Sayfa 105/105 İlkİlk ... 55595101102103104105
525 sonuçtan 521 ile 525 arası

Konu: Kırık Kanatlar - Senaryolar

  1. #521
    Durum:
    Çevrimdışı
    bbeeyyzzaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    01.05.2006
    Yer
    Gaziantep
    Mesajlar
    784
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Wink Arkadaşım Esra'yla yazmış olduğumuz senaryo..

    BİZİM VUSLATIMIZ....

    Nevzat kendisine yapılan teklifi kabul etmiştir..Artık gizli bir görevdedir..Ve Ayşe’yi görmek ister..Bunun için gizli gizli kasabaya inecektir..

    Ayşe dalgın dalgın düşünüyordur..Gözyaşları bir bir dökülüyordur..İçinden " Ah Nevzat neden yaptın bunu.." diye geçiriyordur..O sırada içeriye Zeynep girer..
    Zeynep: Ablacığım..Ağlama artık..
    Ayşe: Nasıl ağlamam.. 40 yıl bütün bir ömür demek..
    Daha sonra birden gözyaşlarını siler Ayşe..
    Ayşe: Ben Erzurum’a gidiyorum..Evet..Evet..Kesin gidiyorum..
    Zeynep: Abla delirdin mi? Nerede kalacaksın? Ne yiyip, ne içeceksin? Biraz mantıklı ol abla..Duygularınla hareket etme..Hem onu da bırak Nevzat abimle görüştürecekler mi seni? O bir mahkum..Hayatta izin vermezler..
    Ayşe: Peki ben ne yapayım? Elim kolum bağlı bir şekilde 40 yıl boyunca bekleyeyim mi? Dayanamam buna Zeynep..Ölürüm ben onsuz..der ve kalkıp bavulunu hazırlamaya başlar..Zeynep odadan çıkar ve Safiye ve Feraye Hanımlara haber verir..Tam üçü odaya girerken;
    Ayşe: Ne diyeceğinizi biliyorum..Ama kararım kesin..Nevzat’ı görmem gerek..Bunu bize yapmaya hakkı yoktu..Dayanamıyorum artık..
    Zeynep: Ama abla..
    Feraye Hanım yine en bilmiş tavrıyla Zeynep’e: Yok yavrum yok..Vazgeçmeyecek..Bilmiyor musun sanki ablanı..Dedi mi yapıyor işte.Bırakalım aşkının peşinden gitsin.. :)
    Aradan 1 saat geçtikten sonra Ayşe elinde bavulla kapıya doğru gider..Örtüsünü bağlarken;
    Ayşe: Zeynep’e iyi bakın..Benim ne zaman döneceğim belli değil..Bakarsınız Nevzat’ı ikna ederim de mahkemeye çıkar ve birlikte döneriz..Belli mi olur?..
    Elinde bavulla yola çıkar..Tam giderken Şahin’i görür..Şahin Ayşe’yi elinde bavulla görünce şaşırır..
    Şahin: Ayşe Hanım nereye gidiyorsunuz?
    Ayşe: Erzurum’a..Nevzat’ın yanına..
    Şahin Ayşe’ye engel olmak ister..Çünkü Nevzat Erzurum’da değildir..
    Şahin: Ama artık görüştürmezler sizi..Sanmıyorum..Boşuna gitmiş olursunuz..Hem orada kalacak yeriniz var mı?..
    Ayşe: Kalacak yerim yok ama; bulurum elbet..Olmazsa nezarethanenin önünde yatarım..Ama Nevzat’ı görmeden dönmem..
    Şahin: Ama onca yol..Ayşe Hanım gitmeyin..
    Ayşe: Neden gitmeyecekmişim?..Mani ne?..
    Şahin: Peki siz bilirisiniz..Ama yanınıza birini alsanız..
    Ayşe: Gerek yok..Ben trene yetişeceğim..İyi günler size..Hoşçakalın..
    Şahin Nevzat’ın Erzurum’da olmadığını bildiği halde bunu Ayşe’ye söyleyemediği için ve boşu boşuna Ayşe’nin Erzurum’a gideceğini bildiği için üzülüyordur..

    Ayşe gara gider..Trene biner..Ve tren hareket eder..Ayşe aşkı için Erzurum’a giderken nereden bilebilirdi aşkının orada olmadığını?..Yol boyunca ağlayarak eskileri hatırlar..O sırada Nevzat’ta kasabaya iyice yaklaşmıştır..Sesler duyar ve bir duvarın arkasına saklanır..Arkasından Şahin gelir..

    Şahin: Nevzat..
    Nevzat arkasına döner ve sinir sinir Şahin’in yüzüne bakar..
    Şahin: Çabuk ol Nevzat..Gara git..Çabuk ol..
    Nevzat: Nedenmiş?..Ayşe’yi görmem lazım..Senin dediğini de yapmam bunu bil..
    Şahin: Ama Ayşe garda..Erzurum’a gidiyor..Senin için..Durdurmayı denedim ama olmadı..Senin gizli bir görevde olduğunu biliyordum; ama Ayşe’ye söyleyemedim..Ona engel olamadım bu yüzden..Ve tren belki de kalkmıştır..Çabuk ol..
    Nevzat: Ayşem..Demek benim için taa Erzurum’a gidecekti ha..der ve gara doğru koşmaya başlar..Nefes nefese kalmıştır..Bu sırada Ayşe’de Nevzat’ın onu dağdan kurtardığını hatırlar..İçinden “ Hani ben yoksam ölüydün?.. ” diye geçirir..Bu sırada tren durur..Ayşe gözyaşlarını siler ve ne olduğunu merak eder..Ayağa kalkıp çevredekilere ne olduğunu sorar..Tren arıza yapmıştır..
    Ayşe: Of..Bir bu eksikti..
    O sırada Nevzat gara gelmiştir ve trenin kalktığını öğrenince gözlerindeki hazır duran yaşlar birden boşanır..” AYŞEM..” der sessizce..
    Trenin gittiği yöne doğru son bir umutla koşar..Ve nihayet treni uzaklarda görür..Trene doğru koşmaya devam eder..
    Ayşe: Ah keşke şimdi Nevzat gelse..Ama o bana gelmese de ben ona gidiyorum işte..
    O sırada bir ses duyar Ayşe..
    Nevzat: AYŞEMMMMMMMMMMMMMMM…diye bağırıyordur..
    Ayşe önce kulaklarına inanamaz..
    Ayşe: Nevzat..der ve trenden aşağı iner..Nevzat’ı görür..İşte o an!!!..Sanki aradan yıllar geçmişte, yıllar sonra birbirini gören iki aşık gibi..Birbirine koşuşları..Sarılışları..Nevzat sımsıkı sarılır Ayşe’ye..İkisi de ağlıyordur..Nevzat saçlarını koklar Ayşe’nin..Sonra Ayşe’nin yüzünü ellerinin arasına alır..
    Nevzat: Ayşem..Özür dilerim..O dediklerim için özür dilerim..Affet beni..Ne olur affet..
    Ayşe: Ben sana küsemem ki Nevzat..Darılamam, kırılamam..
    Nevzat: Canım..Seni çok üzdüm biliyorum..O gözyaşlarına ben sebep oldum..
    Ayşe: Geçti her şey..Yanımdasın ya artık..Ben unuttum bile..Sen de unut..Ama beni bir daha sakın ama sakın bırakma..Bu sefer gerçekten dayanamam sensizliğe..
    Nevzat: Bırakır mıyım hiç..O hataya bir kez düştüm..Ben de sensizliğe dayanamam birtanem..der ve Ayşe’yi öperrrr…. :) Daha sonra elele tutuşurlar kırda dolaşmaya başlarlar..
    Ayşe: Sen nasıl kurtuldun oradan?..Kaçtım deme bana sakın..
    Nevzat: Yok canım kaçmadım..Beni gizli bir göreve getirdiler..Ben de seni görmek istedim..Seni görmek için geri geldim..Sen gideli çok olmuş..
    Ayşe: Ama gittiğim kişi sendin..
    Nevzat: Bundan sonra bir yere gitmek yok zaten..Yanımdan ayrılmayacaksın..Şu görevi bir halledeyim..Hiç ama hiç ayrılmayacağız..
    Ayşe: Bundan sonra ben de senin bir yere gitmene izin vermem..Sonra saçma sapan insanlarla yarenlik ediyorsun dağlarda..dedi imalı imalı..
    Nevzat gülerek: O konuyu boşver Ayşem..dedi ve Ayşe’nin alnından öptü..Ayşe’de Nevzat’a sıcacık gülümsedi..Sımsıcacık hem de..Artık mutluydular..Eee gerisinin ne önemi var zaten :)

    Ayşe ve Nevzat aşkının ölümsüzlüğüne sonuna kadar inanıyorum..Onları çok ama çok seviyorum..Dilerim ki hep mutlu olurlar..


    ♥ Ayşe & Nevzat ♥

  2. #522
    Durum:
    Çevrimdışı
    KIRÇİÇEĞİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.03.2006
    Yer
    '' Umutlar Diyarı ''
    Mesajlar
    3,023
    Konular
    6
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Merhabalar...
    bu sayfadan elimi eteğimi çekmiştim fakat Kırık Kanatlar'ın senaristleri gider ayak yine bana iş çıkardılar...Şimdiye kadar hep onların dağınık bıraktıkları sahneleri toplamıştım şimdi de bizlere ''final'' diye izlettikleri bölümü elimden geldiğince toplamaya çalıştım... Mantık hataları elbette ki vardır çünkü senaristler mantıklı yazmıyorlardı ee bende düzletirken mantıktan çıktım tabi:img-wink: .. Tek amacım Nevzat ve Ayşe'yi mutlu görmekti.. Bunu çok gördüler bana... Bende kendim yazdım onları mutlu şekilde.. umarım okuduktan sonra yüzünüzde gülümseme oluşturabilirim..:img-yes:

    Bu senaryoyu yazmama sebep olan Yelizime, desteklerini esirgemeyen Ekin'ime ve Asia ablama ve bana fikirler veren ve yazma hevesimi arttıran Ceva ablama sonsuz teşekkür ediyorum... İyi ki varsınız...

    Sevgilerimle... Kırçiçeği...


    - KIRIK KANATLAR - Mutluluğun Adı

    Hızlı adımlarla yürümeye devam ediyordu… Gözlerinde biriktirdiği yaşları kimse görmesin istiyordu… Adım attıkça sanki içinden bir şeyler kopuyordu… Bir an çok kısa bir an yüreğinin yandığını hissetti… Elini kalbine götürdü ve ‘’Nevzat’’ diyebildi… Sanki ona bir şeyler olduğunu anlamış gibi sızladı yüreği Ayşe’nin…

    Buğulanan gözlerini elinin tersiyle sildi ve bir zamanlar kendilerine ait olduğu çiftliğin önüne geldi… Bir süre baktıktan sonra ilerideki ağaçlığa doğru yürümeye başladı… Ağacın dibine oturdu ve içinde biriktirdiği bütün yaşları akıtmaya başladı…

    Yunus’un mutluluğuna diyecek yoktu… Zeynep’in ‘’başım döndü’’ demesiyle durup Zeynep’i bırakmıştı yere… Bir süre sessizce gözlerine bakmıştı sevdiğinin… doyasıya.. belki de ilk defa korkusuzca… Zeynep de aynı şekilde bakıyordu Yunus’a…

    Zeynep: Bu kadar sevineceğini tahmin etmiyordum?
    Yunus: Ben… Şey… Aslında daha çok sevindim ama belli edemedim… Kusura bakma seni de öyle havaya kaldırdım ama… Zeynep yüzünü yere eğmişti… Yüzünün kızardığı her halinden belli oluyordu… Yunus da başını yere eğmişti… Bir süre daha sessiz durdular ve Yunus tekrar konuşmaya başladı…

    Yunus: Neden gitmediniz bilmiyorum ama iyi ki gitmediniz Zeynep… İyi ki hala buradasın.. Eğer gitseydin ben… Ben yaşayamazdım herhalde…
    Zeynep: Öyle deme Yunus… Ben ablamı bırakamazdım… Yalnız gitmesine izin veremezdim.. Neden vazgeçti bilmiyorum ama ben de çok mutluyum kaldığımız için… eee durma öyle hadi yardım et de işimiz bitsin…
    Yunus: Tamam Zeynep… Sen hiç merak etme ben her yeri temizlerim şimdi…

    Yunus hemen boşta duran süpürgeyi kaptığı gibi süpürmeye başlamıştı… Zeynep de camı silmeye tekrar başladı… Arada bir bakışıyorlardı… Gözler buluşunca da kaçırıyorlardı bakışlarını…

    Ayşe hala oturuyordu ağacın altında… Artık ağlamıyordu sadece çiftliğe doğru bakıyordu… Madem Erzurum’a gitmeme gerek kalmadı bende biriktireceğim parayla çiftliği geri alacağım… Söz veriyorum Nazlı… Dedi sessizce… O anda sırtına dokunan bir el Ayşe’yi yerinden sıçratmıştı… Başını yavaşça geriye çevirdi ve karşısında duran bayana baktı…

    ‘’kimsiniz siz’’ dedi hafif sinirli bir sesle…
    ‘’Sizi korkuttum sanırım… Özür dilerim… Aslında yoldan geçiyordum fakat sizin sesinizi duyunca gelip bakma ihtiyacını duydum… Adım Seher…’’
    ‘’ Evet, korktum gerçekten… Memnun oldum ben de Ayşe…’’
    Seher: Ben de memnun oldum Ayşe… Neden ağlıyorsun?
    Ayşe: Şey… Boş ver Seher… Neyse ben gitmeliyim… Hoş çakal…
    Seher: Peki tamam… Sen de hoş çakal…

    Ayşe bu gülümseyen kıza son kez baktı ve hızlı adımlarla çalıştığı yere doğru yürümeye başladı… Aklında bin bir düşünce ve sorular vardı… Çiftlikten uzaklaştı ve sessizce yoluna devam etti…

    Sedat, Nevzat’tan hala haber alamamıştı bu sebeple Şahin’e acil bir mektup yazmak için masasının başına oturduğu sırada askerlerden biri koşarak geldi ve kapıyı sertçe vurdu… Sedat irkilir gibi olmuştu ve hemen ‘’girin’’ diye yanıt verdi kapıdaki askere…

    Sedat: Ne oldu Ali… Ne bu telaş?...
    Ali: Kumandanım Nevzat Teğmen…
    Sedat: Ne olmuş Ali…
    Ali: Efendim Teğmen Nevzat ve diğer askerler pusuya düşürülmüşler…
    Sedat: Neee?...
    Ali: Nöbetteki askerlerimiz silah sesleri duyunca çatışmanın olduğu yere gitmişler… Fakat…
    Sedat: Fakat ne Ali?
    Ali: Fakat Teğmen Nevzat’ı bulamamışlar?...
    Sedat: Nasıl Ali?... Ne demek bu?
    Ali: Peşinde olduğumuz adam ve çetesi ölü bulunmuş… Bizim askerlerimiz de şey şehit olmuşlar efendim.. Ama Teğmen Nevzat çatışma alanında yokmuş…
    Sedat: Hay Allah ya… Bu nasıl olur?... Atımı hazırlayın… Ben Şahin Yüzbaşının yanına gidiyorum siz de olay yerine gidin ve arkadaşlarınızı alın oradan… Yeri bilen birisi benimle gelsin… Şahin’i alıp oraya geleceğim ben de…
    Ali: Baş üstüne Yüzbaşım…

    Sedat telaşlanmıştı nasıl olur da pusuya düşmüşlerdi ve Nevzat neredeydi?... Hemen hazırda bulunan atına atladı ve yanına aldığı bir iki askerle birlikte yola koyuldular… Sedat telaşlı ve bir o kadar da endişe dolu dakikalar yaşıyordu… Ya Nevzat’a bir şey olduysa diye düşününce daha da hızlı sürüyordu atını… Nihayet akşam olmadan Şahin’in yanına gelmeyi başarabilmişti… Kendisiyle birlikte gelen askere beklemesini söyledi ve Şahin’in odasına doğru yürümeye başladı… O sırada Yunus da Şahin’le okul meselesini konuşuyordu.. Sedat Yunus’u görmeyecek kadar endişeliydi ve kapıyı çalmadan içeriye girdiğinde ilk sözü ‘’Şahin Nevzat Teğmen yok’’ olmuştu… Yunus ‘’Nevzat’’ sözünü duyar duymaz başını çevirmişti ve ‘’kim’’ diyebilmişti…

    Şahin bir yandan Sedat’ın endişesini anlamaya çalışıyor diğer yandan da Yunus’a ne diyeceğini düşünüyordu… Ortada gergin ve karışık bir hava vardı… Şahin ayağa kalktı ve;
    Şahin: Hani şu yeni atanan Teğmen Nevzat mı?
    Sedat: E… evet…
    Şahin: Yunus sen çıkabilirsin yalnız burası sana ait… Ben Sedat Yüzbaşıyla çıkıyorum.. Halletmemiz gerekenler var…
    Yunus: Peki Yüzbaşım…

    Sedat’ın gerilen yüzü yerini rahatlamaya bırakmıştı ama çok kısa sürmüştü bu rahatlama çünkü olanları Şahin’e anlatması gerekiyordu… Şahin hiç soru sormadan hazırlanan atına bindi ve Sedat’la birlikte yola çıktılar… Yol boyunca olanları konuştular… Yanlarında gelen asker, çatışmanın çıktığı yere geldiklerini söyleyince atlarından inmişlerdi… Diğer askerler de olay yerindeydiler… ve hep birlikte kaybolan Nevzat’ı aramaya başlamışlardı…

    Ayşe iş yerinde fazla duramamıştı o sebepten eve gelmişti… Zeynep de okulda işleri bitirince eve gelmiş ve mutfakta yemek yapmaya çalışıyordu… Ferit bey ve Hasret gezintiye çıkmışlardı… Safiye hanım ise salonda oturuyordu… Ayşe gelir gelmez herkese selam verip odasına geçmişti… Yatağın üzerine oturdu ve özenle sakladığı Nevzat’ın resmini kutudan çıkardı ve koklamaya başladı… Dün geceyi hayal ediyordu… Nevzat’la kavuştuğunu sandığı dakikaları… ve Nevzat’ın üstüne basa basa söylediği ‘’Vatan için şehit olurum’’ sözlerini… Birden içinin tekrar yandığını hissetti… Aniden yere düşen kutu ise kalbinin sızlamasını arttırmıştı… Yere eğildi ve içinden dökülen resimleri tek tek eline aldı… Gözlerinden bir damla yaş süzülürken dudaklarından ‘’ben sensiz yaşayamam Nevzat’’ sözcükleri dökülmüştü…

    Ayşe kendi içinde bazı şeylere yaşamaya devam ederken askerlerden biri bağırmaya başlamıştı… Sedat ve Şahin hemen bağıran askerin yanına gitmişlerdi… Yerde namı diyar Fred efendi ve Teğmen Nevzat kanlar içinde yatıyorlardı… Nevzat… o hala yaşıyor olmalıydı ki inleme sesi duyuluyordu…


    devamı var...

  3. #523
    Durum:
    Çevrimdışı
    KIRÇİÇEĞİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.03.2006
    Yer
    '' Umutlar Diyarı ''
    Mesajlar
    3,023
    Konular
    6
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    8 ay sonra

    Geçip giden günler bir çok şeyi değiştirmişti.. Teşkilat sayesinde saltanatçılar çökertilmişti.. Rahip Fred’in kimliğinin ortaya çıkmasında Sümbül’ün büyük katkısı olmuştu… Matilda’nın da son anda karar değiştirip bildiklerini anlatması sonucu olay tamamıyla çözüme kavuşmuştu fakat Matilda yine de ceza almıştı… Çiftlik olayı ise Eftal’in sayesinde çözüme ulaşmıştı… Recep Efendinin foyası ortaya çıkınca çiftlik direkt olarak Ayşe’lere yeniden geçmişti…

    Şahin bu olayı çözüme kavuştururken daha önceden hissetmediği duyguları da hissetmeye başlamıştı… Sümbülle aralarında beklenen duygu fırtınası oluşmuştu ve bir süre sonra Şahin Sümbül’e izdivaç teklifinde bulunmuştu… Bu teklifi kabul eden Sümbül ise mutluluktan havalara uçmuştu adeta… Sade bir nikahla hayatlarını birleştirmişlerdi… Beklenmedik bir tayin onları kasabadan uzaklaştırmıştı… Şahin ve sümbül’ün kasabaya olan vedaları oldukça hüzünlü dakikalar geçirilmesine sebep olmuştu…

    Ayşe ve Zeynep yeniden çiftliğe yerleşmişlerdi… O heyecan, o mutluluk anlatılamayacak kadar büyüktü… Eve adımını ilk atan Ayşe olmuştu… Vakit kaybetmeden çiftliği eski haline getirmişlerdi… Bahçeye domates ekmeyi de ihmal etmemişlerdi…

    Yunus hiç yalnız bırakmıyordu onları… Aynı şekilde Safiye hanım da Hasret’i alarak ziyaret ediyordu Ayşe ve Zeynep’i…

    Yunus hala bekliyordu Zeynep’i ama eskisi gibi beyhude bir bekleyiş değildi bu sefer… Zeynep kalbinin kapısını kapatmaktan vazgeçmişti artık ve içinde sevda çiçeklerinin açmasına izin vermeye başlamıştı…

    Ayşe, Nevzat’ı beklemeye devam ediyordu… Nevzat’ı en son gördüğünden beri içinde umutla, umutsuzluk aynı anda yeşermeye başlamıştı… Ama Ayşe umutsuzluğu kendine yakıştıramadığı için olumlu düşünmek için elinden geleni yapıyordu… Biliyordu gelecekti bir gün sevdiği…

    Sonbahar olmasına rağmen hava gayet sıcaktı kasabada ve halk meydanda toplanmıştı… Bu gün yeni Yüzbaşı yani kasabanın Zaptiye amiri gelecekti… Halk arasında bir sürü tahmin kulaktan kulağa yayılmıştı… Kimileri ‘’Eskiden bu kasabada görev yapmış’’ diyordu kimileri ise ‘’Çok iyi bir askermiş, ülkesi için çok önemli işler yapmış’’ diyordu…

    Şahin Yüzbaşının yerine geçici olarak Yunus bakıyordu ve askerlerle hazır bir şekilde gelecek olan Yüzbaşıyı bekliyorlardı… Tüm hazırlıkların tamamlandığı sırada uzaktan gelen atın çıkardığı sese kulak kesilmişti herkes… Fayton aheste bir şekilde meydana doğru geliyordu… Fayton yaklaştıkça insanlar içindeki askeri görüyorlar ve görenlerde de şaşkınlık meydana geliyordu… En sonunda faytonun yaklaştığı sırada küçük bir çocuğun sesi yankılanmıştı kulaklarda… ‘’Bu benim Teğmenim… Nevzat abim…’’

    Yunus selam durmuştu ama yüzünde sevinçle karışık şaşırmış bir ifade hakimdi… Evet gelen Yüzbaşı, bizim Teğmenimiz Nevzat’tı… Ama artık Teğmen değil Yüzbaşıydı kendisi…

    8 ay önce çıkan bir çatışma ondan birçok şeyi götürmüştü ama aynı zamanda birçok şeyi de kazandırmıştı… 2 ay kadar kendine gelmeden yatmıştı hastanede… Vücuduna giren kurşun omurgalarını zedelemişti ama azimli Nevzat’ımız bu hasarı atlatmayı başarabilmişti ve şimdi eskisinden de sağlam bir şekilde kasabasına alnı ak bir şekilde dönmüştü…

    Askerlere selam verdiğinde onun da gözlerinin dolduğunu anlamıştı Yunus… Bir an göz göze gelmişlerdi ve sanki o anda sadece iki eski dost vardı... Dünya durmuş bu iki askerin hasret gidermesini bekliyordu… Nevzat selamını verdikten sonra halka dönüp kısa bir konuşma yaptı… Yaşadıklarını üstün körü anlattı ve vakit kaybetmeden kendisine ait olan odaya doğru adımlar atmaya başladı…

    Her adımda yaşadığı anılar canlanıyordu.. Dostum, kardeşim dediği candan arkadaşı Cemal’i düşlüyordu adımlarında… Birlikte gülüp, birlikte ağladıkları hatta bazen kavga etmeyi bile başardıkları odanın önün geldiğinde elini kapının koluna götürerek bir süre bekledi.. Ve derin bir nefes alıp odanın içine girdi.. Etrafı süzdükten sonra masanın başına geldi ve cebinden bir resim çıkardı… Cemal ile cephede çekildikleri resmi masanın üzerine görülecek bir şekilde koydu… ‘’Döndüm dostum.. Görevin bana emanet bundan sonra… Gözün arkada kalmasın sakın… Sen rahat uyu sevdiğinle…’’

    Yunus daha fazla sabredememişti ve soluğu Nevzat’ın odasında almıştı… Kapıyı çalıp içeri girdi ve koşarak Nevzat’a sarıldı… Nevzat Yunus’un geleceğinden adı gibi emindi o sebepten hazırda bekliyordu arkadaşını… İki eski dostun sarılışını anlatmak için kelimeler yetmezdi… Öyle hasretle sarılmışlardı ki gözlerinden süzülen yaşlara aldırış etmemişlerdi..

    Yunus: Teğmenim hoş geldiniz…
    Nevzat: Teğmenim değil Yunus… Yüzbaşım diyeceksin… diye yanıt vermişti Nevzat… Gülüşmeleri bitince Nevzat biraz işi olduğunu ve çıkması gerektiğini söyledikten sonra Yunus’a göz atıp yola koyulmuştu… Yunus masadaki resimi eline alıp iç geçirdikten sonra gülümseyerek görevinin başına ilerlemişti…


    devamı var...

  4. #524
    Durum:
    Çevrimdışı
    KIRÇİÇEĞİ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    07.03.2006
    Yer
    '' Umutlar Diyarı ''
    Mesajlar
    3,023
    Konular
    6
    Verdiği Beğeni
    0
    Beğenilen Mesaj
    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Zeynep okuldaydı… Alışmıştı muallimliğe… Çocuklarla arası gayet iyiydi… Ayşe bugün işten erken çıkmıştı… Eve gelip yemekleri hazırladıktan sonra da soluğu bahçede çiçeklerin yanında almıştı… Çiçekleri sularken dalıp gitmişti hayallerine her zaman ki gibi.. o kadar dalgındı ki bahçeye giren askeri fark etmemişti bile… Bahçeye gelen asker elindeki papatyaları Ayşe’ye uzatmıştı… ‘’Sizin için bunlar… Eğildim ve tek tek topladım.. Siz mutlu olun diye…’’ demişti aynı zamanda…

    Ayşe korkunun ve değişik duyguların verdiği hisle arkasını dönmüştü ve o anda hala hayaline devam ettiğini düşünmeye başlamıştı… Karşısındaki asker Yüzbaşı Nevzat’tı ve gülümseyen bir yüzle kendisine bakıyordu… Ayşe bu yaşananların gerçek olduğunu idrak edince elindeki tası yere fırlattı ve Nevzat’a sımsıkı sarıldı… Nevzat da aynı şekilde sarmıştı sevdiğini.. ‘’Bir an hiç sarılmayacaksın sandım Ayşem..’’

    İki aşık nihayet engelsiz ve korkusuz bir şekilde sarılabilmişlerdi.. Vuslat denilen o tatlı an gelebilmişti çok şükür… Ayrı geçen ayların acısını çıkarmak istercesine ayrılamamışlardı birbirlerinden.. Küçük öpücüklerle birbirlerine gerçek olduklarına inandırıyorlardı adeta..:img-in_lo

    Nevzat’ın geri dönüşü kasabada büyük yankı uyandırmıştı… Herkesin yüzü gülüyordu… Kanla sulanmış topraklarda nihayet mutluluk çiçekleri açıyordu…

    Ferit beyler de çok sevinmişlerdi bu duruma… Ali de izine gelmişti o sırada da Hasret daha fazla saklayamamıştı konuştuğunu… Sevinçler iki kata çıkmıştı… Nevzat daha fazla vakit kaybetmeden Ayşe’yi nikah kıymak için ikna etmişti… Herkesin olduğu mutlu bir gün de nihayet beklenen nikah Hikmet hoca tarafından kıyılmıştı… ve artık Nevzat ve Ayşe nişanlılıktan terfi edip evlilerin arasına karışmışlardı…:happy0064

    Evli olmanın verdiği mutlulukla günler geçmeye başlamıştı bile… Ayşe çok ama çok mutluydu… Bunca zamandır gözlerinden yaş akan o güzel kız artık ağlamıyordu… Gözleri yaştan değil sevinçten parlıyordu artık… Nevzat da aynı durumdaydı…

    Günler birbirini kovalayıp ayları yakalamıştı… Geçen sürede Ayşe bir hayli kilo almıştı… İki canlı olduğu için Nevzat her an yemek yediriyordu biricik karısına… Bu yüzden de hafif tombikleşmişti Ayşe…:cheer:

    Doğuma çok az bir süre kalmıştı… Bu bekleyiş yakında son bulacaktı… Nevzat, Ayşe’sine sarılmış uyurken Ayşe’nin çığlığıyla uyanmıştı…

    Nevzat
    : Ayşe’m ne oldu?
    Ayşe: Nevzat… Bebek… bebek geliyor…
    Nevzat: Neeeee…. Ne yapacağım ben… Aman Allah’ım…
    Ayşe: Nevzat… sen değil ben yapacağım doğumu…(:img-hyste )
    Nevzat: Haklısın… şey… eee ne yapacağız…
    Ayşe: Çabuk hemşire Seher’i getir buraya… önce Zeynep’i uyandır… çabuk ol…
    Nevzat: Tamam karıcım… sen sakin ol… hahh şöyle… derin derin nefes al… aferin..
    Ayşe: ya gitsene sen… Sen mi doğurtacaksın beni?(:img-heh: )
    Nevzat: Yine haklısın… tamam gittim… bekle ama beni olur mu?

    Nevzat koşar adımlarla önce Zeynep’i uyandırmıştı… Sonra da Sedat’lara gitmişti… Sedat ve Seher ilk görüşte sevdalanmışlardı birbirlerine… Kısa sürede de evlenip yuva kurmuşlardı… ((Eee herkes Ayşe ve Nevzat değildi ki kavuşmak için beklesin... Tabi bunda benim de payım var ama neyse…:img-hyste ))

    Nevzat, Sedat ve Seher hemen gelmişlerdi… Seher odaya çıkmıştı zar zor Nevzat’ı postalamayı başarmıştı… Nevzat, Sedat ve Yunus bahçede bebeğin doğmasını bekliyorlardı. Nevzat’ı zor zapt ediyorlardı… Onu durdurmak için adeta şekilden şekle girmişlerdi… En sonunda bahçedeki kanepeye oturtmayı başarmışlardı…

    İçeriden gelen seslerin yerini bebeğin ağlamasına bırakmıştı… Nihayet doğum tamamlanmıştı.. Nevzat daha fazla dayanamamıştı ve duramayıp yukarıya çıkmıştı… Odanın kapısını açtığında Ayşe ve bebeklerini görmüştü… Koşar adım yatağın yanına gelmişti… Diz çöktü ve Ayşe’nin alnına sıcacık bir öpücük kondurdu..

    Ayşe: Nevzat… Kızımız oldu…
    Nevzat: Çok şükür Ayşe’m… Bu günleri de gördük…
    Ayşe: Evet Nevzat… Allah’ıma şükürler olsun… Seni ve bu bebeği bana bağışladığı için…
    Nevzat: Canım karım benim.. Küçük Ayşe’miz oldu desene… Ben seni zor zapt ediyordum bir de ikinci Ayşe çıktı başıma…(:) )
    Ayşe: Nevzat…
    Nevzat: Kızma Ayşe’m… ee ismi ne olacak kızımızın?
    Ayşe: Bilmem… Sen koy ismini…
    Nevzat: Ben mi?... İyi o zaman Naciye olsun…(:img-hyste )
    Ayşe: Saçmalama Nevzat… Sen bırak ben düşünürüm…
    Nevzat: Ne dedim ki ben şimdi?( )... İyi o zaman siz bulun Ayşe hanım… Bebeğim… kızım… aman da aman…

    Nevzat mışıl mışıl uyuyan bebeğini sevmeye devam ederken Ayşe hala isim düşünüyordu… Bir süre daha düşündükten sonra ‘’Buldum’’ dedi sevinçle…

    Nevzat: Ne buldun canım?
    Ayşe: İsmi buldum canım… Kızımıza vereceğimiz ismi buldum…
    Nevzat: Hadi söyle merak ettim şimdi…
    Ayşe: Yıldız olsun…
    Nevzat: Bu kadar düşündüğüne göre bir anlamı olmalı…
    Ayşe: Sen beni bırakıp gittiğin günden sonra her gece bahçeye çıkıp yıldızlarla konuştum… Her kayan yıldızdan seni diledim… Ve bir gün çıkıp sen geldin… Şimdi ise bebeğimiz oldu... Eğer sen de kabul edersen Yıldız olsun adı… Onlar kadar parlasın… Onlar kadar güzel olsun.
    Nevzat: Canım karım benim… İnce fikirlim.. Sen istersin de ben hayır der miyim hiç?... Tamam olsun aşkım… Ama keşke Naciye de koysaydık iki isimli olurdu kızımız…(:) )
    Ayşe: Neeevvvzzaattt….
    Nevzat: Şakaydı canım kızma hemen… Bundan sonra sen,ben ve Yıldız kızımız birlikte yaşayacağız… Hep mutlu, hep umutlu olacağız… Sizi çok seviyorum…:love05:

    *SON*

  5. #525
    Durum:
    Çevrimdışı
    bbeeyyzzaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    01.05.2006
    Yer
    Gaziantep
    Mesajlar
    784
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    TÜRK FİLMİ TADINDA AŞK..


    A: Nevzat..Nevzat gitme..Bırakma beni..
    Ayşe sayıklıyordur..Bu sırada uykudan mahmurlaşan gözlerle Ayşe'nin sesine Zeynep uyanır..
    Z: Ablacığım uyan..Ne oldu?..Neyin var senin?..
    A: Onu gördüm rüyamda..Her gece..Gece rüyamda olmasa bile gündüz hayallerimde..Zeynep ben bir karar aldım..Ben Yunanistan'a gidiyorum..Kesin kararım bu..Yoksa delireceğim burada..
    Z: Olmaz abla..Bak ben hem muallimeliğe başladım..Herşeyi bırakıp nasıl gideriz?..
    A:Zeynep sen gelme..Ben gidip bulayım Nevzat'ı..Belki bir kaç gün kalıp gelirim..Belki de söylemeye dilim varmıyor; ama onu hiç bulamam..
    Z:Ablacığım bunu yarın konuşsak..Olur mu?..Hadi uyu şimdi..

    Zeynep başını yastığa koymuştur..Ayşe de tam koyacakken birden burnundan kan gelir..Uzun zamandır kimseye söylemese de burnundan kanlar geliyordur..Arasıra da başı dönüyordur..Zeynep'e farkettirmeden burnunu mendile siler..

    Sabah;
    A: Zeynep uyan birtanem..Kahvaltı hazır canım..
    Z: Tamam ablacığım kalkıyorum hemen..

    Bahçede;
    A: Ben size birşey söyleyeceğim..Şey ben Yunanistan'a gitmeye karar verdim..
    Masada bir sessizlik olur..Bu sessizliği Safiye Hanım bozar..
    S.H: Kızım iyi misin sen?..
    F.Bey: Kızım olmaz ki bu..
    Z: Gördün mü abla?..Bak herkes tepki gösteriyor..
    O sırada Ayşe'nin ne kulakları, ne de kalbi konuşulanları duyuyordu..
    Z: Abla..Ne oldu?..
    A: Onu gördüm..Onu gördüm..Aman Allah'ım..
    Z: Kimi gördün abla?..
    S.H: Kızım kimi gördün.?..Ey Yarabbim..Kızım ne oldu?..
    Ayşe koşarak faytonun arkasından gitmeye başlar..Ama farkeder ki içindeki Nevzat değildir..Yere çöker ve ağlamaya başlar..
    Z: Ablacığım ağlama..
    A: O sandım Zeynep..Nevzat geldi sandım..
    S.H: Hadi Ayşe, hadi kızım kalk içeri girelim..
    Ayşe ayağa kalkar; ama kalkmasıyla bayılması bir olur..

    Hastanede;
    Z: Ablamın nesi var?..Sanırım üzüntü ve yorgunluk değil mi?..
    Doktor: Sanıldığı kadar da basit değil..Korktuğum şeyler var..Yani bu belirtileri göz önüne alırsak, bilemiyorum ama hiçte iyi değil..Testler yapmamız gerekiyor..
    Z: Neden şüpheleniyorsunuz ki?..
    D: Ablanızın anlattığınna göre baş dönmeleri, burun kanamaları, bayılmalar, kan kusması..Bunlar bana kan kanserini hatırlatıyor..
    Zeynep'in gözleri faltaşı gibi açılır..
    Z: Sizi ne dediğiniz farkında mısınız?..der ve ağlamaya başlar..
    D: Durun durun sakin olun..Kesin olan birşey yok..Ben bu testleri bizzat değerlendireceğim..Umarım sonuç korktuğumuz gibi değil de..
    Zeynep ne yapacağını şaşırmıştır..Olamaz bu..Ablası..Hayattaki tek varlığı..Zeynep ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette Ayşe'nin odasının kapısını açar ve gözlerindeki yaşları siler..
    Ayşe'nin yüzü sararmıştır..Gözleri buğuludur..Kısık bir sesle;
    A: Zeynep..Canım gel yanıma otur..
    Z: Ablacığım..İyi misin?..
    A: Oradan nasıl görünüyorsam, öyleyim..Tek bir isteğim var Zeynep..Sadece tek bir istek..Nevzat'ı bir kez göreyim..Sadece bir kez.......

    Aradan birkaç gün geçmiştir..Ayşe hastanededir..Sonuç belli olmuştur..KAN KANSERİ..Gittikçe daha kötüleşiyordur..Zeynep ise karşısında erimekte olan ablasını gördükçe mahvoluyordur..
    Ayşe uyuyordur..Zeynep ise ablasının elini tutmuş, başındadır..Biraz dolaşmayı düşünür..Ablasının elini öper ve sessizce dışarı çıkar..
    Z: Feraye abla ben bir Yunus'u görmeye gideceğim..Ablama iyi bak..
    F: Tamam Zeynep..Gözün arkada kalmasın..

    Yunus: Hoşgeldin Zeynep..
    Z: Hoşbulduk Yunus..
    Y: Ayşe'nin durumu nasıl?..
    Z: Gözlerimin önünde tükeniyor..Ne yapacağımı bilemiyorum..
    O sırada Şahin Yüzbaşı gelir..
    Ş.Y: Merhaba Asker..Sonra Zeynep'e döner..Merhaba Zeynep Hanım..
    Z: Merhaba Yüzbaşı..
    Ş.Y: Hayırdır bir vukuat mı var?..Çok kötü gözüküyorsunuz..
    Zeynep Yunus'a dönerek;
    Z: Söylemedin mi?..
    Y: Yüzbaşı birkaç gündür şehir dışındaydı..Daha yeni geldi..
    Ş.Y: Ne oldu Zeynep Hanım?..
    Şahin'in de yüzü endişeli bir ifade alır..
    Z: Ablam..Kan kanseri yüzbaşı..der yüzünü yere eğerek..
    Şahin Yüzbaşı ne diyeceğini şaşırmıştır..
    Ş.Y: Aman Allah'ım bu korkunç birşey..Tedavi görüyor öyle değil mi?..
    Z: Evet görüyor; ama doktor umutsuz..Ablamın tek ilacı Nevzat Abi..Ama o da çok uzaklarda..Bunu siz de biliyorsunuz..
    Ş.Y: Evet biliyorum..Elimden geleni yapacağım..Nevzat'ı buraya getirmeye çalışacağım..
    Z: Çabuk olun Yüzbaşı..Ne olur Nevzat Abi'yi getirin..Ablam hergün daha da mahvoluyor.......

    Şahin Yüzbaşı mektupla durumu Sedat Yüzbaşı'ya bildirir..Mektupta Nevzat'ın kısa bir süre de olsa Türkiye'ye dönmesi gerektiğini söyler..

    Mektup Sedat Yüzbaşı'ya ulaşır..(Bu arada Sedat Yüzbaşı da Nevzat'la birlikte Yunanistan'a gitmiştir..) Okuyunca bunu Nevzat'a haber vermesi gerektiğini anlar..Hızlı adımlarla Nevzat'ın yanına gider..

    S.Y: Teğmen..
    N: Buyrun Yüzbaşım?..
    S.Y: Biraz konuşabilir miyiz Teğmen?..Hususi bir mevzu..
    N: Tabiki konuşalım..Hayırdır İnşallah ne oldu?..
    S.Y: Nevzat senin ne kadar güçlü, dirayetli biri olduğunu biliyorum..Nevzat, Şahin bana bir mektup gönderdi ve mektupta..
    Nevzat endişlenmeye başlar..
    N: Yoksa Ayşe'ye birşey mi olmuş?..
    S.Y: Nevzat mektupta yazıyordu ki..Bunu sana nasıl söyleyeceğim..
    Nevzat sinirlenir..
    N: Yüzbaşım lafı gevelemeyin de söyleyin..Ne oldu?..
    S.Y: Nevzat, Ayşe Hanım kansermiş..Bak Nevzat güçlü olmalısın..Sen şimdi toparlan Türkiye'ye dön..Ayşe Hanım'ın sana çok ihtiyacı var..


    Kasabada;
    Ayşe'nin durumu iyice ağırlaşmıştır..Ayşe yine Nevzat'ın hayalini görür..
    A: Nevzat..Sen mi geldin?..
    Z: Abla n'oldu?..
    A: Zeynep görüyor musun?..Gelmiş..O gelmiş..Nevzat..
    Z: Abla yine hayal görüyorsun..O yok..Gelmedi abla......


    Aradan bir gün geçer..Nevzat kasabaya iyice yaklaşmıştır..Ve Ayşe belki de son anlarını yaşıyordur..

    A: Zeynep..der kısık bir sesle..Zeynep beni bahçeye çıkartın..
    Z: Abla çok kötüsün..Bu haldeyken ayağa kalkamazsın..
    A: Zeynep lütfen..

    Yunus Ayşe'yi kucağına alır..Ayşe'yi bahçeye çıkartır..

    A: Sanki Nevzat gelecekmiş gibi..Hissediyorum bunu..

    O sırada Nevzat gelir..Koşarak Ayşe'nin yanına gider..Ayşe'yi kendi kucağına alır..

    N: (Ağlayarak) Ayşem..
    A: Yine mi hayal görüyorum..Nevzat sen..
    N: Benim Ayşem..Bak ben geldim..der ve Ayşe'yi alnından öper..
    A: Çok şükür..Ölmeden seni gördüm..
    N: Ölmeyeceksin sen..Bırakmayacaksın beni anladın mı?..Sen yoksan ben de ölüyüm Ayşem..
    A: Nevzat..Her yer karardı..Göremiyorum artık senin o yüzünü..Nevzat nerdesin?..
    N: Ayşem gitme n'olur..Beni sensiz bırakma..der ağlayarak..
    A: Hep seni sevdim hep..Ölmeme rağmen seni hala daha seveceğim Nevzat..der..Ağzından kan gelir ve gözleri kapanır..
    N: Ayşemmmmm...Neden gittin..Neden beni bıraktın..Allah'ım suçum ne benim?..
    Zeynep'te Ayşe'nin yanına gelir ve ağlar..
    Z: Abla..Sensiz ne yapacağım ben..Kimsem yok şimdi..
    N: Ah Ayşem ah..Sensizlik ölüm benim için..Sen giderken beni de götürdün..Sensiz yaşayamam ben.....

    Aradan yıllar geçmiştir..Zeynep Yunus'la evlenmiştir..Ama her gün, her an aklına ablası gelir..Resimlerine bakar, ağlar..

    O günden sonra Nevzat'ı kimse görmemiştir..Bir bilinmezdedir..Belki o da ölmüştür....


    Gökten üç elma düşmüş, yuvarlanmış..Herkes payına düşen elmayı almış..




    Not: Biliyorum yazdıklarım acımazsızca oldu; ama hep mutlu şeyler olsa kısa sürede unutulup gidiliyor..Ama işin içinde hüzün, acı olunca daha akıllarda kalıyor..Daha önce hep mutlu sonla bitirmiştim senaryomu..Şimdi de hüzünle bitirdim..

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Kırık Kanatlar - Bölüm Yorumları
    By hales in forum Kırık Kanatlar
    Cevaplar: 562
    Son Mesaj: 30-08-19, 06:20
  2. Kırık Kanatlar - Bölüm Resimleri
    By Billush in forum Kırık Kanatlar
    Cevaplar: 167
    Son Mesaj: 27-04-19, 06:13
  3. Kırık Kanatlar - Replikler
    By AKBEL in forum Kırık Kanatlar
    Cevaplar: 139
    Son Mesaj: 02-09-12, 19:36
  4. Kırık Kanatlar - Mantık Hataları
    By cutiepie in forum Kırık Kanatlar
    Cevaplar: 537
    Son Mesaj: 19-03-07, 15:29
  5. Kırık Kanatlar - Bölüm Yorumları (1)
    By simsiyah in forum Kırık Kanatlar
    Cevaplar: 2500
    Son Mesaj: 01-03-07, 20:27

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

hd film izle
film izle
fragmanlar
juul
One Hit Wonder
istanbul evden eve nakliyat
Bu sistem vBulletin® alt yapısına sahiptir, Version 4.2.5 kullanılmaktadır. Telif hakları, Jelsoft Enterprises Ltd'e aittir. Copyright © 2020

antalya eskort
escort ankara
Güvenilir Bahis Siteleri
bahis siteleri
güvenilir casino siteleri
casino siteleri
canlı bahis siteleri
maltepe escort
izmit escort
buca escort
iddaa siteleri
bahis siteleri
adiosbet
sağlam bahis siteleri

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.