Sayfa 11/13 İlkİlk ... 78910111213 SonSon
63 sonuçtan 51 ile 55 arası

Konu: Fazilet Hanım ve Kızları - Replikler

  1. #51
    Durum:
    Çevrimdışı
    MeryemBasak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    11.07.2011
    Yer
    ÇağlarErtuğrul.
    Mesajlar
    860
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Yağız Egemen:''Biz hazanla sadece,kalbimizde yaşadığımız kadarız.Onun dışında biz diye bir şey yok.Hiçbir zaman da olmayacak.Sinan hafıza kaybı yaşamasaydı biz ona anlatacaktık zaten,konuşacaktık..''

  2. #52
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    39,263
    Konular
    42
    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart 47.bölüm



    "Senin için bilmesem de olur diyemem."

    Yağız: Gidelim diyorum, bir yerde oturalım sakince konuşalım diyorum onu da istemiyorsun. Burada sadece dikiliyoruz ve senden duyabildiğim tek şey "kafamı toplamam lazım" Hazan ben ne düşünmeliyim sence? (Hazan sessiz kalır..) Anlaşıldı. Ben Farah'a gidiyorum.
    Hazan: (kolundan tutar..) Hayır! Hayır lütfen konuşacağız tamam.
    Yağız: O evden beni Farah konuşmasın diye çıkartmadın mı? Anlamadım mı sanıyorsun? Aptal mı sanıyorsun beni?
    Hazan: Evet sakladığım birşey var, hala da saklamaya çalıştığım. Hatta seni atlatabilmenin bir yolu olsa şu an bunu yapardım evet. Ama artık seni atlatamayacağımı biliyorum.
    Yağız: Lütfen devam et dinliyorum.
    Hazan: Devam edemem Yağız, başka birşey söyleyemem çok üzgünüm.
    Yağız: Hazan benimle dalga mı geçiyorsun? O kadar şeyi itiraf etmişken şu an niye duruyorsun? Neyi bekliyorsun artık?
    Hazan: Herşeyi yerine oturtana kadar, bütün parçaları birleştirene kadar, emin olana kadar başka birşey söyleyemem Yağız çok özür dilerim. Çok üzgünüm gerçekten.
    ---
    Hazan: Yağız lütfen birşey söyle, bak ben ne düşündüğünü biliyorum inan-
    Yağız: Gerçekten ne düşündüğümü biliyor musun Hazan? Bana diyeceksin ki "senden birşey saklıyorum ve o kadar önemli birşey ki ama sana şu an söyleyemem" dediğin zaman benim gerçekten ne düşündüğümü biliyor musun?
    Hazan: Ben bu şeyin bir parçası olduğum için gerçekten çok üzgünüm Yağız.
    Yağız: Bak Farah benden birşey saklıyor, tamam bilmesem de olur, kalsın diyebilirim, Farah. Babam benden birşey saklıyor, gözümün içine baka baka yalan söylüyor. Babam? Olsun onun da peşine düşerim, onu da bir şekilde öğrenirim. Ama sen- Senin için bilmesem de olur diyemem. Alışamam buna, alışamam!
    Hazan: Ben çok..yani-
    Yağız: Neyin bir parçası olmak zorunda kaldın bilmiyorum. Ama öğreneceğim bunu. Sen böyle sussan da konuşsan da ben bunu öğrenirim. Yine de tek dileğim, ikimiz için de tek dileğim; benim öğrenmemden önce senin söylemen.

    ---
    "Kalbimizde yaşadığımız kadarız."


    Yağız: Kaçmana gerek yok.
    Gökhan: Ya yok be oğlum ne kaçması?
    Yağız: Kasma işte yani, anlıyorum ben seni.
    Gökhan: Bak ben sana tavır falan yapmıyorum. Yani, şey..sadece şey, ikinizin de abisi olarak- Yavrum sen nasıl böyle bir duruma soktun kendini ya? Sen lan, sen! Bay Dosdoğru, Babasının Altın Çocuğu! Sen nasıl tutup da kardeşinin- Oğlum bu işin sonu ne olacak? Sinan hatırlasın hatırlamasın o kız o yüzüğü sonunda çıkaracak, neden çıkarmasın? Çıkardıktan sonra ne olacak? Bana bunu söyle sonra ne olacak? Birinizin mutluluğu, öbürünün yası mı? Ben hangi tarafta duracağım! Ben hangi kardeşimin yanında duracağım ya?
    Yağız: Ortada öyle savaş falan yok ki, öyle taraflık bir durum olsun? Biz Hazan'la sadece kalbimizde yaşadığımız kadarız. Onun dışında biz diye birşey yok. Hiçbir zaman da olmayacak. Sinan o hafıza kaybını yaşamasaydı biz ona anlatacaktık zaten, konuşacaktık onunla.
    Gökhan: Nasıl yani? Yani herşeyi hatırlasaydı siz-
    Yağız: Evet, ama korktuğun gibi değil öyle hislerimizi daha rahat yaşayabilmek için değil. Ona haksızlık olmasın diye, bunu ona dürüstçe açıklamak için. Benim kardeşim kandırılmayı hak etmediği için.
    Gökhan: Ne diyeyim ki ben sana şimdi? Ne diyeyim ben sana!

    ---

    Sinan: Tamam, tamam hadi bu son tur olacak. (şişeyi çevirir, Farah'a döner..) Bu gece zaten bir sen bir ben cesaret dedik başka kimse katılmıyor bize.
    Farah: Sıramı savabilirim.
    Sinan: O zaman..(şişeyi Yağız'a doğru çevirir..) Sevgilin! Eveet, Yağız Egemen gerçek mi cesaret mi?
    Yağız: Sinan valla-
    Sinan: Gerçek! Çünkü bu adam dünyada görebileceğiniz en gerçekçi, en dürüst adam. Evet Yağız Egemen, gecenin son sorusu: Eğer senle ben yani biz kardeş olmasaydık, yani öz kardeş olmasaydık ne bileyim aramızda hiç bir kan bağı falan olmasaydı, ne değişirdi o zaman?
    Yağız: Hiç.
    Sinan: Bu nasıl bir cevap şimdi ya?
    Yağız: Hiçbir şey değişmezdi Sinan. Ben hala senin abin olurdum, ben hep senin abin olurdum.
    Sinan: Ben senin kardeşin olmazdım biliyor musun? Tanımazdım seni! En ufak bir yanlışında, bir yamuğunda nasıl olsa aramızda bağ falan da yok ya? Ezip geçerdim seni!


  3. #53
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    39,263
    Konular
    42
    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart 48.bölüm

    "Baba evinde bana yer yok.."

    Hazım:
    Niye böyle yaptım bilmiyorum. Ama çiftliğe de plazaya da gitmedim doğrudan buraya geldim.
    Yağız: Demek ki oğlunu hala iyi tanıyorsun. Bir gecede almıştım ben burayı, hiç görmeden. Uzaktaydım, Amerika'da. Dönüş hazırlığındaydım Sinan'la telefonda konuşurken öğrendim ki yalıdaki odamı misafir odası yapmışsınız. Ben de kendi ayakları üzerinde duran, kendi parasını kazanan kocaman bir adam olmuştum. Ama o kocaman adam, o odayla yine 12 yaşına dönmüştü. Madem baba evinde bana oda yok, ben de dedim ki "Bulabildiğim en uzak yerde yaşarım." sonra burayı buldum.
    Hazım: Bize haber bile vermemiştin döndüğünde. Annen yakalamıştı senin burada olduğunu, çok üzülmüştü.
    Yağız: Bozulmuştu. Üzülmek ve bozulmak arasında fark var baba biliyorsun.
    Hazım: Yağız, annen sana çok düşkündü, bütün çocuklarına olduğu kadar. Hatırlıyor musun? Seni yalıya tekrar geri döndürebilmek için çok uğraşmıştı.
    Yağız: Ortak yolu bulduk, sonuçta plazada ev tuttum. O yalıda bana ait bir oda olmadığı için ben de geri dönmek istememiştim. İçerideki aile benimdi ama ev benim değildi.
    Hazım: Ben buraya baban olarak senden Amerika'ya geri dönmeni rica etmek için geldim.

    ---

    "Yaşayamadıklarımız.."

    (Hazan tek başına bahçede eski anıları hatırlar..
    Hazan:Yağız Egemen'in kitabında aşk neydi? Başımıza gelen en büyük saçmalık, dimi?
    Yağız: Kesinlikle. Aşk iradeni de zorlamalı.)
    Hazan: Zorladı, aşk çok güzel zorladı. Sonuna kadar zorladı.
    Gökhan: Bence ikisi de senden daha fazla zorlanıyor Hazan. Yanlış anlama, amacım seni yargılamak falan değil. Ben duyguların doğrusuna da yanlışına da inanan bir adam değilim. Yasemin'le evliyim, kalp işte. Matematikten anlamaz ki doğrusu yanlışı olsun. Ama şöyle bir gerçek var ki ben o iki herifin de abisiyim. Bu yaşadıklarınızın-
    Hazan: Yaşayamadıklarımızın!
    Gökhan: Hazan, ben bu olanları onaylamıyorum.
    Hazan: Ona neler dediklerini duydun mu, onu nasıl yargıladıklarını? O bunları hak etmedi. Bu linci, bu acımasız korkunç hakaretleri hiçbirini hak etmedi. Tıpkı o babasının attığı tokadı hak etmediği gibi. O tokattan sonrası da..
    Gökhan: Bak duygularınızın karşılıklı olduğunu biliyorum. Ama Sinan'ın sağlık durumu nedeniyle buzdağının görünmeyen kısmında olmaktan memnunum.
    Hazan: Gökhan onun nerede olduğunu biliyor musun? Lütfen söyle.
    Gökhan: Bilmiyorum, ama bilseydim de aklından geçen her neyse iyi bir fikir değil.
    Hazan: Ben seni nasıl ikna edebilirim bilmiyorum. Ama eğer nerede olduğunu öğrenirsen ne olur söyle bana, lütfen.
    Gökhan: Hazan benden böyle birşeyi istemen-
    Hazan: Bizimle ilgili hiçbir şey göründüğü gibi değil. Senin gördüğün gibi de değil. Bana güvenmeni beklemiyorum ama ben sana güvenmek zorundayım. Ne olur eğer nerede olduğunu öğrenirsen bana söyle lütfen.
    Gökhan: İyi geceler Hazan.

    ---

    "Bana dürüst olmayı sen öğretmiştin."

    Hazım: Oğlumun gitmesini istemek? Benim için o kadar..o kadar zor ki!
    Yağız: Neden baba? Daha önce de yapmıştın. Ben 12 yaşımdayken.
    Hazım: Aynı şey olmadığını çok iyi biliyorsun. Kardeşinle arandaki bağ şu anda onarılmayacak kadar büyük bir yara aldı. Bu yaranın iyileşmesi için zamana ihtiyacımız var. Senin için de, kardeşin için de, benim için de, hepimizin için de en uygun olan bu. Ve ben senin baban olarak-
    Yağız: Baba! Baba, baba..daha fazla yorulma diye bölüyorum. Ben hiçbir yere gitmiyorum! Kardeşim benim yüzüme bakmasa bile ben ona derdimi anlatana kadar, onun sağlığına yeniden kavuştuğunu görene kadar, onun sorduğu her soruya cevap verene kadar hiçbir yere gitmiyorum.
    Hazım: Sen kardeşinin hangi sorusuna nasıl cevap vereceksin? Ne yüzle!
    Yağız: Hani gerçek bir adam doğrularına sahip çıktığı kadar yanlışlarına da sahip çıkardı baba? Bunu bana sen öğretmiştin hani? Baba ben duygularıma doğru demiyorum onları sahipsiz de bırakmıyorum ve yine bırakmayacağım! Ne kalabalığın gürültüsünden ne kardeşimin öfkesinden korkup kaçacak kadar da korkak değilim.
    Hazım: Ve cesaretini kardeşinin üstünde mi sınayacaksın!
    Yağız: Benim kardeşime söyleyeceklerim var baba. Kendimi savunmak için değil, beni affetsin diye değil, inan Hazan için bile değil baba anlamıyor musun? Benim Sinan için konuşmam lazım. Ona dürüstçe bu hikayenin nasıl başladığını, nasıl bu hale geldiğini anlatmam lazım baba. Ve anlatana kadar buradayım baba!
    Hazım: Cesaret de dürüstlük de sana kardeşini geri getirmez! Çok yazık, çok yazık..yazık!
    Yağız: (giden Hazım'ın arkasından..) Dürüst olmayı sen öğretmiştin baba!

    ---

    "Yere düştüğümde Yağız kaldırdı.."

    Fazilet: Hazan kızım yavrum yapma böyle be, bak ben dayanamıyorum senin gözünün yaşına. Ağlama çocuğum ağlama, ağlama yeter artık kendini heder ettiğin, topla kendini hadi.
    Hazan: Tek başına yaşıyor anne, görmüyor musun? Herşeyi tek başına kaldırmaya çalışıyor.
    Fazilet: Kızım ama bak-
    Hazan: Eğer o tokattan sonrasını görselerdi..
    Fazilet: Hazan yavrum bak sen gencecik kızsın ha, gencecik su damlası gibi bir kızsın sen yavrum. Bak elalemin ağzında yanmadığına şükredeceğine neler söylüyorsun bak yapma çocuğum böyle ya.
    Hazan: Umurumda değil! Elalem falan umurumda değil! Ben bu hayata elalem için gelmedim anne! Ben yere düştüğümde elalem kaldırmadı, ben ağladığımda gözyaşlarımı elalem silmedi, hepsini Yağız yaptı anne hepsini! Ben yere düştüğümde beni yerden Yağız kaldırdı ve ben şu an onun yanında değilim! Onu yalnız bıraktım, bütün bu küfürlerin, hakaretlerin arasında yapayalnız bıraktım onu!

    ---

    "Hazan nasıl?"

    Gökhan: (internet haberlerine bakarak kendi kendine..) Yenge tokadıymış! Ah be kardeşim ah be.. (telefonu çalar arayan Yağız'dır..) Efendim?
    Yağız: Yalnız mısın?
    Gökhan: Yağız? Neredesin olum sen? Dün gece babam eve geldi barut gibiydi, dedim Yağız nerede cevap bile vermedi. İyi misin sen?
    Yağız: Hazan nasıl?
    Gökhan: Ne bileyim ben Hazan nasıl? Seni merak ediyor.
    Yağız: Üzerine gidiyorlar mı?
    Gökhan: Senin üzerine geliyorlar olum, senin üzerine geliyorlar! Bana bak, sakın gazete okuma, internet falan açma, her nerdeysen televizyonu kaldır at! Canını okuyorlar sen hala Hazan diyorsun!
    Yağız: Sinan? Sinan nasıl?
    Gökhan: Ben..ben üstüne gitmiyorum, kendi konuşsun diye bekliyorum. En azından gerçeğin tamamını bilmiyor, en azından sağlığı korktuğumuz gibi etkilenmedi. Bana bak neredesin sen? Yanına geleyim konuşalım biraz ha?
    Yağız: Ben..ara sıra seni ararım. Sen Sinan'ın yanında ol lütfen. Konuş onunla, dinle onu tamam?

    ---
    "Her evlat anneden babaya fısıldanmış bir şiir."


    Hazım'ın Yağız'a hediye ettiği Orhan Veli kitabına yazdığı not.

    "Şiirle büyütmek lazım çocukları, çünkü her evlat anneden babaya fısıldanmış bir şiir. Her anne, baba şair. Ve sen küçük delikanlı, büyüyüp adam olduğunda benim annene fısıldadığım gibi şiirini fısılda o özel kadının kulağına."

    ---


    Hazan: Senin kardeşinin tek gerçeği kendinden başka kimseye aşık olmaması!

  4. #54
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    39,263
    Konular
    42
    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart 49.bölüm

    Yağız: Bu yüzden- Hastaneye bu yüzden dava açılmadı tabi. Doktorla pazarlık yaptı, çok güzel! Doktorla anlaştı, hepimizle oyun oynadı.
    Fazilet: Yaaaa! Herkesi kandırdı herkesi! Senle ayrı oyun oynadı, kızımla ayrı oyun oynadı herşeyi biliyor! Daha da fazlasını biliyor, o kazadan öncesini biliyor. Ya? Senin kızıma kızımın da sana nasıl yandığını biliyor öğrendi bunları. O yüzden bu hırçınlığı, bu deliliği, bu öfkesi o yüzden! Ne yapsa alamayacak hırsını sizden. Senin o kardeş bildiğin sizi yerin dibine sokana kadar hırsını alamayacak işte.
    Yağız: Hazan'ı biliyordu?
    Fazilet: Biliyordu!
    Yağız: Hazan'ı Ağva'ya götürürken biliyordu, çok güzel!
    Fazilet: Ya biliyordu, biliyordu ha! Bana dedi bana, bu yaptığı bütün oyunları bir bir anlattı bana. Beni tehdit etti, kızını dedi, elalemin içine çıkamayacak hale getiririm dedi tehdit etti. Tehdit etti beni, yerin dibine soktu kızımı! Haberin yok senin bunlardan. Kim bilir benim kızım o Ağva'da neler yaşadı. Hiçbir şey bilmiyorum. Ama bildiğim bir tek şey var ha! Benim kızımın gönlü sana düştüğünden beri çok acı çekiyor, çok!
    Yağız: Nasıl anlamadım, ben nasıl görmedim bizimle oyun oynadığını! Fazilet Hanım? Peki siz ne zamandır biliyordunuz bunu? (Fazilet sessiz kalır..) Fazilet Hanım size birşey sordum? Bu oyunu siz ne zamandır biliyorsunuz? Bizimle oynad- kızınızla oynadığını siz ne zamandır biliyorsunuz! Neden sustunuz Fazilet Hanım? Neden kızınıza birşey demediniz, onu neden önce uyarmadınız? Neden bildiğinizi ona söylemediniz, neden oyun oynamasına izin verdiniz?
    Fazilet: Allah biliyor, ahhh! Sizin gözleriniz birbirine değdiğinden beri benim gözlerim huzurlu uyku çekmiyor. Ben yattığım yeri bilmiyorum o günden beri. Ben gördüm Yağız Efendi, gördüm ben! Ben felaketin nasıl geldiğini gördüm! Ama durduramadım. Siz kaçmaya, saklanmaya çalışırken birbirinize de felakete de nasıl yuvarlandığınızı görmediniz. Ama ben gördüm, gördüm de durduramadım. Sen de kendini durduramadın, kızımı da ben durduramadım anladın mı! Şimdi ne olacak biliyor musun? Şimdi hiçbirimiz o deliyi durduramayacağız. Senin o kardeş bildiğin var ya, abi demiyor sana, demeyecek! (Yağız hışımla evden çıkar..)

    ---

    Yağız: (şoförlere dönerek..) Gidin hepiniz gidin, öğle molası hadi gidin! Sinaaaan!
    Hazan: Birşey olmuş.
    Yağız: Oyununu öğrendim herşeyi biliyorum artık! Sen bize oyun oynadın, bize bize! Sadece bana değil Gökhan'a, Selin'e, babama hepimize oyun oynadın! Böyle mi soracaktın hesabını ha! Böyle sahte, acımasız, ucuz bir oyunla mı hesaplaşacaktın benimle! Ha Sinan? Birşey desene! Hadi Hazan için yaptım de, aşk için yaptım de! Hepinizle oyun oynadım, çünkü ben aşk için yaptım de! En azından bu kadarını söyle hadi!
    Sinan: Neden? Neden ha? Neden seni aklamak için mi? Ben aşk için oyun oynadım diyeceğim sen bana ne diyeceksin? Ben de aşk için seni sırtından vurdum diyeceksin bu kadar kolay dimi?
    Yağız: Sinan!
    Sinan: İçinde aşk olunca ihanet olmuyor çünkü dimi!
    Yağız: Sinan ben kendimi hiçbir zaman aklamaya çalışmadım. Duygularıma ak da kara da demedim. Kendimle mücadele ettim, kalbimle mücadele ettim! Yenildiğimde kaçmaya çalıştım ama kaldım. Mücadeleye devam ettim kalbimle savaştım ama hiçbir zaman seninle savaşmadım ben Sinan, hiçbir zaman!
    Sinan: Ben seninle savaşıyorum ama inan bana kaçacak hiçbir yerin de yok! Hak eden hak ettiğini alacak!
    Hazan: Sinan!
    Yağız: Sinan ben hak ettiğime hiçbir zaman itiraz etmedim zaten, sen beni yanlış anlıyorsun. Kardeşimin beni karşısına alıp benden hesap sormasını hak ettim sonuna kadar! Ama bu oyunu hak etmedim. Ama sen oyun mu oynamak istedin ha? Sadece bana oynayabilirdin ama bütün ailenle oynadın sen! Ben bunu hak etmedim, biz bunu hak etmedik!
    Sinan: Bir de utanmadan karşımda biz oldunuz öyle mi? (beyinsiz işte biz'den ne anladı :img-beee: ) Bu kadar kolay mı sanıyorsun ya, bu kadar bitecek mi sandın şovu? Bir iki sosyal linç, bir iki tane ağır gazete manşeti, bu kadar şov bitti! Genç işadamının kaybettiği o prestij, kapatılan o kozmetik dükkanı bu kadar! Sonra enkazın altından kalkan esas oğlan esas kızın elini tutar ve ortaya çıkar şov biter! (Justi sana gelsin :happy0064 ) Bu kadar dimi! Sen bunun bedelini ödeyeceksin Yağız Egemen! Yağız Egemen olmanın bedelini ödeyeceksin!
    Hazan: Sinan yapma!
    Sinan: Ben en başından yakalamıştım zaten bu durumu. Ona nasıl baktığını, onu nasıl sevdiğini çok iyi biliyordum ben! (aradan çekileydin madem :img-beee:) Her sorduğumda, ama sen inkar ettin hep kandırdın beni!
    Yağız: Sinan ben seni kandırmadım! Ben kendimi kandırdım kendimi! Bizden kaçmaya çalıştım. Sizi Ağva'da eve kilitlerken de, kendi ellerimle sizi barıştırırken de bizden kaçmaya çalıştım anlamıyor musun!
    Sinan: Ve sonra bunun bedeli olmayacağını düşündün öyle mi! Sen beni sırtımdan vuracaksın ama bunun bedeli olmayacak? Bunun bedelini ödeyeceksin hak ettiğini alacaksın. (ops kaset takıldı :icon_whis)
    Hazan: Sinan!
    Yağız: Tamam! Bedelini ben ödeyeceğim, tamam mı ben ödeyeceğim! Ama Hazan'a işkence etmene izin vermeyeceğim anlaştık mı! Hazan o yüzüğü çıkar parmağından.
    Sinan: Bak sen! (Hazan yüzüğü parmağından çıkarmaya çalışır..)
    Yağız: Bu yüzüğü sen taktın sanıyorsun dimi! O yüzüğü ben taktım ben! Kızın duygularını, gururunu, kendi onurumu, duygularımı ayaklar altına alarak taktım ben o yüzüğü! Ama kardeşim için yaptım, kardeşim için!
    Sinan: Çok etkilendim ya gerçekten! Ama bak Hazan benim kadar etkilenmemiş.
    Yağız: Hazan neyi bekliyorsun artık çıkarsana şu yüzüğü? Hazan kime diyorum niye çıkarmıyorsun hala? Neyi bekliyorsun?
    Hazan: Ben-
    Sinan: Dur bak istersen ben yardımcı olayım, ben senin yerine konuşayım ister misin? Ne diyebilirsin ki mesela, ben herşeyi biliyorum demek ister misin?
    Yağız: Sen, Hazan neyi biliyorsun? Hazan?
    Sinan: Ve işte geliyoruz yapbozun kayıp parçalarına! (cidden şaka gibisin Sırma :img-beee:) Günün sorusu: Esas kız kötü çocuğun oyununa neden ortak oluyor? Neden bu gönüllü ortaklık? Esas kız neden kötü çocukla esas çocuğu kandırıyor acaba?
    Yağız: Hazan bak gene gözlerini kaçırıyorsun? Ne demek istedi söyler misin? Hazan?
    Sinan: Hadi Hazan, kalbinin sesini dinle. Ne istiyorsa yap, istersen çıkar yüzüğü. (aynı anda Fazilet-Hazım-Gökhan da gelir.)
    Sonra Yağız da kalbinin sesini dinlesin. Kalbinin 100 dolarlık sesini o da dinlesin. (pislik :img-beee:) (Tabi Yağız güm bir yumruk patlatır! )
    Hazan: Yağıııızzz! Yağız bırak, ya yapmayın.
    Fazilet: Bırak! Bırak ne yaparlarsa yapsınlar karışma!
    Hazım: Ne yaptığınızı zannediyorsunuz siz!
    Fazilet: Karışma ne olacaksa olsun artık! Döksünler zehirlerini birbirlerinin içine hiç karışma sen!
    Hazım: Ne yapıyorsunuz!
    Sinan: Sen bana oyun oynadın!
    Gökhan: (Sinan'a..) Kendine gel!
    Yağız: Ben sana oyun fala oynamadım! Sana sadece abilik yaptım!
    Gökhan: (Yağız'a..) Tamam sus. (Sinan'a..) Sen de uzak dur!
    Sinan: (Gökhan'a..) Sen hiç karışma sen, gizli gizli buluşturdun bunları biliyorum! Onları buluşturduğunu biliyorum.
    Hazım: Saçmalamayın!!!
    Yağız: (arabasına doğru yürüyerek..) Benim buradaki işim bitti!
    Sinan: Benim seninle işim bitmedi ama! (Hazan Yağız'ın peşinden koşar..)
    Fazilet: Hazaaan!
    Sinan: Hazan!
    Hazan: (yüzüğü çıkarıp sokağa atar.. ) Onu senin insafına bırakmayacağım! Yağııızz!
    Yağız: Geç kaldın Hazan, o yüzüğü atmakta da bana gerçekleri söylemekte de!

    ---

    Yağız: Hazan ben seni gerçekten anlamıyorum. Bu yüzden mi cesaretini toplayıp geldin? Lafı ağzında gevelemek için mi?
    Hazan: Bana biraz müsaade et lütfen. Hem kendimi hem seçeceğim kelimeleri toparlamam için müsaade et. Bu hiç kolay değil gerçekten.
    Yağız: Hiç kolay değil..hiç kolay değil. Ben sana ne kolay değil söyleyeyim mi? Bizim üzerimize bu oyun oynanırken senin buna dahil olman, senin bunun bir parçası olman. Seni benim yüzüme vurması, işte bu kolay değil. Bu yazılanlar, çizilenler inan umurumda değil bu küfürler, hakaretler, şirket! Babamın şirketi ceketimi alıp çıktığımda ne kadar umurumdaysa, kendi şirketimden kovulmak da o kadar umurumda! Ama sen Hazan, biz oyuna gelirken senin bunun bir parçası olman, işte bu kolay değil!
    Hazan: Bunun benim için ne kadar zor olduğunu bilemezsin.
    Yağız: Bilemem dimi? Ben hiçbir şeyi bilmiyorum ki zaten. Çünkü bana hiçbir şey anlatmıyorsun, nasıl bilebilirim ki? Birşeyler biliyorsun ama bana anlatmıyorsun, birşeyler saklıyorsun ama bana anlatmıyorsun! Bak..(televizyonu göstererek) bak oyun devam ediyor. Artık bu oyun nerede başladı nerede bitecek ben hiç bilmiyorum. Ama sen biliyorsun nerede bitecek sen biliyorsun ve söylemiyorsun susuyorsun bana karşı!
    Hazan: Susmayacağım! Ben buraya susmak için gelmedim.
    Yağız: Tamam konuş o zaman hadi. Tamam dinliyorum seni, konuş hadi yalvarıyorum. Bile bile o yüzüğü neden çıkarmadın? Hadi bunu anlat bana.
    Hazan: Ben senin bunu öğrenmemen için çok mücadele ettim. Çok üzgünüm ben böyle olmasını hiç istemezdim. Yani bu şekilde- (televizyonda Ece'nin haberini görür..) Birşey olmuş!

    ---

    Hazan: (telefonda..) Anne biz yoldayız zaten geliyoruz bir haber yok mu polis birşey demiyor mu? Tamam, tamam az kaldı geliyoruz. Yok! Yok, yok işte, yok yiğenim yok hala!
    Yağız: Tamam sakin ol, bak bana ne anlatacaksın onu bile unuttum şu an, senden tek bir isteğim var lütfen sakin ol. Ece'nin yanında ikimizin de sakin olması lazım, senin yiğeninse benim de kardeşim. Bulacağız onu, bulacağız. ( ehehehe )

    ---

    Hazım: Fazilet Hanım beni Ece ile karşı karşıya getirmeyin, özellikle bu akşam lütfen.
    Ece: Sen bana inanmayarak beni karşına aldın zaten Hazım!
    Yağız: Ece tamam, senin ne hissettiğini hiçbir zaman anlayamayız. Ama Selin buraya bugün kiminleydi, neredeydi bunu ispatlayarak geliyor ve senin şu an babama saldırmanın bir anlamı yok.
    Ece: Ya benim oğlumu çaldılar oğlumu! Ne diyorsun sen bana be!
    Yağız: Sadece senin oğlun değil diyorum, babamın da oğlu.
    Yasin: Benim oğlum. O kaçırılan bebek benim bebeğim! Ne yaptınız lan oğluma ha! (Ece'ye dönerek..) Sen bütün bunları tezgahlamak için mi gittin başka bir yerde doğurdun çocuğu gizli gizli ha? Kaçırmak için mi?
    Hazan: Yasin kendine gel, sen kimi neyle suçluyorsun be!
    Ece: Abla tamam, belki de suçunu gizlemek için yapıyordur.
    Yasin: Kim suçlu ya? Kim suçlu! Kim suçlu lan, onca attığın yalandan sonra kim suçlu!
    Ece: Seni de şikayet edeceğim ama, ben nereden bileyim senin karınla işbirliği yapmadığını?
    Yasin: Göreceğiz kim kimi şikayet ediyor, göreceğiz! Ben nereden bileyim oğlumu kaçırmadığınızı? Nereden bileyim ben!
    Yağız: Hala oğlum diyor baba duymuyor musun? ( ahahahaha ) Damadını duymuyor musun baba, birşey söyler misin artık.
    Gökhan: Birşey demeyecek misin baba? Böyle izleyecek misin sadece?
    Yasin: Hadi para babası oğulların birşey soruyor sana birşey söylesene ya! Konuşsana Allah aşkına bir desene ya benim oğlumu kaçırdılar desene, konuşsana benim oğlum desene, o kaçırılan benim oğlum desene!
    Yağız: Sus sen bir dur, bir dur! Baba ne olur sessiz kalma birşey de artık. Böyle mi kabulleneceksin, sessiz kalarak evet ben sizi kandırdım mı diyeceksin oğullarına?
    Gökhan: Kabulleniyorsun yani ha? O çocuğun bu adamın oğlu olduğunu kabul ediyorsun?
    Hazım: Ben herşeyi bilerek evlendim Ece'yle. Onun çocuğunun babası olmayı da seçtim. Eğer Ece hala istiyorsa ben o çocuğun babasıyım.
    Yasin: Lan sen kimin çocuğunun babasısın ha!
    Hazım: Ben söyleyeceğimi söyledim. Bundan sonra Ece ne derse o olacak! O kadar.

    Yağız: Başka bir adamın oğlu bize abi diyecekti, sana da baba diyecekti. Kendi öz babasını tanımadan büyüyecekti öyle mi baba! Bu yalanın içine doğup büyüyecekti öyle mi! Sen de ona babalık yapacaktın? Bu yalana babalık mı diyecektin sen! (Hazan'a dönerek..) Sen bunu baştan bilmiyordun dimi? Biliyordun. Bunu da biliyordun.

    ---

    Hazan: Yağız, Yağız lütfen! Lütfen dinle beni Yağız.
    Yağız: Bunu biliyordun ya? Ben babamın onuru için mezar kazıcılığı yaparken sen bunu biliyormuşsun ve sustun bana!
    Hazan: Yağız o benim kardeşim onun sırrına sadık kalmam gerekiyordu. Lütfen bu konuda bana kızma lütfen.
    Yağız: Peki bugün bana söyleyeceğin şey bu muydu? Bu da değildi, harika. Kardeşinin yanına git sana ihtiyacı var.
    Hazan: Senin? Senin yanında olmama ihtiyacın yok mu?
    Yağız: Hazan, benim artık gerçeklere ihtiyacım var lütfen. Lütfen gözümün içine bak ve söyle. Benden ne saklıyorsun söyle. (Hazan Yağız'ın içeride söylediklerini hatırlar..) Ve beklenen son gözler yine yerde. İyi geceler Hazan.

    ---

    Sinan: Vay be! Kim derdi ki bu iki çocuk büyüyecek, büyüyünce bir kıza aşık olacak, sonra o kız için birbirine girecek.
    Yağız: Sinan sen ona gerçekten aşık oldun mu? Gerçekten hiç aşık oldun mu?
    Sinan: Sinan Egemen ve aşk..biraz karışık bir durum. Biraz da karanlık bir durum tabi. Biz seninle hiçbir zaman aşktan aynı şeyi anlamadık abi! Zaten bu saatten sonra ne anladığımızın da bir önemi yok. Sen de ben de unutmayacağız.
    Yağız: Ben de kardeş olduğumuzu unutmayacağım. Ne yaşamış olursak olalım kardeş olduğumuzu asla unutmayacağım.
    Sinan: Hazan'la sen? Bundan sonra ne yapacağınızı bilmiyorum. Açıkçası umurumda bile değil, bilmek istemiyorum. (elini omzuna koyar..) Ben sadece abimi geri istiyorum.
    (o an Hazan gelir..)
    Hazan: (kendi kendine..) Gerçeği istiyor, ona gerçeği söyleyeceksin. Ağlasan da, sızlasan da gerçeği söyleyeceksin! ( ve ikisinin sarıldığını görür..)

    Yağız: Ben kardeşimi hiçbir zaman kaybetmek istemedim. Böyle olsun istemedim.
    Sinan: Ama bundan sonra ne sen kalbindekini değiştirebilirsin ne de ben yaptıklarımı değiştirebilirim. Ama bundan sonrasını telafi edebiliriz en azından. Eskisi gibi abi kardeş olabilir miyiz bilmiyorum ama bu gece en azından babamızın oğlu olabiliriz.
    Yağız: Bak bu geceyle ilgili-
    Sinan: Abi, bak bu gece bana son kez iyilik yap. Son kez abilik yap bana.

    Ve sonuç
    .
    .
    .
    .
    .


    Sinan: Mehmet Yıldız, işte annene merhaba de!
    Konu hakumuttt tarafından (03-06-18 Saat 21:19:49 ) değiştirilmiştir.

  5. #55
    Durum:
    Çevrimdışı
    özge_bella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    01.01.2010
    Yer
    Hilal&Leon
    Mesajlar
    2,760
    Konular
    4
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 50. Bölüm (final) 😢

    Yağız: Bu yüzden gönderildim ben Amerika'ya, di mi bu yüzden gönderildim? bu yüzden yalnız büyüdüm ben, sizden uzakta, ailemden, evimden uzakta çocuk yaşta yapa yalnız.

    Hazım: Ben seni korumak zorundaydım. Ben önlemler almak zorundaydım ve hep bunu yaptım hayatım boyunca önlemler aldım

    Yağız: Önlemler, senin önlemlerin benim çocukluğuma mâl oldu
    bütün çocukluğum nerde yanlış yaptığımı aramakla geçti. Neden sizden uzaklaştırıldığımı düşünmekle geçti, neden? abim bile evlendikten sonra burda yaşayabiliyorken niye ben gitmek zorundayım hep ben bunu sordum kendime neden ben neden? Ama şimdi buldum çünkü neden, ben yalanım baştan sona koskoca bir yalanım. Annem o nasıl kabul etti?

    Hazım: Annen seni çok severdi çok

    Yağız: Uzaktan uzaktan sevdi beni

    Hazım: Biz seni hiçbir zaman kardeşlerinden ayrı tutmadık evet bir takım hatalar yaptık ama seni korumak için yaptık bunu, ben seni hiçbir zaman kardeşlerinden ayırmadım, ayrı tutmadım Yağız anlıyor musun?

    Yağız: Bu şirkette tek bir Egemen var

    Hazım: Hayır, hayır o saçmalık ağzımdan çıktığında ben kendimde değildim sen biliyorsun. Ben şirketimi hayatımda ne kazandıysam, neyim varsa her şeyimi sana vermeye hazırdım. Çünkü ben sana güvendim seni ben yetiştirdim, seni ellerimle yetiştirdim.

    Yağız: Sen beni mükemmel olmam için yetiştirdin, sen beni kusursuz olmam için yetiştirdin. Hepsinin hata yapma hakkı vardı benim yoktu. Bütün kardeşlerim hata yapabilirdi ama ben yapamazdım. Di mi çünkü ben sizden biri değildim. Hiçbir zaman olmadım. Ben gerçek bir Egemen değildim. Ben senin para basıp satın aldığın biriydim. Eğme başını eğme yüzüme bak, yüzüme bak beni her ezdiğinde yüzüme nasıl bakıyorsan öyle bak, doğruları söylüyorum di mi? gerçek bir Egemen değilsen kusursuz olmak zorundasın, hata yapamazsın, başarılı olmak zorundasın, her zaman altın çocuk olmak zorundasın çünkü neden sana harcanan her kuruşun hakkını vermek zorundasın.

    Hazım: Oğlum

    Yağız: Ben verdim baba, her kuruşun hakkını verdim ben. Kendimi bildiğimden beri, Yağız Egemen olmam için harcadığın her türlü bedelin ben hakkını verdim. Çocukluğumla verdim, bana giydirdiğin o kusursuzlukla verdim

    Hazım: Affet beni oğlum affet

    Yağız: İşte bu yüzden bu yüzden ilk kusurum da üstümü çizdin benim. Ne hissettin diye sormadın, neden böyle oldu diye sormadın, sen nasıl kardeşinin sevgilisine aşık olursun diye sormadın. Bunları bana sormadın bile çünkü ben senin gerçek oğluna yanlış yaptım di mi? gerçek oğluna yanlış yaptım o yüzden benim biletimi kestin sen

    Hazım: Hayır hayır ben seni

    Yağız: Bana masal anlatma artık, o masalı yaşadım ben sayende. Şimdi bana sadece gerçekleri anlat doğduğum günden itibaren beni neden satın aldın? Nasıl aldın? Kaça aldın? Oğlunun söyledikleri doğru mu? Onları anlat, O adamı öldürdüğünü anlat, öldürdün mü öldürmedin mi? Gerçek babamı öldürdün mü gerçekten

    😭😭😭
    Konu özge_bella tarafından (11-06-18 Saat 06:05:47 ) değiştirilmiştir.

Sayfa 11/13 İlkİlk ... 78910111213 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (5)
    By NATY&FACU in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 25-03-18, 14:42:16
  2. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (4)
    By NATY&FACU in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 03-12-17, 22:04:16
  3. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (3)
    By NATY&FACU in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 24-09-17, 00:54:06
  4. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (2)
    By OXFORD in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 14-06-17, 08:17:53
  5. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (1)
    By hardi in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 22-05-17, 16:26:11

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

casino siteleri
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
yerli filmler
kartal escort
maltepe escort
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
deneme bonusu veren siteler
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmit escort
izmir escort
eryaman escort
porno izle