Sayfa 2/7 İlkİlk 123456 ... SonSon
35 sonuçtan 6 ile 10 arası

Konu: A Beautiful Mind / Akıl Oyunları (08.03.2002)

  1. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    suee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    15.01.2005
    Yer
    öyle uzak ki yerim....
    Mesajlar
    3,252
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    basakcım aynen sana katılıyorum beni de acayip etkilemişti...
    izlemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum

  2. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    emosss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    23.11.2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    3,102
    Konular
    4
    Verdiği Beğeni
    5

    Aldığı Beğeni: 8

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kesinlikle izlenmesi gereken bi film..
    Cd'sini bulursam bende tekrar izlemek istiyorum..
    Arşivlik bi film gerçekten..




  3. #8
    Durum:
    Çevrimdışı
    betüsüm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    24.06.2007
    Yer
    Derinlerde...
    Mesajlar
    1,092
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0
    3 beneği almış
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    asla unutamaycağım harika ötesi bir film
    şizofreniyi yenmek için gösterdiği çaba azmi çalışkanlığı
    vge filmin sonunda eski arkadaslarını yanındaki salonda oradaki diyologlar çok etkileyici :icon_sorr:img-in_lo:img-in_lo

  4. #9
    Durum:
    Çevrimdışı
    >>ozgekync<< - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    12.06.2007
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    26
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Hayatımda izlediğim en güzel filmlerden bir tanesidir bu film...Russell Crowe nasıl oynamış böyle..Nasıl inandırıcılıktır bu..Ayrıca bu film Türkiye'ye şizofreniyi tanıtan filmmiş..!!

    Suat-Zenan imzası için başvuranlar için özür diliyorum..En kısa zamanda imza hazır olacaktır!!

  5. #10
    Durum:
    Çevrimdışı
    kaptan jack - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    26.08.2006
    Yer
    Kadıköy
    Mesajlar
    2,864
    Konular
    59
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Bazı Yanıtlar Kalbimizdedir



    Orkan Şancı
    Büyük filozof Kurt Tucholsky der ki: "Bir sanat eserini yorumlarken tek kriter vardır: tüylerinizin diken diken olup olmadığı"..

    Akıl Oyunları, bütün olarak değilse bile bazı bölümlerinde, tüyleri diken diken eden, düşündüren ve epeyce sarsan bir yapıt.

    Filmin, daha proje halindeyken Akademi Ödülleri'ni hedeflediği çok açıktı. Akademi üyelerinin, başarıyla oynanmış "sorunlu tip"ler konusunda hassas olduğu ve sürekli ödüllendirdiği bir gerçekti. Bu avantajı, başarılı bir prodüksiyonla süslemek, 24 Mart akşamı zafer yaşamak için yeterli olabilirdi.. Ama yönetmen Ron Howard, senarist Akiva Goldsman ve Russel Crowe, işin kolayına kaçmak yerine, çok daha zahmetli bir yolu tercih etmiş. Hiçbir anında aşırılığa kaçmayan bir duygusallık, dışavurumcu oyunculuk ve replikler var Akıl Oyunları' nda.

    Yönetmen Ron Howard'ın, gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak kurduğu filminde izlediği yol çok akıllıca. Filmin ilk yarısına kadar, seyirci, olayları -farkında olmadan- bir şizofrenin bakış açısıyla görüyor. John Forbes Nash Jr'ın başına gelen üzücü olaylara tanıklık ederken seyirci, çok az filmde görülebilecek (örneğin Jon Turteltaub'un müthiş Phenomenon'u gibi)müthiş bir özdeşleşme yaşıyor. Howard'ın filmde izlediği bu taktik, şüphesiz David Fincher'ın "Fight Club"ını hatırlatan türden.

    Akıllı taktiğinin dışında Howard, hiç bir stilize kamera hareketi ya da kurguya başvurmadan, seyirciyi, filmin ana karakteri Nash'le başbaşa bırakan bir yönetim sergilemiş. 1992 tarihli "Far and Away"in final sahnesinde, jimmy jib ile o inanılmaz kamera hareketini yaparak seyirciyi şaşırtan Howard'ın, bu kez öykünün masumiyetine saygı göstererek geri planda kalmayı tercih etmesi, takdire değer bir tutum.

    Akıl Oyunları kuşkusuz bir "oyuncu" filmi. Nash'i oynayan Russel Crowe, özel yaşamındaki aksilikleri nedeniyle aldığı eleştirileri bir kez daha unutturan, kelimelerle anlatılması güç bir iş çıkarmış. Daha önce; "Romper Stomper"ın dazlak Hando'su, "L.A.Confidential"ın asabi polis memuru Wendell 'Bud' White'ı, "The Insider"ın itirafçı Jeffrey Wigand'ı ve "Gladiator"ün General Maximus'u olan Crowe, canlandırdığı karakterlerin içinde kaybolmayı her zaman başarıyor. Maximus olabilmek için yaptığı kaslar hala üzerinde olmasına karşın(!) Crowe, bu kez de "John Nash olduğuna" seyirciyi inandırıyor. Beden dili, mekana ve olaylara göre bakışlarının utangaçlıkla öfke arasında gidip gelmesi, uzun tırnaklı ve bakımlı elleriyle Crowe, filmin tek bir karesinde bile aksamayan bir performans sergiliyor.

    Nash'in sanrılarında gördüğü William Parcher(Ed Harris)'ın, kişiliğinin kuşkucu yanını; küçük kız Marcee'nin masum yanını ve erkek oda arkadaşının ise filmde hiç yer verilmemiş olan "gizli eşcinsel eğilimlerini" simgelediğini düşünmek mümkün.

    Matematik dehasının, hayatında var zannettiği bazı insanların aslında "var olmadıklarını" anlama süreci başarıyla yansıtılmış. Burada hiç süphesiz senarist Goldsman'ın başarısına da değinmek gerek. Geçmişte, "A Time To Kill" gibi bir senaryonun yanında "Batman Forever" ve "Batman&Robin" gibi iki küçük çaplı felakete de imza atan Goldsman, Sylvia Nasar'ın kitabından çok yerinde alıntılar yapmış. Nash'in, hastalığına karşın espri anlayışını, zekasını ve en önemlisi de "kalbini" koruyabilmesi, filmin en can alıcı noktalarını oluşturuyor. Örneğin, Alicia evi terk etmeye çalışırken Nash'in arabanın önüne atlaması ve sanrılarında görüp durduğu Marcee adlı küçük kızın hiç büyümediğini söylemesi, unutulmaz bir an..Tıpkı, Alicia'nın, kocasının elini kalbine götürerek "neyin gerçek olduğunu" anlatmaya çalışması gibi.




    Ancak tüm bunlara karşın film, "büyüleyici" olma şansını kaçırıyor. Bunun en büyük nedeni; tam da bu filmin ihtiyaç duyduğu yoğun romantizmin noksanlığı. Gerçi senarist Goldsman'ın bunun için haklı bir nedeni var. Karşı cinsle ilişkilerinde bir an önce "sıvı transferine" geçmek isteyen John Nash'e, gerçek hayatında söylemediği sevgi sözcüklerini filmde söyletmek, elbette kisaçma olurdu. Ancak "uyarlamanın sınırlarını zorlayarak" eklenebilecek birkaç sekans, birkaç replik, birkaç "sinemasal an", dramın yanında romantizmin de etkisini artırabilirdi.

    Filmin büyüleyici olmasını engelleyen bir diğer neden de, Nash'in yaşlılık döneminin yansıtılması sırasında, anlatımın bozulması. O dakikalara kadar, normal karşılanabilecek ağır bir tempoyla devam film, bu bölümden itibaren iç ritmini kaybediyor. Kendimizi bir anda Nobel Ödül Töreni'nde buluyoruz. Eğer yaşlılık sürecinde Nash ile Alicia'nın birbirine olan bağlılığı verilmeye devam etseydi, Nash'in törendeki "Sen benim bütün nedenlerimsin" sözü daha çok anlam kazanırdı. Filmin afişinde hemen dikkat çeken "alyans"ların da vurgulamak istediği, ikisi arasındaki "güçlü bağ", böylece daha inandırıcı olabilirdi. Tabii, bir de o sahnede, muhteşem Jennifer Connelly'nin, son derece başarısız bir yaşlandırma makyajı ile perdede gülünç göründüğünü üzülerek belirtmek gerek.

    "A Beautiful Mind", zihnin tıkanıp kaldığı noktalarda kalbin, gayet iyi bir rehber olabileceğini söylüyor. Hatta kimi zaman zihinde kurulan bazı parazit fikirlerden kurtulmanın yolunun, kalpteki sevgiden ve cesaretten geçtiğini vurguluyor. Bir şizofren hastasının tedavi edilmesi konusunda Nash'in geçirdiği deneyim, bilim adamlarına nasıl ışık tutmuşsa, inanılmaz bir azimle hastalıkla mücadele ederken "kalbinde neyin gerçek olduğunu asla aklından çıkarmayışı" da bizlere örnek olmalı diye düşünüyorum. Nasıl mı? En az mantığımız kadar kalbimizden geçenlere de güvenerek..

Sayfa 2/7 İlkİlk 123456 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Eternal Sunshine of the Spotless Mind / Sil Baştan (26.05.2006)
    By daylights in forum Dünya Sinemasından Film Tanıtımları
    Cevaplar: 128
    Son Mesaj: 04-04-20, 21:14
  2. Memento / Akıl Defteri (27.07.2001)
    By bone88 in forum Dünya Sinemasından Film Tanıtımları
    Cevaplar: 30
    Son Mesaj: 17-12-19, 21:09
  3. Beautiful Mind /2016 / GK
    By nil perisi in forum Güney Kore Dizileri
    Cevaplar: 60
    Son Mesaj: 26-04-17, 21:39
  4. Erkek Aklı / A Glimpse Inside the Mind of Charles Swan III (31.05.2013)
    By omayra73 in forum Dünya Sinemasından Film Tanıtımları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30-05-13, 18:26
  5. Eternal Sunshine of the Spotless Mind
    By Butterbeer in forum Dizi & Film Müzikleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01-02-07, 16:16

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

hd film izle
film izle
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
istanbul evden eve nakliyat
Kayseri evden eve nakliyat
uluslararası evden eve nakliyat
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

antalya eskort
escort ankara
Güvenilir Bahis Siteleri
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
maltepe escort
izmit escort
buca escort
iddaa siteleri
bahis siteleri
adiosbet
sağlam bahis siteleri
eskort
istanbul escort
bayan escort

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.