Sayfa 25/27 İlkİlk ... 1521222324252627 SonSon
131 sonuçtan 121 ile 125 arası

Konu: Kara Para Ask- Bölüm Yorumları

  1. #121
    Durum:
    Çevrimdışı
    fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    26,561
    Konular
    18
    Verdiği Beğeni
    925

    Aldığı Beğeni: 1,044

    Bahsedilme
    14 Mesaj

    Standart

    İlk on üç bölüme dair..

    İkinci bölümden

    Yaşanan bu öpücükten sonra ikisine dair hayat çok farklı bir şekilde ilerlemeye başladı. Bir oyunun içine girdiler. Elif çok önemsemiyordu bu oyunu, derdi o anı orada bir yerde bırakacak bu karşısındaki ukala adamı ama bir o kadar zeki adamı başından savmaya çalışacaktı. Aynı durum Ömer için geçerli değildi ama.. O Elif’in bu öpücüğü karşısında etkisiz kalamamış, nedenini şüpheli bir şekilde sorgulamaya başlayacaktı. O öpücük ona dokunmaktan çok bir nefes vermişti.. Elif’in nefesini:img-in_lo

    Elif, Ömer’i başından kovmak için araya çakma arkadaşı Bahar’ı sokuyordu Ömer’i bir şekilde oyalıyordu. Bu hareketler aslında Ömer’in işine geliyordu. Biliyordu ki Elif bir şeyler saklıyordu. Ve bu durum onun cinayeti sorgulaması için yeterliydi. Elif’in peşinden gitmeye kararlıydı. Arkadaşlarını da devreye sokarak Elif’in İstanbul’daki mağazasına gidiyordu. Elif de bir umutla mağazada elmasları arıyordu. Bir bilse elmasların bir güvercin yuvasında olduğunu.. Ah bir bilse.. Ömer onu mağazada bulduğu anda Elif kolay kolay bu adamı başından atamadığının farkına varıp, yüzüne farklı bir maske yerleştirir. Korku dolu bakışlarını çeker, utangaç ama hafif ukala bir tavır alır. Ömer’in tam da anlayacağı dile bürünür, onun hassas noktalarına basmaya başlar. Diziye devam etmeme neden olan bu sahnedir.. İkili arasındaki elektriği hissettiren en orijinal sahnedir gözümde. Sağ olsun Ahmet Katıksız, bu sahneyi gereksiz yerlerden bölmemiş uzun uzun izleyiciye aktarmıştı. Ömer onu neden bıraktığını sorgulatmaya çalışıyor Elif’in saklamaya çalıştıklarını arıyordu.

    “Yoksa seni öptüğüm için mi böyle düşünüyorsun?”

    Ömer’i zayıf bir noktadan vuran Elif’in keyfini anlatmaya gerek yok sanırım. Arkadaşları olduğunu bilmediği iki polis memurunun önünde, Ömer’i köşeye sıkıştırıp onu başından savacak manevralar arıyordu. Bir yalana sığınarak peşinde eski sevgilisi olduğunu Ömer’i bu yüzden öptüğünü söylemeyi tercih ediyordu. Ömer pek inanmak istemiyordu bu yalana. Elif’in dibine gelerek gözlerinin içine gözlerini dikerek daha fazla zorluyordu onu. Fakat Elif, Ömer’in hassas karnını keşfetmenin keyfi ile maskesini koruyarak bu durumu koruyor kendini ele vermiyordu. Hatta karşısındaki zorlayacak daha ters cümleler kuruyordu.

    “Küçük bir öpücüktü. Bu kadar büyüteceğini tahmin etmemiştim..”

    Ömer’in aldığı cevaplar tatmin etmemişti fakat daha fazla konuyu deşmenin bir anlamı olmadığını düşünerek arkadaşlarını da toplayıp çıktı mağazadan. Pelin Ömer’e yardımcı olmayı tercih ederken, Arda da Ömer’in boşuna telaşlandığını düşünüyordu. Oysa Ömer’in aklında başka bir şey vardı. Daha acısı taze olan bir kadının ne olursa olsun, eski sevgili uğruna yolun ortasında tanımadığı bir adamı öpeceğini düşünmezdi. Elif’i tanımıyordu belki hatta çok da iyi bir şekilde karşılaşmamış tartışmıştı kendisi ile. Fakat o bunları da hesaba katarak, yolun ortasında yaşanan bu öpücüğün bir anlamı olduğunu düşünüyordu. Bu kadar basit olamazdı..

    Nitekim düşüncelerinde haklıydı. Elif’i takip ederek onu Sibel’in evinde bulmuştu. Elif cenaze evinde kendini Sibel’in arkadaşı olarak tanıtırken, Ömer de onu dışarıda bekliyordu. Elif o evde aradığını bulmak için hiç olmadığı bir ortamda bulunmak zorunda kalıyordu. Hoş kendi cenaze evinden farklı değildi. Daha sonra da yüz yüze kalacağı müstakbel eltisinin gıybet yapan yüzüyle karşılaşıyordu. Evi dolaşırken en sonunda Sibel’in odasında buluyordu kendini. Sibel’in hiç giyemediği nişan elbisesine bakıyor, son zamanlarda çok sık karşılaştığı komiser Ömer’in Sibel ile olan fotolarına göz atıyordu üzülerek. Daha sonra bunlardan sıyrılarak, kendi derdine düşüyor babasının yaptığı kutulardan birini görüyor şaşırarak ve hemen alıp oradan uzaklaşıyor Elif. Fakat kurtulamadığı biri var.. Ömer.. Anında alıyor kutuyu elinden. Elif şaşkın bir şekilde ona bakıyor.. Ömer’in zor biri olduğunu anlıyor Elif ama şu an bunun derdinde değil. Ömer ise mağazada yaşadığı zorlamaya karşılık Elif’in üstüne geliyor kutuyu vermemekte direniyordu. Bu iki inatçı keçiyi böyle bir savaşın içine sürmek izleyiciye keyifli anlar yaşatıyor. Ömer arabasına atladığı gibi gidiyor, Elif ise bir türlü inandıramadığı bu adamın peşine düşmekte kararlı. Ömer Elif’i atlatacağını düşünerek direksiyonu kırsa da, Elif önceden hesapladığı kurgu ve iyi araba kullanan biri olarak Ömer’in karşısına dikiliyor birden. İşte o an Ömer’in yüzündeki ifadeyi tarif etmek imkansız. Heyecanlı hâli yüzüne yansımış, gözleri yine parlayan bir hâlde. İçini okumak zor değil.. Ağzı söylemese de gözleri “Vay canına” diyordu. Şaşkın bir şekilde dibinde bekleyen hararetli Elif’e baktıkça Ömer’in neler düşündüğünü anlamak da zorlaşıyor. Elif onu arabadan indirmeyi başardığında, kutuyu da beraber açacak duruma geliyorlar gelmesine de, ne Elif onu dibinde istiyor ne de Ömer onu bırakmak.. İkisinin seçtiği yollar bile farklı.. Ömer bir kez daha Elif tarafından yarı yolda bırakılıyor.. Birbirlerini hırpalaya hırpalaya yol arkadaşı olmaları da ayrıca bir ironi tabii..

    Elif’in ayağına dolanan bir sorun daha bekliyor.. Elmasları elimine eden bir konu. Kara para aklamak.. Dizinin ismine çok da odaklanmadığım süre zarfında, Metin’in Elif’i kardeşi üzerinden tehdit etmesiyle aşk ifadesinden önce kara parayla tanışıyor izleyici. Elif’in çaresiz kaldığı anlardan biri.. Tayyar’ın zaafını keşfettiği bir anda Elif’in üstüne gelerek onu çok farklı bir yere sürüklüyor. Elif’in tek derdi ise Nilüfer.. Onun için gözünü karartacak kadar ailesine düşkün Elif.. Daha başından beri gözümüze soktukları durum, bu kötü hamle ile tekrar bizimle çarpışıyor.. Elif bunlarla uğraşırken, Ömer de cinayeti tekrar sorgulamakta odak noktasına da Elif’i yerleştirmektedir. Bir takım adamların Elif’in peşinde olduğunu düşünmektedir ki nitekim bu bulgusunda hiç de haksız değildir. Fakat arkadaşı Arda, arkadaşının duygusal davrandığını düşünerek bu durumu basit bir şekilde ifade edip Ömer’in canını yakmayı başarmıştır. Oysa o acısına rağmen içlerinde en mantıklı düşünen Ömer idi.. Diğerleri duygusaldı. Ömer’in hassas karnına mantıklı düşünen bir adam basamaz zaten. Mantıklı düşünen adam Ömer’in üstüne gitmez bile.. Ama Arda yapıyordu.. İki arkadaşın arasına olmadık bir duvar örüyordu Arda'nın bu duygusal yaklaşımı..

    O gece böyle geçerken, Elif Roma’ya gitmeyi kesinleştirmişti. Bu gidişinden sadece ailesini bilgilendireceğini düşünürken, Ömer’in karşısına çıkmasıyla bunun böyle olmadığını anlıyordu. Ömer ilk defa Denizer’lerin kapısının önüne geliyordu. Hiç sevmediği bir zenginliğin gösterişin içinde sırtını kapıya dönmüş Elif’in gelmesini bekliyordu. Elif onu kapısında görerek rahatsızlığını ifade ediyordu etmesine de Ömer’in onu dinleyecek durumu yoktu. Ona üstü kapalı yardım teklifinde bulunuyor, beraber bir yola koyulabileceklerini belirtiyordu. Diğer aile üyeleriyle görüşmeyen Ömer, Elif’in üstüne düşmeyi daha uygun buluyordu. Ben bunu sadece son birkaç günde Elif’in sakladıklarından şüphelenmesine bağlamıyordum. Elif bir şeyler saklasa da, bunu daha farklı yollarla çözebilecek biri Ömer. Aslında ilk güveni burada başlıyor. Elif’in yalan söylediğinin farkına varsa da, Elif’in saf çekingen kendini bilmez halleri Ömer’in gözünde bir güven oluşturuyordu. Ama Elif istemiyordu onu. Başı zaten yeterince beladaydı, polisin dibinde olması tehlikeyi de çağırıyordu. Bu yüzden kurabileceği en basit cümleyi de yerleştiriyordu Ömer’in yüzüne..

    “Çünkü senden hoşlanmadım..”

    Ömer bu ifadeye nedense pek inanmıyordu. Ya da öyle göstermek istiyordu karşısındaki kadına ki, o çekingen adamın yüzüne bir güven mekanizması yerleşiyordu birden. Elif’in daha sonraları kuracağı cümlelerin içine yerleştireceği o ifade gibi.. Ömer’in güveni Elif’in alaylı yüz ifadesiyle çarpışıyordu. İkisi de birbirine değişik bir şekilde meydan okuyordu.

    “Öyle diyorsan, öyledir..”

    Bu cümle o meydan okumanın zirvesindeyken, Ömer o mekanizmayı yüzünden pat diye çekip Elif’in hoşlanmıyorum cümlesine ne kadar sinirlendiğini göstererek çekip gidiyordu. Elif ise pek oralı olmuyor bu adamı başından savmanın en kolay yolunu bularak, Ali amiri arayarak şikayet ediyordu Ömer’i. Fakat bilse Ömer’in bunlarla durmadığını..

    O gece tutkunu olduğu çayını keyifle içen Ömer, ertesi gün Roma uçağında Elif’in karşısına dikiliveriyordu birden. Elif gergin bir şekilde yolcu koltuğuna oturup elindeki gazeteyi o kafayla okumaya çalışırken, Ömer’in başında dikilmesini görmesiyle büyük bir şaşkınlık geçiriyordu. Dünkü hoşlanmama muhabbetini ezmek istercesine Ömer’in ağzından şu cümleler dökülüyordu..

    “N’aber? Ben arkadayım.. Sonra şe yaparız bir ara görüşürüz, tamam..”:img-hyste

    Ömer’in bu kendine güvenen ve şe yapmayı seven hâlinin yanında Elif’in şaşkın bakışları güldürüyor ve aynı zamanda güzel bir Roma yolculuğu da bekliyor bizleri..

    Devam edecek..

  2. #122
    Durum:
    Çevrimdışı
    fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    26,561
    Konular
    18
    Verdiği Beğeni
    925

    Aldığı Beğeni: 1,044

    Bahsedilme
    14 Mesaj

    Standart

    Müsait bir zaman ve yine ben...

    Bu sefer de, üçüncü bölümden..

    Dizinin temposu en yüksek bölümlerinden biriydi.. Renkliydi, eğlenceliydi, insanı sürüklüyordu.. Bölümler boyunca bu tempoyu tutturmalarını bekliyordu izleyici.. Ne yazık ki olmadı.. Bu bölümün rövanşı olan yirminci bölüm de durumu kurtaramamıştı.. Gerçi her şeyin ilki güzeldir her zaman.. Tekrarlar yorar insanı.. Tabii bunun dışında her bölüm kendine özgüdür, bu üçüncü bölümün de bizdeki yeri başkadır bu yüzden:love01:

    Ömer’in sürpriz bir şekilde Elif’in karşısına çıkması izleyiciyi gülümsetirken, Elif’i korkutmuştur. Zaten başı yeterince beladadır, nasıl bir pisliğin içine battığını tam olarak idare edememiştir. Bir de başının belası komiser Ömer Demir peşine takılmıştır. Uçağın kalkacağını düşünmeden Ömer’in olduğu tarafa geçer. Ömer onu beklediğini ifade eder bir heyecanla gözleriyle gülümser. Elif’in bu şaşkın hallerinin hoşuna gittiği açıktır. Elif, sanki Ömer’in neden burada olduğunu sorgulamasının bir işe yarayacağını düşünerek üstüne gitmesine rağmen, Ömer’den beklediği tepkiyi alamamıştır. Hostesin uyarısıyla yerine geçse de içi içini kemirmektedir. Ömer’in yüzüne yerleşen endişe aslında durumun ciddiyetini göstermekteydi. Uçak kalkışını tamamlar tamamlamaz Elif soluğu yine Ömer’in yanında alıyor. Yanındaki adamı bir şekilde yerinden edip kendi tarafına yöneltirken Ömer’in yanına oturuveriyor. Ömer’in keyfi fazlasıyla iyi. Dişine göre birini bulmuşken fırsatını kaçırmıyor ve Elif’in üstüne gitmeye başlıyor. Elif de altta kalmıyor tabii. Bu tatlı didişmelerin altında yatan bir şey daha var.. İkisinin de karakterleri biraz daha ön plana çıkıyor. Elif onu bir süre daha kendinden uzak tutma çabası içinde. Ama nafile.. Yerine döndüğünde amcanın uyuyakaldığını görünce daha fazla rahatsız etmek istemiyor ve yine Ömer’in tarafına geçmek zorunda kalıyor. Ve Elif için de çok hoş olmayan bir yolculuk başlıyor.. Aslına bakarsak, Elif kara para aklamak için değil de gerçekten Roma’ya keyfi bir neden için gitse o yolculukta Ömer gibi biriyle oturup onunla ufaktan küçümseyerek uğraşmak hoşuna giderdi. Ömer ise Elif’in zor durumda olduğunu hissetmese oturup onunla iki dakika laf etmez, dönüp de yüzüne bile bakmazdı. İşte bu konumda tüm roller değişmişti. Ömer Elif ile uğraşmak istiyor, Elif ise ondan kurtulmak..

    Bu yolculukta hepimizin hoşuna giden sahne kuşkusuz Ömer’in ince davranışıydı.. Elif, Ömer’i kaale almamak için kulaklıklarını takıp müzik dinlerken, geçmişten tanıdık bir hayaletle karşı karşıya kalıyordu. Nilüferle eğlendikleri bir geceden kalan parça onu yeterince üzüyordu.. İster istemez eli kardeşinin kolyesine gidiyordu.. Ömer ise canı sıkkın bir şekilde yolculuğunu yaparken, başını hafifçe çevirip Elif’e baktığında onun üzgün hâli dikkatini çekiyordu.. Elif bu kendini bıraktığı halinin Ömer tarafından farkedilmesiyle kendini toparlıyordu fakat Ömer bu durumu değiştirip Elif ile uğraşarak onun dikkatini dağıtıyordu.. İşte bu noktaya bayılıyoruz sanırım.. İlerleyen bölümlerde bunun itirafını Ömer yapacaktı Elif’e.. Elif’in odak noktasını değiştirmek onun işiydi..

    Yolculuk bir şekilde bitiyordu bitmesine de, ikisinin yolculuğu bitmiyordu.. Tam da bu noktada başlayacaktı.. Elif, hızlı ve gergin adımlarla havalimanından ayrılmayı başarıyor.. Metin’in arabasına doğru hareket ederken arkasına bakmayı da ihmal etmiyordu.. Burada bir soru işareti beliriyor tabii kafalarda.. Her ne kadar Ömer’den bir şekilde sıyrılmaya çalışsa da, bir sığınak arar gibi arkasını kolaçan ediyor Ömer’in nerede olduğunu kestirmeye çalışıyordu.. Evet Ömer yetişememişti ama Elif’in de korkuları bitmemişti.. Her dakika artıyordu..

    Elif kendi çaresizliğiyle evine gelmişti gelmesine ama berbat bir haldeydi.. Nasıl bir yükümlülüğün altında olduğunu kestiremiyordu bir türlü.. Yaşadıkları ağırdı.. Her anı artık birer telaş içindeydi.. Nitekim kapısını çalan ilk kişi Ömer olmamasına rağmen, bu kadar gerilen bir süreç olmamıştı onun için.. Ömer’i kapı deliğinden bakıp görünce biraz şaşırıyor hafif de olsa sinirleniyordu.. Ömer ise zafer kazanmış bir edayla Elif’e bilmediği bir ipucu veriyor ve ona dolaylı yoldan el uzatıyordu.. Elif başta çok önemsememiş gibi görünse de birkaç dakika geçiyor ya da geçmiyor Ömer’in peşine düşüveriyordu.. Tabii burada en hoşumuza giden yer, Ömer’in o muzip kendinden emin gülüşüydü.. Elif, gerçekten onun dişine göre biriydi.. Daha ne olsun.. Fakat şurada bir an var ki insanı götürüyor bir yerlere.. Ömer telefondan adresi gösteriyor ve Elif otelin hemen şurada olduğunu söyledikten sonra alıp başını gidiyor.. Ömer’in orada gözlerinin bir parlaması var ki dizideki tüm elmaslara bedel sanırım.. Adam gözleriyle konuşuyor ağzını oynatmasına gerek yok… Elif’in her hareketi, gözlerinde çeşit çeşit parıldamalarla cümlelere dökülüyor sanki

    Elif ile Ömer otele doğru giderken aslında yolculuklarının ilk temellerini de atmış oluyordu.. Bir çeşit kinaye vardı ortada.. Hem gerçekten otel yolunda birlikte harekete geçmişlerdi hem de uzun ve yorucu bir yolculuğa çıkmışlardı manevi anlamda farkında olmasalar da.. Kendilerini keşfediyorlardı.. Elif tedirgin bir şekilde etrafına bakarken, kendi halinde bir adamın kendisinin peşinde olduğu hissiyatına kapılmıştı.. Hem Ömer ile konuşuyor hem de bu adamın peşlerinden gelip gelmediğini kontrol ediyordu.. Ömer ise başından beri Elif’in gerildiğini anlamıştı.. Artık o anı nasıl yakaladı, yoksa kafasında tasarladı mı bilmiyorum ama Elif’in paranoyak olduğunu kendince çok güzel ifade etti.. O an Ömer’in matematiksel zekası yanında fizik konusunda da usta becerilerini de keşfediyorduk.. Merkez kaç kuvvetini gayet iyi kurguladı.. Sahne gayet basitti yeterince kurgulanmıştı ama o duygu akustik olarak izleyiciye geçiyordu işte.. Elif kapıya dayandığı an Ömer’in dibine kadar girişine anlam veremedi.. Ama en çok güldüren de Elif’in şaşkın ifadesiyle;

    “Ne yapıyorsun?” demesi oldu..

    Hayır Elifciğim seni her gün böyle savuran adam mı var da ne bu rahatlık adama soru soruyorsun bir de:img-hyste Üstelik bu adamı tanımıyorsun bile.. Ömer, Elif’in peşinde olduğunu sandığı adamı kadife sesiyle Elif’e sakin sakin anlatıp yanlış düşündüğünü söylerken; Elif farklı bir dünyanın içindeydi.. Peşindeki adamı taktığı söylenemezdi.. O burnunun dibine kadar girmiş nefesinin karıştığı adamın derdindeydi şimdi.. Ömer’e farkettirmeden onu kısa bir an olsa da süzüyor hem de onu dinlemiş gibi yapıyordu.. Ömer ise Elif’in anlayacağı dilden konuşuyordu.. Sanırım biraz da Elif’in onu pat diye öpmesine de cevap veriyordu.. Demek ki Ömer’in de ani hareketleri oluyordu.. Ömer, Elif’i rahatlattığını düşündükten sonra ondan ayrılıp yoluna gitmesine rağmen; Elif’in hâlâ orada kalıp kendini dinlediğini farketmesi üzerine yüzünde muzip bir gülüş vuku buluyordu.. Elif’i etkilemeyi başarmıştı.. Bu gülüş aslında ilk öpücükle birlikte yanan ateşin belki de karşılıklı olabilme ihtimali, her ne kadar daha farkına varmasalar da evren üzerinde etkisini gösteriyordu.. Hem biz bunun yanıtlarını haftalar sonra Elif hapishane köşelerinde canıyla baş ederken almadık mı:icon_sorr Ömer’i yakan ateş hep o ilk öpücükten.. Boşuna Elif’in nefesi Ömer’e hayat oldu demiyoruz.. Elif kendini kurtarıp abartılı bir nefes vererek, Ömer’in yanına gelmeyi başarıyordu.. Burada sevgili Katıksız hocayı eleştiriyorum ama.. O nefes verilmeseydi sahnenin akustiğinin büyüsü bozulmayacaktı ve doğal kalacaktı.. En azından benim açımdan öyle..

    Otele vardıklarında ne ile karşılaşacaklarını bilmiyorlardı tabii.. Elif, babasının odasına çıkamıyordu.. Babasının ondan gizli bir şekilde gelip burada kaldığını öğrenmesine mi yansın, odasına girememesine mi.. Canı sıkkın bir şekilde söylenirken, Ömer’in varlığını unutmuştu tabii.. Ömer ona hayatta başka seçeneklerinin de olduğunu aktarmaya başlamıştı.. Ah be Elif.. Keşke bu küçük maceralarla, bu kara para işinden de sıyrılabileceğini anlayabilseydi.. Ama işte.. Ailesi söz konusu olunca herkes sağlıklı düşünemiyordu.. Ömer usulsüz bir şekilde de olsa odaya girebilmenin bir yolunu bulmuştu.. Hizmetli hanımı asansörde ufak bir kurla tavlayarak odak noktasını değiştirip anahtarı alan Ömer, kapıyı açmanın yolunu bulmuştu bile.. Elif Ömer’in kur yapmasına anlam veremeden çaresiz bir şekilde ne yaptıklarını düşünürken, Ömer anahtarı göstermişti bile.. Didişe didişe sonunda kapının önüne geldiler fakat burada hoş bir etki oluyor.. O da Elif’in odanın kapısını Ömer’in açmasını istemesi.. İlk güven hareketi burada geliyor.. Ömer’in sürekli işlerine karışması hoşuna gitmemişken, ona ait özel bir kapıyı açmasını istiyordu.. Ömer’in değişen bakışları tedirginliği de bu etkiyi hissettiğinin kanıtıydı..

    Odaya girmeleriyle birlikte, etrafı aramaya başlıyorlardı.. Ufak bir ipucu bile yeterdi onlara.. Ama Elif için bu durum o kadar kolay değil tabii.. Odanın her yeri babasına ait birer iz taşıyor ve Elif için bu birer yük oluyordu.. Bu ilk defa gördüğü oda, ona tanıdık geliyordu.. Garip.. Elif babasının saatini görüyordu.. Doğum gününde almış babasına.. Duygulanıyordu birden.. Ömer bunu hisseder hissetmez, yine bir incelik yaparak Elif’i yalnız bırakıyor etrafa bakacağını söyleyip oradan ayrılıyordu.. O saatin bir gün Ömer’e hediye edileceğini az çok hissettik sanırım çoğumuz.. Her ne kadar saati Ömer hiç takmasa da böyle bir an yaşandı.. O an ne olursa olsun özeldi:img-in_lo

    Ömer, Ahmet Denizer’e ait bir defter bulur bulmaz odaya hizmetli girmişti bile.. Elif garibim hizmetliye durumu izah etmeye çalışıyordu ama Ömer öyle mi.. Alıp götürdü Elif’i oradan.. Büyük ihtimal içeri girmeden yangın çıkışını da hesaba katmıştı bizim komiser.. Anında çekip götürdü Elif’i oradan ve olayı büyütmeden sıyrıldılar bu işin içinden.. Ömer defteri Elif’e vermeye niyetli değildi.. Malum kendisi Ömer’i ortada bırakması konusunda bayağı başarılıydı.. Elif de o an tek çaresinin Ömer olduğunu düşünerek, ona uymaya karar verdiler.. Ve ilk defa sakin bir şekilde oturup konuşabilecekleri bir mekan buldular.. Tabii Ömer’in çay sevdasını Elif de öğrenmişti artık.. Güzel adamlar çaya sevdalanır:img-in_lo

    O masada geçen bir diyalog çok hoştu.. Ömer’in karakterine uyan o cümleyi hiç unutmam.. Elif ilk defa Sibel’e dair bir soru soruyor ve kendi acısıyla bağdaştırarak Ömer’in durumunu başka bir soruyla taçlandırıyordu..

    “Zaman akmıyor değil mi..”
    “Durdu.. Bir daha da ne zaman akmaya başlar emin değilim..”

    Ömer’in hayatına karşı her daim bir umudu vardı.. Ömer kaybetmeyi sevmeyen adamlardandı.. İnançlıydı.. O zamanın bir gün akacağına inanıyordu.. Elif sanırım bu sorusuna karşı böyle bir cümle beklemiyordu.. O an sadece kafasını sallamakla yetindi..

    Defterde buldukları ipucuyla babasına ait bir mekana gidiyordu ikisi de.. Elif şaşkındı.. Böyle bir mahalleye pek uğramamış, babasına ait bu yeri de bilmiyordu.. Kafası iyice karışıktı.. Adrese gelir gelmez içeriyi yokluyorlar kimsenin olmadığını görünce de Ömer etrafı kolaçan etme bahanesiyle kayboluyordu.. Elif’in tedirginliği Ömer’in bu başı boş halleriyle daha da artıyordu.. Üstüne bir de Metin aramış iyice canını sıkmıştı.. Neyse ki Ömer içeri girmeyi başarmıştı.. Fakat elde var sıfır.. Ne gerçek elmaslar ne başka bir şey.. Onca uğraşmalar boştu onlar için.. Daha da karmaşık olmuştu her şey.. Babası Elif’ten birçok şey saklamıştı.. Ve Ömer bunun nedenini az çok anlamaya başlamıştı..

    “Bak biz diye bir şey yok! Tamam mı? Olmayacak mı?” Ne kadar da büyük konuşuyorsun Elif öyle..

    Elif bunca yükünün altında Ömer’i istemiyordu.. Fakat gittikçe Ömer, Elif için endişelenmeye başlıyordu.. Hem mesleği hem de insanlığı Elif’i yalnız bırakma niyetinde değildi.. Elif istese de istemese de peşinden gitmek istiyordu… Sonunda Elif’in önüne geldiklerinde, Elif burada yollarının bittiğini söyledi.. Ömer çok kaale almadı ve kapıdan ayrılmamayı tercih etti.. Tabii bu durum Elif’in hiç hoşuna gitmedi.. Tepkisi nazik de olsa sertti.. Ne bilsin Ömer’in onun iyiliğini düşündüğünü..

    “Benim için mi kalıyorsun?”
    “Sen bugüne kadar insanlık görmediysen ben ne yapayım..”

    Elif’in saflığına karşı Ömer’in hafif alaycı tavrı… Ne de güzel yakıştı o ana ama..

    Gergin ve yorgun bir günün ardından evde olmaları da bir şey değiştirmiyor.. Ne kafalar dinleniyor ne de yürek.. Hep sorular, sorunlar.. Bitmiyor.. Yine farkında olmasalar da birbirlerine yaklaşıyorlar.. Cümleleri birbirlerinin üzerinden akıyor.. Elif babasının yalanıyla sürüklenmiş, Ömer de müstakbel nişanlısının.. Cümleleri ortada bir yerde kesişiyor.. Ömer işi ciddileştiriyor ve konuyu kara paraya getiriyor.. Babasının böyle işler yaptığını ve kendisinin de farkında olmadan buna bulaştığını tane tane, bir eğitmen edasıyla en yalın haliyle anlatıyor Elif’e.. Elif ise gittikçe korkuyor.. Rüzgar onun tarafında değil.. Elif kaçıyor bu konuşmanın ardından.. Suyun altında temizleneceğini uman her suçlu gibi, o da bu yolu deniyor.. Fakat nafile.. Bulaştı bir kere, çıkamaz o bataklıktan biliyor..

    Elif için o gece kabusla geçiyor.. Babasının saati elinde kardeşinin kaybolan hayaletiyle uğraşıyor.. Çığlığını Ömer duyuyor tabii.. Ve o soru dökülüyor yine ağzından.. Karşısındaki insanlara sormaktan bıkmadığı tek soru..

    “İyi misin?” :love01:

    Elif çaresiz.. Yıpranmış.. Kabus gördüğünü söylüyor sadece.. Ömer ne yapacağını bilmese de, su içirip yatırıyor Elif’i.. Elif’in acısı Ömer’in yüzüne yansıyor ilk defa.. Terk edemiyor odayı hemen.. Elif’in üstünü örterken, sıyrılan tişörtünden dövmesini görüyor ilk defa.. Gözüne takılıyor Ömer’in.. Meraklı bir adam Ömer.. Mutlaka o dövme dönüp bulacak komiseri..
    Her şey bir yana sabah olunca Elif, Ömer’e gözükmeden çıkıyor evden.. Ömer tabii farkına varınca bayağı bozuluyor.. Elif ileride bedelini ödeyeceği bir yükün altına girerek istemeden de olsa o parayı aklıyor.. Kardeşine kavuşacağını inanıyor.. Her şey bitti onun için.. Gerginliği de Nilüfer’e kadar sürecek biliyor.. Yeter ki gelsin kardeşi.. Ömer buluyor onu sonunda.. Dükkana uğramış meğer.. Fakat Elif bu sefer şaşırmıyor.. Sanırım alıştı artık Ömer’in pat diye karşısına çıkmasından.. Ömer’in sorusuna karşı bayağı patlıyor Elif.. Yalanlarla karışık aslında içindeki gerginliği döküyor Ömer’e.. Ömer’in ise bu iç dökmeler hoşuna gidiyor, gözleri ışıldıyor yine.. Elif ise boşu boşuna Ömer’e söylendiğinin farkına vardığında durduruyor kendini.. Bütün sıkıntılarını atmak için muazzam bir fikir geliyor aklına.. Ve Ömer’e çay teklifinde bulunuyor.. Hem de demleme.. Daha ne ister bu komiser Elif.. Ama istiyormuş..

    “Tamam içeriz de ne yaptın bu saate kadar? Merak ettim seni..”

    Ömer ilk defa polis kimliğini bırakıyordu bu cümleyle.. Işıldayan o gözlerle Elif’e bakarken gerçekten merak ettiğini, Elif’in demleme çay teklifiyle rahatlatıcı bir hâle büründüğü anlaşılıyordu.. Çok seviyorum burayı.. Elif ile Ömer oluyorlar çünkü ikisi de o küçük anda..

    Aradan bir süre geçiyor biz bilmiyoruz o dakikaları başka mekanlarda gezerken.. O sürenin sonuna geldiğimizde Elif’in çay teklifinin aslında Ömer’e bir veda şekli olduğunu anlıyoruz.. Bunu daha sonraları da yapacak.. Evlerinin anahtarını Ömer’den istediğinde.. O gün de çay demlemişti Elif:icon_sorr

    “Ama artık yollarımız ayrılsa iyi olur..” cümlesi dökülüyor Elif’in ağzından..

    Elif kardeşine kavuşunca her şeyi bir kenara bırakacak belli ki.. Ama Ömer için öyle değil sanırım.. Elif’in hâlâ bir derdi olduğunu düşünüyor ve bunun Nilüfer ile bağlantısı olduğunu hissediyor.. Elif’in içinde sakladıkları yine yansıyor Ömer’in yüzüne.. Fakat üstüne gitmiyor..

    “Çay çok iyi geldi.. Eyvallah..” diyor Elif’e.. Fakat Elif’i orada bırakırken arkası dönüp bir bakışı var ki.. Merakı endişeye dönüşmüş ve bu durumun Elif ile bir yerde buluşacağı açık..

    Havalimanında artık bir şekilde bekliyor mudur Elif’i nedir –kendisine bu konuda güvenmiyorum, tesadüf olamaz çünkü- neyse işte Elif ile aynı uçağa binmeyi başarıyor yine.. Elif’in bu sefer Ömer’i başının tatlı belası olarak gördüğü de bir gerçek.. Ömer’in muzip gülümsemesi ile Elif’in tatlı hoş tebessümü buluşuyor bu sefer..

    İstanbul’a basar basmaz Elif bir kez daha veda ediyor Ömer’e.. Kendinden emin.. Birazdan Nilüfer ile karşılaşacağı umuduyla bırakıyor Ömer’i orada.. Fakat Ömer hiç oralı değil.. Yine üstüne gitmiyor sesini çıkarmıyor.. Arda ve Pelin’in yaptığı küçük bir planla, iyice oturtuyor Ömer her şeyi.. Elif ise tam o anda onu kandırdıklarını öğrenip kardeşini göremeyince çaresizce gözyaşlarını döküyor.. Fakat yine o kadife ses çıkıyor bir yerden..

    “Elif?”:img-in_lo

    Elif, Ömer’i görmesiyle beraber anında ona koşup sarılıyor.. Ne güzel şey birine tutunabilmeyi başarabilmek.. Ömer hem şaşkın hem de mahcup bir şekilde ne yapacağını bilmiyor fakat artık neyin ne olduğunun az çok farkında.. Konu, Nilüfer.. Muhatap olacağı kişi de, Elif.. Elif’in bu saatten sonra ondan kaçışı yok.. Gayet iyi biliyor..

    Devam edecek..

  3. #123
    Durum:
    Çevrimdışı
    papatyagulum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    04.01.2010
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    841
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    4

    Aldığı Beğeni: 8

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Alıntı fracture Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Müsait bir zaman ve yine ben...

    Bu sefer de, üçüncü bölümden..

    Dizinin temposu en yüksek bölümlerinden biriydi.. Renkliydi, eğlenceliydi, insanı sürüklüyordu.. Bölümler boyunca bu tempoyu tutturmalarını bekliyordu izleyici.. Ne yazık ki olmadı.. Bu bölümün rövanşı olan yirminci bölüm de durumu kurtaramamıştı.. Gerçi her şeyin ilki güzeldir her zaman.. Tekrarlar yorar insanı.. Tabii bunun dışında her bölüm kendine özgüdür, bu üçüncü bölümün de bizdeki yeri başkadır bu yüzden:love01:

    Ömer’in sürpriz bir şekilde Elif’in karşısına çıkması izleyiciyi gülümsetirken, Elif’i korkutmuştur. Zaten başı yeterince beladadır, nasıl bir pisliğin içine battığını tam olarak idare edememiştir. Bir de başının belası komiser Ömer Demir peşine takılmıştır. Uçağın kalkacağını düşünmeden Ömer’in olduğu tarafa geçer. Ömer onu beklediğini ifade eder bir heyecanla gözleriyle gülümser. Elif’in bu şaşkın hallerinin hoşuna gittiği açıktır. Elif, sanki Ömer’in neden burada olduğunu sorgulamasının bir işe yarayacağını düşünerek üstüne gitmesine rağmen, Ömer’den beklediği tepkiyi alamamıştır. Hostesin uyarısıyla yerine geçse de içi içini kemirmektedir. Ömer’in yüzüne yerleşen endişe aslında durumun ciddiyetini göstermekteydi. Uçak kalkışını tamamlar tamamlamaz Elif soluğu yine Ömer’in yanında alıyor. Yanındaki adamı bir şekilde yerinden edip kendi tarafına yöneltirken Ömer’in yanına oturuveriyor. Ömer’in keyfi fazlasıyla iyi. Dişine göre birini bulmuşken fırsatını kaçırmıyor ve Elif’in üstüne gitmeye başlıyor. Elif de altta kalmıyor tabii. Bu tatlı didişmelerin altında yatan bir şey daha var.. İkisinin de karakterleri biraz daha ön plana çıkıyor. Elif onu bir süre daha kendinden uzak tutma çabası içinde. Ama nafile.. Yerine döndüğünde amcanın uyuyakaldığını görünce daha fazla rahatsız etmek istemiyor ve yine Ömer’in tarafına geçmek zorunda kalıyor. Ve Elif için de çok hoş olmayan bir yolculuk başlıyor.. Aslına bakarsak, Elif kara para aklamak için değil de gerçekten Roma’ya keyfi bir neden için gitse o yolculukta Ömer gibi biriyle oturup onunla ufaktan küçümseyerek uğraşmak hoşuna giderdi. Ömer ise Elif’in zor durumda olduğunu hissetmese oturup onunla iki dakika laf etmez, dönüp de yüzüne bile bakmazdı. İşte bu konumda tüm roller değişmişti. Ömer Elif ile uğraşmak istiyor, Elif ise ondan kurtulmak..

    Bu yolculukta hepimizin hoşuna giden sahne kuşkusuz Ömer’in ince davranışıydı.. Elif, Ömer’i kaale almamak için kulaklıklarını takıp müzik dinlerken, geçmişten tanıdık bir hayaletle karşı karşıya kalıyordu. Nilüferle eğlendikleri bir geceden kalan parça onu yeterince üzüyordu.. İster istemez eli kardeşinin kolyesine gidiyordu.. Ömer ise canı sıkkın bir şekilde yolculuğunu yaparken, başını hafifçe çevirip Elif’e baktığında onun üzgün hâli dikkatini çekiyordu.. Elif bu kendini bıraktığı halinin Ömer tarafından farkedilmesiyle kendini toparlıyordu fakat Ömer bu durumu değiştirip Elif ile uğraşarak onun dikkatini dağıtıyordu.. İşte bu noktaya bayılıyoruz sanırım.. İlerleyen bölümlerde bunun itirafını Ömer yapacaktı Elif’e.. Elif’in odak noktasını değiştirmek onun işiydi..

    Yolculuk bir şekilde bitiyordu bitmesine de, ikisinin yolculuğu bitmiyordu.. Tam da bu noktada başlayacaktı.. Elif, hızlı ve gergin adımlarla havalimanından ayrılmayı başarıyor.. Metin’in arabasına doğru hareket ederken arkasına bakmayı da ihmal etmiyordu.. Burada bir soru işareti beliriyor tabii kafalarda.. Her ne kadar Ömer’den bir şekilde sıyrılmaya çalışsa da, bir sığınak arar gibi arkasını kolaçan ediyor Ömer’in nerede olduğunu kestirmeye çalışıyordu.. Evet Ömer yetişememişti ama Elif’in de korkuları bitmemişti.. Her dakika artıyordu..

    Elif kendi çaresizliğiyle evine gelmişti gelmesine ama berbat bir haldeydi.. Nasıl bir yükümlülüğün altında olduğunu kestiremiyordu bir türlü.. Yaşadıkları ağırdı.. Her anı artık birer telaş içindeydi.. Nitekim kapısını çalan ilk kişi Ömer olmamasına rağmen, bu kadar gerilen bir süreç olmamıştı onun için.. Ömer’i kapı deliğinden bakıp görünce biraz şaşırıyor hafif de olsa sinirleniyordu.. Ömer ise zafer kazanmış bir edayla Elif’e bilmediği bir ipucu veriyor ve ona dolaylı yoldan el uzatıyordu.. Elif başta çok önemsememiş gibi görünse de birkaç dakika geçiyor ya da geçmiyor Ömer’in peşine düşüveriyordu.. Tabii burada en hoşumuza giden yer, Ömer’in o muzip kendinden emin gülüşüydü.. Elif, gerçekten onun dişine göre biriydi.. Daha ne olsun.. Fakat şurada bir an var ki insanı götürüyor bir yerlere.. Ömer telefondan adresi gösteriyor ve Elif otelin hemen şurada olduğunu söyledikten sonra alıp başını gidiyor.. Ömer’in orada gözlerinin bir parlaması var ki dizideki tüm elmaslara bedel sanırım.. Adam gözleriyle konuşuyor ağzını oynatmasına gerek yok… Elif’in her hareketi, gözlerinde çeşit çeşit parıldamalarla cümlelere dökülüyor sanki

    Elif ile Ömer otele doğru giderken aslında yolculuklarının ilk temellerini de atmış oluyordu.. Bir çeşit kinaye vardı ortada.. Hem gerçekten otel yolunda birlikte harekete geçmişlerdi hem de uzun ve yorucu bir yolculuğa çıkmışlardı manevi anlamda farkında olmasalar da.. Kendilerini keşfediyorlardı.. Elif tedirgin bir şekilde etrafına bakarken, kendi halinde bir adamın kendisinin peşinde olduğu hissiyatına kapılmıştı.. Hem Ömer ile konuşuyor hem de bu adamın peşlerinden gelip gelmediğini kontrol ediyordu.. Ömer ise başından beri Elif’in gerildiğini anlamıştı.. Artık o anı nasıl yakaladı, yoksa kafasında tasarladı mı bilmiyorum ama Elif’in paranoyak olduğunu kendince çok güzel ifade etti.. O an Ömer’in matematiksel zekası yanında fizik konusunda da usta becerilerini de keşfediyorduk.. Merkez kaç kuvvetini gayet iyi kurguladı.. Sahne gayet basitti yeterince kurgulanmıştı ama o duygu akustik olarak izleyiciye geçiyordu işte.. Elif kapıya dayandığı an Ömer’in dibine kadar girişine anlam veremedi.. Ama en çok güldüren de Elif’in şaşkın ifadesiyle;

    “Ne yapıyorsun?” demesi oldu..

    Hayır Elifciğim seni her gün böyle savuran adam mı var da ne bu rahatlık adama soru soruyorsun bir de:img-hyste Üstelik bu adamı tanımıyorsun bile.. Ömer, Elif’in peşinde olduğunu sandığı adamı kadife sesiyle Elif’e sakin sakin anlatıp yanlış düşündüğünü söylerken; Elif farklı bir dünyanın içindeydi.. Peşindeki adamı taktığı söylenemezdi.. O burnunun dibine kadar girmiş nefesinin karıştığı adamın derdindeydi şimdi.. Ömer’e farkettirmeden onu kısa bir an olsa da süzüyor hem de onu dinlemiş gibi yapıyordu.. Ömer ise Elif’in anlayacağı dilden konuşuyordu.. Sanırım biraz da Elif’in onu pat diye öpmesine de cevap veriyordu.. Demek ki Ömer’in de ani hareketleri oluyordu.. Ömer, Elif’i rahatlattığını düşündükten sonra ondan ayrılıp yoluna gitmesine rağmen; Elif’in hâlâ orada kalıp kendini dinlediğini farketmesi üzerine yüzünde muzip bir gülüş vuku buluyordu.. Elif’i etkilemeyi başarmıştı.. Bu gülüş aslında ilk öpücükle birlikte yanan ateşin belki de karşılıklı olabilme ihtimali, her ne kadar daha farkına varmasalar da evren üzerinde etkisini gösteriyordu.. Hem biz bunun yanıtlarını haftalar sonra Elif hapishane köşelerinde canıyla baş ederken almadık mı:icon_sorr Ömer’i yakan ateş hep o ilk öpücükten.. Boşuna Elif’in nefesi Ömer’e hayat oldu demiyoruz.. Elif kendini kurtarıp abartılı bir nefes vererek, Ömer’in yanına gelmeyi başarıyordu.. Burada sevgili Katıksız hocayı eleştiriyorum ama.. O nefes verilmeseydi sahnenin akustiğinin büyüsü bozulmayacaktı ve doğal kalacaktı.. En azından benim açımdan öyle..

    Otele vardıklarında ne ile karşılaşacaklarını bilmiyorlardı tabii.. Elif, babasının odasına çıkamıyordu.. Babasının ondan gizli bir şekilde gelip burada kaldığını öğrenmesine mi yansın, odasına girememesine mi.. Canı sıkkın bir şekilde söylenirken, Ömer’in varlığını unutmuştu tabii.. Ömer ona hayatta başka seçeneklerinin de olduğunu aktarmaya başlamıştı.. Ah be Elif.. Keşke bu küçük maceralarla, bu kara para işinden de sıyrılabileceğini anlayabilseydi.. Ama işte.. Ailesi söz konusu olunca herkes sağlıklı düşünemiyordu.. Ömer usulsüz bir şekilde de olsa odaya girebilmenin bir yolunu bulmuştu.. Hizmetli hanımı asansörde ufak bir kurla tavlayarak odak noktasını değiştirip anahtarı alan Ömer, kapıyı açmanın yolunu bulmuştu bile.. Elif Ömer’in kur yapmasına anlam veremeden çaresiz bir şekilde ne yaptıklarını düşünürken, Ömer anahtarı göstermişti bile.. Didişe didişe sonunda kapının önüne geldiler fakat burada hoş bir etki oluyor.. O da Elif’in odanın kapısını Ömer’in açmasını istemesi.. İlk güven hareketi burada geliyor.. Ömer’in sürekli işlerine karışması hoşuna gitmemişken, ona ait özel bir kapıyı açmasını istiyordu.. Ömer’in değişen bakışları tedirginliği de bu etkiyi hissettiğinin kanıtıydı..

    Odaya girmeleriyle birlikte, etrafı aramaya başlıyorlardı.. Ufak bir ipucu bile yeterdi onlara.. Ama Elif için bu durum o kadar kolay değil tabii.. Odanın her yeri babasına ait birer iz taşıyor ve Elif için bu birer yük oluyordu.. Bu ilk defa gördüğü oda, ona tanıdık geliyordu.. Garip.. Elif babasının saatini görüyordu.. Doğum gününde almış babasına.. Duygulanıyordu birden.. Ömer bunu hisseder hissetmez, yine bir incelik yaparak Elif’i yalnız bırakıyor etrafa bakacağını söyleyip oradan ayrılıyordu.. O saatin bir gün Ömer’e hediye edileceğini az çok hissettik sanırım çoğumuz.. Her ne kadar saati Ömer hiç takmasa da böyle bir an yaşandı.. O an ne olursa olsun özeldi:img-in_lo

    Ömer, Ahmet Denizer’e ait bir defter bulur bulmaz odaya hizmetli girmişti bile.. Elif garibim hizmetliye durumu izah etmeye çalışıyordu ama Ömer öyle mi.. Alıp götürdü Elif’i oradan.. Büyük ihtimal içeri girmeden yangın çıkışını da hesaba katmıştı bizim komiser.. Anında çekip götürdü Elif’i oradan ve olayı büyütmeden sıyrıldılar bu işin içinden.. Ömer defteri Elif’e vermeye niyetli değildi.. Malum kendisi Ömer’i ortada bırakması konusunda bayağı başarılıydı.. Elif de o an tek çaresinin Ömer olduğunu düşünerek, ona uymaya karar verdiler.. Ve ilk defa sakin bir şekilde oturup konuşabilecekleri bir mekan buldular.. Tabii Ömer’in çay sevdasını Elif de öğrenmişti artık.. Güzel adamlar çaya sevdalanır:img-in_lo

    O masada geçen bir diyalog çok hoştu.. Ömer’in karakterine uyan o cümleyi hiç unutmam.. Elif ilk defa Sibel’e dair bir soru soruyor ve kendi acısıyla bağdaştırarak Ömer’in durumunu başka bir soruyla taçlandırıyordu..

    “Zaman akmıyor değil mi..”
    “Durdu.. Bir daha da ne zaman akmaya başlar emin değilim..”

    Ömer’in hayatına karşı her daim bir umudu vardı.. Ömer kaybetmeyi sevmeyen adamlardandı.. İnançlıydı.. O zamanın bir gün akacağına inanıyordu.. Elif sanırım bu sorusuna karşı böyle bir cümle beklemiyordu.. O an sadece kafasını sallamakla yetindi..

    Defterde buldukları ipucuyla babasına ait bir mekana gidiyordu ikisi de.. Elif şaşkındı.. Böyle bir mahalleye pek uğramamış, babasına ait bu yeri de bilmiyordu.. Kafası iyice karışıktı.. Adrese gelir gelmez içeriyi yokluyorlar kimsenin olmadığını görünce de Ömer etrafı kolaçan etme bahanesiyle kayboluyordu.. Elif’in tedirginliği Ömer’in bu başı boş halleriyle daha da artıyordu.. Üstüne bir de Metin aramış iyice canını sıkmıştı.. Neyse ki Ömer içeri girmeyi başarmıştı.. Fakat elde var sıfır.. Ne gerçek elmaslar ne başka bir şey.. Onca uğraşmalar boştu onlar için.. Daha da karmaşık olmuştu her şey.. Babası Elif’ten birçok şey saklamıştı.. Ve Ömer bunun nedenini az çok anlamaya başlamıştı..

    “Bak biz diye bir şey yok! Tamam mı? Olmayacak mı?” Ne kadar da büyük konuşuyorsun Elif öyle..

    Elif bunca yükünün altında Ömer’i istemiyordu.. Fakat gittikçe Ömer, Elif için endişelenmeye başlıyordu.. Hem mesleği hem de insanlığı Elif’i yalnız bırakma niyetinde değildi.. Elif istese de istemese de peşinden gitmek istiyordu… Sonunda Elif’in önüne geldiklerinde, Elif burada yollarının bittiğini söyledi.. Ömer çok kaale almadı ve kapıdan ayrılmamayı tercih etti.. Tabii bu durum Elif’in hiç hoşuna gitmedi.. Tepkisi nazik de olsa sertti.. Ne bilsin Ömer’in onun iyiliğini düşündüğünü..

    “Benim için mi kalıyorsun?”
    “Sen bugüne kadar insanlık görmediysen ben ne yapayım..”

    Elif’in saflığına karşı Ömer’in hafif alaycı tavrı… Ne de güzel yakıştı o ana ama..

    Gergin ve yorgun bir günün ardından evde olmaları da bir şey değiştirmiyor.. Ne kafalar dinleniyor ne de yürek.. Hep sorular, sorunlar.. Bitmiyor.. Yine farkında olmasalar da birbirlerine yaklaşıyorlar.. Cümleleri birbirlerinin üzerinden akıyor.. Elif babasının yalanıyla sürüklenmiş, Ömer de müstakbel nişanlısının.. Cümleleri ortada bir yerde kesişiyor.. Ömer işi ciddileştiriyor ve konuyu kara paraya getiriyor.. Babasının böyle işler yaptığını ve kendisinin de farkında olmadan buna bulaştığını tane tane, bir eğitmen edasıyla en yalın haliyle anlatıyor Elif’e.. Elif ise gittikçe korkuyor.. Rüzgar onun tarafında değil.. Elif kaçıyor bu konuşmanın ardından.. Suyun altında temizleneceğini uman her suçlu gibi, o da bu yolu deniyor.. Fakat nafile.. Bulaştı bir kere, çıkamaz o bataklıktan biliyor..

    Elif için o gece kabusla geçiyor.. Babasının saati elinde kardeşinin kaybolan hayaletiyle uğraşıyor.. Çığlığını Ömer duyuyor tabii.. Ve o soru dökülüyor yine ağzından.. Karşısındaki insanlara sormaktan bıkmadığı tek soru..

    “İyi misin?” :love01:

    Elif çaresiz.. Yıpranmış.. Kabus gördüğünü söylüyor sadece.. Ömer ne yapacağını bilmese de, su içirip yatırıyor Elif’i.. Elif’in acısı Ömer’in yüzüne yansıyor ilk defa.. Terk edemiyor odayı hemen.. Elif’in üstünü örterken, sıyrılan tişörtünden dövmesini görüyor ilk defa.. Gözüne takılıyor Ömer’in.. Meraklı bir adam Ömer.. Mutlaka o dövme dönüp bulacak komiseri..
    Her şey bir yana sabah olunca Elif, Ömer’e gözükmeden çıkıyor evden.. Ömer tabii farkına varınca bayağı bozuluyor.. Elif ileride bedelini ödeyeceği bir yükün altına girerek istemeden de olsa o parayı aklıyor.. Kardeşine kavuşacağını inanıyor.. Her şey bitti onun için.. Gerginliği de Nilüfer’e kadar sürecek biliyor.. Yeter ki gelsin kardeşi.. Ömer buluyor onu sonunda.. Dükkana uğramış meğer.. Fakat Elif bu sefer şaşırmıyor.. Sanırım alıştı artık Ömer’in pat diye karşısına çıkmasından.. Ömer’in sorusuna karşı bayağı patlıyor Elif.. Yalanlarla karışık aslında içindeki gerginliği döküyor Ömer’e.. Ömer’in ise bu iç dökmeler hoşuna gidiyor, gözleri ışıldıyor yine.. Elif ise boşu boşuna Ömer’e söylendiğinin farkına vardığında durduruyor kendini.. Bütün sıkıntılarını atmak için muazzam bir fikir geliyor aklına.. Ve Ömer’e çay teklifinde bulunuyor.. Hem de demleme.. Daha ne ister bu komiser Elif.. Ama istiyormuş..

    “Tamam içeriz de ne yaptın bu saate kadar? Merak ettim seni..”

    Ömer ilk defa polis kimliğini bırakıyordu bu cümleyle.. Işıldayan o gözlerle Elif’e bakarken gerçekten merak ettiğini, Elif’in demleme çay teklifiyle rahatlatıcı bir hâle büründüğü anlaşılıyordu.. Çok seviyorum burayı.. Elif ile Ömer oluyorlar çünkü ikisi de o küçük anda..

    Aradan bir süre geçiyor biz bilmiyoruz o dakikaları başka mekanlarda gezerken.. O sürenin sonuna geldiğimizde Elif’in çay teklifinin aslında Ömer’e bir veda şekli olduğunu anlıyoruz.. Bunu daha sonraları da yapacak.. Evlerinin anahtarını Ömer’den istediğinde.. O gün de çay demlemişti Elif:icon_sorr

    “Ama artık yollarımız ayrılsa iyi olur..” cümlesi dökülüyor Elif’in ağzından..

    Elif kardeşine kavuşunca her şeyi bir kenara bırakacak belli ki.. Ama Ömer için öyle değil sanırım.. Elif’in hâlâ bir derdi olduğunu düşünüyor ve bunun Nilüfer ile bağlantısı olduğunu hissediyor.. Elif’in içinde sakladıkları yine yansıyor Ömer’in yüzüne.. Fakat üstüne gitmiyor..

    “Çay çok iyi geldi.. Eyvallah..” diyor Elif’e.. Fakat Elif’i orada bırakırken arkası dönüp bir bakışı var ki.. Merakı endişeye dönüşmüş ve bu durumun Elif ile bir yerde buluşacağı açık..

    Havalimanında artık bir şekilde bekliyor mudur Elif’i nedir –kendisine bu konuda güvenmiyorum, tesadüf olamaz çünkü- neyse işte Elif ile aynı uçağa binmeyi başarıyor yine.. Elif’in bu sefer Ömer’i başının tatlı belası olarak gördüğü de bir gerçek.. Ömer’in muzip gülümsemesi ile Elif’in tatlı hoş tebessümü buluşuyor bu sefer..

    İstanbul’a basar basmaz Elif bir kez daha veda ediyor Ömer’e.. Kendinden emin.. Birazdan Nilüfer ile karşılaşacağı umuduyla bırakıyor Ömer’i orada.. Fakat Ömer hiç oralı değil.. Yine üstüne gitmiyor sesini çıkarmıyor.. Arda ve Pelin’in yaptığı küçük bir planla, iyice oturtuyor Ömer her şeyi.. Elif ise tam o anda onu kandırdıklarını öğrenip kardeşini göremeyince çaresizce gözyaşlarını döküyor.. Fakat yine o kadife ses çıkıyor bir yerden..

    “Elif?”:img-in_lo

    Elif, Ömer’i görmesiyle beraber anında ona koşup sarılıyor.. Ne güzel şey birine tutunabilmeyi başarabilmek.. Ömer hem şaşkın hem de mahcup bir şekilde ne yapacağını bilmiyor fakat artık neyin ne olduğunun az çok farkında.. Konu, Nilüfer.. Muhatap olacağı kişi de, Elif.. Elif’in bu saatten sonra ondan kaçışı yok.. Gayet iyi biliyor..

    Devam edecek..

    ahh güzel arkadasım bu akşam buraya gelmek beni rahatlatır diye düşündüm..izlediğim diziye bu akşam veda edeceğim..bu halimi kpa yı izlerkenden biliyorum..senaryo bu senin yazdığın yerlerde hariikaydı..sonra bozulsa da vazgecemedik...

    çoközel birçift ve çokgüzel bir hikayeydi..aşk başkaydı onlarla..:love01:

    profesyonalce yapılan işler ve oyunculuklar ve Allah vergisi sinerjii..

    hiç untmadım..unutmayacağım da..

    bugün uzun süredir izlediğim ve oyunculuklarını sevdiğim bir dizim daha bitiyor..o da senaryo kurbanı..ve orda da çok güldüm,eğlendim..oyuncuları ve yaptıkları işi sevdim..

    işte tam içim acıyorken gönül bağım olan ve ayrıldığım yere geldim..

    senin yazını gördüm..çok iyi geldi..teşekkürler..:love01:

    anılar gönüllerde hep yaşar.

  4. #124
    Durum:
    Çevrimdışı
    papatya67 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    05.02.2007
    Yer
    Ölene Kadar Engin Akyürek
    Mesajlar
    22,249
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Türk dizileri Uzakdoğu'ya açılıyor


    Ortadoğu ve Latin Amerika ülkelerinde fırtınalar estiren Türk dizileri, gözünü bu kez Uzakdoğu’ya dikti.




    ‘Binbir Gece’, ‘Aşk-ı Memnu’, ‘Ezel', 'Sıla', Fatmagül'ün Suçu Ne?', 'Yaprak Dökümü' ve 'Kara Para Aşk’ gibi dizilerle adından sıkça bahsettiren dizilerin Uzakdoğu pazarında da kendine yer edinmesi için ilk kez Asya TV Forum'da (ATF) stant açılacak. Türk dizi sektörü için yeni bir liman olan ATF Singapur'da, ilk kez Türkiye standı açılarak Türk dizi yapımcılarına eserlerinin tanıtımı ve satışı için imkan sağlanacak. Ayrıca yabancı yatırımcılara doğal film platosu Türkiye'nin, film çekim mekânları tanıtılacak.

    http://www.aksam.com.tr/magazin/turk...2/haber-573245

  5. #125
    Durum:
    Çevrimdışı
    papatya67 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    05.02.2007
    Yer
    Ölene Kadar Engin Akyürek
    Mesajlar
    22,249
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Şimdi de Engine KPA ile Şiliden En İyi Aktör ödülü, En iyi partnerler ödülü ve KPA ya En İyi Dizi ödülü verilmiş. Tubada En İyi Artris ödülü almış.:)








Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kara Para Aşk - Bölüm Resimleri
    By NATY&FACU in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 855
    Son Mesaj: 03-11-19, 20:10
  2. Kara Para Aşk - Bölüm Özetleri
    By NATY&FACU in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 54
    Son Mesaj: 13-07-15, 16:50
  3. Kara Para Aşk - Bölüm Yorumları
    By Dazzle in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 998
    Son Mesaj: 26-06-15, 14:05
  4. Kara Para Aşk - Bölüm Yorumları
    By Rüzgar in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 999
    Son Mesaj: 19-03-15, 02:53
  5. Kara Para Aşk Bölüm Resimleri (Arşiv 1)
    By nur nurgül in forum Kara Para Aşk
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 24-05-14, 00:34

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.