Sayfa 1/4 1234 SonSon
18 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Kaçak Gelinler - Replikler

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    NATY&FACU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    01.08.2006
    Yer
    M. KEMAL ATATÜRK
    Mesajlar
    57,786
    Konular
    762
    Verdiği Beğeni
    110

    Aldığı Beğeni: 40

    Bahsedilme
    27 Mesaj

    Standart Kaçak Gelinler - Replikler

    Dizi ile ilgili replikleri bu başlıkta paylaşabilirsiniz.

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    ömer&ceren - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    18.01.2006
    Yer
    sarı Laleler :)
    Mesajlar
    2,137
    Konular
    4
    Verdiği Beğeni
    1

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    genellikle Şebnem repliklerini ayıklayıp paylaşırım biliyorsunuz, ama Selim bölümün ve gönüllerin birincisi olduğu için bu sefer önceliği ona verdim :)

    -(gözünü açar açmaz) noluyor ya, napıyorsunuz? Şebnem… Şebnem iyi mi? Şebnem’e bakın….
    -(gözünü ikinci açışında) Şebnem! Şebnem nerde? İyi mi?
    -bırakın benim halimi, umrumda değil. İyiyim ben, sadece Şebnem’i görmek istiyorum.
    -of Şebnem of… Hadi yine inatçı ol, inat et, iyileş. Her inadını çekicem söz, yeter ki iyileş sen.
    -ben buraya Şebnem’le geldim, ve burdan Şebnem’le çıkıcam. O iyileşene kadar burdayım yani, başında bekliycem. Her şey benim yüzümden oldu baba, anla beni, gidemem.
    -biliyorum beni duymuyorsun şu an. Gerçi duysan da söylerdim. Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar davetkar çalamaz. Biliyorum, ne kadar sus desem, o kadar çok konuşacaksın. Ne kadar Şebnem bi huzur ver artık desem de, sen olmayınca ne kadar huzursuz olacağımı da biliyorum. Sana benim için babamın yanına işe girdin dedim. Ama şirkete hiç ayak basmayan Küçükbey’in bu aralar neden şirketten çıkmadığını da biliyorum. Hayatımdaki yerini bilmiyorum Şebnem ama, hep hayatımda ol istiyorum. Bu yüzden uyan, uyan Şebnem… (dön bana yeniden, nolur…)
    -sizce Şebnem gözünü açtığında ilk kimi görse daha mutlu olur? Yani, şey, böyle direk birikmiş atarı topraklasın, fırçasını atsın rahatlasın diye diyorum.
    -istesen de istemesen de geleceksin Arda! Hani Şebnem diyor ya, daha acısız intihar şekilleri var, anlatabildim mi? Bak şu an sabrımın dibini sıyırıyorum Arda, çok fena olacak! Bak, gerekirse o kız iyileşene kadar seni onun yanına bağlarım, kolanın yanına bardak hediyesi gibi takılırsın öyle!
    -bak, ben derdimi iyi anlatamadım galiba sana, Şebnem’in sağlığı için birilerinin sağlığını bozabilirim! Onu düşünmüyorsan kendini düşün, anlatabildim mi?
    -kendini benim yerime koysana. Kız daha gözünü açmadan “tamam teyzoş, Arda’yı alıp gelicem” dedi. Kızın ilk cümlesi bu oldu.
    -hiçbirimizi hatırlamıyor. Ve hatırladığı tek şey Arda’yı almaksa, ben elimden geleni yaparım. Yeter ki o iyi olsun, iyi hissetsin.
    -yani adı ne bilmiyorum ama, bildiğim bi tek şey var, o da Şebnem’i tekrar gülerken görmek istediğim.
    -of abi ya of! Bak gördüğün gibi kızlar her şeyi hatırlıyor, ama Şebnem? O ters kız. Hiçbirimizi hatırlamıyor!
    -yok, kasap vitrinindeki gibi saplıycaz bunu sana, öyle verirsin. Kafalara bak ya! Sahibinden tertemiz, pırıl pırıl, hiç kullanılmamış!
    -(Arda dublajı) Hata ettim Şebnem. Yani, gittiysem kırıldığım için gittim. Yoksa sen huysuz ve tatlı kadınların en özelisin. Gülüşün her şeyi aydınlatmaya yetiyor. Sensiz yapamıyorum. Başta inkar ettim, ama şimdi anladım. Seni çok seviyorum Şebnem Gürsoy. Hiçbir topuk tıkırtısı bu kadar davetkar çalamaz. Şarkının sözlerini hatırladın mı? Dün gece onu sabaha kadar dinledim. Defalarca, tekrar tekrar. Bana hep seni hatırlatıyor Şebnem.
    -tutma kızın elini mikrop bulaştıracaksın!
    -napıyosun abi sen? Fazla samimiyete gerek yok demedim mi ben sana? Oyun bu Arda, oyun oynuyoruz biz! Yani kişisel çıkarlarımız için değil bu, Şebnem’in iyiliği için yapıyoruz bu oyunu. Yani iyilik dediğin karşılıksız yapılan bişey ya, öküzcüm!
    -raf ömrün biraz önce doldu Arda! Dikkat et, geri dönüşüm kutusuna atılma riskin var!
    -çok geç kalmak yok, kızın istirahat etmesi lazım. Ha bi de en önemlisi, lüzumsuz yakınlık yok!
    -abi inşallah dediğin gibi olur da. Şebnem Hülya’ya acayip gıcık kapıyor. Belki görürse kıskanır falan, beyinde kısa devre olur, aramıza döner.
    -valla bişey olsun da, isterse ters de tepebilir yani. Zaten biz Şebnem’le hiç düz olmadık ki. Eskiye dönmüş oluruz. Böylesi çok zor abi.

    bir de Ege ve Kainat'ın ilk söylediği şarkının sözleri dikkatimi çekti de, bir bakın derim:img-wink:

    Bilmesen de senin için yaptıklarımı,
    İzlesen de uzaktan başkalarını,
    Görmesen de yanında bakışlarımı,
    Kalmasan da yanımda, yanımda kalmasan da,
    Unutma beni, unutma…
    Hatırla beni, hatırla…

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    ömer&ceren - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    18.01.2006
    Yer
    sarı Laleler :)
    Mesajlar
    2,137
    Konular
    4
    Verdiği Beğeni
    1

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Özgür'ün evi, herkes toplanmış Selim'i sıkıştırmakta :)

    Kainat: Selim, bişey sorucam, ama nasıl sorsam bilmiyorum.
    Selim: Dümdüz sor işte.
    Kainat: Şimdi senin Şebnem için tüm bu çaban… Yani baya baya Arda’yı geri getirdim diyorsun.
    Selim: O an orda olsaydınız, siz de aynısını yapardınız.
    Can: Zor bi durum tabi.
    Almila: Yani şimdi şöyle bi gerçek var ki, Şebnem geçen gün benim gözümün önünde Arda’yı kovdu. Yani o yüzden iyi bi şey mi yapıyorsun, onu pek çözemedim ben.
    Selim: Kendini benim yerime koysana. Kız daha gözünü açmadan “tamam teyzoş, Arda’yı alıp gelicem” dedi. Kızın ilk cümlesi bu oldu.
    Almila: İşte ben de onu diyorum. Yani Arda’yı aldı, kapısına kadar getirdi, sonra da kovdu. Sadece hatırlamıyor.
    Selim: Hiçbirimizi hatırlamıyor. Ve hatırladığı tek şey Arda’yı almaksa, ben elimden geleni yaparım. Yeter ki o iyi olsun, iyi hissetsin.
    Özgür: Yok abi yok ya, nedir yani o? O mutlu olsun yeter, yani böyle arabesk durumlar falan… Ben olsam yapmam. Yapmam yani! Ne o öyle, kendi elimle bi esnek baltaya teslim edicem hatunu.
    Selim: Galiba bu durumu aranızda tek anlayan Can.
    Can: Zor abi, çok zor.
    Kainat: Şey, peki, vicdan azabı mı, yoksa…
    Selim: Yani adı ne bilmiyorum ama, bildiğim bi tek şey var, o da Şebnem’i tekrar gülerken görmek istediğim. Ha, baktım Arda’yla mutlu değil, zaten postalarım herifi hemen.
    Kainat: Yani Selim, biz de Şebnem mutlu olsun diye elimizden gelen her şeyi yapıcaz zaten. Ama onun iyiliğini düşünürken kötülük yapmış olmayalım, onu diyorum ben. Yani Şebnem’in mutluluğunun karşılığı Arda’ysa, Şebnem zaten eski Şebnem değildir.
    Selim: Dediğim gibi, bunların hepsini yaşayarak görücez.
    Özgür: Yok yok yok, yani bu çok tuhaf. Yani olmaz öyle. Nedir yani, şimdi Şebnem Arda’yla mutlu oldu diyelim, nikahına beni de çağır sevgilim, istersen şahidin olurum senin…
    Almila: Bu adam kim diye soran olursa…
    Özgür: Saçma yani!
    Almila: Saçma.
    Özgür: Öyle olmaz. Yani fedakarlık da bi yere kadar.
    Selim: Bi dakka bi dakka! Ne nikahı abi, ne şahidi, noluyoruz? Bizim zaten Şebnem’le aramızda öyle sevgililik gibi bi durum yok. Ben sadece mutlu olsun istiyorum. (ve herkesten bir biz de yedik bakışı…)
    Ne! E yalan mı söylüyorum yani, ne bakıyosunuz öyle birbirinize?
    Can: Yok canım, şey, bi şey yok.
    Selim: Özgür bakma öyle, ver şu portakal suyunu.
    Özgür: Buyrun damat bey, pardon.

    Özgür ve Can resmen mimik şov yapmışlar bu sahnede, ikisi de çok tatlı

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    leyla.aksoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.11.2007
    Yer
    #Barış#Özgürlük#Huzur
    Mesajlar
    527
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart ŞebSel 11son-12 Bölüm

    ŞebSel Replikleri 11 Bölümün Sonu, 12 Bölüm


    Selim: (gelin odasına girer, Şebnem'i bir kaç saniye izedikten sonra.)
    Şebnem: Aaa, insan gelmeden bir haber verir, değil mi? Yada haber verir gelir.. niye geldin sen?
    Selim: (gülümser) Sana mutluluklar dilemek istedim.
    (Şebnem'e yaklaşır) Bak, senin üzülmeni hiç bir zaman istemem. O yüzden endişelendim. ('endişelenme' anlamıştık biz burada:img-wink:) Başta karşı çıktım bu evliliğe ama, madem sen kararını verdin, gerçekten evlenmek istiyorsun, gerçekten aşıksın Arda'ya.. O zaman yüreğinin götürdüğü yere gideceksin.
    Şebnem: (yutkunur, Selim'in gözlerine bakar)
    Selim: (Şebnem'in gözlerine bakar)
    Şebnem: ( Selim' e bakar hala)
    Selim: (Şebnem'in dudaklarına bakar)
    Şebnem: (Selim'in dudaklarına bakar)
    Selim: (Şebnem'i belinden tutup kendine çeker.)
    Şebnem: (gözlerini yumar)

    Öpüşürler (burada yiyişme kelimesini çirkin diye kullanmıyoruz yoksa öpüşmek aslında çok saf bir kelime kalıyor yaptıklarının yanında:img-hyste)

    Şebnem: (Selim'i kendinden uzaklaştırır)
    Selim : (önce yere sonra Şebnem'e bakar.) İnsan sevdiklerinin mutlu olmasını ister, ben senin çok mutlu olmanı istiyorum Şebnem Gürsoy.
    Şebnem: (yutkunur)
    Selim : (Şebnem'in gözlerinin içine bakar)
    Şebnem: (başını çevirir)
    Selim : (odadan çıkar)


    Şebnem Arda'yı nikah masasında bırakır, Selim bunu öğrenir, Şebnem'i sahile çağırır konuşmak için.



    Şebnem: Evet, nedir bu kadar acil olan? Çok merak ettim doğrusu. Iıh, bu arada yani, sakın beni vazgeçirdiğini falan zannetme çünkü ben bir öpücükle nikah masasından kalkacak kız değilim. O hareketi de neden yaptın, anlamış değilim açıkçası.
    Selim : Anlamadıysan niye karşılık verdin.
    Şebnem: Efendim.
    Selim : Ben seni öptüm tamam. Ama sen de bana karşılık verdin. Sen de beni öptün.
    Şebnem: (tam bir şey söyleyecekken-)
    Selim : Konumuz bu değil zaten, merak etme. Ben senin bir numara çevirdiğini biliyordum zaten. Bunu başkalarına yutturmuş olabilirsin ama ben senin bu küçük oyununu yutmadım Şebnem Gürsoy. (tabii tabii)

    devamı...
    Selim: Bu yaptığının hiç bir affedilir yanı yok, farkında mısın? Herkes perişan oldu. Teyzenin kızların aklı çıktı. O doktordan bu doktora koşturup durdular (hiç göremedik o sahneleri, neyse) Yazık, herkes kendini yiyip bitirirken sen ne yaptın? Çok eğlendin mi? Güldün mü arkalarından Şebnem?
    Şebnem: Yalnız bir dakika-
    Selim : Bir dakikası falan yok. Beni çok kırdın. Sadece beni de değil, herkesi. Tamam ben de seviyorum gülmeyi eğlenmeyi, ama bu ..bu çok başka bir şey. Bunda eğlenecek bir şey yok. Biraz büyü artık Şebnem, yoksa çok yalnız kalacaksın. (gidiyor)
    Şebnem: (şaşkın ve üzgün arkasından baka kalıyor.)



    (Selim Hülya'yla birlikte babasının teknesine gelir, piknik yapmak için, sesler duydukları için aşağıya inerler, Şebnem'i bulurlar)

    Şebnem : Asıl sizin ne işiniz var burada?
    Selim : Pardon ama, ailemin teknesine gelirken sana mı soracaktım?
    Şebnem : Pardon ama, ben de buraya çalışmaya ve kafa dağıtmaya geldim. Harun bey benim patronum sonuçta, ona layık olmam lazım, bir yerde benim nimetim, değil mi?
    Selim : Yani?
    Şebnem : Yani..burada kalmamı istemiyorsanız.. o ayrı.
    Selim : (telefonu çalar) Geliyorum şimdi. (içeri girer)
    Şebnem ve Hülya: (soğuk savaş başlatır gibi bakışırlar)
    Şebnem : Burası biraz sıcak mı oldu ne?

    Hülya: Bilmem.
    Şebnem : Ben bildim işte, çekil şuradan, çekil. (yukarı çıkar, hazırlanmış sofrayı görüp (belli etmese de bozulup) güler)

    Hülya: (peşinden gelir)
    Şebnem: Tabii bir fotoğrafçı gözüyle baktığımda - biliyorsun ben bir selfie uzmanıyım - yani masada bir şıklık yok. Mumlar vasat, renk skalası - uyumsuz. Yani.

    Hülya: Ee, her halde gidersin artık. (bıkkın bir halde)
    Şebnem: Yo, yani benim açıkçası gitmeye hiç niyetim yok. Çünkü neden? 10 kişiye yetecek yemek getirmişsin buraya ya. (oturup bir sandwich alır) Ben zaten çarçuru hiç sevmem. İnsan zengin olsa da, hiçbir şeyini, ne malını, ne mülkünü.. yiyeceğimi, içeceğini, hiçbir şeyini çarçur etmemeli, değil mi? Ayy( yemeye başlar). Eee, içeceklerde ne var?

    Selim: (Özgür Selim'e Şebnem'in yatacak bir yeri olmadığını anlatır)Tamam anladım Özgür, sağ ol aradığın için. [...] Yok merak etme, ben göz kulak olurum ona. [..] Bir şey olmaz. Bir sorun olursa haberleşiriz zaten.[...] Tamamdır, sağ ol abi, iyi geceler sana da. (telefonu kapatır)

    devamı
    Selim ve Hülya: (şarap içerler)
    Şebnem: (meyve yer)
    Selim : İçmeyeceğine emin misin? (Şebnem'e)
    Şebnem : Eminim.
    Selim : (sırıtır)
    Hülya: O zaman geç olmadan git istersen.
    Şebnem : Yok canım. Ben taksi parasını bölüşürüz diye düşünmüştüm.
    Hülya: Pardon?
    Şebnem : Pardon? Eski bir New York'lu olarak bunlardan haberin olması lazım, ha? Alışkınsındır.
    Selim : (neredeyse güler)
    Şebnem : Bugün bir Manhattan'dan Brooklyn ne kadar yazıyor, haberin var mı?
    Hülya: Benim gitmeye hiç niyetim yok tatlım.
    Şebnem : (güler sahtece) Ne tesadüf benim de yok. Bu arada Manhattan'la Brooklyn arası 45 papel yazıyor. Bilmiyorsan, haberin olsun.
    Hülya: (başını sallar, bıkkınlıktan)
    Selim : (güler sessizce)

    devamı
    Şebnem : (yiyecek bir şeyler almak için kalkmış)
    Hülya: Bu ortaklığın başka alanlarda da işimize yarayacağını düşünüyorum.
    Şebnem : (bacaklarını uzatarak oturur, ağızında krakerle konuşur) Ne gibi mesela?
    Hülya: Anlatırım da, anlayacağını pek düşünmüyorum tatlım.
    Şebnem : (güler) Koskoca Şebnem Gürsoy var senin karşında.
    Hülya: Peki. Asra N.. ki kendisi bizim şirketimiz olur. Elde ettiği net kârın yüzde altmış yedisini yatırımcıya temettü olarak dağıtırken, diğer şirketlerde bu oran yüzde ellinin altında. Tabii temettü vermeyen şirketler de var. Peki bu bize neyi gösteriyor (Selim'e döner) Selim?.
    Selim : (gülümser) Gayrı menkul yatırım ortaklıkları genelde elde ettikleri gelirin büyük kısmını kendi ellerinde tutarlar.

    Hülya: Aynen öyle.
    Selim : (şarabından bir yudum almak ister)

    Hülya: Senin buna eklemek istediğin bir şey var mı Şebnem?
    Şebnem : Tabii. Benim babamın da bir sürü tene-tüssü var..
    Selim : (bardağını uzaklaştırır ağızından, öksürür, sırıtır)
    Hülya: (sırıtır)
    Şebnem : (saf saf baka kalır)
    Selim : Gerçi, ben şirket işlerine pek gitmek istemiyorum ama nedense babam bu konuda beni hiç anlamıyor.
    Hülya: Aklında ne var?
    Selim : Ben denizde olmak istiyorum, başka hiç bir şey umurumda değil. Yelken, deniz ..ve ben.
    Hülya: Sonuçta herkesin iş dışında idealleri, hayalleri var. Benim de var.
    Selim : (omuzlarını yukarı çeker)
    Hülya: Sen de kariyer planlarından bahsetmek ister misin?
    Şebnem : Tabii, benim durumum sizden daha parlak yalnız. Yani sosyal medyada fenomenim..
    Selim : (sırıtır)
    Şebnem :.. çektiğim fotoğraflar yüzlerce like alıyor. Daha ne olsun?
    Hülya: Anlamadım.
    Şebnem : Senin de anlayamadığın şeyler oluyormuş, değil mi Hülya'cım? 35-45 yaş arası böyle şeyler olabiliyor.
    Hülya: (ne diyor bu?-bakışı)
    Selim : (kavga çıkacak şimdi- bakışı)
    Şebnem : Sana ek gıda olarak ginkgo biloba ve zencefili öneririm.
    Hülya: Ben 26 yaşındayım.
    Şebnem : (güler) Aay, insanın hissettiği yaşta olması ne güzel, değil mi?
    Selim : (sırıtır - Hülya bakınca keser sırıtmayı - Şebnem'le bakışırlar)

    devamı
    Şebnem : (aralarına oturmuş, yelpazesini sallar) Aslında bunu uşaklarımın yapması gerekiyor da, bugünlük idare edeceğiz işte. (Hülya'ya)
    Selim : (ayaklarını gösterir Şebnem'e)
    Şebnem : (Selim'e yelpaze sallayıp, ayaklarını yıkadığını gün aklına gelir, hızla yelpazeyi atar)
    Selim : (sırıtır)
    Hülya: Selim
    Selim : Efendim.
    Hülya: Biz de artık kalkalım istersen. Şebnem de kafasını dinlesin. Buraya dinlenmeye gelmiş. Bu geceye baş başa devam edelim, ne dersin?
    Selim : (Şebnem'e bakarak) Olur, sen nasıl istersen.
    Şebnem : (sinirlenir, belli etmez.)
    Hülya: Şahane.
    Selim : (ayaklanır) Ee Şebnem teknede istediğin kadar kalabilirsin. Kusura bakma, bu saate kadar da seni rahatsız ettik.
    Şebnem : (sahtece gülümser) Ne demek, estağfurullah. Oturmaya gelin.
    Selim : Geliriz..


    Selim Hülya'yı evine bırakır, onu öpmesine izin vermez. Tekneye döner, Şebnem'e belli etmeden.

    Şebnem : (sesler duyar.) Allah. Sen Selim geri dönsün diye dua ederken, kuyudan Samara çıktı galiba. (içeri girer yine)
    Selim tekneye gelir..)
    Şebnem : (Selim'in odasına girer, üstünü bulunca eline alıp koklar, giyinip yatağına uzanır, bir süre Selim'in fotoğrafına bakar, dayanamayıp çevirir)
    Selim : (oturup bekçilik oynar, bir ara içeri gidip uyuyan Şebnem'i izler)

    devamı
    Şebnem : (Şabah Selim'i görünce gülümser, arkadan yaklaşır) Bütün gece burada mıydın?
    Selim : (ürker) Off Şebnem. Yeni geldim. (yüzüne bakmadan)
    Şebnem : Hm hm, ben de yedim.
    Selim : Yani tekneye girip çıkan birileri var mı diye kontrol etmeye gelmiştim.
    Şebnem : Hı hı, kesin öyledir. Hani gerçi ben burada senden başka bir kaçak göremiyorum ama..
    Selim : (gülümser) Pardon ama- (Şebnem'e döner, üstünde kendi t-shirtını görünce bir an affalar) S-Sen niye kaldın burada bütün gece?
    Şebnem : Deniz havası iyi geldi.
    Selim : (güler) Neye?
    Şebnem : Siyatiklerime. Yani ..ben geleceği gören ve ona yatırım yapan bir insan olduğum için, ııhh.. 90 yıllık ömrümün ilk yarısı için ön hazırlık yaptım diyelim. (güler abartılı bir şekilde.)
    Selim : Gidecek bir yerin yoktu, değil mi?
    Şebnem : Tabii ki vardı.
    Selim : (parmağıyla içeriyi gösterir) O yüzden burada, böyle iki büklüm yattın.
    Şebnem : İki büklüm yatmadım, gayet geniş- sen nerden biliyorsun nasıl yattığımı? Bütün gece beni gözetledin, değil mi?
    Selim : Ne alakası var ya?
    Şebnem : (gülümser) Ayrıca ekliyeyim, Şebnem Gürsoy'un her zaman bu hayatta kalacak bir yeri vardır. (Selim'e sırtını döner)
    Selim : (ayağa kalkar) Şebnem.
    Şebnem : Hm?. (Selim'e döner, bir an bakışırlar fazla yaklaştıklarından)
    Selim : Sana bir şey söyleyeyim mi?. Sen çok şanslı bir insansın ama bunun farkında değilsin. Yani ailen, arkadaşların.. etrafındaki insanlar, hepsi seni çok seviyor. Hepsi etrafında pervane oluyorlar. O yüzden ben senin yerinde olsam oturup ciddi ciddi düşünürdüm, ben bu insanların gönlünü nasıl alırım ..beni nasıl affederler diye. Gider özür dilerdim.
    Şebnem & Selim : Şebnem Gürsoy asla özür dilemez-
    Selim : ..diyeceksin, biliyorum. Ama özür dilemek insanı küçültmez, seni zayıf da göstermez.
    Şebnem : Bitti mi? Hayır bittiyse jüri karar için içeriye çekilecek, sayın yargıç.
    Selim : Ben sana daha ne diyeyim ki Şebnem. (yanından geçip tekneden gider)
    Şebnem : (arkasından bağırır) Ayrıca sen dün gece neredeydin, onun hesabını ver, o Hülya'yla ne yaptın? Ayrıca düğün günü beni niye öptün?
    Selim : (sırıtır giderken)
    Şebnem : Hiç birine cevap veremezsin, değil mi? Öyle kalırsın işte! Pis adam! (dudaklarını eliyle siler)

    Şebnem şirkette Hülya'nın geç kalmasını kurtarmak için onun yerine geçip Harun beyin beğenisini kazanıyor. Selim Hülya'nın önünde koruyor Şebnem'i..

    Akşam Şebnem 'Selim'den geldiğini zannettiği' bir mesaj alıp tekneye geri geliyor, orada Hülya'nın Selim'i öptüğünü görüyor.





  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    leyla.aksoy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    29.11.2007
    Yer
    #Barış#Özgürlük#Huzur
    Mesajlar
    527
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart ŞebSel (artı ŞebCan, SelCan) 13 Bölüm

    ŞebSel Replikleri + ŞebCan(+SelCan)13 Bölüm


    Şebnem Selim'le Hülya'yı öpüşürken görünce oradan hızla ayırılır, zor durumda olduğunu gördüğü Kainat'ı babasının öfkesinden kurtarmak için Can'ın sevgilisi, hatta nişanlısı olduğunu söyler.

    Selim Hülya'yı kendinden itip, aralarında asla bir şey olmayacağını açıklar. Şebnem'in onları gördüğünü fark etmemişti.


    Sabah şirkette, Şebnem odasına girerken, telefonu çalıyor.
    Şebnem : Ay Allahım, çal çal susmadı yani. Müsait olsam açardım, demek ki müsait değilim. (telefonu açıp kulağına dayar) Efendim!
    Can: Alöö. (:img-hyste) Şebnem bana neden geri dönmüyorsun?
    Şebnem : Ben bir insanı bir kere terk ettim mi asla geri dönmem, benim adım Şebnem Gürsoy!
    Can: Ne? Ne dio'n ya?
    Şebnem : (güler) Ay pardon ya. Ben otomatiğe bağlamışım bu cevabı, merak etme herşey yolunda. (Selim'in girdiğini fark eder, abartarak gülümser)
    Can: İyi o zaman, sevindim.
    Selim : Günaydın.
    Şebnem : Ah, aay. Ben de çok sevindim, biliyor musun ya? Canım benim.
    Selim : (merakla dinler)
    Şebnem : Bak sana ne diyeceğim. Ben beşte işten çıkıyorum.
    Can: Biliyorum.
    Şebnem : Hıh, beni almaya gelsene.
    Can: Niye ki? Kainat'a mı gideceğiz beraber?
    Selim : (dosyalarla oynamaya başlar)
    Şebnem : Hıh, yanii. Tabii, tabii ki gideriz tatlım.
    Can: İyi tamam, görüşürüz.
    Şebnem : Görüşürüz tatlım, görüşürüz. Ben de öpüyorum.
    Selim : (kaşlarını kaldırır)
    Şebnem : Bye. (kapatır.)
    Selim : (umrunda değilmiş gibi davranmaya çalışır) Iı, kiminle konuşuyordun sen?
    Şebnem : Sanane?
    Selim : Yani gerçekten bir yetişkine yakışan bir cevaptı bu.
    Şebnem : Ayrıca çok merak ediyorsan da söyleyeyim.. Can'la konuşuyordum.
    Selim : (şaşkınca Şebnem'e bakar..)

    Cem Özkan Ateş ile Barut'unu patlatır:img-wink:

    devamı
    Selim : Madem Can'la konuşuyorsun, neden öyle tatlımlı cicimli konuşmalar falan, ne oluyor?
    Şebnem : Sanane ya? Seni ne ilgilendiriyor bu? Ben kiminle nasıl istersem öyle konuşurum. Ayrıca sen onu-!
    Harun : (içeri girer..)
    Şebnem : Günaydın Harun bey.
    Selim : Günaydın baba.
    Harun: Günaydın, hadı hazırsanız çıkmamız lazım 15 dakikaya.
    Şebnem : Şebnem Gürsoy arazi keşfi için emir ve görüşlerinize hazırdır komutanım, aman efendim.
    Selim : İyi de biz Hülya'yla gitmeyecek miydik?
    Hülya girer) Günaydın.
    Harun: Günaydın. (mesafeli) Ee hadı çıkmamız lazım kızım. (Şebnem'e)
    Selim : Baba, Şebnem'in gelmesine ne gerek var. Bu işle ilgili detayları Hülya biliyor.
    Hülya: Bir sorun mu var?
    Selim :Babam keşfe Şebnem'in de gelmesini istiyor.
    Harun: Şebnem'in de demedim Selim. Şebnem'in dedim.
    Şebnem : (gururla sırıtır)
    Hülya: Bu imza için canla başla çalıştığımızı biliyorsunuz Harun bey.
    Harun: Çalışıyorsun, çalışıyorsunuz Hülya hanım da, imzayı Şebnem hanım attırıyor. Siz değil.
    Hülya: Bu konuyla ilgili sizden daha önce özür dilemiştim.
    Harun: (duymamazlıktan gelir) Hay Allah, ben diğer toplantıyı unuttum. Selim, siz en iyisi Şebnem'le birlikte gidin, aksi takdirde ben diğer toplantıya geç kalacağım. Sonra konuşuruz, ha? Oldu mu? (el sallayıp, çıkar)
    Şebnem : Görüşürüz Harun bey, siz hiç merak etmeyin. (sırıtır) Buyurun. (Selim'e)
    Selim : Buyurun.


    Selim : (şirketin önünde arabaya binmek için kapısını açar ama Şebnem yerinden kıpırdamaz) Buyurun Hülya hanım.
    Şebnem : Hülya hanım oraya buyuramıyor maalesef.
    Selim : O ne demek şimdi?
    Şebnem : Hülya hanım arkada yolculuk yapmayı seviyor demek. (Selim yerinden kıpırdamayınca) Bugünlerde şoförleri kıt zekalılardan seçiyorlar galiba.. şaşkınlığın geçtiyse kapıyı açsan diyorum.
    Selim : Aa bir de şoförlük yapacağım sana.
    Şebnem : Yanına oturamayacağım canım. Öpersen möpersin, malum öyle bir ünün var.. o yüzden hadi, bir zahmet kapıyı aç, Mehmet bey bekliyor, geç kalmayalım, değil mi? Hadi.
    Selim : (kapıyı açar sinirle)
    Şebnem : Teşekkürler... Selim bey.
    Selim : (sahtece gülümser, Şebnem binince sinirle kapıyı kapatır.. sonra dayanamayıp sırıtarak arabaya biner) (bu da hep sırıtıyor:icon_whis)
    Şebnem : (arkada sırıtır)


    Arazide inşaat hakkında konuşulur, Şebnem saçma bir reklam kampanya fikri ortaya atar, Mehmet bey gülüp uzaklaşır biraz.

    Selim : Ne yaptığını sanıyorsun sen? Aldığımız işi mi batıracaksın?
    Şebnem : Batıracağımı düşünüyorsan Hülya'yı getirseydin Selim..
    Selim : Getirecektim zaten.
    Şebnem : Öyle mi?!
    Selim : Öyle! (öfkeli bakışırlar)
    Mehmet: Hülya hanım...
    Şebnem : (sahtece gülümser) Geliyorum Mehmet bey. (hafifçe Selim'in göğsüne vurup Mehmet'in yanına gider.)
    Selim : (önce sinirli bakar sonra dayanamayıp yine (yine!) sırıtır ve peşlerinden gider)
    Ateş ile Barut


    Mehmet beyin fikri üzere kayıklara biniliyor. Mehmet bey bir kayığa, Şebnem'le Selim başka bir kayığa..

    Şebnem : Yani yatlara, katlara, kotralara layık bir kızım ama şuraya bak, üç kuruşluk kayıkta. Yani 18 metrelik bir yelkende güzel olabilirdi ama böyle boyası dökülmüş bir kayıkta, olacak iş değil.
    Selim : (pis pis sırıtarak kayığı sallamaya başlar)
    Şebnem : Hih! Ya- Selim ya!
    Selim : (güler) Şşt.
    Şebnem : Yapma!
    Mehmet: (Şebnem'e seslenir) İyi misiniz Hülya hanım?
    Şebnem : İyiyim iyiyim, sevinçten ne yapacağımı şaşırdım.
    Mehmet: Ha buna çok sevindim. (telefonu çalar, açıp görüşür)
    Şebnem : Yapma!.. Yapma bir daha şunu!..
    Selim : (hala sallar)
    Şebnem : (Selim'in bacağına vurur)
    Mehmet: Gençler, sekreterim aradı şimdi. Benim acilen şirkete dönmem lazım, siz keyfinize bakın, tamam mı? Sonra haberleşiriz.
    Şebnem : İih! Tamam biz iyiyiz, biz çok eğleniyoruz..(daha sessizce:) Allah'ım ya..
    Selim : Tüh daha yeni başlamıştık.
    Ateş ile Barut
    Şebnem : Iııhh!
    Selim : (sallar yine kayığı)
    Şebnem : Ya Selim yapma! Selim yapma diyorum sana bak! Yapmasana!
    Selim : (sadece sırıtır ve sallamaya devam eder)
    Şebnem : Ya sallama, sallama!
    Selim : (ayağa kalkar, kürekler göle düşer)
    Şebnem : Yaa, ya kürekler gitti!! Kürekler... ben alırım onları. (ayaklanır)
    Selim : Dur düşeceksin, dur ne yapıyorsun..(Şebnem'i tutmaya çalışır)
    Şebnem : Ya bırak!
    Selim : Şebnem, Şebnem düşeceğiz şimdi! Dur..
    Şebnem : Dur dur, alalım şunları. Dur, Allah!(oturup uzanmaya çalışır)
    Selim : (gülmekle sırıtmak arasında gidip gelir)
    Şebnem : Ya Selim, senin kolun daha uzun! Sen onu- yaah..
    Selim : (oturur) İsterse kendi gelir ya, boş ver.
    Şebnem : (sinirlenir) Iıhhh! (diğer tarafa oturur)

    devamı
    Ateş ile Barut
    Şebnem : (hala kürekleri çıkarmaya çalışır)
    Selim : (uzanmış sırıtarak Şebnem'i izler)
    Şebnem : Bir yardım et istersen Selim.
    Selim : Vallahi kılımı bile kıpırdatmam. Sen bu hale soktun bizi, sen çıkaracaksın.
    Şebnem : Hababam sınıfında değiliz yalnız. Yani burası bir göl, havuz değil, değil mi? Kolay olmuyor o kadar..
    Selim : Ne?
    Şebnem : Allah'ım Yarabbi ya, Yeşilçam klasiklerini bilmeyen bir adamla aynı kayıkta mahsur kaldım ya. - Ya hani kıvırcık kız arkadaşıyla evlenmeye karar veriyor. Sonra Tulum kılık değiştiriyor, kayıkta bunları evlendiriyor, biz orayı göl zannediyoruz sonra kamera şöyle bir kalkıyor, bakıyoruz- hoop, havuzmuş. Onun gibi bir şey.
    Selim : Bitti mi?
    Şebnem : Bitmedi! Ya bir oturduğun yerden kalkar mısın?
    Selim : (sen istedin- der gibi bakıp ayaklanır, yine kayığı sallamaya başlar)
    Şebnem : Ya Selim! Selim yapma!! Selim yapma diyorum!
    Selim : Ee sen kalk dedin.
    Şebnem : Yapmasana, ağızını burnunu kıracağım!
    Selim : Hiç bir şey yapamazsın.
    Şebnem : Ben bir ayağa kakayım da, görürüz yapar mıyım yapamaz mıyım- aay! (ayağı takılır ve Selim'e doğru düşer)
    Selim : Şebnem! (Şebnem'i tutup ikisinin de düşmesini engeller, Şebnem ellerini Selim'in üstünden çeker ama Selim ellerini çekmez Şebnem'in sırtından)
    Şebnem : (Avucunun içiyle Selim'in göğsüne vurur) Pis! Pis fırsatçı!
    Selim : (sırıtır sadece)
    Şebnem : (yerine oturur)


    devamı
    Selim : (telefonu çalar) Efendim Hülya.
    Hülya: Nasıl geçti Mehmet beyle görüşmeniz? Hala Mehmet beyin yanında mısın?
    Şebnem : (Selim'e bakar hemen)
    Selim : Yok, göletteyiz.
    Hülya: Dalga geçmene gerek yok Selim, ben sadece soru soruyorum.
    Selim : Ya dalga geçmiyorum. Şebnem'le göletteyiz. Mahsur kaldık da burada.
    Şebnem : Kimin yüzünden acaba?
    Hülya: Yardıma ihtiyacın var mı?
    Selim : Yok yok, hallederiz birazdan.
    Şebnem : Hmm, pek de hallederiz.
    Selim : (gözlerini kısar)
    Hülya: O zaman akşam buluşalım da, neler yaptığınızı bir konuşalım. Mehmet beyle nasıl bir yol izlememiz gerekiyor-..
    Selim : Olur olur. Akşam sekizde Reyhan da buluşalım. Etilerde.
    Şebnem : (önce sinirli bakar, sonra aklına bir şey gelir)
    Hülya: Tamam oldu, görüşmek üzere.
    Selim : Görüşürüz. (kapatır telefonu)
    Şebnem : (alkışlar) Bravo, koskoca memlekete bizim gideceğimiz yerden başka yer yoktu gidecek, değil mi?
    Selim : Sen kiminle akşam yemek yiyeceksin?
    Şebnem : Can' la..
    Selim : (doğrulur yavaşça)
    Şebnem : Biz taa geceden yapmıştık rezervasyonu.
    Selim : Yani iyi de sen Can'la neden yemek yiyeceksin ki-?
    Şebnem : (birini görür gölettin kenarına) Aah! Pardon! Yakışıklı, bakar mısın? Ya biz burada mahsur kaldık da, küreklerimiz de yok! Yardım eder misin? -- Hıh!..Ay Allah razı olsun.


    Selim Şebnem'i eve bırakır, arabadan indikten sonra Şebnem cama yaklaşır.

    Şebnem : Bir şey söyleyeceğim. Kör noktalara falan sakın takılma, tamam mı? Yürü git.. Işıklarda da genelde kırmızıda gitmeye dikkat et. Yeşile falan hiç bakma.
    Selim : (başını önüne çevirir)
    Şebnem : Hız sınırın da 130dan aşağıya düşmesin. Hızlı hızlı bas git, olur mu? Hadi, dikkatli dikkatli...

    Şebnem Can'ı arar, akşam beraber yemeğe çıkacaklarını söyler.

    yemekte..
    Hülya: Ee nasıl geçti toplantı, Şebnem idare edebildi mi durumu?
    Selim : Gayet güzel idare etti aslında.
    Hülya: Hm?
    Selim: (Şebnem'le Can'ı görür)
    Hülya: Ne oldu? (Selim'in baktığı yere döner) Bu nasıl oluyor anlamıyorum ya, bizi takip mi ediyor, nedir?
    Selim : Zaten anlamadığın o kadar çok şey var ki.
    Hülya: O ne demek şimdi?
    Şebnem: (yanlarına gelirler) İyi akşamlar.
    Selim : İyi akşamlar.
    Şebnem : Afiyet olsun.
    Hülya: Eksik olma canım, sağ ol."
    Selim : (garip garip Can'a bakar) Ee, diğerleri nerede?
    Şebnem :Kimler?
    Selim : Arkadaşlarınız.
    Şebnem : Ee bilmem, evlerindelerdir herhalde.
    Selim : Ha yani siz.. yalnız geldiniz?
    Şebnem : Yani belli bir yaştan sonra ebeveynlerimiz olmadan da dışarı çıkabiliyoruz.
    Selim sahtece gülümseyip, parmağını kaldırır) Gerçekten yine yaşına çok yakışan bir espri oldu.
    Şebnem : Teşekkürler. O zaman size afiyet olsun-
    Selim : Aa. Lütfen lütfen, buyurun oturun, en azından bir kaç kadeh bir şeyler içelim.
    Can: Olur.. (tam Selim'in yanına oturacak ki)
    Şebnem : Can'cım. Ee pardon canım. Hülya'cım sen istersen partnerinin yanına geç, ben de partnerimle oturayım, olur mu?
    Hülya: Olur ..
    Selim : (bir Şebnem'e bir Can'a bakıp durur)

    devamı
    Şebnem : Sonra dedim ki ona ya, canım benim, sen niye takıyorsun böyle şeylere, takma dedim ya,...ay ben bu arada size ne diyordum?
    Hülya: Vallahi son yarım saattir nefes almadan konuştuğun için ben kaçırdım açıkçası.
    Şebnem : Şeydendir o şeyden, ginkgo bilobadan. Almıyorsan eğer, unutmuşsundur bazı şeyleri.
    Hülya: Ondan değil canım o.
    Şebnem : Ondandır canım, ondan. (Hülya'yla kötü kötü bakışırlar)
    Selim : (Bir Şebnem'e, bir Can'a kötü bakar.)
    Can : (rahatsız olur) Şebnemcim, biz seninle biraz konuşalım mı?
    Şebnem : Olur.. pardon.. (kalkıp biraz uzaklaşırlar)
    Can: Ya, bana bir açıklama yapsan artık diyorum.
    Şebnem : Bak canım, herkes bir gün beş dakikalığına ünlü olacak, biliyorsun.
    Can: Eee biliyoruz onu.
    Şebnem : Hıh. Şimdi sıra sende. Taksideyken Ege'ye nasıl baktığını gördüm, ona gıcık oluyorsun, yalan mı?
    Can: Ee?
    Şebnem : Ee ben de Selim'e gıcık oluyorum.
    Can:Yani?
    Şebnem : Yanisi şöyle, yardımlaşacağız biraz. Bunun sonucunda sen Kainat'ı kazanacaksın, ben de Selim'den intikamımı almış olacağım.
    Can:Neyin intikamı ki bu?
    Şebnem : Uff, bana güven, ben her şeyin planını yaptım, bak bu işten ikimiz de karlı çıkacağız. Bak gör..
    Can: Ya bakıyorum ..ama göremiyorum ya, ya biraz açık ol ya.
    Şebnem : Boş ver sen bunu, açıktan seninle bir selfie çekineyim ben en iyisi.. (çeker) Akşam yemeği öncesi, aperatif selfiesi. Hadi gidelim, bekletmeyelim daha fazla.


    devamı
    Kainat: (Selfie'yi görünce dayanamayıp arıyor)
    Can: Efendim.
    Kainat: Nasılsın, ne yapıyorsun?
    Can: İyiyim, arkadaşlarla yemekteyiz, sen?
    Kainat: İyiymiş, tam olarak hangi arkadaşlar?
    Can: Şu an pek müsait değilim, sonra konuşsak olur mu?
    Kainat: (zoraki gülümser) Tamam, olur. Görüşürüz.
    Can: Hoşça kal.
    Şebnem :Kıskandı mı? (Can'a doğru eğilerek sorar)
    Can: Yani galiba.. (gülümser)
    Selim : (ikisini de izler)
    Şebnem : Ben sana dedim. -Hm. (sesini yükseltir) Bir de şey konuşuyorduk, tavuk mu yesek balık mı.. Ama biz tavuğu sevmiyoruz, değil mi canım?
    Can: Sevmiyoruz canım.
    Şebnem : O yüzden balık söyleyelim, değil mi canım?
    Can: Nasıl istersen canım..
    Şebnem : Balık..
    Selim : (sahtece gülümser) İyi seçim.
    Şebnem : (O da sahtece gülümser)


    devamı..
    Şebnem : Can'cım ya, buradan çıkınca dans etmeye bir yerlere mi gitsek?
    Can: Olur vallahi, sen nasıl istersen.
    Hülya: Biz de buradan başka bir yere geçelim, iş konuşacaktık, malum.
    Şebnem : Hülya'cım babam hep ne derdi biliyor musun. Ders saatinde ders, oyun saatinde oyun. Şimdi bunu yetişkin hayatına uyarla, o backup'ını alıp copy paste yap. Noluyor? İş saatinde iş, yemek saatinde yemek. Şu an da yemekteyiz, malum.
    Hülya: Bazılarımız için iş bir yaşam tarzı tabii, öyle mesai saatinden sonra kaldırılıp atılmıyor, başarıya giden yol da tam olarak buradan geçiyor.
    Şebnem : Aa doğru Mehmet beyle de bugün bunu konuşmuştuk, seninle - daha doğrusu benimle aynı fikirdeydi.
    Selim : (hepsine garip garip bakar)
    Can: (hiç kimseye takmadan balığını yer)
    Hülya: Ben bir lavaboya gideyim, oradan da kalkarız, olur mu?. (kalkıp gider)
    Şebnem : Ben de bir makyaj tazelim o zaman. (kalkıp gider)
    Selim : (Can'a bakar) Ne oluyor abi, nedir bu durum?
    Can: (balığı bırakıp ellerini siler) Gayet arkadaşça bir durum var ortada.
    Selim : Hm. Arkadaşça? Vallahi hiç öyle görünmüyor, istersen Kainat'ı arayıp, bir onun da fikrini alalım.
    Can: İyi de şimdi ne alakası var ki bu-
    Selim : Ayrıca beni sinir etmek için seni kullanıyor, farkında mısın bilmiyorum.
    Can: (gülümser) Ha. İşe yaradı yani?
    Selim :Hayır canım ne alakası var? Ben öyle bir şey söylemedim.
    Can: Ya Selim bırak artık ya, vallahi bırak.
    Selim : (sinirli etrafa bakar)
    Can: Senin şu kızdan hoşlandığın bal gibi ortada. On yaşında çocuk getir şuraya der ki bu abi bu ablaya aşık. Hayır saklayamıyorsun da, sabahtan beri yüzün beş karış ya, bir bakışın var, ben korktum ya. - Ya neyi uzatıyorsun abi, neyi bekliyorsun ya? Yaklaş artık şu kıza.. Şu kızı da gönder gitsin ya, dört beş gündür her yerde peşinde ya, nereye gitsen pıt pıt pıt, beraber gidiyorsunuz ya. Bir şey diyeyim mi, Şebnem'in yerinde başka bir kız olsaydı var ya, çoktan umudu keserdi senden. Böyle arkadaşıyla falan da değil ha, bayağı hoşlandığı biriyle takılırdı.
    Selim : (garip bakar Can'a ..)

    Lavaboda Şebnem Hülya'yla tartışır. Mesajı onun attığını bildiğini, bundan sonra ayağını denk alması gerektiğini söyler ve masaya geri döner.

    Şebnem : Can gidelim mi artık, ben çok sıkıldım buradan.
    Can: Gidelim.
    Selim : Bekleseydiniz biraz, ben de size katılırdım.
    Şebnem : Yok canım, almayalım biz. Hadi.
    Can: (tem hesabı ödeyecekken-)
    Selim : Tamam tamam..

    kapıda
    Şebnem : (güler) Bundan sonra benim için yeni nesil Türk filmlerin en iyi oyuncusu, sahte sevgililerin en yeteneklisisin.
    Can: (güler)

    Selim masada Hülya'ya artık böyle görüşemeyeceklerini söyler..

    Selim : (ertesi gün arabadayken aklına Can'ın sözleri gelir, Şebnem'i arar)
    Şebnem : Buyurun Şebnem Gürsoy'un telefonu.
    Selim : Neredesin?
    Şebnem : Niye soruyorsun?
    Selim : Bugün seni görmek istiyorum.
    Şebnem : Aa ben istiyor muyum acaba?
    Selim : Bilmem.
    Şebnem :O zaman cevap veriyorum. D şıkkı, istemiyorum.. byee. (telefonu kapatır)


    Harun bey Şebnem'i arayıp toplantı için şirkete gelmesini söyler.


    Şebnem : (Şebnem odaya girer) Harun bey, Şebnem Gürsoy emir ve görüşlerinize hazırdır efendim.
    Selim : (sırıtarak oturduğu sandalyenin üstünde Şebnem'e doğru döner)
    Şebnem : Ya ama bu çok ucuz bir numara ya, hay bir de Harun beyi de alet etmişsin pis işlerine. Pff..
    Selim : (gülümser) Demek ki ben de Yeşilçam filmlerinden anlıyormuşum.
    Şebnem : Hm, hababam sınıfını bilmeyen adam söylüyor bunu bana.
    Selim : Ben bilmiyorum demedim ki.
    Şebnem : Biliyorum da demedin. Ben sana anlattım, Kıvırcık dedim, orada dedim şey yapıyorlar, kılık değiştiriyor dedim ondan sonra Tulum kız arkadaşına, gölet var dedim- tekne kayık- ay şey-
    Selim : Şebnem! Bir susar mısın?
    Şebnem : Susamam! Bir de ben-
    Selim : (eliyle Şebnem'in ağızını kapatır) Sana tek bir şey söyleyeceğim. (elini geri çeker) Bak bana ne kadar kötü davranırsan davran, aramızda bir şeyler var, bunu sen de biliyorsun. Yani sen de bana karşı bir şeyler hiss-
    Şebnem : (güler) Evet ben de sana karşı bir parça öfke, bir küple nefer hatta gaflet ve delalet içerisindeyim.. (güler yine)
    Selim : (koluna dokunmaya çalışır) Şebnem-
    Şebnem : Ne?! (ciddileşir) Ne Şebnem ya, Allah Allah. Sen kendini ne zannediyorsun ya? Bütün herkes senin peşinde koşsun, bütün beğendiğin kızlar sana tapsın, yok öğrencilerin, yok ortaklık ayağına Hülya'yı sürekli peşinden gezdir, sen beni ne zannediyorsun? Ben öyle bir kız değilim, eğer öyle bir kız arıyorsan, Şebnem Gürsoy bu adreste oturmuyor canım!! (hızla çıkar odadan)

Sayfa 1/4 1234 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kaçak Gelinler - Bölüm Yorumları
    By NATY&FACU in forum Kaçak Gelinler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 24-11-16, 15:50:41
  2. Kaçak Gelinler - Senaryolar
    By ***yosun*** in forum Kaçak Gelinler
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 29-08-15, 14:13:43
  3. Kaçak Gelinler - Bölüm Yorumları (3)
    By NATY&FACU in forum Kaçak Gelinler
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 17-03-15, 02:15:55
  4. Kaçak Gelinler - Bölüm Yorumları (2)
    By NATY&FACU in forum Kaçak Gelinler
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 15-11-14, 20:43:23
  5. Kaçak Gelinler - Bölüm Yorumları (1)
    By NATY&FACU in forum Kaçak Gelinler
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 05-09-14, 15:09:15

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

webmaster forum
netspor
taraftarium24
yerli filmler
diziizle.blog
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

Mobil Ödeme bahis
cratosslot giriş
vdcasino
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
deneme bonusu
ilbet giriş
bursa escort
kartal escort
maltepe escort
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.