen kendinden soğur. Bunu sen de biliyorsun… Geçmişi hatırlasana. Benden uzak durmaya çalıştığın günleri. Hapishanedeki umutsuz günlerini… O zaman da sen benden kaçıyordun. Hatta sadece benden değil. Ailenden, dostlarından, yaşamaktan kaçıyordun. Neden?
    DENİZ. O ayrı.
    UMUT: Ayrı falan değil Deniz. Sende kimsenin yüzüne bakamayacağını düşünüyordun… Evet saçma belki ama ben de böyle düşündüm işte. Senin karşına hep o sevdiğin, aşık olduğun adam olarak çıkmak istedim. Bu yüzden kaçtım.
    DENİZ: Buna gerek yoktu.
    UMUT: Benim açımdan baksaydın belki anlardın?
    DENİZ: Kusura bakma ama hangi açıdan bakarsam bakayım bu yaptığının mantıklı bir açıklaması yok Umut.
    UMUT: Tamam peki. Öyle olsun, ama geldim işte. Döndüm.
    DENİZ: Bitti yani. Peki yaraların? Onalr iyileşmeseydi de dönecek miyidn Umut?
    Umut susar.
    DENİZ. Gördün mü bak? Susuyorsun işte. Dönmeyecektin Umut. Benim, çocukların ne halde olduğu umurunda bile olmayacaktı. Sen sırf utandığın için gittin. Sana yardım etmeme izin vermedin.
    UMUT: Sen de vermemiştin.
    DENİZ: Geçmişle mi karşılaştıracaksın hep? Ne yani? Aynı hatayı bende yaptım diye mutlu mu olacaksın?
    UMUT: Bak kendi ağzınla söyledin. Hataydı evet… Ama özür dilerim. Ne olur affet artık Deniz. Ben seni ve çocuklarımızı istiyorum.
    DENİZ: İsteseydin gitmezdin.
    UMUT: Bunu nasıl düşünürsün? Seni buraya neden getirdim sanıyorsun? Hapisten kaçtığımız günleri hatırlasana. Seni ve çocuklarımızı görmek için neler yapmıştım? Her türlü riski göze alıp senle görüşüyordum… Ve hatırlarsan bu sandalda görüşmüştük senle. Ben değişmedim Deniz. Hala aynı Umut’um. Kaçarak hata yaptım evet. Ama hata. Hangimiz hata yapmıyoruz ki? Biz bir sürü hata yaptık Deniz ve hep birbirimizin elinden tuttuk.
    Umut Deniz’in elinden tutar.
    UMUT: Bu sayede bu günlere geldik. Bunu sende iyi biliyorsun…Onca şey yaşadık ama birbirimize sırt döndüğümüz an kaybettik. Biz birlikte olmalıyız aşkım. Bize güç veren bu… Ben hala aynıyım. Sen de aynısın… Lisede aşık olduğum ilk ve tek aşkımsın. Aşkım aynı. Seninki de aynı biliyorum… Kızgınsın. Tamam bağır, çağır, suçla… Ama elini çekme…
    DENİZ: Sen çektin elini.
    UMUT: Evet. Elim elidne değildi belki, ama kalbim sendeydi. Ve hep öyle olacak. Ne olur affet.
    Deniz Umut’a sarılır ve öpüşürler.

    580.bölüm
    Koray:Elif....
    Elif:Girebilir miyim
    Koray:Tabi geç lütfen
    Elif:Sana söyleyeceğim şeyler var
    Koray:Boşanmayla ilgili mi bugün sana geldiğimde sanırım söylemiştin ama dinliyorum ne desen haklısın netice de ısrar etmiyorum artık ben bir hata yaptım ve ceza mı da sensiz kalarak çekiyorum.
    Elif:Hayır sen hiçbir şey yapmadın
    Koray:Ne demek oluyor bu
    Elif:Ben her şeyi öğrendim demek oluyor
    Koray:Anlayamıyorum neyi öğrendin
    Elif:Hani hep sarhoştum hatırlamıyorum diyordun ya sen aslında sarhoşta değilmişsin en başında tahmin ettiğim gibi sana tuzak kurulmuş içkini yarısına kadar bile bitirmemişsin çünkü içkine ilaç atılmış
    Koray:Ne, bir dakika evet tabi ya ama o hatırladığım an çok belli belirsizdi
    Elif:O hatırladığın an da özellikle planlanmış çünkü sen ilacin etkisiyle mayışmak üzereyken Yaprak sana yaklaşıp seni öpmüş sonra bayılmışsın ve seni de bu yalana inandırarak bizi ayırmayı planlamışlar o fotoğraflarda da baygınmışsın
    Koray:İnanamıyorum bunca zaman kendimi de benim seni aldattığıma inandırmışlar öyle mi
    Elif:Aynen öyle
    Koray eki sen bunları nereden öğrendin
    Elif:Az önce sahilde yürürken Talat ve gerçek sevgilisiyle karşılaştım başta dinlemek istemedim ama kuzenine yardım ettiği için pişmanmış durumunu da iyi görmüyormuş bu yüzden her şeyi anlattı bana o gece aranızda hiçbir şey olmamış sen dost gibi onu teselli etmeye gitmişsin ve her zaman da beni sevmişsin
    Koray:Evet Elif bu doğru ben hep seni sevdim ve hala da çok seviyorum hiçbir zaman da sana ihanet etmeyi düşünmedim madem gerçekleri öğrendin ne olursun artık ikimize de yaşatma bu acıyı
    Elif:Sana çok kızmıştım o eve gittiğin için o kızı bizden uzak tutmadığın için beni güvensizlikle suçladığın için ama beni aldatmadığını bunu aklından dahi geçirmediğini öğrenince sana olan kırgınlığım da kızgınlığım da bir anda geçti ben de seni çok seviyorum hem de eskisinden daha çok
    -Koray gülümseyerek Elif’e sıkıca sarılır.
    Koray:Elif aşkım sana söz veriyorum bundan sonra her şey çok güzel olacak bana hayatımı geri verdin resmen
    Elif:Ben de hayatımı geri aldım
    -Öpüşmeye başlarlar.Sonrasında Koray Elif’i kucaklayarak yukarı odaya götürür.

    268.bölüm

    -Metin Duygu’yu Nil’in odasına çıkartır.Duygu kızını görünce dayanamaz hemen ona özlemle sarılır.
    Metin:Bak kızın sana ne kadar ihtiyacı var
    Duygu:Nil kızım yavrum benim ne kadar da özledim seni
    Metin uygu görmüyor musun biz bir aileydik hala da öyleyiz Buket’i kovdum artık hayatımızda değil ben hep seni sevdim Duygu
    -Duygu Nil’i yatağına bırakıp konuşmaya başlar.
    Duygu:O yüzden mi kuzenimi hamile bıraktın beni hep aldattın sen daha önce de Begüm’le yaptın aynı şeyi sonra da beni sana güvenmemekle suçladın
    Metin uygu o gece sarhoştum o da sarhoştu ben hiçbir şey hatırlamıyorum o geceye dair ama belli ki o bu durumdan yararlanıp sonra da kendini masum göstermiş
    Duygu:Hep sarhoş oluyorsun nedense hem Bu neyi değiştirir ki hamile sonuçta
    -Metin Duygu’yu tutar.
    Metin:Evliliğin nedeni de bebekti zaten o seni sevdiğimi hep bildi o geceden sonra bir şey olmadı ilişkimiz bile olmadı ayrı yattık annemler de biliyor sana yalanlar söylemiş eğer seni görmeseydim yaşadığından haberim olmayacaktı
    Duygu:Bırak beni Metin,Buket hamile ve artık çok geç
    Metin:Hayır Duygu seni asla bırakmam ölümünü kabullenmek ne kadar zordu biliyor musun yeniden bulmuşken seni bırakamam sen ben ve kızımız yeni bir hayata başlayalım
    Duygu eki ya Buket’in bebeği ne olacak
    Metin:Onu koruyacağım soy adımı vereceğim ama snei bırakmam Duygu bunu yapamam ben sadece seni sevdim sen de beni seviyorsun biliyorum
    Duygu:Evet her şeye rağmen seni seviyorum
    -Metin Duygu’ya hasretle sarılır ve öpüşürler.
    268.bölüm sonu

    296.bölüm

    Gülcan:Ne yapmaya çalışıyorsunuz siz Elif nedne beni buraya getirdi
    Timur:Sana anlatacaklarım var
    Gülcan:Benim seninle konuşacak bir şeyim yok sen beni terk etmiştin unuttun mu
    Timur:Gel benimle Gülcan
    -Timur Gülcan’a o videoyu izletecektir.
    Timur:Sadece şu görüntüyü izle.
    Gülcan:Ama bu olamaz bana tecavüz etmeye kalkan adam
    Timur:Evet bak burada adamı kimin öldürdüğü belli değil silaha dokunduğun için sen öldürmüş gibisin ama burada da Didem öldürmüş
    Gülcan:Bütün bunları Didem’mi planlamış
    Timur:Evet evleneceğimiz gün beni tehdit etti eğer seninle evlenseydim bu iftirayla seni hapse gönderecekti buna göz yumamazdım Gülcan
    Gülcan:Yani benim için mi beni terk ettin
    Timur:Evet aşkım ben sadece seni sevdim sana o sözleri söylerken bile içim nasıl yandı sana sarılmamak için kendimi nasıl tuttum ama Elif her şeyi ortaya çıkardı ve Didem ait olduğu hapishaneye gitti
    Gülcan:Yani evlenmeyecek misin onunla
    Timur:Asla ben sadece seninle evlenirim Gülcan seni çok seviyorum affet beni
    Gülcan:Ben de seni seviyorum aşkım hem de çok seviyorum hiçbir zaman inanamıştım zaten o söylediklerine
    -Birbirlerine sarılırlar ardından öpüşmeye başlarlar....
    Timur:Hadi yürü gidiyoruz
    Gülcan:Nereye
    Timur:Evlenmeye yıldırım nikahı kıymaya artık bu iş bitsin bekleyecek sabrım yok benim
    -Gülcan Timur’a gülümser ardından evden çıkarlar

    615.Bölüm

    -Helin karşısında Saygın’ı görünce çok şaşırır.Saygın’ın ise artık ondan vazgeçmeye niyeti yoktur.
    Helin:Senin burada ne işin var hem nereden buldun adresimi
    Saygın:Bir önemi var mı bence önemli olan şu anda burada olmam
    Helin:Gider misin yalnız kalmak istiyorum
    -Helin kapıyı kapamaya kalkar ama Saygın engel olur içeri girer.
    Saygın:Hayır gitmiyorum
    Helin:Git diyorum sana. Ne yapmaya çalışıyorsun sen amacın ne
    Saygın:Sence ne olabilir bak buraya kadar peşinden geldim işte
    -Helin içeri girer.Saygın’da kapıyı kapatıp peşinden gider.
    Saygın:Evlenmediğini o adamı masada bıraktığını biliyorum artık direnme senin de beni en az benim seni sevdiğim kadar sevdiğini biliyorum
    Helin:Beni seviyorsun demek çok garip o yüzden mi bana güvenmedin açıklama fırsatı vermeden çektin gittin izini kaybettirdin üstüne bir de başkasıyla evlendin ve sen bunları yaparken ben hapis yattım kızımı hapiste dünyaya getirdim bunun ne demek olduğunu neler yaşadığımı biliyor musun
    Saygın:Evet biliyorum hatalarımı da biliyorum ama bedellerini çok ağır ödedim hala da ödüyorum.Sana o günde söyledim senden uzaktayken de seni sevmekten vazgeçmedim ben beni aldattığını düşünürken de ne yaptıysam seni unutmak içindi ama olmadı kalbimden silemedim Oylum her zaman seni sevdiğimi bildi bunu bilerek evlendi benimle ve hiçbir zaman mutlu olmadık her zaman gölgen aramızda oldu sana o gün yalvardım beni affet diye ama artık seni bırakmam çünkü biliyorum sen de beni seviyorsun sevmeseydin dün o nikah masasında evet derdin hem de düşünmeden
    Helin:Git buradan yalnız bırak beni
    -Saygın Helin’e yaklaşır yanaklarını tutar.Helin titremeye başlar.
    Saygın:Hayır gitmiyorum sana o gün bir soru sormuştum ama cevapsız bıraktın bana beni sevmediğini söyleyebilir misin demiştim söyleyebilir misin
    -Helin gerilir ve ağlamaya başlar.
    Helin:Hayır söyleyemem çünkü her şeye rağmen seni seviyorum hem de eskisinden daha çok seviyorum
    -Birbirlerine sıkıca sarılırlar.Saygın’da ağlamaya başlar.Öpüşmeye başlarlar

    741.Bölümden

    -Ozan odadan çıkar ve kapıyı kapatır...Nil çok kötü olmuştur..
    Nil:Aklını mı kaçırdın sen ha ya yetişemeseydim ya ölünü bulsaydım bu odada o zaman ne olacaktı benim halim hiç mi düşünmedin...?
    Suat ün gece beni sevmediğini benimle geçirdiğin her ana lanet ettiğini söyledin ve gittin artık yapabilecek başka bir şeyim kalmamıştı
    Nil:Evet dedim ....çünkü canımı yaktın ben de aynısını sana yaşatmak istedim ama bu mektubu okuyunca..... neden söylemedin daha önce neden yanında olmama izin vermedin....??
    Suat ağlıyordur):Kolay mı sanıyorsun Nil ben kendime bile itiraf etmekte zorlanırken sana nasıl söyleyecektim manik depresif olduğumu hatırlasana bana bebeğimizi söylemeye geldiğin gün neden öyle sinirliydim, neden seni dinlemedim, çünkü hocamla konuşuyordum bana bu teşhisi koymuştu ve mücadele etmek yenmek ne kadar zordu bir bilsen ben ister miydim böyle olsun anne yok baba yok kardeşim de öldü üstüne bu rahatsızlık yüzünden seni de kaybettim...
    -Nil’de ağlayarak Suat’ı dinliyordur....
    Suat:Sonra Ozan fark etti ilaçlarımı anlattım ona her şeyimi buralardan da gidecektim ama o cesaretlendirdi beni Nil geri döndüğünde iyileşmiş ol dedi ve bu güçle biraz olsun yenebildim bu illeti ama sen o Mete ile dönünce üstüne bir de onunla sevgili olunca...bir de dün gece söylediğin o sözler üstüne eklenince...
    -Nil eliyle Suat’ın ağzını kapatır..
    Nil:Sus... ne olursun söyleme böyle senin kadar ben de suçluyum yaşadığın acının büyüklüğünü bile bile düşünemedim hiç böyle bir rahatsızlık yaşayabileceğini doğru düzgün sorgulamadım bile özürdilerim sevgilim...
    -Nil Suat’a sıkıca sarılır Suat’ta ona sıkıca sarılır ikisi de ağlıyorlardır...
    Suat:Seni çok seviyorum Nil ne olursun bırakma beni...
    Nil:Ben de seni çok seviyorum hem de her şeyden çok....
    -Öpüşmeye başlarlar..

    818.Bölüm

    Berke:Merhaba girebilir miyim
    Tamay:Ne için konuşacak bir şeyimiz kaldı mı ki
    Berke:Lütfen Tamay girmeme izin ver..
    -Tamay geri çekilir.İçeri geçerler..
    Berke:Buraya neden geldiğimi bilmiyorum. Duyduğuma göre yeni bir ilişkiye başlamak üzereymişsin...
    Tamay:Kim söyledi sana bunu
    Berke:Bunun bir önemi yok ama şunu da biliyorum ki o kişiyi istediğin ya da sevdiğin için denemiyorsun beni unutmak için de denemiyorsun benimle ilgili içindeki umudu öldürmek istediğin için yeni birine şans veriyorsun yanılıyor muyum
    -Tamay bir şey diyemez..Berke ona yaklaşır..
    Berke:Tek bir şey söyleyeceğim o umudu yitirmek için başka birine yaklaşmana gerek yok çünkü ben o umudu yitirmeni istemiyorum seni çok seviyorum Tamay sensiz var olamıyorum....
    -Tamay’ın gözleri dolar ve Berke’nin boynuna sarılır..Berke onun yanaklarını tutar..
    Tamay:Özürdilerim....
    Berke:Asıl ben özürdilerim....benim için gururundan vazgeçtin, babandan vazgeçtin, hayatını değiştirdin ben bunları görmek yerine saçma sapan bir tribe girdim....seni çok seviyorum sensiz olamıyorum
    Tamay:Ben de seni çok seviyorum ben de sensiz olamıyorum
    -Öpüşürler


    785.Bölüm

    Barış asansörde oturuyordur. Irmak kapıya vuruyordur.
    BARIŞ: Boşuna enerjini harcama. Kimse duymuyor işte. İki kat arasındayız.
    IRMAK: Sen ne yaptığını sanıyorsun ya? Delirdin mi?
    BARIŞ: Evet delirdim.
    IRMAK: Barış saçmalıyorsun artık. Bak ben Güven’i seviyorum. Bunu ister kabul et, ister kabul etme.
    Barış ayağa kalkar. Irmak’ı yanaklarından tutar.
    BARIŞ: Gözümün içine bakarak söyle. Hadi bi daha söyle. Gözlerini kaçırmadan.
    Irmak söyleyemez.
    BARIŞ: Söyleyemiyorsun işte. Ne olur bırak şu inadı Irmak. Her şey ortada. Biz birimizi hala seviyoruz. Seni üzmüş, acı vermiş olabilirim ama inan bile isteye yapmadım. Ne olur daha fazla acı çektirme bize. Her şeyi düzeltebiliriz. Yemin ederim.
    IRMAK: Gerçekten düzeltebilir miyiz?
    BARIŞ: Evet… Aşkımız bize yardım edecek. İnan.
    Barış Irmak’a yaklaşır ve öpüşmeye başlarlar. O sırada asansör çalışır ve kapısı açılır. Kapının ardında Ahu onları öpüşürken görür ve şok olur.
    AHU: Aman Allah’ım! Barış.
    Barış ve Irmak ayrılırlar.
    BARIŞ: Abla.

    şimdilik bu kadar devamı gelecek

Sayfa 20/20 İlkİlk ... 101617181920

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.