Sayfa 2/2 İlkİlk 12
10 sonuçtan 6 ile 10 arası

Konu: Deniz Yıldızı - Senaryolar

  1. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    gülbeşeker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    27.11.2006
    Yer
    Cantuğ♥Begüm & ZaYa
    Mesajlar
    6,732
    Konular
    6
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Bu sayfaya ilk kez giriyorum,birkaç arkadaş senaryo yazmış ama devamı gelmemiş,çok güzel yazmışsınız...Ben diziye uygun bir şarkı sözü buldum,nerde paylaşacağımı bilemedim,buraya yazıyorum mecburen...
    Melih-Banuya uygun bir şarkı diye düşünüyorum:img-in_lo
    TEOMAN-BANA ÖYLE BAKMA

    Bana öyle bakma
    Anlayacaklar

    İkimize karşı bu dünya
    Bizi anlamayacaklar

    Bana öyle yaklaşma
    Bana öyle dokunma

    İkimize karşı bu dünya
    Bizi anlamayacaklar

    Bu hayat da bizi böyle
    yakamızdan tutacaksa
    Hadi böyle yaşa
    derken kalbimize sormuş mu ?

    Benle böyle konuşma
    Kapıları kapatma
    İkimize karşı bu dünya
    Bizi anlamayacaklar

    Beni aşkla aldatma
    Gerçeklere kapatma

    Böyle kırık da bakma
    Beni daha da ağlatma

    Bu hayat da bizi böyle
    yakamızdan tutacaksa
    Hadi böyle yaşa
    derken kalbimize sormuş mu ?

    Bana öyle bakma
    Anlayacaklar

    İkimize karşı bu dünya
    Bizi anlamayacaklar

  2. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    miley_hannah_y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    05.03.2010
    Yer
    Edirne
    Mesajlar
    102
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Aykut ve Efsun için senaryo yazmaya karar verdim umarım beğenirsiniz :)

    Aykut, hastalığını öğrendikten sonra kahroldu. Annesini bu hastalık yüzünden kaybetmişti zaten. Kızarmış, sulu ve yorgun gözlerle bakıyordu doktora. Doktor, elini Aykut'un omzuna koydu.
    ''Tedavisi mümkün Aykut Bey. Kanserden kurtulabilirsiniz. Gerçi biraz geç kaldık ama ümit kesilmez. Pozitif düşünmelisiniz. Moral en büyük ilaç olacaktır sizin için. Kemoterapiye başlarız sonra ilaçlar ve...

    Aykut, doktoru dinlemiyordu bile. Annesini düşündü. Annesini...her gece ona masal okuyan, saçlarını okşayıp dizinde uyutan, her sabah ''Canım oğlum hadi kalk kahvaltı hazır.'' diyen tatlı sesini.. Ne yazık ki genç yaşta kaybetti annesini. Kanserden. Üstelik kendi de bu hastalığa yakalanmıştı. Doktora sorabildiği tek şey..

    Ne kadar? Kaç yıl? Kaç ay?

    Aykut Bey bakın...

    Size ne kadar dedim.

    6 Ay. Ama bir umut, hiçbir şey için geç kalınmış değil. En azından kemoterapiyle zaman kazanabiliriz. Ameliyat olursanız kurtulursunuz. İyi düşünün.

    Aykut kapıyı çarpıp çıktı. Koşa koşa hastaneden attı kendini arabasına. Başını direksiyona dayadı. Düşündü düşündü... Fırtına öncesi sessizlik hakimdi. Çalan telefon bu sessizliği bozdu. Efsun arıyordu. Aykut'un gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Sessizdi gözyaşları.. Dışarıdaki sessizlik gibi.. Telefonu açtı.

    Aykut neredesin ya? Arıyorum arıyorum açmıyorsun.?

    Nasıl konuşabilirdi? Ne söyleyecekti? Nasıl söyleyecekti?... Sessizce Efsun'un meraklı sesini dinliyordu.

    Ya Aykut kime diyorum ben konuşsana? Neler oluyor? Telefonu açtın konuşmuyorsun? Orda mısın sen?

    B..b..burdayım Efsun. Ben g..geleceğim şimdi. Sen nerdesin?

    Mehveşlerdeyim ben. Evde yoklar. Sesin iyi gelmiyor senin. Buraya gel konuşalım.

    Tamam geliyorum ben..

    Dedi ve telefonu kapattı. Anahtarı kontağa takıp uzaklaştı ordan..

    Yarım saat sonra kapı çalındı. Efsun, Aykut diyerek kapıyı açtı. Gelen o'ydu gerçekten. Yorgundu, ayakta zor duruyordu. Gözleri kızarmıştı. Ağlamış belliki. Hani erkekler ağlamazdı? Aykut hep böyle söylemez miydi? Efsun'un bildiği Aykut güçlü bir adamdı. Asla ağlamazdı.

    Aykut? Bu ne hal böyle? Geç içeri hadi. Çıkar montunu asayım.

    Evet, anlat bakalım. N'oldu? Sesin hiç iyi değildi. Konuşmadın baştan zaten.

    Efsun ben...yok bir şey. Yorgunum sadece. Hepsi bu.

    Bunlar bana sökmez. Hadi anlat.

    Nasıl anlatırdı? 6 ay sonra öleceğim ben diyemezdi. Efsun'a hiç söyleyemezdi. Çok üzülürdü. Çok... Ne yapacaktı şimdi? Duyguları ''Söyleme sakın Aykut'' derken mantığı söylemesi gerektiğini düşünüyordu. Efsun meraklı gözlerle Aykut'u izliyordu. Aykut her seferinde gözlerini kaçırmaya çalışsada olmuyordu işte. Ağzından zar zor cümleler çıkarabildi.

    Efsun ben...çok yoruldum. Hayat yordu beni. Şimdi ne yaparım hiç bilmem...

    Bilmece gibi konuşma.

    Keşke öyle bir şey olsa. Kelimeler düğümleniyor. Konuşamıyorum. Ama senden saklayamam. Birbirimizden bir şey saklamayacaktık hiçbir zaman.

    Beni korkutuyorsun. Neler oluyor söylesene?

    Efsun ben...ben hastayım.

    Ne! Nasıl yani?

    Kanserim. 6 ay... dedi ve gözyaşları süzüldü yanaklarından...Efsun donakaldı oracıkta. Gözleri doldu. Konuşamadı bile doğru düzgün...

    Böyle bir şakayı yapma bana. Şaka değil mi? Şaka. Sen güçlüsün. Sana bir şey olmaz. Sadece grip oldun değil mi? Sana bakarım ben. Çorba yaparım, ateşini ölçerim. Ayrılmam başından. Sen uyurken sürekli kontrol ederim seni...Aykut? Şaka olduğunu söyle n'olursun. Seni kandırdım Efsun de. Konuş benimle Aykut!

    Aykut sadece ağlamakla yetindi. Efsun'un söyledikleri canını daha da acıtıyordu. Onu göremeyecekti. Efsun ise ağlamamak için kendini zor tutuyordu.

    Bak şimdi ne yapalım biliyor musun, sen uzan şöyle ben sana battaniye getireyim, sana çay yapayım sıcak sıcak sonra televizyon izleriz he? İyileşirsin o zaman, istirahat önemli sonuçta. C vitamini de lazım sana. Ben hemen portakal getiriyorum.

    Aykut tuttu Efsun'u.. Efsun'un gözleri dolmuştu. Titriyordu. İnanmak istemedi. Aykut kesin grip oldu ona bakmam için böyle yapıyor diye düşündü. Gerçekti maalesef. Aykut'un kanser olduğu, 6 aylık ömrünün kaldığı gerçekti. İnandırmadı kendini buna.

    Efsun...gitme. Dur.. Keşke grip olsam, bana baksan. Ellerinle bana çorba içirsen. İyileşirim hemen. Öyle bir şey olsa keşke. Ben öldüğüm zaman...

    Sus! Tamamlama cümleni sakın! Kullanma o kelimeyi! Ölüm kelimesini hiç sevmem. Önce annem, sonra babam. Ablam desen... Sen varsın ama. İyileşeceksin. Ben bakıcam sana. İlaç saatinde ilacını kendin kalkıp almayacaksın. Yormayacağım seni. Ben daha fazla çalışırım, masrafları karşılarız. Ama seni şu halde görmeye dayanamam ben...o zaman yaşarken öldürürsün beni.

    Gerek yok. Daha gençsin. Benden sonra...

    Hayır. Buna izin vermem. Senden sonrası olmayacak tamam mı? Senden sonra diye bir şeyde yok..

    Dedi ve Aykut'a sarıldı. Tuttu onu sımsıkı. Bırakmayacak gibi..

  3. #8
    Durum:
    Çevrimdışı
    miley_hannah_y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    05.03.2010
    Yer
    Edirne
    Mesajlar
    102
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Aykut & Efsun Senaryo ''İki Cümle''

    Efsun...

    Güzel bir Mayıs sabahı. Gözlerimi açtığımda saat 06:30'du. Günlük kıyafetlerimle uyumuşum. Kulağımda takılı kalan kulaklıkta ''İki Cümle'' şarkısı çalıyor kısık seste. Bu şarkı Aykut'u anlatır bana...

    Gelsen yeter inan ki
    Gülsen yeter,
    Bu aşka ve sana inanmak,
    Her şeye değer...

    Sahi, Aykut ne yapıyor acaba? Uyanmış mıdır? En iyisi gidip bakmak. Belki üstü açılmıştır. Gidip örterim ben. Bütün battaniyeleri örterim ona. Üşümesin, hiç üşümesin... Üstüme çöken ağırlığa rağmen zar zor kalkıp terliklerimi giydim. Mehveş daha uyanmamış. Uyansaydı beni kaldırırdı mutlaka. Uyumuş muyum sanki... Koridorda çok sessiz ilerliyorum, ağır ağır. Belki Aykut uyuyordur, uyanmasın.
    Aykut'un odasına yavaşça giriyorum. Tahminim doğru, uyuyor. Ama...ne güzel uyuyor öyle. Ömrümün sonuna kadar izleyebilirim...Yavaşça yanına çömeliyorum. Sakin sakin nefes alışını duyabiliyorum. İster istemez elim yanağına gidiyor. Bembeyaz teninde sıcaktan pembeleşmiş yanaklar bunlar. Tıpkı bir bebek gibi. Gözlerini yavaşça aralıyor..

    Efsun? Ne zaman uyandın sen?

    Şimdi. Yani hiç uyumadım ki...Seni de uyandırdım.

    Uyumuyordum ki doğru düzgün. Bütün gece düşündüm. Seni görememek, senden ayrılmak...

    Öyle bir şey olmayacak tamam mı? Ayrılmayacaksın benden. Benden senden ayrılmam. İyileşeceksin.

    Aykut...

    İçimde öyle şeyler kopuyor ki. Efsun'u görememek var. Arkamdan nasıl acı çeker kim bilir...Benim için çırpınışları canımı daha çok yakıyor. Çok umutlu. Hayal kırıklığı nedir, Efsun bunu öğrenmemeli. Yaşamamalı. Sahi, böyle yaşanır mı? Benim mutlu olduğumu görürse mutlu olur. Bu şekilde olmaz. Ben...ben Efsun'u böyle görmeye dayanamam ki. Kim bilir belki neler geçiyor aklından...

    Aykut bak, güzel bir kahvaltı yapalım. Doktordan randevun hazır, ordan sonra doktorun izin verdiği kadar dışarıda dolaşalım ne dersin? Hem en sevdiğin kurabiyelerden alırız.

    Doktora yalnız gitsem daha iyi olmaz mı? Çünkü ben...ben seni kahrolmuş bir şekilde görmeye dayanamam Efsun...

    Efsun'un gözleri dolmuştu o an. Zaten 2 gündür ağlamamak için kendisini zor tutuyordu. Aykut'un yanında ağlamamalıydı. Dayanamaz Efsun'un ağlamasına. Sesi sürekli titriyordu. Boğazında bir şey varmış ve cümlelerini yutuyormuş gibiydi. ''Canı yanıyordu...''
    O sırada Aykut küçük bir tebessümle Efsun'u izlemeye başlamıştı. O küçük tebessüm Efsun'un dünyasıydı işte. Yeniden doğmuş bir güneş gibi. Ne güzel gülüyordu öyle... Korkuyordu açıkcası, o gülücük sönecek bir gün diye...

    Hadi Aykut, kahvaltı yapalım, ben acıktım. Sana yardım edeyim dur...

    Efsun, Aykut'un koluna girdi ve odadan dışarı çıktılar. Aykut, elini yüzünü yıkamak için banyoya girdi. Efsun, kafasını uzatıp Mehveş'e baktı. Saat daha erkendi, hâlâ uyuyordu. En iyisi gidip kahvaltıyı hazırlamaktı. Mutfağa yöneldi. Çayın suyunu koydu ve ocağı yaktı. Tam o sırada uyanan Mehveş, mutfaktan gelen su sesine kulak verip Efsun'un yanına geldi.

    Günaydın Efsun, erken mi kalktın?

    Öyle oldu.

    Ya Efsun, sende bir şeyler var belli. Aykut'ta iyi değil dünden beri. Kavga mı ettiniz?

    Hayır etmedik. Sadece şey...Aykut.

    [I]N'olmuş Aykut'a? Kötü bir şey varsa saklamayın benden./I]

    Aykut hasta. Üşütmüş biraz. Ona canım sıkkın.

    İyi de her insan üşütür. Tam mevsimi zaten. Hem iyileşir yani biraz istirahat eder, vitamin falan alır...

    Ben bakarım ona. Hiç bıkmam. Hiç...

    Efsun fazla kaynamasın, sonra içemiyorum. Neyse ben banyoya gideyim bir elimi yüzümü falan yıkayım.

    Mehveş, Aykut banyoda.

    Çıkmıştır belki üstünü giyiyordur.

    Mehveş, odasına doğru yöneldi. Ordan banyoya girmek üzere kapıyı tıkladı, Aykut içerideydi. Efsun'un telefonu çaldı. Arayan sınıf arkadaşıydı.

    Efsun kusura bakma tatlım bu saatte rahatsız ettim ama...

    Ne demek, n'oldu?

    Selçuk Hoca ek ders koymuş. Bu derse girilmezse kalınıyormuş. Benim okulda erkenden işim vardı beni görünce herkesi aramamı istedi. Gelmen gerekiyor. Yarım saat hatta 20 dk içinde burda olmalısın.

    Hay Allah! Olana bak...neyse geliyorum ben. Görüşürüz.

    Efsun telefonu kapattı. Aykut'u düşündü. Yalnız kalacaktı. Mehveş'in bugün dersi olmaması gerekiyordu. Ama Ögeday'la dışarı çıkabilirdi. Mehveş'in yanına koştu hemen...

    Ya Mehveş, Selçuk Hoca ek ders koymuş. Kalırmışız girmezsek, gitmem gerek.

    Ek ders ek ders bu ne ya?

    Ama...Aykut ne olacak? Aklım kalır onda.

    Sen merak etme ben bakarım ona. Beyefendiye güzel bir kahvaltı yaptırırım, sonra seni bekleriz.

    Mehveş çok sağol ya...Ama Ögeday'la çıkmayacaksınız değil mi? Benim yüzümden...

    Yok yok evdeydim zaten bugün. Hadi sen geç kalma.

    Peki görüşürüz.

    Efsun evden çıktı. Aklı ister istemez Aykut'ta kalmıştı. Mehveş, Aykut çıkınca elini yüzünü yıkadı ve üzerini değiştirip masaya oturdu. Aykut'ta geldi oturdu.

    Günaydın Mehveş, Efsun yok mu?

    Yok. Gelecek ama. Selçuk Hoca ek ders koymuş.

    Sabah sabah ek ders? Neyse...

    Aykut, Efsun hasta olduğunu söyledi. Kendine dikkat etsene biraz. Üşütmüşsün işte, ateşin var yanaklarından belli. Efsun seni bana emanet etti. 1-2 saat bakıcın olacağım. dedi Mehveş büyük bir gülümseme ile... Aykut sadece etrafına bakıyordu. Bu sabah bir garipti...

    Efsun taksi bekliyordu. Aklı Aykut'ta kalmıştı..''Mehveş başında. Bir şey olsa arardı beni. Kahvaltı yapıyorlar kesin. Bırak artık, at kafandan kötü düşünceleri Efsun ya..'' Nihayet bir taksi geldi. Efsun hemen bindi ve uzaklaştı. Mehveş, Aykut'a garip garip bakıyordu.

    Aykut? Neyin var? Neden bakıyorsun öyle, yesene bir şeyler.

    İyiyim Mehveş bir şeyim yok. Canım istemiyor.

    Tamam çözdüm seni ben, grip olmuşsun. İştahın kapandı bak. Ama yemen gerekiyor. Güçsüz düşersin.

    Zaten tok hissediyorum kendimi. Çayım içiyorum ama, bak.

    Moralinde bozuk. Efsun zaten dalgın dalgın geziyor. Sabah sordum bir şey yok dedi. İyi misiniz siz?

    Aykut, Mehveş'i duymuyordu. Sadece çay bardağına bakıyordu. Mehveş'ten müsade isteyerek kalkacağını söyledi. Ama kalkmasıyla gözlerinin kararıp, yere yığılması bir oldu. Mehveş, elindeki çatalı düşürdü ve panikle Aykut'un yanaklarını tokatlamaya başladı...

    Aykut! Aykut iyi misin? Aç gözlerini Aykut! Duyuyor musun beni? Nefes alıyor...n'oldu şimdi ya.. Aykut! Aç gözlerini! Allahım... ...

  4. #9
    Durum:
    Çevrimdışı
    miley_hannah_y - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    05.03.2010
    Yer
    Edirne
    Mesajlar
    102
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Aykut & Efsun Senaryo ''Ağlamak''

    ...

    Ne yapacağımı düşünmenin çaresizliği uğruyor odama
    Bir kuş konuyor penceremin demirlerine
    Hüznün kokusu geliyor kapı aralığından
    Nedenini bilmiyorum ama gözlerim doluyor birden
    Nedensizce ağlamak istiyorum.


    ...

    Efsun ne güzel okuyordu Özdemir Asaf'ın bu dizelerini. Ağlıyordu doğrusu. Tıpkı şiirin adı gibi ağlıyordu. Ne yapacağını bilememenin ve Aykut'un sanki ellerinin arasından kayıp gitmesinin verdiği çaresizlik ve acıyı yüreğinde yaşıyordu fazlasıyla...

    Efsun...

    Güzel bir Haziran sabahı. Hava yağmurlu olacak gibi. Saat daha 06:00 ve ben hiç uyumadım. Uyuyamadım ki...Sürekli Aykut'a baktım. Ona bir şey olmasın. Dayanamam ben. Gerekirse hiç uyumam, nöbet tutarım başında sabaha kadar. Ben uyumam, o uyusun. Sahi, şuan burdayım ama uyandı mı acaba? Gidip bakmalıyım, belki uyanır beni göremez. Belki üstü açıldı. Örterim ben. Hiç üşümesin, sıcak sıcak uyusun yatağında. Ben seyrederim onu hep.
    Koridorda son derece sessiz adımlarla ilerliyorum. Ses yapmasın diye terliklerimi bile çıkardım. Mehveş uyuyor, uyandırmam doğru olmaz. Düşünüyorum, Mehveş'e söylemeli miyim? Ama çok üzülür Aykut'a. Dün bayıldığında bile hastanede başında beklemiş. Beni aramamış dersimden olmayayım diye. Olsun, telafisi olurdu elbet. Seneye geçerdim.
    Aykut'un odasına giriyorum. Battaniyesi açılmış. Bir süre izliyorum onu öylece. Onu kaybedecek olmamın verdiği acıdan mıdır bilinmez ama ağlayasım var. Yo yo, yanında olmaz. Onu üzemem. Hem öyle bir şey olmayacak ki. Biraz olumlu düşünsene Efsun!
    Sessizce Aykut'un yanına uzanıp battaniyeyi örttüm üstümüze. Sıcaklığı hemen yüzüme vurmuştu. Ateşi mi vardı? O zaman fazla örtmemeliyim battaniyeyi...Gece boyunca uyumadım ama Aykut'un yanında uyuyacağım gibi galiba...

    Birkaç saat sonra Mehveş'in tatlı ve neşeli sesiyle gözlerimi açtım. Aykut yanımda yoktu. Ben uyurken uyanıp nereye giderdi ki?

    Kalk bakalm Efsun Hanım! saat 10:30 oldu hâlâ uyuyorsun. Aykut'un başında beklemiş olmalısın. Bak, o iyi tamam mı? Tansiyonu düşmüş sadece hepsi bu. Hem fırına bile gitti hâli var yani meraklanma.

    Fırına mı gitti? Ne zaman gitti?

    15 dk falan oldu gelir şimdi. Hadi kalk elini yüzünü yıkadıktan sonra seninle çay yapalım yardım et bana.

    Tamam canım sen mutfağa git ben geliyorum şimdi.

    Mehveş mutfağa yöneldi. Efsun yatakta yavaşça doğruldu. Aslında kalkmak istemiyordu. Yastığa Aykut'unun kokusu sinmişti. Birkaç dakika boyunca yastık elindeydi Efsun'un. Kokusu çekiyordu içine...

    Aykut zili çaldı. Mehveş kapıyı açtı.

    Dur alayım ben ekmekleri. Nasıl? Temiz hava iyi geldi mi? İyi misin?

    İyiyim Mehveş. Efsun uyandı mı?

    Uyandı uyandı. Seni soracakken ben söyledim fırına gittiğini. İçerde, gelir şimdi.

    Aykut, salona geçip kanepeye oturdu. Efsun geldi ve hemen sarıldı Aykut'a.

    Efsun, iyi misin canım?

    Aykut seni çok seviyorum ben unutma bunu sakın tamam mı?

    Anlaşıldı, sen dün bayılmama taktın. Alt tarafı tansiyonum düşmüş. Hemen kendime geldim zaten. Üzülme artık tamam mı? Yapma böyle. Hem, çok şanslıyım bak sabah senin kokunla uyandım. Hangi ara yanıma yattın?

    Efsun'un yüzünde Aykut'a sarılmanın ve onu görmenin verdiği bir tebessüm belirdi. Güzel bir ses tonuyla:

    Şımarık n'olcak. dedi gülerek.

    Efsun, Mehveş'in yanına geldi. Dolaptan yiyecekleri çıkarıp tepsiye koydu. Mehveş, çay suyu dolduruyordu.

    Daha iyi misin Efsun? Bak Aykut geldi gayet iyiymiş beyefendi.

    Öyle.

    Ama senin bu dalgın hâllerine alışık değilim ben. Bir şey varsa anlat bana.

    Yok Mehveş, her şey yolunda. Bu aralar yorgunum işte.

    İyi, öyle diyorsan...

    Neyse ben şunları götüreyim içeri.

    Efsun elinde tepsiyle salona geldi ve tepsiyi masaya koydu. Aykut gazete okuyordu. Efsun bir süre Aykut'u inceledi ve yanına oturdu.

    Aykut bir şey söyleyeceğim.

    Söyle canım.

    Bugün senin için doktordan randevu alacağım. İlaçların, tedavi her şey hallolsun. Bir an önce iyileşmelisin...

    Mehveş çayı ocağa koydu. Masayı hazırlamasında Efsun'a yardım etmek için salona yöneldi.

    Tamam Efsun. Merak etme, her şey güzel olacak. Ben iyileşeceğim. Ama sen yeter ki kendini üzme oldu mu? Dayanamam ben yoksa...senin gözünden bir damla yaş geldiğinde sanki içimden bir şeyler kopuyor gibi. Beni kaybetmeyeceksin Efsun...

    Nasıl oldu bunlar?... Aklımın ucundan geçmezdi. Üstelik 6 ay kelimesi aklıma geldikçe seni kaybedeceğim korkusu içimi iyice kemiriyor. Ben...ben çok korkuyorum. Bırakma beni tamam mı? Ne olur bırakma beni. Sımsıkı sarıl bana, bırakma beni...

    Böyle söyleme. Bırakmam seni ben. Yapamam ki...hem...hem sen dersin ölümden başka her şeyin çaresi vardır diye. Kanserden mutlaka kurtulacağım. Ama sen güçlü olmaya devam et. En büyük hayat kaynağım ve moralim sensin. Bu durumda asıl sen beni bırakma Efsun...

    Aykut sımsıkı sarıldı Efsun'una. Bırakmayacak onu. Bırakamaz ki...Ama olur ya, Efsun'dan ayrılmak, ona doya doya sarılamadan, kokusunu çekmeden nasıl bırakıp gidecekti ki?...Hayır, öyle bir şey olmayacak. İyileşeceğim ben. Hem böyle düşünmemelisin Aykut. Kendine gel sen önce!...

    Bunları konuşmak ikisinin de canını acıtıyordu ama gerçeklerdi bunlar. Belki olacak, belki olmayacak şeylerdi. En önemlisi gerçekti. Ama hesaba katmadıkları şey Mehveş'ti. Bütün konuşmalara kulak misafiri olmuştu ister istemez...Şaşkınlıktan dili damağı kurumuş, dili tutulmuş konuşamıyordu. Zar zor ve olabilecek en düşük ses tonuyla...

    Aykut...Aykut k..kanser mi yani? N..nasıl ya?...

  5. #10
    Durum:
    Çevrimdışı
    gülbeşeker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    27.11.2006
    Yer
    Cantuğ♥Begüm & ZaYa
    Mesajlar
    6,732
    Konular
    6
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Sayfaya uzun zamandır uğrayan olmamış ilham geldi ,bir MB senaryosu yazayım dedim:)
    Melih-Banu bebeklerine kavuşmuştur ama ya aşklarına?Küllenen aşk alevlense bile Can ve Gizemi bırakmak o kadar kolay mı?

    Gizem:Bebek bulunduğunda beni bırakmayacaksın değil mi?
    Melih:Hayır,Banu benim sadece çocuğumun annesi,hem o artık başkasını seviyor.
    Can:Banu,ben iyileşitiğimde beni bırakmayacaksın değil mi?Bebek de bulundu ya Melih seni ve çocuğunu geri isterse?

    Banu: Can,tabiki hayır,sen bunları düşünme bu hastalıkta moral çok önemli ,bunları sonra konuşuruz hem Melih başkasıyla beraber ,böyle bir düşüncesi yok.
    Banu,Cihanla beraber Melih'in evine gelir::)
    Melih:Canı sevdiğini biliyorum ama çocuğuma asla babalık yapmayacak anladın mı?
    Banu:Bana söyleyene bak,bebeğimizi geçen gün Gizemin kucağında gördüm ,bakıyorum da cici anne olmaya pek hevesli,ona söyle haddini bilsin.Zaten her gün senin evinde.
    Melih:Ne oldu çok mu rahatsız oldun?:)
    Banu:Saçmalama seninle ne yaptığı umrumda değil oğluma fazla yaklaşmasın yeter.
    Melih:Emin misin?Banu:Ne demek istiyorsun,seni kıskanmıyorum tamam mı?
    Melih:Ben bir şey demiyorum sen dedin:)
    Tam o sırada Can arar.Banu telefonu açar.
    Banu:Canım nasılsın?Tamam görüşürüz ben de çok özledim,öpüyorum....
    Melih:Şu adamla benim yanımda konuşmasan çok iyi olur,sizin konuşmalarınızı dinlemek zorunda değilim.
    Banu:Ne oldu rahatsız mı oldun?:)
    Melih:Ne alakası var be,sonuçta çocuğumun annesisin,davranışlarına dikkat etmelisin.
    Banu:Ne yapıyormuşum ben ya,bana laf söyleyeceğine kendine bak.
    Melih:Yeter artık anlamıyor musun ya?
    Banu:Neyi?
    Melih: Cana kısa sürede nasıl bu kadar aşık olabildin ha?
    Banu:Ben sana Gizemi soruyor muyum ?
    Melih:Soramazsın,beni terk eden sendin hatırlatırım,bana hiçbir şey sormaya hakkın yok.Beni ittin,oysa bekle desen...
    Banu:Sen de hemen vazgeçtin,pes ettin,belki peşimden ayrılmasaydınn...
    Melih:Ayrılmasaydım ne olurdu,sen Cana gerçekten aşık mısın onu söyle?
    Banu: BU ne saçma bir soru ,seni ilgilendirmez...
    Melih:Beni gerçekten unutmadın değil mi?
    Melih,Banuya yaklaşır ve kokusunu içine çekerek fısıldar ne olur gözlerime bak ve gerçeği söyle....
    Banu tam Melihe olan sevgisini kelimelere dökecekken her ikisinin de telefonuna mesaj gelir.Can Banuya seni seviyorum demiştir,Gizem de Melihe...
    Banu kendine gelir ve der ki:
    -İşte gerçek bu,sen sadece çocuğumun babasısın ve biz başkalarıyla beraberiz,onlarla mutlu olmalıyız anladın mı???

    To be continiued:))

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.