Sayfa 95/195 İlkİlk ... 4585919293949596979899105145 ... SonSon
972 sonuçtan 471 ile 475 arası

Konu: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (4)

  1. #471
    Durum:
    Çevrimdışı
    naz-naz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    04.09.2010
    Yer
    PoyrazKarayel&TahirKaleli
    Mesajlar
    17,208
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    2,419

    Aldığı Beğeni: 1,833

    Bahsedilme
    11 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (4)

    19 Eylül iyi bir tarih mi? Bence 12 Eylül daha makuldü. 5 eylül olmayışını anlıyorum dava 5 eylül de görüldü ve bitti diye başlayabilir dizi. Ancak 26 eylül çok geçti o yüzden 19 a da şükür diyorum. Açıklayan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum ama dediğim şu evet biliyorum olaylardan dolayı gidemedi falan da sonuç olarak binbir umutla başladı oraya da bir kere gittiğini gördük sadece bi devamlılık sağlayamadı en azından bir süre çalıştığını görseydik de olmadı o işten çıktı daha çok çalışması lazımdı derdik ne bileyim. Bence saçma başka bir işi direk araması bi açıklama olsa da ben oradan bi umutluydum neden? Çünkü bi çek senet mevzusuna da dikkat çekmişlerdi orda bir mesaj vardı nefes bu çek olayından kurtaracaktı kaleli ailesini diye çok umutluydum.

  2. Beğenenler;
    kubitik (07-09-18), Limaa (07-09-18), Urfatokat15 (08-09-18)

  3. #472
    Durum:
    Çevrimdışı
    kubitik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    31.07.2006
    Mesajlar
    6,117
    Konular
    28
    Verdiği Beğeni
    2,062

    Aldığı Beğeni: 1,953

    Bahsedilme
    11 Mesaj

    Standart 16. Bölümden Seçmeler

    Bu bölüm Vedatın Cemile Tahiri vurdurtmakla ilgili planını iplemeyerek 2 önemli ana konu olduğunu düşünüyorum;

    1.
    Tahir ve Nefes, aynı akşam içinde imam nikahı/dizinde yatırma/kabuslarının kaynağını anlatılması gibi aşamalarla bir eşikten geçtiler.
    Bu öyle bir eşik ki tehlikeler azalmadı, aksine arttı, yaralar iyileşmedi, toplum baskısı vites artıracak fakat ikisi de bu bölüm çiçeği burnunda aşıklar kıvamındaydı. Çünkü eskiden duyguları giderek yoğunlaşıp, susamayacakları noktaya geldikçe imkansızlıklarına yanıyorlar, duygularını bastırarak yan yana savaşmaya çalışıyorlardı.
    Şimdi duygularına izin vererek mücadele edecekler, kol kola, el ele, aynı çatı altında, birbirlerinde teselli bularak, aile olarak…

    Eğer akşam, Nefes Tahire doğru kocaman adımlar atıp “İmam nikahı kıyılsın istiyorum, bizim için dua edilmesine ihtiyacım var” demeseydi, Evliliklerinin ilk gecesini ayrı yataklarda geçirseydiler ikisi içinde sonrası eskisinden daha zor olacaktı…

    Fakat Tahirin dediği gibi birlikte yanmaya karar verdiler ve o sabah artık bambaşka bir dünyaya uyandılar kendi hayatları için.

    Tahir için 29 yıl tek başına uyuduğu yatakta kollarında sevdiği kadınla sabahlamak, Nefes açısından da 8 yıl boyunca her sabah kendisine tecavüz eden şeytanla uyandığı o kabus gibi geçen sürenin ardından sevdiğinin kollarında, en büyük yaranı açtıktan sonra huzurla uyuyup huzurla uyanmak (Asiye ne kadar izin verdiyse artık) anlamı çok büyük şeyler… Yepyeni bir dönem işte…


    2.
    Saniye gerçeği… Mustafanın önceki gün Tahire söylediklerinde ben katılmasam da kendisine göre belirli dayanaklar vardı. Mustafa kendi ahlak ölçütlerinden yola çıkıp Tahiri deli etmeye çalıştı ki vazgeçsin…
    Düşünce, tıynet, ahlak anlayışı hakkındaki görüşlerimi söylemiştim. Şu noktada hakkını vereyim hepsi Nefes ve Tahir bir araya gelmesin diyeydi. Ne zamanki iş işten geçti diye idrak etti ve bıraktı diretmeyi.

    Fakat Saniye başka, Saniye durumu hala hazmedemedi… Oğlunun başındaki bela değil onu asıl delirten kim ne derse desin…

    Çünkü Tahir evlenmese de Nefesin peşini asla bırakmayacağı için hep Vedat tehlikesiyle yaşayacaktı. Bunu idrak edemeyip bu sebeple karşı çıkıyor desek Vedata gidip evlenecekler, engel ol demezdi…
    Vedat ne yapacaktı? “Tahir bey kardeşim, karımla evlenecekmişsin ama mümkünü yok ya, ben onları alıp Amerikaya gidiyorum, varınca sana haber ederiz, sevgiyle kal” şeklinde mektup mu bırakacaktı Nefesi alıp giderken?

    Saniyeyi delirten defolu ve kendi hayallerindekiyle alakasız birisinin gelini olması…

    Sürekli ağır laflarla doğrudan Nefesin üstüne bastı bölüm içinde… Her fırsatı değerlendirdi…
    Kısacası beni bölüm boyunca kızdıran, üzen, darlayan şey Saniyenin sivri diliydi… Gerçek mi? Evet, maalesef… Bir kadının bir kadına göstereceği en acımasız yüz…
    Bir an önce bizim tarafa geç be Saniş, valla su çok güzel girer girmez alışıyorsun



    **“Anam utanıklı gelin istiyordu, sonunda buldi!”

    Asiyenin “Napaysınız burda?” diye sorduktan sonra Tahirin boyun hareketi ‘Pardon?’ der gibi bakışına ne denir?
    Sanki önceki gün kendisi demedi kadına yan odayı hazırla diye Şimdi de pardon yani karım o benim diye atarlanacak gibi bakıyor

    Asiyeye “Sen git biz geliyoruz” dedikten sonra Asiyenin bakışları

    Asiyeyi gönderen Tahirden Nefese gelen çapkın bakışlar

    “Hah! Anam utanıklı gelin istiyordu, sonunda buldi!” derken kızın dibine girmesi
    Nefesin ne yapacağını şaşırıp suratına yastık fırlatması ve karşılık geleceğini düşünmediği için de geldiğinde şaşırması
    Yastık savaşı sonunda birlikte yatağa düşmeleri

    Nefes’in yeni duygular tecrübe etmeye başladığı an o an olabilir. İlk gece yaşadıkları duygusal bir sığınma haliydi. Başka bir elektrik yoktu.
    O an yatağa düştüklerinde ise sadece ikisinin, aralarında olmayan mesafenin farkına varabiliyor sadece.
    Tahir her şeyden azade olarak ilk kez bu kadar yakınında. Bakışlar Tahirin gözlerinde dudaklarında gidip geliyor. Tedirgin ama kötü bir tedirginlik değil bu. Çünkü bence (çıktığında gülmesi bana bu yorumu yaptırıyor) Nefes o an her ne kadar hazır olmasa da Tahir tarafından öpülme, onun kendisine dokunma ihtimalinin o kadar da korkutucu olmadığını, hatta bir tarafının da bunu istediğini fark etti

    Tahir ise kendi duygularını tutan kemerlerden birisi çözüldükten sonra beklemediği anda pat diye Nefesin bu kadar yakınında buluyor kendini. Nefeste istediğini ve istemediğini gösteren en ufak bir belirti yok. Gidip geliyor gözler surattaki çapkın gülüşle birlikte dudaklar ve gözler arasında

    Nefes “Öpecek mi?” diye, Tahir “Öpsem ne tepki verir, ister mi acaba bir ipucu var mı?” diye bir dudaklara bir gözlere bakıyor. En nihayetinde söz verdi Tahir. Nefes ona yaralarını sardığına dair bir işaret vermeden asla adım atmayacak. O yüzden bekliyor. Fakat evliya değil. Bu şekilde ne kadar beklesin

    “Nefes! Geri bas!”
    Kaçıyor Nefes hemen. “Ben Yiğite bakayım”
    “Bence de!”
    Çapkın, birazda ani yakınlaşmadan afallamış ama nihayetinde mutlu bir Tahir
    Kapıya çıkınca utangaç bir şekilde gülümseyen Nefes



    **”Nefese saygı duyacaksın çünkü;”

    Saniyenin Nefes hakkında söylediklerine yorum yapmıştık. Yukarı odaya çıktıklarındaki atışmalarına da.. Tahirin cevabını çok beğenmiştim onu yazayım.

    “Ana! Bak ben bu mevzuda son kez konuşiyrum! Bir saçından tutup sürüklediğinde konuşmuştum bu iki etti. Üçüncü de konuşmam, mevzuyu kökten hallederim haberin olsun. Şimdi Nefes dul karı değil. Kimsenin artığı da değil. Nefes benim nikahlı karım ana. Ona saygı göstereceksin. Bitirmedim ana! Nefese saygı göstereceksin ama sadece benim karım olduğu için değil. Nefes olduğu için. İnsan olduğu için. Dünyada görebileceğin en başı dik kadın olduğu için. Anladın mı? Anlamadıysan alır karımı giderim. Bir daha da cenazene bile gelmem.”




    **”Hoş geldin Nefes Kaleli”

    Evliliğin en iyi yanlarından birisi Nefesin soyadının değişmesi.
    Nefes aldığı soluktan ibaret bir hayat yaşamış.

    Ne ona doğduğunda Zorlu soyadını veren babasının hayatını zorluklarla doldurması, ne de soyadını vermek için işkence eden Vedatın yaptıkları sadece Nefes olmasına müsaade etmiş…
    Nefes olamamış doğduğundan beri.
    Babasının malı, Vedatın affınıza sığınarak(onun gözünde) kapatması olmuş… Hiçbirisi seçebildikleri şeyler değil.
    Şimdi ise sevdiği adamın soyadını kendi isminin sonuna ekledi Nefes.
    İlk kez Nefes’ten sonra söylenen kelimenin bir anlamı var artık.

    Yasal olarak taşıması gereken bir isimden ibaret değil. Hayatında sahip olduğu en değerli şeylerden birisini, duyduğu aşkı simgeliyor artık o ‘Kaleli’ adı.

    Sabahtan kırgınlar ama tatlı kırgınlık aşık tribi

    “Hala kızgınız galiba” derken Tahirin Nefese yaklaşma şekli
    “Yoo niye kızayım ki yanlış kadına sevdalandın diye mi?”
    Tahirin tatlı mimiklerle kimliği uzatıp. “Burada doğru kadının adı yazıyor ama…”
    Nefes’in yüzü gülüyor. Orada yazan ismin üstünü okşuyor.
    “Hoş geldin Nefes Kaleli”
    “Hoşbuldum.”
    Bu aslında hayatıma hoş geldin demek. O yüzden ikisi de pırıl pırıl bakıyor birbirine.



    **“Nerelere gideyim bu sevdali baş ile?”

    Vedat Tahiri nereden vuracağını çok iyi biliyor. Nefesin bedeninde kurduğu hakimiyetin herhangi bir erkeğin kabullenmekte zorlanacağı şeyler olduğundan emin. Çünkü yıllarca tüm sapkın emelleriyle işkence etmiş Tahirin sevdiği kadına.

    Nefesi de tanıyor. Tahire dokunmakta zorlanacağını ama bir gün dokunacağını.
    Vedat nerede takılıyor peki?
    Tahiri yeterince tanımıyor.


    Tahiri delirten şey Nefesin bedenine ilk dokunan adam olmaması değil, karşısındaki adamın yıllarca ona işkence etmiş, tecavüz etmiş olması. Tahir buna engel olamadığı için, haberi olmadığı halde kedisini bile suçlarken Vedata neler yapmaz?

    Vedat bunların altını çiziyor “Kendine dokundurmadı di mi? Benden sonra başka birini kabullenemedi tabi.”

    Evet dokunmadılar birbirlerine Vedatın düşündüğü anlamda… Onun açtığı yaralardan dolayı… Tahir o yaraların acısıyla yaşayan bir adam. Pişkinliği görünce saldırıyor Vedata ama Vedat onu durduracak tek şeyi söyleyince bırakıyor : Ceylan.


    Yiğiti arabaya bindirdikten sonra Vedat bir kere daha basıyor açtığı yaraalrın üzerine. “Tahir! Şunu aklından hiç çıkarma! Bu kadın, bana çocuk doğurdu! Onun sahibi benim.”

    Nefesin oradaki bakışı çok iç yakan cinsten. Nitekim Saniye de Tahire devamında iğnesini batırıyor. “Sahipli gari alırsan böyle olur.”

    Teyzem bu kız çocuk yaştayken eve kapatılıp tecavüze uğramış ne sahibi? Ona dokundu diye onun sahibi mi oluyor?

    Bahar61 arkadaşımız bir rep yorumunda yazmıştı. “Saniye Nefesin yaşadıklarının binde birini bilse” diye… Gerçekten bir şekilde geçmişteki bir sahne izletilebilse ona yüreği kaldırır mı bunu?

    Bir kadının canını yakmak bu kadar kolay olmamalı…

    Tahir öfkeden alev alacak, Nefesi de elinden tutup odaya çıkıyor.
    Nikahtan sonra Tahir her kriz anında bunu yapıyor. Kendisi çıkınca ardından Nefesi sıkıştırmasınlar diye asla onu arkada bırakmıyor.

    Odaya girdiklerinde kapıyı çarpıyor sonra bir de aynı kapıya vuruyor sertçe. Sonra dört dönüyor odada.
    Nefesin endişeyle Tahiri takip edişi var gözleriyle…

    Tamam Tahiri tanıyor, onun kendisine zarar vermeyeceğini biliyor. Fakat o gözlerde üzüntü, keder kadar endişe de var…
    Çünkü hayatında tanıdığı tüm erkeklerde gördüğü en belirgin özellik öfkeleriyle her yeri ateşe verebilmeleri.

    Tahirin tepkisini bekliyor. Çünkü artık Nefes onun karısı ve az önce üzerine öyle sert laflarla geldiler ki ne tepki vereceğini tahmin edemiyor.

    Diğer yandan “Pişman olacaksa, şimdi olmuştur bir enkazla evlendiği için…”

    Sonra ağlamaklı bir şekilde, çocukça bir duruşla talep geliyor Tahirden. “Beni yine dizinde yatırsana! Fırtınamı dindir. Olur mu?”

    Nefes anlayışla başını sallayıp yatağa oturuyor. Bir kez daha aşık olacaksa Tahire tam sırası bence
    O şiddetli öfkeyi sevdiği kadının dizine yatıp dindirmek isteyen bir adam döne döne sevilir

    Nefes bir şey yapması gerektiğini biliyor. Dizine yatan, başını okşadığı bu adamın ruhunu da okşamalı. Başlıyor türküye. Tahir şok

    Nefes söyledikçe şoku atlatıyor yavaş yavaş, hayran bakışlar alıyor yerini… Nefesin baş okşayan o eli biraz daha cesur ve şefkatle hareket ediyor
    Tahir bir süre sonra dizinden kalkıp elleriyle yüzünü avuçları arasına alıp alınlarını yaslıyor birbirine

    Birlikte yanmak böyle olur… Kapının dışında herkes üzerilerine yağar, canlarını yakar, kapıyı kapattıklarında teselliyi birbirlerinden bulurlar…

    Türküde de en çok “Nerelere gideyim bu sevdali baş ile” kısmını severim, altını çizerim. Nefesin örtük itirafıdır seçtiği türkü, kafasındaki sorulardır, basıp gidemeyip evliliğe evet deyişinin açıklamasıdır..

    Spoiler İçermektedir




    **”Onun karısı değilsin diye nara atmak geliydı içimden!”

    Pazarda tıpkı günler önce Davut dayının mekanından çıktıktan sonra Nefes ona geleceğe dair ilk umut verdiğinde söylediğini yapıyor ‘Demiştim’ diyerek ve elini tutuyor Nefesin.

    “Erkek adam pazara gelemez mi?”
    “Valla o adamın ikinci pazara gelişi, ikisi de aynı kadın yüzünden.”
    “O zaman çok hödüktün, kolumdan tutup sürüklemiştin beni”
    Tahir uzanıp iki elini birden tutuyor. Biraz yaklaşıp ”Onun karısı değilsin diye nara atmak geliydı içimden!” diyor. İlk bölümdeki hareketler sırasındaki hislerini öğreniyoruz Tahirin. Umarım bir gün, 3. Bölümdeki iyi ve kötü hallerindeki hislerine de bir açıklama yapar

    O sırada elma seçişleri çok tatlı

    Asiyenin ön koltuk mücadelesine itelediği Nefesin koltuğu Saniyeye bırakmasına gülümseyen Tahir :)

    Mercanla yüzleşen Nefese atarlanıyor Tahir.
    “Kızgın mısın bana?”
    “Bir de soruymisin Nefes? YA biri bir şey yapsaydı?”
    “Tamam, ne kadar sürecek kızgınlığın?”
    Suçlu çocuklar gibi bakıyor o sırada. Tahir zaten kölesi oldu Nefesin. ”Muhtemelen istediğim kadar uzun sürmeyecek!”



    **”Sen gelmeden uyuyamadım”

    Gece eve kaçta gelmiş, başka bir yerde mi uyumuş evde bunun büyük bir haber değeri yok Tahir için. Eve geç gelirse içeri girer odasına geçer kimseye açıklama yapmadan uyur.
    Ama artık bir bekleyeni var.
    Fakat kapıyı ondan önce açıyor Nefes araba sesini duyar duymaz kapıya koşup. Zaten Osman Hocanın evindeyken de kulağı o arabanın sesine duyarlıydı Nefesin.

    Yüzü gülüyor Tahirin. Nikahları kıyılırken Nefesin kendisine ‘eş’ olmayacağını kederle kabullenmişti. Şimdi her dakika biraz daha şaşırtıyor Nefes onu. Çünkü Nefes hızla aileye dönüşmelerini sağlıyor.

    “Sen benim kapımı mi açaysın?”
    “Sen gelmeden uyuyamadım”
    “Ula Nefes…”




    **”Ben bu yüzüğü severek takarım”

    Yüzük sahnesi hızlı bir adım gibi görülebilir.
    Fakat Nefes açısından çok büyük bir adım olsa da bu büyüklük zorluğuyla eşdeğer değil.
    Nefes için tensel bir yakınlaşma uzakta... Evlilik fikrine karşı çıkmasına sebep olan şeylerden birisi bu, diğeri de Tahirin bu işten pişman olacağı kadar büyük acılar çekeceğiydi…

    Sarsıntıyı bekledi Nefes, çöktü, kulaklarını kapattı ve o sarsıntının gelmesini bekledi.
    Sonra nikahın ardından bir de baktı ki aslında korktuğu kadar zor değilmiş, Dünya başına yıkılmadı... Birlikte yanmanın zor olduğu kadar iyi tarafları da varmış.

    Şimdi Nefesin önünde ikisini birbirine bağlayan (tensel mevzular dışında) her şey aslında koşarak alınacak mesafeler…

    Tahire eş olmak hoşuna gidiyor, zaten nikahtan önce de bir eşin olması gereken yerde oluyordu hep… Bunun gerektirdiklerini yaptıkça daha çok mutlu ve umutlu oluyor Nefes…

    Hayatta en çok hasretini çektiği şey bir yuvası olması ve Tahir ona mükemmel bir yuva veriyor.

    Dişi kuş olarak Nefeste üzerine düşeni aşkla yapıyor.


    Nefesin “Ben de kötü anılarda boğulmak yerine güzellerini yazayım dedim”
    Tahir şaşkınlık ve heyecanla bakıyor.
    “Tamam, mahkeme yüzünden mecburen evlendik. Ama ben bu yüzüğü mecburen değil, severek takarım.”


    Daha önce de yazmıştım. 15. Bölümdeki yüzük itirazı Tahiri zorlamak içindi. Nefes için bu yüzük Vedatın parmağına geçirmeye zorladığı halkayla aynı şey değil. Bu sevgilerini, mücadelelerini, gelecek umutlarını, birbirlerine olan bağlılıklarını, aile oluşlarını simgeleyen bir şey…

    “Tabi sen de istersen” diyor. İstemez mi? Gülümseyerek başını sallıyor Tahir ve Nefes yüzüğü takıyor. Tahir de Nefese takacak o yüzüğü ama elini narin bir şekilde tutup daha önce kırık olan o parmakları dünyanın en kıymetli şeyiymiş gibi okşayarak yavaşça işini bitirmesi…

    Tahir Nefesin yüzünü avuçları arasına aldığında bakışları dudaklarına kayıyor yine, bu kez önceki sabaha göre aralarındaki mesafe biraz daha kapanmış… Tereddüt etse de alnına yöneliyor ve sevdasını solur gibi saçlarını koklayarak alnından öpüyor. İkisinin de bakışlarının birbirinin isteği ve hamlesini yokladığı saniyelerden sonra Nefes utangaç bir şekilde kaçıyor.



    **”Yüzükleri ben taktum demek yok! Yakarum!”

    Murat ve Fatihin yüzük olayıyla dalga geçmeleri
    “Ya abi az nazlansaydun ya!”
    “Hee, elini kaçursaydun ha böyle, olmaz Nefes henüz hazur değilim deseydun!”
    Sonra Mustafanın onları tepelemesi
    Tahirin elinden tutup adliyeye girerken yan yan gülerek “Hakime yüzükleri ben taktum demek yok, yakarum!”



    **“Ula Nefes! Nasıl güzel bakamaysun!”

    Osman Hoca Nefesi yokluyor iyi mi bakıyor Tahir ona memnun mu diye. Nefesin giderken o kadar büyük korkuları vardı ki Kaleli Konakta tahmin ettiğinden çok daha güzel bir hayata başlamanın şaşkınlığıyla ağzından kaçırıyor.
    ”Yok! Çok memnunum.”
    Osman Hoca uzaklaşınca Tahirin memnun, aşık ve tatlı bakışları Nefese odaklanıyor. Ses tonu çok güzel. “Çok mu memnunsun sen? Bir bak bana”
    “Ya Tahir bakamam”
    “Ula Nefes! Nasıl güzel bakamaysun”







    Neftah dışındaki birkaç sahne;

    ** Alelacale kıyılmış bir nikah olabilir, herkesin hevesleri kursağında kalmış, bir sürü tehlikeye sebebiyet verilmiş olabilir, Saniye’nin dünyası başına yıkılmış olabilir vs vs
    Fakat aileye yeni birisi, hatta iki kişi katıldı. Herkesin birbirini canından çok sevdiği bir ailede, tüm fertlerin sevgisinden nasibini alan Tahir “sevdalıyım ama tutup bu eve gelin getirmem, ona yârim ol diyemem” dediği kadınla evlendi.

    Bu ne olursa olsun kutlanacak bir şey. Bu kafada olan isimler elbetteki Yangazlar ve Asiye

    Çayelini söyledikleri sahne o kadar tatlı o kadar sevgi doluydu ki… Şuan Tahirin mutluluğunu Nefesten bile çok paylaştıklarını düşündüm
    Evet Tahir bulutlarda değildi belki, önceki gün ama içten içe biliyorduki hayatındaki en önemli taş yerine oturuyordu. Eksik parçası tamamlanmıştı.
    29 yıl evlenmek için sevdalanmayı beklemişti bu adam, Nefeste 8 yıldır kaçma girişimlerinin hepsinde başarısız olurken kaderi tarafından Tahir için bekletiliyordu… Sonunda herkes layığını aldı

    Bunu da her şeyi bir kenara bırakıp neşeyle keyifle karşılayarak kahvaltıya hazırlanmaları, Mustafanın da buna katılması çok tatlıydı bence..



    **Vedatın nezarette delirdiği sahne.
    Evlendiler diyerek duvarı yumruklaması 10 numaraydı bence… En çok “Tahir dokunmuş mudur ona? Ya Nefes? Severek, isteyerek?”
    Vedat Nefese ne yaptığını bilse de sonunda Tahirin sevgisinin onu iyileştireceğini biliyor. Bir kadını aşkın, sevginin, şefkatin iyileştireceğinin farkında ama bu Vedatın paçavraya dönmüş ruhunun vereceği şeyler değildi. Şimdi onun Nefese veremediklerini, Tahir veriyor. Nefeste Vedata vermemek için her türlü işkenceye dayandığı tüm fırsatları Tahire veriyor. Ona kalbine hayatına girmesine izin veriyor.

    Aslında burada anlıyoruz ki Vedat her ne kadar Tahirin kapısında “Onun sahibi benim” diye höykürse de aslında bedeninde kurduğu hakimiyetin hiçbir bağlayıcılığı olmadığının farkında… Nefes kısa zamanda Tahire çok çok daha güçlü iplerle bağlandı. Eğer bir sahiplik durumu varsa Tahir, Nefesin yüreğinin sahibi artık…



    **Nefes ve Tahirin evlendiklerini duyan Türkanın “Bu kadar mi kudurdilar” tepkisi… İksinin düşüp kalktığını ima eden kadın, şimdi de sabredemedikleri için evlendiklerini söylüyor. Yani Türkanca diyor ki; “Ne yaparlarsa yapsınlar ben bunlara çamur atarım bir şekilde, işinize gelirse…”

    Diğer yandan Mercanı dövdüğünde içim cız etti… Tahir Mercana istemeden zarar verdi mi? Evet. Hatalı mı? Evet. Fakat Türkan bile isteye yıllardır işkence ediyor kızına… Mercanın Tahir takıntısının sebebi bile ailesi…



    **Mercanın çeyizlerini çıkarıp konuşması, sonra yakması…
    Tahiri hayal ederek yaptığı her şey artık çöp… Başka bir adamla bunları kullanacak hali yok…
    Erkek uşak seviyorsun demesi…
    Hayallerinden bahsedişi…
    Kız ayrıca Tahiri o kadar tanımıyor ki adam sırf o pijamaları giymemek için evlenmezdi Mercanla
    Güzelim sen o kadar çeyiz yapmışın, pijamalar terlikler falan ama bu adam kotla uyuyor, yatakta siyah kalın çoraplar giyiyor



    **Sabah kahvaltıda yangazların Tahire gülüşü
    Birisi Murat için bu çocuğa biber yedirmeyin salak salak sırıtıyor demişti çok güldüm


    **Alinin üzerine araba süren Tahir



    **Çağırsaydın bir çeyrek takardım diyen arkadaşına “Senin gibi pinti de ancak bir çeyrek takar”
    Diyen mendebur Tahir peki? Annem sen altın ne kadar oldu bilmiyorsun tabi Vedat kovalamaktan piyasadan haberin olmadı haliyle



    **Nefes evlendi diye Vedata geçmiş olsun diyen Cemil ve onu arkadan “Senin de kızın ölecek ben yüzüne vuruyor muyum” diye tersleyen Vedat



    **Asiyenin buzdolabını açıp eksikleri sayarak Pazar hazırlığı yaptığı o rep tarzı konuşmasına, ne zaman izlesem gülüyorum



    **Pazarda Türkan ve Naciye arasındaki diyolog;
    “Utamadan almış getirmiş karıyı pazara.”
    “Karım diye hazmetmiş koynuna almış pazara getirmiş çok mu?”
    Di mi ya hazmetmiş bacım… Senin hasta kalbinde Tahirin elini bile tutmamış olan kızın dahi söz attığı için artık olmuş, başına kalacak diye korkuyorsun… Nefese mi insaf edeceksin..



    **Saniyenin “uşak benum, gelin benum, rezilluk benum, size de ancak fışki yemek düşer!” lafı çok yerine oturdu.
    “Aha da size kappak, hava bile sızdurmaz”



    **Pazardan sonra Asiye, Nefes ve Yangazların diyoloğu;
    “Yav yenge bu millet buna alışacak!”
    “Hem ne demişler? İlk Pazar her zaman en kötüsüdür?”
    “Essah öyle mi demişler Yangaz?”
    “Yok, ama en kötüsünü atlattılar sonuçta!”



    **Mustafa ve Tahirin kapıdaki dertleşmeleri güzeldi.



    **Esmanın mahkemede Nefesin soyadını ‘Kaleli’ olarak düzelttiği sahnede Nefes ve Tahirin bakışmaları


    **Mahkemede Osman Hoca konuşurken “Ha bu sevdali uşak, haftalarca teheccüd zamanı benim kızımın penceresinin altında bekledi” derken Vedattan gelen bakışlar


    **Son sahnede Tahirin suçlulukla, vicdan azabıyla yüzünü kapatması…

  4. Beğenenler;
    angelic (07-09-18), efsaneask (08-09-18), Limaa (07-09-18), LimonCicegi (07-09-18), naz-naz (09-09-18), ocean 85 (17-09-18), Urfatokat15 (08-09-18), ZeynepCeren (08-09-18)

  5. #473
    Durum:
    Çevrimdışı
    DowneyJr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emektar
    Üyelik tarihi
    26.07.2007
    Mesajlar
    42,020
    Konular
    30
    Verdiği Beğeni
    93

    Aldığı Beğeni: 544

    Bahsedilme
    5 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (4)

    Dizi çok geç başlıyor..
    Zaten bütün iddalı yapımlar çarşamba.. Sanki başka gün yokmuş gibi ilginç : p

  6. Beğenenler;
    angelic (07-09-18), kubitik (07-09-18), naz-naz (09-09-18), Urfatokat15 (08-09-18)

  7. #474
    Durum:
    Çevrimdışı
    kubitik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    31.07.2006
    Mesajlar
    6,117
    Konular
    28
    Verdiği Beğeni
    2,062

    Aldığı Beğeni: 1,953

    Bahsedilme
    11 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (4)

    Ben yayın tarihinde sıkıntı görmedim hasret erken bitseydi iyiydi ama problem başka, seyirciyi bağlayacak tanıtım eksikliği var..

    Şöyle 20-30 saniyelik birden fazla tanıtım yaysalar ortalığa zırt pırt yayınlansa iyi olurdu ama işlerinin reklama ihtiyacı yokmuş gibi davranıyorlar... Çok garip sanki bitmesini istiyormuş gibiler.. Öyle olmadığını biliyorum ama bu kadar acemice davranılmaz yeni sezon başında... Tamam zirvedeydik ama Dirilişle yakın temas bir yarış vardı, seni öne geçiren kitleyi ne olduğunu anlamadan kaybedersin valla...

    Spoiler İçermektedir



    Edit:
    Spoiler İçermektedir

  8. Beğenenler;
    Limaa (07-09-18), naz-naz (09-09-18), Urfatokat15 (08-09-18)

  9. #475
    Durum:
    Çevrimdışı
    Limaa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yönetmen
    Üyelik tarihi
    16.12.2013
    Mesajlar
    6,223
    Konular
    0
    Verdiği Beğeni
    3,306

    Aldığı Beğeni: 5,464

    Bahsedilme
    25 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Bölüm Yorumları (4)

    Alıntı kubitik Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben yayın tarihinde sıkıntı görmedim hasret erken bitseydi iyiydi ama problem başka, seyirciyi bağlayacak tanıtım eksikliği var..

    Şöyle 20-30 saniyelik birden fazla tanıtım yaysalar ortalığa zırt pırt yayınlansa iyi olurdu ama işlerinin reklama ihtiyacı yokmuş gibi davranıyorlar... Çok garip sanki bitmesini istiyormuş gibiler.. Öyle olmadığını biliyorum ama bu kadar acemice davranılmaz yeni sezon başında... Tamam zirvedeydik ama Dirilişle yakın temas bir yarış vardı, seni öne geçiren kitleyi ne olduğunu anlamadan kaybedersin valla...

    Spoiler İçermektedir



    Edit:
    Spoiler İçermektedir
    Bölüm yorumu için eline sağlık

    Bencede tarih ideal iyi yani biz zaten eksikliklerle ilgili şikayetlerimizin temasını söyledik tanıtım boşvermişliği
    Spoiler İçermektedir

  10. Beğenenler;
    kubitik (07-09-18)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.