Sayfa 7/7 İlkİlk ... 34567
35 sonuçtan 31 ile 35 arası

Konu: Kalp Ağrısı Replikler/Senaryolar

  1. #31
    Durum:
    Çevrimdışı
    parlakzz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    19.01.2005
    Mesajlar
    723
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kalp Agrisi XXIV

    Zeynolarin bahcesi bugun normalden daha kalabalik. Zeynonun karsisinda Hakan oturuyor, onune meyve tabagi koymus. Kucagindaki Muazzez Hakanin burnunu tutmak icin uzanmaya calisiyor. Hakan guluyor. Rabia hanim bir koseye oturmus, torununu izliyor. Nihat Zeynoya laf yetistiriyor. Sonra Zeyno kucaginda durmak bilmeyen Muazzezi yere birakiyor, Muazzez iki uc adim atiyor sonra dengesini tam saglayamiyor, popo ustu cimlerin uzerine oturuyor ama bu dusus hosuna gidiyor, gulmeye basliyor. O sirada telefon caliyor, Zeyno kalkiyor icerdeki telsiz telefonu aciyor. Konusuyor; “Siz mi geliyorsunuz, anladim… Hakan burda, siz gelince kapinin onune cikar…” Sonra disari cikiyor, Hakana dogru gidiyor.
    Zeyno: Hakan, baban gelecekmis on bes dakika sonra. Sende almasi gereken bir sey varmis, oyle dedi. (hakanin butun nesesi kacar)
    Hakan: tamam, (der. Sonra meyve tabagindan ellerini ceker. Zeynonun gozlerine bakiyordur urkek urkek. )
    Zeyno: Gel, islak mendil var burada, sil ellerini.
    Hakan: Yok, ben yikayayim… (Hakan evin icine girer. Zeynonun gormedigi sey ise, hakanin ellerini bir cirpida yikayip ust kata, Muhsinin odasina ciktigi, orda masanin ust gozunde duran anahtari aldigidir. Anahtari cebine atar, sanki suclu gibi asagi iner. Biraz sonra Sitki kapinin onunde gorunur.)
    Zeyno: Bak, baban geldi. Hadi, bak bakalim ne diyor. (Hakan isteksizce babasina gider. Nihatla geyik ceviren Zeyno goz ucuyla hakani izlemekte. Sitki sinirle Hakanin kolunu sIkIyor, Hakan cebinden cikardigi bir anahtari babasina veriyor, Zeyno anahtarin normal anahtarlardan farkli bir seklinin oldugunu farkediyor ama sonra muazzez bir ses cikartiyor, dikkati oraya kayiyor. Biraz sonra Hakan geri geliyor.)
    Hakan: Bu aksam beni almaya babam gelecekmis.
    Zeyno: Oyle mi, ne guzel. (Ama Hakan bozuk gibi bu ise… Zeyno Muazzezi kucagina almis yine, agaclari gezdiriyor)
    Nihat: Ne guzel oldu buraya gelmemiz, prenses biraz bortu bocek gormus oldu.
    Rabia: Esiyor mu ne? Hasta olmasin?
    Nihat: Bisey olmaz, alissin biraz.

    Onlar boyle konusurlarken Melek gorunur. Meleki goren Zeynonun yuzu aydinlanir, ona dogru yurur. Ama Melek Zeyno gibi gulumsemiyordur.
    Zeyno: Melek, ne zamandir gorunmuyorsun, ozlettin kendini. (der, Meleki oper, Melek biraz gonulsuz gibi) Proje grubundan ayrilmissin bu arada.
    Melek: Nerden duydun?
    Zeyno: Saffet soyledi, merak etmis bir sey mi oldu, diye. (Goz kirpar Melek’e)
    Melek: Oyle mi? (Cok onemsemiyor gibi) Dersler cok yogundu, ben de sIkIlmistim.
    Zeyno: Bence bos bir zamaninda konus Saffetle, anlat, merak etmesin.
    Melek: Gerek yok.
    Zeyno: Bir sey mi oldu melek? (Melek o sirada Nihatla gozgoze gelir, ona soru soran Zeynoyu birakip Nihata dogru yurur)
    Melek: Naber Nihat?
    Nihat: Melek, hosgeldin. Gelebilmene sevindim. (Zeyno halen soran bakislar firlatiyor)
    Melek: Dun telefonda konustuk, madem Nihat buraya geliyor, burda bulusalim dedik. Fotograf cekmeye cikacagiz birazdan.
    Zeyno: Siz tanisiyordunuz, degil mi? Tamamen unutmusum…
    Nihat: Kacak, nasil gidiyor doktorculuk…
    Melek: Nerem kacak benim, ben memleket sinirlarindayim en azindan. Sen avrupadan gelmez oldun, benim sucum yok.
    Nihat: Sen de izmir’e attin kapagi.
    Melek: Dogru… (Gulerler) Cikalim mi?
    Nihat: Tamam… Anne, biz gunes battiktan sonra geliriz. Sonra da Hasan abiyi de alir gideriz.
    Zeyno: Yemege kalsaydiniz?
    Rabia: Bir gun onu da yapariz Zeynocum.
    Melek: Zeynocum, buraya geldin geleli iyice ev kadinligina bagladin. Yemekler, caylar, cocuklar…
    Zeyno: Degisiklik oluyor bana, malzeme topluyorum.
    Nihat: Zeyno yaratici tarafini nadasa yatirmis. (Yine gulerler, Nihat ve Melek cikar)

    Zeyno Melek’in tavrina anlam veremez. Sonra yine bir cekirgeye saskin saskin bakan muazzez dikkatini ceker. Onu alir yanina, cekirgeye yakindan bakmaya giderler. Onlari goren cekirge ziplayinca Muazzez gulmeye baslar. Zeyno dayanamaz, yanagindan bir opucuk alir.


    ************************************************** ***********

    Istanbul/ 2 Yil Once

    Zeyno Muhsinle beraber bir evin icine giriyor. Guzel bir bahce icinde, iki katli…

    Muhsin: Nasil begendin mi? Buraya sigmamiz senin ufak dairene sigmaktan daha kolay olur bence.
    Zeyno: Ama benim evde esya alma derdimiz olmazdi.
    Muhsin: Alamazdik zaten, esya koyacak yer yok. (Muhsin dalga geciyordur)
    Zeyno: Ama benim evimin yeri guzel, sehrin kalbinde.
    Muhsin: Burasi da cigerleri sayilir be Zeynocum. Soylemedin bir sey, begenmediysen burayi kiraya veririz, baska bir yer buluruz.
    Zeyno: hayir, cok sevdim. Biraz alistigim yerlerden uzak, ama cok guzel. Benim de ihtiyacim olan bu zaten, farkli bir yer.
    Muhsin: Yeni bir hayata, yeni bir ev. (O sirada Zeynonun telefonu calmaya baslar, Zeyno telefona bakar)
    Zeyno: Azize ariyor. Acmam lazim.
    Muhsin: Ac tabi, selam soyle.
    Zeyno: Soylerim… Alo canim, nasilsin? Iyi misin?
    Azize: Iyiyim Zeynocum, iyiyim. Hasan disari cikti, firsattan istifade arayayim dedim.
    Zeyno: Ne oldu, bir sorun mu var?
    Azize: hayir, hayir oyle bir sey degil. Sadece senle yalniz konusmak istedim. Eee, haberler nasil, neler yapiyorsun?
    Zeyno: Ev bakiyoruz Muhsinle.
    Azize: Zavalli Muhsin desene, sana ev begendirmek zordur.
    Zeyno: Ben de oyle diyordum da, bir kerede begendirdi bile.
    Azize: Hadi canim, gitgide seviyorum ben bu Muhsin Kaptani.
    Zeyno: Ben de… (Gulerler karsilikli) Onun da sana selami var bu arada. Sen nasilsin? Nasil gidiyor hamilelik?
    Azize: Off… Yataktan kalkmam yasak. Karnim davul gibi kocaman, gormen lazim. Daha nasil buyuyecek hayal edemiyorum.
    Zeyno: Ne kadar kaldi?
    Azize: Buyuk gune ikibucuk ay var.
    Zeyno: Hic bir sey kalmamis.
    Azize: Zeyno…
    Zeyno: Efendim canim, soyle.
    Azize: Zeyno, ben cok korkuyorum.
    Zeyno: Neyden, dogumdan mi? Ondan korkmasan anormalsin demektir zaten.
    Azize: Hayir, ben olmekten korkuyorum.
    Zeyno: Azize…
    Azize: Bana belli etmemeye calisiyorlar ama herkes cok endiseli. Ben de her gun daha gucsuz hissediyorum kendimi. Zeyno… Cok korkuyorum… (azize aglamaya baslar)
    Zeyno: Azize, canim, yapma. Niye olesin, sen iyilestin eskisi gibi degil durumun. Hamilelik yoruyor seni ama yakinda eskisinden daha iyi olacaksin.
    Azize: Zeyno, bebegimi yalniz birakmaktan korkuyorum. (Zeynonun dili tutulur, bir sandalyeye coker. Muhsin saskin saskin ona bakmakta) Zeyno, sen yalniz birakmazsin degil mi kizimi?
    Zeyno: Azize…
    Azize: Sen de annesiz buyudun, biliyorsun nasil bir sey oldugunu. Kizima hissettirmezsin degil mi yoklugumu?
    Zeyno: Yapma canim, soyleme boyle seyler.
    Azize: Soz ver bana, bana bir sey olursa kizimi hic yalniz birakmayacaksin. Yaninda olmadigimi hissetmeyecek, sanki yanindaymisimcasina beni anlatacaksin ona. Soz ver…
    Zeyno: Soz Azize, nasil istersen oyle olacak. Ama yeter sacmaladigin. Sana da bebegine de hic bir sey olmayacak, bosuna kendini uzmeyi sana yasakliyorum. Tamam mi? (Ama bu sefer de Zeynonun gozleri yasarmis)
    Azize: tamam…
    Zeyno: Doguma ben de gelecegim, bir suru pembeli morlu elbiseler, tulumlar getirecegim. Sen iyilesince biraz, beraber bebegi gezdirmeye cikacagiz. O arabasinda uyurken biz dedikodu yapacagiz. Sonra istanbula geri geleceksin sen, kizin yurumeye baslayacak burda. Onun odasina ufak, kenarlari yumusak sandalyeler tasarlayacagim.
    Azize: Masa da yap.
    Zeyno: tamam, masa da yapacagim. (Gulerler)
    Azize: zeyno, sen anlatinca hep inaniyorum. Kizima da anlat bunlari, tamam mi?
    Zeyno: Beraber anlatacagiz. Hadi, dinlen sen. Boyle seylerle kendini yipratma. Her sey cok guzel olacak.
    Azize: her sey cok guzel olacak…

    Zeyno nihayet telefonu kapatir. Muhsin saskin saskin bakmakta.
    Muhsin: Ne oldu? Bir sorun mu var?
    Zeyno: Azizenin morali bozuktu, etrafindakilerden de sakliyor gibi. Orda cok yalniz kaldi.
    Muhsin: Annesigil ne zaman gidiyor?
    Zeyno: Onlar da dogum zamani gitmek istiyordu. Herkes dogumu bekliyor gibi. Ama azizenin bana simdi ihtiyaci var.
    Muhsin: Sen biraz daha erken gitmek istiyorsun anladigim kadariyla…
    Zeyno: evet ama…
    Muhsin: Istersen her seyi one cekebiliriz, iki haftaya nikahi yapariz. Iki uc gun antalyada takiliriz sonra da isvicreye ucariz. Annesigil gelene kadar azizenin yaninda olursun.
    Zeyno: Nasil olur ki?
    Muhsin: Nasil olsa koca bir dugun istemiyorsun, yaniliyor muyum? (Zeynoya sarilir) Yoksa soyle yuzlerce kisilik, davullu zurnali, koca pastali bir dugun mu istersin.
    Zeyno: hayir! Ne kadar ufak o kadar iyi.
    Muhsin: Tamam o zaman, sorun ne?
    Zeyno: Iki hafta sonra evleniyoruz yani.
    Muhsin: Evet, sonra da arkadasinin yanina gidiyoruz.
    Zeyno: (Muhsine sarilir) Sagol canim. (Muhsini oper.) Bunu babama nasil aciklayacagiz bakalim? (Gulerler yine)
    Muhsin: Artik cilginliklarimiza alistigini tahmin ediyorum.

    ************************************************** ************

    Aksam cokmek uzere, once Sitki gelir evin onune. Hakan isteksizce ona dogru gider, Sitki egilir. Elindeki anahtari Hakana verir. Zeyno bakar ama tam ne oldugunu goremez. Sonra Sitki yuksek sesle sorar: “Kitaplarinin hepsini aldin mi?” Hakan, “biri iceride kaldi” der. Kosarak eve girer, sonra elinde bir kitapla cikar. Aradaki zamanda aslinda elindeki anahtari masaya geri koymustur. Zeyno bir sey dondugunu anlamis ama ne oldugunu cikartamamis.
    Bir sure sonra Nihat Melekle gelir, ikisi de guluyordur. Melek resmen Nihatla flort ediyor, Nihatsa her zamanki Nihat. Nihat gelince Rabia Hanimlar toplanir. Zeyno kucagindaki Muazzezi son bir kez oper. Nihata verir. Nihatgil yanlarinda Melek, yokus asagi yurumeye baslarlar. Ev birden bire bombos kalmis. Biraz once sen sakrak olan bahce bos. Zeyno yavas yavas yanan isiklari seyreder, sanki zeynonun icinde de bir seyler bos gibi.

  2. #32
    Durum:
    Çevrimdışı
    parlakzz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    19.01.2005
    Mesajlar
    723
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kalp Agrisi XXV

    Cesmede hos bir mekani kapatmislar, Muhsinin sirketin eglencesi orada yapilacak. Ortam cok ***, masalar beyaz guller ve mumlarla suslu. Hasan, Nihatla beraber coktan gelmis. Ama yalniz takiliyor, Nihatsa Melekle sohbete dalmis yine. Yanlarina yaklasinca bir fotograf makinesinden bahsettikleri anlasiliyor, Nihat yaninda tasidigi siyah cantayi aciyor. Icinden epey ayrintili bir fotograf makinesi cikiyor. Melek de orasini burasini soruyor makinenin. Icerisi epey kalabalik. Nihat makineyi eline aliyor, Melek yalandan suh bir poz veriyor. Nihat onu cekiyor. Sonra Nihat kamerasini baska yerlere ceviriyor. Hazirlanan muzisyenleri, konusan insanlari cekiyor. Objektifi kapiya ceviriyor, kapida krem rengi bir elbise giymis olan zeyno Muhsinin kolunda iceri giriyor. Iceri girince muhsin zeynoya birsey diyor, zeyno kafasini ceviriyor. Nihat orda bir poz yakaliyor, muhsine bakip gulumseyen zeynoyu cekiyor.

    Zeyno: Ne guzel olmus burasi.
    Muhsin: Acaba Mazlum beyi isten cikartip Serpil hanimi mi alsam yerine. Boyle bir yerde calistigimizi dusunsene.
    Zeyno: Guzel fikir, bir tarafta tersane bir tarafta da boyle bir ofis.
    Muhsin: Hayal iste…

    Zeyno ve Muhsin yurumeye baslarlar. Onlar masalarina dogru yururken, bir kac kisinin arkasinda ayakta duran Hasanin onundeki insanlar cekilir. Hasan, Zeyno ve Muhsinle gozgoze gelir. Elinde kadehi, basiyla selam verir. Zeynonun o krem rengi elbisesi Hasanda cok baska bir hatira uyandirir. Hayalindeki zeyno, saffetle evlenme hazirligi yapmakta, azizenin zoruyla beyaz bir elbise aramaktadir. Onu o halde ilk gordugunde kendisini tutamayip gulumsemis, sonraysa o elbisenin ne icin oldugunu anlamis, bir an yikilmistir. Bu Zeyno da onda ayni etkiyi yapar, bir an gulumsemekten kendini alamaz. Muhsin sanki zeynonun yaninda yoktur, zeyno ona dogru yuruyordur. Arkada yillar once soyledigi o cumle yankilanir; “ben hep zeynoyu sevdim…”. Sonra zeyno yine bir sey soyler, basini cevirip Muhsine bakar. Hasansa zeynonun donup baktigi yere bakar. Orada Muhsin vardir.

    ************************************************** *******
    Isvicre/ 2 Yil Once

    Hasan ve Saffet, Azizenin yaninda. Yatagin birer kosesine oturmuslar. Bir seyler konusuyorlar, Azize biraz yorgun gibi. Ama yine de gulumsemekten kendini alamiyor. Saffet’e bakiyor ara ara, Saffet biraz dalgin biraz huzunlu. Aslinda Hasan da dagilmis gibi, ama o surekli Azizenin elini tutuyor. Sanki azizenin elinden guc aliyor.

    Azize: Telgraf cektiniz, degil mi? Ucumuzun de adini yazdiniz.
    Saffet: Yazdik Azize, merak etme. Tebrik telgrafinda ucumuzun de adi yaziyor, nikahtan hemen sonra ellerine gececektir. Istersen telefon da acabilirsin…
    Azize: Onca telas arasinda bir de bana laf anlatmaya ugrasmasin Zeyno, bugun onun gunu. (Saffetin yuzu dusuyor gibi… ) Hasan, hani arabada bir DVD vardi, gecen hafta izledigimiz. Onu getirebilir misin? Cok komikti, onu izleyelim yine bu aksam. (hasan bir azizeye bir saffete bakar, azize saffetle yalniz kalmak istemekte bariz)
    Hasan: Tamam, gelirim birazdan. (Hasan odadan cikar, kapiyi kapatir. Derin bir nefes alir, yurumeye devam eder.)

    Azize, yaninda sessiz oturan Saffetin elini tutar. Saffetin basi egik.
    Azize: Saffet… Iyisin degil mi?
    Saffet: Iyiyim Azize merak etme.
    Azize: Ben, son dakikaya kadar umudumu yitirmemistim aslinda. Muhsin kaptanin gecici bir heves oldugunu, yeniden beraber olabileceginizi ummustum.
    Saffet: Azize, bizim zeynoyla aramizdaki sey coktan bitti. Muhsin kaptan olsa da, olmasa da…
    Azize: Saffet… (der, Saffet Azizenin gozlerine bakar. Azize sanki saffetin icini goruyormuscasina konusmaya baslar) Zeyno, cok derin bir deniz gibidir. Icinde cok buyuk firtinalar ve inanilmaz guzel koylar saklar.
    Saffet: Isvicre seni sair yapmis azize (sakaya vurmaya calisir)
    Azize: Zeyno, bazen , cok *** degil ama bazen, ruhunu karsisindaki insana acar. Yaklasmasina izin verdigi insan, bir an o denizin yuzunu degil derinliklerinde saklananlari gorur. Orda sakli seyleri, firtinalari gordukce, insan ona cekilir, onunla kaplanir. Bazense senin gibi cok derinliklerinde kaybolur. (Saffet sanki yakalanmis gibi, Azize saffetin uzgun yuzunu oksar… ) Ama sen o denize hafif bir meltem gibi geliyordun Saffet. O denizin firtinaya ihtiyaci var, durgun dalgasiz duramaz. Durursa kendisi olamaz.
    Saffet: Azize, zeynoyu baska hic kimse boyle anlatamazdi.
    Azize: Bosuna en yakin arkadasi degilim ben Zeynonun.
    Saffet: Senin bu tarife gore Zeynonun bir Kaptanla evlenmesine sasirmamali. (Gulerler)

    O sirada Hasan iceri girer.
    Hasan: Hayrola, ne kaynatiyorsunuz? (Onceki kosesine oturur)
    Saffet: Sizin kizi cikolataya bogup yanaklarini tombullastirma planlarimi anlatiyordum.
    Azize: benim kizim bir kere annesi gibi formuna dikkat edecek, senin cikolata tuzaklarina dusmez.
    Hasan: Azize, bak aklima ne geldi. Kiz biraz buyusun, ona bir essek alalim.
    Azize: Essek mi?
    Hasan: Ne var? Sen kucukken yaylada seni essegin uzerine bindirip az gezdirmedim. Senin cok hosuna giderdi.
    Azize: Offf, cok huysuz bir essekti o ama. Beni kacirmisti bir kere.
    Hasan: Tamam, sakininden aliriz biz de. Koskun bahcesi genis, bir koseye baglariz.
    Saffet: Akif amcanin neler diyecegini dusunemiyorum bile.
    Hasan: Bence hepinizden once o essege bindirip gezdirir torununu. (Yine gulmeye baslarlar… Biz pencereden bir yatagin etrafinda konusan ucluye bakar, sonra da isanbula dogru gideriz.)


    ************************************************** **********

    Istanbul/ 2 Yil Once

    Zeyno, nikah salonunun arka tarafinda ufak bir odada yalniz. Beyaz, etekleri diz hizasinda askili v-yaka bir elbise giymis. Elbisenin belinde kalinca siyah saten bir kemer var, kemerin uzeri parlak taslarla suslu. Saclarini topuz yapmis, ama duvagi kisa, sadece burnuna kadar geliyor. SIkIlmis, duvagi acmis. Aynadaki aksine bakiyor, derin bir nefes aliyor. Kapi calininca telasla duvagi indiriyor, “Gel” diyor. Zeki kafasini uzatiyor.
    Zeki: Offf, cok guzel olmussun, aglayacagim simdi.
    Zeyno: Zeki, dugunlerde anneler aglar, Zekiler degil…
    Zeki: Sen bir de babani gor, yarim saattir gozune toz kactigini iddia ediyor.
    Zeyno: Yapma…
    Zeki: Annen de burada olsun isterdi, biraz da ondan sanirim.
    Zeyno: Hakli da… Aglamasin ama…
    Zeki: Bir de, telgraflar geldi. Onlari vereyim dedim, anons edilmesini istemiyormussunuz galiba.
    Zeyno: Evet, hic gerek yok. (Telgraflari eline alir, sayfalari cevirirken konusmaya devam eder.) Muhsin disarida mi?
    Zeki: Evet, abisigil gelmis, onlarla konusuyordu. Gelir birazdan.

    Kagitlari ceviren zeyno bir telgrafta durur. Tebrik telgrafini gonderen uc kisidir; Saffet Duman ve Azize-Hasan Demir. Bir an oylece durur, Hasanin azizenin yanindaki ismine bakar.
    Zeki: Ne oldu, yoksa eski kalp agrisi mi?
    Zeyno: Zeki, insanin cekilen disinin yeri de agrir ama hic de dis agrisi degildir o. (Zeki bir sey demez, zeynonun duvagini kapatir, oradan buradan cikan sac tutamlarini duzenler. Biraz geri cekilir, eserine bakar. Biraz sonra Muhsin iceri girer.)
    Zeki: Ben cikayim, yerime gideyim. Sizi masada bekliyorum, imzalari atalim, sonra da dagitalim.
    Zeyno: Tamam, deli!

    Zeyno yeniden basini kaldirir, yuzunu orten tulun arkasindan Muhsinin mavi gozlerine bir kere daha bakar. Muhsin Zeynoya “cok guzelsin” der.


    O sirada isvicrede Saffet gitmis, azize yorgun gorunuyor.
    Hasan: Azizem, bu hafta cok kaldim burada, sen de ben varken rahat uyuyamiyorsun. Ben gideyim yavastan.
    Azize: En azindan ben uyuyana kadar kal, nolur. Yanima uzan.
    Hasan: (Hasan kendine yalvaran gozlerle bakan Azizenin gozlerine bakar, alnindan oper) Sen nasil istersen… (Hasan Azizenin yanina uzanir, ona sarilir, azize basini hasanin gogsune koyar, huzurlu bir uykuya dalar. Hasan bir kere daha saclarindan oper Azizenin) “Cok guzelsin”.


    Zeynoysa Muhsine bakmis, elini simsiki sIkmIs. Derin bir nefes alir. Yavas adimlarla salona dogru yurumekteler. Her adimda Zeyno farkli bir sahnesinde hayatinin, sanki filmi geriye sariyoruz; ilk once biraz once gordugu telgrafi gorur, sonra azizeyle konusur telefonda, bir sonraki sahne hasanla en son yuzyuze gorusmelerinden, bir sonraki sahnede telefonu denize firlatip zekiye sarilarak aglar, ardindan odada azizeyle olan resmi yere atip kendisi de yere duserek aglar, sonra kirmizi odada hasana sarilir, avusturyadaki halini gorur, istanbulu terkedisini gorur, saffetin ona bagirisini hatirlar, teknede hasani opusunu, hasanla dans edisini, cafede hasana sut uzattiginda hasanin yuzundeki ifadeyi… En son sahnede ise, hasani daha tanimadigi bir gun vardir. Azize toplantinin ortasinda onu cagirmistir, zeyno gelince sevincle boynuna sarilmistir. Masaya vardiginda azizenin ona sarilisi vardir aklinda. Zeki Masada oturmakta, gelinle damat gelince ayaga kalkarlar. Masaya otururlar. Bundan sonrasinda sesleri duymayiz, biz muzigi duyariz. Muhsin ve Zeynonun evet deyisini goruruz. Defterlere imzalar atilir. Zeyno ve Muhsin ayaga kalkar, Muhsin Zeynonun yanagindan oper. Zeyno, Muhsinin yanagindan ilk optugu, o icinin bir acaip oldugu ani hatirlar. Ama salon, basta Zeki, begenmez bu opucugu, tezahurat yaparlar. Muhsin bu sefer Zeynonun dudaklarina kisa, masum bir opucuk kondurur. Gelen az sayida misafire gulumserler, ellerindeki cuzdani sallarlar.

    O saatlerde Hasan Azizenin yanindan cikmis, Isvicrenin bos ama guzel aydinlatilmis sokaklarinda yuruyor. Biz yine nikahta duydugumuz muzigi duymaya devam ediyoruz. Hasan yururken bir an gozlerinin onune Zeynonun gelinlikli hali gelir, ama gelinlikli zeyno ona degil Muhsine bakmakta. Hasanin hafizasinda Muhsin halen onu 7 sene once olumden kurtardigi zamanki haliyle. O Muhsin Zeynoya dogru yuruyor, onun beline sariliyor. Hasan durur, bu hayalden kurtulmak icin sanki basini sallar; Zeynoya nasil bagirdigini hatirlar; “Deli gibi seviyorum seni, deli gibi kiskaniyorum”… Derin bir nefes alir.

    Hasan nihayet odasina varmis, balkona cikmis. Sehri izliyor, Azize sehrin baska bir kosesinde odasinda tek basina uyuyor. Zeyno ise Muhsinin kucaginda yeni evlerine giriyor. Zeyno ve Muhsin guluserek iceri girerken, Muhsin zeynoyu belinden tutup kendine cekmisken, evli ilk opucuklerini verirken ona, biz Hasani duyuyoruz.

    Hasan: Kalbimin yarisi yok gibi, uyusmus, hissiz. Diger yarisi, Azize… Beni vazgecmeden, degismeden seven tek kadin. Oysa ben tek bir kadini sevmistim, ben yalniz zeynoyu severdim; bir yil gecmeden beni unutan, kalbini baska bir adama sunan zeynoyu. Ben kimim ki zaten, Azizenin kocasi?... (azizenin bos, yari karanlik odasindayiz simdi) Azize olme… Azizem olme… Bunca zaman ittim, istemedim seni, sevgini onemli gormedim. Olme Azize… Korlugumun cezasi bu olmasin, gitme!

    Fonda bir kere daha Sezen aksunun sesi duyulur:
    Ben bu yuzden hic kimseden gidemem, gitmem!
    Unutamam aci tatli ne varsa hazinemdir.
    Acinin insana kattigi degeri bilirim, kusemem…
    Acidan gecmeyen sarkilar biraz eksiktir…


    ************************************************** **************
    Cesmedeki geceye geri dondugumuzde ortada bir kac baska kisiyle beraber Zeyno ve Muhsin de dans etmekte. Melek Nihata doner;
    Melek: Biz de dans edelim mi?, (diye sorar. O sirada Serpil de Melekle Nihatin kaynasmasindan cok memnun)
    Nihat: Bu muziklerde iyi degilim.
    Melek: Partici seni.
    Nihat: Ne sandin.

    Muzigin sonuna dogru salona biraz gec kalmis misafirler, Saffet ve Gulsum girer. Saffet ve Gulsumu goren Nihat biraz sasirir. Fotograf makinesini masanin uzerine koyar, Melek’e “ben geliyorum birazdan” der. Kalkar, onlara dogru yurur. Ilk once Saffet’in elini sikar; “Merhaba Saffet abi, gelecegini bilmiyordum”
    Saffet: Biz de tam emin degildik… (Saffetle el sIkIsIrken bile aslinda gozleri kacak kacak Gulsume bakmakta)
    Nihat: Gulsum, ne kadar degismissin…
    Gulsum: (Gulsum o eski, sicak gulumsemesiyle Nihata bakar) Sen de… Cok zaman oldu. (Nihata elini uzatir, ama Nihat Gulsumun elini hemen birakmaz, biraz uzun bir el sIkIsma olur bu. Tam Gulsumun elini birakacakken yuzuk parmagindaki tektasi farkeder, ona bakar. Sonra zorla gulumseyerek Gulsume bakar)
    Nihat: Nisanlandigini duymamistim.
    Gulsum: Cok yeni zaten, buraya gelmeden once. (Saffet Gulsume ve Nihata bakar. Abi refleksi Gulsumu o durumdan kurtarmak istemekte. )
    Saffet: Nihat, biz masamiza gecelim. Sonra konusuruz yine.
    Nihat: Tabi… (Nihat masasina geri doner, Melek yaninda, ona bakiyor)
    Melek: Sen taniyor muydun Saffet hocayi?
    Nihat: Evet. Zeynonun… (der, sonra devam etmez) Ablamin arkadasiydi…
    Melek: Peki kardesi, Gulsum…
    Nihat: O da, okuldan arkadasimdi…
    Melek: Himm, anladim…

    Tabaklar toplandiktan sonra herkes yavas yavas ayaklanir. Insanlarin cani dans etmek istemekte. Muhsin oldukca neseli, ara ara kahkahalari duyuluyor. O anlardan birinde Mazlum Beye bir telefon gelir, Mazlum bey telefonu acmak icin odadan disari cikar. Sonra yuzu dusmus halde geri gelir, Muhsin beyin kulagina bir sey soyler. Muhsinin de sinirleri ziplamis gibi. Muhsin zeynoya doner;
    Muhsin: Zeynocum, bizim cikmamiz acilen geri donmemiz lazim.
    Zeyno: Neden?
    Muhsin: Sonra anlatirim ben sana, simdilik farkettirmeyelim, kimsenin de moralini bozmayalim. Sen soran olursa bir yalan uydur.
    Zeyno: Tamam canim, dikkat et.

    Muhsin cikar, Zeyno endiseli. Biraz sonra Serpil yanina yaklasir.
    Zeyno: Serpil hanim, cok tebrik ederim. Uzun zamandir gordugum en zevkli duzenlenmis geceydi. Cok yorduk sizi.
    Serpil: Ben bizim dernekten alisigim zaten, ne demek… Istanbula dondugunuzde sizi de bekleriz dernege.
    Zeyno: Bakalim, o gunler bir gelsin….
    Serpil: Bizimkiler yine kacti…
    Zeyno: Muhsin cok onemli bir sey olmasa, boyle guzel bir geceyi birakip gitmezdi.
    Serpil: Mazlum, dans etmekten kacma firsatini bulsun onemsiz bir sey olsa da giderdi. (Gulusurler)

    Biraz sonra Zeyno bir kosede Saffetle konusan Melek’I gorur. Onlari biraz yalniz birakir, sonra yanlarina gitmeye karar verir.
    Melek: Siz niye dansetmiyorsunuz?
    Saffet: Hic bilmiyorum ki…
    Melek: Niye? Tango kursuna gitmemis miydiniz Hocam?
    Saffet: (Bir ima sezmis) Gitmistim ama cok uzun zaman oldu, sonra da hic yapmadim, unutmusum.
    Melek: Zeyno bolbol tekrar etme firsati bulmus ama, hic unutmus gibi gorunmuyor.
    Saffet: Zeyno… (O sirada Zeyno yanlarina yaklasir, Saffet imadan biraz rahatsiz olmus. Gozleri de Gulsumu aramakta)
    Zeyno: Nasil geciyor gece? Yoksa doktor muhabbetinizi mi boldum?
    Melek: Doktor degil, tango muhabbeti yapiyorduk. (Zeyno, Saffetin Gulsume dogru baktigini farketmis. O tarafa bakiyor. Nihat, onlar bakarken Gulsumun yalniz olmasini firsat bilmis. Ona dogru gidiyor, bir seyler soyluyor. Gulsum basini salliyor ama belli ki Nihat israr ediyor, beraber terasa dogru yuruyorlar. Bunlari goren Saffet yine kardesini koruma icgudusuyle o tarafa yoneliyor ama Zeyno kolundan tutuyor.)
    Zeyno: Yapma Saffet, ne konusacaklarsa konussunlar. (melek arada olan seye cok bir anlam veremiyor, saskin bakiyor)
    Saffet: Gulsumun bir daha uzulmesini istemiyorum.
    Zeyno: Gulsum, uzulecegini uzuldu zaten. Birak, eski defterleri kapasin.

    Gulsum ve Nihat terasta. Onlardan once terasta duran cift iceri giriyor. Yalnizlar. Nihat halen hayran hayran bakiyor.
    Nihat: Cok degismissin, cok guzellesmissin. (Gulsum guluyor) Yok, yani eskiden de guzeldin ama simdi daha farkli olmussun.
    Gulsum: Makyaj diyorlar ona.
    Nihat: Hayir, makyaj degil, buyumussun.
    Gulsum: Hepimiz buyuduk.
    Nihat: Dogru, hepimiz… (Sessizlik olur, nihat basini eger, yine yuzugu gorur) Sansli bey kim, taniyor muyuz?
    Gulsum: Tanimazsin, okulda tanistik biz de.
    Nihat: Iyi biri mi bari? Yakisikli mi?
    Gulsum: Evet, hem iyi hem de yakisikli…
    Nihat: Seviyor musun onu?
    Gulsum: Evet, cok seviyorum. O bana onca seyin ardindan yeniden gulumsemeyi ogretti.
    Nihat: Anladim… Gulsum, cikmadik candan umut kesilmezmis.Hic mi bir sansimiz yok? Biz cok sevdik birbirimizi, yok yere, bizim degil baskalarinin yuzunden ayri dustuk.
    Gulsum: Bunlari konusmanin anlami yok ki Nihat, zorlama bosuna.
    Nihat: Neden olmasin? Biz birbirimizi cok sevmistik, simdi bir sansi daha haketmiyor mu bu sevgi?
    Gulsum: Sevmistik ama… Cok zaman gecti uzerinden, artik cok baska insanlar olduk. Ne sen o eski Nihatsin, ne ben eski Gulsumum. Bir aynaya baksana, ne kadar farklisin.
    Nihat: (Butun pozitifligiyle israr eder) Istedigin o olsun, yine uzatirim saclarimi, iki-uc aya eski haline gelir. Su takim elbiselerden de bunalmistim zaten, yine deri ceketimi giyerim. Sen de yine atkuyrugu yaparsin saclarini, gunes gozlugunu takarsin…

    Deri ceketli Nihatla, at kuyruklu eski Gulsumun hayali bir an karsi karsiyadir. Birbirlerine gulumserler, Gulsum eskisi gibi dil cikarir Nihata. Sonra yavas yavas gunumuzdeki hallerine donerler;
    Gulsum: Cok seyler gecti o gunlerin uzerinden, cok acilar atlattik ikimiz de… Farkli insanlar olduk, farkli yonlere, farkli hayatlara buyuduk Nihat. Farkli sorumluluklarimiz var simdi. (Gulsum Nihatin yanagindan oper.) Eger bir teselli olacaksa, seni cok sevmistim. Ama simdi baskasini seviyorum, mutluyum. (Nihat uzgun ama Gulsumun elini tutar)
    Nihat: Ben de senin icin mutluyum…

  3. #33
    Durum:
    Çevrimdışı
    parlakzz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    19.01.2005
    Mesajlar
    723
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kalp Agrisi XXVI

    Mazlum ve Muhsin bey, geceden yeni cikmis kiyafetleriyle ofisteler. Jandarma gelmis, kapida iki araclari var. Iceri disari jandarma girip cikiyor. Gecenin o saatinde kapali olmasi gereken isiklar acik. Muhsin giriste bir calisanla konusuyor.
    Muhsin: Tamam, tamam, anladim… Ben bir komutanla konusayim.

    Jandarmanin basindaki subay Muhsin beye yaklasiyor, “Gelin” diyor, binanin kapisindan giriyorlar Mazlum beyle beraber. Yukari cikiyorlar, ofis darmadagin olmus. Heryer heryerde. Ama asil kasanin kapisi ardina kadar acik, ici bos.
    Subay: Binanin hicbiryerinde zorlanma isareti yok. Kameralar bir gun onceden devreden cikartilmis. Kasanin kapisi hic zorlanmadan acilmis. Belli ki anahtarin yerini biliyorlarmis.
    Mazlum: Nasil olur?
    Subay: Buyuk ihtimal iceriden bir veya bir kac kisi yardimci olmus.
    Muhsin: Hayir, kasayi kastetti sanirim Mazlum bey. Kasayi acmak icin iki ayri anahtar kullaniliyor, ikisi de ayni anda olmadikca acilmaz. Anahtarlardan biri ofisteydi, digeri ise evdeydi.
    Subay: O zaman evinize de girmisler, hemen evinize bir kac kisi gonderelim. Birseyler birakmis olabilirler. (Muhsini bir dusunce almis)
    Muhsin: Tamam, biz haber bekleyelim o zaman.
    Subay: Kasadan parmak izi alacagiz, bunu calisanlarla karsilastiririz.
    Muhsin: Suclu muamelesi yapar gibi?
    Subay: Birisi suclu. Siz, normal kosullarda kasayla isi olanlarin ismini verin, onlarin parmak izlerini listeden cikaralim.
    Muhsin: Tamam, anladim.
    Subay: Bir de gece bekcisi arkadasin ifadesi alinacak, onu goturmemiz lazim.
    Muhsin: Cok guvenilir bir calisanimizdir kendisi, zaten binayi dolasirken kasayi acik gorunce cok korkmus, hemen size haber vermis.
    Subay: Prosedur boyle Muhsin bey.
    Muhsin: Tabi, ben haber vereyim ona.

    Muhsin ve Mazlum yine asagiya iner. Aralarinda konusuyorlar;
    Mazlum: Tam istanbuldan para gonderilen gunu sans eseri tutturmus olamazlar. Yarin bankaya yatacakti hepsi.
    Muhsin: Bunlarin hic birisi sans eseri gibi gorunmuyor.
    Mazlum: Ne kadar vardi kasada?
    Muhsin: Dort yuz bin dolar gibi bir para gelmisti, bir de ondan once olanlar…
    Mazlum: Bulsalar bari.
    Muhsin: Hic umudum yok. Kimbilir anahtari bulana kadar evi ne hale getirdiler. Anlamiyorum, biz cikali daha iki saat olmadi. Nasil bu kadar hizli yapmis olabilirler.

    Jandarmanin biri gelir, subayla konusur.
    Subay: Muhsin Bey; sizin evinizde herhangi bir zorlama, iceri giris, hirsizlik belirtisi yokmus.
    Muhsin: Nasil olur? O anahtar olmadan acamazlar?
    Subay: Anahtara siz ve esinizden baska kimin erisimi vardi, belki kopyasini cikartmislardir.
    Muhsin: Bir ben, esim Zeyno, bir iki kere de Hasan kaptan.
    Subay: Onunla da goruselim.
    Muhsin: Kendimden kuskulanirim, Hasandan kuskulanmam.
    Subay: Anliyorum Muhsin Bey, ama prosedur.
    Muhsin: off…
    Subay: Evinize baska giren cikan, kalan, calisan…
    Muhsin: Burda zaten cok cevremiz yok.
    Subay: Anladim, siz yine de bir dusunun bence. Bakin, bu isi yapanlar hem sizin evinize hem de is yerinize rahat rahat giren buyuk ihtimal guvendiginiz birileri.
    Muhsin: Tamam, haklisiniz. Simdi biraz da saskiniz…
    Subay: Isterseniz gidin, yapabileceginiz fazla bir sey yok. Yarin sabah siz de gelin ifade ve parmak izi vermeye.
    Muhsin: Tabii ki. Iyi calismalar. Sagolun hemen geldiginiz icin.
    Subay: Vazifemiz…

    Muhsin eve gider, biraz sonra bir araba Zeynoyu da eve birakir. Hava artik iyice serinlemis. Muhsin icerde, alt katta, koltuga oturmus, derin dusuncelere dalmis. Zeyno iceri girer, Muhsini gorur, yanina oturur.
    Zeyno: Muhsin, ne olmus? Cok merak ettim, caktirmamak icin de cok ugrastim.
    Muhsin: Ofisi soymuslar, kasayi bosaltmislar.
    Zeyno: Nasil yani? Gece bekcisi var, kamera var, patlayici falan nasil sokmular iceriye.
    Muhsin: Hic birine gerek kalmamis, resmen sihirli bir el kameralari kapatmis, gece bekcisi gelmeden kasayi anahtarla acmis. Istedigini almis, gitmis.
    Zeyno: Ne yapacagiz peki?
    Muhsin: Polisin bir iz bulmasini bekleyecegiz.
    Zeyno: peki evdeki anahtari nasil almislar.
    Muhsin: Baktim, anahtar yerinde duruyor. Eve kimse girmemis.
    Zeyno: Anlamiyorum.
    Muhsin: Tanidigimiz, bildigimiz birileri. Zeyno, su is cozulene kadar istanbula git sen. Her kimse bunu yapanlar, ellerini kollarini sallayarak etrafimizda geziyorlar.
    Zeyno: Muhsin, buyuk ihtimal sirketle alakali birileri; eve kimse girip cikmiyor ki. Gel, yatalim. Yarin ayik kafayla tekrar dusunuruz.
    Muhsin: Dogru, zaten sabah jandarmaya gidecegim. Off… Tam da isler hizlanmisti, bu cok kotu oldu. (Zeyno ayaga kalkar, elini Muhsine uzatir. Zeynonun elini tutan muhsin onun arkasindan yavasca ust kattaki odalarina cikar.)

    ************************************************** ************

    Izmir’de yagmur yagiyor. Yagmurla agaclarin yesilligi sanki daha canlanmis. Ama ayni zamanda hava karanlik, bulanik. Zeyno ust kattaki odada, ayakta duruyor. Elinde cayi, pencereden bakiyor, yagmuru izliyor. Masanin uzerinde bir zarf var, acilmis. Yine donuyor, zarfin yanindaki kagidi eline aliyor. Bir kez daha bakiyor. “%99.9 ihtimal Hasan Demir’in biyolojik cocugudur” yazmakta. Sonra bahceye uzerinde bir yagmurlukla bisiklete binen Melek geliyor. Zeyno, “deli kiz” diye soyleniyor. Once kagidi zarfina koyup bir cekmeceye kaldiriyor. Ardindan asagiya iniyor. Kapiyi aciyor, Melek iceriye giriyor.
    Melek: Aldigim en basarili seylerden biri su yagmurluk, semsiye derdine son.
    Zeyno: Yuzun gozun sirilsiklam olmus. Rimelin de akmis, maymuna donmussun.
    Melek: Sen de cok guzelsin sekerim. (Melek banyoya girer, elini yuzunu kurular temizler. O sirada zeyno da ona cay koyar.)
    Zeyno: Gel, yukari cikalim. Yagmur cok guzel gorunuyor. (melek cayini eline alir, yukari cikarlar)
    Melek: Bahcede keyif gunlerine son desene zeynocum.
    Zeyno: Zaten muhsin killaniyordu artik bahcede oturmamdan. Cok isine geldi. Ona biraksan beni direk istanbula postalayacak.
    Melek: Git sen de. Burada canin sIkIlmIyor mu? Okul, arkadaslar olmasa ben delirirdim burada.
    Zeyno: Ben de senin gibiydim sanirim, hele galata’dan baska yerde mumkun degil yasayamam, catlarim zannediyordum. Orlarda o kadar cok ev aradim ki… Ama simdi ara ara canimin cektigi bir yemek gibi, bir isirik aliyorum, geciyor ozlemim.
    Melek: Su hirsizlik, jandarma falan epey yordu Muhsin kaptani. Bir de o tehdit mektuplari falan.
    Zeyno: bence birisi kafa buluyor Muhsinle. Bizim kime ne kotulugumuz dokunmus ki, biri oyle kotuluk dusunsun bizim icin.
    Melek: Oyle deme Zeyno, “Bu bir sey degil, yuvani dagitacagim” yaziyormus mektuplarda. Babam bizi bile gondermeye kalkti, okulum var, hic bir yere gidemem dedim.
    Zeyno: Olayin pesini biraksin diye korkutuyorlar bence.
    Melek: Ben bu kadar kucumsemezdin senin yerinde olsam…
    (Pencere karsisindaki koltuklara otururlar)

    Zeyno: eee, kacak, hic sesin cikmiyor. Anlat bakalim.
    Melek: Neyi anlatayim?
    Zeyno: Dogrusu uzun zamandir hic bir sey anlatmiyorsun, nerde kaldiysan onu anlat. Anlat da su sIkIcI Zeyno iki heyecanli hikaye dinlesin, gunu senlensin.
    Melek: Iyice yasli teyzeye bagliyorsun zeyno, bence sen hakkaten bir istanbula git. Bozuldun burda.
    Zeyno: Ya Melek, saka bir yana, artik seni takip edemez oldum. Bir baktim Hasanla bisikletlere binmeler, gezmeler, bir baktim, Saffetin projesinin en hevesli elemani olmussun, sonra birden Saffetin ekipten ayrildin. Sonra Nihata takildin. Nihat da gitti, ben hesabi kaybettim artik.
    Melek: Nihatla oylesine takildim, onemli bir sey degildi o.
    Zeyno: Digerleri onemliydi yani?
    Melek: Dogrusu Hasandan gercekten cok hoslanmistim, o da benden hoslandi diye tahmin ediyorum. Ama olmadi, onun gecmisten gelen fazla arizasi takintisi var, ugrasamam oylesiyle.
    Zeyno: Himm… Peki Saffet?
    Melek: Saffeti de ben istemedim, sIkIldIm.
    Zeyno: Basta hic oyle durmuyordun aslinda. Hem bence Saffet de senden epey hoslanmisti.
    Melek: Demek oyle… Bana hic bir sey belli etmedi ama.
    Zeyno: Bence biraz beklemek istedi. Neyse… Eger sen istemiyorsan konusmanin cok anlami yok zaten. Kac zamandir bana da bir soguk davraniyordun, gozumden kacmadi degil. Bir sey mi oldu?
    Melek: Yoo.. Bir sey olmadi. Seni anlamaya calistim sadece.
    Zeyno: Neyi anlamaya calistin, sorsaydin ben anlatirdim.
    Melek: Gercekten mi?
    Zeyno: Gercekten. (Zeyno gulumsuyor, rahat, kendince Melek’in yaninda iyi hissediyor kendini, saklamiyor.)
    Melek: (Elinde tuttugu bardaga bakiyor, gulumseyerek konusuyor) Epey bir zaman dusundum, acaba zeyno Saffetle vaktiyle nisanli oldugunu benden niye sakladi diye? (Zeyno saskin, Melek’e doner) Saffet hakkinda o kadar cok konustuk ki, o kadar cok firsatin oldu ki, ama bir kere bile bu ufak gercegi soylemeye tenezzul etmedin. “Cok eski arkadasim, cok eski arkadasim…”
    Zeyno: Ama oyle, sadece oyle. Gecmisten bahsetmenin bir anlami…
    Melek: Tabi canim, sen zaten kirmayi istemezsin hic kimseyi, ben de camdan yapildim zaten, mazallah bunu duysam ince hastaliga tutulurdum. Allah askina sana kim gercegi soyleyecegine guzel seyler soyleme fikrini asiladi? Kim yaptiysa cok yanlis yapmis. Insani en cok yalan acitir.
    Zeyno: Sen o kadar heyecanliydin ki…
    Melek: Evet, heyecanliydim. Sen de az ugrasmadin bizi bir araya getirmek icin, tuyolar falan. Bunu dusundum iste, insan niye bu kadar eski nisanlisini basgoz etmeye ugrasir ki? Tabi senin ne kadar yuce gonullu bir insan oldugunu unutmusum, ah asil zeyno, kalbini kirdigin eski nisanlinin mutlu olusunu izleyecektin. Ne kadar sevimli…
    Zeyno: Yok oyle bir sey, tamam bir hata yaptim, anlasilan seni de cok kirmisim. Ama niyetim kotu degildi. Bunun arkadasligimiza zarar vermesini istemem.
    Melek: Saffetin halen seni seviyor. Zaten oyle genis insanlarsiniz ki, anlamak mumkun degil sizi. Saffet hayran hayran kocanin yaninda seni izler…
    Zeyno: Yeter Melek, cizmeyi asiyorsun. (Zeyno sinirlenmis artik, bardagi koseye birakmis, ayaga firlamis)
    Melek: Yalan mi, saffetin seni sevdigi yalan mi? (melek zeynonun sinirle firlamasina karsilik ona inat sakin sakin, yavas yavas kalkar ayaga.)
    Zeyno: Cok zaman onceydi, eskiden seviyordu.
    Melek: Simdi beni sevmiyor diye yemin edebilir misin, edemezsin.
    Zeyno: Adamin kalbine mi girip bakicam, biz o konulari kapatali cok oldu. Sevmiyordur. Hoslanirsin, hoslanmazsin, cikarsin, yurur, yurumez, bunlar seni ilgilendirir. Iliskilerinle ilgili seyleri benden bilme.
    Melek: Ah Zeynocum, ne kadar asmissin sen… En azindan sen boyle dusunmek istiyorsun. Ama bunun adi ikiyuzluluk, adam kullanma…
    Zeyno: Ne adam kullanmasi?
    Melek: En basta beni Hasan kaptanla aranizda yeniden alevlenen aski kamufle etmek icin kullanmadin mi?
    Zeyno: Nasil soylersin bunu?
    Melek: Hasan kaptanla ilgili bir iki kere capkindir falan dedin, tabi insan kiskaniyor biraz eski sevgilisini. Ondan sonraysa sesini cikarmadin, hosuna bile gitmeye basladi.
    Zeyno: Sadece butun iyi niyetimle uyardim seni, capkindir evet. Ama ayni zamanda iyi bir adamdir. Sen hoslandiktan sonra yolunu mu kesseydim?
    Melek: Ne kadar capkin oldugunu birinci elden biliyorsun elbette. Sen de az degilmissin ama, insan en yakin arkadasinin sevgilisini de calmaz be. Her seyin bir usulu var.
    Zeyno: Neyden bahsettiginden haberin yok!
    Zeyno: Hasanla aranizda bir seyler vardi degil mi, eski ask burda alevlendi yeniden. O bakismalar, elele tutusmalar… Benim de onunla takilmama ses cikarmadin bu yuzden, dedikodularin yayilmasini onleyecek birine ihtiyacin vardi.
    Zeyno: Yeter Melek!
    Melek: Guzelim, sen deseydin sevgilimle eski gunleri yadediyoruz diye, ben yardimci olurdum sana. Yalniz kalmanizi saglardim. (Goz kirpar) Ben idare ederdim seni, rahat rahat bulusurdun sevgilinle.
    Zeyno: Bu kadar yeter. Defol! Evimden defol! (melek kapiya yonelir)
    Melek: Zor tabi, etrafta ne kadar adam varsa parsellemissin zeyno. Bir tarafta kocan, bir tarafta eski nisanlin, bir tarafta ugruna arkadasini olume surukledigin askin… (Guler) Bir de bana diyorsun, takip etmesi zormus, saka gibisin… (Melek cikar)

    Zeynonun sinirden eli ayagi titriyor. Yagmur durmus, Melek’in bisiklete binip gidisini izliyor. Sonra koltuga cokuyor. Basi ellerinin arasinda…
    Zeyno: Bu kadar basit mi hakkaten?

  4. #34
    Durum:
    Çevrimdışı
    parlakzz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    19.01.2005
    Mesajlar
    723
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kalp Agrisi XXVII

    Zeyno basi ellerinin arasinda bir sure oylece kalir, hava kararmaya yakin. Bahce kapisinin acildigini, Hasanin iceri girip yukari ciktigini bile farketmez.
    Hasan: Zeyno? Zeyno iyi misin? (diye bagirarak yukari cikar, Zeyno koltukta oturmakta, hasani duyunca saskin bakakalir.) Dis kapi acikti, odum koptu sana bir sey oldu diye.
    Zeyno: Merak edilecek bir sey yok. Melek cikarken kapatmayi unutmustur.
    Hasan: Daha dikkatli olman lazim…
    Zeyno: Biliyorum… Biliyorum…
    Hasan: Saffet gelecekmis bu aksam, bize cagirmistim sana sozu oldugunu soyledi.
    Zeyno: Himm, evet. Tamamen cikmis aklimdan, hic hazirlik da yapmadim.
    Hasan: Senin canin mi sIkkIn?
    Zeyno: Onemli bir sey degil, Melekle tartistik biraz.
    Hasan: Anlasildi, konusmak istemiyorsun. Beni niye cagirdin? Telefonda soylemeyeyim demistin.
    Zeyno: (Koltuga coker yeniden) Sinirden tamamen unutmusum. Seni cagirmistim di mi?
    Hasan: Istersen gideyim, baska zaman konusuruz.
    Zeyno: (Guler) Yok, o kadar sinirli degilim.
    Hasan: Aman baska bir seye kizip bana patlama da, beni samar oglani yapma huyunu unuttum sanma. (Zeyno yine gulumser. Sonra telefonu calmaya baslar)
    Zeyno: (Telefona bakar) Serpil hanim… Offf, tam zamanini buldu. Kizi bir yandan, anasi bir yandan…
    Hasan: Acma o zaman..
    Zeyno: Derdi neymis ogreneyim, konusuruz ardindan. (Telefonu acar) Serpil Hanim, buyrun? Melek mi? Buradaydi… Babasiyla bulusacakti ama gitmemis mi? (hasana da soyluyor bir yandan) Dolasmaya dalmistir. Benim yanimdan ciktiginda gayet iyiydi. Iki-uc saat oluyor cikali… Bilmiyorum ki… Her taraf yagmurdan islak, nereye gidecek ki? Cebini acmiyor mu? Allah Allah… Tamam, Mazlum bey asagi tarafa baksin. Ben de bizim evden yukarisina bakayim bir. Bir sey bulursam haber veririm. (Telefonu kapatir, Hasana doner)

    Zeyno: Melek kayipmis. Bu yagmurda dagda kirda gezecek degil, oturacak bir yer de yok ki burda. Hani sehirde olsa arkadasini gordu, oyalandi dersin. Burda nereye kaybolmus olabilir ki?
    Hasan: Telas yapma zeyno…
    Zeyno: Sinirle evden cikti, kesin basina bir sey geldi. Ben aramaya cikiyorum.
    Hasan: Ben de geliyorum. Evde fener var mi, hava iyice karardiginda donemezsek yardimci olur.
    Zeyno: Olacakti bir tane.

    Bir sure sonra Zeyno ve Hasan disarida, Melek’in bisikletle gittigi tarafa dogru yuruyorlar. Yol islak, camurlu. Zeyno ayagina cizme giymis, onlar da camur icinde. Biraz tepe gibi bir yere cikiyorlar, yolun sag tarafi bos, daha onceden burda manzara izlemislerdi. Zeyno ara ara “melek!” diye bagiriyor. Zeyno havanin kararmasiyla biraz da korkuyor gibi, Hasana yaklasarak yuruyor. Hasan bunu farkediyor, gulumsemekten kendini alamiyor. Zeyno yolun kenarina bakarken, sanki asagida birsey goruyor. Melek’in bisikleti ters donmus, yolun sagindaki bosluga dusmus. Biraz daha asagida kayalar var ve Melek basinda kanlarla kendinde degil, orda yatiyor.
    Zeyno: Melek!!! (Zeyno korkuyla irkiliyor. Hasan hic bir sey soylemeden, camurlu yoldan asagiya kayarak ve kayalara atlayarak Melek’in yanina iniyor.)
    Hasan: Zeyno!! (Zeynonun gozleri faltasi) Zeyno, feneri buraya tut. (Hava henuz cok kararmamis, ama bir saate kapkaranlik olacak. Zeyno Hasanin uyarisiyla isigi Melek’e dogru tutuyor.)
    Zeyno: Iyi mi? Iyi mi? Nefes aliyor mu?
    Hasan: Tamam, sakin ol. (Hasan daha sakin, eliyle sanki incitmekten korkuyor Melek’I, yuzune yaklasiyor. O sirada Zeynonu telefonu caliyor. Zeyno heyecanla telefona bakiyor)
    Zeyno: Saffet! Bizim evin onunde misin? Melek kaza gecirmis, evin ilerisindeyiz, 10-15 dakika ileride. Nolur, cabuk gel, kendinde degil! Hasan, Saffet “nabzini hissediyor musun?” diye soruyor. (Hasan iki parmagiyla boynuna dokunuyor Melek’in)
    Hasan: Evet, atiyor.
    Zeyno: Cok sukurler olsun, nabzi varmis. Saffet cabuk! Tamam, sen gelene kadar yerinden kipirdatmayacagiz. (Telefonu kapatir) Hasan, oynatmayin diyor saffet. Allahim, sen yardimcisi ol. Olmesin, nolur olmesin! (Hasan da endiseli, uzerindeki ceketi cikartir, Melek’in uzerinde orter. Onu orda oyle caresiz gordukce zeyno daha cok delirmekte.)

    Biraz sonra Saffet hizli adimlarla gelir. Saffet geldiginde Zeyno da Melek’in yanina inmis, Melekle konusuyor:
    Zeyno: Melek, dayan guzelim. Cikartacagiz seni burdan. Duyuyor musun beni? Melek, hayata tutun, nolur Melek! (Saffeti gorur) Saffet, yardim et! Nolur kurtar onu!
    Saffet: Tamam Zeyno, korkma. (Saffet de dengesini zor saglayarak, biraz zeynoya biraz kayalara tutunarak asagiya iner. Once nabzina bakar, sonra boynunu, ve kaburgalarini muayene eder. ) Ciddi bir kirik yok gibi. (O sirada Melek gozlerini acar) Kendine geliyor.
    Zeyno: Sukurler olsun.

    Melek gozlerini acar, sonra bir yerleri aciyor gibi, gozlerini aciyla kisar.
    Saffet: Ufak bir kaza gecirdin. Adini soyleyebilir misin?
    Melek: (kisik sesle) Melek…
    Saffet: (Derin bir nefes alir) Guzel. Bir agri hissediyor musun?
    Melek: Bacagim, bir de sirtim… (Saffet Melekin pantolonunu siyirir, sag dizinden asagisinda bir anormallik var gibi)
    Saffet: Kirik var gibi. Melek, simdi telaslanma. Yardim cagirdik, seni buradan cikartacagiz.
    Melek: (Birden aglamaya baslar) Tesekkurler.

    Saffet Melek’in elini tutar. Melek’in konustugunu duyan zeyno nihayet rahatlamis, o da aglamaya baslar. Hasan arada saskin saskin bir o gucsuz melek’e, bir elini tutan Saffet’e, bir de Zeynoya bakmakta. Melek Zeynoya doner:
    Melek: Zeyno… Gercek degildi hicbiri… Seni kirmak istedim…
    Zeyno: Biliyorum Melek, biliyorum. Benim hatam… Hic biri onemli degil, onemli olan senin sagligin…

    Biraz sonra bir minivan gelir, icinden Muhsin ve iki adami cikar.
    Muhsin: Saffet, buldugumuz en genis arac buydu. Sedyeyle ilk yardim malzemelerini de getirdik.
    Saffet: Sedyeyi buraya uzatin. Bir kisi daha insin, uc kisi cikartabiliriz sanirim. (Saffet yardim icin ayaga kalkacak ama Melek elini birakmiyor. Saffet ona bakip gulumsuyor. ) Bir kac kirik var ama yine de dikkatli olmak lazim.

    Melek’I sedyeye yerlestirip, boynunu sabitleyip yukari cikartiyorlar. Ani bir hareket yaptiklarinda belli ki Melek’in cani aciyor. Minivana Melek’le beraber Saffet de biniyor, diger iki kisi de on koltukta. Yer acmak icin ortadaki koltuklari cikartmislar. Minivan sedyeyle dolmus. Hasan, Zeyno ve Muhsin disarida.
    Muhsin: Siz gidin, sirketin orda Mazlum bey olacak, onu da alip hastaneye goturun. Biz arkadan geliyoruz. Yer yok zaten.
    Saffet: Tamam (diyor, halen Melek’in elini tutuyor, ona gulumsuyor)

    Arac uzaklasirken hepsi cok yorgun. Muhsin ufacik karisina sarilip oyle yuruyor. Yanlarinda da Hasan. Zeyno halen sokta.
    Muhsin: Shisstt… ne oldu, bak iyi Melek… Bir kac kirik en fazla…
    Zeyno: Oluyordu, benim yuzumden…
    Muhsin: Nasil senin yuzunden? Asil senin sayende kurtuldu. Sen bu tarafa gittigini gormeseydin, onu bulmasaydin, asil o zaman cok kotu seyler olurdu.

    ************************************************** ************
    Antalya/ 2 Yil Once

    Zeyno, guzel bir evin bahceye bakan balkonunda demirlere dayanmis etrafi seyrediyor. Biraz ileride yol, yolun ardinda da deniz var, dalgalarin sesi geliyor. Iceride dolanan Muhsinin siluetini goruyoruz ara sira ama Zeyno dalmis, disaridaki hayati seyrediyor. Yoldan mobilete binmis bir kiz, arkasinda da ona sarilan biraz irice erkek arkadasi. Ara sira yalpaliyorlar, ama cok eglendikleri her hallerinden belli. Onlara bakan Zeyno gulumsuyor.

    Zeyno: Bir zamanlar, ne garip ne cok agrimisti kalbim… Halbuki, hepsi gecmis, hic yok gibi…

    Sonra Muhsinle gecen gunleri saatleri dusuyor aklina, gozlerini yumuyor. Muhsin hic acelesi, kosturmacasi olmadan, sanki bir omur onlarinmiscasina Zeynonun gomleginin dugmelerini aciyor. Ama Zeynonun beyni ona bir oyun oynuyor, bir an Muhsinin yerine Hasan geciyor. Zeyno korkuyla gozlerini aciyor. Basini salliyor. Arkasindan Muhsin yaklasiyor, ona sariliyor. Zeyno Muhsinin sicakligini hissedince gozlerini kapatiyor.

    Muhsin: Ne dedin canim…
    Zeyno: Hic… Ne cabuk bitti balayi…
    Muhsin: Istersen uzatabiliriz, uc gunden bir sey anlamadik. Hem merak etme, bizimki bir omurluk balayi olacak. (Zeynoyu oper yine, Zeyno guler)
    Zeyno: Dunyayla baglantimiz koptu burda, telefon yok, TV yok…
    Muhsin: Cep telefonunu getirmene izin verecegimi sanmiyordun umarim. Bu tatil sadece ve sadece ikimiz icin… Ucuncu kisilere yer yok.
    Zeyno: Haklisin…
    Muhsin: ee, balayimizin son gecesini nasil degerlendirmek istersin? (Zeyno gulumser)



    ************************************************** ***********

    Isvicre/ 2 Yil Once

    Sabah olmus, Azize uyanmis. Hasan bir iceri, bir disari cikiyor.
    Hasan: Bugun tembelligin uzerinde, kahvalti yapman lazim artik. (Azizenin cevap vermeye bile mecali yok gibi).

    Saffet odaya girer,
    Saffet: Kucuk annemiz nasil bu sabah?
    Azize: Iyiyim…
    Saffet: Benim ziyaretin sonuna geldik, artik onumuzdeki ay gorusuruz. (Sonra azizenin yuzunde bir acaiplik hisseder) Sen iyi olduguna emin misin?
    Azize: Biraz yorgunum sadece, basim agriyor.
    Saffet: (Saffet Azizenin atesine bakar) Bir saniye (Saffet cikar, tansiyon aletiyle gelir. Bir de hemsire getirir, hemsire kan alir)
    Hasan: Ne oldu, bir sey mi var?
    Saffet: Yanaklari biraz fazla kirmizi, atesi var gibi. Eminim onemli bir sey degildir ama ben bir doktorunu goreyim..
    Hasan: Tamam…

    Hasan azizenin kahvaltisini yatagina getirmis, azize zorla dogruluyor. Koca gobeginden dolayi tepsiyi yaklastirmak bile cok zor. Hasan guluyor bu duruma. Azize de zorla gulumsuyor. Sonra Hasan bir seyler anlatarak kahvaltisina yardimci olmaya calisirken Azize birden bayiliyor.
    Hasan: Azize! Azize! Ne oluyor! Yardim edin, azizeye bir sey oldu!

    Hasan kapidan telasla cikinca zaten oraya dogru gelmekte olan doktoru ve Saffeti farkediyor.
    Saffet: Hasan, sen burada dur. Telas etme. (hasan eliyle ilerleyen saffeti tutuyor, saffet ona donuyor, gozgozeler)
    Hasan: Saffet, azizeyi kurtar, olmesine izin verme!
    Saffet: Merak etme Kaptan.

    Saffet doktorla iceride. Hasan disarida ne oturabiliyor, ne kalkabiliyor. Iki dolaniyor, sonra oturuyor, sonra yeniden kalkiyor. Kendi kendine “azize, azize…” diye mirildaniyor.

    Biraz sonra Saffet cikiyor, yuzu asik.
    Hasan: Saffet! Ne oldu, iyi mi?
    Saffet: Hamilelik tansiyonu, diger enfeksiyonlarla da birlesince aniden ve kotu ilerlemis. Operasyon yapilmasi, hamileligin sonlandirilmasi lazim. Senin olurunu istiyorlar.
    Hasan: Ne gerekiyorsa yapsinlar, benden niye izin istiyorlar?
    Saffet: Operasyonda hayati tehlike var.
    Hasan: Ben… ben nasil? (hasan sogukkanliligini kaybetmis) Ne yapacagim?
    Saffet: (SAkinlestirmeye calisiyor) Izin vereceksin, hamileligi durduracagiz. Boyle en azindan bir sansi var, bekledigimiz her dakika azize oluyor.
    Hasan: tamam, sen ne diyorsan tamam. (Saffet elini Hasanin omzuna koyuyor, teselli etmek ister gibi. Sonra iceriye gidiyor.)

    Biraz sonra ameliyat icin hazirlanmis, baygin azizeyi cikartiyorlar. Hasan caresiz bir sekilde sedyenin yaninda gidiyor, azizeye sesleniyor. Azizenin gozleri kapali. Hasan elini tutuyor, sIkIyor bir kere daha. Sonra da azizeyi goturuyorlar.

    Ameliyathanede, doktorlar azizenin karin bolgesine kirmizi bir sey suruyorlar. Saffet birebir ameliyati yapanlardan biri degil, o biraz daha azizenin basinin oldugu tarafta. Surekli monitorlere bakiyor, mirildaniyor.
    Saffet: dayan Azize, sabret… Bebegine kavusacaksin, az kaldi… Dayan azize…

    Bir sure sonra Azizenin karnindan bebegi alirlar, hafif mavimsi bir renkte. Ilk once ses gelmez. Hemsire bebegi alir, bir seyler yapar ve ardindan bebegin o tiz aglamasi duyulur. Aglamanin sesi sanki azizeyi uyandirmis, azize gozlerini acar…
    Doktor: kendine geliyor…
    Saffet: Azize, kizin cok saglikli, nefes alabiliyor. (Azize gulumser, sonra yine gozlerini yumar, monitorlerden gelen sesler artmistir, ortalik birden karisir)
    Doktor: Hastayi kaybediyoruz!

    Bir sure sonra etraftaki kosusturma durur, doktorlar cekilir. Monitordeki ses artik kesilmiyordur. Saffet bir kosede durup oylece azizeye bakmakta. Bir sure gozlerini kapatir, derin bir nefes alir. Ayaga kalkar, yutkunur. Kapiya dogru gider, uzerindeki seyleri cikarmakta. Ameliyathanenin kapisindan cikar, karsisinda onu umutla bekleyen Hasani gorur. Hasan korku-umut karisik Saffete dogru yurur, Saffet basini one eger:
    Hasan: Hayir, hayir!
    Saffet: Basin sagolsun…

    Hasan oldugu yerdeki koltuga coker. Basi ellerinin arasinda, “azize” diye sayiklamalarini duymaktayiz. Biraz sonra bir hemsire Hasani cagirir, Hasan ameliyathanede yalniz basina yatan Azizenin yanina girer. Hemsire cikar. Azizenin boynuna kadar bir ortu ortmusler. Hasan eliyle Azizenin yuzunu oksar, orada asili kalan o belli belirsiz gulumsemeye bakar. Hasanin aklindan binlerce azize sahnesi geciyor; kucukken yaylada beraber oynadiklari, pesine takilan kucuk kiz, o yaklastiginda yanaklari kipkirmizi oluyor. Yeniden istanbulda bulustuklarinda Azize surekli Hasanin gozlerinin icine bakiyor, o gelince hep yaninda, beraber tango yapiyorlar, bir gece azize sarhos tekneye geliyor, hasana onu sevdigini soyluyor, Hasan gitmek isterken ona bininci turnasini veriyor. Sonra kirdigi azizeyi goruyor Hasan; bir beraber takildigi, yakinlastigi; bir vazgectigi. Ondan hic vazgecmeyen, “ama hep gurursuzlar kaybeder” diyen azize. Sonraki sahnede, hastanede yatan azize hasani teselli ediyor; “Korkma bebegimi ve seni yalniz birakmayacagim”.

    Hasan, halen “olamaz, olme azize” diye kendi kendine mirildanmakta. Birden cok eski bir hatiraya gider; kucuk azize hasanin yularindan tuttugu bir essege binmis. Essek yurudukce azize kikir kikir guluyor. Hasan da ona bakip guluyor. Sonra essek birden Hasanin elinden kurtuluyor, sirtinda azize kosa kosa uzaklasiyor. Azize essegin sirtinda bir isikta kaybolurken Hasan arkasindan “azize!” diye bagiriyor.
    Hasan: Oldurdum onu, hayatimdaki en guzel seye, beni en cok seven kadina olum getirdim sadece… (Hasan omzunda bir el hisseder)
    Saffet: Hasan… Sen ona yeni bir hayat getirdin. (hasan saffete bakar) Kiziniz yasiyor, yasamayi cok istiyor.

    Hasan egilir, Azizenin olu dudaklarina bir opucuk kondurur. Saclarini oksar. Sanki yasama gucunu orda birakmis gibi cikar. Saffet Hasani alir, baska bi bolume goturur. Bebeklerin oldugu bir odaya bakiyorlar, Saffet ona ufak bir bebegi isaret eder.
    Saffet: Iste orada… Yedi aylik dogdu ama cigerleri calisiyor, hayata hazir. Azizenin bebegi, minik azize…



    ************************************************** ************

    Istanbul/ 2 Yil Once

    Zeyno ve Muhsin evlerine girerler. Ellerinde cantalar, yorgunlar.
    Zeyno: Dur, bir babami arayayim. Meraktan delirmistir adam.
    Muhsin: Ara bakalim…

    Zeyno ev telefonuna gider, telefonu cevirir.
    Zeyno: Alo baba… Geldik, geldik nihayet. Muhsinin dahiyane fikri sagolsun, sabah erkenden yola ciktik. Arabayla gelene kadar gecenin koru oldu… Evet, simdi girdik eve. Sen nasilsin? Sesin kotu gibi… Ha tamam, olmasin bir sey. Muhsine veriyorum. (Muhsin alir telefonu)
    Muhsin: Asim Hocam, neler oldu anlat bakalim su son uc gunde. (Muhsin gulerken yuzu birden duser. Yuzunun yonunu zeyno gormeyecek sekilde degistirir. Bir sure sadece Asimi dinler. Etrafta birseyler toplayan zeyno, muhsindeki sessizligi farkeder. Doner ona bakar) Tamam, tamam. Ben soylerim. Haber veririm sonra sana. Hoscakal. (muhsin telefonu kapatir)

    Muhsin Zeynoya bakar.
    Zeyno: Ne oldu, kotu bir sey mi oldu?
    Muhsin: (Zorla gulumser) Gel, oturalim Zeyno…
    Zeyno: Ne oldu? Azizeye mi bir sey oldu? (Muhsindeki sessizlik bir onaymis etkisi uyandirir) hayir, olamaz! Beni cagirmisti, ona gidecektim!
    Muhsin: Fenalasmis, acilen bebegi almislar… (Derin bir nefes aliyor, o durdukca zeyno sanki deliriyor) Ama… Azizeyi kurtaramamislar. (Bunu duyan zeyno, dehsetle elini yuzune goturur) Haberi duyan Akif bey de rahatsizlanmis, durumu iyi degilmis.
    Zeyno: Aman Allahim… Aman Allahim…
    Muhsin: (muhsin zeynonun elini tutar) Ellerinden geleni yapmislar Zeyno. Yapilacak her seyi yapmislar… Metin ol… (Zeyno kabul etmez gibi basini salliyor)

    Zeynonun aklina beraber kosustugu cocuk azize geliyor, onu arayan, ona sarilan azizeler geliyor. Bir yerde sanki azizenin ona sarilisini hissediyor yeniden; azizeye “sen benim kardesimsin, canimsin” diyor. Bu hisle sanki azizenin gogsunde actigi boslugu hissediyor, eli gogsune gidiyor. Yasli gozlerle Muhsine bakiyor:
    Zeyno: Yapamadim… Azizeyi yasatamadim, azizeyi kurtaramadim…
    Muhsin: kucuk kiz, sen ne yapabilirdin ki? Kaderi buysa sen ne yapabilirdin ki?
    Zeyno: (Muhsin bir turlu anlamiyor zeynoyu, basini salliyor, aglamaya basliyor) Kurtaramadim… (diyor, sonra aklina bir sey geliyor) Bebek?
    Muhsin: Bebek yasiyormus. Saglikliymis…

    Zeyno gozlerinde yaslar, azizenin ondan son istegini duyar yeniden:
    “Soz ver bana, bana bir sey olursa kizimi hic yalniz birakmayacaksin. Yaninda olmadigimi hissetmeyecek, sanki yanindaymisimcasina beni anlatacaksin ona. Soz ver…”

  5. #35
    Durum:
    Çevrimdışı
    parlakzz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    19.01.2005
    Mesajlar
    723
    Konular
    1
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Kalp Agrisi XXVIII

    Aksam olmus, Zeyno ve Muhsin evde. Disarida deli gibi yagmur yagiyor, kizilca kiyamet kopuyor.
    Muhsin: Melek’e gittin mi bugun?
    Zeyno: Evet, eve cikarttik nihayet. Iyi ki vaktinde gelmisim, baksana disaridaki havaya.
    Muhsin: Cok daha kotu seyler olabilirdi, ucuz atlatti Melek.
    Zeyno: Cilgin kiz…
    Muhsin: Saffet yaninda mi halen?
    Zeyno: Bugun eve gotururken vardi. Hastanede de cok ilgilenmis. Zaten Melek’in arkadaslari da surekli etrafindalardi. Bir sure okula ara vermesi gerekecek diye uzgundu de, buna da sukur. Iki kirik, bir kac ezikle kurtuldu.
    Muhsin: Eeee..
    Zeyno: Eeee’si ne?
    Muhsin: Saffet diyorum, Melek diyorum, havada ask kokusu diyorum.
    Zeyno: Bilemiyorum, bekleyelim gorelim. (Gulumser)
    Muhsin: Off ya, ne kadar ketumsun Zeyno. Ben degil de Zeki olsaydi anlatirdin ama dimi? (Sakadan huysuzlanmakta)
    Zeyno: Zeki baska…
    Muhsin: Cok ozledin di mi Zekiyi?
    Zeyno: Cookkk…
    Muhsin: Simdi onu gorsen cok guzel olur di mi?
    Zeyno: Cookkk…
    Muhsin: Himmm… O zaman bir istanbul’a git, Zekiyi gor istersen sen…
    Zeyno: Biraz dusunmem lazim… (Muhsinin yanina gelir, yaklasir, Muhsinin gozlerine bakar) Zekiyi cok ozledim, evet… Ama burdan gidersem seni daha cok ozlerim. Artik beni gondermeye calismaktan vazgec nolur, tehdit mektuplari da durdu. Korkacak bir sey yok. Paralari calanlar da coktan gitmis, o paralari bir yerlerde yiyorlar.
    Muhsin: Keske oyle olsa… Ama bunu yapanlar cok yakinimizda, etrafimizda birileri… halen de yakinlarimizdalar. Bu beni cok huzursuz ediyor… Dusunuyorum, dusunuyorum, ama aklima kimse gelmiyor. Hem sirkete giris cikislari var, hem de bu eve girebiliyorlar. Zaten bu eve, sen, ben, Asim’dan baska gelenler genelde bahceden iceri bile girmiyor. Iceri giren bir Esma var, o da mutfaga… Bir de Hakan… (Muhsin Hakan deyince, Zeyno sanki bir sey hatirlamis gibi olur. Muhsinle gozgoze gelirler) Hakanin babasi, Sitki, hic geldi mi eve?
    Zeyno: Hayir, hic gelmedi… Sadece iki kere bahce kapisina kadar geldi ama iceri girmedi.
    Muhsin: Ne isi olacak ki zaten evde… benimki de laf… (Zeynoda jeton dusuyor gibi…)
    Zeyno: Eminim, onemli bir sey degildir ama… Sitki, bizim eve geldigi gun, Hakan ona bir sey verdi.
    Muhsin: Nasil bir sey?
    Zeyno: Goremedim, uzaktaydi. Sadece elinde tutuyordu sIkI sIkI, onu farketmistim.
    Muhsin: Zeyno… En mantikli senaryo bu…
    Zeyno: Nasil yani?
    Muhsin: Kamil para transferinin oldugunu bilen bir kac insandan biri, ofisteki anahtarin da yerini biliyordu. Sitkiysa evdeki anahtari aldi.
    Zeyno: Yok artik…
    Muhsin: Ben yarin Hakanla konusmak istiyorum.
    Zeyno: Muhsin yapma, pisman etme beni birsey soyledigime.
    Muhsin: Cocugu korkutacak degilim, zaten bir sey sakliyorsa acik verecektir. Yoksa da ruhu bile duymaz.
    Zeyno: Dikkatli ol…
    Muhsin: Tamam, cookkk dikkatli olurum. (Guler, zeynoya sarilir…)



    ************************************************** ******************



    Ertesi gun Zeyno aksam uzeri Hakanla takilmakta, her zamanki gibi. Muhsin eve gelir.
    Zeyno: Hosgeldin, erkencisin…
    Muhsin: Evet, isten kactim. Sehre giden yol kapanmis, duydun mu? Karayollari halen devrilen agaclari kaldirmaya calisiyordu. Allah muhafaza bir sey olsa, buraya kisildik kaldik.
    Zeyno: Bir de bugunku havaya bak… Hic dunku firtinadan eser yok.
    Muhsin: Deniz de sut liman... Hasan kaptan dun aksam firtina var diye burda kalmis, bu aksam da yol kapali diye burda kalacakmis.
    Zeyno: Nerde yatip kalkiyor?
    Muhsin: Fabrikada bir oda ayarlamis, gece bekcisine yardimci oluyorum diyordu.
    Zeyno: Bari aksam yemegine gelseydi…
    Muhsin: Istemedi. Siz ne yapiyorsunuz?
    Zeyno: Resim yapiyoruz Hakanla.
    Hakan: Ama ben Zeyno kadar guzel cizemiyorum.
    Muhsin: Zeynonun isi o.
    Zeyno: Kim caylarinin yanina kurabiye ister? (Muhsin kotu kotu bakar) Offf, ben yapmadim kurabiyeyi, Esma gonderdi.
    Muhsin: Olur o zaman, di mi Hakan. (Hakan basini sallar. Zeyno mutfaga gider.)

    Muhsin biraz gergin aslinda, belli etmemeye calisiyor. Onune bir kagit alir, o da denizde bir gemi cizmeye baslar. Hakan merakla ona bakar. Muhsin, gemiyi cizerken Hakana bakmadan konusmaya baslar.
    Muhsin: Bak, biz de iste boyle bir gemi yapacagiz.
    Hakan: Cok buyuk!
    Muhsin: Evet, kocaman… Ama bir sure ertelemek zorunda kaldik, cunku bir seyi kaybettik.
    Hakan: Neyi?
    Muhsin: Bir anahtarimiz vardi evde, onemli bir anahtar, o kayboldu. O olmayinca gemiyi yapamiyoruz.
    Hakan: (Kaslarini catar) Yukaridaki anahtar mi? (Muhsin gulumsemek ister, ama durur, belli etmemeye calisir)
    Muhsin: Sen nerede oldugunu biliyor musun?
    Hakan: Masanin ust cekmecesinde, ataclarin altinda. Orda degil mi artik?
    Muhsin: Degil… Sen hic aldin mi oradan anahtari, belki dusmustur bir yere. (Hakan artik cekinmeye, korkmaya baslamis)
    Hakan: hayir, almadim…
    Muhsin: Hakan, sana kizmayacagim. Gercekten kizmayacagim. (yumusak yumusak konusuyor) Ama bunu ogrenmem cok onemli…
    Hakan: Bir kere… Bir kere aldim, ama hemen yerine koydum.
    Muhsin: Alip ne yaptin?
    Hakan: Babam istedi. (Muhsin basini sallar, cocugu korkutmamak icin gulumser)
    Muhsin: Keske bize soyleseydin, biz verirdik sana anahtari.
    Hakan: Ben dedim onu, Zeyno bana anahtari verir dedim, ama olmaz dediler. Ben getirmezsem Zeynonun da annemin de cani yanacakmis, oyle dediler. Ben de onlar uzulmesin diye…
    Muhsin: Iyi yapmissin Hakan, cok iyi yapmissin.

    ************************************************** ***************

    Evin icindeki masanin etrafinda Muhsin, Zeyno ve Esma var, Esma Hakani kucagina almis. Esma: Muhsin bey, yapmayin, bizim ne sucumuz var? Cocugu tehdit etmisler, bize bir sey olmasin diye yapmis.
    Muhsin: Jandarmaya coktan haber verdik, sizin ifadenizin de alinmasi lazim.
    Esma: Ne isimiz var bizim karakol koselerinde?
    Muhsin: Esma, bilerek veya bilmeyerek alet olmussunuz bu olaya. Bununla ilgili herkesin ifadesi alinacak. Hem Sitki ve Kamil yakalanana kadar…
    Esma: Allah belasini versin ikisinin de, onca yil hayatimi mahvettiler… Simdi de bu…
    Hakan: Zeyno abla, annemi hapse atmasinlar. Ben bilemedim, nolur yardim et… (Zeyno Hakanin konusmasina dayanamiyor. Muhsine bakiyor)
    Muhsin: Merak etme, simdi sizi karakola gonderecegiz, ifadeniz alinacak. Sonra Cesmede bir tanidigimiz var, onun evinde kalacaksiniz. Boylelikle Sitki da sizi bulamaz.
    Esma: Nerede oldugumuzu bilirse…
    Muhsin: Sitki zaten kendi caninin derdinde olacak. Su yol acilsin, jandarma takviye de gondersin, kesin yakalanacaklar.
    Esma: peki ya biz…
    Muhsin: Koyde 3-5 tane jandarma var zaten. Hasan kaptana soyleriz, ufak bir tekneyle bir jandarmayi alir, bir de seni, Hakani goturur. Ifadenizi verirsiniz. (Esma Hasan lafini duyunca gozler yine faltasi olur, zeynodan yardim ister gibi bakar)
    Zeyno: Hasan Kaptan burda kalsin istersen, ihtiyacimiz olabilir. Ahmet kaptan gotursun onlari.
    Muhsin: Tamam, olur. Ariyorum simdi Ahmet’i.

    Sirketten bir arac gelir, Zeynolarin evin onunden Esma ve Hakan o araca biner, hava kararmak uzere. Esma ogluna sarilip ondan guc almaya calisiyor. Zeyno Esmaya sarilir:
    Zeyno: Merak etme, hersey er yada gec ortaya cikacak. Korkacak bir sey yok. Biz size inaniyoruz. (onlarla vedalasirlar. Araba giderken Muhsin zeynoyla konusmaya baslar)
    Muhsin: Nasil emin olabiliyorsun bu kadar? Sonucta adamin karisi ve cocugu… Belki de haberi vardi. Burada artik kimseye guvenim kalmadi.
    Zeyno: Hayir, Esma da Hakan da senin kadar kurban bu iste. Gormedin mi, cocugun derdi beni korumak.
    Muhsin: Ben de killanmaya basladim, su yol acilsin ilk is seni gonderecegim. Artik tartisma istemiyorum.
    Zeyno: Tamam…

    Muhsin ve Zeynonun bilmedigi, Esma ve Hakan giderken bunu uzaktan Sitki ve Kamilin izledigidir. Zeyno ve Muhsin iceri girerler, ikisinde de bir gerginlik var. Zeyno masaya oturmus, Hakanin o gun yaptigi resime dalmis, dusunmekte. Muhsinse oylece koltukta oturmus. Telefon calmaya baslar. Muhsin telefonu acar.
    Muhsin: Soyle hasan kaptan… nasil yani? Kahretsin, bunu yapiyor olamazlar? (Zeyno ayaga kalkar)
    Zeyno: Ne olmus?
    Muhsin: (halen telefonda konusmakta) Yaralanan var mi?... Tamam, saglik ocagina haber verin. Bir baksinlar yine de… Ben de geliyorum simdi…
    Zeyno: Nolmus Muhsin?
    Muhsin: Tersaneyi kundaklamislar…
    Zeyno: Nasil??!! (Sandalyeye tutunur) Neden? Parayi calarlar anladim ama bunlarin derdi ne?
    Muhsin: Buraya itfaiye gelene kadar… Yapacak bir sey yok, onca emek cope gitti Zeyno. Gece bekcisi mudahale etmeye calismis, sonra dumandan etkilenmis. Hasan zorla disari cikarmis adami.
    Zeyno: O iyi miymis?
    Muhsin: Ben iyiyim dedi. Ben yine de gidecegim tersaneye. Isciler toplanmis, sondurmeye calisiyorlarmis. Insanlarin ekmek kapisi…
    Zeyno: tamam…
    Muhsin: Sen de geliyorsun. Seni bu kesmekeste evde yalniz birakamam. Hic bir yer guvenli degil. Kac kisiler bilmiyoruz, belki de once paralari caldilar, sonra adam topladilar etraflarina. Uzerine de kalin bir seyler, seni buradan cikartmaya calisacagim.

    Muhsin yukari cikar, masasindan tabancasini alir, beline takar. Zeyno, siyah bir kazak gecirir uzerine. Ayagina yine botlarini gecirir. Tersanenin etrafindaki kalabalik, kovalarla su tasiyor. Yanginin etraftaki binalara sicramasini onlemeye calisiyorlar. Zeyno biraz uzak bir kosede duruyor, Muhsin iscilere yardim ediyor, yol gosteriyor. Araara da donup Zeynoya bakiyor. Muhsin bir ara Hasani alip Zeynonun yanina geliyor.
    Muhsin: Hasan… Su kalabalikta gercekten guvenebilecegim nerdeyse tek kisisin.
    Hasan: Sagolun kaptanim…
    Muhsin: Zeynonun daha fazla burada kalmasina tahammul edemeyecegim.
    Zeyno: Muhsin, sen burdayken ben nerede olabilirim?
    Muhsin: Tartismayalim. Ellerinde silah var mi bilmiyoruz. Burayi yakan canavar, baska bir sey yapmaktan da cekinmez.
    Hasan: haklisiniz.
    Muhsin: Hasan, Zeynoyu buradan cikarmama yardim eder misin? (Zeyno Muhsine bakmakta saskin saskin) Tekneyi al, karanlikta sehri bulursun, degil mi?
    Hasan: Elbette… Bizim eve gotururum, kimse bilmiyor zaten benim evi.
    Muhsin: Tamam… Hadi Zeyno, kimseye hissettirmeden gidin. (Zeyno aniden Muhsine sarilir, korkmus. Muhsin Zeynonun yanagindan oper.) Korkma…
    Zeyno: Seni birakmak istemiyorum.
    Muhsin: Zeyno, benim iyi olmam icin once senin sagligindan emin olmam lazim. Varinca ara… Jandarma da yolu acmaya calisiyor. Sabaha hersey gecmis olacak.

    Zeyno, halen Muhsinin sogukkanliligina bakiyor. Her tarafta alevler var, ama Muhsin o kadar sakin ki, sanki butun yanginlari sonduruyor. Bizimkilerin farketmedigi sey ise, kalalabalikta bir adamin onlari izledigi ve telefonla bir yeri arayip haber verdigi.

    Zeyno ve Hasan tekneye binerler. Zeyno Muhsine el sallar karanlikta uzaklasirken. Yaklasan tehlikeden habersiz denizin ortasinda, basbasalar.
    Hasan: Biraz eski bu tekne, sehre varmamiz vakit alacak.
    Zeyno: Ulasalim da…

    Rahatsiz edici bir sessizlik olur. Hasan yola ve Zeynoyu uzaklastirmaya odaklanmis. Zeyno koca siyah gozlerini acmis, Hasana bakmakta.
    Zeyno: Hasan… (Hasan Zeynoya doner)
    Hasan: Efendim Zeyno…
    Zeyno: Hasan… Hakan senin oglun, test sonuclari geldi. Ne zamandir soylemek istiyordum ama bir turlu firsat bulamadim, belki kendimde o gucu bulamadim. Ama bilmen lazim…
    Hasan: Biliyorum Zeyno, biliyordum zaten.
    Zeyno: Nasil?
    Hasan: Zeynep.
    Zeyno: O mu soyledi?
    Hasan: Sayilir…
    Zeyno: Hasan, meraklanma, bir yolunu bulacagiz. Zaten su Sitki denilen adam hapise girecek. Zeynepi ondan uzaklastiririz. Zamanla ikna da ederiz, bakarsin Hakani nufusuna almana bile izin verir. Sen de simdiye kadar yapamadiklari telafi edersin.

    Hasan, yolu birakmis. Zeynoya donuk. Onun konusmasini dinliyor, yuzunde acaip bir huzur var. Eli Zeynonun sacina gidiyor, ama dokunmuyor, dokunmaya korkuyor gibi. Ona gulumsuyor, Zeyno kendince birseyler anlatiyor, cozum buluyor. Hasansa Zeynoya gulumsuyor. Hasanin tek gordugu Hakan’a sarilmis, Hakanla oynayan, Hakanla elele yuruyen Zeyno. Zeynonun gozlerinin icine bakiyor, icinden gecen seyi paylasmak istiyor.
    Hasan: Zeyno… Hakanin annesi…
    Zeyno: (Kafasi karisiyor, Hasanin aslinda Esmayi kastettigini dusunuyor) Uzulme sen, Zeynepin cektigi her seyi unutturacagiz ona. Ben bir kardes olurum, artik yalniz kalmaz bu dunyada. Zaten ona cocuguyla guvende bir hayat olsun, baska bir sey istemiyor …
    Hasan: (Zeynonun yanlis anlamasina guluyor) Aptal… Zeyno, Hakanin annesi…

    Zeyno gozlerini kirpistiriyor. Hasan ne demeye calisiyor diye dusunmekte… O sirada hasan birden yaklasan motor seslerini duyar. O buyulu an birden bozulur. Hasan tamamen baska bir ana gecer.
    Hasan: Birileri yaklasiyor. Nasil olur? (Dumeni zeynoya tutturur, egilir, alet cantasi gibi birsey bulur. Oradan uzunca metal bir cubugu kendine alir, sivri uclu bir tornavidayi zeynoya verir.)
    Hasan: Zeyno, bunu al ve sakla. Bana bir sey olursa, kendini koruyacaksin. Tamam mi? Sen guclu bir kadinsin. Onlari pisman et!
    Zeyno: (Zeyno korkuyla basini sallar) Tamam…

    Biraz sonra yaklasan motoru daha net gorurler. Daha kucuk bir tekne ama daha yeni gibi, icinde uc adam var. Karanlikta cok secilmiyorlar. Ilk once Hasanlarin teknenin motoruna birseyler firlatirlar. Teknenin motoru acaip sesler cikartir, yalpalar sonra da durur. Hasan o sirada telsizden yardim istiyor ama birilerinin duydugu bile belli degil.

    Kucuk teknedeki uc adam Hasanlarin tekneye cikar. Biri Sitki, diger ikisini tanimiyorlar. Adamlardan birinin elinde silah var, Sitki da ise bir bicak var. Diger adamin eli bos. Hasan eline demir cubugu alir, dumen kismina gecer. Zeynoyu arkasina alir. Vucuduyla Zeynoyu korumaya calismakta. Zeyno, Hasanin arkasinda, cok korktugu belli.
    Sitki: Merhaba Hasan Kaptan… Yine karsilastik…
    Hasan: Her gun gormuyor muydun zaten beni, ne karsilasmasi? (zaman kazanmaya calisiyor)
    Sitki: O ayri… Her gunku gorusmelerimiz, bugun icin bir hazirlikti. Simdi gecmisten kalan hesabi kapatma zamani.
    Hasan: Ne hesabi?
    Sitki: Senin icin ne kolay, gelir, hayatimiza girer, sonra cikip gidersin. Arkanda neler oldu, umrunda olmaz.
    Hasan: Bak, bir derdin varsa benle gor. Nasil odeseceksek, odeselim. Baska kimseyi karistirmayalim bu ise.
    Sitki: Olur mu hic? Zeyno hanimefendi de bu isin bir parcasi… Senin Zeynep’le yaptiklarinin ocunu ben Zeynodan almazsam ne anlami kalir? Daha sonra onu geri vermek icin de para alacagiz falan, her yonden karli is yani. (Sitki, cok kotu siritmakta. Zeyno dehsetle gozlerini acar)
    Hasan: Adi herif!
    Sitki: Bak hasan kaptan, senin zarar gormene taraftar degilim. Tercihim saglikli ve ayik olman, olan biteni izlemen.
    Hasan: Zeynoya dokunmak icin, olumu cignemen gerekir.
    Sitki: Illa ki canini yaktirtacaksin be kaptan. Farkindaysan, silah bizim elimizde.

    Hasan sinirli. Birden sanki pes ediyor gibi, “tamam, ates etmeyin” diyor. Zeyno saskin saskin Hasana bakiyor. Hasan one hafif bir adim atiyor, sanki egilip elindeki cubugu yere birakacak. Ama tam egilmisken aniden dogruluyor, ve uzanabildigi kadar uzanip silah tutan adamin eline vuruyor, silah denize dusuyor. O anlik bosluklarindan faydalanip ikinci bir darbeyi silah tutan adamin kafasina indiriyor, adam bayilip yere dusuyor. Ikinci, eli bos olan adam sira kendisine gelmeden hasanin savurdugu cubugu tutuyor, hasanin hareket kabiliyeti kisitlaniyor bir an. O adami tekmeyle uzaklastirmak isterken Sitki yandan yaklasip Hasanin karnina bicagi sapliyor. Zeyno, “hasan!!!” diye bagirmakta. Hasan, her nekadar yuzu aciyla burusmus olsa da ikinci adami da etkisiz hale getirir. Sitki artik meydani bos bulmus halde, ikinci kez bicagi saplar. Zeyno, sakladigi tornavidayi hatirlar. Tornavidayi Sitkinin sirtina saplar. Bu sefer Sitki beklemedigi yerden darbe almis, Hasan onun bu saskinligini firsat bilip elindeki bicagi alir. Bicagi Sitkinin kalbine saplar. Sitki kanlar icinde yere duser, hiriltilar cikartir. Sonraysa hirilti kesilir. Hasan bir koseye dayanmakta. Zeyno korkuyla Sitkinin nabzina bakar, sonra hasana doner; “Olmus” der. Sitkinin olum haberini alan Hasan, sanki icindeki gucu tuketmeye hakki olmus gibi birden coker. Zeyno korkuyla firlar; “hasan!!!”. Zeyno yere yatirdigi Hasanin karin kismini acar, birbirine yakin iki yara gorur. Icine giydigi atletin alt kismini yirtmaya baslar. Buldugu peceteler ve yirttigi atletle Hasanin yarasina bastirip, kanamayi durdurmaya calisir. Ama kan kaybeden hasanin gucu gitgide azalmakta, benzi atmakta. Zeyno, Hasan rahat etsin diye ugrasmakta. Telefonuna bakar, telefon cekmiyor. Yapacak fazla bir seyi yok. Hasanin basini dizlerinin uzerine alir. Hasanin gozleri kapali, acmaya gucu yok sanki. Zeyno hasanla konusmaya baslar…

    Zeyno: Hasan… Bak, atlattik. Bak bunu da atlattik. Anliyor musun? Hasan… Nolur dayan… O guzel kizin icin dayan, onu yalniz birakma sakin. Sana ihtiyaci var Muazzezin. Nolur dayan… Sonra, bak Hakan var. Daha Hakanla telafi etmen gereken 8 sene var…

    Zeyno bunlari soyledikce Hasanin gozlerinin onune ufacik kizi gelir, bir melek gibi uyumakta. Sonra Hakan gelir gozlerinin onune, o kosan, ziplayan, akilli akilli konusan, balik avlayan… Gulmeye calisir, ama gulemez, cok yorgun. Ardindan ofkeli bir kalabaligin ortasinda Hakana simsiki sarilmis Esmayi gorur Hasan. “Yapmayin, vurmayin cocuguma” der Esma. Hasanin karsisina cikan Zeyno, ona Hakani gosterir. “Oglunun sana ihtiyaci var, Zeynep’in sana ihtiyaci var; olman gereken yer…” der. Hasan kalabaligi yarar, biraz once vucuduyla Zeynoyu korudugu gibi Esma ve Hakani korumaya baslar.

    Zeyno bir an susmus, sonra konusmaya devam eder.

    Zeyno: Hasan… Sonra… Ben varim, beni birakma Hasan. Benim icin dayan. Sen benim gencligimsin, askimsin, kalbimsin, heyecanimsin, umudumsun sen benim. (Gozleri dolar zeynonun) Kaderimi cizen adamsin sen. Sana bir sey olursa… Sana bir sey olursa…. Beni ben yapan sey de olur! Olme hasan, benim icin, yasa nolur… (Hasanin gozlerinin onune o sahilde Zeynoya ilk sarildigi an gelir, kisik sesle son gucuyle mirildanir)
    Hasan: Ben hep Zeynoyu sevdim, ben hep…

    Bunu duyan Zeynonun gozlerinde biriken yaslar akmaya baslar. Akan yaslar Hasanin yuzune duser. Zeyno aglarken Hasanin zihninde Hasan Zeynoya sarilmis. Hersey orada durmus.

    Bir sure sonra Zeyno uzaktan yaklasan motor sesini duyar, isiklari gorur. Sahil guvenlik onlari bulmustur. Hemen bir kac kisi zeynolarin tekneye atlar. Diger adamlara bakarlar. Hasani almak icin bir sedye gelir. Zeyno Hasani sedyeye yerlestirirken yardim eder, elini tutar. Gelen teknelerden biri Hasani hastaneye en yakin limana goturur, baska bir tekne ise zeynoyu en yakin karakola. Zeyno, halen Hasanin bindigi tekneye aglayarak bakmakta…

    Zeyno: Hasan… Artik bitti agrilar, degil mi? Bitti bu kalp agrisi... Kavustu kalplerimiz, niye agrisinlar ki artik? Bizim birbirimize kalplerimizi verisimizden daha derin nasil birlesir ki iki kalp. Tenler, eller, hepsi birer ruya sadece. Binlerce el, binlerce beden uzakta olsak da birbirimize; kalbim senin kalbin. Sen; sevgilim, askim, kalbim, dostum, babam, kardesim, gencligim… Sen;beni ben yapan… Sen; kaderimi cizen adam… Hoscakal kalp agrim… Merhaba yeni kalbim…

    ************************************************** ******************

    BIR SENE SONRA

    Adadayiz, Zeynolarin adadaki evinin denize bakan bahcesinde. Yillar once, Zeyno bu adaya bir daha ayak basamayacagini zannediyordu halbuki. Gunes batmak uzere. Ortadaki koltukta Zeyno oturuyor, yaninda da Muhsin. Gunesin batisini izliyorlar. Yan taraftaki sandalyede Saffet oturuyor. Ama konusmuyorlar, herkes sakin bir sekilde gunesin batisini izliyor. Hasan ayakta. Yaninda ayakta Esma duruyor. Onlar da kendi aralarinda konusuyorlar. Muazzez epey yuruyor, kosuyor, konusuyor ama daha cok bagiriyor. Surekli Hakanin pesinde. Hakan nereye gitse pesinden geliyor, onunla oynuyor. Evin oldugu tarafta, balkonda, Asim hoca ve Melek var. Onlar manzaradan cok bizimkileri izliyor, onlardan konusuyorlar.
    Asim: TUS’a az kaldi, heyecan var mi?
    Melek: Var biraz… Bakalim…
    Asim: Hangi bolumu istiyordun?
    Melek: Kadin dogum… (Asim guler) Evet, anladiniz. Annem sinir oluyor, daha temiz bir sey sec diye tutturdu. Ama yeni bir hayatin dogusuna tanik olmaktan daha guzel ne olabilir ki?.. Eee, Hasan kaptan evlenecek mi eski sevgilisiyle?
    Asim: Oyle gibi gorunuyor. Esma cok kizgindi aslinda Hasana, ama yine de Hasanin yaralandigi o donem, Hasan iyilesene kadar da hastane kapisindan ayrilmadi.
    Melek: Onceki evliligi…
    Asim: Tehditle, zorla evlenmis, biraz da cocuk icin…
    Melek: Amma capkinmis bu hasan kaptan da… Zeyno diyordu ama, inanmiyordum… (Asim guler yine, bu sefer biraz manali)
    Asim: Asil siz ne zaman evleniyorsunuz? Bekletme ogrencimi.
    Melek: Ben Saffete soyledim, TUS gecilene kadar nikah yok. O da cok calisayim da geceyim diye ugrasiyor.
    Asim: Az degilsin melek…
    Melek: Oyleyimdir.

    Hakan biraz daha buyumus, Muazzezi pesinden kosturmakta; oyle bir oyun oynuyorlar. Muazzezin saclar hafif kizila caliyor, biraz uzamis. Tam annesi olmus. Hakanin pesinden kosarken Muazzez takilip yere dusuyor. Hasan refleksle kizina gitmek istiyor. Esma Hasani tutuyor, gulumsuyor, basini salliyor. Hasan yerine Hakan gidiyor Muazzezin yanina, Muazzezin yuzu burusmus, belli ki cani yanmis ama aglamiyor. Hakan Muazzezin yanina diz cokuyor, Muazzezin aciyan dizine bakiyor. Dizinden opuyor. Hakan: “gecti mi?”

    Muazzez Hakan dizinden opunce gulumsuyor, yine ayaga kalkiyor. “gecti…”

    Zeyno da yuzunde bir gulumseme bu ikiliyi izliyor. Muhsin ayaga kalkiyor. Elini Zeynoya uzatiyor. Muhsinin eline tutunarak Zeyno da ayaga kalkiyor. Aksam kizilliginda, zeyno ayaga kalkinca Zeynonun kocaman gobegini farkediyoruz, Zeyno hamile…


    SON

Sayfa 7/7 İlkİlk ... 34567

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kalp Ağrısı (Atv)
    By parlakzz in forum Kalp Ağrısı
    Cevaplar: 784
    Son Mesaj: 13-11-12, 19:19:53
  2. Kalp Ağrısı- Bölüm Resimleri
    By randomwalk in forum Kalp Ağrısı
    Cevaplar: 100
    Son Mesaj: 14-08-10, 22:26:22
  3. Kalp Ağrısı(Arşiv 2)
    By ipekaziz in forum Kalp Ağrısı
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 21-07-10, 15:28:35
  4. Kalp Ağrısı (Arşiv 1)
    By dnzdefnedevrim in forum Kalp Ağrısı
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 04-04-10, 01:28:02
  5. Cevaplar: 87
    Son Mesaj: 17-02-10, 12:24:23

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Webmaster Forum
vdcasino
vdcasino
vdcasino
betexper
fragmanlar
Yuregininsesi
juul
One Hit Wonder
eta saat
bahis forum
ilbet
vdcasino giriş
Mobil Ödeme bahis
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
canlı bahis siteleri
deneme bonusu
escort ankara
izmit escort
izmir escort
vdcasino
ilbet giriş
ilbet
en iyi casino siteleri