Sayfa 12/13 İlkİlk ... 28910111213 SonSon
63 sonuçtan 56 ile 60 arası

Konu: Fazilet Hanım ve Kızları - Replikler

  1. #56
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    39,263
    Konular
    42
    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart 50.bölüm-final

    "Doğru.."

    Hazan: Yağız..
    Yağız: Baba bana birşey söyle. Birşey söyle bana hadi. (Hazım sessiz kalır) Baba birşey söyle hadi. (Hazım gözlerini kaçırır) Doğru..dedikleri doğru. (Hazım başını önüne eğer..) Baba konuşsana hadi susacak zaman değil, konuşsana hadi!
    Hazan: Yağız-
    Yağız: Buydu..benden sakladığınız şey buydu, buydu.

    ---

    "Zamanı gelince yüzüme vurmak için mi?"


    Sinan: Piyangonun kime çıkacağı belli değildi, sen mi ben mi bilmiyorduk. Ama beraber öğrendik. Senin satın alındığını onla beraber öğrendik. Ben o kadına anne derken de yanımdaydı, senin için kendimi feda ederken de yanımdaydı.
    Hazan: Sus artık Sinan, sus! Yağız yalvarırım dinleme onu senin canını yakmak için böyle söy- (Yağız eliyle sus işareti yapar..)
    Sinan: Sen beni sırtımdan vururken ben gittim o kadına senin için anne dedim.
    Yağız: Zamanı gelince yüzüme vurmak için mi?
    Sinan: Ben senin gerçeğini sırtımda senin bıçağınla taşıdım, bıçağınla! Sen de benim gibi taşıyacaksın, ihanet ettiğin kardeşin nasıl taşıdıysa sen de öyle taşıyacaksın. Satın alındığını bile bile taşıyacaksın, o kadının aslında seni diri diri mezara gömen kadının annen olduğu gerçeğini bile bile taşıyacaksın! Babanın aslında öz babanın katili olduğunu bile bile taşıyacaksın!
    Hazım: Yeter! Yeteeerr!
    Gökhan: Baba! Baba, sakin! Şöyle oturur musun lütfen.
    Hazım: Yağız.. (dokunmak ister ama Yağız izin vermez)
    Yağız: Benim buradaki işim bitti. Hepinizle işim bitti. Bitti!

    ---

    "Öldürmek istediğin o çocuk senin oğlun!"


    Kerime: Doğru mu? Söyle, söylesene doğru mu! O mu oğlum? Doğru mu!
    Hazım: Doğru. Diri diri mezara gömüp, öldürmek istediğin o çocuk senin oğlun!

    ---

    Yağız: (tek başına sahilde..) Kaçmak yok! Saklanmak yok. Herşeyin üstüne üstüne gideceğim!

    ---

    "Yağız Egemen olmam için harcadığın her türlü bedelin ben hakkını verdim"

    Yağız: (yalıya gelip Hazım'ın karşısına çıkar..) Bana kim olduğumu anlatacaksın!
    Hazım: Ben senin için çok büyük bir savaş verdim. Hayatım boyunca bunun için savaştım. Evet bu yüzden birtakım hatalar yaptım. Çok ağır hatalar yaptım ama işte bu hataları bu yüzden yaptım. Bir gün gelip bana bu soruyu sormayasın diye. Bir gün gelip bana "Baba ben kimim?" diye sormayasın diye.
    Yağız: Bu yüzden gönderildim ben. Amerika'ya dimi, bu yüzden gönderildim. Bu yüzden yalnız büyüdüm ben, sizden uzakta, ailemden, evimden uzakta. Çocuk yaşta yapayalnız!
    Hazım: Ben seni korumak zorundaydım. Ben önlemler almak zorundaydım ve hep bunu yaptım hayatım boyunca, önlemler aldım!
    Yağız: Önlemler.. Senin önlemlerin benim çocukluğuma mal oldu. Bütün çocukluğum nerede yanlış yaptığımı aramakla geçti. Neden sizden uzaklaştırıldığımı düşünmekle geçti. Neden? Abim bile evlendikten sonra bile burada yaşayabiliyorken, niye ben gitmek zorundayım? Hep ben bunu sordum kendime "Neden ben, neden!" ama şimdi buldum. Çünkü neden? Ben yalanım. Baştan sona koskoca bir yalanım! Annem..o nasıl kabul etti?
    Hazım: Annen seni çok severdi, çok.
    Yağız: Uzaktan. Uzaktan sevdi beni.
    Hazım: Biz seni hiçbir zaman kardeşlerinden ayrı tutmadık. Evet birtakım hatalar yaptık ama seni korumak için yaptık bunu. Ben seni hiçbir zaman kardeşlerinden ayırmadım, ayrı tutmadım Yağız. Anlıyor musun?
    Yağız: "Bu şirkette tek bir Egemen var."
    Hazım: Hayır! Hayır o saçmalık ağzımdan çıktığında ben kendimde değildim sen biliyorsun. Ben şirketimi, hayatımda ne kazandıysam neyim varsa herşeyimi sana vermeye hazırdım. Çünkü ben sana güvendim, seni ben yetiştirdim. Seni ellerimle yetiştirdim.
    Yağız: Sen beni mükemmel olmam için yetiştirdin, sen beni kusursuz olmam için yetiştirdin! Hepsinin hata yapma hakkı vardı, benim yoktu! Bütün kardeşlerim hata yapabilirdi ama ben yapamazdım! Dimi çünkü ben sizden biri değildim. Hiçbir zaman olmadım. Ben gerçek bir Egemen değildim. Ben senin para basıp satın aldığın biriydim! Eğme başını eğme yüzüme bak! Yüzüme bak, beni her ezdiğinde yüzüme nasıl bakıyorsan öyle bak! Doğruları söylüyorum dimi? Gerçek bir Egemen değilsen kusursuz olmak zorundasın! Hata yapamazsın, başarılı olmak zorundasın her zaman altın çocuk olmak zorundasın! Çünkü neden? Sana harcanan her kuruşun hakkını vermek zorundasın!
    Hazım: Oğlum-
    Yağız: Ben verdim baba. Her kuruşun hakkını verdim ben! Kendimi bildiğimden beri, Yağız Egemen olmam için harcadığın her türlü bedelin ben hakkını verdim! Çocukluğumla verdim, bana giydirdiğin o kusursuzlukla verdim.
    Hazım: Affet beni oğlum, affet.
    Yağız: İşte bu yüzden. Bu yüzden ilk kusurumda üstümü çizdin benim. "Ne hissettin?" diye sormadın, "Neden böyle oldu?" diye sormadın. "Sen nasıl kardeşinin sevgilisine aşık olursun?" diye sormadın, bunları bana sormadın bile. Çünkü ben senin gerçek oğluna yanlış yaptım dimi? Gerçek oğluna yanlış yaptım, o yüzden benim biletimi kestin sen.
    Hazım: Hayır. Hayır ben seni-
    Yağız: Bana masal anlatma artık. O masalı yaşadım ben, sayende. Şimdi bana sadece gerçekleri anlat. Doğduğum günden itibaren. Beni neden satın aldın, nasıl aldın, kaça aldın, oğlunun söyledikleri doğru mu onları anlat. O adamı öldürdüğünü anlat, öldürdün mü öldürmedin mi? Gerçek babamı öldürdün mü gerçekten?
    Hazım: Biliyordum senin yüzleşmek isteyeceğini. Ben oğlumu tanıyorum, biliyordum hiçbir şeyden kaçmayacağını, üstüne geleceğini yüzleşmek isteyeceğini. Biliyordum. Pekala. Ahmet?
    Ahmet: Buyrun Hazım Bey?
    Hazım: Getirin o kadını.

    ---

    "Ben sizi Tanımıyorum"

    Kerime: Ben..nasıl kandım! Nasıl aldandım. Şu ellerimle nasıl kıydım sana! Onca yıl bu kadar hasret çekmişken..şu ellerimle- (ağlamaya başlar..)
    Yağız: Kim olduğun umrumda değil, sadece hastasın
    Kerime: Biliyorum, biliyorum yaptıklarımın affı yok. (Yağız'a dokunmaya çalışır ama Yağız geri çekilir..)
    Yağız: Sadece anlat! Anlat Cemal Yıldız kim? Ben nasıl doğdum? Beni neden, nasıl sattın anlat hadi! Anlat!
    Hazım: Gökhan'a kardeş bekliyorduk, Sevinç zor bir gebelik yaşıyordu. Ben o sıralarda çok çalışıyordum, şirket yükselme aşamasındaydı. Sancılar vaktinden erken geldi, Sevinç'i hastaneye yetiştirdiğimizde bebeği annesinin karnında kaybetmiştik. Sevinç'i ameliyata aldıklarında ben artık orada duramadım, kaçmak istedim, kaçmak.. Ve saklanabileceğim en iyi yer her zaman olduğu gibi işlerimin arkasıydı. Ve öyle yaptım. Şantiyeye vardığımda hiçkimse yoktu. Gece bekçisi bile yoktu, oraya kaçmıştım. Ama bilmiyordum ki o gece orada benim gibi saklanmak isteyen başkaları vardı, bilmiyordum. Cemal Yıldız, şantiyedeki ustalardan biriymiş. Bir çete üyesi!
    Kerime: Hayır, tövbe edecekti! Sen doğduğunda tövbe edecekti- (Yağız eliyle sus işareti yapar..)
    Hazım: Ne olduğunu bilmeden yukarıya çıktığımda gördüğüm manzara karşısında şaşkınlığa uğradım. Adam 6 çuvalın içerisinden birtakım poşetler çıkarıyordu. Ve orada bir kadın vardı, hamile bir kadın. Bana saldırdı, beni öldürmek istedi. Benim o an aklımdaki tek şey tabiki canımı kurtarmaktı. Biz boğuşurken kadın bağırmaya başladı çığlıklar atıyordu, "Bebek geliyor, bebek geliyor!" diye çığlık atıyordu. Ne oldu, nasıl oldu, nasıl düştü bilmiyorum. Koca bir boşluk..bir katil olmuştum. Çok korkmuştum, başıma geleceklerden çok korkmuştum. Arkamı döndüğümde sen doğmuştun. Baban benim yüzümden ölürken sen doğmuştun. O gece doğacak bebeğimi kaybetmiştim ve bir katil olmuştum. Bir katil! Herşey bu kadar tesadüf olamazdı! İşte sana bakarken ben bunları düşünüyordum. Evet ben para verdim, seni bana vermesi için ona para verdim. Ve o adamı öldürdüğümü söylememesi için ona para verdim. Ben..ben seni-
    Yağız: (Yağız cebinden telefonu çıkarır..) Egemen yalısına bir ekip gönderin, Kerime Yıldız burada.
    Ne sen benim babamsın ne de sen beni doğurduğun için annesin! Siz ikiniz..ben sizi Tanımıyorum! Kendimi bile bilmiyorum.

    ---

    Kerime: (Sinan'ı görüp yakasına yapışır..) Sen! Sen beni kandırdın! Senin yalanların yüzünden oğluma ziyan ettim! (Yağız'a döner..) Oğlum..ben, ben 1 günde delirmedim oğlum. Beni affet. Biliyorum ben sana annelik yapamadım, istemeden sana düşman oldum ama oğlum..beni affet. Sana can vermek dışında hiçbir şey yapamamış şu anneciğini affet ne olur, ne olur oğlum. (polisler içeri girer..)
    Yağız: Kerime Yıldız.. (kelepçeleri takarlar..)
    Hazım: Bir dk! Memur Bey beni de götüreceksiniz.
    Sinan: Baba!
    Hazım: Yıllar önce şantiyemde kaza sanılan cinayetten ben sorumluyum!

    ---

    Yağız: ( arabasının anahtarlarına bakar..) Yağız Egemen'e ait hiçbir şey senin değil artık! (yol kenarına fırlatır..)


  2. #57
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    39,263
    Konular
    42
    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart devam..

    "Şarkı söyleyerek karanlıktan çıkan o çocuk.."


    Hazan: Yağııızz! Yağız, dinle sadece dinle.
    Yağız: Çok geç kaldın.
    Hazan: Yapamadım Yağız, geç ya da erkeni yok yapamadım.
    Yağız: Yağız? Hazan benim adım Yağız değilmiş. Sen bunu uzun zamandır biliyormuşsun.
    Hazan: Evet, sen de kim olduğunu çok iyi biliyorsun. Adının Yağız ya da Mehmet, soyadının Egemen ya da başka birşey olması kim olduğun gerçeğini değiştirmez Yağız. Sen dünyanın bir ucunda şarkı söyleyerek karanlıktan çıkan o çocuksun. Tanıma beni, tamam. Ama sen kendini tanıyorsun, kim olduğunu çok iyi biliyorsun. Yağız Egemen! (Yağız'ın arkasından..) Mehmet Yıldız! (arkasından yürümeye başlar..) Sabaha kadar yürüyeceğim arkandan. (sürpriz gerçekten de yürüdü.:img-beee:) Sen istersen arkanı dönüp bakma, ben yine de geleceğim. Yol nereye kadar giderse.. Nereye gidersen arkandan geleceğim. Adın, soyadın, soyun-sopun, annen-baban umurumda bile değil! Ben seni tanıyorum kim olduğunu çok iyi biliyorum.

    ---

    Yağız: (sahilde uyuyakalan Hazan'ın üstünü ceketiyle örter..) Buraya kadar bizim hikayemiz, buraya kadar.

    ---

    "O çocuk hala içimde bir yerlerde, ona sevildiğini söylerim ben."

    Yağız: (annesinin mezarında..) Tek sırdaşımdın, biliyorsun. Hayattayken kuramadığımız bağı gözlerini kapadığında kurmuştuk. Ne tuhaf! Buraya seni suçlamaya gelmedim. Buraya acıların çocuğu gibi tirad atmaya da gelmedim. Ben sadece seni artık anladığımı söylemeye geldim. Ben yine de kendime bunu anlatamadım. Nasıl oluyor da bütün çocukların gözünün önünde olsun isterken ben daha 12 yaşındayken dünyanın bir ucuna gitmeme nasıl izin verdin sen.. Bunun cevabını kendime hiç verememiştim. Seni suçlamıyorum. Sadece kendi kendime veremediğim cevaplar ben- Ama o cevapları verdiler. Artık verdiler. Soracak soru da kalmadı. (elini toprağının üstüne koyar..) Beni hep sevdiğini biliyorum, uzaktan da olsa bir şekilde beni hep sevdin biliyorum. O çocuk hala içimde bir yerlerde, ona sevildiğini söylerim ben. Belki bir daha buraya gelemeyeceğim, belki bir daha seninle konuşamayacağım. Sen benim hatıralarımda yaşayan annemsin, her zaman öyle oldun. Çocukluğumda özlemini çektiğim, büyüyünce gurur duymasını istediğim, sonra da sırdaşım olan annemsin. Teşekkür ederim, bana yaptığın annelik için her zaman çok teşekkür ederim.

    ---

    "Sadece aşık oldum!"
    Sinan: O gün ben de buradaydım! Sen anneme, benim anneme Hazan'ı anlatırken ben de buradaydım! O sana sırdaşlık yaparken ben de yeni öğrendiğim sırrı ona anlatmak için gelmiştim. Sen elinle beni sırtımdan vurmak için hançerle anneme sığınırken ben bizim için ona sığınmıştım. Kardeşliğimiz için! Ne kadar aptal ne kadar zavallı hissettim düşünebiliyor musun sen beni? (isabet olmuş canıms :865323)
    Yağız: Peki bu yüzden mi rövanşını beni de aptal ve zavallı durumuna düşürerek almak istedin?
    Sinan: Sen Hazan'a aşık oldun Hazan'a! Bana ait olana, benim olana!
    Yağız: Sevdiğim kadına demiyorsun, diyemiyorsun dimi! "Benim olana, bana ait olana" onu böyle mi tarif ediyorsun? Yapma Sinan!
    Sinan: Edebiyat parçalamak seni haklı çıkarmayacak! Sen benim olanı istedin, kim olduğunu unuttun, sen benim abim olduğunu unuttun! Yağız Egemen, benim abim asla böyle birşeyi yapmazdı asla! Ama madem yaptın, ben de bizim olan herşeyi, adımızı, soyadımızı, kim olduğunu, herşeyi senin elinden aldım! Madem sen Yağız Egemen gibi davranmayacaksın-
    Yağız: Yağız Egemen gibi davranmak ne? "Yağız Egemen olmak?" Mükemmel abi, kusursuz evlat, altın çocuk, işkolik iş adamı! Etiketler, etiketler! Yağız Egemen bir marka değil ki, zaten ben öyle biri olamadım hiç! Sizin olmamı istediğiniz gibi kusursuz, hatasız bir robot olamadım ben çok üzgünüm. Ve çok üzgünüm babanın cüzdanından harcadığı paranın hakkını veremedim, çok üzgünüm! Evet aşık oldum, haklısın ben.. Belki gerçekten kendimi unutturdu bana, belki Yağız Egemen'i unuttum ben! Doğrularımı, yanlışlarımı unutturdu bana, sadece aşık oldum bilmiyorum! Ama bildiğim tek bir şey var Sinan, bana tek bir şeyi unutturmadı: Kardeşimi!
    Sinan: Ya kes artık kes! Ben bunlara inanmıyorum, kes!
    Yağız: "Gerçek mi cesaret mi?" Hatırladın mı? Eğer gerçekten biz kardeş olmasaydık hayatında ne değişirdi diye sormuştun bana. Çünkü sen biliyordun, benim kim olmadığımı biliyordun ama ben de biliyorum. Adım bile gerçek olmasa da ben biliyorum cevabım hala aynı! Hiçbir şey değişmezdi!
    Sinan: Kes traşı kes!
    Yağız: Sen nolursan ol, ben kim olursam olayım, senin bir daha yüzüne bakmayacak olsam da bana yaşattığım bu şeyi, adına "intikam" dediğin, "kısas" dediğin bu şeyi son nefesime kadar hatırlayacak olsam da, sen Sinan Egemen benim kardeşimsin! Maalesef kardeşimsin.
    Sinan: Ben- Ben haklıydım. Haklıyım ben! (Yağız'ın arkasından..) Ne yapsaydım ya, ne yapsaydım yol mu verseydim? "Ezip beni geçin" mi deseydim, ne yapsaydım! Haklıyım ben! (annesinin mezarına bakar..) Ben haklıyım, sen de biliyorsun anne, ben haklıyım, haklıyım ben.
    (The zavallı! :865323)

    ---

    "Sen kendini kaybettin!"

    Sinan: Hadi Hazan dün gece zavallıydım peki ya bugün? Bence daha ağırını bulabilirsin sen.
    Hazan: En kötüsü ne biliyor musun? Benim lügatımda zavallıdan daha ağır bir kelime yok.
    Sinan: Hah zavallı! Zavallı ben değilim, senin sevdiğin o adam satılık olan! Herşeyini kaybetti, ailesini,adını,soyadını, herşeyini kaybetti. Bir insan daha fazla ne kaybedebilir ki zaten, adını kaybetti adını! Ama ben hiçbir şey kaybetmedim, benim için hiçbir şey değişmedi. Komik olan ne biliyor musun? Ben onu da kaybetmedim. Kendi ağzıyla söyledi, "kardeşimsin sen" dedi, "ben senin kardeşinim" dedi. Kaybetmedim ben onu!
    Hazan: Sen bir insanın kaybedeceği en büyük şeyi kaybettin. Sen kendini kaybettin!

    ---

    "Gerçek aşk bu değil!"

    Ece: Bu kapı sana kapalı. Karına da kapalı artık.
    Yasin: (Yüzünü göstererek..) Dün gece oldu, o yaptı. Polise verecektim ama kaçtı.
    Ece: Neden geldin? Avukatını bekliyordum ben.
    Yasin: Avukat falan yok Ece, tutmadım. Tutmayacağım da.
    Ece: Yine ne planlıyorsun Yasin?
    Yasin: Ne planladıysam elime yüzüme bulaştı Ece. Plan falan yok, ben buradayım sadece işte. Evin karşısındaki kaldırımdayım, kapının önündeyim. O tutuklanana kadar, siz güvende olana kadar buradayım.
    Ece: Sana ihtiyacımız yok, bir daha etrafımızda dolaşma! (arkasını dönüp gider..)
    Yasin: Ece mektubu okudum ben. Annemin mektubunu yani. Okudum hepsini, annen çalmış onu yırtıp atmış ama fotoğrafını çekmiş. Hepsini satır satır okudum ezberledim. Senin anneme gittiğini, "o senin torunun" dediğini, onun seni nasıl kovduğunu, bana anlatmak için nasıl çırpındığını hepsini okudum ben. Ece yapmışlar işte bize yapacaklarını, ama biz bunu hak etmedik be!
    Ece: Ben de aynısını dedim, annemi suçlamıştım, anneni suçlamıştım, bizden başka herkesi suçlamıştım. Suçlular da zaten, bize yaptıkları herşey için suçlular! Ama bizim kadar değil.
    Yasin: Ece-
    Ece: "Okudum" diyorsun, "okudum inandım" diyorsun, ama bak sen bana yine inanmadın ki Yasin. Sen yine gördüğüne inandın.
    Yasin: Ece ben seni-
    Ece: Sen bana inanacaktın Yasin bana! Sen beni gerçekten sevip bana inanacaktın! Sen beni gerçekten sevdin dimi? Sen beni gerçekten çok sevdin? Kendi bildiğin gibi. Ama bu değil, benim artık sevgiden anladığım bu değil! Gerçek aşk bu değil! Böyle acımasız, böyle anlayışsız, böyle kim ne derse oraya savrulan, böyle güçsüz, böyle dayanıksız birşey değil aşk!
    Yasin: Ece ben oğlumu-
    Ece: Sen bundan sonra hak etmediğin hiçbir şeye sahip olamayacaksın! Tıpkı benim gibi. Benim şu hayatta hiçbir şeyim olmasa da parayı, pulu, aşkı, bu yalıyı, kocamın soyadını hak etmesem de oğlumu hak ettim!
    Yasin: Ece-
    Ece: Sen benim için, bizim için vermediğin savaşı ben oğlum için verdim! Onu korumak için, ona kavuşmak için, ona anne olmak için. Ben bu hayatta hiçbir şey için göstermediğim savaşı ben oğlum için gösterdim. Ve kazandım, herkese herşeye rağmen ben oğlumu kazandım! O benim, benim oğlum! İster tehdit et, ister pişman ol hiçbiri..hiçbiri seni onun babası yapmayacak!


    (Ece'nin çok iyi bir hocası vardı Yasin )

  3. #58
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    39,263
    Konular
    42
    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart Cevap: devam..

    "Bugün dün olsa.."


    Gökhan: Biz şimdi ne yapacağız baba? Selin kaçak, onu nerede bulacağız? Yağız, şimdi başka biri mi olacak, bir yabancı mı olacak bize? Sinan'ın yüzüne bile bakmıyorsun, nereye kadar? (telefonu çalar..) Şirket. Şirkete ne olacak? Biz şimdi iflas mı ediyoruz baba? Bize ne olacak baba!
    Hazım: Bu dediklerinin hiçbirinin cevabı bende yok Gökhan. Bildiğim tek bir şey var, o da bugün ne yaşıyorsak göstere göstere "ben geliyorum" diye diye geldi. Taa en başta Yağız'ı kucağıma alırken hata yaptım. Ama bugün olsa onu bin kez kucağıma alırım yine ama bu kez bunu dürüstçe yaparım, yalan söylemeden yaparım. Bugün dün olsa Selin yaptıklarıyla "ben hastayım baba" dediğinde üstünü örtmezdim, yüzleşirdim bu durumla ve onun hasta olduğunu anlar ona yardım ederdim. Yağız'la Sinan kardeş kavgasına tutuşurken böyle birşeye asla izin vermezdim! Alır ikisini de karşıma oturur konuşurdum. Bugün dün olsa..
    Gökhan: Olmuyor dimi baba? Bugün dün olmuyor.
    Hazım: Bugün dün olmuyor oğlum, olmuyor. Ve dün parayla satın alınmıyor. Dün yaptıklarımız bizi bugüne getiriyor ama ne yaparsak yapalım bugün dün olmuyor.

    ---

    Kudret: Merhaba. Merhaba Yenge!

    ---

    Hazan: Bazen yol biter sadece yürürsün. Nereye varacağının bir anlamı kalmamıştır. Yanında yol arkadaşın yoksa eğer, adımlarını aklınla değil yüreğinle at yol bittiğinde. Yürek yolunu bulur. Bırak, adımlarını özgür bırak. Yüreğine bırak.. Seni sığınacağın yere, gücünü toplayıp yeniden yola çıkacağın yere götürür. Çünkü yol bitmez aslında, "gideceğim bir yer kalmadı" derken bile yol hep oradadır. Seni bekler, seni ve atacağın adımı. Sen son adım derken gerçeğine, kendi gerçeğine atacağın ilk adımı bekler.

    ---

    "Anne benim babam ne yaptı!"

    Kudret: Vay be! Vay be Yenge! Cemile derdine düştük, Yasemin Egemen'in arşivini çıkaralım derken seni gözden kaçırmışız. Meğer madenin büyüğü sendeymiş. Koskoca Hazım Egemen'in kayınvalidesi! İyi yere dükkan açmışsın.
    Fazilet: Para istemek için takıldıysan peşime para yok bende. Şu çantamın içindeki bozukluklar bile benim değil, Hazım Egemen'in. Boşanıyorlar, kızımı boşuyor Hazım Egemen. Ne yapacağımızı bilmiyoruz dımdızlak ortadayız. Para yok.
    Kudret: Abimin giden canını parayla geri verebilir misin bana? Senin elini tuttu, benimkini bıraktı. Kardeşini yetimhaneye attı! Attı da ne oldu, kardeşini yüz üstü bıraktı da ne oldu! Dağ gibi adamı hasta ettin! Canından ettin.
    Fazilet: Keşke elimi hiç tutmayaydı senin o ş..siz abin! Senin o ş...siz abin beni her gün öldürdü, her Allah'ın günü!
    Kudret: Hadi, hadi anlat! Anlatsana söylesene! Oradaydım hatırlıyor musun?
    Fazilet: Sus!
    Kudret: Hatırlıyor musun ordaydım konuşsana bana!
    Fazilet: Sana sus diyorum!
    Kudret: Konuşacaksın, anlatacaksın bana!
    Fazilet: Sus! Sana sus diyorum be sus! O gün öldüremediğim abini şimdi seni burada bir sıkımda öldürürüm (boğazına yapışır) suuusss!
    Kudret: Beni getirdiğin kapının önündeydim ben hatırlasana, kimse görmesin diye kapının önünde nöbet tutuyordum!
    Fazilet: İnsan mısın sen be! Sen insan değilsin, insan değilsin!
    Kudret: Güzellikten, bazen zorla da güzellik olur yenge!
    Fazilet: SUS! Genceciktim daha, genceciktim ben. Küçücük bir kız çocuğuydum ben, zorla yaptı zorla! Silah zoruyla! "Ailem var" dedim, "ailem bana sahip çıkar" dedim, "kapı gibi babam var benim, abilerim var, onlar beni korurlar" dedim! Babam sustu, başını önüne eğdi sustu adam bir daha hiç konuşmadı! Keşke ben o abinin boğazını sıkıverseydim o gün, keşke ben o gün ellerimle öldürseydim keşke!
    Hazan: (içeri girer..) Kim? Kim bu adamın abisi?
    Fazilet: Kızım..
    Hazan: Bu adam kim?
    Fazilet: Yavrum-
    Hazan: Abisi kim? Kim bu adamın abisi? Bu adamın abisi kim!
    Kudret: Baban! Ben de amcanım Hazan.
    Fazilet: Suuuuusss! Sus sus sus sakın söyleme! (Kudret'i kolundan tutar..) Defol, defol çık dışarı!
    Hazan: Ne yaptı? Ne yaptı benim babam? Silah dedi! Benim babam polis değildi ki? Benim babamın silahı yoktu. Silah zoruyla dedin? Ne yaptı benim babam?
    Kudret: Vay be Yenge! Onca hıncına rağmen söylemedin? Boyun kadar oldular anlatmadın, sustun yine sustun. Helal olsun! (çıkıp gider..)
    Hazan: Neyi anlatmadın anne! Neyi sustun? O adam şofördü? Gökhan'ın şoförü. Şimdi bir anda benim amcam oldu.
    Fazilet: (ağlayarak..) Kızım bak yavrum-
    Hazan: Benim babamın akrabası yoktu hani? Anne Allah aşkına konuş! Allah aşkına konuş! "Ne çektim!" deyip durdun, anlat artık ne çektiğini anne! Düne kadar el olan adam ne biliyor? Benim babam ne yaptı ki? Ne yaptı benim babam! Anne benim babam ne yaptı! Benim babam ne yaptı anne!
    Binnaz: (kapıdan girer..) Tecavüz etti!
    Fazilet: SUUUSSS!
    Binnaz: Bu daha küçücük kızdı, şikayet etmek istedi!
    Fazilet: Binnaz ssuuuuuusss! (kendi ağzına vurarak..)
    Binnaz: Dövdüler!
    Fazilet: Binnaz sus! Sus Binnaz sus kurban olurum sus!
    Binnaz: Abileri, babası kemiklerini kırdılar bunun!
    Fazilet: Ne yaptın Binnaz sen ne yaptın!
    Binnaz: "Sus sen de" dediler, "senin yüzünden oldu" dediler! Kimse sesini çıkarmadı!
    Fazilet: Söylemeyecektin, söylemeyecektin Binnaz!
    Binnaz: Sonra baban çıktı o deden olacak ş...sizin karşısına, bastı parayı o zavallı kızı aldı götürdü!
    Fazilet: Çık dışarı!
    Binnaz: Üç kuruş paraya bu garibanı-
    Fazilet: Çıııııkkk, çık dışarı!
    Binnaz: Sen konuşmuyorsun, ben de mi durayım!
    Fazilet: Çıııkk (kolundan tutup kapıya atar..) çık dışarı çık! Söylemeyecektin yavruma, söylemeyecektin! Yavrum bilmeyecekti, bilmeyecekti çocuğum!
    Hazan: Bu yüzden uzaktın bana, bu yüzden çocukluğumda bile bir eksiklik vardı. İstemedin ki beni, doğmamı istemedin. Kim ister ki..
    Fazilet: (sarılarak..) Kızım, yavrum-
    Hazan: Anlat, anlat hepsini anlat.

    ---

    "Ona baba dememe niye izin verdin?"


    Fazilet: Şikayet etmek istedim, edemedim yavrum. Ettirmediler, onlar ettirmedi. Ettirmediler, dövdüler beni. Kolumu, kanadımı kırdılar benim. Hep suçladılar hep, hep ben suçluydum onlara göre. Polise kaçtım yakaladılar, daha çok dövdüler annem beni. Daha çok dövdüler, polise gidip söylemeyeyim diye daha çok dövdüler, kolumu kanadımı kırdılar. Sonra baban beni parayla satın aldı. Para da üç kuruşa para ha! Benim babam üç kuruşluk Fazilet'i üç kuruşa sattı kızım. Benim babam yaptı, o üç kuruşa benim babam kendi namusunu temizledi yavrum. O küçücük kızın hayalleri, gururu, onuru hepsi 1 gecede gitti çocuğum, hepsi gitti 1 gecede! Beni kabusum olan o adamla evlendirdiler ya, o gün anladım işte çocuğum, o küçük yaşta anladım ki bu hayatta bir tane gerçek var çocuğum o da para!
    Hazan: Olmaz! Olmaz, benim babam olamaz! Yalan söylüyorsun.
    Fazilet: Bastı parayı, tuttu elimden beni buraya getirdi.
    Hazan: Olmaz!
    Fazilet: Oldu yavrum, oldu. Ahhh bu duvarların dili olsa da konuşsa, konuşsa ahh! Hani sen diyordun ya hep bana "çilehane deme buraya" diye, ben demiyordum ki buraya çilehane baban diyordu, baban! Senin baban beni buraya getirdi, "al sana çilehane Fazilet" dedi, "yatıp kalkıp dua edeceksin yaşadığına, ben sana koca olamadım ama o karnındakine baba olmam için dua et" dedi. Dualarım kabul oldu, Allah'ıma yalvardım sen doğduğun gün baban tövbe etti, sen büyüdükçe baban değişti, içindeki canavar gitti (! :img-beee:), o pis işlere bulaşmaz oldu. Oldu oldu da ben onu affedemedim yavrum! Benden af diledi affedemedim, ne kadar nefret etsem de onu affedemesem de iyi baba oldu size, iyi baba oldu çocuğum.
    Hazan: Neden? Neden izin verdin? Onu sevmeme, ona baba dememe niye izin verdin? Sana düşman olup onu sevmemi nasıl kaldırdın?
    Fazilet: Ben zaten yaşayan bir ölüydüm, varsın dedim beni kötü bilsin. Paragöz, sevgisiz, şefkatsiz, kötü bir anne, kötü bir eş, varsın böyle bilsin dedim. O günkü aklımla kendimi böyle cezalandırdım. Ben sana sevgimi veremeyecek kadar küskündüm kızım bu hayata. Varsın evladım beni kötü bilsin dedim, babasıyla sevsinler birbirlerini dedim. Allah biliyor ya bana çektirdiklerini fitil fitil burnundan getirdim! Getirdim de gene ödeşemedim. Gene ödeşemedim, şurada gözümün önünde can çekişirken bile ödeşemedim ben onunla! Tek bir şeyi bil yavrum, geç de olsa güç de olsa bir bakışına bir gülüşüne ama öfkeyle ama isyanla bana bir anne deyişine bin şükür ettim ben. Bin kere şükür ettim Allah'ıma!
    Hazan: Annem! (ve sarılırlar..)

    ---

    "Affetmemek yüktür.."

    Hazan: Çocukluğumdan beri kızgındım sana, büyüdüm yine anlayamadım seni, ben seni hiç anlayamadım anne. Keşke anlatsaydın bana, neler yaşadığını söyleseydin, paylaşsaydın benimle. Kapanmayan yaralarınla, bitmek bilmez öfkenle, hırslarınla beraber savaşsaydık keşke daha önceden anne kız olsaydık.
    Fazilet: O keşkeler bitmez yavrum, o keşkeler hiç bitmez. Ben yavrularım için katlandım bu hayata, kızlarım için katlandım herşeye. (saçlarını okşayarak..) O keşkeler hiç bitmez çocuğum. Ama bak, bak biz anne kız olduk ya senle sonunda. Anne kız olduk ya biz senle sonunda yavrum.
    Hazan: Sevme saçlarımı!
    Fazilet: Kızım?
    Hazan: Ben saçlarımı ona söz verdim diye kesmedim. Sevme!
    Fazilet: Yapma yavrum, affet! Affet çocuğum affet, affet kızım. Bak affetmemek yüktür. Ben affetmediğim için ezildim, seni de kardeşini de ezdim bu yüzden yapma. Ezme kendini çocuğum, affet! (kapıya yönelerek..)
    Hazan: Biliyor musun anne, bu ev işte şimdi yandı. İçinde bizimle, anılarımla, çocukluğumla bu ev şimdi yıkıldı.

    ---

    Fazilet: (evin duvarlarına dokunarak..) Buraya kadarmış, buraya kadarmış! Kırgınlığım sana değil ki, hıncım sana değil. Bu yaşlı duvarlarına, rutubetli duvarlarına değil. Gönlümün duvarlarına kırgınım ben, hıncım kaderime! Kaderime kırgınım ben. (dışarı çıkar..)
    Binnaz: Gel, gel benim talihsiz toprağım gel. (sarılır..) Fazilet'im-
    Fazilet: Sonra! Sonra Binnaz sonra, benim şimdi birini bulmam lazım. Kızım için benim birini bulmam lazım şimdi.

    ---

    "Yüzümde kendinden bir parça.."

    Kerime: Ne yaptığını biliyorum, yüzümde kendinden bir parça arıyorsun. Biliyorum çünkü ben onu sen zannederken o yalancının yüzünde hep bir parça aradım. Cemal'imden bir parça aradım, buldum da. İnsan bulmak için baktığında buluyor, kandırıyor işte kendini. Ama sen..sen benim yüzümde kendinden bir parça bulamazsın, Cemal'imde de bulamazdın. Çünkü sen o ailede bulmuşsun kendini. Hazım Bey'in babalığında, o asil kadının anneliğinde.
    Yağız: Başka kimsem var mı benim? Ailem, akrabalarım başka kimsem var mı benim?
    Kerime: Senin ailen onlar oğlum. Ben ne dersem diyeyim, senin ailen onlar yavrum.
    Yağız: (gitmek için kalkar..) Buraya hiç gelmemeliydim!
    Kerime: Dur oğlum! Ben 1 günde delirmedim annem (elini cama yaslar, Yağız'ın yüzüne bakar..) oğlum, oğlum, oğlum! Ben 1 günde delirmedim annem, ben yıllarca sana hasret kala kala sana annelik edemeye edemeye delirdim annem. Biliyorum artık affetmek için çok geç, biliyorum. Yaptıklarımın da yapamadıklarımın da affı yok biliyorum. Ama oğlum senden birşey istesem yapar mısın? Hazan'dan af diler misin benim için? Ben lanet olası ellerimle öz evladımı diri diri toprağa gömerken bana "Senin oğlun o! O senin oğlun!" demişti, inanmamıştım. Ona inanmadığım için, ona yaptıklarım için affetsin beni. Olur mu annem, lütfen! (Yağız kalkıp gider.. onun arkasından..) Ben affetmeyeceğim, asla affetmeyeceğim kendimi! (ve koğuşta kendini asar! :icon_sorr)
    Konu hakumuttt tarafından (15-06-18 Saat 01:03:48 ) değiştirilmiştir.

  4. #59
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    39,263
    Konular
    42
    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart devam..


    "Yaralarınız aşktan!"


    Fazilet:
    (Yağız'a..) Bak yukarıda Allah var, sırf sen o deli kadının oğlusun diye, sırf Egemen değilsin diye istemedim ben seni. Ama hata ettim, çok büyük hata ettim. Bak şimdi ayağına geldim, sana yalvarmaya geldim, "ben ettim sen etme" demeye geldim. Kızımın hikayesini anlattım sana, ikiniz de çok yıprandınız. Çok örselendiniz, yaralarınız aşktandır sizin, aşktan! Diyecek birşey yok başka, bu kadar. Artık herşey senin..senin yüreğine kalmış. Sen biliyorsun, sen biliyorsun. Söyleyeceğim bu kadar!

    ---

    "Seni istemiyorum!"


    Sinan: Evet, kutlamalar başlasın.
    Nil: Neyi kutluyoruz? Yaşadığınız aile dramını mı yoksa kardeşinin kaçak olmasını mı?
    Sinan: Dramları pek sevmem bilirsin. Ya Selin'e gelince zaten onun aklı başına gelecek, babam da gider kurtarır işte eski hikaye. Bizim birbirimize kavuşmamızı kutlayalım bence. E hak ettin ve kavuştuk işte Nil. Naz mı yapacaksın trip mi atacaksın böyle?
    Nil: Sence sen hak ettin mi? Bence hak etmedin. Buraya bile benim için gelmedin dimi? Dur ben sana söyleyeyim, dün geceden sonra kalacak yerin yok, başın her sıkıştığında arkanı toplayan abin yok ve kapıyı açan baban yok.
    Sinan: Yok, yok, yok! Hatta fazladan birşey söyleyeyim sana param da yok. Ama sen bana bakarsın dimi Nil? Off uzattın ama gerçekten!
    Nil: Maalesef 5 yıl kadar!
    Sinan: Tüm hesapları kapatıyorum, söz verdiğim gibi yanına geliyorum sen bana kapıyı mı göstereceksin? Niye bekledin ki beni o zaman Nil?
    Nil: Ben seni bekledim Sinan! Bana benim için gelmeni bekledim, yalnız kaldığın için değil, canın sıkıldığı için değil, yanında kimse kalmadığı için değil, benim için!
    Sinan: Nil, geldim işte daha ne istiyorsun?
    Nil: Kendin için geldin! Yine her zamanki gibi bana kendin için geldin Sinan! İşine geldiğinde, bana ihtiyacın olduğunda, elinde kimse kalmadığında yaptığın gibi.
    Sinan: Yani sen bile beni-
    Nil: Evet ben bile seni istemiyorum! Ben bile seni istemiyorum! (evin kapısını açar..) Ben seni istemiyorum Sinan.

    ---

    "Bana beni sevmediğini söyle!"


    (Yasemin Kudret ile buluşurken Gökhan'a yakalanır..)

    Gökhan: (tek başına arabada..) Vay be Yasemin!

    Kudret: Kız nerede!
    Yasemin: Olması gereken yerde, evinde.
    Kudret: Para, sen ve kızım demiştim.
    Yasemin: Ben de paranı al ve defol git demiştim! (çantayı uzatır..)
    (Gökhan arabadan çıkıp onlara doğru ilerler..)
    Kudret: Sen benle dalga mı geçiyorsun ya! Bunda 10 milyon yok.
    Yasemin: (çantayı yere fırlatır..) Bu kadar, daha fazla bulamam battılar!
    Kudret: (Yasemin'i tutup sarsarak..) Kızım sen neyin peşindesin ha!
    Yasemin: Bırak beni!
    Kudret: Söyle neyin peşindesin!
    Yasemin: Bırak dedim!
    Gökhan: YAVAŞ! Kudret (yakasından kenara iterek..) yavaş!
    Kudret: Vaaayy, adımla sanımla!
    Yasemin: Gökhan bulaşma!
    Gökhan: Kimsin lan sen? Kimsin sen!
    Kudret: Kim olduğumu karına sor ama önce adını sor!
    Gökhan: (Kudret'in kolundaki dövmeyi görerek..) Cemile?
    Yasemin: Çok üzgünüm, çok üzgünüm.
    Kudret: Cemile ya! Çocuğumun anası Cemile, kanka!
    Gökhan: Bu ha? Çocuğunun babası bu? Vay be Cemile! Yıllardır aptal yerine konulduğum yetmedi, gizli bir çocuk bir de üstüne bu! Vay be, Cemile vay be!
    Yasemin: Git buradan! Gökhan git buradan!
    Gökhan: Önce şu arkadaşla bir yakından tanışalım.
    Kudret: (silahı çekerek..) Yok be kanka! O kadar vaktimiz yok, belki öbür tarafta. (ve Yasemin Gökhan'ın önüne atlayıp vurulur..)
    Gökhan: Ne yaptın sen ne yaptın! Yasemiiinn!
    (Kudret parayı ve silahı alıp kaçar..)
    Yasemin tamam, tamam geçti, geçti geçti! Alo karım vuruldu, acil ambulans! Kağıthane Plastik Fabrikasına acele edin nolur acele edin, Kağıthane Plastik Fabrikası noluuurr! Tamam, tamam geçti, geçti birşey olmadı, tuttum ben, tuttum ben seni. Bırakmadım elini bak, bak kana bastırıyorum hiçbir şey yok. Yasemin tamam, tamam.
    Yasemin: Galiba giderayak ilk defa iyi birşey yaptım.
    Gökhan: Sen iyi birşey yapmazsın ki sen- Sen iyi birşey yapmazsın ki! Sen-
    Yasemin: Gökhan, kızımız sana emanet.
    Gökhan: Tamam saçma saçma konuşma tamam! Çok saçma, hiçbir şey olmayacak ki yok, yok yok! Birşey olmayacak hiçbir şey olmayacak! Birşey yok ki bak tutuyorum ben birşey yok ki!
    Yasemin: Gökhan ölüyorum ben!
    Gökhan: Ölmüyorsun! Saçmasapan konuşma!
    Yasemin: Ölüyorum!
    Gökhan: (ağlayarak..) Çok saçma, çok saçma sen ölmezsin ki! Ben ölürüm senin yerine de ben ölürüm sana hiçbir şey olmaz! Sen benim için kılını bile kıpırdatmazsın ben senin yerine ölürüm! Nolur Yasemin saçma sapan konuşma, nolursun nolursun! Saçmasapan konuşma, senin sonun bu değil. Senin sonun böyle olamaz. Bu değil, nolursun Yasemin kendine gel! Tamam bak tuttum.
    Yasemin: Gökhan, beni boşayamacağını söylemiştim dimi sana?
    Gökhan: Nolur bak hadi kendine gel, hadi kendine gel biraz daha dayan! Ya kimse yok mu????? Hadi Yasemin bak senin alfabende çok plan vardır, A,B,C,D,E! Lütfen nolur birşey düşün, birşey yapacağız şu anda, nolur nolur dayan ya! Nolursun dayan (alnından öperek..) nolursun dayan!
    Yasemin: Hadi son kez! Son kez bana beni sevmediğini söyle!
    Gökhan: Hiç sevmiyorum seni, hiç sevmiyorum hiç! Seni hiç sevmiyorum ben, hiç sevmiyorum! Sevmiyorum seni, sevmiyoruuumm!

    ---

    "Bize inanacak yeni birşey lazım.."


    Hazan: (babasının mezarında..) Sabaha kadar konuşabilirim seninle, saatlerdir yaptığım gibi. Hiç susmadan! Ama olmuyor işte, ne kadar konuşsam da kırılan hayallerimi, çocukluk hayallerimi, ne anılarımı hiçbirini söküp alamıyorum toprağından! Saçma, benim senin toprağından alabileceğim birşey yok. Ama sana verebileceğim birşey var. (çantasından makası çıkarır..) Affettim (saçlarını kesip mezarına atar..) Affettim, yükünü taşımamak için affettim seni! Affettim!
    Yağız: (ellerini yakalayarak..) Hazan! (Ve sarılırlar son kez :love01:)
    (Hazan'ın kesilen saçlarını okşayarak..) İnandığımız ne varsa yerle bir oldu ha?
    Hazan: Oldu.
    Yağız: O zaman bize inanacak yeni birşey lazım.
    Hazan: Var mısın?
    Yağız: Varım! Bize inanmaya varım!

    SON

  5. #60
    Durum:
    Çevrimdışı
    hakumuttt - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    11.01.2014
    Mesajlar
    39,263
    Konular
    42
    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart 10.Bölüm/Yağız Ece

    "Seni seviyorsa dinleyecek."


    Yağız: İyi misin? Bak kimsenin kimseyle böyle konuşmaya hakkı yok. Ne o sözlün müdür nedir onun ne de annesinin.
    Ece: Yasin annesi gibi değildir aslında, Çok iyidir beni de çok sever ama kıskançlık işte. Kıskanınca böyle oluyor, aslında ben de onu çok üzdüm yani son zamanlarda benim yüzünden başına çok şey geldi onun da. Hapishaneye girecekti neredeyse.
    Yağız: Seni dinlemedi, konuşturmadı bile. Ama siz kızlar seversiniz dimi böyle şeyleri? İtsin, kaksın oh! Konuşturmasın, ağzına geleni söylesin, dinlemesin, anlamaya çalışmasın. Sonra da kendinizi suçlarsınız. Yapmayın şöyle şeyler işte yapmayın! Seni seviyorsa dinleyecek, anlayacak, konuşturacak, seni seviyorsa önce adam gibi sevdiğine saygı duyacak.

Sayfa 12/13 İlkİlk ... 28910111213 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (5)
    By NATY&FACU in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 25-03-18, 14:42:16
  2. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (4)
    By NATY&FACU in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 03-12-17, 22:04:16
  3. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (3)
    By NATY&FACU in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 24-09-17, 00:54:06
  4. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (2)
    By OXFORD in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 14-06-17, 08:17:53
  5. Fazilet Hanım ve Kızları - Bölüm Yorumları (1)
    By hardi in forum Fazilet Hanım ve Kızları
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 22-05-17, 16:26:11

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

casino siteleri
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
yerli filmler
kartal escort
maltepe escort
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
deneme bonusu veren siteler
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
grandpashabet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmit escort
izmir escort
eryaman escort
porno izle