Sayfa 1/27 1234511 ... SonSon
131 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Kara Para Ask- Bölüm Yorumları

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    Dazzle - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    06.06.2005
    Yer
    M.KEMAL ATATURK
    Mesajlar
    24,389
    Konular
    67
    Verdiği Beğeni
    52

    Aldığı Beğeni: 204

    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart Kara Para Ask- Bölüm Yorumları

    Bir önceki başlık 1000 mesajı geçtiği için kapatılmıştır.

    Yorumlarınıza burdan devam edebilirsiniz.

    Her başlıkta olduğu gibi bu başlıkta da tüm kurallar geçerlidir.


    Dazzle
    YAŞA MUSTAFA KEMAL PAŞA YAŞA <3
    Adın yazılacak Mucevher taşa!


  2. #2
    Durum:
    Çevrimiçi
    fracture - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Süper Moderatör
    Üyelik tarihi
    24.01.2010
    Yer
    L'Histoire des ours Panda
    Mesajlar
    26,404
    Konular
    18
    Verdiği Beğeni
    544

    Aldığı Beğeni: 555

    Bahsedilme
    13 Mesaj

    Standart

    Herkese öncelikle merhabalar diyorum..

    Bu dizide bir fark mevcut.. O fark senaryo değil.. Belki hikaye özgün diyebiliriz… O kadar.. Ama kastettiğim bu değil.. Fark başka bir şey olmalı.. Buldum sanırım.. Oyuncular.. Aslında oyuncular da değil de karakterler mi desem.. Daha doğru olur sanırım.. Önceliğim karakterler.. Bir kurguya oturtulan karakterler.. Bazen çizgi filmden bazen de bir filmden fırlama bu karakterlerin hepsi.. Gerçekçi kalıpları var ama sınırları bazen hayalin ötesinde.. O yüzden hepsi karikatürize olmuş durumda.. Bu da diziyi canlı kılan etmen.. En azından benim izleme sürecimi arttıran bir durum.. Mesela birkaçına şöyle bakarsak eğer; Elif herhangi bir masalın prensesi diyebiliriz.. Belki biraz Leyla.. Fedakar bir aşık.. Ömer bir düş prensi.. Tam bir şövalye ruhu mevcut.. Ejderhadan her daim prensesi kurtaracak olan o. Bir başkası değil.. Tayyar benim için hep bir Hannibal.. Yedikleri her daim yarıyor.. Nedret 101 dalmaçyalının bir Cruella de vil’i.. Kötü kalpli kraliçe ya da.. Nilüfer, Tim Burton filmlerinden fırlamış gibi.. Bu yüzden bizim izleyici pek sevmedi diziyi, bir yerde koptu gitti.. Çünkü iç içe hikayeleri severiz biz, bağımsız karakterleri değil.. Seyirci anlamak ister önce hikayeyi, sonra karakterleri oturtur.. Saçmalasa da klişe olsa da izler.. Burada öyle olmuyor.. Saçmalayan hikaye de olsa, karakterler bağımsız hareket ediyor.. Bu yüzden bir yere odaklanmak zorunda kalıyor izleyici..

    Fasılı çok uzattım, biliyorum.. Demem o ki bu diziden başarılı çıkan oyunculardır.. Fakat onların karakterlerini şekillendiren de senaristler değil de yönetmen oldu.. Ahmet Katıksız.. Nasıl çalışıyor az çok duyuyoruz, iç içe değilim bilemem ama o setin sinerjisi karakterlerin şekillenmesi onun elinde.. Ve bu o konuda çok başarılı oldu.. Belki de tek seven benim Ahmet Katıksız’ı bilmiyorum:img-hyste Çoğu sahneyi kesiyor, görüntüye almıyor belki açısı dar onlara takmıyorum artık.. Tek onun gözünde değil, teknik ekibin iyi bir şekilde organize olduğunu düşünmüyorum çünkü.. Yönetmenin de hayal dünyası farklı.. Oyuncularına sınırsız özgüven ve şekillendirme olanağı tanıdığı için kendisini kutluyorum.. Bence dizi dışında farklı kulvarlarda çalışmalı.. Ona daha iyi gelecek, hayal dünyasını daha iyi şekillendireceğini düşünüyorum.. Haddim değil belki ama sadece bir izleyici olarak naçizane öngörüm sadece..

    Evet gelelim asıl döngüye..

    Benim kafam hep bebekte.. Bir can gitti.. Evet Elif ölmedi.. Çok şükür yaşıyor.. Metin de dipçik gibi.. O da ölmedi.. Ama o küçük bebek öldü be Nilüfer’ciğim.. Sen elini göğsünün altına yerleştirirken, kocan katil demelerine rağmen, Elif’in arkasından ama ölebilirdi Fatih deyip tüm akıl sınırlarını zorlarken; Elif yine gitti senin için savaş verdi.. Tayyar bu gazla kara para çetesinin başına Elif’i bile getirebilirdi.. Şimdi ne desem sana, neler söylesem bilemiyorum.. Küçüksün anladık ama limitini doldurdun artık.. İnsan bir kere bile hatalarından ders çıkarmaz mı? Metin’e trip attın, sonra da gittin alışveriş yaptın.. Git evinde otur önce bir çalış, bebek nerede gelişir hamileyken ilk üç ay ne yemen gerekir mesela kahve içmen doğru mu? Allah’tan Fatih gelip “Ablan hastanede” dedi de o kahve döküldü..

    Ömer’in hak ettik mi bu bebeği sorusunu doğru buldum.. Ömer’in karakterine yakışabilecek uygun bir cümleydi.. Kendini suçlar, koruyamadım der gerekirse saçını başını yolar.. Evet bize göre onlar bu bebeği elbette hak ediyorlardı.. Kendi can suyundan bir parça.. Aşklarının kanıtı.. Ama daha kendini “Elif’e layık oldum mu, kalbinin sahibi oldun mu acaba?” diye sorgulayan bir adamın böyle bir soru sorması bana normal geliyor.. Doğrusu yanlışı tartışılır.. Bunun diğer bir tarafında, Elif’in de kendini suçlaması gayet doğal.. Ama hâl⠓anne olma olgusu” oturamadı kendisinde..

    Elif’in bebek acısını öğrenip çabuk atlatması da mantıklıydı bu yüzden.. Her daim dizilerde çocuk düştü diye aylarca depresyona giren kadın karakterlerden çok sıkılmıştım.. Zamanın efsane dizilerinde birinde esas kız, eşinden boşanmıştı bu süreçte de ikinci sezonun üçte ikisi ayrılıkla geçmişti.. O günden beri travmamdır bu çocuk meselesi.. Tabii senaristlerin duygu haznesi bir yere kadar.. İki gün ölen için yas tutup üçüncü gün bayram ettiren bir dizi KPA.. Zaman kavramı sadece saatlerle sınırlı olduğu için gayet doğal geliyor Elif’in bunu atlatması.. Ama tabii işin kurgu kısmını bırakırsak, gerçeğe en yakın şekilde ilerlediğini düşünüyorum.. Çok konuşulmadı, yaşanan acıların derinliği zaten yeterdi diye geçiştirdiler.. Hem daha gençler önlerinde uzun yolları var, olur elbet mantığı da gayet yeterliydi..

    Fakat.. Elif, Ömer ya da başkaları bunu kabullenebilirler kolaylıkla atlatabilirler.. Ama ben kabullenemiyorum :whistle2 Bir izleyici olarak hazmedemiyorum.. Neden bu çocuk oldu? Madem oldu neden bizim haberimiz olmadı? Madem düşecekti niye daha önce olmadı gibi zincirleme sorular üretip duruyorum üç haftadır.. Amaç, Elif’in Nilüfer’in hamileliğine sevinmesi miydi? Nilüfer bile sevinmedi bu kadar, o zaten ağlamaktan dolayı gülmeyi unuttuğu için… Normal tabii sevinmemesi.. Elif onun yerine hatta herkesin yerine sevindi.. O sevinince ben de sevindim yalan yok.. Nilüfer’in hamileliğini bile kabullendim o derece.. Bu işin sonu Yağız’a kadar giderse ona da sevinebilirim.. Bir kreş açabilir, zaten uzun süredir tasarım yaptığı da yok.. Ya sahi aklıma geldi Elif, neden cezaevine gitmedi tekrar; ben Hande’yi de görür sarılır olsun der diye bekliyordum:img-hyste Bir ara Metin için de üzülecek diye korkmadım değil.. Sonuçta Hüseyin’e hâlâ abi diyor, Elvan’ı teselli edebiliyor bu durumda.. Elif, öfke hissiyatını aldırmış olmalı.. Ya da Zerrin, Elif’i merhametle beslemiş olmalı ki bu kız böyle.. İşte tipik balık kadını.. 12 Mart’a lanet okumaya Elif’ten sonra ben de başlıyorum.. Ama yok yok bunun tek açıklaması var, o da Ömer.. Elif, Ömer sayesinde merhametli.. Ömer bir terketsin Elif’i, bakın kalıyor mu o merhamet.. Anında makası eline geçiriyor vallahi:img-hyste

    İpek’in ölümü.. Hayır olmamalıydı.. Üzüldüm.. Taner’den sonra ölümünü istemediğim karakterlerden biri oldu.. Gerek yoktu bir kere.. Ölümü hak etmiyordu.. Yaptıkları ya da yapacakları beni zerre ilgilendirmiyordu ama ölmemeliydi.. Hele ki Nedret’in ölüm emrine kalmamalıydı.. Çok acı bir ölüm şekliydi.. Ne oğlunun adını sayabildi o an ne de Ömer’i hayal edebildi.. Bunun için bana katılmayabilirsiniz ama onun hayallerini süsleyen Ömer idi.. Çocukluk da olsa genç kızlık da olsa ne olursa olsun Ömer’i unutmayacaktı.. Senaristler bu karakteri hikayeye dahil ettiler o zaman amacına uygun olarak izleyiciye aktaracaklardı.. Gelişi kadar gidişi de anlamsız oldu.. Sadece istedikleri sonucu gerçekleştirdiler.. Zaten hikayede İpek ölecekti.. Yağız da tek başına kalacaktı.. Bunu tahmin etmek o kadar zor değildi.. Ömer, Yağız’ın babası olsun ya da olmasın; Yağız’ın annesi de hayatında olmayacaktı.. Bu dizinin bir diğer bahtsız karakteri de Yağız oldu böylece..

    Tayyar’ın son oyunu nokta atışı olmuş.. Adamın tableti elinden düşmeyince, bir de oyun planlayıp en sonunda Ömer’e “Game Over” dedirtince aklıma iki hafta önce yazdığım parodi final senaryosu geldi.. Güzel tesadüf olmuş.. Tayyar’ın bu hikayeye en büyük katkısı, tüm karakterlere vermiş olduğu o müthiş tepkiler ve sarf ettiği cümleler.. Ondan iyi bu dizide karakterleri kimse tanıyamaz.. Ona göre çalışıyor adamın aklı.. Çok iyi insan sarrafı ve o yüzden de en büyük rakibi Ömer.. O da çok iyi bir insan sarrafı çünkü.. Zaafları iyi biliyor.. Tayyar’ın parlayan gözlerine karşı Ömer’in parıldayan gözleri.. Güzeldi:happy0064

    Aslı’nın kendi sorunlarını aştıktan sonra, gerçek bir abla gibi davranması hepimizin hoşuna gidiyor sanırım. Aslında ablalığı da ona aşılayan Elif oldu.. Gözlerini açmasını sağladı.. Bazen diyorum, Elif keşke daha erken dönseymiş.. Belki Nilüfer’e de bir faydası olurdu.. Geç kaldığının farkına vardığı için uğraşıyor.. Gerçekten geç kaldı.. Yetişemedi.. Onu biraz da olsa toparlayabilirdi.. Şimdi toparlayamadıkları için kendini yıpratıyor.. Nilüfer ne Tayyar ile baş edebilir ne de Metin ile.. Hele bu saatten sonra.. O yüzden bu bölüm yapması gereken en normal şeyi yaptı.. Haberi de vermiş, ne olursa olsun ufak bir ipucu bırakmıştı.. Çok da başına buyruk davranmadı fakat asıl burada hatalı olan Ömer idi.. Hiç mi tanımadı Elif’i.. İki lafıyla oturacak mıydı sanki? Elbet bir şey yapardı.. Kaçırdın burayı komiser..

    Elif ve Ömer’e gelince.. Gelmesem mi acaba diyorum bazen.. Gelip gelmemek arasında sınav verdiğim doğrudur.. Kendilerini artık tanımlayamıyorum.. Zamanın hem çok ötesindeler, hem de gerisindeler… Onları tanıdığıma, vakit geçirdiğime pişman değilim.. Tanımasam üzülürdüm doğrusu.. O yüzden kendimi şanslılar listesine yerleştiriyorum..

    Bir kere Ömer’den başlamak istiyorum.. Belki de çoğu kez bahsettim ama.. İlişkiler konusunda dümdüz soğuk bir adamken, sırnaşık bir kediye dönen Ömer.. Nasıl da güzel şekillendi ama.. Bakıyorum da adama doyamıyorum.. Ama şu an hissettiğim tek bir şey var.. Ömer güvendi mi, karşısındakine koşulsuz tüm sevgiyi verebiliyor.. Hani ilk birlikte olduklarında hep takıldığımız bir yer vardı.. Sana elimden geldiğince o koşulsuz sevgiyi vereceğim diyordu.. Elimden geldiğince ne demek diyorduk hep? Karşısındaki kadın ben senden gelecek her şeye razıyım derken sen neden böyle bir cümle kuruyorsun Ömer diye söyleniyorduk.. Şimdi daha iyi anlıyorum sanırım.. Güvenememiş.. Yara aldığı kabuklardan kurtulamamış bir türlü.. Şimdi bu adama bakıyorum da.. Çağlıyor resmen.. Elif ne isterse onu yapıyor.. Elif istemese bile yapıyor.. Çilekli dondurma yemedi mi ben mi yanlış gördüm acaba.. Sırf Elif onu yiyor diye almadıysa ben de fracture değilim.. Suşi yediğini daha göremedik ama gerek de yok sanırım..

    Elif’in bağımlılığı ise çok başka.. Onda Ömer tutkusu var, malum.. Ömer’in bu kadar güçlü bir bağımlılığı yok mesela.. O, Elif ile ilgili birçok şeyle yetinmeyi öğrendiği için bunu aşmış.. Fakat Elif aşamıyor.. Geçen bölüm öyle yerinde duramayıp Ömer diye sayıklaması içime oturdu.. Ama şunu da gözden kaçırmadım.. Elif eski saflığına geri dönmüştü.. Ömer tarafından terkedildiği süre boyunca demir perdeleri önüne çeken Elif, tekrar o eski kıvamına dönmüş, Ömer için dua ediyordu.. Ve uzun bir aradan sonra yarın yeni bir gün olacak diyebiliyordu.. Elif’i umutlu görmek o an bana iyi geldi..

    Sonunda “Zevce” ‘nin Masal’ı, sureti olmasa da ismi çıktı karşımıza.. Ya da şarkımızdaki mutlu sonun kahramanı Masal.. Elif bu ismi bulduğuna göre, karakterinin de hakkını veriyor demektir.. Kendi hayalperest kişiliğine uygun bir isim buldu kızına:img-in_lo Masal.. Kitaptaki gibi bir Masal istemem ama annesi gibi güzel ve cesur; babası gibi de dürüst ve yardımsever biri olsun.. Elif ile Ömer kadar izleyici de isteklerini söylemeli öyle değil mi:img-hyste O iki güzel yürekten, dünya tatlısı bir çocuk dünyaya gelecektir hepimiz inanıyoruz.. Buna şüphem yok. Elif diyor ya, farklıyız ama uyumluyuz diye.. Farklılar ama işte o sahip oldukları değerler yok mu.. Bu değerlerini sonuna kadar çocuklarına aşılayacaktır.. Ama en ağırı da belki, Ömer’in şu cümlesinde saklı..

    “Geçmiş bizim için sadece geçmiş olacak.. Gülerek hatırladığımız bir geçmiş olmayacak..”

    Eminim doğacak çocuklarına, geçmişin siyah tonlarını çıkartarak masallarını anlatacaklardır.. Zaten masallar siyah değildir.. Kendileri de bu geçmişe inanabilirler, bir sakıncası yok sanırım..

    Duruşmaya gidene kadar geçen süre sancılıydı Elif için.. Tıpkı İpek’in ölüme doğru gitmesi gibi. Sonuçlarını bilsem de, iki tarafı da izlerken gerildiğimi itiraf etmeyelim.. Yargı sisteminden anlamam ama pek de doğru şeyler izlediğimizi düşünmüyorum.. Yol geçen hanı gibi olmuştu duruşma durun yapamazsınız klişeleri eskiden kalmamış mıydı Neyse, Elif’in kurtulmasına kendi ablam kurtulmuş kadar mutlu oldum desem yeridir.. Önemli olan buydu.. Ömer’in annesine sarılırken, Elif’e gülmesini; Nilüfer’i kurtardıktan sonra Nilüfer’e sarılan Elif’in gülümsemesine benzettim.. Aslında sevinçlerini birbirlerine akıtıyorlardı. Sahi o Elif’in Nilüfer’e sarılması ne efsane sahnedir.. Gözümde canlanıverdi birden

    Paylaşılamayan bir adet Elif.. Zaten Elif’i bu kadar çok isteyen seven düşünün iki kişi var sanırım.. Biri Ömer diğeri de Aslı. O yüzden ikisinin kapışması nokta atışı olmuş.. Yani Ömer'in gidip Pelin ile kapışacak hali yoktu.. Kız Arda gidiyoruz deyince gitti ya :img-hyste İnsan bir geçmiş olsun der.. Dedi mi acaba ben mi kaçırdım.. Pelin’in niye duyguları yok.. Neden böyle? Elif canım, yapsan sen yaparsın yine.. Şu Pelin ile biraz takıl Allah’ını seviyorsan.. Şu çekingenliğini bir atsın üstünden.. Sevmeyi sevilmeyi öğret şu kıza da dizi bitmeden bir keyifleneyim ben de..

    Ömer ile Elif’in keyifli dakikalarını yorumlamaya gerek var mı bunca yorumdan paylaşımdan sonra pek emin değilim… İzlemek de yetiyor ya bizlere.. Herkesin keyfi düşüncesi yorumu çok farklı.. O yüzden doyamıyoruz ya.. Fakat ben de birkaç içime işleyen sahneden bahsetmek istiyorum.. Hani Elif dedi ya, demin de bahsetmiştim..

    “Şu kızıllıkla maviliğin güzelliğine bak.. Ne kadar farklılar ama ne kadar uyumlular.. Tıpkı bizim gibi..”

    Bu cümleye takıldığım doğrudur.. Uyumsuzluğun içinde uyum demişimdir hep Elif ile Ömer için.. O gece kulübüne giriş anından çıkış anına kadar bunu hissettirdiler.. Önemli olan mekan zaman değildi.. Sadece ikisiydi.. İşte onları uyumlu yapan o.. Evet, Elif bu yerleri sevebilir.. Rahat edebilir.. Ama Ömer sevmiyor.. Peki Elif ya da Ömer için bunlar önemli mi? Hayır değil.. Özellikle oradan kurtulmak için sarf ettikleri çabaya bakılırsa, gerçekten değil.. Fakat en güzeli de şu replikler oluyor.. Beni benden alıyor:img-in_lo

    “Ya en kötüsü de ne biliyor musun? Elif’imin sesini duyamıyorum…”

    “Bir de o saçma sapan ışıklar yüzünden, hasret kaldığım Ömer’imin gözlerine bakamamak..”

    Bundan sonrası bende bitiyor işte.. Yok bitmiyor tabii.. Söz konusu Elif ile Ömer olunca biter mi hiç.. Evdeki o yeşil koltuktaki sahneye bayılıyorum bir de:img-in_lo Yeşil koltuğu çok sevdiğimi söylemiş miydim daha önce bilmiyorum.. Rengini seviyorum.. Ömer ile Elif’in her seferinde o koltukta süzülüşünü seviyorum.. Onlarla daha mı renkleniyor o koltuk.. Hatta koltukluktan çıkıyor onları koruyan eşsiz bir öğeye dönüşüyor gözümde.. Abarttım sanırım, koltuğa Transformer gözüyle baktım şu an:img-hyste Onlar öyle koltuğun sol köşesini seçmişken, önlerindeki sehpada süzülen o iki buhar.. Biri çay, diğeri kahve.. Nasıl da gözüme hoş gözüktü o an.. Kahve ve çay.. Birbirinden uzak, ne tatları aynı ne kokusu ne de rengi.. Ama o çıkan buhar birbirleriyle sevişiyor adeta.. Tıpkı, Elif ile Ömer’in ellerinin sevişmesi gibi Evet bu sahneyi çok seviyorum:love01:

    Bu iki sahnenin yeri bende ayrıyken, ufak birkaç kısmın da gözümde değeri oluyor elbet… İşte bunlardan birkaçı..

    Elif’in sürpriz pikniği gördükten sonra, Ömer’ce konuşması..

    “Çok güzel görünüyor.. On numara beş yıldız görünüyor..”

    Ömer’in, banyodan yeni çıkmış Elif’e sarılıp o çocukça tonlamayla; “Çabuk çıktın..” demesi.. Allahım bir ses tonu bu kadar mı güzel olur, o cümle bu kadar mı güzel söylenir.. Karşımda yedi yaşında bir erkek çocuğu var sandım.. Sarıp sarmalayacaktım o an :love01:

    Ömer’in dondurma yiyişi.. Bayağı hakkını verdi.. Dondurma dediğin öyle yenir:happy0064

    Ömer’in dondurma yiyişine karşın, Elif’in elinden alınan tatlıya bakışı.. Merak etme Ömer seni tatlısız bırakmaz, kendisi şeker gibi çocuk zaten

    Elif’in “Aşk olsun sana..” tonlaması.. İkinciye oldu, o tonlamayı seviyorum desem:love01:

    Elif’in böğür lafına karşı bakışı.. O açılmış şaşkın gözlerden birçok anlam çıkarılabilir.. İlk defa böyle baktığına hemfikiriz sanırım, "Artık Ömer'e yetişemiyorum.." bakışıydı o bence:img-hyste Ama komiserim bağır demen gerekiyordu, neyse hadi böğrünü kabul ettik..

    Sofralarında keyifle yemek yiyen Elif ile Ömer.. O tatlı evde en çok hoşuma giden kısım bu işte.. Elif’in “Acıktım..” cümlesinin karşılığını, Ömer ziyadesiyle verdi.. Afiyet olsun demek düştü bizlere de..

    En son olarak da.. Elif için didinen bir adet Ömer klasiği elbette.. Açılışı o evde, Elif cezaevine girmeden önce yapmıştı.. Döngü tekrar o eve çevirdi gözleri.. Yine uğraştı Ömer.. Elif mutlu olsun diye yapmayacağı şeyler yaptı.. Elif’i tam manasıyla mutlu etti mi, kısmen diyorum.. Dış çevrelerin olumsuzluğu Elif’i derinden yaralamış görünüyor.. Düğün zevkini elinden alan Ömer değil.. Bunu 44. bölümde de yazmıştım, 51.bölüm için de aynı şeyi yazıyorum.. Eski mahkum betimlemesinin altında da bu yatıyor.. Masum da olsa, mahkum hayatı sürdü.. Kimler yüzünden hem de.. O yüzden Ömer’in ağzına tıkıyor lafları. Eğer tekrar hayal kurarsa elinden alınacağından korkuyor.. Belki de bu yüzden bir evlilik teklifi daha istiyor.. Olsun ki baştan hayaller kurulsun.. Ömer ilk hamlesini de yaptı böylece.. Tayyar’ı yakalayarak Elif’e bir hayalini vermek istedi.. Evet, Ömer bu hikayenin şövalyesi :img-in_lo

    Bugün klavyemin ayarı fazla kaçtı.. Belki final gerginliği, belki biraz burukluk.. Okuyanlar bu laf kalabalığını mazur görsün..

    Keyifli yorumlar,

    Sevgiler..

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    papatyagulum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    04.01.2010
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    841
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    4

    Aldığı Beğeni: 9

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Herkese merhaba…

    Kendime itiraf ettiklerimi buraya da yazayım da içim iyice rahatlasın…
    Ben şunu anladım çoktandır…Tuba –Engin ikilisi ekranda olsun değil 50 bölüm 250 bölüm olsa sıkılmadan izlerim.. mükemmel bir uyum ve enerji yayıyorlar etraflarına…bu sadece görsel bir uyum değil ikisinin oyunculukları da insana güzel bir tat veriyor..bu durumda en büyük umudum ve temennim (televizyon dünyası adına) bu ikiliyi başka projelerde yine beraber görebilmek…

    51.bölüm aslında güzel bir bölümdü…ama sürekli tekrarlanan aynı olaylar insanın heyecanını yitirmesine neden oluyor aksiyon anlamında…ve yaşanan olaylar duygusal anların da değerini düşürüyor…insan bir olayı atlatamadan diğerine atlayıp durunca eskiden istediğin şeyleri unutuyorsun ve şu olay da bir çözülsün diyorsun…ve bu hep böyle devam edip gidiyor…insan bir noktadan sonra yoruluyor…umutlarını ve isteklerini rafa bırakıp öylesine izliyor…sadece neyi seviyorsa onu görmek için…ben Elmer için izlemişim uzun zamandır..

    Hakkını yemiyeceğim Kpa başlangıçta özgün bir hikayeydi ve çok heyecanlı ve sürükleyiciydi…değişikti Türk dizilerinin formatından…bu hatalar yoktu anlamında değil ama çok azdı ve konuların işlenişi farklı ve etkileyiciydi…yazan kalemler ve yöneten ekip gayet güzel iş çıkarıyordu, tabi ki oyuncular çok daha süper iş çıkarıyorlardı ve hala çıkarıyorlar...2.sezon ne oldu bilmiyorum ilk sezon heyecanla benimle izleyen eşim 2.sezon 3 bölümden sonra “evet canım bu da normal dizi standartına girmiş” dedi ve bıraktı izlemeyi…ben devam..bir ara toparlar gibi oldular herşey tekrar heyecan vermeye başladı ki bir de baktık evlilik teklifi ve kız isteme sahneleri gereksiz entrikalarla aslında güzel yazılan sahneler yine kötü tercihlerle bozulmuş…ve İpek karekterini diziye sokarak bu bozuk olan morallerin üzerine iyice tüy diktiler..(Öykü hanım gayet iyi, sorun bu karekterin gerekliliği)…sırası gelmişken İpek karekterinin gelişi ne kadar yersiz ve anlamı can sıkıcı ise gidişi de o kadar saçma ve can sıkıcı…neden kadını öldürdünüz ki…çocuğuna ne güzel dedi bu iş bitsin gideceğiz…ee gönderin gitsin öldürmek niye…haa onun yaptıklarını saçmalık açısından sorgulamıyorum bile…sen polissin hem de iyi bir polis güya.. tayyar ın ve nedret in iş birliği yaptığını öğreniyorsunn ve ne kadar da güçlü olduklarını biliyon ama kimseye söylemiyorsun ve ormana tek başına gidiyorsun…ha birde vurulduğunda arabayı kullanıncaa dedim telefonu düştü herhalde arbedede ..aa sonra ardayı aradı ve konumunu yolladı …bari ambulans da çağır deseydin ya…neyse böyle birsürü şey sayılabilir… bunları biz zaten kabul edip izlemeye devam eettik …ama neden ölüm…

    Kesinlikle oyuncu kadrosu çok güzel..ve herkes işini çok iyi yapıyor…Erkan bey,Saygın bey,Burak bey,Ahmey bey,Hazal hanım,Işıl hanım,Bestemsu hanım….ve birçok oyuncu…ve bu haliyle bile kpa gerçekten birçok diziden daha iyi bence…sadece farkını ve değişikliğini kaybetti ve birçok noktada diğer diziler gibi oldu..ama mükemmel bir çift ve onların uyumu hiçbiryerde yok….

    Konular daha farklı tercihlerle işlenseydi belki bu kadar tekrara düşülmeyecek ve daha etkileyici sahneler olacaktı…birçok güzel kalem vardı burda güzel senaryolar yazanlar…ama senaristlerin kendi eseri tabi diyecek fazla lafımız yokk..desek de işe yaramadı zaten…yine de çok güzel ve özel karekterler var dizimizde..ama istikrarr yok ve karikatürize edilse de bazı durumlar fazla abartı…mesela Elif in 51.bölümde Ömer e aşk adına söyledikleri çok güzeldi…”beden ve ruh artık bir olur gerçek sevgi de biz de öyleyiz”,Ömer in nedret hanıma “bizim aramızda nikahtan daha güçlü bir bağ var” demesi çok güzeldi..ama aynı Elif kardeşi nilifer in yaptıklarını nasıl bu kadar sineye çekebilir.tamam bağırıp çağırmasın ,hakaret etmesin ama kardeşine hiçbirşey yokmuş gibi de davranmamalıydı..yani “nilifer sana her zaman sahip çıkarım yavruna da ama bilki sana kırgınım benim yavrumun ölümüneneden olanlardan biri de sensin”diyemez miydi…

    Bu durum bütün karekterler de hep devam eden bir durum..Ömer ile Elif evlenseydi ve hüseyinin durumunu öyle öğrenseydiler ve mücadele etseydiler…farklı tercihler gidişatı daha güzel yapmazmıydı…

    Neyse sözü çok uzattım..kusura bakmayın…herşeye rağmen 1.5 yıldır heyecanla izlediğim ve üzülsemde mutlu olsamda vazgeçemediğim bir dizi oldu kpa benim için…yeri hep ayrı kalacak..oyuncularımız için de bu böyle sanırım ne kadar sorun yaşasalar da onlarda bu işi ve dostluğu ayrı tutuyorlar belli…Hem Tuba hanımın hem de Engin Bey in hem de diğer oyuncu ve set ekibinin de böyle düşündüğü sözlerinden bellii..

    Son söz: emeği geçen herkese teşekkürler..belki yazamayabilirim..tatil vakti..ama finalden sonra (tatil de olsa izleyeceğim)fırsatını bulursam bir iki kelam ederim..

    Herkese iyi ramazanlar,iyi bayramlar…

    Burda kimseyi şahsen tanımasam da güzel muhabbetler ve paylaşımlar oldu..herkese teşekkür ederim..sürçü lisan ettiysem affola…yine güzel ortamlarda buluşmak dileğiyle…

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    aykanat - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    27.08.2010
    Yer
    Noblesse Oblige
    Mesajlar
    1,532
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Merhabalar

    Herkes veda mesajı yazmaya başlamış ama ben daha hazır değilim KPA'dan ayrılmaya...Hiç de hazır olabileceğimi sanmıyorum aslında...O yüzden bölüm yorumumu yazmakla yetineceğim....

    Zaten herkes yazmış. İpek'in ölümü, Nilü'nün kaçırılması, Metin ve Hüsonun hapishane ortaklığı, Tayyar ve Nedret'in hain planları...Bunlara değinmek istemiyorum. Zaten bölümde iki ayrı film izledim. İlk 1.5 saatlik kısmı Romantik Komedi, ikinci 1 saat ise Korku film yada Testere...:img-wink:

    Ama ben birinci kısımda takılı kaldığım için izlerken bile ikinci kısımda çok şeyi kaçırmışım. Birçok ayrıntıyı örneğin İpek'in hala ile kavga sırasında saçını kopartıp yuttuğunu ve ölüm döşeğinde Arda'ya ısrarla karnın bu nedenle gösterdiğini kaçırmışım. KPA'nın aksiyon kısmındaki bu cinliklere bayılıyorum. Sevdiğim polisiyeleri Hercule Poirot veya Sherlock Holmes cinliklerini anımsatıyor. Bulmaca çözer gibi hissediyorum kendimi. Sırf bu nedenlerden dolayı KPA benim için her zaman bir numara olacak tüm aksaklıklara rağmen....:img-wink:

    Diziyi bu kadar hunharca heyecanla izleme nedenim olan Elif-Ömer ikilisine daha doğrusu onlara hayat veren ve adeta o aşkı gerçekmiş gibi hissettiren, bence sanat yaşamlarının en iyi oyununu bu dizide oynayan Engin-Tuba ikilisinin sahnelerine geçmeden birkaç noktaya daha değinmek istedim. :img-wink:

    İzlerken tweetterda ve sonra burada herkes haklı olarak Elif'in Nilüfer'in bebeğine sevinmesine, onu bebeğinin katili olarak suçlamamasına kızdı. Bense kızamadım yine Elif'e..Onu anlamaya çalıştım ve anladım. Bize başından beri tanıtılan Elif buydu çünkü. O tipik bir Balık...Sevdikleri onun için kendi kayıplarının hep önünde geliyor. Herkesi ve kendisine yapılan her kötülüğü affedebiliyor. Benim gibi kindi Oğlak'tan faklı olarak...:img-hyste Bir de şu var tabii. Elif Nilüfer'in Hüseyin'in yaşadığını bildiği halde söylememesinin bebeğini kaybetmesine neden olduğu bağlantısını kurmadı kafasında...Çünkü o sadece kendisini suçladı bebeğin kaybı konusunda. Ömer'e dedi ya... eğer bilseydim içimizde bizden bir parçanın olduğunu dikkat ederdim...2 aylık hamile olduğunu anlayamadığı için kendini suçladı Elif. Hamile olduğunu bilseydi psikiyatrın verdiği o uyuşturuculu ilacı alır mıydı? Tabii ki almazdı. Hande ile gereksiz çatışmaya da girmezdi. Bebeğini herkesten hatta kendinden bile korurdu. Bu kadar rahat ve fevri davranmazdı. Hamile olduğunu bilen şaşkın kardeşi Nilüfer'in aksine...Nilüfer de bir alem. Hamile ama o topuklulardan vazgeçmiyor Maaşallah! Kendisine hiç dikkat etmiyor. :img-wink: Elif kendi bebeğine üzüldü ama tabii ki teyze olduğuna da çok sevindi. Normal olan da bu zaten. Aslı ise tam kendi karakterine göre tepki verdi. Nilüfer'i bencillikle suçladı...:img-wink:

    Elif karakteri ile ilgili bir dipnot daha. Levent'in onu halası konusunda 2 kez uyarmasına rağmen ona normal davranmaya devam ediyor.. Sevdiklerine olan bağlılığı çok fazla Elif'in. Ama sildi mi de tam siliyor. Tayyar'a yaptığı gibi. :img-wink:

    Elif'in gelecek ve evlilik konusundaki kırgınlığı da hala devam ediyor. Ömer 2 kez konuyu evliliğe getirdi. Elif her seferinde lafı değiştirdi. Sonunda o doyumsuz gün batımı sahnesinde Ömer hepimizin aklına gelen soruyu sordu. "Sen benimle evlenecek misin?" Genelde bu soruyu soranın kadınlar olduğu dünyamızda Ömer Elif ilişkisinin bu farklılığı benim çok hoşuma gidiyor ve yüzümde bir gülümseme ile izliyorum bu sahneleri...:img-wink: Ömer Elif'ten hala emin değil. Bunca yaşananlara, ilk aşkını itiraf edenin Elif olmasına, Ömer'in peşinden koşup onu neredeyse zorla kendisine aşık edenin yine Elif olmasına, evlenme konusunu ilk gündeme getirenin Elif olmasına rağmen Ömer Elif'in onu bırakma olasılığından deli gibi korkuyor. Oysa Elif çok rahat bu konuda. Ömer'den emin. Yada Aslı'ya söylediği gibi sadece anın tadını çıkarmaya kararlı.

    Ömer'in Elif'ten emin olamayışı üstüne hapishane, ameliyat ve bebeğini kaybetmenin hüznü de eklenince ilk 1.5 saatteki tadına doyulmayan Ömer ataklarını izledik. O kadar Romeo olmuştu ki gerçek Romeo kıskanırdı Ömer'i mizi. Elif'in yüzünün gülmesi için yapmadığı kalmadı. Eve kucakta sokmasından tutun da yemek yapması, ona deliler gibi aşık olduğunu ve nasıl istediğini söylemesine rağmen ağrısı olması üzerine bebekler gibi teselli etmesi, romantik piknik, sonrası o harika dans....Defalarca izlediğim ve doyamadığım sahneler...(Bu arada izlemek isteyen arkadaşlar için 51.bölüm Elmer sahnelerini video yaptım. İzleyebilirsiniz)

    Ömer'in atakları bununla bitmiyor. Dans etmesini bilmediği halde onu diskoya götürmesi, kıskançlık gösterileri (hangi kadının bu dozundaki kıskançlık hoşuna gitmez ki), onu kırmayıp dans etmesi (o sahne bana BİKEM'i anımsattı. Ama oradakinden çok daha güzel bir sahneydi. Belki de aşk karşılıklı olduğu için ve bir alay olayı olmadığı için)...:img-wink:

    Bank sahnesi ise efsaneydi. Banklar da yeşil koltuk kadar önemli KPA'da....İlk bank sahnesi yanılmıyorsam 10.bölümdeydi. Aslı'nın hastalığını Elif Ömer'e anlatmış ve ondan yardım istemişti. Araları soğuktu. Elif aşk itirafına yanıt alamamıştı. Ama çok güzel bir sahneydi.

    İkinci bank sahnemiz malum gece aşıkların karşılıklı çözülmeleri sonrası yaşanan sahneydi. Yine hafif bir kırgınlıkla başlamıştı. Taner'in Pınar ile ilişkisini öğrenen Elif ailesinin Ömer tarafından suçlanmasına dayanamamıştı ama Ömer Elif'i yine şeytan tüyüyle kandırmış ve onun güzelliğine düzdüğü methiyelerle "Sabaha kadar izlerim hiç bıkmam" diyerek bilmeden bu sözünün gerçekleştirilmesi sağlamıştı. O banktaki naif öpücük benim için KPA klasikleri arasına girdi çoktan...

    Başka bank sahneleri de olmuştur ama 36.bölümdeki sahne de çok özeldi. Abisi ile ilgili gerçekleri anlatan Ömer'in Elif tarafından teselli edilişi. Bu sahne 31.bölümdeki ilk bank sahnesinin izdüşümü gibiydi. Orada Bahar'ın cesedini teşhis eden Elif'i teselli eden Ömer vardı tek fark olarak. 31.bölümdeki 2.bank sahnesi de bir efsaneydi. Nedret'in abisi hakkındaki sözleri ile şoke olan ve ilk defa Hüseyin'den şüphe eden Ömer yanında Elif'i bulunca şaşırmıştı. Elif ise Ömer'deki durgunluğu onun kendisinden bıktığı ve bunu açıklayamadığına yormuştu. Elif'in konuşmasını kesen Ömer'in ona aniden sarılması ve "Seni bırakmam" demesi gelecek bölümlerin işareti olmuştu. Ömer'in Elif'e olan büyük tutkusunu gösteren ilk sahneydi bence...:img-wink:

    Bir diğer bank sahnesi 38.bölümdeydi. Hüseyin yakalanmıştı. Ömer onunla yüzleşmenin verdiği şokla hastane kapısında yanına sadece Elif'ini almış ve kendisini sahile atmıştı. İşte oradaki dertleşme de çok önemli bir sahneydi.

    Son bank sahnesi ise sevdiği kadını mutlu etmeye çalışan aşık Ömer'in romantik taarruzlarına gebeydi. Çilekli dondurmalar, ceket vermeler (bu arada 19'da Levent'in ceketini Elif'in omzuna alması Ömer'de bayağı travma yaratmış. Bu bölümdeki kıskançlıkları ve sürekli ceket vermeleri ben buna yordum:img-hyste) Balon almalar, düğün muhabbeti...

    Ömer geçen bölüm Elif'e sürekli "sevgilim" "canım sevgilim" dedi. Bu bölüm ise öpmelere doyamadı. Üşenmedim saydım. Ömer Elif'i alından, yanaktan, omuzdan, saçlardan ve 2 kez dudaktan olmak üzere tam 19 kez öpmüş...Rekor kırdı bu bölüm. Ama Elif'e kızgınım bank sahnesindeki yanaktan öpme dışında Elif kızımız pek pasifti. Hiç adına yakışmadı...:img-hyste

    Yorumlarıma ara veriyorum. Sonra devam ederim

    Herkese iyi akşamlar...:img-wink:

  5. #5
    Durum:
    Çevrimiçi
    deren1970 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    09.05.2006
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    24,495
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    2,482

    Aldığı Beğeni: 1,367

    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart

    Ben Geldimmmm

    Tüm KPA ailesine sevgiler, saygılar. Bu akşam yeni bölümünü izleyeceğiz KPA nın ve pazartesi günü de yeni bölümün özeti gelmiş. Eeee demeyiniz yeni bölümün özeti geliyor ve buraya tek kelime yazılmıyorsa bunu SEma-Eylem'e sormak lazım. Sayelerinde gelinen nokta maalesef bu, bu başarısızlıklarını bence bir düşünsünler

    Ben de ciddi olarak soruyorum bu dizi niye 4 bölüm uzatıldı, anlayanınız var mı:icon_whis hakikatten niye uzatıldı ki bu dizi. 52. bölüm özetini okudum içimi afakanlar bastı ve güldümmm çok güldümmm:img-hyste:img-hyste

    KPAA: :icon_whis:icon_whis

    Yok yok gayet iyiyim. Bu ülkenin tüm doktoru olsun, efendime söylüyeyim hakimi, savcısı olsun Tayyar Dündar'ın adamı değil mi:img-wink: Her belgeyi kolayca sümen altına alacak Tayyar Dündar Ömer'le pazarlık yapıyor ha şaşırdım ve bu saçmalıklara gülüyorum işte ne yapayım arkadaşlar:img-hyste

    Sevilmeyen, her bölüm ağlaklığı ile bize afakan bastıran Nülüfer hanım bu bölümün esas karakteri olacak belli, bölümün bilmem kaç dakikasını allah bilir ona ayırmış olacaklar.Elif'in hayat ışığı imiş ya:icon_whis sonra bol bol Tayyar'ın Ömer'le pazarlığını izleyeceğiz alın size finale giden dizi öyle mi:icon_whis

    Hani yorumumun başında bu dizi niye 4 bölüm uzatıldı diye sormuştum ya kendi sorumun cevabını buldum iyi mi:img-hyste bu 4 bölümü Sema-Eylem ikilisi için uzattılar. Tabi ya biricik, harika dizileri KD yazdıkları için, kalan zamanda da bu diziyi yazdıkları için ne olmuştu diziyi izleyemiyorlardı. Şimdi ise izleme vakitleri olduğu için ne olacak bu 4 bölümü ayıla-bayıla izleyeceklerdir. Ne dizi yazmışız diyeceklerdir:icon_whis

    Neyse akşama yeni bölüm var ve gram heyecan duymadığım gibi ilk kez ilk kez diziyi izlemek istemiyorum iyi mi. Diğer kanallarda başlayan insanı germeyen, güldüren dizilerden birini mi tercih etsem diye düşünmüyor değilim. Bunu becerdiniz ya Sema-Eylem sizi tebrik ediyorum:img-beee:

Sayfa 1/27 1234511 ... SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.