Sayfa 162/200 İlkİlk ... 62112152158159160161162163164165166172 ... SonSon
1000 sonuçtan 806 ile 810 arası

Konu: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları (1)

  1. #806
    Durum:
    Çevrimdışı
    Zuzinha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    14.11.2013
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    6,014
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    714

    Aldığı Beğeni: 1,581

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı elitay88 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sanem'i yalnız bırakmıyor. Etap etap yapılır yarışlar. Sanem de o an yarıştadır veya bekliyordur. Ne ara çukura düştü anlamadım. Oynarken mi gezerken mi? Çiçek toplamaya gitmiştir belki hani. Etrafta kimse yok. Yokluğu fark edilince aramaya çıkacaklardır.
    Toplu bir oyun, yarış gibi bir şey yapıyorlar sanırım. Can Sanem'i sen alışık değilsin bu ortamlara diye uyarıyor hatta (yani bence:). Demet kafasında yara bandıyla fotoğraf koydu diye hafif bir yaralanma olacak ve bu bölüm bulunacak diye düşündük. Ama belki de bölüm baygın Sanem'le biter ve yarası hiç de hafif olmaz. Bilemiyoruz. Ay taşları Sanem'in eline verilecekse daha ciddi bir şeyler olabilir.

    Alıntı oates79 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Kılık kıyafet konusuna bi açıklık getirdiğin iyi oldu Önemli bir konuymuş hakkaten Fazlaca eleştiri okuyorum Can Yaman’ın soyunması hakkında ve hiçbir anlam veremiyorum inanır mısın?

    Sen, Can mevzuyu çakmıştır diyorsun. Ben de diyorum ki, Can bunu düşünsün, ben de topuklularla toprak yolda koşarım

    Geceye görüşürüz
    Aklı başında bir insan Can Yaman'ın soyunmasını nasıl sakıncalı bulabilir ki? Tansiyon hastalarını mı düşündü acaba?

    Can bunu niye düşünemesin ki alla alla? Hayır adam şu en kızgın haliyle bile açıklama yaptı eski arkadaşım diye asansörde, neden durup dururken evde Gamze varmış gibi yapsın ki? Gelsin diye. Sen off-road koşuya hazırlan bence
    Alıntı seval2005 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Herkese merhaba...

    sevgili forumdaslar, arkadaslar, kizlar, hanimlar, bacilar, canlar... Siz buraya yazanlar, ortaya fikirler atanlar, resimler ekleyenler, diziyle ilgili haber kovalayanlar, sabah kahvesi misali keyiflere keyif katanlar.. Siz her biriniz gercekten harikasiniz! Iyi ki varsiniz! Iyi ki buradasiniz! Allah hepimize kolaylik versin, siz de aynen böyle devam edin...Valla, bizi burada bu denli eglendiren, güldüren sahane satirlarinizla fikirlerinizi senaristler okumus olsalar catir catir sizin hayalgücünüzü kiskanirlar...

    Sahi senarist demisken... Diziden sogumamak icin cok da fazla elestirmek istemiyorum ama aklimda kalanlari da sizinle paylasmadan edemeyecegim...

    Konu: Sanem´in sözde fotografik hafiza yetenegi!!!!

    Ben de bir cogunuz gibi bu iddianin senaristlerimizin üzerinde hic düsünmeden sirf farkli-ve-orijinal diye ortaya attiklari bir konu oldugunu düsünüyor ve aslinda kendi mesleki sorumsuzluklarini bize yedirmeye kalkismalarina icten ice ve baya baya kiziyorum...

    Cünkü 18 bölüm boyunca izledik ve gördük ki, o müthis yetenegin alti sifirmis meger! Yani tamamen bombosmus! Yokmus öyle bir sey... Ya da islerine geldigi yerde varmis, gelmedigi yerde yokmus... Bir varmis bi yokmus...

    Oysa hikayedeki cetrefilli olaylarda büyük bir rol oynayabilir ve en olmadik karisikliklarin cözülmesinde izleyenleri de eglendirerek ise yarayabilirdi ama senaristlerimiz, Sanem´i daha bir yumurta kirmanin inceliklerini bile aklinda tutamayacak kadar salak - pardon sakar biri olarak yazmayi sectiler..

    Insan ister istemez düsünüyor, bu Sanem kac yasinda? 23-24 gibi degil mi? Hic mi daha önce sahit olmamis bir yumurtanin nasil dikkatlice kirildigina acaba? Hic mi izlememis mutfakta harikalar yaratan annesinin temiz ve düzenli calisma seklini? O müthis hafiza sadece yazili metinlerde mi isine yariyormus ama görsel verileri kayit yapamiyor muymus?

    Daha önce de yazmisti bazi arkadaslarimiz, bir kez okudugunu bir daha hic unutmayan birinin ilkokulda baslayan egitimi kolaylikla taaaaa profesörlüge kadar giderdi... Halbuki Sanem de tipki kankasi Ayhan, cocukluk arkadasi Zebercet gibi kendi mahallelerinin disina bile cikamamis! Siir ve roman disinda egitim amacli okumayi da, bakkalik disinda bir meslek sahibi olmayi da düsünmemis bile... Birak üniversiteye gitmesini düz liseyi bitirmis mi acaba? Yazar olmak istiyor da yazdiklari nerede?

    Anlasilan hikayemiz tüm sevimsiz antipatik kizlarinin yani en basta Aylin, Deren, Polen ve Gamze disinda meslek egitimli tek karakteri mahallenin iftihari, buzlar kralicesi Leyla! Yani, koskoca sirketin koskoca finans-sorumlusu-patronun-kücük-oglu´na özel asistan olmak, egitimsiz erisilebilecek bir makam olmasa gerek...
    Bu konu beni de çok rahatsız ediyor. Yani fotografik hafıza meselesinden çok Sanem'in vizyonsuzluğu:) Leyla sevdiği 3-5 kişiyle yaşar gider mahallede dedi Sanem için bir kere. İçimden ama kız Galapagos'a gitmek istiyor hayalleri olmalı dedim. Galapagos cennet köşesi değil çok ilginç bir yer. Dünyanın başka hiçbir yerinde göremeyeceğiniz canlılar var. Benim de hayalim bir gün gitmek:) Sanem nasıl meraksız biri olabilir? Nasıl Can'a bana burası yeter, bakkallık yurtdışı seyahati gerektirmiyor der? Onun kıpır kıpır hayallerle dolu bir genç kız olması gerekmez mi? Yani duygularıyla hareket eden, çok zeki, çok okuyan, yazan ve Galapagos'u merak eden birinin profili meraklı, yaratıcı ve hayalperest olmalı. Sanem iyi düşünülmemiş bir karakter. Allah'tan Demet Özdemir çok sevimli:)

    Alıntı seval2005 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Leyla demisken aklima bir de sunlar geliyor... Bu konumda Leyla´nin maasi Sanem gibi bir getir-götürcü-cay-demlemeci-kizin maasinin en az iki - üc misli olmasi gerekmiyor mu? Öyleyse, bu kadar iyi maas alan ve sahsi yol parasi-cep telefonu ile güzellik bakim ve giyim-kusam disinda hic bir masrafi olmayan Leyla neden bir kez olsun kizkardesinin sirkete olan borcunu üstlenmeyi teklif dahi etmedi? Sanem ablasinin fedakarligina razi olmasa bile Leyla babalarinin borcuna ortak olmak icin en azindan Sanem´in maasindan kesilen miktar kadarinin kendi maasindan da kesilmesini isteyemez miydi?
    Burada Leyla'ya suç bulmayalım. Senaristlerin saçmalaması:) Ona bakarsanız orta sınıf bir ailenin kenarda 40bin lirası olur. Can ve Emre'nin paralarının olmaması, şirketin iki günde batması, koca ajansın her gelen müşteriyi dev ilan edip bir öncekileri unutması falan çok saçma şeyler var. Ne bir araştırma ne kurgu ne açıklama. İşlerine geldiği gibi yazıyorlar. Leyla para esirgediğinden değil:) Mevkıbe'yle Nihat'ın ajansa bilenmeleri de çok saçma. 3 günlük getir götür elemanına 40bin lira vermişler elbette hakkını vereceğiz diyeceğine kızımı zorla çalıştıramazlar diyor. Ayol 40bin almışsın sevmedim bu işi bırakcam deme hakkın var mı? İşte görmezden geliyoruz:)

    Alıntı elitay88 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Can fazla kıskanç demişken; baştan beri böyle bir durum var. Sanem'in elini bir erkeğin öpmesi bile Can'ı çileden çıkartıyor. Kokusunu beğenmesi ve içine çekmesi rahatsız ediyor. Çünkü Sanem sadece ona ait olsun istiyor. Kokusu, gülüşü, bakışı, aşkı. Aynı şeyleri Sanem de istiyor tabi. Lakin Can önüne gelene sarılır duruma geldi maalesef. Kendisi böyle istiyorken nasıl böyle yapabiliyor? Hee gör bak ben seni nasıl kıskanıyorum demek için mi? Ona göre normal olduğu için mi? Eğer normalse Fabri'nin Sanem'in elini öpmesi de normal. Deren de farklı duygularla sarılıyor Can'a. Fabri de farklı duygularla öpüyor Sanem'in elini.

    Zuzi Can'ı aklamış gece gece. Sanem eve gelsin diye Can yalan söylemiş. Hımm. Bu açıdan düşünürsek mantıklı. Sanem de aşağıda kalmamak için şampanya patlattı. Bu kadar kıskandırırlarsa en sonunda ya kavga ederler ya da öpüşürler. İkisi de kıskançlığını itiraf eder ve buna katlanmak istemez. 3. kişileri dışarı atarlar hayatlarından. Bir daha da kıskandırmaya çabalamazlar.
    Yine Can'ı can siperane savunmaya geldim çünkü forumu fazla prensesçi buluyorum artık yeter yani isyeaaan ediyorum Can Sanem'in elini öpenleri kıskanıyor çünkü adamların niyetini biliyor. Ama gidip de Sanem'e sen nasıl elini öptürürsün demiyor. Hatta adamların arabasına binen Sanem'e bile son derece efendi davranıyor. Deren ve Gamze onun arkadaşları. Sarılmakta bir sakınca görmüyor. Ama adını unuttuğum tavukçunun ve Fabri'nin Sanem'in elini öpmesiyle aynı şey değil ki. Ne dedi Can? "Sana öyle bakamaz, sana öyle dokunamaz." Sana bakamaz, dokunamaz değil öyle bakamaz öyle dokunamaz. Fabri niyetini açık ediyor. Fabri Can'dan sonra çıktı ortaya. Fabri ve Sanem hiç arkadaş olmadılar. Deren'le nasıl karşılaştırılabilir? Ve dediğim gibi Can sadece parti olayında kızdı Sanem'e. O da niye elini öptürüyorsun diye değil. İstese asansörde açıklama yapmayabilirdi ama Sanem depresyona girmesin diye yaptı:)

    Ben şunu anlamıyorum. Sanem Can'a nişanlıyım dedi, elin adamının arabasına bindi, gece onunla kaldığını ima etti neler neler. Can gık demedi. Pes de etmedi. Sanem'in 13 bölüm Can'a ettiğini kimse kimseye etmedi. Sanem Emre'ye kalbini kırmadan ayrılcam dedi. Can duyduğunu gizleyip gurur yapıp kendi de bırakabilirdi Sanem'i. Köpek yavrusu gibi geri dönüp beni bırakacaktın öyle mi diye sordu yaşlı gözlerle. Ama neymiş Deren'e sarılmış, Gamze ona öpücük göndermiş. Korkunç bir çifte standartla karşı karşıyayız. Can Divit bunları hak etmiyor

    Alıntı Yasemin68 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yırtıldığından beri mektubun yapışmış hali ile bir yerden çıkmasını bekliyorum. Hatta o zaman da yazmıştım. öyle olmalı yoksa bu hareket çok kötü ve affı zor diye. Gerçi öbürü de affı zordu, iki cümle ile bitti.

    -öbürü deme
    -öbürü gibi davranma


    Aslında ikisinin de ne kadar kırıldığını anlıyoruz bu kelimelerde. Yine de bazı cümlelerin ağırlığı bu kadar kolay silinmez. Fabri ile ne olursun, ne verdiysen........ gibi. Biri Can'ın biri Deren'in idi ve Sanem bunlar denmemiş gibi hareket ediyor. Yeni senaristler belki bir ara ikisine de bu cümleleri yedirir.
    Biraz da buradan isyan edeyim Can Divit adına Ya Sanem onlarca yalan söyleyecek, kalbini kırmadan bırakacaktım onu diyecek ama senarist Sanem'e bunları yedirtmeyecek Can tarafından. Can ise haklı ama abartılı öfkesinin bedelini ödeyecek öyle mi? Tamam bence de bir mektup yırtacaksa istifa mektubunu yırtsaydı Can Benim de içim acıdı. Ama arkadaşım adam açıklama dinlemeyen bir adam. Ne yazarsan yaz affetmeyeceğim seni dedi. Diyelim ki Sanem aldatmıştı gerçekten Can'ı. Kandırılmamıştı vs. Mecbur mu adam o mektubu okumaya? Kızgındı. Çok kıskanmıştı. Ne yaptıysa öfkeyle yaptı. Ben de kızdım ama tamam yani kapattım konuyu:) Can uzatmasın diyorsak biz de uzatmayalım Sanem neler yaptı Can'a. Kendince sebepleri vardı ama hiç de mantıklı değildi. Aynı şey Can için geçerli ki onun sebepleri daha geçerli, daha anlaşılır. Sanem adamla oynadı aptallığına verdiler:) Can Sanem'i kırdı kızgınlığına veriyorlar. Can'ınki en azından duygularıyla ilgili. Sanem'inki duygusal zekasızlıktı:) Yok adamın sevdiğini anlamamış da yok incitmeden ayrılacakmış da bişiler. Şiştim valla yani:) Can'ın çektiğinin binde birini çekmedi Sanem. Can'ın katlandığının binde birine katlanmadı. Can'ın Sanem'in peşinde koştuğunun binde biri koşmadı Sanem ama hala daha benim Can'ıma ediliyor beddualar Olmaz kabul edemem Can Sanem'in yalanlarını, Emre'ye söylediklerini vs kaldırıp affedebiliyorsa Sanem Can'dan duyduklarını haydi haydi kaldırabilir ki hakkını yemeyeyim kız kaldırıyor Can Sanem'in kandırıldığını biliyor, Sanem Can'ın aldatılmış hissettiğini. Siz girmeyin aralarına
    Konu Zuzinha tarafından (09-11-18 Saat 20:29 ) değiştirilmiştir.

  2. Beğenenler;
    elitay88 (10-11-18), oates79 (10-11-18)

  3. #807
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı Zuzinha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Biraz da buradan isyan edeyim Can Divit adına Ya Sanem onlarca yalan söyleyecek, kalbini kırmadan bırakacaktım onu diyecek ama senarist Sanem'e bunları yedirtmeyecek Can tarafından. Can ise haklı ama abartılı öfkesinin bedelini ödeyecek öyle mi? Tamam bence de bir mektup yırtacaksa istifa mektubunu yırtsaydı Can Benim de içim acıdı. Ama arkadaşım adam açıklama dinlemeyen bir adam. Ne yazarsan yaz affetmeyeceğim seni dedi. Diyelim ki Sanem aldatmıştı gerçekten Can'ı. Kandırılmamıştı vs. Mecbur mu adam o mektubu okumaya? Kızgındı. Çok kıskanmıştı. Ne yaptıysa öfkeyle yaptı. Ben de kızdım ama tamam yani kapattım konuyu:) Can uzatmasın diyorsak biz de uzatmayalım Sanem neler yaptı Can'a. Kendince sebepleri vardı ama hiç de mantıklı değildi. Aynı şey Can için geçerli ki onun sebepleri daha geçerli, daha anlaşılır. Sanem adamla oynadı aptallığına verdiler:) Can Sanem'i kırdı kızgınlığına veriyorlar. Can'ınki en azından duygularıyla ilgili. Sanem'inki duygusal zekasızlıktı:) Yok adamın sevdiğini anlamamış da yok incitmeden ayrılacakmış da bişiler. Şiştim valla yani:) Can'ın çektiğinin binde birini çekmedi Sanem. Can'ın katlandığının binde birine katlanmadı. Can'ın Sanem'in peşinde koştuğunun binde biri koşmadı Sanem ama hala daha benim Can'ıma ediliyor beddualar Olmaz kabul edemem Can Sanem'in yalanlarını, Emre'ye söylediklerini vs kaldırıp affedebiliyorsa Sanem Can'dan duyduklarını haydi haydi kaldırabilir ki hakkını yemeyeyim kız kaldırıyor Can Sanem'in kandırıldığını biliyor, Sanem Can'ın aldatılmış hissettiğini. Siz girmeyin aralarına



    Yoooo benim dediğim ne o yalanlar, ne hatalar, ne bilmeden birine güvenip başkasının güvenini sarsan hareketler....... Şunda bir anlaşalım; takıldığım yerer tamamen bir erkeğin bir kadına hakaret kabul edilecek cümleler sarf etmesi ve eden birine ses etmemesi. Cümleleri kızgınlık ve kıskançlık anında sarf etmesi onu haklı yapmıyor. Bu cümlelerin telafisini istiyorum.




    -Fabri senden parfümün dışında başka bir şey istedi mi? Tamam güzel, önemli olan şirket kurtulsun. SANEM DE ARTIK ADAMA NE VERİRSE VERSİN BİZE NE?

    Cümleyi iş ortamında, işle ilgili, iş için falan diye kabullenirsek çok safdilli kişiler oluruz. Deren'in orada neyi ima ettiğini, bunu neden Can'ın yanında yaptığını sorguluyoruz. Çünkü sonrasındaki Sanem-Can yakınlığını bildiği ve Can'ın tepkilerinin duygusal olduğunu düşündüğü cümleler sıralıyor Deren.



    Daha önce de defalarca Can'ın yanında ya da direkt Can'a kötülediği bir sürü cümle duyduk ve hemen hiçbirinde yüzlenmedi Deren. Ama bu cümlenin bir yanıtı olmalı. Burada bir insana hakaretin normalleştirilmesine tepkimi söylüyorum. RK izliyoruz diye her şeyi de kabullenmiyoruz bize bunların keyifli yanıtları ile gelsinler. (Aslında kızgınlığımın büyüğü eski ekibe. Dizinin senaristi olarak kalsalardı bunları yazacaklar mıydı? Ne olursa olsun kendi işlerini bir şekilde baltalamak ekibin isimlerini bir yana yazmama ve bir daha işlerine başlamamaya, ya da temkinli olmaya zorluyor beni)


    Can yine kızgın ve kıskanç, üstelik gaza da gelmiş. Deren'i tersleyeceğine destek veriyor.

    - Sanem de karlı çıkmış gün sonunda. Dünya devi parfüm şirketine kapağı atmış.


    Şirketini kurtaran insana söylenecek sözler mi bunlar? Kız o şirkete gitmeyi değil yanında kalmayı kabul etmiş ama söylenmeye devam ediyorsun. Yine de o cümle Deren'in cümlesi kadar ağır değil fakat ikisi de bir kadını bir şeyler karşılığı kendinden bir şeyler vermekle suçluyor.


    Bölüm sonunda söylediği aşağıdaki cümle de tamamlayıcısıydı.



    -Fabri ile sevgili mi olursun, onunla iş mi yaparsın, aldığı elbiseyi giyip partisine mi gelirsin, hiçbir şey umurumda değil.

    Bu cümle ağır. Çünkü burada bir kadının bir gün önce aşık gibi davrandığını, bir gün sonra başka bir erkekle ilişkiye başlayabileceğini, bunu iş maskesinin ardına saklayabileceğini, elbiseyi kabul etmesinin ardında başka anlamlar olacağını ima ediyor.


    Yazanlar bu kadar derin düşündü mü yoksa kavgada, kızgınlıkla söylenen sözler olarak mı kabul ettiler bilmem ama geçmişteki ekibin yazdığı en sinir cümlelerden birkaçıydı.


    Diğer konularda Can'a kızmıyorum. Belki mektubu yırtmasına biraz kızıyorum ama o da her şeyi öğrenebileceği fırsatı tepmesinden. Yoksa resmin tamamına baktığımda Can'a ne diyebilirim? Adamın duydukları, gördükleri ve geçmişi ile bugünü her konuda kendini haklı görmesini sağladı.



    Aslında haklı olduğu nokta şu. Bazen her şey göründüğü gibidir. Bazen de ne gördüğüne değil neyi gösterdiklerine odaklanmak lazım. Beşer şaşar hesabı Can da resme baktı ama o resmi oluşturanların farklı açılardan değişik gözükebileceğini düşünmedi. Kırılmıştı. Kızgındı. Üzgündü. Büyük kararlar öncesi bir gece uyuyun derler. Can çok hızlı karar verdi. Yine diyorum. Can elindeki tüm delillere baktığında yerden göğe haklıydı. Şimdi üzüldüğü nokta bu. Can’ın kızgınlığı kendine dönüyor. Bocalaması da biraz ondan. Haklıyken nasıl haksız duruma düştüm diyor. Oysa haksız da değil. Sadece ortam bunu gerektirdi. Gerçekten geçmişi geçmişte bırakmalılar. Fakat kabullenip konuşmadan geçmişe atılan her şey mutlaka bir yerden karşılarına çıkar. Üstünü örtmek yerine bir kez olsun konuşup öyle geçmişte bırakmalılar her şeyi. İlla biz tek tek duymayalım. Konuştuklarını bileceğimiz iki cümle yeter de artar.



    Özür dilemenin kelimelerle yapılması asla şart değildir. Aksine özür dilemenin ne kadar altı boş bir cümle olduğunu çoğu insan bilir. Hatalı olan kişi özürden sonra aynı hatayı yapmaya devam eder. O yüzden çoğu zaman özür için güzel eylemler her şeyden değerlidir. Hatayı yapmamak, yapana gereken ikazı yapmak da özürdür.



    Yukarıdaki cümleleri sarf eden Can kuru özür kısmını geçti. Her şeyi biliyorum dedi. Şimdi eylem zamanı. Bir daha kızı aynı şeylerle vurmamalı. Ve elbette Deren’e de bir kez daha böyle cümle kurma hakkı tanımamalı...............






    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  4. Beğenenler;
    elitay88 (10-11-18)

  5. #808
    Durum:
    Çevrimdışı
    Zuzinha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    14.11.2013
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    6,014
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    714

    Aldığı Beğeni: 1,581

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı Yasemin68 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


    Yoooo benim dediğim ne o yalanlar, ne hatalar, ne bilmeden birine güvenip başkasının güvenini sarsan hareketler....... Şunda bir anlaşalım; takıldığım yerer tamamen bir erkeğin bir kadına hakaret kabul edilecek cümleler sarf etmesi ve eden birine ses etmemesi. Cümleleri kızgınlık ve kıskançlık anında sarf etmesi onu haklı yapmıyor. Bu cümlelerin telafisini istiyorum.


    -Fabri senden parfümün dışında başka bir şey istedi mi? Tamam güzel, önemli olan şirket kurtulsun. SANEM DE ARTIK ADAMA NE VERİRSE VERSİN BİZE NE?

    Cümleyi iş ortamında, işle ilgili, iş için falan diye kabullenirsek çok safdilli kişiler oluruz. Deren'in orada neyi ima ettiğini, bunu neden Can'ın yanında yaptığını sorguluyoruz. Çünkü sonrasındaki Sanem-Can yakınlığını bildiği ve Can'ın tepkilerinin duygusal olduğunu düşündüğü cümleler sıralıyor Deren.
    Konu sadece yalan değil. Konu aptal yerine konmuş olmak. Senden bir şeylerin çalınması. Sevdiğin kadının sana her şey yalandı demesi. Kardeşine gidip aramızdaki şey ciddi değildi kalbini kırmadan terk edeceğim demesi vs. Benim bakış açımla Can Sanem'e bunlardan daha ağır bir şey yapmadı. En önemlisi, Can Sanem'e ne yaptıysa kendisine yapılanlara karşılık olarak yaptı. Ama işte Sanem'in yanlış ağırlığı 6 idi Can'ınki 8 diyemeyiz. Çok güvenip çok çakılan, aldatılan Can. Duygularıyla oynanan Can. Haklılık konuşacaksak hiç kimse haklı değil. Anlamayı konuşuyorum ben. Sanem'i anlıyor izleyici ama Can'ı anlamak istemiyor. Sanem'in kandırıldığını biliyoruz. Sanem'in Can 'a söylemediklerini biliyoruz. Sanem'in Can'a söyleyemediklerini biliyoruz. Can'ın dinlemediklerini biliyoruz. Sanem'in kafa sesini bile duyuyoruz. Can? Onu anlatan yok. Dolayısıyla anlayan da yok:) Ben hariç

    Bir erkeğin bir kadına kurmaması gereken cümleler gibi bir yaklaşımım yok benim. Kimse kimseye kötü söz söylemesin o ayrı:) Kızgınlık ve kıskançlık bahanedir, mazerettir de demiyorum. Ama yıkılmış, aldatılmış, ne yapacağını bilemeyen bir adamın da yapmaması gereken şeyleri yapmasını ben anlayabilirim. Hatta ne kadar yıkıldığını oradan anlıyorum Beni fazlasıyla kibar olduğu bölüm bozmuştu. Robot mu bu be demiştim:) Deren'in ima ettikleri Deren'i bağlar. Ben dizilerde karakterlerin ideal davranmaları gerektiğini düşünmüyorum. Yanlış tavırların doğruymuş gibi sunulmasına karşıyım. Şiddetin sevgi olarak gösterilmesine vs. Bu manipülasyondur çünkü. Ama dizilerde herkes birbirine kibar davranmalı, normal hayatta gayet yapılan muhabbetler ekranda yapılmamalı gibi düşünmüyorum. Fabri'nin hareketi son derece abesti. Bu dedikodular her ajansta yapılırdı. Deren'in de iması şu ana kadar çizilen karakterine çok uygundu. Tam onun yapacağı bir imaydı. Sanem hiçbir şey anlamaycak adamı üzecek ama Can Deren'in neyi ne niyetle yaptığını hemen çözecek, tüm incinmişliğine, ruh haline rağmen Sanem'i kahramanlar gibi savunacak. Bu bana çifte standart geliyor forumdaşım, bu da benim fikrim:) Ayrıca herkes herkese her şeyi der yani. Sanem niye küçük düşmüş olsun? O Deren2in sığlığı. Can Sanem'in kırılan onurunu kurtarmalıydı diye bakmıyorum. Niye kadınlar erkekleri cazibeleriyle etkilemediklerini ispat etmek zorundalar?:) Ne verdiyse verdi? Kime ne?:)


    Alıntı Yasemin68 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Daha önce de defalarca Can'ın yanında ya da direkt Can'a kötülediği bir sürü cümle duyduk ve hemen hiçbirinde yüzlenmedi Deren. Ama bu cümlenin bir yanıtı olmalı. Burada bir insana hakaretin normalleştirilmesine tepkimi söylüyorum. RK izliyoruz diye her şeyi de kabullenmiyoruz bize bunların keyifli yanıtları ile gelsinler. (Aslında kızgınlığımın büyüğü eski ekibe. Dizinin senaristi olarak kalsalardı bunları yazacaklar mıydı? Ne olursa olsun kendi işlerini bir şekilde baltalamak ekibin isimlerini bir yana yazmama ve bir daha işlerine başlamamaya, ya da temkinli olmaya zorluyor beni)


    Can yine kızgın ve kıskanç, üstelik gaza da gelmiş. Deren'i tersleyeceğine destek veriyor.

    - Sanem de karlı çıkmış gün sonunda. Dünya devi parfüm şirketine kapağı atmış.
    Dizilerde hakaret edilmesin mi? Hakaret anormal bir şey değil ki yanlış bir şey. Deren'e de madalya verilmiyor Sanem'e hakaret edince:) Ne bileyim biri çıkıp Deren'e ama bak çok ayıp desin karakterini düzeltsin diye bir beklenti olabilir mi? Ceycey normal mi? Sanem normal mi? Can normal mi? Her karakterin defoları var, saçmalıkları var. Bilmiyorum ben insanların ne dedikleri kendilerini bağlar diye düşünüyorum. Kimseden de kimsenin onurunu korumasını beklemiyorum biraz arabesk geliyor bana:) Can Deren'e sen Sanem'e böyle konuşamazsın dese velisi gibi ne saçma ya. He Deren gelir Can'a Sanem şöyle şöyle der o zaman lafını bil der bak o başka. Emre'ye yaptı bunu zaten Can. Ama Sanem'le Deren'in arasına girip savunması bence çirkin bile olabilir.

    Can'ın lafına gelince. Orada yılan dilli, kendi kırılınca dünyayı da yıkan, kıskançlıktan geberen bir adam oldu. Can at his lowest. Küçüldü adam. Kendini küçülttü. Dibi gördü. Kendinden utanacağı bir hareketti. Çok mu çok çirkindi. Hiç mi hiç yakışmadı. Ama işte o karanlık Can var. Sadece o sahnede değil, sadece Sanem'e karşı da değil. Ay gibi adam boşuna ay taşlarıyla gezmiyor:) Bir yüzü nur gibi diğer yüzü hep karanlık:) Sanem güneşi hiç görmeyen karanlık yüzünü aydınlatacak inşallah dinimiz amin. Kimsenin ulaşamadığı yerlere ulaşmaya başladı bile. Affedildi. Kimsenin edilmediği gibi. Sevgili olarak olmasa da insan olarak affedildi. Can kimseye yapmadığını ona yaptı. Aman şeref duysun diye demiyorum. Yol alıyor kız başaracak diyorum:) Ama kimsenin yürümediği yollarda yürümek cesaret ister. Biraz Sanem'inki gibi şuursuzluk da isteyebilir:) Can defolu bir adam. sanem'den dilediği özür de bence genel bir özürdü. Deren'in yanında şunu dedim özür, parti çıkışı bunu dedim özür diye tek tek mi dilesin?:) Genel tavrının yanlış olduğunu kabul etti. Ama işte hiç o sözler ağzından çıkmamalıydı, bir laf etti diye perperişan sürünmeliydi derseniz ben o görüşte değilim. Bazı şeyler canımızı yakar ama izlediğimiz hikayeyi daha gerçek yapar. Keskin duygular iyidir. Ben seviyorum yani:) Can'a da biraz zaman vermek lazım. İki günde pambık olamaz yani. Sanem de acınacak aşağılanmış bir durumda değil bence. Niye öyle diyorsunuz ben anlamıyorum:) O bunu dedi bu bunu dedi nolmuş? Cillop gibi adamlar peşinde uğruna hisseler alınıp veriliyor. Ailesi arkasında. Süper kankaları var. Sevdiği adamın çatlaklarından sızmak üzere. Bence iyi durumda. O da mutlu. İzleyici niye mutsuz?:)


    Alıntı Yasemin68 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şirketini kurtaran insana söylenecek sözler mi bunlar? Kız o şirkete gitmeyi değil yanında kalmayı kabul etmiş ama söylenmeye devam ediyorsun. Yine de o cümle Deren'in cümlesi kadar ağır değil fakat ikisi de bir kadını bir şeyler karşılığı kendinden bir şeyler vermekle suçluyor.


    Bölüm sonunda söylediği aşağıdaki cümle de tamamlayıcısıydı.



    -Fabri ile sevgili mi olursun, onunla iş mi yaparsın, aldığı elbiseyi giyip partisine mi gelirsin, hiçbir şey umurumda değil.

    Bu cümle ağır. Çünkü burada bir kadının bir gün önce aşık gibi davrandığını, bir gün sonra başka bir erkekle ilişkiye başlayabileceğini, bunu iş maskesinin ardına saklayabileceğini, elbiseyi kabul etmesinin ardında başka anlamlar olacağını ima ediyor.


    Yazanlar bu kadar derin düşündü mü yoksa kavgada, kızgınlıkla söylenen sözler olarak mı kabul ettiler bilmem ama geçmişteki ekibin yazdığı en sinir cümlelerden birkaçıydı.


    Diğer konularda Can'a kızmıyorum. Belki mektubu yırtmasına biraz kızıyorum ama o da her şeyi öğrenebileceği fırsatı tepmesinden. Yoksa resmin tamamına baktığımda Can'a ne diyebilirim? Adamın duydukları, gördükleri ve geçmişi ile bugünü her konuda kendini haklı görmesini sağladı.

    Aslında haklı olduğu nokta şu. Bazen her şey göründüğü gibidir. Bazen de ne gördüğüne değil neyi gösterdiklerine odaklanmak lazım. Beşer şaşar hesabı Can da resme baktı ama o resmi oluşturanların farklı açılardan değişik gözükebileceğini düşünmedi. Kırılmıştı. Kızgındı. Üzgündü. Büyük kararlar öncesi bir gece uyuyun derler. Can çok hızlı karar verdi. Yine diyorum. Can elindeki tüm delillere baktığında yerden göğe haklıydı. Şimdi üzüldüğü nokta bu. Can’ın kızgınlığı kendine dönüyor. Bocalaması da biraz ondan. Haklıyken nasıl haksız duruma düştüm diyor. Oysa haksız da değil. Sadece ortam bunu gerektirdi. Gerçekten geçmişi geçmişte bırakmalılar. Fakat kabullenip konuşmadan geçmişe atılan her şey mutlaka bir yerden karşılarına çıkar. Üstünü örtmek yerine bir kez olsun konuşup öyle geçmişte bırakmalılar her şeyi. İlla biz tek tek duymayalım. Konuştuklarını bileceğimiz iki cümle yeter de artar.

    Özür dilemenin kelimelerle yapılması asla şart değildir. Aksine özür dilemenin ne kadar altı boş bir cümle olduğunu çoğu insan bilir. Hatalı olan kişi özürden sonra aynı hatayı yapmaya devam eder. O yüzden çoğu zaman özür için güzel eylemler her şeyden değerlidir. Hatayı yapmamak, yapana gereken ikazı yapmak da özürdür.



    Yukarıdaki cümleleri sarf eden Can kuru özür kısmını geçti. Her şeyi biliyorum dedi. Şimdi eylem zamanı. Bir daha kızı aynı şeylerle vurmamalı. Ve elbette Deren’e de bir kez daha böyle cümle kurma hakkı tanımamalı...............

    O ilk boldladığım cümleyi Fabri de Can'a söyleyebilir yani? Can'ın gözü şirket görse Fabri'ye böyle mi yapar? Kimseye söylenecek sözler değil. Ben çok haklı oh iyi dedi demiyorum ki:) He Sanem'in başka ilişkiye başlayacağını nasıl düşünebilir diyorsan ona katılmıyorum. Sanem ona seni canımdan çok seviyorum dedikten iki gün sonra kardeşine kalbini kırmadan ayrılcam demiş bir kadın. Söylediğim her şey yalandı da dedi. Fabri uzun süredir konuşuyoruz dedi itiraz etmedi. Ay niye inanmasın? Dinlemeliydi evet. Ama valla niye aklını yitirdi, niye ihtimal verdi anlaması o kadar da zor değil. Asıl Sanem Can'ın ona sürpriz yapacağını nasıl düşündü?:)
    İkisi de hatalar yapıyorlar. Yapmasalar neyi izleyeceğiz? Ama Can'dan erkek milletini temize çekmesini, bize bedeller ödemesini bekliyoruz Sanem de ne yapsa kadın ve mağdur:)

    Şuna çok katılıyorum ikisinin de alması gereken çok yol var. Farklı şekillerde ikisinin de duygusal olgunluğu çok düşük. Farklı açılardan ikisi de çok zor insanlar. Birbirlerinden ilham alıp daha iyi olacaklar. Birbirleri için daha iyi olacaklar. Ama tekrar şekillenen her şeyin bir yerleri kıyılır. Her doğum sancılı olur. Aşk çok da kibar bir şey değildir. Alt üst eder. Yakar. Kıyar. Ben Can'dan gerçek bir centilmen olmasını beklemiyorum:) Hemen alev almamayı, bir kalemde silmemeyi öğreniyor. Bence iyi de gidiyor. Arızalı bir tip mi? Tabi. Ama o yüzden bu kadar çekici ve izlemesi keyifli. Bazen karanlık lord bazen gerçek bir lord. Ben seviyorum:) İdeal bir erkek olduğunu söylemiyorum yanlış anlaşılmasın. Ama dibine kadar seviyor be ya:)
    Not: Bu bölüm libidosundan, çekiminden şüphe edersem bu nasıl sevmek diye saydırma hakkım saklıdır
    Konu Zuzinha tarafından (09-11-18 Saat 22:36 ) değiştirilmiştir.

  6. #809
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı Zuzinha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Konu sadece yalan değil. Konu aptal yerine konmuş olmak. Senden bir şeylerin çalınması. Sevdiğin kadının sana her şey yalandı demesi. Kardeşine gidip aramızdaki şey ciddi değildi kalbini kırmadan terk edeceğim demesi vs. Benim bakış açımla Can Sanem'e bunlardan daha ağır bir şey yapmadı. En önemlisi, Can Sanem'e ne yaptıysa kendisine yapılanlara karşılık olarak yaptı. Ama işte Sanem'in yanlış ağırlığı 6 idi Can'ınki 8 diyemeyiz. Çok güvenip çok çakılan, aldatılan Can. Duygularıyla oynanan Can. Haklılık konuşacaksak hiç kimse haklı değil. Anlamayı konuşuyorum ben. Sanem'i anlıyor izleyici ama Can'ı anlamak istemiyor. Sanem'in kandırıldığını biliyoruz. Sanem'in Can 'a söylemediklerini biliyoruz. Sanem'in Can'a söyleyemediklerini biliyoruz. Can'ın dinlemediklerini biliyoruz. Sanem'in kafa sesini bile duyuyoruz. Can? Onu anlatan yok. Dolayısıyla anlayan da yok:) Ben hariç

    Konuyu yalana ya da aptal yerine konmaya getirmiyorum. Çünkü orada Can'ın haksız olduğunu söylemek için insanın beynini dolaba falan kaldırması lazım. Şükür ki öyle bir sorun yok hiç birimizde.

    O yüzden Can çok kırıldı, en çok o çakıldı kısımlarında zaten aynı düşünüyoruz. Yine diyorum ben bunlardan bahsetmiyorum. Sanem'in yaptıklarından ve söylediklerinden pişmanlığı zaten izliyoruz. Ne ceza verirsen razıyım, bu anlamda önemli bir cümle ve cezası yüzüne bakılmamak oldu.

    Can tüm bunları yaparken haklıydı. Zaten sorun kızgınlıkla söyledikleri. Kırgınlıkla yaptıkları. Eğer herkes o an haklı olduğunu düşündüğü için böyle davrandı, diye savunulacaksa kimsenin kimseye kabahati yoktur ve özür gereksizdir. Hayır böyle değil elbette. Hata haklıyken de yapılıyor ve basit bir samimi özür ya da davranış onu telafi ediyor.

    Bir erkeğin bir kadına kurmaması gereken cümleler gibi bir yaklaşımım yok benim. Kimse kimseye kötü söz söylemesin o ayrı:) Kızgınlık ve kıskançlık bahanedir, mazerettir de demiyorum. Ama yıkılmış, aldatılmış, ne yapacağını bilemeyen bir adamın da yapmaması gereken şeyleri yapmasını ben anlayabilirim. Hatta ne kadar yıkıldığını oradan anlıyorum Beni fazlasıyla kibar olduğu bölüm bozmuştu. Robot mu bu be demiştim:) Deren'in ima ettikleri Deren'i bağlar. Ben dizilerde karakterlerin ideal davranmaları gerektiğini düşünmüyorum. Yanlış tavırların doğruymuş gibi sunulmasına karşıyım. Şiddetin sevgi olarak gösterilmesine vs. Bu manipülasyondur çünkü. Ama dizilerde herkes birbirine kibar davranmalı, normal hayatta gayet yapılan muhabbetler ekranda yapılmamalı gibi düşünmüyorum. Fabri'nin hareketi son derece abesti. Bu dedikodular her ajansta yapılırdı. Deren'in de iması şu ana kadar çizilen karakterine çok uygundu. Tam onun yapacağı bir imaydı. Sanem hiçbir şey anlamaycak adamı üzecek ama Can Deren'in neyi ne niyetle yaptığını hemen çözecek, tüm incinmişliğine, ruh haline rağmen Sanem'i kahramanlar gibi savunacak. Bu bana çifte standart geliyor forumdaşım, bu da benim fikrim:) Ayrıca herkes herkese her şeyi der yani. Sanem niye küçük düşmüş olsun? O Deren2in sığlığı. Can Sanem'in kırılan onurunu kurtarmalıydı diye bakmıyorum. Niye kadınlar erkekleri cazibeleriyle etkilemediklerini ispat etmek zorundalar?:) Ne verdiyse verdi? Kime ne?:)

    Ne kadınların ne de erkeklerin kötü söz söylememesi lazım. Ama taraflardan biri söylüyorsa ve ortada başka gerçekler varsa bu sözlerin telafi edilmesi lazım. Ben de böyle düşünüyorum. O an duygularını engelleyemen kadın/erkek karşısındakini istemeden de olsa kırdıysa bunu telafi etmenin yolunu bulmalı.

    Deren'in yaptıkları elbette birebir ortamlarda Deren'i bağlar. Fakat bu kadının direkt Can'a söylediği, hatta Sanem'in odadan kaçma ihtiyacı duyduğu cümleler varken Can onun velisi değil, koruması gerekmez demem. Aksine en azından bir sert bakış bile yetebilir böyle durumlarda. Çaçaron kadın halleri ile ağzına geleni söylemesi ve bunu üçlü konuşmada yapması üçünü de bağlar.

    Can biri değil. Can bir gün önce aşk itirafında bulunan, bir gün sonra kalbi kırılmış biri. Emre ters laf ettiğinde anında tepki veren ama bunu Deren yaptığında hiç ses etmeyen biri. Deren niye hep bir şeyler ayarlama çabasına düşüyor? Çünkü bunları yeşil ışık olarak alıyor.

    Herkes herkese her şeyi diyemez. Ben diyemem. Saygısızlık olacak şeyleri söylemem benim için yakışıksız bir durum. Diyene de karışmamayı tercih ederim. Uzaklaşırım. Deren'in ağzına geleni demesi de beni bu yüzden rahatsız ediyor. Özellikle bahse konu cümlelerinde karşısındaki genç bir kadını bazı şeyleri amacı için pazarlayan biri yerine koymasını hiç kabullenemem.



    Dizilerde hakaret edilmesin mi? Hakaret anormal bir şey değil ki yanlış bir şey. Deren'e de madalya verilmiyor Sanem'e hakaret edince:) Ne bileyim biri çıkıp Deren'e ama bak çok ayıp desin karakterini düzeltsin diye bir beklenti olabilir mi? Ceycey normal mi? Sanem normal mi? Can normal mi? Her karakterin defoları var, saçmalıkları var. Bilmiyorum ben insanların ne dedikleri kendilerini bağlar diye düşünüyorum. Kimseden de kimsenin onurunu korumasını beklemiyorum biraz arabesk geliyor bana:) Can Deren'e sen Sanem'e böyle konuşamazsın dese velisi gibi ne saçma ya. He Deren gelir Can'a Sanem şöyle şöyle der o zaman lafını bil der bak o başka. Emre'ye yaptı bunu zaten Can. Ama Sanem'le Deren'in arasına girip savunması bence çirkin bile olabilir.
    Dizilerde her şey var. Hataların cezasız mı kalması lazım? Deren her şeyi, herkese söylesin ve oh rahatlasın ama kimse ona sen haddini aşıyorsun, insanlara son derece saygısız yaklaşıyorsun demesin. Bana çok yanlış geliyor. Karakter biri bunu dedi diye değişmez. Ama kulağa küpe niyetinde bir yerlerde sallanır, arada aklına düşer. Zaten tek ikazla değişecek ise ne mutlu ama yok öyle bir dünya. Bir yerlerde okumuştum, insanların terbiyesi köpek terbiyesine benzer, ilk hatasında uyarmazsan ikincide uyarını dikkate almaz. elbette çok tekrarla herkes yola gelir de çok uğraşılır.

    Can telafi etmeli dediğim Can'ın sözleri. Deren'in tavırlarını sadece kendisine asıldığında değil insanlar hakkında saygısızca konuştuğunda da yapmalı. Veli olmasını değil patron olmasını bekliyorum. Onur korumasını ise senaristlerden bekliyorum. Ben de gerektiğinde insanların yapabiliyorlarsa birbirlerinin de onurunu koruması gerektiğini düşünüyorum. Zorunluluk olarak değil, gereklilik olarak ama bunun şu an benim yazdıklarımla ilgisi yok. iki ayrı kişi aynı konuşma içinde aynı kişiye benzer şeyleri ima ettiğinde burada onuru kırılan kişi bir gün bunun telafisini bekler. Ortak tavır mı olur, ayrı ayrı mı olur o ortama göre değişir ama bu cümleleri yalayıp yutup oturan bir Sanem ve söyledik rahatladık diyen birilerini izlemeyi de istemem.




    Can'ın lafına gelince. Orada yılan dilli, kendi kırılınca dünyayı da yıkan, kıskançlıktan geberen bir adam oldu. Can at his lowest. Küçüldü adam. Kendini küçülttü. Dibi gördü. Kendinden utanacağı bir hareketti. Çok mu çok çirkindi. Hiç mi hiç yakışmadı. Ama işte o karanlık Can var. Sadece o sahnede değil, sadece Sanem'e karşı da değil. Ay gibi adam boşuna ay taşlarıyla gezmiyor:) Bir yüzü nur gibi diğer yüzü hep karanlık:) Sanem güneşi hiç görmeyen karanlık yüzünü aydınlatacak inşallah dinimiz amin. Kimsenin ulaşamadığı yerlere ulaşmaya başladı bile. Affedildi. Kimsenin edilmediği gibi. Sevgili olarak olmasa da insan olarak affedildi. Can kimseye yapmadığını ona yaptı. Aman şeref duysun diye demiyorum. Yol alıyor kız başaracak diyorum:) Ama kimsenin yürümediği yollarda yürümek cesaret ister. Biraz Sanem'inki gibi şuursuzluk da isteyebilir:) Can defolu bir adam. sanem'den dilediği özür de bence genel bir özürdü. Deren'in yanında şunu dedim özür, parti çıkışı bunu dedim özür diye tek tek mi dilesin?:) Genel tavrının yanlış olduğunu kabul etti. Ama işte hiç o sözler ağzından çıkmamalıydı, bir laf etti diye perperişan sürünmeliydi derseniz ben o görüşte değilim. Bazı şeyler canımızı yakar ama izlediğimiz hikayeyi daha gerçek yapar. Keskin duygular iyidir. Ben seviyorum yani:) Can'a da biraz zaman vermek lazım. İki günde pambık olamaz yani. Sanem de acınacak aşağılanmış bir durumda değil bence. Niye öyle diyorsunuz ben anlamıyorum:) O bunu dedi bu bunu dedi nolmuş? Cillop gibi adamlar peşinde uğruna hisseler alınıp veriliyor. Ailesi arkasında. Süper kankaları var. Sevdiği adamın çatlaklarından sızmak üzere. Bence iyi durumda. O da mutlu. İzleyici niye mutsuz?:)


    Karanlık Can'ı başından beri izliyoruz. Her şeyi çok derin yaşıyor. Sevgiyi de nefreti de öyle. Kızdığında yakıp yıkanlardan. Onu anlamak zor değil ki. Can'ı anlamamak zor. zaten forumda Can'ı anlamayan da yok. Yukarıda da yazdım. Tek uyarı ile kimse değişmez. Tek olay ile kimse değişmez. Can bu olayda Sanem'i dinlemedi, bir sonrakinde dinleyeceğinin garantisi yok. Tıpkı Sanem'in bir daha yalan söylemeyeceğinin garantisi olmadığı gibi.

    Zaten anlaşamadığımız nokta bu. Şunu dedim özür, bunu dedim özür değil benim beklediğimi. O cümlelerin imasının telafisi. Telafiler özür dilerim kelimeleri ile olmaz. Bana yetmez. işte önceki mesajlarda da anlatmaya çabalayıp bir türlü beceremediğim bu. Can bu cümlenin kırıcılığını bilmeyecek bir erkek değil. Bir daha böyle bir imanın uçuştuğu bir ortamda gereken tavırla o özürü diler. Kendisini de bu cümleyi kurmuş ya da kuracak kişileri de hataları ile yüzleştirir. Onur korumaksa özürle karışık o onuru da korumuş olur. Arabesk veya klasik kim ne derse desin, benim için insanların birbirine saygısını göstermesi özellikle yalnız olmadıkları ortamlarda önemlidir. Baş başayken konuşulanları telafi etmek ile herkesin içinde konuşulanları telafi etmek aynı kefeye sığmaz.


    O ilk boldladığım cümleyi Fabri de Can'a söyleyebilir yani? Can'ın gözü şirket görse Fabri'ye böyle mi yapar? Kimseye söylenecek sözler değil. Ben çok haklı oh iyi dedi demiyorum ki:) He Sanem'in başka ilişkiye başlayacağını nasıl düşünebilir diyorsan ona katılmıyorum. Sanem ona seni canımdan çok seviyorum dedikten iki gün sonra kardeşine kalbini kırmadan ayrılcam demiş bir kadın. Söylediğim her şey yalandı da dedi. Fabri uzun süredir konuşuyoruz dedi itiraz etmedi. Ay niye inanmasın? Dinlemeliydi evet. Ama valla niye aklını yitirdi, niye ihtimal verdi anlaması o kadar da zor değil. Asıl Sanem Can'ın ona sürpriz yapacağını nasıl düşündü?:)
    İkisi de hatalar yapıyorlar. Yapmasalar neyi izleyeceğiz? Ama Can'dan erkek milletini temize çekmesini, bize bedeller ödemesini bekliyoruz Sanem de ne yapsa kadın ve mağdur:)
    Fabri niye bu kadar sabırlı zaten çözemedim. Ben o kadar parayı bassam hisselere, sus kenarda otur bile derdim. Kultürrr Farkiiii yine çıkıyor ortaya. Adam söz verdi yönetime karışmayacak, karışmıyor, yiyor lafı oturuyor. yani aslında bu da dizinin hatalarından ve bir yerde kötü patlayacak diye de korkuyorum.

    Can'ın baktığı ve gördüğü resim ona yaptıklarında haksız diyeceğimiz bir nokta bırakmıyor. Sanırım bunun aksini ifade ettiğim hiç yorumum yok. Belki sahnelerle ilgili küçük tuhaflıkları yazmışımdır ama adam en başından beri bir şeyleri alt alta yazıp topladığında çıkan sonuç net. Niye Can'a bunlar için kızılsın? Kızan niye kızdığını yazsın, ben de anlamaya çalışayım. Sanem, mektuba ajan benim diyerek kendisinden öncekileri bile üstüne aldı. Hırsızlık için evdeydim dedi, sonra Emre beyin istediği dosyayı çalacaktım dedi. Yani cümlelerin anlamları ile amaçları farklı. O ev aynı zamanda Emre'nin evi ve sana oradan dosya almanı söyleyen Emre ise bu hırsızlık değildir. Yine senaristlere bozuk atacağım. Ne bu iki saçma cümlenin ne de o canını acıtmadan ayrılacağım cümlesinin anlaşılır, affedilir tarafı yok.

    Adam sana aşığım demiş. Sen ona seni seviyorum demişsin, ayrılacaksın ve canı yanmayacak. Bunu dünyanın en odunu bile böyle yorumlamaz, böyle söyleyemez. Üstelik aynı adamı annesi terk etmiş. Kardeş özlemi çektiğini sana anlatmış.

    Yalanları açıklayacağı iki ortam o akşam vardı. Birincisi Can arabaya bindiği an yanına oturmakla başlayabilirdi. İkincisi evde buradayım diyeceğine neler olduğunu anlatmaya başlardı. ikisini de niye yapmadığını biliyoruz. Dizinin bir sürü sahnesini yazamazlardı.

    Ben daha Sanem'in ceza çektiğine inanmıyorum. Bir olay yaşandı. Bir ayrılık yaşandı. Ayrılığın acısı yaşandı. Ama Sanem daha konuşmadı. Konuşmalı. Müzikten CD den bahsetmeleri buzları eritti. Sonrası tüm o konuşmaların açıklaması olmalıydı. Ve sonra beklemeliydik bu dedikleri, yaptıkları, demedikleri ve yapmadıkları için Can ne karar verecek.

    Benim yazdıklarımı Can'ın kendini aklaması gerek diye yorumlarsanız yanlış yere gider tüm yazılanlar. Yineliyorum. Can o çirkin imaları için kendini affettirmeli. Çektikleri için de kişileri cezaları kesmeli. O keseceği ceza ne olur bilmem. Kıyabilir mi bilmem. Dayanabilir mi bilmem ama en azından kendi acısını içinden atmaya yarayacak bir şeyler izlemeliyiz. Gerçek bir kavga mesela. Ağız dolusu, haykırarak da olabilir sakin sakin her şeyi can yakacak yumuşaklıkta anlatarak da olabilir ama bunlar bir şekilde konuşmalı ve çözmeli. Merdivendeki sahne sakin olana örnek kabul edilirse sağlam bir kavga ne güzel olur. Hem ardından kavga barışması da olur.



    Şuna çok katılıyorum ikisinin de alması gereken çok yol var. Farklı şekillerde ikisinin de duygusal olgunluğu çok düşük. Farklı açılardan ikisi de çok zor insanlar. Birbirlerinden ilham alıp daha iyi olacaklar. Birbirleri için daha iyi olacaklar. Ama tekrar şekillenen her şeyin bir yerleri kıyılır. Her doğum sancılı olur. Aşk çok da kibar bir şey değildir. Alt üst eder. Yakar. Kıyar. Ben Can'dan gerçek bir centilmen olmasını beklemiyorum:) Hemen alev almamayı, bir kalemde silmemeyi öğreniyor. Bence iyi de gidiyor. Arızalı bir tip mi? Tabi. Ama o yüzden bu kadar çekici ve izlemesi keyifli. Bazen karanlık lord bazen gerçek bir lord. Ben seviyorum:) İdeal bir erkek olduğunu söylemiyorum yanlış anlaşılmasın. Ama dibine kadar seviyor be ya:)
    Ben ikisinin de biraz çocuksu oldukları bu hallerini seviyorum ama bir ilişkinin içinde olmak ister istemez büyümektir. Bir arada büyüdüklerinde hem tanımaları, hem güvenmeleri daha sağlam olacak. Konuşmayı öğrenecekler önce. konuşulmadığı sürece nasıl yıkıcı sonuçlar doğduğunu gördüler.

    Çok da değişmesinler. Sanem'in şapşik hallerini seviyorum, Can'ın sevdiği için her şeyi göze alan hallerini seviyorum. Fakat bunların altları dolmaz, yanlardan başka duygular destek vermezse böyle her beğenmedikleri olayda birbirlerinden parçalar kopartır, sonra da o yaraları saramazlar.

    Not: Bu bölüm libidosundan, çekiminden şüphe edersem bu nasıl sevmek diye saydırma hakkım saklıdır
    Şu dünyanın en doğal olaylarını izleyemiyoruz ya en çok da buna sinir oluyorum. Dizilerde tecavüz var, dayak var, silah var.............. öpüşmek eh ıh azcık ucundan, sevişmek ise sabah aynı yatakta uyanmak.......... ah gece ne güzel seviştik falan deseler de olur kahvaltı masasında......... yoksa bunu demek de mi yasak? Biz kardeş kardeş uyuduklarını mı düşüneceğiz sabah yatakta gördüğümüzde



    &&&&&&&&&&&&&&


    Bugün çok önemli bir görüşmem vardı ve korkunç bir stres topuna döndüm. Günün sonunda tüm beden isyanlarda. Parmaklarım bile sızlıyor. Anlatamadığım, saçma yerler varsa yarın bakarım.

    iyi geceler.
    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  7. #810
    Durum:
    Çevrimdışı
    oates79 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    28.07.2011
    Yer
    Antalya
    Mesajlar
    309
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    228

    Aldığı Beğeni: 227

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Herkese iyi akşamlar,

    Ne güzel sohbetler yapılmış, yapılıyor. Yazmam gereken çok çok çok zor bir yazı olmasına rağmen dayanamadım geldim. Hararetli tartışmalar... En sevdiğim :)) Arkadaşlarım, kafa açıyorsunuz ne diyim.

    Can'ın yaptıkları, yapmaması gerekenler üzerinden giden bir sohbet var, ucundan dahil olmak isterim :))

    Ben Erkenci Kuş dizisi hakkında yazmaya 16.bölümden sonra başladım. Öncesinde de her bölümünü izlemiştim ve karakterleri çok sevmiştim. Ama 16.bölümde beni içine çeken, Bu Adam’la ilgili yazmalıyım dedirten bir şey izledim. İçime dokunan bir şey. Çok dokunan bir şey. Zaten bölümle ilgili yazayım diye düşünürken
    Can Divit’le ilgili yazarken buldum kendimi. Çünkü öyle sarıp sarmalamak, öyle acısını azaltmak istedim ki, ekrandan çıkıp elini uzattı bana.

    Ben o bölümde Sanem’in acısını yazmak istemedim. Can’ın acısını yazmak istedim. Bunu kadın ya da erkek olarak düşünmedim. Haklı ya da haksız olarak da düşünmedim.

    Sizin de çok iyi bileceğiniz bir laf vardır ”insanın neresi acıyorsa canı ordadır” derler. Can Divit’in kalbi acıdı o gece. Ben de bu acıyı hissettim ve yazmaya başladım. Kızmadım mı ona, çok kızdım. Ama anladım da. Çok gerçek geldi bana yaptığı saçmalıklar. Çok anlaşılabilir geldi.

    Sanem bütün hayatını; ailesi, dostları ve çevresindeki insanlar tarafından sevilerek ve desteklenerek geçirmiş bir insan. İyi ya da kötü. Her zaman o sevgiyi hissetmiş.

    Can Divit ise; detaylarını bilmesek bile, çocuk – ergen bir yaşta tek başına bırakılmış, annesine büyük bir öfke duyan bir insan.

    Bu sebepten ötürü de, ikisinin yaptığı hataları bir teraziye koyamıyorum.

    Can, bu ilişkiye başlarken hayatının kadınını bulduğunu düşündü.

    Sanem ise; aşık olduğu adamla geçireceği günleri kar saydı.

    İkisinin, o anda ilişkiye baktığı nokta tam da burasıydı.

    Can için Sanem, bulunmaz hint kumaşıydı. Bütün dünyada arayıp ta bulamadığını bulmuştu.

    Sanem için Can; aşık olduğu ve yaptığı hatalar yüzünden kaybedeceği adamdı.

    Şöyle diyebilir miyiz?

    Uçurumun kenarında İki kişi düşünelim; Birinin gözleri bağlı, düşeceğini biliyor. Diğerinin olaydan haberi yok, nerde olduğunu bile bilmiyor.

    Tamam, ille de bir teraziye koyacak olursak; benim terazimde Can Divit epey mağdur, Sanem'se sevilesi bir kadın.

    Savaşma Seviş :))
    Konu oates79 tarafından (10-11-18 Saat 00:24 ) değiştirilmiştir.

  8. Beğenenler;
    Zuzinha (10-11-18)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

hd film izle
film izle
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
istanbul evden eve nakliyat
Kayseri evden eve nakliyat
uluslararası evden eve nakliyat
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

antalya eskort
escort ankara
Güvenilir Bahis Siteleri
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
maltepe escort
izmit escort
buca escort
iddaa siteleri
bahis siteleri
adiosbet
sağlam bahis siteleri
eskort
istanbul escort
bayan escort

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.