Sayfa 133/200 İlkİlk ... 3383123129130131132133134135136137143183 ... SonSon
1000 sonuçtan 661 ile 665 arası

Konu: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları (1)

  1. #661
    Durum:
    Çevrimdışı
    ipekaziz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetici
    Üyelik tarihi
    07.04.2006
    Mesajlar
    52,804
    Konular
    191
    Verdiği Beğeni
    174

    Aldığı Beğeni: 744

    Bahsedilme
    27 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Yahu 50 yaşında koskocaman kadınım
    Bir sürü sorun, problem var kafamda....yani herkes gibi....derdim, tasam, çözülmesi gereken konum, iş meselelerim falan...ama bu sabah gözüm tık diye açıldı yatakta....hemde saatin alarmı çalmadan ve “buldum”dedim kendi kendime....sevindim, nerdeyse yataktan zıplayacaktım.....ne bulduğumu duymak istiyor musunuz? Daha diğer yorum ve fragman tahminlerinizi okumadım, ama, eminim, sizler benden önce tahmin etmişsinizdir zaten....olsun...yine de yazacağım
    Ön izlemeden çıkardıklarım

    Geçen bölüm sonu öpüşme olmuyor, tam öpüşeceklerken, asansörün kapısı açılıyor....bi işgüzar tamir etmiş gecenin o vakti 😊
    Sonra Can’ın evine gidiliyor....nasılsa Sanem annesine “ben Ayhan’larda kalıcam” demişti.....sonra Sanem, Can’ın pijaması gibi bir şeyi giyip yatıyor, ama, asansörde kalmanın verdiği klostrofobik baskı ile gece kabus görüyor, çığlık atıyor, Can, Sanem’in yanına gelip O’nu sakinleştiriyor, yeniden uyuyor Sanem

    Ve sabah uyandıklarında kahvaltı hazırlarken, Can Sanem’e o yüzden soruyor “gece nasıl geçti” diye......

    Çok akıllıyım yaaaa


    Edittiri : bu arada Sanem’in yemek yapamama durumu komikti, tamam, güldük, bitti. Her bölüm abartının doruklarına çıkarak aynı komiksiliği vurgulamanın alemi yok...o yaşta bir kız yumurta kırabilir....o kadar da değil....haydi çiğ köfte zor işti, ama,bir menemeni o şekilde yapıyorsa bayağı zeka seviyesi IQ sıkıntısı falan bi durum var demektir....gülemiyorum bile
    Konu ipekaziz tarafından (05-11-18 Saat 09:55 ) değiştirilmiştir.

  2. Beğenenler;
    amanayol (05-11-18), oates79 (05-11-18), seval2005 (05-11-18), Yasemin68 (05-11-18), yedel (05-11-18)

  3. #662
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Tünaydın Erkencilerrr

    Son iki sayfa okunacak. sizler de keyif almışsınızdır umarım. Ben sevdim yeni bölümü. Uzunca yorumdan da anlayacaksınız zaten.

    İkiye bölüp atayım yorumu en iyisi, kolay okunsun.

    &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&



    Bölümün ana konusu; Yaptığı hataları bilen ve bunun affının kolay olmadığına inanan Sanem’in çabalarına karşılık, terk edileceğini duyduğu andan beri başka şeylerin ikinci planda kaldığını saklayamayan Can’ın duygusal çatışması.



    Duygusal çatışmanın en önemli anlarından biri önceki bölümün sonu, bu bölümün başındaki partiden kaçış sahnesiydi. Sanem’in bu partiyi sen düzenledin sandım dediği an Can’ın bir an umutla dolan hemen ardından terk edileceğini duyduğu ana geri dönen hali çok çok çok iyiydi. Mimik nedir bir anda iki duygu nasıl verilir derslerinde gösterilmesi gereken bir sahneydi.



    Can yalnız. O kadar yalnız ki hayatının bir türlü tamamlanmadığını her an hissediyor. Evet etrafında onu seven birileri var. O da onları seviyor ama bu yalnız olduğu gerçeğini değiştirmiyordu Sanem ile hayatı artık iki kişilik oluyordu. Diğer yarısı diyeceği, onun gibi çılgın tavırları olan, deli dolu birine aşık olmuştu. Kız da seviyorum, kendimden bile çok seviyorum diyordu ama sonra da birisine terk edeceğim dedi. Can’ı terk edecekti. Daha önce annesinin, kardeşinin ve hatta babasının terk ettiği gibi sevdiği kadın da onu terk edecekti. Hayatında bunları yaşamamış birinin Can’ı anlaması zor. Ancak hayal edebilir.



    Acısını soğuk tavırlarının ardına saklayan biri Can. Bu bölüm bol bol gördük. Büyük bir adım atıyor, birilerini hayatından çıkartıyor ve herkesin içinde hiç canı yanmamış, o sildiği insanların zaten beş kuruşluk değeri yokmuş gibi davranıyor. Sonra ise ortaya gözleri dolan, uyku uyumayan, uzaktan da olsa sevdiği insanı izleyen, onun hıçkırıkları dindiğinde kalkıp gidecek kuvveti bulan biri oluveriyor.



    Sanem daha dışa dönük, daha fazla belli eden, hatta çok fazla, gereksiz derece fazla belli eden bir yapıda. Özellikle şirkete döndükten sonraki Sanem’i sevmedim. Sanki hiçbir şey olmamış gibi, tüm yaşananlar rüyaymış gibi kaldığı yerden devam etmesi komik de gelmedi duygu yüklü de gelmedi. Zaten benzer sahnelerle yeni senaristin eskilerin yazdığına köprüler kurması beklenen bir tavır olsa da arada abartıya kaçılmış.

    Genel olarak bölümü beğensem de yan karakterlerden gına geldi bu hafta. Özellikle anlamsızlaşan Ayhan Ceycey aşkı fazla alan kaplayarak iyice sıktı.



    Aslı Melisa Uzun....... konuk oyuncu olarak belki bir bölüm katlanabiliriz de her güzellik yarışmasından çıkanı oyuncu yapma çabalarından çok sıkıldım. Olmayınca olmuyor, zorlamasak mı? (Bizim eskiden güzellik yarışmalarımıza güzel kızlar katılırdı. Dünya güzelleri çıkarırdık biz. Şimdi bir bacak boyuna mı bakıyorlar anlamıyorum.)



    Buraya kadar geneldi, artık daha özel bir yorum yapayım.



    &&&&



    İlk sahnenin özü, kırıldığım yerden kırarım oldu.



    Can, başkasının aldığı elbise ile partiye gelen, dg kutlamasını yeni flörtü ile orada yapacağını sanan biri olarak Sanem’i kırmayı seçti. Öbürüsün dedi.



    Haklılığı var mı?



    Çünkü sonra da öbürü gibi davranma dedi. Ne demek istedi? Sanem’in terk edeceğim sözlerine mi takıldı yine? Başka bir erkeğin ilgisine gözlerini kapattığını ve kabullendiğini mi sandı? Yoksa sadece kendini kurtarmak için mi o lafı söyledi? Daha derin anlamı varsa ilerleyen zamanda anlaşılır mı? Ben anladığım kısmı sahnesinde anlatacağım.



    O sahnede Can’ı asıl yıkan işten ayrılıyorum, hayatından çıkıyorum cümleleri oldu. İşte bunu beklemiyordu. O saçma kelimenin ardından bunları duymayı hak etmişti zaten.



    SANEM’İN KIYAFETLERİ NEDEN BU KADAR KÖTÜ?



    NiyattttNiyattt sen ne tatlı babasın Niyat (MevkibeninNiyat ve Melayat’ı öldürüyor beni. Her duyduğumda gülüyorum.)

    Bu sahnede ise Niyat başka olaydı.



    - Canı anlatmak isterse anlatır.

    - Can’ı anlatmak isterse anlatır.






    Babaların bilmez gözüküp de her şeyi bildiği hallerine gönderme miydi? Öyle ise harikaydı.



    İtalyan izleyiciler mesttt.



    El koruyucu banttan eldivenin üstüne kadar her yerde İtalya Bayrağının renkleri. Ben de olsam mest olurum. Ama ben İtalyan değilim. Fazla geldi gözüme.



    Leyla’nın istifa haberine tepkisi sıcaktı. Fakat o sakladığı evrakın bu işlerin zeminini hazırladığını anlamaması, söylendiğinde jetonun düşmesi ve hala telafi yapmaması eksi puanlardı. Sonra toparlamasa Leyla’yı sil at.



    Yeni senaristin eski olaylarla yeni sahneleri harmanladığı 1. Bakkala Yürüyüş sahnesini sevdim. Hem seyirciye ‘izledim, olaylara hakimim’ bilgisi verdi hem de bize kızın ruh halini güzel anlattı.



    SANEM’İN KIYAFETLERİ NEDEN BU KADAR KÖTÜ?



    Ceyin en iyi sahnesiydi galiba dedikoduculara verdiği yanıtlarla, Sanem’i aradığı sahne. Can orada akşam duyduğu ve inanmadığı bilgilerin doğru olduğunu anladı. Peki niye çayını alıp döndü gitti? Büyük bir bilgi ediniyor, Sanem gerçekten yanlış anlamış ve bunu Aylin hazırlamış. Niye o sahneye devam yazılmamış? (Gerçi çok fazla sahne havadaydı ama bunu yeni senaristin ilk bölümü olmasına, eskilerin diziyi berbat bir noktaya getirip bırakmasına, yeni konuya geçiş için zamana ihtiyaç olduğuna bağlamak kolay. Bir iki bölüm sonra oturur. Sahnelerde algısı sözlere ya da gördüklerine daha açık olan izleyiciyi tatmin etmeyen şeyler çoktu bu hafta.)



    Mahalle bakkallarını hep çok sevmişimdir. Hem samimidir, hem de o küçük yerde dünyayı görürsün. Galiba ilk bölümden beri topladığımızdan çok bakkal sahnesi izledik bu bölüm. Ayhan........... işte ben bu Ayhan’ı seviyorum. O kadar dobra ve net ki. Keşke elbise geldiğinde de azıcık şüphe tohumu atsaydı Sanem’in içine. Şartlar öyle gerektirdi biliyorum ama daha önce de şartlar uygunken şüphelerini söyleyen Ayhan vardı. Bozulmasın karakterin karakteri



    Pişkin Fabri........



    Fabri’nin Aylin’den neler duyduğunu bilmiyoruz. O yüzden onun bu intikamcı halini anlamak kolay. Çünkü bu bölüm Aylin'in Hüma’ya söylediklerinin bir kısmı ile nasıl abartılı, eklemeli konuştuğunu hepimiz izledik. Kandırıldığını sanan Fabri’nin Can’ın damarına basma çabalarını kabul edebilirim. Ama onların gerçekten birbirini tanıdığını, aşık olduğunu ve Aylin’in ortalığı karıştırdığını anlamadan gitmesini istemem. Hatta temelli hiç gitmesin, ara ara gelsin ve gelişler tesadüf bu ya bunların hep kavgalı oldukları zamanlara denk gelsin. Aşk tesadüfleri sever diye boşa demiyorlar.



    Emrivaki ile sürpriz



    Gerçekten çok farklı iki şey bunlar. Ben kendimi emrivakiden hoşlanmayanlar sınıfına sokmam. Ben nefret ederim. Hatta bunu yapanla mümkünse ilişiğimi keserim. Gerçekten çok rahatsız edicidir.



    Kültür farkı.......... çok güldüm. Hee tabii o sizlerin şahsi öküzlüğünüz değil, kültür farkı Zaten bizden başka tüm ülkelerde ayrılanlar bir daha birbirine karışmıyor. Bir bizde ya benim ya kara toprağın deniyor. Kültürümüz farklı. Tabii canım tabii inandım/k. En ünlü, kültürlü, eğitimli falan filan denenlerin paçalarından şerefsizlik akabildiğini tüm dünya biliyor.



    Bu arada asıl ayarı veren Sanem oldu. Hem şirkettekilere hem de Fabri’ye. Ve gerçekten Sanem'i tanıdığını görüp bundan büyük keyif alan bir de Can var.



    İş yerinde taciz ile mobbing sık görülüyor. Sanem’in çizdiği çizgi çok netti. Gerçekten çok güzeldi. İşime mâl olur, yanlış anlamışımdır belki, başka iş bulamam gibi düşüncelerin ötesindeydi. Parfüm ile ilgili çalışmaların devam edeceğini ve herkesin yerini bilmesi gerektiğini güzel anlattı.



    Bu sahnenin devamında kötücül bir Fabri izlemeyeceğimizi umuyorum. Henüz anlamadıysa bile yakında gerçekleri anlamasını bekliyorum. Tutkulu aşkların iniş çıkışlarını o üst düzey kültürü ile anlamalı.



    İstifa dilekçesi........



    Bir şirkette temiz A4 kağıdının bulunacağı ilk yer fotokopi makinesidir. Ablanın odası değil. Bir replik ile bu tesadüfün önü açılırdı.

    -Kağıdı bitmiş Sanem, şimdi getireceğim, diyen bir Cey ile ablasının odasına dalan bir Sanem çok normal olurdu.



    Can’ın deli gibi çalıştığı günlerden birine denk geldik. Genelde daha rahat otururdu ama ne hikmetse düşünecek, üzülecek kadar vakti yok. Hep çalışıyor. O yüzden belki de kapısında Sanem’i gördüğünde gözlerinde o sevgi dolu bakışı saliselik de olsa yakalıyoruz.



    -Neden?



    Aaaa bir pişkin de Can! Neden istifa ediyormuş. Zaten şirkette gördüğünde rahatlamasından anlamalıydık. Akşam yüzümü görmeyeceksin dedi, öğlen şirkete damladı. Kendimi açık etmeden onu görmeye devam edeceğim. Belki içimdeki bu öfkeyi de yatıştırır ve eski günlerimize döneriz. Zaman işe yarar.......... demiş midir? Belki Sanem’in o duymaktan çok sıkıldığım kafa sesi kadar yüksek sesle dememiştir ama beyninin bir köşesi demiştir.



    -Beni anlamadan, dinlemeden, kendimi savunmama izin vermeden yargılayan bir patronla çalışamam çünkü.

    -Beni anlamadan, dinlemeden, kendimi savunmama izin vermeden yargılayan bir sevgili ile birlikte olamam çünkü.



    O cümlenin alt metni buydu. Can da dahil herkes anladı ama adam inat. Durun ya adam haklı! Duydukları bildikleri ve bilmedikleri ile o kadar net ki onun gördüğü resim. Küçük bir fazla çizgi vardı, Cey sayesinde öğrendiği. O da diğer olayları açıklamaya yetmiyor. Aylin yapabilir de niye yapsın, Güliz her şeyi yanlış anlamaya müsait biri ve bunlar birbirine bağlantılı bir hata balonu yaratmış. O zaman ben haklıyım. Açıklayacağı şey yok. Kulağımla duydum Emre’ye söylediklerini. Arkamdan iş çevirdiklerini biliyorum. Emre inkar edemiyor. Sadece tam açıklamıyor. Eh o zaman ben haklıyım.



    Can’ın kendini asıl törpülemesi gereken yanı bu. Dinleyeceksin. Duracak, saçmalıklar duyacağını düşünsen de, yeni yalanlar duyacağından emin olsan da DİNLEYECEKSİN. Sonra pişman olacağına biraz vakit kaybedersin. Belki de bu olayda olduğu gibi büyük bir aşkı kaybedersin. Seni çok seven birini kaybedersin. Zamanında öğrensen belki Emre’yi bile kolay affedersin.



    Leyla’nın belgeleri Emre’ye vermekten vazgeçmesi, konuşun, kendiniz olun, siz böyle değilsiniz demesi o kadar güzeldi ki. Başta Leyla’dan beklediğim hareket buydu. Sinirini görünce fragmanda eyvah, Emre buna kazık attığı için gitti verdi, yine bir çıkar çatışması demiştim. Ama kardeşi ile arasını bozması yüzündenmiş o sinir. Doğru zamanda ortaya çıktığı için sinirine de teşekkür edelim.



    Can’ın gerçekleri anladığı an............. bu saatten sonra geçmişten ne öğrenirse öğrensin önemi yok artık. Nedenini biliyor. Sanem’in nasıl kandırıldığını biliyor. Her şeyin aynı amaca hizmet için planlandığını biliyor. Eski konu belki küçük detayların dillenmesi için ara ara ortaya dökülse de ana etkisini yitirdi.



    Aylin kadar pişkin, Aylin kadar yaptıklarının etkisinin kime ne yaptığını umursamayan, Aylin kadar kendini düşünen......... tümü aynı anlama geliyor ama vallahi bu kadını anlatacak doğru cümleyi bulamıyorum. Haris, narsist, megaloman, mitoman bir kadın Aylin. Daha bir sürü sıfat da bulunur ama şimdilik yetsin.



    Gözünü hırs bürümüş, yapacaklarının sınırı olmayan ruh hastası zavallı kadın

    Yok bu cümle bile kesmedi beni Can!



    Emre anlamayacağım karakter olmaya devam ediyor. Bir önceki cümle bitti olurken bir sonraki hareket yanında kalmak olan birini nasıl çözeceğiz?. Bu kadar basiretsiz, bu kadar burnu halkalı az bulunur. Karakteri olmayan bir karakter. Aslında kimseyi üzmek istemediğini, sevilmeye ihtiyacı olduğunu, Aylin’in onu sevdiğini ve diğerlerinin kızacağını ve artık sevmeyeceğini düşündüğü için böyle saçmaladığını anlamak elbette kolay. Fakat bu adam da üç yaşında değil ki, artık onun da kendi hatalarını kabullenip belki tüm hayatındaki insanlardan uzaklaşması, düşünmesi ve yeni kararlar alması gerekiyor. Şu an tek olumlu hareketi asla anne-babayı aramama kararı. Bir sonraki adımın abisi ile görüşme çabası olması lazım. Bu belayı o sardı başlarına o temizlemenin yolunu bulmalı ya da en azından bu saatten sonra yardım etmeli.



    Hûma geldiğinde gerçekleri anlamayacak mı? Aptal bir anne mi izleyeceğiz? Bir iki yalana inanır da gerçekler güneş kadar parlarken o yalanlara inanmaya devam eder mi?





    Can o hırsla kayalıklara geliyor. Sanem o üzüntü ile kayalıklarda ağlıyor. Fonda ise berbat bir şarkı çalıyor.



    NE GEREK VAR BÖYLE SÖZLÜ ŞARKILARA?



    Enstrumantel şarkılar neyimize yetmiyor böyle sahnelerde? Zaten dizinin genelde şarkılarını beğenmiyordum ama bu son damla oldu. Şarkının sözlerini de sevemedim, tınısını da sevemedim. Sesi sevdiğimi hiç sanmıyorum. Kırk yıl dinlemesem aklıma gelmez. Bir de böyle duygusal bir sahneye uymuş diye konmuş.



    Neyse, bu sahnenin en güzel yanına geleyim.



    Sanem hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Can uzaktan bakıyor. Yaptıklarını anımsıyor, pişman ama ne diyecek? Hatayı kabullenmeli ama bunu yekten mi yapmalı? Yoksa gerçekten üzgün olduğunu, onu yanında istediğini, arayı düzeltecek ortamları yaratacağını, onun hayatının bir parçası olmak istediğini mi göstermeli. Bunlarla çöktü kaldı o duvara. Taaaakiiiiii Sanem’in hıçkırıkları dinene kadar. O arada kalktı gitti. Gitmese bir umut o yöne bakan Sanem onu görecek, belki de berbat bir gece yerine sorunların büyük kısmının çözüldüğü bir gece geçirecekler. Can kalktı gitti, Sanem dönüp boş alanı gördü ve yine hıçkırıklara boğuldu.



    En yoğun duygu aldığım sahne. Ama ne zaman aldım bu duyguları? Sahneyi tekrar izlerken sesi tamamen kapattığımda.........................







    Konu Yasemin68 tarafından (05-11-18 Saat 11:09 ) değiştirilmiştir.
    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  4. Beğenenler;
    oates79 (05-11-18), ozenc-can (06-11-18), seval2005 (05-11-18), Zuzinha (05-11-18)

  5. #663
    Durum:
    Çevrimdışı
    elitay88 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    05.05.2012
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    5,565
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    324

    Aldığı Beğeni: 705

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı Zuzinha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Koptum:) Gece yarısı oldu neredeyse nerede fragman? Kesin Can'a daha çok bileneceğimiz bir şeyler geliyor?

    Esas oğlan genel olarak hata yaptığına inanmıyor ki. Sadece son birkaç gün için ayıp etmiş:) Yoksa Sanem onu terk etti daha ne? Beni en çok rahatsız eden sahne asansörde uyumaya kalktığı an oldu. Yok artık:) Değil seni affettim barışalım demek Can'ın son ayılıkları için özür dilemeye bile niyeti yoktu bence. Kızın gözlerine baka baka kırıldı iradesi. Ama Can'ın niyeti neydi sor? Bilmiyorum valla anlamadım:) Sanırım Sanem'e hala kızgın olmadığı bir eski sevgili gibi davranacaktı. Her şey yolundaymış, terk edilmek koymamış gibi:)

    Sanem bedel ödedi ama Can'ın olayı Sanem'e bedel ödetmek mi? Bence değil. Güvensizlik ve korku adamın olayı. Sanem'i cezalandırmaya çalıştığını düşünmüyorum. Ama senaristler ne düşünüyorlarsa açıkça ortaya koymaları gerekiyor bu bölüm. Asansörde kırılan irade tez tuzla buz olmalı. Kolyeyi verip Sanem'in yanından ayrıldıysa bu da çok soğuk bir hareket olur. Yat kızın yanında. Bırak kollarında uyusun. O asansörde uyuabilen adamın aşkına inanmazdım. Hormon ve heyecan gizlenemez:) Sanem'e iyi geceler deyip gidip salonda yatan adamın da heyecanına pek güvenmem yani. İnatla öfkeyle yapılan her şeyi anlarım. Ama gece vakti, baş başa, dar alanda, aynı çatı altında direnen irade aşk değildir. Ona inanmam:) Asansörde öpüşme noktasına geldiler durumu kurtardılar. Evde de birlikte uyumalarını beklerim. Sevişsinler barışsınlar demiyorum. Ama sarılarak uyusunlar. İnşallah Sanem Can'ın kollarında uyanıp kalkıp kahvaltı hazırlamıştır. Kız madem kabus gördü Can yanına koştu sonra da orada kalmalı. Al bu kolye seni korur deyip totosunu dönmemeli
    Ben beklemedim gelmeyecek diye. Bugün gelir.

    Sanem'i haklı görmüyorum zaten ama yaptıkları da görmezden gelinemeyecek kadar değerli. Bir kere niyeti kötü değil kızın, Emre tarafından kandırıldı, çabuk hüküm verdi, pis bir oyunun içine düştü. Doğrudan suçlu olmadığı için bile affedebilir. He tabi sorun yalansa. Yalan değil ama gördüğümüz kadarıyla Emre'ye dediği laflar. Terk edicekti de keyfinden etmeyecekti. İçi yana yana sırf sevdiği gerçeği öğrenip üzülmesin diye terk edecekti. Can'ın bunları anlaması kolay değil. Anlamadığı için zaten affedemedi. Sanem'in düşündüğü şey de doğru değil. Yani bir kez bu lafı etti ya Can hep düşünür acaba bu beni terk edecek mi? Adamın annesi tarafından terk edilmiş olma travması var. Gerçekten bir terk ediş olmadı belki. Yanlış anlama filan söz konusu ama sonuçta annesini çıkarmış hayatından. Sanem'in istediği bir şans daha. Bu kez onu daha iyi tanıyarak hareket edecek. Kim kimdir, şirkette necidir, kim yalancıdır, kim doğrucudur. Sanem o hataları yapmasa zaten Can'ı terk etme gibi bir durumu olmazdı. Affedilebileceğini düşünse de terk edicem diyemezdi. Bütün kapılar kapalı ve tek yol terk etmek gibi gelmiş o an. Söylediği gibi uygulayabilir miydi acaba? Amacı o aşklarının içinde kalmamasıydı. Bulduğu çıkış yanlıştı. O zaman bu konu üzerinden yürüsünler. Sanem Hanım açıklasın bakalım niye öyle demiş? Terk etmek kolay mıymış? Can da bunu duyunca neler hissetmiş? Neden en çok buna takılmış? Bir anlatsın bakalım. Sonuç yine birbirlerini anlamaları.

    Sanem de Can da duygularıyla hareket eden insanlar. O yüzden bunu aşmaları muhtemel. Aşkları tüm sorunların üstesinden gelebilir. İki tarafı da değiştirebilir. Bu kıymetli ve güzel duyguyu gururdu, inattı uğruna harcamazlar. Ortada aşkımı kalbime gömüp, gitmem lazım durumu yok. Evet hatalar var ama dönülmez değil. Affedilmez değil. Mantığıyla düşünse a yooo ben buna güvenemem der ama duygularıyla düşünüce ben onsuz yapamam der. Sanem öyle demedi mi? Can da şimdi o noktada ama çaktırmıyor. Sanem olmadan yapamaz artık. Fragman gelse de izlesek güzel güzel.
    Konu elitay88 tarafından (05-11-18 Saat 10:49 ) değiştirilmiştir.

  6. Beğenenler;
    oates79 (05-11-18)

  7. #664
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    devamını da ekleyeyim. (ben bu yorumu word de yazıp eklediğim için mi o kadar aralıklı eklemiş? Sanırım öyle. )


    &&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&&



    Sabah bakkalın önünde aldığı karar ile mutlu bir Can var.




    Hayatınızdaki sevgililerin nasıl özür dilediklerine bir bakın. Benim koca ilginç adamdır. Asla özür dilemez. Ama kırk takla atar hatasını anladığında. Daha önce hiç yapmadığı ya da ben söylemeden yapmadığı bir şeyler yapıyorsa bilin ki özür diliyor. Bir anda şirinleşmiş güldürmeye uğraşıyorsa kesin özür diliyor. Eğer kabul etmezsem bu kez de sarılır öper öyle affettirmeye çalışır kendini. Huyu bu ve ben bunu neredeyse otuz yıldır böyle kabul ettim.



    İşte kapının önündeki Can tam da bu adamlardan. Söze dökmesinde sorun yok, daha önce de defalarca kusura bakma falan dediği için Can özür dilemeyen biri olarak geçmez benim kitabımda. Ama eylem adamı işte. O kendince çözecek Sanem ile arasındaki sorunu. Bunu da en iyi onu kendi ortamında yakaladığında yapacağından emin. O mahalle Can’a da iyi geliyor. Hem zaten yine sakar, yine bir şeyler yerken keyif alan bir Sanem var. (Bu arada bu nasıl aşk acısı iştah açan cinsinden mi? Tıktı resmen keki ağzına?) Tanıdığını sandığı, sevdiğini sandığı, kaybettiğini sandığı Sanem bu değil miydi? İşte ta kendisi ve her şeyden habersiz en doğal hali ile orada. Ne kadar rahatladı yüzü.



    Ve Sanemmmmm. Can’ı orada gördüğü an değişmeye başlayan Sanemmmmmm


    Geldi diye mutlu, gördüğü için mutlu, umudu çoğaldığı için mutlu. Sanem orada olmasından dolayı çok mutlu. Tabii Can orada olma nedenini bulduğu kılıfın arkasına saklayana kadar. Ben o borcu biliyorum ve bana yaptırılanlarla manevi olarak kat kat fazlasını ödedim, maddi kısmını da ödeyeceğim. Kardeşiniz bana sus payı 500.000 liralık çek verildiğinde yırtıp atmasaydım belki bugün şirkete ortak bile olabilirdim ama siz hala 38.000 liranın peşindesiniz, falan diyebilirdi. 500 lük çeki hatırlıyorsunuzdur. 38 de iki -üç ay kestilerse diye 40 tan düşerek uydurduğum rakam. Takılmayın.



    Can’ın elbette derdi para değil. O mazeret. Fakat bunu anlayıp kendini anlatma çabası, bunu yaparken dükkanın yarısını millete dağıtması çok şekerdi. Sadullah-Feyzullah karışımı amca çözdü olayı. kızı olsa verecek ama Sanem kaptı bile oğlanı. Bu arada Can’ın tüm bu cümleleri kabullenmesi ve keyiflenmesi de çok şekerdi. O benim elemanım, ben onun patronuyum falan demek yok. Bak duydun, adam haklı, beni kaçırma diyor resmen tepkileriyle. Amca az akıllı olsa kışlık erzağı da bedavaya götürecekti dükkandan.



    Kızımız mutfakta duvardan hallice de iş pirince gelince osmancık ile baldo farkını biliyor. Yeri gelmişken ön izlemeye de şu mutfakta baba ile menemen yapma sahnesine de iki çift laf edeyim. Yeter ama artık beceriksiz kadın karakter esprileri. Bir kere güleriz en çok iki kere güleriz ama her dakika yapılırsa komik değil zevzekçe olur o espriler. Yemek yapmayı bilmeyen kendini bilir ve hiç elini uzatmaz öyle işlere. Bilen girsin mutfağa...............



    Sanem'in yumuşatmaz seni demesi ile Can’ın tu deseydik hoşluklar olacaktı demesi....... ne güzel çözüyorlar dertlerini aslında. Laf çakıyorlar ama dertlerini anlatıyorlar.



    Can oraya kadar gelmiş, çırak çıkmış, deli gibi çalışmış, eğlenmiş ve yanında olmuş Sanem’in.



    Sanem, oraya kadar geldiği için mutlu. Her şeyi bir yana bırakıp bir çıkış aradığı için mutlu. Birlikte güzel şeyler yaptıkları için mutlu.

    Tam da Can’ın geri dön diyeceği ortam. İş için ihtiyacı varmış. Tabii canım, çayı kim demleyecek, odaya kim servis edecek? Metin yazarı olarak ikinci işinde battığını hepimiz biliyoruz. O yüzden Sanem’e şirketin değil kendisinin ihtiyacı var. Yanında istiyor. Bunu anlamayacak kadar saf mı Sanem? O da pazarlığı arttırıyor.



    -Bir daha bana öbürü demeyeceksin!

    -Sen de öbürü gibi davranmayacaksın!



    Sen kendin ol. Bu Sanem ol. Bildiğim, sevdiğim, tanıdığım Sanem ol. Başkaları için değil kendin için doğruların olsun ve bunlardan şaşma. Kimseye o kadar güvenme ve asla ama asla bir daha bana yalan söyleme............ dedi Can. Aksi halde ben seni tanımam,tanıyamam, öbürü olursun. Olma! …..... dedi Can.



    Şirketteki özlemişim, bende, çayı yani, demlemeyi dörtlüsüne bayıldım. Yalanları bile ortak oldu. İkisi de kızım sana söylüyorum durumunda. Sonraki replikler de iş üzerinden sağlam giydirmeydi. Hesaplaşma dediğin böyle olur. Otomotiv reklamına kadar gitti hesaplaşma. Çok iyiydi.......bayaaabayyaaaaa iyiydi........ Hele de sonundaki istemsiz saç okşama.........



    Sanem'in her yeni genç ve güzel(!) kadın karşısında aynı şeyleri yapması da yemek yapamaması kadar gereksiz oldu. Cey bile cool ol dedi. Başka şeyler yazılamıyor mu? Sanem’in bazı hareketlerinin abartısı rahatsız ediyor beni. Bıcır bıcır bir genç kız olmasını seviyorum ama bu kadar abarttığında şımarık ve yersiz davranan biri oluyor.



    Deren ve konser biletleri. Bu ekilmenin(!) intikamını nasıl alacak acaba Sanem’den. araya sıkıştırayım dedim.



    Bambi karavan kamp....... bunları duyunca illa kötüye yormak lazım tabii. İyi ve yakın karşı cinsten arkadaşı olmayanların anlayamayacağı bir konu bu. Arada hiçbir şekilde cinsellik, çekicilik falan olmadan gerçekten arkadaş olabilir insanlar. Aslında dizide de var örneği ama onu görüp bildiğimiz için kabullenmemiz kolay geliyordur. Osman ve Sanem çok iyi arkadaşlar.




    Polen alerjisi.... biliyorum senin niye buralarda olduğunu diyor birileri.



    Asansör



    Bir soru........ o asansör bozulmasaydı konsere göndermemek için ne yapacaktı Sanem?






    Ben bu adamdan ayrılacağım.......bu kulaklar yanlış mı işitti?



    İşte Can’ın canını en çok yakan şey bu. Niye ayrılacağını açıklayamadığı için de o konuşma beyninde dönüp duruyor. Neden gelip anlatmak yerine ayrılmayı göze aldığını anlatmalı Sanem. Yoksa o yara hiç kabuk bağlamayacak.



    Bağırış çağırışları severim. Ne güzel her şey dökülür ortaya. Normal zamanda kırılmasın diye sustuklarımızı bir çırpıda söyleriz. Arada pişman olsak da aslında iyidir o dökülenler...



    İçim titriyor sana bakarken. Tuz buz oluyor bütün iradem.



    İlk cümleyi biliyoruz zaten, o yüzden benim açımdan çok özel bir cümle değil. Asıl önemli olan ikinci cümle. Can gibi biri, yalana tahammülü olmayan birinin iradesinin parçalanması iyidir. Hem zaten artık neyin ne olduğunu da bilirken af kapılarını açacak kalbinde. Zaten çoktan açtı! Buna şu ara üç kişinin daha ihtiyacı var gibi. Bir süre açık kalır mı o kapı bilemiyorum.



    Asansörün tavan kapağı, o arada yine kafa sesi... ne gereksiz ve saçma bir olay. Bari birileri duyuyorsa tepkini söyle kafa sesimle kavga ediyorum, biraz gürültü yapabilirim fala de. Yoksa Bakırköye yatman yakın.


    Son sahne ise artık etekteki taşların döküldüğü havadan sudan konuşmaların normalleştiği, birbirlerinin gözlerine bakabildikleri anlardı. Zaten gözlerine baktığı an iradesine hakim olamayacağını söylemişti. O ana kadar yaptığı tüm hareketler yetersiz geldi gözüne Can’ın. Artık normale dönmek istediğini biliyor. Son bir adıma ihtiyacı var. O adım atarsa karşı taraf koşacak bunu da biliyor. Çünkü Sanem gerçekten üzgün ve hatasının farkında. O adımı attı Can. Her şeyi bildiğini söyledi, özürünü diledi. Üstelik bunu yaparken Leyla’yı da akladı. Kendi kardeşi ile arasındaki sorunun kız kardeşler arasında olmamasını sağladı.



    Son olayların hatasının kendisinde olduğunu bilen Can da çok doğru kararlar aldı. Ve ikisi de geçmişi geçmişte bıraktı. Her şeyi baştan başlatacaklar.



    Güzel.........................



    Deeeeeee gelelim bu sahnenin elimizde patlama ihtimaline.



    Hûma Hanım geliyor. Can-anne kavgasını biliyor Sanem. Yine iyi niyetinin kurbanı olur mu? Yine Can’a yalanlar söyler mi? Araları düzelsin diye uğraşırken Can ile yeniden kopar mı?



    Sahnedeki silah gibi bu replikler. İddialı bir cümle kurulmuşsa o illa bir yerde patlıyor.



    Bakalım bize yeni bölüm neler gösterecek.




    EKLEMEYİ UNUTMUŞUMMMM


    SANEM'İN O KIYAFETLERİNİN HALİ NE ÖYLE? DAHA REZİL GİYİNEN ESAS KARAKTER YOK DİYECEĞİM NEREDEYSE. ÜSTELİK BİR GİYDİĞİNİ BİR DAHA GİYMİYOR AMA ÇOĞU YAKIŞMIYOR. BİRAZ ÖZEN, BİRAZ DİKKAT LÜTFEN....... (daha kısa ve kilolu yapıyor giydirilen kılıklar. öyle olmadığını biliyoruz kızdığım nokta bu.)

    Konu Yasemin68 tarafından (05-11-18 Saat 13:14 ) değiştirilmiştir.
    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  8. Beğenenler;
    oates79 (05-11-18), ozenc-can (06-11-18), seval2005 (05-11-18), Zuzinha (05-11-18)

  9. #665
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı elitay88 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sanem Fabri ile çalışacak. Açıkçası en çok o konuyu merak ediyorum. Ne olacak? Daha kendi kokusunu mu yoksa başka kokuyu mu verdiğini söylemedi. Tabi ki kendi kokusunu vermeyeceğini söylemişti. Peki nasıl bir koku yapacak? Ses getirecek mi? Fabri ne yapacak? 2 bölüm daha kalır sonra gider diye düşünüyorum karakter.
    Geçen bölüm son sahnede Fabri o koku için anlaşmadıklarını, eninde sonunda kendi kokusunu vereceğini söyledi. Orada netiz, koku başka koku......kendi kokusu olsa duramayız...



    Bir de Zuzinha'ya yanıt sıkıştırayım. Sayfaları 5 yorumlu okuyorsan 200. sayfada kapanacak. Şu an henüz 67. sayfadayız eski 10 lu sistemde.
    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  10. Beğenenler;
    Zuzinha (05-11-18)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.