Sayfa 177/200 İlkİlk ... 77127167173174175176177178179180181187 ... SonSon
1000 sonuçtan 881 ile 885 arası

Konu: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları (1)

  1. #881
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Günaydın Erkenciler



    Saat 6.30 ve sanırım kış geliyor. Ev buzzzzz

    Ama EK aşıklarını düşününce içim ısınıyor.



    Bu bölüm gerçekten son bölümler üstüne ilaç gibi geldi. Belki 18 de bir nebze iyiydi ama 19 bayaabayaaaa iyiydi. Öncelikle çok güldüm. Çiftimi bol bol izlediğim için mutlu oldum. Sahneler toparlandığı için yeni ekip adına umudum arttı.



    Diğer karakterler hakkındaki görüşümü yazdığım için bugün sadece Can-Sanem ya da Sanem-Can yazacağım. Sonuçta onlar da bir öyle bir böyleler.



    19. Bölüm



    Asansörde başladık. Tam öpüşeceklerdi bıraktığımızda. Tabii insan bir hafta öpsem mi öpmesem mi diye düşünürse öpmekten vazgeçebilir. Sürpriz oldu elbette Can’ın vazgeçmesi. Fakat çok da iyi oldu. Öpüştüler, hâlâ sevgililer ve hiçbir şeyi çözmediler. Olmaz. Olamaz.



    Güvenmek çok zor. Güvenilir olmak daha da zor.



    Bazı mesleklere güveniyoruz. Mesela bindiğimiz uçağın pilotuna! Hiç düşünmüyoruz ilk kez mi uçuyor, bininci uçuşu mu? Karısı-kocası ile kavga edip mi geldi. Yoksa alkollü mü, uykusuz mu, hasta mı? O uçağa biniyoruz. Canımızı emanet ediyoruz.



    Doktorlara güveniyoruz. Belki başta biraz şüphe....... dişimi çekerken canım yanar mı, eli ağır mı, gözüme doğru damla mı verdi, ilacı doğru mu yazdı. Sonra diyor ki ameliyat olacaksın ve biz yine güveniyoruz. Yatıyoruz bıçak altına. Canımızı emanet ediyoruz.



    Ama aşk böyle değil. Aşk çok daha zor emanet edilebilen bir duygu. Sadece size ait kısmına iyi baksanız da karşınızdakinin aynı iyilikte bakıp bakmayacağına güvenemiyorsunuz. İnsanoğlu çiğ süt emmiş diyoruz. Her an her şeyi yapar............... kalp de öyle. Bugün seviyor, yarın nefret ediyor, sonra yine birini, bir şeyi seviyor. Sevgi gösterisi için yalan da söylüyor, kabalaşıyor da. İnsanın nerede ne yapacağı değişebiliyor.



    Sayfalarca yazılır o Can’ın dudaklarından dökülen ben sana bir daha güvenemem kelimelerine. Haklı. Hakkını teslim edip devam edelim.


    -Sen benim için çok değerlisin. Seni dinlemediğim için senden çok çok çok özür dilerim. Biz her şeye baştan başlayabiliriz. Ama arkadaş olarak.




    Arkadaş -Arka taş (alıntı)



    Eski Türklerde askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kayaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan taşın ismi ARTA -TAŞ- dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isim olmuştur.

    Arkadaşlık adına burada yazılara sığdıramayacağımız birçok şeyi yazmak mümkün. Ama söylenecek en önemli şeyin “Arkadaş” kelimesinin kökeninde olduğu gibi sırtını sağlam yere dayamak yani güven olgusunu yaşatacak kişi olması bölümüne dikkatinizi çekmek istiyorum. “Güvensizliğin başladığı yerde arkadaşlık biter. Epikuros”



    Güvenmediğiniz insanla arkadaş da olamazsınız.



    Can kaçış noktası arıyor. Çünkü hala kafasında oturmayan, canını tahminlerin üstünde yakan bu kadar olayın içinde mutlu mesut aşk yaşayamayacağını biliyor. Sanem’in onu sırtından vurduğunun farkında. Şu an sığınabileceği yer olarak arkadaşlığı seçiyor. Uzak duramayacağını, onsuz olmaktansa gözünün önünde olmasını istiyor. Can’ı anlamamız kolaylaşıyor. Çünkü o teklifin kabulünde bile canının yanışını gözlerinden görüyoruz.


    Sanem onunla konuşabildiği için bile mutlu. Arkadaşlık teklifini kabul ediyor.

    Yahu ne güldüm şu sahnede. Can saf saf soruyor ya Sanem’e asansörde mi diye. Hee asansör fantezisi var kızın. Kalbini kırdığı sevgilileri ile asansörde barışmayı istemiş hep. Deli çocuk aklı karıştı. Beklemediği cümleler duydu. Belki de itiraz bekliyordu. Çünkü kabul edilince de mutlu olmadı. Kafalar karışıksa demek ki!

    Yine güzel bir sahne. Güvenlik görevlisine bayıldım. Çalışan asansörden ayrılmak istemeyen ikiliye bayıldım. Onları zorla kovalayan güvenlik görevlisine bayıldığımı söylemiş miydim?

    Bir de bu sahne için son yorum.


    Arkadaş kalalım diyen sevgililerin arkadaş kalma çabasını severim ama nolurrrrrrrrnolurrrrrrrrrrrrrrrrrr ARKADAŞIM demesinler birbirlerine. Bu kadar çirkin bir hitap olmaz. O kelimenin bir sürü kullanımı var ama dün adını söylediğin adama bugün arkadaşım deme. Biz arkadaşız deme. Gerekmedikçe deme............. DEDİRTME.



    Ayhan’a gidilemiyor. Yahu orada Osman var. Olmaz, Osman'la aynı evde kalamazsın niye demiyor. Sanem duymasa da biz niye duymuyoruz bu cümleyi de, kapıyı çalarsın uyanır falan diyen Can izliyoruz. Böyle fırsatları kaçırmayın sayın senaristler. Oturun izleyin eski bölümleri. Küçük gibi görünen bu sahneler bizi mutlu ediyor. Niye kaçırıyorsunuz ki?

    Oteli yazıyorsunuz, dejavuları yazıyorsunuz Osman önemsiz mi? (son bölümlerde çok arkada kaldı güzel gülen yakışıklımız. Lütfen ön taraflara alalım kendisini)

    Bu saatte bir şey yenmezden gecenin 2-2.30 unda pizza isteyen Sanem’e geçtik. Kızın iki ucu arasındaki mesafe göz kırpacak sürede aşılıyor.


    Gece o saatte o tostlar............. tostun yanına çay demlemesi iyi olmuş...... çok isterim bana çay koy....... hadi yatalım.......... yok valla bunlar tencere kapak. Bir anda çaydan yatmaya geçebiliyorlar. Üstelik bunu bizi güldürerek yapıyorlar.




    Bık bık bık konuşuyor Sanem. Herkese aynı tişörtü veriyormuş. Yok ya, biz biliyoruz sana küsken bile kokunu içine çekiyordu. Hadsiz Deren murdar etti. Ama Can uyanık. Bu kez başka tişört ve kazaya kurban gider diye bir de hırka getirmiş. Ama yine bir sahneyi heba ettiniz. Orada kullanılmamış bir diş fırçası takdim ediliyor. Üstelik pembe! Sanem buna nasıl tepki vermez?

    -Kimden kaldı?

    -Saçmalama kullanımış verecek değilim.

    -Yani evde kalacaklara hazırlık hem de pembeeeee

    -Yok ya eve alırken ekonomik olsun diye çoklu paket alıyoruz. İçinde pembe kırmızı falan da var.

    -Ekonomik olsun diye? Bir dahakine daha iyi yalanlar......... şey özür dilerim.

    -Tamam geçmişi kapatmıştık. Artık ARAMIZDA YALAN YOK. HEPSİ GEÇMİŞTE KALDI.



    Atlanmamalı işte. Minnak ama iş görür böyle şeyler. Üstelik bu saatten sonra söylenecek yalanın etkisinin ne olacağını da anımsatır izleyiciye ve Sanem’e.

    Duştan çıkan Can ile onu görünce duşa ihtiyaç duyan Sanem ikilisi. Yahu biri söylesin bu çocuk niye topuzuyla yıkadı o kafayı? Biz topuz sanıyoruz yoksa o rasta mı? Aman neyse sahne güzel. Gözümüz gönlümüz açıldı. Başka cıbıl sahnelerde görüşürüz.

    Gelelim kabusa.

    Bakın sayın SENARİSTLER geçmişte kalan ve o dönem açıklanmaya çalışılan şeyleri dinlemeyen bir adamın bu saatten sonra her yeni olayda başa sarması kabul edilir bir OLAY olmaz. Sanem’in mektupta yazmış olması ayrı, kızı konuşturmadığı ve olayların tamamen ortaya dökülmesine izin vermediği için bunda şu an sorumlu kişi Can. Onu da geçtim. Sanem dosyayı Emre için çalmaya çalıştı. Müşteri işini Emre istedi diye bozmayı uğraştı. Fotoğrafçılık lisansını KENDİ İÇİN Mİ yok etmek istedi? Onu da Emre için yaptı. Kiiiiiiiiiiii kız dosyaya bakmadı bile. Emre’nin yediği haltları anladığı olaydı o.

    Buradan ekmek çıkartmaya çalışıp kendinizi komik duruma düşürmeyin. En fazla, Can bu detayı öğrenir, Sanem yine kavga edecekler diye korkar, Can da bunu tahmin etmek zor değildi. Ama çözen sen oldun. Sayende kendimi aklayabildim. Der konu kapanır. Size bir dilim ekmek yetsin, abartmaya kalkmayın. (biz zaten bu bölüm kabusu yazıp bir dilimini yedik o ekmeğin, bir de böyle sahne yazar ikinci dilimi yeriz diyorsanız. Ok o da kabul. Ama somunu bitirmeye uğraşmayın. Seyirciyi baymayın.)

    Sucuklu tost yerseniz kabul görürsünüz tabii deeee yahu bu okşamalar sarılmalar ne kadar arkadaşça böyle. Hııı demek arkadaşlık böyle oluyor, dedirtiyor insana.


    Ateş kehribarı

    Kolyeyi net gördüğüm ilk resimden akik sanmıştım. Sakinleştiren, gerginliği alan, sosyalleşmeye faydalı falan diye bilirim. Gerginliği almasını anlarım da Can niye sosyalleşmeye yarayan bir şey hediye edecek diyordum.
    Meğer akik değil kehribarmış.

    Kehribarın sağlık konusunda çok geniş kullanımı var. Fakat burada efsaneden bağımsız sanırım negatif enerjiyi emip pozitif enerji vermesini ve doğru kararlar alacak dingin zihni yaratmasını beklemeliyiz.

    Efsaneye göre ise Can, Sanem’e, bana işaret ver, yolumu bulmamı sağla, sana gelebilmem için gözyaşı değil ama sevgini dök yollarıma, diyor.

    -Benim pek işime yaramadı, umarım senin işine yarar. SEVGİ HEP YAKININDA OLSUN SANEM.

    Hani dil konuşur kalp dinler ya. Bu adamın dili bile başka şey konuşamıyor. Olur Can. Sana da yaradığını biliyorsun ama öyle bir laf ettin ki SEN HEP YANIMDA OL desen bu kadar anlamlı olmazdı. Beni tercih et, sevgimin yine gün yüzüne çıkmasına izin vermemi sağla. Benim duvarlarımı yıkmama yardım et. Bana rağmen beni bırakma.

    -İyi ki doğdun

    Bu cümlenin bile burada bin türlü anlamını yakalıyor insan. Bu öyle birilerinin birilerine kibarlık olsun diye söylediği cümle değil. Bu gerçekten o doğuma minnet yüklü bir cümle.

    Can Mevkibe ve Nihat’ı seviyor ya. İşte onları sevme nedeni. O iki insan bir araya gelmiş ve Sanem’i ortaya çıkartmış. Sanem’e şu ara biraz kırgın olsa da o hala onun ilk, tek ve son aşkı.

    Sahneye ve anlamına bayıldım. Sabah bir arada uyanmalarına ayrı bayıldım.

    Kaç kez aynı yerde uyudular? Can’ın ilk kampı var, hamak var, kulübe var. Bu dört mü? Kaçsa kaç. İlk kez Sanem Can’dan önce uyandı. İlk kez Can bu kadar derin uyudu.

    Niyesini sorgularsak sanırım yanıtımız kırgın yerlerinin çoktan kabuk bağladığını ve sevdiği, sevildiği kadının yanında huzurlu bir uyku çektiği sonucuna varırız. Sizi bilmem ama ben bu sonucu sevdim.




    Kahvaltıyı ön izlemeden sonra yazmış, o zeytin çekirdeği için Sanem’e saydırmıştım ya. Özür diliyorum. Can başlatmış. Yumurta kabuğunu yere atmak ne demek? Sizin arkanızda hizmetçiniz mi var? O yerleri kim süpürüyor??????????? Yani tamam o evi Can ile Emre temizlemiyor da ayıp ya, bilerek yere çöp atılır mı?


    Mevkibe - Can - Sanem...........Başından sonuna çok güldüm, çok eğlendim. Börekleri löp löp götüren Can’dan tepsiye dalan ekibe kadar iyiydi. En iyi kısmı tabii ki, arkadaş arkadaşa sarılarak uyur mu, gözlerine bakar, kokusunu içine çeker mi............ kısmıydı. Uyur da sonrasını hakikaten arkadaş arkadaşa yapıyorsa durum fena...... alev alacak hep buralar.............


    Can’ın Fabri ile sınavı.

    Arkadaş bunlar................. adamı bir kaşık suda beş kez boğacak ama arkadaş. Ya
    bi git Can. Eziyet etme kendine. Aaa kıza da ayrı eziyet. Yok mu başka dosya? Sanem bile dedi ofisi mi taşıyoruz diye.


    Ama işte kızımız işi hızlı çözünce gelsin 2. Geleneksel Asansör Savaşı

    Bu asansör sahnesini öncekinden çok daha fazla beğendim. Kitabı okuduğunu belli eden Can’ı, o şiirlerin bambiye okunacağını sanıp KENDİ DIŞ SESİ İLE yorum yapan Sanem’i, birbirine her an misilleme yapan aşıkları, sonrasını planlayan kafaları, OLMAZ diyen Can’ı, YANINA YAPIŞSIN O ELLER SENİN diyerek kızı öldürmeye niyetlenen Sanem’i, romantik film ile canevinden vuran Can’ı, mekana değil de sinemaya giden Sanem’e GEÇ OLUR diyen Can’ı, kampı bahane eden çifti ve taş başında yakınlaşan, yine güvenlikçiye yakalanan aşıkları çok sevdim.

    İkinci kez Sanem’in almasına izin vermedi yerdeki taşı. 3. de neler olacak merakla bekliyorum.



    Evdeki kıskandırma sahnelerine çok gülememiştim. Aşk yaşı 13-15 olunca ergene bağladılar diyordum ki Mevkibe sağ olsun. Can onun sesini duymasa o nefes alış verişlerden sonra evden fırlayacak yakındaki tüm müzikli mekanlara sorti yapacaktı. Albatros bu, eşini başkası ile paylaşmaz.............

    Sonra ikisinin de şaka diye kıvırması ve rahatlaması da çok hoşuma gitti. Eğlenceliydi yine de. LÜTFENNNNNN KAFA SESİNİ AZALTARAK YOK EDİN. İlla yazacağız diyorsanız da buradaki gibi tek başınayken yazın. İnsanın Sanem’i hastaneye tıkası geliyor.



    Gamze kampa geliyor......... Fabri kampa geliyor............ kapı ay pardon açık alanda dinleme yapan Sanem-Ayhan yarım yamalak bir şeyler duyuyor. Gamze gerçeğini öğreniyoruz. Fabri ile ilgisini de öğreniyoruz. Kaleminize sağlık. Çünkü BİR KADIN VE BİR ERKEK ARKADAŞ OLABİLİR. Cinsiyetsiz arkadaşlıktır bu. Asla karşı cins değildir o kişiler için arkadaşları. Yeri gelir kadın yeri gelir erkek olur ikisi de. Zaman gelir kimseyle paylaşılamayan o arkadaşla paylaşılır. Bunu dizide izlemek iyi geliyor insana. Kafaların biraz daha aydınlanması lazım.


    Çadır kurma-yarışa hazırlık falan... eğlenceliydi yine. Böyle ortamlarda kişilerin becerilerine göre hareket etmesini, bilenlerin bilmeyenlere yardım etmesini falan severim. Bir de kişilerin yapmaktan keyif aldıkları şeyleri yapmasını tercih ederim. Fakat burada bir oyun oynanmalı ve o oyunu en iyi bildiğiniz şekilde oynamalısınız. Elinizdeki kaynakları değerlendirmelisiniz. İnat etmeyeceksiniz. Beni Sanem’in bu manasız inat ve aşırı özgüveni yoruyor. Hadi insanları dinlemiyorsun bari saatin sesini dinle.

    Can ve yarış hırsı. Rakip Fabri olmasa bu kadar uğraşır mıydı? Bizim katıldığımız ekip çalışmalarında patronların yarıştığı görülmüş şey değildi. Onlar dinlenmeyi seçerdi. Onu geçtim. Tüm kamp boyunca hemen her an Sanem’in yakınında duran Can onun sakarlığını bilirken o koltukta oturması normal mi? Saati kullanamayacağını tahmin ederken arkasından bile bakmaması tuhaf değil mi? Ah işte olacakla öleceğe çare yokmuş. Muş oldu bir anda Can. Ayaklar, beyin, kalp hepsi sustu. Durdu.....

    Sanem düştüüüüü amannn ne şaşırtıcı olay.....
    yahu düşmese mucize. Hadi düşmedi, kesin kaybolurdu. Kuzeye diye güneye yürüyenin kaybolmaması imkansız zaten.

    Nihayet aklı, dili, kalbi açılmış bir Can gördük. O kalabalığın içinde belki on kişi yok henüz ama o Sanemsizliğifark ediyor. Panik olmuyor. Çok bekledim ama sonra sesini duydum ve bu adama bunu birileri öğretmiş, panik olmamalıydı dedim.


    Biz on yıla yakın bir süredir köyde yaşıyoruz. Şehir hayatından uzaklaşınca köyün nimetlerinden faydalanıyoruz elbette. Yaylalar, dağlar, tepeler gezilmeli. Off Road grubu ile gezilere katıldığınızda, yürüyüş ekipleri ile yola çıktığınızda çok şey öğreniyorsunuz. Can Yaman mı biliyordu, biri mi öğretti bilmiyorum ama sahnenin tam da olması gerektiği gibi olduğunu biliyorum.


    Sesi yüksek, sert. Aynı anda, Ayhan-Cey ve Fabri de Sanemmm diyor. Can ise SANEM diyor. Sesinde korku var ve bu korku zaman geçtikçe daha yüksek hissediliyor ama seslenme tonu aynı. Arada boşluk veriyor, dinliyor, izliyor ve sesleniyor. Ne kendini gereksiz yoruyor ne de sesleri yok edecek fazladan ses çıkartıyor.

    Bulduğunda bile panik yapmadı. Çözüm üretti. Bulundu haberini verdi. Kalın dallar topladı. İlk dalı gördüğümde kabanıyla sedye mi yapacak dedim ama uzun dalları kırınca merakla izledim. Çok güzel bir fikirdi. Bayıldım sahneye.


    Yanına inen, öpen rahatlatan Can’a ayrı bayıldım.

    Kaybetme korkusu derim. Çok hızlı etki eder insana. Haftalar önce yazmıştım. Birisinin hayatınızdaki önemini anlamak için o kişiyi bir daha hiç görmeyeceğinizi düşünün. Ne hissediyorsunuz? Bu hisle böyle ise gerçekleştiğinde ne hissedersiniz? İşte ölçtü Can kendini. Dayanamayacağını anladığını o yanağa konan öpücük ile anladık. İkincisinde altını kalın kırmızı kalemle çizdi.

    Çekim hatasına değinmeyelim. O kadar kusur kadı kızında da olur diyelim, yeşil kabanın bir yok oluşunu bir geri dönüşünü es geçelim.

    Neredeyse tüm ekibin onları sarmaş dolaş görmesi ve tepki vermemesi, bulmanın-bulunmanın sevincine bağlaması da iyiydi. Sonra da ikisi baş başa oturmuş, kafaya buz tutan bir Can görüyoruz. Yine sorgulayan ekip yerine kendi işine bakan ekip izliyoruz. Gözleri alıştı ikisini bir şekilde baş başa görmeye demek ki. Baksanıza Ayhan bile ilgilenmiyor Can varken.

    -Çok korkuttun hepimizi. Çok endişelendim. Bir daha seni gözümün önünden ayırmayacağım.

    -Hiç mi?

    -özellikle böyle ormanlık alanlarda hiç.

    Yahu üstünden bir saat falan geçseydi. Anında unuttu bu sözü Can.....
    . Emre geldi. Yine herkesin içinde iki kardeş kavga etti. Hisseler, sıkar-sıkmazlar uçuştu ortalıkta. Sonra o hışımla çekip giden Emre kaza yaptı.

    Kardeşinin kaza yaptığından habersiz Can ona olan kızgınlığı ile kamptan uzaklaştı.

    Başına darbe almış birinin mümkün olduğunca gözetim altındı uyutulmadan tutulması gerektiğini bilmeyen Deren kıza bir de alkol verdi.

    Kafasına darbe alan kişiler hafif de olsa baygınlık geçirdiyse genel olarak ayıldıklarında kendilerini iyi hissederler. Bu içte kanama olmadığı anlamına gelmez. Eğer sağlık merkezi hastane gibi bir yere götüremiyorsanız kişinin SONRADAN belirti verebileceğini dikkate almalı ve onu gözlemlemelisiniz. Kusma, denge kaybı, başta, boyunda ağrı, kollarda bacaklarda uyuşma fark ederseniz kafaya alınan darbenin beyin kanamasına kadar gittiğini düşünüp hızlı hareket etmelisiniz. Tüm bunlar bir iki saat içinde ortaya çıkmamışsa uyumasında sakınca yok. Ama işte beyni kullanmasında sakınca var. Dinlenmesi gerekiyor kafanın. Ön izlemeden anlıyoruz ki Sanem iyi, beyni de iyi. Taş kafa mı bu kız??????



    Bir de Can’ın yara izleri var. Neden hiç konu olmuyor? Bakamadım falan demesin Sanem. Kaç kez gördü.

    -İz kalır mı?

    -Sanmam.

    -Senin yara izlerinin hikayesi var mı?

    -Senin gibi bir yerlere düşmedim. Ama ben de arada sakarlaşabiliyorum. -varsa hikayesi anlatılır. Olmalı. Sonuçta o izi herkes görüyor.-



    Neyse gelelim bölüm başı beklenen bölüm sonu izlenen öpüşmeye..................

    AA öncesi var değil mi, tamam sonra gelirim öpüşmeye.

    Can, gözünün önünden ayırmayacaktı Sanem’i. Emre yüzünden yine unuttu. Sanem kafayı vurdu. Oturup dinlenmesi lazım. Deren ayak altında olmasın diye kıza alkol veriyor. (Bunu asla unutmayacağım. Burada sanki komikmiş gibi yazıyorum ama Deren’in belki de en kötü yüzünün sandığımız kadar keyifli olmayacağının belirtisi de olabilir. Birine yalan söyleyip içki içirmek ne demek? Bu nasıl çirkin bir tavırdır böyle. Deren konusunda doğru bir çizgi oluşamamasını geçtim kadın daha kötüye evriliyor.) Uyku basan Sanem yürüyüp açılacak. Ormanda ve gece yürüyüp açılacak.
    Dejavulara doymadık. Yine çarpıştılar buluştular.

    Sonra o nefis replik geldi.

    -Eğer anlamadıysan ben sana anlatayım. SEN BENİMSİN. İşte o kadar.


    Çok net. Çok çok net. Savaşsa savaş, barışsa barış ama benimle. Ya da savaşma seviş..... ama benimle.........

    Sanem’in ikinci büyük adımı bu. Birinde bahçede dört saat beklemişti. Birinde rastlantı soncu buldu ama ikisinde de açık havadalardı. Kızın doğru kararlar verdiği ortam biraz fazla oksijen gerektiriyor.

    Bunlara kışın çok soğuk havalarda oksijen tüpü hediye etmeyi düşünüyorum. O zaman hata yapmazlar.

    Yazmayı bitir, araya kahvaltı iliştir. Sonra siteye eklerken emojileri falan ayarla. Saat 11 olmuş.
    Şimdi sıra sizleri okumakta.

    Sevgiyle kalın.














    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  2. Beğenenler;
    amanayol (12-11-18), aradaderede (12-11-18), fezar9091 (12-11-18), oates79 (12-11-18), yedel (12-11-18), Zuzinha (12-11-18)

  3. #882
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı Zuzinha Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ya yemin ederim ben buna sabaha kadar gülcem ahahahahahahahahahahahahah Çok kısa ve Fabri'nin varlığıyla bölünen bir sahneydi yoksa romantik daha da önemlisi erotik tadı enfesti enfesss.



    Durup durup kesiyorlar Can'ın karşılık verişini göremiyorum. Sanem geri çekilsin Can saldırsın istiyorum. Biz öpüşmenin bir o öpüyor bir bu öpüyorlusunu severiz Fabri ve Gamze çıkışta yemek yeme teklifimi değerlendirmiş onaylamışlar çok hoş Emre kaza yapınca iki kardeş barışır Sanem kalan yalanları hiç söyleyemez kabusundaki gibi olmasın diye uzak durur falan bu kazadan bize çok dertler çıkacak. Ama Hüma gelsin evet. Bir de Can iki günlük dünya sevdiklerini harcamamayı öğrensin arkadaş. Neyse ne diyordum? Hadi Can sen de öp. İçim hiç rahat değil

    Bölüm çok çok iyiydi. Yeni senaristin ellerine sağlık.
    fragmanda Emre'yi çok hızlı değişmiş görünce bu kadar kısa sürede ne oldu da aydı bu çocuk diyordum ki bakışlara takıldım. Bu sabah birlikte izlediğim arkadaşım da aynı şeye takılınca o kazanın, ardında eve gelen Emre'nin yeni tuzaklar kurmuş olduğu, Aylin ile içerden dışardan şirketi baltalamaya, Sanem'i daha kötü duruma düşürmeye niyetlendiklerini düşünüp dilimizi ısırdık. Ama sanki kopartsak bile dilimizi böyle kötü sahnelere hazırlanmalıyız.
    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  4. Beğenenler;
    amanayol (12-11-18), aradaderede (12-11-18), oates79 (12-11-18)

  5. #883
    Durum:
    Çevrimdışı
    Zuzinha - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    14.11.2013
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    6,014
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    714

    Aldığı Beğeni: 1,583

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Baştan başladılar ve dejavu üzerine dejavu yaşıyorlar. En son 11. bölümdeki gibi birlikte uyuyakaldılar ve 12. bölüm sonu gibi öpüştüler. 12. bölümde Can Sanem'e "Albatros benim" öpücüğü vermişti. 19'un sonunda Sanem Can'a "Sen benimsin" öpücüğü verdi:) İki öpücükte de kimliğin altı vurgulanmış:) Albatros'unu bul- Kendini bul

    Fragmandan anladığım kadarıyla o öpüşme sonrası babasına açılan Can'a karşılık Gamze'ye itirafta bulunan Can var. Bu demektir ki 20.bölüm uçar gibi olup sonunda çok pis çakılcaz Metin olayına karşılık Emre'nin kazası mı var acaba? Bölüm sonunda tekrar sana güvenemem diyen Can mı bekliyor bizi? 12'nin sonunda Sanem hasta etmişti beni hatırlıyorum:) Ya da şöyle Can'ın Metin'e kızdığını gören Sanem geri adım atmıştı bu sefer Can'ın Emre'yi affettiğini görünce geri adım atabilir. Ki kaza olmadan hemen önce bu senaryodan korkmuştum. Kabusunun gerçek olmasından korkar vs. Tekrar geri adım atan bir Sanem görürsem söyleneceklerim yüzünden beni forumdan atmak isteyebilirsiniz o yüzden saçmalığı Can'ın yapmasını istiyorum He Emre'yi affedip niye Sanem'e sana güvenemem der orasını ben de bilmiyorum. Ay kesin Sanem yapacak:) Fakat matematik aksi olması gerektiğini söylüyor. Can geri adım atacak ki zaten kaçan kimse o atıyordu o da Can:) Sonunda Sanem'in telleri atacak ki izleyici atsın diye bekliyor Can'ınki atsın diye de beklemiştik güzel oldu şimdi de Sanem desin sen beni artık sevmiyorsun, kalbini bana asla açmayacaksın ikna oldum diye. Acaba Can, Emre'nin itiraflarından sonra mı diyecek öyle bir şey? Korkup yok güvenemem tekrar arkadaş olalım mı diyecek? Yeni bir Can-Sanem savaşı başlar mı? 21. bölümde Sanem'in Can'a tıpış tıpış sevgili olacaksın benimle dediğini görür müyüz? Sonra Sanem'den bir ikna oldum patlaması ve gelsin Sanem'in kapısının önünde sabahlayan Can:) Hem Sanem'in öyle bir hayali vardı henüz gerçekleşmedi Ama tabi madem hızlandırılmış bir sil baştan var hepsini tek bölümde görsek olmaz mı?

  6. Beğenenler;
    aradaderede (12-11-18), oates79 (12-11-18), Yasemin68 (12-11-18)

  7. #884
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı Doga2014 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    evet sanem o mektupta herseyi yazdi Can okumadi. gerci anlatmak da istedi dinlemedi.dolayisiyla o kabus gercekten korkutuyor beni.
    ama bastan baslayalim dedikleri yerden tekrar ayni konu uzerinden ayni sorun elitay cim dedigin gibi sar basa yaparlarsa. asil bizim iliskiye guvenimiz kalmaz. umarim sil bastan i yanlis anlamamislardir

    Aslinda sanmiyorum. senaristler guzel gidiyor. Ancak kapatilmis bir konu da degil. Yalniz Sanem in rahat olusu beni rahatsiz etti. offf ruyaymis deyip gecti. unuttu. oysa ben Sanemden en azindan bunu Can a soylemeliyim demesini beklerdim. o da nasilsa bastan basladik diye mi dusundu bilmiyorum ama oyle de dusunmemeliydi.
    Yazdı okumadı, anlatayım dedi, dinlemedi, anlatayım dedi, geçmişte kaldı dedi.

    Kafaya takması abes artık Sanem'in. Can vayyy niye anlatmadın dediğinde çünkü dinlemedin, okumadın, deme hakkı var.

    Niye kabusu anlatmadı kısmında ise Can'ın canını daha çok yakmamak var. Artık arkadaşlar ve bunu kaybetmek istememek var. Hazır ılınmış ortamı tekrar soğutmamak var.

    Fakat aynı olayları bize kırk kere sunarlarsa hakikaten sığ bir konu, kısır bir kalem deriz. Biz bunu izledik bitti. Yenisini bulsunlar onu yazsınlar.

    Kamera, kaza, Emre'nin bir anda imana gelmesi falan yeni bir oyunun tezgahı olabilir. Elbette kaza tamamen tesadüf fakat Aylin'in rahatlıkla kullanacağı bir tesadüf................
    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  8. Beğenenler;
    aradaderede (12-11-18), oates79 (12-11-18)

  9. #885
    Durum:
    Çevrimdışı
    Yasemin68 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    14.10.2018
    Yer
    Herneresi ise
    Mesajlar
    366
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    539

    Aldığı Beğeni: 577

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Erkenci Kuş - Bölüm Yorumları

    Alıntı elitay88 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Tekrar kırılan bir güven ilişkinin sonu olur normalde. Bu romantik komedi ve bu hikaye de Can ve Sanem'in hikayesi. Yani eğer yeniden aynı şeyler olursa izlemeyebilirim doğrusu. Çünkü zaten bunları bir kez izledik ve çok da bayıldığımız sahneler değildi. Üstelik hepsi aynı yalanın yan ürünü. Şöyle Emre Sanem'i şirket batacak diye kandırıp, bir şey yapmayacağım sadece bakmam lazım diyor, Sanem de o zaman siz bakın ben söz verdim bakmayacağım diyor. O kadar masum yani. Şimdi o kabustaki gibi tüm suçu kendisine yıkarlarsa dev haksızlık olur. Zaten bilerek abartılmış gibi. Çünkü Emre diyor ki fotoğrafları Sanem çekip adama göndermiş, seni bitirdi diyor. Öyle bir şey yok. Hayır senaristler böyle sanıyor olamazlar onlar da seyretmiştir. Sanem öyle değil öyle değil dedi ama yaptım da diyerek sanki hepsini yapmış gibi suçu üstüne aldı. Zaten bir yanlışlık daha var. Emre de iftira atmadı. Aylin yaptı her şeyi. Yine Can'a kötülük peşinde. Esas suçlu Aylin. Emre de Sanem de onun kurbanı. Sanem Emre'ye inandığı için suçlu sadece. Fotoları Emre'ye getirip suç işledi ama o bir şey yapmadı. Getiriş amacı bile şirket batmasın. Üstelik kendisi bakmadı o fotolara nasıl çekip yollasın başkasına? Emre'nin ayağına getirdi diye kızabilir. Emre'nin Sanem'i kullanması yeni bir bilgi değil. Aslında ortada yeni bir şey de yok Sanem ile ilgili. A bir de fotoları getirmiş ve Emre'nin dediklerini yapmaya çalışmış ama eline yüzüne bulaştırmış bu yüzden gerçek ajan da iş çalamamış. Yani bilmedim neye hizmet edicek bu saklı gerçek? Yeniden aynı şeylerin yaşanmasına mı? Yoksa Can'ın sevdiklerini Aylin'den koruma kararına mı? Aylin'e tüm bu yaptıklarını ödetmesine mi? Çünkü hiç intikam derdine düşmedi. Belki ileride öğrenince ya da biliyorsa da zamanını bekliyor tüm bunları kendisine ve sevdiklerine yaşatan kişiye ödetebilir. Babasının emekleri için şirkette kalıp, savaşabilir. Sanem de ona yardım eder ve o zaman bu hatalarının bir önemi kalmaz. Birlikte başarmış olurlar. Sonuçta Sanem de oyuna geldi.

    dizinin hikayese hala MA'nin olduğuna göre, bu da KA'ın daha güzel yazılmış hali olduğuna göre, izleyici bu yazdıklarını hemen her mesajda yazıp İSTEMEDİĞİNE göre yeni senaristler bir güzellik yapacaktır.

    Ayyar tilki art ayağından tutulur.....................

    Bize zamanında Ömer'in dediği bu ata sözünü yaşatacaklardır diye umuyorum. Aylin'i kendi silahı ile vurmalı Can.

    Olayı böyle düşününce Emre'nin frg. kötü bakışını oyuncunun o anlık bakışı olarak yorumlamak istediğimi de itiraf edeyim. Emre'yi seviyorum. Kolay kandırılan biri olması onun yetişmesi ile ilgili bir sorun. Zamanla gördükleri ile kendini iyiye evrimleştirir. işte o yüzden bu kazayı gerçekten iyi değerlendirsin Emre. İntikam yerine doğruları görmeye çabalasın. Sinir her zaman kötüyü daha da büyütür gözde. Uzanan eli ısırmak yerine tutmayı denesin Emre.
    https://forum.dizifilm.com/forum/image.php?type=sigpic&userid=357207&dateline=15535  10924

  10. Beğenenler;
    aradaderede (12-11-18), oates79 (12-11-18)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.