Sayfa 1/2 12 SonSon
7 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Kayıp - Senaryolar

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    NATY&FACU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    01.08.2006
    Yer
    M. KEMAL ATATÜRK
    Mesajlar
    57,786
    Konular
    762
    Verdiği Beğeni
    110

    Aldığı Beğeni: 40

    Bahsedilme
    27 Mesaj

    Standart Kayıp - Senaryolar

    Dizi ile ilgili senaryolarınızı bu başlıkta paylaşabilirsiniz.

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    vandettaaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Cezalı Üye
    Üyelik tarihi
    15.12.2011
    Yer
    falkoma 3 kala:(:(
    Mesajlar
    1,575
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    MİNİ SAHNE (inşallah mini olur :) )


    özlem hala hareketsiz yatagında yatıyodur..
    cocugunu düşünüyodur en cok ..acaba nasıl olmuştur ? ne kadar büyümüştür?
    kime benziyodur ?
    bi an irkilir kemal e hic bi yanının benzemesini istemez..
    mehmet gelir bi an gözünün önüne
    onunla bi cocugu olsa nasıl olur du diye dünüşür..
    eminimki cok güler sürekl..i soru sorar.. güzel güzel bakar diye düşünür..
    sacları hafif karışık kumral saclı bebegi cok özler...
    kollarına almak ister onu ama alamaz..

    sonra falko gelir elinde tepsiyle özlemin yine yemeyecegini bilir..
    falko:"özlem kalk bişeyler ye"

    özlem hic ses cıkarmaz
    ama bu sefer falkoya dogru döner..
    onunla nasıl olurdu diye düşünür bi an
    ya bu evde yaşasalardı..
    o kolu kırırlan kapıyı acsaydı her sabahh..
    mutfak dolabının kapagı düşseydi yere..
    icerde uzupun kirpikli koşturan esmer bi cocuk
    adını ne koyarlardı acaba?
    kerem gecti icinden..
    yine o kötü günler gelmişti birden aklından..
    kereme yaptıkları kötülükler..
    kerem olsun dedi oglumun adı kerem olsun

    "oglum koşma bak "
    "duramıyorum annee "
    elinde babasını aldıgı ucagı ucuruyodur
    "ben göstercem sana durmamayı baban gelsin o zaman görcen sen"
    cocuk gülümsemeye başlar
    "hehee baban bişey demez ki hem bana söz verdi bu akşam gelirken bi tane daha alıcak
    birlikte ucurcaz"
    "demek öyle kücük bey ısrarcısınız ha"

    özlem koşan oglunu yakalar ve onu gıdıklamaya başlar
    "annecim yapma cok gıdıklandım yapma"
    "babama söyliycem seni "
    "tehtit haa al sana"

    daha da şiddetli gıdıklamaya başlar..

    o sırada da kapının acıldıgından habersizlerdir iceri faik girer..
    elinde bahceden kopardıgı belli olan bi tane gül
    birde oyuncak ucak vardır..
    kapıdan girdigi an hayatındaki iki güzellige derin derin bakar..

    faik:"hoppp siz napıyosunuz bakim bensiz güreş mi var"
    özlem faik i görünce yüzü kocaman aydınlanır
    özlem:"gel babası gel bu senin oglun hic uslu durmuyo hep üzüyo beni"
    faik kızar gibi ogluna bakar özlem kafasını cevirdigi zaman ogluna gülerek göz kırpıyodur..
    faik:"hmm demek öyle yaramazlık hee anneyi üzmek yoktu hani "
    kerem:"özür dilerim "
    dudaklarını büzmüştür bu halini babasına cok benzetir özlem..
    onu da üzdügünde öyle kıvrılır dudakları gözleri düşer

    faik oglunu omzuna alır evin icinde kollarından tutup ucurmaya başlar
    faik:"afferim benim ogluma oyuncak ucak neymiş ben ucurum seni"
    özlem:"sanada afferim yani ben kudurmasın dedikce tepemize cıkarıyosun"

    faik o yamuk gülümsemesiyle özleme yaklaşır
    oglu omzundayken özlemin yanagına bi öpücük kondurur
    faik:"napsın babasına cekmiş"
    özlem gülümdeyerek faik in yanagınaa hafıfce vurur
    özlem:"babası yorgun degil bugün maşallah işte yorulmadı heralde"
    faik:"yorulmaz mıyım o ahmet iti deli gibi calıştırıyo beni ama umrumda degil tabi"
    özlem:"banada yarım mesai koydular haberin olsun yarın yemekler senden"
    faik:"biz yaparız oglumla dimi kerem balık yaparız hem fareyi de cagırırım uzun zamandır rakı balık yapmamıştık
    özlem:"balık mı kokutcaksın yine heryeri ya off faik"
    faik:"kokutmam sen merak etme ellerimle yedircem sana daha ne istiyosun"
    özlem :"aman iyi hadi"

    kerem bi kösede babasının aldıgı oyuncakla oynarken
    faik özleme biraz daha sokulur
    faik:"özledim kız seni valla zor geldim bu akşam"
    özlem:"sanki yeni evliyiz faik ya "
    bi yandan ici icine sıgmıyodur hala ilk günki gibi seviyodur faik ini
    faik:"ne var yani karımızı özledik sucmu iyi özlemem bundan sonra"
    özlem faike biraz daha sokulur
    özlem:"yaa öyle demek istemedim bende seni özledim "
    faik:"hmm ne kadar cok "
    özlem:"cok işte "

    özlem bi anda ciddileşir

    özlem:"o nejla karısı yine sarktı mı sana ben bi gelcem senin iş yerine"
    faik:"oo oo neler neler böyle kaş göz atıyo bana bı bakışlar falan fenaaa"

    özlem faike vurmaya başlar
    özlem:"ne diyosun ya sen sende baktın mı söyle oydurma o gözlerini "
    faik:bakmazmıyım allahımm allahımmm nejlamm benim."
    özlem faik in dalga gecitigin anlar bi an gülümseyerek faik e bakar
    özlem:"dalga gecme benle"
    faik:"gecilmeyecek gibi degilsin ben cıldırıyorum sana akşam olsada gelsem diye bekliyorum sen nejla diyosun bana"
    özlem faik in saclarıyla okşar yere düşen kısımlarını yukarı kaldırır
    özlem:"benimsin"
    faik:"sorulmaz bile"




    ...

    özlem boş boş duvara bakıyodur
    aklından gecenler gülümsemesine neden olmuyordur
    faik in saclarını özler ..
    öylece boş boş bakıyodur
    kaybettiklerine
    artı cok gectir...

    mehmet gelir aklının ucuna
    ahh mehmet aahh hayal edemeyecek kadar uzaktır artık ona
    sanki hic tanışmamışlar gibi
    o şimdi bu eve ilkkez gelen kızdır..

    bu düşünceleri kovar aklından..
    yüzünde sert bi ifadeyle falkoya bakar
    falko faik degil falko...

    özlem:"yemiycem istemiyorum"
    faik:"kendini öldürmek mi istiyosun öyleyse söyle beni de yorma"
    özlem:"öldürmek istiyorum yok olmak istiyorum yokum ben artık kayıpım yaşamıyorum"

    günlerce susan özlemin ilkkez böyle konuştugu gören faik biraz şaşırır.

    faik:"yaşıyosun burdasın bak evimizde "
    özlem:"evimiz mi sen hala miz diyebiliyomusun ? uyan artık faik ben o kız degilim ben o özlem degilim anla artık"
    faik özleme dogru yaklaşır alnını alnına yaslar
    faik:"suss ne olur sus ben nasıl ayakta durdum sanıyosun nasıl cıktım o delikten sana inandım ben. benim özlemim yapmaz dedim o adamın metresi olmaz dedim bişey vardır bişey bana söyleyemedigi bişey"

    özlem faiki bi anda iter
    onca susan dil durmak bilmiyordur

    özlem:"yok ulan yok anasana istemedim işte bu evi istemedim o kırık kapı kolunu istemedim seni istemedim "

    faik bi anda kalakalmıştır
    onca inkar ettigi şeylerin yüzüne vurlması onu şok etmiştir
    ama hala inkar ediyodur

    faik:hayırr bu sen degilsin benim özlemi..."

    özlem faik in sözünü kere


    özlem:"senin özlemin evli bi adama metres oldu ondan hamile kaldı cocugun kacırdı adam ondan ve intikam almak icin seni buldu.."

    faik kulaklarını kapatır
    özlemi dinlemiyordur

    faik:"suussss söylemee sussss"
    diye bagırıyodur..

    özlem faik in kulaklarından ellerini cekmeye calışır.

    özlem:"faik bana bak kaldır kafanı bana bak"
    faik hala bakmıyodur
    özlem:"ben hic haketmedim seni..ben o kız olamadım nolur anla artık"

    faik sonunda kafasını kaldırır özlemin gözlerinin icine icine bakar
    alnına yapışan sac telini kulagının arkasına koyar..

    faik:"anlamıyorum hicte anlamıycam"

    hareketsizce duvara bakıyodur konuşmaya devam eder

    faik:"anlamıyorum neydi eksik olan kemalden daha mı az yakışıklıydım ya da daha mı az sevdim seni daha mı az baktım gözlerinin icine anladım param yoktu ama yapardım be özlem bize bi düzen kurardımm..hic mi inanmadın bana hic mi sevmedin..öyle güzel baktın ki bana ben seninle iyi bi adam oldum..şimdiyse yine senin bu kapkara bakışınla dipdeyim..ben tükeniyorum özlem bitiyorum ben..sende yokoluyorum"

    faik in gözlerinden akan yaşarı gören özlem bi an ona dokunmak ister
    kafasını ellerinin arasına almak..
    ama yapamaz
    mehmetle öpüşmesi gelir aklına
    ona sarılışı..

    yeri yok der sonra
    burda mehmetin yeri yok
    burda kemalın hic yeri yok
    hele özlemin hic yeri yok..

    bu evde sadece faik olmalı..

    özlem:"aglama"

    faik özlemin dizlerine dogru yatar
    aglaması hıckırıga dönüşmüştür
    yıllarına aglar falko
    özlemsiz gecen yıllarına aglar
    onu terkeden kıza aglar
    biraz da öfkesiyle keybettigi kadına..

    faik:"ben yaptım dimi bu ev degildi sorun bendim..eger ben öyle gidip kemali dövmeseydim belkii.."

    özlem faik i susturur

    özlem:"şistt bilemeyiz ki hic bilemiycez.o özlem yine kemale gidermiydi bilemiycez yoksa seninle bu evde mi yapardı bilemiycez "

    faik:"ama şimdi burdasın gitmeyeceksin hic bir yere"

    özlem gercegin agırlıyl birkez daha yüzleşir
    gidecek bir yeri yoktur..
    gidecek kimsesi yoktur..
    mehmet mi mehmete birşey demeye hakkı mı vardır
    karşısına gecip iki laf etmeye..

    özlem:"budayım " der sonra

    "evet burdayım"

    hic olmadıgım kadar....

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    Derya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    17.12.2010
    Mesajlar
    30,662
    Konular
    8
    Verdiği Beğeni
    49

    Aldığı Beğeni: 179

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart


    K A Y I P - 18.BÖLÜM

    -YOLUN SONU-



    Faik İnci'ye karşı Özlem'i Mehmet'ten almayı başarır. Birlikte arabaya binerler ve teknenin olduğu yere giderler.

    Faik: (Arabadan iner) Özlem hadi. hadi napıyorsun acele etmemiz lazım, hadi.
    Özlem: Faik. Ben gelmiycem.
    Faik: Ne. (Duraklar) Özlem saçmalama. Bak şurada duran tekne var ya bizim kurtuluşumuz o. Saçmalama hadi.
    Özlem: (Arabadan inmez)
    Faik: Tamam. Karışmıyorum. Sen karar ver. 10 saniyen var. Ya burada kalıcaksın hapise giriceksin yada özgür olucaksın. Karar senin.
    Özlem: (Biraz düşündükten sonra Faik'le gitmeyi secer ve arabadan iner)

    Tekneye binerler ve yola çıkarlar. Özlem Mehmet'in ona giymesi için verdiği montu üzerinden çıkarır ve denize bırakır. Dalgın ve düşünceli bi halde Mehmet'i düşünür. Yaşadıklarını. Bi yandan da denize bıraktığı montu izler. Tekne ilerledikçe mont daha da uzaklaşmış, küçülmüş ve gözden kaybolmuştur. Mehmet'ten o'na kalan tek şeydi belki de. Dolan gözlerini sildi kendini toparladı ve fısıldadı. "olması gereken bu Özlem. Sen doğru olanı yaptın".

    Faik: (montunu çıkarır ve Özlem'in üstüne bırakır) Üşütüceksin.
    Özlem: (Montu giyer)
    Faik: Dalgınsın. Ne düşünüyorsun?
    Özlem: Yaşadıklarımızı.
    Faik: (Kolunu Özlem'in omzuna koyar) Düşünme artık bunları. Bak özgürüz artık. Herşey daha da güzel olucak.
    Özlem: Düşünmeden edemiyorum. Çok kötü şeyler yaşadık, yaşattık. Bizim yüzümüzden masum insanlar zarar gördü. Sonra Oğlum'u düşünüyorum nerede? ne yapıyor? O'nu evlat edinenler iyi insanlar mı? O'na iyi bakıyorlar mı?
    Faik: (Gülümser) Eminim iyi bakıyorlardır.
    Özlem: Senin için söylemesi kolay tabi.
    Faik: Seni rahatlatmak için söylemedim. Gerçekten böyle düşünüyorum. Neyse (Gülümseyerek) Hadi gel içeri geçelim yat dinlen biraz.
    Özlem: (Evet dercesine başını sallar.)

    Uzun ve yorucu yolculuğun ardından Faik'le Özlem Yunanistan sınırına geçmişlerdir. Tekneden inerler ve biraz yürüdükten sonra önlerini bi araba keser. İçinden takım elbiseli 2 adam çıkar.

    x: Falko sen misin?
    Faik: Evet. (Özlem'e döner) Sen burada kal. Ben gelicem şimdi.
    Özlem: Nereye gidiyorsun? Bu adamlar kim?
    Faik: Bi arkadas merak etme birşey konuşup gelicem. (Parmağıyla göstererek) Şurada ilerde olucam. Sen buradan bi yere ayrılma.
    Özlem: Tamam.

    x: Kitapsız'ın sana selamı var. (Elinde içi para dolu poşeti ve arabanın anahtarını uzatır) Bunlar senin. Gidiceğiniz adreste poşetin içinde kağıtta yazıyor.
    Faik: Eyvallah. (Duraklar) Ya.. benim özel bi isteğim vardı Abi'den ne oldu o?
    x: Şu mesele. Tamam halledildi o iş. Gidiceğiniz adrese bıraktık.
    Faik: (Mutlu olur ve gülümseyerek) Tamamdır. Abi'ye çok selamımı iletin.

    Faik Özlem'in yanına gider.

    Faik: Atla hadi.
    Özlem: Nereden çıktı bu araba?
    Faik: Bizim.
    Özlem: Nasıl bizim?
    Faik: Bizim işte ötesini berisini sorma. Atla.
    Özlem: (Arabaya biner)
    Faik: (Gülerek) Özlem.
    Özlem: Efendim.
    Faik: (Gülerek) Yok bişey.
    Özlem: (Gülümser) Niye gülüyosun. Komik olan ne?
    Faik: Bişey söyleyecektim de, vazgeçtim.
    Özlem: İyi.

    Akşam olmuş, Eve varmışlardır. Arabayı bahçeye çekerler. Fahriye'yle Hasan arabanın sesini duyunca bahçeye çıkarlar.


    Fahriye: (Faik'e koşar) Nerdesiniz be Oğlum. Meraktan öldük burada.
    Faik: Anca abla.
    Hasan: (Gülümser ve Faik'e sarılır) Hoşgeldiniz oğlum.
    Faik: Hoşbulduk abi.
    Hasan: (Özlem'e yaklasır) Sende hoşgeldin kızım.
    Özlem: (Yari gülümseyerek basını sallar)
    Faik: Hoşbesi evde yaparız artık. Ama önce Özlem'e bi süprizim var.
    Özlem: (Şaşırır) Süpriz mi? Ne süprizi?
    Faik: (Özlem'i omzundan tutar) Sana yunanistan'a gidince herşey daha da güzel olucak demiştim ya.
    Özlem: Evet.
    Faik: (Gülümser ve Özlem'i elinden tutar) Gel hadi.

    Eve girerler. Faik Özlem'i üst kata çıkarır ve odalardan birinin kapısını açar. İçeride küçük bi çocuk vardır yerde oturmuş bi vaziyette arabalarıyla oynar.

    Özlem kapının eşiğinden çocuğu izler. Gözleri dolar bi anda. O küçük çocuk onun hiç göremediği evladıdır. Gülüşünü merak ettiği, kokusuna hasret kaldığı oğlu karşısındaydı. İnanamadı büyük bi şaşkınlık içersinde bi Faik'e bi oğluna bakıyordu. Gözyaşlarını tutamadı.


    Özlem: O benim..
    Faik: (Gözleri dolar.. Gülümseyerek) Evet Özlem senin oğlun o.

    BÖLÜM SONU.



  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    sinemim_g - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    06.12.2005
    Yer
    KAYIP !!!
    Mesajlar
    25,551
    Konular
    8
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 6

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Thumbs down

    Not: İstek üzerine yazmadan edemedim. Ama işler yoğun olduğu için
    PC başına anca oturabildim. Ve yine zaman yoksunluğundan sadece Özlem-Mehmet sahneleri yazacağım.:img-in_lo
    Yanlışlar, mantıksızlıklar için şimdiden özür dilerim. Dediğim gibi, oturdum yazıyorum.
    Ne çıkıyorsa şimdi, anlık çıkıyor. O yüzden affola :img-in_lo

    Kayıp - 19. Bölüm

    "8 ay sonra ..."

    İstanbul kuş bakışı bi görüntüyle, denizinden camilerine kadar yavaş yavaş gösterilir.
    Mevsimler geçer, Arabaların hızlı akışı ile gün bitimi verilir.

    Kamera hızlı adımlarla yürüyen bir çift ayağı takip eder. Bir telefon sesi duyulur. Adam elini cebine sokar, ve telefonu kulağına dayar.
    Kameranın objektifinde Mehmet görülür.

    Mehmet: Efendim anne ... Geliyorum, az kaldı. Yürüyerek geliyorum annem ondan geciktim.
    Gelince anlatırım. Ne soğuması ? Öf anne soğusun yemek... Ben belki soğuk seviyorum. Anne kapadım ben,vardım zaten ...2 dakkaya ordayım, Kapadım.

    Mehmet, telefonu cebine koyarken hafif bi tebessümle ; "ömrümü yedin be kadın" der.
    Biraz daha yürüdükden sonra evin kapısına gelir, kapının ziline basar,
    "Cemile sultan geldim, telefonunun ışığı sönmeden yettim bak" der.
    Cemile hanım kapıyı açar,
    Cemile: "Zevzek zevzek konuşmada otur masaya, 1 saattir seni bekliyoruz. Soğudu ne varsa."

    Mehmet: Beklemeseydiniz, yeseydiniz siz. Allah dolmada varmış ...
    İnci: Sana da iyi akşamlar abicim. Ben iyiyim, sen nasılsın ?
    Mehmet: Açım kızım aç. Selamı sabahı sonra hallederiz ...
    İnci: Biz seni aç aç bekliyoruz ama. Allah Allah ya ...

    Mehmet dolmadan tabağına koyarak, yemeye başlar. Cemile hanımda mutfakdan bi kaç şey daha getirip masaya oturur.
    İnci'nin gözleri bi annesine bakar, bi abisine. Sonra yutkunur, utana sıkıla zorda olsa , ağzı açılır ...

    İnci: Abi ...
    Mehmet: hı ?
    Cemile hanım İnci'ye bakar, söylemesini istemeyen bi ifadeyle.
    İnci: Abi sana bi şey geldi.

    Cemile hanım İnci'yi koluyla dürter.

    İnci: Ne ya ? Bilmeye hakkı var.
    Mehmet: Ne geldi ?
    İnci: Bi zarf. Mektup galiba. Hapishaneden ...

    Mehmet birden sandelyeden kalkar, önündeki su bardağı devrilir.

    İnci: Abi sakin ...
    Mehmet: Nerde ?
    İnci: Çekmecene koydum ...
    Cemile: Ben sana onu at demedim mi ? Gittin çekmecesine mi koydun?
    İnci: Anne belki önemli, okusun. Ne zararı var ki. Mektup sadece...

    Mehmet masadan kalkar, hızlı adımlarla odasına girer. Kapısını iyce kapar ve çekmeseye uzanarak mektubu alıp, açar.


    Mehmet, gözleriyle mektubu okurken ; Özlem'in sesi devreye girer.

    ( Ekrana, Özlem'in hapishanedeki hali gelir. Bir yatağın üzerinde, tek bir noktaya odaklanmış vaziyette bakmaktadır.
    Başı duvara yaslıdır. )


    " Bugün gözlerimi açtığımda, küçücük bi camdan anlamsız bi ışık vuruyordu yastığıma.
    Yine acıyla uyanmıştım. Aylardır olduğu gibi ... Ama ilk kez bi ışıkla uyanmıştım.
    Kaç saat geçti, kaç gün .. Kaç ay geçti bilmiyordum.
    Sesini duymadım, seni görmedim ... Kimseyi görmedim. Tanıdık bi yüz yok burda.
    Kimseyle konuşmadım. Seslendiler, duymadım. Aylardır tek bi yere bakıyorum.
    Oğluma ...
    Bazen bi yabancı gibi. Bazen , ki çoğu zaman benim oğlum gibi.
    Burdaki herkes acıyor bana. Zar zor iki lokma geçsin boğazımdan diye çırpınıyorlar.
    İsimlerini bile bilmiyorum ... Defalarca demişler oysa. Duymuyorum ki.
    İçlerinden biri bugün yine zorla bi şeyler yedirirken, zorda olsa bi cümle çıkıyor ağzımdan.
    -Kaç ay oldu ? Oğlum geleli ...
    -8 Ay ...
    8 ay geçmiş. Tek bir fotoğraf. Ağlamaya başlıyorum.
    Mehmet ... Belki bu mektup hiç eline geçmeyecek. Sana gelmeden önce,
    birileri yırtıp atacak.
    Belki sen atacaksın. Okumayacaksın. Bilmiyorum ...
    Ama beni dinlemek zorundasın. Ben iyi değilim Mehmet.
    Keşke Faik gibi ölüp gitseydim. O zaman oğlumun gülüşünü görmez,
    bu kadar vicdan azabı ve senin nefretinle savaşmak zorunda kalmazdım.
    Ölmek bana çok kolaydı Mehmet. Aylardır kaç kere denedim bilemezsin.
    Ama elim gitmiyor, yapamıyorum. Oğlumun gülüşü gözlerime yerleşti yerleşeli
    cesaret denilen şey beni terk etti.
    Ben ne olucam ? Yıllarca tek bir fotoğrafa bakarak, ecelimle öleceğim günü mü bekleyeceğim Mehmet ?

    Aklımı oynatacağım.

    Bilemezsin. 8 aydır bi tebessümle uyuyup, o tebessümle uyanmak nedir bilemezsin.
    Benim oğlum bi yerde yaşıyor, büyüyor. Ben onun annesiyim ...
    Ve sadece bi tebessümü ile yetiniyorum.
    Biliyor musun ? Yüzünden saçlarına kadar, ezberimde oğlum.
    Ben sana minnettardım Mehmet. O fotoğrafı avuçlarıma yerleştirdiğinde ..
    Ben sana minnattardım. Bana oğlumun adı, tebessümü yeter sandım.
    Ama bir anneye yetebilir mi bunlar? Anneyim ben Mehmet !
    Çocuğunun ilk ağlayışını duymamış, kokusunu içine çekememiş,
    ilk adımlarını, ilk konuşmalarını duyamamış bir anne.
    Hergün biraz daha eksiliyorum.

    Mehmet ... Beni affet demiyorum. Beni yeniden kalbine al demiyorum.
    Bana yardım et Mehmet. 8 aydır kimse beni görmeye gelmedi.
    Benim senden başka hatırlamak istediğim kimse yok.
    Beni görmek zorundasın Mehmet, beni dinlemek zorundasın.
    Belki de son kez. Lütfen."

    Mehmet mektubu avuçlarında tutarken, donuk bi ifadeyle önce mektuba
    sonra aynaya bakar ...
    Ayağa kalkar, sağa sola bakar. Mektubu camdan atacakmış gibi cama yaklaşır,
    durur çekmeceye koyar .
    bi kaç adım atıp, dönüp çekmeceden alır. Ne yapacağını bilemez ...
    Sonra koşar adımlarla aşağıya iner , cegetini giyer.

    Cemile: Oğlum neymiş ?
    İnci: abii ?

    Mehmet kimseye cevap vermeden evden çıkar. Koşmaya başlar.
    Sürekli hızlanarak koşar. Bi sahil kenarına gelir. Nefes nefesedir.
    Ellerini dizlerine koyar. Derin derin nefes alır.
    Cebinden mektubu çıkartır ve yere oturur. Kulağında Özlem'in sesi yankılanmaktadır.

    "Sen gördüğüm en iyi insansın "

    "Ya sana bi şey olsaydı ?"

    "Seni seviyorum Mehmet"

    Mehmet gözlerini kapatır. Mektubu avucunda buruşturur.

    flaşback: Özlem'in "Acıyor" şarkısını dinlerken ağladığı sahne Mehmet'tin gözlerinin önüne gelir.

    Mehmet gözlerini açar. Ve Özlem'in sesi kulağında yankılanmaya devam etmektedir.

    "O adamı halt edebilecek biri varsa, o sensin Mehmet. Anladın mı beni?
    Sadece sen"

    Mehmet denize bakarken, gece kendini gündüze çevirir...
    Sabah olmuştur.
    Mehmet hiç uyumamış, hala aynı noktaya bakmaktadır.

    Hapishane:
    Özlem de hala aynı noktaya bakmaktadır. Kamera bu sefer Özlem'in arkasına geçer.
    Ve Özlem'in baktığı noktayı gösterir.
    Oğlunun fotoğrafını yastığının tersindeki duvara yapıştırmış ve ona bakmaktadır.

    X : Özlem. Hadi çay hazır . Gel otur.

    Özlem cevap vermez.

    x : Yine mi yemiyceksin ? Bak Makbule abla zorla yedirir yine, karışmam.

    Özlem yine cevap vermez.

    Kadın çaresizce masaya oturur.

    -Gelmiyor mu yine ?
    -Yine öylece fotoğrafa bakıyor.
    -Yiyip kaldıralımda, ben yine tıkıştırırım ağzına bi şeyler.
    -Songül abla dün gece yine lavabodan sürükleyerek getirmiş onu.
    Çömelmiş hıçkıra hıçkıra ağlıyomuş.
    -Aklını oynatacak bi şey değil. Annesi de mi yok bu kızın anlamadım ki ben.

    Demir kapının sesi gelir.

    -Gardiyan geliyor.

    Gardiyan: Özlem Albayrak ... Ziyaretçin var.

    Özlem kafasını çevirir. İnanamaz bi ifadeyle bakar.
    İçerdeki herkesde şaşkındır. Özlem'e bakarlar.

    Gardiyan: Hadisene kızım, ziyaretçin var diyorum.

    Özlem yatağından iner. Yanından geçtiği insanlara bakarak çıkar.

    Ziyarethane:

    ( Mehmet en son masada ellleri masanın üzerinde düşünceli bi şekilde oturmaktadır. Özlem masaya gelene kadar kafasını kaldırmaz )

    Özlem : Geleceğini biliyordum.
    Mehmet : Nasılsın ?
    Özlem : Bilmiyorum. Sen... Sen nasılsın ?
    Mehmet: (kafasını sallar ) İyi. İyiyim.
    Özlem: Gergin görünüyorsun ?
    Mehmet: Sana yardım edemem.
    Özlem: (yutkunur) anlamadım...
    Mehmet: Beni buraya neden çağırdığını biliyorum. Yapamam Özlem.

    Özlem Mehmet'in üzerinde olan bakışlarını üzgün bi ifadeyle masaya indirir.
    ellerini avuşturur.

    Özlem: İster aklını oynat, ister ölüme git diyorsun yani ..
    Mehmet: Hayır öyle bi şey demiyorum. Özlem , cezanı çekip çıktığında yepyeni bi hayata başlayacaksın.
    Yeni bi sayfa açacaksın. Ailenlede aranı düzeltirsin belki. Yeniden başlarsın.
    Tek çare ölüm değil ... Yeni bi hayat bekliyor olacak seni.

    Özlem bi eliyle masaya sert bi şekilde vurur.

    Özlem: Hangi hayat ! ( Etrafına bakar , herkesin ona baktığını farkedince başını eğer. Alçak bi sesle devam eder )
    Özlem: Hangi hayat Mehmet ? 15 yıl yedim ben. Ne yeni sayfası ?
    Benim oğlum 15 yıl sonra kaç yaşında olacak ? Anlamıyor musun ...
    ( Özlem ağlamaya başlar )
    Özlem: Benim onu görmem lazım. Bi kere olsun sarılmam lazım.
    Ben oğlumun kokusunu istiyorum Mehmet. Ben onun hayatına girmiycem,
    ben senin annenim demiycem. Ben oğluma acı çektirmek istemiyorum.
    Ben oğluma sarılmak istiyorum. Sonra isterlerse bana mühebbet versinler.

    Mehmet: Ne yapmamı istiyorsun ? Buraya mı getireyim onu ? Nasıl ?
    Seni mi çıkarayım ? Nasıl ? ( kısık ve Özlem'e yaklaşarak ) Ben seni burdan nasıl kaçırayım aklını mı oynattın sen ?
    Özlem: Oynattım. Evet aklımı oynattım. Beni burdan kaçırmıycaksın,
    sadece görmezden geliceksin. Kaçtığımı biliceksin, ama bilmiyormuş gibi yapacaksın.
    Bana sadece oğlumun nerde olduğunu söyle, oraya gitmeme yardım et.
    Başka bi şey istemiyorum.

    Mehmet yere bakar. Dudaklarını ısırır.

    Özlem: Mehmet ...
    Mehmet: Planın ne ?

    -12 Saat sonra -

    (Hastane )
    Koş koş .. Hızlı. Arkadaşlar hızlı.
    ( Özlem hastaneye getirilir )

    -Vaka nedir ?
    -Zehirlenme. Bol miktarda sabun ve temizlik maddesi içmiş.
    -Midesini yıkıycaz aceele edin.

    -Mehmet'in ofisi-
    Mehmet ofisin içinde bi oraya bi buraya yürümektedir. Ellerini avuşturur.

    Gülriz: Ne oluyor sana Mehmet ? İyi görünmüyorsun ?
    Mehmet: Abla. Ben bi iş aldım. bi süre buralarda olamayabilirim.
    Sorarlarsa ..
    Gülriz: Ne işi ?
    Mehmet: İş işte abla. ( sesi yükselir ) Ben gidiyorum.
    Gülriz: Nereye gidiyorsun Mehmet bi anlatsana ?
    Mehmet: Abla bi şey sorma. Sana soran olursa, yeni bi iş aldık.
    İzmirdeyim tamam mı ?

    Mehmet çıkıp gider.

    -Hastane-
    Özlem'in getirildiği odada doktor ve hemşireler baygın bi vaziyette yatmaktadır.
    Kapının önünde duran polisler 2 erkek çocuğu tarafından oyalanmaktadır.

    Özlem var gücüyle koşar. Ve nihayet hastaneden çıkmıştır.

    -Özlem ve Mehmet'in araba içinde müzik dinleyerek içtikleri mekan-

    Özlem: Geldim ...
    ( Mehmet arkasına döner )
    Mehmet: Başaramayacağını düşünmüştüm.
    Özlem: Ona rağmen geldin öyle mi ?
    Mehmet: Sana yardım ettiğimi öğrendiklerinde bana ne olacak bi fikrin var mı ?
    ( Özlem yutkunur. Saçları rüzgarla dans etmektedir. Yavaş adımlarla Mehmet'e yaklaşır. Gözlerine bakar. )
    Özlem : Üzgünüm.Seni zor duruma soktuğum için. Hem bu çok zor. Yani senden şüpelenmeyecekler.
    Hayatına devam edeceksin, kaçtığımı söylediklerinde şaşırırsın, onlarla birlikte peşime düşersin.
    beni bulursunuz ve içeri tıkarsınız. Hepsi bu ... kimse senden şüpelenmeyecek. Biber gazını Makbule abladan aldım. Çocuklarıda o ayarladı.
    Seni hedef gösteren hiçbir şey yok. Sen sadece oğlumla ilgili bilgileri bana ver, hayatına devam et ...

    Mehmet Özlem'e bakar. Ellerini cebine sokar.

    Mehmet: Gitsek iyi olur. Geç kalıyoruz.
    Özlem: Ne ?
    Mehmet: Yürü
    Özlem: Mehmet ne diyorsun sen ?
    Mehmet: Seni tek başına gönderemem. Seninle geliyorum.
    Özlem: Çıldırdın mı sen ? Beni yakaladıklarında yanımda olursan ...
    Mehmet: Sus biliyorum! Yürü dedim . Özlem yürüsene
    Özlem: Mehmet ben senden böyle bi şey istemedim
    Mehmet: Ben gelmezsem onu bulamazsın...
    Özlem: Bütün bilgileri verirsen bulurum. Ben hallederim, bi kere görüp
    sarılıp dönücem söz veriyorum. Ne olur sen gelme ...
    Mehmet: Nasıl gidiceksin ? Seni "Özlem Albayrak" kimliğinle yurt dışına salarlar mı ?
    Gemiyle mi kaçıcaksın ? kim var arkanda ? Kim yardım etcek sana ?
    Nasıl halledeceksin söylesene ? ( bağırarak )

    Özlem öylece kalır. Mehmet kolundan çeker.
    Mehmet: Hadi ... Önce bi yerde kıyafetlerimizi değiştireceğiz.

    -Hava alanı-

    ( Mehmet'in gözlerinde yeşil lens, üzerinde takım elbise vardır. Saçlarını ise
    daha önce taramadığı bi şekilde taramıştır. Değişik görünüyordur. )
    ( Özlem'de dar siyah diz üstü bi etek, beyaz bir bluz vardır. Koyu kestane bir peruk takmıştır )

    Mehmet: Al.Bunlar uçak biletlerimiz, bunlar da sahte kimliklerimiz. Senin adın Elif . Elif Şahin.
    Bende Savaş Şahin. Evliyiz. Ben doktorum. Sen de doktorsun.
    Tatil için gidiyoruz ve ne kadar kalacağımızı planlamadık. Tamam mı ?
    Özlem : Hangi ara yaptırdın bunları ?
    Mehmet: Dikkat çekme ... Rahat ol.
    Özlem : Mehmet ... Benim yüzünden başın belaya girecek.
    Mehmet : Sus artık.

    Özlem ve Mehmet sorunsuz bi şekilde işlemlerden geçerler.
    Ve uçağa binerler.

    -uçak-
    Özlem: Nerede yaşadığını biliyor musun gerçekten ?
    Mehmet cevap vermez.
    Özlem: Karşısına çıkmak için bi bahaneye ihtiyacım var.
    Mehmet cevap vermez.
    Özlem ellerindeki oğlunun fotoğrafına bakarak konuşmaya devam eder,
    Mehmet cam kenarındadır ve hiç konuşmadan gökyüzünü seyretmektedir.

    -Bir süre sonra-
    Özlem'in başı Mehmet'in omzuna düşer. Mehmet irkilir. Başını ona doğru çevirip izlemeye başlar.

    Hızlı hızlı anılar gözünün önüne gelir.

    -

    Mehmet yüzünü eğer. Özlem'in saçını koklar. Bir an kendine gelip başını pencereye çevirir.

    -Almanya-

    Uçaktan inerler. Özlem gözlerini kapatır. Derin bir nefes alır.

    Özlem: Bu ülke oğlum kokuyor.
    Mehmet öylece ona bakar. Hala düşüncelidir.
    Özlem: Pişman mı oldun ? Geç kalmış sayılmazsın Mehmet, hemen atla bi uçağa geri dön.
    Mehmet: Benim pişman olduğum başka şeyler var. Seni tanımak gibi mesela ...
    Özlem'in yüzü düşer. Mehmet önden gitmektedir.
    Özlem: Beklesene ...

    -otel önü-

    Özlem: Burada mı kalacağız ?
    Mehmet: Başka bir planın mı var ?
    Özlem: Mehmet ben hapishaneden kaçtım. Hiç param yok.
    Mehmet: Neye güvendin kaçtın peki ?
    Özlem susar.
    Mehmet: Bende var. Hadi gir.

    İçeri girerler.
    Mehmet: İngilizcen iyi mi ?
    Özlem kafasını sallar.
    Mehmet: Ona 2 oda istediğimizi söyle.

    Özlem adamla konuşup anlaştıkdan sonra anahtarları alır ve yukarı çıkarlar.
    Odaları karşılıklıdır.

    Özlem: Şimdi ne olacak ? Nerde oğlum ? Ne zaman gideceğiz yanına ?
    Mehmet: Biraz sabretmen gerekecek. Tam adresi bilmiyorum. Araştırıyorum.
    Şimdi git biraz uyu. Dinlen.
    Özlem dudaklarını ısırarak kafasını sallar. yavaş adımlarla odasına girer. Mehmet bi süre arkasından baktıkdan sonra kendi odasına girip yatağının üzerine oturur.
    Düşüncelidir.

    -6 saat sonra-

    Hava kararmıştır. Özlem bahçeye çıkmıştır. Havuz kenarında bi masaya oturmuş, oğlunun fotoğrafını karşısına koymuş,
    Masanın üzerine koyduğu ellerinin üzerine çenesini yaslamış oğlunu izlemektedir.
    Mehmet camdan bakar ve Özlem'i görür. Derin bir nefes alarak, üfleyip püfler.
    Ve odadan çıkar. Özlem'in yanına iner. yanına oturur.

    Mehmet: Özür dilerim.
    Özlem: Neden ?
    Mehmet: Ben sürekli seni azarlıyorum dimi?
    Özlem: Başka nasıl davranacaksın ki ... Bu senin suçun değil.
    Mehmet: Ben üzgünüm. Elimden başka türlüsü gelmiyor.
    Özlem: Anlıyorum. Benden ne kadar nefret ettiğini biliyorum. Hak ettim.
    Şimdi sadece oğlumu düşünüyorum.
    Mehmet: Özür dilerim Özlem. Gerçekten çok üzgünüm.
    Özlem başını kaldırıp Mehmet'e bakar. Anlamamış bi ifadeyle.
    Özlem : Bi şey mi demeye çalışıyorsun ?
    Mehmet: Yalnızlığını alır sanmıştım. Sana bi umut olur.
    Seni son kez görmem için bana bi bahane olur. Seni hayatımdan çıkarmak istedim,
    ama seni öylece bırakıp gitmek istemedim. Seni son kez gülümserken görmek,
    hayatımın sonuna kadar öyle hatırlamak istedim. Seni gülümsetmek için yaptım bunu ...
    Özlem: Anlamıyorum Mehmet. Ne yaptın ?
    Mehmet: Özlem ... O fotoğraftakı senin oğlun değil.

    Özlem sandelyeden fırlar. Fotoğraf elindedir.

    Özlem: Ne diyorsun sen ? O benim oğlum. Adı Tunç.
    Burada yaşıyor. 5 yaşında. Sen buldun onu. Bana getirdin. İyi bi ailesi var dedin.

    Mehmet: Özlem. Üzgünüm. Oğlunun sadece Almanya'da yaşadığını biliyorum.
    Başka hiçbir şey bilmiyorum. O elindeki fotoğraf bi aile dostumun oğlu. Adı Tunç.
    O senin oğlun değil. Ben düşünemedim. Senin bi fotoğrafın peşine düşeceğini düşünemedim.

    Özlem hızlı adımlarla odasına çıkar. Mehmet arkasından koşar.
    Özlem kapıyı sert bi şekilde kapatır. Kapının dibine çöker. Ve hıçkırarak ağlamaya başlar.

    Mehmet: Özlem aç kapıyı. Lütfen. Bak geldik, bulucaz onu.
    Özlem sadece ağlıyordur.
    Mehmet: Aç şu kapıyı. Oğlunu bulmak için peşinden geldim ben. Mesleğimi kaybedicem bu uğurda.
    Sana yardım ettim, sana kızgın olmama rağmen.
    (Kapıyı yumruklar ) Aç şu kapıyı !!!!!

    Özlem sinir krizi geçirmeye başlar. Olduğu yerden fırlar. Eline ne bulursa fırlatır.
    Her yer cam parçasıdır. Oda felaket durumdadır.

    -bi süre sonra-
    Özlem yatağının üzerinde boşluğa bakmaktadır. Dudakları titriyordur.
    Gözleri ağlamakdan şişmiştir.



    Mehmet: Özlem ...

    Özlem kalkar. Kapıyı açar.

    Mehmet: İyi misin ? ( odanın ne hale geldiğini görür )
    Özlem : Ödeştik mi ?
    Mehmet: Ne ?
    Özlem: Ben sana yalan söyledim, seni kandırdım. Ondan yaptın dimi bunu bana ?
    Mehmet: Hayır Özlem öyle değil.
    Özlem: Sende bana acı çektirmek istedin !
    Mehmet: Özlem amacım bu değildi yemin ederim !
    Özlem: Söylesene ! Nefret ediyorum senden diye bağırsana ! Sen bunu hak ettin desene !
    Mehmet: ( Sesini yükseltir ) Ben seni mutlu etmek istedim !
    Özlem : ( ağlayan gözlerle Mehmet'in gözlerinin içine bakar ) Çok mutluyum görüyor musun ?
    Ne kadar mutluyum görüyor musun Mehmet ? Dudakları titriyordur.
    Başını sağa sola yavaşca sallayarak, yatağa oturur.
    Özlem: Ben aylarca başkasının çocuğuna oğlum dedim.
    Ben senin gözünün önünde öptüm kokladım o fotoğrafı. Nasıl izin verdin.
    Mehmet bunu bana neden yaptın. O mektubu yazdığımda, bana engel olsaydın ya.
    Ben sana yalan söyledim deseydin. Oğlunu bulamadım deseydin. Beni buraya neden getirdin ...

    Mehmet: Çünkü oğlunu bulucam. O burda ...
    Özlem: Artık sana inanmıyorum. ( yatakdan fırlar )
    Mehmet tek bi kol haraketiyle Özlem'i durdurur. ve kendine çeker.

    Mehmet: Ben sana inandım. Sıra sende Özlem.
    Ben sana günlerce inandım. Onca şeye rağmen senin yanındayım.
    Şimdi sıra sende. Şimdi sen inanacaksın. Sonunu görmediğin yola şimdi sen çıkıcaksın.

    Özlem yaşlı gözlerle Mehmet'e bakmaktadır.

    Mehmet: Oğlunu görüceksin. Ona dokunacaksın. Sonra bana söz verdiğin gibi,
    geri dönüp cezanı çekeceksin. Bir daha ne sen bana inanacaksın. Ne ben sana inanacağım. Hikaye bitecek ...


    -
    Özlem'in sesi : Ben o gözlerde bitecek bi hikaye görmüyordum.
    Hikaye'nin sonu diye bir şey yoktu çünkü. Aslında her hikaye ya yarım kalır,
    Ya devam eder ... Mehmet itiraf edemiyordu, ama hikayenin devam etmesini istiyordu.

    Öyle de oldu.






  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    sinemim_g - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    06.12.2005
    Yer
    KAYIP !!!
    Mesajlar
    25,551
    Konular
    8
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 6

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart



    Kayıp - 20. Bölüm Fragmanı


Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kayıp - Bölüm Yorumları (3)
    By mause in forum Kayıp
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 21-12-13, 23:03:07
  2. Kayıp - Bölüm Yorumları (2)
    By NATY&FACU in forum Kayıp
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 27-11-13, 01:53:56
  3. Kayıp - Bölüm Yorumları (1)
    By NATY&FACU in forum Kayıp
    Cevaplar: 1000
    Son Mesaj: 28-10-13, 23:13:39

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

webmaster forum
netspor
taraftarium24
yerli filmler
diziizle.blog
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

Mobil Ödeme bahis
cratosslot giriş
vdcasino
meritroyalbet
güvenilir casino siteleri
canlı casino
meritroyal bet
casino siteleri
canlı rulet
deneme bonusu
ilbet giriş
bursa escort
kartal escort
maltepe escort
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
escort ankara

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.