Sayfa 5/5 İlkİlk 12345
25 sonuçtan 21 ile 25 arası

Konu: Hayao Miyazaki

  1. #21
    Durum:
    Çevrimdışı
    nilberfu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    11.04.2006
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    1,965
    Konular
    17
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Beyazperde sitesinden alıntıdır...

    Küçük Denizkızı Ponyo (2008) Gake no ue no Ponyo

    Funda Sularöz

    Üniversite’de okurken bir gün bir arkadaşım elime birkaç film tutuşturdu ve ''Bu filmleri bize çocukluğumuzda seyrettirselerdi bambaşka bir hayal dünyamız olurdu.'' dedi. Hayao Miyazaki ’yle bu vasıtayla tanışmıştım ve arkadaşımın ne kadar haklı olduğunu, Miyazaki'nin filmlerini seyrettikçe anladım.

    Aslında Alplerde yaşayan kız, ‘Heidi’ dizisi ile Miyazaki’nin adını bilmeden çizgisini seyrediyorduk. Ama Isao Takahata bu çizgi dizinin yönetmen koltuğundayken Miyazaki, serinin sadece sahne dizaynı ve layout kısmıyla ilgileniyordu. Aslında önceleri, Batı dünyasında animasyon çılgınlarının dışında da pek bilinmiyordu. Ama Spirited Away (Ruhların Kaçışı) filmi En İyi Animasyon Oscar Ödülü’nü aldığında, Batı ve tüm dünya gözünü Miyazaki harikalarına 'sonunda' çevirdi. Öncesinde Japonya’da da, 1997 yapımı Princess Mononoke, Titanik vizyona çıkana kadar Japonya’daki en çok hasılat yapan film unvanını almıştı. Ta ki 2008 yapımı son filmi Küçük Denizkızı Ponyo’ya (Gake no ue no Ponyo-Ponyo on the Cliff) kadar.

    Küçük Denizkızı Ponyo, kendi ülkesi Japonya’da Kara Şövalye'nin (The Dark Knight ) vizyona girdiği zamanlarda onu tüm dünyada kırdığı rekorlara rağmen kendisinin gerisinde bıraktırdı. Tokyo Anime ödüllerinde beş ödül kazandı, 65. Venedik Film Festivali'nin ana yarışmasında yarıştı. Daha birçok başarıya imza atan film, bizde de vizyona girmeden önce Filmekimi ve Uluslararası Bursa İpekyolu Film Festivali ve 4. Uluslararası Avrasya Film Festivali programında yer aldı.

    Okyanusun derinliklerinde yaşayan, fakat insan olmak isteyen bir denizkızı, babasının krallığından kaçıp deniz
    yüzeyine çıkar. Burada 5 yaşındaki Sosuke ile tanışan küçük denizkızı, onunla arkadaş olur. Sosuke ona Ponyo adını verir ve kısa sürede ikisi de birbirlerine ısınır. Ama deniz hayatının da kuralları vardır. Bir denizkızının yüzeye çıkması, okyanusun dalgalarını coşturup tisunamiye sebep olur ve ekolojik denge bozulur. Eğer Sosuke onu gerçekten seviyorsa her şey yoluna girecek, Ponyo da bir insana dönüşecek ve babası da onun yolundan çekilecektir.

    Film, diğer Miyazakiler’e oranla daha az detaylı hatta mekan kullanımı çoğunlukla boş, ama animasyon anlamında da tekniksel olarak daha karmaşık. Sulu boya tekniği kullanarak animasyonlarını yapan ustanın 170.000 el çizimiyle en çok çalışma yaptığı filmi. Fakat film çizim ve çocuk ruhu açısından 1988 yapımı Komşum Totoro'yu anımsatıyor. Usta az ayrıntılı ama çocuksu ruhu kuvvetli dünyasıyla, o döneme geri dönüş yapmış. Ama yine de Ponyo'nun Miyazaki filmlerinin en şirini olduğunu da belirtmek gerekir.

    Ponyo aslında bildiğimiz Anderson’un hikayesi denizkızı Marmeid temeline kurulmuş. Tabi bir denizkızının, babasının krallığından kaçarak insan olmak için yaşadığı maceraları al, Miyazaki’nin öngörülemez dünyasına yerleştir. Bir de Batı'nın dayattığı kusursuz görünümlü karakterlerine karşı buradakiler, Miyazaki çizgisinde eğlenceli, daha bir ortalama insan gibi gözüküyor ya da daha olmayan bir şeye benziyor.

    Filmin karakterleri de, Miyazaki'nin diğer tüm karakterleri gibi yine renkli bir karakter olan Ponyo üzerine kurulmuş. Bu şirinlik abidesi kız çocuğu ile Sosuke’nın ilişkisi, arka plan bembeyaz olsun yine de etkilerdi. Ama okyanusun dibi tamamen renkli bir dünya. Hatta yer altının muhteşemliğine karşın okyanusun yüzeyiyle bir tezat oluşturulmuş. Yeri gelmişken belirtmeli ki, denizin üstünün çerçöple dolu olmasıyla Miyazaki, çevreci duruşuna dikkati çekiyor.

    Bu filmde tek sorun olarak tanımlayabileceğim olgu Ponyo'nun babası. Eskiden bir insan olan Fujimoto, nasıl bir evrim geçirdi de okyanusun içinde yaşayabiliyor, gücünü nereden alıyor bilemiyoruz. Dahası tansiyonun asıl sebebi olan bu karakterin ilk açılış sahnesindeki etkisi film ilerledikçe kaybolup anlamsızlaşıyor.

    Ama her şeyin mümkün olduğu Miyazaki dünyasında pek de sorguya meyil vermeden filmin büyüsüne kapılmamak imkansız. Teknolojiyi sonuna kadar kullanan Hollywood animasyonlarına karşın Stüdyo Ghibli, yine bir başyapıt çıkarmış. El çizimi karelerinse çocukluğumun çizgi filmlerini anımsatması yaşıtlarım ve büyüklerim için ayrı bir nostalji.

    Sonuç olarak izlerken ''Ben seni yer, bitiririm'' diye yerinizde hop oturup hop kalkacağınız karakterle, ortalama bir hayal gücünü çok aşan bir dünyada bir rüya, Ponyo. Miyazaki'nin bilinçaltımıza başka dünyaları göstererek rüyalarımıza yine bir armağanı var bu filmle.
    ... because I've got an eighteen-year-old boyfriend with a stamina rune and she doesn't. Magnus Bane

  2. #22
    Durum:
    Çevrimdışı
    nilberfu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    11.04.2006
    Yer
    İzmir
    Mesajlar
    1,965
    Konular
    17
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Ponyo'yu izledim... Miyazaki'nin karakterleri zaten hep çok sevimli olmuştur, ama Ponyo bambaşka. Bu kadar şirin bir şey olamaz. Ekrana dalacaktım neredeyse. Öldürdü beni!!! Sırf Ponyo için bile izlenir ya, yine de Miyazaki'nin dünya görüşü de insanı her zamanki gibi çok etkiliyor. Çevre sorunlarına (her zamanki gibi) bol bol dikkat çekiyor ve aileyi, sevgiyi en öne koyuyor. Belki hikayesi çok kuvvetli değildi, ama Miyazaki'dir ve kesinlikle her Miyazaki filmi gibi izlenmelidir:img-yes:
    ... because I've got an eighteen-year-old boyfriend with a stamina rune and she doesn't. Magnus Bane

  3. #23
    Durum:
    Çevrimdışı
    a.j. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    09.05.2007
    Yer
    3+1
    Mesajlar
    37,846
    Konular
    328
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 4

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Ponyo'nun galasından




  4. #24
    Durum:
    Çevrimdışı
    ozgenuroglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    24.07.2006
    Yer
    Gingers
    Mesajlar
    13,987
    Konular
    24
    Verdiği Beğeni
    1

    Aldığı Beğeni: 28

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Alıntıdır







  5. #25
    Durum:
    Çevrimdışı
    Selin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    05.04.2007
    Yer
    Polat & Elif
    Mesajlar
    6,006
    Konular
    5
    Verdiği Beğeni
    1,066

    Aldığı Beğeni: 223

    Bahsedilme
    3 Mesaj

    Standart Cevap: Hayao Miyazaki

    Sevmiyorum. Sevemiyorum. Sevmiş gibi de yapamıyorum. Çok da filmini izledim. Pek çok görüşümüz uyuşuyor. Totoro'suna aşık olmayan yok. Dünya barışı gibi güzel mesajlar veriyor. Ama hepsi o kadar. Onun hayal gücü olarak övülen şey benim için saçmalık. Kendimi zorlasam da ötesini göremiyorum. Ödüllerini dile getirmeyin, zaten Oskar ödüllerinin 2000'lerden beri doğru düzgün bir değeri yok gözümde. Ama beni en çok iten tarafı sadece kadınları başrol yapması. Erkek başrol de gayet güzel olur. Siyahı protesto ediyorsan sadece beyazı öne sürerek o protestoyu anlamlı kılmıyorsun. Bir de supporting character dediğimiz erkekleri de kızlardan güzel maşallah. Howl, Haku... hep güzel ve sadece Japon seyircinin anlayabileceği erkek karakterleri, bana geçmiyor.

Sayfa 5/5 İlkİlk 12345

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.