Sayfa 135/135 İlkİlk ... 3585125131132133134135
673 sonuçtan 671 ile 673 arası

Konu: Dudaktan Kalbe - Bölüm Yorumları

  1. #671
    Durum:
    Çevrimdışı
    ametist18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    16.04.2019
    Mesajlar
    31
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    6

    Aldığı Beğeni: 51

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Dudaktan Kalbe - Bölüm Yorumları

    Alıntı Darmody Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Saib paşayı ben de seviyordum. Dizinin büyük bir bölümünde (özellikle ilk sezon) dizinin kasvetini dağıtan zaten Cemil ve Saib paşa ikilisi idi. Saib paşa, eşinin ölümünden ötürü biraz Cemil'e farkında olmadan öfkeli, hayata karşı hırslı bir adamdı. Cemil'le birlikte o da dikenlerini attı üzerinden. Oğlunu seviyordu ama sevgiyi göstermeyi bilmiyordu kesinlikle. Belki de öfkesi sevgisini basırıyordu. Cemil ve Saib ikilisi bence tv tarihinin en güzel baba oğul hikayesine sahip. Birleştirici ve şefkat sahibi annenin yitirilmesi ile birlikte eksik kalan iki erkek... Birbirlerine bağlılar ama bu baba- oğul sevgisini göstermede kusurlular. Ne kadar kızsa da Saib beyin Cemil'den vazgeçmemesi, ne kadar kırılsa da Cemil'in babasına olan sevgisinin eksilmemesi çok güzeldi. Saib paşa uzun bir süre oğlunda yarattığı eksikliği farkedemedi. Kendi penceresinden Cemil'e bir etiket biçmiş, aynı tonda kendi davulunu çalıp duruyordu. Bir süre sonra farkettiğinde ise ne yapacağını, nasıl tepki vereceğini bilemedi. Cemil sevmeyi nasıl öğrenirken bocaladıysa, Saib paşa da öyle bocaladı. En sevdiğim sahnelerden biridir Lamia'yı izleyen Cemil'in yüzündeki her ifadeyi dikkatlice izleyip, oğlunun duygularını seyrettikçe hüzünlenen Saib paşa sahnesi. Sonrasında Lamia ile konuşuyordu zaten. Leyla'nın en gıcık olduğum yanı da oydu. Kendi bir baltaya sap olmuş gibi Cemil'e laf söylüyordu. Cemil, kendi öz babasının varlığını yiyordu ve dibine kadar hakkıydı. Leyla hanım ise kayın pederinin imkanlarının üstünde oturup, bir de Cemil'e laf söylüyordu.
    Kenan'la birlikte olsalar birbirlerini yer mutlu olurlardı. İki bencil, bir mezara yarışır.

    Bebeğin babasının kim olduğu konusunda aklına binbir isim gelen Kenan'ın, o ihtimaller dahiline kendini koymaması komiktir ama Kenan'ın kişiliği bakımından mantıklıydı. Çünkü Kenan, sorumluluk almak yerine, her şeyin yükünü başkalarına yüklediği ve şişik egosu yüzünden o bebeğin babası olmayı kendine yakıştıramadığı için hiç aklına getirmedi o ihtimal. O ihtimal aklına geldiği anda ise söylenen yalanlara inanmak hep cazip geldi. Kenan ile Cemil'in bebeği öğrendikleri anda verdikleri tepki ikisi arasındaki dev uçurumun göstergesi idi. Cemil direk bebeğin babasının Kenan olduğunu düşündü, başka bir ihtimali düşünmedi ve asla Lamia'yı sorgulamadı bile. Kenan ise defaatle bebeğin babasının kim olduğu hakkında sürekli şüphe duydu. Her ne kadar Cavidan dillendirse de Dna testini istemesinin asıl nedeni de o şüphe idi. Cemil'i hastanede sorguladığı sahneye çok gülerim hala. Cemil ilk anda " ne saçmalıyorsun sen?" dediyse de baktı Kenan kendi kafasında yazdığı hikayeye inanıyor, itiraz etmeyi bıraktı. Hele bir de Kenan, Kemal beye para verildiğini sorguladığı anda Cemil'in "meblağı mı merak ediyorsun?" diye cevabı var, hala izlerken koltuktan düşerim Afife ile Kenan, Nimet ile Enise ikilisinden farksızdı fesatlık konusunda.

    Lamia garibim Makbuleyi farkettiğinde hep apar topar toparlanırdı. Ama ne olursa olsun yine de Cemil'e dalıp gitmeden de duramazdı.
    "yemeğiniz iyi geçti mi bari?" O sahnede Cemil'i bekleyen Lamia'dan daha müthiş olan şey, eş olarak eve geç gelen kocasını iğneleyerek sorgulayan Lamia'dır. Bir de yine kendini kontrol edemediğinden duygusal tepki verdi orada yine. Cemil "niye soruyorsun?" deyince kafaya dank etti, toparlamaya çalıştı. Sonraki sabah Nimet'e karşı "gocamı gaptırmam" mottolu Lamia vardı ahahaha

    Lamia'yı hırpalayan Kenan'a karşı susan Suzan hanımdan hiç rahatsız olmadım ben. Çünkü o hırpalamayı Lamia hakediyordu Onca olandan sonra Kenan'a inanan Lamia'ya gerekti o. Cemil'e atmaca kesilen Suzan'ın, Kenan'a karşı susması belki rahatsız edebilir ama düşününce o durum bile Cemil'i daha sahiplenen Suzan'a delil bence. Suzan hanım Cemil'e atmaca kesiliyordu çünkü Cemil'i "el" belleyip, ondan sakınmıyordu bence. Kenan ise hep "el" oldu Suzan hanım için bile.

    Deneme bölümlerindeki Lamia'yı zevkle izledim. Zaten 1 bölüm mutlu oldu sonrası hep çileeee ile geçti Lamia için. Limitini doldurana kadar sabır etti. Biraz da yaptığı hatayı kabullenmek istemedi o yüzden dayanmak için direndi de direndi Lamia ama yapamadı, balon patladı. Denemenin ikinci bölümünden itibaren hep "Cemil'i terkettiğime değecek" diye kendini inandırmaya çalışan, sürekli olarak umut ve temenni içeren günlük yazan ama avuçlarına hep hayal kırıklıkları toplayan Lamia vardı. Ben mesela "sıra senin Cemil'den kurtulmanda " diyen Kenan'a buruk bir yüz ifadesi ile sarılan Lamia'yı, Kenan öpecekken irkilip Cemil'e evli olduğunu hatırlayan Lamia'yı ve gittikten sonra ilk karşılaşmada Cemil elini çekene kadar eli, Cemil'in elinde kalan Lamia'yı çok severim. Tüm o Lamia'lar yüreğinde pişmanlık olan ama nasıl geri dönüleceğini bilmeyen Lamia'lardı bence. Kazadan sonra Kenan'a ve dahi kimseye aldırmadan Cemil'in elini tutan Lamia ile Cemil İsviçre'de iken bütün boğuşmanın ardından gece odasında yalnız kaldığında mektup aracılığı ile Cemil'e dokunan Lamia çok güzel detaylardı. Gelin faytonunu kaçıran Lamia güzeldi ama "Cemil seni görmek istemiyor " diyen Saib paşayı dinlemeyip, Cemil'e koşan Lamia daha güzeldi. İlk bölümlerden itibaren Lamia'nın nasıl değiştiğini gösteren sahnedir orası. İlk bölümlerde olsa, kendini geri çeken ve korkan Lamia olurdu ama o sahnede Cemil'in onu itme ihtimalini bile görmezden gelip, ona koşan Lamia vardı. Cemil görmek istemiyor olsa bile, Lamia Cemil'i görmek istiyordu. Kim engel olursa olsun Lamia, Cemil'i görecekti. Cemil kovsa da, bağırsa da, çağırsa da, yürümüyor olsa da, hiçbir şey umrunda değildi. Lamia, Cemil'i seviyordu, özlemişti ve görmek istiyordu. İlk sezon ne olursa olsun Lamia'ya koşan Cemil'in yansımasıdır o sahnedeki Lamia. Cemil ne yaşadıysa, aynını yaşadı Lamia. İtiraf sahnesinde mektuptan alıntı ile karşılık vermesi, daha önce belki de binlerce defa böyle bir itirafı kafasında kurduğunun göstergesi. Lamia zaten biran önce Cemil'e ilan ı aşk etmeyi kafasında kurmuştu. Sabah uyanır uyanmaz ona gitmesi de o yüzdendi. Bu sebeple "bizimkiler sizde" diye alakasız yerden konuya girdikten sonra nefes alıp, dikleşip kararlı bir şekilde " biz de seni özledik" ile başlayan konuşmada ilan ı aşk kısmı çat çat çat geldi. "seni ne zaman sevmeye başladım ben de anlamadım" demesi çok güzeldir. Mektupta Cemil " seni nasıl sevdim hiç anlamadım" demişti. Cemil planlamadan aşık olmuştu, Lamia da aynısı yaşadı. Üstelik bu aşkın daha öncelere dayandığını, zaten varolduğunu ama bunu sonradan farkettiğini söyledi Lamia orada Cemil'e. Evli iken ya da Cemil yokken falan değil, zaman sınırlaması koymuyor orada Lamia. Ama izleyici olarak biz biliyoruz 17. bölümde başladı Cemil'i sevmeye Farkına bile varmadı çünkü uzun bir süre kendindeki değişikliği ve tepkilerini sorgulamadı hiç. "Rengarenk kanatlarımı sen taktın bana. Şimdi içimde çırpıyor o kanatlar " , Cemil'in mektupta " Rengarenk kanatlarınla mutluluğa uçmanı istiyorum" cümlesine cevap. Lamia, şimdi dönüştüğü halinin aslında Cemil'in eseri olduğunu ve onun yanında mutlu olduğunu söyledi. Ki öyle idi de. Lamia'nın ayaklarının üzerine basmasını, ezilmemesini ve kendi kimliğini bulmasını sağlayan öz güveni Cemil vermiştir hep. Sarıldıklarında Cemil'in kokusunu çekiyor ya içine, ben de en çok anı seviyorum itiraf sahnesinde.

    Düğünde sürekli temas halindeler. Dikkat edilmeyecek gibi değil çünkü sürekli temas halindeler. Birbirine deli gibi aşık ikili var o sahnede. Uzun bir süre de ayrı kalmışlardı haliyle en mutlu günlerinde sürekli dokunma ihtiyacı duymaları çok gerçekçi olmuş. Lamia'nın ilk birlikteliğini hatırlayınca vuslat sahnesi çok anlamlı oluyor bence. Birinde kendi istediği için değil, karşısında onu suistimal eden adamın duygusal istismarına maruz kalan çocuk saflığında genç bir kız var. Diğerinde ise sevdiği adamla birlikte olmak için bekleyen bir kadın. Haliyle kalbinin göğüs kafesini yırtacak kadar hızlı çarpması çok anlamlı. Karşısında sadece cinsel dürtülerini doyurmak isteyen adam yoktu. Onu seven ve her şeyden önce bağlılık yemini eden bir adam vardı. Lamia ilk kez Cemil'le SEVİŞTİ. Vuslat sahnesinin en güzel detayı da bence budur. Cemil konuşurken de Lamia Cemil'e dokunuyor o sahnede hep mesela :)
    Saib Paşa ve Cemil gibi baba-oğul ilişkisi bir daha gelmedi. İlk başlarda Saib Paşa'nın Cemil'e davranışları tuhaf gelse de içinde sevgisi olduğunu hissediyordum. Sanırım o yüzden kızamıyordum kendisine. Çok seviyordu ama aynı zamanda öfkeliydi. Öfkesini göstermek sevgisini göstermekten daha kolaydı. Cemil, Lamia'yı sevdikçe kendi içindeki iyi Cemil'i buldu. Sadece kendi değişmekle kalmadı etrafındakileri de değiştirdi. Cemil ve Lamia hapisten çıktıktan sonra yalıya geliyorlar Kenan da Lamia'ya hönkürmeye geliyor. Kenan gittikten sonra Lamia ağlamaya başlıyor. O sahnede Lamia ağlarken Cemil'in gözlerinin dolması ve Saib Paşa'nın fark etmesi çok hoştu.

    Leyla'yı neresinden tutsam elimde kalıyor. Hak verdiğim hiçbir yanı yoktu. Cemilciğim de Leyla'yla evliyken Allah'a emanet yaşıyordu. Malum 3 bölümde adamı hem çolak hem topal yaptı. Neyse ki sonunda kurtulduk kendisinden. Gerçi sonu ölüm değil de Kenan'la beraberlik olsa daha çok hoşuma giderdi

    Cemil'le Lamia'nın anlaşmalı evliliği sırasında Lamia'nın kıskanmalarını izlemek benim için büyük keyifti. Her şey Cemil ve Lamia açısından güzel giderken birden tepetaklak olmasını beklemiyordum. Kenan'la giden Lamia'nın 'kağıt üzerinde de olsa evliyim' deyip Kenan'la yakınlaşmamasından anlaşılıyordu bedenen de ruhen de uzaklaştığı. Deneme bölümlerinde Lamia'nın Kenan tarafından uğradığı hakaretlerin hiçbirine üzülmedim ne de olsa kendi isteğiyle, bilerek gitmişti.

    Deneme bölümlerinde benim en sevdiğim sahne Cemil'in, kaldıkları evin oraya gelmesi, sokakta konuşmaları ve Cemil giderken Lamia'nın arkasından uzun uzun bakmasıdır.

    Lamia'ya dizi teklifi edileceğini öğrenince Kenan 'yeni altın yumurtlayan tavuk Lamia, ne çabuk şöhret yapıyorlar insanı' demişti. Suzan Hanım orada Lamia'yı susturmuştu bir miktar gıcık olmuştum kendisine. Kenan'la dura dura ona da bir dengesizlik bulaştı sanırım

    Afife ve Kenan ikilisi Lamia'nın başına gelen en kötü ikiliydi. Her dakika adını çıkarmaya hazırlardı. Cemil'in kaldığı otelden Lamia'yı çıkarken görünce hemen etiketlemişti Cemil 'yok öyle bir şey' dediği halde. Umut varken de böyleydi. Afife de Kenan da ne zaman görse tuhaf tuhaf bakıyorlardı. DNA testi öncesi Kenan'ın flashback rezaletinden bahsetmeye gerek bile yok. Utanmadan bebeğin Rasih'ten olabileceğini bile düşündü.

    Cemil'in Zürih'ten döndüğünü duyunca depar atan Lamia bir başkadır gözümde. Saib Paşa'yı dinlemeyip odaya çatkapı dalması aklıma 59.bölümü getirir. Malum kendisi Cemil'e 'kapıyı vurmadan nasıl girersin' demişti. Gün geldi devran döndü kendisi kapıyı vurmadan girdi Cemil'in yürüdüğünü gördükten sonra 'bana söylemeliydin' diye isyan eden ve kendini geri çekmeyen Lamia'yı ayrıca severim. Hele ki Nimet'in düğününe gitmeden önce Saib Paşa 'hadi Lamia' diyene kadar Lamia'nın gözlerini Cemil'den ayırmaması muhteşemdi.

    Sabah sabah hem kendisini hem Melek'i süslemiş Cemil'e gideceğiz diye Bank sahnesinde Lamia'nın söyledikleri çok hoştu ama ben Cemil'in tepkilerini daha çok seviyorum. Özellikle 'neler söylüyorsun' dediği yere bayılıyorum

    Vuslat sahnesinde benim en çok hoşuma giden de birbirlerine söz verdikleri kısımdı. Öyle hemen olaya girmediler önce ruhen doyurdular birbirlerini. Cemil, Lamia'ya dokunurken Lamia'nın gözleriyle takip etmesi hatta dayanamayıp 'hadi' anlamında sabırsızca Cemil'in koluna dokunması paha biçilemez

  2. #672
    Durum:
    Çevrimdışı
    Darmody - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.06.2016
    Yer
    VATIKAN
    Mesajlar
    2,248
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    154

    Aldığı Beğeni: 747

    Bahsedilme
    4 Mesaj

    Standart Cevap: Dudaktan Kalbe - Bölüm Yorumları

    Alıntı ametist18 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Saib Paşa ve Cemil gibi baba-oğul ilişkisi bir daha gelmedi. İlk başlarda Saib Paşa'nın Cemil'e davranışları tuhaf gelse de içinde sevgisi olduğunu hissediyordum. Sanırım o yüzden kızamıyordum kendisine. Çok seviyordu ama aynı zamanda öfkeliydi. Öfkesini göstermek sevgisini göstermekten daha kolaydı. Cemil, Lamia'yı sevdikçe kendi içindeki iyi Cemil'i buldu. Sadece kendi değişmekle kalmadı etrafındakileri de değiştirdi. Cemil ve Lamia hapisten çıktıktan sonra yalıya geliyorlar Kenan da Lamia'ya hönkürmeye geliyor. Kenan gittikten sonra Lamia ağlamaya başlıyor. O sahnede Lamia ağlarken Cemil'in gözlerinin dolması ve Saib Paşa'nın fark etmesi çok hoştu.Leyla'yı neresinden tutsam elimde kalıyor. Hak verdiğim hiçbir yanı yoktu. Cemilciğim de Leyla'yla evliyken Allah'a emanet yaşıyordu. Malum 3 bölümde adamı hem çolak hem topal yaptı. Neyse ki sonunda kurtulduk kendisinden. Gerçi sonu ölüm değil de Kenan'la beraberlik olsa daha çok hoşuma giderdi Cemil'le Lamia'nın anlaşmalı evliliği sırasında Lamia'nın kıskanmalarını izlemek benim için büyük keyifti. Her şey Cemil ve Lamia açısından güzel giderken birden tepetaklak olmasını beklemiyordum. Kenan'la giden Lamia'nın 'kağıt üzerinde de olsa evliyim' deyip Kenan'la yakınlaşmamasından anlaşılıyordu bedenen de ruhen de uzaklaştığı. Deneme bölümlerinde Lamia'nın Kenan tarafından uğradığı hakaretlerin hiçbirine üzülmedim ne de olsa kendi isteğiyle, bilerek gitmişti. Deneme bölümlerinde benim en sevdiğim sahne Cemil'in, kaldıkları evin oraya gelmesi, sokakta konuşmaları ve Cemil giderken Lamia'nın arkasından uzun uzun bakmasıdır.Lamia'ya dizi teklifi edileceğini öğrenince Kenan 'yeni altın yumurtlayan tavuk Lamia, ne çabuk şöhret yapıyorlar insanı' demişti. Suzan Hanım orada Lamia'yı susturmuştu bir miktar gıcık olmuştum kendisine. Kenan'la dura dura ona da bir dengesizlik bulaştı sanırım Afife ve Kenan ikilisi Lamia'nın başına gelen en kötü ikiliydi. Her dakika adını çıkarmaya hazırlardı. Cemil'in kaldığı otelden Lamia'yı çıkarken görünce hemen etiketlemişti Cemil 'yok öyle bir şey' dediği halde. Umut varken de böyleydi. Afife de Kenan da ne zaman görse tuhaf tuhaf bakıyorlardı. DNA testi öncesi Kenan'ın flashback rezaletinden bahsetmeye gerek bile yok. Utanmadan bebeğin Rasih'ten olabileceğini bile düşündü.Cemil'in Zürih'ten döndüğünü duyunca depar atan Lamia bir başkadır gözümde. Saib Paşa'yı dinlemeyip odaya çatkapı dalması aklıma 59.bölümü getirir. Malum kendisi Cemil'e 'kapıyı vurmadan nasıl girersin' demişti. Gün geldi devran döndü kendisi kapıyı vurmadan girdi Cemil'in yürüdüğünü gördükten sonra 'bana söylemeliydin' diye isyan eden ve kendini geri çekmeyen Lamia'yı ayrıca severim. Hele ki Nimet'in düğününe gitmeden önce Saib Paşa 'hadi Lamia' diyene kadar Lamia'nın gözlerini Cemil'den ayırmaması muhteşemdi. Sabah sabah hem kendisini hem Melek'i süslemiş Cemil'e gideceğiz diye Bank sahnesinde Lamia'nın söyledikleri çok hoştu ama ben Cemil'in tepkilerini daha çok seviyorum. Özellikle 'neler söylüyorsun' dediği yere bayılıyorum Vuslat sahnesinde benim en çok hoşuma giden de birbirlerine söz verdikleri kısımdı. Öyle hemen olaya girmediler önce ruhen doyurdular birbirlerini. Cemil, Lamia'ya dokunurken Lamia'nın gözleriyle takip etmesi hatta dayanamayıp 'hadi' anlamında sabırsızca Cemil'in koluna dokunması paha biçilemez


    Cemil sadece Lamia'nın aşkını kazanmadı dizide. Babasının ve çevresinin saygısını ve sevgisini de kazandı. Kenan'la ikisinin ilk bölümden son bölüme kadar yolculuklarında başladıkları yerle, bitirdikleri yer arasında bir değişim var. Kenan, yarattığı Hüseyin Kenan imajı sayesinde insanları etrafına toplamıştı. O imajı sürdüremedi, dağıldı, etrafındaki herkes de dağıldı. Cemil, ilk başta kıyıda köşede insanların pek hoşlanmadığı, babasının asla saygı duymadığı biriydi, finalde tırnakları ile kazıya kazıya edindiği sevginin ve övgünün ortasında, imrenilen adam olarak bitirdi. Cemil'le birlikte Saib paşa da değişti. Oğlunun saklı tuttuğu yanı, ister istemez onu da etkiledi. Zaten Kenan, Enise, Gülay haricinde karakterlerin çoğu iyi- kötü değişime uğradılar. Özellikle Cemil, Saib, Nimet, biraz da olsa Şükrü iyi yönde ilerledi. Lamia da olgunlaştı.

    Anlaşmalı evlilik zamanı Lamia'nın Cemil'e karşı duygularının doruk noktasına çıkıp, farkedildiği daha doğrusu kendisinde olan değişimi hissettiği zamanlarıydı. Haliyle Kenan'a güdülenmiş Lamia'nın panik haliyle acele kaçışı söz konusu oldu. Kaçtı ve boyunun ölçüsünü aldı. Anlaşmalı evlilik yaptığı Cemil'le olduğu kadar rahat olamadı Lamia Kenan'la o deneme bölümlerinde. Cemil'in yanındaki o dik duruşlu kadın anında söndü, sürekli Kenan'ı memnun etmeye, bir şeylere kendini inandırmaya çalışan çekingen Lamia vardı. Lamia'nın dış görünüşü dahil hali, tavrı hep eskiye gitti o deneme bölümlerinde. Kenan'ın Lamia için doğru insan olmadığını göstermek için özellikle yaptılar bunu sanırım.

    Cemil'in geldiği o sahnede Cemil " sen mutsuzsun" deyince inkar etmiyor Lamia, ne zaman ki Cemil "pişman mısın?" diye soruyor Lamia tepki gösteriyor. Çünkü pişmandı ve eskiden olduğu gibi Cemil yine doğruyu söylediği için kızdı. Orada kuyruğu dik tutma derdi var. Sonrasında ise Cemil'in ardından pişmanlıkla bakakalan Lamia. Lamia, Kenan'la mutluluğuna Cemil ve etrafın engel olduğuna inanmış, Kenan'la birlikte olursa her şeyin masalsı geçeceğine aldanmıştı. Cemil'i terketti, Kenan'a gitti ama Kenan, onun hayalindeki adam çıkmadı. Üstelik Cemil, ikiliyi ayırmak için de bir şey yapmadı. Lamia'nın ihanetine rağmen hala sevdiğini söyleyip, onu kırmayan Cemil vardı.

    Kenan ile Afife'nin içinin ne kadar fesat olduğunu gösterirken, iki kardeşin ne kadar lümpen olduğunu da gösteriyor o sahne. Otele insanlar sadece sevişmek için mi gidiyor arkadaş? İkilinin aklına tek gelen Cemil ve Lamia'nın otel odasında oynaştıklarıydı. Çünkü o derece fesat ve lümpendiler. Zaten Kenan'ın o Hüseyin Kenan imajı içten gelmediği için komplekslerinin altında ezilip, üstünden döküldü.
    Kenan'daki aşağılık kompleksi had safhada olduğundan Umut dahil herkese tepeden bakıyordu. Onun o tepeden bakmalarına ve tavırlarına aldırış etmeden, aslında nasıl bir eziğin yattığını bilen Cemil'di baştan beri. O yüzden de dizi başladığında millet Kenan'ın etrafına toplanıp, onu pohpohlarken, Kenan'ın sadece poz kestiğini söyleyip, balon olduğuna vurgu yapan bir tek Cemil'dir.

    Lamia, Cemil'e ne yaşattıysa yaşadı. Kovuldu, hasret kaldı, engellenmeye çalışıldı ve tıpkı Cemil gibi her şeyin üstüne basarak, gurur murur demeden sevdiğine gitti. Lamia, aslında telefona bıraktığı mesajlarda "o mucize sende " dediğinde Cemil'i sevdiğini söylemişti ama o kadar çok reddetti, Kenan'ın peşinde öyle koştu ve Cemil'i o kadar çok kırmıştı ki zaten yürüyemeyen Cemil, o duygu karmaşasında detayı görmedi. Yoksa Cemil, anında farkederdi o mesajı. Cemil döndüğünde de Lamia'nın ilk sahnede sürekli olarak Cemil'le ikilisinin "biz" olduğuna vurgu çabası var. "bana haber söylemeliydin " demesi de o yüzdendi. Cemil nasıl her şeyi bir olarak planlıyorsa, Lamia da Cemil dönene kadar artık ikisinin "bir" olduğuna kanaat getirmiş, o yüzden Cemil'in bu haberi kendisine söylemesi gerektiğine inancı tam. Sürekli olarak ilişkilerinin varlığı üzerinden Cemil'e "neden aramadın, cevap vermedin, söylemedin?" diye hesap sorması var. Oysa teknik olarak Cemil ve Lamia'nın boşanma itibarı ile ilişkisi kalmamıştı. Yani Cemil'in özellikle Lamia'ya haber verme sorumluluğu yoktu. Ama Lamia o hesap sormada sürekli olarak "biz" vurgusu yapmaya çalışıyor Cemil'e çünkü ona göre Cemil'le ikisi sevgili :) ben şeyi de çok seviyorum o sahnede. Lamia, biraz temkinli şekilde Cemil'i yokluyor. Cemil'in bakışlarından, söylediklerine kadar Cemil'i tartmaya çalışıyor ama bi yandan da Cemil'e kavuştuğuna o kadar mutlu ki kendini tutmayıp sırıtmaya başlıyor ahahaha Hele "bunları sonra konuşalım" demesi koparmıştı beni. "bey şimdi olmaz yalnız kalınca konuşuruz" dedi.

    İtiraf sahnesinde şok olan Cemil. O da artık kabullenmişti Lamia'nın onu sevmeyeceğini. Zaten bu gerçekle yaşamaya hazırlanmak için kendine telkin ediyordu geldiğinde ama Lamia taktik maktik yok bam bam bam yapınca şok oldu. Lamia'nın aşk itirafını geçtim, Lamia'nın hali- tavrı bile Cemil için şok ediciydi. Kim derdi ki utancından insanların yüzüne bakarak konuşamayan Lamia, sokakta bir adama ilan ı aşk etsin. Cemil'le ben de şok oldum

    Çünkü ikisinin arasındaki cinsellikten öte duygusal bağdı. Haliyle hormonlardan çok duygusallık ön plandaydı vuslat sahnesinde. Lamia o sahnede "atıl kurt" komutunu bekleyen kurt gibiydi yaa ahahaha
    Konu Darmody tarafından (13-06-19 Saat 16:41 ) değiştirilmiştir.

  3. #673
    Durum:
    Çevrimdışı
    ametist18 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    16.04.2019
    Mesajlar
    31
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    6

    Aldığı Beğeni: 51

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Dudaktan Kalbe - Bölüm Yorumları

    Alıntı Darmody Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Cemil sadece Lamia'nın aşkını kazanmadı dizide. Babasının ve çevresinin saygısını ve sevgisini de kazandı. Kenan'la ikisinin ilk bölümden son bölüme kadar yolculuklarında başladıkları yerle, bitirdikleri yer arasında bir değişim var. Kenan, yarattığı Hüseyin Kenan imajı sayesinde insanları etrafına toplamıştı. O imajı sürdüremedi, dağıldı, etrafındaki herkes de dağıldı. Cemil, ilk başta kıyıda köşede insanların pek hoşlanmadığı, babasının asla saygı duymadığı biriydi, finalde tırnakları ile kazıya kazıya edindiği sevginin ve övgünün ortasında, imrenilen adam olarak bitirdi. Cemil'le birlikte Saib paşa da değişti. Oğlunun saklı tuttuğu yanı, ister istemez onu da etkiledi. Zaten Kenan, Enise, Gülay haricinde karakterlerin çoğu iyi- kötü değişime uğradılar. Özellikle Cemil, Saib, Nimet, biraz da olsa Şükrü iyi yönde ilerledi. Lamia da olgunlaştı.

    Anlaşmalı evlilik zamanı Lamia'nın Cemil'e karşı duygularının doruk noktasına çıkıp, farkedildiği daha doğrusu kendisinde olan değişimi hissettiği zamanlarıydı. Haliyle Kenan'a güdülenmiş Lamia'nın panik haliyle acele kaçışı söz konusu oldu. Kaçtı ve boyunun ölçüsünü aldı. Anlaşmalı evlilik yaptığı Cemil'le olduğu kadar rahat olamadı Lamia Kenan'la o deneme bölümlerinde. Cemil'in yanındaki o dik duruşlu kadın anında söndü, sürekli Kenan'ı memnun etmeye, bir şeylere kendini inandırmaya çalışan çekingen Lamia vardı. Lamia'nın dış görünüşü dahil hali, tavrı hep eskiye gitti o deneme bölümlerinde. Kenan'ın Lamia için doğru insan olmadığını göstermek için özellikle yaptılar bunu sanırım.

    Cemil'in geldiği o sahnede Cemil " sen mutsuzsun" deyince inkar etmiyor Lamia, ne zaman ki Cemil "pişman mısın?" diye soruyor Lamia tepki gösteriyor. Çünkü pişmandı ve eskiden olduğu gibi Cemil yine doğruyu söylediği için kızdı. Orada kuyruğu dik tutma derdi var. Sonrasında ise Cemil'in ardından pişmanlıkla bakakalan Lamia. Lamia, Kenan'la mutluluğuna Cemil ve etrafın engel olduğuna inanmış, Kenan'la birlikte olursa her şeyin masalsı geçeceğine aldanmıştı. Cemil'i terketti, Kenan'a gitti ama Kenan, onun hayalindeki adam çıkmadı. Üstelik Cemil, ikiliyi ayırmak için de bir şey yapmadı. Lamia'nın ihanetine rağmen hala sevdiğini söyleyip, onu kırmayan Cemil vardı.

    Kenan ile Afife'nin içinin ne kadar fesat olduğunu gösterirken, iki kardeşin ne kadar lümpen olduğunu da gösteriyor o sahne. Otele insanlar sadece sevişmek için mi gidiyor arkadaş? İkilinin aklına tek gelen Cemil ve Lamia'nın otel odasında oynaştıklarıydı. Çünkü o derece fesat ve lümpendiler. Zaten Kenan'ın o Hüseyin Kenan imajı içten gelmediği için komplekslerinin altında ezilip, üstünden döküldü.
    Kenan'daki aşağılık kompleksi had safhada olduğundan Umut dahil herkese tepeden bakıyordu. Onun o tepeden bakmalarına ve tavırlarına aldırış etmeden, aslında nasıl bir eziğin yattığını bilen Cemil'di baştan beri. O yüzden de dizi başladığında millet Kenan'ın etrafına toplanıp, onu pohpohlarken, Kenan'ın sadece poz kestiğini söyleyip, balon olduğuna vurgu yapan bir tek Cemil'dir.

    Lamia, Cemil'e ne yaşattıysa yaşadı. Kovuldu, hasret kaldı, engellenmeye çalışıldı ve tıpkı Cemil gibi her şeyin üstüne basarak, gurur murur demeden sevdiğine gitti. Lamia, aslında telefona bıraktığı mesajlarda "o mucize sende " dediğinde Cemil'i sevdiğini söylemişti ama o kadar çok reddetti, Kenan'ın peşinde öyle koştu ve Cemil'i o kadar çok kırmıştı ki zaten yürüyemeyen Cemil, o duygu karmaşasında detayı görmedi. Yoksa Cemil, anında farkederdi o mesajı. Cemil döndüğünde de Lamia'nın ilk sahnede sürekli olarak Cemil'le ikilisinin "biz" olduğuna vurgu çabası var. "bana haber söylemeliydin " demesi de o yüzdendi. Cemil nasıl her şeyi bir olarak planlıyorsa, Lamia da Cemil dönene kadar artık ikisinin "bir" olduğuna kanaat getirmiş, o yüzden Cemil'in bu haberi kendisine söylemesi gerektiğine inancı tam. Sürekli olarak ilişkilerinin varlığı üzerinden Cemil'e "neden aramadın, cevap vermedin, söylemedin?" diye hesap sorması var. Oysa teknik olarak Cemil ve Lamia'nın boşanma itibarı ile ilişkisi kalmamıştı. Yani Cemil'in özellikle Lamia'ya haber verme sorumluluğu yoktu. Ama Lamia o hesap sormada sürekli olarak "biz" vurgusu yapmaya çalışıyor Cemil'e çünkü ona göre Cemil'le ikisi sevgili :) ben şeyi de çok seviyorum o sahnede. Lamia, biraz temkinli şekilde Cemil'i yokluyor. Cemil'in bakışlarından, söylediklerine kadar Cemil'i tartmaya çalışıyor ama bi yandan da Cemil'e kavuştuğuna o kadar mutlu ki kendini tutmayıp sırıtmaya başlıyor ahahaha Hele "bunları sonra konuşalım" demesi koparmıştı beni. "bey şimdi olmaz yalnız kalınca konuşuruz" dedi.

    İtiraf sahnesinde şok olan Cemil. O da artık kabullenmişti Lamia'nın onu sevmeyeceğini. Zaten bu gerçekle yaşamaya hazırlanmak için kendine telkin ediyordu geldiğinde ama Lamia taktik maktik yok bam bam bam yapınca şok oldu. Lamia'nın aşk itirafını geçtim, Lamia'nın hali- tavrı bile Cemil için şok ediciydi. Kim derdi ki utancından insanların yüzüne bakarak konuşamayan Lamia, sokakta bir adama ilan ı aşk etsin. Cemil'le ben de şok oldum

    Çünkü ikisinin arasındaki cinsellikten öte duygusal bağdı. Haliyle hormonlardan çok duygusallık ön plandaydı vuslat sahnesinde. Lamia o sahnede "atıl kurt" komutunu bekleyen kurt gibiydi yaa ahahaha
    Cemil'in önsezilerine hayrandım. Daha en başından söylemişti Kenan'ın nasıl biri olduğunu ve dediği gibi de oldu. Hüseyin Kenan'ı bu kadar net anlatan başka biri de yoktu. Kenan, Enise ve Leyla hiçbir zaman olgunlaşmayı, gerçeklerle yüzleşmeyi bilmeyen karakterlerdi, öyle de kaldılar. Kenan ve Leyla'nın sonu ölüm, Enise'nin sonu beğenmediği, besleme dediği Lamia'ya muhtaç olmak, Gülay'ın sonu da Nazım gibi birisiyle olmak oldu.

    Lamia'nın en şık olduğu, tam anlamıyla kadınsı göründüğü zamanlar Cemil'le evli olduğu zamanlardı. Kenan'a gidince giyimi de saçı başı da kötüydü hatta berbattı. Kenan da Lamia'nın Paşazade halini beğenmişti. Hatta Afife'ye Lamia'nın Cemil'le evliyken olan tarzını beğendiğini söylemişti. Dış görünüşe fazlaca önem verirdi kendisi.

    Lamia, Kenan'la gittikten sonra ben Cemil'e hayran kalmıştım. Çok sevdiği, beni yarım bırakma dediği karısı kuzeniyle gitmişti ama o sevmekten de, bunu söylemekten de hiçbir zaman çekinmemişti. Ben olsam yapamazdım. Lamia'yla ilk karşılaşmalarında onu hırpalamamış aksine ihtiyacı olduğu zamanlarda yanında olacağını söyleyerek benim gönlümü bir kez daha kazanmıştı.

    Kenan'la Afife'nin oturup işsiz işsiz Cemil ve Lamia dedikodusu yapmaktan başka işleri yoktu zaten. Otel konusunda da, bebek konusunda da Cemil 'yok öyle bir şey' dediği halde etiketlemişlerdi. Yine de Cemil ve Lamia ikilisinin arasında güzel şeyler olmasında katkıda bulundular haklarını yememek lazım

    Lamia, Cemil'e karşı her zaman açık oldu ama Kenan'a karşı hiçbir zaman tam anlamıyla açık olamadı. Kenan'la beraberken diyeceğini kırk kez düşünürdü. Cemil'i bırakıp Kenan'la kaçtım pişman olmamalıyım diye diye hem Kenan'ın hakaretlerine sustu hem de Oylum meselesini görmezden geldi. Çok gururluyum diye dolaşan iki karakter vardı. Birisi Kenan birisi Lamia. Ama ikisinde de gururun esamesi yoktu. İstediklerinde neyi görmezden geldiklerini görünce anlaşılıyordu.

    Lamia, Cemil'e yaşattıklarını yaşadı ama daha fazlasını hak etmişti. Cemil yine de ona hiçbir zaman kaba davranmadı. 'Bana söylemeliydin' dediği kısımda 'niye sana söylesin ki, neyi oluyorsun' demiştim bende Yüzük meselesi açıldığında Lamia 'bunları sonra konuşalım istersen' dediğinde Cemil 'istemem, mümkünse hiç konuşmayalım hatta' demişti. Eski Lamia olsa bu söz üzerine kendini geri çekerdi ama Cemilsizlik nasıl üzdüyse artık 'senden gelen her şey başım gözüm üstüne' modundaydı.

    İtiraf sahnesinde pat pat konuşan Lamia tamamen Cemil sayesinde kendisini, duygularını bu kadar rahat ifade etti. Çünkü sevmenin ve sevdiğini söylemenin kötü yada utanılacak bir şey olmadığını Cemil'den öğrenmişti. Cemil onu sevdiğini her yerde, her durumda zaman mekan gözetmeden açıkça söylüyordu. Sevmek, sevdiğini söylemek, sevdiğinle sokaklarda sarmaş dolaş elele dolaşmak yada onu istemek utanılacak bir durum değildi aksine güzeldi. Bunu da Cemil sayesinde öğrendi.

    Cemil yavaş yavaş anın tadını çıkarıp, tatlı tatlı işkence ederken Lamia dayanamayacak durumdaydı. Lamia bedenen Cemil'e daha yakındı zaten. Cemil bir kelime daha etse Lamia onu öperek sustururdu zannımca :)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 3 kullanıcı var. (0 üye ve 3 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.