Sayfa 49/98 İlkİlk ... 3945464748495051525359 ... SonSon
489 sonuçtan 241 ile 245 arası

Konu: Kızım - Bölüm Yorumları

  1. #241
    Durum:
    Çevrimiçi
    SELVERR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    19.06.2007
    Yer
    Kütahya
    Mesajlar
    5,314
    Konular
    4
    Verdiği Beğeni
    940

    Aldığı Beğeni: 1,575

    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart Cevap: Kızım

    Reytingler de düşüş var.

    Bence bunun sebebi bölümde sevilmeyen cemal ve asu karakterlerinin etkisi. Onlara kızmaktan bölüme odaklanarak izleyemedim ki.

    Baba kız açısından da durgun bölümdü zaten. Yani ben daha çok ikisini izlemek istiyorum. Mahkeme vs ile tempo düşük geldi bana..

    Zaten üzülüp sevinmeye alıştık dizi sayesinde ama bu bölüm sevincin dozu da komedinin dozu da azdı.

    Mutlu bir bölüm değildi ki. İzleyiciden bir kısmı da kaçmış bölümde.

    Umarım düşüş devam etmez oranlarda.

    Çok büyük değil düşüş ama hani haftalardır 3, 4 sıralamada iken 5,6 sıralamada. Bundan aşağıya inmemeli aksine çıkmalı diye düşünüyorum. Yani dizinin geleceği için.
    Sevgili kalbim. Neden hala apartman boşluğunun gün ışığı görmeyen penceresinde kuş sesleri beklersin

  2. Beğenenler;
    DowneyJr (08-12-18), enivicivokke (08-12-18), Urfatokat15 (08-12-18)

  3. #242
    Durum:
    Çevrimdışı
    enivicivokke - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    24.04.2010
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    796
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    33

    Aldığı Beğeni: 22

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Kızım

    Bölüm stabildi. Bir durağanlık vardı.
    candana çok kızdım birşey demiyorum. Cemal ve Asu'yu görmek istemiyorum dizinin izlenmemesi için birer sebep bunlar. Ve reytinglere de bu durum yansımış.

    Demir, öykü, Uğur, sevgi öğretmen, mertcan ve arkadaşları, hacı nine olsun yeter.
    Öykünün hastalığı gerçekten ilerliyor, Demir diz ağrısını büyüme ağrısı olarak nitelendirdi. Keşke doğruyu söyleseydi.

    Haftayaki fragman yine üzdü. Umarım öykü uyanır. Yanlış hatırlamıyorsam Demir öyküye odayı boyama sahnesinde yarın oyundan sonra yine beraber boyayacağız dedi herhalde tiyatro da bölüm sonunda olmayacak.

    Üzücü bir bölümdü ya ağlamaktan ciğerim soldu. Gerçekten Demir'in o çaresiz çırpınışlarını seyrederken öykünün hastalığı ilerliyor birşey elinden gelmiyor. Çok üzdü.

    Bölümün en etkileyici sahnesi Demir'in öyküye Asu'nun velayet davası açtığını söylemesiydi.
    Konu enivicivokke tarafından (08-12-18 Saat 12:19 ) değiştirilmiştir.

  4. Beğenenler;
    SELVERR (08-12-18), Urfatokat15 (08-12-18)

  5. #243
    Durum:
    Çevrimdışı
    gayethoş - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    19.01.2008
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    876
    Konular
    1
    Verdiği Beğeni
    0

    Aldığı Beğeni: 19

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Kızım

    Dizinin dunkü bölümü çok duygusaldı demire oyle uzuluyorumki bir baba olarak nasılda çırpınıyor

    Ben bölümü beğendim kendini izlettiriyor 😬 asu cemal ikilisi neden var ben hala anlamıs degılım dizinin butunluğunu bozuyorlar aynu zamanda candanı hikayeye ekleyemiyorum çok soğuk ve umursamaz gelıyor 🙄 ileride velayet yuzunden candan demir evliliği olur mu acaba🤔

    Öte yandan uğur ve sevgi öğretmen yuzumuzu gulduruyor sevgi öğretmen yan karakter olmasına rağmen bana çok sıcak gelıyor yanı candan neden bole degıl?

    Şimdi candan ev tutucak uğur iyicene kapana kısıldı

    Öykunun hastalığı ilerliyor off o bölümlere dayanabılırmıyım🤧

    Ins hemen asu parasını alır defolur gider cemalle cemal hala asunun nesini sevıyor anlamış degılım oda yakında candanı severse şaşırmam 😮

  6. Beğenenler;
    SELVERR (08-12-18), Urfatokat15 (08-12-18)

  7. #244
    Durum:
    Çevrimiçi
    bhr94 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    27.01.2017
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    346
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    104

    Aldığı Beğeni: 323

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Cevap: Kızım

    Herkese merhabalar. Bu kez bölüm yorumumu hemen dizinin peşinden yapmadım.

    Bölüm için ne diyeceğimi bilemiyorum. Ama reytinglerde düşüş olacağını bölümü izlerken öngörmüştüm. Bunun birçok sebebi var. Birincisi, fragmanın çok geç gelmesiydi. Tv sektörüne dair pek bir ilgim olmadığı zamanlar sosyal medya faktörünün bu kadar önemli olduğunu düşünmezdim. Ama bu açık ki gerek fragmanlar gerekse sosyal medya dizi için önem arz ediyormuş. Fragmanın geç gelmesi ve tek bir fragmanla yetinmeleri, diziye karşı olan ilginin dizi gününe gelene kadar oldukça düşmesi manasına geliyor. Kemik izleyici için isterse hiç fragman vermesinler, durum değişmez. Ama kararsız ve izleme isteği değişken olan izleyici için fragmanlar önem arz ediyor. Basit bir örnek vereyim; ben Kızım dizisinin kemik izleyicisiyim. Kadın dizisine ise müsaitsem ya da fragman ilgimi çektiyse bakan biriyim. Kızım'ı her türlü bölüm günü izlerim, ama Kadın'ın fragmanı bana bir şey vaat etmiyorsa kanalı açmam. Ya da Kızım'ı sıkılsam da izlerken kanalı değiştirmem, ama Kadın'ı izliyorsam ve sıkılmışsam tereddüt etmeden kanalı değiştiririm.

    Bu hafta dizi için bir fragman verildi ve bu fragman da çok tatmin edici değildi. Ben bile heyecanlanmadım izleyince, çünkü çok bekletildim ve heyecan duyacağım net bir konu yoktu. Bir fragman daha verilseydi en azından ilgiyi canlandırabilirlerdi.

    Reyting düşmesindeki diğer bir etken de bölümün genelinden kaynaklanıyordu bence. İzlerken bölüme odaklanamadım, sanki hikayenin dışında kalmışım gibi hissettim. Oysaki geçen hafta büyük bir ilgi ve heyecanla izlemiştim bölümü. Biter bitmez de bölümü çok beğendim, en iyi bölümdü diye yorum yazmıştım. Ki zaten en yüksek reytingi aldı dizi geçen hafta. Ama bu hafta izlerken hissettim bölümün düşük izleneceğini. Bölümün atmosferi bunu hissettiriyordu, sebebini açıklamam zor. Mizah unsurları azaldı, dizi iyice drama bağladı desek bunun reyting için yeterli bir etken olduğunu düşünmüyorum. Zira öyle olsa Kadın, Bir Zamanlar Çukurova, Gülperi filan izlenmezdi. Hele Gülperi gibi bir dizinin hiç izlenmemesi gerekirdi. Yani bence alakası yok.

    Diğer bir en önemli sebep ise yeni bölümün çok geç başlamasıydı. Yeni bölüm dokuzu çeyrek geçe gibi başladı. Yeni bölüm, dokuzu beş geçe civarı başlamış görünse de zaten izlediğimiz sahneden başlattılar ve hayli geçe kaldı yeni bölüm. Kararsız seyirci de İstanbullu Gelin'e filan kaydı belki de o sırada. Oysaki geçen hafta dokuzu iki geçe gibi reklam vermeden başlamıştı bölüm.

    Yani nasıl olduysa her şey bu bölümde birleşti ve seyirci kaybı yaşadı dizi. Bu hafta iyi bir tanıtım politikası güderek kanal değiştiren seyirciyi hikayeye geri çekmeliler.

    Bölümün gerçekten sevdiğim iki sahnesi oldu. Biri Demir'in Öykü'ye, Asu'da kalacağını söylediği ve Öykü'nün ağlayarak sitem ettiği sahneydi. Öykü'nün banane mahkemeden diye sitem etmesi, hüngür hüngür ağlaması; Öykü'nün sekiz yaşında küçücük bir çocuk olduğunu gördüğümüz bir sahne oldu. Öykü, ilk bölümlerde, Demir'in de ifade ettiği gibi konuşursak seksenlik teyzeler gibiydi. Yaşından çok daha olgun davranışları vardı. O zamanlar gözümüze batmıyordu, çünkü Öykü buna mecburdu. Ama şimdi Öykü'nün bir ebeveyni var; her zaman onun yanında olan, onun için her şeyi yapan bir babası var. O yüzden Öykü'nün gardı yavaş yavaş düştü ve biz de onun küçücük bir çocuk olduğunu daha sık hissetmeye başladık. Bölümde yine bu çocuğu çok sık görmemizle beraber, gerçekten çocuk olduğunu hissettiğimiz bu tarz bir sahne bence etkiliydi.

    Bir diğer beğendiğim sahne de Demir'in Candan'ı aradığı ve bu sefer çekinmeden konuştuğu sahne oldu. Hatta evde oturduklarında Demir'in Candan'a onun desteğinin çok değerli olduğunu hissettirdiği sahne de güzeldi. Birçok kişinin aksine ben Demir ve Candan'ı izlemekten keyif alıyorum. İlişkileri pat diye gelişmedi çünkü. Yavaş yavaş alıştılar birbirlerine, resmi ünvanlarla hitap şeklini yeni bıraktılar, şimdi de herhangi biranda birbirlerini aramaktan, sesini duymak istedim demekten çekinmez hale geldiler. Bu süreci izlemek başta beni cezbetmese de şuan yüzümde kocaman bir tebessümle izliyorum. Ama herkes gibi Candan'ın Cemal'e inanması beni de kızdırdı. Fakat şöyle de düşünün, sorgusuz sualsiz inanıp kabullenmedi Cemal'in söylediklerini. Demir'e karşı üstünkörü konuşup Asu için sonuçta annesi, görmek istemesi normal değil mi diye sorması, içinde şüphe oluştuğunu ama sorgusuz sualsiz de Cemal'in söylediklerine kanmadığını gösterir bence. Diğer bölümde, muhtemelen Demir kendisiyle konuşup gerçekleri gün yüzüne çıkarır. Ama benim de Candan'dan beklediğim olanları Demir'e anlatıp onunla konuşmasıydı. O konuda kesinlikle hata yaptı.

    Demir'in Öykü için her, ben onun babasıyım, demesinde Asu'nun yüzünde beliren o alaycı bakış beni sinir etmeye devam ediyor. Para uğruna çocuğunun hayatını mahveden ve bunu umursamaz görünen Asu da nefretimi kazanmaya devam ediyor. Bu noktada sosyal medyada birkaç yorum gördüm ve kendi düşüncemi açıklamak istiyorum. Öykü neden annesine şans tanımıyor, zamanında Demir de Asu gibiydi, ama Öykü ona Asu'ya davrandığı gibi davranmadı denilmiş. Bunun sebebi çok açık aslında. Öykü, babasını bulduğunda babasından başka hiç kimsesi yoktu. Teyzesi bildiği kadın onu terk etmiş gitmiş, annesini öldü bilen ve babasından başka kimsesi olmayan, yurda gitmekten çok korkan bir çocuktu. Yani Öykü'nün tek seçeneği Demir'di. Bu yüzden sabır gösterdi, uğraştı, sevmek ve sevilmek için çaba gösterdi. O dönemde karşısına Demir değil de Asu çıksaydı ona da öyle davranacaktı muhtemelen. Çünkü bir ailesi yoktu. Ama şuan babası onunla, onu çok seviyor, onun için her şeyi yapıyor. Babası dışında onu çok seven ve ailesi olarak gördüğü Uğur abisi, Hacı ninesi ve Candan ablası var. Düzenli bir yaşamı, güzel bir evi ve odası var. Yani Öykü şuan için çok güzel bir yaşama sahip. Asu'nun gelişi Öykü'nün gözünde onun düzenini bozmakla eşdeğer. Asu'nun zamanlaması yanlış. Ayrıca bir nokta daha var; Öykü, Demir'in kendisinden habersiz olduğunu biliyordu. Asu ise Öykü için kendisini terk edip giden bir ebeveyn. Bunlar biraya gelince de Öykü Asu'ya karşı, başlarda Demir'e davrandığı gibi davranamıyor.

    Demir'in yalnızca bir görüşme izni için bu kadar öfkelenmesi ve endişelenmesi abartı gibi dursa da Demir korku içinde. Çünkü Öykü hasta, dikkatli bir bakıma ihtiyacı var. Ayrıca Asu'ya hiçbir şekilde güven duymuyor ki bu konuda oldukça haklı da. Cemal'e gittiğinde ikilinin hallerini gördüğünde bile kızı için endişelenmesinin ne kadar haklı olduğunu anlayabiliyoruz. Bu noktada Demir'in neden Asu'ya Öykü'nün hastalığını söylemediğini anlayamıyorum ya da neden mahkemede bu durumu kullanmadığını. Öykü'nün hasta olduğunu duyan Asu arkasına bakmadan kaçar çünkü. Acaba Demir'in korkusu Asu'nun hastalığı öğrenmesi ile amacına yakın olduğunu düşünüp daha çok hırslanması mı? Bence bu Asu için bile fazla. Burada bir parantez daha açayım; Öykü'nün hastalığından Sevgi'nin haberdar edilmesi gerekiyor. Haplarını alıp almadığını denetleyen kişi, Sevgi olmalı çünkü. Ayrıca hastalıkla ilgili belirtilerin de farkında olması gerekiyor öğretmenin. Bu durumun da biran önce halledilmesi gerektiği düşüncesindeyim.

    Demir'in Öykü'ye hastalığı ile ilgili yalanlar söylemesi beni çok üzdü. O çaresiz kalışı, heran gözlerinin dolması ve bunu fark ettirmeme çalışması yüreğimi burktu. Bir mucize olsa da şu hastalığı yenseler gibi bir düşünceye de kapılmadım desem yalan olur.

    Uğur ve Sevgi, izlemesi çok keyif veren bir diğer çiftimiz. Uğur bu bölümde hayli saçmalayıp öğrencilerin önünde tuhaf hareketler yapmaya başlayınca Sevgi tarafından uyarıldı. Ve peşinden kendisinin küskün ve kırgın hallerini izledik. Sevgi'nin peşisıra Uğur'u önemseyip gönlünü almak istemesi, umursamazlık gösterememesi de hoş sahneler izletti bize. Uğur'un da dediği gibi Sevgi farkında olmasa da Uğur'a karşı bir şeyler hissetmeye başladı. Çift için daha güzel sahneler de izleyeceğimizi düşünüyorum. :)

    Asu ve Cemal konusunda genel kanıya katılmıyorum. Hikayede olmalarından rahatsız değilim, ama sahnelerinin ağırlığı azalabilir mi; evet azalırsa neden azaldı demem. İkili, başbaşa sahneleri beni sıkıyor. Ama hikayenin dahilinde oldukları sahnelerde bir sıkıntı yok. Her şey güllük gülistanlık ilerleyemez; bir pürüz olacak illaki. Ama safi kötü olarak yazılmasınlar. Cemal'in kinini başta anlıyordum, ama şimdi biraz havada kaldı. Asu'nun sebebi ise kimsesizliği ve sevdiği tarafından reddelişiydi. Ama kimsesizlikten ötürü bu halde olan birinin çocuğunu da aynı yaşama mahkum etmesi filan biraz daha açılmalı. Bir de her bölüm bir flashback olurdu, bu bölüm o verilmedi.
    Konu bhr94 tarafından (08-12-18 Saat 15:47 ) değiştirilmiştir.

  8. Beğenenler;
    deren1970 (10-12-18), SELVERR (08-12-18), symylmz (08-12-18), Urfatokat15 (09-12-18)

  9. #245
    Durum:
    Çevrimiçi
    Urfatokat15 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Figüran
    Üyelik tarihi
    08.02.2016
    Yer
    Ş.Urfa
    Mesajlar
    599
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    2,927

    Aldığı Beğeni: 817

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart Cevap: Kızım

    Alıntı bhr94 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Herkese merhabalar. Bu kez bölüm yorumumu hemen dizinin peşinden yapmadım.

    Bölüm için ne diyeceğimi bilemiyorum. Ama reytinglerde düşüş olacağını bölümü izlerken öngörmüştüm. Bunun birçok sebebi var. Birincisi, fragmanın çok geç gelmesiydi. Tv sektörüne dair pek bir ilgim olmadığı zamanlar sosyal medya faktörünün bu kadar önemli olduğunu düşünmezdim. Ama bu açık ki gerek fragmanlar gerekse sosyal medya dizi için önem arz ediyormuş. Fragmanın geç gelmesi ve tek bir fragmanla yetinmeleri, diziye karşı olan ilginin dizi gününe gelene kadar oldukça düşmesi manasına geliyor. Kemik izleyici için isterse hiç fragman vermesinler, durum değişmez. Ama kararsız ve izleme isteği değişken olan izleyici için fragmanlar önem arz ediyor. Basit bir örnek vereyim; ben Kızım dizisinin kemik izleyicisiyim. Kadın dizisine ise müsaitsem ya da fragman ilgimi çektiyse bakan biriyim. Kızım'ı her türlü bölüm günü izlerim, ama Kadın'ın fragmanı bana bir şey vaat etmiyorsa kanalı açmam. Ya da Kızım'ı sıkılsam da izlerken kanalı değiştirmem, ama Kadın'ı izliyorsam ve sıkılmışsam tereddüt etmeden kanalı değiştiririm.

    Bu hafta dizi için bir fragman verildi ve bu fragman da çok tatmin edici değildi. Ben bile heyecanlanmadım izleyince, çünkü çok bekletildim ve heyecan duyacağım net bir konu yoktu. Bir fragman daha verilseydi en azından ilgiyi canlandırabilirlerdi.

    Reyting düşmesindeki diğer bir etken de bölümün genelinden kaynaklanıyordu bence. İzlerken bölüme odaklanamadım, sanki hikayenin dışında kalmışım gibi hissettim. Oysaki geçen hafta büyük bir ilgi ve heyecanla izlemiştim bölümü. Biter bitmez de bölümü çok beğendim, en iyi bölümdü diye yorum yazmıştım. Ki zaten en yüksek reytingi aldı dizi geçen hafta. Ama bu hafta izlerken hissettim bölümün düşük izleneceğini. Bölümün atmosferi bunu hissettiriyordu, sebebini açıklamam zor. Mizah unsurları azaldı, dizi iyice drama bağladı desek bunun reyting için yeterli bir etken olduğunu düşünmüyorum. Zira öyle olsa Kadın, Bir Zamanlar Çukurova, Gülperi filan izlenmezdi. Hele Gülperi gibi bir dizinin hiç izlenmemesi gerekirdi. Yani bence alakası yok.

    Diğer bir en önemli sebep ise yeni bölümün çok geç başlamasıydı. Yeni bölüm dokuzu çeyrek geçe gibi başladı. Yeni bölüm, dokuzu beş geçe civarı başlamış görünse de zaten izlediğimiz sahneden başlattılar ve hayli geçe kaldı yeni bölüm. Kararsız seyirci de İstanbullu Gelin'e filan kaydı belki de o sırada. Oysaki geçen hafta dokuzu iki geçe gibi reklam vermeden başlamıştı bölüm.

    Yani nasıl olduysa her şey bu bölümde birleşti ve seyirci kaybı yaşadı dizi. Bu hafta iyi bir tanıtım politikası güderek kanal değiştiren seyirciyi hikayeye geri çekmeliler.

    Bölümün gerçekten sevdiğim iki sahnesi oldu. Biri Demir'in Öykü'ye, Asu'da kalacağını söylediği ve Öykü'nün ağlayarak sitem ettiği sahneydi. Öykü'nün banane mahkemeden diye sitem etmesi, hüngür hüngür ağlaması; Öykü'nün sekiz yaşında küçücük bir çocuk olduğunu gördüğümüz bir sahne oldu. Öykü, ilk bölümlerde, Demir'in de ifade ettiği gibi konuşursak seksenlik teyzeler gibiydi. Yaşından çok daha olgun davranışları vardı. O zamanlar gözümüze batmıyordu, çünkü Öykü buna mecburdu. Ama şimdi Öykü'nün bir ebeveyni var; her zaman onun yanında olan, onun için her şeyi yapan bir babası var. O yüzden Öykü'nün gardı yavaş yavaş düştü ve biz de onun küçücük bir çocuk olduğunu daha sık hissetmeye başladık. Bölümde yine bu çocuğu çok sık görmemizle beraber, gerçekten çocuk olduğunu hissettiğimiz bu tarz bir sahne bence etkiliydi.

    Bir diğer beğendiğim sahne de Demir'in Candan'ı aradığı ve bu sefer çekinmeden konuştuğu sahne oldu. Hatta evde oturduklarında Demir'in Candan'a onun desteğinin çok değerli olduğunu hissettirdiği sahne de güzeldi. Birçok kişinin aksine ben Demir ve Candan'ı izlemekten keyif alıyorum. İlişkileri pat diye gelişmedi çünkü. Yavaş yavaş alıştılar birbirlerine, resmi ünvanlarla hitap şeklini yeni bıraktılar, şimdi de herhangi biranda birbirlerini aramaktan, sesini duymak istedim demekten çekinmez hale geldiler. Bu süreci izlemek başta beni cezbetmese de şuan yüzümde kocaman bir tebessümle izliyorum. Ama herkes gibi Candan'ın Cemal'e inanması beni de kızdırdı. Fakat şöyle de düşünün, sorgusuz sualsiz inanıp kabullenmedi Cemal'in söylediklerini. Demir'e karşı üstünkörü konuşup Asu için sonuçta annesi, görmek istemesi normal değil mi diye sorması, içinde şüphe oluştuğunu ama sorgusuz sualsiz de Cemal'in söylediklerine kanmadığını gösterir bence. Diğer bölümde, muhtemelen Demir kendisiyle konuşup gerçekleri gün yüzüne çıkarır. Ama benim de Candan'dan beklediğim olanları Demir'e anlatıp onunla konuşmasıydı. O konuda kesinlikle hata yaptı.

    Demir'in Öykü için her, ben onun babasıyım, demesinde Asu'nun yüzünde beliren o alaycı bakış beni sinir etmeye devam ediyor. Para uğruna çocuğunun hayatını mahveden ve bunu umursamaz görünen Asu da nefretimi kazanmaya devam ediyor. Bu noktada sosyal medyada birkaç yorum gördüm ve kendi düşüncemi açıklamak istiyorum. Öykü neden annesine şans tanımıyor, zamanında Demir de Asu gibiydi, ama Öykü ona Asu'ya davrandığı gibi davranmadı denilmiş. Bunun sebebi çok açık aslında. Öykü, babasını bulduğunda babasından başka hiç kimsesi yoktu. Teyzesi bildiği kadın onu terk etmiş gitmiş, annesini öldü bilen ve babasından başka kimsesi olmayan, yurda gitmekten çok korkan bir çocuktu. Yani Öykü'nün tek seçeneği Demir'di. Bu yüzden sabır gösterdi, uğraştı, sevmek ve sevilmek için çaba gösterdi. O dönemde karşısına Demir değil de Asu çıksaydı ona da öyle davranacaktı muhtemelen. Çünkü bir ailesi yoktu. Ama şuan babası onunla, onu çok seviyor, onun için her şeyi yapıyor. Babası dışında onu çok seven ve ailesi olarak gördüğü Uğur abisi, Hacı ninesi ve Candan ablası var. Düzenli bir yaşamı, güzel bir evi ve odası var. Yani Öykü şuan için çok güzel bir yaşama sahip. Asu'nun gelişi Öykü'nün gözünde onun düzenini bozmakla eşdeğer. Asu'nun zamanlaması yanlış. Ayrıca bir nokta daha var; Öykü, Demir'in kendisinden habersiz olduğunu biliyordu. Asu ise Öykü için kendisini terk edip giden bir ebeveyn. Bunlar biraya gelince de Öykü Asu'ya karşı, başlarda Demir'e davrandığı gibi davranamıyor.

    Demir'in yalnızca bir görüşme izni için bu kadar öfkelenmesi ve endişelenmesi abartı gibi dursa da Demir korku içinde. Çünkü Öykü hasta, dikkatli bir bakıma ihtiyacı var. Ayrıca Asu'ya hiçbir şekilde güven duymuyor ki bu konuda oldukça haklı da. Cemal'e gittiğinde ikilinin hallerini gördüğünde bile kızı için endişelenmesinin ne kadar haklı olduğunu anlayabiliyoruz. Bu noktada Demir'in neden Asu'ya Öykü'nün hastalığını söylemediğini anlayamıyorum ya da neden mahkemede bu durumu kullanmadığını. Öykü'nün hasta olduğunu duyan Asu arkasına bakmadan kaçar çünkü. Acaba Demir'in korkusu Asu'nun hastalığı öğrenmesi ile amacına yakın olduğunu düşünüp daha çok hırslanması mı? Bence bu Asu için bile fazla. Burada bir parantez daha açayım; Öykü'nün hastalığından Sevgi'nin haberdar edilmesi gerekiyor. Haplarını alıp almadığını denetleyen kişi, Sevgi olmalı çünkü. Ayrıca hastalıkla ilgili belirtilerin de farkında olması gerekiyor öğretmenin. Bu durumun da biran önce halledilmesi gerektiği düşüncesindeyim.

    Demir'in Öykü'ye hastalığı ile ilgili yalanlar söylemesi beni çok üzdü. O çaresiz kalışı, heran gözlerinin dolması ve bunu fark ettirmeme çalışması yüreğimi burktu. Bir mucize olsa da şu hastalığı yenseler gibi bir düşünceye de kapılmadım desem yalan olur.

    Uğur ve Sevgi, izlemesi çok keyif veren bir diğer çiftimiz. Uğur bu bölümde hayli saçmalayıp öğrencilerin önünde tuhaf hareketler yapmaya başlayınca Sevgi tarafından uyarıldı. Ve peşinden kendisinin küskün ve kırgın hallerini izledik. Sevgi'nin peşisıra Uğur'u önemseyip gönlünü almak istemesi, umursamazlık gösterememesi de hoş sahneler izletti bize. Uğur'un da dediği gibi Sevgi farkında olmasa da Uğur'a karşı bir şeyler hissetmeye başladı. Çift için daha güzel sahneler de izleyeceğimizi düşünüyorum. :)

    Asu ve Cemal konusunda genel kanıya katılmıyorum. Hikayede olmalarından rahatsız değilim, ama sahnelerinin ağırlığı azalabilir mi; evet azalırsa neden azaldı demem. İkili, başbaşa sahneleri beni sıkıyor. Ama hikayenin dahilinde oldukları sahnelerde bir sıkıntı yok. Her şey güllük gülistanlık ilerleyemez; bir pürüz olacak illaki. Ama safi kötü olarak yazılmasınlar. Cemal'in kinini başta anlıyordum, ama şimdi biraz havada kaldı. Asu'nun sebebi ise kimsesizliği ve sevdiği tarafından reddelişiydi. Ama kimsesizlikten ötürü bu halde olan birinin çocuğunu da aynı yaşama mahkum etmesi filan biraz daha açılmalı. Bir de her bölüm bir flashback olurdu, bu bölüm o verilmedi.
    Yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum kesinlikle aynı kanıdayım kalemine sağlık
    Bölüm gidişat gereği biraz durağandı ama olması gerektiği gibiydi
    Reytinglerden haberim yok eskisi gibi forumda paylaşılmıyor sanırım nerden bakıyorsunuz bilmiyorum ama dediğiniz gibi düşükse senin söylediğin gibi tek fragman verilmesi fragmanın geç gelmesi ve heyecanlı olmaması ayrıca bölümün geç başlaması bence bu yüzden
    demir in hastalık konusunda hem doktora yalan söyletmesi hem öyküye yalan söylemesi yanlış olsada yine de demir e kızamıyorum çünkü demir in de dediği gibi öykü daha çok küçük kızının aklında derslerinden başka endişe olmasın istiyor her ebeveynin davranması beklendiği gibi yani
    İlk mahkemede hastalığı neden söylemedi bende bilemedim ama ikinci mahkemede dile getirilir muhtemelen
    Spoiler İçermektedir

    dizinin başında öykü bütün yükü tek başına göğüslûyordu şimdi demir onun yüklerini devraldı çaresizliğini acısını kızına hissettirmeden yaşamaya çalışıyor
    Candan in cemalle konuşmasına demiri tanıdığını cemalin çıbanın başı olduğunu onun gerçek yüzünü bilmediği için birşey demezdim ama daha yeni tanıdığı bir adamın sözlerine hemen inanması bana da saçma geldi üstelik gizlice yapması bence de hataydı
    demir eğer candani cemale karşı korumak istiyorsa bunun en acı ve kestirme yolu candan a herşeyi anlatmak
    Candan eğer demirden önce kendiliğinden öğrenirse demirden uzaklaşabilir ve ben bunun olmasını istemiyorum candan in demir hakkında yanlış düşüncelere kapılmasını istemiyorum demir herşeyi olduğu gibi anlatmalı ama nedenleriyle birlikte candanın önce kızsa da anlayışla karşılayacağını düşünüyorum
    [SIGPIC]Arnav&Kushi[/SIGPIC]

    "ALLAHIM HER İŞİMDE SANA TEVEKKÜL EDİYORUM"

  10. Beğenenler;
    bhr94 (08-12-18), candanhosgor (10-12-18), SELVERR (10-12-18), symylmz (08-12-18)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 3 kullanıcı var. (0 üye ve 3 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.