Sayfa 24/27 İlkİlk ... 142021222324252627 SonSon
131 sonuçtan 116 ile 120 arası

Konu: Kara Para Ask- Bölüm Yorumları

  1. #116
    Durum:
    Çevrimdışı
    papatya67 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    05.02.2007
    Yer
    Ölene Kadar Engin Akyürek
    Mesajlar
    22,249
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    En çok satılan 3 dizinin 2 tanesinde Engin Akyürek markasının olması gurur verici. :love01:

    Dizilere ihracat ödülleri



    Karapara Aşk, Karagül ve Fatma Gül’ün Suçu Ne dizileri ihracat şampiyonu



    Hizmet’ sektöründe yer alan Kültürel Hizmetler alanında en çok ihracatı yapılan üç diziye; başrol oyuncuları, yapımcısı ve dağıtım şirketleriyle birlikte ihracat ödülleri verildi. Başrolünü Tuba Büyüküstün ve Engin Akyürek’in paylaştığı ‘Kara Para Aşk’ dizisi 2015 yılında en çok ihracatı yapılan dizi oldu. Yapımcısı Ay Yapım olan dizi ATV’de yayınlanmış, Dizinin dağıtımını ITV – Intermedya gerçekleştirmişti.



    Yurtdışına en çok satışı olan ikinci dizi ise Fox TV’de yayınlanan ‘Karagül’ oldu. Başrolünü Ece Uslu, Mesut Akusta ve Mert Yazıcıoğlu’nun üstlendiği dizinin yapımcılığını ise Avşar Film, dağıtımını ise ITV – Intermedya yapmıştı.



    Türkiye’de gösterimde olduğunda da çok ses getiren ve büyük beğeni toplayan Kanal D’nin sevilen dizisi Fatma Gül’ün Suçu Ne? de yurtdışına en çok satışı yapılan üçüncü dizi olarak yer aldı. Başrol oyunculuğunu Beren Saat ve Engin Akyürek’in paylaştığı, AY Yapım’ın dizisinin dağıtımını ise Kanal D yapmıştı.



    Kültürel Hizmetler alanında 2015 yılında ortalama 200 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti. Sektör, 2023’te bu rakamları 750 milyon dolar seviyelerine çıkarmayı hedefliyor.

    http://ekranella.com/haber/dizilere-ihracat-odulleri

  2. #117
    Durum:
    Çevrimdışı
    fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    26,561
    Konular
    18
    Verdiği Beğeni
    925

    Aldığı Beğeni: 1,044

    Bahsedilme
    14 Mesaj

    Standart

    Geleneği bozmayacağım..

    Önce Elif Denizer diyorum.. Pardon.. Elif Denizer Demir..

    Özledim..

    Babasına olan düşkünlüğünü,
    Roma'da özgürce kendini bilerek dolaşmasını,
    Sevdiği adamı karşısında ilk gördüğünde gözlerini şimşek çakar gibi açmasını,
    Ailesine karşı sonsuz anlayışını,
    Korksa bile kendini kaybetmemesini,
    Gerektiğinde sakladıkları için bedel ödemesini,
    Sevdikleri için tüm kapıları açmasını,
    Yıkılmayışını,
    Gözlerine çöken hüznü gizleyememesini,
    Sevdiği adamın dudaklarına sorgusuz sualsiz yapışmasını,
    Bir cevap alabilmek için kapı kapı dolaşmasını,
    Merhametini,
    Erdemini,
    Derin bir orman saklayan bakışlarını,
    Sevdiği adamın onu heyecanlandırırken nefesini alıp vermesini,
    Kahvesini zarifçe yudumlamasını,
    Yeri gelince düşmanlarına kafa tutmasını,
    Kıskançlığını,
    Gözlerine yerleşen ateşi,
    Ağlarken kızaran gözlerini,
    Yalanların içinde dürüstlüğünü,
    Dürüstlüğünün içinde masumluğunu,
    Sevdiği adama "Sevgilim" deyişini,
    Heyecanlı bir şeyler anlatırken ellerini kullanmasını,
    Tutkusunu,
    Elindekileriyle yetinmeyi bilmesini,
    Doya doya yaşamasını,
    Sevdiği adamın kokusunu içine çekişini,
    Roma'yı sevdiği adamla güzel bilmesini,
    Gözleriyle savaşmasını,
    Kahve sevgisini,
    Sevdiği adama sığınmasını,
    Sığınırken çoğalmasını,
    Sevdiği adamın elmas gözlerine karşı esirgemediği özlemini,
    Tatlı krizlerini,
    Gerildiğinde klasik müzik dinlemesini,
    Sevdiği adamın canını acıtırken kendi acısını saklamasını,
    Yenildiği zaman bunu sevdiği adamdan saklamamasını,
    Tek kişiyken bile iki kişi olmasını bilmesini,
    Anlayışını,
    Derinliğini
    Kayboluşunu,
    Şaşırırken gözlerini kocaman açışını,
    Şefkatini,
    Özlemini,
    Ve belki de daha nicesini..

    Çok özledim.. Elif Denizer Demir'i bayağı özledim..

    Geleceğim yine..

  3. #118
    Durum:
    Çevrimdışı
    papatyagulum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    04.01.2010
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    841
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    4

    Aldığı Beğeni: 8

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Alıntı fracture Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Geleneği bozmayacağım..

    Önce Elif Denizer diyorum.. Pardon.. Elif Denizer Demir..

    Özledim..

    Babasına olan düşkünlüğünü,
    Roma'da özgürce kendini bilerek dolaşmasını,
    Sevdiği adamı karşısında ilk gördüğünde gözlerini şimşek çakar gibi açmasını,
    Ailesine karşı sonsuz anlayışını,
    Korksa bile kendini kaybetmemesini,
    Gerektiğinde sakladıkları için bedel ödemesini,
    Sevdikleri için tüm kapıları açmasını,
    Yıkılmayışını,
    Gözlerine çöken hüznü gizleyememesini,
    Sevdiği adamın dudaklarına sorgusuz sualsiz yapışmasını,
    Bir cevap alabilmek için kapı kapı dolaşmasını,
    Merhametini,
    Erdemini,
    Derin bir orman saklayan bakışlarını,
    Sevdiği adamın onu heyecanlandırırken nefesini alıp vermesini,
    Kahvesini zarifçe yudumlamasını,
    Yeri gelince düşmanlarına kafa tutmasını,
    Kıskançlığını,
    Gözlerine yerleşen ateşi,
    Ağlarken kızaran gözlerini,
    Yalanların içinde dürüstlüğünü,
    Dürüstlüğünün içinde masumluğunu,
    Sevdiği adama "Sevgilim" deyişini,
    Heyecanlı bir şeyler anlatırken ellerini kullanmasını,
    Tutkusunu,
    Elindekileriyle yetinmeyi bilmesini,
    Doya doya yaşamasını,
    Sevdiği adamın kokusunu içine çekişini,
    Roma'yı sevdiği adamla güzel bilmesini,
    Gözleriyle savaşmasını,
    Kahve sevgisini,
    Sevdiği adama sığınmasını,
    Sığınırken çoğalmasını,
    Sevdiği adamın elmas gözlerine karşı esirgemediği özlemini,
    Tatlı krizlerini,
    Gerildiğinde klasik müzik dinlemesini,
    Sevdiği adamın canını acıtırken kendi acısını saklamasını,
    Yenildiği zaman bunu sevdiği adamdan saklamamasını,
    Tek kişiyken bile iki kişi olmasını bilmesini,
    Anlayışını,
    Derinliğini
    Kayboluşunu,
    Şaşırırken gözlerini kocaman açışını,
    Şefkatini,
    Özlemini,
    Ve belki de daha nicesini..

    Çok özledim.. Elif Denizer Demir'i bayağı özledim..

    Geleceğim yine..
    sevgili fracture çok güzel yazını okudum..sizin mutlaka yazmanız lazım..belki de yazıyorsunuzdur bilemem..ama gerçekten çok farklı ve hoş bir uslubunuz var..kurduğunuz cümlelerle insanı o konunun tam içine çekiyorsunuz..iyi bir yazıcı değilim ama gerçekten iyi bir okuyucuyum..kesinlikle yazdıklarınızı değerlendirin..sadece dizi yorumu anlamında değil söylediklerim..yazma yeteneği hakkında..

    vee Elif Denizer Demir gördüğüm en güzel karakterlerden birisi..ve asla unutmayacağım her izlediğimde gözlerimin parlayıp yaşaracağı özel insan..Tuba Hanım Elif olarak bir başkaydı benim için..

    tabi ki bunda Engin Bey ile olan muhteşem uyumu da unutulamaz..

    ben bu ikiliyi hep bir daha beraber görmek için bekleyeceğim..neden olmasın ki..Bergüzar Koral ile Halit Ergenç yıllar sonra bir araya geldiğine göre ...bekleyeceğim EnTu yu..

    Tuba Hanım'ın ve Engin Bey'in dizileri olursa da mutlaka bakacağım ayrı ayrı..

    yolları açık olsun..

    bu forumdaki herkesi de özledim..umarım yine buluşacağımız güzel dizimiz olur..

    kalın sağlıcakla...

  4. #119
    Durum:
    Çevrimdışı
    fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    26,561
    Konular
    18
    Verdiği Beğeni
    925

    Aldığı Beğeni: 1,044

    Bahsedilme
    14 Mesaj

    Standart

    E ben Ömer Demir'i de özledim:love01:

    Bitmek bilmeyen dürüstlüğünü,
    Çelişkilerini,
    Elmas gibi ışıldayan gözlerini,
    Karşısındaki insanı zor durumda bırakacak kadar keskin bakışlarını,
    Şüpheci yanını,
    "Elifim" deyişini,
    "Elifim" derken sesinin titremesini,
    Sevdiği tarafından sevilen sakallarını,
    Yaşadığı anın en hareketli yerinde saçlarını düzeltişini,
    Telaşlı hallerini,
    Elini kolunu kullanarak bir şeyler anlatmasını,
    Sevdiğine hasretle bakışını,
    Ağlarken dağılmasını,
    Tane tane konuşmasını,
    Sevdiğine sıkı sıkı sarılmasını,
    Bazen sarılırken hiç bırakmak istemeyişini,
    Sinirlendiğinde gözünün hiçbir şeyi görmeyişini,
    Saflığını, temiz yüreğini,
    Ardında bıraktıklarını sabırla dinleyişini,
    Suskunluğunu,
    Bakışlarındaki isyanı,
    Severken canının yanmasını,
    Sevdiğine ait eşyaları özlemle öpüşünü, koklayışını,
    Sevdiği insanlardan darbe yediğinde dağılışını,
    Gülerken güldürmesini,
    Gözlerinin içiyle gülmesini,
    Sevdiğini her öptüğünde bir hasretini gizleyişini,
    Tutkusunu,
    Yorgunken gözlerinin kızarıklığını,
    Utanırken bakışlarını kaçırmasını,
    Merhametini,
    Merhametini kaybederken içine kapanışını,
    Sevdiğine sayısız evlenme teklifini,
    Çırpınışını,
    Hayata karşı korkusunu,endişelerini,
    Takım elbise sevmeyişini,
    Sevmediği insanlara karşı alaycı yaklaşımını,
    Sevmekten korkmasını,
    Tertemiz yüreğinin kirletilmeyeceğine olan inancını,
    Severken acı çekişini,
    Hafif kamburumsu yürüyüşünün sevdiği yanında olunca dikleşmesini,
    Sevdiğini sahiplenişini,
    Sahiplenirken kaybedişini,
    Umudunu,
    O bitmek bilmeyen umudunu..

    Çok özledim..

    Elif'in Ömer Demir'ini çok özledim ben:img-in_lo

    Yine geleceğim..

    Sevgili papatyagulum, güzel düşüncelerin için çok teşekkür ederim.. Birçok dizi izliyoruz elbet, yeri gelince bayağı sıkı takipçisi oluruz.. Ve her birinin kendine has bir özelliğini seviyoruz.. Bu dizinin de bir tutkusu vardı.. Bir tılsımı.. Şimdilik sadece, iki güzel oyuncuyu birlikte izleme şansına eriştiğimiz için şanslı bir grubuz diyorum.. Gelmez böyleleri bir daha

    Sevgiler..

  5. #120
    Durum:
    Çevrimdışı
    fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    26,561
    Konular
    18
    Verdiği Beğeni
    925

    Aldığı Beğeni: 1,044

    Bahsedilme
    14 Mesaj

    Standart

    Müsait bir vakit bulmuşken..

    Özleyenlere..

    Kara Para Aşk bir tutku, artık kabul ediyorum.. Bilemiyorum belki benim için öyle.. Gittikçe özensiz hâle gelen senaryosuna rağmen hâlâ özlediğim bir şeyler bulduğum bir iş.. İlk bölümlerde beklentinin tavan yaptığı birçok durumun, daha sonra unutulup gitmesi de dizinin en büyük dezavantajı olmuş durumda.. Şu an daha iyi anlıyorum..

    Yan karakterlerin hikayeleri yarım kalmış mesela.. Birçok karakter öldürüldü.. Oysa renklenen, bir takım yerlere bağlanan hikayeler olabilirdi.. İlk bölümleri tekrar izledikçe, dizinin son hâlini düşünüyorum.. Hâlâ merak ettiğim konular mevcut..

    İkinci sezon bol bol Hüseyin, Metin, Nilüfer, Tayyar izlettirildi.. Önemli karakterlerdi ama onca karakter öldürülünce fazla tekrarlanan olaylar olduğu görülüyor.. Üstüne bir de İpek gibi gereksiz bir karakter getirildi.. Oysa başlı başına bir Sibel vardı.. Onun bir zamanlar Ömer'in hayatında var olması bile yeterince bir sorundu.. İpek ve oğluna gerek yoktu.. Hüseyin, Metin, İpek ve Tayyar'ın heyecanla bu kadar göze sokulmasından sonra, sona doğru sönükleşen hikayeleri de olayı başka bir duruma getiriyor.. Bir türlü bitmeyen romanın ya da ne bileyim bir makalenin heyecanla beklenen sonunun vasat bir şekilde bitirilmesi gibi.. İçine bir türlü alamıyor.. Hayal kırıklığı..

    Ömer'in gözlerinden olayların akışını izlemeyi bile özlemişim mesela.. Onu farkettim.. Onun gözlerinden hikaye duymak da farklıydı.. Zekası, duygularıyla pekişince o duraksaması yok mu.. Beni benden alıyordu.. Sanki zamanı durduruyordu.. Bize farklı bir zaman sunuyordu..
    Özenle başlayan hikayenin bu kadar bozulması, ilk bölümleri tekrardan izleyen ben için dayanılmaz bir hâl aldı.. Boşlukların dolması gerekirken daha çok boşluk oldu ve hâliyle hikaye çöktü.. Neyse bu bilinen faslı geçmek istiyorum.. Fakat ilk bölümlerin özenini düşündükçe bilemedim ne yazacağımı..

    …

    Tanıtımın güzelliği bile yetiyor.. Hâlâ özlüyorum tanıtımı.. Şu günlerde yeni dizilerin tanıtımı boy boy sıralanırken, benim aklım buralarda.. Ömer’in çaresiz bitkin yorgun bakışları, Elif’in yalnız merhametli duygusuyla çarpışıyor.. Farklı mekanlarda aynı zamanlarda.. Ve şu replik hafızalarımızdan silinmiyor.. Tanıtımın velinimetidir bu replik..

    “Unutmak yok, alışmak var diyorlar.. Alışmayacağım..”

    İlk on üç bölüme dair..

    İlk bölümden..

    Ömer’in pat diye çıkıp bizlere selam çaktığı sahne ile açıyoruz diziyi.. Van çekimleri çok güzeldi.. Seçilen renk, çekilen sahneler, beyazın Van ile bütünleşmesi çok hoş görüntüler veriyordu.. Sahneler doğal akışında gidiyordu.. Van sahneleri bu kadar az olmasaydı dedirtiyordu.. Zamanında izlediğim çok sevdiğim bir dizi vardı Hayat Türküsü diye.. Bir yıl boyunca Hakan Gürtop, Van’ın o eşsiz görüntüleriyle tanıştırmıştı bizlere.. Ömer’i bu görüntüler eşliğinde daha çok görmek isterdim.. Fakat kısmeti buraya kadarmış ne diyelim.. İşine odaklanmış komiserimiz, kötü adamı yerinde yakalamışken onun bir özelliğini keşfediyordu seyirci.. Dikkatliydi.. Fakat insana dair bir dikkati vardı.. Çok iyi gözlemciydi.. Adamın anında bir şeyler sakladığını anlayıp, o masum çocukları elmas gibi olan gözleri parlayarak buluyordu.. Bu sevinç onu çok da sevmediği bir ortama atıveriyordu.. Ödül törenine.. Bakışları rahatsız.. Gereksiz konuşan amirine ters ters bakıp bu çilenin bitmesini bekliyordu.. O zaman bir huyunun daha farkına varıyorduk.. Ömer, hoşlanmadığı insanlara karşı tedbirliydi.. Asla güvenmiyor, şüphe ile yaklaşıyordu.. o gergin ortamın altında çocukların gülen gözleri ona iyi geliyordu.. Ve komiserimiz çocuklara göz kırparak bir hassas noktasını daha izleyiciye gösteriyordu…

    Ömer’i böyle tanıyorduk.. Fakat bir diğer uçta da İtalya’nın cazibeli şehri Roma’da güzeller güzeli Elif vardı.. Onunla da tanışmamız gerekiyordu.. Evinde işinde gayet mutlu huzurlu özgür bir kadın, ailesini görmek için İstanbul’a geliyordu.. Yüzü gülüyordu.. Endişeleri yoktu.. Zaafı ailesiydi.. Memleketinin toprağına adım atar atmaz, gözleri aile üyelerini arıyordu.. Elif’e dair ilk keşfettiğimiz özellik bu oluyordu.. Çakma arkadaşı Bahar, onu ailesinden önce görüp doğum günü için de vakit geçirmek üzere bir mekana doğru götürüyordu.

    Ömer ise aynı gün içinde İstanbul’a gelmiş daha eve uğramadan iki gün sonra nişanlanacağı öğretmen sevgilisi Sibel ile vakit geçiriyordu. Uzaktan bakıldığında gayet güzel sevimli bir çift görünüyorlar. İlişkilerinden fazla bir şey beklemiyorlar. Eksiklikleri de yok onlar için. Bir aile kuracak yapıda olduklarını hisseden bir çift. Fakat sonradan farkına varacakları -en azından Ömer için, Sibel’in ömrü yetmiyor buna- birçok durumla karşı karşıya kalacaklar. Buna dair bir pürüz de Sibel’in Ömer’den sigara içtiğini dair saklayacak kadar yalana batmış olması. Gerçi burada önemli olan Sibel’in yalan söylemesi değil de, Ömer’in yalana tahammül edecek biri asla olmamasının göze sokulmasıydı. En ufak bir yalan da gözleri hüzünlenen bir adam Ömer.. Müstakbel nişanlısının bu küçük yalanını keşfetmesiyle üzülüyor Ömer. Orada bırakıyor bu konuyu, güvenmek istiyor. Sibel’in yanağına kaçamak bir öpücük kondurmasıyla iyice yumuşuyor Ömer.. Utangaç, kadınlara karşı biraz kapalı olduğunu hissettiriyorlar Ömer’in.. Çok içinde değil bu olayların Ömer.. Kendi halinde bir adam işte..

    Elif biraz üzgün.. Ailesinden biri böyle bir günde onu karşılamaya gelmemiş diye içi içini yiyordu. Bunun yanında önce eve gitmek yerine arkadaşıyla bir mekanda görüşmek çok cazip gelmemişti fakat sonradan daha iyi tanıyacağımız Elif’in insanları kıramama gibi durumundan dolayı buraya gelmeyi kabul etmişti. Fakat birkaç dakika sonra ailesi tarafından hazırlanan sürpriz bir doğum günü partisiyle karşı karşıya kaldı. Elif’in mutluluğu paha biçilemezdi. Ve biz onun zamanla öğreneceğimiz sırlarla saklı tuhaf ailesiyle tanışırız.

    Aynı dakikalarda Ömer Sibel’i evine bıraktıktan sonra akademiden arkadaşları Pelin ve Arda’nın yanında soluğu almış onların iş yerinde vakit geçirmekte bir nevi oranın havasını solumaktadır. Keyiflidir. Pelin ile birlikte ev bakmakta, o saatte ıssız bir yerde olanlardan habersiz ileriye dönük planlarını hayata geçirmek üzeredir. Elif ise sürpriz doğum günü partisinin tadını çıkarmakta, Ömer kadar şanslı olmadığı için ya da tam tersi Ömer’den daha çok şanslı olduğu için hayat ona kötü haberi birkaç saat sonra vermeden geçirdiği keyifli dakikaların tadını çıkarıyordu. Çakma arkadaşı Bahar yanına geldiğinde, Elif’in arkadaşının bir türlü tanıştıramadığı sevgilisini sorgularken hayatına dair eksikliğini de vurgulamayı ihmal etmez. Elif hiç aşık olmamıştır.. Daha sonra onu tanıdıkça, aşırı saflığı üzerine yapıştığından mı olsa gerek hayatına giren erkeklerin onu yarı yolda bıraktığını öğrenecektik laf üstünde. Elif aradığını bulamıyordu, otuz bir yaşına bastığında da umudunu gittikçe kaybediyordu. Babasının torun isteğine karşı bile kayıtsız kalarak, daha çok farklı seçimler yaptığını gösteriyordu izleyicilere. Tipik bir dizi kurgusunun en zayıf ama bir o kadar etkili noktasını yakalayan izleyici umuduyla seviniyorduk. Elif aradığı aşkı Ömer ile bulacaktı. Seyirci bunu görebilmek için sabırsızlanıyordu elbet..

    Karakterlere özgü bu manidar girişten sonra, Arda’nın telsiziyle gelen habere odaklanarak Ömer’in farkında olmadan yüzünün değişen ifadesi ve saniyesinde Arda’ya gülümsemesiyle seyirci kilit noktaya geleceğini hissediyor, geçen süreçle birlikte öncelikle Ömer için üzülmeye başlıyordu. Jenerikte bile gözümüze çarpan o fenerin orada, beyaz arabanın karşısına dikilen Ömer’in yüzü hâlâ hafızamızda. Yüzüne şaşkınlık oturmak istemiş ama oturamamış.. Hafif acı var desek tam idrak edememiş. Üzgün bir ifade içinde olacak kadar bir zamanı yok. O saniyeler Ömer’in yüzündeki anlamsız ifade ile bütünleşiyor. Ve Ömer belli bir noktadan sonra patlıyor, ölen sevgilisinin yanına acı ile gidiyor. O saatten sonra Ömer’in yüzü karanlığın içinde. Fenerle birlikte yüzüne gelen ışık bile yetersiz. Yorgun yıpranmış bir Ömer ile tanışıyor izleyici. O insancıl adam gidiveriyor bir yerden sonra.
    Ömer bu kadar keyifsiz dakikalar geçirip sabahı ederken, Elif mutlu bir şekilde erkenden uyanıyor. Ama belki de hayatında hiç karşılaşmadığı polislerle evinin kapısında sabah tanışıyor. Ve Ömer’den bir iki saat daha şanslı olduğunu düşündüğümüz Elif acı gerçekle karşı karşıya kalıyordu. Artık onun için de zor günler başlamak üzereydi.

    Her şey bir yana, beni benden alan bir sahne ile merhaba diyorlar. Morg koridorunda karşılaşan ama birbirlerinin farkına varacak güçte olmayan iki karakter, koridorun yanıp sönen sorunlu lambalarının altında yan yana geçip gidiyorlar. Normalde bu iki insan, karşılaşacak bir durumla karşı karşıya kalabilecek bir yapıda değiller. Ne Ömer Elif’in olduğu mekanlara gider, ne de Elif.. Biri zaten Roma’dayken diğeri Van’da hava soluyordu. En uzak ihtimalle karşılaşsalar bile, ancak aynı kaldırımda yürümek olurdu. Tabii dönüp birbirlerine bakarlar mı muamma. Belki Ömer.. Tıpkı morg koridorunda olduğu gibi. Elif’in yüzü eğikken, Ömer canı sıkkın bir şekilde polisle koridorda ilerleyen bu kadına yandan bakma gafletinde bulunmuş sonra da yoluna bakmıştı. Düşüneceği en son insan Elif idi onun için o an. İkisinin birkaç dakika arayla son defa gördüğü sevdikleriyle zoraki vedalaşmaları zor olmuş. Ömer bir türlü göstermediği yüzüğü usulca sevgilisinin parmağına yerleştirmiş, Elif ise babasından bir türlü kopamamıştı. Bu geçen dakikalar içinde iki karakterin perişan halleri izleyicinin yüzüne çarpıyor bir bir..

    Ömer emniyetin yolunu tutmuş olanları tekrar irdeliyor, nedenleri sorguluyordu. Etrafında herkes ona karşı uygun cümleler bulamadıkları için doğru düzgün kendilerini ifade edemiyorlar aynı şekilde işlerini yapamıyorlardı. Aynı saatlerde aynı mekanda Elif de ifade vermeye gitmiş, daha sonraları karşılaşacağı polis memuru Arda’nın canını sıkan sorularını cevaplıyordu. Babasının ölümüne üzülürken, belki mesleki deformasyondan dolayı Ömer gibi şüpheli davranmıyor daha çok yaşadığı acıyı tarif etmeye çalışıyor babasının katilini duygusal açıdan bulmaya çalışıyordu. Arda’nın kilit sorusu herkesin merak ettiği gibi Sibel ile ilgili olunca Elif’in damarı atıyor söylenmeye başlıyor. Babasına karşı olan bu şüpheli tavrı tanımadığı Sibel’e doğru ittiği anda, Ömer Sibel’in ailesini geçiriyordu. O kapı aralığından bu sözleri duymuş, Elif’in sinirli hallerini görmüştü. Sibel’in ailesine karşı olan mahcubiyetini gizleyerek onları geçirdikten sonra, anında Elif’in bulunduğu odaya dalmış bu haddini bilmez kadına söylenmeye gelmişti. Elif olanları anlamamış karşısında harlayan bu adama önce şaşkınlıkla bakmış sonra da ona katılmıştı. Sonuçta ikisinin de derdi aynıydı.. Ve birbirlerine patlayacakları en son insanlar da aslında kendileri idi. Tartışma nerede başladı nereye doğru gitti o an ikisi de anlamadı. Ömer’in zenginlik vurgusu Elif’i daha da sinirlendirmiş ama yine de asaletini kaybetmemeye çalışarak Ömer’i kendinden uzaklaştırmaya çalışıyordu. Ömer çıktıktan sonra asıl söylemek istediği şeyi söylemediğini farkına varıp, Elif’e bir nefeslik ara verdiğinde geri dönüp şu cümleleri kuruyordu.

    “Bir şey söyleyeyim mi? Sana da ailene de ispatlayacağım. Benim nişanlım babanın metresi değil tamam mı?”

    İşte o anda Ömer’den çok Elif’in yüreğine bir şey oturuyordu. Ömer bu cümleyi Elif’e değil etrafındaki herkes için kuruyor, hayatında bir daha görmeyi bile düşünmediği bu kadına söyleyerek içini rahatlatıyordu. Elif de bunun farkına varıyor ve Ömer gittikten sonra tüm sorumluluğu Arda’ya yıkıyordu. Bu gerilime gerek yoktu. İkisinin de acısı kendilerine yeterdi. Elif ile Ömer bu şekilde tanışıyorlar işte.. Normal bir tanışma değildi ikisi için de, önemseyecek durumda da değillerdi.

    Ömer tüm acısıyla, geldiği günden beri uğramadığı evine gidiyordu usul usul. Annesini orada kapı önünde onu öyle beklediğini görünce sarılıveriyordu. Bir gecede yaşadıklarını akıtıyordu annesine.. Oysa anacığıyla böyle karşılaşmak istemez ona daha farklı sarılmanın hayaliyle eve geleceğini düşünürdü. Fakat kader izin vermemişti. Pamuk gibi saf ve temiz kalbe sahip olan Elvan annenin kapısı herkese açıktı. Oğlunun acısını da kendi yükü yapıveriyordu o an. O gece Elif ve Ömer için kolay geçmiyordu. İkisi de aynı göğe bakıyorlardı.. Biri eve sığamıyor sabahı arabasında ediyordu diğeri yalısının bir köşesinde karanlıkta köşeye sıkışmış hâlde gökyüzüne bakıyordu. Yüzlerine acı oturmuş, bir tarafta eğlenen insanlara anlam veremeden, gözlerinde patlayan havai fişeklerin ışıltısı altında düşüncelere dalıyorlardı. O zaman yollarının tekrar bir yerde kesişeceği farklı da olsalar aynı değerlere sahip olduklarını anlıyordu izleyici.

    Aynı arabada ölü bulunan her iki insanın cenaze evleri de farklı oluyordu. Fakat ortak bir noktaları vardı. Eve gelen herkes içlerinin fesatlığını gösterircesine ölüm şekli hakkında yorumlarını ya da bakışlarını ilgili kişilerden eksik etmiyordu. Ömer o rahatsız edici bakışlarını bir bir insanlar üzerinde gezdirirken, Elif de o kişilere ağzının payını vermeyi ihmal etmiyordu. İkisinin de hassas noktaları aynı yerde birikiyordu. Tüm bunlar yaşanırken, Ömer tekrar olaya dönüp Sibel’in odasında sahte elmaslardan birini bulurken; Elif de her şeyden habersiz sonradan tekrar karşılaşacağı siyah bir adamla karşı karşıya kalıyor ilk defa babasının geride neler bıraktığını öğrenmeye başlıyordu. Birileri Elif’in bilmediği elmasların peşindeydi ve bunun sorumlusu olarak Elif gösterilmişti. Elif için hoş olmayan günler başlamak üzereydi..

    Bu durumdan sonra Ömer cinayeti sorgulamaya kendini vermiş, Elif de şirketle ilgili bilgiler edinmeye başlamıştı. İkisi bu süreçte bir daha karşılaşmak zorunda kalıyordu. Elif, babasının arabasını kurcalayan daha önce tartıştığı o adamı görünce haklı olarak sinirleniyordu. Ömer önemsemeyerek polis olduğunu ispatladığında Elif’in huyu değişiyor bir süre sonra karşılaşacağı korkuları düşünmeden Ömer’in ona yardım etmesini istiyordu. Fakat Ömer gibi birinin Elif ile uğraşacak ne vakti ne de durumu vardı. Elif’in tüm ısrarlarına rağmen ukala bir şekilde onu kaale almadığını ifade etti. Elif için dayanılmaz bir noktaydı. Bir daha karşıma çıkma derken ne kadar samimiydi izleyici daha sonra anlıyordu tabii..
    Elif elmasları bir kenara itip, böyle bir zamanda ailesini düşünmek yerine kendini düşünen Nilüfer’in okul derdine düşmüş; yakını gördüğü ama fazlasıyla düşmanı olan Tayyar amcasına durumu bildirmişti. Tayyar amcası tabii ki onlara yardım ederdi.. Koskoca hayırsever Tayyar Dündar.. Nilüfer’in okul durumunu mu çözemeyecekti. En azından Nilüfer’in problemini çözdüğünü düşünen Elif, onu New York uçağına yetiştirmeye çalışırken hayatını felakete sürükleyen bir olayla karşı karşıya kalıyordu. Nilüfer rehin tutuluyor, Elif ise elmaslar üzerinden tehdit ediliyordu. Ah bir bilse elmasların bahane olduğunu..

    Elif bunlarla uğraşmadan önce, Ömer cinayetin peşini bırakmamış engellere rağmen bir yol bir iz buluyordu. İşi Ahmet Denizer’den başlayarak çözmeye başladı. Ve Arda ona bilgiler getirirken araya Elif’i de konuyla ilgili olarak sıkıştırıyordu. Ömer, Elif’in fotosunu eline aldığında şüpheli ve meraklı bakışları birden değişiyor, elmas gibi gözleri parlıyordu. Bölüm boyunca lafı geçen elmasların sanki Ömer’in gözleriyle bütünleştiğini düşünüyordu seyirci. Ömer’in gözlerinin içinin güldüğünü gören izleyici bir kez daha umutlanıyordu. Tam bunların üstüne Ömer asıl ilgilenmesi kişinin Elif olduğunu düşünerek sahte elmasları da alıp şirketin önüne geliyordu. Elif’in kaldırımda perişan hâlde yürüdüğünü görüyor pek anlam veremiyordu. Elif ise bir iki saat önce yaşadıklarını düşünüyor, korktukça korkuyor. Çaresiz bir şekilde yoluna devam ediyordu. Tam bu düşüncelerin üzerine Ömer dibine kadar gelerek onu korkutuyordu. Ömer’in polis olduğunu hatırlayınca Metin denen o adamın sözlerini zihnine getiriyor ve Ömer’i uzaklaştırıyordu kendinden. Fakat başarılı değildi. Ömer en az Elif kadar inatçı biriydi. Ve ona bulduğu sahte elmasları gösteriyordu. Elif biraz şaşkın olsa da onun işine yaramadığını biliyor dolayısıyla önemsiz bir şekilde Ömer’e başından gitmesini söylüyordu. Ömer için bu ilk şüpheydi. Fakat o sırada gelen telefon ikisi arasında bir şüphenin daha doğmasına yol açıyordu. Metin o kişinin kim olduğunu söylüyor Elif’in üstüne geliyordu. Elif Ömer’in polis olmadığını ispatlamak için çaresiz bir yola başvuruyor “sevgilim” diyordu Metin’e. Metin’in inanmasını sağlamak için de Ömer’in dudaklarına yapışıveriyordu. Ömer ne olduğunu anlamadan çekse de kendini, karşısında ona “lütfen bozma” diyen Elif’i gördükçe ona uymak zorunda kalıyordu. İçine sinmese de tanımadığı o kadının öpücüğüne karşılık veriyordu. İkisi de birer nefes oluyordu birbirlerine böylece..

    İlk bölümün en güzel yanı, son dakika gelen habersiz öpücüktü.. Birer mühürdü aslında o iki insan için..

    Devam edecek..

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kara Para Aşk - Bölüm Resimleri
    By NATY&FACU in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 855
    Son Mesaj: 03-11-19, 20:10
  2. Kara Para Aşk - Bölüm Özetleri
    By NATY&FACU in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 54
    Son Mesaj: 13-07-15, 16:50
  3. Kara Para Aşk - Bölüm Yorumları
    By Dazzle in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 998
    Son Mesaj: 26-06-15, 14:05
  4. Kara Para Aşk - Bölüm Yorumları
    By Rüzgar in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 999
    Son Mesaj: 19-03-15, 02:53
  5. Kara Para Aşk Bölüm Resimleri (Arşiv 1)
    By nur nurgül in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 24-05-14, 00:34

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.