Sayfa 52/193 İlkİlk ... 24248495051525354555662102152 ... SonSon
963 sonuçtan 256 ile 260 arası

Konu: Benim Tatlı Yalanım - Bölüm Yorumları

  1. #256
    Durum:
    Çevrimdışı
    angelic - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    19.01.2009
    Yer
    necatitutkunu
    Mesajlar
    14,485
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    2,638

    Aldığı Beğeni: 836

    Bahsedilme
    7 Mesaj

    Standart Cevap: Benim Tatlı Yalanım - Bölüm Yorumları

    Selamlar herkese
    akşam dizimiz var özledik vallahi ön izlemeler geldi özellikle ikincisi beni sinir etti Hande beni delirtti
    Rafette maşallah bülbül gibi şakıdı umudum var senden inşAllah Sunayı uyarırsın Rafet yoksa
    nefretimi kazanırsın ona göre

  2. Beğenenler;
    mimoza17 (22-08-19)

  3. #257
    Durum:
    Çevrimdışı
    fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    26,561
    Konular
    18
    Verdiği Beğeni
    925

    Aldığı Beğeni: 1,044

    Bahsedilme
    14 Mesaj

    Standart Cevap: Benim Tatlı Yalanım - Bölüm Yorumları

    Herkese merhaba,

    Yarın vakit bulamam belki diye gece dinlenmeden bölümü yorumlayıp, gideceğim.. Artık nasıl yorumlayacaksam Çok sevgili dizi ekibi.. Önceliğim sizleredir.. Bir hafta diziniz yoktu.. Hadi yalan yok, özledik de sizleri.. Siz de bizleri özlediniz, eyvallah.. Yani ama oldu mu şimdi bu.. Özlemek ifadesinden anladığınız bu mu ekip? Nejat'ın Suna'yı özlediği gibi(!) bir bölüm sonu ve ön izleme hediye ettiniz.. Gösterdiğiniz ile söyledikleriniz bir değil yahu!

    Şöyle tatlı tatlı o 18. sone sahnesinde bıraksaydınız ya bu bölümü.. Hatta bir iki gün öbür haftaya dair bir şey vermeseydiniz.. Bir sindirseydik olanları, sonra düşünseydik diğer haftayı.. Yani bölümü unutturdunuz, bölüm sonu ve ön izlemeyle birlikte.. Öbür hafta ekran başına geçtiğimde, "Suna'ya kızmayacağım.. Yok yok kızmayacağım.. Kızmamalıyım.. Cıks cıks.." diye söylenip duracağım. Yapmayın, ne olur..

    Neyse şimdi Suna'ya sinirlenecek miyim sinirlenmeyecek miyim demeyi bırakıyorum bir köşede.. Eminim sizler benden çok, bu görevi ustalıkla yapacaksınız "Benim Tatlı Yalanım" ailesi Size güveniyorum arkadaşlar

    Bölümü izlerken keyiflenmedim mi.. Yalan yok, keyiflendim.. Nejat açısından çok keyiflendim mesela.. Oh be, şükür dedim.. Geldi yine derin duygularıyla hareket eden, özlediğim en son beşinci bölüm sonlarına doğru bıraktığım Nejat karakteri.. Lütfen gitme, hep böyle ol.. Hatta ön izlemedeki seni bile seviyorum Nejat.. İşte benim bildiğim Nejat böyleydi.. Son birkaç bölüm başka bir adam izliyor gibiydim çünkü.. Bu yüzden bile bölümü sevebilirim, o derece.. Evet bu bölümü Nejat için seviyorum..

    Enise karakterinin ismini daha önce duyduk.. Çok sevgili senaristler, "Biz hiçbir şeyi unutmuyoruz, bakın bakın." der gibi bize Enise'yi önümüze kanlı canlı sundular.. Sağ olun, ne diyeyim.. Fakat karakter nasılsa artık, Allahım gelene geçene vurdu Ben de diyordum fragmanda Nejat'a neler diyor öyle.. Ne kadar eğreti duruyor.. Meğer karakter baştan aşağı böyle imiş.. Sağ, sol dinlemiyor.. Fakat en çok Burcu'ya üzüldüm.. Garibim bir mutlu olamıyor, herkesin derdine koşup duruyor.. Balık burcu olma olasılığı nedir acaba karakterin.. Tipik balık ya bu kadın, hiç yabancı gelmedi

    Tolga'yı hiç sevmedim.. Sevenleri, kusura bakmasın şimdi.. Yakışıklı evet, maşallahı var.. Nejat'ı dürtüyor, eyvallah.. Fakat karakter başlı başına bela.. Daha fragmanda gördüğümde bile rahatsızlığımı belirtmiştim.. Bu yalana ortak olması hiç hoşuma gitmedi diye.. Çünkü hassasiyet gerektiren bir konuda, bencilliği tavan yaptı.. Yapmaya da devam edecek. Hatta karakter öyle ki aklıma eski Yeşilçam filmlerinde; esas oğlan ile esas kadın bir şekilde ayrıldığında araya iyi niyetiyle giren ve esas kadını sahiplenip evlenen sonra da yıllarca o kadını mutsuz ve sevgiden mahrum eden tipik üçüncü şahıs karakterlere benziyor.. Evet evet, aynısı.. Aman Allah korusun.. Evlilik falan nereye girdim ben, hep bu ön izleme yüzünden..

    Hepsini bir kenara bıraktım; karakterin asker oluşundan dolayı aşırı kontrolcü oluşu çok rahatsız edici boyuttaydı bölüm boyunca.. Bakıcılık mesleğini küçümsemesi, bir de kibirli bir şekilde Nejat'ın gösterişli evini eleştirmesi.. Zenginse zengin kardeşim, sana mı zengin Allah Allah Niyetini bir güzel belli etti.. Suna anlamadı tabii.. Ne anlar ki o, aklı hep Nejat'ta safım.. Ama ne hikmetse Nejat'ı da çok iyi anlamıyor, o çok ayrı mesele şimdi Te Allahım.. Neyse ne diyordum.. Tolga karakteri.. Yok yok.. Bu yalana ortak olması, canımı en sıkan tablo.. İnanın, Hande'yi bağrıma basarım.. Ama Tolga cıks.. Çünkü Tolga çok daha gerçek geliyor.. Sert indi yüzeye.. Sanırım sıkıntım o biraz da..

    Dokuz yaşındaydı dediler Suna için.. Şarkı dediler... Sonra on üç on dört yaşında dediler.. Tolga abi dediler.. Dediler de dediler Ne çocukluk aşkıymış.. Yalnız sofrada Burcu'nun ısrarla şarkıyı vurgulamasına güldüm.. Nejat biliyormuş zaten Burcu.. Nejat çok şey biliyormuş da içine atıyormuş.. Daha doğrusu demleniyormuş beyefendi.. Ama bunun kimse farkında değil.. Bugün ilk defa sesini çıkarmaya çalıştı.. O sofrada can çekiştiğini görmek güzeldi. Hem mecazen hem de gerçek manada.. Ne diyordum asıl.. Demek Suna ile Nejat da çocukluktan tanışsalar, Suna Nejat'a "Nejat abi" diyebilirmiş Takıldığım nokta bu mu, evet.. Aralarında yaş farkı, hikaye ve kurgu açısından önemli.. Bugün "sayısal" olarak olmasa da neydi Tolga abimizin dediği gibi "analitik" olarak aldık cevabı biz, tamam

    Ah Nejat.. Ah.. Kendini sorgulaman için demek Suna'nın bir iki günlüğüne evden ayrılması gerekiyormuş.. Nasıl da günün geçmedi.. Gününü bırak, dakikaları geçmedi adamın.. Kızı gitmiş zaten.. Ev bomboş.. Başını ütüleyecek Suna da yok.. Adam bitti yahu bir iki saatte.. Flashbackleri iyi düşünmüşler.. Eski sahneleri izlemek yerine, yeni sahnelerle geçiş yapmak en sevdiğim kurgudur.. Görmediğimiz geçmiş sahnelerin içi doluysa hele, keyfime diyecek sözüm yok doğrusu.. Dondurma kabıyla başladı her şey Nejat'ın materyalist ruhu yine devredeydi.. Küpe, dondurma kabı, kitap, notlar.. Masumiyet müzesi büyüyor çocuğumun O titiz adam, gitti o kaptan yedi dondurmayı afiyetle.. Hatta özlemle diyelim biz buna.. Sonra ikinci materyalimiz geldi.. Kitap.. Ah ne çok severim o kitabı ben.. Filmine de bayılırım hatta.. "Günden Kalanlar" Kendini Stevens'a mı benzettin çocuğum nedir.. O da bayağı ketumdur da.. Hatta senden iyi olmasın bayağı ketumdur.. Kendinden asla ödün vermeyenlerden.. Neyse, ne diyorduk.. Kitaptan yola çıkarak güneşlenen Suna'yı, zamanında izlediğini hatırladın ya ne diyeyim ben sana.. İzlerken utanman, kendini suçlarcasına kafanı çevirmen ama sonra yine bakman.. Yerinde düşünülmüş bir sahne.. En sonda da notlar.. Kayra'nın minik sürprizi tabii.. Nejat'ın bile isteye Suna'yı öpmek istemesi aslında nereden bakarsak rahatsız edici. Yanak manak dedi ama öpme niyeti masum değildi zaten.. Suna'nın bu tür konularda hassasiyetini biliyoruz. Ki bunu bize deli gibi aşık gösterilen Suna'nın değil de, birdenbire Nejat'ın hatırlaması da o yüzden doğru bir seçim.. Özellikle Suna'nın Nejat'a aşıkken, böyle bir durumun gerçekleşmesi onu yaralar.. O flashback mesela bana tatlı gelmek yerine biraz ekşi geldi desem yalan olmaz.. Nejat için çok keyifliydi o an fakat Suna için hiç değil..

    Açıkçası Suna'ya kızacak olsam da, Nejat ile Kayra'dan kopmaya çalışmak için saçma bahaneler üretmesine de bir yandan sevineceğim.. Nedeni ise Nejat olacak yine. Durumun saçmalığını nedenlerini bir kenara bırakıyorum.. Gönül isterdi ki başka yol ile olsaydı bu.. Fakat karakterin böyle aşırı çıkışlarıyla duygularını sorgulaması gerekiyor.. Ne yazık ki karakterin çıkış noktası böyle.. Öfkesi.. Ben onu sinirliyken anlıyorum.. O zaman doğru cümleler seçiyor.. O zaman kendini dökebiliyor karşısındakine.. Açıkçası Suna ile tartışırken ben onların arasındaki ilişkiyi daha iyi hissedebiliyorum.. Evet, aralarında bir şey var diyebiliyorum.. Tıpkı Hande'nin onları tartışırken görmesi gibi.. Hande sonunda anladı.. Bir nebze kendine güveniyordu. Suna'yı küçümseyerek kendine rakip görmüyordu.. Şeffaftı onun için her şey.. Fakat tartıştıklarını gördüğü an, yıkıldı.. Oyun bitti, perde indi onun için.. Birbirlerini o eğlence mekanında kıskanırken; ayrı bir parantez açarak şunu diyebilirim ki; Nejat'ın duygusal olarak da sarsılması güzel yansıtılmıştı.. Düşünsenize sebepsiz yere Tolga sandığı adamı durduruyor ne yapıyorsunuz siz diye hesap soracak.. İyi de kimsin sen kardeşim derler adama, böyle bir şey gerçekleşse.. İşte o an gerçekle yüzleşti Nejat ve kendine kızıp gidecekti Suna durdurmasaydı.. Fakat Nejat nasıl dolduysa artık, sonradan pişman olacağı cümleler dökülüyor ağzından.. Suna biraz daha uzatsa bu durumu belki çözülecekti adam.. Ama tabii dizi matematiği için daha erken dediler..

    Suna'nın bölüm boyunca Nejat'ı çözememesini anlıyorum gerçi.. Suna sabit fikre sahip artık.. Kendi kabullenmiş, Nejat'ın ona karşı bir ilgisi olmadığını.. Nejat'ın kendi karakteri de öyle ki, kadınlara kibar davranan, beyefendi yardımsever iyi niyetli biri.. Suna da onlardan biri sanıyor kendini.. Aralarında önemli bir iletişim biçimi de var.. Birlikte bir davaları var yani.. Kayra.. Bu yüzden de iletişimlerinin boyutunu böyle görüyor.. Yani Nejat'ın somut şeylerle gelmesi gerek ona ki Suna'nın içine sinsin bazı şeyler.. Mesela bir kadın olarak bölüm boyunca bir şeyler hissetti.. Gerildi biraz.. Ama iyi niyetli düşündü her zaman yaptığı gibi, çok sorgulamak istemedi.. Yine de Nejat'a rahatsızlık vermemek adına, Tolga'nın her hareketinde Nejat'ın gözlerinin içine baktı.. Tepkilerini ölçtü.. Ama kıskandırmak amacıyla yapmadı bunu hiçbir zaman. Zaten öyle bir karakter olduğunu düşünmüyorum.. Nejat'ı üzmez çünkü.. Diyeceksiniz ki şimdi, "Yahu görmüyor musun ön izlemede üzmüş adamı üzeceği kadar artık savunma şu Suna'yı.." Fakat bunu yaparken bile beceremiyor ki.. İçi gidiyor bunları yaparken.. Kendine kızarak yapacak ne yapacaksa..

    Fakat.. Tabii işin rengini bozan bir şey var.. Daha geçen günkü yorumumda dedim.. Tehditlere boyun eğme kızım.. Hele o geceden sonra yapma dedim.. Ama bunu derken, ben bölüm sonunu kast etmemiştim şimdi.. Nejat ile Suna en azından bir iki gün yayılırlar diyordum birbirlerine.. Ama bir on iki saat bile olmamıştır herhalde.. Pes diyorum.. Suna, senin tek yapman gereken Nejat'a baştan beri olanları anlatman.. Sana inanır, inanmaz o kendi bileceği iş.. Hande anlatmayacağını bile bile, seni bir güzel tehdit edecek.. Sen de bunu kabul edeceksin.. Ne diyeyim ben sana Suna.. Tahminim babası için tehdit edecek.. Kayra ihtimali de var ama ön izlemeye bakılırsa zaten Suna biraz üzmüş Kayra'yı.. Nejat'ı da öfkelendiren de asıl bu olmalı.. Şimdi bu noktada Suna, Tolga'yı öne sürerek "Benim bir özel hayatım var." adlı cümlelerin devamını getirecek anlaşılan.. Zaten bir gün böyle bir şeye başvuracağını biliyorduk.. Fakat bunu yaparken bu kadar sert bir şekilde inciteceğini düşünmek istemezdim.. İkisini de terk etmeye meyilli gibi hissediyorum ama.. Bu adam sana nasıl güvensin sonra.. Zaten terk edilmiş ikisi de.. En yaralayıcı noktası adamın..

    Suna bunları yapana kadar, Şevket de gerçeği öğrenir ve Suna yaptıklarıyla da kalabilir... Suna ne yapacaksın sen Allah aşkına.. Lütfen bir şey yapma ne yapacaksan, bir gün sonra filan pişman ol bari

    Bunu bir kez daha söylüyorum.. Yine söylerim.. Bu dizide Gonca Sarıyıldız'ı izlemekten müthiş keyif alıyorum. Hande'yi değil ama.. Oyuncuyu. Çok doyurucu karakterde.. Yani Hande'nin yaptıklarından yorulmuyorum bu yüzden.. Zaten Hande, umurumda bile değil.. Ama duygularını öyle güzel satıyor ki karakter, hafif büyük oynuyor ama üstünde taşıyor oyuncu.. Sırıtmıyor.. Hande'nin girişini gördük.. Gelişmesini izliyoruz, sonucunu da o yüzden seve seve bu oyuncu üzerinde izlerim.. Şikayetim yok benim.. Biliyoruz ki onun bu savaşta kazanacağı bir şey yok.. Yaptıklarıyla kalacak.. Hatta bir gün gelecek; en yakın arkadaşını, ortağını, dostunu ve sevdiği adamı kaybedecek.. Kaybedecek çok şeyi var.. Bunu izlemek bile keyif verici olacaktır..

    Bunun dışında, olayların kurgusunu bir kenara bırakırsak Suna ile Nejat'ın iletişim dilleri de güzeldi bu hafta.. Her geçen gün daha da bağlanıyorlar aslında.. Yani olay ve kurguların dışında, görünmeyen bu dili seviyorum ben asıl. Büyük ihtimal hepimizin bildiği gibi -yazım ekibinin ayrı ayrı görevleri olduğu için- bu iletişim dilini oluşturan her kimse diğerlerinden daha başarılı olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz aslında.. Birbirlerini gördükleri zaman gülümsemeleri, tatlı tatlı konuşmaları güzeldi.. Birbirlerine dostça sarılmaları, destek olmaları çok başkaydı.. Hatta o yemek sofrasında isimleri zikredilenler sadece Suna ve Tolga olsa da, o masada anlaşan iki çift göz Suna ile Nejat'ın idi.. Nejat'ın "Nejat.. Bey.." olduğu saniyelik anlar sadece onlara aitti.. Belki zamanında aynı yolda yürüseler, birbirlerine dönüp bakmayacak kadar birbirlerine zıt karakterde olan bu iki insanın, ortak bir zevki bile vardı.. Çünkü onlar aynı dili konuşmayı biliyordu artık.. O iletişim dili de ancak onlara özeldi..

    Bu yüzden de aslında Nejat'ın, o soneyi okuması yine özür niyetine geçti.. Çünkü içi ancak öyle rahat edecekti.. Yine çakır keyf bir şekilde, o geceki gibi nasıl içini ilk defa döktüyse yine aynı şeyi yaptı.. Cesaret bulmak için içenlerden değildi ama.. Dertlerine dert katmak için içenlerden Nejat.. Uçuruma sürüklendiğinin farkındayken gitti Suna'nın evine.. Bile bile.. Sabah kalktığında pişman olmayacaklardan yani.. O kafayla ne söylediğini bilerek çıktı Suna'nın karşısına.. Daha önce yaptığı gibi..

    İşte o noktada Suna'nın gözlerinin içine bir umut ışığı doğdu.. O gece günler sonra ayık kafayla ilk defa deliksiz, keyifli bir uyku çekti.. Bu Nejat'ı daha önce gördü çünkü. Bu yüzden içi rahattı.. Keyifle güne başladı.. Devamını getirmeyeceğim, biliyorsunuz zaten..

    Ve son olarak elbette paylaşmadan olmaz..

    "Seni bir yaz gününe benzetmek mi, ne gezer?
    Çok daha güzelsin sen, çok daha cana yakın..
    Taze tomurcukları sert rüzgârlar örseler,
    Kısacıktır süresi yeryüzünde bir yazın.
    Işıldar göğün özü, yakacak kadar sıcak,
    ve sık sık kararı da yaldız düşer yüzünden.
    Her güzel, güzellikten er geç yoksun kalacak.
    Kader ya da varlığın bozulması yüzünden,
    Ama hiç solmayacak sendeki ölümsüz yaz.
    Güzelliğin yitmez ki asla olmaz ki hurda.
    Gölgesindesin diye ecel caka satamaz.
    Sen çağları aşarken bu ölmez satırlarda,
    İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
    Yaşadıkça şiirim, sana da hayat verir.."

    William Shakespeare


    Yine belirteyim.. Çok güzel çekilmiş, oyuncuların duygularının iyi bir şekilde yansıtıldığı güzel bir sahne idi.. Bölümün burada bitmesini tercih ederdim.. Suna'nın o gülümseyen yüzüyle bitmesini isterdim.. O yüzden bölümü ben orada bırakmayı tercih ediyorum, en azından şimdilik..

    Bu gece yazasım varmış sanırım.. Okuyanın gözlerine sağlık..


    Herkese keyifli yorumlar..

    Sevgiler..


    Konu fracture tarafından (23-08-19 Saat 04:23 ) değiştirilmiştir.

  4. Beğenenler;
    AFKfan (23-08-19), deren1970 (23-08-19), nuro (24-08-19), seval2005 (23-08-19), yedel (23-08-19)

  5. #258
    Durum:
    Çevrimdışı
    seval2005 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.12.2005
    Yer
    Frankfurt
    Mesajlar
    5,108
    Konular
    4
    Verdiği Beğeni
    1,218

    Aldığı Beğeni: 921

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Benim Tatlı Yalanım - Bölüm Yorumları

    Herkese günaydin....

    öncelikle cok sevgili Fracture´ye tesekkür etmek istiyorum. Cok sag ol sevgili forumdasim, inan o "ön izleme" denilen seyden sonra icimde büyüyen öfkeme sakinlestirici gibi geldi yazdiklarin! Tüm eski yaralara merhem oldu senin gece gece karakterler üzerine yaptigin degerli aciklamalarin... Sanki "Ayy... Seval kimbilir nasil üzülmüstür simdi! Diziyi izlemekten bile vazgecmis olabilir!" diye düsünüp de yazmissin....

    10. bölümde iyi-ve güzel sandigim herseyi yerle bir eden o son sahne ve ön izlemeden sonra senarist takimina icimden etmedigim küfür kalmamisti... Bu sabah calan saatin sesiyle uyandigimda yine kaldigim yerden saydirmaya devam ettim durdum... Yani.... Cok fena küfürler ettim kizlar... Cok fena... Belki günaha girdim ama ettim yani.. Ettim!.. Hic sevmem oysa... Ama "Allah topunuzun belanizi versin pis kopyacilar!" dedim defalarca... "Hepiniz ayni sacmaliklari tekrarlarmak zorunda misiniz?" diye sordum cevabini bile bile... "Bütün hikayeler hep ayni semayla yazilir mi lan?" dedim sonra... Ben dedim! Evet, "Lan!" dedim ya hu... "Lan!" denir mi? Ben dedim!

    Cünkü aklima beni zamaninda dizi izlemekten sogutan, dizifilm forum sayfalarindan uzaklastiran daha dogrusu bardagi tasiran damla olan meshur KA geldi yine... Yani Neriman´in iplerini istedigi gibi ve tamamen dengesizce oynattigi kukla Defne ve bitmeyen sacmaliklar silsilesi... Artik nasil bir travma olusmussa bende... Ah Meric ahh.... KA öncesinde de ben fazla dizi izlemeyen, senaryolar konularinda yarali biriydim ama öldürücü darbeyi sen vurdun be kardesim! Tanidigim en büyük "erkek hayrani + kadin düsmani" kadin yazar olarak bellegimde kaldin! Allah seni de bildigi gibi yapsin!

    Neyse dönelim sevgili tatli yalanlarimiza.... diyecekken öncelikle "tatli" kelimesinin kullanildigi her yeri hic de tatlilandirmadigini düsündügümü de suraya eklemeliyim.. Sevgili Fracture görüyorsun ya, hala fazlasiyla negatif enerji etkisindeyim.. Ama siz söyleyin kuzum, BENIM TATLI YALANIM´da tatli olan ve tatli kalan tek sey dünyalar tatlisi kizimiz KAYRA degil mi..

    Patronum önüme yine bir sürü is yigdi... Düsüncesiz sey... Surda iki satir yazip icimi dökecektim di mi.... yazin sunu da bir kenara, gercek hayatta tüm patronlar giciktir...

    Ben dönecegim yine insallah, kalin saglicakla....
    Konu seval2005 tarafından (23-08-19 Saat 11:07 ) değiştirilmiştir.

  6. Beğenenler;
    deren1970 (23-08-19), yedel (23-08-19)

  7. #259
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yavlakoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    23.08.2009
    Yer
    İki kapılı bir han...
    Mesajlar
    6,251
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    3

    Aldığı Beğeni: 18

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Benim Tatlı Yalanım - Bölüm Yorumları

    Acemice yazılmış bir bölüm... Bir adım öteye gidemiyor senarist taifesi, yeni ve farklı birşey üretebilmek ne mümkün...😡
    Pat diye ortaya çıkan geçmişten gelen teyze. Kadının nasıl haber aldığını kimse sorgulamadı bile. Sanki kapı komşuları...
    Yine pat diye gelen yeğen ve eski aşk... Pat diye ortaya çıkan aşık olma durumları...
    Evden çıkmayan patron, kimse sürekli niye buradasın diye sormuyor...
    Handenin eve gelişi...
    5 yaşında bir çocuğun rahatlıkla kampa yollanması...
    Gecenin bir vakti patronun asistanını arayıp yetiş diye çağırması... Adamın beli tutulmuş, yardıma onun yarısı kadar olan kadın çağrılıyor...
    Ya Pervinin açıklamasına ne demeli... Yada açıklayamamasına... Aldatmadın okey de, eee şimdiye kadar nerdeydin...
    Ha birde bu yalanlar silsilesi.. Burda da yazıldığı gibi, tatlılıkla bir alakası kalmadı...
    Oyyy... Yazarken delirdim...
    Ben niye izledim diyorum yazdıkça...
    Sezonda yeni diziler başlayınca sanırım, kolay bay bay yapılır...

    Güzel olan ne vardı🙄
    Sanırım sadece Nejatın kıskançlığını bazı sahnelerde sevdim. O da bazılarında...
    Gerisi klişe ve çöp...

  8. Beğenenler;
    seval2005 (23-08-19)

  9. #260
    Durum:
    Çevrimdışı
    nuro - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    31.10.2006
    Yer
    Another Earth
    Mesajlar
    3,965
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    162

    Aldığı Beğeni: 326

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Benim Tatlı Yalanım - Bölüm Yorumları

    Güzel bi bölümdü.Bol bol kıskanç Nejat izledik oh be dedim..Nejatın duygularından emin olduk..
    Yeni bölümden gösterilen sahneyle anladık ki Sunaya yine kızacağız galiba..Hayır neyden korkuyor anlamış değilim.Handenin her şeyi bilmesi mi sorun yani.Söylesin Nejata her şeyi böyleyken böyle desin birlikte çare bulsunlar,emimim ki Nejat sonuna kadar onun yanında olucaktır..

  10. Beğenenler;
    deren1970 (23-08-19), fracture (23-08-19), seval2005 (23-08-19)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.