Sayfa 129/132 İlkİlk ... 2979119125126127128129130131132 SonSon
660 sonuçtan 641 ile 645 arası

Konu: Dudaktan Kalbe - Bölüm Yorumları

  1. #641
    Durum:
    Çevrimdışı
    Darmody - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.06.2016
    Yer
    VATIKAN
    Mesajlar
    2,242
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    151

    Aldığı Beğeni: 741

    Bahsedilme
    4 Mesaj

    Standart Cevap: Dudaktan Kalbe- Bölüm Yorumları

    Ben kitabı diziden çok çok önce okumuştum, Kenan'ı da hiç sevmemiştim. Dizi başladığında zaten Kenan'ı bildiğim için ona hiç kredi açmadım ki zaten kendisi de kendisine kredi yaratacak alanı daha ilk başta bırakmamıştı.
    Ben diziyi izlemeye başladığımda Cemil'i sevmiştim. Nedenine gelince,
    1. Zeki bir karakterdi. Zeki karakterler her zaman bende 1-0 önde başlar. Ayrıca babası ile olan diyaloğu, Leyla ile olan çalkantılı ilişkisi, genel hikayede tutumu yüzünden Cemil ilgimi çekmişti.
    2.Daha ilk bölümlerde esas oğlan diye öne atılan Kenan'ın aksine konan Cemil olduğu için onun kitaptaki Vedat'la birleştirildiğini anlamıştım. Keza Vedat'ın esprili yanı Cemil'de her daim mevcuttu, Rasih'in ölmesi sayesinde Lamia ile bağı kurulunca Cemil'in bize Vedat'la bütünleştirilip, verileceğinden emin oldum.
    3. Kenan'ın bitmek bilmeyen gıygıyı, Lamia'nın saf salak halleri ve 7.bölümden itibaren bitmek bilmeyen ağlaması arasında nefes aldıran sahneler ya Cemil'indi ya da Cemil- Saib ikilisinin. ( gülmeyi çok severim ) Bu yüzden de Cemil'in ilerleşiyi hep bende öncelik oldu, diziyi de onun için izledim. Eğer kitaptan haberim olmasaydı ben yine Cemil için diziyi izler, ilk anda da Cemil'i severdim. Çünkü Cemil tam benim doya doya izleyeceğim bir karakterdi. Zekiydi, hırslıydı, çalkantılıydı, komikti ve muhteşem gülüyordu.

    Arşivlere baktım da, zamanında senaristlerin kitabın çok dışına çıktıkları, Vedat karakterini getirmeyip hata yaptıklarını falan yazmış millet o zaman. Bir kere 5 sene boyunca görüşmemiş olan Kenan- Lamia ikilisini diziye uyarlayamazlardı, Kenan'a anti olarak dışarıdan bir Vedat ta getiremezlerdi. Bu yüzden Leyla üzerinden Cemil-Kenan arasında bir bitmeyen hesap yazıp, konuyu Lamia'ya aktarmaları, " anne " teması üzerinden Cemil'in Kenan'a olan öfkesini tee çocukluğa indirmeleri doğru olmuş. Zira ortaya aynı evde büyüyen, aynı kadınları seven iki adamın, farklı ilerleyişi ve farklı tepkilerini vermelerini göstererek, daha doğrusu çocukluktan defolu iki adamın, hayatı nasıl karşıladığını özümseyerek yazmaları şık psikolojik tahlil yapma şansı doğurmuş.
    Kendi siyasi ve poitik kariyerini her şeyin önüne koyan, dili çatallı Saib beyin,
    İstenmeyen evlilik yapan kardeşi Melek ve o evlilikten getirdiği çocuklarına karşı tutumu ile doğumu annesinin ölümü ile sonuçlanan Cemil'e karşı dile açık edemediği öfkesi, Kenan ve Cemil üzerinde hayli tahribat yaratmış. Yalnız bu noktada Cemil ve Kenan'ın öz benliklerinin ayrıldığı kısım var. Forumda genel olarak Kenan'cılar ve dahi izleyicilerin bir kısmında oluşan ( tüplüdeki yorumlar) kötün Cemil intibasının aksine, Cemil'in Kenan'dan özde çokça iyi olduğu ortaya çıkıyor. Neden mi? Kenan, ezelden beri kendi öz oğlunu bile sevmeyi bilmemiş, onu dili ile kırbaçlamış dayısına kin gütmüş. Yıllar sonra adaya dönen Kenan'ın hatıralarındaki dayısı, sürekli Cemil'i ezen, herkesin içinde aşağılayan güncel dayısından farklı değil. Hatta Cemil'in durumu daha fena çünkü Kenan'ın şefkat,koruma ve sevgi gösterip, ona attığı adımlarda destek olan bir annesi olduğu halde, Cemil'in böyle bir şansı da yok. Üstüne bir de gudubet eşi Leyla'nın sevgisizliğini çekmiş Cemil. Ama Cemil'de o babaya karşı kin yok, derin bir bağlılık ve sevgi var. Eğer biraz sevgi görse Leyla'ya karşı da derin bir şefkat gösterecek ( Kenan'ın verdiği çiçekleri atan Leyla ile Cemil'in arasında geçen konuşma sonrası çiftin mutlu halleri) da sonsuz affa sahip, içinde iyiyi hep taşıyan bir Cemil var.
    Kenan ile Cemil arasındaki bu ayrımın net olarak göründüğü bir diğer nokta ise, Cemil ne kadar Kenan'dan nefret ettiğini söylese de, Kenan'ın başına bir şey geldiğinde onun yanında olan Cemil varken, Cemil ölümle pençeleşirken, Cemil'i arayıp sormayan Kenan faktörüdür.
    İzleyicinin bir kısmı bu iki ayrımı yapamamış ve içten pazarlıklı Kenan'ı hep iyi sanmış. Cemil ise baştan beri net bir adam. Öfkesinde net, hırsında net, sevgisinde net. Zaten Lamia ile ilişkisinde öne çıkan en temel özelliği bu netliği. Sevdiğine karar verdiği anda, oraya buraya yalpalamayıp, ona buna takılmayıp, sevgisinin ve sevdiğinin peşinden net olarak gitmiştir Cemil. Kenan ise Cavidan'a koşmuş, onla iken Lamia için sızlanmış, arada başkaları ile sabahlamış, ne istediğini bilememiş. Ne yardan, ne serden hesabı yaparken Cavidan'ı da, Lamia'yı da tüketmiş bir adamdır.

    İzleyicinin yanıldığı ikinci konu Kenan ile Lamia arasında 7. bölümde olan şeyi aşk sanmaları. Oysa ortada daha öpüşmeyi bile bilmeyen, ilişki deneyimi hiç olmamış, kendini bile tanımadan aciz kasabalı, cahil kız ile onun duygusal suistimale açık halinin gayet farkında olan ve bundan istifade edip, gönlünü eğleyen, yalnız o kızı kendine yakıştıramadığı için aklı Cavidan'da kalan bir adet şerefsiz bencil var. Kenan ile Lamia arasında ilk 7 bölümde ilişki veya aşk yok, sonrasında da yok. dahası bu ikili arasında ilişki veya aşk yaşayacak bir paylaşım, birbirini tanıma, ortak ilgi alanı, vs. hiç yok. Biri, görünce yüzünü bile tanımadığı büyük müzisyenin müziğine deli gibi hayran zihin yaşı oldukça küçük bir kız çocuğu, diğeri ise ezikliğini yarattığı büyük müzisyen üzerinden gidermeye çalışan kompleksli bir adam. İkisi fiziksel birliktelik yaşayıp,sonrasında Lamia'nın haklı reddedişi ile ayrı düşünce, Lamia bir masal yaratıyor, Kenan ise kendini eğleyecek imkansızlık hikayesi. Hal böyle olunca, bu ikili en nihayetinde kavuşup, aynı çatı altında yaşamaya başladığında BİR OLAMIYORLAR.
    Hizmetçilik yapıp, sürekli ezilmekten hayatta gerçekte ne istediğini ve kendini tanımaya fırsat bulamayan Lamia, kabuğundan çıkıp hayatla yüzleşip kendini buldukça, zihni çocukça masaldan onu uyandırıyor. Bu durum da birlikte yaşadığı Kenan'ı istememesine, ondan beklentiler içerisinde olmasına ve beklentilerine karşılık bulamadıkça da Kenan'dan soğumasına neden oluyor. Bir de çift olma ve ilişki yaşama deneyimini ilk olarak Cemil'le paylaştığı için, Lamia'nın içsel karşılaştırma fırsatı oluyor.
    Lamia bir erkekle ilişki yaşamayı ve çift olmayı ilk olarak Kenan'la değil, Cemil'le deneyimliyor. Anlaşmalık evlilik öncesinde 17. bölümden itibaren zoraki nedenler ( Melek'i Kenan'dan saklama, Makbule'yi idare etme...) yüzünden Cemil'le birlikte hareket ediyor. Buna bir de Kenan'la geçmişinin saklanması ve Rasih gerçeği yüzünden kurulan bağ da eklenince Lamia'nın Cemil'le kurduğu ilişki, 7.bölümde Kenan'la tende kurduğu ilişkiden çok daha derin bir hal alıyor.

    İzleyicinin yanılsadığı bir konu da Lamia'yı Kenan'a aşık sanmaları. Yukarıdaki paragrafta anlattığım gibi Lamia, Kenan'ı sevmiyor. Hüseyin Kenan'a büyük hayranlık duyuyor. Bu hayranlığı bir süre (uzunca bir süre) aşk sanıyor. Taa ki aşk duygusunu gerçekten tadana kadar. (Cemil ) Her ne kadar " istemiyorum " dese de daha 20'li bölümlerde Lamia'nın Cemil'in bitmek bilmeyen ilgisine, dokunuşlarına, sevgisine karşı bir türlü rest çekememe durumu var. Daha sonra anlaşmalı evlilikte bu, Cemil'i iyice sahiplenme ve paylaşamama istemi ile bütünleşiyor.

    Arşivleri karıştırırken gözüme yorumların birinde şu minvalde bir şeyler çarptı. " Lamia Kenan'dan çabuk vazgeçti. " , " son bölümde Cemil'le olan Lamia çok dişiydi ve istekliydi, eskiden böyle değildi. "
    Lamia 59'da zaten salt Kenan nedeniyle gitmemişti Kenan'a, tetikleyicisi olan şey, Cemil'in aşkına güvenmemesi, Nimet- Cemil ikilisi ile ilgili ard arda duydukları ve gördükleri yüzünden duygusal olarak karman çorban olması müsebbibi ile Kenan'ın bu durumdan yine istifade etmesiydi. Zaten " gidiyorum, hayalimi yaşayım ki gidişime değsin " kafasında olan Lamia bir süre Kenan'a sabretti, etti, etti.... kaldıramadı. Zaten sevmiyordu, aradığının Kenan olmadığını görünce ondan vazgeçti.
    Lakin istediği, sevdiği ve aşık olduğu Cemil olunca, 1.5 ay boyunca Cemil'in kendisini defaatle kovmasına rağmen Cemil'e gitti, iş yoğunluğu, Kenan'ın dolanmaları, milletin yanlış anlamlar yüklemeleri falan demeden hastanede Cemil'in yanı başında durdu ve de en az 8 ay boyunca, gelip gelmeyeceği bile belli olmayan, sesini dahi duymadığı, ondan artık vazgeçmiş olan Cemil'i inatla bekledi, vazgeçmedi.
    Haliyle dizinin finalinde içindeki sevgiyi, hasreti,mutluluğu, heyecanı, tutkuyu, arzuyu olduğu gibi dışa vuran bir Lamia vardı. Aşkını ilan etmekten, sevdiğine sarılmaktan, onunla sevişmekten falan da utanmadı kız. Teee ilk sezondan beri duygusal anlamda Cemil ile bütün olan Lamia, finalde kalpteki aşkını teni ile birleştirdi ve bedensel olarak da Cemil'le bütünleşip,Cemil ile tam anlamıyla bir çift oldular.

    ( dizinin üstünden 11 sene geçti. Hala böyle uzun uzun yazdırıyor, bir de şimdiki gudik dizilere bak. İnsanın bırak yazmayı oturup, izleyesi bile gelmiyor.


    editt: Dizideki en büyük mantıksızlık Kenan gibi odunu büyük, hisli sanatçı diye yazmaları bence. Sanatçı denilen insan zeki, algıları açık, sezgileri kuvvetli olan insandır. Kenan ise zeka yönünden ortalama algı ve sezgi konusunda ise oldukça düşük seviyede biri.
    Ama Cemil, zeki, dışa dönük, kendi ile öyle böyle barışık, algısı ve sezgisi fazlasıyla yüksek bir adam. Lamia ile birlikte olup, onun ismini ondan bundan duyunca Lamia'nın iffeti hakkında şüpheye düşen ve daha 8. bölümde kıza hakaret eden Kenan var. Aynı Kenan, Lamia ile kendisi iki kere birlikte olmuş iken, Lamia'nın bebeğinin Kemal beyden, rasihten, Nazımdan, Cemil'den, tüpçüden, yoğurtcudan, sütcüden ve daha bilumum kişiden olma ihtimalini düşünen Kenan.
    Oysa Macide evlerine getirdikten sonra bir gözlemle Kenan'la Lamia arasında bir şeyler geçtiğini ilk anlayan Cemil, Lamia'yı bi skıştırmada Lamia'nın Kenan'ın nişanlı olduğundan habersiz olduğunu anlayan Cemil, gece aşığı ile basılan Gülay'ın suçunu üstüne alan Lamia'nın attığı yalana inanmayıp, Gülay'ı uyaran Cemil, Lamia'nın hamile olduğunu öğrendiği anda " çocuk Kenan'dan değil mi? Kenan'dan tabii ya, başka kimden olacak? " diye kesin olan ve asla başka ihtimali düşünmeyen yine Cemil. Millet Kenan'ın etrafında ağzı açık ayran budalası gibi gezerken, Kenan'ın üstüne yapıştırdığı " Hüseyin Kenan Gün " etiketini taşıyamayacağını söyleyen, onun her daim o kerizcinin oğlu sümüklü Kenan'dan kurtulamadığını gören, ileride pullarını dökünce Lamia'nın Kenan'ı istemeyeceğini bilen de hep Cemil. Lamia'ya yazdığı mektuplara bakılırsa edebi yönü kuvvetli, his dünyası geniş, Melek'le olan bağı göz önüne alınca duygusal hassasiyeti sağlam olan Cemil. Yani bir sanatçının olması gereken ayırd edici bütün özellikler Cemil'de toplanmış, odun Kenan'da değil.

    Bu arada düğün günü Saib Paşanın Cemil'e nasihati de ilerisi için spoi niyetine verilmiş. Lamia'dan her darbe yediğinde gözü Melek'i görmeyen Kenan, Cemil- Lamia beraberliği ile yüzleşince kızını görmeden gidiyordu son bölüm. Sonra kızını almıyor ve intihar ediyordu. Hah o Kenan'a karşı, Lamia ve hatta Kenan'la arasında ne olursa olsun, Melek konusunda hep hassas olan ve daha anne karnında fetüsken Melek'i sahiplenen Cemil üzerinden dizi, babalığın biyolojik bağdan gelmediğini göstermiş. İskele babası Kenan, Lamia Cemil'le sevişecek diye kızını düşünmeyip kafasına sıkarken, Lamia kendisini sevsin, sevmesin Melek'i ayırmadan sahiplenen bir Cemil hep vardı.
    Konu Darmody tarafından (10-04-19 Saat 20:18 ) değiştirilmiştir.

  2. Beğenenler;
    deren1970 (15-04-19), nazella (10-04-19), SELVERR (10-04-19)

  3. #642
    Durum:
    Çevrimdışı
    Elmerist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    30.04.2015
    Yer
    The Master's Sun❤
    Mesajlar
    251
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    11

    Aldığı Beğeni: 22

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Dudaktan Kalbe- Bölüm Yorumları

    Alıntı Darmody Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


    ( dizinin üstünden 11 sene geçti. Hala böyle uzun uzun yazdırıyor, bir de şimdiki gudik dizilere bak. İnsanın bırak yazmayı oturup, izleyesi bile gelmiyor.
    Nasıl da katılıyorum bütün yazdıklarınıza, ama tüm yazıyı alıntılamak yerine en son cümlenizi alıntılayım dedim. Çünki şu an tv-de yayımlanan ve milletin de ayıla-bayıla izlediği dizileri ve senaryolarını görünce aklıma hemen eski diziler, eski karakterler ama en başta da bu dizi ve Cemil Paşazade geldi.
    Bazen kendi kendime acaba çok mu fazla abartıyorum Cemil karakterini ve ya diziyi çok mu derinden tahlil ediyorum diye de sormuyor değilim. Lakin sonra görüyorum ki, hayır asla abartmıyormuşum. Cemil Paşazade karakteri türk tv tarihinin başına gelmiş en güzel karakterdir gerçekten de.
    Bu karakter gerçekten de değişimi anlatan ve bu değişimle aslında özüne dönen bir karakterdir.
    Kenan nasıl kızına annesinin düğün gününde intihar ederek büyük bir darbe bırakacak kadar BENCİL-se Cemil "belki ben ölüp gidecektim ama o acı çekecekti. Belki bir süre sonra unuturdu ama belirli bir süre acı çekecekti, ben onun acı çekmesine dayanamam" diye düşünüp intihardan vazgeçecek kadar CESUR-dur. Kenan nasıl sözde sevdiği kadına defalarca "küçük beyinli, aptal" gibisinde aşağılayıcı laflar söyleyecek kadar şerefsizse Cemil her daim Lamiayla gurur duyup onu kendinden ve dünyadakı her şeyden üstün tutacak kadar, ona hep kalbinde ve hayatında en özel köşe açacak kadar eşsiz ve mükemmel biridir.
    Kendinin de itiraf ettiği gibi, belki iyi bir koca değildi, iyi bir evlat değildi, iyi bir adam değildi ama iyi bir aşıktı. Aşık olduğunda iyi olduğunu anlıyordu. Aşkı, sevgisi iyileştirmişti onu.
    Sanırım bu karakteri yüceltmekten ve övmekten hiç bıkmayacağım.
    "Karamsarlığa kapılan kalpler çareyi düşünmeye fırsat bulamaz"

  4. Beğenenler;
    Darmody (13-04-19), deren1970 (15-04-19), ipkkk (14-04-19)

  5. #643
    Durum:
    Çevrimdışı
    Darmody - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.06.2016
    Yer
    VATIKAN
    Mesajlar
    2,242
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    151

    Aldığı Beğeni: 741

    Bahsedilme
    4 Mesaj

    Standart Cevap: Dudaktan Kalbe- Bölüm Yorumları

    Alıntı Elmerist Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Nasıl da katılıyorum bütün yazdıklarınıza, ama tüm yazıyı alıntılamak yerine en son cümlenizi alıntılayım dedim. Çünki şu an tv-de yayımlanan ve milletin de ayıla-bayıla izlediği dizileri ve senaryolarını görünce aklıma hemen eski diziler, eski karakterler ama en başta da bu dizi ve Cemil Paşazade geldi.
    Bazen kendi kendime acaba çok mu fazla abartıyorum Cemil karakterini ve ya diziyi çok mu derinden tahlil ediyorum diye de sormuyor değilim. Lakin sonra görüyorum ki, hayır asla abartmıyormuşum. Cemil Paşazade karakteri türk tv tarihinin başına gelmiş en güzel karakterdir gerçekten de.
    Bu karakter gerçekten de değişimi anlatan ve bu değişimle aslında özüne dönen bir karakterdir.
    Kenan nasıl kızına annesinin düğün gününde intihar ederek büyük bir darbe bırakacak kadar BENCİL-se Cemil "belki ben ölüp gidecektim ama o acı çekecekti. Belki bir süre sonra unuturdu ama belirli bir süre acı çekecekti, ben onun acı çekmesine dayanamam" diye düşünüp intihardan vazgeçecek kadar CESUR-dur. Kenan nasıl sözde sevdiği kadına defalarca "küçük beyinli, aptal" gibisinde aşağılayıcı laflar söyleyecek kadar şerefsizse Cemil her daim Lamiayla gurur duyup onu kendinden ve dünyadakı her şeyden üstün tutacak kadar, ona hep kalbinde ve hayatında en özel köşe açacak kadar eşsiz ve mükemmel biridir.
    Kendinin de itiraf ettiği gibi, belki iyi bir koca değildi, iyi bir evlat değildi, iyi bir adam değildi ama iyi bir aşıktı. Aşık olduğunda iyi olduğunu anlıyordu. Aşkı, sevgisi iyileştirmişti onu.
    Sanırım bu karakteri yüceltmekten ve övmekten hiç bıkmayacağım.

    Cemil cidden başka, hatta tekrar izleyince farkettim tüm aksaklıklarına rağmen bu dizi de bambaşka. Şimdi böyle güzel alt metinli, karakter gelişimli işler yapmıyorlar ( en azından ulusal kanallarda)
    Cemil'in kendi özünü bulması, Lamia'ya duyduğu aşkla küskünlükleri ile barışıp, büyümesi, kendi büyürken bir yandan Lamia'yı da büyütmesi harika. Zekası, muzurluğu, derinliği muhteşem. Özellikle çevresinde olan biteni gözlem gücü, algılarının açık olması harika.

    Az önce 7. ve 8. bölümlere tekrar göz gezdirdim. Dizinin tee o zaman ana hat üstünde, küçük nüanslarla finale giden yolu nasıl döşediğini görünce hayret ettim. Mesela biz 20'li bölümler itibari ile Lamia'ya aşık olduğunu anlayan Cemil'in, ondan sonra Lamia'ya hep destek olmasını ve korumasını izlemişizdir. Kenan ise bu konuda hep sınıfta kalır. Kendi Lamia'yı ezdiği gibi Cavidan'ın, Afife'nin Lamia'ya hakaretler etmesine de engel olmaz.
    7. bölümde Lamia'nın Saib paşaların köşküne sığındığını öğrenen Enise ve Nimet, birlikte paşalara gidiyorlar. Nimet, Kenan'la olan münasebetinden dolayı Lamia'ya tepkili, Kenan'la ilgili hayalleri olduğu ve Lamia'nın da Kenan'la bir şeyler yaşamasından ürktüğü için Enise'yi de dolduruyor. Her ne ise bunlar paşalara gidiyorlar, salonda Saib bey, Cemil, Enise ve Nimet var. Enise ve Nimet başlıyorlar Lamia'yı kötülemeye. İkiliyi dinleyen Cemil, durumdan rahatsız oluyor. Enise'ler Lamia'nın iffetsizliği, arsızlığı, kadir kıymet bilmezliği hakkında anlattıkça anlatırken Cemil oturduğu yerde rahatsız şekilde kıpırdıyor. En sonunda Nimet " nasıl sakardır bilirsiniz, her şeyi kırar döker. Size faydası değil, zararı dokunur " diyor Saib beye. Cemil lafı yapıştırıyor " size çok dokundu galiba " Nimet kalakalıyor o anda. Hasbel kader tanıdığı ve millete umursamaz tavırla "besleme " diye andığı Lamia'nın kötülenmesinden daha o dakka rahatsız olan ve duramayıp, laf yapıştıran Cemil var. İleriki bölümlerde zaten Lamia'nın farkında olup, babasına da müdahale ediyor aynı Cemil. Cemil'in Lamia'ya karşı algısı ve hassasiyeti daha o zamanlar başlamış. Kenan'dan daha o zamanlar bile ayrı Cemil, Lamia konusunda. Bir de Kenan, Leyla'ya Lamia ile evleneceğini söyledikten sonra Cemil- Leyla konuşuyorlar. Kenan o arada Saib paşaya Cavidan'la olan nişanı bozacağını da söylüyor tabii. Cemil ve Leyla bu durumu değerlendiriyorlar. Leyla diyor ki " ne biliyorsun belki seviyordur ( Kenan'ın Lamia'yı sevme ihtimalinden bahsediyor) ) Cemil ise " senin kafa başka, benim kafa başka çalışıyor. Prenses Cavidan'ı besleme için bırakır mı Kenan. Kızla yatar kalkar gönül eğlendirir ancak " ( replikler birebir aynı olmayabilir ama bu minvalde içerik) Aynı bölüm, Cavidan'a bir türlü " ben vazgeçtim " diyemeyen, her görüşmelerinde Cavidan'ı oyalayan, Cavidan'ı kaybedeceği ve Lamia ile geleceğini karartacağını düşünen Kenan var. Yine aynı Kenan, bulduğu fırsatta Lamia'yı sıkıştırıyor. Kızla sevişip, ona dokunmaya çalışıp duruyor, ki zaten sonra Cavidan'la evliliğe karar veriyor. Cemil, teee o zaman Kenan'ın ne kadar basiretsiz bir adam olduğunu biliyormuş. Herkesin aksine büyük sanatçı kimliğinin altında ne kadar küçük bir adam olduğunu biliyormuş. Kenan'ın Lamia'ya asla saygı duymayacağını, Cavidan ve nimetlerinden vazgeçemeyip, Lamia'yı da odalık gibi kullanacağını ilk başta vurgulamış. " Lamia'ya zarar verecek o, üzecek Lamia'yı " diye zaten özellikle 2. sezon tekrarlayıp, durmuştur Cemil.

    Yalnız Kenan'ı da takdir ettim. Adam hiç değişmemiş. Lamia'yı aciz kız diye seviyor, kendisine bağlı olmasından hoşlanıyor hatta minnet evliliğini Lamia'ya lütuf görüyor çünkü kendisi ulaşılamaz büyük sanatçı. Taa ki Lamia, Kenan'ın karşısına çocuktan ziyade, her şeyin farkında olan genç bir kadın olarak çıkıp, evliliği reddedene kadar. Lamia, evliliği reddedince Kenan efendi direk Lamia'yı cezalandırma yönetime gidiyor ( 63.bölüm geldi aklıma inadına Cavidan'la dans etmişti Lamia'nın gözünün içine baka baka ). Nişanlı olduğunu saklayıp, gidecek yeri olmadığı için merasim köşküne sığınan, saf dil Lamia ile yatan ( kızı istismar eden) kendisi, o kızın eve dönünce başına neler geleceğini düşünmeyip "bu bir yaz eğlencesiydi, hadi evine dön" deyip, kızı gönderen kendisi, eşek sudan gelinceye kadar dayak yemiş Lamia ile tekrar yatan, kıza aptal aptal şeyleri ezberleten yine kendisi, arkadaşı ile konuşurken kızı hakir gören, gururunu kıran,onu inciten yine kendisi, beyefendi, koca adam 18-20 yaşlarında, iki üç gün içinde dünyanın acısını çekmiş Lamia'yı cezalandırıyor. Neden? Lamia kemik gibi önüne atılan evlilik teklifini reddetti diye. Sabah masada servis yapan Lamia'ya pis pis bakıp, kızın kalbini kırmak için Cavidan'la nişanı bozma fikrinden vazgeçtiğini ve evliliği gerçekleştireceğini söylediği sahne var. Ölür müsün, öldürür müsün Kenan'ı!
    Gram değişmemiş herif ya. Tomruk olarak 75 bölümü tamamlamış Kenan.


    Lamia ile ilgili her şeyi ilk farkedenin baştan beri Cemil olması ne güzel detaydır yalnız. Yine tekrar ediyorum. Dizinin bölümlerini ardı ardına izleyince ortaya çıkan şey, özlerinde bir olan (ikisi de sevgiye açlar, koşulsuz sevilmek istiyorlar ve yalnızlar) Cemil ile Lamia'nın kaderleri birbirine gizli olarak yazılmış. Dizi bu ikilinin çeşitli yollardan geçip, badireler atlatıp yine en sonunda birbirlerini bulma hikayesini anlatıyor. Ve sanırım bu yüzden bu ikili, ne kadar ayrı olsalar da hep bir bütünü oluşturuyorlardı dizi boyunca. Lamia'nın Cemil'le uyum içinde olması, her şeyi paylaşmaları, eskiden gelen dostlukları, konuşmadan anlaşabilmeleri, birbirlerini herkesten iyi tanımaları da hep bu yüzdendi. Kenan ve Lamia bir çocuk sahibi oldukları halde, Cemil ve Lamia'nın sahip olduğu bağa ve bütünlüğe asla sahip olamadılar. Cemil ve Lamia yap-boz parçaları gibi hep birbirlerini tamamlamışlar.
    Konu Darmody tarafından (13-04-19 Saat 01:26 ) değiştirilmiştir.

  6. Beğenenler;
    deren1970 (15-04-19), nazella (13-04-19)

  7. #644
    Durum:
    Çevrimdışı
    Darmody - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.06.2016
    Yer
    VATIKAN
    Mesajlar
    2,242
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    151

    Aldığı Beğeni: 741

    Bahsedilme
    4 Mesaj

    Standart Cevap: Dudaktan Kalbe- Bölüm Yorumları

    Yine ben

    Cemil'in intikam alma girişimi hep, Leyla'nın son nefesinde Kenan'a ilan ı aşk etmesi yüzünden oldu diye yorumlandı. 13,14- 17 ve 38. bölümlere göz gezdirdim de bu biraz eksik olmuş bence.
    Son nefesinde Kenan'a ilan ı aşk eden Leyla ile Cemil, hastanede öfke ile kalıyor evet. Yalnız tetikleyen şey, sadece bu değil. Cenaze sonrası Kenan ile konuşması var. Cemil, gayet açık bir şekilde Leyla'nın yıllardır Kenan'ı sevdiğini, kendisinin de bunu bildiğini anlatıyor. Kenan ise inkar modunda. Cemil'in söylediklerine önem verip, en azından bu durumun kabahatlisi olmadığını ( zira cidden kabahatli değil, kabahatli olan Leyla) açıklamak ve bir nebze Cemil'le diyaloğunu ilerletmek yerine, sanki Cemil yoktan yere bir şey uydurmuş gibi geçiştirmeye çalışıyor. Ha Kenan'ın kötü niyeti yok (Belki) ama yaptığı şey, o durumdaki Cemil'i öfkelendiriyor. Çünkü Cemil, Leyla ile Kenan arasında biten ilişkiye şahit olmuş, karısının aldığı çiçeği de, o çiçeği senelerce sakladığını da görmüş. Kenan'ın hiç olmamış gibi inkar etmesi, Cemil'in olayı " beni aptal yerine koyuyor " şeklinde yorumlamasına neden oluyor. Ki daha sonra Lamia'yı ziyarete gidip, Kenan ile Leyla arasında yıllardır süregelen bir ilişkinin varlığını bildiriyor Lamia'ya.

    İkinci fitil ise Saib paşanın yakmaya çalıştığı Leyla'ya ait günlüklerden birini Cemil'in okuması. Zira öncesinde Kenan ile arasında geçen konuşmada, Leyla'nın kendisini sevmediğini ama en azından denediğini söylüyor. Cemil'in mantığına göre Kenan'dan ayrılan Leyla, " belki zamanla unuturum " diye Cemil'le evlenmiş. Günlüklerde ise baştan beri planlı olarak, sırf Kenan'a yakın olmak için Cemil ile evlendiğini yazan Leyla var.

    Cemil, yıllardır sevilmemeye ve son anda Kenan'a yapılan ilan ı aşk'a baştan öfkeli ama Cemil'i çığrından çıkarıp, onu intikam peşine düşüren şey, günlüklerde yazılanları okuması ile Leyla tarafından Kenan'a giden yolda, sadece bir araç gibi kullanıldığını öğrenmesi oluyor.

    Cenazeden sonra onun için karşılıksız fedakarlık yapmış olan Lamia'ya koşması ve Leyla-Kenan aşkını Lamia'ya anlatması ince bir detay. Daha o anda Kenan'dan intikam almak için Lamia'ya yaklaşma fikri yok Cemil'in. Sadece Lamia'yı kendine yakın hissediyor. Bunun nedeni de,
    1. Lamia'nın suçu üstlenip, Cemil için fedakarlık yapması ve Cemil'in buradan Lamia ile kendine bağ kurması.
    2. Leyla tarafından aldatılan kendisi ile Kenan tarafından aldatılan Lamia arasında benzerlik kurup, bir nevi aynı kaderi paylaştıklarına inancı. Daha sonra zaten Lamia'yı hapiste ziyarete gelen Kenan'a Lamia ile ilgili ilk uyarısını yapıyor: LAMİA'DAN UZAK DUR, ONU DA ZEHİRLEMENE İZİN VERMEM. ÇOK CİDDİYİM KENAN!

    Benim şimdi dikkatimi çeken Lamia'nın ziyaret sürecinden itibaren Cemil'e olan tavrı. Cemil'e karşı bir çekingenlik var. Yaşadıkları olay ve Leyla yüzünden dolayı diyecem ama tam olarak açıklamıyor bu ikisi o çekingenliği.
    Cemil'in tavrı desem, Cemil gayet Cemil'ce davranıyor Lamia'ya. Hatta Kenan-Leyla geçmişini açarak Lamia ile samimiyeti ilerletmesi bile söz konusu. Hapishanede Cemil'e karşı tedirgin olan, onu izleyen ve ara sıra göz atan Lamia'nın, Cemil'e bakış atması zaten ilk 17. bölümde. Ki ziyarete gelen Cemil'i görünce önce bi şaşkınlık, belli belirsiz bir memnuniyet sonra yine tedirginlik var Lamia'da. Yemek masasında kadeh kaldırırken Cemil'in göz kırpması ile bi duraksıyor, sonra kaçamak kaçamak Cemil'e bakıyor. Cemil de ona bakıyor o sıra.
    İmzamdaki 38. bölümden sahnede ise Cemil ve Lamia'nın yine bir yemek masasında kadeh kaldırırken, kısa süreli bir bakışlarının kitlenmesi durumu var. İkisi de kadehleri ellerinde birbirlerine bakakalıyorlar, Makbule de bunu farkediyor. Zaten 39. bölümde yıldızları izledikleri sahnelerde Lamia ve Cemil'in yine birbirlerini gözleri ile bulmaları var. Gökyüzünü tebessümle izleyen Lamia'ya Cemil'in bir bakışları var, kalp eritir. Lamia'nın yüzündeki tebessümü izledikçe mutlu oluyor Cemil ve muhteşem bir tebessüm de onun yüzüne yerleşiyor.

    17.bölümde ilk ziyaretini gerçekleştiren Cemil'i gözüne kestiren ve yemek yaptıkları sırada Cemil'den konuşup duran Makbule'den gerilen Lamia da ayrı detay. Makbule zaten sonrasında Cemil'in Lamia'ya olan ilgisini farkedip, önden önden Lamia'ya "o da bana karşı boş değil " diye hikaye yazıyor. Sonrası ise zaten Cemil'i tehdit etmesi. Makbule'deki anormalliği çıktıkları yemekte farkedip, onun kafasını dağıtması için gelecekten falan gayet normal konuşan Cemil'in, her söylediğini kendine yontan Makbule, baştan beri Cemil'in Lamia'ya olan ilgisini farkedip, kıskanıyor. Sonra da zaten zıvanadan çıkıyor.

    Kenan'ın düzeni bozulmasın diye kendince fedakarlık yapıp, karnındaki bebekle Kemal beyin evi ve nikahına kendini hapis eden Lamia ile aynı dönemde Lamia'nın yanında olmak için Makbule'nin iplerine kendini esir eden Cemil var dizide. Yine bir kader birliği var ikili arasında.
    Kemal beyin kendisine olan niyetinden habersiz, onun yaptığı evlilik teklifini gayet masumane bulan Lamia'ya karşılık, gerilen Makbule'yi rahatlatmak için onunla hayattan falan masumane konuşan Cemil'in, Makbule tarafından farklı yorumlanması var.
    Cemil ve Lamia Kemal bey ve kızı Makbule ile savaşa girerken, Kenan tüm bunlardan bağımsız kendi hayatını yaşıyor. Sırf bu durum bile aslında Lamia ile Cemil'in ileride birleşeceğinin işaretiymiş.
    Biri mecburi olarak aynı evin babası ile evleniyor, diğeri mecburi olarak o babanın kızı ile nişanlanıyor. Bu süreç içinde Cemil ve Lamia fırsat buldukları kısa anlarda gizli gizli konuşup, hareket ediyorlar. Kah Lamia, Cemil'i uyarıyor kah Cemil, Lamia'yı. Makbule'nin dozu artan baskısı ile ikilinin köşe başı konuşmaları, arada kaçamak bakışları ile olay, küçük çaplı Aşk ı Memnu'ya dönmüş. Şöyle bir bakınca 17. bölümden itibaren Lamia ve Cemil gizli flört/ yasak aşk yaşıyorlar gibi bir tablo var. Kenan ise Adnan bey gibi her şeyden habersiz, kendi aleminde
    Konu Darmody tarafından (15-04-19 Saat 00:39 ) değiştirilmiştir.

  8. Beğenenler;
    deren1970 (15-04-19), Elmerist (15-04-19)

  9. #645
    Durum:
    Çevrimdışı
    Elmerist - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    30.04.2015
    Yer
    The Master's Sun❤
    Mesajlar
    251
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    11

    Aldığı Beğeni: 22

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Dudaktan Kalbe- Bölüm Yorumları

    Dudaktan kalbe'den kopamayanlardan biri de benim. Şu sıralar fena halde beynime girmiş bulunmakta, öyle ki? açtım ben de bazı bölümlerini izledim. Cidden insan tekrar-tekrar izleyince yeni şeyler farkediyormuş.
    Ben de bazı detaylara dokunmak istiyorum. Mesela, 75.bölümde Lamia'nın ilan-ı aşk sahnesini zibilyonuncu kez izleyince çok farklı detaylar görmeye başladım. Daha önce izlediğimde bunu fark etmemişim. Cemil Lamia onun evlilik teklifini kabul ettikten sonra “sana layık olacağım söz veriyorum”, Lamia ise hemen ardından “sevgine layık olacağım söz veriyorum” diye bir-birlerine söz verirler. Şimdi dikkat edelim onların verdikleri sözlere. Cemil “sana layık olacağım” diyor. Niye? Çünki Lamiayı daima güçlü, kendinden emin, dik, hayata karşı metin, azimli görmüş, bilmiş, aşık olmuş. Zaten dizi boyunca defalarca da Lamiaya bu yüzden aşık olduğunu dile getirmişti. Cemil Lamianın bu yönüne hayrandı en çok da. O ayakları yere basan, mücadeleci Lamiayı sevdi, benimsedi. Çocuk, ezik, hayatı anlamayan Lamiayı değil. O yüzden Cemil sana layık olacağım diye söz veriyorken, Lamia ise “sevgine layık olacağım” diye söz veriyor. Niye? Çünki Lamia Cemilin aşkına nihayet güvenip, bu aşkın ne denli büyük ve özel olduğunu anlamış, Cemilin verdiği emekleri, direnişini, vazgeçmeyişini takdir etmiş ve onun aşkının yüceliğini kabul ederek teslim olmuştu. Lamia da Cemilin aşkına aşık olmuştu bir nevi. O yüzden o da sevgine layık olacağım diye söz vermiş.
    Diğer bir detay ise şöyle : Lamia yine aynı ilan-ı aşk sahnesinde diyor ki, seni ne zaman sevmeye başladım ben de anlamadım. Hemen aklıma Cemilin yazdığı mektuplardan biri geldi. Cemil de aynen veda mektubunda şöyle diyordu: “Nasıl sevdim seni hiç farketmedim önce, bi baktım özlüyorum, yanında olmak istiyorum, hep yanında.” Cemil de Lamia da farketmeden bir-birlerini sevmişler, zamanla bir-birlerinin yüreğine dokunmayı başara bilmişler, taa dizinin ilk bölümlerinden bir cemre düşmüş kalplerine. Sadece Cemil bu aşkı daha erken görüp anlayan taraftı, Lamiaysa gözünü kör etmiş fanatikliği, Cemil-Kenan husumeti yüzünden Cemil aşkına güvensizliği ve Nimet olayları yüzünden bunu malesef çok geç anlamış oldu. Ama geç olsun da güç olmasın. Esas anladı ya muhim olan o
    Lamia Cemilin onu değiştirdiğini anlamış, kabul etmiş ve bu değişimi çok sevmişti, nasıl ki Lamia Cemili değiştirmişti ve Cemil o değişimi sevmişti. Daim ona güç verip, arka dayak olan Cemil, onun verdiği güven yüzünden gerçek anlamda bir dişiye çevrilen Lamia yeni Lamiayı çok sevmişti. “Rengarenk kanatlarımı sen taktın bana”...
    Cemil de aynı Lamiaya duyduğu o samimi ve gerçek aşk yüzünden yavaş yavaş değişmeye, iyileşmeye, gerçek Cemile dönmeye başlamış ve mektuplarının birinde de belirttiği gibi “o Cemili çok sevmişti”, Lamianın da tanıyıp sevmesini diliyordu... Bu ikisi kişi bir-birlerini olumlu yönde değiştiren, bir-birlerine sonsuz değer katan ve aslında özlerine dönmelerine sağlayan insandılar. Cemil Lamianın içindeki dişiyi ortaya çıkarmış, Lamia ise Cemilin içindeki o sevgiye muhtaç, saf çocuğu...
    Lamia bir keresinde Kenanı çok sevdiğini dile getirmişti, ben onu çok sevdim diyordu. Bir defasında da onu seviyorum ama önceki gibi aşkla, tutkuyla değil demişti. Lamia aslında Kenanı bir hayran olarak sevmişti aslında. Hani biz de ünlü birinin fanı oluruz ya, onun özelini tam bilmeyiz, ya da sadece magazinlerden takip ettiğimiz kadar bilir ama ciddi anlamda gerçekte nasıl biri olduğunu bilemeyiz. Ama yaptığı işe aşık olur, bu aşkımız da sonrasında o kişiye hayranlığımızı yaratır ve böylelikle de o kişinin fanına dönüşürüz. Her yaptığına hak kazandırmaya çalışır, onu hatta ilahlaştırır ve kör kütük bağlanırız ona. Lamianın da Kenana sevgisi öyleydi. Bir hayran sevgisi. Bir fanın ünlüye duyduğu sevgi. Ki Lamia 74.bölümde Leylanın mezarı üzerindeyken de “ne çok büyütmüşüm onu gözümde” diyerek itiraf etmişti aslında gerçek kenanı değil de düşüncelerindeki kenanı sevdiğini. Ki bunu dizide bir kaç kez de defalarca başka şekilde de söylemişti. Lamia beyninde çok farklı bir kenan yaratmış ve ona aşık olmuştu. Hani çoğu kişinin sinirlenip zor dayandığı “deneme”-li bölümler vardı ya 59 ve 60.bölümler. İlk izlediğimde ben de çok sinir olmuştum, ama bu gerekliymiş. Kenan ve Lamia arasında farkın, bu sevginin sağlam olmadığının, hatta sevgi de olmadığının en sağlam kanıtıydı o bölümler. Birini ne zaman tanırsın? Ona en yakın olduğunda, onunla birşeyler paylaştığında. Lamia da kenanla aynl evi paylaşıp kenanı tanımaya başladıkça onun da tabiriyle masal gerçeklerle bozuldu ve küçük kızın masalı sona erdi. Küçük kız uyandı, büyüdü... Öyle ki, onu gerçekten seveni ve aslında kalbindeki gerçek sevginin sahibini anlamış, kabullenmiş oldu. “Sevmek çok güzelmiş”.... Aslında Lamianın tek bu cümlesi bile Lamianın sevgiyi Cemille tattığı, aslında gerçek anlamda Cemili sevdiğini, sevmenin anlamını Cemille öğrendiğini biz de öğrenmiş olduk.
    Cemille Lamianın o kadar ortak yönleri vardı ki, herşeyden öte bu iki kişi bir-birini diğer her kesten daha çok tanıyordu. Ki, Lamia Cemil-Lamia bir keresinde (bebekler için mama reklamı sonrası) yemeğe çıkarken Cemilin yüzünden, gözlerinden (ki aslında çok da belli etmemişti Cemil keyfinin olmadığını) “bu gün birşeyler var sende” diyecek kadar, Cemil de Lamia kenana taşındığında meleği dışarıda gezdirirken yakınlaşıp “mutlu değilsin Lamia, göre biliyorum” diyecek kadar tanıyormuşlar bir-birlerini.
    Daldan dala atlamış olacağım. Ben bir de bu dizide Lamianın Cemili hep kalbinde taşımasını, ona kalbinde hep özel yer açmasını çok sevmiştim. Ki Makbuleye de söylemişti bunu. Ve de boşanmış olmalarına rağmen Paşazade soyadını kullanması detayını sevmiştim. Apartman görevlisini arayıp ben Lamia PAŞAZADE demeler, Lami aPAŞAZADE ismi yazılı kontrakta imza etmeler filan.. Bütün bunlar bariz bir şekilde anlatıyordu ki, Lamia Cemilden boşanmıştı ama sadece kağız üzerinde.
    Son olarak da finalin son sahnesiyle ilgili bir yorum yapmak istiyorum. Kenan Afife ile konuşurken bile bencil olduğunu itiraf etmiş, senarist defalarca Kenanın bencilliğini bize farklı şekillerde anlatmış, Toygar bey bile şarkılarıyla Kenanın karakterini yansıtmış olmasına rağmen hala ve günü bu güne kadar Kenan da Kenan diyip Kenanda hiç bir yalnış görmeyen, yaptıklarına hak verip finali kabul etmeyen insanları hiç anlamıyorum doğrusu... Toygar beyin bu bir veda şarkısının sözleri o kadar güzel anlatmıştı ki durumu...
    Söz vermiş aşklara (o sırada Cemil Lamia bir birine söz vermişti aşklarını hayatlarının sonuna kadar hiş eksitmeyeceklerine dair), hayata mağlubum
    Derin sevdalara, büyük ihtiraslara mağlubum...

    Evet Kenan hayat karşısında yenildi, gerçek aşk karşısında yenildi ama en çok da kendi kendine yenildi. Sevmeyi beceremediği, cesaretli olamadığı için. Hep bencil olup gerçek duygularına yer vermediği için. Kenan yenildi, yenilgiyi de kabul etti, kendinin nasıl biri olduğunu da anlattı ama hala kenanı tutmaya devam... neyse efenim.
    Şimdilik bu kadar. Bir gün Cemilin mektupları ile ilgili de bir yorum yapmak istiyorum, çünki o mektuplar öyle bir zariflikle öyle bir anlamla yazılmış ki. İnsan aşkını bu kadar naif anlata bilirdi
    "Karamsarlığa kapılan kalpler çareyi düşünmeye fırsat bulamaz"

  10. Beğenenler;
    Darmody (16-04-19), deren1970 (16-04-19)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 6 kullanıcı var. (0 üye ve 6 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

SEO by vBSEO 3.6.1