Sayfa 3/6 İlkİlk 123456 SonSon
30 sonuçtan 11 ile 15 arası

Konu: Vampir Avcısı (1-2-3)

  1. #11
    Durum:
    Çevrimdışı
    spikey - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    06.01.2005
    Mesajlar
    626
    Konular
    31
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    inanmıyorum ya!!gercekten olaganustu olmus!!tebrikler!!!
    Look like the innocent flower, but be the serpent under 't.

  2. #12
    Durum:
    Çevrimdışı
    BuFFyLoVeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    15.07.2005
    Mesajlar
    55
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart VAmpir Avcısı-Lanetli Olan Ne?-(1)

    ]Evet ,arkadaşlar.İkinci bölüm;Taner'in çocuklara verdiği görevdir görünüşte.Ama bundan daha önemli bişi vardır.Sorumluluk..'Lanetli Olan Ne?'.Buyrun okuyun.
    Bölüm 2:Lanetli Olan Ne?.
    (Tarih 1765,İstanbul.Kariye Kilise’si.Her yer kan içinde ve cesetlerle doludur.Ortada bir rahip elinde bir kitapla oturmuş ağlamaktadır.)
    Rahip:Gitmeme izin ver!Tanrım sana yalvarıyorum.Beni şeytanın elinden kurtar.Onu hapset.Bir daha kullarına zarar veremesin.O kötülüğü gizle.Onu lanetlendir.
    (O sırada içeri iki tane eklem bacaklı iblisi girer.Örümcek iblisinin adı Karikanos;akrep iblisinin adı ise Antares’tir.
    Karikarnos:Adamım burada!
    Antares:Galiba seni ele geçirdik bile.Buralara gelmek isteyen sen değil miydin?
    Karikarnos:Zaten istediğin de buydu değil mi?Saygınlık. İnsan ırkını bilemem ama tüm iblis alemi sana minnettar.Sağol bay cani!
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    (...) Defne vampir avına yani devriyeye çıkmıştır.Yiğit ise ona arkadaşlık etmektedir.Edirnekapı mezarlığında oturmaktadırlar.Yiğit elinde defter;kompozisyon yazmaktadır.Defne ise bir mezar taşına yaslanmış;dergi okumaktadır.
    (Defne dergiyi bırakır.)
    Defne:Ya anlamıyorum;kedinin mezarlıkta ne işi var?
    Yiğit:Sen de en ufak bi çıtırtıda koşturuyorsun,ter içinde kaldım.
    Defne:Sadece dört kere,abartma.
    Yiğit:Hepsi de kedi çıkınca bozuluyo insan.
    (O sırada bi kedinin ’ciyaklaması’ duyulur.)
    Defne:O neydi?
    Yiğit:Layığını buldu sonunda!
    Defne:Bu aralar çok durgun her yer.
    Yiğit:Şoma ağızlılık etme,fırlayacak şimdi bi tane.
    Defne:Bende bunu bekliyorum.Ne anlama geliyo bu?
    Yiğit:Bilmiyorum,tiyatro bana ne ifade ediyor?
    Defne:Sen napıyosun?
    Yiğit:Kompozisyon yazıyorum.Derste uyuduğum için ceza verdi hoca.
    Defne:Dikkat et sende.Bak ben yeterli kafein alıyorum ve mutluyum.
    Yiğit:Hadii,ben senin yüzünden yazıyorum bunu,o gün saat 3:30’a kadar dolaştık ve sadece bir vampir bulduk.O salak ta koşarken ağacın dalına takıldı toza dönüştü!Aslında sen neden yazmıyosun bunu?
    Defne:Çarptı galiba buranın havası,tiyatro ile ilgili yazı yaz diyo ya?Ben canım sıkılıyo diye çağırıyorum seni.
    Yiğit:Ona da tamam.Peki avcı için geçerli olan cennet vaadine ne demeli?Senin yerin hazır,bana öbür tarafta kıyak geçecekleri ne malum?
    Defne:Çok gerildim ben.Hadi sessiz sinema oynayalım.
    Yiğit:Lafı değiştiriyomuşsun gibi geliyo bana.
    Defne:Oynuyo musun,oynamıyo musun?
    Yiğit:Tamam hadi ben anlatayım bari.
    (Yiğit anlatmaya başlar)
    Defne:Tamam,iki hayır üç kelime.Yabancı;birinciyi anlatıyorsun.
    (Yiğit ünlü sinema klasiği korkunç adam Fredy’nin bıçaklı ellerini anlatmaktadır.)
    Defne:Elinde bişey var ama ne?(O sırada Defne’nin dayandığı mezardan bir vampir doğar.)
    Yiğit:Vampir!
    Defne:Bi dakka ya ben bulucam!
    Yiğit:Defne;vampir!
    (Defne vampiri fark eder ve yumruğundan yana sıyrılarak kaçar.Mezar taşına doğru bakar.Vampirin adı Muhsin’dir.)
    Defne:Bak bi de o kadar dolaştık.Ayağımıza geldi Muhsin bey.
    Yiğit:Görebiliyorum.(Defne elini beline götürür.Kazığı kırılmıştır.)
    Defne:Yiğit,o ses belimden gelmemiş.
    Yiğit:Onu da görebiliyorum.
    (Vampir Defne’ye tekme atar.Defne yere düşer ve vampire yerden çelme takar.Vampir düşerken kafasını mezar taşına vurur.)
    Defne:Yiğit çabuk ol kazık ver!
    Yiğit:Tamam bi dakka.(Çantayı karıştırmaya başlar.Vampir o sırada kalkar.)
    Defne:Yiğit çabuk!(Yiğit kazığı alır ve fırlatır.O sırada Defne üzerine gelen vampiri yanındaki ağacın dalından destek alarak iki ayağıyla geri püskürtür.Daha sonra üstüne atılır.)
    Defne:Bi daha beni bekletme tamam mı?(der ve kazığı kalbine saplar.Vampir toza dönüşür.)
    Yiğit:İyi işimiz bitti.Yani gidebiliriz.(Arkasını döner ve ...)
    Defne:Yiğit!
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    Yiğit ve Defne Taner’le birlikte kütüphanededir.Yiğit’in kafasında buz vardır.
    Yiğit:Kesinlikle araştırın onu.O ağaçlarda bişey var.Geçen hafta da bi vampiri öldürdü.(Taner güler.)
    Taner:Sen ne yaptın?Gitmen gerekmezdi ki.
    Yiğit:Ben nerden biliyim bunun mezarlığa gideceğini?
    (Bu akşam saat 23:30 sıraları)
    Defne;Yiğitlerin kapının önündedir.
    Defne:Ya Yiğit lütfen,ben o defteri bugün almalıyım.Yazılı var yarın.
    Yiğit:Çok uzak mı evleri?
    Defne:Yo yakın!
    Yiğit:Tamam bekle geliyorum.
    (Defne merdivene oturur.O sırada kazığı kırılır.)
    Yiğit içerden;O ses neydi?
    Defne:Belimden geldi!
    (Yiğit bu anı anımsar.)
    Yiğit:Kandırdı beni!Hem ben Elm Sokağı Kabusu’nu anlatıyodum.Ödevim de yarım.Sağol Defne!
    Taner:Neyse hadi,çok geç oldu.
    Defne:Allahtan sen buradaydın.Kafası çok kötü şişti Yiğit’in.
    Yiğit:Boşver,annemler evde yok.
    Defne:Sen napıyodun burada?
    Taner:Şu Zebani adlı baş belasını araştırıyodum.
    Defne:Ne kötülüğünü gördün adamın?
    Taner:Cehennem halkını dünyaya çıkarmaya çalışıyo.Dünyayı cehenneme çevircek.Daha doğrusu isminde meymenet yok adamın.
    Defne:Tamam,anladım.Çok dolmuşsun.Arada bi çıkıp gez dolaş.
    Taner:Bu kitapları kim okuyacak ta size yardım edecek?
    Defne:Sorunun da bu,iki şeye zaman ayıramıyosun.
    Yiğit:Defne’ye bak;hem vampir avlıyo hem de dergi okuyo!
    Defne:Yiğit,kapa çeneni.
    Taner:Sen devriyede dergi mi okuyosun?
    Defne:Vampir avlamadan önce okuyorum.Benimde rahatlamaya ihtiyacım var.
    Taner:Biraz sorumluluk almayı öğren,her şey sandığın kadar basit değil.Önümüzde hepimizin hayatını tehdit eden bi ‘son’ var.Ve biz bunu başlatanın ne olduğunu bilmiyoruz.
    Yiğit:Başladı mı?
    Taner:Tabi başladı!!!Defne niye seçildi sanıyosun?
    Yiğit:Ama hani şu cehennem ağzını yıkan son avcıydı?
    Taner:Son avcı buraya gelmeyi kabul etmedi.Hayatını yaşamak istiyomuş artık...En azından bir sürelik.O hala avcı,değişen bişey yok.
    Defne:Şu an nerde biliyo musun?Roma’da!!!
    Yiğit:Harcanıyosun burada.
    Taner:Ama şu an seçilmiş olan sensin,bunu yapmak zorunda olan sensin.
    Yiğit:Neyse,artık gidelim.Bari iki,üç saat uyuyayım.
    Taner:Yarın yanıma uğra,bana bi görev çıkıcak gibi görünüyo.Somut hiç bi veriye varamıyorum.Bilgisayardan bana az yardım edersen iyi olur.
    Defne:Yo gerek yok,biz araştırmayı da yaparız gidilecek yere de gideriz.Avcı değil miyim?Sana yardım etmek benim görevim.(Kinayeli bi ses tonu vardır.)
    (Yiğit Defne’ye bakmaktadır.)
    Defne:Noldu?
    Yiğit:Biz derken kimi kastediyosun?
    Defne:Sen ve ben,istersen Seda’yı da çağıralım.O kurt adamlar konusunda uzman.
    Yiğit:Benim ne suçum var yaa?
    Taner:Neyse iyi uykular,dikkat edin yolda.
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    (Defne ve Yiğit eve doğru yürümektedir.)
    Yiğit:Bu akşam seni gerçekten bi ‘avcı’ gibi gördüm.
    Defne:Ne demek bu?
    Yiğit:Ne biliyim bi görevi böylece senin bi parçan gibi sahiplenmem gözlerimi yaşarttı doğrusu...Sahipleniyodun değil mi?
    Defne:Neyin yalnış olduğunu bilmiyorum desem.O yüzden ödediğim bedeller çok ağır geliyo.Sence avcı olmam mı?Çünkü ben buna inanamıyorum.
    Yiğit:Buna inanan birileri var ki sen avcısın.
    Defne:Bugüne kadar hiç bi kayıp vermedim kendimden başka.
    Yiğit:Merak etme,bunu her fırsatta eğlenceli hale getirmeye çalışıyorum.Senle devriyeye geliyorum;daha ne olsun.
    Defne:Ne yani,Taner’in dediği yere benimle gelecek misin?
    Yiğit:Başka yol yok gibi görünüyo.
    Defne:Sağol,kim bilir nereye göndercek bizi?
    Yiğit:Allah bilir,Simpsonlar gibi hergün yeni bişey oluyo.
    Defne:Cehennem ağzında yaşıyoruz –tabi nerde olduğu meçhul-.Normal böyle şeyler.
    Yiğit:Evet,kabullenmemiz gereken başkasının yanlışı olunca daha kolay oluyo gibi
    Defne:O şey sıcak yatağından edince seni o kadar da kolay hazmedilmiyo.
    (Defne ve Yiğit eve gelirler.)
    Yiğit:Hadi iyi uykular.
    Defne:Sana da,sabah görüşürüz.
    (Yiğit aşağı iner.Kapının açık olduğunu görür.Kazığı eline alır.Yavaşça içeri girer.
    İçerden biri aniden önüne çıkar.Yiğit de onun üzerine atlar.Tam kazığı saplayacaktır ki o kişinin abisi Murat olduğunu görür.Annesi Seyhan da o sırada salona gelir.)
    Murat:Anne,bi daha bunu evde bırakmayalım.
    Seyhan:Kalk abinin üstünden!!!
    Yiğit:Şey;napıyosunuz burada?Ne zaman döndünüz siz?
    Seyhan:Az önce,sen nerde dolaşıyosun?Saat kaç haberin var mı,tansiyonum çıktı burada!Sorumsuz evlat.
    Murat:Çingene tavuğu de anne:)
    Seyhan:Evet,çingene tavuğu gibi dolaşıyo dışarıda.Seni boş bırakmaya gelmez.
    (Defne’lerin evi)
    (Defne’de annelerine yakalanmıştır.Defne’nin annesinin adı Nalan’dır.)
    Nalan:Senin ne işin var dışarıda;baban duysa nolur biliyo musun?
    Defne:Ya tıkırdılar duydum,korktum çıkıp bakıyım dedim.
    (Yiğitlerin evi)
    Seyhan:Sanane tıkırtılardan,sanane!Külhanbeyi mi kesildin başıma,bi de kazık almış eline,salak!Napıcan,kazıklıycan mı elâlemi?
    (Defnelerin evi)
    Defne:Elâlem dediğin şüpheli kişiler anne.
    Nalan:Nolursa olsun,ver şu kazığı;bi daha duymayacağım.
    (Yiğitlerin evi)
    (Yiğit kazığı annesine verir.)
    Seyhan:Bi daha duymayacağım.
    Murat:Evet,bi daha kazıklama yok.
    Seyhan:Geçen akşam nerdeydin?Aradık kaç kere ama yoktun.
    Yiğit:Fast-food’çuya gitmiştim.(Yalan söylemektedir haliyle.)
    Seyhan:Ben sana yemek bıraktım neyi var onun?
    Yiğit:Küf mantarı mesela.Hem ben kuru fasulyeden nefret ederim.
    Murat:İyi de biz seni 24:30’da aradık.
    Yiğit:24 saat açık bi yer...
    Seyhan:Gecenin köründe ne işin vardı orda?
    Yiğit:Anne ’24 saat’ bu ‘saati’ de kapsıyo.
    Seyhan:Annene cevap verme,senin dilin çok uzadı.

  3. #13
    Durum:
    Çevrimdışı
    BuFFyLoVeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    15.07.2005
    Mesajlar
    55
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart VAmpir Avcısı-Lanetli Olan Ne?-(2)

    Murat:Uzadı,uzadı...
    Yiğit:Ya sen karışmasana,üffff ben yatmaya gidiyorum.
    Seyhan:Bu burada bitmeyecek,senin haklarını kısıtlıyorum bundan böyle!
    Murat:Ben bunun kadar serbest değildim.
    Yiğit:İyi Geceler!!!
    (Defne odasına girer ve kapıyı kapatır.Kapıya yaslanır.)
    Defne:Ailem neden bu kadar anlayışsız?
    (Yiğit odasına girer ve kapıya yaslanır.)
    Yiğit:Kafein istiyorum.
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxz
    Sabah olur.Defne okula gelir.Koridor da bi öğretmeniyle karşılaşır.
    Defne:Merhaba Selma hocam,nasılsınız?
    Öğretmen:Ben Selma hoca değilim yavrum.
    Defne:Olsun tutturucam bi gün.Sizin adınız neydi?
    Öğretmen:Ben Zehra hoca...(Defne hocanın sözünü keser.)
    Defne:Fizikçi.
    Öğretmen:Kimyacı...
    Defne:Öyle mi?Yaklaştım!
    Öğretmen:Ne?
    Defne:Hiç;iyi günler..
    (Defne kütüphaneye girer.)
    Defne:Hazırım!!!
    (Kapının yanındaki dizili kitapları devirir.)
    Taner:Değilsin.
    Defne:Evet ama sen yine de söyle...
    Taner:Neyi?
    Defne:Gizli görevi.
    Taner:Hehe çok şakacısın.Alemsin be Defne!(Yanına gelir.Fısıldayarak; )
    Taner:Sessiz ol içerde bi öğretmen var.
    Defne:İnsan el kol işareti yapar.Tamam sen işine devam et.
    (Taner yerine döner.O sırada Selma hoca çıkar kitapların arkasından.)
    Selma Hoca:Taner Bey;kitabı aldım.
    Taner:Tamam,ben yazıyorum.
    Selma hoca:Merhaba Defne.
    Defne:Merhaba....(Adını hatırlayamaz)
    Selma:Türkçe hocan.
    Defne:Valla bi tek Zehra’yı hatırlıyorum.
    Selma hoca:Ya demek Zehra hoca...Ne demek istediğini gayet anladım.Bu notlarına yansımaz umarım.(der ve çıkar.)
    (Taner Defne’ye bakar.)
    Defne:Neee?
    Taner:İkisi kavgalı...
    Defne:Yaaa,uyanmasınlar diye ‘şakacısın’ falan demeyi biliyosun.Senin beden dili dersine ihtiyacın var.
    Taner:Neyse dikkatli ol bi dahaki sefere.Eee,Yiğit nerde?
    Defne:Bilmem.
    (Yiğit sınıftadır.Uyumaktadır.Öğretmen tepesine dikilmiştir.Yiğit’e seslenmektedir.)
    Öğretmen:Yiğit...Yiğit...Yiğit (Elindeki cetvelle masaya vurur.Yiğit hemen sıçrar ve)
    Yiğit:Azerbaycan!!! (diye haykırır.)
    -Kütüphane-
    Defne:Okuldadır heralde.
    Taner:İyi,zaten yapmanızı istediğim şey sabah değil akşam yapılması gereken bişey.Hem de beraber yapmamız gereken...
    Defne:Bak bu güzel.Aramızda ortak noktaların oluşmasına sevindim.Şimdi ne yapmam gerektiğini öğrenebilir miyim?
    Taner:Kaç gündür Gözcü Konsey’i ile iletişim kurmaya çalışıyorum.
    Defne:Vampir avlarken dergi okuduğumu duysalar kızarlar,değil mi?
    Taner:Benim gibi bi sürü var orda.-Gözcüler Konseyi- bişey ifade ediyo mu?
    Defne:Evet,tüylerim diken diken oldu.
    Taner:Zebani ile ilgili kaynak gönderilmesini istedim.Ama uzun süreceğini söylediler.
    Defne:Hangi konseyden istedin?
    Taner:Diğer konsey suikasta uğrayınca ve kaynaklar da bi Türk avcıyı gösterince;ülkenin önde gelen gözetmenleri Ankara’da toplandı.Aslında avcının seçim yeri Ankara denmişti.Çünkü cehennem ağzının bu çevrede olduğu sanılıyodu.
    Tabi bu da Zebani’nin bizi oyalamak için yaptığı bi oyundu.Konsey içinden bi gözcüyü kullandı.Gözcü şu an onun adamı.Bi iblise dönüştü.
    Defne:Peki niye İstanbul’a taşınmadı konsey?Daha kolay olurdu değil mi?
    Taner:Yerleşim sağlanmıştı.Kitaplar,bilgiler,çevre...Bu yüzden onların çizelgesine uyamıyorsun.Yani rahatsın.
    Defne:Tabi bunun dezavantajı da biz Zebani ile ilgili bilgileri alamıyoruz ve yerimizde sayıyoruz.
    Taner:’Gıdım gıdım ilerlemek’ daha doğru olur.Ama bugün yapacağımız araştırma’nın bize çok yararı olacak.
    Defne:Gelelim sadede;ne yapacağız?
    Taner:Buranın köklü yerleşim yerlerini araştırmanın konsey de doğru olacağını düşündü.Zaten onların gönderecekleri de üç aşağı beş yukarı aynı.Bizim şu an öğrenmek istediğimiz Zebani’nin daha önce dünyaya çıkıp çıkmadığı.Konsey Zebani’nin çok güçlü bi iblis olduğunu ve bunun denenme ihtimalinin çok yüksek olduğunu söylüyor.Bu yüzden kahin ve rahip günlüklerini araştıracağız.Kariye müzesine gidiyoruz.
    Defne:İyi,peki.
    Taner:Mühim olan;kitapları bulabilecek miyiz?
    Defne:Neden bulamayalım?Kitaplık icat edilmemiş mi o zaman?
    Taner:Hayır Defne.(Defne’ye manalı manalı bakar.)Reform hareketleri sırasında kitaplar...Reform’un ne olduğunu biliyosun değil mi?
    Defne:Sen kime cahil muamelesi yaptığını sanıyorsun?
    (Aynı gün;Defne Taner ile konuştuktan sonra Yiğit’e görevi anlatmak için onu dışarı çağırmıştır.)
    Defne:Taner’in dediğine göre Reşorn...
    Yiğit:Reşorn ne?
    Defne:Çok cahilsin.
    Yiğit:Taner reform demiş olmasın.
    Defne:Her neyse;ikimizde aynı kapıya yöneldik sonuçta.Bak şimdi;akşama sen,ben ve Taner Kariye müzesine gidiyoruz.
    Yiğit:Gizli görev bu muydu?
    Defne:Artık gizli değil,yani sen,ben ve Taner açısından...
    Yiğit:Sen,ben ve Taner orada napıcaz?
    Defne:Eski rahip ve kahin günlüklerini araştırıcaz.Sen,ben ve Taner akşam saat 11:00 gibi yola çıkıcaz.
    Yiğit:Ben sadece ‘sen ve ben’ gidicez sanıyordum.’Sen,ben ve Taner’ ne zaman çıktı?
    Defne:Onun da gelmesi gerekiyomuş.
    Yiğit:Yani eğlenceli olacak.
    (Akşam saat 22:30;kütüphane.Defne ve Yiğit yan yana geçmişlerdir.Ellerinde plastik eldivenler ve kafalarına geçirilmek üzere bekleyen gizli kameraya karşı önlem için bulunan kar maskeleri.)
    Defne:Evet,çok eğlenceli.
    Yiğit:İnsan titiz olmasın...
    Taner:Çocuklar bunlar sizin iyiliğiniz için.
    Defne:Pardon?
    Taner:Şimdi beni dinleyin.Aradığımız şey Kariye Müzesi’nde bulunan rahip günlükleri.
    Yiğit:Bi de Kahin.
    Taner:Evet;kilisedeki kütüphaneyi bulmamız lazım.
    Defne:Niye saklamışlar ki?
    Yiğit:Çünkü onlar kitap.
    Defne:Hee!
    Taner:Sessiz olur musunuz?Bakın Reform hareketleri Katolik kilisesinde yapılan değişikliklerdir.Bu devrimden önce matbaa gelişmemişti.Bu yüzden okuma yazma oranı çok düşüktü.Rahipler de cahil kısmı dini yönden sömürüyordu.
    Defne:Nasıl yani?
    Taner:Halk okuma yazma bilmediği için neyin doğru ya da neyin yanlış olduğunu bilmiyordu.Din;kutsal kitapta yazıyordu.Ama onu sadece rahipler okuyabiliyordu.Halk onlara inanmak zorundaydı.Rahipler de bunu değerlendirdi.Cennetten para ile yer ayırma,günahlarını para ile affettirme gibi şeylerin İncil’de bulunduğunu ileri sürerek halkı dini yönden sömürdüğü gibi ekonomik yönlerden de sömürüyordu.Zaten o sırada okuma yazma bilen olsa da İncil bir tek rahiplerdeydi.Okuma yazma bilenlerin onlara ulaşması da zordu.İncil gibi kutsal ve doğru içeriğe sahip kitaplar kiliselerin labirentli odalarında saklanıyordu.Kitaplara ulaşsan bile;kitaplar zehirliydi.
    (Yiğit içinden):Neden bahsediyo?Hiç bişey anlamadım.Peki bütün derslerim nasıl iyi oluyo?Hem Defne yanlış söylemiş.Bak işte,Reform;Reşorn değil.Tamam sakin ol,sadece gülümse ve arada bi kafa salla.(Yiğit kafa sallar ve gülümser.)
    (Defne içinden):Ya hiç bişey anlamadım.Sadece kitap almamız mı gerekiyordu?Yoksa,napçaktık kitabı.Üf be;Yiğit nasıl anlıyo.Bi de sırıtıyo.Sırıtır tabi,Reşorn nerden çıktı ya?Tabi;reform nasıl unuttum.Kafam çok dağınık.Allahtan vampir avlamaya gitmiyoruz.Blue Jean’im nerde benim?
    Taner:Tamam siz ne düşünüyosunuz?.Niye gülümsüyorsun Yiğit?
    Yiğit:Hepsini anladım.Bence de bu eldivenleri takmalıyız.Zehirli kitaplar büyük tehdit ediyo.Durup dururken başımıza bi sorun daha açmamamız çok mantıklı değil.
    Defne:Bence de.Bi de ben bişey sorucam;şimdi biz bu kitabı alıcaz ya...
    Taner:Çocuklar,iyi misiniz?Ne yersiniz diyorum.Hamburger mi,döner mi?
    (Defne ve Yiğit geç kaldıklarını anlamıştır.)
    Defne:Hamburger alıyım o zaman ben.
    Yiğit:Ben de döner.
    Taner:İyi.Bu kadar hevesli olduğunuzu bilmiyordum.Hayret doğrusu!
    Defne:Yaa,evet!
    Yiğit:Kesinlikle!
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    (Taner,Yiğit ve Defne yemeklerini bitirmiştir.)
    Taner:Yemeğiniz bittiyse kalkalım.Çabuk olun.
    Defne:Ben doydum.
    Yiğit:Kesene bereket.
    Taner:Nasıl yani?
    Defne:Heralde bize ödetmeyeceksin.
    Taner:Tamam,tamam.
    Yiğit:Yarın akşam da ısmarlar mısın?
    Taner:Hadi,yürüyün.
    (Tam yola koyulacaklardır ki bilgisayara mesaj gelir.Taner gidip bakar.)
    Taner:Hele şükür,konsey birkaç şey gönderiyor.Galiba geçen günkü mail’lerimi gördüler.
    Yiğit:Bi dakka,mail mi attın birine?Mektuba noldu?
    Defne:Cehennem ağzının etkisiyle böyle oluyo.
    Taner:Çocuklar;siz gidin.Ben bunları alsam iyi olacak.
    Defne:O zaman biz gidelim,geç oldu.Annen merak edecek:)
    Yiğit:Çok komiksin,hem onlar bugün yine gitti.
    Defne:Onlar seni nasıl bırakabiliyolar kazıklama olayından sonra?
    Yiğit:Bu sonmuş.Düğünün yapılacağı salonu ayarlamaya gittiler.Bu bana iki gün kazandırır.
    Defne:Ne kadar şanslısın?
    Taner:Ya hadi gitsenize!
    Defne:Gittik bile.(derler ve çıkarlar.)
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    (Defne ve Yiğit Kariye müzesinin önüne gelirler.Gizlice içeri girerler.Defne’nin gözüne takılır ünlü mozaikler.)
    Defne:Paraya kıyıp gelmemiştim buraya hiç.
    Yiğit:Gelsen de görecek önemli bişey yok.Baksana;mozaik işte.

  4. #14
    Durum:
    Çevrimdışı
    BuFFyLoVeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    15.07.2005
    Mesajlar
    55
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Vampir Avcısı-Lanetli Olan Ne?-(3)

    Defne:Buraya dünyanın dört bi yanından Hıristiyan kişiler akın ediyo.Burası kutsal bi yer.
    Yiğit:Neyse,şimdi etrafı araştıralım.
    (Etrafa bakınırlar.Her yeri didik didik ederler.Yiğit duvarları tıklatarak gizli bi geçit bulmaya çalışır.Duvarlardan hep tok sesler gelir.Ta ki o heykelin yanına gelene kadar.Heykel duvara dayalıdır.Arkasında bi boşluk olduğu gelen seslerden anlaşılıyodu.)
    Yiğit:Defne,buraya bak.(Defne Yiğit’in yanına gelir,duvarı kontrol eder.)
    Defne:Heykeli çekelim.(İkisi heykeli tutup kenara koyarlar.)
    Yiğit:Burada hiçbir şey yok.En azından kapı açmak için bir kol koyabilirlerdi.
    Defne:Ama yukarda bak ne var?(Defne havalandırmayı gösterir.)
    Yiğit:Ama orası...pistir.
    Defne:O zaman kirlenicez.
    Yiğit:Tabi senin klostrofobin yok.Pardon;bizim divanı unutmuşum.
    Defne:Bak,bi seferlik de olsa Taner’in gözüne girmeye çabalıyorum.O benim bu görevi üstlenebileceğime inanan tek kişi ki buna ben bile inanmazken.Benim göremediğim şeyi o görebiliyosa onu bunun için onu yargılamayacağım.Yapmam gereken bu.
    Yiğit:Ben sana inanmıyor muyum?
    Defne:O yüzden mi benimle devriyeye geliyosun?Bundan ‘hoşnut değil’ değilim.Ama..
    Yiğit:Ama ne?Sen seçildin.Onun yapması gereken sana inanmak.Sana karşı bi artı değil bu.Bunu sen yapmak zorundasın.
    Defne:Tamam,ben de yapıyorum.(Defne yukarı çıkar.Yiğit de eldivenlerini takıp bekler.
    Defne:Buldum!(diye bağırır.Yiğit de yukarı çıkar.)
    (Diğer odaya açılan havalandırmadan içeri girerler.İçeriyi araştırmaya başlarlar.Odanın içi küf kokmaktadır.Aradıkları yerin bu oldukları odanın eskiye dair bişeyler bulunduran ambiyansından anlaşılmaktaydı.Zifiri karanlık tek engeldi.Maskelerini çıkarırlar.)
    Yiğit:Burasının zifiri karanlık olması da normal değil mi?
    Defne:Feneri korktuğun yere doğru tut;bişey olmaz.
    Yiğit:İyi,keşke bende korkmasam.(Defne ve Yiğit belli bir süre boyunca odayı ararlar.Odanın bişeyleri gizlemek için gizlenmiş olduğu ortadaydı.Ama bulunması gereken şeyler karanlığa gömülmüştü ve bu da bi hayli ürkütücü ve zordu.
    (Yiğit bi kitap bulur.Ortada bi kürsünün üstündedir kitap.)
    Yiğit:Bi şey buldum.Galiba Yunanca.
    (Kitap çok göz alıcıdır.Değerli bişeyler barındırdığını hissettirmektedir.Üstünde ‘Κενδίνί Τάνί’ ;onun altında ise ‘Ελέψτέρίώσ’ yazmaktaydı.
    Defne:İyi,onu al da çıkalım buradan.
    (Yiğit kitabı açar.Açmasıyla öyle büyük bir ışık huzmesi ve çığlık patlar ki oda en kuytu köşesine kadar aydınlanır.Çığlık Defne’nin iliklerine kadar işler.Defne yere düşer.Ardından kendini toparlar.Feneri tekrar eline alır ve Yiğit’e seslenir.)
    Defne:Yiğit!Yiğit,çık ortaya.Bak,eğer bu bi şakaysa...
    (Defne kitabın yerde açılı olduğunu görür.Yavaşça kitaba doğru ilerler.O sırada arkasından birinin yaklaştığını hisseder.Hemen arkasını döner ve boğazını tutan iki elle karşılaşır.
    Yüzünü göremediği şey Defne’ye doğru fısıldar:’Artık serbestim.’
    xxxxxxxxxxxxxxx
    Taner kütüphanede uyuya kalmıştır.Yiğit’in telefonunun çalmasıyla uyanır.Arayan Seda’dır.
    Seda:Alo,Yiğit?
    Taner:Şey;ben Yiğit değilim.Yiğit’in az işi var.
    Seda:Siz kimsiniz?
    Taner:Ben Taner.
    Seda:Aa,siz Defne’nin gözcüsü müsünüz?Ben Seda.
    Taner:Aa,merhaba Seda da sen yine de herkesin duymayacağı biçimde adımı ve kimliğimi söyle.
    Seda:Her neyse,ben Yiğit’i ‘nasılsın’ diyecektim.
    Taner:Gelince iletirim.
    Seda:Peki,iyi akşamlar.
    Taner:İyi akşamlar.(Taner saatine bakar.Saat 24:30’dur.Taner endişelenir.Bilgisayarını kapatır ve yanına çantasını alıp müzenin yolunu tutar....Taner müzeye gelir.Kapıda bekçiyi görür.İçinden ‘Nerden girdi bunlar?’ diye sorar.Yerden bir taş alır ve müzenin arkasına doğru fırlatır.Yanlışlıkla bi camı kırar.Bekçi hemen kalkar ve arka tarafa doğru koşar.Taner bu sırada içeri girer.Etrafı araştırır ve havalandırmanın açık olduğunu görür.ayrıca havalandırmada sarkan bir çift kar maskesi bulur.Oradan içeri girer.Havalandırmadan tekrar odaya atlar.Fenerini açar ve gördüğü manzara karşısında ağzı açık kalır.Odada bir uçtan diğer uca örülmüş bir ağ vardır.Ortasında ise bir av...Taner hemen çantasının içinden küçük bir bıçak çıkarır ve ağı keser.Ortadaki avın sadece burun kısmı açıktır.Taner ağı koparır.İçinden Defne çıkar.Defne’nin gözleri morarmıştır.Öksürmektedir.Taner Defne’ye su verir.)
    Taner:İyi misin? (Defne kafa sallar.)
    Taner:Kim yaptı bunu?(Defne Taner’e doğru bakar.Konuşamaz.)
    xxxxxxxxxxxxx
    Taner ve Defne kütüphane’ye gelir.Defne koltukta uzanmaktadır.Taner ise gezinmektedir.
    Taner:Laneti tamamen unutmuşum.
    Defne:Evet,bana sorumluluk almayı öğretene bak.
    Taner:Ne demeye çalışıyosun?Napabilirdim?
    Defne:Ne yani hiç mi suçun yok?Senin yüzünden Yiğit bi ‘eklem bacaklıya’ dönüştü.
    Taner:Bak,ben birini bu uğurda kullandığım için mutlu değilim.
    Defne:Bi de mutlu olsaydın.Oraya bizi sen gönderdin!
    Taner:Ben bu işi kendim halledecektim.Senin avcılık damarların kabardı.
    Defne:Her zaman beni bunun için yönlendirdikten sonra bunun kötü yanı ortaya çıkınca suçlu ben mi oluyorum?Sen bana her zaman sorumluluk al diyosun.Bi sefer bana inanan bi kişinin dediğini yapmaya çalıştım.Ama buna benim inanmam gerektiğini unutmuşum.Noldu?Kayıp veren ben oldum.Yani senin yöntemin işe yaramadı,şimdi ne yapmayı düşünüyosun?Ona ruhunu nasıl geri vereceksin?
    Taner:Ben sana yapman gerekeni öğrettim.Ama sen kimliğini açıklamakta hiç bi sorun görmedin.Etrafında ne kadar seni tanıyan kişi varsa o kadar kişi tehlike altındadır.İşte sorumluluk buydu;bunları üstlenebilmen.Ama sorumluluğun anlamını bilmeden hareket edince böyle oluyo.Tamam belki sizinle gelmeliydim.Tamam;hatalıyım.Ama sen de hatalarını kabullen.
    Defne:Haklısın,ben onu yanımda sürüklememeliydim.Sen de bana diretmemeliydin.Peki,şimdi napıcaz?
    Taner:Lanet’i araştırıcaz...Özür dilerim,seni bu kadar sıktığımı bilmiyodum.
    Defne:Zaten değil,ben ‘sıkıya’ gelemiyorum.Hadi,şimdi ikimizde inek olup kitaplara gömülelim.Ya da sadece ben inek olayım;sen de...
    Taner:Hakaret olarak gördüğün iltifatın için sağol.İyi ben lanetleri araştırıcam.Sende şu kitabı al ve Kariye Müzesi’nin geçmişini araştır.
    Defne:Orda bulduğumuz kitabı niye almadın?
    Taner:Tabi,ben de elleseydim onu;sonra yarasa adama falan dönüşürdüm.
    Defne:Kitapla ilgili bişey olduğunu mu düşünüyosun?
    Taner:Yani;Yiğit o kitabı elledi ve birden bir Eklem bacaklı iblise dönüştü.
    Defne:İyi,hadi otlanalım.
    (Bir saat boyunca araştırma yaparlar.Gözleri,üstlerine ağırlık konmuş gibi aşağı doğru inse de yılmadılar.Çünkü kurtarmaları gereken bi hayat vardır.Eğer olmazsa Yiğit’in ailesi bi açıklama bekleyecekti.Yiğit’in bu durumda olması bir çok kişiyi öldürcekti çünkü o beslenmek için bi yaşamı harcayacak kadar duygularından arınmıştı.Bir saat ardından kayıp parçalar birbirini bulmaya başlamıştı. İkisi de bişeyler yakalamış gibidir.Her ne kadar parçalar hoş bi sonuç çıkarmasa da...)
    Defne:Bişeyler buldum galiba.
    Taner:Ben de.
    Defne:Kariye müzesinin yapım tarihi,kim tarafından yapıldığı vs. bilgileri okudum da burada ilginç bir hikaye var.Kahinler tam olarak nasıl kişilerdi?Yani kahinlik özelliği nerden geliyodu?
    Taner:Gerçek kahinler geleceği imgelemlerle gören kişilerdi.Bu özelliği olan kişiler bir bakıma iblis özelliği taşıyodu.Çünkü içlerine giren cin ya da şeytan türü varlıklar kahinlere bazı şeyler sayıklatıyodu.Aslında bu şeyler basit kelimelerdi.Gök,yer,hava,güneş gibi kelimeler sayıklarlardı.İnsanlar da –ve hatta önemli devlet adamları- onları dinlerlerdi.Ama bu bazen riskli olurdu.Dediğim gibi halkın parasını sömürmek isteyen bazı kişiler şeytanlarla anlaşır ve ruhlarını değiştirirdi.Şeytan ya da cin insanın içinden çıkmak istemeyince işler sarpa sarardı.Özellikle bunlardan...(Defne sözünü böler.)
    Defne:Delfi rahipleri.Yunan asıllı ünlü kahinler.Bunlardan Elefterios adlı birinin zamanında Kariye Kilise’sinde bulunduğu yazıyo.Ama bir diğer kaynakta bu tarihten önce Apollo tapınağından aforoz edildiği yazılıyo.Buna ne diyoruz peki?
    Taner:Elefterios.Bu rahibi tanıyorum.Allah kahretsin!
    Defne:Noldu?
    Taner:Elefterios;Reform zamanından önce rahipliğinin yanı sıra önemli bi kahin olarak anılıyodu.Ama matbaanın gelişmesi akılcılığı ön plana çıkarıp rahipleri arka plana itince işler çığırından çıkmaya başladı onun için.Elefterios aforoz edildikten sonra İstanbul’a Kariye kilise’sine geldi ama akılcılık düşüncesi yayılması Osmanlı Devleti’nde de etkili oldu ve burada da Hristiyan yapıya seslenemedi.Ardından Kariye Kilise’sinin camiye çevrilme haberini alınca son kozunu koydu ortaya.Karikarnos adlı bi iblisle anlaştı,insanların onu dinlemesi için ruhunu kısa bir süreliğine değişti.Karikarnos onun vücudundan çıkmak istemeyince de...
    Defne:Onu kullanarak insanları öldürdü.İğrenç herif.
    Taner:Kaynaklar kesin bişey belirtmiyo ama,Elefterios sonra Karikarnos’tan kurtuldu ve onu hapsetti.Ama neresi olduğu bilinmiyo.Lanetlerle ilgili araştırdıklarıma gelince geçici lanetlere bir gün içinde yapılacak lanete neden olan obje kullanılarak büyü seansı ile ortadan kaldırılabilir.eğer bu bi varlık olsaydı kanına ihtiyacımız olacaktı.
    Ama kalıcıysa...
    Defne:Bu seçeneği düşünmek istemiyorum.
    Taner:Aynı ölümlerin gerçekleşmesine göz yumamayız.Eğer lanet kalıcıysa onu öldürmelisin.
    Defne:Biz kalıcı değilmiş gibi davranıcaz.Oraya gidiyoruz,kitabı kullanıcaz.
    xxxxxxxxxx
    (Defne ve Taner müzenin yolunu tutarlar.Havalandırmaya çıkarken; )
    Defne:Ya o hala buradaysa?
    Taner:Seni yemeyip sakladığına göre,şu an aç değil.Ben geldiğimde de yoktu.
    Defne:Peki girelim.
    (İçeri girerler.Taner kitabın bulunduğu kürsünün etrafına bir pentegram yıldızı çizer.Mumları koyar.O sırada bir ses gelir tavandan.Kafalarını yukarı çevirirler ve Yiğit’in duvardan ağıyla aşağı doğru süzüldüğünü görürler.Yiğit yüzü çok değişmiştir.Gözleri kıpkırmızıdır.Kulakları kaybolmuştur.Saçları simsiyahtır.Çenesi büyümüştür,Dişleri’nin keskinliği sinsi sinsi gülümserken belli etmektedir

  5. #15
    Durum:
    Çevrimdışı
    BuFFyLoVeR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    15.07.2005
    Mesajlar
    55
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Vampir Avcısı-Lanetli Olan Ne?-(4)

    kendini.Büyüyen vücudu elbiselerinden taşmıştır.Ses tonu ise o kadar donuktur ki her ağzını açtığında insanı ürkütmektedir..)
    Yiğit:Zavallılar.Bundan daha fazlasını yapmanız gerek beni durdurmak için.
    Defne:Elefterios’a da böyle mi dedin?Seni durdurmasını beklemiyodun.
    Yiğit:Lütfen,Elefterios farklıydı.O da bi salaktı.Sen kendini düşün.Zebani seni tek bir hamlede yere serer.Konsey senin gibi zayıf ve sorumsuz birini nasıl seçebilir?Arkadaşının hayatına mal oldun.Tabi ben bundan gayet hoşnudum.Bunun geçici bir lanet olduğunu sanıyosun değil mi?(Defne’nin gözleri dolar.)
    Defne:Kapa çeneni!Senin gibi tavan arasında gezinen aşağılık bi iblisin aklımı bulandırmak için yaptığı numaralara aşinayım.
    Yiğit:Bana yalvarırken bu seni daha çabuk öldürmem için artı puan kazandırmayacak;emin ol.(der ve aşağı iner.Yıldızın içine girer.Taner büyülü sözcükleri söylemeye başlar.)
    Taner: ’’Karkinos senin yerin burasıdır.Sonsuzluğun burasıdır.Parmaklıkların da senin yandaşının kanıdır.Sana emrediyorum,bana itaat et!’’
    (Ama Yiğit’te tık yoktur.O ilerlemeye devam eder.)
    Taner:Haberler kötü.Lanet kalıcı,onu öldürmelisin!
    Defne:Hayır! ’’Eski haline döndü,iblis kayboldu’’ya noldu?
    Taner:Ben şu hançeri aldım.Al şu baltayı sen de,dikkatli ol!
    (Yiğit birden durur.Bir şeyler sezmiş gibidir.Etrafına bakınır.)
    Defne:Benden korktu mu dersin?
    (Aniden yukardan bir eklem bacaklı iblisi daha atlar.Bir akrep iblisidir;Antares’tir.)
    Yiğit:Oo,kimleri görüyorum?Nasılsın Antares?
    (Antares Yiğit’e eliyle okkalı bir tokat vurur.)
    Antares:240 yıl yaşamama neden olduğun hapis hayatından sonra mı?Hiç de iyi değilim!Ama bu tokat beni kendime getirdi.
    (Yiğit yerden kalkar.)
    Yiğit:Rahibin zokasını yutmasaydın bana böyle vurabilecek miydin acaba?(der ve Antares’e bi tane geçirir.)
    Antares:Sen bu bedenin içinde bi parazitken seni öldürmem daha kolay olacak,he?
    Yiğit:Dene!(Aralarında ölümüne bir kavga başlar.Yiğit Antares’i karşı duvara fırlatır.)Antares ayaklanır ve Yiğit’in üstüne koşar.)
    Defne:Azıcık da olsa korktu benden,değil mi?
    Taner:Gözcüyüm ama hiçbir şey anlamıyorum,bu da neyin nesi?
    Defne:Sence hangisi yenecek,akrep olan mı bizimkisi mi?
    Taner:Bilmiyorum ama sonuçtan hiç bi şekilde hoşnut olmayacağız.
    (Antares kuyruğunu Yiğit’in üzerinde kullanmaya çalışır.Yiğit kıvrak bir hareketle kuyruğunu yakalar.Onu duvara fırlatır.Sonra yere eğilir ve Antares’in boynunu kırar.Yere ağzından püsküren kanlar yayılır.)
    Yiğit:Ben söyleyeyim.Kazandım!
    Defne:Sen yiğit değilsin.Onun ruhu içinde bi yerde olsa bile.Gururumu incittin.Yani kaşındın.(Baltayı eliyle çevirir.)Hazır mısın?
    Yiğit:240 yıldır...(Tam Yiğit Defne’ye doğru saldıracaktır ki dizleri üstüne çöker.Bir şey canını çok kötü acıtmaktadır.Taner’in gözüne ölen akrep iblisinin kanının pentegram yıldızına ulaştığını görür.Büyülü sözcükleri söylemeye başlar.)
    Taner: ’’Karkinos senin yerin burasıdır.Sonsuzluğun burasıdır.Parmaklıkların da senin yandaşının kanıdır.Sana emrediyorum,bana itaat et!’’
    Defne:Noluyo?İki gündür hiçbir şey anlamıyorum,ne bu ya?!
    (Taner büyülü sözcükleri söylemeyi keser.Yiğit ise inlemektedir.Ortada beyaz bir ışık huzmesi oluşur.Aynı o akşam olduğu gibi.)
    Taner:Galiba lanete neden olan bu akrep iblisiydi.Elefterios uyanacağını biliyordu.Bu yüzden bir akrep iblisini de buraya hapsetti.O uyanınca onu geri gönderebilecek biri olsun diye.Laneti onun üzerinden yaptı.
    Defne:Elefterios neden ölmüştü?
    Taner:Tek bildiğim bu iblisi kitaba hapsettikten sonra yorgun düştüğü.
    (Çığlıklar ve ışık kesilir.Yiğit yere yığılır.Defne ve Taner donup kalır bir an için.Defne ona doğru yaklaşır.)
    Defne:Yiğit,iyi misin?Yiğit!Yiğit!(Defne ve Taner yıkılır.Yüzlerinden o son umutlarından da kayıp gider.Ama tam o sırada Yiğit yüzünü döner.)
    Yiğit:Örümceklerden nefret ediyorum.(der ve Taner ve Defne’ye gülümser.)
    xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
    (...) Rahip korku içindedir.Hiç bir yere kıpırdamamaktadır.Elindeki kitabı Karkinos ve Antares’e doğru açar.
    ’’Karkinos senin yerin burasıdır.Sonsuzluğun burasıdır.Parmaklıkların da senin yandaşının kanıdır.Sana emrediyorum,bana itaat et!’’(der ve elindeki baltayı yanındaki akrep iblisi olan Antares’e fırlatır.Yere kanlar saçılır.)
    Antares:Keşke zamanını daha yararlı şeylerle geçirseydin.(Antares Elefterios’a doğru atılır.Elefterios geriye doğru yürümeye başlar.Cübbesi geriye sürüklendikçe ortaya pentegram yıldızı çıkar.Antares’in kanları yıldızın içine damlar.Arkasından Karikanos gelir.Antares rahibi boğazından kavrayıp havaya kaldırır.Kitap yere düşer.)
    Antares:Ne yapmaya çalışıyosun ihtiyar?
    Elefterios zorla konuşmaya çalışır:Elimden saygınlığımı aldınız.Ben de sizi varlığınızdan alıyorum.
    Antares:Cidden mi?
    Karikanos yıldıza ulaşınca dizleri üstüne düşer birden.İnlemeye başlar.
    Antares:Ne yaptın rahip bozuntusu?(der ve rahibi duvara fırlatır.Rahip yere düşer.Ağzından kan gelir;ölmüştür.Antares ile Karikanos ise çığlıklar atmaktadırlar.Kitaba acı içinde seslerle gömülürler.İkisi de kitapta yok olunca kitap kapanır.Kapağın üstünde Apollo tapınağı girişinde yazan; ‘Kendini Tanı’ ile Elefterios’un yunanca karşılıkları olan ‘Κενδίνί Τάνί’ ve ‘Ελέψτέρίώσ’ yazmaktadır...
    SON

Sayfa 3/6 İlkİlk 123456 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.