Sayfa 2/2 İlkİlk 12
7 sonuçtan 6 ile 7 arası

Konu: Mr. Sunshine (Netflix Dizisi)

  1. #6
    Durum:
    Çevrimdışı
    sinemkaya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    05.03.2016
    Mesajlar
    1,330
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    40

    Aldığı Beğeni: 51

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart Cevap: Mr. Sunshine (Netflix Dizisi)

    Dizinin final bölümünü izlemeyi ertelemiştim uzunca zaman sonra bölümü izleyebildim. Final bölümü yorumu olacağından bolca spoiler vereceğimi belirteyim.


    Final bölümüyle ilgili bazı şeyler özellikle Dong-mae ve Eugene’in öleceği tahmin edilebiliyordu ama buna rağmen her ne kadar kendimi hazırlasam da o sahnelerden çok etkilendim. Erdemli ordu liderinin ve bazı üyelerinin ve Hui-seong’un ölümünü çok beklemiyordum. Fakat ne gerek vardı dediğim ölümler de değildi yani sırf final bölümü diye dramın dibine vuralım endişesi yoktu, çok güzelce hikâyeye yerleştirilmiş anlamlı ölümlerdi. Özellikle Erdemli Ordu’dan insanların ölümleri çok etkileyiciydi. Bir tehlikeyi attıktan sonra başka bir tehlikeyle karşı karşıya geliyorlar ama o esnada karşı tarafın kalabalık olduğunu ve donanımlı olduklarını anlayıp kurtulamayacaklarını fark ettikten sonra yaptıkları konuşmalar çok gerçekçiydi. Mesela ölümden korktuklarını dile getiriyorlar ama bu korkaklık değildi, sadece ölüm korkusu yani çok insancaydı. Bu sahneyi izlerken yaptıkları şeylerden daha çok etkilendim. Ölümden korkuyorlar ama korkarak endişelenerek tüm insanca duyguları yaşayarak vatan uğrunda savaşmaya devam ediyorlar sonu ölüm olsa bile..

    Finalde, üç erkek karakterin ölümleri de çok dokunaklıydı. Son anları da tam olarak onlara özgüydü. Mesela Hui-seong’un tam ölüm anında yıllarca içinde kalmış onun bir yarası haline gelmiş olan saat sesini duyması, Dong-mae’nin son anında sadece Ae-shin ile ilgili şeyleri hatırlaması ve Eugene’in asilce kendini feda edişi hem de bir anlık kararla değil sakince hesaplanmış bir şekilde öğrencisine ve Ae-shin’e veda edip yine tek kurşunla en akıllıca seçimi yapması.. 3 karakterin hikâyesi o kadar dolu dolu ki yani Eugene yerine dong-mae veya hui –seong da başrol olabilir nitelikte hani biri çıkıp hikâyeyi yanlış anlamışsın aslında bu hikâyenin başkahramanlarından biri Eugene değil dong-mae veya hui-seong dese inanmakta zorluk çekmem. Ha tabii Eugene göz bebeğimiz ama diğerleri de hem hikâye hem karakter olarak güçlüler.

    Final bölümünde herkesin yaşa dediği, kralından halkına kadar herkesin hayatı pahasına koruduğu Ae-shin’in yaşaması ve mücadeleye devam etmesi bu hikâyede vatanın Ae-shin olarak kabul edildiğini gösterdi. Bu yüzden, Ae-shin ile ilgili her şeyin kırmızı (Rüzgar gülü, toka, elbise, şeker vs.) olduğu hatırlatmasını Dong-mae’den boşuna duymadık. Hatta son bölümde Ae-shin’i korumak için halk, silahların karşısında etten duvar ördüler. Herkes hayatını tek bir kadın yaşasın diye feda etmeye hazırdı. Ne büyük bağlılık! Yine aynı şekilde alt tabakadan olan ve vatan kavramını Kore üzerinden önemsemeyen Eugene ve Dong-mae’nin Ae-shin temelli vatana hizmet etmeleri bir başka önemli noktaydı. İkisinin ölüm sebebi de yine Ae-shin’i korumaktı. Biri dahil olduğu Musin cemiyetine sırf Ae-shin’i korumak için savaş açtı ve bunun sonucunda o cemiyet üyeleri tarafından öldürüldü. Diğeri de Ae-shin bir adım ileri atsın diye bir adım geri giderek hayatından vazgeçti.

    Ae-shin çok özel bir karakter. Erkeklerin çiçek gibi yaşa cümlelerine karşı dizi boyunca varlık savaşı verdi. Eugene’in annesinin bir sonraki hayatımda çiçek olmak istiyorum sözüne karşılık Ae-shin’in çiçek gibi yaşamamak için verdiği savaş nerden bakarsam bakayım çok cesurcaydı. Aşkına da yine aynı şekilde korkusuzca ve beklentisiz bir şekilde sahip çıktı. Nişanlısından ayrılması, onu toplumdan dışlanmasına yol açabileceğini bilmesine rağmen bu kararından vazgeçmedi. Bu yüzden Eugene, Ae-shin’in kendisine yönelik zalim mi yoksa tutkulu bir kadın mı olduğu sorusunu finalde cevapladı tutkulu bir kadındı diyerek.

    Dediğim gibi Ae-shin çok değerli bir karakter ama dizide hikâyesi beni en çok etkileyen ve sarsan kişi Eugene oldu. Eugene’i anlatacak en iyi cümle sanırım onun 2 defa önemli yerde kullandığı peki ya ben sorusu. Çocukken annesinin bir sonraki hayatımda çiçek olmak istiyorum cümlesine istinaden sorduğu bu sorunun aynısını Ae-shin nişanı atması durumunda ne yapacağını anlattığında tekrar soruyor ve aldığı iki cevap da tatmin edici değil. Aslında bu soru bütün hayatını tanımlıyor. Hiçbir yere ait olamama durumu ve hiç kimse için merkezi konumda olamaması. Minnet duygusunun yüksek olmasının nedeni de buradan kaynaklanıyor. Çömlekçi adam ve misyonere duyduğu sonsuz minnet gibi. Bu da insana, hayata dair beklentisinin düşük olduğunu kanıtlıyor.

    Eugene’in sahip olduğu bütün zayıflıklarının temeli bir zamanlar köle olması. Bu yüzden, kölelik insan onuruna aykırı. Eugene her ne kadar köle ailede doğmuşsa da hayatının büyük bölümünü özgür bir birey olarak devam ettirmiş, kendini yetiştirmiş ve köleliğin kalktığı ülkesine başka ülke vatandaşı olarak üst düzey görev için gönderilmiş. Buna rağmen o duygu o sınıfsal ayrım o aşağılanma hissi kaybolmamış. Eugene’in her cümlesi her davranışı çok etkiledi beni. Ne kadar ilerlerse ilerlesin bir zamanlar dahil olduğu sınıfı üzerinden çıkaramamış bir karakterdi. Bu hissin en doğrudan verildiği bir sahne geldi aklıma.. Ae-shin tahtırevanında bir yere gidiyor fakat bulunduğu bölgede bir sorun çıktığı için polisler, o bölgeden geçen insanları kontrol ediyorlar ve bu aramalara Ae-shin de tahtırevanı aranacağı için dahil ediliyor ama onu ararken görevlilerin gösterdiği saygı ve Ae-shin’in kendinden emin duruşunun karşısında Eugene’in bir köşeden kendini daha doğrusu yamasını-eksikliğini saklayan bir çocuk gibi izlediği sahne o sınıfsal aidiyeti çok güzel aktardı.

    Yani Eugene, Kore’den fiziksel olarak gitmiş ama ruhen oraya, statüsüne ve acılarına bağlı kalmış köle çocuk. Zaten bir sahnede ben değişmişimdir ve Kore de değişmiştir diye umdum diyor. Bu ruh hali sadece Ae-shin’in sınıfına bağlı olarak gelişmiyor. Kore’deki ilişkilerinin tümünde o köle çocuğun izlerini görebiliyoruz. Ölümüne en çok üzüldüğüm de yine kendisi..tarafı olmadığı inanmadığı bir savaşta öldü. Nasıl hem bu kadar dışında hem de nasıl merkezde olabiliyor işte üzücü olan kısım tam da burası! Evet, sevdiği kadını korumak için öldü ama Ae-shin’in mücadelesine inanmıyordu, Kore’nin bağımsızlığı hala umurumda değil diyordu ve sırf vazgeçiremediği için Ae-shin’in yanında yani savaşın ortasında yer aldı.

    Yine de Eugene’in hapisten çıktıktan sonra Kore’ye dönüş kararı aslında karakterin güçlenişi olarak da okunabilir. Kore’ye dönmeye karar verdiğinde Eugene de bunu kendi açısından ilerleme olarak aktardı. Çocukken Kore’den ayrılma sebebi hayatta kalabilmekti. ABD’de de hayatını devam ettirme mücadelesi verdi ve en sonunda Kore’ye kendisini korumak için değil sevdiklerini korumak için döndü. Bu yüzden bu karar Eugene’de ilerleme olarak görüldü. Kendini koruma çabasının yerini başkalarını koruma isteğine bırakması..Ne asilce!

    Final bölümünü yorumlamayı gelmiştim ama konu nerelere geldi En son ne zaman bu kadar dolu bir hikâye ve neredeyse hiç boş karakteri olmayan bir dizi izledim hatırlamıyorum. Finali de olması gerektiği ve defalarca altını çizdikleri gibiydi. Öğrendiği ilk İngilizce kelimeleri gun, glory ve sad ending olan karakterin ağzından her ne kadar öğrenmek için okula gitse de hiçbir zaman happy ending duyamayışımız..

    Aslında yorumlamak istediğim çok fazla sahne ve karakterler var ama şimdilik bu kadarla kalsın. Diziyi tekrar izlemeye de karar vermişken arada gelir etkilendiğim sahneleri yazmaya devam ederim.

  2. Beğenenler;
    Aynur (20-06-19)

  3. #7
    Durum:
    Çevrimdışı
    sinemkaya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Oyuncu
    Üyelik tarihi
    05.03.2016
    Mesajlar
    1,330
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    40

    Aldığı Beğeni: 51

    Bahsedilme
    1 Mesaj

    Standart Cevap: Mr. Sunshine (Netflix Dizisi)

    Dong-mae’nin ilk falı tanışmamaları gerekirdi. Bu, ben ve Mr. Sunshine için de geçerli olabilir..

    Daha önceki yorumlarımda üç erkek karakterin de derin hikâyelere sahip olduklarından bahsetmiştim. Her biri farklı bir şekilde ön plana çıkıyordu ama günün sonunda çektikleri acı kıyaslanabilir miydi emin değilim. Gerçi Eugene bize üçlüden hangisinin en çok acı çektiğinin bir önemi yoktu. Kendi hayatlarımızı yaşadık ama kaderimizde aynı yere varmak vardı…Sonunda kimsenin sonu mutlu bitmeyecek demişti.

    Kim daha fazla acı çekti buna karar vermek gerçekten zor ama aşk temelinde bakarsak Ae-shin’i en yakıcı seven Dong-mae’ydi diyebilirim. Sadece bir an Ae-shin’in kalbinde yer edinebilmek içindi tüm çabası.. bu yer aşk veya nefret de olabilirdi. Bu yüzden söylediği ağır lafın Ae-shin’i üzdüğünü, kırdığını bilmek ona iyi geliyordu, bir anlığına da olsa kalbinde yer aldığı için. Aşkın Dong-mae hali diyebiliriz.. o denli kendine özgü.

    Dong-mae’nin Ae-shin’den duyduğu son cümle şu ‘lüks içinde yaşayan ahmak asil’ sözü beni ne kadar rahatsız etti, biliyor musun? oldu. Belki de duyabileceği en güzel cümleyi duydu. Bu yüzden Dong-mae, son anında bu sözleri hatırlayarak hayatınızda bir an bile böyle bir iz bırakabildiysem bu bana yeterli olur diyerek öldü.

    Hui-seong’u çok anlatmadım ama en çok gelişen karakter olması çok değerliydi. İşe yaramaz görülen şeyleri hep sevmişimdir. Ayı, yıldızları, çiçekleri ve rüzgârı, kahkahaları ve şakaları, böyle şeyleri. İşleri akışına bırakıp yolculuğum bittiğinde ölmek istiyorum. Sanırım hayalim bu diyen adam gerçekleri yazdığı için öldürüldü.

    Sevgili Tanrı..Attığım her adımda yanımda mıydın? Hayatımda bu kadar arbedeye neden olmanın sebebi..Gerçekten bir sebebi var mı? cümlelerini Eugene’den duyduk ve hapisten sonra karşısına çıkan ilk kişinin ABD’de, Erdemli Ordu üyesi olması ve ardından Eugene’in Kore’ye doğru adım atması.. Eugene için de ‘en’ yorumu yapmam gerekirse Hui-seong’un dediği gibi namlusu veya adımları her zaman en doğru yöne dönük kişi diyebilirim.

    Ne demişti Eugene, Biri vasiyet yerine bir makale yazdı. Afyon birinin kırgın bedenini kalan hayatı kadar yaktı. Kore bayrağı sonsuza kadar yabancı olacak bir adama verildi. Vardığımız yer de zafer ve hüzünlü son arasında bir yer mi olacak? Aslında her birinin sonu bir şekilde kendi hayatlarının zaferiydi bu yüzden hüzünlü son olduğunu kabul ederek zaferlerini göz ardı etmemeyi tercih ediyorum.

    Sadece karakterler değil çiftin ilişkisi de çok güzel bir şekilde ortaya konmuştu. Daha önceki yorumlarımda da çiftin ilişkisini sevdiğimi söylemiştim. Bu ilişkide etkilendiğim çok sahne var ama en fazla sanırım hayal kuramamalarından etkilendim. İki karakterin ağzından da farklı sahnelerde evet bugün varsın bu bana yeter şeklinde cümleler duyduk. Örneğin bir sahnede bir günün hayalini kuruyorlar. O özgür gelecekte neler yapacaklarını nereye gideceklerini konuşurken Ae-shin, güneş batar ve yollarımız ayrılır diyor. Hayallerinde bile özgür olamayacak kadar yolları ayrı ama birbirleri için her türlü riski alan bir çift izledik.

    Dizinin çok ince sahneleri var. Mesela evlilik teklifi daha doğrusu Eugene’in sahte evlilik belgesinin düzenlenmesi gerektiğini söylediği sahne, o ana dek yaşadıklarının özeti gibiydi. Eugene’in masadaki undan love yazıp diz çöktüğümü varsay deyip yüzüğü ‘o’ harfinden sürüklerken LOVE-LIVE dönüşümü sanırım aşkın temelini de açıklıyordu. Aşk aslında yaşatmaktı..her şeyi. Bütün endişe, koşturmaca bu sebepleydi. Dizinin tümünde bu düşünce baskındı. Eugene, Dong-mae ve Hui-seong sevdikleri kadın yaşasın diye uğraştılar. Dong-mae, Ae-shin’in saçını keserek, Hui-seong arkama saklan diyerek ve Eugene, Ae-shin’e destek olarak onu yaşatmak istedi. Bu vesileyle de aşkın nerede var olabileceğinin ve yaşayabileceğinin altı çizildi. Bu yüzden benim için bu evlilik teklifi sahte bile olsa büyük bir öfkeyi barındırsa da çok özeldi.

    Genel olarak dizinin konusu çok değerli. Daha çok erkek temelli anlatımı tercih edilen bir konunun kadın üzerinden anlatılması ve dizinin sembolik olarak bir kadını yüceltmek yerine genel olarak kadın duruşunu belirginleştirmeleri çok önemli. Tekrar tekrar izlenebilecek özel dizilerden biri oldu benim için.

Sayfa 2/2 İlkİlk 12

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.