Sayfa 1/4 1234 SonSon
20 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Kül ve Ateş - Replikler ve Senaryolar

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    Riyankaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    12.05.2007
    Yer
    parallel universe
    Mesajlar
    18,001
    Konular
    48
    Verdiği Beğeni
    1

    Aldığı Beğeni: 2

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart Kül ve Ateş - Replikler ve Senaryolar

    Yorumlar arasında replikler kaynıyor.Buradan direkt ulaşmak isteyenler daha rahat bulabilirler diye başlık açayım dedim.

    Ekleyen: Kemal-Başak

    ÖMER:günaydın

    DUYGU:günaydın yurtdışından tur geliyor sınırsız kahvaltı için onay verirsen talimat vericem

    ÖMER:uykusuzmusun sen

    DUYGU:yoo değilim

    ÖMER:iyi görünmüyorsun

    DUYGU:yok bir şeyim talimat verirsen onay vericem

    ÖMER:dün söylediklerin mi takıldı aklına

    DUYGU:yoo ciddiye alma sen onları o laflar bana ait değildi

    ÖMER:ciddiye alınacak şeylerdi ama

    DUYGU:şu an iş konuşuyoruz ÖMER iş ciddiyetine bürünürmüsün

    ÖMER:tamam iş ciddiyeti sınırsız kahvaltı buyrun sizi dinliyorum

    DUYGU:personelle bir toplantı yapacam

    ÖMER:hııı

    DUYGU:müşterilere özel itimam lazım

    ÖMER:evet

    DUYGU:bu turun memnuniyeti çok önemli

    ÖMER:memnuniyeti çok önemli

    DUYGU:ne yapıyorsun

    ÖMER:ciddi oluyorum sizi dinliyorum

    DUYGU:yapma

    ÖMER:niye gülüyorsunuz duygu hanım iş konuşuyoruz burda

    DUYGU:anlaşıldı iş konuşamayacağız

    ÖMER:o laflar neden size ait olmasın hıı baskı altındamıydınız alkollü müydünüz niye söylediklerinizin arkasında durmuyorsunuz
    Konu NATY&FACU tarafından (27-03-13 Saat 20:32 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    sprıng - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    02.11.2007
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,358
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    severdi ömer ismini, çocukluğundan beri inanırdı isimler insanların hayatına yön

    veren işaretlerdi, onların karakterlerini ve hayatlarını şekillendirir,ipuçları

    verirdi, o da hep yaşama aşık olmuştu , aslında iki şeye yaşama ve duyguya.

    Karar veremediği zamanlar oluyordu hangisini daha çok sevdiğine dair,

    hep adaletli ve kurallara bağlı bir çocuk olmuştu, ilkelerinden ödün vermeden

    hayatta istediği noktaya gelebilmek içindi tüm çabası,

    oysa şimdi herşey altüst olmuştu, kendisine yapılan ne büyük bir haksızlıktı,

    hele duygu nasıl bu şekilde karşısında durabiliyordu, ismiyle tezat oluşturacak

    şekilde hemde,

    sözler kulağına sanki fırtına da kıyıya vuran dalgalar gibi çarpıyor ve onu daha

    da derinlere çekiyordu. tamamen yabancıydı etrafındaki herşey,

    çocukluğundan beri aşina olduğu eşyalar bile,

    kendisini savunmaya çalışmalı mıydı, bu soru beyninde yankı yaptı, fakat neyin

    savunmasını yapacaktı, kendisine ait olmayan , sadece ona yapıştırılan bir

    karalamayı ne temizleyebilirdi bu noktadan sonra, dinlemeye çalıştı her ne

    kadar tahammülü kalmasa da, bu gerçek olamazdı sadece bunu biliyordu,

    sabah çok güzel başlayan gün bu noktada nasıl kabusa dönüşmüştü, kulakları

    sadece hayır dediğini işitiyordu,

    "hayır hayır hayır "

    bakışları sadece duygudaydı, adeta imdat çağırısı yapıyordu gözleri,

    "yardım et, anlat beni, elimi tut çıkar beni aydınlığa"

    fakat hissettiği sadece buz gibi bir soğukluktu , üşüdüğünü hissetti, yaklaşan

    polis sirenlerini duyduğunda , vazgeçti herşeyden, duyguyla sessizce gözleri

    birbirine değerken ,

    "ne önemi var"

    diye düşündü içinde kocaman bir ayna kırılmıştı sanki ve kırıkları canını

    acıtıyordu, ellerini uzatmasını isteyen polisin istediğini yaparken , tükenmişlik

    duygusu benliğini sarmıştı,

    ve geçen yılların ömere öğrettiği birşey varsa o gün yaşadıklarının bir daha

    tekrarlanmamasına dair kendisine verdiği sözdü, hayatta tek başına olduğunu

    bilmek ve ona göre yaşamak, insanların hissettikleri şeyler için duygu kelimesini

    kullanmaları ve bunu adlandırmalarından arındırmıştı kendini, onun hisleri

    yoktu .

    Bugüne kadar doğduğu topraklara ayak basmayacağına dair ettiği yemini

    tutmuştu, fakat şu an bulunduğu uçak onu gitgide daha da yaklaştırırken o

    topraklara vazgeçmek mümkün değildi artık, gitmek zorundaydı,

    anons yapılırken inişle ilgili yüreği burkuldu, içinde filizlenen bu hisse karşı

    şiddetle direndi , izin veremezdi olamazdı,

    Dönme sebebi ismi gibi yaşam için olsun ne çok isterdi, her ne kadar onun için

    çok gerilerde kalsa da, adeta silikleşen bir kavram , oysa hayatından kayıp

    giden bir yıldız için buradaydı, çocukluğundan kalan resimlerden biri için, nerde

    olduğunu bilsede , gelmek için hiçbir zaman talepte bulunmamış, fakat

    mektuplarıyla her zaman varlığını hissettirmiş birinin, vasiyet mektubuydu onu

    buralara sürükleyen, kaç defa okuduğunu hatırlamadığı satırlar aklındaydı ,çok

    tereddüt etmişti bu kararı verirken, fakat mektupta yazılanlar aklına kazınmıştı

    ve bu kararı verene kadar geceleri rüyasında onu görmüştü, arkadaşı

    "ömer herşeyden önce kendin için yapmalısın, yıllar geçti yaşamaya ne zaman

    başlayacaksın, biliyorum elinden hoyratça herşeyi çekip aldılar, zamanı

    geldiğinde bekledim gelirsin, kaybettiklerini çeker alırsın diye, fakat sen sır

    oldun benim dışımda herkes için, bunca yıl bu yükü bana verdin, gözlerdeki

    acıyı görmeme rağmen tek bir kelime bile edemedim nerde olduğuna dair, eğer

    ben yapabildiysem sen de yapabilirsin, geleceksin ömer"

    dostun

    diye bitiyordu mektup, uçağın tekerlekleri yere değerken nefes alamadığını

    hissetti, içinde zaptemediği bir his benliğini ele geçiriyordu, ağzından hayır diye

    bir haykırış çıktığının kendisine çevrilen şaşkın bakışlardan anladı , ve

    kontrolünü kaybetme olasılığı korkuttu onu anladı ki yürek sızısı geçmemiş

    sadece üstü örtülmüştü , düşünceleri alana indiklerini bildiren anonsa

    karışıyordu, kendini sersemlemiş hissediyordu, bir an önce çıkmak istiyordu

    uçaktan fakat nasıl bilmiyordu, sendelediğini hissederken koltuğa tutundu ,son

    anda,

    "iyimisiniz"

    diyen hostese

    "tamam sorun yok teşekkürler"

    derken hiç gücü kalmadığını hissediyordu oysa ki, yavaşça ulaştı

    merdivenlere ,inerken kafasını kaldırdı , esen rüzgar yüzüne vuruyordu tanıdık

    tadlar bıraktı burnunda,

    "değişmeyen birşeyler var demekki hala bu şehirde" dedi,

    otelin penceresinden karşısında uzanan manzaranın karşısında duşunu almış ve

    kahvesini içerken biraz daha iyi hissediyordu kendini, az sonra odasındaki

    telefon çaldı ve resepsiyon misafiri olduğunu söyledi, şaşırarak tereddüt etti

    fakat yukarıya göndermelerini söyledi, hissettiği tedirginlikti, aynada kendisine

    şöyle bir baktı, gelen kişiyle geçmiş yaşamından bir iz bulabilecekmiydi diye

    aklından geçirirken ,kapının sesini duydu , kapının kolunu tuttu bir süre, diğer

    taraftaki kişi bu kadar yıldan sonra karşılaşacağı ilk nefesti, aslında son

    nefeste, kimselere görünmeden dönmeyi planlıyordu çünkü,kapıyı açtığında bir

    süre baktılar birbirlerinin gözlerinin içine ve aniden sarıldılar birbilerine,

    tekrar yüzyüze geldiklerinde ,

    "hadi gel"

    dedi ömer ve içeri girdiler, bu kişi erdemdi,

    cemalle beraber üçü güzel bir çocukluğu paylaşmışlardı,

    "beni nasıl buldun"

    dedi şaşkınlıkla ömer,

    "uçuş kayıtlarından"

    dedi gülümseyerek erdem,

    "acaba dedim ismini görünce olabilirmi gerçekten",

    "ee nerde konakladığını da öğrenince,kendi gözlerimle görmek istedim",

    "işte karşımdasın, aslında sana kızgın olmalıyım, bunca yıl için" derken kızgın

    görünmeye çalışıyordu,

    "fakat suratını gördüğüm an geçti herşey " diye gülümsedi,

    "eskiden de böyleydin,dedektiflik ruhunda var"

    derken uzun süreden beri

    gerçek manada ilk defa gülüyordu ömer,

    "çok güzel bir süpriz oldu iyi ki geldin derken"

    sarıldı boynuna yeniden erdemin,

    "keşke cemalde yanımızda olsaydı"

    derken , gözlerinin dolduğunu görmesini istemiyordu ömer

  3. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    sprıng - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    02.11.2007
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,358
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    "evet" dedi Erdem sessizce, "senin burda şu an böyle karşımda olduğunu

    görmekten çok mutlu olurdu"

    Erdemden ayrılıp pencereye doğru yöneldi Ömer,

    " biliyor zaten erdem" dedi, "onun için ben burdayım"

    şaşıran Erdem şaşkınlıkla baktı Ömere,

    "nasıl " dedi,

    "bana bir mektup yazmış ölmeden önce , ve buraya gelmem yazılı satırlarında"

    "sana mektup mu yazmış, nerde yaşadığını nasıl biliyorduki, kafam karıştı benim"

    acı bir tebessüm etti Ömer , ona bakarak,

    "elbette haklısın senin hiçbirşeyden haberin yok"

    "yıllardır nerde olduğumu bilen sadece Cemaldi, o da zaten tesadüfen öğrendi

    fakat hiçbir zaman yüzyüze gelme talebi olmadı, sormadı bile , sadece yazdı

    bana,ben çoğunlukla okudum, bazen 2 satır yazdığım da oldu o kadar"

    "bu kadar zaman geçti, ne bir sitem duydum ondan, ne de kendimle ilgili

    öğrenmek istediği bir şey, sadece varlığı hep benimleydi, bu da yeterliydi

    benim için, fakat onun ruhuna yüklediğim bir şey varsa bundan hiçkimseye

    bahsetmemesini istememdi"

    "bana bile demek" dedi şaşkınlıkla Erdem

    "evet üzgünüm , özellikle sana, çünkü biliyordum sana da söylese bu ikinizin

    aranızda konuşma mevzusu yaratacak ve tehlikeli bir durum oluşturcaktı"

    "o da yıllardır sakladı bunu yüreğinde, biliyorum belki bencilce gelecek bu sana

    fakat başka türlü olamazdı"

    "ölmeden önce bana yazdığı mektupta da buraya geleceğime dair söz vermemi

    istemiş"

    "gene de çok zor oldu benim için gelmek fakat kendim içn değil cemal için

    geldim"

    "sen bana dedektif diyorsun fakat cemal bana çokta fark atmış ve nasıl

    sabretmiş , senin hakkında her konuştuğumuzda suskun kalabilmeyi"

    kafasını salladı Erdem ,

    "bir günde bu kadar süpriz bana biraz fazla oldu"

    "peki şimdi herşey bir yana ne yapmayı planlıyorsun burda"

    "pek fazla bir şey değil, Cemalin cenazesine uzaktan katılıp İstanbula dönmeyi

    düşünüyorum"

    "bu kadarmı yani Ömer"

    "evet, ben sözümü yerine getirmiş olacağım değilmi, beni buraya bağlayan

    hiçbirşey yok"

    "hiçbirşeymi sen neler söylüyorsun, herşeyi bir kenara bırak, sen doğduğun bu

    topraklara aitsin "

    "artık değil , beni bu topraklardan çok uzaklara sürerlerken yollarımız ayrılmıştı

    zaten"

    "peki duygu " demek istedi Erdem, fakat bu isim boğazına takılıyordu ,

    söylemek öyle zordu ki,

    "peki peki sormayacakmısın "

    "neyi Erdem"

    "Duy Duyguyu" derken Ömerin gözlerine baktı Erdem,

    Ömerin kulakları o kadar uzun yıllar olmuştuki duymalı bu heceleri, derin bir

    sessizlik oldu ilk önce, fakat sonradan hissettiği sadece öfeydi,

    "o ismi anmayacağım bile Erdem" derken nefesi sıklaşmaya başlamıştı bile,

    "çünkü vücudumun hiçbir zerresinin onun adını anarak kirlenmesini istemiyorum"

    "öyle biri kaldı mı benim içinde diye sormuyorsun, paramparça oldu yıllar önce,

    kayboldu gitti,"

    nefessizlikten boğulacağını zannetti uçakta olduğu gibi,

    "izin verirmisin biraz" deyip banyoya zor attı kendini, yüzüne vuran soğuk suyun

    etkisini hiç duymuyor ve sadece içindeki yangını hissediyordu,

    "toparlamalısın kendini " diye sürekli tekrarlıyordu aynadaki aksine bakarak,

    yeniden Erdemin yanına döndüğünde karşısına oturdu ve bir süre yeri seyretti

    ne diyeceğini bilemeden,

    "şu an onunla aynı gökyüzünün altında olmak bile benim için yeterince acı

    verici, nefesi benden uzak olsun yeter"

    "lütfen artık bu konuyu açmayalım olurmu"

    Erdem bu kadar şiddetli bir tepkiyle karşılaşacağını beklemiyordu, evet

    Duygunun onu çok incittiğini biliyordu fakat Ömerin içinde bulunduğu tavır öyle

    keskindi ki ,

    "özür dilerim, elbette seni üzmek istemedim fakat"

    "beni üzmedin" dedi Ömer sert bir tonla,

    "bazı kişilerin bana hatırlatılması sadece içimdeki öfkeyi kabartıyor o kadar"

    "peki " dedi erdem çaresizce,

    "bilmek istemediğin hiçbirşeyi sana söylemeyeceğim, fakat ne kadar itiraz

    etsen de sende biliyorsun ki içinde bir yerlerde acaip bir şekilde özlem ve

    merak duyuyorsun"

    Ömer gülümseyerek " ee akşam yemeğini beraber yiyormuyuz "derken

    herşeye rağmen o da merak ediyordu onu görmek nasıl birşey olurdu acaba,

    yeniden gözlerinin birbirine değmesi , dudak hareketlerini seyretmek ,sesini

    duymak ,

    silkelendi düşündüklerinden,

    "toplum içne karışmak istemiyorum "dedi gülerek, "ne dersin duruyormu bizim

    gizli yerimiz halen"

    "duruyor elbette haydi gidelim " dedi Erdem sevgiyle bakarken arkadaşına,

    her ikisi de yüreklerinde sakladıkları gerçeklerle beraber akşamın karanlığına

    karıştılar.

  4. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    sprıng - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    02.11.2007
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,358
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    ömer dışa vurmasa da çok özlemişti toprağını, erdemle yemek yerken bunu

    kabul etmek zorunda kaldı, oturdukları yer hiç değişmemişti, sanki aradan hiç

    zaman geçmemiş gibiydi, herşey aynıydı, oturdukları masa ve sandalyeler bile ,

    içinden "zamanın donduğu bir yer varsa burası olmalı" dedi,

    erdem ömerin yüzünden neler hisettiğini anlayarak

    "hiç değişmemiş değilmi" dedi gülümseyerek,

    "sacit baba sandalyeler ve masaları yenilerken bile eski modellere sadık kaldı,

    aslında çok zor ikna ettik değiştirmesi için, uzun süre direndi sonra baktı çare

    yok değiştirdi fakat aynılarıyla"

    "onu çok iyi anlıyorum" dedi ömer düşünceli,

    "insanın anılarına körü körüne sadık olması ne demektir bilirim"

    "haydi gene dalma derinlere"

    "hoşgeldin" diyerek kadehini kaldırdı erdem,

    "bak şehrin ışıkları da daha bir parlak sana hoşgeldin der gibi"

    "evet görüyorum burdan çok güzel görünüyorlar , yıllardır aydınlığa özlem

    duyarım bilirmisin, çünkü benim ruhum yıllardır karanlıklarda , yolumu el

    yordamıyla bulabiliyorum, bazen ufak bir ışık görüyorum , umutlanıyorum, fakat

    çok geçmeden anlıyorum ki sadece sanrıymış ötesi değil"

    erdem duyduğu üzüntüyü belli etmemeye çalışarak, hiç olmazsa bu akşam için

    bu havayı dağıtmak istiyordu,

    "bak şimdi sacit baba geliyor, masayı donattığında sen yoktun, sesini çıkarma

    takılayım biraz ona" dedi

    ömer uzaktan gelen yaşlı dama baktı gülümseyerek,

    "bize ne kızardı değilmi çocukken" derken farkına vardı gene herşeyin, bir an

    için hiçbirşey geçmemiş gibi gelmişti oysa , o birkaç saniye içinde ışık gene

    yanmıştı, sonrası gene zifirikaranlık,

    o sıra yanlarına sacit baba yaklaştı,

    "bir eksik yok değilmi herşey tamam erdem evladım" dedi, yanındaki misafire

    dikkatli bakmamıştı ,

    "sağol sacit baba" dedi erdem,

    daha sonra alaycı bir tavırla " aşkolsun ömere bir selam vermeyecekmisin "

    "ömer mi" derken misafirin yüzüne dikkatli baktı sacit baba ve,

    "ömerrr sen ha aman allahım gözlerime inanamıyorum, bunca yıldan sonra"

    derken sarıldılar birbirlerine,

    "evet benim sacit baba nasılsın"

    "gördüğün gibi herşey aynı bıraktığın gibi devam ediyoruz"

    "sen nasılsın nerelerdeydin"

    "galiba sadece ben bıraktığınız gibi değilim" dedi ömer acı bir gülümsemeyle

    "nerde olduğum konusu ise" kafasını salladı ömer sadece,

    "erdemin yanındaki kim diye merak etmedim değil fakat dikkatte etmedim ,

    yoksa seni tanımamak mümkün mü, yüz ifaden hiç değişmemiş hele bakışların"

    derken sırtını sıvazladı ömerin,

    "sen de yaşı olmayan insanlardasın galiba, halen çalışmaya devam demek"

    "ne yapacaksın evlat, başka çare mi var, hem burası benim evladım gibi bilirsin

    ya başkalarına emanet edemem"

    kendisine seslenen birine "geliyorum" dedikten sonra,

    "haydin siz muhabbete devam edin, ben arada uğrarım size gene"

    erdem lokantacının arkasından bakarken ömere döndü,

    "gördünmü bak halen diyebilirmisin bana ait hiçbirşey kalmadı buralarda"

    "diyebilirim" dedi ömer ciddiyet içinde bakarken arkadaşına,

    "neden bilmek istermisin, çünkü siz antakyada kaldığınız yerden hayatınıza

    devam ettiniz,herşey aynı çizgide devam etti sizler için, belki arada küçük

    sapmalar oldu fakat rotanız değişmedi, ben ise buradan koparıldıktan sonra

    kendimi kaybettim, çocukluğum ve gençliğim yitip gitti istanbulda, sen

    karşında ömeri gördüğünü zannediyorsun fakat o yok artık, ben de onu

    arıyorum kimbilir ne zamandır, izini sürüyorum, yıllar öncesinden bana ait olan

    tek şey ismim kaldı"

    erdem üzüntüyle bir yudum aldı içkisinden,

    "o zamanlar gençtik, farkında değildik bir çok şeyin fakat ben bir an bile senin

    o suçu işlediğine inanmadım, fakat beni şaşırtan senin kabullenmen oldu açık

    söylemek gerekirse, yıllardır kafamın içinde bu soru döndü durdu neden dedim"

    "neden " diye mırıldandı ömer,

    "biliyorum duygunun babası sert bir adamdı ve seni suçladı fakat" derken

    ömer kesti sözünü,

    "bir tek o mu "

    "anneni diyeceksen"

    kafasını salladı ömer,

    "bunları konuşmak için çok geç kalındı artık , herkes seçimini yaptı zamanında"

    "duygu bile" diyecek oldu erdem

    o saniye gözlerinden ateş fışkırdı ömerin,

    "o isim anılmayacak dememişmiydim"

    "nedir bu aşırı tepkin anlayabilmiş değilim , hepimiz çocuk denecek

    yaşlardaydık, siz duyguyla aynı çatı altında büyüdünüz, aranızdaki iletişim

    herkesi kıskandıracak boyuttaydı"

    "kıskandırcak boyut demek" dedi kızgınlıkla ömer,

    söz konusu olan duyguysa sakinliğini koruyamıyordu,

    "o kişinin herşeyden önce inanmak ve güvenmek kavramlarını öğrenmesi

    gerekirdi , sevmek ise " derken yarım bıraktı cümlesini ömer,

    "kapatalım bu mevzuyu lütfen ,yemeğe hafızamdan sildiğim insanları konuşmak

    için gelmedik herhalde"

    "elbette değil fakat görüyorum ki hiçbir kare silinmemiş ömer, her anı ve her

    sözü dışarıya kusuyor ruhun"

    "bir gün başaracağım" derken ömer,

    erdemin gözü girişe kaydı , içeri giren duyguydu .

  5. #5
    Durum:
    Çevrimdışı
    sprıng - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    02.11.2007
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1,358
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 0

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart

    Ömer şehrin ışıklarına bakarken düşüncelere dalmıştı, erdem ise gitgide

    kendisine yaklaşan duyguya kafasıyla “hayır” demeye çalışıyor, fakat bunda

    başarılı olamıyordu, ömer erdemdeki huzursuzluğun farkına vardı ,

    “ne oluyor , nereye bakıyorsun öyle”

    “babada bizim şu mezeleri yenilese diye bakıyordum”

    “yeter bunlar boşver”

    Duygu ise kararlıydı oraya gelirken, ömerin antakyaya geldiğini duyduğundan

    beri çok karışık hisler içindeydi,

    Fakat onlara yaklaştığı an ayaklarına prangalar bağlanmış gibi hissetmeye

    başladı, nedense ayakları gitgide daha zor ileriliyordu ve nefessiz kaldığını

    hissederken en yakınında bulunan masaya çöker gibi otuverdi, ömer az

    ötesindeydi işte uzansa eliyle ona dokunabilecekti fakat tüm gücünü yitirdiğini

    hissediyordu, o sırada yanından geçmekte olan garsondan su istedi,

    Erdem ise onun masaya yığıldığını görmüş ve endişeli gözlerle onu

    seyretmekteydi ömere hissettirmeya çalışarak, içinden “ oof ne olacak şimdi,

    karşı karşıya gelirlerse “ diye korku dağları yaratıyordu kendince,

    Ömer uzun zamandır sessizliğini koruyordu manzaraya dalmış olarak , az öncesi

    öfkesi yerini suskunluğa bırakmıştı, başını çevirip,

    “erdem “ dedi,

    “efendim ömer “

    “affet beni, sana öyle sert çıkmamalıydım, fakat sende anlamalısın beni,

    buraya gelmek benim için zaten çok zordu, şimdi bu atmosfer, karşımda oturan

    sen ve eski günlerin hayalet gibi üstüme gelmesi hele senin ondan bahsetmen

    son nokta oldu”

    “önemli değil anlıyorum senin omzunda ne kadar ağır bir yük taşıdığını ve

    yıllardır ezilmemek için çaba verdiğini de”

    “çok yoruldum artık, uçaktan daha indiğim zaman anladım bunu”

    “yürek yorgunluğuna taşıdığın nefret ve öfke neden oluyor olmasın”

    Ömer in üzgün yüzü ciddileşti ve bakışlarındaki sertlik erdeme yansıdı,

    “bu konuyu konuşmak istemediğimi söylemiştim , ne bu konuyu ne onun adını “

    Erdeme bunları söyleyen ömer ise kalbinde çarpıntı hissediyordu sebebsiz,

    garip bir şekilde yüreği duyguyu yeniden yaşamaya başlamıştı, sadece

    antakyada olmamdan kaynaklanıyor, buradan gittiğimde her şey sonlanacak ,

    az kaldı dayan dedi içinden,

    Duygu ise oturtuğu yerden kalkamamıştı, ömerin arkadan profiline sabitlenen

    gözlerini ayıramıyordu bir türlü, içinde duygu ilk anda özlemdi, çok uzun

    zamandır görmediği bir yüz gerçek olarak oradaydı işte, zaman zaman hayal

    ederdi , ömer geçen yıllar içinde acaba değişmişti, yüzünün çizgileri nasıldı,

    gözlerinin yeşili hala denizler gibi derinmiydi, öbür yandan kızgınlık, yapmış

    olduğu şeyin gerçekliğini göz ardı etmek mümkünmüydü,

    Ömerin yüzünü görüp gözlerinin içine bakabilmek için yanıp tutuşuyordu lakin

    cesareti iyice kırılmıştı,

    Son konuşmalarını hatırladı, ömerin şaşkın ve üzgün bakışlarını,

    O sıra sacit baba duyguyu fark etti ve yanına yaklaştı,

    “duygu kızım hoş geldin hayırdır”

    Duygu ise parmağıyla yalvarır gibisus işareti yapıyordu ,

    Bir an şaşıran sacit baba yavaşça oturdu karşısına,

    “ömer için geldin değilmi”

    Evet der gibi başını salladı duygu,

    “peki burada niye oturuyorsun”

    “cesaret edemedim” dedi yavaşça

    “beni şaşırtıyorsun”

    “çok zaman oldu biliyorsun ve bizim ayrılmamız onun yaptıkları” derken daha

    fazla konuşamadı

    “evet biliyorum fakat geçmiş nedir ki kızım, puslu bir hava gibidir, belli belirsiz

    geride kalmıştır, şu an senin burada durduğun ve onunda orda olduğu an ise

    güneşin göğe yükseldiği zamandır ,duyduğuma göre çok kalmayacakmış, geldiği

    yere geri dönecekmiş, geriye kalan şu iki adımı at ve yanına git derim”

    “korkuyorum “

    “şunu unutma ne yaşanırsa yaşansın kalplerdeki sevgi tohumcukları baki kalır”

    “ne komik değilmi nasıl göründüğünü bile bilmiyorum”

    gülümsedi sacit baba

    “yüzler yıllarla değişir fakat yürekler aynı kalır unutma “ dedi,

    Bu surada ömer erdeme yavaşça

    “ne yapıyor peki “ dedi

    Erdem ise duygunun yerinden yavaşça kalktığını ve kendilerine doğru

    yürüdüğünü fark etmişti,

    “kim ne yapıyor” derken zaman kazanmaya çalıştı

    Ömer acı bir ifadeyle

    “elbette o “

    “onun ismi var biliyorsun ömer”

    “biliyorum sadece bu ismi teleffuz etmeyeli çok uzun zaman oldu”

    “duygu” dedi soluk alırcasına “duygu”

    erdem endişeli bir yüz ifadesiyle

    “kendisine sor istersen” dedi

    Ömer şaşkın bir ifadeyle erdeme bakarken bir ses duydu çok tanıdık gelen

    “merhaba ömer”

    Kafasını kaldırdığında geçen yıllara rağmen hiç değişmeyen bir çift gözle

    karşılaştı

    “sen” dedi

Sayfa 1/4 1234 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Yağmurdan Sonra - Replikler ve Senaryolar
    By refresh in forum Yağmurdan Sonra
    Cevaplar: 39
    Son Mesaj: 14-09-11, 21:43
  2. Sevda Çiçeği - Senaryolar ve Replikler
    By ayse in forum Sevda Çiçeği
    Cevaplar: 353
    Son Mesaj: 15-03-09, 18:01
  3. Acemi Cadı - Senaryolar ve Replikler
    By ayse in forum Acemi Cadı
    Cevaplar: 191
    Son Mesaj: 27-07-08, 02:28
  4. Senaryolar & Replikler
    By ayse in forum Gözyaşı Çetesi
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 06-02-07, 17:40
  5. Gülpare - Senaryolar ve Replikler
    By ayse in forum Gülpare
    Cevaplar: 32
    Son Mesaj: 17-12-06, 18:45

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.