Sayfa 43/46 İlkİlk ... 333940414243444546 SonSon
227 sonuçtan 211 ile 215 arası

Konu: Hırsız Polis - Bölüm Yorumları

  1. #211
    Durum:
    Çevrimdışı
    yalibal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    10.07.2016
    Mesajlar
    20
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 7. Bölüm

    Ah 7 ah... Bu diziye vurulma sebebimsin 7. Hiç unutmam, Hırsız Polis sezon arasına girmişti. Yeni sezona az kala kolaj bölümü yayınlanmıştı. Bu bölümden bir sahne ile vurulmuştum diziye: "asker arkadaşı gibi vedalaşıyoruz" Sonrasında da işte böyle, akıl sağlığım kalmamıştır, teşekkürler Şengiller!

    "Ya ben bi' lavaboya kadar gidip geliyorum, beklersin di' mi?"
    Hızlı düşünüp hızlı hareket eden Mavi, Aksak daha arkasını dönmeden mesleğinin verdiği yordam ile hemen oradan kaçar. Bir önceki gün Fulya ablasına dediği gibi açık verir mi, enselenir mi korkusuyla duvar köşelerinde saklanmaya geçer bir süre.
    "Nadir Bey!"
    Hemşirenin Aksak'ın ardından seslenmesi Çınar'ın da ilgisini çeker ve yüzlerini birbirlerine dönerler.
    "Merhaba komiser bey, nasılsınız, birini mi bekliyorsunuz?"
    "Evet, siz?"
    "Ben? İmza dağıtıyorduk orada."

    Bu üçlü yine birbirlerine çok yakın, bu sefer yakınlıkları daha da ateş hattı, her ne kadar Mavi şu anlık görünürde olmasa da. Aksak ile Çınar'ın birbirlerinin yakasına yapışmadan gerçekleştirdikleri son sakin konuşmalar.
    "Hani şu sizin garajda çalışan Osman yok mu? Promosyon araba hırsızlığı ile bağlantısı ispatlandı, duymuşsundur herhalde?"
    Sular yine ısınıyor. Çınar Mavi'nin bu kadar yanı başındayken aynı zamanda onun diğer dünyasına da çok yakın.
    "-Çalınan arabalar adreslerine teslim edildi- diye bu işin peşini bırakmayacağız, biliyorsun değil mi?"
    Çınar kendisine ihbarda bulunanın Aksak olduğunu anlamıştır ve gözlerindeki alaycı gülümseme de söylemektedir "Sen olduğunu biliyorum Aksak, peşindeyim"
    "Bak sen! Arabaları buldunuz he! Tebrik ederim. Ne güzel ya! Vatandaş arabasına kavuştu, siz görevinizi yerine getirdiniz. Velhasıl kimsenin kaybı yok."
    "Yok"
    "Neyse görüşürüz komiser bey"
    "Görüşeceğiz, ondan şüphen olmasın"

    Suçluluğundan emin olduğu Aksak'ın uzattığı elini tutmaz Çınar. Fakat ilerde aynı rakı masasına oturmuşluğu da olacak ya, neyse.
    Suçlu suçsuzluğundan emin, polis suçludan emin bakışmaların ardından Aksak döner gider. Mavi de saklandığı yerden en iyi vakitte çıkmıştır.
    Mavi'nin yüzündeki solgunluk Çınar'ın dikkatinden kaçmaz ama anlam veremez, kimsesiz çocuklardan etkilendiğine yorar. Mavi'nin aklıysa Çınar'la görünmeden bir an evvel oradan ayrılabilmektedir ama Mavi'yi öylece göndermek Çınar'ın içine sinmez.
    "Benim de canım sıkıldı çocuklara. Gittik, gördük, sevdik, ama yine yalnızlar şimdi."
    "Onlar hep yalnız olacak. Biz bunu değiştiremeyiz ki. Bazı insanların kaderi vardır. Onlar değişmez."
    "Emin misin?"
    "Adalet diye bir şeye inanmıyorum ben. Herkes aynı hakka sahip değil bu dünyada. Yoksa zenginler fakirler, güçlüler güçsüzler arasındaki uçurum bu kadar derin olmazdı"
    "Yine de o adaleti sağlamak için uğraşmak lazım ama değil mi?"
    "Uğraşmak lazım. Robin Hood gibi yani? Dışarıdan bakınca hırsız yakından bakınca adalet dağıtan biri"
    "Olabilir"
    "Buna içerim işte"

    "Sabah sabah Robin Hood'a mı içeceğiz yani?"
    Sabah sabah Robin Hood'a içiver Çınar, gün gelir Robin Hood'un peşinden koşturursun, ya da belki onun yanında koşturursun, hayat bu.
    Şaka bir yana, Mavi ile Çınar arasında geçen en sevdiğim konuşmalardan biri de bu. Mavi'nin herkesten her daim sakladığı, Çınar'ınsa sadece Mavi'den sakladığı dünyaları hakkında ilk konuşmaları.
    Çınar dünyanın adaletsizliğinin farkında. Adalet sisteminin takılan çarklarının da farkında, ki mesleki hayatında çokça karşısına çıkıyor bu işleyişin aksaklıkları. Ve o da bunu değiştirmek istiyor, hatta polisliğindeki idealistliğinin temelini bu oluşturuyor. Uğraştıkça değişebileceğine inanıyor. Adaletin herkese hakkettiği kadar dağıtılabileceğine inanıyor. Ve bu yoldaki adımlarını hiç saptırmıyor, kimseye karşı.
    Ama Mavi daha realist, adaletin olmasını savunduğumuz gibi işleyebileceğine inanmıyor. Ve bu gerçeğe teslim olmuş "Bazı insanların kaderleri vardır, onlar değişmez" Bunu yaşayarak da gördü Mavi, kaderini değiştirmek için uğraştı. Ne kadar uğraştıysa da o kadar dibe battı. Ondan sonra da kabul etti artık "Kaderim bu, herkes aynı hakka sahip değil bu dünyada" Adaletin kendisine uğramayacağını biliyor, o yüzden kaderinin ona sunduğu hayatı yaşamayı kendine yol bilmiş.
    Çınar ona adaleti sağlamak için uğraşmak lazım dediğinde de aklına direk başka bir hırsız olan "Robin Hood" geliyor. Mahkemeler, avukatlar, hakimler, kanunlar değil. Robin Hood. Çünkü adalet ancak "insanlar kendi ölçüsünde mücadele ettiğinde" sağlanabilir. Mavi'nin hırsızlığında yatan bir diğer mantık da bu biraz.
    Zamanında bir minik şikayetlenmiştik "Robin Hood hikayesi nereden çıktı şimdi!" diye. Ama bu hikaye zaten hep vardı gibi geliyor şimdi. Senaryo dolsun, dizi bir sezonu daha doldursun diye oluşturulmuş bir hikaye değildi. Dizi sadece bir hırsızla bir polisin imkansız aşkını anlatma amacı gütmüyordu. Kanun ile kanunsuz arasındaki adalet arayışını anlatmak istiyordu.
    Ben Robin Hood'u çok sevdim. Mavi'nin "adi bir hırsız" olmasındansa Robin Hood olmasını hep destekledim. Robin Hood'luğu da ona yakıştırdım hani. 2. sezonda Çınar ile Mavi'nin polis-hırsız kimliğinin çatışması yerine daha çok bu ikilinin adalet anlayışlarının çatışmasını izlemek diziyi daha çekici yaptı benim için. Anlatacak daha çok şey vardı belki 2. sezonda. Ama sahip çıkılmadı diziye, futbol maçları nedeniyle yeni bölümün iki haftada bir yayınlanması, reyting kaygısı derken hikayedeki bazı boşluklar dolamadan finale gidildi ne yazık ki. Olsun, bu haliyle bile altın değerinde.
    "Ne oldu? Neden öyle bakıyorsun?"
    "Hiç. Sabahları seni görmeye çok alıştım da yarın sabah nasıl bir bahane uydursam diye düşünüyorum."

    Neyse Robin Hood'a az bir süre daha var. Biz başlamakta olan bu yeni heyecanın ilk kıvılcımlarına takılalım biraz. Çınar'ın muzip bakışların, Mavi'nin utangaç yüzüne...

    "Hocam evet, işsizim ben. Gayret ediyorum ama bulamıyorum. Şimdi iş bulmazsam bizim oğlanın durumu düzelmeyecek mi? Biz elimizden geleni yapıyoruz hocam. Halası saçını süpürge etti karnı doysun okula tertemiz gelsin diye. Elimizden gelen budur... Anlatamıyorum galiba hocam. Biz fakir insanlarız. Öyle her istediğimiz zaman her kapı açılmıyor önümüze. Ne yapıyoruz ne ediyoruz çocuklarımızı okuldan eksik bırakmıyoruz. Bizim gibi olmasınlar diye uğraşıyoruz ama siz faturayı bize kesiyorsunuz hocam... Ben oğlum için ölürüm hocam, bundan öte gayret var mı?"
    Birkaç gece önce kardeşini yanıkta 5 milyar borca sokan Arıza'dan güçlü sözler bunlar. İş ağabeyliğe geldiğinde büyük falsolara imza atsa da babalığını elden bırakmayacak birisi. Mavi ile olan ilişkisinde zaaflarına yenik düşüp onu zor duruma soksa da oğlunun kendisinden utandığını öğrenmek bazı şeylerin kafasına dank etmesini sağlıyor.

    "Ya bu dünyada bu işi yapan tek kişi Aksak mı?"
    "Ne diyorsun sen? Başka bir çeteye mi çalışayım diyorsun?"

    Eldeki avuçtaki yeniden suyunu çekmiştir. Mavi Aksak'tan iş istemiş, ama çete elemanlarından biri gözaltında olduğu için garajda iş dönmemektedir. Aksak'a borçlu olduğu 5 milyarın yükü de arttığı için Mavi için başka gelir kapısı aramanın vakti gelmiştir. Başka bir çeteye iş yapacaktır, Aksak'ın bilmesine de gerek yoktur onun için, hem zaten "para" kim sevmezdi ki. Ancak Mavi'nin yanıldığı bir nokta var, Aksak'ın dünyadaki tek derdi para değildir.
    "Valla işine karışmak gibi olmasın ama ateşle oynuyorsun gibi geliyor Mavi"
    "Benim hayatım böyle be Fulya abla, ateşle oynamak"

    "Yani şimdi siz baya baya araba kaldırıyorsunuz öyle mi?"
    "Evet"
    "Valla ben kapıdan girince manken falan dedim bu"

    Ah Mavi, ben sana ateşle oynama demiyorum, hobi olarak yine oyna. Ama ateşle oynayacağım diye Kibar Necmi'nin kapısı çalınır mı be yavrucuğum. Kalktın çetelerin içinde Necmi'yi buldun öyle mi? Yok anacım, kaşınmadan durduğun bir bölüm yok.
    "Aksak'ın haberi var mı bana geldiğinizden?"
    "Ondan izin almama gerek yok benim"
    "Bak bak bak dik başlıyız da"

    Hem Aksak'la çalışıyor olması hem de Aksak'a karşı dik başlı olması Necmi'nin dikkatini çekmiştir. Belki de ona Aksak ile olan eski hukukunu hatırlatıyordur.

    "Sen bu memlekette hukuk devleti olduğunu mu düşünüyorsun?"
    "En azından öyle bir hedefimiz olmalı"
    "Oğlum bu numaralar hep yüzeyde, derinde bu memlekette öyle gerçekler var ki"
    "Derindeki meselelerle de uğraşırız amirim. Yetki verilsin, onlarla da uğraşırız. Ama şimdi biz işimizi yasalara uygun yapmalıyız öyle değil mi?"
    "Tanrı değiliz diyorsun yani? Haklısın, tanrı değiliz. Bak, bizim hakkımızda bile soruşturma açılabiliyor"
    "Yasaları çiğneyen herkes hakkında soruşturma açılabilir, polis bile olsalar"

    Baş komiser Selahattin ile Çınar arasındaki çatışma resmi olarak burada başlıyor. Aslında Selahattin Çınar'ın işine bağlılığını ve başarısını görüyor ve bunları sayıyor da. Ama ikisinin birbirinden ayrılan yolları onları hiçbir zaman bir noktada kesiştirmiyor.
    Selahattin'e Aksak'ın şikayeti ile açılan soruşturmada Çınar ifade vermesi için çağrılmış, Selahattin de Çınar'ı onun kendi lehine ifade vermesi için yemeğe davet etmiştir. Ama aralarındaki konuşma Selahattin'in umduğu gibi gitmemektedir.
    "Hırsız uğursuz bir herifin tarafında mı olacaksın yoksa bir polisin tarafında mı?"
    Selahattin'in bulunduğu konum nedeniyle basamaklarca yukarıda bir haklılığı var kendi gözünde. Polis bir kere o! Karşısındaki ise hırsız uğursuz. Üzerine konuşmaya bile gerek yok, haklı kişi belli. Ama tabi ki bu onun kendi çerçevesinde. Çınar'ın bakış açısında böyle olmadığının farkında, o yüzden özellikle yemeğe davet etmiş onu, kendi paydasında ortak olarak buluşturmaya çalışıyor Çınar'ı.
    O sırada Çınar, köstebek olarak kullandıkları Hamza'nın Aksak'ın oyunuyla gözaltına alındığını öğreniyor. Başka bir hırsız uğursuzu koruyamamış olduğunun üzüntüsünü duyacakken amirinden aldığı cevap onu çileden çıkarıyor
    "O karaktersiz herif için niye bu kadar üzülüyorsun ki, bu herifler kurbandırlar, şunun ya da bunun kurbanı, ne fark eder ki..."
    Eski bir sabıkalı, ne idüğü belirsiz, başına ne gelirse gelsin sorumlusu biz olsak kaç yazar, iyi olmuş! Bu düşünce Çınar'a gelmiyor hiç.
    Eğer ki haksızsa bir polisin bir hırsıza üstün olabileceğini savunmuyor. O yüzden Aksak'a uygulanmış bu işkence sorgusunu gizleyip saklamıyor. Ve Çınar'ın verdiği ifade ile Selahattin-Çınar arasındaki ipler iyice gerilmiş oluyor.
    "Demek açık ve mevcut tehlike yokken şiddete başvurdu ha! Öyle mi Çınar efendi! Peki! Elbet bir gün ödeşiriz!"
    Tabi canım, belli mi olur, belki bir gün bir hırsızla evleniyor diye savunmaya çağırırsın onu, ya da Robin Hood'u cezaevi nakil aracından kaçırdı diye tüm teşkilatla peşine düşersin. Senin de eline kozlar geçecek merak etme.
    "Devre, ne bunun hali böyle? Hani kollayacağım demiştin?"
    "Kolladım. Ama mesleği kolladım."

    Çocuk bakıcısı diye bildiği Mavi'ye Koray'ın kızına bakması için iş ayarlayan Çınar, amiri ile geçirdiği tatsız görüşmeden sonra soluğu Mavi'nin yanında alır.
    Kucağında Elif bebek ile kapıyı açmalar, ninni söylemeler, Elif'e sevecenlikle bakmalar çocuk sevgisi ile taşan Çınar'a Mavi için farklı bir bakış kazandırır. Mavi de tüm içten hareketleri ile iyice inandırmıştır Çınar'ı çocuk bakıcılığı yaptığına. Öyle ki bu iş için etek bile giymiştir!
    "Biraz sıkıcı değil mi, bütün gün öyle otur kağıtlara bak, heyecansız yani?"
    "Senin işin de pek hareketli sayılmaz. Sen de bütün gün uyuyan çocuklara bakarak kazanıyorsun paranı, öyle değil mi?"

    Çınar'ın arabasına telle girdikten sonra başka açık vermezsin sanıyordum Mavi hanım, ama yok, ağzından ha çıktı ha çıkacak neredeyse hırsızlığın. Evden iki sokak ötede arabadan inmekle olmaz ki sadece, biraz daha dikkat lütfen.
    "Hep böyle asker arkadaşı gibi vedalaşıyoruz"
    "Nasıl yani?"

    Her vedalaşmalarında el sıkışmaktansa bir tık özelini istiyor Çınar. Onu da Mavi'yi ürkütmeden usulca yaklaşıp yanağından öperek yapıyor. İlk defa birisine bu kadar yakınlaşan Mavi de biraz şaşırıyor ama korkmuyor. Çokça utanan yüzünü avuçlarına alıyor Çınar, yumuşacık konuşuyor.
    "Böyle daha iyi. Üşümüşsün. Hadi git artık."
    BEN.BU.SAHNEYE.AŞIĞIM.!.
    İlk sezonu yayınlandığı dönem pek izlemezdim Hırsız Polis'i. Yukarıda dediğim gibi, yeni sezonun başlamasına yakın kolaj bölüme denk gelmiştim. Bu sahne bir çıktı, ben koltuğa bir gömüldüm... Şu kadarcık şey ya, küçücük bir sahne, yumuşacık, sapsade, pek bir şeyi yok, ne ihtiras var ne başka hiddetli duygu. Bir küçük buse, başka bir şey değil. Baya tutuldum bu sahneden sonra, insanı yormayan, şaşırtmayan, sarsmayan güzel bir an izlettiler bana. Ve hala aynı hislerle izliyorum.

    Eve vardığında ağabeyi ile Mert'in koyun koyuna uyuduğunu görünce iyice leylaya vuran Mavi, ilerleyen bir kaç saat sonra gizli karanlık dünyasına gözlerini açar.
    Kaldırdığı kırmızı alman spor arabanın parasını sabahına Kibar Necmi'den alan Mavi, emeğinin karşılığının bu kadar çabuk eline geçmesine şaşırır.
    "Bizde böyle, yap işini, al paranı. Çok hoşuna gittiyse gel burada çalış. Madem özgür takılıyorsun."
    "Yok, ben iyiyim Aksak'la. Bu bir kerelikti."
    "Peki öyle olsun. En azından aklında tut. Aksak bir noktadan sonra dar gelir insana"
    "Belerttim. Eyvallah"

    Demek Necmi ile Aksak'ın pek iyi sonlanmamış bir geçmişi var. Aksak'ın otoritesine zamanında karşı koyan biri. Aksak her daim lider. Otoriteyi bozanı kalp kırarak kovmuş ve o anda silmiş ki 13 yıllık çırağı Mavi'nin bile Necmi'den haberi yok. Güzel buldun Necmi'yi ha Mavi, tebrikler sana.

    "Bir insana olan herkese olur. Sen aşık mısın, biz de yanarız. Sen kıza hava mı yapmak istiyorsun, biz de yanındayız... İyi genç olması iyi, kızlar çay yapraklarına benzerler. Vaktini geçirdin mi kartlaşırlar."
    Aksak bu sözlerle Jilet'e konuşuyor gibi görünse de, içindeki sevdadan küçücük de olsa bir parçayı arkasında dikilen Mavi'ye hissettirmeye çalışıyordur. Ama Mavi'nin gelen telefonla birlikte aklı çoktan başka yere gitmiştir.
    "Sezen Aksu sever misin?"
    "Kim sevmez ki"
    "Elimde iki tane bilet var Sezen Aksu konserine"

    Kendisini merakla uzaktan izleyen Aksak'ın gözü üzerindeyken Çınar'la sözleşirler akşam için.
    Mavi büyük bir hevesle özenerek hazırlanır konsere. O fuları tak, beğenme çıkar, öbürünü tak beğen ama beğenme endişesi derken kapının çalmasıyla başka büyük bir endişe belirir Arıza kanlar içinde yığılırken.
    Konu yalibal tarafından (30-11-20 Saat 01:13:40 ) değiştirilmiştir.

  2. #212
    Durum:
    Çevrimdışı
    yalibal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    10.07.2016
    Mesajlar
    20
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Smile Son kez

    Az evvel teve2'de son bölüm yayınlandı. 15 Mart 2007'de "SON" yazısını gördüğümde hissettiğim boşluk duygusunun aynısını bu gece de yaşadım. İlk kez görüşüm de değildi halbuki.
    Uzun zamandır televizyonda izlemiyordum fakat diziyi. İnternette her an elimin altında, aç izle, evet ama, televizyonda izlerken ki hissiyat başkaymış sahiden. 2005-2007 döneminde yaşanılan duyguları hatırlatıyor sanki, o keyfi heyecanı yaşatıyor.
    Bir kez daha bittin güzel dizim. Çok eleştirildin ilk başta insanların toz pembe hayal dünyasını süslemediğin için, zenginliği övmedin, boyalı elbiseli hanımları gözümüze sokmadın, jilet gibi beylerle racon kesmedin, konakları yalıları hizmetçileri sunmadın bize. Tüm o ışıltılı dizilerin arasında kendine yer edindin. Sağlam da bir kitlen vardı hani, hala var. Ah Hırsız Polis, çok haksızlığa uğradın, harcamalık kategorisinde hep en önde tutuldun, yeni bölümlerin ertelendi, fragmanların geç verildi, reyting dendi, bir şeyler öne sürüldü ve bittin. Güzel bittin ama, tüm güzel duyguları da, kırgınlıkları da, hevesleri de yaşatarak bittin. "SON" sana yakışmasa da pek güzel bittin.
    İyi ki var oldun.
    Bir rakı masası sahnesinin dahi kırpılması durumunda olunan şu katı televizyon kurallarında kendine bir kez daha yer buldun, gecenin 2 sularında. Yeniden küllerinden doğar mısın televizyon ekranlarında bilinmez, ama belli mi olur bir gece saati yeniden karşılaşırız belki seninle.
    Türkan Derya'nın, Şengillerin, oyuncuların, kameramanların, emektar mikrofoncunun herkesin emeğine sağlık! Sizler de iyi ki var oldunuz!

  3. #213
    Durum:
    Çevrimdışı
    remoş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.01.2009
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    3,818
    Konular
    0
    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart Cevap: Son kez

    Alıntı yalibal Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Az evvel teve2'de son bölüm yayınlandı. 15 Mart 2007'de "SON" yazısını gördüğümde hissettiğim boşluk duygusunun aynısını bu gece de yaşadım. İlk kez görüşüm de değildi halbuki.
    Uzun zamandır televizyonda izlemiyordum fakat diziyi. İnternette her an elimin altında, aç izle, evet ama, televizyonda izlerken ki hissiyat başkaymış sahiden. 2005-2007 döneminde yaşanılan duyguları hatırlatıyor sanki, o keyfi heyecanı yaşatıyor.
    Bir kez daha bittin güzel dizim. Çok eleştirildin ilk başta insanların toz pembe hayal dünyasını süslemediğin için, zenginliği övmedin, boyalı elbiseli hanımları gözümüze sokmadın, jilet gibi beylerle racon kesmedin, konakları yalıları hizmetçileri sunmadın bize. Tüm o ışıltılı dizilerin arasında kendine yer edindin. Sağlam da bir kitlen vardı hani, hala var. Ah Hırsız Polis, çok haksızlığa uğradın, harcamalık kategorisinde hep en önde tutuldun, yeni bölümlerin ertelendi, fragmanların geç verildi, reyting dendi, bir şeyler öne sürüldü ve bittin. Güzel bittin ama, tüm güzel duyguları da, kırgınlıkları da, hevesleri de yaşatarak bittin. "SON" sana yakışmasa da pek güzel bittin.
    İyi ki var oldun.
    Bir rakı masası sahnesinin dahi kırpılması durumunda olunan şu katı televizyon kurallarında kendine bir kez daha yer buldun, gecenin 2 sularında. Yeniden küllerinden doğar mısın televizyon ekranlarında bilinmez, ama belli mi olur bir gece saati yeniden karşılaşırız belki seninle.
    Türkan Derya'nın, Şengillerin, oyuncuların, kameramanların, emektar mikrofoncunun herkesin emeğine sağlık! Sizler de iyi ki var oldunuz!
    15 sene önce nefessiz izlediğim bitişiyle kahrolduğum
    ben canım güzel dizim
    ah o dillere düşen İMKANSIZ AŞK
    sarkısı olmasa 52 bölümden bile önce bitirileceğini biliyorum
    neden kaliteli diziler izlenmez neden hakettiği değeri görmez
    tek tesellim mavi ve çınarın mutlu sonla biten hikayeleri
    yurt dışında en azından özgürce çoçuklarını büyütecek olmaları
    hırsız polis

  4. #214
    Durum:
    Çevrimdışı
    yalibal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    10.07.2016
    Mesajlar
    20
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Son kez

    Alıntı remoş Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    15 sene önce nefessiz izlediğim bitişiyle kahrolduğum
    ben canım güzel dizim
    ah o dillere düşen İMKANSIZ AŞK
    sarkısı olmasa 52 bölümden bile önce bitirileceğini biliyorum
    neden kaliteli diziler izlenmez neden hakettiği değeri görmez
    tek tesellim mavi ve çınarın mutlu sonla biten hikayeleri
    yurt dışında en azından özgürce çoçuklarını büyütecek olmaları
    Mutlu son hangimizi tatmin etmedi ki, varolsun senaristlerimiz!
    Dizimiz ozellikle 30. Bölümde beni o kadar ters köşe etmişti ki. Düğün hazırlıkları, Çınar'ın heyecanı, disiplin kuruluna aşkını anlatması, Mavi'nin gelinliği, Hayri Bey'in iyileşmesi, Ümit ile Jilet'in barışması, Mavi'nin babasının çıkması, herşey ama herşey o kadar yolundayken, son 10 dakikada tüm bunların tepetaklak olmasını hala hazmedemiyorum. Ve 15 Mart'ta bu bölümü izlerken de "yine bir şey olacak ve boylece kalakalacağım ben" diye diken üzerinde, yüreğim ağzımda izlemiştim.
    Ama inci gibi bitti inci.
    "Eğer yapabilirsen.. yapabilirseniz affedin beni"
    Seni de affettim Aksak, Şengilleri de :)
    Gönül doyumsuz ama, yurt dışında özgürce çocuklarını da buyuttuklerini görmek için hala bile neler vermezdim :)

  5. #215
    Durum:
    Çevrimdışı
    yalibal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    10.07.2016
    Mesajlar
    20
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 8. Bölüm

    Atama sürecime giriş yaptığım ve heyecandan tirim tirim titrediğim günlerden merhabalar. Benim için en iyi kafa dağıtma yöntemi bu şu anda, seviyorum izlemeyi de yazmayı da.
    8. Bölüm su gibi akıp giden, güldüren, iç ısıtan ve sırılsıklam olmuşsun'u kazandıran bir bölüm. Yeri bambaşka:)


    Asker arkadaşı vedalaşması yerine "böyle daha iyi" busesi ile vedalaştığı yerde beklemektedir Çınar Mavi'yi elleri ceplerinde. Dakikalar geçer, ama Mavi görünürde yoktur. Arar, açan yoktur. En sonunda eline kısa bir mesaj ulaşır.
    "Özür dilerim, acil bir şey oldu, gelemiyorum"
    Arıza kim olduğu belirsiz kişiler tarafından darp edilmiş, yarı baygın halde eve atmıştır kendini. Kanlar içindeki halini görünce Mavi'nin aklından Çınar'la buluşacağı çıkmış, abisine doktor çağırmıştır. En sonunda Çınar'ın aramalarını görmüş, ama vaziyetini anlatabilecek durumda olmadığı için bir kısa mesajla geçiştirmiştir.
    Ah be Mavi! Sen ben misin be Mavi! Bir şeye heves edersin ve elinde patlar. Ama ne patlamak, kanlar içinde ağabeyin eline yığılıyor. Bu nece şanssızlıktır be kızım.

    Siyah kordonlu saatinin ötmesi ile uyanır Mavi. Hazırlanmış karanlıklara çıkmıştır yağmur çamur demeden. Tam bir arabanın başında işini icra ederken arkasından gelen sesle yerinden zıplar.
    "Ne yapıyorsun sen?"
    Çınar'ı görür karşısında. Kaçamaz. Onu yakasından yakalayan Çınar maskesini indirir Mavi'nin.
    "Mavi? Sen hırsız mısın? Sana güvenmiştim. Sen başkaydın. Sen de mi bana yalan söyledin?"
    "Buna mecburdum. Mecburum."
    "Seni sevmiştim."

    Çınar'ın onu orada öylece bırakması çok korkutur Mavi'yi. Arkasından seslenmek gelir elinden, bir de gördüğü rüyadan uyanmak. Bu kabustan uyanmak iyi gelmez ama ona. Yine kendi gerçeğine açmıştır gözlerini. Bu gerçeklikle kendince haklı bir karar alır.
    "Çınar ben bu arkadaşlığı devam ettiremeyeceğim."
    "Niye?"
    "Söylemiştim ya, benim böyle şeyler için vaktim yok. Hayatım karmakarışık."

    Mavi'nin hayatıyla ilgili söyleyebildiği tek şey bu: karmakarışık. Nasıl anlatsın ki ona şimdi "gecenin bir vakti ağabeyim kaşı patlamış halde kapıda yığılabiliyor, güç bela kazandığım parayı bir yanıkta hiç edebiliyor, ha bir de o güç bela kazandığım parayı da hırsızlıktan sağlıyorum, o yüzden" diyemiyor da karmakarışık diyebiliyor, devamında söyleyecek başka da bir söz bulamıyor. Çınar garibimse "nazikçe reddedildim" diye düşünüyor sadece. İkisinin de hayal kırıklığına uğramış bakışlara benim içime işliyor o arada. En çok da Mavi'nin kırılan hevesi beni üzüyor. Ah be Mavi diyorum bir kez daha.
    Ve hadi saymaya başlayalım ilk ayrılık burada gerçekleşmiş oluyor. Ayrılık #1

    "Niye gelemedin diye soracak. Ne cevap vereceğim? Abim kanlar içinde kucağıma düştü, kumarcı arkadaşlarından dayak yemiş mi diyeceğim? O bizim gibi birisi değil. Belki hayatında hiç kan görmemiştir. Silahı külahı bilmez. Geceleri sokakların nasıl tekinsiz olduğunu bilmez. Hırsızlık nedir bilmez. Nereden bilecek? Bunu benden öğrenmesini de hiç istemiyorum."
    Bu varsayımların bende gülümseme yaratıyor Mavi. Valla Çınar silahı da bilir külahı da. Hatta öyle bir silah çeker ki, iki bölüm sonrasına görürsün sen de, biz silahı çekişine düşeriz, sen de hayretlere düşersin, sana o kadar diyeyim Mavi.

    "İş yaptım para kazandım sana getirdim."
    "İş?"
    "Bayağı iş işte, araba işi"

    Necmi'den kazandığı parayı Aksak'ın önüne koyan Mavi, aslında nasıl bir hengamede olduğunun farkında değildir.
    "Para, kim sevmez ki?" dediği Aksak'tan beklenmedik bir tepki göreceğini, Aksak'ın Yakup'u garajdan yollayıp kapıyı kapatırdığını gördüğünde anlar.
    "Kime iş yaptın?"
    "Necmi'ye"
    "Necmi'ye? Bir daha yapmayacaksın."

    Başkası olsa tüm bileğinin gücüyle karşılık vereceği bir mevzuda Aksak, Mavi'ye karşı burnundan soluyup yüzünü sıkarak tepki gösterebilmiştir sadece.
    Mavi'nin Aksak'tan hem korktuğu hem de yaptığı bu harekete içindeki inat damarının atmasıyla sinirlendiği bellidir. Aksak da çok sinirlidir. Ama Mavi'ye olan düşkünlüğü daha nefes alıp vermesinden bellidir. Ve bu düşkünlükle onun başka birisine çalışmış olması, yani Mavi'yi başkasıyla paylaşmış olma fikri Aksak'ı çıldırtır. Güç bela kendisini Mavi'ye karşı sakin tutar.

    "Doktor Erhan Bey uğradı. Yarın müsaitseniz size gelmek istiyormuş... Yok kontrole değil, hayırlı bir iş için."
    "Nereden çıkmış canım istemek? Bu yaşta evlilik mi olurmuş? Saçmalamayın! Ümit daha okuyor. Olmaz öyle şey!"
    "Ya Mavi!"
    "Gelsin çayımızı içsin, misafir geri çevrilmez. Ama ben bu yaştaki kızı-"
    "Ya Mavi! Adam Ümit'i değil seni istemeye geliyor"
    "Ne?"
    "Ya"

    Ay benim Mavi'm ne yere bakan ne yürek yakan. Bakan bir daha bakıyor, bakınca gözünü alamıyor. Gel Doktor Erhan'ım gel. Bu kız kaçmaz.

    "Hoş geldin abi! Adımız Kibar Necmi ama adamlarımız haza hayvan. Ne yapacaksın"
    Aksak Necmi ile konuşmaya gelmiştir Necmi'nin yerine. Necmi Aksak'ı gördüğü için heyecanlıdır. Onu kendi yerinde ağırlamaya hevesli. Kendi işinin efendisi olduktan sonraki ilk ziyarettir belki de bu. Aksak'a kendini gösterebilmesi için ilk fırsat. Hatta bunu en çok masasının üzerinde duran para destelerini göz önünde tutarak yapar.
    "Savurganız be abi biriktiremiyoruz. Bari arkadaşlara dağıtalım değil mi?"
    "Bizimkilere de dağıtmışsın biraz."
    "Sizinkiler? Ha, kıvırcık kız... Kendi geldi valla, e kapımıza geldi, geri çevirmek bize yakışmaz."

    Kıvırcık kız... Gülse de Aksak sinirlenmiştir Mavi'nin böyle dillerde dolaşmasına. Yüzünün her yerinden okunuyor zaten. Konuşmanın fitili kıvırcık kızın konusunun açılmasıyla ateşlenir.
    "İki alırsın demişsin, iki vermişsin"
    "Verdim."
    "Mesele şu ki, vermedin."

    Aksak Mavi'nin kendisine getirdiği paraları çıkarıp Necmi'nin önüne savurur. Önüne para fırlatılan Necmi, bu harekete yavaştan bilenmeye başlamıştır.
    "Böyle birşey olmadı. Senin tabirinle kıvırcık senin için araba falan kaldırmadı. Sen ona para falan vermedin. Böyle birşey hiç olmadı. Neden? Çünkü farzı mahal eğer böyle birşey olmuş olsa sen şu an burada olmazdın. Büyük ihtimalle hayatta da olmazdın. O artist ceketinin üzerinde Allah bilir kaç tane delik olurdu."
    Aksak'ın kıskançlığının boyutu apaçık ortada. Kendisinin de dediği gibi, Mavi'nin kökleri onda! Onu ondan başka kimse duyamaz, göremez, bilemez!
    Aksak kıskanç, peki Necmi?
    Hep övgü beklediği kişi, ona başka birisi için, kendi adamlarının önünde ayar veriyor ve tehdit ediyor. Necmi Aksak'ın ilk geldiği an Aksak'tan ne umarken ne buluyor! Kıvırcık için ustası diye bildiği birinden ölüm tehtidi almak ona ağır geliyor. Bunun altında kalmak Necmi'ye göre değil. Peşine düşüyor Kıvırcık'ın onunla ilgili ne varsa öğrenmek için. Hatta Aksak'la manita durumu var mı diye meraklanıyor. Edineceği bilgilerle yapacağı oyunun hazırlıklarına başlıyor.

    Aksak daha mesleki cemiyetinde Mavi'yi paylaşamazken, üzerine ona görücü geleceğinin haberini alır.
    "Benim yetiştirdiğim adamımı benim elimden alıyorlar Yakup! Ne yapayım? Susayım? Yahu bu kız benim elime geldiği zaman sabi sübyandı. Şu kadarcık birşey! Sıska! Sıska. Kılçık gibi. Bunu ben büyüttüm, ben yetiştirdim, iyi bir hırsız olsun diye, iyi bir insan olsun diye. Ne oldu? Adamın biri geldi aldı kızı, kapadı eve."
    Vay be Aksak, o nasıl kıskanmak. Seni o kadar iyi anlıyorum ki. Zor platoniklik çok zor. Kendi kendine kurul anca, elden birşey de gelmiyor. Sadece söylen gergin gergin.
    "Daha ortada fol yok yumurta yok"
    "Fol yok yumurta yok. Ama horozlar dolaşıyor çevremizde!"

    Garipçeyizim sadece doktoru biliyor. Bir de bilse ki ne memurum diyen polisler istiyor Mavi'yi. Neyse ona da az kaldı.

    "Ziyaretimin sebebi, Mavi hanım. Ben Allah'ın emri Peygamber'in kavliyle Mavi hanım ile evlenmek istiyorum."
    Bu dizinin kız isteme sahnelerinin üzerine tanımıyorum. Hepsinde haddinden fazla eğlendim, hepsine haddinden fazla güldüm. Mavi'nin iki kere istendiği (Çınar da istedi kendine hehe) ve Gülay'ın istendiği sahneler. Burada da Gülay'ın kendi kendine kahkahalara boğulması, Mavi'nin ölümcül bakışları, Ali Rıza'nın kayın birader tavırları... İzle izle doyma.
    Bu isteme günü sembolik olsa da Mavi ile başbaşa görüşmek istiyor Doktor Erhan. Aynı hayatın zorluklarını ona da anlatıyor Mavi, ama doktor ısrarcı, Çınar'ın prototipi adeta.
    "Eğer izin verirsen seni durduran her şeye bir çözüm bulurum Mavi, her şeye. Ama eğer kalbinda baska biri varsa ona diyecek bir sözüm olmaz işte."
    Evet hocam, doğru noktadasın. Kalbinde başka biri var. O başka birinin aklı da hala Mavi'de.

    Aksak'ın numarasını değiştirmesi nedeniyle, elindeki telefon numarasıyla Mavi'ye ulaşamayan Çınar, onunla konuşmaya kararlıdır. Hatta yağmur altında bekleyecek kadar.
    "Sırılsıklam olmuşsun!"
    "Umrumda değil."

    O bakış nedir Çınar! O ses tonu nedir! Sayısız izledim şunu, Allah kahretmesin sayısız izledim! Yok, olmuyor. Kendimi bir duvardan öbürüne çarpmaktan heder oldum!
    Bir ortak buluşma noktası olarak Osman Çakmakçı İlköğretim Okulu'nun önünde Mavi'ye rastlayacağını düşünmüştür Çınar. Canım ne de güzel düşünmüş, işte çaba, işte gayret, sen çok yaşa!
    Bundan sonrasında söylenecek pek birşey yok, asla hafızamızdan silinmeyecek o an geliyor. Evet, gelsin.
    "Sen bir daha görüşmeyelim diyince kötü oldum. Aklımdan hiç çıkmadın. Bana iyi geliyormuşsun meğer. Birden ortadan kaybolunca inanamadım, inanmak istemedim. Düşündüm acaba üzdüm mü kırdım mı diye. Bulamadım. O zaman dedim mesele bende. İstemedi gitti."
    "Yok öyle birşey. Ben görüşmek istemiyorum dedim ama aslında pek doğru değildi."
    "Belki de bunu hissettiğim için geldim zaten. Dayanamadım. Geldim... Mavi bak, hayatının hiç kolay olmadığını biliyorum. Pek fazla birşey anlatamıyorsun ama bunu hissediyorum."
    "Nasıl hissediyorsun, nasıl anlayabilirsin ki?"
    "Anlıyorum, ben de bilmiyorum ama hissediyorum, senin kalp atışlarını bile hissediyorum. Hatta bazen yanımda yokken bile hissediyorum. Deli gibi hızlandığını, korktuğunu, birine sarılıp ağlamak istediğini de hissediyorum. Bak, ben, eğer istersen, ağlamak istediğin zaman kucağımı açarım sana. Sen istersen senin yanında olurum, hayatında olurum. Mavi. Bak bana. Lütfen. Bak ve git de, giderim o zaman. Sahiden. Bir daha hiç görmeyiz birbirimizi."
    "Gitme"

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Hırsız Polis - Bölüm Yorumları (21)
    By esss in forum Hırsız-Polis
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 01-05-07, 15:54:02
  2. Hırsız Polis - Bölüm Yorumları (17)
    By s.venler in forum Hırsız-Polis
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 16-03-07, 01:02:10
  3. Hırsız-Polis
    By hyoldas in forum Dizi & Film Müzikleri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 14-02-07, 10:51:35
  4. Hırsız Polis - Bölüm Resimleri (1)
    By michelle in forum Hırsız-Polis
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 11-11-06, 00:35:06
  5. Hırsız Polis - Bölüm Yorumları (7)
    By ruzgar88 in forum Hırsız-Polis
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 21-09-06, 23:47:21

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

vdcasino
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
grandpashapet
grandpashapet
eta saat
bahis forum
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
vdcasino giriş
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
grandpashabet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmit escort
izmir escort
eryaman escort
porno izle