4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Sen Anlat Karadeniz - Senaryolar

  1. #1
    Durum:
    Çevrimdışı
    MENEKSE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Yardımcı Yönetmen
    Üyelik tarihi
    21.09.2006
    Yer
    1881 - 193∞
    Mesajlar
    2,631
    Konular
    2
    Verdiği Beğeni
    226

    Aldığı Beğeni: 415

    Bahsedilme
    0 Mesaj

    Standart Sen Anlat Karadeniz - Senaryolar

    Merhabalar son gelişmelerden sonraki hayalkırıklıkları beni böyle bir şey yazmaya itti. Tecrübeli biri olmadığım için beklentilerimden bir şey oluşturmak istedim. Okuyanlara teşekkürler

    22.Bölüm
    5 Eylül Çarşamba, Mustafa'nın Mahkemesi
    - Sanık Mustafa Kaleli'nin tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.

    Kaleli Ailesi bekledikleri karar karşısında şaşırmamışlar, dirayetli bir şekilde evlerinin direğine destek oluyorlardı. Necip'i öldüren Vedat'ın adamını bulamamışlardı bir türlü. Vedat çoktan temizletmişti belki de. Delillerin toplanması sürecinde Mustafa'ya şahitlik yapacak kimsenin olmaması, kendine ait silah tarafından vurulan Necip'in bagajdan çıkması aksini ispatlamayı zorlaştırmış nitekim tek çare Vedat'ın adamının üstlenmesiydi.
    Mustafa beklediği sonuca şaşırmadan salondan çıkarken ailesi 1 dakika izin istemişti sarılmak için
    M: Asiyaa ağlama kızum da. E bilıydık böyle olacağunu. Balım babamda midur?
    A: Ağlamıycim diye söz vereyrum ama dayanamayrum Mıstafam. Nasıl kurtulacağuz bu iftiradan, o Vedat şerefsuzu rahat rahat ortalarda gezunsun sen mapuslarda böyle.. tamam tamam sustum. Balım'ı getirme dedun diye babama bıraktuk
    M: İyi ettunuz oni. Tahir'im (sarılırlar) Nefes'ten bir haber yok mu hâlâ?
    T: Bulucam abi, gerekirse ölücem ama bulucam ailemi!
    M: Şşş.. Demaa. Oğlum bak unutma, bu ailenin reisi ben yokken sensun. Tamam Nefes de çocuklar da ailemizden ama kendine dikkat etmek zorundasın kosum, tedbiri eldan bırakmayacasun.
    Tahir kafa sallamakla yetinir, çünkü tutamayacağı sözler vermek istemez
    S: Oğluuuuumm! Aslanumm! Ölseydum da ha görmeseydum bugünleri
    M: Anaa tamam daa tamam, ağlama gurbanın olayum ha
    F: Abii, ne yapacaz şimdu. O iti bulamaduk, elimiz kolimiz bağlı şirkete gidip geliyruk
    M: Gel ula buraya abisi hıyar (sarılırlar). Şirket size emanet yangazlar, sakun ihmal etmeyin ha oni. Evimiz elden gitmeyecek, Dağdeviren'e kimse gitmey artık bak. Sürmeneliler'in güvenleri sarsuldu bi kere. Senetleri toptan kapatıp kurtulun şu işten artık.
    Murat: Sen merak etme abi, o iş bizde. Davut Dayı'nın yerini de satmaya gerek kalmadu zaten, eski günlerine döndü Kaleli Kum

    Kaleliler buruk bir şekilde ayrılırlar adliyeden.

    Vedat, Salih cinayetinden rahatça sıyrılmıştır. İtiraf videosu ve mektubunu baskı ve tehditle yaptığını, bahsedilen yerde ceset falan olmadığını söyler ifadesinde. Salih cinayetinden kalanlar çoktaan o yerden temizlenmiştir de. Adamlarından biri suçu üstlenerek cesedin asıl yerini söyleyerek içeri girmiştir bile. O gemide Nefes'i ve çocuklarını alıp kimsenin bulamadığı bir yere götürmüş, hakkındaki suçlamalar ortadan kalkınca şirketiyle olan bağlarını tekrar kullanabilir hale gelmiştir. Trabzonda'dır hâlâ. Tahir'in çırpınışlarını izlemenin hazzı bir yana devam eden davaları şehir dışına çıkmasına engeldir. Sadece Eyşan'ın cenazesini gömmek için izin alabilmiş ve İstanbul'a gitmiştir. Bu hayattaki tek dayanağını kaybetmiş olsa da Vedat artık eski Vedat değildir. Tek amacı Nefes ve çocuklarıyla birlikte bir yaşam sürmektir artık.

    Eve gelen Kaleliler günlük işlerine içleri kan ağlaya ağlaya devam etmek zorundadır. Yangazlar şirkette, Balım Yiğitsiz can sıkıntısıyla geçen yaz tatilinde yaz kurslarıyla oyalanmakta, Asiye ve Saniye ev işleriyle meşgul olma derdinde ve Tahir.. Ali'yle birlikte ailesini aramakla geçen zamanlarından arta kalanlarda evinde, ailesinin başında bedenen durmaktadır. Eve girer girmez yine Yiğit'in odasına dalar bir hışım. Yiğit'in yastığında en son Nefes'inin sinen kokusunu çeker içine. Oğlu ve karısı... Kokularına doyamadığı iki canı. O gemiden atladığında kurtulmak zor değildi onun için. Elleri ve ayakları gevşek bağlanmıştı zaten. Ellerini çözer çözmez belindeki ağırlıktan kurtulup ayaklarındaki ipi de çözdüğünde gemiye yüzmeye başlamıştı. Ama Vedat'ın ayarladığı bot çokten Nefes'i ve çocuklarını ayırmıştı ondan. Ali'yi bulabildi geride sadece. Yeni ayılan Ali de şaşkındı. Vedat'ın polis tarafından da aranıyor olması işlerini rahatlatacaktı nasıl olsa ama öyle olmadı. Vedat üzerindeki suçtan sıyrılıp eski gücüne kavuştuğunda kaldığı yerde Nefes'ten de çocuklardan da iz yoktu. Yiğit'in velayeti zaten babasında olduğu için çocuk kaçırmadan ihbar edemediler, Nefes sahte imza yüzünden zaten kaçak durumdaydı. Nefes'i bulmak için harcayacağı zamanlarda bir de sorguda geçmişti Kaleliler'in vakti. Ama Nefes yoktu. Vedat'ın peşinden ayrılmadılar devreler, evine de zorla girdiler bir umut ama bulamadılar Nefes'i de çocukları da.. Tahir'in gözüne uyku girmiyordu günlerdir, nadiren daldığı zamanlarda da yine o kabusu görüyordu. Camda Tahir'e yardım etmesi için bağıran Yiğit ve Nefes. Arkalarından gelen Vedat. Nefes'in saçından çeken Vedat. Sıçrayarak uyanıyordu her seferinde, çivra da yetmiyordu artık. Nefes'le anlam bulmuştu çünkü Tahir'in yeri.. Dayanamadı yine evden dışarı attı kendini Tahir. Çivra'ya yol almaya başladı..

    Çivra
    burayı bu şarkıyla okursanız sevinirim
    Spoiler İçermektedir

    Tahir kayalıkların üzerinde hızlı hızlı yürürken gözyaşlarını daha fazla tutamayacağını biliyordu. Nitekim öyle de oldu, zar zor oturduğunda gözleri akmaya başlamıştı. Nefes için Vedat'ı alıkoyduğunda 1 günlük nezarethane sürecinde Nefes'in dediği geldi aklına
    - Sensizliğe nasıl alışılır ki
    Alışılmıyordu gerçekten de. Tahir, Nefes'in kokusunda hayat bulmuştu, şimdi o hayatı kesip almışlardı elinden. Öfkesi de özlemi de çok büyüktü. Ama en çok da korkusu. Yiğidinin dediği gibi yutamıyordu artık, boğazı düğüm düğüm olmuştu çoktan. Kalbinde taşığı nikah fotoğraflarını çıkardı yine. Ailesiyle olan ölümsüz anları... Kucağında oğlu, cennet kokulusu. Yanında sevdiği, gözlerine bakmaya doyamadığı... Yumruğunu sıktı birden, o şerefsiz çocuklarına zarar vermiyordu evet. Peki ya Nefes? Yari, karısı, nefesi.. Yine kanatıyor muydu, canını eskisinden de çok yakıyor muydu. Yüzünde binbir emekle gördüğü o güzel gülüşünü soldurmuş muydu o şerefsiz. Düşünmemeliydi bunları Tahir, düşünürse aklını kaybederdi, düşünürse öfkesinden gözü kararırdı, Nefes'i bulmasına hiçbir şeyin engel olmasına izin vermemeliydi.

    Telefonunun çalmasıyla irkildi Tahir.
    T: Söyle devrem
    A: Devrem bir iz bulduk galiba
    T: Geliyorum!

    Nefes ve çocuklar
    Nefes Yiğit ve Ceylanla oyun oynuyordu yine, eskisi kadar gülmüyordu belki ama elinden geldiği kadar zorluyordu işte. Vedat onları yine özgürlüklerinden mahrum etmişti. Yine hapis hayatındalardı. Yıllardır yüzünü görmediği kızını tanıyor, işaret dilini öğreniyordu. Oğlu yanındaydı evet. Sağlıklılardı da, Nefes'e dokunmamıştı Vedat. Aklınca böyle sevdirecekti kendini. Elini sert bir şekilde tutmaktan bile imtina ediyordu artık ama bu, Nefes'i çocuklarını öldürmekle tehdit ettiğini, Tahir'i ölüme terk ettirdiğini unutturmuyordu. Nefes Tahir'in kurtulduğuna emindi, ellerini ve ayaklarını gevşek bağlamıştı ama bir yanı da hep şüphe içindeydi. Ya bir aksilik olduysa? Ama hissederdi ki, nefesi kesilirdi çünkü. Tahir onun nefesi olmuştu artık. Nasıldı acaba? Yemeden, içmeden kesilmişti kesin. Gözüne uyku da girmez onun. Nefes çok mu farklıydı sanki. Vedat onları kendi evinden ayrı bir yere getirip bıraktığında daha dışarı adımını atar atmaz kaçmak için etrafta aramadık çare bırakmamıştı. Ama yoktu işte. Bu sefer iki de çocuk var yanında, Tahir'e ulaşabileceği her yolu denemek isterdi ama nerde olduğunu bile bilmiyordu Nefes. Üstelik Vedat çok sık da uğramıyordu dikkat çekmemek için. Vedat yanlarındayken sinirleri alınmış gibi davranıyordu. Nefes onu kışkırtacak her şeyi yapsa da Vedat bunun son şansı olduğunun farkında, Nefes'in kalbinde ufacık bir yer edinmek için uğraşıyordu. Ama artık çok geçti. Her zerresi Tahir'le doluyken Nefes'in ona verebileceği bir şeyi olmadığını anlayacaktı zamanla. Öfkelendiğinde mutlaka hata yapardı Vedat. Nefes bunu kolluyordu, bir yandan çocuklarını korumalı, diğer yandan Vedat'a karşı savaşmalıydı. İşi bu sefer çok daha zordu. Yiğit'in sesiyle kendine geldi Nefes
    Y: Annee biz ne zaman evimize döncez?
    N: Döncez annecim, en kısa zamanda döncez.
    Y: Tahir abim olsaydı burayı da severdim ki ben. Hem niye bizi almaya gelmedi, artık bizi sevmiyo mu?
    N: Sevmez olur mu birtanem, Mustafa Amcanın işleri vardı ya hani, onunla uğraşınca gecikmiştir. En yakın zamanda gelir vee bize ilk ne der?
    Y: Kurban olurum size ki yaa der
    N: Veee?
    Y: Koklayarak öper sonra da çok seveyrum ki yaa der
    N: Aynen (gözleri dolmuştur) Tahir abin gelene kadar beni üzmeyip yemeğinizi yiyosunuz yoksa söylerim ona göre
    Y: Tahir abim bana kızmaz ki yaa ama seni üzmemek için yeriz hemm artık babam da kanatmıyo seni o yüzden denizden gelen kaplan gelene kadar ay ışığında uluyan kurt ağlamadan uluyabilir

    Tüm bu olanları gözleriyle konuşan ceylan anlamaz gözlerle izliyordu. Nefes'le Ceylan'ın iletişimi farklıydı. Yiğit'le olan anne-oğul ilişkisi gibi olmasını beklemiyordu zaten Nefes ama adını koyamadığı bir yabancılık seziyordu aralarında. Annesi olarak çabuk kabul etmişti Ceylan, bu durum Nefes'in işini rahatlatmalıyken anne gibi değil de bir abla yakınlığı duyduğunu sorguluyordu zaman zaman. İçinde bulunduğu psikolojik durumdan dolayı olsa gerek bu durumun çok üzerine düşmüyordu henüz. Abla yakınlığı demişken Balım geldi aklına, Asiye ablası, kardeşi gördüğü yangazlar... Her birini çok özlemişti. Saniye Hanım'ı bile.. Eğer bir gün Tahirle kavuşurlarsa ailesi eskisi gibi bağrına basar mıydı acaba onları. İlk defa ailenin ne demek olduğunu öğrenmişti, ilk defa Tahir'e bile karşı durduğu tek konuydu onları bırakıp gitmemek. Hapse girmeyi bile göze almıştı. Yiğit'e koruyucu ailelik yaparlardı belki ama şimdi işler değişmişti. Vedat cinayetten kurtulmuştu. Aranan tek suçlu Nefes'ti. Yiğit'i Kaleliler asla alamazdı. Ama Mercan konuşursa? Sahi Mercan nasıldı acaba, en son mektup yazabilmişti sadece. Murat ulaştırmıştı. İyileşiyor mudur acaba? Yoksa ailesi yine geri kafalılıklarına devam edip Mercan'ın tedavisini aksatıyorlar mıdır? Bu evde kaldığı sürece düşünmekten delireceğini düşünüyordu Nefes.
    Sonra o geldi aklına
    - En deli Tahir!
    Çok özlemişti, en çok da göğsünde uyumayı. Bir kere yapınca bir daha vazgeçilmezi olmuştu orada uyumak. Tartışsalar bile ayrı kalamamıştı sevdiğinden. Derdi de dermanı da oydu çünkü. O gece kokusunu almıştı unutmamak için denizin kokusundan sonra tekrarladı aynı cümleyi "doğruymuş, kokular unutulmuyormuş" Sahi, bir daha alabilecek miydi o kokuyu, yine duyabilecek miydi ağzından
    - Ula Nefes!
    diyişini. Ömrü hayatında sadece 2 adam gerçekten sevdi Nefes'i, sahiplendiklerini de aynı şekilde dile getirmişlerdi: Biri abisi, diğeri de Tahir'i
    - Nefesim

    Bir kere daha Tahir'in ağzından duyabilmek için canını vermeye hazırdı..Ama Tahir bunu duysa kızardı kesin
    - Şş.. ağzından çıkanı kulağın duysun!
    - Can benim canım değilmi sanane
    - Sevdaya düştüğümüzden beri kimsenin canı kendinde değil artık Nefes hanum

    Gürcistan geldi birden aklına, orada da Tahir'in kendisini bulacağından umudunu kesmemişti ve gelmişti de Tahir
    - Nerdesin Tahir?



  2. Beğenenler;
    aslanselda (24-07-18), efsaneask (03-08-18), kubitik (22-07-18), naz-naz (21-07-18), symylmz (08-12-18), TolgaSonmez (24-07-18), Urfatokat15 (24-07-18)

  3. #2
    Durum:
    Çevrimdışı
    Loresima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    26.04.2011
    Yer
    asudepastanesi|büyükada|
    Mesajlar
    1,574
    Konular
    7
    Verdiği Beğeni
    45

    Aldığı Beğeni: 160

    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Senaryolar

    Hepinize merhaba!.Ben bu sahneyi Nefes'in doğum gününde kaleme almıştım.Yani tarih olarak 5 Haziran'a denk geliyor.
    Forumda böyle bir başlık görünce kuşlu sitede paylaştım zaten bir de burada paylaşayım dedim.
    -

    KALELİ KONAK /İÇ \GÜN

    (Tahir tüm enerjisiyle ev ahalisini palas pandıras halde bırakarak uyandırmaya başlar)
    TAHİR: Haydee uyanın!.Yangazlar haydi,abi, uyanın da atturmayın tepemi.
    ASİYE: Sen gidip karınla vakit geçirsene uşak bırak bizi.
    TAHİR: Yenge!
    ASİYE: Tamam, tamam.
    (Mustafa kapıdan Asiye'ye uzanarak içeri çeker)
    MUSTAFA: Yav bırak bu deli ne yapacaksa nereye gidecekse gitsin sen gel bu yana.
    ASİYE: Oy Mustafam oy!
    MUSTAFA: Oy Asiyem oy!
    NEFES: Ya Tahir ne olduğunu söylemeyecek misin?
    TAHİR: Söylemiycem Nefes.Güzel giyin tamam mı ?
    NEFES: Anlamadım?
    TAHİR: Türkçe konuşuyorum nesini anlamadın ?
    NEFES: Ben güzel giyinmiyor muyum ? Beğenmiyor musun giyinişimi?
    TAHİR: O nerden çıktı şimdi?
    NEFES: Güzel giyin dedin.Demek ki benim giyinişimi beğenmiyorsun.
    TAHİR: Nefes çok boş yapaysun.Güzel giyin dedim mi bitti.
    NEFES: Çık dışarı hödük!.
    TAHİR: Bu hödüğü kocan yaptın naber?
    NEFES: Çık dışarı Tahir!.
    (Tahir gülerek çıkar)
    MUSTAFA: Mavi gömleğimi versene hatun.
    ASİYE: Al bakayum.Mustafa ne oldu sabahın köründe Tahir dellendu.
    MUSTAFA: Her zamanki Tahir işte.Bende bilmiyorum ne oldu.Haydi lafa tutmada böğürtme şu deliyi hazırlanalım inelim.
    (Yangazlar mutfakta atıştırıyordur Tahir yanlarına gelir)
    TAHİR: Fazla doyurmayın karnınızı.Soruda sormayın.
    YANGAZLAR: Tamamdır kaptan.
    TAHİR: Yanlız ben bi yarım saat bi saat kaybolcam ortadan idare edersiniz demi beni.
    FATİH : Abi saat başına 200 tlye tüm profesyonelliğimle idare ederim söz veriyorum.
    MURAT:Bende indirim var abi!.
    TAHİR: Hadi ya ne kadar?
    MURAT: Saat başı 100 tl
    TAHİR: Eşşek sıpaları sizi gelip niye demiyosunuz abi paramız bitti diye?
    MURAT: Başında bi sürü şey var abi.
    FATİH: Aynen abi zaten idare ediyoruz biz Mustafa abimde veriyo sağolsun.
    TAHİR: Olsun oğlum yapmayın bi daha öyle şeyler başınız sıkıştığında bana gelin abinizim ben sizin.Hem biliyorum Mustafa abim cimrinin tekidir damarına bastınız mı verir bi yirmilik kovalar valla.
    (Tahir yangazlara para verir o sırada Mustafa içeri girer)
    MUSTAFA: Ben cimriyim he mi Tahir ?
    TAHİR: Oy nenem basulduk!.
    YANGAZLAR: İkizum biz serenderde temiz hava alalum en iyisi.
    (Yangazlar gider,Balım ve Asiye iner)
    ASİYE: Ee Nefes nerde ?
    BALIM: Hazırlanıyordur anne.
    ASİYE: E gız ben o hızlı hazırlanıyor diye acele ettiydim.İki ayağımı bi pabuca soktuydum.
    (Nefes Tahir gittikten sonra şişik yanakları sıkılgan ifadesiyle yatağa yumuşak bir iniş yapar.Halının desenleriyle telepatik bir iletişim kurmaya çalışırken aklına gelen fikirle gözleri parlar.)
    NEFES: Sen şimdi görürsün Deli Tahir!.
    (Nefes dolabın dibini karıştırır ve bulduğu tulumu üzerine geçirir ardından saçlarına hafif bir şekil verir ayakkabılarını arıyorken Tahir'in kükreyişiyle irkilir)
    TAHİR: Nefes!
    NEFES: Geliyorum arabaya geçin siz.
    (Nefes suratı renk vermeyen bir şekilde aşağıya iner arabaya binerler.Tahir Nefes'in ne giydiğini anlamaya çalışıyordur ama pek anlayamaz Nefes uzun birşey giymiş üstünü kapamışıtır.Tahir'in homurdanarak aldığı bir kaç nefesten sonra araç yolculuğu sessizce devam eder.Ardından sakin denizin içinde bir restorana gelirler,Tahir herkes indikten sonra son hız oradan ayrılır ve Yiğit'i alarak geri döner.Bu sürede Nefes ve diğerleri masaya yerleşmiş burada ne aradıklarını anlamaya çalışıyordur.Etrafı gözleriyle tarıyan Nefes Ali'yi görünce gülümser)
    NEFES: Hoş geldin Ali.
    ALİ: Hoş buldum yenge.
    (Tahir Yiğit ile beraber restoranın mutfağına girer Nefes için pasta yapmaya çalışırlar ama Nefes'in pastası çoktan hazırdır yapmaktan vazgeçer sessizce içeri girerler.)
    YİĞİT: Anne!
    NEFES: Annem!Bişey mi oldu annecim cumartesiye daha çok var nasıl geldin sen ?Yoksa kaçtın mı?!
    YİĞİT: Of Mavi Tüylü Geyik! Kaçmadım.Ben Ay Işığında Uluyan Kurt'um.Denizden Gelen Kaplan Güneşi Getiren Bal Arısı ve ben sana bir sürpriz hazırladık.
    (Bu sırada Ali Nefes'in gözüne bir bant geçirir)
    ALİ: Yenge bu karizmanın tek parça kalmasını eminim ki en çok isteyenlerdensin ne olur gözlerini açmaya çalışma.
    NEFES: Tamam tamam açmıyorum.Güneş'i Getiren Bal Arısı!
    BALIM: Efendim Mavi Tüylü Geyik!.
    NEFES: Siz bana ne oyunu oynuyorsunuz Allah aşkına çok sıkıcı bir oyun bu? Bence bunu oynamayalım.
    (Tahir Nefes'i sandalyesinden kaldırır eliyle belini sarar ve kendine çeker)
    TAHİR: Huysuzluk etme Mavi Tüylü Geyik!.
    NEFES: Tahir!.
    TAHİR: Nefes!
    NEFES: Denizden Gelen Kaplan artık gözümü açar mısın?
    (Tahir Yiğit ve Balım'a bakar)
    YİĞİT VE BALIM: Aç,aç,aç
    (Tahir Nefes'in gözünü açar ve gözlerine bakmasını sağlar)
    TAHİR: İyi ki doğdun Geyik Hanım.
    (duraksar)
    İyi ki doğdun Nefesim.İyi ki çıktın karşıma.Benim her yaşımda senin hakkın var demiştim.Asiye yengemin benim için kestiği her pastada seninde hakkın var.Bi yerden başlamak lazımdı.Ben çok anlamıyorum bu işlerden biraz yardım aldım.Yiğit'imle beraber üfle istedim mumları.Senin tuttuğun her dilek ben nefes aldığım sürece gerçekleşecek.
    (Nefes sessizce Tahir'e sarılır
    O sırada diğerleride ayaklanmıştır sırayla Nefes'e sarılır tebrik ederler ardından Nefes masaya oturur Yiğit'i ve Balım'ı dizine alır,Tahir'in elini tutar ve hep beraber mumları söndürürler)
    ALİ:Ben bi yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum yenge!.
    NEFES: Aaa nedir o?
    ALİ: Kocan olcak var ya yalan söyledi az önce!
    TAHİR: Devrem!.
    MUSTAFA: Ulan ne dedin ?
    ALİ: Azcık yardım dedi ya?
    MUSTAFA: Ee?
    ALİ: Yalan ya bütün herşeyi ben ayarladım!.Geldiğimden beri eşek yüküyle çalıştırıyo!.
    NEFES: Sen bakma ona.Ben seni babamın evinde ağırlamak istiyordum zaten bi türlü fırsat olmadı.
    TAHİR: Kocamın evi olmasın o ?
    NEFES: Yoo babamın evi.Hem Yiğit'te özledi dedesini dimi oğlum?
    YİĞİT: Evet özledim,dört gün sonra gelicem iki gün bizim olur.Birinde dedemle beraber olurum birinde babannemle.
    NEFES: Aferin benim akıllı bıdığıma.
    YİĞİT: Anne banada böyle süpriz yapar mısınız Tahir abimle?
    TAHİR: Sen iste yeter ki koçum.
    YİĞİT: Tahir abi seni çok seviyorum!
    TAHİR: Bende seni çok seviyorum oğlum.
    MUSTAFA: Ooo hiç bize yok Yiğit efendi ?
    (Yiğit Asiye ve Mustafa'yı kocaman öper.Yangazlar ve Ali'de onu mıncırır.Ali hediyesini verir ve kalkarlar.Konağa dönerler gece olmuştur.Yiğit Sayar villasına geri dönmüş Balım yolda kendini uykuya bırakmıştır,herkes odalarına çıkar)
    NEFES:Tahir!.
    TAHİR: Efendim.
    NEFES: Teşekkür ederim.Abimden sonra ilk kez biri benim yaş günümü kutladı.
    TAHİR: Bundan sonra alış Nefesim Allah'ın izniyle hep kutliycaz.
    (Eşofmanının cebinden bir kutu çıkartır)
    TAHİR: Bu herşeyin olmaya talip olan bu deli adamdan sana.İyi ki doğdun iyi ki sana emanet ettim canımı.Benden güzel sahip çıkarsın herşeyime.Benim herşeyim ailem.Sen ve Yiğit benim ailemsiniz.
    (Nefes kutuyu açar kutudan gümüş işlemeli pırlanta parçalarıyla çıplak gözle görülmeyecek şekilde Nefes -Tahir -Yiğit yazılı bir kolye çıkar)
    NEFES: Tahir bu çok güzel!
    TAHİR: Sahibi kadar değil.
    NEFES: Ben çok teşekkür ederim.
    TAHİR: Kolyede isimlerimiz yazıyor.Acaip güçlü takımın üyeleri olarak boynunda sakla bizi.
    NEFES: Ben sizi yüreğimde saklıyorum.
    Konu Loresima tarafından (03-08-18 Saat 23:37 ) değiştirilmiştir.

  4. Beğenenler;
    aslanselda (04-08-18), efsaneask (03-08-18), kubitik (27-08-18), LimonCicegi (04-08-18), symylmz (08-12-18), Urfatokat15 (07-08-18)

  5. #3
    Durum:
    Çevrimdışı
    Loresima - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    26.04.2011
    Yer
    asudepastanesi|büyükada|
    Mesajlar
    1,574
    Konular
    7
    Verdiği Beğeni
    45

    Aldığı Beğeni: 160

    Bahsedilme
    2 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Senaryolar

    Öncelikle herkese merhaba tekradan.Ben hızımı alamayınca yastık altındaki tarifleri günlerde çıkaran ev hanımlarına benzedim daha önce kendi kurguma konuk etmiştim bir kez daha yazmak istedim.Kendi kurgumu özgün senaryolarda anlatmak isterdim ama ona cesaret edemiyorum
    *
    (Gece yarısı herkes odalarına çekilmiştir Sinan açlıktan uyuyamamaktadır Meteye mesaj atar)
    SİNAN: Mete oğlum ben çok açım lan!
    (Mete'de kıvranıyor uyumaya çalışıyordur mesajı açar)
    METE:Abi vallaha bende fena acıktım napsak ki ya?
    SİNAN: Bana niye soruyorsun ben sana sordum işte bi daha niye soruyorsun bana
    METE: Abi sakin ol hallederiz.
    SİNAN: E bi zahmet
    METE: Sezen abla uyudu mu ? Güneş uyudu çoktan bende döneleyip duruyorum uyanacak az kaldı.
    SİNAN: Uyuyor Sezen bende öyle baston yutmuş gibi duruyorum
    METE: Tamam abi dur ben Tahir'e yazayım bi dönerim sana
    SİNAN: Grup aç bari Mustafa'ya da yazalım o da açtır belki
    METE:Tamam
    *Gece Açlığı*

    Mete sizi ekledi

    METE: Tahir oğlum biz çok açız lan aşağı inelimde bişeyler yiyelim.

    (Tahir telefonun sesine uyanır)

    TAHİR: Ne oluyoruz ula gece vakti?
    Kim ula bu?
    Haa Meteymuş!?
    Ne yazmuş..
    ....
    Açsan ben ne edeyum git anandan iste desem dert demesem dert..
    ...
    Ama bi bende midede boşluk hissine kapuldum du bi cevap yazayum.

    TAHİR: İnelum abimu yangazlaru alup gelurum ben.
    SİNAN:Toz kaldırma emi,yengenin dilinden kurtulamam valla
    TAHİR:Tamam tamam hallederuz.

    (Tahir,Yangazlar,Mustafa,Sinan,Mete aşağı mutfağa inerler)

    SİNAN:Ee ne yiycez?
    METE:Allah ne verdiyse abi?
    SİNAN: Lan gece vakti...tövbe Allah'ım çok tövbe..Allah çok şey veriyor Mete biliyor musun?
    METE:Elhamdülillah abi..
    MURAT: Amma rivriv ettunuz he tepemde horon tepeyler
    TAHİR: Fatih,Murat siz benle kalun.Abi sen diğerleriyle serendere geç. Geliriz bi 15 dakkaya.
    MUSTAFA: Tamamdur koçum.
    (Tahir yangazlarla beraber piknik sepetine artanları doldurur serendere geçerler)
    SİNAN: Tahir'in elindeki ne ya ?
    MUSTAFA: Piknuk sepetu?
    SİNAN:İyi de ne alaka?
    MUSTAFA:Nevaleyi doldurmuştur o.
    SİNAN: Heee..
    MUSTAFA:Ha bu Tahir kreyn tepesine çıkmadu mu bil ki arabaya atmuş sepetu çıkmuş yaylaya saat umrunda olmaz sabah uyanurum araba yok ararum açmaz.

    (Tahir gelir)

    TAHİR:Çok konuştun Mustafa Kaleli !
    MUSTAFA:Yeduğun fuşkileri anlatayrum malum gelemedun!
    TAHİR: Patladun mu anca geldum yengem ekmeğu saklamuş.

    (Mete o sırada masayı düzenler)

    METE: Beyler bir an önce yesekte gitsek ne dersiniz?Hanımlar aşağı inerse işimiz iş.
    SİNAN: Mete doğru söylüyor Sezen'in dilinden kurtulamam.
    MURAT:Gördün mü ikizum bekarluk ne büyük nimet
    FATİH: Görmem mi hiç?
    TAHİR:Boş boş konuşmayunda önünüze bakun hayde!

    (Herkes yoğurda mısır ekmeği doğramış kaşıklamaktadır.Karnı doyan uykunun tatlılığına dayanamayıp kalkarken Tahir Sinan'ı kolundan tutar)

    TAHİR: Ekmekle olmaz bu iş boğazumuzdan sıcak bişey aksun midemuz rahatlasun.
    SİNAN: Sıcak ne var ki ?
    TAHİR:Saa karalahana çorbasu baa misur
    SİNAN: Demaa...
    TAHİR:Çabuk kapaysun!
    SİNAN:Soğutmadan yiyelim hadi.

    (Çorbayı içer gülerek yukarı çıkarlar)
    Konu Loresima tarafından (27-08-18 Saat 20:58 ) değiştirilmiştir.

  6. #4
    Durum:
    Çevrimdışı
    naz-naz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Moderatör
    Üyelik tarihi
    04.09.2010
    Yer
    PoyrazKarayel&TahirKaleli
    Mesajlar
    17,196
    Konular
    3
    Verdiği Beğeni
    2,385

    Aldığı Beğeni: 1,807

    Bahsedilme
    11 Mesaj

    Standart Cevap: Sen Anlat Karadeniz - Senaryolar

    Ben dizinin sezon finalinden sonra hayal ettiğim kısmı yazmak istiyorum. Yanlışım olursa şimdiden affola.

    Vedat: Evet karıcım şimdi konuşabiliriz.
    ...
    Kaptan Köşkü
    Yiğit eline telsizi alarak sahil güvenliğe haber vermeye uğraşmaktadır.
    Yiğit: Tahir abimin teknesinden konuşuyorum beni duyan var mı?
    X: Yanında kimse yok mu senin ufaklık?
    Yiğit: Yok babam geldi, Tahir abime bir şey yapacak.
    X: Tam olarak nerdesiniz, hangi gemiden haberleşiyoruz seninle bakalım?
    Yiğit: Tahir Kaleli'nin gemisi.
    Haberleşme işini tamamlayınca sessizce etrafa bakıp Ali'yi aramaya başlar.
    ...
    Güverte

    Vedat: Allah aşkına Nefes daha ne kadar orada oturacaksın?
    Nefes sessizce mırıldanır: Lütfen Tahir, bana söz verdin. Gidemezsin.
    Vedat: Tahir artık aramızda değil bunu hemen kabullensen iyi olur. Aksi halde seni cezalandıracağım.
    Nefes keskin bir dönüşle Vedat'a bakar.
    Vedat: Gözlerini bana dikmeni bile özlemişim. Sen de beni özledin değil mi karıcım?
    Nefes: Senden nefret ediyorum. Bunu ne zaman anlayacaksın?
    Vedat: Bütün bunların senin yüzünden oldu farkındasın değil mi? Tahir Kaleli senin yüzünden öldü. Kaleliler sadece iş yaptığım insanlarken düşmanım oldu. Şimdi bütün bunlar yüzünden beni suçlayıp benden nefret mi ediyorsun?
    Nefes: Neden? Neden Allah'ın cezası neden, neden, neden! Benden ne istiyorsun, seni sevmediğimi, istemediğimi, istemeyeceğimi, ölene kadar seni sevmeyeceğimi nasıl anlamıyorsun?
    Vedat Nefes'in söylediklerini kabul etmek istemezcesine başını iki yana sallar.
    Vedat: Hayır hayır, şişş karıcım hayır hayır.
    İkisi de transa girmiş gibi sessleri kaybolana kadar aynı cümleleri tekrarlar.
    Nefes: Neden ben?
    Vedat: Hayır hayır.


    .....
    20 yıl önce~

    Eyşan: Neden ben, Allahım neden ben? Artık neden bitmiyor bu?
    Dizlerini karnına çekip öne arkaya sallanarak aynı cümleleri tekrar eden Eyşan gözlerini öylece duvara dikmiştir.İçeri giren Vedat üstü başı yırtık olan Eyşan'a bakakalır.
    Vedat: Eyşan? İyi misin, Eyşaaan?
    Eyşan başını ağır ağır Vedat'a çevirir.
    Eyşan: Öldür beni, lütfen öldür Vedat.
    Fısıltıyla yalvaran Eyşan Vedat'ın eline yapışarak yalvarır.
    Eyşan: Öldür, nolur beni öldür!
    ....
    Nefes öylece denize bakarken Vedat ayaklarının dibinde yere oturup sırtını Nefes'in oturduğu yere dayar. Bir zamanlar Eyşan'ın sesinden yankılanan 'neden' sorusunu dinler. Huzurlu bir müzik gibi onun sesine konsantre olmuştur.

    Vedat: Biliyor musun, beni sevseydin eğer... Onun gibi olurdum ben de. Seninle didişirdim, güler geçerdim. Kızmazdım. Ama beni sevmedin. Sen beni neden sevmedin?
    Nefes: Ben 16 yaşındaydım 16. Sen beni dalından kopardığın bir çiçek gibi söküp aldın. İstemiyorum diye yalvardıkça, yapma dedikçe beni parçaladın. Seni sevmek benim bu hayatta yapacağım son şey bile olamaz! Anladın mı Allahın cezası.
    Son cümlesinden sonra ayağa kalkıp Tahir'in suya düştüğü yerde dikilir. Onun bu hareketiyle Vedat da kalkar.
    Vedat: Ne yapıyorsun?
    Nefes gözlerini kaptan köşküne sabitler. Çocukların yanındaki Ali'yi görür. Kendinden emin bir şekilde haykırır.
    Nefes: Tahir bana söz verdi. Ölemez!
    Vedat: Tahir öldü ama karıcım, öldü!
    Vedat gülerek söylediği bu cümlenin etkisinin kat be kat Nefes'i nasıl sinirlendirdiğini zevkle izler.
    Nefes: Ben de ölürüm o halde.
    Kendini bu cümleden sonra suya bırakır Nefes.
    Ali ise tam arkasına kadar gelmiştir Vedat'ın. Nefes atladığı anda kafasına sert bir cisimle vurur.


    Bu sırada suyun altında Tahir elindeki bıçakla ipleri kesmeye uğraşırken elinden çakının kayışına engel olamaz. Çırpınışının artık tükeneceğine inandığı yerde aklına Nefes'in kapıdan çıkıp onu gördüğünde "hiiii" nidası gelir. Son gördüğü görüntünün bu olacağını bilerek gözlerini yumar. Nefesini daha fazla tutamayacağını anlar.
    Nefes tıpkı Tahir'in onu aradığı gibi karış karış Tahir'i aramaktadır. Onu gördüğünde önce gevşemiş ellerini çözer. Belindeki yükü atıp yukarı çekmeye başlar Tahir'i. Suyun yüzüne çıktıklarında Ali'nin de Vedat'ı alt ettiğini ve kendilerine yardıma botu indirdiğini fark eder. Hızlıca Tahir'i gemiye çıkarırlar. Ancak Tahir nefes almıyordur.
    Suni teneffüs yapmaya başlar.

    Nefes: Hadi Tahir, hadi. Benden vazgeçme hadi lütfen.

    1-2-3

    Nefes:
    Denizden gelen kaplan bana geri gel hadi.
    Yiğit: Tahir abiii!
    Tahir öksürmeye yuttuğu suyu çıkarmaya başlar. Nefes başını havaya kaldırıp gökyüzüne bakarak şükreder.
    Nefes: Allahım, Allahım sana şükürler olsun.
    Yiğit: Yaşasın Tahir abim yaşıyor, Tahir abim yaşıyor.
    Nefes: Yaşıyor...


    ***
    Evet amatörce olmasını istediğim şekliyle yazdım. Belki dile dökememiş olabilirim ama az çok kafamdakini yansıttığımı düşünüyorum.

  7. Beğenenler;
    LimonCicegi (27-09-18), Loresima (27-09-18), MENEKSE (29-09-18), symylmz (08-12-18), Urfatokat15 (27-09-18)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.1 © 2011, Crawlability, Inc.