Sayfa 45/45 İlkİlk ... 354142434445
224 sonuçtan 221 ile 224 arası

Konu: Hırsız Polis - Bölüm Yorumları

  1. #221
    Durum:
    Çevrimdışı
    Miss Lovett - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    20.07.2012
    Mesajlar
    76
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Hırsız Polis - Bölüm Yorumları


  2. #222
    Durum:
    Çevrimdışı
    yalibal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    10.07.2016
    Mesajlar
    18
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Lightbulb Bir umuttur yaşamak

    Eklediğin üç güzel resim ile sayfa ne hoş renklenmiş sevgili miss lovett. Malum hem dizinin kendi sitesi artık yok, hem kanalD'nin sözde arşivi işlevini yitirmiş, hem de dizifilm forum'da ne yazık ki eskiye dair pek çok çalışma artık görünemez vaziyette. Şimdilerde arayacak olsak asla bulamayacağımız kalitede bunlar, adeta bir hazine. Teşekkürler :)
    Fakat belirtmek isterim ki ben burada şifreli bir isyan, bir istek, haklı bir beklenti görüyorum. Çünkü resimler bölümlerde olmayan resimler.
    Haydi bunları bir irdeleyelim.

    Birinci resim 7. bölümden. Mavi'nin eteğine, Çınar'ın elindeki oyuncağa bakacak olursak Koray ile Seher'in evindeler. Çınar Mavi'yi görmeye gelmişti hani, Mavi Elif bebeğe bakarken. Bölümde koltukta oturdukları bir sahne yoktu. Bu resmin de sadece bölüm resmi olsun diyerek çekildiğini sanmıyorum, zira ciddi bir bakış var ikisinde de, poz vermiş gibi değiller. Mavi hüzünlü duruyor, Çınar ilgiyle Mavi'yi dinliyor gibi görünüyor. Bizim bölümden bildiğimiz hangi sahne vardı? Mavi Elif bebeğe annesinin ninnisini söylüyordu. Açıkçası burada Mavi'nin annesi ile ilgili bir şeyler anlattığını düşünüyorum. Neler anlatmış olabilir acaba, bizim de bilmediğimiz. Mavi'nin annesinden bahsettiği anlar çok nadir. İki sefer mezarına gitti, bir sefer çiçek bahçesinde annesi sayesinde çiçekler hakkında bir şeyler bildiğini belirtti, bir sefer de Arıza Mavi'nin anneleri gibi çatık kaşlı olduğunu söyledi. Bir de eldeki tek bir turuncu fotoğraf. O kadar.
    Burada Mavi Çınar'a ninni üzerinden bir şeyler anlattı annesi hakkında, bundan emin gibiyim. Ah keşke bizler de görebilseydik.

    İkinci resim de 10. bölüm, Şile'deki güzel günlerinden. 10. bölüm için çok çok çok içerliyim. Sevgili miss lovett sayesinde ham 10. bölümü izlemiş bulundum tam 15 yıl sonra. Hırsız Polis sevgimde başka bir seviyeye atlamış gibiyim. Bu kitlenin görmeye, duymaya, hissetmeye hakkı olduğunu düşündüğüm pek çok sıcacık sahneler vardı. Bunların kesilmiş olması benim gözümde, çok özür dileyerek söylüyorum ki, gaddarlık! Bu resimdeki sahneden de kimsenin haberi yok. Açıkçası bu Şile tatili 10. bölüm için de yazılmamış olabilir, belki 11. bölüme kayacaktı. Çünkü kesilmemiş sahnelerle 10. bölüm 1 saatten fazlaydı, o da Çınar ile Mavi'nin beğendili kebabına kadardı. Neyse, ham 10. bölüm için uzuuun bir irdeleme yazım olacak.
    Ne diyorduk?
    Burada da bize yaşatmaya kıyamadıkları sevimli bir an var, kim bilir ne?

    Ve son resim.
    46. bölümün kendisinde de böyle bir an yok. Evet, Aksak'ın Çınar'a silah doğrulttuğu gerçek, ama Mavi Aksak'ın yanında değil, Çınar'ın arkasındaydı. Bu sahne için "kesilip atılmış" gibi çok iddialı konuşmayacağım bu sefer. Belki bir miktar değiştirilmiş. Aksak muhtemelen "Mavi benimle gelecek!" derken tutmuş çekmiş Mavi'yi kendi tarafına. Sonra denmiş ki "yok öyle olmasın Mavi Çınar'ın tarafında dursun"

    Evet tabi ki, bizim ne haddimize işlere karışmak. Bu işi yapan onlarca kişi varken, işinin ehli bir yönetmen varken. Sahneler silinmiş, değiştirilmiş, kırpılmış olabilir, bu onların işi. Ama şunu demek istiyorum.
    Bundan yaklaşık 5 yıl önce birisi ham 10. bölümü yayınladı, ve bu kitle kafayı yedi. Havalara uçtu, bambaşka bir an, heyecan yaşadı. İyi hissettirdi. Dizinin ytube resmi kanalı da 18. ve 20. bölümlerin ham bölümlerini yayınlayarak Özlem'in dublajsız, aksanlı, aşırı sevimli ve "eeaabi" diyişli hallerini görmemizi sağladı, biz buna da mutlu olduk.
    Sayfalar sessiz sakin olabilir, burada birkaç zamandır yazılan üç beş kelime hafif ekolu bir şekilde yankılanıyor olabilir, ama çoğunluğun buralarda hala dolandığına eminim.
    Ve bu çoğunluk kesilmiş sahneleri görmeyi hak ediyor!

    Zamanında dizinin bitmemesi için TMC ve kanal D, o zamandan lugatımıza kazandılırmış bir kelime öbeği olarak, "mail yağmuru"na tutulmuştu. Şimdi böyle bir şeyin mümkünlüğü tartışılır ama, bir şekilde yetkili kim varsa, ulaşabilmek istiyorum, bu sahnelerin yayınlanması konusunda.
    TMC mi olur, kamera arkasında hatırı çok büyük olan emektarlar mı olur, kim olursa artık, birilerine ulaşmak zor olmamalı bu dönemde diye düşünüyorum.
    Umut işte.
    Konu yalibal tarafından (13-01-21 Saat 20:42:01 ) değiştirilmiştir.

  3. #223
    Durum:
    Çevrimdışı
    yalibal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    10.07.2016
    Mesajlar
    18
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Hırsız Polis - Bölüm Yorumları

    Geçen pazartesi yayınlanan bir dizide (Hırsız Polis dizisi forumunda başka bir dizinin ismini vermek forum kurallarına ne kadar uygun bilemiyorum) yeni bir karakter göründü, ismi Mavi.
    Hırsız Polis'ten sonra pek dizi takip etmediğim için bilemiyorum, Mavi ismi sonralarda kullanıldı mı başka yapımlarda. Ama sanmıyorum da...
    Neyse olabilir tabi ki, fakat dikkatimi çeken o dizideki bir replik.
    "Adın ne?"
    "Mavi."
    E buna da olabilir tabi ki, "Adın ne?" ile bir özgünlük sağlamak zor, dümdüz gündelik bir soru "Adın ne?"
    Fakat Hırsız Polis'teki bir soluğu bile özümsemiş bir insan olduğum için, hele ki bu dizideki karakterin ismi de Mavi olunca, bir garip oldum. İçimdeki sahiplenme duygusuna engel olamadım.
    Neyse bakalım, bu pazartesi günleri yayınlanan dizideki Mavi'nin hikayesi neymiş, görelim.
    Belki Yeni Zelanda'dan kaçmaya çalışırken kıyıya vurmuştur o da? Olamaz mı?

  4. #224
    Durum:
    Çevrimdışı
    yalibal - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Set Görevlisi
    Üyelik tarihi
    10.07.2016
    Mesajlar
    18
    Konular
    0
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart 9. Bölüm

    Bugün pek güzel bir özel mesaj okudum. Keşke gönderildiği tarihte okumuş olsaydım diye bir minik içerlendim. Ama olsun.
    Buraların kemik kadrosunun sessizce de olsa buralara uğradığına eminim. Ve bu beni mutlu ediyor :)
    Özel mesajı okuyunca bölüm yorumlarına devam etmek istedim.
    9. bölüm yorumum hali hazırda mevcuttu aslında. Ama içime sinmeyen bir şeyler vardı yazımda. Sorun bende mi yoksa 9. bölümde mi emin değilim.
    8'den sonra 13'e kadar dizinin dinamiği biraz değişiyor. Her şey çok hızlı ilerliyor sanki. O oluyor, bu oluyor, şu şuradan çıkıveriyor. Bu bölüm yorumunu yazarken bölümü baştan sona 3 kere izledim, iki kere de yazdıktan sonra izledim, yazımı düzenledim.
    Ay ne çok konuştum, çok büyük bir iş yapmışım gibi, hehe :)
    Buyurunuz...

    "Gözlerimin içine bak ve bir daha söyle."
    "Gitme."

    Hani hep diyoruz ya, "Çınar'ın Mavi'ye bakması" diye... Bu bakış en çok ama en çok bu sahnede türetildi. O kadar eminim ki bundan. Öyle bir bakıyor ki Çınar, az evvel sahip olduğu ısrarlı ve umut dolu bakışlar Mavi'nin "Gitme" demesi ile heyecana, mutluluğa, içi içine sığmazlığa dönüşüyor. Bir anda kalkıp Mavi'yi tek bir hamleyle havalara kadar kucaklayıp sıkı sıkı sarılacak, günlerdir içinde biriken kasveti tek bir solukta dışarı verip o mutlulukla Mavi'yi elinden, kolundan, belinden sarıp seke seke gidebildiği yere kadar götürecek gibi. Ama yapamıyor tabii öyle. Tüm heyecanını dizginleyip içinden geçeni "Bu benim için sıradan bir şey değil, farkındasın değil mi?" diyerek gösteriyor. Kalkıp sarılamadığı için de ellerini sarıpsarmalıyor ancak.
    "Titriyorsun"
    "Korkuyorum. Ben... daha önce hayatımda böyle bir şey olmadı. Ya kötü bir şey olursa ya yanlış bir şey varsa diye korkuyorum."
    "Biz istemezsek kötü bir şey olmaz. Birbirimize inanırsak yanlış bir şey yapmayız."
    "Ben.. ben sana inanıyorum."
    "Ben de sana."

    Parmaklara konan minik buselerle zenginleşiyor bu güzel an. Konuşma ilerledikçe hem kendisine hem karşısındakine olan güveni ve mutluluğu artıyor Çınar'ın. Mavi zaten ilk kez yaşıyor bu duyguları, sevimli çocuksu tavırları o yüzden. E Çınar? O da ilk kez yaşıyormuş gibi girdiği bu haller ile daha da sevimlilikten kaldırılmaz bir hale sokuyor bu sahneyi. "Ben sana inanıyorum." o kadar büyülü bir söz ki. Birinin hırsız öbürünün polis olduğu bu ilişkiyi olağan kılan bir diğer etken sanırım budur. İkisinin birbirinden ve birbirlerine duydukları sevgiden hiçbir zaman şüpheleri olmadı. Her ne kadar gerçek kimliklerinden habersiz ve meslekleri hakkında söyledikleri küçük yalanlar ile başlamış olsa da bu ilişki, Mavi ne diyordu ileriki bölümlerde "Bir şeyi çok iyi biliyorum, sen bana yalan söylemezsin."

    İkisi de bu kadar mutluyken ikisine de kendi gündelik hayatlarından kötü haberler gelir. Biri yakaladığı zanlının -Arsen'in cezasının para cezasına çevrildiğini öğrenir, öbürü ise patronunun kendisine kurduğu beş milyarlık yanık kumpasını. Çınar Arsen'in çevrilen para cezasına ve adaletin işleyişine içerlenirken bu işten hemen vazgeçmez. Aksak ve çetesini organize suçtan yakalamayı kafasına koyar. Bu fikrini amirine beyan ettiğinde ise beklemediği bir ithamla karşılaşır, "amirinin koltuğunda gözü olmak". Daha önceden verdiği ifade sebebiyle kendisine zaten bilenmiş olan amiri Selahattin, Çınar'a beklediği destekte bulunmaz ve Çınar bu yolda sadece ekip arkadaşları Bünyamin ve Ayşegül ile ilerleyebileceğini anlar ve onlarla birlikte dosyaların içinde kaybolana dek işe koyulur.
    Özellikle ikinci sezonda Bünyamin'i izlerken sık sık içimden geçti "Ne iyi bir çalışma arkadaşı, ne iyi bir dost" diye. Selahattin başkomisere ve onun yöntemlerine yüksek ses ile kafa tutabilen bir karakter değildi. Yeri geliyor emir kulu gibi davranabiliyor kendi yetkisini aşan durumlarda. Ama kendi bildiği doğruların yolunda Çınar ile hareket etmekten hiç gocunmuyor. Sadece baş karakterlerin işlerini yoluna koymak için var olan figüranlardan değil yani. Bünyamin'in de doğrularını görebilmek çok güzel. Hele ki ikinci sezonda Murat komisere "Böylelerini vurmak lazım!" diyerek birimi terk etmesi tam olarak onun ağırlığını gösterecek bir hareketti.

    Çınar kendi patronu ile yüzleştikten sonra sıra Mavi'dedir. Kırmızı Vosvos sürprizini yapmak için zamanlamayı şaşıran Aksak patronun yanına vosvosun çıkabileceği en azami hızla gitmektedir, kumpas haberinin verdiği sinir ile.
    "Nasıl yaptın ya! Yıllardır sana güvenmiştim be! Bir tek sana! Belki kendi öz abimden bile çok."
    "Bir kere o tuzak değildi, bir dersti. İkincisi ağabeyin için değil senin için hazırladım. Dinle önce bir dinle. İşi bırakıyorum dedin, elveda dedin, gittin. Ne oldu? Bulabildin mi o çok aradığın namuslu işi? Aldılar mı seni aralarına? Almadılar. Neden? Çünkü senin işin bu Mavi. Ben seni bunun için yetiştirdim. Bu da bu eğitimin bir parçası."

    Bunun Aksakçası şudur: Birincisi, evet o bir tuzaktı. İkincisi ağabeyin için değil senin için hazırladım. Dinle, önce bir dinle. İşi bırakıyorum dedin, elveda dedin, gittin. Ne oldu? Ben sensiz kaldım. Bulabilirdin belki o çok aradığın namuslu işi, ama benim olamayacağım bir dünyada benden uzakta olurdun. Aldılar mı seni aralarına? Almadılar. Neden? Çünkü buna ben engel oldum. Çünkü senin işin bu Mavi. Ben seni bunun için yetiştirdim. Seni ben var ettim. Sen neredeysen ben oradayım. Ben neredeysem sen de orada olacaksın.
    "Bana ders diyorsun ama bana ne öğrettiğini hatırlamıyorsun Aksak. Çalacağız demiştin, başkalarının malını çalacağız. Çünkü onların arabaları var, seninse karnın aç. Demek ki hırsızlık yapacağız. Yani hırsız olacağız. Ama ahlaksız olmayacağız. Böyle söylemiştin bana! Yalan söylemeyeceğiz birbirimize demiştin!"
    Mavi Aksak'tan gelen bu büyük oyunu hazmedemez. Aksak'ın aklındakini çoktan çözmüştür. "Onun derdi beni kendisine köle yapmak" Mavi'nin inatçı ruhuna haddinden fazla aykırı. Aksak'ın yanından ayrılmak için yeni ve geçerli bir sebep işte. "Bu iş bitti!" Böylelikle Arsen'in 6 milyarlık para cezasını karşılamak üzere satılacak olan vosvosun anahtarlarını Aksak'ın masasına çarpıp çıkar garajdan.

    "En iyi dinleyiciler susmasını bilenlerdir. Bugün gazetede okudum. Daha da güzeli söylenebilir esasında, söyleyeyim. En iyi dinleyiciler susmasını bilenlerdir ve yerinden kalkıp gidemeyenlerdir. Nereye atayım bu bedenimi, nereye bırakayım. Bu gönül bu vücuda sığmıyor baba! Ne halt gideceğini bilmiyor. Bilmiyor."
    Aksak yeniden çekti kapı başındaki sandalyesini babasının yanına. Bu sefer kendi aralarındaki geçmişi değil, gönlündeki acıyı anlatmak için hayatının en büyük zaafını babasına ilk kez açıyor. Bu zaaf bir zayıflık olduğu için önce babasının canını yakmayı ihmal etmiyor sözleri ile. İlk sözüne gücenmiş olsa da sonrasında gönlünden diline dökülenlere üzülüyor Dursun Amca. Oğlunun elini tutmak istiyor ama kaldıramıyor felçli elini.

    "Bugün bir arkadaşımla tartıştım biraz onu düşünüyordum"
    "Ne cesur bir arkadaşmış. Vallahi benim gözüm yemezdi seninle tartışmayı."

    Bak bak bak! Çınar koçum yeniden büyük konuşuyor. Sahiden mi yemezdi Çınar? E peki şunlar ne oluyor: "Sen de benim canımı acıtıyorsun. Hem de çok" şeklinde başlayan, "yıkarım o lokantayı kafasına onun! Dar ederim dünyayı!" ile devam eden kelepçeleme vukuatın, "Ben bağıracağım sen de susacaksın" diyerek Nazım Vural Apartmanı'nı inletmen, "Sen de beni delirtme o zaman!" ile kapıları yumruklaman, "Bu pisliği serbest bırakan sensin sen! Benim sevdiğim kadın!" bağırışları ile merdivenlerde bir terk ediş, "Her fırsatta Aksak'ın kucağına düşen bir kadını istiyor muyum ha!" öfkesi ile sorgu odasında bir duvardan öbür duvara yapılan vals vari hareketler...
    Sevgili Çınar gözünün yemediği hali bu mu gerçekten?
    "Benim de onunla gözüm yemezdi tartışmayı ama oluyor işte..."
    Sahi, Mavi ne kadar korkuyordu Aksak'tan değil mi? Bir bakışından, değişen ses tonundan, bir parmak sallamasından bile korkuyordu. İleriki bölüm yorumlarında daha detaylı söz etmek istiyorum ama ne zaman ki Mavi Aksak'ın zayıf noktasını yakaladı, kendisine karşı olan zaafını, Mavi artık korkmamaya başladı. Hatta ikinci sezonda ne diyor Mavi: "Artık bana karışamazsın Aksak!"
    "Ben yalana dayanamıyorum biliyor musun? Yani zor durumda kalınca ben de yalan söylüyorum ama ne bileyim sinir bozucu"
    Sahne zıtlıklar silsilesi içerisinde ilerliyor hele ki Çınar'la aranızda bu kadar büyük bir giz varken "yalana dayanamıyorum" demek ne hoş.
    "Ben de sana yalan söyledim"
    Ger Çınar! Bizi, hepimizi ger! Söyle artık mesleğini bitsin bu gerginlik. Mesleğini saklamanı gerektiren ne....
    "Mert'in dizinin yarıldığı gün... o gün ben tesadüfen falan geçmiyordum oradan belki seni görürüm diye dolanıyordum."
    Aaa. Onu demeyecek miydin? Hmm. Yalanını itirafın Bu muydu yani? Gerçi polisler da memur değil midir? Doğru pardon.
    "Çapkınlıktan falan değil. Yanlış anlama. O gece benim rüyama girmiştin. Konuştukça batıyoruz ha?"
    Kendimi bu zamana kadar çok tuttum içimdeki Çınar hayranını bastırmak için. Çok uğraştım aklı başında, profesyonel gibi, su gibi yorumlar yapmak için. Ama buraya kadar, özür dilerim şimdiden.
    Yahu o nasıl utangaç kaçamak bakış! Yaramaz bir çocuk gibi gülüş! Nasıl masumca kaş kaldırıp merakla Mavi'ye bakmaktır! Yarım tebessümüne düştüğüm!
    Neyse, yeniden özür dileyerek devam ediyorum.
    "Kızmadın mı yalanıma"
    Kim, nasıl, neden, ne gerekçe ile sana kızsın Çınar! Yüksek standartların sebebisin, utan!
    Yeniden özür diliyorum.
    "Ama çok geç bu saatte?"
    "Yok, ben alışığım. Önemli değil."
    "Nasıl alışıksın?"
    "Şey.. yani.. bazen işte.. çocuk bakmaktan dönüyorum ya, Koray Beylerde olduğu gibi"

    Yalana dayanamayan Mavim benim. Vallahi çok zor sana bu hayat. Garibimin durumunu izah edebilecek bir yanı da yok. Gel çocuk bakıcısı, git çocuk bakıcısı. Halbuki birkaç gece sonra kendisini başka bir hırsız çetesi kaçıracak. Öyle de bir hayat işte. Tabi biz şimdinin tadını çıkaralım. Mesela birbirlerine nasıl güzel bastıklarından bahsedelim. Hele Çınar'ın içi gidiyor Mavi'ye. Zaten aşk sarhoşu, çok minik keyfi de güzel. O hoş sarhoşluk ile usulca yaklaşıyor Mavi'ye. Tam yerinde bir zamanlama ile. Ama buyurun size Türkan Şoray! Ah be Mavi! Nasıl çevirdin son salisede o başını! Dizide hayal kırıklığı listemde 30. bölüm başı çeker. Onu bu sahne takip eder, 24 nolu oda bile daha sonralarda geliyor. Bakın 24 nolu oda diyorum! Varın siz düşünün benim için durumun vahimiyetini! Çınar da benimle aynı duyguları paylaşıyor olacak ki hedefi kaçırmanın verdiği üzüntüyü bakışlarıyla anlatıyor, kıyamam.

    İkisi de hayatlarındaki ikinci insanları çıkarmanın peşindedir. Mavi, Doktor Erhan'a kesin kararını bildirir teklifini kabul edemeyeceğine dair. Gerçi pardon ya, Doktor Erhan ikinci insan sayılır mı ki? Etliye sütlüye karışmadı horoz olarak çevrede dolanmak dışında. Mavi cephesinde ikinci insanımız Aksak bizim, ama o daha uzun bir mevzu, hehe :)
    Çınar da boşanma davasına gider ancak Aylin mahkemeye teşrif etmediği için mahkeme ertelenir.

    Mavi'nin hayatındaki bu ikinci insanın, heh evet Aksak'ın peşindedir Çınar ve yol arkadaşları, Bünyamin ile Ayşegül. Dosyalara gire çıka Kibar lakaplı Necmi diye birine ulaşırlar. Dost mudur düşman mıdır diye akıllarının bir köşesine yazarlar.
    Fakat dost olmadığı belli olan Kibar Necmi, Aksak'a karşı kendi planını uygulamaya koymuştur.

    "10 yaşında falandım. Ağrı'dayız. Babam bir pazar günü dedi ki hadi gel seni kışlaya gezmeye götüreyim. Yollar da kar, buz. Bizim jip bi ara fena savruldu, devrildik. Şoför de gencecik bir oğlan, baktım bacağından kanlar fışkırıyor. Babamın da meğer kaburgası kırılmış. Yattığı yerden şoföre tampon yapmamı söyledi. Çocuğum, korkmuşum. Becerinceye kadar yüzüme gözüme her tarafıma kan püskürdü... O günden beri ne zaman kan görsem hep bir şeylerin kötü gideceğini, çığırından çıkacağını, kontrol edemeyeceğimi düşünürüm., korkarım. Anlıyor musun?... Ama kontrol edebileceğim, sebebini bildiğim hiçbir şeyden korkmam! Ne Selahattin Baskomiser'in söylediklerinden korkarım, ne söyleyeceklerinden!"
    Komiser yardımcısı Ayşegül Güçlü, hem mesleğinde yeni olması, hem kadın olması, hem nazik biri olması, hem aşmaya çalıştığı hematofobi, yani kan tutması sebebiyle üstleri ve çalışma arkadaşları tarafından geri planda tutulan, hatta belki küçük görülen biri. "Sen hep buralarda ol ama pek birşey yapmadan dur" denilerek idare ediliyor. Ama o bunu istemiyor. Daha aktif olmak istiyor. Mesleğinde aktif olup kadınların da erkeklerden farksız olarak işlerin üstesinden gelebileceklerini göstermek istiyor. Kendisine ait korkuların farkından bunların üzerine gitmekten de alıkoymuyor kendini. Ve başka kişilerin ağzından çıkanların da kendisini durdurmasına izin vermiyor.
    Hematofobiye sahip bir doktor olarak (evet kan tutuyor, geçen dikiş atarken bayıldım hatta :D) zorunlu hizmetimin henüz başında olduğum şu günlerde Ayşegül'ün sözleri yüzümde gülümseme oluşturuyor. Buraya gelmeden önce yaşadığım panik, mesleki yetersizlik hissi, evin kız çocukluğundan çıkma evresi, kendimi idare edebileceğime dair şüpheler çok baskındı. Şu anda ise Ayşegül Güçlü'nün bu sözleri ilaç gibi geldi ilaç! "Sebebini bildiğim hiçbir şeyden korkmam!" Canımsın Ayşegül.
    Bu sahnenin bir diğer güzel yanı da Bünyamin'in bakışları. Dizideki beyler hanımların kara kaşına kara gözüne düşmüyor. Duruşlarından, fikirlerinden etkileniyorlar. Sen de canımsın Bünyamin.

    "Çınar mühendis değil, memur"
    "Çınar.. Çınar. Oo pek de afili ismi var kız. Yakışıklı mı?"
    "Bilmem"
    "Ay.. boyu?"
    "Uzun"
    "Gözler?"
    "Kahverengi"
    "Ha.."

    "Ama çok güzel gözleri var"
    "Ay.. hal tavır?"
    "Ben ne bileyim Gülay! Sanki biriyle çıktığım var da. Hem zaten göz göze gelince elim ayağım birbirine dolanıyor"

    Bu replikler burada dursun. Söylenecek şey yok. Tatlı, sevimli, hoş. Yazılmalıydı, yazıldı :)
    Bunun karşı taraftan geleni de var, onu da yazalım hemen.
    "Etrafımda yalan malan istemiyorum artık, beyaz bir sayfa derler ya, öyle işte."
    "Senin durumunda Mavi bir sayfa demek lazım herhalde. Bu kızdan bahsedince senin suratın değişiyor ha. Baya iyi bir adam oluyorsun sen."
    "Abi ben hayatımda böyle bir kız görmedim. Su damlası gibi, demir gibi. Ne bileyim, ışık gibi"

    Mavi kızım tatlı tatlı Gülay'a bu heyecanı anlatsın, hatta bundan Çınar'a bahsetsin derken üzerinden 10 dakika geçmiyor ki.. Aa! Kaçırılıyor!
    Bebeyim market alışverişini yapmış, eve yemek pişirecekti ne güzel. Ama hep dediği gibi yangın gibi yeri olan hayatı buna izin vermiyor ve Necmi'nin çetesi tarafından kaçırılıp bir hangarda, etrafında bir grup adam ile rehin tutuluyor.

    "Alo, Arıza. Mavi'yi merak etmeyin... Hatta sabah kalmaz evinde olur."
    Aksak'a Mavi'nin kaçırıldığı haberi gelir kapısının altından atılan bir parça kağıt ve kağıda yapıştırılan bir parça kıvırcık Mavi saçı ile. En sevdiği oyuncağını başka bir elde olması onu fırlatır hemen yerinden.

    "Babam filan yok benim!"
    "Emin misin? Aksak? Aksak var ya? Çok sever çetesindeki kuşları kanadının altına alıp büyütmeyi. Gerçi sen daha uçmayı öğrenemeden arkandan itiverir, o ayrı"
    "Aksakla alakam yok benim!"
    "Göreceğiz"

    Necmi haklı. Çetesindeki kuşları sever Aksak. Ama bir tek ters hareketle onları silebilir. Necmi'yi sildi mesela. Arsen'i hapisten kurtardı ama anasına acıdığı için. Kimseye eyvallahı yok. Bir kişi hariç. O da bu kadar zaafı olmasaydı. Necmi de fark etti bu zaafı. Bu nedenle o kadar emin Aksak'ın geleceğinden. Ki geldi de, Mavi'yi şaşırtarak.
    "Senin derdin benimle"
    "Seninle tabi. Geçen gün öyle destursuz girmeseydin garaja, şu sıska çırağın için kırmasaydın kalbimi, bütün bunlara gerek kalmayacaktı. Çok ağır oldu usta. Çok ağır. Özür dile benden."

    Kendi geçmişlerinde Aksak'tan görmeyi umduğu babalığı göremeyip de sıska çırağı için ondan ayar yemiş Necmi'nin kıskançlığı yani tüm bunlara sebep.
    "Özür dilememi istiyorsan özür dilerim. Şimdi kızı bırak."
    "Bütün derdin bu kız değil mi? Hiç inandırıcı gelmedi bana özrün. İçten değil, yürekten değil. İnandır beni. Diz çök mesela."

    Aksak bu. Hiç bir çırak için o kadar kopuğun önünde eski çırağına diz çökecek adam mı? Değil. Değil ama, hayatında ilk defa Mavi'nin canını kurtarmak için diz çökecek Mavi'nin şaşkın bakışları üzerindeyken.
    Bunun bir de hayatında ikinci defa diz çöküşü olacak, bu sefer kendi hayatını kurtarmak için, bu sefer Mavi'nin ağlayan bakışları üzerindeyken. Biraz daha sonraya tabi o.
    Özrü böylece kabul edildikten sonra salıveriyorlar Mavi'yi. O zamana kadar artık Aksak'la alakası kalmadı sanan Mavi, şahit olduğu tüm bu şeylerden sonra Aksak'ı bırakıp gidemiyor. İtelenip kovulsa da bir köşede saklanıp bekliyor Aksak'ın hangardan çıkmasını.
    "Ne çok seviyormuşsun kıvırcığı. Benim için böyle bir şey yapmazdın. Benim için diz çökmezdin. Ama ne oldu? Ben diz çöktürdüm sana. Ben!"
    Aksak'ın sevdiği kadın önünde, kovduğu çırağına diz çökerken tüm onuru o an tükenmiştir. Boynuzun kulağı bu kadar hoyratça geçmesine göz yumacak bir adam değildir o! Çirkin oyunuyla Necmi'nin kurmaya çalıştığı üstünlüğe izin vermez.
    "Diz çöktürmesine çöktürdün de, gerisi gelmedi işte. Bi' tane mermi sıkmaya cesaretin yok hala! Hala benden manyak gibi korkuyorsun hala!"
    Bu nasıl bir hırstır Aksak! Nasıl bir cesarettir! Mermiyi yiyeceğini biliyorsun aslında. Karşındakinin gözünü bir sefer bile kırpmadan, yüzündeki tek bir kasını bile oynatmadan silahını çıkarıp seni vuracağını biliyorsun. Bunu göze alıp lafını asla sakınmıyorsun. Bu hırs fazla şeytanca!

    Silah sesini duyan Mavi ise saklandığı yerden Aksak'ın adını haykırmasıyla son buluyor bu bölüm.
    Konu yalibal tarafından (Bugün Saat 01:42:52 ) değiştirilmiştir.

Sayfa 45/45 İlkİlk ... 354142434445

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Hırsız Polis - Bölüm Yorumları (21)
    By esss in forum Hırsız-Polis
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 01-05-07, 15:54:02
  2. Hırsız Polis - Bölüm Yorumları (17)
    By s.venler in forum Hırsız-Polis
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 16-03-07, 01:02:10
  3. Hırsız-Polis
    By hyoldas in forum Dizi & Film Müzikleri
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 14-02-07, 10:51:35
  4. Hırsız Polis - Bölüm Resimleri (1)
    By michelle in forum Hırsız-Polis
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 11-11-06, 00:35:06
  5. Hırsız Polis - Bölüm Yorumları (7)
    By ruzgar88 in forum Hırsız-Polis
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 21-09-06, 23:47:21

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

vdcasino
vdcasino
vdcasino
Listeler
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
grandpashapet
grandpashapet
eta saat
bahis forum
ilbet
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara
vdcasino giriş
Mobil Ödeme bahis
bahis
deneme bonusu
ilbet giriş
ilbet giriş
ilbet
maltcasino giriş
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
grandpashabet
casino siteleri
canlı rulet
cratosslot giriş
izmit escort
izmir escort
eryaman escort
porno izle