Sayfa 113/113 İlkİlk ... 1363103109110111112113
563 sonuçtan 561 ile 563 arası

Konu: Doctor Who - Bölüm yorumları

  1. #561
    Durum:
    Çevrimiçi
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    31,312
    Konular
    29
    Verdiği Beğeni
    114

    Aldığı Beğeni: 452

    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart Cevap: Doctor Who - Bölüm yorumları

    Dünyanın en iyi dizilerinden biri

    Henüz 2.sezonundayım ancak BAYILDIM! Müzikleri, konusu, oyunculukları, mekanları falan ENFES

    İlk doktoru daha doğrusu 9.doktoru ne kadar çooook sevmiş olsam da şu andaki onuncu olan David'i de bir o kadar sahiplendim, sevdim

    Özellikle de geçmişe yaptıkları seyahatler favorim

  2. Beğenenler;
    nurdi (07-11-19)

  3. #562
    Durum:
    Çevrimiçi
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    31,312
    Konular
    29
    Verdiği Beğeni
    114

    Aldığı Beğeni: 452

    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart Cevap: Doctor Who - Bölüm yorumları

    Ahhh Rose ahhh

    Ölseydin bu kadar koymazdı o vedan..

    "I'm burning up a sun just to say goodbye."

    Dizinin daha çok Doctor fikri üstüne kurulu olduğunu ve değişerek bunu yepyeni ve canlı tuttuklarını, aslında nesilden nesile bir miras olduğunu anlıyorum ama o kadar ağır geliyor ki alıştığın karakterlerden ayrılmak..

    9.doktorun ayrılışında da böyle üzüldüm çünkü Chris'i çoook sevmiştim "Fantastic" deyişi hala kulaklarımda. Daha sonra hemencecik David geldi daha ilk dakikasından "Barcelona" demesinden bile heyecanlandı kalbim

    Rose ile o kadar iyi bir ikili olmuşlardı ki... İngiliz dizilerindeki bu büyü işte. Aşk sahnesi yazmazlar ama 40 yıllık aşıklara taş çıkartacak duygular vardır arada damarlarına kadar hissettirirler sana

    Rose ve Doctor da öyleydi işte benim için o kadar özel bir bağ vardı ki aralarında, çok uğraştım "ship"lememek için ama olmadı ya, daha ilk sahnelerinden arada aarkadaşlığı "companion"lığı aşan bir kimya olduğunu anladım

    Veda edeceğimizi biliyordum ama bu kadar üzüleceğim, her an arayacağım Doctor her Rose dediğinde bam telimin titreyeceğini hiç düşünmüyordum. Resmen içimden birşeyler koptu gitti o "I love you." sahnesinde. Dokunamamasında, son kez sarılamayışında, son kez "Rose Tyler.." deyip kaybolmasında, yansıma olduğu için görmediğimiz ama kamera Tardis'e döndüğünde gözlerinde oluşan o yaşlara Birşeyler koptu gitti içimden..

    Her ne kadar daha birkaç sahne daha geleceğini bilsem de, şimdiden deli özlüyorum ikisinin o birbirlerine baktıklarında gözlerinde oluşan gülümsemeyi, o parıltıları... Nasıl ki Doctor'um her Rose dediğinde gözleri doluyorsa, benim de öyle içim titriyor işte

    3.sezona başladım 4.bölüme kadar da geldim, Donna çok deli ama oyuncu bir garip geldi pek tanıyamadık zaten bir daha göreceğim için birşey diyemedim. Martha'ya da hala nötrüm ne sevdim ne sevmedim.. Rose'u hala arıyorum, ama bölümlerdeki senaryo o kadar iyi ki zamanın nasıl geçtiğini unutuyorum adeta.

    Daha bir de David'e veda edeceğim Rose'da böyle olan bu kalp, David'i nasıl kaldıracak bilemiyorum.

    Her Doctor'un kendine has bir tarzı vardır illaki, onları da çok seveceğimden eminim ancak David'in Doctor'u ve 9 ve 10'un Rose'u asla unutulmayacaklar listemde





  4. #563
    Durum:
    Çevrimiçi
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    31,312
    Konular
    29
    Verdiği Beğeni
    114

    Aldığı Beğeni: 452

    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart Cevap: Doctor Who - Bölüm yorumları

    Dün 4.sezonu bitirip David'e veda ettim bugün 5.sezona başlayıp 5 bölüm izledim. Niyetim erken bitirip ilk 4 sezonu defalarca kez başa sarıp sarıp izlemek. Bıkana kadar, yeter diyene kadar, geri dönün nolur diyene kadar izlemek... Klasik İngiliz dizisi etkisi bıraktı tabi bende (bknz.Sherlock)

    O kadar doluydum ki dün, özellikle de son sahnesinde içim öyle acıdı ki yalnız geçirdiği her yolculuğunda eminim Matt ile Peter da kendi çaplarında gayet iyilerdir ama bugün de izlerken anladım ki beni bu diziye gerçekten bağlayan 10.Doctor, onun etrafında şekillenen evren, aşkı, acısı, mutluluğu, kayıpları ve David Tennant oyunculuğu

    Russel T. Davies sanırım son sezonun yazarı, ekibiyle beraber BBC ile anlaşamadığı için ayrılma kararı alıyor ve 4.sezondan sonra onu ve yarattığı dünyayı göremiyoruz bir daha. Evet bunu yazmak istemezdim ama bugün izlerken de farkettim eski tadı yok.. Bambaşka bir dizi başlamış gibi ve ben ona ayak uydurmaya çalışıyorum, karakterleri kabullenmeye çalışıyorum şimdilik.. Amy ve River'dan da şimdilik zerre kadar haz etmediğimi ve Matt'in Doctor'unu aşırı aptal bulduğumu düşünürsek, pek kabullenecek gibi durmuyorum.

    4.sezon herşeyiyle bir EFSANE olmuş bir kere bunu yazmam gerek. Boş bölümü yok her bölümde apayrı bir heyecan vardı ama son 4'lü bölümler evet Midnight'i da dahil ettim çünkü izlediğim o kadar bölüm içerisinde kendi türüm olan "insanoğlundan" bu kadar nefret ettiğim bir bölüm olmamıştı.
    11'de Rose ve Donna sahneleri, 12'deki hikaye ve 13'te son kez tam kadro bir araya gelmeleri.. Giren, çıkan kim varsa. Ten'in elinin değdiği tüm hayatlar..
    Tardis'i beraber kullanmaları mı dersin, dalekleri birlikte yok etmeleri mi, "klonlanan" Doctoru mu, doctor Donna'yı mı.. Hangi birini saysam bölüm baştan aşağı efsaneydi.

    TenRose shipperlardan biri olarak önceden ağır spoiler yediğimden son sahnelerin kalbimi paramparça edeceğini düşünüyordum ama öyle olmadı. Doctor aynı Doctor'du sadece insan olmuştu. Bir kalbi vardı, bir hayatı ve o hayatı da aşık olduğu kadına adadı

    O yüzden "Bad Wolf" ismini duyup, ekrana bakarken "everyone is here, everyone expect Rose" demesine, onu gördüğü an ayakları koparcasına koşuşundan, vurulduktan sonra sırf o orada diye değişimini ertelemesine ve aynı anda 2.kez dönüp "what you think?" sorusundan, ellerinin yeniden buluştuğu ve sonsuza kadar ayrılmadığı şu sahneye kadar.. Her sahnelerinde heyecandan yerimde duramadım, o güldükçe ben de güldüm nasssıll özlemişim



    İkisinin birlikte geçirdiği her an çok değerliydi ve Doctor en azından 9 ve 10. Doctor özellikle de Ten Rose'a delicesine aşıktı

    Çünkü evini, ailesini, çocuğunu, arkadaşlarını kaybettikten sonra hayatta bir amacı kalmamış öylesine sürüklenirken tanıştı onunla ve o kendisini iyi anlamda çok değiştirdi, yeniden yaşam sevinci verdi. Yanında yenilendi, ayrılacağını düşündü ama o asla terketmedi. Ve birbirlerinin elini hiç bırakmadılar.. Sonra Rose'u kaybetti ve yaşayacak bir sebebi kalmadı kendini öldürmek istedi ve Donna olmasaydı bunu başarıyordu

    Bu hikaye çoook başka Kaç companion geldi geçti bilmiyorum ama benim için Rose hep en özeli olacak.



    Tabi ikinci olarak da Donna.. Onun da ayrılışına çok üzüldüm. Başta sevmemiştim çok hareketli gelmişti ama Martha'yı tanıdıktan sonra (en azından ilk bölümlerde böyle düşünüyordum) Donna'yı mumla aradım dönse keşke diye ve nihayet geldi, gelir gelmez de kendine hayran bıraktı kaç sahne vardır kahkahalarla güldüğüm onun sayesinde kessinlikle Doctor'a bir kanka, kardeş hatta anne oldu Rose'un Doctor için önemini bir tek o anladı. Doctor'u Rose'u da kaybetmişken ölümün elinden çekip o aldı ve Pompei bölümünde de gördüğümüz gibi onun bütün kurallarını da bozguna uğrattı.
    Çok zor kabul etmişti "özel" olduğunu ve bu seyahatleri ama kabul ettikten sonra çok güzel benimsemişti, hepsini unutmak zorunda kalması çok acıydı..

    Ve hepsine veda ettikten sonra geride 5 bölüm kaldı, tek başına seyahat edip hayat kurtardığı.. Hele ilk seyahatinde kendini Doctor sanıp canavarlarla savaşan ama aslında ailesini kaybettiği için kendisini başkası sanan ve tesadüf ki kurtardığı ve yanına aldığı Rosita isimli kadınla seyahat eden biriyle tanışması..
    "Rosita, güzel isim."

    Kalan her bölümünü çoook sevdim yalnız Waters on Mars... Kelimelerimi tüketti, nefessiz izledim, kalbim sıkıştı, içim daraldı olduğum yere sığamadım. O bölümdeki Doctor benim her zaman favorim olarak kalacak adam

    "There are laws. There are Laws of Time. Once upon a time there were people in charge of those laws, but they died. They all died. Do you know who that leaves? Me! It's taken me all these years to realise.."




    Bu sahnedeki performansa şapka çıkarılır, titreyen ses tonu hala kulağımda


    Ve sonrasında yaşananlar... Akabinde Gallifrey, Time Lords, Master'a bağlanan o efsane The End of Time hikayesi..

    Wilfred'i görmek birkaç bölümde bizle olması ve 4 kez çalan o kapı



    Şundan birkaç saniye öncesinde "I'm still alive." demişti. Yaşamayı istiyordu, her ne kadar ölümü kabullenmiş de olsa. Paramparça oldum ya o son 4 bölüm özellikle de End of Time beni mahvetti, onunla beraber gözyaşı döktüğüm, bazen kahkaha attığım, gidip sarılmak istediğim o kadar an oldu ki..

    Offff vaktim olsa da daha fazla yazabilseydim.. Sabahlara kadar yazardım. Ne kadar özleyeceğimi, son zamanlarındaki halini, titreyen sesini, herşeye rağmen gülmesini, buruk sevinçlerini "They leave, broke my heart." derkenki acısını

    Ve son anlarında arkadaşlarıyla, ailesiyle, aşkıyla buluşmasını




    Ama herşeyi geç harbiden çookkk özleyeceğim ya! Öyle böyle değil üzüleceğimi biliyordum da bu kadar ağır olacağını hiç düşünmemiştim.

    Son sözleri paramparça etti beni çünkü öncesinde Alfred'e söylediği "her değişimimde ben ölüyorum, başkası doğuyor" sözleri çok acıydı. En acısı yanında kimsenin olmamasıydı, sadece bir Ood ve binlercesi, son şarkısını paylaştılar onunla

    "We will sing to you Doctor, the universe will sing you to your sleep..
    This song is ending, but the story never ends.."




    Konu hakumuttt tarafından (Bugün Saat 00:49 ) değiştirilmiştir.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 2 kullanıcı var. (0 üye ve 2 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.