5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Bana Söz Ver (Promise me This)***

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    erten07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    10.07.2006
    Yer
    Antalya
    Mesajlar
    4,715
    Konular
    206
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Bana Söz Ver (Promise me This)***

    Bana Söz Ver
    Emir Kusturica


    Filmin Adı: Promise me This
    Orjinal Adı: Zavet
    Türkçe Adı: Bana Söz Ver
    Yönetmen: Emir Kusturica
    Senaryo: Emir Kusturica
    Oyuncular: Uros Milovanovic, Marija Petronijevic, Alexandar Bercek, Ljiljana Blagojeciv, Miki Manojlovic, Stribor Kusturica
    Ülkesi: Serbia France
    Yıl: 2007
    Süre: 126'
    Yapım: Fidelite Films
    Yapımcı: Olivier Delbosc, Emir Kusturica, Marc Missonnier
    Görüntü: Milorad Glusica
    Kurgu: Svetolik Mica Zajc
    Müzik: Stribor Kusturica


    İki Altın Palmiye ödüllü usta yönetmen Emir Kusturica, en son yapıtı "Ban Söz Ver"de mantığa, normlara ve yerçekimine meydan okumaya devam ediyor. Perdeye taşıdığı uçma egzersizleri ve tuhaf icatlar gibi Kusturica’ya mal olmuş ünlü takıntılardan şenliksi bir mizah anlayışı ve adeta şiirsel bir şiddet gösterisini harmanlayan patlayıcı kimyasına, “Bana Söz Ver” Kusturica’nın düş dünyasıyla özdeşleşen “büyülü gerçekçilik” etiketini de aşarak bir peri masalanın çekiciliğini kuşanıyor.
    Sırbistan kırsalında seyrek nüfuslu bir köyde gelişen öykü, 12 yaşındaki yetim Tsane’nin serüvenlerle dolu yolculuğunu perdeye taşıyor. Tsane’nin büyükbabası, yakın zamanda dünyaya veda etmek zorunda kalabileceğini hissedince, Tsane’ye bir dizi görev verir. Küçük çocuk öncelikle inekleri Cvetka’yı komşu kasabanın pazarında satmalı ve kazanacağı parayla dini bir ikona satın almalıdır. Son olarak ise Tsane kendisine eş olacak bir kadın bulmalıdır. Tsane kasabaya doğru yola koyulur fakat köylerine sahte bir Dünya Ticaret Merkezi dikme planları kuran çirkin gangster Bajo ve suç ortakları, Cvetka’yı kaçırırlar. Tsane, silahların konuştuğu bir yüzleşme sonrasında ineğini haydutların elinden kurtarır ve görevlerin üçte ikisini yerine getirmeyi başarır. Ne var ki gözüne kestirdiği güzel Jasna’nın peşine düştüğünde planları bir kez daha Bajo ve tayfası tarafından bozulacaktır.
    Konu Ayşegül tarafından (10-11-13 Saat 02:07:51 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    cenup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    16.12.2006
    Yer
    centrum permanebit
    Mesajlar
    17,927
    Konular
    240
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    "Bana Söz Ver": Tipik bir Kusturica filmi...

    Bu yıl, Cannes'da ödül için yarışan "Bana Söz Ver", yarattığı atmosferler, tiplemeler, müziklerle sinema dünyasında kendine özel yer edinen Emir Kusturica hayranlarını sevindirecek bir film...

    "Bana söz ver" der dedesi torununa. "Şehre gideceksin, ineği satıp paranla bir ikon, bir hatıra bir de gelin alacaksın." İkon, hatıra kolaydır da gelin? Üstelik gelinin daha ne olduğunu bilmeyen bir çocuk için... "Bana Söz Ver"in adını aldığı öykü bu aslında; ancak film bu kadar değil tabii. Cıvıl cıvıl müzikleriyle adeta durduğunuz yerde sizi oynatabilecek sıcaklığa ve neşeye sahip olan film, tipik Kusturica tiplemeleri ve atmosferiyle izleyenleri hem eğlendirecek hem de siyasi alegorileriyle günümüz dünyası üzerine iyi bir taşlama olabilecek yapıda.

    İlk söylenebilecek şey, filmin tarife sığmayan mekânları. Yönetmen kendi köyüne yakın, doğanın eşsiz güzellikteki renkleriyle örülü bir arazide çekmiş filmini. Köy ve köyde yaşayanların o saf güzelliği, el dokunulmamış halleri ve şehre geçtikten sonra özellikle öne çıkan şiddet, kavga, gürültü filmin çatışma unsurlarından ve komedi damarlarından biri. Yönetmen kendine has tavrıyla, bu ikilemden mizah yaratarak, filmi keyifli bir seyirlik haline getiriyor. Köylü saflığının iyice ön plana çıkarıldığı ve o saf duyguların gittikçe yok olduğu mekân-karakter çalışmalarıyla, filmin çatışma noktaları, hep komedi unsurlarıyla besleniyor. Tabii bu komik dediğimiz noktalar, iyice trajikomik halini alıyor; siyasî alegoriyle de karışınca filmin finaline doğru ince mizah duygusu Kusturica'nın ironik yaklaşımıyla filmi hafif bir seyirlik olmaktan çıkarıyor. Film özellikle finalde yarattığı "savaş" alegorisiyle, acı bir gülümseme yaratıyor izleyicide. Bu gülümseme, hikâyenin kahramanlarıyla basbayağı bir kahkahaya dönüşmesini de biliyor.

    Karnavaldaki kahramanlar...

    Filmin en güzel yanlarından biri bizi çok eğlenceli kahramanlarla tanıştırması... Odakta büyükbaba Deda ile torun Tsane var. Ancak onlara eşlik eden güzel gelin adayı Jasna ve annesinin hikâyesi, bu hikâyeye bulaşan kötü adamlar ve Tsane'yi koruyanlar... Çember böyle büyüyüp gidiyor ve özellikle kötü kahramanlar diye sınıflandıracağımız kişiler filmin komedi yönünü besleyen damarlardan biri oluyor. Finaldeki karnaval havası, bir tarafta cenaze bir tarafta düğün töreniyle iyice doruğa çıkıyor. Kahramanların tümünün bir araya gelmesi açısından da iyice eğlenceli olmaya başlayan bu sahne, gittikçe kara mizahın kucağına bırakıyor kendisini ve özellikle vurgulanan "bugünkü düşmanlar daha merhametli, acıdıkları için öldürüyorlar" repliği, finalin bir savaş alegorisine dönüşmesini sağlıyor. Tabii bu kötü bir savaş değil, sonunda iyilerin galip geldiği bir şenlik bu! Filmin geneline yayılan ufak tefek taşlamaların yaratılan atmosferle finalde doruğa çıktığını da belirtelim.

    Uzun zamandır bu yapıda bir film çekmesini özlediğimiz ve dilediğimiz Emir Kusturica, sevenlerini memnun etmeyi bilecek gibi görünüyor.

    Kimler İzlemeli?
    *Emir Kusturica'yı özleyenler.
    *Müzikleriyle, kahramanlarıyla, mekânlarıyla tam bir karnaval havası yaşamak isteyenler.

    Kimler İzlememeli?
    *Siyasi alegorileri sevmeyenler.
    *Kusturica'nın tarzından hoşlanmayanlar.

    Seçil Toprak/sinema.com
    "I want you to make a list of all your favorite things, and I want to be on it."
    ~Ignite Me

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    Butterbeer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.02.2006
    Yer
    Somewhere only I know
    Mesajlar
    36,315
    Konular
    131
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kusturica'nın En Zor Filmi...

    Emir Kusturica deyince çoğu insanın aklına birbirinden renkli karakterler, hayalperest bir öykü, büyüleyici müzikler ve politik referanslarıyla öne çıkan sınırsız bir şamata gelir. Kusturica, eski dönem filmleriyle üzerimizde yarattığı bu etkinin ekmeğini son birkaç yıldır yiye yiye bitiremiyor kanımca.

    Ben kişisel olarak çok büyük bir Emir Kusturica hayranı sayılmam. Hatta Balkan Sineması’nı dünyanın gözünde kalıplaşmış, egzotikleştirilmiş, tek boyutlu bir sahne düzenine indirgediğini düşünüp, zaman zaman kendisine sinirlenirim. Sırf bu yüzden bizi Balkan Sineması’nın bambaşka bir yüzüyle tanıştıran Bükreş’in Doğusu gibi filmlere olan hayranlığımı da gizleyemem.

    Her şeye rağmen Kusturica’nın 1985–1995 yılları arasında yakaladığı olağanüstü başarının gözlerimizi kamaştırdığı bir gerçek. İster istemez her yeni çalışmasını merakla bekliyoruz. Ancak son birkaç yıldır çoğu yeni Kusturica filmi ne yazık ki bizi hayal kırıklığına uğratıyor.

    Ya yaşadığımız hayal kırıklıkları yeterince çökertici değil ya da Amerikan Rüyası ve Yeraltı sayesinde depoladığımız hayranlık bitip tükenmeyecek kadar fazla ki Kusturica ile ilişkimiz yıllardır devam ediyor. Fakat Sırp yönetmenin son filmi Bana Söz Ver neredeyse yıllara uzanan bu ilişkiyi bitirmek için bir sebep niteliğinde. Hazırlıklı olun, tahammül edilmesi en zor Emir Kusturica filmi ile karşı karşıyasınız belki de.

    Bana Söz Ver, ilk dakikasından itibaren izleyicileri oldukça agresif ve bunaltıcı bir atmosferin içine sürüklüyor. Birbirinden itici karakterler ile süslenen hikayede, sevimli ve cana yakın olarak tasarlanmış karakterler bile antipatik ve huzursuz edici. Bu durumun birincil nedeni filmde fiziksel komedinin gereğinden fazla öne çıkması. Olmadık yere başlarını direklere çarpan, yataklardan yuvarlanan, kayıp düşen karakterler filme korkunç bir bayağılık getirmiş. Öykünün parodi yönünü besleyen kimi esprilerin de filmi bayağılaştırdığını söyleyebiliriz.

    Bana Söz Ver’in absürd anlatımının bazı anlarda eski dönem Kusturica filmlerine özgü başarıyı yakaladığı bir gerçek. Ancak güldürü unsurlarındaki cinsel referansların fazlalığı Kusturica tarzı kara komedinin kalitesini oldukça sarsmış bana kalırsa. Özellikle hayvanlarla cinsel ilişki imasında bulunan esprilerin fazlalığı filmden soğumanız için yeterli bir sebep sunmakta. Anlayacağınız bir noktaya kadar bilinçli olarak tercih edildiğini hissettiren bayağılık, bir süre sonra kontrolden çıkmış ve giderek fonksiyonunu yitirmiş.

    Kusturica’nın bu kadar bayağı ve agresif bir film çekmesinin nedeni tabi ki politik ve gerçekten de itici bir hikaye anlatmak aslında. Filmin öyküsü komünist Yugoslavya’nın çöküşünün ardından Sırbistan’da yaşanan ekonomik ve sosyal sahipsizliği bir parodi haline getirmek niyetinde. Kusturica, mafyanın yükselişini, işsizliği, toplum ahlakının yıpranışını ve şiddetin sokaklara yansımasını başarıyla aktarıyor. Anlatımın içine gizlediği rüyamsı göndermeler gerçekten de yerine ulaşıyor ve filmin eleştirel değerini arttırıyor. Fakat yönetmenin bu eleştiriyi yaparken Lars von Trier’e özgü saldırgan, huzursuz edici dili ödünç alması, izleyenleri şaşkına çeviriyor.

    Kusturica’nun şiddetle yoğrulmuş bu saldırgan tavrı, eski dönem filmlerinde sezilen renkli anlatımıyla iç içe geçirmeye çalışması büyük problem yaratmakta. Filmde, iğreti bulduğumuz her öğe, karşımıza aynı zamanda bir eğlence unsuru olarak çıkarılmakta. Bu çerçevede hayvanlarla cinsel ilişkiye giren karakterleri sempatik bulmamız, rasgele etrafa ateş edenlere gülmemiz ve 12 yaşında evlenmeye zorlanan başkarakterler Tsana ve Jasna’nın aşkını onaylamamız bekleniyor. İzledikleri karşısında nasıl bir tavır takınması gerektiğini anlayamayan seyircinin filmden soyutlanmaması imkansız. Kusturica, “Bana Söz Ver”de mantıksızlığın sınırını gereğinden fazla aşmış. Bu nedenle de kendisinden başka kimse tarafından anlaşılamaz hale gelmiş bana göre.

    Aslına bakarsanız saydığımız bütün sorunların kaynağında Kusturica’nın alışıldık şablonundan vazgeçecek cesarete sahip olmaması yatıyor. Kusturica, kendisini dünyaya tanıtan şamatacı tarzından vazgeçmek istemezken, bir yandan da sinemasına yepyeni bir çehre kazandırmak istiyor kanımca.

    Ama benimsediği yeni çehrenin eski tarzına olan uyumsuzluğu ortaya büyük bir problem çıkarıyor. Sanırım Kusturica’nın kendini tekrar etmeyen, özgün ve dengeli bir filme imza atması için daha fazla cesaret göstermesi gerek. İzleyicilerin kendisinden ne beklediğini umursamadan eski kimliğinden sıyrılıp, yeni bir çehreye bürünmeli. Yoksa sadık hayranlarının bile fan kulübünü terk etmeleri an meselesi olabilir.

    Kaynak: Beyazperde


  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    Butterbeer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.02.2006
    Yer
    Somewhere only I know
    Mesajlar
    36,315
    Konular
    131
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kusturica Cepten Yiyor

    Avrupa sinemasının en önemli temsilcilerinden biri kuşkusuz Emir Kusturica. Altın yıllarını yaşadığı 90’lı yıllardan sonra bir duraklama dönemine girmiş olsa da o yılların yüzü suyu hürmetine yeni filmlerini merakla beklediğimiz yönetmenlerden biri hala. Fakat maalesef artık beklentilerimizi karşılamanın biraz uzağında kalıyor. Çünkü artık değişik bir şey söylemiyor. Dolayısıyla Emir Kusturica sinemasında görmeye alışkın olduğumuz her şey bu filmde de var. Sebep yönetmenin takıntıları mı yoksa çizgisinin dışına çıkamama başarısızlığı mı bilinmez ama o bildik gariplikler ya da komiklikler bizi artık ne güldürüyor ne de şaşırtıyor. Nerede Çingeneler Zamanı, nerede Arizona Dream, nerede Underground diyoruz ister istemez.

    Bana Söz Ver, saf ama zeki taşra ekseninden doğup büyük şehre inerek mantık sınırlarını olabildiğince zorlayan bir karmaşa silsilesine dönüşüyor. Filmde tanımlandığı üzere "Tanrının unuttuğu bir yer"de yaşayan, Tsane ve ilginç mekanizmalar üretme teknisyeni dedesi bu hikayenin yapıtaşları. Dedesi, öldüğü zaman yalnız kalacağını düşündüğü torununu, yanına satması için bir inek vererek aklayıp paklayıp büyük şehre yolluyor ve kendisine bir ikon ve bir de gelinle dönmesini istiyor. Sonrasında Tsane şehirde aşık olduğu Jasna ve kardeş benimsediği iki inşaat işçisiyle mafyavari olaylara karışırken dedesi de köyün kilisesini "düğün ve cenaze"ye hazırlıyor. Tüm bunları anlatırken Kusturica aslında hayatla ilgili bir şeyleri sorguluyor. Ölüm yaklaştıkça "görünmeyene" yakınlaşma çabası, modern hayata ve onun yarattığı sistemin insanlarına iğneleyici göndermeler, tüm dünyaya hakim olma çabasındaki güçler ve o güçlere yaranmaya çalışan küçük insanlar gibi.

    İşin aslı ya da daha açıkçası Kusturica'nın bu filmde sistem eleştirisi yapmaya çalıştığı çok açık. Hatta o sistemden en çok beslenen hatta belki de o sistemi bizzat yaratan Amerika’ya ayrıca söylemek istediği bir şeyler var gibi. O kadar ki, mafya lideri karakterinin alakalı alakasız birçok sahnede dilinden düşürmediği "Amerikası" fazla kör gözüm parmağına durumu oluşturarak bir yerden sonra "e, anladık ama" dedirtiyor. Ancak yönetmenin asıl derdi Amerika'nın da ötesinde kapitalizme hoş görünmeye çalışarak meyvelerinden yemeye çalışan sözde girişimci ruh. Sözü geçen zümreyi aptallaştırarak bir çeşit intikam alıyor belki de. Fakat bahsedildiği gibi bunu biraz fazla gözümüze sokarak yapıyor ki, kendisinden beklenen daha ince espriler ve ayrıntılarda gizli göndermelerdir.

    Kusturica filmlerini başarılı kılan en önemli özellik karakterlerinin sağlamlığıdır. Hikaye değil, karakterler filmi götürür. Ancak Bana Söz Ver’in karakterleri bu misyonu tam olarak başarıyla gerçekleştiremiyor. Ya da daha önce bahsi geçtiği gibi biz onları o kadar çok gördük ki, artık sıkıcı bulma tehlikesiyle bile karşı karşıyayız. Mesela; bir arabaya doluşup kente korku saçan zeka yoksunu mafya üyeleri ve liderin müzik eşliğinde arabada dans etmesi, işlenen cinayetin sıradanlaştırılması gibi sahneler onun daha önce kullanmadığı şeyler değil. Karakterlerin kötülerle savaşta kullandıkları, kendi icatları olan ilginç makineler de… Yine içeriği zenginleştiren gerçeküstü sahneler de bu filmde yerini alıyor. Arizona Dream’deki bilge balığın film boyunca perdede arz-ı endam etmesini hatırlatan bir kuş adamımız bile var. Ancak Arizona Dream’de balığa yüklenen anlamla Bana Söz Ver’deki arasında kesinlikle yadsınamaz bir fark söz konusu. Yerli yersiz sahnelerde uçan o adam, yönetmenin belki de eski filmine gönderme yapmasının ya da bize o güzel filmi hatırlatmasının dışında gayet gereksiz bir ayrıntı olarak filmdeki yerini alıyor.

    İnsanın içini ısıtan hatta duruma göre neşe veren Balkan müzikleri de yönetmenin vazgeçilmezlerinden. Yıllar geçse de hala zevkle dinlediğimiz soundtrack albümler, onun filmlerinin unutulmaz yanlarından. Yıllar önce yollarını ayırdığı Goran Bregovic faktörünün yokluğundan mı, biz alıştığımızdan mı bilinmez ama bu filmde o müzikler, o kadar da ısıtmıyor. Hatta bazı sahnelerde sırf filme hareket katmak adına kullanılmış hissi veriyor ki, o sahneler de filmi gereksiz yere uzatmış havası yaratıyor. Yeri gelmişken, filmin süresinin, hikayeye hizmet etmek bir tarafa onu daha da sıkıcı hale getirdiğini belirtmeden geçmemeli. Gerçi Kusturica filmlerinin özelliklerinden biri de sürelerinin uzun olması belki ama bu filmde o süreyi çok da iyi değerlendiremediği bir gerçek.

    Kusturica'nın son yıllarda sinemasına yeni bir şey katamadığı çok açık. Bana Söz Ver de bu anlamda bir hayal kırıklığı. Yine de yönetmenin “şanlı geçmişi” ne hürmetten izlenmeli. Yeni çalışmalarını bundan sonra da merakla bekleyeceğiz belki ama o beklentiler artık çok da yüksek olmayacak gibi.

    Kaynak: FilmGenTr


  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    maria clara - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    27.05.2008
    Yer
    titan
    Mesajlar
    1,030
    Konular
    4
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    ne diye bilirim ki. emir kustarica. dönemin en başarılı yönetmenlerinden bence. güncel hayatın içerisinde bulunan mizansenleri çok iyi işliyor filmlerinde. zavet filmi biraz daha bunun dışında kalsada yinede eğlenceli.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Sarıl Bana
    By Argosy in forum Pembe Diziler
    Cevaplar: 349
    Son Mesaj: 01-09-18, 17:36:14
  2. Thousand Day Promise / 2011 / GK
    By şimal yıldızı in forum Güney Kore Dizileri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 21-07-12, 18:44:07
  3. Hiç bana ait olmayana...
    By sln512 in forum Kendi (Amatör) Şiirlerimiz
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 08-09-10, 02:23:38
  4. Hiç Bana Sordun mu? - Bölüm Yorumları
    By Freddy in forum Biten Diziler (KANAL D)
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 05-11-08, 01:17:05

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

webmaster forum
netspor
taraftarium24
yerli filmler
diziizle.blog
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

Mobil Ödeme bahis
cratosslot giriş
vdcasino
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
deneme bonusu
ilbet giriş
bursa escort
kartal escort
maltepe escort
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.